TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                           42’nci Birleşim

                                                                                       19 Aralık 2017 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

 

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504)

A) BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI

1) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı

B) KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI

1) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ

1) Türk Standartları Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Standartları Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Patent Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU

1) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ

1) Türkiye Bilimler Akademisi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimler Akademisi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

G) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Orman Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ

1) Türkiye Su Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Adana Milletvekili Seyfi Yılmaz’ın, Orman Genel Müdürlüğünün Orman Mühendisleri Odası seçimlerine müdahale etmesine ilişkin açıklaması

2.- Edirne Milletvekili Erdin Bircan’ın, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

3.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Kastamonu İdare Mahkemesi ve Danıştay kararlarına rağmen Cide barajı ve HES projesine devam edilmek istenmesine, Muğla Akyaka’da orman alanının özelleştirilmesine ve Kadıköy Yoğurtçu Parkı’nda yürürken hafriyat kamyonunun ezdiği Şule İdil Dere’nin annesinin adalet isteğinin bir nebze de olsa yer bulmasını dilediğine ilişkin açıklaması

4.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Düzce ilinin tüm çöplerinin Hecinler köyünün bulunduğu alana dökülmesine ilişkin açıklaması

5.- Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

6.- Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

7.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, bütçe görüşmeleri yürütülürken bakanların  kendilerine yönelik eleştirilere karşı cevap verme üsluplarına ilişkin açıklaması

8.- Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın, Hakkâri Milletvekili Nihat Akdoğan’ın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın sekizinci tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

9.- Hakkâri Milletvekili Nihat Akdoğan’ın, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

10.- Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın, Hakkâri Milletvekili Nihat Akdoğan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

11.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

12.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Tunceli Milletvekili Alican Önlü’nün 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın sekizinci tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

13.- Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp’in, sokak hayvanları ile yaban hayvanlarına ayrılan bütçeyi artırmak konusunda bir çalışma olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

14.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, sanayi başkenti olan Kocaeli’nin tarım, hayvancılık ve turizmde de ülke ekonomisine ciddi katkı sağladığına ve milletvekillerine Kocaeli’de yetişen ürünlerden Eşme ayvası ikramı olduğuna ilişkin açıklaması

15.- İstanbul Milletvekili Yakup Akkaya’nın, taşeron işçilere kadro düzenlemesinin kanun hükmünde kararnameyle getirileceği haberlerine ve bunun doğru bir yaklaşım olmadığına ilişkin açıklaması

16.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, Gölcük Tabiat Parkı’nın bir firmaya ihale edilerek beton yağmalanmasına açıldığına ilişkin açıklaması

17.- Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak’ın, 19-26 Aralık 1978 Kahramanmaraş olaylarının 39’uncu yıl dönümüne ilişkin açıklaması

18.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Yunanistan Savunma Bakanının Yunan adalarıyla ilgili sözlerine ve Hükûmetin bu adaların işgaline karşı Türk milletinin şanına yakışır bir tavırla vaziyet almasını beklediğine ilişkin açıklaması

19.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, Türkiye’nin OECD ülkeleri arasında tarıma çok destek veriyor olarak görünmesine rağmen gerçek durumun bunun tam tersi olduğuna ilişkin açıklaması

20.- Hatay Milletvekili Mehmet Necmettin Ahrazoğlu’nun, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın sekizinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

21.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın sekizinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

22.- Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın sekizinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

23.- Van Milletvekili Lezgin Botan’ın, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın sekizinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

24.- Adana Milletvekili Mevlüt Karakaya’nın, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın sekizinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

25.- Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı’nın, borçlarını erteleme kararından dolayı Erzurumlu ve Türkiye’deki çiftçiler adına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’ya teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

26.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın sekizinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

27.- İstanbul Milletvekili Arzu Erdem’in, işsiz ziraat mühendislerinin istihdamı sağlanmadan Millî Tarım ve Hayvancılık Projesi’nin nasıl hayata geçirileceğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

28.- Bitlis Milletvekili Mahmut Celadet Gaydalı’nın, Bitlis Yolalan beldesine bağlı Paks köylülerinin koyun ölümlerinin artması konusuna çare bulunmasını istediklerine ve Singapur’dan canlı hayvan ithalinin doğru olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

29.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın sekizinci tur görüşmelerinde soru-cevap kısmında yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ve Samsun Ladik İbi Köyü Sulama Projesi’ne ödenek tahsis edilmesini talep ettiğine ilişkin açıklaması

 

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Omar Guelleh ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmail Kahraman’a “Hoş geldiniz.” denilmesi

 

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün yaptığı açıklaması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

VII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, 1. Lig maçlarındaki yayın hakkının şifreli kanala geçmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/16964)

 

2.- Adana Milletvekili İbrahim Özdiş'in, yükseköğrenim yurtlarının yetersizliğine ve el konulan FETÖ/PDY binalarının yurt sorunun çözümünde kullanılmasına yönelik bir çalışma yapılıp yapılmadığına,

Kredi ve Yurtlar Kurumu'na ait yurtların yetersizliği sorununun çözümüne,

İlişkin Başbakandan soruları ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/16966), (7/17071)

3.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, Bakanlığın temsil ve tanıtım harcamalarına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/17068)

4.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, erkekler bölgesel basketbol liginin kaldırılma nedenine ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/17070)

5.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın, KYK yurtlarına, 2017-2018 eğitim-öğretim döneminde KYK yurtlarına ve kredilerine yapılan başvurulara ve sonuçlarına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/17072)

6.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, engelli ve gönüllü sporculara verilen desteklere ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/17076)

7.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Karaman ilindeki spor alanı, lisanslı sporcu, antrenör ve hakem sayısı ile sportif faaliyetlere aktarılan bütçeye,

Kilis ilindeki spor alanı, lisanslı sporcu, antrenör ve hakem sayısı ile sportif faaliyetlere aktarılan bütçeye,

Rize ilindeki spor alanı, lisanslı sporcu, antrenör ve hakem sayısı ile sportif faaliyetlere aktarılan bütçeye,

Ağrı ilindeki spor alanı, lisanslı sporcu, antrenör ve hakem sayısı ile sportif faaliyetlere aktarılan bütçeye,

Van ilindeki spor alanı, lisanslı sporcu, antrenör ve hakem sayısı ile sportif faaliyetlere aktarılan bütçeye,

Muş ilindeki spor alanı, lisanslı sporcu, antrenör ve hakem sayısı ile sportif faaliyetlere aktarılan bütçeye,

Yozgat ilindeki spor alanı, lisanslı sporcu, antrenör ve hakem sayısı ile sportif faaliyetlere aktarılan bütçeye,

Aksaray ilindeki spor alanı, lisanslı sporcu, antrenör ve hakem sayısı ile sportif faaliyetlere aktarılan bütçeye,

Nevşehir ilindeki spor alanı, lisanslı sporcu, antrenör ve hakem sayısı ile sportif faaliyetlere aktarılan bütçeye,

Kırşehir ilindeki spor alanı, lisanslı sporcu, antrenör ve hakem sayısı ile sportif faaliyetlere aktarılan bütçeye,

Osmaniye ilindeki spor alanı, lisanslı sporcu, antrenör ve hakem sayısı ile sportif faaliyetlere aktarılan bütçeye,

İlişkin soruları ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/17077), (7/17078), (7/17079), (7/17080), (7/17081), (7/17082), (7/17083) (7/17084), (7/17085), (7/17086), (7/17087)

8.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Çankırı Gençlik ve Spor İl Gençlik Merkezi'nde eğitim alan kişi sayısına, verilen eğitimlere, merkezin personeline ve bütçesine,

Karaman Gençlik ve Spor İl Gençlik Merkezinde eğitim alan kişi sayısına, verilen eğitimlere, merkezin personeline ve bütçesine,

Kilis Gençlik ve Spor İl Gençlik Merkezinde eğitim alan kişi sayısına, verilen eğitimlere, merkezin personeline ve bütçesine,

Rize Gençlik ve Spor İl Gençlik Merkezinde eğitim alan kişi sayısına, verilen eğitimlere, merkezin personeline ve bütçesine,

Ağrı Gençlik ve Spor İl Gençlik Merkezinde eğitim alan kişi sayısına, verilen eğitimlere, merkezin personeline ve bütçesine,

Van Gençlik ve Spor İl Gençlik Merkezinde eğitim alan kişi sayısına, verilen eğitimlere, merkezin personeline ve bütçesine,

Muş Gençlik ve Spor İl Gençlik Merkezinde eğitim alan kişi sayısına, verilen eğitimlere, merkezin personeline ve bütçesine,

Yozgat Gençlik ve Spor İl Gençlik Merkezinde eğitim alan kişi sayısına, verilen eğitimlere, merkezin personeline ve bütçesine,

Aksaray Gençlik ve Spor İl Gençlik Merkezinde eğitim alan kişi sayısına, verilen eğitimlere, merkezin personeline ve bütçesine,

Nevşehir Gençlik ve Spor İl Gençlik Merkezinde eğitim alan kişi sayısına, verilen eğitimlere, merkezin personeline ve bütçesine,

Kırşehir Gençlik ve Spor İl Gençlik Merkezinde eğitim alan kişi sayısına, verilen eğitimlere, merkezin personeline ve bütçesine,

Osmaniye Gençlik ve Spor İl Gençlik Merkezinde eğitim alan kişi sayısına, verilen eğitimlere, merkezin personeline ve bütçesine,

İlişkin soruları ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/17088), (7/17089), (7/17090), (7/17091), (7/17092), (7/17093), (7/17094), (7/17095), (7/17096), (7/17097), (7/17098), (7/17099)

9.- Van Milletvekili Bedia Özgökçe Ertan'ın, Van'ın Gevaş ilçesindeki KYK yurdunda üç öğrencinin çantalarında bir siyasetçinin resmini taşıdıkları için yurtla ilişiklerinin kesildiğine dair iddialara ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/17103)

10.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba'nın, KYK il müdürlüklerinde yetkililerin öğrencileri öncelikle Ensar Vakfı yurtlarına yönlendirdiğine dair iddiaların soruşturulmasına ve Bakanlık, bürokratlar ve vakıf arasında bir ilişki bulunup bulunmadığına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/17104)

11.- İzmir Milletvekili Müslüm Doğan'ın, OHAL ilanı sonrası BİMER'e yapılan başvurular hakkında çeşitli istatistiklere ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/18288)

19 Aralık 2017 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 11.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Pervin BULDAN

KÂTİP ÜYELER: Bayram Özçelik (Burdur), Sema Kırcı (Balıkesir)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 42’nci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, gündeme geçiyoruz.

Sayın milletvekilleri, gündemimize göre 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.

Program uyarınca bugün sekizinci tur görüşmelerini yapacağız.

Sekizinci turda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı, Türk Standartları Enstitüsü, Türk Patent Enstitüsü, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, Türkiye Bilimler Akademisi, Türk Patent ve Marka Kurumu, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile Türkiye Su Enstitüsünün bütçe ve kesin hesapları yer almaktadır.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (x)

A) BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI

1) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı

B) KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI

1) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ

1) Türk Standartları Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Standartları Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Patent Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU

1) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ

1) Türkiye Bilimler Akademisi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimler Akademisi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

G) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Orman Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ

1) Türkiye Su Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Sayın milletvekilleri, bilindiği üzere turda yer alan bütçelerle ilgili soru sormak isteyen milletvekillerinin sisteme girmeleri gerekmektedir.

Sekizinci turda grupları ve şahısları adına söz alan sayın üyelerin isimlerini okuyorum:

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Sayın Ahmet Kenan Tanrıkulu, Hatay Milletvekili Sayın Mehmet Necmettin Ahrazoğlu, Adana Milletvekili Sayın Muharrem Varlı, Adana Milletvekili Sayın Mevlüt Karakaya;

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Kocaeli Milletvekili Sayın Tahsin Tarhan, Denizli Milletvekili Sayın Kazım Arslan, İstanbul Milletvekili Sayın Didem Engin, Kayseri Milletvekili Sayın Çetin Arık, Bursa Milletvekili Sayın Orhan Sarıbal, Edirne Milletvekili Sayın Okan Gaytancıoğlu, Tokat Milletvekili Sayın Kadim Durmaz, Çanakkale Milletvekili Sayın Bülent Öz, Isparta Milletvekili Sayın İrfan Bakır, Kırklareli Milletvekili Sayın Türabi Kayan, Edirne Milletvekili Sayın Erdin Bircan;

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Batman Milletvekili Sayın Saadet Becerekli, Mardin Milletvekili Sayın Mithat Sancar, Muş Milletvekili Sayın Ahmet Yıldırım, Şırnak Milletvekili Sayın Leyla Birlik, Hakkari Milletvekili Sayın Nihat Akdoğan, Adıyaman Milletvekili Sayın Behçet Yıldırım, Diyarbakır Milletvekili Sayın Ziya Pir, Tunceli Milletvekili Sayın Alican Önlü.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Gaziantep Milletvekili Sayın Abdullah Nejat Koçer, Giresun Milletvekili Sayın Cemal Öztürk, Çankırı Milletvekili Sayın Hüseyin Filiz, Gaziantep Milletvekili Sayın Ahmet Uzer, Gaziantep Milletvekili Sayın Mehmet Erdoğan, Mersin Milletvekili Sayın Hacı Özkan, İstanbul Milletvekili Sayın Hulusi Şentürk, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Mehmet Ali Cevheri, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Mehmet Akyürek, Konya Milletvekili Sayın Hüsnüye Erdoğan, Antalya Milletvekili Sayın Hüseyin Samani, Kırıkkale Milletvekili Sayın Abdullah Öztürk, Antalya Milletvekili Sayın İbrahim Aydın, Gümüşhane Milletvekili Sayın Cihan Pektaş, Mersin Milletvekili Sayın Ali Cumhur Taşkın, Bilecik Milletvekili Sayın Halil Eldemir.

Şahıslar adına, lehinde Elâzığ Milletvekili Sayın Tahir Öztürk, aleyhinde Aydın Milletvekili Sayın Deniz Depboylu.

Ayrıca Hükûmet adına da konuşmalar yapılacaktır.

Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına ilk konuşmacı İzmir Milletvekili Sayın Ahmet Kenan Tanrıkulu.

Sayın Tanrıkulu, süreniz yirmi dakika.

Buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA AHMET KENAN TANRIKULU (İzmir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2018 yılı bütçesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulumuzu öncelikle saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, yıllık bütçeler, gelecek belirli bir dönem içindeki gelir-giderleri tahmin eden ve bunların yerinde harcanıp harcanmadığına ve uygulamasına da izin veren metinlerdir. Bu yüzden bütçelerin performansı ve güvenilirliği konusunda, devlet, millete karşı sorumludur. Yılın başında taahhüt edilen harcama tutar ve kalemlerinin yılın sonunda gerçekleşen rakamlarla tutarlılığı burada ön plana çıkmaktadır.

Değerli milletvekilleri, 2016 sonundan itibaren bankaların TL fonlama maliyetlerinin yükselmesiyle birlikte firmaların TL kredi faiz oranları da arttı. Ciddi bir şekilde firmalar bu kredi faiz oranlarının baskısı altında kaldı. Yavaşlayan satışlarla beraber daha pahalı finansman maliyeti ve yüksek orandaki yurt içi üretici fiyat endeksi -ki kasım ayında yüzde 17,3’tü- bugün girişimcimizin belini bükmektedir. Makine ve teçhizat yatırımlarında üst üste dört çeyrektir devam eden gerileme bu son çeyrekte bir miktar toparladı ve üstüne koymaya çalıştı ancak sanayideki beklenen atılımı da maalesef erteletti. Son yedi yılda inşaat yatırım artışı sanayi yatırımlarını 2’ye katlamış gözüküyor değerli milletvekilleri. Hatta Kredi Garanti Fonu kredilerinde dahi kullanılan kredilerin sadece yüzde 2,5’i yatırıma gitmiş gözüyor. Diğer yandan sanayide bir türlü aşılması için çaba gösterilmeyen verimsizlik de bugüne kadar süregelmektedir. Başka bir ifadeyle ifade edersek; on beş yılda üretimden kaynaklanan bir büyüme modelinin olmadığı, tüketimden gelen, bizim daha çok “kortizonlu büyüme modeli” dediğimiz ve bugünlere gelindiğinde de ortalama yüzde 10 işsizliğin artık sabitlendiği, yüksek cari açığın görüldüğü, yüksek dış borçlanmanın yapıldığı,. artan döviz kurlarının ciddi bir işaret verdiği ve bir türlü de düşürülemeyen bir enflasyonla bugün Türkiye ekonomisi karşı karşıya. Türkiye’deki politik ve ekonomik belirsizlikler yine Türkiye’de özel sektörü uzun vadeli yatırımlar konusunda da maalesef tedirgin etmekte ve yatırımlarının ertelenmesine yol açmaktadır. İşte bu tedirginlik hem sektörel hem de ekonomiye olan diğer güven endekslerinde de düşüşlerde kendini belli etmekte ve bizi uyarmakta. Son açıklanan üçüncü çeyrek sanayi büyümesi yine hizmetler ve inşaat sektörünün gerisinde kalmış mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış olan rakam da sadece binde 2. Bugünlerde Bakanlık, sanayideki büyüme rakamlarının neden diğer sektörlere göre geride kaldığının teşhisini net koymalı ve buna uygun da çözüm modellerini bir an önce üretebilmelidir.

Değerli milletvekilleri, sanayide gerçekleşen son büyüme rakamlarını yeterli bulursak ve kafamızı kuma gömersek geleceğe dair hedeflerimiz de tıpkı enflasyon hedeflerinde olduğu gibi maalesef kâğıt üzerinde kalacak. Dünya Sanayi 4.0’ı özümseyip kullanırken biz hâlen cam filmini tartışıyoruz ve bunu artık bir kenara bırakmalıyız, yüzümüzü bilim, sanayi ve teknolojiye dönerek yeni birtakım üretim tekniklerini, yeni üretim modellerini burada konuşmamız gerekir diye düşünüyorum. Zira TÜBİTAK tarafından yapılan Türkiye’de Sanayinin Teknoloji Karnesi’ne de baktığımız zaman sanayinin dijital olgunluk seviyesi Endüstri 2.0 veya Endüstri 3.0 arasında yer almakta ve kendini bulmaktadır.

Hazır TÜBİTAK’tan bahsetmişken, bu yıl mart ayında Sanayi Komisyonunda görüştüğümüz tasarı TÜBİTAK’ın günümüz sanayi ve teknoloji şartlarına göre düzenlenmesini öngörürken ve bu tasarının bir an önce yasalaşmasının çok ciddi bir öneme binaen getirildiği bize anlatılmışken şimdi görüyoruz ki yıl bitmesine rağmen bu öneme o kadar sahiplenilmediği de açıkça karşımızda durmakta.

Diğer yandan, eğer bilime değer ve önem veriyorsak bunu bütçelerde de görmemiz lazım sayın milletvekilleri, bu, bütçelere somut bir şekilde yansımalı. Türkiye Bilimler Akademisinin bütçesi bu yıl yüzde 13’lük enflasyonu bir kenara bırakırsak, böyle bir ortamda ancak yüzde 3,7 artırılabilmiş gözüküyor.

Sanayimizi bilimsel ve teknolojik içerikli, yenilikçi ve yaratıcı fikirlerle donatmalıyız; bu çok önemli. Ürün desenimizi ve üretim yöntemlerini geliştirebilmek için de buna bağlı olarak destekleri bir an önce ortaya koymamız gerekmektedir. Ürettiği ve satışa sunduğu ürünlerde, tabii ki dolayısıyla ihracatında da ithalat bileşeninin payının düşürülmediği bir sanayiyle karşı karşıyayız. Böyle bir yapıyla Türkiye'nin gelişmiş ülkeler ligine de çıkması veya daha üste sıçraması çok da zaman alacağa benziyor. İşte, bu yüzden, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizim beklentimiz, imalat sanayisinde ithalata bağımlılığın makul bir düzeye indirilmesi ve orta yüksek, yüksek teknolojili ürün desenine geçiş sağlanabilmesi için birtakım yapısal dönüşümlerin de bir an önce yapılmasıdır. Sanayide yapısal dönüşümü sağlayabilirsek bugün işte içinde bulunduğumuz birçok sorunun da üstesinden gelme şansımız olacak. Bu ise nasıl olabilir? Ancak ve ancak sanayi politikalarında bir yapısal dönüşüm amaçlayacak olan bütüncül bir ekonomi politikasının yürürlüğe girmesiyle olacaktır ve aynı zamanda -biraz önce de söylediğim- güçlü bütçelerle bunu temin etmemiz mümkün olacak. Yoksa Türkiye'nin inşaata dayalı, “beton ekonomisi” dediğimiz bir modelle çok fazla gideceği de bir yol kalmamış gözüküyor.

2017’nin ilk on bir ayında şirketler -baktığımız zaman- ağırlıklı olarak inşaat ve hizmete dayalıyken sanayi alanında kurulan şirket sayısı yine geri planda kalmış. Ağustostan eylüle baktığımız zaman, değerli milletvekilleri, sanayi istihdamında da 16 bin kişilik bir kayıp var. Demek ki istihdam anlamında insanlar sanayiden daha çok hizmet sektörüne veya inşaat sektörüne kayıyor. Hâl böyle olunca Türkiye'nin sanayisizleşmeye doğru yol aldığını da buradan söyleyebiliriz. Sanayicimiz üretimindeki yüksek maliyet unsurları nedeniyle işini bırakıyor veya inşaat ekonomisine geçiyor yahut da hizmet ekonomisine geçiyor, bir nevi branş değiştiriyor. Bu durumun önüne geçecek politikaların da bir an önce hayata geçirilmesi lazım.

Sayın milletvekilleri, geçtiğimiz yıllar içerisinde baktığımız zaman Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızda çok sayıda bakan değişikliği de oldu. Şimdi, Türkiye'nin önüne bilim merkezi, teknoloji üssü ve ileri sanayi ülkesi olma hedefi konulmuş durumda. Ancak 2015 yılında açıklanan Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesi’nin 2’ncisine baktığımız zaman -2015 ve 2018 yıllarını kapsar bu belge- orada şöyle bir cümle geçiyor: “Uzun dönemli vizyon, orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerde Afro-Avrasya’nın tasarım ve üretim üssü olmak…” Bu şekilde bir hedef belirlenmiş. Hâlbuki, bizim vizyonumuz, şöyle baktığımız zaman, bu şekilde bir ithal fason üretim yerine veya bir başka ülkenin fasoncusu olmak yerine yenilikçilik kapasitemizin artırılması ve teknolojik sıçrama olmalıydı, bu belgede esas olarak, asıl bunların yer alması gerekirdi yoksa bu şaşı bakış açısıyla sanayide söz sahibi olabilmemiz hakikaten çok gerçekçi gözükmüyor.

İmalat sanayisi ihracatında yüksek teknolojili ürünlerin payı -gene çok sevilen bir mukayese söyleyeyim- 2003’teki yüzde 6,5 oranından 2017 Kasımına gelindiğinde yüzde 3,9’a gerilemiş. Demek ki imalat sanayisi yüksek teknoloji ürünlerin hem pay olarak hem ihracat olarak biraz gerisinde kalıyor. Bu oran gelişmiş ülkelerin de gerisinde. On beş yıldaki bu gerileme, önümüzdeki on yıl için koyulan yüzde 15 hedefini de gölgede bırakıyor. Yani on yıl içerisinde yüzde 15’lik bir hedefe ulaşabilmemiz bugünden baktığımız zaman gerçekten çok zor.

Yüksek teknolojili ürünlerin üretilen toplam ürünlerdeki payını artırmak bir operasyon sorunu değil değerli milletvekilleri, buna bir operatif yaklaşımla bakamayız, uzun vadeli bir süreç olarak önümüze koymalıyız ve bunun üzerinden hedefler belirlemeliyiz. Bu süreci bilim, AR-GE ve teknoloji üretimine yoğunlaşmakla başlatabiliriz ve bunun üstüne birtakım adımları koyarak ilerlemeye de devam ederiz.

Üretim reformu kanunu çıkardık, hatırlarsınız, geçtiğimiz yaz, ciddi bir çalışma sonucunda bu kanun gene Meclis Genel Kurulumuzda kabul edilerek geçti. Burada, değerli milletvekilleri, üretkenlik, katma değer artışı, ileri teknoloji, markalaşma, uluslararası rekabet gücünün artırılması adına çözümler maalesef yoktu, günübirlik birtakım tedbirler vardı, bazı noktalarda ihtiyaç duyulan sektörel veya bölgesel problemlere çözüm bulma amacıyla getirilmiş bir kanundu ve o şekilde de yasalaştı. Bununla gidecek mevzimiz çok kısa olur. Hâlbuki bizim yapmamız gereken şu olabilirdi: Sağlam bir sanayi politikası oluşturmamız gerekirdi, buradan işe başlamamız lazımdı; sanayinin altyapısını hazırlayacak olan ve üretici dostu hâline getirecek olan adımları atmamız gerekirdi. Bu kanunu güçlü sanayi yolunda kaçırılmış bir fırsat görüyoruz ama önümüzdeki süreç içerisinde bunu tekrar toparlama şansımız olabilir diyorum inşallah.

Türkiye'nin ağırlıklı olarak ileri teknoloji ürünlerini üretebilmesi için önce akla ve bilime dayanan, eleştiren ve sorgulayan bir eğitim sistemini oluşturmamız lazım, işe oradan başlamamız gerekiyor. Yenilikçilik, araştırma ve geliştirme, yeni tasarım ve teknoloji üretimi ancak iyi eğitim almış, bilimsel ve akılcı düşünme yeteneğini kazanmış bir beşerî sermayeyle gerçekleşecektir. Kalkınma politikasının en önemli alt bileşenlerinden biridir beşerî sermaye ve bunun üzerinde de çok ciddi durmamız lazım.

Sayın milletvekilleri, sanayi ve teknolojide çok hızlı değişimin ve acımasız bir rekabetin yaşandığı bu günümüz dünyasında istihdamın, üretimin, katma değerin çok önemli bir bölümünü küçük ve orta ölçekli işletmeler temin eder, bunlara kısaca KOBİ diyoruz biliyorsunuz. Ancak KOBİ’lerimizin de bugün çözüm bekleyen birçok sorunları var. En önemlilerinden bir tanesi kredi yoluyla finansman sağlamada en çok teminat gösterememe sıkıntısıyla karşı karşıya KOBİ’ler ve kredi kuruluşunun vereceği kredi için istenilen teminatları karşılayacak güçleri de bulunmamakta. Bankaların sıfır riskle çalışma politikası nedeniyle bazen kredilerin birkaç katı kadar da teminat talep edilebiliyor. Tabii, son günlerde kurlardaki hızlı yükseliş ve dalgalanma KOBİ’ler açısından birtakım olumsuzlukları devam ettirmekte. Kredi faizleriyle ilgili ciddi bir çalışmaya ve faiz destek modeline de burada ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.

Değerli milletvekilleri, bugün politikayı belirleyen Bakanlık yani Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığıyla teşvik sağlayan bakanlığın farklı olması -Ekonomi Bakanlığı veya diğer kuruluşlar- imalat sanayisinden beklenen sıçramayı gerçekleştiremememizin bir diğer önemli sebebi; bir taraf politikayı belirliyor, bir taraf teşvikleri veriyor, destekleri veriyor. Hâlbuki bunun tek bir çatı altında, tek bir kumanda altında yürütülmesi gerekmekte. KOBİ’lerimizin de içinde yer aldığı organize sanayi bölgelerimizin ve teknoloji geliştirme bölgelerimizin de birtakım sorunları var, bazı açmazların içindeler. Bunlar hem sürdürülebilir kalkınmanın hem de sanayileşmenin temel dinamikleri olarak karşımıza çıkıyor. Bu tür üretim modelleri bu amaçla ortaya konmuş ve bu amaçla yasalaşması yapılmış durumda. Girişimcilere daha iyi hizmetler edebilmek için, değerli milletvekilleri, bunların da bu kapsamda yer alan sorunlarının hızla çözüme götürülmesi gerekir. Bir kere, bu bölgelerin yatırım cazibe merkezi hâline gelmeleri lazım. Son zamanlarda OSB dışında birtakım üretim yerlerinin de oluşturulduğunu ve fabrikaların, firmaların, işletmelerin OSB dışına kaçtığını görüyoruz. Üretim ve ihracat üsleri hâline gelmesi lazım, buradan hem ciddi üretim hem de ihracatların yapılması lazım. Bu da yetmez, buralar, özellikle teknoloji geliştirme merkezleri, araştırma merkezleriyle yani diğer kurum ve kuruluşların AR-GE’leriyle de ortak bir şekilde koordine edilmeli, arada bir ilişki kurulmalı, bunların bağları artırılmalı ve bu şekilde orada yapılan uygulamaların hızla üretime döndürülmesi, stratejik hedeflerimizin arasında olması gerekir.

Güncel, önemli bir sorundan da bahsetmek istiyorum. Bakın, 1 Nisan 2018’de EPDK tarifelerle ilgili bir tebliği uygulamaya koyacak. Özellikle tedarikçi kuruluşlarla ilgili birtakım sıkıntılar bizlere intikal ediyor, muhtemelen Genel Kuruldaki sayın milletvekillerimize de geliyordur. OSB’lerde hayatta kalma mücadelesi veriyorlar. Şimdi, bu firmaların, özellikle orada küçük ölçekli firmaların -biraz önce söylediğim- KOBİ kapsamındaki firmaların üretimi neredeyse durma noktasında. Yeniden serbest tedarikçilerle anlaşmaya gidecek olan OSB’ler bir şekilde eğer anlaşabilirse problem yok. Ama aksi hâlde, yüksek fiyattan elektrik alacaklar ve neticede de kendi içlerindeki OSB’nin üyesi olan diğer kurumlara, firmalara bunları daha yüksek fiyattan yansıtmış olacaklar. Bir nevi, bu yeni fiyatlandırma tarifesi OSB’deki firmaları elektriğin çarpmasına da vesile olacak. O zaman bu firmaların OSB’lerde üretim yapmasının bir anlamı kalmayacak. Çünkü bizim amacımız eğer doğru bir sanayi politikası ve sanayileşme ise ki amacımız o, her türlü metinde de bu yazıyor yıllardan bu yana, o zaman OSB’leri cazip hâle getirmemiz lazım. İşte bu EPDK benzeri kurum ve kuruluşların ortaya koyduğu yeni tedarikçi tarifeleri ise maalesef OSB’lerdeki firmaları vuracağa benziyor.

Değerli milletvekilleri, bu bakımdan 57’nci Hükûmet döneminde çıkan 4562 sayılı OSB Kanunu’nu böyle bölük pörçük, parça parça değiştirmek yerine -geçtiğimiz günlerde de gene torba kanun içerisinde bazı düzenlemeler yapıldı- oturalım, çağımıza ayak uyduran, bu alanda ön alan, bütüncül bir yaklaşım içerisinde bu kanunda birtakım düzenlemeler yapalım. Eğer buna iktidar ve Hükûmet varsa biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak buna komisyon ve Genel Kurul aşamasında destek vermeye de hazırız. Bunu başarabilirsek sanayimizin önüne koyulan hedeflere ulaşma şansımız olacak.

Her alanda olduğu gibi, sanayide de plan ve programlar önemli. Bakın, plan ve programlara uyulduğu zaman bunların bir önemi oluyor değerli milletvekilleri. Sayın bakanların da komisyon sırasında oturan bakanların da imzası olan şu yıllık programı hemen hemen her bütçe döneminde sizlere sunuyorum ve anlatıyorum. Bakın, bunun içinde birtakım tedbirler var ve bu tedbirler her sene “aralık sonu dönemine” diye tekrarlana tekrarlana bir anlam ifade etmez hâle geliyor. Eğer uygulamayacaksanız o zaman bu tedbirleri buraya koymanın da bir anlamı yok. Bakın, bir örnek vereyim size, gene bunun 2017 programında da vardı, 2018 programında da var, muhtemelen 2019 programına bile sarkabilecek. 2017’de Tedbir 277 diyor ki: “OSB’lerin etki değerlendirilmesi yapılacak, yenilikçi uygulamalar geliştirilecek.” Çok güzel, anlamlı bir tedbir. Süre? Aralık sonu, yani bugünlerde bitiyor. 2018 yıllık programına da koymuş, Tedbir 257, aynı cümle aynı satırlarda bu şekilde devam edegeliyor. Bunların uygulanmaması, programlara olan ve devletin belgelerine olan güvensizliği de ortaya koyuyor. Eğer bunları yapmayacaksak o zaman buralara bunları koymayalım, daha gerçekçi tedbirlerle halkın karşısına çıkalım.

Değerli milletvekilleri, uzun süreden bu yana tanım karmaşasıyla yeniden gündeme gelen bir başka unsur da bugünlerde “Türkiye'nin otomobili” denilen ama başlangıçta “yerli otomobil” denilen bir konudan da bahsetmek istiyorum. Dünya pazarlarına hâkim olan otomobil üreticileri günümüzde ya satın alma veyahut da ortak olma yoluyla bir araya geliyorlar ve pazar paylarını sıkılaştırıyorlar, pazardaki paylarını artırmaya çalışıyorlar. Bizim, otomobil konusundaki hedefimiz şu olmalı: Başta otonom sürüşlü olmak üzere, alternatif yakıtlara dayalı birtakım projeler kurmalıyız. Yerli motor ve yerli yazılımın üzerinde durmamız gerekir ve bunun üzerinden bunları, eğer bu üçlüyü ticarileştirebilirsek o zaman istediğimiz katma değeri de yaratabiliriz. Üretim ve ihracatımızda önemli bir paya sahip ara ve yatırım malları politikalarına ivedi bir şekilde öncelik vermemiz gerekir değerli milletvekilleri. Eğer bu sektörlerin ithalata bağımlılığını azaltabilirsek o zaman sektörel ilerlemeyi sağlayabileceğiz ve birtakım istihdam artışlarını da ortaya koymamız mümkün olabilecek; sanayimizin içinde bulunduğu bu sanayisizleşme durumundan, döngüsünden de böylece çıkabileceğiz.

Bu düşüncelerle Genel Kurulumuzu tekrar saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tanrıkulu.

İkinci konuşmacı, Hatay Milletvekili Sayın Mehmet Necmettin Ahrazoğlu.

Buyurun Sayın Ahrazoğlu. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi dakika.

MHP GRUBU ADINA MEHMET NECMETTİN AHRAZOĞLU (Hatay) – Teşekkür ederim Başkanım.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın Türk Standartları Enstitüsü, Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı, Türk Patent Enstitüsü ile Türk Patent ve Marka Kurumu bütçeleri hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi ve televizyonları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün 19 Aralık. Sözlerime başlamadan önce, Hatay Dörtyol Karakese’de 19 Aralık 1918’de Millî Mücadele’nin ilk kurşununun atıldığı, 99’uncu yılını kutladığımız bugünde başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Dörtyollu Kara Mehmet Çavuşları, Hacı Emin Hocaları, Kara Hasan Paşaları, Köse Hasan, Köse Mehmetleri, Mustafa, Mehmet ve Yusuf Ağaları, Kuvayımilliye’nin tüm kahramanlarını şükranla, minnetle, saygıyla yâd ediyorum; mekânları cennet, ruhları şad olsun. Sayısız neferlere minnet ve şükranlarımı tekrar arz ediyorum.

Değerli milletvekilleri, “standart” “patent” ve “marka” kavramlarını denetleyen, takip eden, onaylayan kurumların öncelikli olarak kendi uygulamalarını standart, marka, patent usul ve esaslarına uygun hâlde tutması ve tartışması gerekir.

Değerli milletvekilleri, borçlanmaya dayalı bir büyüme yapısına sahip olan ülke ekonomimiz özellikle son iki yılda daha da artan kamu açıkları nedeniyle zor bir dönem geçirmiş bulunmaktadır. Kişi başına gelirdeki düşme, yükselen enflasyon, öngörülemeyen dolar kuru ile faizlerin yükselmesi engellenememiş, gün geçtikte ülkemiz ekonomisine ilişkin güven azalmış, sonuç olarak yabancı yatırımcılar açısından da belirsizlik artmıştır. İşsizlik yaratan büyümenin sonucu genç işsizlik oranı yüzde 20,6’lara vurmuş, geçen yıla oranla bu oran genç işsizlikte yüzde 20 artış sağlamıştır.

Burada şunu da açıkça ifade etmem gerekir: Eğitim politikamız ile üretim politikamızın birbirini tamamlaması gerekmektedir, genç işsizlere iş imkânları yaratılabilmesi için. Türkiye'de 15-24 yaş arasındaki her 5 gençten 1’i işsiz. Kalıcı istihdam sağlayamayan bir ekonomik yapı içerisinde bu soruna çözüm bulunması oldukça zor görünmektedir. 15-24 yaş arasındaki gençler özelinde değerlendirme yapıldığında bu grupta yer alan 4 gençten 1’inin ne bir iş yerinde çalıştığı ne de bir eğitim kurumuna devam ettiği görülmektedir. Genç nüfusumuzun dünyaya hükmetme planımızın olduğu günlerden en değerli varlığımız olan insan kaynaklarımızın elimizden kayıp gittiği günlere on beş yılda yetişmiş olduk.

Değerli milletvekilleri, yoksulluk sorununu çözemeyen, gelirler arasında büyük uçurumlar yaratan, işsizlik ve borçlanma yaratan bir büyümeye odaklanmış bu tip bir ekonomik yönetim yerine yapısal, kalıcı çözümler oluşturacak bir ekonomik yapılanmaya gidilmesi şarttır. Bütçe gelirlerinin yüzde 86’sı vergilerden toplanmaktadır. Bu oran OECD ülkelerinden 20 puan fazladır. Hem tüketime dayalı vergiler, dolaylı vergiler hem de gelirden elde edilen dolaysız vergilerin büyük bir bölümünü ödemek zorunda kalan memur ve işçi kesimi, 2018 yılında da borç yükü altında ezilmeye devam edecektir. Gelir dağılımında kutuplaşmanın belirginleştiği 2017 yılının arkasından 2018 yılında da gelir adaletsizliğinin derinleşeceği çok açıkça görülmektedir.

Değerli milletvekilleri, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın bütçe sunuşunda yer alan 4’üncü sanayi devriminin, ülkemiz için oldukça önemli bir fırsat olduğuna katılmakla beraber fırsatın tehdide dönüşmemesi için bazı önlemlerin alınması gerektiğine inanıyoruz. Sanayi 4.0 devriminde bilişim ve internet sürecinin üretim aşamalarında entegrasyonu, otomasyon ve süreçler arası ağlar temel işlem olacaktır.

Hâlihazırda dışa bağımlı hâle gelmiş bulunan imalat sektörümüzün bu dönemde gerekli atılımı yapabilmesi için gerekli tasarımcı, yazılımcı ve bunu uygulamaya alacak insan kaynaklarımızın temini için doğru planlama yapılması gerekmektedir. Oluşturulan Sanayi Dijital Dönüşüm Platformu çalışmalarını desteklemekle birlikte, ülkemizin bu dönüşüm fırsatını kaçırmaması gerektiğini tekrar belirtmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bütçe görüşmelerinde Milliyetçi Hareket Partisi komisyon üyelerimiz tarafından 2016 yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı muhalefet şerhinde belirtilen, Türkiye Büyük Millet Meclisinin etkin biçimde denetim görevini yapabilmesini teminen, kesin hesap tasarılarının ve Sayıştay denetim raporlarının oluşturulacak ayrı bir komisyon tarafından görüşülmesi için gerekli düzenlemenin yapılmasını, Sayıştayın tespit ettiği mevzuata aykırı ve kamu zararı oluşturan konular da dâhil, tüm denetim sonuçlarının ve denetim raporlarının Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderilmesini, Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçe hakkını zedeleyen ve Meclis yetkisinin elinden alınması anlamına gelen uygulamalara meydan verilmemesini ve denetim raporlarında yer alan Sayıştay önerilerine riayet edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Sayıştay tarafından yapılan denetimlerin etkinlik ve verimliliğinin bir göstergesi de hazırlanan raporlarda belirtilen hususların takip edilerek düzeltilir olması diye düşünüyorum. Ancak, birazdan kurumlara yönelik Sayıştay denetim raporlarını temel alarak yapacağım tespitlerde de göreceğiniz gibi, biz burada söylediklerimizle, Sayıştay da yazdıklarıyla kalmaktadır. Kurumlar, ne tespitlere yönelik düzenleme yapıyor ne de Sayıştay “Geçen yıl da bu denilmişti.” diyebiliyor. Bir nevi yasak savma işine dönüşen denetimlerin eski hükûmetler dönemindeki etkinliklerine dönmesi kamusal denetim şeffaflığının ve hesap sorulabilirliğin bir göstergesi olacaktır diye düşünmekteyiz.

Geçen yıl ve önceki yıl “Milliyetçi Hareket Partisi olarak KOSGEB’den değişime ve gelişime uyum sağlayabilen, girişimcilik kapasitesi yüksek, uluslararası rekabet gücüne sahip, kurumsal yönetim anlayışını benimsemiş KOBİ’lerin Türk ekonomisinin temel dinamiği hâline getirilmesini bekliyoruz.” demiştik. Eleman alımlarındaki haksızlıklardan, verilen desteklerdeki uygunsuzluklardan bahsetmiştik. Eğer Komisyonda eski yıllardaki gibi Sayıştay denetim raporları okutuluyor olsaydı KOSGEB’in raporlarını okumaya gerek kalmayacaktı. 2015’teki tespitlerin 2016’da düzeltilmeden devam ettiğini kolaylıkla görebiliyoruz. Öyle ki Sayıştay denetçilerinin bulgularıyla kamu idaresinin cevap bölümleri birbirleriyle aynı, kes yapıştır metoduyla yapılmış.

Birkaç örnek verecek olursak, KOSGEB’de geçen yıl on daire başkanlığı bulunmasına rağmen, on iki daire başkanının atamasının yapıldığına dair bir tespitte bulunmuştuk. KOSGEB yetkilileri de böyle bir şeyin olmadığına dair itiraz etmişti. Geçen yılki raporun 3 numaralı bulgusu olan bu tespite yönelik herhangi bir düzenleme yapılmamış, 2016 Sayıştay raporunda da bulgu 4 olarak yerini almıştır. 2012 yılı öncesi süreç yöneticiliği vesaire gibi, daire başkanlıklarına eş değer kadrolarda yer alan personelin özlük haklarını görmezden gelen KOSGEB yönetimi, 2015 yılında tespiti yapılmış olan, 2016 yılı raporunda da yer alan proje desteklerinin yerinde tespiti yapılmadan yalnızca sunulan belgelerle verilmesi, destek ödemesi öncesinde mevcut duruma yönelik sorgulamaların yapılmaması, personelin tabi olacağı sosyal ve ücret hükümlerine yönelik yönetmelik düzenlemesi ve benzeri konularda hiçbir düzeltici faaliyeti gerçekleştirmeyip Sayıştay raporlarını hükümsüz kılmıştır.

Tüm bunlara ek olarak, temel sorun, KOSGEB’in kredi verme sürecinde en başında olan, başvurudan itibaren kredi kullanım ve kullanım sonrasında KOBİ’lere ait verilerin yeterli seviyede izlenememesi ve değerlendirilememesidir. Mesela, büyük bir umutla başlayan 15 bin KOBİ için 50 bin Türk lirası sıfır faizli işletme kredisi için Sayıştay raporunda yer alan tespitlere bir baktığımızda, Sayıştay, KOSGEB’in işletme seçiminde kriterlere uygun seçim yaptığının tespitini yaparken, bir yandan da kredi kullanımına esas belge ve bilgilerin yeterince kontrol edilmeden onay verildiğini, sürecin yeterince şeffaf yürütülmediğini, beyanlarla işlemin yürütüldüğünü, doğruluğu kontrol edilmeden destek ödemesi yapıldığını vesair, vesair belirtmektedir. Günübirlik politikalarla yürütülmeye çalışılan ekonominin sonuçlarıdır bunlar. Risk analizi yok, plan yok, program yok, sloganımız “Biz dedik, biz yaptık, oldu.” olmuş.

2015 bulgularında, devam edenler için, 2016 Sayıştay denetim raporunda sıkça rastlayacağımız “Bu husus, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuştur.” diye devam etmektedir. Devam eden ifadelerden dolayı yüce Meclisin bir üyesi olarak hicap duyduğumu da belirtmek isterim.

Değerli milletvekilleri, Sanayi Komisyonunda büyük bir özveriyle hazırlanmış olan, 10 Ocak 2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile Türk Patent ve Marka Kurumu adını alan Türk Patent Enstitüsünün, maalesef, hedeflenen noktaya ulaşamadığı görülmektedir. Kanun çalışmaları sırasında sıkça duyduğumuz gerekçe olan, uluslararası sözleşmeler ve Avrupa mevzuatıyla uyumun artırılması, daha nitelikli ve etkin işleyen çağdaş bir sınai mülkiyet sistemine geçişin sağlanması için mevcut sistemin revize edilmesi talebi gerçekleştirilmiş ancak Türk Patent ve Marka Kurumunun bu yeniden yapılandırmanın sonucunda coğrafi işaret dışında marka, tasarım, patent ve faydalı model faaliyetlerine ilişkin bir gelişme sağlayamadığı, verilerle tespit edilmektedir.

Bir başka konuysa, hatırlayacağınız gibi, Türk Standardları Enstitüsünün 7/8/1991 tarihli İkraz Anlaşması’ndan doğan 104 milyon civarındaki hazine alacaklarının terkinini 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 42’nci maddesinde yapılan düzenlemeyle burada oylamış ve onaylamıştık. Biz de Milliyetçi Hareket Partisi adına söz alarak bu paranın devletin bir cebinden diğer bir cebine gideceği bilinciyle buradan, kürsüden destek vermiş, görüşülmekte olan kanun tasarısının içerisinde yer almasından duyduğumuz memnuniyeti ifade etmiştik. Düşüncemiz, bu paranın TSE’nin ileriki yıllarda yapmayı planladığı yatırımlarda kullanacak olmasıydı. Ancak 104 milyonun TSE faaliyet raporlarında enstitü bütçesinde daha çıkmadan tekrar gelir olarak yer almasına da anlam veremiyoruz.

TSE, kamu yararını temel alan, kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olarak belleklerimizde, hafızalarımızda yer almış, kendi yağıyla kavrulmaya çalışan bir kurumdur. Kurum yöneticileri, kârlılık oranını fazla gösterebilmek için böyle bir yol izlemiş olsa bile Sayıştayın bu gelirin kaydediliş şeklini sorgulaması gerektiği ortadadır. Sayıştay denetçilerinin geçen yıl tespit edilen ve giderilemeyen bazı hususlar konusunda KOSGEB’de göstermiş oldukları özeni bu denetim raporunda göstermemesi, bu nedenle de Sayıştay denetçilerinin saha uygulamaları esnasında ve raporlamada tek tip uygulamaya sahip olmadıkları da gözlenmektedir.

Enstitünün kendi faaliyet raporlarında yer alan bazı verilerin Sayıştay denetim raporunda yer almaması da dikkat çekicidir. Örneğin, sermaye gideri olan yaklaşık 50 milyonun ve bazı diğer gider kalemlerinin Sayıştay raporunda yer almaması sonucunda TSE, kendi raporuna göre, çok daha fazla kâr etmiş konuma getirilmiştir.

Sayıştay denetim raporunda ve TSE’nin kendi faaliyet raporunda da net olarak yer almayan bir diğer önemli husus ise ICAS, Sojuztest gibi iştirakleridir. Geçen yıl bu konuda pek çok soru sormuş ve özellikle ICAS tarafından yürütülen faaliyetlere yönelik sayısal verilere ulaşmayı talep etmiştik.

Eğer iştiraklere para aktarımı yok ise TSE’nin iştirakleri hususunda herhangi bir bilgiye ulaşmak da zor olmaktadır. Enstitünün yaptığı yatırımların durumlarını açıklayacak şekilde iştiraklerin gelir ve gider durumları ya da gerçekleştirdikleri faaliyetler gibi bilgilere ulaşılamaması başka sorulara neden olmaktadır. Bu iştiraklerde ahbap çavuş ilişkisi mi vardır? Kimler çalışıyor? Başarısız olanın bile hesap sorulabilirliği ortadan kaldırılarak Enstitünün değil de onların gelecekleri mi garantiye alınmaya çalışılıyor, anlamak mümkün değil. Başarısı olmayan herhangi bir yatırım için kendi paranızı böyle rahatlıkla harcayabilir misiniz?

Enstitünün yurtdışında kendi temsilcilikleri varken neden iştiraklerine şube açma ihtiyacı duymaktadır? ICAS’ın Türkiye’de yakalamış olduğu bir başarı varsa biz de bilmek isteriz, duymaktan da büyük mutluluk duyacağımızı belirtmek isterim.

Değerli milletvekilleri; Sayın Bakanımızın 2018 yılı bütçe sunuşu içinde yer alan “standartları belirleyen ülke” kavramını oldukça önemsediğimi belirtmek isterim.

Özellikte CEN ve CENELEC gibi Avrupa standart hazırlama kuruluşlarına tam üye olmamızın ardından, yıllardır verilen emeklerin meyvelerini alacağımız düşünülürken Sayıştay performans denetim raporu başka bir ilginç tespitle karşımıza çıkmaktadır. Performans denetim raporuna göre tespit edilmiş olan eksiklerin tanımlandığı bulguların yüzde 90’ı standart hazırlama faaliyetleriyle ilgilidir. Maalesef, standart hazırlayan, performansa dayalı yönetim eğitimi veren kurumun temel işlevinde dahi yetkinlik, verimlilik takibi yapılamamaktadır.

Yine, 2002-2003 yılları arasında üniversitelerden, bakanlıklardan özel sektörün ileri gelen üreticilerinden pek çok kişinin katılım sağladığı CEN-CENELEC toplantılarına 2016 yılında katılım olmadığı da dikkat çekici bir konudur. Bu konunun üzerinde hassasiyetle durmamızın sebebini de açıklamak isterim: Türkiye, daha Avrupa Birliğine girememişken, yıllarca sürdürülen bir emek sonucu 2002 yılında büyük bir başarı sağlanmış ve TSE, CEN ve CENELEC kuruluşlarına 2012 yılında tam üye olmuştur. Bu, Avrupa’da hazırlanan standartların içeriklerine Türk sanayisinin de görüşleri yansıtılabilecek demektir. Ancak toplantılara aktif katılım sağlanmaması, ayna komitelerinin etkin çalıştırılmaması, Sayıştay raporunda yer alan hususlarda belirlenen performansın takibine yönelik herhangi bir faaliyetin olmaması sonucu Türk Standardları Enstitüsü değil, Türkiye büyük bir fırsatı değerlendirememektedir. 2010 yılında Muallimköy Teknoloji Geliştirme Bölgesi Yönetici AŞ’yle imzalanan protokolde TSE’nin şirketin yüzde 21 oranında hissesine sahip kurucu ortak olarak yer alması kararlaştırılmıştır.

Şirketin daha sonra sermayesinin artırılması sonucunda TSE'nin ortaklık payı yüzde 2'ye inmiştir. Bu konunun nedenleri ve sonuçları hakkında hâlâ net bir bilgi temin edilememiştir. Bir sonraki bütçede inşallah bu konuda açıklamalar yapılır.

Geçen yıl haksız makam ve atamaların kurum performansını olumsuz yönde etkilediğinden bahisle liyakatin önemini bir kez daha anlatmıştık. Bu sene de bir daha anlatmak isterim ancak vaktimiz yetmiyor.

Değerli milletvekilleri, Hükûmetin tüm uygulamalarında ve siyasileştirilen kamu kurumlarında düstur edinilen günübirlik politikalar nedeniyle sorunlar kalıcı hâle gelmekte ve çözümü her geçen gün zorlaşmaktadır. Ekonomimizin yapısal sorunları artarak devam etmektedir. Büyümede istikrarsızlık devam etmekte, hedefler tutturulamamakta, döviz kurlarında aşırı sıçramalar ve dalgalanmalar yaşanmakta, Türk lirası aşırı değer kaybetmekte…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Ahrazoğlu, buyurun tamamlayın.

MEHMET NECMETTİN AHRAZOĞLU (Devamla) – Teşekkür ederim Başkanım.

…borçlanmada yüksek artışlar yaşanmaktadır. Bu gelişmeler ekonominin kırılganlığını artırmakta, risk primini yükseltmektedir. Kötü ekonomik performans yüzünden Onuncu Kalkınma Planı hedeflerine ulaşamamıştır. 2023 hedefleri, ulaşılması mümkün olmayan hedefler hâline gelmiştir. Çarpık kentleşme, imar rantları, çevre ve su kirliliğine karşı etkili tedbirlerin yer almaması da oldukça dikkat çekici bir husustur.

Yine, Sayıştay denetim bulgularının yerine getirilmesinde istekli davranılmaması da yaygın hâle gelen bir yanlış tutum olarak karşımıza çıkmaktadır.

2018 yılı bütçesi, kaynak ve harcama dengesini kuramayan, mali disiplinin terk edildiğinin sinyallerini veren, sağlıklı ve stratejik öncelikleri bulunmayan, bu nedenle de üretken olmayan alanlara kaynak tahsis eden, vatandaşımıza ilave vergi ve benzeri yükler getirerek zaten adaletsiz olan vergileri bütçe öngörüleriyle daha adaletsiz hâle getiren, sosyal destek ve tarımsal desteklerin vatandaşımızın refahında kalıcı etki yapmayan bir bütçe olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bütçeyle aziz milletimizin dik baş, tok yarın, mutlu yarınlara ulaşmasının mümkün olmadığını düşünüyor…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET NECMETTİN AHRAZOĞLU (Devamla) - …bütçenin devletimize, milletimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyor, aziz Türk milletini ve yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ahrazoğlu.

Üçüncü konuşmacı, Adana Milletvekili Sayın Muharrem Varlı.

Sizin de süreniz yirmi dakika.

Buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MUHARREM VARLI (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Türkiye Su Enstitüsü üzerinde grubumuz adına söz aldım. Bu vesileyle hepinizi yeniden saygıyla selamlıyorum.

Burada geçmiş yıllarda da sürekli gündeme getirdik, özellikle kendi bölgemizde sulamayla alakalı bazı problemlerin ve bitirilmemiş yerlerin olduğunu Sayın Bakana defalarca söyledik ancak bu Yedigöze Barajı’nın bir an önce tamamlanıp ve bir an önce oradan da 750 bin dönümlük arazinin sulanabilmesini sağlamak lazım.

Sayın Bakan, “Yedigöze Barajı devam ediyor.” diyor, sağ olsun, belki katkı da sağlıyordur oraya ama bir an önce bitirilmesinde fayda var, çok ağır ilerliyor. Yani daha şu ana kadar 20 bin dönüm araziyi sulayabilecek kadar kısmı var, o da daha tamamlanamadı, geçen gittim, inceledim, baktım, daha borular yeni yeni yerleştiriliyor. Eğer bunu bu şekilde müteahhidin insafına bırakırsanız, bunun bitmesi üç, dört yılı, belki de beş yılı bulacak. Onun için, bir an önce, Bakanlık kanalıyla, DSİ Genel Müdürlüğü buranın üzerinde baskı kurmalı, gerekirse oranın ihale bedeli artırılmalı veya paraları bir an önce hızlı hızlı ödenerek, Yedigöze Barajı bir an önce bitirilmeli. Çünkü o 750 bin dönüm arazinin sulanması lazım. O arazi sulandığı zaman ülke ekonomisine çok büyük katkılar sağlayacaktır, aynı zamanda bölge çiftçisine de çok önemli katkılar sağlayacaktır çünkü sulu arazinin verimiyle kuru arazinin verimi bir olmaz. Dediğim gibi, hem ülke ekonomimize hem de oradaki çiftçilerimize çok önemli katkılar sağlayacaktır.

Yine, bu yer altı drenaj kanallarını da söylemiştim daha önce Sayın Bakan, geçmiş yıllardaki konuşmalarımda söyledim. Yer altı drenaj kanallarını da bir an önce bitirmeniz lazım. Neden bitirmeniz lazım? Çünkü sulanan arazide gün geçtikçe çoraklaşma oranı artıyor, gün geçtikçe taban suyu yükseliyor. Eğer bu taban drenajını bir an önce bitirip o suları normal drenajlara akıtmazsak, o münbit, güzel araziler çoraklaşarak değerini kaybedecektir. Onun için, bu taban drenajlarını bir an önce bitirmemiz lazım, yapılmayan yerleri de bir an önce ihaleye çıkarmamız lazım. Geçmiş yıllarda çok hızlı yapılıyordu ancak şu dönemde böyle çok ağır, nazlı nazlı yapılıyor, bunu da hızlandırmanız lazım ki o araziler çoraklaşmasın, bir an önce o arazileri kurtaralım.

Yine, normal drenajlar, açılmış olan drenajlar, yıllarca bütün tarlaların ayak sularının akması neticesinde hem içerisinde toprak birikintisi ve bu toprak birikintisinin üzerinde de ot ve sazlıkların bitmesi neticesinde şu anda onlar da yeterince çalışmıyor yani normal tarlalardan gelen taban suyunu kanaldan denize veya ırmaklara akıtmak noktasında yeterli faaliyet gösteremiyor. O drenajların da bir an önce temizlenmesi lazım. Ha, diyeceksiniz ki “Bunlar sulama birliğine ait.” Ya, sulama birliklerinin buna gücünün yetmesi mümkün değil. Siz de biliyorsunuz bunu. Bu ancak DSİ vasıtasıyla, büyük sallama kepçelerle temizlenebilir. Onun için, bu drenaj kanallarının da bir an önce temizlenerek çiftçilerimizin hizmetine sunulmasında fayda var.

Her defasında söyledim, yine söylüyorum, Aslantaş Barajı’ndan gelip Ceyhan Ovası’nı ve Yumurtalık Ovası’nı sulayan o büyük kanallara bazı şehirlerin atık suları karışıyor yani kanalizasyon sularını akıtıyorlar. Sayın Bakanım, Cevdetiye regülatöründe DSİ başladı ancak o da çok nazlı ve çok ağır ilerliyor. O arıtma sistemini bir an önce bitirirsek kanala kanalizasyonun pis suyu akmamış olacak. Dolayısıyla da kanallarda yosunlanma oranı düşük seviyede olacak. Yosunlanma oranı arttığı zaman, yazın çiftçinin en çok suya ihtiyacı olduğu dönemde, mısır sulanacak, pamuk sulanacak, birdenbire yosun ilacıyla alakalı bir çalışma yapılıyor ve çiftçinin suya en çok ihtiyacı olduğu dönemde su kesintisi oluyor. Bir gün su kesintisi tam üç gün, dört gün sonra en dipteki çiftçiye ulaşıyor. Dolayısıyla mısır üretimi yapan çiftçilerimizde üç gün gecikme çok önemli ürün kaybına sebep oluyor.

Sayın Bakan, bunları dikkate alır, eğer bu konuda çalışmaları gerçekleştirebilirsek memnun olacağız. Yani bunları biz her defasında söyledik, yine söylemeye devam edeceğiz.

Yine, 2/B arazileri… 2/B arazileri, sizin hazırladığınız, burada hep birlikte ortaklaşa destek vererek çıkarttığımız bir yasaydı. Ancak 2/B arazileriyle alakalı çok önemli problemler var. En son torba yasada da büyükşehirler içerisindeki 2/B arazilerinin satışıyla alakalı bir düzenleme yapıldı. Bu da olumlu ve güzel bir gelişmedir. Ancak, 2/B arazilerinin kiralama bedelleri çok yüksek. Yani normalde çiftçi bir vatandaştan kaça kiralıyorsa o kira bedelinin dahi üstünde fiyatlar sunuluyor çiftçiye. Adam, devletin memuru gidiyor, kahveye oturuyor, kahvede çiftçilikle alakası olmayan bir vatandaşa soruyor, o da sırf övünmek için kendi kendine “Ya, 500 liradan gidiyor kardeşim tarlanın dönümü.” diyor. “Yaz 500 lira.” Ya, insaf edin arkadaş ya, biraz araştırın. O bölgede ilçe tarım müdürlükleri var, o bölgede ziraat odaları var, o bölgede çiftçilik yapan insanlar var. Bunlarla oturun, istişare edin. Ortak bir rakam, ne çiftçiyi yakacak ne devletimizi yakacak -hani ne şiş ne kebap misali var ya- ne şiş ne kebap misali güzel, ortalama bir rakam çıkaralım. Ama bugün sulu arazilerde 400 bin lira -eski rakamla- normal taban arazilerde 200 bin lira, 150 bin lira fiyatlar biçiliyor.

Bakın, bu fiyatlarla çiftçinin üretim yapıp para kazanması mümkün değil Sayın Bakan. Bununla ilgili Hükûmetiniz bir çalışma yaparsa… Sayın Maliye Bakanına da bunu birkaç defa söyledim. Bu yasayı sizin Bakanlığınız yani siz hazırlayıp çıkardığınız için özellikle tekrar gündeme getiriyorum. Lütfen, bu konuda Hükûmetiniz, çiftçiyi koruyan, üreten insanı koruyan bir fiyat oluşturması noktasında gayret göstermeli.

Yine, 2/B arazilerinin satışıyla ilgili de çok önemli problemler var. Bakın, 2/B arazilerinin arsa olan yani yaylalık, ormanlık alandan dönen kısımları satıldı bitti gibi bir şey ancak hazine arazileri olan kısmında çok önemli problemler yaşanıyor. Yani bir rayiç bedel çıkarıyorlar ki aman Allah’ım ya yani sanki çiftçi almasın da o hep bahsettiğiniz faiz lobileri var ya, sanki faiz lobileri gelsin, çiftçinin elinden bu tarlayı alsın diye ısrarla böyle çiftçinin alamayacağı önemli rakamlar çıkarıyorlar.

Yani, şimdi, bakın, Üçdutyeşilova köyü bunun en güzel örneğidir. Üçdutyeşilova köyünde ecrimisil bedeli olarak hak ettiği hâlde tarlasını alamayan çiftçi sayısı kaç tanedir, lütfen araştırın. Değerli Adana milletvekillerine söylüyorum, Tarım Bakanlığına söylüyorum ve size söylüyorum Sayın Bakan; lütfen araştırın, hak ettiği hâlde tarlasını alamayan çiftçi sayısı ne kadardır? Yüzde 30’u bile alamadı kendi tarlasını.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – 2/B değil, hazine arazisi.

MUHARREM VARLI (Devamla) – Hazine arazisi, hazine arazisi. Aynı statüde satıldı Sayın Bakan.

Bakın, yüzde 30’u bile kendi tarlasını alamadı. Niye alamadı? Çünkü rayiç bedel o kadar yüksek çıkarıldı ki adam pes etti, alacak durumu kalmadı, gitti, bir faizciyle anlaştı. O faizci geldi, trink diye tarlasını satın aldı. Bakın, benim sözüm muhayyer. Eğer bu sözümde bir yanlışlık varsa, kim bunu ispat ederse özür dilemeye hazırım. Ama ben bu sözü söylerken bildiğim doğrular için söylüyorum. Yani gidin, araştırın, bakın; bu konuda bir yanlışlık varsa ben özür dilemeye hazırım.

Ya, biz istiyoruz ki çiftçi alsın, kardeşim, üreten insan alsın. Adam, hayvanını sattı, traktörünü sattı, evini sattı, gitti, affedersiniz, ahıra yerleşti, ahırda yaşamaya çalışıyor ama buna rağmen tarlasını alamadı. Ya, yazık değil mi bu insanlara? Yani rayiç bedeli çok yüksek çıkarıyorlar. Bu rayiç bedeli mutlaka çiftçinin alabileceği makul seviyelere çekmemiz lazım. Eğer bunu yapamazsak… Sayın Cumhurbaşkanının hep bahsettiği gibi -iyi niyetle bahsettiğinden de eminim- “faiz lobileri” diyor ya, vallahi billahi bu çiftçilerin tarlalarını faiz lobileri alır. Ondan sonra da -her defasında da söylüyorum- bazıları pes eder, sesini keser, oturur ama bazıları da kan döker Sayın Bakan. Benim tarlamı almaya çalışan insana ben tarlamı vermek istemem. Adana Seyhan’da 3 insan öldü bu yüzden, Karataş’ın Adalı köyünde 3 insan öldü bu işten. Lütfen, bu konuda Millî Emlaki ve oradaki komisyonları çiftçimizin lehine olacak şeklide çalıştıralım.

Biz üreten insanları korumazsak, üretim yapan insanları korumazsak nereye gideceğiz ya? Sabah oturuyorsunuz, çok güzel kahvaltı yapıyorsunuz; öğlen oturuyorsunuz, çok güzel et yiyorsunuz, sebze yemekleri yiyorsunuz. Kimler üretiyor bunları hiç düşündünüz mü?

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Sırbistan, Gürcistan!

MUHARREM VARLI (Devamla) – Çiftçi üretiyor. Ya, çiftçi cari açık vermeyen tek kurum. Siz buna rağmen çiftçiyi korumazsanız, üreten insanları korumazsanız, “Parası olan gelsin, alsın.” mantığıyla hareket ederseniz, bu ülkede gerçekten üretim yapan insanların, çalışan insanların, hak eden insanların durumu ne olacak? Onun için, bunları bir an önce korumamız ve onların lehinde düzenlemeler yapmamız lazım.

Yine, millî tarım politikaları diyoruz. Yani üretim yapan insanlardan deminden beri bahsettik. Peki, öyle mi yapıyoruz yani üretim yapan insanları gerçekten koruyor muyuz? Bakın, bugün, çiftçinin girdi maliyetlerinin en yüksek olduğu mazot ve gübre... Ya şimdi, şu anda… Bunu birkaç defa söyledim ama tekrar söylemekte fayda görüyorum belki vicdanınıza hitap eder, belki vicdanınızda bir yumuşama olur diye; ya şimdi, yat ve kotra sahipleri, 20 milyon dolar, 30 milyon dolar para vererek yat alan insanlar 1 milyon 700 bin liradan mazot kullanıyor, benim çiftçim traktörüne 5 milyon liradan mazot koyuyor. Ya, traktörün bedeli ne kadar? Çiftçinin tarlasını satsanız bir tane yat almaz ama şimdi çiftçi mazotu 5 milyon liradan koyuyor, yat ve kotra sahipleri 1 milyon 700 bin liradan koyuyor. Ya, Yunanistan’da bile, “Ekonomisi battı gitti.” dediğiniz Yunanistan’da bile çiftçi 1 milyon 700 bin liradan mazot kullanıyor, tarımsal mazot kullanıyor. Şimdi, bu şartlarda çiftçilerimiz diğer ülkelerin çiftçileriyle rekabet etmek zorunda. Ya, sen çiftçiye bu imkânı sağla, bak bakalım, çiftçi Amerikan çiftçisiyle, Yunanistan çiftçisiyle veya başka ülkelerin çiftçisiyle rekabet edebiliyor mu edemiyor mu? Bizim çiftçimiz, Allah’a çok şükür, profesyonelleşti bu konuda, her şeyi ekip dikebilecek özelliğe sahip, bilgiye sahip, birikime sahip ama Tarım Bakanlığının ve Hükûmetin bu konuda destek vermesi lazım.

Şimdi, gübre… Bütün gübre fabrikalarını özelleştirdiniz, hepsini sattınız. Bir de gittiniz, İran’da bir gübre fabrikasına ortak oldunuz. O zamanki Bakan Sayın Mehdi Eker dedi ki: “Çiftçimiz çok ucuz gübre kullanacak.” İyi ki “Ucuz gübre kullanacak.” demiş ha, Allah’tan yani! Şu anda dünyanın en pahalı gübresini kullanıyoruz ya. Yani DAP gübresi 1 milyon 600 bin lira, haberiniz var mı yok mu bilmiyorum, araştırın. Buğday ne kadar? Buğday sezonunda 900 bin lira, 940 bin bira. Niye? Çünkü Sayın Bakan, bakın… Sayın Bakanın şahsıyla da herhangi bir problemim yok, iyi bir belediye başkanlığı yapmıştır, iyi bir doktordur ama politikalarıyla alakalı problemimiz var. Yani buğday hasadı başladığında buğday ithalatını imzalıyorsunuz Sayın Bakan, mısır hasadı başladığında mısır ithalatını imzalıyorsunuz. Ya, bu nasıl bir anlayıştır? Yani maksadınız üreticiyi ortadan kaldırmak mı, bütün faturayı, bütün cezayı üreticiye kesmek mi? Yani enflasyon düşecekmiş, enflasyon düşsün diye mısır fiyatları düşecekmiş, buğday fiyatları düşecekmiş. Peki, ben size soruyorum: Cips mi ucuzladı, ekmek mi ucuzladı, çubuk kraker mi ucuzladı yoksa makarna mı ucuzladı? Hangisi ucuzladı? Yani sen kalkıp da buğday hasadında buğday ithal edersen, mısır hasadında mısır ithal edersen, bu, doğrudan doğruya üreticiyi cezalandırmaktır; başka bir anlamı yoktur bunun.

Onun için, değerli arkadaşlarım, bakın, vicdanlarınıza sesleniyorum. Ben muhalefet yapmak için konuşmuyorum burada. Eğer muhalefet yapmak için konuşuyorsam Allah belamı versin. Ben çiftçi olarak konuşuyorum. Kendim çiftçiyim, çiftçi adına konuşuyorum. Yüreğim yanıyor ya. Mısırı üretiyoruz, tam çıktı mısır, bir ay önce mısırın fiyatı 850 bin lira, 900 bin lira, bir ithalat kanunu, bir imza, mısır düştü 700 bin liraya. Allah’tan reva mı bu ya?

Sayın Bakan, eğer sizin vicdanınız bunu kaldırıyorsa benim diyeceğim bir şey yok, vallahi yok. Böyle bir şey olmaz. Yani şu anda mısır ne kadar biliyor musunuz Sayın Bakan? Çiftçinin elinden çıktı. Ne kadar? 850 bin lira mısır.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – 85 kuruş.

MUHARREM VARLI (Devamla) - Kim kazandı, kim kaybetti? Kazanan aracı, kaybeden çiftçi. Ya, böyle bir mantık olmaz, olmaz. Yani buğday 940 bin liraya, 950 bin liraya satıldı, şu anda buğday 1 milyon 100 bin lira. Kim kaybetti, kim kazandı, ben soruyorum size. Yani Allah rızası için çiftçimizin lehine hareket edelim ya, çiftçimizi koruyalım.

Yani, şimdi, her defasında söylüyorum ya, gübre fiyatlarını ucuzlatmak için Tarım Krediyi devreye sokun kardeşim. Yani çiftçiye gübre lazım olmadığı zaman gübre çok ucuz, 800 bin liraya düşüyor, 750 bin liraya düşüyor ancak gübre ne zaman çiftçiye lazım, birdenbire 1 milyon 200 bin liraya çıkıyor. Tarım Kredi alsın gübreyi önceden, var parası, stok etsin; ne zaman ki piyasa yükselmeye başladı, girsin piyasaya, ucuz fiyattan gübre versin çiftçiye, ucuz fiyattan mazot versin çiftçiye. Ya, bu Tarım Kredi niye var yani ne için kurulmuş bu Tarım Kredi? Yok, biz bunların hiçbirisini yapmıyoruz. Efendim, özerkleşmiş. Özerkleştirmeyelim efendim, yeni bir yasa çıkartalım. Çıkartalım, yasa çıkartmak çok zor değil. Yani 750 bin liraya üre gübresi kurtarıyorken 1 milyon 200 bin liraya nasıl çiftçi buğdayına gübre atacak, mısırına gübre atacak? Niye 750 bin liradan kullanmasın çiftçi gübreyi? Yani bizim üreticiyi korumamız gerekirken ne yazık ki üreticiyi korumak yerine, aracıları koruyoruz, tüccarı koruyoruz, faizcileri koruyoruz, paradan para kazananları koruyoruz.

Şimdi, et ithalatı... Yani insanlarımız ucuz et yesinler Sayın Bakan, haklısınız, doğru. Bizim insanlarımız her şeyin en iyisine layık. Bunda hiçbir problem yok ama bunun çözümü et ithal etmek değil ki. Yani eğer bir şey ithal edecekseniz dişi düve ithal edin bari. Dişi düve sayısını 5 milyona, 6 milyona çıkartın. Efendim, bundan olan yavrulardan en az 2 milyon; 2,5 milyon erkek yavru olur. Türkiye'nin zaten 2,5 milyon erkek hayvana ihtiyacı var. Erkek hayvan kesildiği zaman Türkiye’de...

Artı, her zaman söylüyorum, Et ve Süt Kurumunu tamamen atıl duruma getirdiniz. Tek şeyi şu anda ithalat yapmak. Ya, Et ve Süt Kurumu çiftçiden doğrudan doğruya alsın, kessin, tüketiciye doğrudan doğruya ulaştırsın, hem üretici kazansın hem tüketici kazansın. Bunu yapmak bu kadar zor bir şey değil ki Sayın Bakan. Ama en kolay yol, git, efendim, Sırbistan’dan et ithal et, git, bilmem nereden et ithal et. Benim üreticim 5 bin liraya -5 milyar liraya eski parayla- erkek hayvan alsın, ona baksın, büyütsün, beslesin, 10 bin liraya mal etsin; götürsün kestirmeye, 9 bin lira para geçsin eline. Ya, Allah’tan reva mı bu? Yani yem fiyatlarını ucuzlattığınızda, meraları açtığınızda, verdiğinizde et hâlâ pahalıysa o zaman üreticiyi cezalandıralım ama yem fiyatları pahalıyken, meralar yokken üreticiyi cezalandırmak hangi anlama geliyor? Ben bu mantığı anlayamıyorum.

Yani TİGEM’ler… Hangisi kâr ediyor? Ektirin efendim arpayı, ektirin arpayı, zaten zarar ediyor, çiftçinin lehine zarar etsin bari. Sunsun -arpa fiyatları şu anda 1 milyon 200 bin lira- piyasaya arpayı ucuz fiyatla. TİGEM zaten zarar ediyor; eksin, arpayı eksin; çiftçinin lehine zarar etsin, üreticinin lehine zarar etsin. Yem fiyatlarını ucuzlatın. Yem fiyatlarını ucuzlatıp, meraları besicinin kullanımına sunup eğer bundan sonra da hâl⠓Et fiyatları pahalı.” diyorsanız, gelin, hep beraber üreticiyi cezalandıralım. Ama üretip de karşılığını alamazsa insanlar hayvancılıktan, bir çıktı mı bir daha hayvancılığa geri döndürmeniz mümkün değil.

Ya, söylemesi ayıp, o kokuyu kimse çekmek istemez. Yani adam sabahtan akşama kadar hayvanla uğraşıyor; yemiydi, suyuydu, ilacıydı, bir de o kokusu, sineği. Yani siz, bu şartlarda üretim yapan insanları, âdeta sanki suçlu bunlarmış gibi cezalandırıyorsunuz. Yazıktır, günahtır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın Sayın Varlı.

MUHARREM VARLI (Devamla) – Tamamlıyorum.

Allah rızası için, üreten insanlarımızı koruyalım. Bizim üretime ihtiyacımız var. Cari açık vermeyen tek kurum çiftçilik ve besicilik kurumudur.

Onun için, adam hayvanını besliyor, ondan üç beş kuruş para kazansın; adam buğday ekiyor, ondan üç beş kuruş para kazansın; mısır ekiyor, ondan üç beş kuruş para kazansın; pamuk ekiyor, üç beş kuruş para kazansın.

Bakın, bir de bu havza bazlı desteklemeyi, prim desteğini mutlaka getirmeniz lazım. Türkiye’de pamukçuluğu korumak adına bunu da mutlaka yapmanız lazım çünkü Türkiye 2 milyar dolarlık pamuk ithal ediyor, bu da Türkiye’ye çok ağır bir maliyet. Bizim çiftçimiz bunu üretebilecek durumda, bu gücü var; topraklarımız buna müsait, havamız ve suyumuz buna müsait.

Bu manada, vicdanlarınıza tekrar sesleniyorum: Lütfen, üreten insanlara sahip çıkalım.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Varlı.

Sayın Yılmaz, 60’a göre bir söz talebiniz var.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Adana Milletvekili Seyfi Yılmaz’ın, Orman Genel Müdürlüğünün Orman Mühendisleri Odası seçimlerine müdahale etmesine ilişkin açıklaması

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Orman Bakanlığı bütçesi görüşülüyor. Tabii, bu ormancılık büro ve şirketlerinde hizmet alımı yoluyla binlerce orman mühendisi çalıştırılıyor, orman mühendisleri seçiminde asker delege olarak kullanılmak üzere.

Şimdi, buradan Sayın Bakana sesleniyorum: Sayın Bakan, bunları taşeron yasasında kadro kapsamına almanız gerekiyor. Üç yıldır orman mühendisi almıyorsunuz.

Şimdi, önümüzdeki hafta Orman Mühendisleri Odası seçimleri başlıyor. Atadığınız Orman Genel Müdürü, orada orman mühendisleriyle toplantılar yapıyor, orman mühendislerine baskı yapıyor. Yüz yetmiş sekiz yıllık Orman Genel Müdürlüğü geleneğinde böyle bir şey yoktur. Koltuktan güç alarak, orman mühendislerine baskı yapılarak -üç seçimdir bunu yapıyorsunuz- seçim alamazsınız. Orman Genel Müdürü, eğer çok meraklıysa, çıkacak aday olacak. Aday olduğu zaman orman mühendislerinden oy alabiliyorsa, çıksın, o koltuğa Orman Mühendisleri Odası Başkanı olsun.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) - Orman Mühendisleri Odası bağımsız bir dernektir, ormancıların yüz akıdır. Baskıyla, zulümle, yıldırmayla bunu yapamaz.

Tamamlayabilir miyim Sayın Başkan?

BAŞKAN – Yalnız, Sayın Yılmaz, bir dakika söz verdim. Kayıtlara geçiyor zaten, devam edin.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Konuyla da alakalı olduğu için... Bakanlık bütçesi görüşülüyor Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Orman Bakanlığı ormanları korumakla mükelleftir, orman varlığını artırmakla mükelleftir ama on yıldır ormancılık tarihinin en karanlık dönemi yaşanıyor. Burada, ormancıların çil yavrusu gibi sağa sola dağıtıldığı, baskının anormal şekilde arttığı bir süreçten geçiyoruz. 15 Temmuzdan sonra bir Yenikapı ruhu başladı ama Orman Bakanlığında baskı, şantaj, yıldırma, şantajla emekli etme, yandaşlaşma hızla devam etmektedir. Buradan soruyorum: Her tarafta Yenikapı ruhundan bahsedilirken Orman Bakanlığı tuz ruhuyla mı idare edilmeye çalışılıyor?

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yılmaz.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503) (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

 

A) BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı

B) KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Standartları Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Standartları Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Patent Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU (Devam)

1) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ (Devam)

1) Türkiye Bilimler Akademisi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimler Akademisi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

G) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına dördüncü ve son konuşmacı Adana Milletvekili Sayın Mevlüt Karakaya.

Buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi dakika.

MHP GRUBU ADINA MEVLÜT KARAKAYA (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2018 yılı bütçesiyle ilgili olarak Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Parti grubum ve şahsım adına sizleri ve milletin efendisi Türk çiftçisini saygıyla selamlıyorum.

Saygıdeğer Genel Kurul, tarım, önemli, özellikli ve ayrıcalıklı bir sektör, gıda güvenliği, gıda güvencesi ve ekolojik denge boyutuyla bizlerin ve gelecek nesillerimizin yaşam teminatı. Bu nedenle, üzerinden siyaset yapılmamalı diyoruz; en azından, tarımın içinde bulunduğu mevcut durum ve şartlar bunu gerektirmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına tarım dostu vicdanlara sesleniyoruz: Gelin, bu konuda, iktidar muhalefet demeyelim, doğrularda buluşalım, Türk tarımının ve çiftçisinin sorunlarına birlikte çare olalım.

Değerli milletvekilleri, bu bütçeyle merkezî hükûmete toplam 762 milyar 800 milyon lira harcama yetkisi vermiş olacağız. Bu yetkinin yaklaşık yüzde 3,6’sı yani 21 milyar 700 milyonu Tarım Bakanlığı için verilmiş olacak. Bakanlığın bütçesinde 2017 yılına göre yüzde 11’lik bir artış söz konusu. Gayrisafi yurt içi hasılaya oranlayacak olursak geçmiş yıllara göre önemli bir farklılık olmadığını, yine binde 6,3 civarında olduğunu… Ki bu rakam, bu bütçe 2002 bütçesinde binde 6,4’tü. Görünen o ki 2018 bütçesinde tarıma pozitif bir ayrımcılık yapılmıyor. Sözün özü, umarım 2018, tarımda 2017’yi aratmasın.

Değerli milletvekilleri, aslında tarımın sorunu Bakanlık bütçesinin veya desteklerin biraz daha artırılmasıyla çözülecek türden sorunlar değil. Tarımla ilgili bir zihniyet, anlayış sorunumuz var. Tarıma ve çiftçiye şaşı bir bakış söz konusu, öncelikle bunu düzeltmemiz lazım. Bu da çok kolay değil. Elbette bizler uyuyanlara sesleneceğiz, uyuyor numarası yapanları uyandıramayacağımızı biliyoruz.

Değerli arkadaşlar, tarımı sadece ekonomik bir sektör olarak görmek ciddi bir konumlandırma hatasıdır. Bu nedenle tarım, dar bir alan içinde, sadece kârlılık, mukayeseli üstünlükler, rasyonel kaynak dağılımı gibi ekonomik ölçütlerle değerlendirilmekte ve yargılanmaktadır. Elbette bu ölçütleri reddetmiyoruz. İtirazımız, tarımın sadece bir ekonomik sektör olarak alınıp üzerine yürünmesinedir. Tarım tüm ekonomik sektörlere katkı sunan temel bir sektördür. Bunun yanında sosyal sektördür, çevre sektörüdür, hatta millî güvenlik sektörüdür. Tarımla ilgili analiz ve sentezler yapılırken, değerlendirme ve yargıda bulunurken bu gerçekler gözardı edilmemelidir. Basit bir örnek vermek gerekirse, ölçek ekonomisi ölçütü üzerinden öğretilmiş şartlanmışlık, geçimlik tarım, rençperlik ve küçük aile işletmeciliğini yok etmiştir.

Tarımsal nüfusun oransal olarak makul düzeylere indirilmesi gerektiğine elbette inanıyoruz ancak bunun tarım sektöründen itip çıkarma yerine diğer sektörlerin çekip alması biçiminde olması gerektiğini düşünüyoruz. Son on dört yılda yaklaşık 1 milyon aile tarım işletmeciliğini terk etti. Köylerde genç kalmadı. Çiftçiliğin geleceği gerçekten risk ve tehdit altında. Son on yılda ekim ve dikim alanlarında 2 milyon 200 bin hektarlık bir azalış oldu. Köylerde yaşlı ve ihtiyarlardan başka kimse kalmadı. Küçükbaş hayvancılığın sürdürülebilirliği gün geçtikçe riske girmekte. Çoban yok, hayvan bakıcı ve yetiştiricisi hak getire. Hepimiz biliyoruz ki mülteci çobanlar olmasa mera hayvancılığının ruhuna Fatiha diyeceğiz. 57’nci Hükûmet döneminde Milliyetçi Hareket Partisi olarak üzerinde önemle durduğumuz bir proje Doğduğum Yerde Doymak İstiyorum Projesi’ydi ama bu proje maalesef yarım kaldı.

Değerli arkadaşlar, tarımsal üretim meşakkatli bir iştir; bir kez terk edildiğinde, üretim düzeneği bozulduğunda tekrar dönüşü çok zor. Bu gidişin en büyük tehlikesi, insanımızı üretim felsefesinden, üretme zihniyetinden uzaklaştırmasıdır. Bugün hiç beğenmediğimiz küçük aile işletmeleri, geçimlik tarım işletmelerinin dahi çok önemli işlevleri var. En azından bu ailelerde yetişenler daha küçük yaşlarda, toprağa tohumun atıldığını, tohumdan bitkinin üretildiğini, bunun yeme dönüştüğünü, yemin hayvanın boğazından geçtiğini, onun ete süte, buzağıya, kuzuya dönüştüğünü, onun paraya dönüştüğünü ve bu şekilde bir geçim yapıldığını yaşayarak, görerek öğreniyordu.

Değerli milletvekilleri, bugün bu çocukların önemli bir kısmı metropollerin varoşlarında kültürel kopuş sancılarını yaşıyorlar. Yine, aynı şekilde üretimin sembolü olan köylerin tüketimin sembolü hâline, mahalleye dönüştürülmesiyle artık metropol belediyelerden gelecek yardım araçlarını gözetlemekle meşguller.

Değerli milletvekilleri, hâl⠓üreteceğim” ısrarında bulunanlar da buradan, bizlerden bir çare beklemekte ama üzülerek görüyorum ki bu bütçede öyle bir çare yok. Şunu herkes iyi anlasın ve bilsin ki KOBİ’ler genel ekonomide neyse aile işletmeleri de tarımda odur. Hatta, 1994, 2001 krizlerini hatırlayacak olursanız, aile işletmelerinin, tarım işletmelerinin çok ciddi katkıları oldu. Bugün de milyonlarca asgari ücretle çalışanların arkasında köy ve kırsal desteği olmasa çok ciddi sorunlar yaşayacağız.

Millî ve yerli bir tarımın stratejisinin, Sayın Bakanım, öncelikle aile işletmeleri olması gerektiğini buradan söylüyorum. Kümelenme ve kooperatifleşme gibi yöntem ve organizasyonlarla, küçük olmanın dezavantajları avantaja dönüştürülebilir. Cennetmekân, Başbuğumuz Alparslan Türkeş’ten bize yadigâr kalan, biz adına “tarım kentleri” diyoruz, siz ister “köy kentler” deyin, ister “kırsal cazibe merkezleri” deyin ama kırsalda mutlaka insanca yaşayacak merkezler oluşturulmalı ve bunlar üretim deseniyle örgülenmelidir. Aksi takdirde Türk tarımı küresel işletmelerin iştigal alanı, tarım toprakları da bilanço kalemleri hâline gelecektir.

Değerli arkadaşlar, yaygın kanaat ve inanış, tarımın katma değerinin düşük olduğu yönündedir. Tarımsal katma değer hesapları aslında bir aldatmacadır. Tarımsal işletmecilik, çiftçilik faaliyetlerinin ekonomik katma değeri ile tarımın katma değeri birbirine karıştırılmaktadır. Tarım öyle bir sektör ki sağladığı katkıların önemli bir kısmının ekonomiye dönüşümü diğer sektörler üzerinden olur. Bunların paraya tahvil edilmesi de mümkün değildir. Tarımsal katma değerin doğru hesaplanması ancak alternatif maliyetlerle söz konusu olabilir. Mesela, üretmeyip dışarıdan daha ucuza ithal ettiğimiz GDO’lu ve sağlıksız ürünlerin toplum sağlığı üzerindeki olumsuz etkisinin iş gücü kaybına, teşhis ve tedavi giderlerine yansıması nedir bilen, ölçen var mı diye sormak isterim. “Tarım, yapıldığında bir şey kazandırmıyor.” diyenlere, yapılmadığında neyi kaybettirdiğini sormak lazım. Özetle, ne hikmetse, katma değeri çok yüksek sektör ve alanlarda lider olan ülkeler, katma değeri çok düşük olan tarımla ilişkilerini bir türlü kesmiyorlar.

Değerli milletvekilleri, desteklemeler konusunda da üç alanda anlaşamıyoruz, tartışıyoruz; amacı, niceliği ve niteliği konusunda. 80 milyon insanımızın güvenli gıda ihtiyacını karşılamak, gıdaya ulaşımını kolaylaştırmak maksadıyla tarımsal faaliyetlerin sürekliliğini sağlamak, desteklerin temel amacıdır. Uygulanan destekleme modeline göre değişebilir ancak genellikle destekler çiftçi üzerinden yapılır.

Tabii, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının bütçe sunuş kitapçığında söylendiği gibi, tarımsal destekler, çiftçiye verilen hibe değildir. Çiftçi bundan çok rahatsız. Sayın Bakanım, çiftçilerimiz “Biz, tarımsal amaçlı 3,5-4 milyar litre mazot tüketiyoruz. Bu mazot için peşin ÖTV ve KDV ödüyoruz. Ödediğimiz vergiler bütçeye konulan ve bize tekrar tarımsal destek olarak verilen rakamlardır yani bizden aldığınızı tekrar bize veriyorsunuz ve bizi ‘Hibe veriyoruz.’ diye maşerî vicdanda yargılatıyorsunuz. Sizden bir talebimiz var; aynı sistem yatçılara da, kotracılara da uygulansın. Yatçılardan, kotracılardan da ÖTV ve KDV alın mazotlarından, ödediklerini aynısıyla bütçeye koyun, hibe olarak verin ve buralardan da çıkın, şunu söyleyin: ‘Biz yatçılarımızı, kotracılarımızı destekliyoruz, şu kadar da hibe yaptık.’ deyin, biz de hakkımızı helal edelim.” diyorlar. Evet, desteklerde bütçe aracılığıyla kesimler arasında bir cari transfer oluyor. Bu tür transferlerin toplumun tüm kesimleri tarafından kabulü gerekir yani maşerî vicdanda onay bulmalıdır. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak buna “ekonomik uzlaşma kültürü” diyoruz; özü, nimet ve külfet dengesinin kurulmasına dayanır. Tarımsal desteklemenin amacı ve önemi topluma iyi anlatılmalı. “Destekleme yapmazsak ne olur?” sorusunun cevabını herkes iyi anlamalıdır. Desteklenmeyen sütün bedelini et üzerinden ödediğimizi kimse unutmamalıdır.

Değerli milletvekilleri, tarımsal destekleme yapıyoruz. Hükûmet desteklerin çok artırıldığını söylüyor. “2002’de 1,8 milyar tarımsal destek verilirken 2018’de biz bu rakamı 14,5 milyara çıkarıyoruz. Aradaki yıllarda da çok önemli artışlar yaptık.” diyorlar. Evet, bu rakamlara bakınca doğru. Bu rakamları gayrisafi yurt içi hasılalarına oranlarsak 2002 rakamlarıyla farklı da değil. Tarıma ayrılan bütçenin gayrisafi yurt içi hasılaya oranına bakarsak 2002 daha iyi deriz. OECD bazındaki hesaplamalara bakarsak 2002 2017’den daha iyi diyebiliriz. Yani burada, işimize geldiği gibi, istediğimiz rakamı aslında hepimiz bulabiliriz. Benim buradaki maksadım bunları rakamlar üzerinden tartışmak değil. Ancak eminim ki siz değerli milletvekilleri de kâğıt üzerinde raporlanan desteklerle sahadaki yansıması arasındaki çelişkiyi merak ediyorsunuzdur. Sayın Maliye Bakanı ve Sayın Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı bütçe konuşmalarında son on beş yılda yapılan 103 milyar lira destekten bahsettiler. Ödemeler olarak baktığınızda evet, doğrudur; parasal ifadesi yanlıştır. Neden yanlıştır diyorum? Çünkü on beş yıl önce ödenen parayı da o günkü paranın değeriyle söylüyorlar. Yani şunu söylemeye çalışıyorum: Aslında bu verilen destekler, bugünkü parayla ifade edilmesini doğru bir şekilde yapacak olursak, çok daha büyüktür, çok daha fazladır. Yani bütçeye bu destekler konulmuş ve ödenmiştir, bu doğrudur. Ancak -lütfen şurasını çok iyi dinleyin- çelişki şuradan kaynaklanıyor: Tarımsal destekler iki kaynaktan ödenir; birisi devlet, diğeri tüketici. Devlet bütçe aracılığıyla öder, tüketici fiyatlar üzerinden öder.

MHP olarak 1999 yılında iktidara geldiğimizde desteklerle ilgili bir çalışma başlattık. Gördük ki o gün ödenen, yapılan tarımsal desteklerin sadece yüzde 13’ü çiftçiye ulaşıyor, yüzde 87’si başka yerlere gidiyor ve 2001 yılından itibaren desteklerin ağırlıklı olarak bütçe üzerinden ödenmesi modeline geçildi. Bu, hem bütçe yönetimi açısından, hem mali yönetim açısından önemliydi; öngörülebilir, kestirilebilir bir durumdu. Bu yüzden, piyasa regülasyonu yapan kurumların görev zararları da o dönem kaldırıldı. Dış rekabet ve ihracatçı açısından ürün fiyatlarının dünya fiyatlarına uyumlaştırılması hedeflendi. MHP, girdi fiyatlarını dünya fiyatlarına uyumlaştırma projesini de bu yüzden geliştirmişti. Sorun şu: 2002’den beri çiftçi doğru düzgün fiyat desteği alamadı, yani ürün para etmedi, maliyetler düşürülemedi ve piyasadaki zararı çok fazla oldu. Bütçeye çok destek konuldu ama bu destek, fiyat desteğinden kaybedileni karşılayamadı. Sayın Bakanım, sorun budur yani muhalefet ile iktidar arasındaki tartışmanın nedeni de budur. Evet, bütçeden ödenen destekler arttı ama fiyat desteği yapılmadı. Son yıllardaki en büyük sorunumuz ürünlerin para etmemesi.

Bakın, bir hesaplama yaptım. Bu iki hesaplama burada, arzu edene verebilirim. Çiftçinin son on dört yılda sadece buğdaydan 32 milyar TL piyasa kaybı var. Evet, “On beş yılda 103 milyar.” diyoruz ama sadece yine bu süre içerisindeki kaybı 32 milyar. Hesabı burada, arzu edene verebilirim. Varın, geri kalanını siz hesaplayın. Bankalara ve Tarım Kredi Kooperatiflerine 90 milyarı buldu çiftçinin borcu. Bir taraftan tarım arazileri azalıyor, diğer taraftan ekili alanlar düşüyor, öbür taraftan kırsal boşalıyor.

Değerli milletvekilleri, tabii, desteklerin niceliği kadar niteliği de önemli. Sıfır krediyle verilen hayvancılık kredisinde bu krediyi kullananların tamamının iflas etmiş olduğunu hatırlamamız ve bu desteklerin veriliş biçimlerinin de önemli olduğunu bilmemiz lazım. Destek hanesine yazıldı ama bu krediyi kullananlar maalesef iflas etti. Bakın, hemen bir örnek, buğday stratejik ürün. Sadece örnek olsun diye veriyorum. Buğday fiyatları yıllardır baskılanıyor. Sebebi sorulduğunda “Fakirin fukaranın ekmeği, dolayısıyla onu da düşünmemiz lazım.” deniyor.

Değerli milletvekilleri, bakın, 1 kilogram ekmek 1 kilogram buğdaydan yapılır. 1 kilogram ekmek 5 lira, 1 kilogram buğday 90 kuruş. 250 gramlık bir ekmeğin içerisindeki buğdayın maliyeti sadece 23 kuruş. Sayın Bakan ofisin kapılarını açıp buğdayı bedava verse 1 lira 25 kuruş olan ekmek ancak 1 lira 2 kuruşa düşer. Geçen yıl, 25 kuruş daha fazla verin dedik; eğer verilmiş olsaydı, ekmeğe yansıması en fazla 3,5 kuruş olurdu. 2002 yılıyla şöyle bir baktığımızda, o zaman ekmeğin içindeki buğdayın maliyeti yüzde 25’ti, bugün yüzde 18. Bunun anlamı şu: 2002’ye göre çiftçi buğdayını daha ucuza satıyor ama fakir fukara ekmeği daha pahalıya yiyor, bu gerçeği de dikkatlerinize getirmek istedim.

Değerli milletvekilleri, üretici kesim aleyhine işletilen diğer manipülasyon ve algı yöntemlerini anlatmaya gerek yok ama şunu ifade edeyim ki tarım sektörü içerisinde, tarım paydaşları içerisinde en sahipsiz olan kesim çiftçi kesimidir, diğer kesimlerin lobisi çok güçlüdür, derinden lobide bulunurlar. Yani bir taraftan, siz 21 milyon ton buğday hasadı beklerken öbür taraftan, size buğdayın gümrük vergisini düşüren kararnameyi imzalatırlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEVLÜT KARAKAYA (Devamla) – Ben bütçenin hayırlara vesile olmasını, öncelikle Bakanlığa, çiftçilerimize ve yüce Türk milletine hayırlar getirmesini diliyor, heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Karakaya.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 12.34

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 12.49

BAŞKAN: Başkan Vekili Pervin BULDAN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Sema KIRCI (Balıkesir)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 42’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi, konuşma sırası Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna ait.

İlk konuşmacı Kocaeli Milletvekili Sayın Tahsin Tarhan.

Sayın Tarhan, süreniz yedi dakika.

Buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2018 bütçesi üzerine söz aldım, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, on beş yıldır yüce Meclis çatısı altında AKP Hükûmetinin yaptığı bütçeleri tartışıyoruz. Her bütçe döneminde rakamlar, oranlar, gelişim raporları öne çıkıyor ancak esnafın, üreticinin, sanayicinin sorunları çözülmüyor. AKP Hükûmeti Türkiye’yi “İlim Çin’de bile olsa gidip alınız.” anlayışından “İlimde rant varsa yandaşa veriniz.” noktasına getirmiştir. Böyle bir durumda bilimden, teknolojiden, sanayiden konuşmaya çalışıyoruz. Tüm dünya bilişim teknolojileri üzerine çalışma yaparken Başbakanın “Bu bilişim üzerine fazla kafa yorarsanız, sıyırırsınız.” dediğini, her seçim döneminde sözde “Tank, helikopter, uçak, füze, yerli otomobil yapıyoruz.” dediğinizi ancak yerli otomobil konusunda 47 milyon euro tokatlandığınızı, cumhuriyet tarihinin en kötü sanayi yapılaşmasına imza attığınızı, organize sanayi sitelerindeki fabrikaların ya satılık ya kiralık durumda olduğunu söyleyerek sizi utandırmak istemiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) – Yapma ya! Ne alakası var?

TAHSİN TARHAN (Devamla) – Değerli milletvekilleri, biz “Türkiye’nin kalkınması, gelişmesi sanayileşmeden geçer, sanayi can damarımızdır.” dedikçe sizler sanayileşmeye bürokratik engeller çıkarmaya devam ettiniz. Cumhuriyet tarihinde, sanayi AKP iktidarında olduğu kadar zora düşmemiş, sanayici hiç bu kadar ezilmemiştir. AKP’nin ranta dayalı politikaları nedeniyle 2017 yılının ilk dokuz ayında 21.239 üretim yapan şirket kapanmıştır. Çarpık sanayileşme başlamış, beraberinde çarpık kentleşmeyi getirmiştir. Bugün tüm Türkiye’de çarpık kentleşme varsa bunun sorumlusu rant sevdalısı iktidardır.

Hepimiz biliyoruz ki üretim olmazsa ekonomi büyümez, işsizlik çözülmez, yoksulluk ortadan kalkmaz. Saraya ve kendinize kalkan yaptığınız OHAL’i kaldırmazsanız, demokrasiyi özde değil, sözde kullanırsanız ne ekonomik büyüme gerçekleşebilir ne bilim üretmek mümkün olur ne de teknoloji. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, OHAL olan, döviz kurunun yarın ne olacağı belli olmayan, kimin tutuklanıp kimin malına el konulacağı bilinmeyen bir ülkeye yatırım çekemezsiniz, üretimi artıramazsınız. Bir an önce OHAL’in kaldırılması gerekmektedir. (CHP sıralarından alkışlar)

Bilimin gelişmesi için en önemli adreslerden olan üniversitelerde rektörlerin -seçimleri dahi- atamayla gelmesi için elinizden geleni yaptınız. İktidar daha önce bu konuyu Meclise getirip sonra geri çekti.

OHAL’i fırsat bilerek kanun hükmünde kararnameyle istediğinizi yapmaya çalışıyorsunuz. Bilim adamları “barış, barış” dedikçe hapse tıkıyorsunuz. Akademisyenleri taşeron işçi durumuna düşürüyorsunuz. Her üniversiteye yandaş rektör atıyorsunuz. Bilimin gelişmesini bu şekilde mi sağlayacaksınız? (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, organize sanayi bölgeleri ağır yaralı durumda. Enerji, SSK, işveren payı, yükselen kurlar, faizler ve onlarca çeşit vergi yükü tam anlamıyla yatırımcının, üreticinin boğazına çökmüş vaziyette.

AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) – Ya, 1970’lerde kalmış gibi anlatıyorsunuz ya!

TAHSİN TARHAN (Devamla) – Zaten, bütçe hedeflerine baktığımız zaman 2023 hedeflerinden vazgeçilmiş.

AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) – 1970’lerde değiliz ya!

TAHSİN TARHAN (Devamla) - 2019’un, 2020’nin tahminî bütçesine baktığımız zaman indirime gidilmiş. Yatırımın artması için bütçenin de artması gerekmiyor mu? Sayın Bakan, acaba Sanayi Bakanlığı ekonominin kötü gideceğini öngörüyor mu ki bu şekil planlamış?

Bağlı kuruluşlar hariç Bakanlığın 2017 bütçesi 5 milyar Türk lirası; ödenek ve aktarmalarla birlikte 6 milyar TL’ye yakın bir rakam olmuştur. Bu ödeneğin 2,5 milyar lirası yatırıma harcanmış görünüyor. Buradan sormak istiyorum: Dünya Sanayi 4.0 devrimini tartışırken Bakanlık olarak 2,5 milyar Türk lirasıyla hangi yatırımı yaptınız? Hangi sektöre can suyu oldunuz? Hangi bilimsel araştırmaya maddi destek verdiniz? Türkiye'de özellikle bilim ve teknolojiyi hangi seviyeye taşıdınız? (CHP sıralarından alkışlar) Dünyada “drone” taksiler hizmet vermeye hazırlanırken biz yerli otomobil yapmak için yedi yıldır bekleyip 47 milyon euro dolandırıldık. Bu anlayışla devam edildiği sürece, bilim üretmek yerine saman ithal etmeye devam edeceğiz. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Değerli milletvekilleri “Hakarettir insanlığa cehalet. Deprem, yangın, sel değil, bilgisizliktir asıl felaket. Yatsıda söner mum ama şafakta ortaya çıkar rezalet.” (CHP sıralarından alkışlar)

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2018 bütçesi 11 milyar 500 milyon Türk lirası. Ülkemiz için hayırlı olsun.

Genel Kurulu saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tarhan.

İkinci konuşmacı Denizli Milletvekili Sayın Kazım Arslan. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Arslan, süreniz yedi dakika.

Buyurun.

CHP GRUBU ADINA KAZIM ARSLAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına bağlı Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresinin bütçesi üzerine söz aldım. Biliyorsunuz, bu bütçe rakamı 2 milyar 20 milyon liradır. Tabii, bu kadar küçük bir bütçeyle gerçekten küçük ölçekli işletmeleri desteklemek, geliştirmek, onları yaşatmak mümkün değildir. Bir de işin içine gerçekten gayrikanuni, araştırılmadan, soruşturulmadan birçok işletmeye can suyu olarak verilmek istenen kredilerin yandaşlara, kendi taraftarlarınıza verilmesi suretiyle bu krediyi heba edecek bir noktaya taşımışsanız, o zaman zaten normal bir esnafın, işletmenin gelişmesi, çalışması ve Türkiye piyasasında yaşaması mümkün değildir. (CHP sıralarından alkışlar)

Öncelikle esnaflarımızın yaşatılması için, işletmelerin yaşatılması için, gerçek anlamda kimin ihtiyacı varsa ona verilecek şekilde araştırmaların yapılmasına ihtiyaç vardır. Eğer bunu yapmamışsanız… Komisyonda da söylemiş, birçok soru sormuş, “Bu KOSGEB kredilerinin ne şekilde, kime verildiği noktasında bir araştırmanız oldu mu?” demiştim, hâlâ cevap alamadım ve “Bunlarla ilgili, bu yanlış kredileri kendi yandaşlarına, tanıdıklarına veren kişilerle ilgili bir soruşturma yaptınız mı Sayın Bakan?” dedim, maalesef, onun da cevabını alamadım. Onun cevabını da bekliyorum Sayın Bakan.

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Cevabı gönderdik.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – AKP'li ilçe başkanlarına, il başkanlarına veriyorlar, başka kimseye vermiyorlar. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) – Haksızlık yapmayın ya!

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Haksızlık yapan sizsiniz, biz sadece söylüyoruz haksızlığı.

KAZIM ARSLAN (Devamla) – Değerli milletvekilleri, piyasanın tıkandığı bir noktada gerçekten, ülkenin gerçeklerine bakmadan, üretimi artırmadan, üretimi artırdıktan sonra bunun satışına kolaylıklar sağlamadan, ihracatımızı artırmadan sürekli ithalata dayalı bir ihracatı öne çıkarmak suretiyle, kamuoyuna söylerken de “İhracatımız şöyle arttı, böyle arttı.” diyerek sürekli dış ticaret açığı veren bir ekonominin gerçekten uzun süre yaşaması mümkün değildir. Bakanlığınızın öncelikle Türkiye'nin ihracatını daha çok artırarak ithalatını karşılayacak bir çalışmayı ortaya koyması gerekir.

Ayrıca, esnaflarımızın yaşaması için, yıllardan beri sürüncemede olan, alışveriş merkezlerinin her köşebaşında açılması suretiyle bakkal dükkanının kapanmasına, terzinin kapanmasına, berberin kapanmasına olanak sağlayacak bu yapıdan Türkiye'nin bir an önce kurtulması gerekiyor. Eğer bunu yapmazsanız daha çok kapanacak esnafın olduğunu, dükkânın olduğunu, kepengin kapanacağını açıklıkla bilmenizi istiyorum Değerli Bakanım.

Evet, değerli dostlar, değerli milletvekili arkadaşlarım; şimdi, esnaf ülkemizin gerçekten temel direğidir. Eğer siz esnafa destek yapacağınız yerde onun vergilerini artırıyorsanız, onun yaşamasına olanak sağlamıyorsanız, onun işyerini kapatmasına yönelik işlemlere seyirci kalıyorsanız, AVM’lere seyirci kalıyorsanız gerçekten Türkiye ekonomisinin yaşaması çok zor şartlarda olur diye belirtmek istiyorum. Ayrıca, çiftçimize verilen desteklerin az olması, çiftçimizin kazanmaması, kazanamaması, maliyetlerin yüksek olması sebebiyle eğer çiftçi kazanamıyorsa, topraktan artı değeri piyasaya getiremiyorsak, esnafımız da alışveriş yapamıyorsa, borcunu ödeyemiyorsa bu piyasanın rahat bir şekilde dönmesi mümkün değildir ve tıkanma noktasına gelir ki bugün Türkiye'nin durumu budur. (CHP sıralarından alkışlar) Piyasa şu anda tıkanma noktasındadır. Bunun bir an önce aşılması gerekmektedir. Ayrıca, borçlarını ödeyebilen, gerçekten yaşayabilecek bir çalışmanın bir an önce devreye sokulması ve vergilerin de azaltılmak suretiyle devletin böyle olağanüstü bir dönemde olağanüstü fedakârlıklar yaparak hem esnafın hem sanayicinin yaşamasına olanak sağlanması hem de üretimin artırılması için, ihracatın artırılması için yeni bir çalışmaya, yeni bir planlamaya, programa ihtiyaç olduğunu söylemek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, gerçekten baktığımız zaman birçok işletmelerin kapandığını, icra işlemleriyle karşı karşıya kaldıklarını belirtmek istiyorum. Piyasa borçlarının giderek arttığını, kapanan şirket sayısının 11.502’ye çıktığını, bir yılda gerçekten kapanan şirketlerin sürekli artış yaptığını, açılanlarının da az olduğunu artık görmeniz gerekiyor.

NECİP KALKAN (İzmir) – Açılan sayısı her zaman fazla Kazım Bey.

MURAT DEMİR (Kastamonu) – 3 kat arttı.

KAZIM ARSLAN (Devamla) – Ekonomide hayal tüccarlığı yaparak, “Krizi atlattık.” diyerek, “Yüzde 11 büyüdük.” diyerek gerçekten bir yere varamazsınız çünkü bu büyümenin piyasa yansıması yoktur, iş dünyasına yansıması yoktur. Değerli arkadaşlarım, ne işçinin ne çiftçinin ne köylünün ne esnafın ne sanayicinin ne ihracatçının bu büyümeden kesinlikle pay alma durumu da söz konusu değildir. O nedenle kabarık bir oranla “Biz sanayimizi büyüttük, ekonomimizi geliştirdik.” diyerek vatandaşımızı kesinlikle kandıramazsınız, oyalayamazsınız. Artık bu düşünceden vazgeçmek durumundasınız. Birçok şirketimiz, birçok esnafımız vergisini ödeyemeyecek durumdadır. Hatta sigorta primlerini ödeyemeyecek durumda olan esnaflarımız vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın Sayın Arslan.

KAZIM ARSLAN (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, böyle bir süreç içinde gerçekten birçok şirketin tasfiye edildiğini, yine TOBB’un verilerine göre 2010 yılından 2017 Haziranına kadar imalat sanayisinde toplam 17.123 şirketin kapısına kilit vurulduğunu, bunları görmeniz gerektiğini belirtmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, gerçekten ekonomi iyi gitse, piyasalar iyi olsa herkesin şöyle bir oh demesi lazım, rahatlaması lazım. Ben hiçbir kesimin rahatladığını göremiyorum. Ayrıca, değerli milletvekilleri, olağanüstü hâlle ülkemizi daha uzun süreç içinde yönetme imkânı yoktur. Böyle bir ortamda hukuk güvenliği kalmamıştır. Hukuk güvenliğinin olmadığı bir ülkede ne dış yatırımcı gelir ne de Türkiye’de bulunan işletmeler yeni yatırımlar yapma hevesinde olur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAZIM ARSLAN (Devamla) - O nedenle, iş dünyasının hevesini kıracak, heyecanını kıracak olağanüstü hâl uygulamasından bir an önce vazgeçilerek artık Türkiye'nin normalleşmesi gerektiğini belirtmek istiyorum.

Hepinize teşekkür ediyorum. Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Arslan.

Üçüncü konuşmacı, İstanbul Milletvekili Sayın Didem Engin.

Sizin de süreniz yedi dakika.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA DİDEM ENGİN (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; dünya baş döndürücü bir teknolojik devrimi yaşıyor ancak Türkiye, bu gelişmelerin çok ama çok uzağında. Osmanlı’da nasıl yükseliş, duraklama ve gerileme dönemleri olduysa Türkiye'nin tarihini yazacak olanlar da, içinde bulunduğumuz bu teknolojik devrimler yüzyılında AKP’nin tek başına on beş yıllık iktidarını inanıyorum ki ikinci bir gerileme dönemi olarak nitelendireceklerdir.

Ülkemiz eğitimde, kültürde, sanatta, hukukta, demokraside, özgürlüklerde, teknolojide, tarımda, sanayide, enerjide bir gerileme dönemini yaşıyor; dış politikada ise gelişmiş ülkelerle bağı kopmuş, bölgesinde yapayalnız kalmış bir Türkiye’yle karşı karşıyayız.

Zindanlarını düşünen ve eleştirel yaklaşan entelektüellerin doldurduğu, üniversitelerinde akademik özgürlüklerin yok edildiği, sokaklarını her geçen gün artan işsizlerin ve umutsuzların doldurduğu, yatırımların durma noktasına geldiği, borç batağında ve sıcak para kıskacında bir Türkiye.

Hâlbuki on beş yılda neler neler yapılmazdı ki; dile kolay, on beş yıl. Mesela Güney Kore’nin, Singapur’un yaptığı gibi eğitim odaklı bir kalkınma vizyonu hazırlayabilir, gelecek nesillerimize yatırım yapabilirdik. Böylece PISA testinde son sıralarda yer almayıp Singapur yerine birinciliği biz kapabilirdik. (CHP sıralarından alkışlar)

Mesela Çin, Amerika ve daha pek çok ülke gibi yapay zekâya, Japonya gibi AR-GE’ye, robotiğe ya da mesela biyoteknolojiye, gıda teknolojilerine, kök hücre teknolojilerine, dijitalleşmeye kafayı yorabilir, bu konularda dünyada söz sahibi bir ülke olabilirdik. Mesela Amerika ve İngiltere gibi otonom araçlara yani sürücüsüz araçlara bütçe ayırabilir, böylece sözde yerli otomobil için zorla babayiğit arama mecburiyetinde kalmazdık. (CHP sıralarından alkışlar) Mesela spora, müziğe, sanata değer verebilirdik, hem o zaman “Müzik haramdır.” diye üniversitelerimizde bildiri dağıtan gençlerimiz de olmazdı. (CHP sıralarından alkışlar) Mesela Rusya’ya, Japonya’ya, Fransa’ya bağımlı nükleer santral kurmak yerine Danimarka gibi enerji teknolojilerine yatırım yapabilirdik, böylece ürettiği teknolojiyi, ürettiği enerjiyi verimli kullanan ve bu teknolojiyi ihraç eden ülkelerden biri olabilirdik ama şimdi ranttan köşeyi dönmek varken niye bunlarla uğraşalım değil mi? Diğer ülkeler çalışsınlar, biz onlardan satın alırız; nasıl olsa taşıma suyla değirmeni döndürüyoruz. Hem IMF’ye bile hayalî borç veriyoruz. Hükûmetin hakkını da yememek lazım, ithalat seçeneklerini artırmak için ellerinden geleni yapıyorlar; Bulgaristan’dan saman, Sırbistan’dan et, Singapur’dan inek, hepsi mevcut. Zaten ne gerek var ki bunları Türkiye'de üretmeye; eller aya, biz yaya. (CHP sıralarından alkışlar) Ama olsun, 1.100 odalı saray yapamadılar diye bütün bu ülkeler bizi kıskanıyorlar.

Bu on beş yılda devrim niteliğinde adımlar atmanız için elinizi kolunuzu bağlayan hiçbir şey yoktu, sizler geleceğimize yatırım yapmayarak sadece İstanbul’a değil, Türkiye’ye ve gelecek nesillerimize de ihanet ettiniz. (CHP sıralarından alkışlar) Şimdi ise gelinen noktada AKP Genel Başkanı faturayı bürokrasiye yükleyerek diyor ki: “Faizler yüksek, yatırım yapılamıyor, işsizlik önlenemiyor, enflasyon milleti inim inim inletiyor.” Şaka gibi değil mi? Sayın Genel Başkan, siz bunları milletimizin külahına anlatın, külahına anlatın. Kimi kime şikâyet ediyorsunuz, on beş yıldır ülkemizi tek başınıza siz yönetmiyor musunuz? Ziya Paşa’nın dediği gibi: “Âlemi kör ve sersem mi sanıyorsunuz?

“Halkımız enflasyon altında inim inim inliyor.” diyorsanız bunun tek tercümesi vardır, o da on beş yıllık ekonomi politikalarınızın açıkça iflas itirafıdır ve bu iflasın baş sorumlusu sizsiniz. Suçu başkalarının üstüne yıkarak zeytinyağı gibi üste çıkamazsınız. (CHP sıralarından alkışlar)

Yarattığınız hayalî düşmanlara karşı kılıç kalkan kuşanarak gündem değiştirme taktiğinizi de halkımız görüyor. Sürekli mağdur edebiyatıyla halkımızın merhamet duygularına oynamanız da bundan sonra işe yaramayacaktır. Politik kurnazlığınızın on beş yılda Türkiye’ye ve halkımıza hem ekonomik hem siyasi hem de sosyal maliyeti çok ağır olmuştur. “Yanılmışız, aldatılmışız.” diyerek hatalardan münezzeh bir profil çizerek sorumluluktan kurtulmayı düşünüyor ve stratejinizi de bunun üzerine kurguluyorsanız, bu son tangonun işe yaramadığını anlayacaksınız. Biliniz ki halkımızın sağduyusu her gün aldanan, aldatılan ve her gün yanılan bir liderin samimiyetini ve liderlik yeteneklerini sorgulayacaktır, sorgulamaktadır. Bir devlet adamı için en büyük zafiyet, öngörememek ve başkaları tarafından kolayca yanıltılmaktır.

Bakınız, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün dünyada saygı duyulan bir marka değeri vardı. Bağımsızlık mücadelesi veren bütün mazlum milletlerin âdeta yol gösteren pusulasıydı Türkiye. Bu marka değeriyle boğazların bugünkü statüsünü belirleyen Montrö Sözleşmesi imzalanmıştı. Yine, bu marka değeriyle Hatay tek kurşun atılmadan ilhak edilmişti. Şimdi ise AKP tüm dünyada yolsuzluk ve rüşvet davalarıyla anılan, eskilerin tabiriyle tefessüh etmiş bir iktidarın resmini çiziyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Sizler yapılan tüm uyarıları görmezden gelip gözlerinizi kapatmaya, duymazlıktan gelip kulaklarınızı tıkamaya, kısacası bildiğiniz yoldan yürümeye devam ediniz. 2019’da gözlerinizi açtığınızda kimin atı alıp Üsküdar’ı geçtiğini göreceksiniz. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; AK PARTİ sıralarından “Allah, Allah!” sesleri)

NECİP KALKAN (İzmir) – Rüya görüyorlar, rüya.

AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) – Sekiz seçim oldu hâlâ Üsküdar’a yetişemediniz.

DİDEM ENGİN (Devamla) – Son sözüm, malumunuz, AKP’nin 2018 bütçesinde halkımız yok, Hükûmet vatandaşlarımızdan fedakârlık bekliyor. AKP’nin görmediği, duymadığı tüm vatandaşlarımıza sesleniyorum…

AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) – Ataşehir’i geçemediniz daha, Ataşehir’i.

DİDEM ENGİN (Devamla) – Geçim sıkıntınız ve yaşadığınız zor günler sizi asla ve asla umutsuzluğa ve mutsuzluğa sürüklemesin. Zafer umudun ve geleceğe güvenle bakan, yepyeni bir Türkiye’nin olacaktır.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Engin.

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Omar Guelleh ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmail Kahraman’a “Hoş geldiniz.” denilmesi

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Cibuti Cumhurbaşkanı Sayın İsmail Omar Guelleh ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın İsmail Kahraman Genel Kurulumuzu teşrif etmişlerdir, kendilerine hoş geldiniz diyoruz. (Alkışlar)

Teşekkür ederiz.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503) (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

 

A) BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı

B) KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Standartları Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Standartları Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Patent Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU (Devam)

1) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ (Devam)

1) Türkiye Bilimler Akademisi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimler Akademisi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

G) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına dördüncü konuşmacı Kayseri Milletvekili Sayın Çetin Arık. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz yedi dakika.

Buyurunuz.

CHP GRUBU ADINA ÇETİN ARIK (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Yine içinde bolca rakam olan ama özünde halktan yana hiçbir şey bulunmayan, milletin derdine derman olmayan bir bütçeyle karşı karşıyayız. Maalesef, bu bütçede de israfı itibar gören, kendine hak gördüğünü vatandaşa çok gören bir anlayışın izlerini görüyoruz. 2018 bütçesinin bilim ve teknoloji ayağı üzerine söz almış bulunuyorum.

Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında bilim üzerine, bilimsellik üzerine konuşmak Nasrettin Hoca hikâyesi gibi bir durum; ne anlatayım, ne söyleyeyim bilemiyorum. Memlekette bilim adına, bilimsellik adına ne kaldı ki Allah aşkına?

Değerli milletvekilleri, dünya hızla yapay zekâ araştırmaları yaparken Hükûmetin bilim ve teknoloji gündeminde yapay zekâ araştırması yok; bilim teknolojileri, bulut uygulamaları, siber güvenlik konuları bulunmamakta. Geleceğin savaşlarının siber dünyada olacağını, sadece birkaç dakika süreceğini, bu alanda üstünlük elde eden ülkelerin, savaş açtığı ülkelerin finans kurumlarını, enerji kurumlarını, elektrik şebekelerini, veri depolarını birkaç dakikada çalışmaz hâle getirebileceğini bu Hükûmet öngörememekte. FETÖ, PKK açılımı, Suriye gibi birçok konuda burnunun ucunu bile göremeyen Hükûmetin, derin vizyon gerektiren bu konularda öngörü sahibi olması elbette ki beklenemez. (CHP sıralarından alkışlar) Hükûmet büyük zorluklarla ülkemizde yetişen beyaz yakalıların, mühendislerin, doktorların, teknoloji uzmanlarının, bilim adamlarının yurt dışına hızla göçünün dahi farkında değil. Zira, beyin göçüne karşı Hükûmet on beş yıldır hiçbir somut tedbir almamıştır.

Değerli milletvekilleri, aramızda ağızlarını köpürte köpürte İsrail’e küfreden vekiller var. Ha, şu da bir gerçektir ki: İsrail Kudüs’te uyguladığı zulümle bu küfürlerin daha fazlasını hak ediyor. Burada işgalci İsrail’i bir kez daha lanetliyorum. Peki, sizler, ülkemizdeki kurumlarda kullanılan siber güvenlik duvarı uygulamalarının çoğunun İsrail yapımı olduğunu biliyor musunuz? (CHP sıralarından alkışlar) İsrail’in o malum teknoloji firmasının, Türkiye dâhil birçok ülkede kullanılan güvenlik duvarı yazılımları arasında akan bilgi ve veri trafiğini dev ekranlarda canlı olarak izleyebildiğinin ve her an izlemekte olduğunun farkında değil misiniz?

Oysa kendisine yıllarca “Türk” bile diyemeyen ancak Türk milliyetçiliği yapan bir partinin desteğine mazhar olan, gaflet uykusundaki bu Hükûmet ne yapıyor? 5 kez TÜBİTAK kanununu değiştirerek TÜBİTAK’ı FET֒nün emrine veriyor. TÜBİTAK gibi bir bilim üssünü FET֒nün üssü hâline çeviriyor. TÜBİTAK’ta bilime harcanması gereken paraları FET֒nün şirketlerine aktarıyor. Bunu ben söylemiyorum, TÜBİTAK’ın Başkanı Arif Ergin söylüyor.

Bu dönemde TÜBİTAK sadece FET֒ye para aktarmadı, aynı zamanda kumpas senaryoları içinde de yer aldı. Hatırlarsınız, FET֒yle Türk ordusuna kumpas kurduğunuzda TÜBİTAK’ın bilirkişiliğine başvuruldu. Sizin emrinizdeki TÜBİTAK, düzmece belgelere “Bunlar sahte.” bile diyemedi.

Değerli milletvekilleri, 1,5 milyarlık Müslüman dünyası 6-7 milyonluk İsrail’le baş edemiyorsa bu durumun bilim ve teknolojiye yeterli önemin verilmemesinden ileri geldiği apaçık ortadadır. (CHP sıralarından alkışlar) Eğer Müslüman dünyaya önderlik etmek istiyorsak bunu “Ey Trump! Ey Merkel! Ey İsrail!” ifadeleriyle başlayan sahte kabadayı cümleleri kurarak gerçekleştiremezsiniz. Yapmamız gereken, bütün okul türlerinde müfredatı kodlama, bilişim teknolojileri, yazılım, siber güvenlik, biyokimya, genetik konulu derslerle donatmak olmalıdır; yapay zekâya odaklanmak olmalıdır. Bütçemizi yoğun olarak bu alanlara sarf etmeli, AR-GE bütçemizi olabildiğince bilim ve teknoloji lehine büyütebilmeliyiz.

Eğitim, bilim ve teknoloji politikasını ve bütçesini oluştururken yüz ölçümü Yalova ilinden bile küçük bir alanı kapsayan ama İran’ın ekonomik büyüklüğüne yakın bir ekonomiye sahip olan Singapur’un ne yaptığına iyi bakmak gerektiğini düşünüyorum. Singapur, yalnızca ve yalnızca 720 kilometrekare olan toplam coğrafi alanının 50 hektarlık bölümünü tek başına bilim parkı olarak kullanmış. Ankara’nın bozkırını bile çok katlı konutlarla donatan AKP’li yöneticilerin eline Singapur’un 720 kilometrekarelik coğrafyası verilseydi sizce ne yapardı?

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Ne yapardı?

ÇETİN ARIK (Devamla) – İlk aklıma gelen, herhâlde yüzlerce katlı deniz manzaralı gökdelen rezidansı yapıp pazarlamak olurdu diye düşünüyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, 2005 ile 2013 yılları arasında yapılan, ALES denilen, öğretim üyelerinin belirlendiği sınavlarda soruların çalındığı ortaya çıktı. “Ne istediniz de vermedik?” demiştiniz, görüyoruz ki sadece öğretim üyelerinin belirlendiği sınavların soruları değil, bu ülkenin aydınlık gençlerinin geleceğini, umutlarını ve hatta veballerini de çalmışsınız.

Değerli milletvekilleri, önce bilime inanmanız gerekiyor ama siz bilimden, okuyandan korkuyorsunuz. Bakın, hemşehrim, Kayseri Milletvekili Sayın Taner Yıldız “Okuma oranı yükseldikçe oy oranımız düşüyor.” diyor. İşte, YÖK’e atadığınız profesör “Ben daha çok cahil ve okumamış, tahsilsiz kesimin ferasetine güveniyorum bu ülkede.” diyor. Bir öğretim üyeniz “Deve sidiği şifadır.” diyor.

Değerli milletvekilleri, neden böyle oluyor, biliyor musunuz? Mankafalar soruları çaldırdı, mankafalar da kurumlara yerleşti. (CHP sıralarından alkışlar) Olan da fakirin fukaranın çocuğuna oldu. Ha, bu arada “Man” deyince bizim aklımıza çocuklarının düğününde takılan takılarla zengin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÇETİN ARIK (Devamla) - …olan siyasetçiler geliyor.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – “Buz” deyince ne aklınıza geliyor, “Buz” deyince?

ÇETİN ARIK (Devamla) – Toparlıyorum Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın.

ÇETİN ARIK (Devamla) – Man Adası deyince sizin aklınıza mankafa geliyorsa hemen buradan söylemek istiyorum: Bizim oralarda, Orta Anadolu’da sürekli kandırılanlara, aldatılanlara mankafa denir.

Hepinizi saygıyla selamlıyor, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Arık.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Herkese mankafa dedi, vatandaşa mankafa dedi tabii.

BAŞKAN – Beşinci sırada, Bursa Milletvekili Sayın Orhan Sarıbal.

Süreniz yedi dakika.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ORHAN SARIBAL (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tarım Bakanlığı mı yoksa tarımsal ithalat bakanlığı mı ya da tarım bütçesi mi, ithalat bütçesi mi; bunu konuşmak gerekiyor. Çünkü Bakanlık açıkladı, yüzde 11 büyüme gösterildi ama ne yazık ki tarımda büyüme 2,8. Bu da elbette ithalata dayalı bir büyüme.

Şimdi birkaç rakam ve parametre sunacağım. Hâlipürmelali neymiş tarımın, hep birlikte görelim. İktidar geldiği günden beri ithalatı ve şirketleri destekliyor, ne yazık ki köylüyü ve küçük üreticiyi desteklemiyor. Mazot pahalı, gübre pahalı, ilaç pahalı ama buna karşın bu girdileri destekleyen herhangi bir ciddi destekleme politikası maalesef yok. (CHP sıralarından alkışlar)

Son, bir hafta önce açıklanan rakamları sizle paylaşmak isterim değerli milletvekilleri: Mazot fiyatı yüzde 16 artmış. Kimyasal gübrelerden ürenin fiyatı yüzde 24, DAP’ın fiyatı yüzde 44, hayvan yemlerinden yoncanın fiyatı yüzde 32, korunganın fiyatı yüzde 46, silajlık mısırın fiyatı yüzde 40, samanın fiyatı yüzde 84 artmıştır; bunlar, gelen zamlar. Peki, buna karşılık Hükûmet çiftçiye ne vermiştir? Buğdayda yüzde 3,3; mısırda 2,7; şeker pancarında yüzde 10,4 ama tüketici fiyatlarına bakıyorsunuz, yüzde 13 artış var. Yani yapılan desteklemelerle, alımlarla elde edilen zamlar arasında korkunç bir uçurum var.

Ne yazık ki AKP geldiği on beş yıllık dönemde 3-4 kalem ürünün dışında hiçbir kalemde üretim artışı sağlayamamış, tümünde geri gitmiştir. (CHP sıralarından alkışlar) En basit örnek: 2002 yılında kişi başına buğday üretimi 294 kilogramdır, 2016 yılında kişi başına buğday üretim rakamı 258 kilogramdır yani 36 kilogram kişi başına daha az buğday üretmişiz.

Bütününe baktığımızda, on beş yılda toplam 171 milyar dolarlık tarımsal ithalat vardır; gıda, tarım, ham madde. Hemen şunu söyleyebilirler… Yani “Cari açık yok.” dedi bir milletvekili arkadaşımız. Değerli arkadaşım, ben çiftçiyim, ben köylüyüm; ben tarlamda sattığım buğdaya bakarım, ben tarlamda sattığım arpaya bakarım, ben tarlamda sattığım domatese bakarım. Bütünüyle bakıldığında tarımsal ihracatımız ham madde olarak 11,5 milyar dolardır, tarımsal ithalatımız ham madde olarak 65 milyar dolardır yani cari açık üzerinden baktığımızda ham madde üzerinden ihracata oranla tam 6 kat ithalat yapmaktayız, özellikle bilgilerinize sunuyorum. Bu para kime gidiyor? Elbette yabancı çiftçilere, yabancı şirketlere gitmektedir.

Ayrıca, çok özel olarak şu rakamları bilmenizde yarar var: Yağlı tohum ve türevlerinin bedeli 36 milyar dolar, ayrıca 62 milyon ton hububat için 17,5 milyar dolar, 3,5 milyon ton kuru bakliyat için 3 milyar dolar, 10 milyon ton pamuk için 17 milyar dolar. Hâlen 29 milyon dönüm arazi ekilmemekte, boş, 7 milyon dönüm arazi de AKP iktidarı döneminde tarımsal alandan çıkarılmış, başka amaçlar için kullanılmış durumda.

Yine, son olarak alınan 2017 yılındaki iki kararı sizle paylaşmak istiyorum: Hatırlayınız, haziranda bir karar alındı, hububatta, hayvancılıkta yüzde 130 ile yüzde 225 olan vergiler yüzde 25 ile yüzde 26’ya düşürüldü. Nerede? Gümrük vergilerinde. Yine, hemen, temmuzda alınan bir kararla Toprak Mahsulleri Ofisi ve Et ve Balık Kurumu aracılığıyla, daha sonra da aralık ayında alınan bir kararla hayvancılıkta, hububatta ve bakliyatta gümrük vergileri sıfıra indirildi. Daha önce tütünde kilo başına 3 dolar olan ve paket başına 40 sent olan vergiler de tamamen sıfıra indirildi. Soru şu: Kim üretecek? Hangi çiftçi nasıl üretecek? Hangi çiftçi ürettiğinden ne elde edecek? Peki kim kazanacak değerli dostlar? Elbette AKP ve yandaşları, elbette onların müteahhitleri. (CHP sıralarından alkışlar) O yüzden bu bütçe AKP’nin müteahhitlerinin zenginleşme bütçesidir. Bu bütçe, küçük köylünün, küçük üreticinin, bu toprakların üreticisinin bütçesi değildir. Bu bütçe yandaşların bütçesidir. (CHP sıralarından alkışlar)

Yine, değerli dostlar, bu rakamları da tekrar paylaşmak isterim: Hayvancılıkta, 2010 yılından başladınız bugüne kadar 5,4 milyar dolarlık ithalat yaptınız. Et ucuzladı mı, et arttı mı? Hayır. Hiçbiri artırmaz, hiçbiri büyütmez. Yine aynısı oldu, getirdiniz Sırbistan’dan, öbür taraftan ama şu anda yine et fiyatları yükseliyor, durdurma şansınız mümkün değil. 1 milyon 475 bin canlı hayvana ithalat izni verdiler, sıfır gümrük. 95 bin ton karkas ete izin verdiler, sıfır gümrük. 2 milyon 250 bin ton hububat, arpa, buğday, pirinç, mısıra izin verdiler, sıfır gümrük. Kim kazandı yine? Elbette siyasal iktidarın müteahhitleri, taşeronları kazandı.

Değerli dostlar, değerli milletvekilleri; geldiğimiz noktada bütün bu desteklemeler azaltılırken ithalatın artmasında iki tane temel gerekçe var: Bir, bu topraklarda tarım yapılmayacak, bu ülkenin çiftçisi tarım yapmayacak. İki, yandaşlar zengin olmaya devam edecek. (CHP sıralarından alkışlar)

Tohumda yeni bir model çıktı değerli dostlar. Çıkıp diyorlar ki: “2002 yılında 230 bin ton tohum vardı, şimdi 1 milyon ton tohumumuz var.” Hiç böyle bir şey yok. Şu anda topraklar bizden, çiftçi bizden; bunlar ne yazık ki taşeron olarak kullanılıyor. Tohum yabancıların, üretilen tohum yabancıların, köylüye satılan tohum yine yabancıların; kazanan da onlar, biz sadece hamallık yapıyoruz.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Hiç katılmıyorum. Hayır... Hayır...

ORHAN SARIBAL (Devamla) – Bir de TAPDK’e değinmek istiyorum. Zaman çok kısa, elbette yetmiyor.

Değerli milletvekilleri, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu diye bir kurul var. TEKEL’i bitirdiler, bunu getirdiler. 7 kişiden oluşan bir düzenleme kurulu bu. Bu kurulun şu anda, 7 Kasım itibarıyla görevi bitti. Bakan burada söylesin; aynen Şeker Kurulunda olduğu gibi duyumlar şöyledir: TAPDK yani Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu ile Şeker Kurulunun kaldırılacağı, yok edileceği söyleniyor. Bunun yerine ne geleceğini biz bilmiyoruz, olsa olsa iktidar bulur, buna cevap vermek zorunda. Ve siyasal iktidar tütünde bir şey daha yaptı. Tabii, uluslararası...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN SARIBAL (Devamla) – Sayın Başkan, bir dakika...

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın Sayın Sarıbal

ORHAN SARIBAL (Devamla) – Çok teşekkür ediyorum.

Tütünde yabancı şirketlere kâr ve ciro lazımdı, siyasal iktidara da vergiden dolayı para lazımdı. O yüzden, aralıkta çıkardıkları yeni kanunla Adıyaman’ın, Malatya’nın, Diyarbakır’ın tütüncüsüne de gözünü diktiler, onları da mahvetmek için ne yazık ki sözleşmelinin dışında serbest ve açık artırmalı tütünü de yok ettiler. Böylece açık bir şekilde Türkiye tarımının canına okuttular. Bundan sonra, bu ülkede üretimi artırmak, çiftçiyi kalkındırmak mümkün değildir. Kısaca, bu bütçe, yabancı şirketlerin, yabancı çiftçilerin bütçesidir; bu topraklarda üretim yapan köylünün bütçesi değildir. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Bakanım, müsaade ederseniz, bu son iki kararla ilgili iki sorum var -bir bilgilendirme- sizlere. Biliyorsunuz, Karacabey ve Türkiye'nin bazı bölgelerinde doğal afetten dolayı zararlar oldu. Siz bir karar aldınız, borç erteleme kararı. Borç erteleme kararının şöyle bir özelliği var -Einstein’in dediği gibi- tekrar tekrar aynı şeyleri yapıp bütün bunlardan farklı bir sonuç beklemek çok doğru değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN SARIBAL (Devamla) – O kelimeyi kullanmak istemiyorum ama en azından şunu yapabiliriz: Şu anda, çıkardığınız bu yeni borç ertelemeden dolayı, bu bölgelerde afetten dolayı geri ödemeler oldu kısmen.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Bize hitap et mübarek, bize hitap et. Bize hitap etsin Başkanım.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Genel Kurulun uygulamalarına aykırı.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Bazen Hükûmet sıralarına dönülür.

ORHAN SARIBAL (Devamla) – Mesela, Karacabey bölgesinde 230 milyon liralık bir zarar vardı, 4 milyon ödediniz. Bu 4 milyon ödediğiniz çiftçilerin bu yeni getirdiğiniz borç ertelemeden yararlanamama durumu söz konusu; bu bir.

NECİP KALKAN (İzmir) – Yüzünü bu tarafa dön. Sayın Başkanım, bu tarafa…

BAŞKAN – Sayın Sarıbal…

ORHAN SARIBAL (Devamla) – İki: Geçen sene borcu ertelenmiş olan insanların tekrar borçlarının ertelenmesi gibi bir durum var.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Süresi bitti Başkanım ya.

ORHAN SARIBAL (Devamla) – Bu ikisini özellikle söylemek istiyorum, bu da çok önemli olduğu için sizinle paylaşmak istedim.

Evet, değerli…

BAŞKAN – Çok teşekkür ederiz Sayın Sarıbal.

ORHAN SARIBAL (Devamla) – Bu soruyu da sorayım, bir daha karşılaşamıyoruz çünkü.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Bir daha Bakanı nerede bulacak, sorsun.

BAŞKAN – Peki, kayıtlara geçiyor, biraz çabuk olun.

ORHAN SARIBAL (Devamla) – Yüzde 30 afet meselesi gündemde, çiftçiler bitik.

NECİP KALKAN (İzmir) – Böyle bir usul yok Sayın Başkanım.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Rahatsız olmayın.

ORHAN SARIBAL (Devamla) – Yüzde 30 afet değil, şu anda yüzde 100’ün üzerinde bir afet var, çiftçinin borçları 96 milyar.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Başkanım, başkasının konuşma süresini alsın yani böyle bir şey olmaz ki.

ORHAN SARIBAL (Devamla) – Dedikleri şudur: “Bütün çiftçilerin borçları şartsız olarak ertelensin.” Afet için geri gönderdiğiniz paralar bankada bloke ediliyor Sayın Bakanım. Bu adamlar aç, ceplerinde para yok. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ederiz Sayın Sarıbal.

ORHAN SARIBAL (Devamla) – Bu geri gelen paralar da, bir yönetmelik mi çıkaracaksınız, kararname mi çıkaracaksınız, bunlar çiftçilere ödensin.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

NECİP KALKAN (İzmir) – Allah aşkına devam et, devam et!

ORHAN SARIBAL (Devamla) – Bunlar bu insanların açlık paraları.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Sarıbal.

Altıncı konuşmacı, Edirne Milletvekili Sayın Okan Gaytancıoğlu.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz yedi dakika.

CHP GRUBU ADINA OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tarım Bakanlığının 2018 yılı bütçesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu bütçe kimin? Bu bütçe, yasayla kendisine önce söz verilen, devletten tam 102 milyar lira destekleme alacağı verilmeyen, haklı olmasına rağmen efendiliğini bozmayan ve çok istemesine rağmen bizim yaptığımız “adalet yürüyüşü”ne katılamayan Atatürk’ün efendisi çiftçilerimize verilecek. Bu bütçe, ilçesindeki tüm banka ve kooperatiflerden kredi kullanmış, 5-6 tane kredi kartı olan ve bütün tarlalarını da ipotek ettirmiş çiftçilerimize verilecek. Bu çiftçiler siz iktidar olduğunuzda 1 katrilyon lira borçluydu, on beş yıllık iktidarınız boyunca tam 89 kat borçlandı, şu an 89 katrilyon lira borçlu. Bu çiftçiye, bu seneki bütçeyi vereceksiniz.

Bu bütçe, şortunu giyip de açık denizlere açılan yat sahibine ucuz mazot veren ama kendi çiftçisine dünyanın en pahalı mazotunu, en pahalı gübresini, en pahalı elektriğini, en pahalı yemini satmayı doğru bulan Hükûmete sesini çıkaramayan çiftçilerimize verilecek.

Bu bütçe, dünya fındık bahçelerinin yüzde 70’ine sahip olmasına rağmen fındık piyasasını yabancılara teslim edilen ama buna rağmen üretmeye devam eden Düzce, Sakarya, Ordu ve Giresun çiftçilerine verilecek.

Bu bütçe, toprağa alın terini döküp karşılığını beklerken bir bayram günü, bayramın üçüncü günü çıkarılan bir kararnameyle buğday, arpa, mısır, kırmızı et, canlı hayvan ve pirinçte gümrük vergilerini sıfırlayan Hükûmetin kolaylık sağladığı yabancı ülke çiftçileriyle rekabet yapmak zorunda kalan Atatürk’ün efendisi olan çiftçilere verilecek.

Bu bütçe, ekilmeyen yaklaşık 2 Trakya büyüklüğünde araziye sahip olan Türkiye tarımını yönetemeyip çözümü Afrika ülkelerinden toprak kiralamakta, 200 tane hayvanı olan Singapur’dan hayvan getirmekte gören Tarım Bakanlığına verilecek.

Bu bütçe, yılda 4 milyar dolar ödediğimiz, ayçiçeğini üreten ve geçtiğimiz yıla göre 200 bin ton fazla üretti diye sizden teşekkür beklerken birdenbire gümrük vergisini, gözetim fiyatını 170 dolar düşürdüğünüz, buna karşılık üstüne…

NECİP KALKAN (İzmir) – Su içen…

OKAN GAYTANCIOĞLU (Devamla) - …su içen Trakya çiftçisi Şaban ağaya verilecek.

Bu bütçe, üretimini bir türlü artıramadığınız ama bahane olarak “Enflasyonu azdırıyor.” diye yine gümrük vergilerini sıfırladığınız, nedense hep Kanada ve Arjantin çiftçisini düşünüp nohut, fasulye, kırmızı mercimek, yeşil mercimek çiftçisini düşünmediğiniz Türk çiftçisine verilecek.

Bu bütçe, samanı, nohudu, mercimeği, tütünü, eti, mısırı ithal edip borç içinde yüzse de Avrupa’da dünya birincisi olduğunu söyleyenlere gülerek üretmeye devam eden çiftçilere verilecek. (CHP sıralarından alkışlar)

Bu bütçe, kesebileceği 200 tane hayvanı olmadığı için sizden 250 lira destek alamayan -200’ün üzerindekilere destek veriyorsunuz- hayvanını beslerken yem fiyatlarındaki artışa bir türlü yetişemeyen, ithal samanla küçük çapta besicilik yapan çiftçilerimize verilecek.

Bu bütçe -burası çok önemli- çiftçinin ihtiyacı olan damızlık ve tohumluk üretmek, gen kaynaklarını korumakla görevli olan binlerce ziraat mühendisi, binlerce veteriner işsiz iken başında bir kaymakam olup yanında bir beden eğitimi öğretmeni ve iktisatçı tarafından yönetilen bir kurumun bütçesi olacak.

Bu bütçe, 1 milyon çapacıya yevmiye sağlayan, hayvanına ucuz melas ve küspe temin eden, halkına sağlıklı şekeri şeker pancarından üreten, şeker pancarı üretmeyi hedef seçmiş, cumhuriyetin kuruluşuyla özdeşleşmiş, nişasta bazlı şeker lobilerine karşı hâlâ şeker pancarı üretmeye devam eden çiftçilerimize verilecek.

Bu bütçe, “Rus uçağını vurdum.” vurup da “Emir verdim, vuruldu.” sonra “Ben vurmadım.” en sonunda “Pilot vurmuş.” diye naralar atılırken çürüyen domateslerine, narenciyelerine pazar bulamayan eli nasırlı çiftçilere verilecek.

Bu bütçe, müteahhitlik, beton, inşaat, alışveriş merkezi sevdası hiç bitmeyen, bu sevda uğruna birinci sınıf tarım arazilerini, meraları, zeytinlikleri görmezden gelenlere rağmen üretmeye devam eden, merada hayvan otlatmaya devam eden çiftçilerimize verilecek.

Bu bütçe “Üreten kazanır.” mantığıyla üretmeye devam eden ancak kazanamayan üzüm ve kayısı üreticilerine verilecek.

Bu bütçe “Bu sene borçları öderim.” diye düşünürken doğal afet sonucu her şeyini kaybeden; lütuf gibi borçları bir yıl ertelenirken yüzde 3 faiz konulan, güneşin altında yanan çiftçilerimize verilecek.

Daha sayamadığım tüm nedenlerden ötürü, bütçe rakamlarına baktığımızda, Suriyeliler kadar bile değer verilmeyen Atatürk’ün efendisi çiftçimize üzülme diyorum. Gelecek günler iyi olacak, çünkü seni düşünen bir Cumhuriyet Halk Partisi var. (CHP sıralarından alkışlar)

15 milyon çiftçimiz var, 15 AKP vekili burada yok. Çiftçiye verdiğiniz değer de budur arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Gelelim çözüme, hep sorun üretmeyelim. Çözüm nedir arkadaşlar, çözüm? Çözüm, Cumhuriyet Halk Partisinin iktidarında, üreten köylüye yeniden efendi muamelesi yapmaktır. Eğer o çiftçiyi seviyorsanız, onun üretmesini istiyorsanız destek vermek zorundasınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OKAN GAYTANCIOĞLU (Devamla) – Toparlıyorum.

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Devamla) – Bununla ilgili de bütçemiz vardır. Madem yasalara uyuyoruz Cumhuriyet Halk Partisi niye “adalet yürüyüşü” yaptı, çiftçiye niye adalet istiyor? Yasayla kendisine verilmesi hak olan bir hakkın peşinde Cumhuriyet Halk Partisi. Ama siz verseniz de vermeseniz de yeni başlattığımız, uygulaması da devam eden teknolojik köylerimizi yakında göreceksiniz. Teknolojik köylerimizle nasıl üretim oluyormuş, nasıl pazarlama oluyormuş, nasıl üreticiden tüketiciye zincirler kuruluyormuş bunları yakında göreceksiniz. Biz yeniden, o köyleri yaşanabilir hâle getireceğiz; yeniden, üreten Türkiye’yi eli nasırlı insanlarla, güneşin altında çalışan insanlarla hep birlikte kuracağız.

Dinlediğiniz teşekkür ediyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Gaytancıoğlu.

Sayın milletvekilleri, birleşime kırk dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 13.39

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 14.28

BAŞKAN: Başkan Vekili Pervin BULDAN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Sema KIRCI (Balıkesir)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 42’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi, konuşmacılardan Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına yedinci konuşmacı Tokat Milletvekili Sayın Kadim Durmaz. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Durmaz, sizin süreniz on dakika.

Buyurunuz.

CHP GRUBU ADINA KADİM DURMAZ (Tokat) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri, ekranları başında bizi izleyen değerli hemşehrilerim; Orman ve Su İşleri Bakanlığı bütçesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Su da, orman da bütçe gibi temel bir insan hakkıdır, korunmaması vebaldir. Bugün burada bir insan hakkını hatırlatmak için konuşacağım. Yeşil Yol Projesi’ne karşı direnen Havva analar, Cerattepeli Artvinliler, ineğini satıp HES’lere dava açan Kazım amcalar, Manisa’da zeytinine sahip çıkan Yırcalılar, Çekerek’te HES’lerle mücadele için direnen Tokatlılar, Yozgatlılar, Bolu Gölcük Parkı için direnenler, İstanbul Gölet Gönüllüleri, Ordulular, Kastamonu Cideliler, Antalyalılar, Muğlalılar, Çanakkaleliler, Mersinliler, Sinoplular, Konyalılar, Zonguldaklılar yani on beş yıldır talan edilmeye çalışılan doğamız için, derelerimiz için, ormanlarımız için direnen tüm doğa savunucuları; Cumhuriyet Halk Partisi olarak sesiniz olacağız, biz varız, konuşacağız. İçtiğimiz su için, soluduğumuz hava için, ormanlarımız için konuşacağız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Devlet Su İşlerinin verilerine göre, ülkemizde yer üstü ve yer altı su potansiyeli yılda ortalama 112 milyar metreküptür. Nüfusumuzun on beş yirmi yıl içerisinde 100 milyonu aşacağı düşünüldüğünde, ülkemiz giderek su fakiri bir ülke olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Susuzluk riskini görerek su kaynaklarımızın yönetilmesi, planlı kullanılması ve sektörel düzeyde de önlemler alınması hayati bir önem arz etmektedir. Diğer bir ifadeyle, bütünleşik bir su ve doğal kaynak yönetimi yaklaşımını ivedilikle uygulamak zorundayız. Sağlıklı suya erişimin bir insan hakkı olduğu asla aklımızdan çıkmamalıdır. Su, yalnızca bir mühendislik meselesi değildir. Su, her yerde borulara, depolara, pompa istasyonlarına, türbinlere hapsedilemez. Suyun hepimizin meselesi olduğunu asla unutmayacağız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; su kaynakları kadar önemli bir diğer konu ise ormanlarımızdır. Orman ve Su İşleri Bakanlığı bütçe sunumunda anlatılan ve sürekli tekrarlanan bir yanlışın altını çizmek istiyorum: Öncelikle, Bakanlık sunumunda on beş yıllık AK PARTİ iktidarında ne kadar ormanlık alanımızın yok olduğu bilgisi gerçekçi değil. Sürekli orman yangınları yaşanıyor. Ne hikmetse, bazı yanan ormanların yerine otel ve benzeri projeler yükseliyor. Sayın Bakan 2002 yılı ile 2017 yılı orman varlığımızı karşılaştırırken 1,5 milyon hektarlık bir artıştan bahsetmektedir. Ayrıca, çevresel duyarlılıklar ne zaman dile getirilse Hükûmet kanadından “Şu kadar ağaç kesildi ama karşılığında bu kadar fidan diktik.” açıklaması gelmektedir. “Bu kadar alanı yeşillendirdik.” gibi açıklamalar da sık sık yapılmaktadır. Bir ormanlık alanı yok ettiğinizde başka bir yere ağaç dikerek bu kaybı telafi edemezseniz Sayın Bakan. Orman, sadece ağaç değildir ve bir yere ağaç dikmekle orayı da orman yapmış olamazsınız. Ormanlar, yüz yıllar süren ekolojik süreçlerle oluşmuş doğal bir habitattır. Ormanlar, toprağı, onlarca çeşit ağacı, mantarı, kuşları, memelileri, böcekleri, sürüngenleriyle doğal bir yaşam alanıdır. Temel ekoloji bilgisinden yoksun bir şekilde “Şu kadar ağaç kesildi, yerine bu kadar fidan dikildi.” veya “Orman alanımız şu kadar arttı.” diye bilimsel açıdan yanlış söylemleri kamuoyuyla paylaşmanızı şaşkınlıkla ve büyük bir üzüntüyle karşılıyorum.

Üçüncü köprü için binlerce ağaca kıyıldı. Bakınız, yakın bir zamana kadar İstanbul’un uydu görüntülerini incelediğinizde kenti çevreleyen önemli su havzası ve orman varlığını sık sık görebiliyordunuz. Ancak şimdilerde İstanbul’a baktığınızda, “akciğerleri” diyebileceğimiz ormanlık alanların tamamen betonlaştığını göreceksiniz. İstanbul’un orman varlığı yüzde 40’lara düşmüştür. “Şu kadar fidan diktik.” diyerek kuzey İstanbul ormanlarını yok ettiğiniz gerçeğini değiştiremezsiniz ve maalesef o ormanları geri getiremezsiniz.

İşin ilginç tarafı, AK PARTİ Genel Başkanı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu yıllarda “Boğaza üçüncü köprü intihardır.” diyordu. Bunu da bölgedeki doğal yaşama bağlayıp “Orada orman var, su havzası var, İstanbul’un akciğeridir.” diyordu. Ama iktidar koltuğuna oturduktan sonra ne oldu? Ormanları yok etme pahasına üçüncü köprü yapıldı. Başta İstanbul olmak üzere ülkemizdeki ormanlar, su havzalarımız, doğal alanlarımız ranta ve çılgın projelere feda edilmiştir. Diliyoruz, çılgın kanaldan da vazgeçersiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

Biz bu gerçekleri söylediğimizde hemen kısa yoldan siyasi çıkar elde etme adına “Efendim, bunlar kalkınmaya karşı, yatırıma karşı, yola karşı, köprüye karşı.” diyorsunuz. Hayır, hiç kimseyi kandıramazsınız. Biz, doğanın yararına olmayan hiçbir yatırımın ülkemin ve halkın yararına olmayacağını dün de söylüyorduk, bugün de söylüyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

Biz “sürdürülebilir kalkınma” diyoruz, siz “talancı kalkınma” diyorsunuz. “Ormanlarımdan bir dal kesenin boynunu keserim.” diyen Fatih’in kemiklerini sızlatıyorsunuz. Zaten işin acı tarafı da “İstanbul’a ihanet ettik.” demenizle devam ediyor. Doğa korumacılar da, bizler de yıllardır zaten aynı şeyi söylüyoruz; evet, İstanbul’a yapılan, sizin tabirinizle, gerçek manada bir ihanettir. Sadece bugünün insanlarına da değil, gelecek kuşaklara da yapılmış en büyük ihanettir. Siz gerçekten İstanbul’a da, Karadeniz’e de, ormana da, zeytine de, özgür akan derelere de, yaylalara da ihanet ediyorsunuz. Yazık değil mi ülkemize ve gelecek nesillerimize?

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; orman ve su varlığımızın en önemli kısmını barındıran Karadeniz’e ayrı bir bölüm açmak istiyorum. Ormanların, yapılan yolla, Karadeniz sahiliyle, derelerin hikâyesiyle bağlantısı koparıldı. Öngörülen bilimsel temelden uzak, bilgiden yoksun bir şekilde sahil yolu bölgeyi mahvetti. Artvin’de, Rize’de, Ordu’da, Trabzon’da sel felaketleri kaçınılmaz; içimizi üzen birçok ölümlü kazaları da gördük. Ortaya çıkan maddi yıkımlar bir yana, bu çarpık yapılaşma insanlarımızın canına mal oldukça yüreğimiz incinmektedir.

Yine, Karadeniz yaylalarına saplanan bir hançer daha var, bir de öyle sempatik bir isim uyduruldu ki bilmesek kanacağız, kod adı “Yeşil Yol”; aslı, yayların yok edilmesinin, doğal habitatın yıkımının yoludur. Bir de tek kişi için ihale edilen, talan edilen Cerattepe var. Artvin halkına, doğa savunucularına rağmen Cerattepe’ye acımadan kıydınız. Sürmene Çamburnu’nda orman köşkü yaptınız. Sayın Erdoğan ve Katar Emiri’nin helikopterle gezip “Burayı beğendim.” dediği yerde ne garip ki bir hafta sonra -hikmetiilahi- Sürmene ormanları cayır cayır yandı. Yine ne garip ki yangının nedeni de hâlâ belli değil. Sürmene ormanlarını da feda ettiniz. Binlerce yıllık emanetimiz olan Karadeniz’in doğasını, kültürünü on beş yirmi yıllık sürdürülemez projeler için yok ediyorsunuz.

Anayasa’mızın 56’ncı maddesi, vatandaşa ve devlete çevreyi ve doğayı koruma ödevini şart koşmuştur. AK PARTİ iktidarı bu talan kültüründen vazgeçip Anayasa’yı uygulamaya dönmelidir. Bu bütçeden orman köylüsüne daha çok destek vermeyi, köylünün bütçesini artırmayı ana gündem olarak belirlemeliyiz. Doğayı, ormanı, suyu koruyan yasalara acilen ihtiyacımız var ama rant odaklı mevcut yasa tasarılarının da acilen doğa için revize edilmesi gerekiyor.

Sözlerime son verirken bir kez daha ısrarla tekrar etmek istiyorum: Doğanın yararına olmayan hiçbir plan, proje, yatırım ülkemizin yararına olmaz ve olamaz. Ve Âşık Sümmani’nin bir dörtlüğüyle de devam ediyorum:

“Sümmani’yem ben bu derdi niderim?

Başım alır diyar diyar giderim.

Yarın mahşer günü dava ederim.

Siz mahşer yerine gelmez misiniz?” diyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Yine Niksar Ovamız’da toplulaştırmalar var. Sayın Bakanım, bu toplulaştırmalar mevcut sulama kanallarını tahrip etti. Bunların bir an önce kapalı sistemle, sizin de planlamanız doğrultusunda yapılmasında yarar var diyorum çünkü sit alanı ilan edilen kıymetli bir ovadır.

Yine, Sayın Bakanım, Çekerek Vadisi’nde -gördüğünüz gibi vadi- üç HES’le yola çıkıldı yürütmeyi durdurma verildi, daha sonra talan edildi. Önce, bu vadide doğaya aykırı, taban suyunu da düşüren derinleştirme yapıldı, yanına da yollar yapıldı. Ve bir vahim tablo; Roma’dan kalma bir kent açığa çıktı, o kentteki tarihî doku ve kalıntıları da yok sayarak hâlâ devam edilmekte. Bakın, kıyılan ormana, ağaçlara ve doğaya.

Ve Sayın Bakanım, sizin çok iddialı olduğunuz ceviz ormanları var. Niksar’da, 2012-2016’da Ceviz Eylem Planı bünyesinde yapılmış bir orman alanı var. Ben, bunun birkaç gün önce resmini çektim, getirdim; aradan yaklaşık olarak bir altı yıl geçmesine rağmen burada hiç ceviz kalmamış. Bunun kontrol ve denetimini kim yapıyorsa, bu konuda da ilgililerin ciddi uyarılması gerekir.

Dünyanın kıymetli vadilerinden Kelkit Vadisi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KADİM DURMAZ (Devamla) – Sayın Başkanım, toparlayayım.

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın.

KADİM DURMAZ (Devamla) – İşte, buranın önceki hâli Sayın Bakanım, şimdi de gördüğünüz gibi işte bu hâle getirilmiş bir vadi.

Doğa tahribatları hâlâ devam ediyor ama diyorum ki bütün bu olumsuzluklara rağmen iyi şeyler yapabilir miyiz? Yapabiliriz. Önce, bu ülkede, su fakiri olan bu ülkede su bakanlığı kurulmalı ve sizin dışınızdaki sivil toplum örgütlerini, bu ülkenin dinamiklerini de önemseyerek, birlikte yaşadığımız bu ülkede, doğaya, çevreye, yer altı zenginliklerine, yer üstü zenginliklerimize, su kaynaklarımıza, ormanlarımıza sahip çıkan anlayışla 2018 yılı bütçesinin hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Durmaz.

Sekizinci konuşmacı Çanakkale Milletvekili Sayın Bülent Öz.

Buyurun Sayın Öz. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz yedi dakika.

CHP GRUBU ADINA BÜLENT ÖZ (Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Cumhurbaşkanı ilk defa doğru söylemiş. Zamanında demiş ki: “Talihsizlik, Cumhuriyet Halk Partisinin ABD karşıtı olması.” Yani “Cumhuriyet Halk Partisi antiemperyalisttir.” demiş.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Çok eskidi onlar.

BÜLENT ÖZ (Devamla) – Siz gömleği değiştirdiniz ama biz hâlâ aynı kafadayız, biz antiemperyalistiz. (CHP sıralarından alkışlar)

Siz gömleğinizi sık sık değiştirirsiniz çünkü siz işinize geldiğinde antiemperyalist olur, işinize geldiğinde İsrail’le gizli gizli iş bitirir, İsrail’den tohum almaya devam edersiniz. Siz hâlâ Gazze’ye gidemediniz ama biz Deniz Gezmiş gibi Filistin’e gidenleriz. (CHP sıralarından alkışlar)

Cumhuriyetimizin kuruluşuyla var olan ve dünyadaki tek örnek, Türkiye’de orman köylümüz AKP tarafından görmezden geliniyor. Biga Camialan, Arabaalan köyü; Çan Bilaller, Cicikler, Kızılelma, Yenice, Alancık obaları, Armutçuk köyleri; Lapseki Taştepe, Dereköy, Alpagut köyü; Ayvacık Tuztaşı, Baharlar, Kısacık köyü; Çanakkale merkezde Fevziçakmak, Denizgöründü köyü; Bayramiç Gökçeiçi, Zerdalilik, Palamutoba köyleri... Merak ettiniz değil mi bu köyleri niye saydığımı? Orman politikalarınız yüzünden Çanakkale’de birçok orman köyümüzü bitirdiniz, yok ettiniz, bu köylerde kırk yaşın altında insan bırakmadınız.

Türkiye’de 17.900 orman içi ve ormana bitişik köyde mülkiyeti devlete ait yaklaşık 20 milyon hektar orman alanı içinde 18.688 orman köyü bulunmaktadır. Orman köylüleri arazi varlığı açısından da en büyük bölümde. Orman Bakanlığınızın ve Hükûmetinizin politikaları nedeniyle orman köylüleri iş edinmek için şehirlere göç ediyor çünkü orman köylüleri devlet yatırımı alamıyor, destekleme görmüyor.

Siz ormanlarımızı dikili ağaç kesimini, şirketlere verirsiniz; biz “Ormanlarımızdan köylümüz yararlansın.” diyenleriz. Orman köylüsünü ormanda istihdam etmek hem devletimizi kâra sokacak hem de orman köylümüze geçim kaynağı olacak. Anayasa’mızda açıkça “Ormanların imkânlarından orman köylüsü yararlansın.” derken siz tüccarlara bıraktınız. Bu hatadan geri dönüp geçmişte olduğu gibi ormanlarımızdaki hakları gerçek sahiplerine, orman köylüsüne bırakmalıyız. Dikili ağaç uygulaması yapılması gerekliyse bu işlem orman köy kooperatifleri aracılığıyla yapılıp orman köylümüze ciddi bir imkân sağlanmalıdır. Çünkü ülkemizdeki 7,5 milyon orman köylümüz korunmadan ormanlarımız korunamaz. 2018 yılı için vahidi fiyatı oluşturacak olan kriterlerin uygulanmasında, yıl içinde yapılacak akaryakıt fiyat artışının mutlaka yansıtılması gerekir.

Evet, biz mazotu orman köylümüze, kooperatiflerimize ve çiftçimize 1,5 liradan vermek isteyenleriz. Üç kuruş vergi borcu için tepesine bindiğiniz esnafın derdini dert edinen biz, “Hangi adaya paraları kaçırsam?” deyip dertlenen siz. (CHP sıralarından alkışlar) Halkın kıdem tazminatına, emekliliğine, evindeki altınına bile göz koyan siz, hakça eşit bir düzen vadeden biz. Bu anlamda, aynı gemide değiliz. Çünkü biz Soma’da ekmek parası için ölenleriz; Ermenek’te emeğiyle, alın teriyle yaşayıp ölüme mahkûm edilen madencileriz; atanamadığı için bunalıma girip kendini asan, cebinden 6 lira çıkan İbrahim Öğretmeniz. (CHP sıralarından alkışlar) Bir avuç toprak ve emeğinden başka satacak bir şeyi olmayan Çanakkaleli çiftçiyiz, hırsızları Türk Bayrağı önünde aklamaya çalışanlar ise sizsiniz. O yüzden hiç kusura bakmayın, biz Erdoğan’ın dediği gibi antiemperyalistiz.

Sayın Bakan, bir orman köylüsüne gidelim, kendisine soralım, “Türkiye’de yüzde 11 büyüme var.” diyelim, onu bir dinleyelim; bakalım, hâlinden memnun olacak mı. Biz, 7,5 milyon orman köylümüzün yanındayız. “Gayrisafi millî hasılanın yüzde 1’i çiftçiye verilmeli.” diye yasa çıkartan siz, sonra çiftçinin 102 milyarını vermeyen yine siz. Orman köylümüzün ve çiftçimizin kullandığı gübreden, mazottan vergiyi kaldırmak isteyen biz, bu devlete vergi vermemek için yurt dışında şirketler kuran siz. (CHP sıralarından alkışlar) Evet, biz “Emeklimize çift maaş verilsin.” diyen ve emeklimizden tek kuruş kesinti yapmak istemeyenleriz. Siz değil misiniz emeklimizin maaşından ilaç, muayene parasını kestiren, tahsilatını da eczacılara yaptıran? Siz, Çanakkale Yenice’de çiftçimiz için 500 milyar lira harcayarak gölet yapan, sonra bu göletin su kaynağını termik santrale peşkeş çekmek isteyenlersiniz. Biz, 2/B arazilerini bedelsiz köylüye vermek isteyenleriz, siz ise Çanakkale’de 9 milyon metrekare 2/B arazisini bedelle verenlersiniz. Siz “rotasyon” adı altında orman çalışanlarını kendinizden saymadığınız için emekliliğe zorlayanlarsınız. Kadro bekleyen 10 bine yakın orman mühendisinden sadece 9 kişiye kadro verdiniz bu insanlarla dalga geçer gibi. Siz, tatlı su kurnazlığı yapıp orman işçilerini kadroya almamak için beş ay yirmi dokuz gün çalıştıranlarsınız. Biz ise Çanakkale’nin Çan ilçesindeki kömür işletmesinde ve yine Çan’daki 18 Mart Termik Santrali’nde 600 civarında işçimizin kadroya alınması için mücadele edenleriz. (CHP sıralarından alkışlar)

Çanakkale Orman Bölge Müdürünü görevden alamadığınız için Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğünü kapatan sizsiniz. Sonra seçimlere gelince Orman Bölge Müdürlüğünü açarak işgüzarlık yapan yine sizsiniz. Sizin on beş yıllık orman politikalarınız… Diktiğiniz 2,5 milyar fidan ve döne döne bunu anlatıyorsunuz ama sonra bu fidanlar ne oldu, büyüdü mü, yetişti mi, takip etmiyorsunuz.

Bu toprağın evladı olan Yaşar Kemal’in dediği gibi, toprağı, doğayı öldürmek kolay, yaşatmak zordur. Siz doğayı öldüren, biz ise mücadele edenleriz.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öz.

Dokuzuncu sırada Isparta Milletvekili Sayın İrfan Bakır.

Sayın Bakır, süreniz yedi dakika.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA İRFAN BAKIR (Isparta) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her köşesinin ayrı varlığı, her köşesinin ayrı âdeti, kültürü, medeniyetin beşiği, cennet bahçesi Anadolu’yla suyu barıştıran, çatlamış toprak ile mavi gök arasında sıkışan insanı suya kavuşturan, benim de yıllarca emek verdiğim Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde söz aldım. Ekranları başında bizleri izleyen kıymetli vatandaşlarımızı ve Gazi Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Tabii ki Devlet Su İşleri denildiğinde değinmeden geçmek istemediğim eski Genel Müdürümüz, Türkiye Cumhuriyeti 9’uncu Cumhurbaşkanı, ülkesinin her karış toprağında emeği olan ve suya olan sevdasıyla “Suyun peşini hiç bırakmadım.” diyen merhum Süleyman Demirel’e, ebediyete geçmiş tüm DSİ personeline Allah’tan rahmet diliyor, kendilerini minnetle, şükranla anıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Ülkemizin ekonomisini doğrudan etkileyen, ülkenin refahını, gelişmişlik düzeyini belirleyen DSİ’nin çalışma kabiliyeti ve projeleridir. Geçmişten bugüne ülkemize ve ekonomisine baktığımızda, tarımın istihdama katkısının yüzde 40’lardan yüzde 20’lere düştüğünü görüyoruz. Nedeni ise çiftçilerimize, üreticilerimize desteğin etkin bir şekilde yapılamaması ve köyden kente göçün önlenememesinin yanında, su politikasının tarım için daha verimli hâle getirilememesi ve istikrarlı bir politika uygulanamamasıdır. Çiftçi tarlasına küskün, desteklere rağmen çiftçi umudunu yitirmiş, üretim hırsından uzaklaşmış; bunun için destekler ürün kalitesini ve miktarına bağlı olarak verilmeli.

Hep söylediğim gibi, sulama konusu hayati bir konu ve vatandaşın yaşamı, işi, aşı, ekmeğiyle ilgili. Sulama sistemlerine yapılacak yatırımlar vatandaşın da birliklerin de gücünün çok üzerinde. Şu an kullanılan otuz, kırk yıllık şebekelerden yeterli verim alınamamakta. Unutmayalım, gübresiz, ilaçsız ekolojik tarım yapılabilir ama susuz yapamazsınız. Bir an önce modern sulama sistemlerine geçilmelidir.

Bunun yanında, hızlı ve çarpık kentleşme, su havzalarının imar planına açılması, bilinçsiz gübreleme ve ilaçlama, yanlış su politikaları yer altı ve yer üstü sularının kalitesini tehdit ediyor, su kaynakları kirleniyor. Köylerde, şehirlerde vatandaşlarımız şebeke sularını içemez oldu. Bunun için arıtma tesisi projeleri bir an önce hayata geçirilmeli.

"Kâh susar, kâh çırpınır, kâh ürperir, kâh çağlar / Su, eşyayı kemiren küfe ve pasa ağlar.” (CHP sıralarından alkışlar) İşte, bizlere hayat veren suyu ağlatmamak için yanlış su politikalarından vazgeçmeliyiz.

Değerli milletvekilleri, sulama birlikleri ve kooperatiflerinin, yer altı sulamalarının ve DSİ personelinin sorunlarına da değinmek istiyorum. Öncelikle, birliklerin enerji dağıtım şirketlerine olan borçlarının ödenmesi hususunda bir çözüm üretilmeli ve kurumsal yapıları güçlendirilmeli, ihaleler şeffaf ve hesap verilebilir olmalı. Kayırmacılık ve ayırmacılık yapılmaksızın, parti, oy ayrımı gözetmeksizin devredilen tüm sulama tesislerinde, yenileme projesi yatırım bedelinin tamamının DSİ tarafından karşılanarak inşaatların tamamlanması gerekir. Nasıl olsa kesin hesap neticesi belirlenen bedel, 6200 sayılı Kanun’un 24’üncü maddesi gereğince geri alınacaktır.

Kuraklık alarmı verilmeli. Yağışlarla dolmayan gölet, baraj sahalarının, ihtiyaç hâlinde sondaj kuyularıyla destekleme çalışmalarına başlanmalı.

Enerji giderleri için kamu yararı gözetilerek bütçeden ödenek ayrılmalı ya da sübvanse edilmeli. Muhtarlıklar, sulama birlikleri ve kooperatifler su yönetim planlamasının her aşamasında yer almalı. Hızlı devir ve yerinden yönetim yapılmalı. Sulamaların rehabilite edilmesiyle ilgili çıkarmış olduğunuz yönergelerde ihtiyaca yönelik değişiklikler yapılmalı. Birliklerin, kooperatiflerin tarımı destekleme kapsamında kullandıkları enerjide birim fiyat düşürülmeli. Tükettikleri enerjiyi kendilerinin üretebilmesi için yani rüzgâr ve güneş gibi yenilenebilir enerji sistemleri devlet tarafından yapılmalı.

Yer altı suyu sulamalarında, herkesin adil su kullanımı için belgesiz kaçak kuyuları kontrollü su kullanım amacıyla belgelendirilmeli. Açılan sondaj kuyuları, pompa ve enerji tesisleri DSİ tarafından, sulama şebekeleri ise il özel idarelerince yapılmakta, kuyular açıldıktan sonra beş veya on yılda ancak işletmeye alınabilmekte. Sulama şebekelerinin de DSİ tarafından yüzde 50 hibeyle yapılması fayda sağlayacaktır. Büyükşehir belediyelerine verilen yer altı suyu sulama şebekeleri yapım işleri DSİ tarafından yapılmalı.

DSİ personelinin özlük hakları bir an önce iyileştirilmeli ve göstergeleri arasındaki dengesizlik ortadan kaldırılmalı, görevde yükselme sınavları açılmalı. Tüm taşeron personelin -iş ayrımı- sınav yapılmaksızın bütün kurumlardaki kadro bekleyen çalışanlarla birlikte kadroya alınması gerekli. Bunu yaparken de geçiş süreci, yapılacak hukuksuzluk ve keyfî uygulamalarla sekteye uğratılmamalı, yeni mağduriyetler yaratılmamalı.

Tüm projeler çevreye ve doğaya duyarlı olarak tarımsal sulama, içme, kullanma suyu temini, balıkçılık ve doğal hayatı koruma bilinciyle yapılmalı.

Ülkemizde öncelikle de batıdaki HES'ler pompaj depolamalı HES'lere dönüştürülmeli, yeni yapılacak olanların da pompaj depolamalı olarak rüzgâr ve güneş enerjisi santralleriyle birlikte planlanması önem arz etmektedir.

Sayın Bakan, size bir projeden bahsetmek istiyorum. Yalvaç, Aşağıtırtar, Karagöl, HES ve Sulama Projesi’yle Eğirdir Gölü’nden Karagöl depolamasına 10 milyon metreküpe kadar su depolanarak yazın Hoyran Ovası dâhil 5 bin hektar alan sulu tarıma kavuşacak, rüzgâr ve güneş santralleri kullanılarak, gece ve gündüz basılan suyla düşü kullanılarak elektrik üretilecek, Karagöl’de yaban hayatı gerçekleşerek Türkiye'de ve dünyada yapılan ilk proje olabilecektir.

Mavi semalar ülkesi olan Türkiye’de DSİ’ye büyük sorumluluklar düşmekte. Bunların temelinde de her damla yağmuru halkın hizmetine sunarak vatandaşlarımızın ve toprağın bağrındaki yangını söndürmek olmalıdır. Artık halka karşı şirketleri desteklemekten vazgeçip, suyu yeniden bir insan hakkı olarak tanımlayacak politikalara geri dönülmeli.

Ben bu düşüncelerce 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin ülkemize hayırlı olmasını diliyor, Cumhuriyet Halk Partisinin geçmişte olduğu gibi, bugün ve yarın da vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştıran çözümler üreten, bu çözümleri üretirken de önce ülke menfaatlerinin gözetildiği çalışmaları yapan, destekleyen bir konumda olduğunu belirtmek istiyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakır.

Onuncu konuşmacı, Kırklareli Milletvekili Sayın Türabi Kayan.

Buyurun Sayın Kayan. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz yedi dakika.

CHP GRUBU ADINA TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 2018 yılı Orman ve Su İşleri Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde söz almış bulunmaktayım.

Değerli arkadaşlar, meteoroloji, atmosferde oluşan hava olaylarının oluşumunu, gelişimini ve de değişimini nedenleriyle inceleyen ve bu hava olaylarının canlılar ve dünya açısından doğuracağı sonuçları araştıran bir bilim dalıdır. Tarımla ve ormanla ilgili bölümü yağmur, kar, don, akarsular ve yer altı sularıyla ilgilidir.

Değerli arkadaşlar, yeni bir bilim dalıdır ve üzerinde çok ciddi çalışılması gereken bir bilim dalıdır ama maalesef, ülkemizde, Hükûmet bilimle değil de zulümle uğraştığından dolayı bu ülkede bilimsel bir çalışma maalesef yapılamamaktadır. (CHP sıralarından alkışlar)

Özellikle bu konuda sizlere şunu söylemek istiyorum: Tarımda bilimsel hiçbir çalışma yapılmadığından dolayı, hiçbir uğraş alanı bilimsel bir açıdan bakılarak ele alınmadığından dolayı Türkiye’de tarım bitmiştir. Türkiye’de akarsuların bugün ülkemizde sağlıklı bir şekilde kullanılmadığını hepimiz görmekteyiz. Barajlar yapılmıştır kırk yıl önce, elli yıl önce, otuz yıl önce. Barajlardan akan sular açık kanallar vasıtasıyla gelmektedir ovalara. Akarsuların getirdikleri suların bu açık kanallar sayesinde yüzde 10’u ancak işe yaramaktadır, 10 katı harcanmaktadır boşu boşuna değerli arkadaşlar. Çünkü bu açık kanallarda suyun büyük bir kısmı zayi olmakta, büyük bir kısmı da maalesef sıcaklıktan dolayı buharlaşmaktadır ve ayrıca, bu kanallardan alınan suyun bitkiye verilmesi için motopomplar kullanılmakta ve bu da fuzuli yere enerji sarfiyatını doğurmaktadır.

Sayın Bakan, onun için özellikle şunu söylemek isterim ki kendi bölgemde, Kırklareli bölgesinde 2 tane büyük baraj var; Kayalı Barajı ve Kırklareli Barajı. Bugün açık kanal sistemiyle… Bakanlar kendi aralarında konuştuklarından dolayı bizimle ilgilenmiyorlar değerli arkadaşlar, kendilerine bu konuda da bir bilgi vermek istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli Bakanlar, özellikle bu barajlardaki suların tamamı açık kanallar vasıtasıyla gitmektedir. Bunların ömrü dolmuştur, miadını tamamlamıştır; burada yapılması gereken, kapalı sistem devresiyle suyu havzalara kadar ulaştırmaktır. Bunlar vasıtasıyla giden suda bir gram dahi zayiat olmaz ve -özellikle de bu bahsettiğim barajlar yüksek yerlerde olduğundan dolayı- hiçbir enerji harcanmadan suyun bitkilere verilmesi, bu bitkilerden en sağlıklı şekilde verim alınmasını doğuracaktır.

Değerli arkadaşlar, ülkemizde özellikle tahılların tohumları yurt dışından ithal edilerek veyahut da yabancı firmalar ülkemize gelip de bu konularda çalışma yaparak tahıl tohumu üretmektedirler. Özellikle şunu söylemek istiyorum: Tahıllarda hibrit tohum geliştiriyorlar. Hibrit tohum sadece bizim gibi az gelişmiş ülkelerde üretilmektedir, satılmaktadır. Çünkü bir tohumun ömrü üç veya dört yıldır veya azami beş yıldır. Bu zaman zarfında, her yıl yeni tohumlar aldığınız zaman bu tohumun ülkemize maliyetini Sayın Bakan, az çok herhâlde benim kadar bilirsiniz.

Ayçiçeği tohumu… Türkiye’de ayçiçeğinin en çok ekildiği bölge Trakya bölgesidir değerli arkadaşlar. Ayçiçeğinin tohumu, mısırın tohumu olduğu gibi hibrit tohumdur. Hibrit tohum bir defa kullanılır, ikinci bir defa kullanılma şansı yoktur. Onun için “hibrit tohum” dediğimiz tohumdan döllenme sağlanır, tekrar tohum alınır değerli arkadaşlar ama sadece bir yıl ürün verecek şekilde bu tohum geliştirilir. Şimdi, değerli arkadaşlar, ayçiçeğinin kilosu 2 bin lira ama tohumunun 10 kilosu 1.000 lira. Bu ne demektir? Değerli arkadaşlar, siz şey yapın. Sayın Bakan, her yıl tohumcular tarafından soyuluyoruz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Tohumu da İsrail’den mi alıyorsunuz?

TÜRABİ KAYAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bunun gibi, özellikle hayvancılıktaki olaylardan size kısaca bahsetmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, benim bölgemde yüzlerce hayvan çiftliği var. Yüzlerce hayvan çiftliğinin her biri bin başlık, 2 bin başlık hayvan çiftlikleri. “Bunların üretimi ne kadar?” diye sorarsanız, yüzde 10; yüzde 90’ı kilit vurmuş vaziyette arkadaşlar. “Niye?” derseniz çünkü bu teşvik kredilerini verenler işten anlayan insanlar değil, başkalarına bu kredilerden de pay ayıran insanlara verilmektedir. (CHP sıralarından alkışlar)

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Çoğunlukla yandaşlara.

TÜRABİ KAYAN (Devamla) – Bunların asıl verilmesi gerekenler çiftçilerdir, köylülerdir ama bunlara vermezler. Niye, biliyor musunuz? Çünkü köylüden pay alamazlar…

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Yandaştan oy alırlar.

TÜRABİ KAYAN (Devamla) – …çünkü hayvan üreticisi gerçek çiftçiden pay alamazlar, bunu isteyemezler de, yüzleri tutmaz ama bu bahsettiğim binlerce hayvan üreticisi çiftliklere bu kredileri veren şahıslar bunlardan kendilerine para ayırırlar. (CHP sıralarından alkışlar)

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Geç bunları geç! Sen de biliyorsun nasıl olduğunu.

TÜRABİ KAYAN (Devamla) – Sayın Bakan, yeni geldiniz, özellikle size bu konularda bilgi vermek istiyorum. Bakanlığınızda çalışan bürokratları ve etrafındaki tüylenmiş yandaşları biraz araştırırsanız bu işin nereye vardığını, Türkiye’de niçin et ithalatının hiç bitmediğini, niçin bu ülkede tohum ithalatının hiç bitmediğini göreceksiniz. Eğer bu ülkede çiftçiliği rayına oturtmak istiyorsanız, dışarıdan bir gram tahıl ithal etmek değil de dışarıya binlerce ton tahıl satmak istiyorsanız, dışarıdan hayvan ithal etmek değil de dışarıya hayvan ihraç etmek istiyorsanız buna bir düzen getirmeniz gerekir. Bu düzeni getirmeniz için de özellikle şunu söylüyorum, çiftçiye, hayvan üreticisine muhakkak destek vermeniz gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TÜRABİ KAYAN (Devamla) – Ormancılık konusunda: Sayın Bakan, Sayın Orman Bakanı, biliyorsunuz, Trakya’da dünyanın en güzel ormanları vardır, kayın ormanı, meşe ormanı ve gürgen ormanı.

Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın.

TÜRABİ KAYAN (Devamla) – Teşekkür ederim.

Değerli arkadaşlar, Trakya’da ormanları tıraşlama sistemini bitirmişlerdir ama yerine hiçbir şey koymamışlardır. Hiçbir şey konulmadığından dolayı da Trakya’da orman köylerinde 1.800 nüfuslu orman köylüsünün bugün kala kala sadece 80 nüfusu kalmıştır. Sayın Bakan, bu bizim köylümüze bir ihanettir.

Değerli arkadaşlar, her birisi şehre gelip burada köle gibi çalışmaktadırlar. Hâlbuki köylünün, orman köylüsünün önceki gelirleri hepimizi şaşkına çevirecek vaziyetteydi, hem ormana bakıyorlardı hem oradan da para kazanıyorlardı. Şimdi, değerli arkadaşlar, köylümüzü şehre götürüp de orada ırgat yapacağımıza kendi köyünde yaşatalım.

Değerli Bakanlarım, Sayın Tarım Bakanım; ben Trakyalıyım, Kırklareliliyim, altı yüz elli yıllık Osmanlı’nın son zamanlarında Trakya’daki bütün köyler çiftlik idi arkadaşlar ama bu çiftliklerin her birisi yabancılara kiralanıyordu çünkü…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TÜRABİ KAYAN (Devamla) - …Türk çiftçisi tarım yapmaktan artık bıktırılmıştı ve tarım yapamaz hâle gelmişti, üretemez hâle gelmişti. Orta Asya’dan gelip bu bölgelere buğday ekimini öğreten, mısır ekimini öğreten, darıyı öğreten -darı sözcüğünden tarlanın türetilmesini sağlayan- bu köylüleri darıdan da vazgeçirttiniz, tarladan da vazgeçirttiniz, köyünden de vazgeçirttiniz diyorum. Size helal olsun, çok başarılısınız! (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kayan.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına on birinci ve son konuşmacı Edirne Milletvekili Sayın Erdin Bircan.

Buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz yedi dakika.

CHP GRUBU ADINA ERDİN BİRCAN (Edirne) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmamın başında sizleri ve ekranları başında bizleri izleyen halkımızı saygıyla selamlıyorum.

İki yıl önce bu kürsüden yaptığım konuşmada Ergene Nehri’nde yaşanan kirliliği anlatmış ve “Ergene’de su çürüdü.” demiştim. Şimdi, Man Adası belgelerine, eski millî kahramanınız, şimdi ise casus ilan ettiğiniz İranlı rüşvetçinin itiraflarına bakarsak suyun çürümesi normalmiş çünkü iktidarınızda tuz koktu, ahlak çöktü ve iktidarınız çürüdü. (CHP sıralarından alkışlar) Bugün hain ilan ettiğiniz İranlıdan rüşvet alanları kim akladı? Tabii ki AKP. Üstelik arkasına ay yıldızlı bayrağımızı koyup televizyon ekranlarına kahraman olarak çıkardınız. Bu ülke için canlarını veren aziz şehitlerimizden hiç mi utanmadınız? Çanakkale, Kurtuluş Savaşı şehitleri ayağa kalksa yüzlerine nasıl bakacaksınız? “Biz bu rüşvetçiyi millî kahraman yapmıştık.” mı diyeceksiniz, yoksa yine “Kandırıldık.” yalanına mı sığınacaksınız?

Cari açığı hayali ihracatla azaltan ilk iktidar siz oldunuz. (CHP sıralarından alkışlar) Sizin yüzünüzden kesilecek cezayı halkımız ödeyecek ama. Buradan soruyorum: Hâlâ hırsızları korumaya devam edecek misiniz? Kimin neyin önüne yattığını biliyor musunuz?

Biz bu kürsüden “Ergene zehir akmasın.” “Saros kirletilmesin.” “Birinci derece doğal sit alanlarında, ormanlarda taş ocakları açılmasın.” “Trakya toprakları tarımsal sit alanı olsun, parsel parsel birilerine satılmasın.” derken siz elinizden gelse ülkeyi Man Adası’na havale edeceksiniz. (CHP sıralarından alkışlar) Yolunuz yol değil arkadaşlar. Bu yollardan hakikaten vazgeçin.

Çok şey mi istiyoruz? Bizim taleplerimize kulak tıkıyorsunuz. Bizim halkımız için istediklerimizden neden rahatsız oluyorsunuz? Biz ne mi istiyoruz? Ergene zehir akmasın, bir an önce gerçekten temizlensin ve eskiden olduğu gibi geçtiği topraklara da hayat versin istiyoruz.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Hangi belediyeler veriyor o zehirleri oraya; AK PARTİ’li belediyeler mi, CHP’li belediyeler mi?

ERDİN BİRCAN (Devamla) – 4 kere açtığınız ama sulama kanallarının yapılmaması nedeniyle en az dört yıl daha çiftçimizin kullanamayacağı Çakmak Barajı’nın sulama sistemlerinin bir an önce tamamlanmasını istiyoruz. Keşan-Enez yolu yapılsın diyoruz. Yine ödenek yok. 60 kilometrelik yol ayıplı yoldur. Burada yapılan kazalardan AKP sorumludur.

Sayın Bakanım, sizin kırk yıl önce doktorluk yaptığınız o Enez hâlâ aynı yol. Sayın Bakanım da gidip geliyor, o yolu biliyorlar, kağnı yolundan yapılma bir yoldur.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sizden daha çok biz gidip geliyoruz.

ERDİN BİRCAN (Devamla) – Biliyorum, biliyorum, onun için Allah sizi korusun. Yani, 2 araba bir arada geçemiyor.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Amin, çok teşekkür ederiz, sağ olun.

ERDİN BİRCAN (Devamla) – Edirne-İstanbul hızlı treni vardı hani bir tane, ne oldu? Vekiller “2016 Ocağında burası yatırım programına alındı.” dedi, o dönemin Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım 2016’da “Tren yapımına bu sene başlanacak.” dedi. Şimdi 2017, 2018’e giriyoruz, şu andaki Ulaştırma Bakanım da “2023” diyor ama bir tek çivi çakılmadı.

Biz, bereketli Trakya topraklarının tarımsal sit alanı olmasını istiyoruz. Siz, Silivri’de birinci derecede tarım arazisine KİPTAŞ eliyle 12 kat konut yapmak istiyorsunuz ve sonra da “8 kat yapacağız.” diye çaresizce savunma yapıyorsunuz. Buralar tarihî surlar içerisindedir, buralar tarım alanlarıdır. KİPTAŞ satın alıyor, yirmi iki gün sonra da, hemen arkasından 12 kat imar çıkarıyorlar.

Bir taraftan bunları yaparken yine tarımsal alanlar için kamu spotu yayınlıyorsunuz. Sürekli Osmanlı’yı örnek gösteriyorsunuz ya Osmanlı’nın imar anlayışını da düstur alın arkadaşlar: Komşunun güneşini kapatma, rüzgârını kesme. Siz İstanbul’u yok ettiniz, Türkiye’yi yok ediyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

Doğayı katlettiğiniz gibi, adaleti de katlettiniz. Berat Albayrak bu kürsüden “Evet, cemaat okulunda okudum.” dedi mi? Dedi. Hâlâ Bakanlık yapmaya devam ediyor mu? Ediyor. Ama, bu arada, peki, Sözcü gazetesinin sahibi Burak Akbay’ı doğru olmadığı hâlde cemaat okulunda okuduğu iddiasıyla FET֒cü ilan ettiniz mi? Ettiniz.

Filistin’in sözde, İsrail’in özde destekçisi oldunuz. Soruyorum size: Madem Filistin’in yanındasınız, Kürecik Radar Üssü’yle neden hâlâ İsrail’i koruyorsunuz? Kürecik Radar Üssü’nü kapatacak mısınız? Bunun cevabını istiyoruz.

VELİ AĞBABA (Malatya)- Yok, kapatamazlar.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Nerede, nerede!

ERDİN BİRCAN (Devamla) – Kürecik Radar Üssü’yle İsrail’i korumaya hâlâ devam edecek misiniz? Çıkıp dışarılarda mangalda kül bırakmıyorsunuz…

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Onlarda o yürek nerede!

ERDİN BİRCAN (Devamla) – …ama radar üssünü kapatamıyorsunuz, İsrail’i koruyorsunuz sizler. (CHP sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – İsrail radarı, İsrail kalkanı, İsrail!

ERDİN BİRCAN (Devamla) – Denizler, 68 kuşağı devrimcileri Filistin için savaşırken siz Amerikancı değil miydiniz? (CHP sıralarından “Evet” sesleri, alkışlar)

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Hayır… Hayır…

ERDİN BİRCAN (Devamla) – Mavi Marmara gemisiyle insanlarımızı göz göre göre ölüme gönderdiniz, sonra da “Bana mı sordunuz?” diyorsunuz.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – 6’ncı Filo, 6’ncı Filo!

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Ne olmuş 6’ncı Filo’ya, nerede 6’ncı Filo?

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – 6’ncı Filo’ya karşı… Siz 6’ncı Filo’nun yanından gidenlerdensiniz, yanında olanlardansınız.

ERDİN BİRCAN (Devamla) – AKP bir şeyin adını ne kadar anıyorsa o şeyin altını da o kadar oyuyordur. Partinize adını veren adaletten ülkede eser kalmadı arkadaşlar. Ergene’de, Saros’ta, Artvin’de, Kazdağları’nda talan etmediğiniz yer kalmadı. Benim çocukluğumda ormancılar köylülerden ormanları korurdu, şimdi köylüler ormancılardan ormanları koruyor arkadaşlar.

Trakya’nın kalbine hançer gibi saplanacak termik santraller yapılmasın istiyoruz. Çiftçimiz emeğinin karşılığını alsın, topraklarını satmak zorunda kalmasın, insanımız doğduğu yerde doysun istiyoruz. Türkiye'nin her yerinde dereleri kurutarak HES’ler yapıyorsunuz. Ölçüsüz, plansız, sadece kâr amacıyla ve rant amacıyla hareket ediyorsunuz.

SAİT YÜCE (Isparta) – Kullanmayın o zaman yolları, hiçbir yeri kullanmayın.

ERDİN BİRCAN (Devamla) – Ey AKP, o dereler boşa akmıyor, etrafına hayat veriyor. Eğer boş olan, boşu boşuna olan varsa o sizsiniz. Dünya “su” derken siz suyu hoyratça kullandınız ve hâlâ kullanıyorsunuz. AKP olarak nereye el atsanız çürüyor, ölüyor.

SAİT YÜCE (Isparta) – Amma yaptın, bu kadar kötü bir tablo mu var yani.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın.

ERDİN BİRCAN (Devamla) – Yalanlarınızla, rüşvetlerinizle, para kutularınızla, sömürdüğünüz dinî duygularla gidin, gidişiniz ülkemizin kurtuluşu olacaktır.

Önceki Tarım Bakanı, Trakya’nın tarımsal sit alanı olması için çalışma başlatmıştı; siz göreve gelir gelmez ben ilk bu projeyi sordum, bana cevap verdiğinizde sadece korunan havzaları söylediniz.

Sanayi Bakanı da burada, evet. Merak ediyorum Sayın Bakan, KOSGEB’le ilgili benim çevremde bir tek kişi yararlanmadı, benim tanıdığım hiç kimse yararlanmadı. Bunları kimlere veriyorsunuz, hangi yandaşlarınıza veriyorsunuz; onun cevabını istiyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bircan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Turan…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, bütçe mehabetine aykırı davranmak istemiyorum, o yüzden kürsüyü talep etmeyeceğim ancak birkaç hususu belirtmek istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Buyurun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Gerçekten, hani “Neresini doğrultsam?” demişler ya, o tarz bir konuşma oldu, baştan aşağı yalanlarla, hezeyanlarla dolu bir konuşma.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Yalan!

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Özellikle, rüşvetçileri akladığımız iddiasını toptan reddediyoruz. Bununla ilgili tüm süreci…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Aaa…

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Aaa…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bir daha söyle de zapta geçsin!

ERDİN BİRCAN (Edirne) – 4 bakan…

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Bircan, tamamlasın. Lütfen…

Sayın Turan, devam edin.

Buyurun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Nasıl bir üslup? Bu üslup yakışıyor mu bir hanımefendiye Sayın Başkan?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Aaa” denir yani.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – “Aaa” dedik yani ne var bunda?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Ne dediniz?

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – “Aaa” dedim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Aaa” dedi yani şaşırma!

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Yakışıyorsa bravo!

BAŞKAN – Sayın Turan, siz devam edin.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Hanımefendiye çok yakışıyorsa, bir daha söylesin Sayın Başkan.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Rüşvetçileri aklamak size ne kadar yakışıyorsa buna tepki göstermek bize o kadar yakışıyor. 17-25 Aralığı ne çabuk unuttunuz!

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, bununla ilgili iddia, tamamen yargıda olan bir süreçtir. Bununla ilgili, mahkemeler karar vermiştir. Ben savcı değilim, yargıç değilim; bu bir.

İkincisi: Sayın hatibin İsrail’le ilgili iddia ettiği, sayın hatibin İsrail’i koruyoruz iddiası da tamamen yersizdir. Bahsettiği radar, NATO’nun radarıdır. Türkiye NATO’nun üyesidir. İstesek de istemesek de şu anki tablo budur ancak İsrail’le ilgili ilk anlaşmayı yapan, ilk tanıyanın da CHP iktidarı olduğunu ifade etmek isterim.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Turan.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Dışişlerinin sitesinde ne yazıyor İsrail’in başkenti; ona bir cevap verin.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

ERDİN BİRCAN (Edirne) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bircan.

ERDİN BİRCAN (Edirne) – Yalan söylüyor, 4 bakanı burada aklamadılar mı? Yargı neresindeydi bunun, yargı mı vardı burada? Hâlâ şu anda “50 milyon rüşvet alıp verdim.” diyen bir bakan var orada. Böyle bir şey olur mu! (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bircan, bakın, Sayın Turan size sataşmadan kalkıp kürsüden cevap vermedi, sadece kayıtlara geçsin diye yerinden konuştu. O yüzden sizin de mikrofonunuzu açayım, yerinizden söz vereyim.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Ayrıca, Sayın Başkan, bir husus daha var.

BAŞKAN – Belki bir açıklık getirmek isteyecektir.

Buyurun Sayın Turan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, bir de Türkiye’de cemaat okullarında okuyanların hapse atıldığını vesaire ifade ettiler. Asla böyle bir şey yok. Türkiye’de yasal zeminlerde açılan okullarda okuyanlara karşın bir dava söz konusu değildir ancak -o okulda okuyan veya okumayan- FET֒ye yataklık yapan kim varsa makamına, mevkisine, görevine bakılmaksızın da davalar açılmıştır. Söz konusu kişinin de davası bir okulda okuduğundan dolayı değil, o gazetenin FET֒nün finansıyla kurulduğu, yönetildiğiyle ilgili bir iddiadır.

BAŞKAN – Peki.

Sayın Bircan, size yerinizden bir dakika söz vereceğim.

Buyurun…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Altay…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Tabii, yani bu takdirinize itiraz etmeyeceğim ama bir yol olmasın, uygulama olmasın diye şunu belirtmemiz lazım: Mecliste kürsüden ya da yerinden hatip kalkıp bir sataşma yapmışsa 69’a göre sataşmaya kürsüden cevap vermek bir usuldür, bu bozulmasın. Bunun bozulmaması kaydıyla Sayın Bircan yerinden… Sizin de sözünüz yerde kalmasın.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sataşmadım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim Sayın Altay.

Sayın Kerestecioğlu, sonra sizi dinleyeceğim. Sayın Tanal, size de söz vereceğim. Sizin daha önce bir talebiniz vardı.

Sayın Bircan, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- Edirne Milletvekili Erdin Bircan’ın, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERDİN BİRCAN (Edirne) – Sayın Grup Başkan Vekili “Bu aklandı.” diyor. Burada hangi bakan aklandı? 4 bakanın 4’ü de… Zarrab “50 milyon verdim.” diyor, diğerleri de 1’er milyon aldık diye hayıflanıyorlar şu anda hâlâ; böyle bir şey olur mu?

Yine, Kürecik’le ilgili… Mademki NATO’yu her yerde… İncirlik’i kapatmaya kalkıyorsunuz da buraya cesaretiniz yetmiyor mu? Hadi çıkın buraya, burayı söyleyin, “kapatacağız” deyin. NATO’ya kafa tutuyorsunuz, istediğiniz zaman yapıyorsanız o zaman çıkın bunu da kapatın, “kapatacağız” deyin buradan.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederiz Sayın Bircan.

Sayın Kerestecioğlu, buyurun.

3.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Kastamonu İdare Mahkemesi ve Danıştay kararlarına rağmen Cide barajı ve HES projesine devam edilmek istenmesine, Muğla Akyaka’da orman alanının özelleştirilmesine ve Kadıköy Yoğurtçu Parkı’nda yürürken hafriyat kamyonunun ezdiği Şule İdil Dere’nin annesinin adalet isteğinin bir nebze de olsa yer bulmasını dilediğine ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Ben biraz Küre Dağları ve Kayseri için, Kastamonulular için Meclisin nizamını bozacak bir şey yapmak istiyorum.

Önceki gün “Sarı yazma isyanda.” diyorlardı; onlarla birlikteydim. Küre Dağları dünyanın en güzel yerlerinden birisi gerçekten. Cide’de 2009 yılında aslında bu ÇED raporunun şirket lehine onaylanmasından sonra, HES yapılmak istenmesinden sonra idare mahkemesinde dava açıldı ve bu davada verilen hukuk mücadelesi sonunda Loç Vadisi’ne yapılmak istenen Cide barajı ve HES projesi durduruldu. Fakat şimdi yine bir başka yoldan dönerek aynı şeyi yapmak istiyorlar ve bunun üzerine hakikaten Kastamonulular “Sarı yazma yeniden isyanda.” diyorlar. Diyorlar ki…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – “Kastamonu İdare Mahkemesinin ve Danıştayın mahkeme kararları bu ülkede uygulanmayacaksa Kastamonu İdare Mahkemesi kapansın, Danıştay kapansın hatta adliyeler kapansın.

ÇED iptal davası teknik olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığına karşı açılıyor. İdare mahkemelerinin kuruluş nedeni Hükûmet uygulamalarındaki hukuksuzluğu gören vatandaşın itiraz etmesi içindir. Bir tebliğ bir mahkeme kararını yok sayacaksa, biz Çevre ve Şehircilik Bakanına bundan sonra ‘Padişahım, çok yaşa’ mı diyelim?” diyorlar.

Hakikaten Çevre ve Şehircilik Bakanı geçen hafta burada “Kim yaptıysa artık bundan sonra yapılmaması lazım; çevreye çok fazla ihanet oldu.” demişti. Sözlerinde samimi ise Küre Dağları’na bunu yapmasınlar. Sadece 245 metre ileriye bir şeyi alarak yeni bir şey yapıyormuş havasına kimse girmesin çünkü gelecekte nefes alamıyor olacağız Sayın Başkan.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Aynı şey Muğla Akyaka için de geçerlidir. Orada da yine, Demircioğlu İnşaata -daha önce Zeytinpark’ı satın alan- yeni özelleştirmelerle 1.628 metrekarelik bir orman alanı 4 milyon 290 bin lira bedelle satılarak özelleştirildi. Bu da yine dünya harikası yerlerden biridir. Hakikaten bütün bunları korumak vekil olarak bizim görevimizdir ama en başta Çevre Bakanının görevidir.

Eğer müsaade ederseniz, bir daha söz almayacağım ama yine benzer sayılabilecek bir konuyla… Bu genç arkadaşımız, dostumuz Nesrin Aslan’ın kızı Şule İdil Dere’nin, Kadıköy Yoğurtçu Parkı’nda aslında sadece yürürken hafriyat kamyonunun kendisini ezdiği Şule İdil Dere’nin duruşması yarın görülecek ve burada da sorumluların cezalandırılmasını, adil bir yargılamanın olmasını, özellikle Büyükşehir Belediyesinin o vermediği soruşturma izinlerini daha fazla genişleterek izin vermesini ve Şule İdil Dere’nin annesinin adalet isteğinin kalbinde bir nebze de olsa yer bulmasını diliyoruz.

Teşekkür ederim anlayışınız için.

BAŞKAN – Çok teşekkürler Sayın Kerestecioğlu.

Sayın Tanal, sizin 60’a göre daha önce bir söz talebiniz vardı.

Açıyorum mikrofonunuzu.

Buyurun.

4.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Düzce ilinin tüm çöplerinin Hecinler köyünün bulunduğu alana dökülmesine ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli bakanlar, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Daha önce Düzce ilimizin tüm çöpleri Hecinler köyünün bulunduğu alana dökülüyordu. Ancak seçim öncesi Sayın Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Faruk Özlü Bey köye davul zurnayla gittiğinde “Artık buraya çöpler dökülmeyecek.” denildi. Seçimler bitti, gereken oylar alındı ancak -Belediye Başkanı değişti- yeni Belediye Başkanı tarafından “Ben çöpleri Hecinler’e dökeceğim, başka yer bulamam.” denildi. Ancak mahkeme kararı var; o yüzden, mahkeme kararını etkisiz hâle getirmek için yönetmelik değiştirdiler.

Sayın Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı, tüm köylüler buradan cevap bekliyor. Yani, bu köylüler bir Bakanın verdiği “Artık buraya çöp dökülmeyecek.” sözüne mi inanacak yoksa yeni seçilen Belediye Başkanının sözüne mi inanacak?

Bu konuda açıklama buyururlarsa çok memnun olurum.

Çok teşekkür ederim, saygılarımı sunarım.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tanal.

Sayın Bakan, sanırım cevap vereceksiniz.

Buyurun.

5.- Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben Mahmut Bey’e hep söylüyorum ama Mahmut Bey herhâlde bunu Mecliste tartışmak istiyor.

Şimdi, Düzce’nin Hecinler mevkisindeki, köyündeki çöp konusu… Bu yılın başında toplantı yaptık Düzce’de ve bu çöp konusunda o günkü belediye başkanımızla, Valimizle birlikte bir karar aldık. Bu karar, çöplerin bu bölgeye dökülmemesi yönündeydi. Bunu da ben gittim açıkladım. Şu andaki Belediye Başkanımız bana geldi dedi ki: “Ben köylülerle anlaşsam, köylülerle mutabık kalsam bu çöpün buraya dökülmesine müsaade eder misiniz?” Ben de kendisine “Köylülerle anlaşıyorsan, köylüler ‘Evet.’ diyorsa, mutabıksanız elbette.” dedim.

Şimdi, Mahmut Bey, biz milletimizin istemediği hiçbir şeyi yapmayız; köylülerimiz orada çöp istemiyorsa onu da yapmayız. Dolayısıyla, benim verdiğim söz geçerlidir. Hecinler köylüleri, Düzce’nin köylüleri çöpün dökülmesini istemiyorsa bu çöp oraya dökülmeyecek. Bunun dışında, size gelen bilgiler doğru bilgiler değil. Kendinizi boşuna yormayın. Düzce’nin çöpünde değil de CHP’li belediyelerin çöplüklerinde biraz dolaşın ve onlarla ilgilenin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Teşekkür ediyorum.

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Sayın Bakan, akıl vereceğinize çözüm yollarını burada söyleyin. Nedir bu Allah’ınızı severseniz? Yakışıyor mu?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Doğru değil ki bu ama.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yani “Burada kendinizi boşuna yormayın. Düzce’nin çöplükleriyle değil de…” Sataşma söz konusu.

BAŞKAN – Buyurun iki dakika size söz veriyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün yaptığı açıklaması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla ve hürmetle selamlıyorum.

Anayasa’mızın 80’inci maddesi “Seçilen milletvekili bir partinin, bir bölgenin, bir ilin, bir ilçenin milletvekili değil, tüm ulusun, tüm milletin milletvekilidir.” der Sayın Bakanım. Nerede bir haksızlık, hukuksuzluk varsa onun karşısına dikilmek bir milletvekilinin görevi. (CHP sıralarından alkışlar) Siz Düzce Milletvekili olabilirsiniz, ben tüm Türkiye'nin milletvekili olarak kendimi kabul ediyorum, çünkü Anayasa da bana bu yetkiyi, bu hükmü veriyor. (CHP sıralarından alkışlar) Bu açıdan, çalışma alanımı bir yerle sınırlamanız hukuka aykırı.

Verdiğiniz o cevaplardan dolayı… Hecinlerlilerin hepsi şu anda bu cevaplarınızı izledi gayet rahat. Ben Hecinlerlilere, tüm Düzcelilere burada selam ve saygılarımı iletiyorum. O zaman Düzcelilere şunu da getirin yaptırın. Dedim ki: Düzce kirleniyor, doğal gazda bir fiyat indirimi yapalım ve uzun vadeli olarak doğal gaz hatlarıyla ilgili iki yıl faizsiz, ödemesiz olarak onlara bir kampanya açalım. Bu sözü de o zaman verin. Gayet rahat İSKİ yönetmeliği -Sayın Bakanımız orada oturuyor- değiştirildi. Havza değiştirildi, Zonguldak İdare Mahkemesine dava açıldı, Adapazarı’nda kazanılan davayı etkisiz hâle getirmek için İSKİ yönetmeliğini değiştirdiniz. Ve ne içindi? Amaç: Hecinler’e 17 milyon TL para harcandığı gösteriliyor. Elinizi vicdanınıza koyun, o “17 milyon harcandı.” denilen yere o kadar para harcanmış mı? Oraya sadece bir tartı makinesi konulmuş, bir tane de kapı konulmuş, düz bir alana çöpler atılıyor, konuluyor. Hecinlerliler çöp içerisinde yaşamak istemiyorlar. Ha, siz “Belediye Başkanının sözü geçerli değil, benim sözüm geçerlidir.” dediniz, ben sizi kutluyorum. Yani keşke belediye başkanı sizin bu sözünüzü dinlese. Göreceğiz el mi yaman bey mi yaman. Ben burada mahcup olmak isterim. Gerçekten de mahcup olmak istiyorum.

Teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tanal.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Turan, Sayın Bakan cevap vermek istiyor.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

6.- Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Mahmut Bey, kendinizi yormayın, biz takip ediyoruz. Yani boşuna yorulmayın, biz takip ediyoruz.

Teşekkür ediyorum.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Siz takip etseniz de muhalefet yorulsun. Ya, niye yorulmasın?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yani Sayın Başkanım, benim ilgilenmemden Sayın Bakanımız niye rahatsız oluyor? Teşekkür etmesi gerekmez mi?

BAŞKAN – Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Milletvekilinin görevi ne? Yani o zaman biz buraya gelmeyelim, rahatsız olmayalım, evimizde, böyle makine çalışıyor, makineye basalım maaşı alalım, yorulmayalım, ne güzel iş! (CHP sıralarından alkışlar)

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Öyle istiyorlar.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederiz Sayın Tanal.

Buyurun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, başta Sayın Tanal olmak üzere hiçbir vekilimizin ülkenin farklı illerinin sorunlarını aktarmasından rahatsız olmayız. Ancak tüzüğümüz var, aynı şekilde bütçe görüşmelerimiz var ve sonunda bugün de soru-cevap bölümü var. Eğer bu soru-cevaba uymayacaksak, tüzüğe uymayacaksak herkes söz alsın sabaha kadar konuşalım; bu doğru bir tavır değil. Ben arkadaşlarımı İç Tüzük’e uymaya davet ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Kerestecioğlu…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, ben de bu usulle ilgili bir söz almak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun açıyoruz.

7.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, bütçe görüşmeleri yürütülürken bakanların kendilerine yönelik eleştirilere karşı cevap verme üsluplarına ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, şimdi, evet, bütçe görüşmeleri yapıyoruz belki, zaten kimse bunu suiistimal etmedi ve ikide bir söz almadı ama benim başından beri gözlemlediğim şöyle bir şey var: Sayın bakanlar burada sorumluluk makamları ve dolayısıyla insanlar zaten eleştirilerini onlara yöneltecekler. Burada sadece şu anda konuşan Sayın Bakan değil, ama daha öncesinde de böyle sözler sarf edildi. “Siz kendi çöplerinize bakın.” bir cevap olmamalı. Yani eleştirilecek olan sizsiniz, sorumlu olan sizsiniz, eleştirecek olan da bizleriz. Kendi geldiğimiz yerin ya da bütün Türkiye’nin adına bunu yapmak zorundayız. Bakanlar da ancak şöyle açıklamalar yapabilirler: “Siz kendi çöpünüzle uğraşın.” değil ama. “Biz bunu yaptık, şunu yaptık veya bunu yapamadık.” Tabii ki “Yapamadık.” diye bir şey Türkiye'de hayatta söylenen bir şey değil, maalesef istifa müessesesinin de çalışmayan bir müessese olduğu gibi ama yapılması gereken budur. Ben bütün bakanları, bütün sayın bakanları bu üsluba davet ediyorum, teşekkür ederim. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kerestecioğlu.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım, özür dilerim. Sizin iyi niyetinizi suistimal etmeyeceğim.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, gündeme geçebilir miyiz lütfen.

BAŞKAN – Sayın Tanal, çok rica ediyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bitiriyorum, bitiriyorum. İyi niyetinizi suistimal etmeyeceğim.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Biz çıkalım o zaman siz devam edin.

BAŞKAN – Buyurun.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yani Sayın Bakan bu ülkeyi böldükleri gibi şimdi ülkenin çöplerini de bölüyorlar. Bu çöple uğraşmayın diyorum, teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Ya, siz kendi çöplerinize bakın!

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, ciddiye almıyoruz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Biz Türkiye bölünmesin diye çalışıyoruz, Türkiye bölünmesin diye ama bölünmesine taşeronluk yapan varsa bilemiyoruz.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503) (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

 

A) BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı

B) KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Standartları Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Standartları Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Patent Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU (Devam)

1) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ (Devam)

1) Türkiye Bilimler Akademisi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimler Akademisi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

G) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi konuşma sırası Halkların Demokratik Partisi Grubunda.

İlk konuşmacı Batman Milletvekili Sayın Saadet Becerekli’dir. (AK PARTİ ve CHP sıralarından karşılıklı laf atmalar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, hatibi kürsüye çağırdım, lütfen.

Sayın Becerekli, on dakika süreniz var.

Buyurunuz. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA SAADET BECEREKLİ (Batman) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesi hakkında söz almış bulunmaktayım, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Ne yazık ki, demokratik katılımcılığı esas almadan hazırlanan 2018 bütçesi orta ve uzun vadede Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik dar boğazı, yaşanan sorunları daha da derinleştirecek ve önümüze daha büyük sorunlar çıkaracağını şimdiden söylemek mümkün görünüyor çünkü bütçeler, siyasal ve ekonomik olarak sosyal sınıflar arasındaki mücadelenin en önemli mali ve politik araçlarıdır; ayrıca, siyasal iktidarların demokrasiye, sosyal hak ve özgürlüklere, emeğe yaklaşımını da gösteren en önemli olgulardır. Bu bütçede bu kavramların bir anlam ifade etmediğini, önceki yıllarda olduğundan daha fazla savaşa ve sermayeye destek veren bir bütçe olduğunu görmek mümkündür.

Değerli arkadaşlar, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığıyla ilgili çok kurum dışına çıkmadan bir örnekle devam etmek istiyorum. Sayıştayın 2016 yılı KOSGEB Denetim Raporu’nda AKP Hükûmetleri döneminde yaşanan kadrolaşmanın boyutlarını gösteren çarpıcı bir örnek yer aldı. Raporda, KOSGEB teşkilatı için yönetmelikte 10 daire başkanlığının belirlendiği, ancak yapılan değişiklikte daire başkanlığı pozisyonunun sayısını 10’dan 12’ye çıkardığı bildirilmiş. Sayıştay yıl içinde bunu saptayarak uyarmasına karşın, 2016 yılında da bünyesinde 12 daire başkanı görev yapmayı sürdürdü. Ancak Sayıştay raporunda da görüldüğü gibi, açıktır ki Türkiye’de birçok işleyiş ve alanda olduğu gibi, denetime konu olacak şekilde yer alması gerekirken ne yazık ki denetimin de işe yaramadığını ve işleyişte AKP Hükûmeti döneminde yaşanan kadrolaşma boyutlarını gösteren çarpıcı bir örnektir bu karşımızda duran. Tabii, kurum bu usulsüz kadrolaşmaya uygun bir kılıf bulmuştur mutlaka. Kim ne kadar inanır böyle usulsüz uygulamalara bilmem ama biz inanmayacağız. Ancak kalıcı bir barışın tesis edilmesi, demokratik işleyişin her alanda hâkim kılınması ve bütün girişimler de halkın istihdam edilmesi, refahı ve kalkınması için olursa destekleriz. Savaşı ve ölümleri kutsayan zihniyete karşı, kişisel çıkarları için bu tarz kurumlarda nemalananlara hiçbir zaman desteğimiz olmayacağı gibi, muhalif duruşumuzun sonuna kadar süreceğini belirtmek istiyorum.

Ne yazık ki bir türlü gelişmiş ülkeler düzeyine çıkmayan ülkemiz, AKP iktidarının, son yıllarında, hiçbir alanda bu ülkeler düzeyini yakalayamadığı gibi, teknolojik anlamdaki yasaklar beraberinde antidemokratik uygulamaları, bu da beraberinde insan hakları ihlallerini getiriyor. İnsan onuruna yaraşan bir yaşamı hiçe sayan devleti yönetenler -yolsuzluk, rüşvet gibi- olağanüstü hâl uygulamalarıyla -askıya alınan adalet, hukuk ve benzeri kavramların- olağandışı bir şekilde yaşamın tüm alanlarına hâkim olmaya çalışıyor.

Ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntıların, sosyal adaletsizliğin, tıkanan yönetim politikalarının ve işsizliğin en temel sebebi, iç ve dış politikada yaşanan her türden sorunu otoriter, saldırgan, aşırı güvenlikçi yöntemlerle çözmeye çalışmak, sorunları derinleştiriyor ve bütçe dağılımında da görüldüğü gibi, ekonomik gelirin büyük bölümü buraya kanalize edilerek her geçen gün Türkiye’nin aleyhine kötü bir süreci çok hızlı biçimde hayata geçiriyor.

Değerli arkadaşlar, Bakanlık bünyesinde bulunan diğer bir kuruluş da Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumudur. TÜBİTAK, Türkiye’nin bütün bilim insanlarına eş mesafede durması ve haklarında herhangi bir kesinleşmiş yargı kararı olmayan bilim insanlarına evrensel ve anayasal bir ilke olan masumiyet çerçevesinde yaklaşması gereken bir kurum olması gerekirken ancak çok sayıda bilim insanından alınan yazılı ve sözlü şikâyetler de göstermektedir ki TÜBİTAK projelerinde yer alan ve desteklenen veya burs almış olan akademisyenler fişlenmiş ve olumsuz kanaat bildirilenlerin görevden uzaklaştırma veya ihraç kararı alınmamış olmasına rağmen ya bursları kesilmiş ya da projelerden el çekmeleri sözlü olarak talep edilmiş. Yine burada uygulanan çifte bir standardın devrede olduğu çok açıktır ne yazık ki.

Bu bile gösteriyor ki bütçe sadece her zaman her yerde olduğu gibi yandaş olandan yana işliyor. Çünkü elde edilen bazı veriler ışığında baktığımızda, TÜBİTAK’ın kurumsal vizyonu olarak ortaya koyduğu hedeflerinden hayli uzak olduğu söylenebilir.

Şöyle ki son dönemde Hükûmetin TÜBİTAK’ta yapmış olduğu atamalar incelendiğinde, kurumun içinde kendi vizyon problemini çözmediği anlaşılacağı gibi, ülke için arzu edilen vizyona ulaşmasını beklemek hayal etmekten öte bir şey değildir. Bakın, akademik ve endüstriyel araştırma geliştirme çalışmalarını ve yenilikleri desteklemenin yanı sıra, Türkiye’nin bilim ve teknoloji politikalarını belirlemekte toplumda farkındalığı artırmak üzere kitaplar ve dergiler yayınlayan TÜBİTAK’ın Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi Müdür Yardımcılığına sanırım kimin atandığını hepiniz biliyorsunuz ama ben bir kez daha söyleyeyim: Ankara Hayvanat Bahçesi Müdürü bu TÜBİTAK bünyesindeki Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezine müdür yardımcısı olarak atanıyor. Bu ve bunun benzeri örnekleri çoğaltmak mümkün.

Ayrıca TÜBİTAK, bir süredir tanıttığı projelerle sosyal medyada alay konusu olmaya başladı. Örneğin, “‘papaz eriği’ni ‘imam eriği’ne çevirme”, “okunmuş fasulyenin daha çabuk büyüdüğü” “kansere karşı duayla çözüm”le ilgili projelerin kabul edilmesi ya da ödül verilmiş olması tıpkı TRT'de yayınlanan "Bir Fikrim Var” yarışmasında finale çıkan “organik hoşaf projesi” benzeri şeylere ödül vermesi bilimsellikten ne kadar uzaklaştığını açıkça gösteriyor. Ebette ki dua etmek, inancımız gereği manevi güç veren ve Allah’tan yardım dileyen bir olgudur, çok özel ve çok ayrı bir konudur. Ama bu, size, insanları bilimsellikten uzak tutarak, dünya yalnızca sizin etrafınızda dönüyor gibi bir hakkı vermez. Bakın, bir örnek vereyim, TÜBİTAK'ın kabul etmediği, sıvılarda bulunan su oranını ölçebilen sistemi geliştiren projenin NASA tarafından kabul edilmesi, dünya birincisi seçilmesiyle bilimsel gelişmeye katkısının NASA’ya mal olmasına neden olmuştur. Bugün uzay çalışmalarında kullanılıyor TÜBİTAK’ın bu reddettiği proje.

Değerli milletvekilleri, modern zamanların teknolojik iletişim araçlarının hızla geliştiği, yayıldığı bir çağdayız. Yasakçı bir zihniyetle bilginin yayılmasını önleyemezsiniz. Sizin engellediğiniz iletişim yollarını, farklı yollarla izleyip takip eden, edebilen insanlar, milyonlar olduğunu bilmeniz gerekiyor. Bakın, Wikipedia, çok kapsamlı ve evrensel erişimi olan bir ansiklopedi yaratarak bilginin yayılmasını teşvik etmiştir. Dünyanın her yerinden katkıda bulunan, on binlerce gönüllüyle şekillenen paylaşımcı bir inisiyatif olup son yıllarda artan oranda üniversite, kütüphane, müze ve benzeri kurum Wikipedia’ya kaynaklarını açmak suretiyle destek vermektedir. Anayasa Mahkemesince, erişimi kolay olan bu dünya çapında desteklenmiş kaynağın engellenmesinin gerekçesi ise Wikipedia’da hoş görülmeyen ve hatta yanlış bazı görüşlerin ifade ediliyor olması diye açıklandı. Oysa bütün dünya biliyor ki AKP iktidarına dokunan Wikileaks belgeleri nedeniyle erişim yasağı getirildi. Bunu engellediniz ama bakın, Amerika'daki yargılamayı engelleyemediniz; arka arkaya Panama, Malta, Man Adası belgeleri ortaya saçıldı, bunları engelleyemediniz, engelleyemezsiniz de. İnsanlığın ortak birikimini oluşturmaya çalışan bu kadar değerli bir kaynağı Türkiye sınırları içerisinde yasaklamak, bu “web” sitesine erişimin engellenmesi için uygun bir gerekçe oluşturmaz; doğrular kimsenin tekelinde değildir. Bilimin bize gösterdiği gibi, herkes araştırarak, gözlemleyerek, kanıtlar yoluyla doğruya ulaşabilir. Bu yasaklar demokrasinin temel ilkelerine aykırıdır, insanların bilgiye ulaşma haklarına bir saldırıdır.

Buna paralel olarak sosyal medyayı manipüle etmek için iktidarı eleştirmenin bir linç kampanyasına dönüştürülmesi, Twitter engellemeleri, muhalif sitelerin kapatılması, yeni düzenlemelerle artık keyfî bir alana çekilmektedir. Geleneksel basının ticari ilişkiler ve yargı yoluyla baskılandığı bir ortamda internet üzerinden yaratılan baskıların artırılması, Hükûmetin mutlak bir sansür ortamı yaratmaya yönelik totaliter anlayışını ortaya koymaktadır. “Ulusal güvenlik ve kişilik haklarının korunması” adı altında toplumsal muhalefetin tümden susturulması bunun net göstergesidir.

Twitter’a konu olmuş önemli durumlardan biri de şüphesiz, Eş Başkanımız Selahattin Demirtaş'ın cezaevindeki odasında yapılan “tweet” aramasıdır. Trajikomik değil mi sizce de değerli milletvekilleri? Teknoloji ve iletişimdeki gelişmişliğimiz bu düzeyde mi?

Yine, buna Eş Başkanımız Selahattin Demirtaş'ın vermiş olduğu cevabı aynen söyleyerek devam edeyim. Cevabı şuydu…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SAADET BECEREKLİ (Devamla) – Başkanım, bitirebilir miyim.

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın.

SAADET BECEREKLİ (Devamla) – “1) Merhaba arkadaşlar. Bu ‘tweet’leri cezaevinden atmıyorum, dışarıdan atılıyor ‘tweet’ler.

2) ‘Zaten biliyoruz.’ demeyin çünkü bunu bilmeyenler var Ankara'da. Hesabımdan ‘tweet’ atılınca, cezaevi odamızda rutin dışı ‘tweet’ araması yapıldı.

3) Cezaevi personelini de zan altında bırakan bu trajikomik Hükûmet aklını çok da yadırgamıyorum artık.

4) 0dada ‘tweet’ bulunmadı doğal olarak. Çay için ‘kettle’ vardı sadece, ondan da ‘tweet’ atılmayacağına kanaat getirildi.

5- Twitter'ın kuşundan bile korkuyorsanız darı ekmeyin o zaman.” demişti koğuşta Twitter aramasına karşın Sevgili Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Becerekli.

İkinci konuşmacı, Mardin Milletvekili Sayın Mithat Sancar.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika Sayın Sancar.

HDP GRUBU ADINA MİTHAT SANCAR (Mardin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sevgili arkadaşlar, Türkiye Bilimler Akademisi, TÜBİTAK ve üniversitelerle ilgili bir konuşma yapacağım ben, bütçenin bu kısımları üzerine söz aldım.

Üniversitelerde ve bilim dünyasında Türkiye'de son yirmi yıldır, özellikle son on beş yılda hızlanacak şekilde büyük bir yıkım yaşanıyor. Her gün yeni veriler ortaya çıkıyor bu yıkıma ilişkin. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından sonra önemli bütün kurumlarda ve özellikle üniversitelerde, bilim akademilerinde, kurumlarında hızla bir kadrolaşma yaşandı, cemaatin, Gülen cemaatinin buralara yerleşmesi sağlandı. Böylece liyakat, bilimsel esaslar gibi önemli ilkeler bir kenara bırakıldı. Bütün bunlar dönemin iktidarları, hükûmetleri marifetiyle ancak gerçekleşebilirdi. Siyasi kararları hükûmetler veriyordu, icraatı alt kademede cemaat gerçekleştiriyordu ta ki 2013 yılına kadar. 2013 yılında ortaya çıkan çatışma, cemaat ile AKP arasında ortaya çıkan çatışma o güne kadar yapılanların görünmesi için bir fırsat oldu ancak maalesef, Hükûmet bu fırsatı iyi kullanmadı. Sonra, 2016’daki darbe girişimine geldik, darbe girişiminden sonra da tersine bir yöntemle bu yıkımı daha da derinleştirecek uygulamalar yaptı AKP Hükûmeti, mevcut iktidar. Mesela, ihraçlar, üniversitelerden yoğun ihraçlar yaşandı. Bunlar olağanüstü hâl fırsat bilinerek gerçekleştirildi. Bugüne kadar üniversitelerden ihraç edilen personelin, daha doğrusu, akademisyenlerin tam sayısını da bilemiyoruz ama 5.700 civarında akademisyenin ihraç edildiğini söyleyebiliriz, böyle tahminî bir rakam var elimizde. Fakat ihraçlar -üniversiteden kayıp var- bunlardan ibaret değil, 15 vakıf üniversitesi cemaate bağlı olduğu gerekçesiyle kapatıldı, buradaki öğretim üyelerinin durumunun ne olacağı da belirsiz, onlar da üniversiteden tasfiye edilenler arasında yer alıyor. Ayrıca Öğretim Üyesi Yetiştirme projesi kapsamında da pek çok akademisyen adayı kadro güvencesinden yoksun bırakıldı. Bu sayının 23.427 olduğu tespit edilmiştir, yani Öğretim Üyesi Yetiştirme projesi kapsamında kadro güvencesinden yoksun bırakılan yani istendiği anda boşta bırakılacak, tasfiye edilecek akademisyen adayı sayısı 23.500 civarındadır. Şimdi bu açıdan baktığınızda, Türkiye’de, gerçekten, üniversitelerin bütün yatırımlarının, üniversitelere yapılan akademisyen yatırımının bir çırpıda yok edildiğini görebiliyorsunuz. Evet, bunlar yıllar içinde yapılan yatırımlardır.

Darbe girişiminden sonra tasfiyeler yapmak iktidarın hakkıdır. Bunu daha önce de söyledik ancak bunu belli ölçütlere ve belli usullere ve denetime tabi olarak yapması gerekiyordu. Meclis burada yetkili olmalıydı. Bu tasfiyeler doğrudan darbeyle bağlantı esasına göre gerçekleşmeliydi. Yoksa kanlı bir darbe girişimi olduktan sonra hiçbir şey yokmuş gibi devam etmeyi kimse beklemiyor. Bunun da çeşitli sıkıntıları olduğu biliniyor ama Hükûmet, iktidar, bu yolu tercih etmedi. Olağanüstü hâl ilan etti. Böylece bütün yetkiyi Hükûmete verdi. Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulunun birlikte çıkardıkları kanun hükmünde kararnamelerle hangi ölçüte dayalı olduğu bilinmeyen tasfiyeler gerçekleştirildi. Bu arada darbeyle, darbe girişimiyle hiçbir ilişkileri olmadığı bilinen, hatta daha önce bu darbe girişimini gerçekleştirdiği söylenen cemaatin hedefi durumunda bulunan, cemaatin bizzat mağdur ettiği, etmek istediği akademisyenler de tasfiye edildi. Buradaki amaç, böylece darbeyle etkili bir mücadele değil. Bu ortaya çıktı. Buradaki amaç, bütün kurumları Hükûmetin ya da mevcut iktidarın kontrolü altına almaktı tıpkı 1933’teki “Darülfünun Reformu” adı altında gerçekleşen tasfiyeler gibi, tıpkı 27 Mayıstan sonra gerçekleşen “147’ler” tasfiyesi gibi, 12 Eylülden sonra gerçekleştirilen tasfiyeler gibi.

Özellikle böyle bir amaç ortaya konunca keyfîliğin sınırı artık kalmıyor, sınırsız keyfîlik devreye giriyor. Sadece üniversitelerde değil ama üniversitelerdeki bu tahribatın Türkiye'nin geleceğini de çok büyük bir ipotek altına aldığını, Türkiye’de bilimsel, akademik gelişmeleri tamamıyla baltaladığını da ekleyelim değerli arkadaşlarım. Bu kadar yetişmiş beyin gücü, bu kadar yetişmiş akademisyen ne kadar sürede yeniden yetiştirilebilir, bunların hiçbirinin hesabı yapılmadı.

“Darbeyle, darbe girişimiyle mücadele” adı altında hızla, keyfî ve çok büyük kapsamlı tasfiyeler yapıldı ne 1933’le kıyaslanabilir ne 1960’la ne de 1980’le yani hiçbir darbe dönemiyle kıyaslanamaz. Üstelik bunlar yapılırken siyasi iktidarın sorumluluğu da bir kenara bırakıldı. Bütün bu kadrolaşmaların sebebi, siyasi iktidarın bunlara imkân tanımasıydı, o kararlara imza atanlardı.

Şimdi, TÜBİTAK ve TÜBA’ya çok fazla zaman kalmadı ama TÜBA üzerine biraz durmak istiyorum. Türkiye Bilimler Akademisi 1993’te kuruldu -burada kendisini rahmetle yâd etmek gerekiyor- Sayın Erdal İnönü’nün büyük çabasıyla ve kendisinin çok titizlikle takip ettiği kuruluş çalışmaları neticesinde evrensel ölçütlere uygun bir akademi ortaya çıktı. Bizde 1993’te kurulabilen Bilimler Akademisinin Batı’daki tarihi birkaç yüz yıldır arkadaşlar. Batı’da birkaç yüz yıla dayanan geçmişe sahip olan bu kuruluşlar, bilim akademileri tamamen özerk çalışırlar ve üyeleri de tamamen bilimsel ölçütlere göre belirlenir kendileri tarafından, bizatihi akademinin kendisi tarafından. Şimdi, ben size 1993’teki o kuruluş kararnamesinde yer alan üye seçimi ölçütlerini söylesem gerçekten, ayrıntıya girmeden, şaşarsınız. Türkiye’de artık bunları hayal bile edemiyoruz yani kendi içinden seçiliyor, öneriliyor, ölçütü var, uluslararası alanda yayım yapmış olmak gerekiyor. Bütün bunlardan sonra, en az 6 tane, uluslararası indekslere yayını girmiş yabancı, yerli akademisyene gönderiliyordu hakem olarak, bunlar bilim akademisi üyesi olma niteliğine sahip midir, yeterliliğine sahip midir diye. Bütün bu aşamalardan sonra 12 kişilik bilim kurulunun 9 üyesinin onayı gerekiyordu. Bu da yetmiyor, genel kurulun da en az yüzde 50’sinin onaylaması gerekiyordu. Bu kadar sağlam bir sistem kurulmuştu ve çalışabildiği on sekiz yıl boyunca gerçekten çok değerli işler de üretti. Ne zamana kadar? 2011 yılına kadar. 2011 yılında bir kanun hükmünde kararname çıkarıldı ve bu kadar iyi işleyen bir sistem evrensel, çağdaş ilkelere uygun işleyen, iyi işler yapan bu kurum birdenbire yıkıldı, bozuldu ve Hükûmetin kontrolüne, iktidarın kontrolüne sokulmak istendi. 300 üyeye çıkarıldı; 300 üyenin 100 üyesi TÜBİTAK Bilim Kurulu tarafından seçiliyor -ki orada zaten Hükûmetin kontrolü var, ayrıca onu anlatmaya gerek yok, zaman da yetmez- 100 üyesi YÖK tarafından belirleniyor ve bütün bunlar da iktidara tabi kuruluşlar.

Neden yapıldı? Bir muhasebe, bir öz eleştiri, biraz hicap gerekmez mi? TÜBA’da yapılan bu değişiklikler daha sonra cemaatin bir operasyonu olarak nitelendirildi, doğruydu. O zaman TÜBA üyesi birçok akademisyen, Türkiye’nin uluslararası alanda en itibarlı akademisyenleri TÜBA’dan istifa ettiler ve uyardılar, Hükûmeti uyardılar. “Bakın, buradaki operasyon kötü bir operasyondur, kirli bir operasyondur; ayrıca bilimsel bütün özelliklerini de TÜBA’nın ortadan kaldıracaktır.” dediler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın lütfen.

MİTHAT SANCAR (Devamla) – Ama hayır, dönemin AKP Hükûmeti bunlara kulakları tıkadı. Sonradan, 15 Temmuz 2016’dan sonra bir bakıyorsunuz üyeler buharlaşmış. Ya, böyle bir tabir var “buharlaşma.” Nereye gidiyor üyeler, bilmiyoruz. İhraç ediliyor, sessiz çekiliyor, bir FETÖ operasyonu yapılıyor bu arada ama alınanların yerine getirilenlerle ilgili yetersizlik iddiaları, bırakın iddiayı, hakikati apaçık ortada duruyor. TÜBİTAK’a yapılan, işte, ne bileyim, park bahçeler müdürünün atanması gibi işlemler TÜBA için de geçerli. Türkiye'nin geleceğini bu kadar tahrip etme hakkı hiçbir hükûmette olamaz. Bütün bunları, darbe girişiminin yarattığı tahribatlar dâhil, gidermenin tek yolu kamuya açık, şeffaf, demokratik bir denetim mekanizması oluşturmaktır.

Saygılarımla efendim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Sancar.

Üçüncü konuşmacı, Muş Milletvekili Sayın Ahmet Yıldırım. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

Buyurun.

HDP GRUBU ADINA AHMET YILDIRIM (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de parti grubumuz adına TÜBA, TÜBİTAK ve Orman ve Su İşleri Bakanlığı üzerine düşüncelerimizi ifade etmek üzere söz aldım. Bütün Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Ancak bugün 19 Aralık. Türkiye demokrasi tarihi açısından iki ayrı müessir olaydan ötürü utanç verici bir gün. Birincisi, 19 Aralık 1978 günü Maraş katliamının başladığı, planlı olarak başlatıldığı günün yıl dönümü, ki, o zaman da aynen bugün olduğu gibi vatanın ve vatan sevgisinin bütün toplumsal katmanlar arasında ortaklaştırılmak bir yana ayrıştırıldığı bir süreçten geçmiştik ve vatan sevgisi adına, millet sevgisi adına, sözüm ona, bir katliam planlı bir şekilde, adım adım hazırlandı.

Nasıl hazırlandı? 19 Aralık gecesi saat 21.00’de Maraş Çiçek Sineması’na bir sağcı militan tarafından tahrip gücü düşük bir bomba yerleştirildi ve daha sonra gelişen olaylarda -katliama giden yollar- Türkoğlu ilçesinden gelen bir ırkçı grup tarafından “kanımız aksa da zafer İslam’ın” ve “Müslüman Türkiye” sloganlarıyla seyirci kitlesi coşturularak belli parti binalarına saldırılar başlatıldı. 21 Aralıkta ise bir öğretmen öldürüldü, öğretmenin cenazesi kaldırılırken gruba saldırı düzenlendi. 22 Aralık günü -asıl bomba- Bağlarbaşı Camisi İmamı Mustafa Yıldız cuma vaazında şunları söyledi ve kıyamet koptu orada: “Oruç tutmak, namaz kılmakla hacı olunmaz. 1 Alevi öldüren 5 sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanır. Bütün din kardeşlerimiz Hükûmete ve komünistlere, dinsizlere karşı ayaklanmalıdır. Çevremizde bulunan Alevileri ve Sünni imansızları temizleyeceğiz.” Daha sonra ne oldu? Resmî kayıtlara göre 111 kişi öldürüldü, 270 ev ve iş yeri tahrip edildi ama gayriresmî kayıtlara göre 500 civarında yurttaşımız hunharca katledildi. Öyle bir günün yıl dönümündeyiz. O katliamı gerçekleştirenleri, sessiz kalanları, ortak olanları şiddetle kınıyorum.

Yine, değerli arkadaşlar, 19 Aralık 2000 günü hayatı karartma operasyonları eş zamanlı olarak 20 cezaevine saldırıyla başlatıldı ve birçok kişinin hayatını kaybetmesi dışında, yüzlerce kişi ondan sonraki yaşamını maalesef engelli sürdürebilecek konuma getirildi.

Her iki 19 Aralıkta, 1978 ve 2000 yılında taammüden gerçekleşmiş olan bu katliamlar bu ülkenin demokrasi tarihine düşmüş utanç günleridir.

Değerli arkadaşlar, şimdi, şunu söyleyelim: Değerli Hocamız Mithat Sancar TÜBİTAK ve TÜBA’yla ilgili değerli değerlendirmelerde bulundu. Ancak bu kurumlar bilimsel kurumlar, proje ve araştırma kurumları olmasına rağmen bilimsel bir akıl ve kişilerce değil tümüyle siyasi saiklerle yönetiliyor. Siyasetin esiri durumuna getirilmişler. Yıllar yılı buradaki projelerin yandaşlara nasıl dağıtıldığını biz ibretle izledik. O dönem de AKP iktidarına itirazlarımızı yükseltirken, özellikle Gülen cemaatinin burayı nasıl ele geçirdiğini ve projeleri hurafe gibi dağıttığını söylerken üniversitelerimizde iktidarın hışmına uğruyorduk ama demek ki ondan hiç ders çıkarılmamış ki şu anda adını anmak istemediğim üç dört ayrı cemaate bu kurumlar, aynen üniversitelerdeki kadrolaşmalar gibi peşkeş çekiliyor. Şimdi, İlim Yayma, Kırkıncı Hoca, Menzil cemaatlerinin üniversitelerde, sözüm ona “FET֒yle mücadele” adı altında, haksızca kadrolaşmalarla önü açılmış… Yeni cemaatlerin bizzat iktidar eliyle ihdas ediliyor olması hâlâ geçmişten ders çıkarılmadığının göstergesidir. Bu yönüyle, siyasi yandaşlık üzerinden değil bilimin evrensel normları üzerinden, liyakat üzerinden, bilimsel liyakat üzerinden bu kurumların yönetilmesi, böyle bir aklın baskın gelmesi gerekiyor.

Bir diğer husus özellikle bugüne dair: Bugün sabah, sadece İzmir’de farklı parti teşkilatlarımıza üye ve yöneticilerden 55 kişinin gözaltına alınmasıyla ve utanmazca bunun medyaya, sözüm ona “PKK-KCK operasyonu” diye servis edilmesiyle uyandık. Bu, siyasi soykırım operasyonlarının partimiz üzerinde iki yıldan beri süregelen zincirinin yeni bir halkasıdır, bunu da şiddetle kınıyoruz. Düşünün, İzmir’de, sözüm ona, bunlardan biri canlı bombaymış -ama size canlı bombayı söyleyeyim- anne, baba ve bunun yanı sıra yürüme engelli bir çocuk alınıyor. Şimdi, bu mudur canlı bomba? Bu mudur PKK-KCK’ye dönük operasyonlar? Yaşlı anne, baba ve engelli çocuk, aynı aileden 3 kişi… Ya, açıkça çıkın, deyin ki: “Kongreler sürecinde bütün baskılarımıza şiddet dalgalarımıza rağmen HDP il, ilçe kongrelerini yaparak coşkulu bir şekilde genel kurultayına doğru gidiyor, bunu hazmedemiyoruz çünkü iki yıllık bütün kirli politikalarımıza rağmen amacımıza ulaşamadık.” Aynı şekilde, bakın, bir parti binasında arama kararı almak başka bir şeydir, onun ilçe başkanını avukatların denetiminde çağırmak başka bir şeydir; korsanvari bir şekilde bir parti binasının kapısının kırılarak içeri girilmesinin hukukla, yargıyla bir ilgisi yok. Bugün Kadıköy İlçe Başkanlığımızda, bina resmen haydutça, korsanca kapısı kırılarak kimseye haber verilmeden içeri giriliyor…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Anahtar olduğu hâlde.

AHMET YILDIRIM (Devamla) - …ve orada anahtar olduğu, “Bekleyin, kapıyı açalım.” dendiği hâlde. Siyasi iktidarın partimize dönük bu siyasi soykırım operasyonunu da şiddetle kınıyorum.

Yargı demişken, dokuz gündür Manisa’da 160 sanıklı davada -57’si tutuklu- partililerimiz yargılanıyor. Sözüm ona bu iktidarın övündüğü en önemli hususlardan biri neydi? Şuydu: “Biz ana dilde savunma hakkını çıkardık.” Partililerimiz, arkadaşlarımız kendilerini Kürtçe daha iyi ifade edeceğini düşündüğü için ana dilinde savunma yapmak istiyor. “Yok, bu örgüt propagandasına girer.” Ya, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? İleri demokrasi diye “Ana dilde savunma hakkı verdik.” diyeceksiniz, kalkıp bunları bir de bu ülkeye 21’inci yüzyılda yaşatma utancını yaşatacaksınız.

Bir diğeri, bakın, dün siyasi iktidar Suriyeli aşiret ve kabilelerle İstanbul’da bir toplantı yapıyor. Şimdi, komşunuzdan, komşu ülkeden farklı aşiretler ve kabileleri toplayıp kendi ülkenizde toplantı yapıyorsunuz ve açıklama yapılıyor. Neymiş? “ÖSO’yla ulusal ordu kurma amacıyla.” Bu, başka bir ülkenin egemenlik hakkına müdahale değil midir? Ne hakla? Şimdi, düşünün, İran, Irak, Rusya Türkiye'deki ileri gelenleri, aşiretleri toplarsa kendi ülkesinde ve “Biz Türkiye'de bir ulusal ordu kurma adına bu toplantıları yapıyoruz.” derse biz ne hissedeceksek Suriye de şu anda onu hissediyor. Soruyoruz siyasi iktidara: Bu aşiretlerle, bu kabilelerle İstanbul’da ÖSO’yla ulusal ordu kurma amacıyla yapmış olduğunuz toplantı Astana Süreci’nin bir parçası mıdır veya Cenevre sürecinin bir parçası mıdır? Yoksa biz başka ülkenin de egemenlik hakkını ihlal ederek kendimize dönük saygıyı azaltmanın özel çabası içerisinde miyiz? Bir de ne diyor: “PYD, Rusya, İran ve DAEŞ karşısında ortak tavır geliştirmek üzere…” Hani siz Rusya ve İran’la ortak iş tutmuştunuz orada. Bu ne iş ya!

Şimdi, başka bir ülkenin kendi ülkemiz için bunu yapması durumunda ne hissedeceksek şu anda Suriyeliler de… Kaldı ki öyle, orada aşiret falan çağrıldığı da yok. Sadece, Türkiye’nin ajanlaştırdığı ve iş birlikçileştirdiği kendine yakın kesimleri çağırması dışında başkaca hiçbir şey yapılmıyor. Başka bir ülkenin içini karıştırmak, orada, sözüm ona istikrarı sağlamak adına yürütülen, orayı daha fazla istikrarsızlaştırma çabalarıdır.

Son olarak da Urfalı olduğu için Tarım Bakanına bir şey soruyorum: Bu ülkenin en büyük HES ve sulama projelerinden biri Atatürk Barajı’ydı. Sayın Bakan, 1992’de bitti. Ben 1997’de genç bir akademisyenken Atatürk Barajı ve sulama rezervuar alanlarıyla ilgili bir çalışma yapıyordum, makale yazacağım. O zaman şunu söylemiştim, demiştim ki: “Bu, 8 üniteli, 2.400 megavat gücünde, dünyanın sayılı büyük barajlarından biri.” Peki, bugün de DSİ Urfa Bölge Müdürlüğünden teyit ettim, o zaman da söylenmişti, bugün de söylendi; 930 bin hektar alan sulanacak idi, değerli arkadaşlar, 9 milyon 300 bin dönüm. Bugüne kadar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Başkan, tamamlıyorum.

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Teşekkür ederim. 930 bin. Barajın yapımının bitiminin üzerinden çeyrek asır geçmiş. Ben de 1997’de makaleyi hazırlarken şunu yazmıştım hayıflanarak: “Ya, beş yıl sulamasız geçti; yazık oluyor, bu baraj yapıldı, ömründen tüketiyor. Çünkü hiçbir deprem mukavemetine, direncine maruz kalabilecek sarsıntı geçirmezse elli yıl ömrü.” Yirmi beş yıl gitti Sayın Bakan. Peki, ne kadarını suladık: 290 bin hektar, yüzde 31’ini. Ne oldu? Bir proje, milyar dolarların çok çok üzerinde, onlarca milyar dolarlık bir proje, cumhuriyet tarihinin en büyük projesi böyle heba edildi. 1992’de sözüm ona 930 bin hektar sulanabilir arazi olacaktı, gelmişiz 2017’ye, baraj ömrünün yarısını tamamlamış, bitirmiş, daha 290 bin hektar suluyoruz. Ne kadar amacından kopuk, bu ülkenin kaynaklarını ne kadar kötü kullandığımızın göstergesidir diyorum, bütün Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yıldırım.

Dördüncü konuşmacı Şırnak Milletvekili Sayın Leyla Birlik.

Süreniz on dakika.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA LEYLA BİRLİK (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; öncelikle cezaevinde rehin tutulan Eş Genel Başkanlarımız Sayın Figen Yüksekdağ’ı, Sayın Selahattin Demirtaş’ı, yine, grup başkan vekillerimi, milletvekili arkadaşlarımı, Demokratik Bölgeler Partisi Eş Genel Başkanı Sayın Sebahat Tuncel ve onun şahsında bütün siyasi tutsakları saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; grubum adına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bütçesi için söz almış bulunmaktayım.

Tarım ve hayvancılık gerek toplumun temel ihtiyaçlarının karşılandığı gerekse toplumun önemli bir kesiminin geçim kaynağı olduğu bir alandır. Aynı zamanda istihdam yaratan, sanayiye ham madde sağlayan bu sektör dış ticarette de önemli bir paya sahiptir. Ancak Türkiye ekonomisinin büyük bir bölümünü oluşturan tarım ve hayvancılık Hükûmetin yanlış politikaları nedeniyle en çok sorun yaşanan alanlardan biri hâline getirilmiştir. Tarım alanında yaşanan sorunlar AKP iktidarı döneminde sürdürülemez politikalar nedeniyle daha da derinleşmiştir. Sürdürülebilir politika, ülkenin üretim potansiyelinin ve coğrafi şartlarının dikkate alınarak bu alanda yeterli bilgiye ve donanıma sahip uzmanlarla sağlanabilir. Ancak bu ülkede iki yılda gıda, tarım ve hayvancılık alanında sorumlu 2 bakan değiştirildi. Sizin de bildiğiniz gibi her iki bakanımız da gıda, tarım ve hayvancılık alanında uzmanlıkları olmayan kişilerdi. Tarım ve hayvancılık bakan değiştikçe de politikası değişen bir alan hâline getirilmiştir. Tarım ve hayvancılık alanının bir türlü çözülmeyen sorunlarının ana kaynağı, politikalar belirlenirken, karar alınırken bizzat bu işi yapan, emek veren, emek verirken binbir zorlukla karşılaşan köylü ve çiftçilerin bu sürece dâhil edilmemesidir. Ancak Türkiye’de bunun yerine merkezî bir anlayışla devlet-özel sektör kuruluşlarının ortaklığıyla tarım ve hayvancılık politikaları belirlenmektedir. Politikaların belirlendiği Mecliste ihtisas komisyonları AKP döneminde tamamen işlevsiz hâle getirilmiştir. Mecliste, üyesi olduğum tarım, hayvancılık, arazi kullanımı, toprak koruma gibi ihtisas konularının görüldüğü Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyonu iki yıldır toplanmamıştır. Hâl böyle olunca ancak torba kanunlarla ya da yılda bir defa bütçe görüşmelerinde tarım ve hayvancılık politikalarından süre yettiğince haberdar olabiliyoruz.

Türkiye’nin gıda, tarım ve hayvancılık alanlarındaki sorunlarından biri olan dışa bağımlılık, her yıl artarak sürmektedir. Özellikle, canlı hayvan, kırmızı et ve tarımsal ürünlerin ham maddesinin yüzde 50’si ithal edilmektedir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2016 yılında Millî Tarım Projesi’nin temel unsurlarından biri olan hayvancılıkta temel amaç hayvan varlığını artırarak dışa bağımlılığın azaltılması ve ihracatın artırılmasıydı. Ancak, Hükûmet bu hedefin aksine bir politika izlemektedir. Daha birkaç ay önce Bakanlar Kurulu, Et ve Süt Kurumunu sıfır gümrükle 500 bin büyükbaş hayvan ithal etmekle yetkilendirdiğini duyurmuştur. Türkiye’de artan et fiyatlarının düşürülmesi için alınan önlemlerle, sorunu yaratan unsurların bertaraf edilmesi değil et ithalatı yapılarak sağlanmaya çalışılmaktadır. Bu şekilde devam ederse yerli hayvan üretimi bitirilecek, tamamen dışa bağımlı bir ülke hâline getirilecektir.

Biz sizlere “Üreticiyi ağır vergiler altında ezdiniz, bitirdiniz.” dedik. “Yandaşlarınızı büyüttünüz, bizi, ülke olarak dışa bağımlı bir hâle getirdiniz.” dedik. Biz bunu söylediğimizde sizler kızıyorsunuz ama bakın ne yaptınız, ne yapıyorsunuz: Bu ülkede hayvancılık nerede yapılıyor? İlkokuldan beri Erzurum, Kars, Ankara ve buna benzer illerde yapıldığını hepimiz biliyoruz. Peki o zaman soruyorum: İhale kapsamı dışında, ithal edilen hayvanların hemen hemen tamamı neden Rizeli büyük sermayeli firmalara veriliyor? Sayın Bakan, buradan, birazdan birkaç isim okuyacağım. Bu isimlerin doğru olup olmadığını ve bu isimlerin büyük bir kısmının Rizeli olup olmadığını size soruyorum: Ali Topuz; 50 bin büyükbaş, 30 bin küçükbaş, 30 bin kurbanlık, 15 bin ton ithal et. Cemil Kazancı; 50 bin karkas, 50 bin kasaplık, 60 bin besi hayvanı. Hasan Doğan’ın oğlu; 25 bin büyükbaş. Mustafa Erdoğan’ın oğlu ve Mis Et... Arkadaşlar, bu liste böyle devam edip gidiyor. Bu listede, Trakya’da, İç Anadolu’da binbir zorlukla tarımla uğraşan ne Mehmet amca var ne de Ayşe teyze var.

Tarım, hayvancılık, orman, su, yeraltı ve yerüstü kaynaklarının neredeyse tamamı devlet ve özel yandaş sermaye tarafından endüstrileştirilmiştir. Kümes hayvancılığından balık yetiştiriciliğine, arıcılık faaliyetlerinden besiciliğe kadar bütün hayvancılık faaliyetleri ve bu faaliyetlerle ilgili tüm ürünler “modern hayvancılık” adı altında tesisten aracıyla işletmeler kendi tekeline alınarak ticarileştirilmiştir. Bu yaklaşım, halkın doğadaki besin kaynaklarına doğrudan, araçsız ve ücretsiz ulaşımını engellemekte ve küçük aile çiftçiliği işletmeciliğini bitirmektedir. Toplumun kendi ihtiyaçlarını karşılamaya dönük olarak gerçekleştirdiği serbest, geleneksel hayvancılık ekonomisi bu şekilde tasfiye edilmektedir.

Söz konusu sorunlarla birlikte, güvenlikçi politikalarla çözülmeye çalışılan ancak çözülmeyen ve bu yaklaşımla da çözülmesi mümkün olmayan Kürt sorununun yansıması olarak kürdistanda yaylaların yasaklanması, köylerin boşaltılması, köylerin zorunlu göç ettirilmesi, yerüstü ve yeraltı kaynaklarının hunharca yandaş sermayeye peşkeş çekilmesi, “kentsel dönüşüm” adı altında meralar, ormanlar, zeytinlik alanların yok edilmesi anlayışı tarım ve hayvancılığı bitirme noktasına getirmiştir.

Devletin, 1950 yıllarında sürgün, göçertme uygulamaları sonucu Kürt köylerinin yaklaşık yarısı boşaltılmış, geçim kaynakları olan tarım ve hayvancılık yok edilmek istenmiştir. Aynı uygulamalar ve pratikler 1990’lı yıllardan bu yana devam etmektedir.

Seçilmiş olduğum Şırnak ili ve ilçelerine bağlı mezra ve köylerde, Eylül 2016 tarihinden itibaren, kanunlara aykırılık teşkil etmesine rağmen, birçok sivil yerleşim alanı askerî yasak bölge ilan edilmiştir. Aynı şekilde, ayrıca Temmuz 2015 tarihinden itibaren de bu bölgelerde süren askerî operasyonlar nedeniyle tarım ve hayvancılık faaliyetleri yapılmamaktadır. Her yıl baharın gelişiyle birlikte Şırnak merkez, ilçelerinin de yanı sıra, Siirt, Bitlis, Batman, Diyarbakır’dan, birçok çevre ilden yurttaş, hayvanlarını, otlatmak için, Faraşin Yaylası’na götürüyor. Faraşin Yaylası iki yıldır yasaklı bölge ilan edildi. 50’ye yakın köy, yine aynı şekilde mezra ve yayla askerî yasak bölge ilan edildiği için hayvanlarını yaylalara götüremiyor. Sadece bu yıl Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinde en az 24.600 küçükbaş, 2.820 büyükbaş ve Şırnak’ın Balveren ilçesinde 150 bin civarında arı kovanı yaylalara götürülemediği için telef olmuştur.

Tarım ve hayvancılık sektörünün en önemli ayağı iş gücüdür. Türkiye’nin kalkınmasında, nüfusun bir bölümünün geçiminin sağlanmasında etkili olan tarım sektörü, istihdam edilen iş gücünün yaklaşık yüzde 23’ünü oluşturmaktadır, bunun da yarısını mevsimlik tarım işçileri oluşturmaktadır. TÜİK verilerine göre yaklaşık 3,5 milyon mevsimlik tarım işçisi mevcuttur. Sayıları azımsanamayacak ölçüde fazla olan mevsimlik tarım işçilerinin yaşam ve çalışma koşulları insanlık onuruna yakışır bir düzeyde olmamasının yanı sıra, hukuki, yasal korumalardan da muaftır. AKP iktidarı boyunca, mevsimlik tarım işçilerinin kaçınılmaz olduğu hâllerde çalışma koşullarının iyileştirilmesine yönelik herhangi bir adım atılmış değildir. Bu sorunun çözümü için köylere dönüşlerin etkin biçimde gerçekleştirilerek, bu insanların kendi topraklarında kendilerinin yönetebileceği tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin önünün açılması gerekmektedir.

AKP iktidara geldiğinde çiftçilerin işlediği tarımsal alan 24 milyon hektardı, on beş yıllık AKP iktidarında işlenen tarım alanı yaklaşık 3 milyon hektar azaldı. 2002 yılında tarımsal istihdam yüzde 35 iken bugün bu oran yüzde 20’lere kadar düşmüş. Çiftçiler İstanbul büyüklüğünde tarım alanını ekemez hâle getirilmiş. Tarımda kendi kendine yeten Türkiye’nin, uygulanan sermaye yanlısı politikalarla, tarım ve hayvancılıkta kendine yeten bir ülke olmaktan çıkıp AKP iktidarında, karnını doyurmak için Arjantin’den mısır, Ukrayna’dan buğday, Şili’den angus ithal eden hatta sap ve samanı ithal eden bir noktaya getirilmiş olması da can yakıcı bir gerçekliktir.

AKP iktidarının gıda, tarım ve hayvancılık politikalarında yanlışlar, dönemsel politikalar belirlenmesi hem üreticiyi hem de tüketiciyi mağdur etmektedir. Bu sorunların çözümü için iktidar rantçı ve dönemsel politikalar üretmekten bir an önce vazgeçmelidir. Bunun yerine daha demokratik, katılımcı, tutarlı ve sürdürülebilir politikaların bir an önce hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Sayın Bakan, ek olarak bir soru daha sormak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın.

LEYLA BİRLİK (Devamla) – Sayın Bakan, ek olarak, Bitlis’te, Muş’ta -yaptığımız görüşmelerde- yüzlerce hayvanın yemden kaynaklı telef olduğu söyleniyor. Daha önce bu konuya dair bir soru önergesi vermiştik yalnız cevabını alamadık. Buradaki ölümlerin, hayvan ölümlerinin nedeninin yemden kaynaklı olup olmadığı tespit edildi mi? Tespit edildiyse eğer, yemden kaynaklı hayvan ölümleri için herhangi bir hazırlığınız, telafi etmek için bir hazırlığınız var mı?

Kurumu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Birlik.

Beşinci konuşmacı, Hakkâri Milletvekili Sayın Nihat Akdoğan.

Süreniz on dakika.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA NİHAT AKDOĞAN (Hakkâri) – Sayın Başkan, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının bütçesi üzerine HDP Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, siz değerli milletvekillerini ve cezaevinde rehin tutulan başta eş genel başkanlarım olmak üzere seçilmiş bütün arkadaşlarımı saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bölgemizin temel geçim kaynakları olan tarım ve hayvancılık, bugün, AKP döneminde can çekişiyor. Tarım ve hayvancılıkta daha önce kendi kendine yeten bir ülkeyken, demin arkadaşımızın da belirttiği gibi, bugün et ithal eden, bunun yanında bir de saman ithal eden bir duruma geldik. Son yirmi yedi yılda yasaklarla birlikte bölgemizde mera hayvancılığı bitme noktasına getirildi. Hayvanlarını yaylalara çıkaran vatandaş hem yüksek verim alıyordu, ayrıca ülke ekonomisine ve kendi bütçelerine daha çok değer katıyordu, daha sağlıklı ürünler elde ediyordu. Diğer yandan, mera hayvancılığı aynı zamanda hayvanları birçok hastalığa karşı da koruyordu. Şimdi yayla yasaklamalarının yarısından fazlası sizin döneminize denk düşüyor. Bu konuda hiçbir adım atmadınız. Hani reklam vardı ya, güleç yüzlü köylü reklamı: “OHAL kalktı, baskılar bitti, köyümde özgürce yaşıyorum. Onlar konuşur AKP yapar.” Bırakın o köylünün yüzünü somurtmayı, bütün halkı kırdınız, üzdünüz, kutuplaştırdınız.

Değerli arkadaşlar, aslında büyüdüğümüz konuları sizinle paylaşmak istiyorum. “Büyüdükçe büyüyoruz.” diyorlar. Evet, bugün bütçemiz tam 47 milyar yani 47 katrilyon açık veriyor. Bu bütçeyle büyüyoruz. Diğer yandan, dünyanın en büyük 16’ncı ekonomisi olduk. Bu bütçe zamlarıyla, Hükûmetin vergileriyle büyüdük. Dünyanın en büyük ordusu, polisi, jandarması bizde; böylece büyüyoruz. İçinde adalet olmayan en büyük adalet saraylarını yaptık. Yargısız infazlarda, cezaevi yapmada büyüdük, operasyon sayılarında büyüdük. Ampullü bir parti sayesinde hormonla, vitaminle, haplarla, sanal reklamlarla büyüdük. Cari açıkta, dış borçta, ithalatta, sıcak parada, yolsuzlukta, işsizlikte, enflasyonda, özelleştirmede, devlet arazilerinin yap-işlet-devretle kiralanmasında, satışta, istatistikte, rakamlarla büyüdük. Zamda, zulümde, korku imparatorluğunda, işkencede, tutuklamalarda büyüdük. Düşünce özgürlüğünde, örgütlenmede, toplantı ve gösteride, basın açıklamasında, din ve vicdan hürriyetinde, sendikal haklarda tersinden büyüdük. Aslolan büyümektir, sihirli kelimelerle büyüdük. Kardeşi kardeşe vurarak, komşu komşuya çatarak, dünyaya nara atarak büyüyoruz. Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinde, cezaevlerinde insan hakları ihlallerinde, hukuk ihlallerinde büyüyoruz. Şiddet toplumunda, karakolda, dayakta, F tipinde, enkazda, çadır yangınlarında, çığlıklarda, feryatlarda, isyanlarda büyüdük. Bir avuç zengin, bir avuç holding, siyasetçi, bürokrat, iş birlikçi, zorba, dikta, köle sahibi olduk, büyüdük. Kim tutar bizi? Seçim, sandık sandık, hazine yardımlarıyla, barajlarla, siyasi muhalifleri tutuklayarak büyüyoruz.

Değerli milletvekilleri, Kenan Evren de kendi anayasasını kabul ettirebilmek için yüzde 93’leri bekledi; AKP iktidarı da 2023’lere, 2053’lere, 2071’lere, ihale bizim, iktidar bizim, tek parti, tek adam, tekçi zihniyetle, sultan olur, büyüyoruz demektedir.

Kadına karşı ayrımcılıkta, KPSS sınavında torpilde, rüşvette, şikede büyüyoruz. Primde, ihalede, işkencecileri, faili meçhullerin zanlılarını korumada ve kollamada büyüyoruz. Doğal gaza, benzine, mazota, elektriğe, kredi faizlerine zamda büyüyoruz. ÖTV’de, KDV’de, damga vergisinde, harçta, icra dosyalarında, iflaslarda, kapanan şirketlerde, karşılıksız çekte, davalarda, mahkemelerde büyüyoruz. Makam araçlarında, resmî zevatı karşılamada, koruma ordularında, yağda, yağcılıkta, kul olmada, rüşvette, adam kayırmada, partizanca kadrolaşmada, muhalifleri sürmede, fişlemede, dışlamada büyüdük. Din kardeşliğinde Müslüman kardeşlerle, çağdaş toplumda cemaatlerle, fetvalarla, BOP’ta Jandarma olduk. Füze kalkanları, NATO rampaları, krizin cilvesiyle, bağımlılıkta piyon olmada, ellerin elinde oyuncak olmada büyüdük. Kuzu gibisiniz, sayenizde gelir adaletsizliğinde ve dolaylı vergi zammında, zamlarda zulümlerle büyüyoruz. Dizilerle uyutulduk, milliyetçi nutuklarla uyutulduk. Asgari ücrette, maaşta, alım değerinizde, paramızda pulumuzda, tohumda, toprakta, bakkalda, pazarda milyonlar yoksullaştı, bir avuç azınlık büyüdük.

Değerli milletvekilleri, çetelerde, mafyalarda, darbecilerde, talanda, vurgunda, soygunda büyüdük. Silah alımlarında, askerî harcamalarda büyüdük. Eğitimde, sağlıkta, sosyal politikalarda, hakta, hukukta küçülerek büyüdük. Özelleştirmede, madenlerde, ruhsatlarda, enerjide, doğayı, tarihi, kültürü katlederek büyüdük. HES’lerde, termikte, nükleer enerjide, memleketin limanlarını, kara yollarını, denizlerini, kıyılarını, dağlarını, ovalarını yabancılara peşkeş çekerek büyüdük. Faşizme ve şovenizme karşı omuz omuza duramazsak, kardeşliği, barışı, insan haklarını, hukuku, demokrasiyi savunamazsak vahşi kâr hırsında açgözlüler büyür. Memleket uçuruma doğru yuvarlanmışken pembe tablolar çizdik. Arap Baharında Türkiye kuşa döndü. Despot, zorba liderler bir bir tarih olurken bizde ise zorbalık hükümran oldu.

Değerli arkadaşlar, bu bütçeye niye “Hayır” diyoruz? Bu bütçe, eğitime, sağlığa, sosyal politikalara, tarıma, hayvancılığa gerekli hassasiyeti vermediğinden dolayı “Hayır” diyoruz. Hakka, hukuka, özgürlüklere gereken önemi vermediği için “Hayır” diyoruz. Bu bütçe, bir savaş ve rant bütçesidir, vatandaşımızın derdine derman olan bir bütçe değildir. Bölgeler arasında ekonomik gelişim farkını ortadan kaldırmadığı için biz, buna “Hayır” diyoruz. Komisyonlarda virgülüne dahi dokunulmasına izin verilmeyen; dolayısıyla, tek kişinin bütçesine “Hayır” diyoruz.

Değerli arkadaşlar, özellikle Tarım Bakanı, Sayın Bakan, geçenlerde Hakkâri’ye gitmişti. Esnafı ziyaret ederken, demin arkadaşımızın da belirttiği gibi, oradaki kasaplardan bir tanesi diyor ki: “Sayın Bakan, niye eti siz iki tane firmaya veriyorsunuz?” A101 ve BİM bölgede bir anda mantar gibi türedi. Buna vermenin sebebi nedir? Hakkâri’de toplamda bu işi yapan insan sayısı 40’tır. Buradaki tekelleşmeye niye izin veriyorsunuz? Eğer onlar da…

Sayın Başkan, bir dakika rica ediyorum.

BAŞKAN – Daha bitmedi, devam edin.

NİHAT AKDOĞAN (Devamla) – Burada sıfırlandı da Başkan.

O nedenle, Sayın Bakanım, zaten bölgede tarım ve hayvancılık bitirilmiş. Bölgede yeni bitmeye başlayan bu firmalar eliyle değil halkın tümüne, oradaki 40 esnafın 40'ına da bunu paylaştırsanız ya da daha önce birçok ilde karşılaştığımız şekilde birkaç tane ofisini açsanız daha iyi olmaz mı? Yoksa burada da saraydan size karşı bir talimat mı gelmiştir?

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Akdoğan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, söz almak istiyorum.

BAŞKAN – Tabii ki, buyurun Sayın Bakan.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

8.- Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın, Hakkâri Milletvekili Nihat Akdoğan’ın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın sekizinci tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Şanlıurfa) – Sayın vekilime teşekkür ediyorum.

Tabii, biz hem üreticiyi hem halkı hem esnafı düşünmek zorundayız. Yani bakın, “40 esnaf” dediniz. Oysa Hakkâri’nin nüfusu 100 bindir, bakın, bu çok önemli. 40 esnaf benim için çok önemlidir ama 100 bin insanın et alması, gerçekten ucuz fiyata et alması onun kadar önemlidir. Ancak biz o esnaflarımızı yalnız bırakmadık.

Bakın, o fiyatı düşürürken, 23,80 kuruş olan ESK’nın alım fiyatını anında 25 liraya çıkardık, anında 25 liraya çıkardık. Ve şunu söyledik, dedik ki: “1 Ocak 2018’den sonra da 200 baş ve altı olmak üzere her hayvanı kesime götüren üretici kardeşlerimize biz 250 lira…”

Bakın, bu yoktu 2017’de. Başka desteklerden faydalanılarak 250 lira hayvan başı destek verdik.

Onun için, çok değerli milletvekilim, doğrudur, kasaplar benim her şeyimdir ama emin olun ben tek tek Hakkâri’deki o kasapları dolaştım, onlar çok mutsuz değiller ve çoğu da diyor ki: “Allah razı olsun, bizim işimiz arttı. Eskiden 10 kilo satarken fiyatı düşürdük, şimdi 20 kilo satıyoruz, aynı kârı tekrar elde ediyoruz.”

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakan.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Kendi ürettiklerini satsınlar Sayın Bakan.

NİHAT AKDOĞAN (Hakkâri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Akdoğan…

NİHAT AKDOĞAN (Hakkâri) – Özellikle, ben bir şeyi eğer…

BAŞKAN – Buyurun, açıyorum mikrofonunuzu yerinizden.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Vay Sayın Bakanım, vay! Hakkâri de eğer Sırbistan’dan gelen etin kuyruğuna giriyorsa veya ucuz etin kuyruğuna giriyorsa vay memleketin hâline. Buna üzülmemiz lazım, hepimizin üzülmesi lazım Sayın Bakanım. Yani eğer Hakkâri’de, hayvancılık yapılan bir bölgede, Türkiye’nin bir ucunda ucuz et almak için millet sıraya giriyorsa vay memleketin hâline Sayın Bakanım! Bu, tutanaklara geçsin.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Şanlıurfa) – Ben cevap vereceğim.

ERHAN USTA (Samsun) – Topluca da cevap verebilirsiniz.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Topluca da cevap verebilirsiniz.

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan, Bakan bey her defasında cevap vermesin, toplu olarak cevap versin.

BAŞKAN – Evet, Sayın Akdoğan’ı dinleyelim.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Şanlıurfa) – Şimdi, yalnız şöyle Başkanım, cevap vermek istiyorum…

BAŞKAN – Sayın Bakan, Sayın Akdoğan’a söz verdik.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Ama bir saniye; o, sisteme girecek şimdi.

9.- Hakkâri Milletvekili Nihat Akdoğan’ın, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

NİHAT AKDOĞAN (Hakkâri) – Sayın Bakanım, özellikle burada benim demin bahsettiğim 40 esnafla ilgili, mesele sadece oradaki 40 kasap değil. Şimdi, bu BİM ile A101’in açılmasından sonra orada, Hakkâri’de yüzlerce esnafımız dükkânını kapatmak zorunda kaldı. Şimdi, siz devlet olarak oradaki 6 noktaya eti verdiğinizde oradaki vatandaş, oradaki esnaf kendi müşterisini de kaybediyor. Buradaki tekelleşmeye karşı Sayın Bakanım, yoksa elbette devlet oradaki imkânlarıyla sadece 2 firmayı değil, halkını da düşünmeli; oradaki esnafın da mağdur olmasına sebep olacak bir girişimin içerisinde olmamalı, devlet aklı buna ihtiyaç da duymamalı.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cevap verecek misiniz Sayın Bakan?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Şanlıurfa) – Tabii, tabii; cevap vereceğim.

BAŞKAN – Buyurun, açıyoruz mikrofonunuzu.

10.- Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın, Hakkâri Milletvekili Nihat Akdoğan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Şanlıurfa) – Çok Değerli Vekilim, şimdi, biz sadece İstanbul’a veya sadece Hakkâri’ye et verdiğimiz taktirde bu, adaletimize uygun olmayan bir davranış olurdu. Biz ihaleye çıkarken -bakın, bu çok önemli- 81 ilde ve ilçelerinde şubesi olan marketlere baktık ve 2 market çıktı ve bu marketler aynı fiyatı verdi. Eğer fiyatlardan birisi üstün olmuş olsaydı yani bize uygun olmuş olsaydı, biz bir markete verecektik.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Danışıklı dövüş!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Şanlıurfa) – Bizim için önemli olan halkın tümüdür, Türkiye'nin tümünü kucaklamaktır.

İkinci bir cevabım, Sırbistan’dan daha et gelmedi. Şimdi, çıkıp bu söyleniyor, “Sırbistan’dan et geldi.” Hayır, arkadaşım, Sırbistan’dan et almadık.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Gelecek mi peki Sayın Bakan?

DİDEM ENGİN (İstanbul) – Almayacak mısınız?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Şanlıurfa) – Bakın, bir dakika, müsaade edin biraz sonra konuşacağım ama ben sizi ne kadar güzel dinliyorum.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Gelmedi ama gelecek!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Şanlıurfa) – Efendim, biz, süs olsun diye almıyoruz, halkımız… Yani Sırbistan’ın hayvanı ayrı, Şırnak’ın hayvanı ayrı mıdır? Hayvanlar farklı mıdır yani? Bizim buradaki amacımız nedir? İnsanlara, gerçekten kesesine uygun et yedirmektir. 45 liraya et alabilirsiniz ama benim vatandaşımın 30 liraya et alması onun en doğal hakkıdır.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Üretsin!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Şanlıurfa) – Allah Allah! Bir dakika… (HDP sıralarından gürültüler)

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Yerli üretsin!

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Başkanım, kürsüye anons yaptınız da bizim haberimiz mi yok.

Ne yapıyorlar arkadaşlar?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Şanlıurfa) – Arkadaşlar, ama bakın şimdi…

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Hayvancılık bitti!

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Allah, Allah! Anons edildi mi? Etmedi.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Şanlıurfa) – Çok sevgili arkadaşlarım… (HDP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Yıldırım…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Şanlıurfa) – Anneler şunu söylüyor: “Mutfağımız şenlendi, Allah razı olsun sizden.” Öğrenci diyor ki: “Ben yarım kilo kıymayla iki öğün yemek yapıyorum.”

Teşekkür ederim.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Sayın Başkan…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Tamam, anons edildin mi Behçet Hoca?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Konuşma sürene daha var, geç yerine ya! Böyle bir usul var mı? Meclisi iyice şeye çevirdiniz.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Tarım Bakanlığının görevi yurt dışından et getirerek buradaki insanların ucuz et yemesini sağlamak değildir. Tarım Bakanlığının görevi…

BAŞKAN – Şimdi soru-cevap şekline geçtik, böyle olmaz…

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – …buradaki hayvancının et üretmesini, milletine ucuz et yedirmeyi sağlamaktır. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının görevi budur.

Saygılarımı sunuyorum.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – O ne ya? Sayın Başkan, o ne orada ya?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Ya, şimdi onun sırası.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Ne yapalım? Verdiğinde çıkarsın konuşursun, böyle bir şey var mı ya! İç Tüzük değişikliği yaptık, yapılan şeye bak ya!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, 60’a göre kısa bir söz istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Akar, ben Sayın Yıldırım’dan sonra size söz vereceğim. Sayın Yıldırım’ı çağıracağım kürsüye, ondan sonra.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Çağırmadınız efendim henüz, alabilirim yani, konuyla ilgili ben de…

BAŞKAN – Siz vekâleten mi bakıyorsunuz?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Evet, evet.

BAŞKAN – Peki o zaman, size söz vereceğim.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, kürsüdeki şeyi lütfen aldırın.

BAŞKAN – Tamam, Sayın Yıldırım konuşacak.

Hayır, almanıza gerek yok.

Sayın Yıldırım konuşacak Sayın İnceöz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Tamam, anons ettik mi, kürsüye çıktı mı?

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – On saniye az görsen kâr mı Hanımefendi?

BAŞKAN – Birazdan edeceğiz, sorun yok Sayın İnceöz.

Sayın Akar, buyurun.

11.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan Türkiye'ye ucuz et yedirmek istediklerini söyledi, bunu da Et ve Süt Kurumu vasıtasıyla yedireceklerini ifade etti. Şu anda, Et ve Süt Kurumunun piyasayı düzenleme diye bir görevi var ve bu düzenleme görevi, Et ve Süt Kurumu üretiminin Türkiye’deki toplam et üretimindeki payı yüzde 3, sadece yüzde 3. Kombinalarının kapasitelerinin şu anda yüzde 30’unu kullanabiliyorlar. Tamamını kullanmış olsa bile piyasayı düzenleme yetenekleri sadece yüzde 5’i geçmiyor. Bu nedenle Türkiye’de ucuz et yemek ithal da olsa bir problem. Bu yolla da çözülemeyeceği bir gerçek.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Akar.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503) (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

 

A) BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı

B) KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Standartları Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Standartları Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Patent Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU (Devam)

1) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ (Devam)

1) Türkiye Bilimler Akademisi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimler Akademisi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

G) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına altıncı konuşmacı Adıyaman Milletvekili Sayın Behçet Yıldırım.

Buyurunuz. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

HDP GRUBU ADINA BEHÇET YILDIRIM (Adıyaman) – Teşekkürler Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tarım Bakanlığına bağlı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu bütçesi üzerine partim HDP adına söz almış bulunmaktayım.

Bizleri ekranı başında seyreden değerli halkımı, son gelen tütün yasasıyla mağdur edilen başta Adıyamanlı hemşehrilerim olmak üzere, tüm tütün emekçilerini buradan saygıyla selamlıyorum.

Şimdi “Bir hekim olarak iki gün önce Sağlık Bakanlığı bütçesi üzerine konuştun. Tütün ve alkol piyasasından sana ne! Başka biri konuşsaydı daha iyi olmaz mıydı?” diyeceksiniz ama bakın, Sayın Tarım Bakanımız da bir hekim, üstelik genel cerrah. AKP iktidarı tarımı bitirdi, tarım can çekişiyor, her türlü tedavi uygulandı, medikal, kemoterapi, radyoterapi, alternatif tıp tedavileri uygulandı, fayda etmedi, şimdi tarım ameliyat masasına alındı. Genel cerrah meslektaşım Doktor Eşref Fakıbaba opere edecek, bakalım hastayı -tarımı- kurtarabilecek mi? Sakın hasta “inop” olmasın Bakanım. (HDP sıralarından alkışlar)

İşiniz çok zor Sayın Bakanım. Tarım ülkesi olan güzelim yurdum bugün saman, nohut, mercimek, et ithal eder duruma gelmişse işiniz gerçekten zor. Umarım başarılı olursunuz.

Tarım Bakanı genel cerrah olunca benim de Adıyaman’ı çok yakından ilgilendiren tütün konusunda konuşmam son derece normal.

Şimdi, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu bütçe görüşmelerinde Başkan Vekilinin bütçe sunumuna bakıyorum, tütün ve alkol piyasasının stratejik öneminden bahsediyor, “Bütçe gelirleri bakımından önemli bir yer tutmaktadır.” diyor ancak içeriğe ilişkin herhangi bir açıklama yapmadan kurumun hangi kanunla kurulduğunu belirtmekle yetiniyor.

Tütün üretimi ve piyasası asıl kimin için stratejik ve önemli olduğunu birazcık anlatayım size. Sarmalık kıyılmış tütün üretimi, Adıyaman üreticisi ve Adıyaman tütün pazarında bulunan esnaf için ve dolaylı olarak tüm Adıyamanlılar ve topyekûn Adıyaman ekonomisi için stratejik ve ciddi bir gelir kaynağıydı. Ancak, geçen ay kabul edilen 7061 sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la tütün üreticisinin ve küçük esnafın bitirilmesi noktasında önemli bir adım attı AKP iktidarı. Yasal düzenleme adı altında yasal engelleme getirdiniz.

Tütün üreticileri, bu tütün yasağına haklı bir tepki göstermek amacıyla demokratik yollarla sesini ilgililere duyurmak istediler. Ancak, buna karşı Valilik ne yaptı? Basın açıklamalarını yasakladı. Hani OHAL vatandaşa değil, devlete uygulanacaktı? OHAL’i çiftçilerin, tütün üreticilerinin haklı talebini bastırmak için kullandılar. Bu kadar orantısız, sert müdahale etmeleri gerekmiyordu. Halk bir muhatap aradı. Ne vali ne de AKP vekilleri vardı. Halk, işin muhataplarını yani valiyi, AKP vekillerini göremeyince, onlar insiyatif almayınca tütün üreticileri ile güvenlik güçleri baş başa kaldılar ve maalesef bu nahoş görüntüler ortaya çıktı arkadaşlar. Bakın, sadece “Tütün alın terimizdir.” diyen insanlar, ellerinde Türk Bayrağı olan insanlar, ellerinde basit dövizler olan insanlar gazlandı, coplandı. Üç dört saat orada resmen halka işkence, eziyet ettiler, 100’den fazla tütün üreticisi gözaltına alındı. Biz olayların durulması için valiyle görüşmeye çalıştık. Valiliğe gittim ancak Valilik makamında, valinin kapısında valinin korumaları “Vali sizinle görüşmek istemiyor.” dedi. Valilik ve bu yasanın savunucuları halkın yapmak istediği basın açıklamasını kriminalize etmek için “provokatör” kelimesinin arkasına sığındılar. Provokatör kimdir, tütün üreticisi mi? Bu eylemi halk kendisi insiyatif alarak, sosyal medya üzerinden örgütlenerek geliştirmiştir. Tütün nasıl siyasetüstü bir konu ise eylemin gerçekleşmesi de tamamen siyasetüstüdür. Tütün üreticileri, sadece tütün yasağına haklı bir tepki göstermek amacıyla demokratik yollarla sesini ilgililere duyurmak istediler, hepsi buydu ama karşılığını gaz, su ve coplanarak gördüler. Tütün üreticilerine, tütün esnafına yapılan bu orantısız ve haksız muameleyi o zaman da kınamıştım, şimdi de kınıyorum. Basın açıklamasından sonra vali “Halk bize gaz bombası attı.”, AKP İl Başkanlığı ise “Dışarıdan gelen provokatörler.” dedi. Üzerinden nerede ise bir ay geçti, 100’den fazla insan gözaltına alındı. Bunlardan kaçı şehir dışından gelmişti, kim gaz bombası atmıştı, ne hikmetse hâlâ açıklanmadı. Açıklayamazlar da çünkü külliyen yalan. Orada bulunanların -AKP'lisi, CHP'lisi, MHP'lisi HDP'lisi- hepsi tütün üreticisi, hepsi Adıyaman halkıydı.

Klasik bir söyleminiz var: “Tütünü biz yasaklamadık, TEKEL’i biz kapatmadık. Tütün zaten yasaktı, TEKEL’i zaten Kemal Derviş ve IMF kapatmıştı.” İyi de on beş yıldır kim iktidar? Madem Kemal Derviş tütünü yasakladı, IMF yasakladı, siz yerli ve millîsiniz, siz serbest bıraksaydınız. Tam tersi, tütün ticaretine, suçla orantısız bir şekilde, üç ila altı yıllık cezalar getirerek siz yasağı daha da katmerlediniz.

Benim anladığım kadarıyla Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu yerli tütün piyasasını tamamen bitiriyor, bu piyasayı uluslararası sigara tekellerine bırakıyor. Dünya Bankasıyla yapılan anlaşmalar sonucunda, 4733 sayılı Yasa’nın çıktığı günden bu yana tarımda, üretimde bir gerileme yaşandı.

Değerli milletvekilleri, tütünün toplumsal hayata etkilerini, Adıyaman özelinde, bu Mecliste defalarca anlattık. Adıyaman'ın yoksulluğa ve ırgatlığa mahkûm olacağını defalarca söyledik. Özellikle Adıyaman için söyleyeyim: Bu sarmalık kıyılmış tütün ticareti nedeniyle Adıyaman'daki bütün iş kolları dolaylı olarak faydalanıyordu. Şimdi, öyle bir proje, öyle bir üretim alanı düşünün ki köyden kente göçü engellesin, sosyal dokuyu korusun, ciddi bir istihdam alanı yaratsın, üretici emeğinin karşılığını aldığı için kazansın, esnaf ticaretini yaptığı için kazansın ve tüketici ucuza aldığı için ve cebinden tasarruf ettiği için kazansın. Ayrıca, cezalarla, yasaklarla önlemeye çalıştığınız yurt dışından getirilen sigara kaçakçılığını da önlesin. Ama siz ne yaptınız? İşte, sarmalık kıyılmış tütün üretimi ve ticaretinin fiilî olarak hâlihazırdaki durumu buydu. Bu durum nedeniyle Adıyaman ve yerel tütün üreticisinin baştan beri Hükûmetten şöyle bir beklentisi vardı ve “Bakın, bizim sarmalık kıyılmış tütünümüz var ancak bunun üretimi serbest ama satışı yasak. Biz bu tütünü başka illere gönderdiğimiz zaman yolda tütünümüze el konuluyor, bize ceza kesiliyor. Biz bu durumun sona ermesini, ürettiğimiz sarmalık kıyılmış tütünü rahatça satabilmek istiyoruz. Buna bir çözüm bulun ve bu üretimi destekler mahiyette, bu duruma yasallık kazandırın.” diyordu. Siz ne yaptınız? Katmerli cezalarla, sarmalık kıyılmış tütünün hâlihazırdaki pazarını yok etmeye çalışıyorsunuz.

Sarmalık kıyılmış tütünü ticari amaçla bulundurmak dahi suçtur. “Bunu kooperatif eliyle yasal hâle getirdik.” diyeceksiniz ama kooperatif eliyle satışı desteklemeye değil, kooperatif eliyle tütün üretimini bitirmeye çalışıyorsunuz. Belirli merkezlerde ve ancak kurulun izniyle kooperatif kurulacağı belirlenmiştir. Yani yarın öbür gün kurul “Hayır, burada kooperatif kuramazsınız.” der ise, tütünün kooperatifler eliyle işlenmesi ve satılması mümkün olmayacaktır.

Kooperatif kurmak zor ancak üretici bir araya geldi ve kooperatif kurdu diyelim. Peki, kooperatifin alım ve satımını yapacağı bu tütünün vergi oranı nedir? “Vergi oranını daha sonra konuşuruz.” diyorsunuz.

Eğer tütün mamullerine ilişkin benzer oranlarda vergi kaydı konulacak ise -çünkü tütün mamullerinde yüzde 80 vergi var- ben baştan söyleyeyim, bu kooperatifin sigara firmalarıyla rekabet şansı sıfırdır. Bu, ileriki zamanlarda kooperatiflerin de kapatılmasına gidecek bir süreci başlatacaktır.

Adıyaman tütünü artık geleneksel tütün pazarlarında yerini alamayacak. Nerede olacak? Firmaların insafında, bir firmanın deposunda, yani yasal, modern soyguncuların elinde olacak; burada çiftçi, köylü değil o deponun sahipleri kazanacak ya da Adıyaman tütünü sigara firmalarıyla rekabet edemeyecek, bir kooperatifin ambarında çürüyecek.

Tütün yasaklamaları tarım politikalarından bağımsız değerlendirilemez arkadaşlar. Üretmeyen tüketen yani dışarıya bağımlı bir pazar hâline getirdik memleketi. Nasıl et ithalatı varsa, saman ithal eden bir ülkeye dönüştüysek, aynı şekilde, tütün ithal eden bir ülke olduk. Yoksa “Alın, kooperatif kurun, tütününüzü burada satın, ben sizden yüzde 80-83 vergi alırım.” derseniz, aynı şekilde makarona da çok fahiş vergiler getirirseniz, bunun adı yasal güvence değil, yasal engelleme olur.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, şimdi durum nedir? Türkiye'de ciddi bir pazarı olan Adıyaman tütününü satan esnaflara, özellikle batı illerinde ve metropollerde “Duman-1” ve “Duman-2” adıyla, sanki esrar satıyorlarmış gibi operasyonlar yapılıyor, yüklü miktarlarda cezalar kesiliyor, tütünlerine el konuluyor. Kargolar taşımıyordu, halk direndi. Sonra ricayla, minnetle kargo şirketleri temmuz ayına kadar taşıma sözü verdiler ama taşıyacak tütün yok orada çünkü piyasa çökertildi. Özel araçlarla tütününü taşıyanlar da yolda yakalanıyor, tütünlerine el konuluyor, 92 bin TL’ye kadar cezalar kesiliyor, arabaları bağlanıyor. Vatandaş el konulan tütünden vazgeçmiş cezaları ödememek için çeşitli yollara başvuruyor. Bütün bu yasaklayıcı uygulamalar neticesinde Adıyaman tütününe olan talep düşürülmüş, köylünün, üreticinin tütünleri ellerinde kalmış durumdadır. Tütününü satamayan köylülerimiz mağdur bırakılmış, ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma getirilmiştir. Geçimi tütüne dayalı olan Adıyaman’da şu anda büyük bir ekonomik durgunluk söz konusudur. Bu konuda çok yoğun telefon ve mesaj alıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun tamamlayın.

BEHÇET YILDIRIM (Devamla) - Ama bu böyle gitmez, gitmemeli. Adıyaman'ımıza sahip çıkmalıyız. Adıyaman'ı daha fazla işsizlikle, açlıkla terbiye etmeyelim, ırgatlaştırmayalım diyorum.

Sağlığa zararı bilinen tütünün üretilmesini, tüketilmesini, pazarlanmasını denetleyecek TEKEL gibi bir kurumun tekrar oluşturulması gerçek bir çözüm olacaktır. Ne üreticilerimiz ne de tüketicilerimiz küresel dev sigara tekellerinin insafına terk edilmemelidir.

Bu arada, AKP iktidarı yerelde de zarar görmesin diye çabalayan “tırşikçi” denilen bir kesim var. Onlar iktidara göbekten bağlı oldukları ve oradan beslendikleri için işleri güçleri iktidarı aklamaktır. Bu kesim iktidara vebal gelmesin diye türlü türlü yalanlara sarılıyor, iktidar yanlış yaptığını itiraf etse bile bu kesim çeşitli yalan ve yalakalıklarla gerçekleri gizlemeye çalışıyor. Buradan da onları şiddetle kınıyorum. Vicdanınızı atmayın, gerçeklere sarılın, yalanlardan ve yanlış bilgilendirmelerden vazgeçin.

Aynı zamanda, Adıyaman için önemli olan Atatürk Barajı’nın da bir an önce devreye girmesini temenni ediyor, saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yıldırım.

Yedinci konuşmacı Diyarbakır Milletvekili Sayın Ziya Pir.

Buyurun Sayın Pir. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

HDP GRUBU ADINA ZİYA PİR (Diyarbakır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; AK PARTİ sıraları her zaman olduğu gibi biraz boş ama sayın hocam burada, onunla biraz sohbet edelim, sizin alanınıza gireceğim.

Rivayet odur ki Hazreti Âdem ve Hazreti Havva’nın çocuklarından 2’si kavga eder ve Kabil, Habil’i öldürür. Bunu burada daha önce kısaca anlatmıştım ama tekrarlamada fayda vardır.

İSMET UÇMA (İstanbul) - Kur'an’da geçmez, “Habil” “Kabil” Kur'an’da yoktur.

ZİYA PİR (Devamla) – Rivayettir.

Şimdi İbranice‘den Türkçeye çevirirsek Kabil’in anlamı “maden işinde çalışan değirmenci” yani mealen bu şekilde kabul edebiliriz, demirci diyebiliriz. İbranice’den Türkçeye çevirince Habil’in anlamı da “rüzgâr, soluk, nefes yani yaşam” gibi tercüme edebiliriz bunları.

Şimdi, son yıllarda insanlığın geleceği için kafa yoran bilim insanları ve filozoflar, bunu inançlar ötesi bir metafora çevirmiştir. Yani “Kabil” biz cahil insanlar nazarında daha güçlü olanı yani rantçıyı, yok edici sanayiyi, doğa tahribatını temsil eder ve “Habil” de doğayı, insana yaraşır bir yaşamı temsil eder. İnsanlık tarihinde bu kavga hep devam etmiştir ve güçlü olan güçsüz olanı hep yok etmiştir.

Şimdi, insanlık tarihinde sanayi-doğa çelişkisi ve insanın doğaya plansız müdahalesi, bir Kızılderili şef tarafından da dile getirilmiştir. Aynı şeyleri konuşuyor, son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak diye seslendiği beyaz adam durumuna bizlerin düşmemesi lazım. Kabilvari değil de Kabil’i de tamamen yok saymadan, reddetmeden, Habilvari düşünmemiz ve davranmamız gerekmektedir. Yani doğanın boş alanın, bir parkın, bir ağacın, kuşun, böceğin kıymetli olduğunu anlamalıyız, o bilinci geliştirmeliyiz.

Şimdi iki örnek vermek istiyorum: Bundan birkaç ay önce, burada zeytinliklerle ilgili tartışmalarımız olmuştu ve o zaman Sayın Başbakan “Tesis mi, zeytinlik mi?” sorusunu sormuştu. Eğer “tesis” diyen varsa onlar Kabilvari davranmıştır ve Hükûmet o şekilde davranıyor, bizi ise -bütün muhalefet- Habilvari davranarak “Hayır, zeytinlik kıymetlidir, zeytinlik” demiştik, bir.

İkincisi: Sayın Bakanlarımızdan çok kıymetli Orman ve Su İşleri Bakanımızın çok kıymetli haklarını da teslim etmek gerekiyor, Kıbrıs’a suyla alakalı bir projeyi tamamladılar, hakkınızı teslim ediyoruz. Zor bir proje, hallettiniz ama denizleri aştınız, derede boğuluyorsunuz, üzülüyorum. Dün bizlere şu suyu göndermişsiniz, bu da Kabilvari bir davranıştır yani doğa dostu bir şeyde gönderebilirdiniz bize, plastik şişeyle göndermişsiniz; bu yanlış olmuş Sayın Bakanım. Umarım, kamu kurum ve kuruluşlarında şu pet şişeleri hiç görmeyiz artık bundan sonra. Alternatifler arama durumundasınız. Güzel yaptığınız işler var ama derede boğulmayın lütfen.

Değerli milletvekilleri, “Zeytin mi, tesis mi?” “Sanayi mi, yoksa doğa mı?” ikileminde, Hükûmet, dümeni elbette “tesis-sanayi”den yana kırmıştır. Ancak Adorno’nun deyimiyle, yanlış hayat doğru yaşanmayacağı gibi, insan ve doğayı merkeze almayan yani Habilvari sanayileşme politikası olmadan yapılacak çalışmalar kentsiz kentleşmeye yani ucube sanayilerin, ucube kentlerin oluşmasına yol açacaktır.

Değerli milletvekilleri, iktidar mensupları güzel, renkli, altın yaldızlı cümleler kurmayı çok sever. Sayın Bakan Özlü, TÜBA’nın 52’nci Genel Kurul Toplantısı’nda yaptığı konuşmasında şöyle diyor: “Bizim topraklarımızda ve kültürümüzde bilim ve bilim insanı her zaman takdir görmüş, itibar görmüş ve el üstünde tutulmuştur.” Güzel bir cümle. Fakat Sayın Bakanım, bilimsel araştırmalara ayrılan bütçeyi düşük buluyoruz biz, onu bir kenara bırakalım ama bilim insanlarına verilen değer, sizin de imzaladığınız kanun hükmünde kararnameler nedeniyle görevden alınan, ihraç edilen akademisyenler gerçeği dikkate alındığında, hakikatin, hiç de sizin ifade ettiğiniz gibi olmadığını göstermektedir. İhraç mı, itibar mı; bence o konuda bir netleşin lütfen.

Değerli milletvekilleri, 2016 yılında dünyanın önde gelen şirketlerini alırsanız, bunların her biri 10 milyar ile 13-14 milyar arasında AR-GE’ye bütçe ayırmıştır; Türkiye, TÜİK verilerine göre, AR-GE’ye yaklaşık 2 milyar dolar ayırmıştır. Yani bizim merkezî yönetim bütçesinden araştırma geliştirme faaliyetleri için ayrılan ödenek ve harcamaların miktarı bu şirketlerin her birinden kat kat daha azdır ama biz ısrarla diyoruz ki: “Bütün dünya bizi kıskanıyor.” Öyle mi? Hükûmet olarak, AR-GE faaliyetleri için sürekli çalışmalar yapıldığını belirtiyorsunuz. Örneğin, 2017 Ocak ayında yayımlanan, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının “AR-GE Reform Paketi” -hâlâ İnternet sitenizde var, daha dün baktım- adlı çalışmayı ele aldım. Bu paket incelendiğinde, sorulacak bir sürü soru var bununla ilgili ama ben burada bir tanesine dikkatinizi çekmek istiyorum, diyorsunuz ki: “Az sayıda AR-GE personeliyle faaliyet gösteren sektörlerde, AR-GE merkezleri kurulmasının önünü açmak amacıyla çalıştırılması gerekli asgari AR-GE personeli sayısı 30’dan 15’e düşürülecek.” Ben soruyorum: Niye 15, niye 1 değil? Çünkü inovasyon fikirleri 15 kişi ya da 30 kişi, 40 kişi tarafından oluşturulmaz, 1 kişi tarafından oluşturulur ve hayata geçirilir. Düsseldorf ve Köln’de, yine böyle merkezlerin her birinde benim 2’şer arkadaşım vardı, ortak şirketleri vardı ve faaliyet gösteriyorlardı. Yani bu rakamın da 1’e düşürülmesi gerektiğini düşünüyorum.

Türkiye’de marka ve patent tesciliyle ilgili hiç konuşmaya gerek yok, sayılar çok düşük. Bunun yanı sıra, bir de bölgesel eşitsizlik var. Yani Orta Anadolu’da Ankara’yı, Ege Bölgesi’nde İzmir’i çıkarırsanız Türkiye'nin hiçbir yerinde doğru dürüst patent de yok yani diğerlerini katarsanız, zaten o daha az, onu hiç konuşmaya burada gerek yok. Bölgesel dengeyi az da olsa orada da kurmanızı talep ediyoruz.

Gelelim bir de millî ve yerli otomobil konusuna. Arkadaşlar “millî ve yerli otomobil” diye dünyada artık bir şey yok, olamaz da. Sizin kastettiğiniz millî ve yerli markadır, buna biz de varız. Millî ve yerli marka oluşturabiliriz hep birlikte ama millî ve yerli otomobil ya da uçak, böyle bir şey yok. Bilimden uzak, seçim malzemesi için kullandığınızdan dolayı bazen de gerçekten uluslararası arenada –hadi Türkiye’de insanlar göz yumuyor ama- komik duruma düşüyorsunuz. Seçim öncesi, işte “Yerli yolcu uçağımızı yapıyoruz, kendi savaş uçağımızı yapıyoruz, elektrikli otomobil yapıyoruz.” diye böyle bir sürü komik komik şeyler söylediniz ve şu an onun altında kalıyorsunuz. Zamanım kısalıyor, ben perşembe günü buradan devam ederim, belki bürokratlarınız izleyebilir.

Şimdi, yerli otomobil markası üretmek -sloganlarla olmaz bu işler- akılla olur, bilimle olur, bilim insanlarıyla olur. Akademik özgürlük olursa insan sorgular, sorgulayan birey olursa bilim gelişir; aksine siz -demin hocam söyledi- 5.700’e yakın akademisyeni hukuk güvencesi ve yolu olmadan kanun hükmünde kararnamelerle işten atarak onları akademiden uzaklaştırarak bilime katkı sunmalarına engel oluyorsunuz. Sonuç ise nedir? İnsanlar yurt dışına gidiyor -3-5 beyin var burada- onların yurt dışına gitmesini sağlamayın lütfen.

Sonuç olarak: Yukarıda ifade ettiğim gibi, Türkiye'nin sanayileşme perspektifi sorunludur. Doğa ve insan merkezli olmayan, bilimden, estetikten kaynaklanmayan, bir avuç zengini daha da zenginleştirme hedefinde olan sanayileşme paradigmasıyla çizilen plan ve projelerin ülkeyi refaha ulaştıracağını düşünmek saflık olur, saflık değilse de kurnazlık olur diyerek Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Pir.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına sekizinci ve son konuşmacı Tunceli Milletvekili Sayın Alican Önlü.

Sayın Önlü, süreniz on dakika.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA ALİCAN ÖNLÜ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2018 yılı Orman ve Su İşleri Bakanlığı bütçesi üzerinde partim adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle rehin alınan eş başkanlarımız, milletvekilleri, belediye eş başkanları, belediye meclis üyeleri, parti üye ve çalışanlarımız ve aynı zamanda demokrasi, barış, özgürlük için mücadele edip ama bunun karşısında bunun bedeli olarak bugün zindanlarda tutsak bulunan tüm yoldaşları da saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, bugün 19 Aralık, ülkemiz için, bu ülke için kara bir leke çünkü 19 Aralık bu ülkenin demokrasi tarihine iki katliam olarak geçmiştir. 20 Ekim 2000 tarihinde yüzlerce siyasi tutsak F tipi hücre sistemine ve tecride karşı protesto etmek için ölüm oruçlarına başladı. O dönemin Adalet Bakanı “devletin şefkatli eli, hayata dönüş operasyonu” diyerek aslında devletin katleden ama yaşamları karartan bir operasyonudur. Bu operasyonda 30 devrimci tutsak yaşamını kaybetti, 237 tutsak da yaralandı. Bu katliamda yaşamını yitiren tutsakları, devrimcileri anıyorum, katliamı yapanları da lanetliyorum.

Yine, Koçgiri, Dersim, Sivas gibi 19 Aralık 1978'de Maraş'ta da Alevilere karşı bir katliam organize edildi. Devletin gözetiminde sivil faşist güçler tarafından yapılmış bu katliamda yaşamını yitirenleri saygıyla anıyorum ve bu katliamı gerçekleştiren, seyirci kalan devletin aklını da lanetliyorum. İnsan hayatının bu kadar ucuz, katliamların bu kadar yoğun yaşandığı bir ülkede doğa katliamları da aynı şekilde devam etmektedir. On beş yıllık AKP iktidarı enerji, tarım, çevre ve güvenlik politikalarından dolayı ormanın ekosistemini, su havzalarını, dağları, doğa ve kültür değerlerini ekonomik ve siyasal çıkarları için yok etmektedir. Geldiğimiz noktada, yüz yıllardır doğayla uyum içinde yaşayan halklara ait sosyal, ekonomik ve kültürel değerler devletin bu politikalarından dolayı ciddi bir yıkımı yaşamıştır.

Sayın milletvekilleri, bugünkü iktidar 1990’lı yıllardaki uygulamaları devreye koymuş, bölgede ormanları güvenlik gerekçesiyle, batıda ise yandaş sermaye için rant alanlarına çevirmek için sistematik bir şekilde yakıp talan etmiştir. Yine, özel güvenlik bölgeleri ilan edilerek, baraj ve HES yapımıyla halkın doğal yaşam alanları yok edilerek köylerin ve meraların terk edilmesine zorlanmıştır. 1990’lı yılların savaş stratejisinin bir parçası olan orman ve köyleri yakmak AKP iktidarının 2015 yılının ikinci yarısından başlamak üzere Dersim, Diyarbakır, Bingöl, Mardin, Siirt ve Hakkâri başta olmak üzere tüm bölge illeri kapsayacak şekilde sistematik olarak devreye konuldu ve binlerce dönüm alan, doğal yaşam alanı yok edildi. Yine bölge illerinde sistematik bir şekilde çıkartılan orman yangınları sonucu binlerce hektarlık alan yok edilirken Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bünyesinde bulunan il müdürlüklerinin resmî sitesinde bu illerdeki orman yangınları yer almamıştır.

Kürt’ün dilini, kimliğini, her şeyini inkâr eden bu zihniyet aynı zamanda doğasını da inkâr etmiştir. Biliyorsunuz, geçen yıl ve bu yıl Dersim bir bütün yakılırken, kendisine bağlı yerel mülki amirler, yereldeki kurumlar yangını söndürmezken, bu yangına müdahale etmezken, kendi “web” sitesinde iki cümle kadar bile değer vermezken şimdi bütçe isteniliyor. Yine bölge illerinde sistematik bir şekilde çıkarılan orman yangınları sonucu binlerce hektarla beraber canlı da yok edilmiştir. Sadece 2017 yılının Temmuz ayından itibaren güvenlik adı altında kolluk kuvvetlerinin açtığı ateş ve kobra helikopterlerin bombalaması sonucu Dersim Merkez, Pülümür, Hozat, Nazımiye, Çemişgezek, Ovacık ilçelerinin ormanlık alanlarını, meralarını, kutsal mekânlarını ve mezarlıklarını kapsayan yangınlar ekim ayına kadar sürdü ve binlerce hektar doğal yaşam alanı kül oldu. Orman yangınlarının çıkarıldığı birkaç bölge hariç diğer bölgede gönüllülerin ve halkın kendisinin bu yangınlara müdahale etmesi yasaklanmıştır ve güvenlik güçleri tarafından ateş açılmıştır.

Vermiş olduğumuz bir soru önergesine Bakan Eroğlu'nun verdiği cevap şuydu: Türkiye genelinde 24 adet yangın söndürme helikopteri bulunduğunu, gerek görüldüğü takdirde bu helikopterlerin bütün bölgelere gönderilebileceği cevabını vermişti. Ancak, bırakın yangın söndürmeyi, batıda yangın söndüren helikopter ama bölgede yangın çıkaran araç hâline dönmüştür.

Sayın milletvekilleri, Dersim halkı geçimini sağlamak için arıcılık, hayvancılık, bağ, bahçe ve tarım yapmaktadır. 870 aile arıcılık, 900 aile ise küçükbaş hayvancılık yapmak için yaylalara çıkmaktadır. Ormanlık alanlarda kolluk kuvvetlerinin çıkardığı yangın aynı zamanda bölge halkının ekonomik faaliyetlerini de bitirmiştir. Bu, halkı üretimden düşürüp sadaka kültürüyle kendisine bağlamaktı.

Geçen gün sarayda valiye AKP Genel Başkanı tarafından plaket verildi, plaket verilmesinin nedeni ise Türkiye’de en çok istihdamın sağlandığı yer Dersim. Binlerce insanı üretimsiz bırakacaksınız, 100 kişilik bir atölye kuracaksınız ve buna istihdam diyeceksiniz ve bununla övüneceksiniz, yetmedi bir de madalya takacaksınız.

90'lı yıllarda boşaltılan, 2000 yılından sonra geriye dönüşlerin sağlandığı köylere ilişkin de o bölgelerde yangın çıkarılarak geri dönüşlerin önüne geçilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmetin enerji ve kalkınma adı altında yapmış olduğu baraj, HES projeleriyle insanlık tarihi ve kültürü yok edilmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sadece Dersim il sınırları içinde güvenlik amaçlı 27 baraj ve HES bulunmaktadır. Bu baraj ve HES projelerinden bazılarının nazım imar planı bulunmadığı gibi kaçak inşa edilmiştir.

Dersim’de yapılan ve yapımı planlanan baraj ve HES projeleriyle, Dersim merkezin ilçeleriyle bağı koparılmak, Dersim halkının vadiler üzerinde bulunan kutsal mekânları sular altında bırakılmak istenmektedir.

1937-1938’de bilinçli, planlı, programlı olarak hayata geçirilen soykırım, bugün ise güvenlik amaçlı yapılan ve yapılması planlanan baraj ve HES projeleriyle, orman yangınlarıyla, yandaşlara madencilik ruhsatı verilerek, özel güvenlik bölgeleri ilan edilerek, ekolojik tahribat yaratılarak halkın doğal yaşam alanları ve ekonomik faaliyetleri elinden alınmak istenmiştir. Bununla beraber 1937-1938 soykırımında tam olarak yapılmayan, bugün yapılmak istenmektedir. Yani Dersim'i insansızlaştırmak, kendi deyimleriyle “çıbanbaşı”ndan kurtulmak istemişlerdir.

Sayın milletvekilleri, kültürel ve ekolojik bir soykırımla karşı karşıyayız. Doğu ve batı kültürlerinin izlerini günümüze kadar taşıyan, on iki bin yıldır sürekli insanın yaşadığı Hasankeyf antik kenti ve çevresindeki Dicle Nehri, ekonomik ömrü elli yıl kadar olan bir barajdan dolayı böyle bir tarih sular altında bırakılmak istenmektedir. Ilısu Barajı’nın tamamlanması halinde, mağaraların çoğu, çok sayıda kilise, cami, türbe ve taş köprü gibi tarihî ve kültürel değerler sular altında kalacaktır. Tabii ki yaşanacak bu tahribatla sadece kültürel değerler değil 100 bine yakın insan da zorunlu göçe tabi tutulacaktır.

Türkiye'nin içine düştüğü yer tam bir kör kuyudur. Kendi vatandaşlarına karşı zulmeden, kendisine muhalefet eden her türlü toplumsal kesimi şiddetle baskılamaya çalışanlar, ekolojik kültürel soykırımı devreye koyanlar unutmasın ki bu yöntem hiçbir zaman tutmadı, bundan sonra da tutmayacaktır.

Bu yaptığınız bütçeyle yeni saraylar, saltanatlar kurabilirsiniz, zengin bir azınlığı daha fazlalaştırabilirsiniz, bu ülkenin işçisi, köylüsü er geç de olsa sizi hak ettiğiniz yere yollayacaktır. Kadınların, gençlerin ve halkların demokratik Türkiye mücadelesi, sizleri saraylarınızdan alaşağı edecektir. Bu savaş ve talan bütçesine karşı demokratik meşru mücadelemiz toplumun bütün kesimleriyle birlikte cumhuriyeti demokratikleştirene kadar devam edecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın lütfen.

ALİCAN ÖNLÜ (Devamla) – Barajların, HES’lerin tahribatları mutlaka bütün coğrafyada, bütün yerlerde telafi edilemeyecek kadar ağırdır ama Dersim’de barajlara bu kadar karşı çıkmanın, bu kadar hassas davranmanın başka bir yanı vardır yani kutsal saydıkları suyla kutsallıklarını boğuyorsunuz. “…”(x) dedikleri doğa ile toplumun arasındaki ilişkinin asıl vazgeçilmemesini sağlayan kutsallıklar ve ziyaretler vardır. Siz bu ziyaretleri başka yere taşıyamazsınız. Baraj yaparken yeri taşıyabilirsiniz, mülkü taşıyabilirsiniz, ağacı taşıyabilirsiniz ama o halk için, Dersim halkı için “…”(x) için en temel değer olan Munzur Baba’yı, Ana Fatma’yı, Gola Çetu’yu hiçbir yere taşıyamazsınız. Onun için Dersim’de “…”(x) (HDP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİCAN ÖNLÜ (Devamla) – Yani şudur: Dersim halkı sizden bir şey istemiyor, ellerinizi kutsallıklarımızdan çekmenizi istiyor yoksa sizden barajlar istemiyor.

Hepinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Önlü.

Birleşime on beş dakika…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, ben sisteme girdim.

BAŞKAN – “Ara veriyorum.” diyecektim Sayın İnceöz.

Açınca versek.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Olur.

BAŞKAN – Olur, peki.

Teşekkürler.

Kapanma Saati: 17.07

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.26

BAŞKAN: Başkan Vekili Pervin BULDAN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Sema KIRCI (Balıkesir)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 42’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Sayın İnceöz, sizin bir söz talebiniz vardı.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

12.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Tunceli Milletvekili Alican Önlü’nün 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın sekizinci tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Az evvel konuşmanın içerisinde bazı söylemler oldu, onlara ilişkin bir açıklama yapma gereği doğdu.

Biraz evvelki konuşmanın içerisinde şöyle bir ifade kullanıldı: “Kürt’ün dilini, dinini inkâr eden zihniyet.” Bunu reddettiğimizi özellikle belirtmek istiyorum. “Tutsak, rehin” gibi ifadeleri kabul etmiyoruz, tutuklu vardır. Bunun dışında “saray, savaş, talan” gibi ifadeler kullanılmıştır. Bundan önceki konuşmalarda da zaman zaman bu konuşmalar, bu ifadeler kullanılmaktadır, bunları reddediyoruz. Burada yapılan bütçede elbette ki savunma sanayisine önemli kaynaklar aktarılacaktır çünkü Türkiye’nin bulunmuş olduğu coğrafyaya baktığımızda hem içeriden hem dışarıdan tehditlerle ve terör örgütlerinin kol kola girdiği, ittifak yaptığı bir terörle mücadele süreci yürütülmektedir.

Özellikle, Türkiye’de Kürt ya da Türk, böyle bir ayrımın olmadığını belirtmek istiyorum. İktidara geldiğimiz ilk günden beri bu farklılıkları kaldırmak, bu ayrımcılıkları kaldırmak, 90’ların yanlış politikalarına karşın 80 milyonun birliği, beraberliği, bir yaşama azmi ve kararlığı için gerçekten çok önemli adımlar attık; gerek Kürtçe isimlerin verilmesi, Kürtçenin konuşulması, medya, yayın organları, pek çok alanda, özellikle üniversitelerde Kürdoloji kütüphanelerinin kurulması, vesaire vesaire…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Hepsi kapatıldı, kapatıldı Başkan.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Kapattınız hepsini.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Açarsanız devam edeceğim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun tamamlayın.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Cezaevlerinde tutuklu ve hükümlülerin yakınlarıyla ana dilde görüşmeleri ki geçmiş dönemde bunlar dahi yapılamıyordu. Yerleşim birimlerine, özellikle Kürtçe isimler verilmesi; geçen burada kayyum atamalarıyla bunların kaldırıldığı… Ona ilişkin İçişleri Bakanlığımızın da açıklaması olmuştur ve tekrar yine Kürtçe isimlerin aynı şekilde kullanımına ilişkin bir açıklama da yapmıştır; bu iddiaları da reddettiğimizi özellikle belirtmek istiyorum.

Pek çok konu, özellikle bu alanlarda atılan adımlar, hâl ortadayken burada Kürt konusuyla… Kürt, Türk, Laz, Çerkez hiçbir ayrım yapmadığımızı, bu konularla terörle mücadelenin üstü örtülmeye ve böyle bir ayrımcılık varmış gibi gösterilmeye çalışılmasını özellikle reddettiğimizi tüm Kürt kardeşlerimize bir kez daha buradan ilan etme ve duyurma zorunluluğu doğmuştur.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Peki, teşekkürler Sayın İnceöz.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503) (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

 

A) BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı

B) KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Standartları Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Standartları Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Patent Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU (Devam)

1) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ (Devam)

1) Türkiye Bilimler Akademisi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimler Akademisi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

G) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi konuşma sırası Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna aittir.

İlk konuşma Gaziantep Milletvekili Sayın Abdullah Nejat Koçer’e aittir.

Buyurunuz Sayın Koçer. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2018 yılı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Gazi Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’nin yalnızca kendi bölgesinde değil tüm dünyada etkin ve güçlü bir aktör olma hedefi iddia olmanın ötesine geçmiş ve bir realiteye dönüşmüştür artık. Küresel, finansal kriz sonrası son yedi yılda Avrupa Birliği yüzde 1,4, G-20 yüzde 3 büyürken, Türkiye ortalama yüzde 7 büyümüştür.

Türkiye ekonomisi kesintisiz yedi yıl boyunca büyüyerek güçlü bir performans sergilemiştir. 2017 yılı üçüncü çeyrek büyümesi yüzde 11,1; bu bir rekor, üstelik büyüme rekortmeni Çin’i ve Hindistan’ı geride bırakan bir rekor. Bu başarı alkışlanacak ve gurur duyulacak bir başarıdır. Gizliden ve açıktan ülkemize karşı yürütülen tüm siyasal ve ekonomik operasyonlara rağmen elde edilen bu başarı Türkiye ekonomisinin ne kadar sağlam, güçlü ve dirençli olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

İmalat sanayinin üçüncü çeyrek büyümesi içindeki payının da önemli olduğunu düşünüyorum: Tam yüzde 15,2. Bu önemli bir rakam çünkü bu, üretim demek, daha çok iş demek, daha fazla istihdam demek.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde Hükûmetimizin verdiği teşvik ve iş dünyamızın desteğiyle sürdürülen istihdam seferberliğiyle, yalnızca son bir yılda 1,5 milyona yakın vatandaşımız iş sahibi oldu.

Yatırım ve teşvik sisteminde yapılan yenilikler ile Hükûmetimizin verdiği destekler neticesinde yatırımlar hızla devam ediyor. Sanayi üretimi artıyor, istihdam artıyor, Türkiye büyüyor. İhracat 155 milyar dolar seviyesinde ve artış sürüyor. 2017 “rekorlar yılı” olmaya devam ediyor. KOBİ’lerimiz, iş dünyamız, esnafımız, sanayici ve ihracatçımız devletine güveniyor, yanında olduğunu biliyor.

Bir yandan yeni nesil kefalet sistemi Kredi Garanti Fonu’yla Hazine desteği artırılarak KOBİ’lerimize 220 milyar liraya yakın kefalet desteği verilirken diğer yandan KOSGEB’le 274.517 işletme faizsiz olarak 6 milyar 700 milyon lira krediden faydalanıyor.

2016’da devreye giren AR-GE Reform Paketi ve bu yılki Üretim Reform Paketi’yle yatırımın, üretimin, ihracatın önü açılıyor. Sınai Mülkiyet Kanunu’yla, uluslararası yatırımcı olan Türkiye cazibe merkezî hâline geliyor; patentlerin, markaların, tasarımların başvuru süreçleri kolaylaşıyor, tescil süreleri kısalıyor. 2017 yılı sonuna kadar 100 coğrafi işaret, bin patent, 40 bin marka ve 20 bin tasarım belgesi verilmesi hedefleniyor. Türkiye'nin gündeminde yapay zekânın, sensörlerin, ileri teknoloji robotların baş rolde olduğu Dördüncü Sanayi Devrimi var. Türkiye'nin gündeminde dünya pazarında rekabet gücü olan ileri teknolojili yerli marka otomobil ürünleri var, AR-GE ve teknolojik yenilik alanlarında iş fikirleri olan girişimcileri özendirmeye yönelik programlar var. 2017 yılında AR-GE projelerine yapılan harcama 600 milyon liradan fazla. 5 bin AR-GE ve yazılım firmasının bünyesinde olacağı, nitelikli 100 bin kişiye istihdam sağlayacak Bilişim Vadisi hızla tamamlanıyor.

Değerli milletvekilleri, tüm bunlara rağmen, hemen yanı başımızda yaşanan iç savaşlara, bölgesel krizlere ve hain FETÖ darbe girişimine rağmen başarıyoruz; Türkiye tüm dünyada parlayan bir yıldız. Ülkemizle iftihar ediyoruz. Türkiye'nin sahip olduğu enerjiyi ve gücü kısır çekişmelere değil, çalışmaya, üretime, yatırıma harcamak zorundayız; yeter ki biz birlik olalım, yeter ki biz birbirimizi kucaklayalım. İşte, o zaman, her şey çok daha kolay, çok daha farklı olacak. Aklımızı bilime, teknolojiye, bilişime, AR-GE’ye, inovasyona, markalaşmaya ve tasarıma yoralım. Bilim merkezi, teknoloji üssü ve ileri sanayi ülkesi bir Türkiye'yi hep birlikte inşa edelim.

Bu duygu ve düşüncelerle Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın 2018 yılı bütçesinin hayırlı uğurlu olmasını diliyor, Gazi Meclisimizi, aziz milletimizi ve Filistin’in başkenti Kudüs’ü saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Koçer.

Sayın Yiğitalp, 60’a göre bir söz talebiniz var.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

13.- Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp’in, sokak hayvanları ile yaban hayvanlarına ayrılan bütçeyi artırmak konusunda bir çalışma olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Sayın Başkan, şiddet sarmalının içerisindeyiz ülke olarak ve bunu da özellikle hayvanlarda görmek mümkün. Yavru kediye işkence yapan er, sokak hayvanlarına yapılan şiddet ve her geçen gün artan, kendini üreten bir şiddet sarmalının içerisindeyiz. Bu bağlamda hayvan hakları ihlallerine karşı yetkili ve tek bakanlık olan Orman ve Su İşleri Bakanlığının 2017 Bakanlık toplam bütçesi 14 milyar 663 milyon 74 bin TL’dir. Yine 2017’de sokak hayvanlarına ayrılan ödenek 11 milyon 500 bin TL’dir. Bütçenin binde 78’ine tekabül etmektedir. 2017’de ise yaban hayvanlarının rehabilitasyonu için ayrılan ödenek 2 milyon 500 bin TL’dir yani bütçenin binde 17’sine tekabül etmektedir. Bu durumda bu sokak hayvanlarına ve yaban hayvanlarına yönelik ayrılan bütçede bir sorun yok mudur? Bu bütçeyi artırmak konusunda bir çalışmanız var mıdır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yiğitalp.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503) (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

 

A) BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı

B) KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Standartları Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Standartları Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Patent Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU (Devam)

1) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ (Devam)

1) Türkiye Bilimler Akademisi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimler Akademisi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

G) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Şimdi, ikinci konuşmacı Giresun Milletvekili Sayın Cemal Öztürk.

Süreniz beş dakika Sayın Öztürk.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın 2018 yılı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz aldım. Gazi Meclisimizi, ekranları başında bizleri seyreden aziz milletimizi ve gönül coğrafyamızın değerli insanlarını hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.

AK PARTİ hükûmetlerinin hazırladığı önceki bütçelerde olduğu gibi, görüşülmekte olan 2018 yılı bütçesinde de mali disiplin, hızlı büyüme, istihdamı artırma ve gelir dağılımını iyileştirme esas alınmıştır. 762 milyar 800 milyon lira gider öngörülen 2018 yılı bütçesinde en büyük pay, AK PARTİ hükûmetlerinin önceki bütçelerinde olduğu gibi, yine 134 milyar lirayla eğitime ayrılmıştır, sağlığa ayrılan pay ise 127 milyardır. Yani Türkiye 2018 yılında da bütçesinin üçte 1’den fazlasını eğitime ve sağlığa ayırmaktadır.

Yine bütçeden sosyal destek ve harcamalara 51, tarımsal destek programlarına 15, tarım sektörü yatırım ödeneklerine 10, yerel yönetimlere 73, yatırım ödeneklerine 85 milyar lira kaynak ayrılmaktadır. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına ayrılan bütçe ise 11,5 milyar liradır. Bunun yaklaşık yarısı KOSGEB’e ve TÜBİTAK’a ayrılmıştır.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız Türkiye'nin bilim merkezi, teknoloji üssü ve ileri sanayi ülkesi olma hedefi doğrultusunda Türkiye'nin bilimsel kapasitesinin artırılması, kendi teknolojisini üreten bir yapıya dönüştürülmesi, AR-GE ve tasarım merkezleri, teknoloji geliştirme bölgeleri ile modern sanayi siteleri, nitelikli organize sanayi bölgeleri, mega ve özel endüstri bölgeleri kurulması ve idamesinin sağlanması için çalışmaktadır. Önceki yılların bütçe gerçekleşmelerine bakıldığında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına ayrılan ödeneğinin tamamına yakınının kullanıldığı hatta bazı yıllarda ilave ödenek alındığı görülmektedir. 2018 yılı için ayrılan bütçe ödeneğinin de etkili ve verimli şekilde kullanılacağına inanıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmamın bu sırasında, bu noktasında Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın koordinatörlüğünde yürütülmekte olan yerli marka otomobil projesine değinmek istiyorum. Millet olarak hepimizi heyecanlandıran bu proje, bilindiği gibi, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2011 yılındaki TÜSİAD Genel Kurulunda “Yerli marka otomobil yatırımcısı babayiğit arıyorum.” çağrısıyla başlayan bir süreçtir. Bu çağrıyı dikkate alan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğiyle yürüttükleri titiz çalışmalar sonunda Anadolu Grubu, BMC, Kıraça Holding, Turkcell, Zorlu Holdingden oluşan 1 değil 5 babayiğit girişimcimizi bir araya getirip Türkiye'nin otomobilini üretecek Ortak Girişim Grubu’nu oluşturmuşlardır. Esasen Türkiye, otomotiv sanayisinde dünyanın sayılı ülkelerinden biridir. Ülkemizde hâlen farklı markalarda çok sayıda otomotiv firması faaliyet göstermektedir. Ayrıca, gerek Türkiye'de faaliyet gösteren markalara gerekse dünyanın dört bir yanındaki otomotiv firmalarına yedek parça ve malzeme üreten güçlü bir otomotiv yan sanayisine sahibiz. Nitekim, 2017 yılının Ocak-Kasım döneminde Türkiye'de 1 milyon 544 bin araç üretilmiştir. Otomobil üretiminde ise 1 milyon 48 bin adetle tüm zamanların rekoru kırılmıştır. Böyle bir altyapıya ve dinamik bir yan sanayiye sahip olan ülkemizin yerli bir otomobil markasının olmayışı çok büyük bir eksikliktir. Markası, tasarımı, mühendisliği, teknolojisi, üretimi, pazarlaması Türkiye’ye ait millî marka otomobil üretme idealimizi rüya olmaktan çıkarıp gerçeğe dönüştüren, başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, emeği geçen herkese milletçe müteşekkir olduğumuzu belirtiyor, bütçenin milletimize, memleketimize hayırlı olmasını diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öztürk.

Sayın Şeker, 60’a göre bir söz talebiniz var sizin de.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

14.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, sanayi başkenti olan Kocaeli’nin tarım, hayvancılık ve turizmde de ülke ekonomisine ciddi katkı sağladığına ve milletvekillerine Kocaeli’de yetişen ürünlerden Eşme ayvası ikramı olduğuna ilişkin açıklaması

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, Kocaeli, ülke ekonomisine sağlamış olduğu katma değer bakımından ilk sıralarda yerini almaktadır. Sanayi başkenti olan Kocaeli, tarım, hayvancılık ve turizmde de ülke ekonomisine ciddi katkı sağlamaktadır. Genel olarak Kocaeli’nin yüzde 40’ı orman, yüzde 2’si sanayi, yüzde 36’sı da tarım alanlarından oluşmaktadır. Osmanlı Dönemi’nde sarayın sebze ve meyve ihtiyacını karşılayan, bunun için de üretici halkına “manav” ismi takılan Kocaeli’nin Karamürsel ilçesinde Tepeköy fasulyesi, Fulacak’ın domatesi ve bunları doldurmak için Karamürsel sepeti; Gölcük ilçemizde Hacı Ömer kestanesi, İhsaniye elması; Körfez ilçemizin Yarımca kirazı; İzmit’in pişmaniyesi, üzümü; Kandıra’nın fındığı, Kartepe ilçemizin Maşukiye armudu; Eşme ayvası yetiştirilen ürünlerdendir.

Saygıdeğer milletvekilleri, tadına bakmanız amacıyla Kocaeli’nin ikramı olan Eşme ayvası odalarınıza gönderilmiştir. Şimdiden afiyet olsun, tadı damağınızda kalsın.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Çok teşekkür ederiz Sayın Şeker.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503) (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

 

A) BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı

B) KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Standartları Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Standartları Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Patent Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU (Devam)

1) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ (Devam)

1) Türkiye Bilimler Akademisi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimler Akademisi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

G) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Şimdi, üçüncü konuşmacı Çankırı Milletvekili Sayın Hüseyin Filiz.

Süreniz beş dakika.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 2018 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına Çankırı Milletvekili sıfatıyla söz almış bulunmaktayım. Milletin Meclisini saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekili arkadaşlarım, 81 ilde 92 KOSGEB müdürlüğümüz bulunmaktadır. Bunlar ne yapıyor? Girişimcilik kültürünü geliştiriyorlar, AR-GE çalışmalarını destekliyorlar, KOBİ’lerin ihracat paylarını artırıyorlar, rekabet güçlerini yükseltmek üzere imkânlar sağlıyorlar.

Tabii, girişimcilik kültürü KOBİ’ler için çok önemli. Girişimcilik eşittir risk almak ve başarının temeli ticarette de bürokraside de siyasette de elini taşın altına koymak, risk almak demektir.

Tabii, değerli arkadaşlarım, 2003 yılına kadar bin kişiye girişimci eğitimi verilirken, Hükûmetimiz döneminde, 2003’ten bugüne kadar bu sayı 1 milyon kişiye ulaşmıştır. Girişimci adaylarına kendi işlerini kurmaları için 50 bin TL geri ödemesiz, 100 bin TL geri ödemeli olmak üzere, 150 bin TL destek sağlanmıştır. Bütün milletvekillerimize bu konuda, KOSGEB’den destek almak için ulaşanlar oluyordur.

2010-2017 Kasım dönemine kadar kendi işini kuran 45 binden fazla girişimciye 1 milyar TL destek sağlanmıştır. 1990-2002 yılları arasındaki dönemde KOBİ’lerimize sadece 14 milyon 500 bin TL kaynak aktarılmışken Hükûmetimiz dönemindeyse bu miktar 3 milyar 120 milyon TL’ye ulaşmıştır yani eski parayla 3 katrilyon 120 milyar TL kaynak sağlanmıştır. Küçük ve orta ölçekli işletmeler sadece tek başına değil, organize sanayileri içerisinde daha çok başarılı oluyorlar.

Değerli arkadaşlar, ülkemizde toplam 309 organize sanayi bulunmaktadır. Bunların 112 adedi bizim dönemimizde tüzel kişilik kazanmıştır. Geçmiş döneme bakarsak, 2002 sonunda OSB’lerde toplam 45 bin kişi çalışmaktadır. 2017 Aralık ayında bu sayı 1 milyon 725 bin kişiye ulaşmıştır. Yani 45 bin kişi nerede, 1 milyon 725 bin nerede; dikkatinizi çekmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'deki OSB modeli dünyada marka hâline gelmiştir. Yani, dünya, sanayileşme modellerinden organize sanayi modelini Türkiye'ye gelip örnek olarak alıyor. Örnek mi? Filistin’e bir organize sanayi kuracağız.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Filistin dünyada tanınmayan bir ülke ya, örnek verdiği yere bak!

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Bu OSB’lerden bir tanesi de 2012 yılında tüzel kişiliğini kazandırdığımız Çankırı Yakınkent Organize Sanayi Bölgesidir. Çankırı OSB’mizde bir Japon devi lastik fabrikası vardır, gene dünyada ilk üçe giren bir akü fabrikası vardır. Biraz önce Giresun milletvekilimiz yerli otomobilden bahsetti. Tabii, yerli otomobil de Çankırı’nın hakkıdır. Niye hakkıdır? Bir yere organize sanayi kurmak için, alt yapısını yapmak için beş altı yılını veriyorsun; elektriğini, suyunu, doğal gazını, arıtmasını, arazi istimlakını falan derken beş altı yılınızı alıyor. Ee, biz beş altı yıl yani beş sıfır öndeyiz, yerli otomobili bu yüzden hakkediyoruz. Yerli otomobil için, diyorlar ki: “Liman şehri olacak, nakliye avantajı var.”

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Deniz getiririz Çankırı’ya!

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Ee, kardeşim, nakliye avantajı varsa, bizde lastik fabrikası var, akü fabrikası var; bu, nakliye avantajı değil mi?

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – O zaman size değil, olmayan bir yere yapsınlar.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Çankırı’ya yapılmazsa istifa edin.

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) - Ee, şimdi, herhâlde bütün yatırımları hep büyük şehirlere gönderirseniz, Anadolu’yu boşaltırsanız Anadolu’daki insanlara nasıl iş bulacaksınız? Biraz da göçü tersine çevirelim. Göçü tersine çevirmenin tek yolu yatırımları ve yerli otomobili Çankırı’ya almak. Biz bunu hak ediyoruz. Hepinizden destek bekliyorum bu konuda.

2018 yılı merkezî yönetim bütçe kanununun ülkemize, vatanımıza, milletimize hayırlar getirmesini diliyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ, CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Filiz.

Dördüncü konuşmacı Gaziantep Milletvekili Sayın Ahmet Uzer.

Süreniz beş dakika.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET UZER (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ilgili kuruluşu olan Türk Standartları Enstitüsünün 2018 yılı bütçesi hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Gazi Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Türk Standartları Enstitüsü, asli görev alanı standartları düzenleme faaliyetleri ile kapsamı deney, muayene, gözetim ve belgelendirme olan uygunluk değerlendirme faaliyetlerinde ulusal ve uluslararası alanda ülkemiz için çok büyük önem taşıyan hizmetler vermektedir. TSE bu görevlerini yerine getirmek amacıyla 18/11/1960 tarih ve 132 sayılı Kanun’la kurulmuştur.

Değerli milletvekilleri, dünya küçülmekte, ticaret ise her gün akıllara durgunluk veren teknolojik gelişmelere paralel olarak genişlemektedir. Standarda uygunluk değerlendirme, dünya ticaretinin kolaylaştırılması ve ticaretin ortak dilinin oluşturulması yönünde kritik bir önemi haizdir. Standartlar ve uygunluk değerlendirme, gelişmiş ülkeler tarafından ticaretin önünde teknik engeller oluşturmak için de sıklıkla kullanılmaktadır. Dünya ticaretini kuralları ve standartları belirleyen ülkelerin yönlendirdiği de bilinen bir gerçektir.

Sizlerin de bildiği gibi, geçtiğimiz günlerde açıklanan büyüme rakamlarında ülkemiz tüm dış ekonomik ve siyasi müdahalelere rağmen üçüncü çeyrekte 11,1’le büyüme rekoru kırdı. Türkiye olarak küresel ekonomideki zorluklara rağmen, ihracatta Dünya Ticaret Örgütü üyelerinden daha iyi performans sergilemeye devam ediyoruz.

2014 yılında tamamı TSE sermayesiyle kurulan Uluslararası Uygunluk Değerlendirme Servisi şirketi TSE’nin yurt dışı faaliyetlerinde etkinliğini artırmak üzere çalışmalar yapmaktadır. Bu şirketimiz bir yandan ihracatımızın artmasına katkı vermekte, bir yandan da yurt dışından kaynak transferi sağlamaktadır. 1961 yılından bu yana uygunluk değerlendirmenin içinde olan TSE, son dönemde muayene ve gözetim alanında ülkemizi gururlandıran projelerin içinde yer almıştır. TSE TANAP kapsamında 2015 yılında iki yıl süreli olarak üstlendiği Çin Halk Cumhuriyetinde üretilen 400 kilometrelik doğal gaz borusunun bağımsız olarak muayene ve gözetim hizmetlerini başarıyla tamamladı.

Değerli milletvekilleri, sizlerin de bildiği gibi, enerji bu dönemin en etkili siyasi ve ekonomik güç konusudur. TSE, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğüyle imzaladığı protokol kapsamında sertifika uygunluk belgelendirmesi hizmeti vermekte, güneş enerjisi santrallerinin uygunluk gözetimi ve muayenesi, periyodik muayene, kurulum ve montaj kontrolleri ile kurulu güç doğrulaması işlemlerini de uluslararası akreditasyonla gerçekleştirmektedir.

Ayrıca, helal gıda sektörü gerçekten dünyada hızla yükselen çok büyük bir pazar. Dünyada sınırların kalkması, bizlerin bu konuya duyarlılığını da artırmaktadır. Ülkemiz helal ürünler pazarında etkin ve öncü olmak için çalışıyor. Helal gıda belgesini TSE Temmuz 2011 tarihinden beri vermektedir.

Sonuç olarak standartlar, sanayinin ileride alacağı biçim ve seviyeyi önceden belirlemeye yarayan en önemli unsurlardan bir tanesidir, millî sanayinin yabancı mallarla rekabet edebilir duruma gelmesi yolunu açmaktadır. Ülkemizde TSE muayene, gözetim alanında kamu kurumlarının tek adresidir. Kurum gerek teknik gerek idari gerekse uzman personel altyapısıyla, kâr amacı gütmeden kamunun ve özel sektörün standart belirlemede ve uygunluk değerlendirmesinde tek kuruluşudur.

Bu vesileyle Türk Standartları Enstitüsünün 2018 yılı bütçesinin devletimiz ve milletimiz için hayırlar getirmesini diliyor, Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Uzer.

Beşinci konuşmacı Gaziantep Milletvekili Sayın Mehmet Erdoğan.

Süreniz beş dakika.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile ilgili kuruluşlardan Türk Patent Kurumunun 2018 yılı bütçesi üzerine bir konuşma aldım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Türk Patent ve Marka Kurumu, ülkemizde sınai mülkiyet haklarıyla ilgili tescil ve bilgilendirme faaliyetleri yürütmek üzere görevli kuruluşumuzdur.

Sınai mülkiyet hakları, ülkenin yenilik ve teknoloji düzeylerine ve dolayısıyla rekabet güçlerine doğrudan etki eden son derece stratejik bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Uluslararası düzeyde yaşanan yoğun rekabetin ülkeleri sınai mülkiyet hakları konusunda kapsamlı tedbirler almaya yönelttiğini görmekteyiz.

Türkiye, özellikle AK PARTİ hükûmetleri döneminde, sınai mülkiyet hakları konusunda geçmiş dönemlerden çok farklı bir yaklaşım ve vizyon ortaya koymuştur. Patent, marka, tasarım ve coğrafi işaretlerden oluşan sınai mülkiyet haklarının her biri hak ettiği değeri ve önemi görmeye başlamıştır. Nitekim, mülkiyet ve sınai haklarıyla ilgili sayısız politika, strateji ve eylem üretilmiş ve bunlar birer birer hayata geçirilmiştir.

Bugün gelmiş olduğumuz noktada Türkiye, sınai mülkiyetin tüm alanlarında ciddi anlamda söz sahibi ülkelerden biri hâline gelmiştir. Memnuniyetle belirtmek isterim ki Türk iş adamları dünyanın her yerinde seçkin bir markadır. Bu markayı yaygınlaştırma ve pekiştirme yolunda atılacak her adım bizim için çok kıymetlidir.

Değerli milletvekilleri, Avrupa’da coğrafi işarette katma değeri en yüksek yaratan ülkelerden biri İtalya, geçen yıl 7 milyar avroluk bir ihracat kârı elde etmiştir. Ne kadar önemli olduğunu buradan da görmekteyiz. Bugün Türkiye, ulusal başvurular bazında dünyada patent alanında 14’üncü, marka alanında 7’nci ve tasarım alanında 4’üncü sırada yer almaktadır. Bu üç verinin birlikte değerlendirilmesiyle dünyada 7’nci sıradayız.

Türkiye’nin son dönemde ortaya koyduğu çalışmalarla sınai mülkiyet alanında edilgen bir ülke konumundan karar alma süreçlerine doğrudan etki eden ülke konumuna gelmesi de sevindiricidir. Nitekim, Türk Patent ve Marka Kurumumuz geçtiğimiz mart ayından itibaren Birleşmiş Milletlere bağlı Dünya Fikrî Mülkiyet Teşkilatı nezdinde uluslararası araştırma ve inceleme otoritesi olarak faaliyetlerine başlamıştır. Yüce Meclisimiz Türkiye’nin sınai mülkiyet gelişim sürecine çok değerli çalışmalarıyla destek vermiş ve geçtiğimiz aralık ayında Sınai Mülkiyet Kanunu’nu yasalaştırarak yeni hedeflere ulaşmaya geçmiştir. Burada birkaç tanesini ifade ettiğim bu düzenlemelerin önemi çok büyüktür.

Bunları iller bazında da görüyoruz şu anda. Bu sorumluluğu güçlü bir şekilde üstlenen şehirlerin başında hiç kuşkusuz Gaziantep’imiz gelmektedir. Gaziantep 14 tescilli coğrafi işaret ve 7’si ilan aşamasında olan 20 coğrafi işaret başvurusuyla pek çok alanda olduğu gibi coğrafi işaret alanında da diğer şehirlerimize ve bölgelerimize öncü olmaktadır. Bunlardan, Antep fıstığı, Antep baklavası, Nizip zeytinyağı, Gaziantep bakır işletmeciliği, Gaziantep sedef işletmeciliği, Antep işi, Antep kutnu kumaşı, Antep beyranı, Antep katmeri, Antep yuvalaması, Antep fıstık ezmesi, Antep tırnak pidesi, Antep firiği, Antep lahmacunu gibi… Daha 50 tane -sıra bekleyen- ürünümüz tescilini beklemekte. Gaziantep’in bu attığı adımları diğer illerimiz de atarak ve diğer illerimizin birbirleriyle yarışarak, evet, dünya patentinde yerimizi almamız gerektiğine inanıyorum.

2018 yılı bütçemizin ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Erdoğan.

Altıncı konuşmacı, Mersin Milletvekili Sayın Hacı Özkan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA HACI ÖZKAN (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı’nda Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) bütçesi üzerine AK PARTİ grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle ekranları başında bizleri izleyen, Mersinli hemşehrilerim başta olmak üzere, aziz milletimizi ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Dünya bilim ve teknoloji alanında yaşanan hızlı değişmeler özellikle gelişmekte olan ülkeler için hem fırsat hem de risk oluşturmaktadır. Önümüzdeki dönemde özellikle bilgi teknolojileri, yapay zekâ, otomasyon ve ileri üretim teknikleri, malzeme bilimi, dijital iletişim, nanoteknoloji ve biyoteknoloji gibi alanlarda yaşanacak gelişmeler dünyadaki ekonomik, sosyal ve askerî gelişmeleri şekillendirecektir. Türkiye o süreci kendisi için bir fırsata dönüştürecek adımları fazlasıyla atan bir ülkedir. Üretimde yerli katma değeri artırmak, sürdürülebilir üretim imkânı veren daha yüksek teknolojili bir ürün desteğine geçmek ve küresel değer zincirinin daha üst basamaklarına çıkmak, sanayi sektörümüzün karşı karşıya olduğu en önemli konulardır.

İş gücünün niteliğini ve yenilik kapasitesini artırmak, bilgiye dayalı bir üretim yapısına geçiş yapmak ve ekonomide verimlilik artışını sağlamak için uyguladığımız stratejiler, program ve projeler ülkemizin rekabet gücünü artırmamızda kilit rol oynamaktadır. Sanayi ve teknoloji alanında sağlayacağımız ilerlemelerle rekabet gücü daha yüksek, ithalat bağımlılığı daha düşük ve dünya pazarlarında ihracat payını yükseltebilen bir üretim yapısına ulaşacağız. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız öncülüğünde üniversite-sanayi iş birliğini geliştirmek amacıyla teknoloji geliştirme bölgeleri kuruyor, Sanayi Tezleri Programlarını yürütüyoruz.

2002 yılında 1,8 milyar TL olan toplam AR-GE harcamasını 2016 yılında 24,6 milyar TL’ye yükselttik. Sanayi AR-GE kültürünü geliştirmek için Teknogirişim Sermayesi Desteği, Teknolojik Ürün Tanıtım ve Pazarlama Desteği, Teknolojik Ürün Yatırım Desteği gibi programları uyguluyor; AR-GE merkezleri kurulmasını destekliyoruz. Bilimi ve teknolojiyi sanayi üretiminin odağına koymak için sayısız projeye, teşvik sistemine, desteğe, yasal düzenlemelere imza atıyoruz. Bu gelişmeleri ve yatırımları da halkımızın çok yakından takip ettiğini biliyoruz.

Tüm bu sanayi ve teknolojik yatırımlardan seçim bölgem Mersin de tabii ki nasibini alıyor, almaya devam edecektir. Kentlere baktığımızda limana uyum sağlamak büyük bir avantaj. Mersin Türkiye’nin en büyük limanlarından birine sahip. Burada limana entegre bir mega endüstri bölgesi kuracağız. Bilim merkezi ve sanayi müzesi, Ankara ve Bursa’dan sonra üçüncü model fabrika da Mersin’de kurulacak. Tasarım ve İnovasyon Merkezi Projesi kapsamında ilk merkezin de Mersin’de kurulacağı sözünü Bakanımızdan almanın memnuniyeti içindeyiz. Yine, yapımı planlanan gıda ihtisas organize bölgesinin komisyon kararı imzalandı, Bakanlar Kurulundan bir an önce çıkmasını heyecanla bekliyoruz.

OSB sayısını artırıyor, istihdamın önünü açıyoruz. Bugün, millî ve yerli ürünlerimizi üreterek dünyayla rekabet gücümüzü kazanıyoruz. Güçlü Türkiye’nin yolunun güçlü ekonomiden geçtiğini biliyoruz.

Kurucu Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği, milletimizin liderine olan güveni ve gönül bağı sayesinde hayallerimiz tek tek gerçekleşiyor. Her zaman, aziz milletimizin kararlı liderimizin yanında kahramanca yer alacağına olan inancımız tamdır.

Bu duygu ve düşüncelerle 2018 bütçesinin hayırlara vesile olmasını diliyor, aziz milletimizi ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özkan.

Yedinci konuşmacı İstanbul Milletvekili Sayın Hulusi Şentürk.

Süreniz beş dakika.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HULUSİ ŞENTÜRK (İstanbul) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; Türkiye Bilimler Akademisi 2018 bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubum adına söz almış bulunuyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, hepimizin malumu olduğu üzere, bilgi, çağımızın en önemli zenginliğidir. Bilgi, ekonominin stratejik girdisi hâline gelmiştir. yeni temel teknolojilerin gelişmesiyle beraber bilgi üretiminin, bilgi sermayesinin, nitelikli insan faktörünün önemi daha da artmıştır. İletişim teknolojileri, bilgi otoyolları, elektronik ticaret gibi yeni gelişmeler toplumları ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal açıdan sanayi toplumunun ötesine taşımaktadır.

Türkiye büyük hedefleri olan bir ülkedir ve bu hedefler çerçevesinde de ülkemiz, bilgi toplumunun gereklerini yerine getirmek, bilimsel araştırmaların tetiklediği sağlıklı ve sürdürülebilir kalkınmayı başarmak amacıyla farklı kurum ve kuruluşlarıyla yoğun çalışmalar gerçekleştirmektedir. Bir yandan üniversitelerimiz bilimsel çalışmalar yaparken diğer yandan AR-GE faaliyetleri desteklenmekte, TÜBİTAK bilim projeleri hazırlanmaktadır. Tüm bunlar sanayi toplumunun evrildiği bilgi toplumunun tesis edilebilmesi, bilgi üretme yeteneğimizin geliştirilmesi, bunun ekonomik ve toplumsal faydaya dönüştürülmesini amaçlamaktadır.

Bilgi toplumunun oluşturulmasında yapılması gereken en önemli çalışmalardan birisi şüphesiz ki eğitimli, nitelikli insan gücü sermayemizin geliştirilmesi, bilime ve bilim insanlarına önem verilmesi, bu konuda faaliyet gösterenlerin desteklenmesi ve takdir edilmesidir. Bu ihtiyaç bütün dünya ülkelerinde bilim akademilerinin kurulmasının en temel varoluş gerekçesi olmuştur ve Türkiye de bu kapsamda 1993 yılında kısa adı TÜBA olan Türkiye Bilimler Akademisini kurmuştur.

Türkiye Bilimler Akademisi toplumda bilimsel düşünceye verilen değerin artırılması yönünde çeşitli faaliyetler sürdürmektedir. Bu kapsamda, bilimsel öngörü çalışmalarından bilim insani ödül ve destek programlarına, uluslararası temsil görevlerinden bilimsel iş birliği projelerine, bilimsel konferanslardan kültür projelerine, bilimsel nitelikli yayınlardan Türkçe bilim dili projelerine kadar birçok program, proje ve faaliyeti 195 seçkin üyesi ve 52 çalışanıyla gerçekleştirmektedir.

TÜBA, akademi ödülleri kapsamında kısa adı TESEP olan bilimsel telif eser ödülü olarak 189 ödül, kısa adı GEBİP olan genç bilim insanları ödülü olarak 443 ödül ve 9 da uluslararası akademi ödülü olmak üzere bugüne kadar verdiği ödül sayısını 641’e yükseltmiştir. 2017 uluslararası akademi ödülleri fen ve mühendislik bölümleri alanında Hüseyin Arslan’a, sağlık ve yaşam bilimleri alanında Cenk Ayata’ya, sosyal ve beşeri bilimler alanında ise Gabor Hamza’ya verilmiştir.

TÜBA, uluslararası akademiler dünyasında ülkemizi temsil etmektedir. Bu çerçevede, 12 uluslararası çatı kuruluşu üyeliği ve G20 Ülkeleri Bilimsel Akademileri Forumu üyeliği bulunmaktadır. Bununla beraber 33 bilim akademisiyle de karşılıklı iş birliği anlaşmaları yapmış olup birlikte çalışmalar gerçekleştirilmektedir.

TÜBA tarafından, TÜBA Günce, TÜBA Arkeoloji Dergisi ve TÜBA Kültür Envanteri Dergisi gibi süreli yayınların yanı sıra, farklı bilimsel konularda raporlar ve kitaplar yayınlamaktadır. TÜBA tüm bu faaliyetlerini bilimsel, idari ve mali özerkliğe sahip bir kurum olarak Akademi Konseyinin kararları çerçevesinde gerçekleştirmektedir.

Ülkemizin bilgi toplumuna geçişinde çok önemli misyon yüklenen TÜBA’nın ne yazık ki son zamanlarda terörle mücadele kapsamında belli terör örgütleriyle ilgisi, iltisakı tespit edilen 12 üyesinin ihracı üzerinden yıpratılmaya çalışılmasıysa hepimizi üzmektedir. Ancak, ne olursa olsun, TÜBA, ülkemizde bilimsel faaliyetlerin geliştirilmesi, bu alandaki çalışmaların teşvik edilmesi ve bilim dünyası arasında iletişim köprüsü olmaya devam edecektir.

Bu duygularla hepinizi tekrar selamlıyor, 2018 bütçesinin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şentürk.

Sayın Akkaya, 60’a göre bir söz talebiniz var.

YAKUP AKKAYA (İstanbul) – Evet, Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

15.- İstanbul Milletvekili Yakup Akkaya’nın, taşeron işçilere kadro düzenlemesinin kanun hükmünde kararnameyle getirileceği haberlerine ve bunun doğru bir yaklaşım olmadığına ilişkin açıklaması

YAKUP AKKAYA (İstanbul) – Peki, teşekkür ediyorum.

Sayın Başkanım, bugün haber kanallarında, milyonlarca işçinin beklediği taşerona kadronun kanun hükmünde kararnameyle getirileceği söyleniyor, bu doğru bir yaklaşım değil. Kış lastiği, evlilik programlarından sonra taşerona kadronun da Meclisten kaçırılarak Anayasa’nın denetiminin dışında olması kabul edilebilir bir şey değildir. Eğer böyle bir düzenleme olursa AKP Hükûmeti kadar Anayasa Mahkemesi de bu işin sorumlusudur, kabul edilemez.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Akkaya.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503) (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

 

A) BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı

B) KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Standartları Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Standartları Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Patent Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU (Devam)

1) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ (Devam)

1) Türkiye Bilimler Akademisi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimler Akademisi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

G) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Sekizinci konuşmacı Şanlıurfa Milletvekili Sayın Mehmet Ali Cevheri. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

Buyurun.

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET ALİ CEVHERİ (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’nin önemli bakanlıklarından biri olan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2018 yılı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım.

Gıda, günümüzde önemli stratejik sektörlerden biri hâline gelmiş ve gelecekte de önemini artıracaktır. Bugün petrole alternatif birtakım enerji kaynaklarını bulmada teknolojik olarak önemli mesafeler alınmakta ancak gıda ve tarımın alternatifi hiçbir şekilde bulunmamaktadır. Özellikle, 19’uncu asırdan sonra dünyada sanayileşme olgusuyla endüstrinin hızla gelişmesi, kentlerin büyümesi ve nüfusun artmasına bağlı olarak ekosistemde bozulmalar meydana gelmiş, yağmurun azalması, kuraklığın artması sonucunda su ve toprağın önemi daha da artmış bulunmaktadır. Bu süreçte, insanoğlu teknolojik gelişmeler sonucu, refahını artırmaya çalışırken ciddi manada bir israf yapmış, toprağını, suyunu ve yeşilini ihmal etmiştir. Dünyadaki toplam toprak alanı 13 milyar hektar olup bunun 5 milyar hektarı tarımsal alanken ancak bunun da 1,5 milyar hektarlık kısmı işlenen tarım alanıdır. Dünyada çarpık kentleşme ve sanayileşme sonucu tarıma elverişli alanlar hızla azalmakta, yaşamak için gerekli olan gıdayı üretmek ise gittikçe zorlaşmaktadır. Günümüzde tarıma önem veren ve gıdayı kontrol eden ülkeler dünya siyasetine de yön vereceklerdir. 2050 yılında dünya nüfusu 10 milyara dayandığında, bu nüfusu besleyebilmek için tarımsal üretimin en az yüzde 60 artırılması gerekmektedir. Hâlen dünyada 39 ülkede gıdaya, 80 ülkede suya erişimde önemli sorunlar yaşanmaktadır. Dünya, gelecekte bu sorunları ciddi manada yaşama tehlikesiyle karşı karşıya olmasına rağmen, bugün, Afrika’nın birçok ülkesinde insanlar açlıktan ölürken acımasız kapitalizmin hüküm sürdüğü emperyal dünyada hâlâ her yıl 1,3 milyar ton gıda israf edilmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ülkemizde zirai üretimi planlamak, teşvik etmek, korumak, üretmek ve adil paylaşım noktasında çok önemli bir misyon yerine getirmekte, önemli projeler yürütmektedir. Hâlen ülkemizde 24 milyon hektar tarım alanımız, 14,6 milyon hektar mera varlığımız ve 3 milyonun üzerinde çiftçimizle bugün, 121 milyon ton bitkisel üretim, 23 milyon ton hayvansal üretim, 161 milyar TL tarımsal hasıla ile 16,3 dolar tarımsal ihracat yapılmaktadır.

Hükûmetlerimiz iş başına geldikten sonra, her noktada tarım sektörünü desteklemiş, sadece 2016 yıl sonu dikkate alındığında, son on beş yılda üreticilerimize toplam 103 milyar TL nakit hibe desteği sağlanmıştır. Tarımsal girdilerde önemli bir yekûn teşkil eden mazot, gübre, tohum ve yem bitkisi destekleri artarak devam etmektedir. Gübre ve yemde KDV sıfırlanmış olup mazotta 2018 yılından itibaren “Deponun yarısı bizden.” uygulaması devreye girecektir. Yine, 2018 yılında çiftçilerimize toplam 14,8 milyar TL nakit tarımsal destek sağlanacaktır. Ayrıca, tarım sektörü yatırımları için 10,1 milyar TL, tarımsal KİT’lerin finansmanı, kredi sübvansiyonu, müdahale alımları ve ihracat destekleri için 4,7 milyar TL kaynak ayrılmış bulunmaktadır. Tarımsal kredilerde faiz indirimi uygulaması devam etmektedir. 2002 yılında yüzde 59 olan Ziraat Bankası faiz oranıyla kredi alan çiftçilerimiz bugün yüzde 0 ile yüzde 8,25 cari faiz aralığında sübvansiyonlu krediler kullanabilmektedirler. 2002 yılında Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan tarım kredisi miktarı 530 milyon TL iken, bugün bu tutar 64 kat artarak 34 milyar TL’ye ulaşmış bulunmaktadır. Bu sonuçlara göre, OECD üretici ve tüketici destek tahminleri verilerine göre, OECD’ye üye ülkeler arasında Türkiye 2002-2016 döneminde tarıma en çok destek veren OECD ülkesi olmuştur. 2002 yılında tarımsal millî gelir 36,9 milyar TL iken bugün 4 kattan fazla artarak 161,3 milyar TL’ye ulaşmış bulunmaktadır. Bugün ülkemiz tarımsal hasılada Avrupa’da 4’üncü sıradan 1’inci sıraya yükselerek 2005 yılından bugüne kadar Avrupa’da liderliğini sürdürmektedir. 2002-2016 döneminde tarım sektörü, tarım ve gıda ürünleri dış ticaretinde ise 58 milyar dolar fazla vermiştir.

Kısacası, tarım ve gıdaya verilen desteğin insanlığımızın geleceğine yapılan destek olacağı inancıyla 2018 yılı bütçemizin ülkemiz ve çiftçilerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Cevheri.

Dokuzuncu konuşmacı Şanlıurfa Milletvekili Sayın Mehmet Akyürek.

Süreniz beş dakika.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET AKYÜREK (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2018 Mali Yılı Bütçe Kanun Tasarısı’nın 8’inci turunda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Tarih ve kültürün harmanladığı, medeniyetler ve peygamberler şehri Şanlıurfa’mın ilçem Viranşehir, Ceylanpınar ve tüm ilçeleri adına yüce heyeti sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

Dünya nüfusu hızla artıyor. Gıdayı üretebilmek ve karnımızı doyurabilmek her geçen gün daha da zorlaşacak, gıda ve tarım bugünkünden çok daha önemli ve kritik bir noktada olacaktır. Bunun için küresel düzeyde tedbirler almak zorunlu. Hâlen dünyada, her yıl 1,3 milyar ton gıda israf edilirken, 800 milyon insan da açlıkla mücadele ediyor. Kıtlık ve bolluğun yan yana olduğu bir dünyada yaşıyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu nedenle, üretimi artırma çabalarımız sürerken, aynı zamanda israfı önlemek için her birimize görev düşüyor. Topraklarımız, nasıl şehitlerimizin kanıyla yoğrularak vatan oluyorsa, çiftçilerimizin alın teriyle de yoğrularak bereketlenmektedir. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar) Geleceğe güvenle bakabilmemiz için, toprağın, suyun kıymetini bilmeli, gereken saygıyı göstermeliyiz.

Değerli milletvekilleri, GAP kapsamında yer alan ve ülkemiz tarımına olağanüstü katkı sağlayan Şanlıurfa’mız, 2 milyon 200 bin dönüm pamuk ekmekte, 2 milyon dönüm buğday ekmekte, 1 milyon 100 bin dönüm fıstık ekmekte ve 1 milyon 300 bin dönüm de mısır ekmektedir. Burada 8 bin dönüm biber ekimiyle de ülkemizin ambarı konumundadır. (AK PARTİ sıralarından “Maşallah, maşallah!” sesleri, alkışlar)

Son yıllarda yapımına hız verilen sulama projeleri bu yıldan itibaren devreye girecek, üretim ve istihdama olan katkısının yanında, bölgede enerjiye bağımlı tarım sektörünü de yüksek maliyetler ve millî servet israfından kurtaracaktır.

Mardin ana kanalı üzerinde bulunan ve tamamlanmak üzere olan Mardin-Ceylanpınar, Viranşehir 1 ve 2’yle Ceylanpınar’da 660 bin dönüme su verilecek ve Viranşehir’de 370 bin dönüm, 2019 yılında su toprakla kavuşacaktır.

Bölgemizin yatırımları arttıkça gelir seviyesi, refah artacak, binlerce yıldır dil, din, ırk çeşitliliğiyle barış içinde yaşadığımız bu topraklarda, kışkırtıcılık ve bölücülük yapıp dostluk ve kardeşliği bozmaya çalışanlar, kötü amaçlarına ulaşamayacaklardır. (AK PARTİ sıralarından “İnşallah, inşallah!” sesleri, alkışlar; CHP sıralarından alkışlar) Zaten AK PARTİ Hükûmeti ve Grubu olarak bizler de buna asla müsaade etmeyeceğiz.

Değerli milletvekilleri, hükûmetlerimiz iş başına geldiği ilk günden itibaren “Halka hizmet Hakk’a hizmettir.” anlayışıyla insanımızın hayatını kolaylaştıracak sayısız hizmetlere imza attı. İlçem Viranşehir de bu yatırımlardan gerekli payı aldı ve almaya da devam ediyor. Daha önceden belki de hayal olarak gördüğümüz -Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde, doğduğum, büyüdüğüm yerde- 200 yataklı devlet hastanesi faaliyete geçti, 1.100 adet TOKİ konutu, yeni Hükûmet konağı, adliye sarayı, Emniyet hizmet binası ve lojmanları, dört yıllık sağlık yüksekokulu, meslek yüksekokulu yapıldı ve şu anda 50 tane yeni okul yapılacak. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) DSİ Şube Müdürlüğü, SGK hizmet binası, Tarım İlçe Müdürlüğü hizmet binası… Küçük sanayi kooperatifinde 450 tane iş yeri önümüzdeki bir iki ay içinde yerlerine taşınacaklardır. Köylerimize yüzlerce kilometre asfalt ve beton yol, her köye içme suyu, taziye evi… Kısacası, Viranşehir’i yeniden inşa ettik. En son DSİ ve Kalkınma Bakanımızın destekleriyle, yaklaşık 70 milyon TL’lik bir ödenekle Viranşehir içme suyu ihalesini, İller Bankasından 20 milyon ödenekle de kanalizasyon ihalesini iki üç ay içerisinde yapıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla 21 Aralık 2017 tarihinde Viranşehir’e gelecek doğal gazın ihalesi de yapılacaktır. Darısı diğer ilçelerimize.

Sayın Başkanım, bir dakika alabilir miyim?

BAŞKAN – Tabii ki.

Buyurun, tamamlayın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET AKYÜREK (Devamla) – Doğal gazı dedim, 16 nisandan önce bu müjdeyi vermiştim ama birbirinden değerli hizmetleri Şanlıurfa’ya ve ilçem Viranşehir’e getiren Hükûmetimizin tüm kadroları, desteklerini esirgemeyen Sayın Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım, Gıda, Tarım ve Hayvancılık eski Bakanımız Sayın Faruk Çelik ve hemşehrimiz olmasından övünç duyduğum, yirmi dört saat gece gündüz durmadan, duraklamadan çalışan Sayın Ahmet Eşref Fakıbaba -Allah yardımcısı olsun- başta olmak üzere Kabinenin değerli üyelerine ve milletvekili arkadaşlarıma tüm hemşehrilerim adına teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri ve alkışlar, CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Akyürek.

Sayın Havutça, bir söz talebiniz var, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

16.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, Gölcük Tabiat Parkı’nın bir firmaya ihale edilerek beton yağmalanmasına açıldığına ilişkin açıklaması

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Sayın Orman Bakanımıza sesleniyorum: Dünyanın en güzel doğa harikalarından biri olan Gölcük Tabiat Parkı, bugün bir ihaleyle yandaş bir firmaya ihale edilerek beton yağmalanmasına açılmıştır.

Sayın Bakan, 2012 yılında Bolu Belediyesine yirmi dokuz yıllığına kiraladığınız ve imara kapalı olan bu bölge -sizin verdiğiniz bu Bolu Belediyesiyle ilgili- ranta açılmıştır ne yazık ki. Bugün İmar Kanunu çiğnenmiş ve orada bütün çevrecilerin, tabiat özlemcilerinin karşı çıktığı bu proje bugün ihale edilmiştir. Şimdi, buradan gözlerimiz onun üzerinde. Bodrum Güvercinlik’te o yanan yerlerin nasıl betonlaştığını, Trabzon’da yazılan senaryoların ne olduğunu hepimiz biliyoruz ama artık bu ülkenin tabiatını, çevresini korumak sizin sorumluluğunuzdadır.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Havutça.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503) (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

 

A) BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı

B) KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Standartları Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Standartları Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Patent Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU (Devam)

1) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ (Devam)

1) Türkiye Bilimler Akademisi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimler Akademisi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

G) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Şimdi, onuncu sırada, Konya Milletvekili Sayın Hüsnüye Erdoğan, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2018 yılı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, Gazi Meclisi, aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Dünyanın başka ülkelerinde örnekleri olduğu gibi ülkemizde de tütün ve tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içki piyasaları bir uzman kamu otoritesi eliyle yürütülmektedir. Bu amaçla 4733 sayılı Kanun’la Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu kurulmuştur. Sektördeki tüm üretici firmaların üretim süreçlerinin takip ve denetiminin yanı sıra, ilgili kurumlarla iş birliği yapılarak yasa dışı ticaretle mücadeleyle söz konusu piyasa ve gelirlerinin güvenliği sağlanmaktadır. 4207 sayılı Kanun’un kişileri ve gelecek nesilleri tütün ürünlerinin zararlarından, bunların alışkanlıklarını özendirici reklam, tanıtım ve teşvik kampanyalarından koruyucu tedbirleri almak ve herkesin temiz hava soluyabilmesinin sağlanması yönünde düzenlemeler yapmak şeklinde ifadesini bulan amacı, kurumun kanun düzeni ve toplum sağlığı açısından kurumsal görev ve sorumlulukları olduğunu göstermiştir. Kurum, bir yandan sektörü düzenleme, denetleme ve izlemek suretiyle sağlıklı ve düzgün işleyen bir piyasa yapısı oluşturmakta, diğer yandan da Dünya Sağlık Örgütü Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi’nin tütün tüketiminin neden olduğu yıkıcı sağlık, sosyal, çevresel ve ekonomik sonuçlarından mevcut ve gelecek nesilleri korumak amacına ulaşmak için düzenlemeler yapmaktadır. Bu çerçevede yürürlüğe konulan düzenlemelerden alınan başarılı sonuçlar, ülkemizin dünyada tütün kontrolü alanında üst sıralara taşınmasına büyük katkı sağlamıştır. Kurum tarafından tütün ve alkol kontrolüne ilişkin farkındalığı artırmaya yönelik olarak ulusal ve uluslararası çalıştaylar düzenlenmiş, kamu spotları hazırlanarak kamuoyuna sunulmuştur. Genel bütçeden pay almayan kurumun, 2018 yılı bütçe tahmini 155 milyon TL’dir. Gelirlerin yaklaşık yüzde 97’si faaliyet gelirlerinden, yüzde 3’ü ise diğer gelirlerden oluşmaktadır. Kurum, kurulduğu tarihten itibaren 2017 yılı dâhil yaklaşık 635 milyon TL hazineye devretmiştir.

Değerli milletvekilleri, bir hekim olarak gerek tütün gerek alkollü içecekler ve gerekse uyuşturucunun insan ve toplum sağlığına çok büyük zararlar verdiğini, kaliteli ve sağlıklı bir yaşamın önünde en büyük engeli oluşturduğunu hatırlatmak istiyorum. Bu amaçla tütünle mücadele programı çerçevesinde ciddi çalışmalar yürütülmektedir. Sabit hatlardan ücretsiz aranabilen ve özel eğitim alan danışmanların yedi gün yirmi dört saat kesintisiz hizmet verdiği dünyadaki en kapsamlı sigara bırakma danışma hattı özelliği taşıyan “Alo 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı” ve “web” uygulamalarıyla sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlarımıza devlet olarak destek olunmakta ve sigarayı bırakma polikliniklerimizde ilaçlar ücretsiz verilmektedir. Pasif içicileri korumaya yönelik olarak da 19 Temmuz 2009 tarihinde ülkemizde tüm kapalı alanlar dumansız hâle getirilmiş ve insanımız rahat bir nefes almaya başlamıştır.

Değerli milletvekilleri, insanlığı tehdit eden bütün bu zararlı alışkanlıklarla mücadele konusunda her birimizin gerekli hassasiyete sahip olması gerekmektedir çünkü bu konular ancak yüksek bir farkındalıkla ve gayretle önlenebilir.

Değerli milletvekilleri, konuşmamı bitirirken kapanmayan yaramız, onurumuz Kudüs’e değinmek istiyorum. Maalesef Orta Doğu’nun Müslüman coğrafyasında zulüm ve işgal bitmek bilmiyor. “Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem.” düsturuyla her zaman mazlumun ve mağdurun yanında yer alan Türkiye’miz, harimiismetimiz olan Mescid-i Aksa’ya ve Kudüs’e sahip çıkmak adına, ABD yönetiminin, Birleşmiş Milletler kararlarını ve...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun tamamlayın.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Devamla) - ...uluslararası hukuku hiçe sayarak yaptığı açıklamadan sadece bir hafta sonra, Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatının en geniş katılımlı toplantılarından birini ülkemizde gerçekleştirdik. Bu toplantı vesilesiyle Kudüs’ün ve Filistinli kardeşlerimizin yalnız olmadığını, Filistin toprakları ve coğrafyamızın parçalanması gibi, birliğimizin ve zihinlerimizin de parça parça edilmesine izin vermeyeceğimizi cümle âleme göstermiş olduk. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; istikbal ve istiklalimiz için yapılan güzel icraatlara vesile olması temennisiyle 2018 yılı bütçesinin hayırlı olmasını diliyor, gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Erdoğan.

On birinci konuşmacı Antalya Milletvekili Sayın Hüseyin Samani. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA HÜSEYİN SAMANİ (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Orman ve Su İşleri Bakanlığımızın 2018 yılı bütçesi üzerinde grubum adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Orman ve Su İşleri Bakanlığımız son on beş yılda 158 milyar Türk liralık bir yatırımla ormancılık, su, tabiatı koruma ve meteoroloji alanlarında pek çok projeyi hayata geçirmiştir. Orman Genel Müdürlüğünün sadece ormanlık alanlarda değil, ülkemizin tamamında yapmış olduğu çalışmayla, bugün, dünyanın birçok yerinde orman alanları azalırken ülkemizde ormanlık alanlarda bir artış gözükmektedir. Bu hem alan itibarıyla hem de servet itibarıyla böyledir. Nitekim, 2002 yılında 20,8 milyon hektarlık orman alanımız söz konusu iken bunu bugün 22,3 milyon hektara çıkardık yani yaklaşık 1,5 milyon hektarlık bir orman alanında artış meydana geldi. Aynı şekilde, ormansal servet de yüzde 33 oranında bu dönemde arttı değerli milletvekilleri.

Değerli arkadaşlar, ihtiyacımız olan fidanları ve tohumları artık kendi fidanlıklarımızda üretebiliyoruz. Çok önceki dönemlerde 75 milyon olan üretim miktarımızı bugün 322 milyon fidana kadar çıkarmış bulunmaktayız, hatta bazı yıllarda bunu 400-450 milyon fidan kapasitesine kadar da çıkarabiliyoruz. Sadece fidan üretimini değil, aynı zamanda bu fidanlarla ilgili türleri de artırmış bulunmaktayız. 400 olan orman fidanı türü bugün 688’e çıkmıştır. Yine aynı şekilde, şu anda 3 milyar 820 milyon fidanı toprakla buluşturduk.

Değerli milletvekilleri, “Su varsa hayat vardır.” diyerek bir damla suyun dahi boşa akmaması için çaba harcıyoruz. Biz milletimiz için çalışıyoruz, iktidarımız döneminde 508 tanesi baraj, 513’ü HES, 327’si gölet, özellikle 1.171 sulama tesisi olmak üzere 193 içme suyu tesisi, 17 arıtma tesisi, 4.471 dere ıslahı olmak üzere toplam 7.200 tesisi tamamlayarak milletimizin hizmetine sunmuş bulunuyoruz. Devlet Su İşlerinin kurulduğu 1954 yılından 2011 yılına kadar, elli yedi yılda sadece 461 gölet inşa edilmişken 2012 yılında başlatmış olduğumuz “Bin Günde Bin Gölet” projesiyle, sulama projelerini de tamamlayarak bugün ülkemizdeki toplam 85 milyon dekar sulanabilir arazi varlığının yüzde 75,6’sını sulayabilir duruma gelmiş durumdayız.

Yine, değerli arkadaşlarım, millî dava olan yavru vatan Kıbrıs’ı da unutmadık bu süre içerisinde. Burada “asrın projesi” olarak nitelendirilen, Torosların memba kaynak suyunu 107 kilometre derin denizin altından götürerek 107 kilometrelik isale hattıyla Kıbrıs’a akıtmış durumdayız. Yani tarihteki o meşhur sözün artık değişmesi gerektiği kanaatindeyiz, “Su akar, Türkiye yapar.” diye düzeltmek durumundayız bundan sonra. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sadece bu değil, gönül coğrafyamızı da unutmuş değiliz. Bütün gönül coğrafyamızda ve özellikle Afrika’da 1 milyon 750 bin kişiye içme suyu temin ettik. Hedefimiz, 2019 yılında 3 milyon kişiye içme suyu ulaştırmak.

Değerli arkadaşlar, bugün Gazi Meclisimizi Cibuti Cumhurbaşkanı selamladı. Burada Orman ve Su İşleri Bakanlığımızın Cibuti’ye yaptığı bir yatırımı anlatmadan önce onunla ilgili bir anekdot anlatmak istiyorum. Cibuti eski Büyükelçimiz oradayken bir köye gider, kırsal alana, orada bir kına gecesine katılır. Hani bizde var ya kına gecesinde “Kınayı getir aney…” diye falan, orada da bir ezgi söylerler, bu ezginin içerisinde “İstanbul” lafı geçer. Büyükelçimiz sorar: “Burada ‘İstanbul’ lafı geçiyor. Ne diyorsunuz?” “Biz, Osmanlı döneminde, Osmanlı’ya yüzyıllar boyu ticari başkentlik yaptık, Osmanlı’yı unutmadık. Onu unutmayışımızın bir nişanesi olarak bugün, kızlarımızı ana ve baba evinden uğurlarken onlara şöyle deriz: ‘İstanbul gibi aziz olasın, Kız Kulesi gibi etrafını aydınlatasın.’ Bu ezgiyle onları uğurlarız.” demiş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Tabii, bunlar boşa olmuyor değerli kardeşlerim. Elbette ki AK PARTİ kurulduğu andan itibaren bütün seçimlerde teveccühünü bizden esirgemeyen milletimizin desteği, Cumhurbaşkanımızın liderliği…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSEYİN SAMANİ (Devamla) – Tamamlayabilir miyim?

BAŞKAN – Buyurun, tabii, Sayın Samani.

HÜSEYİN SAMANİ (Devamla) – …Sayın Veysel Hocamızın samimiyet ve gayretiyle bütün bu işler başarılıyor, bizler de kendilerine müteşekkiriz.

Tabii, bu arada, ilim Antalya’da Orman ve Su İşleri Bakanlığımız çok önemli yatırımlar yaptı, 3 milyar 510 milyonluk bir yatırım yaptı, 18 tanesi baraj, onlarca gölet, meteoroloji gözlem yerleri…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – 3 milyara 18 baraj olmaz.

HÜSEYİN SAMANİ (Devamla) – 18 tane baraj; gel, gösterelim sana.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – O ancak gölettir, gölet ya da sulama kanalıdır.

HÜSEYİN SAMANİ (Devamla) – 18 tane baraj, birçok sulama tesisi, meteoroloji gözlem istasyonları olmak üzere birçok tesisi yaptı; bundan dolayı da müteşekkiriz.

Bu vesileyle 2018 yılı bütçesinin ülkemize ve ülkemizin insanlarına hayırlı olmasını temenni ediyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Samani.

HÜSEYİN ÇAMAK (Mersin) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

HÜSEYİN ÇAMAK (Mersin) – Sayın Başkan, 60’a göre söz istiyorum. Maraş katliamıyla ilgili bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

17.- Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak’ın, 19-26 Aralık 1978 Kahramanmaraş olaylarının 39’uncu yıl dönümüne ilişkin açıklaması

HÜSEYİN ÇAMAK (Mersin) – Sayın Başkan, 19-26 Aralık 1978 tarihleri arasında Kahramanmaraş’ta büyük bir katliam yaşandı. Sarıldığı yavrusuyla beraber katledilen anne ve bebeği, gözleri oyulup hela çukuruna atılan 80 yaşındaki nine ve daha niceleri bu katliamın unutulmazlarıdır. Aradan geçen yıllarda hiçbirisinin faillerinin cezalandırılmaması bir yana, katliamda yakınlarını yitirenlerin anmasına bile Maraş’ta hâlen müsaade edilmiyor ve hatta, bazılarının mezar yerleri sırmış gibi açıklanmıyor. Acılarını yaşadıkları yerde yaslarını tutmalarına dahi izin verilmeyen bu insanların sarılmayan yaraları yüreklerini kanatmaya devam ediyor. Bu acıyı yaşayan toprakların bir insanı olarak Maraş’ta katledilen tüm canları saygıyla anıyor, unutursak kalbimiz kurusun diyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çamak.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503) (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

 

A) BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı

B) KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Standartları Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Standartları Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Patent Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU (Devam)

1) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ (Devam)

1) Türkiye Bilimler Akademisi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimler Akademisi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

G) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Şimdi, on ikinci sırada Kırıkkale Milletvekili Sayın Abdullah Öztürk.

Süreniz beş dakikadır.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ABDULLAH ÖZTÜRK (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ekranları başında bizi izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, 3 Kasım 2002 seçimlerinin üzerinden on beş yıl geçti. Siyasi literatürleri altüst eden, siyasi tarihimize önemli yatırımlar ve düzenlemeler sığdıran, tüm engellemelere rağmen ilk önce Yüce Yaradan’ımızın izni, sonrasında aziz milletimizin destek ve dualarıyla hem sınırlarımız hem de gönül coğrafyamızdaki bütün mazlumlara kol kanat gerebilme şerefine nail olduk. Hem milletimizin gönlünü hem de Rabb’imizin rızasını kazandığımıza inanıyorum.

Bu on beş yıllık periyodun ilk on yılında, ekonomisi dünyaya açık olan ülkelerde de olduğu gibi, hepimizin sosyal, ekonomik hayatımızı doğrudan ilgilendiren kur politikasına değinmek istiyorum. Ekonomiyi bütçe disiplininden taviz vermeden doğru ve hakkaniyetli bir politikayla dengeli götürebildik. AK PARTİ Hükûmetinin işe koyulduğu 2002 Aralık ayında Amerikan doları 1,55 mertebelerindeydi, tam on yıl sonra 2012 Aralık ayında kur 1,77 yani on yıl içerisinde yüzde 15 değer kazanabildi. Bu vesileyle hem faizler hem de enflasyon uzun yıllar sonra tek haneli rakamlara düşürüldü. 2002’de vergi gelirlerinin yüzde 86’sı faize giderken bugün faiz giderleri yüzde 14’e kadar düşürüldü. Faiz lobisine giden kaynaklarımız, bundan böyle milletimizin kullanımı için hastaneler, otoyollar, tüneller, köprüler, üniversiteler, havaalanları ve daha bir sürü hizmetlerin yapımına harcanmış, bunun yanında gerçek anlamda sosyal devlet anlayışını da milletimizle tanıştırma fırsatını sağlamış olduk.

Ta ki 2013, iktidarımızın son beş yılında Türkiye’nin bu kazanımlarından rahatsız olan kesimler Gezi olaylarıyla başlayıp MİT tırlarının durdurulması, MİT Müsteşarının ifadeye çağrılması, 17-25 Aralık kumpası ve 15 Temmuz hain darbe girişimi, ülkemizin karanlık girdaplarda savrulma ve Orta Doğu’nun dirençsiz ve çaresiz ülkeleri arasına sokulma çabalarından başka bir şey değildi. Bu durum, toplumumuzu olumsuz etkileyerek kaotik bir ortam yaratma çabasıydı. Hâlbuki bu saldırılar, AK PARTİ’yi iktidardan illegal yollarla uzaklaştırma çabalarının yanında, 80 milyon vatandaşımızın huzur ve refahına kastetmekti. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Onların gelecek kaygısı duymalarına zemin hazırlayan bir durumdu.

Bu duruma sevinenler ise Türkiye’nin kalkınmasından rahatsız olan, dünyayı kendi emellerine alet etmek isteyen küresel güçlerden başkası değildi. Bilmedikleri bir şey vardı; helikoptere, tanka, topa, mermiye göğsünü siper eden, zillet altında yaşamak istemeyen bir millet ve bu milletin bir de lideri vardı. Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde Türkiye, sırat köprüsünden dönmüştü. Türkiye’ye diz çöktüremediler ama durmuyorlar. Sözüm ona (...)(x) rövanşını almak istiyorlar. Kredi notumuzu düşürüyor, kur artışlarıyla direncimizi kırmaya çalışıyorlardı fakat onların bilmediği şey: Türkiye, eski Türkiye değildi. Küresel güçlerin, eskiden olduğu gibi ülkemiz üzerinde hesap yapamayacakları güçlü Türkiye temellerini zaten atmış idik.

Bu sefer de Orta Doğu’nun huzura ermesini istemeyenler, ilk kıblegâhımız, peygamberler otağı, miracımızın şahidi Kudüs’ü işgalci İsrail’in başkenti ilan ederek ateş çemberine soktukları bölgeyi ellerini ovuşturarak izlemekte, terör ve terörist işgalcilere destek vererek emellerine ulaşmak istemektedirler. Türkiye’nin önderliğindeki İslam ülkeleri de bir ve beraber olarak aklıselim bir şekilde, dayanışma içinde Yahudi ve Siyonistlere karşı mukavemet göstermelidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın gösterdiği bu kararlı tutumla birlikte inşallah emellerine ulaşamayacaklardır. Kudüs, Filistin’in başkenti olmaya devam edecektir. Rabb’im yardımcımız olsun.

Ben bu vesileyle 2018 bütçesinin ülkemize, milletimize ve gönül coğrafyamızdaki bütün mazlumlara hayırlar getirmesini diliyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öztürk.

On üçüncü konuşmacı, Antalya Milletvekili Sayın İbrahim Aydın.

Süreniz beş dakika.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA İBRAHİM AYDIN (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüz yetmiş sekiz yıllık köklü bir teşkilat, şahsımın da otuz yıl hizmet ettiği ve mensubu olmaktan şeref duyduğum Orman Genel Müdürlüğü bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle aziz milletimizi ve Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Orman Genel Müdürlüğünün misyonu, orman ve orman kaynaklarını her türlü tehlikelere karşı korumak, doğaya yakın bir anlayışla geliştirmek, ekosistem bütünlüğü içinde ve topluma çok yönlü sürdürülebilir faydalar sağlamak şeklinde yönetmektir.

Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi ormanlar bütün insanlığın ortak değeri olup torunlarımıza bırakacağımız müşterek mirasımızdır. Dünyada orman varlığı azalırken ülkemizde ormanların hem alanı hem de ağaç serveti artmaktadır. 2002 yılı rakamlarına göre, 20,8 milyon hektar olan orman varlığımız 2017 yılında 22,3 milyon hektara ulaşmıştır yani 1 milyon 500 bin hektar son on beş yılda yapılan gayretli çalışmalar neticesinde gerçekleştirilmiştir. 2023 yılı hedefimiz, ülke topraklarının yüzde 30’una yani 23,3 milyon hektara ulaşmaktır. Ağaç servetimiz 2002 yılında 1,2 milyar metreküp iken 2017 yılında 1,6 milyar metreküpe ulaşmıştır. 2003 yılından bugüne kadar 4,9 milyon hektar alanda ağaçlandırma ve rehabilitasyon gerçekleştirilmiş, 4 milyar adet fidan toprakla buluşturulmuştur. Ormancılığımıza yeni anlayış, yalnız ormanlık alanlarda faaliyet gösteren teşkilatımız… 2008 yılında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından başlatılan Millî Ağaçlandırma Seferberliği’yle açık alanlar, kara yol kenarları, okullarımız, hastane, sağlık ocağı ve mezarlıklarımız büyük bir hızla ağaçlandırılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, orman köylümüzü doğduğu yerde doyurmak, göçlerin önüne geçmek ve odun dışı orman ürünlerinin ülke ekonomisine katkı sağlaması maksadıyla Badem Eylem Planı, Ceviz Eylem Planı, Kestane Eylem Planı, Yabani Zeytin Rehabilitasyon Eylem Planı gibi 38 eylem planıyla ormanlarımızı kırsal kalkınmanın lokomotifi yapıyoruz.

Bugüne kadar arıcılığa ve bal üretimine verdiğimiz destekler sayesinde ülkemiz bal üretiminde dünyada 6’ncı sıradan 2’nci sıraya yükselmiştir. Bugüne kadar 365 adet bal ormanı kurmuşuzdur. Özellikle bu konuda Bakanımız, arıların, arıcıların hamisidir; ona da buradan arıcılar adına çok teşekkür ediyorum.

2015-2019 döneminde 5 Bin Köye 5 Bin Orman Projesi kapsamında gelir getirici tür ağaçlandırması yapılmaktadır. Bugüne kadar 2.863 köye 6 milyon 400 bin gelir getirici tür fidanı dikilmiştir. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” anlayışıyla son on beş yılda orman köylümüze yapmış olduğumuz doğrudan destekler ve ormancılık faaliyetleriyle 14,5 milyar TL gelir sağladık. 33 bin aileye 610 milyon TL süt sığırcılığı, 10.500 aileye 242 milyon TL süt koyunculuğu desteği verilmiştir. Ayrıca, bozuk mera alanlarının rehabilitasyonu ve ormanlarımızın 10 milyon hektarında otlatma planıyla otlatmaya açarak hayvancılığımıza büyük destek verilmektedir. Eski yıllarda “Keçin var suçun var.” diye anılırdı ama şu anda otlatma planıyla tüm ormanlarda, yasak olmayan yerlerde otlatılabiliyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; artık, ormanlarımızın tapusu var. 2005 yılından itibaren orman kadastro ve tapu kadastrosunun birlikte çalışmalarıyla 2017 yılı sonu itibarıyla orman kadastrosunun yüzde 99’u tamamlandı. 2019 yılı sonuna kadar da ormanların tapusu tescil edilecektir. Ayrıca, yapmış olduğumuz kanuni düzenlemeyle kangren hâline gelen 2/B meselesini çözdük. Mülkiyet sorunlarını çözerek orman köylümüzle hasım değil, hısım olacağız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Orman Genel Müdürlüğünün orman yangınlarıyla mücadele çalışmalarına gelince: Verilen eğitimler, geliştirilen altyapı faaliyetleri ve teknolojiyle donatılmış sistemlerimiz sayesinde on beş saniye içerisinde yangını tespit edip, on beş dakika içerisinde de havadan, karadan müdahale edebiliyoruz. Bu erken ve etkin mücadeleyle bölgemizde lider ülke olduk. Türkiye’ye göre Yunanistan’da 18, İtalya’da 14, İspanya’da 8 kat fazla orman alanı yanmıştır. Antalya’daki Uluslararası Ormancılık Eğitim Merkezinde yangına hassas ülkelerden gelen uzmanlara yangın eğitimi verilmektedir. Ayrıca birçok ülkedeki büyük yangınlara, ihtiyaç duymaları hâlinde, ekiplerimizle destek veriyoruz.

Yanan orman alanlarımıza gelince 1 metrekaresi dahi başka maksatlarla kullanılmamakta ve bu alanlar yıl içerisinde ağaçlandırılmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın Sayın Aydın.

İBRAHİM AYDIN (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Bu mücadeleyi veren kulecisinden yangın işçisine, operatöründen pilotuna, memurundan mühendisine tüm çalışanlara teşekkür ediyor, yangınla mücadelede bugüne kadar şehit olan 114 kardeşimize ve tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

Yine, tabii, bizi izleyen geçici işçilerimiz, onlara… Nasıl 2007 yılında 13 bini aşkın işçimize kadro geldiyse inşallah önümüzdeki günlerde çalışmalarla geriye kalan 8.500 işçi de kadroya, sürekli işçilik kapsamına alınacaktır.

Bir orman mühendisi ve ormancı milletvekili olarak emeği geçenlere tüm arkadaşlarım adına minnet ve şükranlarımı sunuyorum.

2018 yılı bütçesinin milletimize ve ülkemize hayırlı olmasını diler, selam ve saygılarımı sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aydın.

Sayın Altay, söz talebiniz var.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkanım, bugün Yunanistan Savunma Bakanı Panos Kammenos’un, Genel Başkanımızın 11 Aralıkta Mecliste yaptığı bir konuşmaya yönelik bir açıklaması ve bir tehdidi söz konusudur. Bu konuda müsaadeniz olursa İç Tüzük 60’a göre ve mümkünse iki dakika hem Genel Kurula bildirmeyi hem bu konudaki tutumumuzu paylaşmayı arzu ederiz.

BAŞKAN – Tabii ki.

Buyurun Sayın Altay.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

18.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Yunanistan Savunma Bakanının Yunan adalarıyla ilgili sözlerine ve Hükûmetin bu adaların işgaline karşı Türk milletinin şanına yakışır bir tavırla vaziyet almasını beklediğine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yunanistan Savunma Bakanı Panos Kammenos, Genel Başkanımızın 11 Aralıkta Mecliste yaptığı bir konuşmasına değinmiş ve şöyle söylemiştir: “Ana Muhalefet Lideri yine 18 adanın Yunanistan tarafından işgal edildiğini söyledi. En iyi durumda, uluslararası hukukun ve anlaşmaların hükümlerinden haberi yok. En kötü durumda ise Yunanistan’ın egemenliğinden şüphe ediyor, topraklarımızı talep ediyor." ve devam ediyor, ona “Gel de al.” sözünü tekrar etmek suretiyle yani Sparta Kralı Leonidas’ın Pers Komutanı Serhas'a söylediği “Gel de al.” sözüyle cevap vermiş. Şimdi bu onun işi, onu bilmeyiz. Ama biz Yunanistan Savunma Bakanına Büyük Atatürk’ün İstanbul’un işgalinde söylediği “Geldikleri gibi gidecekler.” sözüyle Yunanların o adaları, orayı terk edeceğini buradan ilan ediyoruz. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

Ancak üzüntümüz şudur: Yunanistan’ın bu cüreti, bu cesareti, bu hadsizliği hiçbir uluslararası anlaşmada Yunanistan’a ait olduğu tescillenmemiş, egemenliği tartışmalı ada ve adacıkları sahiplenebilmesi, 1913 Atina, 1923 Lozan anlaşmalarına aykırı olarak bu adalara çökmesi, AK PARTİ hükûmetlerinin cesaretsiz tutumunun bir sonucudur; bunun altını çizmek istiyorum.

Şimdi, hepimiz için, bütün Meclis için yerliliği ve millîliği ispatlamanın tam zamanıdır. Hükûmete çağrı yapıyoruz: O 18 ada ve adacıkla ilgili olarak Yunanistan’ın, başta Bulamaç, Eşek ve Koyun adaları olmak üzere bu işgaline daha fazla seyirci kalamaz. Millî Savunma Bakanımızın öncelikle Yunan Savunma Bakanına hak ettiği cevabı vermesini, daha sonra da Hükûmetimizin bu adalarla ilgili -biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak Hükûmetin yanındayız, arkasındayız- burnumuzun dibindeki adaların, hiçbir anlaşmayla Yunanistan’a terk edilmemiş adaların keyfî bir şekilde işgaline karşı Türk milletinin şanına yakışır bir tavırla vaziyet almasını, Yunanistan’a gerekli cevabı vermesini bekliyoruz ve bu konuda Hükûmetin arkasında olacağımızı aziz milletimize beyan ve taahhüt ediyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederiz Sayın Altay.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503) (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

 

A) BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı

B) KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Standartları Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Standartları Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Patent Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU (Devam)

1) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ (Devam)

1) Türkiye Bilimler Akademisi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimler Akademisi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

G) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına on dördüncü sırada Gümüşhane Milletvekili Sayın Cihan Pektaş.

Süreniz beş dakika.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA CİHAN PEKTAŞ (Gümüşhane) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün 2018 yılı bütçesi üzerinde grubum adına söz almış bulunuyorum. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

Devlet Su İşleri, ülkemizin en köklü ve en büyük yatırımcı kuruluşlarından bir tanesidir. Su kaynaklarının korunması, geliştirilmesi ve işletilmesinden sorumlu kuruluşumuzdur. Enerji, tarım, hizmetler ve endüstri sektörlerinde hizmet vermektedir. DSİ, daha çok, baraj yapan bir kuruluş olarak bilinmektedir.

Ülkemizde yağışlar mevsimlere ve bölgelere göre farklılıklar göstermektedir. Yağışlı mevsimlerdeki suların kurak mevsimlerde kullanılmak üzere depolanması bir mecburiyettir. Bu maksatla, aralarında Atatürk, Keban ve Karakaya gibi barajların da olduğu 276 adet baraj inşa edilmiştir. Son on beş yılda başta Çine Adnan Menderes, Ermenek ve bir mühendislik harikası olan Deriner barajları olmak üzere 508 adet baraj inşa edilerek işletmeye açılmıştır. Bugün itibarıyla barajlarımızın sayısı 784’tür.

Barajların haricinde, Göl-Su Projesi kapsamında bin adet gölet inşa edilmiştir. 2019 yılı sonuna kadar 1.071 göletin daha bitirilmesi hedeflenmektedir.

Barajlarımızın ve göletlerimizin toplam depolama kapasitesi 166 milyar metreküptür ve bu, muazzam bir kapasitedir. İnşa edilen barajlar hidroelektrik enerji üretiminin yanı sıra tarımsal sulama, şehirlerimizin içme ve kullanma suyu temini ve taşkın önleme gibi çok maksatlı olarak değerlendirilmektedir.

Meteorolojik verilere göre son kırk dört yılın en kurak yılı, içinde bulunduğumuz 2017 yılı olmuştur. Vatandaşlarımız bu kuraklığı inşa edilen barajlar ve göletler sayesinde hissetmemiştir.

Akarsularımızın ekonomik olarak yıllık hidroelektrik üretim potansiyeli 180 milyar kilovatsaattir. On beş yıl öncesine kadar bu potansiyelin 26 milyar kilovatsaati değerlendirilmişken yap-işlet-devret modeliyle özel sektörün de devreye sokulmasıyla üretim kapasitesi 95 milyar kilovatsaate yükseltilmiştir.

Değerli milletvekilleri, şu Genel Kurul salonunda yanan her 4 avizeden 1 tanesi, DSİ’nin ürettiği enerjiyle aydınlatmaktadır. DSİ’nin projeleri beş yıl ile on yıl arasında kâr etmeye başlayan, ülkemizin kalkınmasında lokomotif vazifesi gören projelerdir. 1974 yılında işletmeye açılan Keban Barajı, kırk üç yılda 65 milyar liralık enerji üretmiştir. Önümüzdeki yıl su tutulmaya başlanacak olan Ilısu Barajı, yılda 4 milyar 120 milyon kilovatsaat enerji üretecektir. 2019 yılında su tutulması planlanan, 270 metre yüksekliğiyle dünyanın 3’üncü en yüksek barajı olacak olan Yusufeli Barajı, yılda 1 milyar 888 milyon kilovatsaat enerji üretecektir. İki barajın ekonomiye yıllık katkısı 1 milyar 850 milyon lira olacaktır.

Eskiden barajların proje, müşavirlik ve müteahhitlik hizmetleri tamamen yabancı firmalar tarafından yapılıyordu; finansmanı ise dış krediyle temin ediliyor ve projelerin faturası çok yüksek oluyordu ama artık devir değişti. Bugün DSİ’nin bütün projeleri, yerli projeci müşavir ve müteahhitler tarafından, millî bütçeyle çok daha uygun fiyatlara yaptırılmaktadır. Barajlarımızdan mümbit topraklarımız da sulanmaktadır. Ülkemizin yüz ölçümünün yaklaşık yüzde 11’i yani 85 milyon dekarı ekonomik olarak sulanabilir tarım arazisidir. İktidarımızdan önce 28 milyon dekar sulanan araziye 37,3 milyon dekar daha ilave edilerek bugün 65 milyon 300 bin dekara yükseltilmiştir.

Son yıllarda borulu ve basınçlı sistemle sulama projeleri inşa edilmeye başlanmıştır. Yağmurlama ve damlama sistemleri kullanılarak yüzde 35’e kadar su tasarrufu sağlanmaktadır. Kuru tarımdan sulu tarıma geçildiği zaman en az 4 kat, verimli ovalarda ise 13 kata kadar daha fazla ürün alınabilmektedir. Küresel ısınma, iklim değişikliği ve çölleşme gibi sebeplerle 2035 yılında dünyada gıda üretiminin bugünkü üretimden yüzde 12 daha az olacağı öngörülmektedir; nüfusun ise 1 milyar daha fazla olacağı tahmin edilmektedir. Dolayısıyla, gıdaya erişim zorlaşacak ve gıda fiyatları yükselecektir. Gıda arz güvenliğimizin sağlanması için sulanabilir bütün arazilerimizin sulu tarıma kavuşturulması çok büyük önem arz etmektedir.

İstanbul ve İzmir başta olmak üzere şehirlerimizin içme ve kullanma suyu ihtiyacı uzun vadede çözülmüştür. 42 milyon vatandaşımıza dünya standartlarında, ileri teknolojiyle arıtılmış, kaliteli ilave içme suyu temin edilmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CİHAN PEKTAŞ (Devamla) – Sayın Başkan, toparlıyorum.

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın.

CİHAN PEKTAŞ (Devamla) – Kıbrıs’a deniz altından askıda boru metoduyla su götürme projesi, tekniği ve büyüklüğü bakımından dünyada bir ilktir ve ülkemizin gurur projesidir.

Bütün bu hizmetleri ülkemize kazandıran, su deyince akla ilk gelen isim olan Bakanımız Sayın Veysel Eroğlu ve ekibine, hâlihazırda 3.683 projeyi başarılı bir şekilde yürüten DSİ personeline çok teşekkür ederim.

Bu duygu ve düşüncelerle 2018 yılı bütçesinin ülkemize ve milletimize hayırlı ve bereketli olmasını diliyor, sizleri tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Pektaş.

On beşinci konuşmacı, Mersin Milletvekili Sayın Ali Cumhur Taşkın.

Süreniz beş dakika.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Meteoroloji Genel Müdürlüğümüzün 2018 yılı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlarken Müslümanların ilk kıblesi, haram mescitlerin üçüncüsü, insanlığın kanayan yarası Kudüs’e değinmek istiyorum. Kudüs, yeryüzünün ikinci mescidi, Sevgili Peygamber’imizin miracına açılan kapıdır. Kudüs, tarihimizin ayrılmaz bir parçası, tüm Müslümanların kırmızı çizgisidir. Aynı zamanda, Kudüs, sadece Müslümanlar için değil, tüm ilahi dinler için de ortak bir değerdir. Bu açıdan baktığımızda Kudüs insanlığın ortak değeridir. Filistin davası sadece Filistinlilerin değil, dünya genelinde yaşayan tüm Müslümanların ortak davasıdır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Kurulduğu günden bu yana Filistinli Müslümanlara karşı devlet terörü uygulayan İsrail, haksız ve hukuksuz uygulamalara bir an evvel son vermelidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın “Bugün Kudüs'ün sahibi olduklarını sananlar, yarın arkasına saklanacak ağaç bile bulamayacak.” sözünü tekrar hatırlatıyor, başta Filistinli kardeşlerimiz olmak üzere tüm mazlumların yanında olduğumuzu belirtmek istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; modern dünyada günlük yaşantımızı daha konforlu, daha güvenli ve daha sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmek için meteorolojik veri, ürün ve hizmetlerin önemi her geçen gün daha da artmaktadır. Günümüzde başta ulaştırma, tarım, orman, enerji, millî savunma, çevre, turizm, sağlık, şehircilik, spor ve afet yönetimi olmak üzere pek çok sektör, meteorolojik verilerden doğrudan veya dolaylı olarak faydalanmaktadır.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, meteorolojik ürün ve hizmetlerin temeli olan gözlemlerin yapılabilmesi için yurt genelinde kurduğu 18 meteoroloji radarıyla ülkemizi radar ağıyla kapsamı altına alıp yine bu amaçla farklı tip ve özelliklerde 1.840 gözlem sistemi kurarak bu sayede hem anlık analizlerde hem de meteorolojik tahminde büyük başarılar elde etmektedir. Meteoroloji Genel Müdürlüğü, sahip olduğu yüksek donanım ve yetişmiş insan kapasitesiyle 81 il ve 969 ilçe için saatlik, günlük, beş günlük, haftalık ve aylık tahminleri vatandaşların hizmetine sunmaktadır. 2017 yılı içerisinde meydana gelen sel, fırtına, kar yağışı ve zirai don gibi meteorolojik kaynaklı afetler öncesinde yaptığı tutarlı tahmin ve uyarılarla bu afetlerin zararlarının azaltılmasında büyük payı vardır.

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün hizmet verdiği sektörlerin başında kara, hava ve deniz taşımacılığının yer aldığı ulaştırma sektörü gelmektedir. Kara, hava ve deniz ulaşımında güvenli ve konforlu seyahat açısından meteorolojik veriler çok önemlidir. Meteoroloji Genel Müdürlüğü web sayfasından kolaylıkla erişilebilen kara yolları tahmin sistemiyle vatandaşlarımızın hava ve yol bilgilerini öğrenmeleri ve gerekli tedbirleri almaları sağlanmaktadır. Bunun yanı sıra, havacılık sektörünün ve güvenli hava yolu ulaşımının en temel faktörü olan meteorolojik ürün ve hizmetlerin sağlanması gayesiyle 73 havaalanında yirmi dört saat hizmet verilmektedir. Deniz yolu tahmin sistemiyle deniz ulaşımının güvenliğine katkı sağlanmaktadır.

Tarım, Meteoroloji Genel Müdürlüğünün hizmet sunduğu önemli sektörlerden birisidir. Tarımsal üretimin her aşamasında çiftçilerimizin hizmetinde olan Meteoroloji Genel Müdürlüğü, zirai hava tahmin raporları, hasat zamanı tahmin programı ve ürünlerinin zarar görmemesi maksadıyla geliştirilen zirai don tahmini sistemiyle üreticilerimize destek olmaktadır. Ülkemizin orman varlığını ve doğal yaşam dengesini tehdit eden orman yangınlarına karşı mücadelede en önemli paydaşlardan birisi de Meteoroloji Genel Müdürlüğüdür. Orman Genel Müdürlüğüyle yapılan iş birliği geliştirilerek, orman yangını riski olan alanların belirlenmesini sağlayan Orman Yangınları ve Meteoroloji Erken Uyarı Sistemi uygulamasıyla, orman yangını riski olan alanlar belirlenmekte ve ilgili kurum ve kuruluşlar uyarılarak gerekli tedbirlerin önceden alınabilmesi sağlanmaktadır.

Başarılı çalışmaları dolayısıyla Meteoroloji Genel Müdürlüğümüzün tüm çalışanlarını tebrik ederek, 2018 yılı bütçesinin Meteoroloji Genel Müdürlüğümüze, Bakanlığımıza ve ülkemize hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Taşkın.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına on altıncı ve son konuşmacı Bilecik Milletvekili Sayın Halil Eldemir’dir.

Süreniz beş dakika.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HALİL ELDEMİR (Bilecik) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın Türkiye Su Enstitüsü bölümü üzerine AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle sizleri, sizlerin nezdinde de aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

2009 yılında ülkemiz önemli bir uluslararası organizasyona ev sahipliği yapmıştır. Bu organizasyon, 192 ülkeden 30 binden fazla katılımcıyla gerçekleşen 5’inci Dünya Su Forumu’dur. Başarılı geçen bu organizasyon sonrasında su konusunda kazandığı bilimsel deneyimi ve vizyonu hayata geçirmek amacıyla Orman ve Su İşleri Bakanlığımızın çatısı altına 658 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle 2011 yılında Türkiye Su Enstitüsü kurulmuştur. Böylesine önemli bir enstitüye olan ihtiyacı öngörüp kurma fikrini ortaya atan Sayın Bakanımız Profesör Doktor Veysel Eroğlu Bey’e teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Ülkemiz geçmişte su alanında toplantılarda sadece gözlemci statüsünde kalmaktayken artık uluslararası toplantılara aktif olarak iştirak eden, söz sahibi ülke konumuna gelmiştir. Globalleşen dünyamızda su politikaları da sınırları aşmaktadır. Dünyadaki gelişmelere kayıtsız kalmak mümkün değildir.

Türkiye, su alanında gerçekleştirdiği mega projelerle birlikte, yetişmiş insan gücü ve engin bilgi birikimi sayesinde bölgesinde su konusunda lider konuma gelmiş durumdadır. Türkiye Su Enstitüsü farklı disiplinlerden uzman kadrosuyla ülkemizde ve dünyada suyla ilgili çalışmaları yakından takip etmekte, su meselelerine ilişkin stratejik planlamalara katkı sağlamakta, modelleme çalışmaları ve geleceğe yönelik senaryolarla karar vericilere danışmanlık yapmaktadır. SUEN, kuruluşundan bu yana gerçekleştirdiği bilimsel çalışmalar, ulusal, bölgesel ve küresel su politikaları ve su sektöründe öne çıkan pek çok konuda yaptığı analizler ve ülkemizi yurt dışında temsil ettiği etkinliklerle ülkemizde ve dünyada su sektöründe saygın bir kurum hâline gelmiştir. Ayrıca ülkemizin dört bir yanında su ve kanalizasyon idarelerine gerekli teknik müşavirlik desteği hizmeti sağlamaktadır. 4 milyon 688 bin liralık mütevazı bir bütçeyle çalışmalarını sürdüren SUEN Başkanımıza ve çalışanlarına bundan önceki gayretlerinden dolayı teşekkür ediyor, bundan sonraki çalışmalarında başarılar diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; birkaç cümleyle de, bütçede yer alan, seçim bölgem Bilecik’teki yeni ve devam etmekte olan büyük yatırımlardan bahsetmek istiyorum.

Son yıllarda eğitime yapılan yatırımlarla Bilecik’imize 700’den fazla yeni derslik kazandırılmıştır. 2018’de Bozüyük ilçemizde yapılacak yeni ortaokul inşaatıyla tüm ilimizde ilk ve ortaöğrenimdeki öğrenciler tamamen tekli eğitime geçmiş olacaktır. İnşaatı devam etmekte olan Bilecik-Yenişehir yolumuzun yapılmasıyla tüm komşu illerimize duble yollarla ulaşmış olacağız. Hızlı trenle Ankara’ya, İstanbul’a, Konya’ya gidebiliyoruz; Bursa-Bilecik hattının inşası da devam edecek ve önümüzdeki yıllarda Bursa’ya da hızlı trenle ulaşmış olacağız. Gölpazarı-Yenipazar yolumuz 2018 yılında tamamlanacak. Projesi tamamlanmış olan Bozüyük-Söğüt kara yolumuzun ihalesinin de 2018 yılında yapılması planlanmakta.

Bozüyük Lojistik Merkezimizin inşaatı devam edecek. Bilecik Kapalı Spor Salonumuz tamamlanmış olup Bozüyük Kapalı Spor Salonumuzun ve Pazaryeri Gençlik Merkezimizin inşaatları yapılacak. Devam etmekte olan 250 yataklı Bilecik Devlet Hastanesi inşaatıyla birlikte, 250 yataklı Bozüyük Devlet Hastanemizin inşaatına başlanacak.

Geçmiş yıllarda 7 baraj inşaatımız tamamlanmıştır. Şu anda merkez Bayırköy, merkez Elmabahçe, Gölpazarı Demirhanlar, Söğüt Çaltı, İnhisar Samrı, İnhisar Tarpak, Osmaneli Soğucakpınar, Pazaryeri Dereköy, Söğüt Savcıbey, Yenipazar Yukarıçaylı Barajları olmak üzere, toplam 10 adet baraj inşaatımız devam etmekte. Bozüyük Barajı, merkez Ayvacık Barajı, Gölpazarı Kümbet Barajı, Osmaneli Ağlan Barajı, Osmaneli Göynük Barajı ve Pazaryeri Alınca Barajı olmak üzere 7 barajımızın planlamaları da devam etmektedir. Ayrıca, baraj inşaatı devam eden yerlerin kapalı sulama sistemleri de yapılmaktadır.

Tabii, zaman darlığı nedeniyle tüm yatırımları burada sırayla saymak mümkün değil. Bütün bu projelerin hayata geçirilmesinde Bilecik’imize desteğini esirgemeyen başta Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sayın Başbakanımıza, bakanlarımıza ve tüm kamu görevlilerimize şükranlarımızı sunuyorum.

2018 yılı merkezî yönetim bütçemizin hayırlı olmasını diliyor, Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Eldemir.

Sayın Gaytancıoğlu, bir söz talebiniz var.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Az önce konuşmacılardan birkaç tanesi söyledi -birkaç tanesi diyorum- OECD’nin hesaplamalarına göre Türkiye tarımı çok destekliyor gözüküyor, ben onunla ilgili bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun, bir dakika yerinizden söz veriyorum.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

19.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, Türkiye’nin OECD ülkeleri arasında tarıma çok destek veriyor olarak görünmesine rağmen gerçek durumun bunun tam tersi olduğuna ilişkin açıklaması

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Neredeyse kürsüye çıkan her AKP’li hatip, Türkiye’nin OECD ülkeleri arasında tarıma çok destek verdiğini söyledi. Doğrudur, OECD’nin hesaplamalarına göre Türkiye tarımı çok destekliyor gözükmektedir. Çünkü OECD piyasa fiyatlarını dikkate alır. Örnek veriyorum, bizde 1 kilogram et 50 liradır ama hemen yanı başımızda Gürcistan’da 10 liradır, Bulgaristan’da 15 liradır. 50 liradan sattığını düşündüğü için, çiftçinin cebine çok para girdiğini, buna göre tarıma çok destek verildiğini düşünür OECD. Aslında böyle değildir, önemli olan üreticinin elinde kalan paradır. Buna baktığımızda, tarımı az desteklediğimiz zaten ortaya çıkar. Bir de OECD, koruma oranlarını dikkate alır. Bizde örneğin, yine ette yüzde 225 gümrük vergisi vardır ama hükûmetler zaman zaman bunu sıfıra kadar çektikleri için korumanın çok fazla olduğu düşünülür, bundan dolayı da Türkiye tarımının çok desteklendiği söylenir, aslında bu durum tam tezattır, tersidir.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederiz Sayın Gaytancıoğlu.

 

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503) (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

 

A) BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı

B) KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Standartları Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Standartları Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Patent Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU (Devam)

1) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ (Devam)

1) Türkiye Bilimler Akademisi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimler Akademisi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

G) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi, şahıslar adına lehte olmak üzere Elâzığ Milletvekili Sayın Tahir Öztürk.

Sizin de süreniz beş dakika.

Buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TAHİR ÖZTÜRK (Elâzığ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Başbakan Binali Yıldırım’ın AK PARTİ Hükûmetinin 2018 yılı bütçesinin lehinde konuşmak üzere sekizinci bölümde söz almış bulunmaktayım. Gazi Meclisi saygıyla selamlarım.

Bu arada, ayrıca, eski Başbakan ve ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’ın oğlunun vefatından ötürü merhuma rahmet, Başbakana da başsağlığı diliyorum.

Orman ve Su İşleri Bakanlığının faaliyetlerine değinmek istiyorum. Orman ve Su İşleri Bakanlığı on beş yılda 150 milyar TL’lik yatırım yapmıştır ve orman teşkilatı, sadece ormanlık alanlarda değil, ülkemizin tamamında hizmet sunar hâle gelmiştir. Bütün dünyada orman varlığı azalırken ülkemiz orman alanlarını artıran nadir ülkelerden biridir. On beş yılda orman alanımız 1,5 milyon hektar artmıştır. Ormanlar için gerekli fidanlarımızı artık kendimiz üretmekteyiz. Arıcılık ormanlarının kurulmasıyla Türkiye dünyada bal üretiminde 2’nci sıraya yükselmiştir. 5 Bin Köye 5 Bin Gelir Getirici Orman Projesi’yle köylerimizde güzel başarılara imza atılmıştır. Tabiat varlıklarının ve millî parkların sayısı artırılmıştır. Su kaynaklarını korumak için havza koruma eylem planları tamamlanmıştır. Sulama projelerinde büyük başarılar elde edilmiştir. Bu konuda Elâzığ ilinde Uluova Sulama Projesi’nin yapım çalışmaları devam etmektedir. Projenin enerjisi GES’le temin edilecektir. Ayrıca, Kuzova Sulama Projesi’nin de bir bölümü 2018’in baharında açılacaktır.

İlimizde 6 adet baraj işletme safhasına gelmiştir. Barajlara bağlı sulama tesisleri bulunmaktadır. Ayrıca, inşaatı devam eden 9 adet baraj, 8 adet sulama tesisi bulunmaktadır ilimizde. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nu ve Bakanlık çalışanlarını gerçekleştirdikleri çalışmalardan dolayı tebrik ediyorum.

Biraz da Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının faaliyetlerinden bahsetmek istiyorum.

Biliyoruz ki Bakanlığın bütçesindeki her kuruş, ülkemizin bilimini, sanayisini, teknolojisini geliştirmek için harcanmaktadır çünkü gelecek, bilimdedir ve teknolojidedir. İşletmelerimizin yüzde 98’ini oluşturan KOBİ’lerin can dostu KOSGEB, verdiği desteklerle, uyguladığı programlarla bir yandan Anadolu’da küçük ve orta boy işletmelere can suyu olurken diğer yandan da yeni girişimcilerin ekonomiye kazandırılması için canla başla çalışmaktadır. Bakanlık “Girişimci Bilgi Sistemi” diye bir sistem getirmiştir. “3Y” dediğimiz bu sistemle -yerli, yenilikçi ve yeşil- üretim çalışmaları devam etmektedir.

Türkiye sanayisinin uzun dönem vizyonuyla biyoteknoloji, kamu-üniversite-sanayi iş birliği, nanoteknoloji, otomotiv, yazılım ve makine stratejilerinde çalışmalar hız kesmeden devam etmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin yerli otomobil üretecek babayiğitlerini ortak girişim toplantısında açıklamıştır. İnşallah, 2023 yılında otomobilimiz yollarda olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sanayi siteleri, organize sanayi bölgeleri, endüstri bölgeleri sanayinin fiziksel gelişiminin ve planlı sanayileşmenin en önemli unsurlarındandır. Ülkenin birçok bölgesinde endüstri bölgelerinin ve OSB’lerin sayısının artması için teşvik edilmektedir. Bu kapsamda Elâzığ OSB’nin birinci etap ikinci kısım altyapı çalışmaları tamamlanmış ve yatırımcının hizmetine sunulmuştur. Ayrıca, yatırımcının taleplerini karşılamak amacıyla ilimizde ikinci OSB’nin yer seçimi tamamlanmıştır. Elâzığ Ticaret ve Sanayi Odası, İl Özel İdaresi, Elâzığ Belediyesi Bakanlıkla bu konuda protokol imzalamış, enerji ihtisas bölgesi çalışmaları ve GES yatırımı için çalışma son aşamaya gelmiştir.

Son olarak, AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğüyle Bakanlığın bünyesinde İŞGEM sözleşmesi imzalanmıştır. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Faruk Özlü’yü ve Bakanlık çalışanlarını gerçekleştirdikleri çalışma için yürekten kutluyorum.

Ayrıca, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Eşref Fakıbaba ve ekibine -kısa bir zaman da olsa- başarılı çalışmalarından dolayı çok teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bildiğiniz gibi AK PARTİ hükûmetleri on beş yıldır iktidarda olup 16’ncı bütçesini görüşmekteyiz. Türk siyasi hayatında hiçbir siyasi partiye on beş yıllık kesintisiz iktidar nasip olmamıştır; Anadolu’nun bağrından çıkan, halkın adamı, Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın kurduğu ve emek verdiği AK PARTİ’ye nasip olmuştur. Girdiği 11 seçimde daima birinci parti olarak çıkmıştır. Halktan aldığı güçle “Halka hizmet, Hakk’a hizmet” düsturuyla yola çıkmıştır. Dünya lideri Recep Tayyip Erdoğan, verdiği sözün arkasında durduğu, önce siyasi istikrarı, sonra ekonomik istikrarı sağlamasıyla ülkenin kalkınmasında; enerjide, sanayide, tarımda, ulaştırmada, sağlıkta başarılı projelere imza attığı için halkımızın güvenini kazanmıştır.

Sayın liderimizin ve AK PARTİ’nin bu başarısından muhalefet partileri ders çıkarmalıdır, özellikle CHP kendisini “check” etmelidir. Fakat CHP muhalefette bekleme modundadır. Bu bekleme modundan halkımıza ters gelen davranış ve tutumlarla çıkmaları da mümkün görülmemektedir. CHP altmış yedi yıldır tek başına iktidar olamamış ve bu gidişle tek başına iktidar olması mümkün görülmemektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TAHİR ÖZTÜRK (Devamla) – Halk, başta CHP liderine, ardından da partiye güvenmiyor ve güvenmediği için de tek başına iktidar nasip olmuyor.

BAŞKAN – Sayın Öztürk, bitiriyor musunuz, yoksa…

TAHİR ÖZTÜRK (Devamla) – Bitiriyorum.

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın.

TAHİR ÖZTÜRK (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu duygu ve düşünceyle, 2018 bütçesinin hayırlara vesile olmasını diler, yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öztürk.

Sayın milletvekilleri, birleşime kırk dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.14

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.01

BAŞKAN: Başkan Vekili Pervin BULDAN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Sema KIRCI (Balıkesir)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 42’nci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi, Hükûmet adına yapılacak olan konuşmalara geçiyoruz.

İlk konuşmacı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Faruk Özlü.

Buyurun Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi yedi dakika.

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanlığımın bütçesi üzerindeki görüşmelerde Bakanlığım adına söz almış bulunuyorum.

Bu ana kadar yapılan konuşmaları dikkatle dinledim ve yapılan konuşmalarda olumlu katkılar sağlayan değerli milletvekili arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Diğer taraftan, tenkitlerde bulunan, değerlendirmeler yapan arkadaşlarıma da cevap vermek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, gerçekten, söylenenlerin hepsi doğru olsa Türkiye'nin küçülmesi lazım oysa Türkiye büyüyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Üretimle mi?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Devamla) – Bakın, Türkiye bu yıl içerisinde, üç çeyrektir büyüyor; birinci çeyrekte büyüdük, ikincide büyüdük, üçüncüde büyüdük…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Tamam, kabul.

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Devamla) – …ve toplam üç çeyreğin ortalaması, Türkiye 7,3 oranında büyüdü.

Şimdi, yine burada, imalat sanayisindeki büyüme yüzde 9,4. Bakın, Türkiye hem genelde büyüyor hem sanayimiz büyüyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kapasite kullanımı olmasın o.

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Devamla) – Yine, Türkiye'nin büyümesiyle ilgili, örneğin son çeyrekte, üçüncü çeyrekte bir dünya rekoru kırdık ve bu ortalama büyüme yüzde 11,5; sanayi büyümesi yüzde 15,8. Dolayısıyla büyüyen bir Türkiye var, büyüyen bir sanayi var. Bu bakımdan, fazla endişe etmeye gerek olmadığını düşünüyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, on beş yıldır hep büyüyoruz sizin dediğinize göre ama hiçbir karşılığını görmüyoruz.

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Devamla) –Diğer taraftan, bir sayın milletvekili arkadaşımız ocak-kasım arasında kapanan şirket sayısından bahsetti ve ocak-kasım arasında -yani bu yıl içerisinde- 12.537 şirketin kapandığını söyledi. Bakın, sadece kapanan şirketler değil, açılan şirketler de var. Yine aynı dönemde açılan şirket sayısı 67,785. Yani ocak-kasım arasında açılan şirket sayısı 67.785, kapanan şirket sayısı 12.537 yani 5,4 katı açılan şirket sayısı fazla yani 1 şirket kapanıyor, 5’ten fazla şirket açılıyor. Yine, aynı rakam, sanayiye baktığımızda, imalat sanayisine baktığımızda ocak-kasım arasında kapanan şirket sayısı -imalat sanayi için söylüyorum- 1.606, açılan şirket sayısı 9.316, bu da tam 5,8 katı. Yani söylendiği gibi olsa Türkiye’de kapanan şirket sayısının açılandan daha fazla olması lazım oysa rakamlar bunu söylemiyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sizden öğrendik, sadece ihracatı söylüyorsunuz ya.

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Devamla) - Şimdi, bir diğer konu, Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığım sunumda bir arkadaşımız dedi ki: “Ben soru sordum, cevap alamadım.” Bakın değerli arkadaşlar, bunlar doğru değil. Plan ve Bütçe Komisyonunda 19 arkadaşımız söz almış ve sorular sormuşlar. Bu arkadaşlarımızın tamamına 30/10/2017 tarihinde cevap vermişiz, hem özel adreslerine göndermişiz hem de Meclis Başkanlığına göndermişiz. Sanıyorum, Kazım Arslan Bey’di, “Ben soru sordum, cevap alamadım.” demişti. Bakın, burada belgesi var, galiba danışmanı veya sekreteri Okay Bersoy’a teslim edilmiş. Dolayısıyla bu da doğru değil.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bir başka konu, KOSGEB’le ilgili. Bazı arkadaşlarımız KOSGEB’le ilgili olarak dediler ki: “Sayıştayın raporu var, Sayıştay bir rapor verdi. KOSGEB’de verilen krediler yandaşlara veriliyor, bu krediler hakkıyla verilmiyor diye Sayıştayın raporu var.” dediler. Bakın, soruyu okuyorum: “Can suyu niteliğindeki kredilerin yandaşlara dağıtıldığı ve gerçek ihtiyaç sahiplerine verilmediği iddiasıyla ilgili sorumlular hakkında soruşturma açılıp açılmadığı…”

Bakın, değerli arkadaşlarım, Sayıştay raporunu okuyorum, Sayıştay raporu 52’nci sayfa birinci paragraf, Sayıştay raporu diyor ki: “Kredi faiz desteği için başvurusu onaylanmış toplam 244 bin 980 işletmeden kredi almayı hak kazanan 15 bin işletmenin seçiminin bilişim ortamında -yani bilgisayar ortamında- yukarıda sayılan kriterler dikkate alınarak yapıldığı, kriterleri sağlamayan -bakın, dikkat edin, kriterleri sağlamayan- hiçbir işletmeye ayrıcalık tanınmadığı ve bu seçim sürecinin örnek oluşturacak ölçüde başarılı gerçekleştirildiği sonucuna ulaşılmıştır.” Bakın, bu iddiayı ortaya atan arkadaşlarımız raporu da doğru okumamışlar. Raporun 52’nci sayfası birinci paragrafında ifade edilen metni size okudum.

Bakın, 2 defa bunu yaptık. Birincisi, geçen yılın, 2016’nın Aralık ayında bir çağrı açtık KOBİ’ler için. Burada 244 bin başvuru oldu ve yaklaşık 15 bin KOBİ’ye kredi kullandırdık. Bu kullandırdığımız kredi -geçen sene için söylüyorum- 640 milyon liradır. Yine, benzer şekilde, çok başvuru olduğu için 2017 yılının yani bu yılın ocak ve şubat ayında tekrar çağrıya çıktık ve bu çağrıya da yaklaşık 540 bin başvuru oldu. 2016 yılından devreden başvuruları da kattığımızda toplam 770 bin başvuru oldu ve bu 770 bin başvurudan 460 bini kredi almaya hak kazandı. Bu 460 bin KOBİ’den yaklaşık 274 bin KOBİ’ye 6,7 milyar kredi verdik. Bütün bu krediler bilgisayar ortamında verildi, asla ve kata bir kayırma söz konusu değildir ve bunun olmadığı Sayıştay raporlarıyla sabittir.

Şimdi, yine, bir başka arkadaşımız konuşmasında KOSGEB’de 10 daire başkanlığı kadrosu olduğunu, 12 atama yapıldığını söyledi. Şimdi, değerli arkadaşlar, böyle bir şey olabilir mi yani olmayan kadroya atama yapılabilir mi? Ben, bugünkü rakamı söylüyorum: Bugün KOSGEB’de 12 daire başkanlığı vardır ve 9 adet daire başkanlığı doludur, 3 adedi boş. Bu bakımdan, bunu da burada sizlerle paylaşmış olayım.

Bir başka sayın milletvekili arkadaşımız, Edirne Milletvekilimiz dedi ki: “Bu KOSGEB kredilerinden hep yandaşlar faydalanıyor, biz faydalanamıyoruz, Edirne’de faydalanamıyoruz. Ben bilmek istiyorum kimler bu kredileri kullanıyor.” dedi.

Bakın, Edirne iline ilişkin söylüyorum: 2016 yılı içerisinde 82 işletmeye, 82 KOBİ’ye toplam 4 milyon 68 bin lira kredi verildi. Yine Edirne ilinde, 2017 yılında -yani bu yılın temmuz ayına kadar- 2.038 işletmeye toplam 47 milyon 883 bin lira kredi verildi. Dolayısıyla bütün illerde olduğu gibi Edirne ilimiz de KOSGEB kredilerinden, bütün Türkiye'nin her tarafındaki kriterler neyse aynı kriterlerle kredi kullandı. Bu kullandırılan kredilerde asla ve kata bir kayırma söz konusu değildir. Bu kredilerde yapılan yanlış bir işlem yoktur. Ben, arkadaşlarımızın Sayıştay raporlarını daha dikkatli okumalarını, raporun tamamını okumalarını öneriyorum.

Bir başka arkadaşımız konuşmasında görevden alınan akademisyenler olduğunu söyledi.

Arkadaşlar, bakın, bu arkadaşlarımız bilim yaptıkları için değil terör yaptıkları için, teröre karıştıkları için görevden alınmışlardır. Yine, bu arkadaşlarımız….

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – Olacak iş mi ya?

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Bir mahkeme kararı var mı Sayın Bakan? Adli veya bir idari soruşturma var mı?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Devamla) – Bakın, bir mahkeme kararı yok, olağanüstü hâl kararı var. Bunu ifade edeyim.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep ) – Nasıl tespit ediyorsunuz peki?

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Hepsi için mi?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Devamla) – İkincisi, yine aynı arkadaşımız dedi ki: “Türkiye'nin elli yıllık otomobil hayalinin…” Bunun sahiplenilmediğini ifade etti. Doğrusu, bunu anlamakta zorluk çektiğimi ifade edeyim.

Değerli arkadaşlarım, diğer sorularımızı da daha önce Komisyonda olduğu gibi tek tek cevaplandıracağım, onların notlarını aldım. Bu bakımdan, endişeye mahal olmamasını arzu ediyorum.

Değerli milletvekilleri, dünya tarihî bir süreçten geçiyor. Bölgesel ve küresel kartlar yeniden karılıyor. Yeni siyasi pozisyonlar alınıyor. Küresel güçler de bütün bunlar devam ederken bu değişimin yönünü belirlemeye çalışıyorlar. Bütün dünyayı etkisi altına alan ve gelecekte çok daha kapsayıcı olacağı belli olan yeni bir devrim süreci yaşıyoruz. Bu devrim 4’üncü Sanayi Devrimi’dir. Bu devrim aynı zamanda sanayi dışı bütün alanları da etkileyecek olan Akıllı Toplum 5.0 Devrimi’dir.

Aslında bu iki unsur, 4’üncü Sanayi Devrimi ile küresel kartların yeniden dağıtıldığı siyasi süreç, farklı süreçler gibi gözükse de biri diğerinin sebebi ve sonucu olan süreçlerdir. 4’üncü Sanayi Devrimi’ni yakalayamayan ülkeler bu yeni güç dağılımında da söz sahibi olamayacaklar.

Değerli milletvekilleri, maalesef, daha önceki sanayi devrimlerini hep geriden takip ettik. Dünya bu devrimlerle şekillenirken biz aradaki mesafeyi kapatmakla zaman kaybettik ancak bu kez öyle olmayacak. Türkiye, artık dünyanın bekleme odasından çıkmıştır. Türkiye, bu kez izleyici konumunda bulunmayacak. Akıllı Toplum 5.0 sadece sanayi mantığını değil, toplumu da dönüştürürken Türkiye oturup beklemeyecek. Biz bu dönüşümün ana aktörü olacağız. Değişimin peşinden koşan değil, değişimin yönünü belirleyen ülke olacak, Türkiye'yi hak ettiği konuma getireceğiz.

Bakanlık olarak üç temel prensip ve hedef üzerinde yoğunlaşmış bulunuyoruz: Bunlardan birincisi, Türkiye'yi bilim merkezi bir ülke yapmaktır. Bunlardan ikincisi, Türkiye'yi teknoloji üssü bir ülke yapmaktır. Üçüncüsü, ileri sanayi Türkiye hedefidir. Bu hedefler bizi 4’üncü Sanayi Devrimi’ne her yönüyle adapte olmuş, çağın gereklerine göre üreten, büyüyen, söz sahibi olan bir ülke konumuna yükseltecektir.

Sayın milletvekilleri, biliyorsunuz, bu yıl bir Üretim Reform Paketi’ni yasalaştırdık. Bu Üretim Reform Paketi’yle sanayinin geliştirilmesini ve üretimin desteklenmesini hedefledik, yatırım ortamının iyileştirilmesini hedefledik ve yine, benzer şekilde bu yıl içerisinde Patent Kanunu’nu da çıkardık. Üretim Reform Paketi’ni Türkiye'nin sanayileşmesi yolundaki en büyük adımlardan biri olarak görüyoruz. Üretim Reform Paketi’yle sanayi sitelerinden organize sanayi bölgelerine, kurumsal iyileştirmelerden dijital dönüşüme, finansmana erişimden KOSGEB desteklerine, ürün güvenliğinden AR-GE’lerinin desteklenmesine kadar çok geniş bir yelpazede Türk sanayicisinin önünü açtık. AR-GE faaliyetleri için ayırdığımız kaynakları artırırken, sağladığımız teşviklerle bu alandaki desteklerimizi etkinleştirdik. İşletmelerimizin krediye erişimini sağlamak üzere Kredi Garanti Fonu’nu ve KOSGEB desteklerini uygulamaya geçirdik. Girişimciliğin geliştirilmesi amacıyla yenilikçi KOBİ’leri destekledik. Bu ve benzeri reformlar sayesinde, üretim yapısında katma değeri yüksek sektörlerin büyümesine, rekabetçi piyasa ortamının gelişmesine imkân sağladık.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmetimizin ve Bakanlığımızın organize sanayi bölgelerine verdiği önemi gösteren bazı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bugün itibarıyla, Bakanlığımız tarafından tescil verilerek faaliyet gösteren OSB sayımız 308’e ulaşmıştır. Bakın, bizden önce yıllık ortalama 2 adet OSB kurulurdu, 2003-2017 arasında yıllık ortalama 8 OSB kuruyoruz. 2002’ye kadar üretime geçen parsel sayısı 11.395 iken son on beş yılda 50.437 parselde üretime geçtik ve bugün, hâlâ 13 bine yakın parsel tahsis edilmeyi bekliyor. Bakın, OSB’lerdeki boş parsellerin tamamlanmasıyla, yaklaşık 2,5 milyon insanımıza iş sağlayacağız. Yine, 2023 yılına kadar 65 adet OSB kurmayı ve bu OSB’lerde ilave 1 milyon istihdam oluşturmayı arzu ediyoruz, istiyoruz. Yine, bakın, Üretim Reform Paketi kapsamında Bakanlığımıza intikal ettirilmiş bulunan 2 adet özel endüstri bölgesi projesini bir an önce uygulamaya geçireceğiz. Mega endüstri bölgesi uygulamasının Türkiye’nin hızlı büyümesine ve teknolojik dönüşüm sürecini hızlandırmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.

Değerli milletvekilleri, konuşmamın başında belirttiğim gibi, 4’üncü Sanayi Devrimi bütün kuralları değiştirecek, emek yoğun üretim yerini bilgi yoğun, teknoloji yoğun üretime bırakacaktır. Artık klasik fabrikatör tipi, sadece bir Yeşilçam klasiği, nostaljisi olarak kalacaktır. Yeni dönemin aktörleri tasarımcılar, inovasyoncular, AR-GE’ciler, kendini yenileyebilen girişimciler ve bilim insanları olacaktır. Bu gerçekten hareketle AR-GE, inovasyon ve nitelikli insan gücü yetiştirilmesini sanayimiz için olmazsa olmaz olarak kabul ediyoruz. Bunun için AR-GE ve tasarım merkezlerimizin sayısını ve niteliğini hızla artırıyoruz. Bugün itibarıyla, ülkemizde 758 adet özel AR-GE merkezi, 136 adet tasarım merkezi olmak üzere 894 adet AR-GE ve tasarım merkezi sayısına ulaşmış bulunuyoruz. Bakın, sadece bu yıl içerisinde yani ocak-kasım arasında 426 AR-GE, 130 adet tasarım merkezi açtık. 2008 yılında sadece 20 adet AR-GE merkezimiz vardı. İki yıl önce ise sadece 232 adet AR-GE merkezimiz bulunuyordu.

Değerli milletvekilleri, AR-GE merkezi sayımızı en kısa zamanda bine ulaştıracağız. Yine, bu AR-GE merkezlerimizde 2010 yılında sadece 10 bin kişi çalışırken bugün 44.303 kişi çalışıyor. AR-GE merkezlerimizde 24 bin adet proje tamamlamış veya devam etmektedir.

Değerli milletvekilleri, önceliklerimizden biri de ülkemizin sanayi yapısını yüksek teknoloji içeren ürünler üreten bir yapıya dönüştürmektir. Türkiye'nin katma değeri yüksek ürünler üretmesi Hükûmetimiz ve Bakanlığımız için öncelikli bir konudur. Yüksek teknoloji ürünlerin ihracatımız içindeki payını yüzde 4’ler mertebesinden önce yüzde 8’e, sonra da yüzde 15’e çıkarmayı hedefliyoruz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – 2002’de kaçtı Sayın Bakan, şimdi kaç?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Devamla) – Yüzde 4’ler mertebesinde.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – 2002’de?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Devamla) – Yok, yok, bugün.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – 2002’de?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Devamla) – Bakın, burada bir yanlış yapıyorsunuz. Yüksek teknoloji…

Bakın, bunu soru-cevap bölümünde cevaplandırayım.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Peki Sayın Bakan.

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Devamla) – Bu kapsamda, AR-GE ve inovasyon faaliyetlerinin katma değere dönüştürülmesi ve bu sayede yüksek teknoloji bağlamında yeniliğe dayalı bir ekosistem oluşturulması temel hedeflerimiz arasındadır. Bugün, ülkemizde 55’i faal olmak üzere 69 adet teknopark bulunmaktadır. Üç yeni bölgeye ilişkin Bakanlar Kurulu kararı imza aşamasında bulunuyor.

Değerli milletvekilleri, bu bölgelerde faaliyet gösteren firma sayısı 4.594’tür, istihdam edilen nitelikli personel sayısı da 44.995 olmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bildiğiniz gibi, 2 Kasımda Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Sayın Cumhurbaşkanımızın da katıldıkları imza töreniyle, Türkiye'nin otomobili projemizi başlatmış bulunuyoruz. Bu proje, milletimizin yarım asırlık hayalinin gerçeğe dönüşmesi projesidir. Yerli marka otomobil, yılda 700 binden fazla aracın satıldığı -ki bu sene rakam 1 milyondur- ülkemizde mutlak surette başarmamız gereken bir projedir. Projeyle, hem yurt içinde hem de dünya pazarında tercih edilebilir rekabetçi araçlar üretmeyi, otomotivde güncel teknolojiyi yakalamayı ve aynı zamanda bu araçların parçalarını üretecek yerli tedarik sanayimizi geliştirmeyi, bu alanda güçlü bir oyuncu olmayı hedefliyoruz. Türk sanayisi ve teknolojisi açısından dönüm noktası olacak olan bu proje, bizi geleceğin teknolojisine taşıyan bir teknoloji platformu olacak, sanayimiz için bir kaldıraç vazifesi görecektir.

Değerli milletvekilleri, AK PARTİ iktidarları döneminde hep millî ve yerli vurgusu yaptık. Bu vurgu yani millî duruş, bizim açımızdan sadece slogan, içi boş bir söylem değildir. Millî duruşumuzu yalnızca siyasi tavrımızla değil teknoloji, sanayi, yatırım ve üretim politikalarımızla da ortaya koyuyoruz. İthalata karşı yerli üretim seferberliğini başlattık. Bin ürün bin KOBİ projemizle, Türkiye’de üretebileceğimiz ancak ithal ettiğimiz bin ürünü tamamen yerli bin KOBİ’mizle eşleştiriyoruz ve o ürünlerin üretimini Türkiye’de yapmaya başlıyoruz. Yine, KOSGEB Stratejik Ürün Geliştirme Desteği Programı’mızla ithal ettiğimiz stratejik konumdaki ürünleri yurt içinde üretmek için harekete geçtik.

Değerli milletvekilleri, KOBİ’lerimizi bir yandan AR-GE ve inovasyona yönlendirerek yüksek teknolojiyle donatmaya çalışırken diğer yandan da işletmelerimizin verimliliğini artırma yolunda önemli adımlar atıyoruz. Bu anlamda, Türkiye’de bir ilke imza atarak model fabrika uygulamasını hayata geçirdik. Model fabrikalar, sanayi işletmelerinin, özellikle KOBİ’lerin verimlilik alanındaki teknik kapasitelerini yaparak öğrenme yoluyla geliştirmek ve sanayi işletmelerimizi dönüştürmek amacıyla hayata geçirildi. Projenin ilk uygulamasını bu yıl Ankara’da başlattık, önümüzdeki birkaç yılda model fabrikaları yaygınlaştıracağız. Diğer taraftan, şehir merkezlerinde kalmış sanayi sitelerinin dönüşümü projesini yürütüyoruz. Sanayi sitelerini şehrin dışına taşıyıp altyapıdan çevre düzenlemelerine kadar çağın gereklerine göre yeniliyoruz. Ayrıca, sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını geliştirmek amacıyla, Millî Eğitim Bakanlığıyla imzaladığımız protokolle 300 OSB’ye 300 teknik kolej açıyoruz. Bununla, hem organize sanayi bölgelerinin nitelikli işçi problemini bitirmeyi hem de işsizlik oranlarını düşürmeyi hedefliyoruz.

Diğer taraftan, Türk Standartları Enstitüsü, Türkiye'nin sadece standartlara uyum sağlayan ülke değil, standartları belirleyen ülke konumuna gelmesi yönünde önemli adımlar atmakta, hedeflerini bu yönde belirlemektedir.

Diğer taraftan da yurt dışındaki faaliyetlerimizi hem nitelik hem de nicelik olarak geliştirmek amacıyla ülkemiz adına uluslararası mecrada önemli adımlar atmanın gayreti içerisindeyiz. Bu bağlamda, Suudi Arabistan, Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi, Afrika Teşkilatı gibi, birçok ülke ve bölgeye yönelik eylem planları yürütüyoruz.

Ülkemizin AK PARTİ iktidarları dönemindeki büyük değişimini ve gelişimini gösteren diğer önemli bir gösterge de sınai mülkiyet haklarıdır. Türkiye on beş yılda sınai mülkiyet alanında önemli çalışmalara imza attı ve bu çalışmalar başvuru ve tescil sayılarına güçlü bir şekilde yansıdı. Türkiye, bugün geldiğimiz noktada 2002 yılına göre 16 kat daha fazla patent başvurusu, 3 kat daha fazla marka başvurusu ve 2 kat daha fazla tasarım başvurusu yapılan bir ülke konumundadır. 2017 yılının ilk on bir ayında yerli patent başvurularında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14 artış kaydettik.

Bilimin ve teknolojinin amiral gemisi olarak gördüğümüz TÜBİTAK’ın akademik AR-GE destek programlarıyla araştırma camiamıza büyük destekler sağlıyoruz. TÜBİTAK’ın özel sektöre yönelik AR-GE ve yenilik faaliyetlerini teşvik ettiği programlar kapsamında hükûmetlerimiz döneminde büyük artışlar olmuştur. 2003 ve 2017 yılları arasında sağlanan destek miktarı, 13 binin üzerinde proje için yaklaşık 7 milyar liradır. Hem akademiye hem de özel sektöre yönelik destek mekanizmaları kapsamında 2012-2017 yılları arasında toplam 321 çağrı açarak 1.012 adet projeyi desteklemiş bulunuyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizim bütün gayretimiz, bilim ve teknoloji odaklı bir sanayi anlayışıyla ilerlemek, mesafe almaktır. TÜBİTAK ve KOSGEB aracılığıyla gençlerimize, girişimcilerimize, bilim insanlarımıza sunduğumuz çok sayıdaki destek programımızla sınai mülkiyetin ve tasarımın güvencesi Türk Patent ve Marka Kurumumuzla, kaliteye ve tüketici haklarına odaklanan, dünyaya standart ihraç eden Türk Standartları Enstitümüzle, üniversitelerimizdeki 3 bini aşkın araştırma ve uygulama merkezimizle bilimin, teknolojinin, sanayinin ve milletimizin hizmetindeyiz. Yüksek teknolojili yerli ürün seferberliğini, Türkiye'nin 2023 hedeflerinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.

Değerli milletvekilleri, “bilim merkezi Türkiye” “teknoloji üssü Türkiye” “ileri sanayi ülkesi Türkiye” hedeflerinden hiçbir koşulda geri adım atmayacağız. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak 2018 yılı için tahsis edilen ödeneğimizi en etkin şekilde kullanacağız. Bize ayrılan her bir kuruşta milletimizin alın terinin olduğunu aklımızda tutacağız, yaptığımız her işi doğru, hızlı ve kaliteli yapmak için azami gayret göstermeye devam edeceğiz.

2018 yılı bütçemizin milletimiz ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakan.

MEHMET NECMETTİN AHRAZOĞLU (Hatay) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Ahrazoğlu, söz talebiniz mi var 60’a göre?

MEHMET NECMETTİN AHRAZOĞLU (Hatay) – Evet efendim, 60’a göre.

BAŞKAN – Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

20.- Hatay Milletvekili Mehmet Necmettin Ahrazoğlu’nun, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın sekizinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET NECMETTİN AHRAZOĞLU (Hatay) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Sayın Bakanımız sunumunda, benim sabah yaptığım konuşmada, KOSGEB’de 10 daire başkanlığı bulunmasına rağmen 12 daire başkanının ataması olduğunu söylediğimi ifade etti. Bu, 2015 raporlarında da Sayıştay raporlarında da aynı şekilde geçmişti, 2016 Sayıştay raporlarında yine aynı şekilde geçiyor. Geçen sene ile bu sene arasındaki fark, geçen sene 3’üncü bulgu olarak geçmiş, bu sene 4’üncü bulgu olarak yer alıyor aynı raporlarda. Ayrıca, raporda, kurumun bu konuyla ilgili vermiş olduğu cevapta “Buna binaen sadece iş yoğunluğunu mazeret göstererek bir daire başkanlığında iki daire başkanı görevlendirilmesinin bulguda anlatıldığı üzere hukuki bir dayanağı bulunmamaktadır.” diye ifade edilmektedir.

Yani böyle bir şeyin olmaması Sayın Bakanımız tarafından belki mümkündür ama iki yıldır üst üste aynı şekilde Sayıştay raporlarında geçmektedir. Ben tutanaklara geçmesi açısından söz aldım.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ahrazoğlu.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503) (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

 

A) BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı

B) KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Standartları Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Standartları Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Patent Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU (Devam)

1) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ (Devam)

1) Türkiye Bilimler Akademisi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimler Akademisi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

G) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Şimdi, konuşma sırası Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Sayın Ahmet Eşref Fakıbaba’da.

Sayın Bakan, buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sizin de süreniz yirmi yedi dakika.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Şanlıurfa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanlığımızın 2018 yılı bütçe görüşmesi vesilesiyle, sizleri hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.

İnsanoğlunun en eski uğraşı olan tarım ve gıda, önemi ve stratejik boyutu her geçen gün artan hayati bir sektördür. Bugün, dünya nüfusu hızla artarken tarıma elverişli araziler azalmaktadır. Endüstri gelişip şehirler büyürken insanoğlu maalesef, gıdasını sağlayan toprağını ihmal etmektedir. Bu yüzyılda ülkeler ve insanlar sanayileşmenin peşinden giderek zenginliği tatmış ancak paylaşma duygusunu unutarak bencilleşmeye de başlamıştır.

Sonuç olarak, bugün, bir tarafta açlığın, diğer tarafta ise aşırı tüketimden gelen sağlık sorunları ve israfın bir arada olduğu bir dünyada yaşamaktayız. Adaletsizliğin gıda paylaşımına fazlasıyla bulaştığı bu dünyamızda 2 milyar insan aşırı kilolu. Bunun da 650 milyonu obezite sorunlarıyla uğraşırken 800 milyon insan açlık çekiyor ve yılda 1 milyar 300 milyon ton gıda çöpe gidiyor. O nedenle, geldiğimiz günden beri hep “İsraf eden iflas eder.” diyoruz, “Tarım ve gıda sadece yiyeceğimiz değil, geleceğimizdir.” diyoruz. Bu sebeple, tarımın siyasetüstü bir mesele olduğuna, benden önce bir arkadaşımın söylediği gibi ben de yürekten katılıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anadolu topraklarında üretmek ve ürettiğini paylaşmak on iki bin yıldır hiç değişmeyen bir geleneğin, bir kültürün sonucudur çünkü bu topraklarda kurulan medeniyetler çiftçinin alın terinin kıymetini, koyun ve keçi peşinde koşan çobanın hikmetini, sofrasında her cana açık olan insanın değerini çok iyi bilmekteydi. İşte bu yüzden, Anadolu bereketini hiç esirgememiştir.

Türkiye, dünyanın en önemli gen kaynağına sahip olan ülkelerinden biridir. Ülkemiz, 4 bini bu topraklara has, 12 bin bitki türünü barındıran eşsiz bir coğrafyaya sahiptir. Cumhuriyetin ilk yıllarında tarım, Türkiye'nin kalkınmasında itici güç olarak önemsenmiştir. Modern tarıma geçiş için çok çalışıldı, önemli adımlar atıldı. Tarım sektöründe geçmişteki gayretleri gelecekteki hedeflere bağlamak, yapılanın üzerine daha fazlasını katmak felsefesi ve sorumluluğu içerisinde hareket etmekteyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ döneminde ülkemiz tarımı verimlilik, üretim ve kalitede çok önemli gelişmeler kaydetmiştir. 2017 yılının ilk dokuz ayında yüzde 3,3 büyüyen tarım sektörünün bu yılı büyümeyle tamamlamasını beklemekteyiz. Son on dört yılın on ikisinde büyüyen tarım, cumhuriyet tarihinin en istikrarlı dönemini yaşamaktadır. Tarımsal hasılada 2005 yılından bugüne Avrupa’daki liderliğimiz devam etmektedir. Tarım ve gıda ürünleri ihracatımız 2002-2016 döneminde 4 kat artmış, 3,7 milyar dolardan 16,2 milyar dolara çıkmıştır. Türkiye tarımsal dış ticarette net ihracatçı bir ülkedir. Son on beş yılda tarım ve gıda ürünleri dış ticaretinde toplam 58 milyar dolar ihracat fazlası verdik. Türkiye sadece kendi ürettiğini ihraç eden bir ülke değildir. Aynı zamanda ham maddesini yurt dışından alıp, içeride işleyip, katma değer katıp tekrar ihraç edebilen bir ülkedir. Bugün dünyada buğday unu ihracatında lider, makarna ihracatında ikinci sırada isek bu durum katma değerli ihracat anlayışımızın bir sonucudur. Tarım ve gıda ürünlerinde katma değerli ihracatımızı artırmaya yönelik çalışmalarımız bundan sonra da aynen devam edecektir.

Değerli milletvekilleri, AK PARTİ Hükûmetleri daima çiftçimizin yanında yer aldı. Devletin tüm imkânları tarım için seferber oldu. 2003-2017 döneminde üreticilerimize 103 milyar lira yani eski parayla 103 katrilyon lira destek ödedik. 2018 yılında ise 14,5 milyar lira destek vereceğiz. Bu destek tarıma sağladığımız nakit hibe kaynaktır. Bunun yanında ayrıca arazi toplulaştırma ve tarımsal sulama yatırımları, tarımsal kredi sübvansiyonları, müdahale alımları ve ihracat destekleri gibi birçok kalemde tarıma önemli kaynak sağlıyoruz, sağlamaya devam edeceğiz. Özellikle girdilere yönelik mazot, gübre, tohum ve yem bitkileri desteklerimiz devam edecektir. Şayet, 14,5 artı yukarıda bahsettiğim mevzuları göz önüne aldığımızda ortalama 30 milyara yakın, Hükûmet olarak tarıma destek vermekteyiz. Mazot desteğini 2003 yılında ilk kez hayata geçiren Hükûmet olarak şimdi ürün bazında mazot maliyetinin yarısını biz karşılıyoruz. Mazotun fiyatının arttığını biliyoruz, bu yıl mazot desteğini de artışları baz alarak güncelleyeceğiz. Tarımsal kredilerde konusuna göre yüzde 25 ila yüzde 100 arasında faiz indirimi yani sübvansiyon uygulamamız devam edecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; atalarımızdan emanet aldığımız bu bereketli toprakları korumak ve geliştirmek için azami çaba sarf ediyoruz. Bu yıl 192 büyük tarımsal ovayı Bakanlar Kurulu kararıyla koruma altına aldık. Ova sayısını 2018 yılında 250’ye çıkaracağız. Yine, çok değerli bir arkadaşımızın söylediği, “Bu ova sayısı 250’ye çıkacaktı, ne oldu?” diye sormuşlardı; şu anda 45 ovayı Bakanlar Kuruluna arz ettik, inşallah bu sayı 2018 yılını bulmadan 250’ye çıkmış olacaktır.

Arazi toplulaştırma çalışmalarına büyük önem veriyoruz. Toplulaştırmanın başladığı 1961’den 2002 yılına kadar 450 bin hektar alanda toplulaştırma yapılmış iken AK PARTİ döneminde 5 milyon 600 bin hektar alanda toplulaştırma tamamlanmıştır. 1,8 milyon hektar alanda çalışmalarımız devam etmektedir. 2023’e kadar 8 milyon hektar alanda toplulaştırmayı tamamlayıp toplamda 14 milyon hektara ulaşacağız ve Türkiye’nin toplulaştırma problemini çözmüş olacağız. Arazi toplulaştırma ve sulama projelerinin birlikte planlanarak uygulanması için Orman ve Su İşleri Bakanlığıyla koordineli çalışmaktayız. Bu bağlamda Sayın Bakanımıza ve arkadaşlarına yürekten teşekkür ediyorum.

Suyumuzu verimli kullanmak amacıyla basınçlı sulama sistemini kullanan çiftçilerimize yüzde 50 hibe desteği ve sıfır faizli kredi uygulaması devam etmektedir ve Orman Bakanıyla yapmış olduğumuz görüşmeler neticesi ve Sayın Cumhurbaşkanımızın bize vermiş olduğu talimatlar doğrultusunda artık bu tarihten itibaren Türkiye’de vahşi sulama olayı bitmiştir, bundan sonra Allah’ın izniyle basınçlı sulamayla toprağımızı suyla buluşturacağız.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bir de Enerji Bakanıyla konuşun, en yüksek fiyat tarımda sulamada biliyorsunuz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Oraya da geleceğim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sadece üretmek değil, verimli, kaliteli ve planlı üretmek temel amacımızdır. Bu nedenle, Millî Tarım Projesi kapsamında Havza Bazlı Destekleme Modeli’ne geçtik. Ülkemiz için stratejik açıdan önemli 21 ürünü en iyi yetişeceği havzalarda destekliyoruz. İnsan beslenmesi için vazgeçilmez olan buğdayı, hayvan beslenmesi için temel girdi olan yem bitkilerini ayrım yapmadan tüm havzalarda destekliyoruz ve desteklemeye devam edeceğiz.

Değerli arkadaşlarım, hükûmetlerimiz döneminde ilk kez başlatılan tohumluk desteğiyle hem üretim hem de ihracatta önemli bir seviyeye ulaştık. Son on beş yılda tohum üretimimiz 145 bin tondan 960 bin tona, tohum ihracatımız 15 milyon dolardan 154 milyon dolara yükseldi. Bugün, 76 ülkeye tohum ihracatı yapan bir ülke hâline geldik. 2023 yılında 2 milyon ton tohumluk üretimi ve 500 milyon dolar tohum ihracat hedefimizi belirledik ve çalışmalarımızı bu yönde hızlandırdık. Etkin AR-GE çalışmalarıyla son on yılda yerli sebze tohum kullanım oranını yüzde 10’dan yüzde 60 seviyesine çıkardık. Organik tarım ve iyi tarım desteğimiz devam etmektedir. Tarım sigortalarının kapsamını her yıl gittikçe artırmaktayız. Son on yılda toplam 3,4 milyar lira prim desteği, 3,6 milyar lira hasar tazminatı ödendi. Bu yıl buğdayda başlayan kuraklık verim sigortasını 2018’de tüm tahılları kapsayacak şekilde genişleteceğiz. TARSİM’de 2020 yılına kadar -arkadaşlar, özellikle altını çizerek söylüyorum- gelir bazlı sigorta sistemine geçmek AK PARTİ olarak en büyük hedefimiz ve icraatımız olacaktır. Ayrıca, 2017 yılında doğal afetlerden etkilenen tüm çiftçilerimizin Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine olan borçlarını bir yıl ertelemiş bulunmaktayız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Alkış az oldu ama.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Yüzde 3 de faiz aldınız.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Arkadaşlar bir alkışlayın, Sayın Bakana bir moral alkışı yapın. Sayın Bakanım, benden başka dinleyen yok.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Vallahi öyle yani ihtiyaç var. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Gelir bazlı sigorta sisteminin altını niye çizdim: Gelir bazlı, gerçekten… Biz eğer bunu inşallah yakaladığımız takdirde -yakalayacağımıza inanıyoruz- buğday üreticisine şunu söyleyeceğiz: Maliyetin ne kadar, kazancın ne kadar olmalı ve bunun satışı ne kadar olmalı? Zaten sigortalısın, eğer bunun altında satacak olursan sigortadan o eksik olan paranı alacaksın, yok fazlaya satmışsan zaten sigortana ihtiyacınız kalmamış olacak. Bu bağlamda AK PARTİ olarak bunu önemsiyoruz ve inşallah, başarılı olacağımıza da yürekten inanıyoruz.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, Bakanlığımızca tüm ürünlerde iç ve dış piyasalar yakından takip edilmektedir. TMO 2017 yılında piyasalardaki gelişmelere göre buğday, mısır, fındık ve kuru üzümde müdahale alımları yapmıştır; böylece, üreticinin mağduriyeti önlenmiş ve piyasaların regülasyonuna önemli katkılar sağlanmıştır. TMO tarafından 2017 yılında 2 milyon 50 bin ton buğday, 205 bin ton mısır, 5 bin ton kuru üzüm, 16 bin ton haşhaş kapsülü, 137 bin ton fındık alınmıştır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu alımlar karşılığında çiftçilerimize toplam 3,4 milyar lira ödenmiştir. Ayrıca, cumhuriyet tarihinde ilk defa lisanslı depoculuk hamlesini biz başlattık. Esasında, biraz önce yine çok değerli bir arkadaşımız kendisi açısından haklı olabilir, saygı duyuyorum… Zaten arkadaşlarımızın haklı olduğu eleştirileri not ettik ve onları düzeltmek için takım hâlinde uğraş vereceğiz. Ama şuna emin olun çok değerli milletvekili arkadaşlarım: Eğer TMO olmamış olsaydı acaba fındık ne olacaktı, sizlere sormak istiyorum, fındık fiyatları ne olacaktı?

ORHAN SARIBAL (Bursa) – FİSKOBİRLİK’i ne yaptınız? TMO’nun görevi mi fındık almak?

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – FİSKOBİRLİK ne oldu, Sayın Bakanım, FİSKOBİRLİK’e ne oldu?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Bakın, fındık fiyatları, emin olun, 5 lira veya 6 lirayla stokçuların elinde olacaktı, 5 veya 6 lirayla stokçuların elinde olacaktı ama Tarım Bakanlığımız ve TMO bunu ne yaptı? Dekar başına teslim edebileceği ürün miktarını 90 kilogramdan 130 kilograma çıkardı, fındık alımlarında uygulanan çürük oranı sınırını yüzde 3’ten 5’e...

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Sayın Bakan, FİSKOBİRLİK’i yok ettiniz. Sizin işiniz değil onlar, FİSKOBİRLİK’in işi.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Bakın, ben rakam veriyorum arkadaşlar, rakam veriyorum, müspet şeyler.

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Sayın Bakan, hasat bittikten sonra TMO’yu açıyorsunuz. O zamana kadar çiftçi olduğu gibi tüccarın eline kalıyor. fiyatı 900 lira 600 liradan aldılar.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Bakın, 137 bin ton fındık almışım, helalühoş olsun, tam 1,5 katrilyon para ödemişim, helalühoş olsun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Fındık alımlarında uygulanan çürük oran sınırı yüzde 3’ten yüzde 5’e, çatlak oranı yüzde 2’den yüzde 7’ye çıkarılmış, asgari randıman oranı yüzde 40’tan yüzde 37’ye düşürülmüş.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Biz yürüyüş yapmasaydık o da olmayacaktı.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Ödemeler on beş günden bir haftaya çekilmiş. Alım noktaları 18’den 45’e çıkarılmış. Fındık fiyatları piyasada hâlen 9-9,5 liradan satılmaktadır.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Fındık yürüyüşü yaptık, ondan oldu, fındık yürüyüşü yaptık.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Fındıkta istikrarı sağlayan TMO’dur, Tarım Bakanlığıdır. Tarım Bakanlığı olmamış olsaydı, çok samimi olarak söylüyorum, 6 liradan fazla, bakın, stokçuların elinde kalacaktı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ZİYA PİR (Diyarbakır) – Maliyet de 9,5 lira.

ZİHNİ AÇBA (Sakarya) – Buğdaylar ne oldu Sayın Bakan?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üreticilerimizin gayretleri verdiğimiz destek ve yatırımlarla birleşince bitkisel üretimde önemli artışlar gerçekleştirdik. 2002-2017 döneminde toplam bitkisel üretimimiz…

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Sayın Bakan, çiftçiye ÖTV’siz, KDV’siz mazotu verecek misiniz?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - …22 milyon ton artarak 98 milyon tondan 120 milyon tona çıkmıştır. Bakın bir daha tekrar ediyorum, 22 milyon ton artarak 98 milyon tondan… TÜİK rakamlarına lütfen bir bakın. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Bitkisel üretimde yeni projelerimiz devam edecektir. Sebzede yeni tohum çeşitlerini üreticilere ve ülkemize kazandıracak uygulamalarımız artarak devam ediyor. Beş yıl sürecek uygulamayla sebze tohumu ihtiyacımızı büyük ölçüde yurt içinden karşılamayı hedefliyoruz. Tekstil sanayisinin ham maddesi olan pamuk ve diğer lif bitkilerinde kaliteyi ve üretici kârlılığını artırmayı amaçlayan yeni bir yatırım projesini başlatıyoruz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kaç kilo/ton pamuk ithal ediyorsunuz?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Tarıma dayalı organize sera bölgesi sayısının artırılması çalışmalarımız da devam etmektedir. Verimli, kaliteli ve yeterli üretimimizi güçlendirmek hedefiyle çalışmalarımız artarak devam edecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ olarak hayvancılığı önemli ve öncelikli bir sektör olarak ele aldık. Birçok…

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) - Millette hayvan bırakmadınız.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Bakın, bir dinleyin Allah aşkına ya.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sizin suçunuz değil. Tamam dinliyoruz, dinliyoruz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Ben sizi dinledim orada, değil mi? Hiç sesimi çıkarmadan dinledim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Biraz da beni dinleyin, ben dinledim.

BAŞKAN – Evet, dinleyelim sayın milletvekilleri.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Dinliyoruz efendim, dinliyoruz. Sayın Bakan, dinliyoruz. Ama hayvan yok ortada.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) - Hayvan yok işte, onu anlatmaya çalışıyorum.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Bakın, ben bütün sorularınıza cevap vereceğim. Ama inanın, birçok yeni desteği üreticilerimize sunduk. Bakın bir şey… Yani eğer bunlarda bir şey varsa lütfen bana söyleyin.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bunda sizin suçunuz yok, AK PARTİ’nin suçu var.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - 2002-2017 döneminde toplam destek içinde hayvancılığın payını yüzde 4’ten yüzde 30’lara çıkardık. Son on beş yılda hayvancılığa 25 milyar lira yani eski parayla 25 katrilyon para ödedik.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) - 2010 yılından bu yana 200 binin üzerinde hayvan kesildi Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Hayvancılığı sıfır faizli kredi kapsamına aldık.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne)- Hepsi kapandı.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Karma yemde yüzde 8 olan KDV’yi 2016 yılında kaldırdık.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Fiyat değişmedi, arttı.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Yem bitkilerine son on beş yılda toplam 4,5 milyar lira destek verdik, vallahi verdik, billahi verdik. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - İyi yaptınız, iyi yaptınız ama hayvancılık bitti.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) - Bitti işte.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Niye bitti acaba?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Ana olmadan dana olmaz; dana olmazsa et ve süt olmaz. Bu felsefeyle hayvancılıkta yerli üretimin geliştirilmesi için 2017 yılında Hayvancılıkta Yerli Üretimi Destekleme Modeli’ni oluşturduk.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – İş işten geçti.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Model kapsamında 40 ili damızlık düve üretim merkezi, 40 ili –tabii, bunu ben yapmadım, benden önceki Bakan arkadaşım ve arkadaşlarım yaptı; onlara yürekten teşekkür ediyorum- damızlık koç, teke üretim merkezi, 15 ili damızlık manda üretim merkezi olarak belirledik. Bu illerde damızlık hayvan alımına, ahır, ağıl yapımına ve alet ekipman alımına yüzde 50 hibe desteği veriyoruz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bu hibe değil Sayın Bakan, 2002’de 10 manda varken şimdi 1 manda var.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Sayın vekillerim, şundan emin olun: Bakın, Tarım Bakanlığı TİGEM’iyle…

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Başında kaymakam var!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - …TKDK’sıyla…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Et ve Süt Kurumuyla…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - …Et ve Süt Kurumuyla…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Meslek odaları…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - …Tarım Kredi Kooperatifiyle ve Tarım Bakanlığıyla birlik ve beraberlik içerisinde üreticinin emrindeyiz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Birlik ve beraberlik içerisinde tarımı bitirdik diyorsunuz!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Üreticinin, onların ne kadar kutsal olduğuna, Büyük Atatürk’ün ne kadar önemli bir cümle söylediğine yürekten inanan kardeşleriniziz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Size inanıyoruz, size inanıyoruz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Onun için üretici bizim başımızın tacıdır. Her bağlamda üreticinin hep yanında olacağız, olmaya da yürekten devam edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Kalmadı işte o üretici.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - 30 ilimizi de mera hayvancılığı yetiştirici bölgesi olarak belirledik; burada da biliyorsunuz, bunların üzerine ayrıca desteklerimiz var.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Besi desteğini niye kaldırdınız Sayın Bakan?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Doğu ve Güneydoğu’da, haklı olarak arkadaşlarımızdan birisi dedi ki: “Bunlar halka kapalı, onun için hayvancılık gelişmiyor.” Ben Hakkâri’ye gittim, Şırnak’a gittim, Kars’a gittim, Iğdır’a gittim, Ardahan’a gittim, Muş’a gittim -haftaya da inşallah yine Şırnak ve Hakkâri’deyim- ve valilerimizle görüştük.

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) – Erzurum’a da bekliyoruz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Erzurum’a da geleceğim.

SALİH CORA (Trabzon) – Trabzon’a da bekliyoruz Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Bu sene bütün üretici kardeşlerimiz bu yaylaklardan faydalanacaklardır Allah’ın izniyle.

LEZGİN BOTAN (Van) – Van’a bekliyoruz, Van’a.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Van’a geldim, Van’a geldim ama…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, ilk defa mı geziyorsunuz?

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Bu, yasakları kaldıracağınız anlamına mı geliyor?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Bakın, bu da çok önemli arkadaşlar, yeni bir şey başlatıyoruz. Programlı, aşıları yapılmış dört ay ve üstü her buzağıya 750 liraya kadar destek vermekteyiz.

Yine, çok değerli arkadaşlarımızdan birisi dedi ki: “2 bakan geldi, vallahi bu bakanların tarımla ve hayvancılıkla hiçbir ilişkisi yoktu.”

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Doğru söylemiş.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Ben bir hekim olarak şuna baktım: Ya, hayvancılığın sağlıkla o kadar önemli, yakından ilişkisi var ki, o kadar önemli ki doğumundan ölümüne kadar esasında veteriner hekim arkadaşların ve doktor arkadaşların elinde olmasında çok büyük fayda görüyorum çünkü doğuyor, bakın, doğuyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bravo, bravo(!)

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Doğunca biz ne yapıyoruz? Arkadaşlar, doğunca…

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) - Sayın Bakanım, Sağlık Bakanlığına da bir ziraat mühendisi istiyoruz biz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Bakın, ben size bir şey…

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Sağlık Bakanı da ziraat mühendisi olsun, madem doktor Tarım Bakanı oluyor.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Ya, lütfen beni dinleyin, sonra sorularınızı cevaplandıracağım.

Doğunca buzağıya 750 liraya kadar destek veriyor muyuz, vermiyor muyuz? Vallahi veriyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Doğunca 750…

Şimdi ne yapacağız, biliyor musunuz? Aşıların hepsi bedava, veteriner hekim bakımı bedava.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bu, bizden artan aşılar olmasın?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Aile hekimliğini getiriyoruz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Eski Sağlık Bakanının aşıları olmasın bu.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Kulak küpesi bedava; bakın, kulak küpeleri bedava; bakın, ilk defa kulak küpeleri bedava.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) - Özel güvenlik bölgelerinde hayvancılık rafa mı kalkıyor? O nasıl olacak?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Aşı bedava.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Daha geçen ay küpe bulamıyordu vatandaş.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Ve biraz önce yine Veysel Bakanımız dedi ki: “Ya, bu orman köylerine beraber el atalım.” Dedim: “Ağabey, emrin olur. Sen ahırı yap, ben de hayvan vereyim.” (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Vereceğiz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bravo!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Bakın, biraz sonra küçük işletmelere geleceğiz, küçük işletmelere geleceğiz.

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) - Sayın Bakan, küpeler 2,5 liradan 7,5 liraya geldi; siz hâl⠓Bedava.” diyorsunuz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Şimdi, ayrıca, kalkınma bölgesi kapsamındaki 41 ilimizde, yani GAP-DAP-KOP ve DOKAP’ta benzer şekilde hibeler devam edecek; çiğ süt prim desteğimiz devam edecek. Sütte fiyat istikrarı sağlamak amacıyla ESK vasıtasıyla gerektiğinde piyasadan süt alıp süt tozuna çeviriyoruz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hayır, buradan alacak bir şey yok ki, Kocaeli’de her taraf liman, sanayi…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Benim çok hızlı geçmem lazım.

Bakın, şimdi, çok değerli bir milletvekilimiz şunu söyledi: “Şu, şu, şu isimlerden aldın; şu kadar aldın.” Evet, arkadaşlar, isim Cemil olsa ne olur, Ali olsa ne olur?

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Niye hepsi Rizeli?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Ben Hasan’dan da alırım, Osman’dan da alırım.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Niye hepsi Rizeli?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Bir dakika…

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Niye hepsi yandaş?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Ama…

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Niye bir Diyarbakırlı yok, niye bir Mardinli yok?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Ama ben size söz veriyorum, aldığım fiyatı size vereceğim.

BAŞKAN – Dinleyin sayın milletvekilleri, lütfen…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Bakın, ya, lütfen, müsaade edin… Bak, Başkanım, çok zamanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan, buyurun.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Verdiririz, verdiririz, beş dakika daha verdiririz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Ben aldığım fiyatı -adı Osman olsa ne olur, Ali olsa ne olur- size vereceğim, Avrupa’dan kontrol edeceksiniz ve diyeceksiniz ki: “Helal olsun bu Bakana, çok ucuza almış bu hayvanları.” (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SALİH CORA (Trabzon) – Helal olsun Bakanımıza.

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – O 4 şirketi kim belirledi?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Önceki bakan 7 binden çakmıştı.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Bakın, et fiyatları, arkadaşlar… Kasap benim kardeşim. Bakın, şu anda size şunu söyleyeyim: 23 lira 80 kuruştan alıyorduk ESK olarak, anında 25 liraya çıkardık, anında 25 liraya çıkardık ve sonra bir karar aldık -ve böyle bir desteklemem de yoktu- 2018 1 Ocağından itibaren 200 ve altı yani küçük yetiştirici, hayvanını ruhsatlı herhangi bir kesimhaneye götürdüğünde kafadan 250 lira destek alacak, 250 lira destek alacak. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SALİH CORA (Trabzon) – İşte bu, işte bu.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Bakın, 1 lira oradan kâr etti, 1 lira 20 kuruş da ESK olarak artırdım, 2 lira 20 kuruş. Şimdi, hepinizin önünde söz veriyorum: 1 ocaktan itibaren ESK kesimlerini 25 lira 50 kuruştan yapacaktır, 2 lira 70 kuruş.

SALİH CORA (Trabzon) – Sayın Bakanım, CHP anlamadı, tekrar söyler misiniz.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – “Anlamadı.” değil, biz çok iyi anladık.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, tek bir soru: Bahsettiğiniz…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Soruları orada alacağım ama.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sorduk: Et ve Süt Kurumu…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Ama hakkımı yemeyin, bir dakika…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Beş dakika verdireceğiz, verdireceğiz, rica edeceğiz Başkana.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Bakın, zamanım kalmadı.

Şimdi, bakın, küçük üretici başımın tacıdır. Küçük üreticiyi destekleyeceğiz. O da öyle görmediğiniz şekilde desteklenecek. Bakın, hayvanlar dağıtılacak.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Niye yapmadınız on beş senedir ya?

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Bakan sen galiba yanlış bir partidesin.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Ama ya benim konuşmama müsaade etmiyorsunuz ki ya. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ara seçimde mi geldiniz Sayın Bakan?

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Sayın Bakan yanlış bir partidesiniz galiba.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Çok kötü yönetilmiş, ya bu Bakanlık çok kötü yönetilmiş ya.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Ağabey bak, bir dakika… Ben bir defa ne dedim başlangıçta: Et ithaline ben karşıyım. Bu et ithalini bıraktıracağız buraya Allah’ın izniyle. Bunu küçük üreticilerle ve TİGEM’le yapacağız, TİGEM’le ve küçük üreticilerle yapacağız, buna emin olun (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Çünkü hiç görülmemiş bir destekleme arkadaşlar. Yarın Ziraat Bankasıyla zaten bunun detaylarını… Sayın Cumhurbaşkanım ve Başbakanım gerekli açıklamaları yapacak. Zaten talimatı aldığım kişi de Sayın Cumhurbaşkanımızdır. O bağlamda, rahat olun bu konuda. Şimdi…

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Cumhurbaşkanı her şeyi biliyor zaten; tarımda, hayvancılıkta bilmediği bir şey yok ki. Eğer iş, Cumhurbaşkanına kaldıysa tamam!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Ya, ağabey ya, yapmayın böyle ya. Yapmayın böyle ya. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Her şeyi biliyor, her şeyi biliyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Devam edin, devam edin.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Siz hitap edin Sayın Bakanım, siz devam edin.

SALİH CORA (Trabzon) – Cumhurbaşkanına minnettarız.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Bir defa, bakın, ithalatı bitireceğiz. Şunda anlaşalım: İthalat bitecek, küçük desteklemeler olacak, TİGEM 500 bin tane buzağı besleyecek, besleyecek. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Yaz bir tarafa Sayın Bakan, yaz bir tarafa.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, TİGEM’in bütün arazilerini kiraladınız ya, Ceylânpınar dışında.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Şimdi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Nerede besleyecek?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Vallahi ya, besleyecek 500 bin tane buzağı.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakana bizden iki dakika Sayın Başkan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Şimdi, ama bak kafamı karıştırıyorsunuz, onun için şey yapamıyorum.

Yani hayvancılıkta ithalatı başta ben olmak üzere hiçbirimiz istemiyoruz.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Bakan, mikrofon kapalı, Sayın Bakan…

BAŞKAN – Sayın Bakan, süreniz bitti, iki dakika size süre veriyorum.

Buyurun, tamamlayın.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Peki.

Şöyle arkadaşlar… Lütfen, şu iki dakikayı bir değerlendireyim. Bu çalışmaların sonunda inanıyoruz ki hayvan ithal eden değil, ihraç eden bir ülke olacağız.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Ne zaman?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ne kadar yıl içinde? Ne kadar yıl?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – İnanmak, inanmak, inanmak… Ben inanıyorum, ben inanıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Tamam, kaç yıl?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Örnekleri var; Brezilya var, Fransa var. Yani ben Fransa’daki bir adamdan daha mı geriyim, benim üreticim daha mı geri? Biz, bakın…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kaç yıl içinde?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Ben size…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – On beş yıldır bekliyoruz. Kaç yıl daha?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Biz ihracat yapacağız. Amacımız yerli ve yeterli üretimdir. İnşallah bunu hep birlikte, sizlerle beraber başaracağız, bakın sizlerle beraber.

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Yaptırmazlar Sayın Bakan, size bunu yaptırmazlar.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Bu kapsamda planladığımız bazı projeleri sizlerle paylaşmak istiyorum: Küçük aile işletmeleri teşvik edilecek, görmediğiniz oranda teşvik edilecek ve Allah’ın izniyle göreceksiniz, işi bilen insanları destekleyeceğiz.. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hadi bakalım, inşallah, inşallah.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Bu yıl başlattığımız damızlık düve, manda, koç ve teke üretim merkezlerini güçlendireceğiz. Her akşam tek tek takip edeceğim. Nerede, ne oldu, nasıl oldu; bunlar takip edilecek.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bravo!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Küçükbaşa verdiğimiz desteği devam ettireceğiz. Mera ıslahına ağırlık vereceğiz, göreceksiniz.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Mera kalmadı ki. Torba yasalarla hallettiniz meraları.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – 2018 yılında 2 milyon dekar alanda mera ıslahı yapacağız. Yem bitkisi desteklerini artırdık. Bakın, yeni, bu sene başladığımız bir olay; eskiden tarım ürünü ekilen yerde birinci ürün olduğu için 80 kuruş destekleme veriyorduk, ikinci ürün olduğunda yüzde 60’ını alabiliyordu, genelgeyle onu kaldırdık. Şimdi, pamuğun ekildiği her alanda yem bitkisini tam desteklemek kaydıyla ve pamuktan da o 80 kuruşu indirmemek kaydıyla yem bitkisini o beş ay boş kalan arazilerin hepsinde Allah’ın izniyle üreteceğiz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yine Urfa’ya kıyak yapmışsınız Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Ayrıca, bu yıl pilot olarak yeni bir uygulama başlattık. Bu uygulamayla…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – En büyük pamuk üreticisi Mehmet ağabey.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Bunu anlattım, bunu anlattım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Burada çok önemli, hayvan hastalıklarıyla etkin mücadele edeceğiz ve buzağı kayıplarını azaltacağız, hekim olarak azaltacağız. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bakan, lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Brusella, LSD ve çiçek aşılarına ilaveten E-Coli aşısını ve aşılama programını ekliyoruz ve hepsini ücretsiz yapacağız. TİGEM’in damızlık hayvan kapasitesini artıracağız. Kırsal kalkınma ve IPARD, süt piyasası… Vallahi, öyle anlatacak çok şeyler var ki keşke bir saat olsaydı çok daha iyi olurdu.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Biz dinleriz Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Ama Tarım Komisyonu Başkanımız Sayın Mehmet Bey’le görüşüyoruz, bir araya geleceğiz Allah’ın izniyle, hepinizle beraber inşallah. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Daha hiç Komisyonu toplamadınız Sayın Bakan. Komisyon hiç toplanmadı daha.

ZİHNİ AÇBA (Sakarya) – İki yıldır konuşamadınız mı Sayın Bakan?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Sayın Başkanım, çağı yakalamanın önemli bir unsuru olan AR-GE’ye de büyük önem vereceğiz. “Anadolu T” yerli hattımızı ürettik, tavukçulukta bu bir devrimdir, inşallah bunu gündeme getireceğiz ve ben sizlere, özellikle hepinize yürekten teşekkür ediyorum ve haklı eleştirilerinizi aldım, not ettim, inşallah onları de gerçekleştireceğiz. Bakanlığımız bütçesine vereceğiniz desteklerden dolayı şimdiden teşekkür ediyorum. “Millî tarım, güçlü yarın.” diyerek bütçemizin çiftçilerimize, Bakanlığımıza ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sudan’daki çiftçileri desteklemekten vazgeçtin!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, biz de not aldık, seneye daha zor geçecek.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Evet.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakan.

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan, 60’a göre...

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Sarıbal, hem size hem Sayın Usta’ya söz vereceğim.

Sayın Usta’ya önce söz vereyim, grup başkan vekili.

Buyurunuz.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

21.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın sekizinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanın konuşmasında “TMO olmasa fındık fiyatları 6 liraya düşerdi.” şeklinde bir ifadesi oldu. Tabii, böyle bir varsayım yapamayız. Yani dünya üretiminin yüzde 75’inin yapıldığı bir ülkede ve çok parçalı, çok küçük üreticilerin olduğu bir yerde, üreticinin örgütlü olmadığı bir yerde bir müdahale kurumunun olmaması şeklinde bir varsayım yapılamaz, bu yanlış bir varsayımdır. Kaldı ki bu müdahale kurumu da güçlü değildir. Şu anda Türk fındığı yabancı tekellere teslim edilmiştir, bunu görmemiz lazım. Fındığın ortalama maliyeti 10-10,5 lirayken fındık, üreticinin elinden büyük ölçüde 8 liradan çıkmıştır, şu anda 8-9 lira civarında bir fiyatı vardır. Fındık üreticisi mağdur olmuştur, bunu görmemiz lazım. Yoksa ciddi yapısal sorunlar da var. Biz bunları burada çok konuştuk, bizim de defalarca bununla ilgili grup önerilerimiz oldu. Yapısal sorunları çözmenin üzerine düşülmesi lazım. Müdahale kurumunun da hem finansal açıdan hem de teknik açıdan çok güçlü olması lazım.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Usta.

Sayın Sarıbal...

22.- Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın sekizinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle, Sayın Bakanın yaptığı açıklamaların kendi pencerelerinden doğruluk payı olabilir ama Türkiye gerçeğiyle örtüşmediğini, galiba başka cumhuriyetlerde yaşadığımızı ifade etmek isterim.

Kısaca, AKP’li yılların bir profilini çizmek isterim. 2002’den bugüne kadar hububatta toplam -yani buğday, mısır, çeltik, pirinç- 62 milyon 831 bin ton ithalat, 17 milyar 544 milyon dolar ödeme yapılmış. Sadece hububatta yapılanın maliyet bu, toplam 171 milyar dolarlık bir tarımsal ithalat var. Hayvancılıkta 5,4 milyar dolarlık ithalat var. Ya Sayın Bakan bu ülkede yaşamıyor ya biz yaşamıyoruz.

Hayvancılığın ana maliyeti yemdir; yem, hayvancılığın yüzde 65-yüzde 70’ini karşılamaktadır. Merayı satmışsınız...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Daha bir sürü şey söyleyeceğiz.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Sarıbal.

Diğer iki gruba da yani hem Halkların Demokratik Partisi Grubunda hem de Milliyetçi Hareket Partisi Grubunda sadece birer kişiye söz vereceğim: Sayın Botan ve Sayın Karakaya.

Buyurun Sayın Botan.

23.- Van Milletvekili Lezgin Botan’ın, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın sekizinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

LEZGİN BOTAN (Van) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan konuşmasında çiftçiye mazot desteğini verdiklerini ifade ettiler ancak Van’daki çiftçiye bugüne kadar mazot desteği hiç yapılmadı.

Diğer konu da bilindiği gibi Van, küçükbaş hayvanda Türkiye’de 1’inci sırada. Büyükbaş hayvanda da 15’inci sırada olmasına rağmen Van’da Et ve Süt Kurumu uzun yıllardır kapalıdır, kapatılmıştır.

Aynı şekilde, yüzde 75’i oranında toprakları, arazileri meralardır ancak bu meralar çeşitli sebeplerle yasaklanmış. Üretici bu anlamda ciddi bir şekilde yasaklanmış ve büyük cezalara çarptırılmışlar. Yani, burada hayvancılık yapan, sürüleri olan insanlara büyük cezalar kesilmiştir.

Yine, aynı şekilde, çiftçinin kullandığı mazotun parası, dediğim gibi, henüz ödenmemiş, Toprak Mahsulleri Ofisi yılda sadece bir ay Van’da açıktır. Dolayısıyla, oradaki üretici esnafımız resmen fırsatçıların insafına terk edilmektedir.

Aynı şekilde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Karakaya, buyurun.

24.- Adana Milletvekili Mevlüt Karakaya’nın, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın sekizinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEVLÜT KARAKAYA (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, tabii, çok heyecanlı, güzel bir konuşma yaptı. Özellikle desteklerle ilgili ben konuşmamda da ifade ettim; iki tür destek, birisi bütçeden yapılan, diğeri fiyat desteğiydi. 2002 yılında destekleme modelinin değiştiğini, fiyat desteğinden daha çok bütçeden yapılan direkt desteklere geçildiğini ve bütçe desteklerinin de bu yüzden artırıldığını ifade ettim.

Evet, destekler bütçeden arttı ama son on dört yıldır çiftçi piyasadan çok ciddi ölçülerde zarar etti. Satın alma gücü pariteleri itibarıyla baktığımızda, bakın, sadece buğdaydan zarar bu on dört yılda 32 milyar, 32 katrilyondur, diğer ürünlerde de farklı değil. Bugün çiftçinin zorda kalmasının en büyük nedenlerinden birisi odur. Tekrar ediyorum: Bütçe üzerinden ödenen destekler, evet, artmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEVLÜT KARAKAYA (Adana) – Ancak, fiyat desteği, piyasa regülasyonu bu dönemde yapılamamıştır, çiftçi tamamen zarar etmiştir.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

MEVLÜT KARAKAYA (Adana) – Bir de çiftçi borçlarının tamamının silindiğini, ertelendiğini söyledi Sayın Bakan. Orada bir düzeltme yapılsın çünkü bize hep sormaya başladılar. Aslında öyle değil, sadece zarar gören çiftçilerle, doğal afetlerde zarar gören çiftçilerle alakalıydı.

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Karakaya.

 

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503) (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

 

A) BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı

B) KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Standartları Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Standartları Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Patent Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU (Devam)

1) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ (Devam)

1) Türkiye Bilimler Akademisi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimler Akademisi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

G) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Şimdi, Hükûmet adına üçüncü konuşmacı Orman ve Su İşleri Bakanı Sayın Veysel Eroğlu.

Buyurunuz Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi altı dakika.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Özellikle Bakanlığımız ve bağlı kuruluşlarının 2018 yılı bütçesiyle alakalı sizlere bilgi arz etmek üzere huzurunuzdayım. Bu bütçenin hayırlara vesile olmasını canıgönülden temenni ediyorum, inşallah.

Tabii, Bakanlığımız gerçekten yatırımcı bir bakanlık. Orman ve Su İşleri Bakanlığı, zaten tabiatı korumakla, su kaynaklarını geliştirmekle mükellef bir bakanlık. Bakanlığımızın mevcudu 62.800 kişi. 2018 yılı bütçesi, toplam bütçe 21 milyar TL. İnşallah hayırlı olsun.

Tabii şu ana kadar biz Orman ve Su İşleri Bakanlığı olarak 158 milyar TL’lik yatırım yaptık; bilhassa su ve ormancılık konularında. Bakanlığımız özellikle baraj inşaatlarında, ormancılık alanlarında dünyada söz sahibi bir bakanlıktır. Özellikle şunu vurgulamak istiyorum: Eskiden barajları, atık su, içme suyu arıtma tesislerini yabancılar yapardı, artık biz kendi teknolojimizi geliştirdik, tamamen yerli teknoloji, yerli mühendis, yerli müteahhitlerle iş yapıyoruz ve fiyatlar da maliyetler de çok düştü, bunu gururla ifade etmek istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bunun dışında, 4 milyarıncı fidanı geçenlerde Sayın Cumhurbaşkanımız 375 tesisin açılış merasiminde serhat şehrimiz Edirne’de dikti, şu anda 4 milyarıncı fidan dikildi.

Ayrıca, ilk defa, Birleşmiş Milletler Ormancılık Zirvesi İstanbul'da yapıldı. Bakın, ormancılıkta dünyada söz sahibiyiz. Öyle ki bundan önce, İstanbul toplantısından önce bütün Birleşmiş Milletler Dünya Ormancılık Forum ve Zirvesi New York’ta yapılıyordu. İlk defa, biz bunu anlattığımız zaman, İstanbul’da yapıldı. Hatta, hatırlarsanız, daha sonra, Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele 12’nci Taraflar Konferansı, o da Ankara'da yapıldı. Bu, gerçekten bizim ormancılıkta ve çölleşmeyle mücadelede ne kadar büyük bir mesafe aldığımızın açık seçik göstergesidir, onu özellikle vurgulamak istiyorum.

Özellikle, çölleşmeyle mücadelede de dünya lideriyiz. Millî parklarımız dünyada mükemmellik ödülleri aldı, bakın. Özellikle, 24 korunan alanımıza mükemmellik sertifikası verildi. Yani, dünya çapında bu da gerçekten…

Su yönetiminde kuraklıkla alakalı uzun vadeli çalışmalar yapıyoruz değerli milletvekillerim. Özellikle, Türkiye'de, bakın, kırk dört yılın en kurak yılı 2017 fakat kuraklığı hissettiniz mi? Hissetmediniz çünkü bizim A, B, C planlarımız vardı. İnşa ettiğimiz barajlarla, içme suyu tesisleriyle, Allah'a şükür, bütün şehirlere suyu verdik. Bunu gururla ifade etmek istiyorum.

Ayrıca, tabii, Bakanlığıma bağlı Orman Genel Müdürlüğü gibi köklü bir genel müdürlük var. En köklü kurumlardan birisi, 1839 yılında kurulmuş. Hakikaten, çalışmalarında kendileriyle gurur duyuyorum. Daha önce orman teşkilatı sadece ormanlık alanlarda ağaç diker, orman yangınlarıyla mücadele ederdi ama özellikle Hükûmetimizin döneminde orman teşkilatını aştık; artık, orman teşkilatı bütün Türkiye'de, her noktada yol kenarlarını, okul bahçelerini, hastane avlularını, açık alanları, mabetlerin avlularını, mezarlıkları ağaçlandırıyor, hatta bütün vatandaşlara ücretsiz fidan dağıtıyor. Gerçekten bu orman teşkilatında çok büyük bir gelişme yaşandığını özellikle vurgulamak istiyorum. Hatta, dahası var, orman köylülerine destek olarak Türkiye'de, ilk defa, biz, 5 bin köye 5 bin gelir getirici orman kurmak üzere çalışma yaptık. Ne yapıyoruz? 38 tane eylem planı var; işte, badem ormanı, ceviz ormanı, trüf mantarı, zeytin ormanı kuruyoruz ve bunları en yakın orman köyünde veya büyükşehirlerde orman mahallesindeki vatandaşlara parselliyoruz, herkesin huzurunda eşit bir şekilde dağıtıyoruz, kura çekiyoruz. Yani neticede üç yıl bakımı, bütün masrafları Bakanlığa ait, geliri kırk dokuz yıl vatandaşa ait olmak üzere gerçekten güzel bir çalışma yapıyoruz. Niçin? Bizim anlayışımızda şu var: “Her şey millet için.” (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Biz milletimizi seviyoruz. 80 milyonu kucaklıyoruz ve diyoruz ki: “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” bu anlayıştayız. Bu çerçevede sadece DSİ, Orman, değil, işte bunun dışında, Bakanlığa bağlı Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü var, Türkiye Su Enstitüsü var, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü var. Özellikle meteorolojide de çağı aştık. Bakın, şunu ifade edeyim: Artık herhangi bir şehirdeki 1.840 tane noktanın hava durumu dünyanın her tarafından; Japonya’dan, Amerika’dan görmek mümkün diyelim. Mesela, ben karşımda Aydın vekilimi görüyorum, artık Aydın’ın Çinesinin hava durumunu Japonya’dan görebilirsiniz Sayın Vekilim, bunu özellikle… (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Bunun dışında, değerli milletvekillerim, şunu belirteyim: 2017 hakikaten, Bakanlığımız açısından çok verimli geçti. Şöyle ki, bunda tabii, Sayın Cumhurbaşkanımızın gerçekten büyük bir katkısı oldu çünkü bir yarışmanın önünü açtı. Sayın Cumhurbaşkanımız 21 Mayıs 2017 tarihinde konuşmasında şunu söyledi, dedi ki: “Ben yüz seksen gün zarfında bakanlıkların ne yapacağını göreceğim.” Hakikaten ben 21 Mayıs akşamı bütün arkadaşlara -hepsine teşekkür ediyorum- yazılı talimat verdim, izinler kalktı, cumartesi, pazar yok, herkes yarışacak, bir hedef koyacak. Hakikaten çok çalıştılar ve de değerli milletvekillerim, biz yüz seksen günde 375 tesisi hazırladık ki 7,7 milyar TL, yaklaşık 8 milyar TL’lik yatırımın açılışını topluca yaptık. Ne zaman? 29 Kasım günü. Sizlere de davetiye gönderdik. Peki, bunlar nedir? Bakın, düşünebiliyor musunuz, dünyada var mı bir seferde 77 tane baraj açacaksınız? 77 baraj, 32 gölet, 139 sulama tesisi, 21 şehrin içme suyu tesisi, 12 grup ormancılık, ayrıca 2 grup meteoroloji yani aslında 375 değil, 997 de biz taşkın korumaları falan grup yaptık, ağaçlandırma, meteorolojinin bütün istasyonlarını grup hâline getirdik; dolayısıyla, 375 tesis, gerçekten, ülkemize kazandırıldı.

Ayrıca, burada şunu ifade edeyim: Özellikle Sayın Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımızla da çok iyi bir çalışma içine girdik. Bakın, bu dönem zarfında 2 milyon dekar araziyi bu yüz seksen günde sulamaya açtık. Yani her yıl çiftçilerimize yılda ilave 1 milyar TL para akacak.

Bu mu sadece? Biliyorsunuz, bu sene Sayın Başbakanımızla da bir açılış merasimi yapmıştık. İzmir’de, 5 Nisan 2017 tarihinde, birlikte gittik, 101 tane tesisin açılışını orada yaptık. Biz böyle yapıyoruz yani gıdım gıdım tesis açmıyoruz, açarsak toplu açıyoruz, temel atarken açılışların saatini veriyoruz; farkımız bu işte. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Değerli kardeşlerim, İzmir’deki bu açılış merasiminde ne yaptık derseniz, orada da 26 baraj, 6 gölet açtık. Böylece, bu sene, sadece bu sene Türkiye’de 103 tane baraj ve 38 göletle bir dünya rekoruna mührümüzü vurduk Allah’a şükür. Allah’a ne kadar şükretsem azdır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Tabii, bunun dışında şunu da ifade edeyim: Tabii ki arkadaşlar çalışınca ben de mecburen çok koşmak durumunda kaldım. Bu tarihe kadar, dün akşama kadar tam 77 ilimizde -ki pek çok ilçe var, 157 ilçede- temel atma, açılış merasimi, orman köylülerine özellikle gelir getirici sertifika verilmesi, ORKÖY destekleri verilmesi gibi programlar yaptık 77 ilde. Birkaç il kaldı. Mardin vekillerimiz burada, Mardin’e de Allah nasip ederse yarın gideceğiz -takriben 600 milyondan fazla- muazzam bir yatırımın temelini atacağız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Mardinlilere de buradan selam iletiyorum.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Aydın var mı, Aydın?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Peki, bunlarda, 77 ilde ne yaptık? Efendim, bunlar keyif ziyareti değildi.

Sayın Vekilim, Sinop’a da gittik, merak etme, biliyorsun, oraya da uğradık.

Burada 948 temel atma, 569 açılış… “Bu açılış ne?” diyeceksiniz. Daha ziyade küçük, 10 trilyondan küçükleri biz yapıyoruz, 10 trilyondan büyükleri topluca Sayın Başbakanımız ve Cumhurbaşkanı yapıyor. Bunlar bizim açtığımız, 10 trilyondan küçük, 1 ile 10 trilyon arasındaki açılışlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Yani 1.517 tesis açmışız ve bu tesislerin toplam maliyeti de 26 milyar 131 milyon TL.

Yani özellikle, hakikaten çok çalışıyoruz. Ben arkadaşlarımla, bütün ekibimle gurur duyuyorum. Gerçekten mesai mefhumu tanımadan, gece gündüz, vatan, millet aşkına ve neticede dünyayla yarışmak için büyük bir fedakârlık gösterdiler. Özellikle, ben ailelerinden özür diliyorum çünkü ailelerinden uzun süre ayrı kaldılar, çoluğu çocuğu göremediler. O bakımdan kendilerine teşekkür ediyorum.

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Kırklareli’de kapalı devreyi yapamadınız Sayın Bakan.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Peki, bu çerçevede ne yaptık? Değerli milletvekillerim, ağaçlandırmada şunu özellikle vurgulamak istiyorum: Dünyada orman varlığı pek çok ülkede azalıyor ama Türkiye'de -bakın, biz tapusunu alıyoruz ormanların- 15 milyon dekar yani 1,5 milyon hektar orman alanı arttı. Tapusuyla saydık. Eskiden tapu yoktu, işgal ediliyordu ama şimdi 1 metrekare alan asla işgal ettirmiyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İki, diyeceksiniz ki: Alan arttı, ne oldu? “Odun serveti” dediğimiz var ya -ormanlardaki bütün odunların hacmini topladığımız zaman buna “odun serveti” diyoruz- bunu da 1,2 milyar metreküpten aldık, şu anda 1,6 milyar metreküp; yüzde 33 arttı. Allah’a şükürler olsun. İşte bu, çevrecilik bu. “Çevrecilik”, “tabiatı korumak” denirse, bizden daha iyi koruyan yok herhâlde. Bir çevre profesörü olarak ben de yazdıklarımı uygulamanın bahtiyarlığını yaşıyorum değerli kardeşler. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bunun dışında, ağaçlandırma alanı 5 katına çıktı, bakın, ağaçlandırma. 45.684 okul bahçesine, 22,380 mabede, 1.731 hastane ve sağlık ocağına, 19.834 kilometre yol kenarlarına ağaç dikmişiz. Ayrıca, Sakarya’da Fidan ve Süs Bitkileri Borsası kurduk, bunu özetle vurgulamak istiyorum.

Şimdi, bizim hedefimiz ne? Özellikle, Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele 12’nci Taraflar Konferansı’nda bütün dünyaya bir mesaj verdik, dedik ki: “Biz, cumhuriyetimizin kuruluşunun 100’üncü yılına yani 2023 yılına kadar dünyadaki her insan için bir fidan dikeceğiz. Dolayısıyla fidan dikim miktarı sayısını 7 milyara yükselteceğiz.” 7 milyar fidan, Allah’a şükür. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bunun dışında, tabii, vatandaşlar aileleriyle birlikte hoşça vakit geçirsin diye, ağaç sevgisi pekişsin diye, bakın, 144 şehir ormanı, 1.323 mesire yeri kurduk.

Ayrıca, değerli dostlar, eskiden ormanlara arıcılar sokulmazdı. Şimdi var ya, ne yaptık? “Gel kardeşim, bal ormanı kuruyoruz.” diyoruz arıcılara. Yolu bizden, dikimi bizden. Mesela, Erfelek’te kestane balı mı istiyor, kestane balı; çiçek balı mı istiyor, çam balı mı istiyor, bunları dikiyoruz ve neticede, hakikaten, bal üretiminde dünyada 6’ncı sıradan 2’nci sıraya yükseldik.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Vekillere de su gönderiyorsunuz.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bir de şunu ifade edeyim: Vatandaşın parası yoksa “Gel, yüzde 20’si hibe, kalanı da faizsiz; parayı kazan, beş yılda öde.” diyoruz. İşte bu, halkçılık bu kardeşler, tamam mı, halkçılık bu. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Şimdi, bunun dışında, sayın vekillerim, 38 eylem planı hazırladık biliyor musunuz? Eskiden eylem planı diye bir şey yoktu. Dut eylem planından trüf mantarına kadar ve defneye kadar, ceviz, badem, aklınıza ne geliyorsa 38 tane eylem planı var. Bunlardan dikiyoruz, köylümüz, orman köylümüz kazanıyor. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum.

Bir de -burada çok ilgilenen çok değerli vekillerim var- tıbbı aromatik bitkilerle ilgilenen yoktu. Biz vekillerimizin desteğiyle dedik ki: Bu konuda dünyada yıllık 115 milyar dolarlık bir potansiyel var, pazar var.

SALİH CORA (Trabzon) – Kaç?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – 115 milyar dolar ama Türkiye bundan sadece 600 milyon dolarlık bir ihracat yapabiliyor. Bu, çok cüzi. Hâlbuki bizim biyolojik çeşitliliğimiz yani flora, fauna Kıta Avrupası’ndan daha fazla. Yaklaşık 10.500 özel türümüz var, bunun 3.600’yü endemik. Yani “endemik” ne demek? Sadece Türkiye’de var, başka yerde yok. Ve şifalı bitkiler. İnşallah, bu konuda sizlere de küçük bir örnek gönderdik bizim mamullerimizden, şifalı bitkiler.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Aldık.

SALİH CORA (Trabzon) – Allah şifa nasip eylesin onlara da Sayın Bakanım.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Ayrıca, bir de, efendim, su getirdik. Her ne kadar vekilim beni tenkit etti ama başka şeyle, kepçeyle getirecek hâlim yoktu sayın vekilim.

SALİH CORA (Trabzon) – Sayın Bakanım, inşallah şifa olur.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Dolayısıyla şöyle: Şifa olsun diye, Kıbrıs’a, özellikle Alaköprü Barajı’ndan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne götürdüğümüz suyu, arıtılmış suyu, memba suyunu, Toroslar’ın memba suyunu şişeleyip size bir hatıra olarak gönderdik efendim.

Bir de şunu söyleyeyim: Yanan alanları asla başka maksatla vermiyoruz. İspat ederlerse, buyurun, hodri meydan. Çünkü bu bizim özellikle temel prensibimiz. Bu yüzden, işte, en son, geçtiğimiz perşembe günü Ayvalık’ta bir sanatçımızla birlikte, gümbür gümbür, bütün vatandaşlarla 33.500 fidanı diktik.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sanatçı kimdi Sayın Bakan?

SALİH CORA (Trabzon) – Milletvekilleri adına da dikin, milletvekilleri.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bir de, orada sizlerin adınıza birer fidanı var. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – O sanatçının adını da söyleseydiniz.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Artık “Türkiye’de bizim bir dikili ağacımız yok.” demeyeceksiniz, sizin de dikili ağacınız var.

Ayrıca, işte, 5 bin köye 5 bin ormandan… Şu ana kadar 3.047 köye gelir getirici orman kurmuşuz. Ne kadar? 6,5 milyon gelir getirici fidan dikerek köylüye teslim ettik. İnşallah, 2019 yılı sonuna kadar… Arkadaşlara talimatım şu: 31 Aralık 2019 saat 16.59’a kadar 5 bin köye 5 bin gelir getirici orman kurulacak. O kadar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bunun dışında…

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Sayın Bakanım, Aydın’ın köylerinde göremiyoruz. Allah için bir de Aydın’a verin.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bir de şunu söyleyeyim: Ülkemizin ham madde olarak 30 milyon metreküpe ihtiyacı var, bunun 21 milyon metreküpünü Orman teşkilatı sağlıyor ve yılda 3 milyar gelir elde ediyor.

Ayrıca, orman kadastrosu… Sayın vekillerim, eskiden orman kadastrosu kendi başına çalışırdı, tapu kadastro ayrı çalışırdı. Biz, bunu ilk defa birleştirdik, artık ormanların tapusu var ve yüzde 99’unun kadastrosu bitti, yüzde 83’ünün tapusunu aldık. Artık ormanların tapusu var. Bu ne demek? Ormanlar artık işgal edilemez. O dönem bitti. Bizim dönemimizde 1 metrekare dahi orman alanı işgal edilemez çünkü tapusu var, koordinatları belli. Eskiden belli değildi, işte burada ormancı kardeşlerim var, onlar bilirler.

Bir de orman yangınlarından bahsedeceğim hızlı bir şekilde. Orman yangınlarında çok iyi bir sistemimiz var, bakın. Hatta, bu sistem 2 defa “eTürkiye” ödülü aldı. Ben, yangın döneminde makamımdaki büyük ekrandan hangi noktada yangın var, hatta havadaki helikopterin hızını, koordinatlarını görecek bir duruma, bir teknolojiye sahibim. Şu anda, orman yangınlarında en iyi teknoloji -ben teknoloji aşığı bir kimseyim ve çok iyi kullanırım- gururla ifade ediyorum, dünyadaki en ileri orman yangınları kontrol sistemi Türkiye’de. Bunu gurur duyun diye söylüyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Hatta şu anda, biz sadece Türkiye’deki orman yangınlarını kontrol etmiyoruz. 2 defa İsrail’de büyük yangın oldu, söndüremediler, biz yardımcı olduk. Rusya’da büyük bir yangın oldu. Sayın Putin, Cumhurbaşkanımızdan destek istedi. Ruslar da “Bu Türkler de çok oluyor.” falan diye en zor yeri vermişler fakat bizimkiler ilk önce söndürdüler, Sayın Putin’den bir de takdirname aldılar, işte, böyle. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Makedonya’dan Libya’ya kadar, Yunanistan’dan Arnavutluk’a kadar yangınla mücadeleye biz özellikle destek veriyoruz. Ayrıca yangınlarda ilk müdahale süresini kırk beş dakikadan on beş dakikaya indirdik. Maden sahalarını ıslah ediyoruz.

Ayrıca özellikle bir de şunu gururla ifade edeyim: Eskiden ne denirdi, bizim çocukluğumuzda? “Türkiye'de erozyon dolayısıyla Kıbrıs Adası kadar toprak kayboluyor.” denirdi. Hakikaten, eskiden yaklaşık olarak 500 milyon ton toprak Türkiye'de akıp gidiyordu. Ama bununla ilgili gerçekten biz şu anda planlı bir çalışma içine girdik. Yukarı havzalarda mera ıslahı, ağaçlandırma ve özellikle tersip bentleri, ıslahlarla birlikte bu oranı -168 milyon tona- üçte 1’e indirdik. Yeterli mi? Değil. Çalışmalar devam ediyor, inşallah, bunu çok daha azaltacağız.

Biraz da Doğa Koruma, Millî Parklardan bahsedeyim, çölleşme… Doğa Koruma Millî Parklar da gerçekten gururumuz. Bölge müdürlükleri var orada.

Bakın, şunu, dikkatlerinizi çekmek için ifade ediyorum, söylüyorum: 2002 yılında koruma alanlarının toplam alanı 9 milyon dekardı. Şimdi koruma alanlarını artırdık, 30 milyon dekara yükselttik, işte, bu. 3 kattan daha fazla.(AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Millî park sayısı 33’tü 42’ye, tabiat parkı 17’ydi 223’e yükseldi. Ayrıca 81 il için Tabiat Turizmi Master Planı’nı hazırladık.

Bir de millî parklarla alakalı olarak biz Çanakkale’yi hazırladık, Çanakkale’yle alakalı her şeyi tamamladık. Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi, bütün şehitlikler, yollar, hatta ta Tekirdağ Çokal Barajı’ndan Gelibolu Yarımadası’na kadar suyunu, ağaçlandırmasını, her şeyini yaptık. Daha sonra Kültür Turizm Bakanlığına, Alan Yönetimi Daire Başkanlığı kuruldu, bunu oraya teslim ettik.

Şimdi, bir Çanakkale vekilimiz dedi ki: “Ya, orada Orman Bölge Müdürlüğü vardı, siz onu kaldırdınız.” Efendim, biz oraya Doğa Koruma Millî Parklar Bölge Müdürlüğü kurduğumuz için Orman Bölge Müdürlüğünü başka yere taşımıştık. Ama daha sonra alan yönetimi kurunca Kültür ve Turizm Bakanlığı, biz, orada Doğa Koruma ve Millî Parkları kaldırdık, ta Şanlıurfa’ya taşıdık, Sayın Bakanım, size taşıdık orayı; netice itibarıyla oraya Orman Bölge Müdürlüğünü tekrar kurduk. Meselenin özü budur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Hatta şunu söyleyeyim: Bir ara, bu Gelibolu Yarımadası’na yapılacak olan Çokal Barajı… Çanakkale’nin tahsisatı azdı -laf aramızda, Edirneli vekilim buradaysa bana kızabilir- “Edirne’nin ödeneği fazla, ben bunu Edirne tarafına alayım.” diye… Onu alınca, Çanakkale’dekiler demiş ki: “Aa, bizim barajı Edirne’ye götürüyor.” Ya, barajın bir yere gitmesi mümkün değil. Bunu da özellikle vurgulayayım. Dolayısıyla, Orman Bölge Müdürlüğü hikâyesi budur, bunu da özetle vurgulamak istiyorum.

Tabii, burada, Spil Dağı gibi, Uludağ… Özellikle davet ediyoruz; Uludağ muhteşem oldu, Manisa Spil Dağı muhteşem.

Ayrıca, Çanakkale’den sonra, biliyorsunuz İstiklal Tanıtım Merkezini kurduk. Başkomutan Millî Parkı bizim uhdemizde. Afyonkarahisar Şuhut’dan başlıyor, istiklalin kazanıldığı topraklardan başlıyor, ta, İzmir, Uşak, Dumlupınar’a kadar alan, bu alanda İstiklal Tanıtım Merkezi kurduk.

Bir de Sakarya Meydan Muhaberesi çok önemli tarihimizde. İşte, burayı da millî park olarak ilan ettik, orada muhteşem bir tanıtım merkezi kuruluyor. Bunların detayına girmeyeyim, tabiatı destekliyoruz.

Bir de sokak hayvanlarına sahip çıkıyoruz. Bununla ilgili detayı isterseniz soru-cevapta vereyim. Sokak hayvanlarına elimizden geldiği kadar sahip çıkıyoruz.

Su faaliyetlerinden kısaca bahsedeyim, zamanım sınırlı herhâlde.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - İki dakika kaldı, Büyük Menderes’ten hiç bahsetmediniz Sayın Bakanım, bir yıl geçti.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Efendim, şöyle ifade edeyim…

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) – Çankırı’ya yeni temel attık daha.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Çankırı’ya daha yeni geldik değil mi?

Efendim, Devrez Kızlaryolu Barajı’nın temelini karda kışta atıyoruz. İster bora olsun… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Bakanım, teşekkür ediyoruz.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Eskiden vardı, eski Türkiye'de, ben bilirim; kasım, aralık, ocak, şubat, mart ayları çalışılmayan aylardı, bizde çalışılamayan ay diye bir şey yok. Gece gündüz, cumartesi, pazar günü, fırtınada, karda… Ben Uludağ’da otel temeli attım lapa lapa kar yağarken. İşte bu, çalışmak budur işte. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Efendim, DSİ’yi söylemeye gerek yok. Bakın, şu ana kadar DSİ’de 7.200 tane tesis açmışız, 7.200. Bakın, bunun 508’i baraj, sayısız gölet var, 513’ü HES, 1.171’i sulama tesisi, 193’ü içme suyu tesisi.

Sevgili kardeşlerim, ya, ben İSKİ Genel Müdürlüğü yaptım, Türkiye'nin susuzluğunu en iyi bilen benim, Allah aşkına. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SALİH CORA (Trabzon) – İstanbul’un su sorununu çözdünüz.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Dolayısıyla, şu anda bütün şehirler için eylem planı yaptık. 193 yerleşim yerinde, 76 şehir merkezinde su yoktu. Biz bütün her yere, nereyi istiyorsanız… Mardin’e suyu biz getirdik. Şanlıurfa…

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Ne içiyordu bu insanlar sizden önce, şişe suyu mu içiyorlardı?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – …Kilis, Gaziantep, Mersin, Sinop…

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Sayın Bakan, Kırklareli’de kapalı devre yapmadınız hâlâ.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Vallahi sizden önce susuzluktan kırılıyorlardı Sayın Bakan, hatta ölümler bile oluyordu Sayın Bakan!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Yani, velhasıl, bütün her tarafa su getirdik. Hatta, daha yetmiyormuş gibi, bir de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden istediler. Ya, denizin içinden, askıda 80 kilometre -toplam 107 kilometre kara hattıyla- suyu götürüverdik işte. Biz buyuz işte. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Milletimizin gücünü gösteriyor işte, Allah’a şükürler olsun. Büyük barajlar yaptık. Tabii, zaman sınırlı ama sizlere bir kitapçık hazırladık, bunları da koyduk. Ayrıca, bu 508 baraj nasıl açıldı derseniz hepsi var resimleriyle…

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Sayın Bakan, bu barajların kaç tanesini devlet yaptı, kaç tanesini özel sektör? Ona bir açıklama getirir misin.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Şimdi, netice itibarıyla, barajları bırakalım, bin günde bin gölet inşa ettik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Sayın Başkanım, hakikaten siz de çok güzel idare ediyorsunuz, teşekkür ederiz.

BAŞKAN – Mikrofon açıkken söyleyin Sayın Bakan, kabul etmem şimdi.

İki dakika ek süre veriyorum.

Buyurun.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Sayın Başkanıma ve Divana teşekkür ediyorum. Onlar da hakikaten çok güzel idare ediyor. İnşallah güzel bir şekilde, tatlı bir şekilde, aramızdan su sızmadan bütçe görüşmelerini kapatacağız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başkanım, herhâlde dört dakika verecektiniz.

Şimdi, efendim, GAP’ı bitiriyoruz. 1 milyon 58 bin hektarın 550 bin hektarını bitirdik, yıl sonuna kadar bunu büyük ölçüde bitireceğiz. Ayrıca, 1.071 gölet inşaatını yapıyoruz. İçme suyunda problem kalmadı. Taşkın korumada 4.471 dere ıslahını yaparak 4,5 milyon dekar alanı taşkınlardan korumuşuz. HES’lerde destan yazdık. Bakın, eskiden 26 milyar kilovatsaat elektrik üretilirken HES’lerden, şimdi 95 milyar kilovatsaat üretiyoruz, 3’e katladık.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hangisi, derelerin üzerine mi, yoksa büyük barajlar mı?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Büyük baraj ve dereler.

Ergene’yle ilgili konuştular ama bunu tabii, anlatırsam sabah olur. Onun için, kitapçık hazırladım, Edirneli vekilim gitmediyse ona vereceğim.

SUEN’in faaliyetleri gerçekten muhteşem. Meteoroloji 1.840 tesisi aldı, hizmete soktu.

Netice itibarıyla, değerli kardeşlerim, bir de önemli bir müjde daha vereyim: Biz sadece GAP, KOP, DAP değil bütün Türkiye için, on bölgeye ayırarak gelişim bölgeleri hazırladık, onları da 2019’un sonuna kadar bitireceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) İsteyen olursa biz gittiğimiz yerlerde dağıtıyoruz, vekillerimden arzu eden varsa o kitapçıkları da göndeririz.

Netice olarak, ben gerçekten SUEN’in faaliyetlerinden bahsedemedim zamanım dolduğu için.

Başkanım, sözümü tamamlayayım hemen.

BAŞKAN – Tabii ki buyurun.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Efendim, gerçekten hepinize teşekkür ediyorum.

Konuşmacıların tenkit, tavsiye ve teklifleri mutlaka dikkate alınıyor. Ben özellikle buna dikkat eden bir kişiyim. Dolayısıyla, tenkit, tavsiye, teklif olmadan olmaz. Sizlerin tenkitleri, varsa teklifleriniz bizim başımızın tacıdır, bunları dikkate alacağız. Biz de elimizden geldiği…

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Sayın Bakan, Kırklareli’nin kapalı devresini söylemediniz.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Onunla ilgili bilgi soru-cevap bölümünde var, uzun sürecek, vaktimiz yok. Özellikle onu da yapacağız, merak etme.

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – İnşallah.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Kırklareli’ye yapılan yatırımları ben size söyleyeyim. Kırklareli’deki bütün atık su, ileri biyolojik arıtma tesislerini biz yaptık biliyorsunuz.

Netice itibarıyla, hepinize, bütün vekillere gönülden teşekkür ediyorum.

Bu bütçenin hayırlara vesile olmasını diliyorum, inşallah bereket getirir. Hepinize de Cenab-ı Allah sıhhat, afiyet ve iki cihan saadeti lütfeylesin inşallah.

Hepinize gönülden teşekkür ediyorum, sağ olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakan.

Sayın Ilıcalı ve Sayın Tanrıkulu’nun 60’a göre söz talepleri var.

Sayın Ilıcalı, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

25.- Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı’nın, borçlarını erteleme kararından dolayı Erzurumlu ve Türkiye’deki çiftçiler adına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’ya teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) – Çok teşekkür ederim Değerli Başkanım.

Tarım Bakanımız Sayın Fakıbaba konuşurken çok sayıda mesaj aldım. Buradaki Erzurumlu çiftçi hemşehrilerim ertelemeden dolayı teşekkürlerini size iletmemi istediler, bundan dolayı çok büyük bir memnuniyet duymuşlar. Hatta ben de değerli bir vekil bir soru sorunca bizzat telefon açıp sordum işlemi uyguladınız mı diye. Uygulamışlar, binlerce, on binlerce çiftçi bundan istifade etmiş. Size bölgemdeki çiftçiler, Türkiye’deki çiftçiler adına teşekkür ediyoruz.

Yapılandırma konusunda da Sayın Başbakanımız Ziraat Bankasına talimat verildiğini söyledi. O konuda da çiftçileri uyardım. Şahsınızda Hükûmetimize, Başbakanımıza teşekkürlerimizi arz ediyoruz.

Başkanım, size de çok teşekkürler, iyi akşamlar.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ilıcalı.

Sayın milletvekilleri, bakın, şimdi herkes el kaldırıyor, herkes bana “Yerimizden bir dakika söz verin.” diyor.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Olmaz, olmaz, soru-cevaba geçiyoruz.

BAŞKAN - Böyle giderse bu sabaha kadar bitmeyecek gerçekten.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, soru-cevap var zaten.

BAŞKAN - O yüzden, her gruptan sadece bir kişiye daha söz veriyorum ve bu usulü kaldırıyorum, lütfen…

Sayın Tanrıkulu, buyurun.

26.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın sekizinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Orman ve Su İşleri Bakanımızın sunumunu dinledim ama bir yerde “10 trilyondan aşağılarını biz açıyoruz, yukarısını başkaları açıyor.” dedi. 10 trilyon bütçe rakamlarına göre ne oluyor, tam anlayamadım. Acaba yeni para birimiyle bir sorun mu var?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – 10 milyon TL.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Evet yani yeni para birimine siz alışmamışsınız anlaşılan çünkü ben de soruyorum “Bu ne kadar ediyor?” falan diye. Neyse, bu işin başka bir tarafı da...

Şunu söyleyeceğim yani anneme de tutanakları götüreceğim; Diyarbakır’ın Kulp ilçesinin Ağaçlı Mahallesi’nin yeni adıyla Kaynak Caddesi’nin -eskiden köydü, şimdi ise bir cadde oldu, köy aslında- maalesef suyu yok. Kıbrıs’a kadar su götürdük ama köyde su yok hem de Kulp gibi su kaynaklarının çok olduğu bir yer, yazın tamamen...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Tutanaklara geçmesi açısından söylüyorum.

BAŞKAN – Sayın Tanrıkulu, siz söyleyin, tutanaklara geçer.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Kulp mu?

BAŞKAN – Kulp, evet.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Kulp Ağaçlı, evet, oraya bir iki üç kilometrelik yola henüz su götüremediniz.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederiz.

Sayın Erdem, buyurun.

27.- İstanbul Milletvekili Arzu Erdem’in, işsiz ziraat mühendislerinin istihdamı sağlanmadan Millî Tarım ve Hayvancılık Projesi’nin nasıl hayata geçirileceğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

ARZU ERDEM (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı konuşmasında “Millî tarım, güçlü yarın” dedi. Hakikaten güzel bir slogan ama sloganlarda kalmaması adına, 2018 Ocak ayında, özellikle ziraat mühendislerimiz -merak ettiği atama sayısı ve atama talepleri olan- 3.500 atama talebini gündeme taşımamızı istemiştir. 45 bin işsiz ziraat mühendisi varken, özellikle atama yapılmadan, bunlarla ilgili istihdam sağlanmadan Millî Tarım ve Hayvancılık Projesi’ni ziraat mühendisleri olmadan kâğıt üzerinde mi gerçekleştireceksiniz? Özellikle tutanaklara geçmesini istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Erdem.

Sayın Gaydalı, buyurun.

28.- Bitlis Milletvekili Mahmut Celadet Gaydalı’nın, Bitlis Yolalan beldesine bağlı Paks köylülerinin koyun ölümlerinin artması konusuna çare bulunmasını istediklerine ve Singapur’dan canlı hayvan ithalinin doğru olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

MAHMUT CELADET GAYDALI (Bitlis) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Ben de Sayın Fakıbaba’ya 2 tane sual sormak istiyorum. Bitlis Yolalan beldesine bağlı Paks köyünde koyun ölümlerinin artması üzerine geçen hafta köylü kardeşlerimizi ziyaret ettim. Kullanılan yemden kaynaklandığını tahmin eden hayvan yetiştiricileri, bu olayın son on yıldır yaşandığını, hâlâ bir çare bulunmadığını, yetkililerin yakın ilgisini beklediklerini ilettiler. Bu yıl ölen hayvan sayısının 150 civarında olduğunu, bu rakamın bir köy için çok yüksek olduğundan acil bir çarenin bulunmasını istiyorlar.

İkinci sorum da Singapur’dan canlı hayvan ithal edileceği doğru mudur? Doğru ise bu akla zarar kararı kim vermiştir? İklimi, coğrafyası ve tabiat örtüsü bize hiç uymayan bir coğrafyadan canlı hayvan alınması doğru bir hareket midir? Sınama yanılma yoluyla daha ne kadar araştırma yapacağız?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503) (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

 

A) BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı

B) KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Standartları Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Standartları Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Patent Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU (Devam)

1) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ (Devam)

1) Türkiye Bilimler Akademisi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimler Akademisi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

G) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi şahıslar adına aleyhte olmak üzere Aydın Milletvekili Sayın Deniz Depboylu.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

DENİZ DEPBOYLU (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üzerinde görüştüğümüz bütçe tasarısı üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Konuşmama başlamadan önce aziz Türk milletini ve Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi olarak doktrinimiz olan Dokuz Işık, vatanımızın, milletimizin, devletimizin korunması, güçlenmesi, yücelmesi ve muasır ülkeler seviyesinde hak ettiği değeri bulabilmesi için Başbuğ’umuz Alparslan Türkeş’in bize değerli bir öğretisidir. Dokuz Işık doktrininin biri ilimcilik, bir diğeri de köycülük. Her ikisi de bugün bizim konumuz ama ben ilimcilikle başlamak istiyorum.

İlkelerimize göre, ilimde ileri olmak için çocuklarımıza, onların potansiyellerini değerlendirerek en iyi eğitim imkânlarını sunmayı başlıca görevimiz olarak kabul ediyoruz ve bunun da her zaman böyle olmasını arzu ediyoruz. Maalesef mevcut sistemden kaynaklanan pek çok sorun var ve üstün yetenekli çocuklarımızın farklı ülkeler tarafından kendilerine sunulan imkânlar sebebiyle ülkemizden ayrılıyor olması bizi üzüyor, endişelendiriyor. Eğitim sistemimizden kaynaklanan pek çok sorun olduğunu biliyoruz ama bunun yanı sıra, bilim ve teknoloji çalışmalarında yapılan hatalar ve eksiklikler de beyin göçünü artırmakta. Üstün yetenekli çocuklarımız maalesef mevcut sistem içerisinde fark edilememekte ve hak ettiği değeri bulamamakta.

Ben, TÜBİTAK’ın yaptığı birkaç hatadan bahsetmek istiyorum, bir iki de örnek vermek istiyorum: İlayda Şamilgil’i hatırlar mısınız, bilmem. İlayda, sıvılarda bulunan su oranını mıknatısla ölçebilen bir sistem geliştirmişti ve TÜBİTAK’a sundu ama finale bile kalamadı. Bu olaydan sonra, Polonya’da Nobel Fizik Ödülüne İlk Adım Yarışması’nda İlayda 1’inci oldu ve NASA’dan teklif aldı. İkinci sınıfta da NASA’da Mars projesinde görev almak üzere maalesef kaybettik.

Yine, yakın zamandan bir örnek, lise öğrencileri Mehmet Can Dursun ile İrfan Efe Boztepe; özellikle şeker hastalarında görülen açık yaraların geç iyileşmesi sonunda çözüm olarak yengeç ve karides kabuklarından oluşan bir yara bandı geliştirdi. TÜBİTAK bu projeyi kabul etmedi ama Amerika Birleşik Devletleri’nde bu proje liseler arası yapılan Genius Olimpiyatları’nda yarışmaya katıldı; 54 ülke içerisinde 2.450 proje arasından 1’inci seçildi. Bu çocuklarımız yine o devletten burs aldı.

Mehmet Türker -belki bunu hatırlarsınız- şu anda 27 yaşında; kolu olmayan engelliler için elektronik olarak baş hareketleriyle komuta edilen gözlük üretti ama yine TÜBİTAK tarafından reddedildi. İngiltere ve Amerika gibi 13 ülkedeki engelli dernekleri tarafından proje sahiplenildi, Çin’de bu proje ürünü üretilmeye başlandı.

Ben buradan daha birçok isim sayabilirim size, adını bilmediklerim, hatırlayamadıklarım da olabilir. Mutlaka o projelerin yarışmaya girdiği dönemde seçilen, 1’incilik kazanan projeler de değerli projelerdir ama bir şeyler yanlış gidiyor, biz bu çocukları kaybediyoruz.

Yine, bu konuda önlem almak zorundayız. Yetenekli, yaratıcı ve bilgi edinmeye istekli çocukları önceden keşfetmeliyiz, kendilerine hak ettikleri değeri vermeli, özeni göstermeliyiz. Yoksa başka ülkeler bu çocuklarımıza bizim verdiğimiz özenden, hak ettiği değerden fazlasını verebiliyor.

Eğitim sistemini yeniden yapılandırmalıyız. Üstün yetenekli çocuklarımızı tespit edip onlara uygun programlar geliştirmeliyiz. Yine, bu çocuklarımızın çalışmalarının taçlandırılacağı Türkiye Bilimler Akademisinin özenle finanse edilmesi, imkân ve kaynaklarının güçlendirilmesi de çok önemli.

Değerli milletvekilleri, ben bugün Orman ve Su İşleri Bakanlığının bütçesinin de görüşülüyor olması hasebiyle, biraz da seçim bölgem olan Aydın’ın sorunlarına değinmek istiyorum. Sayın Orman Bakanımız, delice zeytin ağaçlarının ıslahıyla ilgili bir projeniz mevcut ve bu proje şu anda uygulamada. Bu projede neden Aydın ili yok, ben bunu merak ediyorum. Zira, Aydın’da zeytin ağacı sayısı -resmî kurumlardan aldık bu bilgiyi- 22 milyon 201 bin 194, Türkiye geneline oranı yüzde 13. Aydın’da delice zeytin ağacı sayısı 2 milyon 324 bin 978, Türkiye geneline oranı dörtte 1. Resmî kurumlardan aldığımız bilgi böyle. Projeye bakıyoruz, çok daha az sayıda zeytin ağacının olduğu iller projede ama Aydın yok, bunu merak ediyorum.

Yine, Aydın’da daha önceden uyguladığınız fıstık ağaçlarının ıslahıyla, aşılanmasıyla ilgili bir proje vardı. Bu çok değerli bir projeydi, güzel bir sonuç verdi. Biz aynı projeyi incir ağaçları için de talep ediyoruz ki şöyle: Biliyorsunuz, dünyanın en iyi inciri Aydın’da üretiliyor. 2002’de incir ihracatı yapan sadece 6 firma vardı, bu rakam 2017’de 108 oldu. Dünyanın en iyi incirini üretince tabii ki talep fazla, uluslararası düzeyde incir talebi mevcut ve şu anda bunlara yetecek…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DENİZ DEPBOYLU (Devamla) – Biraz daha süre rica edebilir miyim?

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın lütfen.

DENİZ DEPBOYLU (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Tabii ki talep fazla ama bunlara yetişmek için de incir üretiminin desteklenmesi gerekiyor. Bununla ilgili bizim bir önerimiz var. Biliyorsunuz, en iyi incir 600-800 metre civarı yükseklikte yetişiyor. Dağlık alanlarımızda makilik alanlar mevcut. Bu makilik alanlara incir fidanı dikilse, bu incir fidanlarının bakımı ve üretimi köylülerimize devredilse hem köylülerimiz kazansa hem memleket kazansa Aydın da mutlu olacak, memleket de bundan mutlu olacaktır diye düşünüyorum, ayrıca alanlar da mutlu olacak.

Yine, Menderes Nehri’nin temizlenmesi çok ciddi bir sorun. Bu, sadece Aydın’ı ilgilendirmiyor, Menderes’in geçtiği bütün illeri ilgilendiriyor.

Yine, jeotermal santrallerin suya, toprağa, tarıma verdiği zararın iyice araştırılıp bu konuda toplumun, Aydınlıların bilgilendirilmesini rica ediyorum.

Bu vesileyle bütçenizin hayırlı olmasını ve Aydın’ımızın da bu bütçeden payına düşen hizmeti almasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Depboylu.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.49

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 22.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Pervin BULDAN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Sema KIRCI (Balıkesir)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 42’nci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Sayın milletvekilleri, sekizinci turdaki konuşmalar tamamlanmıştır. Şimdi, soru-cevap işlemine geçiyoruz. Yirmi dakikalık soru-cevap işleminde on dakikalık süreyi sayın milletvekilleri, geri kalan on dakikayı da sayın bakanlar kullanacaklardır.

Sayın Özdemir, buyurun.

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanına sormak istiyorum: Bakanlığınız Anahtar dergisi tablosunda -ülkemiz araştırma geliştirme harcamalarının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı- 2011-2015 sıralamamız değişmemiş yani son sıralardayız Sayın Bakan. Övündüğünüz, kendi içimizdeki AR-GE harcamalarındaki kısmi artış, dünyanın gelişmiş ülkeleriyle rekabet düzeyinin çok çok gerisinde. Belirsizlik, özgürlük ortamının kısıtlanması, hukuksal güvensizlik sonucu endişe duyan nitelikli insan kaynağı ve özellikle de bilim insanlarımız yurt dışına hızla göç etmektedir. Durum buyken gelişmiş ülkelerin seviyesine nasıl ulaşacağız?

Bir de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımıza sormak istiyorum: Seçim bölgem olan İstanbul Silivri’de 173 bin metrekarelik bir tarım arazisi İstanbul Büyükşehir tarafından imara açılmış ve 12 kat inşaat izni verilmiştir. Verimli tarım topraklarının üzerinin betonla kaplanmasına Bakanlık olarak daha ne kadar seyirci kalacaksınız Sayın Bakan?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Tüm...

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Çanakkale merkeze bağlı Kirazlı köyünde Kanadalı Alamos Gold Şirketi adına Doğu Biga Madencilik Şirketi tarafından işletmeye açılmak üzere altın madeni çalışmaları yapıldığı bilinmektedir. Bölgede altın maden işletmesi için yapılan ağaç kesimleri bölge halkının ve çevrecilerin yoğun tepkilerine neden olmaktadır. Sayın Bakana soruyorum: Türkiye’de kaç altın maden işletmesi bulunmaktadır? Bunların kaçı Kaz Dağlarında kurulmuştur. Alamos Gold’un işletmeye açacağı maden ocağı için 150 bin ağacın kesileceği iddiası doğru mudur? Şirketin ruhsat alanının tamamının orman sınırları içerisinde olduğu iddiası doğru mudur? Altın maden ocağının Kaz Dağlarında ve Atikhisar Barajı’nda yaratacağı kirlilik nasıl önlenecektir? Alamos Gold’a Türkiye’de kaç bölgede altın madencilik işletme ruhsatı verilmiştir? Hayırsever iş adamı Zarrab’ın yerini bugün Alamos Gold mu almıştır? Kaz Dağlarında şu an kaç maden işletmesi ve termik santral bulunmaktadır?

BAŞKAN – Sayın Erdoğan...

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Orman Bakanına ilk sorum: Muğla’ya diktiğiniz ağaçların sayısını söylüyorsunuz, bir de kestiklerinizi söyleyin, hangisi daha fazla? Kavaklıdere Çamlıbel Göleti ve Sulaması İnşaatı ne zaman başlayıp ne zaman bitecek? Türkiye’den İsrail’e satılan herhangi bir su kaynağı var mıdır? Var ise hangi kaynaktır ve kaça satılmıştır?

Sayın Tarım Bakanı, 2018 yılında kaç ziraat mühendisi, kaç veteriner hekim atayacaksınız? Ne zaman kendi hibrit tohumlarımızı, damızlık hayvan çeşitlerimizi geliştireceğiz? Gıda, tarımda İsrail’den ithal ettiğimiz ürünler nelerdir? Yaşanan kriz sonrası bu ürünlerin ithalatını sınırlandırmayı ya da yasaklamayı düşünüyor musunuz? Arıcılara verdiğiniz destekler üç yıldır aynı. Arıcılıkta dünya 2’ncisiyiz, bu durumu muhafaza etmek için arıcılara sahip çıkmamız şarttır.

Sayın Bilim ve Teknoloji Bakanı, millî yazılıma ne zaman sahip olacağız? El âlemin sosyal medyasından kendi sosyal medyamıza, kendi Google’mıza ne zaman kavuşacağız?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Köksal…

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Seçim bölgem Afyonkarahisar ili Şuhut ilçesi Balçıkhisar köyündeki dere ıslahı iki yıldır söz verildiği hâlde yapılmamıştır, dere pislik içindedir. Yine, Balçıkhisar’daki altyapı çalışmalarının da yüzde 35’i tamamlanmamıştır, ihalesi yapıldığı bilgisi verildiği hâlde Balçıkhisar’ın altyapısı ve dere ıslahı niçin yapılmamıştır? Bu konuda 2018 yılında bunların tamamlanması için hemşehrimiz Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’dan bir söz istiyoruz.

Yine, çiftçinin 2010 yılında aldığı yedi yıl vadeli tarım kredisinden altı yıl boyunca hayat sigortası primi kesilmezken yedinci yılında tüm yedi yılın hayat sigortası priminin tamamı kesilmiştir. Çiftçi tarım kredisi çekerken hayat sigortası primi için herhangi bir kesinti uyarısı yapılmadığı ve altı yıl boyunca hiçbir kesinti olmadığı hâlde borcun biteceği yedinci yılda yapılan kesinti çiftçiyi mağdur etmiştir; bu mağduriyetin giderilmesi sağlanacak mıdır?

BAŞKAN – Sayın Yalım…

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İlk sorum Tarım Bakanına: Sayın Bakan -çiftçimizin bu kadar zor şartlarda ekip biçmesi için- biliyorsunuz çiftçimiz çok zor şartlarda şu anda, daha kolay ekip biçmesi için, özellikle Avrupa’daki çiftçilerle rekabet edebilmesi için ÖTV’siz ve KDV’siz mazotu ne zaman vermeye başlayacaksınız?

Şimdi, 2 tane sorum Sayın Orman Bakanımıza. Sayın Orman Bakanı, Uşak Eşme ilçemizi ziyaret ettiğinizde Konak ve Narlı köylerine baraj sözü vermiştiniz. Biraz önce köylülerden telefon geldi, bu barajı ne zaman yapmayı planlıyorsunuz?

İkinci sorum: Uşak’ta Murat Dağı’nı biliyorsunuz, Murat Dağı’yla Kütahya’nın sınırı da var biliyorsunuz. Kütahya’nın Gediz ilçesi Karaağaç köyü mevkisinde Anadolu Export Maden Sanayi tarafından altın madeni açılmasıyla ilgili sondaj çalışması yapılmıştır. Yaklaşık 2.500 civarında orman ağacı, çam ağacı kesilmiştir. Bununla ilgili bilginiz var mıdır?

BAŞKAN – Sayın Şimşek…

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sorum Tarım Bakanına olacak: Sayın Bakanım, çiftçiye vadedilen ucuz mazot ne zaman verilecektir? Konuşmanız sırasında bu konuda bir cevap alamadık. Ucuz gübre, ucuz yem ne zaman verilecektir? Türkiye ne zamandan beri yurt dışından saman ve yurt dışından et ithal etmektedir; bu ne zamana kadar devam edecektir? 2002 yılında çiftçi 3 kilo buğday satıp 1 litre mazot alabiliyordu, şu anda 6 kilo buğday satıp 1 litre mazot alabiliyor; değerlendirmelerde bunu niçin göz önünde bulundurmuyorsunuz? 2002 ile 2017 yılları arası uygulanan tarım politikaları yanlış mıdır? Niçin Türkiye'nin tarım sorunu çözülememiştir, hâlâ et ithal ediyoruz, yem ithal ediyoruz; çiftçinin, hayvancılığın sorununu çözemiyoruz? Bu konudaki görüşlerinizi almak istiyorum.

Diğer sorum da Sayın Orman Bakanına olacak: “500 küsur tane baraj açtık.” dediniz. Bu barajların kaç tanesini Türkiye Cumhuriyeti devleti yapmıştır, kaç tanesini özel sektör ve yabancı sermaye yapmıştır? Mersin’deki barajların açılışını ne zaman yapmayı düşünüyorsunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Yıldırım…

BEHÇET YILDIRIM (Adıyaman) – Teşekkürler Başkanım.

Sorum, Orman ve Su İşleri Bakanına: Üç tarafı suyla çevrili Adıyaman’da bırakın sulu tarımı içilecek su bile bulamıyoruz.

1) Adıyaman il ve ilçelerinin, daha önce yaz aylarında, şimdi her mevsim yaşadıkları su sorunu neden çözülememektedir?

2) Adıyaman'ın Kâhta ilçesi ve köylerinin su sorununu çözmeye yönelik çalışmalarınız var mı, varsa bu çalışmalar nelerdir?

3) Temmuz ayında Adıyaman Halk Sağlığı Müdürlüğünün Kâhta ilçesinde yaptığı su analizi sonuçlarından haberdar mısınız?

4) Basında yer alan iddialara göre Kâhta suyunun koliform bakteri parametreleri yönünden uygun olmadığı iddiaları doğru mudur?

5) Kâhta Çayı üzerinde yapılması planlanan HES için halk ile ihaleyi alan firma arasında mahkeme olmuştur ve birkaç defa kavgalar olmuştur, tartışmalı bu HES’in son durumu nedir? Mahkeme sonuçlanmadan firmanın çalışmalarına kim ya da kimler izin veriyor?

BAŞKAN – Sayın Tümer…

ZÜLFİKAR İNÖNÜ TÜMER (Adana) – Sayın Bakan, Adana ili başta olmak üzere Çukurova bölgesi için son derece önem taşıyan ancak 2007’den bu yana kamulaştırmada çıkan sorunlar nedeniyle yatırıma açılamayan Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi’nde yer alması gereken rafineri, petrokimya tesisleri, petrol ve doğal gaz depolama tesisleri, liman ve tersane projelerinin bir an önce hayata geçirilmesi sadece bölge insanı için değil, ülke ekonomisi için de lokomotif bir güç olacaktır. Yıllarca büyük umutla beklediğimiz bu yatırımlar için henüz bir yer tahsisi yapılmamıştır. “Yer seçimi yapıldı ve çalışmalar sürüyor.” şeklindeki açıklamalara karşılık somut bir adım atılamamıştır. Üstelik geçen on yıla rağmen yatırımların önünün kapatıldığı kanaati yaygınlaşmıştır. Yatırımların gerçekleşmesi için yer tahsisiyle ilgili bir gelişme var mıdır? İşsizlikle yoğurulan Çukurova bölgesinde yatırım ve istihdamın önünün açılması için zaman kaybedilmemesi yönünde bir çalışma gerçekleştirilmelidir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Zeybek…

KEMAL ZEYBEK (Samsun) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sorum Orman ve Su İşleri Bakanlığına: Havza Ballıkaya Göleti sulama alanında Hacıdede, Şeyhkoyun, Ağdırhasan köylerinin 2009’dan sonra sulama alanları yapıldığı hâlde şu anda sulama altyapısının çöktüğü…

Ladik Fındıcak Barajı Göleti’nde Mazlumoğlu, Şıhlı, Aktaş, Gölyazı köyleri sulama arazilerinin şu anda 2 kilometre daha sulama altyapısı yapılsa tamamlanmış olacak, arazileri sulanmış olacak.

Diğer taraftan, Ladik Derinöz Barajı’na Çamlıköy, Budakdere, Kirazpınar, Oymapınar, Küflek, Kargı, Kayacık, Mürsel, Yukarı Yavucuk, Kocapınar köylerinin Derinöz Barajı Göleti sulaması alanında olduğu hâlde bu arazilerin sulanmadığı…

Diğer tarafta, Vezirköprü Barajı’nın Çekalan, Tekkekıran, Boğazkoru, Güder köylerinin sulanmadığı; Bafra, Çarşamba sulama alanlarındaki ovaların yüzde 40’ının tamamlanmadığı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Demir…

NURETTİN DEMİR (Muğla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tarım Bakanımıza soruyorum: 2002 yılına göre mazot, gübre, sulama yüzde 300 ila 400 arasında artmıştır. Çiftçilerin bu sıkıntısını nasıl gidereceksiniz?

Ben bir doktor olarak, geçen sene nohut ektim, yüzde 50 zarar ettim. Vatandaşın neden tarlaya gitmediğini anlamış oldum. Bu konuda önlemleriniz var mı? Nar, tarlada 65 kuruş, markette 6,5 lira, ne üretici ne de tüketici memnun. Gerekli önlemleri alacak mısınız?

45 bin ziraat mühendisi işsiz, ayrıca gıda mühendisleri veterinerler de aynı şekilde. Bu yetişmiş gençlerimizden yararlanalım. Sayın Bakan, 2018 için gençlerimize bir müjdeniz var mı?

Muğla-Milas, zeytin konusunda oldukça önemli bir ilçe, Türkiye’nin zeytin üretiminin yüzde 10’u burada. Ama zeytinyağına verilen destek yetersiz. Ayrıca bizim bölgemizin memecik zeytini…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bakanlar, önce kim konuşacak?

Buyurunuz Sayın Özlü.

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Şimdi, benim aldığım notlardan alabildiğim kadarıyla cevaplandıracağım, diğerlerini yazılı olarak cevaplandıracağım.

İlk soru Sibel Özdemir Vekilimizindi. Tabii ki AR-GE harcamalarının payı düşük Sibel Hanım. Biz bunu biliyoruz ama AK PARTİ döneminde bu pay yüzde 100 oranında artmıştır, yüzde 0,5’ten yüzde 1’in üzerine çıkmıştır. Dolayısıyla bunun daha da artmasını istiyoruz. Özellikle AR-GE harcamalarında yüzde 3’lük bir hedefimiz var. Bu yüzde 3’ün yüzde 2’sini özel sektörün yapması, yüzde 1’i devletin yapması şeklinde bir planımız var. Buna nasıl ulaşacağız? Buna çalışarak ulaşacağız, AR-GE merkezlerimizin sayısını artırarak ulaşacağız, ki bu AR-GE merkezlerinin sayısında ciddi bir artış söz konusu. Az önce rakamları verdim. Çok kısa bir zaman içerisinde Türkiye’deki AR-GE ve tasarım merkezleri sayısı bini bulacak. Önümüzdeki yıl içinde bunlara daha derinlikli bir nitelik kazandırmayı hedefliyoruz. Çalışacağız. Elbette AR-GE harcamalarımızın yeterli olduğunu söylemiyoruz; bunu artıracağız.

Diğer konu, Ceyhan endüstri bölgesiyle ilgiliydi. Şimdi, bu bölgede uzun yıllardır bir mahkeme süreci yaşanıyor. Yerel yönetimlerin iptal davaları söz konusu, kamulaştırmaya karşı. Bu davalarda son aşamaya geldik; inşallah bu yılın sonunda bu davaları tamamlayacağız ve gelecek yıldan itibaren de burada petrokimya ağırlıklı, petrokimya sanayisi ağırlıklı bir yapılanmaya gideceğiz.

Biliyorsunuz, endüstri bölgelerinde mülkiyet devletindir, altyapıyı devlet hazırlar; yatırımcı gelir, yatırımını yapar. Dolayısıyla Ceyhan Endüstri Bölgesi’ni çok önemsiyoruz. Burası yaklaşık 1.300 hektarlık bir alanı kapsıyor. Birinci öncelikli projemiz; mahkeme süreçleri tamamlanma aşamasında.

Diğer konularla ilgili, bu AR-GE harcamalarının, daha doğrusu yüksek teknolojili ürünlerin payıyla ilgili bir soru vardı. Şimdi, aslında şöyle: Sadece yüksek teknolojiye bakarsak değerlendirme yanlış olur, aslında toplama bakmamız lazım. Toplamda da şöyle: Düşük teknoloji, orta-düşük teknoloji, orta-yüksek ve yüksek teknoloji.

Şimdi, orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin payında bir artış var, önemli bir artış var, düşük ve orta-düşük teknolojili ürünlerin toplam payında da ciddi bir azalma var. Buradaki rakamlar; 2002 yılından bugüne kadar düşük teknolojili ürünlerin payı yüzde 29 azaldı, düşük ve orta-düşük yani toplamını aldığımızda bunların payı yüzde 12 azaldı, orta-yüksek yüzde 46 arttı, orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin payı yüzde 31 arttı.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Fakıbaba.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Şanlıurfa) – Şimdi, çok değerli iki arkadaşımızın, Arzu Erdem ve Sayın Demir’in ziraat mühendisleriyle ilgili soruları var.

Ben biraz önce söylerken, inançlı ve samimi olarak bu ölüm oranlarını düşüreceğimizi, ithalattan ihracata geçeceğimizi söylerken sadece Tarım Bakanlığı personeliyle veya bir bakanla değil, bunun bir ekiple olduğunu özellikle vurgulamam gerekli; bu ekibin en önemli elemanları da ziraat mühendisleri, veteriner hekim arkadaşlarımız ve teknisyen arkadaşlarımızdır. Gittiğim her yerde ben mutlaka ve mutlaka yanıma -çok şükür, 81 üniversitemiz var, her gittiğimiz yerde üniversitemiz var- üniversite hocalarımızı almadan, yani gıda mühendisliği fakültesi dekanı, efendim, veteriner hekimliği dekanı ve ziraat mühendisleri dekanını almadan toplantıya başlamıyorum çünkü onlar benim en yakın çalışma arkadaşlarım.

Ardahan’daki bir toplantımızda şunu söyledim: “Arkadaşlar, bu ülke bizim. Biz beraber…” Çok değerli hocalarımız var. “Kaç kişi var?” dedim, “60 kişi.” “Peki, aşı yapmadan veteriner mezun ettiğiniz oluyor mu?” “Vallahi, oluyor.” dedi. “O zaman, gelin -bizim müthiş laboratuvarımız var- anlaşalım…” Ve zimmetleyeceğiz arkadaşlar; yani, hayvan ne kadar varsa, hangi köyde hayvan varsa zimmetleyeceğiz ama önce üniversitelerden başlayacağız. Üniversiteler yetmediği zaman, o zaman zaten…

2017 yılında, yan kuruluşlarımızla beraber, 3.500 ziraat mühendisi arkadaşımızı kurumumuza kazandırmışız. Kendi bütçemize göre 2018’de de aynı şeyi düşünüyoruz ama mutlaka ve mutlaka ziraat mühendisi ve veteriner hekim arkadaşlar olmadan bu işte başarılı olmayacağımızı biliyoruz. Yani, “aile hekimliği” dedim ya, aile hekimliği nasılsa… Vallahi, hayvan benim için çok önemli, çok samimi olarak söylüyorum, hayvan bizim için çok önemli, onun sağlığı çok önemli. Onun ölüm oranlarının düşük olması, bizim başarı oranımızı gösterecek en önemli kriterlerden birisidir. Bu bağlamda, Allah’ın izniyle, inşallah, bu arkadaşlarla nasıl… Çünkü biz aynen, Sağlık Bakanlığında olduğu gibi Tarım Bakanlığında da saha koordinasyonları veriyoruz. Bundan sonra 30 bölgeye ayırıyoruz ve gittiğimiz yerlerde o arkadaşlar bizim adımıza görev yapacaklar. Bu bağlamda inşallah bunu şey yapacağız.

Gaydalı arkadaşımız sordu “Singapur’dan hayvan ithalatı” diye. Yani ben ilk defa duyuyorum. Yani…

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Çiftçiye mazot nasıl olacak Sayın Bakanım?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Şanlıurfa) – Efendim?

BAŞKAN – Siz devam edin Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Şanlıurfa) – Ses gelmiyor.

BAŞKAN – Siz devam edin, süreniz bitiyor çünkü.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Şanlıurfa) – Singapur’dan biz hayvan… Ben yani Singapur’a gitmedim ama Bosna Hersek’ten doğrudur, bakın Bulgaristan çok bastırıyor, doğrudur ama arkadaşlar şunu söylesem inanır mısınız? Bu insanların bizden istediği nedir biliyor musunuz? Sırbistan’ın da, Bosna Hersek’in de, Bulgaristan’ın da -Bulgaristan’la herhangi bir şeyimiz olmadı- bizden istedikleri, İstanbul’un on beş günlük veya yirmi günlük et olayıdır. Yani tabii, gittiğiniz zaman büyük ağabeylik yapıyorsunuz.

Mesela bir arkadaş dedi ki: “Türkiye-İsrail ihracat ithalat durumunu bana açıklar mısınız? Yine Sayın Erdoğan sordu bu soruyu. Bakın, size söylüyorum: 2002-2016 yılları arasında bizim tarımsal ihracatımız 2,365 milyon; 2,365 milyon.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bakan, süreniz bitti, Sayın Eroğlu’da sıra, siz yazılı olarak cevap verebilirsiniz.

Buyurunuz Sayın Bakan.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Evet, teşekkür ediyorum.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Şanlıurfa) – Şunu bir açıklasaydım Sayın Başkanım, çok özür dilerim.

2,365 milyon ve ithalatımız 351 milyon. Bakın, 351 milyon.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Çiftçiye mazotu ÖTV’siz, KDV’siz…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Şanlıurfa) – Burada arkadaşlar yani ben size rakam veriyorum, inanmıyorsanız bakın arkadaşlar.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Evvela, Sayın Tüm, altın madeniyle ilgili sordu. Bir kere şunu ifade edelim: Kazdağı Millî Parkı alanında hiçbir maden faaliyetine müsaade etmiyoruz. Bu verilen izinler Kazdağı Millî Parkı’nın dışındadır, hatta içme suyu havzasının dışındadır. Burada özellikle Çanakkale’nin de Doğu Biga Madencilik adına iki ayrı izin verilmiş. Bu konuda yaklaşık 154 hektar alanda izin verilmiş. Bigadiç beldesinde de 188 hektar alanda izin verilmiş.

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Sonuçta verilmiş Sayın Bakan.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) -

Ne kadar ağaç kesilecek; onlarla ilgili bilgiyi sonra vereceğim.

Ayrıca Uşak ilinde “Anadolu Export” adlı firmaya altın madeni izni verildi. Bu da 4,8 hektar alanda yeni izin verilmiştir.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Sayın Bakan, biz orada maden açtırmayacağız, işlettirmeyeceğiz.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Bunun dışında, müsaade ederseniz, diğer konuları yazılı olarak vereceğim.

Muğla’yla ilgili, Sayın Erdoğan, Kavaklıdere’yle alakalı sormuştunuz. Ama Muğla’da biz çok sayıda baraj yaptık, bakın, daha önce doğru dürüst baraj yoktu. Akgedik, Bayır Barajı, Dalaman Akköprü Barajı, Derince Barajı, bunlar bitti, 7 tane de inşa hâlinde. Seki, Fethiye, Arpacık, Girme Barajı, Kavaklıdere Çamlıbel Barajı, Kavaklıdere Menteşe Barajı, Menteşe Kozağaç Barajı, Yatağan Şerefköy Barajı, bunlar inşa hâlinde. Göletlerden de 2 tanesini bitirdik; Kavaklıdere Kurucuova Göleti ile Yatağan Gökpınar Göleti tamamlandı. Şimdi inşaat safhasında Kavaklıdere Çaybolu Göleti ile Ula Akarcadere 2 Göleti ile Ula Çıtlık Göleti, Yatağan Kadıköy Göleti inşaat safhasında. Sizin sorduğunuz özellikle Çamlıbel Göleti’nin sözleşmesi 4 Ağustosta yapıldı ve inşallah bunu da kısa zamanda bitireceğiz.

Özellikle, Sayın Burcu Köksal, sayın hemşehrim, tabii, bunun daha önce…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Özür dilerim, biraz… Hemen hızla efendim.

BAŞKAN – Sayın Bakan, süreniz bitti normalde, tek bir dakika toparlamanız için veriyorum.

Buyurun.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sayın Burcu Köksal, değerli hemşehrim, Balçıkhisar’la ilgili daha önce dere ıslahı yaptık ama eksik kısımları var -hatta biz oraya ayrıca bir de baraj yaptık- o kalan kısmı da 2018 yılında tamamlayacağız.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Altyapıyı da tamamlayalım Sayın Bakanım.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Efendim, bunun dışında, Sayın Şimşek’in “508 baraj bitirdiniz...” Bu barajlar tamamen devletin bitirdiği, özel sektörün bitirdiğini buna dâhil etmedik. Özel sektörün yap-işlet-devrettiği barajlar ayrıca…

KEMAL ZEYBEK (Samsun) – Sayın Bakan, göletlere de “baraj” diyorsunuz.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Efendim, öyle bir şey yok, öyle bir şe yok. 30 metreye kadar olanlar… Kusura bakma, dünyada en çok baraj, gölet inşa eden bir kişiye gölet ve barajın farkını mı öğreteceksin? (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Kusura bakma, biraz saygısızlık oluyor. Şimdi, 30 metreye kadar olan gölet, 30 metreden sonra ise baraj olarak alınıyor, özet bu. Biz de buna göre sınırlandırıyoruz. Baraj bu, gölet öbürü. Bunu bilmiyorsan öğrenin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bakan, yazılı olarak cevap verirsiniz geri kalan sorulara.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Geri kalan sorulara yazılı olarak cevap vereceğim.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Sayın Usta, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

29.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın sekizinci tur görüşmelerinde soru-cevap kısmında yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ve Samsun Ladik İbi Köyü Sulama Projesi’ne ödenek tahsis edilmesini talep ettiğine ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben küçük bir düzeltme yapmak istiyorum. Sayın Sanayi Bakanımız az önce “AR-GE harcamaların millî gelire oranı 1’in üzerinde” dedi. Şimdi, burada, tabii, yeni millî gelir serileriyle bunu konuşmak lazım Sayın Bakanım. 2015’te 0,88, bunu en son 17 kasımda TÜİK açıkladı 0,94. AR-GE harcamaların millî gelire oranı 1’in altında yani burada çok büyük bir gelişme yok. Kaldı ki ben harcamayla övünmeyi hiç doğru bulmuyorum. Sonuçlarına bakmamız lazım, bu AR-GE harcamaları yapıyoruz, memlekete ne katıyoruz, ona bakmak lazım.

Bir de izniniz olursa Orman ve Su İşleri Bakanımıza, bu 2015 yılında Sayın Bakanım -benim de Kalkınma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı olduğum dönemde- bu Samsun Ladik İbi Köyü Sulama Projesi yatırım programına girmişti. Üzerinden yaklaşık üç yıl geçti, orada hiçbir mesafe alınamadı. Burada 60 hektarlık bir alan sulanacak Havza, Kavak, Ladik yani oraya ciddi bir verim getirecek. Lütfen bu konuda buraya ödenek tahsis edilip bir ilerleme kaydedilmesini de sizden arzu ediyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Usta.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503) (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

 

A) BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı

B) KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Standartları Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Standartları Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Patent Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU (Devam)

1) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ (Devam)

1) Türkiye Bilimler Akademisi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimler Akademisi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU (Devam)

1) Türk Patent Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

G) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi sırasıyla sekizinci turda yer alan bütçe ile kesin hesapların bölümlerine geçilmesi hususunu ve bu bölümlerini ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2018 yılı bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

26) BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI

1) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                  Genel Kamu Hizmetleri                                                                4.933.467.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                  Savunma Hizmetleri                                                                            2.741.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                  Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                   939.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      04                                  Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                           856.204.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      07                                  Sağlık Hizmetleri                                                                                      40.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                GENEL TOPLAM    5.793.391.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)                                            CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                  4.612.652.144,50

Bütçe Gideri                                                                                                                        4.467.231.333,90

İptal Edilen Ödenek                                                                                                               145.420.810,60

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                               116.520.237,30

 

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.30) KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI

1) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                  Genel Kamu Hizmetleri                                                                     31.351.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                  Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                3.281.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                  Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                        1.986.193.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                GENEL TOPLAM    2.020.825.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                  Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                           2.545.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                  Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                 1.920.726.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                  Diğer Gelirler                                                                                    71.554.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      08                                  Alacaklardan Tahsilat                                                                        26.000.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                  TOPLAM                                                                                                                                                   2.020.825.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)                                            CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                  1.273.561.512,39

Bütçe Gideri                                                                                                                           789.686.468,79

İptal Edilen Ödenek                                                                                                               482.009.836,21

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                                   1.865.207,39

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                           1.231.898.000,00

Tahsilat                                                                                                                                  982.734.396,44

Ret ve İadeler                                                                                                                                    3.389,57

Net Tahsilat                                                                                                                            982.731.006,87

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Türk Standartları Enstitüsü 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.22) TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ

1) Türk Standartları Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                  Genel Kamu Hizmetleri                                                                    46.336.000'

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                  Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                4.050.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                  Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                           313.017.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                GENEL TOPLAM       363.403.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                  Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                       354.530.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                  Diğer Gelirler                                                                                    34.013.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                  TOPLAM   388.543.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Türk Standartları Enstitüsü 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Türk Standartları Enstitüsü 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Türk Standartları Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)                                            CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                     537.850.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                                           440.913.915,38

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                 96.936.084,62

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                              318.722.000,00

Tahsilat                                                                                                                                  471.497.052,06

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Türk Standartları Enstitüsü 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Türk Patent Enstitüsü 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.24) TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ

1) Türk Patent Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)                                            CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                       74.212.700,00

Bütçe Gideri                                                                                                                             67.344.899,84

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                   6.867.800,16

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                              150.988.000,00

Tahsilat                                                                                                                                  179.772.866,74

Ret ve İadeler                                                                                                                             4.734.171,54

Net Tahsilat                                                                                                                            175.038.695,20

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Türk Patent Enstitüsü 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.08) TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU

1) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                  Genel Kamu Hizmetleri                                                                3.131.087.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                  Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                1.368.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      07                                  Sağlık Hizmetleri                                                                                    789.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      09                                  Eğitim Hizmetleri                                                                            132.452.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                GENEL TOPLAM    3.265.696.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                  Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                       216.067.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                  Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                 2.962.798.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                  Diğer Gelirler                                                                                    86.831.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                  TOPLAM                                                                                                                                                   3.265.696.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)                                            CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                  3.870.363.332,83

Bütçe Gideri                                                                                                                        3.250.718.839,59

İptal Edilen Ödenek                                                                                                               619.644.493,24

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                                 30.542.898,27

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                           2.653.216.000,00

Tahsilat                                                                                                                               3.223.756.783,98

Ret ve İadeler                                                                                                                                195.404,36

Net Tahsilat                                                                                                                         3.223.561.379,62

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Türkiye Bilimler Akademisi 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.09) TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ

1) Türkiye Bilimler Akademisi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                  Genel Kamu Hizmetleri                                                                     16.035.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                  Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                   540.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                GENEL TOPLAM         16.575.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                  Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                43.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                  Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                      16.384.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                  Diğer Gelirler                                                                                         148.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                  TOPLAM     16.575.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Türkiye Bilimler Akademisi 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Türkiye Bilimler Akademisi 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Türkiye Bilimler Akademisi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)                                            CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                       15.491.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                                             12.919.028,25

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                   2.571.971,75

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                                14.918.000,00

Tahsilat                                                                                                                                    11.589.283,14

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Türkiye Bilimler Akademisi 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Türk Patent ve Marka Kurumu 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.24) TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU

1) Türk Patent ve Marka Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                  Genel Kamu Hizmetleri                                                                     20.257.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                  Savunma Hizmetleri                                                                                   5.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                  Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                1.700.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                  Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                             58.623.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                GENEL TOPLAM         80.585.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                  Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                       137.492.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                  Diğer Gelirler                                                                                    68.022.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                  TOPLAM   205.514.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Türk Patent ve Marka Kurumu 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

30) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                  Genel Kamu Hizmetleri                                                                   154.673.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                  Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                7.256.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      04                                  Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                      21.241.580.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      05                                  Çevre Koruma Hizmetleri                                                                   4.000.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      07                                  Sağlık Hizmetleri                                                                             203.386.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      09                                  Eğitim Hizmetleri                                                                              49.048.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      10                                  Sosyal Güvenlik ve Sosyal Yardım Hizmetleri                                  16.730.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                                                                                                                GENEL TOPLAM  21.676.673.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)                                           CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                17.314.899.377,81

Bütçe Gideri                                                                                                                      16.821.952.385,12

İptal Edilen Ödenek                                                                                                               492.946.992,69

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                               139.508.685,81

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

42.09) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2018 yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                  Genel Kamu Hizmetleri                                                                     65.970.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                  Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                             89.030.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                GENEL TOPLAM       155.000.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                  Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                       150.730.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                  Diğer Gelirler                                                                                      4.270.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                  TOPLAM   155.000.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                     136.000.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                                           129.832.098,18

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                   6.167.901,82

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                              125.000.000,00

Tahsilat                                                                                                                                  130.245.434,90

Ret ve İadeler                                                                                                                                413.336,72

Net Tahsilat                                                                                                                            129.832.098,18

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

33) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                  Genel Kamu Hizmetleri                                                              14.104.729.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                  Savunma Hizmetleri                                                                               520.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      03                                  Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                4.210.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      04                                  Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                           405.562.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      05                                  Çevre Koruma Hizmetleri                                                               208.385.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      10                                  Sosyal Güvenlik ve Sosyal Yardım Hizmetleri                                       350.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                                                                                                                GENEL TOPLAM  14.723.756.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(B)                                            CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                13.847.238.085,64

Bütçe Gideri                                                                                                                      13.367.672.900,99

İptal Edilen Ödenek                                                                                                               479.565.184,65

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                                 44.402.085,64

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Orman Genel Müdürlüğü 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

40.17) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Orman Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                  Genel Kamu Hizmetleri                                                                     22.039.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                  Savunma Hizmetleri                                                                               423.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                  Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                        3.169.267.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                GENEL TOPLAM    3.191.729.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                  Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                    1.242.770.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                  Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                 1.560.729.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                  Diğer Gelirler                                                                                  386.630.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      06                                  Sermaye Gelirleri                                                                                   600.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                  TOPLAM                                                                                                                                                   3.190.729.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Orman Genel Müdürlüğü 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Orman Genel Müdürlüğü 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                  3.247.330.754,00

Bütçe Gideri                                                                                                                        3.032.826.970,60

İptal Edilen Ödenek                                                                                                               213.060.873,78

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                                   1.442.909,62

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B)                                             CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                           2.862.021.000,00

Tahsilat                                                                                                                               3.114.837.581,09

Ret ve İadeler                                                                                                                             2.112.786,95

Net Tahsilat                                                                                                                         3.112.724.794,14

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Orman Genel Müdürlüğü 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.57) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                  Genel Kamu Hizmetleri                                                                   102.607.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                  Savunma Hizmetleri                                                                               845.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                  Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                              58.187.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                  Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                      11.326.426.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                  Çevre Koruma Hizmetleri                                                                 31.129.000