TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

59’uncu Birleşim

14 Şubat 2018 Çarşamba

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

 

İÇİNDEKİLER

 

 

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın yargılanma sürecine, halkın iradesinin iktidar tarafından gasbedildiğine ve devam eden duruşmaya katılmak için Genel Kurul çalışmalarına katılamayacaklarına ilişkin açıklaması

2.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

3.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

4.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

5.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması

6.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

7.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

8.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, Mersin’in Mezitli ilçesi Tece sahilindeki arazinin TOKİ’ye devriyle ilgili çalışmaların durdurulması nedeniyle Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan’a teşekkür ettiğine ve bu arazinin amacına uygun bir şekilde Mersin halkının hizmetine sunulmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

9.- Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet’in, kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan şoförlerin durumuna ilişkin açıklaması

10.- İstanbul Milletvekili Markar Eseyan’ın, Profesör Doktor Agop Kotoğyan’ın vefatına ilişkin açıklaması

11.- Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu’nun, Kızılelma’nın kendileri için dünyaya adaleti ve insanlığı yaymak, Allah’ın adını yüceltmek olduğuna, ülkemizin ve İslam’ın geleceği için canları pahasına mücadele eden kahramanlara başarılar, şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

12.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir’in, asrın en alçak terör ortaklığına göğüslerini siper eden kahramanları dadaş yürekler adına selamladığına ve onları incitecek söz ve eylemlerde bulunanların millet vicdanında yokluğa mahkûm edildiklerine ilişkin açıklaması

13.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, 10 Şubat Sultan II. Abdülhamit Han’ın vefatının 100’üncü yıl dönümüne ilişkin açıklaması

14.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, 10 Şubat Sultan II. Abdülhamit Han’ın vefatının 100’üncü yıl dönümüne ve sebatın güçlükleri yenen silahların en büyüğü olduğuna ilişkin açıklaması

15.- İzmir Milletvekili Kerem Ali Sürekli’nin, Afrin şehidi Ömer Bilal Akpınar’ın ailesine yazdığı mektuptan bir bölümü paylaşmak istediğine ilişkin açıklaması

16.- İstanbul Milletvekili Hasan Turan’ın, ABD Kongresine sunulan bir istihbarat raporuna ilişkin açıklaması

17.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, üretici ve çiftçinin perişan durumda olduğuna ve patates ihracat desteğinin bir an önce açıklanmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

18.- Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın, Zeytin Dalı Operasyonu’nda kahramanca mücadele eden Mehmetçiklere başarılar dilediğine, Afrin’de şehit düşen hemşehri Erdem Mut ile Mehmet İlker Kahraman’a ve tüm şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

19.- Çorum Milletvekili Salim Uslu’nun, Çeçen sürgününün 74’üncü yıl dönümüne ilişkin açıklaması

20.- Sivas Milletvekili Ali Akyıldız’ın, Millî Piyango İdaresi tarafından şans oyunlarının bölgeselleştirilmesi nedeniyle Sivaslı esnafın bilet almak ve iade etmek için Kayseri’ye gitmek zorunda olduğuna ilişkin açıklaması

21.- Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak’ın, Mersin’in Mut ilçesine bağlı Göksu beldesinde yaşayan vatandaşların orman köylülerine tanınan haklardan yararlanamamalarına ilişkin açıklaması

22.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, Afrin’deki harekâtta görev alan bir uzman çavuştan kendisine ulaşan mesaja ilişkin açıklaması

23.- İstanbul Milletvekili Selina Doğan’ın, Maçka Parkı’nın altından kara yolu tüneli geçirilmek istendiğine ve açılan davalar henüz karara bağlanmadan ağaçların sökümüne başladığına, İstanbul Büyükşehir Belediyesini bu doğa katliamından vazgeçmeye çağırdığına ilişkin açıklaması

24.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, fiilen cami imamlığı yapan ancak evrak üzerinde İŞKUR temizlikçisi gösterilen cami hocalarının mağduriyetinin bir an önce giderilmesini talep ettiğine ilişkin açıklaması

25.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 20’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Aydın Milletvekili Deniz Depboylu’nun, Aydın ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun, Türkiye’de kutuplaşmanın boyutlarına ve bu konuda yapılmış araştırmaya ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Erzincan Milletvekili Serkan Bayram’ın, 13 Şubat Erzincan’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 100’üncü yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

 

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun yaptığı gündem dışı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun, Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına ve Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

3.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

4.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

5.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Manisa Milletvekili Erkan Akçay ile Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün yaptıkları açıklamaları sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Profesör Doktor Agop Kotoğyan’a Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin konuşması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk ile Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir’e belirtilen neden ve sürelerle izin verilmesine; 26’ncı Yasama Dönemi İkinci Yasama Yılı 18/4/2017-27/7/2017 dönemine ilişkin aralıksız devamsızlıkları sabit olan Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız ile Van Milletvekili Tuğba Hezer Öztürk ve 26’ncı Yasama Dönemi İkinci Yasama Yılı 1/5/2017-30/9/2017 dönemine ilişkin aralıksız devamsızlığı sabit olan Ağrı Milletvekili Leyla Zana’ya anılan dönemlere ilişkin milletvekili ödenek ve yolluklarının verilmemesine ilişkin tezkeresi (3/1517)

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- MHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, Grup Başkan Vekili Manisa Milletvekili Erkan Akçay tarafından Gediz Nehri’nin kirlenme sebeplerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/171) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 14 Şubat 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- CHP Grubunun, 14/2/2018 tarihinde Eskişehir Milletvekili Cemal Okan Yüksel ve arkadaşları tarafından, ülkemizde mevcut ve kurulması planlanan Eskişehir Tepebaşı Kömürlü Termik Santral Projesi dâhil tüm termik santrallerin çevre ve insan sağlığına etkilerinin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 14 Şubat 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/912) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 518)

2.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2099) ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 519)

IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İzmir Milletvekili Tacettin Bayır’ın, Cumhurbaşkanlığınca THY'den muhtarlar için istenen indirim talebine ilişkin sorusu ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın cevabı (7/22839)

2.- Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan’ın, THY'nin uçak alımlarına ve çeşitli faaliyetlerine ilişkin sorusu ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın cevabı (7/22934)

14 Şubat 2018 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 59’uncu Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Kerestecioğlu…

Sayın Kerestecioğlu’nun bir söz talebi var.

Buyurun.

II.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın yargılanma sürecine, halkın iradesinin iktidar tarafından gasbedildiğine ve devam eden duruşmaya katılmak için Genel Kurul çalışmalarına katılamayacaklarına ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Selahattin Demirtaş’ın bir gece yarısı operasyonuyla gözaltına alınmasının ve tutuklanmasının üzerinden dört yüz altmış sekiz gün geçti. Çatısı altında bulunduğumuz Millet Meclisinin 3’üncü büyük partisinin eş genel başkanı olarak Meclise giren Demirtaş bir yıl üç ay on gündür tutuklu ve ilk kez tutuklu olduğu dosyanın duruşmasına bugün çıktı. Sabahtan itibaren biz duruşmadaydık ve hâlen yargılama devam ediyor. Tabii, buna yargılama demek mümkün olursa çünkü Sayın Demirtaş duruşmada kendisi hakkındaki 31 fezlekenin üç ay boyunca kendisi tarafından ne olduğunun dahi bilinmediğini, bunun gösterilmediğini ve iddianame hazırlanana kadar da bütün avukat görüşmelerinin video kaydıyla yapıldığını söyledi. Demirtaş 6 milyon seçmenin oyunu almış bir eş başkandır ve bugün Demirtaş burada olmalıydı, halkın iradesini temsil eden Demirtaş’ın görevini devam ettirebilmesini sağlamak bu Meclisin göreviydi. Hangi partiden olursak olalım hepimiz halkın iradesinin eksiksiz ve tam olarak temsilinin gerçekleşmesi için çalışmalıyız ama bugün karşı karşıya kaldığımız durum ne yazık ki böyle değil ve halkın iradesi iktidar tarafından gasbediliyor. Milletvekili dokunulmazlığının, yasama sorumsuzluğunun var olmasının temel amacı iktidarın siyasi nüfuzunu kullanarak muhalefete mensup milletvekillerinin yasama faaliyetlerine katılmasının engellenmesinin önüne geçmektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Ama, bugün karşı karşıya olduğumuz durumda iki yüz, iki yüz elli yıldır Meclisi ve üyelerini korumaya yönelik bu düzenleme ortadan kaldırılmıştır. Biz HDP milletvekilleri, Sayın Selahattin Demirtaş’a sahip çıkarken sadece Selahattin Demirtaş’a sahip çıkmıyoruz, ülkenin demokrasisine, halkların birlikteliğine ve bu Meclise sahip çıkıyoruz. Bugün Demirtaş burada olmadığı için bu durumu protesto ediyoruz. Eş başkanımıza, Meclise, halkın iradesine sahip çıktığımızı ifade ediyor ve duruşmaya dönüyoruz; bunu, Meclise ifade etmek istedik. Son olarak, kendisi de duruşmada aynen şöyle dedi: “Milletin iradesini korumanız lazım Selahattin Demirtaş’ın değil. Parlamento korkuyor, yargının cesur olması lazım, başka bir denetim aracı yok ve denetim ancak böyle sağlanır.”

Bu nedenle Genel Kurula katılamayacağımızı ifade ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati : 14.06

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.27

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 59’uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Aydın’ın sorunları hakkında söz isteyen Aydın Milletvekili Deniz Depboylu’ya aittir.

Buyurun Sayın Depboylu.

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Aydın Milletvekili Deniz Depboylu’nun, Aydın ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

DENİZ DEPBOYLU (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Aydın ilimizin tarım ve hayvancılıkla ilgili sorunları hakkında gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlamadan önce, Gazi Meclisi ve aziz Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri,

Değerli milletvekilleri, Aydın ilimiz yer altı yer üstü zenginlikleriyle eşsiz bir il, aynı zamanda bir tarım ilimiz. Bundan dolayı da tabii ki neyle faaliyette bulunuyorsanız, uğraşıyorsanız onunla ilgili sıkıntıları da yaşamak durumunda kalıyorsunuz; bizim de tarım ve hayvancılıkla ilgili sorunlarımız mevcut.

Zeytinle başlamak istiyorum. Malum Aydın zeytin üreticiliğinde önde bir il ancak zeytinyağına verilen destekten üreticilerimiz faydalanamamakta. Faydalanamamakla birlikte tane zeytine de destek verilmemesi sebebiyle üretici sıkıntı yaşamaktadır. Özellikle dağlık arazideki zeytinlik alanlara ulaşmada yaşanan sıkıntılar toplanan zeytinlerin işletmelere zamanında ulaşmasını engellemektedir. Bu nedenle yol yapım çalışmalarının artırılması gerekiyor. Yurt içinde 100 bin ton zeytinyağı üretiliyor ama tescil edilen 25 bin ton yani geri kalan kısmı merdiven altı. Eğer ürünler kaynağında desteklenirse üreticiyi kayıt altına alarak hem ülkemizin hem de üreticimizin kazanmasına destek verebiliriz. Bu şekilde üretime verilecek destekle birlikte Maliye ve Tarım Bakanlıkları ortak bir çalışma yaparsa bir yıl içinde zannediyorum verilen destek de kendisini amorti edecektir.

Mazot desteği gözden geçirilmeli ve zamanında verilmeli. Zaten yeterince bir destek verilmiyor, o da zamanında verilmiyor, çiftçimizi zor duruma düşürüyor. Yatlara ve deniz ulaşımcılığına verilen mazot desteği çiftçilerimize de verilmeli.

Mısır fiyatları, masraflarını karşılayamaz durumda; bu ayrı bir sorun.

Yine, tane zeytine verilmesi gereken destek aynı zamanda yerfıstığına da verilmelidir; bu da bizim üreticilerimizin ürettiği ürünler arasındadır ve desteğe ihtiyacı var.

Zeytinde Akdeniz sineğiyle mücadele için ilaç desteği de talep ediyoruz.

Yine, ürün fiyatlarının enflasyona göre desteklenmesi ve bir istikrara kavuşturulması üreticimiz için çok önemli.

Gübre, ilaç, yem, mazot fiyatları çiftçimizi zorluyor.

Yine, kırsal kalkınmadaki desteklemeler alt limit olan 30 bin liranın da altına çekilmeli ve küçük üreticiye de hitap edilmeli. Küçük üreticiye makine, ekipman desteği devam etmeli. Süt soğutma tankı, zeytin silkme makinesi, tarım alet ve ekipmanlarının bizim zeytin üreticilerimizin önemli ihtiyaçları arasında bir yeri olmakta.

Pamuk toplama makinelerine hibe olacak mı? Yine, üreticilerimiz bunu da merak ediyor.

Köylülerimizin, zeytinyağı için kullandığı plastik bidonlar yerine krom saklama tanklarına geçişi sağlanmalı. Bunun için de destek verilmesi, zannediyorum, hem üreticinin hem de bu sütü tüketenlerin sağlığı açısından önemli olacaktır.

Köy tüzel kişiliğine ait tarım alanları Büyükşehir Yasası’yla belediyelere geçti, bu nedenle sorun var. Bitmeyen toplulaştırma ve sulama çalışmaları da bir an önce bitirilmeli.

Ovalardaki tarım yolları da, maalesef, kötü. Kurutma kanallarını haşereler ve domuzlar istila ediyor, bunlar temizlenmeli. Domuzlar için elektrikli çitler yapıldı ama bu, ölümlere sebebiyet veriyor. Tuzaklanmaya geçilebilir. Maalesef bu sorunun önüne geçemiyorlar; bunun da çözümü için devlet destek sunmalı.

2002’de incir ihracatımızda sadece 6 firma varken 2017’de bu rakam 108 olmuştu. Dünyanın en iyi incirini üretiyoruz ama bunun da desteklenmesi gerekiyor. Özellikle dağlık, makilik alanlarda incir fidanları dikilip köylülerimize verilirse çok iyi olacak.

Yine, hayvancılıkla ilgili olarak buzağı ölümlerinin önlenmesi için septisemi aşısının zorunlu hâle getirilmesi önemli.

Canlı hayvan ithalatı, üreticilerimizi zorluyor. Canlı hayvan ithalatı sebebiyle bizim fiyatlarımız da etkileniyor. 1 kilogram et maliyeti 27 lira 70 kuruş ama satış 26 lira. Tabii ki bu durumda üretici nasıl ayakta kalacak?

Küçük işletmeler üretimden çekiliyor. Bunlar üretimin lokomotifi; küçük üreticilerin desteklenmesi gerekiyor. Yine, bu işletmeler para kazanmadığı için sektörden çekiliyorlar; bunların da desteklenmesi gerekiyor. Zira, eğer böyle devam edersek küçük üreticiler süt ineklerini de kesmeye başlayacak; yenisini de alamayacak, bu da süt üretimini olumsuz etkileyecek.

Yine, bir yılda besi yeminin çuvalı 41 liradan 53 liraya, arpanın tonu ise 770 liradan 1.100 liraya çıktı. Bu durumda, tabii ki, üreticimiz zor durumda.

Aslında söylenecek daha başka konular da var ama maalesef zamanım yetmiyor.

Tarım alanlarındaki yüzde 5 inşaat ruhsatı hakkı hayvan üretimi için yüzde 10’a çıkarılırsa, zannediyorum, hayvan üretimi için de bir destek sağlanmış olacak.

Saygılarımı sunuyor, teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Depboylu.

Gündem dışı ikinci söz, Türkiye’de kutuplaşmanın boyutları ve araştırması hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Bekaroğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun, Türkiye’de kutuplaşmanın boyutlarına ve bu konuda yapılmış araştırmaya ilişkin gündem dışı konuşması

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Elimde Bilgi Üniversitesinin yapıp 5 Şubatta açıklamış olduğu “Türkiye'de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması” var. Sanıyorum, bazı arkadaşların eline geçmiştir, okumuştur. Bu araştırma Türkiye'de ilk defa yapılmıyor, yirmi yıldan bu yana -daha evvel de yapılmıştı ama- bu 28 Şubat günlerinden, başörtülü günlerden bu yana sürekli olarak yapılıyor. KONDA’nın meşhur bir araştırması var 2010’da biliyorsunuz, daha sonra BİLGESAM’ın ve Bilgi Üniversitesinin 2015’te yaptığı bir çalışma var, şimdi 2017’de tekrar bu çalışmayı yaptılar. Çok ilginç sonuçları var, Türkiye'de kutuplaşmanın ne kadar derinleştiğini gösteren, ibret verici, hepimizin üzerinde düşünmesi gerekli sonuçları var.

Değerli arkadaşlarım, bu çalışma bilimsel bir çalışma, elbette bilimsel ortamlarda değerlendirilecek ama bizim siyasetçiler olarak, özellikle kutuplaştırıcı dili burada, merkezde, devletin tepesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisinde kuranlar olarak bu araştırmanın sonuçları üzerinde düşünmemiz gerekiyor. “Sosyal Mesafe” diye bir başlık var değerli arkadaşlarım, değişik siyasi partileri destekleyen tarafların kendilerine uzak olanlara nasıl baktıklarını gösteriyor. İşte, “Kızını evlendirir misin?” yüzde 80’i “Hayır.” diyor. “İş yapar mısın?” yüzde 80’i “Hayır.” diyor. “Komşu olur musun?” “Çocuğunu aynı okula gönderir misin?” diye soruyor, “Kesinlikle göndermem.” diyor. Kendisinde ahlaki üstünlük görüyor. İyi bütün meziyetleri kendi taraftarlarına, kötüleri ise diğerlerine, ötekilere yazıyor ve sürekli şekilde ötekileştiriyor değerli arkadaşlarım. Her şeyini ayırmış yani neredeyse alışveriş yaptığı yerleri bile ayıracak. Çok enteresan sonuçlar var. Mesela, öteki gördüğüyle ilgili ayrımcılığı normal karşılıyor. Onun birtakım haklar ve özgürlüklerden mahrum edilmesini normal karşılıyor. Yüzde 50’si kendisinden uzak gördüğü, öteki gördüğü toplum kesiminin telefonlarının dinlenmesini normal karşılıyor. Buna benzer sonuçlar daha evvel yapılan araştırmalarda da vardı değerli arkadaşlarım ama bu son araştırmalarda çok daha derinleşmiş durumda. Hangi grubun, kimleri nasıl gördüğünü söylemeyeceğim ama kimlikler, yaşam tarzları ve siyasi gruplaşmalar, siyasi partiler arasında çok kesin bir ayrılık olduğunu, belli kimliklerin belli yerlerde, belli yaşam tarzlarının belli yerlerde toplandığı yani kutuplaşmanın kimlik, inanç ve yaşam tarzı üzerinden olduğunu çok açık bir şekilde ortaya koyuyor. Müthiş bir dışlanma var. Muhalefet diye bildiğimiz yani AK PARTİ ve MHP’nin dışındaki kesimler -çünkü MHP de artık kendini iktidar olarak görüyor- müthiş bir ayrımcılıkla karşı karşıya olduklarını söylüyorlar. Algı bu şekilde değerli arkadaşlarım.

Toplumun birleştiği iki tane konu var, bu da çok ibret vericidir. Bu konulardan bir tanesi, Avrupa Birliği karşıtlığı diğeri de Suriyeli mülteci karşıtlığı değerli arkadaşlarım. Çok uzun uzun düşünülmesi gereken sonuçlar.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii, bunun toplumun sosyolojisinden, tarihinden gelen bir sürü sebepleri var ama esasen bunu siyasetin kendisi yapıyor, merkezde yapıyor ve özellikle de son zamanlarda Sayın Cumhurbaşkanı ve Milliyetçi Hareket Partisinin Genel Başkanı Sayın Bahçeli yapıyor. Son zamanlarda muhalefeti -ki 2016’da yüzde 50-yüzde 50 diye bir şey ortaya çıkmıştır, şimdi de burada yürüyor siyaset- bir yüzde 50’yi bütünüyle teröre yazma çok vahim bir şeydir değerli arkadaşlarım. Bir ülkenin yüzde 50’si eğer teröristse o diğer millî ve yerli olan yüzde 50 bu ülkede kalamaz, duramaz, bunun farkında değil arkadaşlarımız. Bu genel başkanlar gerçekten bunun farkında değil ya da farkındalar ama kısa iktidarları için bunu derinleştiriyorlar değerli arkadaşlarım. Ne demek “millî mutabakat”, kime karşı millî mutabakat arkadaşlar? Yabancılara karşı mı, dışarıya karşı mı, Suriye’ye karşı mı, düşmanlara karşı mı? Hayır, içeride kendileri gibi olmayanlara karşı millî ve yerli mutabakat... Bütün bunlar da iktidar için yapılıyor ve toplumumuz hızlı bir şekilde parçalanmaya doğru gidiyor. Allah korusun, Suriye olmak, Irak olmak da var bu işin sonunda diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bekaroğlu.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Akçay...

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın konuşmacı partimizin ve Sayın Genel Başkanımızın adını da zikretmek suretiyle sataşmada bulunmuştur. Sataşmadan söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun, iki dakika...

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun yaptığı gündem dışı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, Sayın Bekaroğlu’nun konuşması hangi amaca matuf doğrusu ben bu konuşmasıyla tereddüte düştüm. Kutuplaşmanın giderilmesinden yana mı, kutuplaşmayı körükleyici bir konuşma mı? Bekaroğlu kutuplaşmayı körükleyici bir konuşma yapmıştır. Millî ittifak veya birtakım millî birlik konularında söylenen hususlar sadece belli partiye oy veren belli kesimlere yönelik değil, 81 milyon vatandaşımıza yöneliktir. Bundan rahatsızlık duymayı doğrusu yadırgarız. Yani Sayın Kılıçdaroğlu’nun söylediklerini de -demokrasi veya birtakım “hayır” kampanyasında- Anayasa referandumundaki söylemlerini de kutuplaştırıcı olarak ifade edersek yakın tarihimizde yaşanan hadiseleri de görmezden gelmemiz gerekir yani 1950-1960 arası birtakım siyasi kutuplaşmaları, 1970’li yıllardaki hadiseleri... Ülkeyi normalleştirme adına yapılan çalışmalardır bunlar ve işte, AKP ve MHP’nin dışındaki kesimlerin, kendilerinin ayrımcılığa tabi tutulduğunu söylemek, insafsızlıktan öte, resmen bir provokatif bir şeydir. O çalışmaların sonucu neye yöneliktir, onu anlamak mümkün değil, fakat bunları kabul etmek mümkün değil. Maksat kutuplaştırma değil, aksine, kutuplaştırmadan uzak, normalleştirmedir. Ortada belli hakikatler var. Yani şimdi Türkiye bir Afrin Harekâtı yaparken millet kutuplaştırılmaya mı çalışılıyor? Tam aksine, birlik ve beraberliği sağlamaya yönelik gayretlerdir bunlar.

Bunları ifade ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akçay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Yani Sayın Bekaroğlu’na da CHP’ye de ayrı ayrı cevap hakkı doğdu diye düşünüyorum Sayın Başkan. Sayın Bekaroğlu kullansın, CHP adına olan kısma da cevap versin diye de önerip takdirinize sunuyorum efendim.

BAŞKAN – Sataşmadan dolayı mı söz istiyorsunuz?

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Evet, sataşmadan.

BAŞKAN – Peki, buyurun Sayın Bekaroğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

İki dakika süreniz.

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun, Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına ve Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Değerli arkadaşlarım, bugün yaşadığımız olaylara bugün olup bitenlerle cevap vermek yerine, tarihe, 1950’lere, işte daha önceye, tek parti dönemine götürmek, hatta iki bin sene öncesine kadar götürmek alışkanlık hâline gelmiş bu Mecliste. Biz bugünü konuşuyoruz ve olup bitenler ortada. Yani ben tam tersine, uyarıyorum, kutuplaştırıcı bir konuşma yapmıyorum, diyorum ki: Bu kutuplaştırıcı sert dili, iktidar için, yani iktidar olmak için, 2019 için yapıyoruz; çok sert yapıyoruz, nereye gideceğini düşünmüyoruz. Özellikle de son zamanlarda Afrin şehitleri üzerinde, millîlik ve yerlilik üzerinde hamasetin dibine vuruldu. Sayın Bahçeli yapıyor bunu. Sayın Genel Başkanımız, Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı, Ana Muhalefet Partisinin Genel Başkanı diyemez mi: “Türkiye Cumhuriyeti ordusu, TSK, askerlerimiz, işte terörle ilgili bir güvenli bölge oluştursunlar ve Afrin şehir merkezine girmesinler.” Böyle bir düşünce söyleyemez mi? Buradan hareket ederek Sayın Genel Başkanımızı neredeyse nefret objesi hâline getiriyor. Bunun yanlış olduğunu söylüyoruz. Yani, yüzde 50 yüzde 50… Bu, büyük bir şey. Niye “Yüzde 50 yüzde 50.” diyorum? Çünkü 16 Nisan referandumunda ortaya çıkan şey… Orada işlenmiş olan, iktidar partisinin ve MHP’nin yaptığı propaganda, “hayır” diyenlerin neredeyse tamamını teröre yazdılar, bugün de aynı şeyleri yapıyorlar. Bu, sağlıklı bir şey değil. Buradan bir iktidar çıkarabilirsiniz ama bu iktidarın bu ülkeye bir hayrı olmaz değerli arkadaşlar. Etrafımızda olup bitenleri görmüyor muyuz arkadaşlar? On sene evvel Suriye’ye gidip gezseniz, Şam’da, Halep’te, Suriye’nin böyle bir ülke olacağı kimsenin aklına gelmezdi değerli arkadaşlarım. Aynı şeyler burada olabilir ve biz bunu kendi ellerimizle yapıyoruz, özellikle de “Ülkeyi seviyoruz, milliyetçiyiz, mukaddesatçıyız.” diyen insanların yapmasını yadırgıyorum, söylediğim şey budur değerli arkadaşlarım.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akçay, yerinizden açıklama mı yapacaksınız?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Evet, yerimden.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Akçay’a söz verdim şu anda.

Buyurun Sayın Akçay.

II.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi “millîlik ve yerlilik” söyleminden niye rahatsız olunur onu anlamak mümkün değil; bir. İkincisi “millîlik ve yerlilik” söylemini hamasi bulmak da son derece bir garabet ifade etmektedir. Somut, taş gibi bir gerçek var, Türkiye ve Türk devleti güneyinde, Suriye ve Irak’ta oluşturulmak istenen terör koridoruna karşı somut bir harekât yapıyor. Bu millîlik vasfının neresi hamasettir? Yani “Afrin’e girilmesin.” sözünü yanlış bulunca, buna mukabil siyasi bir söylem geliştirmekte ne mahzur vardır? Evet, Afrin’e bu aşamada girilmesi mecburidir aksi takdirde bu harekât amacına ulaşmaz. Bütün terör odaklarını yok etmektir maksat.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen Sayın Akçay.

Bir dakika daha veriyorum.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Türkiye Cumhuriyeti, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Hükûmet sivil insanların zarar görmemesi için azaminin ötesinde büyük bir hassasiyet göstermekte ve planlamanın ciddi, kapsamlı bir şekilde ve fevkalade dikkatli bir şekilde yürütüldüğü de aşikârdır. Böyle bir aşamada, baştan “Bu Afrin Harekâtı’nı destekleyeceğim.” dedikten sonra, bunu bir âdeta rüşvetikelam olarak söyleyip akabinde de harekâtla ilgili her türlü muhalefeti ve karşı söylemi yapmayı da doğrusu, tutarlı bulmak mümkün değildir. Dolayısıyla Afrin’e girmek mecburiyetindedir Türk Silahlı Kuvvetleri ve o koridordaki terör oluşumlarını yok etmek mecburiyetindedir, harekât da bunun için yapılmaktadır. Zaten uluslararası kamuoyunda, uluslararası hukukta, diplomaside Türkiye'nin eli fevkalade güçlüdür. Bu konuda birtakım karşı duruşlar da çok dikkate alınacak ölçüde değildir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın İnceöz…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, az evvel hatip konuşmasında “İktidar da bu kutuplaşmayı körüklemektedir.” demek suretiyle bize, grubumuza açıkça sataşmada bulunmuştur.

BAŞKAN – Buyurun, size de sataşmadan dolayı iki dakika söz vereyim.

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında hatibin ilk konuşmasına cevap vermedim ama daha sonraki konuşmalarda müteakip olarak benzer şeyleri söyledi, dolayısıyla buna cevap verme zorunluluğu doğdu.

Bu konuşmayı reddediyoruz, bu dili reddediyoruz ve burada defaatle dedik ki: İçeride de dışarıda da Meclisin mehabetine, milletimizin -özellikle geçmiş olduğu bu tarihî süreçlerde- birlik ve beraberliğine halel gelmeyecek temiz bir dilin kullanılmasını her zaman söyledik. Fakat bakıyoruz ki bu dili kullananlara, burada biraz evvel yerli ve millî ittifak… Biz isterdik ki bu yerli ve millî ittifakın içerisinde bugün ana muhalefet partisi de yerini bulsun. Bugün ana muhalefet partisinin içerisinden YPG’yi, PYD’yi destekleyici söylemde bulunan ya da “terör örgütü” demek için delil arayanların şartsız şurtsuz, koşulsuz bir şekilde bu ittifakın içerisinde yer almasını isterdik. Türkiye çok zor günlerden geçiyor, tarihî süreçlerden geçiyor, beka meselesi.

Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisine 7 Hazirandan, 15 Temmuzdan sonraki duruşundan dolayı her fırsatta bu tarz eleştirilerin doğru olmadığı, burada isim ve koşul aranmaksızın her partinin, her vatandaşın aslında bu duruşu sergilemesinin, bizim milletimizin bize vermiş olduğu oya, yetkiye halel getirmeyecek şekilde de doğru bir duruş olacağı kanaatindeydik. Keşke buralarda olsaydınız.

Şimdi, bu dile baktığımızda dün ana muhalefet partisinin grup konuşması ki onu burada söylemeyeceğim yani burada telaffuz edemeyeceğim şekilde ifadeler yer almakta. Onun dışında, yine bu partinin il başkanı seçilen kişiye bakıyorsunuz, devlete “Katil değil, seri katil…” diyor. Kutuplaştırmayan dil bu mu acaba? “İnandığınız Allah’ınız topunuzun belasını versin." diyen bir dil mi kutuplaştırmayan dil? Ya da “O ezanlar ki şehadetleri dinin temeli ama benim yurdumun üstünde ebedi inlemesin artık ne olur ya, resmen ağzıma ağzıma okunuyor." diye bir “tweet” atan…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Bunların hepsi sahte.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bu ülkenin değerleriyle, bu ülkenin inançlarıyla âdeta alay edercesine ya da şehitlerine dil uzatan dil mi kutuplaştırmayan dil? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Altay, sizi dinliyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın mevkidaşım ana muhalefetin YPG ve PYD’yi destekleyici mesajlar verdiğini söylemek suretiyle ağır bir sataşma ve hakarette bulunmuştur.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – “Ana muhalefetin içinden” dedim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – İçi dışı, içinden dışından bir tane örnek göstereceksin.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay. (CHP sıralarından alkışlar)

4.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, bir şey söyleyeceğim, önce şu yerlilik, millîlik ve ittifak... Ben saygı duyarım, MHP ile AK PARTİ’nin iş birliği yapması siyasette bir tercih meselesidir, bizi de ilgilendirmez. Ama Sayın Bahçeli’nin “Al CHP’yi vur PKK’ya.” diye bir sözü var.” Ya, Sayın Bahçeli, insaf et ya! Bunu demeni gerektirecek Cumhuriyet Halk Partisinin bir tutumunu ortaya koy ama ben başka bir tutum ortaya koyacağım ya, “Sayın Öcalan’ demeyi ve PKK bayrağı açmayı suç olmaktan çıkarttık." dedi bu partinin içinden çıkan Hükûmetin Başbakan Yardımcısı. O şahıs, Sayın Bülent Arınç’ı kastediyorum, hâlâ AK PARTİ’nin üyesi mi, değil mi? AK PARTİ, içinde bu kadar Öcalan seviciyi barındırırken sizin AK PARTİ’yle böyle sözde PKK’ya karşı yerli ve millî bir duruş sergilediğinizi iddia etmeniz milletin aklıyla alay etmek olur.

İki, ana muhalefet partisinin hiçbir temsilcisi PKK, PYD, YPG’yle ilgili olarak sempati uyandıracak bir konuşma yapmamıştır. Başından beri size diyoruz ki: Terörle katı, amansız, etkin bir mücadele edin, yanınızdayız ama bu ülkenin bir Kürt sorunu var, bunu çözecek yer de Meclistir. Benim siyasi nezaket gereği, partiler arası teamül gereği gittiğim bir kongreyi, AK PARTİ grubunda, resmimi de yuvarlak içine alarak, aklınız sıra beni ak trollerinize, yandaşlarınıza, ayrıştırdığınız milletin bir parçasına hedef göstermeniz de edepsizliktir. Edepsizliktir! (CHP sıralarından alkışlar)

İlaveten, Erdoğan çıksın bu millete şuradan dolayı bir özür dilesin: “Sayın Öcalan aldığı kellelerin bedelini ödüyor.” diyen Kemal Kılıçdaroğlu değildir, Recep Tayyip Erdoğan’dır. (CHP sıralarından alkışlar) Öcalan’a “sayın” diyen, şehide “kelle” diyen bir adamdan alacak yerlilik, millîlik dersi bizim olamaz. Alacak olanların da aklına şaşarım! (CHP sıralarından alkışlar)

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Akçay, size söz vereceğim ama şunu söylemek isterim, bir not düşmek isterim: Tabii ki bu kürsüden her türlü eleştiri yapılabilinir ama hakaret boyutlarına vardırmayalım, birbirimize “edepsiz” gibi laflar da söylemeyelim ama bu sınırlar, hakaret etmeme sınırları içinde tabii ki siyasi eleştirilerinizi her zaman dinlemeye hazırız. Sayın Altay, sözüm size.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, çok kısa, tutanaklara geçmesi bakımından söylüyorum: Benim kastım, buradaki kastım “siyasi edep yoksunluğudur.” Bu bir tutanaklara geçsin.

BAŞKAN – Tamam.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ama bir şey daha geçsin bu tutanaklara: Bir siyasi partinin genel başkanı bir başka siyasi partinin milletvekiline medyanın önünde, 80 milyonun önünde “Ulan ahlaksız!” diyemez. Bir siyasi partinin genel başkanı tabiplere “Adiler.” diyemez.

BAŞKAN – Sayın Altay, biz burada…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ve sizin bu konularda yorum yapma hakkınız da o-la-maz. Olmaz yorumunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Altay, burada siyasetin ahlaki sınırlarını tartışmıyoruz.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Siz açtınız tartışmayı.

BAŞKAN – Ben şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisini yönetmekle mükellefim. Bu kürsüden söylenecek her türlü hakarete varan söze ikaz etmek gibi bir yetkim var.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Hakaret değil bu.

BAŞKAN – Bunu da her zaman söyleyeceğim. Her zaman siz karşı gelseniz de bu yetkimi kullanacağım Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Böyle bir yetkiniz bana göre yok.

BAŞKAN – Bu da böyle bilinsin.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Böyle bir yetkiniz yok.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Akçay.

II.- AÇIKLAMALAR (Devam)

3.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yaptığınız uyarı konusuna katıldığımı ifade edeyim ve gerek kürsüde gerekse burada bu özeni azami ölçüde gösteren bir milletvekili ve grup başkan vekili olduğumu da ifade edeyim.

Şimdi, şunu hatırlatmak isterim: Cumhuriyet Halk Partisinin verdiği bazı kanun teklifleri, Meclis araştırması önergeleri ve İç Tüzük değişikliğine ilişkin önergeler, PKK elebaşı İmralı canisinin taleplerini de içermektedir. Ben sadece bunu söylemekle yetineyim. Örneğin bir hakikatleri araştırma komisyonu önerisi Öcalan’ın önerisidir. “Mecliste çözülsün” derken ki kastettikleri de zannediyorum budur yani bunların talepleri doğrultusunda Mecliste görüşme yapalım. Hatırlarsanız…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Tamamlıyorum.

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Ne demek İmralı canisinin taleplerini içeriyor?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – 7 Haziran sonrası oluşan Mecliste, Cumhuriyet Halk Partisinin, işte terör hadiselerinden girizgâh yapılarak bir Meclis araştırması önergesi vardı. O önergenin gerekçesi ve veriliş amacına baktığımızda biz bunu uygun görmedik ve Milliyetçi Hareket Partisi olarak “ret” oyu verdik -ki o hadiselerle ilgili veya terör hadiseleriyle ilgili bizim kendi partimizin verdiği önergeler de vardı- ve buna bin defa da ret oyu vereceğimizi de ifade ettik.

Şimdi amacımız bunları burada tartışmak da değil ama bunları da görmezden gelemeyiz. Hatırlatmak istedim. Şimdilik bunları söylemekle yetiniyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akçay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın İnceöz…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Yerimden söz istiyorum efendim.

BAŞKAN - Buyurun, bir dakikada tamamlayın lütfen.

4.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; az evvel Cumhuriyet Halk Partisi grup başkan vekilinin konuşmalarını da reddettiğimizi özellikle belirtmek istiyoruz. Hem burada kutuplaştırmanın özellikle iktidar partisinden geldiğini söyleyeceksiniz, her fırsatta bu dili devam ettireceksiniz grup konuşmalarınızda, Meclisteki konuşmalarınızda, sokakta, Twitter’da, sosyal medyada, ondan sonra da gelip bizi suçlayacaksınız. Bunu reddediyoruz bir kere.

Onun dışında, Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sayın Genel Başkanımıza her fırsatta hakaret etmeyi âdeta sıradanlaştıran bir dili reddediyoruz, buna itiraz ediyoruz ve her söylemde bu itirazlarımız yerini bulacaktır muhakkak. Böylelikle aslında toplumun yüzde 52’sine, ona oy veren yüzde 52’ye de hakaret ediliyor. Aslında, bu dil üzerinden bilinçaltı algıyla toplumu zaten bu dil otomatikman bölüyor. Bu dili kullanacaksınız sonra da bizi itham edeceksiniz, ilzam edeceksiniz. Bunun dışında bizi edebe…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Siz de tamamlayın lütfen bir dakika içinde.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – …siyasi edebe çağırırken de, “siyasi edepsizlik” derken de bu birlik ve beraberlik dilini kullanmayanların özellikle burada bir kez daha… Yani bakıyoruz, hem edebe çağırıyorsunuz hem de edep yoksunu daha farklı bir konuşmayla bu çağrıyı yapıyorsunuz, olur mu öyle bir şey.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Bak, bak, bak, bana “edep yoksunu” dedi, duydun değil mi Başkan?

BAŞKAN – Yolu açarsanız öyle devam ediyor işte.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Konuşmayın diyorum ya.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Bitirince onu da uyar.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Hayır, bir dakika, siyasi edepten bahsediyorum yani “edep yoksunu” demiyorum, onu özellikle düzeltiyorum. Siyasi edep yoksunluğuyla itham edeceksiniz, aynı konuşmayı yapacaksınız…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ben de “siyasi edep” diyorum zaten, öbür edep… Kimin edebi kimi ilgilendirir?

BAŞKAN – Bu yolu açarsanız cevap geliyor Sayın Altay.

Evet, buyurun.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Siyasi edep yoksunluğundan bahsedeceksiniz, ondan sonra da aynı konuşmayı yapacaksınız; bu kabul edilebilir bir şey değil, onu özellikle belirtmek istiyorum.

Temiz dil her yerde kullanılmak zorunda. Son dönemde hem burada hem dışarıda ağzından çıkan kelimelere, cümlelere baktığımızda kendisinin o nazik karakterine falan hiç yakışmayan, hakikaten yakıştıramadığımız bir konuşmayı gerçekleştirmekte; onu özellikle belirtmek istiyorum.

Hem “terörle mücadeleye destek veriyoruz.” diyeceksiniz hem de bu terörle mücadelenin dışında yaralayıcı konuşmalar yapacaksınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Terörle mücadeleye destek vermeyelim mi?

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Devam etmek istiyorum Sayın Başkanım, bir dakika daha istiyorum.

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen, üç dakika oluyor yalnız.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkanım, burada gerçekten önemli konular konuşulması gerekiyor; gündemimiz yoğun, bir tarafta Afrin’de operasyon var…

BAŞKAN – Ben de bir yandan usulü uygulamak zorundayım Sayın Başkan.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – …ve konuştuğumuz konulara bakıyoruz ki kutuplaştırma bizzat konuşanlar tarafından yapılmakta. Her zaman demeçlerimizde birlik ve beraberlik mesajları veriyoruz, “80 milyonun kardeşliği.” diyoruz. Bu, hem bu coğrafya için… Ama ondan sonra geleceksin burada keskin bir dille ithamlarda bulunacaksın. Bakın, bunu diyenler sadece dünkü grup toplantısına baksın, genel başkanlarının konuşmasına baksın. Toplumu bölen, ayıran, hakaret eden…

MUSTAFA AKAYDIN (Antalya) – Sen genel başkanına bak.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Bakın, o kelimeleri burada tekrar etmeyeceğim. Sonra Sayın Genel Başkanımız Türk Tabipleri Birliğine elbette ki o konuşmayı yapar. Afrin’de bu operasyonlar gerçekleşirken adının başında “Türk” olacak, ondan sonra bu operasyonlara ilişkin teröristlere tek laf etmeyecek, onun dışında da insan haklarından bahsedecek, süslü kelimelerden, barış kalkanından, teröre ve teröristlere destek verecek, Sayın Genel Başkanımız buna itiraz etmeyecek. Yok böyle bir şey.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Altay…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Yok böyle bir şey.

Her iki grup başkan vekili de ayrı ayrı sataştılar. Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Akçay…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Biz sataşmaya cevap verdik efendim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Hayır, şöyle…

Efendim, ben söyleyeyim: “Cumhuriyet Halk Partisinin Mecliste verdiği kimi önergeler ve teklifler İmralı canisinin de taleplerini içeriyor.” demek suretiyle kamuoyunda bu Meclisi izleyen vatandaşlar ve sayın milletvekilleri bakımından yanlış algı doğurabilecek bir ithamda bulundu, bir sataşmada bulundu.

Sayın İnceöz baştan sona zaten sataştı. Ayrı ayrı söz talep ediyorum. 2 kere kürsüye çıkmayı talep ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Altay…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Yerimden de üç dakika olacak. Orada üç dakika verin o zaman. Anlaşalım, siyaset uzlaşmadır.

BAŞKAN – Siz bir gelin, iki dakika size sataşmadan dolayı bir söz vereyim. Diğer grup başkan vekillerine yerlerinden sözlerini ifade ederken artı bir dakika verdim, size de kürsüden veririm.

Buyurun.

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

5.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Manisa Milletvekili Erkan Akçay ile Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün yaptıkları açıklamaları sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Evet, şimdi, değerli arkadaşlar, burası Meclis, hepimiz milletvekiliyiz, bu aziz milletin temsilcileriyiz. Şu Mecliste yıllardır derim ki siyaset önce nezakettir, vicdandır, vatanseverliktir ve samimiyettir. Afrin Operasyonu’na ilk günden destek vermemiz AK PARTİ’yi ve MHP’yi rahatsız etti. Neden rahatsız eder sizi? Ben söyledim, bu asker Tayyip Erdoğan’ın askeri değil, bu asker aziz milletimizin askeri, bu milletin evlatları. (CHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA AKAYDIN (Antalya) – Mustafa Kemal’in askerleri…

ENGİN ALTAY (Devamla) – “Afrin’e, Afrin’in içine girelim.” diyor Sayın Akçay. O, bizim vereceğimiz bir karar değil, o TSK’nin ve MİT’in vereceği bir karar. Siz burada Türkiye’de milliyetçilik dalgasını yükselterek, bu ülkeyi “Kürtler” ve “Türkler” diye ayrıştırarak bu ülkeye tarihin en büyük zararını veriyorsunuz. “Siz” derken kastım sayın milletvekilleri değil, yukarısı. Bunu yapmayın dedik. Ya, ben yalvardım ya, Tayyip Erdoğan’a yalvardım, “Şu milleti bölme. Etnik aidiyet üzerinden siyaset yapma, inanç aidiyeti üzerinden siyaset yapma, yaşam tarzı üzerinden siyaset yapma. Yazık, günah! 80 milyon biriz, kardeşiz.” dedim. Ama ne oldu? Şimdi, Sayın İnceöz, evet, siyasette, işte, etme bulma işi. Ben doğru bulmuyorum. Elbette siyasette temiz bir dile her yerde ihtiyaç var.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Niye bozuyorsunuz o zaman?

ENGİN ALTAY (Devamla) – Ama temiz bir dile önce, Anayasa gereği devletin milletiyle birlikte birliğini, bütünlüğünü temsil eden makamı kullanan kişinin herkesten çok dikkat etmesi lazım.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Çok dikkat ediyor.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Şimdi, ben tekrar şunları sayıp bizi… Biz Kürt halkının dostuyuz, evet; bizim için Kürtler de Türkler kadar kıymetlidir, evet. Ama PKK ve diğerleri terör örgütüdür, devletin keskin ve katı bir şekilde hesaplaşması gereken terör örgütüdür.

ORHAN KARASAYAR (Hatay) – Biz de onu yapıyoruz.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Siz bize PKK’yla, HDP’yle yakınlığımızdan bahsedeceğinize Abdullah Öcalan’a övgüler düzen…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ALTAY (Devamla) – …Tayyip Erdoğan hariç şurada, o da var, 2, 4, 9 kişiyi partinizden atın, partinizden atın da ondan sonra bizimle HDP’yi ilişkilendirin. (CHP sıralarından alkışlar)

SALİM USLU (Çorum) – Önce İstanbul il başkanınızı atın ya siz.

BAŞKAN – Artı bir dakika.

Buyurun.

ENGİN ALTAY (Devamla) – “Afrin’in merkezine girmeyin.” bir samimi uyarıdır. 400 bin nüfuslu bir şehre girip orada teröristleri…

SALİM USLU (Çorum) – O karar bize ait değil.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Evet, TSK’ye ait olmalı zaten.

…bulup temizleme imkânı varsa hayhay. Kardeşim, senin kendi 81 vilayetinin içinde yok mu terörist? Kendi ülke sınırların içinde girip temizleyemediğin teröristleri, bilmem 40 kilometre ötedeki Afrin’de 400 bin nüfusun içinde nasıl ayıracaksın?

Ve Sayın Akçay, biz yapıcı muhalefetimizin gereği samimi bir uyarı yaptık. “Bu meşru operasyonu, bu meşru sınır ötesi operasyonu dünya milletler ailesi nezdinde gayrimeşru hâle getirmeyin. Afrin’e -400 bin nüfuslu bir yere- girdiğinizde sivil kayıp demek Türkiye'yi dünya kamuoyunda haklıyken haksız etmek demektir. Bunu yapmayın.” dedik. Bu yapıcı uyarılarımızı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ALTAY (Devamla) – …sizlere söylemeye, iletmeye devam edeceğiz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Polemik çok, eğer buraya gelip “İstanbul il başkanı şunu dedi, bunu dedi.” dersen bende çok şey var, gel söyle. Ben de söylerim. Kimse yalan söylemesin.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bende de daha çok şey var, o kadar malzeme verdin ki…

ENGİN ALTAY (Devamla) – Şimdi…

BAŞKAN – Sayın Altay…

ENGİN ALTAY (Devamla) – Olay bu.

Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum, grup başkan vekillerini toplantıya davet ediyorum çünkü bu böyle bitmeyecek.

Kapanma Saati: 15.03

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 15.20

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 59’uncu Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Sayın grup başkan vekillerine yerlerinden birer dakika söz vereceğim ve bu süreyi uzatmayacağım.

Sayın Akçay, sizden başlayalım.

Buyurun.

II.- AÇIKLAMALAR (Devam)

5.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben sadece bir örnek olması bakımından -çok sayıda, onlarca örneği olmakla birlikte- Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin 1 Temmuz 2015 tarihinde –dikkatinizi çekerim- grup toplantısında yaptığı şu uyarıyı ifade etmek isterim: “Şimdi, şunu söylemek isterim ki Türkiye'nin güvenliği partilerüstü bir konu olup günlük siyasetin önündedir. Bu itibarla Türkiye tüm millî güç unsurlarıyla harekete geçmeli, hiçbir devletten izin beklememeli, uluslararası hukuktan doğan meşru haklarıyla vatanını ve milletini savunmalıdır. Bu bir savaş çağrısı değil, nefsi müdafaa ve millî güvenliğimizi sağlama alma, Türkiye'nin caydırıcılığını gösterme iradesidir.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Cümlemi tamamlayayım efendim.

BAŞKAN – Yalnız, süreyi uzatmayacağım demiştim Sayın Akçay, lütfen…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Tamamlayayım efendim.

BAŞKAN – Peki, buyurun.

Bir dakika ek süre daha vereyim.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Altay, Afrin’e girme konusunda buna Türk Silahlı Kuvvetlerinin, işte, Millî İstihbarat Teşkilatının karar vereceğini ifade etti. Bu bir devlet kararıdır, Hükûmetin kararıdır, elbette Cumhurbaşkanıyla birlikte verilecek bir karardır ki bu karar zaten verilmiştir. O bakımdan, bunun üzerinde durmamak lazım ve bu kararlılığın arkasında durmak ve desteklemek gerekir.

Ayrıca, yapılan konuşmalarda kesinlikle birtakım etnik ayrımcılığı çağrıştıracak ifadelerden özenle kaçınmak lazım. Biz yek bir milletiz ve 81 milyon Türk milleti olarak bir millî irade, bir millî dayanışma gösteriyoruz. Hepimiz bu dayanışmanın içerisinde olmak mecburiyetindeyiz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de Sayın Akçay.

Sayın Altay…

6.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tam da Sayın Akçay’ın dediği gibi düşünüyorum. Biz, Afrin Harekâtı’nın başladığı gün, birinci gün, bu operasyonda Hükûmetin ve Mehmetçik’imizin yanında ve arkasında olduğumuzu söyledik ama takdir edersiniz ki oradan minimum zayiatla dönmemizi, başarıyı elde edip yani Türkiye’ye tehdit olan terör örgütlerini orada temizleyip oradan Mehmetçik’imizin minimum zayiatla dönmesini arzu etmemizden daha tabi ne olabilir? Bu vesileyle, ana muhalefet olarak yaptığımız yapıcı, samimi uyarıların Hükûmetçe kabul görmesi, dikkate alınması gerekir. Esasen burada doğrusu şudur: Dışişleri Bakanlığının, Millî Savunma Bakanlığının -bilmiyorum ama- belki günlük, muhalefet partileriyle bilgi paylaşması gerekir. Afrin Operasyonu’yla ilgili bilgilerin parti kongrelerinden paylaşılması doğru değildir, bunu söylüyoruz.

Öte yandan, MHP ve AK PARTİ’yi ilzam…

(Mikrofon elektronik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen siz de, bir dakika dedik ama olmadı.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Olmuyor, her şey planlandığı gibi olmuyor.

MHP ve AK PARTİ’yi ilzam etmiyorum ama kamuoyunda şöyle bir milliyetçilik dalgası yükseliyor Afrin üzerinden. Yani Kürtlere yönelik, terörizme bulaşmamış, terör örgütleriyle ilintisi olmayan Kürt vatandaşlarımızın da bu noktada kriminalize edilmesine yol açacak –sokakta, burada demiyorum- söylemlerden uzak durmak lazım. Bunu söylüyorum, yoksa ne MHP’nin ne AK PARTİ’nin Kürtlere yönelik, Kürt vatandaşlarımıza yönelik böyle katı, ayrışmacı bir tutum içinde, keskin siyaset yaptığını söylemiyorum ama söylemlerin buna yol açmasından duyduğum endişeye dayalı olarak bir muhalefet anlayışı içinde bu uyarıyı yapmayı da gerekli gördüm.

Tekrar altını çizelim: Terörle etkin, katı bir mücadele ama Türkiye'nin Kürt sorununa eğilmesi lazım diyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın İnceöz...

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – İki dakika verin de Başkanım, kesilmesin.

BAŞKAN – Doğal olarak öyle tamamlanacak artık.

Buyurun.

7.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki, bir kere, Kürt, Türk, Arap, burada, Suriye Afrin’de operasyon düzenlenen o bölgede beraber yaşamaktadırlar. İçeride de Kürt kardeşlerimiz vardır, Türk kardeşlerimiz vardır, orada da aynı şekilde.

Bir kere, bu operasyonun niye yapıldığını, Türkiye Büyük Millet Meclisinden niye bu tezkerenin çıktığını, askere niye böyle bir yetki verildiğini hepimiz biliyoruz. Burada terör devletçikleri koridorunun oluşturulmasına asla müsaade etmeyeceğimizi daha evvel deklare ettik, ilan ettik ve bu bölgenin temizlenmesi için aslında bir süre de verilmişti. Bir bakıyoruz ki terör örgütleri oralarda yuvalanmaya başladı, Türkiye'ye, ülkemize doğru da bir saldırı... Şu anda Türkiye meşru müdafaa hakkını kullanmaktadır uluslararası hukuka göre. Birleşmiş Milletler ve bir NATO üyesi olarak her şeyden önce uluslararası hukukta da haklı, yerli bir konumdadır. Bunu asla göz ardı etmememiz lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Siz de tamamlayın.

Bir dakika ek süre veriyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – İki dakika bitti. Üç dakika mı oluyor?

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bunun dışında, kata Suriye topraklarında da gözümüzün olmadığını ve Suriye topraklarının bütünlüğünün de elzem olduğunu, bunu temin etmek için de burada operasyon yapmak ve burada yaşayan Suriyelilerin de o bölgeye yerleştirilmesi için terörden temizlenmesi gerektiğini özellikle belirtmek istiyorum.

Şimdi, bu ortamda, Afrin’de operasyon düzenlenirken bu konuda partilerüstü, siyasetüstü, elbette ki millî ve yerli ve bu anlamda da bütün açıklamalarımızla orada askerimizin moralini bozacak değil, bilakis onlara dualarımızla, konuşmalarımızla, duruşumuzla askerimizi cesaretlendirecek ve yüreklendirecek bir tavır sergilememiz lazım.

Bunun dışında, bir şey daha söylemek istiyorum ki, Afrin merkezine girmek gerekiyorsa elbette ki bunların kararları verilecektir. Daha evvel Sur’da, Cizre’de, şehirlerin nasıl teröristlerden temizlendiğine dair de ordumuzun iyi bir tecrübesi vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bunun kararını en iyi verecek de Türk Silahlı Kuvvetleri ve ordunun başkomutanıdır.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Evet, biz söylüyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkanım, tutanaklara geçmesi bakımından ifade ediyorum: Milliyetçilik dalgası ve milliyetçilik, bütün milletimizin, 81 milyonun tasada, kıvançta ortak tutum almasını sağlayan millî bir duruşun adıdır. Bundan kim rahatsız olur? Bundan elbette PKK, terör örgütleri, Türkiye’nin düşmanları, ABD ve Avrupa’nın bazı ülkeleri rahatsız olur. Dolayısıyla, millî bir tutum almak demek, Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet olarak, Hükûmet olarak, Türk Silahlı Kuvvetleri olarak aldığı tutumu, dayanışmasını hep birlikte, 81 milyon olarak ve bütün siyasi partiler bakımından göstermek olarak ifade ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – On saniye Başkanım, on saniye…

Sayın Akçay’ın tarif ettiği milliyetçiliğin başımızın üstünde yeri var, kendilerinin öyle düşündüğünü biliyorum. Benim tehdit gördüğüm milliyetçilik, yükselen dalgadan kastım, Türkiye’nin şu anda Afrin’e verdiği destek değil ama bu noktada kana, kafatasına, ırka dayalı milliyetçilik anlayışı içinde de münferit, lokal, sokaklarda, sağda solda birtakım insanların oluşturacağı tehditlerdir. Bunun altını çizmek istedim, kayıtlara geçsin istedim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Ona herkes karşı zaten, evet.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Ben de kayıtlara girsin diye bir ifadede bulunmak istiyorum.

Asla böyle bir endişeye yer vermemek lazım.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Biz ordumuzu seviyoruz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bu operasyonlar hiçbir şekilde Kürt, Türk vesaire değil, teröristlere ve eli silahlı sivil görünümlü teröristlere ilişkindir. O anlamda da bu endişelerinin inşallah haksız ve boşa çıkmasını temenni ediyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – İnşallah.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, bence kesinlikle bu endişelere yer yoktur, bunlar apayrı hususlardır.

MEHMET METİNER (İstanbul) – Sahada o tür bir milliyetçilik yok zaten.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, sayın grup başkan vekilleri; ben de bundan sonra günün anlamına uygun olarak Genel Kurul çalışmalarını sevgi ve kardeşlik içinde sürdürmenizi temenni ediyorum ve hepimize sevgili dolu bir ömür diliyorum.

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)

3.- Erzincan Milletvekili Serkan Bayram’ın, 13 Şubat Erzincan’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 100’üncü yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

BAŞKAN – Gündem dışı üçüncü söz, 13 Şubat Erzincan’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 100’üncü yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Erzincan Milletvekili Serkan Bayram’a aittir.

Buyurun Sayın Bayram. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SERKAN BAYRAM (Erzincan) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Erzincan’ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 100’üncü yıl dönümü münasebetiyle söz almış bulunuyorum. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Dün 13 Şubat idi; Erzincan’ımızda Sayın Başbakanımızın, genel başkan yardımcılarımızın, milletvekillerimizin, aziz hemşehrilerimizin katılımıyla bu kurtuluş programını ve il kongremizi gerçekleştirdik. Ben başta Başbakanımız olmak üzere bütün katılımcılara şehrim adına teşekkür ediyorum.

İstiklal mücadelesinin Anadolu’da dalga dalga yayıldığı yıllarda Erzincan’ın vatansever insanları, yiğitleri o yokluk günlerinde, zor şartlarda Gazi Mustafa Kemal önderliğinde “Önce vatan.” diyerek hiçbir zaman esarete boyun eğmemiştir.

Bugün düşmanlar isim değiştirmiş, düşmanlıklar şekil değiştirmiştir. Amaç, Türkiye’nin o gün de bugün de birlik ve bütünlüğüne zarar vermektir. Ancak şu unutulmamalıdır ki 13 Şubat ruhu var oldukça bu birlik ve beraberlik asla bozulmayacaktır.

Bugün Meclisimiz açıldıktan sonra bir polemik gerçekleşiyor. Üzülerek izliyorum değerli arkadaşlar. Bu ülke çok zor şartlarda kazanıldı. Bakın, Suriyeliler, 3,5-4 milyon civarındaki misafirimiz, onların da belki kendi memleketlerinde bu şekilde ters fikirler öne sürülebiliyordu ama bugün hepsi bizim ülkemizde misafir, yaşam mücadelesi veriyor ve ülkeleri yok. Allah kimseyi ülkesiz ve vatansız bırakmasın.

Türkiye’ye yönelik bu operasyonlar hiçbir zaman bitmedi. 15 Temmuzda da FETÖ örgütüyle beraber yeni bir kalkışmaya milletimiz gerekli cevabı verdi. Bugün de Afrin’de yapılan mücadele ülkemizin birlik ve bütünlüğüne yönelik.

Yıllardır biz sivrisinekleri öldürmekle uğraştık, ilk defa bataklığı kurutuyoruz. Afrin, terör örgütünün yerleşmiş olduğu bir bataklıktır. Başkomutanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Türk Silahlı Kuvvetlerimiz bu mücadeleyi gerçekleştiriyor ve sivil ile terör örgütünü ayırt edecek de güçlü bir ordumuz var, gereken cevabı hem içeride hem dışarıda veriyor, yeter ki tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet ülküsüyle her zaman milletimizin, devletimizin yanında olalım.

Bakın, Afrin mücadelesinde askerlere destek olarak Hatay’da kurban kesen Yörük teyzemiz, Mehmetçik’in ayakları üşümesin diye Düzce’de çorap ören Kevser teyzemiz, Elmas köyü mevkisinde teröristlerin havan saldırısı sonucunda yaralanan ve hastaneye el ele tutuşarak giden, kendi acısını unutarak silah arkadaşını teselli etmeye çalışan gazimiz ve daha niceleri, bunlar hep birlik ve beraberliğin bir temsili.

Bu vesileyle aynı memleket sevgisiyle mücadele ederek Erzincan’ımızı düşman işgaline teslim etmeyen, tüm Anadolu’daki mücadelede, Çanakkale’de, 15 Temmuz darbe gecesinde, Afrin’de şehit olan aziz askerlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

Erzincanlı Hümeyra kardeşimizin 10 yaşındayken yazmış olduğu bir şiiriyle sözlerime son vereceğim.

“Oğlun şehit, çatma kaşını anne.

Metin ol da dik tut başını anne.

Gel öp, kokla mezar taşımı anne.

Akıtma gözünden yaşını anne.

 

 

Olsa da bu dünyada gönlün ezik,

Eğilme kimseye, tut başını dik.

Bu duygular bizim için tanıdık, bildik.

Akıtma gözünden yaşını anne.

 

Ölüm vaktin gelsin kavuşacağız,

Al bayrak altında buluşacağız,

Mahşerde birleşip sarılacağız.

Akıtma gözünden yaşını anne.”

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bayram.

Sayın milletvekilleri, şimdi, sisteme giren ve söz talebinde bulunan 15 sayın milletvekiline yerlerinden birer dakikalık söz vereceğim.

Söz vereceğim sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum: Sayın Şimşek, Sayın Hürriyet, Sayın Eseyan, Sayın Dedeoğlu, Sayın Aydemir, Sayın Taşkın, Sayın Kılıç, Sayın Sürekli, Sayın Ünal, Sayın Turan, Sayın Gürer, Sayın Can, Sayın Uslu, Sayın Akyıldız ve Sayın Çamak.

Sayın Şimşek, sizden başlıyoruz.

Buyurun.

II.- AÇIKLAMALAR (Devam)

8.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, Mersin’in Mezitli ilçesi Tece sahilindeki arazinin TOKİ’ye devriyle ilgili çalışmaların durdurulması nedeniyle Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan’a teşekkür ettiğine ve bu arazinin amacına uygun bir şekilde Mersin halkının hizmetine sunulmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, geçtiğimiz hafta Türkiye Büyük Millet Meclisinde dile getirdiğimiz, Mersin Mezitli Tece sahillerindeki 76 bin metrekare yeşil alan olan arazinin TOKİ’ye devriyle ilgili çalışmaların durdurulduğunu Sayın Kalkınma Bakanımız Lütfi Elvan açıklamıştır. Bütün siyasi partilerin karşı olduğu bu projeyle ilgili ilgi gösteren Sayın Kalkınma Bakanımıza teşekkür ediyoruz. Yalnız, bundan sonraki süreçte de bu arazinin boşlukta bırakılmamasını ve belediyeye devrinin yapılarak amacına uygun olarak, yeşil alan olarak Mersin halkının hizmetine sunulmasını, bununla ilgili de Sayın Bakanın gerek TOKİ Başkanıyla gerekse Çevre ve Şehircilik Bakanıyla gerekli görüşmeleri yaparak Millî Emlak Müdürlüğü tarafından bu arazinin tahsisinin öncelikli olarak belediyelere devrini ve amacına uygun bir şekilde Mersin halkının hizmetine sunulmasını talep ediyor, emeği geçen herkese, bütün siyasi partilere teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şimşek.

Sayın Hürriyet…

9.- Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet’in, kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan şoförlerin durumuna ilişkin açıklaması

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Taşeron düzenlemesi binlerce işçiyi üzmeye devam ediyor. Bu işçilerin arasında ise kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan şoförler en başta geliyor.

Kamu kurumlarında uzun süredir araç ihtiyaçları kiralama yöntemiyle karşılanıyor. Dolayısıyla kiralık araçlarda görev yapan şoförler de yine kurum personeli dışındaki çalışanlardan oluşuyor. Bu şoförler de taşeron statüsünde çalışıyor. Temizlik personeli ve güvenlik personeli gibi işlerini yapıyor, gerektiğinde mesai saatleri dışında ve hafta sonları da çalışıyor. Sonuçta, kurum araçları kendi başına gezmiyor, onları da çalıştıran müdürleri, başkanları, devlet büyüklerini yağmur çamur demeden taşıyan insanlar bulunuyor ama ne var ki bu şoförler sözleşmelerinde sadece araç olarak görünüyor. İnsanlar sözleşmelerinde yaşına göre değil, yaptıkları işe göre değerlendirilmelidir. Devletin kurumlarının kullandıkları araçlar kiralık olabilir ama bu insanlara kiralık araç muamelesi yapılmamalıdır. Bir an önce bu insanların mağduriyetleri çözülmeli ve kadro verilmesi konusunda bir çalışma yapılmalıdır diyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de Sayın Hürriyet.

Sayın Eseyan…

10.- İstanbul Milletvekili Markar Eseyan’ın, Profesör Doktor Agop Kotoğyan’ın vefatına ilişkin açıklaması

MARKAR ESEYAN (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bilindiği üzere, dünyaca ünlü dermatolog doktor, ülkemizin medarıiftiharı Sayın Agop Kotoğyan, namıdiğer “Kolsuz Agop” Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. Kederli ailesi, Ermeni toplumu ve tüm milletimizin başı sağ olsun.

Kolsuz Agop şüphesiz mesleki anlamda bir deha ve efsaneydi ancak bununla birlikte bir Anadolu bilgesi ve bir dervişti. Neden onlarca teklifi geri çevirip yurt dışına gitmediğini sorduklarında şöyle demişti: “Evet, doğrudur, ülkemde acı çektim, sefaletin dibinde yaşadım; doğrudur, dedemi, çocukluğumu, kolumu kaybettim ama yolumu kaybetmedim. Bu ülkede yaşayan milyonlarca insandan hiçbir zaman farklı olmadığımı düşündüm. Bu topraklarda yaşayan tüm insanları kardeşim olarak benimsedim. Bir ülkeyi sevmek demek bu topraklarda geçirdiğin güzel ve iyi günleri sevmek demek değildir; iyi günde ve kötü günde burada olmak, vatanının yanında kalmak demektir yurt sevgisi.” Nadide bir değeri kaybettik, başımız sağ olsun. Tekrar ailesine başsağlığı diliyorum, teselli diliyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Profesör Doktor Agop Kotoğyan’a Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin konuşması

BAŞKAN - Ben de Allah’tan rahmet diliyorum kendisine, sevgi ve saygıyla anacağız ve unutmayacağız.

Sayın Dedeoğlu…

II.- AÇIKLAMALAR (Devam)

11.- Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu’nun, Kızılelma’nın kendileri için dünyaya adaleti ve insanlığı yaymak, Allah’ın adını yüceltmek olduğuna, ülkemizin ve İslam’ın geleceği için canları pahasına mücadele eden kahramanlara başarılar, şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

SAMİ DEDEOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri “İstikamet neresi?” sorusuna “Kızılelma.” cevabını veren kahraman Türk askerinin, “Nereye gidiyorsunuz?” sorusuna “Düğüne gidiyoruz.” diye cevap veren, sonrasında şehadet haberini aldığımız kahraman Mehmetçiklerimizin bu inanç ve cesaretlerinin kaynağı olan “Kızılelma” nedir? Kızılelma, bugün Afrin’dir, yarın Kudüs’tür, öbür gün Türkistan’dır. Bizim Kızılelma’mız İlayıkelimetullah’tır. Bizim Kızılelma’mız nizamıâlemdir. Bizim Kızılelma’mız dünyaya adaleti ve insanlığı yaymaktır. Bizim Kızılelma’mız Allah’ın adını yüceltmektir, Allah’ın adını haykırmaktır. Kızılelma ulaşılmak istenen en son noktadır, devleti ebet müddet olana kadar mücadele etmektir.

Değerli milletvekilleri, bugün dünyaya bir kez daha haykırıyoruz: Ülkemizi kuşatamayacaksınız. Ülkemize diz çöktüremeyeceksiniz. Bugün düşmana karşı birlik olma günüdür. Bugün Mehmetçik için dua etme günüdür.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SAMİ DEDEOĞLU (Kayseri) – Ülkemizin ve İslam’ın geleceği için canları pahasına mücadele eden kahramanlarımıza yüce Rabb’imizden başarılar, şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Aydemir…

12.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir’in, asrın en alçak terör ortaklığına göğüslerini siper eden kahramanları dadaş yürekler adına selamladığına ve onları incitecek söz ve eylemlerde bulunanların millet vicdanında yokluğa mahkûm edildiklerine ilişkin açıklaması

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Başkanım, teşekkür ediyorum.

Asrın en alçak terör ortaklığına göğüslerini siper eden kahramanlarımızı dadaş yürekler adına selamlıyorum ve esaslı bir not düşüyorum: Onları incitecek söz ve eylemlerde bulunanlar millet vicdanında yokluğa mahkûm edilmişlerdir, Allah indinde de sorumludurlar. Devşirmeyi umdukları kirli, kanlı PKK oyları için şehitleri, gazileri ve kahramanları rencide eden siyaset dessaslarını insafa davet ediyorum ve onlara tavsiyede bulunuyorum ki: Üzerleri barut kokanlarla ittifak için cilveleşenler süratle milletin değerleriyle kucaklaşsınlar, “Afrin’e girmemek” şeklindeki ayıp ötesi tartışmadan vazgeçip kapısını aralayamadıkları milletin gönlüne, kalbine girmeye gayret göstersinler.

Bugün sevgilimiz Mehmetçik olsun, hediyeler bu yiğitlere verilsin. Milletvekillerimizi, vatandaşlarımızı Mehmetçik Vakfına SMS ve diğer yollarla bağışa davet ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Taşkın…

13.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, 10 Şubat Sultan II. Abdülhamit Han’ın vefatının 100’üncü yıl dönümüne ilişkin açıklaması

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Geçtiğimiz 10 Şubat cennetmekân Sultan II. Abdülhamit Han’ın vefatının 100’üncü yıl dönümüydü. Çok sıkıntılı bir dönemde hükümdarlık yapan Abdülhamit Han, bugünkü Türkiye'nin 8 kat büyüklüğünde bir coğrafyayı dâhiyane bir siyaset, adalet ve kudretle otuz üç yıl yönetti. Memlekette büyük bir imar faaliyeti ile eğitim ve öğretim seferberliği başlattı. Eğitim, kültür, sanat, mimari, askerî teşkilat, bilim ve teknoloji sahalarında yaptığı yenilik ve hizmetlerle devlete, millete şeref ve itibar kazandırdı. Çoğu şahsi parasından olmak üzere ülke genelinde 1.552 eser yaptırdı. Ülkenin dört bir yanını demir yoluyla döşedi.

Ülkesi ve milleti için gece gündüz çalışan cennetmekân Sultan II. Abdülhamit Han’ı vefatının 100’üncü yıl dönümünde rahmetle yâd ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Kılıç…

14.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, 10 Şubat Sultan II. Abdülhamit Han’ın vefatının 100’üncü yıl dönümüne ve sebatın güçlükleri yenen silahların en büyüğü olduğuna ilişkin açıklaması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Vefatının 100’üncü yıl dönümünde Sultan II. Abdülhamit Han’ı rahmetle anıyorum.

Bir şeyi istemek, onun rüyasıyla yaşamak demek değildir. Bilmek başka, istemek başka şeydir. Bir insan hiçbir şey yoktur ki arzu etsin ve yapamasın. Kişiler çoğu kez “Elimden geleni yaptım.” diyerek yaptıklarını yeterli bulur. Aslında bir kaçıştır bu. İnsan tüm mazeret kapılarını kapadığı zaman aksiyona yönelir. Öyle bir an gelir ki istemenin anlamı gemileri yakmaktır. Nitekim, Siracusa Tiranı Agathokles Afrika sahilinde, Bizans İmparatoru Julian İran Hükümdarı Şapur’a karşı, Guillaume İngiltere sahiline çıkarken, Tarık Biz Ziyad Afrika’dan İspanya’ya çıkınca Vizigotlara karşı gemileri yakarak zafer kazanmışlardır. II. Mehmet de tüm hazırlıklarını tamamladıktan sonra “Ya Bizans beni alır, ya ben Bizans’ı.” diyerek İstanbul’un fethini gerçekleştirip “Fatih” unvanını almıştır. Sebat, güçlükleri yenen silahların en büyüğüdür.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Sürekli…

15.- İzmir Milletvekili Kerem Ali Sürekli’nin, Afrin şehidi Ömer Bilal Akpınar’ın ailesine yazdığı mektuptan bir bölümü paylaşmak istediğine ilişkin açıklaması

KEREM ALİ SÜREKLİ (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Vatanına sevdalı yiğidimiz Afrin şehidi Ömer Bilal Akpınar’ın ailesine yazdığı iman kokan mektuptan bir bölümü sizlerle paylaşacağım: “Bu savaş haç ile hilalin, iman ile inkârın, küfür ile tevhidin savaşıdır. O yüzden anneme, babama, kardeşime ve Nur’a selam söyleyin; üzülmesinler. Annem arada bir dua etsin, hayatını üzülmekle bitirmesin. Nur’a söyleyin, ben ona doyamadım ama eğer gidersem hakkını helal etsin; üzülmesin, inşallah öbür tarafta birbirimize kavuşacağız; benim yasımı tutmakla ömrünü geçirmesin. Hakkınızı helal edin.”

Vatana sevgisini aile sevgisinin dahi üzerinde tutan yiğit kardeşim, ruhun şad, mekânın cennet olsun. Vatana sevdalı yiğitlere selam olsun. Bu ülke sana ve size minnettardır.

BAŞKAN – Şehitlerimize tekrardan Allah’tan rahmet diliyorum.

Sayın Ünal? Yok.

Sayın Turan…

16.- İstanbul Milletvekili Hasan Turan’ın, ABD Kongresine sunulan bir istihbarat raporuna ilişkin açıklaması

HASAN TURAN (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

ABD Kongresine sunulan bir istihbarat raporunda YPG’nin PKK’nın Suriye’deki milis gücü ve otonom bir bölge arayışında olduğu belirtilmiştir. Bu rapor, ABD’nin binlerce tır silah dağıttığı güçlerin aslında terör örgütü olduğu gerçeğinin yine ABD istihbaratı tarafından dünyaya itirafıdır, aynı zamanda bir suç itirafıdır. Yine bu rapor, ABD’den liderimiz, Hükûmetimiz ve ülkemize yönelik her türlü bilgi, tezvirat ve kampanyayı kendisine baz alarak siyaset yapanların söz konusu PKK uzantısı bu örgütler olunca “ama”lı ve “fakat”lı cümlelerle “Elimizde istihbarat yok.” diyenlere bir istihbarat desteğidir, güle güle kullanabilirler, hayırlı olsun.

BAŞKAN – Sayın Gürer…

17.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, üretici ve çiftçinin perişan durumda olduğuna ve patates ihracat desteğinin bir an önce açıklanmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Niğde Ziraat Odası Başkanlığı ve bazı köylerimizi ziyaret ettim. Üretici ve çiftçi perişan durumdadır. Niğde ve Nevşehir illeri patates üretiminde ülkemizin merkezidir. Yalnız 2017 yılında Niğde’de 237.851 dekar ekim alanında 892.297 ton üretim gerçekleşmiştir. Eylül-ekim ayında hasadı yapılan patatesin büyük bölümü depodadır, nisan sonuna kadar satılmazsa bu ürün çürüyecektir. Tüccar hâlen bölgede alım yapmamaktadır. Başbakan geçen ay Niğde’ye geldiğinde patatesle ilgili geçtiğimiz yılların 2 katı destek vereceğini söylemiştir. Bir ay geçmesine rağmen patates ihracat teşviki hâlen açıklanmamıştır. Hükûmet bir an önce dış satım -ihracat- desteğini açıklamalıdır, yoksa depoda ürün çürüyecektir, çiftçinin perişanlığı artacaktır. Hükûmet dış satım konusunda destek sağlamazsa önümüzdeki yıl çiftçiler ekim yapamaz duruma gelecektir. Bu yönde Hükûmetin bir an önce kararını açıklamasını talep ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Can…

18.- Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın, Zeytin Dalı Operasyonu’nda kahramanca mücadele eden Mehmetçiklere başarılar dilediğine, Afrin’de şehit düşen hemşehri Erdem Mut ile Mehmet İlker Kahraman’a ve tüm şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkanım, Afrin’de Zeytin Dalı Operasyonu’nda teröristlere ve hamilerine karşı kahramanca mücadele eden Mehmetçiklerimize başarılar diliyorum. Şehit düşen Mehmetçiklerimize Allah’tan rahmet diliyorum, gazilerimize de geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Afrin’de kırıma uğrayan helikopterde hemşehrimiz Erdem Mut ve Mehmet İlker Kahraman şehit düşmüşlerdir. Allah onlardan razı olsun. Hemşehrimiz, şehidimiz Erdem Mut’u pazar günü Kırıkkale Nur Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından Kırıkkale Şehitliği’nde ebediyete uğurladık. Başta şehidimizin babası Ali Mut’a, annesi Ayşe Mut’a ve eşi Gizem Hanım’a ve aziz milletimize başsağlığı dileklerimi iletiyorum.

Şehitlerimizin mekânı cennet olsun, Allah onlardan razı olsun diyor, teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Uslu…

19.- Çorum Milletvekili Salim Uslu’nun, Çeçen sürgününün 74’üncü yıl dönümüne ilişkin açıklaması

SALİM USLU (Çorum) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

1944 yılındaki Çeçen sürgünü, büyük sürgünün 74’üncü yıl dönümü dolayısıyla kısaca düşüncelerimi paylaşmak istiyorum yüce Meclisimizle.

Biliyorsunuz, çeşitli bölgelerdeki halklar politik şizofreni nedeniyle hainlikle suçlanmışlar ve yerlerinden yurtlarından, evlerinden barklarından sürgün edilmişlerdir Stalin döneminde ve daha sonra her ne kadar Kruşçev döneminde çıkan bir yasayla halkların kendi yurtlarına dönmesine karar verilmişse de dönenler kendi tarihlerinden kendilerine ait hiçbir iz bulamamışlar, hatta köylerinin isimleri bile değişmiştir, nüfus kayıtları silinmiştir.

Dolayısıyla, ben bu sürgüne karar verenleri bir kez daha tarih önünde lanetle anıyorum. Başta Cevher Dudayev olmak üzere… Ki şehit olduğuna inanıyorum, 21 Nisan 1996 tarihinde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SALİM USLA (Çorum) - …bir terör olayıyla hayatına son verilmiştir. Rahmetle anıyorum kendisini, tüm şehitlerimizi.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Akyıldız…

20.- Sivas Milletvekili Ali Akyıldız’ın, Millî Piyango İdaresi tarafından şans oyunlarının bölgeselleştirilmesi nedeniyle Sivaslı esnafın bilet almak ve iade etmek için Kayseri’ye gitmek zorunda olduğuna ilişkin açıklaması

ALİ AKYILDIZ (Sivas) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Millî Piyango İdaresi tarafından şans oyunları bölgeselleştirilince benim Sivaslı esnaf kardeşlerim bilet almak için de satış yaptıktan sonra ellerinde kalan biletleri iade etmek için de Kayseri’ye gitmek zorunda bırakılmışlardır. Zaten sattığı şans oyunları biletleriyle iş yerinin kirasını bile ödemekte zorlanan benim Sivaslı esnaf kardeşim, elde ettiği kazancın bir kısmını da bilet almak veya iade etmek için Kayseri’ye gidip gelirken yolda masraf olarak harcamak zorunda bırakılmıştır. Bu yanlış uygulamadan bir an önce vazgeçilerek benim esnaf kardeşlerimin mağduriyetlerinin giderilmesini talep ediyorum.

Yüce heyetinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Çamak…

21.- Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak’ın, Mersin’in Mut ilçesine bağlı Göksu beldesinde yaşayan vatandaşların orman köylülerine tanınan haklardan yararlanamamalarına ilişkin açıklaması

HÜSEYİN ÇAMAK (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

1995 yılında Mersin’in Mut ilçesine bağlı Kravga, Esen, Köprübaşı, Bayır köyleri birleştirilerek Göksu beldesi oluşturulmuştur. Bu köylerde yaşayan vatandaşlar önceden önemli oranda orman köylüsü vasfı taşımaktaydı. Vatandaşlarımızın yaşadıkları yer belde olduktan sonra birtakım yasal haklardan mahrum edildiler. Son yerel yönetimler yasasınca belde tüzel kişilikleri mahalleye dönüştü. Çevre köyler de aynı statüye geçmesine rağmen, hâlâ orman köylülerine tanınan haklardan yararlanırken adı geçen bölgede yaşayan vatandaşlarımız bu haklardan ne yazık ki mahrum edilmektedir. Bu mağduriyeti yaşayan vatandaşlarımıza zatî yakacak, zatî ev ihtiyacı ve en önemlisi, orman işletmesinde çalıştıklarında istihkakın yapılabilmesi için bir düzenleme yapılması düşünülemez mi?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, Afrin’deki bir Mehmetçik’imizden Sayın Köksal’a bir mesaj gelmiş, onu okumak isterler. Bu nedenle Sayın Köksal’a da yerinden bir dakikalık söz vereceğim.

Buyurun Sayın Köksal.

22.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, Afrin’deki harekâtta görev alan bir uzman çavuştan kendisine ulaşan mesaja ilişkin açıklaması

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Afrin’deki harekâtta görev alan bir uzman çavuşumuzdan tarafıma ulaşan bir mesaj var. Buradan, Afrin Harekâtı’nda görev alan kahraman halk çocukları Mehmetçiklerimize başarılar diliyoruz. Kimsenin burnu bile kanamadan, bir Mehmetçik’imizi daha şehit vermeden bu işin başarıyla sonuçlanmasını diliyoruz.

Uzman çavuşumuz 56 uzman çavuşla beraber astsubaylığa geçiş sınavına girmiş, başarılı olmuş fakat 15 Temmuz darbe girişiminden sonra atanamamış astsubaylığa, KHK’yle kapatılmış ve uzman çavuşluğa geri dönmüş. Kendisinin isteği şu: “Bu askerlik mesleğini severek yapıyorum. Hak ettiğim, eğitimini aldığım, başarıyla tamamladığım astsubaylığa geçiş hakkımın 56 arkadaşımla beraber tarafıma verilmesini istiyorum.” diyor. İsim bilgileri de bende. Bu konuyla ilgili bilgi almak isteyen Hükûmet yetkilisiyle de bilgileri paylaşacağımı ifade ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Gündeme geçiyoruz sayın milletvekilleri.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının milletvekillerinin izin talepleri ile ödenek ve yolluklarına ilişkin bir tezkeresi vardır, okutuyorum:

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk ile Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir’e belirtilen neden ve sürelerle izin verilmesine; 26’ncı Yasama Dönemi İkinci Yasama Yılı 18/4/2017-27/7/2017 dönemine ilişkin aralıksız devamsızlıkları sabit olan Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız ile Van Milletvekili Tuğba Hezer Öztürk ve 26’ncı Yasama Dönemi İkinci Yasama Yılı 1/5/2017-30/9/2017 dönemine ilişkin aralıksız devamsızlığı sabit olan Ağrı Milletvekili Leyla Zana’ya anılan dönemlere ilişkin milletvekili ödenek ve yolluklarının verilmemesine ilişkin tezkeresi (3/1517)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 11 Ocak 2018 tarihli toplantısında milletvekili izin talepleri ile ödenek ve yolluklara ilişkin olarak ekli hususlar kararlaştırılmıştır.

Genel Kurulun onayına ayrı ayrı sunulur.

Saygılarımla.

                                                                      İsmail Kahraman

                                                           Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                            Başkanı

BAŞKAN – Şimdi, Başkanlığın okunan tezkeresine konu Başkanlık Divanı kararlarını ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.

“4. a) Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk’ün 21/11/2017 tarihinden itibaren ardışık on beş gün izinli sayılmasının,”

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

“b) Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir’in 20/11/2017 tarihinden itibaren ardışık yirmi iki gün izinli sayılmasının,”

İç Tüzük’ün 15’inci maddesi uyarınca Genel Kurulun onayına sunulmasına”

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

“5. a) 26’ncı Yasama Dönemi İkinci Yasama Yılı 18/4/2017-27/7/2017 dönemine ilişkin aralıksız devamsızlığı sabit olan eski Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız’ın anılan dönemlere ilişkin milletvekili ödenek ve yolluklarının verilmemesinin, “

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

“b) 26’ncı Yasama Dönemi İkinci Yasama Yılı 18/4/2017-27/7/2017 dönemine ilişkin aralıksız devamsızlığı sabit olan eski Van Milletvekili Tuğba Hezer Öztürk’ün anılan dönemlere ilişkin milletvekili ödenek ve yolluklarının verilmemesinin,”

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

“c) 26’ncı Yasama Dönemi İkinci Yasama Yılı 1/5/2017-30/9/2017 dönemine ilişkin aralıksız devamsızlığı sabit olan Ağrı Milletvekili Leyla Zana’nın,

Anılan dönemlere ilişkin milletvekili ödenek ve yolluklarının verilmemesinin İç Tüzük’ün 154’üncü maddesi uyarınca Genel Kurulun onayına sunulmasına karar verildi.”

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- MHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, Grup Başkan Vekili Manisa Milletvekili Erkan Akçay tarafından Gediz Nehri’nin kirlenme sebeplerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/171) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 14 Şubat 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

14/2/2018

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 14/2/2018 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük'ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                         Erkan Akçay

                                                                            Manisa

                                                              MHP Grubu Başkan Vekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündemi’nin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, MHP Grup Başkan Vekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın (10/171) esas numaralı, Gediz Nehri'nin kirlenme sebeplerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verdiği Meclis araştırması açılmasına dair önergemizin görüşmelerinin 14/2/2018 Çarşamba günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere, öneri sahibi, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Manisa Milletvekili Sayın Erkan Akçay konuşacaklar.

Buyurun Sayın Akçay. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gediz Nehri’nin kirlenme sebepleri ile havzaya yaptığı etkilerinin araştırılarak, Gediz’in kirlilikten kurtarılması için Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak verdiğimiz grup önerisi üzerinde söz aldım. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Artan nüfus, plansız sanayileşme ve sağlıksız kentleşme, tarım ilaçları, yapay gübreler ve kimyasal maddelerin kullanılmasının giderek yaygınlaşması çok ciddi çevre sorunlarına yol açmaktadır. Çevre kirliliği, ekosistemdeki doğal dengeyi ve bütün canlıların sağlığını bozmaktadır. Kentsel ve endüstriyel kaynaklı atıkların arıtılmadan su ortamlarına bırakılması, sanayi kaynaklı arıtılmayan suyun önemli kısmının tarımda kullanılması, kimyevi gübre kullanımı, tarımsal ilaçlar ve pestisit üretimi yapan fabrika atıkları nedeniyle su kaynaklarımız gittikçe kirlenmektedir.

Kütahya Murat Dağı eteklerinden doğarak, Uşak ve Manisa’dan geçerek İzmir’in Menemen ve Foça ilçeleri arasında denize dökülen 401 kilometre uzunluğundaki Gediz Nehri, Ege Bölgesi için hayati önem taşımaktadır. Gediz Nehri’nin hayat verdiği 521 bin hektarlık Gediz havzası, Türkiye'nin toplam tarımsal üretiminin yüzde 10’unu karşılamaktadır. Gediz Nehri’nin denize döküldüğü nokta olan Gediz deltası, Ramsar Sözleşmesi kapsamında koruma altında olan Türkiye'nin önemli sulak alanlarındandır.

Gediz havzasının en önemli sorunu ekolojik kirliliktir. Gediz Nehri, geçmekte olduğu yerdeki sanayi tesislerinin zehirli atıkları, arıtılmayan kanalizasyon atıklarının nehre deşarj edilmesi, bilinçsiz tarım ilaçları ve kimyevi gübre kullanımıyla âdeta yok oluşa sürüklenmektedir. Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği su kalitesi kriterlerine göre, Gediz Nehri, memba kısmında 1’inci kalite su değerlerine sahiptir ancak aşağı Gediz havzası, evsel atık, sanayi atıkları ve tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan azot, organik madde ve ağır metal bakımından 4’üncü sınıftır yani çok kirli su kalitesi ölçüsündedir. Uluslararası su endeksi kriterlerine göreyse Gediz Nehri, tarım alanı sulama suyu kriterlerinin çok altındadır. Kirlilik derecesi gıda sağlığı açısından tehlike arz etmektedir. Ayrıca, nehir tabanında organik maddelerin birikerek metal derişimlerini artırdığı görülmüştür.

Gediz Nehri, bugün için kilometrelerce uzunlukta bir açık kanalizasyon isale hattına dönüşmektedir. Kirliliğin en önemli göstergesi özellikle nehrin faunasında meydana gelen daralmadır. Nehir flora ve faunasıyla can çekişmekte ve kendisiyle birlikte içinden geçtiği ovaya da büyük zarar vermektedir. Kirlenme dolayısıyla Gediz Nehri’nden sulanan binlerce hektar arazi çoraklaşma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Gediz Nehri’ndeki kirlilik nedeniyle İzmir ve Manisa’da kanser vakaları artmaktadır. Turgutlu Çal Dağı'nda sülfürik asitle, açık liç yöntemiyle nikel çıkartılması sonucunda 8 bin tanker yükü, yaklaşık 15 milyon ton sülfürik asit kullanılacak. Bu sülfürik asidin Gediz havzasına geri dönülemez zararlar vermesi kaçınılmazdır.

Gediz havzasını kirlilikten kurtarmak için 2000 yılında Gediz Havzası İlleri Çevre Koruma Hizmet Birliği kurulmuştur. Gediz havzasında yaşanan çevre kirliliği problemine karşı çözüm önerileri getirmek ve etkin bir mücadele yürütmek üzere Çevre ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan, Mayıs 2008’de yürürlüğe giren Gediz Havzası Koruma Eylem Planı’yla ödenek yetersizliği yüzünden maalesef bugüne kadar gerekli çalışma yapılamamıştır. Bazı ülkelerde nehirlere paralel atık su kanalları yapılarak göller ve nehirlerin temiz kalması sağlanmaktadır. Gediz Nehri’ndeki kirliliğin önlenmesi için Gediz Nehri’ne paralel, kapalı devre atık su kanalı yapılmaktadır.

Bu sorunlar nedeniyle Gediz Nehri’nin kirlenme sebeplerinin araştırılarak Gediz Nehri’nin kirlilikten kurtarılması ve havzaya yaptığı etkilerin araştırılmasına yönelik Meclis araştırması açılmasının yerinde olacağını düşünüyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akçay.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Uşak Milletvekili Sayın Özkan Yalım konuşacaklar.

Buyurun Sayın Yalım. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÖZKAN YALIM (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan, Sayın Divan.

Yüce Meclise, bizi izleyen bütün vatandaşlarımıza sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Sayın Erkan Akçay Başkanıma teşekkür ederim böyle önemli bir konuyu gündeme getirdiklerinden dolayı çünkü bölge hepimizi ilgilendiriyor.

Sayın Akçay’ın da biraz önce ifade ettiği gibi, konuşmalar çoğu aşamada kesişiyor. Buradan Gediz Nehri’nin önemiyle başlamak istiyorum. Gediz Nehri, Ege Bölgemizde Gediz’den başlayıp Alaşehir, Manisa, Turgutlu, İzmir’e kadar bütün bölgede sulama alanında kullanılan bir çayımız. Yani yediğimiz domates, biber, patlıcan; hatta, biliyorsunuz, Alaşehir, Salihli bölgesinde en önemli ürün üzüm, bunların da sulamasında kullanıyor. Bundan dolayı, üçüncü sınıf kirliliğe sahip olan Gediz Nehri’nde ciddi bir kirlilik sıkıntısıyla karşı karşıyayız. Yani kanser oranları, maalesef, Ege Bölgesi’nde Türkiye ortalamasının yaklaşık yüzde 10-12 üzerinde. Türkiye ortalamasına göre yüzde 20 ile 22 arasında değişen Ege Bölgesi’nde kanser aşamaları arttı. Bunun da sebebi, kesinlikle, Gediz Nehri’ndeki kirlilik oranının, kimyasal maddelerin çok olması.

Peki, kimler kirletiyor? Nereden kirleniyor? Gediz Nehri neden kirleniyor? Gediz Nehri’ndeki bu durum -marka ismi vermeyeceğim- Gediz’de bulunan çok büyük bir akü şirketinde kimyasal maddelerin fırınlarda işlendikten sonra Gediz Nehri’ne akıtılmasından, özellikle, demir ve buna benzer çinko, antimon maden cevherinin çok fazla yoğunlaşmasından yani demir katkılarının çok fazla artmasından ileri gelen bir durum. Bunun yanında, Gediz Organize Sanayi Bölgesi’nde arıtma tesisi yok. Orada bulanan çok sayıdaki tesisin atıklarını hiçbir elimine yapmadan direkt Gediz Nehri’ne akıtmasından dolayı Gediz Nehri’nin oranları çok daha artıyor. Bu sebepten dolayı, bakın, biraz önce aldığım bir bilgi var, onu da paylaşmak istiyorum: Gediz’in Cebrail köyünde, antimon madeni çıkarılan köyde, köyün yaklaşık üçte 1’inin kanser olduğunu da özellikle belirtmek istiyorum. Köyden çıkarılan maden tabii ki özellikle akü fabrikasında kullanılıyor ancak gerekli önlemlerin alınmadığı da aşikâr.

Bunun yanında, tarımda, özellikle, ihtiyacımız olan bütün tarım ürünlerinin sulanmasında ciddi sıkıntı yaşadığımızı söyledim.

Bir taraftan, Uşak’a da gelelim. Sayın Akçay, Uşak’ta, özellikle, Murat Dağı’nda altın eğer madeni açılırsa -inşallah engel olduk- oraya eğer siyanür karıştırılırsa bunun da Gediz Nehri’ne akacağını özellikle belirtmek isterim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZKAN YALIM (Devamla) - Bir otuz saniye isteyeceğim lütfen.

BAŞKAN – Peki, buyurun.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Tekrar söylüyorum Sayın Akçay: Biz grup olarak buna karşıyız, sizden de özellikle destek bekliyoruz. Eğer Murat Dağı’nda olası bir altın madeni açılırsa, orada altını çıkarmada kullanılacak olan siyanür tamamen Gediz Nehri’ne akıtılırsa inanın, artık Ege Bölgesi’nde -su içmek de değil, tarım da değil- tamamen hayatın biteceği, kanserli vakaların en son safhaya, en yüksek rakamlara ulaşacağı bir durumla karşı karşıya geliriz. Onun için, sizden de Murat Dağı’nda altın madeni açılmamasıyla ilgili destek bekliyoruz.

Öbür taraftan, dünyanın en uzun 2’nci kanyonu Uşak ilimizin Ulubey ilçesinde. Ulubey ilçesinden geçen bir çayımızda da kirlilik son derece yüksek safhadadır. Burada da özellikle Uşak’ta bulunan arıtma tesislerinin düzenli olarak, bakın, tekrar söylüyorum, düzenli olarak çalıştırılmasını talep ediyoruz çünkü bazı günler çalıştırılıyor, bazı günler çalıştırılmıyor. Buradan da dünyanın en güzel, en uzun 2’nci kanyonunu korumak adına bütün arıtma tesislerinin çalıştırılmasının oradaki tarıma da katkı sağlayacağı kanaatindeyim.

Hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de Sayın Yalım.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, tutanaklara girmesi bakımından söylüyorum.

BAŞKAN – Bir dakika Sayın Akçay…

Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Zaten grup önerimiz, topyekûn bu kirliliğe yol açan faktörleri kapsayan bir durumu... Ben sadece Turgutlu’daki nikel madenini örnek verdim ama benzeri altın madeni vesaire kirliliğe yol açan bütün faktörleri kapsamaktadır.

BAŞKAN – O öyle anlaşılmıştı zaten Sayın Akçay.

Teşekkür ederim.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Kütahya Milletvekili Sayın Mustafa Şükrü Nazlı konuşacaklar.

Buyurun Sayın Nazlı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA ŞÜKRÜ NAZLI (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin vermiş olduğu Gediz Nehri’nin kirliliğinin araştırılmasına ilişkin Meclis araştırması açılması konusunda AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Aziz milletimizi ve yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bir Kütahya Milletvekili olarak doğduğum şehir, Ege ve Marmara Bölgelerindeki havzaları besleyen önemli su kaynaklarının da doğduğu bir şehirdir. Murat Dağı ve Şaphane Dağı’ndan çıkan sular Gediz Nehri’nin ana su kaynaklarıdır. Bu sular 4 il ve 21 ilçeden geçerek verimli ovaları suyla buluşturur ve Ege Denizi’ne dökülür.

Günümüzde tarımsal ve ekonomik faaliyetlerin artması doğal kaynaklar üzerinde olumsuz bazı etkilere yol açmaktadır. AK PARTİ olarak çevrenin korunmasını sadece ulusal ve uluslararası bir zorunluluk gözüyle değil, nesiller arası hakkaniyetin sağlanması açısından da bir zorunluluk olarak görüyoruz. Bu kapsamda, 2013 yılı sonunda 25 havzanın havza koruma eylem planları hazırlanmıştır. Yine -bu havzalar- Evsel ve Endüstriyel Kirlilik İzleme Programı hazırlanarak havza izlenmelerine başlanmıştır. ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğümüz tarafından uygulama programı ile yoğun evsel ve endüstriyel kirleticilerin baskısı altında bulunan havzalarda sıcak noktalar belirlenerek gerekli önlemlerin alınması için veri sağlanması yoluna gidilmiştir. Havzalardan mevsimsel numuneler alınıp analizleri mobil ve atık laboratuvarlarında yapılmaktadır. Bu kapsamda Gediz havzasında da 17 noktada düzenli olarak izleme çalışmaları yapılmaktadır. Ayrıca Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğümüz tarafından Gediz havzası su kalitesinde iyileştirme sağlanabilmesi için Nisan 2015’ten itibaren Gediz Havzası Kirlilik Önleme Eylem Planı hazırlanarak ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşılmıştır. Eylem planı kapsamında havzada önemli kirlilik kaynaklarının bertaraf edilmesine yönelik olarak bölgedeki birçok belediyemiz, Kütahya’da Gediz ve Şaphane başta olmak üzere atık su arıtma tesislerini gerçekleştirmişlerdir.

Yine az önce Sayın Yalım’ın bahsettiği konuya gelince, Gediz’de organize sanayi bölgemiz mevcuttur. Zaten Kütahya su kaynaklarının ana membasıdır. Murat Dağı’ndan kaynayan sular bir taraftan Gediz ve Menderes Nehirleri üzerinden Ege Denizi’ne, bir taraftan Porsuk Nehri üzerinden Sakarya havzasına, oradan Karadeniz’e dökülmektedir ve bu bilince sahip bir il olarak organize sanayilerimizin hepsinde arıtma mevcuttur. Gediz Organize Sanayi Bölgemizde, Gediz Belediyesi ileri bir arıtma tesisi kurdu biliyorsunuz. Bir protokol imzalayarak organize sanayi bölgesi…

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Ama daha yok henüz.

MUSTAFA ŞÜKRÜ NAZLI (Devamla) - …şu anda kanalizasyon atıklarını Gediz’in arıtma tesisine vermektedir. Dolayısıyla herhangi bir şekilde çevreye kirlilik yaratmamaktadır. Biz Kütahyalılar olarak ilgili birlik toplantılarında da şöyle bir söz ifade etmiştik: Suyu tertemiz olarak dağlardan kaynayan bu temiz suları biz nehirlere veriyoruz. İnşallah, Ege Denizi’ni nihai noktada aynı temizlikte korumak o 4 ilin boynunun borcudur; sadece Kütahya değil, Uşak, Manisa ve İzmir’den de aynı şeyi bekliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ŞÜKRÜ NAZLI (Devamla) - Özellikle, Salihli, Turgutlu, Kemalpaşa gibi bölgelerde yoğun sanayi faaliyetlerinden dolayı kirlilik oluşmaktadır.

Ben, son olarak tabii, takdiri yüce Meclisimize bırakıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Nazlı.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza sunacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Ama Kütahya etmiyor, olmaz ki canım böyle şey!

BAŞKAN – Sayın Yalım, yani…

OKTAY ÇANAK (Ordu) – Ne bağırıyorsun ya!

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Ama nasıl? Olur mu böyle şey? Ya, olmaz ki böyle şey!

BAŞKAN – Sayın Yalım, lütfen…

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Çevre için konuşuyoruz, çevre için biz buradayız.

BAŞKAN – Sayın Yalım…

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Buyurun Başkanım.

BAŞKAN – İşlem yapıyorum, sayım yapacağım, oylamaya sundum. Yerinizden bağırmanın bir anlamı yok ki. Lütfen bozmayın çalışma düzenini ve insicamımızı.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Tamam Başkanım, teşekkürler.

BAŞKAN – Kabul edilmemiştir.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Buyurun, ondan sonra da dedi mi, dedi diyorsunuz.

BAŞKAN – Nedir derdiniz? Karar yeter sayısı isteseydiniz o zaman.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Sayın Başkanım, burada karar yeter sayısı… Alakası yok. Kütahya’nın, Gediz’in, vatandaşın sağlığıyla ilgili konuşuyoruz. Eğer sizler, arkadaşlarınız bu milletin, vatandaşın sağlığını korumayacaksa biz ne yapacağız burada?

BAŞKAN – Dinlemiyorum sizi.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- CHP Grubunun, 14/2/2018 tarihinde Eskişehir Milletvekili Cemal Okan Yüksel ve arkadaşları tarafından, ülkemizde mevcut ve kurulması planlanan Eskişehir Tepebaşı Kömürlü Termik Santral Projesi dâhil tüm termik santrallerin çevre ve insan sağlığına etkilerinin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 14 Şubat 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

14/2/2018

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 14/2/2018 Çarşamba günü (Bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisini İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                         Engin Altay

                                                                            İstanbul

                                                                    Grup Başkan Vekili

Öneri:

Eskişehir Milletvekili Cemal Okan Yüksel ve arkadaşları tarafından ülkemizde mevcut ve kurulması planlanan Eskişehir Tepebaşı Kömürlü Termik Santral Projesi dâhil tüm termik santrallerin çevre ve insan sağlığına etkilerinin belirlenmesi amacıyla 14/2/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin (1718 sıra no.lu) diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 14/2/2018 Çarşamba günlü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere öneri sahibi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Eskişehir Milletvekili Cemal Okan Yüksel konuşacaklar.

Buyurun Sayın Yüksel.

CHP GRUBU ADINA CEMAL OKAN YÜKSEL (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak Eskişehir’e kurulması planlanan termik santral de dâhil olmak üzere ülkemizde mevcut ve yapım aşamasındaki kömürlü termik santrallerin çevre ve insan sağlığına etkilerinin belirlenmesi ve bu etkilere önlem alınabilecek koşulların araştırılması amacıyla vermiş olduğumuz Meclis araştırma önergesi üzerine açıklamalarda bulunmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bilmiyorum son zamanlarda Eskişehir’e gelen var mı. 1999 senesinden beri belediye başkanlığı yapan Sayın Profesör Doktor Yılmaz Büyükerşen’in ciddi çabaları ve projeleri sonucu Eskişehir bozkırın ortasında yemyeşil bir vaha hâline geldi. Önceleri karşılaşmadığımız turist ziyaretleriyle karşılaşıyoruz ve Eskişehir’de yaşamaktan gerçekten Eskişehirli olarak ben hem büyük bir haz hem de büyük bir gurur duyuyorum.

Termik santrallerin havaya, suya, toprağa, dolayısıyla insana ve çevreye olan zararları konusunda sanırım hepimiz hemfikiriz.

Şimdi ise iktidar partisi, Eskişehir’e hem de en yakın yerleşim yerine 1,8 kilometre uzaklıkta linyit kömürüyle çalışacak bir kömürlü termik santral kurma aşamasında. İlk önce şunu… Biz bununla ilgili çok araştırma yaptık. Termik santral ne kadar ileri teknolojiyle kurulursa kurulsun, bacasından çıkacak olan külün, tozun çevreye, insana, hayvana, yeşile zararı haricinde bir de Eskişehir açısından şu stratejik önemi var: Malumunuz, 15 Temmuz darbe girişiminde Eskişehir Ana Jet Üssü’nden kalkan savaş uçakları Akıncı’daki pistleri bombaladı ve çok daha büyük bir felaketin önüne geçtik. Bu bacalardan çıkan kül ve partiküllerin yüzlerce kilometre öteye ve onlarca kilometre yukarıya dağıldığı da düşünüldüğünde oradaki uçakların motorlarına nasıl bir etki yapacağı araştırılmadan alelacele burada bir termik santral kurulmaya çalışılıyor. Termik santralin kurulacağı Tepebaşı bölgemizin mücavir alanının içindeki alan tarım alanı. Malumunuz, tarım alanından çıkartmak için Toprak Kurulu toplanacak ve bu alanın tarım alanından çıkartılıp çıkartılmayacağı kararlaştırılacak. Eskişehir’de yapıldı. İlgili yönetmelik tarım alanından çıkma koşulu üçte 2 çoğunluğu arıyor. Eskişehir’de yapılan oylamada 6’ya 4 yani üçte 2 çoğunluk sağlanamadı, tarım alanından çıkartılamadı ama maalesef bakanlık hemen o hafta içerisinde yönetmeliği değiştirdi, o üçte 2 çoğunluğu beşte 3’e çevirdi. Toprak Koruma Kurulu tekrar toplandı ve maalesef yasaya uydurularak, mevcut durum, hukuki durum fiilî duruma uydurularak tarım arazisinden ilgili alan çıkartıldı.

Bu arada, Enerji Bakanlığı bölge muhtarlarını toplantıya çağırdı termik santralin yararlarını anlatmaya. O toplantılarda AKP’li bir ilçe belediye başkanının dediği gibi “Külün bir zararı olmaz, Eskişehir’e doğal gaz gelmeden de hava kirliydi. Ne oldu, öldünüz mü? Binlerce insan burada seracılık yapacak. Termik santralde binlerce insan çalışacak. Herkes su gibi para kazanacak.” gibi gerekçelerle muhtarlar ikna edilmeye çalışıldı. Bir de muhtara hediye dağıtıldı. Ne dağıtıldı biliyor musun sayın vekillerim? Muhtarlara tüy dökücü krem dağıttılar. Termik santralin yararlarını anlatıp muhtarları ikna etmek için tüy dökücü krem dağıttılar. Yani takdirlerinize sunuyorum.

Çok uzun uzun anlatılacak şey var ama ben -nasıl olsa bu araştırma önergemizi de muhalefetten geldiği için içinize sinmeye sinmeye reddedeceksiniz ama- Sayın Erdoğan’ın sözleriyle size seslenmek istiyorum. Demiş ki Sayın Erdoğan: “Demokraside bu işin sahibi millettir. Onun için de millete gideriz. George, Hans, Helga ne derse desin benim için önemli olan Ahmet, Mehmet, Hasan, Hüseyin, Ayşe, Fatma ne der o önemli. O yüzden her kararı da millete sormamız gerek.”

O zaman arkadaşlar, gelin, hodri meydan; Eskişehir’e termik santral yapılıp yapılmayacağıyla ilgili Eskişehir halkına soralım, bir referandum yapalım, ona uyalım diyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Manisa Milletvekili Sayın Erkan Akçay konuşacaklar.

Buyurun Sayın Akçay. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; CHP’nin vermiş olduğu grup önerisi üzerine söz aldım. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz enerjide yaklaşık yüzde 75 nispetinde dışa bağımlıdır ve her yıl yaklaşık 50 milyar dolara varan bir enerji ithalatı yapılmaktadır. Bu rakamları dikkate aldığımızda, elimizdeki yerli kaynakların ne kadar kıymetli olduğunu daha iyi anlıyoruz.

Enerjide en önemli konulardan biri de arz güvenliğidir. Arz güvenliğini sağlamak için ithalata bağımlılık kontrol altına alınmalı ve mümkün olduğu ölçüde kaynak ve güzergâh çeşitliliği sağlanmalıdır.

2017 yılında ülkemizin elektrik tüketimi yaklaşık 293 milyar kilovatsaat olarak gerçekleşmiştir. Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için enerji tasarrufunun yanında yerli ve yenilenebilir enerji potansiyelinin harekete geçirilmesi gerekiyor. Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesinin raporlarına göre ülkemizde güneşten 380, rüzgârdan 120, baraj ve akarsulardan 100, linyitten 100, biyogazdan 35 ve jeotermal kaynaklardan 15 milyar kilovatsaat elektrik üretmek mümkündür. Dolayısıyla, Türkiye öz kaynaklarını harekete geçirdiğinde 750 milyar kilovatsaat elektrik üretebilecek kapasiteye sahiptir. Ayrıca, enerji verimliliğinden 58 milyar kilovatsaat, santrallerin rehabilitasyonuyla da 20 milyar kilovatsaat elektrik tasarrufu sağlanabilecektir. 2017 yılındaki elektrik tüketimimizin 293 milyar kilovatsaat olduğunu düşündüğümüzde, yeterli üretim sağlandığı gibi, 535 milyar kilovatsaate yakın bir ihracat potansiyeli dahi oluşabilecektir. Türkiye'nin bu potansiyeli bugüne kadar maalesef yeterince kullanılamamış, enerji açığını kapatmak için ithal kaynaklara ve fosil yakıtlara başvurulmuştur. Bu durumda hem dışa bağımlılık hem de sera gazı salınımı artmıştır. Enerjide dışa bağımlılık ülkenin ekonomik ve sanayi geleceğini riske atmaktadır. Artan enerji ihtiyacının karşılanmasında yerli kaynaklara öncelik verilmesi, enerji verimliliği ve enerji tasarrufunun teşvik edilmesi önemlidir. Bu kapsamda yerli yatırımlar ve üretimde yerli ve yenilenebilir enerjinin payının artırılması zarureti vardır.

Bu düşüncelerle önergeye olumlu oy vereceğimizi ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akçay.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Uğur Dilipak konuşacaklar.

Buyurun Sayın Dilipak. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; CHP grup önerisi aleyhine, AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Dünya son iki asırdır enerji mücadelesine sahne olmaktadır. Bu enerji rezervlerini kullanmak isteyen ülkelerin, bölgemizde oynadığı oyunlar aşikârdır. Aynı şekilde bugün Afrin’de yaşanan olayların da esasında temeli budur. Şehitlerimizi rahmetle anarken gazilerimize acil şifalar diliyorum, bu savaşta kahraman Mehmetçik’imize de muzafferiyet diliyorum.

Enerji tabii ki günümüzün zaruri ihtiyacı. Bu konuda enerjiye hâkim olamayan ülkeleri geri kalmış ülkeler kategorisinde değerlendirebiliriz. Bugün hayatımızın en vazgeçilmez ögeleri içerisinde elektrik enerjisi yer alır. Bugün CHP’nin vermiş olduğu önergede, mevcut termik santrallerimizin, mübalağalı bir şekilde, güya zararlarıyla ilgili açıklamalar olmuş. Tabii, biz bu zihniyeti tanıyoruz. 1990’lı yıllarda Cumhurbaşkanımız Belediye Başkanı olduğunda, ilk günlerden itibaren doğal gazı İstanbul’da yaygınlaştırmayı birinci önceliğe aldığımızda, baktığımızda “Yollara bomba döşüyorsunuz.” dediler. Aynı şekilde, hidroelektrik santralleri yapmaya başladığımızda “Doğayı kirletiyorsunuz, tabiatı tahrip ediyorsunuz.” dediler. Aynı şekilde, rüzgâr enerjisi santrallerinde de bunları yaşadık; kuş yoludur veya başka bir şeydir. Yani şu anda sadece GES’ler konusunda bir şeyler söylenmedi. Nükleer santraller konusunda da hakeza aynı yaygarayı koparıyorlar.

Tabii, bu enerjiyi kolektif bir şekilde değerlendirdiğimizde, değerli arkadaşlar, biz yeni enerji politikamızda “Millî enerji, güçlü Türkiye.” politikamızı yaygınlaştırmaya başladık. Tabii, burada Sayın Enerji Bakanımız Berat Albayrak’ın söylediği gibi, Türkiye'de eski santraller vardı ve bu santrallerle ilgili 2019’a kadar çevreye uyumluluk noktasında çalışmalarımız devam ediyor. Aksi takdirde de Enerji Bakanımızın söylemiyle “Bunlarla, çevreye uyum konusunda çalışmayan santrallerle külahları değişeceğiz.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika ek süre vereyim, tamamlayın lütfen.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Devamla) – Tabii, yeni nesil kontrol sistemleriyle il çevre müdürlüklerimizde yedi gün yirmi dört saat esasına göre bu çalışmalar devam ediyor. Herhangi bir fabrikanın veya herhangi bir enerji santralinin bu konularda -çevre- Avrupa Birliği normlarına uygun olmayan şekilde herhangi bir emisyon değerleri ölçülürse anında müdahale ediliyor. Yani, burada kontrol tamamen sağlanıyor. Şu anda özel sektörde 5-6 kadar santralimizde sıkıntı var. Tabii, bunlara da 2019 yılı sonuna kadar müsaade verdik. Türkiye’nin bin megavat başına düşen yıllık yaklaşık 1,5 milyar dolarlık yatırımları oluyor. Bu yatırımlar da ülkemizde istihdamı artırıyor ve bu yatırımlarla birlikte Türkiye’de doğal gaz karşılığı olarak 300-400 milyon dolarlık tasarruf sağlanıyor.

Bu vesileyle yüce heyeti selamlıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Devamla) – Bu önerinin aleyhinde konuştuğumuzu belirtmek istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dilipak.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, sayın hatip konuşurken grubumuza yönelik olarak “Bu zihniyet zaten iyi şeyleri istemez.” şeklinde bir sataşmada bulunmuştur. Lütfen kayıtlara geçsin, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak…

BAŞKAN – Siz grup başkan vekili olarak mı…

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Hayır, grup yönetim kurulu üyesi olarak…

Lütfen… Bu konuda grup adına bir sataşma söz konusudur.

BAŞKAN – Şimdi, grup başkan vekilinden…

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Cumhuriyet Halk Partisi her zaman, kendisinden yetki aldığımız…

BAŞKAN – Sayın Köksal, grup başkan vekili size vekâlet verdi mi?

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Verdi efendim, onun için…

BAŞKAN – Nerede yazılı olarak?

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sözlü olarak vekâlet verdi, onun için cevaplıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz her zaman yapıcı muhalefetin peşindeyiz.

BAŞKAN – Tamam, teşekkür ederim.

Sayın Altay geldi.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Bu konuda -lütfen kayıtlara geçilsin- bu şekildeki suçlamaları kabul etmiyoruz.

BAŞKAN – Tamam Sayın Köksal, tamam, peki.

Sayın milletvekilleri, verilen vekâletnamelerin yazılı olarak kürsüye verilmesi gerekiyor veya bilgi verilmesi gerekiyor grup başkan vekilleri tarafından. Bunu bir kez daha hatırlatmış olayım.

Oylamayı yapıp Sayın Doğan ve Sayın Tanal’a söz vereceğim.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Olumlu oy verdik.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Olumlu oy verdiniz, teşekkür ederiz.

BAŞKAN – Sayın Doğan, buyurun.

II.- AÇIKLAMALAR (Devam)

23.- İstanbul Milletvekili Selina Doğan’ın, Maçka Parkı’nın altından kara yolu tüneli geçirilmek istendiğine ve açılan davalar henüz karara bağlanmadan ağaçların sökümüne başladığına, İstanbul Büyükşehir Belediyesini bu doğa katliamından vazgeçmeye çağırdığına ilişkin açıklaması

SELİNA DOĞAN (İstanbul) – Çok teşekkür ederim.

İstanbul’daki trafik ve ulaşım sorununu doğal ve kültürel alanları yok ederek çözmeye çalışan İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bir yıl sonra gözünü yeniden Maçka Parkı’na dikti. Maçka Parkı’nın altından kara yolu tüneli geçirilmek isteniyor bildiğiniz gibi. Geçen yıl gündeme gelen bu plan, açılan davalar ve itirazlar sonrası rafa kaldırılmıştı. Açılan davalar henüz karara bağlanmadan İstanbul Büyükşehir Belediyesi küçük bir plan değişikliğiyle ağaçların sökümüne yeniden başladı. Tam 199 ağacın söküleceğinin açıklanmasına karşın biliyoruz ki söküm bununla sınırlı kalmayacak.

Parkların altına kara yolu yapmak demek, parkların toprakla bağlantısını kesmek, yağmur sularının toprağa karışmaması yani doğal afetlere davetiye çıkarmak, olası bir depremde daha büyük bir felaket demektir.

Bu nedenle, tüm İstanbullular adına İstanbul Büyükşehir Belediyesini bu doğa katliamından vazgeçmeye çağırıyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Tanal…

24.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, fiilen cami imamlığı yapan ancak evrak üzerinde İŞKUR temizlikçisi gösterilen cami hocalarının mağduriyetinin bir an önce giderilmesini talep ettiğine ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ Bey’den istirhamım şu: Diyanet İşleri Başkanlığının ilanıyla KPSS yazılı sınavı ve sözlü mülakatıyla 4.995 kişi cami imamı olarak 12 Mayıs 2017 tarihinde işe alınmıştır. Ancak 4.995 cami imamı fiilen imamlık yaptığı hâlde evrak üzerinde İŞKUR’da temizlik işçisi olarak gösterilmektedir.

Fiilen cami imamlığı yapan ancak evrak üzerinde İŞKUR temizlik işçisi gösterilen cami hocalarımız mağdur durumdadır. Bu mağduriyeti ne zaman gidereceksiniz? Burada cami hocasının İŞKUR’da temizlik görevlisi gösterilmesi kanuni değil, hukuki değil. Bu mağduriyetin bir an önce giderilmesini talep ediyorum.

Hepinize saygı ve hürmetlerimi sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine devam edeceğiz.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/912) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 518) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Sayın milletvekilleri, dünkü birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın tümü üzerindeki konuşmalar tamamlanmıştı.

Şimdi tümü üzerindeki soru-cevap işlemine başlayacağız.

Süremiz yirmi dakika.

İlk on dakikada sayın milletvekillerinin sorularını alacağım, diğer on dakika ise cevap vermesi için Sayın Bakana aittir.

Sayın Tüm…

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Teşekkür ediyorum.

FET֒nün eğitim alanında ağırlığını yitirmesinden sonra eğitimde FET֒nün yerini tarikatlar almaya başlamıştır. Millî Eğitim Bakanlığı “değerler eğitimi” adı altında çocukları tarikatlara emanet etmektedir. Yeni dönemde Bakanlık, farklı iller ve isimlerle örgütlenen yeni nesil cemaat ve tarikatlara Türkiye genelinde okullarda etkinlik düzenlemesi için kolaylıkla izin vermektedir. Hükûmete soruyorum: Millî Eğitim Bakanlığının dinî cemaat, tarikat, cemiyet ve bunlara bağlı kuruluşlarla imzaladığı protokol sayısı kaçtır? Muradiye Vakfı, Diyanet Vakfı, İlim Yayma Cemiyeti, Hizmet Vakfı, Hayrat, Maarif, Ensar, TÜGVA ve TÜRGEV’le imzalanan protokol sayısı kaçtır? İlim ve kültür derneği olarak ortaya çıkan ve yeni nesil Nur cemaati yapılanması olarak eğitimde örgütlenen bu derneğe Türkiye çapında okullarda etkinlik yapılması için izin verilmiş midir? Son beş yılda özel okullara giden öğrenci sayısının 12 kat artmasının…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Biraz önce sordum ama Sayın Bakanımız meşguldü, tekrar soruyorum: Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından KPSS sınavıyla, hem yazılı hem sözlü mülakatla 4.995 kişi cami imamı olarak 12 Mayıs 2017 tarihinde işe başlatılmıştır. Ancak 4.995 cami imamı evrak üzerinde İŞKUR’a kayıtlı olduğu hâlde fiilen cami imamlığı yapmaktadır. Cami imamı olan bu arkadaşlarımız mağdur durumdadır. Bunların bu mağduriyetleri ne zaman giderilecektir? Aslında bunlar temizlik işçisi değil, cami imamı. Cami imamını temizlik işçisi diye İŞKUR’a kayıtlı göstermek hukuka karşı, kanuna karşı hiledir, dürüstlük ilkesine aykırıdır. Bu anlamda, cami hocalarımızın bu mağduriyeti ne zaman giderilecektir? Gerçi Bakanlık ilgilenmiyor ama ben her seferinde söyleyeceğim.

Teşekkür ederim, saygılarımı sunarım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Tümer…

ZÜLFİKAR İNÖNÜ TÜMER (Adana) – Sayın Bakan, Türkiye’nin Afrin Operasyonu’yla ilgili görüşlerini açıklarken sınır ötesinde bulunan çocuklarımızı, onların ana, baba ve yakınlarını da gözeterek büyük bir özenle, hiçbir insana hürmetsizlik etmeyen bir üslupla, sadece “barış” dedikleri için gözaltına alınan Türk Tabipleri Birliği Başkan ve üyeleri, bildiğiniz üzere, serbest kalmıştır. Açıklamalarının hiçbir suç içermediği yargının yetkili organlarınca da belirlenen Türk hekimleri, insanların fiziksel, ruhsal, sosyal ve çevresel sağlık açısından onarılmaz sorunlarla karşı karşıya kalmasını elbette istememektedir. Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyesi Doktor Dursun Yaşar Ulutaş’ın görevi de diğer Türk hekimleri gibi insanı yaşatmaktır ve yaşamı savunmaktır. Gözaltından sonra serbest kalan Doktor Dursun Yaşar Ulutaş açığa alınmıştır. Sadece “barış” dediği için görevinden uzaklaştırılan Sayın Ulutaş’ın, görevine bir an önce iade edilmesini diliyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Türkmen…

ELİF DOĞAN TÜRKMEN (Adana) – Teşekkür ediyorum Başkanım.

Adana, bölgenin en büyük ili hem nüfus açısından hem ekonomik açıdan hem de sosyal kültürel açıdan ve en önemlisi çok büyük bir üniversitesi var, daha sonra bir devlet üniversitesi daha açıldı. Ancak Adana’da Schengen vize bürosu yok. Bu nedenle, Adanalılar hep ya komşu ile ya da Ankara’ya, İzmir’e, İstanbul’a taşınmak zorunda ama Adanalı, Adanalı işadamları, Adanalı öğrenciler bir Schengen vize bürosu bekliyor. Bu konuda gereğinin yapılmasını talep ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Balbay…

MUSTAFA ALİ BALBAY (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, Milletvekili Arkadaşımız Enis Berberoğlu’nun yargılamasında dün çok önemli bir aşama geçildi. Yargılama boyunca casuslukla suçlanan ve yirmi beş yıl hapis cezasına çarptırılan Berberoğlu için biz, bunun gerçek olmadığını, gerçeğin bir an önce ortaya çıkmasını istediğimizi söylemiştik, dün casusluk olmadığı söylendi. Ceza beş yıl on ay olarak verildi. Şu andaki hukuk sistemimizde on yılın altındaki bütün cezalarda tahliye var. Berberoğlu, niçin tahliye edilmiyor? Bu, Hükûmetin sorumluluğunda değil midir? Bu Meclisin 550 üyesinden biri, şu anda genel hukuk sistemi içinde bile on yılın altındaki bütün cezalarda tahliye olunduğu hâlde niçin hâlâ tutuklu tutulmaktadır? Bunun yanıtını Hükûmetten, Sayın Bakandan bekliyoruz.

BAŞKAN – Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkanım, vallahi, ben üç seferdir…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Sayın Başkan, biz de söz istemiştik.

BAŞKAN – Siz sistemde yoktunuz Sayın Gürer.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Dün akşam yazıldı ya.

BAŞKAN – Dünde kaldı onlar. Tekrar girin lütfen.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Süre geçti, herhalde…

BAŞKAN – Yeniden başlatıyoruz Sayın Tanal.

Buyurun.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Tekrar söylüyorum Sayın Başkanım. Özür diliyorum, bu, üçüncü sefer aynı konu ama bir türlü cevap alamıyorum.

Bu 4.995 cami hocası yazılı sınavla, sözlü mülakatla cami hocası olarak işe alındı. Ancak bu cami hocaları mülakatla ve yazılı sınavla işe alındığı hâlde İŞKUR personeli gösteriliyor, temizlik işçisi gösteriliyor. Ve bunlar da şimdi, sözleşmeleri süreli olduğu için işten atılacaklar ve mağdur edilecekler. Bu cami hocaları KPSS sınavıyla sınavı kazandığı hâlde, sözlü mülakatla başarılı olduğu hâlde niye cami hocası olarak atanmıyor da İŞKUR’a temizlik işçisi olarak atanıyor? Bu, kanuna aykırıdır; bu, hileli işlemdir; bu, bir mağduriyettir. Bu cami hocalarımızın mağduriyeti ne zaman giderilecektir?

Teşekkür ederim, saygılarımı sunarım.

BAŞKAN – Sayın Tanal, aynı soruyu soruyorsunuz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Evet.

BAŞKAN - Ama cevap bölümüne gelmedik daha.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Peki ama…

BAŞKAN – Bir cevap bölümünü bekleyin.

Sayın Tümer…

ZÜLFİKAR İNÖNÜ TÜMER (Adana) – Türkiye genelinde 1999 yılından önce sigortalı olup emekli olabilmeleri için yaş sınırları uzatılan yaklaşık 3 milyon kişi mağdur edilmektedir. Emeklilikte yaşa takılan vatandaşların sigorta prim gün sayılarını tamamlamalarına rağmen emekli edilmemesi, ülkenin kanayan bir yarası hâline gelmiştir. Emekliliği hak etmelerine rağmen yaşları bahane edilerek yıllarca bekletilen insanlarımızın büyük bir haksızlığa uğradığı açıktır. Emekli olma hayalleriyle yıllarca emek veren vatandaşlarımızın sorunu acilen Hükûmet gündeminde yer almalıdır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Şimşek…

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Adana-Ceyhan arası otoban ücretsizdir. Mersinli hemşehrilerimiz de Tarsus-Mersin arası otoban trafiğinin ücretsiz olmasını ve şehir içi trafiğin rahatlamasını beklemektedirler. Çünkü Mersin’in iki tane ana giriş hattı vardır, her iki giriş hattında da şu anda bat-çık projesi yapılmaktadır ve şehir içi trafiği Adana-Mersin istikametinde felç olmuş durumdadır. Bakanlığın acilen bunu gündeme alıp Tarsus-Mersin arası otobanı ücretsiz hâle getirmesini istiyoruz.

İkinci talebimiz de, nüfusu 400 bine yaklaşan Mersin’in Tarsus ilçesinde araç muayene istasyonu yoktur. Sayın Bakan, bunu yazılı olarak da sormamıza rağmen, şehrin 10 kilometre yakınında başka bir bölgede istasyon olduğunu ve yeni bir istasyona gerek duyulmadığı belirtilmiştir. Oradaki istasyon yetersizdir. Mutlaka Tarsus ilçesine kendi sınırları içerisinde yeni bir istasyon yapılması… Diğer istasyon, Mersin’in Akdeniz ilçesi sınırları içerisinde kalmıştır Büyükşehir Yasası’yla beraber. Bunun mutlaka gündeme alınmasını ve 400 bin nüfuslu bir kentin araç muayene istasyonundan mahrum bırakılmamasını talep ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Gürer…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Sağlık Bakanlığı yaptığınız dönemde, 2017 yılı için sağlıkçılara ek atama sözü vermiştiniz, ne yazık ki 2017’de bu gerçekleşmedi. Şu anda 400 bin civarında atanamayan sağlıkçı var. Bu yıl içinde sağlıkçılarla ilgili alım yapılacağı belirtiliyor ama tarih verilmiyor. Sayısı kaç, ne zaman alınacak, bunu sağlıkçılar soruyor.

İkincisi de Bor Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesinde yaşanan bir olay. Fizyoterapi bölümünde çalışanlar iki ayrı ihaleyle alınmış; 5’i kadroya alınıyor, 5’i alınmıyor taşeron düzenlemesi nedeniyle. Aynı işi yapan ve aynı işi yaptıkları hâlde farklı ihalelerle işi alanların oluşan mağduriyetlerinin giderilmesi için de çalışma yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu bağlamda, taşeronların “ama”sız, “lakin”siz tümünün kadroya alınmasından öte, aynı kurum içinde bu ayrımların da giderek daha sorunlar yaratacağını düşünüyoruz. Ayrı ayrı ihalede aynı işi yapan insanların tümünün bulundukları kadrolara alınmasını temenni ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Köksal…

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sayın Bakan, 2014 yılında, nüfusu 2 binin altında olduğu için kapatılan belediyelerde çalışan geçici işçiler, maalesef mağdur olmuştur. Bunların birçoğu şu anda iş bulamamaktadır ve birçoğu da şu anda buldukları geçici işlerde çalışmaktadır. Nüfusu 2 binin altında olduğu için kapatılan belediyelerde çalışan geçici işçilerle ilgili bir çözümünüz var mıdır? Bunların mağduriyetleri giderilecek midir?

Yine, seçim bölgem Afyonkarahisar’da kapatılan Bayat, İhsaniye ve Sultandağı adliyelerinin yeniden açılmasını istiyoruz, bu konuda bir çalışma var mıdır?

Ve yine, seçim bölgem Afyonkarahisar ili Sandıklı ilçesindeki ağır ceza mahkemesinin de yeniden açılmasını istiyoruz. Bu konuda da bir çalışma var mıdır?

BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurun.

Süreniz on dakika.

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Değerli Başkanım, size ve soru tevcih eden bütün değerli milletvekillerine teşekkür ediyorum.

Tabii, Hükûmetin bir üyesi olarak, Başbakan Yardımcısı olarak bu sorulara gücüm yettiğince cevap vereceğim ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim: Görüşeceğimiz kanunla alakalı hiçbir soru yok, genellikle sorular çalışmadığım yerlerden çıktı yani.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Bizimki sizinle alakalı Sayın Bakanım. Araç muayene istasyonu, yatırım…

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Değerli milletvekilleri, şunu özellikle ifade edeyim: İlk soruyu soran milletvekilimiz “Eğitimde FET֒nün yerini ‘değerler eğitimi’ altında başka cemaatler ya da tarikatlar alacaktır, alabilir.” diye bir endişesini dile getirdi. Millî Eğitim Bakanlığımızın belli protokollerle gençlerimizin gelişimlerini sağlamak, tabii ki bu arada değerler eğitimiyle alakalı gelişimlerini de sağlamak üzere yaptığı çalışmalar, bu arada belli sivil toplum örgütleriyle yaptığı protokoller tamamen legal yani kanuni olan dernek ve vakıflarla yapılmaktadır. Türkiye’deki mevcut kanunlara göre kurulmuş, amaçları kuruluş mevzuatında belirtilmiş olan sivil toplum örgütleri var yani kuruluşları da mevzuata göre, amaçları da mevzuata göre belirtilmiş olan sivil toplum örgütleri. Kanaatimce Millî Eğitim Bakanlığımızın bu çeşitten sivil toplum örgütleriyle iş birliği yapması kadar tabii bir şey olamaz. Bu iş birliklerinin artması lazım. Bütün gelişmiş toplumlarda, demokratik toplumlarda sivil toplum örgütleriyle ilişkinin artırılması esastır, geliştirilmesi esastır.

Sayın Tanal’ın sabırla 3 kere sorduğu…

3 kere mi sordunuz Sayın Tanal?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – 3 sefer oldu Sayın Bakan.

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – 3 sefer sorduğu soruyla alakalı şu anda bende bir malumat yok ama bu malumatı Diyanet İşleri Başkanlığımıza, ilgili Başbakan Yardımcımıza ileteceğim. Öyle inanıyorum ki Sayın Tanal’ın verdiği açıklamalarla değerlendirilip mesele bir çözüme kavuşturulacaktır.

Türk Tabipleri Birliğinin Afrin’le alakalı ifadeleri, aslında, gerçekten bütün toplumu yaralamıştır, bunu kabul etmek lazım. Daha önce bu, bana başka yerlerde de soruldu. Şunu açıkça ifade edeyim: Türk Tabipleri Birliği, bütün Türk tabiplerinin, sağlık çalışanlarının ve milletinin hislerine tercüman olmalıdır, bir ideolojik saplantı içinde konuşmamalıdır ve davranmamalıdır. Bu, benim şahsi kanaatimdir ve davranışlarının yanlış olduğuna da inanıyorum. Ben de bir hekimim, bu davranışın yanlış olduğunu da ifade ettim. Ama, bunun ötesinde, yargı tarafından yapılan işlemler elbette yargıya ait işlemlerdir.

Açığa alınmış bir doktordan bahsettiniz. Bununla alakalı hususta da takdir edersiniz ki bende şu anda bir malumat yok. İdari soruşturmanın sebebine ve o idari soruşturmanın sonuçlarına bakmak lazım.

Şunu ifade etmek gerekiyor: Şimdi, Türkiye’deki meslek örgütleri ve meslek örgütlerine ait odalarla alakalı olarak, yine kanaatimce, son derece demokratik olmayan bir sistem geçerli. Dikkat ederseniz şu anda Mecliste 4 partiyiz, yüzde 10 barajı olmasına rağmen 4 partiyiz ve 4 farklı ses Mecliste çıkabiliyor. Oysa sivil toplum örgütlerinin kuruluş kanunlarında çoğunluğu elde eden bir grup ya da görüş sahibi, o meslek örgütüne mensup bütün insanları temsil etmiş gibi tek bir listeyle seçiliyor. Bunun behemehâl değiştirilmesi gerekir. Bu, son derece antidemokratik bir tutum. Yani şu anlama geliyor: Bulunduğunuz şehirde en yüksek oyu alan parti bütün milletvekillerini alır, götürür. Bu, malum, 1950’de ilk defa demokrasiye geçildiğinde böyleydi. Bunun mahzurları ortaya çıktı, Anayasa değiştirildi. Dolayısıyla…

MUSTAFA AKAYDIN (Antalya) – Sayın Bakan, bütün dünyada böyle.

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Bakın, ben demokratik bir gereklilikten bahsediyorum. Sivil toplum örgütleri, kendilerini temsil ettikleri meslek mensuplarının çoğulcu karakterine uygun şekilde yapılandırılmalıdır. Bunun için de Meclisimiz gerekli kanunları kanaatimce yapmalıdır.

Adana’da vize bürosu olmadığıyla ilgili Sayın Türkmen bir malumat verdiler, bunu da ilgili bakanlığa ileteceğim.

Sayın Balbay’ın Sayın Enis Berberoğlu’yla ilgili bahsettiği husus, takdir edersiniz ki tamamen yargıyla alakalı bir husustur. Bu yanlışı zaman zaman bu Mecliste sürekli görüyorum doğrusu. Bazı arkadaşlarımız konuşmalarında, yargının tasarruflarını Hükûmetin tasarrufları gibi yansıtmaya çalışıyor. Aslında arkadaşlarımız yargı tasarruflarının Hükûmet tasarrufuyla hiçbir ilgisi olmadığını pekâlâ bilirler ama belki de böyle bir algı oluşturulmaya çalışılıyor kamuoyunda çünkü burada vatandaşlarımız bizi dinliyorlar.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Yargıya talimat verildiği için Sayın Bakan. Yargı saraydan aldığı talimatla çalışıyor.

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Yani “Yargı şu kadar yılla yargılamaya başladı, sonra bu kadar yılla yargılama hususunda bir karar verdi. Bunun için bir tutukluluk yaptı ya da yapmadı…” Bu yargının bileceği bir iştir. Buna ne yüce Meclisin üyeleri siz sayın milletvekilleri ne de icranın üyeleri olan biz bakanlar ya da başbakanlar, cumhurbaşkanları karışabilir. Yani bu hususta…

MUSTAFA ALİ BALBAY (İzmir) – Hiç fikriniz yok mu Sayın Bakan? Bu Meclisin bir üyesi, hiç fikriniz yok mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Hayır, müsaade edin. Yani Meclisin bir üyesiyle alakalı Mecliste tabii ki konuşabiliriz, tabii ki fikrimizi söyleyebiliriz, tabii ki onun yargılanmasıyla ilgili, tutukluluğuyla ilgili fikir serdedebiliriz ama bunun Hükûmetle alakası varmış gibi konuşursak bu yanlış olur. Hükûmet buna ne yapsın yani? Türkiye’de yargı bağımsızdır.

MUSTAFA ALİ BALBAY (İzmir) – Bu durumlarda hep tahliye çıkıyor.

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Hayır, bunu biliyoruz ama yargının bağımsızlığını bilmemiz lazım.

BAŞKAN – Sayın Balbay, lütfen…

MUSTAFA ALİ BALBAY (İzmir) – Başka bir şey söylemiyoruz biz burada. Sanki bilmiyormuşsunuz gibi konuşuyorsunuz.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Yargı bağımsız değil ki! Adalet Şûrası bile Beştepe’de yapılıyor, nasıl bağımsız yargı?

BAŞKAN – Sayın Balbay, karşılıklı konuşmayın. Siz soru sordunuz, Sayın Bakan cevap veriyor. Lütfen…

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Emeklilerimizle ilgili olarak… Şu andaki mevcut kanunlar biliyorsunuz, bir vatandaşımızın emekliliğiyle ilgili olarak yıl ve gün şartı, ayrıca yaş şartı aramaktadır. Aslında Türkiye’de geçmişte yapılan kanunların ve uygulamaların çok genç emeklilikler oluşturduğunu biliyoruz ve bunu açık yüreklilikle konuşmak lazım. Dünyada çalışanına kıyasla emekli sayısı bizdeki kadar yüksek ülke arasanız bulamazsınız. Aslında çok genç yaşta emeklilikler tabii olarak çalışanların sırtından ödenmektedir. Dolayısıyla bugünkü kanunlar muvacehesinde bu 3 şartı sağlayan yani yıl şartını, gün şartını ve yaş şartını sağlayan değerli vatandaşlarımız emekli olmaktadırlar ve bunun da ben doğru bir uygulama olduğu kanaatindeyim.

Adana-Ceyhan otoyolunun ücretsiz, Tarsus-Mersin otoyolunun ücretli olduğunu değerli milletvekilimiz ifade ettiler. Bunu da ben ilgili bakanımıza ileteceğim. Değerli milletvekilimiz her ne kadar bir önceki sorusuna ya da talebine “Tarsus’ta araç muayene istasyonuna ihtiyaç yok.” cevabını yazılı olarak ilgili bakanlıktan, kurumdan almışsa da bu meseleyi de ilgili bakanımıza ileteceğim.

Sorularınız için çok teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bakan.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Sağlık Bakanlığındaki atamaları sorduk Sayın Bakan.

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Sağlık Bakanlığıyla ilgili de bir soru sordular. Doğrusu, tabii, şu anda ben Sağlık Bakanı değilim, bunu Sağlık Bakanımızla ve Maliye Bakanımızla görüşmemiz lazım. Ama bu sene birçok alanda olduğu gibi sağlık alanında da yeni atamalar yapılacak ve biliyorsunuz, Hükûmetimiz, memur atamaları konusunda belli alanlara öncelik vermektedir; bunların başında sağlık personelimiz, millî eğitim personelimiz ve güvenlik personelimiz gelmektedir.

Çok teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Şimdi birinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

Birinci bölüm 1 ile 20’nci maddeleri kapsamaktadır.

Birinci bölüm üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili Sayın Baki Şimşek konuşacaklar.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

MHP GRUBU ADINA BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 518 sıra sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın birinci bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle aziz Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Bu kanun tasarısı, tali komisyonlarda görüşülmeden, her zaman olduğu gibi, yine torba yasa içerisinde ve direkt Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülerek Meclise getirilmiştir. Tabii, yatırım ortamlarının iyileştirilmesini Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak destekliyoruz. Buradaki birtakım kırtasiyenin, zamanın ve birtakım lüzumsuz masrafların ortadan kaldırılmasına destek veriyoruz. Burada, şirket kuruluşu işlemleri ve maliyetlerin azaltılması, belediyeler tarafından sağlanan yapı kullanma izin belgelerinin süreçlerinin hızlandırılması, dış ticaret işlemlerine ilişkin çeşitli maliyetlerin düşürülmesi, tapu işlemlerinin hızlandırılması, telekomünikasyon altyapı izin işlemlerinin kolaylaştırılması, KOBİ’lerin finansmana erişimlerinin kolaylaştırılması ifade edilmektedir.

Tasarının bu maddelerle ilgili kısımlarının tamamını destekliyoruz, yalnız, yatırımla ilgili, yatırımcının öncelikle uygun bir arsa bulabilmesi lazım. Yatırımın en önemli, birinci önceliği budur ama maalesef Türkiye’de bürokrasi hızlı çalışmadığı için, yatırımcı, arsayı bulduktan sonra yapacak olmuş olduğu yatırımla alakalı izinleri alıyor, aylarca süren bir izin sürecinden sonra belediyelerle, bakanlıklarla, ÇED’lerle uğraşıyor ve bundan sonra da finansman bulma derdine düşüyor.

Ülkemiz, maalesef, dünyada en yüksek dış faizle dış kaynaklı bulmuş olduğu paraya en yüksek faizi ödeyen ülkelerin başında geliyor. Tabii, bu süreçler içerisinde de birçok yanlışlıklarla da karşı karşıya kalıyoruz. Yani teşvikler doğru yerlere verilmiyor. Örneğin, şimdi, Kahramanmaraş, Osmaniye öncelikli teşvikli bölgeler içerisine alınıyor, bunun hemen bir saat mesafesindeki Adana, Mersin yatırımda öncelikli teşvik kapsamı dışında tutuluyor. Şimdi, düşünün, pamuk, Çukurova’da yetişiyor, Çukurova’dan diğer illere gidip orada tekstil ürünlerine dönüşüyor ve buradaki tekstil fabrikalarının hemen bir saat mesafedeki diğer illerdeki fabrikalarla, teşvik dışı kaldığı için, baş etmesi mümkün olmuyor. Orada girdi maliyetleri, işçi maliyetleri ve birtakım sigorta giderleri daha düşük olduğu için, bugün Adana ve Mersin’deki Türkiye'nin zamanında dünyaya açılan kapısı olan Çukurova ve Berdan Tekstil gibi bölgenin iki devasa fabrikası kapanmış durumdadır. Onun için, bölgenin tamamının ele alınarak teşviklerin doğru yerlere verilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde bundan bazı illerimiz ve bölgelerimiz olumsuz olarak etkilenecektir.

Kamu yatırımlarında da kamu yatırımı yapılacak olan arsaların hazineye ait olması hep öncelikli olarak tercih edildiği için burada da bazı yatırımlar yapılırken hazineye ait olan arsa bulunan yerler o yatırım için uygun bölge olamayabiliyor. Yani şimdi düşünün: Mersin Tarsus’ta Türkiye'nin en büyük cezaevi yapıldı ve modern bir cezaevi yapıldı ama yağan ilk yağmurla beraber -Çukurova’nın göbeğine yapıldı, tarım arazilerinin ortasına yapıldı bütün uyarılarımıza rağmen- sular altında kaldı. Aynı şekilde, Çukurova Havaalanı -şu anda inşaatı devam ediyor- yine tarım arazilerinin göbeğine yapıldı. Öncelikle, eğer devletin elinde hazine arazisi yoksa, yatırım yapılacak olan arsanın gerekirse satın alınarak daha doğru bir bölgeye bu yatırımların yapılması gerekmektedir. Verilen destekler içinde tarıma verilen destekler son on beş yıl içerisinde yaklaşık belki 10 katına çıktı, rakamsal olarak 20-25 milyar dolar civarında tarıma destek verildiği söyleniyor ama maalesef, Türkiye'nin…

Ben, geçtiğimiz hafta sonu, Dünya Bakliyat Günü dolayısıyla bakliyatçıların bir toplantısına katıldım. Türkiye'nin ürettiği bakliyat son on beş yılda 2 milyon tondan 1 milyon tona düşmüş. Yani bu verilen desteklerde mi bir hata var, yoksa çiftçilerimizde mi bir problem var? Bunların tekrar gözden geçirilmesi…

Yine, hayvancılıkla ilgili verilen destekler var. Bu kadar destek veriyoruz ama verilen bu kadar desteğe rağmen canlı hayvan sayısı maalesef azalıyor. Bunların tekrar gözden geçirilerek kamu yatırımlarının doğru şekilde yapılması…

Yine, bankaların gayrimenkuller üzerine koymuş oldukları ipotekler… Bunların direkt banka üzerinden tapuya resen gönderilerek bu tescillerin yapılması buradaki süreci belki hızlandıracak ama tapudaki yapılan işlemler kamera kaydı önünde, müdürün ve memurun önünde bütün vatandaşların parayı alıp almadığı, bu işlemi kabul edip etmediği sorgulanarak yapılıyor. Bankalarda da benzer şekilde kamera kaydı sisteminin mutlaka kurulması şarttır. Aksi takdirde, bankalarda hepimiz işlem yaptırıyoruz, önümüze kalın bir sözleşme konuyor, hiç kimse bu sözleşmeleri okumuyor, herkes bunun altına imza atıyor, yarın yapılan ipotek ve satış işlemlerinde hukuki birçok sorunla karşı karşıya kalabiliriz.

Bugün bile yapılan işlemlerde, aslında hem tapuda hem bankada birçok hukuksuzlukla karşı karşıyayız. Vatandaş kredi kullanıyor, tapu memuru soruyor, “Paranı aldın mı, almadın mı?” diyor; vatandaş parasını aldığını söylüyor, aslında parasını almadan “Aldım.” diye söylüyor, orada vatandaş yalan beyanda bulunuyor ve bu işlem yapılıyor. Daha sonra, vatandaş, imzayı attıktan sonra alıcı-satıcı bankaya gidiyor, orada alıcı, satıcının parasını bankadan hesabına geçiriyor. O süreç içerisinde art niyetli kişiler bunu olumsuz olarak kullanabilirler. Onun için, bunun, tekrar gözden geçirilmesi…

Yine aynı şekilde cins tashihi ve yapı kullanma izin belgelerinin alınmasında da burada LİHKAB büroları ya da kadastro müdürlüklerinin düzenlemiş olduğu belgelere bakılarak işlem yapılması, resen bu cins tashihi işleminin yapılması öngörülmekte. Burada da yine elektronik ortamda veya mail yoluyla yapılacak işlemler mutlaka süreci hızlandıracaktır. Yalnız, burada, tapu alan insanların, cins tashihi ve kat mülkiyeti kurulduktan sonra, tapularda mutlaka yapılacak olan bir değişiklikle, aldıkları gayrimenkulün metrekaresini mutlaka yazması gerekmektedir. Bugün, hiç kimsenin tapusunda, almış olduğu evin ya da iş yerinin kaç metrekare olduğu yazmıyor, sadece arsa payları yazıyor. Arsa paylarının da özellikle küçük belediyelerin olduğu yerlerde verilecek olan bu yetkiyle bunu belediyelerin hesaplaması gerekiyor. Burada da birçok yanlışlıkla karşı karşıya kalınması mümkün olabilecektir, bunun mutlaka, tekrar, yine gözden geçirilmesi gerekmektedir.

Altyapı inşaat kazılarında, yapılacak olan yatırımdan önce belediye ve yatırım yapacak kuruluşların mutlaka bir koordinasyon kurarak… Maalesef, Türkiye’de altyapıyla ilgili bir koordinasyon yok, bu kazılar yapılıyor ama belediyeler asfalt döküyor, belediye asfalt döktükten sonra TELEKOM geliyor, kazı yapıyor, buna bir tahrip bedeli çıkarılıyor, firma geliyor, tahrip bedelini ödüyor, sadece o kazılan kısma yama şeklinde bir asfalt ya da parke döşeniyor. Burada, zemin sıkıştırılmasının öncekiyle aynı yapılabilmesi mümkün olmadığı için, o yerde tekrar çökme oluyor. Bundan sonra, tekrar, TEDAŞ geliyor, doğal gaz geliyor, kanalizasyon geliyor ve milletin parası çarçur ediliyor.

Bu yatırımlarla ilgili mutlaka bütün altyapı hizmetlerinin tek bir elden -belediye eliyle- gerekirse altyapı yatırımıyla ilgili bütün ödeneğin, buraya döşenecek olan boruların, rögarların ve altyapı hizmetlerinin tek bir elden çıkacak şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, maalesef, 2018 yılına geldik ama hâlâ Ankara’nın bile birçok yerinde asfalt kotu ile rögar kotunu tutturamıyoruz. Mühendislik bu kadar gelişmiş, teknoloji bu kadar gelişmiş ama maalesef bunu tutturamıyoruz.

Yine, bu yasayla beraber, Mera Kanunu’nda da bir değişiklik yapılarak, özellikle, cep telefonu vericilerinin meralar üzerine kurulması düşünülmektedir. Yani belki bazıları, buralarda yerleşim olmadığı gibi veya başka türlü değerlendirmelerde bulunabiliyorlar ama geçtiğimiz yıl yazın Toros Dağlarında Sayın Kalkınma Bakanımızla beraber katılmış olduğumuz birkaç tane etkinlikte, orada binlerce Yörük’ün çadırlarda yaşadığını ve bunların da -zaten elektrik yok, cep telefonu çekmiyor- mağdur olduklarını ve buraya mutlaka verici konulması taleplerini bizlere ilettiler. Burada bir art niyet olmadıktan sonra, mera üzerine sadece vericinin konulması bu meranın vasfını kaybetmesine sebebiyet vermeyecektir, bunu mutlaka koruyacaktır.

Yine, bu yasayla beraber düzenlenen, yapı denetim firmalarıyla ilgili de birtakım sıkıntılar bizlere iletilmektedir. Yapı denetim firmaları, maalesef, müteahhitlerle pazarlık ederek iş alabilmektedirler. Yapı denetim firmalarının da müteahhitle olan müşteri-patron ilişkisi kesilmelidir. Aksi takdirde, para aldıkları bir firmayı yapı denetim firmalarının denetleyebilmesi mümkün değildir. Aksi takdirde, o müteahhit o yapı denetim firmasına iş vermeyecektir onun iş vereni olduğu için.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAKİ ŞİMŞEK (Devamla) – Toparlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Bir dakika ek süre veriyorum.

Buyurun.

BAKİ ŞİMŞEK (Devamla) – Yapı denetim firmalarının, bunların oluşturacak olduğu bir birlikte mutlaka sıraya konularak müteahhitlerin, firmayla hiç muhatap olmadan hangi yapı denetim firmasına sıra gelmişse onun tarafından sağlıklı bir şekilde denetletilmesi gerekmektedir. Yoksa, zaten firmalar bugün evrak takibi dışında gerçek manada bir denetim yapamamaktadır. Bu da inşaat yapan firmaların birçok sorunla karşı karşıya kalmasına sebebiyet vermektedir. Bunun da tekrar gözden geçirilmesini temenni ediyorum.

Yasanın hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Tokat Milletvekili Sayın Kadim Durmaz konuşacaklar.

Buyurun Sayın Durmaz. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA KADİM DURMAZ (Tokat) – Sayın Başkanım, yüce Meclisin saygıdeğer üyeleri, bizleri izleyen değerli yurttaşlarımız; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına 518 sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Tasarısı üzerine söz almış bulunuyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, şu elimizdeki gördüğünüz basılı evrakın tamamına yakını 3 Kasım 2002’den bu yana AK PARTİ iktidarının bu ülkedeki yatırım ortamını geliştirebilme adına çıkardığı, alt komisyonları baypas yaparak, Parlamento geleneğinde eşine az rastlanır torba yasalarla çıkarılan yasalar. Ama şöyle bir elimizi vicdanımıza koyup geriye doğru bir baktığımızda, bu ülkedeki sefaletin, yoksulluğun, üretim azalmasının, dünyadaki saygınlığının, eğitim ve öğretimin on beş yıldır ülkeyi kesintisiz yöneten bir iktidar eliyle nasıl, ne hâle getirildiğinin en güzel göstergesini birlikte görüyoruz. İşte bugün görüşülmekte olan bu kanunda da yatırım ortamını yeniden iyileştirme noktasında birtakım önlemler var.

Sayın milletvekilleri, şöyle bir bakıyoruz, AK PARTİ Hükûmeti Anayasa’ya aykırı bu düzenlemelerle, torba yasalarla, inatla, hırsla, vazgeçmeden, bütün eleştirilere kulağını tıkayarak yoluna devam etmeye çalışıyor. Bir atasözü vardır, diyor ki: “Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar elde edemezsiniz.” ve elde edilmiyor arkadaşlar. Hepimiz yaşıyoruz, seçim bölgelerinize gittiğiniz zaman uğradığınız bir esnafın yüzü gülmüyor, KOBİ’ler çok zor durumda, sanayici kenarda köşede biriktirdiklerini ipotek vererek varlığını sürdürmek, marka değerini korumak, ele güne mahcup olmamak için birikimlerini satarak ya da kredilendirerek yaşamını sürdürüyor, bunların hepsi de malum.

İktidar partisinin adı Adalet ve Kalkınma Partisi arkadaşlar ve bakıyoruz, adalet yerlerde sürünüyor; on altı yıldır geriye doğru baktığımızda da kalkınmanın hâlâ yeni önlemlerle düzeltileceğini söyleyen bir iktidar eliyle demek ki o noktada da AK PARTİ iktidarı sınıfta kalmıştır. Temel nedenlerinden birkaç tanesi… Dünyanın neresinde olursa olsun bütün yatırımcıların aradığı ortak bir temel kural vardır: Yargınızın, hukuk sisteminizin güven vermesi, hukuk devletinin güven vermesi. Arkadaşlar, inanıyorum -sizlerin vicdanına da sesleniyorum- şu anda ülkemizdeki hukuk sistemi sizin vicdanınıza da güven vermiyor. Ülkemizde birçok yabancı yatırımcı var, gelmiş buralarda yatırım yapmışlar. Ama istatistiklere baktığımızda, her geçen gün, malını, cevahirini kurtaran pılını pırtısını toparlayıp Türkiye Cumhuriyeti’ni terk ediyor. Birçok yabancı banka var, birinin CEO’suna soruyorlar -100’ün üzerinde şube kapatmış- diyorlar ki: “Türkiye iyi bir ülke, faiz oranları da oldukça yüksek, Türkiye’den neden çıkıyorsunuz?” Diyor ki: “Ben Türkiye’de çok iyi para kazandım ve kazanmaya devam ediyorum ama takdir edersiniz ki, bir ihtilaf hâlinde, yargısı güvenilir olmayan bir ülkede benim paramın pulumun, bankamın teminatının olmayacağı sizce de malum; o yüzden ben yavaş yavaş Türkiye’den çekiliyorum.” Buna Körfez’deki birçok ülkenin bankaları da dâhil. Bazı şirketlerimiz yabancı ortaklı, onlar da, hepsi ilişkilerini gözden geçiriyorlar. Seçim bölgem Tokat’ta çok ciddi oranda makine ihracatı yapan firmalar var. Eskiden 200 bin, 300 bin, 400 bin euroluk makineleri ihraç ediyorlardı. Soruyorum, şimdi “O gelip günlerce ağırladığımız, eşiyle çocuğuyla tatile gelip bize sipariş veren firmaların sıradan bir satış temsilcisi dahi ülkemize ve bize gelmiyor artık, birçoğu telefonlarımıza çıkmıyor. diyor.”

Şimdi, hedef koyuyoruz: “Kalkınacağız, turizmde kalkınacağız, sanayileşeceğiz, üreteceğiz, dünyaya satacağız.” Dünyayla ilişkilerimize bakıyoruz arkadaşlar, bu noktada da biz güven vermiyoruz. En büyük pazarımız Orta Doğu kan gölüne dönmüş. Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihten gelen saygınlığını dip yaptırmışız. Öyleyse hep birlikte -bu ülkede birlikte yaşıyoruz- bu ülkede muhalefeti, bu ülkenin sivil toplum örgütlerini, hepsini ortak bir anlayışla birleştireceğiz ve Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği gibi “Söz konusu vatansa gerisi teferruat.” diyeceğiz. Bizden gelen o kıymetli önerilere de lütfen kulak asıp dinleyeceksiniz.

Bakın, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk 1923 yılında İzmir İktisat Kongresi’nin açılış konuşmasında aynen şöyle diyor: “Bir ulusun hayatıyla doğrudan doğruya ilgili olan ekonomisi çöküşün de yükselişin de nedenidir. Zamanımız bir iktisat çağıdır.” Yıl 1925. Arkadaşlar, 2023’e, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yıl hedeflerine hazırlanıyoruz ama biz hâlâ geldiğimiz noktada hedeflerinde birleşmiş bir ülke değiliz.

Bu torba yasada birçok şeyi görüşüyoruz ve öyle ilginç ki bunları görüştüğümüz zaman da -kendi kendimizi kandırmayalım- kalkınma hızla ilerleyecek, büyüme artacak, millî gelirimiz yükselecek, asgari ücretli asgari ücretten fazlasını alacak, KOBİ’ler gelişecek diye bir kural yok, çok da elzem olmayan şeylerle insanları uğraştırıyoruz. Ama bir tanesi, inanıyorum hepinizin vicdanlarını da yaralayacaktır. Bir ülkede olmazsa olmaz iki temel kayıt vardır arkadaşlar; biri, nüfus kayıtları, bir diğeri de tapu ve kadastro kayıtları. Şöyle geriye doğru hafızamızı yenilersek Musul ve Kerkük’ün peşmerge tarafından işgalini izlerken hepimizin içi sızladı, yüreğimiz sızladı. Orada iki yeri imha ettiler; önce nüfus kayıtlarını, daha sonra da tapuyu.

Şimdi, biz bu değişiklikle, tapulara ipotek şerhinin konmasını doğrudan birçoğu yabancı olan bankalara veriyoruz. Eskiden tapuya gittiğiniz zaman yaşlısı genci, orada yetkili bir memur hemen sizin mahkeme ilamı gibi yüzünüze okur da “Ey amca, teyze, abla, beyefendi, kardeşim; sizin şu ada, bu pafta, bu parselde bulunan bu taşınmazınıza şu kadar kıymetle, bedelle ipotek konuluyor falan banka, filan finans kuruluşu ya da borçlunuz tarafından.” diye ya da “Bunu filancaya şu bedel karşılığında satıyorsunuz.” diye insanı uyarıyordu. Tabii, bankalardaki genel tema nedir? Kârlılık ve kâr. Hemen bir yakınımızı, belki birileri mülkiyeti olan, kenarda akçesi, birikimi olan bir yaşlıyı götürecek, diyecek ki: “Ya, bir para çekiyorum, şu bankada bir imza işim var.” Bankalarda da sürekli değişen memurlar bu işin sorumluluğunda değil ve onlara cezai müeyyide de getirilmiyor bu yasayla arkadaşlar. Ülkemizde -birçoğumuzun da bildiği- kaldırımlarda kredi kartlarının satıldığını, o bit gibi yazıları hiç kimsenin okumadığını da hepimiz biliyoruz. Gelin, bu noktada iyi düşünelim, ortak bir anlayışta buluşalım, tapu gibi önemli bir konudaki yetkiyi yeniden, bu maddedeki değişiklik önergemize sahip çıkarak tekrar tapu müdürlüklerine verelim.

Yine arkadaşlar, burada ne oluyor? Noter işlemlerini Ticaret Sicili Gazetesi’ne veriyoruz; bunun kalkınmayla çok fazla bir ilgisi yok. Yapı denetim şirketlerinin ne ilgisi var arkadaşlar?

Yine, meralara baz istasyonu kurmanın ne ilgisi var arkadaşlar? Bunlar aman aman bu ülkenin kalkınmasının önündeki takozlar, engeller değil ve bakın, birçok madde yanlış ve hileli bir şekilde getiriliyor.

Gelecekte görüşeceğimiz yine torba yasada özelleştirmeyle ilgili çok tehlikeli bir madde geliyor ve bunun içerisinde şeker fabrikaları da var. Türkiye’de 31 tane şeker fabrikası var arkadaşlar. Bu ülkenin millî, stratejik bir ürünü, hepimizin yaşamına da doğrudan dokunan şeker pancarı şekeri gibi doğal bir ürün var. İşte, oraları da özelleştirdiğimiz zaman bundan sonra çoluğumuz çocuğumuzun, gelecek neslimizin tamamı yapay tatlandırıcılara mahkûm olacak ve insan sağlığını tehlikeye atacak bir boyuta doğru gidiyoruz.

Ben buradan tekrar Hükûmete sesleniyorum: Gelin, birazcık daha muhalefetin yol gösterici, uzlaştırıcı ve sizin önünüzü açıcı, bu ülkeye de katkı sunacak önerilerine kıymet verin, önem verin. Biz bu gemide beraber yolculuk yapıyoruz, niyetimiz ve muradımız, bu ülkenin yeniden içeride barışçı, huzurlu…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KADİM DURMAZ (Devamla) – Sayın Başkanım, toparlıyorum.

BAŞKAN – Tamam.

Bir dakika ek süre…

KADİM DURMAZ (Devamla) – …birbirini seven, kucaklayan, yeniden gerek Avrupa’da gerekse Orta Doğu’da saygınlığı olan bir ülke hâline gelmesini istiyoruz. Bu anlamda, ben, Hükûmetin birçok yasadaki bu ülkenin hayrına olmayan maddelerden geri adım atıp bir dönüş sağlamasını, bu ülkenin yurttaşlarının lehine olan birçok düzenlemede muhalefetin sesine kulak vermesini diliyorum.

Arkadaşlar, kredi vermeyle övünüyor iktidar. Ben Hükûmetten şunu beklerdim: “Biz kredileri açtık, sonsuza kadar KOBİ’lere, sanayicilere, tüketiciye, memura, esnafa kredi veriyoruz, alan yok.” demesi lazım.

Arkadaşlar, esnafın birçoğu iş yerini, evini barkını güvendiği yakınına, hısmına, akrabasına, eşine dostuna satıp -birbirimizi kandırmayalım- böyle kredi alıyor gününü kurtarmak için.

Ben, tekrar Genel Kurulu saygıyla selamlıyor, Hükûmete de bir kez daha sesleniyorum: Bu önlemlerle, bu ülkede güven ortamı ve demokrasiyi sağlamadan kalkınmayı da sağlayamayız diyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Durmaz.

Sayın milletvekilleri, şimdi soru-cevap işlemini yapacağız.

Süremiz on beş dakika; yedi buçuk dakika içinde soruları alacağım, diğer yedi buçuk dakikayı ise cevap vermesi için Bakana tanıyacağım.

Sayın Gürer? Yok.

Sayın Türkmen…

ELİF DOĞAN TÜRKMEN (Adana) – Sayın Başkanım, sorum taşeron işçilerle ilgili.

Taşeron işçilerle ilgili, özellikle belediyede çalışan taşeron işçilerden istenilen sabıkasızlık belgesinin hangi suçları içereceğine ya da hangi suçlar olmasına rağmen sınavı geçeceğine dair bir belirsizlik var. Bu konuda sayın valiyle görüştüğümüzde o da konunun netleşmediğini söyledi. Bu konuda tüm taşeron işçiler bir açıklama bekliyor.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Özdemir…

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Evet, görüştüğümüz yasa tasarısı ağırlıklı olarak yatırım ortamının iyileştirilmesiyle ilgili maddeler içeriyor. Eski Adalet Bakanına ve şu an Başbakan Yardımcısı Sayın Bozdağ’a da sormak istiyorum: Hukuk sistemi ve adalet sistemi bu kadar sıkıntıdayken… Gerek uluslararası gerekse ülkemiz içinde yayınlanan raporlarda bu iki kategoride hızla geriliyoruz. Bu noktada yatırımcıları nasıl teşvik edeceğiz? Uluslararası firma ve yatırımların ülkemizde artmasında bu kanun tasarısının çok da faydalı olacağını düşünmüyorum. Sizin bu konudaki değerlendirmeniz nedir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Tümer…

ZÜLFİKAR İNÖNÜ TÜMER (Adana) – Sayın Bakan, önümüzdeki günlerde Hükûmetin Türkiye Büyük Millet Meclisine sunmaya hazırlandığı torba yasa kapsamında sağlık emekçilerine yıpranma payı, diğer adıyla fiilî hizmet tazminatı ödenmesi öngörülüyor. Sağlık emekçileri hastanelerde radyasyon ve ısıyla; anestezik gazlar, antiseptikler gibi kimyasallarla; virüsler, bakteriler gibi biyolojik faktörlerle ve hasta ve hasta yakınlarının şiddetiyle karşı karşıyadır. Sağlık çalışanları hepatit B, hepatit C, AIDS, kırım kongo kanamalı ateşi, kan ve kan ürünleri hastalıkları ve solunum sistemi hastalıkları ile uzun gece nöbetleri sonucunda diyabet, obezite, kalp, kanser, ülser, depresyon hastalıklarına yakalanma risk altında, psikososyal hastalıklarla, iş yaralanmaları, iş kazalarıyla iç içe ekmek mücadelesi vermektedir. Bu risklere karşı, sağlık emekçilerine iş risklerine göre 120 gün, diğer personele 90 gün, nöbetçi icapçı sağlık emekçisine 150 gün, yoğun bakımda, acilde çalışan, radyasyonla çalışan sağlık emekçilerine 120 gün -hizmet süresine ek- yapılmalı, emeklilik yaşı erkene alınmalıdır. Yaş bekleyenler emekli olabilmelidir. Emekli olanlar da dâhil, tüm sağlık emekçilerinin çalıştıkları tüm yıllar için geçerli olmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Şimşek…

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, daha önce işlenen belirli suçlardan dolayı, arsalarını kiraya veren 400’e yakın akaryakıt istasyonu kapatılmıştır. Bu akaryakıt istasyonu sahipleri kendileri bir suç işlememesine rağmen işleten şahsın yapmış olduğu kaçakçılık veya buna benzer suçlardan dolayı mağdur duruma düşmüşlerdir. Bunlar da, şu anda, oluşturdukları bir komisyonla Meclisimizi ziyaret etmişler. Bütün siyasi parti gruplarına uğrayarak bu sorunun, çıkartılacak bir yasayla düzeltilmesini… Çünkü bir iş yeri açmanın zorluğu ortadadır. Şu ana kadar… 400’e yakın akaryakıt istasyonu açıldığı anda binlerce insan burada iş sahibi olacaktır. Bunun, tasarının sonuna ilave edilecek bir maddeyle çözülmesini -Enerji Bakanlığının da bu konuya olumlu baktığını- bu suçu tekrar işlemeleri hâlinde ise bunun, artık, gerekirse ömür boyu kapatılmasını talep etmektedirler. Bu konuda, yatırımcının önünün açılması adına… Çünkü çürümeye terk edilmiş tesisler bunlar. Buna sahip çıkmanızı bekliyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Purçu…

ÖZCAN PURÇU (İzmir) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Yeni çıkan taşeron yasasıyla işçilerimiz umutlandı fakat, ne yazık ki geçmişte işlediği bir suçtan dolayı cezasını çektikten sonra normal hayata dönen vatandaşlarımız bugün tekrar aynı cezaya mahkûm edilmişlerdir. Taşeron yasasıyla, geçmişte suç işleyip hapishanede yatan vatandaşlarımız şu an belediyeye, kadroya alınmamaktadır ve yavaş yavaş işten çıkarılmaya başlanmıştır. Bu konuda, bu olumsuz kararı bir an önce değiştirmemiz gerekiyor. Hükûmetin bu konudaki cevabı nedir? Bir belirsizlik var fakat belediyeler şu an kadro çalışmasında, hapis cezası yatan işçileri kadroya almamak için çalışma başlattılar ve işten de çıkardılar.

Bilginize…

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Özdemir…

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, yatırım ortamının iyileştirilmesi yönünde bu hafta bu kanunu görüşeceğiz ama biliyorsunuz ki iktidarlarınız döneminde en temel sorun alanlarından biri istihdam sorunu ve özellikle de genç istihdamı, yeni mezun olmuş olanlarına üniversite mezunlarımızın istihdamı. Bu konuyla ilgili özellikle muhasebe ön lisans mezunu öğrencilerimiz geçen hafta beni ziyaret etti ve kendilerinin atanmasıyla ilgili, özellikle kamu kurumlarında 3173 kodlu muhasebe ön lisans mezunlarının istihdam olanağının oluşturulabilmesi için ortaksız atama yapılması gerektiğini söylediler. 85 ve üzerinde puan alan öğrencilerimiz Haziran 2018’e kadar yapılacak olan bir KPSS sınavı talep ediyorlar ki almış oldukları puanların yanmaması, mağduriyet yaşamamaları için. Bunu da -sizin temel ilgi alanınız değil ama- Kabinede gündeme getirmeniz için bilgilerinize arz ediyorum ben de tekrar.

BAŞKAN – Sayın Türkmen…

ELİF DOĞAN TÜRKMEN (Adana) – Teşekkür ederim Başkanım.

Kadınların, Devlet Memurları Yasası’na göre istihdam edilen ile İş Yasası’na göre istihdam edilenlerin annelik izniyle ilgili ne yazık ki farklı süreler var ve bu süreler İş Yasası’na göre istihdam edilen annelerin aleyhine düzenlenmiştir. Devlet Memurları Kanunu’na göre istihdam edilen kadınlar ile İş Kanunu hükümlerine göre istihdam edilen kadınların arasındaki bu eşitsizliklerin İş Kanunu hükümlerine göre istihdam edilen kadınlar lehine düzenlenmesi ve bu konuda yapılacak düzenlemenin de kanun hükmünde düzenlemelerle Meclise getirilmesini istiyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Topal…

SERKAN TOPAL (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, Zeytin Dalı Harekâtı’nda, özellikle en çok etkilenen illerin başında Hatay olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Özellikle Hatay’da sınıra yakın olan 6 ilçede Hükûmet bütün kamu alacaklarını bir yıl erteledi. Biz bunu doğru buluyoruz, kesinlikle doğru bir karar, teşekkür ediyoruz. Ancak sadece 6 ilçe de değil, diğer ilçelerde de maalesef esnaflarımız zor durumda; birçok kişi de SGK’sini ödeyemiyor, esnaf gerçekten zor durumda. Bu yüzden, alınan aynı kararın 15 ilçede uygulanmasını talep ediyoruz.

Ayrıca, sınıra yakın olan, başta Reyhanlı olmak üzere 6 ilçedeki esnaflara da ayrıca bir teşvik verilmesini talep ediyorum. Bunu da gerçekten bekliyoruz, Hatay halkı da bekliyor.

Çok teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Bakan, buyurun.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bildiğiniz gibi, taşeron işçilerle ilgili, kanun hükmünde kararnameyle bir düzenleme yapıldı ve daha sonra da bu düzenleme Meclisimizin kabulüyle Parlamentodan geçti. Şu anda yasanın öngördüğü, işçilerle ilgili süreç devam ediyor. Burada bir sınav var, bir de güvenlik tahkikatı var. Daha önce de ifade ettik, bu sınav bir eleme sınavı kesinlikle değil, defalarca söyledik, sadece bir usulün yerine getirilmesi için konulmuş bir sınavdır. Tabii, bu güvenlik tahkikatı konusu ise, bildiğiniz gibi, daha önce bizim yasalarımıza koyduğumuz, kamuda çalışan herkesle ilgili bir güvenlik tahkikatı düzenlemesi var ve onun bir yansımasıdır bu, bu yapılacaktır. Yani bunlarla ilgili, sabıkada hangisi olacak? Buraya sabıkasız insanlar işe girecek diye bir şey yok çünkü bunlar işçi, memurlar gibi bir değerlendirme işçiler hakkında zaten yapılmıyor. Burada sadece tahminimi söylüyorum: Buradaki düzenlemede, terör örgütleriyle bir irtibat, iltisak ve üyelik durumu tespit edilmesi hâlinde bu güvenlik tahkikatında, gereği yapılacaktır. Onun dışındakilerle ilgili herhangi bir kaygı oluşturulması veya işçilerimizin endişeye girmesi söz konusu olamaz da zaten. Bu konuda da devletin bütün kurumları gereken hassasiyeti gösterecektir. Yani sabıkasında bir suç var diye bu kadro haklarından yararlanmamazlık olmayacak ama sadece, dediğim gibi, bu terör örgütleriyle ilgili iltisak, irtibat ve üyelik söz konusu olduğunda onu ilgili kurumlar gelen araştırmaya göre değerlendireceklerdir.

Diğer bir konu: Yatırımlar nasıl teşvik edilecektir? Tabii, yatırımların teşviki, özellikle yabancı sermayenin Türkiye’de daha çok yatırım yapması bizim Hükûmetimizin de öncelikli politikalarından bir tanesi. Hükûmet olduğumuz günden bugüne kadar bu konuda cumhuriyet tarihinin en büyük başarılarını ortaya koyduk, rakamlar bunu çok net bir şekilde ortaya koyuyor. 2017 yılında Türkiye’de 7.476 adet yatırım teşvik belgesi düzenlendi. Bu rakam bir önceki yıla göre yüzde 46’lık bir artışı ifade etmektedir yani büyük bir artış var. Benzer şekilde, bu yatırım projelerinde öngörülen sabit yatırım tutarı yüzde 82’lik artışla 178,3 milyar TL’ye, öngörülen istihdam ise yüzde 64’lük artışla 227.408 kişiye ulaşmıştır. Özetle, ülkemizde yatırımcıların yatırım iştahı, çok şükür, artarak devam ediyor, bu da bizim aldığımız tedbirler ve uyguladığımız politikaların sonucudur.

Yabancı yatırımcıların ülkemize ilgisine bakacak olursak, ülkemizde gerçekleştirilen uluslararası doğrudan yatırımlar 2017 yılında 11 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. 2017 yılında, ülkemizde bir önceki yıla göre yüzde 6’lık bir artışla 5.930 adet yeni yabancı sermayeli şirket kurulmuştur. Yani, eğer yabancı sermaye kendisi için güvensiz bir ortam görse 5.930 yeni şirket Türkiye’de kurulmaz. Bunlar Türkiye’de kendileri için bir gelecek görüyorlar, bir kazanç görüyorlar ki yatırım yapıyorlar ve 11 milyar dolar -az bir rakam değil- doğrudan yatırım için gelen para var. Toplam yabancı sermayeli şirket sayısı şu anda 58.954’e ulaşmıştır. Ayrıca, 2002 öncesinde ülkemize gelen doğrudan yabancı yatırım tutarı toplamı 15,1 milyar ABD doları iken bu rakam 2002-2017 Kasım döneminde tam 191 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşmiştir ki bu çok büyük bir değişimdir, olumlu bir gelişmedir. Yani 15,1 milyar dolar biz geldiğimizde Türkiye’ye gelen; şimdi ise, son, 2002’den bugüne kadar 191 milyar ABD doları bir gerçekleşme ortaya çıkmıştır ki bu büyük bir başarıdır. Tabii, bunlar, bir de Türkiye'nin yaşadığı terör hadiseleri, darbe teşebbüsü ve benzeri olumsuzlukları birlikte değerlendirdiğinizde, Türk ekonomisinin ne kadar güçlü olduğunu ve dışarıya gelecek vadeden bir görünüme sahip olduğunu da göstermektedir. Hamdolsun, bundan sonraki süreçte de daha iyi olacak. Hükûmetimiz 2017’de beklentinin üzerinde olumlu gelişmeler olması için aldığı tedbirleri 2018’de de artıracak, devam ettirecektir. Şu anda Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülen kanunlar bunun en önemli göstergeleridir. Bugün burada görüştüğümüz bu tasarı bunun en önemli göstergesidir. KDV reformu -ki o da son derece önemli- bu anlamda önemli bir göstergedir ve bu alanda gelişmeleri biz de takip ediyoruz.

Devletin borçlanmasında ve uluslararası müteahhitlerin veya şirketlerin gireceği ihalelere baktığınız zaman da burada beklenti birken bunun çok çok üstünde yabancı yatırımcının bu ihalelere iştirak ettiğini görüyoruz. Bazı ülkelerin yönetimlerinin olumsuz yaklaşımlarına rağmen o ülke şirketlerinin yönetimlerinin, tam tersi, Türkiye'deki yatırımlara, ihalelere büyük alaka gösterdiğini de görüyoruz. Bu yatırım ortamının iyileştirilmesine ilişkin değişikliklerin yürürlüğe girmesi de bu anlamda önemli bir katkı sağlayacaktır.

Sağlık çalışanlarının durumuyla ilgili konuda tabii ben bunu Sağlık Bakanımıza ileteceğim ve konuyu Başbakanımıza da ayrıca ileteceğim. Şu anda benim doğrudan bilgi sahibi olmadığım bir alan ama sağlık çalışanlarımız hepimiz için büyük bir fedakârlıkla çalışıyorlar. Onlarla ilgili bu sorularda ifade edilen hususları bakanlarımızla paylaşacağım.

Tabii, akaryakıt istasyonlarından, 400 akaryakıt istasyonundan bahsetti sayın vekilimiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bakan, süreniz bitti. Bir dakika ek süre vereyim size.

Buyurun.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Tamam, bitiriyorum. Esasında bu akaryakıt istasyonları konusu her dönemde olan bir konu. Bunlar kesilen cezalar nedeniyle zora düşen istasyonlar. Bunlarla ilgili bir yasal düzenleme yapılmadan bu sıkıntıların çözülmesi de mümkün gözükmüyor. Bir yandan da tabii kaçak akaryakıtla da ülkemizin bir mücadelesi var. Ben bu konuyu da Enerji Bakanımız Sayın Berat Albayrak’a ileteceğim; ayrıca Maliye Bakanımıza ve Adalet Bakanımıza, Başbakanımıza da bu hususu ileteceğim. Benim bildiğim, şu anda bu konuda hâlihazırda yürüyen bir çalışma yok.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Ben teşekkür ederim.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Bununla ilgili aslında Enerji Bakanlığıyla uzlaşılmış.

SERKAN TOPAL (Hatay) – Hatay Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, birinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi birinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım ancak birleşime beş dakika ara verdikten sonra.

Kapanma Saati: 17.26

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.52

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 59’uncu Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Sayın milletvekilleri, 1’inci madde üzerinde iki adet önerge vardır. İki adet önergeyi ayrı ayrı işleme alacağım.

Okutuyorum ilk önergeyi:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Filiz Kerestecioğlu Demir                 Meral Danış Beştaş             Behçet Yıldırım

            İstanbul                                      Adana                              Adıyaman

           Erol Dora                        Mahmut Celadet Gaydalı

             Mardin                                       Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FARUK ÇATUROĞLU (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan düzenlemeyle Tapu Kanunu'nun 26’ncı maddesi değiştirilerek kamu kurum ve kuruluşları, kredi kuruluşları, bankalar, esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile tarım kredi kooperatiflerince açılmış veya açılacak tüm borç ve kredilere karşılık teminat gösterilen taşınmazların ipotek işlemlerinde tapu müdürlükleri devreden çıkarılması düzenlenmektedir.

Tasarının getiriliş amacı olarak yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik adım atıldığı ileri sürülmekte ve bu doğrultuda düzenleme yapıldığı ifade edilse de esasında gerçek kişilerin yani vatandaşların düzenlemeden zarar görebileceği endişeleri giderilmemiştir. Bu madde itibarıyla esas işlemleri özel hukuka tabi bankaların yapacak olması ve Türkiye Cumhuriyeti'nde sayılı güvenilir kamu kurumlarından olan tapu müdürlüklerinin devreden çıkarılması yoluyla gerçek kişiler yani yurttaşlar açısından güven ilişkisinin nasıl kurulacağı ve kişisel verilerin gizliliğinin nasıl sağlanacağına dair tatmin edici bir düzenleme yapılamamıştır. Hâlihazırda sistemin kötü niyetli kişilerce istismar edilmesinin önü kapatılamamışken var olan riskleri daha da arttırmamak adına bir kamu kurumunun mükerrer işlem gerekçesiyle devreden çıkarılmaması gerekir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesinde yer alan “takrir alınmadan” ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

        Engin Altay                            Zekeriya Temizel              Uğur Bayraktutan

          İstanbul                                      İzmir                                    Artvin

Mehmet Doğan Kubat                       Kadim Durmaz

          İstanbul                                      Tokat

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FARUK ÇATUROĞLU (Zonguldak) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılıyoruz efendim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Gerekçe Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Medeni Kanun’la uygulama birliği sağlanması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddede iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 2’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

  Filiz Kerestecioğlu Demir                   Meral Danış Beştaş                 Erol Dora

              İstanbul                                        Adana                             Mardin

         Behçet Yıldırım                      Mahmut Celadet Gaydalı

             Adıyaman                                       Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FARUK ÇATUROĞLU (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz Değerli Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan düzenlemeyle Vergi Usul Kanunu'nun 223’üncü maddesi değiştirilmekte ve "Defterler anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin kuruluş aşamasında, şirket merkezinin bulunduğu yer ticaret sicil müdürlüğünce tasdik edilir.” denilerek ticaret sicil müdürlüklerinin iş yükü artırılmaktadır. Bu noktada, ticaret sicil müdürlüklerinin zaten iş yükünün çok fazla olduğundan hareketle, bu düzenlemenin yeniden ele alınması açısından tasarı metninden çıkarılmasını öngörmekteyiz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 2’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                                     Burcu Köksal                                             Engin Altay                                      Uğur Bayraktutan

                                   Afyonkarahisar                                               İstanbul                                                      Artvin

                                     Özcan Purçu                                          Mustafa Akaydın

                                           İzmir                                                       Antalya

MADDE 2- 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Defterler anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin kuruluş aşamasında, şirket merkezinin bulunduğu yerde bulunan ticaret sicil müdürlüğünce veya noterliklerce tasdik edilir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FARUK ÇATUROĞLU (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Artvin Milletvekili Sayın Uğur Bayraktutan konuşacaklardır.

Buyurun Sayın Bayraktutan. (CHP sıralarından alkışlar)

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada getirilen, bizim talebimiz olan önergenin içeriğini açıklamak istiyorum. Öncelikle, mevcut 223’üncü maddede -hâlen uygulamada- “Defterler anonim ve limited şirketlerin kuruluş aşamasında, şirket merkezinin bulunduğu yer ticaret sicili memuru veya noter tarafından tasdik edilir.” diyor. Aslında bunu anlatıyorken Bakanlar Kurulu sıralarında bir hukukçunun olmasını isterdim. Şimdi, buradaki mevcut düzenlemede noter devre dışı bırakılıyor değerli arkadaşlarım ve Komisyonda yapılan görüşmeler esnasında Noterler Birliğinden herhangi bir temsilci bulunmadığı için noterlerin bu konudaki çekincelerinin, görüşlerinin ne olduğu da belli değil.

Bize göre olay şundan ibaret: Değerli arkadaşlarım, bir kere, bir şirketin kuruluşu -öncelikle kabul etmemiz gereken bir gerçek var- bir hukuki işlem. Hukuki işlemin de bir hukukçu tarafından düzenlenmesi eşyanın tabiatı gereği olmasına rağmen, şimdi biz buna ilişkin düzenlemede… Neden kaynaklandığını bilmiyoruz, yoğunluk olabilir, başka türlü bir gerekçe olabilir; kanunun gerekçelerine baktım, biraz önce Komisyon Raporu’nu da inceledim, orada da herhangi bir açıklık yok. Şimdi, biz bunun yanında bir de ayrıca, noterden bu yetkiyi alarak tek başına ticaret sicil memuruna veriyoruz. Bunu anlamak mümkün değil değerli arkadaşlarım. Bu konuda ihtiyari bir yetki var; giden her iki taraftan da birini tercih edebilir.

Mevcut uygulamada, Türkiye'de geçmişe doğru baktığımız zaman, Alman hukukundan kaynaklanan bir yöntem var. O da nedir? Öncelikle -ilk önce böyleydi- noter onayı vardı, arkasından hâkim onayına ihtiyaç vardı. Daha sonra hâkim onayını ortadan kaldırdılar, tek başına noter onayı, arkasından bu sefer noter onayıyla beraber ticaret siciliyle alakalı iki taraf arasında bir tercih yapma yetkisi getirdiler. Ama gelinen noktada şimdi görülüyor ki -hangi ihtiyaçtan kaynaklandığını bilmiyoruz- bu sefer bu seçeneği de ortadan kaldırıyorlar ve vatandaşa diyorlar ki: “Buna ilişkin işlemi yaparken mutlaka ticaret sicil memuruna gideceksin.”

Değerli arkadaşlarım, aldığımız bilgilere göre, geçen yıl kurulan binlerce şirketin içerisinde bir elin parmaklarıyla ifade edilecek kadar, ticaret sicil memuruna giden bir tercih var yani kişiler şirket kuruyorken tercihlerini noterden yana yapmışlar ama ticaret sicil memurlarına gitmemişler. Ama şimdi biz böyle bir düzenlemeyle ne yapıyoruz? Diyoruz ki: “İlla da ticaret sicil memurlarına gideceksiniz.” Bunda gerekçe şu olabilir değerli milletvekili arkadaşlarım… Eşi noter olan biri olarak söylüyorum sizlere, bu işleri az çok bilen biri olarak diyorum. Şunu ifade edeyim: Noterler şirketlerin kuruluş aşamasındaki sözleşmelerde harç ve damgadan muaf olduğu için değerli arkadaşlarım, bakın, herhangi bir şekilde, bu şirketleri kuranlara getirilecek olan bir yük söz konusu değil. Nedir? Çünkü oradaki bedeller belli, harç ve damga diye bir vergi ödenmediği için, ödenecek olan miktarlar 100 lirayla 300 lira arasında değişen miktarlar değerli arkadaşlarım. Bunun ötesinde de şunu ifade edebilirim: Birçok pratikte de ticaret sicil memurluklarında yapılan düzenlemelerde buradan çıkabilecek olan fiyatlar noterlerdeki fiyatlardan daha fazla değerli arkadaşlarım.

Bakın, zorunlu olarak noterlerde olsun demiyorum ama eğer noterlerle alakalı bir ihtiyari yetkiyi, bir seçeneği vatandaşın önüne koyarsak en doğru olan budur çünkü en başta da söylediğim gibi, bu bir hukuki işlemdir. Dünyanın her tarafında, bakın, dikkat edin, dünyanın her tarafında bu şekildeki şirket kuruluşlarına ilişkin sözleşmelerde yetkiler noterliklerde, noterliklerde olmasa bile hukukçulardadır değerli arkadaşlarım. Neden, onu da ifade edeyim. Bakın, noterlerin, bir kamu görevlisinin cezai ve mali sorumluluğu vardır, hukuki sorumluluğu vardır değerli arkadaşlarım ama Türkiye Cumhuriyeti devletinin veya dünyanın her tarafında devletin en çok güvendiği memurdur noter değerli arkadaşlarım, en çok güvendiği memurdur. Neden? Çünkü devlet, mührünü bir tek notere veriyor; devlet, mührünü notere veriyor bu tür düzenleyici ve hukuki işlemlerde. Şimdi siz ne yapıyorsunuz? Bunu yeterli görmüyorsunuz, noterden bu yetkiyi alıyorsunuz. Üzücü olan da şudur: Türkiye'de Noterler Birliğinin yetkilileri çağırılıp çağırılmamış mı, onları, ayrıntıları bilmiyorum. Kadim Bey o konuda, sağ olsun, güzel, ayrıntılı açıklamaları yaptı, gerekli uyarıları yapmış. Ama Noterler Birliğinin bu konuda ayrıntılı görüşü alınmadan noterlerden bu yetkinin alınıp, dosyaların alınıp ticaret sicil müdürlüklerine verilmesindeki ayıbı anlayamıyorum değerli arkadaşlar. O nedenle, balık baştan kokar derler, bu yanlıştan bir an önce dönülmesini talep ediyorum.

Aldığımız bilgilere göre, ilgili Başbakan Yardımcılığı ile noterler arasında bir anlaşma yapılmış, denilmiş ki: “Tamam, kabulümüzdür.” Ama benim görüştüğüm noterler, Türkiye'nin her tarafından bizi arayan noterler bu anlaşmanın kendi vicdanlarında kabul görmediğini ifade ediyorlar.

Buradan bir kere daha sesleniyorum: Bu yanlıştan dönün. Vermiş olduğumuz önerge bir anlamda hukuki, bir anlamda iadedir. İnsanların bu tercih hakkını ortadan kaldırmayın diyorum, önergemizin kabulünü talep ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddede bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 3’üncü maddesinde yer alan “fıkrasında yer alan” ibaresinin “fıkrasındaki” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Filiz Kerestecioğlu Demir                       Meral Danış Beştaş               Erol Dora

            İstanbul                                            Adana                           Mardin

       Behçet Yıldırım                          Mahmut Celadet Gaydalı

           Adıyaman                                           Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FARUK ÇATUROĞLU (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişiklikle madde metnine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, 4’üncü maddede dört adet önerge vardır, ilk okutacağım üç önerge aynı mahiyettedir, birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 4'üncü maddesinin tasarı metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

                                   Mustafa Kalaycı                                     Emin Haluk Ayhan                                       Erkan Akçay

                                          Konya                                                      Denizli                                                      Manisa

                                 Fahrettin Oğuz Tor                                Ahmet Selim Yurdakul                                     Baki Şimşek

                                   Kahramanmaraş                                              Antalya                                                      Mersin

                                    Erkan Haberal                                        İzzet Ulvi Yönter

                                          Ankara                                                     İstanbul

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                            Filiz Kerestecioğlu Demir                              Meral Danış Beştaş                                           Erol Dora

                                         İstanbul                                                      Adana                                                      Mardin

                                   Behçet Yıldırım                                 Mahmut Celadet Gaydalı

                                       Adıyaman                                                     Bitlis                                                            

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                                  Zekeriya Temizel                                     Mehmet Bekaroğlu                                          Musa Çam

                                           İzmir                                                       İstanbul                                                       İzmir

                                   Kadim Durmaz                                       Bihlun Tamaylıgil                                     Utku Çakırözer

                                           Tokat                                                      İstanbul                                                    Eskişehir

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelere Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FARUK ÇATUROĞLU (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçe mi okutuyorum sayın grup başkan vekilleri 4’üncü maddede?

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Biz konuşacağız efendim, Kadim Durmaz konuşacak.

BAŞKAN – Peki.

Tokat Milletvekili Sayın Kadim Durmaz konuşacak aynı mahiyetteki önergelerden ilki üzerinde.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

KADİM DURMAZ (Tokat) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; tekrar hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Az önce geneli üzerinde konuşurken bazı çekincelerimizden söz etmiştik ve arkadaşlar, o uyarı gerçekten karşılığını buldu. 1’inci madde üzerinde, hepinizin de bildiği gibi, değerli Hükûmetimizin ve diğer siyasi partilerin ortak bir uzlaşısıyla bir noktaya varıldı.

Yine, burada da mülkiyetle ilgili, kat mülkiyetiyle ilgili çok ciddi bir konu görüşülmekte arkadaşlar. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak şimdi okuyacağım Hükûmetin getirdiği hâlinin buradan da çekilmesinin bu ülkenin insanlarının lehine olacağını söylüyoruz.

Bakın, Hükûmetin Komisyonda görüştükten sonra getirdiği hâlini okuyorum sayın milletvekilleri: “634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

‘Kat mülkiyetinin tescili, tapu memurunca düzenlenen resmi senet uyarınca veya aşağıdaki fıkralara göre yapılabilir.

Hak sahiplerine isabet eden bağımsız bölümlerin belirlenmiş olması şartıyla arsa maliki ile yüklenici arasında düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesi, kat karşılığı temlik sözleşmesi ve bağımsız bölümlerin taksimine ilişkin noterlik sözleşmesine istinaden inşa edilecek olan binaya ilişkin cins değişikliği -dikkatinizi çekiyorum- kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesisi işlemi, yüklenici tarafından talep edilmesi halinde –yani verdiğiniz inşaat şirketi tarafından- ilgili idare tarafından yapılır. Tapuya tescil işlemlerinde elektronik ortamda düzenlenen ve ilgili idare tarafından onaylı mimari proje ile yönetim planı esas alınır. Mimari proje ile yönetim planında malik imzası aranmaz.’”

Yine dönüyoruz, aynı başa geliyoruz değerli arkadaşlar yani hissedarların, arsa maliklerinin, kat maliklerinin imzası alınmadan o sözleşme sahibi inşaat şirketi elektronik ortamda tapuda yeterli değişiklikleri yapıp gerekli işlemleri yapacak.

“Cins değişikliği işlemlerinde yapı kullanma izin belgesi düzenlenen yapılara ilişkin lisanslı harita kadastro mühendislik büroları veya kadastro müdürlüğü tarafından teknik kontrollerin yapılmasına müteakip, yapı kullanma izin belgesini düzenleyen kurum veya kuruluşa gönderilen cins değişikliğine ilişkin tescil bildirimi ve eki belgeler ilgili kurumca yapı kullanma izin belgesi ile birlikte ilgili tapu müdürlüğüne elektronik ortamda gönderilir. Gönderilen belgeler gereğince tapu müdürlüğü tarafından resen cins değişikliği yapılarak tapu siciline tescil sağlanır.”

İşte, arkadaşlar, başından beri bizim endişe ettiğimiz, sizlerin de endişe edeceğine inandığımız bu elektronik ortamdaki yetkiyle ilgili Hükûmetin getirdiği maddenin Cumhuriyet Halk Partisinin verdiği önerge doğrultusunda çekilmesinde… Bu ülkedeki mülk temelli sahiplenme; malın, mülkün güvencesi; tapunun, arsanın, katınıza düşen arsa payının güvencesi olarak bu işlemin o elektronik ortamda tapuya resen işlenmesinin kaldırılmasına dair Cumhuriyet Halk Partisi bir önerge vermiştir. Ben yeniden ortak aklın egemen kılınıp hepinizin anlayışıyla, ortak bir anlayışla bu maddenin de tasarıdan çekilmesini istiyorum. Bu uzun bir çalışma, sivil toplum örgütlerinden aldığımız görüş doğrultusunda bu noktaya gelindi. Ülkemizde birçok sıkıntılı ortamın yaşandığını hepimiz biliyoruz. Birçok emeklinin ya da garibanın bir daire evi var. Arkadaşlar, arsa payı ortak kullanım alanları gibi şeylerle elektronik ortamda yüklenici firmalar oynadığı zaman bu garibanın yapacak hiçbir şeyi yoktur. İşte bu ülkenin kurucu iradesi Cumhuriyet Halk Partisinin burada da kadim sorumluluğunun farkına varıp verdiği bu maddenin tasarıdan çekilmesi önerisini doğru buluyor, bir yanlışa daha imza atılmaması için sizlerin de kıymetli desteğine ihtiyacımız olduğunu belirtiyor, yüce Meclisi sağduyuya davet ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Durmaz.

Aynı mahiyetteki diğer önerge üzerinde şimdi de Mersin Milletvekili Sayın Baki Şimşek konuşacak.

Buyurun Sayın Şimşek. (MHP sıralarından alkışlar)

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 518 sıra sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 4’üncü maddesindeki önergemiz üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım, Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 10’uncu maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan değişiklikle, hak sahiplerine isabet eden bağımsız bölümlerin belirlenmiş olması şartıyla arsa maliki ile yüklenici arasında düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesi, kat karşılığı temlik sözleşmesi ve bağımsız bölümlerin taksimine ilişkin noterlik sözleşmesine istinaden inşa edilecek olan binaya ilişkin cins değişikliği, kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesis işlemi müteahhit tarafından yapılabilmektedir. Ayrıca “Tapuya tescil işlemlerinde elektronik ortamda düzenlenen ve ilgili idare tarafından onaylı mimari proje ile yönetim planı esas alınır. Mimari proje ile yönetim planında malik imzası aranmaz.” denilmektedir.

Değerli milletvekilleri, tabii, belki hepimiz gayrimenkul alıp satıyoruz veya herkesin bir evi, dükkânı var ama hiç kimse konut alırken ya da iş yeri alırken tapuda yönetim planına bakmaz. Aslında, yönetim planı çok önemlidir. Yönetim planı, almış olduğunuz sitede veya iş yerinin bulunduğu yerde ortak kullanım alanlarıyla ilgilidir. Burada, yönetim planının malik imzası aranmaksızın direkt yükleniciye verilmesi art niyetli kişiler tarafından olumsuz olarak kullanılabilir yani yüklenici firma, ortak kullanım alanlarını yönetim planına şerh düşerek kendisinin kullanmasını... Park, içerisindeki sosyal tesisler, özellikle yazlık yapılan siteler içerisinde birçok sorunla karşı karşıya kalınabilir. Bunun önünü almak için yapılan kat karşılığı noter sözleşmesine mutlaka yönetim planı da eklenmelidir, bunun çaresi budur. Sözleşmeye eklenmediği takdirde arsa sahiplerinin...

Türkiye'de müteahhit olmak için herhangi bir diploma sorulmuyor, Türkiye'de herkes müteahhitlik yapabiliyor. Belki başka bir meslek grubundan bir iş yeri açacak olsanız size “Kalfalık, ustalık belgeniz var mı?” diye sorulur ama Türkiye'de herkes müteahhitlik yapabiliyor, müteahhitlik yapanların da yüzde 90’ı mimar ya da inşaat mühendisi değil, herkes müteahhitlik yapabiliyor.

Burada, kat irtifakı, kat mülkiyeti... Bizim piyasada karşılaştığımız birçok sorunda kat irtifakları bile birçok yerde, birçok sitede doğru kurulmamış. İnsanlar kredi kullanırken ya da tapuda bir işlem yapacak oldukları zaman projeler incelendiğinde birçok insanın oturduğu dairenin tapusunun kendisine ait olmadığıyla karşılaşabiliyoruz. Adamın kendi dairesi bildiği daire karşı komşusunun, yan komşusunun ya da üst komşusunun dairesi çıkabiliyor. Bu konuda da insanlarımız yeteri kadar bilinçli olmadıkları için... Dolayısıyla arsa sahipleri de burada bu planları, projeleri sağlıklı bir şekilde inceleme şansına sahip değiller. Müteahhitler çizmiş oldukları bir tane kroki üzerinden kat karşılığı sözleşme imzalıyorlar “Burada 1’inci kat 1’inci daire sizin, 2’nci kat 2’nci daire sizin.” gibi. Daha sonra, mimari proje çizerken de bu dairelerin büyüklüğünde ya da iş yerlerinin büyüklüğünde oynama yapabilirler. Onun için bunun tekrar gözden geçirilmesi lazım.

Burada, tabii, LİHKAB büroları kuruldu. AK PARTİ Hükûmeti döneminde Türkiye’de 200’ün üzerinde LİHKAB yani yetkili harita mühendislik büroları kuruldu ama o yıllardan bu tarafa LİHKAB büroları, mühendis odaları ve serbest harita büroları arasındaki çatışma maalesef bir türlü bitmedi.

Harita mühendisliğinin bir diğer adı “ölçme mühendisliği”dir, harita mühendisi aynı zamanda ölçme mühendisidir. Yalnız, harita mühendislerinin şu anda ölçü yapmaya yetkisi yoktur. Türkiye’de binlerce harita mühendisi bürosu var, 3 binin üzerinde şu anda yetkili büro var, belki 20 bine yakın harita mühendisi bu bürolarda çalışıyor ama ölçü yapma, kroki verme yetkisi sadece LİHKAB bürolarına verildi. LİHKAB’la ilgili de 3 tane sınav açıldı; bu 3 tane sınavın 2 tanesi iptal edildi, 1 tanesi geçerli sayıldı. Bu sınavı kazananların da çoğunluğu devlet memuru olanlar, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünde çalışanlar başarılı oldular çünkü bunlara ek puan verildi sınavda. Normal, serbest çalışan bir harita mühendisi veya yeni mezun bir harita mühendisinin bu sınavda başarılı olma şansı yoktu; diğerlerine 15 puan, 20 puan, 8 puan ek puan verildi ve sınavı bunlar kazandılar. Defalarca mahkemelere taşınıp iptal edilmesine rağmen bu sorun çözülmedi. Aslında bu tasarıyla beraber mutlaka buna da bir çözüm getirilmesi… Serbest harita mühendislerinin mesleği bu, işi bu; 20 bine yakın insan buradan ekmek yiyor, ekmeğini buradan kazanıyor. Bu insanlara mutlaka ölçme yetkisi… Yani harita mühendisine 18 uygulaması ve kentsel dönüşüm yetkisi veriyorsunuz ama harita mühendisi bir arsayı, bir araziyi ölçme yetkisine sahip değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAKİ ŞİMŞEK (Devamla) – Böyle bir şeyin kabul edilebilmesi mümkün değil. Bunun da bu tasarıyla mutlaka düzeltilmesi gerektiğini belirtiyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şimşek.

Aynı mahiyetteki diğer önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan düzenlemeyle 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nda değişiklik yapılmaktadır. Maddeye konu olan düzenleme Plan ve Bütçe Komisyonunun ihtisas alanına girmeyip Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonunun uzmanlık alanına girmektedir. Bu sebeple, ilgili düzenlemeye dair Plan ve Bütçe Komisyonundan iktidar çoğunluğuyla geçirilen bu düzenlemenin uygulamada birçok sorun ortaya çıkarma ihtimali, mülk sahiplerini mağdur etme durumları söz konusu olduğundan maddenin tasarı metninden çıkarılarak ilgili komisyona sevk edilmesi gerektiğini düşünmekteyiz.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın çerçeve 4’üncü maddesiyle 23/6/1965 tarihli 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 10’uncu maddesine ilave edilen altıncı fıkrasında yer alan “teknik kontrollerin yapılmasını” ibaresinin “düzenlenecek tescil bildirimini” şeklinde değiştirilmesini ve fıkranın sonuna aşağıdaki cümlenin ilave edilmesini arz ve teklif ederiz.

                                     Bülent Turan                                      Mehmet Doğan Kubat                               Mustafa Açıkgöz

                                       Çanakkale                                                   İstanbul                                                    Nevşehir

 

                                  Hüseyin Özbakır                                   Gökcen Özdoğan Enç                                     Nurettin Aras

                                       Zonguldak                                                   Antalya                                                       Iğdır

“Kat irtifakından, kat mülkiyetine geçiş işlemlerinde bu fıkra hükmü uygulanmaz.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FARUK ÇATUROĞLU (Zonguldak) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılıyoruz Değerli Başkanım.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişiklikle, kat irtifakından kat mülkiyetine geçiş işlemleri dışında kalan cins değişikliği işlemlerinde işin yapımı lisanslı harita kadastro mühendislik büroları, bu büroların bulunmadığı yerlerde kadastro müdürlükleri tarafından, işin kontrolü ise kadastro müdürlükleri tarafından gerçekleştirilmektedir. Teklif edilen değişiklikle madde hükmü daha açık ve anlaşılır hâle getirilmekte, 5368 sayılı Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanun ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 14’üncü maddesinin üçüncü fıkrasıyla çelişki olasılığının ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, 5’inci maddede aynı mahiyette olmak üzere üç adet önerge vardır, aynı mahiyetteki önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 5’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                   Mustafa Kalaycı                                     Emin Haluk Ayhan                                       Erkan Akçay

                                          Konya                                                      Denizli                                                      Manisa

 

                             Ahmet Selim Yurdakul                                     Baki Şimşek                                       Deniz Depboylu

                                         Antalya                                                      Mersin                                                       Aydın

 

                                 Fahrettin Oğuz Tor                                       Erkan Haberal                                     İzzel Ulvi Yönter

                                   Kahramanmaraş                                               Ankara                                                     İstanbul

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                            Filiz Kerestecioğlu Demir                              Meral Danış Beştaş                                           Erol Dora

                                         İstanbul                                                      Adana                                                      Mardin

 

                                   Behçet Yıldırım                                 Mahmut Celadet Gaydalı

                                       Adıyaman                                                     Bitlis

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

 

                                  Zekeriya Temizel                                     Mehmet Bekaroğlu                                          Musa Çam

                                           İzmir                                                       İstanbul                                                       İzmir

 

                                   Utku Çakırözer                                         Kadim Durmaz                                       Bülent Kuşoğlu

                                        Eskişehir                                                     Tokat                                                       Ankara

 

                                 Bihlun Tamaylıgil

                                         İstanbul

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelere Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FARUK ÇATUROĞLU (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz.

Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde öncelikle Aydın Milletvekili Sayın Deniz Depboylu konuşacak.

Buyurun Sayın Depboylu. (MHP sıralarından alkışlar)

DENİZ DEPBOYLU (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 518 sıra sayılı Kanun’un 5’inci maddesindeki önergemiz üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlamadan önce aziz Türk milletini ve Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, üzerinde görüştüğümüz kanun maddesi yapı kullanma izin belgesiyle ilgili. Ben müsaadenizle bu izinden çıkarak bir mesleği icra etmenin liyakati ve uygulama izin belgesiyle ilgili olarak yapılan bir haksızlığa değinmek istiyorum.

Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü 2018 yılı hizmet içi kurs programına özel okullardaki rehberlik hizmetlerinde çalışabilmeyi sağlayacak rehberlik sertifika kursları açmıştır. “Bu kurslara -eğitim fakültesi mezunu dahi olmayan- felsefe, sosyoloji bölümleri ile halk eğitim öğretmenliği bölümlerinden özel okullarla sözleşme yapmış kişiler katılabilecektir.” ibaresi düşülmüştür. Dokuz ayrı kurs programına 2 bin kursiyer kabulü yapılmıştır, daha doğrusu planlanmaktadır. Bu kurslarda belirtilen amaç, özel eğitim okullarının ihtiyacı olan ve karşılanamayan rehberlik personelinin sağlanması olarak açıklanmıştır. Bakanlığın kurs açma gerekçesi olarak sunduğu “ihtiyaç olduğu” gerekçesi yanlıştır. Zira ilgili hizmeti yürütecek 2015 mezunu 2 bin, 2016 mezunu 4 bin, 2017 mezunu 7 bin psikolojik danışmanlık ve rehberlik; 2 bin kadar da pedagojik formasyon almış psikoloji mezunu olmak üzere, toplam yaklaşık 15 bin uzman atanamamış beklemektedir. Bu mezunlarımızın özel sektörde çalışabileceği yegâne kurumlar özel okullardır. Ayrıca, 2018 Haziran mezunlarıyla toplam rakam 30 binlere ulaşacaktır. Yani, 30 bin uzman açıkta iş beklerken uzman olmadığı gerekçesiyle farklı bölüm mezunu 2 bin kursiyere bir kapı açılması haksızlıktır. Yine bunun yanı sıra, geçmişte benzer kurslara katılmış, hâlen görevde olan da 4 bin farklı alan mezunu personel bulunmaktadır.

Özel okul sayısı ve öğrencisine bakıldığında arzın talebin kat kat üzerinde olduğu ve özel öğretim kurumlarının gerekçesinin personel sıkıntısı olmadığı açıkça ortadadır. Açılacak kurslar nedeniyle, hizmete dönük eğitim alarak mezun olmuş uzmanlar da mağdur olacaktır. Özel öğretim okulları sahiplerinin bakanlıklardan bu kursları istemesinin sebebi daha ucuz ücret vererek her işe koşturabilecekleri niteliksiz eleman aramalarından kaynaklanmaktadır. Okul sahipleri, bu kursların, düşük maaşlı personel kullanarak istediği her işi yaptırabileceğini düşünerek açılmasını istiyor. Bu noktada PDR ve psikoloji mezunu uzmanlar hizmetin önemi, mantığı ve ilkelerini özümsediği için görev ilkelerine ters düşen angarya işlere ve mobbinge dirençli olacaklardır. Bu da özel okulların yöneticilerinin ve sahiplerinin işine gelmemektedir.

Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü kurs açarak millî eğitim temel ilkelerine, ayrıca devletin uzmanlık ve liyakatle ilgili ilkelerine aykırı davranmaktadır. Zira, Millî Eğitim Bakanlığının yönetmeliklerinde bu alanda hizmet verebilecek mezunların sadece psikoloji ve PDR alanından mezun olmaları şart koşulmuştur.

Yine, Ocak 2017 tarihinde bizzat Sayın Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz tarafından benzer kurslar iptal edilmiş -ki bunda bizim de görüşmelerimiz mevcuttur, bulunmuştur- ve tekrar açılmayacağı da ifade edilmiştir; bunu da hatırlatmak istiyorum.

Bu kurslar, okul rehberlik hizmetlerinde liyakati ve eğitimi olmayan ucuz iş gücünün istihdam edilmesine neden olacak, dolayısıyla eğitimin de kalitesi düşecektir. Öğrencilere yönelik psikolojik ve duygusal alanda verilecek bu hizmetlerin ehil olmayan kişiler tarafından uygulanması doğru değildir. Ehil olmayan kişiye bina yapma yetkisi verirseniz yıkılır, ehil olmayan kişinin eline çocuk emanet ederseniz varın onu da siz düşünün ne olur. Dolayısıyla açılan bu kursların hemen iptal edilmesi gerekmektedir.

Bir de şöyle düşünün: PDR ve psikoloji alanlarını kazanan çocuklar o kadar yoğun çalışıyorlar ki 450 civarında puan alıyorlar ama Millî Eğitim Bakanlığı 200 puan almış, açık öğretimde alan eğitimi görmüş bir kişiye onun hakkını veriyor. Bu, kul hakkı yemektir arkadaşlar. Eğer o çocukların hakkını yerseniz -atanamayan o çocukların- bunun artık ahirette yansıması nasıl olur, onu da hatırlatmak isterim. Keşke sadece PDR’yle ilgili olsa, başka alanlarda da var; bunları da inşallah ileriki bölümlerde size dile getiririm.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Depboylu.

Aynı mahiyetteki diğer önerge üzerinde Ankara Milletvekili Sayın Bülent Kuşoğlu konuşacaklar.

Buyurun Sayın Kuşoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlarım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sıra sayısı 518 olan Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 6’ncı maddesi üzerinde, 5’inci maddesi üzerinde söz aldım. Tereddüt ettim çünkü bir taraftan Plan ve Bütçe Komisyonunda -yukarıda- 82 maddelik bir torba tasarıyla uğraşıyoruz birkaç günden beri, bir taraftan da geçen hafta Plan ve Bütçe Komisyonundan Genel Kurula sevk ettiğimiz bu tasarıyla uğraşıyoruz. Zaman zaman o tarafa gidiyoruz, zaman zaman buraya geliyoruz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Başınız dönmesin.

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla) – Başımız da dönüyor.

Değerli arkadaşlarım, yatırım ortamının iyileştirilmesiyle ilgili çalışmaların yapılması lazım tabii ki ve bunların bizler tarafından da desteklenmesi lazım, biz de destekliyoruz. Sayın Bakan da iyi niyetli olarak güzel bir çalışma yapmış, getirmiş. Biz de mümkün olduğunca destekledik, Komisyondan hızlı bir şekilde buraya geldi. Muhalefet şerhimizde olduğu üzere sadece belli konularla ilgili itirazlarımız var, belli konulara dikkatleri çektik.

Yatırım ortamının iyileştirilmesini savunurken bir taraftan da bürokrasi yaratmamamız lazım, sıkıntı yapmamamız lazım ama kendimizi de kandırmamamız lazım. Ben Komisyon çalışmaları sırasında da söyledim; bir araştırma var -çok önemli görüyorum- yabancılar tarafından yapılan bir araştırma. Özellikle 2015, 2016 ve 2017 yıllarında, bakın, bu üç sene içerisinde 13 bin dolar milyoneri Türkiye’den yurt dışına çıkış yapmış, parasını yurt dışına göndermiş, en az 1 milyon dolar ve üzeri olan parasını yurt dışına göndermiş. 2015 yılında bin iken bu sayı, 2016’da 6 bin oluyor, 2017’de tekrar 6 bin. Bizim dışımızda, Türkiye’nin dışında 1 milyon dolar ve üzerindeki mevduatların yurt dışına gönderildiği ülkelerin bir tanesi Çin, bir tanesi Hindistan. Fakat Çin ve Hindistan, biliyorsunuz, milyar mertebesinde nüfusu olan ülkeler. Nüfusla kıyaslanınca, dolar milyoneri sayısıyla kıyaslanınca biz dünyada 1’inciyiz; parasının yurt dışına gittiği, kaçırıldığı ve bununla beraber eğer yabancı dil biliyorsa beyin göçünün yaşandığı ülkelerden bir tanesiyiz. Demek ki burada bir sorun var. Biz 2017’de 6 bin, 6 bin de 2016’da dolar milyonerinin, milyon doların üzerinde hesabı olanın yurt dışına para aktarmasını görmüyor, buna göre bu düzenlemeleri yapmıyorsak -yukarıdaki o 82 madde de bu şekilde, bu da böyle- bir şeyleri eksik yapıyoruz demektir. Neden insanlar paralarını Türkiye’de tutmuyorlar da yurt dışına gönderme ihtiyacı hissediyorlar, neden yurt dışında gayrimenkul alınıyor; bunların araştırılması lazım. Biz güven vermedikçe Türkiye Cumhuriyeti olarak bu para kaçmaya mahkûm, bu insanlar kaçmaya mahkûm. Herkes vatanını sever, kendi ülkesinde yatırım yapmak ister öncelikle.

Bakın, bir araştırma yapalım. Bunun kamu tarafından yapılması lazım. Yatırımcıların çoğu Romanya’ya, İngiltere’ye, Yunanistan’a, Bulgaristan’a, hatta Mısır’a yatırım yapıyorlar son yıllarda. Bunları hep beraber aşmamız lazım. Bu sadece, bu kanun tasarısında olduğu gibi, 518’de olduğu gibi bazı işlemleri kolaylaştırmak bürokrasiyi azaltmakla olmaz; bir hukuk devrimi de yapmamız lazım, korkutmamamız lazım, güven vermemiz lazım, adalet olması lazım, insanların mahkemeye gidebilmesi lazım. Yanlış hatırlamıyorsam, 2016’da, 2017’de biz 27 bine yakın şirkete el koyduk ve bunların çoğu mahkemeye gidip hakkını, hukukunu arayamadılar.

Evet, bir FETÖ meselemiz var, çok önemli ama sadece bu bahane edilerek yatırımcıların kaçırılmasına sebep olunmamalı. Çok önemli konular bunlar. Daha sonraki konuşmalarımda da ayrıntılı olarak değinmek istiyorum. Şurada gördüğünüz gibi epey de hazırlığım var.

Teşekkür ediyorum, herkese saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Diğer önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan düzenlemeyle 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nda değişiklik yapılmaktadır. Maddeye konu olan düzenleme Plan ve Bütçe Komisyonunun ihtisas alanına girmeyip Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonunun uzmanlık alanına girmektedir. Bu sebeple, ilgili düzenlemeye dair Plan ve Bütçe Komisyonundan iktidar çoğunluğuyla geçirilen bu düzenlemenin uygulamada birçok sorun ortaya çıkarma ihtimali, mülk sahiplerini mağdur etme durumları söz konusu olduğundan, maddenin tasarı metninden çıkarılarak ilgili komisyona sevk edilmesi gerektiğini düşünmekteyiz.

BAŞKAN - Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, 6’ncı maddede aynı mahiyette iki adet önerge vardır, okutup birlikte işleme alacağım.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 6’ncı maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                            Filiz Kerestecioğlu Demir                              Meral Danış Beştaş                                           Erol Dora

                                         İstanbul                                                      Adana                                                      Mardin

                                   Behçet Yıldırım                                 Mahmut Celadet Gaydalı

                                       Adıyaman                                                     Bitlis                                                            

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                                  Zekeriya Temizel                                     Mehmet Bekaroğlu                                          Musa Çam

                                           İzmir                                                       İstanbul                                                       İzmir

                                   Kadim Durmaz                                       Bihlun Tamaylıgil                                     Utku Çakırözer

                                           Tokat                                                      İstanbul                                                    Eskişehir

                                   Bülent Kuşoğlu                                           Haydar Akar

                                          Ankara                                                     Kocaeli

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelere Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki ilk önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan düzenlemeyle 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nda değişiklik yapılmaktadır. Maddeye konu olan düzenleme Plan ve Bütçe Komisyonunun ihtisas alanına girmeyip Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonunun uzmanlık alanına girmektedir. Bu sebeple, ilgili düzenlemeye dair Plan ve Bütçe Komisyonundan iktidar çoğunluğuyla geçirilen bu düzenlemenin uygulamada birçok sorun ortaya çıkarma ihtimali, mülk sahiplerini mağdur etme durumları söz konusu olduğundan, maddenin tasarı metninden çıkarılarak ilgili komisyona sevk edilmesi gerektiğini düşünmekteyiz.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki diğer önerge üzerinde Kocaeli Milletvekili Sayın Haydar Akar konuşacak.

Buyurun Sayın Akar. (CHP sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine bir torba kanun üzerinde konuşuyoruz. Torba kanunun başlığı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı. Adı güzel ama içeriğine baktığınızda torba olduğu için neler var? İşte, Noterlik Kanunu konusunda yapılan değişiklikler var, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’da yapılan değişiklikler var, e-belediyecilik var. Böyle bir, yatırımı teşvik edeceğini, yatırım ortamını iyileştireceğini düşünen bir zihniyetle karşı karşıyayız.

Daha önce de bu başlık altında başka bir torba kanun gelmişti. O torba kanunda da damga pulunun azaltılması vardı. Düşündüler ki biz bu damga pullarını azaltırsak, Noterlik Kanunu’nda değişiklik yaparsak, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün görev tanımlarında değişiklik yapar ve düzenlersek Türkiye’ye yatırımcı geleceğini düşünen bir zihniyetle karşı karşıyayız. Ya, hiçbir yatırımcının siz inanıyor musunuz ki bu bahsettiğiniz olaylara bakıp, Türkiye’ye gelip yatırım yapacağına? Ya da Türkiye’deki bir sermaye kuruluşunun, sermayedarın sizin bu kanunlarda değişiklik yaparak Türkiye’de yatırım yapabileceğini düşünüyor musunuz? Ben düşünmüyorum. Niye düşünmüyorum? Böyle düşündüğünüz için bir şeyi beceremiyorsunuz işte Sayın Bakan.

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Onun için yüzde 11 büyüdük.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Böyle düşündüğünüz için Türkiye’ye bir çivi çakılmıyor.

Bakın, yatırım yapılabilmesi için…

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Onun için yüzde 20…

HAYDAR AKAR (Devamla) – Bırakın yüzde 20’yi, yüzde 51 oyu falan bırakın.

BAŞKAN – Sayın Akar, Genel Kurula hitap edin lütfen.

HAYDAR AKAR (Devamla) – İşin gerçeğini konuşalım ve bu gerçeğinden yürüyerek Türkiye’de yatırım yapılmasını sağlayalım. Buna ihtiyacımız var mı? Var. Bir yatırımcının bir ülkeye yatırım yapabilmesi için çeşitli kriterleri vardır. Öncelikli kriterlerini saydığımız zaman, bir tanesi işçilik maliyetidir, diğeri ham madde maliyetidir, enerji maliyetidir, su maliyetedir hatta biraz daha ileriye gideyim, buhar maliyetidir, bakım maliyetidir, yardımcı malzemeler maliyetidir, faiz maliyetidir. Vergiler; dolaylı, dolaysız vergiler bu maliyeti, bu yatırımı etkileyen en büyük unsurlardan bir tanesidir; arazidir; teşviktir. Bir yatırımcı bunlara bakar ve gelir. Hepsinin de bağlı olduğu ortak nokta, o ülkede demokrasi var mıdır, o ülkede adalet var mıdır. Önce yatırımcı yatırım yaptığında kendi haklarını koruyabileceği, dürüst, doğru ve yemin etmiş bir adalet sistemi mensuplarının olması gerektiğine inanır. Bu var mı bugün Türkiye’de? Yok. Herkes adaletten şikâyet ediyor, yatırımcı da adaletten şikâyet ediyor. OHAL’i kaldırmadığınız sürece Türkiye’nin yatırım konusunda önünün açılması mümkün değil.

Tek tek maddelere geldiğimiz zaman, işçilik maliyetinde en avantajlı ülke hâline getirdiniz. Sendikaları yok ettiniz, hak arayışlarını yok ettiniz, grevleri ertelediniz. OHAL’i getirerek bir de selam çaktınız sermayeye, dediniz ki: “Bakın, ne güzel, güllük gülistanlık bir alan yaratıyoruz size; grev yok, işçi hakları yok, kimse sesini çıkartamıyor.” Türkiye’yi bedeni sömürülen insanların ülkesi hâline getirdiniz, bedeni sömürülen insanların ülkesi hâline getirdiniz. Benim gibi, sanayi kuruluşu bulunan bir kentte yaşayan bir arkadaşınız olarak söylüyorum: Herkesi asgari ücretle çalışmaya mahkûm ettiniz. En avantajlı durumunuz bu, bunun dışında bir avantajınız yok.

Elektriğe geldiğimiz zaman, Avrupa’nın en pahalı elektriğini kullanıyoruz. 7 kuruşa mal olan elektriği vatandaş 48 kuruşa, sanayici de 42 kuruşa yakıyor. Avrupa’nın en pahalı elektriğini kullanıyoruz. Bütün enerji kaynaklarımız öyle. Su… Sanayiciye bindirdiğiniz su ücretleri bir başka vaka.

Şimdi, faizlere geliyoruz. Hani, bağırıyor ya Recep Erdoğan: “Faiz, faiz, faiz…” diye. Elini tutan mı var? Bu kadar düzenleme yapıyorsunuz, torba kanun çıkartıyorsunuz; niye bir kanun çıkartıp faizleri düşürmüyorsunuz, niye düşürmüyorsunuz? Faiz lobileri yarattınız, yatırıma gitmesi gereken paraların tümü, yatırıma gitmesi gereken her şey o faizci, rantçı kesime aktarılıyor.

Aslında vaktim olsa sizin nasıl yatırım yaptığınızı yap-işlet-devret modelleriyle anlatırım, onların cebine vatandaştan topladığınız vergileri nasıl aktardığınızı anlatırım ama bu kadar süre yok burada, size tanınan süreler bize tanınmıyor. Bir beş dakikalık süre içerisinde bunları anlatmam gerekiyor.

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – Aynı süreyi kullanıyoruz.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Vergiler, dolaylı vergiler, yine çalışan insanların üzerine, işçinin üzerine bindirilen vergilere, sermayenin üzerine bindirilen vergilere baktığınız zaman asgari ücretin neredeyse yarısı kadar, işveren devlete vergi ödüyor. Avrupa’nın en çok dolaylı ve dolaysız vergisini ödeyen bir ülkedeyiz. Tabii ki yatırım olmaz arkadaşlar.

Bir ülkede demokrasi yoksa, adalet yoksa yatırım beklemeyin, böyle ufak tefek şeylerle de kimsenin yatırım yapacağını düşünmeyin diyor, sevgiler, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

7’nci maddede bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 7’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

    Filiz Kerestecioğlu Demir                         Meral Danış Beştaş                   Erol Dora

                İstanbul                                              Adana                               Mardin

                     

           Behçet Yıldırım                            Mahmut Celadet Gaydalı

               Adıyaman                                             Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan düzenlemeyle 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nda değişiklik yapılmaktadır. Maddeye konu olan düzenleme Plan ve Bütçe Komisyonunun ihtisas alanına girmeyip İçişleri Komisyonunun uzmanlık alanına girmektedir. Bugüne kadar AKP'nin on altı yıllık iktidarı boyunca özellikle son yıllarda neredeyse bütün kanunların torba yasa mantığıyla çıkarılması büyük bir sorun teşkil etmektedir. İlgili komisyonlarda görüşülmeden ve etraflıca tartışılmadan çıkarılan kanunların uygulamada yarattığı sorunlara sürekli olarak şahitlik ediyoruz. Uygulamada yaşanan bir sorunu yeni bir torba yasayla düzeltme çabası da ayrı bir usulsüzlüktür. İlgili düzenlemeye dair Plan ve Bütçe Komisyonundan iktidar çoğunluğuyla geçirilen bu düzenlemenin de uygulamada başkaca sorunlar çıkarma ihtimali yüksektir. Dolayısıyla maddenin tasarı metninden çıkarılarak ilgili komisyona sevk edilerek uzmanlarca etraflıca tartışılması gerektiğini düşünmekteyiz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

8’inci maddede iki adet önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 8’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Filiz Kerestecioğlu Demir                       Meral Danış Beştaş               Erol Dora

      İstanbul                                                 Adana                           Mardin

  Behçet Yıldırım                                Mahmut Celadet Gaydalı

     Adıyaman                                                 Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan düzenlemeyle 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nda değişiklik yapılmaktadır. Maddeye konu olan düzenleme Plan ve Bütçe Komisyonunun ihtisas alanına girmeyip İçişleri Komisyonunun uzmanlık alanına girmektedir. Bugüne kadar AKP'nin on altı yıllık iktidarı boyunca özellikle son yıllarda neredeyse bütün kanunların torba yasa mantığıyla çıkarılması büyük bir sorun teşkil etmektedir. İlgili komisyonlarda görüşülmeden ve etraflıca tartışılmadan çıkarılan kanunların uygulamada yarattığı sorunlara sürekli olarak şahitlik ediyoruz. Uygulamada yaşanan bir sorunu yeni bir torba yasayla düzeltme çabası da ayrı bir usulsüzlüktür. İlgili düzenlemeye dair Plan ve Bütçe Komisyonundan iktidar çoğunluğuyla geçirilen bu düzenlemenin de uygulamada başkaca sorunlar çıkarma ihtimali yüksektir. Dolayısıyla maddenin tasarı metninden çıkarılarak ilgili komisyona sevk edilerek uzmanlarca etraflıca tartışılması gerektiğini düşünmekteyiz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 8’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

 

                                  Zekeriya Temizel                                     Mehmet Bekaroğlu                                    Bülent Kuşoğlu

                                           İzmir                                                       İstanbul                                                     Ankara

                                       Musa Çam                                           Bihlun Tamaylıgil                                     Utku Çakırözer

                                           İzmir                                                       İstanbul                                                    Eskişehir

                                   Kadim Durmaz                                       Ömer Fethi Gürer

                                           Tokat                                                        Niğde

MADDE 8- 1163 sayılı Kanunun 61’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan hüküm aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Kooperatif Yönetim Kurulu, kooperatifi temsile yetkili kılınan kimselerin isimlerini ve imzalarını ticaret sicile bildirir ve bu yetkiye dayanak olan kararları ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personele tasdik ettirir.”

BAŞKAN – Komisyon, önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Niğde Milletvekili Sayın Ömer Fethi Gürer konuşacaklar.

Buyurun Sayın Gürer. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sıra sayısı 518 olan Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde düşüncelerimi ben de açıklayacağım.

Yatırım ortamının iyileştirilmesi bizim de benimsediğimiz bir durumdur. Bakınız, Dünya Bankası tarafından hazırlanan İş Yapma Kolaylığı Yıllık Değerlendirme Raporu’na göre 2017 yılı içinde yapılan çalışmada Türkiye 190 ülke arasında 60’ıncı sırada gösterilmektedir. Bu durumun iyileşmesi sağlanmalıdır. Ancak bu yapılırken söz hakkı ve hesap verebilirlik, hukukun üstünlüğü, mevzuatın kalitesi, kamu yönetiminin etkinliği, yolsuzluk kontrolünün önlenmesi gibi konularda ciddi düzenlemeler ihtiyaçtır. İş ortamının iyileştirilmesiyle ilgili düzenlemelere Cumhuriyet Halk Partisinin asla karşı olması söz konusu değildir. Ancak bu düzenlemelerin, toplum ve kamu yararını öne çıkaran, onları erozyona uğratmayan düzenlemeler olması gerekir.

Değerli milletvekilleri, sıra sayısı 518 olan yasa tasarısı yeni bir torba yasa düzenlemesidir. Bu tasarıda yatırım ortamının iyileştirilmesi amacı dışında farklı konular ele alınıyor. Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan esnaf ve sanatkârlar kredi kooperatifi ile tarım kredi kooperatifleri düzenlemesine, meraların mevzuat değişikliğinden Yapı Denetimi Hakkında Kanun’a kadar düzenlemeleri kapsıyor. Esasen bu tür torba kanunlarla bir taraf düzenlenirken diğer taraftan sorunlu kılınıyor ve benzer düzenlemeler sürüp gidiyor.

Değerli arkadaşlar, ülkemizin bu bağlamda daha önemli ciddi sorunları da var. Ülkemizde son bir buçuk iki aylık süreçte 5 tane işçi arkadaşımız kendini yakmak durumunda kaldı. Bu, Türkiye’de yaşanan bir durum değil. İşsizliğin kol gezdiği, geçim sıkıntısının arttığı, yolsuzluk ve yoksulluğun da geliştiği bir süreçte yapılması gereken düzenlemeler, asgari ücretten başlayarak emeğinin karşılığını alamayanlar için yeni iyileştirmeler sağlanmalı. Çiftçilerimiz sorunlu, esnafımız sorunlu, işçimiz sorunlu. Geçtiğimiz günlerde esnaf odalarımızı ziyaret ettim. Esnafların üzerindeki vergi yükü küçük esnafı gerçek anlamda mağdur ediyor. AVM’lerin kent merkezine yapılmasıyla esnafların çoğu dükkânını kapatmış durumda. 100 bine yakın esnaf, 2017 yılında neredeyse çalışma alanından çekilip mağduriyetini nasıl geçineceği noktasına taşımış bulunuyor. Bu arada çiftçilerin yaşadığı sorunlarda da sürekli artışlar var. Daha önceleri yalnızca mazot diyorduk, ürününü sattığını düşünüyorduk. Artık çiftçi ürününü satamadığı gibi Çiftçi Kayıt Sistemi’ne dâhil olmayanların, TARSİM’e kayıt olmayanların yaşadıkları mağduriyetler de Hükûmet tarafından görülmüyor. Örneğin çıkarılan düzenlemelerden yalnızca Çiftçi Kayıt Sistemi’ne dâhil olanlar faydalanıyor. Bana bir çiftçi kardeşim mektup göndermiş. Diyor ki: “Saygıdeğer Vekilim, çiftçinin feryadını, perişanlığını zatıaliniz dile getirmektesiniz. Allah sizden razı olsun. Sayın Vekilim, yıllardır kuraklık yanında ürün para etmiyor. Mazot, gübre pahalı, tohum pahalı. Batmışız. Canımızı da kaybetme noktasına geldik. Stresten istirahatimizi yapamıyoruz. Hükûmet yetkililerine bir duyurun. Ziraat Bankasına, tarım kredi kooperatifine olan borçların faizinin silinip ana paraya 5 taksit yapmalarını sağlasınlar. Özel bankalara olan borçları tarla, traktör, 10 koyun, 5 keçi, 2 inek kurtarmıyor. Geçinmekte zorlanıyoruz. Yüzde 20, yüzde 25’le yapılandırmalar gerçekleştiriliyor. Hükûmet kararnameyle her şeye bir çözüm üretiyor, çiftçiler için de üretsin.” Beş kardeş, soyadları Adıgüzel, kardeşler mektup yazmışlar.

Çiftçilerin ürünleri kimi yerde depoda kimi yerde ürün hasat edilemediği için tarlada kalıyor, narenciye dalda kalıyor. Bunların hepsi millî servet. Yurt dışından getirilen ürünler ve Türkiye’de üretildiği hâlde getirilen diğer dış destekli ürünler nedeniyle mağduriyetler artıyor. Bu anlamda Hükûmetin düzenlemelere gitmesi lazım. Sık sık torba yasa tasarıları yerine temel kanun niteliğinde tümünü kapsayacak uygulamaların bu ülke için ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bu bağlamda, işçinin, çiftçinin, esnafın, dar gelirlinin ve sorunu olanların sorunlarına Hükûmetin çözüm üretmesi gerektiğini bir kez daha dile getirerek, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gürer.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

9’uncu maddede bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 9’uncu maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

                            Filiz Kerestecioğlu Demir                              Meral Danış Beştaş                                           Erol Dora

                                         İstanbul                                                      Adana                                                      Mardin

                                   Behçet Yıldırım                                 Mahmut Celadet Gaydalı

                                       Adıyaman                                                     Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan düzenlemeyle 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nda değişiklik yapılmaktadır. Maddeye konu olan düzenleme Plan ve Bütçe Komisyonunun ihtisas alanına girmeyip İçişleri Komisyonunun uzmanlık alanına girmektedir. Bugüne kadar AKP'nin on altı yıllık iktidarı boyunca özellikle son yıllarda neredeyse bütün kanunların torba yasa mantığıyla çıkarılması büyük bir sorun teşkil etmektedir. İlgili komisyonlarda görüşülmeden ve etraflıca tartışılmadan çıkarılan kanunların uygulamada yarattığı sorunlara sürekli olarak şahitlik ediyoruz. Uygulamada yaşanan bir sorunu yeni bir torba yasayla düzeltme çabası da ayrı bir usulsüzlüktür. İlgili düzenlemeye dair Plan ve Bütçe Komisyonundan iktidar çoğunluğuyla geçirilen bu düzenlemenin de uygulamada başkaca sorunlar çıkarma ihtimali yüksektir. Dolayısıyla maddenin tasarı metninden çıkarılarak ilgili komisyona sevk edilerek uzmanlarca etraflıca tartışılması gerektiğini düşünmekteyiz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

10’uncu maddede iki adet önerge vardır, ilk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 10’uncu maddesinin ikinci fıkrasının madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                            Filiz Kerestecioğlu Demir                              Meral Danış Beştaş                                   Behçet Yıldırım

                                         İstanbul                                                      Adana                                                    Adıyaman

                                        Erol Dora                                                                                             Mahmut Celadet Gaydalı

                                          Mardin                                                                                                                        Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz Değerli Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan düzenlemeyle 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'na yapılan eklemeyle altyapı kazı izni harcı belirlenmiş ancak belediyelere gelir olması beklenen bu düzenleme Bakanlar Kurulunun yetkisine verilerek merkeziyetçi anlayış güçlendirilmiştir. 1.397 belediyenin olduğu ülkemizde, her belediyenin sosyal ve ekonomik gerçekliğinin eşit olmadığı düşünüldüğünde, yapılan değişiklikle harç belirleme yetkisinin belediyelerde olması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 10’uncu maddesinin birinci fıkrasının sonuna aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

“Büyükşehir belediyelerinde alt yapı kazı harcının yüzde 50'si alt yapı kazılarının yapıldığı ilgili ilçe belediyelerine aktarılır.”

 

       Baki Şimşek                      Emin Haluk Ayhan                   Muharrem Varlı

           Mersin                                  Denizli                                      Adana

      Erkan Haberal                                  Zihni Açba                          

           Ankara                                                                                 Sakarya                          

                                                          

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz Değerli Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Mersin Milletvekili Sayın Baki Şimşek konuşacaklar.

Buyurun Sayın Şimşek. (MHP sıralarından alkışlar)

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 518 sıra sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım.

Bu maddeyle belediye sınırları içerisinde yer alan umumi hizmet alanlarında yapılacak kazı işlemleri için belediyece verilecek altyapı kazı izni altyapı kazı izni harcına tabidir. Bu harcın mükellefi altyapı kazı izni talebinde bulunanlardır. Altyapı kazı izni harcının matrahı, öncelikle Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yayımlanan birim fiyatlar olmak üzere Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı veya bunların ilgili birimlerince yayımlanan birim fiyatlarının bu idarelerde kazı alanı türü itibarıyla, birim fiyatının olmaması hâlinde de diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca yayınlanan birim fiyatlarının kazı alanıyla çarpılması sonucu bulunan ve alan tahrip tutarı olarak tanımlanan tutardır. Altyapı kazı izin harcı bu tahrip tutarının üzerinden binde 2 oranında alınır. Bakanlar Kurulu belediye grupları itibarıyla bu oranı yarısına kadar indirmeye, 10 katına kadar artırmaya yetkilidir. Bu madde kapsamında verilecek altyapı kazı izinleriyle ilgili, ilgili belediyeden altyapı kazı izin belgesi alınır. Altyapı kazı izni başvuruları on beş gün içerisinde neticelendirilir. Tabii, bu kazılarla ilgili büyükşehir belediyeleri özellikle inşaatlarla ilgili yapılan kazılarda bütün mücavir alan sınırlarının tamamını harca tabi tutmuştur. Burada da özellikle köylerde ve beldelerde yaşayan insanlarımız herhangi bir yere hafriyat dökmemelerine rağmen kazı ücreti ödemek zorunda kalmaktadırlar. Bu kapsamdan mutlaka köylerde ve beldelerde yaşayanların ve herhangi bir yere hafriyat dökmeyenlerin çıkardıkları… Zaten ya bir bahçe evi yapıyor veya bir köy evi yapıyor, bu malzemeyi de kendi arazileri üzerine döküyorlar. Bunların mutlaka kapsam dışı bırakılması gerekmektedir.

Tabii, yatırımlarla ilgili yatırımcı ne istiyor? İş adamları, yatırımcılar ile bürokratlar keşke bir toplantı yapsalar, yatırımcının ne istediğini tespit edip buna göre yasalar çıkarsak daha doğrusunun olacağını düşünüyorum. Yatırımcı öncelikle düşük faizli kredi istiyor, uygun arsa istiyor, daha az bürokrasi istiyor, doğru teşvik istiyor, yatırım teşviki istiyor ve bunu yapmak için de uygun bir süre istiyor. Benim seçim bölgem olan Mersin’de yaklaşık 2007 yılında Kazanlı turizm bölgesi ilan edildi. Buranın imar planları, izinleri yapıldı. Uygulama safhasına geçildiğinde bu arazinin göçmen kuşların göç yolunda olduğu tespit edildi ve burada bu yatırımın yapılmasına açılan mahkeme sonucu izin verilmedi. Daha sonradan tekrar itiraz edildi ve Kazanlı turizm bölgesi olarak ilan edildi. Buranın altyapısı yapıldı, kanalizasyonu yapıldı, elektrik ve su geldi kilometrelerce uzaktan, geç de olsa yolu bitirildi. Hükûmet söz verdiği süre içerisinde bunu yapmadı ama geç de olsa sekiz on yıllık bir gecikmeyle bunlar yerine getirildi. Yalnız, daha sonra da Rusya krizinden dolayı, turizmde yaşanan sıkıntılardan dolayı bu proje askıya alındı. Şu anda burada yatırım yapacak olan firmalar Türkiye'nin en büyük inşaat firmaları, Limak gibi, Özaltın gibi, Çeçen İnşaat gibi. Yalnız, şu ortamda yine yatırım askıda duruyor. Mersin’in bu yatırıma ivedi olarak ihtiyacı var. Bu firmalara mutlaka yatırım teşvikinin ve uygun sürenin verilerek Kazanlı turizm bölgesinin -ikinci bir Antalya Belek olacak, golf sahalarıyla, otelleriyle, kumsalıyla özel bir bölge- buranın mutlaka desteklenmesi ve Mersin Kazanlı turizm bölgesinin faaliyete geçmesi beklenmektedir. Bütün Mersin halkı bunu beklemektedir.

Ayrıca, iş adamları Kredi Garanti Fonu’ndan bir an önce kredilerin açılmasını ve iş adamlarına bu desteğin sürmesini beklemektedirler. Esnaf kefalet kooperatifleri arasında kaynak aktarmada ciddi sıkıntılar oluşmaktadır. Bazı ilçelerden arayan esnaf kefalet kooperatif başkanları “Bizim kooperatifimize para aktarılmadı. Yeteri kadar aktarılmadı. Ama falanca ilçeye daha fazla para aktarıldı.” gibi bizlere şikâyette bulunmaktadır. Bunun da mutlaka önüne geçilmesi, esnaf kefalet kooperatifleri kanalıyla da esnafların desteklenmesi, ayrıca büyük iş adamlarının yanında küçük girişimcilerin de mutlaka desteklenmesi ve bunların hayatlarını idame ettirmeleri sağlanmalıdır. Şimdi, öyle şeylerle karşılaşıyoruz ki… Adam köyde tavuk besliyor, belki 100-200 tane yumurta üretiyor. Şimdi, yumurtayı satmak üzere gittiği zaman diyorlar ki: “Bunun üzerine marka basacaksın. Bunun üzerine tarih basacaksın.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAKİ ŞİMŞEK (Devamla) – Bir marka basacak cihaz 100-150 bin lira civarında. Küçük işletmecilerin bunların altından kalkabilmeleri mümkün değil. Tarım ve hayvancılığı desteklerken, yatırımcıyı desteklerken küçük işletmeleri de bitirmememiz gerektiğini, bunlara mutlaka destek vermemiz gerektiğini belirtiyor yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

10’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

11’inci maddede üç adet önerge vardır. Bu önergelerin ikisi aynı mahiyette olduğundan birlikte işleme alacağım.

İlk okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 11’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

    Filiz Kerestecioğlu Demir                         Meral Danış Beştaş                   Erol Dora

                İstanbul                                              Adana                                Mardin

           Behçet Yıldırım                            Mahmut Celadet Gaydalı

               Adıyaman                                             Bitlis                                       

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

Zekeriya Temizel                       Mehmet Bekaroğlu                           Musa Çam

        İzmir                                      İstanbul                                       İzmir

  Kadim Durmaz                         Bihlun Tamaylıgil                     Utku Çakırözer

        Tokat                                      İstanbul                                   Eskişehir

 

  Bülent Kuşoğlu                        Okan Gaytancıoğlu

       Ankara                                      Edirne

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelere Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz Değerli Başkanım.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelerden bir tanesinin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan düzenlemeyle 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 14’üncü maddesine ekleme yapılmış ve daha evvel başkaca torba yasalarla yapıldığı gibi, mera vasfının değiştirilmesine dair bir düzenleme yapılmıştır. Madde, yetkilendirilmiş işletmeciler tarafından kurulacak veya kurdurulacak elektronik haberleşme altyapıları için meraların kullanılmasının önünü açmaktadır. Meralarda baz istasyonu ve diğer elektronik haberleşme sistemlerinin kurulması öngörülmektedir. Madde gerekçesinde "kamu güvenliği” kavramı özellikle vurgulanmıştır. Mera vasfını değiştirmek, meraları ranta açmayı bile mevcut iktidar “kamu güvenliği” “milli güvenlik” gerekçesiyle meşru kılmaya çalışmaktadır. Oysaki mera alanları haricinde de iletişim sorunlarını çözmenin yolları vardır. Kırsal bölgelerin iletişimle ilgili sorunlarının çözümü olarak gösterilen bu maddeyle meraların bu amaçla kullanılması rant alanları oluşturacağından ve korunması gereken meraları sonsuza dek yok edeceğinden dolayı madde tasarı metninden çıkarılmalıdır.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki bir diğer önerge üzerinde Edirne Milletvekili Sayın Okan Gaytancıoğlu konuşacak.

Buyurun Sayın Gaytancıoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine bir torba yasa, bu torba yasalara alışmamamız lazım ama yatırım ortamının iyileştirilmesi… Biz mantıklı şeylerde destek veririz fakat 11’inci maddede yine meralara bir saldırı var. Meralar çok önemli yani dünyada sadece insanlar yaşamıyor, hayvanlar da yaşıyor, onların da ana beslenme kaynağı otlar yani meralar. Meralar kendiliğinden yetişen otlaklar, çayırlar. Bu şekilde hayvanın gıdası bedava sağlanabiliyor yani doğa bu şekilde yaratılmış, kendi dengesini kursun diye yaratılmış. Biz de ne yapmışız? Anayasa’ya meraları korumakla ilgili bir hüküm koymuşuz, 1998’de de bu hükmü yenilemişiz, meralara neredeyse girilememesine şerh koymuşuz ancak siz de, ne var ne yok, “Meralara nasıl dalalım?” diye yasaların oralarından buralarından giriyorsunuz, torbaların içerisine koyuyorsunuz. Sizin iktidarınız dönemi boyunca meralara ciddi bir tahribat… Aklınız fikriniz… Yatırım ortamını iyileştireceksiniz ama meralardan elinizi çekin lütfen.

Bakın, son elli yılda Türkiye meralarını kaybediyor, son elli yılda 41 milyon hektar olan… Yani elli yıl önce 41 milyon hektar mera varlığımız varmış, şu an TÜİK verilerine göre 13 milyon hektar ama TÜİK nedense yedi sekiz yıldan beri mera rakamlarını güncellemiyor. Bize gelen bilgiler, birçok sivil toplum, meslek kuruluşu ve üniversitelerle birlikte yaptığımız çalışmalar 8,5 milyon hektara düştüğünü söylüyor yani meralarımızı kaybediyoruz arkadaşlar. Bu, bedava yem kaynağı. Meralarımızı kaybettiğimiz için de dünyadan hayvan ithalatı yapıyoruz. Niye? Ucuz olduğu için. Hâlbuki yanımızda bedava yem kaynağımız var ama siz ciddi anlamda meralara saldırıyorsunuz. “Buradan yol geçecek.” diyorsunuz, kamu yararı kararı çıkartıyorsunuz, yol geçiyor, 3 bin, 4 bin dönümlük mera da gidiyor. Oradaki hayvanlar ne oluyor? Oradaki hayvanlar da satılıyor, köyden kente insanlar göç ediyor. Hâlbuki gelişmiş ülkeler o meraları koruyorlar. Tel örgülerle değil elektrikli tellerle çeviriyorlar, 8 voltluk, hayvanlar aşırı otlamasınlar diye ciddi anlamda da bakıyorlar meralarına. Yani hayvan her gün aynı yerde otlamıyor, farklı farklı yerlerde otlasın, o meralarda hiç ot eksilmesin diye gözü gibi bakıyorlar. Siz ne yapıyorsunuz? Bir yasa çıkartıyorsunuz, diyorsunuz ki: “Ey yatırımcı, gel bakalım yirmi yıllık ot parasını ver, mera senin olsun.” Böyle şey olur mu arkadaşlar? Bize anlatıyorsunuz, diyorsunuz ki: “Ya köylüler de alabilir.” Köylüde para mı var mera alsın?

AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) – Var, var hocam, var.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Devamla) – Eğer bu köylü almazsa yandaki köylü alsın. Merak etmeyin, o köylüdeki paraları da bitirdiniz, ciddi anlamda borçlandırdınız. Ama asıl amaç ne? “O köy almasın, diğer köy almasın, üçüncü şahıslar alabilir.” diyorsunuz. Buna da olanak sağlıyorsunuz.

Onun dışında, Kanal İstanbul Projesi yapmaya çalışıyorsunuz, 20 bin dönüm mera alanı yok olacak. Yani siz geleceği görmüyorsunuz, sadece bugün için yaşıyorsunuz. Gelecekte bizim çocuklarımız hiç beslenmeyecekler mi? Sağlıklı beslenmeyecekler mi? Tabii ki ot yemeyecekler, hayvanlar ot yiyecek ama biz de o hayvanları yiyeceğiz. Niye başka ülkelerin çiftçilerine muhtaç kalalım? Bakın, Brezilya’dan gemilere koydunuz hayvanları, hayvanlar perişan bir vaziyette. “Ben Türkiye’ye gelmem.” diyor hayvanlar, çevreciler de göndermek istemiyor. Ya biz hâlâ ısrarla başka ülkelerin çiftçilerini zengin etmeye çalışıyoruz.

Bunun yanında, üstünü örttüğünüz escherichia coli’li hayvan ithalatı da yaptık. Et ve Süt Kurumu aracılığıyla gittiniz Bosna-Hersek’ten ciddi kontroller yapmadan hayvan ithalatı yaptınız, bir an önce soktunuz, Kapıkule’de bir daha numune alındı, escherichia coli. Yani çok ciddi üreyen, insan sağlığına zararlı bir bakteri olduğu da ortaya çıktı. Bunları beş ay sonra imha tutanağı koydunuz. Ya bunlara gerek var mı? Neden biz meralarımızı korumayalım? Neden tarıma destek vermeyelim? Neden gidiyorsunuz baz istasyonlarını meraların üzerlerine koymaya çalışıyorsunuz? Beşinci sınıf, altıncı sınıf veya hiç tarım toprağı olmayan yerler boşken siz niye böyle bir yöntem izliyorsunuz? Başka yerlerde yatırım yapacak yer yok mu? Meralardan elinizi çekin, çiftçinin cebinden elinizi çekin.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gaytancıoğlu.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 11’inci maddesiyle 4342 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen (j) bendinde yer alan “veya kurdurulacak” ibaresinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                  Mehmet Erdoğan                                          Kamil Aydın                                            Erkan Akçay

                                           Muğla                                                     Erzurum                                                     Manisa

 

                                      Baki Şimşek                                     Ahmet Selim Yurdakul

                                          Mersin                                                      Antalya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz Değerli Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Muğla Milletvekili Sayın Mehmet Erdoğan konuşacaklar.

Buyurun Sayın Erdoğan. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 11’inci maddesiyle ilgili verdiğimiz önerge üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle sizleri ve ekranları başında bizleri takip eden aziz Türk milletini saygı ve muhabbetle selamlıyorum.

Sözlerimin başında, gece gündüz demeden yurt içinde ve yurt dışında canı pahasına terörle mücadele eden, aziz vatan toprağının bütünlüğünü muhafaza için takdire şayan operasyonlara imza atan güvenlik güçlerimize başarılar diliyor, saygılarımı sunuyorum. Zeytin Dalı Operasyonu başta olmak üzere, terörle mücadele ederken şehadete erişen kahramanlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyor, kahraman gazilerimize de acil şifalar diliyorum. Bilmelerini isterim ki aziz Türk milleti bu kutlu seferde sonuna kadar kahraman Mehmetçik’imizin yanındadır, varlığını Türk varlığına adayan milyonlar da hazır kıta beklemektedir.

Değerli milletvekilleri, 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 11’inci maddesiyle 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 14’üncü maddesine bir ekleme yapılarak elektronik haberleşme altyapılarının kurulumuyla ilgili kolaylaştırıcı bir düzenleme yapılmaktadır. Tabii, burada, özellikle güvenlik gerekçelerinin ön planda olmasını da göz önünde bulundurarak bu düzenlemeyi yerinde gördüğümüzü belirtmek isterim. Özellikle terörle mücadele eden güvenlik güçlerimizin haberleşme kabiliyetini güçlendirecek, koordinasyon becerisini güçlendirecek bu düzenlemeyi desteklemekteyiz ancak bu yatırımların doğrudan yetkili firmalar tarafından yapılmasını, burada üçüncü firmalar tarafından herhangi bir yanlışa sebep verecek yatırım yapılmasının engellenmesini talep etmekteyiz.

Değerli milletvekilleri, bu vesileyle vatandaşlarımızın bazı sorunlarını da sizlerle paylaşmak ve çözüm önerilerimizi tekrar hatırlatmak istiyorum. Daha önce 2/B arazileri ve hazine arazileriyle ilgili yapılan düzenlemeler maalesef vatandaşlarımızın dertlerine derman olamamıştır. Birçok vatandaşımız onlarca yıldır kullandığı arazilerini yüksek rayiç bedeller, tarihî sit, tabii sit, Kıyı Kanunu ve benzeri sebeplerle satın alamamışlardır, almaya çalışanlar da hak kaybına uğramamak için ilk taksitlerini borç harç ödemiş ancak diğer taksitleri ödeyemediği için büyük bir yükün altında ezilmişlerdir. Buna bir çözüm bulunması gerektiği ortadadır.

Diğer yandan, hazine arazilerinin kullanımıyla ilgili de bazı sorunlar bulunmaktadır. Özellikle ecrimisil ödeyerek bu arazileri kullanan çiftçilerimiz, turizmcilerimiz, işletme sahiplerimiz de mağduriyet yaşamaktadır. Özellikle seçim bölgem Muğla’da son yıllarda yaşanan olağanüstü gelişmeler gelir-gider dengesini bozmuş, bu yerleri kullanan vatandaşlarımızı farklı arayışlara itmiştir. 2015 yılında Rus uçağının düşürülmesiyle ilgili uluslararası kamuoyunda oluşturulan olumsuz algı, 2016 yılında FET֒nün gerçekleştirdiği hain darbe girişimi, Sayın Cumhurbaşkanına yapılan suikast girişimi ve 2017 yılında da yaşanan depremler turizm sektörünü ve bu sektöre bağlı onlarca sektörü maalesef olumsuz yönde etkilemiştir, vatandaşlarımızı ekonomik açıdan zor duruma sokmuştur. Bu sebeple ecrimisillerin muhakkak gözden geçirilmesi ve düşürülmesi gerekmektedir.

Yine, bu yıl da özellikle seçim bölgem Muğla kıyılarında Yunan tarafının yaptığı uluslararası hukuka aykırı eylemler, tacizler ve kışkırtmalar üzerinden uluslararası arenada Türkiye aleyhine bir algı oluşturulmaya çalışıldığı muhakkaktır. Türkiye Afrin’de terörle mücadele ederken Yunanistan kendince bir fırsatçılık peşine düşmüştür. Yunanistan’ın girdiği yol yanlış bir yoldur. Türk ordusu tarih boyunca Yunanlılarla her zaman baş etmiştir, bugün de Afrin’de cephede olmasına rağmen ikinci bir cephede Yunan’ı alt edecek gücü her zaman vardır. Bu bakımdan, Yunanistan’ın aklını başını alarak girdiği yanlış yoldan geriye dönmesi muhakkak yerinde olacaktır.

2018 turizm sezonunu gölgeleyecek her türlü algının süratle etkisiz hâle getirilmesi bölgemizdeki bütün işletmecilerin temel beklentisidir. Bu algının oluşturulmaması konusunda da Hükûmetimizin gerekli önlemleri acilen alması gerekmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi ve ekranları başında bizleri takip eden aziz Türk milletini tekrar saygı ve muhabbetle selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Erdoğan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

11’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 11’inci madde kabul edilmiştir.

12’nci maddede iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 12’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

                            Filiz Kerestecioğlu Demir                              Meral Danış Beştaş                                           Erol Dora

                                         İstanbul                                                      Adana                                                      Mardin

 

                                   Behçet Yıldırım                                 Mahmut Celadet Gaydalı

                                       Adıyaman                                                     Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan düzenlemeyle 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nda değişiklik yapılmaktadır. Maddeye konu olan düzenleme Plan ve Bütçe Komisyonunun ihtisas alanına girmeyip Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunun uzmanlık alanına girmektedir. Bugüne kadar, AKP’nin on altı yıllık iktidarı boyunca özellikle son yıllarda neredeyse bütün kanunların torba yasa mantığıyla çıkarılması büyük bir sorun teşkil etmektedir. İlgili komisyonlarda görüşülmeden ve etraflıca tartışılmadan çıkarılan kanunların uygulamada yarattığı sorunlara sürekli olarak şahitlik ediyoruz. Uygulamada yaşanan bir sorunu yeni bir torba yasayla düzeltme çabası da ayrı bir usulsüzlüktür. İlgili düzenlemeye dair Plan ve Bütçe Komisyonundan iktidar çoğunluğuyla geçirilen bu düzenlemenin de uygulamada başkaca sorunlar çıkarma ihtimali yüksektir. Dolayısıyla maddenin tasarı metninden çıkarılarak, ilgili komisyona sevk edilerek uzmanlarca etraflıca tartışılması gerektiğini düşünmekteyiz.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 12’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

Zekeriya Temizel                         Bülent Kuşoğlu                             Musa Çam

        İzmir                                       Ankara                                       İzmir

Mehmet Bekaroğlu                        Kadim Durmaz                       Utku Çakırözer

      İstanbul                                      Tokat                                     Eskişehir

Bihlun Tamaylıgil

      İstanbul

MADDE 12 - 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanununun 218 inci maddesine aşağıdaki fıkra ilave edilmiştir..

"3. Türkiye ile diğer ülkeler arasında deniz ve havayolu ile yapılan eşya ve yolcu taşımalarında yararlanılan deniz ve havalimanlarını işleten kuruluşlar ile geçici depolama yeri işleticileri, gümrüklü sahalarda 655 Sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamı dışında bulunan gümrük iş ve işlemleri ile ilgili tahmil, tahliye, ardiye, saha içi taşıma ücretleri ve benzeri masrafların belirlenen azami bedellerine uymakla yükümlüdür.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz Efendim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyoruz:

Gerekçe:

Madde metninin daha iyi anlaşılması için söz konusu değişiklik önerilmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

13’üncü maddede bir adet önerge vardır, okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 13’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

               Filiz Kerestecioğlu Demir                 Meral Danış Beştaş           Behçet Yıldırım

                      İstanbul                                      Adana                            Adıyaman

                           

                     Erol Dora                                                     Mahmut Celadet Gaydalı

                       Mardin                                                                              Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz Efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan düzenlemeyle 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nda değişiklik yapılmaktadır. Maddeye konu olan düzenleme Plan ve Bütçe Komisyonunun ihtisas alanına girmeyip Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu'nun uzmanlık alanına girmektedir. Bugüne kadar, AKP'nin on altı yıllık iktidarı boyunca özellikle son yıllarda neredeyse bütün kanunların torba yasa mantığıyla çıkarılması büyük bir sorun teşkil etmektedir. İlgili komisyonlarda görüşülmeden ve etraflıca tartışılmadan çıkarılan kanunların uygulamada yarattığı sorunlara sürekli olarak şahitlik ediyoruz. Uygulamada yaşanan bir sorunu yeni bir torba yasayla düzeltme çabası da ayrı bir usulsüzlüktür. İlgili düzenlemeye dair Plan ve Bütçe Komisyonundan iktidar çoğunluğuyla geçirilen bu düzenlemenin de uygulamada başkaca sorunlar çıkarma ihtimali yüksektir. Dolayısıyla maddenin tasarı metninden çıkarılarak ilgili komisyona sevk edilerek uzmanlarca etraflıca tartışılması gerektiğini düşünmekteyiz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

13’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

14’üncü maddede aynı mahiyette iki önerge bulunmaktadır. Önergeleri birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 14’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Filiz Kerestecioğlu Demir                     Meral Danış Beştaş               Behçet Yıldırım

                İstanbul                                      Adana                                Adıyaman

               Erol Dora                                                         Mahmut Celadet Gaydalı

                 Mardin                                                                                  Bitlis

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

        Zekeriya Temizel                     Mehmet Bekaroğlu                     Musa Çam

                İzmir                                    İstanbul                                 İzmir

          Kadim Durmaz                       Bihlun Tamaylıgil               Utku Çakırözer

                Tokat                                    İstanbul                             Eskişehir

 

         Bülent Kuşoğlu

               Ankara

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelere Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelerin bir tanesinin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan düzenlemeyle 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun'da değişiklik yapılarak madde içerisinde imza yetkisi değişikliği yapılmış ve ekleme yapılmıştır. Ancak yapı denetim kurumu çok önemli olmakla beraber, bu konu müteahhitlere seçme şansı/alanı verilmesi yoluyla baştan yanlış kurgulanmıştır. Özelikle son dönemde kentsel dönüşüm çalışmalarının arttığı ve deprem riskinin sürekli olduğu Türkiye gibi bir ülkede yapı denetim sisteminin daha sıkı kurallara bağlı olması gerekmektedir. Maddede yapılan değişiklik ilgili meslek odalarının görüşü alınmadan, neden böyle bir değişikliğe ihtiyaç duyulduğuna dair açıklayıcı bir değerlendirme yapılmadan getirilmek istenmektedir. Üstelik maddenin görüşüldüğü Plan ve Bütçe Komisyonu, bu maddenin konusunu teşkil eden hususlara dair ihtisaslaşmış bir komisyon değildir. Dolayısıyla, maddenin tasarı metninden çıkarılmasını öngörmekteyiz.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki diğer önerge üzerinde Ankara Milletvekili Sayın Bülent Kuşoğlu konuşacaklar.

Buyurun Sayın Kuşoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum tekrar.

518 sıra sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 14’üncü maddesi üzerinde konuşacağım. Bu madde, bildiğiniz gibi, Yapı Denetimi Hakkında Kanun’la ilgili düzenlemeler yapıyor.

Değerli arkadaşlarım, yatırım ortamını iyileştirmek istiyoruz, bu konuyla ilgili olarak da demin anlattığım gibi, Sayın Başbakan Yardımcımız bir tıp profesörü olmasına rağmen gerçekten çok detaylı bir çalışma yapmış, çok iyi niyetli bir çalışma yapmış, kendisi hukuki konularla ilgili, uygulamayla ilgili epey bir bilgi sahibi olmuş, bunu takdir etmemek mümkün değil. Kendi görevini yapmış ama şöyle bir durum var: Şimdi, bakın, amacımız yatırım ortamını iyileştirmek. Neden iyileştirmek istiyoruz? Daha fazla yatırım yapılsın, işsiz olan vatandaşlarımız işe kavuşsun, işi olanlar da daha iyi iş ortamına kavuşsun. Yani kalkınma için kısaca yapıyoruz, vatandaşımız için kısaca yapıyoruz. Peki, bakıyorum, son yıllarda özellikle bu konularla ilgili düzenlemeler sık sık yapılıyor ve bizim Plan ve Bütçe Komisyonundan ve buradan geçiyor. Son yıllarda sürekli olarak söylüyoruz “İstihdamda çok büyük artış sağladık, artış sağladık.” diye. Bakın, Aralık 2015’te 13 milyon 999 bin toplam sigortalı sayısı, toplam sigortalı sayısı 13 milyon 999 bin 398 yani 14 milyon. Kasım 2017 en son rakam, ne kadar olmuş biliyor musunuz toplam sigortalı sayısı? 14 milyon 555 bin. 555 bin artmış Aralık 2015’ten Kasım 2017’ye kadar. Yani bu süre içerisindeki reel artış, sigorta kayıtlarına yansıyan bu: 550 bin.

Şimdi, hâlbuki biz hazineden, İş Kurumundan, İşsizlik Sigortası Fonu’ndan bir yığın destekte bulunduk istihdamı artırabilmek için. Yapıyoruz, büyük fedakârlıklarda bulunuyoruz. Peki neden artıramıyoruz bunu? İş yeri sigortalı sayısı, bakın, yine Aralık 2015’te 1 milyon 740 bin, Kasım 2017’de 1 milyon 851 bin. Verdiğimiz destek oranında büyük bir artış söz konusu değil. Biraz önce söylediğim gibi bu artışların olabilmesi için demek ki daha farklı saiklere ihtiyaç var, daha gerçekçi olmamız lazım.

Diyeceksiniz ki: “Sosyal Güvenlik Kurumunun rakamları yeterli değildir.” Bakın, mükellef sayılarını vereyim: Gelir vergisi faal mükellef sayısı… Geçenlerde TÜİK açıkladı, 81 milyona yakın nüfusumuz var. Ne kadar gelir vergisi mükellefimiz var, biliyor musunuz? En son ocak itibarıyla 1 milyon 883 bin 698, 81 milyonluk bir ülkede 1 milyon 883 bin gelir vergisi mükellefimiz var ve bu sayı 2001’de -on yedi sene önce- 1 milyon 768 binmiş. 1 milyon 768 binden on yedi yılda 1 milyon 883 bine çıkarmışız. Yani, bir şeyler yapıyoruz ama niçin yaptığımızı, nasıl yaptığımızı bilmemiz lazım. Bakın, sayılar ortada, bunlar Sosyal Güvenlik Kurumunun, kamunun sayıları, devletin sayıları. Bu da Maliye Bakanlığının sayıları. Kurumlar vergisi mükellef sayılarını vereyim: Şu anda 764.310, Ocak 2018 itibarıyla. 2001’de de bu 565 binmiş. Bu kadar teşvik veriyoruz, bu kadar uğraşıyoruz gerçek anlamda bir artış kaydedemiyoruz. Demek ki sorun farklı bir yerde, bunu görmemiz lazım, bunu artırabilmemiz lazım.

“Büyüme” diyoruz… Bu sene bankacılık sektörünün kârı neye çıktı biliyor musunuz? 40 milyara. 40 milyar, geçen yıl, 2016’da 26 milyardı. Büyüyor Türkiye, büyüyor ama bankacılık sektörü büyüyor, sigortacılık sektörü büyüyor. Bizimle ilgisi olmayan, yabancıların yatırım yaptığı alanlar büyüyor. Bakın, bankacılık sektörü özellikle yabancılar tarafından, sigortacılık sektörü özellikle yabancılar tarafından elde tutuluyor. O sektörlerde önemli ölçüde büyüme var; bu, çarpık bir büyüme. Bu, vatandaşa yansımayan bir büyüme.

Herkesi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kuşoğlu.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

14’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati : 19.17

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati:19.34

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 59’uncu Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

Hükûmet yerinde.

15’inci maddede aynı mahiyette iki adet önerge vardır, önergeleri okutup birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 15’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

                            Filiz Kerestecioğlu Demir                              Meral Danış Beştaş                                           Erol Dora

                                         İstanbul                                                      Adana                                                      Mardin

 

                                   Behçet Yıldırım                                 Mahmut Celadet Gaydalı

                                       Adıyaman                                                     Bitlis

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                                  Zekeriya Temizel                                     Mehmet Bekaroğlu                                          Musa Çam

                                           İzmir                                                       İstanbul                                                       İzmir

 

                                   Utku Çakırözer                                         Kadim Durmaz                                   Bihlun Tamaylıgil

                                        Eskişehir                                                     Tokat                                                      İstanbul

 

                                    Sibel Özdemir

                                         İstanbul

BAŞKAN - Aynı mahiyetteki önergelere Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz Değerli Başkanım.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelerden birinin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan düzenlemeyle 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun'da değişiklik yapılarak 14’üncü madde gibi bazı değişiklikler yapılmıştır. Ancak yapı denetim kurumu çok önemli olmakla beraber, bu konu müteahhitlere seçme şansı/alanı verilmesi yoluyla baştan yanlış kurgulanmıştır. Özelikle son dönemde kentsel dönüşüm çalışmalarının arttığı ve deprem riskinin sürekli olduğu Türkiye gibi bir ülkede, yapı denetim sisteminin daha sıkı kurallara bağlı olması gerekmektedir. Maddede yapılan değişiklik ilgili meslek odalarının görüşü alınmadan, neden böyle bir değişikliğe ihtiyaç duyulduğuna dair açıklayıcı bir değerlendirme yapılmadan getirilmek istenmektedir. Üstelik maddenin görüşüldüğü Plan ve Bütçe Komisyonu, bu maddenin konusunu teşkil eden hususlara dair ihtisaslaşmış bir komisyon değildir. Dolayısıyla, maddenin tasarı metninden çıkarılmasını öngörmekteyiz.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki bir diğer önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Sayın Sibel Özdemir konuşacaklar.

Buyurun Sayın Özdemir. (CHP sıralarından alkışlar)

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 518 sıra sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın ben de 15’inci maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Benim üzerine söz aldığım 15’inci maddede, 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun’un 3’üncü maddesinde bir düzenleme yapılıyor. Bu 3’üncü maddenin ikinci fıkrasına şöyle bir cümle ekleniyor: “Yapı denetim kuruluşları öncelikle risk bazlı denetim yapar.” Bu kanun tasarısının amacı, yatırım imkânları için yerli ve yabancı yatırımcılara elverişli bir ortam hazırlamak. Ancak bunun yaparken doğal olarak insan yaşamı, toplum güvenliği ve sağlığını göz ardı etmememiz gerekiyor. 4708 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesindeki düzenlemeyle yatırımcılar için engeller kaldırılırken, bu amaçlanırken yapı denetim kuruluşlarının sorumluluk alanları olan asli sorumluluklarından tabii ki kurtaramayız. Eklenen fıkrayla “Yapı denetim kuruluşu” ibaresi “öncelikle risk bazlı denetim yapan yapı denetim kuruluşları” şeklinde değiştirilmektedir. Bu eklemeyle ne kastedildiği tam olarak belirtilmemiştir. Kanunun gerekçesine de baktığımız zaman yeterli bir açıklama yapılmadığını görmekteyiz.

Değerli milletvekilleri, genel olarak tasarının 14 ve 15’inci maddelerinin içeriği Plan ve Bütçe Komisyonunun temel alanı dışında. 4708 sayılı Yapı Denetim Kanunu’nu ilgilendiren bu değişiklikleri de Meclisteki ilgili ihtisas komisyonu olan Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonunun, hatta ilgili sivil toplum kuruluşlarının, odaların, bu kanunun ilgilendiren tarafların görüş ve önerilerinin alınmadığını ve daha makul, daha uygun talepleri karşılayan bir yasal sürecin olmadığını biz düşünüyoruz.

Değerli milletvekilleri, ayrıca ülkeyi on dokuz ay yirmi beş gündür OHAL ile yöneten Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmetinin amacını aşan KHK’ler yanında, bizim tüm ısrarlarımıza rağmen Türkiye Büyük Millet Meclisinin İçtüzük’üne de aykırı olarak torba yasalarla yönettiğini görüyoruz. Başbakanlık tarafından doğrudan gönderilen birçok kanun tasarısı Plan ve Bütçe Komisyonuna sevk ediliyor. Oysa bu kanun tasarılarında yer alan maddelerdeki birçok farklı alandaki düzenlemelerin her biri ayrı ihtisas komisyonlarının çalışma alanlarına girmekte ve detaylarıyla uzun uzun görüşülüp tartışılması gerekirken burada hızlıca kanunlaştığına hep birlikte şahit oluyoruz. Bu şekilde yapılan ve çözüm üretmesi gereken düzenlemelerin kendilerinin birer sorun hâline dönüştüğüne şahit oluyoruz. İşte biz bu nedenlerle torba kanun tasarılarının bütününe karşı olduğumuzu buradan tekrar ifade ediyoruz.

Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarının işte bu zihniyeti, maalesef yasa yapma sürecinde değil demokrasi, hukukun üstünlüğü, işleyen hukuk sistemi, insan haklarına saygı, basın ve ifade özgürlüğü alanlarında da temel sorun olarak ortaya çıkmaktadır. İşte bu temel nedenlerden dolayı tepeden inmeci bir şekilde getirilen ve kısa vadeli yasal düzenlemelerle yeni sorunlara yol açacak düzenlemeler olarak burada karşımıza çıktığını görüyoruz.

Hukukun üstünlüğü ve hukuka saygı bakımından Türkiye’nin dünyadaki yeri her geçen gün kötüye gitmektedir. Yerli yatırımcıların yanında yabancı yatırımcılar için de belirsiz ve güvencesiz bir ortam olduğuna hep birlikte şahit oluyoruz.

Değerli milletvekilleri, Dünya Bankasının her yıl yayımladığı Dünya Yönetişim Göstergeleri Raporu’nda Türkiye’nin durumu ve dünyadaki yeri şu tespitlerle ortaya çıkıyor: Söz hakkı ve hesap verebilirlikte ülkemizin 204 ülke arasında son iki yılda 14 sıra gerilediğini görüyoruz. Yine, yatırımcılar için çok önemli bir veri olan hukukun üstünlüğü alanında son on iki yılda 18 sıra gerileyerek 108’inci sıraya düşüyoruz. Mevzuat kalitesi, kamu yönetiminin etkinliği alanlarında yine geriye düşüşün olduğu bu verilerle ortaya çıkmaktadır. Nitelikli ürünlerdeki rekabet gücümüzü kaybetmekteyiz, niteliksiz ürünlerde ise rekabet gücümüzün arttığını görüyoruz.

Değerli milletvekilleri, sonuç olarak baktığımızda, Türkiye’nin güçlü hukuk sistemi, güçlü kurumsal yapıları, nitelikli eğitim sistemi ve gerçekten amacına ulaşan tam bir istihdam politikası, güçlü bilim, sanayi, yapay zekâ politikası ve stratejisi olmadan, bu yasal düzenlemede de şahit olduğumuz üzere, ülkemizin gelişmesi, kalkınması, dünyada saygın bir ülke olması mümkün değildir.

Tekrar sizlerle ve vatandaşlarımızla ben bu durumu paylaşıyorum ve sizleri, Genel Kurulu tekrar saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özdemir.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

15’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 15’inci madde kabul edilmiştir.

16’ncı maddede iki adet önerge vardır…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Çekiyoruz efendim. 16, 17 ve 18’inci maddelerin önergelerini geri çekiyoruz.

BAŞKAN – Bir önerge çekildiği için 16’ncı maddede bir adet önerge kalmıştır.

Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 16’ncı maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Filiz Kerestecioğlu Demir                     Meral Danış Beştaş                           Erol Dora

                İstanbul                                      Adana                                       Mardin

             Aycan İrmez                      Mahmut Celadet Gaydalı

                 Şırnak                                       Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan düzenlemeyle 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda değişiklik yapılmaktadır. Maddeye konu olan düzenleme Plan ve Bütçe Komisyonunun ihtisas alanına girmeyip İçişleri Komisyonunun uzmanlık alanına girmektedir. Bugüne kadar AKP'nin on altı yıllık iktidarı boyunca, özellikle son yıllarda neredeyse bütün kanunların torba yasa mantığıyla çıkarılması büyük bir sorun teşkil etmektedir. İlgili komisyonlarda görüşülmeden ve etraflıca tartışılmadan çıkarılan kanunların uygulamada yarattığı sorunlara sürekli olarak şahitlik ediyoruz. Uygulamada yaşanan bir sorunu yeni bir torba yasayla düzeltme çabası da ayrı bir usulsüzlüktür. İlgili düzenlemeye dair Plan ve Bütçe Komisyonundan iktidar çoğunluğuyla geçirilen bu düzenlemenin İçişleri Komisyonunda tartışılmadan, Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü ile Belediyeler Birliklerinin görüşleri alınmadan bu maddeyle kurulması oldukça eksik olacaktır. Üstelik amaçlanan e-belediye hizmetinin Türkiye'de büyükşehirlerin haricinde özellikle küçük il, ilçe ve beldelerde ne kadar süre içerisinde, nasıl uygulanacağını detaylı şekilde tartışmadan kanunlaşmasının uygulamada sorun olarak karşımıza çıkma ihtimali yüksektir. Dolayısıyla maddenin tasarı metninden çıkarılarak, İçişleri Komisyonuna sevk edilerek uzmanlarca etraflıca tartışılması ve ihtiyaç dâhilinde bu çerçevede yasalaştırılması gerektiğini düşünmekteyiz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

16’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 16’ncı madde kabul edilmiştir.

17’nci maddede bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 17’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

        Filiz Kerestecioğlu Demir             Meral Danış Beştaş                           Erol Dora

                    İstanbul                                  Adana                                       Mardin

         Mahmut Celadet Gaydalı                  Aycan İrmez

                      Bitlis                                   Şırnak

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz Değerli Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan düzenlemeyle 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda değişiklik yapılmaktadır. Maddeye konu olan düzenleme Plan ve Bütçe Komisyonunun ihtisas alanına girmeyip İçişleri Komisyonunun uzmanlık alanına girmektedir. Bugüne kadar AKP'nin on altı yıllık iktidarı boyunca, özellikle son yıllarda neredeyse bütün kanunların torba yasa mantığıyla çıkarılması büyük bir sorun teşkil etmektedir. İlgili komisyonlarda görüşülmeden ve etraflıca tartışılmadan çıkarılan kanunların uygulamada yarattığı sorunlara sürekli olarak şahitlik ediyoruz. Uygulamada yaşanan bir sorunu yeni bir torba yasayla düzeltme çabası da ayrı bir usulsüzlüktür. İlgili düzenlemeye dair Plan ve Bütçe Komisyonundan iktidar çoğunluğuyla geçirilen bu düzenlemenin de İçişleri Komisyonunda tartışılmadan, Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü ile Belediyeler Birliklerinin görüşleri alınmadan bu maddeyle kurulması oldukça eksik olacaktır. Üstelik amaçlanan e-belediye hizmetinin Türkiye'de büyükşehirlerin haricinde özellikle küçük il, ilçe ve beldelerde ne kadar süre içerisinde, nasıl uygulanacağını detaylı şekilde tartışmadan kanunlaşmasının uygulamada sorun olarak karşımıza çıkma ihtimali yüksektir. Dolayısıyla maddenin tasarı metninden çıkarılarak, İçişleri Komisyonuna sevk edilerek uzmanlarca etraflıca tartışılması ve ihtiyaç dâhilinde bu çerçevede yasalaştırılması gerektiğini düşünmekteyiz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

17’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 17’nci madde kabul edilmiştir.

18’inci maddede iki adet önerge vardır, ilk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 18’inci maddesinde yer alan "bildirilmesi halinde” ibaresinin "bildirilmesi durumunda” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

        Filiz Kerestecioğlu Demir             Meral Danış Beştaş                           Erol Dora

                    İstanbul                                  Adana                                       Mardin

         Mahmut Celadet Gaydalı                  Aycan İrmez

                      Bitlis                                   Şırnak

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişiklikle madde metnine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 18’inci maddesi ile değiştirilmesi düşünülen 5510 sayılı Kanun’un 11’inci maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinde geçen "ilgililerce” ibaresinin "şirket yetkililerince” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                           Fahrettin Oğuz Tor                                              Kamil Aydın                                             Baki Şimşek

                             Kahramanmaraş                                                    Erzurum                                                     Mersin

                             Deniz Depboylu                                             Mehmet Erdoğan

                                     Aydın                                                             Muğla

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz Değerli Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor konuşacaklardır.

Buyurun Sayın Tor. (MHP sıralarından alkışlar)

FAHRETTİN OĞUZ TOR (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 18’inci maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi ve bizleri izleyen değerli vatandaşlarımızı sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Yapılan düzenlemeyle “Şirket kuruluşunun ticaret sicili memurluklarına bildirilmesi halinde yapılan bu bildirim Kuruma yapılmış sayılır ve ilgililerce ayrıca işyeri bildirgesi düzenlenmez.” hükmü getirilmektedir. Olumlu bir düzenlemedir. Getirilen bu düzenlemeyle şirket kuruluşu ticaret sicili memurluklarına mecburen bildirildiği için ayrıca kurumu iş yeri bildirgesi vermeyecektir. Kurum, ticaret sicili memurluklarından aldığı bilgilere göre şirketin tescilini yapacak, tescili işverene bildirecektir. Ticaret sicili memurluğu her türlü bilgiyi SGK’ye aktaracağı için uygulamada birçok emek, zaman ve gider kaybı önlenebilecektir. Şirketin sermaye yapısında meydana gelecek değişiklikler, şirketin idari bakımdan yetkilileri, diğer konular değiştiğinde kuruma bildirilmiş olsa dahi, kurum bu değişiklikleri kendi işveren kayıtlarına işlemediği, kayıtlarını güncel hâle getirmediği müddetçe problem devam edecektir. Kayıtlar güncellenmediği durumda, SGK özellikle icra takiplerinde şirkette kimlerin idareci olduğunu, pay sahiplerini, hangi tarihler arasında kimlerin pay sahibi veya idareci olduğunu güncel olarak bilemeyecektir. Sorumlu olmadığı dönemler için hakkında takibat yapılması, şirket sermaye sahipleri ve yöneticilerinin haksız takiplere maruz kalmasına sebep olacaktır. Bu da takip yapılanlar bakımından moral bozukluklarına sebep olmasının yanında, birçok bürokratik işlemle uğraşmak zorunda kalacaklardır. Birçok bakımdan SGK açısından işveren kayıtlarının her yönden güncellenmesi fevkalade önemlidir.

Değerli milletvekilleri, 2018 yılı bütçe gerekçesinde yer alan tabloya göre, SGK’nin 2015 yılı açığı 10 milyar 830 milyon TL iken 2016 yılı açığı yüzde 100 artarak 21 milyar 270 milyon liraya yükselmiştir, 2018 tahmini açığı 34 milyar liradır. Bununla beraber SGK’nin bugün toplam alacağı 107 milyar liradır. Açık 34 milyar lira, alacak 107 milyar lira. Biz kurum alacağının sadece yüzde 30'unu tahsil edebilirsek inanıyorum ki ülkemiz ihya olabilir. Zira ilave 30-35 milyar lira büyük rakamdır. “Neden ihya olabilir?” diyecek olursak Hazine 2017 Ekim ayı itibarıyla 45 milyar lira açık vermiştir; borçlanma gereği 2016 yılına göre 2017 yılında 2,5 kat artmıştır; rakam vermiyorum ama hane halkı borçlanması hızla artmaktadır; İç ve dış borç stokundaki artış sürmektedir; 2018 yılında yatırım bütçesi artmamıştır, azalma vardır. Bunlar bütçe kanunundaki tespitlerimizdir. Takibe düşen kredi ve kart sahibi sayısı milyonları aşmıştır. Gelir dağılımı bozulmaktadır, işsizlik artmaktadır. Özellikle üniversiteden her yıl 1 milyon 250 bin kişi mezun olmaktadır. Bu, çok büyük bir problemdir ülkemiz için. Daha sayacağımız birçok konu nedeniyle ülkemiz acilen SGK’nin finans problemini çözmek yönünde ciddi tedbirler almak mecburiyetindedir.

Değerli milletvekilleri, SGK’nin finans açıklarının çözülmesi bu ülkenin geleceği bakımından önemlidir. Yapılandırmalar kısa vadede biraz rahatlatsa da gerçek çözüm değildir, olamaz da alışkanlık yaratmıştır. Bakınız, yetişmiş personel özellikle SGK’den hızla kaçmaktadır. Eskiden bunun tam tersiydi. Her bir işveren dosyasında milyonlar yatmaktadır. Bir yetişmiş işveren memurunun kaybedilmesi, kurumun ve ülkenin kaybetmesi demektir. SGK’den 2015 yılında 591 personel emekli olduğu hâlde, 2016’da 761’e yükselmiştir, 2017 yılında emekli olan personel sayısı 905’tir. Üç yılda emekli personel sayısındaki artış yüzde 50’dir. Yetişmiş bu personelin yerinin doldurulması kolay olmayacaktır.

Bir gerçeği ifade etmek isterim ki SGK personeli huzursuzdur, motivasyonu azalmıştır, gerçek budur. SGK personelinin moralinin ve motivasyonunun yükseltilmesi lazımdır. SGK diğer kurumlardan ayrı tutulmalıdır. Personelin alınan ikramiyesi geri verilmelidir, yeniden ek ilave ödeme yapılmalıdır, göç ve emeklilik tersine çevrilmelidir. 107 milyar lira alacağı olan, ciddi problemlerle karşı karşıya, hazineden sonra ikinci büyük bütçeye sahip devasa SSK’de uzun süreden beri…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FAHRETTİN OĞUZ TOR (Devamla) – Bunu söylemek istiyorum özellikle. Cümlemi tamamlayım Başkanım.

BAŞKAN – Tamamlayın.

Buyurun.

FAHRETTİN OĞUZ TOR (Devamla) – Evet, ciddi problemlerle karşı karşıya, hazineden sonra ikinci büyük bütçeye sahip, devasa SGK’de uzun süreden beri 2 başkan yardımcısı, 3 genel müdürlük maalesef boştur. Asaleten atama yapılmamasının asla izahı olmaz, diğer genel müdür yardımcıları ve daire başkanlarını saymıyorum.

Her şeyden önce de bu kurumda iş ehline verilmelidir, siyasi sebeplerle unvan dağıtılmamalıdır diyorum. Burada birçok defa dile getirdiğim, yine de dile getirmeye devam edeceğim üzere işi ehline verin diyorum. Adaletten, haktan, hukuktan ayrılmayın diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tor.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

19’uncu maddede iki adet önerge vardır, okutuyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Geri çekiyoruz.

BAŞKAN – Önerge geri çekildiği için işlemden kaldırılmıştır.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 19’uncu maddesinde yer alan “gönderilmesi hususunda” ibaresinin “gönderilmesi bağlamında” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                            Filiz Kerestecioğlu Demir                              Meral Danış Beştaş                                           Erol Dora

                                         İstanbul                                                      Adana                                                      Mardin

                            Mahmut Celadet Gaydalı                                    Aycan İrmez                                                      

                                           Bitlis                                                        Şırnak

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişiklikle madde metnine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

19’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 19’uncu madde kabul edilmiştir.

20’nci maddede iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 20’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                              

                            Filiz Kerestecioğlu Demir                              Meral Danış Beştaş                                           Erol Dora

                                         İstanbul                                                      Adana                                                      Mardin

                            Mahmut Celadet Gaydalı                                    Aycan İrmez

                                           Bitlis                                                        Şırnak

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan düzenlemeyle 6083 sayılı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunu’nda değişiklik yapılmıştır. Maddeye konu olan düzenleme Plan ve Bütçe Komisyonunun ihtisas alanına girmeyip Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonunun uzmanlık alanına girmektedir. Bugüne kadar AKP'nin on altı yıllık iktidarı boyunca, özellikle son yıllarda neredeyse bütün kanunların torba yasa mantığıyla çıkarılması büyük bir sorun teşkil etmektedir. İlgili komisyonlarda görüşülmeden ve etraflıca tartışılmadan çıkarılan kanunların uygulamada yarattığı sorunlara sürekli olarak şahitlik ediyoruz. Uygulamada yaşanan bir sorunu yeni bir torba yasayla düzeltme çabası da ayrı bir usulsüzlük olarak karşımıza çıkmaktadır. İlgili düzenlemeye dair Plan ve Bütçe Komisyonundan iktidar çoğunluğuyla geçirilen bu düzenlemenin de bu mantıkla yapıldığından hareketle sorun çıkma ihtimali yüksektir. Dolayısıyla, maddenin tasarı metninden çıkarılarak ilgili komisyona sevk edilerek uzmanlarca etraflıca tartışılması gerektiğini düşünmekteyiz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 518 sıra sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 20’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesi arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                                  Zekeriya Temizel                                     Mehmet Bekaroğlu                                          Musa Çam

                                           İzmir                                                       İstanbul                                                       İzmir

                                   Kadim Durmaz                                       Bihlun Tamaylıgil                                     Utku Çakırözer

                                           Tokat                                                      İstanbul                                                    Eskişehir

                                   Bülent Kuşoğlu                                            Engin Altay

                                          Ankara                                                     İstanbul

MADDE 20- 25/11/2010 tarihli ve 6083 sayılı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 9 uncu maddesine aşağıdaki fıkra ilave edilmiştir.

"(5) Yargı mercileri ile yetkili kurum ve kuruluşların taleplerine istinaden tapu müdürlüklerince tescili sağlanan işlemler, ilgili mercilerce doğrudan elektronik ortamda tescil, terkin veya tadil edilerek gerçekleştirilebilir. Genel Müdürlük bu fıkra kapsamındaki işlemleri belirlemeye yetkilidir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Sayın Engin Altay konuşacaklar.

Buyurun Sayın Altay. (CHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, şunun için de söz aldım: Bildiğiniz gibi, tavrımızdan da gördüğünüz gibi bu kanuna defans göstermiyoruz, bilakis gerek Komisyon aşamasında gerek Genel Kurul aşamasında çok ciddi katkı verdik. Plan ve Bütçe Komisyonunun Cumhuriyet Halk Partili üyelerine ayrıca teşekkür ediyorum. Onların da değerli katkılarıyla bu yatırım ortamının iyileştirilmesiyle ilgili kanun hakikaten beklentilere -tabii, tümüyle mümkün değil ama- kısmen cevap verecek bir hâle geldi.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; biz parti olarak şöyle bir tespit içindeyiz: Türkiye'nin 5 temel sorununu çözmeden aziz milletimizin huzurunu, refahını ve mutluluğunu tesis etmemiz mümkün değildir. Bu 5 temel sorun da dış politika, eğitim, Kürt sorunu, demokrasi ve ekonomidir. Bu görüştüğümüz kanun, Türkiye'nin yaşanan ekonomik sorunlarına yönelik olarak çok kısmi -yeterli değil bizce ama- iyileştirmeler sağlayacak. Yani ne olacak? Biz işsiz insanın sudan çıkmış balık gibi olduğunu düşünenlerdeniz. Nitekim ben bunu beş yıl atanamayan bir öğretmen olarak geriye dönük, Meclisten önceki hayatımda yaşadım. Yatırım üretime, üretim doğal olarak istihdama yol açacak. Şu kanundan dolayı 3 işsiz insanımız iş sahibi olacaksa, istihdam, üretim ve neticede gayrisafi millî hasılada bir artış olacaksa Cumhuriyet Halk Partisinin buna “hayır” demesi düşünülemez. Bu teklife yaklaşımımız da budur.

Biraz önce söylediğim gibi, Türkiye'nin temel sorunlarından biri de -arkada oturuyorlar, kızmasınlar bana- hantal bürokrasidir, ürkek bürokrasidir. Bürokratlar imza atmaya korkar. Önüne bir iş gelir “Gidin, bununla ilgili bir kanun getirin.” Biraz cesur olun kardeşim, Meclisi bu kadar niye meşgul ediyorsunuz? Bürokrat dediğin de biraz cesur olur. Tabii, cesareti nereden alacak? Bağlı olduğu bakandan. Yani imza atmaya korkan bürokrasiyle Türkiye'yi kalkındırmak mümkün değil. Onun için, Türkiye'de yatırım yapanların önüne dağ gibi bürokratik engel çıkar, mevzuat bariyeri çıkar. Bu hantal bürokrasi de Türkiye'de bir çivi çakmak isteyenin önüne yorgunu yokuşa süren bir mantık içinde şunu der: “Şuraya şuraya şuraya şuraya gideceksin, ondan sonra bu yatırıma başlayacaksın.” Bunların bir kısmı gerçekten bürokrasinin hantallığından ve ürkekliğinden. Tabii, burada şu olsa -buradaki bürokratlarımızı tenzih ediyorum ama- kamu bürokrasisinde, AK PARTİ Hükûmetinde -geriye dönük de var ama en çok AK PARTİ hükûmetlerinde var- ehliyet ve liyakate önem verilse kanun fabrikası gibi burayı çalıştırmak zorunda kalmayız ve her şey daha güzel olur.

Şimdi, Komisyon üyelerine teşekkür ediyoruz, oldukça önemli değişiklikler bizim grubumuza mensup Komisyon üyelerinin de katkılarıyla sağlandı. Bugün belki birçok milletvekilimizin haberi yok, bu görüştüğümüz kanunda CHP Plan ve Bütçe Komisyonu Grup Başkanımız Sayın Temizel ile Sayın Bakan Recep Akdağ oturdular, MHP’den de Emin Haluk Ayhan, 1’nci maddeyi daha doğru bir hâle getirdiler.

Şuradan şuraya da gelmek istedim: Hani siz hep dersiniz ya “CHP her şeye karşı.” Biz doğru olana karşı olmayız arkadaşlar, hele milletin menfaatineyse hiç karşı olmayız. Ama geçen de böyle bir laf dedim. Siz doğru yapsanız da sizi alkışlamayız dedim. Bunu yandaş medya diline doladı, doladı. Hatta AK PARTİ Grubunda da gösterildi.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Her şeyi doğru yapıyoruz.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Muhalefetin iktidarı alkışladığı nerede görülmüş? Doğruya “doğru” demiyor muyuz? Geriye dönük bunun yüzlerce örneği yok mu? Var. Ama hakikaten muhalefet, iktidarı alkışlarsa muhalefet görevini de yapmamış olur. Meseleye böyle bakmak lazım. Buradaki iş ve işlemleri de suistimal etmemek lazım.

İnşallah, yarın bu kanunu bitirmeyi öngörüyoruz. Bitmelidir bir an önce. Yani müteşebbisler, yatırımcılar bunu bekliyor, iş âlemi bunu bekliyor. Doğal olarak buradan işsiz insanlara da bir umut doğacağı için Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bu kanunu -olumlu bakıyor- destekliyoruz. Bugün de görüldüğü gibi -istersek bu kanunda sabahlardık, bir hafta sürerdi- görüyorsunuz, göreceksiniz, bu kanunun iki günde çıkması için -tabii diğer siyasi partilerin tavrı da önemli- maksimum katkıyı yapıyoruz. Helalühoş olsun. Bu millet için yapılan her şey helalühoş olsun diyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Altay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Akçay, yerinizden mi konuşacaksınız?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Evet.

BAŞKAN – Bir dakika, buyurun.

II.- AÇIKLAMALAR (Devam)

25.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 20’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle bu kanun tasarısının görüşmeleri esnasında ve şu vakte kadar Milliyetçi Hareket Partisi bütün gereken katkıyı yapmıştır. Sayın Altay’ın bahsettiği bu görüşmelerde de Milliyetçi Hareket Partisi Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi Denizli Milletvekilimiz Sayın Emin Haluk Ayhan da aktif bir katılım sağlamış.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Söyledim, andım.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bahse konu 1’inci maddede de Milliyetçi Hareket Partisinin görüşü o toplantıda dile getirilmiştir.

Ayrıca Sayın Altay’ın bürokrasiyle ilgili söylediği hususlar tartışmaya açıktır.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Erkan ağabey de bürokrasiden geldiği için... Olabilir, bu da benim görüşüm.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Kendi partisindeki ve yanında oturan bürokrat arkadaşlarımızın da bunu daha farklı değerlendireceklerini tahmin ediyorum. Bürokraside çalışan arkadaşlarımızı da ilzam etmemekte fayda var çünkü her bir imzanın çok büyük bir sorumluluğu vardır. O sorumluluğun gereği olarak bütün dünyada bürokrasilere böyle bir eleştiri yöneltilir. Ancak o bürokratların çok büyük bir çoğunluğunun da ülkeye, bulunduğu kuruma ve devlete en samimi ve yetkin şekilde hizmet etmeye gayret ettiklerini düşünürüz, öyle düşünüyoruz. Onun için, çok fazla haksızlık da yapmamak lazım.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/912) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 518) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

20’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 20’nci madde kabul edilmiştir.

Birleşime iki dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.03

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 20.04

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 59’uncu Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

519 sıra sayılı Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

2.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2099) ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 519)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Gündemimizde başka bir iş bulunmadığından, alınan karar gereğince kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için, 15 Şubat 2018 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

İyi geceler diliyorum.

Kapanma saati : 20.06



(x) 518 S. Sayılı Basmayazı 13/2/2018 tarihli 58’inci Birleşim Tutanağı’na eklidir.