TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                          43’üncü Birleşim

                                                                                 20 Aralık 2017 Çarşamba

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu üyelerinden oluşan bir heyetin, Cezayir Ulusal Halk Meclisi Dışişleri, İşbirliği ve Göç Komisyonunun vaki davetine icabetle 24-27 Aralık 2017 tarihlerinde Cezayir'e ziyaret gerçekleştirmesine ilişkin tezkeresi (3/1382)

2.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu ve Güney Doğu Avrupa İş Birliği Süreci Parlamenter Asamblesinde Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil edecek grupları oluşturmak üzere Başkanlık Divanında yapılan incelemeyi müteakiben uygun bulunan üyelerin isimlerine ilişkin tezkeresi (3/1383)

 

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504)

A) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Spor Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) MALİYE BAKANLIĞI

1) Maliye Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maliye Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

1) Gelir İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gelir İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) KAMU İHALE KURUMU

1) Kamu İhale Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu İhale Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI

1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU

1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) GELİR BÜTÇESİ

 

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Parlamentolar Arası Futbol Turnuvası’nda şampiyon olan ve milletvekillerinden oluşan futbol takımını tebrik ettiğine ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, konuşmalarda Arapça kelimelerin tutanaklara “Türkçe olmayan dil” olarak geçtiğine ilişkin konuşması

 

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Hatay Milletvekili Hilmi Yarayıcı’nın, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

2.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, İstanbul Milletvekili Garo Paylan’ın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

3.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, İstanbul Milletvekili Garo Paylan’ın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

4.- İstanbul Milletvekili Garo Paylan’ın, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

5.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Bitlis Milletvekili Mahmut Celadet Gaydalı’nın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

6.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, 2017 Yılı Orta Vadeli Program ve program tanımlı dokümanlara bakıldığında 2017 yıl sonu itibarıyla yüzde 1,5 faiz dışı açık olmasının beklendiğine ilişkin açıklaması

7.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ve taşeronla ilgili düzenlemenin KHK’yle yapılmasının doğru olmadığına ilişkin açıklaması

8.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

9.- İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun, Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

10.- Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

11.- Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu’nun, Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

12.- Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın, Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

13.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde soru-cevap kısmında yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

14.- Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

15.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

16.- İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir’in, Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde soru-cevap kısmında yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

17.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, 1978 Kahramanmaraş olaylarının dış ve iç provokatörlerin tezgâhladığı bir oyun olduğuna ve yeni olaylara fırsat vermemek için 2011’den itibaren yıl dönümü toplantılarına izin verilmediğine ilişkin açıklaması

18.- Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm’ün, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

19.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, taşeron işçilere KHK’yle kadro verilmesinin olağanüstü hâl ilanına sebep olan olaylardan olmadığından  Anayasa’ya aykırı olduğuna ilişkin açıklaması

20.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 4’üncü maddesi üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

21.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

22.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

23.- Çanakkale Milletvekili Bülent Öz’ün, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

24.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

25.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, siyasi partilerin, bu ülkenin çok renkli, çok dilli, çok kimlikli, çok kültürlü farklılıklarını siyaseten oya devşirmek adına insanları bölmelerinin bu ülkeye verilebilecek en büyük zarar olduğuna ilişkin açıklaması

26.- Ağrı Milletvekili Dirayet Taşdemir’in, Ağrı’da yaşanan fişleme olayına bir açıklık getirilmesini talep ettiğine ilişkin açıklaması

27.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 8’inci maddesi üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında yaşananlara ve hatibin konuşmasının sonlandırılması gibi bir yöntemi kabul etmediklerine ilişkin açıklaması

 

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün yaptığı açıklaması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün yaptığı açıklaması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

3.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

4.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

5.- İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

6.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yerinden sarf ettiği bazı ifadeleri sırasında şahsına ve CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

7.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

8.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 8’inci maddesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

9.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 8’inci maddesi üzerinde şahsı adına yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

10.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın yerinden sarf ettiği bazı ifadeleri sırasında Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

 

 

 

 

VIII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, D8 ülkeleriyle yapılan ihracat ve ithalat verilerine ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/18172)

2.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, danışmanlık hizmeti veren şirketlere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/18317)

3.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, 2018 mali yılı içerisinde Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarca Adıyaman'a aktarılan ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/18887)

4.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, 2018 mali yılı içerisinde Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarca Adıyaman'a aktarılan ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/18905)

 

20 Aralık 2017 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 11.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Mücahit DURMUŞOĞLU (Osmaniye), Bülent ÖZ (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 43’üncü Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, gündeme geçiyoruz.

İyi çalışmalar diliyorum sayın milletvekilleri.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

III.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu üyelerinden oluşan bir heyetin, Cezayir Ulusal Halk Meclisi Dışişleri, İşbirliği ve Göç Komisyonunun vaki davetine icabetle 24-27 Aralık 2017 tarihlerinde Cezayir'e ziyaret gerçekleştirmesine ilişkin tezkeresi (3/1382)

Sayı : 83924060-873-201039                                           15/12/2017

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu üyelerinden oluşan bir heyetin, Cezayir Ulusal Halk Meclisi Dışişleri, İşbirliği ve Göç Komisyonunun vaki davetine icabetle 24-27 Aralık 2017 tarihlerinde Cezayir'e ziyaret gerçekleştirmesi öngörülmektedir.

Anılan heyetin söz konusu Cezayir ziyareti, 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 6’ncı maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                                                                                 İsmail Kahraman

                                                                                                                       Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                                        Başkanı

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, şimdi “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmına geçiyoruz.

Gündemimize göre 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.

Program uyarınca bugün dokuzuncu tur görüşmelerini yapacağız.

Dokuzuncu turda Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Genel Müdürlüğü, Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu, Maliye Bakanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığı, Kamu İhale Kurumu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu bütçe ve kesin hesapları ile gelir bütçesi yer almaktadır.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503) (x)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (x)

A) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Spor Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) MALİYE BAKANLIĞI

1) Maliye Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maliye Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

1) Gelir İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gelir İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) KAMU İHALE KURUMU

1) Kamu İhale Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu İhale Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI

1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU

1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) GELİR BÜTÇESİ

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Bilindiği üzere, turda yer alan bütçelerle ilgili soru sormak isteyen milletvekillerinin şimdi sisteme girmeleri gerekmektedir.

Dokuzuncu turda grupları ve şahısları adına söz alan sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum:

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Nevşehir Milletvekili Sayın Mustafa Açıkgöz, Trabzon Milletvekili Sayın Salih Cora, Kastamonu Milletvekili Sayın Metin Çelik, Kayseri Milletvekili Sayın Sami Dedeoğlu, Niğde Milletvekili Sayın Erdoğan Özegen, İstanbul Milletvekili Sayın Abdullah Başcı, Manisa Milletvekili Sayın Recai Berber, Ordu Milletvekili Sayın Ergün Taşcı, Kırklareli Milletvekili Sayın Selahattin Minsolmaz ve İstanbul Milletvekili Sayın Aziz Babuşcu konuşacaklardır.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına ise Kocaeli Milletvekili Sayın Saffet Sancaklı, Manisa Milletvekili Sayın Erkan Akçay ve İstanbul Milletvekili Sayın İsmail Faruk Aksu konuşacaklardır.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ise İstanbul Milletvekili Sayın Erdoğan Toprak, Hatay Milletvekili Sayın Hilmi Yarayıcı, Antalya Milletvekili Sayın Niyazi Nefi Kara, Ankara Milletvekili Sayın Bülent Kuşoğlu, İzmir Milletvekili Sayın Kamil Okyay Sındır konuşacaklardır.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Celal Doğan, Iğdır Milletvekili Sayın Mehmet Emin Adıyaman, İstanbul Milletvekili Sayın Garo Paylan, Bitlis Milletvekili Sayın Mahmut Celadet Gaydalı ve Van Milletvekili Sayın Nadir Yıldırım konuşacaklardır.

Şahsı adına, lehte olmak üzere Sivas Milletvekili Sayın Selim Dursun, aleyhte olmak üzere İstanbul Milletvekili Sayın Celal Doğan konuşacaklardır.

2’nci maddeyi okutuyorum:

Gelir ve finansman

MADDE 2- (1) Gelirler: Bu Kanuna bağlı (B) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli;

a) (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçenin gelirleri 684.402.835.000 Türk lirası,

b) (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin gelirleri 10.870.759.000 Türk lirası öz gelir,78.630.932.000 Türk lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam 89.501.691.000 Türk lirası,

c) (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumların gelirleri 4.608.757.000 Türk lirası öz gelir, 64.348.000 Türk lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam 4.673.105.000 Türk lirası,

olarak tahmin edilmiştir.

(2) Finansman: Bu Kanuna bağlı (F) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin net finansmanı 16.000.000 Türk lirası olarak tahmin edilmiştir.

BAŞKAN - Şimdi Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz alan konuşmacıları dinleyeceğiz.

İlk olarak Nevşehir Milletvekili Sayın Mustafa Açıkgöz konuşacak.

Buyurun Sayın Açıkgöz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA AÇIKGÖZ (Nevşehir) – Sayın Başkanım, çok kıymetli Divan, değerli milletvekili arkadaşlarım, Gazi Meclisin vefakâr çalışanları; bugünün ilk konuşmacısı olarak hayırlı ve bereketli bir çalışma diliyor, aziz milletimizi nezdinizde saygıyla muhabbetle selamlıyorum.

Her alanda olduğu gibi, ümmetin ve milletin lideri Sayın Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde AK PARTİ hükûmetleri olarak, spor tesisi alanında da yüz yıldır yapılmayan on beş yılda yapılmış, birçok Avrupa ülkesinden daha ileri spor tesisleri ülkemize kazandırılmıştır. Kapalı spor salonu olmayan ilimiz hatta ilçemiz kalmamıştır. Bugün, bütün şehirlerimizde hatta ilçelerimizde, bırakın toprak sahayı, birden çok yeşil saha ve sentetik saha bulunmaktadır. Bugün, Nevşehir’imizde, 7 tane kapalı spor salonuyla, 15 yeşil sahasıyla, 2 sentetik sahasıyla, yarı olimpik yüzme havuzuyla ve birçok tesisiyle gençlerimize ve spor severlere hizmet verilmektedir.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; ben buradan bir çağrı yapmak istiyorum: Gelin, spor yapıp genç kalalım. Sayın Bakanımızın da içinde bulunduğu –kendisi de gerçekten iyi bir stoperdir- Parlamenter Spor Kulübü olarak geçmiş dönem milletvekillerimiz ve bugünkü milletvekillerimizle salı ve perşembe sabahları MTA’nın spor sahasında antrenman yapıyoruz; hem genç kalıyoruz hem sağlıklı kalıyoruz hem dostluğumuzu, arkadaşlığımızı pekiştiriyoruz hem de katıldığımız bütün turnuvalarda kupaları toplayıp ay yıldızlı formayı en iyi şekilde temsil ediyoruz.

Ben, buradan, değerli bütün milletvekili arkadaşlarımı sabah spora bekliyorum. İnşallah, sağlıklı kalalım, neşeli kalalım.

TAMER DAĞLI (Adana) – Son şampiyonluğu da aldık.

MUSTAFA AÇIKGÖZ (Devamla) – Evet, son şampiyonluğumuzu da Antalya’da kazanmıştık. Hepinizi bekliyorum inşallah salı ve perşembe sabahları MTA’ya. İnşallah, genç ve dinamik kalalım.

Tabii, yine, ben buradan bir çağrı yapmak istiyorum: Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; biliyorsunuz, dünyada eşi ve benzeri olmayan, doğal güzellikleriyle, balonlarıyla, ören yerleriyle, peribacalarıyla ve doğal butik otelleriyle Kapadokya’mızda, Nevşehir’imizde Süper Birinci Lig takımlarını ve lig takımlarını kamp yapmaya, yaz kampını yapmaya davet ediyorum. “Niye Nevşehir? Niye Kapadokya?” diyecek olursanız çünkü doğal güzellikler arasında antrenman yapma ve bulunduğu rakım itibarıyla, havasıyla sporcu sağlığına en uygun, en doğal şartları içermektedir.

Yine, Kapadokya’mız, biliyorsunuz, otelleriyle, tesisleriyle gerçekten bu altyapıya hazır. Yerel yöneticileriyle, değerli milletvekilleriyle ve misafirperver halkımızla ben bütün lig takımlarını, Göztepe’mizi, Adana’mızı, Malatya’mızı, Antalya’mızı, inşallah, yaz kamplarını Kapadokya’da, Nevşehir’de yapmaya davet ediyorum. Ayrıca, bütün milletvekili arkadaşlarımızı ve değerli halkımızı da yine Kapadokya’mıza davet ediyorum.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; devlerin kıvranışına, cücelerin çırpınışına aldırmadan tarihin en büyük iman devini ayağa kaldırmak için Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde gecemizi gündüzümüze katıp çalışıyoruz. O, öyle imanlı bir dev ki zalime dur diyen, mazlumun elinden tutan, gittiği yere barış, huzur, esenlik götüren, bu çarpık, bozuk düzende elif gibi dimdik duran bir Türkiye’dir. On beş yıldır dünyanın her yerinde mazlumların gür sesi, ümmetin umudu Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan zalimlere karşı dik durdu; korkmadan, yılmadan, yorulmadan da mağdurların yılmaz savunuculuğuna devam etti. Biz bu zulümlere karşı sağır, dilsiz, vurdumduymaz olamayız, kayıtsız kalamayız. Milletin lideri her platformda haklı seslenişini dile getirirken Asım’ın nesli de yerli ve millî değerlerini yaşayarak, yaşatarak en güzel örneği teşkil etmeye devam edecektir.

Kudüs’ün sahipsiz olmadığını dünyaya gösteren Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. 1516 yılında Osmanlı Devleti hâkimiyetine alınan Kudüs, 1917 yılının sonuna kadar huzur, kardeşlik, barış kenti olarak kaldı. Üç dinin kutsal şehri Kudüs, saygıyla yaşanılan bir şehirken terörle anılan bir şehre dönüştürülmeye çalışılıyor. Ama unutulmasın ki Türkiye son sözünü söylemedi, kimse de sabrımızı ve gücümüzü sınamaya kalkmasın. Yerli ve millî gücümüzle barışın savunucusu, zalimin hasmı, mazlumun hamisi olmaya devam edeceğiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öz yurdundan uzakta yaşayan bütün Müslüman kardeşlerimize selam olsun. 15 Temmuz 2016’da millî demokrasi destanı yazan, can veren, gözlerini kırpmadan şehadete koşan, yurdumuza alçakları uğratmayan, gövdelerini siper ederek o hayasız akını durduran şehitlerimize, kutsiyeti ve vatanı uğrunda şehadet şerbetini içen tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika verelim size.

MUSTAFA AÇIKGÖZ (Devamla) – Az kaldı zaten Başkanım, bir dakikaya gerek kalmaz.

BAŞKAN – Peki, buyurun.

MUSTAFA AÇIKGÖZ (Devamla) – Hangi dinden, dilden, milletten olursa olsun, terör devleti İsrail’in Filistin’deki işgalinin son bulması için uluslararası kamuoyunda çaba sarf eden barış elçilerine şahsım ve mazlumlar adına teşekkür ediyorum.

Bu vesileyle kutlu belde Kudüs’e selamlar sunuyorum.

Sizleri saygıyla, sevgiyle, muhabbetle selamlarım.

2018 bütçemizin hayırlı uğurlu, bereketli olmasını, ümmete ve millete hayır getirmesini temenni ediyorum inşallah. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Parlamentolar Arası Futbol Turnuvası’nda şampiyon olan ve milletvekillerinden oluşan futbol takımını tebrik ettiğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bu sene Parlamentolar Arası Futbol Turnuvası’nda 1’inci olan, şampiyon olan ve sadece milletvekili arkadaşlarımızdan oluşan futbol takımımızı da tebrik ediyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Şike var, şike (!)

BAŞKAN – Şike filan yok.

Yeni şampiyonluklar bekliyoruz sizden.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503) (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

A) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) MALİYE BAKANLIĞI (Devam)

1) Maliye Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maliye Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Gelir İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gelir İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) KAMU İHALE KURUMU (Devam)

1) Kamu İhale Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu İhale Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU (Devam)

1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) GELİR BÜTÇESİ (Devam)

BAŞKAN – AK PARTİ Grubu adına ikinci olarak Trabzon Milletvekili Sayın Salih Cora konuşacak.

Buyurun Sayın Cora. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sizin de süreniz beş dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA SALİH CORA (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2018 yılı Gençlik ve Spor Bakanlığı Bütçesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Gazi Meclisimizin siz kıymetli üyelerini ve ekranları başında bizleri izleyen vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Bütçe konuşmamda, AK PARTİ iktidarı döneminde, özellikle sporda tesisleşme ve sporcu yetiştirme hususlarını ele almak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, Türkiye, son on beş yılına baktığımız zaman, belki de Avrupa’da spora en çok yatırım yapan ülkelerin başında gelmektedir. Spor Genel Müdürlüğümüz yurt genelinde stadyumlar ile yüzme havuzları, futbol ve basketbol sahaları, tenis kortları ve gençlik merkezleri, yine, atletizm pistleriyle beraber birçok yatırımı hızla tamamlamıştır. Mevcut spor tesislerinin bakım ve onarımı tamamlanmış, modernizasyonu gerçekleştirilmiştir. Bunları yaparken kalkınmada öncelikli bölgelere özellikle önem gösterdik. Sadece son altı yılda 1.160 spor tesisinin hayata geçirilmesini sağladık.

Tesisleşme ve altyapı alanında yapılan bu yatırımlar sayesinde ülkemiz uluslararası alanda dev spor organizasyonlarına ev sahipliği yapmıştır. Dünyada ses getiren organizasyonları gerçekleştirdik. Futbolda Şampiyonlar Ligi’ne ev sahipliği yaptık. U21 Dünya Futbol Şampiyonası, Erzurum’da Kış Oyunları, Trabzon’da EYOF Gençlik Olimpiyatları, Dünya Basketbol Şampiyonası; bunun gibi, sporun her alanında önemli organizasyonları gerçekleştirdik.

Özellikle Dünya Basketbol Şampiyonası’nın ardından, Türkiye'nin Amerika Birleşik Devletleri’ne yenilip 2’nci sırada tamamladığı Basketbol Şampiyonası’nın ardından FIBA Genel Sekreteri Patrick Baumann altmış yıllık dünya şampiyonaları tarihinde en başarılı organizasyonun Türkiye tarafından gerçekleştirildiğini, yaklaşık 200 ülkede 1 milyar seyircinin organizasyonları takip ettiğini ifade etmiştir. Bir taraftan tesisleşme hamlesi, diğer taraftan dev organizasyonlara ev sahipliği yapma kapasitesine çok şükür ulaştık.

Peki, şimdi hedefimiz nedir? Burası önemli. Değerli arkadaşlar, ekonomik büyüklüğüyle dünyanın ilk 20 ülkesi, G20 içerisinde yer alan ülkemizin sporda da ilk 20 ülke içerisinde yer almasını sağlayacak üst düzey rekabete hazır sporcular yetiştirmemiz gerekmektedir. Biz, Hükûmet olarak ortaya koyduğumuz vizyonla sporun önündeki en önemli fiziki engelleri ortadan kaldırdık, daha da ötesi, “Devlet, sporun ana sponsorudur.” sözünü layıkıyla yerine getirdik. Yetenekli sporcuların keşfedilmesi ve geliştirilmesi amacıyla Türkiye olimpiyatlara hazırlık merkezleri, TOHM merkezleri kurduk. Lakin sporcu yetiştirmek sadece devletin görevi değil, federasyonların da görevidir. Federasyonlarla ilgili özerklik kanunu çıkardık ve her zaman da federasyonlarımıza gerekli destekleri sağladık. Yani hülasa, sporda inşaatçılık yani tesisleşme konusunda aldığımız yolu şimdi de sporda çiftçilik yönüyle ele alıp birçok hususta hedeflerimizi gerçekleştirmek zorundayız. Takdir edersiniz ki bu uzun ve meşakkatli bir yoldur.

Bu konuda sizlere Çin bambu ağacının hikâyesinden bahsetmek istiyorum. Aslında sporcu yetiştirme ile Çin bambu ağacının hikâyesi birbirine çok benzemektedir. Çin bambu ağacının önce tohumu ekilir, sulanır, gübrelenir, bir yılın sonunda hasat beklenir; bakılır ki bir yılın sonunda tohum toprağın üzerine dahi çıkamamıştır. Tekrar sulanır, gübrelenir, ikinci yıl beklenir; ikinci yılın sonunda bakılır ki tohum yine yeşermemiştir. Üç yıl, dört yıl, böyle derken nihayet beşinci yılın sonunda tohum filizlenmiştir, bambu yeşermeye başlamıştır, altı haftanın sonunda bambu ağacı 27 metreye yükselmiştir. Yani bambu ağacı altı haftada mı 27 metre boyuna ulaşmıştır, beş yıl altı haftada mı 27 metre boyuna ulaşmıştır? Olaya bu açıdan baktığımız zaman tabii ki beş yıl altı haftada, büyük bir sabırla, bilgiyle, ilgiyle, usta çiftçilerin elinde bambu, köklerini göğe doğru yükseltmiştir. Bu durumu sporcu yetiştirmeyle de değerlendirdiğimiz zaman, biz de sporcu yetiştirme hususunda, yukarıda bahsettiğim çalışmalar doğrultusunda tohumları ektik, planlı bir şekilde bir sistem ve disiplin dâhilinde ilgiyle ve sabırla istediğimiz hasada kavuşacağız. Yetiştirmekte olduğumuz başarılı sporcularla hedeflerimizi gerçekleştireceğiz, bu merhaleye geleceğiz, bundan kimsenin şüphesi olmasın. Artık hasat toplama aşamasındayız. Dünya çapında, çiftçilerle yani antrenörlerimizle bu yolu kararlılıkla devam ettirip başaracağız.

Bu duygu ve düşüncelerle bütçemizin hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Cora.

AK PARTİ Grubu adına üçüncü olarak Kastamonu Milletvekili Sayın Metin Çelik konuşacaklar.

Buyurun Sayın Çelik. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, AK PARTİ Grubu adına konuşacak olan konuşmacıların konuşma süreleri beş dakikadır.

Buyurun, başlayın Sayın Çelik.

AK PARTİ GRUBU ADINA METİN ÇELİK (Kastamonu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Spor Genel Müdürlüğümüzün 2018 yılı bütçesi üzerinde grubumuz adına söz aldım. Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Spor Genel Müdürlüğümüz, bir taraftan sporun her branşıyla ilgili tesisler yaparken bir taraftan da ülkemizde sporun geliştirilmesi için birçok önemli organizasyona imza atmaktadır. 2011-2017 yılları arasında toplam 1.162 proje yatırım programında yer almış olup bu projeler, 72 adet yüzme havuzu, 324 futbol sahası, 286 gençlik merkezi, 286 spor salonu, 30 atletizm pisti, 32 adet stadyum, 34 gençlik, izcilik ve kamp eğitim merkezi, 8 adet buz pateni salonu, 9 kayak tesisi, 4 güreş alanı, 3 atıcılık tesisi, 74 tribün modernizasyonu ve aydınlatma gibi yatırımlardan oluşmaktadır.

2017 yılı itibarıyla 832 adet proje tamamlanarak hizmete sunulmuş, 186 projenin yapımı devam etmekte, 144 tesisin proje, ihale ve arsa tahsisi çalışmaları sürmektedir. Bu süreçte, ilim Kastamonu’da da birçok spor salonu, futbol sahası ve diğer tesisler yapılmış, gençlik merkezi ve sporcu fabrikasıyla birlikte yapılan yüzme havuzu inşaatı devam etmektedir. Yeni kapalı spor salonumuz yatırım programında olup arsa tahsisi işlemleri sonuçlandırılmıştır. İnşallah, en kısa sürede yapımına başlanacaktır. Ayrıca, bunlara ilaveten, Spor Toto Teşkilat Başkanlığımız tarafından yapımı üstlenilen 2.220 mahalle tipi futbol, voleybol ve basketbol sahasından 1.244 tanesi hizmete sunulmuş, diğerlerinin yapımı devam etmektedir.

Sayın milletvekilleri, Gençlik ve Spor Bakanlığımız bütçesi... TOKİ ve belediyelerle yapılan protokoller kapsamında, toplam 405 bin seyirci kapasiteli 13 adet modern stadyum yapılarak hizmete açılmış, toplam 370 bin seyirci kapasiteli 19 stadyumun yapım çalışmaları devam etmektedir. Tesisleşme noktasındaki bu gelişmelerle birlikte, sporun tabana yayılması, ülkemizin uluslararası alandaki başarılarının artması ve başarılı sporcuların desteklenmesi yönünde yapılan çalışmalar da devam etmektedir. Bu bağlamda, 2003 yılından bu yana sürdürülen yoğun çalışmalar neticesinde, lisanslı sporcu sayımız 848 binden 8 milyona yükselerek 10 kat artmıştır.

2010-2011 eğitim öğretim yılından itibaren Spor Genel Müdürlüğümüzce organize edilen okul spor faaliyetlerine katılan öğrenci sayısı her geçen yıl artmaktadır. Bu faaliyetlere 2011 yılında 21 branşta 529 bin öğrenci katılmışken bu yıl 40 branşta 2 milyon 226 bin öğrenci iştirak etmiştir.

Yine, sportif altyapımızın geliştirilmesi, daha fazla müsabaka yapılması, kulüplere ve millî takımlara altyapı oluşturulması, ulusal düzeyde sürdürülebilir yetenek takip sistemi oluşturulması hedefleri doğrultusunda oluşturulan Anadolu Yıldızlar Ligi Projesi ve üniversite öğrencilerimizin sadece sportif değil, sosyal ve kültürel gelişimlerine de katkı sağlayacağına inandığımız ÜNİLİG Projesi başlatılmış olup her geçen yıl bu liglere katılan sporcu sayısı artmaktadır.

Değerli milletvekilleri, spor kulüpleri olmadan sporda hiçbir gelişme kaydedilemeyeceği aşikârdır. Bu gerçeğe rağmen, 2002 yılında sadece 17 spor kulübüne 317 bin TL yardım yapılırken, 2017 yılında 684’ü engelli branşlarda faaliyet gösteren spor kulübü olmak üzere toplam 1.279 kulübe 11 milyon 600 bin TL nakdî yardım yapılmış, 2002’den bu yana 12 binden fazla spor kulübümüze yapılan nakdî yardımlar 160 milyon TL’yi aşmıştır.

Sayın milletvekilleri, arz etmeye çalıştığım rakamlar, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın gösterdiği istikamet ve hedefler doğrultusunda, AK PARTİ hükûmetleri döneminde her alanda olduğu gibi sporda tesisleşme, sporun tabana yayılması, ülkemizi uluslararası alanda başarıya taşıyacak sportif altyapımızın geliştirilmesi anlamında da çok büyük bir mesafe katettiğimizi açıkça ortaya koymaktadır. Son yıllarda, Türkiye’nin birçok branşta birbirinden önemli ve marka uluslararası organizasyona ev sahipliği yapabilmesi, tesisleşme noktasındaki büyük ilerleme, kulüpleşme, lisanslı sporcu sayısındaki artışla birlikte şampiyonalara katılım ve buna bağlı olarak artan sportif başarıdan kaynaklanmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; FETÖ, PKK, DAEŞ ve diğer terör örgütleriyle yapılan tüm engellemelere, partimizi kapatma girişimine, Gezi kalkışmasına, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimlerine rağmen Türkiye’yi on beş yılda 3 kat büyüttük. Bu girişimlerin devamı niteliğinde gördüğümüz, ülkemizi sıkıntıya sokmak için ABD’de devam eden sözde dava tam anlamıyla bir tezgâhtır. Bütün bunlara rağmen, bugün Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, her alanda büyüyen ve gelişen, başta…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

METİN ÇELİK (Devamla) – …Kudüs meselesi olmak üzere kutsallarımıza yapılan saldırılar karşısında İslam dünyasına önderlik yapan bir ülkedir. İnşallah, daha büyük başarılara hep birlikte yürüyeceğiz.

Bu duygularla Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyor, 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

AK PARTİ Grubu adına şimdi de Kayseri Milletvekili Sayın Sami Dedeoğlu konuşacaklar.

Buyurun Sayın Dedeoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA SAMİ DEDEOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gençlik ve Spor Bakanlığının Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2018 yılı bütçesi üzerine konuşmak üzere AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Gazi Meclisi ve ekranları başında bizleri izleyen Kayserili hemşehrilerimi ve aziz milletimi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Gündemimizle ilgili konuya başlamadan önce, ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasına ilişkin kararını şiddetle kınıyorum. Kudüs, miraca açılan kapının eşiğidir. Kudüs, yeryüzünün ikinci mescididir. Kudüs, insanlığın mabedi, tevhidin simgesi, tarihimizin ayrılmaz parçasıdır. Kudüs, gökte yapılıp yeryüzüne indirilen şehrin adıdır. Kudüs, üç büyük semavi dinin merkezidir. Kudüs, sana aziz Türk milletinden selam gönderiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gençlerimiz bizlerin en kıymetli varlığıdır. Onların hayata hazırlanmalarını asla tesadüflere bırakmayız, bilmediğimiz, güvenmediğimiz ellere asla emanet etmeyiz. Gençlere yapılan yatırım, şüphesiz, yatırımların en kıymetlisi ve en kutsalıdır. Aynı zamanda, en uzun vadeli ve kalıcı yatırımdır.

Türkiye Cumhuriyeti genç nüfusuyla bugün Avrupa’nın en güçlü ülkesidir. Gençliğimiz, geleceğimizin teminatıdır. Onları hayata hazırlarken başta alkol, uyuşturucu, fuhuş, kumar gibi çağın her türlü kötü alışkanlıklarından korumak devlet olarak en öncelikli görevimizdir. Bu meyanda, yükseköğrenim gençlerimizin maddi ve manevi yönden desteklenmesine özel çaba sarf ediyoruz.

Genç nüfus, kalkınmanın ve gelişmenin en temel unsurudur. Gençlerimiz, geçmişte hep sorunlarla boğuşmuş ve kendisini özgür bir şekilde ifade edebilme imkânına sahip olamamıştır. İktidarımız, gençliğe yapılan her yatırımı geleceğimizin rotasını çizmekle eş değer kabul etmiş, daima da bu bilinçle hareket etmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1962 yılından itibaren, sınırlı sayıdaki öğrencilere sadece öğrenim kredisi verilirken 2004 yılından itibaren tüm öğrencilere kredi, başarılı ve ihtiyaç sahibi öğrencilere ise burs verilmektedir. AK PARTİ 2002’den bugüne kadar, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu çatısı altında üniversite öğrencilerimize destek noktasında âdeta bir çığır açmıştır.

Kredi ve Yurtlar Kurumu bütçesi 2002 yılında 494 milyon TL iken 2017 yılında yaklaşık 23 kat artışla 11 milyar 337 milyon TL’ye ulaşmıştır. 2018 yılı bütçesi, 2017 yılı bütçesine göre yüzde 23 artışla 13 milyar 900 milyon TL olarak tasarlanmıştır. 2002 yılında öğrenim kredisi aylık 45 TL iken 2018 yılında 470 TL’ye ulaşmıştır. Yüksek lisans öğrencilerine bu rakamın 2 katı, doktora öğrencilerine ise 3 katı olarak ödenmektedir.

Yaşamın her alanında olduğu gibi, AK PARTİ iktidarı geleceğimizin teminatı gençlerimiz için tüm imkânları sonuna kadar kullanmaktadır. 2002 yılında 451.550 öğrenciye öğrenim kredisi verilmekteyken 2017 yılından itibaren 1 milyon 151 bin 888 öğrencimiz bu imkândan faydalanmaktadır. 2017 yılı burs alan öğrenci sayımız 451 bin, toplam 1 milyon 602 bin 966 öğrenciye burs ve öğrenim kredisi ödemesi yapılmaktadır.

2002 yılında 77 il 59 ilçede 190 yurtla hizmet verilmekteyken bugün 81 il 243 ilçede 758 yurtla üniversite öğrencilerimize hizmete devam edilmektedir. Bununla beraber, 2002’de yatak kapasitesi 190 bin iken 2017 yılında 652.549 yatak sayısına ulaşılmıştır.

Şehit bekâr ise kardeşine, evliyse çocuklarına; gazi bekâr ise kendisine, evliyse çocuklarına, sağlık kurulu raporu yüzde 40 üzeri engelli olduğu tespit edilen öğrencilere, anne ve babası vefat etmiş öğrencilere, lise ve dengi öğrenimlerini devlet yurtlarında tamamlayan öğrencilere ücretsiz barınma ve öncelikle burs verilmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın, bir dakika ek süre veriyorum size Sayın Dedeoğlu.

SAMİ DEDEOĞLU (Devamla) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Geçmiş yıllarda yurtlarımızdaki doluluk oranı yüzde 60, yüzde 70 iken, son yıllarda yüzde 100’e ulaşmıştır. Yeni, modern binalarla temizlik, güvenlik ve yirmi dört saat sıcak su imkânları yanında, ortak ders çalışma alanları, kantin, kafeterya gibi sosyal ortamlarda hizmet verilmektedir.

2018 yılı bütçemizin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyor, Gazi Meclisimizi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dedeoğlu.

AK PARTİ Grubu adına şimdi de Niğde Milletvekili Sayın Erdoğan Özegen konuşacaklar.

Buyurun Sayın Özegen. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ERDOĞAN ÖZEGEN (Niğde) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Maliye Bakanlığı 2018 yılı bütçesi üzerine, AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle aziz milletimizi ve yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bütçeler, aslında içinde bulunduğumuz yılın konuşulduğu, bir sonraki yılın da, önümüzdeki bir yılda da konuşulacak olanların siyasi ve mali sonucudur. Böyle bakıldığında, AK PARTİ iktidarları döneminde, geçmişe göre ülkemizin 3 kat daha büyüdüğünü görüyoruz. Bütçeler üzerinde çeşitli eleştiriler, yorumlar, rakamlar, elbette ki konuşacağız ama bu resme baktığımızda, AK PARTİ iktidarları döneminde 3 kat büyüyen bir Türkiye var. Bu da bize şunu gösteriyor ki iktidarımızın ortaya koyduğu yönetim anlayışı, güçlü ekonomi, kaliteli demokrasi ilkesiyle, on beş yıl içerisinde ülkemizdeki bütün engellemelere rağmen demokrasiyi geliştirdiğini, ekonomiyi de 3 kat büyüttüğünü görmekteyiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, öyle ki bugün geldiğimiz noktada, kriz tellallarına rağmen, 2018 yılında AB tanımlı borç stokumuzun gayrisafi millî hasılaya oranı yüzde 28,5 seviyesinde. Genel devlet açığının gayrisafi yurt dışı hasılaya oranının ise yüzde 1,9 olarak gerçekleşmesini beklemekteyiz.

Bu oranlar, Maastricht Kriterlerinin oldukça altındadır. Bir başka ifadeyle, iktidarlarımız öncesinde toplanan her 100 liralık verginin 86 lirası faize ve rantiyeye gitmekteyken bugün toplanan her 100 liralık verginin 12 lirasının faiz giderleri için kullanılacağı öngörülmektedir. Bu da iktidarımızın rantiyeye değil, ülkemizi şantiyeye dönüştüren yönetim anlayışının bir göstergesidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İşte bu sayede ulaşımdan eğitime, sağlıktan tarıma ve savunma sanayisine kadar her alanda milletimizin takdirini kazanan hizmetlerin yapılmasına vesile olmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bu yapılanların hangi şartlarda yapıldığı da son derece önemlidir. Bütün bunlar, iktidara geldiğimizde nasıl bir Türkiye resmi vardı, hatırlayınız. Önce bürokrasinin direnişi, arkasından birçok vesayet odağının darbe planları, Irak savaşı, partimize açılan kapatma davası, 27 Nisan e-muhtırası, 367 Anayasa krizi, hepsinin üzerine de 2008 dünya ekonomik krizi, Danıştay saldırısı, Rahip Santoro cinayeti ve birtakım faili meçhul cinayetler serisi, Gezi eylemleri, MİT krizi, 17-25 Aralık kalkışması, hendek-çukur eylemleri ve terör örgütlerinin tamamının ülkemize saldırıya geçtiği dönemler, Suriye savaşı, ülkemizde misafir etmek durumunda kaldığımız 3 milyon Suriyeli kardeşimiz, mülteciler, Rusya krizi ve bunların hepsinin üzerine malum 15 Temmuz hain darbe girişimi. İşte bunlara rağmen Türkiye 3 kat büyütülebilmiştir.

Peki hangi şartlarda bir ekonomi devralmıştık? Hazinesi iflas etmiş, dış borçlarını ödemekte zorlanan bir ekonomi. İşte, bu tablo karşısında ekonomimizi 3 kat büyüten, içeride ve dışarıda saydığım bunca sorun ve krize, darbe girişimlerine rağmen engin ferasetle Türkiye’yi yönetme feraseti gösteren Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere her seçimde partimize güvenerek oy veren aziz Türk milletine ve AK PARTİ kadrolarına şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

Yine 2018 yılı bütçesi de işte şu söylediğim anlayışla hazırlanmıştır: Özellikle Maliye Bakanımız ve ekibi gerçekten üretimin, reel sektörün tüm sosyal kesimleri de gözetecek şekilde yanında olan bir dizi mali reformlar yaparak 2018 yılı bütçesini de Parlamentonun huzuruna getirmiştir. Ben kendisine ve ekibine özellikle teşekkür ediyorum.

Yine, 2018 yılı bütçesinin hazırlanmasında büyük emeği geçen…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERDOĞAN ÖZEGEN (Devamla) - …Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım Bey’e ve tekraren Sayın Maliye Bakanımıza, Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerimize, Genel Kurulda eleştiri ve katkılarını sunan siz değerli milletvekili arkadaşlarımıza ve fedakârca çalışan bürokrat arkadaşlarımıza teşekkür ediyor, bütçemizin aziz milletimize ve yüce heyetinize hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri ve alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özegen.

AK PARTİ Grubu adına şimdi de İstanbul Milletvekili Sayın Abdullah Başcı konuşacak.

Buyurun Sayın Başcı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ABDULLAH BAŞCI (İstanbul) – Sayın Başkanım, kıymetli milletvekilleri; 2018 yılı Maliye Bakanlığı bütçesi lehinde AK PARTİ Grubum adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Sözlerimin başında, Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanının, Mekke’yi müdafaa eden kahraman komutanımız Fahrettin Paşa’ya ve Sayın Cumhurbaşkanımıza karşı alçakça saldırılarını bir kez daha kınıyorum.

Kudüs, Müslümanların ilk başkentidir, başkent olarak da kalacaktır. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump’ın aymaz tutumunu da şiddetle kınıyorum.

Geçtiğimiz günlerde vefat eden, partimizin kurucularından, aynı zamanda İstanbul Ticaret Odası Başkanı İbrahim Çağlar Bey’e, yine bir kalp krizi sonucu vefat eden AK PARTİ Taşkent İlçe Başkanı Abdulbaki Acet Bey’e bir kez daha Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum, ailelerine sabırlar diliyorum.

Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; 2018 yılı, AK PARTİ hükûmetlerinin hazırlamış olduğu 16’ncı bütçedir. Bu bir rekordur. Türk ekonomisi küresel krizden sonra büyüme performansı bakımından güçlü bir görünüm ortaya koymuştur. Bu dönemde uygulanan ekonomik politikalar, dinamik özel sektörümüz, sağlıklı bankacılık sistemi ve kamu mali değerleriyle güçlü büyüme trendini yakalamıştır. Ekonomimiz, 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra yapılan menfi propagandalar, terör saldırıları, iç ve dış etkenler, turizmdeki daralma ve zayıf dış talep nedeniyle olumsuz yönde etkilenmiştir. Ancak Hükûmetimizin aldığı makroekonomik politikalar sonucunda ekonomimiz hızla toparlanmış, yerinde ve zamanında alınan tedbirler sayesinde 2017 yılı ilk yarısında yüzde 5,1 büyümeyi gerçekleştirmiştir. Bu büyüme performansıyla G20 ülkeleri arasında Çin ve Hindistan’dan sonra en hızlı büyüyen 3’üncü ülke olmuştur. Tüm bu veriler ışığında 2017 yılı üçüncü çeyreğinde yüzde 11,1 büyüyerek yeni bir rekora imza atmış, büyümede dünya lideri konumuna gelmiştir. Yıl sonu tahminlerimiz de yüzde 7,5 olarak hesaplanmıştır.

Bu yüksek büyüme ve güçlü performansla ülkemiz, gelişmiş ülkelerle arasındaki gelir farkını azaltmaktadır. Türkiye, kriz sonrası dönemde hem bütçe açığı hem de borç bakımından hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerden pozitif yönde ayrılmıştır. Kriz sonrası dönemde gelişmiş ülkelerde yüksek düzeyde olan bütçe açığı, gelişmekte olan ülkelerde bozulan bir trend göstermiştir. Alınan radikal kararlar sonucu bütçemiz faiz bütçesi olmaktan çıkmış, hizmet bütçesine dönüşmüştür. 2002 yılında bütçenin yüzde 86’sı faize gidiyordu, 2017 yılında bu yüzde 12’lere kadar düşmüştür. İnşallah 2018 yılında yüzde 10’un altına düşüreceğiz.

Ekonomide yakaladığımız güçlü büyüme trendi, ekonomik istikrar ve güçlü kamu maliyesi dengeleri, birbirini desteklemek suretiyle, borçlanma ihtiyacını düşürürken kamu reel borçlanma maliyetlerini önemli ölçüde aşağıya çekmiştir.

Gelişmişliğin ön şartı eğitimdir. Nitelikli eğitimin sağlanması amacıyla, daha önceki yıllarda olduğu gibi 2018 yılında da en büyük payı yine eğitime ayırmış bulunmaktayız. 2018 yılında eğitime ayırdığımız rakamı 134 milyar liraya çıkarıyoruz. Bu şekilde bütçenin yüzde 18’ini eğitime ayırıyoruz, bir diğer deyişle, toplanan vergilerin yüzde 22’sini eğitime harcayacağız.

Yine, vatandaşlara sunduğumuz sağlık hizmetlerinin kalitesini artırarak, ruhen ve bedenen sağlıklı nesillerin yetişmesi için hizmet kalitesini sürekli yükseltiyoruz. Bu kapsamda sağlık alanındaki harcamalarımızı, tıpkı eğitim alanında olduğu gibi, 2018 yılında 127 milyara çıkarıyoruz. 2002 yılında bütçenin yüzde 11,3’ü olan sağlık harcamalarımızı 2018 yılında yüzde 16,6’ya çıkarmış bulunmaktayız.

Ekonomi politikalarımızın önemli etkenlerinden birini de bölgesel ve kırsal kalkınma oluşturmaktadır. Buralara da yüksek ölçekli kaynaklar ayırıyoruz. Bu vesileyle, 2017 yılında yakaladığımız güçlü performansı önümüzdeki dönemlerde de devam ettireceğiz.

2018 yılı bütçemizin ülkemize, milletimize, kurum ve kuruluşlarımıza hayırlı olmasını temenni ediyorum, Genel Kurulu saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Başcı.

Şimdi de Manisa Milletvekili Sayın Recai Berber konuşacak, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Berber, sizin konuşma süreniz on dakika çünkü Sayın Babuşcu’nun konuşma süresini sizin sürenize ekledik.

AK PARTİ GRUBU ADINA RECAİ BERBER (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım, saygıdeğer vatandaşlarımız; 2018 yılı Gelir İdaresi Başkanlığı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Grubum ve şahsım adına yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği üzere, bir devletin başta savunma, adalet, güvenlik, eğitim gibi kamu hizmetlerinin en önemli finansman kaynağı vergilerdir. Aynı zamanda maliye politikasının da önemli araçlarından biri olan vergi uygulamalarında ülkemizin en önemli kuruluşu olan Gelir İdaresi Başkanlığının 2018 yılı bütçesi 3,2 milyar TL olarak öngörülmüştür.

Gelir İdaresinin en önemli görevi, mükellef haklarını gözeterek ve vergiye gönüllü uyumu sağlayarak vergilerin zamanında ve tam olarak ödenmesini temin etmektir; gönüllü uyumun sağlanamadığı durumlarda bunun gerekçelerini analiz etmek, uyum risklerini tespit etmek, değerlendirmek ve bu risklere göre onlara yönelik tedbirler almaktır. Bundan dolayıdır ki Gelir İdaresi Başkanlığınca daha kaliteli, hızlı ve kapsamlı hizmet sunma anlayışı benimsenmiş ve bu çerçevede birçok uygulama hayata geçirilmiştir.

AK PARTİ hükûmetleri döneminde gelişmiş ekonomilerin vergi idareleriyle aynı perspektifte 2005 yılında Gelirler Genel Müdürlüğü, Gelir İdaresi Başkanlığı olarak yeniden yapılandırılmış ve günümüze kadar birçok yeniliğe imza atmıştır. Mükellef odaklı bakış açısıyla kaynaklarını etkin ve verimli kullanmak suretiyle gelişen ekonomik hayatı yakından takip etmiş, uygulamalarına da bu doğrultuda yön vermiştir. Bugün Başkanlığa doğrudan bağlı olarak 30 vergi dairesi başkanlığı, 453 vergi dairesi müdürlükleri, 479 mal müdürlükleriyle vatandaşlarımıza hizmet verilmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi sizlere Gelir İdaresi Başkanlığının mükelleflere sunulan hizmet kalitesinin yükseltilmesi amacıyla teknolojik imkânların vergilendirmede kullanılmasına yönelik çalışmalarından bahsetmek istiyorum.

Bilindiği üzere, vergi tahsilatında en önemli unsurlardan biri vergi bilincinin toplumda geliştirilmesidir. Buna yönelik olarak Gelir İdaresi Başkanlığınca birçok etkinlik ve uygulama hayata geçirilmiş, bu kapsamda Vergi İletişim Merkezi’yle mükelleflere danışmanlık hizmeti veriliyor, her yıl yapılan Vergi Haftası etkinlikleriyle mükellefler ziyaret edilerek sorun ve önerileri alınıyor, Millî Eğitim Bakanlığıyla yapılan ortak çalışmalarla da öğrencilere vergi bilinci konusunda eğitimler veriliyor. 2017 yılı Ekim ayı itibarıyla Vergi İletişim Merkezi 610 binin üzerinde danışmanlık hizmeti vermiştir.

Ayrıca, günümüzün temel olgusu olan bilgi toplumuna katkı sağlamak adına mükellefin bilgiye anında ulaşması için e-posta, kısa mesaj, rehber, broşürle bilgilendirme çalışmaları sürdürülmektedir. Mükellef Geri Bildirim Sistemi’yle mükelleflerimizin sorun ve önerileri alınmaktadır.

Gelir İdaresi Başkanlığı, mükellef haklarını gözeterek yüksek kalitede hizmet sunmak amacıyla teknolojinin bütün imkânlarını kullanmaktadır. Bu kapsamda, vergi beyannameleri başta olmak üzere bildirimler ile birçok konuda işlemler tümüyle elektronik ortama aktarılmıştır; e-fatura, e-arşiv, e-defter bunlardan birkaçıdır. Bu uygulamalarla mükelleflerimizin vergi ödevlerini yerine getirirkenki maliyetleri ciddi oranda azalmıştır. Ayrıca, daha ileri bir uygulamayla, önceden hazırlanmış kira beyan sisteminin kapsamını genişleterek 1 Mart 2016 tarihinden itibaren hızlı beyan sistemine geçilmiş; bu kapsamda, mükellefler, kira gelirlerinin yanı sıra, ücret, menkul sermaye iradı ve diğer kazanç iratlarından elde ettikleri gelirlerine ait beyannamelerini vergi dairelerine gitmeden, bir uzman yardımı almaya gerek kalmaksızın internet erişimiyle her ortamdan masrafsız şekilde verebilmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği üzere, kayıt dışılık dünyanın her yerinde ülkelerin ekonomik yapısını bozan, haksız rekabete yol açan, gelir dağılımının yapısını olumsuz etkileyen en önemli unsurlardan biridir. Aslında ekonomik faaliyetleri “kayıtlı-kayıt dışı” diye ayırmak vergi kaçırmanın masum ve normal görünmesine yol açmaktadır. “Kayıt dışı faaliyet” demek vergi kaçakçılığı demektir. Kayıt dışı ekonomiyle mücadele kapsamında, Gelir İdaresi Başkanlığı koordinasyonunda, 2008-2010, 2011-2013 dönemlerini kapsayan eylem planları başarıyla uygulanmıştır. Diğer taraftan, vergiye gönüllü uyumun artırılması ve kayıtlı ekonomiye geçiş kapsamında daha önce uygulanan iki eylem planını daha da ileriye götürerek Gelir İdaresi Başkanlığı, Kayıt Dışı Ekonominin Azaltılması Programı Eylem Planı’nı 15 kurumun sorumluluğu, 51 kurum ve kuruluşla birlikte yürütmektedir.

Esasen bugün, eskiye göre vergide vatandaşlarımızı motive eden en önemli husus vatandaşın ödediği vergilerle hükûmetlerimizin her alanda gerçekleştirdiği yatırımlardır ve hizmetlerdir. İnsanımız hayatın her alanında, ulaşımda, sağlıkta, eğitimde yani günlük hayatında kendisine dokunan her alanda devletin hizmetlerini yaşıyor ve görüyor, dolayısıyla da bu aslında vergi ödemede vatandaşı motive eden en önemli hususlardan biri çünkü vatandaş verdiği vergilerin artık kendisine hizmet olarak, eser olarak döndüğünü bizzat günlük hayatında da yaşıyor ve bununla ilgili sonuçları bizzat görüyor.

Değerli arkadaşlar, yeri gelmişken tabii, bu hizmetleri veren 38 bin fedakâr çalışanıyla Gelir İdaresi Başkanlığımız, Gelir İdaremizin ücretsiz çalışanları konumunda olan 100 binlere varan meslektaşımız, muhasebeci, mali müşavir, yeminli mali müşavirlerimiz ile vergisini tam ve zamanında ödemeye gayret eden, bilinçli hareket eden vatandaşlarımıza, vergi mükelleflerimize huzurlarınızda teşekkür ediyorum, tebrik ediyorum.

Konuşmamın bu bölümünde şu hususa da değinmek istiyorum: Bugün, dönemimizde vergi idaresinde Gelir İdaresi Başkanlığı ve vergi denetiminde Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı olarak belki de gelir idaresinin Maliye Bakanlığı kurulduğundan bu yana gerçekleştirilen en önemli reformları olarak hayata geçirilmiştir. Şimdi, Maliye Bakanımızın da sık sık açıkladığı üzere, önümüzde, bizi bekleyen ve Maliye Bakanlığından beklediğimiz en önemli reform var. Artık, 21’inci yüzyılda -daha önce gerçekten sistem olarak çok güzel dizayn edilmiş gelir vergisi, kurumlar vergisi, katma değer vergisi başta olmak üzere- vergi sistemimizin yeniden ele alınıp… Çünkü geçtiğimiz yıllarda, özellikle son katma değer vergisinin uygulamaya girdiği 1984 yılından bu yana çok değişiklikler oldu; pek çok kanunla, hatta vergi kanunu olmayan kanunlar içinde yapılan düzenlemelerle çok değişiklikler oldu ve dolayısıyla da takip etmek artık uzmanların bile zorlandığı bir hâle geldi. Nasıl Türk Ticaret Kanunu’nu hep birlikte geçen dönemde baştan sona ele alıp yeniden düzenledik, şimdi de vergi kanunlarımızın inşallah, Maliye Bakanlığımızın, Gelir İdaremizin çalışmalarıyla başta Katma Değer Vergisi Kanunu olmak üzere Kurumlar Vergisi, aynı şekilde Gelir Vergisi Kanunu’nun 21’inci yüzyılda, yeni dönemde, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminde uygulanmak üzere yeniden alınıp -belki tabii ki teknik konularda çok uzmanlık, ihtisas isteyen insanların çalışabileceği ama- vatandaşın artık neyin vergilenip neyin vergilenmediğini çok rahat bilebileceği bir sisteme geçmemiz gerekiyor. Bunun da esasında, temelinde yatan, bizim vergi kanunlarımız, zamanında, biliyorsunuz, vergilendirilecek kazançları saymıştır yani şunlar, şunlar, şunlar tadadi olarak sayılmış; hâlbuki artık vergilendirilmeyecek kazançları istisna olarak belirtmek, Türk vatandaşı olan, Türkiye’de ikamet eden şahıs ve kurumların bütün vergi gelirlerinin vergiye tabi olduğunu belirtmek, belki bu kapsamda işte, veraset ve intikal vergisi gibi servet vergisi mahiyetindeki vergileri de bir kazanç, irat olarak değerlendirip… Yani daha doğrusu, bütün vergileri yeniden dizayn etmek suretiyle hem çatısını hem de detaylarını artık takip edilebilir, güncel hâle getirmek, yeni bir sistem kurmak gerekiyor. Maliye Bakanlığının hem yapısal olarak bugüne kadar gerçekleştirdiği reformlar hem de ekonominin kayıp ve kaçaklarına yönelik almış olduğu önlemlere paralel olarak bugün geldiğimiz noktada buna çok büyük ihtiyaç var.

Ayrıca, Maliye Bakanlığı geçmişte hep klasik olarak “Vergi indirimine karşıdır.” diye algılanmıştı ama bugün hem 2008 krizini atlatmamızda yani Türkiye’de -Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle- 2008 dünya krizi teğet geçtiyse bunda en büyük paylardan birisi Maliye Bakanlığına aittir çünkü çok radikal bir şekilde vergi indirimleriyle ekonominin önünü açmıştır, 2009 yılından itibaren Türkiye yeniden çok yüksek oranlarda büyümeye kavuşmuştur. Bugün yine dünyanın en önemli, en büyük büyümesini gerçekleştirmişse Türkiye ekonomisi, geçtiğimiz aylarda, biliyorsunuz, belli mallardaki katma değer vergisinin indirimiyle bu ekonomilere sağlanan destekle bu gerçekleşmiştir. Dolayısıyla artık vergi politikalarını bir maliye politikası ve ekonomi politikası aracı olarak etkin bir şekilde kullanmasından dolayı da Maliye Bakanlığımızı ve Gelir İdaremizi tekrar tebrik ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RECAİ BERBER (Devamla) - 2018 yılı bütçemizin milletimize, Maliye Bakanlığımıza, ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Berber.

AK PARTİ Grubu adına şimdi de Ordu Milletvekili Sayın Ergün Taşcı konuşacaklar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Taşcı.

AK PARTİ GRUBU ADINA ERGÜN TAŞCI (Ordu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Bugün, Kamu İhale Kurumunun bütçesi üzerinde konuşmak istiyorum. Kamu alımlarında saydamlığı, rekabeti, kaynakların verimli kullanılmasını, hesap verilebilirliği, kamuoyu denetimini, güvenilirliği ve eşit muamele sağlanmasını temel ilke olarak kabul eden 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’yla Kamu İhale Kurumu kurulmuş ve bu kanunun sözleşmeye ilişkin süreçleri 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’yla yürürlüğe girmiştir. Kamu İhale Kurumu 2015 ve 2016 yılı verilerine bakıldığında millî gelirimizin yaklaşık yüzde 7’sini ve toplam kamu harcamalarının yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan, mali büyüklüğü düzenleyen, denetleyen özerk bir kurumdur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kamu İhale Kurumuna baktığımızda kanunundan kaynaklı olarak üç ana görevi bulunmaktadır. Düzenleme, denetleme ve eğitim görevi. Kurum düzenleme görevini ifa ederken ortaya çıkan sistemdeki tıkanıklıkları aşmak, yeni ihtiyaçlara cevap vermek ve uygulamayı daha işler hâle getirmek için sektörde yer alan aktörlerin ve kamu kurum ve kuruluşlarının da görüşlerini almak suretiyle zaman zaman mevzuat değişikliğine gitmektedir. Takdir edilir ki ihale hukuku dinamik bir alandır. İhtiyaçlar değiştikçe, teknoloji geliştikçe ve bu bağlamda kamunun ihtiyaçları farklılaştıkça, özellikle ikincil mevzuatta değişiklik yapılması kaçınılmaz bir hâl almaktadır. Bu türden yapılan değişiklikler yalnız ülkemizde değil, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde de sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Zaman zaman, mevzuatın sık değiştirildiğine ilişkin sitemler dile getirilmekte; bu mevzuattaki bütün değişiklikler uygulama deneyimlerinin mevzuata aktarılmasından ibarettir. Çünkü alıcı ve satıcıların bulunduğu ve bu satıcıların eylemlerinin ancak gerçek piyasa koşullarında ölçülebildiği kamu ihaleleri gibi bir alanda yürürlükten önce pilot uygulama yapma şansı yoktur. Bu nedenle herhangi bir hukuk kuralının uygulama yeteneğini ancak yürürlükten sonra anlama olanağı vardır. Bilhassa kurum, 2015 ve 2016 yılındaki sistemi rahatlatan, hizmetlerin ve eserlerin önündeki engelleri kaldıran, bürokrasiyi hafifleten değişikliklere imza atmıştır. Örneğin, belli limitin altında kalan mal ve hizmet alımları ihalelerinin elektronik ortamda gerçekleştirilmesi imkânının getirilmesi yani küçük tutarlı ihalelerin EKAP üzerinden elektronik ortamda yapılabilmesi, aşırı düşük teklifler konusunda sistemi rahatlatan adımlar ve sadeleştirmeler, idareler tarafından yapılan tebligatların EKAP üzerinden yapılarak muhtemel zaman kayıplarının önüne geçilmesi gibi birçok adım sistemi rahatlatmıştır. Dolayısıyla Elektronik Kamu Alımları Platformu (EKAP) sistemi daha fazla işlevsel hâle getirilmeli ve geliştirilmelidir. Sertifikasyon sistemine geçişin de böylece temelleri atılmış olacak, yakın bir gelecekte istekliler tarafından belge sunulmaksızın ihalelere katılımın önü açılmış olacaktır.

Yine bir başka görev denetleme görevi. Kamu alımlarında özellikle Kamu İhale Kurumuna ilişkin ihalelerin denetlenmediği şeklinde iddialar dile getiriliyor. Kamu İhale Kurumunda denetlemeyi şikâyet ve itirazen şikâyet başvurusu üzerine yapan ve yargı öncesi idari başvuru olan bir süreç vardır. Burada da yaklaşık 100 ihaleden 4 tanesi kuruma itirazen şikâyet olarak gelmektedir. Buradaki şikâyetin niteliğine ve kurumun incelemedeki başarısına baktığımız zaman, Kamu İhale Kurumunun incelemesi sonrası kararlar yargıya gittiğinde yargının yüzde 90’a yakını kurul yönünde karar vermekte ve Kamu İhale Kurulu kararlarının yüzde 80’inde de yargıya gidilmemekte. Bu, kurumun ciddi bir inceleme yaptığını gösteriyor.

Yine burada eğitim faaliyetiyle ilgili, kurumun güzel çalışmalarına ilişkin bir iki örnek vermek gerekir. Kurum, bütün paydaşlarla ihale süreçlerini etkin bir şekilde, kaynakların verimli kullanılmasını değerlendirmek üzere üniversitelerle ciddi bir iş birliği yapmakta ve akademik anlamda ihale hukukunun temelleri oluşmakta. Burada da Kamu İhale Uzmanları Derneğinin akademik anlamda bir yayınını başarılı olarak görüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERGÜN TAŞCI (Devamla) – Bu vesileyle ben kurumun bütçesinin hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Taşcı.

AK PARTİ Grubu adına son olarak Kırklareli Milletvekili Sayın Selahattin Minsolmaz konuşacaklar.

Buyurun Sayın Minsolmaz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA SELAHATTİN MİNSOLMAZ (Kırklareli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2018 yılı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi, Gazi Meclisi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Bütçe üzerine konuşmama başlamadan önce, kaos ortamının merkezi hâline getirilmeye çalışılan ilk kıblemiz Kudüs’te ve dünyanın dört bir yanında yaşanan insan hakları ihlallerinin son bulmasını diliyor, barışın egemen olduğu eşit ve adil bir dünya temenni ediyorum.

Değerli milletvekilleri, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, kurulduğu günden bu yana devletin asli görevi olan eğitim, sağlık, güvenlik, adalet ile özel sektör tarafından üstlenilemeyecek, yüklenilemeyecek altyapı yatırımlarına yönelmesini, ekonominin ise pazar mekanizmaları tarafından daha sağlıklı bir şekilde yürütülmesini hedeflemektedir. Bu kapsamda gerçekleştirilen özelleştirilme uygulamalarıyla rekabete dayalı piyasa ekonomisi oluşturulmak için devletin sınai ve ticari faaliyetleri en aza indirgenmeye çalışılmaktadır. Nitekim, devlet bütçesi üzerindeki KİT finansman yükü azaltılarak kamu şirketlerinde halka arz yöntemiyle özelleştirmeler yapılmıştır. Bunların devamında, atıl tasarruflar ekonomiye kazandırılmış ve sermaye tabana yayılarak büyük yatırımların önü açılmıştır.

Değerli arkadaşlar, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, açık rekabet koşulları, şeffaflık, hesap verebilirlik ve katılımcılık temel ilkeleri doğrultusunda yaptığı özelleştirme ihalelerinde rekabet ortamının sağlanmasını, en yüksek değerin bulunmasını ve özelleştirilen kurumlarda çalışanların mağdur edilmemesini ön koşul olarak belirlemiştir. Bu kapsamda, bugüne kadar toplam 38.239 kişiye çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında 4/C statüsünde çalışma imkânı sağlanmıştır. Hükûmet olarak özelleştirme uygulamalarının her adımında hesap verebilir olmayı önemseyerek gerçekleştirilen tüm özelleştirme ihalelerinde kamuoyuna açık ve şeffaf bir şekilde bilgi verilmektedir.

Değerli milletvekilleri, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, yüzde 84’ü lisans ve lisansüstü eğitime sahip, her biri alanında yetkin çeşitli statüdeki 298 personeliyle “Rekabet gücüne sahip bir Türkiye” hedefine ulaşmak amacıyla canla başla çalışmaktadır. Bununla beraber Özelleştirme İdaresi, iktidarımız boyunca çok önemsediğimiz kadının iş hayatına katılması idealinde de örnek gösterilebilecek güzide kurumlarımızdan biridir. Başta cinsiyet ayrımcılığı olmak üzere her türlü ayrımcılığın önlenerek fırsat eşitliğinin sağlanması, idarenin insan kaynakları yönetiminin temel ilkelerinden biridir. Bu çerçevede yüzde 42 olan kadın personel oranıyla Türkiye ortalamasının çok üzerinde bir kurumdur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hükûmetlerimiz döneminde gerçekleştirilen ve sözleşmeye bağlanan özelleştirme uygulamaları tutarı 60,8 milyar dolar düzeyindedir. Bu rakam, bugüne kadar yapılan uygulamalardan sağlanan toplam gelirin yaklaşık yüzde 90’ına tekabül etmektedir. Son dönemde özelleştirme çalışmalarını yürüttüğümüz en önemli alanlardan bir tanesi de enerji sektörümüzdür. 2012 yılından 2017 yılı Kasım ayına kadar geçen süreçte yaklaşık 6 bin megavat kurulu güçteki 10 termik santral ile 1.120 megavat kurulu güçteki 71 hidroelektrik santralin özel sektöre devredilerek gerçekleştirilen elektrik üretiminin özelleştirmelerinin işlem büyüklüğü 11,5 milyar dolar çerçevesinde gerçekleşmiştir. Termik santrallerin özelleştirilmesi öncesinde 2012 yılında kurulu güç bazında yüzde 56,6 olan özel sektör payı bu çerçevede yüzde 75,5’a yükseltilmiştir. Rekabetin ve verimliliğin artırılması, kamunun üzerindeki istihdam ve finansman yükünün azaltılması, potansiyel büyümeyi yukarı çekebilmek adına inovasyonun teşviki ve altyapıların iyileştirilmesi büyük katkı sağlayan özelleştirme uygulamalarıyla mümkün olmaktadır ve bunlar yine makroekonomik çerçevede devam edecek politikalarımızdan bir tanesidir.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığımızın 2018 yılı gider bütçesinde 22,6 milyon personel ve güvenlik giderleri; 6,8 milyon mal ve hizmet alım giderleri; 3,6 milyon cari transferler ve sermaye giderleri olmak üzere toplam 33 milyon seviyesinde ödenek teklif edilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sonuç olarak, iktidarımız döneminde sağladığımız güven ve istikrar ortamı sayesinde rekorlar kıran, ülkemizde rekabetçi piyasanın oluşmasında başaktörlerden biri olan, şeffaf ve hesap verebilir yapısıyla faaliyetleri titizlikle yürüten Özelleştirme İdaresi Başkanlığımızın çalışanlarını buradan takdirle, saygıyla selamlıyorum ve bütçemizin ülkemize ve Özelleştirme İdaremize hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Minsolmaz.

Böylelikle AK PARTİ Grubu adına olan konuşmalar sona ermiş oldu.

Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun konuşmacılarını dinleyeceğiz.

İlk olarak Kocaeli Milletvekili Sayın Saffet Sancaklı konuşacaklar. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi dakika Sayın Sancaklı.

MHP GRUBU ADINA SAFFET SANCAKLI (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bizi ekranları başında izleyen büyük Türk milletine de saygılarımı sunuyorum.

Biraz Türk sporunu konuşacağız bugün. Tabii, Türk sporuyla hepimiz ilgileniyoruz. Bugün, Türkiye’de 80 milyon nüfustan belki de -bebekleri saymazsanız- 60 milyonun üstünde insan sporla ilgileniyor, en azından bir takım tutuyor hepimiz spor yapmasak da. Türk sporunun durumu vahim. Neden vahim? Bugün biraz bundan bahsetmek istiyorum, sonradan da belki hep beraber bir çözüm önerisi bulabiliriz.

Tabii, buraya gelen Adalet ve Kalkınma Partisindeki milletvekili arkadaşlarım yaptıkları icraatları anlatmak için hep 2002’den bahsediyorlar, 2002’den sonra şöyle oldu, böyle oldu. Tabii, bazıları da abartıyor, kendimiz oradan dinlerken sanki 2002’den önce bu Türkiye yokmuş, Türk sporu da yokmuş, hiçbir şey de yokmuş gibi bir hava esiyor. (CHP sıralarından alkışlar) Bu, doğru değil.

Biraz ben de bahsedeyim 2002’den öncesine ve sonrasına spor açısından. Tabii, 2002’den sonra Adalet ve Kalkınma Partisi bir şeyi çok iyi becerdi, hem de Avrupa düzeyinde, belki de dünya standartlarında becerdi. Nedir bu? Tesisleşme. Bugün futbol statlarına baktığımızda, bizim oynadığımız dönemleri bile kıyasladığımızda olağanüstü bir gelişme var. Gerçekten, yapılan statlar, tesisler olağanüstü; bütün konuşmaları yaparken, sporla ilgili bütün bu övgüleri konuşurken büyük ihtimalle Sayın Bakan da biraz sonra konuşmasında yaptığı tesisleri anlatacak, diyecek ki: “Şu kadar tesis yaptık, bu kadar vardı şu kadar oldu, sporcu sayımız -işte biraz evvel bir vekil arkadaşımız da söyledi- 800 binden 8 milyona çıktı.” Bunların hepsi çok güzel veriler ama eğer sonunda başarı gelmiyorsa ve genel olarak, global olarak baktığımızda eğer Türk sporu ilerlemiyorsa bütün bunların çok büyük bir anlamı yok. Mesela 2002’den önce Türkiye’de değerli bir futbol takımımız, Galatasaray’ımız UEFA Kupası’nı aldı, arkasından Süper Kupa’yı aldı. 2002 Dünya Kupası’nda da Türk Millî Takımı’mız büyük bir gururla beraber dünya 3’üncüsü oldu, hepimiz hatırlıyoruz, 2002’nin herhâlde temmuz ayı falandı.

Şimdi, futbolda 2002 senesinde dünya 3’üncüsüyüz, geçen kasım ayında açıklanan sıralamada 42’nciyiz yani 3’üncülükten 42’nciliğe. Maçlar oynanmıyor şimdi, çok geri gidemeyiz ama maçlar başlasa belki -büyük ihtimalle- daha da geriye gideceğiz. Peki, nasıl oluyor bu kadar tesisleşme yapılmış, bu kadar imkân var, Türk ekonomisi de büyüdü gerçekten, veriler ortada -bu kadar imkân varken, bu kadar tesis varken- başarı neden geriye gidiyor, neden başarı yok? Biraz onlardan bahsedeceğim.

Şimdi -Türk sporunda, daha doğrusu- dünya ülkelerinin sporunu ölçerken olimpiyatlara bakılıyor. Bildiğiniz gibi birçok branşta olimpiyatlara katılınır ve ülkenin hâli ortaya çıkar. 2002’den sonraki yapılan üç olimpiyat da Türk olimpiyat tarihinin en kötü üç olimpiyatı Sayın Bakan, derece olarak. Aldığımız madalyaların da ciddi bir bölümü devşirme sporculardan. Şimdi, o zaman sormak lazım: Bu kadar imkân var, bu kadar paramız var, bu kadar tesisimiz var neden bu durumdayız?

Birinci nedeni: Her şeyi çok siyasallaştırdınız. Özellikle bu federasyon seçimlerinde seçimleri yaparken “Yakınlarımız olsun, bizim partililerimiz olsun, milletvekillerinin, bakanların akrabaları olsun.” şeklinde yönetimleri yaparak Türk sporunun altına dinamiti koydunuz.

Şimdi, tabii, en çok popüler olan futboldan biraz bahsedeyim ben örnek olsun diye, en çok ilgi çeken spor dalı olduğu için. Ben burada birkaç defa konuşma yaptım Türk sporu için, Türk futbolu için. Buradaki vekil arkadaşlarımızla dışarıda, kuliste ne zaman otursak bana sordukları soru şu: “Bizim takımın hâli ne olacak? Şu takımın, bu takımın hâli ne olacak? Türk futbolunun hâli ne olacak?”

Ben burada aslında birkaç defa anlattım: Şimdi, bir Türkiye Futbol Federasyonu var. Futbol Federasyonu Başkanı hiçbir futbol maçına gidemiyor arkadaşlar, her gittiği yerde yuhalanıyor, şampiyon olan takıma kupasını vermeye gidemiyor. En son, geçenlerde Sayın Cumhurbaşkanımız da Beşiktaş’ın bir maçına gitmişti, Futbol Federasyonu Başkanı yine yoktu orada.

Şimdi, neyi zorluyoruz anlamadım ben. Bir başarısızlık var, inanılmaz bir uçuruma giden bir Türk futbolu var, o adamları niye hâlâ orada tutuyorsunuz? Şimdi, bir de ben bunları söylerken de şöyle düşünmeyin ha: Saffet Sancaklı acaba birini mi istiyor Futbol Federasyonu Başkanı olsun veyahut da bir ekibi mi istiyor veya Milliyetçi Hareket Partilileri mi oraya istiyor? Hiç öyle bir şey istemiyor arkadaşlar. Ben Peygamber Efendimiz’in dediği “İşi ehline verin.” sözünden çıkarak, onu istiyorum.

Ha, size de buradan bir şey daha söylüyorum: Şu andaki Futbol Federasyonu bitmiştir, çok fazla da duramazlar ama eğer bu adamlar gidip yerine aynı tarz adamlar gelecekse hiç değiştirmeyin; bırakın, Türk futbolu nasılsa uçurumdan düşmüş aşağı, düştüğü yerde devam etsin.

Şimdi, Türkiye bütçesi bu kadar büyümüş, bu kadar tesis yapılmış, futbol kulüplerine bu kadar para yatırılıyor… Birkaç tane istatistiki bilgi vereceğim, okuyacağım size buradan: Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor’un şu anda net borcu 7 milyar lira, eski parayla 7 katrilyon lira. Sadece bunların faizini ödeseler, yıllık yüzde 10 desek faizine 700 milyon lira yapar, yani 4 kulübe bölsek, işte 160, 170, 180’er milyon lira sadece faiz ödeyecekler. Bu kulüpler battı arkadaşlar.

Şu anda bu 1. Lig dediğimiz kulüplerden birkaç kulübün borcunu söylüyorum: Samsunspor 45 milyon, Eskişehirspor 197 milyon, Manisaspor 60 milyon, Gaziantepspor 113 milyon; bunlar sadece 1. Lig’de oynayanlar. 2. Lig’de Mersin İdmanyurdu 160 milyon, Karşıyaka Spor 54 milyon; amatör kümede Orduspor 84 milyon. Yani şunu anlatmaya çalışıyorum: O kadar batmış ki her şey ama biz bu taraftan sadece milleti kandırarak, bu yapılan saçma sapan bazı spor programlarıyla, işte bazı görüntülerle Türk futbolunun çok iyi durumda olduğunu anlatıyoruz.

Arkadaşlar, şu anda Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzon dâhil 2. Lig’e düşmesi lazım “mali fair play”den dolayı.

Avrupa’da 6’ncı ligiz para olarak. En son ihalede, biliyorsunuz, yıllık 600 milyon dolar sadece yayın geliri var ama şu anda takımların 2. Lig’e düşmesi lazım bu mali verilerden dolayı. Niye düşürmüyorlar? Koskoca Türkiye Ligi, koskoca büyük takımlar; Avrupa’nın 6’ncı ligi para olarak, imkân olarak, statü olarak. Nasıl olacak? Bak, bir gün gelecek -çok uzun değil ha- bu takımlar küme düşecek.

Şimdi, hatırlarsınız, bu son beş yılda 7 futbol takımımız on dört yıl men cezası aldı Avrupa kupalarından. Cezalar şöyle geliyor: Avrupa kupalarından men, para cezası, puan silme cezası, sonra küme düşme cezası. Şu anda puanı silinen takımlar var: Mesela 1. Lig’den Balıkesirspor’un 3 puanı, Eskişehirspor’un 3 puanı, Manisaspor’un 9 puanı, Gaziantepspor’un 3 puanı; 2. Lig’den Bucaspor’un 3 puanı, Kocaeli Birlikspor’un 3 puanı, Mersin İdmanyurdu’nun 9 puanı, Karşıyaka’nın 6 puanı, Orduspor’un 12 puanı silinmiş.

Şimdi, bütün bunlar varken bu Futbol Federasyonu ne iş yapar Sayın Bakan? Birisi bir anlatsın ya. Türk futbolu uçurumun dibine gitmiş artık, biz hâlâ böyle sanal şeylerden bahsediyoruz. Allah’tan bu sene Beşiktaş Futbol Takımı Avrupa kupalarında olağanüstü bir çaba sarf ediyor, olağanüstü bir başarı gösteriyor da biraz tutunuyoruz.

Artık Millî Takım’ımızın maçlarını seyreden kaç kişi var? Millî Takım’ın durumu ortada, skandallar ortada. En son, birkaç ay önce Ampute Millî Takımı -Allah razı olsun- Avrupa Şampiyonu oldu da bir sevindik. Şampiyon olmadan önce Türkiye’nin yüzde 90’ı “ampute”nin ne olduğunu bilmiyordu.

Şimdi, tabii, ne yapmak lazım? Ya bu çökmüş sistemi kenara atacağız, adam gibi bir sistem kurulacak… Bu sistem de nedir? FIFA ve UEFA kurallarında, Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinde -işte, Almanya’da, İspanya’da, Fransa’da- nasıl bir sistem kurulduysa getirip o sistemi kuracağız. İsimler hiç önemli değil. Bu kadar milletvekili var burada. Sayın Bakan, Spor Bakanısınız, ben de eski Millî Takım futbolcusuyum. Bana “dünyanın en büyük kulübü” dediğimiz işte Manchester, Barcelona, Real Madrid kulüp başkanlarının bir tanesinin ismini söylesin birisi burada veya Almanya Futbol Federasyonu Başkanının ismini. Arkadaşlar, sistemi kurmuşlar, isim önemli değil.

Türkiye’de çok mutlu olacak şeyimiz kalmadı. Ülke büyük saldırı içerisinde, her taraftan saldırıyorlar bize. Bu insanlar mutsuz, bir sürü derdimiz var. Bir nebze olsun sporla, özellikle futbolla insanları mutlu edebiliriz ama doğruyu yapmak şartıyla.

Mesela, bir futbol kulüpleri yasası var yedi yıldır bekleyen. Sizden önceki Sayın Bakan da 2017 Nisanında yaptığı bir konuşmasında “Lig bitene kadar bu yasa çıkacak.” Yasa bir türlü çıkmıyor, büyük ihtimalle siz de böyle devam ederseniz çıkaramayacaksınız. Nedeni de şu: Güzel hazırlanmış bir yasa, gerçi dar bir çerçevede, dar insanların hazırladığı bir yasa ama olsun ona da razıyız şimdilik. Yasanın bir maddesi şöyle diyor: “Futbol kulüpleri, yönetenler, kulüp başkanları ve yöneticiler bulundukları dönemdeki borçlardan kişisel olarak sorumludur.” Sadece maddenin bir tanesi. O madde bile çok şeyi değiştirilebilecek Türk futbolunda. O zaman bakalım bu borçlar olacak mı? Bu kulüpleri yönetirken böyle babalarının çiftliği gibi mi yönetecekler? Hepsi holding patronu, holdingleri almış başını gidiyor, kulüplerin mali yapısı ortada. Kötü bir haberim var size, çok yakında büyükleri bile Süper Lig’de seyredemeyebiliriz. Bu yasa çok önemli, bir an önce geçmeli.

İkinci bir konu: İşte, bu yabancılardan bahsediyoruz, Millî Takım’da oyuncu yok. Biz alt liglerde ne yapıyoruz? Alt liglerde, özellikle 2. ve 3. Lig’de bir problem var Sayın Bakanım, sizin de haberiniz var bu konuda. Bu anlattıklarımın zaten büyük bölümü şahsınızla alakalı değil çünkü yeni Bakan oldunuz, inşallah bunları düzelteceksiniz ama neticede AK PARTİ iktidarlarıyla gelmiş olan bir gelenek var.

Bu 2. ve 3. Lig takımları var, bunlar altyapı sayılıyor. Oradan oyuncular gelecek Süper Lig’e, top oynayacak, oradan Millî Takım’a gidecek. Kulüplerin gelirini söylüyorum 2. ve 3. Lig’in gelirlerini, net gelirlerini, lütfen iyi dinleyin. 3. Lig takımının geliri 1 milyon 400 bin lira; bunun 770 bini Futbol Federasyonu’ndan 630 bini Spor Toto’dan. 2. Lig takımında biraz fazla, federasyondan 830 bin, Spor Toto’dan 945 bin yani 1,5 milyon lira gelirleri var. Peki, giderleri kaç bunların? Minimum 4 milyon, maksimum 15 milyon TL. Bu 15 milyon TL’yi harcayanların hepsi belediye takımları, belediye destekli ve bunların aşağı yukarı yüzde 99’u da iktidar partisinin belediyeleri, destekliyorlar. Evet, desteklesinler, önemli değil ama desteklerken de 1908’de kurulmuş Vefa, Beylerbeyi, Beykoz Takımları amatör kümedeyken beş sene önce kurulmuş Başakşehir Spor da Avrupa kupalarında oynuyor, bunda da bir anormallik var.

Şimdi, tabii, ne yaptınız? Bunlara gelen bu paralar var, işte, söyledim size burada, Spor Toto’dan gelen 3. Lig’e 630 bin, 2. Lig’e de 945 bin. Ligin beşinci, altıncı haftası Spor Toto Genel Müdürü diyor ki: “Tasarrufa gidiyoruz, bu paraların da yüzde 50’sini kestik.” “Ya, nasıl kesersiniz? Biz transferimizi ona göre yaptık, harcamalarımızı ona göre yapıyoruz.” diyorlar. “Vallahi, Spor Bakanlığımızın bütçesinde kısıtlama var, tasarrufa gidiyoruz.” “Ya, siz tasarrufa gidiyorsunuz da biz zaten yetişemiyoruz. Biz kulüplerin kapısına kilit vuracağız.” diyorlar.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Doğru değil bu.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) – Sayın Bakan, ben anlatayım, doğru olmadığını siz burada söylersiniz. Ben bunları bizzat muhataplarıyla toplantı yaparak gözlemliyorum, yoksa kafamdan uydurmuyorum.

Sonradan bu arkadaşlarımız geliyorlar, işte, Spor Toto Genel Müdürüyle görüşüyorlar herhâlde, onunla görüşüyorlar, bununla görüşüyorlar, bir türlü çözüm bulunamıyor, diyorlar ki: “Ya, biz, Ankara’da bir toplanalım, bununla ilgili bir toplantı yapalım, problemi çözelim aramızda.” Bunlar kaç kişiler, bu söylediğim, saydığım takımlar? Çok çarpıcı sayılar: Süper Lig ve 1. Lig’de 36 takım var, 2. ve 3. Lig’in toplam sayısı 90 takım. 3.700 civarında profesyonel futbolcu var Türkiye profesyonel liglerinde, bu benim bahsettiğim 2. ve 3. Lig’de 2.700; yani aşağı yukarı belki yüzde 70’i. Bu 90 tane kulübün 45 tanesi şehir kulübü. Bu şehirlerin nüfuslarının hepsini topladığınızda 35 milyon kişiden bahsediyoruz. Bunlar sıkıntıda, belediye desteği olmayan kulüpler kapısına kilit vuracaklar. Bunlar da diyorlar ki: “Hadi gel, Ankara’da bir toplanalım, bununla ilgili bir toplantı yapalım. Bunu nasıl çözelim?” Futbol Federasyonu Başkanı, her işi çözen, büyük düşünür, büyük futbol adamı Yıldırım Bey diyor ki: “Gel, bir görüşelim seninle.” Çağırıyor, “Bak, sakın böyle bir toplantı yapmayın, Hükûmete karşı isyan olarak algılanır.” diyor. Bak, bak, şimdi, adamların düştüğü duruma bak, Futbol Federasyonu… Sana ne? Ne Hükûmete karşı isyanı? Bu adamlar zor durumda zaten, toplantı yapacaklar, gelip burada bir bildiri yayınlayacaklar ve kamuoyuna duyuracaklar, bundan daha doğal bir şey var mı? Yok “Hükûmete karşı bu isyan sayılır, gelin ben size ödenek ayıracağım, lütfen bu konuyu kapat.” Ya, böyle bir anlayış olur mu? Ya, bu adamların derdi var, bu adamların derdinin çözülmesi lazım. Bunların derdi nasıl çözülecek? Bir iki not aldım. Yani bunlar da şey ha, kanserli hastaya ağrı kesici vereceğiz.

Bir: Bu İddaa oranlarında beş yıldır aynı para ödeniyor bunlara. İşte, dış sahada kazanırsa 65 bin, iç sahada kazanırsa 55 bin, beraberliğe 45 bin, mağlubiyete de 35 bin. Beş yıldır aynı para ödeniyor bunlara. Lütfen, bu İddaa’daki para oranlarında -beş yıl öncesindeki dolar kaç paraydı, şimdi kaç para- ona göre bir düzenleme yapılıp bunların gelirinin artırılması lazım.

Bir de yayın gelirinden on üç yıldır 1 kuruş para gitmiyor. Aslında 2. ve 3. Liglere, oraya gitmesi gereken para yüzde 35 civarında. Eğer bu yayın gelirlerinden oraya biz para aktarmazsak bu kulüpler kilit vuracaklar kapılarına. Mesela İngiltere’de nedir bu oran? Yayın gelirinden alt liglere yüzde 20 veriliyor, Almanya’da yüzde 20, İspanya’da yüzde 18. Şimdi, bir, biz bu yayın gelirinden bunlara para ödememiz lazım. Bir de çok önemli bir şey söylüyorum: Bu 2. ve 3. Lig takımı maçlarını lütfen TRT yayınlasın Sayın Bakanım. Televizyonlarda programlar yapılıyor altışar saat, beşer saat, dörder saat. Tam bilmiyorum TRT’de kaç tane kanal var ama bayağı bir kanal var. TRT herhâlde Sayın Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’a bağlı. Lütfen, bu konuda bir müdahale edin. Eğer bunların maçları, 2. ve 3. Liglerin maçları televizyonlarda yayınlanırsa bu, kulüplere nasıl bir nefes olur? O zaman sponsorlar bunlara sponsor olmak ister, saha içi ve forma reklamı için gelirler ve bunlar biraz olsun nefes alırlar. Sizden özellikle bunu rica ediyorum.

Bir de bu 3. Lig’de oyuncuların askerlik problemi var. Süper Lig, 1. Lig, 2. Lig profesyonel, askerliğini öteleyebiliyor, bu çocuklar 3. Lig de profesyonel olmasına rağmen öteleyemiyor. Bunun da sayısı oldukça fazla. Bu çocuklar futbol kulüplerinden eziyet görüyorlar. Alacağı var, diyor ki: “Paramı ver.” “Buraya imza at alacağım yoktur diye, yoksa seni askeriyeye bildiririm.” diyor. Evlenip boşanan çocuklar var, eşleri bunları boşadı. Tatile gidiyorlar, başka bir kimlikle otelde kalıyorlar. Sizden rica ediyorum, bunu da sizinle daha önce görüştük, bu konuya siz de çok sıcak bakıyorsunuz. Sayın Savunma Bakanımızla bir görüşüp, lütfen bu konuyu gündeme getirip halledelim.

Bir konu daha var burada, daha önce de bahsetmiştim, bu BESYO atamalarıyla ilgili: Şimdi, bu beden eğitimi ve spor yüksekokullarını bitirip şu anda boşta olan 50 bin civarında çocuk var. Bunların hepsi sporcu yetiştirecek, yöneticilik yapacak ve Türk gençliğini, Türk sporunu ön plana çıkarabilecek arkadaşlar. Büyük ihtimalle, tabii, Spor Bakanlığında bu kadar yer de olmayabilir, bu kadar kadro da olmayabilir ama bu çocuklara bizim bir çare bulmamız lazım. Bunlar sağlıklı bedenler, sağlıklı beyinler. Bunlar gitmişler, okulu bitirmişler, çıkmışlar, şu anda amelelik yapan var, simit satan var veya bilmem nerede bir şey yapan var. Bunlar Türk gençliğini ileriye götürecek, olimpiyatlarda aldığımız bu kötü dereceleri belki artıya çevirebilecek vatansever kardeşlerimiz. Lütfen -bunlarla ilgili de sadece Spor Bakanlığı olmayabilir- hep beraber bunlara bir çözüm bulalım.

Bunun dışında önemli bir konu var: Yasa dışı bahis. Şimdi, bu yasa dışı bahisle ilgili önümde bir iki tane veri var. 2003 senesinde aşağı yukarı 2 milyar dolara yakın Türkiye’den para çıkıyordu yurt dışına, bizde bahis yoktu, bu internet sitelerinden. Devlet de dedi ki: “Bunu biz kontrol altına alalım.” ve “İddaa” diye bir şey kurduk; tamam, bir problem yok fakat verilere baktığımızda bu İddaa ne iş yapar, onu merak ediyorum. 2003 senesinde 2 milyar dolarlık yasa dışı bahis oynanırken İddaa kurulduktan sonra, 2017’de 15 milyar dolara çıkmış. 2003’te bu İddaa bayileri kurulduğunda 1.100 tane bayi açıldı. O zaman bana gelip birçok kişi “Ne olur araya gir de bu Spor Bakanlığından ben de bir tane bayilik alayım.” diyordu, bunun için millet birbirine neredeyse silah çekiyordu. Ama ne olduysa 2013’ten bu yana özellikle, yaklaşık, 1.350 tane bayi kepenk kapatmış. 2015’te 490, 2016’da 360 bayilik iptal edilmiş. Şu anda da Spor Toto’nun elinde 1.200 tane makine var, bunu da kimseye veremiyor. Nedeni ne biliyor musunuz? Doğru dürüst yönetilemiyor.

Şimdi, İddaa oranlarına bakıyorsunuz, bir de yasa dışı iddia oranlarına bakıyorsunuz, aralarında uçurum var. İddaa’ya bakıyorsunuz, 3-4 maç oynamazsan oynayamıyorsun, bunun gibi birçok uygulama var, oranlar günübirlik değişiyor. Bu sefer insanlar normal bahis oynamıyor, gidiyor, nasılsa internetten yasa dışı bahsi oynayabiliyor. Hep kasaya, hep kasaya yöntemiyle yönetiyorsunuz bu İddaa’yı. Eğer buna böyle devam ederseniz, bir tane İddaa bayisi kalmayacak Türkiye'de. Bu 15 milyar dolar… Yani 2 milyar dolar bayiler açılmadan önce yasa dışı bahis varken şimdi 15 milyar dolara çıktıysa, bundan sonra çok yakın bir zamanda açacak bayi bulamayacaksınız. Lütfen buna da müdahale edin.

Tabii, çok konu var. Deveye sormuşlar: “Boynun neden eğri?” Demiş ki: “Nerem düz ki nereyi anlatayım sana.”

Şimdi, burada iki tane de özel isteğim var, Sayın Bakanım sizinle de konuştuk. Bir tanesi: Biz eski millî futbolcular… Adam 20 defa, 30 defa, 50 defa, 80 defa İstiklal Marşı’nı okutmuş yurt dışında, futbol hayatı bitmiş… Ben milletvekili olmasam… Diyelim ki 3. Lig’de bir maça gideceğim, Alibeyköyspor-Yeşildirek Spor maçına, ben milletle kuyruğa giriyorum, bilet alıyorum ve içeriye öyle giriyorum. Benim gibi çok yok, toplasan belki Türkiye'de 50-100 kişi. Sizden şunu rica ediyorum: Bu arkadaşlarımdan hiçbiri bilet parasından kaçınmıyor ama ben 50 defa İstiklal Marşı’nı okuttuysam yurt içinde, yurt dışında, futboldan sonra da bir değer verilmesini istiyorum. (MHP sıralarından alkışlar) Bir serbest giriş kartı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - Belli bir millî sayısını ayarlayalım -neyse o sayı- onun üstündekilere serbest giriş kartı verelim. Ben 15 yaşında genç takımda oynarken amatör kümede, benim serbest giriş kartım vardı.

BAŞKAN – Sayın Sancaklı, süreniz doldu. Bir dakikada toparlar mısınız rica etsem.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) – İki dakika…

BAŞKAN – Veremeyeceğim, bir dakikada toparlayın.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) – Sayın Bakana hiç sataşmadım daha.

BAŞKAN – Yirmi dakikadır konuşuyorsunuz Sayın Sancaklı.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) – Yok, hiç sataşmadım.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Eski takım arkadaşım.

BAŞKAN – Bir dakika ek sürenizi veriyorum.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) – İkinci bir konu da Sayın Bakan -bunu da sizinle konuştuk- biz milletvekilleri maça giderken Spor Bakanlığına yazı yazıyoruz. Siz sağ olun, hiç kimseyi kırmıyorsunuz, herkese imza atıyorsunuz ama bu bizim gücümüze gidiyor, bunu da sizinle konuştuk niye böyle oluyor diye. Dediniz ki: “Yeterli koltuk sayımız yok, ona göre ayarlama yapıyoruz.” Ama benim şahsen çok gücüme gidiyor. Yardımcımı arıyorum, diyorum ki: “Spor Bakanlığına yazı yaz.” Haber bekliyoruz bakan imzalayacak mı imzalamayacak mı gideceğim maçı diye. Onun için lütfen bu uygulamaya bir son verin, bunu illere bırakın, il müdürlüklerine, onlar hallederler.

Şimdi, bütün bunları anlattım, anlattım, daha çok şey var. Ben Sayın Bakanımızı tanıyorum, benim eski arkadaşım -hâlâ da arkadaşım yani eski arkadaşım derken- bu problemleri kim çözecek Sayın Bakan? Bu Anadolu çocuklarının bu problemlerini kim çözecek?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Biz çözeceğiz.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) – Sen çözmeyeceksin, ben çözmeyeceğim, bu Meclis çözmeyecek, kim çözecek bunların problemlerini?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Biz çözdük ve çözmeye devam edeceğiz.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) – Evelallah, Sayın Bakanımız da burada.

SELAHATTİN MİNSOLMAZ (Kırklareli) – Saffet Başkan, biz arkadaş değil miyiz?

SAFFET SANCAKLI (Devamla) – Tabii ki arkadaşız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SAFFET SANCAKLI (Devamla) – Biz bu problemleri hep beraber çözeceğiz arkadaşlar.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Hep beraber çözdük, çözmeye devam edeceğiz.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) – Hep beraber biz buradayız, Milliyetçi Hareket Partisi olarak buradayız, ne lazımsa buradayız. Ben de bu Meclisin tek millî sporcusu olarak buradayım. Ne yardım gerekiyorsa da yapmaya hazırız.

Beni dinlediğiniz için de teşekkür ediyorum.

Bütçemiz hayırlı olsun. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sancaklı.

Şimdi Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Manisa Milletvekili Sayın Erkan Akçay konuşacak.

Buyurun Sayın Akçay. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on beş dakika.

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Maliye Bakanlığı ve Gelir İdaresi Başkanlığı bütçeleri üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama öncelikle maliye politikasını değerlendirerek başlamak istiyorum. Maliye politikasının 4 temel alt politikası var; vergi, harcama, borçlanma ve diğer politikalar. Diğer politikalar bahsinde de alt başlık itibarıyla bütçe politikasını, vergi dışı gelirleri, özelleştirmeyi, parayı, faizi, teşviki, dış ticaret politikalarında hem ekonomi hem de maliye politikaları olarak sayabiliriz.

Maliye politikasında amaç, sadece bütçe dengesi değildir. Ekonomik dengesizlikleri gidermek için de özellikle para politikasıyla ve saydığım politikalarla eş güdüm hâlinde maliye politikaları uygulanır. Maliye politikasının başarısı, kamu kesimi dengesinin açık verip vermediğine, vermişse bu açığın hangi düzeyde olduğuna, kamu borç yükünün düzeyine bakılarak ölçülür. Bütçe açığının millî gelire oranı bakımından son yıllarda nispeten başarılı bir maliye politikasından bahsetmek mümkün, ancak bu maliye politikası sürdürülebilir bir hâlde mi, ona bakmak lazım. Maliye politikasındaki göreli başarı bütçenin temel geliri olan vergi gelirlerinden ziyade çoğunluğu tek seferlik vergi dışı gelirlerden kaynaklanıyor. Ayrıca, kamu-özel iş birliği, yap-işlet-devret modeliyle yapılan otoyollar, köprüler, şehir hastaneleri gibi Hazine garantili bazı projeler var. Bu projelerin hayata geçişinde sorunlar var ve bu projeler maalesef, ileride kamu harcamalarında büyük artışlara sebep olacaktır. 206 milyar lira tutarında 211 projede Hazine garantisi 420 milyar Türk lirası. Sadece 18 şehir hastanesine devletin ödeyeceği kira bedeli ise 115 milyar lirayı bulacak. Kamu borç stoku göreceli olarak dengedeyken özel kesim borç stoku ve hane halkının borçluluğu da artmaktadır, rakamlara girmiyorum. Bütçe açığı artarken cari açık da artıyor, ithalatsız üretim de yapamıyoruz, tüketim de yapamıyoruz ve ithalatsız büyüyemiyoruz. Tüketimi artırmak için de yine maliye politikasını devreye sokuyorsunuz. 2017 yılı içinde devreye giren maliye politikası uygulamalarını başlıklar hâlinde saydığımızda istihdamı artırmaya yönelik tedbir ve teşvikler, küçük ve orta ölçekli firmalara sağlanan finansman desteği, konut ve dayanıklı tüketim malları sektörlerine yönelik vergi indirimleri getirildi, 2018 yılı için de benzer müdahalelerin yapılacağı açıklandı. Bu uygulamalara tüketim artırılıp ekonomiye geçici bir bahar havası yaşatıldığını, aynı şekilde vergi gelirlerindeki artışla da bütçeye kaynak aktarıldığını söylemek mümkün ancak bu gelişmeler sürdürülebilir olmayınca geleceğe yönelik bir öngörüde de bulunamıyoruz.

Özetle, ezcümle ifade edecek olursak, maliye politikasının verimliliği ve sürdürülebilirliği bağlamında önemli soru işaretleri vardır.

Bu noktada bütçe verilerine ilişkin bazı önemli gelişmeleri de paylaşmak istiyorum. 2017 yılında vergi gelirlerinin, hedefin 9,4 milyar lira üzerinde gerçekleşerek 520 milyar lira olması bekleniyor. Buna rağmen torba yasalarla başta kurumlar vergisi, özel tüketim vergisi ve motorlu taşıtlar vergisi olmak üzere vergi artışları yapıldı. Asıl vergi artışları önümüzdeki günlerde olacaktır. Harçlar, damga, ÖTV ve gelir vergisi dilim tutarları inşallah bir ok gibi fırlamaz. Yılbaşından önce “güncelleme” adı altında vergi artışları olacağını da tahmin etmek zor değildir.

Vergi tahsilatı artmakta, ancak buna karşılık vergi kalitesi de azalmaktadır, bozulmaktadır. 6736 ve 7020 sayılı borç yapılandırması kanunları kapsamında 30 Eylül 2017’ye kadar vergi daireleri tarafından 22,5 milyar lira tahsil edildi. Bu rakam, ocak-eylül döneminde tahsil edilen 385 milyar liralık tahsilatın yüzde 6’sına denk gelmektedir. Bu gelirler 2019 yılından itibaren olmayacağına göre yerini yeni vergiler alacak demektir. Ayrıca ek tahsilata rağmen ocak-ekim döneminde vergi tahsilat oranı da yüzde 75’te kalmıştır.

Sayın Maliye Bakanı, mükelleflerin 150 milyar TL tutarında katma değer vergisi alacağı olduğunu ifade etmişti. Şu an bu tutar herhâlde 160 milyar liraya yükselmiştir. Bu tutar, fazladan tahsil edilen ve mükellefe iade edilmesi gerekecek tutardır. 160 milyar, 2017 yılı bütçe gerçekleşme beklentisi olan 612 milyar liranın yüzde 26’sına denk gelmektedir ki çok büyük bir rakamdır. Maliyenin mükellefe borcu olan veya fazla tahsil edildiğini söyleyebileceğimiz yani iade edilecek KDV olarak ifade edilen bu tutar kamu istatistiklerinde gözükmüyor. Sayın Bakan, otuz yıllık uygulamanın sonucu olarak bu durumun çözüleceğini açıkladı. Burada açıklanması gereken husus, 160 milyar lira mükellefe ödenecek mi, yoksa silinecek mi? Nasıl çözülecek?

2017 bütçe açığı hedefi 47 milyar liraydı, bugün hedefin -yüzde 32 üzerinde- 62 milyar TL gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.

Yılın ilk altı ayında beyaz eşya, mobilya ve konut sektöründe teşvikler verilirken yılın sonlarına doğru meyve suyu ve limonataya ÖTV getirildi. Hükûmetin, uzun vadeyi bir tarafa bırakın, orta ve kısa vadede dahi ekonomiyi okuyup bir öngörüde bulunmakta sorunlar yaşadığını görüyoruz.

Tarımda yanlış vergi politikası devam ediyor. Çiftçi kazanmadan vergi ödüyor. Yüksek mazot ve gübre fiyatları nedeniyle üretim ve taşıma maliyetleri artıyor ve tüketici yüksek fiyattan tüketiyor.

Bazı vergi artışları enflasyon artışına neden olurken enflasyonun artması da bazı vergi türlerinde zincirleme olarak artışa neden olmaktadır, rakamlara girmiyorum.

Firmaların kârlılığı düşerken bankaların kârlılığı artıyor. Kurumlar vergisi mükellefleri incelendiğinde yarısının zarar beyan ettiği görülmektedir. Kâr eden mükelleflerin gelir tabloları incelendiğinde finansman giderlerinin sürekli arttığı görülmektedir. Firmaların finansman giderleri brüt satış kârının yüzde 25’ine dayanmıştır. Finansman giderinin faaliyet kârına oranı ise yüzde 70’leri geçmiştir. Bunun sonucu olarak firmaların kârlılığı düşerken bankaların sürekli olarak kârlılıklarını artırdıklarını görüyoruz.

Kamu bankalarından elde edilen temettü gelirlerinde beklenenin üzerinde artışlar olmuştur. Kamu bankalarının yanı sıra özel bankalar da kârlarını katlayarak artırmış, vergi rekortmenleri arasında en üst sıralarda yer almıştır ve vergi rekortmenleri listesinin ilk 10 sırasında 8 banka ve 2 kamu kurumu yer alıyor; BOTAŞ ve Elektrik Üretim AŞ.

Bir önemli husus, vergi kayıtlı sektörlerden alınmaktadır. Yapılan her vergi düzenlemesi kayıtlı ekonomiyi arttırmak yerine kayıtlı mükelleflerin vergi yükünü arttırmak üzerine kurulmuştur ve vergiler daha çok akaryakıt, sigara, otomotiv, cep telefonu, bankacılık faaliyetleri, faiz ile buna bağlı vergiler üzerinde yoğunlaşmıştır. 

Maliye politikasındaki görünen en önemli sorun olarak ifade edeceğimiz önemli göstergelerinden birisi de vergi gelirlerinin millî gelir içindeki payıdır ve bu oran 2016’da yüzde 17,5’tu, 2017 beklentisi de yüzde 17,1’dir. 2016’dan 2017’ye geçerken bu orandaki düşüş dikkat çekicidir. Geçtiğimiz günlerde açıklanan, yüksek büyümeyi besleyen özellikle tüketim ve dış ticaret gibi alanlardaki artışa bağlı olarak dolaylı vergilerdeki artışa rağmen bu oran düşmektedir.

Değerli milletvekilleri, vergi, sadece kamu harcamalarının bir finansman aracı değildir, aynı zamanda vergiciliğin sosyal boyutu da vardır ve bu da yıllar içerisinde gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Bu önemin adına biz kısaca “vergilemede adalet” diyoruz veya “vergi adaleti” diyoruz. Ülkemizde vergi adaleti de giderek bozulmaktadır. Vergi adaletinin en önemli göstergesi de dolaylı ve doğrudan vergilerin mukayesesidir. Dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payı 2016’da yüzde 69’dur, 2017 yılı Ekim ayı itibarıyla da bu yüzde 67’dir.

Türk vergi sisteminde önemli gördüğümüz bazı hususlar da şunlardır: Vergi mevzuatındaki değişikliklerin sıklığı yatırım kararlarındaki öngörülebilirliği azaltıyor. Vergi mevzuatı karışık bir yapıda. Kayıt dışı ekonomi, vergi istisna, muafiyet ve indirimleri vergi adaletini bozduğu gibi vergi uyumunu da zorlaştırıyor ve vergi yükümlülüğünü zamanında yerine getiren mükellefleri âdeta cezalandıran aflar vergi adaletini de bozuyor, vergi bilincini de zayıflatıyor. Buna karşılık, vergilerini düzenli ödeyen mükelleflerin mutlaka ödüllendirilmesi gerekmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütün bakanlıkların olduğu gibi Maliye Bakanlığının da bir mutfağı var. Binlerce Maliye çalışanının gözü kulağı bugün burada, Meclisimizdedir. Merkez ve taşra teşkilatlarıyla beraber Maliye Bakanlığında ve Gelir İdaresinde çalışma barışı maalesef kalmamıştır ve Maliye personeli huzursuzdur. Aynı masalarda aynı işi yapan personel farklı maaş ve özlük haklarına tabi tutulmuşlardır. “Eşit işe eşit ücret” sloganıyla çıkarılan ancak hangi işin hangi işe eşit olduğu tanımlanmayan 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname sonrasında oluşan ücret farklarından kaynaklı haksızlıklar altı yıldır kronikleşmiştir.

Uzmanlar arasında merkez-taşra ayrımı devam ediyor. Bu, haksızlıktır. Uzmanın merkezi, taşrası olur mu? Uzman uzmandır.

Gelir uzman yardımcılığına giriş sınavlarında sadece tek il tercihinde bulunulması nedeniyle yüksek puanlı pek çok kişinin başarısı ve hakkı heba edilmektedir. Bunun en az 2 veya 3 il tercihine çıkarılması çok yerinde olacaktır.

Bir de verilen sözlere bakalım. Sayın Maliye Bakanı 17 Martta Konya’da, 30 Martta Sakarya’da defterdarlık uzmanlığı için kurum içi uzmanlık sınavı açılacağını ifade etti ancak dokuz aydır bir gelişme yok. Yine, 8 Nisanda Gelir İdaresi Başkanlığı merkez ve taşra teşkilatı kadrolarındaki personel için kurum içi uzmanlık sınavı açılacağını ifade etti ve sekiz aydır herhangi bir gelişme yok.

Maliye personeli verilen sözlerin gereği olarak bugün Sayın Bakandan bir müjde beklemektedir. Uzmanlık kadrolarındaki merkez-taşra ayrımına son verilmelidir.

666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle kaldırılan fazla çalışma uygulaması yeniden başlatılmalı; bayramlarda, idari izinlerde çalışan personele fazla çalışma ücreti verilmelidir.

Gelir uzmanlarının geçmişte yapılan ortak sınavlardan kaynaklanan mağduriyetleri hâlâ giderilmemiştir. Bu konunun mutlaka bir şekilde çözüme kavuşturulması gerekir.

Engelli, teknisyen yardımcısı, yardımcı hizmetliler sınıfı ve diğer personel için görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavı açılmalıdır.

Çalışanlara ödenen özel hizmet tazminatları, diğer kamu kurumlarında aynı unvanda çalışanlara ödenen tazminat oranlarına getirilmelidir. Taşrada görev yapan müdürlerin ek göstergeleri de yükseltilmelidir.

Muhasebe ve Millî Emlak denetmenlerinin emsallerine göre düşük olan görev, yetki, sorumluluk ve özlük hakları düzeltilmelidir.

Gelir ve gider birimlerinde çalışan personele kurum içi uzmanlık sınavı açılmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tekrar ediyorum: Gelir ve gider birimlerinde çalışan personele kurum içi uzmanlık sınavı mutlaka açılmalıdır.

Sözlerime burada son verirken muhterem heyetinizi bir kez daha saygıyla selamlıyorum ve Maliye Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığının bütçesinin ve tüm bütçenin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akçay.

Şimdi de Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın İsmail Faruk Aksu konuşacaklar.

Buyurun Sayın Aksu. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on beş dakika.

MHP GRUBU ADINA İSMAİL FARUK AKSU (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Kamu İhale Kurumu, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu bütçeleri üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Genel Kurulu ve ekranları başında bizi izleyen muhterem vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk “Askerî zaferler ne kadar büyük olursa olsun iktisadi zaferlerle taçlandırılmazlarsa kazanılan zaferler yaşayamaz.” diyerek istikbal ve istiklalimiz için ekonominin önemini vurgulamıştır. Bu anlayıştan hareket eden kurucu kadrolar, cumhuriyetimizin ilk yıllarında iktisat politikasının temel hedefini “güçlü bir millî ekonominin kurulması” olarak belirlemiştir. Özel sektörün yeterli sermaye birikimine sahip olmaması sebebiyle birçok sanayi tesisi, ekonomik büyümenin ve kalkınmanın esas unsuru olan devlet tarafından kurulabilmiştir.

Nitekim, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun ardından geçen kısa sürede çok sayıda fabrika, banka, kurum ve kuruluşla ülkemizin hızla kalkınması için önemli hamleler yapılmıştır. 1930’lu yıllardan itibaren kurulan kamu iktisadi teşebbüslerinin temel amacı, üretimin yetersizliğinin giderilmesi olmuştur. Özel girişimler eliyle ürün arzının başlamasıyla ise birçok KİT’in varoluş amacının ortadan kalktığı düşüncesiyle bu kuruluşların özelleştirilmesi gündeme gelmiştir.

Türkiye'de 1994 sonrasında başlayan özelleştirme uygulamalarında asli amaç, kamu kuruluşlarının sermaye piyasalarında halka arz yoluyla satılması suretiyle sermayenin tabana yayılmasıdır. Ancak mezkûr tarihlerde kamu işletmeciliğinin geldiği durum bahane edilerek bu kuruluşların ne olursa olsun elden çıkarılması gerektiği anlayışı hâkim olmuştur. Böylesi bir anlayışa dayanan özelleştirme politikası da özelleştirmeler yoluyla kamu kaynaklarının tabana yayılmasını, rekabetçi bir piyasanın oluşmasını, üretimin ve istihdamın artırılmasını sağlamaktan uzak kalmıştır.

Bize göre, özelleştirmeyle ekonomide rekabet ortamının tesis edilmesi, kamu maliyesi üzerindeki yükün hafifletilerek kaynakların etkin kullanılması, üretim ve istihdam artışı sağlanması, teknoloji transferi ve ihracat kapasitesinin geliştirilmesi amaçlanmalıdır. Devlet tekellerinin yerini özel sektör tekellerinin alması önlenmeli, uygulamada şeffaflık ilkesi tam anlamıyla hâkim kılınarak kamu vicdanını rahatsız eden hiçbir girişime izin verilmemelidir.

Son on beş yıllık özelleştirmelere bakıldığında, blok satışların toplam satışlar içerisindeki payı yüzde 32, tesis ve varlık satışlarının oranı yüzde 50 olmuştur. Halka arz yoluyla yapılan satışlar toplam satışlar içerisinde sadece yüzde 14’lük paya ulaşabilmişken borsada yapılan satışlar ise yüzde 2 seviyesinde kalmıştır. Bu tablo, özelleştirme politikalarının asli amaç ve hedeflerine ulaşamadığını ve sermayenin tabana yayılması bakımından etkin olamadığını göstermektedir. “Al, ne yaparsan yap.” şeklindeki yanlış özelleştirme politikaları sonucunda birçok kuruluş özelleştikten sonra kapatılmış, üretimin devamı sağlanmamış, kuruluşların mal varlıkları, arazi ve diğer gayrimenkulleri başka amaçlarla kullanılmış veya satılmıştır.

Türkiye 1985-2017 döneminde toplam 68,2 milyar dolar tutarında özelleştirme yapmıştır. Bunun 60,2 milyar doları yani yüzde 88’i 2003 sonrasında gerçekleştirilmiştir. Birçok stratejik kurumun satılmasına ve büyük özelleştirme gelirine rağmen 2002’de 129,5 milyar dolar olan dış borcumuz 2017’nin ikinci çeyreği itibarıyla 432,4 milyar dolara çıkarak yüzde 234 oranında artmış, kişi başına düşen dış borç miktarı da 5.400 doları geçmiştir. Özelleştirme gelir hedefinde istenilen sonuç elde edilememiş, gayrisafi hasılaya oranla binde 6’lık 2017 yılı özelleştirme gelir beklentisinin de ancak üçte 1’ine ulaşılabilmiştir.

Rekabetçi bir özel sektörün daha verimli olacağı yaklaşımına dayanan özelleştirmelerle, üretimin ve istihdamın artırılmasıyla kamu maliyesi üzerindeki yükün hafifletilmesi yönündeki beklenti de gerçekleşmemiştir. Özellikle tarımsal kuruluşların özelleştirilmesi kırsal kalkınma politikalarını sekteye uğratmış, tarımsal üretimi azaltmış, çiftçimizi mağdur etmiş, işsizliğin ve büyük kentlere göçün önemli bir sebebi olmuştur. Bu durum, tüm kamu politikalarının birbiriyle uyumlu bir şekilde belirlenmesi ve uygulanmasının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Değerli milletvekilleri, özelleştirmelerde ve diğer kamu ihalelerinde temel ölçü, millî kaynaklarımızın korunması, yetim hakkının ve kamu yararının gözetilmesidir. Bu sebeple, özelleştirme süreçlerinin aynı zamanda yolsuzluklarla mücadele anlayışı içinde değerlendirilmesi de bir zarurettir. Zira özelleştirme uygulamaları yer yer kamudaki çürümüşlüğün, siyasetçi-iş adamı-bürokrat üçgeninde gelişen yolsuzluk ve usulsüzlüklerin kendini gösterdiği bir alan olabilmektedir. Kasasında bulunan nakit miktarına veya üretimin devamı yerine, sadece gayrimenkulleri için özelleştirilen, özel vergi düzenlemeleriyle mali avantaj sağlanan ve şeffaflık temelinde eksiklikler bulunan özelleştirmeler de maalesef ki yaşanmıştır.

MHP olarak beklentimiz, millet emaneti olan devlet idaresinde yolsuzluklara fırsat verilmemesi, yetim hakkına el uzatanlardan hesap sorulmasıdır; özelleştirme uygulamalarının hukuki boşluklardan kaynaklı suistimallere fırsat vermemesi, devletin sahip olduğu imtiyazlar ve varlıkların satışında kamusal faydanın yeterince dikkate alınması, kritik sektörlerdeki özelleştirmelerde millî, stratejik tercih ve önceliklerin göz önünde bulundurulmasıdır.

Burada dikkat çekmek istediğim bir konu da Tapu Kanunu’nda ve Sermaye Piyasası Kanunu’nda yapılan değişikliklerle herhangi bir şarta bağlı olmaksızın, mütekabiliyeti de esas almayan bir yaklaşımla yabancılara mülk satışına imkân verilmiş olmasıdır. Bu durum, ülkemizin millî güvenliğinin ve stratejik önceliklerinin göz ardı edilmesine yol açılabilecek mahiyette bir düzenleme olup yargı süreçlerinden sonra satışlara kısmi bir sınırlama getirilmiş olması da bu yöndeki riskleri bertaraf etmemiştir.

Özelleştirmeyle ilgili son olarak da 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu’na ilişkin Sayıştay Raporu’ndaki bazı tespitlere değinmek istiyorum. Raporda, doğrudan temin ve pazarlık yöntemiyle yapılan mal alımları tutarının yüzde 10 limitini fazlasıyla aştığı yönünde bir tespit bulunmaktadır. Doğrudan alımların toplam ödenek içindeki payının yüzde 23’e ulaşmasına rağmen, yasal zorunluluk olduğu hâlde Kamu İhale Kurulunun uygun görüşünün alınmamış olması, Sayıştay raporunda da belirtildiği üzere mevzuata aykırılık teşkil etmektedir. 2015 Sayıştay Raporu’nda da yer alan ve idarece gereğinin yapılacağı cevabı üzerine izlenecek hususlar arasına dâhil edilen bu hatanın 2016’da da devam ettiği anlaşılmaktadır. Esasen bütçe yılı başında ödeneklerin tespiti ve ihtiyaç planlamasının gerçekçi bir şekilde yapılması doğru olanıdır. Bununla birlikte, doğrudan temin yoluyla mal alımında öngörülen yüzde 10 sınırının aşılması söz konusu olduğunda Kamu İhale Kurulunun uygun görüşünün alınması zorunludur.

Diğer taraftan, büyük bir kurumsal yapı ve yetişmiş insan kaynağına sahip olduğu hâlde Özelleştirme İdaresi Başkanlığının asli görevi kapsamındaki birçok işi danışmanlık firmaları aracılığıyla yaptırdığı görülmektedir. Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz yılın Sayıştay raporunda bu danışmanlık meselesi eleştirilmiştir. Bu yolun yaygınlığı, kamu kaynaklarının ne ölçüde yerinde kullanıldığı konusunda kamuoyunda kuşku uyandırmaktadır. Bilindiği gibi denetimin bir amacı da idarenin geliştirilmesine katkı sağlamaktır. Bu sebeple, idarelerin denetim sonuçlarının gereğini mutlaka yerine getirmeleri gerekmektedir. Her yıl aynı tespitlerin yapılması denetim sonuçlarının idare tarafından ciddiye alınmadığı anlamına gelecektir ki bu da yönetimin temel fonksiyonlarından olan denetimin amacına ulaşmasına engel olacaktır.

Değerli milletvekilleri, kamu alımları potansiyeli oldukça yüksek olan Türkiye’de Kamu İhale Kurulunun uygulamada görülen sorunları da giderecek şekilde ihale sistemini iyileştirecek, ortaya çıkan sorunlara müdahale edebilecek ve tarafsız çözümler üretebilecek bir yapıda olması gerekir. Bilindiği üzere 4 Ocak 2002 tarihinde kabul edilen 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’yla yolsuzluklara zemin hazırlayan unsurların ortadan kaldırılması amaçlanmıştır. Türkiye’nin yaptığı en önemli reformlardan birisi olan bu düzenleme, 2003’ten itibaren mezkûr amacın gerçekleşmesine mani olabilecek istisna hükümlerle değişikliğe uğramıştır. İhale yasasında fonksiyonel veya kurumsal istisnalar oluşturmak, kamu harcamalarının uygunluğu ve denetlenmesi ile ihalelerin güvenilirliği konusunda soru işaretleri oluşturmaktadır. Ülkemizde 2016 yılında bütçe giderlerinin yaklaşık yüzde 30’unu teşkil eden 173,7 milyar liralık kamu alımı yapılmış, 2017 yılının ilk dokuz ayında ise bu tutar 178,8 milyar lira olarak gerçekleşmiştir. Kuşkusuz, bu kadar büyük ve önemli bir mali alanın hukuki altyapısının, uygulamada istismara imkân vermeyecek şekilde tanzim edilmesi şarttır.

İhale yasasının çıkartıldığı ilk yıllarda, örneğin 2003 yılında, açık ihale usulüyle yapılan kamu alımlarının oranı yüzde 82 ve pazarlık usulüyle yapılan kamu alımlarının oranı yüzde 17 olarak gerçekleşmişken 2016 yılında açık ihale usulüyle yapılan alımların oranı yüzde 73’e düşmüş, pazarlık usulüyle yapılan alımların oranıysa yüzde 26’ya çıkmıştır. Bu dönemde doğrudan temin yoluyla yapılan alımlar 8 kat artmıştır. Kamu alımlarının genel ihale usulleri yerine doğrudan temin suretiyle yapılması, yolsuzluk ve usulsüzlüklere açık bir ortam oluşturmakta, yolsuzluk iddialarını da beraberinde getirmektedir. Oysa yolsuzluklarla etkin bir mücadele için öncelikle buna zemin hazırlayan hukuki, idari ve kurumsal eksikliklerin giderilmesi, caydırıcı müeyyidelerin getirilmesi, etkin bir denetim mekanizmasının oluşturulması ve insan gücü kalitesinin iyileştirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, suistimale açık alan hâline gelen istisna uygulamalarına da son verilmelidir.

Hizmetlerin sağlıklı bir zeminde yürütülmesi için denetim vazgeçilmezdir. Denetimsiz ihalelerde nelerin eksik ya da yanlış olduğu bilinmeyecek, ihale sürecinin iyileştirilmesi mümkün olamayacaktır. Bu doğrultuda, Kamu İhale Kurumunun ihale sistemine yönelik olumsuz müdahaleleri önleme ve sistemi geliştirmede etkinlik kazanması icra bağımsızlığı içinde hareket ederek kuruluş gayesini tam anlamıyla yerine getirmesi ve uygulamadaki eksikliklerini gidermesi bir zarurettir.

Öte yandan, kamu ihaleleri çerçevesinde yerli üretimin desteklenmesinin de önemli bir ihtiyaç olduğunu değerlendiriyoruz. Esasen, bu yönde bazı düzenlemelerin yapıldığı da bilinmektedir. Kurumun yayınladığı istatistiklerden anlaşıldığı kadarıyla, bu kapsamda yabancı isteklilere açık olan 17.158 adet ihalenin yüzde 34’ünde yerli malı lehine fiyat avantajı uygulanmıştır. Bu yöndeki düzenlemelerin millî sanayinin ve yerli üreticinin güçlendirilmesi adına olumlu olduğunu da ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, finansal piyasalardaki derinlik ve ekonomik yapılardaki karmaşıklık güvenilir bilginin önemini artırmış, mali bilgilerin uluslararası seviyede karşılanabilir olmasını zorunlu kılmıştır. Spekülasyonlara açık finansal piyasalarda özellikle küçük yatırımcının ani dalgalanmalar karşısında hakkının ve güvenliğinin korunması ise bu alandaki kurumların gerekli tedbirleri almasıyla mümkün olabilecektir. Piyasaların kullandığı en önemli bilgi kaynaklarından biri olan finansal tablolardaki bilgilerin tam, doğru, gerçeğe ve ihtiyaca uygun olması piyasaların etkin işlemesi bakımından çok önemlidir.

Hatırlanacağı gibi gelişmiş ülkelerde yaşanan iflaslar ve muhasebe skandalları, 2000’li yılların başından itibaren pek çok ülkede düzenleme ve denetleme yetkilerini haiz bağımsız kamu gözetimi kurumlarının kurulmasına yol açmıştır. Bu amaçla, ülkemizde de Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu kurulmuştur. Amacı, ilgililerine tam, gerçeğe ve ihtiyaca uygun karşılaştırılabilir bilgi vermek olan kurumun, uygulamalarıyla, finansal bilgilerin ölçülmesinde ve tabloların değerlendirilmesinde bağımsız bir güvence olması mutlaka sağlanmalıdır.

Bu düşüncelerle, kurumların 2018 yılı bütçelerinin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Gazi Meclisin siz değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aksu.

Sayın milletvekilleri, böylelikle Milliyetçi Hareket Partisinin grup adına konuşmaları da bitmiş oldu.

Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına yapılan konuşmaları dinleyeceğiz.

İlk olarak İstanbul Milletvekili Sayın Erdoğan Toprak konuşacaklardır.

Buyurun Sayın Toprak. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

CHP GRUBU ADINA ERDOĞAN TOPRAK (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle hepinizi saygıyla selamlarım.

Ben bütçenin mali konusuna değinmeyeceğim.

Gönül ister ki daha çok imkânımız olsun, bu ülkenin gençlerine, sporuna daha çok pay ayıralım. Ama başka eksikleri de söylemek isterim. Söylerken de Sayın Bakanın amatör kulüplerden gelmiş olmasını, federasyon başkanlığı yapmış olmasını Türk sporu için bir şans olarak görüyorum. Umut ederim ki daha önce bu kürsülerde söylediğimiz ama dikkate alınmayan, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından söylendikten sonra dikkate alınan o konuların tahribat yarattıktan sonra göz önüne alınmasının bu dönem olmamasını temenni ederim.

Değerli arkadaşlarım, bu ülkede dopingi dile getirdik, bu ülkede yabancı devşirme sporcuların sorunlarını dile getirdik, stat isimlerinin arena olmasının yanlışlığını bu kürsüden defalarca dile getirdik ve bu ülkenin kurucusu olan Ulu Önder Atatürk’ün isminin sökülüp arenalara çevrilmesinin yanlış olduğunu dile getirdik ama bizim söylediğimiz ne hikmetse dikkate alınmadı ama Sayın Cumhurbaşkanı söyledikten sonra apar topar arenalar gitti. Peki, arenalar gitti de yerine ne geldi? Arkadaşlar, arenalar gittiğinde yerine tekrar Atatürk isminin geri gelmesini arzu ederdik ama gelmedi; Bursa Atatürk Stadı “Bursa Stadyumu” oldu, Antalya Atatürk Stadı “Antalya Stadyumu” oldu, Afyon Atatürk Stadı “Kocatepe Stadyumu” oldu, Konya Atatürk Stadı “Konya Stadyumu” oldu. Yani bunun altındaki mantığı çok anlamış değilim. Biz geçmişimize sahip çıkamazsak, geçmişteki değerlerimizi onore edemezsek bizim geleceğimiz olmaz. Bu ülkeye hizmet eden herkesi bizim saygıyla anmamız lazım. Hele Mustafa Kemal Atatürk gibi bu ülkede bağımsızlık, özgürlük, özgürce ezanın okunması için büyük mücadele veren önderin isminin sökülmesini üzüntüyle karşılıyorum.

Sayın Bakanı Plan ve Bütçede sunumunda takip ettik, dediler ki: “8 milyona çıktı lisanslı sporcu sayısı.” Aldıklarında 800 bindi, 8 milyona çıktı. Bundan çok mutlu olduk yani 1’e 10 artış bizi mutlu eder. Peki, aynı oranda başarı var mı? Aynı oranda başarı yok.

Başarıya baktığınızda, eskiden dünya 3’üncüsü bir millî takım vardı, şimdi play off’lara dahi kalamayan bir millî takım var. Oradan çok acı bir örnek daha söyleyeyim: 2011’den beri Suriye savaşta, kendi ülkesinde idman yapamıyor, Suriye Millî Takımı play off’lara kalıyor ama Türk Millî Takımı play off’lara kalamadı. 12 Dev Adam vardı, 12 Dev Adam gruptan çıkamadı. Filenin Sultanları vardı, Filenin Sultanları ne hâlde belli değil. Türkiye’nin halterle dünya gururu vardı, Naim Süleymanoğulları vardı, Halil Mutlular vardı, halter bugün yasaklı federasyonlar arasında arkadaşlar. Neden? Dopingli olduğu için Halter Federasyonu yasaklılar listesinde. Eskiden bazı sporcular dopingden dolayı yasaklı konuma gelirdi ama şimdi bakıyorsunuz federasyonlarımız yasaklı durumda. Bu, Türkiye’nin en büyük açmazlarından bir tanesi.

Bütçeye büyük paylar ayırdıklarını söyledi AK PARTİ’li milletvekili arkadaşlarım, sporun başarısından, statların güzelliğinden bahsettiler. Arkadaşlar, önemli olan o statlar değil, önemli olan o statlarda yarıştıracağınız evlatlarınızdır. Eğer siz oralarda evlatlarınızı yarıştıramıyorsanız, orada devşirmelerle veya büyük transferlerle getirdiğiniz sporcular yarışıyorsa orada bir sorun vardır, bu bir.

İkinci bir noktaya daha değineceğim. Sayın Bakanım, özellikle sizden rica ediyorum, statların çok amaçlı olması lazım. Yani, statlar sırf yılda 17 tane maç oynanan, 365 günün 17 günü kullanılan statlar olmamalı. Biz bu kadar zengin bir ülke değiliz. Statları çok amaçlı yapacaksınız, orada antrenmanlar da olacak, orada öğrenciler de gelip sporda idmanını yapacaklar ama anlaşılan, yanlış algı şu: “Statları yaptık her şey bitti.” Statlarla, betonla Türk sporu kalkınmaz, betonla Türk gençliğini de kalkındıramazsınız. Bugün gelinen noktaya bakın.

Türk gençliğinin en büyük sorunlarından bir tanesi amatör liglerdir. Sayın Bakan, siz Amatör Kulüpler Federasyonundan geliyorsunuz. 6 bin tane amatör spor federasyonu var, hepsinin durumu içler acısı, kapılarına anahtar vurulmak üzere. Hoca desteği yok, finansman desteği yok, federasyonlar üvey evlat olarak bakıyor. Neden? Çünkü federasyonun 250 tane üyesi var, 6 bin tane amatör kulübün oradaki temsili 10 kişi, 10 üye. Diğer tarafta, Süper Lig’de bir takımın o kadar üyesi var. Niye amatör kulüplerle uğraşsın?

Amatör kulüplerin başında bir bela daha var. Kendilerinin vergi verdiği belediyeler onların semt sahalarını elinden alıyor. Semt sahalarını elinden almak da yetmiyor, o bölgedeki topladığı vergilerle spor kulüpleri kuruyorlar, profesyonel kulüpler kuruyorlar. Arkadaşlar, belediyelerin görevi o semtteki gençliğe hizmet etmektir, Süper Lig’de takım kurmak değil. Süper Lig’de takım kuruyorlar, o bölgeden topladıkları vergileri oralara, transfere harcıyorlar; bu da yetmiyor, o bölgede yetişen Türk gençlerinin önünü kesiyorlar yani gençliğimizin önünü belediyelerle yok ediyoruz.

Federasyonlarda durumlar içler acısı. Türk sporunda başarıdan bahsediyoruz. Arkadaşlar, Türk sporunda başarıdan bahsediyoruz ama Türk sporunu devşirmelere emanet etmişiz. Yani, bakın, masa tenisinde Melek Hu, Ahmet Li, Bora Vang, Cem Zeng, Şirin He. Kim bunlar? Bunlar Türk Millî Masa Tenisi Takımı oyuncuları. Peki, bir tane Türk var mı Sayın Bakanım? Yok.

Sonra, atletizmi kime teslim ettiniz? Afrikalılara. Kenya’dan Amos Kibitok’u Aras Kaya yapmışız, Mirriam Maiyo’u Meryem yapmışız, Stanley Kiprotich’yu Ali Kaya yapmışız, Vivian Jemutai’yu da Yasemin Can yapmışız. Ya arkadaşlar, böyle Türk sporu bir yere gelmez, başarıdan da bahsedemezsiniz. Yani bana ondan sonra “Türk sporu başarılı.” diyorsunuz. Başarının karnesi nedir arkadaşlar biliyor musunuz? Olimpiyatlardır. Yani burada üç tane belediyenin yaptığı organizasyonlarla kendimizi aldatmayalım. Bu tip organizasyonları yapın ama bu, bizim başarı ölçümüz değil.

Bakın, olimpiyatlarda, 2004’te 11 tane madalya var, 2008’de 7’ye düşmüş, 1 tanesi dopingli, gitti. 2012’de 4 tane var, 3 tanesi dopingli, o da gitti, 1 tane kaldı. 2016 Rio Olimpiyatları’nda 8 tane var, orada da ne kadar dopingden gider onu bilmem. Yani koskoca bir Türkiye’nin, 8 milyon lisanslı sporcusu olan bir Türkiye’nin 1 madalya almasına başarı denebilir mi, size soruyorum?

Arkadaşlar, işte biz bu gençlere sahip çıkamadığımız zaman, gençlik iki tarafa doğru kayıyor; bir tanesi sentetik uyuşturucu. Türkiye sentetik uyuşturucu cenneti hâline gelmiş. Bu evlatlar hepimizin, bu salonda bulunan hepimizin evlatları. Sentetik uyuşturucu kullanan 1 milyon 300 bin Türk genci var çünkü siz bunları sporda yeterince o sporun kolu kanatları altına alamadığınız için, eğitimle…

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – O rakamlar nereden?

ERDOĞAN TOPRAK (Devamla) – Bakarsan öğrenirsin.

Bonzai ne kadar olmuş biliyor musunuz arkadaşlar? 5 TL. AMATEM’leri yapıyorsunuz. Ben de görüyorum ki sorunu siz de fark etmişsiniz, teşekkür ederim. AMATEM’leri yapmanızı da doğru buluyorum. Gençlerimizin oradan kurtarılmasını saygıyla karşılıyorum. AMATEM’lerin sayısı şu anda 60’larda ve hızla da artıyor, doğru ama bu çözüm değil. Çözüm: Bu gençlere daha fidanlığında sahip çıkmak yani AMATEM’ler kanalıyla değil.

Bir başka nokta da -benden önce Saffet Bey söyledi- gençleri kumara teslim ettik. Bu ülkede eğitime, Vikipedi’ye ulaşım yasak ama kumarhanelere ulaşım serbest ve kumarla Türk gençliğinin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERDOĞAN TOPRAK (Devamla) - 50 milyar dolarlık bir rant döndüğünü görüyoruz.

BAŞKAN – Bir dakika daha ek süre vereyim Sayın Toprak, tamamlayın lütfen.

ERDOĞAN TOPRAK (Devamla) – Sevgili Başkanım, Sayın Bakanım; hızla süremi bitireceğim. Acil olan 12 madde var, onları size yazılı olarak vereceğim Sayın Başkan izin verirse.

1) Acilen spor şûrasını toplayın.

2) Federasyonları gözden geçirin. Türk gençliği federasyonların keyfine bırakılmayacak kadar önemlidir. “Federasyonlar özerk.” diyebilirsiniz. O zaman, Spor Bakanlığının bu kadar başarısızlığı görüp de federasyonlara el koymamasını da yanlış bulurum. Federasyonlar babalarının çiftlikleri gibi 150 ile zaman zaman 300 delege arasına sıkıştırılmış, sen, ben, bizim oğlan oynuyor, Türk sporuna böyle başarı gelmez. Türk sporunun gelişimi anaokulundan başlayarak taramalarla bu ülkenin gençlerini tertemiz bir şekilde spora atmakla olur. Burada size 12 tane maddem var, bunu size takdim edeceğim. Bu ülkenin gençleri hepimizin.

Açıkça söylüyorum: Sporla ilgili hangi adımı atarsanız atın olumlu tüm adımlarda Cumhuriyet Halk Partisi olarak arkanızdayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERDOĞAN TOPRAK (Devamla) - Cumhuriyet Halk Partisi olarak parti ayrımı yapmıyoruz çünkü bu gençlik hepimizin.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Toprak.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ikinci olarak Hatay Milletvekili Sayın Hilmi Yarayıcı konuşacaklar.

Buyurun Sayın Yarayıcı. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz sekiz dakika.

CHP GRUBU ADINA HİLMİ YARAYICI (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de Spor Genel Müdürlüğü bütçesi üzerine grubum adına söz almış bulunmaktayım. Sizleri, yüce heyeti, ekranları başında bizleri izleyen bütün vatandaşlarımızı sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, “spor” dediğimiz için elbette, hemen birkaç gün önceki olay geliyor aklımıza. Eski sporcu ve şimdilerin futbol yorumcusu Rıdvan Dilmen’in Deniz Gezmiş’in parkası üzerinden yaptığı bir değerlendirmeye ve benzetmeye değinmek isterim.

Sayın Dilmen’e bir şeyi hatırlatmak isterim. Deniz Gezmiş’i Deniz Gezmiş yapan parkası değil, onun cüretkârlığı, yüreği, bilinci, cesareti, bilgisi ve haklılığıdır. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Niye astınız o zaman? Siz astınız.

HİLMİ YARAYICI (Devamla) – Onu da anlatırım. Sataşmadan ayrıca söz alacağım o zaman.

Öncelikle, Deniz demek, hiçbir çıkar gözetmeden ezilen halkların yanında olmak, onlar için bedel ödemektir; yeri geldiğinde yüreğiyle, silahıyla Filistin’de Filistin halkının yanında olmak demektir; yeri geldiğinde 6’ncı Filo’yu kıble edinenlere karşı korkmadan Amerikan askerlerini sille tokat denize dökmektir; yeri geldiğinde ülkemizi Amerikan üsleriyle dolduranlara karşı “Bağımsız Türkiye” şiarıyla eyleme geçmektir. Kimse bizim değerlerimizi emperyalistlerle iş tutanlara (….)(x) deyip Yahudi lobilerine İsrail’le ilişki kurmak için milyon dolarlar harcayan, Filistin davasını ne yazık ki 20 milyon dolara satılığa çıkaranlarla bir tutmasın.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; adı çeşitli dönemlerde değişse de ilk temelleri 1922 yılında atılan Spor Genel Müdürlüğü 1938 yılında kurumsal kimliğine kavuşmuş köklü bir kurumumuzdur. Kuruluş amacı da Anayasa’nın 59’uncu maddesinde yer alan “Devlet, her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri alır; sporun kitlelere yayılmasını teşvik eder.” ilkesini hayata geçirmektir. Ancak AKP iktidarıyla devlet bu alandaki sorumluluğunu adım adım terk etmektedir. Son zamanlarda bir furyadır gidiyor, il müdürlükleri sahip oldukları tesisleri bir bir federasyonlara devrediyor. Türkiye'nin başkentinde artık yoksul çocukların ücretsiz spor yapabileceği bir jimnastik salonu, bir atletizm sahası yoktur. Birçok ilde bu ve benzeri birçok tesis federasyonlara devredildiği için spor tesislerinden ücretsiz yararlanma devri sona ermiştir ne yazık ki çünkü devredilen tesislerden federasyonlar ücret almaktadır, bağımsız oldukları için de Spor Genel Müdürlüğünün bir yaptırımı olamamaktadır. Bu durum, Anayasa’nın 59’uncu maddesine açıkça aykırıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP’nin devlette kadrolaşma tutkusunun tüm devlet kurumlarında olduğu gibi Spor Genel Müdürlüğünde de yarattığı tahribata değinmeden geçmek olmaz. Bu kurumda on yıldır görevde yükselme sınavı yapılmamaktadır. Çalışanların gelecekleri için kariyer planlaması yapabilmeleri fiilen mümkün değil. Artık AKP’li değilseniz bu kurumda şef bile olmanız mümkün değil.

Danıştay defalarca sınavsız görevde yükselmenin önünü kapattığı hâlde Danıştay kararlarını yok sayan iktidar sürekli kanunun etrafında dolandı. Başaramayınca da, teşkilat yapısını değiştiren 6639 sayılı Torba Kanun ve 638 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle il, ilçe gençlik hizmetleri ve spor müdürlükleri ve şube müdürlükleri başta olmak üzere birçok unvanlı kadroda görev yapan personeli “başkaca hiçbir işleme gerek kalmadan” ibaresiyle görevlerinden alarak hepsini araştırmacı kadrosuna atadı. Bugün yüzlerce il, ilçe müdürü atıl bir pozisyonda sadece bankamatik memuru olarak görev yapmak zorunda kalmıştır.

Peki, yerine ne konuldu? Yerine, gençlik hizmetleri ve spor ilçe müdürü, gençlik merkezi müdürü ve yurt müdürü kadrolarına her bir kadro için bir defaya mahsus olmak üzere 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Hizmet süreleri ve eğitime ilişkin şartlar taşıyanlar arasından atama yapılacak.” maddesi getirilerek sınavsız yükselmenin önü açıldı. Yıllardır şef unvanıyla görev yapan personel yerlerinde bırakılarak üç dört yıllık memurlar bir anda şeflerinin üzerlerinde bir pozisyonda yer aldılar. Bununla kalsa iyi ama bununla yetinilmedi, çünkü kurum dışından getirilen ne kadar imam, uzman çavuş varsa kuruma getirilip unvan verildi. Kurumun asli personeli ise boynu bükük kaldı. Ağızlarını her açtıklarında “kul hakkı” diyen iktidara sormak isterim: Kul hakkı yemek bu değilse nedir?

Yandaşlara unvan dağıtmada sınır tanımayan Genel Müdürlük bağımsız spor federasyonlarında görev yapmak üzere durmadan federasyon genel sekreterliği kadrosu dağıtmaktadır. Sormak isterim: Hangi yetkiye dayanarak bağımsız spor federasyonlarına genel sekreter ataması yapıyorsunuz? Federasyonların gönderdiğiniz genel sekreterlere görev vermeyip dışarıdan yüksek maaşlarla genel sekreter görevlendirmesi yaptığını bilmiyor musunuz? Dahası, Sayıştay denetçilerinin, bağımsız spor federasyonlarında memur görevlendirmelerinin hukuksuzluğu üzerine on yıldır uyarı yaptığını da mı bilmiyor musunuz? Buna rağmen yandaşlarınıza ballı kadro dağıtarak kamuyu zarara uğratmaya ne hakkınız var?

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii, personel mağduriyetleriniz bununla da sınırlı değil. Bakanlık merkez teşkilatında görev yapmakta olan personelin çocuklarına Kredi ve Yurtlar Kurumunda kontenjan hakkı verilirken, taşra teşkilatında görev yapan personelin çocukları bundan muaf tutulmaktadır. Burada adalet nerede, hakkaniyet nerede, anlamak mümkün değil.

Konuşmamda, sürekli “bağımsız spor federasyonları” terimini kullanıyorum ama federasyonların bağımsız falan olduğu yok. Federasyonların neredeyse tamamına yakınının devletin gelirleri olmadan ayakta durmaları imkânsız. Spor Toto Teşkilatının sağladığı bütçe olmasa, neredeyse hiçbir federasyon ayakta kalmayacak. Spor Toto Teşkilatının reklam anlaşması karşılığında federasyonlara kaynak aktarması ise kamudan federasyonlara kaynak aktarma amaçlı kanuna karşı hiledir, kimse kimseyi kandırmasın. Bu kaynak aktarımı ve Genel Müdürlüğün spor kulüplerine maddi yardımları federasyon seçimlerinin de belirleyicisidir. Yani parayı veren yönetimi de belirliyor ne yazık ki. Böyle olduğu için de Bakanlık bürokratları veya iktidara yakın olanlar federasyon başkanı olmaktadır.

Şimdi size sormak isterim: Halter branşında, başta Halil Mutlu olmak üzere ömrünü bu branşa veren deneyimli birçok antrenör dururken, Bakanlık bürokratınızın bu branşa nasıl bir katkısı oluyor acaba? Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Naim Süleymanoğlu gibi şampiyonlar şampiyonu bir sporcumuzu da bu nedenle küstürmüş olduğunuzu, sanırım en iyi Halter Federasyonu camiası ve Federasyon Başkanı bilir. Federasyonları elinizde tutmak için federasyon seçimlerinde Danıştay kararlarını açıkça çiğnediniz. Bu hukuk tanımaz tutumunuza yargı da “dur” dedi. Güreş Federasyonu seçimlerinin iptalini, Jimnastik Federasyonu seçimlerinin iptali takip etti. Yakında kalan diğer federasyonların seçimlerinin mahkeme kararıyla iptal edileceği kesin gibi görünüyor. Siz keyfî şekilde davrandıkça, hukuk bir şekilde gelip ayağınıza dolanıyor. O yüzden, sizi, spora siyaset bulaştırmama adına, federasyondan elinizi çekmeye davet ediyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yarayıcı.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, şimdi de Antalya Milletvekili Sayın Niyazi Nefi Kara konuşacaklar.

Buyurun Sayın Kara. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz sekiz dakika.

CHP GRUBU ADINA NİYAZİ NEFİ KARA (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2018 yılı bütçesi üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle Sayın Bakana ilk bütçesinin hayırlı olmasını diliyorum. Kendisinden üniversite öğrencilerimizin barınma ve burs sorunlarını çözecek kararlı bir tutum izlemesini, izleyeceğini de bekliyoruz.

“Kredi Yurtlar Kurumu” dediğimiz zaman hepimizin aklına ilk olarak üniversite öğrencilerinin kalacağı devlet yurtları geliyor. Özellikle üniversite sınavlarının açıklandığı dönemlerde yurt talebiyle aranmayan milletvekili yoktur. Hepimiz günlerce gençlerimiz tarafından defalarca aranıyoruz, bir umut. Neden peki? Çünkü açılan üniversite sayısı, okuyan üniversite öğrenci sayısı ile devlet yurtları ve yatak kapasitelerinin sayısı son derece orantısız.

Son on beş yılda üniversite sayısı 2,5 kat, öğrenci sayısı ise 3,5 kat artmıştır. On beş yıl içerisinde elbette yurt ve yatak kapasitesi de arttı. Sayın Bakanın Komisyondaki bütçe sunuşunda verdiği rakamlara göre 2002 yılı sonunda 77 il ve 59 ilçede toplam 190 yurtta 182.258 yatak sayısından, 8 Kasım 2017 tarihi itibarıyla 81 il, 242 ilçe ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde toplam 757 yurtta 623.568 yatak sayısına ulaşılmıştır. Peki, şu anda üniversite eğitimi alan öğrenci sayısı kaç? 7 milyonun üzerinde.

Millî Eğitim Bakanlığının verilerine göre dernek ve vakıflara ait 2.160 yurtta 112.423 öğrenci kalıyor. Bir de üniversitelerin kendi kampüsleri içerisinde özel ya da Kredi Yurtlara bağlı olmayan 50 bin civarında yatak bulunuyor. Baktığımızda, 7 milyon üniversite öğrencisi için bu rakamlar 800 bine anca ulaşıyor yani üniversite öğrencileri arasında yurtlarda barınma oranı yüzde 10. Bu rakam İngiltere’de yüzde 24, Avrupa ortalaması ise yüzde 18. Sayın Bakandan bu oranı yükseltmesini bekliyoruz, yanındaki Maliye Bakanından da parasını söke söke alacağına inanıyoruz.

Maalesef önümüzdeki tablo, yurt ve öğrenci sayıları arasındaki orantısızlık nedeniyle, yükseköğrenim gören gençlerimizin en önemli sorununun barınma sorunu olduğu gerçeğini ortaya koyuyor. Bu sorun ne şekilde çözülüyor? AKP iktidarı, Kredi ve Yurtlara bağlı yurtların yetersizliği nedeniyle gençlerimizi cemaatlere ait yurt ve evlere mahkûm ediyor. Sizleri defalarca uyardık ama sizler “Yaşamadan bilemeyiz. Ne kötülüğünü gördük?” mantığıyla devam ettiğiniz ülke yönetim anlayışında gençlerimizi cemaatlere mahkûm etmenin sonucu 15 Temmuz hain darbe girişimini gördünüz. FET֒cü yapılanmaya ait olduğunu söylediğiniz 821 yurdu kapattınız ancak bedelini milletçe ödüyoruz. Bizler her defasında söyledik: Cemaat ve tarikatlar devletin çözüm ortağı olamaz, olmamalı. Eğer Anayasa’mızda sosyal bir devlet olduğumuz belirtiliyor ve eğitim hakkı anayasal hak olarak teminat altına alınıyorsa gençlerimizin ve öğrencilerimizin cemaat ve tarikat tarzı yapılara mahkûm edilmesinin önüne geçmek zorundasınız.

Bütçenizin Komisyonda görüşüldüğü 8 Kasım 2017 tarihinde ise Resmî Gazete’de yayımlanan bir yönetmelikle Bakanlar Kurulu tarafından vergi muafiyeti tanınan vakıf ve kamu yararına çalışan dernekler olarak yükseköğretim yurtlarında beslenme ve barınma yardımı yapılacağı duyuruldu yani bu vakıflara yeni bir bütçe ayırdınız. Peki, hangi vakıflar? Ensar, TÜRGEV, TÜGVA. Bu yardımlar KYK bütçesinden aktarılacak. Zaten Google’a girip “cemaat yurtları” yazdığınızda ilk sırada sponsorlu olarak TÜRGEV ve TÜGVA çıkıyor. Bir kriter getirdiniz bu yönetmeliğin uygulanmasında “KYK yurtlarının bulunmadığı yerlerde yapılması için öncelik vereceğiz.” diye. Yani devlet yurt yapmak yerine bu görevi yine cemaat ve tarikatlara bırakacak.

KYK yurdunda kalamayan, cemaat ve tarikat yurtlarında kalmayı tercih etmeyen öğrenciler için özel yurtların fiyatlarının ne kadar yüksek olduğuna da değinmek gerekirse ortalaması 1.500 liradır. Bu ücretleri karşılayamayacak, asgari ücretle geçinen bir aile, çocuğunu nasıl okutacak? Barınma hizmeti üniversitede okuyan tüm gençlerimize eşit koşullarda ve devlet güvencesi altında verilmeli.

Gelelim burs ve kredilere. Sayın Bakanım, Komisyonda verilen bilgilere göre 2017 yılında 1 milyon 235 bin 898 öğrenciye öğrenim kredisi, 400.288 öğrenciye ise burs verilmektedir. Bu kredilerin geri ödemesi olmadığını Sayıştay belirtiyor ancak bu öğrenim kredilerinin ve burslarının da yükseltilmesi gerekiyor, en azından kalacakları yurt ücretlerini karşılayacak şekle getirilmesi gerekiyor.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Daha fazlasını veriyoruz.

NİYAZİ NEFİ KARA (Devamla) – Eğitime, yurtlara yatırımlar yapılsa… Ama ne yazık ki iktidar üniversite, okul ya da öğrenciler için yurtlar yerine cezaevlerine yatırım yapmayı tercih ediyor. (CHP sıralarından alkışlar)

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Ya, bırakın, bizim zamanımızda yurt mu vardı yani yurt mu yapılıyordu Türkiye’de? Bu kadar mı çarpıtılır yani.

NİYAZİ NEFİ KARA (Devamla) – Okul, yurt yerine cezaevi yapmaya devam ederseniz… Size buradan kaç kez söyledim, Sayın Bakanıma da söyledim, Manavgat Ilıca’da turizmin göbeğine cezaevi inşaatı yapılıyor.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Sizin yaptığınızın 10 katı yurt yaptık biz. Cumhuriyet tarihinde yapılanın 10 katı yurt yapmışız, konuştuğun şeylere bak!

NİYAZİ NEFİ KARA (Devamla) – Sayın Bakan, Adalet Bakanlığına bunun için yatırım parası vereceğine buraya okul, fuar alanı, yurt yapılsın. (CHP sıralarından alkışlar) Bunu bir kez daha söylüyorum: Manavgat’a böyle bir yatırım olmaz. Turizmin göbeğine cezaevi yatırımı olmaz. Bin keredir söylüyoruz, Manavgatlılar bundan rahatsız. Yani böyle bir şey olamaz.

Gençlerimiz uyuşturucuya mahkûm kalmış durumda. Bununla uğraşan milletvekili arkadaşlar var iktidarda ama önleyemezsiniz. Bunun için çocuklara kalacakları yeterince yurt yapalım, bunun için spor alanları açalım, daha çok spor alanı açalım çünkü bunları yaparsanız bunun önüne ancak öyle geçeriz. Eğitime ve spora ne zaman yatırım yaparsanız uyuşturucunun önüne o zaman geçersiniz, bu tarikatların elinden o zaman kurtarırsınız. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Bakanım, kurumunuz bütçesinin görüşüldüğü gün Komisyonda uyuşturucuyla mücadeleden bahsettiniz. Bu konuda önerilerimizi söyledik.

Sözlerimi tamamlarken belirtmek isterim ki iktidara geldiğimizde bir yıl içinde yurt sorununu çözecek tüm projelerimiz hazır. Size bu konuda suçlama getirmiyoruz çünkü görevi yeni aldınız. Bundan önceki Spor Bakanı dedi ki: “Biz bir yıl içinde bütün kampüslerde öğrenciler için yurt yapacağız.” Hani nerede? (CHP sıralarından alkışlar)

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Yapıyoruz canım.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Yapılıyor, yapılıyor. Sen geç bunları. Ya, oradan gidemezsin, orası çıkmaz sokak sana, çıkmaz sokak! Girme o yola girme!

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sen bize anlat, biz dinliyoruz, bize anlat lütfen.

NİYAZİ NEFİ KARA (Devamla) – Bunun için sizin yapacağınıza güveniyoruz. Yapmazsanız zaten bir yıl sonra iktidara geldiğimizde…

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Olmayacak öyle bir şey, olmayacak!

NİYAZİ NEFİ KARA (Devamla) – …Cumhuriyet Halk Partisi olarak halkın iktidarında halkın çocuklarına yurtları yapacağız.

Saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Sizin hedefiniz 25 artı 1. 50 artı 1 alabilecek misin?

NİYAZİ NEFİ KARA (Antalya) – Alacağız, alacağız, hiç merak etme.

HİLMİ YARAYICI (Hatay) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yarayıcı…

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Senin Genel Başkanın ne dedi? “25 artı 1” Türkiye’deki barem 50 artı 1.

NİYAZİ NEFİ KARA (Antalya) – Alacağız, hiç merak etmeyin.

BAŞKAN – Bir dakika… Sayın milletvekilleri, Sayın Yarayıcı’yı dinliyorum.

Buyurun.

HİLMİ YARAYICI (Hatay) – Sayın Başkanım, demin konuşmamda Deniz Gezmiş’i anlatırken, Sayın Grup Başkan Vekili Bülent Bey “Siz astınız.” deyip partimize bir sataşmada bulunmuştur. İzin verirseniz cevap hakkımı kullanmak istiyorum.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Konuşmada sataşmadan söz alınmaz Sayın Başkanım. Kürsüdeki sataşıyor, biz sataşamayız ki, laf atılır.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Nereden çıkarıyorsun?

BAŞKAN – Bir dakika… Ben öyle bir şey duymadım.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Evet… Duydunuz mu?

BAŞKAN – Öyle bir şey duymadım.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Tutanaklara bakın bence.

BAŞKAN – Tutanaklara bakalım ama öyle bir şey duymadım.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Her laf atana cevap verilirse çalışılmaz ki.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Ona söyleyelim “Söylediniz mi?” diye soralım Sayın Başkan.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Ben duydum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Tutanaklara bir bakalım, sonra karar veririz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

AHMET YILDIRIM (Muş) – Ama belki Bülent Bey kendisi söyler.

BAŞKAN – Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 13.26

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 13.49

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Bülent ÖZ (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 43’üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

Hükûmet yerinde.

HİLMİ YARAYICI (Hatay) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Yarayıcı…

HİLMİ YARAYICI (Hatay) – Sayın Başkanım, tutanaklara bakacağınızı söylemiştiniz. Baktınız mı acaba?

BAŞKAN – Tutanaklar gelmedi henüz, gelince…

AHMET YILDIRIM (Muş) – Ama Bülent Bey kabul ediyor zaten Sayın Başkan.

BAŞKAN – Size isterseniz bir dakikalık açıklama hakkı vereyim.

Buyurun Sayın Yarayıcı.

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Hatay Milletvekili Hilmi Yarayıcı’nın, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

HİLMİ YARAYICI (Hatay) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Elbette biz dün olduğu gibi bugün de hiçbir idamı savunmadık, savunmuyoruz ve savunmayacağız. O döneme ilişkin yapılan yanlışın da arkasında değiliz.

Bir iki şeyi hatırlatmak isterim izin verirseniz: Elbette 28 CHP’li idamla ilgili “evet” oyu vermiş ama oradaki milletvekillerinin tamamı o dönemde Cumhuriyetçi Güven Partisine girmek üzere hazırlıklar yapmış ve parti karşısında çalışmaya başlamışlardır. Dolayısıyla 48 kişi “hayır” oyu vermiş; 47’si Cumhuriyet Halk Partisi, 1’i Türkiye İşçi Partisi milletvekili ve çok daha önemlisi, dönemin Genel Başkanı İsmet İnönü ve Genel Sekreter Bülent Ecevit “hayır” oyu vermiştir dolayısıyla bu da partinin kurumsal oyudur.

Bu, o gün “hayır” diyenlerin geleneğini temsil ettiğimizi hatırlatma anlamında aldığım bir sözdür. “Evet” oyu verenlerin tamamı zamanla Cumhuriyet Halk Partisinden tasfiye edilmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HİLMİ YARAYICI (Hatay) – O gün dönemin geçiş hükûmeti “3 sizden, 3 bizden, 3 onlardan” deyip intikam duygusuyla hareket etmiştir. Bu tür idamlara karşı durulması gereken doğru tavrı her zaman sahiplendiğimizi, sahipleneceğimizi bir kez daha söylüyor, Denizlerin yarattığı tüm değerleri savunmanın coşkusunu, sahiplenmenin coşkusunu bir kez daha buradan ifade etmek istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yarayıcı.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Teşekkür ediyoruz, kurumsal olarak bakıyoruz meseleye.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 503) (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 504) (Devam)

A) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) MALİYE BAKANLIĞI (Devam)

1) Maliye Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maliye Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Gelir İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gelir İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) KAMU İHALE KURUMU (Devam)

1) Kamu İhale Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu İhale Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU (Devam)

1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) GELİR BÜTÇESİ (Devam)

BAŞKAN – Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ankara Milletvekili Sayın Bülent Kuşoğlu konuşacak.

Buyurun Sayın Kuşoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on altı dakika.

CHP GRUBU ADINA BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Maliye Bakanlığı ve bağlı ve ilgili kuruluşlar bütçeleri üzerinde söz aldım Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına.

Değerli arkadaşlarım, ben 2011 yılından beri Maliye Bakanlığı ve bağlı ve ilgili kuruluşlar bütçeleri üzerinde söz alıyorum, hemen hemen her sene Maliye Bakanlığı bütçesi üzerinde konuşuyorum. Plan ve Bütçe Komisyonu üyesiyim.

Geçmişteki konuşmalarıma -bu sefer- bir bakayım dedim; hangi konuları eleştirmişim ağırlıklı olarak, bu sene ne değişmiş, onu bir göreyim istedim. İnanır mısınız –yani bunu çok samimi olarak söylüyorum- geçmişteki konuşmalarımda yaptığım eleştiriler bugün de aynen geçerli, aynen geçerli; ilave olarak yeni eleştiri konuları söz konusu. Yani eleştirdiğimiz birçok konu, Maliye Bakanlığıyla ilgili olarak olumlu hâle dönüşmemiş, maalesef bir artış söz konusu olmuş eleştirilerimizde. Şöyle bir şey var, şöyle bir farklılık buldum, onu unutuyor insan zaman içerisinde: Geçmişteki eleştirilerimizde Sayın Maliye Bakanı veya Maliye Bakanlığını savunanlar, iktidar mensupları şöyle diyorlarmış: “Tamam, siz eleştiriyorsunuz bütün bunları ama yabancılar bizi takdir ediyor, takdir.” O zaman öyleymiş, 2014’ten önce “Yabancılar bizi takdir ediyor.” deniliyormuş; artık biliyorsunuz, 2014’ten sonra yabancıların da takdiri söz konusu değil, takdir de bitti, sadece eleştiri var. Aslında, artık, Hükûmeti, iktidarı iktidar partisine mensup milletvekilleri de çok net olarak eleştiriyorlar. Eleştirilmesi de gerekir, bu hepimizin görevi yasama organı olarak ama bu eleştiriler sonucunda da Maliye Bakanlığının, iktidarın, diğer bakanlıkların gerekli düzeltmeleri yapması lazım. Maalesef, olmayan eksiklik bu.

Peki, benim geçmişten beri yaptığım, bugün de geçerli olan eleştiriler nelerdi? Bunları böyle bir sıraya dizmeyeceğim, gelişigüzel söylüyorum; bir tanesi, mükellef sayılarıyla ilgili. Mükellef sayısı bir türlü Maliye Bakanlığında artmıyor. Hâlen, Maliye Bakanlığının gelir vergisi beyannameli faal mükellef sayısı 2 milyonun altında, 1 milyon 881 bin diye geçiyor. 2002 yılında, 2000’lerin başında da bu 1 milyon 700 bin küsurdu, 1 milyon 800 bine yakındı, şimdi de öyle. Bir türlü artmıyor. 2019’da seçim olursa hayırlısıyla, erken yapılmaz da 2019’da olursa, yurt dışındaki seçmenlerimizle birlikte 60 milyona yakın seçmen söz konusu olacak yani 18 yaş ve üstü 60 milyon seçmen söz konusu olacak, kişi var. Gelir vergisi mükellef sayısı 2 milyonu bile bulmuyor. Böyle bir anormallik olabilir mi? Bir anormallik var burada değil mi? Demek ki büyük bir potansiyel var ama bir türlü bunu Maliye Bakanlığı mükellefiyete dönüştürememiş. Ki teknoloji konusunda biz eleştiri getirmiyoruz, Maliye Bakanlığı hakikaten teknolojiyi iyi kullanan bir bakanlık diye biliyoruz, hiçbir şekilde bütçesinde bir kısıtlama söz konusu değil, ne isterse o konuda Maliye Bakanlığı, Gelir İdaresi olarak yatırım yapabiliyor, buna rağmen, mükellef sayısında herhangi bir artış söz konusu değil. Ne söz konusu? Gayrimenkul sermaye iratları mükellefiyetinde, onların faal mükellef sayısında bir artış söz konusu, yüzde 353 artmış 2002’den beri, anormal bir artış var orada, yüzde 353’lük bir artış söz konusu. Yani kira geliri elde edenlerde bir artış söz konusu olmuş, onlar bildiriliyor ama diğer beyannameli mükellefiyetlerde bu artışı bir türlü realize edemiyor Maliye Bakanlığı.

Diğer bir konu, OVP ve OVMP’yle ilgili yani orta vadeli program ve orta vadeli mali programla ilgili. Bunun zamanında çıkmaması, içerik olarak birçok yanlışın olması… Maliye Bakanlığının önemli katkı verdiğini biliyorum, onun için söylüyorum. Bunun uygulamasıyla ilgili hâlâ yine eleştirilerimiz mevcut.

Yedek ödenek, ödenek üstü harcama konusu var. Her sene eleştiriyoruz, Maliye Bakanlığı maalesef bu konuda bütçe hakkını, halkın bütçe hakkını ve Türkiye Büyük Millet Meclisini istismar ediyor, yasama organını istismar ediyor, hâlen buna da devam ediyor. Bu senenin bütçesi de aynı şekilde kanuni değişiklikler yapılmasına rağmen -kanunda bazı değişiklikler yapılıp bu yetki artırılmasına rağmen- bu istismar devam ediyor.

Dördüncü olarak vergi aflarını hep her sene söylemişiz. Vergi afları yine aynı şekilde gündemde, daha geçen sene bir vergi affı çıkardık ve bunu 3 kez yineledik, aynı affı 3 kez yineledik tekrar tekrar. Vergi afları Maliye Bakanlığını yıpratan bir konu, kimse vergi ödemek istemiyor, “Vergi affı nasıl olsa çıkacak.” diye kimse vergisini ödemiyor, bu duruma düşüldü maalesef. Çok önemli yanlışlıklar yapılıyor Maliye Bakanlığında maalesef bu konuyla ilgili. Kaçıncı defa af çıktı artık sayamıyoruz bile ve beklenti yaratıyor artık, kimse vergi ödemiyor sırf bu nedenle.

Beşinci olarak bazı gelirlerin ve harcamaların bütçe dışına alınmasının bütçe disiplini ve ilkeleri açısından yarattığı sorunlar söz konusu. Her sene bunu eleştiriyoruz, bu sene de bizim muhalefet şerhimizde bu konu ayrıntılı olarak var, çok güzel bir şekilde işlenmiş, çok önemli bir konu. Birçok fon maalesef bütçe dışına çıkarılıyor. Birçok harcama, gelir, mesela bedelli askerlik gibi konular, oradan elde edilen gelirler bütçenin dışına alınıyor, hazineye aktarılıyor ama bütçeye gelir olarak dâhil edilmiyor; birçok da buna benzer gider var aynı şekilde bütçe dışında tutuluyor. Detayına indiğimiz zaman -muhalefet şerhimizde var- E cetveliyle ilgili Sayıştayın denetimine çıkarılan, 5018 sayılı Kanun’un denetiminin dışına çıkarılan birçok konu var, bunları Maliye Bakanlığı muhakkak sahiplenmeli. Maliye Bakanlığı daha doğrusu kendisini sahiplenmeli bunlarla. (CHP sıralarından alkışlar)

Altıncı olarak vergi mevzuatı ve vergi yükü konusunda iyileşmeler yapılması gerektiği konusuyla ilgili eleştirilerimiz var. Vergi mevzuatında iyileştirmeler yapılması gerekir demişiz her sene hemen hemen, Maliye Bakanlığı da “Haklısınız, yapıyoruz.” demiş hatta Maliye Bakanlığı birkaç kere “Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunu” gibi bir birleştirme yaptı, bunları birleştirdi, getirdi; Plan ve Bütçe Komisyonunda alt komisyon kurduk, çalışmaya başlandı, geri çekildi; sonra tekrar getirildi buna benzer bir çalışma, sonra o da geri çekildi. Böyle bir çalışma şu anda yok. Şimdi sorsam Maliye Bakanı diyecek ki: “Getiriyoruz, en kısa zamanda getireceğiz.” Getiremeyecektir, ben buradan onu tekrar ifade edeyim, çok iyi biliyorum ki getiremeyecektir ve bu getirememe yüzünden, yapamama yüzünden, Maliye Bakanlığının ne yaptığını bilememesi, bir stratejisinin olmaması yüzünden bu sene motorlu taşıtlar vergisinde böyle bir anormal artış söz konusu oldu. “Yüzde 40’ı yüzde 25’e düşürdük.” dediler ama o da yüzde 37,5; piyasadaki en fazla kullanılan otomobil segmentine bakarsanız o da öyle. Kurumlar vergisine de yüzde 10 ilave olarak zam yapıldı. Bütün bunlar biliyorsunuz, ortalıkta bir stratejinin olmamasının sonucu ki “Kurumlar vergisini daha da düşüreceğiz, daha makul seviyelere çekeceğiz.” diyen, “Vergide indirim yapacağız, oranlarında indirim yapacağız.” diyen Sayın Maliye Bakanıdır, hemen arkasından da bu, kurumlar vergisi artışını yapmak zorunda kalmıştır.

Dolaylı vergilerin anormal ağırlığı, harcamaların vergilendirilip kazançların vergilendirilmemesi konusu var. Biliyorsunuz, dolaylı vergiler bizde ağırlıkta, yüzde 70’e yaklaştı, o civarda ve biz kazancı değil de harcamayı vergilendiriyoruz. Harcamanın vergilendirilmesi büyük bir adaletsizlik yaratıyor vergide. Çünkü sabah kalktığınızda elektrik düğmesine basıyorsunuz, musluğu açıyorsunuz; hepsi vergi, taşıta biniyorsunuz vergi ama kazanç aynı şekilde vergilendirilmiyor maalesef. Kazancın vergilendirilmemesi büyük bir vergi adaletsizliğine yol açıyor. OECD içerisinde bu konuda maalesef biz şampiyonuz.

Bu, denetim konusu var. Cumhuriyetin en başarılı kurumlarından bir tanesiydi Hesap Uzmanları Kurulu, Osmanlı’dan kalma çok başarılı bir kurum Maliye Teftiş Heyeti; bunlar kaldırıldı maalesef, bu başarılı kurumlar kaldırıldı. Yerlerine kurulan denetim birimi maalesef, geçmişteki gibi etkili çalışan bir piyasada mükellefler nezdinde olumlu bir etki yaratan yani ondan çekinilen kurumlar değil artık maalesef. En son 2016’yla ilgili olarak da bir veri var elimde, Maliye Bakanı artık bunları açıklamıyor çünkü açıklanacak veriler değil. 6.861 kişi incelenmiş 2016’da, 150 milyon vergi tarh edilmiş; komik rakamlar tabii bunlar. Ama, önemli olan Maliye Bakanlığının -ki bütün dünyada öyledir, Türkiye’de de öyleydi- denetim elemanları vasıtasıyla etkili olmasıdır, kurulları vasıtasıyla etkili olmasıdır, o yok, o yok artık ve Maliye Bakanlığının böyle bir ağırlığı yok, etkisi yok maalesef; sıkıntı orada. Yani, sadece konu denetim değil çünkü genel anlamda Türkiye’de teftiş heyetleri kaldırıldı, denetim yok artık; her türlü yolsuzluğa açık bir Türkiye var. Yolsuzlukların ne kadar olduğunu, kimler tarafından yapıldığını bile tespit edemiyoruz artık, bu durumdayız maalesef denetim konusuyla ilgili olarak.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Başka bir ülkede mi yaşıyoruz?

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla) – Varlık barışıyla ilgili olarak… Şimdi vergi afları konusu ayrı, servet affı, varlık barışı gibi konular ayrı. Bir de bunlarla ilgili olarak eleştirilerimiz olmuş. Mesela, geçmişte de varlık barışı gibi, servet affı gibi bir şey çıkarıldı. 70 milyara yakın o tarihte hatırlıyorum bir beyanda bulunuldu, 10 milyarı gerçekleştirildi, 10 milyarı getirildi, 10 milyar üzerinden -yüzde 3’tü galiba- 279 milyon lira vergi alındı. Ya, Maliye Bakanlığı bunu yapar mı? 279 milyon lira için Maliye Bakanlığı itibarsızlaştırıldı.

Şimdi, en son getirilen bir tane varlık barışı daha var. Ne kadar kişi beyanda bulundu, ne kadar para geldi, kaç kişidir bunlar; Sayın Maliye Bakanı bununla ilgili açıklama yapamıyor. Yapamıyorsanız o zaman çıkarmayın bunu, bu Maliye Bakanlığı bu kadar ucuz bir bakanlık mı? Bu devlet bu kadar ucuz mu? (CHP sıralarından alkışlar) Açıklamasını yapamıyorsunuz, kanun çıkarıyorsunuz, sonuçlarını bilmiyorsunuz, sonuçlarını açıklayamıyorsunuz. Nasıl bir iştir?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Yapmayın, mensubu olduğunuz bakanlığa bu kadar yüklenmeyin.

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla) – Evet, ben oradan yetiştim, ocağım orası ama mensubu olduğum bakanlığın bu hâle düşmesinden utanıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Utanmayın.

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla) – Utanıyorum maalesef. Maliye Bakanlığı en etkili bakanlıktır, devletin Bakanlığıdır, devlet adına yapar bu işleri; hakikaten öyledir, bunu samimi olarak ifade ediyorum.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Devlet adına yapıyoruz her şeyi.

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla) – Maliye Bakanlığı devletin gücünü gösterir, etkisini gösterir.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Devletin gücü de var.

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla) – Maliye Bakanlığı bu hâle düşer mi? Bu hâle düşürülür mü Maliye Bakanlığı? Onun için ben zaten böyle içim cızırdayarak konuşuyorum, bir muhalefet milletvekili olarak konuşmuyorum ki Sayın Bakan. Sizin de aynı acıyı hissetmeniz lazım, aynı sıkıntıyı hissetmeniz lazım. Siz orada olmayıp da bir başkası olsaydı, dışarıdan birileri olsaydı bu kadar dertlenmezdim. Siz bilen birisi olarak, aynı ocaklardan yetişmiş birisi olarak bunları daha iyi anlıyor olmanız lazım; sıkıntı o zaten.

Sayıştay raporları konusu var. Sayıştay raporları önemli, Sayıştay denetimi çok önemli. Türkiye Büyük Millet Meclisinin yürütme erki üzerinde yaptığı denetim çok önemli. Bununla ilgili her sene eleştiriyoruz; ne amortismanlarıyla ilgili ne taşınırlarla ilgili ne de mali tablolarla ilgili bir türlü bir standart tutturulamadı. Maliye Bakanlığının bu konuda eksiği var, Maliye Bakanlığının bu konuyu desteklemesi lazım ama maalesef, bu konuyla ilgili olarak da hâlâ eleştirilerimiz devam ediyor.

Bütçede tasarruf konusu var. Değerli arkadaşlar, bu sene de bütçede güya tasarruf yapılıyor. Başbakanımız açıkladı -ilk geldiği zaman- bütçe sunumu sırasında “Bundan sonra şatafat yok.” dedi. Hatırlıyor musunuz? Birkaç sene önce, AK PARTİ iktidarının Başbakanı, seçimlere Genel Başkan olarak giren Sayın Ahmet Davutoğlu, ilk icraatlarından biri olarak “tasarruf” demişti ve tasarruf konusuyla ilgili olarak verdiği ilk örnekte -yani şaka değil, laf olsun diye değil- plaket tasarrufunu açıklamıştı hatırlıyor musunuz? Böyle bir paragraf da cümleleri var, bir paragraf; plakette tasarruf. Tasarruf unutuldu gitti, plakette de tasarruf olmadı tabii ki hâlen onlar devam ediyor.

CELAL DOĞAN (İstanbul) – Kenan Evren’in eseri o, plaket de veriliyordu. Hak etmeyene veriyorlardı.

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla) – Evet kendilerine plaket veriyorlardır, doğrudur.

Bu senenin bütçesi güya tasarruf bütçesi; yüzde 18’lik bir artış var, genel olarak bütçede enflasyonun üzerinde bir artış var. Bütçe kalemlerine bakıyorsunuz tasarruf yok, tam tersine harcamalarda artış var, vergilerde artış var, zamlarda artış var. Allah kolaylık versin, bu bütçe nasıl uygulanacak, bu bütçe nasıl tutturulacak; ben şimdiden öngöremiyorum geleceğimizi, bu yılın sonunu.

Ek bütçe konusu var, bütçe hakkının bir anlamda Maliyece gasbı. Bu sene de ek bütçe çıkarılması gerekirdi biliyorsunuz. Maalesef Maliye Bakanlığı bunu gerçekleştirmedi, yine torba kanuna bir madde ilave ederek bu bütçe gasbını yaptı ki bu, halkın bütçe hakkının gasbıdır maalesef. Geçmiş yıllarda yaptığı gibi, bu yedek ödenek, ödenek üstü harcama konularında yapması gereken ek bütçeyi yapmadığı gibi bu sene de aynı hatayı yaptı.

Zaman hızla geçiyor, fark etmemişim.

Dönüşüm programlarıyla ilgili Onuncu Beş Yıllık Kalkınma Planında 25 başlıkla dönüşüm programları vardı. Bunlara -2014’ten başladı- para ayrılırdı; onlar da söz konusu değil, hiç göremiyorsunuz, unuttuk bile.

Kayıt dışı ekonomi konusunda da tam bir başarısızlık var. “Yeni serilere göre nedir kayıt dışı ekonomimiz?” diye soruyorum oran olarak. Geçmişte “Yüzde 32’den yüzde 26,8’e düşürdük.” diyen Maliye Bakanlığı yaptığı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla) – Sayın Başkanım, bir süre daha alabilirsem tamamlarım.

BAŞKAN – Bir dakika ek süre vereyim size Sayın Kuşoğlu.

Buyurun.

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla) – Teşekkür ederim.

Maliye Bakanlığı, bu kayıt dışı ekonomi konusunda başarısız. Şu anda ne kadarlık bir kayıt dışı ekonomimiz var, onu kendisi de bilmiyor.

Bu rüşvet ve yolsuzluk konusu, Maliye Bakanlığının konusudur, OECD’de sahip çıkması gereken bir konudur. FATF’ın rüşvet ve yolsuzlukla mücadele amacıyla benimsediği, siyasi nüfuz sahibi kişilere, bakın, siyasi nüfuz sahibi kişilere yönelik bir tavsiyesi vardır. Siyasi nüfuz sahibi kişiler, siyasetçiler ve yüksek bürokratlar, askerî ve sivil, bunlarla ilgili bütün para geliş gidişlerinin MASAK’a bildirilmesi gerekir normal olarak. Çıkarılan yönetmelikler ki 3 kere Bakanlar Kurulu bu konuda değişiklik yaptığı hâlde son yıllarda bu konuyla ilgili düzenlemeyi hâlâ yapmamıştır, siyasetçilerle ilgili para geliş gidişlerini yönetmeliğe almamıştır. Bu, Maliye Bakanlığının en büyük utancı olması gereken bir konu, maalesef böyle. Yönetmeliğine almıyor, FATF’ın benimsediği ilkeyi yönetmeliğine almıyor, 12 no.lu tavsiye. Varlık Fonu, değerli arkadaşlar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) - Ne yönetmeliği? Hangi yönetmelik?

MUSA ÇAM (İzmir) – FATF’ın 12 no.lu tavsiyesi.

BAŞKAN – Peki, Sayın Kuşoğlu, bir dakika daha ek süre vereyim size.

Buyurun.

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan nezaketinize.

Dolayısıyla bu Man Adası, Malta belgeleri gibi konular konusunda Maliye Bakanlığı üzerine düşen görevi yerine getirmemiştir maalesef.

Birçok konu daha var ama çok kısa olarak Kamu İhale Kurumuyla ilgili olarak şunu sormak istiyorum: Kamu İhale Kurumu 4734 sayılı Kanun’un 5’inci maddesinde belirtilen idareler bu kanuna göre yapılacak olan ihalelerde saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenilirliği, kamuoyu denetimini bütün bu ilkeleri -2017’de herhâlde 200 milyar liranın altında bir ihale yapıldı- ne kadarında gerçekleştirmişlerdir, bu altı ilkeyi bir arada kaçında gerçekleştirmişlerdir, kaç liralık ihalede gerçekleştirmişlerdir, Maliye Bakanı cevap verebilirse çok memnun olacağım.

Özelleştirme konusu maalesef çok olumsuz. Bugün özelleştirilen kurumların hepsine ihtiyaç var.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kuşoğlu.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına son olarak İzmir Milletvekili Sayın Kamil Okyay Sındır konuşacaklar.

Buyurun Sayın Sındır. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz sekiz dakika Sayın Sındır.

CHP GRUBU ADINA KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın Kamu İhale Kurumu ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı bütçeleri üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Yüce milletimizi ve Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, üzerinde söz almış olduğum Kamu İhale Kurumunun yasal dayanağını oluşturan Kamu İhale Kanunu kabul edildiği günden günümüze kadar geçen süreçte 46 kez değişikliğe uğratılarak istisnaların azaltılması, denetimlerin etkinleştirilmesi ve Avrupa Birliği mevzuatına aykırı düzenlemelerin kaldırılması gerekirken tam tersine istisna düzenleyici madde sayısı 7’den 21’e artırılmış ve Kamu İhale Kurumu daha da pasif hâle getirilmiştir.

Bilindiği gibi rekabet, Kamu İhale Kanunu’nun 5’inci maddesinde yer alan kamu ihale sisteminin temel ilkelerinden belki de en önemlisidir. Rekabet ilkesine göre kamu ihalelerine mümkün olduğunca fazla isteklinin katılması ve dolayısıyla devletin ihtiyaçlarının en uygun bedelle karşılanması esastır. Ancak son zamanlarda ilan yapılmaksızın yürütülen pazarlık usulü ihaleler ve belli istekliler arasında yapılan ihaleler açık ihale usulü yerine tercih edilmeye başlanmıştır. Bunun sonucunda da devletin kasasından yaklaşık yüzde 20 oranında daha fazla para harcanmaktadır. 2016 yılı istatistiklerine göre kamu alımlarının miktar olarak yüzde 27’si, tutar olarak ise yüzde 20’den fazlası pazarlık veya istekliler arasında ihale usulüyle yapılmıştır ki bunun toplam tutarı yaklaşık 30,3 milyar liraya karşılık gelmektedir.

Ayrıca, burada belirtilen rakamlar içerisinde özel hukuku olan ve “ticari sır” olarak tanımlanan kamu-özel iş birliği projeleri kapsamındaki şehir hastaneleri örneğin ve Kamu İhale Kurumu kapsam ve denetimine alınmayan TMSF, kalkınma ajansları, Türkiye Yatırım Destek Ajansı, Varlık Fonu gibi kamu kaynağı kullanan ama kanundan istisnai durum olarak yararlanan kurumların hiçbir alımı yer almamaktadır.

Sayın milletvekilleri, Kamu İhale Kurumu bağımsız bir düzenleyici ve denetleyici kurum statüsündedir. Kurumun ve kurulun yönetim kadrolarında liyakate dayalı görev atamalarından uzaklaşıldıkça etkin, verimli ve kaliteli denetim yapılma imkânı da maalesef ortadan kalkmaktadır. Bugünkü hâliyle ihale sistemimiz can çekişmektedir. Kamu maliyesini düzeltmek için daha fazla vergi alıp vatandaşların cebine göz dikmektense ihale sistemini daha rekabetçi, daha şeffaf, daha etkin ve daha verimli hâle getirmek daha önemli ve elzem olan çözümdür.

Değerli milletvekilleri, biraz da şu şehir hastaneleri meselesine, özellikle kamu-özel ortaklığına bir özelleştirme alanı olması ve yatırımın finansmanı ve kamusal denetlenebilirliği açılarından değinmek istiyorum.

Hâlihazırda 31 adet şehir hastanesi kamu-özel ortaklığı projeleri kapsamında gündemde olup 21’inin sözleşmeleri imzalanmıştır. Kamu-özel ortaklığı proje yatırımlarında 6428 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinin (5)’inci fıkrası uyarınca, ihale usullerinden herhangi birisinin uygulanabilirliği konusunda getirilen esneklikle, doğaldır ki, ihalelerin belli istekliler arasında veya pazarlık usulüyle yapılması tercih nedeni olacaktır. Bunun anlamı: “Ben istediğimi ihaleye çağırırım ve istediğimle işi pişiririm.”dir.

Kamu-özel ortaklığı şehir hastaneleri projelerinde, bakınız, süreç nasıl işliyor: Devlet, proje fizibilitelerini ve diğer ön hazırlıkları yaptıktan sonra, bu projenin yapımı için az önce bahsettiğim esnek ihale yöntemlerinden birisiyle özel şirketlere, ticari sır olan, özel bir sözleşmeyle ve ÇED kapsamı dışında olacak şekilde veriyor. Devlet, aynı zamanda, inşaat alanı olarak hazine arazisini bedelsiz veriyor, devrediyor. Dış kredi ihtiyacı duyacak olan bu şirketlere, projenin en az yüzde 20’lik kısmını öz kaynaklarıyla yapmak zorunda olsalar da, çok büyük finansman gerektirdiğinden, ihtiyaç duyacakları ek finansman için kullanacakları kredi için hazine garantisi veriliyor ve ödeme güçlüğü çekerlerse de borçlarını hazine üstleniyor. Ayrıca, şirketlere devlet tarafından vergi indirimleri, muafiyetler, SGK primlerinde indirimler ve benzeri çeşitli teşvikler veriliyor. Bu yeter mi? Tabii ki yetmiyor. Devlet, özel şirketler tarafından inşa edilen bu hastaneleri ortalaması yirmi beş yıl süreyle kiralıyor ve bu da yetmez, bir de yüzde 70 doluluk garantisi veriyor. Hastanelerin yatak başına inşaat alan büyüklüğü de normalden -devletin yaptığı yatırımlara göre- en az 2 kat fazla olduğu gibi, ayrıca şirkete ödenen iki ila dört yıllık kira bedelleriyle yatırımın geri ödenebiliyor olması, yani kendini amorti edebiliyor olması israfın ve kamu zararının da net bir göstergesidir. Bu arada, hastaneyle birlikte yapılan otopark, kafeterya, restoran, otel ve benzeri ticari alanları, hatta laboratuvarlar, görüntü merkezleri ve benzeri alanları da isterlerse şirketler işletebiliyor ve devlet, şirketlerden bu alanlarda ayrıca hizmet satın alıyor.

Hâlihazırda her ne kadar şeffaflıktan uzak ticari sır olsa da sadece bilgi sahibi olabildiğimiz ve tamamlanmış olan 14 hastane projesinde devletin yirmi beş yıllığına yaklaşık 50 milyar lira kira, 19 milyar lira hizmet bedeli olmak üzere toplam 69 milyar lira kira bedeli yükümlülüğü altına girdiğini söyleyebiliriz. Bu yükümlülüğün Kamu İhale Kurumu ve Sayıştay denetimine tabi olmadan, özel hukuka bağlı oldukları için Kamu İhale Kurumu raporlarında da yer almadığını ve bunun kamudan özel sektöre kaynak aktarmaktan, diğer bir deyişle tüyü bitmemiş yetimin hakkının yandaş şirketlere yedirilmesinden başka bir şey olmadığının altını çizerek belirtmek isterim.

Değerli milletvekilleri, en samimi duygularımla sormak istiyorum: Bu düzene ne denir? Dilim varmasa da söyleyeceğim. Bu bir soygun düzenidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi olarak parti programımızda da tanımlandığı üzere özelleştirme bir amaç olmamalıdır. Özellikle son on beş yılda AK PARTİ hükûmetleri döneminde ulusal sanayimizi yabancılaştırma, kamu işletmelerini kapatma ve kamu malının yağmalanmasına dönüşen ilkesiz özelleştirme süreçlerine şiddetle karşı olduğumuzu belirtmek isterim. Kamu ekonomik girişimleri, geçmişten günümüze, ülkemizde demokrasinin derinleştirilmesine, sanayileşmenin kökleşmesine, ekonomik ve toplumsal gelişmenin hızlandırılmasına, gelir dağılımının iyileştirilmesine, bölgeler arası dengesizliklerin azaltılmasına çok önemli katkılarda bulunmuşlardır ancak son yıllarda izlenmiş olan sanayileşmeyi, reel sektörleri ve kamu ekonomisini dışlayan politikalar sonucu bu kuruluşlar, Özelleştirme İdaresi Başkanlığına devredilerek teknolojilerinin yenilenmemesi, idame ve yenileme yatırımlarının gereğince yapılmaması ve politik müdahaleler nedeniyle verimlilik ve etkinliklerinde ciddi kayıplara uğratılmışlar ve nihayetinde yok pahasına haraç mezat satılmışlardır ve satılmaktadırlar. Özellikle son yirmi yıldır ülkemizin stratejik mal ve kamusal yarar amaçlı hizmet üreten en temel kamu işletmelerinin, fabrikalarının, en kârlı ve stratejik nitelikli entegre sanayi kuruluşlarının ulusal çıkarlar ile ulusal sanayinin gerekleri hiç umursanmadan, çalışanların hakları korunmadan ve ek istihdam yaratma koşulları getirilmeden, yabancı veya yerli alıcı farkı gözetmeden, işletmede teknolojik yapılanma, idame, modernleşme veya genişletme yatırımları dahi öngörülmeden özelleştirilmeleri ekonomimize, istihdama ve dolayısıyla geleceğimize vurulan en büyük darbe olmuştur. Özelleştirme İdaresi Başkanlığının verilerine göre AK PARTİ iktidarı döneminde 63,2 milyar dolar karşılığında kamu varlıklarımız haraç mezat satılmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMİL OKYAY SINDIR (Devamla) – Sayın Başkan, bir dakika izin istiyorum, bitmek üzere.

BAŞKAN – Buyurun bir dakika ek süre vereyim size Sayın Sındır.

KAMİL OKYAY SINDIR (Devamla) – Diğer yandan TÜRK TELEKOM’un, TÜPRAŞ’ın, PETKİM’in, TEKEL sigara işletmelerinin, TEKEL alkollü içki işletmelerinin ve daha nicelerinin yabancılara satılmış olduğunu unutmayalım.

Şimdi sormak istiyorum: Millî ve yerli olmak bu mudur? Devletin hüküm ve tasarrufunda olan taşınmazların, varlıkların hatta ulusal güvenliğimizi tehlikeye sokacak düzeyde en stratejik önemi olan kuruluşların yabancılara devredilmesi midir? Sayın Başbakan 2018 bütçe konuşmasında insanı merkeze alan bir bütçe olduğundan bahsetti oysa görünen o ki bu bütçe insanımızı merkeze değil hedefe alan, millî ve yerli olmaktan uzak, halkına değil faiz lobileri ve tefecilere çalışan bir bütçedir.

Yüce Meclisinizi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sındır.

Böylelikle Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına yapılan konuşmalar sona ermiş oldu.

Şimdi, Halkların Demokratik Partisi Grubunun konuşmacılarını dinleyeceğiz. İlk olarak Iğdır Milletvekili Sayın Mehmet Emin Adıyaman konuşacaklar.

Buyurun Sayın Adıyaman. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

HDP GRUBU ADINA MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Maliye Bakanlığı bütçesi hakkında Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı üzerine aslında çok rakamlara boğmadan, halkımızın anlayacağı bir dille anlatmaya çalışacağım.

Şimdi, 2018 yılı bütçesi için, AKP Hükûmeti, önümüze bir bütçe koymuş; özetle şunu söylüyor: “2018 yılı içerisinde 762 milyar harcama yapacağım.” diyor. Yani bütün bakanlıklar, Hükûmet böyle, kendince harcamalar yapacak ama bu işin yükünü de Sayın Maliye Bakanının sırtına yüklemiş bulunuyorlar. Niye böyle? Çünkü 762 milyar harcamanın kaynağını bulmaları gerekiyor. Sayın Maliye Bakanı haydi uğraş bize bu kaynağı bul.

Doğrusu Sayın Maliye Bakanının birikimi, tecrübesi ve deneyiminden hiç şüphemiz yok. Eğer iş Sayın Maliye Bakanına bırakılırsa hakikaten sadece geçen 2017 bütçesi değil, 2018 yılı içerisinde de elinden gelen çabayı göstereceğine hiç kuşkumuz yok çünkü koşuşturuyor. Yurt dışına gidiyor, Türkiye’de yatırım yapacak yatırımcı bulmaya çalışıyor, onları ikna etmeye çalışıyor, yurt içerisinde yatırımcıyı teşvik ediyor. İş alanları doğsun ve gelir kaynakları artsın diye elinden gelen her türlü çabayı gösteriyor. Gösteriyor da ama Sayın İçişleri Bakanı buna izin vermiyor, sokakta vatandaşı dövüyor, yürüyene gaz sıkıyor, bilmem, dağları taşları bombalıyor, yasak bölgeler ilan ediyor. Onunla yetinmiyor Adalet Bakanı önüne gelen her şeyi hukuk, kural, kaide tanımadan yargı üzerinde bir vesayet oluşturuyor, yüzlerce binlerce insanı cezaevine tıktırıyor. Millî Savunma Bakanı sınır boylarında ha bire tatbikatlar, operasyonlar âdeta bir savaş havası yaratıyor.

Şimdi, yabancı yatırımcı Türkiye’ye niye gelsin, yabancı sermaye niye gelsin? Gelmediği gibi ülke içindeki sermaye de hem yargı güvencesi olmadığı için hem belirsizlik olduğu için yurt dışına kaçmaya çalışıyor. Geriye tek bir şey kalıyor Sayın Maliye Bakanının elinde, bu kaynağı yaratmak için yani bu harcamaların karşılığını bulmak için bir yere yüklenmesi lazım. Yükleneceği tek alan da çalışanlar, çalışan 80 milyon yoksul halkımız. Onların cebinden alacak, nasıl alacak? Vergilerle alacak. Peki, ne kadar vergi alacak bu yıl içerisinde? 667 milyar vergi toplamayı hedefliyor. Bu vergiyi nasıl alacak? Bu verginin de yüzde 75-80’ini dolaylı vergilerden alacak. Yani bir işçiye 1.404 lira asgari ücretten ödeme yapacak, o işçi dönecek alışveriş yaptığı her üründen tekrar Maliye Bakanlığına ya da bu Hükûmete vergi ödemek zorunda kalacak. Doğrudan kestikleri kesintiyi saymıyorum. Şimdi, böyle olunca da ha bire yüklen çalışanın, garibanın, işçinin, köylünün sırtına, dolaylı vergilerden topla; yetmedi yıl içerisinde, geçen torba yasada olduğu gibi, bir maddeyle ek kaynak oluşturmak için bir çırpıda 37 milyar civarında bir ek vergiyi tahsil etmeye çalış. Böyle olunca, tabii, değerli arkadaşlar, bir vergi adaletinden, bir vergi hukukundan bahsetmemiz de mümkün olmuyor.

Şimdi, saydığım, özellikle güvenlikçi bakanlıklar bol keseden harcama yaparken, bütçeleri oldukça yüksek tutulurken örneğin, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı gibi bakanlıklar da boynunu büküyorlar, artık kendi paylarına ne verilirse ancak o kadar harcıyorlar. Ama diğer saydığım, Millî Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı gibi bakanlıklar -Hükûmetin despotik yönetimini, totaliter yönetimini halkı baskılamak adına- istediği şekilde kaynakları harcayabiliyorlar.

Şimdi, tabii, “Bu bütçede bir bütçe adaleti, bütçe hukuku, eşitliği var mı?” derseniz, yok. Bu bütçeye baktığımız zaman, bu bütçe, AKP iktidarının politik, ekonomik ve sosyal bakış açısını ortaya koyuyor, toplumsal sınıf ve tabakalar arasındaki ilişkiyi belirleyen bir bütçe. Az kazanandan az alan, çok kazanandan da çok alan, dolayısıyla aldığı kaynakları toplumun en yoksul, en alt kesimlerinin ihtiyaçlarına aktaran ve sınıflar arası sömürü düzenini yok etmeye yönelik bir bütçe değil. Dolayısıyla bu bütçe, tamamen, sermayedarların, mülk sahiplerinin yani kapitallerin çıkarlarını koruyan, sömürüye dayanan bir bütçedir. Bu böyle olunca da bu bütçenin adaletsiz bir bütçe, hukuksuz bir bütçe olduğunu söylememiz mümkündür. Elbette Halkların Demokratik Partisi olarak ve bir milletvekili olarak böyle bir bütçenin bizim vicdanımızı temsil ettiğini, bütçede bizim vicdanımızın olduğunu dolayısıyla Türkiye'de büyük çoğunluğu teşkil eden, nüfusun yüzde 90’ına yakınını teşkil eden yoksulların, çalışanların vicdanını da temsil ettiğini söylemek mümkün değil Sayın Bakan. Bu, olsa olsa sermayedarı koruyan bir bütçe.

Bakın, bu bütçenin temel üç özelliği var: Biri, güvenlikçi, savunma ve savaş konsepti üzerine inşa edilmiş bir bütçedir. İkinci bir özelliği, sermayeyi, sermayedarı yani sömüreni koruyan bir bütçedir. Üçüncü bir özelliği de farklı inançları yok sayan, mezhepçi bir bütçedir. Çünkü, bu bütçede, örneğin, Sünni İslam mezhebinin dışındaki hem diğer Sünni İslam mezheplerine hem diğer inançlara yönelik bir hak, bir pay yoktur dolayısıyla bu yönüyle de mezhepçi bir bütçedir. Bunları görmek lazım, yoksa rakamlar içerisine girip şu kuruma şu kadar para, şu kuruma bu kadar para, az mı aktarılmış, çok mu aktarılmış derdinde değiliz.

Bakın, bu söylediğimi sadece ben iddia etmiyorum, Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Şimşek bir açıklamasında ne demişti? Biz, 17-18 milyar Türk lirası ilave bir kaynak ayıracağız savunma sanayisi için, Millî Savunma Bakanlığı için. Önümüzde iki yol var: Biri nedir? Borçlanma yöntemiyle kaynak elde edeceğiz, ikincisi vergi yükleyerek, yeni vergiler, vergi kaynakları yaratarak yani vergilerden bu kaynağı elde etmiş olacağız. Biz ikinci yolu seçtik, biz işte vergi üzerinden bu kaynağı yaratmaya çalıyoruz dedi. Bu açıkça bir itiraf, yani bu bütçenin bir güvenlikçi bütçe olduğunun açık bir itirafı. Bence Sayın Mehmet Şimşek dürüstçe bu bütçenin bir savaş bütçesi olduğu niteliğini de ortaya koymuştur.

Bakın, mesela, ben çok basit bir örnek vermek isterim asgari ücretli üzerinden: Bir asgari ücretli bir ay çalışır, bir ay aralıksız çalışır, net kazandığı para ne kadar? 1.404,06 lira, net kazandığı bu. Bu parayı da ay içerisinde KDV, ÖTV veya -varsa, diyelim ki bir şekilde birikmişse parası- motorlu taşıtlar vergisi gibi dolaylı vergiler ödeyerek harcıyor yani 1.404 liranın tümünü kendi ihtiyacı için harcamıyor. Peki, bu bir ay çalışan asgari ücretli işçi, devlete ne kazandırıyor? O bir ay çalışıyor, 1.404 lira alıyor. Bakın, devlete ne kazandırıyor: 817,76 lira da devlete para kazandırıyor. Yuvarlak bir hesapla Türkiye'de 6 milyon asgari ücretli olduğunu varsayarsak sadece asgari ücretli çalışanların her ay devlet bütçesine kazandırdığı para 5 milyardır. Bir yıllık toplamı 60 milyar, sadece asgari ücretlinin kazandırdığı para. Peki, sermayedar ne kazandırıyor? Bir de bir dolar milyarderini düşünün, o da bankaya para yatırıyor, dolar bazında yatırıyor, dolar faizi alıyor ya da euroya yatırmışsa euro faizi alıyor, yani döviz faizinden sadece vergi kesiliyor. Hem döviz bazında, döviz artışından zenginleşiyor hem de elde ettiği faizden de para kazanıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Devamla) – Bir dakika süre alabilir miyim?

BAŞKAN – Bir dakika size de vereyim, talep ettiniz.

Buyurun.

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dolayısıyla hiç çalışmadan, hiçbir riske girmeden parası para kazanmış oluyor. E, madem böyle, o zaman asgari ücretlinin ücretini artırın. Devlet, asgari ücret 1.404 lirayken 817 lira kazanıyorsa demek asgari ücret 2 katına çıksa, örneğin 2,500 liranın üzerine çıkmış olsa o oranda devlete de para kazandırmış olacak. Yani iş alanını ne kadar çoğaltırsanız, üretime yönelik istihdam alanını ne kadar çok artırırsanız doğal olarak devlete, bütçeye gelecek pay da o oranda artacak. Ama siz bunu yapmıyorsunuz, yatırım alanlarını, istihdam alanlarını daraltıyorsunuz, sermayeye çalışıyorsunuz. Her gün milleti, yurttaşı, vatandaşı dövüyorsunuz, adaleti ayaklar altına alıyorsunuz, vesayet uyguluyorsunuz, dağları taşları bombalıyorsunuz, var olan sermaye de güvenli yere kaçar, yurt dışına kaçıyor. Böylece de bedeli de ödeyen 80 milyon yurttaşımız oluyor diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Adıyaman.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına ikinci olarak, İstanbul Milletvekili Sayın Garo Paylan konuşacaklar.

Buyurun Sayın Paylan. (HDP sıralarından alkışlar)

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Vicdanlı…

GARO PAYLAN (İstanbul) – Vicdanlı konuşacağım.

BAŞKAN – Sayın Paylan, ben de bana gülümsüyorsunuz zannettim, Bakana gülümsüyormuşsunuz.

On dakika süreniz.

HDP GRUBU ADINA GARO PAYLAN (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Maliye Bakanlığı bütçesi üzerine konuşuyoruz. Maliye Bakanlığı ne iş yapar arkadaşlar, ne iş yapar? Vallahi bizim Maliye Bakanımız hiçbir iş yapmıyor, hiç çalışmıyor. Ne oluyor biliyor musunuz? Tüketim üzerinden vergileri topluyor, vatandaşlar benzin istasyonlarına gidiyor, sigara alıyor, evde musluğunu açıyor, elektrik düğmesine basıyor Maliye Bakanının hesabına trink paralar düşüyor, trink paralar düşüyor.

HALİL ELDEMİR (Bilecik) – Ne güzel sistem.

GARO PAYLAN (Devamla) – Ne güzel, ne güzel sistem. Tüketim üzerinden vergileri alıyor, vergileri topluyor.

E, arkadaşlar, böyle olmasa çok güzel olurdu, nasıl olsaydı iyi olurdu biliyor musunuz? Hepimizin geliri eşit olsaydı bunda bir sıkıntı olmazdı ama bakın, toplumun yüzde 1’i gelirin yüzde 25’ini alıyor, bakın, bir daha söylüyorum.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Yeni bir şeyler söylemek lazım.

GARO PAYLAN (Devamla) – Thomas Piketty açıkladı, yeni verileri görmüşsünüz, toplumun yüzde 1’i gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 25’ini alıyor. Peki, en fakir yüzde 50 ne alıyor bu paydan? En fakir, bakın yüzde 50 diyorum, bu gelirin yüzde 14’ünü alıyor arkadaşlar, yüzde 1 yüzde 24’ünü alacak, en fakir yüzde 50 gelirin yüzde 14’ünü alacak. Ondan sonra hepimiz vergilerde eşit olacağız, vergileri tüketim üzerinden vereceğiz ve eşit olacağız. Maliye Bakanının hesabı bu. Bakın, demokrasilerde bu işler nasıl yürüyor? Demokrasilerde bütün vatandaşlar maliye idaresinden korkar, tir tir titrerler. Amerika’da bir IRS vardır, IRS’den en zengini de en fakiri de korkar, gider vergisini ya isteyerek ya zorla tıkır tıkır öder, gelirine göre öder. Avrupa’da vergi kuruluşları vardır, bunlar özerk kuruluşlar. Özerk olmasa bile her türlü gelir üzerine yürüyebilen, servet üzerine, gelir üzerine vergilere yürüyebilen kuruluşlardır. Ama bakın, bizim Maliyemiz ne yapıyor? Oturuyor yerinde, tüketici üzerinden vergileri topluyor, ondan sonra diyor ki: “Ben vergileri topladım arkadaş. E ne yaptım? Bütçeyi de az bir açık verdim, geçirdim.” Ama sosyal adalet? Arkadaşlar, Anayasa’mıza göre Türkiye Cumhuriyeti devleti sosyal bir hukuk devleti ama Maliyemiz sosyal bir maliye bakanlığı değil çünkü vergileri servete ve gelire göre toplamıyor. Ondan sonra diyor ki: “Ekonomi büyüdü, büyüdü.” Arkadaşlar, gelin, şu Kızılay’a beraber gidelim. Maliye Bakanım, gelin, şu Kızılay’a beraber gidelim, dolaşalım esnafları.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Ben her gün gidiyorum, sen gidebiliyor musun?

GARO PAYLAN (Devamla) – Esnaflar “Siftah yapmıyorum. İşlerim geriye gitti.” diyor. Maliye Bakanı diyor ki: “Ekonomi yüzde 11 büyüdü.” Ya “Kim büyüdü?” diye soruyorum. Kimin büyüdüğü belli; küçük bir kesim finans sektörü, bazı zenginler, o yüzde 1’lik kesim büyüyor. Bakın, hani sizin yandaş müteahhitler var ya o yüzde 1 büyüyor. Geriye kalan büyük çoğunluk borçlar ve vergiler altında inim inim inliyor arkadaşlar.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Mutluluk parayla değiştirilemez.

GARO PAYLAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar “Maliye ne iş yapar?” diye bir kez daha söylüyorum: Vergilerin büyük çoğunluğu dolaylı vergilerden, vergiyi gelir ve servete göre almıyor.

Bakın, Hükûmette ekonomiden sorumlu Devlet Bakanımız, Başbakan Yardımcımız Mehmet Şimşek yıllardır “Rant vergisi alacağız.” diyor, alamıyor. Niye? Cumhurbaşkanı istemiyor; Maliye Bakanı engel oluyor, rantlar üzerinden, büyük gelirler üzerinden vergiler alınmıyor.

Ve bir maliyenin en büyük gücü nedir biliyor musunuz? “Nereden buldun?” diye sorabilmesidir. “Nereden buldun?” diye sorabiliyor musunuz Sayın Bakan? Gidiyor, bir adamın vergi levhasına bakıyorsun, 10 bin lira vergi vermiş, bir bakıyorsunuz 2 milyonluk Mercedes’e biniyor. 10 bin lira vergi veriyor, 2 milyonluk Mercedes’e biniyor. Daha ben bugüne kadar bir Maliye Bakanının çıkıp da “Arkadaş, sen bana 10 bin lira vergi vermişsin, 2 milyonluk Mercedes’e nasıl biniyorsun?” diye sorduğunu görmedim.

Bakın, geçenlerde birtakım belgeler çıktı: Panama belgeleri geçen yıl çıktı, iki ay önce Malta belgeleri çıktı, yakın zamanda Man belgeleri çıktı. Şimdi tartışma şu boyuttaydı: Para gitti de geldi de, yok oraya gitmemişti de, yurt içindeki bankalara transfer olmuştu…

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – “Gitmesi gelmesi” önemsiz mi?

GARO PAYLAN (Devamla) - Bunlar konuşuldu. Ama Başbakan ne dedi? “Arkadaş, benim çocuklarım ticaret yapıyor.” Doğru, yapabilir ama vergi cennetlerinde mi yapması lazım? Bu ayrı bir soru. Siyasi etik ve siyasi ahlak sorusu.

Veya Sayın Cumhurbaşkanının akrabalarıyla ilgili… Bakın, Man belgeleriyle ilgili, arkadaşlar, para geldiydi, gitti de, gelmedi de, yurt içine transferdi… Esas sorulması gereken soru şu, Maliye Bakanının esas sorması gereken soru şu: Ya Ziya İlgen emekli bir öğretmen. Bir öğretmen kaç lira maaş alır arkadaşlar?

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – On beş senedir ticaretle uğraşıyor.

GARO PAYLAN (Devamla) - Ziya İlgen gibi öğretmen 3 bin lira maaş alır, bakın, 3 bin lira maaş alır. Bir yılda 36 bin lira yapar.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Sayın Paylan, on beş senedir Ülker bayiliği yapıyor.

GARO PAYLAN (Devamla) - Hadi, yirmi beş yıl çalıştı, 1 milyon lira yapar arkadaşlar.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, konuşmacıyı dinliyoruz.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Yanlış söylüyor ama.

BAŞKAN – Sonra cevap verirsiniz. Lütfen…

GARO PAYLAN (Devamla) – Yani öğretmenlik hayatı boyunca alabileceği maaş toplamı 1 milyon lira. Bakın, 1 milyon lira. Bütün öğretmenlik hayatında hiç para harcamasa bütün parasını tutsa 1 milyon lira.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Sayın Paylan, öğretmen değil, ticaret erbabı.

GARO PAYLAN (Devamla) - Ya Ziya İlgen Beyefendi… 15 milyon lira para bir yerden bir yere transfer olmuş, neresi olduğu ayrı bir konu. Diyorlar ki: “Ticari sır.” Ya Maliye Bakanımız hemen ne yapmalı? “Sayın Ziya İlgen, gel bakalım -bir yazı yazar- sen bu 15 milyon lirayı nereden buldun arkadaş?” diye sormalı. Sordunuz mu Sayın Maliye Bakanı? Sordunuz mu Sayın Maliye Bakanı?

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Sayın Paylan, hepsi yanlış. Rakam yanlış, bilgin yanlış, adam öğretmen değil.

GARO PAYLAN (Devamla) - Soramaz… Soramaz…

Veya Sayın Başbakanın oğullarına “Serveti nereden buldun?” diye sorabilmeli. Veya herhangi bir vatandaş, az vergi verip çok harcayan herhangi bir vatandaşa “Nereden buldun?” diye sorabilmeli. Bunu soramadığı zaman ne olur biliyor musunuz? O ülkede vergi ahlakı olmaz. “İmam böyle yaparsa cemaat ne yapar?” diye o ülkede maalesef vergi ahlakını oturtamazsınız, yoksulların sırtına binersiniz.

Bakın, bizim bir… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MURAT DEMİR (Kastamonu) – Sadece şov yapıyorsun.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Sayın Paylan’ın kulakları doğrulara kapalı.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Söylediklerin yanlış.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Yalan söylüyorsunuz, sonra soru soruyorsunuz.

GARO PAYLAN (Devamla) - Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN – Siz devam edin Sayın Paylan.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Söyleyenlerin kuyruğuna takılma, yanlış yapıyorsun.

ABDURRAHMAN ÖZ (Aydın) – Üç gün önce ne dediniz? Papaz-Zangoç muhabbetine niye itiraz ettiniz?

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, konuşmacıyı dinleyelim, gerekli cevaplar verilir, lütfen…

GARO PAYLAN (Devamla) – Sayın Başkan, MASAK diye bir kuruluşumuz var değil mi? Sayın Maliye Bakanı, MASAK ne iş yapar? Mali Suçları Araştırma Kurulunuz var değil mi? Ya, Allah’ınızı severseniz Amerika’da Zarrab davası sürüyor. Bakın, Zarrab’a da bir avukat tuttunuz, Sayın Maliye Bakanı sizin parayla bir avukat tuttu ülkemiz biliyor musunuz, sizin vergi gelirleriyle, dar gelirlilerin verdiği vergilerle bir avukat tuttu, Rocco diye bir avukat, çok da pahalı bir avukat, bizim vergilerle tuttu. O avukat ne dedi biliyor musunuz? “Zarrab Süleyman Aslan’ı satın almış.” dedi. Allah Allah; bak, “Satın almış.” diyor. Ne demek bu? O evde çıkan ayakkabı kutularındaki para, satın almak için kullanılmış demek. Açık bir iddia, bu durumda MASAK ne yapar? Maliye Bakanlığı ne yapar? Hemen der ki: “Gel buraya Süleyman Aslan. Arkadaş, sen ‘Bu ayakkabı kutusundakilerle imam hatip okulu yapacağım.’ diyordun, bak, seni satın almışlar, gel bakayım ne diyorsun bu konuda?” Yaptınız mı Sayın Maliye Bakanı bugüne kadar? “Bu paralar nereden çıktı, sen satın alınmışsın. Bak, benim tuttuğum avukat sana ‘Satın alınmışsın.’ diyor, ne diyorsun?” diyor mu? Demiyor.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Faizini ödediler, faizini.

GARO PAYLAN (Devamla) - Nedir efendim? Man belgeleri ortada, ayakkabı kutuları ortada ama harekete geçmeyen bir Maliye Bakanı, Maliye Bakanlığı ve MASAK var. Böyle bir ülkede vergi ahlakı olmaz arkadaşlar, böyle bir ülkede vergi ahlakı olmaz, asla olamaz.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Böyle bir ülke yok ki.

GARO PAYLAN (Devamla) – Bakın, ne oldu biliyor musunuz sonucunda? CHP “Man belgeleri” deyince hemen karşı atak geldi: Ataşehir Belediyesi. “Hani, ben yaptım arkadaş ama, bak, benim açığımı çıkarırsan ben de sana yönelirim.” dediler ve böyle bir yürümeye kalktılar.

İLKNUR İNCEÖZ (Amasya) – Üstünü mü örtseydim?

GARO PAYLAN (Devamla) - Bunun sonucunda da son birkaç gündür değişik bir sükût görüyorum arkadaşlar, artık CHP daha az “Man” diyor, AKP de daha az “Ataşehir” diyor, ilginç bir sükût var ortalıkta. (HDP sıralarından alkışlar)

MURAT DEMİR (Kastamonu) – Man’da bir şey yok, boş boş konuşma. Onlar fiyasko çıktı.

GARO PAYLAN (Devamla) - Bakın, bu sükût kabul edilemez. Bu sükût kabul edilemez. Neyse bu ülkenin yargı mercileri, Maliye Bakanlığı, MASAK’ı -hırsızlık, yolsuzluk, uğursuzluk neredeyse- ortaya çıkmalı, yargı mekanizmalarını devreye geçirmelidir. Bununla ilgili iddialar Türkiye yargısının önüne çıkmalıdır. Amerikan yargısında bizim hırsızlığımızın, yolsuzluğumuzun yargılanması bu Meclisin, bu ülkenin utancıdır. Gelin, el birliğiyle bu utancı kaldıralım arkadaşlar.

MURAT DEMİR (Kastamonu) – Ne bağırıyorsun?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – FET֒yle aynı söylemleri söylüyorsun Sayın Paylan. FET֒yle aynı çizgidesin. Gerçi şaşırmamak lazım, aynı zihniyet.

GARO PAYLAN (Devamla) – Bakın, 17-25’in -FETÖ diyeceksiniz biliyorum- komplo, kumpas meselesiyle ilgili, o ayrı bir konu. Sizin bakmanız gereken komplo, kumpas değil, olayın hırsızlık, uğursuzluk, yolsuzluk bölümü. Siz Sayın Maliye Bakanı “Nereden buldun?” diye soracaksınız. MASAK’ı devreye geçireceksiniz, “Nereden buldun?” diye soracak. Yoksa bu ülkede bu ahlaksızlıkla, bu vergi ahlaksızlıklarıyla yürüyemeyiz arkadaşlar.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Mükelleflere hakaret ediyorsun. “Ahlaksızlar.” diyemezsin.

GARO PAYLAN (Devamla) - Vergi ahlakını yaratacak şey Maliyenin bu konuda hangi iddialar varsa üzerine gitmesidir diyorum.

Hepinize saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Yakıştı mı Sayın Paylan?

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Altay, buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, 60’a göre pek kısa bir söz talep ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun, peki, yerinizden pek kısa bir söz veriyorum size bir dakika.

Buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, İstanbul Milletvekili Garo Paylan’ın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Paylan’ın konuşmasını dikkatle dinledim. Baştan çok güzel şeyler söyledi, sonra nereden esti, niye esti bilmiyorum, CHP’nin daha az “Man” dediğini söyledi. Biz bir şeyden korkmayız, bir şey iddia ettiysek sonuna kadar da peşinde dururuz. Sayın Paylan herhâlde birkaç gündür gazete okumuyor, televizyon seyretmiyor.

AHMET YILDIRIM (Adıyaman) – Korktuğunuzu söylemedi Engin Başkan, bir bilimsel kuşkuyu dile getirdi.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Genel Başkanımız daha dün bir özel kanalda, Grup Başkan Vekilimiz Özgür Özel de dün basına bir açıklama yapmak suretiyle, bir adım da ileri giderek –Sayın Paylan, isterseniz sana da gönderelim- Man belgelerini hem İçişleri Bakanına hem Başbakana adrese teslim postaladı. Man belgeleriyle ilgili iddialarımızın da arkasındayız, Ataşehir Belediyesine yapılan hukuksuzluğun da karşısındayız ve sonuna kadar takipçisi olacağız.

Genel Kurulu bilgilendirmek istedim. Arz ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Altay.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, bir söz talebim olacak.

BAŞKAN – 60’a göre mi?

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Evet.

BAŞKAN – Buyurun, yerinizden, bir dakika.

3.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, İstanbul Milletvekili Garo Paylan’ın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; az evvel hatibin konuşmasındaki ahlak dersini… Mecliste ahlak dersi alacağımız son kişi siz olabilirsiniz, olamazsınız; onu da özellikle belirtmek istiyorum. (HDP sıralarından gürültüler)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Size ne dedi ki ya?

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Bu ne biçim konuşma!

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Konuşmalarınızı reddediyorum. Öyle çıkıp da kürsüde münferit ifadelerle iddialarda bulunmak, burada olmayan kişiler hakkında ilzam etmek, Maliye Bakanımızı sorgulamaya kalkmak sizin haddiniz olamaz; onu belirtmek istiyorum, bir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, HDP sıralarından gürültüler)

İkincisi, Ziya İlgen dediğiniz kişi…

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – Çok ayıp! Çok ayıp!

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Lütfen, mikrofon kesilmeden devam etmek istiyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun, devam edin.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Siz de arkadaşlarınıza söyleseydiniz kesilmesin diye.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Ziya İlgen dediğiniz kişi -önce dersine çalışacaksın, kürsüye çıkmadan- 1990’lı yıllardan beri Ülker bayiliği yapan, ticaretle iştigal eden bir kişidir. Onun çıkıp da yok “öğretmen” de yok “Şu kadar maaş alıyor.” da burada olmayan kişiler hakkında… Bakıyorum da son zamanlarda şöyle bir dil tutturulmaya çalışılıyor…

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Yakında buraya taşırsınız zaten onları.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Amerika’daki davadan da medet umulmaya çalışılıyor; çok yazık, çok acınası bir durum, onu özellikle belirtmek istiyorum.

Burada, Ziya İlgen’in durumu, ekonomik, neyse, Maliye de orada, ilgililer de orada, ilan ediyoruz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, açarsanız sözlerimi tamamlamak istiyorum.

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

Bir dakika ek süre veriyorum.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bu kısmı böyle geçiyorum.

Burada çıkıp da böyle iddialarda bulunmak… Varsa elinde bir şeyin, müddei iddiasını ispat etmekle mükelleftir.

Bir başka konu: Hâlâ ayakkabı kutuları, hâlâ ayakkabı kutuları…

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Yargılamadınız çünkü.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bu ayakkabı kutularından medet ummayı bırakın artık. 17-25 Aralık, Emniyetin ve yargının apaçık bir darbesiydi. Bu ülkede, seçilmiş millet iradesine gem vurulmaya çalışılıyordu. O, bugün Amerika’da güya davada ifade veren, tanık olan kişinin burada 17-25 Aralığı reddedip de orada dediği ifadelere bakar mısınız? Polis fezlekesini hatırlatan kişi, Hüseyin Korkmaz FBI’dan 50 bin dolar para alıyor, aylık kirasını o ödüyor, o davada tanık oluyor ve burada tutuklu olduğu süre içerisinde 17-25 Aralıkta “Hiçbir ilgim yok.” diyen adam o davanın tanığı oluyor. O davanın savcısına bakın, o davanın yargıcına bakın…

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) – Elli yıl da geçse o hırsızlığı örtemezsiniz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – FET֒cülerle iç içe gelmiş, asıl konu mecrasından uzaklaşılmış, konu yolsuzluk üzerinden Türkiye…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Açarsanız Sayın Başkan…

BAŞKAN – Tamamlayın ama, “Son bir dakika.” demiştim, lütfen tamamlayın siz de.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Tamamlayacağım Sayın Başkan.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Ben de iki dakika üzerinden iki dakika isterim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Bir dakika, böyle bir pazarlığımız yok.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Ben de çıkar oradan, kürsüden devam ederim.

BAŞKAN – Sayın İnceöz, son bir dakikanızı veriyorum, tamamlayın lütfen.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – 17-25 Aralıkta Emniyet ve yargı üzerinden yapılamayınca, 15 Temmuzda yapılamayınca, Gezi eylemlerinden netice alınamayınca, güya İran’a ambargonun delinmesi üzerinden… Ama hiç o konu konuşulmuyor. Neymiş efendim, yolsuzluk, vesaire… Zarrab’ın kendi ifadesi var, niye söylenmiyor burada? “Buradan kurtulmak için yalan söylemekten başka çare yok.” diyor. Tanığa bakıyorsunuz FET֒cü, savcısına bakıyorsunuz FET֒cü, ilişkileri var, iç içe girmiş, sonra da yazık, buradaki muhalefet, birtakım muhalefet oradaki davadan, Hükûmete yönelik davadan, Cumhurbaşkanımızın adı orada harf harf yazılacak, burada da bunlardan medet umulacak. Yazıklar olsun! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Yazıklar olsun! Siz de gittiniz oradan…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Yazıklar olsun! Konuşma!

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Önce Ahmet Yıldırım, sonra siz.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Yazıklar olsun! Siz de oraya gittiniz el pençe durdunuz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Senin gibi sefillere cevap verecek hâlim yok.

BAŞKAN – Sayın İnceöz, lütfen, konuştunuz, şimdi Sayın Yıldırım’ı dinleyeceğim.

Buyurun.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan, sayın hatip hem hatibimiz Sayın Garo Paylan’a şahsi olarak sataştı hem de grubumuzun adını ifade ederek “Sizden ahlak dersi alacak değiliz.” diyerek grubumuza sataştı; hem sayın hatibimizin hem de benim ayrı ayrı sataşmadan söz talebim var.

BAŞKAN – Şimdi, bir dakika, size grup olarak söz vereceğim ama Sayın Paylan’la ilgili olarak Sayın Paylan’a soracağım. Ne dedi sizinle ilgili?

GARO PAYLAN (İstanbul) – “Ahlak dersi alacağımız son kişi sizsiniz.” dedi.

BAŞKAN – Şimdi, önce bir grubunuzu…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – “Son kişi sensin.” demedim, “Sen bile değilsin.” dedim.

GARO PAYLAN (İstanbul) – “Sizsiniz.” dedi, tutanaklara bakın efendim.

BAŞKAN – Peki, bakacağım sizinle ilgili tutanaklara.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Dahasını da söylüyorum, sözümden geri adım atarsam namerdim.

BAŞKAN – Sayın Yıldırım, buyurun, size iki dakika veriyorum.

Sayın Paylan, tutanağa bakacağım.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Son kişi bile değilsin sen bu Parlamentoda.

BAŞKAN – Sayın İnceöz, lütfen…

GARO PAYLAN (İstanbul) – Ahlaksızlık yapma! “Son kişi bile değilsin.” diyor.

SELİM DURSUN (Sivas) – Ahlaksız sensin!

ADNAN GÜNNAR (Trabzon) – Terbiyesizlik yapma be! Biraz saygılı ol.

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) – Çok ayıp!

BAŞKAN – Sayın İnceöz…

Sayın Paylan…

Sayın milletvekilleri…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Ayağa kalkıyorsan yürümeyi de bileceksin. Anladın mı?

BAŞKAN – Sayın İnceöz…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Ya, sen kimsin? Ne biçim konuşma bunlar?

HÜDA KAYA (İstanbul) – Elini sallama! Elini sallama!

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Elimi sallarım. Sen kimsin? Karışma!

BAŞKAN – Sayın İnceöz…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, hep temiz dile davet ediyorsunuz, temiz bir dile davet edin lütfen.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Çıkacaksın, benim Cumhurbaşkanıma hakaret edeceksin, yanlış şeyler söyleyeceksin…

BAŞKAN – Sayın İnceöz, lütfen…

On dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 14.49

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 15.08

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Bülent ÖZ (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 43’üncü Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

Hükûmet yerinde.

Buyurun Sayın Yıldırım, size söz vermiştim sataşmadan, iki dakika.

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün yaptığı açıklaması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

AHMET YILDIRIM (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, değerli arkadaşlar, eğer bir ülkede ülkenin sahip olduğu servetler zenginler ve yoksullar arasında orantısız bir biçimde dağılmışsa orada servet dağılımının ahlakından söz edilemez; eğer çok ultra zenginlerle açlık sınırının altında olanlardan aynı oranda vergi alınıyorsa orada vergi ahlakından da söz edilemez. Bundan rahatsız olanlar ise mevcut düzenin ve ahlaka tekabül etmeyen bu sistemin savunucuları olurlar.

Ben hiçbir şekilde seviyemi az önceki hatip gibi bir bütün olarak grubumuzu ilzam eden seviyeye düşerek de konuşmayacağım. Ama ben aşırı tepki gösterenlerin sıkıntısını, meramını anlıyorum. Açık söylüyorum, buradan az önce sataşan iki üç kişinin bir aynı karede Pensilvanya’da bulunma hâlleri onların en büyük sıkıntısı olabilir.

Bir diğer husus, bakın, bizi Amerika’dan medet ummakla suçlayanlar çok iyi bilsinler ki, çok şükür, Allah’a binlerce kere şükür olsun ki biz Pensilvanya’dan hiçbir zaman medet ummadık. Hiç şöyle bir şey düşünebiliyor musunuz: Hani bizim uhrevi inancımızın üzerine de halel düşürerek çakma bir tarikat liderinin karşısında hazır ola geçenler eğer bugün milletvekili değil, memur olsalardı kendilerini KHK’yle kapının önünde bulurlardı.

Şimdi soruyorum, açık söylüyorum: Sayın İnceöz o resimle birlikte, o tasvip edilmeyen görüntü içerisinde bir öğretmen, bir doktor, bir memur olarak bulunsaydı başına neler gelmişti? İktidar mensubu olmak insanları bütün suçlardan, günahlardan azade kılmaz. Boğazına kadar bir çakma tarikat şeyhinin suçuna, günahına kadar bulaşmış olanlardan bizim alacağımız ahlak dersi falan yoktur. Şunu ifade edelim, bakın arkadaşlar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yıldırım.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sataşmada uzatmıyoruz Sayın Yıldırım.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Bakın, yerinden söz alan hatibe -vermezseniz gerçekten bir şey demeyeceğim- 3 defa uzatma verdiniz. Ben de, arkadaşım söz almasın, onun yerine kısa bir uzatma istiyorum sözümü tamamlamak için.

BAŞKAN – Peki, Sayın Paylan’ın yerine bir dakika ek süre veriyorum size, buyurun.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bir de söyleyelim, biz her şeyi şeffaf yaparız. Dün gittik bütün milletvekillerimizle birlikte Ankara Adliyesine, bu iktidarın övgüsüne mazhar olmuş, plaketlerine mazhar olmuş, ödüllerini almış; bu ülkenin dış ticaret açığının yüzde 15’ini kapattığını, böyle, göğsünü gererek söylediğinde Başbakanın, Bakanların kucakladığı zatın ve sizin ona karşı tutmuş olduğunuz avukatın itiraflarından ötürü suç duyurusunda bulunduk. Biz güney New York’ta devam eden mahkemenin, Hakan Atilla ve Rıza Sarraf’la sınırlı olmadığını çok iyi biliyoruz. Biz o iddiadayız ve yargı mercisini de harekete geçmesi için çağırıyoruz.

Eğer -Allah muhafaza- o görüntüler, o suçlar, o günahları muhalefet partisinden birileri işlemiş olsaydı şimdi çoktan dokunulmazlığı kaldırılmış, vekilliği düşürülmüş, belki de cezaevine tıkılmıştı. Ama o günlerin de geleceğinden zerre şüphe etmiyoruz diyorum.

Bütün Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Altay…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, biraz önce, oturumu kapatmadan Sayın İnceöz’ün grubumuza ve HDP’ye yönelik ithamlarından dolayı sataşmadan söz talep ettik, tam olarak şöyle dediniz: “Önce Sayın Yıldırım’a vereceğim, sonra size vereceğim.” Dolayısıyla, İç Tüzük’e göre aynı oturum içinde olmak zorunda sataşma ama siz kapatmadan sataşmadan söz vereceğinizi beyan ve taahhüt ederek kapattınız. Sözünüz geçerliyse ben de sataşmadan söz istiyorum.

BAŞKAN – Sözüm geçerli tabii ki.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

İki dakika…

2.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün yaptığı açıklaması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, değerli arkadaşlar; hiç gerilmeye gerek yok. İnsanların, toplumların, siyasi partilerin başına değişik hadiseler gelir. Topluma hesap veren, verme anlayışında olan siyasi partiler -ki hepsinin öyle olması gerekir- çıkar, bir iç muhasebe yapar. Nitekim AK PARTİ Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Erdoğan dedi ki: “Bizi kandırdılar -o da kandırılmaktan yorulmadı ama- Allah’ım affetsin, milletim affetsin.” Bu bile belki bir muhasebedir ama burada şunu derseniz olmaz: “Efendim, 17-25 Aralık da bir darbedir. Efendim, 17-25 Aralık da bir kumpastır.” Böyle mi diyorsunuz? Böyle diyorsunuz. Peki, AK PARTİ gibi on beş senedir ülkeyi yöneten bir parti böyle adi, hain bir kumpasa, böyle bir darbeye, yıllarca partinizde ve ülkede hizmet etmiş bulunan, devlete mülki amir olarak hizmet etmiş bulunan Zafer Çağlayan’ı, Muammer Güler’i, Egemen Bağış’ı, Erdoğan Bayraktar’ı niye yem eder? Niye o adamları bakanlıktan alaşağı eder, sonra Parlamentodan uzaklaştırır? Bu, ayıp değil mi? Çıkın, “Ey Zafer Çağlayan, özür diliyoruz; Ey Muammer Güler, özür diliyoruz.” deyin ve adamların itibarını iade edin. Eğer hakikaten 17-25 Aralığın bir darbe olduğunu düşünüyorsanız size yakışan bu 4 bakanın itibarını iade etmektir; bir. (CHP sıralarından alkışlar)

Diğer konu: Sayın Paylan, bir şeyler kaşımak istiyorsan kaşınalım karşılıklı. “CHP orayı bıraktı, AKP bıraktı.” bunlar çok doğru laflar ve işler değil. Biz bu konudaki iddialarımızı ortaya koyduk…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ALTAY (Devamla) - …ama bir haftadır bu Mecliste söylediğim bir şey daha var: Beyler, Hükûmetler yıkılmak için vardır ama devleti korumak herkesin görevidir. Altını çizerek bir şey söylüyorum, bir uyarı yapıyorum, aslında tarihî bir uyarı da yapıyorum. Ama görüyorum, çoğunluk partisi bunu dikkate almıyor, takdir onların…

HARUN KARACA (İstanbul) –Yıkılmaz, seçimle gider.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Ne? Hükûmetler seçimle yıkılır tabii, hayret bir şey ya.

Bu kafa iyi bir kafa değil, sizin kafanız iyi kafa değil, onu da söyleyeyim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Altay.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın İnceöz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, bir önceki hatip, konuşmasında ismimi zikrederek direkt beni söyledi, bana da açıklama gereği doğmuştur.

BAŞKAN – Açıklamaya gerek var Sayın İnceöz, çünkü gerekçeyi tutanaklara yazdırmak zorundayız, o yüzden gerek var.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – “Sayın İnceöz” demek suretiyle şahsımı ilzam edecek şekilde…

BAŞKAN – Buyurun, iki dakika. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

3.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki: Bütçe görüşmeleri başladığından beri hep söylüyoruz, Meclisin mehabetine uygun davranalım. Bu anlamda da, dün de nöbetçiydim, burada oldukça konuşmacıları, hatipleri olabildiğince azami sabır göstermek suretiyle dinledik. Elbette ki iktidara, bu anlamda hoşgörü göstermek, bu anlamda anlayış göstermek gerekmektedir ama bazen bu kürsüde öyle konuşmalar yapılmakta ki burada ne yaparsanız yapın, hangi ruh hâli içerisinde olursanız olun hakikaten sabrın taştığı zamanlar oluyor. Bu, iktidar milletvekilleri, iktidar üyelerine düştüğü kadar, grup başkan vekillerine düştüğü kadar buradaki hatiplere ve diğer parti grup başkan vekillerine ve milletvekillerine de düşmektedir. Elbette ki biliyoruz, sırtımızda yumurta küfesi var, 80 milyonun ve dünyada bizden medet uman pek çok insanın sorumluluğu, yükümlülüğü içerisinde iktidara geldiğimiz günden beri hareket ettik ve bundan sonra da hareket etmeye devam edeceğiz. Zaman zaman burada çıkılıp konuşmalar yapılıyor. Biz şunu söylüyoruz: Eleştiri yapabilirsiniz ama eleştiriyi, eğer eleştiri sınırlarını aşıp haddi aşar şekilde kişiselleştirirseniz, şahsileştirirseniz, ilzam ve itham ederek burada olmayan insanlar hakkında, cevap veremeyecek durumda “Çamuru atayım ama izi kalsın...” Yok öyle, çamuru attığın zaman o çamur eline bulaşır.

Şimdi gelelim diğer konuya: 17-25 Aralıktan önce -2013’ten önce- üstelik öyle bir ziyaret olmaksızın o an çekilmiş bir fotoğraf karesi üzerinden, burada, çıktığımda her söylediğim sözün canınızı yaktığını hissettiğinizde çıkıp bu fotoğraf gündeme gelecekse çok acı. Orada herhangi bir şey olmadan... Belki kimlerin ne fotoğrafları var, onları bilemem. Şunu da özellikle belirtiyorum: Ey milletim, burada bütün o KHK’lerle yapılan meslekten atılmalar, ihraçlar, vesaire...

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Başkanım, 15 Temmuz gecesi siz buradaydınız.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Ne alakası var?

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Şunu özellikle belirtmek istiyorum ki, burada bir kriter vardır, kriter nedir? 17-25 Aralıktan sonra yardıma devam ediyorsan... Bir sürü şartlar koyduk, neden bu şartları koyduk? Hiç kimseye haksızlık yapılmasın, haksızlığın karşısında hep beraber durabilelim diye.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Ki o fotoğraf çok eski bir fotoğraf olmasına rağmen her seferinde temcit pilavı gibi getirip burada konuşarak canımızı yakabileceğini...

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın İnceöz.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Siz bize sataşma yaparsanız biz de getiririz.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – ...ve bizi, doğruyu söylemekten alıkoyabileceğini zannedenler yanılıyorlardır.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Başkanım, 15 Temmuz gecesi buradaydınız siz.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Hem 17-25 Aralıktan sonra bu kürsüde yine Emniyet ve yargı darbesine ilk sözü, itirazı eden kardeşiniz...

BAŞKAN – Sayın İnceöz, teşekkür ederim.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – 15 Temmuz gecesi buradaydınız Başkanım siz.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – ...hem de 15 Temmuza karşı da burada pek çok milletvekili arkadaşımızla darbe ve muhtıralara karşı da bir duruş sergilemiş kardeşiniz olarak söylüyorum sizlere.

BAŞKAN – Sayın İnceöz...

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Başkanım, 15 Temmuz gecesi buradaydınız.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Kayıtlara girsin diye söyledim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Yıldırım...

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan, siz de bir hukukçusunuz, burada değerli hukukçular da var. Türk Ceza Kanunu’nda “Bu Gülenci terör örgütüyle münasebette bulunmuş, iş tutmuş olanların suç fiilleri ya da isnatları 17-25 Aralıktan önceyse hükümsüzdür, sonraysa hüküm dâhilindedir.” diye bir madde var da biz mi bilmiyoruz?

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Evet.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Gerçekten biz mi bilmiyoruz? Böyle bir şey yok.

İkinci bir husus: Sayın Altay “Eğer kaşımaksa, burayı karıştırmaksa maksadınız...” diye başlayarak bizim sayın hatibimize sataşmada bulunmuştur.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – “Karıştırma” demedim “kaşımak” dedim, kaşımak.

BAŞKAN – Öyle dedi.

AHMET YILDIRIM (Muş) – İç Tüzük 69’a göre Sayın Paylan’a sataşmadan söz istiyoruz.

BAŞKAN – Hayır. Sayın Paylan’la ilgili bir şey söylemedi Sayın Altay.

Lütfen...

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Paylan’a yönelik söyledi.

BAŞKAN – Hayır. Sayın Altay genel bir şey söyledi.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Paylan’la ilgili herhangi bir sataşmada bulunmadı.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Kaşıma sataşma mıdır ya?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, adını verdi.

BAŞKAN – Sayın Ahmet Yıldırım’la konuşuyorum.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Adını verdi.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Bir meseleyi kaşımak sataşma mıdır ya?

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Hayır, hayır, öyle bir şey yok.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan, bir dinleyin beni.

Tamam, o zaman Sayın Paylan yerinden İç Tüzük 60’a göre bir kısa açıklamada bulunacak.

BAŞKAN – Bakın, siz burada iki dakikalık sataşmadan dolayı söz aldığınızda “Paylan’ın yerine de konuşacağım.” dediniz, sürenizi uzattım.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan, ondan sonra olmuş bir konuşmadan söz ediyorum. Sayın Altay’ın konuşmasına açıklık getirmek istiyor sayın hatip.

BAŞKAN – Hayır, Sayın Engin Altay’ın konuşmasında Sayın Paylan’a hakaret, sataşmayla ilgili hiçbir şey yok.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Tutanağa bakarsanız göreceksiniz.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Açıklama yapmak istiyor Sayın Başkan İç Tüzük 60’a göre.

BAŞKAN – O zaman size vereceğim.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Hayır, Sayın Paylan…

BAŞKAN – Hayır, yok. Niye Paylan açıklamada bulunuyor?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Adını verdi.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan, onun adı geçti.

BAŞKAN – Bakın, açıklama talebi şahsın kendisi tarafından yapılır…

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan, bakın…

BAŞKAN – …sataşma varsa grup başkan vekili talep eder. Siz şimdi Paylan’ın yerine açıklama yapmak için benden söz talebinde bulunuyorsunuz.

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) – Hayır, kendisi yapacak.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Hayır, kendisi yapacak Sayın Başkan. Ben sataşmadan söz istedim, şimdi kendisi yerinden İç Tüzük 60’a göre açıklama yapmak istiyor.

BAŞKAN – Siz sataşmadan söz istiyorsunuz, size sataşmadan vereceğim.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Hayır.

BAŞKAN – Sayın Paylan’a da yerinden bir dakika mı söz vereceğim?

AHMET YILDIRIM (Muş) – Evet, bir dakika söz istiyorum, sataşmadan istemiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun, oturun.

Peki, bir dakika yerinizden Sayın Paylan, sataşma talebi yerine geçmek üzere.

Buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

4.- İstanbul Milletvekili Garo Paylan’ın, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Sayın Başkan, AKP şöyle davranıyor: Sanki o 17-25 operasyonlarıyla bu darbeci yapı, bu Fetullahçı yapı devreye geçmiş gibi davranıyor ama o yapının gadrine uğrayan bu gruptaki arkadaşlarınız ve bu grubun dayandığı sosyolojidir arkadaşlar. KCK operasyonlarıyla bizim binlerce arkadaşımız yıllarca o yapının düzenlediği dosyalarla hapis yattı. Hrant Dink cinayetindeki rollerini biliyorsunuz. Bütün bunlarda o yapıyla birlikte yürüyordunuz. Siz 17-25 Aralıkta uyandınız. 17-25 Aralığın darbe dinamiği boyutunu, evet, bir kenara bırakalım, orayla ayrıca yüzleşelim ama hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet boyutunu ne yapacağız? Az önce bir milletvekili arkadaşımız diyor ki: “Kanun dışı bir şey yok.” Sayın milletvekili, “Kanun dışı bir şey yok.” diyorsunuz, peki ahlaki mi, hukuki mi, vicdani mi? Bu ayakkabı kutuları hukuki mi? Soru sormayacak mıyız? Vatandaşın sırtına yüklenirken Maliye Bakanı, bütün bu ayakkabı kutularındaki paraların hesabını sormayacak mıyız?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Paylan.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 503) (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 504) (Devam)

A) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) MALİYE BAKANLIĞI (Devam)

1) Maliye Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maliye Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Gelir İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gelir İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) KAMU İHALE KURUMU (Devam)

1) Kamu İhale Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu İhale Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU (Devam)

1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) GELİR BÜTÇESİ (Devam)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Bitlis Milletvekili Sayın Mahmut Celadet Gaydalı konuşacak.

Buyurun Sayın Gaydalı. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

HDP GRUBU ADINA MAHMUT CELADET GAYDALI (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Halkların Demokratik Partisi adına, Kamu İhale Kurumu ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 2018 bütçesi üzerine söz almış bulunmaktayım.

2017 yılı bir hayır getirmedi. İnşallah 2018 yılı huzur, barış ve mutluluk getirir ümidiyle, esir tutulan başta eş genel başkanlarımız ve milletvekillerimiz olmak üzere, tüm tutuklu ve hükümlüler ile yakınlarını ve kamuoyunu saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, son on yılda kamuya ait birçok alanda özelleştirmeler yapıldı. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı verilerine göre, 267 kuruluşta hisse senedi veya varlık satış devir işlemi yapıldı ve bu kuruluşların 257’sinde hiç kamu payı kalmadı.

Son otuz yılda özelleştirmeden elde edilen 68 milyar dolar gelirin 60 milyar dolardan fazlası AKP döneminde gerçekleştirildi yani ne varsa satıldı. Ekonomik bir gelir olarak kulağa hoş gelebilir ama unutulmamalı ki özelleştirmeler yüzlerce tekel işçisini işinden, yine yüzlerce maden işçisini canından etti. Sermaye daha fazla kazanma hırsıyla insanların canını hiçe saydı.

Özelleştirmelerle devlet sadece denetleme görevi yapacak. Tabii, denetlenecek derken şirketleri kastetmiyorum, greve giden işçi var mı yok mu, o denetlenecek. Yoksa, alan memnun satan memnun.

Değerli milletvekilleri, bir diğer husus da kamu ihaleleriyle ilgilidir. 22 Ocak 2002 yılında Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu İhale Kanunu, AKP iktidarı döneminde üzerinde 42 değişiklik yapılarak neredeyse bambaşka bir kanun hâline getirilmiştir. Özellikle usulsüzlüğün ve hukuksuzluğun en çok baş gösterdiği alan olan ihalelerle ilgili olarak kanun kapsamının genişletilmesi gerekirken her yapılan değişiklikle daha da esnetilmiş, kanun neredeyse kadük kalmıştır. Sadece 2016 yılı içerisinde 3’ü Resmî Gazete ilanı, 3’ü KHK ile 4734 no.lu Kamu İhale Kanunu toplamda 6 kez değiştirilmiştir. Ayrıca, Hizmet Alım İhaleleri Uygulama Yönetmeliği, Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği, Danışmanlık Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği, Çerçeve Anlaşma İhaleleri Uygulama Yönetmeliği ve Elektronik İhale Uygulama Yönetmeliği’nde 7, Kamu İhale Genel Tebliği’ne alınan kanunlarda ve uygulama yönetmeliğinde ise 9 değişiklik yapılmıştır.

Kanunda yapılan değişikliklerle Kamu İhale Kurumu işlevsizleştirilmiş, ihalelerde artık bir şeffaflıktan söz etmek mümkün değildir. Uluslararası Şeffaflık Örgütü Transparency International verilerine göre Türkiye 2014 yılında 45 puanla 64’üncü sırada yer alırken 2015 yılında 42 puanla 168 ülke içerisinde 66’ncı sıraya gerilemiştir.

Bakın, AKP iktidarı döneminde Adalet Bakanlığında, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunda, Millî Eğitim Bakanlığında, Tarım ve Köyişleri Bakanlığında, Devlet Malzeme Ofisi, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletme Genel Müdürlüğünde yapılacak alımlar; AR-GE faaliyetleri kapsamında Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunda, et ve balık ürünleri için Et ve Balık Kurumu Genel Müdürlüğünden, Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu Genel Müdürlüğünden yapılacak alımlar gibi geniş bir saha bu kanun kapsamı dışında bırakılarak âdeta sermaye sahiplerine sunulmuştur. Boru hatları ile petrol taşıma anonim şirketi BOTAŞ tarafından ithalat yoluyla yapılacak spot sıvılaştırılmış doğal gaz alımları, vakıf kültür varlıklarının onarım ve restorasyonu, TRT Genel Müdürlüğü kurumundan mal ve hizmet alımları gibi alanlar da bu kanun kapsamı dışında bırakılmıştır.

Buradan sormak istiyorum: Bu kadar çok çeşitli ve devletin denetiminde olması gereken alanların Kamu İhale Kanunu dışında bırakılmasının gerekçesi nedir? Mesela, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı üretim yapan okullar ve merkezler Kamu İhale Kanunu’nun dışında bırakılmıştır. Okullarda, 450 bin derslikte etkileşimli tahta alınmış ve hâlâ 250 binin üzerinde akıllı tahtaya ihtiyaç bulunmaktadır fakat Kamu İhale Kurumunun denetiminden uzak olduğu için maliyeti bilinemiyor.

Değerli arkadaşlar, kanunlar bir şeyleri korumak ve denetlemek adına çıkarılır. Bugüne kadar yapılan değişiklikler resmen kanunu vasıfsızlaştırmak adına yapılmıştır. Enerji, su, telekomünikasyon gibi alanlarda mal ve hizmet alımı da bu kanun kapsamından çıkarılmış yani enerjiyi, suyu ve iletişimi denetleyemeyen bir kanun ortaya çıkarılıp “Bunu, kolaylaştırmak için yaptık.” demek kolay yutulur bir lokma yapmak anlamına gelir.

Değerli milletvekilleri, Kamu İhale Kanunu’nun 5’inci maddesinde kamunun yapacağı ihalelerde uygulanması gereken temel yöntemlerin açık ihale ve belli istekliler arasında ihale olduğu açıkça belirtiliyor. Kanun koyucu, kamu kaynağı kullanan idare ihaleleri mümkün olduğunca herkese açık yapsın, kamu kaynakları etkin ve verimli kullanılsın diye bu iki yöntemi zorluyor. Pazarlık usulüyle ihale ise çok özel koşullarda uygulanabilecek istisnai bir yöntem. İdare ancak bu özel koşullarda pazarlık usulüyle ihale açabilir. Kamunun bu yöntemle yaptığı ihalelerin tutarı 2016’da yüzde 86 artarken, bu yılın ilk altı ayında pazarlık usulüyle yapılan ihalelerin tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 175 artarak 16,8 milyar TL’ye çıkmış durumdadır.

Değerli milletvekilleri, ihaleler ve kamusal harcamalar açık, şeffaf ve denetlenebilir olmadığı sürece yolsuzlukla mücadele sadece lafta kalır. Yolsuzluklar da toplumun çürümesine ve büyük bir kesimin de yoksullaşmasına yol açar.

Sadece iş yapmak marifet değildir. Mühendisliğin tarifi, “Bir aptalın 2 liraya yaptığı işi 1 liraya yapmasını bilen insan.” olarak yapılır. Bir işin kaliteli ve ekonomik yapılmasının tek yolu vardır; şeffaf, denetlenebilir ve sorgulanabilir olarak yapılabilmesidir. Bunu sağlayamadığımız sürece yolsuzluğu, hırsızlığı önleyemeyiz. Sayın Bahçeli fiilî duruma hukuki formül bulmada çok yeteneklidir, bu konuda niye bir formül geliştirmediğini merak ediyorum doğrusu.

Değerli milletvekilleri, ben sizlerle bir anımı paylaşayım. 1980’li yıllarda proje müdürü olarak çok uluslu bir şirkette Umman Sultanlığı’nda çalışırken her yılın bu aylarında genel müdürlük bir tamim yayımlardı “Yılbaşı nedeniyle kabul edebileceğiniz hediyeler listesi” diye. Bu liste başlardı “1 kutu bisküvi, 1 kutu çikolata, hediye eden şirketin logosu üzerinde olmak üzere saat veya kalem, 1 sepet mango…” diye uzar giderdi. Tabii, o zamanlar bütçeden ayrılan AR-GE fonları ve teknoloji bugünkü gibi gelişmiş değildi. Çikolata kutularına dolar balyaları ile altın doldurulmasıyla çikolatanın daha uzun saklanabileceği, hediye elbiselerinin içlerine harçlık bırakılmasıyla çanta tasarrufu edileceği, ayakkabı kutularının kasa olarak kullanılmasıyla ayakların parlayacağı ve ayak kokusu giderici etkisinin olduğu teknolojisi ve icadı gerçekleşmemişti.

Bilmem farkında mısınız, anlamsız bir şekilde Meclis kavşağında bir kol saati heykeli bulunuyor. Her ülkede geniş meydanlarda halkın buluşma alanı ve zamanı belirlemesi açısında saat kulesi yapılması âdettendir fakat kavşaklarda ya o şehrin sembolü veya hikâyesi olan bir anıt yapılır. Mesela Van’da kedi heykeli, Diyarbakır’da karpuz heykeli, Denizli’de horoz heykeli. Bu anlamsız ama manidar, ahtapot gibi dört kollu kol saati heykelinin Meclis kavşağına konmasını siz nasıl yorumluyorsunuz bilmiyorum ama bir defa Ankara’yı temsil eden bir heykel olmadığı aşikâr. Bu saatin içine “RZ” harfleri veya şirket logosu konsa anlamlı olacak, bütün halkımız cari açığı yüzde 15 azaltan hayırsever iş adamını yâd edecektir. Bir de, kimsenin bu saate baktığını zannetmiyorum. Çalışıyorsa günde 2 defa 17:25’i gösteriyor ama çalışmıyorsa akrep ve yelkovanı 5 rakamının üzerinde birleştirirsek hem tekçiliğin sembolü hem de milat olarak kabul ettiğiniz 17-25’in sembolü olur. Ama yeni Başkanımız Sayın Tuna ince düşünceli bir insandır, nasıl dinozor heykelini bir kavşaktan kaldırıp ait olduğu yere naklettiyse bu saat heykelini de buradan kaldırıp ait olduğu yere naklettirecektir. Hani her zaman kullandığımız bir deyim var, kendini bilmez, haddini bilmez birkaç kişinin hatası topluma veya cemaate mal edilemez diye.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika ek süre vereyim size Sayın Gaydalı.

Tamamlayın lütfen.

MAHMUT CELADET GAYDALI (Devamla) – Teşekkür ederim.

Aksi takdirde, bu ayıp Meclise mal edilecektir.

Sayın Bahçeli’nin 14 Temmuz 2016 tarihindeki dost tavsiyelerini de size hatırlatmak istiyorum. Sayın Bahçeli “Başınızı kumdan çıkarmayın.” demişti o tarihte. “Sular durulsun, ortalık yatışsın, bilmediğiniz sularda kulaç atmayın. Okyanus ötesinde yandaş hâkim ve savcı da bulamayabilirsiniz.”

Bir anekdotla sözlerimi bitirmek istiyorum: Haramda huzur ararsan huzur sana haram olur.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HPD sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gaydalı.

Sayın Akçay, buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

5.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Bitlis Milletvekili Mahmut Celadet Gaydalı’nın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın konuşmacı, biraz evvel kürsüdeki konuşmasında, her meseleye formül bulan Sayın Bahçeli buna da bir formül bulursa memnun olacağı anlamında ifadeler kullandı. Tabii, hangi meseleye ne gibi bir formül istedi pek anlayamadık ama Milliyetçi Hareket Partisinin ülkemizin bütün meselelerine ilişkin programı, çözüm önerileri vardır, onu formül şeklinde de ifade edebilirsiniz.

Ayrıca, 14 Temmuzla atıf yapılan konuşma ve bütün konuşmalar da yazılı ve kayıt altındadır. Biz, görüşlerimizin hâlâ arkasındayız ve savunmaya da devam ederiz. Geçmişte söylenen sözlerin isabeti, aradan kısa bir süre geçtikten sonra zaten yaşanan hadiselerle ve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayınız Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – …konjonktürle de teyit edilmektedir.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Ben teşekkür ederim Sayın Akçay.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503) (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

A) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) MALİYE BAKANLIĞI (Devam)

1) Maliye Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maliye Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Gelir İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gelir İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) KAMU İHALE KURUMU (Devam)

1) Kamu İhale Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu İhale Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU (Devam)

1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) GELİR BÜTÇESİ (Devam)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına şimdi de İstanbul Milletvekili Sayın Hüda Kaya konuşacak.

Buyurun Sayın Kaya. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA HÜDA KAYA (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, değerli arkadaşlar; her ne kadar, sıraların onda 9’u neredeyse boş olmasına rağmen…

AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) – Konuşmaya geçin lütfen.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Başüstüne!

HÜDA KAYA (Devamla) - …ben öncelikle bizleri izleyen değerli halkımızı ve zindanlarda bizleri izleyen değerli dostlarımızı, arkadaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, zaman zaman bu kürsüde dünden bugüne yaşadığımız bazı gerçeklikleri, tezatları ve çözüm yollarını konuşuyoruz, tartışıyoruz. Ciddi bir darbe tarihi ve tecrübesi yaşayan bir toplum olarak bugün yaşadıklarımızla kıyas ettiğimizde, tarifler, kelimeler yetersiz kalıyor. “Atanmışların değil seçilmişlerin Türkiyesi” olacak diyen AKP, hiçbir darbecinin yapmadığı kadar atanmışların tahakkümünü gerçekleştirdi. Millî iradeyi, seçilmişliği tarumar etti. “Üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü” diyerek seçim kampanyası yapan AKP iktidarı, dünyada eşi benzeri görülmemiş bir şekilde, üstünlerin hukukunun kitabını yazıyor. Eşi benzeri görülmemiş yolsuzluklar, rant, put dikme yarışı yaparcasına yüksek tepelere yüksek yapılar dikme yarışı, çoklukla övünme, katliamlar, infazlar, işkenceler. Hak talep eden terörist oluyor, adalet isteyen bölücü oluyor, “özgürlük” diyen anında kendini hapiste buluyor. Yönetimde hak, adalet, sevgi ve barıştan başka her şey var oldu. Adalet sarayları, adalet için değil ak saray için çalışır oldu.

Daha önce bir seçim konuşmamda şunu belirtmiştim: Evi halktan ayrı olan Hak’tan kopmuştur, Hak’tan kopan halktan kopmuştur. Adı ister ak saray olsun ister beyaz saray olsun ister Emevilerin yeşil sarayı olsun, saraylardan zulüm beklenir ki işte, saray zulümle abat olmaya çalışıyor ama zulümle abat olunmayacağını yaşayan ve tarih okuyan herkes biliyor.

“Bu ülkede zengin ile fakir aynı haklara sahiptir.” diyen yalancıdır. “Bu ülkede Türk ile Kürt aynı haklara sahiptir.” diyen yalancıdır. “Bu ülkede Sünni ile Alevi aynı haklara sahiptir.” diyen yalancıdır, gerçekleri görmüyordur. “Kadın ile erkek bu ülkede aynı haklara sahiptir.” diyen, yine yalancıdır. “Bu ülkede hırs ve rant uğruna doğaya tecavüz yarışı yapılmıyor.” diyen, ya gerçeği görmüyordur ya da yalancıdır.

İnsan hakları çerçevesinde konuştuk defalarca bu kürsülerden, ahlak değerleri kapsamında konuştuk, “hak” dedik, “adalet” dedik, barışı anlattık; kulak asan olmadı. Hukuk sizin hukukunuz olmasına rağmen hukuku anlattık, politik kriterleri, teamülleri anlattık; hiç oralı olmadı iktidar. Üstünlerin hukuku bile yetmedi. Halkımızın yaşadığı ve şahit olduğumuz acıları sizlere anlatmaya çalıştık, halkımızın taleplerini, bizlerden ve sizlerden beklentilerini anlattık; gürültü patırtı oldu ya da duymazlıktan geldiniz.

Zaman zaman, burada, şahsen Kur'an’dan, vahiyden örnekler verdim ki belki, o çok dilinize pelesenk ettiğiniz kitap, peygamber aşkına gerçekleri anlayabilirsiniz sandık; yine yüzler çevrildi, yine yüzler asıldı. Belki milliyet, hamaset, tekçi politik kuşatmalar ve sahte kutsallıklar içinde göremediklerinizi vahyin gerçekliği içinde görebilirsiniz diye düşündüm, hakikati fark edebilirsiniz diye umut ettim, sizlerle paylaştım, duymazlıktan geldiniz. “Şu ‘terör, bölücülük’ dediğiniz hangi hak talebi, hangi çözüm arayışı Kur’an’a aykırı? Hodri meydan!” dedim. “Gelin bunları tartışalım, konuşalım, ben de ikna olayım.” dedim, “Kur’an hâkim olsun.” dedim, hiç oralı olmadınız. İftira, yalan, fitne, hakikati örtme, gerçekleri çarpıtma dışında hiçbir işlevi olmayan bir ana akım havuz medyası ürettiniz. Bugün “en büyük terör örgütü” dediğiniz, sizin ifadenizle “FET֔nün yıllarca en büyük yardım ve yardakçılığını yaptınız ve o yapıyla tarihin en büyük ittifakını yapan sizler, sadece ve sadece çıkar ve rant kavganız oldu diye, kendi aranızda rant hesaplaşması, ihtilafınız oldu diye insanlara bir 17-25 darbesi diye yutturmaya çalışıyorsunuz. 6 Kasım siyasi darbeleri unutup yolsuzlukların üstünü örtme girişimleri, aranızdaki çıkar hesaplarının ayyuka çıktığı, aşikâr olduğu dönemler bir darbe değil, olsa olsa kendi aranızdaki çekişmeleri örtme sürecidir.

Evet, sevgili arkadaşlar, bakın, bugün bütçe konuşuyoruz. Garo Vekilimiz ve diğer arkadaşlarımız bütçenin tezatlarıyla, çarpıklıklarıyla ilgili çok güzel açıklamalar yaptılar. Sizlere bir dörtlük okumak istiyorum değerli arkadaşlar, sevgili iktidar vekili arkadaşlar. Hani bir zamanlar sistem muhalifiyken dillerinizden düşürmediğiniz bir dörtlük vardı. Pek çok şairden işinize gelenleri alıyorsunuz, bugün de hâlâ alıyorsunuz, sağ-sol demeden pek çok şairin sözlerini kullanıyorsunuz ama o çok itibar ettiğiniz, dilinizden düşürmediğiniz Necip Fazıl’ın şu sözünü artık yıllardır sizlerden hiç duymuyorum:

“Allah’ın on pulunu bekleyedursun on kul;

Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.

Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa;

Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!”

İşte bugün Necip Fazıl’ı dillerinden düşürmeyen, felsefesini kendine referans ettiğini her fırsatta ifade eden sizler, bugün bu kurt paylaşımının gerçekliğini, pratiğini yaşatıyorsunuz sevgili arkadaşlar. Dünkü inkârcılara, zorbalara boyun eğmedik çok şükür, bugünkülere de boyun eğmeyeceğiz; bugünkü haksızlıklara, bugünkü zulümlere, baskılara da boyun eğmeyeceğiz. Hak bizi haktan, adaletten, sevgiden, barıştan, özgürlükten ayırmasın. Hem saraydan, saltanattan ve şatafattan hem de Hakk’tan ve halktan yana olunamaz. Ya halkın ve Hakk’ın yanında olunacak ya sarayın ve zulmün yanında olunacak. Bu, tarihsel bir gerçekliktir.

Gelin, yüzümüzü saraylara değil, saltanata değil; hakka, adalete, vicdana, kardeşliğe, insanlığa çevirelim değerli arkadaşlar.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Allah soracak bu son konuşmayı.

AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) – Yazık, yazık!

HÜDA KAYA (Devamla) – Şunu ifade etmek istiyorum: Bunları ben size bütün yüreğimle, samimiyetimle söylüyorum. Vicdanınızla dinleseniz karşı çıkacak tek bir virgül, nokta dahi bulamazsınız değerli arkadaşlar.

Bakın, burada, şu imtihan dünyasında yüz yüzeyiz ve burada birbirimizle bir hukukumuz oluyor.

AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) – Evet, imtihan dünyası, doğru.

HÜDA KAYA (Devamla) – Burada vahiyden bahsediyorum, adaletten, haktan bahsediyorum ama siz yalanların üstünü örtmek için şamata çıkarıyorsunuz, kavgadan, kargaşalıktan medet umuyorsunuz, yalandan medet umuyorsunuz arkadaşlar. Sadece gerçekleri paylaşalım; adalete, hakka, hakikate birlikte sahip çıkalım, ülkemizi güzelleştirelim diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – İlahî adalete inanan biri olarak o kürsüden yaptığınız konuşmayı Rabb’im size soracak.

HÜDA KAYA (Devamla) – Hakk’a tabi olanlardan olsun.

(Hatip tarafından Taha suresinin 47’nci ayetikerimesinin okunması)

“Hidayet, doğruluk Hakk’a tabi olanların üzerine olacaktır.” Sizleri buna davet ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Allah size bu konuşmanın hesabını soracak nasıl olsa bir gün, hiç önemli değil. Özgürsünüz, orada her şeyi söyleme hakkına sahipsiniz.

AHMET GÜNDOĞDU (Ankara) – Söylenenler ile söyleyenlerin uyumlu olduğu günleri de görürüz inşallah.

HÜDA KAYA (İstanbul) – İnşallah, inşallah. İktidar saflarında da bu gerçeklikleri, bu güzellikleri paylaştığınızı göreceğiz inşallah.

BAŞKAN – Sayın Kaya…

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Söyleyin, söyleyin, Rabb’im soracak.

AHMET GÜNDOĞDU (Ankara) – Söyleyenler ile söylenenler uyumlu olur inşallah.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Tahrik etmeye çalışıyorsanız bu grubun hiçbiri o tahrike gelmez.

BAŞKAN – Sayın Turan, sizi dinliyorum.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, konuşmacı konuşması sırasında grubumuzu kastederek “Zulümle abat olunmaz.” dedi, “Atanmışların iktidarını hazırladınız.” dedi, çok sayıda ifadede bulundu. Cevap vermek istiyorum izin verirseniz.

BAŞKAN – İki dakika süre veriyorum.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

4.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bütçe görüşmelerinin son birkaç gününe geldik. Elimizden geldiğince suhuletle, sağduyuyla bu süreci bitirelim istiyoruz. Bu konuda da partilerimizin büyük çoğunluğu destek oluyorlar, hatta tüm partilerimiz destek oluyorlar ancak her partiden birkaç arkadaşımız geliyor, tabiri caizse, kin kusuyor ve gidiyor. Ama Allah’tan ki partilerin tümü, totalde baktığımızda, bütçe görüşmelerinin mehabetini, saygınlığını bilen insanlar, değerlendiren insanlar. Ümit ediyorum, diğer arkadaşlarımız da bu tarz kin kusan arkadaşlarımıza örnek olurlar, sağduyuyu, soğukkanlılığı telkin ederler, onların da bütçeyle ilgili görüşlerinden istifade ederiz.

Az önceki konuşmanın neresini düzelteyim diye baktım, inanın, baştan aşağı problem. Biz bu dilin niçin böyle olduğunu biliyoruz. Kandil’de kuzu kesilip de Ankara’da aslan olmaya çalışanların niçin bunu yaptığını biliyoruz.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Oslo’daki görüşmeleri de biliyoruz.

BÜLENT TURAN (Devamla) – Ama bu size yakışmıyor arkadaşlar, yazık. Bu dil, birleştirici bir dil değil. Bu ülkede Kürt ile Türk’ün, Alevi ile Sünni’nin, kadın ile erkeğin eşit olmadığı iddiası önce bu milletin kendisine hakarettir. Başından beri atanmışların değil, seçilmişlerin gösterdiği yolda beraber yürüyelim diye büyük bedeller ödeyen parti bizim partimiz. Kapatma davasından tutun, 17 Aralıktan tutun, 15 Temmuza kadar niçin milletle beraber yol yürüdüğümüzü herkes biliyor.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Başkan, Oslo’daki görüşmeleri yürüten de bu parti.

BÜLENT TURAN (Devamla) – Bunun bedelinde neler yaşadığımızı herkes biliyor.

Bakınız, değerli arkadaşlar, 17-25 Aralıkla ilgili iddianızı bir daha ifade ettiniz. Sizin takdiriniz, saygı duyuyorum. Zekeriya Öz’ün iddianamelerine iman edecekseniz, buyurun edin.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Zekeriya Öz’e iman eden sizsiniz!

BAŞKAN – Sayın Şeker, lütfen...

BÜLENT TURAN (Devamla) - Biz bunun ne demek olduğunu, o yargı girişiminin, darbe girişiminin niçin olduğunu çok iyi biliyoruz. Hatta bunu Türkiye anladı, seçimlere gittik, gereğini yaptı. Bu konunun 15 Temmuzu hazırlayan bir altyapı olduğunu herkes gördü zaten ama dön dolaş başa gel ve 17 Aralığın iddianamelerine iman eden bir tarzla bunu tekrar et, bu doğru bir yaklaşım değil.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Turan.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Altay...

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Aslında sataşma var denebilir ama sayın grup başkan vekilinin Zekeriya Öz’ü bizden önce İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya hatırlatmasında fayda görüyoruz, tutanaklara geçsin diye söylemek istedim. (CHP sıralarından alkışlar)

HÜDA KAYA (İstanbul) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Kaya, nedir talebiniz?

HÜDA KAYA (İstanbul) – Nefret kusmakla, yalan söylemekle itham etti. Kandil’de kuzu...

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bunlar söylendi bize Sayın Başkan?

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Yapmadınız mı?

HÜDA KAYA (İstanbul) – Ben orada gayet samimi hitap ettim.

BAŞKAN – Şimdi, bu cümleleri sarf etti...

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Kandil’de kuzu kesip bir şeyler...

BAŞKAN – Sayın Kerestecioğlu, burada bir usul var. Grubunuz ilzam edildiyse grubunuz adına sataşmadan söz istersiniz, kime vereceğinizi gösterirsiniz veya siz talep edersiniz, uygun görürsem çağırırım.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Demin “Öyle yapmayın.” dediniz, o yüzden Hüda Hanım konuşuyor.

BAŞKAN – Şimdi, siz talep ediyorsunuz, gerekçesini Sayın Kaya söylüyor. Bunu usulüne uygun yapalım, biz de ona göre kararımızı verelim.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sataşmadım Sayın Başkan, konuşmaya şerhimi düştüm.

BAŞKAN – Sizi dinliyorum Sayın Kaya, nedir talebiniz?

HÜDA KAYA (İstanbul) – Sataşma olduğu için söz hakkı istiyorum.

BAŞKAN – Nedir sataşma gerekçesi?

HÜDA KAYA (İstanbul) – Nefret kusmaktan bahsetti, bu benim yapıma aykırı, böyle bir şey olamaz. Yani böyle bir bölücülük...

BAŞKAN – “Bazı milletvekilleri.” dedi, siz kendinizi o kategoriye sokuyorsanız...

HÜDA KAYA (İstanbul) – Bana cevap verdi.

BAŞKAN – Bakın, “Bazı milletvekilleri, âdeta kin kusarcasına...”dedi. Siz kendinizi o kategoriye sokuyorsanız iki dakika buyurun.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Siz sürekli ama, hani “Siz kendinizi böyle görüyorsanız...” Bu lafı mutlaka etmek zorundasınız yani Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hiç duymuyorum, hiç duymuyorum.

5.- İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

HÜDA KAYA (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Başkan.

Değerli arkadaşlar, olabildiğince, gerçekten yüreğimle konuşuyorum, sizlerle hakikati paylaşmaya çalışıyorum.

SALİH CORA (Trabzon) – Yüreğinle değil, talimatla konuşuyorsun.

HÜDA KAYA (Devamla) - Laf atmayalım, bir dinleyelim, müsaade edin.

BAŞKAN – Sayın Kaya, siz konuşun, ben gerekli ikazları yaparım. Lütfen…

HÜDA KAYA (Devamla) – Yani sizlerle güzel bir şekilde, doğru, inandığımız şeyleri… Burada zaten bizim aynı renkten olmak diye bir zorunluluğumuz yok sevgili arkadaşlar. Aynı partide olanlar bile, bir ailede aynı anne babadan kardeşler olunsa bile, insanlar farklı düşünebilirler, farklı zevk ve tercihleri olabilir.

SALİH CORA (Trabzon) – Şiddet içerikli konuşuyorsunuz, tahrik edici konuşuyorsunuz. Barıştan söz etmeniz gerekirken neler söylüyorsunuz.

HÜDA KAYA (Devamla) – Müsaade edin, lütfen…

Fakat burada biz ayrı bir partiyiz. Zaten demek ki duruş ve referanslarımızla bir farklılığımız var ki… Burada birbirimizi eleştirmek doğaldır.

SALİH CORA (Trabzon) – Eleştiri değil, hakaret yapılıyor.

HÜDA KAYA (Devamla) - Bu eleştiriler nefret sebebi olamaz.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Referans aldığınız yer PKK olunca böyle oluyor. Doğru söylüyorsunuz, doğru!

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan, bir uyarın o zaman.

SALİH CORA (Trabzon) – Biz eleştiriye tahammül gösteririz, biz eleştiriye sabır gösteririz ama tahakküme sabır gösteremeyiz.

HÜDA KAYA (Devamla) – Benim için nefret sebebi nedir, biliyor musunuz arkadaşlar?

AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) – Hakaret içeriyor.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, yine mi duymuyorsunuz?

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan…

HÜDA KAYA (Devamla) - Ramazan arifesiydi, mübarek aylardaydık, tam ramazana girmek üzereydik.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Referansınız PKK olunca böyle oluyor, yapacak bir şey yok.

HÜDA KAYA (Devamla) - Bu ülkenin, AKP Genel Başkanı…

SALİH CORA (Trabzon) – AK PARTİ, “AKP” değil.

HÜDA KAYA (Devamla) – …AKP Genel Başkanı bir söz sarf etti, benim tüylerim diken diken oldu ve dedim ki: Allah’ım, karşısındakiler, Kur'an’dan, haktan, adaletten haberdar olanlar, vicdanı olan vekiller “‘Başkanım, bu yanlış.’ demiyorlar mı?” diye düşündüm. “Acımayın, acırsanız acınacak hâle gelirsiniz.” demişti.

SALİH CORA (Trabzon) – Hangi anlamda söyledi bunu, hangi anlam?

HÜDA KAYA (Devamla) - Hâlbuki biz “Merhamet edesiniz ki merhamet edilesiniz.” diyen Peygamber’in takipçisiyiz diyoruz…

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – “Devlet başkanı” sıfatıyla konuşuyor hanımefendi o, “devlet başkanı” sıfatıyla; “imam” sıfatıyla konuşmuyor, “devlet başkanı” sıfatıyla konuşuyor.

HÜDA KAYA (Devamla) - …ama insanlara nefret, acımasızlık enjekte ediliyor. Doktorlar artık çocuklara televizyon izlemeyi yasak ediyorlar küfür öğreniyorlar, şiddet öğreniyorlar, nefret öğreniyorlar diye. Bu bizim medyamız değil, sizin ortaya çıkardığınız bir medya arkadaşlar.

Teşekkürler. (HDP sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına derken…

Sayın Turan…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – İzin verirseniz zabıtlara geçsin diye söyleyeceğim sadece.

Sayın Cumhurbaşkanının teröre, teröriste karşı “Acımayın, acırsanız acınacak hâle gelirsiniz.” dediğini herkes biliyor. Bu millete, 80 milyona, hatta tüm insanlara merhametli olma iddiamızı koruyoruz başından beri ama teröriste, teröre acımadık, acımayacağız Sayın Başkan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 503) (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 504) (Devam)

A) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) MALİYE BAKANLIĞI (Devam)

1) Maliye Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maliye Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Gelir İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gelir İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) KAMU İHALE KURUMU (Devam)

1) Kamu İhale Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu İhale Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU (Devam)

1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) GELİR BÜTÇESİ (Devam)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına şimdi de İstanbul Milletvekili Sayın Celal Doğan konuşacak. Sayın Celal Doğan’ın şahsı adına da bir konuşması olduğundan iki konuşmayı birleştiriyoruz.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on beş dakika.

HDP GRUBU ADINA CELAL DOĞAN (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesi üzerine Halkların Demokratik Partisinin görüşlerini arz etmek için huzurlarınıza geldim. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesi üzerine söz edeceğim ama Sayın Maliye Bakanımız da burada, bir iki cümle de onun için sarf etmek istiyorum eğer müsaade ederseniz.

Çok tartışılıyor “Bu bütçeler kimin için yapılır?” “Bu bütçeler kimin bütçesidir?” Tarih boyunca bizim ülkemizdeki bakış açısı şu olmuştur genellikle: Biz gelişmekte olan bir ülkeyiz. Sermaye temerküzünün iki yolu vardır, ya emekten çalınır ya sermaye sahiplerinden çalınır. Bunlardan çalmadan Türkiye’de sermaye temerküzü olmaz, bu eşyanın doğal hâlidir. Türkiye’de, bütçeler genellikle, çok istisnai hâller hariç –Sayın Temizel burada, bir iki bütçede işçiler ve köylüler için, özellikle taban fiyatlarda ve işçilerin ücretlerinde yapılan iyileştirmenin dışında hiçbir bütçe- sermayenin dışında hayat bulmamış bütçelerdir. O nedenle, Sayın Bakanı fazla da sıkıştırmayın, bu konuda üzerine gitmeyin. Özü şudur: Gelişmekte olan ülkelerin kaderi maalesef budur. Bunun tersini yapmak sosyalist partilerde, sosyal demokrat düşüncenin egemen olduğu bütçelerde olabilir; bunu da sağlarsanız gelir yaparsınız.

Rahmetli Özal da bana bu cümleyi aynen böyle söylemişti. “Çok rakamlardan bahsediyorsunuz.” dedim. “Siz de gelirsiniz bir gün, biriktirdiğim sermayeyi sosyal demokrat olarak emekçilere verirsiniz.” demişti. O nedenle, bu kısmı böyle geçeyim. Ve Sayın Bakana da bütçe çalışmalarında başarılar diliyorum.

Bakanlığın tarihçesine baktığımızda Sayın Gençlik ve Spor Bakanımız, daha önce bu Bakanlık bir bakanlığın bünyesinde genel müdürlük olarak görev yapmıştır, bilahare devlet bakanlarının birisine verilen bir görevdi, sonra Türkiye’de müstakil Gençlik ve Spor Bakanlığı kurumu ihdas edildi; siz de onlardan birisiniz. İçimizden bir arkadaşımızsınız, spordan geliyorsunuz. O nedenle, sizin dilinizi anlamaya çalışıyoruz, sizin de bizim dilimizi rahat anlayacağınıza inanıyorum. Bahsedeceğim konuların çoğu aslında, sizin Bakanlığınızı da aşan konular, sadece sizinle ilgili değil, Maliye Bakanlığını, Millî Eğitim Bakanlığını, Aile Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Bakanlığını, sizi ve İçişleri Bakanlığını ilgilendiren müşterek sorunlardır.

80 milyonluk bir nüfusa sahibiz. Genç bir nüfus olduğumuz iddia ediliyor. Bu genç nüfus, şimdilik “genç nüfus” sayılabilir ancak ileride, doğum oranları açısından meseleye bakarsanız, yaşlı olmak durumuna da gidebiliriz. Bunun sayısı… Sayın Cumhurbaşkanımızın “3 çocuk, 4 çocuk” anlayışı belki bir ilaç olabilir. Hep şeyde de “4” söylüyor, ne diyor? “Tek devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak.” 4, Rabia 4, buna döndü. Şimdi, inşallah, bir gün de Allah için, Muhammet için, iman için, din için de bir tane isterse 8 çocuğa da varırsak şaşırmayın. Ama bu, ülkenin nüfusunun kaliteli olmasını sağlamaz, olsa olsa çok nüfus olur. Bakabileceğimiz kadar, eğitebileceğimiz kadar, sevebileceğimiz kadar çocuk doğaldır, dahası, olması gereken odur, Türkiye'nin buna yönlendirilmesi gerekir.

Böylece hem rakamların sonuçları… OECD’nin, daha doğrusu uluslararası kuruluşların vermiş olduğu rakamlardır. OECD ülkeleri içinde en mutsuz gençlere sahip ülkelerden biriyiz. Bu gençlerimizin okuma meselesine gelince, daha doğrusu, üniversiteye iştiyak ve arzularına baktığımızda, gençlerimizde müthiş bir iştiyak ve arzu var çünkü halkımızın, büyük çapta, yapısı hep şuna özendirilmiştir: “Devletin kapısına bir adım at, belki ekmek sahibi olursun.” Yani aileler çocuklarını daha çok -okutmanın yolu- bir iş bulma arzusuyla üniversitelere seferber ederler ama ne yazık ki Türkiye’de üniversitelere seferber edilen gençliğin geldiği nokta şudur: İşsizler ordusu yaratıyoruz. Bu kadar masraf ediyoruz, bu kadar emek veriyoruz, sonunda, yetiştirdiğimiz bu insanların çoğu işsizler ordusuna katılarak bir nevi, Türkiye'nin bu kez bedbaht insanları hâline geliyorlar. Sonuçta şu çıkıyor ortaya: Açıkçası, Türkiye’de gençleri, üniversiteyi bitirdikten sonra iş bulamama endişesi, işsizlik korkusu, yaşamlarına müdahale endişesi, bir başkası da özgürlüklerinin kısıtlanması sonucunda Türkiye’yi terk etme yani ülkeden kaçma noktasına taşıdığımız bir insanlar grubu hâline getiriyoruz.

“Genç” demişken, aslında üzerinde durulması gereken en önemli konulardan birisi gençlerin fonksiyonu ve gençlere bakışımızın değerlendirilmesi gerekir. “Genç” dediğin, dünyanın her ülkesinde ülkenin lokomotifi, değişimin ve dönüşümün, devrimciliğin lokomotifi ve dinamizmidir. Demokrat ülkeler gençlerin isyanlarını, başkaldırılarını, taleplerini makul düzeyde değerlendirirler ve o ülkeler gençlerin taleplerini çözerler, absorbe ederler ve ülkelerini kaosa götürecek anarşi ve terör olaylarıyla, şiddetle karşılaşmazlar. Ama bütün dünyada şu görülmüştür ki bütün demokratik olmayan otoriter rejimler gençlerin arzularına kulaklarını tıkarlar ve tıkadıkları zaman da gençlerin bu dinamizmini yok etmek ve imha etmek anlayışını Türkiye’de gündeme getirirler, koyarlar.

Gençler, genellikle iki tane güçle karşı karşıya kalır. Birisi, “gerontokrasi” yahut “jerontokrasi” dediğimiz yaşlıların, babaların ve annelerin, ebeveynlerin “aman oğlum şuna karışma, buna karışma”, aman çocuğumun başına bir felaket gelmesin diye onları sindirmeye çalışan bir anlayıştır. Diğer tarafta da otoriter devlet gücünü gençlerin önüne dikenler ve çok zamandır bunu Türkiye’de yaşadığımız gibi, 12 Martlar, 12 Eylüller… Binlerce gencimizi, aynı noktadan organize edilmesine rağmen, aynı noktadan ortaya konulan bir oyun olmasına karşın -sağda ve solda- binlerce gencimizi çatıştırdılar. Bunların büyük bir kısmı, 12 Eylülde, 517’si idama mahkûm oldu, bunun 50 tanesi asıldı, idam edildi. Çünkü otoriter rejimlerin anlayışı şudur: Asmayalım da besleyelim mi? Onların düşüncesi, beslemeyelim, asalım zihniyeti gençlerin Türkiye’de muhatap olduğu devlet anlayışıdır. Bu, otoriter rejimlerin tümünde böyledir ve böyle gitmiştir. 12 Eylülde… Türkiye’de genç bir jenerasyondur 68 kuşağı, Türkiye’deki dinamizm, bütün dünyadaki ülkelerin dinamik gruplarından birisidir ve bunlar özellikle değişim ve dönüşümün önünü açmışlardır ama Türkiye’de 12 Martın simge isimlerinden Deniz Gezmiş -herkes kendisine göre farklı değerlendirebilir- enternasyonal bir devrimcidir. Hem anti Amerikancıdır, sonuna kadar sosyalisttir. Son nefesinde, Türkiye’de asılırken “Yaşasın tam bağımsız, gerçekten demokratik Türkiye!” demiştir. O nedenle o arkadaşlarımızı tekrar saygıyla anıyorum. Değerlendirmelerinin farklı olması çok da bir şey değiştirmiyor.

Bir başka şey söylemek istiyorum. O dönemin gençleri genellikle gerçekten toplumla iç içe, halkı yanına alarak işlem, daha doğrusu eylem yapan insanlar değildi. Ama Gezi olaylarına geldiğimizde farklı bir manzarayla karşılaştık. Gezi olaylarının, Sayın Cumhurbaşkanımız genellikle yurt dışı ülkelerin bir oyunu olarak, daha doğrusu ortaya koyduğu bir oyun olarak sahnelendiğini düşünmektedir. Bana sorarsanız yaşama olan müdahalenin getirdiği endişe neticesinde, bizden çok farklı olarak, bizim annemiz ve babamız koyduğumuz eylemlere karşıyken onlar anasıyla, dayısıyla, halasıyla danasıyla, soyuyla sopuyla, herkesle oradaydı çünkü değişime müdahaleyi içine sindirmek istemiyordu. Bu nedenle, bütün bu talepleri yerine koyup değerlendirirsek, doğru değerlendirirsek, doğru teşhis koyarsak bu sorunlar ileride ülkenin başında çözmek zorunda kaldığı bela olarak kalmazlar. Hep şunu görüyorum: Türkiye’deki bütün şiddet olaylarının altındaki meselelere konmamış doğru teşhis, sonuç ile sebebi birbirine katarak yeniden maruz kaldığımız muamelelerin başında yanlış teşhis ve çözümü demokratik yoldan arayıp bulamamanın sonucuyla karşı karşıya kalıyoruz. Bugün Türkiye’de gelen şiddetin en büyük sebeplerinden birisi de açıkça odur. Sebep-sonuç meselesi doğru tahlil edilmelidir. Çare, teşhis doğru konmalıdır. Yaklaşım tarzı demokratik ve özgürlüklerden yana olmalıdır. Ondan sonra ben inanırım ki Türkiye’de bataklıkların kurutulması sivrisineklerin üremesine mâni olacak en büyük tedbir ve en büyük ilaçtır.

Sayın Bakan, aslında sizinle konuşmamız gereken büyük meselelerin birisi de belki bu gençliğin dışında sporu konuşmamız gerekir ama gençlerle ilgili en son şunu da söyleyeyim: Türkiye’de size bağlı 600 bin yatak olduğunu düşünüyorum. Rakamlar yanlış olabilir. Yani, 81 ilde Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı Kredi ve Yurtlar Kurumunun uhdesinde 600 bin yatak var. Ama, bu, gençlerin arzularının sadece yüzde 13’ünü falan karşılayacak noktada. Diğer tüm gençlerin gideceği yerler, ya cemaatlerin ya tarikatların ya sivil toplum örgütlerinin veya ne nedenle kurulduğunu bilmediğimiz birtakım kuruluşların yurtlarında çocukları barındırıyoruz.

Yani, Türkiye’de 15 Temmuzu yaşadık. 15 Temmuzu yaşayan bir ülke bu çocukların nasıl yetiştirildiğine dair ve… Türkiye’de kurşun sıkacak güce gelmiş bir örgütün eline gençleri terk ettiğimizde ileride akıbetimizin bundan farklı olmayacağını görmemiz gerekir. Yani, kıssadan hisse şudur: Türkiye’de her hâlükârda gençlerin barınma sorunları, yeme sorunları gibi konuların mutlaka devlet tarafından karşılanması vazgeçilmez olmalıdır, başkalarının insafına Türkiye terk edilmemelidir.

Değerli arkadaşlarım, geçenlerde burada isimler üzerine çok tartışma oldu, hatta birbirimizi kıracak noktalara gelecek, bir arkadaşımıza da ceza intisap edecek şekilde bir tartışma yapıldı. Nedir? “kürdistan” dedi. Dün de yanılmıyorsam “Dersim” lafı geçti.

Şimdi, Sayın Bakan burada, Türkiye’de Futbol Federasyonu var, Futbol Federasyonuna bağlı kulüpler var. Şimdi, bir örnek vermek istiyorum size. Türkiye’de siz bir futbol takımının elinde kılıç, belinde silah veyahut da elinde taş ve sopayla sahaya çıktığını gördünüz mü hiç? Ben görmedim. Ama, Türkiye’de Amedspor diye bir takım var. Amedspor federasyonun tescil ettiği bir kulüp. Şimdi, sorsam size, Amed sanki kürdistandan gelme, Kürtçeden gelme, Kürtlerin mutlaka tapmak istediği bir kelimenin sahibiymiş gibi anlamlandırmak isterler. Amed bildiğim kadarıyla Diyarbakır’ın eski ismidir. Medlerden, atalarından kalmış bir şehrin ismidir. Amedspor Türkiye’nin neresine gittiyse “Kahrolsun Kürtler, kahrolsun PKK.” diye sloganlara maruz kaldı. Çok yerde bu arkadaşlarımız oraya gitmekten pişman oldular. Şimdi Amedspor’u biz alalım, Güneydoğu Anadolu dediğiniz tabirle, Kürt halkının yaşadığı dediğiniz şehirlere hapis mi edelim? Bingöl, Bitlis, Siirt, Diyarbakır etrafından çıkarmayalım mı bunları, orada mı kalsınlar? Kendi arasında mı lig yapsınlar? Amed iyi niyetle kurulmuş bir spor takımı olarak gittiği her yerde bu muameleye maruz kaldı. Bu muameleyi o stattaki çocuklar yapmadı aslında. Bizim ektiğimiz tohumların, bizim siyasette verdiğimiz mesajların, bizim HDP’ye bakışımızın, bizim Kürt halkına bakışımızın doğurduğu bir sonuç olarak o arkadaşlarımız gittiği yerlerde hem şiddete maruz kaldılar hem de slogan olarak tahkir edildiler. Burada Ankaragücü maçında, Sayın Bakan mutlaka muttali olmuştur, bu arkadaşlarımız, arkadaşlarımızın yöneticileri şeref tribününden aşağı atıldılar. Şimdi, biz nasıl birbirimize yaklaşacağız? Sporda bile, bir spor takımını bile içimize sindiremezsek nasıl bu işi götüreceğiz ben merak ediyorum; bir.

İki, Sayın Bakan, spor demişken aklıma şu geldi: Özellikle sizin zamanınızda mutlaka bunu çözmek zorundayız. Türkiye’de profesyonel futbolun bir ciddi yasaya ihtiyacı var, kulüpler yasasına ihtiyaç var. 4 milyar dolar borcu olan kulüplerin geldiği bu noktada Dernekler Kanunu’yla bu spor kulüplerini yürütemezsiniz. Gaziantepspor diye birtakım vardı, efsane bir takımdı; o takım bugün ikinci lige düşecek bu sene, gelecekte amatöre düşecek. Hırsızların elinden devlet bunu almadı çünkü İçişleri Bakanlığının denetimi, maalesef, işlev görmedi. Şimdi, kulüpleri mutlaka, Futbol Federasyonumuzu özerk kabul ediyoruz; doğru ama beni mazur görün, kusura bakmayın, zorunuza gideceğini de zannetmiyorum; Türkiye’de gerek Futbol Federasyonu gerek Basketbol Federasyonu gerekse Voleybol Federasyonu gibi çok federasyonun yüzde 99,9’u işaretle seçilmektedir. Tıpkı AK PARTİ il ve ilçe kongreleri gibi seçilmektedir. Hiç kimse aday olma cesaretini göstermemektedir. Kim işaretlenmişse o oraya başkan olmaktadır. Delegeler itaatkâr, başkanlar da orada esir düşmüş hâlde. Bu nedenle Türk futbolunun bu anlayışla kurtulması mümkün değil. “Tesis sorunu” diyorsanız ben size bir yol göstereyim, arzu ederseniz size geleyim yardım da edeyim bu konuda. Türkiye’de İmar Kanunu’nda yapılacak bir tek cümlelik değişiklik… İmar Yasası’nda biliyorsunuz yüzde 35’le parselasyon yapılırdı şimdi yüzde 40’a çıkartıldı. Bu yüzde 5’i sadece spor alanlarına tahsis ederseniz yani rant için kullanmazsak buradan elde edilecek saha sayısı 100 bindir. 24 bin şu anda Türkiye’de lisanslı teknik direktör var. 14 milyon gencimiz var Sayın Bakan. Türkiye’de sporun kaynağının bu olması gerekir. Avrupa’da 3 milyon Türk var, 7 ülkeye, millî takımlara futbol servisi yapıyor. Biz, 80 milyondan hiçbir halt üretemiyoruz. Demek ki bir yanlışımız var yani sistemimizde bir eksiklik var.

Sporda yapılması gereken şudur: On yıllık bir programla, bu kadar başarısız bir Millî Takım’ı hazmetmek doğru değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CELAL DOĞAN (Devamla) – Sizden bir dakika isteyeyim mi Sayın Başkan, istiyorsanız istemeyeyim?

BAŞKAN – Peki.

Buyurun, tamamlayın lütfen.

CELAL DOĞAN (Devamla) – Şöyle bitireyim müsaade ederseniz: Bizde sistem eksikliği var ve on yıllık bir program eksikliği var. Bunun mutlaka yapılması gerekir, yapıldığı zaman Türkiye Millî Takımı futbolcularının kendi altyapımızdan yetiştirilme şansı var. Ben bunu kendi kulübümde yaşadım. Antepspor olarak 1-2 yabancının dışında 11 futbolcunun 9’u Antep’ten veyahut da çevre illerden gelen çocuklardı. Bizde insan var ama tarla yok, eğitim yok, yetiştirilecek adam yok, bu konuya eğilecek bir anlayış yok.

Baskette büyük bir sorun var, özellikle Euroleague’de büyük bir sorun var. Genç çocuklarımızın hiçbirisi oynama şansı bulamıyor çünkü Euroleague’de, Avrupa Şampiyonluğu’nda, çok ciddi müsabakalarda herkes yabancıları oynatıyor. Buna mutlaka bir çare bulunmalıdır yoksa basketbolun bundan on yıl önce almış olduğu mesafeden çok aşağıya düştük, daha da aşağıya düşebiliriz diye düşünüyorum.

Çok değerli bir Gençlik ve Spor Bakanlığı Genel Müdürümüz var, amatörden geldi. O arkadaş buranın çamurlarını ve buranın tozunu yutan insandır, sizin için bir şanstır, Türk sporu için de bir şanstır.

Saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Doğan.

Sayın milletvekilleri, Halkların Demokratik Partisi grup konuşmaları da tamamlanmış oldu.

Şimdi, Hükûmet adına yapılacak olan konuşmalara sıra geldi.

İlk olarak Hükûmet adına Maliye Bakanı Sayın Naci Ağbal konuşacaklar.

Buyurun Sayın Ağbal. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz otuz dakika.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekilleri; Maliye Bakanlığı bütçesi üzerinde parti grupları tarafından yapılan değerlendirmeler, görüşler ve eleştiriler hakkında kendi görüşlerimi ifade etmek üzere huzurlarınıza gelmiş bulunuyorum; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum. Maliye Bakanlığı bütçemizin memleketimize hayırlar getirmesini ayrıca niyaz ediyorum.

Biliyorsunuz Maliye Bakanlığı devletin gelirlerini toplayan, bütçesini yapan, harcamalara ilişkin bütün süreci yöneten, devlet mallarına ilişkin uygulamaları bilfiil yapan bir bakanlık; başka çok farklı alanlarda da fonksiyonlarımız var. Bununla beraber burada tabii en önemli konu kamu kaynağının toplanması, kamu harcamalarının yapılması ve bu anlamda da hesap verebilirlik ve şeffaflığın sağlanması. Bugün burada yapılan değerlendirmelerde zaman zaman Maliye Bakanlığının görevlerini ne ölçüde yaptığına dair birtakım değerlendirmeler oldu. Şunu çok rahat bir şekilde söyleyebilirim ki; son on altı yıldır Maliye Bakanlığında olağanüstü bir değişim ve dönüşüm var. Maliye Bakanlığı her alanda kendisini yenileyen, dönüştüren, çağın gereklerine, bugünün ihtiyaçlarına uygun bir şekilde kendisini yeniden yapılandıran bir bakanlık görünümünde. 1990’lı yıllardaki Maliye Bakanlığına baktığımız zaman harcamalarının hesabını veremeyen, hatta harcamalarını bilemeyen, kayıtlarını doğru düzgün tutamayan, şeffaf olmayan ve hesap veremeyen kamu hesapları çerçevesine sahipti. AK PARTİ olarak Hükûmete geldikten sonra Maliye Bakanlığının görev ve yetkilerini artıran ve özellikle kamu harcamalarında hesap verebilirliği ve şeffaflığı artıran uygulamalar yaptık. Bugün hayretle karşılıyorum. Bazı arkadaşlar diyorlar ki: “Biz harcamalara ilişkin bir şey göremiyoruz.” Önceden hiçbir şey göremiyordunuz. Şimdi her ay Maliye Bakanlığı şeffaf bir şekilde Muhasebat Genel Müdürlüğünün sayfasında her bir harcamanın en detaylarına kadar kamuoyuyla paylaşıyor. Dolayısıyla kamu harcamalarına ilişkin en şeffaf, en hesap verilebilir bütçe uygulamaları da AK PARTİ hükûmetleri döneminde gerçekleştirildi ve bunu biz daha da ileriye taşıma gayreti ve çabası içerisindeyiz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayıştay raporlarını niye yollamıyorsunuz o zaman?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Vergi uygulamalarında da baştan beri ifade ediyoruz, AK PARTİ hükûmetleri vergi adaletinin gerçekleşmesi noktasında, verginin tabana yayılması noktasında son on beş yılda önemli mesafeler kaydetti. Bu anlamda bakıldığında -biraz önce burada eleştiri konusu yapıldı- katma değer vergisi, doğru, dolaylı bir vergidir ama AK PARTİ hükûmetleri döneminde özellikle düşük ve orta gelirli grupların en fazla harcama yaptığı alanlarda katma değer vergisi oranlarında önemli indirimler yaptık.

GARO PAYLAN (İstanbul) – ÖTV getirdiniz…

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Eğitimde, sağlıkta, temel gıda maddelerinde ve yine birçok sosyal alanda yüzde 18 olan katma değer vergisi oranlarını ya yüzde 8’e indirdik ya da yüzde 1’e indirdik. Tarım kesimine yapmış olduğumuz KDV düzenlemesiyle en son, yemde ve gübrede KDV’yi sıfırladık.

Onun için, vicdanlı bir bütçe arıyorsanız AK PARTİ bütçeleri her zaman için vicdanı esas alan, vatandaşı esas alan bütçeler yapmıştır. Vergide adalet arıyorsanız AK PARTİ hükûmetleri vergi adaletini gerçekleştirme noktasında en hassas hükûmetler olmuştur. Bu dönemde gelir vergisi oranlarını düşürdük mü? Düşürdük. Kurumlar vergisi oranlarını düşürdük mü? Düşürdük.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Matrahları ne yaptınız? Matrahları ne yaptınız, dilimleri? Dilimleri nasıl ayarladınız?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Katma değer vergisi oranlarında özellikle sosyal harcamalara dönük, sosyal gruplara dönük birçok düzenleme yaptık mı? Yaptık. Vergi adaletini eğer arıyorsanız son on beş yılda verginin toplandığı kaynaklara bakacak olursanız, bu dönemde düşük ve orta gelirli grupların üzerindeki vergi yükünü azaltan bir vergi politikamız oldu.

2008 yılında asgari geçim indirimini kim getirdi? AK PARTİ olarak, özellikle, bugün asgari ücretle çalışan kesimlerin vergi yükünü aşağıya çekmek için asgari geçim indirimi uygulamasına 2008 yılında başladık ve bu sayede bugün artık asgari ücretle çalışan bir kişinin ödediği vergi yüzde… Bakın, normalde nominal vergi oranı yüzde 15’tir…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yüzde 22, ortalama.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - …ama asgari ücretli üzerindeki bugün efektif vergi yükü yüzde 5 ile yüzde 0 arasındadır, kişinin çocuk sayısına göre, evlilik durumuna göre.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ortalama yüzde 22’sini vergi olarak veriyor asgari ücretli, Sayın Bakan.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Özellikle 3 çocuktan sonra hiç vergi almıyoruz.

O açıdan, bu on beş yılda yapmış olduğumuz bütün bütçelerde merkeze vatandaşı aldık, merkeze milletin yararını aldık ve bütçeleri yaparken her zaman için vatandaşa hizmet götürmek üzere bütçeler yaptık. Şimdi, burada şaşırıyorum bazı konuşmaları dinlediğim zaman. Yani, 2000’li yıllarda veya biz Hükûmete gelmeden önce nasıl bir bütçe yapılıyordu bu ülkede? Bütçe yapıyorsunuz, yarısı faize gidiyor. Ne anladık? Geriye ne kaldıysa “Allah bereket versin.” deyip o paralar harcanırdı.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Az vergi alıyorlardı da onun için yarısı gidiyor oraya. Şimdi çok vergi alıyoruz ama…

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Ama şu anda…

GARO PAYLAN (İstanbul) – Silaha gidiyor.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - …bütçe harcamalarının yüzde 90’dan daha fazlası nereye gidiyor arkadaşlar? Vatandaşa gidiyor, eğitime gidiyor…

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Silaha gidiyor, silaha.

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) – 112 milyar silaha gidiyor.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - …sağlığa gidiyor, altyapı yatırımına gidiyor, hastaneye gidiyor, baraja gidiyor, yola gidiyor.

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) – 112 milyar…

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Değerli arkadaşlar, arkadaşlar söyledi. Bu bütçe ne bütçesidir?

GARO PAYLAN (İstanbul) – Savaş bütçesidir.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Savaş bütçesi.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Bu bütçe terörle mücadele bütçesidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Savaş bütçesidir.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Terörle mücadele etmek için, ülkemizin iç güvenliğini…

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – S-400’ü nereye atacaksınız?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - …ülkemizin dış güvenliğini sağlamak için…

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) – Sorunları çözemezseniz savaş bütçesi yapacaksınız.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - …bu ülkenin bütçesinden ne gerekiyorsa sonuna kadar yapacağız. Bizim kimseyle savaşımız yok.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Sizin, milletle savaşınız var.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Bizim, evet, terörle mücadelemiz var.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – S-400’ü nerede kullanacaksınız Sayın Bakan?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Terörle mücadele etmek için savunma, güvenlik birimlerimizin ihtiyacı olan kaynak neyse sonuna kadar kendilerini destekleyeceğiz. Ama bu bütçe vatandaşın bütçesi. Bu bütçeden fakir fukaraya da, engelliye de, dezavantajlı bütün gruplara da ilk defa AK PARTİ hükûmetleri döneminde başlayan yardımlar yapılıyor, hizmetler gidiyor. Eskiden…

DİDEM ENGİN (İstanbul) - Sizden önce hiç yapılmadı mı?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bir sakin olun ya, niye şey yapıyorsunuz?

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Sataşıyorsunuz.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Sakin sakin dinleyin, Sayın Paylan gibi bağırttırmayın beni.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Ben konuşmada çok sakindim.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Yani, Sayın Paylan çıktı buraya, bağırıp bağırıp bir şeyler konuşmaya çalışıyor. Buna gerek yok, sakin olalım.

BAŞKAN – Sayın Bakan, lütfen, şahsiyatla uğraşmayalım.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Ahlak, ahlak, vergi ahlakı…

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Dolayısıyla, değerli arkadaşlar…

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Bakan, siz de bağırın, siz de bağırın.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Dolayısıyla, değerli arkadaşlar -Sayın Çam’a da selam veriyoruz oradan- bizim bütçemiz işçiye de çalışana da kaynak aktaran, onun yanında yer alan, ona hizmet eden bir bütçedir Sayın Çam.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Zenginin bütçesi…

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – İşçiye, emekçiye ne var? İşçiye emekçiye zam var Sayın Bakan, başka bir şey yok.

ÖZCAN PURÇU (İzmir) – Sayın Bakan…

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – İnşallah, bizim bütçemiz Roman vatandaşlarımıza da hizmet eden bir bütçedir. Bizim bütçemiz halk neredeyse, vatandaş neredeyse ona hizmet eden bir bütçe olmuştur.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Mesela akaryakıttaki vergi oranı ne Sayın Bakan?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – O açıdan, arkadaşlar, bütçede memnuniyet kime aittir? Vatandaşa aittir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sudaki, doğal gazdaki, elektrikteki vergi oranları nedir? Vatandaşa nasıl hizmet edeceksiniz?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – On beş yıldır, bakın, bu sene arkadaşlar -burayı bir özellikle dinleyin, hafızanızda tutun bunu- AK PARTİ hükûmetleri 16’ncı defa bütçe yaptı. Yapıyoruz, şu anda 16’ncı bütçeyi imzalıyoruz. Hiçbir hükûmete nasip olmadı. Demek ki biz doğru işler yapıyoruz, demek ki biz vatandaşın yanındayız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) On beş yıldır bu bütçeyi yapan Hükûmete, AK PARTİ hükûmetlerine vatandaşımız her defa destek oldu, yanında oldu, zor gününde destekledi.

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Hileyle yapılan seçimlerde…

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Biz de her zaman vatandaşın yanında olduk, onu da özellikle ifade edeyim.

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Hileyle yapmayın seçimleri, bir çıkalım meydana, görelim bakalım.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Arkadaşlar, kaç defa meydana çıktık? Her meydana çıktık, millet meydanda herkesin puanını verdi…

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Her seçimde nedense bir kedi giriyor trafolara.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayın Bakanı dinliyoruz, lütfen…

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – …ve o puanlara göre de, Allah bize nasip etti, 16’ncı bütçemizi yapıyoruz. Hayırlı uğurlu olsun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) 16’ncı bütçe herkese nasip olmaz. İnşallah, daha nice 16’ncı bütçeler diliyorum. Burada, inşallah, 2018 yılında yapmış olacağımız bütçe de vatandaşımıza hizmet edecek; dezavantajlı gruplara, sosyal gruplara destek veren bir bütçe olacak.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Sayın Bakanımızla gurur duyuyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, sessizliğimizi koruyalım lütfen.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlar, bir başka konu, madem bugün Maliye Bakanlığı bütçesini görüşüyoruz. Maliye Bakanlığında nereden baksanız yirmi dokuz yıllık bir hizmetim de var, bürokrat olarak burada dirsek çürüttük, hizmet ettik, gayret ettik, öğrendik, arkadaşlarımızla 1990’lı yılların zorluklarını da memur olarak yaşadık. Allah nasip etti, bugün huzurlarınızda Bakan olarak bu bütçeyi savunmak nasip oldu bana, Rabb’ime şükürler olsun. Bu imkânı bana veren başta Sayın Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza, bütün Meclis grubumuza, milletimize şükranlarımı arz ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Ben 1989 yılında Maliye Bakanlığında göreve başladığımda -ki mali müfettiş olarak göreve başladım- hiç unutmuyorum…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Memur maaşı alamıyordunuz.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Yok, memur maaşı alıyorduk, sorun yok orada. Hiç unutmuyorum. Eski Maliye Bakanımız da burada.

O zaman, biliyorsunuz, Maliye Teftiş Kurulu vardı, Hesap Uzmanları Kurulu vardı, Gelirler Kontrolörleri Başkanlığı vardı ve vergi denetmenleri vardı ve herkes aynı şeyi söylerdi: “Ya, bu kurullar… Aynı anda üç tane kurul var, denetim birimleri çok başlı, denetimde bir başıbozukluk var.” Yani vergi denetimi yapılıyor ama aynı anda dört denetim birimi, birbirinden habersiz, ortak bir plan ve program olmaksızın vergi denetimi yapıyor ve bu vergi denetimi yapılırken de aslında çok da profesyonelce denetim usulleri de yerine getirilmiyor. “Ne yapalım? Gelin, bu kurulları birleştirelim.” Sene kaç arkadaşlar? 1989 yılı, Tandoğan’da Ziraat Bankasının toplantı salonunda bütün Bakanlık mensuplarıyla beraber geniş bir katılımcının katıldığı bir toplantıda bunların söylendiğini hatırlıyorum.

Ama bakın, 2011 yılına kadar bu kurulların birleştirilmesi meselesi gerçekleştirilmedi ve aslında hesap uzmanının da maliye müfettişinin de gelirler kontrolörünün de herkesin… Sayın Bakana sorsam aynı şeyi mutlaka söyleyecektir. “Ya, bu çok başlı yapının mutlaka kaldırılması lazım.” şeklindeki uygulamayı biz 2011 yılında hayata geçirdik ve 2011 yılında ilk defa bütün denetim birimlerini tek çatı altında topladık ve bu sadece tek çatı altında toplamak değil, gerçekten ilk defa vergi denetiminin çehresini değiştiren, denetime yaklaşımını değiştiren ve mükellef haklarını da temel alan bir Vergi Denetim Kurulu kurduk. Allah nasip etti, bu kurulun kuruluşunda müsteşar olarak ben de hem fikren hem de gayretle bir pay sahibiyim. Aradan altı yıl geçti, 2018 yılına giriyoruz acaba vergi denetiminde bu yeni yapı önceki yapılarla mukayese edildiği zaman bir ileri gidiş midir, bir geri gidiş midir? Buna bakmak lazım, önemli bir şey. Vergi denetimi konusu hakikaten önemli bir konu çünkü mükellefin, vatandaşın, vergi denetiminden ne kadar çekindiğini bilen bir insanım. Bir vergi denetimi elemanı telefon ettiği zaman veya bir yazı geldiği zaman gerçekten vatandaş ürkebiliyor, çekinebiliyor.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Artık çekinmiyor.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Acaba başıma bir sıkıntı gelir mi diyebiliyor. Bu tür endişelere ben hak veriyorum. Yani masanın o tarafında da bulunmuş bir insanım. Onun için her zaman dedik ki: Vergi denetiminde vatandaşın hakkı ve hukuku, mükellefin hakkı ve hukuku merkezde olsun, Vergi Denetim Kurulu bu şiarla çalışsın. Vatandaşı baştan vergi kaçıran olarak gören bir anlayış, zihniyet doğru bir zihniyet değil ve Vergi Denetim Kurulunu kurarken ve şu son altı yılda da inanın çıkarttığımız kanunlarla, çıkarttığımız yönetmeliklerle, çıkarttığımız genelgelerle her zaman bunu önceledik.

Şimdi, burada Sayın Kuşoğlu konuştu, teşekkür ediyorum. Kendisinin bu konudaki duyarlılığı benim açımdan da önemli, aynı duyarlılıkları paylaştığımızdan da bir şüphe etmiyorum, sadece yaklaşımımız farklı. Yani yönetim organizasyon literatüründe çok güzel bir laf vardır: Bir kurum, bir kurul, organizasyon dış çevrede ve iç ihtiyaçlarda meydana gelen değişime kendisini ayak uyduramazsa yani kendisini değiştirip dönüştüremezse o takdirde değişim ve dönüşüm dış koşullar itibarıyla gelir sizin bir gün kapınıza dayanır. Söyledim demin, 1989 yılında hem bu ihtiyacı ifade edeceksiniz hem de 2011 yılına kadar bu ihtiyacın karşılanması noktasında atılacak bütün adımlara ya engel olacaksınız ya da bir şekilde bunları savuşturmaya çalışacaksınız. Neden? Ben merkezli bir anlayışla. Yani önce ben sonra Türkiye, önce ben sonra vergi mükellefi. Yok arkadaşlar böyle bir şey. Yani Allah şahittir, Vergi Denetim Kurulunu kurarken bütün amacımız şuydu: Önce vatandaş. Yani vatandaş ne bilir müfettişi, hesap uzmanını, vatandaşı ne ilgilendirir o. Vatandaş karşısında bir tane denetim elemanı görüyor. O denetim elemanı eğer saygınsa, mesleğini iyi yapıyorsa, mükellefe iyi davranıyorsa, onun hakkını ve hukukunu koruyorsa, onun lehine olan delilleri de denetiminde gözetiyorsa o zaman o kişinin devlete, Hükûmete, millete olan saygısı artar. Bu bilinç içerisinde 4 tane ayrı unvan olmasının vatandaşa ne değer kattığı var? Ama siz şöyle bakarsanız: Birtakım ayrıcalıklı gruplar oluşturalım, birtakım imtiyazlı gruplar oluşturalım, bunların hiçbir standardı olmasın, kuralı olmasın, kaidesi olmasın, istedikleri gibi kendi kendilerine kamu-özel sektör içerisinde top çevirsinler, şöyle olsun, böyle olsun... Çok daha fazla şey söyleyebilirim ama söylemiyorum. Dolayısıyla Maliye Bakanlığında Vergi Denetim Kurulunun kurulması meselesi bir zihniyet dönüşümüdür, bir anlayış değişimidir ve vatandaşı merkeze de alan bir anlayıştır.

2011 yılında ne yaptık? 4 unvan vardı, onları tek unvana düşürdük, vergi müfettişliğine. Yani sizi ilgilendirir mi unvanının A, B, C olması? İlgilendirmez. Dedik ki: “Vatandaşın karşısına tek bir unvanla çıkalım.” Bu, geriye gidiş değil; bu, aslında, ileriye atılan önemli bir adım. Eskiden 4 ayrı birim ayrı ayrı plan yapardı, ayrı ayrı denetim planı yapardı. Bir vergi dairesinde zavallı mükellef, bir hesap uzmanına vergi denetimi veriyor, inceleme başlamış; öbür tarafta Maliye Teftiş Kurulundan da bir inceleme gelirdi veya vergi dairesinde teftiş var, gelirler kontrolörü yapıyor, Maliye müfettişi de gelirdi aynı kontrole. Düşünebiliyor musunuz, bir Bakanlık içerisinde 4 ayrı birim, 4 ayrı bakanlık gibi çalışıyor. Doğru bir şey mi? Biz onu tek bir yapı altında birleştirdik. Vatandaş şikâyet ederdi “Kardeşim, üç ay önce gelirler kontrolörü inceledi, şimdi de vergi denetmeni inceliyor, üç ay sonra müfettiş inceliyor." diye. Niye? Kimsenin öbürünün ne yaptığından haberi olmazdı. Bu doğru bir şey mi? Dolayısıyla, burada mükellef haklarını esas alan bir düzenleme yaptık.

Sayın Kuşoğlu burada dedi ki: “Vergi Denetim Kurulunun denetim sonuçlarını Maliye Bakanı açıklayamıyor.” Kuşoğlu’nu buradan cevap vermeye çağırıyorum. 2016 Yılı Vergi Denetim Kurulu Faaliyet Raporu ve bu faaliyet raporu herkese açık bir şekilde internette de var. Ve diyor ki: “6 bin tane inceleme yapmışsınız.” Yok arkadaşlar, çok açık bir şekilde Maliye Vergi Denetim Kurulu 2016 yılında 49 bin inceleme yapmış, bir yılda 49 bin inceleme. Peki, 2011 yılında, Vergi Denetim Kurulu kurulmadan önce, 4 tane kurulun olduğu 2011 yılında kaç yapılmış? 16 bin yapılmış. Diyor ya bana arkadaşlarımızın bazıları burada “Denetim yapılmıyor. Denetim yapılmıyor.” bir de yüksek sesle bağırıyorlar burada, sanki yüksek sesle bağırınca korkacağız. 16 bin sayısından 49 bin sayısına gelmişiz dolayısıyla vergi denetimini son altı yılda da önemli ölçüde artırdık.

Baştan söyleyeyim kimseye sataşmıyorum, hemen buradan sataşma çıkarmayın, onu da özellikle ifade edeyim.

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) – Kime sataştığınızı biliyoruz Bakan, biliyoruz.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – “Kimseye sataşmıyorum.” deyince sataşılmamış mı oluyor?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Değerli arkadaşlar, eskiden bu 4 tane kurul vardı ya, 4 tane kurul, sayısı kaçtı bunların? 4.900 kişi çalışıyordu, 4.900 kişi. Şu anda Vergi Denetim Kurulunun denetim elemanı sayısı kaç arkadaşlar? 8.200. Niye inceleme sayılarımız artıyor? Çünkü denetim kapasitemizi 2 kat artırdık. Yani “Burada denetim yapılmıyor, kayıt dışı ekonomiyle mücadele edilmiyor.” diyenlere selam olsun. Biz denetim elemanlarının sayısını da artırdık, incelemeleri ve denetlemeleri de artırdık.

Sonra, övünerek söylediğimiz bir şey vardı “Bizim meşhur muavin yetiştirmelerimiz var arkadaş. Muavinleri biz muavin yetiştirmelerde yetiştiriyoruz.” denirdi ama bazıları hiç denetim almazdı “Vergi denetmenleri, ne gerek var canım, onlar denetim almasa da olur.” denirdi ama aslında en fazla denetim eğitimine ihtiyacı olan da onlardı çünkü en fazla denetimi de onlar yapıyor. Vergi Denetim Kurulunu kurduğumuz andan itibaren… Bugün hepiniz Eskişehir Yolu’ndan gidiyorsunuzdur, Halkbankın karşısında Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının devasa bir eğitim merkezi var. Burada faaliyet raporunda da var, ilk defa Türkiye'de vergi denetim elemanlarına standartları belirlenmiş yüksek kalitede eğitim veriyoruz. Ne eğitimi veriyoruz? Vergi mevzuatı eğitimi veriyoruz, meslek standartları eğitimi veriyoruz, mükellef hakları eğitimi veriyoruz. En önce öğrettiğimiz şey şudur: Önce mükellef hakları. Mükellef haklarını öğrenmeyen, mükellef haklarına özen göstermeyen bir denetim elemanı, denetiminde vatandaşı asla gözetmez. Bundan önce var mıydı “mükellef hakları eğitimi” diye bir eğitim? Bundan önce mükellef denetimlerine ilişkin bir standart var mıydı? Vergi denetimine ilişkin olmak üzere, bakın, şu anda bu Eskişehir yolunda bahsettiğim Vergi Denetim Kurulunun eğitim merkezinde 2 bin denetim elemanı her yıl önceden standartları belirlenmiş eğitimler alıyor. Dolayısıyla burada bir uzmanlaşmayı da sağlıyoruz.

Mükellef haklarını sağlayacak şekilde portallar açtık. Artık, vatandaş, kendisiyle ilgili yapılan denetimin her aşamasını kendisi görebiliyor; artık, her aşamada arkadaşlar -bilenler biliyor bunu- denetimin her aşamasında mükellef kendisini daha iyi savunabiliyor. Eskiden hesap uzmanı, müfettiş rapor yazardı yani görmek mümkün mü? “İhbarname gelsin de o zaman gör.” denirdi. Şimdi öyle değil arkadaşlar, raporun taslağını mükellefe veriyoruz. Daha vergi denetim raporu sonuçlanmadan mükellef, kendisi hakkında hazırlanan taslak denetim raporunu görüyor. Eskiden, vatandaş kendisini savunabilir miydi? “Git, mahkemede savun.” denirdi. Şimdi diyoruz ki: Rapor yazılsa bile Vergi Denetim Kurulu bünyesinde kurulan rapor değerlendirme kurullarında rapora karşı kendisini savunabilecek. Artık, Vergi Usul Kanunu’nda değişiklikler yaptık mükellefin kendisini savunabilmesi için.

Şimdi buradan arkadaşlar söylüyorlar: “Vergi denetimi nereye gitti?” Ben biliyorum o geçmişi. Alırsın incelemeyi, üç yıl bekletirsin “Askere gittim. Yurt dışına gittim. Pikniğe gittim. Oraya gittim, buraya gittim.” diye. Zavallı vatandaş üç yıl dört yıl beklerdi ki vergi denetimi bitsin.

Sayın Kuşoğlu, altı ayda vatandaş bitirmek zorunda artık denetimi, en fazla bir yılda, o da denetimin türüne bağlı olarak. Yani denetim bahsine hiç girmeyin. Denetim bahsinde -burada polemik yapacak hâlim yok, bu işi yapmış bir insanım- denetim konusunda yaptığımız çok şey var, daha yapmamız gereken işler de var. Biz şunu kabul edelim, o eski anlayıştan vazgeçelim. Biz vatandaşımıza güveniyoruz, vatandaşımıza inanıyoruz. Vergiyle ilgili yükümlülüklerini yerine getirme noktasında ona yardımcı olmamız lazım, ona iyi niyetle yaklaşmamız lazım. Denetim, devletin gücüdür ama denetimi keyfîliğe dönüştürmek kimsenin hakkı ve haddi de değildir, denetim elemanı da, Maliye Bakanlığı da vergi denetimini yaparken sonuna kadar mükellefin hakkına, hukukuna riayet edecek.

O açıdan bakıldığında Vergi Denetim Kurulu yapısı vergi denetiminde Türkiye'yi ileriye götüren, kayıt dışı ekonomiyle mücadelede etkinliği artıran ve gerçekten de verginin tabana yayılması ve önleyici denetim anlayışının gelişmesine katkı veren bir yapı olmuştur. Daha çok yapacağımız şey var yani vergi denetim elemanlarının gerek mesleki yeteneklerinin geliştirilmesi, ahlaki standartlarının geliştirilmesi ve uygulanması konusunda daha çok iş yapacağız.

Şimdi, arkadaşlar bana diyorlar ki: “Kayıt dışı ekonomiyle mücadele ediyor musunuz?” Daha bir ay önce -ben de aynı kanaatteyim “gecikmiş” de dense haklıdır- bir risk analiz merkezi kurma noktasında Meclisten bir yetki ve görev aldık. Aslında vergi denetimi, vergi kaçağıyla veya kayıt dışı ekonomiyle mücadele etme noktasında Gelir İdaresi Başkanlığının bir risk analiz merkezine sahip olması, gerçekten ihtiyaç çünkü hem vergi denetimlerinin doğru yapılması hem de Sayın Paylan’ın bahsettiği gibi vergisini bilerek ödemek istemeyenlere çok daha hızlı, çok daha etkin bir şekilde varabilmek için bütün ekonominin izlenmesi lazım, kayıtların takip edilmesi lazım. Ama kusura bakmasın Sayın Paylan yani burada “Kanunlarla bize verilmeyen yetkileri kullandın mı Sayın Maliye Bakanı?” diye bize parmağını gösterme hak ve hukukunu da kendisinde görmesin.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Kanunları beraber yapalım.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Yani “Nereden buldun?” sorusunu sorma konusunu tartışabiliriz yani ne kadar olmalı, ne kadar olmamalı, hududu nereye kadar gitmeli, bunun hukukiliğini sağlamak ve korumak için neler yapılmalı, bunların hepsi konuşulmalı ama biz burada vergi denetim kapasitesini geliştirdikçe, mükellefe ilişkin kayıtları ve belgeleri daha yakından izledikçe… Aslında ben ona hep “önleyici ve caydırıcı vergicilik” diyorum. Mesele, kişi vergisini ödemedikten sonra onu yakalamak değil, baştan onu bu davranıştan alıkoymak. Bunun yolu da mükellef hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak, mükellefin ekonomik faaliyetlerini izlemek ve ona “Evet, ben senin faaliyetlerini izliyorum, biliyorum.” diyebilmektir. Bana “IRS”i diyorsunuz. Ben de diyorum aynı şeyi. Neden? Aynı şey. Yani IRS’in yaptığıyla şu anda bizim yapmak istediğimiz şey aynı şey.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Yapın o zaman.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Yapıyoruz zaten Sayın Paylan.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Nerede yapıyorsunuz?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Yani burada, arkadaşlar…

GARO PAYLAN (İstanbul) – IRS “Nereden buldun?” diyor ama.

BAŞKAN – Sayın Paylan, lütfen…

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Arkadaşlar, burada birbirimizle “Sen şunu yaptın, ben bunu yapmadım” tartışmasına girmeye gerek yok. Hepimizin bulunduğu noktalardaki ortak sorumluluğu ve görevi, memleketimizi daha ileriye götürmek, daha iyi şeyler yapmak, vatandaşa gereken değeri ve önemi vermek.

Yani şöyle bir ayrımı yapıyoruz artık: Bütün mükelleflere baştan suçlu gözüyle bakan bir anlayış, yılların içine sinmiş bir anlayış. Bu anlayışı terk ediyoruz. Vatandaşa güveneceğiz, vatandaşa inanacağız, vatandaşla bilgileri paylaşacağız ve ben inanıyorum ki vatandaş kendisine yaklaşıldığı zaman, kendisi bilgilendirildiği zaman vergiye uyum konusunda da aslında son derece gönüllü. Nereden mi biliyorum? Maliye Bakanlığı olarak zaman zaman mükelleflerle topladığımız bilgileri paylaşıyoruz ve görüyoruz ki mükelleflerle bilgileri paylaşıyorsanız mükellef ne yapıyor? Size, buna olumlu cevap veriyor. Bu son derece önemli. Onu da özellikle söyleyeyim.

Yine burada konuşuldu değerli arkadaşlar, yani “Varlık barışını niye getirdiniz eskiden?” dendi. Evet, biz vatandaşlarımızın yurt dışındaki varlıklarının Türkiye’ye getirilmesi için yaptık. Sanki öyle bir konuşuluyor ki varlık barışı gibi bir düzenlemeyi dünyada bir tek Türkiye yapmış, başka hiçbir ülke yapmamış. Bugün en gelişmiş ülkelerden -en son Amerika Birleşik Devletleri şu anda yapıyor- birçok ülkeye kadar hepsi ne yapıyor?

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Hiçbir şey yapamadınız?

GARO PAYLAN (İstanbul) – Yüzde 15 vergi alıyor.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Arkadaşlar, vergi alıp almamak konusu bir politik tercihidir.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Bir senedir hiçbir şey yapamadınız, bir adım gitmedi.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Her yıl yapın.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Burada kalkıp şu kürsüde “Bu yaptığınız düzenleme, uluslararası hukuka aykırıdır, şöyledir, böyledir.” dediniz Sayın Bekaroğlu,

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Öyle dedik.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Sonuç ne oldu? Türkiye’nin yapmış olduğu bu düzenleme OECD’de değerlendirildi ve bütün uluslararası hukuk normlarına uygun olduğu da teyit edildi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Ne yaptınız bu Varlık Fonu’yla, ne yaptınız? Başkan değiştirdiniz, başka hiçbir şey yapamadınız.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Şaşırıyorum, ne kadar böyle gözümüz kör, ne kadar böyle ön yargılıyız Sayın Bekaroğlu? Sayın Bekaroğlu, gerçekten şaşırıyorum. Biraz daha vizyonumuzu, arkadaşlar, geniş tutalım, eski alışkanlıklarımızdan kurtulalım, dünyada ne oluyor ne bitiyor bakalım, uluslararası alanda kim ne yapıyor ne yapmıyor bakalım, Türkiye’de yapılanları da bunun üzerinden değerlendirelim. Tabii bu, bir vizyon meselesi. O vizyona, inşallah, bir şekilde herkes o noktaya gelir diye de düşünüyorum.

Yine, burada, özellikle büyüme konusunda birkaç şey söylendi.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Kim büyüyor?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Yani “2017 yılında büyümede yüzde 11’i sağladınız, işte, ne olacak, yüzde 1 yaptı bunu.” gibi şeyler söylendi.

Değerli arkadaşlar, yani hiç polemik yapmaya gerek yok. Türkiye ekonomisi, 2017 yılının ilk üç çeyreğinde yüzde 7’nin üzerinde büyüdü. Bu büyüme, tek başına sadece bir veya iki sektöre bağlı, bir ve iki sektörde kalan bir büyüme olmadı. Bütün sektörlere yaygın, bütün sektörlerde görülen bir büyüme ortaya çıktı. Bu açıdan baktığımızda, 2017 yılında ortaya çıkan büyüme özellikle yatırıma, ihracata ve üretime dayalı bir büyüme olması bakımından da son derece önemli. 2017 yılının üçüncü çeyreğinde yüzde 11 büyüdük. Bu büyüme oranı, bana göre, sadece 2017 yılının üçüncü çeyreği için önemli değil, aslında 2018 yılı için de son derece ümit verici bir gelişme.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, ne üreterek büyüdük? Ne yaptık da büyüdük?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Yani Türkiye ekonomisi, 2016’nın dördüncü çeyreğinden beridir arka arkaya dört çeyrektir büyüyor. 15 Temmuz alçak darbe girişimini bir tarafa bırakacak olursanız, 2016’nın üçüncü çeyreğinden önceki onlarca çeyrektir Türkiye ekonomisi sürekli büyüdü.

Bu şunu gösteriyor: Türkiye ekonomisi, 2018 yılında da bu büyüme trendini devam ettirecektir. Özellikle yatırım harcamalarında, makine teçhizat harcamalarında üçüncü çeyrekte ortaya çıkan gelişmeler son derece önemli. Bugün kapasite kullanım oranlarında gelinen nokta artık yatırımcıya şu mesajı veriyor: Ne yapmanız lazım? Kapasite kullanım oranlarında yüksek seviyelere geldiğinize göre ilave yatırım yapmanız lazım. Nitekim, ilave yatırımların da sinyalleri ikinci çeyrekten itibaren gelmeye başladı.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Hayal, hayal.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Önce inşaat harcamalarında bir artış gördük, en son üçüncü çeyrekte makine teçhizat harcamalarında yüksek oranlı bir artış geldi. İnşallah, arkadaşlar, 2018 yılı 2017 yılına gibi, büyümenin olduğu, yatırımın olduğu, istihdamın olduğu…

Bana da bir dakika süre verecek misiniz Sayın Başkan?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – İsterseniz, talep ederseniz düşünürüm.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Evet, birkaç dakika.

BAŞKAN - Peki, bir dakika lütfen…

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

İnşallah bu yıl sonunda da 2017 yılı bütçesine ilişkin güzel neticeleri alacağımızı şimdiden görüyorum. AK PARTİ hükûmetleri olarak son on beş yıldır bütçe performansı bakımından sağladığımız bir disiplin var, sağladığımız bir başarı var. Bu senenin sonunda da -buradaki yapılan konuşmaları da not aldım- göreceksiniz bütçemiz, orta vadeli programda öngördüğümüzden daha başarılı bir performans ortaya koyacak. Yıl sonunda burada bütçe disiplinine ilişkin yapılan bütün lafların aksine, bütçe dengesinde de gerçekten AK PARTİ hükûmetleri açısından başarı grafiğinin devam ettiğini ortaya koyan bir sonuçla karşılaşacağız.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – En kötü yıldı, en kötü.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – 2018 yılı büyümenin devam ettiği, yatırımın, üretimin, istihdamın, ihracatın artarak dalga dalga millete, memlekete yayıldığı bir yıl olacak.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Yüzde 1…

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Ben, 2018 yılı bütçesinin bu anlamda, ülkemize, milletimize hayırlar getirmesini diliyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Akçay’ın daha önceden söz talebi olmuştu, sırayla geleceğim Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Peki Başkanım.

Sayın Akçay, buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

6.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, 2017 Yılı Orta Vadeli Program ve program tanımlı dokümanlara bakıldığında 2017 yıl sonu itibarıyla yüzde 1,5 faiz dışı açık olmasının beklendiğine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bir iki konuda bir hatırlatma yapmak istiyorum.

Bu faiz dışı fazla, açık çalışması 1999 yılı sonunda sosyal güvenlik reformlarıyla birlikte, önce adı konulmadan başlatılmakla birlikte, en son 57’nci Hükûmetin 2002’de hükûmeti şimdiki Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetine devrederken, 2002 sonu itibarıyla, millî gelire oran olarak millî gelirin yüzde 3,4’ü kadar faiz dışı fazla veriyordu. Devredilen bu, yüzde 3,4 faiz dışı fazla. Şimdi, 2017 Yılı Orta Vadeli Program’a ve program tanımlı dokümanlara baktığımızda 2017 yıl sonu itibarıyla yüzde 1,5 faiz dışı açık olması bekleniyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen. Bir dakika ek süre veriyorum size Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bu da yaklaşık 45 milyar liraya tekabül ediyor.

Evet, kurumlar vergisi yüzde 30’dan yüzde 20’ye indi ve hangi şartlarda indirildiğini de biliyoruz. Geçen kasımda da 20’den 22’ye çıktığını da hatırlatmak lazım. Demek ki maliye politikası uygulamalarında olabiliyor böyle bir durum.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de Sayın Akçay.

Sayın Kerestecioğlu…

7.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ve taşeronla ilgili düzenlemenin KHK’yle yapılmasının doğru olmadığına ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Öncelikle, Sayın Maliye Bakanı “Denetimle ilgili konuşuyorlar, sanki korkuyoruz.” dedi. Muhalefetin yeri, hiç iktidarı ya da Maliye Bakanını korkutma yeri değil, eleştirme, olan eksikleri, gördüğü eksikleri söyleme yeridir. Sorun, modern binalar yapıp personel almak ya da eğitim yapmak değil, gerçekten bazı şeyler, daha süslü kelimeler olabilir ama özellikle genelde halkı denetlemek için denetmen alan Maliyenin, iktidarın en zengin olanlara sayısını bile bilemediğimiz vergi afları getirmesidir ve aynı zamanda torba yasalarla o vergiden kaçınmaların yani adalara, oraya, buraya kaçan paraların denetiminin de engellenmesi ve sanki bunun bir yasal düzenlemeyle düzenlenmesi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – HDP Grubu yeniden yapılandırma kanunlarına destek vermedi mi?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Tamamlayacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen. Bir dakika ek süre veriyorum.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Şimdi, OECD verilerine göre tüketim üzerinden alınan dolaylı vergilerin gerçekten en yüksek olduğu ülkelerden biriyiz, demokratik ülkelerde ise doğrudan vergiler yüksektir. Maalesef, sizin dediğiniz, “denetim” “bina” “eğitim” gibi sözler, bu ülkenin, Mutluluk Endeksi’nde 78’inci sırada olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Bir de çok önemli bir konu var Sayın Başkan, yani size de özellikle Mecliste bir görüş alışverişi yapılmasını gerektiren bir şey olduğu için ifade etmek istiyorum. Bugün basına taşeronla ilgili düzenlemenin KHK’yle yapılacağına ilişkin bir haber düştü. Şimdi, bu, gerçekten, yüz binlerce insanı ilgilendiren bir düzenlemedir ve bunun bu şekilde yapılması, başka önemli düzenlemelerin de bu şekilde yapılmasının yolunu açacaktır. Meclis tatile girmeden, aslında, hep birlikte bu düzenlemenin konuşulması ve herkesi memnun edecek biçimde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Lütfen, tamamlayayım, bir cümle zaten, bitiriyorum.

BAŞKAN – Ama tamamlayın, bakın, üç dakika oldu, lütfen.

Buyurun.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Meclis tatile girmeden, herkesi gerçekten memnun edecek şekilde bu düzenlemenin tartışılarak yapılması lazım. Aksi takdirde yeni yıla girerken bundan ciddi olarak aslında halkımız mağdur olacaktır. KHK’yle taşeron düzenlemek asla bir yol değildir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Altay, buyurun lütfen.

8.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Kısa bir arzım, bir de talebim var. Maliye Bakanımızı dinledik. Maliye önemlidir; devletin, dolayısıyla milletin parasını toplayan ve uygun şekilde sarf eden bir kuruluş. Şunu merak ediyorum: Benim şimdi bir param olsa, faiz almak istiyorsam onu götürür bankaya yatırırım; yok, paramı evde tutuyorsam, ben faiz istemiyorumdur. Hâl böyleyken, şimdi, bu meşhur ayakkabı kutularındaki para bir süre alıkonuldu ya, sonra devlet buna bir de faiz ödedi. Ben, şimdi, Sayın Bakandan… Bence ve kamu vicdanınca bu “rüşvet parası” olarak bilinen bu paraya devletin maliyesi kaç lira faiz ödedi, merak ediyorum; bu, arzım.

Talebim şu: Sayın Bakan konuşmasında İstanbul Milletvekilimiz ve aynı zamanda Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi olan Sayın Mehmet Bekaroğlu’nun daha önce yaptığı bir konuşmaya atfen kendisini vizyonsuzlukla itham etmek suretiyle de…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Yok canım.

BAŞKAN – Yok, hayır.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Evet, aynen öyle.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Öyle bir ifadem olmadı.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ağır bir sataşmada bulundu.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Hiç böyle bir ifadem olmadı.

BAŞKAN – Buyurun, bitirin siz.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Bir milletvekilini 80 milyonun önünde vizyonsuzlukla itham etmek sataşma değilse onun takdirini vicdanınıza bırakıyorum.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Kesinlikle öyle bir beyanatım olmadı.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Bekaroğlu’na cevap hakkı, sataşmadan söz talep ediyoruz.

Arz ederim.

BAŞKAN – Sayın Altay, elbette ki bir milletvekilini vizyonsuzlukla suçlamak, bir sataşma nedenidir.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Evet.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Ama olmadı.

BAŞKAN – Ama Sayın Ağbal, Sayın Bekaroğlu’na yönelik böyle bir ithamda bulunmadı.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Bulundu yahu herkes duydu.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Nasıl bulunmadı ya? Bütün salon duydu.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Hayır.

BAŞKAN – Hayır, bakın, çok iyi dinledim Sayın Altay. Önce Sayın Bekaroğlu’nun yapmış olduğu bir konuşmayla ilgili bir açıklama getirdi –ben hatta Sayın Bekaroğlu bir açıklama talebinde bulunur diye düşündüm- sonra da genel olarak “Vizyonumuzu daha çok genişletmeliyiz.” dedi.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Yani olumlu manada söyledim.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – İki dakika, biter.

BAŞKAN – Sayın Bekaroğlu, lütfen, şimdi Sayın Bakan burada, sizi kastettiyse açıklamasını yapsın…

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – İsim verdi, nasıl kastetmedi yani?

BAŞKAN – …eğer kastı öyleyse tabii ki size söz vereceğim sataşmadan dolayı.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Öyle ama Başkan.

BAŞKAN – Bir dakika…

Buyurun Sayın Bakan.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Sayın Başkanım, kesinlikle Sayın Bekaroğlu’nu kastederek ve anladığı manada bir ifade kullanmadım. Tam tersine, olumlu bir manada, ülkeyi ileriye götürmek için vizyon sahibi olmak… “Hep beraber inşallah bu vizyona beraber geliriz.” dedim yani.

BAŞKAN – Evet, böyle dedi, Sayın Bekaroğlu.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Olay böyle değildi ama, ben açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Sizinle ilgili bir şey yok.

Yerinizden bir dakika söz vereyim size.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Başkanım, bitmedi efendim.

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Şöyle: Bir düzeltme talebimiz de Sayın Kuşoğlu için var. Grubumuz adına Maliye Bakanlığı bütçesi üzerinde konuşan Sayın Kuşoğlu’nun Meclise ve millete yanlış bilgi verdiğini söyledi Sayın Bakan. Bu bir sataşma olmasa da bir tashihi gerektirir.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Doğru.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Uygun görürseniz bir dakika Sayın Kuşoğlu…

BAŞKAN – Tamam, şimdi bir dakika Sayın Bekaroğlu’na vereceğim, diğer bir dakika sözü de Sayın Kuşoğlu’na vereceğim.

Buyurun Sayın Bekaroğlu.

Süreniz bir dakika, uzatmayacağım sürenizi, lütfen toparlayın.

9.- İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun, Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; biz Varlık Fonu’nu hem Plan ve Bütçe Komisyonunda hem de Genel Kurulda iki yönde eleştirdik. Bir: “Varlık Fonu’nun kurulabilmesi için, diğer örneklerde olduğu gibi bir varlığın bulunması gerekiyor; ya dış ticaret fazlası ya doğal gazdan, petrolden bir zenginliğin, gelecek kuşaklar için bu varlığın değerlendirilmesi. Bu amaçla kurulmuştur Varlık Fonu.” dedik.

İkinci eleştiri alanımız: “Bu Varlık Fonu’nun Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetiminden kaçırılması yanlıştır.” Çünkü 200 milyar dolardan söz ettiler, “Bu 200 milyar doların mutlaka Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetiminde olması gerekir.” dedik. Bizim yaptığımız eleştiri budur. Bu, vizyonsuzluk falan değildir.

Kaldı ki Varlık Fonu’na mevcut varlıkları yerleştirerek onları ipotek ederek borç bulacağız, bunun yanlış olduğunu söyledik. Eğer böyle bir arayış vizyonsa Sayın Bakanımıza söyleyecek bir lafımız yok.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Peki, buyurun Sayın Bakan.

Sayın Kuşoğlu, size sonra söz vereceğim.

Bir dakika size de söz veriyorum Sayın Bakan.

10.- Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Sayın Bekaroğlu, anlaşılıyor ki o anda konuşmamı dikkatlice takip etmemişsiniz.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Bak, bir de “Takip etmediniz.” diyorsunuz.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Varlık Fonu’nu kastederek cümleleri kurmadım. İsterseniz tutanakları getirelim.

BAŞKAN – Evet.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Varlık Barışı Kanunu’ndan bahsettim, Varlık Fonu’ndan bahsetmedim ve “varlık barışı” diye sizin tabir ettiğiniz düzenleme, Komisyonda ve Genel Kurulda görüşülürken devamlı bir şekilde bunun uluslararası hukuka aykırı olduğunu iddia ettiniz. Ben oradaki argümanlarınıza karşılık olarak ve varlık barışı bağlamında konuştum. Onun için, Sayın Bekaroğlu’nun kalkıp hiç bahsetmediğim Türkiye Varlık Fonu’yla ilgili bir meseleyi bu meseleyle bağlamasının… Açık söyleyeyim, anlaşılıyor ki dikkatlice dinlememiş.

Maliye bakanlarını dikkatli dinleyin.

MUSA ÇAM (İzmir) – Bu olmadı, bu olmadı.

BAŞKAN – “Varlık barışı” dedi, Sayın Bekaroğlu.

Evet, Sayın Kuşoğlu, buyurun.

11.- Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu’nun, Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Yani Varlık Fonu’yla ilgili söylediklerim doğru, değil mi?

BAŞKAN – Sayın Kuşoğlu’nu dinliyoruz.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Varlık Fonu’yla ilgili eleştirilerimiz doğrudur.

BAŞKAN – Sayın Kuşoğlu’na söz verdim. Saygılı olalım lütfen.

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, teşekkür ederim açıklamalarınız için.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Varlık barışını söyledim.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Varlık barışını da konuşuruz, kimlerin parası geldi, nereden geldi, hangi adalardan geldi…

BAŞKAN – Sayın Bekaroğlu, Sayın Kuşoğlu’na söz verdim.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – …bunların hepsini konuşuruz Sayın Bakanım.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Boşa konuşuyorsun.

BAŞKAN – Lütfen…

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Bunların hepsini konuşuruz sizinle. Nasıl vergilerin kaçırıldığını, hepsini konuşuruz.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Boşa konuşuyorsun.

BAŞKAN – Sayın Bekaroğlu, lütfen… Ayıp oluyor ama Sayın Kuşoğlu’na ayıp oluyor. Söz verdim, söze başladı.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kuşoğlu.

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, teşekkür ederim açıklamalarınız için.

Denetimle ilgili olarak benim aldığım, verdiğim rakamlar, Gelir İdaresi Başkanlığının faaliyet raporundandı.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – O, vergi dairesi müdürlerinin…

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – 6.182 inceleme yapılmış, 150 milyon liralık bir tarhiyattan bahsediyordu, ben onları verdim. Vergi denetiminin etkili olması benim dileğim, siz de bunu aşağı yukarı biliyorsunuz -benzer yerlerden geliyoruz- daha etkili olması lazım ama piyasadaki mükellefler aynı seviyede kişiler değil. Özellikle kurumlar vergisi mükellefleri, kurumlar vergisini ödeyenler, ilk bin mükellef yüzde 60-70 gibi bir oranda, kurumlar vergisini ödüyor. Onun için çok daha üst düzeyde uzmanlaşmış denetim elemanlarına, farklı denetim elemanlarına ihtiyaç var. Hesap Uzmanları Kurulu, Maliye Teftiş Heyeti bu anlamda fonksiyon gören kurumlardı, yetişmiş birikime sahiplerdi. Bu birikimi yok ettiler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Bitti mi Sayın Kuşoğlu?

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Sürem bitti Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Peki.

Buyurun size de bir dakika.

12.- Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın, Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Sayın Başkanım, müsaade ederseniz burada da Genel Kurulumuzu bilgilendireyim.

Sayın Kuşoğlu kendi ifadeleriyle mükellefler arasında farklılık yapılması, vergi denetimi bakımından farklı denetim elemanlarının farklı mükelleflere yönelik ayrı ayrı denetim yapmaları ihtiyacından bahsetti. Ama unutmayın Sayın Kuşoğlu, Vergi Denetim Kurulu bir kurul olmakla birlikte içinde 4 farklı grup var, daha önceki kurulların hiçbirisinde olmayan. Sizin ifade ettiğiniz büyük ölçekli mükelleflerle ilgili denetimleri yapmak üzere ayrı, uzmanlaşmış, standartları belli bir grup başkanlığı var. Yine, daha önce olmadığı hâlde transfer fiyatlama ve uluslararası ticaretle ilgili ayrı bir grup var. Yine, küçük ve orta ölçekli işletmeler için ayrı bir denetim grubu var. Bir de daha önce hiç olmayan, organize vergi kaçakçılıklarıyla mücadeleyle ilgili grup başkanlıkları var. Yani sizin ifade ettiğiniz uzmanlık ihtiyacını biz tek kutuplu da görmedik, 4 kutuplu gördük.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan, kısa bir açıklama rica ediyorum. Az önce…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, soru-cevap bölümünde değiliz, lütfen…

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan, çok kısa bir açıklama yapmak istiyorum 60’a göre.

BAŞKAN – Gündemimize hâkim olmamız gerekiyor. Soru-cevap bölümünde gerekli açıklamaları ve soruları sorarsınız.

GARO PAYLAN (İstanbul) – 60’a göre talep ediyorum efendim.

BAŞKAN – Nedir, ne açıklayacaksınız?

GARO PAYLAN (İstanbul) – Önemli bir konuyla ilgili açıklama istiyorum 60’a göre.

BAŞKAN – Nedir konunuz?

GARO PAYLAN (İstanbul) – Taşeronla ilgili bir açıklama yapmak istiyorum, Sayın Bakan açıklama yapmadı çünkü.

BAŞKAN – Şu anda taşeronu görüşmüyoruz, Maliye Bakanlığı bütçesini görüşüyoruz.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Efendim, önemli bir konu. Yarın Meclis tatile gidecek deniyor. Bakın, yıl başına kadar kamuda taşeron düzenlemesinin yapılacağı iddia edildi.

BAŞKAN – Sayın Kerestecioğlu bu konudan bahsetti.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Ama Sayın Bakan bir cevap vermedi.

BAŞKAN – Şu anda Meclis bütçeyi görüşüyor.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Ama Sayın Bakan bir cevap vermedi.

BAŞKAN – Bu konu da gündemimizde değil.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Ama yarın Meclis tatil olacak, yarın Meclis tatil olacak.

BAŞKAN – Soru-cevap kısmında sorarsınız Sayın Paylan.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Yarın Meclis tatil olacak

BAŞKAN - Soru-cevap kısmında sorarsınız Sayın Paylan.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Yarın Meclisin tatil olacağı bilgisi var.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503) (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

A) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) MALİYE BAKANLIĞI (Devam)

1) Maliye Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maliye Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Gelir İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gelir İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) KAMU İHALE KURUMU (Devam)

1) Kamu İhale Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu İhale Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU (Devam)

1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) GELİR BÜTÇESİ (Devam)

BAŞKAN – Hükûmet adına Gençlik ve Spor Bakanı Sayın Osman Aşkın Bak konuşacak.

Buyurun Sayın Bak. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi dakika.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gençlik ve Spor Bakanlığının 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesini sunmak ve 2016 Kesin Hesabını görüşmek üzere huzurlarınızda bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulumuzu, Genel Kurulumuzun tüm üyelerini ve yüce milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Bütçe konuşmasına başlamadan önce, geçtiğimiz pazartesi günü evladı Yavuz Yılmaz’ı ebediyete uğurlayan eski Başbakanlarımızdan ve benim de hemşehrim olan Sayın Mesut Yılmaz Beyefendi’ye, eşlerine ve tüm yakınlarına bir kez daha sabır dileklerimi iletiyor, merhuma Allah’tan rahmet diliyorum.

Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak gençlik alanında yürüttüğümüz faaliyet ve sunduğumuz hizmetlerle gençlerimizin hayata daha iyi hazırlanmalarını, çocukluk ile erişkinlik arasındaki gelişim dönemlerini en verimli şekilde geçirmelerini amaçlıyoruz. Son yıllarda çok önemli çalışmalara imza atan Bakanlığımız bünyesinde gerçekleştirmeyi planladığımız proje ve faaliyetler için 2018 yılında ihtiyaç duyduğumuz bütçe miktarları, merkez teşkilatı birimleri için 191 milyon 392 bin TL, Spor Genel Müdürlüğü için 1 milyar 284 milyon 808 bin TL, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü için ise 13 milyar 889 milyon 262 bin TL’dir.

Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak öncelikle Kredi ve Yurtlar Kurumumuzdaki gelişmeleri aktarmak istiyorum. Bakanlığımız, 2002 yılında 77 il ve 59 ilçede 190 yurtta toplam 182.258 yatak sayısından 18/12/2017 tarihi itibarıyla 81 il, 243 ilçe ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 762 yurtta toplam 626.945 yatak sayısına ulaşmıştır. Sadece 2017 yılında 127 adet 95.376 kapasiteli yurt binasını hizmete açtık. Sayın Bakanımız burada, kendisine teşekkür ediyorum gösterdikleri çabadan dolayı, ekibiyle beraber çok teşekkür ediyorum.

Şimdi, Kredi Yurtlar Kurumu olarak 2013 yılında 287 bin olan yatak sayımızı 2014 yılında 367 bine, 2015 yılında 455 bine, 2016 yılında 556 bine, 2017 yılı sonu itibarıyla da -daha tamamlanacak yurtlarımız da var- 650 bin sayısına ulaştıracağız. Hedefimiz, bu sayıyı 2020 yılında 860 binin üzerine, 900 bine taşımak. Tabii, burada çaba gösteren, destek veren herkese teşekkür ediyoruz.

Şimdi, bize bir eleştiri yapıldı, başvuran öğrencilerin yerleştirme oranlarıyla alakalı. Bize bu yıl 392.329 öğrencimiz yurtlara yerleşmek için başvurdu, bunlardan 327.136’sını yerleştirdik yani yerleşim oranı yüzde 83,41. Dolayısıyla, bu noktada 2013’teki rakamı buraya taşıyan, desteği olan herkese teşekkür ediyoruz.

Şimdi, kampüslerde yurt yapımlarıyla alakalı bilgileri arz edeyim. Şimdi, şu anda sadece 2016 ve 2017 yıllarında kampüs içerisinde yurt yaptık. 22 tane yurt yapmışız, bu yurtlarda 38.157 yatak var. Şimdi, bizim hedefimiz, kampüs içerilerine yurt yapmaya devam etmek, bu sayıyı yükseltmek için. Önümüzdeki yıl, 2018 ve 2019’da, başta büyük şehirler olmak üzere, İstanbul, Ankara, Antalya, İzmir ve diğer şehirlerimiz olmak üzere, yani öğrenci yerleştirmekte sorun yaşadığımız, arsa sorunu yaşadığımız illerde üniversite kampüslerinde yurt yapmaya devam edeceğiz. Bunun için üniversitelerle temasa geçtik. Daha önce de temaslar yapılmış ve bu şekilde yurt yapmaya devam edeceğiz. Dolayısıyla, bunun avantajı ne? Öğrencimiz için avantajı şu: Bir: öğrenci yolda zaman kaybetmiyor. İki; öğrenci bir para, otobüs gidiş gelişi için bir ücret vermiyor. Üçüncüsü; daha da güvenli yani kampüs içerisinde hem bizim güvenliğimiz var hem de üniversitenin güvenliği var. Dolayısıyla, öğrencilerimizin çok daha iyi şartlarda, iyi noktalarda ikamet etmeleri için yurtlarımızda hazırlıklarımızı yapıyoruz.

Peki, başka ne yaptık? Öğrencilere verdiğimiz kredi miktarını artırdık. 2002 yılında 45 liraydı, bugün -2018 yılı başından itibaren- bu rakam 470 TL’ye çıktı. Dolayısıyla, bize başvuran öğrencilerimize -şu anda 1 milyon 650 bin öğrenciye- burs ve kredi veriyoruz, başvuran herkese kredi veriyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu noktada, Maliye Bakanlığımıza teşekkür ediyoruz.

Peki, başka ne yaptık? Yemek yardımı. Günlük, öğrencilere sabah kahvaltısı, bir de akşam yemeği veriyoruz. Bunun için de bu yıl itibarıyla günde 11 TL’ye çıkardık öğrencimize gıda yardımını yani çocuğumuz kalktığı zaman sabah kahvaltısını yapmadan okula gitmesin, geldiği zaman da 3-4 çeşit akşam yemeğini yesin.

Şu anda, 4 yıldızlı otel standartlarına sahip yurtlarımız var; 3 kişilik odalar, 4 kişilik odalar; eski sistemde ranzalı -15 kişilik, 20 kişilik- odalar vardı. Biz, bir yandan yeni yurtlar yapıyoruz ve bu yurtlarda da konforu artırıyoruz. Öğrencilerimiz memnun. Memnuniyet oranıyla ilgili yaptırdığımız bir çalışmada; 4 üzerinden 3,56. Dolayısıyla, öğrencilerimiz bu noktada bizden memnunlar ve biz onlara hizmet etmeye devam edeceğiz. Bu noktada, gençlerimize güveniyoruz, onlara hizmet etmeye devam edeceğiz çünkü onlar bizim geleceğimiz.

Diğer bir konu -burada bahsedildi- uyuşturucuyla mücadele. Şimdi, bizim, Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak en çok üzerinde durduğumuz konulardan bir tanesi de uyuşturucuyla mücadele. Bu noktada -ben geldiğim günden beri de ifade ediyorum- uyuşturucuyla mücadelede en etkin yöntem sporun gücünü kullanmak. Yani spora yaptığınız 1 liralık yatırım size 4 lira olarak geri dönüyor, nasıl dönüyor? İşte, spor vasıtasıyla gençlerimizi biz spor sahalarına taşıyoruz, havuzlara taşıyoruz, spor salonlarına taşıyoruz; sokaklarda olmuyorlar. Sokaklarda uyuşturucu çetelerine biz bu fırsatı vermeyeceğiz; amatör spor kulüplerimizle beraber, spor tesislerimizle beraber, mahallî idarelerimizle beraber uyuşturucuyla mücadeleye devam edeceğiz. Burada sporun gücü şu: Önleyici gücü var yani çocuklarımızı spora taşıdığımız zaman, o çocuk enerjisini atıyor, bir çevre ediniyor, disipline oluyor, dolayısıyla yalnız kalmıyor, uyuşturucunun bulunduğu, kol gezdiği veya yer aldığı ortamlarda bulunmuyor. Biz onları daha güvenli, kendini geliştireceği, sağlığını geliştireceği ortamlara taşıyoruz.

Başka ne yapıyoruz? Bu çocuklarımıza yaptığımız yatırımda sağlıklı bir nesil önemli. Bizim en büyük gücümüz insan gücümüz, gençlerimiz. Gençlerimize güveniyoruz. Dolayısıyla, bu sayede de spor yapan gençlerimiz daha az doktora gidiyor, daha az hastalanıyor, daha az ilaç kullanıyor, daha az film çektiriyor. Dolayısıyla sağlıklı bir nesille beraber bunun karşılığını almış oluyoruz. Bu noktada amatör spor kulüplerimiz…

Ben de amatör spor kulüplerinin içerisinden gelen birisiyim, amatör spor kulüplerinde yöneticilik yaptım, federasyon başkanlığı yaptım, pek çok kulüpte, profesyonel kulüpte de yöneticilik yaptım. Bizim gençlerimize dokunacağımız en önemli alanlardan bir tanesi de bu spor kulüpleri. Bu noktada, Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak biz mahalle aralarına basket potaları yapıyoruz, amatör sahalar yapıyoruz, Spor Toto Teşkilatımızla, Spor Genel Müdürlüğümüzle, mahallî idarelerle birlikte bu tesisleri ülkemize kazandırıyoruz. Dolayısıyla gençlerimiz, bu ülkenin yarınları olan gençlerimiz bu tesislerden yararlanıyor.

Yaklaşık 13 bin amatör kulübümüz var. Ben geçtiğimiz ay Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonunun Genel Kuruluna katıldım. Bu Genel Kurulda onlarla sorunları üzerinde görüştük. Bu görüşmeler çerçevesinde de biz onlara şunu söyledik: “Bize yer gösterin, birlikte, mahallî idarelerle beraber sizlere saha yapalım, daha çok gencimizi spor tesislerine taşıyalım çünkü uyuşturucuyla mücadelede, kötü alışkanlıklarla mücadelede en önemli argüman bu.” Biz sporun birleştirici gücünü, sporun gücünü kullanmak istiyoruz.

Bakın, 2017 yılında amatör spor kulüplerimize 192.100 adet eşofman takımı, 189.400 adet tişört ve şort takımı, 187.740 adet yağmurluk, 186.950 adet spor çantası vesaire olmak üzere toplam 20 milyon 500 bin liralık ayni yardım yapmışız. Nakdî olarak da 13 milyon TL yardım yapmışız. Yani, amatör kulüplere yardımımızı yapıyoruz. Bunu artırarak devam edeceğiz. Spor Toto Teşkilat Başkanlığımızın desteğiyle, Spor Genel Müdürlüğümüzün desteğiyle ve mahallî idarelerle beraber bunu yapıyoruz.

Onun dışında, burada sayın vekillerimiz ifade ettiler, dopingle mücadele. Ben de geçtiğimiz dönem Dopingle Mücadele Komisyonu Başkanlığı yaptım. Doping sporun kanseridir. Bu noktada, dopingle mücadelede 2013 yılında yaşadığımız sıkıntıları süratle aşarak… 2013’te 176 tane numune çıkmıştı, şu anda bu numune sayısı 21’lere düşmüştür. Dolayısıyla, bu noktada, Sayın Bakanımıza teşekkür ediyorum; kendisi dopingle mücadele noktasında, 2014’te, 2015’te ve 2016, 2017 yıllarında dopinge sıfır tolerans noktasında etkin bir mücadele gösterdiler. Kendisine ve ekibine teşekkür ediyorum.

Aynı zamanda, dopingle mücadeleyle ilgili bir yasa tasarısı hazırladık, inşallah onu da Meclise getireceğiz. Bu noktada desteğinizi istiyoruz çünkü bu kanseri, sporun kanserini buradan çıkarmamız gerekiyor.

Sonra, yasa dışı bahisle ilgili bazı şeyler söylendi. Yasa dışı bahisle ilgili olarak da Spor Toto Teşkilat Başkanlığı olarak biz bazı düzenlemeler talep ettik. Bu düzenlemelere sizler destek verdiniz, çok teşekkür ediyoruz bu noktada. Şu anda yasa dışı bahisle mücadele kapsamında atılan ilk büyük adım, 2013 yılında gerçekleştirilen kanun değişikliği. Bu değişiklikle, yasa dışı bahis oynatanlara verilecek hapis cezaları artırılmış ve yasa dışı bahis oynayanlara ilk defa para cezası getirilmiştir. Sonra, Spor Toto Teşkilat Başkanlığı yüzlerce yasa dışı bahis sitesi hakkında erişim engellemesi kararı vermiştir. Yasa dışı bahis sitelerine ilişkin ihbarların tümü titizlikle değerlendirilmekte, yasa dışı bahis oynattığı tespit edilenler için suç duyurusunda bulunulmakta ve buna ilişkin açılan kamu davaları “müdahil” sıfatıyla takip edilmektedir.

Bakanlığımız ve Maliye Bakanlığının önderliğini yaptığı bir çalışma grubu oluşturulmuş ve yasa dışı bahisle mücadele kapsamında bir eylem planı hazırlanmıştır. Bu eylem planında kararlaştırılan konuların bir sonucu olarak 694 sayılı KHK’yle yapılan değişiklik neticesinde, soruşturma makamlarının yasa dışı bahis suçu kapsamındaki yetkileri artırılmış, daha derin ve sağlıklı soruşturma yapılabilmesi mümkün kılınmıştır.

Yasa dışı bahsin cazibesini artıran en büyük nedenin daha yüksek ikramiye dağıtım oranlarıyla oyun oynatılması olduğu bilinmektedir. Bu nedenle Spor Toto Teşkilat Başkanlığınca, oynatılan oyunlara ilişkin ikramiye dağıtım oranlarının yeniden düzenlenerek rekabet avantajının sağlanması ve bu sayede yasa dışı bahsin azaltılarak kamu kaybının önüne geçilmesi hususunda çalışmalar yapılmaktadır.

Bayilik iptalleriyle ilgili bazı eleştiriler oldu, bu noktada da bilgi vereyim. Teşkilat Başkanlığımız, bahis oyunlarının sorumlu bahis ilkeleri çerçevesinde ve toplumsal yapıya zarar vermeyecek nitelikte gerçekleştirilmesi hususuna büyük önem vermektedir. Bu kapsamda, teşkilata bağlı bayilikler düzenli olarak denetlenmekte ve mevzuata aykırı işlem tesis ettiği belirlenenler iptal edilmektedir. 2007-2017 yılları arasında toplam 1.432 Spor Toto bayisi hakkında iptal kararı verilmiştir. Bunun sebebi: Kapatılan bu bayilerin büyük çoğunluğunu 18 yaşın altındaki çocuklara oyun oynatma, yasa dışı bahis ve kumar oynatma gibi mevzuata aykırı fiiller gerçekleştirdiği tespit edilen bayiler oluşturmaktadır.

Şimdi, gençlerimizle buluştuğumuz bir nokta da gençlik merkezlerimiz. Şu anda sayısı 280’lere dayandı, önümüzdeki yıl bunu 300’ün üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Bu noktada da gençlerin bir araya geldiği, çeşitli aktivitelerde bir arada olduğu, spor yaptığı, kültürel etkinlikler yaptığı, sanatsal etkinlikler yaptığı ortamlar. Aynı zamanda, biz dijital ortamı da gençlerle burada yaşıyoruz, robotik çalışmaları gençlerle burada gerçekleştiriyoruz ve onlarla bir arada olmaya devam ediyoruz.

Onun dışında 6222 sayılı Yasa’yla ilgili bazı eleştiriler yapıldı. Biz 6222 sayılı Yasa’yla ilgili İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığıyla birlikte çok titiz bir çalışma yürüttük. Bu noktada, sporda şiddetin önlenmesiyle alakalı, kulüplerimizle bir araya geldik, onlarla ilgili olarak taraftar gruplarının eğitilmesinden tutun da, izleme sisteminden cezaların artırılmasına kadar pek çok konuyu değerlendirdik. Çok yakında bunları da yasalaştıracağız. Dolayısıyla bu noktada sizlerden de destek istiyoruz. Sporda şiddeti asla kabul edemeyiz, tasvip edemeyiz ve sporda “fair play” ruhunun etkin olduğu bir ortamı arzu ediyoruz.

Spor tesislerine gelince: Spor tesislerini, tabii, arkadaşlarımız ifade etti. Spor tesisleri envanterine baktığımız zaman da şu anda 3.488 adet spor tesisi var. Bunların 1.327’si futbol sahası, 842’si spor salonu ve böyle gidiyor. Daha önce, 2002 yılı öncesindeki spor tesisi sayımız 1.575’miş, biz sadece on beş yıl içerisinde 1.913 adet spor tesisi yapmışız. Bu spor tesislerini niçin yapıyoruz? Gençlerimizin spor yapması için, daha başarılı olması için yapıyoruz. Dolayısıyla, şu anda Türkiye dünyada spora en fazla yatırım yapan ülke konumundadır. Bu noktada da Sayın Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza, hükûmetlerimize teşekkür ediyoruz. Gerçekten, her gittiğimiz noktada, her ilde tesisler, spor salonları var; ilçelerde var, hatta beldelere kadar, köylere kadar spor sahaları yapıyoruz gençlerimizin sporla bir arada olması için.

Başka bir konu: 2., 3. Lig kulüpleriyle ilgili bazı eleştiriler oldu, işte, Spor Totonun onlara desteğiyle alakalı. Şu anda tüm futbol kulüplerine 2004-2017 yılları arasında Türk Spor Toto Teşkilatımız 2 milyar 500 milyon lira sadece isim hakkı için ödeme yapmış. Spor kulüplerimizle toplantı yapıyoruz, Kulüpler Birliğiyle bir araya geldik, 1. Lig kulüpleriyle bir araya geldik, önümüzdeki hafta da 2. Lig Kırmızı Grup, Beyaz Grup; 3. Lig Birinci Grup, İkinci Grup ve Üçüncü Grup kulüpleriyle bir araya geleceğiz. Kendilerinin herhangi bir gelir kayıpları yok, olmayacak ve biz onlara daha fazla destek olmaya çalışacağız.

Onun dışında, tabii, bizim için en önemli şey, Kulüpler Birliğiyle şu ana kadar 3 defa toplantı yaptık, Futbol Federasyonuyla bir araya geldik. Sporun gelişmesi için, futbolun gelişmesi için, altyapı yatırımlarını birlikte yapmayı planlıyoruz. Nasıl, Almanya takımı başarısız olduğu zaman altyapıya büyük yatırım yaptı, biz de altyapıya yatırım yapmak durumundayız. Bunu kulüplerimizle görüşüyoruz. Onlara bu noktada, saha konusunda olsun, diğer konularda olsun destek vermeye devam edeceğiz.

Bu gençler bizim gençlerimiz, onlara güveniyoruz. 2. ve 3. Lig kulüplerinin de güçlü olmasını istiyoruz, o noktada her türlü diyaloğa hazırız. Fakat şunu unutmamamız lazım: Kulüplerin borçlarıyla alakalı konular ifade edildi. Bu noktada yönetimsel hatalar vardır, bu yönetimsel hatalar da… Kulüp yöneticilerinin transfer noktasında veya altyapıdan yetiştirmedikleri için yaşadıkları sorunlar vardır, hatalı transferler vardır, bazı şeyler söz konusudur ama şunu da ifade edeyim: Biz Türk sporunun, Türk futbolunun gelişmesi için altyapıya yatırım yapmalıyız; bunun örnekleri var, geçmişte de yaşadık. İnşallah, hep beraber, bütün camiamızla, bütün kulüplerimizle beraber bu altyapı sorununu çözüp… Örnek kulüpler var, bakıyoruz, Altınordu Kulübü var bu noktada başarılı. Bazı kulüpler yatırım yapıyorlar. Bursaspor yatırım yapıyor, Trabzonspor yatırım yapıyor. Geçen hafta Bursaspor-Trabzonspor maçını izlediğimizde altyapıdan yetişmiş 5 oyuncuyu gördük, gerçekten gurur duyduk, bunların sayısının artmasını istiyoruz. Dolayısıyla bunun için de Futbol Federasyonuyla beraber…

Askerlikle ilgili konuyu gündeme getirdi Sayın Vekilimiz Saffet Bey, kendisi de bu işin içerisinden geliyor. Ben de yöneticilik yaptığımda aynı sorunlarla karşılaştım. Bu konuyu Asker Alma Dairesi Başkanıyla ben görüştüm, Millî Savunma Bakanımızla görüştüm. Yasada şu ifade ediliyor: “Türkiye Profesyonel 1. veya 2. Futbol Liglerinde yer alan takımların kadrolarında bulunan profesyonel futbolcuların…” demiş. Buraya, tabii, bir alt ligin de ilave edilmesi lazım; bu noktada birlikte çalışırız. Bu, çözüm gerektiriyor. Yalnız şunu unutmamamız lazım: Geçmişte bununla ilgili bazı suistimaller oldu, siz de bunu biliyorsunuz, o suistimallerin olmaması için de birlikte bunu önleyecek adımlar atmamız lazım.

Onun dışında, ülkemiz yapılan tesislerle pek çok organizasyona ev sahipliği yapıyor. Geçtiğimiz aylarda Avrupa Basketbol Şampiyonası’nı organize ettik, Samsun’da İşitme Engelliler Olimpiyatları’nı organize ettik, Erzurum’da Kış Olimpiyatları’nı organize ettik ve Trabzon’da Gençlik Olimpiyatları’nı organize ettik. (AK PART sıralarından alkışlar) Dolayısıyla pek çok organizasyonu başarıyla gerçekleştirmektedir ülkemiz. Bu noktada, biz gençlerimize güveniyoruz, kulüplerimize güveniyoruz.

Tabii, spor siyasetüstü, burada herkesten destek görüyoruz. Spor kulüpleriyle ilgili öneriler de oldu. Spor kulüpleri yasasını Kulüpler Birliğiyle ve diğer taraflarla görüşüyoruz, onu da Meclise getireceğiz. Bu noktada irade oluştu ve sizlerin de destekleriyle beraber Türk sporunda sorunları giderecek, bir çözüm üretecek bu yasayı da getireceğiz. O noktada da sizlerden destek bekliyoruz.

Biz, tabii, büyüyen, gelişen, güçlü Türkiye’yi istiyoruz. Bu noktada, ülkemizin uluslararası arenada başarılı şekilde temsil edilmesini arzu ediyoruz. İnşallah, olimpiyatlarda da, 2020 Tokyo Olimpiyatları’nda da başarılı sonuçlar almak için gerekli proje ve çalışmaları yapıyoruz. Şu anda havuzumuzda yaklaşık bine yakın sporcu var, bunları da birer proje olarak düşünerek Türk Bayrağı’nı uluslararası arenada en yükseğe çekmek için hep beraber çalışacağız.

Gençlerimize güveniyoruz, ülkemizin gençlerine güveniyoruz. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak her zaman sizin yaptığınız eleştirilere, önerilere açığız. Destekleriniz için teşekkür ediyorum.

Herkese saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Şimdi söz sırası, şahsı adına lehte olmak üzere konuşacak olan Sivas Milletvekili Sayın Selim Dursun’da.

Buyurun Sayın Dursun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SELİM DURSUN (Sivas) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı hakkında şahsım adına, lehte söz almış bulunuyorum. Gazi Meclisimizi ve yüce heyetinizi, aziz milletimizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, dokuzuncu tur görüşmelerimizi yaptığımız 2018 yılı bütçesi, önceki bütçelerimiz gibi, milletimizin refah ve mutluluğunu, ülkemizin büyümesini ve gelişmesini, insanımızın yaşam standardını yükseltmeyi hedefleyen bir bütçedir. On beş yıllık AK PARTİ hükûmetlerimiz döneminde uygulanan başarılı ve ihtiyatlı politikalar sayesinde ezber bozan çalışmalara imza atılmıştır. Belki her birimiz unutmuş olabiliriz ama birkaç örnek vermek gerekirse, Türk lirasından 6 sıfır atılması, IMF borçlarının sıfırlanması, faiz giderlerinin millî gelire oranının yüzde 14,4’ten yüzde 1,9’a gerilemesi… Bu sayede küresel krizlerden en az şekilde etkilenen ekonomimiz bu yılın üçüncü çeyreğinde 11,1; son on beş yılda da 3 kat büyümeyi başarmıştır.

Sayın milletvekilleri, atalarımızdan bize miras olan devleti ebet müddetimizi geleceğe taşıyacak olan gençlerimizle başlamak istiyorum. Onlara şükranlarımı sunuyorum. Gençlerimizin vatanı, bayrağı ve devleti için 15 Temmuz gecesi hain FETÖ'cü darbecilere karşı nasıl bir duruş sergilediklerini hepimiz yakinen biliyoruz. İşte, biz bu gençlerimize de 18 yaşında seçme ve seçilme hakkını sağladık. Oluşturulan gençlik merkezleri aracılığıyla da millî, ahlaki, insani ve kültürel değerleri benimseyen, koruyan ve geliştiren, ailesini, vatanını ve milletini seven, sanatsal ve sportif alanlarda kendini geliştirmiş ve topluma karşı sorumluluk duyan, akıl teri ile alın terini birleştiren güçlü bir gençlik yetiştirme gayretlerimiz devam etmektedir.

Sayın milletvekilleri, Kredi Yurtlar Kurumu olarak da öğrencilerimizin daha iyi şartlarda eğitim görmesi, barınması için yapılan çalışmalar devam ediyor. Sayın Bakanımız da bahsettiler, daha önce 190 yurdumuzda 182 bin öğrencilik yatak kapasitesi varken bugün itibarıyla 758 yurtta 653 bin yatak kapasitesine ulaşılmıştır.

Bu arada, Sivas’ımızda ihalesi yapılan 10 bin öğrenci kapasiteli yurdumuz ve olimpiyat şampiyonumuz Taha Akgül kardeşimizin isminin verildiği kapalı spor salonumuz ve de stadımız için de teşekkür ediyor, hayırlı olmasını diliyorum; Sayın Bakanımıza ve emeği geçen arkadaşlara teşekkürlerimi sunuyorum.

1 milyon 603 bine yakın öğrencimize burs verilmektedir, kredi verilmektedir. 2002’de 45 lira olan bu burs ücreti 2018 yılı itibarıyla 470 lira olacaktır. Siyaset anlayışımız “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” ilkesine ve vatandaşlarımızın müreffeh bir hayat sürmesine odaklı olduğu için ülkemizin kaynakları faize değil yatırımlara aktarılmıştır. Aziz milletimizin AK PARTİ’mize on beş yıldır vermiş olduğu güven ve destekle, büyük ve güçlü Türkiye hedeflerimize ulaşmak için, mali disiplinden kopmadan, daha çok çalışıp daha çok üreteceğiz inşallah.

Bütçemizi hazırlayan başta Maliye Bakanımıza ve emeği geçen tüm arkadaşlarımıza, geçmişten bugüne emeği geçen tüm kardeşlerimize teşekkür ediyoruz. Bu vesileyle de, 2018 yılı bütçemizin ülkemize, bölgemize, mazlumlara, mağdurlara faydalı olacak şekilde, hayırlı olacak şekilde gerçekleşmesi dileğiyle yüce Meclisimizi ve aziz milletimizi tekrar saygıyla, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dursun.

SELİM DURSUN (Devamla) – Ben teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, dokuzuncu turdaki konuşmalar tamamlanmıştır.

Şimdi soru-cevap işlemini yapacağız.

Süremiz yirmi dakika; bu sürenin on dakikası soru sorması için sayın milletvekillerine, diğer on dakikası ise cevap vermesi için sayın bakanlara aittir.

Sayın Özdemir, sizden başlıyoruz.

Buyurun.

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yüzde 11 büyüme rakamları gündemdeyken ve oldukça atıf yapılırken, enflasyon artışı, işsizliğin giderek artması -ki özellikle neredeyse her 4 gençten 1’i işsiz- ve gelir dağılımı adaletsizliği ortada, servet dağılımındaki fark giderek açılıyor ama ben, burada, özellikle Maliye Bakanına öğretmenlerden bahsetmek istiyorum.

Sayın Bakan, öğretmenlerin yüzde 95’i maaşları yetersiz olduğu için geçinemediklerini söylüyor; yüzde 20’si ek iş yapıyor, yüzde 20’den fazlası da kredi borcu olduğunu söylüyor ki Millî Eğitim Bakanlığınızın açıkladığı Öğretmen Strateji Belgesi’ndeki en önemli bulgu, öğretmenlerin toplum nezdindeki itibarının giderek azaldığı.

Bu noktada, 2018 bütçesinde, özellikle, tabii ki öncelik mesleklerini icra edemeyen, atanamayan öğretmenler ama öğretmenlerin maaşı konusunda bir düzenleme olacak mı?

Gençlik ve Spor Bakanımıza da sormak istiyorum. Şöyle ki: Üniversite kampüslerindeki yurtlara özel önem verdiğinizi söylediniz ki bildiğim kadarıyla siz de İngiltere’de eğitim aldınız, oradaki kampüs üniversitelerinin durumunu biliyorsunuz. Biz, burada, ben hatırlamıyorum, kaç tane üniversite açtık, açıkçası, tabela üniversitesi gibi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Tümer…

ZÜLFİKAR İNÖNÜ TÜMER (Adana) – Sayın Maliye Bakanı, yaklaşık 1 milyon 760 bin dekar alana sahip Adana ili Aşağı Seyhan Ovası sulamasının, ileriki zamanlarda sulama suyu temininde yaşanacak problemlerin çözümü için basınçlı borulu şebekeye dönüştürülmesi gerekmektedir. Aşağı Seyhan Ovası’nda tüketilen sulama suyu miktarı yıllık ortalama 1 milyar 900 milyon metreküp olup, ihtiyaç duyulan bu miktarın ancak 1 milyar 510 milyon metreküpü karşılanabilmektedir. Basınçlı borulu şebekeye geçildiğinde en az 665 milyon metreküp su tasarrufu sağlanacağı hesaplanmaktadır.

Öte yandan, yenilemeden kaynaklı sulanacak ilave yaklaşık 1 milyon dekar tarım arazisinde yaklaşık 600 milyon lira değerinde tarımsal gelir artışı beklenmektedir. Şebekenin basınçlı boru şebekeye dönüştürülmesi için sulama suyunun santralden türbinlenmeden alınması söz konusu olabilecektir. Bu bakımdan, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından özelleştirilmesi planlanan Seyhan 1, Seyhan 2 ve Yüreğir Hidroelektrik Santrallerinin özelleştirme programından çıkartılması büyük önem arz etmektedir. Bu konudaki hassasiyet bölge ve ülke tarımı adına çok önemlidir.

Çok teşekkür ederim.

BAŞKAN – Ben de teşekkür ederim Sayın Tümer.

Sayın Topal yerine Sayın Köksal…

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, sorum Gençlik ve Spor Bakanına.

Gençlik ve Spor Bakanlığının onayıyla Spor Genel Müdürlüğü Tesislere Ad Verme Yönetmeliği’ne göre seçim bölgem Afyonkarahisar’da bulunan spor kompleksi ve spor salonlarına Kocatepe, Zafer, Çiğiltepe ve Tınaztepe isimleri verilmiştir. Cumhuriyetin kazanıldığı, Mustafa Kemal Atatürk’ün düşmana balyoz gibi yumruğu indirdiği topraklarda onun isminin hiçbir tesise verilmemesinin gerekçesi nedir? Sayın Bakan bu yanlıştan dönecek midir? Ayrıca şunu da belirtmek istiyorum: Onun isminin tabelalardan kaldırılması ya da tesislere verilmemesiyle Afyonkarahisarlı hemşehrilerimizin gönlünden, yüreğinden Mustafa Kemal Atatürk sevgisini silmeye hiç kimsenin gücü yetmeyecektir.

BAŞKAN – Sayın Özdiş…

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Limonata, gazoz, meyve suyu gibi ürünleri ÖTV kapsamına aldınız yani bildiğimiz basit bir limonatadan bile özel tüketim vergisi alınacak. Doğal gazdan, güneş kreminden ÖTV alıyorsunuz ancak pırlanta ve elmasta ÖTV sıfır. Aynı şekilde yat ve teknelerin kullandığı motorinde ÖTV yok ama binbir emek vererek ürününü hasat etmeye çalışan gariban çiftçimizin kullandığı motorinde ÖTV var. Bir çiftçinin traktörünün ülke ekonomisinde yarattığı katma değeri düşünün, bir de bir iş adamının yatının yaktığı ÖTV’siz mazotu. Sizin adaletiniz bu mu Sayın Bakan?

Şimdi tekrar soruyorum buradan: Dünyanın en pahalı mazotunu kullanan çiftçimizin çektiği çileyi ne zaman bitireceksiniz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Erdoğan…

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

İlk sorum Sayın Gençlik ve Spor Bakanına: Muğla Ortaca Sarıgerme mevkisindeki bütün işletmeler spor kulüplerinin kamp yapabileceği bir spor kompleksinin yapılacağı günü dört gözle beklemektedir. Gençlik ve Spor Bakanlığımızın bu konuda bir çalışması var mıdır?

İkinci sorum Maliye Bakanımıza: Muğla Tarım İl Müdürlüğü bir yazı yazıyor Tarım Bakanlığına, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B maddesine göre sözleşmeli pozisyonda görev yapan personele seyyar görev tazminatı veya geçici görev yolluğu ödenip ödenemeyeceğini soruyor. Cevap olarak da sözleşmeli personel çalıştırılmasına ilişkin esasları belirleyen 6/6/1978 tarih 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’yla yürürlüğe konulan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar’ın 3’üncü maddesine göre, sözleşmeyle çalıştırılacak personele sözleşme ücreti dışında herhangi bir ödeme yapılamayacağı ifade ediliyor. Aynı araçla göreve giden iki ziraat mühendisinden 4/B’li olana bunlar ödenmezken diğerine ödeniyor. Bu adaletsizliği gidermeyi düşünüyor musunuz?

BAŞKAN – Sayın Demir yerine Sayın Yiğit…

ALİ YİĞİT (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sorum Maliye Bakanlığına: Sayın Bakan, bir yıl önce yine burada sormuştum. Büyükşehirlerde özel idareler kapatılırken mallarını ve çalışanlarını o bölgedeki yerel yönetimlere devrettiniz. O gün sormuştum. İzmir ve Muğla gibi Cumhuriyet Halk Partisinin iktidar olduğu yerlerde mülklerin tamamını hazineye, sizlere veya kendi bünyenizdeki valiliklere devrettiniz. Ama öbür illerde, AKP’nin iktidar olduğu illerde; Bursa, Trabzon, Balıkesir gibi illerde ise bakıyorsunuz, oradaki yerel yönetimlere teslim ettiniz. Yani bizim belediyelerimize çalışanları verdiniz ama mülklere el koydunuz. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?

İkinci sorum Gençlik ve Spor Bakanına: Atatürk Stadı’nın tadilatının yapılacağını… Biz merak ediyoruz İzmir olarak, bu Atatürk Stadı’nda maçlar ne zaman oynanacak? Bununla ilgili bilgi verirlerse memnun olacağız.

BAŞKAN – Sayın Yalım…

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İlk sorum Sayın Maliye Bakanına: Sayın Bakan, Uşak ili ve ilçelerinde mal müdürlüklerinde oldukça fazla boş kadro var. Maalesef, kadro yetersizliği sebebiyle çalışanlar işlerini yetiştirememektedirler, bundan dolayı da özellikle yeni kadrolar talep etmektedirler. Yeni kadrolara ne zaman atama yapacaksınız?

İki: Son yapılan yapılandırmalardan dolayı, biliyorsunuz ekonominin de ciddi derecede verdiği sıkıntıdan dolayı bazı yapılandırmaları bir veya iki taksit ödeyemeyen firma veya vatandaş var. Bu yapılandırmaları bozulan kişi veya firmalara yeni bir düzenleme yapmayı planlıyor musunuz?

Üçüncü sorum: Dijital para olan bitcoinle ilgili bir planlama veya bir politikanız var mı veya bununla ilgili düşünceleriniz nedir?

Şimdi sorum Spor Bakanımıza: Sayın Bakan, biraz önce konuşmanızı dinledim. Çok sayıda yurt yaptığınızı ve yatak sayısını arttırdığınızı siz de söylediniz ve de takdirle karşılıyorum ancak son cemaat yurdu kalmayıncaya kadar bu yurtların yapılmasına lütfen devam ediniz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Kayan... Yok.

Sayın Tüm yerine, Sayın Tarhan.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sorum Maliye Bakanına: Vatandaşın üzerinde ekonomik baskı her geçen gün artmaktadır. İktidar yetkilileri asgari ücretle geçinmeye çalışan vatandaşlarımızdan fedakârlık beklerken örtülü ödeneğin ne kadar olduğu bilinmemektedir. Gelir dağılımında adaletsizliğin giderilmesi ve istihdamın artırılması için, asgari ücret üzerindeki vergi ve sigorta primi yükünün OECD ortalamasına getirilmesi ve dolaylı vergilerin azaltılması konusunda bir çalışmanız var mıdır?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Arslan...

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Başbakana ve aynı zamanda Maliye Bakanına soruyorum: Başta Maliye Bakanlığı olmak üzere, Ekonomi Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlıklarının resmî sitelerinde ülkemizin kurtarıcısı ve kurucusu Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün resimlerinin kaldırılmasının nedeni nedir? Saydığım bakanlıkların dışındaki bakanlıklarda Atatürk’ün resmi dururken bu bakanlıklardan kaldırılması konusunda bilginiz var mı? Varsa neden müdahale etmiyorsunuz? Başbakan olarak, Atatürk’ün resimlerinin kaldırılmasından rahatsızlık duymuyor musunuz? Atatürk’ün resmini kaldıran bakanlıklara emir vererek Ata’mızın resmini sitelerine ne zaman koyduracaksınız?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Çam...

MUSA ÇAM (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Gençlik ve Spor Bakanına bir sorumuz var: Sayın Erdoğan Toprak yabancı sporcuların isimlerini saydı. Yerli sporcu yetiştirmeye ne zaman başlayacaksınız? Bununla ilgili bir hazırlığınız var mı?

Sayın Maliye Bakanımıza: On beş yıllık özelleştirmenin toplam tutarı ne kadardır ve önümüzdeki süreçte özelleştirme programı içerisinde olan işletmeler nelerdir? Bunlarla ilgili nasıl bir hazırlık yapılıyor?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Bakanlar, buyurun.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Yirmi saniye var Sayın Başkanım daha.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan, “Soru-cevapta sorarsınız.” demiştiniz, soru-cevapta da söz vermediniz.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Sayın Başkan, sorum kısa zaten.

BAŞKAN – Sayın Paylan, sorular belli bir sistem içine giriyor, o sistemde on dakikada nereye gelirsek onu soruyoruz.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan, bakın, 60’a göre en az söz veren Başkan Vekili sizsiniz.

BAŞKAN – Sayın Paylan, lütfen…

Sayın Bakanlar, buyurun, cevap sürenizi başlatıyorum.

On dakika süreniz.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Değerli Başkanım, teşekkür ediyorum.

Öncelikle, Sayın Özdemir gelir dağılımıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Kendimizin istatistik ofisinin ürettiği rakamlarla konuşmayacağım.

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Kendimizin değil, TÜİK’in Gini katsayısı…

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – OECD’nin OECD üyesi ülkelerle ilgili gelir dağılımı çalışmasındaki rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum.

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – TÜİK’in Gini katsayısına baktınız mı?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Bakın, “Gini katsayısı” diye bir katsayı var; bu, 1’e doğru yaklaştıkça gelir dağılımın bozulduğunu gösterir, sıfıra doğru geldikçe de gelir dağılımındaki iyileşmeyi gösterir. Sizlerle de paylaşabilirim bunu.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Beş yıldır bozuk.

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Evet, evet, artıyor.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Gittikçe bozuluyor.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Bakın, 1980’li yıllarda Türkiye için bu katsayı 0,43 iken…

ALİ ŞEKER (İstanbul) – 2002’den 2015’e bakın.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayın Özdemir, lütfen… Cevap veriyor Sayın Bakan.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – …bu rakam 1990’lı yıllarda 0,49’a çıkıyor yani 1990’lı yıllar Türkiye’de gelir dağılımının bozulduğu yıllar oldu.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Şu anda daha da bozuldu.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Şu anda bu rakam Türkiye’de 0,39’a kadar geriledi yani AK PARTİ’nin görevde olduğu on beş yılda…

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Daha da kötü.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – …Türkiye’de gelir dağılımında 1980’li yıllardan daha iyi, 1990’lı yıllardan çok daha iyi bir gelir dağılımıyla karşı karşıyayız.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Beş yıldır bozuluyor.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Servet dağılımı ne oldu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Daha ilginç bir şey daha söyleyeyim. Bakın, arkadaşlar, bunları okuyun, bunları takip edin.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Okuyoruz. Servet dağılımı ne oldu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – OECD, yapmış olduğu çalışmada tabii ki sadece Türkiye’yi değerlendirmedi, OECD üyesi bütün ülkelerin gelir dağılımındaki değişimi inceledi ve bu çalışmada, birçok OECD üyesi ülkede, özellikle 2000’li yıllardan sonra gelir dağılımında önemli bozulmalar meydana geldi. Bu ülkeler içerisinde Danimarka, Norveç, Finlandiye, İsveç, Macaristan, İtalya, Japonya, İngiltere, İsrail, ABD…

GARO PAYLAN (İstanbul) – Yapmayın, yapmayın.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Yani bakın, bu OECD ülkelerinde, 2000’li yıllar sonrası dönemde gelir dağılımda bozulma yaşanırken son on beş yılda AK PARTİ hükûmetleri, ülkemizde gelir dağılımını 1990’lı yılların çok ötesine, 1980’li yıllardan da daha iyi bir noktaya getirmiş oldu.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Tam tersi, tam tersi!

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Tam tersini söylüyorsun.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Beş yıldır bozuluyor.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Arkadaşlar, ben söylemiyorum, OECD’nin istatistikleri söylüyor.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Beş yıldır bozuluyor.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Hadi, TÜİK’in istatistiklerine tahammül edemiyorsunuz da OECD’nin istatistiklerinden ne istiyorsunuz? Bari onlara tahammül edin.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – OECD’nin istatistikleri burada.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Bir Gini katsayısının tanımına bakın.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayın Bakan cevap veriyor, lütfen.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Diğer taraftan, arkadaşlar, şunu net bir şekilde ifade edeyim: Son on beş yıldır gerek kamu çalışanlarının özlük haklarında gerek emeklilerimizin mali ve sosyal haklarında önemli iyileştirmeler oldu. Son on beş yılda, bir kere, kamuda çalışan personel arasındaki ücret adaletsizliğini giderdik; 2008 yılında başladık, 2011 yılı geldiğinde kamuda eşit işe eşit ücret prensibini hayata geçirdik ve yine, bu dönemde de kamuda çalışanların reel olarak elde ettikleri gelirlerde önemli artışlar meydana getirdik.

Bir örnek vereyim: 2002 Aralık ile 2017 Kasım arası gerçekleşen enflasyon yüzde 269. Aynı dönemlerde, farklı öğretmen maaşları için -farklı farklı rakamlar var ama- en düşük artış oranı yüzde 461. Enflasyon nominal olarak yüzde 269 artmış, biz öğretmen maaşlarında nominal olarak yüzde 461 ila yüzde 523 artış yapmışız. Dolayısıyla bugün, 2002’yle mukayese ettiğimiz durumda çok rahat bir şekilde görüyoruz ki bütün kamu çalışanlarımızın özlük hakları bu dönemde daha da iyileşti.

Bu arada, tabii, yeri gelmişken Sayın Akçay’a teşekkür ediyorum, biraz önce konuşmalarında ifade ettiler, ben de buradan kendilerine teşekkür ediyorum. Maliye Bakanlığında, bugün, çalışan arkadaşlarımız var, gece gündüz gayretle çalışıyorlar. Bu arkadaşlarımızdan bir grubu geçmiş yıllarda yapılan sınavlar sonucunda memurluk kadrolarından uzmanlık kadrolarına geçtiler. Bu konuda -Sayın Akçay’ın da işaret buyurduğu üzere- haklı bir talep var. Bakan olarak ben bu konuda, çalışanlarımızın bu talebini haklı görüyorum. Hatta geçen sene içerisinde, bu konuyla ilgili kanun tasarısı taslağını da Başbakanlığa gönderdim. Bu konuyla ilgili çalışmalarımız da devam ediyor. Sayın Başbakanımıza da arz ettim bu konuyu. İnşallah, yakın bir zamanda Maliye Bakanlığı çalışanlarının bu kurum içi uzmanlığa geçiş sınavıyla ilgili de olumlu bir adım atacağız. Ben, gösterdiği duyarlılıktan dolayı Sayın Akçay’a da, MHP Grubuna da teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkürler.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) - Daha önce de bu konular farklı milletvekillerimiz tarafından ifade edilmişti, onu da ifade edeyim.

Sayın Tümer sulamayla ilgili bir konudan bahsettiler. O konuda detaylı bilgim yok, ilgili bakana sormak gerekir.

Sayın Başkanım, müsaade ederseniz, ben diğer konularla ilgili -Sayın Bakanıma da sorulan soruları gözeterek- belki sonraki sorularda cevap veririm.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Taşerona gelemediniz Sayın Bakan.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) - Sayın Bakanıma, müsaadenizle, sözü vermek istiyorum.

ZİYA PİR (Diyarbakır) – Bitcoin vardı Sayın Bakan.

BAŞKAN – Evet, daha önümüzde maddeler var, tabii, cevap verebilirsiniz, yazılı da cevap verebilirsiniz.

Buyurun Sayın Bakan.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Öncelikle, Musa Çam Bey’in sorduğu soruda yabancı sporculardan bahsedildi. Bizim gençlerimiz de yetişiyor. Şu anda bizim, olimpiyat hazırlık merkezlerimizde bin sporcumuz yetişiyor ve bunlar, şu ana kadar yapılan dünya şampiyonalarında 13 altın, 12 gümüş, 21 bronz yani 46 tane madalya almış sporcularımız.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Yarısını da geri alırlar.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Avrupa şampiyonasında 51 tane altın, 44 tane gümüş, 79 tane bronz madalya almışlar, toplam 174 madalya almışlar; Avrupa Gençlik Oyunları’nda toplam 12 madalya almışlar. Dolayısıyla yeni şampiyonlarımız yetişiyor. Örneğin, voleybolda bizim çocuklarımız 23 yaş altı bayanlarda dünya şampiyonu oldular. Voleybol erkeklerimiz Avrupa şampiyonu oldu. Şu anda, özellikle, benim Güreş Federasyonu Başkanlığı yaptığım süreç içerisinde yetiştirmiş olduğum, bizzat emeğim olan Taha Akgül, kendisi 5 Avrupa, 2 dünya ve bir olimpiyat şampiyonu olmuştur. Rıza Kayaalp, aynı şekilde -kendisini genç millî takımdan itibaren tanır, bilirim- kendisinin de 7 Avrupa şampiyonluğu, 2 dünya şampiyonluğu ve 2 olimpiyat 3’üncülüğü var dolayısıyla sporcularımız yetişiyor. Bakın, eskirimde Enver Yıldırım, İbrahim Ahmet Acar yetişiyor. Onun dışında, jimnastikte Tutya Yılmaz, Ferhat Arıcan, İbrahim Çolak, Göksu Üçtaş yetişiyor. Gençlerimiz yetişiyor tesisler yapıldıkça. Önceden damı akan tesisler vardı, parkesi yoktu, bir şeyi yoktu. Tesisler oldukça zaten sporcularımızı oraya yönlendiriyoruz, çok daha başarılı olacaklar. Kulüplerimize de destek vermeye devam ediyoruz. Dolayısıyla yeni şampiyonlar, yeni başarılı sporcular…

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Sayın Bakan, statlar boş, statlar boş. Niye?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Yalnız şunu ifade edeyim. Şu anda yapılan 34 tane tesis var, 13 tanesi tamamlandı, 6 tanesi inşaat hâlinde. Bakın, dünyanın en genç tesisleri bizde, 1,7 yaş ortalaması var. Biz aynı zamanda Avrupa Futbol Şampiyonası’na da adayız, tesislerimizi geziyorlar.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Olimpiyat Stadı ne olacak? Boş boş yatıyor, rüzgâr esiyor.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Dolayısıyla tesislerimizde gençlerimiz yetişiyor. Mesela Mete Gazoz, okçuluk Avrupa 2’ncisi.

Diğer İzmir milletvekilimizin…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ya Osman, 80 milyonda iki tane isim söylüyorsun.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Binlerce var, merak etmeyin binlerce gencimiz var, siz merak etmeyin.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Atma gözünü seveyim ya, atma!

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – 2020 Tokyo olimpiyatlarında bakın…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Fransa’da kaç amatör sporcu var, İngiltere’de kaç, onları söyle?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Bakın, şunu ifade edeyim: Şu anda, İzmir Atatürk Stadı’nda müsabakalar oynanıyor; e-bilet sistemi var, Karşıya ve Altay orada oynuyor. Şu anda İzmir’de 3 tane stat yapıyoruz ama sizin engellemelerinize rağmen yapmaya çalışıyoruz, sizin engellemelerinize rağmen. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – 15 bin kişilik stada 12 araçlık park koymuşsun, 12 araçlık; 15 bin kişilik stada.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Onları görüyoruz. İzmir’e 3 tane stat yapılıyor ama hâlâ imar problemiyle karşı karşıyayız.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Alışmışsınız kaçağa maçağa.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Şunu söyleyeyim: Merak etmeyin, Okul Spor Federasyonuna yatırım yapıyoruz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Biz orada kaçak yaptırmayız.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Kaçak yapıya karşıyız Sayın Bakan, AKP’li belediyelerle karıştırmayın.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Bu yıl 60 milyon TL harcadık, 100 milyon TL daha harcayacağız. Gençlerimizin önünü açıyoruz, bu ülkenin yeni şampiyonları çıkacak, hiç merak etmeyin. Gençlerimize güvenin, biz gençlerimize güveniyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Yeni Avrupa, dünya olimpiyat şampiyonları çıkacak, hiç kuşkunuz olmasın. Hiç kuşkunuz olmasın, antrenörlerimizle bunlar çıkacak.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, on beş yıldır neredesiniz?

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – On beş senedir yetiştiremediniz.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Biz buradayız. 2020’de de karşılaşacağız. Şampiyonlar bizim şampiyonumuz. Yeni şampiyonlar var.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Göreceğiz. Bir on beş sene daha bekleyeceğiz!

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Bakın, Metehan Başar, benim zamanımda yıldızlarda güreşiyordu, gençlerde şampiyon oldu, Fransa Paris’te dünya şampiyonu oldu. Kaç yaşında oldu? Yeni şampiyonlar geliyor. Merak etmeyin, altın madalyalar gelecek. Biz güreşçilerimize, sporcularımıza güveniyoruz. Eskrimde gelecek, jimnastikte gelecek, yüzmede gelecek, hiç merak etmeyin.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Gelsin, gelsin.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Gelsin.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Tabana yayılmıştır, tesisler vardır.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Nerede? Hangi tabana?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Her yerde havuz var.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Biz görmüyoruz.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Sizleri de bekliyoruz, çocuklarınızı getirin. Yeni şampiyonları bu ülke yetiştirecek, hiç merak etmeyin.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Yok işte, yok Sayın Bakan, yok.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan...

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Diğer sorulara yazılı mı cevap verecek Sayın Bakan?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Yok, ben size anlatırım, şimdi zaman kalmadı.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Sayın Bakan bizim sorumuza da cevap vermedi.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan...

MUSTAFA AKAYDIN (Antalya) – Osman Bey sakin olun ya, kıpkırmızı olmuşsunuz.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Sakinim ben.

BAŞKAN – Grup Başkan Vekiliniz konuşuyor yalnız Sayın Akaydın.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Bakan İzmir’e yapmayı planladıkları kimi hizmetleri bizim engellediğimizi iddia etti. Sataşmadan söz almayacağım ama müsaadenizle şuna cevap vermemiz gerekir.

BAŞKAN – Buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

13.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde soru-cevap kısmında yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Bakan, devlet işi ciddi bir iştir, size ciddiyeti öğretme anlamında demiyorum ama mensup olduğunuz partinin geleneğinde kara düzen iş yapmak, başına buyruk iş yapmak çok yaygın. Nitekim, partinizin Genel Başkanı, İstanbul’a imar bakımından ihanet ettiğini ve hâlâ edildiğini de itiraf etmiştir. Bizim, İzmir’deki belediye başkanlarımızın, Büyükşehir ve ilçe belediye başkanlarımızın İzmir’e ihanet etmek ve ettirmek gibi bir lüksü yoktur, niyetleri de yoktur. Durum bundan ibarettir.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun.

14.- Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Biz, o tesisleri mevcut statların yerinde yapıyoruz. Alsancak Stadı’nı -1940’lardan beri maç oynanıyor orada- aynı yerde yapıyoruz, Karşıyaka Stadı aynı yer, Göztepe aynı yer. Bizim yaptığımız bu, başka bir yerde yapmıyoruz, olay bu.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Nasıl engelliyorlar, niye engelliyorlar, açıkla?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Niye engelliyorlar?

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Çok kısa, müsaadeniz var mı efendim?

NURETTİN DEMİR (Muğla) – Kaç sene oldu Sayın Bakan ya siz de biliyorsunuz.

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Bakan, 15 araçlık otoparkı olan stat dünyada var mı? 15 araçlık, planınızda 15 otomobilin sığacağı bir otopark ve stat öngörürseniz bu akla, bilime, mantığa aykırıdır, bunun için de belediyelerimiz usulüne uygun, mevzuata uygun değil diye müşkülat çıkarmış olabilir; çok da iyi yapmışlar ayrıca, teşekkür ederim belediyelere.

BAŞKAN – Sayın Altay, teşekkür ederim.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Başkanım, bir dakika…

BAŞKAN – Peki, buyurun.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Tabii, İzmir CHP’li belediyeler tarafından yönetiliyor. Biz orada metro hatlarının her hatta gittiğini biliyoruz, toplu ulaşım var, sonra, oraya yürüyerek gidilebiliyor, müthiş bir ulaşım yatırımı var, altyapı yatırımı var dolayısıyla tesislerimiz orada olacak. (CHP sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Olmadı, olmadı.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – CHP’li belediyeler bu işi biliyor desenize.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Yani merak etmeyin. Bakın, statlar için otopark gerekmiyor, dünyanın pek çok yerinde oraya metrolarla gidilir, ulaşılır, vatandaş yürüyerek gidiyor, oralar şehrin merkezinde.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – 15 araçlık, 15 araçlık, yöneticilerin araçlarına olmuyor.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sayın Bakan itiraf etti, CHP’li belediyeler işi biliyor, altyapıyı iyi yapıyorlar, ulaşımı iyi çözüyorlar.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Dolayısıyla yani şunu görün. O kadar müthiş bir ulaşım ağı kurdunuz ki İzmir’e, o yüzden çok önemli, biz önemsiyoruz onu, merak etmeyin.

Teşekkür ediyorum.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Size de örnek olsun CHP’li belediyeler.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bostancı…

15.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, teşekkürler.

İstanbul çok geniş bir medeni coğrafyanın göz bebeği olan bir şehirdir, tarihî bir kimliği vardır. İstanbul’un bu kimliğini korumak, bunun üzerine ihtimam göstermek, titizlenmek herkesin görevidir. Burada, siyasi rekabetin ötesinde ortaklaştırıcı bir yaklaşımı ifade etmek, kastına yönelik Sayın Cumhurbaşkanının, Genel Başkanımızın ifadesini farklı bir bağlamda değerlendirmenin doğru olmadığı kanaatindeyiz. Zaman zaman, bu kürsülerden farklı partilerden arkadaşlarımız kimi konulara ilişkin bu ortaklaştırıcı dili ifade ediyorlar. Bu tür yaklaşımlar, bu tür değerlendirmeler eğer başka bir açıdan bakarsanız, siyasetin o klişe diliyle eleştirilmeye de açık olan unsurlardır. O bakımdan, kimi ifadeleri kendi bağlamı içerisinde görmek, işaret ettiği husustaki titizliğe ve ihtimama ortak olmak daha doğru olur diye düşünüyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati : 17.46

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.04

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Bülent ÖZ (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 43’üncü Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup bilginize sunacağım…

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – İşleme başladım.

Buyurun.

III.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

A) Tezkereler (Devam)

2.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu ve Güney Doğu Avrupa İş Birliği Süreci Parlamenter Asamblesinde Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil edecek grupları oluşturmak üzere Başkanlık Divanında yapılan incelemeyi müteakiben uygun bulunan üyelerin isimlerine ilişkin tezkeresi (3/1383)

20/12/2017

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun’un 2'nci maddesine göre Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu, Güney Doğu Avrupa İş Birliği Süreci Parlamenter Asamblesi’nde Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil edecek grupları oluşturmak üzere, aynı kanunun 12'nci maddesi uyarınca Başkanlık Divanında yapılan incelemeyi müteakiben uygun bulunan üyelerin isimleri Genel Kurulun bilgilerine sunulur.

                                                                                                                                 İsmail Kahraman

                                                                                                              Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı

TÜRKİYE-AVRUPA BİRLİĞİ KARMA PARLAMENTO KOMİSYONU

(TR-AB KPK)

TÜRKİYE DELEGASYONU ÜYELERİ

Cengiz Aydoğdu

(Aksaray)

Ertan Aydın

(Ankara)

Zühal Topcu

(Ankara)

Niyazi Nefi Kara

(Antalya)

Sena Nur Çelik

(Antalya)

Hüseyin Şahin

(Bursa)

İsmail Aydın

(Bursa)

Zehra Taşkesenlioğlu

(Erzurum)

Arzu Erdem

(İstanbul)

Durmuş Ali Sarıkaya

(İstanbul)

Erkan Kandemir

(İstanbul)

Markar Eseyan

(İstanbul)

Onursal Adıgüzel

(İstanbul)

Selina Doğan

(İstanbul)

Sibel Özdemir

(İstanbul)

Burhanettin Uysal

(Karabük)

İsmail Emrah Karayel

(Kayseri )

Vural Kavuncu

(Kütahya)

Mithat Sancar

(Mardin )

Nurettin Demir

(Muğla)

Mustafa İsen

(Sakarya)

Mehmet Kasım Gülpınar

(Şanlıurfa)

Osman Baydemir

(Şanlıurfa)

Özkan Yalım

(Uşak)

Burhan Kayatürk

(Van)

GÜNEYDOĞU AVRUPA İŞ BİRLİĞİ SÜRECİ PARLAMENTER ASAMBLESİ

(GDAÜ PA)

TÜRKİYE DELEGASYONU ÜYELERİ

Asıl Üye

Cengiz Aydoğdu                                    (Aksaray)

İsmail Aydın                                         (Bursa)

Hüseyin Bürge                                      (İstanbul)

Aykut Erdoğdu                                      (İstanbul)

Ali Atalan                                            (Mardin)

 

Yedek Üye

Feleknas Uca                                       (Diyarbakır)

Zehra Taşkesenlioğlu                             (Erzurum)

Azmi Ekinci                                          (İstanbul)

Bihlun Tamaylıgil                                  (İstanbul)

Mahmut Kaçar                                      (Şanlıurfa)

BAŞKAN – Bilginize sunulmuştur.

Buyurun Sayın Özdemir.

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Maliye Bakanı benim sormuş olduğum soru üzerine kendi istatistiklerimizi ürettiğimize dair bir cevap vermiştir. Ben bu konuyla ilgili açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – O bölümü geçtik ama şimdi oylamaya geçiyoruz Sayın Özdemir.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Sayın Başkan, sataşma yok, polemik yok.

DİDEM ENGİN (İstanbul) – Seslenmişti, siz duymadınız ama az evvel.

BAŞKAN – Şimdi, sataşmadan dolayı söz veremem, oturum değişti.

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Sadece 60’a göre… Oturumdan önce istemiştim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yerinizden bir dakika söz verebilirim, sataşmadan veremem.

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – “Sataşma” demedim zaten.

BAŞKAN – Bir dakika; buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

16.- İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir’in, Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde soru-cevap kısmında yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Sayın Bakan, ben sorumda bir veri vermedim ama kullanmış olduğum veriler TÜİK’in açıklamaları, yani devletin resmî kurumunun.

Gini katsayısı 2014 yılında 0,391, 2015’te 0,397, 2016 yılında 0,404 yani bir artış eğilimindedir, gelir adaletsizliği bir artış eğilimindedir. OECD ülkeleri arasında Gini katsayısı en kötü olan üçüncü ülkeyiz. Servet dağılımında da aynı, gelirin en yüksek yüzde 20’siyle en düşük servete sahip olan yüzde 20 arasındaki fark da, artış yine TÜİK’in resmî verilerine göre…

Yine, Eurostat’ın açıkladığı son rakama göre satın alma gücü paritesinde de 28 Avrupa Birliği ülkesi ortalamasının yüzde 36 gerisindeyiz.

Benim sorumun bağlamı, bu kadar gelir adaletsizliği varken yoksulluk sınırının altında yaşayan öğretmenlerin gelirleriyle ilgili bir düzenleme yapacak mısınız? Siz bu soruma cevap vermek yerine istatistikleri yanılttığımız… Biz, devletin resmî kurumlarını kullanıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

2018 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 503) (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

A) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) MALİYE BAKANLIĞI (Devam)

1) Maliye Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maliye Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Gelir İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gelir İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) KAMU İHALE KURUMU (Devam)

1) Kamu İhale Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu İhale Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU (Devam)

1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) GELİR BÜTÇESİ (Devam)

BAŞKAN – Komisyon yerinde.

Hükûmet yerinde.

Sayın milletvekilleri, şimdi sırasıyla dokuzuncu turda yer alan bütçelerin bölümlerine geçilmesi hususunu ve bölümleri ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.

Gençlik ve Spor Bakanlığı 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

29) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                  Genel Kamu Hizmetleri                                                              13.951.315.500

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                  Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                2.617.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      08                                  Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                157.279.500

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                                                                                                                GENEL TOPLAM  14.111.212.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gençlik ve Spor Bakanlığı 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Gençlik ve Spor Bakanlığı 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                   9.956.240.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                                        9.884.739.216,10

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                  71.500.783,90

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gençlik ve Spor Bakanlığı 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Spor Genel Müdürlüğü 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.14) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Spor Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                  Genel Kamu Hizmetleri                                                                     47.788.400

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                  Savunma Hizmetleri                                                                                 19.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                  Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                1.077.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      07                                  Sağlık Hizmetleri                                                                                 3.472.500

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      08                                  Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                             1.232.451.100

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                TOPLAM                 1.284.808.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                  Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                           2.150.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                  Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                 1.220.558.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                  Diğer Gelirler                                                                                    62.100.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                  TOPLAM                                                                                                                                                   1.284.808.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Spor Genel Müdürlüğü 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Spor Genel Müdürlüğü 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Spor Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                   1.928.032.176,86

Bütçe Gideri                                                                                                                        1.919.649.131,89

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                    8.383.044,97

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                           1.131.912.000,00

Tahsilat                                                                                                                                1.884.660.923,02

Ret ve İadeler                                                                                                                                  62.950,11

Net Tahsilat                                                                                                                         1.884.597.972,91

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Spor Genel Müdürlüğü 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.13) YÜKSEK ÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                  Genel Kamu Hizmetleri                                                                   130.024.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                  Savunma Hizmetleri                                                                               395.500

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                  Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                            109.459.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      09                                  Eğitim Hizmetleri                                                                       13.658.383.500

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      10                                  Sosyal Güvenlik ve Sosyal Yardım Hizmetleri                                    1.000.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                GENEL TOPLAM  13.899.262.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                  Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                       495.202.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                  Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                               12.699.262.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                  Diğer Gelirler                                                                                  194.798.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      08                                  Alacaklardan Tahsilat                                                                      510.000.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                  TOPLAM                                                                                                                                                   13.899.262.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2)Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                 11.832.666.238,00

Bütçe Gideri                                                                                                                      11.601.637.270,10

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                231.028.967,90

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                           9.377.831.000,00

Tahsilat                                                                                                                              11.264.319.353,49

Ret ve İadeler                                                                                                                           17.498.772,79

Net Tahsilat                                                                                                                       11.246.820.580,70

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Maliye Bakanlığı 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

12) MALİYE BAKANLIĞI

1) Maliye Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                  Genel Kamu Hizmetleri                                                            127.423.731.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                  Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                            214.234.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      06                                  İskân ve Toplum Refahı Hizmetleri                                             2.649.002.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      09                                  Eğitim Hizmetleri                                                                                2.847.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      10                                  Sosyal Güvenlik ve Sosyal Yardım Hizmetleri                           73.489.971.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                                                                                                                GENEL TOPLAM 203.779.785.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Maliye Bakanlığı 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Maliye Bakanlığı 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Maliye Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                               153.533.298.531,00

Bütçe Gideri                                                                                                                    152.238.015.362,54

İptal Edilen Ödenek                                                                                                             1.295.283.168,46

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Maliye Bakanlığı 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Gelir İdaresi Başkanlığı 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

12.76) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

1) Gelir İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                  Genel Kamu Hizmetleri                                                                3.215.009.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                  Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                5.512.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      10                                  Sosyal Güvenlik ve Sosyal Yardım Hizmetleri                                       997.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                                                                                                                GENEL TOPLAM    3.221.518.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gelir İdaresi Başkanlığı 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Gelir İdaresi Başkanlığı 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Gelir İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                   2.970.252.705,00

Bütçe Gideri                                                                                                                        2.875.481.703,31

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                  94.771.001,69

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gelir İdaresi Başkanlığı 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Kamu İhale Kurumu 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

42.06) KAMU İHALE KURUMU

1) Kamu İhale Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                  Genel Kamu Hizmetleri                                                                     13.844.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                  Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                           130.156.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                GENEL TOPLAM       144.000.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                  Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                         84.328.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                  Diğer Gelirler                                                                                    59.672.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                  TOPLAM   144.000.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kamu İhale Kurumu 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Kamu İhale Kurumu 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Kamu İhale Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                      156.820.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                                           153.776.820,24

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                    3.043.179,76

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                              132.000.000,00

Tahsilat                                                                                                                                   157.548.923,85

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kamu İhale Kurumu 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.35) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI

1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                  Genel Kamu Hizmetleri                                                                     17.013.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                  Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                   663.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                  Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                             15.323.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                GENEL TOPLAM         32.999.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                  Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                              491.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                  Diğer Gelirler                                                                                    32.508.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                  TOPLAM     32.999.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                        32.959.373,00

Bütçe Gideri                                                                                                                             29.331.461,82

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                    3.627.911,18

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                                30.804.000,00

Tahsilat                                                                                                                                     30.887.254,49

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

42.10) KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU

1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2018Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                  Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                   620.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                  Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                             42.810.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                GENEL TOPLAM         43.430.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                  Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                           8.700.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                  Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                      33.950.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                  Diğer Gelirler                                                                                         780.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                TOPLAM                      43.430.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                        35.970.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                                             20.947.171,84

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                  15.022.828,16

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                                35.970.000,00

Tahsilat                                                                                                                                     23.383.598,63

Ret ve İadeler                                                                                                                                    6.156,50

Net Tahsilat                                                                                                                              23.377.442,13

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, böylece dokuzuncu turda yer alan kuruluşların bütçeleri ve kesin hesapları kabul edilmiştir. Hayırlı olmalarını temenni ediyorum.

Sayın milletvekilleri, dokuzuncu turdaki görüşmelerin tamamlanmasıyla birlikte 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarılarının 1’inci maddeleri kapsamına giren bakanlık ve ilgili kuruluşların bütçeleri ve kesin hesapları ile gelir ve finansmanla ilgili 2’nci maddenin görüşmeleri tamamlanmış bulunmaktadır.

Şimdi, program uyarınca, sırasıyla 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın maddelerini görüşüp oylamalarını yapacağız.

2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın gider bütçesiyle ilgili 1’inci maddesini tekrar okuttuktan sonra oylarınıza sunacağım.

2018 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI

BİRİNCİ BÖLÜM

Gider, Gelir, Finansman ve Denge

Gider

MADDE 1- (1) Bu Kanuna bağlı (A) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli;

a)        (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerine 751.299.665.000 Türk lirası,

b) (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelere 88.528.812.000 Türk lirası,

c) (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumlara 4.673.105.000 Türk lirası, ödenek verilmiştir.

BAŞKAN – 1’inci maddeyi daha evvel kabul edilmiş bulunan cetvelleriyle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gelir bütçesine ilişkin 2’nci maddeyi tekrar okutuyorum:

Gelir ve finansman

MADDE 2- (l) Gelirler: Bu Kanuna bağlı (B) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli;

a) (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçenin gelirleri 684.402.835.000 Türk lirası,

b) (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin gelirleri 10.870.759.000 Türk lirası öz gelir, 78.630.932.000 Türk lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam 89.501.691.000 Türk lirası,

c) (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumların gelirleri 4.608.757.000 Türk lirası öz gelir, 64.348.000 Türk lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam 4.673.105.000 Türk lirası,

olarak tahmin edilmiştir.

(2) Finansman: Bu Kanuna bağlı (F) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin net finansmanı 16.000.000 Türk lirası olarak tahmin edilmiştir.

BAŞKAN – Şimdi, 2’nci maddeye bağlı cetvelin bölümlerini okutup ayrı ayrı oylarınıza sunacağım:

B – CETVELİ

Kodu

Açıklama

2018 Yılı Bütçe Geliri

01                                        Vergi Gelirleri                                                                          667.319.541.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

03                                        Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                  20.198.613.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

04                                        Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                 2.770.621.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

05                                        Diğer Gelirler                                                                             50.874.832.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

06                                        Sermaye Gelirleri                                                                       12.105.149.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

08                                        Alacaklardan Tahsilat                                                                      451.572.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                                            Toplam Bütçe Geliri                                                                 753.720.328.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                                            Ret ve İadeler (-)                                                                        69.317.493.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                                            Net Bütçe Geliri                                                                       684.402.835.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi kabul edilen ekli cetveliyle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Denge

MADDE 3- (1) 1 inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen ödenekler toplamı ile 2 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan tahmini gelirler toplamı arasındaki fark, net borçlanma ile karşılanır.

BAŞKAN – 3’üncü madde üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İsmail Faruk Aksu konuşacaktır.

Buyurun Sayın Aksu. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA İSMAİL FARUK AKSU (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın dengeye ilişkin 3’üncü maddesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye ekonomisinde büyüme ve istihdam göstergelerinde kısmi iyileşmeler olsa da işsizlik azaltılamamakta, enflasyon yükselmektedir Kurlar riskli bir görünüm sergilemekte ve yüksek özel sektör borçluluğu dikkate alındığında bankacılık sistemi kaynak yetersizliğiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Piyasa faizlerini yükseltmekte olan bu yapı yatırım isteğini azaltmakta ve yatırıma dayalı büyümeyi de sınırlamaktadır.

Nüfusun yüzde 15’i hâlâ yoksulluk riskiyle karşı karşıyadır. TÜİK’in Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’na göre eş değer hane halkı kullanılabilir fert medyan gelirin yüzde 60’ı dikkate alınarak belirlenen yoksulluk oranı yüzde 21,2 olmuştur. Gelir eşitsizliği bir önceki yıla göre artmıştır. Bugün iş aramadığı hâlde iş bulduğunda çalışabilecek durumda olanlar dâhil edildiğinde gerçek işsiz sayısı 5 milyon 472 bin kişiye, işsizlik oranı ise yüzde 16,5’e ulaşmıştır. Gençler arasındaki işsizlik oranı yüzde 20, eğitimde de istihdamda da olmayanların oranı ise yüzde 26,1’dir. (Gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

Bir dakika Sayın Aksu… Ekleyeceğim sürenize.

Sayın milletvekilleri, lütfen… Sayın bürokratlar, uzmanlar, lütfen… Görüşmelere devam ediyoruz biz, lütfen…

Buyurun Sayın Aksu.

Sürenize ekleyeceğim bir dakika.

İSMAİL FARUK AKSU (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan, sağ olun.

Yüzde 13’e yükselen enflasyon dar gelirli vatandaşlarımızın hayatını zorlaştırmakta, ekonominin geleceğinden de ümitsiz hâle getirmektedir. Nitekim TÜİK’in son verilerine göre Tüketici Güven Endeksi bir önceki aya göre yüzde 3,2 oranında azalmıştır. Aynı endeks içinde gelecek on iki aylık dönemde genel ekonomik durumun daha iyi olacağı yönündeki beklentinin yüzde 3,7; hanenin maddi durumunun daha iyi olacağı beklentisinin de yüzde 2,8 oranında azaldığı görülmektedir.

Hazinenin bütçe açıklarını kapatmak için piyasadan yüksek miktarda para çekmesi, kamuya borç olarak verilen kaynaklar nedeniyle iç piyasada özel sektörün yatırım ve üretim için kullanacağı kaynakları sınırlamakta ve bu durum, faizleri ve borçlanma maliyetlerini yükseltmektedir.

Tüm bunlar, ekonomide işlerin istenen düzeyde gitmediğini, büyümenin ve istihdamın kalitesinin iyi olmadığını, hayatın pahalandığını, esnafın, çiftçinin, emeklinin geçimini borçlanarak sürdürdüğünü göstermektedir.

Değerli milletvekilleri, kamu kesiminde hesaplar bütçe üzerinden yapılmaktadır. Gelir ve gider dengesinin kurulması, kamu hizmetlerinin sunumunda aksaklıkların ortaya çıkmaması açısından önemlidir. Giderlerdeki artışlar gelirlerin giderleri karşılamaması sonucu borçlanma ihtiyacını ortaya çıkarmakta, artan bütçe açığı da kamunun daha fazla borçlanmasına yol açmaktadır.

Bütçe harcamaları, ana kalemler itibarıyla, faiz dışı harcamalar ve faiz harcamalarından oluşmaktadır. Bütçe dengesi devletin giderleriyle gelirlerinin eşitliğini ifade etmekteyken faiz dışı denge bütçeden ödenmesi gereken faiz hariç gelir ve harcama dengesini ifade etmektedir. Bir ekonomide bütçe gelirleri eğer bütçenin temel giderlerini yani faiz dışı giderlerini karşılayamıyorsa, kamu kesiminin borcu olmasa ve faiz ödemek zorunda da kalmasa bile giderlerini karşılayacak kadar gelire sahip olmadığı anlamına gelecektir.

2017 yılında bütçe toplam 61,7 milyar lira açık verirken faiz dışı denge de 4,2 milyar lira açık verecektir. 2002 yılında faiz dışı fazla veren bütçemizin 2017’de faiz dışı dengede de açık vermesi, Türkiye ekonomisinin bankacılık sistemiyle birlikte en önemli çıpası olarak kabul edilen mali disiplinden uzaklaşıldığı anlamına gelmektedir. Mali disiplinden uzaklaşılması, bütçe açığının dolayısıyla borçlanma gereğinin artması ve faizlerin yükselmesi yanında, bütçedeki harcama kalitesinin düşmesi, isabetsiz harcamalarla büyüme oranlarının uzun dönemde gerilemesi ve ekonominin yavaşlaması anlamına da gelmektedir. Borç yerine sermaye biriktiren, enflasyon yerine istihdam oluşturan bir ekonomide büyümenin motoru tüketim değil, yatırımlar olmalıdır. Ancak 2018 bütçesinin en güçsüz yönlerinden biri de yatırım harcamalarıdır. 2018 için 68,8 milyar TL olarak öngörülen sermaye giderleri, 66,2 milyar TL olan 2017 bütçesindeki seviyesinden sadece 2,6 milyar TL fazla olup 2017 yılı gerçekleşme tahmini olan 70,5 milyar TL’nin de altındadır. Yatırım harcamalarının 2018’de gayrisafi yurt içi hasılaya oranının 2017’deki yüzde 2,3 seviyesinden yüzde 2’ye gerileyecek olması, zaten yetersiz olan yatırımların daha da azalacağı ve orta vadeli büyüme hedeflerinden feragat edileceği anlamına gelmektedir. Ayrıca, Türkiye’nin uluslararası doğrudan yatırımlardan aldığı pay hâlâ yüzde 1’in altında, 0,69 seviyesindedir. Oysa emsalimiz olan gelişen ülkelerde bu oran daha yüksektir. Örneğin Brezilya’da 3,7; Hindistan’da 2,5; Meksika’da 1,7’dir. Bu veriler, torba kanunlarla getirilen palyatif çözümler yerine, yatırımları özendirecek kalıcı yapısal tedbirlerin alınması zaruretine işaret etmektedir.

Değerli milletvekilleri, 2018 bütçe gelirlerinin 599,4 milyar liralık kısmının vergilerden sağlanacak olması, vergi gelirinin toplam bütçe gelirinin yüzde 86’sına tekabül ettiğini göstermektedir. Vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 53,5’u ise sadece ÖTV ve KDV’den tahsil edilecektir. Vergi geliri içinde dolaylı vergilerin payının bu denli yüksek olması, vergi tabanını genişletmek ve kayıt dışılığı azaltmak yerine, vatandaşlar üzerindeki vergi yükünü artırma kolaycılığına kaçıldığı anlamına gelmektedir. Bu durum, şüphesiz ki vergilendirmedeki adaletsizliği daha da derinleştirecektir. Veriler bütçe açıklarının, harcamalarda tasarrufa gitmek yerine, vergi artışları yoluyla kapatılmaya çalışılacağına işaret etmektedir. Ancak vergi artışı ağırlıklı bu tedbirlerin olumsuz etkileri önümüzdeki dönemde muhakkak ki görülecektir. Bu artışlar hem enflasyonu yükseltecek hem de yatırım ve üretim üzerinde olumsuz baskı oluşturacaktır. Ayrıca, vergilerin enflasyona ve bütçeye etkisi yanında ekonominin işleyişi üzerindeki muhtemel saptırıcı etkilerinin de hesaba katılması gerekmektedir.

2017 yılı genel devlet gelir ve harcamalarına bakıldığında, gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 1,4’ü kadar öngörülen borçlanma gereği, 1 puanlık sapmayla yüzde 2,4’e yükselecektir. Borçlanma gereğindeki bu ilave açığın temel nedeni, bütçe gelirlerinin hedeflenen seviyenin altında gerçekleşmesidir. Hedeflenenden daha az gelir toplanması ise verginin önemli bir bölümünün kayıt dışılık yoluyla kaybolması anlamına gelmektedir. Kayıt dışılığın yüksek seyrettiği bir dönemde bütçe açıklarını vergi oranlarını yükselterek kapatmaya çalışmak ise hedefi tutturma konusundaki kuşkuları artırmaktadır. Vergi gelirlerindeki performans düşüklüğü vergi dışı gelirlere de yansımıştır.

2017 yılı programında genel devlet dengesinde vergi dışı gelirlerin gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 1,8 olarak programlanmışken yüzde 1,6 olarak gerçekleşecektir. Özelleştirme gelirlerinde gayrisafi yurt içi hasılaya oranla yüzde 0,6’lık 2017 yılı beklentisi ancak üçte 1’ine ulaşabilmiştir.

Türkiye'nin bu sorunları aşması için makroekonomik tedbirlerle birlikte hukuk, kamu yönetimi, eğitim ve sosyal güvenlik gibi sosyal sektörlere ilişkin adımları da acilen atmasını zorunlu kılmaktadır. Tüm bu değerlendirmeler çerçevesinde, her ne kadar 2018 bütçesinde 65,9 milyar TL açık, 5,8 milyar TL faiz dışı fazla verileceği öngörülmekte ise de…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Ek süreniz veriyorum Sayın Aksu.

İSMAİL FARUK AKSU (Devamla) - …mevcut performans ve ekonomik gidişat dikkate alındığında bu hesapların tutması zor görünmektedir. Zira bütçe gelirleri içinde özelleştirme gelirleri gibi vergi dışı bazı geçici nitelikli gelirler bulunmakla birlikte, asıl olan kalıcı gelirlerin niteliğidir. Bir defalık gelirler geçici iyileşme görüntüsü verse de bu gelirler azaldıkça aradaki fark ya vergileri artırarak ya da borçlanılarak giderilmektedir ki bu yük de yine dar ve sabit gelirli vatandaşlarımızın omuzlarına yüklenecektir. Bununla birlikte, 2018’de vergi artışı yerine tasarruf esaslı bir mali disiplinle hem daha az borçlanılabilecek hem faiz oranları aşağıya çekilebilecek hem de özel sektöre yatırımları için daha fazla kaynak ayrılabilecektir.

Bu düşüncelerle bütçenin hayırlı olmasını, milletimizin huzurlu ve güvenli geleceğinin inşasına katkı sunmasını diliyor, Genel Kurulun siz değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aksu.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Balıkesir Milletvekili Sayın Mehmet Tüm konuşacaklar.

Buyurun Sayın Tüm. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MEHMET TÜM (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2018 bütçesinde “Denge” üzerinde söz almış bulunuyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bundan otuz dokuz yıl öne Maraş’ta tarihimizin en vahşi katliamlarından biri yaşandı. 120 yurttaşımız acımasızca öldürüldü, 400 yurttaşımız yaralandı. Bu katliamda çocuklar, hamile kadınlar, 90 yaşındaki insanlar acımasızca katledildi. Bu katliamda yitirdiğimiz canları bir kez daha burada saygıyla anıyorum. Aradan tam otuz dokuz yıl geçmesine rağmen bu katliamla hiçbir şekilde yüzleşilmedi. Alevilerin acıları o günden bu yana dinmedi. Bugün de Maraş Valiliğinin anma etkinliğini yasaklaması bu acıları daha da derinleştirdi. Bu yasağı asla kabul etmiyoruz. Buna izin vermeyen anlayışı şiddetle kınıyorum.

Değerli milletvekilleri, Genel Kurulda iki haftadan beri bütçe tasarısını konuşuyoruz. 80 milyon yurttaşımız işçisiyle, esnaf ve emeklisiyle sadece bu bütçenin kendileri için ne ifade ettiğini merak ediyorlar. Sizin burada “Bütçe artıyor.” veya “Ekonomi büyüyor.” sözleriniz halkımıza hiç inandırıcı gelmiyor. “Ekonomi yüzde 11 büyüdü.” diyorsunuz ama halkın ekonomisi büyüdü mü? Hayır. Ekonomik büyüme emeklinin geçim derdini çözdü mü? Hayır. İşçiler, emekçiler, esnaflar, köylüler geleceğe güvenle bakabiliyor mu? Hayır. Bu bütçe 80 milyon vatandaşın değil, yandaşın, rantçının, faizcinin, tefecinin bütçesidir. Biz bunu gayet iyi biliyoruz.

Değerli milletvekilleri, konumuz denge olduğu için burada asıl vatandaşın cebindeki dengeyi konuşmak zorundayız. Halkımız gittikçe daha da yoksullaşıyor. TÜRK-İŞ’in rakamlarına göre kasım ayındaki açlık sınırı 1.567 liraya, yoksulluk sınırı ise 5.105 liraya çıktı. Ülkemizde 7 milyon asgari ücretli açlık sınırının altında yaşıyor. İnsanlar temel ihtiyaçlarını bile karşılayamıyorlar. İnsanlar bir bankanın kartıyla diğer bankanın borcunu kapatıyor. “16 Nisan referandumunda ‘evet’ çıkarsa ekonomi şaha kalkacak.” demiştiniz. Şimdi enflasyon oranları yüzde 17’leri geçti. İşsizlik durmadan artıyor. Torba yasayla gıdadan enerjiye kadar tüm tüketim kalemlerine zam yapıldı. Gelir vergisine zam yapıldı, kiralar arttı. İletişim vergileri 2 katına çıktı. Dolardaki artış vatandaşı etkilemiyor diyorsunuz ama dolar artınca benzin, ulaşım, doğal gaz fiyatları arttı, dışarıdan ithal edilen her şeye zam geldi. “Ekonomimiz coştu.” diyorsunuz ama halkın ekonomisi kan ağlıyor. Ülkede hiç kimsenin iş güvencesi yoktur. Şimdi taşeron işçilere kadro sözü verip onları seçim için kandırmaya çalışıyorsunuz. Artık sizin bu yalanlarınıza hiç kimse inanmıyor.

Değerli milletvekilleri, bütçedeki gelirin en önemli ayağı vergilerdir. “Millî güvenlik” dediniz, vergilere zam yaptınız; “Savunma harcamaları var.” dediniz, vergileri artırdınız; “millî mesele” dediniz, yeni vergiler çıkardınız. Bu vergilerle sarayın örtülü ödeneğini sürekli artırdınız. Buradan sizlere soruyorum: Cumhurbaşkanlığına ve Başbakanlığa kaç defa ek ödenek çıkardınız? Saraya para yetmedi diye bu yıl sarayın örtülü ödeneğini kaç defa artırdınız? Saraya bu kadar cömert olup açlık sınırının altında yaşayan milyonlarca insana neden bu kadar cimri davranıyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Hiç öyle değil ama.

MEHMET TÜM (Devamla) - Bir taraftan fakir fukaradan topladığınız vergileri örtülü ödeneklere, gizli hizmet giderlerine aktarıyorsunuz, diğer taraftan ÖTV, KDV, MTV, ÖTV’nin KDV’siyle, maaş kesintileriyle halkımızı perişan ediyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, bu bütçe tasarısında adalet yok, eşitlik yok, vicdan yok, denge yoktur; içinde bulunduğumuz bu tablo bir utanç tablosudur. Bu bütçe vatandaşa denge değil, vatandaşın tüm dengesini bozan bir bütçedir. Emekliler hastaneye gidemiyor, 14 kalemden fazla kesinti yapılıyor. Çiftçi mazot ve gübre fiyatından dolayı üretim yapamıyor, her şey dışarıdan ithal ediliyor. Yerli üretici onlarca vergi altında eziliyor ve yok ediliyor ama AKP iktidarı olarak sizler işinizi çok iyi biliyorsunuz, bu anlamda sizi kutluyorum. Vergi cennetlerine milyonlarca dolar vergi kaçırıyorsunuz, bir de utanmadan yerli ve millî olmaktan söz ediyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, 80 milyonluk ülkenin vergileri yandaşa, rantçıya, faizciye, tek adamın harcamalarına ve lüks araçlarına gidiyor. Hesap sorduğumuzda AKP’nin Genel Başkanı bizlere “Ana ihanet partisi ülkeye yaptıklarımın hiçbirini görmüyor.” diyor. Biz ülkeye yaptıklarını çok iyi görüyor ve biliyoruz. Asıl ihanet, 80 milyonu yoksullaştırıp Man Adası’na vergi kaçırmaktır; asıl ihanet, İranlı bir sahtekârdan rüşvet alıp ülkemizin itibarını beş para etmektir; asıl ihanet, ülkeyi parsel parsel teröre, rantçıya, yandaşa peşkeş çekmektir... (CHP sıralarından alkışlar) …asıl ihanet, ormanlarımızı, derelerimizi, doğamızı millete küfredenlere teslim etmektir; asıl ihanet, FET֒yü bu ülkenin başına bela etmektir…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sahip çıkmaktır, sahip.

MEHMET TÜM (Devamla) - …devletin tüm kurumlarını, orduyu, yargıyı FET֒ye teslim etmektir; asıl ihanet, FETÖ ne istediyse hepsini vermektir. Kimin ihanet içinde olduğunu halkımız çok iyi biliyor.

Değerli milletvekillerim, sizlere bir ihanet örneği daha anlatacağım, sabredin. Diyanet İşleri Başkanlığı geçtiğimiz gün “Millî piyango haramdır.” diye bir açıklama yaptı. Diyanet İşlerinin bütçesi 12 bakanlıktan daha fazladır ama bütçeden bu kadar pay alıp yaptıkları tek şey saray fetvacılığıdır.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Çok ayıp çok.

MEHMET TÜM (Devamla) - Diyanetin bütçesi her yıl katlanarak artıyor ama yetmiyor, 2018’de tam 1 milyar lira daha artış yapılıyor. Şimdi buradan soruyorum: Ülkede…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bunlar bizim kurumlarımız.

SALİH CORA (Trabzon) – Provakatif bir konuşma yapıyorsun.

MEHMET TÜM (Devamla) - Dinle, dinle, şimdi soruyorum, önce buna cevap ver.

SALİH CORA (Trabzon) – Meclisin insicamını bozuyorsunuz. Sayın Tüm, geriyorsunuz ortamı geriyorsunuz.

MEHMET TÜM (Devamla) - Ülkede başka dert kalmamış gibi utanmadan çıkıp millî piyangoya, lotoya haram diyorsunuz. Ülkemizde bu kadar yoksul ve işsiz varken iktidarın milyonlarca lira vergi kaçırmasına neden haram demiyorsunuz? 80 milyondan vergi alan bir kurum olarak neden bir kez bile rüşvet, hırsızlık, yolsuzluk haram demiyorsunuz? Çocuklara tecavüz edilirken, kızlarımız yurtlarda yanarken bir kere bile neden yazıktır, günahtır demediniz?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Yakışmadı size bu.

MEHMET TÜM (Devamla) - Kadın cinayetleri, iş cinayetlerine fıtrat denirken bir kelime bile etmediniz. FETÖ din yalanlarıyla insanları kandırırken neden tek bir kelime söylemediniz? (CHP sıralarından alkışlar) Şimdi, “Millî piyango haram.” diyorsunuz. 80 milyondan vergi alıp sadece tek adam propagandası yapan TRT’nin aldığı vergiler sizce helal midir? Millî piyango haram da milyonlarca Alevi’den Diyanete giden vergiler sizce helal midir? Alevilerden aldığınız vergileri sadece tek bir mezhebin hizmetine aktarmanız sizce helal midir?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – İnsanları mezheplere mi bölüyorsun? Bu nasıl bir anlayış?

MEHMET TÜM (Devamla) - Sayın Bakan, size söylüyorum: Aleviler, ödedikleri vergileri sizlere asla helal etmiyorlar. Hâlen bu insanları eşit yurttaş olarak görmüyorsunuz, görmek zorundasınız.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Bu hastalıklı bir anlayış.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Söylediklerine CHP bile inanmıyor, kendi grubun bile inanmıyor söylediklerine.

MEHMET TÜM (Devamla) - Değerli milletvekilleri, ülkede tarımı, hayvancılığı, esnaflığı bitirdiniz -sabredin- milyonlarca insan işsiz durumda, iş bulamıyor. Aralık ayı itibarıyla gerçek işsizlik 5 milyonu aşmış durumdadır. Arkadaşlar her 5 gençten 2’si işsizdir. Üstelik bunların çoğu da diplomalı gençlerimizdir. Ne yazık ki diplomalılar işsizlikten, ekonomik sıkıntıdan intihar ederken diplomasız adamların ülke yönettiği, vergi cennetlerine milyonları kaçırdığı bir ülkede yaşıyoruz.

SALİH CORA (Trabzon) – Siz de rezidanslarda oturun, öyle mi?

MEHMET TÜM (Devamla) – Bu bütçede yer vermediğiniz işsiz gençlerimiz bu yaptıklarınızı asla unutmayacaklardır. Halkımıza yaşattığınız bu ekonomik krizin faturasını önümüzdeki seçimlerde mutlaka ödeyeceksiniz.

Değerli milletvekilleri, bir ülkede ekonomik kriz derinleştikçe siyasi kriz de o oranda derinleşir. OHAL bahanesiyle halkımızı korku ve baskı politikalarıyla idare ediyorsunuz. Buna rağmen, saray rejimine karşı insanlar korkusuzca yaşamın her alanında direniyorlar ve direnmeye devam edecekler. (CHP sıralarından alkışlar)

SALİH CORA (Trabzon) – Anca direnirsiniz.

MEHMET TÜM (Devamla) – Değerli arkadaşlar, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça iki yüz seksen gündür açlık grevine devam ediyor, işlerine geri dönmek istiyorlar. Bu 2 insanı önce işten attınız, olmadı; sonra hapse attınız, yine olmadı; şimdi, bu insanları OHAL Komisyonuyla uyarıyor, ölüme terk ediyorsunuz. Sizlerde hiçbir vicdan ve adalet duygusu yok mudur? Unutmayın ki haklı olan er geç kazanacaktır. Korkuyla, baskıyla, sindirmeyle “ekonomimiz coşuyor” yalanlarıyla asla kimseyi kandıramazsınız ve asla iktidarda da kalamazsınız.

SALİH CORA (Trabzon) – Yerli araba yapıyoruz, yerli araba.

MEHMET TÜM (Devamla) – Bu bütçe adaleti, eşitliği, ekonomik refahı içermiyor.

SALİH CORA (Trabzon) – On beş yıldır seçim kaybediyorsunuz, yine çıktın konuşuyorsun. Sandıkta yaşadığınız hezimetleri anlat.

MEHMET TÜM (Devamla) – Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu saray bütçesine tümden, sonuna kadar “Hayır.” diyoruz. Biz rant değil, halk için bütçe istiyoruz.

SALİH CORA (Trabzon) – Kaç seçim kaybettiniz Mehmet Bey ya? “Ülkeyi mahvettiniz.” diyorsun ama seçim üstüne seçim kaybettiniz.

MEHMET TÜM (Devamla) – Konuşmamı Adnan Yücel’in bir dörtlüğüyle bitirmek istiyorum: “Düşlerin sonsuza koştuğu yerde/Sabrın çiçeklerini açtığı yerde/Asla kapanmaz yaşanan defter/Çünkü tarihin en güzel yerinde/Son sözü hep direnenler söyler.” (CHP sıralarından alkışlar)

Anladınız mı?

SALİH CORA (Trabzon) – Direnin hadi bakalım.

MEHMET TÜM (Devamla) – Anladınız mı arkadaşlar?

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Biz milletin bütçesini yapıyoruz, milletin.

MEHMET TÜM (Devamla) – Anladınız mı?

SALİH CORA (Trabzon) – Direne direne kaybediyorsunuz.

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Dokundu mu? Ne oldu sana ya, acıttı mı seni? Biraz acıtsın canım, bu kadar insan perişanken biraz seni acıtsın yani kusura bakma.

BAŞKAN – Sayın Tüm, konuşmanızı bitirdiniz, lütfen yerinize geçer misiniz. Lütfen...

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – CHP bile inanmadı söylediklerine be, atış az geldi.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Turan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, çok ayrıştırmacı bir dil kullandı sayın hatip. İspatlanamayan bir sürü iddiayı tekrar tekrar cevapladığımız hâlde sanki cevaplamamışız gibi tekrar iddia etti.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Bu nasıl bir sataşma isteği?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bu ayrımcılığı körükleyen, kurumları tahkir eden dili kınıyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Sataşma var Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sataşma filan yok.

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Hemen cevap vereceğim. Tabii ya, kınıyor beni.

BAŞKAN – Sataşma yok.

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Kınıyor… Sataşma var burada.

BAŞKAN – E, kınamasın mı, onu da mı yapmasın yani? Lütfen…

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Bundan iyi sataşma mı olur ya? Olur mu öyle şey?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Katılacak mıyız bu tahkir edici dile Sayın Başkan?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kılıç, Kahramanmaraş Milletvekili.

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Söz hakkımı kullanmam lazım.

BAŞKAN – Sayın Tüm, lütfen yerinize geçin.

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Geçiyorum ama söz hakkı istiyorum.

SALİH CORA (Trabzon) – Kaba ve kırıcı konuştu.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

17.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, 1978 Kahramanmaraş olaylarının dış ve iç provokatörlerin tezgâhladığı bir oyun olduğuna ve yeni olaylara fırsat vermemek için 2011’den itibaren yıl dönümü toplantılarına izin verilmediğine ilişkin açıklaması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Kahramanmaraş, geçmişte de, günümüzde de huzur ve kardeşliğin kentidir. Hep beraber, Aleviler, Sünniler, Kürtler, Türkler, Araplar, Çerkezler, Çeçenler kardeşane yaşamaktayız. Kahramanmaraş olayları, dış ve iç provokatörlerin tezgâhladığı ve ülkemizi bilinçli ve görünür bir darbeye götüren bir oyundur. Nitekim, Kenan Evren’in tabiriyle oyunlar olgunlaşınca darbe gerçekleşmiştir. Bu olaylardan Alevi, Sünni bütün hemşehrilerimiz, hepimiz büyük zararlar görmüşüzdür. Olayların yıl dönümünü bahane ederek yeni oyunlar tertiplemek isteyenlere fırsat vermemek için 2011 yılından beri bu yıl dönümü toplantısına izin verilmemektedir. Nitekim, ilimizdeki 84 sivil toplum örgütünün ortak yayınladığı bildiride de düzenlenmek istenen bu toplantıların yeni provokasyonlara yol açabileceği endişesi ortaya konulmuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kılıç.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Efendim, Kenan Evren’le ilgili söyledikleri…

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Sayın Başkan…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Size vereyim sözü, bu konuyla ilgili konuşacaksınız, sizi dinleyeyim Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, bu konuyla ilgili şöyle bir durum var: Hatibimiz bir konuşma yaptı, Adalet ve Kalkınma Partisinin sayın grup başkan vekili de “İşte ispatlanamaz iddialar…” diye başlayıp, birçok şeyi sıralayıp ardından da kendisini kınadı. Şimdi, cevap hakkını kürsüden kullandırmama konusundaki takdirinize bir şey demem ama seçmenin önünde, vatandaşın gözünde Sayın Bülent Turan’ın ifadelerinden sonra Sayın Tüm’e bir açıklama hakkı vermeniz gerekir. Onun için yerinden 60’a göre pek kısa bir söz talep ediyor.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sonra bize de vermeniz gerekir. Olur mu böyle bir usul Sayın Başkan?

BAŞKAN – Şimdi, bakın…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Çünkü bir itham var ortada. “İspatlanamaz şeyler söyledi.” diyor, “Kurumları aşağıladı.” diyor, “Bilmem ne yaptı.” diyor. Normalde…

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – İthamı yapan karşı taraf ya. İthamı yapan o, kendisi zaten.

BAŞKAN – Hayır, “Ayrımcı bir dil kullandı.” dedi ve kınadı.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Gündeme devam edelim Sayın Başkanım.

SALİH CORA (Trabzon) – Tutanağını bir incelesenize Sayın Başkan ya. Böyle bir şey olabilir mi ya?

BAŞKAN – Kınamadan dolayı sataşma nedeniyle söz vermem, mümkün değil. Kınamak, sataşma demek değildir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sataşmadan söz vermediniz, bu konuda da takdirinize bir şey demiyorum ama bu konuda hiç olmazsa bir açıklama hakkına saygı göstermelisiniz.

BAŞKAN – Peki, bir dakika, yerinden…

SALİH CORA (Trabzon) – Özür için açıklama yapsın.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ya, yok artık.

SALİH CORA (Trabzon) – Özür dilesin.

BAŞKAN – Buyurun.

18.- Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm’ün, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Değerli arkadaşlar, tabii, gerçekler acıdır. Anlıyorum ki benim konuşmam arkadaşları rahatsız etmiştir ama benim niyetim kimseyi rahatsız etmek değil, bu ülkenin gerçeklerini dile getirmektir.

Bu ülkede 15-20 milyon Alevi yurttaşımız var. Alevilerin inanç yeri cemevidir. Bu iktidar tarafından Aleviler yurttaş olarak görülmüyor. Bu nedenden dolayı, tarih boyunca Sivas’ta, Maraş’ta bu Aleviler hedef gösterildi ve katledildiler.

Diyoruz ki: Bu Alevileri Çorum’da… Bu Alevileri yurttaş gördüğünüz takdirde bu toplumda bir barış sağlanır. Ama hâlen bugünlerde de Malatya’da, Türkiye’nin değişik yerlerinde Alevi evlerine işaret konuluyor. Aleviler bu ülkede barış içinde, birlikte yaşamak istiyorlar.

Bugün soruyorum: Aleviler şu anda askerlik yapmıyor mu, vergi vermiyor mu? Peki, Aleviler “İnanç yerimiz cemevi.” dediğine göre, niye kabul etmiyorsunuz, niye yok sayıyorsunuz? Peki, Aleviler bu verdiği vergileri size helal eder mi? Size tabii helal etmezler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Size haram ederler.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Tüm, haklısınız yani şöyle haklısınız…

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Hep itiraz ediyorlar, önce bu söylediklerime itiraz etsinler.

BAŞKAN – Söz almakta haklısınız, söylediklerinizde değil.

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Kalksın, söylesinler.

BAŞKAN – Bu ayrıştırıcı dili kullanmamak gerekiyor.

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Ayrıştıran, bakın, iktidarın kendisidir. BAŞKAN – Alevilerin yurttaş olmadığına dair bir beyanı buradan…

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Bakın, bakın, iktidarda bir tane Alevi vali yoktur, bir bakan yok, bir müsteşar yok.

BAŞKAN – Bakın, ben sizi dinledim, hiç sesimi çıkarmadan dinledim.

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Ayrıştıran sizsiniz ya! Allah aşkına!

BAŞKAN – Siz de şimdi oturun beni dinleyin.

SALİH CORA (Trabzon) – Yurttaş olmasan burada ne işin var ya? Burada ne işin var o zaman? Yurttaşsın, buradasın.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sen mi getirdin adamı? Halk seçti canım, Allah Allah!

SALİH CORA (Trabzon) – E, tamam, halk seçti.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Ön seçimle geldi adam ya.

SALİH CORA (Trabzon) – Demek ki eşit haklara sahibiz.

BAŞKAN – Bu ülkede -her zaman söylüyoruz- etnik kökeni, dinî inancı ne olursa olsun hepimizin amacı kardeşçe yaşamaktır ama “Alevileri yurttaş olarak görmüyorsunuz.” ithamı sakıncalı bir itham.

SALİH CORA (Trabzon) – Çok ağır bir ifade.

İSMET UÇMA (İstanbul) – Kabul edilemez Başkan.

BAŞKAN – Bunun hiçbir yerde telaffuz edilmemesi gerekiyor, lütfen…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Görüyorsanız, inanç yerini takdir edin.

BAŞKAN – Lütfen…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Turan.

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Bakın, Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinde Alevilerin payı yok mudur?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Çok üzülerek, şaşırarak…

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Alevilerin payı yok mudur bu bütçede?

BAŞKAN – Yani, ben bu sözünüzü geri almanızı beklerim sizden, gerçekten.

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Neden alacağım?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Aleviler yıllardan beri eşit yurttaş olmak için mücadele veriyorlar. Niye geri alacağım?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Tüm, bakın, biraz saygılı olun.

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Yalan mı bu söylediğim?

BAŞKAN – Ben konuşurken konuştunuz…

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Hayır, yalan mı bu söylediğim?

BAŞKAN – …Sayın Turan konuşurken konuşuyorsunuz; bir müsaade edin, diğerlerinin söz hakkına saygılı olun lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, İç Tüzük 64’ü de hatırlatarak, bu konuda söylenecek bir söz varsa bunu grup başkan vekiline bırakalım, daha doğru.

BAŞKAN – Ben İç Tüzük’ün 64’üncü, Anayasa’nın 94’üncü maddesinin ne olduğunu biliyorum. Bu konu hassas bir konu.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Ben konuşmacınıza cevap vermiyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Eski bir tartışmayı yeniden yapmayalım, cevap verebilecek durumdadır Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili.

BAŞKAN – Ama burada Türkiye Büyük Millet Meclisini yöneten bir Meclis Başkan Vekili olarak yurttaşlar arasında bir ayrım varmış gibi bir konuşmanın yapılmasını doğru görmüyorum, bunu da ihtar etmek benim görevim içindedir, lütfen…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, bunun altını çizmek gerekiyorsa bunu AKP Grup Başkan Vekili yapacak.

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Siz beraber bu ülkede yaşamıyor musunuz? Komşunuz yok mu hiç? Burada yaşamıyorsunuz galiba.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Turan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, öncelikle, az önceki konuşmacının iddialarını üzülerek, şaşırarak dinledik.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Neyine şaşırdın?

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Ya, şaşıracak ne var?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – On beş yıldan beri bu ülkede giyimden, kuşamdan, mezhepten, dinden, o memleketten, bu memleketten, nereden olursa olsun…

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Ya, Diyanette bir tane odacı var mı, Diyanet İşleri Başkanlığında bir odacı var mı, söyler misin?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Niye on beş yılı savunuyorsun, cumhuriyetin tarihini savun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) –…80 milyonun kardeşliği için nasıl bedel ödediğimizi, nasıl risk aldığımızı herkes biliyor. Dolayısıyla sadece Aleviler değil, hangi inanç grubundan olursa olsun, 80 milyonun kardeş olduğunu, bir ve eşit olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Bu konunun bu üslupla dile getirilmesini de şaşkınlıkla izliyorum. Bunun hiç kimsenin yürüyüşüne, partisine, ülkesine fayda sağlamayan bir üslup olduğunu düşünüyorum.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Norveç’te mi?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bizim kardeşliği pekiştiren millet olmamız lazım.

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Kardeşsen eğer eşit yurttaşlık sağlayacaksın, eşit vatandaşlık.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bizim farklılıklarımızı, bu millet içerisinde bir ve beraber olduğumuzu vurgulayan bir dil kullanmamız lazım.

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Kardeşini tanıyacaksın; inancını, mezhebini tanıyacaksın.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Şu an beni dinlemeden, sadece bağıran dilin diktatöryal bir dil olduğunu, bu yürüyüşe engel olduğunu ifade etmek istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Kardeşinin cemevini niye ibadethane olarak kabul etmiyorsun? Diğer kardeşin seni tanıyor.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, ben de bu konuda son olarak grubumuz adına şunu söyleyeyim: Şimdi, iktidar partisinin bunları böyle söylemesi “Biz öyle düşünmüyoruz.” demesi önemlidir ama “İyi insanım.” demekle iyi insan olunmaz. Ama iyi insan olsanız da iyi insan olmak yetmez, adil biri olmak lazım. Ama adil olmak, adil olduğunuzu söylemek de yetmez, karşınızdakinin adaletinize inanıyor, güveniyor olması lazım. Toplumun bir kesimi, o kesimi temsil eden birisi çıkıp da “Biz ayrımcılığa uğruyoruz, inancımıza saygı gösterilmiyor. Bizden alınan vergiler ile birilerinden alınan vergiler bir havuzda toplandığı hâlde, sadece bir inanç grubuna hizmet ediliyor.” diyorsa ve “Biz bundan ayrımcılığa tabi tutuluyoruz.” diyorsa “Biz böyle bir ayrımcılık yapmıyoruz.” demek önemli değil, muhatabınızın bunu böyle hissetmediğini bilmeniz lazım. Bu yüzünüze söylenmiştir. İktidar olarak bundan ders almak başka bir şeydir. Ders almayacağını gösteren “Hayır, biz öyle değiliz, böyleyiz.” demek. Algı budur. Hizmet ettiğiniz toplumun önemli bir kesimi kendini böyle hissediyorsa konuşmayı burada böyle yapmak yerine bunu değerlendirip doğrularını yapmak gerekiyor.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Usul ekonomisi gereği söz almıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Özel, size de şunu söyleyeyim: İfade etmekte kullanılan dilden dile fark vardır. Siz gayet net bir şekilde ifade ettiniz ama bazı ifadeler insana ister istemez bazı açıklamaları yapma gereğini hissettiriyor. Ben bu açıklamanızdan dolayı da size teşekkür ediyorum.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503) (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

BAŞKAN - Evet, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Mardin Milletvekili Sayın Ali Atalan konuşacak.

Buyurun Sayın Atalan. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA ALİ ATALAN (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu ve özellikle esaret altında tutulan, başta Eş Genel Başkanlarımız Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere, cezaevinde bulunan tüm seçilmişleri buradan saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, izninizle öncelikle genelgeçer bir ilkeye, bir esasa işaret etmek istiyorum. Malumunuz, demokratik rejimlerde yönetim erki meşruiyetini hukuktan, halktan ve genel kabul gören evrensel değerler sisteminden almaktadır. Unutmayalım ki -özellikle AKP’li milletvekilleri unutmasın- Roma İmparatorluğu gibi büyük bir imparatorluğun çöküşüne ve parçalanmasına sebep olan temel etkenlerden biri değerler sisteminin büsbütün çöküşü olmuştur yani dışarıdan kendisine karşı verilen herhangi bir savaş sonucunda yenilmemiş, dağılmamıştır; tamamen içeriden yönetim aygıtının ahlaki, moral çöküşü onun yapısal ve sistemsel sonunu getirmiştir. İnsanlık tarihi bunun gibi sayısız nice örneklerle doludur.

Çok samimi olarak söyleyeyim ki iki gün önce Avrupa Birliği Bakanı Sayın Ömer Çelik’in burada çok yorgun ve çaresizlik içinde olduğu izlenimini edindim. Çünkü açık ve aleni olarak değerler sisteminde bir çöküşü yaşayan egemen Hükûmet anlayışını savunur gibi görünüyordu ama savunamıyordu. Zira kendisi, vaziyeti belki hepimizden daha iyi görüyor ama dile getirmekten imtina ediyor.

Bir kez daha hatırlatmakta yarar var. Bizim de bağlı olduğumuzu iddia ettiğimiz Avrupa’nın bir değerler sistemi var. Hukukun üstünlüğü, demokrasi, adalet, özgürlük, eşitlik, dayanışma, çoğulculuk, hoşgörü vesaire gibi normlardan oluşan bir yapıdır bu. Bunlardan hangisini mevcut durumda tamamen icra ediyoruz, söyler misiniz? Bizce hiçbirini. Sayın Çelik, var olan kendi felsefik, semantik kabiliyetini de zorlayarak kendi Hükûmetinin dış politikasını savunmaya çalışıyor ve öylelikle fasılların açılması gerektiğinden bahsediyor. Bakın, sizin yönünüz ve ekseninizde esastan bir sapma var. Yolunuz yol olmaktan çıkmış. Yaptığınız ile yapılması gerekenler arasında maalesef uzlaşmaz bir çelişki ortaya çıkmıştır. Bunu bizce bilmek ve bilince çıkarmak gerekiyor. AKP’nin değerler sistemi açısından yaşadığı bu çöküş süreci yaşamın her alanına sirayet etmiştir. İnanın, AKP’lilerin yüzde 90’ı bu “dava” denilen siyasete inanmıyor, anlam vermiyor, izah edemiyor.

Bakın, size sayısız örneklerden ve burada yeterince dile getirilmediğini düşündüğüm yerelden iki üç tane küçük örnek vereyim. Kısmen geçmişten de kaynaklı, günümüzde yerelde halkın yaşadığı önemli spesifik sorunlardan biri arazi sorunudur. Hatalı, eksik ve özensiz yapılan kadastro çalışmalarının ne gibi mağduriyetlere sebep olduğu malumunuzdur. Mesela kendi arazisini tekrar satın almak için o zor durumda bırakılan nice yurttaşlarımız var. Bu kişiler açık artırma usulü ihaleye girmek zorunda bırakılıyor. Haksızlık sadece bununla sınırlı değil. Bu durumdan kaynaklı bir arazi mafyası türemiştir. Arazi mafyası toprağını tekrar almak isteyen gerçek hak sahiplerinden ihaleden çekilmek şartıyla para istemekte ve insanlar ödemek zorunda bırakılmaktadır.

Başka bir örnek değerli arkadaşlar, Artvin’deki maden projesinin sahibi Cengiz Holdingin faaliyetleridir. Bugüne kadar doğal dengeyi bozan projeleri dolayısıyla birçok kez mahkemeye verilmiş ve çeşitli sivil toplum örgütleri tarafından protesto edilmiş olan bir holdingdir. Cengiz Holdingin devraldığı Eti Bakır Anonim Şirketi, Mardin Mazıdağı ilçesine bağlı dört yüz yıllık geçmişi olan Karataş köyünü boşaltıp buradan maden çıkarmak istemektedir. Eti Bakır Anonim Şirketi köy halkıyla görüşme yapmış, bir dönüm tapulu arazi için 4 bin Türk lirası teklif etmiş, tepki gösteren köylülere de “İşinize gelirse satarsınız, işinize gelmezse muhatabınız devlettir, biz devletten kiralamışız.” demişlerdir. Peki, nasıl oluyor da bunlar bir miktar parayla köy halkını yerinden yurdundan etmeye çalışıyorlar? Neye dayanarak, kime güvenerek böyle fütursuzca davranabiliyorlar?

Yine değerli arkadaşlar, başka bir örnek vereyim: Kelhoki, Kuşçukuru köyü örneğinde olduğu gibi, bir ay önce aynen burada izah etmeye çalıştığım gibi, bir Ezidi köyü olarak bilinen Nusaybin’e bağlı Efşê yani Kaleli köyüyle ilgilidir. Meselenin vahametini Mecliste bir ay önce -dediğim gibi- dile getirmiştim. Bakan bu konuda Mardin Valisiyle görüşüyor, sanki hiçbir şey olmamış gibi, Nusaybin Belediyesine atanan kayyum kalkıyor, yine atama usulüyle göreve getirdiği birkaç sözde encümenle Ezidi yurttaşların kendi imkânlarıyla yapmaya çalıştığı taziyeevi hakkında yıkım kararı çıkarıyor ve ceza veriyor. Avrupa’dan insanlar kendi köylerine dönmesin diye önce köy sit alanı olarak ilan ediliyor ve sonrasında bu yıkım ve ceza kararı çıkıyor. Hâlbuki söz konusu taziyeevi yapılmadan önce kaymakam ve diğer ilgili kurumlarla görüşülmüş, onların onayı alınarak bu taziyeevi inşa edilmişti. Ama, devreye gayrimeşru güçler giriyor, yıkım kararı çıkarıyorlar. Bu nasıl bir hukuktur, bu nasıl bir vicdandır, nasıl bir ahlak anlayışıdır? Ben şahsen anlam veremiyorum, anlam verebilen varsa çıksın buyursun anlatsın. Mafyavari ve kirli olan bu ilişkiler bizce derhâl ifşa edilmeli ve gerekli müdahale ivedilikle yapılmalıdır.

Başka bir örnek vermek istiyorum. Muhtemelen biliyorsunuzdur, geçen Feleknas Arkadaşımız da dile getirdi, biz Ezidilerin önemli bayramlarından olan Ezda Bayramı geçen cuma kutlandı. Bu vesileyle ben Midyat AFAD kampında bulunan Ezidileri ziyaret etmek istedim, maalesef bütün çabalarıma rağmen kampa giremedim, insanların bayramlarını kutlayamadım, onlarla bayramlaşma imkânı tanınmadı. İnananlar ve inanmayanlar bütün bayramları kutsal sayarlar, addederler, burada herkesin saygısı vardır. Yani, gerçekten anlamakta güçlük çektiğim, nasıl oluyor da Ezidilerin yaşadığı bir AFAD kampında kaymakamlığı arıyoruz, AFAD Başkanlığını arıyoruz, valiliği arıyoruz; kampın önünde ben kampa giremiyorum, insanların bayramını kutlayamıyorum bir milletvekili olarak, hem üstelik bir Ezidi milletvekili olarak.

Değerli Başkan, siz ve Hükûmet de buradayken bu tür sorunların çözümü için gerçekten, Meclisin bilfiil görev alması ve aktif olması gerekiyor.

Burada bu beklenti ve umutla hepinizi saygıyla selamlıyor, teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Atalan.

Sayın milletvekilleri, birleşime otuz dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati : 19.11

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.59

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Bülent ÖZ (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 43’üncü Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

Hükûmet yerinde.

Şimdi, şahsı adına Hatay Milletvekili Sayın Hacı Bayram Türkoğlu konuşacak.

Buyurun Sayın Türkoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HACI BAYRAM TÜRKOĞLU (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 3’üncü maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 2018 yılı bütçesinde yine en büyük pay millî eğitime, sağlığa, millî savunma ve millî güvenliğe ayrılmıştır. Yüksek teknolojiyle katma değeri yüksek ürün imalatı esas hedeflerimizden birisidir. 2017 yılı içerisinde Kredi Garanti Fonu kefaletiyle sanayici ve esnafımıza sağlanan 250 milyar Türk lirası desteği can suyu olmuş, birimleri harekete geçirmiş, istihdam artmış, ihracatta fark edilir büyüme yakalanmıştır. Üçüncü çeyrekteki büyüme bunun en büyük göstergesidir. 2018 yılında da büyüme tahminlerimizin üzerinde bir kalkınma hamlesi için desteklerimiz devam edecek. 2023’lerin hedefleri doğrultusunda Türkiye’mizi, bölgesinde lider, dünyada en büyük on ülke arasına girdirmek için çaba sarf edeceğiz. Yerli ve millî bir ekonomik seferberlikle geleceğin büyük Türkiye’sini inşa yolunda gönül seferberliği içinde “Her şey Türkiye için” yürek coşkusuyla çalışacağız.

Küresel gelişmelerin yanı sıra ülkemizde yaşanan 15 Temmuz hain işgal girişimine rağmen ekonomimiz 2016 yılında yüzde 3,2 büyüdü. 2017’nin ilk çeyreğinde yüzde 5,2 gibi yüksek bir oranda büyüyen ekonomimiz, ikinci çeyrekte yüzde 5,1 büyümüş, ayrıca üçüncü çeyrekte yüzde 11,1’lik büyümeyle Çin ve Brezilya’yı geride bırakarak dünyanın gelişen en büyük ülkesi olmuştur. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası yaşanan ekonomik sıkıntıları aşmak adına AK PARTİ olarak birtakım adımlar attık. Ekonomiyi canlandırmak için özellikle çeşitli vergi ve sosyal güvenlik tedbirleri aldık, bazı mallarda KDV ve ÖTV oranlarını geçici olarak düşürdük, tapu harçlarını indirdik, sosyal güvenlikle ilgili çok sayıda tedbir aldık, turizmde irtifak bedelleri ve ecrimisil gibi bazı kamu gelirlerinin de tahsilatını erteledik. Dolayısıyla bütçe gelirleri de olumsuz olarak biraz etkilendi. Buna rağmen AK PARTİ Hükûmeti olarak ekonomiyi canlandırma ve büyüme adına kamu yatırımlarında frene hiç basmadık, hatta abartı derecesinde yollara, tünellere, havaalanlarına, millî savunmaya, çevre ve şehirciliğe, sağlığa, turizme yapılan yatırımlar ve harcamalar tüm hızıyla devam etti. Türk lirasıyla ticaret hacmimiz artmıştı. 2002’de dış ticaretimizin yüzde 0,6’sını TL’yle yaparken bu yılın dokuz aylık döneminde yüzde 8,9 gibi bir oranda yaptık. Ülkemiz, ürünlerinin yanı sıra sağlık hizmetlerini, bilgisayar oyunlarını, dizilerini, sinema filmlerini, müteahhitlik ve teknik müşavirlik hizmetlerini, yazılım ürünlerini ve kültürünü de ihraç eder konuma geldi. Mesela, Türkiye dizi üretimi açısından ABD’den sonra dünyada ikinci sıradadır ve Türk dizileri şu anda 75 ülkede 400 milyon kişi tarafından seyredilmektedir ki bu da ülkemizin tanıtımı açısından oldukça önemlidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Başbakanımızın ve Maliye Bakanımızın dediği gibi “Bu bütçe özel sektör yatırımları başta olmak üzere yatırımı, üretimi, istihdamı, ihracatı her bakımdan destekleyen bir bütçedir.”

Sayın Cumhurbaşkanımız “Dünya beşten büyüktür.” derken vizyon ve misyon olarak, Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak, ekonomik potansiyeliyle, yerli ve millî kaynaklarımızla, insan kaynakları zenginliğimizle bu değişen ve gelişen dünyada biz de varız mesajını vermiştir. Evet, biz de varız. Türkiye, sadece içine kapalı bir ülke değildir, dış dünyaya açılmıştır, mazlum coğrafyalara el uzatmıştır; millî bütçesinden dünyada en büyük payı ayıran ikinci ülkedir. Daha geçen hafta Filistin ve Kudüs meselesinde İstanbul’da toplanan İslam İşbirliği Teşkilatının aldığı kararla Doğu Kudüs’ü Filistin’in başkenti ilan etmiştir; hayırlı uğurlu olsun. Mescid-i Aksa bizim ilk kıblemiz, kırmızı çizgimiz ve vazgeçilmezimizdir. Gün birlik, dirlik günüdür. Dostluk, kardeşlik ve uhuvvet duygumuzun Türk İslam coğrafyasına ve tüm dünyaya barış getirmesi umuduyla gelin birlik olalım, iri olalım, diri olalım, 21’inci asra Türk medeniyeti mührünü vurmak için var gücümüzle çalışalım.

“Durmak yok, yola devam” diyerek 2023 hedeflerine ulaşmak, geleceğin büyük Türkiye’si inşasını kurmak arzusuyla 2018 yılı bütçesinin hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Türkoğlu.

Şahsı adına son olarak Aydın Milletvekili Sayın Hüseyin Yıldız konuşacak.

Buyurun Sayın Yıldız. (CHP sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, değerli milletvekillerim; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

2017 bütçesinde 47 milyar borçlanma öngörülmüştür ama sonra da 30 milyar daha artırılarak 84 milyar liraya denge sağlanmıştır. 2018 bütçesinde yaklaşık 67 milyar daha borçlanma öngörülmüştür. Yani, bu, 2018’de ne demektir? Herhâlde bir 100 milyar dolar borçlanmayla bu işi halledecekler.

Değerli arkadaşlar, bir şekilde bütçedeki dengesizliği hallederiz ancak ülkemizde hiçbir konuda denge bırakmadınız. Ben size birkaç tane sayayım: Gelir adaletinin dengesi bozulmuştur, ekonominin dengesi bozulmuştur, adaletin dengesi bozulmuştur, vicdanın dengesi bozulmuştur, siyasetin dengesi bozulmuştur, uluslararası birliğimizin dengesi bozulmuştur, toplumsal psikolojimizin dengesi bozulmuştur, toplumun dengesi bozulmuştur, personelin dengesi bozulmuştur, kadın ve erkek eşitliği dengesi bozulmuştur. Gerçekten, “Bu bütçe halkın bütçesi.” derseniz Sayın Bakanım, kesinlikle bu bütçe halkın bütçesi değil, zenginlerin, sarayların bütçesidir.

Bir ülkede 1.400 lira asgari ücretle geçinen 10 milyon insan varken bir Cumhurbaşkanının 13 tane özel uçağı olur mu arkadaşlar? Bir ülkede 1.400 liraya geçinen vatandaşlar varken, 7 milyon insan işsiz gezerken, 10 milyona yakın insan açıklık sınırında yaşarken 1.300 odalı sarayda yaşanır mı, size soruyorum değerli arkadaşlar?

Gerçekten siz halkın bütçesini istiyorsanız Sayın Bakanım -ben bu konuda sizin de rahatsız olduğunuzu çok iyi bilen bir insanım, bürokrasiden gelen bir insansınız- gerçekten halkın bütçesinde olmak istiyorsanız bugün, gelin -Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir önerge veriyoruz- asgari ücreti 2 bin lira yapalım değerli arkadaşlar; 2 bin lira yapalım, 2 bin lira yapalım. İşçiye, memura, emekliye yüzde 30 zam verelim. Dinî bayramlarda emeklilere birer tane ikramiye verelim. Dönelim, çiftçiye verdiğimiz mazotu 5 liradan değil, 2 liradan verelim. Verelim ki tüketen bir ülke değil üreten bir ülke hâline çevirelim ülkeyi. Aksi takdirde… 107 bin esnaf dükkânını kapattı değerli arkadaşlar. Ben 2002’de “Saman ithal edeceğiz.” deseydim vallahi de billahi de herkes “Bu adam kafayı yemiş, deli.” derdi. Bugün Bulgaristan’dan saman ithal ediyoruz, Sırbistan’dan et ithal ediyoruz arkadaşlar. Onun için, gelin, hep beraber bu ülkenin gerçeklerini önümüze koyarak halkın bütçesini yapmaya çalışalım değerli arkadaşlar.

Şimdi, 2002’de geldiniz, 2002’de; o günden beri kendi bölgem Aydın’da işsizlik oranı yüzde 3’tü, bugün Aydın’da işsizlik oranı yüzde 20, yüzde 20 arkadaşlar. Eskiden çiftçiler pamuğunu, tahılını sattığı zaman evini değiştiriyordu, traktörünü de