TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                           47’nci Birleşim

                                                                                  10 Ocak 2018 Çarşamba

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

 

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladığına ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’na geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ilişkin konuşması

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Tektaş Ağaoğlu’na Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin konuşması

4.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Meclis Başkan Vekili ve Divana ayrılan odanın videoları ile fotoğraflarının gizlice çekilerek bir internet sitesine verilmesini kınadığına ilişkin konuşması

 

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın, taşeron işçilere yönelik düzenlemedeki eksikliklere ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan’ın, Gebze Hünkar Çayırı’na ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ’ın, büyük mütefekkir Seyyid Ahmet Arvasi’nin ölümünün 30’uncu yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

 

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladığına ve kadroya geçmeye çalışan taşeron işçilere “sulh sözleşmesi” adı altında bir belge imzalatılmasına ilişkin açıklaması

2.- İstanbul Milletvekili Didem Engin’in, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladığına ilişkin açıklaması

3.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, hac kontenjanın artırılarak insanların mağduriyetinin giderilmesini talep ettiğine ilişkin açıklaması

4.- İstanbul Milletvekili Selina Doğan’ın, kadına yönelik şiddetin ve istismarın önlenmesi için erkeklerin de rehabilite edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

5.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, üniversitelerin özgür kalması, bilimin evrensel olması gerektiğine ilişkin açıklaması

6.- Antalya Milletvekili Niyazi Nefi Kara’nın, atama bekleyen sağlık çalışanları için ne zaman adım atılacağını, kamuda engelli olarak istihdam edilmesi gerekenler ile istihdam edilenlerin oranlarını, huzurevleri ile yaşlı ve hasta bakım merkezlerine yoğun talebi karşılamak için bir çalışma olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

7.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, emeklilere yapılan zam oranına ilişkin açıklaması

8.- Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpcu’nun, Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi ve Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde çalışan kadro dışında kalan işçilerin mağduriyetinin giderilip giderilmeyeceğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

9.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladığına ve suyun hayat demek olduğuna ilişkin açıklaması

10.- Kırklareli Milletvekili Türabi Kayan’ın, günümüzde en büyük sorunun işsizlik olduğuna ve Tekirdağ Maviş İplik Fabrikasında çalışanların e-devlet şifrelerinin istendiğine ilişkin açıklaması

11.- Hatay Milletvekili Hilmi Yarayıcı’nın, Suriye ordusunun Nusra cephesinin kontrolündeki İdlib’e yönelik operasyonlarından rahatsız olan iktidarın İran ve Rusya Büyükelçilerine nota vermesine ilişkin açıklaması

12.- Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım’ın, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladığına, Adıyaman Açık Cezaevinde zehirlenen mahkûmlara geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ve toplu yaşanılan yerlerde hijyen ve beslenme gibi konularda titiz denetimler yapılması gerektiğine ilişkin açıklaması

13.- Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet’in, halk eğitim merkezlerinde sözleşmeli olarak çalıştırılan usta öğreticilerin sorunlarına ilişkin açıklaması

14.- İzmir Milletvekili Kerem Ali Sürekli’nin, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladığına ilişkin açıklaması

15.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladığına, kanun hükmünde kararnamelerle ihraç edilen kişilerden bazıları hakkında hiçbir dava ve işlem olmadığına ve bunların sorunlarıyla ilgilenilmesini dilediğine ilişkin açıklaması

16.- Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu’nun, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladığına ve Kayseri’nin Yahyalı ilçesine ilişkin açıklaması

17.- Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun, geçirdiği rahatsızlık döneminde ve tedavisi süresince kendisini yalnız bırakmayan, iyi dilek ve dualarını gönderen herkese teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

18.- İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkcü’nün, siyasetçi, yazar, çevirmen, ressam, heykelci Tektaş Ağaoğlu’nun 84 yaşında hayatını kaybettiğine ilişkin açıklaması

19.- Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan’ın, 10 Ocak İdareciler Günü ile 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladığına ilişkin açıklaması

20.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü ile 10 Ocak İdareciler Günü’nü kutladığına ve fikir adamı, eğitimci ve yazar Seyyid Ahmet Arvasi’yi rahmetle andığına ilişkin açıklaması

21.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Halkların Demokratik Partisi üyesi 28 kişinin gece yarısı gözaltına alınmalarına ve 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladığına ilişkin açıklaması

22.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladığına, Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın bazı tasarruf ve uygulamalarına ve milletvekillerine Meclis Başkanını denetim yetkisi verilmesiyle ilgili düzenleme yapmak konusunda tüm partilere çağrıda bulunduğuna ilişkin açıklaması

23.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Troya’nın UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası’na eklenmesinin 20’nci yılı olması dolayısıyla 2018 yılının “Troya Yılı” ilan edilmesine ve 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladığına ilişkin açıklaması

24.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın Meclisi tek taraflı ve dayatmacı yönettiğine ve bu tutumunu kınadığına ilişkin açıklaması

25.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, konuşma sırasının grupların milletvekili sayısına göre belirlenmesiyle ilgili bir kural olmadığına ilişkin açıklaması

26.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Meclisin yerleşik teamüllerine göre bir konuşma sırası belirlendiğine ve bu teamül ortadan kalkacaksa İç Tüzük’ün 61’inci maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkin açıklaması

27.- İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş’ın, Kırşehir Milletvekili Salih Çetinkaya’nın HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

28.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, çekimleri yapılan odanın ortak kullanım alanı olduğuna ve gizli bir şekilde değil açıkça çekim yaparak basına dağıttığına ilişkin açıklaması

29.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Meclis Başkan Vekiline ait odaya izinsiz girilmesinin ve çekim  yapılmasının saygısızlık olduğuna ve bunu yapanları kınadığına ilişkin açıklaması

30.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel hakkında İç Tüzük hükümlerine göre disiplin cezası işlemi uygulanması gerektiğine ilişkin açıklaması

31.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel hakkında uygulanması gereken müeyyidenin İç Tüzük’ün 161’inci maddesinin 3’üncü fıkrası olması gerektiğine ilişkin açıklaması

32.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, iki gündür Mecliste oda meselesinin konuşulduğuna ve bu konunun ceza işlemi filan uygulanmadan bitirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

33.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Mecliste oda tartışmasının bu aşamaya gelmesinden üzüntü duyduğuna ve Manisa Milletvekili Özgür Özel’in bu tartışmalar nedeniyle bir cezaya muhatap olmasını tasvip etmediğine ilişkin açıklaması

34.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu ile Manisa Milletvekili Erkan Akçay’a teşekkür ettiğine ve Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’ya karşı herhangi bir hakaret kastının bulunmadığına ilişkin açıklaması

 

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Duyurular

1.- Başkanlıkça, Bağcılık Sektörü ve Üzüm Üreticilerinin Sorunlarının Araştırılarak Alınacak Tedbirlerin Tespit Edilmesi Maksadıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu ile Uyuşturucu Madde Bağımlılığı ve Yeni Bağımlılık Türlerinin Araştırılarak Bağımlılığın Nedenlerinin ve Alınacak Tedbirlerin Tespit Edilmesi Maksadıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun toplanacakları gün, yer ve saate ilişkin duyuru

 

VIII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- MHP Grubunun, Grup Başkan Vekili Manisa Milletvekili Erkan Akçay tarafından, basın çalışanlarının sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 10/1/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 10 Ocak 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir ve Grup Başkan Vekili Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım tarafından, Türkiye'deki basın özgürlüğünün önündeki engellerin bütün boyutlarıyla araştırılması ve gazetecilere yönelik tutuklama, basına sansür, kapatma gibi demokrasi dışı yöntemlerin sona erdirilmesi amacıyla 10/1/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 10 Ocak 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, Yunanistan tarafından işgal edildiği iddia edilen Ege adalarının durumunun tüm yönleriyle araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/2223) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 10 Ocak 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

4.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun 10 Ocak 2018 Çarşamba günkü birleşiminde sözlü soruların görüşülmeyerek gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmındaki işlerin görüşülmesine ilişkin önerisi

 

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Mardin Milletvekili Mithat Sancar’ın, Kırşehir Milletvekili Salih Çetinkaya’nın HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in AK PARTİ grup önerisi üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

3.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

X.- DİSİPLİN CEZASI İŞLEMLERİ

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın şahsına sergilemiş olduğu davranışlar nedeniyle Manisa Milletvekili Özgür Özel’e İç Tüzük’ün 158’inci maddesine göre uyarma cezası verilmesi

 

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Komisyonlardan Gelen Diğer İşler

1.- Ağrı Milletvekili Leyla Zana’nın 1’inci Yasama Yılı ile 2’nci Yasama Yılı 01.10.2016 ila 30.04.2017 Döneminde Anayasa’nın 81’inci Maddesine Uygun Biçimde Andiçmeden Aralıksız Olarak Genel Kurulun 212 Birleşimine Katılmamasına Bağlı Devamsızlığı Nedeniyle Anayasa’nın 84’üncü ve İç Tüzük’ün 138’inci Maddeleri Uyarınca Gerekli Değerlendirmenin Yapılması İçin Başkanlık Divanının 20.07.2017 Tarihli ve 41 Numaralı Kararı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi (3/1171) ile Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (Sıra Sayısı: 507)

2.- Kamu Denetçiliği Kurumu 2016, 2015, 2014 ve 2013 Yıllık Raporları Hakkında Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporları (5/8, 5/5, 5/4, 5/3)  (S. Sayısı: 289 ve 289’a 1’inci Ek)

 

B) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşmiş Milletler Arasında Afet ve Acil Durum Halinde Yardım Sevkiyatının ve Yardım Personeline Ait Eşyanın İthalat, İhracat ve Transitini Hızlandırmaya Yönelik Önlemlerin Alınmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/764) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 460)

10 Ocak 2018 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), İshak GAZEL (Kütahya)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 47’nci Birleşimini açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime yirmi dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 14.06

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.26

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), İshak GAZEL (Kütahya)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 47’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – Açılışta yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladığına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Bugün Çalışan Gazeteciler Günü. Demokratik kültürümüzün en önemli parçalarından birisi olan medya kuruluşlarının, sorumluluklarının bilincinde olarak hem demokrasimizin gelişmesine hem de birlik ve beraberliğimizin pekişmesine katkılarının süreceğine inanıyorum.

Bütün gazetecilere hızlı ve doğru haber yarışında başarılar diliyorum. Bu özel gün vesilesiyle başta birlikte mesai yaptığımız Parlamento muhabirleri olmak üzere kamuoyunun doğru bilgilendirilmesinde ilkeli ve dürüst yayıncılığı prensip edinmiş, kişi hak ve özgürlüklerine saygılı, fedakârca çalışan basın mensuplarının Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyorum.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz taşeron işçilere yönelik düzenlemelerdeki eksiklikler hakkında söz isteyen Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı’ya aittir. (Uğultular)

Buyurun Sayın Kalaycı. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Biraz da sessizliğimizi koruyabilirsek sayın milletvekilleri, lütfen…

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın, taşeron işçilere yönelik düzenlemedeki eksikliklere ilişkin gündem dışı konuşması

MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

24 Aralık 2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de taşeron işçi, geçici işçi ve 4/C’li çalışanlara yönelik düzenlemeler de yer almıştır. (Uğultular)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

MUSTAFA KALAYCI (Devamla) – Bu düzenleme olumlu olmakla birlikte kamudaki taşeron işçilerin tamamını kapsamamaktadır. Kapsama alınmayan kuruluşların başında KİT’ler gelmektedir. Yaklaşık 1 milyon taşeron işçi kadroya geçerken KİT’lerdeki 50 bin kişi kadro dışı kalmıştır. KİT’leri kapsam dışında bırakmak hakka ve hakkaniyete aykırı olmuştur.

Bakınız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanı 24 Aralık 2017 günü Anadolu Ajansı Editör Masası’nda yaptığı açıklamalarda kapsama giren kurumları belirtirken Atatürk Orman Çiftliği ve TİGEM’in ismini vererek ayrı bir listede, ek bir listede olduğunu söylemiş ve “Kardeşlerimizin içi rahat olsun.” demiştir. Bunun üzerine başta TİGEM’de çalışan taşeron işçiler âdeta bayram sevinci yaşamış ancak ayrıntılar belli olunca hayal kırıklığına uğramışlardır.

Arkadaşlarımız bizlere ulaşmaktadır. Biraz önce Van Gölü Feribot İşletmesinde çalışan taşeron işçiler aramışlardır. KİT’lerde çalışan taşeron işçilerin kadro dışı bırakılması kabul edilemez ve bunun hiçbir haklı gerekçesi olamaz.

Yine, hastanelerde bilgi işlemci, laborant, tekniker, kimyager, radyolog olarak çalışan binlerce sağlık personeli de kadro alamadığından büyük bir şok yaşamaktadır. Hâlbuki asıl işi yapan ve kanun hükmünde kararnamede aranan tüm şartları taşıyan taşeron işçisi sağlıkçılar sadece ihalelerin yaklaşık maliyeti içinde personel giderleri yüzde 70’in altında olduğu gerekçesiyle kadro dışı kalmışlardır. Yine, tüm şartları taşıdığı hâlde yüzde 70 gerekçesiyle birçok bakanlık ve kurumda çalışan taşeron işçilere de kadro verilmemektedir. Böyle bir gerekçenin hiçbir izahı olamaz. Bu çalışanların taşeron personeli olduğu açıktır. İhalede personel çalıştırmanın yanı sıra malzeme, yazılım ve benzeri işlerde olması bu çalışanların taşeron işçisi olduğu gerçeğini ortadan kaldırmamaktadır. Herkes bilir ki bu çalışanlar işvereni tanımaz bile, yapılan ihalelerde işverenler değişir, onlar aynı işte çalışmaya devam ederler. Yirmi yılı aşan süredir bu şekilde çalışanlar vardır dolayısıyla kadro dışı bırakılmaları büyük haksızlıktır.

Yine, kapsam bakımından hesaba katılıp katılmadığı belli olmayan Türkiye Büyük Millet Meclisi, Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği, kaymakamlıklar, sosyal yardımlaşma vakıfları, okullar ve benzeri yerlerde çalışanlar da bulunmaktadır. Bakınız, Malatya Beydağı Konaklama Merkezi Suriyeli kampında çalışan özel güvenlik personeli kendilerinin başvurularının kabul edilmediğini söylemektedir. Amacın kamuda taşeron işçisi çalıştırılmasına son verilmesi olduğu düşünüldüğünde, kurum ve ihale ayrımı yapmadan taşeron işçilerin tamamının kadroya geçirilmesi daha uygun olacaktır, adalet ve eşitlik ilkeleri de bunu gerektirmektedir.

Ayrıca, 4 Aralıktan önce çalışmış olanların kapsam dışında bırakılmış olması da hakkaniyete uygun düşmemektedir. Çünkü yıllarca taşeron işçi olarak çalışıp 4 Aralık öncesi görevlerine son verilmiş olanların kadro hakkı yokken sadece 4 Aralık günü işe başlayansa kadroya geçebilecektir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, Hükûmetin kadro alamayan taşeron işçilerin feryadını duyacağını ve bu çalışanları kadro kapsamına alacağını umuyor ve bekliyoruz. 1 milyonun üzerinde kişi için olumlu bir düzenleme yapan Hükûmet, sayıları binler düzeyinde ifade edilen kadro mağdurlarını da dikkate almalıdır. Hayırlı bir düzenleme yapılmıştır ve bu da tamamına erdirilmelidir.

Diğer yandan, Sağlık Bakanlığında 100 binin üzerinde taşeron işçisi kadro alırken yıllardır asıl işte çalışan vekil ebe hemşireler, aile sağlığı çalışanları ve aile hekimlikleri tıbbi sekreterleri olmak üzere toplamda 9 bin çalışana kadro verilmemesi de hakkaniyetle bağdaşmamaktadır.

Yine, sayıları 3 bin civarında olan vekil imam ve müezzinler ile çok düşük ücretle çalıştırılan fahri öğreticiler de umutla beklemektedir. Esasen köklü bir düzenleme yapılmalı, KİT’ler de dâhil tüm kamuda taşeron, sözleşmeli, 4/C’li, geçici (fahri) ücretli ve vekil statüsünde çalışanların tamamı kapsama alınmalılar.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kalaycı.

Gündem dışı ikinci söz, Gebze Hünkâr Çayırı hakkında söz isteyen Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan’a aittir.

Buyurun Sayın Tarhan. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan’ın, Gebze Hünkar Çayırı’na ilişkin gündem dışı konuşması

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Kocaeli’nin tarihinde çok önemli yeri olan Fatih Sultan Mehmet Han’ın otağı Hünkâr Çayırı’ndan söz etmek istiyorum. Tarihimizin ve Kocaeli’nin en kutsal alanlarından bir tanesi olan, çağ açıp çağ kapatan Fatih Sultan Mehmet’in vefat ettiği yer Hünkâr Çayırı ne oldu biliyor musunuz? Ranta kurban edildi. Evet, yanlış duymadınız, Osmanlı torunları olmakla övünenler tarafından tarihin en büyük devlet adamı ve komutanlarından Fatih Sultan Mehmet’in vefat ettiği yer ranta kurban edildi, hem de pul parasına.

Bizler defalarca “Tarihî dokusu korunsun, atalarımızın mirasına sahip çıkılsın, Fatih’in anısı yaşatılarak değerlendirilsin.” dememize rağmen maalesef yapılmadı. Hünkâr Çayırı Köy Hizmetlerinin himayesinde bulunurken Kocaeli Büyükşehir Belediyesine, oradan Sekapark karşılığında Devlet Malzeme Ofisi himayesine, daha sonra kanuna aykırı olmasına rağmen Özelleştirme İdaresine devredilerek en sonunda satışa çıkarıldı. Bu durum karşısında mücadelemiz ve tepki göstermemiz üzerine satış durdurulmuş ve yanlıştan vazgeçilmişti, maalesef sonuç yine aynı noktaya geldi. Oysa daha üç ay önce soru önergesi vererek durumun akıbetini öğrenmek istedik; “Hünkâr Çayırı’nın satışı gündemde mi, içerisinden tarihî dokusunu bozacak şekilde yol geçti mi?” diye sorduk. Maliye Bakanlığı tarafından 18/9/2017 tarihinde “Fatih Sultan Mehmet otağı olan Hünkâr Çayırı, içerisinde bulunan Hünkâr Çeşmesi, namazgâh ve köprüyle birlikte özelleştirme kapsamında değildir ve satılmayacaktır.” şeklinde cevap tarafımıza bildirildi; imza, Naci Ağbal. Ancak bakıyoruz ki Hünkâr Çayırı çoktan gözden çıkarılmış. 18/12/2017 tarihinde Hünkâr Çayırı’nın 133 dönümlük arazisi otuz yıl süreyle Erzincan Kültür ve Dayanışma Vakfına 465 bin Türk lirası bedel karşılığında verilmiş.

Değerli milletvekilleri, Hünkâr Çayırı tarihî mirasımız açısından çok önemli. Otuz yıl olarak kiralanmasından, zilyet hakkından ötürü satış hakkının elde edilecek olması da rant çıkarcılığı olduğunun göstergesidir. Hünkâr Çayırı’nın Erzincanlılar Vakfına tahsis edilmesini duyduğumuzda bizlerin aklına Sayın Başbakan geliyor çünkü Sayın Başbakan bu derneğin onursal üyesi. Soruyoruz: Bu durumdan Başbakan Sayın Binali Yıldırım’ın haberi var mıdır, yoksa tarihî bir miras ranta kurban edilerek Başbakan zora mı düşürülmek isteniyor? Vakıf, Hünkâr Çayırı’nı sözde okul veya üniversite yapımı için kullanacakmış. Hünkâr Çayırı üniversite için kullanılacaksa hemen bitişiğinde bulunan Gebze Teknik Üniversitesi için kullanılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, “Hünkâr Çayırı tarihî mirasımızdır. Burayı tabii ki sattırmayacağız.” diyenlerin söz konusu rant olunca Hünkâr Çayırı’nı pul parasına gözden çıkarmalarını tarih asla affetmeyecektir. Bu satışta tarihe ve millete saygısızlık vardır. Bir an önce Kocaeli iktidar milletvekilleri de ellerini taşın altına koymalıdır.

Bu büyük yanlıştan vazgeçilmesi gerektiğini temenni ediyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tarhan.

Gündem dışı üçüncü söz, büyük mütefekkir Seyyid Ahmet Arvasi’nin ölüm yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ’a aittir.

Buyurun Sayın Özdağ. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

3.- Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ’ın, büyük mütefekkir Seyyid Ahmet Arvasi’nin ölümünün 30’uncu yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yazar ve mütefekkir Seyyid Ahmet Arvasi’nin ölüm yıl dönümü nedeniyle söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Doğrudan doğruya milletin seçeceği devlet başkanı, aynı zamanda hükûmetin başkanı olarak vazife yapmalıdır. Bu tedbir, her şeyden önce belli bir süre hükûmet buhranlarına son verecek, icra rahatça çalışabilecektir. Böyle bir tedbir, üstelik milletimizin karakter ve yapısına da uygundur ve onu memnun edecektir. Demokrasiye inananlar millet iradesinden korkmazlar.

Peki, kırk yıl öncesinin Türkiyesinde şanlı milleti için en iyi ve en hayırlı sistemin başkanlık sistemi olduğunu anlatan mefkûresi geniş bu ülkü insanı kimdir? 31 Aralık 1988’de daktilosu başında vefat eden eğitimci, yazar ve mütefekkir Seyyid Ahmet Arvâsî ömrünü insan yetiştirmeye adamış bir Türk milliyetçisiydi.

Seyyid Ahmet Arvâsî, 15 Şubat 1932 yılında Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesinde dünyaya geldi. 1966 yılında Alparslan Türkeş’le tanıştı ve Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisine katıldı. 1967 yılında yayımlanan “Kendini Arayan Adam” adlı eseriyle milliyetçi gençler arasında tanınmaya başladı. 1978 yılında Hergün gazetesinde “Türk-İslam Ülküsü” adını verdiği köşe yazıları yazmaya başladı, 1970’li yıllar boyunca ülkücü gençlik üzerinde hayli etkili oldu.

Seyyid Ahmet Arvâsî, 1970’li yılların siyasi ortamında milliyetçilerin İslam’dan, İslamcıların ise milliyetçilikten uzak durmasını dert edindi. İslamcı çevrede milliyetçileri ırkçılıkla, milliyetçi çevrede ise İslamcıları milliyet düşmanlığıyla suçlayanlar vardı. Arvâsî Hoca din ile milliyetin en az bin yıldan beri birbiriyle kaynaştığını ifade ederek “Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuz” formülünü seslendirdi. Türk milliyetçiliğini insani ve ilerici bir hareket olarak gören Arvâsî, ömrünü Türk milliyetçiliğine adamasını şöyle izah etti: “Ben Afrika’nın ortasında doğmuş bir zenci olsaydım ve bu şuur yine bende olsaydı, tereddütsüz Türk milliyetçisi olurdum çünkü ben Amentü’ye iman ettiğim gibi iman ediyorum ki Türk milletinin de İslam âleminin de mazlum milletlerin de kurtuluşu Türk milliyetçilerindedir.”

Değerli milletvekilleri, Arvâsî Hoca bir Doğu Anadolu insanı olarak doğu meselesiyle de yakından ilgilendi, çözüm aradı. Devlet Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da anaokulları, kütüphaneler, üniversiteler açmalı, radyo ve televizyon daha etkili yayın yapmalı, güçlü bir ulaşım ve haberleşme ağı kurmalı, planlı bir şehircilik politikası izlemeli ve bölgede sanayi merkezleri kurmalıydı. Bugün, onun söylediklerinin ne kadar isabetli olduğunu hep birlikte görüyoruz. 12 Eylül darbesinin ardından tutuklandı ve MHP ana davası sanıkları arasına dâhil edildi, 1981’de serbest bırakıldı.

Değerli milletvekilleri, milletlerin ruh üfleyen, onları büyük ideallerle buluşturan kılavuzları vardır. Kendilerine ait bir yaşamları yoktur, milletleri için yaşarlar. Arvâsî de o büyük idealistlerden biridir, hayatı, eserleri millete adanmıştır.

Değerli milletvekilleri, bugün bir problem olarak karşımızda duran sakat ve arızalı din algısını yarım asır önce tespit etmiş, hür insanı tarif ederken şunları söylemiştir: “Hür insan, Allah’ın rızasından başka çıkış noktası aramaz. O, egosunu da toplumu da putlaştırmaz, objektif ve subjektif putların tamamını kafasında kırar, kula kulluk etmez.” Bugün, insanlık sayısız sahte tanrı üreterek aklını ve beynini kendi elleriyle tasmalamış, zincire vurmuştur. “İslam’da ruhbanlık yoktur.” diyen Arvasi, günümüzde bir nevi din tekeli oluşturan sınıfları da reddederek “İslam, Allah ve Resul’ünün dinidir ve herkese açıktır, hiç kimse hiç kimseyi bu dinden aforoz edemez.” der. İslam’da “dini temsil edenler veya etmeyenler” diye ayrım yoktur. Böyle bir sınıflandırma, tüm insanlığı hedef alan ve herkesten aynı şeyleri isteyen bir dini bağlamından çıkarmak, vatandaşın bazısını bazısına dinî anlamda mecbur etmek, bağlamak anlamına gelir, Arvasi Hoca bunu kabul etmez.

Ulus ve milleti reddedenlere bunun yanlışlığını haykıran Arvasi “İslamiyet, âlemşümul bir dindir, ırkları ve milletleri hem kabul ve tasdik eder hem de İslam kardeşliği şuuru içinde iş birliği yapmaya çağırır.” der. Bu “ümmet” kavramının Arvasi’de siyasi bir kavram olmadığı anlamına gelir.

Arvasi, Türk milletine âşıktır; Türk’ten, Türlükten korkan, kaçanlara seyit yani Peygamber’in kutlu soyundan gelmesine rağmen “Dünyada tek bir Türk kalsa o, benim.” der. Türk milletinin İslam’a ve insanlığa yaptığı hizmetleri kitaplarının odağına yerleştirir. Abdülhakim Arvasi’nin sözleriyle şöyle der: “Ben bir seyidim. Bu demektir ki Türk soyundan değilim ama yeryüzünde bütün Türkler silinse, 3 Türk kalsa birisi ben olurum, 2 Türk kalsa yine birisi ben olurum, 1 Türk kalsa o yine ben olurdum, son Türk kalsa da yine ben olacağım çünkü Türkler olmasa bugünkü manada İslamiyet olmazdı.” Bahtiyarız ki misyonumuz hâlâ devam ediyor.

Demokrasiyi İslam dışı ilan eden, dünya umurundan habersiz din adamlarını eleştirerek “Yüce Kitabımız insanlara yine insanların tahakküm etmesini yasaklamıştır, idare edenlerin de edilenlerin de tahakküm hakkı yoktur. Dinimiz, danışmaya, halkın rey ve düşüncesine büyük önem vermiştir ‘Ümmetin ihtilafında rahmet vardır.’ diyerek de bir nevi çoğulcu bir yapıya cevaz vermiştir.” der.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) – Seyyid Ahmet Arvasi (Hatip tarafından Kalem suresinin 1’inci ayetikerimesinin okunması) ayetinin manasına inanan bir münevverdi, kalemine ettiği yemine ölünceye kadar sadık kaldı, 1988’de daktilosunun başında çalışırken vefat etti.

Bugün, Arif Nihat Asya’nın aynı zamanda ölüm yıl dönümüydü geçenlerde ve aynı zamanda, Batı Trakya Türklüğünün lideri olan Sadık Ahmet’i de rahmetle anıyorum, doğum yıl dönümüydü ve çalışan gazetecilerin de gününü kutluyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum, Allah’a emanet olun. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özdağ.

Sayın milletvekilleri, şimdi, yerlerinden söz talebinde bulunan sayın milletvekillerine birer dakikalık söz vereceğim.

Söz vereceğim sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum: Sayın Aydın, Sayın Engin, Sayın Şimşek, Sayın Özdemir yerine Sayın Doğan, Sayın Kayışoğlu, Sayın Kara, Sayın Gaytancıoğlu, Sayın Yalım yerine Sayın Turpcu, Sayın Kılıç, Sayın Kayan, Sayın Tarhan yerine Sayın Yarayıcı, Sayın Yıldırım, Sayın Hürriyet, Sayın Sürekli, Sayın Gürer ve Sayın Dedeoğlu.

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’na geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ilişkin konuşması

BAŞKAN - Rahatsızlığı nedeniyle uzun bir zamandan beri aramızda olmayan Sayın Bektaşoğlu’na çok çok geçmiş olsun diyoruz. Talep ederlerse Sayın Bektaşoğlu’na da son olarak bir dakikalık söz veririz.

Buyurun Sayın Aydın.

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladığına ve kadroya geçmeye çalışan taşeron işçilere “sulh sözleşmesi” adı altında bir belge imzalatılmasına ilişkin açıklaması

ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Hiçbir siyasi güç etkisi altında kalmadan, objektif gazeteci çizgisinden şaşmadan, gerçekleri halka doğru bir şekilde aktaran bütün onurlu, tarafsız gazetecilerin gününü kutluyorum.

Gazetecilerin özgürce yazabildiği, sorabildiği, biat etmeden çalışabildiği, haberciliğin suç olmadığı bir Türkiye umudunu da yineliyorum.

Şu günlerde kadroya geçmeye çalışan taşeron işçilerine “sulh sözleşmesi” adı altında bir belge imzalatılmakta. Bu belgenin ne içerdiğini maalesef kimse bilmiyor. Bu konuda soru önergesi de vermemize rağmen bir yanıt alamadık. Bu sözleşme, taşeron işçilerinin çalıştıkları süre kadar elde ettiği tüm hak ve alacaklarından feragat etmesi demek değil midir? Bu sözleşmeye imza atmayan çalışanlar kadroya alınmayacaklar mı? Çalışma Bakanının bir an önce bu sorularımıza yanıt vermesini talep ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aydın.

Sayın Engin…

2.- İstanbul Milletvekili Didem Engin’in, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladığına ilişkin açıklaması

DİDEM ENGİN (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bugün, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Ancak ülkemizde 100’ün üzerinde gazeteci tutuklu, binlerce gazetecimiz ise işsiz, iş bulabilen gazetecilerimiz ise ağır çalışma koşulları ve özlük hakları sorunlarıyla karşı karşıyalar. Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde ise ülkemiz 180 ülke arasında 155’inci sıraya gerilemiş durumda. Hâlbuki basın özgürlüğü, halkımızın haber alma ve bilgi edinme özgürlüğü demektir.

Görevlerini ifa ederken yaşamlarını yitiren basın emekçilerimizi saygı ve minnetle anıyor, halkımızın doğruları ve gerçekleri öğrenmesi için baskılara boyun eğmeden korkusuzca ve tarafsızca mesleğini yapmaya çalışan tüm gazetecilerimizi, Parlamento muhabirlerimizi, yerel basın emekçilerimizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Şimşek…

3.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, hac kontenjanın artırılarak insanların mağduriyetinin giderilmesini talep ettiğine ilişkin açıklaması

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, hac müracaatları başlamıştır ama yaklaşık on yıldır, on iki yıldır hacca müracaat edip de kurada çıkmayan insanların mağduriyeti devam etmektedir. Bu yıl kura çekiminden önce… Çok eskiden müracaat edip de yıllardır, artık -yaşlı insanlar zaten genelde hacca müracaat ediyorlar ama- on iki, on üç yıldır kurada çıkmayanlar var, şansları bir türlü yaver gitmiyor. Bunlara bir hak tanınmasını, Diyanet İşleri Başkanlığının ve bakanlığın bununla ilgili bir çalışma yapmasını… Geçmiş yıllarda böyle haklar tanınmıştı ama yıllardır bu tanınmıyor ve şu anda birçok insan mağdur durumda. Kontenjanın artırılarak bu insanların mağduriyetinin giderilmesini talep ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Doğan…

4.- İstanbul Milletvekili Selina Doğan’ın, kadına yönelik şiddetin ve istismarın önlenmesi için erkeklerin de rehabilite edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

SELİNA DOĞAN (İstanbul) – Sayın Başkan, kadına yönelik şiddetin ve istismarın önlenmesi için kadının olduğu kadar erkeğin de rehabilite edilmesi gerekiyor. Nitekim, 6284 sayılı Kanun’da buna ilişkin düzenleme de mevcut ancak şiddet uygulayan erkeklerin rehabilitasyonu yapılıyor mu, bilmiyoruz. Bugüne kadar kaç erkek rehabilite edildi?

Yine, geçen hafta bir babanın 2 ve 4 yaşlarındaki 2 çocuğunu öldürdükten sonra intihar etmesi haberiyle sarsıldık. Cinayeti en iyi açıklayan söz de annenin “Kaç defa şikâyet ettim, savcısına, polisine gittim.” sözleriydi. Cinayet göz göre göre geldi, tıpkı cinayetin işleneceğini herkesin bildiği ama hiç kimsenin hiçbir şey yapmadığı “Kırmızı Pazartesi” romanı gibiydi.

Sayın Başkan, geçen ay da benzer bir olay Antalya’da yaşandı. Bu çocuk cinayetlerini önlemek için izlemek dışında neler yapılıyor? Bu iki soruya Sayın Bakandan cevap bekliyoruz.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Kayışoğlu…

5.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, üniversitelerin özgür kalması, bilimin evrensel olması gerektiğine ilişkin açıklaması

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bin dört yüz yıl önce Sevgili Peygamberimiz “İlim Çin’de de olsa gidip alınız.” diyerek bilimin evrenselliğine vurgu yapmıştı; bugünse bilimi temsil eden üniversitelerin yerli olması gerektiğine vurgu yapıp üniversiteleri bilimden uzaklaştırmak isteyen Erdoğan anlayışıyla karşı karşıyayız. İlim yerine “Et Çin’de de olsa gidip alınız.” anlayışına karşı halkımız diyor ki: “Biz yerli et istiyoruz, yerli tohum istiyoruz, yerli mercimek, yerli mahsul istiyoruz.” Bırakın üniversiteler özgür kalsın, bırakın ilim, bilim evrensel olsun.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de Sayın Kayışoğlu.

Sayın Kara…

6.- Antalya Milletvekili Niyazi Nefi Kara’nın, atama bekleyen sağlık çalışanları için ne zaman adım atılacağını, kamuda engelli olarak istihdam edilmesi gerekenler ile istihdam edilenlerin oranlarını, huzurevleri ile yaşlı ve hasta bakım merkezlerine yoğun talebi karşılamak için bir çalışma olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

NİYAZİ NEFİ KARA (Antalya) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bir taraftan hekim ve sağlık personeli eksiği olduğu söylenirken hâlen atama bekleyen tıp doktoru ve sağlık çalışanları vardır. Bu konuda Hükûmet ne zaman adım atmayı planlamaktadır?

Diğer bir sorum ise Aile Bakanına: 2018 yılı için 5 bin engelli ataması yapılacağı bildirilmişti. Bu atamalar ne zaman yapılacak? Kamu kurum ve kuruluşlarında engelli olarak istihdam edilmesi gerekenler ile istihdam edilen vatandaşlarımızın oranları nedir? Aradaki fark nereden kaynaklanmaktadır?

Huzurevleri ile yaşlı ve hasta bakım merkezlerine yoğun bir talep olduğunu biliyoruz ancak devlete ait bu kurumlarda yeterli yatak olmadığı ya da nitelikli personelin istihdam edilmediği de bilinmekte. Bu sorunun çözümü için yeni bakımevleri ve nitelikli personel alımı noktasında bir çalışma var mıdır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Gaytancıoğlu…

7.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, emeklilere yapılan zam oranına ilişkin açıklaması

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Emeklilere günde 2 lira zam yapıldı. Yirmi yıl, otuz yıl hatta kırk yıl çalışıp da emekli olanlara sadece günlük 2 lira zam verilecek. Şimdi soruyorum: Acaba devletin bütçe dengesini emekliler mi bozuyor? Suriyelilere 30 milyar dolar ödenirken bütçeye bir şey olmuyor da sıra emekliye gelince mi denge bozuluyor? Dünyanın 170 ülkesine beş yılda 21 milyar dolardan fazla yardım dağıtıldı. Hatta Amerika’nın Oregon Eyaletinde yaşayan Kızılderili kabilelere bile 200 bin dolar vermedik mi? Küresel İnsani Yardım Raporu’na göre dünyanın en zengin ülkeleri olan Amerika, Kanada ve Japonya’yı bile geride bırakarak en cömert ülke seçilmedik mi? AKP Genel Başkanı, Cumhurbaşkanlığı örtülü ödeneğinden her yıl tek başına 2 milyar lira harcamıyor mu? Bakanlar bir yıl içinde sadece pasta ve çiçeğe 1 milyar lira harcamıyor mu? Geçmediğimiz köprü, girmediğimiz tünel, yatmadığımız hastane için garanti verdikleri yandaş müteahhitlerin cebine 6 milyar koymuyorlar mı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Turpcu…

8.- Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpcu’nun, Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi ve Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde çalışan kadro dışında kalan işçilerin mağduriyetinin giderilip giderilmeyeceğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

ŞERAFETTİN TURPCU (Zonguldak) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi ve Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinin sterilizasyon, ameliyathane, dekontaminasyon, dezenfeksiyon gibi bölümlerinde çalışan 105 taşeron personeli ihalelerdeki bir madde nedeniyle kadroya geçememişlerdir. Bu personel 2014 yılına kadar personele dayalı hizmet ihalesine göre çalışırken 2014 yılı itibarıyla paket usulüyle çalıştırılmaya başlanmıştır. İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Çorum Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesindekiler yaptıkları iş aynı olmasına rağmen kadro almaya hak kazanmışlardır. İhale usulleri farklı oluşu nedeniyle ise bu arkadaşlarımız kadro dışında bırakılmışlardır. Bu personelimizin mağduriyeti giderilecek midir?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Kılıç…

9.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladığına ve suyun hayat demek olduğuna ilişkin açıklaması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyorum.

Su hayattır. Kâinatta ne varsa suda yaşadı önce, üstümüzden su geçer doğunca ve ölünce. Su, hayat verici olma özellikleriyle insanı hep cezbetmiş ve medeniyetlerin şekillenmesinin temel öğeleri arasında yer almıştır. İnsanların suyun temizliği, bakımı, dağıtılması için yaptıkları her hizmet, aslında bu değere bakış açılarını ve kültür seviyelerini göstermektedir. Ecdadımız “Allah yolunda” anlamına “…” (x) kavramını “sebil” olarak kısaltıp çeşmelere isim yapmışlardır. “Su hayattır.” sözü de bu nimetin hayati değerini ifade etmektedir. İnsanlara hayatın güzelliğini hissettiren suyun temin edilmesi o kadar değerli kabul edilmiş ki teşekkür ederken de yine suyun önemini belirten “Su gibi aziz ol.” duasının kullanılması da medeniyetimizin güzelliğinden kaynaklanmaktadır.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kılıç.

Sayın Kayan…

10.- Kırklareli Milletvekili Türabi Kayan’ın, günümüzde en büyük sorunun işsizlik olduğuna ve Tekirdağ Maviş İplik Fabrikasında çalışanların e-devlet şifrelerinin istendiğine ilişkin açıklaması

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Günümüzde en büyük sorunumuz işsizlik. İşsizliğe çözüm bulmak için de büyük bir çaba göstermemiz gerekiyor. Hükûmetin de bu konuda adım attığını görüyoruz.

Tekirdağ ili Ergene bölgesinde faaliyet gösteren Maviş İplik Fabrikasında 370 kişi çalışmaktadır. Bu fabrikamızda, geçen gün Fabrika Müdürü Mustafa Şahin’in bir ilanı görülmüştür; ilanda diyor ki: “Tüm çalışanların dikkatine: 18/12/2017 tarihine kadar tüm çalışanların e-devlet şifresini personel işlerine bildirmesi özellikle ilan olunur.” Bu fabrika müdürü ne demek istiyor? Ve bu fabrika müdürünün İçişleri Bakanımız Sayın Soylu’nun asker arkadaşı olduğu söyleniyor, doğru mudur?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Yarayıcı…

11.- Hatay Milletvekili Hilmi Yarayıcı’nın, Suriye ordusunun Nusra cephesinin kontrolündeki İdlib’e yönelik operasyonlarından rahatsız olan iktidarın İran ve Rusya Büyükelçilerine nota vermesine ilişkin açıklaması

HİLMİ YARAYICI (Hatay) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Suriye ordusunun Nusra cephesinin kontrolündeki İdlib’e yönelik operasyonlarından rahatsız olan iktidar, İran ve Rusya büyükelçilerini bakanlığa çağırarak nota verdi ve Astana sürecinde İdlib’in çatışmasızlık bölgesi ilan edildiğini hatırlattı. Ancak Birleşmiş Milletlerin de terör örgütü ilan ettiği IŞİD, Nusra ve El Kaide bağlantılı örgütler Astana sürecinin tarafı olmadığı gibi, onlar bu süreci tanımadıklarını da tüm dünyaya ilan etmişti. Bu durumda, Suriye’de terör örgütüne yönelik müdahale bizim Dışişleri Bakanlığımızı niye rahatsız ediyor? Ve bugün öğreniyoruz ki Rusya, Türkiye’den garantörlüğün gereği olarak terör örgütlerinin saldırılarının engellenmesini istemiş. Astana’da Türkiye’ye biçilen rolün teröristlerin garantörlüğü olması zaten başlı başına bir utanç vesilesiyken bu talebe vesile olan iktidar ulusal onurumuzu bir kez daha ayaklar altına almıştır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Yıldırım…

12.- Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım’ın, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladığına, Adıyaman Açık Cezaevinde zehirlenen mahkûmlara geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ve toplu yaşanılan yerlerde hijyen ve beslenme gibi konularda titiz denetimler yapılması gerektiğine ilişkin açıklaması

BEHÇET YILDIRIM (Adıyaman) – Teşekkürler Başkanım.

Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Başta cezaevlerinde tutsak edilen gazeteciler olmak üzere tüm gazetecilerin gününü kutluyorum.

Dün “Adıyaman Açık Cezaevinde 100’ün üzerinde mahkûm zehirlenme şüphesiyle Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılmıştır.” haberini duyduk. Bu haber üzerine gerek hastane yönetimi gerek cezaevi yönetimiyle görüştüm, sadece 10-15 kişiye müdahale edilmiş, diğer mahkûmlar ayakta tedavi edildikten sonra tekrar cezaevine gönderilmiştir. Rahatsızlık geçiren tüm mahkûmlara buradan geçmiş olsun diyor, acil şifalar diliyorum.

Bu olaydan çıkarılacak dersler olmalıdır. Gerek temizlik gerek beslenme konularında kışla, okul, kreş, cezaevleri gibi toplu yaşanılan yerlerde hijyen ve beslenme gibi konularda titiz denetimler yapılmalıdır ki benzer zehirlenme vakalarını sık sık basından duymaktayız. İnsan yaşamı her şeyin üstünde tutulmalıdır. Bir ülkede gelişmişlik ve demokrasinin en önemli göstergelerinden birisi cezaevleridir. İşkencenin olduğu, insan hakkına saygının olmadığı cezaevlerimiz evrensel hukuk değerlerine kavuşturulmalıdır.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Hürriyet…

13.- Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet’in, halk eğitim merkezlerinde sözleşmeli olarak çalıştırılan usta öğreticilerin sorunlarına ilişkin açıklaması

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Yıllarca halk eğitim merkezlerinde sözleşmeli olarak çalıştırılan usta öğreticiler, toplumun eğitim ve öğretim adına dinamiklerinden birini oluşturmaktadır. Yeri geldiğinde çok zor şartlarda eğitim, öğretime katkı koyan usta öğreticiler, maalesef, kadro dağıtılmasında her zaman devre dışı bırakılmaktadır. Aldıkları ücret maalesef ki çok düşüktür, yirmi dört saat çalışan bir sözleşmeli usta öğretici öğretmen maaşının yarısından bile az ücret almaktadır, iş garantisi yoktur, kurs açılmadığında işsiz kalmaktadır, kıdem tazminatı gibi sosyal hakları ve iş güvencesi de bulunmamaktadır; denetlenirken 657 sayılı Yasa’ya göre denetleniyor ama herhangi bir statüleri bulunmuyor. Bu insanların mağduriyetlerinin bir an önce giderilmesi için kadrolu usta öğretici statüsü verilmelidir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Sürekli…

14.- İzmir Milletvekili Kerem Ali Sürekli’nin, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladığına ilişkin açıklaması

KEREM ALİ SÜREKLİ (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Basın milletin ortak sesidir.” Bir milleti aydınlatmada ve muhtaç olduğu fikrî gıdayı vermekte başlı başına bir kuvvet, bir mektep ve bir rehberdir.

Bunun yanında, basın camiamız ve gazetecilerimiz, vatan aşkıyla en zor zamanlarda hayati görevler üstlenmiştir. Millî Mücadele’nin zafere ulaşan meşakkatli yolculuğunda, millî direnişin diri tutulmasında basın camiamızın katkısı büyüktür. Düşmana ilk kurşunu sıktıktan sonra şehit olan vatanseverliğin sembol isimlerinden gazeteci Hasan Tahsin, sayısız kahramanlardan sadece birisidir.

Millî şuura sahip, vatanının ve milletinin yanında olan, aynı zamanda da objektifliğinden ödün vermeyen tüm basın mensuplarımızın 10 Ocak Gazeteciler Günü’nü kutluyor, kendilerine saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Gürer…

15.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladığına, kanun hükmünde kararnamelerle ihraç edilen kişilerden bazıları hakkında hiçbir dava ve işlem olmadığına ve bunların sorunlarıyla ilgilenilmesini dilediğine ilişkin açıklaması

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkürler Sayın Başkan.

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Çalışan, işsiz bırakılan, cezaevinde olan tüm gazetecilerin Gazeteciler Günü’nü kutluyorum. Basının, özgürce düşünceyi ifade edebileceği, her türlü baskıdan arınmış günlerde çalışmalarını temenni ediyorum.

OHAL nedeniyle çıkarılan kanun hükmünde kararnameler sonucu binlerce kişi ihraç edildi. Mağdur olanların içinde neden ihraç edildiğini dahi bilmeyenler var.

Niğde’de, sağlık emekçilerinden Hatice Kayacan, 14 Temmuz 2017’de, 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle ihraç edildi. Melike Öcal, 29 Ekim 2016’da, 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle ihraç edildi. Dosyada belirtilen suçlarının ne olduğunu soruyorlar. Haklarında ne bir dava var ne de bir işlem var ama ihraç edildiler, işsiz bırakıldılar. Bunların sorunlarıyla ilgilenilmesini diliyorum. OHAL kapsamında kurulan Komisyona 108 bin kişi dilekçe verdi ancak süreç çok ağır işliyor, binlerce kişi bu konuda mağdur, Hükûmetin bu konularla ilgilenmesini temenni ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Dedeoğlu…

16.- Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu’nun, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladığına ve Kayseri’nin Yahyalı ilçesine ilişkin açıklaması

SAMİ DEDEOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Çalışan gazetecileri kutluyorum.

Bugün, sizlere, cennet vatanımızın nadide bir bölgesi, Kayseri’mizin meyvesi, cenneti Yahyalı ilçemizi tanıtmak istiyorum.

Erciyes Dağı’nın güneyinde, binlerce kuş türünü barındıran kuş cenneti Sultan Sazlığı devamında, Kayseri’nin Develi’den sonra 36 bin nüfusla en büyük ilçesi, doğa harikası bir yerleşim alanıdır. Her çeşit meyvenin yetiştiği ilçemizde elmacılığın ayrı bir yeri vardır. Mecliste bulunan bütün milletvekillerine Kayseri milletvekillerimizle birlikte takdim ettiğimiz Yahyalı elması ilçe ekonomisinde çok önemli bir yer almaktadır. Yahyalı ilçemiz dağları, yaylaları, örenleri, yazıtları ve ünlü şelaleleriyle âdeta bir açık hava müzesidir. Bu güzel ilçenin tanıtımına vesile olan, tadı ve lezzetiyle dillere destan elmayı tattıran Yahyalı ilçesi Belediye Başkanı Sayın Esat Öztürk’e teşekkür ve tebrikler…

Sizleri de Yahyalı’ya beklediğimi belirtiyor, yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Tekrar geçmiş olsun dileklerimizle birlikte Sayın Bektaşoğlu, buyurun.

17.- Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun, geçirdiği rahatsızlık döneminde ve tedavisi süresince kendisini yalnız bırakmayan, iyi dilek ve dualarını gönderen herkese teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, çok değerli arkadaşlarım; geçirdiğim baypas ameliyatı sonrasında bugün ilk defa sizlerle birlikte olmanın, sağlığıma kavuşmuş olarak yeniden Türkiye Büyük Millet Meclisindeki çalışmalara katılmanın mutluluğunu yaşıyorum. Tedavim süresince yaptığınız ziyaretlerle, yolladığınız mesajlarla, iyi dilek ve dualarınızla sağlığıma kavuştum. Sağ olun, var olun. Bu süreçte beni yalnız bırakmayan başta Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere Genel Merkez yöneticilerimize, grup başkan vekillerimize, grubumuza, diğer parti gruplarındaki arkadaşlarıma, hepinize çok teşekkür ediyorum. En özel teşekkürü de canımdan çok sevdiğim, temsil etmekten onur duyduğum sevgili Giresunlu hemşehrilerime, sivil toplum kuruluşlarına, basınımıza ve Cumhuriyet Halk Partisi örgütlerinin başkan ve yöneticilerine, kadın ve gençlik kollarına ediyorum.

Bundan önce olduğu gibi bundan sonra da yenilenmiş yüreğimle, gür bir sesle, mücadele azmi ve kararlılığıyla dolu olarak daha iyi yaşanabilir bir Türkiye için, halkımızın mutluluğu için mücadeleye kaldığım yerden devam edeceğim.

Hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum, çok teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ederiz, sağ olun.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Hepinize dua ediyorum, sağ olun.

BAŞKAN – Tekrar hoş geldiniz. Çok çok geçmiş olsun.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gözlerimiz aradı sizi bu arada.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Çok teşekkür ederim, sağ olun efendim; çok teşekkür ederim, sağ olun.

BAŞKAN – Rica ederim.

Şimdi, söz talebinde bulunan sayın grup başkan vekillerine söz vereceğim.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Sayın Başkan, bana söz verecektiniz.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kürkcü.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Sisteme girememiştim.

BAŞKAN – Bir dakikalık söz talebiniz mi var?

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Evet, evet.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kürkcü, bir dakika.

18.- İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkcü’nün, siyasetçi, yazar, çevirmen, ressam, heykelci Tektaş Ağaoğlu’nun 84 yaşında hayatını kaybettiğine ilişkin açıklaması

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Teşekkür ederim.

Sosyalist siyasetçi, yazar, çevirmen, ressam, heykelci Tektaş Ağaoğlu dün 84 yaşında aramızdan ayrıldı. Ağaoğlu Serbest Cumhuriyet Fırkasının kurucularından Ahmet Ağaoğlu’nun torunu, Demokrat Parti kurucularından Samet Ağaoğlu’nun oğluydu. Oxford’da hukuk okumuş, politikaya atılarak aile geleneğini sürdürmüş ama Türkiye Sosyalist İşçi Partisinin kuruluşuna katılarak o gelenekten kopmuştu ve bütün yaşamını hak ve özgürlükleri için mücadele eden işçilerin yolunun aydınlatılmasına katkıya adamıştı. 1965 Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi Şolohov’un “Ve Durgun Akardı Don”unu Türkçeye kazandıran oydu; Dostoyevski, Dickens, Marx, Engels ve Lenin’in yapıtlarının da çevirmeniydi.

Tektaş bunu seçmiş, istemiş olsa onu liste başında Türkiye Büyük Millet Meclisine taşımayacak parti olmazdı ama o dışarıdan, dolaysız mücadeleyi seçti ve bedel ödedi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen, buyurun.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Bizler Tektaş Ağaoğlu ve onun gibi işçi sınıfı aydınlarının emek ve eserlerinden beslendik ve besleniyoruz. İyi ki vardı, iyi ki varlar.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Tektaş Ağaoğlu’na Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Ben de Sayın Tektaş Ağaoğlu’nun çeviri kitaplarını çok yakından okuyan bir insanım. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Erdoğan, siz de mi söz talep ettiniz? Peki, size de bir dakikalık süre vereyim. Daha sonra grup başkan vekillerine söz vereceğim.

Buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

19.- Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan’ın, 10 Ocak İdareciler Günü ile 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladığına ilişkin açıklaması

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Bugün 10 Ocak İdareciler Günü. Aralarında yirmi beş yıl görev yaptığım değerli meslektaşlarımın İdareciler Günü’nü canıgönülden kutluyorum.

Bugün, tabii ki onların iki önemli sorununu da burada dile getirmek istiyorum. Birincisi, Türkiye’nin birliği bütünlüğü konusunda çok önemli görevler yapan meslektaşlarımızın yetkilerinin tırpanlanması konusunda son zamanlardaki duyarsızlıktan devletimizin kurtulması ve mülki idarenin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etmek istiyorum.

İkincisi de mülki idarenin özlük hakları maalesef yıllardır çözülememiştir. Bu 10 Ocak İdareciler Günü vesilesiyle onların bu sorunlarının da çözümü konusunda Hükûmetten bir aktif hareket beklemekteyiz.

Ayrıca bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü de kutluyorum.

Söz verdiğiniz için teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Erdoğan.

Evet, şimdi, ilk olarak Sayın Erkan Akçay’a söz veriyorum.

Buyurun Sayın Akçay.

20.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü ile 10 Ocak İdareciler Günü’nü kutladığına ve fikir adamı, eğitimci ve yazar Seyyid Ahmet Arvasi’yi rahmetle andığına ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak bütün gazetecilerin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyoruz. Görevlerini yaparken hayatlarını kaybeden basın çalışanlarını rahmetle anıyoruz ve tüm basın çalışanlarına selam ve sevgilerimizi iletiyoruz.

Gazetecilik, fedakârlık isteyen, zor şartlarda yapılan bir meslek. Her mesleğin elbette kendine özgü zorlukları olmakla beraber gazetecilik özel bir meslek. Gazeteciler, sürekli stres altında ve bazı durumlarda can güvenliği tehdidi altında günün yirmi dört saati, haftanın yedi günü görev yapıyorlar. Yerel basındaki her türlü engel ve olumsuzluklara karşın çalışanlar özverili çabalarıyla bu görevlerini sağlıklı bir biçimde yerine getirmeye çalışıyorlar. Basın mensuplarımız, vatandaşlarımızın, hepimizin gözü, kulağı, sesi olmakta ve kamuoyunun haber alma hakkına katkıda bulunarak görevlerini ilkeli, tarafsız ve sorumlu gazetecilik anlayışı içerisinde yerine getirmektedirler.

Gazetecilik mesleğinin zor ve yıpratıcı şartlarına rağmen üstün bir çabayla topluma hizmet eden basın çalışanları daha iyi imkânlara kavuşturulmalı ve basın çalışanlarının mevcut sorunlarına çözüm getirilmelidir.

Bugün, aynı zamanda, 10 Ocak İdareciler Günü. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti gibi, yüzlerce yıllık bürokrasisiyle güçlü yönetim geleneğine sahip büyük idareciler yetiştirmiş bir devlet için idarecilerimizi böyle bir günde anmanın oldukça anlamlı olduğunu düşünüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Güçlü devlet yapımızın bugüne gelmesinde şüphesiz ki kendilerini çok iyi yetiştirmiş yöneticilerin, işinin ehli bürokratların rolü büyüktür. Kamu yönetimi alanında göstermiş oldukları özel gayretleriyle görevlerini başarıyla sürdüren, devletin farklı kurumlarında yer alan idarecilerimiz, vatandaşlarımıza verdikleri nitelikli hizmetleriyle de sosyal bir hukuk devleti olan ülkemiz için önem arz etmektedir. Kamu yönetimi alanında Türkiye'nin gelişmesine katkıda bulunan, özveriyle çalışan, hâlen görevde ve emekli olan tüm idarecilerimizin bu özel gününü kutluyoruz.

Büyük fikir adamı, eğitimci ve yazar Seyyid Ahmet Arvasi’yi de rahmetle anıyoruz. Yazılarında aziz milletimizin sosyal, kültürel ve inanç dokusunu bir filozof ve düşünür olarak ilmek ilmek işlemiştir. Yetiştirdiği ve eserlerinden feyzalan nesiller Türk İslam ülküsünü geleceğe taşıyacaklardır.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de Sayın Akçay.

Sayın Kerestecioğlu, buyurun.

21.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Halkların Demokratik Partisi üyesi 28 kişinin gece yarısı gözaltına alınmalarına ve 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladığına ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, dün, yine, yaptıkları işler, yaşadıkları yerler çok belli, belirgin olan, adresleri belli, işleri belli olan parti üyelerimiz İstanbul’da evlerine baskın yapılarak gece yarısı gözaltına alındılar; tam 28 kişi. Yani bu, artık gerçekten bizim sabrımızı sınamak… Herkesin korktuğu, birbirine siyasetten uzak durmayı tembihlediği bugünlerde, bu gidişatı değiştirmek için, en temel demokratik hakları için mücadele eden tertemiz 28 insan yine gözaltına alındı.

Neden gözaltına alındılar? Nedeni çok belli aslında. Eş Genel Başkanımız Sayın Selahattin Demirtaş 12 Ocak Cuma günü ilk defa mahkemeye gelerek duruşmaya katılacak; bu duruşmanın yarattığı baskı rejimine bir yanıt olmasından, insanları bu duruşmanın birleştirmesinden ve bu rejime karşı demokrasi umudunun büyüyeceğinden korkuluyor. Neden bu insanlar gözaltında? Çünkü İstanbul il kongresi yaklaşıyor, çünkü ilçe kongreleri sürüyor, çünkü bizim büyük kongremiz yaklaşıyor -yani yeni yönetime gelenlere gözdağı verilsin diye- çünkü KESK’in “OHAL değil demokrasi” mitingi çağrısıyla gerçekleştireceği miting yaklaşıyor. Yani ne zaman bir ilçe hareketleniyor, ne zaman yurttaşlar siyasete katılmaya bir eğilim gösteriyor, başlıyor, bakıyoruz ki o ilçeye operasyon yapılmış ve bazen bir hafta gözaltı süresinden sonra insanlar serbest bırakılıyorlar. Ama önemli olan ne? Yeter ki insanlar korkutulsun, yıpratılsın; aslında hakikaten amaçlanan bu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen Sayın Kerestecioğlu.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Şimdi, bütün diktatörler aynıdır; içe dönük, müstakil, paranoyak, halklarının gerçeğinden, ne düşündüklerinden koparlar. Bugün artık Türkiye’de siyasi iktidar “evet efendim”ci kadrosu dışında herkesi kendine düşman görüyor. Bu korku ikliminde yaşamak, gerçekten yaşamak değildir. O yüzden, Türkiye, mutlaka bu korku iklimini aşacak, yeniden yaşayacak, yeniden nefes alacak.

Değerli yazar Albert Camus “Asi nedir?” diye sorar ve kendi sorusuna şöyle yanıt verir: “‘Hayır.’ diyen insan.” Asi, hayır diyen bir insandır. İşte o nokta, korkunun ortadan kalktığı noktadır, tüm halkların “Hayır.” dediği andır ve aynı zamanda tiranlıkların da düştüğü andır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Son ek sürenizi vereyim. Sayın Kerestecioğlu, buyurun.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Evet, bugün Çalışan Gazeteciler Günü, bugün çalışamayan gazeteciler günü; çalışamayan, yazamayan, emeğinin karşılığını alamayan, güvencesiz çalışan gazeteciler günü. O nedenle onlar kendileri söylüyorlar zaten “Boşuna kimse bizim günümüzü kutlamasın, gerçekten demokrasinin, özgürlüklerin önünü açsın.” diye. Ama bugün Mecliste Parlamento muhabiri arkadaşlarımızı ziyaret ettiğimde özellikle bir şeyi iletmemi istediler, bunu Meclisteki bütün grup başkan vekilleri ve milletvekillerinden rica ediyorlar “Saat on ikiye lütfen basın toplantısı almayın çünkü bütün gün boyunca biz tek bir dakika es veremeden çalıyoruz ve o saatler, hiç olmazsa, bir yarım saat de olsa bizim dinlenme, nefes alma saatimiz olsun.” diyorlar. Buna hepimizin özen göstermesini rica ediyorum.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Özel, buyurun.

22.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladığına, Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın bazı tasarruf ve uygulamalarına ve milletvekillerine Meclis Başkanını denetim yetkisi verilmesiyle ilgili düzenleme yapmak konusunda tüm partilere çağrıda bulunduğuna ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Dünya Çalışan Gazeteciler Günü ama elbette bugün Türkiye’de ekonomik şartlardan dolayı, siyasi görüşlerinden dolayı mesleğinden olmuş, mesleğinden edilmiş gazeteciler ile özgürlükleri ellerinden alındığı, tutuklu oldukları için içeride olan gazeteciler de dâhil olmak üzere, biz de grup olarak tüm gazetecilerin Gazeteciler Günü’nü kutluyoruz ve kendilerine OHAL’siz, demokrasinin yaşandığı, basın özgürlüğünün yaşandığı, örgütlenme özgürlüklerinin önündeki bütün engellerin kaldırıldığı; mesleklerini, almış oldukları akademik eğitim, ustalarından öğrenmiş oldukları edep, adap ve vicdanlarıyla yapabilecekleri yarınlar diliyoruz.

Sayın Başkan, tüm partilerin ortak bir sorunuyla karşı karşıyayız: Tek adam rejimi. Türkiye’deki bu tespite 4 parti birden katılmaz ama Meclisteki bu tespite 4 parti birden katılabilir. İsmail Kahraman, ki çok tartışmalardan sonra 2’nci kez seçildiği görevinde tek adamlığını iyice tahkim etmiş, iktidar muhalefet ayırmadan kafasına göre Meclisi yönetmesiyle artık Meclis kampüsü içindeki inşaat işlerini Genel Kurul bünyesine kadar da taşıyarak meseleyi canımıza tak ettirmiştir. Muhalefet ve iktidarın ortak kullandıkları bir alanı, kavasların giyinme odalarını, darbe gecesi kullandığımız sığınağa iniş girişini dahi kapatarak kendisine abdesthaneye, tuvalete, mescide, lüks bir makam odasına dönüştüren İsmail Kahraman, yurt dışı gezilerinde kendi grubu dâhil hiçbir siyasi parti grubunun iradesini gözetmeden, kollamadan, aramadan kendiliğinden milletvekilleriyle temas edip kendisine uygun, kafasına uygun, kendi tercihine uygun heyetler oluşturmaya çalışmakta.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kanun hükmünde kararnamelerin Anayasa’ya aykırı olarak gündemin başına değil, sonuna alınmasına ses çıkarmazken, Meclisin yetkilerinin elinden alınmasına ses çıkarmazken -bir yandan da oğlu Fatih’in Meclisi fiilen yürüttüğüne ilişkin iktidar partisinden de gelen sıkıntılar, eleştiriler- buradan sizinle bir cevap aramamız gereken “Oğlu Fatih’e bir makam arabası tahsis edilmiş midir?” “Meclisin arabasını evladının kullanımına vermiş midir?” soruları bir tarafta dururken -Meclisin iradesini, iktidar partisinin iradesini de dâhil hiçe sayan bu Meclis Başkanına karşı dün gördüğümüz bir mesele- iktidar partisinden bir sayın milletvekili “Kardeşim, ‘tek adam’ ‘tek adam’ diyorsunuz, Tayyip Bey hiç olmazsa bizimle istişare ediyor, bu bizimle de istişare etmiyor.” derken iktidar partisine açık çek veriyoruz: Gelin, İç Tüzük’se İç Tüzük, Anayasa’ysa Anayasa değişikliğini hep birlikte geçirelim…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Efendim, toparlayayım.

BAŞKAN – Toparlayın lütfen, süreyi son uzatmam.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İktidar partisine bu Meclis iradesini hiçe sayan yaklaşıma karşı açık çek veriyoruz, diğer muhalefet partilerinin de katılacağına inanıyoruz. İç Tüzük’se İç Tüzük’ü değiştirelim, Anayasa’ysa Anayasa’yı hep beraber değiştirelim ve Meclis Başkanı için milletvekillerinin denetim yetkisini ortaya koyalım -geri çekme dâhil, güvensizlik önergesi dâhil- bu İsmail Kahraman tek adamından bu Meclisi kurtaralım. Çok sayıda AKP milletvekili de bu tek adam rejimine karşı geri çekme yetkilerinin olmasını, güvensizlik oyu kullanmak istediklerini ifade ediyorlar. Gelin, böyle bir tasarıyı birlikte yapalım. Bundan sonra, kendisi dışında kimseyi kabul etmeyen, tek başına bu Meclisi yöneten adamın karşısında denetim yetkimizi artıralım, gerekirse güvensizlik oyuyla görevden düşürelim ama böyle bir rezalete karşı iktidarıyla muhalefetiyle sessiz kalmayalım diyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Özel, elbette Meclis yönetimine eleştirileriniz vardır ve bunlar da saklıdır ama bunları ifade ederken “Bu İsmail Kahraman denilen adam” şeklinde bir hitabı ben size yakıştıramadım. Herhâlde siz de üzüldünüz böyle bir hitabı kullanmış olmaktan dolayı.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Hayır, hiç üzülmedim, hiç.

TÜLAY KAYNARCA (İstanbul) – Temiz dil…

BAŞKAN – Üzülmediyseniz o daha büyük bir ayıp.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – O zaman tutanaklara geçsin: Beni saymayan, grubumu saymayan, iktidar muhalefet milletvekillerini saymayan…

BAŞKAN – Ama benim konuşmam bitmedi.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …tek başına irade dayatan kişiye “adam” sıfatını cinsiyetinden dolayı layık gördüm. Kendisi hakkında başka bir…

BAŞKAN – Sayın Özel, şimdi…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …niteleme yapmaktan utanırım.

BAŞKAN – Sayın Özel, bakın, Sayın Başkan burada…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kendisi bizi saymıyorsa bizim tarafımızdan da sayılmayacaktır...

BAŞKAN – Bakın, ben konuşuyorum; hep bunu yapıyorsunuz, ben konuşurken benim sözümü bölüyorsunuz. Bu sizde alışkanlık hâline geldi Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …böyle bilsin bunu.

BAŞKAN – Ben siz konuşurken sizin sözünüzü kesiyor muyum?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ben bitti sandım efendim, buyurun.

BAŞKAN – Bitmedi diyorum ama duymuyorsunuz maalesef.

Şimdi Sayın Başkan burada değil, bu ithamlarınıza cevap veremez ama odası çok yakınımızda.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Çıksın gelsin.

BAŞKAN – Bu konuda herhangi bir şikâyetiniz veyahut da bir sorununuz varsa gidip kendisine sorabilirsiniz, cevabını alabilirsiniz.

Kaldı ki biraz önce dile getirdiğiniz bazı iddialara bütçeyi görüşürken zaten yeteri kadar cevap verildi, tekrar gündeme getiriyorsunuz; bilmiyorum, nerede tamamlanacak bu aynı soruları tekrar etmeniz.

Eleştiri hakkınız saklıdır ama asla hakaret etmemeniz gerekiyor diye düşünüyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, o zaman şunu ifade edeyim: İsmail Kahraman…

BAŞKAN – “Bey” “Sayın Başkan”…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …ne grup başkan vekillerini ne Meclis gruplarını -hatta dün de gördük, hepiniz de şikâyet ettiniz- ne Meclis başkan vekillerini göstermesi gereken özenle, ihtimamla saymamakta, görüşlerine başvurmamakta, kendi kararlarını tek başına uygulamaktadır.

İsmail Kahraman Bey’le kişisel ilişki kuracağım zaman kendisine “bey” de derim, başka bir şey de derim ama grubumu ve iradesini saymayan kişiye kadın olsaydı “’İsmail Kahraman’ denen kadın”, erkek olduğu için de “adam” dedim. Yoksa, kendisine herhangi bir şey, sıfat takma niyetim de yok çünkü hak etmiyor kendisi.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özel, tekrar ısrar ediyorsunuz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ediyorum.

BAŞKAN – Tabii ki sınırını siz çizeceksiniz. Benim burada müdahale etmem size –ne derece- nasihat vermek anlamına gelecek diye bu sınırı çizmek istiyorum, bu niyette değilim çünkü ama yine de ne kadar kızarsak kızalım, ne kadar eleştirirsek eleştirelim burada olmayan kişiler veyahut da burada olan kişiler için de yine azami dikkati ve özeni göstermemiz gerekir diye düşünüyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, bakın…

BAŞKAN – Ayrıca, dün yine konuştuğumuz ve Sayın Başkanla da konuşup size aktardığım bir gelişmeyi daha somutlaşmış bir şekilde ifade etmek isterim.

Arkada hazırlanmış odanın ihtiyaçlarımıza göre düzenlenmesi gerektiği konusunda Sayın Başkandan gerekli bilgiyi ve yetkiyi aldık. Birlikte -o ihtiyaçlarımıza karşı- arka odadaki düzenlemeyi yapacağız. Onu da bildirmek isterim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, tabii, siz devam edince…

Bir: Diyorsunuz ki…

BAŞKAN – Artık bu konuyu konuşmak istemiyorum Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, hayır… Sizin söylediğiniz konu.

Bir: “Cevap hakkı yok.” diyorsunuz ya bu doğru değil çünkü Meclisi onun yerine vekâleten yönetiyorsunuz, istediği an gelir…

BAŞKAN – Şu anda, burada…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ya, istediği an gelir, o koltuğa oturur, kişisel savunma hakkını kullanır.

İki: Diyorsunuz ki: “Sorununuz varsa başvurun.” Şu ana kadar 4 tane yazı yazdık “Grubumuzdan yurt dışına birisini çağıracaksan gruba yazacaksın.” diye, cevap vermiyor.

Dün konuştuğumuz konuyu defalarca söyledik. Şu anda sizin dediğiniz şu… Arkada kendi kafasına göre bir tasarruf yapmış. Bugün beni de Meclis bürokrasisi arkada yakaladı “Efendim, nasıl istiyorsanız, yıkacağız, yeniden yapacağız.” Bak, yaptığı haksız harcamaların parasını İsmail Kahraman’ın maaşından kesmeye var mısınız? Kesin maaşından, yapalım.

BAŞKAN – Sayın Özel, tamam, bu konuyu kapatıyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Böyle bir iş olur mu? Kafasına göre…

BAŞKAN – Bu konuyu kapatıyorum Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hangi yetkiyle harcadı o parayı?

BAŞKAN – Sayın Özel, teşekkür ederim. Lütfen…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hangi yetkiyle harcadı?

BAŞKAN – Yeter bu kadar, tamam. Sayın Özel, hakaret ediyorsunuz devamlı.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kime hakaret ediyorum ya?

BAŞKAN – Sayın Başkana hakaret ediyorsunuz ve ısrarlı ısrarlı sürdürüyorsunuz Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ya, ne hakaret ettim şimdi? Hangi yetkiyle harcadı o parayı diyorum.

BAŞKAN – “Adam” diyorsunuz, “Kafasına göre yapıyor.” diyorsunuz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kafasına göre yapıyor.

BAŞKAN - Biraz daha nazik olmaya davet ediyorum sizi. Sadece bunu söylüyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – O parayı hangi yetkiyle harcadı?

BAŞKAN – Biraz nazik olmamız gerekiyor.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Maaşından keselim o parayı, maaşından!

BAŞKAN - Sayın Turan, buyurun.

23.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Troya’nın UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası’na eklenmesinin 20’nci yılı olması dolayısıyla 2018 yılının “Troya Yılı” ilan edilmesine ve 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladığına ilişkin açıklaması

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; teşekkür ediyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Adamlık iltifat ona ya! “Adam” demem iltifat ona!

BAŞKAN – Herkesin konuşma üslubu kendi seviyesini belirtir.

Buyurun Sayın Turan, devam edin.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sizinkini belirttiği gibi.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, öncelikle, Meclis Başkanımız AK PARTİ’nin veya bir partinin değil, tüm Meclisin Başkanıdır.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Hayır. Ona göre davransın.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Dolayısıyla her türlü söylemimizde daha hassas olmayı, her vekilimizden hassaten Başkanımıza daha hassas olmayı ısrarla talep ediyorum çünkü usul ve nezaket esas kadar kıymetlidir. Ben sayın grup başkan vekilini İç Tüzük 100’deki Meclis Başkanına nasıl soru sorulacağıyla ilgili maddeye bakmaya davet ediyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Cevap vermiyor kardeşim.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; izin verirseniz sizlere bugün farklı bir konudan bahsetmek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Üç bin beş yüz yıl boyunca önemli bir yerleşim merkezi olan, iki kıta arasında ticaret yolu olan Troya, Dünya Kültür Mirası için hâlâ önemli bir değer teşkil ediyor. Dünya edebiyatına kaynaklık eden Homeros’un “İlyada”, “Odysseia” destanlarının ana yurdu olan, Gazi Mustafa Kemal’in, Fatih Sultan Mehmet’in, İskender’in, Pers imparatorlarının iz bıraktığı Troya, 1998 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası’na eklendi. 2018, bu önemli tarihin 20’nci yılı olması dolayısıyla yani bu yıl “Troya Yılı” ilan edildi Hükûmetimizce. Bu önemli kampanyanın lansmanı bugün Çanakkale’de Kültür Bakanımızın katılımıyla yapılmaktadır. Bu vesileyle bu önemli ve ulusal projenin bu aşamaya gelmesinde katkısı olan Çanakkale’mizdeki tüm sivil toplum örgütlerine, kamu kurumlarına, valiliğimize, Kültür ve Turizm Bakanlığımıza, Başbakanımıza, Cumhurbaşkanımıza sonsuz teşekkürler ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen, buyurun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – 2018’de Türkiye’nin katıldığı tüm fuarlarda Troya başköşeye alınacak, bunun yanında yıl boyunca Troya’yla ilgili akademik toplantılar, sempozyumlar, tanıtım fuarları, kültür, turizm fuarları, edebiyat etkinlikleri yapılacak, hem Çanakkale’miz hem de Troya bu önemli projenin hakkını fazlasıyla yerine getirecektir. Ben şehrimize ve ülkemize bu önemli etkinliğin hayırlı olmasını ümit ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün aynı zamanda 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Basın, demokrasinin kökleştiği ülkelerde yasama, yürütme ve yargıdan sonra dördüncü kuvvet olarak anılan, etkin denetim yapan bir organ hüviyetinde. Basının yapıcı, eleştirel tutumu demokratik gelişimi ilerletir, büyütür, toplumun doğru bir şekilde haber almasını sağlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen siz de, son uzatma dakikalarınız.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bu amaçla çalışan, ter döken tüm basın mensuplarımızın, çalışan gazetecilerimizin gününü canıgönülden kutluyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Gündeme geçiyoruz sayın milletvekilleri...

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Gündeme geçmeden önce Sayın Yıldırım’ın bir söz talebi vardı.

Buyurun Sayın Yıldırım, 60’a göre mi?

AHMET YILDIRIM (Muş) – Evet Sayın Başkan. Normalde söz almayacaktım, grup başkan vekilimiz bu konuda söz almıştı ama...

BAŞKAN – Buyurun.

24.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın Meclisi tek taraflı ve dayatmacı yönettiğine ve bu tutumunu kınadığına ilişkin açıklaması

AHMET YILDIRIM (Muş) – Teşekkür ederim.

Bakın, dün değerli grup başkan vekilimiz şuradaki, özellikle muhalefet milletvekillerinin kullandığı alanla ilgili itirazlarımızı dile getirmişti ama keşke bir tek İsmail Kahraman’ın bu Meclisi yönetme çarpıklığı buranın dizaynlarıyla ilgili olsaydı. Gerçekten kendi kafasına göre iş yapıyor, tek taraflı ve dayatmacı yönetiyor. Ayrıca vekillerin özgürlük ve iradi haklarını koruyamayan İsmail Kahraman’ın vekillerin tuvalet hakkını koruyabilmesini beklemek gerçekten bizim işimiz değil artık. Bir defa bu Parlamentonun vekillerinin tutuklanmasına itiraz edememiş, desteklemiş, onların oradan neredeyse dava dosyalarının savcılığını yapmış açıklamalar yaptı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Toparlıyorum Sayın Başkan.

Yine yasama faaliyetlerinin, soru önergelerinin, gensoru önergelerinin içeriklerine müdahale ederek iade eden; burada torba yasaların, bütçelerin muhalefet şerhine itiraz eden ve bunları iade eden, kürsüden milletvekillerinin konuşmalarına ve kürsü dokunulmazlığına müdahale eden İsmail Kahraman’dan bundan daha ötesini açıkçası beklemiyoruz. Hani burada Meclis Genel Kurulu ve müştemilatıyla ilgili yaptığı düzenlemeler, diyorsunuz ya, siz de söylediniz “Gerekirse düzeltilebilir.” Yazık ya; yoksulluğun, açlığın, sefaletin diz boyu olduğu bu ülkede paraların bu kadar çarçur edilip yapıldıktan üç gün sonra yıkılıp yeniden dizayn edilmesini düşünmek bile beytülmalın ne kadar hoyratça kullanıldığının göstergesidir diyorum.

Meclis Başkanının bu tutumunu, bir parti grup başkan vekili gibi hareket eden tutumunu kınadığımı tekrar ifade etmek istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Yıldırım, ben “Düzenlenecek.” derken “Yıkılıp yeniden yapılacak.”ı kastetmedim. Bazı ihtiyaçlarımız var, onlar eklenecek şimdi. Diğer bazı arkadaşlarımızla, Divandaki arkadaşlarımızla da paylaştık, daha kullanılabilir olabilmesi için bazı eklemeler yapılacak sonra, yoksa yıkılıp yeniden yapılmayacak; bunu da bildirmek isterim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – O parayı ondan tahsil edeceğiz o parayı, zimmet çıkaracağız ona zimmet.

BAŞKAN - Gündeme geçiyoruz sayın milletvekilleri.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Duyurular

1.- Başkanlıkça, Bağcılık Sektörü ve Üzüm Üreticilerinin Sorunlarının Araştırılarak Alınacak Tedbirlerin Tespit Edilmesi Maksadıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu ile Uyuşturucu Madde Bağımlılığı ve Yeni Bağımlılık Türlerinin Araştırılarak Bağımlılığın Nedenlerinin ve Alınacak Tedbirlerin Tespit Edilmesi Maksadıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun toplanacakları gün, yer ve saate ilişkin duyuru

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Bağcılık Sektörü ve Üzüm Üreticilerinin Sorunlarının Araştırılarak Alınacak Tedbirlerin Tespit Edilmesi Maksadıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonuna seçilmiş bulunan sayın üyeler bugün saat 16.00’da, Uyuşturucu Madde Bağımlılığı ve Yeni Bağımlılık Türlerinin Araştırılarak Bağımlılığın Nedenlerinin ve Alınacak Tedbirlerin Tespit Edilmesi Maksadıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonuna seçilmiş bulunan sayın üyelerin bugün saat 18.00’de Ana Bina 2’nci kat 511 numaralı Meclis araştırması komisyonları toplantı salonunda toplanarak başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip seçimini yapmalarını rica ediyorum.

Şimdi, grup önerilerini görüşeceğiz.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Yalnız, hiçbir grup şu anda MHP haricinde konuşmacı ismi bildirmedi, onu da buradan ilan edeyim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sırasında bildiriyoruz efendim, sinir harbi var aramızda.

BAŞKAN - Siz getirin, ben sırasına göre okuyacağım zaten onları.

VIII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- MHP Grubunun, Grup Başkan Vekili Manisa Milletvekili Erkan Akçay tarafından, basın çalışanlarının sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 10/1/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 10 Ocak 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

10/1/2018

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 10/1/2018 Çarşamba günü (bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                       Erkan Akçay

                                                                                           Manisa

                                                                        MHP Grubu Başkan Vekili

Öneri:

10 Ocak 2018 tarih, 2565 sayıyla TBMM Başkanlığına MHP Grup Başkan Vekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, basın çalışanlarının sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verdiği Meclis araştırması açılmasına dair önergemizin görüşmelerinin 10/1/2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere öneri sahibi Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Erzurum Milletvekili Sayın Kamil Aydın konuşacaklar.

Buyurun Sayın Aydın. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

MHP GRUBU ADINA KAMİL AYDIN (Erzurum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; basın çalışanlarının sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına vermiş olduğumuz önergenin gerekçesini açıklamak üzere söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, 10 Ocak 1961 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 212 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkındaki 5953 Sayılı Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun’la sınırlı da olsa basın çalışanlarının bazı hakları yasal güvenceye kavuşmuştur. Bu yasayla basın çalışanlarının sigortalı çalışma, ihbar ve kıdem tazminatı, yıllık ve haftalık olmak üzere belirlenen tarihlerde izin yapma hakkı ve en önemlisi de gazetecilik faaliyetlerini özgürce yürütmesi güvence altına alınmıştır. 10 Ocak 1961 tarihinde alınan kararların temelini oluşturan anlayış 1970’li yıllara gelindiğinde Çalışan Gazeteciler Günü olarak kutlanmaya başlanmıştır.

Demokratik yönetimlerde yasama, yürütme ve yargının yanında dördüncü bir kuvvet olarak tanımlanan medya, özellikle basın-yayın, öncelikle yöneten ve yönetilen arasındaki en etkin iletişim vasıtasıdır. Diğer bir ifadeyle toplumun her türlü talep ve isteklerine tercüman olduğu gibi yasama, yürütme ve yargı faaliyetlerindeki aksaklıkları da gündeme taşımakla mükelleftir. Bu genel çerçevede bugün üstlendiği görev ve sorumlulukları gereği Türk toplumunun gözü, kulağı ve sesi olan Türk basını, maalesef gittikçe kronikleşen bir sorunlar yumağıyla karşı karşıyadır; hatta bu sorunlar karşısında var olma mücadelesi vermektedir. Birkaç başlık altında ele almak gerekirse basının yani gazetecilik sektörünün tüm bileşenleriyle karşılaştıkları sorunların başında küreselleşmenin birçok sektörde tekelleşme yarattığı gibi gazetecilik sektöründe de güçsüz ve küçüklerin yaşayamadığı bir yapıya dönüştüğüne tanıklık etmekteyiz. Yani ticari ve ekonomik desteği olmayan ve varlığını yegâne gazetecilik mesleği icrasıyla sürdürmeye çalışan Türk basını, özellikle de yerel basın yok olmak üzeredir. Can güvenliğinden yoksun, oldukça stresli bir meslek grubunu oluşturan basın-yayın çalışanları, diğer sektörlerde olduğu gibi mesai mefhumuna sahip değildir, dahası bu zor çalışma şartlarına rağmen sendikal haklarından da yeterince yararlanmamaktadırlar. Basın İş Kanunu’nun tam anlamıyla uygulanamaması sonucu kayıt dışı istihdam nedeniyle işsizlik, ücret yetersizliği ve çalışma şartlarındaki kötüleşme de söz konusudur.

Öte yandan, Anayasa’nın 28’inci maddesinde “Basın hürdür, sansür edilemez. Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.” ifadesine matuf olarak editöryal bağımsızlık risk altındadır. Buna bağlı olarak yazı işleri kadrosu, yazarlar, yorumcular, çizerler, haberciler her türlü işveren baskısını hissetmektedirler.

Genel anlamda sektörde öne çıkan diğer önemli bir husus da gazete ve televizyonlardaki meslektaşlarıyla aynı nitelikte işi yapıyor olmalarına rağmen internet yayıncılığı alanında çalışan basın emektarlarının basın kartları başta olmak üzere birtakım haklarının sağlanmamasıdır. Sağlıklı bir toplumun temininde ve demokrasinin tüm kurul ve kurumlarıyla düzenli bir faaliyette bulunmasında çok önemli katkıları olan basın-yayınımızın en sıkıntılı diğer bir parçası da yerel basındır çünkü yerel basın kuruluşları yüksek maliyetleri oluşturan telif ücretleri, vergiler ve sigorta primleri, resmî ilan şartları ve kira giderleri gibi nedenlerle zor durumdadırlar.

2017 yılı itibarıyla 81 ilde resmî ilan yayınlama hakkını haiz 1.122 gazete çalışmakta ve bu gazetelerde çalışan emekçi sayısı 8.858’dir. Muhasebe, idari bilimler, dağıtım ve matbaa çalışanlarını bu sayıya dâhil etmiyoruz. Bunu dâhil ettiğimizde rakam çok rahat bir şekilde 2 katına çıkmaktadır. Yerel Basın İlan Kurumuna bağlı gazetelerin vergisi, SGK prim ve benzer yükümlülükleri hiçbir sektörde olmadığı kadar kayıt altındadır. Tebliğ edilen yazı öncesi borcu bulunan gazete işletmeleri borçlarını yapılandırmış ve ödemeleri muntazam bir şekilde yapmaktadır. Resmî kurumlarda kesilen her faturanın ödemesi sırasında “borcu yoktur” yazısı istenmekte, borç bilgisine istinaden fatura bedeli doğrudan Maliye Bakanlığının ilgili hesaplarına aktarılmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMİL AYDIN (Devamla) - Bu düzenlemeyle gerçekten birçok kurumda iyileştirme söz konusuyken basın-yayın, özellikle yerel medyanın yaşadığı bu sıkıntıların giderilmesi noktasında benzer iyi niyetin taşınmasını canıgönülden ifade etmek istiyorum. Ancak bu şekilde bu önemli sektörü de rahatlatmış oluruz.

Bugün 10 Ocak, gerçekten özellikle son on bir yılda 900 kayıp vermelerine rağmen basın-yayının tüm çalışanlarının günlerini kutluyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aydın.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Filiz Kerestecioğlu konuşacak.

Buyurun Sayın Kerestecioğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün hani her şey için “sözde” deniyor ya ben de “sözde çalışan gazeteciler günü” demek istiyorum. Aslında çok irite edici bir kavram çünkü işin gerçekliğini boşaltan bir söz “sözde” demek. Ama bugün 145 gazetecinin tutuklu olduğuna, onun dışında OHAL koşullarında iyice ağırlaşan şartlarına, güvencesiz çalışmalarına ve hakikaten mesaisi, gecesi gündüzü belli olmayan çalışma şartlarına, düşüncelerini ifade edememelerine, uygulanan sansüre, onların uygulamak zorunda kaldığı otosansüre baktığımız zaman çalışan değil “çalışamayan gazeteciler günü” “ifade edemeyen gazeteciler günü” “özgür olmayan gazeteciler günü” demek zorundayız. Onlar diyorlar ki dışarıdaki gazeteciler “Hakikat” demişler ve “Tek tip gazeteci olmayacağız.” diyorlar, tek tip gazeteci olmayı reddediyorlar ve bugün aslında yaşanan maalesef tek tip gazetecilikten başka bir şey değil. Diyorlar ki: “Bugün 10 Ocak Dünya Gazeteciler Günü. Ülkeyi yönetenler, çıkıp demeçler verecek, mesajlar yayınlayacaklar -ki öyle oldu- Gazeteciler Günü’müzü kutlayacaklar, gazeteciliğin ne kadar değerli bir meslek olduğunu süslü kelimelerle anlatacaklar ama sakın inanmayın; öyle düşünmüyorlar, yalan söylüyorlar, gazeteciliği yok ediyorlar, tek tip yandaş gazeteci istiyorlar.”

Ben sözü onlara vermek istiyorum. Nedim Türfent diyor ki duruşmasında: “‘Türk’ün gücünü göreceksiniz’ haberi yüzünden hedef alındım ve bunun için içerideyim. Gazeteciler her konuda haber yapabilir. Ben hendeklerle ilgili Yüksekova’da haber yaptığım için şu an buradayım. Hendek haberi yapmam beni örgüt üyesi yapmaz; bu, bir gazetecilik faaliyetidir.”

Ahmet Şık diyor ki: “Ne yaparsanız yapın ne hakikati aramaya devam etmekte ne de hakikati bulduğumuzda sahibi olan halka teslim etmekte bir an bile tereddüt etmeyeceğiz çünkü biz gazeteciyiz.”

Murat Sabuncu diyor ki: “Ailem ya da milletvekili arkadaşlar ‘Süreçte sana en ağır gelen neydi?’ diye sordular. Bir gazeteci olarak bu duruşmada manşetlerin üstünden geçmem bana en ağır geliyor.”

Akın Atalay diyor ki: “Esareti kabul etmeyiz. Onurumuzdan, haysiyetimizden, insanlığımızdan vazgeçmeyiz, korkuya teslim olmayız.”

İşte onlar gazeteciler; onlar tutuklular ve Zehra Doğan da o güzelim resimleriyle cezaevinde. Hepsini saygıyla selamlıyor ve kutluyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kerestecioğlu.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Sayın Atila Sertel konuşacak.

Buyurun Sayın Sertel. (CHP sıralarından alkışlar)

Sizin de süreniz üç dakika.

CHP GRUBU ADINA ATİLA SERTEL (İzmir) – Süremi konuşmaya başlarken başlatırsanız; tam yüz seksen saniye sürem var.

BAŞKAN – Beş saniye falan fark ediyor Sayın Sertel.

ATİLA SERTEL (Devamla) – Peki.

Efendim, yüz seksen saniye vaktinizi alacağım, üç dakikada Türk basınının sorunlarını anlatacağım, özgürlüğü anlatacağım.

10 Ocağın 57’nci yılı. Çalışan, çalışamayan bütün gazeteci arkadaşlarım, ileride bayram olarak kutlayacağımız bugünü mücadele olarak kutlayacağımızı bilmenizi isterim.

Şu anda 140 gazeteci hapishanede, bunun 60’ı üç ağırlaştırılmış müebbetle yargılanıyor. Türkiye'de KHK’lerle 37 radyo ve 33 televizyon olmak üzere, 70 yayın organı kapatıldı. Türkiye'de sosyal medyadan yayın yapan 10 bin kişiye soruşturma açıldı, pek çoğu ceza aldı ve kısa süreli olsa da hapishanenin demir parmaklıklarının arkasına gitti. 15 Temmuzdan bu yana işsiz kalan gazetecilerin sayısı 10 bini geçti, bine yakın gazetecinin basın kartı iptal edildi.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün bizim ülkemiz için verdiği acı ve bizim ülkemizin yüzünü kızartacak rakam 180 ülke arasında basın ve ifade özgürlüğü açısından 155’inci sırada olmamızdır. Ayrıca, bu raporda Türkiye ne yazık ki açık hava hapishanesi olarak söylenmektedir, dünyanın en büyük hapishanesi olarak söylenmektedir. Merkezi Washington'da bulunan Özgürlük Evi Raporu’na göre de Türkiye ne yazık ki kısmen özgür ülkeler arasında sayılmaktadır. Tabii, sadece Ahmet Şık’ın savunmasını durdurmak ve Ahmet Şık’ı cezaevi parmaklıkları ardında yatırırken savunmasını engellemek bile bizim Türkiye açısından ne kadar kötü durumda olduğumuzun göstergesidir diye düşünüyorum. Meclisi bombalayan, bombalar atan, insanlarımızı öldürenlere dahi savunma yaparken tahammül eden hâkimlerin Ahmet Şık’ın savunmasına tahammül edememesi son derece düşündürücüdür çünkü aynı arkadaşımız basılmayan kitabı nedeniyle, “İmamın Ordusu” -FETÖ- kitabı nedeniyle bir yıl cezaevinde yatmıştır. O dönemde Ahmet Şık Ergenekoncu, bu dönemde de ne yazık ki FET֒cü olmuştur. Bir başka dönemde Ahmet Şık gibi özgürlük savaşçıları, özgürlük ve kalem mücadelecisi olan insanlar acaba neyle suçlanacaktır merak ederim.

Hakan Çavuşoğlu’na teşekkür etmek istiyorum, Sayın Bakana çünkü ilk kez yüzde 20 zammı iki yıl bekledikten sonra Basın İlan Kurumunda verdiler; yaygın basına yüzde 8, Anadolu basınına yüzde 20. Ama ne yazık ki Basın İlan Kurumunun iki yıldır uygulamadığı zam hâlâ Bakanlar Kurulunun masalarında, Bakanlar Kurulunun imzasını beklemektedir. Sayın Bakandan rica ediyorum; arkadaşlarınıza söyleyin, bir an önce imzalasınlar çünkü Anadolu basını bitmiş durumdadır, ekonomik olarak çökmüş durumdadır. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sertel.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Tülay Kaynarca konuşacaklar.

Buyurun Sayın Kaynarca. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA TÜLAY KAYNARCA (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; MHP grup önerisi aleyhinde söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Grup önerisi gazetecilerin çalışma haklarıyla ilgili. Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Bu meslekte yirmi yılı geride bırakmış bir meslektaşları olarak tüm gazetecilerimizin bu özel gününü tebrik ediyorum öncelikle. Türkiye'de 1.792 radyo ve televizyon kurumu var ve çok ciddi sayıda, yine gazete ve dergi sayısı toplamı da 6 bini aşkın; gerçekten yarısının da dergi olduğunu düşündüğümüzde, bunun demokrasimiz açısından çok önemli olduğuna yürekten inanıyorum. Çünkü basın güçlendiğinde, medya sektörü güçlendiğinde demokrasiniz daha güçlü olur, daha etkin olur. Bunun en canlı örneğini de bu Meclis yaşadı, 15 Temmuzda yaşadı. 15 Temmuz itibarıyla medyanın yani basının aldığı tavır, millî iradeden yana aldığı tavır önemli ve değerliydi. Bu anlamda ben değerli meslektaşlarıma şükranlarımı bu vesileyle de iletmek isterim çünkü o dönem içerisindeki duruş milletimiz adına çok çok önemliydi diye düşünüyorum.

Yine gazetecilerin çalışma haklarıyla ilgili başta özlük hakları, yine mesleği icra ederken karşılaştıkları sorunlarla ilgili de bizim hükûmetlerimiz döneminde ciddi adımlar atıldığını da bu vesileyle ifade etmem önemli diye düşünüyorum çünkü gerek RTÜK’te gerek Basın İş Kanunu çerçevesinde, Ceza Kanunu çerçevesinde ve mevzuatlarda gerekli düzenlemeler yapıldı ve hâlen de özellikle internetle ilgili -çünkü MHP grup önerisinde internet ayağı, sosyal medya ayağıyla ilgili de başlıklar vardı- bununla ilgili de önemli çalışmaların gerçekleşmesi yönünde bir etkinlik var, bu da çok önemli diye düşünüyorum. Başta özlük hakları, editöryal bağımsızlığın sağlanması konusunda hem kurumsal hem de yasal çerçevede yapılacak düzenlemeler hepimizin ortak temennisi çünkü güçlü basın güçlü demokrasiyi de beraberinde getirir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk basınının demokrasimize katkılarının hassasiyetle süreceği inancını taşıyarak cümlelerime son veriyorum ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaynarca.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karar yeter sayısı…

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Yarış vardı, Sayın Özel kazandı bu yarışı.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma saati: 15.49

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.07

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), İshak GAZEL (Kütahya)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 47’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Öneriyi kabul edenler… Kabul etmeyenler…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Var Başkanım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yok, yok.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Var, var.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yok kardeşim, yok.

BAŞKAN - Kâtip üyeler arasında bir anlaşmazlık var, elektronik cihazla oylama yapacağız.

Oylama için iki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma saati: 16.09

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.23

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), İshak GAZEL (Kütahya)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 47’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin ikinci oylamasında da karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yok, yok… Elektronik…

BAŞKAN – Kâtip üyeler arasında bir anlaşmazlık var, elektronik cihazla oylama yapacağız.

Üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı vardır, öneri kabul edilmemiştir.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir ve Grup Başkan Vekili Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım tarafından, Türkiye'deki basın özgürlüğünün önündeki engellerin bütün boyutlarıyla araştırılması ve gazetecilere yönelik tutuklama, basına sansür, kapatma gibi demokrasi dışı yöntemlerin sona erdirilmesi amacıyla 10/1/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 10 Ocak 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

10/01/2018

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 10/1/2018 Çarşamba günü (bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisini İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                        Filiz Kerestecioğlu Demir

                                                                                          İstanbul

                                                                        HDP Grubu Başkan Vekili

Öneri:

10 Ocak 2018 tarihinde İstanbul Milletvekili Grup Başkan Vekili Filiz Kerestecioğlu ve Muş Milletvekili Grup Başkan Vekili Ahmet Yıldırım tarafından -(6431) sıra numaralı- Türkiye'deki basın özgürlüğünün önündeki engellerin bütün boyutlarıyla araştırılması ve gazetecilere yönelik tutuklama, basına sansür, kapatma gibi demokrasi dışı yöntemlerin sona erdirilmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 10/1/2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, bir kısa söz talebim var.

BAŞKAN – Sayın grup başkan vekillerinden bir ricam var: Şu anda Halkların Demokratik Partisi grup önerisini görüşeceğiz ama kürsüye hiçbir grup adına konuşmacı ismi bildirilmedi. En son konuşmak adına belki beklenti yapıyorsunuz, bekliyorsunuz ama ben de şunu söylemek istiyorum ki bundan sonra arkadaşlarımızdan rica edip sizlerden konuşmacı ismi alması konusunda bir eylemde bulunmayacağım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – HDP’nin var.

PERVİN BULDAN (İstanbul) – Mithat Bey var.

BAŞKAN – Hiç kimsenin yok. Ben şimdi işaretleştim, “Siz mi?” dedim, “Evet.” dedi Sayın Sancar. Hiçbir isim yok.

Lütfen grup başkan vekili arkadaşlarımız biraz daha hassas davransınlar bu konuda.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Çok hassas olduğumuzdan Sayın Başkan.

BAŞKAN – Evet Sayın Özel, bir dakikada toparlayın lütfen.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

25.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, konuşma sırasının grupların milletvekili sayısına göre belirlenmesiyle ilgili bir kural olmadığına ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, önce bu konuya söyleyeyim, belki bir dakika esas söyleyeceğim konuya da söz verirsiniz. Bu konudaki sıkıntı şu: Adalet ve Kalkınma Partisi belli kuralları kendi lehine sürekli uygulanmasından sonra terk edilemez bir kaide olarak uyguluyor işine geldiğinde ama Meclisin bin yıllık kaidelerini işine gelmediğinde uygulamıyor. O yüzden işte grupların milletvekili sayısına göre sırasıyla konuşma diye bir şey yok. Yani hep en son onlar konuşacak diye değil, kürsüye bildiriliş sırasına göre biliyorsunuz. Diğer yerleşmiş kaideleri terk ettikleri için biz de yerleştirmeye çalıştıkları kaideyi terk ettik. Aramızda bu anlamda bir sinir harbi vardır, mesele bundan ibarettir. Süresi geldiğinde verilir.

BAŞKAN – Şimdi aranızdaki sinir harbi beni ilgilendirmiyor.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Mecburen.

BAŞKAN – Evet, şimdiye kadar teamül olarak Milliyetçi Hareket Partisinden başladık, Halkların Demokratik Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi ve AK PARTİ olarak bütün konuşmacılara bu sırayla söz verdik. Ben dört senedir Meclis başkan vekilliği yapıyorum. Dört senedir de bu kural uygulanıyor.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bu kural değil.

BAŞKAN – Bu kural uygulanıyor diyorum, bir teamül olmuş vaziyette bu ama eğer “Biz bu teamüle artık uymuyoruz, kürsüye isim bildiriliş sırasına göre konuşma olsun.” diyorsanız bunu da uygularız ve size, uygulayacağımızı da belirttik ama bu, aranızdaki sinir harbinden buraya hiçbir isim bildirmemeniz demek değildir. Ben her konuşma sonrasında veya başında sizlerden isim beklemek zorunda da değilim. Madem kuralına göre oynuyorsunuz, ben de kuralına göre davranmak zorundayım. Bunu sadece belirttim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, dediğinizde sizin açınızdan hiçbir sorun yok da sorun şu: Kanun hükmünde…

BAŞKAN – Tamam, anlaşıldı. Bakın, bir şeyi tartışmıyorum sizinle.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır hayır…

BAŞKAN – Ben sadece size bir ricada bulundum. Madem kuralı uyguluyoruz teamülü bıraktık, o zaman lütfen -aranızda gerginlik mi var, sinir harbi mi var, onunla ben ilgilenmek durumunda değilim- isimleri buraya bildirirseniz zamanında, ben de bir kez daha hatırlatma gereğini hissetmem.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, tutanaklara geçmesi açısından şunu söylüyoruz…

BAŞKAN – Onu söyleyin.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bu bilinçli bir tercih. Sebebi de şu…

BAŞKAN – Tamam, anladım Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, özür dilerim ama anlamadınız.

Kanun hükmünde kararnameler gündemin ilk sırasında yerini alır, Anayasa’daki “öncelikle görüşülür” ifadesi…

BAŞKAN – Sayın Özel, “Bunu yapmadığınız müddetçe bu kuralı uygulayacağız.” dediniz. Buna itiraz etmiyorum. Bu kuralı uygularken vaktinde davranın. Bunun ricasında bulunuyorum size.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Onu yapacağız efendim.

BAŞKAN – Yoksa teamülü bıraktınız, kural uygulamasına geçtiniz diye bir eleştiri sunmuyorum. Ben sadece diyorum ki: Uygulamak istediğiniz kuralı kuralına göre oynayın, arkasındaki nedenler bizi Divan olarak ilgilendirmiyor. Ben her konuşmada, her grup önerisinde veya her tasarı veya teklif görüşülürken sizlere isim bildirme konusunda hep ikazda bulunmayacağım. Burada varsa var, yoksa yok, öyle gideceğim. Bunu söylemek istiyorum size. Tamam.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Tamam Sayın Başkan, öyle yapın.

BAŞKAN – Sayın Turan…

26.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Meclisin yerleşik teamüllerine göre bir konuşma sırası belirlendiğine ve bu teamül ortadan kalkacaksa İç Tüzük’ün 61’inci maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkin açıklaması

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

İfade ettiğiniz gibi Meclisin yerleşik teamüllerinde bir konuşma sırası söz konusuydu ancak dün itibarıyla kıymetli grup başkan vekili bundan feragat ettiklerini ifade ettiler. Dolayısıyla bu teamül ortadan kalkacaksa İç Tüzük 61’deki “Söz, kayıt veya istem sırasına göre verilir.” hükmü geçerli olacaktır. Dolayısıyla isim vermememiz bu 61’in uygulanması talebine bağlıdır. Eğer diğer partilerimiz isim vermeyeceklerse -zaten biz grup önerilerinin verilmemesi ve bir an önce gündeme geçilmesi tarafındayız- biz de vermeyeceğimizi beyan ediyoruz. Ama onlar vereceklerse 61’in gereği olarak biz de o sıraya uyulmasını talep ediyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim. Zaten onlar uygulanacak.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- HDP Grubunun, 10/1/2018 tarihinde Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir ve Grup Başkan Vekili Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım tarafından, Türkiye'deki basın özgürlüğünün önündeki engellerin bütün boyutlarıyla araştırılması ve gazetecilere yönelik tutuklama, basına sansür, kapatma gibi demokrasi dışı yöntemlerin sona erdirilmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 10 Ocak 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grup Önerisinin gerekçesini açıklamak üzere Mardin Milletvekili Sayın Mithat Sancar konuşacaklar.

Sayın Sancar, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

HDP GRUBU ADINA MİTHAT SANCAR (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” olarak geçiyor ve kutlanıyor. Demeçler yayınlandı; basının ne kadar önemli bir alan olduğu, gazeteciliğin ne kadar değerli bir meslek olduğu belirtildi ama şu an dışarıda olan gazeteciler buna çok açık, yalın, net bir cevap verdiler. “Aslında bunların hiçbiri doğru değil. Basının değerine ilişkin, iktidar sözcülerinin söylediklerine inanmayın.” diyorlar. Doğru diyorlar.

Yine, aynı gazeteciler bugün bir tek sayfalık gazete çıkardılar, adı: Hakikat. Bu gazetede şu satırları özellikle dikkatinize sunmak isterim: “Bugün onlarca gazeteci dört duvar arasında. Bugün 10 Ocak Dünya Çalışan Gazeteciler Günü. Bugün Türkiye, dünyanın en büyük gazeteci cezaevi. Bugün kutlanacak bir şey yok." Haklılar değerli arkadaşlar, bugün kutlanacak bir şey yok. Bugün mücadelenin önemini vurgulamak için pek çok sebep var. Neye mücadele, ne için mücadele? Özgürlük için mücadele. Bugün özellikle basın özgürlüğü için mücadele ve dayanışmanın önemini bir kez daha vurgulamak gerekiyor.

Nereden çıktı Çalışan Gazeteciler Günü? 1961 yılında bir Basın Kanunu yapıldı ve orada, 212 sayılı Basın Kanunu’nda gazetecilere bazı haklar tanındı. Önemli düzeltmelerdi yeterli olmasa da. Bu kanunun tanıdığı haklardan rahatsız olan gazete patronları bir araya geldiler, tarihe “9 gazete patronu olayı” ya da “9 patron olayı” olarak geçen bir eylem yaptılar. Gazetelerini üç gün boyunca çıkarmayacaklarını, boykot yoluna gideceklerini belirttiler. Buna karşı gazeteciler bir araya geldiler, genel yayın yönetmenliğini rahmetli Abdi İpekçi’nin yaptığı bir gazete çıkardılar. Pek çok gazeteci o gazetede gönüllü muhabirlik yaptı, yazarlık yaptı. Yani dayanıştılar, direndiler ve patronların bu boykotunu kırdılar, haklarını korumayı başardılar. Şüphesiz haklar bunlardan ibaret değildi, mücadele etmek gerekiyordu ve hakları genişletmek gerekiyordu ama iktidarlar hakikatten rahatsız olurlar değerli arkadaşlar. Otoriter, totaliter eğilimleri olan iktidarlar ilk iş olarak basını, düşünce özgürlüğünü bastırmayı seçiyorlar tıpkı şimdi AKP iktidarının yaptığı gibi. Hakikatten rahatsız olduğu için bir yandan ekonomik araçlarla basını kontrol altına alıyor, diğer yandan polisiye ve hukuksal her türlü yolu kullanarak basını susturmayı, daha doğrusu tek tipleştirmeyi hedefliyor. Tek tipleştirme sadece basın alanında değil, sadece düşünce alanında değil her alanda bu iktidarın bir hedefi olarak ortaya çıkmış.

Tek tipleştirmeye karşı yapılacak şey bellidir değerli arkadaşlar. Bu ülkenin demokrasiden yana, özgürlükten yana derdi olan bütün halkları, bütün inanç grupları, bütün bireyleri, bütün kuruluşları amasız, fakatsız dayanışmayı, ortak mücadeleyi yükseltmek zorundalar. Bu kadar baskıcı, apaçık tek tipçiliği dayatan iktidara karşı çoğulculuğun en geniş cephesini, demokrasinin en geniş cephesini oluşturmak görevimizdir.

Son olarak size Şilili bir yazardan bir alıntı aktaracağım. Pinochet diktatörlüğünün en koyu zamanlarında söylenmiş sözlerdir. Bunları bu bilgi ışığında okuyun: “Hakikati öldürmek iktidarda olan bazılarının zannettikleri kadar kolay değildir. Bu dünyada hâlâ hakikati hatırlatmak ve yaymak isteyen tek bir insan varken bunu yapmak mümkün değildir. Bu yeter; ahlaki çölde haykıran bir insan, önce biri, sonra biri daha, adalet kıvılcımının sönmesine engel olmak için bu yeter.” Evet, bu kıvılcımı hep birlikte, bu ülkenin bütün demokrasi güçleriyle birlikte canlı tutacağız, sönmesine izin vermeyeceğiz.

Saygılarımla efendim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sancar.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Barış Yarkadaş konuşacaklar.

Buyurun Sayın Yarkadaş. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika.

CHP GRUBU ADINA BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Ancak, ne yazık ki çalışan ve çalışamayan gazeteciler için durum pek de parlak değil.

Dün AKP Genel Başkanı Sayın Erdoğan “Biz gazetecilere özgürlük getirdik, onların özgürlüğü için mücadele ettik.” dedi. Oysaki durum tam tersi, AKP gazetecilere özgürlük getirmedi, aksine gazetecilerin özgürlüğünü gasbetti. Bunun en önemli örneklerinden biri de, gazetecilere açılan davaların en önemlilerinden biri de Sevgili Enis Berberoğlu’na yönelik komplodur, komplo davasıdır ve şu anda Enis Berberoğlu bir haberden dolayı cezaevinde haksız bir şekilde tutulmaktadır.

Ben her ay düzenlediğim ve her yıl sonu düzenlediğim Basın Özgürlüğü Raporu’nu da Enis Berberoğlu’na ithaf ettim. Ne var o raporda? O raporda AKP iktidarının basını nasıl özgürleştirdiğinin belgeleri var. Bakın, şöyle gösterelim: Sadece 2017 yılında 173 gazeteci gözaltına alındı, 66 gazeteci tutuklandı, 99 gazeteci hakkında soruşturma başlatıldı, 63 gazeteciye yetmiş altı yıl hapis cezası verildi, 49 gazeteciye dava açıldı, 28 gazeteci çeşitli alanlarda saldırıya maruz kaldı ve yine, 28 gazeteciye 250 bin TL’lik bir para cezası verildi. AKP’nin basın özgürlüğünden anladığı, işte bu tablodur.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Öyle değil, öyle değil.

BARIŞ YARKADAŞ (Devamla) – 2017 yılı kara bir tabloyla geçmiştir. Sadece bu mu gazetecilerin yaşadığı sorunlar? AKP’ye muhalif olan, AKP’yi eleştiren, gerçeğin peşinde koşan Sözcü gazetesi, BirGün gazetesi, Evrensel gazetesi ve Cumhuriyet gazetesi iktidarın tüm kurumlarının mali ambargolarıyla, ekonomik ambargolarıyla karşı karşıyadır. Bugün Türkiye'de, başta Cumhuriyet gazetesi çalışanları Ahmet Şık, Murat Sabuncu, Akın Atalay olmak üzere 180’e yakın gazeteci yazdıklarından, çizdiklerinden, attıkları “tweet”lerden ve yaptıkları yorumlardan dolayı haksız ve hukuksuzca cezaevinde tutulmaktadır. AKP iktidarı gazetecilerin aldığı nefesi bile âdeta suç olarak görmektedir.

Buradan iktidar yetkililerine bir kez daha çağrı yapalım. Gazeteciliği suç olarak görmeyin. Gazeteciler toplum adına soru sorar, kamuoyu adına o sorulara cevap arar. Siz, gazetecileri baskı altına aldıkça aslında halkın haber alma hakkını da engellemiş oluyorsunuz.

2018 yılının mesleğinin onuru için mücadele eden tüm gazeteciler açısından özgürlükle ve demokrasiyle geçmesini diliyor, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yarkadaş.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Kırşehir Milletvekili Sayın Salih Çetinkaya konuşacak.

Buyurun Sayın Çetinkaya. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA SALİH ÇETİNKAYA (Kırşehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; HDP’nin grup önerisi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, sözlerimin hemen başında 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyorum. Vefakârca, cefakârca ülkesi ve milleti için yazan, sadece doğruları yazan tüm gazeteci kardeşlerimizin gününün kutlu olmasını diliyorum.

Sayın milletvekilleri, tabii, iddialar var, bu iddialara da cevap vereceğiz. Ben şunun altını özellikle çizmek istiyorum: Bakın değerli arkadaşlar, Türkiye'de gazetecilik mesleğini yaptığı için hiçbir gazeteci şu anda tutuklu değil. “Gazeteci” kime denir? Bunu önce bir belirlememiz lazım, değil mi? Sınırı nedir?

Şimdi, avukatlık mesleği… Ne yapıyor avukatlık mesleğine giren? Hukuk fakültesini bitiriyor, avukatlık stajını yapıyor. Eğer herhangi bir kamu kısıtı yoksa mesleğe kabul ediliyor ve avukatlık mesleğine giriyor. Gazetecilik mesleği… Kime gazeteci diyeceğiz, değil mi, bunun altını çizelim?

MEHMET TÜM (Balıkesir) – İktidara hizmet ederse gazetecidir!

SALİH ÇETİNKAYA (Devamla) – Eğer gazetecilik mesleğini doğru belirlemezsek işini hakkıyla yapanlara haksızlık etmiş oluruz.

Şimdi, bakın, bu belge Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün belgesidir. Şu anda aldım bu bilgileri. Şimdi, önergede 213 basın kuruluşundan bahsediliyor kapatıldı diye. Bu böyle değil değerli arkadaşlar. 115 basın-yayın kuruluşu var ama bunların temel özelliği şu: Bunlar terör ve terör faaliyetlerinden dolayı kapatılmıştır.

Değerli arkadaşlarım, eğer biz bu ülkenin geleceğini korumayacaksak, bu ülkenin bölünmezliğini koruyamayacaksak burada ne işimiz var, ben size soruyorum, ne işimiz var? Biz bunları koruyacağız. Asla teröre ve terörle iltisaklı olan hiçbir faaliyete izin veremeyiz. Ben sizlerin de böyle düşündüğünüzü biliyorum ve bu açıdan mutluyum.

NİHAT AKDOĞAN (Hakkâri) – Niye çamur medyasına dokunmuyorsunuz?

SALİH ÇETİNKAYA (Devamla) – Ayrıca, bakın, tutuklu gazetecilerden 5 tanesinin basın kartı var, sadece 5 tanesinin. 1 tanesi de Ahmet Şık ama onun da şu anda gazetecilik belgesi, basın kartı iptal edilmiş değil. Neyi bekliyor? Yargılamayı bekliyor. Yargılama neticesinde ceza alırsa tabii ki ne olacak? Bu kartı iptal olacak. Ama yargıya saygı duyacağız, anayasal yargıya saygı duymak zorundayız değerli arkadaşlar.

MEHMET TÜM (Balıkesir) – FET֒yle ilgili kitap yazdığı için attınız içeriye, biliyor musunuz? “İmamın Ordusu…”

SALİH ÇETİNKAYA (Devamla) – Bakın, bu ülkede terörle mücadele eden yargı mensuplarımız var. Gözlerini kırpmadan terörle mücadele ettiler. Şu anda risk alıyorlar ama vicdanlarına göre karar veriyorlar, ne benim Hükûmetime göre ne başka bir şeye göre. Yargıya saygı duyacağız, anayasal kurumlara saygı duyacağız ve görevini gerçekten layıkıyla yapan, bu ülkenin geleceği için çalışan gazetecilerin de haklarını koruyacağız.

Ben bu duygularla grup önerisinin aleyhinde olduğumuzu belirtir, yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çetinkaya.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Yıldırım…

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan, sayın hatip konuşmasında iki grup başkan vekilinin imzasıyla verilmiş olan grup önerimizle alakalı olarak “213 basın kuruluşunun 15 Temmuz 2015’ten itibaren kapatılması...” cümlesini kalkıp “İşte bunların çoğu terörle iltisaklı.” olarak ifade edip hem grup önerimize hem de grubumuza sataşmada bulunmuştur.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Kanaatini aktaramayacak mı Sayın Başkan? Bilgi vermektir bu.

AHMET YILDIRIM (Muş) – İç Tüzük 69’a göre sataşmadan söz istiyorum.

BAŞKAN – Peki.

Kim konuşacak?

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Sancar konuşacak.

BAŞKAN – Sayın Sancar, buyurun.

İki dakika.

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Mardin Milletvekili Mithat Sancar’ın, Kırşehir Milletvekili Salih Çetinkaya’nın HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MİTHAT SANCAR (Mardin) –Ey iktidar, nelere kadirsin! Değil mi? Ahlakı da bitirirsin. Bırak her şeyi, ahlakı da bitirirsin. 28 Şubatta yasaklanan gazetecilere o zaman “İktidarın haklı tasarruflarıyla yasaklanıyor.” dendiğinde itiraz edenler kimler? Burada var mıydı itiraz eden? Vardır eminim.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Hocam,konu o değil ama, öyle sölenmedi.

MİTHAT SANCAR (Devamla) – Konu o, konu o.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Aynı şey.

MİTHAT SANCAR (Devamla) – 28 Şubat yargısına hâl⠓Haksız ve adaletsiz yargı.” diyenler iktidar olunca kendilerine muhalefet edenleri, bir zamanlar zalim olarak gördüklerinin diliyle yargılamaya kalkarlarsa ortada siyasi değil, ahlaki bir sorun vardır, ahlaki. Bu sözleri, “Gazeteci değildir.” diyen sözleri, “Gazetecilik faaliyetinden değil, başka faaliyetten içeridedir.” diyenlerin sözlerini nerede bulursunuz, biliyor musunuz? Bütün diktatörlüklerde. Açın lügati, açın ansiklopediyi, açın Google’ı; görün bakın, Hitler’ler, Mussolini’ler, Pinochet’ler; bunların hepsi ve daha fazlası aynı sözleri söylediler. Bugün aynı dili kullanmak dün “Özgürlük ve zulme karşı mücadele” diyenleri hiç mi utandırmıyor? Hangi yargıyla o 213 basın kuruluşu kapatıldı? Tek bir KHK’yle. Buna hakkı nereden alıyorsunuz? Nasıl bir pervasızlık, anlamak mümkün değil değerli arkadaşlar.

Ahmet Şık’ı bugün yargılıyorsunuz. Dün cemaate karşı hakikati haykırdığı için -sizin ortağınızdı cemaat o zaman- cemaat içeri attı, bugün size karşı haykırdığı için siz atıyorsunuz; zihniyet aynı, tıynet aynı. Bunun geçerli olmasına bu ülkede demokratlar, özgürlükçüler izin vermeyecekler, ahlakı da demokrasiyi de biz kurtaracağız. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sancar.

SALİH ÇETİNKAYA (Kırşehir) – Sayın Başkan…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Çetinkaya…

SALİH ÇETİNKAYA (Kırşehir) – Efendim, ben kayıtlara geçmesi açısından söylüyorum. Biz konuşmacının, hatibin sözlerine katılmak zorunda değiliz. Ben belgeyle konuştum, söylediğim her sözün arkasındayım. Biz şunu söylüyoruz: Türkiye’de yargıya güven duyulsun, anayasal kurumlara güven duyulsun, bunun dışında bir talebimiz yoktur efendim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) – Sizin yargınıza duymuyoruz.

BAŞKAN – Sayın Özel…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın hatip konuşması sırasında hatibimizin de sözlerini kastederek bunların gerçeği yansıtmadığını, doğru olmadığını söyledi.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Hayda! Yağmurla ördek oluşmuyor Sayın Başkan ya!

BAŞKAN – Sayın Turan, ben Sayın Özel’le konuşuyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bir sataşma olarak değerlendirmiyoruz ama çarpıtıldığı için görüşleri, yerinden bir açıklama hakkını kullanmasının uygun olacağını düşünüyoruz.

BAŞKAN – Yerinden bir dakika…

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

27.- İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş’ın, Kırşehir Milletvekili Salih Çetinkaya’nın HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – AKP’li hatibi dinlerken aklıma Hitler’in Propaganda Bakanı Goebbels geldi. Goebbels gazetecileri tarif ederken şöyle derdi: “Gazeteciler bir piyanonun tuşları gibi olmalıdır, biz hangi tuşa basarsak o sesi çıkarmalıdır.” Şimdi, AKP’nin zihniyeti ne yazık ki Hitler’in Propaganda Bakanı Goebbels’le örtüşüyor ve benzerlik taşıyor. Gazeteci iktidarı rahatsız edendir, gazeteciler iktidarın rahatsız olacağı haberleri yazan kişilerdir. Siz kendinizi alkışlayacak, size şakşakçılık yapacak gazeteciler arıyorsanız onu Ahmet Şık’lardan, Murat Sabuncu’lardan, Akın Atalay’lardan çıkaramazsınız. İsmini saydığım tüm gazeteciler gazetecilik mesleğinin onurunu yaşayarak göstermişlerdir. O yüzden gazetecilerin sizden izin almalarını, ne yazacaklarını öğrenmelerini de beklemeyin.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı…

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- HDP Grubunun, 10/1/2018 tarihinde Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir ve Grup Başkan Vekili Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım tarafından, Türkiye'deki basın özgürlüğünün önündeki engellerin bütün boyutlarıyla araştırılması ve gazetecilere yönelik tutuklama, basına sansür, kapatma gibi demokrasi dışı yöntemlerin sona erdirilmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 10 Ocak 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Elektronik cihazla yapacağız.

Üç dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.54

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), İshak GAZEL (Kütahya)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 47’nci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, öneri kabul edilmemiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

3.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, Yunanistan tarafından işgal edildiği iddia edilen Ege adalarının durumunun tüm yönleriyle araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/2223) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 10 Ocak 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

10/1/2018

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 10/1/2018 Çarşamba günü (bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                        Özgür Özel

                                                                                           Manisa

                                                                                Grup Başkan Vekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, Yunanistan tarafından işgal edildiği iddia edilen Ege adalarının durumunun tüm yönleriyle araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/2223) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin görüşmesinin Genel Kurulun 10/1/2018 Çarşamba günlü (bugün) birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere öneri sahibi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili Niyazi Nefi Kara konuşacaklardır.

Buyurun Sayın Kara. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

CHP GRUBU ADINA NİYAZİ NEFİ KARA (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk kara sularında bulunan, egemenliği Türkiye Cumhuriyeti devletine ait olan adalarımızın Yunanistan tarafından işgal edilmesiyle ilgili öneri üzerine CHP Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Lozan Anlaşması’yla egemenliği Yunanistan’a devredilmemiş, İngiliz ve Amerikan haritalarında da egemenliğin ülkemize ait olduğu açıkça gösterilmiş Türk kara sularında bulunan 18 adamız ile 1 kayalık Yunanistan tarafından 2004 yılından beri işgal edilmiştir. Bu dönemde ise bu işgallerle ilgili her gelişmeyi önerge olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine taşıdık ancak AK PARTİ, Meclisi ve önergeleri işlevsizleştirdiği için baştan savma ya da dünyadan, Türkiye haritasından habersiz yanıtlarla karşılaştık.

“Marathi” diye bir adamız var, Yunanistan’a ait Patmos Adası’nın 10 kilometre doğusunda yer almakta. Bu konuyu gündeme getirdik. Dışişleri Bakanı imzasıyla gelen yanıtta Marathi Adası’nın Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı Gürmenli Adası olduğu söylendi. Değerli arkadaşlar, bu adanın yeri, bu resimde de göreceğiniz gibi Turgutreis açıklarındadır. Bu adayla ilgili 1932 anlaşması, Türkiye Cumhuriyeti devletinin de Resmî Gazete’sinde vardır, isteyene belgeleri verebiliriz.

Değerli arkadaşlar, Dışişleri Bakanlığının Türkiye haritasından habersiz olduğu ortada. 4 Ocak 1932 Türkiye-İtalya Sözleşmesi’nin 1’inci maddesinde yer alan adalarımızın statülerine baktığımızda, Turgutreis’e olan mesafeleri üzerinden çıkarım yapabilirsiniz. Bu ada Ege Denizi’ne aittir. Lozan Anlaşması ve 1947 Paris Anlaşması’yla gayriaskerî statüde bulunması gereken bu adalarda Yunanistan ağır silahlarla askerî tatbikatlar yapmaktadır. Burada da gözüküyor arkadaşlar.

Bunun yanında, işgal altında olan Sakarcılar Adası’nda maden çalışmaları yapılmakta, buradan çıkarılan perlit ve ponza madenleri Yunanistan’da pazarlanmaktadır. Burada da o çalışmalar görülüyor.

Keçi Adası ise giriş-çıkışları Yunan gümrük elemanları ve polislerince denetlenmek suretiyle turizme açılmıştır ve Yunanistan bu turizm faaliyetlerinden de gelir elde etmektedir. Burası da Keçi Adası.

Ne yazık ki uluslararası hukukun açıkça ihlali olan tüm bu hamlelere karşı Hükûmet uluslararası hukuktan kaynaklı haklarını kullanmamış, işgallere meşruluk kazandırmıştır, Türk kara sularında bulunan adalarımızın işgalinden sonra diplomasi ve uluslararası ilişkiler -her alanda olduğu gibi- egemenlik alanında da ülkemizi âciz duruma düşürmüştür. Eğer bu işgallere göz yumulmasaydı işgal altındaki Keçi Adamızdan geçerek Yunanistan’a sığınan darbecileri Sayın Cumhurbaşkanımız Çipras’tan istemek zorunda kalmazdı. 25 Ekim 2017 tarihinde Eşek Adası’nda icra edilen Ohi törenlerine Yunan ilkokul, lise öğrencileriyle beraber öğretmenleri ve Yunan Genelkurmayının karacı ve denizci subayları da katılmıştır. Bunların resimleri de burada arkadaşlar, işte buradalar. Peki, bütün bunlara rağmen bir nota verdik mi? Hayır.

Sayın Dışişleri Bakanına sormak istiyorum: 1996 ile 2004 yılları arasında Yunanistan’ın kara sularımızı işgal ettiği ada var mıdır, var ise neden bu konu yargıya taşınmamıştır? 1996-2004 yılları arasında hangi Türk adasında maden işletilmiş, hangi adalar turizme açılmıştır, 1996’dan önce ve 1996-2004 yılları arasında hangi CHP’li siyasetçi pasaportla girmiştir? Evet, siz yaptınız ama şimdiki Başbakan pasaportla giriş yaptı buraya.

Üzülerek bir şeyi daha hatırlatmak istiyorum: Türkiye’nin gösterdiği kararlı iradeyle 1996 yılında Kardak kayalıklarına ay yıldızlı bayrağımız dikilmişti ve maalesef geçen yıl, Genelkurmayın o bayrak diken subayları, bugünkü Genelkurmay Başkanı Kardak adalarına Yunan Silahlı Kuvvetlerince yaklaştırılmamıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NİYAZİ NEFİ KARA (Devamla) – Başkanım, bir dakikada tamamlayabilir miyim?

BAŞKAN – Bir dakika daha ek süre vereyim, tamamlayın lütfen.

NİYAZİ NEFİ KARA (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Geçtiğimiz hafta Çipras ile Kammenos Genel Başkanımızın sözlerine cevap vermek için Kelemez Adası’na gittiler ve oradan Keçi Adası’na geçtiler. Keçi Adası nerede? Türk kara sularında ve doğal olarak Türk hava sahasında. Peki, Hükûmet ne yaptı? Hiçbir şey.

Buradan tekrarlıyorum, yüce Meclisin çatısı altından: Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun da dediği gibi, biz 2019’da gelip o terk edilmiş adaları geri alacağız ve ay yıldızlı bayrağı oraya yeniden dikeceğiz. (CHP sıralarından alkışlar) Eğer Yunan Cumhurbaşkanı ve Savunma Bakanı da çok gelmek isterlerse onlara bir Türk kahvesi ikram edeceğiz.

Değerli arkadaşlar, itirazınız varsa bu konuyu araştıralım, birlikte tespit edelim.

Hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Ben de teşekkür ediyorum Sayın Kara.

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

4.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Meclis Başkan Vekili ve Divana ayrılan odanın videoları ile fotoğraflarının gizlice çekilerek bir internet sitesine verilmesini kınadığına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi tespit ettiğimiz üzere, bir internet sitesinde, arkadaki, Meclis Başkan Vekiline, Divana ayrılan, hatta zaman zaman ve sık sık grup başkan vekilleriyle birlikte toplantı yaptığımız odanın gizlice videoları, tuvalete varıncaya kadar fotoğrafları çekilmiş ve bir internet sitesine verilmiş.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Kesin Özgür’dür o.

BAŞKAN - Bu fotoğraflar şimdi çekildi yani yaklaşık yarım saat içinde yapılmış olan bir iş bu. Neden? Çünkü içeride bir değişiklik yaptık mobilyalarda, o mobilyalarda değişiklik yapıldıktan sonra bu işlem yapılmış.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Özgür itiraf ediyor.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, bu, çok ayıp bir iştir. Eğer o odaların resmini ve fotoğrafını çekmek istiyorsanız, bunu Meclisi yöneten Başkan Vekili olarak bana söylerdiniz, ben gerekli görürdüm veya gerekli görmezdim, çektirirdim veya çektirmezdim. Orası mahrem bir alan. Gizli gizli gelip, orada bir milletvekilinin gizli gizli telefonunu açıp, böyle iğreti, sarsılan bir videoyla gizli gizli orada çekim yapmasını milletvekilliğine asla yakıştırmıyorum, son derece ayıplıyorum ve son derece kınıyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Biz de kınıyoruz Sayın Başkan.

MELİKE BASMACI (Denizli) – Orası gizli bir mekân mı?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Hiç kimseye de söz vermiyorum bu konuda.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, böyle konuşup söz vermemek olmaz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Üzerine alındı.

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) – Özgür sen niye üstüne aldın ya, niye gocundun Özgür?

BAŞKAN – Vermiyorum, vermiyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır…

BAŞKAN - Kimseyi suçlamıyorum, yapanı suçluyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, hayır, açıklama yapacağım.

BAŞKAN – Üstüne alıyorsan vereyim?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Evet, alıyorum, ver.

BAŞKAN - Üstüne mi alıyorsun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Evet.

BAŞKAN – Buyur o zaman, yerinden bir dakika söz veriyorum. Bu ayıp da sana yeter eğer üstüne alıyorsan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Böyle laf söyleme yok.

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Ne biçim Meclis Başkan Vekilisin sen? Hayret bir şey ya!

BAŞKAN - Son derece ayıp bir şey bu.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Her zaman yapıyor mu böyle şeyler acaba?

BAŞKAN - Gizli gizli gelip o mahrem odayı, böyle, fotoğraflarını gizli bir şekilde çekip, tuvaleti dâhil olmak üzere, bakın tuvaleti dâhil olmak üzere…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Çok ayıp Sayın Başkan, kınıyoruz bunu.

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) – Çok ayıp bir şey bu ya.

ALİM TUNÇ (Uşak) – Beklenir zaten ya, mal adamdan bu beklenir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Efendim?

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

28.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, çekimleri yapılan odanın ortak kullanım alanı olduğuna ve gizli bir şekilde değil açıkça çekim yaparak basına dağıttığına ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bir, gizli gizli değil; açık açık, bütün personelin önünde.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Ben de oradaydım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hatta, HDP grup başkan vekiliyle karşılaştık, fotoğraflarını çekmeye girdiğimi gördü, hatta biraz bekledik, sonra çektim fotoğrafları. (AK PARTİ sıralarından “Yuh!” sesleri, gürültüler)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Ayıp bir şey bu Sayın Başkan.

MUHAMMET BALTA (Trabzon) – Yuh sana, yuh!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Dur, dur…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, dinliyorum ben.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İki, basına resmî mail atarak…

ALİM TUNÇ (Uşak) – Çüş!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …Parlamentoya duyurarak kapı önüne davet ettik, fotoğrafları basına gizli gizli değil açıkça basın toplantısıyla dağıttık. Videoları Parlamentodaki bütün muhabirlere, ayırmadan, birer birer CHP Grubu olarak biz dağıttık. Çünkü orası mahrem alan değil ortak kullanım alanıydı. Orayı kendi mini mescidi ve abdesthanesi yapan İsmail Kahraman işgalcidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Orası hepimizin ortak alanıdır, o ayıp da size aittir. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özel, şu anda Meclisi ben idare ediyorum, Meclis Başkan Vekili benim, bunu hatırlatmak istemem ama o odaya her giriş çıkışın benim iznim dâhilinde olması gerekir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır.

BAŞKAN – Evet.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – O bizim oda, bizim; senin odan orada.

MELİKE BASMACI (Denizli) – Kadın tuvaleti nerede?

BAŞKAN – Evet, o, Divanın dinlenme odasıdır.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Senin odan orada; bu, bizim oda.

BAŞKAN – Şu anda orası öyledir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İşgalcisiniz, işgal…

BAŞKAN – Ve benim iznim olmadan oraya girilmesi yasaktır.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ben dağıttım, ben, gizli değil, duyuruyla dağıttım.

BAŞKAN – Benim iznim olmadan orada fotoğraf çektirilmesi de yasaktır.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sen bizim iznimiz olmadan nasıl geliyorsun, oda bizim.

BAŞKAN – Benim çantamın ne işi var o fotoğraflarda?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Yazıklar olsun!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Oda, o oda bizim.

BAŞKAN – O fotoğraflarda benim çantamın ne işi var?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – O oda bizim, çantayı görmedim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sizin değil, hayır.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – O oda bizim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Elitaş, buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İşgalcisiniz o odada.

MELİKE BASMACI (Denizli) – Kadın tuvaleti nerede Başkanım? Bize bir gösterseniz.

BAŞKAN – Sayın Elitaş, buyurun.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının…

BAŞKAN – Mikrofonu açıyorum, duyulmuyor çünkü.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Ceza Kanunu’na göre suçtur, suç duyurusunda bulunacağız Sayın Başkan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Oda bizim, oda, işgalcisiniz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – CHP’nin niye iktidar olamadığının da en büyük delilidir. Ucuz, basit hareketler.

29.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Meclis Başkan Vekiline ait odaya izinsiz girilmesinin ve çekim yapılmasının saygısızlık olduğuna ve bunu yapanları kınadığına ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının arka kısmı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan ve başkan vekillerine ait bir yerdir.

BAŞKAN – Evet.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ağabeyciğim, orası bizim oda.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Orada size bağlı olarak çalışan görevliler bulunur. Nezaketen siz bizi çağırırsanız, o makamda eğer grup başkan vekillerini toplantıya çağırırsanız biz grup başkan vekilleri olarak orada bulunma hakkına sahibiz.

BAŞKAN – Evet.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Aksi hâlde, hiçbir milletvekili, izin vermediğiniz bir milletvekili o odaya giremez.

BAŞKAN – Evet.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bizim Türkiye Büyük Millet Meclisindeki odalarımız neyse sizin buradaki odanız… Bugün sizsiniz Meclis Başkan Vekili, orası sizin zimmetinizdedir, yarın başka bir milletvekili Meclis başkan vekilliği görevini yapar, onun zimmetindedir; yetkili ve sorumlu odur.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Ceza Kanunu’muzda suçtur.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Hiçbir milletvekili, ne olursa olsun, sizin mahreminiz bulunan bir yere sizden izinsiz olarak girme hakkına sahip değildir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hiç ilgisi yok.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Bu, tamamen saygısızca yapılmış bir harekettir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hiç öyle bir şey değil.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Yapanı da şiddetle kınıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) - Maksadınız ne Özgür Bey? Niye çekiyorsunuz?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – Maksadınız ne yani? Niye çekiyorsunuz?

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) – Çok ayıp, çok.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ben aynı şeyi söyledim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ben yaptım, ben. Ben yaptım. O oda bizim.

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Yapamazsın.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Terbiyesizlik yapıyorsun. Giremezsin oraya sen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - O oda bizim, sizin oda orası, Başkanın odası orası.

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Niye bağırıyorsun?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Başkanın odası orası. Orayı işgal etti. O odayı işgal etti. Ben yaptım, ben.

BAŞKAN – Bu söylediklerimden eğer ısrarlı bir şekilde anlamamak zorunda hissediyorsanız kendinizi ve bu tavrınızda ısrar ediyorsanız sizi kınıyorum. Kim yaptıysa yazıklar olsun diyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ben de seni kınıyorum.

BAŞKAN - Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.13

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 17.24

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), İshak GAZEL (Kütahya)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 47’nci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, Yunanistan tarafından işgal edildiği iddia edilen Ege adalarının durumunun tüm yönleriyle araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/2223) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 10 Ocak 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin görüşmelerine devam ediyoruz.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Iğdır Milletvekili Mehmet Emin Adıyaman konuşacaktır.

Buyurun Sayın Adıyaman. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Bu vesileyle başta tutsak olan gazeteciler olmak üzere tüm çalışan gazetecilerin gününü kutluyor; sansürsüz, tutuksuz, özgür düşüncenin ifade edilebildiği, halkın karar alma özgürlüğünün gazeteciler tarafından rahatça yerine getirilebildiği, demokratik, barışçıl bir Türkiye dileğimi ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisinin grup önerisi üzerine söz almış bulunmaktayım. Önergenin konusu, Ege adalarındaki ada ve adacıkların ya da kayaların Türkiye ile Yunanistan arasında aslında öteden beri sorun teşkil eden durumuna ilişkin. Ama hiç şüphesiz Lozan’dan bu tarafa Ege adalarında onlarca, hatta yüzlerce adacık veya kaya parçaları Lozan Antlaşması’nda statü kapsamına ya da anlaşma kapsamına alınmayan, statüsü belirsiz alanlar ama öteden beri bu adalara ilişkin dış politika ve genel anlamda Türkiye’nin dış politikası aslında iç politikayla bağlantılı olarak gelişen politikalar. Niye böyle söylüyoruz? Özellikle AKP iktidarının dış siyaseti iç siyasetin bir aracı hâline getiren politikaları sonucu elbette Ege adalarındaki bu bahis konusu adacık ve kayacıkların sorununun çözümlenmesi, barışçıl, demokratik, Yunan ve Türkiye halklarının çıkarlarına göre bir çözüme ulaşması mümkün olmuyor. Komşularla sıfır sorun politikasından stratejik derinlik, işte, Neoosmanlıcı hayallerle uykuya dalıp sabah uyandığında Orta Doğu’nun gerçekliğiyle yüz yüze kalan AKP iktidarı, her sıkıştığı dönemde bir komşu ülkeyle çatışmacı bir dil, çatışmacı bir dış politikaya sarılıp ülke içerisinde oy devşirmek…

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Krallarla iyi geçiniyorlar, bir sıkıntı yok o konuda.

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Devamla) – …halkı konsolide etmek için milliyetçi söylemler, “Vatan, millet Sakarya.” söylemi, işte, “Ver mehteri!” duygularıyla bu politikasını devam ettiriyor.

(Manisa Milletvekili Özgür Özel’in Başkanlık kürsüsüne yürümesi)

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Devamla) – Dolayısıyla, CHP’nin vermiş olduğu önergenin bir araştırma komisyonuyla sonuca ulaştırılmasına da muhtemelen ret oyu verecektir çünkü söylediğim gibi dış politika, her zaman AKP için, ülke içerisinde sorunun…

BAŞKAN – Sayın Özel, buraya gelip, bana bağırıp, böyle “Hadi oradan!” deme hakkın yok senin.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, bu nedir Allah aşkına ya!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Allah Allah!

BAŞKAN – Evet, “Allah Allah” değil.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Ne bağırıyorsun.” diyorsun ya, gidiyorum ben!

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, bu Meclisin bir adabı var, terbiyesizliğin bir sınırı var, edepsizliğin bir sınırı var, bu ne ya!

BAŞKAN – Sayın Adıyaman, özür dilerim.

Sayın Adıyaman bir konuşmasını yapsın…

Buyurun Sayın Adıyaman, sürenize ekleyeceğim bir dakika ek süre.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, başka sebeplerle beraber Meclisi kilitlemek istiyor olabilir. Ayıp ya!

BAŞKAN – Bir dakika, Sayın Adıyaman konuşuyor.

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Devamla) – Süreyi de başlatır mısınız Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun, bir dakika ek süre veriyorum.

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Devamla) – Teşekkür ederim.

Evet, değerli arkadaşlar, yani dediğimiz gibi AKP iktidarı, bütün komşularla sürekli bir biçimde dış politikada sorunlar üretiyor. Bakın, Suriye’yle, Suriye Merkezî Hükûmetiyle sorunlu, Rojava ve Kuzey Suriye Federasyonu’yla sorunlu, Kürdistan federal bölgesiyle sorunlu, Bağdat, Tahran, Ermenistan’la sorunlu, Yunanistan’la sorunlu, Bulgaristan’la sorunlu, bir tek sorunlu olmadığımız komşu ülke Gürcistan.

Bu, tamamen, dış politika, halkların çıkarına, barışa dayalı diplomasi yerine iç politikada iktidarda kalmanın bir aracı olarak kullanıldığından, bütün bu ülkelerle, bütün bu komşularla sıfır sorun yerine derinleşen sorunlar yaşayan bir politika izliyor AKP Hükûmeti. Dolayısıyla, dış politikada barış esası üzerine, halkların çıkarı üzerine, halkların menfaati üzerine bir politika yürütebilmesi için…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Adıyaman, bir dakika daha ek süre vereyim size, toparlayın lütfen.

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Devamla) – Dolayısıyla, dış politikada da başarılı olabilmek için, barışı inşa edebilmek için, öncelikle ülkenin iç meselelerini halletmek, ülke içinde barışı inşa etmek gerekiyor.

Bakın, basit bir örnek vereyim. Türkiye’de Kürt sorunu çözülmüş olsaydı, Türkiye’de Kürt sorunundan kaynaklı, örneğin Rojava’da, Kürdistan federal bölgesinde bugün düşmanca bir tutum… İşte oradaki Kürt oluşumları ya da statüleri, Kürtlerin oradaki kazançları Türkiye için bir tehlike değil; tam tersine, kendi iç sorununu, Kürt meselesini demokratik, barışçıl temelde çözen bir Türkiye, Amerika, Rusya, Avrupa ülkeleri yerine, Rojava ve Kuzey Suriye Federasyonu’nun müttefiki olurdu, Irak’ta Kürdistan federal bölgesinin müttefiki olurdu, dolayısıyla bütün Orta Doğu hinterlandına barışı ihraç eden, demokraside öncülük eden bir ülke hâline gelirdi. Ama iç meseleleri çözmeyen, işte, savaş konseptine dayalı politikaları üreten Türkiye içeride de bu milliyetçi duyguları konsolide etmek için sürekli dış politikada sorun üretiyor.

Saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Adıyaman.

Sayın Elitaş…

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

30.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel hakkında İç Tüzük hükümlerine göre disiplin cezası işlemi uygulanması gerektiğine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, biraz önce Genel Kurulu kapatırken sizin odanıza yapılan bir tecavüzü izah ederek bu konuyla ilgili tepkinizi ortaya koydunuz. Ben de yerimden, Başkanlık Divanının arkasındaki alanın tamamen Meclis Başkanı, Meclis Başkanlık Divanı ve o Divanda görev yapan milletvekillerine ait olduğunu, oradaki yapılan her tasarrufun orada bulunduğunu ifade ettim. Meclis Başkanlığı başkan vekillerinin odasını ister o tarafta yapar, ister bu tarafta yapar. Bu tamamen sizin yapacağınız bir iştir. Hatta bazen Meclis başkan vekillerimiz kendi odalarının kapılarını da kilitlerler ama büyük bir nezaket göstererek sayın Meclis başkan vekilleri milletvekili arkadaşlarımızın orada da kullanımına müsamaha gösteren tavırlar sergilemiştir.

BAŞKAN – Evet.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Fakat bu maalesef istismar edilerek tamamen sizin özelinizde bulunan bir mekânın milletvekilleri tarafından gizlice çekilmesi ahlaka aykırı bir davranış şeklidir. Bunu sordunuz. Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili “Bunu ben yaptım. Burası benim özelimdir, burası bizimdir, Meclis başkan vekilinin yeri değildir.” diye bir ifade kullandı. Siz “Kınıyorum.” dediniz.

BAŞKAN – Evet.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Kınamayı İç Tüzük’e göre mi yaptınız, şahsi bir kınama mı yaptınız?

BAŞKAN – Şahsi bir kınamaydı.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım, yapılan iş, İç Tüzük ceza hükümlerine aykırı bir davranıştır. Bu müeyyideyi yerine getirmeniz gerekir. Meclis başkan vekili -orada yapacağı kınamayı- ya çağırır, kendisine “Kınıyorum.” der… Yapılan iş, İç Tüzük’ümüzün ceza maddeleriyle ilgili kısımlarına aykırı bir davranıştır, 160’a aykırı bir davranıştır, 161’e aykırı bir davranıştır. Bu şekilde ya uyarırsınız ya kınıyorsanız Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun takdiriyle bu işi yapmış olursunuz.

Açıkçası eğer biraz önce siz Meclis Başkanlık Divanında görevinizi yaparken grup başkan vekili size bir hakaret yaptıysa lütfen, bu hakareti…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – …biz Türkiye Büyük Millet Meclisi adına içimize sindiremeyiz, gereğini yapmanızı tavsiye ederim.

BAŞKAN – Şöyle bir açıklamada bulunayım: Sayın Özel kürsüye geldi, o odanın benim odam olmadığını yani Meclis başkan vekillerinin odası olmadığını, şu anda Meclis başkan vekilleri olarak kullanılmakta olan odanın grup başkan vekillerine ait olduğunu ve bizim orada işgalci olduğumuzu söyledi. Ben de şu anda biz Meclis başkan vekillerinin kullanımına açık bir odadır dedim. Kendisi de buradan bana “O oda sizin değil, benimdir.” şeklinde böyle bir şeyden sonra “Hadi oradan be!” diyerek gitti, yerine oturdu.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Ne kadar ayıp şeyler bunlar!

SALİH CORA (Trabzon) – Çok ayıp!

BAŞKAN – Şimdi, burada çok ayıp bir tartışmanın içindeyiz. Ben kendi kendime biraz sıkıntı çekiyorum. “O oda senin, bu oda benim.” tartışmasına girmek çok ayıp bir şey ama bir de reel bir durum var, onu da değerlendirmemiz gerekiyor. O da şudur: Evet, arkada bir oda var. Bu, dediğiniz gibi, Meclis başkan vekillerine ve Divan kâtip üyelerine, nöbetçi olanlara açık olan bir alandır, hatta sadece Meclis başkan vekilinedir ama Divan üyelerimizin de aynı olanaktan faydalandırılması gerektiğine inanıyorum. Hatta bu konuda çok da ileri giderek bütün milletvekili arkadaşlarıma -gerek muhalefetten olsun gerek iktidardan olsun- kapımız açıktır, her zaman buraya gelebilirsiniz demişliğim de vardır ve onun da doğru bir davranış olduğunu düşünüyorum. Ama burada birtakım tartışmalar olduktan sonra, Sayın Özgür Özel’in kürsüden ve yerinden deyip, sonra da gelip burada benimle bunun tartışmasını yapmasını, “O bizim odamız, siz buraya geldiniz, işgalci oldunuz. Siz burada değilsiniz, sizin odanız o tarafta, buraya giremezsiniz. Hadi oradan be!” şeklindeki tavrını ben de hiç yakışıklı bulmuyorum.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Terbiye meselesi.

BAŞKAN – Bu konuda bir değerlendirme yapmak için on dakika ara vereceğim ve bütün grup başkan vekillerini toplantıya çağıracağım.

Kapanma Saati: 17.36

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), İshak GAZEL (Kütahya),

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 47’nci Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

X.- DİSİPLİN CEZASI İŞLEMLERİ

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın şahsına sergilemiş olduğu davranışlar nedeniyle Manisa Milletvekili Özgür Özel’e İç Tüzük’ün 158’inci maddesine göre uyarma cezası verilmesi

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, iki gündür bir sorunu konuşuyoruz. Sorunumuz şu: Arkadaki odalarda bir değişim yapıldı. Bu değişim üzerine, Meclis Başkan Vekili Sayın Yaşar Tüzün, Meclis Başkan Vekili Sayın Pervin Buldan ve ben, Meclis Başkan Vekili Sayın Ahmet Aydın’ın da vekâletini alarak Sayın Meclis Başkanımızla bir görüşme gerçekleştirdik. Bu görüşmede, yapılan bu düzenlemede bazı ihtiyaçlarımızın karşılık bulmadığını, eksik kalan yerler olduğunu kendisine bildirdik. Kendisi de bize ihtiyaçlarımızın ne olduğunu… Tek tek sıralamak istemem şimdi. Bu ihtiyaçları giderme yoluna gidebileceği şeklinde bir beyanı oldu. Sabah sanıyorum Sayın Buldan’la da görüştük, yapacağımız değişiklikleri de ben kendisiyle paylaştım. Diğer gruptaki arkadaşlarımızın da, diğer partilerin gruplarındaki sayın milletvekillerinin de durumdan haberi var çünkü Divan üyeleri var yanımızda. Hâl böyleyken, Sayın Özgür Özel’in, ısrarlı bir şekilde, hakarete varan davranış ve sözlerle, gerek Meclis Başkanına gerekse de şahsıma, şahsiyatla uğraşarak ve üstelik de mahrem bir oda olan başkan vekillerinin odasını iznimi almadan fotoğraflayarak, bir siteye servis ederek kişilik haklarımı ihlal ettiği düşüncesindeyim. Bu nedenle, şahsıma sergilemiş olduğu davranışlar nedeniyle İç Tüzük’ün 157’nci maddesinden aldığım dayanakla Sayın Özgür Özel’e İç Tüzük’ün 158’inci maddesine göre uyarma cezası veriyorum, kendisi isterse savunmasını verebilir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Vereceğim tabii efendim.

BAŞKAN – Yalnız, İç Tüzük gereğince savunmanızı ya birleşimin ya oturumun sonunda almak durumundayım,.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Takdir sizin, İç Tüzük “Daha önce de verebilir.” diyor. Bu sözleri, ithamları söyledikten sonra…

BAŞKAN - Ben oturumun sonunda size söz vereceğim Sayın Özel. İşlemlerimizi yapalım, size oturumun sonunda söz vereceğim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Tamam, öyle verin zaten İç Tüzük açık.

BAŞKAN - Şu anda size söz vermiyorum yalnız.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, hayır, ben sadece tutanağa geçmesi açısından şunu söylüyorum: Burada takdir sizin ancak bu sözleri söyledikten sonra cevabı ya da savunmayı hemen duymayı değil mümkün olan en geç zamanda duymayı söyleyip savunma hakkını süre olarak…

BAŞKAN – Hayır, oturumun sonunda size söz vereceğim, yapacağım işlemler var.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Siz bilirsiniz, takdir sizin.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Manisa Milletvekili Sayın Erkan Akçay’ı kürsüye davet edeceğim ama Sayın Elitaş’ın bir söz talebi var.

Buyurun sizi dinliyorum, bir dakika.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

31.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel hakkında uygulanması gereken müeyyidenin İç Tüzük’ün 161’inci maddesinin 3’üncü fıkrası olması gerektiğine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, biraz önceki yaptığınız açıklamalar çerçevesinde size hakaret edildiğini söylediniz. Hakaret edildiyse hakaretle ilgili uygulanabilecek müeyyide, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nde kayıtlı olan müeyyidedir. Biz, burada Meclis Başkanlık Divanında oturan, Türkiye Büyük Millet Meclisini milletvekilleri adına yöneten, Türk milletinin temsilcilerini orada yönetme hakkına sahip olan Meclis Başkan Vekiline yapılan hakareti içimize sindiremiyoruz. Kim oturursa otursun, şu anda siz AK PARTİ’li Meclis Başkan Vekilisiniz, HDP’li, CHP’li Meclis başkan vekili de varsa onlara yapılacak hakareti Türkiye Büyük Millet Meclisine yapılmış bir hakaret olarak görüyoruz. Bunu teklif etme hakkı size ait. Eğer biz Meclis başkan vekiline yapılan bir hakaret varsa ki az önceki tutanaklarda da görüyorum, Meclis Başkanı Sayın İsmail Kahraman hakkında da aynı şekilde hakaret edici cümleler tutanakta mevcuttur. İç Tüzük’ümüzün 161’inci maddesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına, milletvekillerine, Başkanlık Divanı üyelerine ve görevini yapan Meclis Başkan Vekiline yapılan hakaretin cezasının, müeyyidesinin ne olduğunu ifade etmiştir. Size yapılan hakareti bütün milletvekilleri adına, bütün Meclis başkan vekilleri adına, orada görev yapan tüm milletvekili arkadaşlarım adına haksızlık olarak ifade ediyorum, şiddetle kınıyorum ve gereğinin yapılmasını talep ediyorum.

YAKUP AKKAYA (İstanbul) – Bizim adımıza konuşma!

BAŞKAN – Yani, Sayın Elitaş, 161’in 3’ünü uygulamamı mı öneriyorsunuz?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, takdir sizin.

BAŞKAN – Hayır, sizin bu konuşmanızın anlamı ve amacı bu mudur?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Aynen öyle istiyorum, aynen efendim.

BAŞKAN – 161’in 3’üncü maddesini.

Yalnız burada ”hakarette bulunmak, sövmek” şeklinde bir ifade var, herhangi bir sövme söz konusu değil.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Ama siz “hakaret” diye açıkladınız.

BAŞKAN - Burada uyarma cezasını şu nedenden dolayı verdim: Şahsiyatla uğraştı ve sükûneti ve çalışma düzenini bozdu, Sayın Elitaş, bu nedenden dolayı kendisine uyarma cezası verdim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, takdir sizin. Ben, Başkanlık Divanının hukukunu korumak milletvekillerinin görevidir diye ifade ediyorum ve o makamı korumak adına söylüyorum, takdir sizin.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - 160’a 3 veya 161’e 3.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, kısa bir söz istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Kerestecioğlu, sizi de dinleyelim.

32.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, iki gündür Mecliste oda meselesinin konuşulduğuna ve bu konunun ceza işlemi filan uygulanmadan bitirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bakın, iki gündür aslında çok saçma bir konuyla uğraşıyoruz ve artık bununla ilgili de tepkiler gelmeye başladı.

Şimdi, Eti Maden işçileri greve çıkmış maaş zammı için, yok, işte başka yerde grevler artıyor, insanların bir dolu sorunu var, ekmeğin gramajı 200 grama düşürülmüş falanken biz burada bizim rızamız hilafına hiç sorulmadan yani bir hukuk korumak gerekiyorsa milletvekilinin hukukunun da korunması lazım, bu yapılmadan bir düzenlemeyle karşı karşıya kaldık. Ben artık yeterlilik önergesi veriyorum ve oranın... Bunu rica ediyorum sizden, burada ceza çıkarmak, şunu yapmak, bunu yapmak kimseye yakışan bir şey değil, doğru bir şey olmadığı kanaatindeyiz. Mümkün olabildiğince eski hâline döndürülmesinin -bizlerin ihtiyacı doğrultusunda- sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle, artık, daha fazla, kimse kimseyi bir şeyler yapmaya da zorlamasın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Milletvekilinin hukuku da…

BAŞKAN – Sayın Kerestecioğlu, samimiyetle…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Eğer müsaade ederseniz tamamlayacağım.

BAŞKAN – Buyurun, bir dakika daha.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Saygısızca üslup kimse tarafından kullanılmaması gereken bir şey. Kimsenin -burada tabii ki kendileri de ifade edebilirler ama- hakaret kastıyla hareket etmediğini düşünüyorum ama etmemesi gerekir böyleyse de zaten, kim olursa olsun, ne kadar yanlış bir uygulama olursa olsun. Çünkü bizim de Meclis başkan vekilimiz var, siz de Meclis Başkan Vekilisiniz, başka Meclis başkan vekilleri de var ya da milletvekillerine karşı da aynı şekilde, “terbiyesiz” “ahlaksız” şu bu, arada laf atmalar, kapattığınız zaman burada uçuşan laflar; bunların zaten olmaması gerekir yani bu üslup zaten buraya yakışan bir üslup değil, herkesin aynı şekilde buna uygun davranması gerekir, bunu bir kenara koyarak konuşuyorum ama bu konuyu da lütfen cezasız falan bir şekilde halledelim diyorum.

BAŞKAN – Şu anda cezayı verdim zaten, burada yapabilecek bir şey yok.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Artık bunu yapabilecek olgunlukta insanlarız yani.

BAŞKAN – Sayın Kerestecioğlu, şu anda ceza verilmiş durumda, yapabilecek bir şey yok sizin talebiniz doğrultusunda.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – O da sizin artık şeyiniz.

BAŞKAN - Ama ben sizden de nasıl bize sorulmadan bu odaların tefriş edildiğine ilişkin itirazınız varsa, o odayı şu anda kullanmakta olan bir kişiye sorulmadan, tuvaletine varıncaya kadar fotoğraflanmasına da itiraz etmenizi beklerdim.

Teşekkür ederim.

Sayın Akçay, buyurun.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Orası… Tutanağa geçsin diye ben de söylemek isterim.

BAŞKAN – Sayın Akçay, buyurun.

Sayın Akçay’a söz verdim, sonra size veririm tekrar.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Ama yani, şimdi bakın, hep bunu yapıyorsunuz, bir de bu üslup doğdu.

BAŞKAN – Müsaade edin, ben nerede, nasıl davranacağımı bileyim. Ben sizinle karşılıklı konuşmak istemiyorum.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Hayır, kendiniz orayı kullanarak, bir makamı kullanarak laf atıyorsunuz, cevabını da…

BAŞKAN – Müsaade eder misiniz… Sayın Akçay konuşacak, ben Sayın Akçay’ı dinliyorum.

Buyurun.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Edeceğim tabii, Sayın Akçay’a mı müsaade etmeyeceğim. Sadece, sizin yaptığınız da doğru değil.

BAŞKAN – Ben sizi dinlemiyorum şu anda, Sayın Akçay’a söz verdim.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Size konuşmuyorum zaten, Meclise konuşuyorum.

BAŞKAN – O zaman konuşamazsınız benden izin almadığınız müddetçe.

Buyurun Sayın Akçay.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Siz de dinlemeyin.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, hâlâ hakaret devam ediyor, farkında mısınız?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Bu hakaret mi? Bu mu hakaret? Sizin bir hakaret süzgeciniz var.

33.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Mecliste oda tartışmasının bu aşamaya gelmesinden üzüntü duyduğuna ve Manisa Milletvekili Özgür Özel’in bu tartışmalar nedeniyle bir cezaya muhatap olmasını tasvip etmediğine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tabii, dün, gruplar olarak hep dile getirdiğimiz hususu tekrar etmeye gerek yok yani konuya hepimiz vâkıfız. Gerçekten, bunun bugüne, bu hâle gelmesinden üzüntü duyduğumu da ifade etmek istiyorum.

Gerekli bilgiyi de verdiniz, Sayın Meclis Başkanıyla temasa geçerek, Meclis başkan vekilleri ve Divan olarak. Orada, karşılanması ve yapılması gereken ufak tefek düzenlemelerin de yapılacağını ben temenni ediyorum ve umuyorum. Dolayısıyla bu konuyu uzatmamak gerekirdi ancak tabii, Meclis başkan vekilinin odası bize göre Meclis başkan vekilinin yönetiminde ve inisiyatifinde bir odadır. O bakımdan, o odada nasıl Meclis başkan vekillerine haber verilmeden bir düzenleme yapılmasını tasvip etmiyor isek Meclis başkan vekilinin çalışma odasının, toplantılar olduğunda grup başkan vekilleri olarak bizlerin de orada ortak çalışma yürüttüğümüz bir alanın fotoğraflarının çekilerek, üstelik bir de sosyal medyaya servis edilmesini asla tasvip etmediğimizi açıklıkla ifade etmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bu konuyu da uzatmadan, Grup Başkan Vekili Sayın Özgür Özel’in meydana gelen bu tartışmalar nedeniyle bir cezaya muhatap olmasını tasvip etmediğimi de ifade etmek istiyorum. Bu, grup başkan vekillerimizle -başkan vekili olarak, gruplar olarak- aramızda rahatlıkla halledebileceğimiz bir konudur diye düşünüyorum. İnşallah, bundan sonra da aynı şekilde olur. Bu aşamaya gelmemesini ümit ederdim. Mutlaka arkadaşlarımız da değerlendireceklerdir.

Ben bu konuyu daha fazla uzatmamayı tercih ederim.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Özel, bir dakika veriyorum.

34.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu ile Manisa Milletvekili Erkan Akçay’a teşekkür ettiğine ve Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’ya karşı herhangi bir hakaret kastının bulunmadığına ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, grup başkan vekillerine de çok teşekkür ediyorum.

Çok açık bir şey söyleyeyim: Çağırdığınızda kürsüye gelip savunma da yapmayacağım bu vakitten sonra. Sadece şunu söyleyeyim: Bir Meclis başkan vekilinin odası olarak kabul ettiğimiz yere hangi adapla geldiğimizin gittiğimizin bir numaralı şahidisiniz ama biz buradaki odanın ortak kullanıma açık, kendimize ait oda olduğunu ve bu getirildiği durumdan rahatsızlık duyduğumuz için tepki gösterdik. Size söylediğim sözü, “Hadi oradan!” ifadesini hakaret olarak kabul ediyorsanız veya cezaya tabiyse boynumuz kıldan ince. Benim orada bir hakaret kastım yok, aramızdaki diyalogda sizin bir sözünüze karşı arkamı dönerken söyledim, arkadan sizin ifadenizle de irkildim. Bir hakaret kastım yoktu. Savunma yapmayacağım, ne ceza verirseniz boynum kıldan ince ama bir gerçek var, yaptığım iş, bir siteye bir şey servis etmek değil, bütün Parlamento muhabirlerine duyuru yapıp kapı önünde kendi elimle “Bizim yerimiz işgal edildi ve bu hâle getirildi, buna isyan ediyoruz.” demekten başka bir şey değildir. Ancak orada bir eksiklik olmuş, o fotoğrafları çektiğimi kavaslar gördü, herkes gördü, tesadüfen orada olan grup başkan vekili gördü, sizin çantanız, kapalı bir çanta ama yine de bir kişisel eşyadır, onun orada olduğunu fark etsem o fotoğrafı yollamazdım, siz söyleyince fark ettim. Onun dışında, bütün tepkimin ve yaptığım, içerideki fotoğraf çekme eyleminin arkasındayım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ancak kürsü önünde “Hadi oradan!” ifadesinde bir hakaret kastı da yoktur, şahsınızı incitme gibi de bir niyet yoktur. Cezaya razıyım, özür dileyerek cezanın affını falan da talep etmiyorum, savunma da yapmayacağım.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, Yunanistan tarafından işgal edildiği iddia edilen Ege adalarının durumunun tüm yönleriyle araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/2223) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 10 Ocak 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin görüşmelerine devam ediyoruz.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Manisa Milletvekili Sayın Erkan Akçay konuşacaklar.

Buyurun.

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin grup önerisi üzerine söz aldım. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Grup önerisi Ege’deki bazı adaların Yunanistan tarafından işgaline ilişkin ve bu konuyu… Şunu da ifade ederek sözlerime devam etmek istiyorum: 11 Ocak 2012 tarihinde bu konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine getiren bir milletvekili olarak konuşuyorum aynı zamanda. Aradan geçen bir altı yıllık süreç vardır. Zaman zaman gündeme geldi, son birkaç aydır da tekrar gündeme getiriliyor ve buna ilişkin Mecliste konuşmalar yaptık, soru önergeleri verdik, hatta geçen dönem, 2015 yılında bu konuda bir grup önerimiz de oldu.

Bilinen bir hakikat ki maalesef, bazılarına göre “Aidiyeti tartışmalı.” denilen ama bize göre ve kanaatimize göre aslında tartışmalı olmayan ve Türkiye’ye ait olması gereken bu ada ve adacıklarda Yunan yetkililerin, Başbakanın, Millî Savunma Bakanının, askerlerinin papazlarla haç ve çiçek atma şeklinde törenler yaparak Türkiye’yi ve Türk milletini de tahrik edici tutum ve davranışlar içerisinde olduklarını biliyoruz. Bu, Ege Denizi’ndeki adaların statüsü Lozan Barış Anlaşması ve Paris Barış Anlaşması’nda belirlenmiş ve ayrıca, İngiltere’nin, İtalya’nın, Amerika Birleşik Devletleri’nin -çünkü bunlar birtakım anlaşmalara taraf ülkelerdir- kendi resmî haritalarında bunların Türkiye sınırları içerisinde mevcut olduğu, hatta pek çok adanın adının Türkçe yazıldığını da biliyoruz. Bu, mutlaka çözüme kavuşturulması gereken bir husustur ve eninde sonunda mutlaka çözüme kavuşturulacaktır.

Süre nedeniyle sözlerimi toparlamak mecburiyetindeyim, ileride ayrıntılı olarak da konuşabiliriz ama şu anda ABD tarafından Suriye’nin kuzeyinde 4 bin tırlık ağır silahları da taşıyan silah ve cephanelerin yığıldığı açık açık itiraf edildiği bir ortamda Türkiye’nin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Devamla) - …bu meselelerini bütüncül bir yaklaşım içerisinde…

BAŞKAN – Sayın Akçay, tamamlayın lütfen, artı bir dakika vereyim.

ERKAN AKÇAY (Devamla) - …ele alınmasında fayda görüyoruz. Bunun bir Meclis araştırmasına gerek olup olmadığı hususu tabii ayrıca tartışılacak bir husustur. Türkiye Büyük Millet Meclisinde böyle bir konunun gündeme getirilmesi doğrudur ve yerindedir ve bu hakikat de vardır. Ancak Türkiye Cumhuriyeti bunlara boyun eğecek, pabuç bırakacak bir tutum içerisinde asla olmayacaktır çünkü işgalciler geçmişte Yunan Efzon alaylarının Hasan Tahsin tarafından nasıl karşılandıklarını da bilirler. Bazı Yunanlı gazetecilerin de açıklamaları olmuş bu konuda… Ve bir Yunan Savunma Bakanı da çiçek atıyor, yarın çiçek atılır ama bir başka bir şey de atılır o helikopterden. O bakımdan hadiseleri devlet aklıyla ve bütüncül bir yaklaşımla ele alıp…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Devamla) - …çözmemiz ve bu konunun üzerinde ciddiyetle durmamız gerekmektedir.

Bu düşüncelerle hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Akçay, teşekkür ederim.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

4.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun 10 Ocak 2018 Çarşamba günkü birleşiminde sözlü soruların görüşülmeyerek gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmındaki işlerin görüşülmesine ilişkin önerisi

10/1/2018

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 10/01/2018 Çarşamba günü (bugün) yaptığı toplantıda siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

                                                                                       Bülent Turan

                                                                                         Çanakkale

                                                                                Grup Başkan Vekili

Öneri:

Genel Kurulun; 10/01/2018 Çarşamba günkü (bugün) birleşiminde sözlü soruların görüşülmeyerek gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmındaki işlerin görüşülmesi önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçisini açıklamak üzere öneri sahibi Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Kırıkkale Milletvekili Sayın Ramazan Can konuşacaklar.

Buyurun Sayın Can. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bugün yeterince zaman kaybı oldu. Bugün Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız ve Gençlik ve Spor Bakanımız sözlü sorulara birer saatten toplam iki saat cevap verecekti. Denetim konuları önemlidir ama zaman kaybı fazla oldu. İnşallah önümüzdeki hafta bu açığı kapatırız diye düşünüyorum. Sadece Genel Kurula bu noktada grup önerisini getirdik, sözlü soruları geri çekiyoruz.

Genel Kurulu tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Can.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına kim konuşacak?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Konuşma yok.

BAŞKAN – Konuşma yok.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Gaziantep Milletvekili Sayın Mahmut Toğrul konuşacaklar.

Buyurun Sayın Toğrul.

HDP GRUBU ADINA MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, değerli arkadaşlar; bu ülkenin çok ciddi sorunları var ama maalesef bu sorunlar bu kürsüde hep ötelenmeye çalışılıyor. Bakın, bu ülkede KHK’yle ihraç edilmiş 150 bin civarında insan var, aşından işinden edilmiş ve bir Komisyon kuruldu, Olağanüstü Hâl İnceleme Komisyonu. Bu Komisyon eğer bu hızla giderse herhâlde yüz yılda bu işleri tamamlayacak. Yoksulluk var, açlık var, ihraçlar var, insanların görevden çıkarılması var ama maalesef KHK’yle AKP işini götürmeye çalışıyor. Meclisi etkisizleştirip Meclisin çalışmaz, işe yaramaz gibi bir görüntüyü kamuoyuna vermeye çalışıyor. Değerli arkadaşlar, bu doğru değil. Bu ülkenin sorunlarının gelmesi gereken yer burası ama dikkat edin 1 Ekimden bu yana bütçe görüşmeleri dışında aslında bu ülkenin sorunlarına ilaç olacak, derman olacak ciddi hiçbir meseleyi biz burada konuşabilmiş değiliz, biz burada tartışabilmiş değiliz. Yoksulluğu tartışmamışız, dış ilişkilerdeki sorunları tartışmadık. Bu ülkede insanların geleceğiyle ilgili kaygılarını, geleceğiyle ilgili sorunlarını maalesef burada tartışmıyoruz. Bugün bu ülkede döviz kurlarının, ekonominin geldiği durumu maalesef tartışmıyoruz. Herkes sorunlu, herkes kaygılı, herkes geleceğinden endişeli ama biz burada “mış gibi” yapıyoruz, çalışıyormuş gibi, Meclis varmış gibi bir görüntü vermeye çalışıyoruz. Aslında bu biraz da 16 Nisan referandumuyla bağlantılı bir durum çünkü 16 Nisan referandumunda biz “Eğer böyle bir duruma geçerseniz yargıyı da yürütmeyi de yasamayı da tek bir erke teslim ediyorsunuz, tek bir elde birleştiriyorsunuz.” dediğimizde “Hayır.” dendi, “Meclisi güçlendiriyoruz, yargıyı güçlendiriyoruz, yürütmeyi güçlendiriyoruz.” dendi. Peki, bu mudur yargıyı güçlendirmek, bu mudur Meclisi güçlendirmek, bu mudur yürütmeyi güçlendirmek değerli arkadaşlar? Bir KHK çıkarılıyor, yukarıdan planlanıyor, buradan sadece -hatta buraya da gelmeden- işler kotarılmaya çalışılıyor ve ülke gittikçe bir bataklığa doğru, gittikçe bir bunalıma doğru, gittikçe bir çöküşe doğru gidiyor. Aslında giden AKP iktidarı, giderken de maalesef ülkeyi de götürüyor gibi görünüyor. Bunun için hepimizin gerçekten başımızı ellerimizin arasına alıp bir kez daha düşünme gereğimiz var. Biz ne yapıyoruz? Bu Meclis niye var? Bu Mecliste bakın, bir oda tartışması yapıyoruz ama bu Meclisin şu anda 10 vekili rehin tutuluyor. Biz bunu bu kadar mesele yapmadık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) – Meclis Başkanlığı bu vekiller konusunda böyle bir tutum sergilemedi.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Manisa Milletvekili Sayın Özgür Özel konuşacak.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım.

Türkiye demokrasisinin de parlamenter demokrasinin de düşünce özgürlüğünün de söz söyleme hakkının da ne noktaya geldiği ortada. Biraz önce Sayın Başkan “Hadi oradan!” kelimesi için uyarı cezası verdi, iktidar partisi grup başkan vekili yeterli görmedi, “Hakarettir.” dedi, “Kınama cezası verelim, daha ağır cezalar verelim.” dedi. Gelinen noktada siyasi tarihimizin kara lekesi tahkikat komisyonlarının kurulması kaldı. Tamamı Adalet ve Kalkınma Partisinden oluşan tahkikat komisyonları kurun, muhalefet partisi milletvekillerine fiilen şu anda yaptığınız işi sadece kendinize ait o komisyonlarda yürütün. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – O sizin tarihinizde var. İstiklal mahkemelerinde var.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Ama bir gerçek var, elimizde bir kitap var: Anayasa. Siz İç Tüzük’ün en arkasına eklenen bir maddeye uymaya davet ediyorsunuz Başkanı. Anayasa’nın ilgili maddeleri diyor ki… Olağanüstü hâl iktidar partisinin oylarıyla geçti. OHAL ilan edilme sebebi nedir? FET֒yle mücadele. Nedir süresi? Süresi içindeyiz. Sınırı bütün Türkiye. Böyle düzenleme yaparsın… Oysa Meclisin bu yetkisini Anayasa’dan kaynaklanan bu hakla alan iktidar, aklınıza gelen her şeyi, en son taşeronu, ondan önce kar lastiğini, evlenme programını sizin yerinize kanun hükmünde kararnamelerle düzenledi. Anayasa’nın bu maddesine aykırılık görmüyorsunuz, savunmuyorsunuz, arkasında durmuyorsunuz… Dün Bekir Bozdağ’a sordular -Bakan buradaydı biraz önce- “OHAL’le ilgili ne yapacaksınız?” diye. Diyor ki: “OHAL bir kez daha uzatılacak.”

Sayın milletvekilleri, demokrasi olan ülkelerde bu sorunun cevabı şudur: Millî Güvenlik Kurulu toplanıp bir tavsiye kararı alırsa biz de Meclisten OHAL’in uzatılmasını talep etmeyi düşünüyoruz. Bu Meclis karar verir OHAL’in uzatılıp uzatılmayacağına. Ama kuvvetler ayrılığı ayaklar altında ve Bekir Bozdağ diyor ki: “OHAL bir kez daha uzatılacak, buna karar verdik.” Kim Bekir Bozdağ? Yürütmenin bir parçası. Siz yasamasınız. Sizin yerinizde olsam bu işaret parmaklarını keser saraya yollarım. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Hadi be!

FEVZİ ŞANVERDİ (Hatay) – Öyle demedi. Öyle demedi.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Derim ki: Kardeşim, sizin benim vicdanıma, kalbime, beynime ihtiyacınız yok.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Sizde vicdan ne arar ya!

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Siz sadece bu parmağı istiyorsunuz, aynı o, Ömer Seyfettin’in “Diyet”indeki gibi. Nedir kardeşim bedeli ya? Milletvekili yaptın ve sadece kalbimi, beynimi değil, parmağımı istiyorsun. Kesin o parmağı, yollayın saraya.

Başka da bir şey demiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

NURETTİN ARAS (Iğdır) – Eşkıya, eşkıya bu. Haydut, haydut.

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) - Millî iradeye hakaret var burada.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, grubumuzu sadece parmak indirip kaldıran bir demokrasi anlayışıyla itham ettiği için cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun, iki dakika. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in AK PARTİ grup önerisi üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, Meclis tarihinde ilk defa bir grup başkan vekili, Tüzük’ün ilgili maddesindeki uyarı cezasını almış durumda.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Ne bu yani şimdi?

BÜLENT TURAN (Devamla) - Az önce Sayın Başkanın ifade ettiği gibi, Meclisin işleyişine, adabına, kendi ağırlığına aykırı davranan hareketinden dolayı Meclis Başkanının takdiriyle ceza verildi. Herkes, kendisi, bu konuda aynaya bakar da kendi duruşunu “check” ederse hiç bu tarz uyarılara gerek kalmaz diye düşünüyorum.

İkincisi, Sayın Başkan, az önce yine kıymetli grup başkan vekili, Mecliste parmak indirip kaldırmanın bir tiyatral iş olduğunu ifade ettiler.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Öyle bir şey demedim.

BÜLENT TURAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, Mecliste demokratik kurallar gereği sayısal iddialar, sayıya dayalı kararlar demokrasinin, İç Tüzük’ün gereğidir. Biz milletten görev alırken “Buraya gelin, bizim partimizle beraber hareket ederek el kaldırın.” diye oy veriyorlar. El kaldırmak ayıp bir şey değil, parmak kaldırmak ayıp bir şey değil. Parmak kaldırmayacağız da başka hesaplarla mı iş yapacağız? Sayımız burada, parmağımız burada, yüreğimiz burada; biz işimizi böyle yapıyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bekir Bey’in ifade etmiş olduğu, olağanüstü hâlin uzatılması bir taleple ilgilidir. Tabii ki yürütme ihtiyaç duyarsa olağanüstü hâlin uzatılmasını talep edecektir. Usuli işlem gereği Meclise geldiği zaman da grubumuz buna karar verecektir. Kaldı ki biz olağanüstü hâlin, Türkiye’de terörle mücadelemizde ciddi bir imkân sağladığını, teröristlere karşı büyük bir imkân sağladığını düşünüyoruz. AK PARTİ Grubu olarak da Millî Güvenlik Kurulunun talebi doğrultusunda, Hükûmetin talebi doğrultusunda olağanüstü hâle “evet” demeye hazırız diyoruz. Olağanüstü hâlin halkla ilgili değil terörle ilgili meselelerde de Türkiye’de önemli bir gündem olduğunu ifade ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özel…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Kendisinin şahsıma yaptığı sataşmalara kürsüden cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Duymuyorum yalnız, arkadaşlarınıza bir ihtarda bulunabilir misiniz?

Buyurun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sataşmadık Sayın Başkan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - “Kendisinin ağırlığına, bir grup başkan vekiline yakışmayacak şekilde.” gibi sözlerle şahsıma sataştı. Cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun, iki dakika. (CHP sıralarından alkışlar)

3.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, mesele şundan ibaret: Eğer bir ana muhalefet partisi grup başkan vekili “Hadi oradan!” diye uyarı cezası alıyorsa…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Onunla alakası yok.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - …bunun ayıbı ana muhalefet partisine değil bu cezayı hayata geçiren iktidar partisine aittir, bunu bilin. (CHP sıralarından alkışlar)

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Gizli çekim yapıyorsun be! Mahreme giriyorsun, gizli çekim yapıyorsun, ayıp değil mi?

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - İki, sıkıntı şurada: Bekir Bozdağ yürütmenin bir mensubu olarak dese ki: “Millî Güvenlik Kurulu karar verirse Hükûmet olarak bunu talep ederiz…”

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – O parmakların gizli çekimde kullanılıyor. Ayıp değil mi?

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) – Ayıp değil mi?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - “…Hükûmet olarak niyetimiz bunu talep etmektir ve Meclisin takdiridir. Meclis uygun görürse…”

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) – Olur mu? O bizim takdir hakkımızdır.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, hatip konuşuyor, müdahale eder misiniz.

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) – Siz de konuşuyorsunuz beyim. Biraz önce konuşuyordunuz.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkanım, müdahale eder misiniz, hatibi konuşturmuyor.

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) – Millî iradeye hakaret ediyorsunuz. Parmaklarımıza kadar “Kesin.” dediniz be! Ayıp bir şey ya!

BAŞKAN – Ben gerekli ihtarda bulundum. Sayın milletvekilleri, lütfen dedim.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkanım, lütfen…

BAŞKAN - Siz lütfen yerinize buyurun. Ben sizden önce zaten ihtarda bulunmuştum. Lütfen…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Bir daha uyarıda bulunun o zaman. Ayağa kalkıp bir ithamda bulunuyor.

BAŞKAN – Ona da ben karar vereyim, müsaade edin.

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) – Ağırımıza gidiyor. Ne demek ya parmağınızı kesin?

BAŞKAN - Evet, devam edin Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Sayın Başkan, demokrasilerde yürütmenin bir üyesi der ki: “OHAL’in uzatılmasıyla ilgili Millî Güvenlik Kurulundan bir karar gelirse -ki gelebilir çünkü yürütmeden orada ciddi sayıda üye var- biz Meclisten bunun uzatılmasını talep etmeyi düşünüyoruz, yüce Meclisten.” Cevap budur. Ama bir Başbakan Yardımcısı çıkıp “Biz OHAL’i 6’ncı kez uzatıyoruz.” diyorsa -daha MGK toplanmamış, daha Bakanlar Kurulu toplanmamış, Meclise böyle bir talep gelmemiş- burada tarif edilen şey parlamenter demokrasi değildir, bundan rahatsızlık duymak sadece muhalefet partisi milletvekillerine ait bir şey değildir. Eğer siz, iktidar partisi milletvekilleri olarak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – “Bu tahakküme, bu dayatmaya, bu Meclisin bir iradesi yok, biz Meclisi sayı olarak görüyoruz; onların bize değerlendirmesi, zihni, fikri, kalbi değil; el kaldıracak kolları, yoklamaya girecek veya kabule basacak parmakları lazım.” diyorsanız, bu hakarettir. Eğer gerçekten Meclise, millete bir hakaret suçu varsa, cezalandırılacaksa, Bekir Bozdağ’ın bu ifadeleri için sizin Bekir Bozdağ’a milleti ve milletin vekillerini alenen aşağılama suçundan dolayı ceza vermeniz gerekir. (CHP sıralarından alkışlar) Burada ben sizin içinizde çok sayıda milletvekilinin “Bu konuda doğru söylüyor.” dediğini biliyorum.

FEVZİ ŞANVERDİ (Hatay) – Nereden biliyorsun? Müneccim misin?

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Ama esas mesele şu: Buna karşı, bunu yüksek sesle söyletemeyen ne? İşte o yüzden dedim, Ömer Seyfettin, Diyet. Nedir yahu diyet?

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) – En büyük hakaret budur, bu. Bu Parlamentoya en büyük hakarettir bu, farkında değilsiniz.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Yeter ya! Geç, orada konuş arkadaşım!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Sonucunda neyse o diyet, kesersin o parmağı, yollarsın oraya, alsın tepe tepe kullansın.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) – Kimse benim parmağıma hükmedemez!

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Söz alıp da konuş. Grup Başkan Vekiliniz var burada. Söz al da konuş.

BAŞKAN – Sayın Turan…

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) – Parmakları tahakküm altına alıyorsunuz, en büyük hakaret bu! Böyle bir hakaret olamaz.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Ne demek bu? Hakaretse söz al, konuş.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri… Sayın Özkoç, lütfen…

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Grup Başkan Vekilisin, ayıp ya!

BAŞKAN – Sayın Turan, sizi dinliyorum.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, zabıtlara geçsin diye ifade etmek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Grubumuzun nasıl karar aldığı bizim meselemiz. Biz yarın sabah Genel Başkanımızla aynı şekilde, kahvaltılı toplantılar yapmaya, konuları değerlendirmeye devam edeceğiz. O yüzden, biri dedi, bunu yaptı tarzı iş bizim işimiz değil. Biz partimizde istişare mekanizmalarını kullanıyoruz. Olağanüstü hâl ihtiyaçsa buna karar veririz, bu bizim işimiz.

İkincisi, Sayın Başkan, ısrarla Sayın Grup Başkan Vekili “Hadi oradan!” dediği için ceza aldığını ifade ediyor. Bu baştan sona yalandır, yanlıştır. Ceza konusunu tüm Meclis bilsin ki içeride Meclis Başkan Vekiline ait bir odada -özür diliyorum- tuvalet dâhil, gizli çekim yapılacak kadar adaba aykırı bir işlemden dolayı ceza almıştır. Yetmedi, bir kadın Meclis başkan vekiline kürsüye gelip bağıracak kadar yanlış bir işlem yapıldığı için ceza almıştır. Yetmedi, Meclis Başkanına iki günden beri -zabıtlarda var- olmadık laflar dendiği için alınmıştır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, ne yapayım? Yani normalde kürsüden talep etsem vermeyecek misiniz? Adam “yalan” diyor, “adap” diyor, “edep” diyor.

BAŞKAN – Ama bakın, biraz önce bu davranışınız yüzünden Meclisin bir gerginlik ortamı içine girdiğini gördük.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Adamlık başüstüne ama üslup her zamanki üslup.

BAŞKAN – Ben şimdi, daha sözüme başlamadan, hemen, ne yapayım…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, yeter artık.

BAŞKAN – Yapmayın bunları lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Peki.

Ben de sadece tutanağa geçsin diye söylüyorum.

BAŞKAN – “Talebiniz nedir?” diye soracaktım, nereye getiriyorsunuz konuyu.

Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, sadece tutanağa geçsin.

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İki tane oda var.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Hayda!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Fiilî durum, bu taraf, bizlerin kullandığı bir odaydı, ne sizin ne bizim, kimsenin haberi olmadan oraya Meclis Başkanı geldi, başka bir tasarruf koydu, buna isyan ettik. Ben, Meclis Başkan Vekilinin odasına gizlice girmedim. Ben, eskiden bize ait olan, fiilen bize ait olan ve Meclis Başkanı tarafından el konulan odanın son durumunu… Gizli çekim değil, herkesin gözünün önünde ve yapacağımı söyleyerek ve bütün basını çağırıp onlara göstererek yaptım ama bunu deyip…

BAŞKAN – Tamam.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ceza alma meselesi buysa bundan verilecek her cezaya da yüz kere razıyım yahu, yüz kere razıyım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ben bir açıklama yapmak istiyorum.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Kendine yakıştırıyorsa yakışır Sayın Başkan.

BAŞKAN – Bir: Bir kere, uyarı cezasını Meclis Başkan Vekili olarak ben verdim, iktidar partisi vermedi.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Tüzük, tüzük, tüzük…

BAŞKAN – Siz öyle söylediniz kürsüden.

İki: Vermiş olduğum cezanın gerekçesi sadece kürsüden gelip burada tanıkların yanında bana sarf ettiğiniz o sözü söylemekten dolayı değildi, şu anda benim kullanımımdaki -“benim” derken de şahsımı kastetmiyorum, şu anda Meclisi yöneten Başkan Vekili olduğum için “benim kullanımımda” diyorum- odaya izinsiz, benim iznim dışında girip fotoğraf çekmenizden. Ben cezaları bu noktadan verdim Sayın Özel, tashih ediyorum, polemiğe de asla girmek istemiyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Lütfen…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, gündeme devam edelim. Böyle bir şey yok.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, şunu söyleyeyim…

BAŞKAN – Sayın Özel…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – O zaman şunu söyleyeyim: Ben, yine, savunma hakkımı kullanmayacağım, cezaya da razıyım ama o yaptığım işlem, şahsınıza tahsisli bir oda değil, hepimize açık bir odaya Meclis Başkanı çöktü diye ona tepkidir. Bunu söylüyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Bu konuda anlaşabilmemiz mümkün değil.

Sayın milletvekilleri, şu anda oradaki oda Meclis başkan vekillerine ayrılmış bir odadır. Bitti.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Meclis Başkanı çöktü oraya, çöktü.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

4.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun 10 Ocak 2018 Çarşamba günkü birleşiminde sözlü soruların görüşülmeyerek gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmındaki işlerin görüşülmesine ilişkin önerisi

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…Kabul edilmiştir.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Ağrı Milletvekili Leyla Zana’nın 1’inci Yasama Yılı ile 2’nci Yasama Yılı 01.10.2016 ila 30.04.2017 Döneminde Anayasa’nın 81’inci Maddesine Uygun Biçimde And İçmeden Aralıksız Olarak Genel Kurulun 212 Birleşimine Katılmamasına Bağlı Devamsızlığı Nedeniyle Anayasa’nın 84’üncü ve İçtüzüğün 138’inci Maddeleri Uyarınca Gerekli Değerlendirmenin Yapılması İçin Başkanlık Divanının 20.07.2017 Tarihli ve 41 Numaralı Kararı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi ile Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Komisyonlardan Gelen Diğer İşler

1.- Ağrı Milletvekili Leyla Zana’nın 1’inci Yasama Yılı ile 2’nci Yasama Yılı 01.10.2016 ila 30.04.2017 Döneminde Anayasa’nın 81’inci Maddesine Uygun Biçimde Andiçmeden Aralıksız Olarak Genel Kurulun 212 Birleşimine Katılmamasına Bağlı Devamsızlığı Nedeniyle Anayasa’nın 84’üncü ve İç Tüzük’ün 138’inci Maddeleri Uyarınca Gerekli Değerlendirmenin Yapılması İçin Başkanlık Divanının 20.07.2017 Tarihli ve 41 Numaralı Kararı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi (3/1171) ile Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (Sıra Sayısı: 507) (x)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, görüşülen konu Meclisin işleyişiyle ilgili bir husus olduğu için söz konusu görüşmeler sırasında Hükûmetin temsili aranmayacaktır.

Komisyon? Yerinde.

Geçen birleşimde Komisyon raporu üzerindeki konuşmalar tamamlanmış ve raporun görüşmeleri üzerinde İç Tüzük’ün 72’nci maddesine göre verilen önergenin oylamasında kalınmıştı.

Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Özgür Özel ve arkadaşlarının verdiği önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Komisyon raporu üzerindeki görüşmeler bugün itibarıyla saat 18.40 olarak tamamlanmıştır.

İç Tüzük’ün 138’inci maddesine göre Karma Komisyon raporunun açık oylaması görüşmelerin tamamlanmasından yirmi dört saat sonra yapılacaktır.

Sayın milletvekilleri, 2’nci sırada yer alan Kamu Denetçiliği Kurumu 2016, 2015, 2014 ve 2013 Yıllık Raporları Hakkında Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporları üzerindeki görüşmelere başlıyoruz.

2.- Kamu Denetçiliği Kurumu 2016, 2015, 2014 ve 2013 Yıllık Raporları Hakkında Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporları (5/8, 5/5, 5/4, 5/3) (S. Sayısı: 289 ve 289’a 1’inci Ek)

BAŞKAN – Komisyon yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan 460 sıra sayılı Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

B) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşmiş Milletler Arasında Afet ve Acil Durum Halinde Yardım Sevkiyatının ve Yardım Personeline Ait Eşyanın İthalat, İhracat ve Transitini Hızlandırmaya Yönelik Önlemlerin Alınmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/764) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 460)

BAŞKAN – Komisyon yok.

Ertelenmiştir.

Gündemimizde başka bir iş bulunmadığından, kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 11 Ocak 2018 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 18.43



(x)  Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi

(x) 507 S. Sayılı Basmayazı 09/01/2018 tarihli 46’ncı Birleşim Tutanağı’na eklidir.