TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                      

                                                                                           58’inci Birleşim

                                                                                        13 Şubat 2018 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR (74, 75, 76)

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Siirt Milletvekili Kadri Yıldırım’ın, 13 Şubat Şeyh Sait ayaklanmasının 93’üncü yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun, Giresun ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı

3.- Kahramanmaraş Milletvekili Nursel Reyhanlıoğlu’nun, 12 Şubat Kahramanmaraş’ın kurtuluşunun 98’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

 

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan’ın, 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneğinin kapatılmasına ilişkin açıklaması

2.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, sağlık personeli atamalarının bir an önce yapılmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

3.- Burdur Milletvekili Mehmet Göker’in, AK PARTİ Genel Başkanının grup toplantısında yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

4.- İstanbul Milletvekili Selina Doğan’ın, Profesör Doktor Agop Kotoğyan’ın vefatına ilişkin açıklaması

5.- Antalya Milletvekili Niyazi Nefi Kara’nın, Alanya ilçesinin Toslak Mahallesi’nde bulunan taş ocağı nedeniyle yaşanan mağduriyetlere ilişkin açıklaması

6.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, terörü lanetlediğine, şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine, esnafın sorunlarına ve uber uygulamasının kullanmasıyla ticari taksilerin iş yapamaz duruma geldiğine ilişkin açıklaması

7.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’i Hopa’ya bağlayan Cankurtaran Tüneli’nin bir an önce açılıp hizmet vermesini talep ettiğine ilişkin açıklaması

8.- Adana Milletvekili İbrahim Özdiş’in, Adana’nın Kozan ilçesi sınırlarında bulunan ve bölgenin doğal hayatını mahveden taş ocaklarını kaçak işleten firmalara cezai işlem yapılıp yapılmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

9.- İzmir Milletvekili Kerem Ali Sürekli’nin, Afrin’de yürütülen operasyonda şehit olanlara Allah’tan rahmet dilediğine ve Türkiye’yi bölmek amacıyla hareket eden hainlerin emellerine ulaşamayacağına ilişkin açıklaması

10.- Hatay Milletvekili Hilmi Yarayıcı’nın, 12 Eylül döneminde olduğu gibi tutukluların darp edilmelerinin neredeyse sıradan bir uygulamaya dönüştüğüne ve yaşam savunuculuğunun bu topraklardan silinemeyeceğine ilişkin açıklaması

11.- Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpcu’nun, Zonguldak Limanı’nın özelleştirilmesi amacıyla balıkçılar ile tekne ve çekek sahiplerinin kendilerine yer gösterilmeden limandan çıkarılmak istendiğine ilişkin açıklaması

12.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları için böl-parçala-yönet anlayışını uygulamanın ülkeye, millî birlik ve beraberliğe ihanet olduğuna ilişkin açıklaması

13.- İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin, sağlıkta dönüşüm sisteminin çöktüğüne ilişkin açıklaması

14.- Manisa Milletvekili Mazlum Nurlu’nun, Zeytin Dalı Harekâtı’nın hedeflendiği şekilde tamamlanmasının en büyük dilekleri olduğuna, şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ve Başbakan Binali Yıldırım’ın AK PARTİ Muğla il kongresinde sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

15.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın, AKP Genel Başkanının “Türk milleti” yerine “millet” ifadesi kullanmasına, iktidar partisinin Türkiye’nin birlik ve beraberliğini pekiştirecek adımları atması gerektiğine ve Zeytin Dalı Harekâtı’nda şehit olanlara Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

16.- Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak’ın, Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan’a Mersin’in Mezitli ilçesinin Tece beldesindeki kamuya ait arazinin otel yapımı için tahsis edilmesiyle ilgili konuya yaklaşımı nedeniyle teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

17.- Karabük Milletvekili Burhanettin Uysal’ın, Zeytin Dalı Harekâtı’nda şehit olan Piyade Astsubay Kıdemli Çavuş Ömer Bilal Akpınar’a ve tüm şehitlere Allah’tan rahmet, yaralanan Karabüklü Yasin Yalçın ve tüm gazilere acil şifalar dilediğine ilişkin açıklaması

18.- Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu’nun, bu haftanın 28 Şubat mağdurları için karar haftası olduğuna, ABD’nin Menbic ısrarında geri adım atacağına ve şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

19.- Çanakkale Milletvekili Bülent Öz’ün, Çansporlu futbolcuların İstanbul’da Sultangazispor futbolcuları, taraftarları ve yöneticileri tarafından darbedilmelerine ve futbolda şiddetin önüne geçilecek adımların bir an önce atılması gerektiğine ilişkin açıklaması

20.- Kastamonu Milletvekili Murat Demir’in, Zeytin Dalı Operasyonu’nun başarılı bir şekilde devam ettiğine, bu mücadelede tek amacın sınırlarımızı teröristlerden korumak olduğuna ve şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

21.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Zeytin Dalı Harekâtı’nda şehit olanlara Allah’tan rahmet dilediğine, Türkiye’nin haklı ve meşru bir şekilde terörle mücadele ettiğine, ABD’ye terör örgütüne desteği bir an önce kesmesi uyarısında bulunduğuna ve İŞKUR’a bağlı olarak temizlik işçisi sıfatıyla hizmet eden imamların durumuna ilişkin açıklaması

22.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Halkların Demokratik Partisi kongresi öncesi yaşanan gözaltı olaylarına ve kongre sürecine, HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın duruşmasının 14 Şubat 2018 tarihinde Sincan yerleşkesinde yapılacağına ilişkin açıklaması

23.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin İstanbul Milletvekili Kadri Enis Berberoğlu hakkında verdiği kararı kınadığına ilişkin açıklaması

24.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine, Zeytin Dalı Harekâtı’nın haklı ve meşru bir mücadele olduğuna ve büyük bir kararlılık ve başarıyla devam ettiğine, şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ve Halkların Demokratik Partisinin kongresine ilişkin açıklaması

25.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

26.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

27.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

28.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

29.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması

30.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması

31.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, hem mülkiyet hem imar sorunu yaşayan Üsküdar ilçesinin Kirazlıtepe Mahallesi’nde oturan vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesini talep ettiğine ilişkin açıklaması

32.- Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım’ın, Halkların Demokratik Partisi kongresine ve Malatya’da 11 HDP yöneticisinin gözaltına alınmasına ilişkin açıklaması

33.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, TBMM Basımevinde basılan önemli telefonlar rehberinde HDP eski Eş Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Selahattin Demirtaş’ın adının yer almamasına ilişkin açıklaması

 

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Başkanlık Divanı olarak Zeytin Dalı Harekâtı’nda şehit olan askerlere Allah’tan rahmet dilediklerine ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Basın ve Halkla İlişkiler Başkanlığından HDP eski Eş Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Selahattin Demirtaş’ın isminin önemli telefonlar rehberinde sehven yer almadığı ve düzeltmenin en kısa zamanda yapılarak yeni baskının dağıtılacağı bilgisinin geldiğine ilişkin açıklaması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu üyelerinden oluşan heyetlerin, Cezayir Ulusal Halk Meclisi Dışişleri, İşbirliği ve Göç Komisyonunun vaki davetine icabetle Cezayir’e ziyaret gerçekleştirmesinin Genel Kurulun 20/12/2017 tarihli 43’üncü Birleşiminde; Azerbaycan Cumhuriyeti Millî Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Samed Seyidov'un vaki davetine icabetle Azerbaycan'a ziyaret gerçekleştirmesi ve 15-17 Şubat 2018 tarihlerinde Bulgaristan'ın başkenti Sofya'da gerçekleştirilecek olan Parlamentolar Arası Ortak Dış ve Güvenlik Politikası (OGDP) ve Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası (OGSP) Konferansı’na katılmasının Genel Kurulun 16/1/2018 tarihli 49'uncu Birleşiminde kabul edildiğine; söz konusu Cezayir ziyaretine TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, Hatay Milletvekili Fevzi Şanverdi, Rize Milletvekili Hasan Karal, Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın ve Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın; Azerbaycan ziyaretine TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, Adana Milletvekili Fatma Güldemet Sarı, Malatya Milletvekili Nurettin Yaşar, Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın ve Antalya Milletvekili Mehmet Günal'ın katıldığına; Sofya'da yapılacak olan konferansa TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır'ın katılacağına ilişkin tezkeresi (3/1514)

2.- Başkanlığın, esas komisyon olarak Dışişleri Komisyonuna, tali komisyon olarak da Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonuna havale edilen (1/909) esas numaralı (Gözden Geçirilmiş) Avrupa Sosyal Şartının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın Hükûmetçe geri alındığına ilişkin tezkeresi (3/1515)

3.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Avrupa Parlamentosu tarafından Belçika'nın başkenti Brüksel'de 19-20 Şubat 2018 tarihlerinde düzenlenecek olan “İstikrar, Ekonomik Koordinasyon ve Yönetişim" konulu parlamentolar arası konferansa katılım sağlanmasına ilişkin tezkeresi (3/1516)

 

B) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden Ürdün-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Muhammed Abu Setteh ve beraberindeki heyete “Hoş geldiniz.” denilmesi

 

C) Önergeler

1.- Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen'in, (2/836) esas numaralı Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/130)

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- MHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, Adana Milletvekili Mevlüt Karakaya ve arkadaşları tarafından şap hastalığının meydana getirdiği verim kaybı nedeniyle hayvancılık işletmelerinde ortaya çıkan ekonomik ve ticari kayıpların araştırılarak yapılacak yasal düzenlemeler de dâhil olmak üzere alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/1015) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 13 Şubat 2018 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir tarafından, yasama sorumsuzluğunun araştırılması amacıyla 13/2/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 13 Şubat 2018 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine; gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında bulunan 518 ve 517 sıra sayılı Kanun Tasarılarının bu kısmın 2 ve 4’üncü sıralarına, bastırılarak dağıtılan 519 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin ise kırk sekiz saat geçmeden yine bu kısmın 3’üncü sırasına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; 13, 20 ve 27 Şubat 2018 ile 6 Mart 2018 Salı günkü birleşimlerinde sözlü soruların görüşülmemesine; 518 ve 519 sıra sayılı Kanun Tasarı ve Teklifi’nin İç Tüzük'ün 91'inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi

 

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Aydın Milletvekili Abdurrahman Öz’ün HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

 

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 697 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/908) ve İçişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 513)

2.- Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/912) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 518)

 

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Denizli Milletvekili Melike Basmacı'nın, 2010-2017 yılları arasında Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarca Denizli'de yürütülen yatırımlara ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/18894)

2.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, 2018 mali yılı içerisinde Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarca Adıyaman'a aktarılan ödenek miktarına,

2018 yılında Karabük, Kahramanmaraş, Iğdır, Bingöl, Adıyaman, Ağrı, Aksaray, Bayburt, Düzce, Elâzığ, Gümüşhane, Hakkari , Erzurum, Çankırı, Bitlis, Batman, Diyarbakır ve Erzincan illerine yapılması planlanan yatırımlara,

İlişkin soruları ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/18895), (7/20240), (7/20241), (7/20242), (7/20243), (7/20244), (7/20245), (7/20246),  (7/20247), (7/20248), (7/20249), (7/20250), (7/20251), (7/20252), (7/20253), (7/20254),(7/20255), (7/20256), (7/20257)

3.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, 2010-2017 yılları arasında yurt dışına dil öğrenimi veya başka sebeplerle gönderilen Bakanlık personeline ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/18896)

4.- İzmir Milletvekili Atila Sertel'in, personel alımı ile ilgili çeşitli hususlara ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın cevabı (7/21450)

5.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, 2018 yılında Siirt, Rize, Kilis, Nevşehir, Osmaniye, Kastamonu, Muş, Van, Karaman, Kars, Kırşehir, Kütahya, Kırıkkale, Yozgat, Şanlıurfa ve  Mardin illerine yapılacak yatırımlara,

- Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen'in, 2018 yılı bütçesi kapsamında Adana'da yapılacak yatırımlara,

İlişkin soruları ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı (7/21564), (7/21565), (7/21566), (7/21567), (7/21568), (7/21569), (7/21570), (7/21571), (7/21572), (7/21573), (7/21574), (7/21575), (7/21576), (7/21577), (7/21578), (7/21579), (7/21580), (7/21581)

6.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, son on yılda ve 2017 yılı özelinde Bakanlıkça verilen burslara ilişkin sorusu ve Bilim,Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı (7/21851)

7.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Adana Çukobirlik tesislerinin durumuna ilişkin Başbakandan sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/22036)

8.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, 2018 yılında Siirt, Rize, Kilis, Nevşehir, Osmaniye, Kastamonu, Muş, Şırnak, Van, Karaman, Kars,, Kırşehir, Kütahya, Kırıkkale, Yozgat, Şanlıurfa ve Mardin illerine yapılması planlanan yatırımlara ilişkin soruları ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/22091), (7/22092), (7/22093), (7/22094), (7/22095), (7/22096), (7/22097), (7/22098), (7/22099), (7/22100), (7/22101), (7/22102), (7/22103), (7/22104), (7/22105), (7/22106), (7/22107)

9.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, ithal edilerek işlenip tekrar ihraç edilen ürünlere ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/22192)

10.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, 2010-2017 arasında Bakanlık birimlerince imzalanan protokollere ve FETÖ bağlantılı personelin belirlenmesi için yapılan soruşturmalara ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/22440)

11.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, toplu açılış yapılan Bakanlık tesisleriyle ilgili iddialara ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/22441)

12.- Denizli Milletvekili Melike Basmacı'nın, son on beş yılda Sosyal Hizmetler Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamında atanan Bakanlık personeline ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/22442)

13.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, 2016-2017 yıllarında Bakanlık kadrolarına yapılan personel alımlarına ilişkin,

2016 yılından bu yana Bakanlık birimlerince yapılan ihalelere,

İlişkin  soruları ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/22627), (7/22628)

14.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, 2016 yılından bu yana Bakanlık birimlerince yapılan ihalelere ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/22815)

15.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Mustafa Necati Kültür Evi'ne ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın cevabı (7/22937)

 

13 Şubat 2018 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, doksan üç yıl önce yaşanan Şeyh Sait Ayaklanması hakkında söz isteyen Siirt Milletvekili Kadri Yıldırım’a aittir.

Buyurun Sayın Yıldırım.

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Siirt Milletvekili Kadri Yıldırım’ın, 13 Şubat Şeyh Sait ayaklanmasının 93’üncü yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

KADRİ YILDIRIM (Siirt) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, çok tartışmalı bir olgu olan Şeyh Sait ayaklanmasının 93’üncü yıl dönümüdür. Şeyh Sait Efendi’nin adaşı ve çağdaşı olan Saidi Nursi 5 Aralık 1908 yılında Kürt Teavün ve Terakki gazetesinde yayımlanan Kürtçe bir makalesinde Kürtlere şöyle hitap ediyor: “Ey Kürtler, biliniz ki üç cevherimiz vardır ve bu üç cevher bizden onları korumamızı istiyor. Birincisi İslamiyet; ikincisi insaniyet; üçüncüsü de milliyetimizdir.” İşte, doksan üç yıl önce, 13 Şubat 1925 yılında kıyam eden Şeyh Sait Efendi, Kürtlerin bu üç cevherini ayaklanmasına dayanak kılmıştır dolayısıyla onun kıyamı hem İslami hem insani hem de millîdir. Bu üç cevheri birden göz önünde bulundurmayan sol ve sağ yelpazelerdeki Türk ve Kürt siyasetlerinin Şeyh Sait’i doğru anlamaları mümkün değildir.

(Uğultular)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen biraz sessiz olabilir miyiz.

KADRİ YILDIRIM (Devamla) - Şeyh Sait kıyamının hem dinî hem de millî olduğu bizzat şark istiklal mahkemesinin 26 Haziran 1925 tarihli şu kararından da anlaşılmaktadır: “61 yaşındaki Şeyh Sait ve arkadaşları dinî bir Kürdistan hükûmetini kurmak amacıyla kıyam eylemiş olup Ceza Kanunu’nun 45’inci maddesinin (1)’inci babının (1)’inci faslına göre idamlarına karar verilmiştir.” AK PARTİ Diyarbakır İl Başkanı ve Şeyh Sait’in torunu olan Avukat Muhammed Akar da 24 Haziran 2011 tarihli Doğruhaber gazetesinde yayımlanan bir yazısında Şeyh Sait’in söylediği şu cümleyi nakleder: “İki nedenden dolayı kıyam yaptım. Birincisi salabetidiniyem yani dinî gayret ve hassasiyetim, ikincisi de hamiyetikürdiyem yani Kürtperverliğim.”

Şeyh Sait’in İslamiyet ve milliyetten sonra üçüncü cevheri de insaniyettir. Örneğin Hani ilçesinde mağlup edilen topçu taburunun komutanı Binbaşı Cemil Bey esir alındığı zaman, daha önce bazı insanlara yaptığı işkenceler nedeniyle Şeyh Sait’in bazı adamları ona bir iki sopa vurup rütbelerini sökünce Şeyh Sait oldukça öfkelenerek onlara şöyle demiştir: “Utanmıyor musunuz? Esirlere böyle muamele edildiği görülmüş müdür? Biz Kürtlerde esire zulmetmek, hakaret etmek var mıdır? Derhâl bütün rütbelerini yeniden takacaksınız, o bir binbaşıdır, ona bir binbaşı gibi davranacaksınız ve derhâl ondan özür dileyeceksiniz.” Şeyh’in bu uyarısı üzerine bu adamları derhâl binbaşıdan özür dileyip onunla helalleşmişlerdir.

Resmî tarih Şeyh Sait kıyamı için uzun yıllar “irtica ve İngiliz destekli” dese de ve hem sağ hem de sol siyaset bunu zaman zaman dillendirse de rahmetli İsmet İnönü hatıralarının ikinci cildinin 202’nci sayfasında şöyle der: “Şeyh Sait hareketinde İngiliz parmağına rastlanmamıştır. Şeyh Sait İsyanı’nın sebeplerini değerlendirirken dikkatli olmamız gerekir, herhâlde bunu bir millî hareket olarak kabul etmek lazımdır.”

Bütün bu parçaları, değerli milletvekilleri, bir araya getirdiğimizde, Şeyh Sait kıyamında Kürt’ün hem İslamiyet hem insaniyet hem de müspet milliyet cevherlerinin bir arada bulunduğunu görüyoruz. Devletlerin görevi, hâkimiyetleri altında bulunan halklara ve inançlara tam bir eşitlik sağlamaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yıldırım.

Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.

KADRİ YILDIRIM (Devamla) – Bu eşitlik sağlanmadığı takdirde, ister seküler olsun ister dinî, ayaklanmaların ardı arkası kesilmez. Bu realite bütün dünya devletleri için geçerli olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti devleti için de geçerlidir. O hâlde, tek çare millî ve dinî eşitliği her açıdan sağlamaktır.

Şeyh Sait idama götürülürken son sözleri şöyle olmuştur, bir cümlesi Arapça, bir cümlesi Kürtçe ama ben Türkçelerini söylüyorum: “Değersiz dallarda beni asmanıza pervam yoktur, muhakkak ki benim ölümüm Allah ve din içindir.” Kürtçe cümlesinin Türkçesi de şöyledir: “Şimdi fâni hayata veda etmek üzereyim, halkım için feda olduğuma pişman değilim, yeter ki torunlarım beni mahcup etmesinler.”

Bu büyük zatın, Saidi Nursi gibi ve Şeyh Ubeydullah Nehri’nin oğlu gibi ve Seyit Rıza gibi maalesef, mezarı hâlâ bilinmiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KADRİ YILDIRIM (Devamla) – Bir an evvel mezarının belirlenmesini ve Fatihalara mazhar olmasını temenni ediyoruz ve bu münasebetle saygı ve selamlarımı arz ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yıldırım.

Gündem dışı ikinci söz, Giresun’un sorunları hakkında söz isteyen Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Bektaşoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun, Giresun ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Giresun’un sorunlarını anlatmak üzere gündem dışı söz aldım. Bu vesileyle sizleri ve ekranları başında bizleri izleyen değerli hemşehrilerimi sevgiyle selamlıyorum.

Önceki gün, Afrin’de kaybettiğimiz 12 şehidimizi daha toprağa verdik. Bunlardan birisi de Çamoluk ilçemizden Hamza Karacaoğlu idi. Bu, bizim bir haftada verdiğimiz 2’nci şehidimizdi. Bütün şehitlerimize Tanrı’dan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum. Orada mücadele eden, mazisi şanla, şerefle dolu ordumuza başarılar diliyorum, dualarımız onlar için.

Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda, cumhuriyetin kurulmasında, yaşatılmasında vatanı için can ve kan veren ve en ön safta yer alan Giresunlular terörle mücadelede de üzerine düşen görevi fazlasıyla yerine getirmektedir. Gönül isterdi ki böylesine kahramanlar yetiştiren şanlı bir geçmişe sahip Giresun’a bir gazilik unvanı, bir şeref madalyası çok görülmesin. Bu konudaki talebimizin dikkate alınmasını önemle rica ediyorum. Ama ne yazık ki ilimizin adı kara yolu tabelalarında dahi yok. Ankara’dan, İstanbul’dan Giresun’a gittiğiniz zaman Giresun ismini tabelalarda göremiyorsunuz, sanki böyle bir şehir yok gibi.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Giresun çok özel bir il, sorunları da öyle. Mesela, Türkiye’nin en çok engelli nüfusuna sahip illerimizden bir tanesi Giresun. Böyle olduğu hâlde, engellilerle ilgili tek bir projemiz yok. Böyle olduğu hâlde, onların hayatla buluşması, üretmesi, var olması için engeller konulmaktadır. Hak ettiğimiz en temel devlet hizmetlerini bile alamıyoruz. Giresun hizmet fakiri bir ilimizdir, sorunlar şehridir. Bu iktidar döneminde maalesef fakir, yoksul ve yoksun bırakıldık. İlimiz, çevresindeki siyaset yoluyla kalkınan, gelişen diğer iller arasında maalesef sıkışıp kaldı, âdeta bir kasaba görünümüne büründü. Örneğin, en hızlı nüfus kaybeden, en çok göç veren Karadeniz iliyiz. On beş yılda 100 bin nüfus kaybettik, nüfusumuz 100 bin azaldı. Sadece İstanbul’da bir Giresun kadar nüfusumuz yaşıyor. Göçün tek nedeni maalesef işsizlik. İlimizde hâlen 29 bin kayıtsız işçi mevcuttur, 100 bin dolayında hemşehrimiz de devletten ayni ve nakdî yardım almaktadır. On beş yılda nedense bütün kamu ve özel sektör kuruluşları kapandı ve yerine yenileri açılmadı. Dolayısıyla 12 bin kişi çalışmaktan mahrum bırakıldı.

Değerli arkadaşlar, malumunuz, yol sorunu 1960’ların, 1970’lerin sorunu ama bizim için öyle değil. Elli yıldır Şebinkarahisar, Alucra, Çamoluk ilçeleri ile Eğribel Tüneli’nden yol bağlantısı maalesef kurulamadı. İnşaat sürüyor ama biz sadece bu tüneli değil, Karadeniz’i İç Anadolu’ya bağlayan, Güneydoğu’ya bağlayan, Akdeniz’e bağlayacak olan standardı yüksek bir ticari yol istiyoruz. Yine, Görele-Çanakçı, Giresun-Dereli, Batlama-Güce, Kovanlık-Aydındere yolları on beş yıldır maalesef tamamlanamadı. Kara yolu ağında olduğu hâlde bu kadar uzun süredir yapılamayan başka bir yol var mı acaba? Herhâlde bir dahaki seçimlerde üzerine vaatlerde bulunmak için bu yollar -maalesef- bekletiliyor.

Devam ediyorum: Çevre yolu olmayan tek Karadeniz ili maalesef Giresun’dur. Bütün aşamalardan geçildi, nedense beş yıldır bir türlü ihaleye çıkarılamıyor. Sayın Bakan bu konudaki önerilerime cevap dahi vermiyor. Onu buradan halkımıza şikâyet ediyorum. 43 kilometrelik yolu bize çok gördüler, reva gördüler.

Israrla takip ettiğimiz, ilimizin diğer önemli taleplerinden birisi de demir yolu projesidir. Torul üzerinden Tirebolu’ya, sahildeki ilçeleri Trabzon’a bağlayacak demir yolu projesi maalesef iptal edildi. Bu, bizim için çok önemliydi. Ne yazık ki ulaşımın bu imkânından da ilimiz mahrum bırakıldı. Demir yolunu istemeye ve bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu, bizim en doğal hakkımızdır.

Değerli milletvekilleri, sağlık hizmetlerinde de mahrumiyet yaşamaktayız. Birçok ilçemizin önemli hastanelerinde branşların çoğu maalesef mevcut değildir. Üniversiteye ait araştırma ve uygulama hastanesi olmayan bir iliz. Yani üniversitemiz var, tıp fakültemiz var, hastanemiz maalesef yok.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Giresun’a bakmıyorlar.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Giresun’a bakmıyorlar.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Devamla) – Bunun yanında, 30 bin civarındaki üniversite öğrencimiz için 10 bin kapasiteli yurdumuz dahi yok, öğrencilerimizin çoğu maalesef, sağlıklı olmayan yerlerde kalıyor.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Giresun köy olmuş.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Ben Giresunlu olsam bunlara oy vermem.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) - Giresun, belediyesi olan bir köy hâline gelmiş.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Devamla) – Oysa iktidar döneminde, ilimizde kamu arazileri maalesef peşkeş çekildi, buralar TOKİ’ye devredildi. Giresun’da konut sorunu olmamasına rağmen, burası konut ve AVM merkezi olarak tahsis edilmeye çalışılıyor, buna karşıyız.

Öğrenci yurtları: Tabii, rant olmayınca maalesef, kimse bu işe yanaşmıyor, devlet de bu işe önayak olmadı diye düşünüyorum.

Giresun’da, değerli arkadaşlar, sürekli kepenkler kapatılıyor. 40 bin dolayında esnaf icra takibinde. Banka kredi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Giresun ilk defa Mecliste bu kadar…

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Başkan, bir ek süre…

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özcan, hatırlatma yaptınız.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Ben ilgiyle dinliyorum.

BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum Sayın Bektaşoğlu size.

Buyurun.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Devamla) – Giresun maalesef, banka ve icra kıskacı içinde değerli arkadaşlar; nüfusuna göre en çok icra mahkemesi olan illerimizden bir tanesi, 3 tane icra mahkememiz var.

“Elektrik üretimi” adı altında 94 proje var ilimizde ama dereleri, su kaynakları işgal ve talan edilen ama elektrik iletim ve dağıtım hatları otuz beş yıldır yenilenmeyen bir iliz maalesef. Ufacık bir karda, 20 santimlik karda çok sıkıntı çekiyoruz. 32 taşeron firması iş bıraktığı için dokuz yıldır doğal gaz bekleyen bir ilimizdir Giresun. Maalesef, ilimizde henüz üçte 1 noktasında bir doğal gaz kullanımı vardır.

Karadeniz’de balıkçı barınakları modernize edilmeyen, on beş yıldır limanına gemi uğramayan bir ildir Giresun.

AKP’ye her dönem yüzde 65’lere varan oy desteği veren ancak bu desteğin karşılığını hizmet olarak alamayan bir ildir Giresun. Hiçbir dönemde işgal edilmediği için kurtuluş günü olmayan Giresun’un kurtuluşu, galiba 2019’da bu Hükûmetten kurtuluşla olacaktır diye düşünüyorum. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Devamla) – Bu duygu ve dileklerimle, ülkemize, halkımıza ve kirazın ana vatanı, fındığın başkenti Giresun’a ve Giresunlu hemşehrilerime selam ediyor, hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bektaşoğlu.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bakan, siz cevap vermek istiyorsunuz galiba.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Evet, cevap vermek istiyorum.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Neyine cevap vereceksiniz Sayın Bakan, doğru söylüyor?

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞU (Bursa) – Ama hastanelerden, yurtlardan bahsetti Sayın Bakan, sizin alanınız değil ki!

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Giresun’a hiçbir şey yapılmamış.

BAŞKAN – Arkadaşlar, bir müsaade eder misiniz. Kolektif idare etmiyoruz bu Meclisi, lütfen…

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sataşmadan mı söz veriyorsunuz efendim?

BAŞKAN - Sayın Bakan, bir kişi daha kaldı, onu da dinleyelim, sonra size açıklama hakkını tanıyacağım.

Gündem dışı üçüncü söz, 12 Şubat Kahramanmaraş’ın Kurtuluş Günü münasebetiyle söz isteyen Kahramanmaraş Milletvekili Nursel Reyhanlıoğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Reyhanlıoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

3.- Kahramanmaraş Milletvekili Nursel Reyhanlıoğlu’nun, 12 Şubat Kahramanmaraş’ın kurtuluşunun 98’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

NURSEL REYHANLIOĞLU (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 12 Şubat Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtuluşu üzerine gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmamın başında, sadece Türkiye’nin değil, tüm dünyanın gündeminde olan Zeytin Dalı Harekâtı’nda şehitlik mertebesine erişen kahramanlarımızı ve bütün şehitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyor, gazilerimize acil şifalar diliyorum. Rabb’im ordumuzu muvaffak ve muzaffer eylesin.

Değerli milletvekilleri, Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 98’inci yılını bu hafta Kahramanmaraş’ta, gencinden yaşlısına bütün şehir coşkuyla ve heyecanla kutladık. 12 Şubat günü şehrimiz için çok önemli bir gün. Doksan sekiz yıl önce bir destan yazıldı, Maraş kahraman oldu, “Kahramanmaraş” oldu.

1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi çerçevesinde Anadolu’nun birçok yeri gibi Maraş da işgal edilmişti. 22 Şubat 1919’da Maraş’ı işgal eden İngilizler, 31 Ekim 1919’da yerlerini Fransızlara bıraktılar. Düşmana göre bu topraklarda sefalet vardı, yoksulluk vardı, cephane yoktu, işleri çok kolaydı ama bilmiyorlardı ki Maraşlının Allah aşkı, bayrak aşkı, vatan aşkı bütün bu yoklukların üstesinden gelecek kadar büyüktü. Maraşlı, imanından kaynaklanan yüce ruhla, “Ölürsem şehit, kalırsam gazi olurum.” duygusuyla harbe başlamış, Cenab-ı Allah göğsü iman dolu bu orduya mutlak bir zafer bahşetmişti.

Esarete alışık olmayan memleketimin en büyük sembolü, Fransız askerleri çarşaflı üç Müslüman kadının peçesini açmaya çalışırken “Durun bre dinsizler, durun be densizler! Yaptığınız yetti artık!” diyerek tabancasını ateşleyip ilk kurşunu sıkan Sütçü İmam’dır. Kahraman memleketimi, kocasının şehit düşmesi üzerine kanını alnına sürerek silahını alıp mücadeleye devam eden Türkmen aşireti şeyhinin kızı Senem Ayşe de kahramanca korumuştur.

Bu destanı ünlü yazarımız Hayati Vasfi Taşyürek şöyle kaleme almıştır:

 

“Vatan, bayrak, iman, namus uğruna

Şahlanan aslandır Kahramanmaraş.

Düşman orduları girdi bağrına

Kahreden tufandır Kahramanmaraş.

 

Madalyalı şehir dünyada birdir

İçi dışı aynı, sözünde erdir

Koç yiğidin harman olduğu yerdir

Mertliğe vatandır Kahramanmaraş.”

Bu dizelerde tanımladığı gibi vatan, bayrak, namus, iman uğruna hiç korkmadılar, esaret yerine şehadeti tercih ettiler.

Bir memleket düşünün “Maraş bize mezar olmadan, düşmana gülizar olmaz.” diyerek yediden yetmişe bütün halkı millî mücadeleye katılmış ve bu yüzden İstiklal Madalyası o koca memlekete verilmiş. Gösterdiğimiz direnişle Maraş’ı yedi düvele dar etmemiz sonucu 12 Şubat 1920’de zafer gelmiş. Gazi Mustafa Kemal, aynı gün, Heyet-i Temsiliye merkezlerine gönderdiği telgrafta “Kahramanmaraşlı kardeşlerimiz” diyerek ilk defa “kahraman” unvanını kullanmıştır.

Doksan sekiz yıl önce olduğu gibi, bugün de vatanımız üzerinde oynanmak istenen oyunların farkındayız ve bu oyunu bozana kadar da -Afrin’de olduğu gibi- durmaya niyetimiz yok. Ülkemizin birliğini ve beraberliğini bozmaya yönelik faaliyetlerine devam eden şer güçlere ve onların taşeronlarına karşı hamdolsun biriz, iriyiz ve diriyiz; hep birlikte Türkiye’yiz. Allah birlik ve beraberliğimizi daim etsin.

Bu vesileyle, vatan için canını ortaya koymuş, bize bu cennet toprakları ve büyük bir maneviyatı miras olarak bırakmış bütün şehit ve gazilerimizi bir kez daha minnet ve şükranla anıyor, İstiklal Madalyalı şehir Kahramanmaraş’ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 98’inci yıl dönümünü kutluyor, tüm Kahramanmaraşlı hemşehrilerime selam ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Bakan 59/(1)’e göre cevap verme talebinde bulundu.

Sayın Bakan, buyurun, sizi dinliyoruz.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Özellikle, gündem dışı konuşan Giresun Milletvekilimiz Sayın Bülent Yener Bektaşoğlu’na cevap vermek üzere söz aldım efendim.

Evvela teşekkür ediyorum. Giresun, hakikaten, vatanını, milletini, bayrağını seven bir ilimiz. Esasen, İstiklal Harbi’nde de Giresunlu kahramanlar Afyon’a gelerek orada büyük bir mücadele verdiler.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Topal Osman Ağa’yı an, Topal Osman Ağa’yı.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Hatta şu anda Afyon’da Giresunlular Şehitliği var.

Sayın Vekilim, geçen sene de güzel bir tesis açtık.

TANJU ÖZCAN (Bolu) - Sayın Bakan, 43 kilometrelik yolu sordu.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Bütün şehitlerimizi hayırla yâd etmek, onların isimlerini ilelebet yaşatmak için orada muhteşem bir şehitlik, misafirhane ve konak inşa ettik, şehitlerin de şehitliklerini tanzim ettik. Sizi de önümüzdeki yıl 25 Ağustosta bekliyoruz.

Tabii, Giresun’la alakalı şunu ifade edeyim: Ben de bir Giresun sevdalısı olarak -sebebini biliyorsunuz- özellikle Giresun’a gerçekten çok büyük yatırım yaptık, bizzat kendim de takip ediyorum. Şu ana kadar… Hükûmetimiz geçen yıl sonuna kadar -bazı hesaplar daha çıkmadı- 14 milyar TL yatırım yaptı, muhteşem bir yatırım yani Giresun, Giresun olalı böyle bir yatırım görmedi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Esasen, bakın, onu da ifade edeyim: Bilhassa Giresun’un Alucra, Şebinkarahisar, Çamoluk gibi taraflarına da ayrı bir önem verdik, sadece sahile değil o kısma da büyük yatırım yaptık. Bakın, daha önce doğru dürüst baraj yoktu, dere ıslahı yoktu.

Tabii, grup başkan vekilimiz “Yener Bey’e fazla yüklenme.” diye söylediği için ben çok kısa konuşacağım. Sizi de çok seviyoruz hakikaten.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Çok zarifsiniz Sayın Bakan.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Biz de Orman ve Su İşleri Bakanlığı olarak 1 milyar 200 milyon TL’yle önemli bir yatırım yapmışız efendim. Daha önce gölet yoktu, 5 baraj, 1 gölet inşa ettik ama şu anda 8 baraj, 3 tane göletin inşaatı devam ediyor. Giresun baraj ve göletler şehri olacak.

Ayrıca, sulanmayan arazileri sulamaya açtık. Efendim, dere ıslahları çok önemliydi, Giresun, biliyorsunuz, hep, sürekli sel baskınlarına maruz kalırdı. Biz 64 tane dereyi muhteşem şekilde ıslah ettik.

Ayrıca, 31 milyon fidanı toprakla buluşturmuşuz. Espiye de şehir ormanı... Bir de orada yeni bir gelir kapısı olmak üzere bir çalışma yaptık: Bilhassa güneydeki Alucra, Çamoluk ve Şebinkarahisar’daki vatandaşlarımıza gelir getirici olmak üzere ceviz, badem dikiyoruz ve üç yıl bakımı, masrafları bize ait, geliri vatandaşa ait olmak üzere, onlara, orman arazisinden yer tahsis ediyoruz. Ayrıca, Espiye’deki çok güzel şehir ormanı dışında 9 tane bal ormanı ve Giresunlu hemşehrilerimize 15 mesire yeri kurduk, gerçekten güzel oldu. Orman köylülerine yeni gelir kapısı açtık. Şu anda, bizim, Giresun’daki Aksu Deresi’yle ilgili çok güzel bir projemiz var, inşallah, Trabzon’daki Solaklı Vadisi gibi muhteşem bir şekilde onu hazırlayacağız, belki de gerçekten muhteşem bir mesire yeri hâline gelecek. Bunun da müjdesini vereyim.

Ayrıca, 27 tane otomatik meteoroloji gözlem istasyonu kurduk. Ayrıca, denizde de -biliyorsunuz Giresunlular aynı zamanda denizcidir, ben de size bir hatıramı anlatacağım sonra Topal Osman Ağa’yla alakalı- 2 tane otomatik meteoroloji ölçüm istasyonu kurduk.

Gerçekten, Giresun’a yapılabilecek her şey yapıldı. Hatta biliyorsunuz, geçen sene sonunda ben, Giresun’a giderek çok sayıda temel atma, açılış merasimini yaptım. Bu sene de gideceğiz, Giresun’a ne gerekiyorsa yapacağız, birlikte gidelim inşallah. Giresun’u muhteşem bir il olarak hazırlayacağız.

Ben hepinizi saygıyla selamlıyorum efendim, sağ olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Bakan, Gölcük’le ilgili de bir müjdeli haber versenize!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi, sisteme giren sayın milletvekillerine söz vereceğim.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Bakan, şu Gölcük’le ilgili Bolulular sizden müjdeli bir haber bekliyor!

BAŞKAN – Sayın Milletvekilini dinleyelim de ben ondan sonra işlem yapacağım(!)

TANJU ÖZCAN (Bolu) – “Gölcük’ü peşkeş çekmekten vazgeçtik.” deyin yeter, sadece bunu söyleyin.

BAŞKAN – Buyurun, buyurun(!)

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Efendim, Gölcük’le ilgili bir soru sordum, cevap alamadım.

BAŞKAN - Devam edin, buyurun, ben bekliyorum sizi(!)

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Efendim, Sayın Bakandan bir müjde bekledik sadece.

BAŞKAN – Sizin söz hakkınız yok şu anda.

Sayın milletvekilleri, şimdi, sisteme giren milletvekillerine söz vereceğim.

Aslında 15 sayın milletvekiline söz veriyorduk ama Afrin şehitleri nedeniyle bu konuda çok sayıda milletvekilinin söz için sisteme girdiğini görmüş bulunmaktayız. Bu nedenle, 20 kişiye söz vereceğim.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Bakan, orada ihale yapamazsınız, yaptırmayız; olmaz öyle şey!

MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) – Sayın Bakan, şu Güzelcehisar’la ilgili düşüncelerinizi de öğrenelim.

BAŞKAN - Şimdi söz vereceğim sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum: Sayın Topal, Sayın Göker, Sayın Doğan, Sayın Kara, Sayın Gürer, Sayın Bayraktutan, Sayın Çam yerine Sayın Özdiş, Sayın Sürekli, Sayın Yarayıcı, Sayın Yalım yerine Sayın Turpcu, Sayın Kayışoğlu, Sayın İlgezdi, Sayın Nurlu, Sayın Akın, Sayın Çamak...

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Bana cevap vermediniz Sayın Bakan...

BAŞKAN – Tanju Bey, lütfen…

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Ama efendim, bir soru sorduk, önemli bir soru.

BAŞKAN – Ama lütfen… Ben işlem yapıyorum, biraz saygı duyun lütfen.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Efendim, herkes konuşuyor, beni duyuyorsunuz sadece siz de.

BAŞKAN – Sayın İlgezdi, Sayın Nurlu, Sayın Akın, Sayın Çamak, Sayın Taşkın yerine Sayın Uysal, Sayın Sarıhan, Sayın Özkan yerine Sayın Dedeoğlu, Sayın Özdiş yerine Sayın Öz, Sayın Demir.

Yalnız Sayın Sarıhan’ın bir toplantıya gitme durumu söz konusu olduğu için ricada bulundu, onu izninizle 17’nci sıradan 1’inci sıraya alıyorum.

Buyurun Sayın Sarıhan, sizinle başlıyoruz.

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan’ın, 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneğinin kapatılmasına ilişkin açıklaması

ŞENAL SARIHAN (Ankara) – Değerli Başkan, çok teşekkür ederim.

Bugün ne yazık ki bir mahkemeden olumsuz bir haber aldık. 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği -ki Gar patlamasında yaşamlarını yitirmiş ya da yaralı olarak kurtulmuş olanların derneğidir bu dernek- kapatıldı. Derneğin usuli bir eksiklik nedeniyle kapatıldığı ifade ediliyor ama esas olan, bu insanların can güvenliklerinin sağlanması konusunda, adaletin sağlanması konusunda emek veren bir derneğin açık tutulmasıydı. Bu durumu üzüntüyle karşıladığımızı ifade etmek isterim ve İçişleri Bakanına bunu bir soru olarak da yöneltmek istiyorum: Derneklerimizi kapatarak varacağımız yol neresidir? İnsanlar nasıl düşüncelerini ifade edecekler? Bugün 2.260 kişinin sadece yazıları nedeniyle tutuklu olduğu bir süreçte derneklerimizi de kapatırsak hâlimiz ne olacak?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sarıhan.

Sayın Topal…

2.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, sağlık personeli atamalarının bir an önce yapılmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

SERKAN TOPAL (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Atama bekleyen sağlık personeli sayısı 400 bin civarındadır. Sağlık personeli onca hastanede boşluk olmasına rağmen dokuz aydır mağdur edilmektedir. Türkiye’de 100 bin kişiye düşen hekim sayısı 179, OECD ülkelerinde ise bu rakam 339’dur. Türkiye’nin 100 bin kişiye düşen hekim sayısında OECD’yi yakalaması için 135 bin hekime ihtiyacı vardır. Yıllara göre Türkiye’de ortalama hekim artışının 4 bin civarında olduğu düşünülürse Türkiye ancak bu artış düzeyiyle otuz üç yıl sonra ortalamayı yakalayabilecek.

Buradan hem iktidar milletvekillerinden hem de Sağlık Bakanından bu keşmeşeke son vermelerini ve bir an önce atama bekleyen sağlık personelinin seslerine kulak vermelerini talep ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Göker…

3.- Burdur Milletvekili Mehmet Göker’in, AK PARTİ Genel Başkanının grup toplantısında yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET GÖKER (Burdur) – Sayın Başkanım, AKP grup toplantısında konuşan AKP Genel Başkanı, Cumhuriyet Halk Partili bazı vekillerimizi ve bazı yöneticilerimizi terör destekçisi şeklinde göstermiştir. “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır.” diye bir atasözümüz var, durum tam da bundan ibarettir. Habur’da çadır mahkemeleri kurup “PKK’yla görüşme talimatını bizzat ben verdim.” diyen AKP Genel Başkanının ta kendisidir. “Öcalan, bölgenin reel politiğini sağlıklı değerlendiriyor.” diyen Sadullah Ergin bu ülkede Adalet Bakanlığı yapmıştır. “‘Sayın Öcalan’ demeyi, Öcalan posterleri taşımayı ve PKK bayrağı açmayı suç olmaktan biz çıkardık.” diyen o dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’tır. Yıllarca FETÖ terörünü besleyip büyüten ve bundan çıkar sağlayanın hangi parti olduğu herkesçe malumdur. Yapılan çamur siyaseti bize bulaşmayacaktır. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Doğan…

4.- İstanbul Milletvekili Selina Doğan’ın, Profesör Doktor Agop Kotoğyan’ın vefatına ilişkin açıklaması

SELİNA DOĞAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dedesini 1915’te Yozgat’ta kaybetti. Mağaraya saklanarak hayatta kalabilen ailesi daha sonra İstanbul’a taşındı. 1939’da bir ömrünü geçireceği Cerrahpaşada dünyaya geldi. İlkokul öğrencisiyken çalıştığı gümüş atölyesinde bir iş kazası sonucu sağ kolunun tamamını kaybetti, öldü diye götürüldüğü Cerrahpaşada bir kez daha dünyaya geldi. Yoksulluk içinde hem çalıştı hem de okudu, Cerrahpaşa Tıp Fakültesini kazandı, okulu bitirince aynı üniversitede dermatoloji kürsüsünde asistan olarak göreve başladı. Akademik alanda uluslararası ün kazandı. “Ermeni olduğun için dedeni, fukara olduğun için kolunu kaybettiğin o ülkede ne işin var?” dediler, böyle diyenlere yanıtı şöyle oldu: “Bu güzel topraklardaki insanları kardeşlerim olarak benimsedim. Bir ülkeyi sevmek demek, iyi ve kötü günde burada olmak, vatanın yanında kalmak, vatan uğruna ölmeyi göze almak demektir.” Yaşamı, özüne saygının, azmin, çalışkanlığın ve her şeye rağmen güler yüzlülüğün hikâyesiydi. Profesör Doktor Agop Kotoğyan, namıdiğer “Kolsuz Agop” dün hayata veda etti. Işıklar içinde uyusun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Allah rahmet eylesin.

Sayın Kara…

5.- Antalya Milletvekili Niyazi Nefi Kara’nın, Alanya ilçesinin Toslak Mahallesi’nde bulunan taş ocağı nedeniyle yaşanan mağduriyetlere ilişkin açıklaması

NİYAZİ NEFİ KARA (Antalya) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Alanya ilçesi Toslak Mahallesi’nde yaşanan şiddetli yağışta bu bölgede bulunan taş ocağının dere yataklarını, köprüleri tıkamasıyla seralar, evler ve ekili alanlar sular ve çakıllar altında kalmıştır. Bununla ilgili yaşanan mağduriyet giderilmezken taş ocağı kapasite artırımı istemiştir. 2015 yılında da bölge halkının seraları ve ekili alanları ile evleri taş ocağının çalışmaları esnasında tozdan etkilenmiş ve sera altı ve üstü üretimleri ciddi zarar görmüştü. Halk, yaşadıkları mağduriyetleri bir tutanakla kaymakamlığa iletmiş ancak taş ocağı hakkında hiçbir işlem yapılmamıştır. Şimdi ise bu taş ocağının faaliyet alanı başka bir mahalledeymiş gibi bir kapasite artırımı istenerek kamu kurumları ve halkımız aldatılmaya çalışılmaktadır.

Toslak Mahallesi’ndeki vatandaşlarımızın seslerine kulak verilmesini ve mağduriyetlerinin bir an evvel giderilmesini talep ediyoruz.

BAŞKAN – Sayın Gürer…

6.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, terörü lanetlediğine, şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine, esnafın sorunlarına ve uber uygulamasının kullanmasıyla ticari taksilerin iş yapamaz duruma geldiğine ilişkin açıklaması

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkür ederim.

Zeytin Dalı Operasyonu’nda terörle mücadele eden Mehmetçiklerimizi selamlıyorum. Terörü lanetliyorum. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifa diliyorum.

Bir yandan da ülkemizde yaşam devam ediyor. Hafta sonu Niğde’de esnaf oda başkanlarına ziyarette bulundum. Esnaf odalarımız, üyelerinin ciddi anlamda mağdur olduklarını dile getiriyorlar; AVM’lerin kent içinde açılması, küçük esnafın yüksek vergi ödemesi, ekonomik durgunlukla işlerinin durma noktasına geldiğini belirtiyorlar.

Bu arada, ülke genelinde ticari taksicileri mağdur eden bir durum var. Merkezi Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan “Uber” olarak bilinen ulaşım şebeke şirketinin uygulamaları da ticari taksi esnafı için ciddi bir soruna dönüşmüş durumdadır. Yalnız 17.395 ticari taksi bulunan İstanbul’da bu durum çok ciddi hissedilmeye başlandığı gibi, ülke genelinde yayılmaktadır. D2 belgesi olan araçların Uber uygulamasını kullanmasıyla ticari taksiler iş yapamaz duruma gelmiş bulunmaktadır. Hükûmetin bu konuda acil düzenleme yapması ve önlem alması beklenmektedir. Taksicilerin sesini Hükûmetin duyması istenmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - AKP Hükûmeti esnafı mağdur eden politikalardan vazgeçmeli.

BAŞKAN – Sayın Bayraktutan…

7.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’i Hopa’ya bağlayan Cankurtaran Tüneli’nin bir an önce açılıp hizmet vermesini talep ettiğine ilişkin açıklaması

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

29 Ekim 2010 tarihinde temeli atılan Artvin’i Hopa’ya bağlayan Cankurtaran Tüneli dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım tarafından yapılan sözleşme uyarınca yirmi altı ayda bitecekti; aradan seksen yedi ay geçmiş olmasına rağmen, yaklaşık altmış aylık bir gecikmeden sonra ne yazık ki tünel ortada yoktur. Aralık ayında Artvin’de yapılan AK PARTİ’nin kongresinde Sayın Başbakan Artvinlilere müjde olarak ocak ayının sonunda tünelin açılacağını söylemiş, şubat ayı gelmiş ama tünel ortada yoktur. Sayın Bakan da burada, Mecliste. Bu tünel ne zaman açılacaktır? Sayın Başbakana ve bakanlara yanlış bilgiler verip Artvin halkının mağduriyetlerine yol açan bu tünelin altmış aydan fazla gecikmesine yol açan anlayışı buradan kınıyorum. Bu konuda Artvinlilerin beklentisi, söz konusu tünelin bir an önce açılması ve oradaki can kayıplarının bir an önce son bulmasıdır. Bu konuda Hükûmetin duyarlı davranmasını talep ediyorum. Ve bu tünelin bir an önce gerçekleşmesini ve Hopa Dağı tünelinin bir an önce açılıp trafiğe hizmet vermesini talep ediyor, teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de Sayın Bayraktutan.

Sayın Özdiş…

8.- Adana Milletvekili İbrahim Özdiş’in, Adana’nın Kozan ilçesi sınırlarında bulunan ve bölgenin doğal hayatını mahveden taş ocaklarını kaçak işleten firmalara cezai işlem yapılıp yapılmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Adana ili Kozan ilçesi sınırlarında bulunan DSİ’ye ait içme ve sulama projesinin kanal ihalesini alan iki firmaya maliyetlerini azaltmak gerekçesiyle arazi tahsis edilmiş, bu firmalar da kaçak şekilde taş ocağı işletmeye başlamışlardı. Sonradan, mühürlenen bu taş ocağının da mührünü kırarak işletmeye devam eden firmalar, şimdi de ikinci kaçak taş ocağını açmış.

Şimdi, ilgili bakanlara soruyorum: Bu firma sahipleri kimlerdir? AKP’yle herhangi bir bağlantıları var mıdır? Söz konusu firmaların civar köy sakinlerini ve muhtarlarını tehdit ettiği iddiaları doğru mudur? Bulunduğu bölgenin doğal hayatını mahveden bu taş ocakları ve kaçak işleten firmalara cezai işlem yapılmış mıdır?

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Sürekli…

9.- İzmir Milletvekili Kerem Ali Sürekli’nin, Afrin’de yürütülen operasyonda şehit olanlara Allah’tan rahmet dilediğine ve Türkiye’yi bölmek amacıyla hareket eden hainlerin emellerine ulaşamayacağına ilişkin açıklaması

KEREM ALİ SÜREKLİ (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Afrin’de yürütülen operasyonda şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.

Türk Silahlı Kuvvetleri dünyada eşi ve benzeri görülmemiş bir kararlılıkla operasyonlara devam etmektedir. Bu sancılı dönemde dahi askerlerimize karşı yapılan nefret söylemleri herkesin durduğu yeri net bir şekilde gözler önüne sermiştir. Hak ile batılın mücadelesinde her zaman devletimizin ve milletimizin yanındayız. Türkiye’yi bölmek amacıyla hareket eden hainler emellerine ulaşamayacak, yürüdükleri bu ihanet yolunda necip Türk milletinin iman dolu göğsüne çarparak bertaraf olacaklardır.

Afrin’de beka mücadelesi veren yiğitlere selam olsun.

Sefer bizim, zafer Allah’ındır.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Yarayıcı...

10.- Hatay Milletvekili Hilmi Yarayıcı’nın, 12 Eylül döneminde olduğu gibi tutukluların darp edilmelerinin neredeyse sıradan bir uygulamaya dönüştüğüne ve yaşam savunuculuğunun bu topraklardan silinemeyeceğine ilişkin açıklaması

HİLMİ YARAYICI (Hatay) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

AKP’nin keyfî OHAL rejimi 12 Eylülü aratmıyor. Tıpkı 12 Eylül Dönemi’nde olduğu gibi tutukluların darp edilmeleri neredeyse sıradan bir uygulamaya dönüşmüştür. Bunun son örneği, Silivri Hapishanesinden Düzce T Tipi Hapishanesine sürgün edilen tutuklu avukatlar Ayşegül Çağatay ve Aycan Çiçek’in ayakta sayım dayatmasını kabul etmedikleri için koğuşlarında darp edilmesidir. Aynı politikaların bir devamı olarak bugün Hatay’da, savaş politikalarına karşı “barış” diyen, başta İnsan Hakları Derneği Şube Başkanı olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşu yöneticisi ve üyesi gözaltına alınmıştır. Ne yani İnsan Hakları Derneğinden “Yaşasın savaş, yaşasın ölüm!” denmesi mi bekleniyor? Unutulmasın ki barış demek yaşamı yüceltmek demektir. Gözaltına alsanız da tutuklasanız da yaşam savunuculuğunu bu topraklardan silemeyeceksiniz.

BAŞKAN – Sayın Turpcu...

11.- Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpcu’nun, Zonguldak Limanı’nın özelleştirilmesi amacıyla balıkçılar ile tekne ve çekek sahiplerinin kendilerine yer gösterilmeden limandan çıkarılmak istendiğine ilişkin açıklaması

ŞERAFETTİN TURPCU (Zonguldak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Zonguldak Limanı’nda bulunan çekek sahipleri ve balıkçılarımız, kendilerine yer gösterilmeden, yarından itibaren, Zonguldak Valiliği eliyle limandan çıkarılmak istenmektedirler. Limanın özelleştirilmesi amacıyla, limanın çoğunluğunu oluşturan başta balıkçılarımız olmak üzere 160 tekne ve çekek sahibi mağdur edilmektedir. Yakın zaman önce yaşanan ve bölgemize büyük hasar veren fırtına sonrası durumun fırsata dönüştürülüp buraların boşaltılmak istenmesini kabul etmek mümkün değildir. Bununla birlikte, Kozlu balıkçı barınağı inşa edilirken “Sınırlı Sorumlu Kozlu Su Ürünleri Kooperatifi” denilmesine rağmen ve kooperatif menşe belgesi kesmesine rağmen, burası birinci derece balık çıkarma limanı olarak kooperatife teslim edilmemektedir. Bunun Karadeniz’de başka bir örneği yoktur. Balıkçılarımızın bu mağduriyetlerinin bir an önce giderilmesini talep ediyoruz.

BAŞKAN – Sayın Kayışoğlu...

12.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları için böl-parçala-yönet anlayışını uygulamanın ülkeye, millî birlik ve beraberliğe ihanet olduğuna ilişkin açıklaması

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Demokrasi yoluyla ele geçiremediğiniz kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını darbe yoluyla ele geçiremezsiniz. Aynı menzile paralel yürüdüğünüz FET֒nün projesini hayata geçirmek istiyorsunuz. Şundan emin olun ki avukatları, doktorları, mimar ve mühendisleri bölerek, parçalayarak ele geçirmek; böl-parçala-yönet anlayışını uygulamak bu ülkeye de geleceğimize de millî birlik ve beraberliğimize de ihanettir. İktidarını ele geçiremediğiniz meslek odalarına karşı yaptıklarınız, demokrasiye tahammülsüzlüğünüz ülkemizin yönetiminde de ne büyük tehlikelere yol açtığınızın bir kanıtıdır. Milletçe bizi içine sürüklediğiniz bu kaosa derhâl son verin.

Teşekkür ederim, sağ olun Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın İlgezdi…

13.- İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin, sağlıkta dönüşüm sisteminin çöktüğüne ilişkin açıklaması

GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (İstanbul) – Sayın Başkan, sağlıkta dönüşüm sistemi çöktü, kâr odaklı sistemde hasta hekim ilişkisi bozuldu, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet vakalarında patlama yaşanıyor. Kanser ilaçları karaborsaya düştü, organ nakli bekleyen yurttaşlarımız ölüme yürüyorlar. Merkezî Hekim Randevu Sistemi’nde tam bir kaos yaşanıyor; Alo 182’yi arayanlar muhatap bulamadığını, randevu alamadığını söylüyor. Randevu alamayan insanlarımız hastanelerin acil servisinde dertlerine derman arıyor, derman bulamayanlar ise evlerinde ölümü bekliyorlar.

Buradan Sağlık Bakanına çağrıda bulunuyorum: Hastalardan ilave ücret almak çözüm değildir, faturayı yoksula ve biçareye kesmek çözüm değildir, sağlıkta özelleştirme çözüm değildir, acil servisleri vatandaşlara kapatmak çözüm değildir, doktorları ve sağlık çalışanlarını uzun süre çalıştırmak çözüm değildir; aksine çözüm, halkın sağlığını savunan, halkçı sağlık politikalarındadır.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de Sayın İlgezdi.

Sayın Nurlu…

14.- Manisa Milletvekili Mazlum Nurlu’nun, Zeytin Dalı Harekâtı’nın hedeflendiği şekilde tamamlanmasının en büyük dilekleri olduğuna, şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ve Başbakan Binali Yıldırım’ın AK PARTİ Muğla il kongresinde sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MAZLUM NURLU (Manisa) – Sayın Başkan, terörle mücadele kapsamında sürdürülen Zeytin Dalı Harekâtı’nın hedeflendiği şekilde tamamlanarak askerlerimizin en kısa zamanda sağ salim dönmesi en büyük dileğimizdir. Kahraman şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralanan gazilerimize acil şifalar diliyorum.

Sayın milletvekilleri, ülke olarak zor bir dönemden geçiyoruz. Ancak, hâlâ Afrin operasyonunun ciddiyetini anlayamayanlar var, bunların başında da maalesef Başbakan Binali Yıldırım geliyor. Unutmayalım ki savaşlar, askerî operasyonlar çok ciddi millî konulardır. Başbakanın Muğla kongresinde sıkılmadan şakalaştığı konu Afrin’de bir günde 12 evladımız şehit oldu. Türk ulusu olarak hepimiz kahrolurken Başbakan alaycı bir tavırla âdeta işi sulandırmaktadır. Olayın ciddiyetinin farkında olmayan Başbakan Binali Yıldırım’ı kınıyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Akın…

15.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın, AKP Genel Başkanının “Türk milleti” yerine “millet” ifadesi kullanmasına, iktidar partisinin Türkiye’nin birlik ve beraberliğini pekiştirecek adımları atması gerektiğine ve Zeytin Dalı Harekâtı’nda şehit olanlara Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

AHMET AKIN (Balıkesir) – Sayın Başkan, teşekkürler.

Sayın Başkan, AKP Genel Başkanı “Türk milleti” demek yerine devamlı “millet” diyor. Buradan sormak istiyorum, “tek millet” dediği millet kim? AKP, Osmanlı’nın bile tarihin diyalektiğine uygun olduğu için terk etmek zorunda kaldığı “milliyet” anlayışını savunarak Türk milletini kendi millî kökenlerinden, köklerinden koparmaya çalışıyor. Şimdilerde de milliyetçiliği Kıbrıs’ın Beşparmak Dağlarına, Afyon’un haşhaş tarlalarına yazan partimize milliyetçilik dersi vermeye çalışıyor. AKP milliyetçilik dersi verecek son partidir. Sürekli şehit haberleri aldığımız şu günlerde, iktidar partisinin oy devşirme kaygısını bırakarak Türkiye’nin birlik ve beraberliğini pekiştirecek adımları atması gerekir.

Bu düşüncelerle, Zeytin Dalı Harekâtı’nda şehit düşen kahraman askerlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum.

BAŞKAN – Sayın Çamak…

16.- Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak’ın, Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan’a Mersin’in Mezitli ilçesinin Tece beldesindeki kamuya ait arazinin otel yapımı için tahsis edilmesiyle ilgili konuya yaklaşımı nedeniyle teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

HÜSEYİN ÇAMAK (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

8 Şubat Perşembe günü gündem dışı söz alarak Mersin’in Mezitli ilçesi Tece beldesindeki kamuya ait, denize sıfır, 76 dönüm arazinin iki ayrı firmaya otel yapımı için tahsis edildiğini belirtmiştim. Bu sorunu dile getirmemden üç gün sonra Kalkınma Bakanı Sayın Lütfi Elvan arayıp sorunu araştırdığını, böyle bir şeye asla izin verilemeyeceğini söyledi ve “Hatta artık sözünün bile edilemeyeceğini bilmenizi isterim.” dedi.

Ülkemizde böyle güzel gelişmelerin de olmasının mutluluğuyla, tüm Mersinliler ve 82 milyon vatandaşımız adına Sayın Bakan Lütfi Elvan’a teşekkür eder, gelişmelerin halkımızın yararına sonuçlanması için bu sorunun sonuna kadar takipçisi olacağımızı belirtmek isterim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de Sayın Çamak.

Sayın Uysal…

17.- Karabük Milletvekili Burhanettin Uysal’ın, Zeytin Dalı Harekâtı’nda şehit olan Piyade Astsubay Kıdemli Çavuş Ömer Bilal Akpınar’a ve tüm şehitlere Allah’tan rahmet, yaralanan Karabüklü Yasin Yalçın ve tüm gazilere acil şifalar dilediğine ilişkin açıklaması

BURHANETTİN UYSAL (Karabük) – Teşekkür ederim Başkanım.

Türk Silahlı Kuvvetlerimizin PKK/PYD-YPG, KCK ve DEAŞ terör örgütü mensuplarına yönelik olarak Afrin bölgesinde düzenlediği Zeytin Dalı Harekâtı’nın 19’uncu gününde terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen tanksavar ve havan saldırısında şehit olan Piyade Astsubay Kıdemli Çavuş Ömer Bilal Akpınar 8 Şubat 2018 Perşembe günü Karabük kent meydanında, ikindi namazını müteakip 50 bin kişinin katılımıyla kılınan cenaze namazının ardından Safranbolu Şehitliği’nde defnedildi.

Ayrıca, aynı saldırıda Karabüklü hemşehrimiz Yasin Yalçın da yaralanmış, Gaziantep’te tedavi görmektedir. Kendisine ve tüm gazilerimize de acil şifalar, şehadete ulaşmış bütün evlatlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.

Karabük olarak 59’uncu şehidimizi verdik. Karabük, şehidine sahip çıktı ve hak ettiği şekilde Rahmetirahman’a uğurladı. Karabük, bir kez daha ezanına, bayrağına, vatanına, devletine nasıl sahip çıktığını göstermiştir. Bu aziz milletin bir ferdi olmaktan, Karabük’ün vekili olmaktan bir kez daha onur ve gurur duydum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Dedeoğlu…

18.- Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu’nun, bu haftanın 28 Şubat mağdurları için karar haftası olduğuna, ABD’nin Menbic ısrarında geri adım atacağına ve şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

SAMİ DEDEOĞLU (Kayseri) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Bu hafta 28 Şubat mağdurlarının karar haftasıdır. Hâlen içeride yatanların hayırlısıyla tahliyelerini diliyorum.

Milletimizin şehadete olan aşkı, vatana olan sevdası söz konusu olduğunda nasıl ki 15 Temmuzda Cumhurbaşkanımızın bir emriyle milletimiz hain darbecilerin karşısında durdu; bugün de aynı özveriyle, kararlılıkla Afrin’e, Münbiç’e vatan toprağında gül bahçesine girer gibi milletimizle el ele gideriz. “Münbiç’e girersiniz ABD askerleriyle karşılaşırsınız.” tehdidine göre hareket edecek bir ülke değiliz. Verilen sözler tutulmayınca hedefimiz bu toprakları sahiplerine teslim etmek olacaktır. Sınır ötesinde hiçbir harekâtta kalıcı olma hedefimiz yoktur. ABD, Münbiç ısrarından geri adım atacaktır. Bugün arkalarında 1.369 leş bırakarak kaçan vatan hainleri sokulacak delik aramaktadır.

Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, yaralılara acil şifalar, milletimizin de başı sağ olsun.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dedeoğlu.

Sayın Öz…

19.- Çanakkale Milletvekili Bülent Öz’ün, Çansporlu futbolcuların İstanbul’da Sultangazispor futbolcuları, taraftarları ve yöneticileri tarafından darbedilmelerine ve futbolda şiddetin önüne geçilecek adımların bir an önce atılması gerektiğine ilişkin açıklaması

BÜLENT ÖZ (Çanakkale) – Sayın Başkan, Çanspor 1946 yılından beri Çanlı hemşehrilerimizin gururu olarak futbolda mücadelesini sürdürmektedir. Ne yazık ki geçtiğimiz pazar günü Çanakkale’mizin temsilcisi Çansporlu futbolcularımız, resimlerde de görüldüğü üzere, İstanbul’da Sultangazispor futbolcuları, taraftarları ve yöneticileri tarafından sahada, hatta basına da yansıdığı gibi, soyunma odalarına kadar girilerek öldüresiye darbedildiler. Bu vahşeti kabul etmiyoruz ve sorumluların gereken cezayı almalarını bekliyoruz.

İçişleri Bakanına soruyorum: Maç öncesinde mülki idareciler tarafından yeterli güvenlik önlemi neden alınmamıştır? Bundan sonra buna benzer vakaların yaşanmaması için ne gibi önlemler alınacaktır? Çanlı hemşehrilerim bu soruların cevabını beklemektedir. Futbolda şiddetin önüne geçilecek adımlar bir an önce atılmalı, ihmal ve hataları olanlar tespit edilerek Türk futbolunun önü açılmalıdır.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Demir…

20.- Kastamonu Milletvekili Murat Demir’in, Zeytin Dalı Operasyonu’nun başarılı bir şekilde devam ettiğine, bu mücadelede tek amacın sınırlarımızı teröristlerden korumak olduğuna ve şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

MURAT DEMİR (Kastamonu) – Sayın Başkan, Zeytin Dalı Operasyonu başarılı bir şekilde devam ediyor, kahraman ordumuz terör örgütlerine Afrin’i âdeta dar ediyor, kahraman ordumuza Allah güç kuvvet versin. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, gazilerimize acil şifalar diliyorum.

Afrin’de kahramanca teröre karşı mücadele verilirken bu mücadelede tek amacın ne olduğu ortadadır, sınırlarımızı teröristlerden korumak olduğu aşikârdır. Bu durum böyleyken bunu bilen ve gören bazı kişiler hiçbir şekilde terör örgütü PYD’ye “terör örgütü” diyemiyorlar ve böyle olduğu anlaşıldığı hâlde de Cumhurbaşkanımıza bugün maalesef “korkak” diyebilme cesaretini kendilerinde buluyorlar. Asıl korkaklar 15 Temmuz gecesi kaçanlar, havaalanından kaçanlar ve PYD’ye “terör örgütü” diyemeyenlerdir.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, şimdi söz talebinde bulunan sayın grup başkan vekillerine söz vereceğim.

Sayın Akçay, buyurun sizden başlayalım.

21.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Zeytin Dalı Harekâtı’nda şehit olanlara Allah’tan rahmet dilediğine, Türkiye’nin haklı ve meşru bir şekilde terörle mücadele ettiğine, ABD’ye terör örgütüne desteği bir an önce kesmesi uyarısında bulunduğuna ve İŞKUR’a bağlı olarak temizlik işçisi sıfatıyla hizmet eden imamların durumuna ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugün Zeytin Dalı Harekâtı’nın 25’nci günündeyiz. Şu ana kadar 1.300’den fazla terörist etkisiz hâle getirilirken 627 terör hedefi imha edilmiştir. Büyük ve kapsamlı bir titizlik ve kurmay planlamayla yürütülen harekâtta 31 kahraman evladımız şehit düşmüş, 143 Mehmetçiğimiz de yaralanmıştır. 10 Şubat Cumartesi günü sivil insanları kalkan yaparak gerçekleştirilen hunhar saldırıda 9 askerimiz şehit olmuş, 11 askerimiz yaralanmıştır. Bu saldırıya müdahaleye giden bir helikopterimiz de kırıma uğramış 2 pilot askerimiz şehit olmuştur. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve büyük Türk milletine başsağlığı, yaralı askerlerimize acil şifalar diliyorum.

Terörle mücadele amansız devam etmektedir ve edecektir. Türkiye haklı ve meşru bir şekilde terörle mücadele etmektedir. Türkiye’ye yönelik tehlikelere karşı bölgenin teröristlerden temizlenmesi, Türkiye'nin güvenliği ve bölgenin istikrarı bakımından bir mecburiyettir. Bunun için elbette Afrin’in de terör örgütünden temizlenmesi gerekir. “Afrin’e girmeyin.” demek PYD/YPG’yi kollamak, ABD tezlerine destek vermektir. Terörle mücadelenin “ama”sı, “fakat”ı, “lakin”i yoktur. Türkiye’nin millî güvenliğine tehdit olan nerede bir terörist yuvası varsa, orası temizlenecektir.

Terörle mücadelenin bir diğer boyutu da PKK/PYD-YPG’ye yönelik yabancı ülkelerden verilen destektir. Bu destek maddi boyutları aşmıştır. ABD askeri YPG’li katil teröristlerle beraber nöbet tutmaktadır. Bir ABD’li general YPG’li teröristlere “kahraman” diyebiliyor. ABD suçüstü yakalanmıştır. Terör örgütlerine destek vererek Türkiye’ye açıkça düşmanlık yapmaktadır. Sözde stratejik ortak, NATO’da yan yana…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen Sayın Akçay…

ERKAN AKÇAY (Manisa) - …durduğumuz bu ülke, FETÖ başaramayınca bu defa diğer terör örgütleriyle bir olmuş, düşman kampında buluşmuştur. Bu çerçevede, ABD’ye terör örgütüne desteği bir an önce kesmesi, verilen silahların toplanması ve terörle haklı mücadelemizde gölge etmemesi uyarısını yapıyoruz.

Sayın Başkan, çeşitli vesilelerle gündeme taşıdığımız bir husus da İŞKUR imamlarının durumudur. 12 Mayıs 2017 tarihinden itibaren İŞKUR’a bağlı olarak temizlik işçisi sıfatıyla imamlık hizmetinde bulunan imamların sorunları çözülmemiştir. 4.995 imam kendilerine verilen sözlerin yerine getirilmesini beklemektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın, bir dakikalık bir ek süre daha veriyorum size.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – 31 Aralık 2017’de 9.500 Kur’an kursu öğreticisi, imam-hatip ve müezzin-kayyum kadrosu açılmıştı. Kendilerine verilen sözlere rağmen, imamlarımız bu kapsamda değerlendirilmemiştir. İŞKUR ilişkisi çerçevesinde zor şartlarda görevlerini ifa eden bu imamların sözleşmeleri 28 Şubatta sona erecektir. Hükûmete çağrımız, bu 4.995 kişinin sesine duyarsız kalınmaması, önümüzdeki on beş gün içerisinde sorunlara çözüm getirilmesidir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akçay.

Sayın Kerestecioğlu, buyurun.

22.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Halkların Demokratik Partisi kongresi öncesi yaşanan gözaltı olaylarına ve kongre sürecine, HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın duruşmasının 14 Şubat 2018 tarihinde Sincan yerleşkesinde yapılacağına ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, biz bir kongre gerçekleştirdik ve gerçekten bu kongreye halkımızın ilgisinin yanında iktidarın, Emniyetin ilgisi de çok büyüktü; hâlâ da büyük olmaya devam ediyor, bugün Sayın Erdoğan grup toplantısının önemli bir kısmını kongremize ayırdı. Ve bu ilgi öylesine devam ediyor ki kongre öncesinde bütün bileşenlerimizin sözcüleri, başkanları gözaltına alındılar; hâlen burada spor salonunda tutuluyorlar, beton zemin üzerinde bulunuyorlar kendileri ve bunun ne kadar devam edeceği belli değil. Hakikaten, bunu asla kabul etmediğimizi bir kez daha ifade etmek istiyoruz.

Ama biz bunu ifade ediyoruz derken bir başka şey oluyor, bugün de önceki Eş Genel Başkanımız Serpil Kemalbay’ın İstanbul’daki evinin kapısının tekmelerle kırılarak içeri girildiğini duyuyoruz. Bir parti başkanının, yani düşünün ki sizin partinizin daha önceki başkanının, evine kapılar tekmelenerek, üstelik de nerede olduğu, nerede yaşadığı, nerede dolaştığı, kimliği, her şeyi çok iyi bilinen bir insanın, her zaman herkesin gözünün önünde olan bir insanın evine kapısı tekmelenerek giriliyor -ve üstelik site görevlisi onları eve getirtmek için “Su bastı.” diye yalan söylüyor- “harddisk”i ve bir kısım eşyalarını alıyorlar. Şimdi, siz buna “demokrasi” diyorsunuz ya da diyorsunuz ki: “Terör, terör, terör…” Hangi hakla?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen Sayın Kerestecioğlu.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Evet, hakikaten sormak istiyorum: Hangi hakla? Yani, insanlar bir şeyle suçlanıyorlarsa alınırlar, yargılanırlar; bunun insani koşulları vardır, hukuki koşulları vardır ama biz gerçekten aslında yargıyla falan değil, bir siyasi darbeyle karşı karşıyayız. Yarın da bu siyasi darbeyle -4 Kasım siyasi darbesi de dediğimiz- 4 Kasımda gözaltına alınan Eş Başkanlarımızdan Selahattin Demirtaş’ın duruşması Sincan yerleşkesinde yapılacak saat 10.00’da ve ilk defa, kendisi, tutuklanmasına neden olan bu dosyadan dolayı duruşmaya gelecek ve savunmasını yapacak. Biz coşkuyla ve kararlılıkla kongremize gelen halkımızın selam ve sevgilerini kendisine ileteceğiz ve herkese “14 Şubatta Demirtaş’la.” diyoruz.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Altay, buyurun.

23.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin İstanbul Milletvekili Kadri Enis Berberoğlu hakkında verdiği kararı kınadığına ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, bugün İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinde İstanbul Milletvekilimiz Sayın Kadri Enis Berberoğlu devlet sırlarını ifşa etmekten beş yıl on ay ceza aldı. Malum, daha önce 14. Ağır Ceza Mahkemesinde sayın milletvekilimiz, talimatla, TCK 330’dan yargılanmış ve hakkında casusluk yapmaktan müebbet hapis verilmiş idi. Sonra, her şeye rağmen yani “Çürümüş de olsa iyi ki yargı var.” dediğimiz bir noktada “Yargıya güvenimizi sürdürmek istiyoruz.” diye müteaddit defa dediğimiz bir noktada, bu sefer, BAM, devlet sırrını ifşa etmekten sayın milletvekilimize beş yıl on ay ceza verdi.

Ben şimdi yüce Meclisin sayın üyelerine ve vicdanlara soruyorum: Şu kürsüde ben ve Cumhuriyet Halk Partili birçok milletvekili, müteaddit defa, Adana'daki MİT tırları tantanasında yani FETÖ ile jandarmanın, JİTEM ile polisin birbirlerine silah çektiği o kepazelik sürecinde o tırlarda silah olduğunu, bunun ne idiği belirsiz terör örgütlerine gittiğini söyledik. Sonra birçok basın kuruluşunda, medya organında bu hikâyeler çarşaf çarşaf yazıldı. Hâl böyleyken bunun neresi devlet sırrı Allah aşkına? Burada devlet sırrı falan yok; bir kin ve intikam projesiyle, ana muhalefeti susturma anlayışıyla yargıya, savcılara verilen talimatla açılmış bir dava var…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayınız Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – …verilmiş haksız, hukuksuz, mesnetsiz bir karar var. Biz bu kararın, her şeye rağmen, bir üst yargı organından yani Yargıtaydan döneceğine olan umudumuzu koruyoruz ama bu kararla birlikte bir ayıp da yüce Meclise yapılmıştır. Sayın milletvekilimizin beş yıl on ay ceza alıp temyiz yolu açık iken yani hakkındaki suçla ilgili, suçlamayla ilgili hüküm kesinleşmemiş, suç sabitlenmemiş iken sayın milletvekilimizin tutukluluk hâlinin devamına ilişkin verilen bu kararın yargıyla ilgisi olamaz; bu karar, olsa olsa talimatla verilmiş bir karardır. Bu kararı kınıyorum, kınıyoruz, kınıyoruz! (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın İnceöz, buyurun.

24.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine, Zeytin Dalı Harekâtı’nın haklı ve meşru bir mücadele olduğuna ve büyük bir kararlılık ve başarıyla devam ettiğine, şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ve Halkların Demokratik Partisinin kongresine ilişkin açıklaması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben sondan başa doğru gideceğim; böyle kınamakla vesaireyle olmaz. İşinize geldiğinde “Yargı kararlarını tanıyoruz.” “Tanımıyoruz.” Talimatla.” gibi ithamlarda bulunmak haksız ve yersiz söylemler, bunlar ancak sizlere yakışır; onu söyleyeyim. (CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, kişiler düşüncelerini açıklıyor, saygı duyalım lütfen.

Devam edin…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – CHP her zamanki gibi kendine yakışanı yapıyor, onu söyleyeyim. Yani her fırsatta bu tür söylemleri reddediyoruz, onu söyleyeyim tamam, yani işinize geldiğinde… Olayların detayını herkes bilmekte, milletimiz de bilmekte; bu konunun çok detayına girmeyeceğim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Evet.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Herkes biliyor, dünya biliyor.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Dünya biliyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ya, dünya biliyor…

BAŞKAN – Sayın Akar…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Buyurun Sayın Başkan.

BAŞKAN – Grup başkan vekilinizin söz talebi var, lütfen, sessizlikle dinleyelim.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – 20 Ocak’ta başlayan Zeytin Dalı Harekâtı’nın büyük bir kararlılık ve başarıyla devam ettiğini özellikle belirtmek istiyorum. Kahraman Mehmetçiğimize de buradan selamlarımızı ve dualarımızı gönderiyoruz ve her zaman onların yanında olduğumuzu, bu Gazi Meclisten bir kez daha ilan ediyoruz. Bu Gazi Meclisin içerisinde Afrin operasyonuna karşı her ne kadar çatlak ses çıkarmaya çalışanlar olsa da bu mücadele, kararlı mücadelemiz sonuna kadar haklı bir şekilde devam edecektir. Harekâtın başladığı günden bugüne kadar şehit olan Mehmetçiklerimize de Allah’tan rahmet, ailelerine, silah arkadaşlarına ve tüm milletimize başsağlığı, yaralı ve gazilerimize de acil şifalar diliyorum.

Zeytin Dalı Harekâtı, ülkemizin bekasına, ülkemizin geleceğine karşı kurulan karanlık senaryoların bataklığını yok etmek için tarihe gömme operasyonudur. 911 kilometre sınırımız olacak… Bu sınır güvenliğini tesis etmek hem ülkemizin hem de bu coğrafyanın huzur ve sükûneti için gerekli. Şimdi, burada zaman zaman çatlak sesler çıkmakta. Bir bakıyorsunuz ki Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayıp…

ALİ ŞEKER (İstanbul) – “Çatlak ses.” Kahvede mi konuşuyor?

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – “Çatlak” ne hocam ya?

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Şunu özellikle belirteceğim…. Sabırla dinleyin. Niye bu kanınıza dokunuyor, niye “terörle mücadele” deyince CHP taraflarından sesler geliyor kulağıma?

BAŞKAN – Sayın İnceöz, siz devam edin söyleyeceklerinize, ben karar veririm ona.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Orada sivil kıyafetlerle -artık net bir şekilde, birilerinin itiraz ettiği SİHA’lar ve İHA’lar aracılığıyla da görüntüler çok net tespit edilmiştir ki- ellerinde silahlar, roketatarlar, füzeler vesaire… Bir bakıyorsunuz ki sivil kıyafetler. Daha kötüsünü söyleyeyim: Erkek olmalarına rağmen etek giyip kendilerini kamuflaj edecek kadar alçakça…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın İnceöz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – …görüntülerin de yine SİHA’lar ve İHA’lar aracılığıyla tespit edildiğini görmekteyiz.

Burada -bu bütün işte, siviller, vesaire şeklinde onları telaffuz etmeyeceğim burada- bunlar çok net olarak artık görülmüştür. O “sivil” dediğimiz insanların elinde -teröristler, insan da demiyorum onlara- teröristlerin elinde Türkiye’ye karşı fırlatılan, Kilis’e, Hatay’a fırlatılan bombaların, füzelerin, silahların olduğunu ve o bölgeyi âdeta gasbettiğini… 3,5 milyon Suriyeli de Türkiye’de yaşamakta, bu yüzden… İşte, o bölgenin huzur ve güvenliği ile yine ülkemizdeki Suriyelilerin oraya gideceği güvenli bir bölgenin açılabilmesi için PKK’ya -bugün YPG’ye, PYD’ye terör örgütü diyemeyenler, terörist diyemeyenler, DEAŞ da dâhil olmak üzere- bu teröre ve terör örgütlerine karşı verilen bir mücadeledir. Bu mücadele haklı bir mücadeledir, bu mücadele meşru bir mücadeledir. Bu mücadele NATO üyesi Türkiye’nin mücadelesidir ve bugün biraz evvel NATO’dan da açıklamalar geldi, Türkiye, dünya üzerinde terörle en çok mücadele eden, terör örgütleriyle en çok mücadele eden, ülkesinin bekası için de yine mücadele eden bir ülke şeklinde ve dolayısıyla bunun haklı bir mücadele olduğuna ilişkin bir açıklama gelmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Artık burada “Sivildi, vesaireydi, işte, Afrin merkezine girilmesin.” gibi itirazların yerine Türkiye Cumhuriyeti’nin beka meselesinde her birimizin yekvücut durması gerekmektedir.

Bir başka söylemim de şu olacak ki hafta sonu bir kongre gerçekleşiyor Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde. Düşünün ki bu kongre salonunda İstiklal Marşı söylenmiyor, bu kongre salonunda Türk Bayrağı asılmıyor, bu kongre salonunda Afrin’de askerlerimize, Mehmetçiklerimize kurşun sıkanlara selam çakılıyor. Bir de gelip burada bize demokrasi dersi vermeye kalkıyorlar.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Altay…

25.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, burası yasama organı. Yasama, yürütme, yargı diyoruz. Bırakın yasama organının bir üyesi olmayı, bir vatandaş olarak da verilen bir mahkeme kararıyla ilgili insanlar refleks gösterebilir. Kararı beğenirsiniz beğenmezsiniz. Kararı kabul etmek durumu elbette var ama refleks gösterme durumu da var. Nitekim hep söylediğim bir şey vardır: Mahkeme kararlarının meşruiyeti kamu vicdanındaki karşılıklarıyla doğru orantılıdır. Ben, İstanbul Milletvekilimizin tutukluluk hâline karar veren bir mahkemenin kararını kınıyorum dedim, AK PARTİ grup başkan vekili “Bırakın bu kınama işlerini, mahkeme kararına saygılı olun. İşinize geldi mi gelmedi mi…” vesaire benzeri bir şeyler söyledi.

Ben ondan şunu beklerdim: “Bir yasama organı üyesinin suçu sabitlenmeyip hüküm kesinleşmeden tutuklu bulunmasını kabul etmiyoruz.” demesini beklerdim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Altay lütfen.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Şimdi sisteme girdi, eminim bu hatasını düzeltecektir. Bu yasama organı üyesinin ve çoğunluk partisinin grup başkan vekilinin bir milletvekilinin hükmü kesinleşmemişken cezaevinde kalmasını alkışlamasını yadırgıyorum.

Takdiri yüce milletimize bırakıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın İnceöz…

26.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – İtirazım şu noktadaydı, onu özellikle belirtmek istiyorum: Yani biz de zaman zaman bazı kararları eleştiriyoruz ama nihayetinde “bu mahkemelerin vermiş oldukları kararlar” diyoruz, onun altını çiziyorum; bir. Bağımsız…

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Ne yapalım mahkeme vermişse, kabul etmek zorunda mıyız?

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Buradaki itirazım şunun içindi: “Bir yerden emir verilmiş ve onun talebi doğrultusunda çıkmış bir karar” gibi niyet okuyuculuğu noktasında… Ki bununla kimin neyi kastettiğini çok iyi biliyoruz. Bunu her fırsatta, her platformda…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Belki FET֒dür canım, sen niye hemen Tayyip diye üstüne alınıyorsun? Belki emri FETÖ vermiştir.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – İtirazımız bunaydı, buradaki niyet okuyuculuğunaydı, onu özellikle belirtmek istiyorum.

Ama hata diyorsak, çok şükür, biz İstiklal Marşı’nın okunmadığı, Afrin’de Mehmetçiklerimize kurşun sıkanlara selam çakılan bir kongrede böyle bir durma ve görüntü sergilemediğimiz için bir hata ettiğimizi de düşünmüyoruz.

BAŞKAN – Sayın Kerestecioğlu…

27.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Şimdi, hani, yalanla hayatı devam ettirebileceğinizi zannediyorsanız, tabii, bir yere kadar yani gider, gider, gider ama araba bir yerde toslar artık. Yani gerçekten, o kongrede yasal olarak ne yapılması gerekiyorsa her şey yapılmıştır, o kongrede Türk Bayrağı da vardır; insan gerçekten utanır bunları söylemeye. Ve orada zaten devletin memurları vardır yani kongre dediğiniz şey bunun eşliğinde yapılır. Ama siz insanlara atın lafı ortaya, istediğiniz gibi savurun, ondan sonrasında izi kalsın. Zaten 10 binden fazla insanı gözaltına alarak kriminalize etmeye çalıştığınız, 7 Hazirandan beri hazmedemediğiniz bu partiyi kapatamıyorsunuz ya -çünkü sizi kapatmaya yeltendiler- ayıp olacak ya kapatırsanız, o nedenle siz bu sözleri savurmaya devam edin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Kerestecioğlu.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Biz insan kanı üzerinden siyaset yapmıyoruz. Eğer “terör” dediklerinize söyleyecek bir lafınız varsa, gidersiniz, muhatabı kimse ona söylersiniz ama biz, burada, iki buçuk senedir şu Mecliste demokratik siyaseti savunmaya devam ediyoruz onca milletvekilimiz içeride olmasına ve vekillikleri düşürülmesine rağmen.

Ben size hepinizin çok iyi tanıdığı yeni Eş Genel Başkanımızın ne dediğini okuyayım: “Hiçbir anne babaya evladının; hiçbir kadına nişanlısının, eşinin, sevgilisinin; hiçbir çocuğa babasının tabutunu göndermeyin. Zira, hiçbir mertebe dindirmez bu acıyı, hiçbir mükâfat dolduramaz yitirilmiş canların yokluğunu.” Biz buna inanıyoruz; biz tabutlara dirsek koymuyoruz, biz gülerek toplantılardan “Haydi, hep beraber Afrin’e gidiyoruz.” diye çıkmıyoruz çünkü biz insanlar ölmesin istiyoruz, askerler ölmesin istiyoruz. Bu kadardır sözümüz. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın İnceöz.

Bir dakika. Uzatmayacağım.

28.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, yani, hakikaten, konuşmaların öncesini, sonrasını bilmesek gerçekten bu konuşmalara sadece bu kısmıyla bakılsa bir şey zannedilecek. İçeriğinde bir şey söyleniyor zannediliyor.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Bu Meclisteki bütün konuşmalarımı biliyorsunuz, öncesini de sonrasını da.

BAŞKAN – Sayın Kerestecioğlu…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Şunu söyleyeyim: Bakın, Türkiye kırk yıldır terörle mücadele ediyor, PKK’yla ve son beş altı yıla baktığımızda da DEAŞ’la mücadele etmek durumunda kaldı. Suriye’deki olaylar başladığı günden beri Suriye’nin, PKK’nın devamı olan eli silahlı terör örgütü PYD ve YPG’yle de aynı şekilde mücadele ediyor.

Güney koridorunuzda terör devletçikleri ve terör koridorcuğu oluşturulmaya çalışılacak, oralardan toplar tüfekler atılacak, kırk yıldır 35 bin insanınızı teröre şehit vereceksiniz, sondan sonra da terör örgütüne tek laf etmeyeceksiniz, “Efendim, askerler gelmesin.” Kim gönderiyor o askerleri şehit, kim gönderiyor?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Siz gönderiyorsunuz.

LEYLA BİRLİK (Şırnak) – Siz onayladınız.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Kim öldürüyor, kim vurduruyor?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Siz gönderiyorsunuz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Olur, orada terör devletçikleri kurulsun, biz de burada diyelim ki Türkiye'nin, ülkenin bekasını, geleceğini düşünmeyelim, hiçbir savunma, hiçbir mücadele yapmayalım. Ne yapalım? Topraklarımızı mı verelim? Kusura bakmayın.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Senden toprak isteyen yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bu ülkenin bir karış toprağı yoktur. Terörle ve terör örgütleriyle mücadele de sonuna kadar, kanınıza dokunsa da devam edecektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Şehitmiş! Kim vuruyor?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Kimseye söz vermeyeceğim artık.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Ama “Kanınıza dokunsa da…” diye bir laf yok Sayın Başkan. Yani normalde sataşmadan söz istemem lazım ama istemiyorum.

BAŞKAN – Ama size yönelik bir şey, direkt partinize yönelik herhangi bir beyan olmadı Sayın Kerestecioğlu.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Ya, niye üstüne alınıyor, niye üstüne alınıyor?

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Sen niye üstüne alınıyorsun?

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Ben alınırım.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sadece kısa bir söz almak istiyorum yerimden. Sataşacak falan değilim.

BAŞKAN – Bir dakika. Uzatmayacağım sürenizi, ek süre vermeyeceğim.

Buyurun.

29.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Yok, ek süreye de gerek yok zaten.

BAŞKAN – Buyurun, dinliyorum.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Yani, biz ne söylediğimizi çok iyi biliyoruz, burada her şey tutanaklara geçmiş durumda. Sadece bir şey eksik kalmıştı, onun için söz aldım. “Çatlak ses” falan diyorlar ya, çatlak değil, biz çok güçlü bir sesle her zaman barıştan yana olduğumuzu söylüyoruz ve bu ülkede aynı şekilde çözüm sürecinde nasıl hiçbir insan ölmemişti; bunun olması için, yine barış olması için de elimizden gelen her şeyi ama her şeyi yapmaya hazırız.

Bunu ifade etmek istedim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Altay, sizin de bir söz talebiniz var, siz de bir dakikada tamamlayın lütfen.

30.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın grup başkan vekili bir milletvekilinin tutuklu kalmasından rahatsız olmadığını söyledi, buna üzüldüm, yani hüküm kesinleşmemişken.

Peşine de bir siyasi partinin kongresine partiler arası gelenek gereği gitmemden bahsederek asıl bunun daha mahzurlu bir şey olduğunu söyledi.

Sayın Milletvekili, ben İmralı’ya, Kandil’e gidip pazarlık yapmadım. (CHP sıralarından alkışlar) Ben legal bir partinin kongresine gittim ve ayıp ediyorsunuz, o kongrede Türk Bayrağı vardı, hem de oldukça büyüktü. Çok ayıp!

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Başkanlık Divanı olarak Zeytin Dalı Harekâtı’nda şehit olan askerlere Allah’tan rahmet dilediklerine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, biz de Divan olarak Zeytin Dalı Harekâtı’nda şehit olan kahraman askerlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyoruz. Gazilerimize de geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz.

Allah ordumuzun, Hükûmetimizin, milletimizin, ülkemizin yardımcısı olsun; onu muzaffer kılsın. Minnettarız, unutmayacağız.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutuyorum:

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu üyelerinden oluşan heyetlerin, Cezayir Ulusal Halk Meclisi Dışişleri, İşbirliği ve Göç Komisyonunun vaki davetine icabetle Cezayir’e ziyaret gerçekleştirmesinin Genel Kurulun 20/12/2017 tarihli 43’üncü Birleşiminde; Azerbaycan Cumhuriyeti Millî Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Samed Seyidov'un vaki davetine icabetle Azerbaycan'a ziyaret gerçekleştirmesi ve 15-17 Şubat 2018 tarihlerinde Bulgaristan'ın başkenti Sofya'da gerçekleştirilecek olan Parlamentolar Arası Ortak Dış ve Güvenlik Politikası (OGDP) ve Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası (OGSP) Konferansı’na katılmasının Genel Kurulun 16/1/2018 tarihli 49'uncu Birleşiminde kabul edildiğine; söz konusu Cezayir ziyaretine TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, Hatay Milletvekili Fevzi Şanverdi, Rize Milletvekili Hasan Karal, Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın ve Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın; Azerbaycan ziyaretine TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, Adana Milletvekili Fatma Güldemet Sarı, Malatya Milletvekili Nurettin Yaşar, Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın ve Antalya Milletvekili Mehmet Günal'ın katıldığına; Sofya'da yapılacak olan konferansa TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır'ın katılacağına ilişkin tezkeresi (3/1514)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu üyelerinden oluşan heyetlerin Cezayir Ulusal Halk Meclisi Dışişleri, İşbirliği ve Göç Komisyonunun vaki davetine icabetle Cezayir’e ziyaret gerçekleştirmesi Genel Kurulun 20/12/2017 tarihli ve 43’üncü Birleşiminde; Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Samed Seyidov'un vaki davetine icabetle Azerbaycan'a ziyaret gerçekleştirmesi ve 15-17 Şubat 2018 tarihlerinde Bulgaristan'ın başkenti Sofya'da gerçekleştirilecek olan Parlamentolar Arası Ortak Dış ve Güvenlik Politikası (OGDP) ve Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası (OGSP) Konferansı’na katılması, Genel Kurulun 16/1/2018 tarihli ve 49'uncu Birleşiminde kabul edilmiştir.

Söz konusu Cezayir ziyaretine TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, Hatay Milletvekili Fevzi Şanverdi, Rize Milletvekili Hasan Karal, Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın ve Antalya Milletvekili Mehmet Günal ve Azerbaycan ziyaretine TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, Adana Milletvekili Fatma Güldemet Sarı, Malatya Milletvekili Nurettin Yaşar, Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın ve Antalya Milletvekili Mehmet Günal'ın katıldığı, ayrıca yukarıda bahsedilen Sofya'da yapılacak olan konferansa TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır'ın katılacağı hususları Genel Kurulun bilgilerine sunulur.

                                                                                    İsmail Kahraman

                                                                    Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                           Başkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulur.

2.- Başkanlığın, esas komisyon olarak Dışişleri Komisyonuna, tali komisyon olarak da Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonuna havale edilen (1/909) esas numaralı (Gözden Geçirilmiş) Avrupa Sosyal Şartının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın Hükûmetçe geri alındığına ilişkin tezkeresi (3/1515)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, esas komisyon olarak Dışişleri Komisyonuna, tali komisyon olarak da Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonuna havale edilen (1/909) esas numaralı (Gözden Geçirilmiş) Avrupa Sosyal Şartının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı Hükûmetçe geri alınmıştır.

Bilgilerinize sunuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

3.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Avrupa Parlamentosu tarafından Belçika'nın başkenti Brüksel'de 19-20 Şubat 2018 tarihlerinde düzenlenecek olan “İstikrar, Ekonomik Koordinasyon ve Yönetişim" konulu parlamentolar arası konferansa katılım sağlanmasına ilişkin tezkeresi (3/1516)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Avrupa Parlamentosu tarafından Belçika'nın başkenti Brüksel'de 19-20 Şubat 2018 tarihlerinde "İstikrar, Ekonomik Koordinasyon ve Yönetişim" konulu parlamentolar arası bir konferans düzenlenecektir. Söz konusu konferansa katılım sağlanması hususu, 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 9'uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                                    İsmail Kahraman

                                                                    Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                           Başkanı

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Şimdi partilerin grup önerilerini görüşeceğiz sayın milletvekilleri.

Öncelikle Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır; onu görüşeceğiz, okutup işleme alacağız ve oylarınıza sunacağım.

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- MHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, Adana Milletvekili Mevlüt Karakaya ve arkadaşları tarafından şap hastalığının meydana getirdiği verim kaybı nedeniyle hayvancılık işletmelerinde ortaya çıkan ekonomik ve ticari kayıpların araştırılarak yapılacak yasal düzenlemeler de dâhil olmak üzere alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/1015) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 13 Şubat 2018 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

13/2/2018

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 13/2/2018 Salı günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük'ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                       Erkan Akçay

                                                                                           Manisa

                                                                        MHP Grubu Başkan Vekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan Adana Milletvekili Mevlüt Karakaya ve arkadaşlarının (10/1015) esas numaralı şap hastalığının meydana getirdiği verim kaybı nedeniyle hayvancılık işletmelerinde ortaya çıkan ekonomik ve ticari kayıpların araştırılarak yapılacak yasal düzenlemeler de dâhil olmak üzere alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verdiği Meclis araştırması açılması önergemizin görüşmelerinin 13/2/2018 Salı günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere öneri sahibi, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Adana Milletvekili Sayın Mevlüt Karakaya konuşacaklar. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Karakaya.

Süreniz beş dakika.

MHP GRUBU ADINA MEVLÜT KARAKAYA (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülke olarak çok yönlü bir beka mücadelesi içerisindeyiz. Tabii ki öncelikli olan Afrin’de verilen beka mücadelesi. Bu vesileyle şehitlerimize Allah’tan rahmet; gazilerimize, yaralılarımıza şifa diliyorum. Bugün orada mücadele veren kahramanlarımızı da buradan minnetle, saygıyla selamlıyorum.

Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak, terörle mücadele ve dış politikadaki millî duruşu ve takip edilen çizgiyi doğru buluyor ve sonuna kadar destekliyoruz. Bununla birlikte, sosyal ve ekonomik konularda bu yaşanan sorunları ve bunlara ilişkin çözüm önerilerini de sorumlu bir muhalefet anlayışıyla, bulduğumuz her platformda dile getiriyoruz, getirmeye de devam edeceğiz. İşte bugün de Türk hayvancılığı açısından hayati öneme sahip şap hastalığıyla ilgili bir konuyu, hem sizlerin dikkatine getirmek hem de yapılması gerekenler konusunda tedbirler üretmek için bir Meclis araştırması talebimiz var. Bu konuda destek vermenizi umuyor ve bekliyoruz.

Değerli milletvekilleri, Türk tarımının üretim “pattern”ine baktığımızda önemli bir yapısal sorunu görüyoruz. Toplam tarımsal gelirler içerisinde maalesef, hayvancılık yüzde 25 oranında yer almakta. Aslında, gelişmiş ülkelerin ortalaması yüzde 40, belki de ideal olanı da yüzde 50-50 ama burada biz bir yapısal sorunla karşı karşıyayız. Yüzde 25’lik oran toplam gelir içerisinde pay olarak son derece düşük, bu oranı artırmamız lazım ve yapılan çalışmalarda bu yönde bir gelişmenin olmadığını da ifade etmek istiyoruz; bunun birçok örnekleri, somut delilleri var. Ama, önemli bir sorun daha var; o da şu: Şu anda biz kaba yem açığı olan, hem de önemli ölçüde yem açığı, yem bitkileri açığı olan bir ülkeyiz. Yani tarımsal faaliyetlerin ekonomik anlamda yüzde 75’i bitkisel üretim, yüzde 25’i hayvancılık. Bunun bir başka ortaya çıkardığı ya da işaret ettiği sorun, biz, yüzde 75’lik bitkisel üretimle yüzde 25’lik hayvansal üretimin gerekli olan yem ihtiyacını dahi karşılayamıyoruz. Dolayısıyla üzerinde durulması gereken önemli hususlardan bir tanesi. Şimdi, bir taraftan hayvancılığın hem kantite hem de kalite olarak artırılması gerektiğini söylerken, diğer taraftan maalesef, şap konusunda olduğu gibi, mevcut durumu muhafaza edememe gibi önemli bir sorunla karşı karşıyayız.

Değerli milletvekilleri, bu önergeyi verdiğimizde o tarihlerde şapla ilgili bazı vakalar rapor edilmişti, daha sonra tekrar azalma oldu ama bugünlerde bu vakalarda ciddi artışlar da meydana gelmeye başladı. Son kırk beş gün içerisinde 10 ilimizde ki birinde 2 noktada vaka raporu yapıldı. Ben burada bu illere girmek istemiyorum, bu konuyu çok fazla dile de dolandırmak istemiyorum ama bildiğimiz bir şey var ki o da bu konuyla ilgili yapılan mücadelede ciddi eksikliklerin olduğu yönünde. Bu konunun hem üretim üzerinden ciddi bir ekonomik kaybı hem de tedavi anlamında önemli bir zarara neden olacak ciddi külfetleri söz konusudur. Bu nedenle, biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu kadar önemli bir konuda bir Meclis araştırması açılması ve bu konularla ilgili, genel olarak hayvancılığın ama burada da şap hastalığıyla ilgili olarak tedbirleri üretecek bir çalışmanın yapılması gerektiğini acil olarak görüyoruz, bu konuda desteklerinizi bekliyoruz.

Bu vesileyle tekrar yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Karakaya.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Hakkâri Milletvekili Sayın Nihat Akdoğan konuşacaklar.

Buyurun Sayın Akdoğan. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA NİHAT AKDOĞAN (Hakkâri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve cezaevinde rehin tutulan Değerli Eş Genel Başkanlarım, değerli vekil arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Doğrusu, biz daha önce de AKP’nin hayvancılık konusunda Türkiye’yi ne kadar geriye götürdüğünü… Bugün dışarıdan etlerin ithal edilmesiyle, samanların ithal edilmesiyle, yeni bir uygulamayla, son on yılda uygulamaya koyduğu ithal et ve hayvan alımıyla, 2018’in başlarında yaşadığımız süreçle birlikte yapılan bu uygulama her anlamıyla ülke ekonomisine, üreticiye ve tüketiciye zarar vermektedir.

Özellikle son dönemde Brezilya’dan sağlıksız koşullarda nakledilen hayvanlar ülke ekonomisine sokulmaktadır. İthal edilen söz konusu hayvanlar bir hafta boyunca limanlarda tutulmuş, pis kokuların kente yayılmaması için iki gün boyunca hayvanlara su ve yem verilmemiştir. Veterinerlerin hayvanlara eziyet edildiğini raporlamasına ve mahkemenin yasaklamasına rağmen Brezilya Konsolosluğunun araya girmesiyle, siyasi bir kararla sağlıksız ortamlarda hayvanlar Türkiye’ye getirilmek üzere yola çıkarılmıştır. Brezilya’da büyük tepkiler gösterilen bu uygulamaya ne yazık ki ülkemizde herhangi bir tepki gösterilmemiştir. Çünkü tepki gösteren her insan bugün tutuklanmaktadır, gözaltına alınmaktadır. Üreticilerin iflas etmesine, göç etmesine rağmen, bu uygulama, en son, tüketici sağlığını riske atarak geri dönülemez bir noktaya getirmiştir. Maalesef kendi halkının sağlığını tehlikeye atabilen bir Hükûmetten bir şeyleri beklemek durumunda kalmadığımızı da belirtmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, dışarıdan ithal edilen hayvanların herhangi bir sağlık taramasından geçirilmeden Türkiye'ye getirilmesi beraberinde önümüzdeki süreçte birçok hastalıkların, hayvan hastalıklarının Türkiye'de üremesine neden olmaktadır. Yani ülkemizin koşulları, ülkemizin florası, doğası buna uygunken bugün bunların dışarıdan ithal edilmesini, bunların bugün ülkeye getirilmesini kabul etmemiz mümkün değil.

Diğer bir yandan, ülkemiz tarım ülkesi olmasına rağmen bugün Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde -baktığımızda- insanların birçoğu kendi bölgesini terk etmek zorunda kalmış, hayvancılığın yapılma ortamı olan meraları yasaklanmış. Daha geçenlerde biz bunu gündeme getirdiğimizde, Cumhurbaşkanı Hakkâri’ye gittiğinde, orada halk “Hakkâri il kalsın.” dediğinde, işte, “Biz, bundan sonra mera yasaklarını kaldıracağız.” denildi. On beş yıldır siz bunları aslında yapabilirdiniz. Dışarıdan et ve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı

NİHAT AKDOĞAN (Devamla) – Sayın Başkan, sadece çok kısa…

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen cümlenizi.

NİHAT AKDOĞAN (Devamla) – Sadece ülkedeki OHAL ortamını ortadan kaldırırsanız ülkenin vatandaşları kendi tarımsal faaliyetlerine, hayvancılık faaliyetlerine devam etseler dışarıdan etleri ithal etmenize gerek kalmaz, samanı ithal etmenize gerek kalmazdı. Ama maalesef siyasi yasaklarla birlikte siz her şeye yasak koyuyorsunuz. Çünkü biz şunu da biliyoruz: Dışarıdan et ithal eden şirketler sizin yakın akrabalarınızın şirketleridir. Bölgede de bunu, bu etleri şirketlere verirken de yakınlarınıza verdiğinizi de biz biliyoruz. Bu nedenle AKP’nin son on beş yılda yaptıklarını halkımız görüyor.

Ben bu vesileyle, sağlıksız koşullarda Türkiye’ye getirilen etleri halkımızın bilmesi gerekiyor, bu etlerin alınmamasını, kendi vatandaşından, tanıdığı esnaftan etini almasını diliyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akdoğan.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Edirne Milletvekili Sayın Okan Gaytancıoğlu konuşacaklar.

Buyurun Sayın Gaytancıoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konu şap hastalığı ancak şaptan çok Türkiye hayvancılığının geldiği durum.

Şapı çözebiliriz, çok güzel bir enstitümüz var; tabii, siz orayı AVM yapmazsanız o enstitü Türkiye’yi bırakın, dünyaya çok güzel şap aşısı üretiyor ama biz maalesef hayvanlarımızı besleyemiyoruz, hayvanlarımıza bakamıyoruz. Yılda 500 bin tane buzağı ölümü varken biz hâlâ ithalatı konuşuyoruz. Hâlbuki onlara bakabilsek, onları besleyebilsek, onları bize yedirebilseniz o zaman dünyadan hayvan ithal etmeye, kırmızı et ithal etmeye gerek kalmaz.

Bakın, birçoğunuz tabii, gündemden dolayı kaçırıyorsunuz ama üç gün önce TÜİK yeni bir veri açıkladı, Türkiye’de kırmızı et üretimi 47 bin ton azaldı. Yani bu ne demek? Türkiye’de nüfus artıyor, et üretimi azalıyor. Tabii, her şeye ithalatla çözüm bulursanız sonuçta kendi halkımızı beslemeye et bulamazsınız. Niye kendi çiftçinizi desteklemeyi düşünmüyorsunuz da… İşte, Brezilyalılar bize eylem yapıyorlar, hayvanları dolduruyorsunuz, hayvanlar zor koşullarda, “Ben Türkiye’ye gelmek istemiyorum.” diyor, siz hâlâ o hayvanları dolduruyorsunuz, Brezilyalılar da göndermek istemiyorlar ama biz o hayvanlara ve kırmızı ete tam 5 milyar dolar ödedik, ne et fiyatı düştü ne kıyma fiyatı düştü. Bunları görmezden geliyorsunuz, Tarım Bakanı olarak konuyu bilmeyen bir kişiyi getiriyorsunuz, diyor ki: “Ben Türkiye hayvancılığını kurtaracağım.” “Ne yapacaksın?” “300 tane koyun vereceğim.” 300 tane koyun kaç para? 300 bin lira. Diyor ki: “2 katı da ipotek alacağım.” Bunları kimse söylemiyor, herkes umutla bekliyor. “Bana 300 tane koyun vereceklermiş.” Peki ne alacaklar senden ey vatandaş? “600 bin liralık ipotek alacaklar.” Sende 600 bin liralık ipotek olsaydı köyünde dururdun zaten. Tarlalarını herkes ipotek etti. Bunu biliyor musunuz? Şu an Türkiye’deki bütün tarım arazilerinin yüzde 80’i ipotekli. İpotek verebilecek arazi mi kaldı? Siz o insanları kentten köye geri göndermek istiyorsanız, kentten köye geri getirmek istiyorsanız verin bakalım yüzer tane koyun, hiçbir şekilde ipotek almayın, hayvancılık nasıl şaha kalkıyor. Biz her şeyi çözebiliriz ama siz Türkiye’yi yönetemiyorsunuz, hayvancılığını yönetemiyorsunuz. Binlerce, on binlerce ziraat mühendisi, veteriner, gıda mühendisi işsizken siz kalkıyorsunuz bir cerrahı Tarım Bakanı yapıyorsunuz. TİGEM gibi Türkiye’ye damızlık ve tohum üreten bir kurumun başına bir kaymakamı getiriyorsunuz. Onun yardımcısı olarak bir beden eğitimi öğretmenini atıyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OKAN GAYTANCIOĞLU (Devamla) – Son bir dakika…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, yalnız, konuşma sürelerine riayet edelim. Özellikle rica ediyorum bunu.

Buyurun.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Devamla) – Birkaç günlüğüne et fiyatlarını düşüreceğim diye, insanlara 29 liradan kıyma yedireceğim, 31 liradan kuşbaşı et yedireceğim diye hiç uğraşmayın. Bakın, Cumhuriyet Halk Partili Aydın Belediyesi zaten bunu beceriyor. 35 liradan sağlıklı, yerli hayvanı biz vatandaşlarımıza kuşbaşı olarak yedirebiliyoruz. Neden? Çünkü besiciye destek veriyoruz olanaklarımız olmamasına rağmen. Demek ki Türkiye tarımını biz yönetsek, Türkiye’nin kaynaklarını adaletli bir şekilde çiftçiye dağıtabilsek, çiftçinin borçlarını bir ölçüde rahatlatabilsek Türkiye’nin önünü açabiliriz. Siz ne yapıyorsunuz? Bu ülkenin kaynaklarını başka ülkelerin çiftçilerine ayırıyorsunuz. Tam 5 milyar dolar veriyorsunuz ama et üretimi düşüyor. Ne yapıyorsunuz? Başka ülkelerin çiftçilerine destek veriyorsunuz. Kendi çiftçinizi de köyden kente göç ettirmeye çalışıyorsunuz. Sonra “Gel, sana koyun vereceğim.” diye de kandırıyorsunuz. Artık bu yalanlara insanların karnı tok.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gaytancıoğlu.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Çankırı Milletvekili Sayın Hüseyin Filiz konuşacaklar.

Buyurun Sayın Filiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Milliyetçi Hareket Partisi tarafından şap hastalığı hakkında verilen grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunmaktayım. Milletin Meclisini saygıyla selamlıyorum.

Orta Doğu’nun ve bu bölgenin en büyük şap enstitüsüne sahibiz. Dünyada şap hastalığının ilacı yoktur arkadaşlar ama aşısı vardır. Türkiye dünyaya aşı ihraç etmektedir. Bakanlığımızca yapılan yoğun çalışmalar neticesinde, örneğin Trakya’ya, Dünya Hayvan Sağlığı Teşkilatı tarafından 2010 yılında şap hastalığından aşılı arilik statüsü verilmiştir yani hastalıklardan arındırılmış tesis statüsü. Yalnız Trakya değil, Bölgesel Risklerin Kademeli Azaltılmasına Dayalı Şap Hastalığı Kontrol ve Eradikasyon Eylem Planı hazırlanmış ve 2014 yılı Ocak ayından itibaren uygulamaya konulmuştur. Yani plan çerçevesinde yapılacak çalışmalarla aşılı ariliğin sürdürülmesi, Anadolu’da ise ülkemizin şap hastalığından aşılı ariliği hedeflenmiştir.

2025 yılına kadar ülkemizin tamamını şap hastalığından aşısız ari statüsüne ulaştırmak amacıyla başta Bursa, İzmir, Konya, Erzurum ve Şanlıurfa illeri ile bölge illerinin de katılımıyla farkındalığı artırmak üzere çalıştaylar düzenlenmiştir. Aşı içerisinde antijen miktarı artırılmış ve hastalıkla mücadelede etkinlik daha üst düzeye getirilmiştir. Karantina görülmeyen tip hastalıkları için karantina uygulamasına başlanmış, bölge kontrol altına alınmıştır.

Değerli arkadaşlar, bu şap hastalığı rüzgârdan bulaşmakta, havada uçan kuş bir tesisten diğer bir tesise hastalığı taşımakta, hayvan bakıcıları kendi ayağından alıp bir başka yere taşımakta ve dolayısıyla bu hastalığın İran, Irak, Ermenistan, Suriye’de de yani Türkiye’nin 100 kilometre sınırları etrafında da kontrol altına alınıp Bakanlığımız tarafından aşılanması düşünülmekte, bu çalışmalar yapılmaktadır.

Tabii, buzağı ölümlerinin yüzde 5’i geçmemesi hâlinde ekonomik bir kayıp söz konusu değildir, normal sayılıyor.

Biraz önce burada başta muhalefet milletvekillerinin ithal etle, kırmızı etle ilgili söylentilerine karşılık şunu söylemek istiyorum: Tabii AK PARTİ’den önce kişi başına et tüketimi değerli vekilim, 2 kilogramdı, 2 kilogram.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Değildi, değildi, 9 kilogramdı.

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Evet, şu anda 14 kilogram. Neden? Yani şunu mu söylüyorsunuz: AK PARTİ millî geliri 2 bin dolardan 11 bin dolara keşke getirmeseydi de…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Bir dakika ek süre istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen siz de Sayın Filiz.

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – AK PARTİ millî geliri 2 bin dolardan 11 bin dolara, 12 bin dolara getirince hata mı etti? Et tüketimi çoğaldı. Bir de tabii nüfus arttı. Ama Avrupa’da bu problem niye yok? Avrupa’da et tüketiminin yüzde 70’i domuz eti.

300 koyun hadisesine gelince, Sayın Bakanımız Ahmet Eşref Fakıbaba’yı dün Çankırı’ya götürdük. Emin olun, insanlarımız heyecan içerisinde, kuyruğa girmiş durumdalar. 300 koyunu verdiğimiz her çiftçinin asgari ücretini yatırıyoruz, sigortasını yatırıyoruz, yem parasını veriyoruz, aşı parasını veriyoruz, veteriner ücretini veriyoruz; yaklaşık -eski parayla- 100 milyarın üzerinde, 100-150 milyar civarında bir destek sağlıyoruz. Ve dolayısıyla 300 koyun bir dahaki sene 600 koyun yapıyor. Bu proje sayesinde dışarıdan et ithalatını azaltıyoruz, yapmayalım mı? Ve bu projenin yüzde yüz başarıya ulaşmasını diliyorum ve ulaşacağı kanaatindeyim.

Beni dinlediğiniz için yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza sunacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Sayın Başkan, “et tüketimi 2 kilogram” dedi…

BAŞKAN - Sayın Gaytancıoğlu, buyurun.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Sayın hatip et tüketiminin 2 kilogram olduğunu söyledi, et tüketimi 9 kilogramdı. TÜİK verileri çok açık ve nettir. Tamam, et tüketiminde 11-12 kilogramları şu an Türkiye yakaladı ama 2 kilogram değildi, 9 kilogramdı. Bir de TÜİK 2007’den sonra hesaplama yöntemini değiştirdiğinden dolayı et tüketiminde bir artış gözükmektedir.

Kayıtlara geçmesini istedim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) – Sayın Başkan, benim söylediğim AK PARTİ’den önce, 2002’den önce.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.36

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Sayın Başkan, konuşmacı yok, beş dakika ara verelim.

BAŞKAN – Peki, konuşmacılar bulunamadığından bir beş dakika ara verelim.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.04

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.11

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir tarafından, yasama sorumsuzluğunun araştırılması amacıyla 13/2/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 13 Şubat 2018 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 13/2/2018 Salı günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                        Filiz Kerestecioğlu Demir

                                                                                          İstanbul

                                                                                Grup Başkan Vekili

Öneri:

13 Şubat 2018 tarihinde İstanbul Milletvekili Grup Başkan Vekili Filiz Kerestecioğlu Demir tarafından verilen 6688 grup numaralı Yasama sorumsuzluğunun araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak, görüşmelerinin 13/2/2018 Salı günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Adana Milletvekili Sayın Meral Danış Beştaş konuşacaklardır.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

HDP GRUBU ADINA MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Evet, yasama sorumsuzluğuyla ilgili bir Meclis araştırması önergemiz vardır; bunun gerekçelerini çok genel hatlarıyla ifade etmem gerekirse:

Değerli milletvekilleri, Anayasa’nın 83’üncü maddesi yasama sorumsuzluğunu yani mutlak sorumsuzluğu düzenlemektedir. Buradaki amaç nedir? Milletvekillerinin temsil ettikleri halk adına özgürce Parlamentoda düşüncelerini ifade edebilmesidir. Hiçbir baskı ve baskı tehdidi altında kalmadan, iktidar partisini, Hükûmeti denetlemenin en etkili yollarından biri olarak kürsü dokunulmazlığı yani yasama sorumsuzluğu düzenlenmiştir.

Şimdi, burada, Anayasa’nın 83’üncü maddesi gerçekten uygulanıyor mu? Kocaman bir “hayır.” Şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisinde yasama sorumsuzluğu tıpkı Anayasa’nın bütünü gibi, diğer mevzuat hükümleri gibi askıya alınmıştır. Neden? Çünkü en başta bizim grubumuzun milletvekilleri, yasama sorumsuzluğu kapsamındaki sözlerinden, düşüncelerinden ve açıklamalarından dolayı hapisteler, ceza alıyorlar ve bu cezalar istinafta kesinleştiriliyor.

Şimdi, burada korunan milletvekili değildir, korunan halk iradesidir. Halkın iradesini temsil eden milletvekillerinin burada özgürce düşüncesini ifade edememesi demek zaten parlamenter sistemin tümüyle ortadan kalktığı anlamına gelir.

Size bir örnek vermek isterim. Biliyorsunuz iktidar partisi hakkında bir ara kapatma davası açılmıştı ve orada sorumsuzluğun amacını iktidar partisi bakın Anayasa Mahkemesine nasıl sunmuş? Demiş ki: “Demokrasilerde yasama sorumsuzluğu, milletvekillerinin hiçbir şekilde hukuksal bir engellemeyle karşılaşmaksızın düşündüklerini özgürce ifade etmek için getirilmiş önemli bir güvencedir. Böylece milletvekilleri kendileri ya da mensubu oldukları parti bakımından herhangi bir yaptırıma maruz kalmayacakları güvencesiyle yasama faaliyetlerine ‘özgür iradeleri’ ile katılabileceklerdir.” Bu, AKP’nin Anayasa Mahkemesine sunduğu gerekçe.

Bununla birlikte, Ahmet İyimaya’nın, değerli hukukçu, iktidar partisi sıralarında oturan ve Adalet Komisyonu Başkanlığı yapan İyimaya’nın yine bir sözünü paylaşmak istiyorum: “Diktatöryal rejimlerde yasama sorumsuzluğu, devrini tamamlamış hukuk ve ahlak dışı imtiyazlı sınıf yaratan bir kurum olarak değerlendirilmektedir.” Bunun devamı var, zamanım olmadığı için okumuyorum.

Bunlara aynen katılıyoruz. Evet, diktatöryal yönetimler de yasama sorumsuzluğu dönemini ortadan kaldırmıştır ve şu anda diktatöryal bir sistemde bizlerin de söz ve düşünce hakkı tümüyle ortadan kaldırılmıştır.

Değerli milletvekilleri, bu dosya, bu kitap, Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş’ın Meclisteki konuşmaları ve karşılaştırdığımız fezlekeleri. Tümü Meclis grubunda, Parlamento kürsüsünde yaptığı konuşmalar ve şu anda rehin olarak bu konuşmalarından dolayı hapiste.

Bu, İdris Baluken’in, en çok Meclis kürsüsünü kullanan, önceki dönem Grup Başkan Vekilimizin fezlekeleri ve konuşmaları; bire bir aynı. Ama ne? Hiçbiri dikkate alınmadı mahkemeler tarafından.

Şimdi, 20 Mayısta dokunulmazlıklar kaldırıldığında bizim partimizin 55 milletvekiline 510 fezleke geldi. Fezlekelerde sorumsuzluk incelemesi yapılmadı. Bu fezlekeler iddianameye dönüştü, iddianamede de sorumsuzluk incelemesi yapılmadı. Bunların bir kısmı karara dönüştü, orada da dikkate alınmadı, istinafa gitti, istinafta da dikkate alınmadı. Yani birbirini takip eden bir silsileyle sorumsuzluk ortadan kaldırılmıştır. Anayasa 83 kesinlikle şu anda yürürlükte değildir. Bizler burada bir söz söyledikten sonra hakkımızda savcılıklar takibat başlatıyorlar ve hakkımızda iddianame, sonra da tecziye kararları geliyor. İşte diktatoryel yönetimlerin tipik özelliğidir. Bunu sadece biz söylemiyoruz, iktidar sıralarından çok değerli hukukçular da zamanında ifade etmişler ama bu sözün arkasında durmuyorlar. Anayasa 6: “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.” diyor. Anayasa 9 yargı yetkisini düzenliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Toparlayacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Son cümlelerinizi söyleyin lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – “Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.” Hayır, bu yanlış düzenlenmiş. Bu dönemin karakteri şudur -şurada yazıyor ya “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” bu doğru değil- “Egemenlik kayıtsız şartsız AKP iktidarının ve/veya Erdoğan’ındır.” Yine, Anayasa 9, yargı yetkisine Türk milleti adına mahkemeler karar vermiyor. Yine, mahkemeler AKP iktidarı adına ve/veya Erdoğan adına karar veriyor. Bu kararı verdiği içindir ki şu anda bizler baskı ve baskı tehdidiyle, cezalandırma tehdidiyle bu kürsüyü kullanıyoruz ve sonra hakkımızda mahkûmiyet kararları veriliyor. Ama bu dönem geçecek, bu diktatoryel yönetimin sorumluları, bunu yürütenler yarın öbür gün bizim söylediklerimizi savunmak zorunda kalacaklar mahkemeler önünde, bundan hiçbir kuşkumuz yok çünkü Anayasa’yı rafa kaldırmak ciddi bir suçtur. Bu suçu işlemeye devam ediyorlar.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Beştaş.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Zeynel Emre konuşacaklar.

Buyurun Sayın Emre. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ZEYNEL EMRE (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Geçtiğimiz haftalarda burada yaptığım bir konuşma esnasında şöyle bir ifade kullanmıştım, demiştim ki: “Türkiye Cumhuriyeti maalesef anayasal bir devlet olma özelliğini hızla kaybediyor.” Aslında günbegün bu tespitimizin haklılığı maalesef ortaya çıkmakta.

Bakın değerli arkadaşlar, yasama sorumsuzluğu ve yasama dokunulmazlığının, Anayasa’mızın 83 ve 84’üncü maddelerinde düzenlenen, ihdas edilen maddelerin temel amacı şudur: Temel amacı, demokrasilerde muhalefeti korumak amacıyla çıkartılmıştır. Bu bir milletvekiline verilen bir imtiyazdan öte milletin temsilcilerine, millî iradeye, egemenliğe verilen bir haktan ibarettir. Yasama dokunulmazlığı ve yasama sorumsuzluğu ihlal edildiği zaman doğrudan millî irade ihlal edilmiş olmaktadır.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bakın, bu Fransız İhtilali’nden sonra toplanan Kurucu Meclisin 27 Haziran 1790 tarihli verdiği bir kararla ihdas edilmiş, bu amaçla verilmiş bir hak ve üzerinden yüzlerce yıl geçmiş; biz hâlâ bu Mecliste maalesef bu kararın doğruluğunu, yanlışlığını, eksikliğini tartışıyoruz. İşte bizi getirdiğiniz içler acısı nokta hakikaten bu.

Değerli arkadaşlar, tutuklanan milletvekilleri en az başbakan kadar milletvekilidir, bir fark yoktur ama şu an uygulamada biz görüyoruz ki Türkiye Büyük Millet Meclisinde şu sıradan itibaren uygulanan hukuk farklı, bu sıradan itibaren uygulanan hukuk farklı. Yani milletvekillerine eşit derecede adalet uygulanmadığı gibi halka da, milletin kendisine de hukuk eşit şekilde uygulanmıyor.

Değerli arkadaşlar, bakın, tahliyesine karar verilen tutuklular daha çıkmadan âdeta paralel bir mahkeme tarafından tekrar tutuklanabiliyor. Tutuklu muhalefet vekilleri fezlekelerle hedef tahtasına dönüştürülmüş durumda, âdeta Erdoğan’ın sözünü bekleyen, nişan almış vaziyette bekleyen hâkimler, savcılar var. İktidar partisinin söylenmesine izin vermediği şeyleri söyleyen muhalefet vekilleri yargısız infaz tehdidi altında.

İktidar partisine mensup bir milletvekiliyseniz yani Mecliste şu sıralarda oturuyorsanız, halkın Meclisini halkın kendi uçağıyla bombalayan insanların talimat aldığı, bağlı olduğu Pensilvanya sofralarında misafir olmak serbest; otuz yıl bu ülkeye düşmanlık yapan PKK terör örgütüyle pazarlık etmek, onlara methiyeler düzmek serbest, suç değil; şayet bu tarafta oturuyorsanız; makamdan gelen güçlerini kişisel çıkarları için kullanmak, aşırı zenginleşmek, şayet bu tarafta oturuyorsanız suç değil, beka sorunu yaratacak çapta öngörüsüz, fütursuzca politikalar yürütmek, kararlar almak da serbest…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZEYNEL EMRE (Devamla) – Sayın Başkan, tamamlayacağım.

BAŞKAN – Buyurun.

ZEYNEL EMRE (Devamla) – Memleketin çocuklarını askerde, yurtlarda, madenlerde, şehirlerin orta yerlerinde ölüme sürükleyen icraatlarda bulunmak serbest, bütün bunlar suç değil; kozmik odayı yabancı istihbarat servislerine açmak serbest, suç değil; 18 adamızı Yunanistan’a teslim etmek suç değil, serbest, bunlar hiç tartışılmıyor dahi. Bakın, işte bu durum Türkiye’deki Meclisin işlevini tamamen yitirdiğinin büyük bir resmidir değerli arkadaşlar.

Bizim milletvekilimiz bugün beş yıl, on ay gibi bir cezaya çarptırıldı. Müebbetten yirmi beş yıla, yirmi beş yıldan buralara geldi Enis Berberoğlu’nun cezası. Günlerce ne söylendi, ne yazıldı? “Enis Berberoğlu casus.” dendi. Bugün mahkeme “Casus değil, gizli belgeleri açıklamaktan ceza veriyorum ancak artık beni idare edin, tahliye edecek kadar da cesaretim yok.” dedi, özeti bu. Çünkü ceza hukukundan azıcık anlayan avukatlar bilir ki bir yıl yatmış bir tutuklu, beş yıl ceza aldığında hükümle birlikte muhakkak tahliye olur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZEYNEL EMRE (Devamla) – İşte, bu, tam olarak mahkemelerin bağımsız olmadığının önemli göstergelerinden biridir. Biz yasama sorumsuzluğunun Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında araştırılmasının uygun olduğunu düşünüyoruz.

Bu düşüncelerle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Emre.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Aydın Milletvekili Sayın Abdurrahman Öz konuşacak.

Buyurun Sayın Öz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ABDURRAHMAN ÖZ (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; HDP Grubu tarafından verilmiş olan grup önerisi aleyhine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlarım.

HDP grup önerisinin Anayasa’nın 83’üncü maddesinde düzenlenen yasama dokunulmazlığıyla ilgili olduğu görülmektedir. Yasama dokunulmazlığı, parlamento hukukunun temelidir, olmazsa olmazıdır, demokrasinin de gereğidir; seçimle göreve gelmiş, iktidar ve muhalefet ayrımı olmaksızın, tüm milletvekilleri açısından temsil ve denetim görevlerini yapabilmeleri için olmazsa olmazdır, parlamento hukukunda yüzyıllara dayanan bir birikimin sonucudur.

Yasama dokunulmazlığı Anayasa’mızın 83’üncü maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre yasama dokunulmazlığı “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisçe başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamaz.” şeklinde ifade edilmiştir. Kanaatimce de yasama dokunulmazlığı ve sorumsuzluğu, milletvekillerinin Meclis çalışmalarındaki oy, söz ve düşünce açıklamalarından mutlak manada sorumsuz tutulmasını kapsamalıdır.

Anayasa’nın 14’üncü maddesinde temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılması düzenlenmiştir. Bu maddede, Anayasa’da yer alan hak ve hürriyetlerin hiç birinin devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamayacağı açıkça ifade edilmiştir. Anayasa’nın 14’üncü maddesinin halk içindeki, toplumdaki ifadesiyle anlatımı hiç kimsenin suç işleme hakkının olmadığıdır. Bu çerçevede, milletvekili olarak bizlerin de diğer vatandaşlar gibi, suç işleme hakkımızın olmadığı tartışmasızdır.

Hepimiz insanız, yoğun siyasi gündem içerisinde geçmişi çabuk unutuyoruz. Bir de insanoğlunun yaratılışı gereği kötü şeyleri hatırlamak istememe gibi bir huyu vardır. Dokunulmazlıkların kaldırıldığı günleri hatırlayalım, unutmayalım. Başta HDP’nin o zamanki genel başkanı olmak üzere muhalefet milletvekillerinin tamamı “Kaldırın dokunulmazlıkları, bizim sizin dokunulmazlıklarınıza ihtiyacımız yok.” diye hem bu kürsüden hem de grup toplantısından açık açık çağrıda bulunuyorlardı. Kendilerince bizleri, iktidar partisini sıkıştırıyorlardı. O günlerden bugünlere geldiğimizi hiçbir zaman unutmayalım. Kaldırılan dokunulmazlıkların sonuçlarının böyle olacağı açıkça ortadayken, bunu hepimiz görebiliyorken bundan siyaset çıkarmaya çalışmak… Asıl sorgulanması gereken konu budur diye düşünüyorum.

Grup önerisini incelediğimde somut belge ve bilgiye de dayanmadığını gördüğümden grup önerisinin aleyhinde olduğumuzu ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunacağım.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – İşlemi yapayım, söz vereceğim size.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Buyurun Sayın Kerestecioğlu.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Bizim partimizin adını anarak, zamanında dokunulmazlıkların kaldırılmasını istediğimizi ifade ederek şu anda “İşte bunlar unutulmamalıdır.” dendi. Doğrudur ama bununla ilgili kapsam içeriğinden çıkarılmıştır. Ayrıca önergemizin hiçbir dayanağı, içinde herhangi bir fikrin olmadığı da ifade edilmiştir. Bununla ilgili sataşmadan dolayı söz istiyoruz.

Meral Danış Beştaş konuşacak.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Danış Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Ben somut belgeyi getireceğim. Şunu kendilerine takdim edebilirim somut belge olarak.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Aydın Milletvekili Abdurrahman Öz’ün HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Somut belge isteyen sayın hatip, değerli milletvekillerim, bu Selahattin Demirtaş ve İdris Baluken’in dosyası. Mahkeme iddianamelerini ve Meclisteki konuşmaları karşılaştırırsanız bundan daha somut bir önerge olmadığını siz de herhâlde takdir edeceksiniz.

İkincisi: Bu dokunulmazlıkların kaldırılması ve milletvekillerinin hâlâ rehin tutulması konusunda iktidar partisi hep kaçak oynamayı tercih ediyor.

Şunu söylemenizi bekleriz: Evet, biz istedik tutuklanmanızı, fezlekeleri biz hazırlattık, iddianameleri biz tanzim ettirdik, mahkeme kararlarını biz yaptırıyoruz ve sonra da kesinleştirip burada düşürüyoruz. Çünkü bunun böyle olduğunu biliyoruz.

Daha bugün, yarım saat önce, önceki Eş Genel Başkanımız Serpil Kemalbay evinin önünde gözaltına alındı. Neden biliyor musunuz? Bugün iktidar partisinin grup toplantısında AKP Genel Başkanı doğrudan Kemalbay’ı hedef gösterdi. Savcılık o kadar hızlı hareket etti ki daha o konuşma bütün Türkiye’ye yayılmadan bir partinin eş genel başkanı -iki gün önce görevi devretti- gözaltına alınabildi. Kimin hakkında bir beyanda bulunuyorsa bir hafta sonra yerel mahkemeler karar veriyor, ceza veriyor.

İktidar partisi grubu içinde hiç mi yok suç işleyen, hiç mi yok? Böyle bir şey olabilir mi? Sadece HDP’liler mi yargılanıyor? Bu doğru değil. Yalan üzerine bir politika iflas edecektir. Bu yalan üzerine politikadan vazgeçmenizi naçizane öneririm.

Bizler konuştuğumuz için yargılanıyoruz. Biz halkın verdiği destek sonucunda onların düşüncelerini, taleplerini ve demokrasiyi burada her gün ısrarla ifade ettiğimiz için ve iktidara muhalefet ettiğimiz için cezalandırılıyoruz, bunun başka bir izahı yok. Bu sadece siyaset gereği verilen cevaplardan da vazgeçilmesini, en azından dobra bir şekilde “Evet, bu süreci biz yönetiyoruz.” demenizi bekliyoruz. (HDP sıralarından alkışlar)

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden Ürdün-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Muhammed Abu Setteh ve beraberindeki heyete “Hoş geldiniz.” denilmesi

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Ürdün-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Muhammed Abu Setteh ve beraberindeki heyet Meclisimizi ziyaret etmektedirler. Kendilerine yüce Meclisimiz adına hoş geldiniz diyoruz. (Alkışlar)

Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkanım, 60’a göre çok kısa bir söz istiyorum, Üsküdar ilçemizde kentsel dönüşümle ilgili bir uygulama vardı da.

BAŞKAN – Peki, buyurun bir dakika...

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

31.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, hem mülkiyet hem imar sorunu yaşayan Üsküdar ilçesinin Kirazlıtepe Mahallesi’nde oturan vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesini talep ettiğine ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Değerli Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İki sayın bakanımız da buradayken… Üsküdar ilçesi Kirazlıtepe Mahallesi, Üsküdar Belediyesinin talebiyle kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan edilmiştir. Ancak, bu Kirazlıtepe kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan edildikten sonra bir yıl gibi uzun bir süre geçti Sayın Başkanım ve bu süreden sonra, Ocak ayında, 8 Ocak 2018 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla burası afet riski alanı ilan edildi. Afet riski alanı ilan edilmesi nedeniyle vatandaşlarımız şu anda mağdur durumda. Hem mülkiyet sorunu hem imar sorunu açısından Kirazlıtepe Mahallesi’nde oturan vatandaşlarımızın bu mağduriyetinin giderilmesini talep ediyoruz. Hem mülkiyet sorunu hem imar sorunu, iki sayın bakanımız da buradayken Kirazlıtepe’nin bu mağduriyetiyle ilgilenmelerini istirham eder, hepinize saygı ve hürmetlerimi sunarım.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tanal.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine; gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında bulunan 518 ve 517 sıra sayılı Kanun Tasarılarının bu kısmın 2 ve 4’üncü sıralarına, bastırılarak dağıtılan 519 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin ise kırk sekiz saat geçmeden yine bu kısmın 3’üncü sırasına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; 13, 20 ve 27 Şubat 2018 ile 6 Mart 2018 Salı günkü birleşimlerinde sözlü soruların görüşülmemesine; 518 ve 519 sıra sayılı Kanun Tasarı ve Teklifi’nin İç Tüzük'ün 91'inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi

BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 13/2/2018 Salı günü (bugün) toplanamadığından, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

                                                                                       İlknur İnceöz

                                                                                          Aksaray

                                                                                Grup Başkan Vekili

Öneri:

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında bulunan 518 ve 517 sıra sayılı kanun tasarılarının bu kısmın 2 ve 4’üncü sıralarına; bastırılarak dağıtılan 519 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin ise kırk sekiz saat geçmeden yine bu kısmın 3’üncü sırasına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,

Genel Kurulun;

13, 20 ve 27 Şubat 2018 ile 6 Mart 2018 Salı günkü birleşimlerinde sözlü soruların görüşülmemesi,

13 Şubat 2018 Salı günkü (bugün) birleşiminde 519 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne kadar olan işlerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,

14 Şubat 2018 Çarşamba günkü birleşiminde 517 sıra sayılı Kanun Tasarısı’na kadar olan işlerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,

15 Şubat 2018 Perşembe günkü birleşiminde 361 sıra sayılı Kanun Tasarısı’na kadar olan işlerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesi,

20 Şubat 2018 Salı günkü birleşiminde 108 sıra sayılı Kanun Tasarısı’na kadar olan işlerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,

21 Şubat 2018 Çarşamba günkü birleşiminde 150 sıra sayılı Kanun Tasarısı’na kadar olan işlerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,

22 Şubat 2018 Perşembe günkü birleşiminde 384 sıra sayılı Kanun Tasarısı’na kadar olan işlerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesi,

Yukarıdaki birleşimlerde gece 24.00'te günlük programların tamamlanamaması hâlinde günlük programların tamamlanmasına kadar çalışmalarına devam etmesi,

518 ve 519 sıra sayılı Kanun Tasarı ve Teklifi’nin İç Tüzük'ün 91'inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi ve bölümlerinin ekteki cetvellerdeki şekliyle olması önerilmiştir.

         

518 sıra sayılı

Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda

Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı. (1/912)

Bölümler

Bölüm Maddeleri

Bölümdeki Madde Sayısı

1. Bölüm

1 ila 20 nci maddeler arası

20

2. Bölüm

21 ila 35 inci maddeler arası

15

Toplam Madde Sayısı

35

 

 

 

519 Sıra sayılı

Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik

Yapılması Hakkında Kanun Teklifi. (2/2099)

Bölümler

Bölüm Maddeleri

Bölümdeki

Madde Sayısı

1. Bölüm

1 ila 19 uncu maddeler arası

19

2. Bölüm

20 ila 36 ncı maddeler arası

(Madde 31'e bağlı Ek Madde 22 ve Ek Madde 23 dâhil)

18

Toplam Madde Sayısı

37

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere öneri sahibi Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Yozgat Milletvekili Sayın Yusuf Başer konuşacaklar.

Buyurun Sayın Başer. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA YUSUF BAŞER (Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ Grubumuzun Meclisimizin çalışma saatlerine uygun olarak vermiş olduğu grup önerisinin lehinde konuşmak üzere söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce 20 Ocak tarihinde Türk ordumuzun Türkiye'nin birliğine, beraberliğine ve kardeşliğine kasteden hain terör örgütlerinin kökünü kazımak amacıyla başlatmış olduğu Zeytin Dalı Operasyonu’nda şehit olan tüm Mehmetçiklerimize Rabb’imden rahmet diliyorum, gazilerimize de Rabb’imden acil şifalar diliyorum.

AK PARTİ hükûmetleri olarak Türkiye'nin varlık ve bekasına kasteden, adı ne olursa olsun, ister “PKK” olsun ister “DAEŞ” olsun ister “PYD” olsun isterse ne olursa olsun, hiçbir terörist, değil Türkiye’de dünyanın hiçbir yerinde Türkiye'nin birliğine ve beraberliğine kasteden terör örgütünün mensubu kalmayıncaya kadar terör ve teröristle mücadelemiz sonuna kadar devam edecektir.

Bu vesileyle, değerli arkadaşlar, Meclisimizin gündemi yoğun. Özellikle Türkiye’nin yatırım ortamının iyileştirilmesine ilişkin olarak, yatırım ortamlarının geliştirilmesi, ulusal ve uluslararası yatırımcıların Türkiye’de faaliyetlerine başlaması ve Türkiye’nin kalkınması ve gelişmesine vesile olması amacıyla, bu sebeple 518 sıra sayılı Kanun Tasarımızın, yine aynı şekilde, 517 sıra sayılı Uluslararası Göç Örgütü ile Türkiye Cumhuriyeti devleti arasında yapılan anlaşmalara ilişkin kanun tasarısının gündemin 2’nci ve 4’üncü sıralarına alınmasını ve 519 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin de kırk saat geçmeden önce 3’üncü sıraya alınmasını AK PARTİ Grubu olarak teklif ettik.

Bu vesileyle grup önerimizin kabul edilmesini ve grup önerisinde belirtmiş olduğumuz şartlarda ve saatlerde Meclisin çalışmalarına devam etmesini temenni ediyorum.

Bu duygu ve düşünceler içerisinde hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Başer.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Filiz Kerestecioğlu konuşacaklar.

Buyurun Sayın Kerestecioğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; belki defalarca söylediğimiz ama bir türlü gündeme vâkıf olamadığımız, yani sadece iktidarın gündeminin yürütüldüğü bir Mecliste aslında bazı şeyler üzerine konuşuyoruz. Hakikaten, bugün itibarıyla bile telefon ettiğimde, daha bugün Meclisin gündeminin ne olduğunu öğrenememiş bulunuyorum. Yani bu, bu Meclise ya da işte, Türkiye Büyük Millet Meclisine yakışan bir şey değil. Gerçekten, buna bazı atıflar ilave ediyorsunuz ama o atıflara layık olan meclis demokratik olarak çalışan ve işleyişi, kuralları belli olan bir meclistir; herkese de bütün partilere de eşit yaklaşımla davranan bir meclistir.

Evet, biz bu eşitliği hiçbir yerde görmüyoruz. Kongremiz pazar günü gerçekleşti. İstanbul’da yüz otobüs için anlaşma yapılmıştı ve firma son anda getirmekten tehditler nedeniyle vazgeçti ve sonrasında başka firma bulmak zorunda kalındı ya da özel araçlarla geldiler. Hakkâri’den yola çıkan otobüsler Bitlis’e ulaşana kadar on beş dakika arayla GBT kontrolüne tabi tutuldular. Dolayısıyla Türkiye'de bir GBT kontrolü rekoru kırıldı, gerçekten tebrik ediyoruz. Bingöl’de üç araç yola çıktı, araçların sözleşmeleri, faturaları olduğu hâlde yolcu bileti kesilmediği için onlara ceza kesildi ve daha neler neler, kongreye kalem bile alınmak istenmedi, gazeteciler sokulmak istenmedi, basın çok geç girebildi. Yabancı heyetleri bizzat karşılamıştım, aynı şekilde onların da el çantalarını bile sokana kadar içeriye binbir uğraş verdik.

Ben her şeye rağmen gerçekten büyük bir coşkuyla oraya gelen, katılan halkımıza teşekkür etmek istiyorum. Ve birilerine daha teşekkür etmek istiyorum; iktidara, GBT rekoru kırılmasını sağlayan emniyet güçlerine, kongremizi canlı ve etraflıca yayınlayan tüm televizyon kanallarına! Bir gün basın özgürlüğü onlara da gerekecek ve onur da tabii gerekecek. Bunlar gerçekten olağanüstü ilgileriyle gözlerimizi yaşarttılar kongremiz boyunca, bunun için teşekkür ediyorum! Türkiye'de nasıl üst düzey, aşkın bir demokrasi yaşandığını bütün dünya basınına gösterdiler! Televizyonlarda tek bir haber yoktu, bir kongre yapılmamış gibiydi ama yabancı televizyonlarda bunun haberleri vardı, evet, gerçekten bunlara teşekkür etmek istiyoruz. Erdoğan’a, AKP Genel Başkanına da özellikle teşekkür ediyoruz, bugün de grup toplantısında sadece kongremizi gündem yaptığı için. Demokrasiniz hayırlı olsun arkadaşlar, bir gün size de lazım olacak!

Teşekkürler. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Mahmut Tanal konuşacaklar şimdi.

Buyurun Sayın Tanal. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla, hürmetle selamlıyorum.

Tabii, çalışma açısından, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak çalışmaya “evet” diyoruz ama yeter ki Meclisi tatile sokmayın. Mesela iki hafta öncesi, Meclisi tatile soktunuz. Halkın bu kadar sorunu varken Meclisin çalışmasına ihtiyaç var.

Ancak yatırım ortamının iyileştirilmesiyle ilgili getirilmek istenen hususa biz destek veririz. Ancak yatırımın teşviki, yatırım ortamının iyileştirilmesi için ülkede öncelikle hukuk güvenliğinin olması lazım. Eğer bir ülkede hukuk güvenliği yoksa, yatırımcıya güven vermiyorsa o ülkede yatırımın olması imkânsız. Hukuk güvenliği olabilecek ki hukuk istikrarı sağlanabilsin, iktisadi istikrar sağlanabilsin, eşitlik sağlanabilsin, istihdam alanları yaratılabilsin. Eğer hukuk güvenliği olmazsa bunların hiçbirisi olmaz.

Tabii, bunun da başında, siyasi iktidarın terör örgütleriyle mesafeli davranması lazım. Neden? Bu cümleyi söylerken özellikle söylüyorum, bugüne kadar Afrin’le ilgili “PYD terör örgütüyle mücadele ediyoruz.” derken aslında PYD terör örgütünü, Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi (2014/493) esas sayılı numarasıyla nisan ayında yani 2014 yılında terör örgütü ilan ettiği hâlde, Şubat 2015, Haziran 2015 tarihinde, iki farklı tarihte terör örgütünün yöneticisini, Salih Müslim’i, mevcut olan bu siyasi iktidar Ankara’da kırmızı halılarla karşılamıştı.

Peki, siz bir yandan terör örgütleriyle içli dışlı olacaksınız, bir yandan da hukuk güvenliğini sağlayamadığınız zaman maalesef hukuk güvenliği olmaz ve o ülkede de yatırım yapılamaz. Bununla ilgili, biz ne diyoruz? Mademki siz terör örgütü gördüğünüz yöneticileri ülkeye davet ediyorsunuz, bir vatandaş “tweet” attığı zaman o “tweet”inden dolayı nasıl gözaltına alıp -yakalama kararı- savcılığa sevk ediyorsanız, siz terör örgütünün yöneticisini neden bugüne kadar savcılığa sevk etmediniz? Sınırdan giriş-çıkışlara vize vererek niye işlem yapmadınız?

Kütüphanede var, kütüphanede; Interpol aracılığıyla tutukluların aranması ve iadesiyle ilgili… Niçin bir, Interpol aracılığıyla terör örgütü yöneticisini kırmızı bültenle aratmak işlemi başlatmıyor bu iktidar? Şikâyetimiz üzerine daha dün yaptı. Bu resmen suçüstü. Mevcut olan siyasi iktidar yakalanmıştır, suçunu ikrar etmiştir ve bunlarla ilgili Anayasa’mızın 14’üncü maddesine… Burada şu anda oturan önceki dönem cumhuriyet başsavcısı bir arkadaşımız var. Bu milletvekilinin dokunulmazlığı kapsamına…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TANAL (Devamla) – …girmez, suçüstü bir iştir, ağır cezalık bir suçtur. Derhâl bunu kollayanların, destek verenlerin, propagandasını yapmasına izin verenlerin yakalanarak gözaltına alınması gerekir.

Kayırmacılığa “hayır” diyoruz, adalete “evet” diyoruz.

Hepinize teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tanal.

Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

C) Önergeler

1.- Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen'in, (2/836) esas numaralı Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/130)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(2/836) esas numaralı Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Teklifi’min İç Tüzük’ün 37’nci maddesi uyarınca doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasını arz ve talep ederim.

                                                                                Elif Doğan Türkmen

                                                                                            Adana

BAŞKAN – Teklif sahibi olarak Adana Milletvekili Sayın Elif Doğan Türkmen konuşacaklardır.

Buyurun Sayın Doğan Türkmen. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

ELİF DOĞAN TÜRKMEN (Adana) – Teşekkürler Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye 11 Şubat 2015 tarihinde çok kötü bir cinayet, bir katliam haberiyle sarsıldı; Özgecan Aslan cinayeti. Özgecan Aslan cinayetiyle hepimizin ama hepimizin yüreği parçalandı, kadın ve insan olarak, erkek olarak hepimiz o gün bu cinayeti işleyene karşı büyük bir öfke ve kin duyduk. En ağır cezayı alması için hepimiz gerekli olan şeyleri söyledik, yazdık çizdik.

Özgecan Aslan cinayetinin üzerinden üç yıl geçti ama ne yazık ki bu üç yıl içerisinde Türkiye’de kadın cinayetleri artarak devam etti, ne yazık ki Türkiye’de çocuk cinsel istismarı artarak devam etti ve çok kötü bir tesadüf, yine, Özgecan’ın ölüm yıl dönümünde Adana’da 3 yaşında olduğu söylenen bir çocuğa cinsel istismar suçu işlendi ve o çocuk hastaneden henüz tedavi edilerek taburcu oldu. Sanıksa tutuklandı, şu anda Adana Cezaevinin dışında bir yere gönderildi başına bir iş gelmesin diye, bulunduğu cezaevi saklanıyor vatandaşlardan.

Niye bunları anlatıyorum? Bizim gerek 18 yaşın altındaki… Ne yazık ki Türkiye’de -15 yaş gibi- uluslararası evrensel hukuka uymayan bir tanımlamayla 15 yaşın üzerinde 18 yaşın altında olanlar için de rıza var ise farklı ceza uygulamaları olduğu için özellikle bunu belirtmek istiyorum, 18 yaş evrensel tüm hukuk sistemlerinde çocuk yaşıdır, 18 yaşın altı. Bu nedenle artık ülkemizde 18 yaşın altındaki tüm çocuklarla ilgili olarak mutlaka ama mutlaka cinsel istismar suçunda rıza aranmaksızın en ağır cezanın verilmesi, kadın cinayetinde artık “Kravatını taktı, mahkemede hâkime ‘efendim’ dedi.” diye hiçbir sanığa iyi hâl indiriminin uygulanmaması şarttır değerli milletvekilleri çünkü artık ülkemizde iyi hâl indirimi hukuken bir istisna olması gerekirken istisna olma hâlinden çıkmış, kural hâline gelmiş, hatta iyi hâl indirimi uygulanmıyorsa Yargıtay tarafından o karar bozulur duruma gelmiştir. Bu nedenledir ki böyle bir kanun teklifi verme ihtiyacı hissettim.

Bakın, size bir veri açıklayacağım, bu, Adalet Bakanlığının resmî verisidir. 2016 yılı cinsel istismar şikâyetlerinin sayısı 29.504, açılan dava sayısı 15.006, hapis cezası 5.846. Yani 29.504 şikâyetten sadece 5.846’sı hakkında hapis cezası verilmiştir, 2016 yılı için. Bu da net göstermektedir ki yasalarda ne olursa olsun uygulamada ne yazık ki yasalara uygun gereklilikler yerine getirilmemektedir. İşte bu nedenledir ki kadın cinayetlerinde ve çocuk cinsel istismarlarında artık “Özgecan Aslan yasası” olarak bilinen bu yasalar, bu kanun teklifleri ivedi olarak gündeme alınmalı ve ivedi olarak da bu konuda bir karar verilmelidir. Şimdi bu salonda hepinize sorsam “Özgecan Aslan cinayeti gibi cinayet işleyenlerin suçları cezasız mı kalsın, indirim mi alsın?” desem “Hayır.” dersiniz ama kamuya mal olmayan tüm davalarda ne yazık ki kıymetli milletvekilleri, hem iyi hâl indirimleri uygulanmaktadır hem de tahrik indirimleri uygulanmaktadır. Bu nedenledir ki Türkiye’de kadın cinayetlerinin önüne bir türlü geçilememektedir. Çünkü iyi hâl indirimiyle, tahrik indirimiyle ne yazık ki cezasızlık işlemi artık usul hâline gelmektedir.

Bu nedenle, vermiş olduğum kanun teklifimi kabul edeceğinizi ve gündeme alınmasıyla ilgili oylamada da olumlu oy kullanacağınızı ummak istiyorum.

Hepinize teşekkür ediyorum, saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.49

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.17

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince sözlü soru önergeleri ile diğer denetim konularını görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan 697 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 697 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/908) ve İçişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 513) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

8/2/2018 tarihli 57’nci Birleşimde Kanun Hükmünde Kararname’nin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştı.

Şimdi maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

OLAĞANÜSTÜ HAL KAPSAMINDA BAZI TEDBİRLER ALINMASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME

Olağanüstü hal kapsamında bazı tedbirler alınması; Anayasanın 121 inci maddesi ile 25/10/1983 tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 4 üncü maddesine göre, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu'nca 8/1/2018 tarihinde kararlaştırılmıştır.

Kamu personeline ilişkin tedbirler

MADDE 1- (1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.

(2) Birinci fıkra gereğince kamu görevinden çıkarılan kişilerin, mahkûmiyet kararı aranmaksızın rütbe ve/veya memuriyetleri alınır ve bu kişiler görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmezler; bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; bunların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bunların silah ruhsatları, gemi adamlığına ilişkin belgeleri ve pilot lisansları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir. Bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar. Bu kişiler hakkında bakanlıkları ve kurumlarınca ilgili pasaport birimine derhal bildirimde bulunulur. Bu bildirim üzerine pasaport birimlerince pasaportlar iptal edilir.

(3) Birinci fıkra kapsamında kamu görevinden çıkarılanlar, varsa uhdelerinde taşımış oldukları büyükelçi, vali gibi unvanları ve müsteşar, kaymakam ve benzeri meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamazlar ve bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamazlar.

BAŞKAN – 1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 1’inci madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

İade hükümleri

MADDE 2- (1) Ekli (2) sayılı listede yer alan kişiler, ilgili kanun hükmünde kararnamenin eki listelerin ilgili sıralarından çıkarılmıştır.

(2) İlgili kanun hükmünde kararname hükümleri, birinci fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ilgili kanun hükmünde kararnamenin yayımı tarihinden geçerli olmak üzere ortadan kalkmış sayılır. Söz konusu personelden bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren on gün içerisinde göreve başlamayanlar çekilmiş sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz. Bu personelin görevlerine iadesi, kamu görevinden çıkarıldıkları tarihte bulundukları yöneticilik görevi dışında öğrenim durumları ve kazanılmış hak aylık derecelerine uygun kadro ve pozisyonlara atanmak suretiyle de yerine getirilebilir. Bu maddeye ilişkin işlemler ilgili bakanlık ve kurumlar tarafından yürütülür.

(3) Olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereği öğrencilikle ilişikleri kesilmiş olanlardan bu Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (3) sayılı listede yer alanlar, ilgili kanun hükmünde kararnamenin eki listelerin ilgili sıralarından çıkarılmıştır. İlgili kanun hükmünde kararname hükümleri, bu kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ilgili kanun hükmünde kararnamenin yayımı tarihinden itibaren ortadan kalkmış sayılır.

(4) Ekli (4) sayılı listede ver alan kişiler, ilgili kanun hükmünde kararnamenin eki listenin ilgili sıralarından çıkarılmıştır. İlgili kanun hükmünde kararname hükümleri, bu kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ilgili kanun hükmünde kararnamenin yayımı tarihinden geçerli olmak üzere ortadan kalkmış sayılır. Bu fıkraya ilişkin işlemler ilgili bakanlık ve kurumlar tarafından yürütülür.

BAŞKAN – 2’nci maddeyi oylarınızı sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 2’nci madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

 

Rütbesi alınan Türk Silahlı Kuvvetleri personeli

MADDE 3- (1) Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekliye sevk edilen, kendi isteğiyle emekli olan, istifa eden veya başka bir sebeple ayrılanlardan, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve ekli (5) sayılı listede yer alanların rütbeleri alınır ve emekli kimlikleri iptal edilir. Bu kişiler kamu görevine yeniden kabul edilmezler, doğrudan veya dolaylı görevlendirilemezler. Ayrıca bunlar uhdelerinde taşımış oldukları mesleki unvanları ve sıfatlarını kullanamazlar ve bu unvan ve sıfatlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamazlar. Bu kişilerin uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bunların silah ruhsatları, pilot lisansları, gemi adamlığına ilişkin belgeleri ve ilgili pasaport birimlerince pasaportları iptal edilir. Bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar.

BAŞKAN – 3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3’üncü madde kabul edilmiştir.

4’üncü maddeyi okutuyorum:

Kurum ve kuruluşlara ilişkin tedbirler

MADDE 4- (1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olan ve ekli (6) sayılı listede yer alan kurum ve kuruluşlar kapatılmıştır.

(2) Birinci fıkra kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü malvarlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlara ait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edilir. Bunların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamaz. Devre ilişkin işlemler ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle Maliye Bakanlığı tarafından yerine getirilir.

BAŞKAN – 4’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 4’üncü madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır, önergeyi okutup Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla yani 14 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 513 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye aşağıdaki ek maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

     Mehmet Naci Bostancı                  Mehmet Doğan Kubat                     Ramazan Can

               Amasya                                    İstanbul                                   Kırıkkale

           Halil Eldemir                           Enver Fehmioğlu

               Bilecik                                      Bingöl

"EK MADDE 1- (1) 6/2/2018 tarihli ve 7081 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanunun 10 uncu maddesiyle,

a)       18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere eklenen cümle,

b)       6749 sayılı Kanunun 5 inci maddesine eklenen fıkra,

c)       9/11/2016 tarihli ve 6756 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması ve Milli Savunma Üniversitesi Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesi Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına "Olağanüstü halin” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen ibare ve "mahkemelerce” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen ibare ile aynı maddeye eklenen fıkra, yürürlükten kaldırılmıştır.

(2)      6/2/2018 tarihli ve 7082 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanunun 17 nci maddesiyle 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 19 uncu maddesine eklenen fıkra yürürlükten kaldırılmıştır.

(3) 8/2/2018 tarihli ve 7091 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesi Hakkında Kanunun 10 uncu maddesiyle;

a) 6749 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına ilk cümlesinden sonra gelmek üzere eklenen cümle,

b) 6749 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına "silah ruhsatları” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen ibare,

c) 6749 sayılı Kanunun 7 nci maddesine eklenen fıkra,

ç) 6749 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle,

d) 8/11/2016 tarihli ve 6755 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasına "silah ruhsatları” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen ibare,

e) 6756 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasına "silah ruhsatları” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen ibare,

f) 6756 sayılı Kanunun 104 üncü maddesine eklenen fıkra,

g) 6756 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen cümle,

yürürlükten kaldırılmıştır.

(4) 6756 sayılı Kanunun 107 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"MADDE 107- (1) 106 ncı madde uyarınca Komisyonlar tarafından tespit edilen personelin Türk Silahlı Kuvvetleri, Sağlık Bilimleri Üniversitesi, diğer yükseköğretim kurumları ile Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarına devrine ilişkin usul ve esaslar ile devre ilişkin diğer hususları belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.

(2) Devredilen personelin atanacağı kadrolar, başka bir işleme gerek kalmaksızın atama işleminin yapıldığı tarih itibarıyla ihdas edilerek 78 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki cetvellerin ilgili kurumlara ait bölümlerine eklenmiş sayılır.

(3) Devredilen personelden;

a) Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre alanlara, devredilmeden önce en son ayda kadrolarına bağlı olarak yapılan aylık gösterge, ek gösterge, kıdem aylığı, taban aylığı, zam, tazminat ve ek ödeme veya sağlık hizmetleri tazminatı ödemeleri toplam net tutarının (bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır); devir sonrası atandıkları yeni kadrolarına bağlı olarak yapılan aylık gösterge, ek gösterge, kıdem aylığı, taban aylığı, zam, tazminat ödemeleri ile döner sermayeden yapılan ek ödemenin toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödenir.

b) Aylıklarını 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa göre alanlara, devir sonrası atandıkları yeni kadrolarında ödenen döner sermaye ek ödemesi net tutarının, devir tarihi itibarıyla eski kadrolarına bağlı olarak hesaplanan sağlık hizmetleri tazminatı net tutarından (bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır) az olması halinde, aradaki fark herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın ayrıca tazminat olarak ödenir.

c) Aylıklarını 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa göre alanlara, aylık ve mali hakları (ek ödeme veya sağlık hizmetleri tazminatı dahil), rütbe ve kıdemleri ile devredildiği tarihteki aylık ve mali hak unsurları (tayın bedeli ve fiilen çalışma karşılığı yapılan ödemeler hariç) esas alınarak aynı şekilde ödenir. Bu şekilde almakta oldukları aylık ve mali hakları toplam net tutarının, devir sonrası yeni kadrolarına bağlı olarak alabilecekleri aylık ve mali hakları toplamı ile atanmış oldukları yeni kadro unvanı esas alınmak suretiyle hesaplanan döner sermaye ek ödemesi toplamının net tutarından az olması halinde aradaki fark tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın ayrıca tazminat olarak ödenir. Bunların, subaylarda kıdemli albay, astsubaylarda ise iki kademeli kıdemli başçavuş rütbesini geçmemek ve general ve amiraller bulundukları rütbede kalmak üzere rütbe, terfi ve kıdemlilik işlemleri ile yaş haddi ve kadrosuzluk tazminatı da dahil emeklilik işlemleri, görev yaptıkları kurum tarafından 926 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılır. Ancak bunlar, istekleri halinde atanmış oldukları kadronun mali ve sosyal haklarından yararlanmak kaydıyla memurlar için belirlenen yaş haddine kadar çalışmaya devam edebilirler. Bu bent kapsamında bulunan personel hakkında 4/1/1961 tarihli ve 209 sayılı Kanunun ek 3 üncü maddesi ile 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Kanunun ek 3 üncü maddesi uygulanmaz. Devredilen personele 926 sayılı Kanunun ek 17 nci maddesinin (Ç) fıkrası uyarınca yapılacak sağlık hizmetleri tazminatı ödemelerine ilişkin esas ve usulleri belirlemeye, anılan fıkrada belirtilen hükümler çerçevesinde Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Sağlık Bakanlığı yetkilidir.

ç) Sözleşmeli olarak görev yapanlar, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde aynı şekilde sözleşmeli olarak görev yapmaya ve ücret almaya devam ederler.

d) 13/6/2001 tarihli ve 4678 sayılı Türk Silahlı Kuvvetlerinde İstihdam Edilecek Sözleşmeli Subay ve Astsubaylar Hakkında Kanuna göre çalışmakta olanlar anılan Kanun hükümleri çerçevesinde muvazzaf subaylığa ve muvazzaf astsubaylığa geçirilmiş sayılır ve bu maddedeki muvazzaf subay ve muvazzaf astsubaylarla ilgili hükümlere tabi olurlar.

(4) Devredilen personel ve bunların emeklileri, Türk Silahlı Kuvvetleri ile Sahil Güvenlik ve Jandarma Genel Komutanlıklarına bağlı sosyal tesislerden ve varsa silah taşıma ve bulundurma hakkından emsali rütbedeki personel gibi yararlanır. Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) üyesi olanların bu üyelikleri üçüncü fıkra hükümlerine tabi oldukları sürece, fiili hizmet süresi zammından yararlananların bu hakları ise üçüncü fıkranın (c) bendi hükümleri çerçevesinde 926 sayılı Kanuna göre aylık aldıkları sürece devir tarihindeki hükümler esas alınmak suretiyle devam eder.

(5) Üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri, ilgililer bu madde uyarınca devredildikleri kurumların kadrolarında kaldıkları sürece uygulanır. Ancak ilgili personelin Sağlık Bakanlığı ile Sağlık Bilimleri Üniversitesi arasındaki geçişleri kurum değişikliği sayılmaz.

(6) Askeri sağlık teşkillerinin yönetildiği merkez veya bölge teşkilatlarında görevli olup, sağlık teşkillerinin devri sebebiyle hizmetine ihtiyaç kalmayan sağlık ve yardımcı sağlık personeli ile görev sürelerinin bitiminde yurda dönen Girne Asker Hastanesinde görevli sağlık ve yardımcı sağlık personeli de Sağlık Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığının müşterek kararıyla devredilen personel kapsamına alınır.

(7) Gülhane Askeri Tıp Akademisinde uzmanlık ve yan dal uzmanlık eğitimi yapma hakkı kazanmış olup henüz uzmanlık eğitimine başlamamış olanlardan ihtiyaç duyulan branşlardaki personel; kıta, kurum ve karargâhlarda fiilen en az iki yıllık hizmeti tamamlamak kaydıyla Sağlık Bilimleri Üniversitesinde Milli Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına tıpta uzmanlık ve yan dal uzmanlık eğitimi yapar. İhtiyaç duyulmayan branşlardaki personel, devredilen personel kapsamında Sağlık Bilimleri Üniversitesinde araştırma görevlisi kadrolarına atanır. Gülhane Askeri Tıp Akademisinde lisansüstü eğitim yapmakta olan öğrenciler (yabancı öğrenciler dahil) ile bu hakkı kazanmış olanlar eğitimlerine Üniversitede devam eder.

(8) Devredilen personelden Türk Silahlı Kuvvetleri ile Sahil Güvenlik ve Jandarma Genel Komutanlıklarına karşı mecburi hizmeti bulunan personel, bu hizmetlerini devredildikleri kurumlarda tamamlar.

(9) Uluslararası askeri anlaşma ve protokoller kapsamında Gülhane Askeri Tıp Akademisinde eğitim ve öğretim gören yabancı uyruklu personel ve bakmakla yükümlü oldukları aile fertleri ile yine aynı anlaşmalar kapsamında yıllık kontenjan dahilinde ücretsiz tedavisi yapılan hastaların tedavi giderleri ile misafir askeri personel ve öğrencilerin maaş, harçlık ve her türlü giderleri Milli Savunma Bakanlığı bütçesinden karşılanır.

(10) Savaş hali ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurtdışı görevleri nedeniyle askeri sağlık teşkili kurulması ile buralarda görevlendirilecek Sağlık Bakanlığı personeline ilişkin usul ve esaslar Milli Savunma Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında yapılacak protokollerle belirlenir.

(11) Devredilen personele devir tarihinden sonra yapılması gereken aylık veya ücret ödemeleri yeni kurumları tarafından yapılır ve bu ödemeler hakkında kurumlar arasında herhangi bir hesaplaşma yapılmaz.”

(5) 6758 sayılı Kanunun 7082 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle değişiklik yapılan 20 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Kayyımlık yetkisi Fona devredilen veya Fonun kayyım olarak atandığı şirketleri ve ortaklık paylarını soruşturma ve kovuşturma süresince yönetmek ve temsil etmek üzere atananlar veya görevlendirilenler ile 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesinin onuncu fıkrasına göre malvarlığı değerlerinin yönetimi amacıyla atananlar ve bu kapsamda icra edilen iş ve işlemler hakkında 8/11/2016 tarihli ve 6755 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 37 nci ve 38 inci maddeleri uygulanır.”

(6) 7091 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "kefaletten doğmaması” ibaresi "asıl borçlu ve diğer kefiller hakkında kesin aciz vesikası bulunan haller hariç olmak üzere kefaletten doğmaması” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya "(FETÖ/PDY'ne)” ibaresinden sonra gelmek üzere "veya diğer terör örgütlerine” ibaresi eklenmiş, aynı maddenin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, altıncı fıkrasına "eğitim” ibaresinden sonra gelmek üzere "ve sağlık” ibaresi ile maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"(5) Borçların ödenmesinde, kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay gibi borçlar, çalışanların sigorta primleri, rehinli alacaklar, enerji, iletişim ve su kullanım borçları, çeşidine bakılmaksızın beşyüz Türk Lirasını geçmeyen borçlar ve diğerleri şeklinde sıralama esas alınır. Kapatılan özel öğretim kurum ve kuruluşları, kurs, dershane, öğrenci yurtları ve pansiyonlara avans veya peşin ödeme şeklinde kapatma tarihinden sonraki dönemler için ifa edilmiş olan öğrenim ve barınma bedelleri, yukarıda belirtilen sıraya tabi tutulmaksızın iade edilir.”

"(8) Bu madde hükümleri 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler uyarınca gerçekleştirilen bütün kapatma işlemleri hakkında uygulanır. "

(7) 1/2/2018 tarihli ve 7072 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 77 nci maddesiyle 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun ek I inci maddesinin beşinci fıkrasına eklenen cümle yürürlükten kaldırılmıştır.

(8) 7072 sayılı Kanunun 81 inci maddesinde yer alan "Kanun Hükmünde Kararnamenin” ibaresinden sonra gelmek üzere "28 inci maddesinin (B) fıkrasının üçüncü paragrafında yer alan "Başbakanca” ibaresi "Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiş” ibaresi eklenmiş ve "28 inci maddesine” ibaresi "aynı maddeye” şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Sayın Komisyon Başkanı, Komisyonunuz önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) – Salt çoğunlukla katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılmış olduğundan önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

İlk olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Zeynel Emre konuşacaklardır.

Buyurun Sayın Emre. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ZEYNEL EMRE (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, buradaki değişiklik önergesi biraz teknik bir mesele. Ancak meselenin özünü, içeriğini kaçırmamak lazım değerli arkadaşlar. Burada 697 sayılı olağanüstü hâl kapsamında çıkartılan Kanun Hükmünde Kararname temel olarak şu: Ekli liste hâlinde bazı meslek gruplarında çalışan insanların işten çıkartılması, bazılarının işe iade edilmesi. Şimdi, ilk OHAL ilan edildiği zaman “FET֒yle mücadele konusunda gerekli düzenlemeler yapılacak, çok kısa bir süre sonra OHAL kalkacak.” denmişti. Hukuk devletinde hiçbir hükûmetin ekli liste hâlinde 115 bin kişiyi işten etme diye bir hakkı yoktur. Bu hukuki denetim dışında tutulamaz. Şayet bir bakanlıkta, bir genel müdürlükte herhangi bir terör örgütüyle ilişkili bir çalışan varsa gerekçesiyle birlikte gösterilerek işine son verilebilir ama bu durumda o bir idari işlemdir, idari yargının denetimine açık olması gerekir, hukuk devletinde böyle olur. Yine, aynı şekilde şayet işten çıkarılan insanların iadesiyle ilgili de bürokratlar kendi kafalarına göre araya adam sokarak iade yapamazlar. İki türlü de hukuka aykırılık var burada değerli arkadaşlar. Burada KHK’ler âdeta şu hâli aldı: Bu Meclis çatısı altında torba kanunlardan sonra torba KHK’leri de yaşıyoruz. FET֒yle uzaktan yakından ilgisi olmayan, Diyanet İşleri Başkanlığı yardımcılığının sayısını artırmadan tutun, kış lastiğine, evlilik programlarının iptaline kadar her bir şey kanun hükmünde kararnameyle düzenlenir hâle geldi. Şimdi, bunlar esas itibarıyla Anayasa’ya aykırıdır ve Anayasa Mahkemesi bunları iptal etmelidir. Maalesef Anayasa Mahkemesi de içinde bulunduğumuz korku iklimine hapsolmuş ve hakikaten hukuka bağlı, objektif bir şekilde karar veremez bir duruma gelmiştir. Anayasa Mahkemesi tarihî sorumluluk altındadır. Bu iş ve işlemleri yapanlar kadar Anayasa Mahkemesi üyeleri de bunlara ses çıkarmayarak hukuka aykırı olduğunu bilerek bunları iptal etmeyerek de aynı suça ortak olmaktadır.

Değerli arkadaşlar, demokrasi “Ben her şeyi bilirim.” demek değildir. Demokrasi, aynı zamanda kurallar rejimidir. Demokrasilerde herkesin görevi vardır ve işi ehline teslim etmek temel görevdir. Demokrasilerde “Reis ne derse o olur.” yoktur arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) Demokrasilerde kula kulluk yapılmaz. Bakın, kula kulluk yapanlar yüzünden Türkiye 15 Temmuzu yaşamıştır. Türkiye’nin yeni 15 Temmuzları yaşamaması için “Reis ne derse o olur.” kliğinden lütfen çıkın artık. Sizler, halk tarafından seçilmiş temsilcilersiniz. Siz burada istişare edip karar vermediğiniz hiçbir konuya gelip burada el kaldırmayın.

Değerli arkadaşlar, bu KHK’lerin kapsamıyla ilgili, sizlere şu soruları kuliste soruyoruz, diyoruz ki: “Ya, Allah aşkına, bu iade işlemlerini kim gerçekleştiriyor?” Yani 115 bin işten çıkarma var, 3 bin civarında iade var. “Vallahi biz de bilmiyoruz.” diyorsunuz. Kimler bunu hangi odalarda yapıyor? Bu, Meclisin iradesinin açık bir şekilde gasbedilmesidir.

Değerli milletvekilleri, Hitler’in bir adalet müşaviri vardı, Hans Frank; şöyle söylüyordu hâkimlere: “Karar vermeden önce kendinize şunu sorun: Benim yerimde Führer olsaydı nasıl karar verirdi?” Yani vicdana, kanuna göre değil, anayasaya göre değil, Führer’e göre karar verin. Türkiye de yavaş yavaş bu duruma doğru evriliyor değerli arkadaşlar. “Reis ne derse o.” sözcüğünü artık duymak istemiyoruz. Hukuk devletinde böyle bir şey milletin iradesine hakarettir. Millet sizleri niye seçti? Türkiye Büyük Millet Meclisi neden var? Türkiye Büyük Millet Meclisinin temel görevi yasama ve denetim değil mi? Hem yasama hem denetim görevini başkaları yapacaksa, kimlerin yaptığını bilmediğimiz başkaları yapacaksa bu millet bizlere neden maaş ödesin değerli milletvekilleri?

Değerli arkadaşlar, şimdi, şöyle bir gerçekle karşı karşıyayız: Bu, aslında, sizin “Biz Türkiye’yi yönetemiyoruz”un itirafıdır. Yani burada siz çılgın projeler peşinde koşuyorsunuz, işte İstanbul için çeşitli çılgın projeleriniz var. Aslında gelin, adını tam olarak koyun, Türkiye Cumhuriyeti’ni “Türkiye OHAL Cumhuriyeti” olarak ilan edin. Sizin hedeflediğiniz sistem bu.

Değerli milletvekilleri, Türkiye on sekiz aydır OHAL’le yönetiliyor. Burada çok büyük bir keyfîlik var ve Türkiye’nin OHAL şartları altında da seçime gitmesi demek Türkiye’de ciddi bir meşruiyet sorununun ortaya çıkması demek. Türkiye geçtiğimiz referandumda yaşadığı sonucu bir daha yaşayacak bir psikolojiye sahip değil.

Bugün çeşitli araştırmalar var, bir tanesini yanımda getirdim değerli arkadaşlar; bir üniversitenin yaptığı “Türkiye’deki Kutuplaşmanın Boyutları” araştırması. Özellikle yaşadığımız bu 15 Temmuz felaketinden sonra ilan edilen OHAL ve anayasa referandumu sonrasında Türkiye’de birinin bir diğerini âdeta terörist olarak görmesinin, suçlamasının sonucunun toplumda yansıması şu şekilde değerli arkadaşlar: Türkiye’de partiler, parti mensubiyeti aynı şekilde kimlik hâline gelmiş durumda. Yani topluma sorduğunuz zaman, insanlar hangi partilere oy veriyorsa komşusunun da aynı partiden olmasını istiyor. Bir AKP’li komşusunun CHP’li olmasını istemiyor, bir CHP’li komşusunun AKP’li olmasını istemiyor hatta daha ilerisi “Ben AKP’li bir gelin istemem.” diyen CHP’liler var, “Ben CHP’li bir damat istemem.” diyen AKP’liler var. Bu oranlar gerçekten çok yüksek durumda.

İşte bu kutuplaşmanın bizi götüreceği hiçbir yer yok değerli milletvekilleri. Şayet Türkiye’de bir normalleşme arzulanıyorsa, Türkiye’nin ekonomik olarak rayına oturtulması isteniyorsa ilk önce hukuk devletini tekrardan ihdas etmemiz lazım ve burada da Türkiye’yi artık kanun hükmünde kararnamelerle yönetemeyeceğinizi görmeniz gerektiğini söylüyorum. Bu durum kişisel ikballer uğruna suskun kalınacak bir durum değildir. “Önce Türkiye” demek lazım ve artık bu OHAL KHK’lerinin son bulmasını temenni ediyorum.

Bu düşüncelerle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Emre.

Madde üzerinde Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Sayın Ertuğrul Kürkcü konuşacaklar.

Buyurun Sayın Kürkcü. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Sayın Başkan, sevgili arkadaşlar; acele işe şeytan karışır. Bunu düzeltmek için de Hükûmet “Meclise gelmiş. Acele ettik, kararnameleri birbirine karıştırdık. Siz bunu düzeltin.” diyor ama işin doğrusunu isterseniz, Meclis hakikaten bir Meclis olsaydı ilk başta, bu kararname önüne geldiğinde “Yaş nedir, kuru nedir? Suçlu kimdir? Niçin, kim kimi işten çıkartıyor ve neye dayanarak çıkartıyor?” diye sorar ve zaten bunu önceden iptal ederdi.

Şimdi, kendi işini yapmayan, kendisine iş yaptırılan, esasen kanun hükmündeki kararnamelerle yönetilen, yeni kurulmakta olan kararname devletinin noteri rolüne kendisini indirgemiş bir Meclis, emin olun ki, getirdiğiniz bu yeni düzeltme kararnamesine bir düzeltme kararnamesi daha getirseniz onu da onaylayıp size verecek.

Sık sık kendisine pek çok yüceltici sıfatlar atfedilen Meclisin, kendisini ortadan kaldırmakta olduğunu; kendisini anlamsız, değersiz, gereksiz, işe yaramaz kıldığını, bizzat bunu kendi eylemiyle yaptığını bundan iyi ispat edecek bir şey var mı? Bir buçuk yıldan fazla bir zamandır Meclis bir kenara itilmiş, ayaklar altına alınmış. Hiçbir kararı, hiçbir eylemi doğrudan doğruya kendi düşüncesinin ve kendi iradesinin eseri olmayan bir Meclis şimdi kararname tashihi için burada istihdam ediliyor ve bu istihdamın bir parçası olarak da bizler burada konuşuyoruz.

Çok açık söylemek gerekir: Bugün Türkiye, esasen, bu kararnameler istikametinde oluşturulan bir yeni devletin yönetimi altına sokulmak üzere, adım adım, kendi önceden bildiği devletin sonuna doğru yürütülüyor. Meclis bu gerçeğin farkında mıdır? Bilmiyorum. Bunu bu şekilde tartışmadığına göre bunun farkında değil. Şu hâlde, kararnamelerle yönetilmekten bu kadar memnun olan bir Meclisin kendisinin esbabımucibesini, varlık sebebini kendisine ve halka, millete, kendisini seçenlere açıklaması lazım. Eğer önümüzdeki birkaç yıl içerisinde bir seçime gidilecek olursa halkın karşısına çıktığında bu dönem milletvekilleri ne diyeceklerdir? “Biz seçildikten bir süre sonra bütün gücü ve yetkiyi Hükûmete bıraktık, Hükûmet ne derse onu yaptık, yanlış dediğine yanlış dedik, sonra o yanlış dediğine yanlış dedi, biz yanlış dediğine yanlış demesine doğru dedik, sonra onu düzeltmek…” Şimdi kendisini böyle mi anlatacak milletvekilleri? Hakikaten milletin vekili olmuş olacak mı böyle? Ben, doğrusu, içine düşürüldüğümüz bu zillet hâline Meclisin silkinip bir cevap vermesini boşuna bekliyorum tabii ki çünkü Meclis çoğunluğu aslında bu gidişattan memnun; bizim şikâyetimiz var, muhalefet partilerinden birinin daha var, öteki muhalefet partisi artık bir iktidar ortağıdır, dolayısıyla onların bir itirazları yok. Bizim dolayısıyla ikili bir hayatımız var; Meclisin çoğunluğunu oluşturan vekiller, Meclisin Cumhurbaşkanlığının ayakları altında bir noter hâline getirilmesine rıza göstermişlerdir, geri kalanlar sadece ve sadece bu Meclisin yok olmadan önceki son kuğu çığlığını çıkarmak, tarihe bir iz bırakmak “Bütün bunlar bu memlekette oldu ve biz bunları yaşadık.” diye gelecek kuşaklara bir ibret dersi bırakmak üzere burada konuşuyoruz. Bunun dışında, bugün Meclis, artık bilinen hâliyle, Türkiye'deki iktidarın başlıca kaynağı olarak kendisini ortadan kaldırmaya bizzat Anayasa değişikliğinin yolunu açarak ve hileli Anayasa değişikliğinin sonuçlarını meşru kabul ederek zaten çoktan son vermiş durumdadır. O nedenle ne desek bugünkü durumu açıklamaya yetmez. Belki de bu Meclis hakikaten ortadan kalktığında neyin kaybedildiğini Türkiye anlayacaktır. Kör topal da olsa ağır aksak da olsa eninde sonunda iktidarın kaynağı olarak halkın oyuyla seçilmiş bir Meclis ile iktidarın kaynağı olarak bir sultanın arasındaki farkı yüz yıllık kavgadan sonra bir kere daha öğrenmek zorunda kalacaktır. Umarım bu, hepimiz için çok acı bir ders olmaz çünkü şimdiden Meclis denetiminden kurtulmuş olmak, komşularınıza savaş açmak, beğenmediğiniz politik güçlere savaş açmak, Türkiye'nin beğenmediğiniz politik eğilimlerini düşman ilan etmek, Türkiye’yi güvenlikten yana olanlar ve terörizmden yana olanlar olarak ikiye bölmek, muhalefeti doğrudan doğruya bir terörizm kaynağı hâlinde kurgulamak, işte, sizin gelecek dünyanız bu şekilde belirleniyor. Eğer bu dünyayı kabul edenler varsa onlar kendi geleceklerini demokrasinin, özgürlüğün, eşitliğin, adaletin, barışın olduğu bir dünyada aramıyorlar demektir ama biz, bu dünyayı aramaya devam ediyoruz. Bunun için Meclis, isterse kendisini gönüllü olarak ortadan kaldırsın, bir kararname devletinin kollarına kendisini bıraksın, biz kararlarını kendi veren, kendi kendini yöneten, kendinin efendisi olan bir halkın, bir milletin sözcüleri olarak kendimizi yöneteceğimiz bir gelecek için, ister bu Mecliste ister başka bir zeminde mutlaka bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Kararnameler devletini istemiyoruz. Böyle bir devleti yönetmek için halktan vekâlet almadık. Buna ortak olanların hepsi gelecekte savaşın, çatışmaların, halk arasındaki ikiliğin kaynağı olarak kendilerini tarihin kara sayfalarına yazdıracaklar; biz burada değil, halkın yanında yer almaya devam edeceğiz.

Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, sisteme giren ve isimlerini yazdıran milletvekili arkadaşlar var. Soru-cevap için mi yoksa 60’a göre söz için mi?

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Soru-cevap için.

BAŞKAN – Soru-cevap için, peki.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – 60’a göre de vardı.

BEHÇET YILDIRIM (Adıyaman) – 60’a göre efendim.

BAŞKAN – Komisyon, şimdi mi açıklama yapacaksınız?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, uygun görürseniz bu ek maddenin mahiyeti hakkındaki gerekçeyi okumak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) – Önergeyle kanun hükmünde kararnamelerin yürürlüğe giriş sıralarına göre kanunlaştırılmaması sebebiyle ortaya çıkan mükerrer düzenlemeleri önlemek, bundan kaynaklanabilecek tereddütlere mahal vermemek ve kanun hükmünde kararnamelerin yürürlükteki durumuna göre kanunlaşmasını sağlamak amaçlanmaktadır. Bunun kayıtlara geçmesini arzu ediyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Başkan.

Sayın Yıldırım, size yerinizden bir dakikalık söz vereyim çünkü soru-cevapta size sıra gelmeyecek.

Sayın Yıldırım, buyurun, bir dakika süre veriyorum.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

32.- Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım’ın, Halkların Demokratik Partisi kongresine ve Malatya’da 11 HDP yöneticisinin gözaltına alınmasına ilişkin açıklaması

BEHÇET YILDIRIM (Adıyaman) – Teşekkürler Başkanım.

Şimdi, biliyorsunuz, hafta sonu çok görkemli bir kongre gerçekleştirdik Ankara Arena Spor Salonu’nda. Her türlü baskı, zulüm ve tutuklamalara rağmen çok görkemli bir kongre gerçekleşti. Onun için bütün halkımıza teşekkür ediyorum, sağduyulu davranan herkese teşekkür ediyorum. Bu kongre, normal bir genel kongrenin ötesinde, vicdanların sesiydi çünkü bu kongre, tekçiliğe karşı çoğulculuğun, savaşa karşı barışın haykırıldığı bir kongreydi. Burada Afrin saldırısının kimseye fayda getirmeyeceği, birlikte yaşamanın önemi vurgulandı; bu ülkenin savaşa değil, barışa ihtiyaç duyduğu dile getirildi.

Bu coşkulu kongredeki mesajı herkesin alması gerekiyor diye düşünürken bugün fahri vekili olduğum Malatya ilinde sabah yediden akşam saatlerine kadar süren bir arama olmuş, 11 yönetici arkadaşımız gözaltına alınmıştır 3'ü kadın, 8’i erkek olmak üzere.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

BEHÇET YILDIRIM (Adıyaman) – Burada gazetelere, evraklara el konulmuş, kilitli kapılar çilingirle açılmıştır.

Bu durumu kınadığımı belirtmek istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Yıldırım, teşekkür ederim.

Sayın Kerestecioğlu, size de yerinizden bir dakikalık söz vereyim. Daha sonra soru-cevap işlemini yapacağım.

Buyurun Sayın Kerestecioğlu.

33.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, TBMM Basımevinde basılan önemli telefonlar rehberinde HDP eski Eş Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Selahattin Demirtaş’ın adının yer almamasına ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

AK PARTİ Genel Başkanı daha bugün “Çadır devleti değiliz." dedi. “Gerçekten çadır devleti değilsek, şu elimdeki kitapçık ne?” demek istiyorum. Çünkü kuralları olan bir devlet yönetiminde gerçekten böyle bir şey mümkün değil.

Elimdeki kitapçık “Önemli Telefonlar Rehberi”, TBMM Basımevinden. Şimdi, bu kitabın basıldığı tarihte -daha üç gün öncesine kadar- Selahattin Demirtaş partimizin Eş Genel Başkanıydı. Aynı zamanda Selahattin Demirtaş bir milletvekili değil mi, yani bunu hepiniz biliyorsunuz herhâlde. Ama şimdi, açıyoruz biz Halkların Demokratik Partisi Grubunu, burada Selahattin Demirtaş’ın ismi yok. Hop diye o isim buradan uçurulmuş. Şimdi, isim uçurarak kişiyi yok edemezsiniz. Yani aksine, onun namı alır yürür ve sonsuza kadar da yaşayacak bir ismi olur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Yani buna özellikle sizin de…

BAŞKAN – İlgileneceğim.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Bunu kim yaptı, niye yaptı, hangi hakla yaptı, sormak istiyorum.

BAŞKAN – İlgileneceğim Sayın Kerestecioğlu.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Teşekkürler.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 697 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/908) ve İçişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 513) (Devam)

BAŞKAN - Şimdi on dakika süre içinde soru-cevap işlemini gerçekleştireceğiz. Bu sürenin ilk beş dakikasında sayın milletvekillerinden sorularını alacağım. Diğer beş dakika ise, cevaplaması için Sayın Bakana ait olacak.

Sayın Köksal, buyurun.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sayın Bakan, seçim bölgem Afyonkarahisar ili Dinar ilçesine bağlı Çobansaray, Alacaatlı, Akgün, Karakuyu, Akça, Burunkaya, Gökçeli, Çapalı, Eldere, Dombay Ovası köylerinde ciddi anlamda bir sulama sıkıntısı vardır. Bu konuda Dombay Ovası’nda bulunan, bu 10 köyü içine alan bir sulama projesi yapılması yönünde orada ciddi anlamda bir talep vardır. Sizin de bölgeniz olan bu yerlerde acilen bir sulama projesini hayata geçirmenizi bekliyoruz.

Yine, geçen hafta Genel Kurulda sorduğum Dinar Orman İşletmede 9 köy arasında çekilen kurayla ilgili iptal sebebi hakkında da sizden bir açıklama bekliyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Gürer…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Niğde Altunhisar ilçesi Ulukışla beldesi belediyeyken köye dönüştürüldü. Hafta sonu bu köydeydim. Köydeki iki tane içme suyu kuyusundan biri borcundan dolayı kapalı, diğeri kapanma aşamasında. Ayrıca, köydeki içme suyunun şebekesinde büyük kaçaklar olması nedeniyle de ciddi mağduriyetler yaşanıyor. Ayrıca, buradaki hayvan göleti de susuzluk nedeniyle işe yaramıyor, yayladan su getirilmesi gerekiyor, bu su getirilmediği için de gölet boş duruyor.

780 nüfuslu köyde 4 cami var ama camilerde imam yok. Bu camiler için imam atanması bekleniyor. Cenaze namazını kıldırmak için komşu köyden imam getiriyorlar.

Ayrıca, Niğde’nin Karanlıkdere köyü ile Himmetli köyünde gölet beklentisi vardı. 2018 yılında bu iki köy için gölet yapılacak mı? Keza, yine Ulukışla köyünün yakınında Akçaviran köyümüz var, buraya da gölet yapıldı, bunda da su yok. Buraya su getirilecek mi?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Tümer…

ZÜLFİKAR İNÖNÜ TÜMER (Adana) – Sayın Bakan, Türkiye'deki tüm sulama birlikleri bugünlerde büyük tedirginlik yaşamaktadır. Sulama birliklerinin kapatılmasına yönelik girişimler binlerce insanın işsiz kalacağı anlamına geldiği gibi çiftçinin suya erişimini de güçleştirecektir. Türkiye Sulama Kooperatifleri Birliği kayıtlarına göre, Türkiye genelindeki 2.500 sulama kooperatifi incelendiğinde, birliklerde çalışan sayısı ve araç ekipmanlarında artış olduğu görülecektir. Sulama birliklerinin kapatılması, binlerce insanın işsiz kalacağı anlamına geldiği gibi, suya erişimi güçleştirecek, birlik başkanları ve yönetim kurulunda yer alan vatandaşların, çiftçilerin katılımıyla, tercihleriyle göreve geldikleri göz önüne alındığında demokrasinin sürekliliğine de katkı sunmuş olacaktır. Orman ve Su İşleri Bakanlığı, valilikler ile Devlet Su İşleri bölge müdürlükleri tarafından denetlenen ve usulsüzlük tespit edilen sulama birliklerine yasalar çerçevesinde müdahale etmeli ancak çiftçi lehine düzenli çalışmalar yapan sulama birlikleri daha çok güçlendirilmelidir. Bu kapsamda, 6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu’nda yaşanan sıkıntıların giderilmesi için mevzuat yeniden düzenlenmeli, pompajlı sulama tesisi olan birliklere enerji desteği sağlanmalı, faturalardaki KDV, TRT payı gibi kalemler kaldırılmalıdır.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Türkmen…

ELİF DOĞAN TÜRKMEN (Adana) – Teşekkür ederim Başkanım.

Şehirlerde, belediyelere bağlı su ve kanalizasyon idareleri bozuk olmadan ve vatandaşa sormadan su sayaçlarını değiştirmektedir ve bu su sayaçları her vatandaş için 300 liranın üzerinde bir maliyete sebep olmaktadır. Bu konuda Bakanlığınızca bir işlem yapılacak mıdır ve vatandaşlar bozuk olmayan sayaçları için bu bedelleri ödemekten kurtulacak mıdır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Gaytancıoğlu…

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Türkiye tarımının çok ciddi problemleri varken bir sürü atanamayan ziraat mühendisi, veteriner, su ürünleri mühendisi ve gıda mühendisi bulunmaktadır. Sizin Bakanlığınızla ilgili değil ama Tarım Bakanlığı geçtiğimiz günlerde 1.500 civarında mühendisin atanacağını söyledi. Bu konuda açıklayıcı net bir bilgi verebilir miyiz?

İkinci sorum: Bugüne kadar arazi toplulaştırma işini Tarım Bakanlığı yapıyordu, bundan sonra sizin Bakanlığınızın yapacağı ifade edildi. Bu konuda deneyimli elemanınız, personeliniz var mıdır? Başarılı olacağınızı düşünüyor musunuz?

Üçüncü olarak, çiftçimiz ciddi anlamda borçludur, borcunun çok yüksek faizleri vardır. Bu çiftçi borçları konusunda bir yapılandırma düşünüyor musunuz? Faizleri silmeyi düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Son olarak Sayın Zeybek’ten de sorusunu alalım.

KEMAL ZEYBEK (Samsun) – Sayın Bakanım, Samsun Belediyesi 2014 yılında bütünşehir olduktan sonra Samsun’un genelinde daha önceden sulama kanallarının yapıldığı, drenaj kanallarının yapıldığı bilinmektedir. Bütünşehire geçtikten sonra bu kanalların hiçbirinin bakımının yapılmadığı ve burada vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını giderebilecek sulama kanallarının çok kötü durumda olduğu… Bu sulama kanallarını bundan sonra bütünşehir mi yapacaktır, Devlet Su İşleri mi yapacaktır, kim yapacaktır, kim sahip çıkacaktır? Yani burada sulama birlikleri de görevlerini yapamamaktadır çünkü yeteri kadar bütçeleri yoktur bu kanalları yapıp onarmak için. Bunlara sahip çıkılması gerekiyor.

Çarşamba’da, Bafra’da, Terme’de, Vezirköprü’de ovalarımızda çok büyük mağduriyetler mevcuttur. Bu kötü durumların bir şekilde giderilmesi ve sizlerin de bu konuya sahip çıkması…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim sayın milletvekilleri.

Sayın Bakan, buyurun.

Süreniz beş dakika.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Teşekkür ediyorum.

Tabii, Afyon’la alakalı, biliyorsunuz Sayın Vekilim, sulamalara çok önem veriyoruz. Şu ana kadar 51 tane baraj, gölet ve sulama tesisi yaptık, aşağı yukarı 500 bin dekar araziyi suladık. Tabii, orada, Dombay Ovası’nda bir su sıkıntısı var ama şu anda proje çalışmaları yapılıyor, neticelendirdikten sonra bakacağız. Tabii, sulanmadık yer bırakmıyoruz.

Bir de biliyorsunuz, Dinar Orman İşletme Müdürlüğü daha önce yoktu, Orman İşletme Müdürlüğümüz var Dinar’da, ORKÖY kredisi için biz normalde kura çekiyoruz, kurayla belirliyoruz çünkü adalet noktai nazarından önemli ancak bir muhtar kuraya gelmemiş, “Bana uygun zamana, başka bir zamana tehir edin." Demiş; tabii, böyle, diğer muhtarlar geldiği için onların huzurunda kura çekilmiştir. Bu konuda size çok detaylı bilgi notu da göndereceğim.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – İptal edildi ama kura.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Efendim, Niğde Vekilim, hakikaten Niğde’de…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Ulukışla.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Biliyorum, Ulukışla’ya hatta ben gittim. Buradaki köy meselesine bakacağım. Biliyorsunuz, köylerin su meselesi özel idareler tarafından yönetiliyor ama ben oradaki barajla, göletle alakalı eksikler neyse bakacağım. Tabii, camiye imam için… O hangi camiyse onun notunu sizden alayım.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Ulukışla kasabaydı, köy oldu. İlçeyle karışmasın Sayın Bakan. O Ulukışla köyü.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Ha, tamam, onu alayım. Ben en azından -Diyanet İşleri bana bağlı olmadığı için- ilgili bakana pazartesi günü Bakanlar Kurulunda söyleyeyim.

Karanlıkdere Göleti’ni de inceleyeceğim. Ayrıca, Ulukışla’yla alakalı biliyorsunuz su problemi vardı, ben gittiğimde vatandaş…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – O Ulukışla o Ulukışla değil; o ilçe, bu köy.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Merkez. Tamam, ilçenin meselesini de hallediyoruz, onu da size bir müjde olarak söyleyeyim.

Efendim, sulama birliklerine gelince; şimdi, sulama birlikleri bazı yerlerde çok iyi çalışıyor ama vatandaşlardan çok şikâyet var yani denetim eksikliği vardı, biz ancak denetlemeye başladık ama büyük ölçüde talep yani buna en azında DSİ el atarak ciddi bir ciddiyet gelsin, bunların işleri… Bazı yerlerde, az önce söylediniz, Samsun Vekilimiz de ifade etti, bazı kanalların bakımı yapılamıyor. Dolayısıyla, para yeteri kadar toplanamıyor, borçları var. Dolayısıyla, bu konuda genel bir talep vardı, biz de bu mevzuda bir kanun tasarısı hazırlıyoruz. Az önce de yukarıda bazı grup başkan vekillerimize Engin Bey -diğer Engin Bey'i kastediyorum- ve de diğer, AK PARTİ, MHP Grubuna söyledim, böyle bir kanun tasarısı hazırlıyoruz, burada esas DSİ tarafından sıkı şekilde denetlensin, işletme bakımı yapılsın, paralar adil şekilde toplansın, borçlar da belli bir süre içinde tasfiye edilsin şeklinde bir düşüncemiz var. Ben zaten grup başkan vekilleriyle görüşüyorum, onların görüşünü alarak, hatta Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızla da görüştük ve neticede bu kanun tasarısı son şekline geldi ama özellikle Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonundaki üyelere bir sunum yapacağız, daha sonra yüce Meclise gelecek. Bununla ilgili güzel bir çalışma yaptığımızı ifade etmek istiyorum.

Sayın Vekilim, bu su, kanalizasyon idarelerinin 2560 sayılı Kanun’u var. Kanuna göre bütün büyükşehirlerde içme suyu temini, bunların işletilmesi su, kanalizasyon idarelerinin mesuliyetinde. Ben de eskiden İstanbul’da sekiz buçuk yıl İSKİ Genel Müdürlüğü yaptım. Tabii, sayaçlar zaman içinde bozuluyor, bunların belli bir sürede dişleri, çarkları aşındığı için değişmesi gerekiyor. Yapılan işlem budur. Bir de bazen bozuk sayaçlar oluyor, idare buna bakıyor, neticede bozuk sayaçları veya miadını doldurmuş sayaçları değiştiriyor. Bu tamamen su, kanalizasyon idarelerinin yetkisinde olan bir husustur.

ELİF DOĞAN TÜRKMEN (Adana) – Ama bozuk olmayan sayaçların tamamı değişiyor.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Sayın Bakanım, kart kullanıyor, para peşin artık…

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Belli bir süre olduğu için ama sizin elinizde müşahhas bir şey varsa bana gönderin, ben onu da eski bir genel müdür olarak inceleteyim, oldu mu efendim müşahhas bir şey varsa?

Sürem bitti mi acaba?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Ek süre verebilirim.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Toplulaştırmayla ilgili zaten kanun tasarısı gelecek, Komisyona çok detaylı bilgi vereceğim, grup başkan vekillerimize arz edeceğim. Onu detaylı bir şekilde söyleyelim.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sayın Bakan, şimdi, Dinar’daki kuranın iptal kararından geri dönüldü mü?

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Sayın milletvekilleri, madde üzerindeki konuşmalar tamamlanmıştır.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Bu şekilde, yeni madde olarak ek 1’inci madde ihdas edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge daha vardır, önergeyi okutup Komisyona soracağım; Komisyon önergeye salt çoğunlukla yani 14 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım, Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 513 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye aşağıdaki geçici maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

      Mehmet Naci Bostancı                Mehmet Doğan Kubat          Ramazan Can

               Amasya                                  İstanbul                       Kırıkkale

            Halil Eldemir                                                      Enver Fehmioğlu

                Bilecik                                                                       Bingöl

“GEÇİCİ MADDE 1- (1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan ve bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilmiş olan kanun hükmünde kararnamelerle doğrudan tesis edilen işlemler, ilgili kanun hükmünde kararnamenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hüküm ifade eder; Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvuruların süresi de ilgili kanun hükmünde kararnamelerin yürürlüğe girdiği tarihe göre belirlenir.

(2) Olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan ve bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilmiş olan kanun hükmünde kararnamelerle doğrudan tesis edilen işlemlerle ilgili olarak Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun görev ve yetkileri ile Komisyon tarafından alınan kararların geçerliliği devam eder."

BAŞKAN – Sayın Komisyon Başkanı, Komisyonunuz önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) – Salt çoğunlukla katılıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılmış olduğundan önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Bir açıklama yapacak mısınız Sayın Komisyon Başkanı gerekçe hakkında?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) – Evet, bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Komisyon Başkanı.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) – Önergeyle, olağanüstü hâl kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnamelerde yer alan; memuriyet veya kamu görevinden çıkarma, öğrencilikle ilişiğin kesilmesi, rütbelerin geri alınması ve emeklilik kimliklerinin iptali, madalyaların geri alınması, kurum ve kuruluşların kapatılması ve benzeri işlemler ile bu işlemlerin kaldırılması gibi doğrudan kanun hükmünde kararnamelerle tesis edilen işlemlerin yürürlülük tarihi konusunda kanun hükmünde kararnamelerin kanunlaşma sırasındaki farklılık sebebiyle oluşabilecek tereddütlere mahal verilmemesi amacıyla bu işlemlerin yürürlülük tarihinin ilgili kanun hükmünde kararnamenin yürürlüğe girdiği tarih olduğu açıklığa kavuşturulmaktadır.

Ayrıca, olağanüstü hâl kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnamelerde kararnamelerle doğrudan tesis edilen işlemlerle ilgili olarak kanun hükmünde kararnamelerin kanunlaşmasından dolayı herhangi bir tereddüt yaşanmaması maksadıyla Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonuna verilen görev ve yetkilerin devam ettiği ve Komisyon tarafından bugüne kadar alınmış olan kararların geçerliliğini koruduğu hususları açıklığa kavuşturulmaktadır.

Arz ederiz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, madde üzerinde söz talebi yoktur.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bu şekilde, yeni madde olarak geçici 1’inci madde ihdas edilmiştir.

Şimdi 5’inci maddeyi okutuyorum:

Yürürlük

MADDE 5- (1) Bu Kanun Hükmünde Kararname yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

6’ncı maddeyi okutuyorum:

Yürütme

MADDE 6- (1) Bu Kanun Hükmünde Kararname hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan. “Kabul etmeyenler…”de bir bakarsanız…

BAŞKAN – Bakıyorum, bakıyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Bakmıyorsunuz efendim.

BAŞKAN – Bakıyorum. Siz görmemişsiniz.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Burada biz izliyoruz Sayın Başkanım. “Kabul etmeyenler…”de bir bakınız lütfen.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Bakıyorum, siz görmemişsiniz Sayın Altay.

Komisyonun bir redaksiyon talebi vardır.

Buyurun.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, görüşülmekte olan kanun hükmünde kararnamenin adının “Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun” şeklinde değiştirilmesine; ayrıca, metinde geçen ve görüştüğümüz kanun hükmünde kararnameye atıfta bulunan “kanun hükmünde kararname” ibarelerinin “kanun” olarak değiştirilmesine yönelik redaksiyon talebimiz vardır.

BAŞKAN – Talebiniz kayıtlara geçmiştir Sayın Başkan.

Redaksiyon işlemi kanunun yazımı sırasında Başkanlığımızca gerçekleştirilecektir.

Sayın milletvekilleri, kanun hükmünde kararnamenin tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kanun hükmünde kararname kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.11

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.25

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

Gündemin 2’nci sırasına alınan Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

2.- Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/912) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 518) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Komisyon raporu 518 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince, bu tasarı İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında temel kanun olarak görüşülecektir. Bu nedenle, tasarı tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanıp maddelerine geçilmesi kabul edildikten sonra bölümler hâlinde görüşülecek ve bölümlerde yer alan maddeler ayrı ayrı oylanacaktır.

Tasarının tümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan konuşacaklardır.

Buyurunuz Sayın Ayhan. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi dakika.

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan (1/912) esas sayılı ve 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın geneli üzerinde Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini dile getirmek için söz aldım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz tasarı bir torba tasarıdır. Milliyetçi Hareket Partisi tarafından daha önce torba kanun düzenlemeleri konusunda ifade edilmiş olan, usul yönünden eleştirilerimiz geçerliliğini hâlen koruyor. Son yıllarda sıklıkla getirilen torba yasaların yasama faaliyetlerinin düzensiz ve eksik bir yapıda yürütülmesine neden olduğu yönündeki değerlendirmelerimiz bu kanun tasarısı için de maalesef geçerlidir. Diğer taraftan, 3056 sayılı Başbakanlık Teşkilatı Hakkında Kanun uyarınca belirlenen hususlara uyulmadığını ve yasal zorunluluk olmasına rağmen kanun tasarısının ayrıntılı bir etki analizinin bulunmadığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Kanun tasarısı 27 madde olarak Komisyona gelmiş, 8 madde ilave edilerek 35 madde olarak kabul edilmiştir. Ayrıca, tasarının 10 maddesi iktidar partisinin önergeleriyle değişikliğe uğramış, 4 maddesi ise redaksiyonla kabul edilmiştir. Bu, bir anlamda Komisyonun iyi çalışması olarak yorumlanabilir, diğer taraftan da Hükûmetin eksiğinin giderilmesi olarak ifade edilebilir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; mevcut sistem tüm gelişmelere rağmen sürekli değişen ve gelişen ticari hayatın ihtiyaçlarına cevap verememektedir. Yasanın öncülüğü gereği kabul edilen yeni düzenlemelerle yeni kurallar oluşturulmak zorunda kalınmaktadır. Bazen yasaların öngörmediği gelişmeler ve düzenler yaşamın ve ekonomik zorlukların etkisi sonucunda yürümeye ve işlemeye başlamaktadır. Bu durum, yasaların arkadan yetişerek toplumun uygulamakta olduğu olgulara biçim vermesi anlamına gelmektedir. Ticaret hukuku ve yatırım hukuku da bu anlamda yasaların arkadan yetişerek toplumun uygulamakta olduğu olgulara biçim verdiği yasalara örnek teşkil etmektedir. Esasen, tasarıyla asıl hedeflenen hususun ticari hayatın önündeki engellerin aşılması ve sistemin hızlandırılması olmakla birlikte, noter onayı, tapu sicili gibi kamu düzeniyle ilgili alanlarda radikal yenilikler getiren düzenlemelerin oldukça dikkatli bir şekilde kaleme alınması, bir yanlış anlamaya meydan verecek bir ortam bırakılmaması gerektiğini düşünmekteyiz.

Diğer taraftan, hatırlanacağı üzere, Türk Ticaret Kanunu 2012 yılında yürürlüğü girmiştir. Bu kanun henüz yürürlüğe girmeden önce -yürürlüğe girişi ertelenmiş- 50’nin üzerinde maddesinde değişiklik yapılmıştır. Bu tasarıyla da yine bazı radikal değişiklikler öngörülüyor diyebiliriz. Yasalarda yapılan değişiklikler bireylerin geleceğe ilişkin projeksiyonlarını tamamen değiştirir nitelikte olmamalıdır. Bir başka ifadeyle, kanun koyucu, hukuki öngörülebilirlik ilkesinin işlerliğini sağlamakla da mükelleftir. Yatırım ortamının iyileştirilmesi için pek çok alanda, özellikle yatırım ortamının önemli bileşenlerinde, başta hukuk sisteminde, yatırım teşvik sisteminde, dâhilde işleme sisteminde, dış ticaret rejiminde, vergi sisteminde ve benzeri alanlarda yapısal tedbirlerin devreye sokulması ihtiyacı da bulunmaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak her fırsatta bu hususu yineliyor ve Hükûmete bu konuda destek verileceğini ifade ediyoruz. Burada da bu tasarıya destek verdiğimizi beyan ediyoruz.

Nitekim 2015-2016 yılında özel kesim sabit sermaye yatırımlarının negatif seyrettiğini görüyoruz. 2017 yılının ikinci çeyreğinden itibaren artış görülmektedir ancak yatırımlardaki artmanın değerli, üretken sektörlerden ziyade inşaat, altyapı, enerji gibi sektörlerde yoğunlaştığı, iç talebe dönük olduğu ve kamu yatırımlarının ve tüketiminin itici gücünü kullanarak artırılabildiği görülmektedir.

Ülkemizin katma değer ve teknoloji üretimine dayalı ve ihracata, üretime odaklı, iç ve dış, kamu ve/veya özel sektör yatırımlarının artırılması ihtiyacı bulunmaktadır. Ülkemizde doğrudan yabancı yatırımlar, sınırlı sayıdaki sektörler, sınırlamalar hariç olmak üzere yerli yatırımcılarla eşit haklar ve yükümlülükler çerçevesinde faaliyet göstermektedir. Esasen yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik bu kurul, Koordinasyon Kurulu, 57’nci Hükûmet döneminde, 11 Aralık 2001 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı’yla kabul edilen Türkiye’de Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Reform Programı çerçevesinde oluşturulmuştur. 2016 yılında Bakanlar Kurulunun prensip kararıyla söz konusu bu kurulun yapısı değiştirilmiş, hâlihazırda yatırımlarla ilgili görev ve sorumluluğu bulunan bakanlıklar ile TOBB, TİM, TÜSİAD, YASED, MÜSİAD ve DEİK başkanlarından oluşan Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu şeklini almıştır. Esasen, müsteşarlık yaptığımız dönemde, 2001 yılında bizim müsteşarlığımıza verilen -görevlendirilen- bir husustu. O tarihten bu tarihe yapılan çalışmaların neleri gösterdiğini, nelere yardımcı olduğunu da incelemek lazım. Bu kurulun görevleri Türkiye’deki yatırımlarla ilgili düzenlemeleri rasyonel hâle getirmek, yatırım ortamını, rekabet gücünü artıracak gerekli düzenlemeleri tespit etmek, politika ve önerileri geliştirmek, işletme dönemi de dâhil olmak üzere yatırımın her safhasında ulusal ve uluslararası yatırımcıların karşılaştığı idari engellere çözüm üretmek olarak belirlenmiştir.

Tasarının gerekçesinde 2017-2018 döneminde, önceki dönemlerden farklı olarak, uluslararası kuruluşların çalışmalarının detaylı bir şekilde incelendiğini ve ilgili bakanlıkların ve sivil toplum örgütlerinin katkısıyla bir eylem planı oluşturulduğu ifade edilmektedir ancak YOİKK tarafından 2017-2018 yılları için hazırlanmış bir eylem planı şu ana kadar maalesef açıklanmamıştır. 18 Ocak 2018 tarihinde yapılan YOİKK’in son toplantısında ekonominin iyileştirilmesi konusunda ciddi hazırlıkların yapıldığına dair basında beyanatlar yer almıştır ancak görüştüğümüz (1/912) esas numaralı Tasarı’nın bu nitelikleri haiz olduğunu söylemek de çok gerçekçi olmayacaktır.

Gerekçede tasarının amaçları, şirket kuruluşu, işlemleri ve maliyetlerinin azaltılması, belediyeler tarafından sağlanan yapı izin süreçlerinin iyileştirilmesi, dış ticaret işlemlerine ilişkin çeşitli maliyetlerin düşürülmesi, tapu kaydı işlemlerinin hızlandırılması, telekomünikasyon altyapı izin süreçlerinin kolaylaştırılması, KOBİ’lerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması olarak ifade edilmektedir. Ancak getirilen tasarı maddeleri ile gerekçede beyan edilen amaçlar tenakuz hâlinde bulunmakta, uygulamada sıkıntı doğuracak bazı hususlar da yer almaktadır. Yine de yatırımların önünü açmak için, mevcut düzende bazı küçük iyileştirmeler içeren söz konusu tasarıya Komisyon çalışmalarında da destek verilmiş, eksikliklerin giderilerek işlevsel ve hakkaniyetli bir yapıya kavuşturulması çerçevesinde katkı verilmiştir.

Bu tasarının, Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın, idarenin ve yatırımcının bazı gündelik işlemlerini kolaylaştırıcı düzenlemeler içermekle birlikte, ülkemizdeki yatırım ortamının iyileştirilmesi için köklü ve gerekli yapısal düzenlemeleri içermediğini ve usul yönünden yukarıda açıklanan hususlarda gerekli düzeltmelerin yapılması gerektiğini ifade etmek istiyoruz.

Şimdi, Sayın Bakanım, sizin, gerek burada gerekse Komisyondaki sunumunuzdan, konuşmalarınızdan iş yapmayla ilgili, uluslararası kuruluşların yatırım yapma kolaylığı açısından ülkemizi endeks içinde ön sıralara yerleştirme olduğu kanaatini ediniyoruz. Burada, önemli olan hususlara değinmek lazım. Birincisi: Siz bazen uluslararası kuruluşların ülkemizle ilgili değerlendirmelerine -o kuruluşların görüşleri haklı veya haksız- karşı çıkıyorsunuz, doğaldır. Bunu önemsemeniz bizim açımızdan çok önemli, takdir de ediyoruz ancak buradaki değerlendirme biçiminiz diğerlerinden çok farklı.

Bir diğer husus: Bu konuda endeks olayı gerekli, endekste önde yer alma olayı gerekli ama yeterli koşul değil Sayın Bakanım. Farz edelim ki kanunu çıkardık, diyelim ki yabancı yatırımcı Türkiye’ye geldi, havaalanına indiğinde adam “Ben şirket kurdum.” dedi, her şey oldu, bitti, farz edelim ki böyle. Koşulsuz, şartsız cebine de para koydunuz ilave “Yatırım yapın.” dediniz ama bu, Türkiye’de iş yapma kolaylığını sağladığınız anlamına gelir mi? Bu tartışılabilir. Bunu nasıl yapabilirsiniz? Yatırım ortamını iyileştirmelisiniz. Bunlar birtakım hususlar ama esas şartlar değil. Yatırımcıyı cezbedemezsiniz çünkü bu olay mekanik bir olay değil. Ülkenin ekonomik potansiyeli, yatırımcıya verilen teşvik ve güvenceler çok daha önemli rol oynuyor. Eğer siz yatırım teşvik sistemi ile dâhilde işleme rejimini düzeltirseniz, emin olun Sayın Bakan, işin yarısını çözmüş olursunuz.

Benim burada ifade etmek istediğim bir şey var. Hafta sonu benim bütün ilçe başkanlarımıza söylediğim bir şey vardı. Bu ekonomik teşviklerin miktarını soruyorlardı. 2017 yılında 10,5 milyar bir teşvik hususu var, 2018 yılı bütçesine konulan da 8,3 milyar lira ancak biraz önce Komisyonda görüşmesinden ayrıldığım tasarının maliyeti 17 ile 20 milyar arasında ne yapılıyor? Konuşuluyor dedim. Eğer siz bütçeye 8 milyar koyup 17-20 milyarlık yeni bir tasarı getirirseniz olmaz. Neticede, orada konuşulan tasarı ile sizin getirdiğiniz tasarı birleştirilebilirdi. Arkasından 40 maddelik bir tasarı daha geliyor, arkasından bu hususlara ilişkin Adalet Komisyonuna giden 63 maddelik bir tasarı daha var. Bütün bunların tamamlanması önemli olabilir, sizce önemli olabilir, her şeyin önünü açacak olabilirsiniz ama bunu gerçekten ne yapmak lazım? Önceden iyi düşünmek lazım. Burada kastettiğim şey şu: İleriye yönelik olarak adımlarınızı planlı bir şekilde atmazsanız bundan başarı elde etmemiz mümkün değil. Burada desteklemekteki amacımız, bu işlerin olması, memlekete yatırım gelmesi.

Bakın, ben size biraz önce söyledim Sayın Bakan, dedim ki: Dâhilde işleme rejimiyle ilgili hususlarda biz dikkat etsek işin önemli bir kısmını çözeriz. Ben buradan açtım -dedim size, komisyonda da söyledim- ilk sayfada dâhilde işlemede öngörülen ithalat ile taahhüt edilen ihracata bakıyoruz, taahhüt edilen ithalatın ihracata oranı -Denizlili bir firma olması nedeniyle söyledim- yüzde 17, fevkalade bir oran dâhilde işlemede ama ondan sonraki sahifeye baktığımızda, yüzde 95, yüzde 74, yüzde 36, yüzde 76, yüzde 96, yüzde 71, yüzde 51 olarak gidiyor. Fevkalade yüksek bu oranlar. Şimdi, bugün gelirken de dedim ki: Aynı şeyleri okumayayım. Danışmana dedim ki: Şunun bir alt sahifesinin yüzdesini alın, ne var? Yani ihraç ettiğiniz malda ithal girdi ne kadar? Sayın Bakanım, emin olun, orada da yüzde 93, yüzde 64, yüzde 56, yüzde 91, yüzde 47, yüzde 79, yüzde 80’lere varan önemli oranlar var. Yani bu rastgele seçilmiş bir örneklem.

Bir diğer olay yatırımlarla ilgili, söyledim. Biz burada gerçekten yatırımlarla ilgili, teşviklerin incelenmesiyle ilgili bir araştırma önergesi verdik, iktidar partisindeki arkadaşlarımız kayda değer buldular ama burada şu anda bunun önemli, acil olmadığını söylediler. Kaldı ki o önerinin görüşülmesi önemliydi. Neden önemliydi? İşte bu getirdiğiniz tasarılardan dolayı önemli olduğunu addettik biz zaten. Onlarla ilgili belki birkaç şey söylemek istiyorum. Önergeyi reddettiniz. Şimdi, bakın, biz neler söylemiştik: Güvenli bir yatırım ortamı güvenli bir ekonomi ve rasyonel teşvik sisteminin işlerliğini gerektirir. Haksız rekabetin, adamına göre uygulamaların olmaması gerekir. Adam Türkiye’ye yatırım yaptı, şöyle bir sıkıntısı varsa sizin bu yaptığınızın hiçbir anlamı yok. Eğer adamın işletmesini ha bire kapatıyorsanız, hukuken yürütmeyi durdurma alıyorsa zaten onun dışarıya yansıması, sizin bu yaptığınızın bütün faydasını giderir. Haksız rekabetin, adamına göre uygulamaların olmaması gerekir dedik, oysa bizim yatırım teşvik sistemi yatırımcılar arasında ayrım yapıyor Sayın Bakan. Büyük yatırımcıyı küçüğünden ayırıyor, stratejik yatırımcıyı büyük yatırımcıdan ayırıyor, bölgesel teşvikler de neredeyse her gün değişiyor. Cazibe merkezleri ilan edildi 23 ilde, önceleri beşinci, altıncı bölgede olanlara ilave yapıldı, serbest bölgelere beşinci, altıncı bölge teşviki sağlandı. Bölgesel teşvik sisteminin hakikaten kimyası bozuldu, onların bir ele alınması lazım, düzeltilmesi lazım. Sonuçta teşvik sistemiyle ne bölgesel ne de sektörel hedeflere ulaşıldı. Katma değeri yüksek sektörlere teşvik yönelmedi. Teşvik sistemini doğru bir teknik analiz, saha çalışması ve planlama yapılmadan sadece birtakım firmaların ihtiyaçlarına göre, taleplerine göre düzenlerseniz buradan netice almanız mümkün olmaz, hatta zarar da verir. 2012 yılından bu yana yazboz tahtasına döndü bu sistem. Lütfen bunu Bakanlar Kurulunda, bu dâhilde işlemeyi, yatırım teşvik sistemini gündeme taşıyın, öncelikle ele alınması gereken hususlar. Özellikle son yıllarda teşvik sisteminde bu sık sık değişiklikler veya ilaveler, torba yasalara ilave istisnalar getirilmekle sistem daha da karmaşık hâle geliyor. İş âlemi bunları takip etmekte güçlük çekiyor, özel insanları istihdam ediyorlar. Sonuçta, birbiri ardına getirilen değişikliklerin farklı yatırım teşvik rejimleri çerçevesinde sağlanan destek unsurlarının etkisizleştirilmesi söz konusu. Mevcut yatırım teşvik sisteminin, ülkemizin katma değerde daha yüksek üretimi artıracak ve yabancı girdi bağımlılığını azaltacak bir netice doğurmadığı -şimdiye kadar olandan görüyoruz- üretim ve ihracatımızın teknolojinin yapısını değiştirecek nitelikte yatırımlarda herhangi bir artış sağlamadığı, bu yönüyle sistemin ülke ekonomisinin ihtiyaçlarına ve teşvik sisteminin amaçlarına hizmet etmediği görülmektedir. Dolayısıyla üretimin ithalata bağımlılığı, yabancı ara malı kullanımı ve ithalatı hızla yükselmeye devam ediyor. 2017 yılında ara malı ithalatı maalesef -daha önce de beyan ettim- toplam ihracatı aşıyor.

Şimdi Sayın Bakanım, ben bir şey daha söyleyeceğim, ondan sonra konuşmam bitiyor.

Burada hakikaten bunları bir toplulaştırıp incelememiz lazım. İncelemeden bu işin içinden çıkamayız. Ben data takip edemiyorum; filanca bakanlığın, falanca bakanlığın... Bu yatırımları konuştum, ocak-kasım vardı, yıl sonunu bulurum, “Bakın çocuklar.” dedim, ocak-kasım da kalkmış. Şimdi, başka hususlar da aynı şekilde. Yıllık program çıkarıyor Kalkınma Bakanlığı, şu kadar olurdu, bilgi ihtiyacımızı giderirdi, şimdi şu kadar şeyi kalmadı. Dolayısıyla bu insanlar bilgi ihtiyacını nereden tedarik edecek?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Bu zorluklar var. Lütfen, bunları değerlendirmenizi sizlerden talep ediyoruz.

Ben bu tasarının hayırlı olması dileğiyle yüce heyete saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Ayhan.

Şimdi de Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Garo Paylan konuşacaklar.

Buyurun Sayın Paylan. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Arkadaşlar, biliyorsunuz pazar günü Türkiye’nin en görkemli kongrelerinden birisini yaptı partimiz, Halkların Demokratik Partisi. 30 binin üzerinde insan, Türkiye’nin her yerinden, bütün engellemelere rağmen Ankara’ya ulaştı ve kongremizden barış, demokrasi, adalet ve eşitlik taleplerimizi bir kez daha haykırdık, dedik ki: “İhtiyacımız olan savaş değil, ihtiyacımız olan ekmek kadar, su kadar, hava kadar barış.” Bu talebi bir kez daha bütün halklar bir arada haykırdık. Ama, maalesef kalpler mühürlü, vicdanlar taşlaşmış. Bizim bu taleplerimizi duymak yerine muktedir, maalesef Eş Genel Başkanımız Sevgili Serpil Kemalbay’ı bugün gözaltına alarak kongremizden yükselen adalet ve eşitlik çığlına cevap vermeyi istedi. Biz arkadaşlar, bu yolun yol olmadığını bir kez daha haykırıyoruz ve hepimizi bu yoldan, hepimizi karanlığa ve felakete sürükleyen bu yoldan behemehâl dönmemiz gerektiği konusunda hepinize bir kez daha çağrı yapıyoruz.

Değerli arkadaşlar, torba yasanın tümü üzerine konuşacağım. Bir torba yasayla daha karşı karşıyayız. Plan ve Bütçe Komisyonumuz biliyorsunuz torba yasaların adresi. Bakın, geçen hafta bu torbayı geçirdik, bugün de 85 maddelik bir torba yasayla karşı karşıyayız. Yalnızca, bakın, 8-9 maddesini bugün görüşebildik, tamamında önergeler verilerek, tamamı değiştirilerek. Hiçbir yasama kalitesinin olmadığı yasama faaliyetini yürütüyoruz. Bu torbada da, geçmiş torbada da herhangi bir yasama kalitesi yok ve burada bu torbayla ilgili eleştirilerimi sunacağım.

Sayın Başbakan Yardımcımız Recep Akdağ diyor ki. “Ben yatırım ortamını iyileştireceğim ve küresel rekabet endeksi var, biz 60 küsuruncu sıradayız, bu sıra bize yakışmaz, ben ülkemizi ilk 20’ye sokacağım.” Evet, iyi bir hedef olabilir ama bakın “Yatırım Ortamının İyileştirilmesi” başlığında, eğer ki bu torbada olduğu gibi arkadaşlar, yalnızca teknik maddelere bakarsanız ve ülkemizin içinde bulunduğu karanlığa bakmazsanız yatırım ortamı iyileşmez Sayın Bakan.

Bakın, tamamen teknik maddeler, diyor ki işte: Şirket kuruluşunda 20 imza varmış, ben 10’a düşürüyorum. İşte 10 kapıya başvuruyormuşsun, 5’e düşürüyorum. Böyle teknik maddeler.

Değerli arkadaşlar, bakın, dünyada iki şey hareket hâlinde, iki şey. Bu neoliberal kapitalist düzen içinde iki şey özellikle son yirmi otuz yıldır hareket hâlinde; biri, para sahipleri, hep hareket hâlindeler, bütün dünyaya bakıyorlar. Artık yalnızca “Ben yerelde para sahibiyim, ben paramı burada tutayım.” demiyor para sahipleri. Diyor ki: “Ben dünyaya da bir bakayım. Dünyada 180 küsur ülke var, paramı nereye götürürsem güvende olur param? Paramı nereye götürürsem o para üzerinden para kazanırım?”

Şimdi, orada belli ligler var, Sayın Bakan “İlk 20’ye sokacağım. rekabet endeksinde.” diyor ama belli ligler var orada. Hukukun üstün olduğu demokratik ülkeler ligi var, bakın hukukun üstün olduğu. Parlamentoların işlediği, basının görevini yaptığı, denetleme faaliyetini yaptığı demokratik ülkeler var; bu lige bakıyor. Şimdi o ligde getiriler düşük çünkü risk düşük, paranın kaybetme riski düşük. Bir de başka bir lig var; otoriter, demokratik olmayan, tek adam veya tek bir rejim düzenine bağlı bir lig var. Para sahipleri oraya doğru baktığında diyor ki: “Arkadaş, burada hukuk devleti yok benim paramın bir güvencesi yok demek ki. Ne yapmam lazım? Kişisel ilişkiler üzerinden ve bu Hükûmetin çıkaracağı yasalar üzerinden paramla ilgili teşvikler almam lazım.” Hükûmetin kapısını aşındırır. Ne isterim Hükûmetten? “Arkadaş senin ülken hukuk devleti değil, sende demokrasi yok, benim param nasıl güvencede olacak?” “Sen gel arkadaş, gel.” Ne yaptık iki yıldır arkadaşlar? Butik teşvikler çıkardık. Ne yapıyoruz? “Vergileri az alacağız ya da uzun süre almayacağız.” diyoruz. Başka ne diyoruz? “Bak, benim ülkemde işçi iki yıl önceye kadar 500 euroya çalışıyordu, şu anda 340 euroya asgari ücretle çalıştırabilirsin ve merak etme, öyle bir düzen yarattık ki o işçi sesini çıkarmaz, itiraz etmez, grev yapmaz, yapamaz çünkü grev yapmaya kalkarsa ben o grevi yasaklarım ve sen rahat rahat işçiyi sömürürsün.” diyoruz. Başka ne diyoruz? “Sen gel yeter ki bedava arsa, arazi.” diyoruz ve başka ne istiyor yatırımcı biliyor musunuz? Diyor ki: “Arkadaş, benim param ne olacak, nasıl geri götüreceğim?” “Merak etme, sana devlet güvenceleri vereceğiz.” diyoruz. “Şehir hastaneleri ihalesine girersen yirmi yıl boyunca oradan sana garanti gelir vadedeceğiz, köprü, otoyol, yol yaparsan da yirmi yıl boyunca, yirmi beş yıl boyunca sana gelir güvenceleri vereceğiz, hazine güvencesi vereceğiz.” diyoruz.

Değerli arkadaşlar, bütün bunlar bizim demokrasi yolundan çıkmamızdan dolayı oldu. Bakın, iki-iki buçuk yıl öncesine kadar ülkemize yine yatırımcılar geliyordu, ülkemiz genç bir ülke olduğu için ciddi büyüme potansiyelleri vardı ve ülkemiz demokrasi yolunda, Avrupa Birliği standartları yolunda yürüdüğü için o yatırımcılar çok daha azına razı oluyorlardı, bugün olmuyorlar, çok daha fazlasını istiyorlar ve inanın bu yolda yürüdüğünüz sürece çok daha fazlasını isteyecekler, talep edecekler.

Değerli arkadaşlar, dedim ya -torba yasada- Sayın Bakan “Rekabet liginde ülkemizi ilk 20 ülke içine sokacağım.” dedi. Peki, Sayın Bakan, ben de diyorum ki ben bazı rakamlardan size bahsedeyim. Hani ilk 20’ye sokmaktan bahsediyor ya ve orada da hâlâ yatırımcı gelmiyor ya. Niye gelmediğini ben de size bazı rakamları söyleyerek, ülkemizin sırasını göstererek söyleyeceğim. Bakın, Hukukun Üstünlüğü Endeksi vardır. Dünya Adalet Projesi bunu belirler, saygın bir kuruluştur. Biz 80’inci sıralardaydık, bir önceki sene 113 ülke içinde 99’unculuğa düştük, geçen seneki rapor da yakın zamanda açıklandı ve 113 ülke içinde, Sayın Bakan, 101’inci sıradayız. Sayın Bakan şimdi diyecek ki: “Amerika’da kurulmuş o kuruluş, zaten bize hasım onlar.”

Değerli arkadaşlar, böyle bağımsız kuruluşlar vardır ve bunlar objektif kriterlere göre, saygın kurullar tarafından bu sıralamayı belirlerler. Anayasa Mahkemesi kararının uygulanmadığı bir ülke olarak biz kaçıncı sırada olmayı bekliyoruz? 113 ülke içinde 101’inci sıradayız. Bununla utanç duymalıyız. Bu, şunu gösterir: Hiçbirimizin bir hukuk güvencesi yok ve yatırım ortamını iyileştireceksiniz ya, yatırımcının da bir hukuk güvencesi yok arkadaşlar. Hukuk güvencesinin olmadığı bir yere yatırımcı gelmez, gelen de fazlasını ister; faiz olarak fazlasını ister, kâr olarak fazlasını ister, sömürü olarak fazlasını ister, “İşçiyi daha fazla sömürmem gerekir.” der, “Çevre Denetim Raporlarına boş verin.” der, doğayı sömürmek için gelir yatırımcı. Bütün bunlarla ülkemizi karşı karşıya bırakıyorsunuz. Sırf hukukun üstünlüğünde 101’inci sıraya gerilememiz bunun için yeterlidir.

Değerli arkadaşlar, Basın Özgürlüğü Endeksi’ne de bakar yatırımcı. Neden? Çünkü gadre uğrarsa o yatırımcı basına da gider, der ki: “Arkadaş bu hükûmet bana bir haksızlık yaptı. Ben yatırım yapacaktım burada, bir anda bana engel koydu.” Yani; bir basına gidersem acaba benim haberimi yapar mı?” diye düşünür yatırımcı. Bakın sıralamayı söyleyeyim. Arkadaşlar, basın özgürlüğünde 180 ülke içinde 155’inci sıradayız. Utanç verici bir rakam ve düşüyoruz, 180’inciliğe doğru yürüyoruz. Hani rekabet üstünlüğünde 20’nciliğe doğru yürüyecektik ya, 155’inci ülkeyiz ve düşüyoruz.

Diğer bir endeks, Birleşmiş Milletler İnsani Gelişmişlik Endeksi’nde 71’inci sıradayız. Biz bunlara bakalım arkadaşlar.

Arkadaşlar bir başka endeks, Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu’nda 144 ülke içinde cinsiyet eşitsizliğinde 131’inci sıradayız. Yani sonunculuğa yakınız ve aşağı doğru gidiyoruz.

Değerli arkadaşlar, bütün bu endekslere bakan yatırımcı, inanın, bize hayırlı bir yatırımcı olarak gelemez ancak bizi sömürmeye gelen yatırımcılar olur. Bu açıdan biz bu endeksleri iyileştirmeye bakalım derim.

Diğer bir boyutu arkadaşlar, bütün bu torba yasaların ruhuna yansıyan; Hükûmet bir panik hâlinde ve seçime doğru giderken, seçim anlamında ekonomiyi canlandırmak için şöyle bakıyor: Ya, arkadaş, ben bütün torbaları eğer ki yüzde 1’i iyi hissettirecek yani para sahiplerini iyi hissettirecek noktada çıkarırsam, onların talepleri doğrultusunda, ekonomim canlı gider. Ee, geri kalan yüzde 99 ne olacak? İnim inim inleyen, borç harç altında inim inim inleyen yüzde 99 ne olacak? Onlarla ilgili herhangi bir madde var mı bu torbada? Yok arkadaşlar. Hepsi para sahibi o yüzde 1’i iyi hissettirmek üzerine kurgulu ve Hükûmet şöyle diyor: “Ben o yüzde 1’i iyi hissettirirsem onlar da yüzde 99’a biraz iyi bakmaya çalışırlar; maaşlarını, asgari ücretlerini ödeyebilirler.” Oysa arkadaşlar, bakın, biz sosyal bir hukuk devletiyiz. Sosyal devlet olmanın gereği, geniş kesimleri iyi hissettirmektir. “Ülkemiz büyüdü, büyüdü.” diyorsunuz, yüzde 7 büyüdük, 8 büyüdük.

KADİM DURMAZ (Tokat) – Yüzde 11!

GARO PAYLAN (Devamla) – Arkadaşlar, gerçekten bakın, gidin geniş kesimlere, çiftçiye, işçiye, esnafa “Benim ekonomim büyümedi.” diyor. Çünkü gerçekten büyümüyor. Büyüyen bir kesim finans sektörü, yandaş müteahhitler, onların cepleri, kârları büyüyor yani yüzde 1’in kesesi büyüyor, yüzde 99’a -99 demeyeyim- geniş kesimlere düşen yalnızca borç harç oluyor ve uzun vadede asla sürdürülemeyecek bir sistemdir bu ama iktidar şöyle bakıyor: Ben Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar bu meseleyi götürebilirsem götürürüm ondan sonrası Allah kerim. Ama arkadaşlar, bakın eğer ki duvara çarparsak o yüzde 1’e dokunmayacak duvara çarpmamız geniş kesimlere dokunacak, o borç altında inleyen, borç harçla bir ev almış, on yıllık “mortgage”e girmiş, borç harçla bir arabaya girmiş, bir traktöre girmiş, borç harçla dükkânına yatırım yapmaya çalışan esnafa patlayacak o duvara çarpmamız. O açıdan hepinizi uyarıyorum, behemehâl ülkemizi tekrar demokratik standartlarda yükseltecek düzenlemeleri yapalım ki herkes geleceğe güvenle baksın ve refah da huzur da geniş kesimlere yansıyabilsin.

Değerli arkadaşlar, şimdi biraz da maddelere geçmek istiyorum, sürem azalıyor. Maddelerde mesela şöyle bir madde var, belediyelerle ilgili bir ferman salmış Hükûmet, diyor ki: “Ey belediyeler -sanıyorum bin küsur belediyemiz var- siz harç belirleme yetkisine sahip değilsiniz. Belediye meclisleri bir işe yaramaz. Ben size merkezden ferman salıyorum: Kazı harçları için en fazla şu kadar harç alabileceksin.” Arkadaşlar, olur mu böyle bir şey? Velev ki İstanbul Büyükşehir Belediyesinin devlet bütçesi kadar bütçesi var ama küçük belediyeler için -değil mi- bütçesinde belirli rakamlar oluşturur bunlar ve kendi gerçeklikleri doğrultusunda bu harçları belirleyebilmeliler. Ya, yerel demokrasiden bahsediyoruz. Evet, eğer ki uçurum varsa, yüksek rakamlar belirleniyorsa bir tavan belirlenir ama bu kadar düşürüldüğü takdirde belediye bütçelerini sarsar arkadaşlar; merkezden böyle fermanlar salmayalım derim.

Diğer bir konu, meralarla ilgili. Değerli arkadaşlar, her torbada meralarla ilgili bir madde var ya, her torbada meralarla ilgili bir madde ve ne için? Meraları korumak için değil, meralara saldırmak için var her torbada. Şimdi de “Efendim, orada baz istasyonları kurmak istiyoruz.” Ya, arkadaşlar, orada yerleşim yerleri, köyler varsa oraya zaten baz istasyonu kurulmasının önünde bir engel yok ki. Ama siz bir meraya, yerleşim olmayan bir meraya baz istasyonu kurarsanız… Mesela Kanal İstanbul’u yapmaya niyetlisiniz ya; orada mera alanları var, büyük rant peşinde koşanlar da oralardalar. Baz istasyonu kurmak demek yol, su, elektrik getirmek demek, meraları o rant iştahçılarına açmak demektir; bunları yapmayalım derim. Köylülerin ihtiyacı varsa oraya baz istasyonu kurun ama meraların böyle bir şeye ihtiyacı yok.

Değerli arkadaşlar, bir diğer konu çok önemli: Yapı denetimle ilgili. Bakın, yapı denetimi ülkemizde etkin bir şekilde yapılamıyor ve bu torbayla bir imza daha eksiltilecek. Ruhsat alacaklara diyor ki: “Yapı denetimcisinin imza atmasına gerek yok arkadaş.” Peki, yapı denetimcisini kim belirliyor? Bir inşaat yapacaksınız ya, bir müteahhitsiniz; müteahhit yapı denetçisini belirliyor. Bakın, binayı yapacak kişi denetçisini kendi belirliyor. Yani, maça çıkıyorsunuz, maçın hakemini kendiniz belirliyorsunuz.

Bakın, bir manşet var, Yapı Denetim Derneği başkanları “Denetim firmalarının yüzde 99’u bir daha iş alamam korkusuyla hataları görmezden geliyor.” diyor. Neden? “Çünkü zorluk çıkarırsam o müteahhit bana bir daha iş vermiyor arkadaş.” diyor. O yüzden denetimler de göstermelik kalıyor. Arkadaşlar, fay hatlarının üzerinde oturuyoruz. Milyonlarca insanımızın vebali üzerimizde. Yapı denetçisini müteahhit belirlerse nasıl denetim yapacak? Bir de diyorsunuz ki: “Ruhsat aşamasında bir imza eksilttim.” Ya, arkadaş, ruhsatını görmeden imzalayan bir kişi, yapı denetçisi nasıl denetleyecek? Ruhsatını görmediğin bir şeyi denetleyebilir misin? Bunu imza atmadan denetleyebilir misin? Yapı denetimi bir bütündür. Bütün bunları göze almalıyız diyorum arkadaşlar.

Diğer bir konu, çok kritik ve kendi mesleğimle ilgili, ben ayakkabıcılık yaptım, baba mesleği. Diyor ki bu torbada “Arkadaş, sen, rehin konusunda, teminat, kredi alacaksın -ayakkabıcılıktan örnek vereyim-derini gösterdin, kredi aldın, rehine bıraktın derini ve deri olarak…” Deri altındır her zaman bakın arkadaşlar. Ya, ham madde altındır. Mesela konfeksiyonda pamuk altındır. Ama diyor ki torba: “Sen deriden ayakkabı yaparsan onu da rehin gösterebilirsin.” veya “Pamuktan gömlek yaptın, gömleği de rehin gösterebilirsin.” Arkadaşlar, bu çok tehlikeli bir maddedir. Bakın, ben size bir örnek vereyim. Deri altındır diyorum ya, ayakkabı ya altındır ya çöptür. Yani bir model tutturursunuz, o ciddi anlamda size kâr ettirebilir ama model tutmazsa, rengi tutmazsa o çöptür. Düşünün ki burada kötü niyetler nasıl oluşabilir? Diyelim ki siz zora girdiniz, 1 milyon liralık derinizi rehin gösterdiniz. Zora girersiniz, o piyasadan çer çöp, tapon ayakkabıları toplarsınız, deponuza koyarsınız, gelir banka “Arkadaş, nerede deri?” “Deri yok.” “Nerede?” “Aha, burada ayakkabılar.” Tapon ayakkabıları gösterirsiniz, bankalar da o ayakkabıları almak zorunda kalır ve ciddi anlamda kamu zararı yazar. Bu kadar kredi garanti fonlarının verildiği, bu kadar kredilerin pompalandığı bir dönemde… İyi günlerdeyiz bakın ama ters rüzgârlar yaklaşıyor, Amerika faizleri yükseltiyor, para muslukları kısılıyor. Bakın, bunların olduğu günde, kötü günde, dar günde bunlar bankalarımıza ve dolayısıyla toplumumuza, halkımıza ciddi bedeller ödetir. Bakın, özellikle kamu bankalarıyla ilgili, Halk Bankasının Genel Müdürü Süleyman Aslan’la ilgili Amerika’daki davada ne denildi biliyorsunuz. Bakın, bizim tuttuğumuz avukat, Rocco’yu biz tuttuk, parasını biz verdik. Davada, bizim tuttuğumuz Avukat Rocco diyor ki: “Süleyman Aslan’ı satın almışlar.” Namuslu bütün kamu bankası görevlilerini tenzih ederek söylüyorum. Bu tip şeyler olabiliyor. Bunların yollarını açmamamız lazım. “Deriyi ayakkabı yaptım, onu rehin gösteririm.” demememiz lazım.

Diğer bir konu, arkadaşlar, bakın, tapu müdürlükleri Türkiye'nin en güvenilir kurumlarıdır ve oraya gidersiniz tapu memuru size izahat verir. “Amca bey, nineciğim, bak, evini 100 bin liraya satıyorsun, parasını aldın mı almadın mı?” diye sorar. Veya bankadan kredi aldınız, bankadan kredi alıp tapuya işletirken “Bak amcacığım, yaşadığın evini teminat gösteriyorsun. Yarın senin evladın bunu ödeyemezse evin gider ha.” diyebiliyor, izahat verir. Ama ne yapıyor Başbakan Yardımcısı? “Bankada attığın imza yeterli, tapuya gitmene gerek yok.” diyebiliyor. Arkadaşlar, bu çok tehlikeli bir madde. İnanın kötüye de kullanılır, örneklerini size verebilirim. Risk almak isteyen evlatlar, çocuklar veya dara girmiş geniş kesimler babasını, amcasını, eşini “Hadi gel seni bankaya götüreyim, bir imza atacaksın.” diye götürebilir ve kâr hırsıyla dolmuş bankacılar da bunun yolunu açabilir çünkü okumuyorlar maddeleri. “Gel amca buraya bir imza at.” der. Ne oldu sonra, bir yıl sonra işler bozulduğunda? Ev gitti. Böyle bir şeyi kabul edebilir miyiz arkadaşlar? Tapuda bir kez daha izahat veren devlet görevlisinin, kamu görevlisinin vatandaşı bu noktada korumasının önüne geçiyor bu Hükûmet. Bu madde kabul edilemez, buna asla rıza göstermeyelim diyorum arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, son olarak söyleyeceğim, yatırım ortamının iyileştirilmesi böyle teknik maddelerle olmaz, hukukun üstünlüğüyle olur, toplumsal barışla olur, adaletle olur. Böyle teknik maddelerle bizi oyalamayın sayın Hükûmet ve iktidar partisi. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Sayın Zekeriya Temizel konuşacak.

Buyurun Sayın Temizel. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ZEKERİYA TEMİZEL (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünya, neoliberal politikaları son çeyrek yüzyılda yoğun ve acımasızca uyguladıktan sonra artık bu politikalardan umudunu kesmeye başladı yani devlet yerine özel sektörü borçlandırarak, onlara yatırım yaptırarak, devletin verdiği garantilerle, devletin verdiği gelir garantileriyle, borçlara verilen garantilerle bu iş daha fazla gidemiyor. IMF bile “Dünya, neoliberal politikalarda yolun sonuna geldi.” demeye başladı. IMF bu noktaya geldiyse artık bu konuda yapabilecek pek fazla bir şeyin kalmadığı ortaya çıkıyor. Bütün bu politikalar sonucunda servet dağılımındaki bozulma son aşamaya geldi. Dünyadaki varlıkların neredeyse yüzde 80’i yüzde 1 gibi bir kesimin eline geçmeye başladı. Dolayısıyla artık dünya yoksulluğun giderilmesinden, yoksulluğun ortadan kaldırılmasından umudunu kesmeye başladı. Onun yerine, yoksulluğun yönetimi politikaları temel politikalar hâline gelmeye başladı. Yani “İnsanların gelirini artıramıyorsan onları borçlandır, hem böylece bağımlı hâle getir hem de o borcu ödemek için size daha fazla bağlansınlar.” politikaları bütün dünyanın gelişmekte olan ülkelerinde neredeyse hâkim hâle geldi. Yoksulluğun yönetimi politikalarındaki temel lokomotif 2008 krizinden sonra Amerika’nın dünyaya pompaladığı 3,5 trilyon dolar oldu. 3,5 trilyon doları gelişmekte olan ülkelere kaynak olarak borç verip buradan elde edilen faiz gelirleriyle krizin, mortgage krizlerinin altından kalkılmaya çalışıldı. Ancak, belirli bir süre sonra bu olayın bu şekilde sürmeyeceği görülünce, bunlar yavaş yavaş yeniden geri çağrılmaya başlandı. Şu gerçeği asla göz ardı etmiyor hiç kimse, bugün dünyada faizi verebildiğiniz sürece hâlâ borç alma olanağınız var. Türkiye’ye bakıyorsunuz, şu anda dünyanın en yüksek faiziyle borçlanan ülkesi durumunda. Bizi izleyen ülkeler de var, biz yüzde 12’nin üzerinde faiz verirken dolar bazında, bizden sonra gelen yüzde 7 dolayında. Yani bize en yakın olandan bile neredeyse 1 kat daha fazlayız.

Değerli milletvekilleri, bankalar dışarıdan borç alıyor, aldıkları bu borcu tüketici kredisi olarak yurttaşlarına veriyor, sonra yine dışarıdan alınan borçla yapılan AVM’lerdeki yine dışarıdan alınan borçlarla yapılmış olan, ithal edilmiş olan Çin mallarını satın alarak ülkeyi kalkındırıyor. İşin özeti bu. Birazcık abartarak söylüyoruz ama başka türlü de dikkat çekilmiyor bir türlü ama işin özeti bu. Böylece ülke büyüyor, daha doğrusu büyüyor zannediliyor. Ancak, yabancı kaynak bulma konusunda deniz bitti. Amerika, kaynaklarını yeniden ülkesinde toplamaya başladı. Amerikan Merkez Bankasının yapmış olduğu program, belirli aşamalarla dünyadan ne kadar kaynak çekileceğini ortaya koydu. Aynı şekilde Avrupa Merkez Bankası da davranmaya başladı. Yani dünyadaki bu para bolluğunun sonuna gelindi. Dünyadaki para kıtlığı neoliberal politikaları uygulamaya çalışan ülkelerde, işte, gerçek bir yarış ortaya koydu. Hepinizin bildiği veya günde belki birkaç defa duyduğu bu kısa hikâyeyi, bu kısa oluşumu, sırf işte bu noktaya gelmek için söyledim. Yani, ülkeler, şu anda gittikçe kıtlaşmakta olan ülkeleri bu politikalarını sürdürmek için ülkelerine çekmeye çalışıyorlar yani dünyada bir yatırımcı çekme yarışı var. Öyle bir yarış ki bu, bazen acımasızlaşıyor, ülkeler bu konuda o kadar ileri gidiyorlar ki ne ülkelerinin ulusal değerlerini ne kültürel değerlerini ne millî değerlerini, hepsini ayaklar altına alarak “Yeter ki buraya yatırımcı gelsin.” diye düzenlemeler yapmaya çalışıyorlar. Tanrı bizi bundan korusun, inşallah o noktalara gelmeyeceğiz. Gelmeyeceğiz ama dünya böyle. Bu durum karşısında bu yarışa ister istemez biz de katılıyoruz. Nitekim, bu önünüzdeki tasarı, görüşeceğiniz tasarı işte bu yarışla ilgili olarak “Biz de yarışta varız. Bakın, biz de yatırım ortamımızı iyileştiriyoruz, bizim de yatırım ortamımız iyi.” diyebilme düzenlemesidir.

Bu yarışın hakemi Dünya Bankası. Dünya Bankası bu yarışta hakemlik yapıyor, 10 tane değişik branşta yarıştırıyor ülkeleri, ülkeler bu 10 branşta da öne geçmeye çalışıyorlar. Bu 10 tane branşın ana başlıkları şöyle: İşe başlamayla ilgili formaliteler. İşe başlama konusunda notumuzun yüksek olması gerekiyor yani formaliteleri tamamen ortadan kaldırırsanız, belki de hiçbir şeye başvurmadan gelip otomatik olarak yatırım yapılsa orada en yüksek puanı alacağız, 1’inci sıraya yerleşeceğiz ama maalesef bu konuda 80’nci sıradayız.

İnşaat izinlerinin alınması 2’nci ölçü. Çünkü, neoliberal politikalarda, özellikle bizim ülkemizde, bizim ülkemiz gibi ülkelerde en büyük ölçüde inşaat yatırımlarına, inşaata, betona, demire para gömülüyor, bağlanıyor. O zaman, tabii, inşaat izinlerinin alınması bu yarıştaki numaralandırmada oldukça önemli fakat biz 96’ncı sıradayız, öyle bir başarımız yok.

Elektrik temini, tapu kaydı, kredi temini, azınlık hissedar haklarının korunması… Bakın, azınlık hissedar haklarının korunması konusunda 20’nci sıradayız, iyiyiz yani iyi koruyoruz. Vergi ödemede 88’inci sıradayız. Sınır ötesi ticarette, sözleşmelerin icrasında, iflasların çözümünde… İflasların çözümünde 139’uncu sıradayız. Şu anda sanıyorum bizim Adalet Komisyonunda İcra ve İflas Kanunu’yla ilgili olarak iflasların ertelenmemesi ve büyük bir hızla çözümlenmesi için de düzenlemeler yapılıyor. Bu sayede 139’uncu sıradan belki ön sıralara doğru gelmeye çalışacağız.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bütün bunların hepsiyle ne kadar yarışırsanız yarışın, bu konularda sizden daha büyük fedakârlık yapacak ülkelerin çıkma olasılığı var. Sonuç olarak olay geliyor vereceğiniz faize ve ona vereceğiniz garantiye dayanıyor ve bunu yaparken bile yani sıcak paracılar bu ülkeye sıcak paralarını getirmek için bile aynı şekilde Dünya Bankasının başka ölçülerine bakıyorlar. Yani Dünya Bankası bir taraftan bu işleri kolaylaştırma, kim daha fazla iş kolaylığı sağlıyor yarışını sürdürürken diğer taraftan da Dünya Bankası, yatırım kalitesiyle ilgili olarak ülkelerin bu konudaki kalitelerini ölçüyor ve bundan çok daha fazla etkili olarak işlev görenler de bunlar.

Değerli arkadaşlar, bir ülkeye yatırım yapılması için Dünya Bankasının bile kabul ettiği, bütün yatırımcıların ortak kanısı olan konu, o ülkede evrensel hukukun geçerli olup olmadığı, tarafsız ve bağımsız bir yargının hâkim olup olmadığı, diskriminasyon uygulamalarının yer alıp almadığı yani belirli yerler arasında, kişiler arasında, bölgeler arasında, yerli yabancı arasında ayrıcalık yapılıyor mu yapılmıyor mu, ekonomiyle ilgili yasaların sürekli değişip değişmediği, hele özellikle maç oynanırken, oyun oynanırken kuralların değişip değişmediği, özel uygulamalar için özel yasal düzenlemelerin yapılıp yapılmadığıdır. Eğer bir ülkede bütün bunların hepsi oluyorsa yatırım ortamının iyileştirilmesiyle ilgili olarak bizim burada yaptıklarımızın herhangi bir anlamı kalmıyor. Devlet yönetiminin karnesini oluşturan bu düzenleme aslında Dünya Bankası tarafından her yıl hazırlanıyor. 214 tane ülkeyi kapsayan bu incelemeyle ilgili olarak Türkiye'nin durumu üç aşağı beş yukarı şu şekilde sıralanıyor değerli arkadaşlar.

Söz hakkı ve hesap verebilirlik. Bir ülkedeki söz hakkı ve hesap verebilirlik. Eğer ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, basın özgürlüğü, seçme hakkı gibi parametrelerle yapılan bu ölçümde geçer not alamıyorsanız, maalesef, devlet yönetim karneniz ilk kırık notu almış oluyor. Türkiye bu konuda yani söz hakkı ve hesap verebilirlik konusunda 204 ülke arasında 144’üncü sırada, 144’üncü sıradayız ve her sene bu sıramızı daha da yükseltiyoruz. Örneğin son iki yıl içerisinde tam 14 sıra birden gerilemiş vaziyetteyiz.

Hukukun üstünlüğü. Türkiye'nin bu konudaki notu, maalesef, ülkeyi 108’inci sıraya koymuş ve 2016’dan beri tam 18 sıra birden gerilemişiz.

Mevzuat kalitesi. Bu düzenlemeleri yaparken yukarıdaki ihtisas komisyonlarında sürekli dile getirdiğimiz konu şu: Arkadaşlar, yasa yapıyoruz ama yasalarımız inanılmaz derecede kalitesiz olmaya başladı, ifadeler içerisinde tutarsızlık var, daha mürekkebi kurumamış kanunları burada defalarca yeniden değiştirdik, değiştiriyoruz, yapıyoruz değiştiriyoruz, yapıyoruz değiştiriyoruz. Dolayısıyla, bu mevzuat kalitesiyle ilgili düzenleme bizim açımızdan inanılmaz bir dezavantaj şeklinde ortaya çıkıyor.

Kamu yönetiminin etkinliği konusu son zamanlarda artık Türkiye'de tartışılmayan bir konu hâline geldi. Hâlbuki tüm bu düzenlemelerin önünde etkin ve tarafsız bir kamu yönetiminin varlığı yabancı sermayenin Türkiye'ye gelmesinin en temel koşulu. Yolsuzluğun kontrolü ayrı bir olay. Bütün bunların hepsine ayrıntısıyla girme olanağı yok. Bu koşullar altında demek ki yatırım ortamının iyileştirilmesiyle ilgili olarak sadece kolaylıklar sağlamak değil, asıl bunları düzeltmek zorundayız. Bunları düzeltmediğimiz takdirde ister istemez bu sıranın dışında kalıyoruz.

Değerli milletvekilleri, en tehlikeli unsur da yatırımcılara kolaylık sağlıyoruz derken kültürel varlıklarımızın talanı, doğanın katli, özellikle devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerin. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerler, biliyorsunuz, değerli milletvekilleri, bu ülkede herhangi bir kişi, sınıf, zümre, gruba ait olmayan; “Ben bu ülkenin vatandaşıyım.” diyen herkesin eşit olarak yararlanacağı yerlerdir. Bu kavramı unutmaya başladık. Türkiye Cumhuriyeti’nin Medeni Kanunu’nda çok net bir şekilde devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler tanımlandıktan sonra, buraların hiçbir şekilde özel bir amaç için -kamu yararı hariç- kullanılamayacağı, herhangi bir kişi ve zümreye tahsis edilemeyeceği belirtiliyor idi. Ama bu yatırımlar uğruna, bir dikili çöpü bile olmayan insanların “Bu vatan benim.” diyebilmesi için zorunlu olan bu kavramı öldürmeye başladık. “Dikili çöpüm yok ama devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler var, onlara ben de sahibim, onlar benim de mülküm.” denir, bir ülkede olmazsa olmaz budur, bunu ortadan kaldırmaya başlıyoruz. En başında kıyılar vardır, yıllarca kıyılar bunun için korunmuştur. Şimdi kıyılar yeniden kapatılmaya başlandı, eğer gücünüz varsa geçin geçebiliyorsanız.

Bütün bu değerlerin hepsinin yatırımların iyileştirilmesi adına ortadan kaldırılmasına izin vermemek gerekiyor.

Süre azaldı, teker teker maddelerle ilgili bir şeyler söyleme imkânı yok, zaten geneli üzerinde konuştuktan sonra da diğer maddeler üzerinde konuşma olanağı da yok. Önerge vermek, bu konuda yapılan iyi niyetli çabaların falan da inkârı anlamına gelir. Birileri uğraşıyor, onu kabul ediyoruz. Bunların yapılması gerekiyor, aksi takdirde hemen kuzeyinizdeki sınır komşunuz puan olarak sizden daha ileri gidiyor. Eğer bu işe yarıyorsa yatırımlarınızın oraya kayacağından çekiniyorsunuz, korkuyorsunuz; bu doğal. O nedenle “Bunların hepsine karşıyız.” falan dediğimiz maddelerin sayısı sınırlı, orada sınırlı tutmaya çalışıyoruz.

Burada yüce Meclisin bir tek şeye dikkatini çekmeye çalışıyorum değerli arkadaşlar, o da bu kanunun 1’inci maddesi, 1’inci maddeye koymuşuz. Bu kanunun 1’inci maddesi: “Kamu kurum ve kuruluşları, kredi kuruluşları, bankalar, esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile tarım kredi kooperatiflerince açılmış veya açılacak tüm borç ve kredilere karşılık teminat gösterilen taşınmazların ipotek işlemleri, tarafların istemi hâlinde, taraflarınca imzalanan kredi veya borç sözleşmesine istinaden tapu müdürlüklerinde takrir alınmadan yapılır.” Meclisimizin yarıya yakını hukukçu. “Takrir almak” ne demektir? Hukuki ifadesiyle okuyayım, yanlışlık olmasın: Malik veya hak sahibinin düzenlenen resmî senet veya tescil istem belgesini tapu müdürü huzurunda “Okudum.” yazarak imzalamasına “takrir” deniliyor. Takrir veriyorsunuz siz, takrir; gayrimenkulünüzle ilgili olarak “Evet, ben bunu buraya rehin ediyorum.” diye takrir veriyorsunuz.

Takrir, tapu sicilinin herhangi bir şekilde kişilerin zararına neden olması hâlinde devlete sorumluluk yükleyen bir işlemdir. Eğer yapılmış olan sahte belgelerle, vesairelerle herhangi bir ipotek işleminden sonra kişilerin mülkü haczedilerek satılıp el konulur ise o takdirde devletin sorumluluğu ortaya çıkıyor burada. Ama siz tapuda takrir verdirmezseniz eğer, o takdirde devletin böyle bir sorumluluğu olmuyor. Tapu kütüğünden daha güçlü, mülkiyetle ilgili bir teminatımız var mı? Yok. Özellikle gayrimenkul teminatı konusunda tapuda takrirle işlem yapmak, devlet güvencesi açısından, devletin güvencesi altında yapılan işlemler açısından en temel unsurdur. Kaldırıyoruz arkadaşlar, kaldırıyoruz. Niye kaldırıyoruz, niye? Yani sadece gidip de tapuda takrir vermemek yüzünden insanlar yatırımlarından falan vazgeçiyorlarsa bırakın geçsinler, yapmasınlar. Böyle bir derdi falan yok insanların, yatırımcının da böyle bir derdi yok. Ama burada, gayrimenkullerinden başka, taşınmaz mallarından başka hiçbir şeyleri kalmamış olan insanların devlet güvencesinde iş yapmak ve devlete güvenmek, devlet kurumlarına güvenmek en temel unsurlarından bir tanesi. Bunları değiştirmemek gerekiyor.

Şimdi, bu maddelerin hepsinin içerisinde, gerçekten, sayabileceğimiz “Aman şuna dikkat edelim, aman buna dikkat edelim.” olguları var, var ama yani bunlar yüzünden de aslında bürokrasiye boğulmuş bir devlet de var. Güzel, bunların hepsini düzeltelim, mevzuatımızı etkin bir hâle getirelim, mevzuatımıza kalite katalım ama neredeyse ta Osmanlı’dan beri, bu devletin kuruluşundan beri kadim bir kurumunuz var sizin yani, bu kurumu birdenbire kalkıyorsunuz pat diye kaldırıyorsunuz hem de üstelik Plan ve Bütçe Komisyonunda kaldırıyorsunuz. Ne Adalet Komisyonuna gidiyor ne hukuk komisyonuna gidiyor ne başka bir yerde görüşülüyor ne alt komisyonda görüşülüyor. Yani bu kurum yüzlerce yıldan beri işliyorsa ve işlev görüyorsa bunu oturduğunuz yerden birdenbire pat diye kaldıramazsınız, kaldıramazsınız. Bu, herhangi bir olay falan da yaratmaz.

Yatırımlarla ilgili olarak, yatırımlara kolaylık sağlamak aslında bir ülkenin teşviklerinin en temel unsurlarından birisini oluşturur. Bütün yatırımcılara iyilik veya yardım sağlamak gibi de bir yükümlülüğü yoktur bir devletin. Bir devletin koruması gereken yatırımları vardır, koruması gereken kaynakları vardır, koruması gereken üretimi vardır. Bununla ilgili de yatırım yapmaya gelenler olabilir ya da bu konudaki yatırımı ortadan kaldıracak çalışmalar yapmaya da gelenler olabilir. Tam tersine, bu konuda teknik engel yaratacaksınız, teknik engel yaratacaksınız. “Böyle bir yatırımı istemiyoruz.” diyeceksiniz. “Böyle bir yatırımcıya ihtiyacımız yok.” diyeceksiniz. Dolayısıyla kuralların hepsini çiğneyip “Bu kurallar çerçevesinde biz düzenlemelerimizi yaptık, bu düzenlemeleri yaptıktan sonra ülkemize yatırım gelecek.” dememek gerekiyor.

Takrir konusu üzerinde son bir cümleyle sözlerimi bitirmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, devletin sorumluluğun olduğu temel kurumlardan bir tanesidir. İnsanlar bu güvenceyle işlem yaparlar. Devletin kalitesi budur, yatırımcı açısından da devletin kalitesi budur. Onun da gayrimenkulünün korunmasına, hukukunun korunmasına ihtiyaç vardır. Bu maddelerin hepsini torba kanun içerisinde hızla geçireceğiz ama bir defa daha hiç değilse maddeleri teker teker okuyarak, değerlendirerek geçirilmesinde yarar olduğunu söylüyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Temizel.

Şimdi şahsı adına İstanbul milletvekili Mehmet Bekaroğlu konuşacaklar.

Buyurun Sayın Bekaroğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, şöyle bir uygulama var: Hükûmet de konuşacaksa önce lehte konuşacak şahıs konuşur.

BAŞKAN – Hayır, Hükûmet konuşmayacak. Zaten Hükûmet konuşursa önce şahıs konuşacak, Hükûmet, ondan sonra öbür şahıs konuşacak.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Efendim, lehte ve aleyhte 2 şahıs yok mu Sayın Başkan?

BAŞKAN – Evet.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Usul, aleyhte konuşacak şahsın son konuşmasıdır. Onu arz ediyorum.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Son söz milletvekilinin.

BAŞKAN – Sıraya göre şey yapıyoruz, zaten Hükûmet de konuşmayacak.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Yeni gelenekler de icat etmemek lazım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Altay, önümde konuşma listesi vardı ve sizin konuşmacınızın adı henüz verilmemişti. Biraz önce buraya geldiğinizde ben size hatırlattım, daha sonra da siz Sayın Bekaroğlu’nun ismini verdiniz.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Verdim. O zaman, önce lehtekini çağırmanız gerekmez mi? Onu söylüyorum.

BAŞKAN – Sıra neyse ona göre gidiyoruz.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Siz söylüyorsunuz “Siz sonra bildirdiniz.” diye. Böyle değil Sayın Başkan. Uygulama…

KADİM DURMAZ (Tokat) – Usul, usul.

BAŞKAN – Siz bana dediniz ki: “Bildirilmemiş mi?” Bildirilmiş olarak biliyordunuz siz de Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkanım, bildirmekten bahsetmiyorum, Parlamentonun seksen yıllık usulünden bahsediyorum.

BAŞKAN – Tamam. Peki, ne yapalım o zaman? Bekaroğlu’nu oturtalım mı yerine? Bekaroğlu’nu yerine mi oturtalım?

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Evet, lehte konuşacak olanın önce konuşmasını talep ediyorum.

BAŞKAN – Peki, hadi, sonra konuşturalım gecenin bu saatinde…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Seksen yıllık gelenek bu efendim.

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Basın ve Halkla İlişkiler Başkanlığından HDP eski Eş Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Selahattin Demirtaş’ın isminin önemli telefonlar rehberinde sehven yer almadığı ve düzeltmenin en kısa zamanda yapılarak yeni baskının dağıtılacağı bilgisinin geldiğine ilişkin açıklaması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bu arada, bir bilgiyi de paylaşmak isterim.

Sayın Demirtaş’ın yer alan Sayın Demirtaş’ın isminin sehven yer almadığı ve söz konusu düzeltme ihtiyacının en kısa zamanda giderileceği ve yeni baskının dağıtılacağı şeklinde bir bilgi geldi Basın ve Halkla İlişkiler Başkanlığından, bunu paylaşmak istedim sadece.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan, bir dakika…

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

2.- Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/912) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 518) (Devam)

BAŞKAN – Şahsı adına Düzce Milletvekili Sayın Ayşe Keşir konuşacak.

Buyurun Sayın Keşir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AYŞE KEŞİR (Düzce) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum.

Geneli üzerine konuşmadan evvel aslında birkaç hususun öncelikle altını çizmek isterim: Malumunuz hafızayı beşer nisyan ile malul. Çok yakın tarih olmasına rağmen bazı tarihleri ve gerçekleri insanoğlu ne yazık ki unutabiliyor. Günümüzde özellikle uluslararası ilişkilerde güç gösterisinin en önemli alanlarından biri malumunuz ekonomi ve Türkiye dünyaya en büyük meydan okumasını Sayın Cumhurbaşkanımızın “IMF’ye olan borçlarımızı ödeyeceğiz ve kendi yağımızla kavrulacağız.” dediği gün yaptı aslında.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Evet, borcumuz 400 milyar oldu.

AYŞE KEŞİR (Devamla) - Ve buna hem biz çok inandık hem dünya bunu çok fark etti, farkında oldu. Ve 2013 Mayıs ayını sizlere hatırlatmak isterim. 2013 Mayıs ayına Türkiye son dönemlerin, neredeyse son elli yılın en parlak dönemi olarak girdi. IMF’ye olan son taksitini ödedi. Üçüncü havalimanı, nükleer santraller, üçüncü köprünün bütün sözleşmelerinin konuşulduğu, ihalelerinin yapıldığı aydır ama 2013 Mayısında ne oldu? Kendilerince, bu büyüyen ekonomiye çelme takmaya kalktılar ve Gezi olayları patladı. Bunun bir tesadüf olduğuna kimse inanmıyor, sokaktaki vatandaş da inanmıyor, biz de inanmıyoruz.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) - Ben inanıyorum.

AYŞE KEŞİR (Devamla) – Gezi olaylarında başarılı olamayanlar akabinde 17-25 Aralık sürecini devreye soktular, orada da başarılı olamadılar ama bu iki sürecin yaklaşık 200 milyar dolarlık bir maliyeti oldu Türkiye'nin geleceğine.

Akabinde 15 Temmuz darbe girişimini, ben de bu salonda olarak 94 milletvekiliyle yaşadık. Gezi olaylarında, 17-25 Aralık sürecinde başarılı olunamayan Türkiye üzerinde oynanan oyunların en büyüğü 15 Temmuz gecesi burada yaşandı.

Bakınız, biraz siyasi tarihi hatırlarsanız, bir kitapçık fırlatıldığında, bir yazar kasa fırlatıldığında Türkiye ekonomisinin nasıl tepetaklak olduğu günleri herkes çok iyi hatırlayacaktır yakın siyasi tarihi bilenler ama biz 15 Temmuzu yaşadık, 15 Temmuzdan sadece birkaç ay sonra, bakın sadece birkaç ay sonra, kasım ayında borsa tavan yaptı, rekor kırdı, akabinde uzunlukları açısından dünyanın en uzun köprüsü olan Çanakkale köprüsünün temeli atıldı.

Sayın milletvekilleri, Türkiye eski Türkiye değil. Türkiye, cetvelle haritası çizilen ülkelerle mukayese edilemeyecek kadar büyük bir ülke. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bunu, hem içeridekilerin hem dışarıdakilerin artık öğrenmesi gerekiyor.

Bugün, Afrin’de sınır ötesi harekâtla, Zeytin Dalı Harekâtı’yla Mehmetçik’imiz çok büyük bir mücadele veriyor, Kızılelma’nın peşinde onlar. Büyüyen Türkiye için kanlarını, canlarını ortaya koymuş yiğit evlatlarımız, hepimizin evlatları. Buradan onlara selam gönderiyorum. Buradan onlara selam gönderiyorum.

Bakın, az önce örnek verdim bir yazar kasa fırlatılınca, bir kitapçık fırlatılınca ne oldu diye, bugün sınırımızın ötesinde çok büyük bir mücadele veriyor askerlerimiz, Türk ordusu çok büyük bir mücadele veriyor ve biz, burada, Mecliste yatırım ortamının iyileştirilmesini konuşuyoruz. Türkiye büyüyor, Türkiye büyümeye devam edecek; içeride, dışarıda kim çelme takmaya kalkarsa kalksın Türkiye büyüme ideallerinden, hedeflerinden asla vazgeçmeyecek. Bu paketin gelmesi sair zamanlarda belki daha başka anlamlar ifade edebilirdi ama bugün Afrin’deki harekâtın devam ettiği süre içinde biz Türkiye'nin 2023 vizyonundan asla taviz vermeden, büyüme hedeflerimizden asla taviz vermeden yatırım ortamının iyileştirilmesini konuşuyoruz.

Bakın, Plan ve Bütçeden bu kanun tasarısı geçti ve Genel Kurula geldi. Şu an Plan ve Bütçede vergi kanunları üzerine bir paket çalışılıyor ve önümüzdeki haftalarda da o buraya gelecek. Bu demektir ki Türkiye, istihdamda, kalkınmada hedeflerinden asla şaşmadı ve büyümeye devam edecek.

Pakete gelelim kısaca. Dünya Bankasının iş yapma kolaylığı -“Doing Business”- endeksinde Türkiye olarak ne yazık ki arzu ettiğimiz yerde değiliz, 60’ıncı sıradayız. Bu paket, aşağı yukarı 14 bakanlık, özel sektör, kamu, tüm iş birlikçileriyle, ortaklarıyla beraber saatler süren -hatta Sayın Bakanımızın notlarına baktım, “500 saati aşan çalışmalar” diyor- günler süren çalışmalarla hazırlanmış, ön hazırlığı yapılmış bir paket. Akabinde Plan ve Bütçede tartıştık.

Bu paketle biz ne yapmaya çalışıyoruz? İş yapabilme kolaylığı -biz buna “yatırım ortamının iyileştirilmesi” diyoruz- endeksinde hem Türkiye'nin sıralamasını yükseltmeye hem de Türkiye’ye gelecek yatırımı kolaylaştırmaya çalışıyoruz. Tabii, bu paketin tamamıyla birlikte aşağı yukarı 20-25 basamak bir sıçrama bekliyoruz ama iki yıl içinde ilk 20 ülke içinde olma hedefindeyiz.

Bir küçük rakam daha vermek istiyorum. Dediğim gibi, hafızayı beşer nisyanla malul. 2001 yılına kadar 15,1 olan yabancı sermaye gelişi Türkiye’ye, 2002-2017 yılları arasında 191 milyar doları aştı. Bu rakamları hiç küçümsemeyelim. Şimdi hedefimiz, yatırım ortamını iyileştirmek, dediğim gibi, şu an Plan Bütçede çalıştığımız ve akabinde gelecek olan diğer kanun tasarısıyla da Türkiye’de istihdamı artırmak, yatırımları kolaylaştırmak.

Ne yapıyoruz bu paketle? Detayları maddelerde konuşulacağı için tüm detaylara girmeyeceğim, sürem azaldı. Şirket kuruluşlarını kolaylaştırıyoruz. Mükerrer olan, 2 defa notere gitme ihtiyacı olan durumlar ortadan kaldırılıyor. İcra ve İflas Kanunu’nda çok ciddi düzenlemeler yapıyoruz. Burada şirketlerin tasfiyesinden ziyade, öncelikle ticari hayatlarına devam etmesini esas aldık biz bu düzenlemelerle, 1’den fazla madde de bu konuları içeriyor.

İnşaat izinlerini ve tapu işlemlerini kolaylaştırıyoruz. Aynı işlem için birkaç defa bürokrasi basamaklarına takılıyor olmak süreci çok yavaşlatıyor. Bu anlamda yapılan 18 işlemi 6’ya indiriyoruz.

Diğer taraftan, e-belediye uygulamasını benden önceki konuşmacılar da ifade ettiler. İletişimci olarak söylüyorum bunu, elektronik ortamda bu tür hizmetlerin verilmesi maliyetli işlerdir. Her belediyenin aynı standartta bu hizmetleri vermesi ne yazık ki çok mümkün değil bütçeleri açısından. Bu bütçe maliyetlerinin aşağı çekilmesi ve bir standardın gelmesi açısından bu maddeyi de çok önemsediğimizi ifade etmek istiyorum.

Diğer taraftan, kazı izinleriyle ilgili bir düzenleme var. Telekomünikasyon altyapısıyla ilgili, o izinlerle ilgili bir düzenleme yine bu paketin içinde.

Dış ticareti kolaylaştırıyoruz. Dış ticarette özellikle gümrüklerin dijitalleşmesini, Tek Pencere Sistemi’ni önemsiyoruz.

Finansmana erişimi kolaylaştırıyoruz yine bu paketle.

Taşınır rehinle ilgili maddeler geldiğinde zaten üzerinde konuşmalar yapılacak, tekrar detayına girmiyorum. Taşınır rehinle ilgili düzenlemeyi, biliyorsunuz, yine bu Parlamentoda biz bir buçuk sene önce yapmıştık, onun uygulamasına dönük bazı düzenlemeleri yine burada getiriyoruz.

Vergi ödemelerini basitleştiriyoruz. Aylık SGK ve muhtasar beyannamelerini birleştiriyoruz bu düzenlemeyle.

Epey bir şey var bu notlarımda ama sürem hayli azaldı.

Ben özetle şunu tekrar ifade etmek istiyorum: Türkiye büyüme hedeflerinden, kalkınma hedeflerinden asla vazgeçmiyor. Sınır ötesi bir harekât ya da geçmişte olduğu gibi pek çok büyük kriz yaşamış olmasına rağmen, Türkiye, içeride ve dışarıda kim engel olmaya kalkarsa kalksın büyüme hedeflerinden asla vazgeçmeyecektir, büyümeyi gerçekleştirecektir.

Büyüyen bir Türkiye’yi çocuklarımıza miras bırakacağız diyorum ve yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Keşir.

Şahsı adına son olarak İstanbul Milletvekili Sayın Mehmet Bekaroğlu konuşacak.

Sayın Bekaroğlu, biraz önce Sayın Engin Altay’ın bir talebiyle sizi tekrar yerinize oturtmak durumunda kaldım ama Sayın Altay galiba bir anlık dalgınlık yaşadı, ben de o dalgınlığın kurbanı oldum. Çünkü biz görüşmelere daha yeni başlamış durumdayız, görüşmelerin tümü üzerindeki şahıslar adına konuşma bölümündeyiz, burada leh ve aleyh durumu, aleyhte konuşma durumu dikkate alınmıyor çünkü Genel Kurulda İç Tüzük’ün 61’inci maddesine göre böyle bir karar alınmış değil. Görüşmelerin sonunda yani İç Tüzük’ün 86’ncı maddesini uygulama aşamasında ancak Sayın Altay’ın leh ve aleyhi sıraya dizme durumu ve ikazı gündem dışı olabiliyor, önem kazanıyor. O yüzden, tekrar kusura bakmayın diyorum. Boşu boşuna yerinize oturdunuz. O dalgınlığın, Engin Altay’ın dalgınlığının kurbanı ben olmuş oldum, bir de siz olmuş oldunuz.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde kişisel görüşlerimi açıklamak üzere söz aldım.

Önce, son konuşmacı Ayşe Keşir Hanım’a cevap anlamında değil ama söylediği için ben de bu konuyu açmak istiyorum. Şimdi, Hükûmet, özellikle ekonomi konularında sürekli bahanelerle, yani kendisi hiçbir şeyi yanlış yapmıyor, hiçbir problem yok, her şeyi doğru, mükemmel yaptı ama işte filanlar geldi ama IMF ama Gezi’ciler ama yağmur yağdı ama işte şöyle oldu, bütün bahanelerle gidiyor. Öyle değil. Hükûmetin uygulamış olduğu ekonomi politikaları, siyasal tercihleri yanlış olduğu için Gezi’den çok önce -Gezi’ye falan bağlıyorlar- “Köprü yaptık.” filan da…

Sayın Milletvekilim, bakın, sermaye köprüyü, havaalanını kimin yaptığına bakmıyor, oradan ne kazandığına bakıyor. Evet, büyük havaalanı yapıyoruz, büyük uzun köprüler, tüneller yaptık, doğru ama kendi birikimimizle yapmadık, dışarıdan borç aldık, borçla yaptık. “IMF’yle ilişkimizi kestik.” filan, ya, bunlar hamaset, hamaset. Yanlış politikalar uyguladınız, siz on beş sene ağustos böceği gibi sürekli hazırdan yediniz, aldığınız borç paraları -milyarlarca dolar faiz ödüyoruz şimdi- betona gömdünüz, rant da paylaştınız, o sebepten dolayı ekonomi tıkandı, Gezi’den dolayı filan olmadı bütün bunlar. 15 Temmuz da bahane değerli arkadaşlarım yani ekonomideki kötüye gidişin sebebi olarak gösteriyorsunuz ya, değil. Siz 15 Temmuzdan önce zaten panik hâlinde ekonomik düzenlemeleri yağmur şeklinde yağdırmaya başladınız torba yasalarla filan bütçede. Hem de öyle yaptınız ki, işte boru değişik yerlerde patladı, şurayı onarsak diye orayı sarıyorsunuz, olmuyor, öbür taraf... Bakın, getirmiş olduğunuz torbalarla, 1 Kasım seçimlerinden sonra getirmiş olduğunuz torba yasalarla yüzlerce değişiklik yaptınız, hâlâ olmuyor ve artık ipin ucunu da kaçırdınız çünkü sistematik olmaktan çıktınız, düzenli şekilde yapmıyorsunuz. Bir düzenlemeyi, mesela şu anda yaptığımız yatırım ortamının iyileştirilmesiyle ilgili düzenlemenin bir maddesini buraya koyuyoruz, öbür maddesini başkasına koyuyoruz. Sonra uygulamaya geliyorsunuz, uygulamada bir başka yerde çatlaklar ortaya çıkmış, hadi bakalım yeni bir torba, bu şekilde gidiyorsunuz. Problem sizsiniz, dünya değil.

Ha, dünya da problem, elbette “emperyalizm” diye bir şey var. Eskiden liberaller devletin küçülmesini istiyorlardı, “Devlet aradan çekilsin, piyasa en güzelini yapar, dolayısıyla herkes de kazanır.” öyle diyorlardı. Ama şimdi neoliberalizm döneminde öyle demiyor liberal dünya sermayedarları, zenginler öyle demiyor, “Devlet olsun, hatta güçlü olsun, bizim lehimize yasalar çıkarsın.” diyorlar.

Sayın Bakanım, çıkarmış olduğunuz bu yasa dâhil, son zamanlarda getirmiş olduğunuz bu torbaların tamamı ve tamamı zenginler içindir, sermayedarlar içindir; onlar daha çok kazansız diye yapıyorsunuz. “Siz, tabii, onların adamısınız, ondan dolayı yapıyorsunuz.” böyle bir suçlama yapmıyorum. Siz de bir yere kilitlenmişsiniz. “Büyüme” diye neredeyse artık kutsallaştırdığınız, hiçbir şekilde tartışmadığınız bir gerçeğiniz var: “Büyüme olsun da ne olursa olsun, neyi feda edersek edelim büyüsün.” Dünya da zaten bunda, sermaye de bu şekilde, yarış da bu şekilde, yapmış olduğunuz bu düzenleme de bu.

Sayın Bakanımız Zekeriya Temizel anlattı. İki konuya bakıyor yatırım; bir tanesi şu anda yapmış olduğumuz düzenleme, yatırım ortamının iyileştirilmesi. Bununla ilgili işte 11 tane alt başlık var. Bu konularla ilgili neler yaptınız, bunlara bakıyor ve not veriyor ama daha önemlisi sizin, hukukunuza, evrensel hukuka bağlı olup olmadığınıza, tarafsız yargınıza, demokrasinize bakıyor, o konuda da not veriyor ve bu notlara uymak zorundasınız. Ha, sizin bir özelliğiniz var, bir huyunuz var: Bu notlar işinize geldiği zaman “Bunlar çok iyi.” “Uluslararası endekslerde şöyle bir yerdeyiz.” “Aman, bize şöyle bir not verdiler…” Hani “Not alamayacaksınız.” dendiğinde “İşte aldık.” falan diyorsunuz. Ama notlar aleyhinize oldu mu çıkıyorsunuz “Bunlar uluslararası hainler, düşmanlar. Haçlı Seferi…” filan diye… İki sene evvel Sayın Cumhurbaşkanı Avrupa Birliği Roma’da toplantı yapınca, Vatikan’da, kıyameti kopardı “Haçlılar aleyhimize bir araya geldiler, Haçlı Seferi düzenliyorlar bize.” diye; bu sene koşa koşa oraya gitti, özel görüşmeler yaptı. Maalesef, siz de böyle bir şey izliyorsunuz.

Bakın, değerli arkadaşlarım, bunları bir tarafa bırakalım. Bu yaptığınız düzenlemeler aslında geç kalınmış düzenlemeler. Bunları yapmak zorundaydınız, doğru da yapıyorsunuz, bazılarına katılıyoruz da zaten. Plan ve Bütçe Komisyonunda biz sizin getirmiş olduğunuz bu gelişigüzel… Değerli arkadaşlar, bürokraside şöyle bir şey var: Bir torba hazırlanacağı duyulduğu zaman bürokrasinin değişik yerlerinde “O torbaya biz de bir şey atalım.” yarışına giriliyor ya da Hükûmet onlara diyor ki: “Bakın, şu konuda torba hazırlıyoruz, maddeyi yazın, getirin.” filan. Dünya kadar yanlış yapıyorsunuz. Biz muhalefet partisi milletvekilleri olarak orada katkı yapmaya çalışıyoruz ve bunu bir sorumluluk bilinciyle yapıyoruz.

Bakın, arkadaşlar, evet, büyümek istiyorsunuz, büyümek tek başına önemli değil -hiç önemsizdir anlamında söylemiyorum- başka, dünya kadar kriterler var, ölçüler var, rakamlar var; işte enflasyonu var, istihdamı var filan. Bunlarla ilgili ciddi problemler mevcut ama büyüme de gerekiyor, bununla ilgili yapılması gerekli şeyler var. Fakat dünyada ülkeler iki grupta değerli arkadaşlarım. Bir grup ülke otoriter rejimler. Bu otoriter rejimler -Çin gibi- bunlar yatırım ortamını akşamdan sabaha iyileştirebiliyorlar çünkü verdikleri garanti kişisel garantileri oluyor, siyasal garantileri oluyor. “Ben veriyorum.” diyor, yönetimin kendisi çıkıyor: “Ben veriyorum bu garantiyi.” Yarın o “ben” olmayınca ciddi sıkıntılar ortaya çıkıyor, finans maliyeti falan artıyor ama öbür taraftan, o işçilerle, çalışmayla, işle ilgili maliyetler çok düşük olduğundan, çevre maliyetleri çok düşük olduğundan sermaye çekebiliyor.

Ama öbür taraftan, demokratik ülkeler… Biz ki -iddiamız bu ya- demokratik ülkelersek biz demokrasiyi, hukuku, hukuk devletini, çevreyi, emeği, hepsini düşünmek durumundayız. Bunları düşündüğümüz zaman işler zor oluyor. Zor oluyor ama kalıcı oluyor. Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmetinin kaçırmış olduğu yer budur.

Değerli arkadaşlarım, 1 Kasım seçimlerinden bu yana ekonomide işler, ciddi bir şekilde problem, yanlış gidiyor. Bunu hepiniz biliyorsunuz ve biraz evvel söyledim, panik şeklinde, böyle yağmur yağar gibi değişiklikler getiriyorsunuz. Bu getirdiğiniz değişiklikler -bir daha tekrar ediyorum ve altını çiziyorum- sermayeyle ilgilidir sürekli şekilde. Diyorsunuz ki: “Yatırım ortamı iyileşsin. Yatırım olsun, büyüme olsun. Buradan -o meşhur- damla damla fakire fukaraya da akar.” Akmıyor değerli arkadaşlarım. Bu, kapitalizmin, dünya egemenliğinin, sermayenin söylemiş olduğu en büyük yalandır. Rakamlar ortadadır değerli arkadaşlarım; dünyada ve Türkiye’de en zengin olanlar yüzde 1, fakir olan yüzde 99’un aleyhine sürekli olarak büyüyor. Türkiye’de de rakamlar bu şekildedir. Türkiye’deki bütün servetlerden en zengin olan, en önde olan yüzde 1’in almış olduğu pay, sizin Hükûmetiniz zamanında yüzde 39’lardan yüzde 54’e çıktı. Bu, sizinle ilgili değil değerli arkadaşlarım; bu, dünyada egemen olan ekonomik sistemle ilgilidir ve siz de bu sistemi uyguluyorsunuz, harfiyen uyguluyorsunuz değerli arkadaşlarım. Bir taraftan, çıkıp hamaset yapıyorsunuz, öbür taraftan, harfiyen uyguluyorsunuz. “IMF” diye milletin hafızasında olumsuz bir iz var, hâlen işte, “Biz IMF’ye borç verdik, borç aldık…” Doğru değil bunlar, hani, yalan deyince hakaret oluyor ya, doğru değil. Bu doğru olmayan şeyi sürekli tekrar ediyorsunuz ama öbür taraftan, milyarlarca borç alıyorsunuz, özel sektör alıyor. O, sizi kıskandıkları havaalanını, köprüleri neyle yaptınız değerli arkadaşlarım? Beğenmediğiniz o Haçlıların paralarıyla yaptınız. Nasıl yaptınız? Mevcut kurallar içinde, uygulanmakta olan kurallar içinde yaptınız, onlar ne faiz istiyorsa o faizi vererek yaptınız. Hamasetle buraya geldiğinizden dolayı şimdi ekonomi ciddi bir şekilde tıkandı ve panikle bu değişiklikleri yapıyorsunuz değerli arkadaşlarım, millete de doğruyu söylemiyorsunuz maalesef. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.51

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 21.01

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

518 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Gündemimizde başka bir iş bulunmadığından, alınan karar gereğince, kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 14 Şubat 2018 Çarşamba günü saat 14.00'te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

İyi geceler diliyorum.

Kapanma Saati: 21.02



(x) 513 S. Sayılı Basmayazı 8/2/2018 tarihli 57’nci Birleşim Tutanağı’na eklidir.

(x) 518 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.