TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                           52’nci Birleşim

                                                                                        30 Ocak 2018 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Hükûmetin Gündem Dışı Açıklamaları

1.- Millî Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Suriye’nin kuzeybatısında, Afrin bölgesinde icra edilen Zeytin Dalı Harekâtı’na ilişkin gündem dışı açıklaması ve MHP Grubu adına Manisa Milletvekili Erkan Akçay, HDP Grubu adına Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım, CHP Grubu adına Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, AK PARTİ Grubu adına Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Kasım Gülpınar ve şahsı adına İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, aynı konuda konuşmaları

 

B) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, Hatay ilinin Reyhanlı ilçesine düşen roketlere ve etkilerine ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Antalya Milletvekili Ahmet Selim Yurdakul’un, hava kirliliğinin insan sağlığına ve çevreye etkilerine ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Kilis Milletvekili Mustafa Hilmi Dülger’in, Kilis iline atılan roketlere ilişkin gündem dışı konuşması

 

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, Hükûmetin gündem dışı açıklaması üzerine Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Kasım Gülpınar’ın AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

2.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Millî Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin yaptığı gündem dışı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

3.- Millî Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

4.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yürütmüş olduğu Zeytin Dalı Operasyonu’nun Türkiye'nin millî güvenliğiyle alakalı bir mesele olduğuna ilişkin açıklaması

5.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, ülkenin içinde bulunduğu şartlar itibarıyla birtakım zorlama yorum ve polemiklere girmeyi doğru bulmadığına ilişkin açıklaması

6.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Millî Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

7.- Millî Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması

8.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Kilis Milletvekili Mustafa Hilmi Dülger’in yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

9.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

10.- Hatay Milletvekili Mehmet Necmettin Ahrazoğlu’nun, Zeytin Dalı Harekâtı neticesinde en çok Kilis ve Hatay’a roketli saldırı yapıldığına ve Hatay halkının Türk ordusunun ve Türk devletinin yanında olduğuna ilişkin açıklaması

11.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, sınır ötesi operasyonlarda şehit olan askerlere Allah’tan rahmet dilediğine ve şehitlerin siyasete alet edilmemesini istediğine ilişkin açıklaması

12.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, Bursa Kestel’de Nurcan Atlı Sezgin’e yapılan saldırıya ve bu saldırının bütün kadınların hayatına, sokağa çıkma özgürlüğüne, çalışma hakkına yapıldığına ilişkin açıklaması

13.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyelerinin gözaltına alınmasına ilişkin açıklaması

14.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyelerinin gözaltına alınmasına ilişkin açıklaması

15.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, sağlık sistemi nedeniyle yaşanan sıkıntılara, Avrasya Tüneli’nde ihale şartları nedeniyle uğranılan zarara ve AK PARTİ Hükûmetini doğru ihaleler yapmaya davet ettiğine ilişkin açıklaması

16.- Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet’in, yönetmelik nedeniyle gazilik unvanı alamayan 19 bin kişi olduğuna ve gaziler arasındaki ayrımcılık ayıbının bir an önce giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

17.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, ortaöğretim mezunu hemşirelerin mağduriyetlerinin giderilmesi ve noter kâtiplerinin özlük haklarının düzenlenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

18.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ve  kararlılığın hızlı, etkin, verimli çalışmaya ve başarıya yol açtığına ilişkin açıklaması

19.- Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu’nun, 27 Ocak Osmanlı Devleti’nin kuruluşunun 718’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

20.- Denizli Milletvekili Kazım Arslan’ın, hayırseverlerin okul yapmasına olanak sağlayacak arsaların ne zaman tahsis edileceğini, taşımalı eğitime ne zaman son verileceğini ve okul kitaplarında yer alan çağ dışı bilgilerin ne zaman çıkarılacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

21.- Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım’ın, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyelerinin gözaltına alınmasına ilişkin açıklaması

22.- İstanbul Milletvekili Hurşit Yıldırım’ın, Afrin operasyonunda Mehmetçik’e başarılar dilediğine, Kadıköy’de Zeytin Dalı Harekâtı’na destek veren gençlere yapılan saldırıyı kınadığına ve Afrin’deki operasyona katılmak için askerlik şubelerine akın eden Suriyeli gençlere teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

23.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Zeytin Dalı Harekâtı’nda şehit olan askerlere Allah’tan rahmet dilediğine ve bu harekâtın siyonizm ve emperyalizm ile onların kuklalarına verilen en etkili cevap olduğuna ilişkin açıklaması

24.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, PYD/YPG’nin neden Bakanlar Kurulu kararıyla terör örgütü sayılmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

25.- Sivas Milletvekili Ali Akyıldız’ın, 4924 sayılı Kanun gereğince belirlenen sözleşmeli kadrosunun ayrım yapılmadan bütün uzman hekimlere verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

26.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, 28 Ocak Misakımillî’nin kabul edilişinin 98’inci yıl dönümüne ve 29 Ocak Batı Trakya Türkleri Millî Direniş Günü’ne ilişkin açıklaması

27.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyelerinin gözaltına alınmasına, Hükûmetin bilim insanlarını hedef gösterdiğine, barışı savunmanın bir hak olduğuna ve barışı savunanların engellenemeyeceğine ilişkin açıklaması

28.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, olağanüstü hâlle yönetilen bir Türkiye değil barış içerisinde, kendi kurumlarıyla birlikte yönetilen, kuvvetler ayrılığına saygılı bir ülke istediklerine ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak barışın yanında olduklarına ilişkin açıklaması

29.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Afrin operasyonunun bölgede konuşlanmış olan terör unsurlarına ve onların uzantılarına karşı yapıldığına ve buna karşı çıkmanın terör sevicilik olduğuna ilişkin açıklaması

30.- Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun, Cumhuriyet Halk Partisi olarak ordunun terör örgütlerine karşı yürüttüğü mücadelenin yanında olduklarına ve hiç kimsenin halkın birlik ve beraberlik duygusunu sömürmeye kalkarak iç siyaset malzemesi yapmaması gerektiğine ilişkin açıklaması

31.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Bursa Milletvekili Kadir Koçdemir’in vermiş olduğu kanun teklifine Cumhuriyet Halk Partisi olarak destek verdiklerine ilişkin açıklaması

32.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin her maddesi üzerinde önerge vermemelerinin nedeninin usul ekonomisi olduğuna ve bunun kanun hükmünde kararnameleri destekledikleri anlamına gelmediğine ilişkin açıklaması

33.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin her maddesi üzerinde önerge vermemelerinin nedeninin usul ekonomisi olduğuna ve bunun kanun hükmünde kararnameleri destekledikleri anlamına gelmediğine ilişkin açıklaması

34.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 5’inci maddesiyle ilgili önergenin kabul edilmesi ve OHAL KHK’lerinin ivedilikle görüşülmesinin önemine ilişkin açıklaması

35.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin kabul edilen 85’inci maddesinin Meclisin daha önceki tutumuyla çelişkili olduğuna ilişkin açıklaması

36.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin açık oylamasının 1 Şubat 2018 Perşembe gününe bırakılması kararının 4 grubun mutabakatıyla olduğuna ilişkin açıklaması

37.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, 678 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 35’inci maddesiyle Bakanlar Kuruluna grev ve lokavt erteleme yetkisi verilmesinin Türkiye için geri adım olduğuna ilişkin açıklaması

38.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, 678 sayılı Kanun Hükmünde Kararname üzerinde İçişleri Komisyonunun talep ettiği redaksiyon yetkisine ilişkin açıklaması

 

 

 

 

 

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Başkanlıkça, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, esas komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonuna havale edilen (2/2014) esas numaralı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin milletvekilince geri alındığına ilişkin önerge yazısı (4/127)

2.- Bursa Milletvekili Kadir Koçdemir’in, (2/671) esas numaralı 30 İlde İl Özel İdaresi 559 Köyde Belediye Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/128)

 

B) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Millî Savunma Komisyonu Başkanı Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt’ın, Avrupa Birliği Konseyi Bulgaristan Dönem Başkanlığınca 15-17 Şubat 2018 tarihlerinde Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da düzenlenecek olan Parlamentolar Arası Ortak Dış ve Güvenlik Politikası (ODGP) ve Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası (OGSP) Konferası’na katılmasına ilişkin tezkeresi (3/1395)

2.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Yurtdışına Kaçırılan Kültür Varlıklarımızın Belirlenerek İadelerinin Sağlanması ve Mevcut Kültür Varlıklarımızın Korunması İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Maksadıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun ekli listede adı, soyadı ve seçim bölgesi yazılı üyelerinden müteşekkil bir heyetle 30 Ocak-2 Şubat 2018 tarihleri arasında Almanya ve Danimarka’ya, 13-17 Şubat 2018 tarihleri arasında Fransa ve İngiltere’ye bir çalışma ziyareti gerçekleştirme talebinin Başkanlık makamının 23/1/2018 tarihli oluruyla uygun bulunduğuna ilişkin tezkeresi (3/1396)

 

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- MHP Grubunun, Grup Başkan Vekili Manisa Milletvekili Erkan Akçay tarafından, ülkedeki yatırım teşvik sisteminin sorunları ile bu sorunların çözüm yollarının incelenmesi, yapılacak yasal düzenlemeler de dâhil olmak üzere alınacak önlemlerin tespiti amacıyla 30/1/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 30 Ocak 2018 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir ve Grup Başkan Vekili Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım tarafından, barış hakkına ve ifade özgürlüğüne yönelen baskıların araştırılması amacıyla 30/1/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 30 Ocak 2018 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma gün ve saatleri ile gündemdeki sıralamanın yeniden yapılmasına; 30 Ocak 2018 Salı günkü birleşiminde sözlü soruların görüşülmemesine ve 437, 445, 449, 450, 452, 454, 455, 468, 484, 496, 500, 512, 420, 424, 436 ve 444 sıra sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İç Tüzük’ün 128’inci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkerelerinin İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi

 

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’un HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

2.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 676 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/783) ile İçtüzük’ün 128’inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi (S. Sayısı: 437)

2.- 678 Sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/790) ile İçtüzük’ün 128’inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi (S. Sayısı: 445)

3.- 680 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/805) ile İçtüzük’ün 128’inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi (S.Sayısı:449)

4.- 681 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Milli Savunma ile İlgili Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/804) ile İçtüzük’ün 128’inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi (S. Sayısı: 450)

 

IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Mersin Milletvekili Serdal Kuyucuoğlu’nun, Kredi ve Yurtlar Kurumu yurtlarına dair çeşitli verilere ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/17951)

2.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Süper Lig ve 1. Lig futbol karşılaşmalarındaki tribün doluluk oranlarına ve bilet fiyatlarına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/17952)

3.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2016-2017 yılları arasında Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda yapılan kiralamalara ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/17953)

4.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda verilen hizmet içi eğitimlere ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/17954)

5.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlardaki makam araçlarına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/17955)

6.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda Sosyal Hizmetler Kanunu gereğince istihdam edilen koruma altındaki çocuk sayısına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/17956)

7.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, esnaf ve sanatkârlarla ilgili bazı hususlara ilişkin Başbakandan sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/18085) Ek cevap

8.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, Ankara’da uluslararası standartlara uygun yeni bir stad yapılmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/18095)

9.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Bakanlık ve bağlı kuruluşlarca 2002-2017 yılları arasında Malatya’ya yapılan yatırımlara ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/18160)

10.- Balıkesir Milletvekili İsmail Ok’un, Ampute Millî Futbol Takımına ayrılan bütçeye ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/18161)

11.- Eskişehir Milletvekili Gaye Usluer’in, Eskişehir’de bazı öğrencilerin katkı kredilerinin bir yürüyüşe katıldıkları için kesildiği iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/18241)

12.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, dağcılık sporuna ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/18384)

13.- İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş’ın, siyasi parti üyeliğine dair bilgilerin passolig sistemine aktarıldığı iddialarına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/18385)

14.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2016-2017 yılları arasında bağlı kurum ve kuruluşların taraf olduğu dava ve takiplere,

Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşların taraf olduğu adli ve idari davalara,

Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşların taraf olduğu icra işlemlerine,

İlişkin soruları ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/19191), (7/19624), (7/19625)

15.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Erzurum’da bulunan spor tesislerine, düzenlenen spor organizasyonlarına, faaliyet gösteren lisanslı sporculara ve spor kulüplerine ilişkin Başbakandan,

Bingöl’de bulunan spor tesislerine, düzenlenen spor organizasyonlarına, faaliyet gösteren lisanslı sporculara ve spor kulüplerine,

Bayburt’ta bulunan spor tesislerine, düzenlenen spor organizasyonlarına, faaliyet gösteren lisanslı sporculara ve spor kulüplerine,

Batman’da bulunan spor tesislerine, düzenlenen spor organizasyonlarına, faaliyet gösteren lisanslı sporculara ve spor kulüplerine,

Aksaray’da bulunan spor tesislerine, düzenlenen spor organizasyonlarına, faaliyet gösteren lisanslı sporculara ve spor kulüplerine,

Ağrı’da bulunan spor tesislerine, düzenlenen spor organizasyonlarına, faaliyet gösteren lisanslı sporculara ve spor kulüplerine,

Bitlis’te bulunan spor tesislerine, düzenlenen spor organizasyonlarına, faaliyet gösteren lisanslı sporculara ve spor kulüplerine,

Çankırı’da bulunan spor tesislerine, düzenlenen spor organizasyonlarına, faaliyet gösteren lisanslı sporculara ve spor kulüplerine,

Elâzığ’da bulunan spor tesislerine, düzenlenen spor organizasyonlarına, faaliyet gösteren lisanslı sporculara ve spor kulüplerine,

Düzce’de bulunan spor tesislerine, düzenlenen spor organizasyonlarına, faaliyet gösteren lisanslı sporculara ve spor kulüplerine,

Diyarbakır’da bulunan spor tesislerine, düzenlenen spor organizasyonlarına, faaliyet gösteren lisanslı sporculara ve spor kulüplerine,

Iğdır’da bulunan spor tesislerine, düzenlenen spor organizasyonlarına, faaliyet gösteren lisanslı sporculara ve spor kulüplerine,

Erzincan’da bulunan spor tesislerine, düzenlenen spor organizasyonlarına, faaliyet gösteren lisanslı sporculara ve spor kulüplerine,

Hakkâri’de bulunan spor tesislerine, düzenlenen spor organizasyonlarına, faaliyet gösteren lisanslı sporculara ve spor kulüplerine,

Adıyaman’da bulunan spor tesislerine, düzenlenen spor organizasyonlarına, faaliyet gösteren lisanslı sporculara ve spor kulüplerine,

İlişkin soruları ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/19364), (7/19535), (7/19536), (7/19537), (7/19538), (7/19539), (7/19540), (7/19541), (7/19543), (7/19544), (7/19545), (7/19546), (7/19552), (7/19553), (7/19554)

16.- Zonguldak Milletvekili Ünal Demirtaş’ın, kamuda esnek çalışma konulu projeye ve memurların performans kriterlerinin belirlenmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/19702)

17.- İzmir Milletvekili Murat Bakan’ın, faizler, enflasyon ve kur artışının önlenmesine yönelik tedbirlere ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/19725)

18.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Türkiye genelinde ve İstanbul’da 2011-2017 yılları arasındaki protestolu senetlere ve 2009-2017 yılları arasındaki karşılıksız çeklere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/19746)

19.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, iş kazalarında yaşanan ölüm ve yaralanmalara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/19930)

20.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, organik hayvansal ürünlerin denetimine ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/19973)

21.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2014-2016 yılları arasında sosyal medyadaki paylaşımları nedeniyle hakkında soruşturma açılan personel verilerine ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Ahmet Demircan’ın cevabı (7/20045)

22.- İzmir Milletvekili Murat Bakan’ın, taşeron işçilere kadro sorununa getirilecek çözüme ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/20056)

23.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, kayıt dışı istihdam ile mücadele için yapılacak çalışmalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/20086)

24.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, iç kontrol sistemi kuran KİT’lere ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/20098)

25.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, son beş yılda iflas nedeniyle kapanan iş yerlerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/20104)

26.- Ankara Milletvekili Murat Emir’in, Sosyal Güvenlik Kurumuna genel bütçeden aktarılan tutarların ayrıntılarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/20114)

27.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, son beş yılda yapılan kamu spotu başvurularına ve bunların maliyetine ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’ın cevabı (7/20141)

28.- İzmir Milletvekili Murat Bakan’ın, tüketici güven endeksini yükseltmek için yapılacak çalışmalara ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/20227)

29.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın, Rekabet Kurumunun İstanbul’da gerçekleşen 20. yıl zirvesinde yapılan harcamalara yönelik iddialara ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/20275)

30.- Şırnak Milletvekili Aycan İrmez’in, Şırnak kent merkezindeki sokağa çıkma yasağından olumsuz etkilenen esnafın sorunlarına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/20295)

31.- Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp’ın, kamu görevine atananlar hakkında gerçekleştirilen güvenlik soruşturmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/20435)

32.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2018 yılında Kahramanmaraş iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Gümüşhane iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Iğdır iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Hakkâri iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Erzurum iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Çankırı iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Erzincan iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Bitlis iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Bingöl iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Karabük iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Adıyaman iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Ağrı iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Aksaray iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Bayburt iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Düzce iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Elâzığ iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Diyarbakır iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Batman iline yapılması planlanan yatırımlara,

İlişkin soruları ve Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’ın cevabı (7/20474), (7/20475), (7/20476), (7/20477), (7/20478), (7/20479), (7/20480), (7/20481), (7/20482), (7/20483), (7/20484), (7/20485), (7/20486), (7/20487), (7/20488), (7/20489), (7/20490), (7/20491)

33.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2018 yılında Kahramanmaraş iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Gümüşhane iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Iğdır iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Hakkâri iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Erzurum iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Çankırı iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Erzincan iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Bitlis iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Bingöl iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Karabük iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Adıyaman iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Ağrı iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Aksaray iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Bayburt iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Düzce iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Elâzığ iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Diyarbakır iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Batman iline yapılması planlanan yatırımlara,

İlişkin soruları ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/20492), (7/20493), (7/20494), (7/20495), (7/20496), (7/20497), (7/20498), (7/20499), (7/20500), (7/20501), (7/20502), (7/20503), (7/20504), (7/20505), (7/20506), (7/20507), (7/20508), (7/20509)

34.- İzmir Milletvekili Ali Yiğit’in, 2017 Kasım itibarıyla iş yerini kapatan veya değiştiren esnaf sayısına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/20592)

35.- Balıkesir Milletvekili İsmail Ok’un, beş gümrük müdürlüğünün kapatılmasına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/20626)

36.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2018 yılında Karabük iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Diyarbakır iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Iğdır iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Bingöl iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Hakkâri iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Erzurum iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Kahramanmaraş iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Çankırı iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Bitlis iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Gümüşhane iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Erzincan iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Adıyaman iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Ağrı iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Aksaray iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Bayburt iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Düzce iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Elâzığ iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Batman iline yapılması planlanan yatırımlara,

İlişkin soruları ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/20646), (7/20647), (7/20648), (7/20649), (7/20650), (7/20651), (7/20652), (7/20653), (7/20654), (7/20655), (7/20656), (7/20657), (7/20658), (7/20659), (7/20660), (7/20661), (7/20662), (7/20663)

37.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, SGK’nın yayınladığı aylık İstatistik Bülteninin içeriğinin daraltılmasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/20800)

38.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, 2017 yılına ait ithalat ve ihracat verilerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/21017)

39.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, 2017 yılında kamu kurum ve kuruluşlarının yazılı ve görsel basına yaptıkları reklam ödemelerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/21027)

40.- Balıkesir Milletvekili İsmail Ok’un, işsizlik fonuna ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/21054)

41.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, İŞKUR’a yapılan iş başvurularına ve sonuçlarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/21058)

42.- Denizli Milletvekili Melike Basmacı’nın, yabancı sermayeli şirketlerle ilgili son beş yıllık verilere ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/21082)

43.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, kayıt dışı çalıştırılan mültecilere ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/21299)

44.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, 2002-2017 yılları arasında İşsizlik Sigortası Fonu’nda biriken kaynağa ve harcandığı yerlere ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/21353)

45.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlardaki boş bulunan engelli kadrolarına ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/21360)

46.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, Bakanlık ve bağlı kurum ve kuruluşlardaki etik davranış ilkeleri ihlallerine ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/21362)

47.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlardaki boş bulunan engelli kadrolarına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/21394)

48.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, 2002-2017 yılları arasında Bakanlık heyetlerinin yurt dışı ziyaretlerine ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/21427)

49.- Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen’in, 2018 yılı bütçesi kapsamında Adana’da yapılacak yatırımlara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’ın cevabı (7/21541)

50.- Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen’in, 2018 yılı bütçesi kapsamında Adana’da yapılacak yatırımlara ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/21642)

51.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2018 yılında Siirt iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Rize iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Kilis iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Nevşehir iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Osmaniye iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Kastamonu iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Muş iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Şırnak iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Van iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Karaman iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Kars iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Kırşehir iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Kütahya iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Kırıkkale iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Yozgat iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Şanlıurfa iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Mardin iline yapılması planlanan yatırımlara,

İlişkin soruları ve Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’ın cevabı (7/21821), (7/21822), (7/21823), (7/21824), (7/21825), (7/21826), (7/21827), (7/21828), (7/21829), (7/21830), (7/21831), (7/21832), (7/21833), (7/21834), (7/21835), (7/21836), (7/21837)

52.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2018 yılında Osmaniye iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Siirt iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Rize iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Kilis iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Nevşehir iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Kastamonu iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Muş iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Şırnak iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Van iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Karaman iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Kars iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Kırşehir iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Kütahya iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Kırıkkale iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Yozgat iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Şanlıurfa iline yapılması planlanan yatırımlara,

2018 yılında Mardin iline yapılması planlanan yatırımlara,

İlişkin soruları ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/21908), (7/21909), (7/21910), (7/21911), (7/21912), (7/21913), (7/21914), (7/21915), (7/21916), (7/21917), (7/21918), (7/21919), (7/21920), (7/21921), (7/21922), (7/21923), (7/21924)

 

30 Ocak 2018 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Pervin BULDAN

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Sema KIRCI (Balıkesir)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 52’nci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Sayın milletvekilleri, Hükûmet adına Millî Savunma Bakanı Sayın Nurettin Canikli’nin, İç Tüzük’ün 59’uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Suriye’nin kuzeybatısında, Afrin bölgesinde icra edilen Zeytin Dalı Harekâtı’yla ilgili söz talebi vardır. Gündeme geçmeden önce bu talebi yerine getireceğim.

Sayın Bakanın açıklamasından sonra, istemleri hâlinde siyasi parti gruplarına ve grubu bulunmayan milletvekillerinden birine söz vereceğim.

Konuşma süreleri Hükûmet için yirmi, siyasi parti grupları için on, grubu bulunmayan milletvekili için beş dakikadır.

Şimdi, Sayın Canikli’yi, Sayın Bakanı kürsüye davet ediyorum.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi dakika.

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Hükûmetin Gündem Dışı Açıklamaları

1.- Millî Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Suriye’nin kuzeybatısında, Afrin bölgesinde icra edilen Zeytin Dalı Harekâtı’na ilişkin gündem dışı açıklaması ve MHP Grubu adına Manisa Milletvekili Erkan Akçay, HDP Grubu adına Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım, CHP Grubu adına Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, AK PARTİ Grubu adına Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Kasım Gülpınar ve şahsı adına İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, aynı konuda konuşmaları

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 20 Ocak 2018 tarihinde başlayan ve bugün 11’inci gününe giren Afrin’e yapılan Zeytin Dalı Harekâtı hakkında, yüce Meclisimizi Hükûmetimiz adına bilgilendirmek amacıyla huzurlarınızdayım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin hemen başında, bu operasyonda şehitlik mertebesine erişen kahramanlarımızı ve bütün şehitlerimizi rahmetle, minnetle  ve şükranla anıyorum. Operasyon sırasında yaralanan askerlerimize Rabb’imden şifa diliyorum. Rabb’im Türk milletinin ordusunu muzaffer eylesin.

Değerli milletvekilleri, bugün itibarıyla, PYD/YPG’nin, PKK’nın Suriye kolu olan bir terör örgütü olduğu tartışmasız bir gerçektir ve çok net bir  şekilde ortaya çıkmıştır. Bu konuda en ufak bir tereddüt bulunmamaktadır. YPG/PYD PKK terör örgütünün Suriye koludur. PKK’yla aynı yerden yönetilmekte, PKK’yla aynı terörist havuzunu kullanmaktadır.

PYD-YPG/PKK terör örgütü sınırlarımız boyunca Suriye’nin kuzeyine yerleşmiş, demografik yapıyı değiştirmiştir.  Burada, bu bölgede terörün kontrolünde bir siyasi yapılanma ve devlet oluşturma çalışmalarını hızlandırmışlardır. Bu çerçevede, ülkemize yönelik terör tehdidi her geçen gün büyümektedir. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri tarafından bu terör örgütü yoğun bir şekilde silahlandırılmakta ve Suriye’nin kuzeyinde siyasi  terör yapılanması için desteklenmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nin bu terör örgütüne verdiği desteği kesmesi için, bu konuda Amerika Birleşik Devletleri’ni ikna etmek için bütün yollar, bütün yöntemler denenmiştir ama ne yazık ki Amerika Birleşik Devletleri bu politikasından vazgeçmemiştir.

Terör örgütünün amacı ülkemizin toprak bütünlüğünü ortadan kaldırmaktır. Terör örgütü doğrudan ülkemizin bağımsızlığını ve hükümranlığını hedef almaktadır. Zeytin Dalı Harekâtı öncesinde, Afrin’de yuvalanan terör örgütü tarafından hem Türkiye’ye ve hem de Fırat Kalkanı harekât alanı ve İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’ndeki gözlem noktalarına 700’den fazla saldırı gerçekleştirilmiştir. Bu sayı bile tehdidin büyüklüğünü bütün çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. Terör örgütü, bölgede yaşayan halklara asimilasyon uygulamakta ve onları göçe zorlamaktadır. Bu şekilde ülkemizde topraklarından koparılmış 3,5 milyon Suriyeli mülteci yaşamaktadır. Bu da ülkemize yönelik güvenlik tehdidini artıran bir faktördür.

Tüm bu nedenlerle Zeytin Dalı Operasyonu, ülkemizin toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını korumak, sınırlarımızı güvence altına almak ve Suriyeli kardeşlerimizin haklarını korumak amacıyla yapılmaktadır. Bu mücadele, Türkiye için bir varoluşsal mücadeledir, en doğal hakkımızdır ve bu mücadelenin ve operasyonun şimdi yapılması gerekiyordu. Bu operasyon geçen hafta sonu başlatılmamış olsaydı terör yapılanması güçlenmeye devam edecek, uluslararası alanda siyasi olarak tanınmak için zemin kazanmaya çalışacaktı. Bu nedenle, Zeytin Dalı Operasyonu’nun ertelenme imkânı kalmamıştı. Eğer operasyon başlatılmamış olsaydı yakın bir gelecekte Türkiye çok daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalacaktı, çok daha büyük bedeller karşımıza çıkartılacaktı, çok büyük bedeller ödemek zorunda kalacaktı Türkiye.

Değerli milletvekilleri, harekât uluslararası hukuk açısından da meşru ve haklıdır. Harekâtın uluslararası meşruiyeti, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin terörle mücadeleye yönelik 1624, 2170 ve 2178 sayılı Kararlarına dayanmaktadır. Ayrıca, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin 51’inci maddesi ülkemize toprak bütünlüğünün korunması çerçevesinde meşru müdafaa hakkı sunmaktadır ve bu hakkımız kullanılmaktadır.

Harekât, ülkemizdeki Suriyeli misafirlerimizin ve Suriye halkının temsilcisi olan Özgür Suriye Ordusu’yla birlikte yürütülmektedir. Özgür Suriye Ordusu kuvvetleri Mehmetçik’imizle birlikte kendi topraklarını işgal eden teröristleri temizlemek için kahramanca mücadele etmektedirler. Özgür Suriye Ordusu, Suriyelilerin Türkiye tarafından desteklenen temsilcileri ve ete kemiğe bürünmüş hâlidir. Bu çerçevede, Özgür Suriye Ordusu’nu “terörist” sıfatıyla tanımlamak en hafif ifadeyle cahilliktir. Böyle bir tanımlama Türk milletine, Türk Silahlı Kuvvetlerine hakarettir.

YPG, PYD’yi terörist olarak tanımlayamayanlar, söyleyemeyenler; YPG, PYD, PKK’ya ağlayanlar, ÖSO, Özgür Suriye Ordusu üzerinden Türk Silahlı Kuvvetlerini maalesef karalamaya çalışmaktadırlar. Özgür Suriye Ordusu’nu terörist olarak tanımlamak, terör örgütlerine prim vermek anlamına gelmektedir ve terör örgütünün ağzıyla konuşmak anlamına gelmektedir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, harekâtın başından itibaren uluslararası alanda gerekli adımlar hassasiyetle atılmıştır, uluslararası toplum zamanında bilgilendirilmiştir. Bu kapsamda, Birleşmiş Milletler ve NATO yetkilileri harekâtın başlamasından hemen sonra yazılı olarak bilgilendirilmiştir.

Ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimî üyesi ülkeler ve İran başta olmak üzere, ilgili ülkeler de aynı gün operasyon hakkında bilgilendirilmiştir. Rusya Federasyonu’yla zaten yakın iş birliğimiz devam etmektedir.

Diplomatik kanallarla bu harekâtın hukuki meşruiyeti, bölge güvenliği ve istikrarı açısından taşıdığı önem sürekli anlatılmaktadır. Memnuniyetle görüyoruz ve izliyoruz ki uluslararası camia haklı gerekçelerimizi anlamaktadır. Birçok ülkeden terörle mücadelemizi destekleyen açıklamalar yapılmıştır, Türkiye'nin meşru müdafaa hakkı teslim edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, Afrin’i teröristlerden temizlemek, terör koridorunun oluşmasına imkân vermemek, huzur ve istikrarın bölgede yeniden hâkim olması için başlattığımız harekât, planlandığı gibi ve başarıyla sürmektedir. Harekât, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ve bölgenin asli unsuru olan Suriyeli kardeşlerimiz Özgür Suriye Ordusu’yla birlikte yürütülmektedir.

Değerli milletvekilleri, terör örgütü, harekâtın başlamasından sonra da kanlı yüzünü bir kez daha göstermiştir. Savunmasız insanlara, masum sivillere yönelik top ve roket atışlarıyla saldırılar yapmaktadır; camilere, iş yerlerine, sokaklara, konutlara ve sivil vatandaşlarımıza saldırmaktadırlar. Bu çerçevede, Zeytin Dalı Operasyonu son derece titizlikle yürütülmektedir. Özellikle sivil zayiat olmaması için, harekâtın zaman planları dâhil, bu hassasiyet içerisinde gerçekleştirilmiştir. Esasında Türk ordusunun sivil kayıp yaşanmaması konusundaki samimi yaklaşım ve uygulaması Fırat Kalkanı Operasyonu’nda görülmüştür. Bu operasyonda sivil kayıp yok denecek kadar azdır. Türk Silahlı Kuvvetlerinin sivil zayiat hassasiyeti hiçbir orduda olmayacak kadar yüksektir.

Bakınız, koalisyon ülkelerinin bombardımanı sonucunda, Suriye’de, bugüne kadar 917 sivil hayatını kaybetmiştir. Bu rakam koalisyonun resmî rakamıdır. Esasında, sivil zayiat, koalisyon çalışmaları sırasında ortaya çıkan, koalisyon ülkelerinin çalışmaları sırasında Suriye’de ortaya çıkan zayiat bu sayının çok üzerindedir ama resmî rakam 917’dir. Bazıları sivil zayiatı sadece istatistiki bilgi olarak görüyorlar ve o şekilde kabul ediyorlar, biz ise sivillere yönelik hassasiyeti her zaman, her an harekete geçiriyoruz. Bugüne kadar, Zeytin Dalı Operasyonu’nda şu ana kadar Türk Silahlı Kuvvetlerimiz veya Özgür Suriye Ordusu kaynaklı sivil zayiat olmamıştır. Eğer sivillerle ilgili bir hassasiyetimiz, bir kaygımız olmasaydı, hiç kuşkunuz olmasın, bu harekât en geç on beş gün içerisinde tamamlanırdı. O nedenle, harekâtın zaman planlamasını da özellikle sivillere karşı aşırı hassasiyetimizin bir yansıması olarak görmek gerekiyor. Buna mukabil, terör örgütü ise sivilleri canlı kalkan olarak kullanmaya başladı, her zaman yaptığı gibi. Esasında, bu zor şartlara rağmen sivil kayıp olmaması yani terör örgütünün sivilleri canlı kalkan olarak kullanma politikasına rağmen bugüne kadar, şu ana kadar operasyonda sivil kayıp olmaması Türk milletinin bu konudaki samimiyetini ve hassasiyetini ortaya koymaktadır. Bu hasletimiz de tarihimizden devraldığımız mirasımızın bir parçasıdır.

Fırat Kalkanı operasyonunda olduğu gibi sahte sosyal medya platformlarından ve hesaplarından sivillerin zarar gördüğüne yönelik dezenformasyon çalışmaları yapılmaktadır. Örgüt, özellikle Batı kamuoyunda bu yolla desteğini artırmaya ve Türkiye aleyhine algı oluşturmaya çalışmaktadır ama bunların yalanları çok kısa sürede deşifre edilmekte ve bütün dünyayla paylaşılmaktadır. Bu senaryolar aslında sadece yurt dışında değil içeride de tezgâhlanmaya çalışılıyor. İçimizdeki terör destekçileri maalesef terör örgütüne destek veren açıklamalar yapmakta, sivillerin bombalandığına dair yalanlar ve iftiraları kamuoyuyla paylaşmaktadır.

Bu mücadele, Zeytin Dalı Operasyonu’yla yurt dışındaki teröristlere karşı yürütülürken içeride de onların iş birlikçilerine ve destekçilerine karşı da yürütülmektedir. Makamı ve pozisyonu ne olursa olsun, kim olursa olsun bu milletin ekmeğini yiyip, bu ülkenin imkânlarından faydalanıp bu millete ihanet eden herkes hukuk kuralları çerçevesinde hak ettikleri cezaya mutlaka çarptırılacaktır. Sözde barış söylemleriyle antipropaganda yapmaya ve harekâtı itibarsızlaştırmaya çalışanlar boşuna uğraşmasın, akıttıkları zehir kendilerine zarar verecektir. Zeytin Dalı Harekâtı sadece teröristler ile bunlara ait barınak, sığınak, mevzi, silah, araç ve gereçlerine karşı yapılmaktadır; sivil zayiat yoktur. Bu hassasiyetimiz nedeniyle terörden kurtarılan köy ve yerleşim yerlerinde bölge halkı, askerlerimizi coşkuyla karşılamakta ve bağrına basmaktadır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ayrıca, bölgedeki kardeşlerimize her türlü insani yardım yapılmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, zaman zaman soruyorlar: “Bu operasyon ne kadar sürecek?” Bu sorunun cevabı aslında çok açık, bölge terörden tamamen temizlenene kadar operasyon devam edecek. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Terör tamamen temizlenmeden ve ülkemiz için tehdit olmaktan çıkarılmadan operasyon bitmeyecek. Bunun başka yolu yok. Yine soruyorlar: “Teröristlerden temizlenen toprakları ne yapacaksınız, kime vereceksiniz?” Aslında, bu sorunun cevabı da açık, Fırat Kalkanı Harekâtı’yla kurtarılan bölgelerde, terörden temizlenen bölgelerde ne yapmışsak burada da onu yapacağız yani topraklarından ayrılmış olan bölge halkı öncelikle evlerine dönecekler. Bu şekilde Türkiye’deki Suriyeli mültecilerden çok sayıda kişinin Afrin bölgesine döneceğini tahmin ediyoruz. Sonra, bölge halkından yerel yönetimler oluşturulacak ve halk kendi kendini yönetecek, Türkiye bu süreçte onlara yardım edecek, destek sağlayacak eğitimde, sağlıkta, altyapıda, diğer alanlarda ve Türkiye bunların kendi güvenliğini sağlayacak tedbirleri alacak. Nihayetinde, terörden arındırılacak bölgeler Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliği çerçevesinde demokratik yöntemle iş başına gelecek olan ve tüm Suriye halkını temsil edecek olan Suriye hükûmetine devredilecektir, teslim edilecektir.

Değerli milletvekilleri, harekât planlandığı gibi başarılı bir şekilde yürütülmektedir. Şu ana kadar, harekâtın başladığı günden bugüne kadar en az 649 terörist etkisiz hâle getirilmiştir. En az diyoruz çünkü bunlar kesin olarak tespit edilen teröristlerdir, bu sayının çok daha fazla olduğunu tahmin ediyoruz. Terör örgütlerine ait sığınak, barınak, mühimmat deposu ve silah mevzisi olarak kullanılan 458 hedef Hava Kuvvetlerimiz tarafından imha edilmiştir. Kara harekâtı kapsamında da 4.370 hedef ateş altına alınmıştır. Bugüne kadar 5’i Türk Silahlı Kuvvetlerimizden, 24’ü ÖSO mensubu olmak üzere 29 şehidimiz vardır, şehitlerimize bu vesileyle bir kez daha Rabb’imden rahmet diliyorum.

Değerli milletvekilleri, NATO müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri ne yazık ki müttefiklik ruhuyla bağdaşmayan adımlar atmaya devam ediyor. DEAŞ terörüne karşı ortaklık yaptığı PYD, YPG, PKK’yla iş birliğini sonlandırmıyor. DEAŞ tehdidi ortadan kalktıktan sonra geçici ve taktiksel o ilişkiyi yani Amerika ile PYD arasındaki ilişkiyi bitireceklerini her platformda söylemelerine rağmen, söz vermelerine rağmen bu ilişkiyi bitirmemekte ısrar ediyorlar. Bu durum üzüntü verici ve büyük bir hatadır. Bugün artık bu açıdan bakıldığında sözün bittiği noktadayız. Sözlerin kum üzerine yazıldığının anlaşıldığı noktadayız. Maalesef sözlerin de bir önemi ve inandırıcılığı kalmadı, o nedenle artık operasyonu başlattık, başlatmış bulunuyoruz. Hâlbuki Türkiye’nin sınırları esasında NATO’nun sınırlarıdır. Bu operasyonla biz aynı zamanda NATO sınırlarını da terör tehdidine karşı koruyoruz. Müttefikimiz Amerika, NATO sınırlarının güvenliğinin sağlanması gerekirken sınırları daha da tehlikeye itecek adımlar atmaktadır.

Rakka’daki görüntüleri hep birlikte yaşadık. Koalisyon güçleri de bu manzarayı sadece seyretmekle yetindi. Bakın, sözüm ona DEAŞ’la mücadele için orada terör koridoru kurmaya çalışanlar şimdi Zeytin Dalı Operasyonu karşısında DEAŞ’la aynı yerde saf tutuyorlar. Ve Suriye’nin değişik bölgelerinden şu anda Afrin’e DEAŞ’lı teröristler PYD-YPG tarafından getirilerek Türk Silahlı Kuvvetleri ve ÖSO’ya karşı savaştırılıyorlar. Rakka’da gördüğümüz gibi bugün bir kez daha, Afrin operasyonunda, PKK’nın, KCK’nın, PYD’nin, YPG’nin, DEAŞ’ın ve FET֒nün, hepsinin birbirlerinden farkı olmayan terör örgütleri ve terör şebekeleri olduğunu anlıyoruz ve görüyoruz. Biz bunların hepsini daha önce biliyorduk ve söylüyorduk aslında. Kimin eli kimin cebinde biliyoruz, arka masalarda neler konuşulduğunu biliyoruz, ne çıkarların, ne menfaatlerin masalarda tartışıldığını, hepsini biliyoruz. O nedenle kendi işimizi kendimiz yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz.

Fırat Kalkanı Harekâtı’yla El Bab bölgesi özgürleştirildi. Harekât alanında bu sayede 100 bin Suriyeli kardeşimiz oraya, topraklarına döndüler. Şimdi sıra Afrin’de, hayırlısıyla orayı da terörden arındıracağız inşallah, kimse merak etmesin.

Hiçbir devletin toprağında, malında, kaynaklarında gözümüz yok. Bizlere bırakılan mirasta mazluma ve masuma el sürmek yok. Şanlı tarihimizde “sömürgecilik” diye bir kavram ve uygulama yok. Bizler mazlum milletlere, masumlara, savaştan kaçan sivillere her geçen gün daha fazla kucak açmaktayız, açmaya devam edeceğiz, kim ne derse desin.

Bakın, örgüt, PYD-PKK terör örgütü kontrolünü ele geçirdiği yerlerde sadece Arapları ve Türkmenleri değil, kendisine boyun eğmeyen Suriyeli Kürtleri de etnik ve ideolojik temizliğe tabi tutmaktadır. Bu nedenle Suriye’den ülkemize sığınan 300 binden fazla Suriyeli Kürt kardeşimiz bugün topraklarımızda misafir edilmektedir.

Değerli milletvekilleri, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, ordumuzun bu harekâtta ihtiyaç duyduğu her türlü lojistik destek, diğer...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Tamamlamam için birkaç dakika alabilir miyim?

BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurun, tamamlayın lütfen.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ordumuzun ihtiyaç duyduğu her türlü lojistik destek ile diğer mal ve hizmetlerin süratle karşılanabilmesi amacıyla gerekli her türlü tedbir alınmıştır. Karargâh ile cephe arasında mükemmel bir uyum söz konusudur. Hiçbir lojistik ve tedarik problemi bulunmamaktadır. Harekâta “başkomutan” sıfatıyla zaten doğrudan Cumhurbaşkanımız komuta etmektedir.

Zeytin Dalı Harekâtı’nın önemli bir özelliği de yüksek oranda millî imkânlarla geliştirilmiş ve üretilmiş harp silah, araç ve mühimmatlarının kullanıldığı bir operasyon olmasıdır. Eğer üretilen silah, mühimmat ve diğer araç ve gereçlerde bugün yaşadığımız millîlik ve yerlilik kapasitesini yakalamamış olsaydık kesinlikle bu harekâtı yapmamız, sürdürmemiz söz konusu bile olamazdı. Harekâtta kullanılan mühimmatın hemen hemen tamamını yerli imkânlarla üretme kapasitesine sahibiz. Millî taarruz helikopterimiz olan T-129 Atak helikopterimiz ilk defa sınır ötesi bir operasyonda görev almıştır ve görevini sürdürmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bakan, lütfen tamamlayın.

Buyurun.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Yine, bu görev sırasında yerli ve millî üretim Cirit füzeleri kullanılmaktadır. Zeytin Dalı Harekâtı’nda yeni geliştirdiğimiz teknolojilerle donatılan millî İHA’larımız Afrin’de de görev başındadır. Makina Kimya tarafından üretilen çok namlulu roketatarlar, Fırtına obüslerimiz yine görev başındadır. Ayrıntılarına girmiyorum ama özellikle, F16’larımız tarafından kullanılan akıllı ve güdümlü mühimmatın bombaları Makina Kimya tarafından, güdümleri ASELSAN tarafından yüzde 100 yerli ve millî olarak yapılmaktadır ve yer altı sığınakları bu millî imkânlarla ürettiğimiz akıllı ve güdümlü mühimmatlarla son derece etkili bir şekilde vurulmakta ve ortadan kaldırılmaktadır. Kara harekâtında Kirpi araçları -yerlilik oranı son derece yüksek- zırhlı Kirpiler son derece başarılıdır. Yine, MPT, Millî Piyade Tüfeği’miz çok güven kaynağı ve gururumuz olmaya burada da devam ediyor. Ve mühimmat stoklarımız; değerli milletvekilleri, bugün itibarıyla, sadece Afrin’in değil, tüm bölgenin teröristlerden temizlenmesine yetecek miktarda mühimmatımız vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Son, bir cümlem, bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Lütfen bitirin.

Buyurun.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, biz Afrin’i işgale değil, kurtarmaya gidiyoruz. Aynı Fırat Kalkanı’nda olduğu gibi Afrin de terör örgütlerinden temizlenecek ve Suriyeli kardeşlerimiz için yaşanabilir bir yer hâline gelecektir, son terörist yok edilinceye kadar harekât devam edecektir.

Bu harekâtı yapmak durumundayız. Ülkemize tehditte bulunan YPG, PYD, PKK, DEAŞ teröristleri nerede olursa olsunlar, ister doğuda ister batıda, ister kuzeyde ister güneyde ve kiminle iş tutarlarsa tutsunlar bu terör örgütlerini sınırlarımızdan, ortadan kaldırmak ve yok etmek zorundayız; buna mecburuz, buna mahkûmuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Millet için, bayrak için, vatan için, devlet için, ezan için buna mahkûmuz. Bu mücadele Türk milletinin bağımsızlık mücadelesidir, beka mücadelesidir. Böyle dönemlerde Türk milletinin nasıl destanlar yazdığına herkes şahittir. Afrin’de bu millet, Türk Silahlı Kuvvetleri bir kez daha destan yazacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle buradan, kahraman askerlerimize ve ÖSO mensuplarına selam ve dualarımızı gönderiyoruz. Rabb’im onları muzaffer eylesin, Rabb’im yâr ve yardımcıları olsun.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Canikli.

Sayın milletvekilleri, şimdi gruplar adına ilk konuşmacı Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Manisa Milletvekili Sayın Erkan Akçay’dır.

Sayın Akçay, süreniz on dakika.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Zeytin Dalı Harekâtı hakkında Millî Savunma Bakanı Sayın Nurettin Canikli’nin verdiği bilgiler münasebetiyle Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Zeytin Dalı Harekâtı’na katılan Türk Silahlı Kuvvetlerimize, kahraman ordumuza ve tüm Mehmetçiklerimize üstün muvaffakiyetler diliyorum ve bu harekâtın on birinci gününde de açıkça görülmektedir ki harekât büyük bir planlama ve titizlikle icra edilmektedir. Harekâtın hedefinin, bölgede önce güvenliğin, ardından barış ve huzurun tesis edilmesi olduğu açıktır. Güvenlik olmadan barış ve huzur olamaz. Bu mücadele bir beka mücadelesidir. Bu harekât Suriye’nin kuzeyinde yaşayan insanlarımızın, kardeşlerimizin can ve mal güvenliğini sağlamak ve onları terör örgütlerinin tasallutundan kurtarmak için yapılmaktadır. Bu harekât İstanbul’un, Ankara’nın, Hatay’ın, Gaziantep’in, Şanlıurfa’nın, Kilis’in, Mersin’in, Kars’ın, Tunceli’nin, Diyarbakır’ın, Nusaybin’in, topyekûn vatanımızın güvenliği ve bölgemizin huzuru içindir.

Harekât, uluslararası hukuktan doğan hak, yetki ve sorumlulukla yerine getirilmektedir. Uluslararası hukuk, bu operasyonun bir tercih değil, zorunluluk olduğunu göstermektedir. Türkiye’nin bir yükümlülüğü yerine getirilmektedir aynı zamanda. Suriye’nin kuzeyinden ülkemize yönelen, artık bir güvenlik ve beka sorunu hâline gelen terör tehdidiyle acil bir şekilde karşı karşıyayız. Afrin merkezli olan bölgeden son bir yıl içinde ülkemize yönelen terör tacizi ve saldırılarının sayısı 700’ü bulmuştur. Böyle bir tabloda, Türkiye, teröre karşı meşru müdafaa hakkı kapsamında Zeytin Dalı Harekâtı’nı gerçekleştirmektedir. Bu hak, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere konuyla ilgili tüm uluslararası hukuk metinlerinde kuvvet kullanma yasağının en önemli istisnası olarak gösterilmektedir.

Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 51’inci maddesine göre, bir devletin silahlı bir saldırıya hedef olması hâlinde bu üyenin bireysel ya da ortak meşru savunma hakkı vardır. Aslında, bu, eşyanın tabiatında olan bir haktır. Biri size saldırdığında kendinizi korumak için müdahale edersiniz. Öte yandan, meşru müdafaa… Büyük, yakın ve öngörülebilir bir tehditle karşı karşıyaysanız bunu bertaraf etmeye matuf önleyici meşru müdafaa önlemleri alma hakkınız da vardır. Güney sınırımızda Türkiye’nin terör koridoruyla kuşatılması büyük, yakın ve öngörülen bir tehdittir. Bir diğer önemli nokta şudur: Bugün pek çok devlet, uluslararası örgütler PKK’yı bir terör örgütü olarak tanımaktadır. YPG’nin veya SDG’nin terörist envanterine bakıldığında aynı isimlerle karşılaşırsınız. Suriye’deki teröristlerin sevk ve idaresi Kandil’de yapılmaktadır.

Yine, uluslararası hukuktan doğan meşruiyete bakalım. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin üç kararı bu konuda öne çıkmaktadır. 2005 yılında 1624, 2014 yılında 2170 ve 2178 sayılı kararlar önemlidir. 1624 sayılı karar diyor ki: “Uluslararası terörizmle mücadele etmek her devletin mecburiyetidir.” 2170 sayılı Karar terörizmin her tür tezahürünün uluslararası barış ve güvenliğe yönelik en önemli tehditlerden birini teşkil ettiğini ve ne zaman ve her kim tarafından gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin gerekçesine bakılmaksızın her tür terörist eylemin suç oluşturduğu, haklı görülemez olduğu belirtilmektedir. 2178 sayılı Karar’da terörün yayılmasına sebep olan koşulların üzerine gidilmesine duyulan ihtiyaca vurgu yapılmaktadır. Neticede bu harekât uluslararası hukuk bakımından da meşrudur, haklıdır, gereklidir.

Değerli milletvekilleri, bu harekâtta ilk etapta Afrin’in hedef alınması siyasi, stratejik ve jeopolotik bir gerekliliktir. Afrin Türkiye’ye 22 kilometre kuş uçumu mesafededir; PKK’nın Kandil’den sonra en önemli üstlenme bölgesidir. Afrin, 1990’lı yıllardan itibaren terör örgütünün Hatay, Osmaniye, Kilis, Gaziantep ve Kahramanmaraş’ta gerçekleşen terör saldırıları ve Amanoslar’da yuvalanan teröristler için geçiş üssü, ikmal noktası olmuştur; Afrin terör örgütü için Akdeniz’e sıçrama tahtası olarak görülmektedir. Afrin, güney sınırımızda oluşturulmaya çalışılan terör koridorunun, terör kuşatmasının Akdeniz’e açılan kapısıdır.

Değerli milletvekilleri, Zeytin Dalı Operasyonu sınırlarımızın içerisinde kırsalda ve şehirde terörle yürütülen amansız mücadelenin, Fırat Kalkanı Harekâtı’nın, El Bab Operasyonu’nun devamıdır. Harekâtın stratejik başka sonuçları da olacaktır. İlk olarak, Suriye’de emperyalist güçlerin vekâletle yürüttüğü bir savaş vardır. İşte, bu operasyon, komşumuz olan Suriye’nin geleceğinde Türkiye’nin göz ardı edilemeyeceğinin garantisidir. Suriye’nin toprak bütünlüğünün muhafazasını da amaçlayan bu harekâtla masada Fırat Kalkanı’yla elde edilen söz hakkı da güçlenecektir.

İkincisi, harekât, sınır ötesinden gelen tehditlere karşı Türkiye’nin meşru savunma hakkını güçlü bir irade ve kuvvetle uygulayacağını göstermektedir.

Üçüncü olarak, sınırlarımızın ötesinde, özellikle birtakım güçler izin vermeden Türkiye’nin adım atamayacağı algısı geçersiz kılınmış, yerle yeksan edilmiştir.

Operasyonun dördüncü ve siyasi bir önemi de, Afrin merkezli oluşturulmak istenen kukla devletçiğin tıpkı Kerkük’te olduğu gibi daha doğmadan engellenmesidir.

Afrin’den başlayarak önce doğu yönünde El Bab, ardından kuzeydoğu yönünde Menbic ve buradan da kuzey yönünde Cerablus arasında kalan bölgenin terör unsurlarından tamamen temizlenmesi gerekmektedir. Daha önce El Bab’a bir harekât gerçekleştirmiştik. Yine, Fırat Kalkanı kapsamında Cerablus’taydık. Yine, şimdi Afrin’e emin adımlarla müdahale edilmektedir. Bir sonraki adımın da Menbic olması stratejik ve jeopolitik bir zorunluluktur. Çizdiğim bu alan, Türkiye’nin yaklaşık 1.400 kilometrelik güney sınırı boyunca terör tehdidine karşı inşa edeceği güvenlik kuşağının merkezidir. Terör kuşağına karşı güvenlik kuşağı; bu, Türkiye’nin sağladığı bir güvenlik kuşağıdır. Bu güvenlik kuşağının önemli bir bölgesi de Fırat’ın doğusunda kalan Suriye topraklarıdır. Bu alan terörle mücadelede dikkat etmemiz gereken en önemli bölgelerden birisidir. PYD-YPG-Amerika eliyle bu bölgeler semirtilmiştir. Türkiye'nin güvenliği, Fırat’ın doğusu ve batısındaki tüm alanın terörden temizlenmesiyle sağlanacaktır. Afrin, bu meselenin başlangıcıdır. Ancak Afrin’den daha kritik olan Menbic’dir, Menbic’den daha kritik olan ise Fırat’ın doğusudur.

Zeytin Dalı Operasyonu’nu stratejik olarak sadece askerî analizlerle değerlendirmek yetersiz kalacaktır. Meselenin bir başka önemli boyutu da iletişim konusudur. Bu çerçevede, dikkat edilmesinde fayda gördüğümüz bazı hususlar da şunlardır: Birincisi, harekâtın insani ve güvenlik düzeyinde önemi ve meşruluğu tekrar tekrar kamuoyunun dikkatine sunulmaya devam edilmelidir. Bölgede PKK-YPG’yle mücadele edildiği, PKK terörünün sürekliliği ve boyutları, PKK-YPG ilişkisi tekrar tekrar kamuoyunun dikkatine sunulmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun tamamlayın Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İkinci olarak Suriye’nin kuzeyinin terörden arındırılmasının Suriyeli mültecilerin dönüşünü de teşvik edeceği vurgulanmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi bu mücadelede Türkiye Cumhuriyeti’yle, milletimizle, Hükûmetle birdir ve beraberdir. Burada bizlere düşen görev, millî birlik ve beraberliğimizi şaşmaz ve sarsılmaz bir şekilde korumaktır. Türkiye kadife eldivene sarılmış demir bir yumruktur, bu böyle biline. Harekâtta şehit düşen kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyoruz, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Türkiye'nin bekası, varlığı, güvenliği, istiklali ve istikbali yolunda verilen mücadelede ülkemizin gazası mübarek olsun.

Saygılarımla. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Akçay.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Muş Milletvekili Sayın Ahmet Yıldırım…

Süreniz on dakika.

Buyurun Sayın Yıldırım. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA AHMET YILDIRIM (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir bütün olarak bölgesel anlamda Orta Doğu, özelde de ülkemiz artık ahlakın, vicdanın, barışseverliğin ya da savaş tamtamları çalmanın testinden geçtiği günleri geride bıraktı. Bir sonraki eşikteyiz. İnsan olmanın test edildiği günlerden geçiyoruz. Öyle ki insan canı ve kanı üzerinden nasıl da politik tahayyüllerin harekete geçirildiği günlerden geçiyoruz.

Bizim açımızdan artık bu meselenin, Sayın Bakanın burada bir savunma psikolojisi içerisinde “Savaş mı, işgal mi, ÖSO -ne kadar- şirin bir örgüt mü, değil mi veya oraya işgale mi gidiliyor, yoksa sivilleri kurtarmaya mı gidiliyor, siviller ölüyor mu, ölmüyor mu?”nun ötesinde çok daha derinlikli bir süreçle alakalıyız. Afrin neredir? Afrin’de tarih boyunca kimler var oldu? Afrin bilinmelidir ki büyük Kürt komutan Selahaddin Eyyubi tarafından 1190 yılında, Kudüs’ten hemen üç yıl sonra fethedilmiştir. Yaklaşık dokuz yüz yıldır başta Kürtler olmak üzere Kürtlerin, Türkmenlerin, Arapların, Ermenilerin, Süryanilerin; din olarak da Müslümanların, Hristiyanların, Ezidilerin ortak yurdudur. Hepsinin kesintisiz bir şekilde bugün orada yaşamını sürdürdüğü, 2011 Şubatta Suriye’de iç savaş patlak verdiği günden bugüne kadar çatışmanın olmadığı, silahın kullanılmadığı, Suriye’nin diğer bölgelerinde zora düşmüş ve çatışmada sıkışmış olanların sığınma limanıdır. Böyle bir barış adasını hangi saikle niçin hedef hâline getiririz biz? Bunun cevabının doğru verilmesi ve bu sürecin tarihsel bağlamıyla birlikte ele alınması gerekir. Kurtuluş Savaşı başladığında; Birinci İnönü, İkinci İnönü, Kütahya, Eskişehir, Sakarya Meydan Muharebeleri verildiğinde Afrin’in hâlâ Osmanlı bakiyesi topraklar olduğunu ve Afrinli Kürtlerin gelip İnönü’de, Kütahya’da Sakarya’da savaştığı gerçeğini unutarak mı hareket edeceğiz biz? Ve Fransızlarla yapılan Ankara Antlaşması sonucu Suriye ile Türkiye sınırı 20 Ekimde çizildiğinden beri oradaki Kürtlerin yönü, buradaki kardeşleri, aileleri, aşiretleriyle birlikte Türkiye'ye mi dönüktü, yoksa dünyanın başka bir yerine mi dönüktü bağlamından koparırsak bugünkü savaş hamasetini çok rahat sürdürüp gidebiliriz.

Ne diyor Sayın Bakan? “Sınır güvenliği ve terör örgütüne operasyondur bunun amacı.” Ve hemen ekliyor “ABD’yle ciddi diyaloglar kurduk.” Kurdunuz; Rusya’yla kurdunuz, Şam’la, Tahran’la, kurdunuz, Avrupa’nın birçok ülkesiyle bu konuda diyaloglar kurdunuz; bir tek topluluk ve onların siyasi iradesiyle kurmadınız, bir tek Kürtlerle diyalog kurmayı denemediniz, düşünmediniz. Bugüne kadar, 2011’den beri, Afrin’den Türkiye'ye bırakın bir roketi, bırakın bir bombayı, bırakın bir kurşunu, bir taş atıldı mı? Afrin’de şimdiye kadar, bu operasyona başlandığı günden beri yani on bir gündür devam eden bu savaşa -ki siparişle çıkarılmış bir savaş- bu ülkede iktidarın ortaya çıkarmış olduğu bazı yanlışların üzerini örtmek, unutturmak ve muhalefeti -partimiz dışında- kendine yedeklemek üzere çıkarılmış, hizaya geçirmek üzere çıkarılmış bu savaşa iktidar, kendisinin bu ülkeyi içerisine sokmuş olduğu hâli gözlerden kaçırmak üzere karar verdi. 115 çocuğun hamile kalması konuşulmasın, açlıktan Meclisin önüne gelen ve kendini yakan insanların derdi görünür olmasın, açlıktan, yoksulluktan, işsizlikten kırılan insanların tepkisi görülmesin diye, kadın intiharları ve cinayetleri görülmesin diye bu savaş ortaya çıkarıldı. Bizim açımızdan bu savaşın anlamı budur.

Demografik yapı değişiyormuş; demografik yapı, doğru, değişti. Nasıl değişti biliyor musunuz? 180 bin Kürt’ün yaşadığı Afrin’de 2013 sonrası Suriye’nin diğer yerlerinde saldırıya uğrayan Türkmen, Arap kardeşleri; Ermeni, Ezidi, Keldani kardeşleri oraya sığınınca ve onlarla birlikte kardeşçe yaşayınca demografik yapı değişti.

Değerli arkadaşlar, savaşa karşı çıktık, çıkmaya devam edeceğiz. İran-Irak Savaşı’na karşı çıktığımız gibi, Afganistan Savaşı’na karşı çıktığımız gibi, Bosna, Osetya, Kırım, Körfez Savaşı’na karşı çıktığımız gibi bu savaşa da karşı çıkacağız. Bu yüzden ötürü partimize, teşkilatlarına bedel mi ödetmek istiyorsunuz? Savaşa karşı cephe oluşturan vicdanlı, bu ülkenin ahlaklı ve onurunu temsil eden sivil toplum örgütlerine, sendikalara, meslek odalarına siyasi operasyonlar düzenleyerek bedel mi ödetmek istiyorsunuz? Bu ülke insanları bir an olsun savaştan asla beslenmeyecek, buna destek vermeyecektir.

Burada sınır güvenliği vesaire yoktur. Biraz diyalog kurulursa Suriye'ye nasıl güçlü bir aktör olarak Türkiye'nin müdahil olacağını geçmiş dönemde yapmış olduğunuz tecrübeyle siz bizden çok daha iyi biliyorsunuz. Burada açığa çıkarılan savaşın tek sebebi vardır: İktidarın, ülkeyi yaşanılmaz hâle getirmiş olduğu bir psikolojinin görünmesini engellemesidir. Şimdi soruyorum -siviller ölmezmiş- üç gün boyunca 120 uçakla sorti çekilecek, yerleşim yerlerine ve yakınlarına bombalar düşecek, nasıl bir şeydir, uçaktan bomba düşünce sivili gördüğünde yön mü değiştiriyor veya rastgele atışlar yapılırken silahlı birini görünce vurup da sivil birini görünce sekip geçen bir silah üretildi de bizim mi haberimiz yok? İşte, UNICEF -biz kendimiz yorum yapmadan söyleyeceğiz- 11 çocuğun öldüğünü yedinci gününde söylüyor, Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi 42 kişinin öldüğünü, Suriye'nin resmî haber ajansı SANA 86 sivilin öldüğünü söylüyor; ben söylemiyorum, rakamlar bize ait de değil.

Yine, değerli arkadaşlar, bakın, bunca medya operasyonlarına rağmen, bu kadar havuzlaştırılmış ve havuz dışında kalan medya da sindirilerek, bütün özel savaş aygıtları devreye sokularak yürütülen bu savaşta hâlâ bugün Tabipler Birliği Merkez Konseyi üyelerinin tamamı gözaltına alınıyorsa, sosyal medyada barış paylaşımında bulunulduğu için insanlar operasyona uğruyorsa bu iktidarın bu savaşta ne kadar meşruiyet sorunu yaşadığını, uluslararası kamuoyuna ve kendi kamuoyuna anlatamadığını ve âcizliğini gösteriyordur. Yoksa, bunca imkâna rağmen hâlâ meslek odaları niye basılır? Bugün neden yedi saat orada arama yapılır? Görevi insanların sağlığını korumak, onların yaşam hakkını savunmak ve icra etmek olan doktorlara neden operasyon yapılır? Bu işte girişilen bu işteki yaşanılan meşruiyet sorunu ve içine düşülen acizlikle ilgilidir.

ÖSO kokteyl bir örgüttür. Başından menkul, tek bir yapıya sahip olmadığını açın az biraz bütün uluslararası ajanslardan ve uluslararası bu konudaki uzmanlardan okuyun; içinde her şey var. 12 yaşındaki Filistinli çocuk, Abdullah İhsan’ın kafasını kesen Nureddin Zengi var içinde, Nureddin Zengi tugayları var. Kaide türevi olan Ahrar el-Şam var, siz kutsayabilirsiniz, biz böyle bir örgütü kutsamayacağız, öyle bir örgütü getirip bin yıllık kardeşliğin eksenine oturmuş olan bu devletin bir bileşeni olarak görmeyeceğiz, kim görmek istiyorsa görebilir. Hâlâ bunların cihatçı mantıkla işledikleri bir sürü cinayet orta yerde dururken ve Müslim Şişani adındaki eli kanlı cellat bu operasyonda komutanlık yapmak için Akit gazetesinde ve havuz medyasında poz veriyorsa biz bu günaha ortak olmayacağız, biz bu suça ortak olmayacağız. Eğer ödetilmek isteniyorsa bir bedeli barış uğruna ve bu ülkedeki yaşayan komşu ülkelerle birlikte halkların kardeşliği üzerine öyle bir bedel hoş gele sefa gele, baş göz üzerine, biz bu bedeli ödemekten de geri durmayacağız.

Savaş atari oyunu değildir, savaş daha fazla dışa bağımlılıktır, savaş tavizdir, savaş ahlaki çöküntüdür, savaş kara deliktir her şeyi alır götürür; en başta en değerlimiz olan canlarımızı alır, malımızı alır, ahlakı alır, vicdanı alır, her şeyi alır götürür; tarihsel kardeşlik bağlarının köprülerinin altına dinamit koyar, uçurur götürür. Bu anlamda biz, bu operasyonun bir tarafı değiliz.

Meclisin iki hafta önce sözüm ona sömestr için tatil edildiğini söylemişti iktidar mensupları. Neden tatil edildiğini şimdi çok daha iyi anlamış oluyoruz biz ve şunu söyleyelim. Sizin orada terörist olarak gördüğünüz Afrin Halk Meclisi, bırakın Washington’u, Moskova’yı, Tahran’ı, Şam tarafından terörist olarak görülmüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Sayın Başkanım, kusura bakmayın, tamamlıyorum.

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın Sayın Yıldırım.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Bir defa, üzerinde varlık gösterdiği oradaki siyasi yapılar Şam rejimi tarafından terörist olarak görülmüyor ama bir defa bir savaşa karar verilmiş, ondan sonra da o savaşın gerekçeleri oluşturulmaya çalışılıyor. Söyledik, tekrar söyleyeceğiz ve söylemeye devam edeceğiz.

Bakın, değerli arkadaşlar, hiçbir zaman unutulmamalıdır ki oradaki Kürtlerle diyalog kurulması durumunda nasıl bir kardeşlik ortamının yaşanacağı ve bu ülkenin de Orta Doğu’da nasıl bir aktör olacağı tecrübeyle ortaya konulmuşken hâlâ bunların yapılıyor olmasını anlamlandırabilmek mümkün değildir. Bir de oraya işgale mi gidiliyor, geçici mi gidiliyor? Bunun cevabını sağ olsun İçişleri Bakanı verdi. Mare’ye kaymakam ve emniyet müdürü neden atanır? Geçici olarak gidilen bir yere, yerleşim birimine nasıl kaymakam atanır, nasıl oraya emniyet müdürü atanır? Gelsinler buradan bir cevaplasınlar da bütün uluslararası toplumla birlikte tüm barışsever halkımız öğrenmiş olsun diyorum. Bütün Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yıldırım.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ardahan Milletvekili Sayın Öztürk Yılmaz…

Süreniz on dakika.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÖZTÜRK YILMAZ (Ardahan) – Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Afrin operasyonu konuşuluyor. Kahraman ordumuzun başarılı bir şekilde operasyonu tamamlayacağına olan inancımız tamdır. Partimizin görüşlerini Sayın Genel Başkanımız operasyonun başladığı ilk gün kamuoyuyla paylaşmış bulundu. Partimiz, operasyonu ulusal bir güvenlik sorunu olarak gördü ve destekledi ve desteklemeye devam ediyor.

Elbette, bu vesileyle Suriye konusunun gündeme getirilmesi gerekir. Neden buraya gelindi? Ne oldu? Niçin bunlar oldu? Buraya gelinmeden önce başka yollar var mıydı, bir çıkış yolu var mıydı? Denenmedi mi onlar? Onların iyi hesaplanması lazım.

Şimdi, bir kere, her şeyden önce operasyonla ilgili partimize dönük haksız ve provokatif açıklamalar var. Sayın Genel Başkanımız ve partimiz bu operasyonu başından beri desteklemesine rağmen, bu operasyonu bir ülkenin yaptığı, bir devletin operasyonu olarak görmeyip siyasi partinin bir operasyonu olarak görüp il, ilçe kongrelerinde partimize dönük ithamlar yakışıksızdır ve biz bunları kabul etmiyoruz.

Şimdi, şunu söyleyelim: Cumhuriyet Halk Partisinin imajıyla oynamak, bu ülkeyi kuran bir partinin imajını sorgulamak herhâlde hiç kimsenin hakkı ve haddi olmamalı.

“Millî ordu” deniyor ÖSO’ya. Bizim bir tane millî ordumuz var, o da Türk Silahlı Kuvvetleridir. (CHP sıralarından alkışlar) Biz ÖSO’yu hiçbir zaman bir millî ordu olarak görmüyoruz.

Bakınız, burada tarihî bir uyarıyı yeniden yapmak istiyorum: Bizim devletimizin başına bunlar bela olacak. Bunlar ileride size sorun çıkaracak. Biz söylediğimiz zaman hakaret yiyoruz ama doğruyu söylemek zorundayız. Bunlar nefret söylemi kusan gruplarla iç içeydiler, yıllarca orada kanlı savaşı yaptılar ve biz bunların hepsini biliyoruz. Gerçek apaçık ortadadır. Kimse gerçeği saklamasın. Cihatçı gruplardan, radikal gruplardan, bunlardan hiç kimse bir medet ummasın. Bunlar oradaki bütün ahaliye, Türk olsun, Kürt olsun, Arap olsun, Yezidi olsun, Ermeni olsun hepsine düşmandır. Bunlar Selefi bir gelenekten geliyor. Bunları savunmak bizim görevimiz olmamalı.

Efendim, bir ÖSO seviciliği almış gidiyor. Ya benim kahraman askerim ÖSO’ya ihtiyaç mı duyardı? Ne alakası var? Onu siz, bir taraftan FETÖ belasıyla yarısını neredeyse yıprattınız, şimdi ÖSO belasıyla yıpratıyorsunuz. Benim bunu söyleme hakkım var. Bu, Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan herkesin yarın pişmanlık duyacağı bir konudur. Bunun lâmı cimi yok, açık açık konuşmak lazım.

Şimdi, efendim, şunu söyleyelim: Biz neden buraya geldik? Ne oldu da buraya geldik? Suriye’de biz rejim değişikliği yapmaya çalıştık. Bize birileri gaz verdi. İran çok aktif, Şam’da Esad’ı destekliyor, Esad aktif, Lübnan’da Hizbullah’ı destekliyor ve Hizbullah aktif, Filistin’de Hamas’ı destekliyor. Ne yapalım? O zaman, bu kolu keselim. Kime kestirelim? Şam’la Ankara’nın arasını açalım. Kime yaptıralım bunu? Esad’ın en yakın dostuna yaptıralım oldu ve yaptırdılar. Sonra planlar kuruldu. Ben, şahsen, bu dönemdeki, Suriye üzerine kurulan planların İkinci Dünya Savaşı’nda kurulan planlardan daha ağır olduğunu biliyorum, insanlık kıyımı yaşandı. Bugün, 1 milyona yakın insan öldü, 11 milyon insan yer değiştirdi, 5 milyon insan mülteci hâline geldi ve 1 trilyon dolarlık ekonomik kayıp var. Biz şunu bilelim: Bu Suriye işinin içinden nasıl çıkacağız? Ne olması lazım? Ben, Afrin operasyonunun üç gün, beş gün, on gün, yirmi günde biteceğinden eminim, sonra ne olacak? Suriye’yi nasıl toparlayacağız? Burayla ilgili planımız nedir? Ne yapmak istiyoruz biz? Biz Suriye’de, Suriye’nin kuzeyinde ayrı bir devlet mi kurmak istiyoruz? ÖSO’ya bir devlet mi kurdurmak istiyoruz, yoksa, yapmak istemiyorsak ne yapmak istiyoruz biz? Biz, niçin bu kadar risk alıyoruz? Bunu bilmek lazım.

Şimdi, efendim, şunu söyleyelim: Şu anda Suriye stratejisi konusunda bir çıkış yolu yoktur sizin için. Sayın Bakanımız operasyonla ilgili konuştu, biz de dinledik. Bizim operasyonun selametinden ve başarısından bir şüphemiz olmaz ama Suriye konusunu ne yapacaksınız?

Şimdi, Amerika’yla hareket ettiniz; efendim, ÖSO’cuları Amerikalılar da desteklemiş. İşte bak, gidip Amerika’da da gizli gizli görüşüyor bunlar. Bunlar Katar’la görüşüyorlar, Suudi Arabistan’la görüşüyorlar, onunla görüşüyorlar, bununla görüşüyorlar; yahu bunlara nasıl güvenirsiniz siz, nasıl olur böyle bir şey? Biz bunlara ne kadar güvenebiliriz? Bunları biz Türk askerinin önünde nasıl gösterebiliriz? Türk askerini onların bir yedek unsuru gibi nasıl takdim edebiliriz? Biz hakikaten neredeyiz, hangi noktada duruyoruz? Şimdi, bakınız, bunlar bütün o gruplar tarafından ve ülkeler tarafından desteklendiler.

Bize Amerika’yla, Suudi Arabistan’la ve Katar’la birlikte hareket etme yönünde bir strateji çizilmiş ve uzunca süre bununla gidildi. Şimdi ne oluyor? Şimdi o bitti, bu defa İran’la ve Rusya’yla gitmeye başladık. Emin olun, on güne kalmaz Rusya’yla da İran’la da olan strateji bitecek, bitecek çünkü bir stratejiniz yok, bu memlekete dair bu Ankara’nın bir stratejisi yok, Ankara’nın kendine ilişkin bir planı yok; hep onun bunun peşinden gidiyoruz. Amerika’nın peşinden gidiyoruz, “Vay, bizi kandırdı.” Suudi Arabistan, “Vay, ihanetçiler, bizi kandırdı.” Katar yan çizdi, şimdi İran kandırıyor, yarın Rusya kandıracak. Yahu, bizim kendimize ait dış politikada bir stratejimiz olmaz mı? Bu bölgenin insanlarıyla, halklarıyla, bütün geniş Orta Doğu’yla ilgili bir planımız olmaz mı? Bu coğrafyayı birlikte tutacak bir stratejimiz olmaz mı? Bütün kadim halkları bir arada tutabilecek, onları en azından destekleyebilecek, bizim egemenliğimizi, ulusal güvenliğimizi güçlendirecek ama insanları da güçlendirecek hiçbir stratejimiz olmaz mı? Hiçbir şeyimiz yok. Başka ülkeler bir şeyler yapıyor, biz peşinden gidiyoruz. Nereye kadar gideceğiz? Bu nasıl bir ulusal güvenliktir? Bu orduyu ÖSO’cularla eş değere, aynı kefeye koyan anlayış yarın burada “Kandırıldık.” demeyecek midir?

Bu, tarihî bir konuşmadır: ÖSO’ya dikkat edin diyoruz, yarın başınıza iş açacaksınız. Efendim, biz bunu dediğimiz için diyorlar ki: “Yahu, bizi Avrupa’ya şikâyet ediyor. Bak, dikkati bizim üzerimize çekiyor.” Siz onu yanınıza aldığınız için biz bunu söylüyoruz; yoksa biz size bunu söylediğimiz için siz onu yanınıza almıyorsunuz. Tersten oluyor.

Ve yarın bu gruplar maalesef bölgeyi kana bulayacaklar. Ben radikal cihatçı gruplar konusunda tarafım, şahıs olarak da tarafım. Ben bunların ne pislikler içerisinde olduklarını biliyorum. Kimin eli kimin cebinde? Kim parayı veriyorsa onun peşine gidiyorlar, kim azıcık onlara şey yapsa istihbarat örgütleri… Hepsi onların elinde, istihbarat örgütlerinin elinde bunlar. Cephede sizinle görüntü verirler, arka tarafta Amerika’nın, Rusya’nın elinde bunlar, İran’ın elinde, başka örgütlerin elinde bunlar. Bunları bir ordunun parçası hâline getirmek yanlıştır, Türk ordusunu yıpratmak yanlıştır. Zaten yıpranmış; istihbaratımız yıpranmış, bürokrasimiz yıpranmış, her şeyimiz yıpranmış. Yetmiyormuş gibi, sanki ihtiyacımız varmış gibi… Türk ordusunun burada ihtiyacı yok kimseye. Bu operasyonu kendi imkân ve kabiliyetiyle yapacak güçtedir. Sanki zayıfmışız, ihtiyacımız varmış bizim, aman, onlar olmasaymış bir şey yapamazmışız gibi bir takdime kalkışmak yanlıştır ve bu yanlışı maalesef tekrar ediyoruz.

Suriye konusunda iki şey söyleyeyim: Şu anda konu tekrar bir şekilde… Bu Soçi toplantısında alınacak kararlar Cenevre’ye gidecek. Ne yapıp edin, bir ekip oluşturun. Bu ekip devrede olsun. Bakın, Cenevre’den dışlanacaksınız. Rusya o platformda “Türkiye artık tekrar Amerika’nın yanına geçti.” diye sizi suçlayacak. Amerika da zaten size güvenmiyor. Ne yapıp edin, bir grup oluşturun. Suriye’deki bütün unsurları, buradaki unsurları toparlayın. Toparlayıcı olun, toparlayıcı, bölücü değil.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yılmaz.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Şanlıurfa Milletvekili Sayın Mehmet Kasım Gülpınar.

Süreniz on dakika.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET KASIM GÜLPINAR (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli hazırun; Hükûmetin Afrin Zeytin Dalı Harekâtı konusunda bilgilendirmesi üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum.

Aslında bence mesele öyle bir noktaya geldi ki gerçekten meselenin tam anlamıyla açıklığa kavuşturulabilmesi için bazı soruların sorulması ve bunların mutlak surette cevaplandırılması lazım. Bakın, bir Kürt olarak, aslında hiç fark etmez, bir Türk olarak, bir Zaza olarak, bir Arap olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin bütünlüğünü savunmanın, Türkiye’ye yönelmesi muhtemel terör örgütlerinden gelebilecek tehlikeleri bertaraf etmek için meşru müdafaa hakkını savunmanın ve bunu kullanmayı savunmanın neresi zararlı? Gerçekten bu sorunun bence sorulması lazım. Bizim hep birlikte bu vatana, bu ülkeye sahip çıkmak istememizden daha doğal ne olabilir? Yanlış diye biraz önce iddia edilen birçok şey aslında bence hiçbir sağlam temele oturmuyor.

Biraz önce Değerli Ahmet Yıldırım Bey Orta Doğu konusundan girdi, Orta Doğu’dan bahsetti, aslında beni biraz da ümide sevk etti, ümitvar oldum. Dedim ki: “Herhâlde meseleye bu sefer büyük pencereden bakacaklar.” ama olayı yine sadece Afrin boyutuna sıkıştırınca yine ümitlerim kırıldı Ahmet Bey, kusura bakmayın, bunu söylemek zorundayım.

Bakın, en az yüz yıldır bu bölgede, Orta Doğu’da her türlü maddi menfaat için, petrol için, gaz için tıpkı Afrika’yı, tıpkı Asya’yı, tıpkı orta Amerika’yı ve güney Amerika’yı sömürdükleri gibi Orta Doğu’yu da sömürmeye gelen emperyal güçlere tepki göstermek, onları eleştirmek bir tarafa, benim vatandaşlarıma, benim kardeşlerime, benim gençlerime silah verip bana karşı kışkırtan, kardeşi kardeşe vurdurtan bu zihniyeti âdeta savunur hâle gelmek de bence izah edilmesi gereken bir durum.

Özellikle son yıllarda Arap Baharı sürecinden itibaren yaşanan gelişmelere karşı kayıtsız, duyarsız kalmak, burnumuzun dibine kadar gelen tehlikenin farkına varmamak nasıl bir siyaset anlayışıdır? Bugün Orta Doğu’da, Kuzey Afrika’da hatta Körfez’de, Katar’da yaşanan gelişmeleri Türkiye’den bağımsız değerlendirmek, Türkiye’nin hedef alınmadığını, Türkiye’yle alakasının olmadığını düşünmek bence büyük bir basiretsizliktir. Katar’ın başına gelecekleri ve bunun tek sebebinin Türkiye olduğunu eğer ben kendi kulaklarımla bir Batılıdan olaydan iki ay önce duymasaydım inanın buna komplo teorisi derdim.

Bizler hem Avrupalıyız hem Orta Doğuluyuz. Bizler Müslüman kimliğimizle Avrupa Birliğinin içinde yer alma gayreti içindeyiz. Ne biz gizliyoruz bunu ne de Avrupa Birliği bundan bihaber. Avrupa Birliğine üye olmak isteyen, müzakere yürüten tek Müslüman ülkeyiz. Onun için Orta Doğu’da yaşanan hiçbir gelişmeye kayıtsız kalamayız. Bu, aynı zamanda Avrupa için de elzemdir. Avrupa maalesef çoğu zaman bu gerçeği göz ardı edip her fırsatta Türkiye’yi ve özellikle de Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştirmeyi tercih ediyor ve en kötüsü de bu tutarsız argümanlar yurt içinde bazı siyasi unsurlar tarafından da destek görüyor. Umarım onlar da bir an evvel bu gerçekleri görürler ve bu yanlışlarından dönerler.

Bizler siyaseten nasıl Avrupa başkentlerine, siyasi merkezlerine, Londra’ya, Berlin’e, Paris’e ehemmiyet veriyorsak aynı zamanda Orta Doğu’ya da çok fazla ehemmiyet vermek zorundayız. Çünkü Orta Doğu denince başkaları gibi bizim aklımıza ne petrol ne gaz ne de maddiyat gelir, Orta Doğu denince önce Mekke-i Mükerreme, sonra Medine-i Münevvere, ondan sonra da Kudüs-ü Şerif gelir bizler için. Bunlarla Avrupa arasında, bunlarla Vatikan arasında köprü olacak yeryüzündeki tek ülke Türkiye Cumhuriyeti’dir. Onun için Türkiye Cumhuriyeti şer güçlerin üzerinde kalem oynatacağı, senaryo yazacağı bir ülke değildir, olamaz ve olamayacaktır da Allah’ın izniyle.

Burada mesele -bir Kürt kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak- hep değerli dostlarımız tarafından maalesef Kürtlere karşı sanki bir olguymuş gibi, bir harekâtmış gibi algılanıyor ve bu şekilde empoze edilmeye çalışılıyor. Yine, Ahmet Bey güzel bir şey söyledi aslında, ÖSO’nun kokteyl örgüt olduğunu söyledi ama Allah aşkına, şu anda burnumuzun dibinde olan bu terör örgütlerinin hangisi kokteyl örgüt değil ki? Bir Allah’ın belası DAEŞ… Bakın, hepimiz aynı yanlışa düşüyoruz; “Cihadist” “cihatçı” “cihat” kavramlarının ne olduğunu tam bilmeden, tam kavramadan, cihadın ne olduğunu, Kur'an’da, İslam’da, Müslümanlıkta cihattan neyin kastedildiğini tam bilmeden, bu “cihadist” kavramı üzerinden yanlış bir algı operasyonuna, Batılının yaptığı, yapmak istediği bu hizmete maalesef biz de yardımcı oluyoruz.

Şimdi, DAEŞ’in durumu… Dünyanın birçok yerinden, ta Avustralya’dan buraya gelip işte o “kokteyl örgüt” dediğiniz DAEŞ burada İslamiyet’i karalamaktan, İslam inancını ve Müslümanları zora sokmaktan başka hiçbir işe yaramıyor ve bunları kullananlar için, onların babaları için, ağababaları için son derece fizibil bir örgüt. Bu, işin DAEŞ boyutu, amaçları belli. Batılı ülkelere sorduğumuzda, işte, neden peki… YPG boyutu var bir de, o da aynı şekilde kokteyl örgüt. YPG’nin yapısına da baktığımızda, dünyanın birçok ülkesinden, Avrupa’dan gelen, burada savaşan insanlar var. Avrupalının, İngiliz’in, Amerikalının, Alman’ın burada ne işi var? Bunu da sorgulamak lazım tabii.

Şimdi, bu işi Batılı ülkelere sorduğumuzda “Bunlar laiklik savaşçısı.” diyorlar. “Neden destekliyorsunuz, neden bu işte tarafsınız?” dediğimizde “Bunlar laiklik savaşçısı.” Allah aşkına, bu işin Kürtlükle ne alakası var? Şimdi, Batı’nın kılıfı hazır, dediğim gibi. Bu lanet DAEŞ örgütü Müslümanlardan başka hiçbir şeye zarar vermiyor ki, biz hangi laiklikten bahsediyoruz? Şimdi, Fransızların meşhur bir tabiri var “passe-partout” diye, zamanında bir mizah dergisi de aynı zamanda. Âdeta bir kara mizahtan bahsediyoruz, yani “passe-partout” demek, her yerden geçen, yani bizim tabirimizle, Türkçe tabiriyle, maymuncuk. Şu anda DAEŞ gibi, maymuncuk gibi her işe yarayan bir örgüt ama yeri geliyor efendileri ona “Bir kenarda dur.” diyor ve maalesef o da onu harfiyen yerine getiriyor. Bunu da çok yakın zamanda gördük, birbirlerine dokunmayan örgütler, birbirlerine “Buyur geç.” diyen örgütleri de çok yakın bir zamanda gördük.

Şimdi, özellikle son dönem Kürtçülük hareketi, Kürt hareketi üzerinden ben bir vurgu yapmak istiyorum, bir saptama yapmak istiyorum. Biliyorsunuz, son dönem yaşanan Kürt hareketi tamamen sol bir zemin üzerine neşvünema bulmuş, sol bir ideoloji üzerine kendine bir zemin bulmuş ve ilk çıkış aşamasında, biliyorsunuz -hepimizin de aslında destek vereceği, takdir edeceği bir konu- “Emperyal güçlere karşı bir hareket izleyebilir miyiz?” adı altında çıkmış bir hareketten bahsediyoruz. Ama maalesef, en son Kobani sürecinde, işte hep birlikte yaşadığımız, geldiğimiz nokta “…”(x) Obama sürecine kadar gelmiş bir hareketten de aynı zamanda bahsediyoruz. Maalesef, işte emperyalizmin en büyük tehlikesi bugün karşımızda. Benim burada dikkati çekmek istediğim en önemli husus, bu emperyalizm meselesi üzerinde özellikle durmamız lazım. Bunun, Türk’ü, Kürt’ü, Arap’ı, Zaza’sı değil hep birlikte, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak bu kapımızın dibindeki bu malum emperyalizm tehlikesi üzerinde çok ciddi bir şekilde durmamız gerekiyor diyorum ben.

Şimdi, tabii ki ülke bütünlüğüne ve güvenliğine tehdit görüldüğü anda böyle bir harekât yapılması son derece doğal. Bu emperyal güçlerin böl, parçala, yönet anlayışına karşı verilmiş bir cevaptır aynı zamanda. Yüzyıllardır birbirleriyle savaşan devletlerin, bakın, bugün Avrupa Birliği altında birleşip “birlik” adı altında dünyada söz sahibi olduğu bir dönemde Müslüman coğrafyasını alabildiğince bölme gayreti içinde olup yeni yeni haritaları piyasaya sürenlere karşı şanlı ve şerefli bir dik duruştur bu. Bu da Türkiye Cumhuriyeti’ne ve onun lideri Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a -Allah’a çok şükür- nasip olmuştur. Sorunların çözümü birlik beraberlikten geçer. Emperyal güçlerin amaçlarına hizmet etmek acıların artmasından başka hiçbir şeye fayda getirmez.

Tabii, bu ÖSO’nun terör örgütü olması meselesi... Aslında Cumhuriyet Halk Partisini de ben burada bir açıdan kutlamak istiyorum yani terör örgütünden bir günde -bugün, işte, Türkiye'nin tek millî ordusu Türkiye Cumhuriyeti’nin ordusudur- terör örgütü değil de “ÖSO’ya ne gerek, ne ihtiyaç var?” o noktaya gelmiş olmasını da ben tebrik ediyorum, takdir ediyorum ama tabii, burada bir hususa daha değinmek istiyorum: Ben, yeri gelmişken Hürriyet köşe yazarı değerli Ahmet Hakan’dan da bahsetmek istiyorum. Kendisini yakından takip ediyorum; bakıyorum, zaman zaman CHP’ye bazı taktikler veriyor ama herhâlde yakında kendisi de bu taktik vermekten vazgeçecek çünkü eminim ki o da yakında ümidi kesecek.

Şimdi, düşünün, bir halk, milyonlarca insan bir zalimin elinden kaçıyor ve sığınacak bir yer arıyor, soluğu ta Avrupa'nın en son noktasında... İtiliyor kakılıyor, boğuluyor, ölüyor -Allah korusun- tecavüzlere uğruyor. Şimdi, Türkiye Cumhuriyeti, dostun düşmanın takdir ettiği bir şekilde bu insanlara yardım elini uzatıyor ve güvenli bir şekilde geri dönmeleri için de elinden geleni yapıyor. İşte, tıpkı Fırat Kalkanı Harekâtı’nda olduğu gibi -işte Cerablus, işte El Bab- oradan göçenlerin geri döndüğü gibi Türkiye'nin sayesinde, şimdi, inşallah, Zeytin Dalı Harekâtı’ndan sonra da buradan geçen Suriyeli kardeşlerimiz oraya geri dönecek ama işte, Ahmet Hakan’ın dediği gibi maalesef bir politikacı çıkıyor, diyor ki: “Türk askeri çarpışırken -affedersiniz- bunlar plajlarda genç kızları röntgenliyor, bunlar burada ne yapıyor?” İşte, başka biri de maalesef çıkıp diyor ki: “Burada savaşa gidiyorlar, ellerini taşın altına koyuyorlar, e bunlar terör örgütü cihadist, cihatçı.” neyse artık, kendilerince bir argüman geliştiriyor. Tabii ki bu hiç kimsenin aklına dahi gelmeyecek bir argümandı ama herhâlde bir gündemi değiştirme operasyonuydu diye düşünüyorum.

Ben, bu vesileyle Ahmet Hakan’a, tabii, tekrar buradan selamlarımı iletiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın.

MEHMET KASIM GÜLPINAR (Devamla) – Dediğim gibi, kendisi de yakında, eminim artık, CHP’ye taktik vermekten vazgeçecektir.

Bu vesileyle, bugüne kadarki tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Gülpınar.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Yıldırım…

AHMET YILDIRIM (Muş) – Ben sataşmadan değil ama yerimden çok kısa bir söz talep ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yıldırım.

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, Hükûmetin gündem dışı açıklaması üzerine Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Kasım Gülpınar’ın AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

AHMET YILDIRIM (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, ben de hatip Sayın Gülpınar’ı dikkatle dinledim. Son günlerde çok fazla duymak zorunda kaldığımız “Kürtler kardeşimizdir.” diyor, amenna, güzel bir söz. Gerçekten gereği yerine getirilirse, kendisinin de Kürt olduğunu söyledi…

Bunun basit bir logaritması var Sayın Gülpınar. Kürtler nasıl kardeştir? Allah’ın ona vermiş olduğu kimliği kullanabilen bir kardeş midir bu devlette, bu ülkede? Eğitim hakkıyla bir kardeş midir? Kimlik hakkıyla bir kardeş midir? Ahlakını, onurunu koruma hakkıyla bir kardeş midir? Kardeşliğin bunlara dayanan bir temeli varsa gerçekten eşitlik temelinde bir kardeştir, öbür türlü bunlar yoksa lafügüzaf kardeşliğidir, hamaset kardeşliğidir, siyasi propaganda kardeşliğidir diyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yıldırım.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Bakan, grubu bulunmayan bir milletvekilinin konuşması var beş dakikalık, daha sonra size söz vereceğim.

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Hükûmetin Gündem Dışı Açıklamaları (Devam)

1.- Millî Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Suriye’nin kuzeybatısında, Afrin bölgesinde icra edilen Zeytin Dalı Harekâtı’na ilişkin gündem dışı açıklaması ve MHP Grubu adına Manisa Milletvekili Erkan Akçay, HDP Grubu adına Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım, CHP Grubu adına Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, AK PARTİ Grubu adına Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Kasım Gülpınar ve şahsı adına İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, aynı konuda konuşmaları (Devam)

BAŞKAN – İzmir Milletvekili Sayın Aytun Çıray söz istemişti.

Sayın Çıray, buyurun.

Beş dakika süreniz var.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Meclisin değerli üyeleri, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyoruz.

Şu anda Suriye topraklarında canları pahasına memleketin bekası ve vatanları için çarpışan Türk Silahlı Kuvvetlerine en içten başarılarımızı diliyoruz, şehitlerimizi rahmetle anıyoruz ve sonsuza kadar bu başarılarının devamını Allah’tan niyaz ediyoruz.

Biz en baştan beri Adalet ve Kalkınma Partisinin Suriye siyasetine karşıydık. İlk tezkere buradan geçerken şu sözleri söylediğimi gayet iyi hatırlıyorum: “Suriye’nin rejiminin düzeltilmesi Türkiye’nin millî meselesi değildir. Türkiye’nin millî meselesi olmayan bir konuda vereceğimiz her şehit bir cinayete kurban gitmiş olabilir.” diye uyarmış, söylemiştik. Fakat siyasi stratejisi, siyasi derinliği olduğu söylenen bir sayın bakanın -bana sorarsanız- siyasi stratejik sığlığı nedeniyle Türkiye, Suriye belasının içine bulaştırılmıştır, hem de Hillary Clinton’ın peşine takılarak bulaştırılmıştır.

Şimdi, biz Türk ordusunun, kahraman evlatlarımızın sonuna kadar arkasındayız. Türk ordusu bugün Suriye’de, Adalet ve Kalkınma Partisinin yanlış dış siyasetleriyle Türkiye’nin içine düşürüldüğü zor durumdan Türkiye’yi çıkarıp Türkiye’yi derleyip toparlamak, Türkiye’nin içine girdiği dertleri halletmek üzere canlarını vermektedir. O nedenle, Türk ordusunun bu büyük başarısını, daha önce El-Bab’ta yaptığı, şimdi Afrin’de yapmakta olduğu bu büyük başarısını derleme toplama, birtakım örgütlerle paylaştırılmasına izin veremeyiz.

Askerî taktik olarak bunu kullanıyor olabilirsiniz, bunu eğer Türk ordusunun komutanları da onaylıyorsa buna bizim bir itirazımız olmaz ama ÖSO gibi CIA eğitimi almış ne idüğü belirsiz bir örgütü siz Kuvayimilliye’ye benzetirseniz içimiz sızlar, yüreğimiz yanar ve üzülürüz. Bu kabul edilemez. Her şeyi olduğu gibi değerlendirmek lazım.

Değerli arkadaşlar, biz “Adalet ve Kalkınma Partisinin dış siyasetini desteklemiyoruz.” derken desteklemememizin nedeni millî ve yerli olmamasıdır. Millî ve yerli olan dış siyaseti biz savunuyoruz ancak bizim Adalet ve Kalkınma Partisinin dış siyasetini eleştirmemiz demek dış ülkeler yanında yer alıyoruz anlamına da gelmez, böyle bir şeyi de kabul etmeyiz. Biz Türkiye’nin çıkarları, millî menfaati ve Türk milletinin yanında yer alırız, Türk ordusunun kayıtsız şartsız yanında yer alırız.

Değerli arkadaşlar, buraya gelirken Rusya’yla iş birliği yapıldığını Hükûmetin yetkili ağızlarından dinledik. Nitekim burada, bu operasyon bittikten sonra, yine bizim Hükûmet kaynaklarından aldığımız bilgilere göre, buradan çekilinecek, muhtemelen bu topraklar Suriye’ye yani asli sahibine bırakılacak. Biz sadece bizim için tehdit olan PYD, PKK, YPG gibi terör örgütlerine karşı, yanlış siyasetlerle orada konuşlanmalarına karşı bir harekât yürüttük ve bunu bitireceğiz.

Şimdi, orada gurur duyduğumuz bir hadise oldu, Burseya Dağı’na Türk Bayrağı’nı diktik ve sallandırdık. Bu hepimizi gururlandırdı. Yalnız, şimdi buradan uyarıyorum: O bayrak oradan bir daha inmeyecek, takip edeceğiz bunu. Çekilen bayrak aşağı indirilmez. Bu konuda hepinizin hassasiyet göstereceğine, benden farklı düşünmediğinize eminim.

Son olarak, bu kısa zamanda biz İyi Partinin önerilerini size söylemek istiyorum:

1) Amerika derhâl uyarılmalı, bu terör örgütlerine silah vermekten vazgeçirilmeli.

2) Mezhepçi dış siyasetten vazgeçilmeli.

3) Dış politika iç politikanın ve seçim süreçlerinin aleti olmaktan çıkarılmalı.

4) Esad’la doğrudan anlaşılarak Şam’la birlikte sınırlarımız korunmalı.

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çıray.

Sayın milletvekilleri, konuşma yapan sayın milletvekillerinin Sayın Bakana, sayın Hükûmete bazı soruları olmuştu, dolayısıyla Sayın Bakanın bu sorulara kısa bir cevap verme talebi var.

Sayın Bakan, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, özellikle, “Türkiye’nin bölgede genel olarak herhangi bir stratejisi var mı?” “ÖSO’yla ilgili gelecekte ne gibi planları var?” ve buna benzer bazı sorular oldu. Öncelikle hemen şunu belirtmemizde fayda var: Türkiye bugün oyun kurucu bir ülkedir. Evet, Türkiye oyun kurucu bir ülkedir; bunu yapabilen, bunu hayata geçirebilen bir ülkedir. Bunun en somut yansıması da Fırat Kalkanı Operasyonu’dur, Zeytin Dalı Operasyonu’dur. Bölgeye dayatılmak istenen bir proje var. Projede, içinde Türkiye’nin de bulunduğu bölgenin siyasi haritası yeniden şekillendiriliyor, şekillendirilmeye çalışılıyor. Bu proje belli bir aşamaya geldikten sonra, Türkiye’nin müdahalesiyle Türkiye’nin aleyhine olabilecek şekilde hayata geçirilmesi engellendi, engellenmeye çalışılıyor. Eğer Türkiye oyun kurucu olmasaydı bu politika kesinlikle realize edilirdi, hayata geçirilirdi, hiç kimse de bunu engelleyemezdi; tıpkı geçmişte olduğu gibi. Sadece edilgen, yönlendirilen, kendisine biçilen rolü biçilen çerçevede oynayan bir ülke konumundan, bugün, Türkiye, kendi millî çıkarlarıyla örtüşmeyen herhangi bir gelişmeye -en azından bölgesinde- müdahale edebilen, onu değiştirebilen, yönlendirebilen bir konuma gelmiştir. Türkiye’nin stratejisi de vardır, hedefleri de vardır kesinlikle ve bunun da hayata yansıması operasyonlardır, bu bir.

İkincisi, ÖSO konusu: Bakın, hep söylenmedi mi “Türkiye'deki Suriyeliler yatıyor, Türk askeri onlar için arazide savaşıyor.” Bunlar hep konuşuldu, eleştirildi, kamuoyunun gündemine geldi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ÖZCAN (İstanbul) – Buradaki Suriyeliler.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – İşte, buyurun, Türkiye'deki misafirlerimiz…

Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurun, tamamlayın.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Türkiye'deki Suriyeli misafirlerimiz “Biz kendi topraklarımızı teröristlerden temizlemek istiyoruz, biz de katkı sağlamak istiyoruz, biz de varız.” diye araziye çıkıyor, meydana çıkıyor. ÖSO, gördüğümüz ÖSO bu, bunun nesini eleştiriyorsunuz Allah aşkına? Daha önce tam aksi söyleniyordu, yani “Suriyeliler kendi topraklarını kendileri kurtarsınlar.” İşte, bugün, çıktılar bunlar da ve bize katkı sağlıyorlar, destek veriyorlar, aynı amaç için birlikte yürüyoruz şu anda. Dolayısıyla bunun neresi yanlış?

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Kaçanlar mı destek veriyor?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Ve bakın, şunu unutmayın: Özgür Suriye Ordusu da oyun kurucu Türkiye'nin yine bir işaretidir, yine bir yansımasıdır, onu da böyle okumak gerekiyor. Çok ayrıntıya giremiyorum, çok ayrıntıya giremiyorum.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Çete onlar.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Ülkesini bırakıp kaçanlar mı?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Gizlilik kararını alalım da ayrıntıya girin.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Ne zaman iş birlikçi oldu?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Ama kesinlikle bütün bunları Türkiye dizayn ediyor, Türkiye oyunu kuruyor ve şu anda Türkiye yönetiyor.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Çetelerle iş tutulmaz, çetelerle nizam olmaz.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Yani eğer aksi olmuş olsaydı bugün…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – …bölgede siyasi şekillenme bazı ülkelerin hedeflediği gibi olurdu ve Türkiye de ciddi anlamda bir toprak kaybına uğrardı, Türkiye güçsüzleştirilirdi, egemenliğini, bağımsızlığını büyük oranda kaybederdi. O nedenle bu mücadele bağımsızlık mücadelesidir, o nedenle bu mücadele beka mücadelesidir.

Son olarak…

BAŞKAN – Buyurun, bitirin lütfen.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Mücadele bağımsızlık mücadelesidir, beka mücadelesidir.

Son olarak şunu söyleyeyim: Türk Silahlı Kuvvetleri hiçbir zaman olmadığı kadar bugün güçlüdür.

Evet, bakın, hem Fırat Kalkanı Operasyonu, hem Afrin, Zeytin Dalı Operasyonu son derece komplike ve karmaşık operasyonlardır. Ve aynı zamanda dünyanın birçok ülkesi tarafından desteklenmektedir bunu biliyoruz. Orada karşımızdakiler terörist örgütler, terörist unsurlar.

Ve 15 Temmuz hain kalkışmasından kısa bir süre sonra Türkiye Türk Silahlı Kuvvetleriyle, bu orduyla Fırat Kalkanı Operasyonu’nu başarıyla yapabilmiş olan bir ordudur ve hâlbuki 15 Temmuzdan sonra Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetim kademesinde ciddi anlamda bir ayrılış da oldu, ihraçlar söz konusu oldu, komuta kademesinde özellikle ama buna rağmen o operasyonu, o sınır harekâtını ve sınır ötesi operasyonu başarıyla yapabilmiştir. Ağırlıklarından kurtuldukça, hainlerden kurtuldukça Türk Silahlı Kuvvetleri güçlenmiştir, herhangi bir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - …sorunu yoktur, bugün dünyanın en sayılı güçlü ordularından bir tanesidir.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bakan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özel…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yerimden söz talebim var Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Millî Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin yaptığı gündem dışı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, seçimle gelinen tüm görevlerde devrisabık yaratmak, bunu yaratanlar açısından bir acziyettir ama söz konusu olan cumhuriyet hükûmeti ise devrisabık yaratmak sadece o hükûmete bir acziyet işaret etmez, devleti de aciz içinde gösterir. Kaldı ki bugün yaptığınız operasyonda “eskiden olduğu gibi değil” “bizden önce olduğu gibi değil” derken, örneğin operasyona destek veren ve pek çok alanda birlikte olduğunuz Milliyetçi Hareket Partisinin, bazı mensupları partimizde siyaset yapan Demokratik Sol Partinin dönemini bir devrisabık yaratarak karaladığınızın farkında olunuz. Ayrıca, Türkiye’nin geçmişte, örneğin Kıbrıs Harekâtı sırasında bütün ambargo tehditlerine ve Amerika’nın başını çektiği karşısındaki tüm Batılı güçlere, onların tüm emperyal baskılarına karşın Kıbrıs’taki mezalimi bitirmek üzere, adaya barış getirmek üzere gitmiş…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - …adaya barışı götürdükten, oradaki Türk toplumunun güvenini sağladıktan sonra adanın tamamını da işgal etmemiş ve oradaki bugünkü statükoyu ortaya çıkarmış olan, o süreçte Cumhuriyet Halk Partisinin 3’üncü Genel Başkanı Karaoğlan Bülent Ecevit Kıbrıs’ın Beşparmak Dağlarına sizin bir aralar ayaklar altında çiğnemekle övündüğünüz gerçek anlamda Atatürk milliyetçiliğini kazıyıp dönmüştür. Sizin burada kendinizden öncekilere “kendisi oyun kuramayan” “birileriyle hareket eden” “Türkiye’nin çıkarlarının Batı’dan yönlendirildiği” demeniz çok kemikleri sızlatmakta, çok ah almakta, hepimizi, Türkiye Cumhuriyeti devletini zor duruma düşürmekte ama kendinizden çok bugün içinde bulunduğumuz şartlarda Türkiye Cumhuriyeti devletini mahcup etmektesiniz.

Bilgilerinize sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özel.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkanım, kısa bir açıklama yapabilir miyim yerimden?

BAŞKAN – Sayın Bakan, bir dakika, sadece yerinizden.

Buyurun.

3.- Millî Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Tabii, somut olarak herhangi bir yönetim, hükûmet burada bir töhmet altında bırakılmıyor, öyle bir şey söz konusu değil.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Somutlaştırın, somutlaştırın. Somutlaştırın, o cevap versin. Ben kendi üstüme olan kısmı söyledim.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ama şöyle: Bakın, mesele A partisi, B partisi, falan, şu yönetici meselesi değil. Mesele şu…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, “bizden öncekiler” dediğiniz kim, kimi kastediyorsunuz? Hangi cumhuriyet hükûmeti?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bakın, izin verin de anlatmaya çalışayım. Yani geçmiş dönemlerde büyük ülkelerle -tırnak içerisinde söylüyorum- ilişkilerimizin şekli ve bu ilişki biçimi hep bellidir yani nasıl yönlendirildiği, nasıl yönetildiği bellidir genel olarak. Yani burada kişilerin herhangi bir şekilde suçlanmasının ötesinde ben genel bir analiz yapıyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Buna nasıl katılabiliriz biz?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Birincisi bu. Tabii, şu var…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Biz bu yüce çatı altında buna nasıl katılacağız?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bir izin verirseniz…

Şimdi, tabii, burada devlet ismi zikrederek, kişi ismi zikrederek analiz yapmanın doğru bir yöntem olduğunu düşünmüyorum. Çünkü burada sonuç itibarıyla konuşacağımız her şey farklı sonuçlara yol açabilir ama bunu herkes biliyor, herkes yıllarca söyledi, yani en çok da sol söyledi, en çok da sol söyledi. Yıllar, on yıllarca bunları gündeme getirmedi mi, bunları söylemedi mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yani bunlarda yine genel ifadeleri kullanmak durumunda kalıyorum.

Ayrıca, bir şey daha söyledim, bakın, bir şey daha söyledim…

Bitiriyorum Sayın Başkanım, son cümlem.

BAŞKAN – Buyurun.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Bir şey daha söyledim: Kıbrıs bu dönem içerisinde çok onurlu, elbette, hemen hemen hepsini diyebiliriz yani şartlar çerçevesinde kendi politikalarını üretmişlerdir, faaliyette bulunmuşlardır. Biz onu eleştirmiyoruz, biz genel bir durumu ve tabloyu ortaya koymaya çalışıyoruz. Oradan yola çıkarak kişileri suçlamak kesinlikle söz konusu değil. Herkes kendi şartlarında, kendi imkânları çerçevesinde değerlendirilebilir.

Ayrıca, bakın, yirmi yıl önce, otuz yıl önce, kırk yıl önce Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Türkiye devletinin, milletinin sahip olduğu mühimmat yani bu toprakların savunulması için ihtiyaç duyduğu silah sistemleri açısından bakıldığında, hemen hemen kendi millî üretimi olarak yok denecek kadar az.

ALİ ÖZCAN (İstanbul) – Türkiye yerinde mi sayacaktı?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Kırk yıl, otuz yıl öncesini konuşuyorum, yani bir tarih vermiyorum.

ALİ ÖZCAN (İstanbul) – Hayır, hayır, Türkiye yerinde mi sayacaktı?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bakın, bir tarih vermiyorum. Bunlar gerçekler, yerli, millî üretim olarak söylüyorum.

ALİ ÖZCAN (İstanbul) – Onu diyorsun. Türkiye yerinde mi sayacaktı?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Şimdi, sizin oyun kurucu olabilmeniz için elinizde birtakım araçların, imkânların olması gerekir, birtakım kapasitenin olması gerekir, en önemlisi de bunlardan bir tanesi de budur.

ALİ ÖZCAN (İstanbul) – Türkiye yerinde mi sayacaktı? Kırk sene öncesini konuşuyorsun.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Yani bakın, şimdi, bir yönetici olarak böyle bir imkâna sahip değilseniz böyle bir operasyonu yapabilir misiniz? Hiçbir hükûmeti suçlamıyoruz, hiçbir hükûmete karşı bir sözümüz yok. Ben genel bir analiz yapıyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bakan.

Sayın Muş, buyurun.

4.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yürütmüş olduğu Zeytin Dalı Operasyonu’nun Türkiye'nin millî güvenliğiyle alakalı bir mesele olduğuna ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum.

Ben de şu an icra edilen ve terör örgütünün sınırlarımızdan uzaklaştırılması ve oluşturduğu tehdidin ortadan kaldırılması süreciyle alakalı Türk Silahlı Kuvvetlerinin yürütmüş olduğu bu operasyonun Türkiye'nin millî güvenliğiyle alakalı bir mesele olduğunu ifade etmek isterim. Bugün Türk Silahlı Kuvvetleri her zamankinden çok daha güçlüdür. Türkiye Cumhuriyeti devleti bugün her zamankinden çok daha güçlüdür. AK PARTİ hükûmetleri döneminde savunma sanayisine çok ciddi yatırımlar yapılmıştır, ciddi ödenekler, kaynaklar ayrılmıştır bütçeden, teknolojiye ciddi yatırımlar yapılmıştır ve bunlar geliştirilmiştir. Dolayısıyla buradan “Efendim, şu an Türk Silahlı Kuvvetleri en güçlü dönemini yaşıyor…” “Siz kimi kastediyorsunuz? Geçmişle mukayese edip kimleri kastettiniz?” gibi bir anlam çıkartmaya çalışıp “Buradan bir polemik çıkartamadık, bugün ekmek çıkmadı, acaba buradan işe gireriz de buradan bir polemik çıkartır mıyız?” mantığıyla hareket etmenin doğru olduğunu düşünmüyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bakan bunu söylemese polemik çıkmış mıydı?

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Her iktidar kendi yaptıkları dönemdeki icraatlarını anlatacaktır tabii ki. Şimdi, çıkan muhalefet partileri sabahtan akşama kadar burada eleştiriyorlar, biz de bugün Türk Silahlı Kuvvetler noktasında, savunma sanayisi noktasında ortaya koyduğumuz icraatları ve Türkiye’yi getirmiş olduğumuz noktayı tabii ki buradan göğsümüzü gere gere anlatacağız.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Makina Kimya Endüstrisi Kurumu hurda satmasa batmış durumda, Makina Kimyayı batırdılar.

BAŞKAN – Sayın Akçay, sizin de söz talebiniz var.

Buyurun.

5.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, ülkenin içinde bulunduğu şartlar itibarıyla birtakım zorlama yorum ve polemiklere girmeyi doğru bulmadığına ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Birtakım zorlama yorum ve polemiklere girmeyi bugün itibarıyla, ülkemizin içinde bulunduğu şartlar itibarıyla doğru bulmadığımızı ifade etmek istiyorum. Bu kapsamda şunu ifade etmek isterim ki Türkiye, Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti olarak en namüsait şartlarda dahi, hatta ve hatta ülkemizin pek çok emperyalist devlet tarafından işgale uğradığı zamanlarda, ordusu terhis edilmiş, silahları elinden alınmış olmasına rağmen şanlı bir Kurtuluş Savaşı vermek suretiyle millî bağımsızlığını ve millî hâkimiyet esasını gerçekleştirebilmiş bir ülke ve milletiz. Şimdi Afrin harekâtını konuşuyoruz; 1920’li yıllarda dahi, Adana, Gaziantep, Şanlıurfa işgal altındayken dahi millî mücadeleyi veren önder kadro ve kahramanlar ve Kuvayımilliye kuvvetleri Afrin’e Fransız emperyalizminin orada oynamak istediği birtakım oyunlara karşı gerekli müdahaleyi de yapmıştır. Geldiğimiz noktadan gurur duymayı elbette bilmemiz gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Diğer hususlar, ülkemiz bakımından, kendi bakımımızdan, şartlar, imkânlar bakımından yapılacak özeleştiriler, değerlendirmeler… Elbette bunlar değerli olmakla birlikte, bugün itibarıyla bugüne ve geleceğe bakmakta fayda mülahaza ettiğimizi ifade ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Akçay.

Sayın Özel, bir daha söz talebiniz var.

Buyurun.

6.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Millî Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bir devlet yönetme iddiasındaysanız elbette yaptığınız icraatları anlatırsınız, övünülecek yanlarıyla övünürsünüz, eleştirilecek yanlarını eleştirmek de bize düşer ama bir devlet yöneticisi, bir Sayın Bakan bir devrisabık yaratarak geçmişteki –kim olduğunu söylemediği, söyleyemediği de söz aldığında- birtakım siyasileri –ki hepsi bu ülkede önemli görevler üstlenmiştir- Batılıların gösterdiği yönde hareket etmekle, onların istediği gibi kararlar almakla itham ederse bu yüce çatı altında, kendisinden somutlaştırma istenir; somutlaştıramaması, geçmişteki herkese aynı ithamı yaptığı anlamına gelir. “Böyle kritik bir dönem, herkes ordumuzun arkasında olsun.” Ordunun en güçlü günlerini yaşadığını söylüyorsanız elbette biz bundan hayıflanmayız, memnuniyet duyarız; devleti de yöneten sizsiniz. Bu böyle midir, değil midir? Orduya kumpas davalarıyla neler yaptırdınız, ordu 15 Temmuzda ne hâle getirildi ayrı konu ama biz, ordunun güçlü olmasından memnuniyet duyarız ama siz, sizden önceki cumhuriyet hükûmetlerini isim vermeyerek genelleme suretiyle rencide ve itham edemezsiniz. Bir Bakana bu yakışmaz.

Bunu ifade etmek istedim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler sayın milletvekilleri.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, izin verirseniz…

BAŞKAN – Sayın Bakan ama bu böyle devam etmez.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Türk Silahlı Kuvvetlerine kumpas yoluyla… Sadece o konuyla ilgili…

BAŞKAN – Peki, bir dakika… Lütfen…

7.- Millî Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Evet yani şunu duymaktan memnun olduk gerçekten, Türk Silahlı Kuvvetlerinin güçlü olmasından sizin de mutlu olduğunuzu duymak…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Biz kurmuşuz aga, biz kurmuşuz. Gözünü seveyim yani yapma bunu.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Bunu siz söylemezken biz söylüyorduk Sayın Bakan.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ben de bunu duymaktan mutlu olduğumuzu ifade ediyorum, onu söylüyorum ben de.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bu parti, Kurtuluş Savaşı’nda meydanda kuruldu.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teyit ediyorum ben de teyit ediyorum, bir şey demedik.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Millet kurdu, millet, Sayın Özel.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Arkadaşlar, cümlem çok net. Yani bu güzel bir şey, söylüyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yeni bir şeymiş gibi anlatma, yeni bir şeymiş gibi anlatmayın Sayın Bakan.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Ülkeyi millet kurdu.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hayır, bunun güzel bir şey olduğunu söylüyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Millî Mücadele’de cephede kuruldu bu parti.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Güzel bir şey olduğunu söylüyorum.

Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinden bu tür tartışmalar doğru tartışmalar değil yani…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İşte, başlatan sensin.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ben başlatmadım, hayır.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Başlatan sensin.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ben başlatmadım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Bizden önce zayıftı, bizden önce bilmem neydi.” Başlatan sensin.

AHMET AKIN (Balıkesir) – Her zaman kuvvetli oldu, her zaman.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Türk Silahlı Kuvvetlerine ilişkin olarak “zayıflattınız, zor durumdadır” ona benzer konuşmalar oldu, onun üzerine ben konuyu açtım, onun üzerine bu cümleleri söyledim. Yani Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerçekten son derece güçlü olduğunu ve Anayasa’mızda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – …kendisine verilen görev çerçevesinde görevi en iyi şekilde ifa ettiğini söyledim. Hepsi bu kadar, olay budur.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Tamam, bu kadar söyleseniz bir şey olmaz.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakan.

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Hükûmetin Gündem Dışı Açıklamaları (Devam)

1.- Millî Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Suriye’nin kuzeybatısında, Afrin bölgesinde icra edilen Zeytin Dalı Harekâtı’na ilişkin gündem dışı açıklaması ve MHP Grubu adına Manisa Milletvekili Erkan Akçay, HDP Grubu adına Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım, CHP Grubu adına Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, AK PARTİ Grubu adına Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Kasım Gülpınar ve şahsı adına İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, aynı konuda konuşmaları (Devam)

BAŞKAN –Sayın milletvekilleri, İç Tüzük’ün 59’uncu maddesinin (2)’nci fıkrasına göre yapılan konuşmalar tamamlanmıştır.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.38

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.58

BAŞKAN: Başkan Vekili Pervin BULDAN

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Sema KIRCI (Balıkesir)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 52’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz Hatay ili Reyhanlı ilçesine düşen roketler ve etkileri hakkında söz isteyen Hatay Milletvekili Sayın Serkan Topal’a aittir.

Sayın Topal, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

B) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, Hatay ilinin Reyhanlı ilçesine düşen roketlere ve etkilerine ilişkin gündem dışı konuşması

SERKAN TOPAL (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, Zeytin Dalı Operasyonu’nda şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, bir kez daha milletimizin başı sağ olsun, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Maalesef yaklaşık bir saat önce yine Reyhanlı’ya 2 roket düştü. Yine mezarlık kompleksi ve en çok etkilenen ilçelerden bir tanesi de Reyhanlı. Maalesef şu ana kadar 31 tane roket düştü. Yaralananlar var, acil şifalar diliyorum. Biz oradaydık ama dün itibarıyla Ankara’ya geldik. Orada şu anda mevcut olan Reyhanlı İlçe Başkanımız Fatih Turan, ilçe yönetimi hepsine geçmiş olsun diyorum. Tabii, biz oradayken Sayın Kaymakamımızı ziyaret ettik, Belediye Başkanımızı, emniyet güçlerimizi, güvenlik güçlerimizi, askerlerimizi. Bir kez daha kendilerine geçmiş olsun diyoruz; yüreğimiz, kalbimiz onlarla birlikte. Biz şunu söylüyoruz: Hatay halkı Samandağ’dan Kırıkhan’a, Arsuz’dan Reyhanlı’ya bir bütündür, tek yürek, askerimizin yanında. Ama maalesef Sayın Bakan –gittiler- az önce bir buçuk saat Afrin’le ilgili konuşma yaptı. Bir buçuk saat boyunca Reyhanlı’nın “R”sini dile getirmedi.

Sayın Bakan, şu an Reyhanlı bizi izliyor, umarım kendilerinden bir özür dilersiniz. Konu Afrin olunca, yanı başında 31 tane roket düşüyor, insanlarımız yaralanıyor ama Sayın Bakan Reyhanlı’yla ilgili bir tek kelime etmiyor.

Şimdi, konu gazilikten açılmışken -bir konu var- hadi gelin, Sayın Bakan başta olmak üzere, Sayın AK PARTİ Grubu başta olmak üzere Reyhanlı’ya gazi unvanını verelim, buyurun. Yarın da ben Meclise bu kanun teklifini getireceğim.

Şimdi, devlet yönetimi ciddiyet ister. Sürekli milliyetçilikten bahsediyorsunuz, sürekli millî birlik ve beraberlikten bahsediyorsunuz ama maalesef bir bakıyoruz, Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu diyor ki: ”Biz askerimizin yanındayız.” birileri rahatsız oluyor, AKP rahatsız oluyor, neden? Cumhuriyet Halk Partisinin milletvekilleri askerlerimize dua ediyor, AK PARTİ Grubu rahatsız oluyor. Neden rahatsız oluyorsunuz? Şimdi, bugün aslında rahatsız olması gereken birileri varsa o da halktır, vatandaştır, Reyhanlı’dır, Kırıkhan’dır, Kilis’tir; her gün oraya sizin dış politikanız yüzünden bombalar yağıyor. Biz şunu söyledik: “Biz her daim Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanayız.” 911 kilometre, tapu gibi sağlam sınırımız vardı, delik deşik oldu; kimin politikası yüzünden? Orada Cumhurbaşkanı, Başbakan Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu muydu? Oslo’da görüşmeler yapılırken, hendekler açılırken “Kandırıldık.” diyen Kemal Kılıçdaroğlu muydu, sizler mi?

Şimdi, yine, FETÖ, efendim, darbe yaptı… Tamam, biz darbeye karşıyız, biz sizin yanınızdayız ama bu sefer, efendim, yine hedef, yine eleştiri Cumhuriyet Halk Partisi. Ya, milletten korkmuyorsanız bari Allah’tan korkun Allah’tan, el vicdan, el insaf, el insaf! (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, ben kısaca bir geçmişi hatırlatmak istiyorum: Mavi Marmara’yı törenle uğurlayan siz, bir süre sonra “Giderken bize mi sordular?” diyen yine siz. “NATO’nun Libya’da ne işi var?” diyen siz, kısa bir süre sonra “NATO Libya’ya girmelidir.” diyen yine siz. “Rıza Sarraf hayırseverdir.” diyen siz, ertesi gün “ajan” diyen yine siz. “Fetullah Hoca Efendi” diyen siz, 15 Temmuz hain FETÖ terör örgütünün darbe girişimine zemin hazırlayan, devletin bütün kurumlarını onlara teslim eden yine siz; terör örgütünü davul zurnayla karşılayan siz, “Kandırıldık.” diyen yine siz. “Kardeşim Esad” diyen siz, ertesi gün “katil Esad”, yeniden “kardeşim Esad” demek için çalışan yine siz.

Şimdi, değerli arkadaşlar, cumhuriyet tarihinde bu kadar zigzagların yaşandığı bir siyaset anlayışı, bir siyaset zihniyeti daha yaşanmadı.

Bakın, son olarak şunu söylemek istiyorum: Bizler komşularımızla barış içerisinde yaşamak istiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun tamamlayın.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Bizler şunu söylüyoruz: Eğer gerçekten yeniden Türkiye ile Suriye arasındaki sınırı güvence altına almak istiyorsanız Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir komisyon oluşturacaksınız ve bu komisyon yeniden Suriye devletiyle görüşme yapacak, iş ve güç birliği yapacak; oradaki terör ancak böyle temizlenir. Bir kez daha Hükûmeti uyarıyoruz, gelin bu komisyonu kuralım, bu görüşmeleri yapalım ve yeniden eskisi gibi 911 kilometrelik Suriye sınırımızı tapu gibi sağlam yapalım.

Yaralılara bir kez daha acil şifalar diliyorum, Reyhanlı halkına, Kırıkhan halkına, Kilis halkına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bu arada gazi unvanını da unutmayalım.

Hepinize teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Topal.

Gündem dışı ikinci söz, hava kirliliğinin insan sağlığına ve çevreye etkileri hakkında söz isteyen Antalya Milletvekili Sayın Ahmet Selim Yurdakul’a aittir.

Süreniz beş dakika.

Buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

2.- Antalya Milletvekili Ahmet Selim Yurdakul’un, hava kirliliğinin insan sağlığına ve çevreye etkilerine ilişkin gündem dışı konuşması

AHMET SELİM YURDAKUL (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, muhterem vatandaşlar; öncelikle Zeytin Dalı Harekâtı kapsamında Afrin’de terör unsurlarıyla mücadele ederken şehadete eren kahraman Türk evlatlarına Allah’tan rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyorum. Rabb’im Türk milletinin birlik ve beraberliği ile vatanımızın huzuru için teröristlerle mücadele eden yiğit Türk askerini muzaffer eylesin.

Muhterem vatandaşlar, saygıdeğer milletvekilleri; hava kirliliğinin ülkemizde neden olduğu problemleri anlatmak ve hava kirliliğinin önlenmesi için Milliyetçi Hareket Partisi olarak önerilerimizi sunmak için söz almış bulunmaktayım. Bir göğüs-kalp hastalıkları uzmanı olarak önemli bir konu olan hava kirliliği meselesini Meclis gündemine getirmek ve bu konuda Meclis olarak ivedilikle elimizi taşın altına koyma çağrısında bulunmak istedim. Yasama makamı ve Türk milletinin temsilcileri olarak vatandaşlarımızın sağlığını ve iyiliğini gözetmek bizlerin ilk görevlerinden biridir.

Saygıdeğer milletvekilleri, yakın bir zaman önce Türk Toraks Derneği hava kirliliği ve yaşam koşulları konusunda bilimsel bir çalışma yaptı. Açıkladıkları istatistiklere göre ülkemizin bütün illerinde hava kirliliği oranı çok vahim durumdadır. Dünya Sağlık Örgütünün standartlarından daha toleranslı olan kendi mevzuatımıza göre 81 ilimizin 53’ü yani neredeyse -burada da görüldüğü gibi- yüzde 70’i kirli bir havaya sahip. Diğer yandan Kasım 2016-Ekim 2017 arasında yapılan partikül madde ölçümlerinde Dünya Sağlık Örgütünün standartları baz alındığında, sağlık açısından izin verilen sınırların aşılmadığı tek ilimiz Rize olup geri kalan 80 ilde maalesef hava kirliliği yaşanmaktadır. Rize için güzel ama diğer kentlerimiz için iç karartan veriler mevcut.

Peki, Dünya Sağlık Örgütünün “görünmez katil” olarak tanımladığı ve dünyada her yıl 7 milyondan fazla kişinin ölümüne yol açan hava kirliliğinin insan sağlığı üzerinde etkileri nelerdir? Başlangıçta astım ve kronik obstrüktif akciğer hastalıkları ve genel solunum sistemi rahatsızlıkları, zehirlenmeler, kansere neden olma, doğumsal anomaliler, viral enfeksiyonlara hassasiyetlerin artması, kalp hastalıklarına zemin hazırlaması, stres üzerindeki olumsuz etkileri.

Ayrıca, kirli havayla solunan karbonmonoksit kandaki oksijen miktarının büyük oranda azalmasına neden olur ve bunun sonucunda da sürekli bir yorgunluk ve uyku hâli oluşur.

Tüm bu durumlar vatandaşlarımızın sağlığı açısından çok önemli sorunlardır. İşte, biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak hava kirliliğinin önlenmesi konusunda bazı önerilerde bulunmak istiyoruz.

1) Aktif bir çevre yönetim politikası inşa edilmesi gerektiğini savunuyoruz.

2) Büyümeyi ve üretimi sekteye uğratmadan fabrika ve endüstriyel tesislerimizi çevreye duyarlı bir hâle getirmek mümkün. Dolayısıyla, bunu sağlayacak politikaların hayata geçirilmesi, bir an önce bunların gereğinin yerine getirilmesi gerektiğine inanıyoruz.

3) Sürdürülebilir büyüme ve gelecek nesillere temiz bir çevre bırakabilmek için atmosfere zarar veren tüm salınımların etkin bir şekilde izlenmesi ve tehditlerin belirlenerek vatandaşlarımızın sağlığını korumayı esas alan yeni bir mevzuat oluşturulması ve bu mevzuatın her alana hâkim kılınması gerektiğini ısrarla ifade ediyoruz.

4) Petrol ve petrol türevleriyle çalışan içten yanmalı motorlu araçlar hava kirliliğinde çok önemli rol oynamaktadır. İşte bu nedenle elektrikli araçların trafikte çoğalmasını sağlayacak çalışmaları, önlemleri ve teşvikleri bir an önce gündemimize almalıyız.

Genel Kurula saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yurdakul.

Gündem dışı üçüncü söz, Kilis’e atılan roketlerle ilgili söz isteyen Kilis Milletvekili Sayın Mustafa Hilmi Dülger’e aittir.

Buyurun Sayın Dülger. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

3.- Kilis Milletvekili Mustafa Hilmi Dülger’in, Kilis iline atılan roketlere ilişkin gündem dışı konuşması

MUSTAFA HİLMİ DÜLGER (Kilis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sınırımızın bitişiğinde yuvalanan terör yuvalarını sonlandırmak maksadıyla başlatılan Zeytin Dalı Operasyonu ve seçim bölgeme atılan roketlerle ilgili söz almış bulunuyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yaklaşık on dakika önce yine Kilis’imize 2 tane roket düştü. Buradan, tüm Kilis halkına geçmiş olsun diyor, Rabb’im bizi bu beladan bir an önce kurtarsın diye niyazda bulunuyorum.

Sayın milletvekilleri, bilindiği gibi, Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla 20 Ocak 2018 saat 17.00’de sınırımızın hemen yanı başında bulunan terör yuvalarını sonlandırmak üzere Zeytin Dalı Operasyonu başlatılmış olup bu operasyonu yürüten askerlerimize Rabb’imden muzafferiyetler diliyor; bu yolda şehit olan, Hakk’a yürüyen şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar diliyorum.

Ülkemizin güvenliğini tehdit eden terör saldırılarına karşı milletimizin egemenliğini ve hayat hakkını savunmak için yapılan bu harekât, uluslararası hukuktan kaynaklanan hakkımızın sonuna kadar kullanılmasından başka bir şey değildir. Birleşmiş Milletler Sözleşmesi bu konuda bize yetki vermektedir. Bu operasyon esnasında sadece teröristlere ait hedefler vurulmaktadır. Operasyonu hedef almak ve Türkiye'yi uluslararası arenada zor durumda bırakmak isteyenlerin iftiralarında iddia ettikleri gibi sivillere ve masum insanlara yönelik bir hareket, eylem asla söz konusu değildir. Bu cümleden olmak üzere, güvenliğimizi ve sınırlarımızın bitişiğinde yer alan terör yuvalarını hedef alan bu harekât için “Savaş insan sağlığına zararlıdır.” diyerek küçültücü, daha doğrusu iplerini elinde tutanların söylemini Türkiye kamuoyuna taşıyan Türk Tabipler Birliği ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğini de şiddetle kınıyorum. Yaklaşık otuz yıldan beri yakından takip ettiğim bu odalardan bir tanesinin bugüne kadar meslek mensuplarının yararına bir eylem, işlemde bulunmadıklarını kamuoyunun da dikkatine sunmak istiyorum. Bu odacıklar acaba DEAŞ tarafından Kilis’imize atılan yüzden fazla roket esnasında neredelerdi, bu roketler yüzünden 21 canımızı biz toprağa verirken acaba daha aydınlanmamışlar mıydı, hangi uykuya yatmışlardı diye de merak ediyorum. Ayrıca bu odaların mensubu olan vatanına, milletine bağlı meslektaşlarını da artık bu yönetimlerin son bulması konusunda uyarıyor ve böyle giderse isimlerinin başındaki “Türk” ifadesinin de kullanılmamasını öneriyorum.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Odalar olmazsa demokrasi olmaz ya.

MUSTAFA HİLMİ DÜLGER (Devamla) - Sayın milletvekilleri, aynı şekilde bu çevrelerin Fırat Kalkanı operasyonu esnasında DEAŞ’lı teröristlere karşı Türk Silahlı Kuvvetleriyle ortak hareket eden ÖSO için bir şey demezken bugün ÖSO’ya neden karşı çıktıklarını da anlamakta zorlanıyorum.

Ayrıca, eski Yunan ve Roma söylemini kendine yakıştıran ve milletin bir ferdi olmadıkları için kendilerine “yurttaş” tabirini yakıştıran sözde aydın, gerçekte ne olduklarını kamuoyunun çok iyi bildiği 170 kişinin imzaladığı ihanet bildirisini kaleme alan ve buna imza koyanları da kınıyor, milletimin vicdanlarına havale ediyorum. Bu cümleden olmak üzere, bazılarını anlamakta zorluk çektiğim kimseleri de dikkatinize sunmak istiyorum.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Tayyip Bey de 1991’de, İl Başkanıyken barış istemiş.

MUSTAFA HİLMİ DÜLGER (Devamla) - Gazi Meclise Başkanlık ve kabinelerde bakanlık edenlerin de bu gibi insanların kayıklarına binmelerini bir türlü anlayabilmiş değilim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kendilerini “akil adam” diye gösteren “aydın” diye gösteren “sanatçı” diye gösteren bu insanların Kilis’e roketler atılırken acaba, o zaman, böyle bir olaydan haberleri yok muydu diye sormak istiyorum. Yine bunlar, Kandil’den “Yatak odalarına kadar her taraf mayınlansın.” diye talimat gelirken, halkımızın can, ırz, mal güvenlikleri yok edilirken acaba bunlardan haberdar değiller miydi diye soruyorum.

Yine, bu masum insanlarımıza, sınırlarımızın bu tarafından, normal hayatını devam eden insanlarımıza 700’ün üzerinde terör saldırısı gerçekleştirilirken böyle bir şeyi gündemlerine almayı hiç hatırlamamışlar mıydı diye düşünüyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyor ve bu yolda şehit olanlara Rabb’imden rahmet, gazilerimize acil şifalar diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Dülger.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Atıcı...

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, sayın hatip konuşmasında Türk Tabipleri Birliği ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinin kendi üyelerine hiçbir fayda sağlamadığı, özlük haklarıyla uğraşmadığı gibi bir ithamda bulunmuştur. Kendisi her iki meslek grubunun da mensubu değildir. Bilmediği, alakalı olmadığı odalar hakkında konuşmasını doğru bulmam. Ayrıca bu odaların değişmesi gerektiği gibi bir hadsizliği de yaptığı için ben kendisini kınıyorum. Ben eski bir tabip odası başkanı olarak meslektaşlarımızın özlük haklarının ve halk sağlığının birinci görevimiz olduğunu yüce milletimize hatırlatıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Atıcı.

Sayın Özkoç, söz talebiniz var.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – 60’a göre efendim.

BAŞKAN – Buyurunuz.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

8.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Kilis Milletvekili Mustafa Hilmi Dülger’in yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Türkiye’de, eğer Türkiye demokrasiyle yönetilecekse eğer Türkiye’de sosyal hak ve hukuk gerçekten geçerli olacaksa sivil toplum örgütlerine, derneklere, örgütlü topluma ihtiyacımız vardır. Birileri sadece bir kişiden aldıkları emir doğrultusunda hareket etme alışkanlığından kaynaklanan bir tavırla sadece bir kişinin ne söylediğine bakarak Türkiye’nin yönetilebilme alışkanlığını muhalefete de kabul ettirmeye çalışabilirler ama biz konuşan bir Türkiye istiyoruz. Türk Tabipleri Birliği başta olmak üzere... Türkiye’de olan her şeyin eleştirilebileceği, insanlarımızın her konuda özgürce fikirlerini savunabilecekleri ve bundan dolayı da yargılanmayacakları bir Türkiye istiyoruz.

Türk Tabipleri Birliği kendi bildirgesinde bir hainlik bildirgesi yayınlamamıştır, orada bir insanlık ve vicdan bildirgesi yayınlamıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun tamamlayın.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – İnsanlarımıza savaşın gerçekten bir suç olduğunu, barışınsa olmazsa olmaz hepimizin peşinden koşmamız gereken bir ideal olduğunu söylemişlerdir. Dünyada kim savaşı savunabilir? Başta bu kurucu Meclisin başkomutanı Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere “Yurtta sulh, cihanda sulh.” sözünü savaşa karşı söylenmiş bir söz olarak görüyoruz. Derneklerin, sivil toplum örgütlerinin, aydınlarımızın, gazetecilerimizin, üniversitelilerin susturulamayacağını bir kere daha yüce Meclisten ifade ediyor, saygılar sunuyoruz.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özkoç.

Sayın Muş, sizin de söz talebiniz var.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Evet, pek kısa…

BAŞKAN – Yalnız, şeyden sonra, zaten grup başkan vekillerine söz vereceğim 15 milletvekilinden sonra ama yine de istiyorsunuz.

Buyurun.

9.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’de ifade özgürlüğü bulunmaktadır, herkes fikrini söylemekte hürdür. Hiçbir ülke, hiçbir ülkede yaşayan vatandaş tabii ki savaş istemez ama Türkiye Cumhuriyeti devleti ve milletinin eğer kendi bekasını ilgilendiren bir terör yapılanması varsa, buna müdahale etmek de en doğal hakkıdır. Savaş iki devlet arasında olur, burada bir örgüte karşı bir operasyon vardır.

Ne hikmetse, bu odalar, ne zaman Türkiye kendisine karşı tehdit gördüğü odaklara karşı bir operasyona başlıyorsa bunlar yerlerinden fırlıyorlar, kendilerince bazı söylemler geliştiriyorlar. Bunlar lâyüsel değillerdir. Dolayısıyla eleştirilirler, fikir söylüyorlarsa eleştirilirler, hukuk dışına çıkıyorlarsa da hukuk gereğini yapar. Bunun neticesini hep beraber göreceğiz.

Bir diğeri, burada milletvekilimiz Türk Tabipleri Birliğini eleştirdi diye bu eleştirisini hadsizlikle kimse nitelendiremez. Milletvekilimizin yaptığı eleştiriyi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Burada milletvekilimiz Türk Tabipleri Birliğini eleştirdi diye “Böyle bir hadsizlik yapamazsın.” gibi bir söylem geliştirmek kimsenin haddine değildir. Milletvekilimizin ortaya koymuş olduğu söylemi, bir odaya karşı geliştirmiş olduğu eleştiriyi hadsizlikle suçlamak en büyük hadsizliktir.

Teşekkür ederim.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Çok özür diliyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Kayıtlara geçsin diye ifade etmek istiyorum eğer izniniz olursa, kusura bakmayın efendim.

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Peşinen, yargılanmadan, ister dernek olsun ister sivil toplum örgütü olsun isterse kişiler olsun, Türkiye Cumhuriyeti’nde “Falanca terör örgütünü kendilerine yakın hissettikleri zaman…” gibi sözlerle bir suç yaftası yapıştırılması doğru değildir. Bundan dolayı, bu tarz konuşmaları kınadığımızı ve doğru bulmadığımızı ifade etmek istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özkoç.

Sayın Ahrazoğlu siz…

MEHMET NECMETTİN AHRAZOĞLU (Hatay) – 60’a göre söz istiyorum Başkanım müsaade ederseniz.

BAŞKAN – Konuyla ilgili mi?

MEHMET NECMETTİN AHRAZOĞLU (Hatay) – Konu, Hatay’a atılan roketler.

BAŞKAN – Tabii ki.

Buyurun.

10.- Hatay Milletvekili Mehmet Necmettin Ahrazoğlu’nun, Zeytin Dalı Harekâtı neticesinde en çok Kilis ve Hatay’a roketli saldırı yapıldığına ve Hatay halkının Türk ordusunun ve Türk devletinin yanında olduğuna ilişkin açıklaması

MEHMET NECMETTİN AHRAZOĞLU (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, malumunuz olduğu üzere, 20 Ocaktan bugüne -yani on bir gün süre geçmiştir- Zeytin Dalı Harekâtı neticesinde en çok Kilis ve Hatay’a, karşı taraftan, PKK ve PYD devamı olan hain güçler tarafından roketli saldırı yapılmıştır. Az önce de bir arkadaşımız ifade etti, Reyhanlı’ya 24, Kırıkhan’a 4, Hassa’ya da 3 tane roket düşmüştür. Bu roketler sonucu Kırıkhan’ın Kaletepe köyünde bir elektrik teknisyeni kardeşimiz Şahin Elitaş şehit olmuştur, bir de Suriyeli bir mülteci Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. Bu savaşın neticesi, Hatay halkı bütün renkleriyle birlikte Türk milletinin, Türk ordusunun, Türk devletinin yanındadır ve sonsuza kadar da o şekilde kalacaktır diyor, yüce Meclisi de saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ahrazoğlu.

Sayın milletvekilleri, şimdi, sisteme giren ilk 15 milletvekiline yerlerinden 60’a göre bir dakikalık söz vereceğim.

Sayın Aydın’dan başlıyoruz.

Buyurunuz.

11.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, sınır ötesi operasyonlarda şehit olan askerlere Allah’tan rahmet dilediğine ve şehitlerin siyasete alet edilmemesini istediğine ilişkin açıklaması

ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sınır ötesi operasyonlarda şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır, gazilerimize de acil şifalar diliyorum.

Ordumuz mühim bir operasyon yapıyor; şehit veriyoruz, üzülüyoruz, dualarla haber bekliyoruz. Memleketin şehirlerine roketler fırlatılıyor. Bir yandan da ithal edilen Sırp etlerinin hastalıklı olduğu ortaya çıkıyor. Ege’de Yunanistan “Adaları gel de al.” diyor. İşte tam böyle bir sırada birileri de kalkıp oy istiyor. İl başkanlığının kongrelerinde âdeta sanki yazın seçim olacakmış gibi ülkenin içinde bulunduğu bu durumdan vazife çıkartarak hiçbir şekilde yüksünmeden oy istiyor. Yüce Meclisten bir kez daha sesleniyorum: Asker üzerinden siyaset yapmayın, seçim ve oy kaygılarınızı şehitlerimiz üzerinden yapmayın, şehitlerimizi siyasete alet etmeyin diyor, hepinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Kayışoğlu…

12.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, Bursa Kestel’de Nurcan Atlı Sezgin’e yapılan saldırıya ve bu saldırının bütün kadınların hayatına, sokağa çıkma özgürlüğüne, çalışma hakkına yapıldığına ilişkin açıklaması

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Teşekkürler.

Üç gün önce Bursa Kestel’de, mali müşavir Nurcan Atlı Sezgin gece işinden çıkıp evine giderken iki maganda, yolda araç kullanmasını beğenmedikleri için Nurcan Hanım’ı evine kadar takip edip evinin önünde, aracından inince Nurcan Hanım’a vahşice saldırdılar. Aslında bu saldırı bütün kadınların hayatına, sokağa çıkma özgürlüğüne, çalışma hakkına yapılan bir saldırıdır ve kadınların bu ülkede huzur içinde yaşama hakkını tehdit eden bu saldırıyı yapanlar hâlâ elini kolunu sallayarak dışarıda gezmektedir. Bugün Kestel’de bütün kadınlar tehdit altındadır. Adalet mekanizmasının kadına şiddet konusunda tepki gelmeden de çalışmasını sağlamak için daha kaç kadının şiddete maruz kalması veya katledilmesi gerekiyor?

BAŞKAN – Sayın Atıcı…

13.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyelerinin gözaltına alınmasına ilişkin açıklaması

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; “Savaş bir halk sağlığı sorunudur!

Biz hekimler uyarıyoruz:

Savaş, doğada ve insanda tahribat yapan, toplumsal yaşamı tehdit eden, insan eliyle yaratılan bir halk sağlığı sorunudur.

Her çatışma, her savaş, fiziksel, ruhsal, sosyal ve çevresel sağlık açısından onarılmaz sorunlara yol açarak büyük bir insani dramı da beraberinde getirir.

Yaşatmaya ant içmiş bir mesleğin mensupları olarak yaşamı savunmanın, barış iklimine sahip çıkmanın birincil görevimiz olduğunu aklımızdan çıkarmıyoruz.

Savaşla baş etmenin yolu, adil, demokratik, eşitlikçi, özgür ve barışçıl bir yaşam kurmak ve bunu sürekli kılmaktır.

Savaşa hayır, barış hemen şimdi!” diyen Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyeleri bugün yapılan bir operasyonla gözaltına alınmıştır. Barış istediği için insanların gözaltına alındığı bir rejim diktatörlük değil de nedir?

BAŞKAN – Sayın Akın…

14.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyelerinin gözaltına alınmasına ilişkin açıklaması

AHMET AKIN (Balıkesir) – Sayın Başkanım, teşekkürler.

Sayın Başkanım, ben hekim değilim ama gördüklerimi ve bildiklerimi burada söylemek istiyorum.

Bakın, Türk Tabipleri Birliği, AKP'nin sağlık alanını piyasalaştırmasının hep karşısında durdu; hekimlerin çalışma şartları, özlük hakları konusunda hep büyük bir mücadele verdi. Hekimler ayaklar altına alınmaya çalıştıkça Türk Tabipleri Birliği başını hep dik tuttu. Akıllarını asla bir zihniyete, iktidara teslim etmeyen Türk Tabipleri Birliği neredeyse ülkenin bütün kurumlarının itibarını sarsan AKP Hükûmetinin hep hedefinde oldu. Bu onurlu kurum için sırf düşüncesini açıkladı diye günlerdir sözlü bir linç kampanyası var ve bu sabah da Türk Tabipleri Birliğinin üyeleri maalesef gözaltına alındı. Tek adam iktidarı bu ülkenin yürürlükte bir Anayasa’sı olduğunu dahi unutmuş durumda. Anayasa’ya göre yurttaşlarımız düşüncelerini açıklayabilir ve bu suç değildir. Yaşama hakkını savunan hekimlik gözaltına alınamaz. Türk Tabipleri Birliğinin yanındayız.

BAŞKAN – Sayın Yalım…

15.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, sağlık sistemi nedeniyle yaşanan sıkıntılara, Avrasya Tüneli’nde ihale şartları nedeniyle uğranılan zarara ve AK PARTİ Hükûmetini doğru ihaleler yapmaya davet ettiğine ilişkin açıklaması

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Sağlık Bakanı, Türk Tabipleri Birliğiyle uğraşacağınıza… Bugün yüzlerce telefon aldım Uşak’tan, Uşak Devlet Hastanesi ve de Uşak Diş Hastanesinde -randevu almaya gittiklerinde- hastalarımız iki aydan, üç aydan önce randevu alamadıkları konusunu şikâyet ettiler. Ben buradan diyorum ki: Siz “Hastane yaptık." diyorsunuz ama nedense doktorları yerleştirmiyorsunuz ve de iki üç aydan önce randevu vermiyorsunuz. Bırakın Türk Tabipleri Birliğini ve doktorları işlerinize bakın diyorum.

Diğer taraftan Sayın Ulaştırma Bakanı ve Sayın Ekonomi Bakanına... Avrasya Tüneli bir yılını doldurdu. Vermiş olduğunuz 26 milyon geçişten dolayı, maalesef geçen yıl 16 milyon araç geçtiğinden dolayı -10 milyon araç geçmemiştir- yapılan yanlış ihale şartları yüzünden 10 milyon aracın parasını yani 166 milyon TL’yi bütçemizden, bizim, vatandaşımızın ödediği vergiyi yandaş firmaya peşkeş çektiniz diyorum. Doğru ihaleler yapmaya davet ediyorum AK PARTİ Hükûmetini.

BAŞKAN – Sayın Hürriyet…

16.- Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet’in, yönetmelik nedeniyle gazilik unvanı alamayan 19 bin kişi olduğuna ve gaziler arasındaki ayrımcılık ayıbının bir an önce giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bir insan düşünün ki vatanı için terörle mücadele etmiş, göğüs göğüse çarpışırken yaralanmış ama sağlık yönetmeliği yüzde 40 uzuv kaybı aradığı için gazi olamıyor ve neden gazi olamadığını çocuğuna dahi anlatamıyor. Bize göre vatan için hayatını ortaya koymuş, yaralanmış her vatan evladı kahraman gazimizdir ama bu saçma yönetmelik nedeniyle gazilik unvanı alamayan 19 bin vatandaşımız var. Peki, şu anda Afrin’de mücadele eden Mehmetçiğimiz aynı sorunları yaşayacak mı? Afrin’de yaralanan askerlerimizden “yaralı asker” diye bahsediliyor, ziyaret ediliyor. Peki, bu yaralı askerler “gazi” sayılacaklar mı? Hükûmet, bir KHK’yle 15 Temmuzda tırnağı çizileni gazi saydı. Aynı KHK, malul sayılmayanlar, gazi sayılmayanlar için de uygulanmalı ve gaziler arasındaki ayrımcılık ayıbı bir an önce temizlenmelidir. Gazilik onuru bu kahramanlardan esirgenmemelidir.

BAŞKAN – Sayın Köksal…

17.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, ortaöğretim mezunu hemşirelerin mağduriyetlerinin giderilmesi ve noter kâtiplerinin özlük haklarının düzenlenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Bugün ülkemizde yaklaşık 100 bini aşkın ortaöğretim mezunu hemşire mevcuttur. 2014 KPSS’yle bir yılda 3.800 ortaöğretim mezunu hemşire atanmışken 2016 yılı KPSS’yle yaklaşık 680 ortaöğretim mezunu hemşire atanabilmiştir. Sayıdaki bu ani düşüş yüzünden binlerce ortaöğretim mezunu hemşire ve aileleri mağdur olmuştur. Bu mağduriyetin giderilmesi, hakkaniyete uygun atama yapılması gerekmektedir.

Yine, başka bir meslek dalı olan noter kâtiplerinin hiçbir koruyucu özlük hakları yoktur. Bunlar, görevleriyle ilgili işledikleri suçlardan dolayı devlet memuru statüsünde yargılanırken iş ilişkisinde özel eleman olarak görülmektedirler. Bu konuda da haksızlığın ivedilikle giderilmesi ve noter kâtiplerine de özlük haklarının bir an önce verilmesi gerekmektedir.

BAŞKAN – Sayın Kılıç…

18.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ve kararlılığın hızlı, etkin, verimli çalışmaya ve başarıya yol açtığına ilişkin açıklaması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar, milletimize metanet diliyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi milletimizin en yüksek karar mercisidir. Kararlılık başarının, kararsızlık ve gecikme başarısızlığın anahtarlarıdır. Bir sürünün üzerine atılacak kurt sürünün sayısını düşünmez. İnsanlar verdikleri kararların sonuçlarını da kabullenmelidirler. Başlamadan önce iyi düşün ama bir kere başlayınca hemen bitirmeye bak. Karamsarlık ve kararsızlık en büyük düşmandır. Vaktinden önce ve sonra verilen kararların başarı şansı yoktur. Bir hedefe karar vermek, çoğu kere hedefin kendisidir. En kötü karar kararsızlıktan daha iyidir. Kararlılık keskin bir bıçağa benzer ve düzgün keser. Kararsızlık ise kör bir bıçak gibidir, kestiği her şeyi parçalar ve yırtar. Kararlılık hızlı, etkin ve verimli çalışmaya, bu da başarıya ve gelişmeye yol açar.

BAŞKAN – Sayın Dedeoğlu…

19.- Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu’nun, 27 Ocak Osmanlı Devleti’nin kuruluşunun 718’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

SAMİ DEDEOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Osmanlı Devleti’nin beylikten imparatorluğa uzanan ihtişamlı yolunun başlangıcı olan 27 Ocak 1299, şüphesiz tarihe yön veren günlerden biridir. Bundan yedi asır önce Söğüt’ten dünyaya yayılan Osmanlı’nın hoşgörüsü ve adaleti uzun yıllar boyu devam etmiştir. Anadolu’da barış, Balkanlarda huzur, Orta Doğu’da istikrarın hâkim olduğu Osmanlı yönetimi, insanlığa saygı ile sevginin harmanlandığı kutlu bir dönem yaşatmıştır.

Unutulmamalıdır ki Ulubatlı’nın cesareti, Akşemsettin’in bilgeliği ve Fatih’in dehasıyla Osmanlı İstanbul’a, dünya ise yeni bir çağa adım atmıştır.

Devlet yönetiminde şefkati, savaş meydanlarında kahramanlığı düstur edinen bir ecdadın torunlarıyız. Kuruluşunun 718’inci yıl dönümünde, şanlı ordumuza Zeytin Dalı Operasyonu’nda hedefimiz “Kızılelma”dır diyor; bu duygularla yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Arslan…

20.- Denizli Milletvekili Kazım Arslan’ın, hayırseverlerin okul yapmasına olanak sağlayacak arsaların ne zaman tahsis edileceğini, taşımalı eğitime ne zaman son verileceğini ve okul kitaplarında yer alan çağ dışı bilgilerin ne zaman çıkarılacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Millî Eğitim Bakanına soruyorum.

Denizli Pamukkale ilçemizde ilköğretim ve ortaöğretim okulu eksikliği vardır. İlimizde okul yapacak birçok hayırseverimiz de mevcuttur. Valiliğe, Millî Eğitim Müdürlüğüne, belediye başkanlarına sorduğumuzda “Okul yapacak arsamız yok.” denilmektedir. Okul yetersizliği nedeniyle Pamukkale ve Merkezefendi ilçelerimizde çift öğretim verilmektedir.

Soru 1: Bakanlık olarak hayırseverlerin okul yapmasına olanak sağlayacak arsaları ne zaman tahsis edeceksiniz? Yeterli arsa bulamıyorsanız okul arsası için neden kamulaştırma yapmıyorsunuz?

Soru 2: Bakanlığınız birçok köy, kasaba ve mahallelerde taşımalı eğitim ve öğretim yaptırmaktadır. Yıllardan beri devam eden taşımalı eğitimin faydalı olmadığı ortaya çıkmıştır. Bu nedenle taşımalı eğitime ne zaman son vereceksiniz?

Soru 3: Okul kitaplarında yer alan eğitim dışı, çağ dışı bilgileri ne zaman kitaplardan çıkaracaksınız?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Behçet Yıldırım, buyurun.

21.- Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım’ın, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyelerinin gözaltına alınmasına ilişkin açıklaması

BEHÇET YILDIRIM (Adıyaman) – Teşekkürler Başkanım.

Türkiye’yi savaşa sürüklemek bir felakettir. Bu felakete karşı, OHAL’e rağmen, cezalara rağmen bedel ödemeye razı olan kişi ve kurumlara iktidar ve saray tehdit ve hakaretler yağdırıyor. Otuz iki yıldır onurla, gururla üyesi olduğum TTB de iktidarın ve sarayın zulmüne uğradı. TTB Merkez Konseyi üyesi doktorların evleri bu sabah saatlerinde basıldı ve gözaltına alındılar. Bu durumu şiddetle ve nefretle kınıyorum. Hekimlerin görevi öldürmek değil, yaşatmaktır. “Savaşa hayır.” derken bir tek mevcut iktidara değil, çatışan tüm kesimlere seslenmiştir. “Çocuklar ölmesin, barış istiyoruz.” diyen herkes âdeta vatan haini ilan edilmiş, sosyal medya dâhil 350’yi aşkın kişinin gözaltına alınması ve soruşturmalara maruz bırakılması iktidarın sonunun geldiğinin işaretidir.

TTB “Savaş sağlığa zararlıdır.” demiş, ben de aynen diyorum ki savaş da sağlığa zararlıdır, AKP iktidarı da sağlığa zararlıdır.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yıldırım.

22.- İstanbul Milletvekili Hurşit Yıldırım’ın, Afrin operasyonunda Mehmetçik’e başarılar dilediğine, Kadıköy’de Zeytin Dalı Harekâtı’na destek veren gençlere yapılan saldırıyı kınadığına ve Afrin’deki operasyona katılmak için askerlik şubelerine akın eden Suriyeli gençlere teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

HURŞİT YILDIRIM (İstanbul) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; ülkemizin güneyinde, Suriye’nin kuzeyinde sınırlarımızı, millî güvenliğimizi ve devletimizin bekasını tehdit eden emperyalistlerin kuklası terör örgütlerine yönelik yürütülen Afrin operasyonunda kahraman Mehmetçik’imize ve şanlı ordumuza başarılar diliyorum. Aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar diliyorum. Milletçe, Afrin operasyonuna sahip çıkan tüm aziz milletimize şükranlarımı ifade etmek istiyorum.

Geçen hafta, seçim bölgem olan Kadıköy’de Zeytin Dalı Harekâtı’na destek veren yerli ve millî ruha sahip genç kardeşlerime saldıranları şiddetle kınıyorum. Saldırıya uğrayan kardeşlerime geçmiş olsun dileklerimi telefonla ilettim, buradan da her zaman milletçe yanlarında olduğumu tekrar ifade etmek istiyorum.

Ayrıca, ülkemizde Suriyeli kardeşlerimize karşı “Suriyelilerin Türkiye’de ne işi vardır?” diye sitem edenlere karşı Suriyeli kardeşlerimizin Afrin’deki operasyona katılmak için askerlik şubelerine akın etmelerinden dolayı da Suriyeli genç kardeşlerime teşekkür ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu…

23.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Zeytin Dalı Harekâtı’nda şehit olan askerlere Allah’tan rahmet dilediğine ve bu harekâtın siyonizm ve emperyalizm ile onların kuklalarına verilen en etkili cevap olduğuna ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkürler Başkanım.

Zeytin Dalı Harekâtı’nda şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet ve mağfiret, gazilerimize acil şifalar, kahraman ordumuza muzafferiyetler diliyorum. Bölgemizde yaşayan herkes için barış ve güvenliği temin edecek bu önemli harekât, siyonizm ve emperyalizm ile onların kuklalarına verilen en etkili cevaptır. Aziz milletimizin Selçuklu, Osmanlı ve cumhuriyetle bin yıldır devam eden varlığına kasteden dâhilî ve haricî her türlü müdahale devlet millet kaynaşmasıyla yok edilecektir. Tarihimiz bunun sayısız örnekleriyle doludur.

Sözlerimi Yahya Kemal’in bir tespit ve dua mahiyetindeki mısralarıyla bitirmek istiyorum:

“Şu kopan fırtına Türk ordusudur Ya Rabb’i.

Senin uğrunda ölen ordu, budur Ya Rabb’i.

Ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed namın,

Galip et, çünkü bu son ordusudur İslam'ın.”

BAŞKAN – Sayın Tanal…

24.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, PYD/YPG’nin neden Bakanlar Kurulu kararıyla terör örgütü sayılmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bizi izleyen vatandaşlarıma saygılarımı sunuyorum ben.

Sayın Başbakan Yardımcısı burada, kendisine sesleniyoruz buradan. Siyasi iktidar ve Bakanlar Kurulu sürekli sabahtan akşama kadar “PYD-YPG terör örgütüdür.” diyorsunuz. Peki, siyasi iktidara şuradan sesleniyorum, Sayın Bakanım buradayken size sesleniyorum: Siz PYD-YPG’yi neden Bakanlar Kurulu kararıyla terör örgütü saymıyorsunuz? Neden korkuyorsunuz, sözlü olarak dediklerinizi Bakanlar Kurulu kararıyla terör örgütü saymaktan çekiniyorsunuz? Amerika’dan mı çekiniyorsunuz yoksa tekrar ileride “Biz aldatıldık, kandırıldık.” manevra alanınızı saklı tutmak için mi yapıyorsunuz? Siyasi iktidar bu konuda samimi değil. Herhâlde PYD-YPG’den korkmaktadır. Onun için Bakanlar Kurulu kararıyla terörist ilan etmemektedir.

Teşekkür ederim, saygılarımı sunarım.

BAŞKAN – Sayın Akyıldız…

25.- Sivas Milletvekili Ali Akyıldız’ın, 4924 sayılı Kanun gereğince belirlenen sözleşmeli kadrosunun ayrım yapılmadan bütün uzman hekimlere verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ALİ AKYILDIZ (Sivas) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sağlık çalışanları için 5’inci hizmet grubunda olan Sivas ilimizde 4924 sayılı Kanun gereğince belirlenen sözleşmeli kadrosu sadece acil tıp uzmanları ve yan dal uzmanlarına verilerek ana dal uzmanı diğer hekimlere verilmemiştir. Bu ayrım aynı yerde çalışanlar arasında haksızlıklara ve çalışma barışının bozulmasına neden olmaktadır, ayrıca kalıcı uzman doktor istihdamında da sorunlara ve sıkıntılara neden olmaktadır. Bu ve benzeri sorunlar sadece Sivas’ımızda değil, uzman doktor istihdamı yaşanan diğer 5’inci bölge illerinde de mevcuttur.

Buradan Sayın Sağlık Bakanına öneriyorum: 4924 sayılı Kanun gereği belirlenen sözleşmeli kadrosunu ayrım yapmadan bütün uzman hekimlerine vererek bu haksızlığı giderin ve çalışma barışını yeniden tesis edin diyerek yüce heyetinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz sayın milletvekilleri.

Şimdi sırasıyla sayın grup başkan vekillerine söz vereceğim.

Sayın Akçay, sizden başlayalım isterseniz.

Buyurun.

26.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, 28 Ocak Misakımillî’nin kabul edilişinin 98’inci yıl dönümüne ve 29 Ocak Batı Trakya Türkleri Millî Direniş Günü’ne ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Geçtiğimiz pazar günü, 28 Ocak, Kurtuluş Savaşı’nın manifestosu olan 6 maddelik Misakımillî’nin kabul edilişinin yıl dönümüydü. Misakımillî Türk milletinin varlığının, açık sınırlarının ilanı bir belgedir. Misakımillî milletimizin ebedî vatanında ilelebet var olacağının ilanıdır. Mustafa Kemal Atatürk, Misakımillî’yi doğrudan doğruya Türk milletinin anayasası olarak belirtmiş ve şöyle tanımlamıştır: “Misakımillî’mizde muayyen ve müspet bir hat yoktur. Kuvvet ve kudretimizle tespit edeceğimiz hat, hattıhudut olacaktır.” Bu vesileyle belirtmek istiyorum ki biz bu yemine sadığız, bu yeminle bağlıyız. Misakımillî’den aldığımız bağımsızlık, birlik ve bütünlük ülkümüzü sonsuza kadar yaşatacağız.

Misakımillî’nin 98’inci yıl dönümü vesilesiyle son Osmanlı Parlamentosunda düşman tehdidine aldırmadan onu kabul ve ilan eden vatansever milletvekillerini, Millî Mücadele’yi zafere taşıyan Meclisimizin kahramanlarını rahmet ve minnetle anıyoruz.

Ayrıca, 29 Ocak günü, Batı Trakya Türkleri Millî Direniş Günü’dür. Kasım 1987’de Batı Trakya’da Gümülcine Türk Gençler Birliği ile İskeçe Türk Birliğinin bölgede Türk olmadığı gerekçesiyle kapatılmasının ardından Batı Trakya Türkleri varlıklarını ve kimliklerini korumak için mücadeleye başlamıştır. 29 Ocak 1987’de atılan bu adım, o günden beri Batı Trakya Türklerinin Millî Direniş Günü olarak anılmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Akçay, buyurun, ek sürenizi veriyorum.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu direniş, sadece birkaç sivil toplum kuruluşunun kapatılması değildir; uluslararası hukuka ve anlaşmalara uygun olarak Türklüğün inkârı ve yok edilmesine karşı millî kimliğin bir direnişidir.

Batı Trakya Türkleri dün olduğu gibi bugün de çeşitli sorunlarla karşı karşıyadır. Bunların içerisinde en önemlisi eğitimdir. Batı Trakya’da yaklaşık 150 bin Türk nüfusa karşılık Türkiye'nin görevlendirdiği öğretmen sayısı 16’dır. Bu sayı her geçen yıl azalmaktadır. Örneğin, on yıl önce, 2007’de bu sayı 27’ydi.

Bu önemli gün vesilesiyle, başta Sadık Ahmet olmak üzere, Batı Trakya Türklüğü mücadelesinin köşe taşı insanlarımızı rahmetle anıyor, Batı Trakya Türklerinin haklı ve meşru mücadelesine desteğimizi bir kez daha vurguluyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Akçay.

Sayın Kerestecioğlu, buyurun.

27.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyelerinin gözaltına alınmasına, Hükûmetin bilim insanlarını hedef gösterdiğine, barışı savunmanın bir hak olduğuna ve barışı savunanların engellenemeyeceğine ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bugün Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyinin 11 yöneticisi evleri basılarak gözaltına alındı. Artık savcılar, hâkimler bu ülkede tutuklamanın tali bir şey olduğunu, aslında tutuklamanın yapılmaması gereken bir şey olduğunu, eğer delil karartma ya da gerçekten kaçma şüphesi varsa insanların, yapılabilir bir şey olduğunu da unuttular. Tutuklanmalarından da açıkçası endişe ettiğimi ifade etmek isterim.

Ne diyor bu hekimler? “Savaş, doğada ve insanda tahribat yapan, toplumsal yaşamı tehdit eden, insan eliyle yaratılan bir halk sağlığı sorunudur. Her çatışma, her savaş fiziksel, ruhsal, sosyal ve çevresel sağlık açısından onarılmaz sorunlara yol açarak büyük bir insani dramı da beraberinde getirir.” diyorlar. “Savaşla baş etmenin yolu adil, demokratik, eşitlikçi, özgür ve barışçıl bir yaşam kurmak ve bunu sürekli kılmaktır. Savaşa hayır, barış hemen şimdi.” diyorlar. Bu kadarcık naif ve sade bir açıklamaya karşı Cumhurbaşkanı ne diyor? “Terör seviciler.” diyor. Gerçekten Sağlık Bakanı, İçişleri Bakanı suç duyurusunda bulunuyor. Hükûmet korkunç bir öfkeyle değerli bilim insanlarını hedef gösteriyor.

Bugün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Afrin’de sivillerin ölümünden duydukları endişeyi ifade eden bir açıklama yaptı. Özellikle kadın ve çocukların hayatlarını yitirmesinden duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Şimdi, Birleşmiş Milletler gibi bir kurumun açıklama yaptığı bir konuda Türkiye’deki demokratik güçlerin, bilim insanlarının sessiz kalması beklenebilir mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Ek sürenizi veriyorum, buyurun.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Eğer açabilseler gerçekten Birleşmiş Milletlere de soruşturma açacaklar savcılar ve bugün ne kadar aslında bir hezeyanın etrafında birleşilmiş olduğunu görüyoruz. Ama bu hezeyanlar geçicidir ve bu hezeyanlar kendilerinden kimsenin aslında savaşa gitmediği, ölmediği insanlar tarafından, yaralanmadığı insanlar tarafından yaratılan hezeyanlardır.

Biz bu bilim insanlarına yapılanları 1971’deki darbede de gördük, 1980 darbesinde de gördük, Menderes döneminde de üniversite hocalarına yapılan baskıları gördük. Bilimsel gelişme bıçak gibi kesildi bu ülkede maalesef. Sormak istiyoruz gerçekten: Nedir bu korku? Yani bugün sosyal medyada sadece savaş karşıtı paylaşım yaptığı için 311 kişi gözaltına alındı. Bizim Pendik ilçemiz yakıldı, bina yakıldı ve onun önünde bir partinin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Lütfen, tamamlayacağım.

BAŞKAN – Buyurun.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Bu Meclisin üçüncü büyük partisinin, bir muhalefet partisinin ilçe binası yakıldı ve burada gözaltına alınanlar ne oldu? Serbest bırakıldılar delil yetersizliğinden. O ilçe binası önünde basın açıklaması yapmak isteyen bizim ilçe üyesi arkadaşlarımıza, ne dendi onlara? “‘Afrin’ derseniz saldıracağız.” Ne oldu, ifade özgürlüğü mü var bu ülkede? Neden bahsediyorsunuz siz? Yakılan ilçe binamızın önünde basın açıklamasında “Afrin” demeyecekler, derlerse saldırı olacak. Bu mudur ifade özgürlüğü? Muhammed Ali’yi ben size hatırlatmak isterim, hani o çok sevdiğiniz ve zaman zaman örnek verdiğiniz Muhammed Ali’yi. Vietnam Savaşı’nda askere gitmek istemediği için -üç buçuk yıl- madalyası geri alındı, hakkında soruşturma açıldı ve suçlu bulundu ama daha sonrasında o madalyayı geri aldı, hukuk savaşını da kazandı Muhammed Ali.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Son cümlemi söylüyorum.

Evet, biz de buradan yine sesleniyoruz: Kolaydır savaşa sahip çıkmak, barışa sahip çıkmak zordur asıl, barış demek zordur. Biz barış demekte ısrar edeceğiz, bunun bir hak olduğunu söylüyoruz. Barış hakkı vardır, onu savunmak da ifade özgürlüğüdür ve haktır. Siz savaşı savunabilirsiniz ama barışı savunanları engelleyemezsiniz, buna hakkınız yoktur. Bunu lütfen aklınıza, vicdanınıza, nereye yazabiliyorsanız, yazdığınız bir yer varsa bir yerlere yazın.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kerestecioğlu.

Sayın Özkoç, buyurun.

28.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, olağanüstü hâlle yönetilen bir Türkiye değil barış içerisinde, kendi kurumlarıyla birlikte yönetilen, kuvvetler ayrılığına saygılı bir ülke istediklerine ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak barışın yanında olduklarına ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, şu anda ülkemizde itibarsızlaştırılmayan hiçbir kurum, hiçbir yapı kalmadı. Sözde doktorlar, sözde öğretmenler, sözde eczacılar, sözde askerler, her kurum her şekilde iktidarın işine gelmediği zamanlarda bizzat iktidarın en üstündeki kişi tarafından çok ağır hakaretlerle itibarsız konuma getirildi. Eğer bir ülkenin aydınları olmazsa, bir ülkenin yazarları olmazsa, bir ülkenin sanatçıları olmazsa, o ülkenin özgür düşünen, özgür söylem içinde olan sivil toplum örgütleri olmazsa aslında o ülke demokrasiyle yönetilmiyor demektir. Geriye bir tek şey kalıyordur, diktatörlük. Bir tek kişinin söylediği şekilde koskoca bir ülke şekillenirse, bir tek kişinin söylediği şekilde herkes, hukuk, onun dediğini yapmaya kalkar, gazeteciler onun söylediklerini yazmaya çalışır, insanlar onun istediği gibi konuşmaya başlarsa o ülkenin gelişmesi ve büyümesi mümkün değildir. Kaldı ki o kişi her seferinde “Ben aldatıldım.” diyorsa, askerler tarafından aldatıldıysa, diğer ülkeler tarafından aldatıldıysa, kendisiyle birlikte yol yürüyen insanlar tarafından aldatıldıysa, hatta kendisiyle birlikte aynı çatı altında olan yol arkadaşları tarafından da aldatıldığını iddia ediyorsa bu işte sakat olan bir şey vardır. Demek ki bu ülkenin en tepesinde, devamlı aldatılan, devamlı yanılan bir kişi vardır ve maalesef şu anda hukuk, adalet ve bütün sistem o insanın iki dudağı arasındadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Ek sürenizi veriyorum.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Teşekkür ederim.

Türkiye böyle yönetilmeyi hak etmiyor. Elbette ki sivil toplum örgütleri yeri geldiği zaman eleştirecek, aydınlar eleştirecek, yazarlar eleştirecek, gazeteciler eleştirecek; bu bir ülkenin itici gücüdür. Bunu yok eden anlayış, aslında Türkiye’nin geleceğini yok eden bir anlayıştır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bunların önündeki engellerin bir an önce kaldırılmasını istiyoruz. Olağanüstü hâlle yönetilen bir Türkiye’yi değil barış içerisinde, kendi kurumlarıyla birlikte yönetilen, kuvvetler ayrılığına saygılı bir ülke istiyoruz ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak savaşın karşısında, barışın yanında olduğumuzu bir kere daha ifade ediyoruz.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özkoç.

Sayın Muş, buyurun.

29.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Afrin operasyonunun bölgede konuşlanmış olan terör unsurlarına ve onların uzantılarına karşı yapıldığına ve buna karşı çıkmanın terör sevicilik olduğuna ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye'nin güneyinde, Hatay sınırımızda bulunan Afrin bölgesinde bir operasyon icra etmektedir. Bu operasyon, bölgede örgütlenmiş olan, bölgede konuşlanmış olan terör unsurlarına ve onların uzantılarına karşı yapılmaktadır; bölgede yaşayan sivil halka, orada yaşayan -etnik kökenine bakılmaksızın- hiçbir birey ya da topluma karşı bu operasyon yapılmamaktadır. Hedefimiz PKK’nın -ki PKK hem Türkiye'de hem de dünyada terör örgütü olarak kabul edilen bir terör örgütüdür- onun Suriye koluna bu operasyonu yapmaktır. Şimdi, Türkiye Cumhuriyeti devleti Türkiye'nin güneyindeki terör örgütüne karşı operasyon yapıyorken birileri çıkıp “Bunu durdurun, biz bunu istemiyoruz, biz savaş istemiyoruz.” diyorsa, terör örgütüne karşı yapılan operasyonu savaş olarak nitelendirip “Bunu istemiyoruz.” diyorsa değerli arkadaşlar, kimse kusura bakmasın, bu terör seviciliktir, terör sevicilikten başka bir şey değildir.

Bu sözüm ona aydınların, bu sözde gazetecilerin, bu sözde yazarların, Türkiye'de bu terör örgütleri insanları katlediyorken hiç akıllarına bildiri yayınlamak gelmedi mi? Bu terör örgütü silahlandırılıyorken çıkıp da tek kelime etmek akıllarına gelmedi mi? Ne zaman Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türkiye Cumhuriyeti devleti 80 milyon vatandaşının can ve mal güvenliğini korumaya yönelik bir operasyon başlatıyorsa bunlar yerlerinden feryat figan ediyorlar. Operasyon Afrin’de yapılıyor, bakıyorsunuz, sesi yakınlarda çıkıyor.

Değerli dostlar, her kim ki bu milletin ekmeğini yiyorsa, bu devletin imkânlarıyla Türkiye Cumhuriyeti devletini yurt dışına gidip şikâyet ediyorsa şunu bilmelidir ki hem hukuk hem de bu millet bunların hesabını onlara soracaktır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın milletvekilleri, şimdi gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Başkanlıkça, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, esas komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonuna havale edilen (2/2014) esas numaralı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin milletvekilince geri alındığına ilişkin önerge yazısı (4/127)

BAŞKAN – Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, esas komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonuna havale edilen Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkında (2/2014) esas numaralı Kanun Teklifi anılan milletvekilince geri alınmıştır.

Bilgilerinize sunulur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının iki tezkeresi vardır, ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.

B) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Millî Savunma Komisyonu Başkanı Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt’ın, Avrupa Birliği Konseyi Bulgaristan Dönem Başkanlığınca 15-17 Şubat 2018 tarihlerinde Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da düzenlenecek olan Parlamentolar Arası Ortak Dış ve Güvenlik Politikası (ODGP) ve Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası (OGSP) Konferası’na katılmasına ilişkin tezkeresi (3/1395)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Avrupa Birliği Konseyi Bulgaristan Dönem Başkanlığınca 15-17 Şubat 2018 tarihlerinde Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da düzenlenecek olan Parlamentolar Arası Ortak Dış ve Güvenlik Politikası (ODGP) ve Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası (OGSP) Konferası’na Tokat Milletvekili, Millî Savunma Komisyonu Başkanı Sayın Yusuf Beyazıt’ın katılması hususu, 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 9’uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                                                                                 İsmail Kahraman

                                                                                                                       Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                                        Başkanı

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Yurtdışına Kaçırılan Kültür Varlıklarımızın Belirlenerek İadelerinin Sağlanması ve Mevcut Kültür Varlıklarımızın Korunması İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Maksadıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun ekli listede adı, soyadı ve seçim bölgesi yazılı üyelerinden müteşekkil bir heyetle 30 Ocak-2 Şubat 2018 tarihleri arasında Almanya ve Danimarka’ya, 13-17 Şubat 2018 tarihleri arasında Fransa ve İngiltere’ye bir çalışma ziyareti gerçekleştirme talebinin Başkanlık makamının 23/1/2018 tarihli oluruyla uygun bulunduğuna ilişkin tezkeresi (3/1396)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Yurtdışına Kaçırılan Kültür Varlıklarımızın Belirlenerek İadelerinin Sağlanması ve Mevcut Kültür Varlıklarımızın Korunması İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Maksadıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun ekli listede adı, soyadı ve seçim bölgesi yazılı üyelerinden müteşekkil bir heyetle 30 Ocak-2 Şubat 2018 tarihleri arasında Almanya ve Danimarka’ya, 13-17 Şubat 2018 tarihleri arasında Fransa ve İngiltere’ye bir çalışma ziyareti gerçekleştirme talebi Başkanlık makamının 23/1/2018 tarihli oluruyla uygun bulunmuştur.

Genel Kurulun onayına sunulur.

İsmail Kahraman

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

Almanya ve Danimarka Çalışma Ziyareti Heyet Listesi

Adı Soyadı

Seçim Bölgesi

Mustafa İsen

Sakarya

Mehmet Erdoğan

Gaziantep

Durmuş Ali Sarıkaya

İstanbul

Zülfikar İnönü Tümer

Adana

Fransa ve İngiltere Çalışma Ziyareti Heyet Listesi

Adı Soyadı

Seçim Bölgesi

Mustafa İsen

Sakarya

Nevzat Ceylan

Ankara

Ayhan Gider

Çanakkale

Mehmet Galip Ensarioğlu

Diyarbakır

Nihat Öztürk

Muğla

Serdal Kuyucuoğlu

Mersin

Ruhi Ersoy

Osmaniye

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, şimdi Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- MHP Grubunun, Grup Başkan Vekili Manisa Milletvekili Erkan Akçay tarafından, ülkedeki yatırım teşvik sisteminin sorunları ile bu sorunların çözüm yollarının incelenmesi, yapılacak yasal düzenlemeler de dâhil olmak üzere alınacak önlemlerin tespiti amacıyla 30/1/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 30 Ocak 2018 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 30/1/2018 Salı günü (bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                                                    Erkan Akçay

                                                                                                                                        Manisa

                                                                                                                         MHP Grubu Başkan Vekili

Öneri:

30 Ocak 2018 tarih, 2608 sayıyla TBMM Başkanlığına MHP Grup Başkan Vekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın ülkemizdeki yatırım teşvik sisteminin sorunları ile bu sorunların çözüm yollarının incelenmesi, yapılacak yasal düzenlemeler de dâhil olmak üzere alınacak önlemlerin tespiti amacıyla verdiği Meclis araştırması açılmasına dair önergemizin görüşmelerinin 30/1/2018 Salı günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere, öneri sahibi Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Denizli Milletvekili Sayın Emin Haluk Ayhan.

Süreniz beş dakika.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz aldım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Önergemiz yatırım teşviklerine ilişkin. Özellikle son yıllarda yatırım teşvik sisteminde sık sık değişiklikler ve ilaveler yapılmakta, torba yasalarla ilave istisnalar getirilmekte, sistem daha karmaşık hâle gelmektedir. İş âlemi bunları takip etmekte güçlük çekmektedir.

Son olarak 5 Aralık 2017 tarihinde yürürlüğe giren 7061 sayılı Kanun’la serbest bölgelerde faaliyet gösteren firmalara da beşinci ve altıncı bölge teşviklerinden yararlanma imkânı getirilmiştir. 25 Ocak 2018 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan cazibe merkezlerine ilişkin düzenlemeyle de mevcut sistem bir kez daha değiştirilmiştir. Sonuçta, birbiri ardına getirilen değişikliklerin farklı yatırım teşvik rejimleri çerçevesinde sağlanan destek unsurlarını etkisizleştirmesi söz konusudur.

Mevcut yatırım teşvik sisteminin ülkemizde katma değeri daha yüksek üretimi artıracak ve yabancı girdi bağımlılığını azaltacak bir netice doğurmadığı, üretim ve ihracatımızın teknolojinin yapısını değiştirecek nitelikte yatırımlarda herhangi bir artış sağlamadığı, bu yönüyle sistemin ülke ekonomisinin ihtiyaçlarına ve teşvik sisteminin amaçlarına hizmet etmediği de görülmektedir.

Üretimin ithalat bağımlılığı, yabancı ara malı kullanımı ve ithalatı hızla yükselmeye devam etmektedir. 2017 yılında ara malı ithalatı toplam ihracatı aşmış bulunmaktadır. Tekstil, tarım ve otomotiv dışındaki sektörlerde dış ticaret açığı verilmektedir.

Resmî verilere göre 2017 yılı Ocak-Kasımında toplam 6.266 yatırım teşvik belgesi düzenlenmiş, toplam yatırım tutarı 84 milyar Türk lirası olmuş, öngörülen istihdam 176 bin düzeyindedir. Diğer taraftan dört, beş, altıncı bölgelerde bölgesel teşvikler için düzenlenen belge sadece 1.123 adettir, sabit sermaye yatırım tutarı 10,6 milyar TL’dir yani toplam teşvikli belgelerin sadece 1,8’ini oluşturmaktadır. Buna mukabil bir, iki ve üçüncü bölgelerde düzenlenen belge adedi 1.941 olmuştur. Öngörülen sabit sermaye oturumu 33,3 milyar Türk lirası olan yani dört, beş, altıncı bölgelerdeki yatırımın 3 katı; dört, beş ve altıncı bölge için düzenlenen belgelerin ise yaklaşık 1,5 katıdır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; büyük ölçekli ve stratejik yatırımlara verilen teşviklere bakıldığında ise “proje bazlı yatırım teşvik sistemi” adı altında verilen teşviklerin haksız rekabete yol açması, şeffaflık ilkesine zarar vermesi söz konusudur. Bu kapsamda, şu ana kadar incelemeleri bitirilmiş 70-80 milyar TL’ye yakın bir yatırımın son aşamaya geldiğini ilgili bakan ifade etmiştir. Ekonomi Bakanlığının kamuya açık devlet yardımları, istatistik sisteminden alınan veriler ışığında, 2017 yılında büyük ölçekli yatırım belgesi adedinin sadece 5 olduğu ve bu yatırımlarının sadece 2 tanesinin, imalat sanayisinde bulunduğu görülmektedir. 2017 yılındaki toplam teşvik belgelerindeki sabit sermaye yatırım toplamının sadece binde 5’ine tekabül etmektedir. Stratejik yatırım belge adedi sadece 9’dur. Bunların da 2017 yılında toplam teşvik belgeli yatırımlar içindeki payı sadece yüzde 7,5 seviyesindedir.

Şimdi, sabit sermayeye ilişkin baktığımızda, özellikle, İstatistik Kurumunun, yeni millî gelir hesaplamasından sonra kamu-özel ayrımını sabit sermaye yatırımlarında yapamadığını net bir şekilde gördük, bunlar resmî evraklarda da yer almıyor. Dolasıyla burada problem var. Özel sektör sabit sermaye yatırımları zaten 2015, 2016 ve 2017’nin ilk çeyreğinde negatifti. Üçüncü çeyreğe baktığımız zaman, sabit sermaye yatırımlarının yüzde 60’ının da inşaatla ilgili olduğunu görüyoruz. Yeni yatırım teşvik belgelerine baktığımızda, enerji, otomotiv ve savunma sanayisinde olduğunu görüyoruz ve ölçeklerine de baktığımız zaman, genellikle 30 milyon doların altında olduğunu görüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Bu nedenle, ülkemizdeki yatırım teşvik sisteminin sorunları ve bunların çözüm yollarının incelenmesi için bir araştırma önergesi verdik. Takdirlerinize arz ediyoruz.

Saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ayhan.

Grup önerisinin üzerinde Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Van Milletvekili Sayın Bedia Özgökçe Ertan, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika.

HDP GRUBU ADINA BEDİA ÖZGÖKÇE ERTAN (Van) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, ben de MHP’nin verdiği önerge üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum.

Evet, bu kürsüde son iki yıldır en çok konuşulan konulardan biri artan yoksulluk, işsizlik. Bir yandan bu konuşulurken bir yandan da ekonomide olumsuz gidişata dair çözüm önermeleri oldu hep. Bizlerin her fırsatta, özellikle geçtiğimiz aylarda 2018 yılı bütçesi tartışılırken parti olarak temel önermemiz, içeride ve dışarıda barış ikliminden yanaydı ve barış önermesiydi. Barışın maliyeti ve ekonomiye katkıları bakımından çok sayıda konuşmalar ve belirlemeler de yapıldı bu kürsüden ama bu Hükûmet, bu önermelerin tamamını hiçe sayan ve gittikçe uzaklaşan politikalar üretmeye devam ediyor. Şu an ise bir savaşın içindeyiz.

Eğer bir ülkenin en uzun kara sınırının olduğu bir coğrafyada yedi yıldır aralıksız süren bir iç savaş varsa, bu da yetmezmiş gibi bu ülkenin muktedirleri çeşitli bahaneler ileri sürerek o savaşa dâhil oluyorsa biz, burada, ne kadar yatırımdan, teşvik programlarından ve sistemlerinden, sorunlarından bahsetsek de çözümler de arasak ekonomik iyileşmeyi sağlayamayız. Lütfen, kendimizi kandırmayalım. Bu ülke, iki haftadır fiilî olarak sınır ötesinde savaş hâlinde, keza, bir buçuk yıldır olağanüstü hâl uygulaması altında. Bu durumun ekonomik sonuçlarını mutlaka hep beraber görecektik ve nitekim, görüyoruz.

Gözden kaçmasın, bugün, Merkez Bankası yılın ilk enflasyon raporuna ilişkin bir sunum gerçekleştirdi. Bu yapılan açıklamaya göre 2018 yıl sonu enflasyonu tahmini yüzde 7’den yüzde 7,9’a çıkarıldı. Öte yandan, 2017 yılı sonu enflasyonu yüzde 12 olarak gerçekleşti.

Yine unutulmasın ki televizyonlarda, gazetelerde savaş çığırtkanlığı yapanların aksine, Afrin için kalkan her uçağın, atılan her bombanın binlerce, milyonlarca dolar maliyeti vardır. Türkiye toplumu iki haftadır bu savaşın finansmanı için çalışıyor, karşılığı ise ne yazık ki gelen cenazeler.

Sayın milletvekilleri, yetkili ağızlar her ne kadar kılıf uydurmaya çalışsa da Afrin harekâtı, gerekçesi olmayan bir savaştır. İç politikada meydana gelen sıkışmışlığı aşmak adına bu savaşın maliyeti emekçilere ve Türkiye toplumuna kesiliyor ve Afrin operasyonu devam ettikçe bu ülkenin halkı daha da yoksullaşacak, Anadolu’nun o yoksul evlerine cenazeler daha fazla gelmeye devam edecek. Bu bakımdan, barışı reddetmeye hiç kimsenin hakkı yoktur.

Bizler, sadece Afrin’e yönelen ve hâlâ devam eden bu savaşa karşı değil, tüm silahlı çatışmalara ve savaşa karşıyız. Bu noktada, yedi yıldır Suriye coğrafyasında süren ve Türkiye'nin iki haftadır doğrudan dâhil olduğu bu savaş bir an önce son bulmalıdır; insanlar ölmesin diye son bulmalıdır; doğa tahrip edilmesin, tarihî ve kültürel miraslar yok edilmesin diye, telafisi mümkün olmayan hatalar içine düşülmesin diye son bulmalıdır; toplumumuz yoksullaşmasın, savaşın bedelini bu ülkenin emekçileri ödemesin diye son bulmalıdır. Kaldı ki, ölen canlar için maliyet hesabı dahi yapılamaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BEDİA ÖZGÖKÇE ERTAN (Devamla) – Hele hele “Savaş bu, elbette şehitler olacak.” şeklindeki rahatlık içerisinde hiç kimse olmamalıdır ve olamaz da. Bu nedenle artık bir an evvel en büyük ihtiyacımız olan barış iklimine dönülmelidir diyorum. Unutulmasın yine, barışın maliyeti sıfırdır.

Saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ertan.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Bursa Milletvekili Sayın Lale Karabıyık.

Sizin de süreniz üç dakika.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA LALE KARABIYIK (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir ekonomide yatırım teşvik sistemi, kalkınma açısından, üretim açısından, katma değeri yüksek sektörler üretmek açısından son derece önemlidir, bunu hepimiz biliyoruz. Ancak teşvik sistemleri planlı bir şekilde getirilir ve teşvik sistemlerinde doğru bir etkinlik analizinden sonra eğer değişiklik gerekiyorsa yapılır. Ancak bizdeki uygulamalarda torba yasalarla alelacele getirilen teşvik sistemleri, hem süreklilik, istikrar arz etmemekte hem de bir taraftan birtakım haksız rekabetlere de yol açmaktadır.

Teşvik sistemlerinin önemini biliyoruz ama bir kavram var, bütün finansçılar, üretimciler, yatırımcılar bu kavramı bilir, “yatırım ortamı” diyoruz bu kavrama. Bir ülkedeki yatırımcıların yatırım yapma arzusunu artırmaları için o yatırım ortamının nasıl olduğunun çok önemi var aslında. Sadece yerli yatırımcılar değil, yabancı yatırımcılar için de önemli bu yatırım ortamı.

Yatırım ortamının önemli fonksiyonları var. Örneğin ucuz emek, iş gücünün olması önemli bir teşvik, orada vergisel teşviklerin olması, bu da önemli, ham madde kaynağına yakınlık, bu da önemli, teşvik sistemlerinin ne fayda sağladığı, bu da önemli. Ama sayın vekiller, çok daha önemli bir şey var, güvenli bir yatırım ortamı. Güvenli bir yatırım ortamı dediğinizde de o ülkede hukukun üstünlüğünün gerçekten var olması ve yargıya olan güvenin sağlanıyor olması. Oysa ülkemizde son dört yıl içerisinde, bakın, son dört yıl içerisinde, Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde dünya sıralamasında 30 sıra aşağıya düştük. Böyle bir gerçeğimiz var. Peki, o zaman hangi yatırım teşvik sistemi, hangi güvenli ortam? Bakın, hâlâ OHAL süreci devam ediyor ve KHK’lerle bu ülke yönetiliyor. Bunlar varken, OHAL devam ederken, Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde biz sürekli zemin kaybederken, siz hangi teşvik sistemini hazırlarsanız hazırlayınız, inanın yatırımlar üzerinde cezbedici olmayacaktır yani kuş kondurmayacaktır.

Bu nedenle, öncelikle yatırım teşvik sistemine dikkat etmeden önce yatırım teşvik sisteminin de sağlıklı bir raya oturması açısından OHAL ortamının sona ermesi ve bu ülkede hukukun üstünlüğünün ve yargıya olan güvenin sağlanması son derece önemlidir. Bu, hepimizin de bildiği, bu, yerli yatırımcının da bildiği, yabancı yatırımcının da bildiği en önemli gerekçedir.

Diğer taraftan, ocak ayında getirilen yeni cazibe merkezleriyle ilgili bir teşvik var…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LALE KARABIYIK (Devamla) – Süre alabilir miyim ya da böyle konuşayım mı? Çok kısa…

BAŞKAN – Bitirin lütfen.

LALE KARABIYIK (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Ancak, burada, asgari limitler, bölge ve şehirler arasında dengesizlik içerisinde; bu da haksız rekabete yol açabilir, tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum çünkü çok sağlıklı bir sistem olarak gelmemiş. Ayrıca, artık teşviklere sadece bölgeler ve iller değil ilçeler bazında da bakılması gerektiğini düşünüyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Karabıyık.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Giresun Milletvekili Sayın Cemal Öztürk, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu tarafından, ülkemizdeki yatırım teşvik sisteminin sorunları ile bu sorunların çözüm yollarının incelenmesi, yapılacak yasal düzenlemeler de dâhil olmak üzere alınacak önlemlerin tespiti amacıyla verilen Meclis araştırması önergesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Ayrıca, kahraman ordumuzca icra edilen Zeytin Dalı Harekâtı’nın başarılı olmasını, şehit olan askerlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, yakınlarına ve aziz milletimize başsağlığı, gazilerimize de acil şifalar diliyorum.

Her şey değişiyor, ekonomik hayat da değişiyor. Dolayısıyla bu değişiklikleri dikkate alarak yeni tedbirler ve teşvikler getirmek gerekiyor. Klasik ekonomi anlayışı tarih oluyor. Emeğe, sermayeye, doğal kaynaklara, girişime ve girişimciye dayalı üretim döneminden inovasyona endeksli bilgi çağına geçiliyor. Teknolojiyi veri kabul eden “Solow” büyüme modelinden teknolojik gelişmenin hızının istenilen düzeyde ayarlanabildiği büyüme modeline geçildiği bir dönemde, yatırımları teşvik sisteminin de sürekli iyileştirilmesi gerekiyor.

Yatırım teşvikleri, üretimi, istihdamı, ihracatı artırmak, kalkınmayı sağlamak amacıyla devletin yatırımcıya sağladığı kolaylıklardır. Devlet yatırımcıya yatırım ortamı hazırlamakla yükümlüdür, yatırım yapmak ise yatırımcının işidir. Yatırımları teşvik sistemimiz, genel, bölgesel, büyük ölçekli, stratejik yatırım teşvik uygulamaları olmak üzere dört ana başlık altında toplanmıştır.

Araştırma önergesinin gerekçesinde de belirtildiği gibi, daha geçtiğimiz ay, 5 Aralık 2017 tarihinde kabul edilen Bazı Vergi Kanunları ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la yatırımcılarımıza, özellikle de serbest bölgelerde yatırım yapan yatırımcılarımıza bazı kolaylıklar sağlanmıştır. Elbette ülkemizde daha etkin bir teşvik sisteminin hayata geçirilmesi en büyük temennimizdir. İktidar partisi olarak bunun için gayret ediyoruz, üretimin ve çalışanın her zaman destekçisiyiz ve destekçisi olmaya devam edeceğiz.

Bu itibarla, MHP Grubu tarafından verilen araştırma önergesinin iyi niyetle verilmiş olduğuna inanmakla birlikte, bu aşamada böyle bir araştırmaya gerek olmadığını düşünüyor ve önergenin aleyhinde olduğumuzu belirterek Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öztürk.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmemiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.13

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.37

BAŞKAN: Başkan Vekili Pervin BULDAN

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Sema KIRCI (Balıkesir)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 52’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir ve Grup Başkan Vekili Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım tarafından, barış hakkına ve ifade özgürlüğüne yönelen baskıların araştırılması amacıyla 30/1/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 30 Ocak 2018 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

30/1/2018

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 30/1/2018 Salı günü (bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                                  Ahmet Yıldırım

                                                                                                                                           Muş

                                                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

30 Ocak 2018 tarihinde İstanbul Milletvekili Grup Başkan Vekili Filiz Kerestecioğlu ve Muş Milletvekili Grup Başkan Vekili Ahmet Yıldırım tarafından (6583 sıra numaralı) barış hakkına ve ifade özgürlüğüne yönelen baskıların araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 30/1/2018 Salı günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisinde önerinin gerekçesini açıklamak üzere öneri sahibi Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Bitlis Milletvekili Sayın Mizgin Irgat.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

HDP GRUBU ADINA MİZGİN IRGAT (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; partimizin, barış hakkına ve ifade özgürlüğüne yönelen baskılarla ilgili Meclis araştırması açılması için sunmuş olduğu önerge üzerinde söz aldım. Barış dolu günler dileyerek hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.

Aslında, sadece son dönemde Afrin’le başlayan bir süreç değil, uzun süredir Türkiye’de en çok ihlal edilen haklardan bir tanesi ifade özgürlüğü. Şu an, ifade özgürlüğünü kullandığı için cezaevlerinde olan sayısız insan bulunmaktadır ve bunların her birisi bir gün bu ülkeye ifade özgürlüğünün hâkim olmasını ve adil bir yargılama yapılmasını beklemektedir. Hakeza, barış hakkı. Bugün burada, sabah tartışılan, öğleden beri tartışılan Afrin meselesi başta olmak üzere, gerçekten bu ülkenin siyasi iradesinin Meclisinde yani burada sadece savaşı konuşmak, gerekçesini konuşmak ve bunu dillendirmek bizim açımızdan en büyük hayal kırıklığıdır ve Türkiye halkları açısından da Orta Doğu halkları açısından da Afrinliler açısından da en büyük hayal kırıklığıdır. Bu durumda bizler, Birleşmiş Milletler sözleşmelerinde ve birçok uluslararası sözleşmelerde ve Anayasa’da yer alan bu hakların son süreçte çok fazlaca ihlal edildiğini ve bu anlamda orantısız bir gözaltı sisteminin başlatıldığını ve insanların mağdur edildiğini buradan bir kez daha dile getiriyoruz. Yemin eden, Hipokrat yeminine bağlı olan ve bunun için barış hakkını savunan ve barışı savunduğu için şu an gözaltında olan TTB Merkez Konseyi üyeleri var. “Tweet” attığı için, kendi fikrini beyan ettiği için şu anda sayısız insan gözaltında ve bir kısmı da cezaevlerinde.

Hakeza, partimize yönelik, partimiz üyelerinin açıklamalarına yönelik bir linç furyası başlatılmış ve bu furya sonrası Pendik ilçemizde bir yangın söz konusu olmuş ve ardından gözaltına alınanlar ise derhâl serbest bırakılmışlardır.

Siyasi iktidar ve otoriteler, çok şiddetli de olsa, eleştiri hakkı ve yaptıklarının tam aksine olan fikirler karşısında tahammüllü olmalı, bunu kanıksamalı ve söylenen sözleri, eleştirileri bir şekilde kabul etmelidir aynı zamanda.

Afrin’de zeytinlerden bahsedilmekte, zeytinlerin yetiştiği yerlerin ortak noktası nedir sayın vekiller? Barış ortamının hâkim olmasıdır. Yırca’da biz gördük neler yapıldığını; halklar hep bir ağızdan, hep beraber orada yıkımın yapılmasına “hayır” dediler. Afrin’de de bir barış ortamı mevcuttur, aynı zeytinleri gibi. Türkmenler, Kürtler, orada yaşayan herkes ama herkes barış içinde, kendi meclislerini kurarak bir hayat sürdürmektedirler. Bu Meclis, savaşa ve bunun gerekçesinin haklı olduğuna bu kadar inanıyorsa ve bunu eleştirenleri de bu kadar haksız görüyorsa, buyursun, bir Meclis araştırması açılsın, bir komisyon kurulsun, hep beraber Afrin’e gidelim, bakalım oradaki insanlar yaşanan son durumu nasıl değerlendiriyor, nasıl görüyor? Oradaki sivil insanlar, halklarımız bu konuda ne diyor, buyurun, hep beraber gidelim, hep beraber soralım, hep beraber öğrenelim.

İnsanlık tarihi karanlık çağlardan geçerek barış hakkını ve ifade özgürlüğünü kazandı ve bu hiç de kolay olmadı. İnsanlar engizisyondan geçti, insanlar adil yargılama yapılmadan canından oldu ve insanlık tarihi barış hakkını, evrensel bütün dinleri, dilleri, ırkları ve insanlığı kapsayan bir hak olarak bunu kabul etmiştir, sözleşmeye bağlamıştır ve bunu, yaşanan acıların bir kez daha yaşanmaması adına bir kural, bir sözleşme olarak kabul etmiştir ve insanlığa hediye etmiştir. Bu hediyeyi, bütün evrensel duyguları ve en başta da barış hakkını ve ifade özgürlüğünü ihlal etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur, iktidarların da hakkı yoktur. Yönetiyorsanız, iktidarsanız eleştiriye de tahammül etmek durumundasınız; yaptıklarınızın eleştirilmesine bu kadar kapalıysanız, bu kadar susturmak istiyorsanız demek ki gerçekten sakladığınız bir şeyler var, gerçekten yaptıklarınıza tam olarak güvenmiyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MİZGİN IRGAT (Devamla) – Bu temelde, böylesi bir konuda Meclis araştırması açılmasını bir kez daha dile getiriyor, saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Irgat.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili Sayın Niyazi Nefi Kara.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika.

CHP GRUBU ADINA NİYAZİ NEFİ KARA (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; HDP önerisi üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

1915 yılında Çanakkale Savaşı’na giden tıbbiye 1’inci sınıf öğrencilerinin hepsi özgürlük, barış ve demokrasi mücadelesinde şehit olduğu için 1921’de mezun veremeyen tıbbiyelilerin, Sivas Kongresi’nde “Manda ve himaye kabul edilemez. Tam bağımsız Türkiye!” diyen Doktor Hikmet Boranların izinde olan hekimler tarafından kurulan Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyeleri bugün sabahın erken saatlerinde gözaltına alınmışlardır. Sayın Cumhurbaşkanının hedef göstermesi ve İçişleri Bakanlığının devreye girmesiyle, çağrıldığında gidip ifade verebilecek olan, bunca yıldır devletin kurumlarında görev alan hekimler evlerinden sabahın erken saatlerinde polis nezaretinde alınmışlardır. Neydi peki gözaltına alınma nedenleri? “Biz hekimler uyarıyoruz: Savaş, doğada ve insanda tahribat yapan, toplumsal yaşamı tehdit eden, insan eliyle yaratılan bir halk sağlığı sorunudur.” diyor. Arkadaşlar, bunun neresinde suç var?

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – CHP halk sağlığı sorunu, CHP!

NİYAZİ NEFİ KARA (Devamla) – Yani sizin kafanıza yatmayan bir şey var mı arkadaşlar, hangimizin? “Her çatışma, her savaş, fiziksel, ruhsal, sosyal ve çevresel sağlık açısından onarılmaz sorunlara yol açarak büyük bir insani dramı da beraberinde getirir.” Peki arkadaşlar, Suriye’deki savaş drama neden olmadı mı? 3,5 milyon Suriyeli nerede? Denizde ölen binlerce, on binlerce insan nerede? Bu bir dram değil midir, bu ülke olarak bunu en çok yaşayanlardan biri biz değil miyiz? “Yaşatmaya ant içmiş bir mesleğin mensupları olarak yaşamı savunmanın, barış iklimine sahip çıkmanın birincil görevimiz olduğunu aklımızdan çıkarmıyoruz.” Evet, biz hekimler böyleyiz. “Savaşla baş etmenin yolu, adil, demokratik, eşitlikçi, özgür ve barışçıl bir yaşamı kurmak ve bunu sürekli kılmaktır. Savaşa hayır, barış hemen şimdi!” Barış istemeyen var mı arkadaşlar içimizde? Sanırım yoktur.

Değerli arkadaşlar, Türk Tabipleri Birliği bir meslek örgütüdür. Meslek örgütlerinin, şiddeti çağırmadıkları sürece, yaptıkları açıklamalar her demokraside olduğu gibi ifade özgürlüğü kapsamına girer.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Tabipler Birliği her dönem şiddeti çağırmıştır ve o şekilde de açıklama yapmıştır.

NİYAZİ NEFİ KARA (Devamla) – Ancak maalesef, bugün yaşanan, Türkiye’de ifade özgürlüğünün de ayaklar altına alındığının bir göstergesidir.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – “Devlet terörüne son.” demiştir.

NİYAZİ NEFİ KARA (Devamla) – İsmail Bey…

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Söyle.

NİYAZİ NEFİ KARA (Devamla) – Türk Tabipleri Birliğinin böyle bir açıklaması yok, lütfen.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Var.

NİYAZİ NEFİ KARA (Devamla) – Açıklamayı okudum, işte burada.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Bu kadar şehit gelirken bir kere de o zaman açıklama yapsaydı Türk Tabipleri Birliği.

NİYAZİ NEFİ KARA (Devamla) – Burada, açıklama burada, size başka gönderiyorlarsa bilmiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NİYAZİ NEFİ KARA (Devamla) – Türk Tabipleri Birliği barış istiyor, “Halk sağlığı sorunudur.” diyor. Burada hiç kimsenin ismi var mı?

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Akıl sağlığı sorunları var onların.

NİYAZİ NEFİ KARA (Devamla) – Var mı? Var mı, öyle bir sorunumuz var mı?

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Halk sağlığı sorunu değil, onların akıl sağlığında bozukluk var.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Bu nasıl bir dil ya! Bu nasıl bir dil, Allah aşkına ya!

ŞAHİN TİN (Denizli) – Şehitler için de bir bildiri yayınlasalardı.

NİYAZİ NEFİ KARA (Devamla) – Kusura bakmayın, bir hekim olarak sizinle bunu tartışmayalım isterseniz.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Ben bir hekim olarak kabul etmiyorum zaten.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Şehitler için de bir bildiri yayınlasınlar o zaman.

BAŞKAN – Karşılıklı konuşmayalım lütfen.

NİYAZİ NEFİ KARA (Devamla) – İsmail Bey, o sizin sorununuz, kendinizi ifade edebilseydiniz.

BAŞKAN – Sayın Kara, teşekkür ediyoruz

NİYAZİ NEFİ KARA (Devamla) – Başkanım, ben bir dakikada bitirebilir miyim?

BAŞKAN – Süreniz bitti ama peki, buyurun, tamamlayın.

NİYAZİ NEFİ KARA (Devamla) – Değerli arkadaşlar…

İSMAİL TAMER (Kayseri) – O kadar terör faaliyetlerinde de aynı şeyleri söyleseydi.

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen müdahale etmeyelim, hatibi dinleyelim.

NİYAZİ NEFİ KARA (Devamla) – Peki, peki, ben söyleyeyim size o zaman, ben söyleyeyim size.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Buyur, söyle bakayım.

NİYAZİ NEFİ KARA (Devamla) – Diyarbakır’da çukurlar kazılırken bu Hükûmetin Başkanı ne yapıyordu, emniyet güçleri ne yapıyordu, askeri ne yapıyordu; gördünüz mü? Görmediniz, görmediniz.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Diyarbakır’da çukurlar kazılırken bu adamlar niye duruyordu; neredeydi bunlar, bu hekimler neredeydi?

NİYAZİ NEFİ KARA (Devamla) – 600 kilometre duvar örülmüş bir yerden bahsediyorsunuz.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Diyarbakır’daki çukurlar kazılırken bu hekimler neredeydi, ben de sana soruyorum.

NİYAZİ NEFİ KARA (Devamla) – Oraya giden bizim hekimlerimiz şu anda, cephede duran bizim hekimlerimiz.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Lice’de doktor öldürülürken, şehit edilirken neredeydi?

NİYAZİ NEFİ KARA (Devamla) – Şu anda bizim arkadaşlarımız orada, sizin tosuncuklar nerede? Yok hiçbiri.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Şehitler için de bildiri yayınlansın diyoruz.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Şehitler için bir bildiri yayınlasın.

NİYAZİ NEFİ KARA (Devamla) – Bakın, Türk Tabipleri Birliği yani bir hekim “Barış olsun, şehit gelmesin, bir askerimiz yaralanmasın.” diyorsa bunun neresi suçtur ya?

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Öyle demiyor.

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Öyle demiyor, öyle demiyor.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kara.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Bartın Milletvekili Sayın Yılmaz Tunç.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; HDP Grubu önerisi hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

HDP grup önerisinde, Türk Tabipleri Birliğinin bildirisinden yola çıkarak, barış hakkına ve ifade özgürlüğüne yönelen baskıların olduğu iddiasıyla bir araştırma komisyonu kurulması istenmektedir.

Değerli milletvekilleri, Afrin’e gerçekleştirilen Zeytin Dalı Operasyonu PKK’yla bağlantısı kesin olan PYD-YPG terör örgütlerinin ülkemize karşı ve bölgede yaşayan insanlara karşı yürüttüğü terör faaliyetlerini ortadan kaldırmaya yöneliktir. Operasyon, ülkemizin güney sınırında oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu bozmak ve yerinden yurdundan edilen insanlara yurtlarını yeniden açabilmek için Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin 51’inci maddesi ve diğer uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan meşru müdafaa hakkının kullanılmasından ibarettir. Türk Tabipleri Birliğinin ve ona destek veren Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinin, teröre ve teröriste karşı yapılan ve şimdiye kadar da hiçbir sivil kaybın olmadığı bu operasyonu barışa karşı yapılan bir operasyonmuş gibi nitelendirmesi esef vericidir. Tabipleri Birliği bu tutumuyla, yaşam hakkını değil, masum sivillerin, çocukların, kadınların öldürülmesini ve yurtlarından sürülmesini savunmaktadır. Bu açıklamanın ifade özgürlüğüyle bir ilgisi, alakası bulunmamaktadır. Bugüne kadar terör örgütleri tarafından şehit edilen sağlık çalışanlarımız var, doktorlarımız var. Kendi üyelerinin yaşam hakkını savunmayan, şehitlerimizin yaşam hakkını savunmayan Türk Tabipleri Birliği ve ona destek veren Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, söz konusu teröristin öldürülmesi olunca, geçmişte olduğu gibi Afrin operasyonunda da yine sahneye çıkarak bu talihsiz açıklamayla yaşam hakkının tarafında değil, insanı katleden terör örgütlerinin yanında olduklarını bir kez daha göstermişler, insan hakları ve barış kavramlarına sığınarak terör seviciliği yapmışlardır.

Askerimiz terör örgütlerine karşı canı pahasına vatan mücadelesi verirken bunu yaşam hakkının ihlali olarak nitelendirirseniz, sosyal medyada aslı astarı olmayan fotoğraflarla karalama yaparsanız o zaman yargı devreye girer. Nitekim, yapılan da budur; soruşturmalar başlamıştır, bu soruşturmalar yargının yaptığı soruşturmalardır. Yargının yaptığı soruşturmalara yasama organının müdahalesi söz konusu olamaz. Anayasa’mızın 138’inci maddesi açıktır: Yargının yaptığı soruşturmalarla ilgili soru sorulamaz, araştırma komisyonu kurulamaz. Bu nedenle, öncelikle, şiddeti savunmak ifade özgürlüğü değildir. Anayasa’nın 26’ncı maddesi açık, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10’uncu maddesi açık, Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 19’uncu maddesi ortadadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YILMAZ TUNÇ (Devamla) – O nedenle böyle bir komisyonun kurulması da mümkün değildir diyor, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tunç.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Kerestecioğlu…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – “Şiddeti savunmak ifade özgürlüğü değildir.” diyerek, “Bu konuda da bir araştırma önergesi verilemez.” diyerek aslında bir sataşmada bulunmuştur. Çünkü, ne bu önergede ne de bu önergenin konu ettiği herhangi bir şeyde şiddet savunusu söz konusu değildir. Bu nedenle söz talep ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’un HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben aslında direkt olarak şunu önermek istiyorum: Birleşmiş Milletlerden çıkalım, Avrupa Konseyinden çıkalım. Gerçekten, kendi okuduğunu kendi gibi anlayan, sadece “Ben böyle anlıyorum ve böyledir o zaman.” diyen insanlar olarak iktidar etmeye devam edin.

Gerçekten, okunan anlaşılmıyor mu? Bunu ciddi olarak soruyorum. “Savaş, doğada ve insanda tahribat yapan, toplumsal yaşamı tehdit eden, insan eliyle yaratılan bir halk sağlığı sorunudur.” demek bir düşünce midir, değil midir? Buna nasıl “terör seviciliği” dersiniz?

Siz böyle düşünmüyor olabilirsiniz. Siz orada teröre karşı operasyon yaptığınızı düşünüyor olabilirsiniz.

SALİH CORA (Trabzon) – Samimi değiller, samimi değiller. Art niyetli davranıyorlar.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) – Biz şöyle düşünüyor olabiliriz, biz deriz ki: Türkiye’deki aslında Kürt sorununu, emek sorununu, cinayetleri, çocuk istismarlarını, bir dolu şeyi kamufle etmek için bir şey yapıyorsunuz. Oradan kalkıp da bu tarafa atılan bir taş bile olmadı. Kurtuluş Savaşı’nda kapanmamış bir Meclisi, siz “Tatil ediyoruz.” diye kapattınız. O zaman, eğer gerçekten çok ciddi bir durum vardıysa bu Meclisin açık olması gerekirdi; bunu yapmadınız, arkadan iş çevirdiniz, kapattınız Meclisi, görüşmelere kapattınız, bugün de öyle yalap şap bir açıklamayla geçiştirmeye çalışıyorsunuz. Ama bunların hepsi düşünce ayrılığıdır. Dü-şün-ce, üç heceli, dü-şün-ce…

ŞAHİN TİN (Denizli) – Ne düşüncesi ya? Adam silahla sana saldırıyor, ne düşünce ayrılığı kardeşim?

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Türk Tabipleri Birliği, mensubu olan, temsil ettiği doktorların da hakkını savunsun. Doktorların hakkını savunsun Türk Tabipleri Birliği, gerçek görevini yapsın.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) – Bunlar terör değildir, bunlar şiddet değildir. Barış haktır, barışı savunmak haktır.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Böyle bir düşünce özgürlüğü yok!

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) – Sizin “terör” dediğiniz şeye terör dememek de suç değildir. Bunun için insanlar öldürüldü bu ülkede. Yapmayın bunu. Size dönecek bu keser; bunu da bilin. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kerestecioğlu.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Türkiye’ye saldırsın onlar, düşünce özgürlüğü olsun! Saçma sapan savunma yapmayın, savunulacak bir tarafı yok bunun!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bostancı…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Filiz Hanım yaptığı konuşmada bizim grubumuzdan arkadaşımızın yapmış olduğu konuşmayı “yalap şalap bir konuşma” diye nitelemiş…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – “Yalap şap” bir hakaret değil yani. Yalap şalap değil ayrıca, yalap şap.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – …aynı zamanda başka işleri kapatmak için bunları gündeme getirdiğimizi ifade etmiştir. Bu, açık bir çarpıtmadır.

BAŞKAN - Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

2.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; savaş olmasın, barış olsun. Bunu istemeyen kimse olmaz, kirli hesapları olanlar hariç, bölgede karanlık emelleri olanlar hariç, Orta Doğu’yu Balkanlaştırıp oradaki insanları birbirine düşürerek onların üzerinde egemenlik kurmak isteyenler hariç, bölgede ne Kürt ne Türk ne Arap, hepsi barışı ister.

Peki, bölgede bu olaylar niye yaşanıyor, bu kadar savaş, bu kadar katliam niye yaşanıyor? Bölgede bir emperyal hayalet var. Onlar, çetelerle, terör örgütleriyle, başkalarının kafasına vurarak egemenlik kurmak isteyenlerle bağ kurmuşlar, bağ. Türkiye’nin karşı olduğu, bu kirli ilişki. Siz bir emperyal güçle bir çete olarak kirli bir ilişki kurarsanız, 5 bin tır dolusu silah alırsanız –gül değil, silah- bunun adı açık bir savaştır.

Barış mı istiyorsun? Terör örgütüne karşı çıkacaksın, bölgedeki insanların kafasına vuran, Kürt’ün, Arap’ın, Türk’ün kafasına vuran o terör örgütüne karşı çıkacaksın. Soyut düzeyde barış sözleri söylemek, savaşa karşı olmak; hepimiz söyleriz bunları ama hangi bağlamda söylüyorsun? Sen dün tırlarla o silahları gönderirken, o terör örgütüne destek verilirken “barış” dedin mi, “Bölgede karanlık işler çevriliyor.” dedin mi? Bu terör örgütü, o bölgede Arapların köylerini yağma ve talan ederken, kendisine itaat etmeyen Kürtleri sürerken siz ne yapıyorsunuz? Bunlara itiraz edildi mi, “barış” denildi mi? Denilmedi. Ne zaman ki Türkiye Kürtler için –altını çiziyorum, Kürtler için- Türkler için, Araplar için, bölgenin selameti için bir harekâta girişti, “barış” diyorsun. Buna kimse inanmaz.

Saygılarımla. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Yerimden sadece kayda geçsin diye söylüyorum: Yıllardır antiemperlayist olan, gerçekten bu gelenekten gelen bizleriz. 6’ncı Filo denize dökülürken onlara izin verenler, bu ülkede İncirlik üssü ne kadar zamandır kurulmuşken ve hâlâ onlara izin verilirken buna onay verenler biz değiliz; bunun dışında, kalkıp gittiği her uluslararası görüşmede silah satın alan ve ondan sonra insanları susturan da bizler değiliz. Antiemperyal olmak böyle, lafla olmuyor. O bölgede olan karanlık emelleri biz uzun yıllardır biliyor ve her seferinde de bunu ifade ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz.

BAŞKAN – Teşekkürler.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir ve Grup Başkan Vekili Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım tarafından, barış hakkına ve ifade özgürlüğüne yönelen baskıların araştırılması amacıyla 30/1/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 30 Ocak 2018 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Sayın Bektaşoğlu, sisteme girmişsiniz.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

30.- Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun, Cumhuriyet Halk Partisi olarak ordunun terör örgütlerine karşı yürüttüğü mücadelenin yanında olduklarına ve hiç kimsenin halkın birlik ve beraberlik duygusunu sömürmeye kalkarak iç siyaset malzemesi yapmaması gerektiğine ilişkin açıklaması

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bin yıllık geleneği temsil eden şanlı ordumuz hepimizin ortak değeridir. Siyasetin değil, herhangi bir kişinin, bir zümrenin değil, Türkiye’nin, Türk milletinin ordusudur. Birlikleri, kışlaları, karargâhları Peygamber ocağıdır. Ebedî Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal önderliğinde halkla birlikte emperyalizme karşı Kurtuluş Savaşı vermiş, cumhuriyeti kurmuş, dünyada eşi ve benzeri olmayan bir ordudur. Cumhuriyetin kurucu unsuru olan Cumhuriyet Halk Partisi olarak ordumuzun sınır ötesi terör örgütlerine karşı yürüttüğü mücadelenin yanındayız, başarılı olması için de dua ediyoruz. Ancak Mehmetçiklerimiz orada vatanı için canını, kanını verirken, hayatını ortaya koyarak güç koşullarda bir mücadele yürütürken burada kin, nefret, öfke ve ayrımcılığı özendiren âdeta ikinci bir cephe açma gayretleri vardır. Bu nedenle herkesi ama özellikle de AKP Genel Başkanını aklıselime, dikkatli ve özenli olmaya davet ediyorum. Kimse halkımızda oluşan birlik ve beraberlik duygusunu sömürmeye kalkarak iç siyaset malzemesi yapmamalıdır.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma gün ve saatleri ile gündemdeki sıralamanın yeniden yapılmasına; 30 Ocak 2018 Salı günkü birleşiminde sözlü soruların görüşülmemesine ve 437, 445, 449, 450, 452, 454, 455, 468, 484, 496, 500, 512, 420, 424, 436 ve 444 sıra sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İç Tüzük’ün 128’inci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkerelerinin İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi

30/1/2018

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 30/1/2018 Salı günü (bugün) yaptığı toplantıda siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

                                                                                                                                   Mustafa Elitaş

                                                                                                                                        Kayseri

                                                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında bulunan 437, 445, 449, 450, 452, 454, 455, 468, 484, 496, 500, 512, 420, 423, 424, 436, 444, 448, 453, 467, 470, 483, 498, 499 ve 511 sıra sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İç Tüzük’ün 128’inci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkerelerinin bu kısmın sırasıyla 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24 ve 25’inci sıralarına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,

Genel Kurulun;

30 Ocak 2018 Salı günkü (Bugün) birleşiminde sözlü soruların görüşülmeyerek bu birleşiminde 454 sıra sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye kadar olan işlerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,

31 Ocak 2018 Çarşamba günkü birleşiminde 420 sıra sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye kadar olan işlerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,

01 Şubat 2018 Perşembe günkü birleşiminde 510 sıra sayılı Kanun Tasarısı’na kadar olan işlerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,

Yukarıdaki birleşimlerde gece 24.00’te günlük programların tamamlanamaması hâlinde günlük programların tamamlanmasına kadar çalışmalarına devam etmesi,

437, 445, 449, 450, 452, 454, 455, 468, 484, 496, 500, 512, 420, 424, 436 ve 444 sıra sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İç Tüzük’ün 128’inci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkerelerinin İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi ve bölümlerinin ekteki cetvellerdeki şekliyle olması,

Önerilmiştir.

437 Sıra Sayılı

676 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun (1/783)

Bölümler

Bölüm Maddeleri

Bölümdeki Madde Sayısı

1. Bölüm

1 ila 29’uncu maddeler

29

2. Bölüm

30 ila 57’nci maddeler

28

3. Bölüm

58 ila 73’üncü maddeler

(61’inci maddeye bağlı Geçici Madde 3; Geçici Madde 4; Geçici Madde 5; Geçici Madde 6 ve Geçici Madde 7 de dâhil)

20

4. Bölüm

74 ila 92’nci maddeler

19

Toplam Madde Sayısı

96

 

445 Sıra Sayılı

678 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun (1/790)

Bölümler

Bölüm Maddeleri

Bölümdeki Madde Sayısı

1.  Bölüm

1 ila 21’inci maddeler

21

2.  Bölüm

22 ila 39’uncu maddeler

18

Toplam Madde Sayısı

39

 

449 Sıra Sayılı

680 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun (1/805)

Bölümler

Bölüm Maddeleri

Bölümdeki Madde Sayısı

1. Bölüm

1 ila 21’inci maddeler

21

2. Bölüm

22 ila 43’üncü maddeler

(43’üncü maddeye bağlı Ek Madde 5 ve Ek Madde 6 da dâhil)

23

3. Bölüm

44 ila 65’inci maddeler

(47’nci maddeye bağlı Ek Madde 9; Ek Madde 10, Ek Madde 11 ve Ek Madde 12 ile 62’nci maddeye bağlı Geçici Madde 23 ve Geçici Madde 24 de dâhil)

26

4. Bölüm

66 ila 87’nci maddeler

(Geçici Madde 1 dâhil)

23

Toplam Madde Sayısı

93

 

450 Sıra Sayılı

681 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Milli Savunma ile İlgili Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/804)

Bölümler

Bölüm Maddeleri

Bölümdeki Madde Sayısı

1.  Bölüm

1 ila 28’inci maddeler

28

2.  Bölüm

29 ila 52’nci maddeler

(46’ıncı maddeye bağlı Geçici Madde 42, Geçici Madde 43 ve Geçici Madde 44 ile 51’inci maddeye bağlı Ek Geçici Madde 95 ve Ek Geçici Madde 96 dâhil)

27

3.  Bölüm

53 ila 72’nci maddeler

20

4.  Bölüm

73 ila 100’üncü maddeler

28

Toplam Madde Sayısı

103

 

452 Sıra Sayılı

682 Sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/808)

Bölümler

Bölüm Maddeleri

Bölümdeki Madde Sayısı

1.  Bölüm

1 ila 21’inci maddeler

21

2.  Bölüm

22 ila 39’uncu maddeler

(36’ncı maddenin birinci fıkrası, 36’ncı maddenin ikinci fıkrasına bağlı Ek Madde 4, 36’ncı maddenin ikinci fıkrasına bağlı Ek Madde 5, 36’ncı maddenin üçüncü fıkrası; 37’nci maddenin birinci fıkrası ve 37’nci maddenin ikinci fıkrası ile Geçici Madde 1 dâhil)

23

Toplam Madde Sayısı

44

 

454 Sıra Sayılı

684 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması

(1/810)

Bölümler

Bölüm Maddeleri

Bölümdeki Madde Sayısı

1.  Bölüm

1 ila 7’nci maddeler

(1’inci maddeye bağlı Ek Madde 3 ve Geçici Madde 17 ile 3’üncü maddenin birinci fıkrası ve 3’üncü maddeye bağlı Geçici Madde 18 dâhil)

9

2.  Bölüm

8 ila 13’üncü maddeler

(Geçici Madde 1 dâhil)

7

Toplam Madde Sayısı

16

 

455 Sıra Sayılı

685 Sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması (1/811)

Bölümler

Bölüm Maddeleri

Bölümdeki

Madde Sayısı

1. Bölüm

1 ila 7'nci maddeler

7

2. Bölüm

8 ila 15'inci maddeler

(Geçici Madde 1 dâhil)

9

Toplam Madde Sayısı

16

 

468 Sıra Sayılı

687 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması (1/814)

Bölümler

Bölüm Maddeleri

Bölümdeki

Madde Sayısı

1. Bölüm

1 ila 6'ncı maddeler

(3'üncü maddeye bağlı Geçici Madde 17 ve Geçici Madde 18 dâhil)

7

2. Bölüm

7 ila 14'üncü maddeler

8

Toplam Madde Sayısı

15

 

484 Sıra Sayılı

690 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması (1/836)

Bölümler

Bölüm Maddeleri

Bölümdeki Madde Sayısı

1. Bölüm

1 ila 26'ncı maddeler

26

2. Bölüm

27 ila 51'inci maddeler

25

3. Bölüm

52 ila 77'nci maddeler

26

Toplam Madde Sayısı

77

 

496 Sıra Sayılı

691 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması (1/860)

Bölümler

Bölüm Maddeleri

Bölümdeki Madde Sayısı

1. Bölüm

1 ila 7'nci maddeler

7

2. Bölüm

8 ila 14'üncü maddeler

7

Toplam Madde Sayısı

14

 

500 Sıra Sayılı

694 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun (1/870)

Bölümler

Bölüm Maddeleri

Bölümdeki

Madde Sayısı

1. Bölüm

1 ila 30'uncu maddeler

30

2. Bölüm

31 ila 59'uncu maddeler

(37'nci maddeye bağlı Ek Geçici Madde 97 ve Ek Geçici Madde 98 dâhil)

30

3. Bölüm

60 ila 89'uncu maddeler

30

4. Bölüm

90 ila 119'uncu maddeler

30

5. Bölüm

120 ila 149'uncu maddeler

30

6. Bölüm

150 ila 179'uncu maddeler

30

 

 

 

7. Bölüm

180 ila 205'inci maddeler

(185'inci maddeye bağlı Madde 14/A ve Madde 14/B; 202'nci maddenin birinci fık-rası; ikinci fıkrası ve üçüncü, dördüncü, be-şinci ve altıncı fıkraları ile 203'üncü madde-nin birinci fıkrası ve ikinci fıkrası dâhil)

 

 

 

30

Toplam Madde Sayısı

210

 

512 Sıra Sayılı

696 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/907)

Bölümler

Bölüm Maddeleri

Bölümdeki Madde Sayısı

1. Bölüm

1 ila 25'inci maddeler

(13'üncü maddeye bağlı Geçici Madde 25 ve Geçici Madde 26 ile 18'inci maddeye bağlı Geçici Madde 43 ve Geçici Madde 44 dâhil)

27

2. Bölüm

26 ila 47'nci maddeler

(29'uncu maddeye bağlı Ek Madde 12 ve Ek Madde 13; 30'uncu maddeye bağlı Geçici Madde 10, Geçici Madde 11 ve Geçici Madde 12; 39'uncu maddeye bağlı Ek Madde 1 ve Ek Madde 2 ile 45'inci maddeye bağlı Geçici Madde 16 ve Geçici Madde 17 dâhil)

27

3. Bölüm

48 ila 74'üncü maddeler

(73'üncü maddeye bağlı Geçici Madde 9 ve Geçici Madde 10 ile 74'üncü maddenin birinci fıkrası ve ikinci fıkrası dâhil)

29

4. Bölüm

75 ila 92'nci maddeler

(80'inci maddeye bağlı Ek Madde 3 ve Ek Madde 4; 81 'inci maddeye bağlı Geçici Madde 7 ve Geçici Madde 8; 82'nci maddenin birinci fıkrası ve ikinci fıkrası ile 86'ncı maddeye bağlı Ek Madde 4 ve Ek Madde 5 dâhil)

22

5. Bölüm

93 ila 116'ncı maddeler

24

6. Bölüm

117 ila 137'nci maddeler

(126'ncı maddeye bağlı Ek Madde 19, Ek Madde 20 ve Ek Madde 21; 127'nci maddeye bağlı Geçici Madde 23, Geçici Madde 24 ve Geçici Madde 25 ile 131'inci maddeye bağlı Geçici Madde 13 ve Geçici Madde 14 dâhil

25

Toplam Madde Sayısı

154

 

420 Sıra Sayılı

670 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/755)

Bölümler

Bölüm Maddeleri

Bölümdeki Madde Sayısı

1. Bölüm

1 ila 9'uncu maddeler

9

2. Bölüm

10 ila 12'nci maddeler

(10'uncu maddenin birinci fıkrası, ikinci fıkrası, üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrası, beşinci fıkrası, altıncı fıkrası, yedinci fıkrası, sekizinci fıkrası, dokuzuncu fıkrası ve onuncu fıkrası dâhil)

12

Toplam Madde Sayısı

21

 

424 Sıra Sayılı

673 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/759)

Bölümler

Bölüm Maddeleri

Bölümdeki Madde Sayısı

1. Bölüm

1 ila 7'nci maddeler

7

2. Bölüm

8 ila 12'nci maddeler

(10'uncu maddenin birinci fıkrası, ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrası dâhil)

7

Toplam Madde Sayısı

14

 

436 Sıra sayılı

675 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/782)

Bölümler

Bölüm Maddeleri

Bölümdeki Madde Sayısı

1. Bölüm

1 ila 12'nci maddeler

12

2. Bölüm

13 ila 19'uncu maddeler

(17'nci maddenin birinci fıkrası, ikinci fıkrası, üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrası, beşinci fıkrası ve altıncı fıkrası dâhil)

12

Toplam Madde Sayısı

24

 

444 Sıra Sayılı

677 Sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/789)

Bölümler

Bölüm Maddeleri

Bölümdeki Madde Sayısı

1. Bölüm

1 ila 5'inci maddeler

5

2. Bölüm

6 ila 10'uncu maddeler

5

Toplam Madde Sayısı

10

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun önerisini okuturken bir paragraf sehven eksik okunmuştur. Şimdi bu paragrafı tekrar okutuyorum:

“1 Şubat 2018 Perşembe günkü birleşiminde 510 sıra sayılı Kanun Tasarısı’na kadar olan işlerin görüşmelerin tamamlanamaması hâlinde Genel Kurulun haftalık çalışma günlerinin dışında 2 Şubat 2018 Cuma günü saat 14.00’te toplanarak bu birleşimde “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alan işlerin görüşülmesi ve 510 sıra sayılı Kanun Tasarısı’na kadar olan işlerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,”

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, öneri sahibi Bilecik Milletvekili Sayın Halil Eldemir.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA HALİL ELDEMİR (Bilecik) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ Grubumuzun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince vermiş olduğu grup önerimiz üzerine grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle sizleri, sizlerin nezdinde de aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün bu topraklarda huzur ve güvenlik içerisinde yaşıyorsak, bu çatı altında rahat bir şekilde çalışabiliyorsak bu, şehitlerimiz ve gazilerimiz sayesindedir. Aziz ve necip milletimiz bu toprakların her karışını yüzyıllardır şehit kanıyla sulamıştır.

Bu vesileyle öncelikle Zeytin Dalı Operasyonu’nda şehit olan kahraman askerlerimizi ve tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Şanlı ordumuza ve güvenlik güçlerimize Cenab-ı Allah’tan muvaffakiyetler diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grup önerimiz Meclisin çalışma programıyla alakalı. Daha önce burada kanun hükmünde kararnamelerle ilgili olarak, bugüne kadar, 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL’den bugüne 31 tane kanun hükmünde kararname çıktı, biz Meclisimizde bunların 5 tanesini görüştük. Geçtiğimiz haftalarda sürekli olarak, ısrarla, kanun hükmünde kararnamelerin Meclis Genel Kuruluna getirilmesi ve bunların da görüşülmesiyle ilgili bilhassa ana muhalefetin ciddi ve ısrarcı talebi vardı. Bizler de burada, geçen hafta hatiplerimizin ve bizlerin yapmış olduğu bütün bu talepler karşısındaki konuşmalarımızda da 5 tanesini görüşmüş olduğumuzu, bundan sonra da Meclisin, Genel Kurulun kendi gündemine hâkim olduğunu ve bu noktada da grupların kendi aralarında bir uzlaşı içerisinde bunu Genel Kurula taşıyabileceğini söylemiştik. Şimdi de 26 tane bekleyen, 25 tanesi sıra sayısı almış kanun hükmünde kararnamenin 5 tanesinin bugün, 7 tanesinin yarın ve geri kalanının da perşembe günü görüşülerek tamamlanmasını bu grup önerimizde programlamış oluyoruz.

Grup önerimizi Genel Kurulun takdirine sunuyor, yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Eldemir.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Manisa Milletvekili Sayın Erkan Akçay.

Süreniz üç dakika.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma Partisinin grup önerisi üzerinde söz aldım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu grup önerisiyle olağanüstü hâle dayalı olarak bugüne kadar çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin Genel Kurulda görüşülmesi hususu gündeme alınmaktadır ve Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu öneriyi yerinde ve gerekli gördüğümüzü belirtmek istiyorum.

Yine aynı konuda bundan tam yirmi bir gün evvel, 9 Ocak tarihinde, yine bu kürsüden yaptığım bir çağrıyı buradan izninizle tekrarlamak istiyorum. Bizim Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak bu konudaki önerimiz şuydu: “Başta OHAL kararnameleri olmak üzere, bunların Genel Kurulda görüşülmesi hususunda bütün gruplar olarak bir mutabakat sağlayabileceğimiz kanaatindeyiz.” Ve bütün gruplar, bir araya gelerek bir an evvel yasalaşması için ortak tutum almaya davet etmiştik. Bugün sevinerek görüyoruz ki 4 grupla bu KHK’lerin Genel Kurul gündeminde görüşülmesi önemli bir gelişmedir. Biz de Milliyetçi Hareket Partisi olarak gereken katkıyı vereceğiz.

Bildiğiniz üzere 20 Temmuz 2016 sonrasındaki KHK sayısı toplam 31, 5’i kanunlaştı. Bunların 23’ü Genel Kurulun gündeminde ve 1’i de komisyonda, sanırım o da yarın görüşülecek. Fakat bir diğer husus daha var, o da inşallah Genel Kurulun gündeminin müsait olduğu bir zamanda gündeme getirilir, o da şu: Bu 20 Temmuz 2016’dan sonra çıkarılan olağanüstü hâle dayalı KHK’lerin dışında, Genel Kurulda belki otuz yılı aşkın süredir biriken -bizim tespitlerimize göre- 268 adet kanun hükmünde kararname Genel Kurulun gündeminde bekliyor. Bu 268 kanun hükmünde kararnamenin 16’sı da daha evvelki olağanüstü hâle dayanılarak çıkarılan KHK’ler. Bunun da Genel Kurulun gündeminin müsait olduğu bir zamanda yine gruplar olarak bir ortak mutabakatla ele alınmasında biz fayda görüyoruz. Geçmiş 24’üncü Dönemde de belli bir mesafe alınmakla birlikte bu, maalesef, Genel Kurulda görüşülemedi. İnşallah bundan sonraki süreçte diğer kanun hükmünde kararnameleri de Genel Kurul gündeminde görüşerek kabulünü sağlarız diyor ve hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Akçay.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Gaziantep Milletvekili Sayın Mahmut Toğrul…

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika.

HDP GRUBU ADINA MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu vesileyle Genel Kurulu ve Genel Kurulun emekçilerini saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra aslında buradaki 4 siyasi parti yani Parlamentoda grubu bulunan 4 siyasi parti darbeye karşı ortak bir tavır sergilemiş ve darbeyle ilgili hesaplaşılması noktasında hiç kimsenin bir rezervi yokken Hükûmet 20 Ağustosta, maalesef, hiç gerek yokken bu ülkede olağanüstü hâl ilan etti. Daha da ötesine geçti, hemen sonrasında bugüne kadar toplumsal hayatı tamamen bertaraf eden, herkesin yaşam hakkını, çalışma hakkını ihlal eden, hatta aslında darbeyle ilgisi olmayan, darbeyle bir bağlantısı bulunmayan birçok konuda toplam 31 adet KHK çıkarıldı. Şimdi, bu KHK’ler birçok bakımdan aslında Anayasa’ya da aykırıydı ancak Anayasa Mahkemesi bu KHK’lerin Anayasa’ya aykırılığını inceleme yetkisini, gücünü ve cesaretini kendisinde görmedi. Ne yaptı peki? Hükûmete teslim oldu. Aslında tek ele teslim oldu. Yasama, yürütme, yargı bir elde birikti ve bu ülkede maalesef, tüm basın, ifade, çalışma özgürlükleri tamamen yok edildi. “Bu ülkede savaş olmasın, bu ülkede barış olsun." diyen akademisyenlerden tutun da “Çocuklar ölmesin." diyen Ayşe Öğretmenlere kadar birçok insana işinden el çektirildi, hatta çeşitli cezalar verilmeye çalışıldı, şu anda yargılanıyorlar. Şimdi, bu koşullarda bu ülke tamamen içeride bir kaotik hâl, neredeyse bir savaş hâli yaşarken şimdi de üzerine hiç gereği yokken bu ülkeye Suriye iç savaşından bu yana yedi yıllık savaşta tek pat patın bile patlatılmadığı Afrin’e yönelik bir operasyon, bir işgal girişiminde bulunuldu. Bu aslında ülke içerisinde yaratılan bu kaotik hâlin yürütülmesi için dışarıdan da bir düşman yaratılarak tek kişi iktidarının güçlendirilmesinden başka bir şey değil. Yıllardır oradaki bölgeden size yönelik bir çakıl taşı atılmamışken sizin kalkıp bugün orayı bir tehdit gibi algılatmanız, aslında toplumda hiçbir inandırıcılığı olmayan, sadece suni ve sadece aslında, özünde kendi ülkesinde yaşadığı Kürt meselesinin çözümsüzlüğünün kendince daha da güçlendirilmesi için tutulmuş bir yoldur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) – Sayın Başkan, son bir otuz saniye…

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın.

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) – Bu KHK’lerin Mecliste tartışılması değil, bu KHK’lerin yasalaşması değil; bu KHK’lerin derhâl ülke gündeminden çekilmesi gerekiyor. Hepimiz bu ülkede eşit ve adil yaşayacaksak, herkes kendisini güvende hissedecekse herkesin üzerindeki bu Demokles’in kılıcının bir an önce çekilmesi gerekir diyor, Meclisi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Toğrul.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Manisa Milletvekili Sayın Özgür Özel.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika.

CHP GRUBU ADINA ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Mecliste pek az rastlanacak bir durumla karşı karşıyayız, Adalet ve Kalkınma Partisinin grup önerisini destekliyoruz, hatta kendi grup önerimizi de bu yüzden çektik.

Biraz önce değerli hatip Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına konuşurken ifade etti. Aylardır, yıllardır, haftalardır bu grup önerisini getirmenizi söylüyoruz; biz getiriyoruz, siz reddediyorsunuz; biz getiriyoruz, siz reddediyorsunuz. Ve dedi ki: “Ana muhalefet partisi özellikle çok ısrarla söyledi, biz de bunu yapabileceğimizi hep söyledik ama…” Bunu ana muhalefet partisi şu yüzden söylüyor: Ettiğimiz yemine ve Anayasa’ya sadık olduğumuz için. Anayasa’nın 91’inci maddesi diyor ki: Bir OHAL KHK’si Cumhurbaşkanı başkanlığındaki Bakanlar Kurulunca çıkarılır, o gün Meclise yollanır, o gün yayımlanır; yirmi gün içinde Komisyonda, 30’uncu gün Mecliste kanunlaşır.

Örneğin sizin birazdan görüşmeyi tasarladığınız 670 no.lu KHK’yi 17 Ağustos 2016 günü çıkarmış Bakanlar Kurulu, on sekiz aydır -on sekiz ay olmak üzere- görüşülmüyor. On yedi aydır Anayasa’yı ihlal suçu, on yedi aydır biz diyoruz. Genel Başkanınız diyor ki: “At izi it izine karıştı.” “Kurunun yanında yaş yandı.” Bu konuda, kurunun yanında yanan yaş “Yandım Allah.” diye derdini anlatacak merci arıyor, o merci “OHAL KHK’lerinin içine bakmam.” deyip size teslim olmuş, siz on yedi aydır çatır çatır Anayasa’yı çiğniyorsunuz. Bugün Anayasa’yı ihlal, Anayasa’ya karşı hukuksuzca direnme ve millî iradeye karşı meydan okuma ve bir sivil darbe sürecinde bir yanlıştan en uzunu on sekiz, en kısası birkaç ay olmak üzere dönme durumu var, elbette destekliyoruz. Gerekirse sabahlara kadar çalışacağız ama hiç değilse kurunun yanında yanan yaşlar için, at izinin it izine karıştığı süreçler için, hukukun ayaklar altına aldığı ve kimsenin kendini güvencede hissetmediği bu süreçte hukuk yolunun açılmasını önemsiyoruz ama Anayasa Mahkemesi daha sonraki süreçte nasıl davranır, bu saray düzeni içinde, bu teslimiyet süreci içinde diplomalarını, ettikleri yeminleri hatırlarlar mı? Ve içine ne koyarsan koy, size açık çeki verdi hukuk ihlalinde ve siz kar lastiğini, don lastiğini, taşerona uygulamayı “OHAL KHK’si” dediniz, bu “İçine bakmam.” dedi ama şimdi içine bakabileceği bir sürece doğru ilerlenecek. Bu doğrudur, önemli bir adımdır. Gecikmelidir, son derece ayıplıdır, demokrasi ve Parlamento tarihi açısından bir kara leke dönemidir ama gelinen noktada ana muhalefetin ısrarla söylediği bu şeye bugün “Tamam diyoruz.” diyorsanız bu gecikmeli de olsa doğru bir şeydir. Grup önerinizi destekliyoruz.

Saygılar sunuyoruz, sağ olun var olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özel.

Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmiştir.

BAŞKAN – İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

A) Önergeler (Devam)

2.- Bursa Milletvekili Kadir Koçdemir’in, (2/671) esas numaralı 30 İlde İl Özel İdaresi 559 Köyde Belediye Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/128)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(2/671) esas numaralı Kanun Teklifi’min İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre doğrudan Genel Kurulun gündemine alınmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                                                 Kadir Koçdemir

                                                                                                                                         Bursa

BAŞKAN – Teklif sahibi olarak Bursa Milletvekili Sayın Koçdemir…

Buyurun, süreniz beş dakika.

KADİR KOÇDEMİR (Bursa) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Cenab-ı Allah’tan kahraman ordumuza tez zafer, şehitlerimize rahmet, gazilerimize acil şifalar ve sağlık, milletimize birlik beraberlik ve dirlik düzenlik vermesini diliyorum. Bugünler tefrikadan uzak durmamıza, yüreklerimizin top bile sindiremeyecek biçimde toplu vurmasına vesile olsun. Meclisimiz ülkemizin terör ve fitne belasından kurtarılması, bölgeye huzur ve barış gelmesi yolunda Anayasa’nın 117’nci maddesi gereği manevi varlığından ayrılamayacak olan başkomutanlık görevini layıkıyla yerine getirsin.

Hassas bir dönemden geçiyoruz. AK PARTİ iktidarlarının yaptığı hatalar birikerek ülkeyi bir beka meselesiyle karşı karşıya getirdi. En son 15 Temmuz melun darbe girişimi milletimizde büyük bir travmaya yol açtı. Devam eden süreçte bazı hatalardan dönüldü. Biz beka meselesinin medeni hukukta bir kişinin yaşama hakkının kendisine karşı bile korunmasına benzer şekilde her şeyin üstünde olduğuna inanıyor ve buna yönelik adımları destekliyoruz. Ancak millî direncimiz, millî mukavemet gücümüz aradan geçen zaman içinde olması gerektiği kadar güçlenmedi. Kendi saflarını sıkılaştırma uğruna milleti kamplaştırma, kutuplaştırma, dışlama davranışları devam ediyor. Dış politikamız millî imkânlarla millî hedefleri bağdaştırmada yeteri kadar başarılı değil. Siyasetin dili zehirlenmiş durumda. En güçlü olmamız gereken zamanda birbirimizle didişip boğuşuyoruz. Sebepler ve yapılması gerekenler hakkında çok şey söyleyebilirim ama vaktim yok. Onun için, en önemli gördüğüm hususu ifadeyle yetineceğim.

Sizlerin dikkatine iki ülkeyi, Almanya ve Kore’yi getirmek istiyorum. 1949’a kadar kültürü, coğrafyası, altyapısı, maddi ve beşerî sermayesi, teknolojik düzeyi, bilgi birikimi, eğitim seviyesi velhasıl aklınıza her ne geliyorsa her şeyi aynı olan bir millet ikiye bölündü, kırk iki sene sonra tekrar birleştiklerinde birbirlerini tanıyamadılar. Aynı şey Kore için de geçerli. Gerçi onlar henüz birleşmedi ancak ayrıldıktan elli sene sonra, 2005 yılında kuzeyde ortalama ömür güneyden on üç yıl daha kısaydı. Buradan çıkan sonuç şu arkadaşlar: Birlikte yaşamanın verimli, nizasız ve başarılı olmasının, insanların kendilerini en iyi biçimde gerçekleştirmesinin izahı, kültürde, coğrafyada, yer altı, yer üstü zenginliklerinde, iklimde değil, hukuktadır. Diğer şartlar aynı olduğunda belirleyici olan hukuktur, hukukun meşruiyeti de usule bağlıdır. Kore’nin güneyinde ve Almanya’nın batısında diğer kısımdan farklı olarak öngörülebilir, hesaplanabilir bir ortam tesis edilmişti, insanlığın binlerce yılda oluşturduğu birikimden yararlanılmıştı.

Bugün ülkemizde en endişe verici olan alan hukuktur. Bu alandaki eksiğimiz maalesef bugüne mahsus bir durum da değildir. Derecesi değişmekle birlikte mahiyeti aynı kalmaktadır, hatta son yıllarda durum hızla kötüleşmektedir. Hukuka ve yargıya güven yerlerde sürünmektedir. Neyin suç olarak damgalandığının ceza hukuku giriş kitaplarındaki suç tarifiyle uzaktan yakından bir ilgisi kalmamıştır. Ödüllendirme-cezalandırma, terfi-tenzil mekanizmalarında keyfîlik hakimdir. Ayırma, kayırma ve buyurma hâkim tarz olmuştur. Ehil, emin ve halka yakın olmayan insanlar hak etmedikleri güçlerle donatılmaktadır. İlginin, sevginin, bilginin yararı değil, zararı vardır. İnsanlar önünü görememekte, bırakın beş altı yılı, beş altı ay sonrası için bile plan yapamamaktadır, çünkü hiçbir hesap tutmamaktadır. Siyaset, hukukun hem en önemli kaynağı hem de meşruiyet tabanıdır. Böyle olduğu için genellikle ikisi birden kötüleşmekte ya da iyileşmektedir. Ülkemizde de durum böyledir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KADİR KOÇDEMİR (Devamla) – Sayın Başkanım, tamamlayabilir miyim?

BAŞKAN – Tabii, buyurun, tamamlayın lütfen.

KADİR KOÇDEMİR (Devamla) – Siyaset olması gerektiği gibi değildir arkadaşlar. Gündem belirleme, kanaat, irade oluşturma, karar alma ve denetleme mekanizmaları normal siyasi süreçlerin dışına kaymıştır. Daha da vahimi bu hâl giderek normalleşmektedir. Siyasi aktörlerin kimi alenen kimi tersinden kimi gizlice statükonun sürmesi için elinden geleni yapmaktadır. Meclis etkisiz hâle getirilmiştir. “Ben Ahmet’ten, ben Ali’den, hatta ben kendimden daha hızlı koşarım.” diyemeyen sporcu olamaz. Siyaset de gündem belirleme, irade oluşturma, karar alma ve denetim süreçlerinde herkesten daha etkin olma iddiasıdır. Ama günümüzde böyle değil, kabalık, ufuksuzluk, tembellikle statükonun sürdürülmesi avantaj sağlayabiliyor, bu da hukukun ve usulün devre dışı bırakılmasıyla mümkün oluyor.

Vaktim yok, şu kadarını söyleyebilirim: Bugün, Yunus’un yaşadığı çağla pek çok benzerliğimiz var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KADİR KOÇDEMİR (Devamla) – Yedi yüz yıl önceki gibi bugün de gün “Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz.” deme günüdür. Bugün Türk devlet geleneğinden gerekli dersleri alıp hukuku, meşruiyeti ve usulü en üstte tutma günüdür, aklın ve sözün hürriyetini savunma günüdür. İstiklal Marşı’mızdaki “yarından da yakın” denen şeyi dünden de uzak yapmamanın yolu bundan geçmektedir. Gelin buna bu teklifi kabul ederek başlayalım.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Koçdemir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, müsaade ederseniz oylamadan önce bir şey söylemek istiyorum.

BAŞKAN – Peki, buyurun Sayın Özel.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

31.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Bursa Milletvekili Kadir Koçdemir’in vermiş olduğu kanun teklifine Cumhuriyet Halk Partisi olarak destek verdiklerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, İç Tüzük 37 milletvekillerine böyle bir olanak sağlıyor; komisyonda gündeme alınmayanın doğrudan gündeme alınması.

Bu kanun teklifinin gündeme alınması son derece doğru ama içeriğine baktığımızda, örneğin Denizli gibi, Manisa gibi bu işten son derece muzdarip birçok il yok ancak gündeme alınması durumunda üzerindeki görüşmelerde önerge işlemi yapılabileceği için önergelerle genişletilmesi ve beldelerin kapatılmasıyla ilgili mağduriyetin, büyükşehir belediye veya kamuoyunda “bütünşehir” olarak bilinen kanunun yarattığı tüm mağduriyetlerin giderilmesine fırsat tanıyacağı için sayın milletvekilinin teklifine Cumhuriyet Halk Partisi olarak destek verdiğimizi ifade etmek isterim.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederiz Sayın Özel.

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

A) Önergeler (Devam)

2.- Bursa Milletvekili Kadir Koçdemir’in, (2/671) esas numaralı 30 İlde İl Özel İdaresi 559 Köyde Belediye Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/128) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, birleşime yirmi dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.33

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 20.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Pervin BULDAN

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Sema KIRCI (Balıkesir)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 52’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince sözlü soru önergeleri ile diğer denetim konularını görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sıraya alınan 676 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/783) ile İçtüzük’ün 128’inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi’nin görüşmelerine başlayacağız.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 676 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/783) ile İçtüzük’ün 128’inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi (S. Sayısı: 437) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon raporu 437 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince, bu kanun hükmünde kararname İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında temel kanun olarak görüşülecektir. Bu nedenle, kanun hükmünde kararname, tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanıp maddelerine geçilmesi kabul edildikten sonra bölümler hâlinde görüşülecek ve bölümlerde yer alan maddeler ayrı ayrı oylanacaktır.

Kanun hükmünde kararnamenin tümü üzerindeki ilk konuşmacı Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Osmaniye Milletvekili Sayın Ruhi Ersoy.

Buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA RUHİ ERSOY (Osmaniye) – Sayın milletvekilleri, değerli hazırun; öncelikle, kanun hükmünde kararnameler tartışılırken, konunun uzmanı arkadaşlardan aldığım kanun hükmünde kararnamenin tarihçesiyle ilgili bazı bilgileri paylaşmak, hatırlatmak istiyorum.

Kanun hükmünde kararname bize 1876 Birinci Meşrutiyet’le birlikte geliyor. Yani o da o dönem içerisinde, Meclis onayına sunulmadan alınan kararların direktman uygulanmasıyla ilgili bir husus. Zaman içerisinde 1961 Anayasası’yla beraber -tabii, o kanun hükmünde kararnamelerin o dönemdeki adı “kanunu muvakkat” vakitli kanun demek, bir süreliğine geçerli kanun- 1961’de “muvakkat” “kanun hükmünde kararname”ye dönüşüyor isim olarak. 1971’de Nihat Erim, kanunu muvakkatı hatırlatarak yeniden “muvakkat” isminin gündeme gelmesi hususunda ifadelerde bulunuyor. Tabii, 1971’de şartlar OHAL’den çok daha yoğun olduğu için, olağanüstü hâlin de olağanüstüsü olduğu için o şartlar içerisinde “kanunu muvakkat”ın tartışmaları 1980’de yeniden “kanun hükmünde kararname”ye dönüştürülüyor. OHAL ile kanun hükmünde kararnamenin varlığı 1982 Anayasası’yla birlikte yürürlüğe giriyor. Zaman içerisinde bu yürürlüğe girme iki aşamalı olarak bugün uygulanıyor: Birincisi, olağanüstü şartlarda, OHAL şartlarında kanun hükmünde kararname Cumhurbaşkanının Bakanlar Kuruluna hükûmet etmesi esnasında alınan kararlar. Bir de olağanüstü hâl olmayan normal şartlarda Bakanlar Kurulunun aldığı kanun hükmünde kararnameler vardır, bu da işleri seri bir şekilde çözmek adına alınan kararlar ve daha sonra Meclis onayına giden uygulamalar.

Bugün tartışmaların temelinde OHAL ve KHK ilişkisi var. Şimdi, OHAL’in varlığını biz parti olarak destekliyoruz ve OHAL’in varlığına siyaseten inanmış ve memleketin bu kriz ve darboğazdan çıkması adına OHAL’in devam etmesine oy vermiş bir partinin milletvekili olarak, grubun üyesi olarak konuşuyorum. OHAL şartlarında da kanun hükmünde kararnamenin kaçınılmazlığı söz konusu yani işlerin seri yürütülmesiyle ilgili. Tabii, bunun içerisinde eleştiri konusu olan detaylar yani kar lastiği örneğinden diğer türevlere kadar birtakım konular tartışılabiliyor.

Burada asıl üzerinde durulması gereken ve hatırlatmak istediğim bir husus var değerli milletvekilleri, o da şudur: Bugün itibarıyla tartıştığımız kanun hükmünde kararname ve OHAL şartlarının ürünü olan bu serilik hükûmet etmenin, devlet yönetmenin kaçınılmaz bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Memlekette anlık kararlar alarak uygulamaya koymak ve çözüm üretmeniz gerekiyor ve bu bize şimdi, “Kanun hükmünde kararnamelerle ülke yönetiyoruz, böyle şey mi olur?” gibi eleştiriler yapmaya sebebiyet veriyor ama bir hatırlatma yapmakta fayda var, bu hatırlatma da şudur: Artık biz Cumhurbaşkanlığı hükûmet etme sistemine anayasal olarak geçtik ama Cumhurbaşkanlığı hükûmet etme sisteminin sonucu olan Anayasa’nın gereği seçim 2019’da yapılacak. O seçim 2019’da yapıldıktan sonra bugünkü kanun hükmünde kararname olarak gözüken pek çok kararname Cumhurbaşkanlığı kararnamesi olarak zaten çıkacak. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçmenin gayesi de seri bir şekilde, bürokrasiye takılmadan, anlık kararlar alarak devleti daha aktif yönetebilmenin gereğiydi değil mi? O sebeple Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçtik. Bugün itibarıyla, Cumhurbaşkanının Bakanlar Kuruluna başkanlık yapmış olduğu uygulamalarda ortaya çıkan olağanüstü hâl ve KHK ilişkileri tartışma konusu. Yarın, Cumhurbaşkanlığı hükûmet etme sistemine 2019’dan sonra geçilip ilk seçimden sonraki uygulamalarda bugünkü KHK’ler Cumhurbaşkanlığı kararnamesi olarak zaten karşımıza gelecek. Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin de en geç üç ay içerisinde Meclis onayına sunularak burada yasalaşması mecbur. Dolayısıyla, biz, şimdi 2019’dan sonraki yapılacak olan uygulamalarla ilgili egzersizle meşgulüz diyebiliriz, daha doğrusu buna bir benzetme ve böyle bir değerlendirme yaparak ben konuşmaya başlamak istedim.

Üzerinde değerlendirme yaptığımız konulara da baktığımda 29/10/2016 tarihli kanun hükmünde kararnamelerin içeriklerinde çok da “Bu alan istismar edilmiş de ondan dolayı bunun içerisine konulmuş. Neden buraya konuldu?” diyeceğimiz hususlar yok çünkü savunma ve güvenlikle ilgili, yargıyla ilgili bir dizi düzenlemeleri, ülkemizin asıl gündemine dair, güvenlik personelinin teminiyle ilgili mevzuatın değişikliği gibi hususları görüyoruz. Ama bu çerçevede tartışmalar yapılırken bizim üzerinde durulmasını daha çok arzu ettiğimiz konu, Türk milletinin, kamuoyunun gündemi ile Büyük Millet Meclisinin gündeminin birbiriyle örtüşmesi meselesi. Yani bugün itibarıyla “Türkiye normaldir.” diyemeyiz. Gerçekten Türkiye'nin normal olmadığını, olağanüstü şartlar yaşadığını birazcık şöyle başınızı kaldırır izlerseniz ekranlarda görürsünüz, birazcık zaman harcar, emek harcar, mesai harcar yola çıkarsanız da hemen yanı başınızda görürsünüz. Ben dün akşam itibarıyla Hatay’ın Hassa ilçesindeydim; Kırıkhan-Hassa-Kilis üçgeninde birtakım temaslarda bulundum. Bölgedeki çatışmanın sıcaklığını gördüm, gözlemledim; terörle mücadelenin sıcaklığını gördüm, gözlemledim. Memleketin gerçekten bir olağanüstü… Hem siyasetin hem askerin hem de bölgede yaşayan vatandaşın olağanüstü gündemlerle meşgul olduğunu gördüm. Kilis’te o gece saat iki buçukta roketle saldırılan o caminin hâlini görmek ayrı bir dramdı, diğer tarafta Mehmetçik’in canhıraş bir şekilde terörle mücadelesini görmek başka bir duyguydu.

Sayın milletvekilleri, burada şu hususun altını çizmek lazım: Pozitif değerler setlerini kullanarak birtakım söylemler geliştirilebilir, temel hak ve özgürlükler ve insan hakları çerçevesindeki bu değerler setleri aynı zamanda istismar alanlarına açık konular hâline getirilebilir. Bir düşünür diyor ki: “En iyi yalanlar içerisinde doğru olan yalanlardır.” Bunun içerisine doğruların bir kısmını serpiştirir, daha sonra birtakım algılar yapabilirsiniz. Öncelikle şu hakikati bilmek lazım: Türkiye Cumhuriyeti devleti terörle mücadele veriyor, Türkiye Cumhuriyeti devleti bir savaş hâlinde değil. Buna “savaş” diyerek iki ülke arasındaki denkleştirmeyle, mütekabiliyet esasıyla bir kavramı kullanmak bir kere yanlış. Terörle mücadele verilirken iki stratejisi var Türkiye Cumhuriyeti devletinin: Birincisi, kendisiyle 910 kilometre uzunluğunda olan bir sınırın en az 400 kilometresinde PKK’nın uzantısı olan PYD ve YPG’nin ele geçirmeye çalıştığı, butik devletçikler hayali kurduğu yapılanmaları bölgesinden, sınırından uzaklaştırmak ve ülkesinin güvenlik koridorunu oluşturmak istiyor; bu en doğal hakkı. Birleşmiş Milletler Anlaşması’nın 51’inci maddesinden de haklarını alarak -uluslararası hukuktaki- bu haklarını koruyor. Ama öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti devleti, bu coğrafyada kendi hâlinde, sınırlı sayıda, 81 vilayetle var olmuş bir devlet değil; imparatorluk bakiyesi üzerinden gelen, Selçuklu-Osmanlı-cumhuriyet müktesebatından var olan bu ülkenin bu gönül coğrafyası içerisinde var olan kendi medeniyetinin insanlarına karşı da vicdani sorumlulukları var. Genel anlamda da Türk milletinin insanlığa söyleyecek sözü var, yanı başında insanların terör zulmüne maruz kaldıklarını göre göre sessiz kalamaz.

Türk devletinin bugün Afrin’de varlığının, dün El Bab’da varlığının ikinci gerekçesi de terör zulmünden inleyen insanlara insani yardım götürmektir. Bu temel yaklaşımları toplumun büyük bir çoğunluğu kabul etmiş durumda. İşte bu genel kabulün yani yüzde 90’lara, 98’lere varan kabulün içerisinde her türlü siyasal görüşten insanlar var. Bu husus bu şekilde kabul görmüşken bunu birtakım odakların provoke etmesi, terminoloji olarak terörle mücadeleyi savaşa dönüştürmesi veyahut da “Savaşa hayır!” kavramıyla “Terörle mücadeleye hayır!” noktasına geliniyor olması gerçekten kamu vicdanı açısından da çok üzücü bir durumdur. Çünkü bugün itibarıyla bölgeye baktığımızda mücadele verilen yerin yani “Afrin” denilen coğrafyanın PKK’nın ana karargâhlarından birisi olduğunu görüyorsunuz. Yani Şemdinli, Eruh 1984 operasyonlarında bebek katili, cinayet işleyen, bebekleri öldüren, kümesteki tavuğunu öldüren, ahırdaki ineğini öldüren, insanlarını öldüren PKK’nın otorite sağlamasının aynısı bugün itibarıyla PYD tarafından, bölgede halka zulmederek bu insanlara hâkimiyet, egemenlik kurmasıyla, yapılmaya çalışılıyor.

Öte taraftan, “Afrin” denilen coğrafyaya baktığımızda, Suriye-Türkiye arasındaki genel ova ve düz ova anlamındaki coğrafyanın ötesinde Afrin dağlık bir bölge, bir adım sonrasına gittiğinizde bu dağlık bölge bebek katili Öcalan’ın bir şekliyle Bekaa Vadisi’ne gitmeden önce Afrin’de muhafaza edildiği ve oradan hareketle karargâhını Bekaa Vadisi’ne taşıdığı destansı bir alan. Bu alanı kendi kültürlerinde referans alanlar 2003 yılında PYD’yi de Afrin’de kurmuşlar. PYD eşittir PKK’nın Suriye karşıtı, Afrin’de kurulmuş bir yapı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RUHİ ERSOY (Devamla) – Sayın Başkanım, sözlerimi tamamlayayım ama süre konusunda…

BAŞKAN – Buyurun.

RUHİ ERSOY (Devamla) – 2011-2014 arasında da PYD burayı kanton ilan etmiş arkadaşlar. İşte, bu butik devletçikler üzerinden böylesine, âdeta karargâh hâline getirilen, Amanoslardan başlayarak Akdeniz havzasına kadar, Ege’ye, Muğla’ya kadar giden terör koridorunun merkez üssü olarak gözüken bir yerdir bugün Afrin. Türk ordusu bugün bu terör yuvalarını âdeta temizliyor ve -bu temizlik harekâtı Türkiye’yi rahatlatırken- bölgede zulüm gören insanları da terörden kurtarmanın mücadelesini veriyor. Bu mücadeleyi gölgelememek adına elden gelen hassasiyeti her türlü göstermek lazım. Yani burada siyaseten Hükûmetin, iktidar çevrelerinin bu büyük desteği çok iyi kullanması bir tarafta, diğer tarafta da böylesine destansı bir mücadeleye karşı gölge düşürecek bir tutum içerisine girmeme hususunda da bu memlekette yaşayan her bir vatandaşın ayrı bir hassasiyet göstermesi gerekiyor diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Ersoy.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Diyarbakır Milletvekili Sayın Altan Tan.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA ALTAN TAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; kanun hükmünde kararnamelerle ilgili olarak huzurlarınızdayım.

Değerli arkadaşlar, bu kanun hükmünde kararnameler, işte biliyorsunuz, son dönem siyasetimizin neredeyse ana unsuru hâline geldi. İlk olarak 15 Temmuz darbesinden sonra olağanüstü hâl ilan edildiği vakit Sayın Numan Kurtulmuş yaptığı bir konuşmada “Bir buçuk ay zarfında inşallah normale döneriz ve bu olağanüstü hâl şartlarından kurtuluruz.” demişti. Bir buçuk ayın üzerinden şu an on sekiz ay geçti ama maalesef, öyle gözüküyor ki bu iş seçimlere kadar böyle gidecek, seçimlerden sonra da bu sefer yine Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle Meclis neredeyse tamamen devre dışı kalacak. Demokrasi açısından hiç de iç açıcı bir şey değil ama maalesef, Türkiye, biz gözümüzü açtık açalı bu fırtınalı durumdan kurtulup doğru düzgün bir demokrasiye geçemiyor.

Bugün de benden evvel konuşan arkadaşlarımızın da değindikleri bir sınır ötesi harekât var şu an, bundan önce de olmuştu Cerablus’ta, Bab’da. O Bab’daki operasyon olmadan bir ay evvel ben Mecliste bir basın toplantısı yaptım. Dedim ki: Arkadaşlar, bakın, kapalı kapılar arkasında Halep’in verilip Bab’ın alınacağı söyleniyor. Ve maalesef o benim yaptığım konuşmadan bir ay sonra bu durum gerçekleşti. Bugün de İdlib üzerinden çok farklı pazarlıklar, çok farklı senaryolar gündeme geliyor ama ne yazık ki bunu bilenler biliyor ama bilmesi gereken birinci yer olan Türkiye Büyük Millet Meclisi bu kapalı kapılar arkasındaki pazarlıklarla ilgili hiçbir şey bilmiyor.

Tabii, bu konuda çok fazla polemiğe girmek istemiyorum. Sayın Ahmet Davutoğlu, Başbakanlığı döneminde “Orta Doğu’da bundan sonra bizden habersiz yaprak bile kıpırdamaz, kıpırdayamaz, kıpırdamayacak.” demişti. Türkiye’nin bütün bir Orta Doğu’da oyun kurucu olduğunu ve bundan sonraki bütün gelişmelerde en başaktör olacağını söylemişti. Keşke öyle olsaydı yani keşke Türkiye’de ciddi bir devlet aklı olsaydı, bütün Orta Doğu’daki halkların yararına, Türklerin, Kürtlerin, Arapların, Ezidilerin, Süryanilerin, Nasturilerin, Şiilerin, Alevilerin, Sünnilerin -kim varsa Orta Doğu’da yaşayan- bunların lehine bir oyun kurulabilseydi.

Siyasal bilgiler fakültelerinde bir ders okutulur. Dünyadaki devletler tasnif edilir, kabaca bir tasnifi vardır. Bir: Oyunbozan ve oyun kuran ülkeler. Yani bir operasyona girdiği vakit Orta Doğu’da, Orta Asya’da, Afrika’da, Avrupa’da, dünyanın neresinde olursa olsun önce mevcut statükoyu bozan sonra da kendine göre yeni bir düzen kuran ülkeler. Tarihte de bu ülkeler vardı, bugün de var. Mesela bir İngiltere, Amerika, Rusya, bu birinci kategorideki ülkeler. Tarihte Osmanlı İmparatorluğu da böyle bir devletti, hem oyunbozan hem de oyun kurabilen bir yeteneği vardı. İkinci sınıftaki ülkeler ise ne oyun bozabilen ne de oyun kurabilen ülkeler. Yani Afrika’da, Asya’da hatta Avrupa’da onlarca böyle ülke var. Mesela Avrupa’da da var mı derseniz? Bir Macaristan var, Bulgaristan var, Norveç var. Ama bir de üçüncü kategori var, oyun bozma gücü olan ülkeler. Şimdi, Türkiye oyun kurma iddiasından bugün oyun bozma seviyesine geldi maalesef. Tamam, Orta Doğu’da Türkiye’nin kabullenmediği, Türkiye’ye rağmen Türkiye’ye tehdit oluşturabilecek bazı girişimleri Türkiye engelleyebiliyor. Neyle engelleyebiliyor? Siyasi gücüyle engelleyebiliyor, askerî gücüyle engelleyebiliyor, diplomatik temaslarıyla engelleyebiliyor. Oyun bozma yeteneği hâlen var ama maalesef değerli arkadaşlar, oyun kurma yeteneği yok.

Şimdi, Cerablus’a girildi, Afrin’e girildi veya Mesut Barzani’nin Kürdistan bölgesindeki bağımsızlık referandumu bir şekilde engellendi, boşa çıkarıldı; peki bundan sonra yani bu oyun bozma stratejisinden sonra nasıl bir oyun kurulacak, ne olacak? Mesela isterseniz Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nden, Irak’tan başlayalım, Kerkük’ten başlayalım. Mesela kıyametler koptu burada, siyasal partiler birbirleriyle milliyetçilikte yarıştılar Kerkük’le ilgili; peki bugün Kerkük’te ne oldu? Kerkük’e olduğu gibi Bağdat’taki Şii rejimi geldi, İran siyaseti oturdu, Kerkük petrolleri de bugün İran’a satılıyor, bugün fiilî durum bu. Peki, Türkiye burada ne kazandı, ne kaybetti yani Türkiye derken hepimizi koyuyorum içine? Bu, Irak siyaseti, Irak’taki Kürdistan siyaseti, Musul siyaseti, Kerkük siyaseti şu an nereye vardı? Her gün Irak Türkmenlerini konuşan arkadaşlara soruyorum ben: Bugün Türkmenlerin Irak’taki hangi sorunu çözüldü, ne oldu? Yani ana dilde eğitim hakları ne oldu, siyasi durumları ne oldu, ekonomik durumları ne oldu? Eskisinden çok daha kötü bir tablo çıktı ve unutuldu yani en kötüsü, daha da kötüsü gündemden çıktı ve devre dışı kaldı. Şu an Irak Türkmenleri diye –yani Kürtleri bir yana bırakalım- bu Parlamentoda artık bir sorun yok, konuşulmuyor. Aynı şeyi ben Suriye’ye getirmek istiyorum işte bugün. Diyelim ki Cerablus’ta yarın ne olacak, Afrin’de ne olacak? 10 bin asker, 100 bin asker, 500 bin askerle girdik; bütün bir Suriye’nin bizce, Türkiye’ce, kendince tehlike addettiği yerlere girildi. Peki, sonra nasıl bir düzen kurulacak? Suriye’deki Kürtlerin, Arapların, Sünnilerin, Alevilerin, Hristiyanların statüsü ne olacak, nasıl bir Suriye kurulacak? Bugün PKK’ye karşı bir duruş sergileniyor. Peki, Suriye’deki Kürtlerin temsilcisi kim olacak, meşru hakları ne olacak? Otonomi mi olacak, federatif bir Suriye mi olacak, demokratik bir Suriye mi olacak, nasıl bir düzen kurulacak? Bu konuda burada gelip de Dışişleri Bakanımız başta olmak üzere bir proje anlatan arkadaşımız yok maalesef.

Peki, Irak’taki Kürtlerle ilgili bundan sonra ne olacak, Türkmenler ve Kürtlerle ilgili? Orayla da ilgili bir proje yok. Yani, Irak Hükûmeti ne yapacak? Türkiye kime nasıl yaklaşacak, kimi destekleyecek, kime köstek olacak? Ekonomik ilişkiler ne olacak, ithalat, ihracat, petrol bunlar ne olacak? Bunlarla da ilgili bir proje yine yok.

Gelelim Türkiye’nin içine. Türkiye bir çözüm sürecini yaşadı, Türkiye’de aklıselim herkesin desteklediği, barışın, kardeşliğin, huzurun hâkim olduğu bir iki üç yıl geçirdik hep beraber. Bunların tamamı rafa kaldırıldı, sen bozdun, ben bozdum, öbürü bozdu, diğeri bozdu, kim bozduysa bozdu. Peki, nasıl düzelecek? Yani burada polemik yapmak da kolay, birbirimizi suçlamak da kolay. Ben sorular soruyorum Irak’la ilgili, Suriye’yle ilgili ve Türkiye’yle ilgili. Ne olacak bundan sonra? Kürt sorunu nereye evrilecek?

Şimdi, bütün arkadaşlar Kürt sorunu denildiği vakit PKK’yi gerekçe gösterip, şu anki çatışmalı ortamı gösterip bir şeyler anlatıyorlar ama bugün öyle bir noktaya geldik ki başından beri iktidarı destekleyen gazetelerde AK PARTİ’nin politikalarını savunan bir Müfit Yüksel’den İlhami Işık’a kadar tasfiye ediliyor. Yani, İslami kesimde Kürt meselesine hassasiyet duyan, bir şeyler söyleyen kendince ve iktidarı destekleyen unsurların da tamamı tasfiye ediliyor, görevlerine son veriliyor. Gazetelerdeki, televizyondaki yazılarına, programlarına son veriliyor.

Onun için değerli arkadaşlar, ben bu on dakikada klasik bir tartışma ve çatışma üslubu yerine bu soruları sormayı daha doğru buldum. Önümüzde, bütün bir Orta Doğu’da -Suriye’de, Irak’ta, Türkiye’de- Türkiye'nin önünde Kürt sorunu var, çözüm bekliyor; bununla ilgili oyun bozmanın ötesinde bir oyun kurma senaryosunu tartışmadığımız müddetçe, bu konuda birbirimizi çıkıp da burada ikna etmediğimiz müddetçe maalesef hepimiz kaybedeceğiz. Bütün bu coğrafyada yaşayan bütün halklar kaybedecek, Kerkük’teki Türkmen ve Kürt de kaybedecek, Afrin’deki de, Diyarbakır’daki de, İstanbul’daki de, Ankara’daki de. Bu kadar bombaların, silahların dağlara gitmesi bile bizim için büyük bir millî kayıp, yazık. Onun için tekrar söylüyoruz: Çözüm, çözüm, çözüm; aklıselim, aklıselim, aklıselim; proje, proje, proje.

Saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tan.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Çanakkale Milletvekili Sayın Muharrem Erkek.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MUHARREM ERKEK (Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 676 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, ailelerine sabır diliyorum, milletimizin başı sağ olsun. Özellikle şunu ifade etmek istiyorum: Bu ülkede, bu memlekette hiç kimse şehitlerimizin kanı üzerinden siyaset yapmasın, şehitlerimizin kanı üzerinden de seçim yatırımı yapmasın; bunu, şehitlerimize, milletimize, Türk Silahlı Kuvvetlerimize yapmayalım. Suriye’nin birliğini bütünlüğünü gerçekten samimi olarak destekliyorsak -ki bizim için çok çok önemli- Suriye’deki terör yapılarıyla da birlikte hareket etmeyelim.

Değerli milletvekilleri, KHK’yle ilgili değerlendirmeme geçmeden önce bugün AK PARTİ Genel Başkanı Sayın Erdoğan’ın grup toplantısında yaptığı konuşma çok önemli ve vahim bir tabloyu ortaya koydu, laik cumhuriyetle çok açık bir hesap olduğu çok açık bir şekilde ifade edildi. Sayın Erdoğan, AK PARTİ Genel Başkanı, bugün Avrupa’daki monarşileri örnek göstererek bu monarşilerde demokrasi olup olmadığını sordu, “Buralarda da demokrasi var, monarşilerde de demokrasi var.” dedi. Tabii ki var ama Avrupa’da monarşilerdeki demokrasi, oralarda monarşi olduğu için değil, yüzyıllardır verilen demokrasi mücadelesinin sonucudur. AK PARTİ Genel Başkanı Sayın Erdoğan, İspanya’daki kralı, İngiltere’deki kraliçeyi, maalesef, üzülerek söylüyorum, herhâlde başkan zannediyor. Onlar başkan değil, onlar sembolik olarak orada görev yapıyorlar. Avrupa’daki monarşileri, o devletleri seçilmiş hükûmetler, parlamentolar yönetiyor. Dünyanın her yerinde -monarşi olsun, cumhuriyet olsun, başkanlık olsun, parlamenter sistem olsun- siyasi güç merkezlerinin meclisler, parlamentolar olduğunu sakın unutmayın. Demek ki laik cumhuriyetle bir hesap var. Demek ki ulusal egemenlik şahsileştirilmek isteniyor. Demek ki ulusal egemenlik milletten alınıp bir aileye devredilmek isteniyor. Bugün aslında grup toplantısının, AK PARTİ grup toplantısının özeti bu. Çünkü bizim cumhuriyetimiz yalnızca bir yönetim biçimi değil, bizim cumhuriyetimiz aynı zamanda ulusal egemenlik.

Egemenlik, millet tarafından Anayasa’da belirtilen yetkili organları eliyle kullanılır. Bu yetkili organlar -yasama, yürütme, yargı- bizzat saray rejimi tarafından yok edildiği için, kuvvetler ayrılığı yıkıldığı için işte şimdi monarşiler örnek gösterilerek belli mesajlar verilmeye çalışılıyor. Bu, büyük bir talihsizliktir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi ortadadır. Laik cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmak yerine onu yıkmaya çalışmak maalesef hiç kimsenin haddi de değil, hiç kimsenin gücü de yetmez; bunu özellikle samimi olarak paylaşmak istedim.

Ayrıca bugün Türkiye Tabipler Birliğine yapılan operasyon bir hukukçu olarak, bir milletvekili olarak açıkça ifade ederim ki tam bir hukuksuzluktur. Düşüncelerine katılmayabilirsiniz ama düşüncelerini açıkladığı için hekimleri, üniversite hocalarını aynı Ergenekon, Balyoz, Kumpas süreçlerinde olduğu gibi sabaha karşı evlerine baskın yaparak almak hiç yakışmadı, hiç yakışmadı. FET֒den ne farkınız kaldı, ne farkınız kaldı? O insanlarla ilgili bir soruşturma yapılacaksa bir davetiye gönderip ifadeye çağırmak çok mu zor? Neden? Siz, düşüncelerini açıkladığı için bu ülkenin gazetecilerini, hekimlerini, akademisyenlerini, insanlarını hapsederseniz bu memlekete en büyük zararı verirsiniz ve Türkiye Cumhuriyeti devleti maalesef saygınlığını sizin döneminizde çok yitirdi. Ama şunu asla unutmayın: İnsanları hapsedebilirsiniz ama düşünceleri asla hapsedemezsiniz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; olağanüstü hâl biliyorsunuz 12 Eylül darbe hukukunun tipik bir uygulamasıdır. Olağanüstü hâl rejimi 12 Eylül Anayasası’yla bizim içimize, mevzuatımıza girmiştir, ondan önce yoktu ve siz maalesef 12 Eylül darbe hukukuna sarılarak şu anda ülkeyi yönetiyorsunuz. OHAL KHK’leriyle kanunları değiştiriyorsunuz. Genel kalıcı düzenlemeler yapıyorsunuz. Oysa OHAL KHK’leri OHAL bittiğinde ortadan kalkması gereken hükümlerdir. OHAL rejimi OHAL’in gerektirdiği konularda yani FET֒yle mücadele için kullanılmalıdır, FET֒yle mücadele için. Erdal İnönü’nün dediği gibi “Olağanüstü hâl aslında olağanüstü hukuksuzlukların kanun hükmüne bağlanmasıdır.” İşte OHAL’in, aslında, 12 Eylül darbe hukukunun tipik uygulaması olan OHAL’in anlamı budur ve siz maalesef OHAL rejiminde Türkiye’yi bir felakete sürüklemeye devam ediyorsunuz.

Şimdi, Meclis Genel Kuruluna, komisyonlara sunulmadan, komisyonlarda görüşülmeden Genel Kurulun gündemine aldığınız KHK’leri bir irdeleyelim.

Bir hukukçu olarak bence bu KHK’lerin tamamı yok hükmündedir çünkü Resmî Gazete’de yayımlandıktan sonra, Resmî Gazete’de yayımlanıp yürürlüğe girdikten sonra -Anayasa ve İç Tüzük hükümlerini birlikte yorumladığınızda- otuz gün içerisinde bu Genel Kurulda tartışılmadan, görüşülmeden, karara bağlanmadan uygulamada olan KHK’ler aslında yok hükmündedir. Şu anda büyük bir hukuksuzlukla Türkiye’yi yönetiyorsunuz. Bu uygulamaların hukuksal dayanağı yok çünkü KHK’leri buraya getirip otuz gün içinde, maalesef, görüştürmediniz, karara bağlamadınız.

Şimdi, şimdi görüştüğümüz KHK’nin içeriğinden bir madde okuyacağım size, Karayolları Trafik Kanunu’nda değişiklik yapan bir hüküm: “Araç tescil belgesini araçta bulundurmayan veya tescil plakasını monte edilmesi gereken yerin dışında farklı bir yere takan sürücülere 92 Türk lirası idari para cezası verilir.” Karayolları Trafik Kanunu’nda değişiklik yapıyorsunuz. Neden? FET֒yle mücadeleyle bunun ne ilgisi var? OHAL FET֒yle ve terörle mücadele için çıkarılmadı mı, amacı o değil mi? Bakıyorsunuz, birçok kanunda değişiklikler yaptığınız hükümlerin FET֒yle mücadeleyle hiçbir ilgisi yok. FET֒yle, maalesef, mücadeleye de büyük zarar veriyorsunuz. Aslında mücadele edemiyorsunuz çünkü, maalesef, AK PARTİ kuruluşundan bu yana FET֒yle paralel bir yapı olduğu için bugün bu mücadeleyi de samimi olarak gösteremiyor.

OHAL’i 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra bir fırsata çevirdiniz ve Meclisi devre dışı bıraktınız; evet, Türkiye Büyük Millet Meclisi devre dışı. Türkiye’de, maalesef, bir saray rejimi hâkim ve her geçen gün bu fiilî tek adam rejimi tahkim ediliyor, tahkim ediliyor. Bu vatan işgal altındayken bile kurtuluş mücadelesi, Millî Mücadele yıllarında bu Meclis açıktı ve Gazi Mecliste bütün kararlar tartışılıyordu, bütün kararlar Meclisten çıkartılıyordu.

Her zaman örnek verdiğiniz Fransa’da…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Şu an ne görüşüyoruz?

MUHARREM ERKEK (Devamla) – Geç kaldınız, çok geç kaldınız.

Bakın, her zaman örnek verdiğiniz Fransa’da OHAL KHK’leri hiçbir zaman çıkmadı, OHAL döneminde dahi KHK’ler çıkamıyor. Bütün düzenlemeler, Fransa’da terörle mücadeleyle ilgili bütün düzenlemeler Meclisten kanun olarak çıktı ama siz bunu yapamadınız. Çok geç kaldınız, evet bugün KHK’leri görüşüyoruz ama ben bir hukukçu olarak aslında yok hükmünde olan hükümleri görüştüğümüzü düşünüyorum.

Tabii, Anayasa Mahkemesi, maalesef büyük vebal altındadır. Anayasa Mahkemesi Resmî Gazete’de bu kanun hükmünde kararnameler yayınlandığı zaman yalnızca başlığına baktı, “Olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamesi yazıyorsa ben denetleyemem.” dedi, hâlbuki içeriğine bakmalıydı.

CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) - Anayasa öyle diyor.

MUHARREM ERKEK (Devamla) - İçeriğine baksaydı, bunların aslında bir olağan dönem kanun hükmünde kararnamesi olduğunu görecek ve denetleyecekti çünkü siz darbeyi, yaşadığımız bu sıkıntıları bir fırsata çevirip OHAL KHK’leriyle bütün düzenlemeleri yapmaya kalktınız. Rektör seçimlerinin OHAL KHK’siyle ne ilgisi var, taşeron düzenlemesinin ne ilgisi var, ekonomik alanda yapılan düzenlemelerin ne ilgisi var? OHAL rejimiyle demokrasiyi ve hukuku askıya alarak bu memlekete iyilik yapmadınız, büyük kötülükler yaptınız.

Bugün barış isteyenleri, bugün kardeşlik isteyenleri, bugün demokrasi isteyenleri, hukuk isteyenleri gözaltına alıyorsunuz ve biz de onun için Cumhuriyet Halk Partisi olarak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Onlar terör yanlısı, PYD yanlısı diye alındı, yapmayın ya!

MUHARREM ERKEK (Devamla) - Bakın, kimin terörist olup olmadığına yargı karar verir.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Tabii ki, ondan adım atıldı işte.

MUHARREM ERKEK (Devamla) – Evet, bizim için PKK-YPG terör yapılanmasıdır ve biz onunla mücadele ediyoruz. Ben onu kastetmiyorum. Düşünce ve ifade özgürlüğünü yok ederek bu memlekete en büyük kötülüğü yapıyorsunuz. Biz onun için demokrasi demeye, hak, hukuk, adalet demeye devam edeceğiz ve bu otoriter rejime, bu tek adam rejimine karşı milyonlarla birlikte demokrasiyi savunacağız çünkü Türkiye'nin önündeki mesele artık belli. Demokrasi mi otoriter bir rejim mi? Bütün meselemiz bu.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) – CHP’deki tek adamlığı çöz de gel, ondan sonra.

MUHARREM ERKEK (Devamla) - Teşekkür ediyorum, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Erkek.

Sayın milletvekilleri, Kanun Hükmünde Kararnamenin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Şimdi, birinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

Birinci bölüm 1 ila 29’uncu maddeleri kapsamaktadır.

Birinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

1’inci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 437 sıra sayılı Tezkerenin 1’inci maddesinin Tezkere metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                            Filiz Kerestecioğlu Demir                                 Ahmet Yıldırım                                      Mahmut Toğrul

                                         İstanbul                                                        Muş                                                      Gaziantep

                                    İbrahim Ayhan                                            Mizgin Irgat

                                        Şanlıurfa                                                      Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Katılmıyoruz.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyoruz.

Gerekçe:

15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası, 20 Temmuz 2016 tarihinde 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’yla Anayasa’nın 120’nci maddesi uyarınca tüm ülkede 21 Temmuz 2016'dan başlamak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Bu Bakanlar Kurulu Kararı, Anayasa’nın 121’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Resmî Gazete'de yayımlanarak Parlamentonun onayına sunulmuş ve Meclisten 21/07/2016 tarih ve 1116 sayılı Kararı’yla onaylanarak bütün ülkede OHAL ilan edilmiştir. Başında OHAL'in sadece devlet içerisindeki darbeci yapıya karşı çıkarıldığı ve vatandaşların hiçbir suretle etkilenmeyeceği ve kısa süreceği bizzat Başbakan Binali Yıldırım ve Hükûmet yetkilileri tarafından açıklanmıştı. Ancak sonrasında hepimizin şahit olduğu üzere OHAL kapsamında çıkarılan KHK'lerin ve OHAL'in günlük hayatta yarattığı uygulamaların, doğrudan vatandaşları ilgilendiren, hatta ülkeyi bir bütün olarak baskı altına almayı öngören bir sürece evirildiği görülmüştür. Üstelik kısa sürede bitirileceği ifade edilen OHAL'in; 20 Temmuz 2016 tarihinden bu yana, on sekiz ayı aşkın süredir devam ettiği ve 6 kez uzatıldığını, hatta bunun siyasal iktidar tarafından âdeta bir rejim biçimine dönüştüğünü de deneyimlemiş bulunuyoruz.

Geride bıraktığımız on sekiz aylık OHAL sürecinde; 31 KHK çıkarılmış ve bunun sadece beş tanesi Mecliste görüşülmüştür. KHK'lerle Anayasa'ya aykırı olduğu hâlde, OHAL kapsamı dışında yüzlerce kanunda değişiklik yapılmış ve 100 binlerce kamu personeli hukuk dışı bir biçimde görevlerinden ihraç edilmiştir. Dolayısıyla, KHK düzenlemeleriyle Meclisin Anayasa'nın 7’nci maddesinde belirtilen yasama yetkisi ihlal edilmiş ve 121’inci maddede yer alan OHAL koşullarında çıkarılan KHK'lerin, olağanüstü hâlin gerekli kıldığı konuları içermediği çıkarılan 31 KHK’yle açıkça görülmüştür. Zira adı geçen kanun hükmünde kararnamelerle cezaevlerinde tek tip kıyafet uygulaması, sivil kimselere cezasızlık zırhının getirilmesi, milyonlarca emekçiyi ilgilendiren taşeron düzenlemeleri, birçok önemli kurumun Cumhurbaşkanına bağlanması, kışlık lastiklere dair düzenlemeler, kamu personellerinin özlük haklarına dair yasa ve yönetmelik değişiklikleri, yerleşim yerlerinin taşınması, rektörlük seçimlerinin kaldırılması, yükseköğretime dair onlarca değişiklik gibi olağanüstü hâlle alakası olmayan yüzlerce kanunda değişikliğe gidilmiştir. Bu durum, Parlamento'nun devre dışı bırakılması ve ülkenin OHAL rejiminde KHK'lerle yönetilmesi anlamına gelmektedir. OHAL döneminde çıkarılan KHK'lerin Anayasa’nın 15’inci maddesinin ikinci fıkrasında sayılan temel hak ve özgürlükler ile güvencelere dokunulamayacağı gibi düzenlemeler durumun gerektirdiği ölçüde olmak zorundadır. Çıkarılan birçok KHK'de temel hak ve özgürlüklerle ilgili güvenceler sınırlandırılmış, baskı altına alınmış veya tümden kaldırılmak istenmiştir. Ayrıca Anayasa'ya göre nasıl ki OHAL kanunu ancak olağanüstü hâl süresinde uygulanabilecek ise OHAL KHK'leri de olağanüstü hâl süresince uygulanabilecek ve OHAL kalktıktan sonra uygulamadan kalkmalıdır. Dolayısıyla OHAL KHK'leriyle yürürlükte bulunan kanunların değiştirilmesi ya da yürürlükten kaldırılması da olanaksızdır. Ancak AKP Hükûmeti Anayasa'nın getirdiği bu sınırlandırmayı da umursamadan KHK'lerin birçoğuyla OHAL'in sona ermesinden sonra da uygulanacak kurallar getirerek Anayasa'yı ihlal etmiştir.

Partimiz ülkenin KHK'lerle yönetilen, OHAL Rejiminin uygulandığı bir ülkeye dönüşmesine şiddetle karşıdır. KHK'ler, antidemokratik yasa ve uygulamalar aracılığıyla demokratik düzeni, hukuku, insan hak ve özgürlüklerini askıya aldığı için partimiz tarafından ilkesel olarak tümden reddedilmektedir. Bu sebepten olağanüstü hâl dışında kalan ve KHK'lerle düzenlenen bütün düzenlemelerin, Anayasa'nın 7’nci maddesi gereği yasama yetkisine sahip olan TBMM'de komisyonlarca görüşülüp demokratik ilke ve yöntemlere göre yasalaştırılması demokratik bir ülkenin temel özelliğidir. Bu nedenle bu tezkereye konu olan KHK'deki düzenlemelerin madde metninden çıkarılmasını öngörmekteyiz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Özel, söz talebiniz var.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

32.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin her maddesi üzerinde önerge vermemelerinin nedeninin usul ekonomisi olduğuna ve bunun kanun hükmünde kararnameleri destekledikleri anlamına gelmediğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, Anayasa’nın otuz gün içinde görüşülmesini emrettiği bu KHK’yi on sekiz ay sonra görüşüyoruz. Bu hafta uzun süredir dile getirdiğimiz şekilde ilk 25 sıraya KHK’ler alındı.

Usul ekonomisi açısından ve aynı amaca hizmet ettiği için biraz önce 1’inci maddede, avukat sınırlamasıyla ilgili maddede verilen önergeye “evet” oyu verdik yani madde metninden çıkarılmasını destekledik. Bundan sonra, görevini yapamayan avukatlarla ilgili işlemler, avukatla görüşmeyi kısıtlama, davayı uzatacak durumlarda taleplerin reddi gibi hem avukatlık, savunma mesleğini kısıtlamaya yönelik maddeler ile köy korucularıyla ilgili maddeler, güvenlik korucularıyla ilgili maddeler, Sahil Güvenlik teşkilatıyla ilgili maddelerde kanun metninden çıkarma önergeleri vermeyeceğiz, tek tek okutmak ve şey olmasın… Bir an önce bu KHK’lerin hukuka kavuşması, hukuk denetimine girmesi lazım. Ama ilgili maddelere vereceğimiz ret oylarının, bu konudaki grubumuzun kanaatini ve kanun metninden çıkarma önergesi olarak değerlendirilmesini yüce Meclisin takdirine sunuyor, tutanaklara böyle geçmesini talep ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özel.

Tutanaklara geçmiştir.

Sayın Yıldırım, sizin de söz talebiniz var.

Buyurun.

33.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin her maddesi üzerinde önerge vermemelerinin nedeninin usul ekonomisi olduğuna ve bunun kanun hükmünde kararnameleri destekledikleri anlamına gelmediğine ilişkin açıklaması

AHMET YILDIRIM (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İlk KHK’nin ilk bölümünün ilk maddesi olduğu için biz de usul ekonomisi açısından sadece bir önerge verdik 1’inci maddeyle ilgili. Ancak bundan sonrakileri vermememiz, o maddeleri desteklediğimiz anlamına gelmemeli; kökten, bütün KHK’lerin bütün maddelerine karşıyız.

Sözüm ona, bazı yurttaşların lehine, işte en son bir ay önce çıkarıldığı üzere taşeron işçilerin kadroya alınacağı yönündeki içinde maalesef aldatmacayı da barındıran KHK’ye de karşıyız. Bir yandan, sözüm ona taşeron işçilerini kadroya alma maddesi içeriyorken diğer yandan bazı maddelerde ise onların özlük haklarını kısıtlayan ve bazı güvencelerini ortadan kaldıran bir sözleşmeye, teminata imza atma zorunluluğu getirilmiştir. Bu temelde desteklediğimiz hiçbir maddesi yoktur. Ülke bu kadar olağanüstülüğü değil, olağan hâli ve demokratik rejimi; KHK’leri değil, anayasal düzeni ve hukukun üstünlüğünü hak edebilecek müktesebata sahiptir. İktidarın kendisinden bu tahayyüllerinden vazgeçmesini, bir an önce bunları tümüyle iptal etmesini talep ediyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yıldırım, sizin de sözleriniz tutanaklara geçmiştir.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 676 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/783) ile İçtüzük’ün 128’inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi (S. Sayısı: 437) (Devam)

BAŞKAN – Şimdi 1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

4’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

5’inci maddede 1 adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 437 sıra sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 5’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 5 – 5271 sayılı Kanunun 188’inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Müdafiin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi hâlinde duruşmaya devam edilir.”

                              Mehmet Naci Bostancı                              Mehmet Doğan Kubat                                    Ramazan Can

                                         Amasya                                                    İstanbul                                                    Kırıkkale

                                     Halil Eldemir                                             Ayşe Doğan                                            Necip Kalkan

                                          Bilecik                                                     Tekirdağ                                                      İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Katılıyoruz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 96’ncı maddesiyle yapılan değişiklik metne yansıtılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 5’inci madde kabul edilmiştir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özel, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

34.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 5’inci maddesiyle ilgili önergenin kabul edilmesi ve OHAL KHK’lerinin ivedilikle görüşülmesinin önemine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Bu maddenin ve önergenin içeriği -OHAL ilan edileli on sekiz ay oldu- avukat olmadan da duruşmalara devam edilebilme maddesi, biraz önce bir iktidar önergesiyle –ki herkes destekledi- geri çekildi. Bugün bu KHK’yi burada görüştüğümüz için çok uzağına düştüğümüz hukuk devletine bir adım geri geldik şimdi ve bu Resmî Gazete’de yayınlandıktan sonra artık duruşmalar avukatsız devam etmeyecek. Aksi durumun ne anlama geldiğini gördüğümüz bir noktada OHAL KHK’lerinin ivedilikle görüşülebilmesi konusundaki Meclis iradesinin bir kez daha altını çizmek istedik.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özel.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 676 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/783) ile İçtüzük’ün 128’inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi (S. Sayısı: 437) (Devam)

BAŞKAN – 6’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

7’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

8’inci maddede bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 437 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 8’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                              Mehmet Naci Bostancı                              Mehmet Doğan Kubat                                    Ramazan Can

                                         Amasya                                                    İstanbul                                                    Kırıkkale

                                     Halil Eldemir                                             Ayşe Doğan                                            Necip Kalkan

                                          Bilecik                                                     Tekirdağ                                                      İzmir

"MADDE 8- 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanununun 74 üncü maddesinde yer alan "geçici köy” ibareleri "güvenlik” şeklinde, 74 üncü ve ek 18 inci maddelerinde yer alan "Geçici köy” ibareleri "Güvenlik” şeklinde, 74 üncü maddesinde yer alan "Geçici Köy” ibaresi "Güvenlik” şeklinde, 74 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "gönüllü korucu” ibaresi "gönüllü güvenlik korucusu” şeklinde ve aynı fıkrada yer alan "gönüllü korucular” ibaresi "gönüllü güvenlik korucuları” şeklinde değiştirilmiştir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Katılıyoruz Başkanım.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

690 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 28’inci maddesiyle yürürlükten kaldırılan ek 16’ncı ve ek 17’nci maddelere ilişkin atıflar madde metninden çıkarılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

9’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

10’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

11’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

12’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

13’üncü madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 437 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 13’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"MADDE 13- 6136 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasına "yetki veren kayıt ve belgeler” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile 442 sayılı Kanunun 74 üncü maddesine göre görevlendirilen güvenlik korucuları ile köy veya mahalle muhtarları ve belediye başkanlarının edinecekleri en fazla bir adet silaha ait taşıma veya bulundurmaya yetki veren kayıt ve belgeler” ibaresi, beşinci fıkrasına "sayılan kişilere ait silahlar” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile 442 sayılı Kanunun 74 üncü maddesine göre görevlendirilen güvenlik korucuları ile köy veya mahalle muhtarları ve belediye başkanlarının edinecekleri en fazla bir adet silah” ibaresi eklenmiş ve aynı maddenin yedinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Ateşli silahla işlenen suçlardan hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hapis cezasına mahkûm olanlara, affa uğramış olsalar bile ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilemez.”

                              Mehmet Naci Bostancı                              Mehmet Doğan Kubat                                    Ramazan Can

                                         Amasya                                                    İstanbul                                                    Kırıkkale

                                  Hasan Basri Kurt                                         Necip Kalkan

                                         Samsun                                                       İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Katılıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi mi okutuyorum?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Evet, evet.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 4’üncü maddesiyle yapılan değişiklik metne yansıtılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

14’üncü madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 437 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 14’üncü maddesinde yer alan "Milli Savunma Bakanlığına” ibaresinin "Savunma Sanayii Müsteşarlığına” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                              Mehmet Naci Bostancı                                     Halil Eldemir                                           Necip Kalkan

                                         Amasya                                                     Bilecik                                                        İzmir

                              Mehmet Doğan Kubat                                      Ayşe Doğan                                           Ramazan Can

                                         İstanbul                                                    Tekirdağ                                                   Kırıkkale

                                  Hasan Basri Kurt

                                         Samsun

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Katılıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 41’inci maddesiyle yapılan ibare değişikliği metne yansıtılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

15’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

16’ncı madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 437 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 16’ncı maddesinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                              Mehmet Naci Bostancı                              Mehmet Doğan Kubat                                    Ramazan Can

                                         Amasya                                                    İstanbul                                                    Kırıkkale

                                     Halil Eldemir                                             Ayşe Doğan                                            Necip Kalkan

                                          Bilecik                                                     Tekirdağ                                                      İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Katılıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Bu maddede öngörülen düzenlemeler 6756 sayılı Kanun’un 112’nci maddesine önergelerle yansıtılarak kabul edilmiş olduğundan ihtiyaç kalmayan madde metinden çıkarılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Madde metinden çıkarılmıştır.

17’nci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 437 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 17’nci maddesinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                              Mehmet Naci Bostancı                              Mehmet Doğan Kubat                                    Ramazan Can

                                         Amasya                                                    İstanbul                                                    Kırıkkale

                                     Halil Eldemir                                             Ayşe Doğan                                            Necip Kalkan

                                          Bilecik                                                     Tekirdağ                                                      İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Katılıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Bu maddede öngörülen düzenleme, 6755 sayılı Kanun’un 16’ncı maddesine önergeyle yansıtılarak kanunlaştığından metinden çıkarılmaktadır.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Madde metinden çıkarılmıştır.

18’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

19’uncu madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 437 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 19’uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                              Mehmet Naci Bostancı                              Mehmet Doğan Kubat                                    Ramazan Can

                                         Amasya                                                    İstanbul                                                    Kırıkkale

                                     Halil Eldemir                                             Ayşe Doğan                                            Necip Kalkan

                                          Bilecik                                                     Tekirdağ                                                      İzmir

“MADDE 19- 2803 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“Yürürlükteki anlaşmalar

GEÇİCİ MADDE 7- Jandarma Genel Komutanlığının halihazırda devam eden yabancı ülkeler ile eğitim ve işbirliği anlaşmaları ve protokollerinde belirtilen esaslara göre İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülür.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Katılıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

690 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 22’nci maddesiyle yapılan değişiklik metne yansıtılmaktadır.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

20’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

21’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

22’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

23’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

24’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

25’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

26’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

27’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

28’inci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 437 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 28’inci maddesinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                              Mehmet Naci Bostancı                              Mehmet Doğan Kubat                                    Ramazan Can

                                         Amasya                                                    İstanbul                                                    Kırıkkale

                                     Halil Eldemir                                             Ayşe Doğan                                            Necip Kalkan

                                          Bilecik                                                     Tekirdağ                                                      İzmir

                                                                                                      İsmail Tamer

                                                                                                          Kayseri

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Katılıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu maddede öngörülen düzenleme, 6757 sayılı Kanun’un 23’üncü maddesine önergeyle yansıtılarak kanunlaştığından metinden çıkarılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Madde metninden çıkarılmıştır.

29’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özel, buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biraz önce olağanüstü hâl KHK’siyle düzenlenen Kamu Personeli Seçme Sınavı şartı aranmadan özel harekâtçı alınabilmesine olanak tanıyan maddeyi Meclis kanun metninden çıkardı ve yeniden KPSS aranıyor. Sayın Bakandan bu aradaki dönemde KPSS şartı aranmadan kaç özel harekât personelinin alındığıyla ilgili, eğer varsa, bilgiyi Meclise vermesini, yoksa, yazılı olarak da gönderecek olursa onun da bizim açımızdan yeterli olduğunu ifade etmek istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özel.

Sayın Bakan, şimdi mi...

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Şu anda yanımda bir bilgi yok, bilahare arz ederim.

BAŞKAN – Peki, daha sonra yazılı da olabilir.

Teşekkürler.

Sayın milletvekilleri, birinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Şimdi, ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

İkinci bölüm 30 ila 57’nci maddeleri kapsamaktadır.

İkinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

30’uncu madde üzerinde bir önerge var, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 437 sıra sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 30’uncu maddesinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                              Mehmet Naci Bostancı                              Mehmet Doğan Kubat                                    Ramazan Can

                                         Amasya                                                    İstanbul                                                    Kırıkkale

                                  Hasan Basri Kurt                                         Necip Kalkan

                                         Samsun                                                       İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Katılıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu maddede öngörülen değişiklik 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 62’nci maddesiyle uygulama kabiliyetini kaybettiğinden metinden çıkarılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Madde metinden çıkarılmıştır.

31’inci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 437 sıra sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 31’inci maddesinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                              Mehmet Naci Bostancı                                     Halil Eldemir                              Mehmet Doğan Kubat

                                         Amasya                                                     Bilecik                                                     İstanbul

                                     Necip Kalkan                                         Hasan Basri Kurt

                                           İzmir                                                       Samsun

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Katılıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu maddede öngörülen değişiklik 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 55’nci maddesiyle uygulama kabiliyetini kaybettiğinden metinden çıkarılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Madde metinden çıkarılmıştır.

32’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

33’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

34’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

35’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

36’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

37’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

38’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

39’uncu madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 437 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 39’uncu maddesinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz..

                              Mehmet Naci Bostancı                              Mehmet Doğan Kubat                                    Ramazan Can

                                         Amasya                                                    İstanbul                                                    Kırıkkale

                                     Halil Eldemir                                             Ayşe Doğan

                                          Bilecik                                                     Tekirdağ

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu maddede öngörülen düzenleme, 6755 sayılı Kanun’un 36’ncı maddesine önergeyle yansıtılarak kanunlaştığından metinden çıkarılmaktadır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Madde metinden çıkarılmıştır.

40’ıncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

41’inci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 437 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 41’inci maddesinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz..

                              Mehmet Naci Bostancı                              Mehmet Doğan Kubat                                    Ramazan Can

                                         Amasya                                                    İstanbul                                                    Kırıkkale

                                     Necip Kalkan                                         Hasan Basri Kurt

                                           İzmir                                                       Samsun

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) - Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu maddede öngörülen düzenleme, 6755 sayılı Kanun’un 21’inci maddesine önergeyle yansıtılarak kanunlaştığından metinden çıkarılmaktadır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Madde metinden çıkarılmıştır.

42’nci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 437 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 42’nci maddesiyle 2803 sayılı Kanun’a eklenen geçici maddenin numarasının “(8)” şeklinde teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

                              Mehmet Naci Bostancı                         Lütfiye İlksen Ceritoğlu Kurt                               Necip Kalkan

                                         Amasya                                                     Çorum                                                        İzmir

                              Mehmet Doğan Kubat                                     Ramazan Can

                                         İstanbul                                                    Kırıkkale

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Madde numaralarının teselsülü sağlanmaktadır.

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

43’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

44’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

45’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

46’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

47’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

48’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

49’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

50’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

51’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

52’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

53’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

54’üncü madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 437 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 54’üncü maddesinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                              Mehmet Naci Bostancı                              Mehmet Doğan Kubat                                    Ramazan Can

                                         Amasya                                                    İstanbul                                                    Kırıkkale

                                     Necip Kalkan                                         Hasan Basri Kurt

                                           İzmir                                                       Samsun

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

357 sayılı Kanun 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 203’üncü maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından, uygulama kabiliyeti kalmayan madde metinden çıkarılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Madde metinden çıkarılmıştır.

55’inci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 437 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 55’inci maddesinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                              Mehmet Naci Bostancı                              Mehmet Doğan Kubat                                    Ramazan Can

                                         Amasya                                                    İstanbul                                                    Kırıkkale

                         Lütfiye İlksen Ceritoğlu Kurt                                İsmail Tamer                                           Necip Kalkan

                                          Çorum                                                      Kayseri                                                       İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

671 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin kabulüne dair 6757 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesi bu maddede öngörülen düzenlemeleri mündemiç olduğundan, ihtiyaç kalmayan madde metinden çıkarılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Madde metinden çıkarılmıştır.

56’ncı madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 437 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 56’ncı maddesinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                              Mehmet Naci Bostancı                              Mehmet Doğan Kubat                                    Ramazan Can

                                         Amasya                                                    İstanbul                                                    Kırıkkale

                         Lütfiye İlksen Ceritoğlu Kurt                                İsmail Tamer                                           Necip Kalkan

                                          Çorum                                                      Kayseri                                                       İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

671 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin kabulüne dair 6757 sayılı Kanun’un 6’ncı maddesi, bu maddede öngörülen düzenlemeleri mündemiç olduğundan, ihtiyaç kalmayan madde metinden çıkarılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Madde metinden çıkarılmıştır.

57’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

İkinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Şimdi üçüncü bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

Üçüncü bölüm 61’inci maddeye bağlı geçici madde 3, geçici madde 4, geçici madde 5, geçici madde 6 ve geçici madde 7 de dâhil 58 ila 73’üncü maddeleri kapsamaktadır.

Şimdi, üçüncü bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

58’inci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 437 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 58’inci maddesinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                              Mehmet Naci Bostancı                                  Hasan Basri Kurt                           Mehmet Doğan Kubat

                                         Amasya                                                     Samsun                                                     İstanbul

                                     Ramazan Can                                            İsmail Tamer                                           Necip Kalkan

                                        Kırıkkale                                                    Kayseri                                                       İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

669 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin kabulüne dair 6756 sayılı Kanun’un 35’inci maddesi, bu maddede öngörülen düzenlemeleri mündemiç olduğundan ihtiyaç kalmayan madde metinden çıkarılmaktadır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, bu şekilde madde metinden çıkarılmıştır.

59’uncu madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 437 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 59’uncu maddesinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                              Mehmet Naci Bostancı                              Mehmet Doğan Kubat                                     Halil Eldemir

                                         Amasya                                                    İstanbul                                                     Bilecik

                                      Ayşe Doğan                                             Ramazan Can                                          Necip Kalkan

                                         Tekirdağ                                                   Kırıkkale                                                      İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

6756 sayılı Kanun’un 37’nci maddesi, bu maddede öngörülen düzenlemeleri mündemiç olduğundan ihtiyaç kalmayan madde metinden çıkarılmaktadır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Madde metinden çıkarılmıştır.

60’ıncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Madde 61 geçici madde 3’ü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Madde 61 geçici madde 4 üzerinde bir adet önerge var, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 437 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 61’inci maddesiyle 1325 sayılı Kanun’a eklenen geçici 4’üncü maddede yer alan “bir yıl içerisinde” ibaresinin “iki yıl içerisinde” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                              Mehmet Naci Bostancı                              Mehmet Doğan Kubat                                    Ramazan Can

                                         Amasya                                                    İstanbul                                                    Kırıkkale

                                     İsmail Tamer                                             Ayşe Doğan                                            Necip Kalkan

                                         Kayseri                                                    Tekirdağ                                                      İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 42’nci maddesiyle yapılan değişiklik metne yansıtılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda madde 61 geçici madde 4’ü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Madde 61 geçici madde 5’i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Madde 61 geçici madde 6’yı oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Madde 61 geçici madde 7’yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

62’nci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 437 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 62’nci maddesinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                              Mehmet Naci Bostancı                              Mehmet Doğan Kubat                                    Ramazan Can

                                         Amasya                                                    İstanbul                                                    Kırıkkale

                                      Ayşe Doğan                                               Salih Cora

                                         Tekirdağ                                                    Trabzon

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

6758 sayılı Kanun’un 43’üncü maddesi, bu maddede öngörülen düzenlemeleri mündemiç olduğundan ihtiyaç kalmayan madde metinden çıkarılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Madde metinden çıkarılmıştır.

63’üncü madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 437 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 63’üncü maddesinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                              Mehmet Naci Bostancı                              Mehmet Doğan Kubat                                    Ramazan Can

                                         Amasya                                                    İstanbul                                                    Kırıkkale

                                     İsmail Tamer                                             Ayşe Doğan                                            Necip Kalkan

                                         Kayseri                                                    Tekirdağ                                                      İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

6757 sayılı Kanun’un 11’inci maddesi, bu maddede öngörülen düzenlemeleri mündemiç olduğundan ihtiyaç kalmayan madde metinden çıkarılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde metinden çıkarılmıştır.

64’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

65’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

66’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

67’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

68’inci maddede bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 437 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 68’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                              Mehmet Naci Bostancı                              Mehmet Doğan Kubat                                    Ramazan Can

                                         Amasya                                                    İstanbul                                                    Kırıkkale

                                  Hasan Basri Kurt                                         Necip Kalkan                                            İsmail Tamer

                                         Samsun                                                       İzmir                                                       Kayseri

"MADDE 68- 11/4/2002 tarihli ve 4752 sayılı Astsubay Meslek Yüksek Okulları Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 4- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak temin faaliyeti ile astsubay meslek yüksek okullarına üniversitelerin ilgili bölümlerinden öğrenci alınabilir. Astsubay meslek yüksek okullarına geçişe ilişkin usul ve esaslar Millî Savunma Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu tarafından müştereken belirlenir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 130’uncu maddesiyle yapılan değişiklik metne yansıtılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

69’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

70’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

71’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

72’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

73’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Üçüncü bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Şimdi, dördüncü bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

Dördüncü bölüm 74 ila 92’nci maddeleri kapsamaktadır.

Dördüncü bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

74’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

75’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

76’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

77’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

78’inci maddede bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 437 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 78’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                              Mehmet Naci Bostancı                              Mehmet Doğan Kubat                                    Ramazan Can

                                         Amasya                                                    İstanbul                                                    Kırıkkale

                                  Hasan Basri Kurt                                         Necip Kalkan                                            İsmail Tamer

                                         Samsun                                                       İzmir                                                       Kayseri

                                       Salih Cora

                                         Trabzon

"MADDE 78- 5580 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

"EK MADDE 2- Okullar ile özel öğretim kursları hariç olmak üzere başka adlarla da olsa ilköğretim ve ortaöğretim örgün eğitim programlarının aynısı veya bir kısmını uygulayan ya da bu programlara yönelik deneme, seviye tespit sınavı gibi adlarla toplu sınav organizasyonları yapmak üzere faaliyet göstermek için yüz yüze veya uzaktan öğretim yöntemi ile özel öğretim kurumları veya yerler açılamaz, işletilemez, öğretim programları oluşturulamaz. Sivil toplum kuruluşları ile yükseköğretim kurumlarının sürekli eğitim merkezleri gibi birimlerinde de bu faaliyetler yürütülemez. Belediyeler ise il millî eğitim müdürlükleri ile yapılan ve Bakanlıkça onaylanan ortak işbirliği protokolleri çerçevesinde, örgün eğitim programlarına destek mahiyetinde ücretsiz kurslar açabilir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

678 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 34’üncü maddesiyle yapılan değişiklikler metne yansıtılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

79’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

80’inci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 437 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 80’inci maddesinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                              Mehmet Naci Bostancı                              Mehmet Doğan Kubat                                    Ramazan Can

                                         Amasya                                                    İstanbul                                                    Kırıkkale

                                  Hasan Basri Kurt                                         Necip Kalkan                                            İsmail Tamer

                                         Samsun                                                       İzmir                                                       Kayseri

                                       Salih Cora

                                         Trabzon

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu maddede yer alan düzenlemenin 6755 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesine eklenerek kanunlaşması nedeniyle uygulama kabiliyeti kalmadığından metinden çıkarılmaktadır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde metinden çıkarılmıştır.

81’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

82’nci maddede bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 437 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 82’nci maddesinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                              Mehmet Naci Bostancı                              Mehmet Doğan Kubat                                    Ramazan Can

                                         Amasya                                                    İstanbul                                                    Kırıkkale

                                     İsmail Tamer                                               Salih Cora                                             Necip Kalkan

                                         Kayseri                                                     Trabzon                                                       İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu maddede yer alan düzenlemenin 6758 sayılı Kanun’un 1’inci maddesine eklenerek kanunlaşması nedeniyle uygulama kabiliyeti kalmadığından metinden çıkarılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Madde metinden çıkarılmıştır.

83’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

84’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

85’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın Özel, söz talebiniz var, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

35.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin kabul edilen 85’inci maddesinin Meclisin daha önceki tutumuyla çelişkili olduğuna ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, aslında, 85’inci maddenin oylaması geçti ama tam bu aşamada şunun altını çizmek gerekir: Rektör seçimlerinin kaldırıldığı ve Cumhurbaşkanı tarafından doğrudan atama yapılmasıyla ilgili bir madde. Bunun daha hafifi bu Meclis tarafından görüşülüp dört grubun ortak önergesiyle geri çekilmişti. Bunu KHK’yle getirdiler ve biraz önce, iktidar partisi kendi iradesiyle ve önergesiyle çekilmiş olan rektör seçimleriyle ilgili maddeyi buradaki uzun tartışmalardan sonra kendisine yapılan OHAL KHK darbesini şimdi kabul ederek tutumunu sürdürmedi ve bunu kanunlaştırmış oluyor. Bu tarihî bir noktadır, elbette Anayasa Mahkemesi denetimine açılacaktır, gidecektir bu ama bu Meclisin kararına karşı OHAL KHK’sine Meclisin burada boyun eğmek yerine bu maddenin metinden çıkarılmasını teklif etmesi gerekirdi. Tekririmüzakere yoluyla bunun yapılabilmesi mümkündür. Meclisin takdirlerine arz ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özel.

Bunu sanırım değerlendirecektir Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu, sizin ifade ettiğiniz konuyu.

Ben maddeleri oylamaya devam edeceğim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Tabii efendim.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 676 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/783) ile İçtüzük’ün 128’inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi (S. Sayısı: 437) (Devam)

BAŞKAN – 86’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

87’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

88’inci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 437 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 88’inci maddesinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                              Mehmet Naci Bostancı                              Mehmet Doğan Kubat                                    Ramazan Can

                                         Amasya                                                    İstanbul                                                    Kırıkkale

                                     Necip Kalkan                                         Hasan Basri Kurt

                                           İzmir                                                       Samsun

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu maddede yer alan düzenlemenin 6757 sayılı Kanun’un 27’nci maddesine eklenerek kanunlaşması nedeniyle uygulama kabiliyeti kalmadığından metinden çıkarılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Madde metinden çıkarılmıştır.

89’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

90’ıncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

91’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

92’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN - Buyurun.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Kanunun son oylamasından önce bir redaksiyon talebimiz olacak, arz ediyorum.

Görüşülmekte olan 437 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Genel Kurulun kabulüyle kanunlaşacağından düzenlemenin adının “Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun” şeklinde değiştirilmesi, ayrıca metinde geçen ve görüştüğümüz kanun hükmünde kararnameye atıfta bulunan “Kanun Hükmünde Kararname” ibarelerinin “Kanun” olarak değiştirilmesine yönelik redaksiyon talebimizi sunuyorum.

Arz ederim.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Komisyon Başkan Vekilinin ifade ettiği gerekli redaksiyon kanun yazılırken dikkate alınacaktır.

Çıkarılan maddeler nedeniyle gerekli teselsül kanun yazımı sırasında Başkanlığımızca yapılacaktır.

Ayrıca, açık oylamanın ertelenmesine ilişkin bir ifadeyi arz etmek istiyorum sayın milletvekilleri.

Kanun hükmünde kararnamenin tümünün oylaması açık oylamaya tabidir. İç Tüzük’ün 145’inci maddesinin ikinci fıkrasında “Başkanın gerekli görmesi halinde açık oylama oturumun sonuna veya haftanın belli bir gününe bırakılabilir.” denilmektedir. Bu hüküm çerçevesinde -oturumu yöneten Başkan olarak- tasarının tümünün açık oylaması 1 Şubat 2018 Perşembe gününe bırakılmıştır. Belirtilen gündeki birleşimde gündemin “Oylaması Yapılacak İşler” kısmında tasarının tümünün açık oylaması yapılacaktır.

Bilgilerinize sunulur.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, bir kısa söz talebim var.

BAŞKAN – Sayın Özel, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

36.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin açık oylamasının 1 Şubat 2018 Perşembe gününe bırakılması kararının 4 grubun mutabakatıyla olduğuna ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İç Tüzük’ün verdiği bir hakla perşembe gününe bu bırakılıyor çünkü yol almak istiyoruz. Buna grubumuzun da mutabakatı var ama bunun bir suistimal örneği olmaması açısından bu konunun 4 grubun mutabakatıyla olduğu için tarafınızdan uygun görüldüğü ve emsal teşkil etmeyeceğini kayda geçirebilirsek bence çok doğru olur.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Doğrudur.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Doğrudur.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, İç Tüzük’ün bana vermiş olduğu takdir yetkisini kullanarak zaten ben de bunu yaptım ama evet, 4 grubun anlaşması üzerine bu gerçekleşmiştir.

Teşekkür ediyoruz Sayın Özel.

Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.26

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati:21.39

BAŞKAN: Başkan Vekili Pervin BULDAN

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Sema KIRCI (Balıkesir)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 52’nci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

2’nci sıraya alınan 678 Sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/790) ile İçtüzük’ün 128’inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi’nin görüşmelerine başlayacağız.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

2.- 678 Sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/790) ile İçtüzük’ün 128’inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi (S. Sayısı: 445) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon raporu 445 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince, bu kanun hükmünde kararname İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında temel kanun olarak görüşülecektir. Bu nedenle, kanun hükmünde kararname tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanıp maddelerine geçilmesi kabul edildikten sonra bölümler hâlinde görüşülecek ve bölümlerde yer alan maddeler ayrı ayrı oylanacaktır.

Şimdi, kanun hükmünde kararnamenin tümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Hatay Milletvekili Sayın Mehmet Necmettin Ahrazoğlu konuşacak.

Buyurun Sayın Ahrazoğlu. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MEHMET NECMETTİN AHRAZOĞLU (Hatay) -Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; 678 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, konuşmama başlamadan önce… Kahraman Türk askerlerinin huzur için, istikrar için, güvenlik için, sükûnet ve selamet için başlattığı Zeytin Dalı Harekâtı bugün itibarıyla 11’inci gününü tamamlamıştır. Afrin'e 13 kilometre uzaklıkta bulunan ve son derece stratejik bir mevki olan Burseya Tepesi hainlerden temizlenmiştir. Beton kuleler yok edilmekte, teröristler tutundukları alanlardan sökülüp atılmakta, bir yandan can verirlerken diğer yandan da can havliyle Rajo, Cinderes ve Afrin merkeze doğru kaçmaktadır.

Bölge halkı, özellikle Hassa, Kırıkhan ve Reyhanlı –Hatay’daki ilçelerimizin- sınırlarında olan ve Afrin’e komşu köylerde yaşayan ve Afrin'de akrabaları bulunan vatandaşlarımızla yaptığımız görüşmelerde -bölgede- Suriye tarafındaki akrabalarının harekâtı kendilerinin de desteklediklerini, teröristlerden bir kurtuluş olduğunu söylemektedirler.

Ordumuz, emperyalist güçler gibi bölgeyi işgale değil, ülke güvenliği ve bölge insanlarına huzur ve güven içinde yaşama hakkı sağlamak için oradadır. Bu nedenle de bölge insanları bu harekâtı desteklemektedir; ordumuzu kucaklamakta ve kurbanlar keserek karşı tarafa göndermektedir. Özellikle PYD ve PKK tarafından buralardan atılan ve bölgemizde bulunan Kürt kökenli kardeşlerimize yönelik saldırılar Hatay’a atılan roketlerle devam ettirilmektedir. İstismar edilmektedir, onlar istismar edilirken bir vesileyle de onlara karşı durmalarını söylemekte ancak Hataylı hemşehrilerimiz, Hataylı vatandaşlarımız bu teröristlere itibar etmemektedir. Bu vesileyle Cenab-ı Allah'tan, tarih yazan Afrin kahramanlarının hepsini korumasını, kollamasını niyaz ediyor, aziz şehitlerimizi de rahmetle anıyorum.

Değerli milletvekilleri, 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası 21 Temmuz 2016 tarihinden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edilen olağanüstü hâl kanun hükmünde kararname sayısı 31 olmuştur. Bu kanun hükmünde kararnamelerden bugüne kadar 5'i Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmüştür, şu an Genel Kurulda 25 adet ve komisyonda da 1 adet kanun hükmünde kararname bulunmaktadır. Görüşmekte olduğumuz 768 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 12’nci sırada bulunmakta olup 2 bölüm ve 39 maddeden oluşmaktadır. Bu kanun hükmünde kararname Büyük Millet Meclisine 22/11/2016 tarihinde gelmiştir. O tarihten itibaren de beklemekteydi.

Değerli milletvekilleri, 678 sayılı Kanun Hükmünde Kararname neyi kapsıyor, onu bir hatırlatmak isterim. Kararname 49 yaşını dolduran güvenlik korucularının emeklilik hakkı, özel veya resmî her türlü konaklama tesislerinin tüm kayıtlarının bilgisayarlarda günü gününe kaydedilmesi, genel kolluk kuvvetlerine bilgi verilmesi, 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleriyle bu eylemlerin devamı niteliğindeki eylemlere görevi olmadığı hâlde mukavemet ederken şehit olan kahraman insanlarımızın kendilerinden olma çocukları ile aynı anne ve babadan kardeşlerinin istekli olmadıkça silah altına alınmaması, silah altındakilerin istemeleri hâlinde ise terhis edilmesi, Özel Kuvvetler Komutanlığının emrinde görev yapan subaylarla ilgili düzenleme yapılması, terör örgütleriyle iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu Millî İstihbarat Teşkilatı veya Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen gerçek ve tüzel kişilerin 4734 sayılı Kanun kapsamındaki ihalelere alınmalarının engellenmesi gibi birtakım maddeleri kapsamaktadır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’nin önünde mutlaka aşması ve sonuçlandırması gereken üç ayaklı bir terör sorunu bulunmaktadır. Bunun birinci ayağını FET֒yle mücadele oluşturmaktadır; ikincisi elbette ki PKK, diğeri ise güney sınırlarımız boyunca zehir kusan PYD ve YPG ittifakıdır. Bu terör örgütlerinin hepsiyle amansız bir mücadele yapıldığını görüyor ve bunu da memnuniyetle izliyoruz. Cenab-ı Allah’tan bunlarla mücadele eden tüm güvenlik güçlerimizi korumasını, kollamasını niyaz ediyorum.

Türk milleti 15 Temmuzda vahşi ve vandal bir saldırıya maruz kalmıştır. 15 Temmuz FETÖ darbe teşebbüsü 250 vatan evladının şehadetine, 2.194 vatan evladının yaralanmasına neden olmuştur.

Yüce dinimizi emellerine alet eden imansızlar, safiyane duyguları sömüren inançsızlar himmet toplayarak, hizmet yaygarası kopararak Türkiye’yi imha etmeye kalkışmışlardır. Bu ihaneti, Türk milleti göğsünü siper ederek durdurmuştur.

Değerli milletvekilleri, adalet olmadan devletin varlık göstermesi, egemenlik haklarını meşru zeminlerde müdafaa ihtimali yoktur. Eğer suçu, günahı olmayan bir masum şu anda FETÖ iftirasıyla pençeleşiyor, kendini temize çıkarmak için çırpınıyorsa bundan sadece bir kişi değil, insanım diyen, insanlık değerlerine hürmet eden herkes zarar görecektir. Mahkeme kararı olmadan bir kişiye suçlu muamelesi yapmak kuşkusuz felakettir ve hukuken anlamsızdır.

Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli Bey’in belirttiği konulara dikkatinizi çekmek istiyorum. FETÖ'yle mücadelede devlet aklı topyekûn devrede midir, yoksa sınırlı sayıda kişinin, kısıtlı sayıda devlet ve siyaset adamının gayret ve çabasıyla mı süreç ilerlemektedir? FETÖ'yle mücadelenin bir stratejisi var mıdır, bir konsepti hazırlanmış mıdır, siyasi ve hukuki bir eylem planı kurgulanmış mıdır; fikrî temelleri, millî hedefleri, hukuki sınırları berrak bir zihin ve siyaset kavrayışıyla belirlenmiş midir? Bu terör örgütüyle mücadelenin öncelikleri nelerdir, neler olmalıdır? FETÖ'cülüğün standart bir tanımı ve tasviri yapılmış mıdır? Biriken sosyal maliyeti, devlete karşı yükselen ön yargıları, toplumsal tabana yayılan mağduriyetleri nasıl ve hangi tedbir zinciriyle bertaraf edeceğiz? İşte, diyorum ki bunlara kulak verilmesi gerekmektedir.

FETÖ hıyanetinin kökünün kazınma seferberliğinde yargı organları arasındaki anlaşmazlık ve kutuplaşma kabul edilebilir, millet vicdanında normal görülen şeyler değildir. FETÖ davaları artık süratle karara bağlanmalı, süregelen mahkeme safhaları nihai hükmü açıklanmalıdır. Mahkemelerden takipsizlik kararı alan ve mağduriyeti ispatlananların bir an önce göreve iadeleri, mağduriyetlerin giderilmesi gerekmektedir diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ahrazoğlu.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Iğdır Milletvekili Sayın Mehmet Emin Adıyaman.

Buyurun Sayın Adıyaman. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii, kanun hükmünde kararnamelerin onaylanması Meclis gündeminde. Aslında başından beri hep ifade ettiğimiz gibi 31 kanun hükmünde kararname çıkarıldı ama kanun hükmünde kararnamelerin Meclise sunulması gerek Anayasa gerekse İç Tüzük’teki düzenlemelerle aslında komisyonlarda en fazla yirmi gün içinde ve Anayasa’ya göre de otuz gün içerisinde OHAL kanun hükmünde kararnamelerinin Meclis onayına sunulması gerekiyordu. Ama maalesef on sekiz ay geçmesine rağmen kanun hükmünde kararnameler sadece kanun hükmünde kararname olarak yürürlüğe konuldu; Meclisin, Anayasa’nın 7’nci maddesinden kaynaklanan yasama yetkisi baypas edildi ve kanun hükmünde kararnameler rejimi Türkiye'de inşa edildi.

Şimdi, tabii, kanun hükmünde kararnamelere ihtiyaç var. Baskıcı, dışlayıcı, kurumları ve değerleri hiçe sayan, kendini ülkenin tek sigortası gören, kişisel yaklaşımını tek doğru sanan bir lider ve onun temsil ettiği zihniyetin bu ülkeye verdiği zararların da aslında tarihsel belgeleri olarak kanun hükmünde kararnameler Türkiye siyaset tarihinde yerini almış olacaktır. Kanun hükmünde kararnameler rejimi, demokrasinin, Anayasa ve yasaların hiç edildiği; özgürlüklerin düşünce ve ifade özgürlüğünün rafa kaldırıldığı; tekçi, totaliter rejimin adım adım inşa edilmesinin birer aracı olarak da kullanılıyor maalesef bugünkü siyasal iktidar tarafından.

Olağan şartlarda ülkeyi yönetemeyeceğini gören AKP iktidarı en kolay yol olarak olağanüstü hâl ve olağanüstü hâle bağlı kanun hükmünde kararnamelerle toplumu baskılamaya, halkı baskı altında tutmaya... AKP dışında iktidarı eleştiren, iktidara muhalif olan herkesi susturan, tüm toplumu biat etmeye zorlayan ve verilene razı olan, ses çıkarmayan, biat eden bir toplumu yaratmanın en kolay yolu tabii ki olağanüstü hâl rejimi ve bu olağanüstü hâle dayalı, hukuku hiçe sayan, Anayasa’yı ve Meclis İçtüzüğü’nü hiçe sayan kanun hükmünde kararnameler rejimidir. Bu, AKP için en kolay yönetme yoludur. Bunun dışında başka türlü yönetme şansı yok çünkü olağan koşullarda demokratik sistem içerisinde elbette muhalefetin sesi yükselecektir, halk tepkilerini ortaya koyacaktır ve AKP için yönetilemez bir süreç başlayacaktır. İşte, bunun en basit yolu, kanun hükmünde kararnamelerle toplumu âdeta içtimaya geçirmek, bütün ülkeyi bir açık cezaevine dönüştürmektir. “Ben olmazsam ülke yıkılır.” “Bana biat etmeyen düşmandır.” HDP düşmandır, aydınlar düşman, üniversite akademisyenleri düşman, sivil toplum kuruluşları düşman, sendikalar düşman, emekçi yığınlar düşman, kısacası AKP’nin mantalitesine uymayan, AKP’ye biat etmeyen, AKP’nin milliyetçi ve selefi anlayışını benimsemeyen herkes bu ülkede düşman. Dolayısıyla düşman olan veya düşman sayılan halk yığınlarının da maruz kaldığı şey, cezaevleri ve kanun hükmünde kararnamelerle işten, görevden atılmalar, kamu görevinden ihraç edilmeler şeklinde kendisini tezahür ettiriyor.

Şimdi, değerli arkadaşlar, evet, AKP ve Erdoğan iktidarının elinde kalan tek araç, kanun hükmünde kararnameler dedik. Kanun hükmünde kararnamelerle demokratik sistemin öngördüğü bütün yasal düzenlemeler bir gecede bir iradeyle, tek kişinin iradesiyle ülkenin gündemine sokulur. Ama, tabii bu kanun hükmünde kararnameler sistemini devam ettirmek için de AKP iktidarının sürekli bir biçimde çatışmalı ortama ihtiyacı var. Hem ülke içinde hem ülke dışında sürekli bir korku, bir fobi yaratması gerekiyor ve olağanüstü hâl ilanından bu tarafa, sürekli bir biçimde: “Bütün dünya Türkiye’ye düşman. Türkiye her an bölünecek bir konumda. Sağımız solumuz, işte, önümüz arkamız her tarafımız düşmanla kuşatılmış. Dolayısıyla, işte birtakım karanlık güçler sürekli Türkiye’de operasyon yapıyor. Aman, bu operasyonu durdurabilecek tek lider Tayyip Erdoğan. Sağcısı solcusu, dindarı ateisti, herkes Tayyip Erdoğan’ın etrafında bütünleşmeli. Ülkede Kurtuluş Savaşı yürütüyoruz…” Tam da bu mantalite üzerinden işte halkın milliyetçi duygularını, dini inançlarını sömürüye dayanan ama esasında kendi iktidarını çok daha rahat devam ettirmeye yönelik bir politika maalesef bu ülkede devam ettiriliyor. Ama, çok iyi biliyoruz ki 80 milyonluk Türkiye halkı eninde sonunda sizin bu iktidarınızı devam ettirmeye yönelik, yalan üzerine inşa olmuş, yalana dayalı, gerçeği altüst etmeye dayalı bu politikalarınızı mutlaka ama mutlaka deşifre edecek, mutlaka gerçekler su yüzüne çıkacaktır. Ve işte o zaman bu halkı artık bir daha kandıramayacaksınız. Bir daha bu halkın milliyetçi duygularıyla, dini duygularıyla oynamayacaksınız, oynayamayacaksınız. İktidarınız tarihe çok kötü bir iktidar olarak, totaliter bir iktidar olarak, bu ülkede olağanüstü hâl rejimiyle, kanun hükmünde kararnamelerle ülkeyi yöneten, ülkede ifade özgürlüğünü, demokrasiyi yok eden bir iktidar olarak tarihe geçeceksiniz.

Bakın, değerli arkadaşlar, kanun hükmünde kararnameler, özellikle OHAL kanun hükmünde kararnameleri Anayasa’nın 119 ve 121’inci maddesine göre çıkarılıyor ve otuz gün içerisinde mutlaka Meclis onayına sunulması gerekiyor ama 31 kanun hükmünde kararnameden bugüne kadar sadece 5 tanesi Meclis onayına sunuldu. Peki, geriye kalan 26 kanun hükmünde kararnameye dayanan idari işlemler, yapılan atamalar ya da yapılan tasarrufların hukuki ve Anayasal dayanağı var mıdır? Elbette yoktur çünkü emredici kural olan Anayasa’nın 121’inci maddesi ve İç Tüzük’ün 128’inci maddesine göre mevcut kanun hükmünde kararnameler Meclis onayından süresi içerisinde geçirilmemiştir, dolayısıyla bu kanun hükmünde kararnamelere dayanarak yapılan tüm idari tasarruflar hükümsüzdür çünkü ortada hukuka uygun, Anayasa’ya uygun ve İç Tüzük’e uygun yürürlükte OHAL kanun hükmünde kararnameleri yoktur.

Öte taraftan, bu kanun hükmünde kararnameler Anayasa’nın 7’nci maddesine de aykırı olan kanun hükmünde kararnameler. Çünkü, OHAL kanun hükmünde kararnameleri, amaca uygun, OHAL’in amacına, gerekliliğine uygun konular hakkında kanun hükmünde kararnameler çıkarılabiliyor. Oysa, biz, bugüne kadar çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin içeriğine baktığımız zaman, bu kanun hükmünde kararnamelerin büyük çoğunluğu olağanüstü hâlin gerektirdiği koşulların veya şartların dışında, normalde, Meclisin yasama yetkisi içerisinde olan hususlara ilişkin düzenlemeleri getirmiştir. Bu anlamıyla da kanun hükmünde kararnameler Anayasa’nın 7’nci maddesini açıkça ihlal etmiştir.

Yine, değerli arkadaşlar, kanun hükmünde kararnameler olağanüstü hâl süresince geçerli olan kararnamelerdir. Olağanüstü hâl kalktığı zaman, olağanüstü hâle dayalı tüm işlemler, tüm kanun hükmünde kararnameler hükmünü yitirir. Dolayısıyla, esasen yok olan, yok sayılan, yok kabul edilen kanun hükmünde kararnameler her ne kadar fiilen bugün Hükûmet tarafından yürürlüğe konuluyorsa da birtakım tasarruflar, birtakım idari işlemler yapılıyorsa da aslında yürürlükten kaldırdığı tüm mevzuat, tüm hükümler, olağanüstü hâlin kalkmasıyla birlikte bu kanun hükmünde kararnameler de hükmünü yitireceğinden…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Devamla) – …esasen yürürlüğe girmiş olacaktır.

Özetle, AKP iktidarının kanun hükmünde kararnameler rejimiyle bu ülkenin siyasal tarihine bir kara leke olarak geçtiğini ifade etmek istiyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Adıyaman.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Denizli Milletvekili Sayın Kazım Arslan.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA KAZIM ARSLAN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 445 sıra sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yi görüşmek ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına düşüncelerimizi söylemek üzere söz aldım. Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz 445 sıra sayılı Kanun Hükmünde Kararname 39 maddeden oluşmaktadır. Her bir maddeye baktığımızda gerçekten bu maddenin olağanüstü hâlle ilgisinin olmadığı, dolaylı bir şekilde olsa bile aslında Mecliste görüşülüp karara bağlanması gereken, kanunla düzenlemesinin yapılması gereken konular olduğunu görüyoruz. O nedenle, bu kanun hükmünde kararnamenin tamamının Anayasa'ya aykırı olduğunu açıklıkla belirtmek istiyorum ki burada bu kanun hükmünde kararnamenin kanunlaşmaması için bütün milletvekili arkadaşlarımızdan da bir ret kararının çıkarılmasını istiyorum. Şayet kabulü yönünde bir karar çıkacak olursa Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak Anayasa Mahkemesine gitmek üzere bu kanundaki sakıncaları ortaya koymak ve Anayasa’ya aykırılığını ispatlamak suretiyle de Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesini istemek durumundayız ve bunu gerçekleştirmek istiyoruz.

Değerli milletvekilleri, Anayasa’mızın 121’inci maddesinde aynen şu şekilde bir ibare var: Olağanüstü hâl döneminde çıkarılacak kanun hükmünde kararnamelerin ancak OHAL’le irtibatlı olması, ilgili olması ve OHAL’i gerektirecek nedenlerin ortadan kaldırılması için düzenlemelerin yapılması gerekirken, bugün görüştüğümüz birçok kanun hükmünde kararnamelerde ve uygulamalarında çok farklı alanlarda düzenlemelerin yapıldığını, Anayasa’ya aykırı olarak uygulandığını görüyoruz.

Değerli arkadaşlarım, biz sosyal bir hukuk devletiyiz. Hukuk devleti olma ilkemizi kesinlikle göz ardı edemeyiz; ettiğimiz takdirde öncelikle ülkemizdeki yurttaşlarımızın güvenini sarsmış, yarınını garanti edememiş, yurt dışındaki uluslararası ilişkilerimizde de kesinlikle Türkiye’nin imajını zedelemiş oluruz. O nedenle, ülkemiz içindeki iş dünyasının bakışını ve bu alandaki eleştirilerini dikkate almak suretiyle artık bu tür düzenlemelerin kanun hükmünde kararnameyle değil, kesinlikle Meclisimizde yapılması gerektiğini belirtmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten, o kadar çok ilgisiz alanlarda kanun hükmünde kararnameler çıkarıldı ki devletin temelini teşkil eden düzenlemeler yapıldığı gibi, OHAL’le kesinlikle hiç alakası olmayan, ilgisi olmayan konularda da düzenlemelerin yapıldığını ve uygulamaya sokulduğunu görüyoruz.

Şimdi görüşmekte olduğumuz kanun hükmünde kararnamenin maddelerine şöyle bir göz atalım, bakın neleri düzenliyor. 2’nci, 3’üncü, 4’üncü maddede 1774 sayılı Yasa’da değişiklik yapılıyor; hiç ilgisi, alakası yok değerli arkadaşlarım.

5’inci madde de yine aynı şekilde.

6’ncı maddede 3194 sayılı İmar Kanunu’nda değişiklik yapılıyor, OHAL’le ne alakası var arkadaşlar? Lütfen, bunu değerlendirmek, görmek zorundayız.

7’nci ve 8’inci maddede Kıyı Kanunu’nda değişiklik yapılıyor, OHAL’le ilgisi var mı Kıyı Kanunu’nun değerli arkadaşlarım? Yani, ne yapacağız, Kıyı Kanunu’nda düzenleme yapmakla gerçekten OHAL’i ortadan kaldıracak şartları oluşturabilecek miyiz? E, böyle bir şey yoksa bu tür düzenlemelerin gerçekten kanun hükmünde kararnamelerle değil, mutlaka ve mutlaka Mecliste yapılması gerekiyor.

Yine, 9’uncu maddede 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nda değişiklik yapılıyor, hiç alakası yok değerli arkadaşlarım.

10’uncu madde de 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’yla ilgili değişiklik içeriyor.

11’inci maddede 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda değişiklik yapılıyor. Değerli dostlarım, değerli arkadaşlarım, gerçekten, yani, bu kanunların bir içeriğine baktığımız zaman OHAL’le hiç ilgisinin, irtibatının olmadığını görüyoruz.

Yine, 13’üncü, 14’üncü, 15’inci maddede 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nda değişiklik yapılıyor.

16’ncı maddede 5510 sayılı Kanun’da değişiklik yapılıyor.

17’nci, 18’nci maddede 1325 sayılı Kanun’da değişiklik yapılıyor.

19’uncu maddede, 20’nci maddede, yine 21’inci maddede değişik kanunlarda değişiklik yapılıyor.

Yine, 23’üncü ve 24’üncü maddede Yükseköğretim Kanunu’nda değişiklik yapılıyor. OHAL’le ilgisi var mı değerli arkadaşlarım, değerli Meclis üyeleri?

Şimdi, yine, 3359 sayılı Yasa’da 25’inci maddeyle değişiklik yapılıyor, kanunun adı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu değerli arkadaşlarım.

26’ncı maddede 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nda değişiklik yapılıyor.

27’nci maddede 4456 sayılı Kanun’la Türkiye Kalkınma Bankasının kuruluşuna ilişkin kanunda değişiklik yapılıyor. OHAL’le Bankacılık Kanunu’nun bir ilgisi var mı değerli arkadaşlarım, nasıl böyle bir düzenlemenin içine girebiliyor? Yani bu kadar, 550 milletvekilinin olduğu bu Mecliste bunu bir kenara bırakıyoruz orada iktidar mensuplarının kendisine göre düzenlediği kanun hükmünde kararnamelerle ülkeyi yönetmeye kalkıyoruz.

Yine, 4562 sayılı Kanun’da değişiklik yapılıyor, 4706 sayılı Kanun’da değişiklik yapılıyor.

Değerli milletvekilleri, iktidar olarak -Cumhurbaşkanının taraflı bir şekilde- aynı zamanda 15 Temmuz darbe kalkışmasını da fırsat bilerek yapmakta olduğunuz bu düzenlemeyle hukuk devletini ortadan kaldırıyorsunuz, tamamen kişiye bağlı, Anayasa’yı askıya aldığınız bir devlet düzenini sürdürmeye çalışıyorsunuz. Peki, bunun sonucunda ne oluyor? Ülke içinde barışımız bozulduğu gibi, ayrışmalar arttığı gibi, birçok insan üzerinde baskılar arttığı gibi iş dünyasının üzerinde de baskılar artıyor, korkular artıyor. Hiç kimse yeniden bir yatırım yapma, iş yapma, rahat bir şekilde işini döndürme gibi bir çalışmanın içinde olamıyor, korku içinde işini döndürmeye gayret ediyor. Böyle bir nokta var. Ve bu insanlar yatırım yapmıyor, işletmesini büyütmüyor, yerinde sayıyor. İşsizlik giderek artıyor. Dolayısıyla bu işsizliğin arttığı bir ortamda problemlerin daha da artacağı görülüyor değerli arkadaşlarım.

Ayrıca, değerli arkadaşlarım, uluslararası boyutta baktığımız zaman, birçok eleştiriye kulak tıkıyorsunuz, diyorsunuz ki: “Bizim işimize ne karışıyorsunuz?” Yok öyle şey değerli arkadaşlarım. Türkiye’yi uluslararası ilişkilerden soyutlayamazsınız. Kesinlikle, mutlaka hem siyasi alanda hem ticari alanda ilişkilerinizi, başta komşularınız olmak üzere, iyi bir şekilde sürdürmek zorundasınız.

KADİM DURMAZ (Tokat) – Güven verecek şekilde.

KAZIM ARSLAN (Devamla) – Evet.

Eğer bunu sürdürmezseniz her tarafınızda terör sarmalı bizleri baskı altında tutar, korku altında tutar. Sonra kendi ülkeniz içinde halledemediğiniz meseleleri başka ülkelerin sınırları içinde, toprakları içinde bertaraf etmeye çalışırsınız.

Değerli arkadaşlarım, mutlaka ve mutlaka Türkiye, bir an önce OHAL uygulamasından vazgeçmeli, Türkiye normalleşmelidir. Gerçekten, uluslararası boyutta, uluslararası finans kuruluşlarının, yatırımcıların güvenini yeniden sağlamak istiyorsak, Türkiye’ye doğrudan yatırımların gelmesini istiyorsak, Türkiye'yi yine kalkınan bir ülke konumuna getirmek istiyorsak bir an önce Türkiye’yi normalleştirmek ve bu OHAL uygulamalarından vazgeçmek gerektiğini belirtmek istiyorum, bu çok önemli.

O nedenle, sizleri özellikle uyarıyorum. Bu kanun hükmünde kararnamenin reddedilmesini istiyorum.

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Arslan.

Sayın milletvekilleri, kanun hükmünde kararnamenin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi, maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Birinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

Birinci bölüm 1 ila 21’inci maddeleri kapsamaktadır.

Birinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

4’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

5’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

6’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

7’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

8’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

9’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

10’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

11’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

12’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

13’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

14’üncü maddede bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 445 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 14’üncü maddesine “Bunlardan ikinci dönem eğitimde de” ibaresinden sonra gelmek üzere “sağlık nedenleri ile” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                     Bülent Turan                                      Mehmet Doğan Kubat                                   Mehmet Altay

                                       Çanakkale                                                   İstanbul                                                       Uşak

                                     Halil Eldemir                                            Ramazan Can                                             Hilmi Bilgin

                                          Bilecik                                                    Kırıkkale                                                      Sivas

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 19’uncu maddesiyle yapılan değişiklik metne yansıtılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

15’inci maddede bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 445 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 15’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                     Bülent Turan                                      Mehmet Doğan Kubat                                    Ramazan Can

                                       Çanakkale                                                   İstanbul                                                    Kırıkkale

                                    Mehmet Altay                                            Hilmi Bilgin                                             Halil Eldemir

                                           Uşak                                                         Sivas                                                       Bilecik

"MADDE 15- 926 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine aşağıdaki cümle ile dördüncü fıkrasına "atandıkları görevde bir yıllık” ibaresinden sonra gelmek üzere "(doğrudan Özel Kuvvetler Komutanlığı emrinde görev yapmak üzere astsubay nasbedilenler için iki yıl)” ibaresi ve aynı fıkraya aşağıdaki cümleler eklenmiştir.

“Doğrudan Özel Kuvvetler Komutanlığı emrinde görev yapmak üzere astsubay nasbedilecek olanların yaş ve diğer giriş şartları Genelkurmay Başkanlığının görüşü alınarak Millî Savunma Bakanlığınca belirlenir.”

“Doğrudan Özel Kuvvetler Komutanlığı emrinde görev yapmak üzere astsubay nasbedilenlerin deneme süresi iki yıldır. Doğrudan Özel Kuvvetler Komutanlığında görev yapmak üzere astsubay nasbedilenler sınıflarına bakılmaksızın Özel Kuvvetler Komutanlığında eğitime tabi tutulurlar. Bu eğitimlerde sağlık nedenleri hariç olmak üzere başarı gösteremeyenlerin Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir ve aldıkları aylıkları dışında Devletçe bunlara yapılan masraflar, kanuni faizleriyle birlikte kendilerinden tahsil olunur. Sağlık nedenleri ile başarı gösteremeyenler bir sonraki dönem eğitimine katılırlar. Bunlardan ikinci dönem eğitimde de sağlık nedenleri ile başarı gösteremeyenler kuvvet komutanlıklarınca sınıf ve rütbelerine uygun görevlere atanırlar. Doğrudan Özel Kuvvetler Komutanlığında görev yapmak üzere astsubay nasbedilenlerden sonradan Özel Kuvvetler Komutanlığı dışına atananlar, ayrıca sınıflarına ilişkin eğitimlere tabi tutulurlar.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 21’inci maddesiyle yapılan eklemeler metne yansıtılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

16’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

17’nci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 445 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 17’nci maddesinde yer alan “ve 10/6/1985 tarihli ve 3225 sayılı Millî Savunma Bakanlığı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarına Bağlı Kurumlar ile Asker Hastanelerinde Döner Sermaye Teşkili ve İşletilmesine İlişkin Kanun” ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                     Bülent Turan                                      Mehmet Doğan Kubat                                   Mehmet Altay

                                       Çanakkale                                                   İstanbul                                                       Uşak

                                     Halil Eldemir                                            Ramazan Can                                             Hilmi Bilgin

                                          Bilecik                                                    Kırıkkale                                                      Sivas

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 31’inci maddesiyle yapılan değişiklik metne yansıtılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

18’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

19’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

20’nci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 445 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 20’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                     Bülent Turan                                            Ramazan Can                             Mehmet Doğan Kubat

                                       Çanakkale                                                  Kırıkkale                                                    İstanbul

                                    Mehmet Altay                                            Hilmi Bilgin                                             Halil Eldemir

                                           Uşak                                                         Sivas                                                       Bilecik

"MADDE 20- 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

"j) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 36 ncı maddesi kapsamında istihdam edilen ihtiyat pilotlar ile Milli Savunma Bakanlığı ve bağlı birimlerinde personel ve askeri öğrenci temin faaliyetine yönelik hizmetlerin yürütülmesi için görevlendirilen emekli subay ve astsubaylar,”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

678 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen (j) bendi, söz konusu bende bilahare 681 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 72’nci maddesiyle yapılan ilaveyle uyumlu hâle getirilmektedir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

21’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Birinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Şimdi ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz. İkinci bölüm 22 ila 39’uncu maddeleri kapsamaktadır. İkinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

22’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

23’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

24’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

25’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

26’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

27’nci maddede bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 445 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 27’nci maddesinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                     Bülent Turan                                      Mehmet Doğan Kubat                                    Ramazan Can

                                       Çanakkale                                                   İstanbul                                                    Kırıkkale

                                    Mehmet Altay                                            Hilmi Bilgin                                             Halil Eldemir

                                           Uşak                                                         Sivas                                                       Bilecik

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Söz konusu madde, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 135’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendiyle yürürlükten kaldırıldığından metinden çıkarılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Madde metinden çıkarılmıştır.

28’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

29’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

30’uncu madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 445 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 30’uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                     Bülent Turan                                      Mehmet Doğan Kubat                                     Halil Eldemir

                                       Çanakkale                                                   İstanbul                                                     Bilecik

                                     Ramazan Can                                             Hilmi Bilgin

                                        Kırıkkale                                                      Sivas

"MADDE 30- 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 11 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"g) Terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bildirilen gerçek ve tüzel kişiler ile bu kapsamda olduğu Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından bildirilen yurt dışı bağlantılı gerçek ve tüzel kişiler.”

"Birinci fıkranın (g) bendi kapsamındaki bildirimlere ilişkin usul ve esaslar Bakanlar Kurulunca belirlenir. Söz konusu bent kapsamında olduğu tespit edilen istekliler ihale dışı bırakılır, ancak bunların teminatları hakkında dördüncü fıkrada yer alan hüküm uygulanmaz. Aynı bent kapsamındaki işlemlerin yürütülmesinde görev alan kamu görevlilerinin, yaptıkları iş ve işlemler nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu doğmaz. Söz konusu bent hükümlerine göre yürütülen faaliyetler çerçevesinde elde edilen bilgi ve kayıtları, hukuka aykırı olarak kullanan, bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre cezalandırılır.”

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Özel...

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, tabii, çok sağlıksız bir yasama yolu tercih etmiş durumdayız, zaten özensiz çıkarılmış KHK’ler var, birbirini değiştirmiş falan. Çok tartışmalı bir madde, yine bir önergeyle çok tartışmalı bir başka biçime dönüştürülüyor ama yanlış mı anlıyoruz, bu konuda Hükûmetten veya önerge sahiplerinden... Yani gerekçeyi de okudum, hiçbir şey anlamadım, çok kısa bir gerekçe var.

Mesele şu: Bir terör örgütüyle irtibatlı, iltisaklı olduğu birisi kamu ihalesine girmesin. Tabii, girmesin zaten, terör örgütüyle irtibatlı, iltisaklıysa kamu ihalesinde değil, hani ortalıkta ne işi var, ayrı bir konu da… Ama bununla ilgili iş ve işlemleri yapanların cezai sorumluluğunu muaf tutan bir madde. Burada şöyle bir güvenceye ihtiyaç var: Bir kamu görevlisi aslında bir terör örgütüyle hiçbir irtibatı ve iltisakı olmayan birisini -çünkü gizli raporlardan falan bahsediliyor- kamu ihalelerinden menettiği takdirde ve bu kişi, aslında böyle bir şey yoksa ve haksızlığa uğradıysa, bu iftiradan dolayı uğradığı zararlar ve kendi hakkını aramayla ilgili hak ortadan kaldırılıyor. Yani hukuk devletinde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim anlayışınız için.

Eğer maddeyi yanlış anlamadıysak yani madde şunu murat ediyorsa tam bunu ifade etmiyor: Bu konuda işlem yaptı, adam da dava açtı. “Benim hakkımda işlem yapmasaydı ihale alacaktım, para kazanacaktım.” Tamam, o başka bir şey ama ya iftira attıysa ya gerçek değilse ya bu ticari meseleyi karıştırmak için sadece yaptıysa. Bir de gizli raporlarla falan verilen bir karar bu sonuçta, işin içinde MİT var.

Bu konuda Hükûmet ya da önerge sahipleri gerekçeden daha açık bir gerekçe izah ederlerse herkes anlamış olur ne yaptığımızı veya ne yapılmaya çalışıldığını.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

Komisyon bir açıklama yapacak mı? Sonra oylayacağım.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım yani.

BAŞKAN – Peki.

Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Sayın Başkan, önergeye katılıyoruz.

Burada bir düzenleme var, Millî İstihbarat Teşkilatının görevlerini yurt dışıyla sınırlandırıyor. Onun dışında bir ilave cümle var.

Önergeye katılıyoruz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ama sorduğumuz o değil ki.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Bir açıklama duyma hakkımız yok mu?

BAŞKAN – Açıklama değil. Belki daha sonra yazılı olarak bir açıklama gönderebilirler Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Niye efendim? Gruplar bir açıklama yapsın.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ama yasalaşmış olacak. Önerge sahipleri açıklasın veya yani…

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Başkanım, gerekçesini okutalım. Bu konuda…

BAŞKAN - Gerekçeyi okutacağım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Tamam, biz itirazımızı kayda geçirdik, bir açıklama gelirse…

BAŞKAN – Peki, kayıtlara geçti Sayın Özel.

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Madde metni, 680 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 65’inci maddesi ve 684 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3’üncü maddesiyle yapılan değişiklikleri içerecek şekilde düzenlenmektedir.

KADİM DURMAZ (Tokat) – Bu gerekçeden anlayan varsa helal olsun.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

31’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

32’nci maddede bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 445 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 32’nci maddesinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                     Bülent Turan                                      Mehmet Doğan Kubat                                    Ramazan Can

                                       Çanakkale                                                   İstanbul                                                    Kırıkkale

                                     Halil Eldemir                                             Hilmi Bilgin

                                          Bilecik                                                        Sivas

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu maddeyle yapılan ekleme 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 85’inci maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından ilgili madde metinden çıkarılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Madde metinden çıkarılmıştır.

33’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

34’üncü maddede bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 445 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 34’üncü maddesinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                     Bülent Turan                                      Mehmet Doğan Kubat                                    Ramazan Can

                                       Çanakkale                                                   İstanbul                                                    Kırıkkale

                                     Halil Eldemir                                             Hilmi Bilgin

                                          Bilecik                                                        Sivas

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 78’inci maddesinin kanunlaşması aşamasında bu maddede öngörülen değişikliklerin önergeyle metne yansıtılması nedeniyle bu maddenin taslaktan çıkarılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Madde metinden çıkarılmıştır.

35’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

36’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

37’nci maddede iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 445 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 37’nci maddesinin (1)’inci ve (2)’nci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                     Bülent Turan                                      Mehmet Doğan Kubat                                     Halil Eldemir

                                       Çanakkale                                                   İstanbul                                                     Bilecik

                                     Ramazan Can                                             Hilmi Bilgin

                                        Kırıkkale                                                      Sivas

"TMSF'nin kayyım olarak atandığı şirketlerin kefaleti

MADDE 37- (1) Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerde, şirketin doğrudan veya dolaylı borçlarının ödenmesi için öncelikle şirket lehine kefil olan ve şahsi malvarlığı değerlerine kayyım atanmamış ortak, yönetici veya üçüncü gerçek veya tüzel kişilerin malvarlığına müracaat edilir. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, bu kapsamda şirket borçlarının ödenmesi ya da şirket sermaye ihtiyacının karşılanmasını teminen öncelikle şahsi malvarlığı değerlerine kayyım atanmamış kefillerin varlıklarına müracaat edilmek kaydıyla kefillerin varlıklarının doğrudan veya ticari ve iktisadi bütünlük yoluyla satılması konusunda yetkilidir.

(2) Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerin, müşterek müteselsil borçluluğu kapsayan kefaletler dahil, kefil olduğu borçlarda ise kayyımlık kararının devamı süresince borcun öncelikle asıl borçludan ya da diğer kefillerden tahsili yoluna gidilir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Madde metni 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 6’ncı maddesi ve 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 195’inci maddesiyle yapılan değişiklikleri içerecek şekilde düzenlenmektedir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 445 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 37’nci maddesine aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                     Bülent Turan                                      Mehmet Doğan Kubat                                     Halil Eldemir

                                       Çanakkale                                                   İstanbul                                                     Bilecik

                                     Ramazan Can                                             Hilmi Bilgin

                                        Kırıkkale                                                      Sivas

“(3) 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bu maddenin birinci fıkrasında yapılan değişiklik hükümleri, 694 sayılı Kanun Hükmünde kararnamenin yayımlandığı tarih itibarıyla başlatılmış olan takip ve tahsil işlemleri hakkında da uygulanır.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

678 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname’ye 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 196’ncı maddesiyle eklenen geçici maddenin değiştirilerek kabulü öngörülmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir

Kabul edilen önergeler doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın Özel, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

37.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, 678 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 35’inci maddesiyle Bakanlar Kuruluna grev ve lokavt erteleme yetkisi verilmesinin Türkiye için geri adım olduğuna ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, bu KHK’nin sonuna geldik. 35 oylanmadan istedim ama ben geciktim, duyuramadım sesimi.

Biraz önce şunu yaptık, Meclis şunu yaptı: Bakanlar Kurulunun grev ve lokavt erteleme yetkisiyle ilgili KHK’yi yasa gücüne taşıdı. Bunda ne yapıyoruz? Büyükşehir belediyelerinin şehir içi toplu taşıma hizmetleri ile bankalarda yapılabilecek grevleri erteleme yetkisi. Bütün dünyanın büyük metropollerinde işçi örgütlenmeden, üretimden yana hizmet sunumundan gelen gücünü kullanarak örneğin toplu taşımayı yavaşlattığında o şehirde hayat güçleşir ve işçinin amacı, maksadı hasıl olur; yahu bu adamın derdi ne diye bakarlar. Bizim de büyükşehirlerimiz var, iktidar partisinin de var, Milliyetçi Hareket Partisinin de var. Bu, büyükşehirlerdeki toplu taşımayı bile kamu güvenliğini tehdit ediyor diye Bakanlar Kuruluna erteleme yetkisini veriyor. Biz bir kayıt düşelim, bu, sendikalar açısından, örgütlenme hakkı açısından, sendikal mücadelenin yüzlerce yıllık kazanımları açısından bakıldığında Türkiye’de önemli bir geri adımdır ve Meclis biraz önce daha neyi oyladığımızı bile fark edemeden bu OHAL KHK’siyle yapılmış… Bu bir vehimden… Ya bunlar bir şey yaparlarsa OHAL’de erteleyelim deyip şimdi bu örgütlenme ve grev hakkında büyük bir geri adım atmıştır.

Bilgilerinize arz ederim, sağ olun.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özel, sözleriniz kayıtlara geçmiştir.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

2.- 678 Sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/790) ile İçtüzük’ün 128’inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi (S. Sayısı: 445) (Devam)

BAŞKAN - 38’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

39’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Kanun hükmünde kararnamenin tümünün oylamasından önce Komisyonun redaksiyon talebi vardır.

Buyurunuz.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Sayın Başkanım, görüşülmekte olan 445 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Genel Kurulun kabulüyle kanunlaşacağından düzenlemenin adının “Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun” şeklinde değiştirilmesi, ayrıca metinde geçen ve görüştüğümüz kanun hükmünde kararnameye atıfta bulunan “Kanun Hükmünde Kararname” ibarelerinin “Kanun” olarak değiştirilmesine yönelik redaksiyon talebimizi Başkanlığınıza sunarız.

Saygılarımla.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Özel.

Sayın milletvekilleri, Komisyonun ifade ettiği şekilde, kanunun başlığında ve madde metinlerinde geçen “Kanun Hükmünde Kararname” ibarelerinin “Kanun” şeklinde değiştirilmesi ve çıkarılan maddeler doğrultusunda madde teselsülü Başkanlığımızca kanun yazımı sırasında yerine getirilecektir.

Buyurun Sayın Özel.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

38.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, 678 sayılı Kanun Hükmünde Kararname üzerinde İçişleri Komisyonunun talep ettiği redaksiyon yetkisine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, şimdi Komisyon redaksiyon yetkisini aşan bir yetki talep etti, siz de Başkanlık olarak “O işi size bırakmayız, biz yaparız.” dediniz. Şahsınızdan bağımsız ve bu Meclise bu usulü getiren Kanunlar ve Kararlara da bir eleştiri olsun. Burada bir ayda gelmesi gereken bir şey on sekiz aydır gelmiyor, on sekiz ay sonra geliyor. İsmini düzenleyecek bir önerge ve madde metnindeki bütün ifadeleri değiştirebileceğimiz bir önerge çalışmasından mahrum Meclis ve bu eksikliği redaksiyon yetkisini çok aşan bir yetkiyle yapıyor, siz de dönüp haklı olarak belki de “Bu size redaksiyon yetkisini verebileceğimiz bir şey değil. Madem öyle oldu biz Meclis Başkanlığı olarak yapacağız bunu.” diyorsunuz. Bir yanlışı bir başka yanlışla örtüyoruz ama Hükûmetin ve Komisyonunun acziyetinin ve ihmalinin altını çizmek isteriz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Bütün ihmal Komisyona ve Hükûmete aittir Sayın Özel.

Teşekkür ediyorum.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

2.- 678 Sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/790) ile İçtüzük’ün 128’inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi (S. Sayısı: 445) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ikinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Kanun hükmünde kararnamenin tümünün oylaması açık oylamaya tabidir.

İç Tüzük’ün 145’inci maddesinin (2)’nci fıkrasında “Başkanın gerekli görmesi hâlinde açık oylama oturumun sonuna veya haftanın belli bir gününe bırakılabilir.” denilmektedir. Bu hüküm çerçevesinde oturumu yöneten Başkan olarak tasarının tümünün açık oylaması 1 Şubat 2018 Perşembe gününe bırakılmıştır. Belirtilen gündeki birleşimde gündemin “Oylaması Yapılacak İşler” kısmında tasarının tümünün açık oylaması yapılacaktır.

Bilgilerinize sunulur.

Beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 22.36

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 22.37

BAŞKAN: Başkan Vekili Pervin BULDAN

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Sema KIRCI (Balıkesir)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 52’nci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

3’üncü sırada yer alan, 449 sıra sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin görüşmelerine başlayacağız.

3.- 680 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/805) ile İçtüzük’ün 128’inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi (S.Sayısı:449)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

4’üncü sırada yer alan, 450 sıra sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin görüşmelerine başlayacağız.

4.- 681 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Milli Savunma ile İlgili Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/804) ile İçtüzük’ün 128’inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi (S. Sayısı: 450)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Bundan sonra da komisyonun bulunamayacağı anlaşıldığından alınan karar gereğince, kanun tasarı ve teklifleriyle komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için, 31 Ocak 2018 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 22.38



(x) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan bir kelime ifade edildi.

(x) 437 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) 445 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.