TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                           36’ncı Birleşim

                                                                                 13 Aralık 2017 Çarşamba

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Başkanlıkça, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, esas komisyon olarak İçişleri Komisyonuna, tali komisyon olarak da Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonuna havale edilen (2/1954), (2/1955) ve (2/1956) esas numaralı Kanun Tekliflerini geri aldığına ilişkin önerge yazısı (4/123)

 

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503) (x)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504)

A) HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI

1) Hazine Müsteşarlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hazine Müsteşarlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) SERMAYE PİYASASI KURULU

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ

1) Atatürk Kültür Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU

1) Türk Dil Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU

1) Türk Tarih Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU

1) Kişisel Verileri Koruma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir’in 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın ikinci tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

3.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ve bu konuşma nedeniyle İç Tüzük hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkin açıklaması

4.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Filistin’in başkentinin Doğu Kudüs olduğu ve büyükelçiliklerin orada açılmasıyla ilgili bir tavsiye kararının İstanbul’da yapılmakta olan İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısına iletilmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisinden alınmasını Cumhuriyet Halk Partisi Merkez Yönetim Kurulunun talimatıyla Meclise teklif ettiklerine ilişkin açıklaması

5.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, ülkenin bütünlüğü için duruşlarını sürdürmeye devam edeceklerine ve tarih, sosyoloji ve coğrafyanın inkâr edilemeyeceğine ilişkin açıklaması

6.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir’in ifadelerine katılmadıklarına ancak kürsü dokunulmazlığının olması gerektiğini düşündüklerine ilişkin açıklaması

7.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Türkiye’yi bölmek amacıyla yapılan konuşmaları demokratik bir olgunluk içerisinde görmenin mümkün olmadığına ilişkin açıklaması

8.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, her türlü bölücülüğe ve bölücü söze karşı olduklarına ve Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir’in sözlerinin hiçbir şekilde kürsü dokunulmazlığıyla alakalı olmadığına ilişkin açıklaması

9.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Cumhuriyet Halk Partisinin üniter devlet, Misakımillî sınırları, coğrafi tanımlar konusundaki hassasiyetinin belli olduğuna ilişkin açıklaması

10.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

11.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

12.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, sosyal demokrat bir parti olarak şok edici her fikrin bile açıkça söylenebilmesinden yana olduklarına ilişkin açıklaması

13.- Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın, Atatürk Tarih Kurumu bütçesi üzerinde yapacağı konuşmasında prompter kullanmak istediğine ilişkin açıklaması

14.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısına iletilmek üzere ortak bir metnin imzaya açılmasını teklif ettiğine ilişkin açıklaması

15.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Doğu Kudüs’ün bağımsız Filistin devletinin başkenti olarak tanınması hakkında ortak bir metne imza atacaklarına ilişkin açıklaması

16.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Doğu Kudüs’ün bağımsız Filistin devletinin başkenti olarak tanınmasıyla ilgili bildirgeye katılacaklarına ilişkin açıklaması

17.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İzmir Milletvekili Hüseyin Kocabıyık’ın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın ikinci tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

18.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Manisa’da özel bankaların kredi kullanan çiftçileri TARSİM’i kendilerinden yaptırmaya mecbur kıldığına ve bu konuda gereğinin yapılmasını beklediğine ilişkin açıklaması

19.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu’nun 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın ikinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

20.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Mavi Marmara Anlaşması’ndan sonra İsrail ile Türkiye arasındaki anlaşmalarda “Tel Aviv” yerine “Kudüs” yazılmaya başlandığına ilişkin açıklaması

21.- Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’ın, iki taraflı anlaşmaların bir ülkenin Dışişleri Bakanlığı neredeyse orada imzalandığına ilişkin açıklaması

22.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, geçmişte yapılan hataları eşeleyip iç siyaset malzemesi yapılacak davranışlardan kaçınılması gerektiğine ilişkin açıklaması

23.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

24.- Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’ın, Cumhuriyet Halk Partisi ile Milliyetçi Halk Partisinin hassasiyetine teşekkür ettiğine, rutin bir uygulamayı “tanıma” anlamına gelecek şekilde yorumlamanın bir anlamı olmadığına ilişkin açıklaması

25.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, İzmir Milletvekili Atila Sertel’in 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın ikinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

26.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, oturumu yöneten Başkan Vekili olarak bir milletvekilinin konuşması üzerine görüş açıklama, üzüntü bildirme ve o milletvekilini kamuoyu önünde güç duruma uğratacak bir davranışta bulunma hakkı olmadığına ilişkin açıklaması

27.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay’ın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın ikinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

28.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

29.- İzmir Milletvekili Atila Sertel’in, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

30.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, İzmir Milletvekili Atila Sertel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

31.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

32.- Osmaniye Milletvekili Ruhi Ersoy’un, İzmir Milletvekili Atila Sertel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

33.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın ikinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

34.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

35.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Eskişehir Milletvekili Cemal Okan Yüksel’in 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın ikinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

36.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

37.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu’nun 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın ikinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

38.- Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu’nun, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

39.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’ın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın ikinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

40.- Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

41.- İstanbul Milletvekili Gülay Yedekci’nin, kadın elinin değmediği bir bütçenin kapsayıcı olmadığına ve hayatın her alanında kadın-erkek eşitliği için mücadele etmeye devam edeceklerine ilişkin açıklaması

42.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, İstanbul’da yapılan İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısına ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin Kudüs konusunda gösterdiği tavır nedeniyle tüm milletvekillerine teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklaması sırasında şahsına ve Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

VI.- DİSİPLİN CEZASI İŞLEMLERİ

1.- Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir’e, sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadeleri nedeniyle İç Tüzük’ün 163’üncü maddesi uyarınca iki birleşim için Meclisten geçici çıkarma cezası verilmesi

 

VII.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Bütün milletvekillerinin Türkiye milletvekili olduğuna ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, İstanbul Ticaret Odası Başkanı İbrahim Çağlar’a Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin konuşması

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Doğu Kudüs’ün Filistin’in başşehri olarak kabul edilmesine Meclis olarak destek verilirken aynı zamanda bu konudaki iç eleştirileri dile getirmenin çok uygun olmadığına ilişkin konuşması

 

VIII.- BİLDİRİLER - DEKLARASYONLAR

1.- İslam İşbirliği Teşkilatı ile tüm dünya devletlerini, sınırları 1967'de belirlenen ve hâlen işgal altında bulunan Doğu Kudüs'ü bağımsız Filistin devletinin başkenti olarak tanımaya davet ettiklerine ilişkin AK PARTİ Grubu, CHP Grubu ve MHP Grubunun ortak çağrı bildirisi

 

IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2018 malî yılı içerisinde Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarca Adıyaman’a aktarılan ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan’ın cevabı (7/18919)

 

13 Aralık 2017 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 11.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Barış KARADENİZ (Sinop), Sema KIRCI (Balıkesir)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 36’ncı Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, gündeme geçiyoruz ve iyi çalışmalar diliyorum sevgili milletvekilleri.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

II.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Başkanlıkça, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, esas komisyon olarak İçişleri Komisyonuna, tali komisyon olarak da Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonuna havale edilen (2/1954), (2/1955) ve (2/1956) esas numaralı Kanun Tekliflerini geri aldığına ilişkin önerge yazısı (4/123)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, esas komisyon olarak İçişleri Komisyonuna, tali komisyon olarak da Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonuna havale edilen (2/1954), (2/1955) ve (2/1956) esas numaralı Kanun Teklifleri İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal tarafından geri alınmıştır. Bilgilerinize sunuyorum.

Sayın milletvekilleri, gündemimize göre 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.

Program uyarınca bugün ikinci turdaki görüşmeleri yapacağız.

İkinci turda Hazine Müsteşarlığı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu ile Kişisel Verileri Koruma Kurumu bütçe ve kesin hesapları yer almaktadır.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503) (x)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (x)

A) HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI

1) Hazine Müsteşarlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hazine Müsteşarlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) SERMAYE PİYASASI KURULU

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ

1) Atatürk Kültür Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU

1) Türk Dil Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU

1) Türk Tarih Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU

1) Kişisel Verileri Koruma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Sayın milletvekilleri, bilindiği üzere turda yer alan bütçelerle ilgili soru sormak isteyen milletvekillerinin şimdi sisteme girmeleri gerekmektedir.

Şimdi, ikinci turda grupları ve şahısları adına söz alan sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Garo Paylan, Şanlıurfa Milletvekili Sayın İbrahim Ayhan, Mardin Milletvekili Sayın Erol Dora, Muş Milletvekili Sayın Ahmet Yıldırım, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Osman Baydemir, Siirt Milletvekili Sayın Kadri Yıldırım ve Şırnak Milletvekili Aycan İrmez konuşacaklardır.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Bayburt Milletvekili Sayın Şahap Kavcıoğlu, Adana Milletvekili Sayın Tamer Dağlı, Kütahya Milletvekili Sayın Ahmet Tan, Tokat Milletvekili Sayın Coşkun Çakır, İstanbul Milletvekili Sayın Hurşit Yıldırım, Kırıkkale Milletvekili Sayın Mehmet Demir, İstanbul Milletvekili Sayın Hasan Turan, Ordu Milletvekili Sayın Metin Gündoğdu, İstanbul Milletvekili Sayın Mustafa Yeneroğlu, Bursa Milletvekili Sayın Osman Mesten, İzmir Milletvekili Sayın Hüseyin Kocabıyık, İstanbul Milletvekili Sayın Tülay Kaynarca, İstanbul Milletvekili Sayın Ekrem Erdem, Erzurum Milletvekili Sayın İbrahim Aydemir, Samsun Milletvekili Sayın Hasan Basri Kurt ve İstanbul Milletvekili Sayın Mürteza Zengin konuşacaklardır.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili Sayın Mehmet Günal, Bursa Milletvekili Sayın İsmet Büyükataman, Osmaniye Milletvekili Sayın Ruhi Ersoy ve Erzurum Milletvekili Sayın Kamil Aydın konuşacaklardır.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ise Bursa Milletvekili Sayın Lale Karabıyık, Adana Milletvekili Sayın Elif Doğan Türkmen, Hatay Milletvekili Sayın Mevlüt Dudu, Tekirdağ Milletvekili Sayın Emre Köprülü, Eskişehir Milletvekili Sayın Utku Çakırözer, İzmir Milletvekili Sayın Atila Sertel, Bolu Milletvekili Sayın Tanju Özcan, Ankara Milletvekili Sayın Ayşe Gülsün Bilgehan, İzmir Milletvekili Sayın Mustafa Ali Balbay, Bursa Milletvekili Sayın Nurhayat Altaca Kayışoğlu ve Eskişehir Milletvekili Cemal Okan Yüksel konuşacaklardır.

Şahsı adına ise Bolu Milletvekili Sayın Fehmi Küpçü ile Afyonkarahisar Milletvekili Sayın Mehmet Parsak konuşacaklardır.

Sayın milletvekilleri, şimdi, Halkların Demokratik Partisi Grubunun konuşmacılarını dinleyeceğiz.

İlk olarak İstanbul Milletvekili Sayın Garo Paylan konuşacaklar.

Sayın Paylan, süreniz on dakika.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinize günaydın. Saygılar sunarım hepinize.

Değerli arkadaşlar, AKP iktidarı çözüm, demokrasi ve barış iradesinden koptuğundan beri hep beraber kaybediyoruz. Ülke maalesef kan kaybediyor. Üç yıla yakın zamandır çözüm üretemeyen iktidar, yalnızca zulüm üretiyor ve bu zulüm düzeninin ekonomiye olan etkilerini de yalnızca palyatif tedbirlerle kapatmaya çalışıyor.

Bakın, ben Plan ve Bütçe Komisyonundayım, iki yıldır torba da torba, sürekli torba yasalar gönderiyor iktidar ve zannediyor ki bu torba yasalarla, palyatif tedbirlerle ekonomi dikiş tutacak ama arkadaşlar, dikiş tutmuyor. Yıllardır diyoruz ki: Sorun siyasi arkadaşlar, siyasi; siyasi bir çözüme ihtiyacı var. Geçen yıl bütçe görüşmeleri yapılırken de, orta vadeli plan hedeflerinin hemen çökeceğini söyledik. Bakın, orta vadeli plan hedefleri daha ocak ayında çöktü ve ne yaptı iktidar orta vadeli plan hedefleri çökünce? Ya arkadaşlar, nisanda da referandum var ne yapacağız? Vereceğiz piyasaya kortizonu, basacağız parayı, genişlemeci politikaları işleteceğiz, vergileri erteleyeceğiz, Kredi Garanti Fonu’yla piyasaya para vereceğiz. Nihayetinde arkadaşlar, evet, kötü hisseden bir bünyeye kortizonu verirseniz o bünye kendisini geçici olarak iyi hisseder. Bakın, bir hıyar tarlasına, hani 1 dönümden eğer 1 ton hıyar alacaksanız, o hıyar tarlasına hormonu basın 1 ton yerine 4 ton hıyar alırsınız. Bu böyledir, hormonu basınca hıyar çoğalır; maalesef, Türkiye’de olan da budur arkadaşlar. Yılın başında ekonomi yönetimi hormonu bastı hıyarlar çoğaldı. Evet, ekonomimiz geçici olarak, sanal olarak büyüdü ama bu büyüme hormonlu bir büyümedir arkadaşlar. Bakın arkadaşlar, kortizonu bir bünyeye geçici olarak verirseniz bünye kendini iyi hisseder ama sürekli verirseniz ne olur biliyor musunuz? O bünye kanser olur.

“Üçüncü dönemde ekonomi büyüdü.” diyorsunuz. Ama bakın dördüncü çeyrekte ekonomi yine bunalımda, esnaf yine “İş yapamıyorum.” diyor. Herkes mutsuz çünkü kortizon bitti. Ne yapmamız lazımdı kortizonu verirken, o hormonu verirken? Yapısal tedbirleri almamız gerekiyordu, hem ekonomik hem siyasi ama önce siyasi. Biz dedik ki: Sorun siyasi Sayın Bakanlar, Sayın Hükûmet, sorun ekonomik değil. Siyasi meseleyi çözmeden de istediğiniz kadar kortizon basın geçici bir iyileşme olur, sonra bünye yine kendisini kötü hisseder.

Bakın, Sayın Bakan, AKP temsilcileri çıkıp diyecek biliyorum, “Yüzde 11,1 büyüdük 11,1.” A Haber’de, şurada burada “Ver mehteri.” diyorlar, “Ver mehteri, 11,1 büyüdük.” Ya, Allah’ınızı severseniz, baz etkisi diye bir şey var. Geçen sene yüzde 1 küçülmüş, e, iki yılın toplamında yüzde 10 büyümüş, ikiye bölsen yüzde 5 yapar. Zaten hormonla beraber yüzde 5 büyüdünüz ikinci çeyrekte. Ne farkı var?

Arkadaşlar, bakın, “Ver mehteri.” diyecek bir büyümemiz yok. Ben geçen gün de sordum, Sayın Bakana da soruyorum: Kimi büyüttünüz Sayın Bakan? Değerli Hükûmet, kim büyüdü ya?

Bakın, ben TÜİK’in rakamlarını vereceğim: Şimdi, TÜİK’in rakamlarına göre, tarım kesimi yüzde 2,8 büyümüş. Çiftçiye soruyorsun, mutsuz çünkü “11,1 büyüdük.” diyorsunuz ya, çiftçi 2,8 büyümüş. Peki, esnafa soruyorsunuz -bakın yine TÜİK rakamını vereceğim- esnafa diyorsunuz ki… Ya, siftahsız dükkân kapatıyor bugünlerde. Esnaf ne diyor? Bakın, TÜİK’in perakende verileri ne diyor biliyor musunuz Sayın Bakan? Perakende verileri yüzde 1,5 büyümüş. Allah Allah, ekonomi 11,1 büyümüştü, perakende verileri 1,5 büyümüş. Hani, çiftçi de 2,8 büyümüştü.

Peki, işçiye gelelim. Yine TÜİK rakamlarını vereceğim, hani şaibeli rakamlar var, tutarsız rakamlar var diyoruz ama Türkiye İstatistik Kurumu rakamları. Bakın, 2017’nin üçüncü çeyreğindeki rakamları vereceğim, bir önceki yılın rakamlarını da vereceğim. Şimdi, biliyorsunuz, üretimde bileşenler vardır; emek kesimi vardır, sermaye kesimi vardır ve aldıkları paylar vardır. TÜİK’in gelir yöntemiyle gayrisafi yurt içi hasıla bileşenlerinin paylarını açıklıyorum: Bakın, emek, işçi ne pay almış, 100 birim üzerinden işçi ne pay almış? Sayın Bakan, siz de dinleyin lütfen. İşçi, 2016’nın üçüncü çeyreğinde gelir yöntemiyle hesaplanan paydan yüzde 35,6 almış. 2017’nin üçüncü çeyreğinde ise 32,6 almış. Bakın, 35,6’dan 32,6’ya düşmüş yani işçinin payı 3 puan düşmüş. Nerede büyüme? Kim büyümüş? Peki, kimin büyüdüğünü de açıklıyorum. Bakın, sermaye ne pay almış, büyük patronlar ne pay almış 2016’nın üçüncü çeyreğinde? Yüzde 48,7 pay almış. Peki, 2017’nin üçüncü çeyreğinde ne pay almış? Yüzde 52,2. Yani işçiden almışsınız, sermayeye vermişsiniz. Kimi büyüttünüz? Çiftçi büyümedi, esnaf büyümedi, işçi büyümedi, emekli zaten sabit maaşlı. Kim büyüdü arkadaşlar? Söyleyeyim kimi büyüttünüz, bir kısım yandaş müteahhidi büyüttünüz, bu kadar, bir kısım yandaş patronu büyüttünüz, büyük sermaye şirketlerini büyüttünüz. Geniş kesimler bu büyümeden habersiz. Siz “Ver mehteri, ver mehteri.” diyorsunuz, millet izliyor ekrandan. “Ya, arkadaş benim kesemde büyüyen bir şey yok, ben harcama yapamıyorum.” diyor. Milyonlarca insan bakıyor, “Acaba ben de mi bir kusur var?” diyor. Sayın vatandaşlar, sizde kusur yok, kusur bu iktidarda. Onlar sizi büyütmüyorlar, yalnızca bir avuç yandaşı ve faiz lobisini büyütüyorlar arkadaşlar, uyguladıkları yanlış politikalarla faiz politikasını büyütüyorlar. Bankaların da günahı yok. Ya, arkadaş sen hormonu basarsan “ver krediyi, ver krediyi” dersen 1,5 trilyon liralık mevduata karşı 2 trilyon liralık krediyi basarsan faizler yükselir. Hani hıyar azken fiyatı yükselir, hıyar çokken fiyatı düşer. Para da böyle bir şeydir. 1,5 trilyonluk mevduata karşı 2 trilyonluk krediyi basarsan faizler yükselir; bu böyledir.

Değerli arkadaşlar, bakın, ülkemiz kırılgan beşliden çıkamıyor. Siz fazla fazla faiz veriyorsunuz. Nasıl yapıyorsunuz biliyor musunuz faiz lobisine? Şimdi cari açık veriyorduk, on beş yılda bu iktidar 500 milyar TL’lik cari açık verdi. Ama 500 milyar TL’lik cari açıkla bir üretim ekonomisi yaratamadı, tüketim ekonomisi yarattı. Dışarıdan al, içeriye ver, onun vergisini topla, bütçe açığını kapat, vatandaşı da borçlandır ekonomisiydi bu. Nihayetinde ne oldu arkadaşlar? Bakın, üretim ekonomisine geçemediğimiz için faiz her zaman kırılgan bir ülkeden daha fazlasını ister. Eğer ki sizin ülke güveniniz yoksa, ülkenize güvenilmiyorsa dolar faizi yüzde 1 iken siz yüzde 5 ile 7’yle borçlanırsınız ve daha fazla faiz ödersiniz faiz lobisine.

Bakın, faiz lobisi, yabancı sermaye ve yerli sermaye ne yapar biliyor musunuz? Der ki: “Senin ülken güvensiz ülke arkadaş; ne yapacaksın? Bana ucuz iş gücü vereceksin.” Bak, asgari ücret 550 dolardı, bugün 340 dolar arkadaşlar. İşçiye daha az maaş veriyoruz, daha az refah veriyoruz. Başka ne ister sermaye böyle güvenilmez ülkelerde? “Düşük vergi vereceğim.” der. Bak, vergi teşvikleri veriyorsunuz. Başka ne ister? “Doğa talanı yapacağım arkadaş, ÇED raporlarını filan bir kenara koyun, ben doğa talanı yapacağım.” der. Maalesef, ülkemiz güvensiz ülke olduğu için bu üç noktada da, bu noktada hep kaybeden ülke oluyoruz arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, bakın, doğrudan sermaye yatırımları yok, yalnızca sıcak para geliyor Sayın Bakan. Hatta sıcak para bile değil, biliyor musunuz, kaynar para geliyor. Hani “Faiz lobisini bitireceğiz.” diyordunuz ya, kaynar para dışında gelen para yok.

Bakın, bir noktaya daha değinmem lazım. Sayın Başkan, ek süre verecek misiniz, ona göre ayarlayayım.

BAŞKAN – Hayır, veremeyeceğim Sayın Paylan.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Alışsın, alışsın, ayağımız alışsın Sayın Başkan.

GARO PAYLON (Devamla) – Bakın, Merkez Bankası bütçesinde görüşüyoruz. Maalesef, zavallılaştırılmış bir Merkez Bankamız var. Dün Sayın Cumhurbaşkanı şöyle bir şey söyledi: “Ben faizlerin yükseltilmesini istemiyorum arkadaş.” dedi; ya, dolar 3,82 idi yarım saat içinde 3,86’ya yükseldi. Ya, Merkez Bankası niçin var? Sayın Başkan, siz Sayın Cumhurbaşkanını kayyum olarak atayın Merkez Bankasına Sayın Bakan. Ne gerek var Merkez Bankasına? Bitirdiğiniz bir Merkez Bankası var. Eğer ki bakın, her lafla faiz yükseltirsen, efendim, ben senin tepene binerim noktasında bir anlayışı sergilerseniz, o faizler daha da yükselir ve faiz sarmalına gireriz arkadaşlar. Faiz, enflasyon, döviz sarmalına ülkemiz girmiştir. Bu sarmaldan çıkaracak rasyonel bir akıldır ama bunun için de önce ekonomiyle ilgili tedbirler değil siyasi tedbirlere ihtiyaç vardır arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GARO PAYLAN (Devamla) - Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Paylan.

Vesile oldunuz, sizlere de duyurmak isterim sayın milletvekilleri: Sürelerde, lütfen konuşmalarınızı size ayrılan süre içinde tamamlamanızı özellikle rica ediyorum. Anlayışınızdan dolayı da teşekkür ediyorum tabii ki.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sermayeden bir kayıp yok Sayın Başkanım. Hakikaten iyi hatipleri dinlemekte yarar var.

BAŞKAN – Efendim?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bilgi edinme hakkı, öğrenme hakkı açısından hatipleri dinlemekte yarar var.

BAŞKAN – O zaman aktarma yaparız; diğer konuşmacının süresinden biraz alırız, eğer izni varsa.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yok, yok, hayır.

BAŞKAN – Öyle yaparız, peki.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sermayeden zarar etmiyoruz ki, öğreniyoruz.

BAŞKAN – Şimdi, Halkların Demokratik Partisi adına Şanlıurfa Milletvekili Sayın İbrahim Ayhan konuşacak.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA İBRAHİM AYHAN (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de, öncelikle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bizi izleyen tüm yurttaşlarımızı da bu duygularla selamlıyorum.

Şimdi, değerli arkadaşlar, Hükûmetin örtülü ödenekler, savaş bütçesi ve yanlış ekonomik politikalarının sonucu büyük bir kriz yaşadığımız bir dönemden geçmekteyiz. Özellikle son süreçlerde toplumsal anlamda yaşanan kimi krizlerin, kimi sorunların en büyük nedenlerinden biri de uygulanan politikalardır. AKP hükûmetlerinin, özellikle, uygulamış olduğu politikalara baktığımız zaman, bu politikalarda, yaşamış olduğu krizleri dönem dönem “vergi affı” “varlık barışı” gibi isimlerle sermayeye yani zenginlere yönelik palyatif önlemlerle aşmaya çalıştığını görmekteyiz. Şu anda üzerinde konuştuğumuz Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile Sermaye Piyasası Kurulu da tam da bu dediğimiz manipülasyonların, bu dediğimiz palyatif önlemlerin alınmasına yönelik kurulan kurumlardan iki tanesidir. Bu iki kurum da yabancı sermayenin ve Türkiye’deki finans sektörünün daha fazla kâr etmesini, daha fazla kazanmasını, daha fazla halkın ve toplumun sömürülmesini sağlayan sektörlerden yani kurumlardan iki tanesidir. Dolayısıyla bugün “finans” dediğimizde sistemi kapitalizmden kopuk, kapitalizmden bağımsız düşünmek mümkün değildir. Kapitalizm, 1970’li yıllardan beri özellikle üretim sektöründe girmiş olduğu krizden sonra tamamen kendisini finans üzerinden var etmeye çalışmakta ve bu finans kapital modeli üzerinden de bütün dünyayı bir sömürü cenderesinin içerisine almaktadır. Türkiye'de de bu sömürü sistemi, bu neoliberal politikalar 1980’lerden itibaren adım adım uygulanmakta ve son on beş yıl AKP hükûmetleri döneminde de bu finans kapital modeli ve sistemi hayatın bütün alanlarında da kendini göstermektedir. Özellikle bu finansla ilgili yapılan düzenlemeler, sanal arzu nesneleri yaratılarak insanlar tüketime sevk edilmekte ve bu tüketim üzerinden toplum âdeta bağımlı bir noktaya getirilmektedir.

Değerli arkadaşlar, AK PARTİ hükûmetlerinin serbest piyasa söylemleri bu ülkede özelleştirilmedik herhangi bir şey bırakmamıştır. Özellikle borçlanmamış hiçbir birey de ne yazık ki kalmamıştır. Bunun yapılmasının en büyük nedenlerinden biri de neoliberal kapitalist sistemi yaşamsallaştırmak olmuştur. Elbette AKP bu borç sarmalı ve özelleştirme sistemini bir günde getirmedi. AKP, uluslararası finans kuruluşlarının mutlak desteğini alarak iktidar yapılmış bir parti olması itibarıyla halka bu gerçekleri söylememektedir. Muhafazakâr nutuklar üzerinden halkın duygularıyla oynayan bu iktidarın en büyük balonlarından biri de özellikle faizdir yani faizin meşrulaştırılması, faizin gündemleştirilmesine yönelik çok ciddi bir şekilde bir manipülasyon gerçekleştirilmektedir. Faiz, gerek semavi dinlerde gerekse de İslam dininde haram kılınan ve günah kılınan bir uygulamadır. Bu gerçeklik böyle olmasına rağmen her geçen süreç içerisinde AKP hükûmetleri faizi daha fazla önemseyerek ve faiz üzerinden bir ekonomi modelini esas alarak kendini var etmeye çalışmaktadır. Söylemde faiz karşıtı ama gerçekte faizle birlikte var olan bir Hükûmet gerçeğiyle karşı karşıyayız. Halkın borçlanması sonucu faizle finans kurumlarının büyümesini sağlayan bu iktidardır. Bu anlamıyla büyüyen ekonomi değildir, faiz sistemidir yani finans sistemidir.

Değerli arkadaşlar, halkın yoksullaşmasıyla beraber AKP Genel Başkanı devamlı olarak “Yatırım yapın.” diye talimatlar yağdırıyor. Zannediyor ki deyince üretim başlayacak. İnsanlar ticaret yaptığı zaman elde ettiği kârı dışarı çıkarıp çıkaramayacağını, en ufak itaatsizlikte şirketlerine el konulup konulmayacağını bilmiyorlarsa neden yatırım yapsınlar? Yarın ülkenin bir iç savaşa sürükleneceğinden korkan insanlar ve tüketiciler neden ev ve araba alsınlar?

Maliye Bakanı bütçenin açılış konuşmasında 2016 yılı bütçesinin 29 milyar açık verdiğini söylemişti. Peki, Sayın Bakan neden geçen yılın rakamlarını veriyor da güncel rakamları vermiyor? Onu da bizler verelim: 2013 yılında bütçe 18 milyar açık vermiş, 2014’te 23 milyar, 2015’te 30,5 milyar, 2016’da 30 milyar, 2017’nin ilk on ayında ise 35 milyar açık vermiştir. Bütçe yılın ilk on ayında 35 milyar açık verdi. Bu açık 2016’nın aynı döneminde 12 milyar TL’ydi yani hemen hemen 3 katı bir açık durumu söz konusu. 35 milyar TL açık varsa bunu finanse etmek için kabaca 40 milyar lira borçlanması gerekmektedir, oysa borçlanma 77 milyar TL’dir. Hazineye yönelik inanılmaz bir rakamla karşı karşıyayız. Hazinenin, bütçenin hâletiruhiyesi budur işte.

Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezine göre yılın ilk sekiz ayında, bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,1 oranında artarak 499 bin kişi olmuştur. Bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı ise 632 bin kişidir.

Halkın boğazına kadar borçlu olduğu bir ülke gerçekliğinde “dövizimi ve altınımı bozduruyorum” kampanyaları düzenlemek, en hafif tabirle surreel bir gerçekliktir. Yani gerçekliğe ve yaşamın doğasına uymayan bir kampanyadır.

Bankacılıktan bahsederken paranın en fazla döndüğü sektörün yerli parayla mı yabancı parayla mı ilişkili olduğunu gösterecek rakamlar vermek daha iyi olacaktır. Bugün Türkiye'de 52 tane banka vardır, bu 52 bankanın 29 tanesi yabancı sermayeye aittir. Aynı zamanda 62 sigorta şirketinin 39 tanesi de yabancı sermayeye aittir. Bireysel emeklilik hizmeti veren ilk 18 şirketten 10'u da yabancılara aittir. Yabancı para yerine TL'yi teşvik etmekten söz eden Hükûmet yetkililerinin kendi ifadeleriyle mega projelerin hepsinde döviz cinsinden borçlanmaktadır.

Diğer bir husus da bu asgari ücretle ilgili, özellikle 1.404 lira olan asgari ücretin mevcut durumunu dolar bazında ele aldığımızda bu 400 dolara tekabül etmekteydi ama şu anda aynı asgari ücret doların yükselmesiyle beraber 364 dolara inmiştir.

Değerli arkadaşlar, enflasyonun, işsizliğin bu kadar yüksek olduğu bir yerde “ekonomi büyüyor” sözleri ve tespitleri halkın akıl gücüyle ne yazık ki alay etmektir. Sermayenin büyümesi ve sürdürülmesi ilkesiyle yapılan tüm bu neoliberal modellerin halka demokrasi kavramı içerisinde pazarlanması oldukça ironiktir. Olabildiğince siyasal alan içinde demokrasi kavramıyla ilişkilenme ise siyaset kurumunun kurnazlığından başka bir şey değildir. Yasalar önünde özgür ve eşit olarak kurgulanan demokrasi, ekonomik alanda da bir eşitlik ilkesiyle buluşturulmadığı müddetçe sadece söylemde ve yasalar üzerinde kalacaktır. Ekonomide de birikimin adaletli bölüşümü ve emeğin değerinin teslimi olması asıl sürdürülebilir model olacaktır. Nitekim günümüzde de farklı coğrafyalarda neoliberal kalkınma modeline alternatif geliştirilen kalkınma modelleri yer almaktadır. Fakat bunların hepsindeki temel sorun, sermayeyi koruma ve kapitalizmi sürdürme eksenlidir. Bu yüzden de tüm modeller bir yerden patlak vermektedir. Ekonomik sıkışmışlıklardaki takvim ise gün geçtikçe daralarak kendini hissettirmektedir. Yani şu anda da yazılan bütçe, bu ekonomik sıkışmışlığın, bu kapitalist mantığın ve sistemin esas aldığı bir zihniyetle gerçekleştirilen bir bütçedir. Dolayısıyla krizi esas alan ve bohçayı yamamaya yönelik bir bütçe olduğu için bu bütçenin de halkın, toplumun refah, huzur ve ekonomik seviyesinin yükseltmesini beklemek de beyhudedir. Dolayısıyla, bir düşünürün de dediği gibi, yanlış hayat doğru yaşanmaz. Bu bütçe de yanlış kurgulandığı için, içi yanlış verilerle ve yanlış projelerle doldurulduğu için bu bütçeden halka refah, huzur ve mutluluğun getirilmesini beklemiyoruz. Bunun için yapılması gereken temel nokta, Türkiye’nin gerçekten hakça, adilce...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İBRAHİM AYHAN (Devamla) – ...eşitlikçi büyümesini sağlayabilecek bütçeler oluşturmaktır diyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ayhan.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına üçüncü olarak Mardin Milletvekili Sayın Erol Dora konuşacaktır.

Buyurun Sayın Dora. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde söz aldım. Sayın bakanları, sayın bürokratları ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, vakıflar konusu, özellikle azınlık vakıfları konusu milletvekili olduğum 24’üncü, 25’inci ve içerisinde bulunduğumuz 26’ncı Dönem süresince bu kürsüden gerek kanun teklifleri, araştırma önergeleri ve soru önergeleriyle çeşitli yasama faaliyetlerim kapsamında özellikle dile getirmeye çabaladığım en önemli konulardan birisi olmuştur.

Değerli milletvekilleri, öncelikle, azınlık vakıflarının işleyişini sekteye uğratan ve temel demokratik prensipleri dahi askıya alan son derece yanlış bir politik tutumun yarattığı sorunu öncelikle dile getirmek istiyorum.

Bakınız, azınlık vakıflarının tam beş yıldır, yanlış söylemiyorum, tam beş yıldır askıya alınan bir seçim yönetmelikleri sorunu vardır ve bu sorun artık bir an önce çözüme kavuşturulmalıdır. Maalesef Ocak 2013’ten beri cemaat vakıflarımız örgütlenme ve yönetme iradesinin en temel prensibi olan seçme ve seçilme hakkından mahrum edilmişlerdir. Yönetmelik konusunda bugüne kadar bir gelişme olmaması, seçme ve seçilme özgürlüğünün, örgütlenme özgürlüğünün engellenmesi bakımından oldukça vahim bir durumdur.

Süreli seçimle göreve gelen vakıf yönetimlerinin görev süresi dolmuş olmasına rağmen kendisinden sonraki yönetimlerin yetkilerini kullanması vakıflarımızın özgür, demokratik ve şeffaf olarak yönetilmesini engellemektedir. Bu durum, cemaat vakıflarına ait üyelerin gerçek iradelerine ipotek koymaktır. Vakıflar Genel Müdürlüğünün görevi adaleti, eşitliği, hukuksuzluğun ve hukuki boşlukların giderilmesini sağlamaktır.

Buradan vakıflardan sorumlu Sayın Hakan Çavuşoğlu’na ve Vakıflar Genel Müdürümüze bir kez daha seslenmek istiyorum. Öncelikle bu sorunun gündeme alınarak bir an önce çözülmesini yine Parlamentonun önünde bir kez daha hatırlatarak konuşmama devam etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, azınlık vakıflarının çözüm bekleyen temel meselelerinin başında çeşitli biçimlerde el konulmuş taşınmaz mülkler sorunu gelmektedir. Gayrimüslim yurttaşlarımıza ilişkin azınlık vakıflarına ait taşınmazlara el konulması meselesi, uzunca bir süredir Türkiye’nin önünde çözüm bekleyen önemli sorunlardan birisidir.

Türkiye Cumhuriyeti’nde azınlıkların dinsel, toplumsal ve kültürel yaşamlarını sürdürmelerinde merkezî önem taşıyan kurumların büyük çoğunluğu Osmanlı dönemlinde kurulmuş cemaat vakıflarıdır. Vakıflar Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte 1936 yılında tüm vakıflara, mülklerini beyan etme ve tapuya kaydetme zorunluluğu getirilmiştir. 1936 yılından sonra da azınlık vakıfları gerek satın alma gerekse bağış yoluyla gayrimenkul edinebilmiş ve bu taşınmazları tapuya kaydedebilmişlerdir. Ancak, 1974 tarihli Yargıtay kararıyla bu beyannameler vakfiye olarak kabul edilmeye başlanmış ve bu tarihten sonra cemaat vakıflarının yeni mal edinmeleri engellenmiş, Yargıtayın bu kararına istinaden peş peşe açılan davalar neticesinde Ermeni, Rum, Süryani, Keldani ve Musevi cemaat vakıflarına ait yüzlerce taşınmaza el konulmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aradan geçen süre zarfında azınlık vakıflarının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde açtığı davaların da etkisiyle 2003, 2008 ve 2011 yıllarında olmak üzere Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetleri döneminde azınlık vakıflarıyla ilgili bizim de önemli bulduğumuz bazı olumlu yasal düzenlemeler gerçekleştirilmiştir. Ancak, bu düzenlemeler azınlıklara ait mazbutaya alınmış vakıfları içermediği gibi el konulmuş taşınmazlar meselesine de kapsayıcı çözümler üretememiştir.

Değerli milletvekilleri, Vakıflar Kanunu'ndaki geçici 11'inci maddenin mevcut şekli ve uygulaması da azınlık vakıflarının kimi sorunlarının çözümü bakımından oldukça yetersiz kalmaktadır. Geçici maddede, azınlık vakıflarına yapılacak taşınmaz iadelerinin 1936 Beyannamesi'nde kayıtlı olması şartına bağlanması önemli mülkiyet hakkı ihlallerine ve mağduriyetlere yol açmaktadır. Söz konusu maddenin 1936 Beyannamesi'ni temel alması, 1936 Beyannamesi olmayan vakıfları mülkiyet haklarından yoksun bırakmaktadır. Diğer taraftan, örneğin, Hatay ilindeki vakıfların 1936 Beyannamesi olması zaten mümkün değildir çünkü 1936 yılında Hatay Türkiye'ye bağlı değildi. Söz konusu 11'inci maddedeki çok önemli bir diğer eksiklik de 1936 Beyannamesi'nde kayıtlı olup cemaat vakıfları mülkiyetinde olan fakat kamu kurumları veya üçüncü şahıslar adına kayıtlı bulunan taşınmazlar hakkında bir düzenleme içermemesidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu konu bağlamında, Mardin bölgesinde Süryani halkının son zamanlarda da çeşitli vesilelerle gündeme gelen Hazineye tescil edilmiş, tarihî, kültürel taşınmazlarına ilişkin sorunlara değinmek istiyorum. 2008'den önce Mardin ve Midyat'a bağlı bazı köylerde yapılan kadastro çalışmalarında, vakıflar adına taşınmaz mal edinimi o dönemdeki mevzuat ve yargı kararlarıyla mümkün olmadığından kiliseler, manastırlar, mezarlıklar ve onlara ait taşınmazlar içinde bulundukları köy tüzel kişilikleri adına tescil edilmekteydi. Daha sonra, Büyükşehir Yasası’yla birlikte köy tüzel kişilikleri ortadan kalkınca bu gayrimenkullerin bir kısmı bulundukları yer belediyesi adına tescil edildi, bir kısmı da Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredildi. Bu durum, bölgedeki Süryani vakıfları açısından önemli mağduriyetlere sebebiyet vermiştir. Tabii, ardından konuya ilişkin olarak vakıflardan sorumlu Başbakan Yardımcısı Sayın Hakan Çavuşoğlu, masa başında hatalı bir işlem yapıldığını belirterek mülkleri iade edeceklerini ifade etmişlerdir. Sayın Bakanın bu ifadeleri Süryani toplumunda memnuniyet yaratmış ancak konuyla ilgili henüz somut bir düzenleme de yapılmamıştır. Bu konudaki düzenlemeleri bir an önce beklemekteyiz.

Diğer bir konu: Hatırlayacağınız üzere, 2013 yılında Sayın Cumhurbaşkanının deklare ettiği demokratikleşme paketi kapsamında el konulmuş olan Mor Gabriel Vakfına ait 30 parsel taşınmazın 12 parseli vakfa iade edilmişti ancak bu taşınmazların 18 parseline dair mahkeme süreçleri devam etmektedir. Bu vesileyle bu sorunun da bir an önce çözüme kavuşturulması noktasında çağrımızı bir kez daha yineliyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; netice itibarıyla, azınlık vakıf mülkleriyle ilgili olarak yurttaşlarımızın talebi şudur ki: 1936 Beyannamesi'nde kayıtlı olup olmamasına bakılmaksızın başta Ermeni, Rum, Süryani olmak üzere, Musevi, Keldani, Maruni, Gürcü ve Bulgarlara ait vakıfların ellerinden alınmış taşınmazlar, mazbutaya alınmış vakıflar ve üçüncü şahıslara satılmış taşınmazlar da dâhil olmak üzere, hiçbir şart ileri sürmeden ilgili vakıflara iade edilmelidir. Biz de yurttaşlarımızın bu talebini bir kez daha Parlamentonun önünde dile getiriyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii, burada on dakikalık bir sürede azınlık vakıflarının sorunlarının tamamını dile getirmek mümkün değildir. Ancak din ve inanç özgürlüğünün önemli bir bileşeni olan din adamı eğitimine ilişkin kısıtlamaların azınlıkların karşılaştığı temel sorunlardan biri olmaya devam ettiğini de vurgulamak istiyorum. Bu bağlamda Heybeliada Ruhban Okulunun da hâlâ Lozan’a aykırı olarak açılmamış olması da ülkemiz açısından bir eksiklik ve bu anlamda da Hristiyan vatandaşlarımızı rencide eden bir durum olmaya devam etmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Lozan Antlaşması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye'nin taraf olduğu diğer uluslararası sözleşmeler de dikkate alınarak, var olan, demokratik olmayan ve evrensel hukuka aykırı uygulamaları bertaraf edecek yasal düzenlemelerin bir an önce gerçekleştirilmesi söz konusu sorunların büyük ölçüde giderilmesini sağlayacaktır. Bu sorunların bir demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti meselesi olarak düşünülmesi ve eşit yurttaşlık, anayasal vatandaşlık gibi kavramlar çerçevesinde düşünülmesi zaruridir. Tabii, gerek azınlık olan halklara mensup yurttaşlarımızın kendilerini ötekileştirilmiş hissetmemeleri, devletle olan ilişkilerin bu temelde yıpranmaması ve gerekse demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti niteliğinin gereği olarak Hükûmetin çağdaş hukuk gereği üzerine düşen yükümlülükleri sağlamada daha titiz davranmasını beklemek tüm yurttaşlarımızın doğal hakkıdır. Biz de bu duygularla yine bu taleplerimizi bu bütçe vesilesiyle Parlamentoya ve bütün partilerin gündemine bir kez daha getiriyor, bu duygularla Genel Kurulu saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dora.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına dördüncü olarak Siirt Milletvekili Sayın Kadri Yıldırım konuşacak. (HDP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Yıldırım, süreniz on beş dakika.

HDP GRUBU ADINA KADRİ YILDIRIM (Siirt) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Üzerinde konuşacağım kurum Türk Dil Kurumudur. Türk Dil Kurumu 12 Temmuz 1932 yılında ilk isim olarak Atatürk’ün talimatıyla Türk Dili Tetkik Cemiyeti olarak kuruldu. Amaç olarak, “Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yer yüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek… Amaç bu şekilde belirtiliyor.

Kurum iki kez isim değişikliğine uğramış. Biri 1934 yılında, Türk Dili Araştırma Kurumu adını almış; öbürü de 1936 yılında yapılan kurultayda şimdiki ismiyle Türk Dil Kurumu adını almıştır.

Türk Dil Kurumunun Türkçenin dışındaki yani resmî dilin dışındaki dillere yapmış olduğu hizmetlerin bir tek somut örneği Kürtçeyle ilgili 2014 yılında çıkarmış olduğu iki dilli, Kürtçe-Türkçe, Türkçe-Kürtçe sözlüktür. Yaklaşık 13 bin kelime içeren bu sözlük benim Mardin Artuklu Üniversitesinde bölüm başkanı olduğum sırada, bilgim ve kontrolüm dâhilinde, bizim yetiştirmekte olduğumuz yüksek lisans öğrencilerimiz tarafından hazırlandı ve kurum tarafından 2014 yılında basıldı. Bundan dolayı, bu hizmetten dolayı tabii Türk Dil Kurumuna teşekkür ettik o zaman, şimdi de ediyoruz. O zaman da Başkan Profesör Doktor Mustafa Kaçalin Beyefendi idi. Ancak, barış ve çözüm süreci buzdolabına konulunca Türk Dil Kurumu da Kürtçeyi derin dondurucuya koydu ve bir daha da Kürtçe adını anmaz oldu. Ben diyorum ki bu şartlarda sıkıysa ansın. Ve maalesef o da birçok kurum gibi siyasetin, iktidarın hegemonyası, etkisi altına girmiş oldu.

Benim önerim, geçen sene de ifade etmiştim, bu kurumun adının -kısaltması aynı kalmak kaydıyla- Türkiye dilleri kurumu olarak değiştirilmesidir. Ve Türkiye’de konuşulan muhtelif dillere vâkıf olan uzmanların görevlendirileceği bir kurum olmalı, bu uzmanlardan alt kurullar oluşturulmalı ve bu alt kurullar Türkiye’de konuşulan muhtelif dillerin ana dille eğitim projesi çerçevesinde bir altyapı hazırlığını bir takvim dâhilinde gerçekleştirilmelidir diye düşünüyorum.

Çok iyi biliyoruz ki halkların kardeşliğinin yolu öncelikle dillerin kardeşliğinden geçmektedir ve eskiden de Kürt büyükleri bu kardeşliğin gereğini yerine getirmişler, şimdi de bu kardeşliğin gereği Kürtler tarafından yerine getirilmektedir. Bu Kürt büyüklerinden bir tanesi olan, Kürtlerin hem millî hem dinî bir önderi olan Ahmed-i Hani birçok şiirinde Kürtçe, Arapça ve Farsçayı da ana dili olan Kürtçeyle birlikte kullanmış ve mülemma tarzında bunu ilan etmiştir. Örneğin, bir şiirinde sırayla Arapça, Farsça ve Kürtçe olmak üzere şöyle diyor, ondan sonra Türkçe beyte geçiyor: “…”(x) “Ger benim kanım dilersen çoktan olmuştur helal.” Arapça, Farsça ve Türkçe. Oysa bugün Orta Doğu’da, bu üç dilin resmî dil olduğu devletlerde Ahmed-i Hani’nin ana dili olan Kürtçeye en büyük darbe vurulmaktadır ki bu da acıklı bir hadisedir.

Kürt dili üzerinde hem İran ve Irak’taki rejimler tarafından hem de Türkiye’de bazı merciler tarafından öteden beri bazı oyunlar oynanmış ve oynanmaktadır. Hint-Avrupa dil ailesi grubuna giren Kürtçe beş ana lehçeden oluşuyor. Bunlar: Kurmancî, Soranî, Lorî ve Goranî (Hevramî) ve Zazakî’dir. Ancak İran’da ve Irak’ta Hevramî Kürt topluluğu ile Hevramîce üzerinde oynanan oyunlar, Lor Kürt topluluğu ile Lorîce lehçesi üzerinde oynanan oyunlar; Lorların Kürt olmadığı, Lorîcenin ve Hevramîcenin de Kürtçe olmadığı yönünde oynanan oyunların bir benzeri Türkiye’de Atatürk’ten sonra Zazaca üzerinde de oynanmaya başlanmış ve hâlâ da devam etmektedir. Oysa, Lorların Kürt olduğunu ve Lorîcenin Kürtçenin lehçesi olduğunu aşağı yukarı sekiz yüz, dokuz yüz yıl önce Mucemu’l-Buldân eserinde Yâkut el-Hamevî şöyle diyor: Arapçasını okuyorum “…”(x) Yani, Lorlar İsfahan ve Huzistan dağları arasında yaşayan bir Kürt topluluğudur. Hevramî lehçesi ise ehlihak Aleviliğinin en kutsal metinlerinin -ki başta Serencam geliyor- yazılmış olduğu bir lehçedir.

Zazalar ve Zazaca üzerinde de bir iki nota değinmek istiyorum. Evliya Çelebi doğuya yapmış olduğu seyahatinde sıra Bingöl’e geldiğinde ve Bingöl’ün girişine vardığında Seyahatname’sinde şöyle bir başlık açıyor, Bingöl ahalisine dairdir yani bahsedeceğim konu Bingöl sakinleriyle ilgilidir ve ilk cümlesi şu oluyor: “Evvela, Ekradı Zaza.” Yani “En başta Zaza Kürtler” veya “Kürt Zazalar”, fark etmiyor. Ve Atatürk 21/8/1919 tarihli telgrafında Erzincan ve Sivas arası mıntıkalarda oturan halktan bahsederken aynen şunları yazıyor: “Sekenesi –yani sakinleri- kısmı azamı –yani büyük bir kısmı- Türk ve kalîli -yani az sayıda olanı da- Zaza denilen Kürtlerden ve pek azı da Ermenilerden oluşuyor.” Dolayısıyla Atatürk’ten sonraki süreçlerde maalesef bazı merciler belirli aralıklarla ve bilinçli olarak Zazalar üzerinde oyunlar oynamış ve bunu bilinçli bir şekilde, üstelik tarihten ve bilimden uzak bir şekilde yapmış ve yapmaktadırlar. Zaza kardeşlerimiz elbette ki kendilerini ve konuştuklarını nereye konumlandırıyorlarsa konumlandırsınlar, bunda serbesttirler ancak işin gerçeği tarihsel ve bilimsel olarak budur.

Barış ve çözüm süreci boyunca ve bağlamında nereden nereye geldi Kürtçe? Hiç kimsenin niyetini sorgulamadan şunu ifade etmek istiyorum: Barış ve çözüm süreci birçok olumlu yanlarının yanı sıra Kürt dili, Kürt edebiyatı ve Kürt tarihi alanlarında da resmî bir şekilde adımların atıldığı ve Kürtçeye hizmetlerin yapıldığı bir süreç oldu. Bu bağlamda örneğin Mardin Artuklu Üniversitesinde Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü açıldı. Bu bölümden hem lisans hem yüksek lisans bazında 1.500’e yakın Kürdolog mezun edildi ve bunların bir kısmı şu anda Anadolu Ajansında resmî bir şekilde görev de almış ve bu görevlerini de sürdürmektedirler.

Kürt halkının en büyük önderlerinden olan Ahmed-i Hani’nin Mem û Zîn’i Türkçeye çevrildi ancak Ahmed-i Hani’nin en büyük projelerinden biri olan ana dille eğitim bugün görmezlikten gelinmiş, altı kalın bir çizgiyle çizilmiş ve bir daha açılmamak üzere kapalı bir sayfaya maruz kalmıştır.

Belediyelere iki dilli bir faaliyet imkânı doğmuştu o sıralarda. Hem tabelalar iki dilliydi hem de kendi bünyelerinde belediyeler birtakım iki dilli faaliyetlerde bulunuyorlardı. Oysa şimdiki belediyelerin hâline baktığımız zaman kimi kayyumlar tarafından Kürtçe tabelalar tamamen indirilmiş kimileri tarafından da yeniden yazılmak üzere o kadar küçük harflerle yazılmıştır ki -daha önce de ifade etmiştim- bu küçük harflerle yazılan tabelayı okumak için âdeta mikroskop ve teleskoplara ihtiyaç duyulmaktadır. Evet, nereden nereye gelindi.

Seçmeli Kürtçe dersi konuldu barış ve çözüm sürecinde ama şimdi bir okulda “Kürtçe konuşma” şeklinde talimatlar tahtaya yazılıyor ve öğrencilerin Kürtçe konuşmaması için etki altında bırakıldığı bir atmosfer oluşturuyor. Kur’an-ı Kerim Kürtçeye çevrildi ve siyasi bir malzeme olarak meydanlarda kullanıldı ama siyasi malzeme olarak kullanılan Kur’an-ı Kerim’in içerdiği dille ilgili mesajlar tamamen görmezlikten gelindi ve gelinmektedir. Bu mesajlardan en önemlisi “…”(x) diyor Kur’an. Yani “Allah’ın en büyük alametlerinden, ayetlerinden bir tanesi de sizin çok dilli bir halk olmanız, ümmet olmanız, kitle olmanızdır, dillerinizin farklı farklı oluşudur.” Bu bir ayettir. Oysa bugün dil teke indirgenmiş durumdadır. Yani bu ayet çiğnenmiş durumdadır. İkincisi “…”(x) diyor Kur’an. Yani “Biz sizi farklı milletlere ve kabilelere ayırdık.” diyor. Oysa bugün tek kimlik üzerinden bir inşa söz konusu olmuş durumdadır. Bu da bize gösteriyor ki barış ve çözüm sürecinin kimilerinin iddia ettiği gibi hiç kimseye bir zararı olmadı, hiç kimsenin dinine de, diline de, kimliğine de zerre kadar zararı olmadı ama bu barış ve çözüm sürecinin buzdolabına konulmasıyla birlikte ve kültürel birtakım kurumların da buna destek olmasıyla beraber bugün Türkiye’de yaşayan farklı etnik, din, mezhep, kimlik ve dil mensuplarının hepsinin büyük darbe almalarıyla sonuçlanmıştır.

O hâlde, sonuç ve öneri olarak şunu arz etmekte yarar görüyorum ki Türkiye eğer ciddi bir uçuruma sürüklenmek istenmiyorsa bilinçli veya bilinçsiz olarak, dolaylı veya dolaysız olarak, tekrar bütün halkların dilleriyle, kimlikleriyle, kültürüyle ve inançlarıyla eşit ve özgür bir şekilde yaşayacakları tam demokratik bir Türkiye’nin inşası vakit geçmeden ve iş işten geçmeden bir an evvel sağlanmalıdır. Bunun sağlanması dileğiyle de Genel Kurulu, Başkanlığı ve hepinizi saygılarımla selamlıyorum. Barış dolu bir dünya ve Türkiye’yi hepimiz için diliyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yıldırım.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına, beşinci olarak, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Osman Baydemir konuşacaklar.

Buyurun Sayın Baydemir. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

HDP GRUBU ADINA OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) – Çok teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; şahsım ve grubum adına hepinizi saygıyla, sevgiyle, hürmetle selamlıyorum.

Elbette ki bütçe ve elbette ki bir bütçenin adil olması, elbette ki bir bütçenin halkçı olması ve elbette ki bir bütçenin emekçinin alın terinin değerini bilmesi, değeri üzerinden inşa edilmesi “Parlamento” dediğimiz çatı altında her birimizin en öncelikli hedeflerinden, çabalarından bir tanesi olmalıdır. Lakin, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir bütçenin savaş bütçesi olduğu ve/veya bir bütçenin adilane bir barış bütçesi olduğu her şeyden önce onu oluşturan siyasal saik ve onun oluşmuş olduğu siyasal iklimden de ayrık ele alınamaz. Darbenin tam da merkezinde ve darbenin tüm etkisinin toplumun iliklerine kadar hissedildiği bir ortam içerisinde bir barış bütçesini inşa etmek namümkündür.

Bugün bu Parlamento çatısı altında, bu sırada, HDP Grubunun bulunduğu sırada HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş yoksa, Figen Yüksekdağ yoksa, İdris Baluken yoksa, Çağlar Demirel yoksa, Besime Konca ve diğer bütün milletvekillerimiz yoksa bu Parlamentoya darbe yapılmış demektir, milletin iradesine darbe yapılmış demektir, milletin hür iradesi ötekileştirilmiş demektir; eğer CHP sıralarında Enis Berberoğlu yoksa milletin iradesine darbe yapılmış demektir. Darbenin olduğu bir ortam içerisinde ve darbenin hüküm sürmüş olduğu bir ortam içerisinde ne demokrasiyi inşa etmek ne de adilane bir bütçe oluşturmak ve gelir dağılımı arasında bir adaleti oluşturmak mümkün değildir, mümkün olmamıştır ve mümkün de olmayacaktır. Bu itibarla da ben öncelikle, bir kez daha 4 Kasım darbesini kınıyorum. Eş genel başkanlarımız, milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız, gazeteciler, yazarlar, aydınlar, mağdur olan her kim varsa bütün onlar özgürlüğüne kavuşmadığı müddetçe bu ülke aydınlık bir yola girmenin kapısını aralamış olamayacaktır.

Bu bütçe tartışmasından önce ve ivedilikle bizim yapmamız gereken, başarmamız gereken “herkesin farklı ama herkesin eşit olduğu” ilkesi üzerinde buluşabilmektir. Bu cumhuriyeti kuranlar, omuz omuza, kol kola mücadele edenler, Çanakkale’de toprağın altına girenler, onların torunlarıdır bu Meclisi oluşturanlar; Kürt’ü, Türk’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Pomak’ı, Süryani’si, Ermeni’si vesairesi. Peki, yetmiş yıldır, seksen yıldır o kol kola yitirdiklerimizin anısına ihanet edilmiyor mu, yetmiş yıl boyunca kesintisiz bir şekilde onlara ihanet edilmiyor mu? Bu coğrafyada en az yirmi beş milyon Kürt yaşıyor. Bakalım bu bütçe kalemine, Sayın Bakan; Kürtçeye, Kürtçenin geliştirilmesine, Ermeniceye, Süryanicenin geliştirilmesine, Pomakçaya, Lazcaya, Lazcanın geliştirilmesine yani bu toplumu oluşturan diğer etnik kimliklerin, kültürel kimliklerin ve çeşitliliklerin geliştirilmesine, korunmasına ve geleceğe aktarılmasına ayrılan kaynak nedir, ne kadar kaynak ayrılmıştır? Çok açık ve net söylüyorum: Ne kadar kaynak ayrılmıştır? Eğer sevinçte ve tasada bu ülke nüfusunun tamamının ortak olmasını istiyorsak haklarda eşit olmamız lazım; eşitçe, özgürce, kavgasız, nizasız, ölümsüz bir gelecek inşa etmek istiyorsak önce adaleti tesis etmemiz lazım. Asimilasyon yetmiş yıllık cumhuriyet tarihi boyunca milim şaşmadan devam ediyor. Bakın, “Bir Kürtçe televizyon kanalı var, daha ne istiyorsunuz?” derseniz bu asimilasyonun daniskasıdır. Anaokulundan üniversitenin son sınıfına kadar Türkçe bu ülkenin ne kadar bir gerçekliği, realitesiyse Kürtçe de aynı şekilde bu ülkenin realitesi olduğunda, eşit kaynak ayrıldığında, Türkçenin yanı sıra Kürtçeyle, Türkçenin yanı sıra yurttaşın olduğu Arapçayla, Lazcayla, Ermeniceyle, Asuri-Süryaniceyle eğitim yapıldığında asimilasyon ortadan kalkmış demektir.

Bakın, öyle bir zaman diliminin içerisinden geçiyoruz ki Palmira’nın bombalanması nasıl bir zihniyetse ve nasıl bir kültüre, insanlığın ortak değerine saldırı ise Hasankeyf’in ekonomik ömrü altmış yıl olacak bir baraja kurban edilmesi ve bombalanması da aynı zihniyetin eseridir. Âdem’in coğrafyası -çok açık ve net söylüyorum- Rıha, halîlürrahmân coğrafyası ne üretir bilir misiniz? Ya Halil üretir ya İbrahim üretir ya İbrahim Halil üretir ya da Halil İbrahim üretir ama netice itibarıyla Nemrut’a karşı direnenleri üretir. İşte, bizim duruşumuz tam da budur; kimden gelirse gelsin Nemrudiliğe karşı çıkmak, itiraz etmek. Gücümüz belki bir karıncanın su taşıması gücüdür ama karşı çıkıyoruz, su döküyoruz bu ateşe ve bugün bu ateşi korlayanlar, bu ateşe yelpaze dökenler, hiç şüpheniz olmasın, Hitler de kütüphaneleri yakmıştı. Onlar tarih kitaplarında nasıl bir çirkin suratsa bu anlayış da tarih kitaplarında çirkin bir surat olmaya adaydır.

Değerli milletvekilleri, sadece bununla da sınırlı değil. Bakın, her defasında, bugün dahi, siyasal iktidar ve Hükûmet ve Hükûmet yetkilileri her fırsatta “milletin iradesi” der. Seni seçen millet ne kadar saygınsa Kürt’ü seçen millet de o kadar saygındır. Sana oy veren millet bu coğrafyanın ne kadar sahibiyse Kürt’e oy veren ve Kürt’ü seçip kendi belediye başkanı yapan millet de bu coğrafyanın o oranda sahibidir. Gültan Kışanak’ı -şahsında bütün belediye başkanlarını bir kez daha burada saygıyla, sevgiyle, hürmetle selamlıyorum- onu cezaevine koyan bir zihniyet milletin iradesine zerre kadar saygı duyan bir zihniyet olamaz. İstediğiniz bütçeyi oluşturun Sayın Bakan, istediğiniz bütçeyi oluşturun. Eğer savaş varsa gedikler aha böyle olur. O gedikleri kapatamazsınız, o delikleri kapatamazsınız. Yapılması gereken tek şey var: Bir an önce asimilasyondan vazgeçmek, kültürel soykırım politikalarından vazgeçmek, çatışma politikalarından vazgeçmek, kendinden olmayanı ötekileştiren, kendinden olmayanı zindana koyan anlayıştan vazgeçmek.

İki gün boyunca Manisa ilimizdeydim. Bir kez daha, Manisa’da bulunan, HDP’ye gönül vermiş, demokrasiye gönül vermiş, barışa gönül vermiş, kardeşliğe gönül vermiş tüm insanlarımızı buradan selamlıyorum. Sayın Başkan, siz de hukukçusunuz. İki yıl boyunca ha, iki yıl boyunca, tek bir suçu legal demokratik siyasetin il başkanı olduğu için tutuklanan veya yöneticisi olduğu için tutuklanan veya sandık müşahidi olduğu için tutuklanan ve iki yıl boyunca mahkeme huzuruna çıkarılmayan insanlarla karşılaştım ben. Gerekçe ne biliyor musunuz? Manisa’da HDP, milletvekili çıkarma aşamasına gelmiş. Ne yapıp edip bunun önünü kesmemiz lazım, ne yapıp edip HDP’yi terörize etmemiz lazım, HDP’yi kriminalize etmemiz lazım. İddianamede ne var biliyor musunuz? Bir düğüne gitmişler geline çeyrek altın takmışlar. İddianamede ne var biliyor musunuz? Birbiriyle telefonda konuşmuşlar, buluşalım, çay içelim, kahve içelim… Çay içmek ve kahve içmek bir kriminalize, bir örgütsel deyim hâline dönüştürülmüş. İddianame -tamı tamına ha- bir hukuk metni değil, faşist bir zihniyetin sadece ve sadece eseridir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – Sayın Başkan, sabrınız için teşekkür ediyorum.

Bir gün mutlaka bu ülkede özgürlük, eşitlik ve adalet hâkim olacaktır. Bu duyguyla sizleri selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Baydemir.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkanım, 60’a göre söz talep ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Muş, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir’in 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın ikinci tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve milletinin Parlamentosuna bir darbe girişiminde bulunulmuştur, doğru ama bu 15 Temmuzda girişilen bir darbe girişimiydi...

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – O onlarınki, bu da sizinki.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – ...ve milletin desteğiyle bu darbe girişimi geri püskürtülmüştür. “4 Kasım” diye bir darbe Türkiye Cumhuriyeti’nde olmamıştır, Parlamentoda böyle bir şey yoktur.

Şunu hatırlatmakta fayda görüyorum: Buraya gelen milletvekilleri, hepsi seçim bölgesinden seçilmek suretiyle geldiler, bu doğru bir şey. Dokunulmazlıklarla ilgili yargılamanın önünü açacak, fezlekelerle alakalı yargılamaların önünü açacak olan kararı da yine seçilmiş olarak buraya gelen bu milletvekilleri verdi. Milletvekillerinin böyle bir karar almasıyla beraber bir yargısal süreç işlemiştir.

Bakın, şunları unutmamak lazım: PKK’yla milleti tehdit edenler millet iradesinin arkasına sığınamazlar değerli milletvekilleri. Bu milletin Parlamentosunda PKK’yı, eli kanlı terör örgütünü, Türkiye’yi bölmeye çalışan bir terör örgütünü “Bizim eleştirme yetkimiz yok.” diyerek millet iradesinin arkasına kimse saklanamaz.

Ankara Kızılay’da anne karnındaki çocuğu dahi katleden bir teröristin cenazesine sırt vermeyi, millet iradesi arkasına saklanarak milletin iradesini kılıf olarak kullanmaya müsaade etmez kimse. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Muş, siz bir açıklama mı yapmak istemiştiniz?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, yerimden, 60’a göre söz istiyorum tabii ki.

BAŞKAN – Ama bunu söylemeden söze başladınız da bunu bir açıklığa kavuşturalım, o anlamda sordum.

Buyurun, tamamlayın sözünüzü.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bakın, çukurlar kazıp Türkiye Cumhuriyeti devletinin belli bölgelerinde egemenlik alanı kurmaya çalışan ve onlarca askerimizi, polisimizi şehit eden eli silahlı teröristlere sahip çıkılıyorken bu, millet iradesi adına yapılmıyordu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sırtında silahlarla, bakın, sırtında silahlarla karşılaşılan teröristleri kucaklayıp bağrına basıyorlarken bunlar millet iradesi adına yapılmıyordu. Dolayısıyla, burada ortaya çıkan bazı şeyler var ve bunların hepsi milletin gözü önünde cereyan etmiştir. Şimdi hukuk devrededir, hep beraber neticesini göreceğiz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Yıldırım...

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan, bir tomar saçma sapan olay sıralayarak “Bunu yapanlar milletin iradesini temsil edemezler.” diyerek, bir bütün olarak grubumuza açıktan sataşmada…

BAŞKAN – Ama, sizin grubun adını anmadı, lütfen.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Hayır, bizim hatibimizin konuşması üzerine söylüyor bunları Sayın Başkan.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Başkan, kime söylüyor bunları ya!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ben Sayın Yıldırım’la konuşuyorum.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Grubu anmamışmış.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Stenografları kastetmiş olabilir mi acaba!

BAŞKAN - O da düşüncelerini ifade edebilecek yeteneğe sahip. Sizin grubun adını anmadı, o yüzden.

Buyurun.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Bütün bunları, hem bize dönerek hem de hatibimiz Sayın Osman Baydemir’in konuşmasının üzerine söylüyor. Hiç burada, böyle, işi dolandırmadan, tümüyle bize dönük olarak söyledi. İç Tüzük 69’a göre sataşmadan söz istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Peki, kim konuşacak?

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Baydemir konuşacak.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Baydemir.

İki dakika…

Lütfen yeni bir sataşmaya neden olmayın.

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklaması sırasında şahsına ve Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben sayın grup başkan vekiline teşekkür ediyorum. Gerçekten de bu ülkede bir tane darbe değil birden fazla darbe yaşandı. Elbette ki bunlardan bir tanesi 15 Temmuz darbe girişimi, darbe kalkışmasıdır. Ama, bu 15 Temmuz darbe girişimi ve darbe kalkışmasını da bir fırsata dönüştürüp esas bu ülkeye darbeyi gerçekleştiren mevcut Hükûmetin ta kendisidir.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Kabul etmemiz mümkün değil.

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) - Ve bunlardan bir tanesi de 4 Kasım darbesidir.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Kabul etmemiz mümkün değil.

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) - Siz kabul etmezsiniz, elbette ki kabul etmezsiniz.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Allah’ın lütfu olarak görürsünüz.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Kabul edilmesi mümkün değil.

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) - Bu sizin düşüncenizdir.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – O da sizin düşüncenizdir.

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) - Bu da benim düşüncemdir.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Doğru, o da sizin düşüncenizdir.

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) - Ve biz düşüncelerimizi millete söyleriz.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Biz de söyleriz.

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) - Millet hangisini tercih ederse o, milletin bileceği bir iştir. İşte burada -eğer millete- milletin seçtiğini, senin gibi düşünmediği için, sana boyun eğmediği için, krala “Kral, sen çıplaksın.” dediği için, bir lideri alıp cezaevine koyuyorsan bunun adı “darbe”dir; ötesi bunun adı “diktatörlük”tür.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Osman Bey, siz çok iyi biliyorsunuz düşünceden dolayı olmadığını.

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) - Dünyanın hangi coğrafyasında bir siyasi partinin lideri fikrinden dolayı…

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Kimsenin düşüncesinden dolayı olmadığını çok iyi biliyorsunuz.

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) - “Seni Başkan yaptırmayacağız.” dediği için Selahattin Demirtaş şu anda cezaevinde.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Eğer diktatörlük olsaydı, burada siyaset yapamazdınız.

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) - Selahattin Demirtaş bunun için cezaevinde, Figen Yüksekdağ bunun için cezaevinde.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bunun için değil.

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) - Gültan Kışanak, Nurhayat Altun, tüm seçilmişler, Kürt seçilmişler bunun için cezaevinde.

Bakın, sayın hatip, ben bugün buradayım, yarın burada değilim.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Hepimiz öyleyiz.

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) - Bugün siz buradasınız, yarın burada olmayabilirsiniz.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Doğru.

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) - Ama, bizim bir rolümüz var, bir misyonumuz var. Ben Kürt halkının bir evladı olarak, kürdistandan gelen bir temsilci olarak benim şöyle bir rolüm var.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Neresi Osman Bey? Neresi kürdistan?

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – Kendime şöyle bir rol biçiyorum.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Osman Bey, neresi kürdistan? Neresi burası?

BAŞKAN – Sayın Baydemir…

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – Bu çatı Türk’ün ve Kürt’ün ortak çatısı olsun.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Neresi burası, neresi? Kürdistan neresi?

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – Bu çatı, herkesin ortak çatısı olsun.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Kürdistan neresi? Neresi Osman Bey?

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENC (Antalya) – Kürdistan neresi?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bir dakika…

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – Eğer siz Kürtleri dışlarsanız, eğer siz Kürtleri yok sayarsanız, eğer siz Kürtleri cezaevlerine koyarsanız nihayetinde 80 milyonun tamamı kaybetmiş olacaktır. Gelin, hiç kimsenin kaybetmeyeceği bir siyasal rejim oluşturalım.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

ŞAHAP KAVCIOĞLU (Bayburt) – Osman Bey, kürdistan diye bir şey yok.

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Israr ediyorsunuz, kürdistan diye bir yer yok.

BAŞKAN – Sayın Baydemir, teşekkür ederim.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, yerimden kısa bir…

BAŞKAN - Sayın Baydemir, kürdistan neresi? Sayın Baydemir, bir soru soruyorum size, lütfen cevaplar mısınız.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Evet, neresi Sayın Başkan?

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) – Saraya sorun, saraya.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Böyle bir yöntem yok Sayın Başkan.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Size cevap vermek zorunda değil.

BAŞKAN – Sayın Baydemir’le konuşuyorum, lütfen…

AHMET YILDIRIM (Muş) – Hayır, ben de Grup Başkan Vekiliyim Sayın Başkan.

OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, kürsüden açıklayayım mı? Açıklamak isterim kürsüden.

BAŞKAN – Yerinizden lütfen.

OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) – Aha şurası Sayın Başkan, aha şurası, kürdistan şurası.

ŞAHAP KAVCIOĞLU (Bayburt) – Onun için senin burada konuşmaya hakkın yok.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – 6-7 Ekimi söyle, niye tutuklandığını.

BAŞKAN – Siz burada kürdistanın vekili değilsiniz, siz burada Türkiye Cumhuriyeti’nin bir ili olan Şanlıurfa’nın Milletvekili olarak bulunuyorsunuz Sayın Baydemir. Lütfen bunu unutmadan bu kürsüye gelip konuşun bundan sonra. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Sayın Cumhurbaşkanı “kürdistan” dediğinde niye dönüp sormadınız Sayın Başkan? “Neresidir?” diye sorsaydınız Cumhurbaşkanına, size açıklardı.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, 60’a göre, pek kısa bir söz talebim var.

BAŞKAN – Açıklama mı yapacaksınız?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Evet, 60’a göre söz talep ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun, bir dakika…

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, bakın, şunu özellikle ifade etmek isterim: Burada, seçilen, gelen her milletvekili Türkiye Cumhuriyeti devleti sınırları içerisinden seçilip gelmiştir ve milletimizi temsil ederek buraya gelir, başka bir yerden gelmez. Bununla alakalı, herkesi buradan uyarıyorum, İç Tüzük’e uygun bir dil kullanmaya davet ediyorum.

AHMET YILDIRIM (Muş) – O sizin göreviniz değil, Sayın Başkanın görevidir, siz uyaramazsınız.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Ne adına uyarıyorsunuz? Ne adına uyarıyorsunuz, kim adına uyarıyorsunuz? Sen kimsin!

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Türkiye'nin idari yapılanması bellidir; şehirleri, bölgeleri kanunla, Anayasa’yla belirlenmiştir, bunun dışında tanımlama yapmak kimsenin hakkı ve haddi değildir. Herkes nizama, kanuna, İç Tüzük’e uygun hareket etmek zorundadır.

Bir diğeri, ben hiçbir kişinin, düşüncesinden dolayı, Türkiye'de hapsedildiğini, hapse girdiğini görmedim, böyle bir şeyi de kabul etmem mümkün değildir. Benim verdiğim örneklerde, Türkiye'de terörle mücadele ediliyorken yapılan faaliyetlerle ilgili başlatılan bir hukuki süreçten bahsettim.

Bir diğeri, sayın milletvekilleri, fazla heyecana gerek yok, şurada 2019’da seçim yapılacak; 2011’de yapıldı, 2015’te yapıldı. Dolayısıyla, Türkiye'de önceden her dört yılda bir, şimdi her beş yılda bir seçim yapılmakta. Diktatörlüğün olduğu yerde seçim olmaz, bu havari söylemleri de kimse yapamaz.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Nasıl olmaz? Diktatörlerin hangisinin ülkesinde seçim olmamıştır? Hangi diktatörün ülkesinde seçim olmamış? Seçim olmazmış, diktatör de yokmuş!

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, biraz önce söyledim, siz Şanlıurfa, Diyarbakır, Urfa; güneydoğu ve doğu illerinden herhangi birinin milletvekili olabilirsiniz.

OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) – İşte, orası kürdistan.

BAŞKAN – Siz ne kadar oranın milletvekiliyseniz ben İstanbul Milletvekili olarak da oranın milletvekiliyim.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Mersin) – Keşke olabilseydiniz, her şey başka türlü olurdu.

BAŞKAN – Siz de aynı şekilde, Trabzon’un, Amasya’nın, İzmir’in milletvekilisiniz. Türkiye'de “kürdistan” diye coğrafi ve siyasi bir tanımlama yoktur.

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) – Var Başkanım, var. Siz yasaklıyorsunuz.

BAŞKAN – Lütfen, bu kürsüden sözlerinize dikkat edin.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Cumhurbaşkanı kullandığında niye söylemediniz Sayın Başkan? Cumhurbaşkanı kullandığında farklı mı oluyor?

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti’nde böyle bir siyasi ve coğrafi yer yok. Kürsüden konuşmalarımızda lütfen dikkatli olalım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

GARO PAYLAN (İstanbul) – Tayyip Erdoğan’a söyleyin.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım, az önce yaptığınız uyarıyı eğer sayın milletvekili kürsüden ifade ettiyse sizi İç Tüzük’ün gereğini yapmaya davet ediyorum.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Kesinlikle Sayın Başkan. Böyle bir şey yok.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bakın, tutanakları inceleyin, eğer milletvekili sizin uyardığınız şekilde bir konuşma yaptıysa sizi İç Tüzük’ün gereğini yapmaya davet ediyorum.

BAŞKAN – Ben kendisine “Kürdistan neresi?” diye sorduğumda kendi yüreğini, kalbini gösterdi, sözlü bir açıklama yapmadı.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Bir dakika Sayın Elitaş.

Neyi kastettiğine ilişkin sözlü bir açıklamada bulunmadı. Ben şimdi tutanakları getirteceğim, tutanaklar geldiği zaman ilgili değerlendirmeyi yapacağım.

Buyurun Sayın Usta…

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan, madde 60’a göre yerimden söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun, bir dakika.

3.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ve bu konuşma nedeniyle İç Tüzük hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkanım, çok net bir şekilde, hatip, aslında “kürdistandan gelen bir milletvekili” diyerek bir idari bölgeyi işaret etmiştir, olmayan bir şeyi. Biliyorsunuz, İç Tüzük'ün 161’inci maddesine göre -“Görüşmeler sırasında” diye başlıyor, başını okumayayım- Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasında Anayasa’da düzenlenen idari yapısına aykırı tanımlamalar yapmak Meclisten geçici çıkarma cezasını gerektirir. Tutanakları inceleyin. Kendisinin daha sonra “Kalbimde.” demesinin, şuramda, buramda demesinin hiçbir anlamı, geçerliliği yoktur. Net bir şekilde “kürdistandan gelen bir millletvekili” demiştir. Bunun arkasını alamayız dolayısıyla burada İç Tüzük hükümlerinin mutlaka yerine getirilmesi gerekir. Bizim de Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak tutumumuz bu şekildedir. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Usta, o maddeleri biliyorum ama işlemimizi usulüne uygun yerine getirmek için tutanaklara bakmakta yarar görüyorum.

ERHAN USTA (Samsun) – Tamam, tutanakları inceleyelim.

BAŞKAN – Şimdi de Halkların Demokratik Partisi…

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan, İç Tüzük 60’a göre söz talebim var.

BAŞKAN – Şimdi kürsüye geliyorsunuz zaten.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Hayır, Sayın Usta’dan önce, bu konuyla alakalı... Konuşmamın bağlamı farklı.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, böyle şey mi olur? Kürsüde konuşması varsa konuşsun.

BAŞKAN – Sayın Yıldırım, şimdi kürsüye çağırıyorum sizi, lütfen.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan, bakın…

BAŞKAN – Burada söylediklerinizi kürsüde de söylersiniz, artı bir dakikanızı da orada veririm size.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Hayır Sayın Başkan…

BAŞKAN – Hem orada hem orada… Lütfen, usulüne uygun davranalım.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan, bakın, ben bir şey söyleyeceğim Sayın Başkan, tutanaklara geçmesi için bir şey söylemek istiyorum.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Muş Milletvekili Sayın Ahmet Yıldırım’ı kürsüye davet ediyorum.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan, bakın, ne olur, Genel Kurulu germeyelim.

BAŞKAN – Konuşma süreniz on beş dakika.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Hayır, ben çıkmayacağım, bakın…

BAŞKAN – Lütfen, siz geriyorsunuz. Bakın, şu anda kürsüye çağırıyorum sizi.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Muş’a iki defa söz verdiniz, Sayın Usta’ya söz verdiniz. Ben tartışmalarla alakalı, İç Tüzük 60’a göre hakkım olan sözü talep ediyorum, lütfen…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Efendim, öyle bir şey yok. Nerede bu hak var? Nerede yazıyor bu hak?

BAŞKAN – Buyurun, sizi davet ediyorum kürsüye.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Hayır, Sayın Başkan, ben orada başka bir şey konuşacağım. Sayın Başkan, ben orada RTÜK bütçesi üzerine…

BAŞKAN – Bakın, burada inatlaşma yapmayalım.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan, ben orada RTÜK ve Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü üzerine konuşacağım.

BAŞKAN – Lütfen, yeteri kadar bu konuyu tartıştık.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Burada yürüyegiden tartışmalarla ilgili sözüm var.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503)  (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

A) HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI (Devam)

1) Hazine Müsteşarlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hazine Müsteşarlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU (Devam)

1) Kişisel Verileri Koruma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

BAŞKAN – Söyleyeceğinizi burada söylersiniz, bir dakikalık konuşma hakkınızı ekleyeceğim, buyurun lütfen.

Süreniz on beş dakikaydı artı bir, on altı dakika yapacağım.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – On beş artı iki, değil mi?

BAŞKAN – Bir.

Buyurun Sayın Yıldırım.

HDP GRUBU ADINA AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan, öncelikle şunu söyleyeyim: Hangi partiden hangi hatip İç Tüzük’ün tanımladığı söz hakkını kullanmak isterse siz verseniz asla rahatsız olmayız, vermeseniz onların söz hakkını sonuna kadar savunuruz.

Benim söz talebim, az önceki söz talebim bir başka partinin hatibinin söz talebine karşı itiraz olarak algılanmasın, öncelikle bunu ifade etmek isterim.

Daha önce şu Genel Kurulda “kürdistan” sözcüğünün kullanılmasıyla ilgili yürüyegiden bir tomar tartışma var. Ben de naçizane, yirmi bir yıl boyunca coğrafya kürsüsünde akademisyenlik yapmış ve yer adları, coğrafya adları çalışmış bir arkadaşınız olarak söylüyorum. Şimdi, doğal olarak, Parlamentoda farklı grupların aklına… 2012 yılının kasım ayında, Diyarbakır’da, Kantar Kavşağı Meydanı’nda Sayın Erdoğan’ın, yapmış olduğu konuşmada sıklıkla kullandığı kürdistan mevzusuna girmeyeceğim.

CELAL ADAN (İstanbul) – Değişti o, değişti.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Kullanabilir. İkincisi: Ama o zaman ana muhalefet ve muhalefet partileri itiraz edince çıkıp kendi grup toplantısında “kürdistan” sözcüğünün neden kullanılması gerektiğini savunmuştur. Bakın, sadece “kürdistan”ı kullanmamış, neden kullanılması gerektiğini... Aynen coğrafyacıların ve akademisyenlerin daha etraflıca açtığı üzere, ne demiştir? Bunun sosyolojik, tarihsel ve coğrafik arka planını açıklamaya çalışmıştır. İsabet buyurmuştur.

Az önce Sayın Muş diyor ki: “Yasaların, Anayasa’nın tanımladığı bölgeler, iller, yerleşim birimleri vardır.” Amenna. Şimdi soruyorum: Bakın, Sayın İbrahim Aydemir arkadaşımız serhat bölgesi milletvekilidir. Yasada yeri yok. Veya bakın, şurada oturan, Trakya bölgesinden gelen milletvekili arkadaşlarımız var. Serhat bölgesi, Trakya bölgesi yasaca tanımlanmamıştır ama gücünü, bağlamını tarihten alır, sosyolojiden alır, coğrafyadan alır. Öyle, tarih, coğrafya, sosyoloji eğilip bükülecek, böyle kıytırık yasalarla, İç Tüzük maddeleriyle esnetilebilinecek şeyler değildir. İnsanların beyninde, belleğinde, yüreğinde, vicdanında, ahlakında yüz yıllar boyunca yerini edinmiştir. Bu anlamda “Trakya” gibi, “serhat” gibi, “lazistan” gibi, “Anadolu” gibi, “Rumeli” gibi, “kürdistan” gibi kavramları inkâr etmek bu ülkenin kadim tarihini inkâr etmektir. Bu halkların sarsılmaz bağlarının altına dinamit koymaktır. Bu ülkenin bir bölümünün tarihine, kültürüne, coğrafyasına, kent gerçekliğine, sosyal yaşamına saygı duyarken diğerini reddetmek anlamına gelir. Bunu, naçizane, yapıcı bir tavsiye olarak, bir rica olarak, bir arkadaşınızın, bu ülkenin kadim tarihine ve geleceğine baş koymuş, bir temennisi olarak algılayın ve bu yöntemden vazgeçin.

Biz “kürdistan” derken, asla ve kata, bu ülkeyi bölmek üzerine kurgulanmış bir söylem geliştirmek üzere kullanmıyoruz, bilakis bu ülkeyi birleştirecek, gücünü tarihten alacak bir yaklaşım olarak dile getiriyoruz.

Bir diğer yandan, bu ülkeyi bütünleyen, herkesi eşitleyen, kardeşlik bağlarını güçlendiren dil ve argüman mı esas alınacak, yoksa ötekileştiren, kamplaştıran, bölen, parçalayan ve duygusal kopuşa götüren bir dil ve söylem mi esas alınacak; burada kararını vermek zorundadır.

Bu, sadece bizim ile iktidar partisinin veya Başkanlık Divanının arasındaki bir süreci alabildiğine aşan bir gerçekliktir. Bu anlamda, ben, sadece şurada, gerçekten, kifayetimüzakere diyorum, konuyu…. Sizden de istirham ediyorum, bu ülkenin tarihine ve geçmişine ne olursunuz hep birlikte sahip çıkan, onu güçlendiren bir tavır takınalım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, daha önce dört yıla yakın bir süre Radyo Televizyon Üst Kurul üyeliği yapmış bir milletvekili olarak, RTÜK ve Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünün bütçesi üzerine söz almış bulunuyorum.

Medyanın, şimdi, yandaşlıktan artık havuzluğa ve çamurluğa evrildiği bir süreci yaşıyoruz. Yandaş medya vardı eskiden, bu biraz anlaşılabilinirdi, sineye çekilebilinirdi ama şimdi artık havuz medyası, çamur medyası gırla almış başını gidiyor. Tabii, medyadaki tek tipleşmenin ürünüdür çamur medyası olma hâli. Yine, bu medyada, sadece -az önce de tartışmamıza konu olan- bir milleti, onun dilini, onun kültürünü esas alıp sözüm ona “ulus devlet” formu altında diğer bütün bileşenleri eritmeye çalışan, asimilasyona tabi tutan bir sürecin ürünü olarak görülmektedir. Siz işe buradan başladığınız andan itibaren nefret söylemine yol açmış olursunuz, inançların, kültürlerin, dillerin, kimliklerin aşağılanmasına yol açmış olursunuz. Bugün Türkiye’deki ana akım medyaya hâkim olan dil budur. Aklınca bir dili, bir milleti yüceltmeye çalışırken onun kardeşi olan dilleri ve milletleri hakir gören, dıştalayan, nefret söylemi kullanan yayınlar, bu ülkenin maalesef birliği, bütünlüğü için utanç verici bir durumdur.

Ben o kurulda onurla, gururla Barış ve Demokrasi Partisi Grubu kontenjanından görev yaptım ama oradaki duruşumu her zaman ortaya koymaya çalıştım ve biliyoruz ki o üst kurul üzerinde ağır bir siyasi iktidar baskısı vardır. Bakın, gücünü Anayasa 133’ten alır RTÜK ve bağımsız idari otoritedir. Bağımsızlığı var mı RTÜK’ün? Şimdi RTÜK Başkanımız burada. Geçen yıl kapatılan 37 televizyon ile, onlarca radyonun kararının bir KHK’yla olması sizin anayasal bağlamdaki görevinize, yetkinize müdahale midir, değil midir? KHK’nın açılımı nedir arkadaşlar? Kanun hükmünde kararname. KHK’nın bir özelliği vardır; kanuna baskın gelebilir, Anayasa’ya baskın gelemez. Siz televizyonlara lisanslama yaparken gücünüzü Anayasa 133’ten alıyorsunuz. Anayasa 133’e göre kurulmuş olan RTÜK’ün, televizyonları yasal prosedüre göre lisanslarken kalkıp bir KHK’yla, kıytırık bir KHK’yla eğer gasbedilirse yetkisi, onun adı kanun hükmünde kararname değil, Anayasa hükmünde kararname olur. Anayasa’ya müdahale vardır, sizin anayasal kimliğiniz çiğnenmiştir.

Geçen yıl bu vakitler, RTÜK’ten sorumlu Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş ne diyordu bir resepsiyonda, şurada, kapatılan televizyonlarla ilgili soru sorulduğunda? “Efendim, yargıya gidebilirler.” Televizyonu kapatın, yargıya gidin... “Ben radyoları kapattım, yargıya gidin. Gazetecileri tutukladım, yargıya gidin. İnsanları işten attım, yargıya gidin ve sürgüne gönderdim, yargıya gidin.” Ya, Maden ailesi bu ülkenin, bu Parlamentonun utancıdır. Hüseyin Maden bir öğretmendi, eşi öğretmendi; 3 çocuğuyla birlikte Ege Denizi’nin ortasında eğer can verdiyse ve hâlâ bir kısmının cenazesi bulunmadıysa onun utancı şu Meclisin üzerindedir, siyasi iktidarın üzerindedir. Yargıya verelim. Ne olacak? Hüseyin Maden ailesinin, yargıya gittikten sonra, yaşamayan hiçbir ferdiyle birlikte adalet tecelli edebilir mi? Ne yargısı? Boğazına kadar siyasetin baskısı altına girmiş olan yargıdan söz ediyoruz biz burada.

Değerli arkadaşlar, bakın, AKP iktidarı şundan emin olabilir: Bu kadar, iktidara boyun eğen bir medya, yarın gün olup devran döndüğünde, onlara şak şak yapan medya ahlaksızca size de vurmaya başlayacak. Bugün sizi haksız yere öven, pohpohlayan, boyun eğen medya yarın size hayrı olmayan bir medyadır. Sizi bugün şak şaklayanlar yarın ahlaksızca vurmaya başlayacak. Buradan ne size ne bu ülkeye bir hayır gelmez. Bu kadar edilgenleşmiş, silikleşmiş, kendini kaybetmiş, paspas olmuş bir medya gerçekliğinin, bu kadar, 80 milyon insanın değer yargılarını aşağılarken iktidara da bir hayrı olmayacak. Ve “medya” dediğiniz şey, koltuk sevdalılarının, sermayedarların, iktidarların en fazla ele geçirmek istediği alan ve sektördür. Bakın, AKP iktidarı daha önce medyanın bu ülkede Hükûmet düşürdüğünü çok iyi biliyor ve bu nedenle, medya üzerindeki baskıcı, gasbedici, silikleştirici, tek tipleştirici politikalarını sürdürüyor. Şimdi, bu bir başarı mı? Değerli arkadaşlar, bu bir başarı değil. Medyanın tek tipleştirilmesi, havuzlaştırılması başarı değil, olsa olsa bir çürümüşlüktür. Medya çürümüştür. Halkın haber alma hakkı yoktur. Tek taraflı olarak iktidarı öven, muhalefeti hakir gören, aşağılayan bir medya objektif habercilik falan yapmıyordur. Bunun adı da iktidar açısından bir başarı değil, Pirus Zaferi olabilir ve bir çürümüşlüktür.

Değerli arkadaşlar, bakın, İMC TV, Van TV, Özgür Gün TV, Hayatın Sesi TV; bunlar kapatıldı. Hadi bunlar muhalifti, hadi bunlar solcuydu, hadi bunlar siyasi iktidarın sinir uçlarına dokunuyordu; peki, daha çok serhadde yaşayan, İstanbul’da yaşayan Şii Caferi yurttaşlarımızın kültürünü ve dinî inançlarını yayın politikası olarak sürdüren 14 TV ile Kanal 12’yi niye kapattınız ya? Bunların Gülen’le bir alakası var mıydı, olabilir mi? Şii Caferi yurttaşlarımızın televizyon kanallarını neden kapattınız? Onlar Gülen’in de hışmına uğramıştı ve Fetullahçıların da hedefindeydi bu kanallar, şimdi sizin de hedefinizde. Bu sebeple size onlarla ruh ikizi ve tersinden aynı yöntemi işleten noktadasınız diye söylüyoruz.

Bakın, Kürtler -Allah aşkına- ne yaptı ya, ne yaptı size? Bin yıllık kardeşliğin öyküsü; onların 1992 yılında, o OHAL cenderesinde, o faşizm koşullarında açmış olduğu Kürt enstitüsünü kapattınız siz ya. Ape Musa, Musa Anter’in, Süleyman İmamoğlu -sizin hemşehriniz Sayın Bakan, Batmanlı- Abdurrahman Dürre -benim hemşehrim, Muşlu- Feqi Hüseyin Sağnıç -Bitlisli- bunların o ak sakalları, ak saçlarıyla kurduğu, 1990’lı yıllarda yaşattığı, bugüne getirdiği Kürt enstitüsünü kapatmak utancı bu iktidara nasip oldu. Tek işi Kürt dili, kültürü ve edebiyatı üzerine çalışma yapmaktı. Bu mudur bin yıllık kardeşlik? Bu mudur yüz yıla yaklaşmış olan cumhuriyetin harcında hepimizin dedesinin kanının olması hâli?

Şimdi, Sayın Bakan, Batman’a “İluh” desek ne olur, Gercüş’e “Kercos” desek ne olur, Hisar köyüne “Hesar” desek ne olur, Kayapınar beldesine “Habezbeni” desek ne olur; bu ülke yıkılır mı, bu ülke bu kadar zayıf temellere mi sahip, ne olur yani? Bunlar sizin iliniz, ilçeniz, köyünüz, beldeniz Sayın Bakan; bunun mücadelesini verebilmeliyiz. Bu ülkenin bu topluma karşı bütün halkın aidiyet ve sahiplenme duygusunu artırmak için bunun mücadelesini verebilmeliyiz biz. Bu ülkenin yarınları böyle teminat altına alınır, yasakçılıkla teminat altına alınamaz. Bu ülkenin yarınları, kamplaştırarak, nefret söylemlerini körükleyerek teminat altına alınamaz.

Değerli arkadaşlar, bakın, TRT hepimizin vergisiyle ayakta duruyor ama bu ülkenin yarısının öfke duyduğu bir kanala, yayın kuruluşuna dönüşmüştür TRT. Ben kendi adıma vergilerimi helal etmiyorum TRT’ye; kendimi görmüyorum, ailemi görmüyorum, çevremi görmüyorum. Şimdi RTÜK Başkanımız burada, TRT’nin RTÜK Yasası’nın 8’inci maddesinin 1’inci fıkrasının (k) bendiyle bir ilgisi var mı? Nedir? Bütün siyasi partilere ve demokratik gruplara eşit mesafede yayın yapmak zorundadır. Ana muhalefet var mı içinde? Beş saat HDP’yi tartışıyorlar, HDP’li hiç kimse olmaz mı üç yıl boyunca? Utanç verici bir şeydir. Bu sebeple bizim vergilerimiz onlara helal değildir. TRT nedir biliyor musunuz? Pravda’dır, Pravda. Sovyetler Birliği Komünist Partisinin resmî yayın organı: Pravda.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Bir de vergi topluyorlar.

ALİ HAYDAR HAKVERDİ (Ankara) – Vergilerimiz haram olsun.

NİHAT YEŞİL (Ankara) – Biz de helal etmiyoruz.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Tabii, biz bugün artık yayın politikası itibarıyla o Pravda’ya “palavra” da diyebiliriz.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Palavra.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Tam bir palavra yayın kuruluşu işte.

NİHAT YEŞİL (Ankara) – Vergilerimizi helal etmiyoruz, haram olsun.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Değerli arkadaşlar, söylenebilecek çok şey var ama ben özellikle, sadece yayın kuruluşlarından, yazılı yayın açısından da söyleyeyim, kitapların yasaklandığı, sarı basın kartlarının iptal edildiği… Ya, siz şimdi Hasan Cemal’in sarı basın kartını iptal etseniz ne olur, gazeteciliğini elinden mi aldınız? Beynini mi söktünüz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Mersin) – Artı bir buçuk…

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) – İki dakika…

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Bir dakika…

BAŞKAN – Bir dakika verdim, on altı dakikadır konuşuyorsunuz Sayın Yıldırım.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Mersin) – Biz onun farkında değiliz.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – On beş dakika Başkanım.

BAŞKAN – Artı bir dakika da verdim, on altı dakika.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Biz fark etmedik Başkan, vermediniz.

BAŞKAN – Yalan söylüyorum!

Tamamlayın lütfen.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Toparlayacağım Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Şimdi, öyle kolay mı yahu? Ancak iktidar yandaşı olan gazeteciler bir kartla kendini gazeteci, yazar yapabilirler. Muhaliflerin, yüreği toplumla birlikte atanların o pespaye karta ihtiyacı yoktur. Size olsun o sarı basın kartı, siz gerçekleri o kartı iptal ederek ortadan kaldıramazsınız.

Yayın dünyasına gelmişken, Fehim Taştekin’in Rojava kitabı yasaklanmadan önce belli dava dosyalarında suç unsuru olarak görüldü. Daha sonra bir başka savcı da “Bu yandaki savcı bunu suç olarak görmüşse ben de yasaklayayım.” dedi.

Kitap demişken bir başka kitapla kapatmak istiyorum: Son dönemlerde en çok satan kitaplar listesinde yer alan ve Sevgili Eş Başkanımız Sayın Selahattin Demirtaş’ın edebiyat kitabı Seher yüz binlerce sattı. Binlerce kişi fuarlara akın etti ama bu gerçekliği ortadan kaldıramadınız.

Yasakçılığın da sınırının bir yere kadar olduğunu ifade ederek bütün Genel Kurulu ve halkımızı saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yıldırım.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına son olarak Şırnak Milletvekili Sayın Aycan İrmez konuşacak.

Buyurun Sayın İrmez. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

HDP GRUBU ADINA AYCAN İRMEZ (Şırnak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grubum adına söz almışken buradan, dört yüz beş gün önce, 4 Kasım 2016 tarihinde hukuksuz ve planlı, siyasi bir operasyonla Eş Genel Başkanlarımız Sayın Selahattin Demirtaş, Sayın Figen Yüksekdağ ve milletvekili arkadaşlarımız bir darbenin sonucu olarak gözaltına alındı ve ne yazık ki hâlen tutuklu olarak cezaevindeler.

Milletvekillerimiz hâlâ hukuksuz ve adaletsiz bir şekilde cezaevindedir. Eş genel başkanlarımızın ve vekillerimizin seçildikleri irade adına bugün burada bütçe hakkında söz söyleme hakları varken AKP ve ittifakları tarafından ne yazık ki bu hakları gasbedilmiş durumdadır.

Değerli milletvekilleri, OHAL uygulamalarının hüküm sürdüğü, iktidarın yolsuzluk belgelerinin havada uçuştuğu, Türkiye'nin çeşitli yerlerindeki cezaevlerinden ağır hak ihlalleri haberlerinin geldiği, milyonlarca yurttaşın iradesi olan milletvekillerinin, parti başkanlarının, yöneticilerinin ve belediye başkanlarının rehin alındığı, vekili olduğum Şırnak ili başta olmak üzere şehirlerin ve ilçelerin haritalardan silindiği bir zamanda ve yerde merkezî yönetim bütçesi üzerine konuşuyoruz. Böyle bir ortamda hazırlanan bütçenin yoksulu, emeği, kadını, doğayı görmeyen, demokratikleşmeyi önemsemeyen bir bütçe anlayışıyla hazırlandığını sanırım söylememize gerek dahi yoktur. Bu bütçe hakçı bir bütçe olmaktan ziyade adaletsiz ve vicdandan yoksun bir bütçedir.

Değerli milletvekilleri, Kişisel Verileri Koruma Kurumu bütçesi hakkında söz almış bulunuyorum. “Kişisel veri” kavramı dünyada kabul gören, tanımının yapıldığı birçok metinde “Kim olduğu belli ve belirlenen bir gerçek kişiye ait tüm bilgiler.” olarak ifade edilmektedir. Kişisel veriler özel hayatın temel bileşeni olmaları itibarıyla Anayasa’nın 20’nci maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8’inci maddesinde ve Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin “Mahremiyet Hakkı” başlıklı 17’nci maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliği ilkesinin mutlak koruması altındadır. Kişisel verilerin sahibi bizzat gerçek kişilerdir. Neyin paylaşılıp neyin gizli kalacağına kişiler karar vermelidir.

Geçen yıl yürürlüğe giren Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kişisel verilerin korunması hususunda kimi pozitif hükümler içermekle beraber asıl veri tekeline sahip olan, bütün yurttaşları âdeta fişleyen devletin istihbari ve güvenlik aygıtlarını istisna kapsamına almıştır. Bu kanuna göre Jandarma, MİT, MASAK, Emniyet gibi kurumların faaliyetleri istisna kapsamına alınmıştır.

Bakın değerli Parlamento üyeleri, kanunun 28’inci maddesinin (1)’nci fıkrasında; kişisel verilerin millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini veya ekonomik güvenliği sağlamaya yönelik olarak kanuna göre ve yetki verilmiş kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülen önleyici, koruyucu ve istihbari faaliyetler kapsamında işlenmesi durumunda tam istisnai kapsamda olacağı yönünde bir hüküm bulunmaktadır. Bu fıkraya dayanarak bütün yurttaşların fişlenmesi âdeta meşrulaştırılmıştır.

Değerli milletvekilleri, söz konusu kurumun kurulmasında ve 6698 sayılı Kanun’un çıkarılmasında iki temel boyut bulunmaktadır. İlki ekonomik boyut. Bildiğiniz gibi, sermayenin kâr hırsı, daha çok para kazanma arzusu tarihseldir. Özellikle içinde bulunduğumuz dijital çağda veri ekonomisi oldukça önemli bir muhtevaya sahiptir. Kişilere ait veriler artık neredeyse petrolden bile daha değerli hâle gelmiş bulunmaktadır. Özel sektörler mal ve hizmet sunumundan daha fazla kâr elde etmek için sürekli kişilere ait verileri kişilerin rızası dışında depolamaktaydı, bu durum hâlen de devam etmektedir. Sermayenin bu veri istifçiliği sonucunda kişilerin en kıymetli ve mahrem verileri hoyratça etrafa saçılmaktadır. Bunun sonucunda kişilerin özel hayatı deşifre edilmekte, temel hak ve özgürlükleri de çiğnenmektedir.

Bu kurum ile veri ekonomisinin belli bir nizam içinde sürdürülebilmesi için bir regülasyona gidilmiştir. Özel sektör artık kişisel verileri işlerken kişilerden açık rızayı almak ve aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmek zorundadır. Gerçek kişilerin sermaye verilerini rahatça verebilmesi için bir güven ilişkisinin tesis edilmesi gerekiyordu çünkü artık insanlar verilerini paylaşmaktan korkar hâle geldi. Kanun koyucular, esasında sermayenin işini daha iyi görmesi, veri ekonomisinin sürdürülebilmesi için bu kurumu kurdu diyebiliriz.

Değerli milletvekilleri, söz konusu kurumun kurulmasındaki ikinci temel husus ise siyasi boyuttur. Yürütülen müzakereler çerçevesinde Avrupa Birliği ilerleme raporlarında yıllardır Kişisel Verilerin Korunması Kanunu çıkarılması, bu kanuna dayanılarak bir kurumun oluşturulması talep edilmekteydi. Yürütülen müzakerelere binaen çıkarılan bu kanunda en büyük veri tekeline sahip olan devletin bütün güvenlik aygıtları istisna kapsamına alınmıştır, tıpkı sermayenin kâr hırsı gibi devlet de sürekli yurttaşları bir kontrol çemberinin içerisine hapsetmek istemektedir. Kişisel verileri iktidarlar kendi siyasal amaçlarını gerçekleştirmek ya da kendi politik çıkarlarını korumak için kullanmaktadırlar. Devletlere ait bilgi, devlet sırrı, millî güvenlik gibi sınırlarını belirlemenin zor olduğu kavramlarla sıkı sıkıya korunurken bireye ait kişisel bilgi ve veriler konusunda yeterli korumanın sağlandığından söz etmek çoğunlukla mümkün olmamaktadır. Bireye ait verileri çoğu kez elinde bulunduran ya da kamusal hizmetten yararlanmada bu bilgileri sunmayı ön koşul olarak bireyden talep eden devlet, bireye ait bireysel verileri işlemekte, depolamakta, ilgisiz kişi ya da kurumlarca paylaşmakta, bireyi salt kendine ait veriler konusunda pasif konuma itmektedir. Özellikle sermayenin daha fazla para kazanmasına yarayabilecek sağlık, sigorta, bankacılık, eğitim ve benzeri alanlardaki bilgiler daha da kıymetli hâle gelmekte, kişisel veriler, alınıp satılan bir süje hâline dönüştürülmektedir. Sermayenin kâr hırsı ve iktidarın sınırsız güç ve yurttaşları tahakküm etme arzusuna karşı herhangi bir yerden talimat almayan bağımsız kurumlar, yurttaş-sermaye ve yurttaş-iktidar ilişkisini biraz da olsa bir dengeye kavuşturabilir.

Peki, bu kanun çerçevesinde kurulan Kişisel Verileri Koruma Kurumu bağımsız bir yapıya sahip mi? Ne yazık ki hayır. Çünkü, üyeler iktidarın çoğunluk yapısına göre teşkil edilmiş durumda. TBMM’den 5 üye seçimle belirleniyor; Cumhurbaşkanlığı ve Bakanlar Kurulu da 2’şer üye atıyor; Anayasa değişikliğiyle Bakanlar Kurulunun 2 üyesi de artık aynı zamanda AKP’nin de Genel Başkanı olan Cumhurbaşkanı tarafından atanmış olacak. Ayrıca kanunun 19’uncu madde (2)’nci fıkrasında “Kurum Başbakanlıkla ilişkilidir.” denilmektedir. Türkiye idare kanununda, maalesef, bu “ilişkili olma” tabiri fiiliyattan bağımlı bir ilişki hâline dönüşmektedir. Bunun yanında, kanuna konulan istisnai maddelerle devletin sorgusuz sualsiz bütün mahrem bilgilerimizi işleyebileceği hükme bağlanmıştır.

Kişisel verilerin korunması, bireyin verilerinin en büyük veri tekeline sahip olan devlet başta olmak üzere bütün kişi ve kurumlara karşı korunması amacını taşımalıdır. Bu bakımdan, her iki farklı alanları ve eylemleri ifade etmek suretiyle MİT, Jandarma, Emniyet, MASAK hemen hemen bütün kurumların ve eylemlerin veri koruma mevzuatından istisna tutulması, Veri Koruma Kanunu’nu güçlendirmez zayıflatır. Devletin üstün çıkarlarından ziyade insanın, yurttaşın üstün çıkarlarının temel kriterimiz olması gerektiğini düşünmekteyim. Devletin kutsandığı, insanın ikinci plana itildiği bütün yaklaşımlar çözüm değil sorun üretmektedir. Dolayısıyla, son yıllarda sıkça tartışılan bir kavram olan güvenliğin insanileştirilmesi meselesi çerçevesinde yaklaşmamız gerekir.

Değerli arkadaşlar, Kişisel Verileri Koruma Kurumunun bağımsız olabilmesi için kanunda da belirtildiği üzere, kurumun gerçek anlamda idari ve mali açıdan özerk olması sağlanmalı ve kurul üyelerinin partilere göre dağılımında hakkaniyet ilkesi esas alınmalıdır.

Yıllardır temel hak ve özgürlükler alanında mücadele veren sivil toplum örgütleri ile kurum arasında güçlü bir koordinasyon sağlanmalı ve kurumun bağımlı değil bağımsız olabilmesi için kendi kaynaklarını yaratabileceği bütçeye sahip olması gerektiğini belirterek sözlerimi bitiriyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın İrmez.

Böylelikle Halkların Demokratik Partisi Grubu adına yapılan konuşmaları bitirmiş olduk.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, yerimden pek kısa bir söz talep ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

Yerinizden bir dakika...

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

4.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Filistin’in başkentinin Doğu Kudüs olduğu ve büyükelçiliklerin orada açılmasıyla ilgili bir tavsiye kararının İstanbul’da yapılmakta olan İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısına iletilmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisinden alınmasını Cumhuriyet Halk Partisi Merkez Yönetim Kurulunun talimatıyla Meclise teklif ettiklerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bilindiği gibi dönem sözcülüğünü de yürüttüğümüz İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi bugün İstanbul’da yapılmaktadır. Geçtiğimiz günlerde, Birleşmiş Milletlerin kararlarına aykırı bir şekilde, Amerika Birleşik Devletleri, Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyacağını ve Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyacağını ifade etmiştir. Kendi çabası ve gayretiyle Birleşmiş Milletler kararına aykırı şekilde bir fiilî durum yaratıp bunu dünyaya dayatmaya çalışmaktadır. Burada, Türkiye Büyük Millet Meclisini, sürmekte olan Merkez Yönetim Kurulumuz toplantısından partimizin görüşü olarak bana iletilen bir çağrıyla selamlamak istiyoruz ve önerimiz şudur: Bugün yapılmakta olan İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısına güç vermek ve öneride bulunmak üzere, Amerika’nın İsrail üzerinde Büyükelçiliğini Kudüs’e taşımasına karşı, Filistin’in başkentinin Doğu Kudüs olduğu ve büyükelçiliklerin orada açılmasıyla ilgili bir tavsiye kararının İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısına -zirvesine- iletilmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisinden alınmasını Cumhuriyet Halk Partisi Merkez Yönetim Kurulunun grubumuza talimatıyla Meclise teklif ediyoruz.

Teşekkür ederim efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Bence de yerinde bir teklif.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503)  (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

A) HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI (Devam)

1) Hazine Müsteşarlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hazine Müsteşarlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU (Devam)

1) Kişisel Verileri Koruma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

BAŞKAN – Şimdi Adalet ve Kalkınma Partisi grup üyeleri konuşacak.

Yalnız, hem bu konuyu görüşmek için hem de biraz önceki tartışma konusuyla ilgili olarak yemek arasını da birleştirerek bir otuz dakika ara verelim. Konularımızı görüşelim, daha sonra da devam ederiz.

Otuz dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 12.45

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 13.40

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Barış KARADENİZ (Sinop), Sema KIRCI (Balıkesir)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 36’ncı Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

VI.- DİSİPLİN CEZASI İŞLEMLERİ

1.- Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir’e, sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadeleri nedeniyle İç Tüzük’ün 163’üncü maddesi uyarınca iki birleşim için Meclisten geçici çıkarma cezası verilmesi

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Osman Baydemir’in oturumda sarf etmiş olduğu sözler ki şurada, okumak istiyorum sizlere tutanaklardan: “Ben Kürt halkının bir evladı olarak, kürdistandan gelen bir temsilci olarak benim şöyle bir rolüm var.” şeklindedir.

Bu sözler, İç Tüzük’ün 161’inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi kapsamında olduğundan, Meclisten geçici olarak çıkarmayı gerektirmektedir. Bu nedenle, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Osman Baydemir’in Meclisten geçici olarak çıkarılmasını Genel Kurula teklif edeceğim. Yalnız, bu konuda izah yapmak isteyen sayın milletvekili veya kendisi var mı?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Yok Sayın Başkanım.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Yok Sayın Başkan.

BAŞKAN – Geliyor olduklarını bana beyan ettiler de o yüzden.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, zaten bu uygulamayı yaptığınız takdirde, sonraki 163’üncü madde…

BAŞKAN – Yok, hayır, önce bir izah yapıyoruz, ondan sonra işleme başlıyoruz Sayın Elitaş. O sizin söylediğiniz, savunma veya af.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Efendim, siz zaten…

BAŞKAN – Evet, şu anda kimse yok.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir beş dakika ara vereyim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, müsaade eder misiniz?

BAŞKAN – Buyurun.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – 161’inci maddede… Siz, bu az önce okuduğunuz eylemin İç Tüzük’ün 161’inci maddesine aykırı olduğunu ifade ettiniz.

BAŞKAN – Evet.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Aykırı olduğunu ifade ettiğiniz eylemi işleme sunmak zorundasınız.

BAŞKAN – Evet.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Şimdi, buna göre işlem yaptıktan sonra, 163’üncü maddeye göre milletvekili eğer kürsüden açıkça af dilerse o zaman 163’ü uygulayacaksınız.

BAŞKAN – Sayın Elitaş, evet, öyle ama şu anda işleme başladım. Eğer Sayın Baydemir…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Müsaade eder misiniz, usul hakkında bilgi vermek istiyorum.

Sayın Baydemir izah edip izahında bir af dileme şeklinde bir şey olursa işleme girmeyeceğim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Özür dileyerek söylüyorum…

BAŞKAN – Yoksa işleme gireceğim, devam edeceğim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Müsaade eder misiniz, bakın, İç Tüzük’ün 161’inci maddesi açık ve net.

BAŞKAN – Evet.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Siz İç Tüzük’ün 161’ine aykırı olduğunu ifade ettiniz.

BAŞKAN – Ettim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – O zaman işlemi uygulamanız gerekir.

BAŞKAN – Başlamak zorundayım ama tekrar ediyorum, usule göre bir izahat bekliyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Usule uygun değil.

BAŞKAN – Eğer yoksa işleme devam edeceğim, yoksa işlemden kaldıracağım Sayın Elitaş. Şu anda da…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Efendim?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Efendim, siz bunun İç Tüzük’ün 161’ine aykırı olduğunu kabul ediyor musunuz?

BAŞKAN – Öyle, tespitim öyle.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – O zaman buna, 161’i uygulamanız gerekir.

BAŞKAN – 161’i uygulayacağım Sayın Elitaş. Bir izahat için bir konuşmak istediler. Onu bir dinleyeyim, ona göre işleme devam edeceğim.

İzah etmek isteyen bir milletvekili arkadaşınız var mı Sayın Yıldırım?

AHMET YILDIRIM (Muş) – Var, var.

BAŞKAN – Kim edecek?

AHMET YILDIRIM (Muş) – Mithat Sancar.

BAŞKAN – Buyurun Mithat Bey, sizi dinliyorum.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Bu neyin acelesidir ya? Ceza vermek için acele etmenize gerek yok.

BAŞKAN – Özür dilerim, Meclis çalışıyor, sizi bekleyemeyeceğim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Allah Allah, biz de halk temsilcisiyiz.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Sancar, sizi dinliyorum.

İki dakika…

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) – Sıralara bak, nasıl çalışıyor belli.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Meclis nasıl çalışıyor Başkan?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Açıldı…

BAŞKAN – Buyurun.

MİTHAT SANCAR (Mardin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

İç Tüzük’ün 161’inci maddesi Komisyonda ve Genel Kurulda tartışılırken ısrarla bir soru sorduk: “Burada ‘kürdistan’ kelimesinin kullanımını her türlü yasaklayan bir amaç mı söz konusu?” diye. Üstelik, Sayın Elitaş’ın da aralarında bulunduğu Komisyon Başkanı, başkan yardımcıları ve AKP’nin başka yetkilileriyle de toplantılar yaptık. İç Tüzük değişikliğiyle ilgili bu konu alt komisyonunda da tartışıldı, orada da bizim itirazlarımız üzerine AKP’li üyeler de rahatsızlıklarını dile getirdiler ve kayda geçirdiler. Alt komisyon tutanakları incelenebilir. Bunun üzerine, böyle muğlak ve genel bir ifadenin çok sakıncalı olabileceği kanaatine varıldı ve daha sonra MHP temsilcisi, alt komisyon toplantısından çıkıp bir yerlere gitti, görüşmeler yapıldı, değişiklik önerisi alt komisyona geldi. İlk şeklinden sonra yapılan değişikliğin amacı, AKP’li üyelere göre “kürdistan” kelimesinin her türlü kullanımını yasaklamaya müsait bir düzenlemeyi önlemekti. Çünkü biz açıkça söyledik, örnekler vermeye gerek yok Sayın Başkan.

Buradan, şimdiki Sayın Cumhurbaşkanı -daha önceki Başbakan- sayısız AKP milletvekili bu kürsüde ve dışarıda “kürdistan” kelimesini açık ve net kullanmışlardır. Tekrar sorduk, genel bir yasak amacı varsa ırkçılıktır, inkârcılıktır. Birçok AKP milletvekili bizzat geldi, bizlerle görüştü “Zinhar böyle bir düzenleme bizim kalbimizde onay bulmaz.” dedi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MİTHAT SANCAR (Mardin) – Sayın Başkanım, izin verirseniz…

BAŞKAN – Bir dakika içinde tamamlayın lütfen Sayın Sancar.

MİTHAT SANCAR (Mardin) – Teşekkürler.

Sayın Başkan, bir izin verin açıklayalım çünkü ilk defa uygulanacak bu ve tarihe çok önemli bir kayıt olarak düşecek.

Sayın Elitaş’ın ısrarlı talebi ve sizin onayınızla eğer bugün Sayın Baydemir’in konuşmasına ceza verilirse komisyon, alt komisyon ve Genel Kurulda AKP’li üyelerin yaptıkları açıklamaların tamamen samimiyetten yoksun olduğu tescil edilecek ve bu Meclis “kürdistan” kelimesinin herhangi bir kullanımına ceza uygulayan bir Meclis olarak tarihe geçecektir. Yarın bundan, bu karardan hepimiz -biz değil ama- buna onay veren herkes utanç duyacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MİTHAT SANCAR (Mardin) - Son bir dakika lütfen.

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen, son bir dakikayı veriyorum.

MİTHAT SANCAR (Mardin) – Tamamlıyorum.

Nasıl daha önce inkârcılık ve ırkçılık içeren uygulamalara burada, bu Mecliste son yıllarda tepki geldiyse “İnkârcılığı ve ırkçılığı tarihe gömdük.” diye övünçle şu kürsüden konuşmalar yaparken AKP temsilcileri, şimdi “kürdistan” kelimesini kullandı diye çeşitli siyasi hesaplarla eğer ceza verilecek olursa bu utanç, buna bugün onay verenlerindir, bu kararı talep edenlerindir, bu kararı verenlerindir.

Ben bu takdiri yüce Meclisin tekrar vicdanına bırakıyorum ve halkların şaşmaz vicdanının, nihai karar mercisi olduğunu tekrar hatırlatıyorum.

Teşekkürler efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Sancar, bu kürsüden “kürdistan” kelimesi kullanılmış olabilir ama bu konuşmada, biraz önce yapılan konuşmada sayın konuşmacı açık ve net bir şekilde “Ben kürdistan vekiliyim, temsilcisiyim.” dedi.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Hayır Başkan, hayır, hayır Sayın Başkan.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Hayır, demedi, öyle demedi.

BAŞKAN – Evet, tutanak öyle, lütfen…

AHMET YILDIRIM (Muş) – Hayır, Sayın Başkan.

BAŞKAN – Beraber okuduk tutanağı Sayın Yıldırım.

GARO PAYLAN (İstanbul) – “Kürdistandan gelen…” dedi.

AHMET YILDIRIM (Muş) – “Kürdistan bölgesinden gelen bir vekilim.” dedi.

OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bu nedenle, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Osman Baydemir’e İç Tüzük’ün 163’üncü maddesi uyarınca Meclisten geçici olarak iki birleşim çıkarma cezası verilmesini teklif edeceğim.

Sayın Baydemir, savunma yapabilir veya bir başka arkadaşına savunma hakkını kullandırabilir.

Sayın Baydemir, savunma yapacak mısınız?

Buyurun, on dakika. (HDP sıralarından alkışlar)

MİTHAT SANCAR (Mardin) – Süre sınırı yok.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Süre sınırı yok efendim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

MİTHAT SANCAR (Mardin) – Süre sınırı yok Sayın Başkan.

GARO PAYLAN (İstanbul) – İç Tüzük’e göre süre sınırı yok, İç Tüzük’ü uygulayın.

BAŞKAN – Şu anda İç Tüzük’ü uyguluyorum.

Buyurun.

OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; yüksek müsaadenizle, bu tartışma alanına dair bugün sizlere olan hitabım bir savunma değil, yüreğimden bizi izleyenlerin, milyonların yüreğine bir hitaptır. Rabb’ime binlerce kez şükürler olsun ki Osman Baydemir kulu, bütün hayatı boyunca zulüm kimden gelirse gelsin ve yanlış kimden gelirse gelsin sırtını bir tek Hakk’a dayayarak haklının, mazlumun yanında olmanın arayışı ve gayreti içerisinde oldu.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; müsaadeniz olursa ve yasal hakkım da olan süre sınırının olmadığını sizler de biliyorsunuz ama ben yine makul bir süre içerisinde, makul bir zaman dilimi içerisinde meramımı…

BAŞKAN – On dakika olarak belirledim, teamülümüz budur.

GARO PAYLAN (İstanbul) – İç Tüzük’te öyle bir şey yok.

BAŞKAN - Buyurun.

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) - …sizlerle paylaşmaya, daha doğrusu, hâlen ama hâlen bütün bu olup bitenlere rağmen, bütün bu yıkımlara rağmen, bütün gözyaşlarına, kana rağmen, hâlen kardeşliğine inandığım Türk halkının kalbine, vicdanına ve aklına hitap etmeye çalışacağım, Kürt halkının bir evladı olarak, Kürt halkının eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesinin karınca kararınca bir neferi olarak.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bakın, mesele, hadise, benim açımdan gerek on yıllık insan hakları mücadelesi içerisinde bulunduğum zemin açısından ve gerekse on yıl boyunca, kadim şehir olan Diyarbakır şehrine hizmet pratiği açısından ve özellikle ama özellikle de Parlamentoya, Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmem açısından benim için bir hayat felsefesi var, bir neden var. Rabb’im bana nasip etti, hiçbir zaman gizli bir ajandam olmadı, bundan sonra da gizli bir ajandam olmayacak. Doğruyu, hakikati, masaya koymazsak hiçbir sorunumuzu çözemeyiz biz. Bundan yüz yıllar önce “Dünya yuvarlaktır.” dediği için insanlar yargılandılar. “Hayır, ne münasebet, dünya tepsidir.” dediler.

Sayın Başkan, kürdistana “kürdistan” demek suç değildir, kürdistana “kürdistan” demek suç olmamalıdır. Kürdistana “kürdistan” denildiği için bunu suç kategorisine koyarsa bu Meclis, bu Parlamento…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Türkiye'de kürdistan yok Sayın Başkan.

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, savunma yapıyor, lütfen.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, Türkiye'de “kürdistan” diye bir yek yoktur.

MİTHAT SANCAR (Mardin) – Ya, izin verirseniz Cumhurbaşkanının söylediği… Yapma Elitaş.

BAŞKAN – Sayın milletvekili savunmasını yapsın, siz sataşmadan söz alır cevap verirsiniz, lütfen.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, hâlâ İç Tüzük'e aykırı bir işlem yapıyor.

BAŞKAN – Biliyorum, farkındayım.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Hayır, Sayın Başkan.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Savunma yapıyor ya. Bu ne tahammülsüzlük!

BAŞKAN – Buyurun.

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – 1991 yılında…

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan, lütfen müdahale edin.

BAŞKAN – Sayın Yıldırım, ettim müdahale.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) - Başkan, kürsüye müdahale edin.

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – 1991 yılında sizin lideriniz Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın hazırlamış olduğu raporu okuyun, o rapora bir göz atın.

ABDULKADİR AKGÜL (Yozgat) – Ne demiş?

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) - Sizin lideriniz, lider olarak gördüğünüz Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yapmış olduğu o raporda “kürdistan” ibaresi ne anlama geliyor, onu hep beraber göreceksiniz sayın hatip. Bugün bu Parlamentonun, iki yıllık savaş, iki yıllık çatışmadan kaynaklı bugünkü tartışma tüm siyasi partiler ve gruplar açısından nereye savrulduğunun da bir göstergesidir.

Ben bir kez daha söylüyorum: Osman Baydemir olarak Türkiye coğrafyasının…

BENNUR KARABURUN (Bursa) - İçinde kürdistan yok.

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) - …bütünlük içerisinde tüm parçalarının özgür ismiyle, diliyle, kültürüyle varlığını sürdürebilmesi bekanın yegâne teminatıdır. Dolayısıyla kürdistan, bütünlüğün bir parçasıdır. Tekrar söylüyorum, altını çizerek söylüyorum: Kürdistan, bütünün bir parçasıdır ve o bütünün parçasının ilelebet ayrılmaması için adalete ihtiyacımız var, eşitliğe ihtiyacımız var, birbirimizi duymaya, birbirimizi anlamaya ihtiyacımız var sayın grup başkan vekili.

Ben bugün hakka ve hakikate aykırı bir beyanda bulunursam başımı yastığa vurduğumda Hakk’a hesap veremem. Evet, ben Kürt’üm, Kürt halkının bir evladıyım ve kürdistanlıyım. Bunu inkâr edemem, inkâr etmedim, Rabbi’m bana inkâr etmeyi nasip etmesin.

BENNUR KARABURUN (Bursa) – Türkiye Cumhuriyeti’nin içinde kürdistan yok.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Kürdistan neresi? Neresi kürdistan, onu söyle.

HÜDA KAYA (İstanbul) - Tarih oku tarih, görürsün.

MİTHAT SANCAR (Mardin) – Tarih oku.

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – Ama ben bunu bir kez daha söylüyorum, bir kez daha söylüyorum.

MİTHAT SANCAR (Mardin) – Birinci Meclisin tutanaklarını oku, git oku. Cumhuriyetin kuruluş tutanaklarını oku ya. Git oku, al sana biz verelim, oku.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Hata yapıyorsunuz ya burada.

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – Tarihi çarpıtmak, tarihi yok saymak, ötekileştirmek, yasaklamak sorunları çözmüş olsaydı, Sayın Başkan, sayın hatipler, yasaklamak sorunları çözmüş olsaydı…

ABDULKADİR AKGÜL (Yozgat) – Tam PKK söylemi!

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Kırk senedir söylüyorsun!

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – ...bugüne kadar bu sorun kırk senedir çözülmüş olurdu. Dolayısıyla, yasakla bu sorun çözülmez. Sizin gücünüz var, ordunuz var, polis teşkilatınız var, oylarınız var, medya organınız var, Tahir Elçi’ye… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Ayrımcı bir dil kullanmayın lütfen Sayın Baydemir, lütfen…

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – ...bu yaptığınızın aynısını bana da yapabilirsiniz, siyasi lince tabi tutabilirsiniz, hayatıma kastedebilirsiniz, beni öldürtebilirsiniz.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Savunma değil bu!

ŞAHAP KAVCIOĞLU (Bayburt) – Faşist söylemler bunlar! Faşist söylemler kullanıyorsun!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bir dakika, lütfen…

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – ...ama “kürdistan” gerçekliğini yok edemezsiniz.

Gelin istişare yöntemiyle, gelin diyalog yöntemiyle, gelin birbirimizi anlayarak… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – ...gelin hakikate hep birlikte sahip çıkarak bu sorunun köklü çözümünü hep birlikte bulabiliriz.

ABDULKADİR AKGÜL (Yozgat) – Böyle bir hakikat yok ya!

BENNUR KARABURUN (Bursa) – Senin ordun nerede?

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – Bakın, 2013, 2014, 2015 yılları, çatışmanın, şiddetin, silahın susmuş olduğu yıllarda hiçbir tabu yoktu…

ŞAHİN TİN (Denizli) – Ama siz ihanet ettiniz, silahları gömdünüz oraya, hendek kazdınız.

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – ...“kürdistan” tabu olmaktan çıkmıştı, şimdi, bir kez daha AKP Grubu, kendi geçmişini de reddederek o tabulara geri dönüyor.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Çukurları kim kazdı, çukurları?

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – Bakın, bu bile, Sayın Başkan, ne kadar büyük bir savrulmuşluk yaşadığınızın bariz göstergesidir. Siz, Osman Baydemir’i Meclisten atabilirsiniz, vekilliğini düşürebilirsiniz…

BENNUR KARABURUN (Bursa) – Şehitleri kim verdi?

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – …bu, sizin elinizde, buna gücünüz yeter ama Osman Baydemir’in yüreğindekini ve zihnindekini çıkaramazsınız…

ŞAHİN TİN (Denizli) – Komünistlik yapıyorsun, komünistlik! Böyle olmaz, hamaset yapıyorsun!

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – …hakikati örtemezsiniz, hakikati yok edemezsiniz…

ŞAHAP KAVCIOĞLU (Bayburt) – Çok umurumuzda da değil!

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – ...hakikat, mutlak suretle, hak olan galip gelecektir, yaşam bulacaktır.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Çukurları kim kazdı onu söyle o zaman orada? Silahları kim gömdü? Kim patlattı? Kadınları kim rehin aldı orada, çocukları, sivilleri?

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – Bir kez daha söylüyorum: Yaşasın Türk ve Kürt halkının kardeşliği, yaşasın Anadolu ve Mezopotamya halklarının kardeşliği, gönüllü birlikteliği, yaşasın özgürlük, eşitlik, adalet, onurlu barış ve birlikte yaşam.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Sen propaganda yapıyorsun, propaganda!

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun.

Teşekkür ederim.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Bu, savunma değil Başkan, böyle bir savunma olmaz. Geldi, propagandasını yaptı, gidiyor! Böyle bir şey olmaz!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Kısaca şu notu söylemek zorundayım.

Sayın Elitaş, işlemi bitireyim lütfen. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Konuşmanızda “Sizin bir ordunuz var, sizin bir medyanız var, siz güçlüsünüz.” diyerek…

ŞAHİN TİN (Denizli) – Teröristbaşı da bu şekilde konuşuyor çünkü.

BAŞKAN - …bu birlikteliği ve bu kardeşliği sağlayamayız Sayın Baydemir. Lütfen…

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Otur yerine, otur!

ŞAHİN TİN (Denizli) – Böyle bir şey olmaz.

OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) – Onu düzeltmek isterim, öyle bir yanlış anlaşılma olduysa.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Türkiye Cumhuriyeti devletinin ordusu var; ordu benim, senin değil.

BAŞKAN – Buyurun, yerinizden.

OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, ondaki kastım şudur: Bütün Türkiye halkı bilsin…

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Biz seni dinlemek istemiyoruz.

OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) – …bütün Türkiye halkı bilsin. Kastım şudur…(AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ŞAHİN TİN (Denizli) – Öyle demedin sen, öyle demedin ya!

BAŞKAN – O zaman sözlerimize dikkat edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Sayın milletvekilleri, dinliyorum. Lütfen…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, “sizin ordunuz” diyor yani, madem birlikte, “sizin ordunuz…” nedir?

BAŞKAN – Dinliyorum. Bir dakika…

Evet…

ABDULKADİR AKGÜL (Yozgat) – Onların ordusu da PKK demek.

OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, iki yıldır Hükûmet adım adım parti devleti kuruyor. (AK PARTİ sıralarından “Sana ne!” sesleri) Yargı sizin elinizde, ordu sizin elinizde, polis gücü sizin elinizde, medya gücü sizin elinizde. Bir parti devleti iması ve eleştirisi yapıyoruz.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Bence terörist propagandası yapıyor, başka bir şey değil, konuştuğu budur bunun. Kabul etmiyoruz konuşmalarının hiçbirini.

BAŞKAN – O zaman daha dikkatli konuşmak gerekiyor Sayın Baydemir.

OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) – Mesele budur, mesele budur. bu şekilde kayda geçsin.

BAŞKAN – Evet, sayın milletvekilleri, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Osman Baydemir’e İç Tüzük’ün 163’üncü maddesi uyarınca Meclisten geçici olarak iki birleşim çıkarma cezası verilmesini…

AHMET YILDIRIM (Muş) – Karar yeter sayısı istiyoruz Sayın Başkan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

AHMET YILDIRIM (Muş) – İç Tüzük 60’a göre bu kadar söz isteyen var.

BAŞKAN - …oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, söz istiyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, işleme koydunuz efendim, işlemi başlattınız.

BAŞKAN – İşleme koydum. Sonra veririm.

Şanlıurfa Milletvekili Sayın Osman Baydemir’in İç Tüzük’ün 163’üncü maddesi uyarınca Meclisten geçici olarak iki birleşim çıkarma cezasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Bravo! Tarihe geçtiniz, tarihe!

BAŞKAN – Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur… (Gürültüler)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, elektronik yapın. Sayın Başkan…

BAŞKAN – Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 13.59

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 14.13

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Barış KARADENİZ (Sinop), Sema KIRCI (Balıkesir)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 36’ncı Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Şanlıurfa Milletvekili Sayın Osman Baydemir’e iki birleşim Meclisten geçici çıkarma cezasının verilmesine ilişkin oylamada karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi oylamayı tekrarlayacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

AHMET YILDIRIM (Muş) – Yok Başkan, yok, yok.

BAŞKAN – Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık olduğundan oylamayı elektronik cihazla yapacağım.

Oylama için iki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)

BAŞKAN – Yalnız, pusula kabul edilmiyor bu oylamada.

BENNUR KARABURUN (Bursa) – Ben ne yapacağım?

BAŞKAN – Sayın Bayram ile Sayın Karaburun haricinde. Vekâletle de oy kullanımı kabul edemiyoruz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, nasıl vekâletle oyu kabul edemezsiniz?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Anayasa’da kullanılıyor.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Edemezsiniz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Efendim, olur mu, Anayasa’da kullanılan bir şeyi nasıl kabul edemezsiniz?

BAŞKAN – Sayın Elitaş, bu oylamada vekâletle oy kullanılamadığına ilişkin görüş bildirdi Kanunlar ve Kararlar, onu uyguluyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Nasıl efendim, Anayasa’da vekâletle oy kullanılan şeyi nasıl bildirirler?

AHMET YILDIRIM (Muş) – Hayır, vekâletle kullanılacak olan oylamalar vardır, kullanılmayacak oylamalar vardır.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, bunu Kanunlar ve Kararlar nasıl yapabilir?

AHMET YILDIRIM (Muş) – Hani vardı?

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) – CHP “hayır” diyor!

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir’e iki birleşim Meclisten geçici çıkarma cezası verilmiştir.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Baydemir, lütfen Genel Kuruldan ayrılınız, lütfen… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Biz sizi alkışlıyoruz!

OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) – Ayrılacağım efendim, ayrılacağım.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan, İç Tüzük 60’a göre yerimden kısa bir söz istiyorum.

BAŞKAN – Şu işlemimi yapayım, size söz vereceğim.

Sayın Baydemir, lütfen Genel Kuruldan ayrılır mısınız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) – Çok demokratik bir hamle yaptınız!

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Saygılar sunuyoruz, tarihe altın harflerle yazılıyorsunuz!

BEHÇET YILDIRIM (Adıyaman) – Aferin! Tebrikler, tebrikler!

BAŞKAN – Sayın Yıldırım, buyurun.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Çocuklarınıza bunları nasıl anlatacaksınız? Utanacaksınız tarih önünde!

BAŞKAN – Sayın Yıldırım’ı dinliyoruz sayın milletvekilleri.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Utanacaksınız bu kararınızdan!

BAŞKAN – Sayın Yiğitalp…

(AK PARTİ ve HDP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

HÜDA KAYA (İstanbul) – Siz Kur'an’a savaş açan insanlarsınız, ayetleri ihlal ettiniz.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Parmağınızı sallamayın bize ya!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Felsefeyi git başka bir yerde yap!

HÜDA KAYA (İstanbul) – Tarih sizi görecek.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Sizi görüyor tarih, şimdiden yazıyor!

(HDP milletvekillerinin Genel Kurul salonunu terk etmesi)

BAŞKAN – Sayın Yıldırım’ı dinliyoruz.

Buyurun Sayın Yıldırım.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

5.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, ülkenin bütünlüğü için duruşlarını sürdürmeye devam edeceklerine ve tarih, sosyoloji ve coğrafyanın inkâr edilemeyeceğine ilişkin açıklaması

AHMET YILDIRIM (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, burada, bir kere, siz daha işleme başlamadan önce “İç Tüzük 161’e göre işlem yapacağım.” derken aşağıda grup başkan vekillerinin yürütmüş olduğu tartışmaları görmezden geldiniz. O zaman, bundan sonra, bu gibi ihtilaflı ve problemli durumlarda ara verip arkaya gitmemize hiç gerek yok. Cumhurbaşkanı defalarca “kürdistan” sözcüğünü kullandı.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bunu konuştuk ya!

ABDULKADİR AKGÜL (Yozgat) – Ne dedi? Ne dedi?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – “Tek bayrak” dedi.

AHMET YILDIRIM (Muş) – En son Şerafettin Elçi Havaalanı’nın açılışında Şerafettin Elçi “Kürt de vardır, kürdistan da vardır, ben de bir Kürt’üm.” dediği için, o cümlesine binaen Cumhurbaşkanı demişti ki: “Artık Şerafettin Elçi o konuşmaları yaptığı için ceza almıyor.” Biz de söylüyoruz HDP olarak: Bir kısmımız kürdistandan, bir kısmımız Trakya’dan, bir kısmımız Ege’den, bir kısmımız Çukurova’dan gelen milletvekilleri olarak Türkiye milletvekiliyiz ve ısrarla söylüyoruz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET YILDIRIM (Muş) – …bu ülkenin bütünlüğü için elzem olan duruşumuzu sürdürmeye devam edeceğiz. Tarih, sosyoloji ve coğrafya inkâr gelinmez. Bugün bu utancı bu Meclise yaşatanlar er geç mahcup olacaklardır.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Sayın Yıldırım, sizinle ve diğer grup başkan vekilleriyle arkada konuştuk. Siz kendi grubunuzdaki arkadaşlarınızla konuşmak için izin aldınız, sizi uzun bir süre arkada bekledim. İki kez telefon ettim, Meclisi açmak zorunda olduğumu belirttim. Meclisi açtım, hiçbiriniz burada yoktunuz.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Bu size düştü Ayşe Nur Bahçekapılı, bunu da tarih yazacak!

BAŞKAN – Ona rağmen sizi bekledim ve işleme daha sonra başladım.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Ara verdiniz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Ara verdiğinizi söylediniz.

BAŞKAN – Dolayısıyla, bu usulle ilgili söylediğiniz söylemleri kabul edebilmem mümkün değil.

İkinci bir noktayı ifade etmek isterim: Evet, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan bu konuşmayı yapmıştır ama lütfen bunu burada zikrederken bağlamından kopararak anlatmayın.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – “Tek devlet, tek bayrak, tek millet.” dedi.

BAŞKAN – Google’a girin, Sayın Cumhurbaşkanının bunu hangi bağlamda söylediğini gayet iyi anlarsınız. Sayın Cumhurbaşkanının bu sözlerini lütfen çarpıtmayın.

Buyurun Sayın Özel.

6.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir’in ifadelerine katılmadıklarına ancak kürsü dokunulmazlığının olması gerektiğini düşündüklerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bu sözlere Cumhurbaşkanının söylediği bağlamda da bugün burada ifade edilen bağlamda da katılmadığımızı, Cumhuriyet Halk Partisi olarak Misakımillî sınırları, üniter devlet ve üniter devlet yapısının tanımlanmış coğrafi tanımlamaları dışında kullanılmasını doğru bulmadığımızı açıkça ifade edelim.

Bunun yanında, parlamentolar konuşulan yerlerdir ve Voltaire’e atfedilen “Fikirlerinize katılmıyorum ama fikirlerinizi ifade edebilmeniz için canımı bile verebilirim.” tanımlaması bir parlamentoda en aykırı, en şok edici fikirlerin dahi dinlenilebilmesini ve tahammül edilmesini gerektirir. Bu konuda, bu bir demokratik olgunluk meselesidir, sivil siyasetin önünü açma meselesidir, ifade özgürlüğü meselesidir.

Tüzük değişikliği sırasında 161’inci maddeye bu dercedildiğinde Cumhuriyet Halk Partisi olarak ilkesel ve kategorik olarak karşı çıktığımızı söylemiştik, o tutumumuzu sürdürüyoruz. Biz, Osman Baydemir’in bir coğrafi tanımlama anlamına gelebilecek ifadelerine katılmıyoruz ancak bu ifadelerin Meclis kürsüsünden yani kürsü dokunulmazlığının olması gerektiği ve en şok edici fikrin de dile getirilmesi gerektiği bir yerde söyletilmemesinin demokratik anlayışımıza aykırı olduğunun altını çiziyoruz.

Teşekkür ederim efendim.

BAŞKAN – Ben teşekkür ederim.

Sayın Elitaş, buyurun.

7.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Türkiye’yi bölmek amacıyla yapılan konuşmaları demokratik bir olgunluk içerisinde görmenin mümkün olmadığına ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

ABDULKADİR AKGÜL (Yozgat) – Bölücülük demokratik olgunluk mu Sayın Başkanım?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

ABDULKADİR AKGÜL (Yozgat) – Sayın Başkanım, bölücülük…

BAŞKAN – Grup başkan vekilinizi dinliyorum, lütfen!

ABDULKADİR AKGÜL (Yozgat) – Hayır, bölücülük demokratik olgunluk mu?

BAŞKAN – Grup başkan vekilinizi dinliyorum.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – “CHP’nin tavrını anlayamadık.” diyor.

ABDULKADİR AKGÜL (Yozgat) – CHP’nin tavrını anlayamadım ben yani bölücülük…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Tavrımız budur ağabey.

ABDULKADİR AKGÜL (Yozgat) – Burada bölücülük yapıyorlar, olgunluk…

MUSA ÇAM (İzmir) – Sizden mi öğreneceğiz ya, sizden mi öğreneceğiz? Konuşma, otur yerine!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, Türkiye Cumhuriyeti, sınırları 780 bin kilometrekareyle çizilmiş, tek millet, tek bayrak, tek devlet, tek vatan ülküsüyle inşa edilmiş bir devlettir. Ecdadımızın kanıyla kurulmuş bu ülkeyi hiç kimseye böldürmeyiz. Bölücülük demokratik bir olgunluk, demokratik bir tavır değildir. Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılacak konuşmalar Türkiye’yi bölmek amacıyla yapıldığı takdirde bunu demokratik bir olgunluk içerisinde görmemiz de mümkün değildir. O anlamda, bütün siyasi partilerin bu vatanın birliğini, bütünlüğünü, bu coğrafyada yaşayan bütün insanların kardeşliğini ilke edinerek, vatanının bölünmez bütünlüğü ilkesi çerçevesinde herkesin aynı amaç doğrultusunda karşı durması ve bu oylamaya da “evet” oyu vermesi gerekirdi. Bundan sonra Türkiye’yi bölmek amaçlı, bölme niyetli yapılan faaliyetlere, Türk Silahlı Kuvvetleri, güvenlik güçleri ülkemizi, vatanımızı böldürmemek için şehit verirken, onların kemiklerini sızlatmamak için, yakınlarının vicdanlarını rahatsız etmemek için, bunlara bundan sonra müsamaha göstermememiz, izin vermememiz gerekir.

Bu oylamaya “evet” diyen değerli milletvekillerini saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Usta...

8.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, her türlü bölücülüğe ve bölücü söze karşı olduklarına ve Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir’in sözlerinin hiçbir şekilde kürsü dokunulmazlığıyla alakalı olmadığına ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Her türlü bölücülüğe ve bölücü söze karşıyız. Burada bölücülük ifade eden bir söz söylenmiştir ve İç Tüzük hükümleri uygulanarak Meclisten geçici çıkarma cezası verilmiştir.

Sayın Baydemir’in sözleri hiçbir şekilde kürsü dokunulmazlığıyla alakalı değildir. Yoksa bu İç Tüzük maddesinin ne anlamı var? Yani kürsüde söylenmiş olsa dahi, ülkeyi bölmeye yönelik bu tür sözleri kürsü dokunulmazlığıyla ilişkilendirmek çok yanlıştır, bu anlamda da Özgür Bey’e katılmadığımı ifade etmek istiyorum. Herkesin bu ülkenin bölünmezliği konusunda hassas olması lazım, bu hassasiyetini de fiiline de, oylarına da yansıtması lazım. Yani sözle hassasiyet olmaz, sözle “Biz bu ülkenin bölünmesini istemiyoruz.” demek olmaz; burada, bu ülkenin bölünmesine karşıysanız, oyunuzla bu hassasiyetinizi ifade edeceksiniz, bunu göstereceksiniz.

Meclisin bu tutumundan dolayı, ben, burada bölünmeye karşı bu tavrından dolayı, Meclisteki sayın milletvekillerine, bu anlamda oy kullanan milletvekillerine teşekkür ederim, sağ olun.

BAŞKAN – Ben de teşekkür ederim.

Sayın Elitaş, bir şey sormak istiyorum. Konuşmanızın son bölümünde “Bundan sonraki olacak olan şeylere ceza vermeniz gerekir.” veya “Hassas davranmanız gerekir.” diye söylediğiniz sözler genel anlamda mıdır, yoksa...

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bölünmeyle alakalı Sayın Başkan, İç Tüzük’ün 161, 162, 163’üncü maddelerinde ifade edilen konularda söylüyorum. Bundan sonra bu ülkenin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kürsüsünü hiç kimse bölücülük anlamında kullanamaz. Milletin iradesinin temsil edildiği yerde bu vatanı bölmek için kimse gayret gösteremez.

BAŞKAN – Cezasız da kalmamalıdır diyorsunuz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Cezasız da kalmamalı diyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Özel...

9.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Cumhuriyet Halk Partisinin üniter devlet, Misakımillî sınırları, coğrafi tanımlar konusundaki hassasiyetinin belli olduğuna ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Malatya) – Her iki sayın grup başkan vekilinin altını çizdiği konuyu bir kez açıkça ifade edelim: Cumhuriyet Halk Partisinin üniter devlet, Misakımillî sınırları, coğrafi tanımlar konusundaki hassasiyeti baştan sona belli.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sözde, sözde.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak Cumhurbaşkanı devrin Başbakanı titriyle, sıfatıyla “kürdistan” derken de karşı çıktık.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Ne yaptığınız belli değil ya, ne yaptığınız belli değil.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - O gün o ifadeye karşı çıkıp da bugün Cumhurbaşkanının yeni kurduğu saray düzenine destek verenler, onunla kol kola girenler de yarın kendilerine ihtiyaç kalmadığında çark edip yine neler yapabileceğini görsünler.

ŞAHAP KAVCIOĞLU (Bayburt) – Konuyu çarpıtma, sen destekliyor musun, desteklemiyor musun ya, onu söyle.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu aşırı pragmatist, yüz seksen dereceli esnekliği içine sindirip yan yana yol yürüyenler, aslında gelecekte Türkiye’yi nasıl bir büyük tehlikeye sokabilecek bir kişiye nasıl bir yetki verdiklerini görsünler.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Bölücülükle bunun ne alakası var?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Vatanın bölünmez bütünlüğünü, 7 coğrafi bölgemizi, 81 ili, 81 ilde dalgalanan bağımsızlık sembolü bayrağı selamlıyor, dün öyle bugün böyle konuşanlar ile bugün siyasi ikbal uğruna kol kola girenleri milletimize şikâyet ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Ya, Özgür Özel, neye destek veriyorsun ya?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, 60’a göre…

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, ben son söz bir şey söyleyeyim, bu mevzuyu kapatalım.

ERHAN USTA (Samsun) – Ama çok net bir şekilde sataştı.

BAŞKAN - O zaman Sayın Muş’a önce söz vereceğim, sonra size.

ERHAN USTA (Samsun) – Tamam, olsun.

BAŞKAN – Buyurun.

Bir dakika… Sayın Muş, lütfen, bir dakikada tamamlayın.

10.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada bir konuyla alakalı karar veremeyenler… Bu kararla alakalı kanaatin nedir? Bir iradesi olur insanın. Cumhuriyet Halk Partisi grup başkan vekili bir irade ortaya koyamamış; evet mi vereceğim, hayır mı vereceğim? “Biz bütünlüğü noktasında bu ifadeye karşı çıkıyoruz ama burada oy da veremiyoruz.” Bir irade koyar insan ortaya, bir duruş ortaya koyar.

Sayın Cumhurbaşkanımızın fikri, zikri, ne olduğu gayet iyi ortadadır. Diyarbakır Meydanı’nda şu ifadeleri söylemiştir: “Tek millet, tek vatan, tek devlet, tek bayrak.” Bunlar bizim kırmızı çizgimizdir, fikrimiz de, duruşumuz da budur. Bunun haricinde “Efendim, şurada bunu söylemiş, burada bunu söylemiş.” gibi bir noktaya işi çekmenin hiçbir anlamı yoktur. Duruşumuz bellidir. Duruş sergileyemeyenler, ortaya duruş koyamayanlar bizi bu noktada eleştirmesinler.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Usta…

11.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Milliyetçi Hareket Partisinin desteği devletin, milletin birliğine, bekasınadır; bunu hiçbir şeyle, hiç kimse ilişkilendirmesin.

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Anlamaz ki onlar.

ERHAN USTA (Samsun) – Köşeye sıkışıp PKK’ya, onun Meclisteki temsilcisi HDP’ye tavır takınamayanlar başka suçlamalarda bulunmasınlar, önce kendi tavırlarına baksınlar.

Çok net bir şekilde burada “kürdistan” ifadesi kullanılıyor ve “Ben kürdistan temsilcisiyim.” diyor, CHP buna tavır takınamıyor, ondan sonra başka yerleri karıştırıyor. Burada kimse PKK ağzıyla konuşmasın. (MHP sıralarından alkışlar; AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özel…

12.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, sosyal demokrat bir parti olarak şok edici her fikrin bile açıkça söylenebilmesinden yana olduklarına ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, “Her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldık.” diyen bir partiyle birlikte tavır takınıyorlar.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Geç bunları, eskidi bunlar.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Ya, bunları geç ya.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Söylenen ifadelere partimizin görüşünü söyledim. Görüşe katılmayız; sol, sosyal demokrat bir parti olarak her şok edici fikrin bile açıkça söylenebilmesinin önemini, altını çizeriz.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Şok edici mi? Vatanı bölmekten bahsediyor.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – 161 görüşülürken -ne gelirse gelsin- bu konuda, 161’e ilişkin yapılacak hiçbir işleme katkı vermeyeceğimizi aylar öncesinden söyledik. Devraldığınız Türkiye'nin İç Tüzük’ü bellidir. Türkiye’yi getirdiğiniz nokta bellidir. Bugün biz burada o ifadenin meşruluğunu değil, bir fikir özgürlüğüne karşı milletvekiline, kürsü masuniyetine karşı milletvekiline çıkarma cezası verilip verilememesini tartışıyoruz. O ifadelerin tamamına karşı olduğumuzu söyledik ama bu yaptığınız tek adam rejiminin ve onun yancılarının iç tüzüğüne de karşıyız.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Geç tek adamı ya!

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Kürsüde söylediğini dışarıda söylediği zaman ne olduğunu siz de iyi biliyorsunuz, değil mi?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Biz yine anlayamadık, kararları “evet” mi, “hayır” mı Sayın Başkan.

AHMET SELİM YURDAKUL (Antalya) – Bölücülük fikir özgürlüğü mü? Bölücülük yapılamaz burada.

EDİP SEMİH YALÇIN (İstanbul) – Ya, bu PKK ağzıdır, PKK ağzı.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bu kürsü, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve aziz milletimizin kürsüsüdür.

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Barzani’yle kürdistanı siz ilan etmiyor muydunuz Diyarbakır’da? Unuttuk mu onları?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ayaklar altına alınan milliyetçiler!

BAŞKAN – Sayın Yarkadaş, biraz saygılı olur musunuz bana! Burada konuşma yapıyorum.

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, her zaman zeytinyağı gibi suyun üstüne çıkıyor arkadaşlar.

VII.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Bütün milletvekillerinin Türkiye milletvekili olduğuna ilişkin konuşması

BAŞKAN – Bu kürsü, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve aziz milletimizin kürsüsüdür. Bu kürsü, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde koca bir halkın, koca bir milletin bağımsızlık savaşıyla birlikte kazanılmış ve bize emanet olarak verilmiş olan bir kürsüdür. Bu kürsüde şehitlerimizin kanı vardır. Bu kürsüde, Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün şehirlerinin Türkiye Cumhuriyeti’nin şehirleri olduğunu ve bütün milletvekillerinin Türkiye milletvekilleri olduğunu unutmayalım, şehitlerimize ve Kurtuluş Savaşı’mıza olan sorumluluğumuzu bu kürsüye geldiğimizde her seferinde hatırlayalım diyorum.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503)  (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

A) HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI (Devam)

1) Hazine Müsteşarlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hazine Müsteşarlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU (Devam)

1) Kişisel Verileri Koruma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi, 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun konuşmacılarını dinleyeceğiz.

İlk olarak Kırıkkale Milletvekili Sayın Mehmet Demir’i dinleyeceğiz.

Buyurun Sayın Demir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET DEMİR (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2018 yılı bütçe görüşmelerinin ikinci turunda AK PARTİ Grubu adına Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Gazi Meclisimizi ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı’nın hazırlanmasında emeği geçen, başta Maliye Bakanımız olmak üzere tüm Bakanlık mensuplarına, Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve üyelerine, tüm milletvekili ve bakan arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçmişimizden bugüne uzanan bir hayır yapma davranışı olarak vakıf, iyilik ve yardımseverliğin kurumsallaşmış hâlidir. “Vakıf medeniyeti” ifadesi ise tarihimizle, bugünümüzle ve geleceğimizle ilgili, aslında, gerçeği en zarif şekilde ifade eder. Bu ifade, Allah rızasından başka hiçbir beklenti olmaksızın iyilikte yarışan ecdadımızın yüzyıllara sirayet eden duyarlılıklarının, sahip oldukları yüksek şuurun vakıf kurumları sayesinde günümüze bir yansımasıdır. Dolayısıyla vakıflar, kültür, medeniyet tarihimizde çok önemli bir yere sahiptir. Böylesine önemli bir görev bugün de Vakıflar Genel Müdürlüğümüzce yürütülmektedir. Yüzyıllar önce kurulmuş ve yöneticisi kalmamış vakıflarımız, genel müdürlük kanalıyla faaliyetlerini sürdürmekte, amaçlarını gerçekleştirmektedir. Bugün, nerede bir muhtaç, nerede bir ihtiyaç sahibi varsa onlara aynı şuur ve duyarlılıkla el uzatılmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kırıkkale’de kurucu başkanlığını yaptığım Yeni Dünya Vakfından bahsetmek istiyorum. Yeni Dünya Vakfı: “Yeni dünya için çalışıyoruz.” ideali, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” hikmetinden hareketle 1996 yılında kurulan vakfımızın gayesi, öncelikle gençlerimizin millî ve manevi değerlere bağlı, “Vakfet, yaşa ve yaşat.” ilkesini benimsemiş, bilgili, kültürlü, ahlaklı, yeniliklere açık, münevver birer şahsiyet olmalarını sağlayarak milletimizin huzur içinde kalkınmasına ve gelişmesine katkıda bulunmaktır. Vakfın genel merkezi İstanbul’da bulunmakta olup 15 ilde temsilciliği vardır. Yeni Dünya Vakfı, ülkemizin ve dünyanın değişik yerlerinde öğrenim gören her yıl ortalama 500 öğrenciye burs vermektedir. Kurulduğu günden bugüne eğitim, kültür, sosyal ve sportif faaliyetler içerisinde yaz, kış kampı, seminer, konferans gibi birçok program vakfımız tarafından hayata geçirilmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; karşılıksız iyilik etme şuuruyla gittiği her yere sayısız hizmet götüren ecdadımız, camiler, mescitler, hanlar, hamamlar, kervansaraylar, imaretler, darüşşifalar, külliyeler gibi binlerce vakıf eserini inşa etmiştir. Bu yolla kurulan ecdat yadigârı vakıf, abide ve eski eserlerin bakımını, onarımını ve restorasyonunu büyük bir titizlikle yürüten Vakıflar Genel Müdürlüğü, dünden bugüne kuşaklar arasında canlı bir köprü olan bu kültür mirasımızın kurulmasında büyük çabalar göstermektedir. Bu çabaların sonucunda, 2003-2017 yılları arasında il ve bölge ayrımı yapılmaksızın yaklaşık 5 bin vakıf eserinin proje ve onarımını tamamlamış olup 2018 yılında da eski eserlerimizin projelendirme ve onarımları yapılmaya devam edecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmamın sonunda şu hususa da değinmeden geçmek istemiyorum. Geçtiğimiz günlerde ABD yönetiminin uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler kararlarını hiçe sayarak tek taraflı olarak aldığı Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararını şiddetle kınıyor, lanetliyorum. Kudüs’ün İslam âlemindeki karşılığı dikkate alınmak zorundadır. Trump Hükûmeti tarafından atılan bu adım sağlanamayan dünya barışına daha da büyük zararlar vererek kapanmaz yaralar açacaktır. Kudüs biz Müslümanların ilk kıblegâhı, onun göz bebeğidir. Kudüs miraçtır. Kudüs Peygamber Efendimiz’in hatırasıdır. Kudüs Peygamberimiz’in ve ecdadımızın bize emanetidir. Trump’ın dünyayı ayağa kaldıran bu kararına tepki gösteren başta Kırıkkaleli hemşehrilerimiz olmak üzere tüm kardeşlerime saygılar sunuyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün 2018 yılı bütçesinin şimdiden hayırlı olmasını temenni ediyor, milletimiz adına bizi mutlu edip gururlandıracak nice hizmetler yapacaklarına dair inancımla hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Demir.

Sayın Özcan, evet, buyurun; sisteme girmişsiniz, açıklama mı yapacaksınız?

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Efendim 60’a göre çok önemli bir konuyu arz etmem gerekiyor.

BAŞKAN – Oturduğunuz yerden, bir dakikada lütfen.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

13.- Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın, Atatürk Tarih Kurumu bütçesi üzerinde yapacağı konuşmasında prompter kullanmak istediğine ilişkin açıklaması

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, bugün benim bütçeyle ilgili bir konuşmam var, önemli de bir konuşma, Atatürk Tarih Kurumuyla ilgili. Yalnız Sayın Başkan, ben, konuşmanın önemine binaen, anlatacaklarımın önemine binaen Sayın Başbakanın kullandığı şekilde “prompter” kullanmak istiyorum, konuşmamı “prompter”la yapmak istiyorum. Haricen öğrendiğime göre, Sayın Başbakanın kullandığı “prompter” Türkiye Büyük Millet Meclisine ait bir “prompter.” Lütfen, benim konuşmamdan önce makul bir süre ara verip o “prompter”ın buraya yerleştirilmesi konusunda sizlerin yardımlarını bekliyorum.

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503)  (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

A) HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI (Devam)

1) Hazine Müsteşarlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hazine Müsteşarlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU (Devam)

1) Kişisel Verileri Koruma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

BAŞKAN – AK PARTİ Grubu adına ikinci olarak Bayburt Milletvekili Sayın Şahap Kavcıoğlu konuşacak.

Buyurun Sayın Kavcıoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ŞAHAP KAVCIOĞLU (Bayburt) – Değerli Başkanım, kıymetli milletvekilleri; başlarken ABD Başkanı Trump’ın kutsal şehrimiz Kudüs’ün İsrail’in başkenti yapılması ve ABD’nin Tel Aviv’de bulunan büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması kararını şiddetle kınıyorum. Ve tabii bütün İslam âleminin liderlerinden bir ve beraber olmayı, tepkilerini sürekli kılmalarını milletçe bekliyoruz.

Ayrıca, burası Türkiye Büyük Millet Meclisi. Burası, 780 bin kilometrekareden ve 81 ilden gelmiş, Millî Misak’a inanan, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet şiarına uygun milletvekillerinin oluşturduğu, milleti temsil eden bir Meclistir. Buraya kendini ait hissetmeyenlerin burada bulunmaya, bu kürsüde konuşmaya hakkı olmadığını da ifade etmek istiyorum ve bu tür konuşmaları da kınıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, 2002 yılında, dibe vurmuş bir ekonomiyi ve bankacılık sektörünü devralan AK PARTİ Hükûmetleri, iktisadi yapının temellerini sağlam atmanın faydasını bugün küresel ölçekteki ekonomik saldırılar karşısında görmüş ve görmektedir. Özellikle de 15 Temmuz hain darbe kalkışması sonrasında ekonomik saldırılar artarken bunların bertaraf edilmesinde başta Merkez Bankası, BDDK, Hazine gibi kurumlarımızın attıkları düzenleyici adımlar çok etkili olmuştur. Bu önlemler sayesinde bankacılık sektörünün ve ekonominin güçlü yapısı korunmuş, 15 Temmuz ve sonrasında haince yaklaşımların ekonomik alan üzerindeki etkileri sınırlı düzeylerde kalmıştır. Ancak dikkat edelim sayın milletvekilleri, 15 Temmuzda yapamadıklarını şimdi ekonomik kuşatma operasyonlarıyla yapmaya çalışıyorlar. Öyle anlaşılıyor ki iktisadi tetikçilik ve ekonomik algı operasyonları 15 Temmuzun devamı olarak sürecektir. Ancak unuttukları bir şey var, ekonomide de artık eski Türkiye yok. AK PARTİ hükûmetleri döneminde her sahada atılan önemli adımlar, uyguladığımız doğru ekonomik politikalar, dinamik özel sektörümüz, sağlıklı bankacılık sistemimiz, kamu mali dengeleriyle Türkiye ekonomisi güçlü büyüme trendini sürdürmüştür ve bunun en net yansıması, üçüncü çeyrekte yüzde 11,1’le dünyanın en büyük büyümesi olarak gerçekleşmiştir. Ve yine şükür ki ve yine görünen o ki ihracatın ve sanayinin pozitif katkısıyla 2017 yılında da asgari yüzde 7 olarak büyüme gerçekleşecektir.

Değerli milletvekilleri, mevcut riskleri dikkate aldığımızda, uzun süredir başarıyla hayata geçirilen kamu maliyesi politikalarıyla 2018 bütçesi, 2017 bütçesinde olduğu gibi faize değil, kamu hizmetlerine kaynak aktaran bir bütçe olacaktır. 2002 yılında, hepinizin hatırladığı gibi, her 100 lira verginin 86 lirası faize giderken 2017 bütçesinde sadece 11 lirası faize gitti; geriye kalan kısım ne oldu? Eğitime, sağlığa, tarıma, yatırıma ve sosyal yardımlara, kısaca halkımızın refahına harcandı. Bu politikalar ışığında yine, 2018 bütçesi de halkımızın refahını artıracak bütçe olarak hazırlanmıştır.

Bakınız, hiçbir dönemde, sosyal devlet uygulamaları bu dönemde olduğu kadar yaygın olmamıştır ve bu kadar kaynak aktarılmamıştır. Örneğin, 380 binden fazla engelli evladımızın eğitimine ve hayata tutunmasına yardımcı olan bir bütçedir. Hazırlanan bütçe sadece kendi insanımızı değil, dünyanın her noktasındaki soydaşlarımızı, mağdurları ve mazlumları ilgilendiren bir bütçedir. Bugün, bu bütçe sayesinde yaklaşık 4 milyon göçmeni en iyi şartlarda ülkemizde barındırıyoruz. Eğitimde, sağlıkta atılan adımlarla birlikte, dünyanın en büyük 10 projesinin 6’sını bu bütçeler sayesinde gerçekleştirdik. Esnafa, çiftçiye dokunan bir bütçe. Bütçemiz sosyal adaleti sağlayan ve herkesi kucaklayan bir bütçedir. İnşallah, AK PARTİ hükûmetleriyle sosyal devlet ilkesine uygun, halka hizmet bütçeleri yapmaya devam edeceğiz.

Değerli milletvekilleri, 2018 yılı bütçemizin ülkemiz için hayırlı olmasını diliyor, bu bütçeyle birlikte Türkiye’nin karşısında yer alacak bütün şer güçlerin üstesinden geleceğimizi saygılarımla bildiriyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kavcıoğlu.

AK PARTİ Grubu adına üçüncü olarak Adana Milletvekili Sayın Tamer Dağlı konuşacak.

Buyurun Sayın Dağlı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA TAMER DAĞLI (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 2018 bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunuyorum.

BDDK, 1990'lı yıllarda bankacılık sektöründeki dalgalanmalar ve denetleme kurumlarının parçalı yapısından kurtarılması için kurulmuş özerk bir kamu kurumudur.

Türkiye'de bankacılık sektörü, 1990'lı yıllarda oldukça dalgalı bir dönem geçirdi. Bu krizin en büyük nedeni, bankaların yetersiz denetimi nedeniyle ağırlıklı olarak kamu menkul kıymetlerine yatırım yapmış olması, yüksek yabancı para açık pozisyonlarıyla çalışmış olmalarıdır. Bu aşırı risk alma eğilimi 1994 ekonomik krizini doğurmuştur. Türk lirası aşırı değer kaybetmiş, ağır ekonomik maliyetler ortaya çıkmıştır. Bu dönemde, bankacılık sektöründeki yapısal sorunlar nedeniyle 1999 yılına kadar 11 bankaya el konulmuştur.

Sektörü denetleme ve düzenleme uygulamalarının artırılması ve bağımsız karar alma mekanizması kurulması amacıyla 4389 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’yla Haziran 1999'da BDDK kurulmuştur, Eylül 2000 tarihinde de faaliyetlerine başlamıştır. BDDK'nın görevleri 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'yla düzenlenmiştir. BDDK, bankalar yeminli murakıpları, bilişim uzmanları ve hukuk uzmanlarıyla bankaların özellikle yerinden denetlenmesi ve risk odaklı denetim yaklaşımını esas alarak denetleme yapmaktadır.

BDDK’nın kurulmasından önceki süreçte ve BDDK’nın kurulumu sürecinde yani 1994-2001 yılları arasında, finansal krizlerin sonucunda ülkemizde 20 banka TMSF'ye devredilmiş, 5 bankanın faaliyet izni iptal edilmiştir. Bunun ekonomimize maliyeti 50 milyar doların üzerinde olmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; finansal sistem içerisinde yüzde 86 oranında pay ihtiva eden bankacılık sektörü, gerek aktif kalitesi gerek kârlılık performansıyla ülkemizin ekonomik gelişimi üzerindeki olumlu etkisini sürdürmektedir. Geçtiğimiz haftalarda Bank of China Turkey AŞ'nin de faaliyet izni alması neticesinde 52 adet bankanın yer aldığı Türk bankacılık sektörü, Ekim 2017 itibarıyla 3,2 trilyon TL aktif büyüklüğe ulaşmıştır. Bankacılık sistemimizin 1,7 trilyon TL büyüklüğüyle en önemli kaynaklarından olan mevduat hacmi, 349 milyar TL'lik öz kaynak büyüklüğü, yıllardır tesis ettiği itibarı ve oluşturduğu fon çeşitliliği sayesinde, krediler ve diğer varlıklara kanalize edilen bu fonlarla ülke büyümesine önemli katkı sağlamaktadır.

Ekim 2017 dönemi itibarıyla 2 trilyon TL kredi hacmine sahip bankacılık sektöründe ekonomimizin büyüme ve istihdam dinamiklerinden olan KOBİ'lere yönelik sağlanan teşviklerin etkilerini özellikle son dönemde yakından izlemekteyiz. Bilindiği üzere, KOBİ'lerin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla kurulan Kredi Garanti Fonu'na Hazine Müsteşarlığı tarafından sağlanan kaynağın 2 milyar TL'den 25 milyar TL'ye artırılması ve kefalet hacminin 20 milyar TL'den 250 milyar TL'ye çıkarılması yönünde alınan 10 Mart 2017 tarihli Bakanlar Kurulu kararının hem bankacılık sektörü hem de büyüme üzerinde önemli etkileri olmuştur. KOBİ kredilerinin gayrisafi yurt içi hasıla içerisindeki oranı yüzde 15’lerden yüzde 29 seviyelerine ulaşmıştır. Ayrıca, yeni açıklanan ve yüzde 11,1 seviyesine ulaşan büyüme rakamında Kredi Garanti Fonu ve benzeri desteklerin önemli etkisi olmuştur.

Bilindiği üzere, faizsiz bankacılık sisteminin küresel finans sistemi içerisindeki önemi giderek artmaktadır. Ülkemizde de bu konuda yapılan kurumsal ve hukuki altyapının geliştirilmesi ile ürün ve hizmet çeşitliliğinin artırılmasına yönelik çalışmaların sonuç vermeye başladığını görmekteyiz. Kamu desteğiyle kurulan Ziraat Katılım Bankası ve Vakıf Katılım Bankasının da eklenmesiyle banka sayısı 5 olan katılım bankacılığının pazardan almış olduğu yüzde 5 payın, ülkemizin demografik ve kültürel yapısı da dikkate alındığında rahatlıkla yüzde 15 seviyesine ulaşacağı yönündeki inancımızı korumaktayız. Katılım Finans başta olmak üzere İstanbul Finans Merkezi Projemiz kapsamında yeni finansal araçlarla sektörü büyütmeye ve güçlendirmeye devam edeceğiz. Türkiye, 2001 krizinde olduğu gibi dizlerinin üzerine çökertilen bir ülke değil. Artık, milletiyle birlikte hareket eden yeni ve güçlü bir Türkiye var.

Sözlerimi tamamlarken İslam'ın ilk kıblesi Kudüs'ü işgalci İsrail'in başkenti ilan eden Amerikan Başkanını kınadığımı ve bu kararı asla tanımadığımızı da belirtmek isterim. Kudüs Ümmetindir. Tüm ülkeleri Sayın Cumhurbaşkanımızın davetine uymaya, Kudüs’ü işgal altındaki Filistin’in başkenti kabul etmeye davet ediyorum.

Görüşmelerini sürdürdüğümüz 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın aziz milletimiz için hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyor, heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dağlı.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, kısa bir söz alabilir miyim?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

Süreniz bir dakika.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

14.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısına iletilmek üzere ortak bir metnin imzaya açılmasını teklif ettiğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, aslında bir dakika da sürmeyecek.

Bugün, İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısıyla ilgili bir talep iletmiştim. Siz, yerinde bir talep olduğunu söylediniz. Arkada bir metin geldi, bu konuda bir çağrı, bir destek, en doğrusu neyse. O metin üzerinde de genel bir mutabakatımız var ancak zaman ilerliyor. Diğer partiler buna nasıl baktıklarını netleştirdilerse eğer, bu konudaki ortak metnin imzaya açılmasını teklif ediyorum.

BAŞKAN – Doğru, haklısınız.

Sayın Elitaş…

15.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Doğu Kudüs’ün bağımsız Filistin devletinin başkenti olarak tanınması hakkında ortak bir metne imza atacaklarına ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, biraz önce grup başkan vekillerini toplantıya çağırdığınızda, prensip olarak doğru olduğunu ifade ettik. Metin şu anda önümüzde. Ben AK PARTİ Grubu olarak bunu… Zaten, Sayın Cumhurbaşkanımız, İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısında yaptığı konuşmada, çağrıda bütün ülkeleri Doğu Kudüs’ü bağımsız Filistin Devleti’nin başkenti olarak tanımaya, Türkiye’nin yaptığı gibi büyükelçiliğini orada açmaya davet etti. Biz de bu teklife katılıyoruz. Uygun görürseniz, AK PARTİ Grubu, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak bu imzayı atarız ve siz de Türkiye Büyük Millet Meclisi adına, oradan bunu Meclisin iradesi olarak ifade edersiniz.

BAŞKAN – Tabii ki çok seve seve ve memnuniyetle yaparım bu işi.

Sayın Usta sizin düşünceniz?

16.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Doğu Kudüs’ün bağımsız Filistin devletinin başkenti olarak tanınmasıyla ilgili bildirgeye katılacaklarına ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Biz de böyle bir bildirgeye katılacağımızı zaten ifade etmiştik. Metni de inceledik, uygundur Başkanım.

BAŞKAN – Peki.

Siz imzaları tamamladıktan sonra bana iletin, müsaade ederseniz ben kürsüden onu okuyayım. Ben işleme devam ediyorum, siz işlemleri tamamladıktan sonra kürsüden okuyacağım.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503)  (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

A) HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI (Devam)

1) Hazine Müsteşarlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hazine Müsteşarlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU (Devam)

1) Kişisel Verileri Koruma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

BAŞKAN - AK PARTİ Grubu adına dördüncü olarak Kütahya Milletvekili Sayın Ahmet Tan konuşacak.

Buyurun Sayın Tan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET TAN (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı görüşmelerinde Sermaye Piyasası Kurulunun bütçesi üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Uluslararası kuruluşların verilerine göre, 2016 yılında dünya yüzde 3,2; gelişmiş ülkeler yüzde 1,7, gelişmekte olan ülkeler ise yüzde 4,3 büyümüştür; Türkiye ise olumsuzluklara ve bütün engellemelere rağmen yüzde 2,9 oranında büyümüştür. Sayın Cumhurbaşkanımızın deyimiyle “Topu birden üzerimize gelirken” bile büyümede, 2017 yılı üçüncü çeyrekte yüzde 11’le dünyada ilk sıradayız, yıl sonunda ise bu rakamın yüzde 7’nin üzerinde olmasını bekliyoruz inşallah. AK PARTİ olarak, türlü oyunlara rağmen, her zaman milletimiz için çalıştık ve çalışmaya devam ediyoruz.

Geçen yıl Sermaye Piyasası Kurulumuz tarafından şirketlerimize 350 milyar Türk liralık tahvil, bono, sukuk ve hisse senedi ihraç izni verilirken bu yıl verilen izin tutarları yıl bitmeden 500 milyar TL’yi aşmıştır. Bunun anlamı, 2017 yılında şirketlerimiz sermaye piyasalarımızdan 500 milyar TL kaynak sağlamıştır ki bu rakam, tüm zamanların en yüksek rakamıdır. Bu gelişmeler şirketlerimizin banka kredilerine bağımlılığını giderek azaltmakta, finansman kaynaklarının çeşitlenmesine de imkân sağlamaktadır.

Ekonomik büyümedeki bu başarı sermaye piyasalarında da yansımasını bulmuş, sermaye piyasamıza küresel sermaye girişi yıl boyunca devam etmiştir. Bu girişlerin de katkısıyla borsada işlem gören şirketlerimizin değeri 800 milyar TL’ye ulaşmış, BIST endeksi yıl içinde 100 binli rakamları aşmıştır; yıl başına göre yüzde 35’i aşan artışla dünyanın en çok kazandıran borsaları arasında yerini almıştır.

Ülkemiz, tüm dünyaya örnek teşkil edecek bir teşvik sistemini yürürlüğe koydu. Hatırlayacağınız üzere, öz sermaye ile finansmanı ve halka açılmayı kurumlar vergisi indirimiyle özendiren bu düzenlemeyi hayata geçirdik. Söz konusu düzenlemeyle, şirketlerimize “Yüksek faizle borç kullanmayın, onun yerine şirketinize nakit sermaye koyun. Paranız yoksa da sermaye artırımı yoluyla halka açılın ve koyduğunuz ek sermaye için de kredi faizi kadar finansman gideri yazın.” dedik, böylece daha düşük vergi ödeme imkânı sağladık. Firmalarımızın bu düzenlemeyi daha fazla dikkate almalarının, faize dayalı finansman yerine öz kaynağa dayalı finansmanın teşvik edilmesinin, orta vadede, finansman yapısının daha da iyileşmesi bakımından çok olumlu sonuçlar vereceğini bekliyoruz.

Ülkemizin ulaştığı bu gelişmişliği dost, düşman herkes takdir ederken ülkemizi tökezletmeye, boyunduruk vurmaya çalışan fesat odaklarının olduğu da bizler ve milletimiz tarafından izlenmektedir. Bu topraklar çokça hain ve yerli iş birlikçi görmüş, görmeye de devam etmektedir.

Biz Kurtuluş Savaşı’mızı, millî mücadelemizi uçaklarla, tanklarla, savaş gemileriyle yapmadık, kazanmadık; bunların hiçbiri bizde yoktu. Bizde var olan, sarsılmaz bir iman ve onun gereği, devletimizin, bayrağımızın, vatanımızın ve milletimizin bekası için birlik ve beraberlik olmuştur; bugün de ihtiyacımız olan şey budur.

Mazlum coğrafyaların umudu olan Türkiye olarak, zalim siyonistlerin zulmü altında çile çeken Kudüslü, Filistinli kardeşlerimizin yanında olacağız. Balkanlar ve Türki cumhuriyetlerle birlikte, tüm Müslüman coğrafyayı, gönül coğrafyamızı ve tüm mazlumları asla yalnız bırakmayacağız.

Sözlerime son verirken, millî şairimiz Mehmet Akif’in şu dizelerini hatırlatmak istiyorum: “Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz/ Gelmişiz dünyaya milliyet nedir öğretmişiz/ İnsanlığın bütün ufukları kapkaranlıkken/ Işık olup fışkırmışız ta karanlığın koynundan.”

Bütün fesat odaklarının kapkara bulutlar gibi üzerimize geldiği bu dönemde, karanlığın koynundan fışkıracağımız günlerin yakın olduğu inancı ve duasıyla yüce heyetinizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyor, bütçemizin hayırlı olmasını diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tan.

AK PARTİ Grubu adına beşinci olarak Tokat Milletvekili Sayın Coşkun Çakır konuşacaklar.

Buyurun Sayın Çakır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA COŞKUN ÇAKIR (Tokat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2018 yılı Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesi üzerine partim adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi ve yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Ne zaman ortaya çıktığını bilmiyoruz; kadim zamanlardan beri vakfın tanımını, içeriğini ifade eden yahut çağrıştıran kurumlar var ancak ete kemiğe bürünmesi, ciddi bir müessese olarak ortaya çıkması Müslümanlar zamanında. Daha ötesi, Selçuklular zamanında çok ciddi bir kurumsallaşma sağlamış, Osmanlılar zamanında da şahikasına, zirvesine çıkmış vakıflar.

Bugün, modern zamanların ve modern iktisadın anlamakta güçlük çekeceği bir kurum vakıf; bir şeyi karşılıksız vermek ve bir beklentiye girmemek. Menkul, gayrimenkul yahut herhangi bir varlığı hem karşılıksız vereceksiniz hem de ölünceye kadar, ilanihaye, sonsuza kadar ondan bir beklentiniz olmayacak. Bunu modern iktisadın anlamasını beklemek çok güç, çok zor. O bakımdan, Müslümanların ve Türklerin tarih boyunca ortaya koymuş oldukları en önemli müessese vakıf kurumudur desek eksik kalır, yerinde olur.

Değerli milletvekilleri, bu bir hayır yapma davranışıdır. Atalarımız herhangi bir sosyal sınıf, zümre, grup olmaksızın, fakir, zengin vakıf faaliyetinin içerisine katılmış ve yüzlerce, binlerce vakıf ortaya çıkmış. Sosyal yaşamın neredeyse her alanına tekabül eden vakıf kurumları, birimleri ortaya çıkmış. O bakımdan, vakfı anlamak için hakikaten, bugün tekrardan onu yorumlamak, belki de yeniden üretmek gerekir. Hâl böyle olunca Osmanlı Devleti bunu modernleşme döneminde ilk kurulan -bakanlıklardan birincisi, ikincisi olarak- bakanlık olarak tanımlamış, bugün maalesef, bir genel müdürlük olarak ortada. Ben dilerim ve arzularım ki Vakıflar Genel Müdürlüğünün muhtevası da hacmi de bir bakanlığı ziyadesiyle, aynen tarihte Osmanlı döneminde olduğu gibi, hak etmektedir. Tabii ki binlerce vakıf kurulmuş, bunların yöneticileri kalmamış; bu vazifeyi, bu sorumluluğu Vakıflar Genel Müdürlüğü üstlenmiştir ve çok ciddi, çok ulvi bir görevi, ecdattan almış olduğu bu sorumluluğu da Vakıflar Genel Müdürlüğü bugün yerine getirmektedir.

Mehmet Bey arkadaşımız konuştu, birazdan Hurşit Bey arkadaşımız konuşacak, o bakımdan detaylara ve rakamlara girmek istemiyorum ama sadece şu kadarını söylemek isterim: 52 bin adet mazbut vakfın yönetimi var. Bunların sahip olduğu kültür varlıklarının bakımı, onarımı, yaşatılması; vakıfların vakfiyelerindeki amaçlarının gerçekleştirilmesi için vakfa ait menkul ve gayrimenkullerin en yüksek gelir getirici şekilde değerlendirilmesi; aynı şekilde 259 adet mülhak, 5.072 adet yeni vakıf ve nihayet 167 adet cemaat vakfının denetimi özel bütçeli bir kuruluş olan Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir.

2003-2017 tarihleri arasında yani kabaca on dört yıllık dönem içerisinde bu faaliyetler gayet verimli bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Marifet iltifata tabidir; burada iki kişinin adını zikretmem gerekir: Bu on dört yıllık dönemin birinci evresini Tokat Milletvekilimiz Sayın Yusuf Beyazıt hakkıyla, hakkını vererek gerçekleştirmiş; aynı şekilde, onun açmış olduğu çığırda ve izde de yine, Sayın Genel Müdürümüz Adnan Ertem devam etmektedir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, 5 binin üzerinde vakıf eseri tamir edilmiştir, tadil edilmiştir ve kullanıma açılmıştır; bu ciddi bir sorumluluktur, ciddi bir başarıdır.

Vaktimin az olduğunu biliyorum, bir de şunu söylemek isterim: Bugün, az gelişmişlik ve geri kalmışlık teorileri üzerinde dünyada bir literatür var. Keşke vaktim olsa da konuşsam. Bu literatürden bir tanesinde genel olarak Müslüman toplumların özel olarak da Osmanlı’nın geri kalmasını üç müesseseye bağlarlar: Birisi mülkiyet rejimi, diğeri miras hukuku ve nihayet üçüncüsü de vakıflar. Bu, son derece yanlış, sağlıksız bir değerlendirmedir. Vakıflar, aksine, geri kalmışlığın değil, sosyal adaletin, gelir bölüşümünün, fırsat eşitliğinin ve sosyal yaşamın her alanında eşitlikçi davranışın en önemli timsal kurumu olmuştur.

Bu vesileyle 2018 yılı bütçesinin hayırlı olmasını dilerken vakıf eser bırakan ecdadımızı rahmet ve minnetle yâd ediyor, vakıf eserlerimizi koruyan, kollayan ve yaşatarak gelecek nesillere taşımak için çalışan, başta AK PARTİ hükûmetlerimiz, milletvekillerimiz olmak üzere, Vakıflar Genel Müdürlüğü çalışanlarımızı kutluyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çakır.

AK PARTİ Grubu adına altıncı olarak İstanbul Milletvekili Sayın Hurşit Yıldırım konuşacak.

Buyurun Sayın Yıldırım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HURŞİT YILDIRIM (İstanbul) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Aziz Meclisi ve ekran başında bizleri izleyen kıymetli vatandaşlarımızı hürmetle selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, üç kıtaya birden yayılan Türk-İslam medeniyetinin geniş bir tarihi ve eşsiz bir kültür mirası vardır. Orta Asya’dan Anadolu’ya doğru adalet ve iyilikle her zerresi ilmik ilmik dokunan medeniyetimizin bulunduğu coğrafyalarda adalet, hoşgörü, imar ve iyilikte dünya tarihine yön vermişizdir. Dünya tarihinde Haçlı Seferleri gibi yağma hareketlerinin karşısında ecdadımız bulunduğu coğrafyalarda hem mazlumların yanında yer almış, her daim adaletle ve zarafetle ülkeleri yönetmiştir. Yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevmek ilkesini hem bireysel yaşantısında hem de devlet yönetiminde göstermişlerdir. Bugün dahi geçmişten gelen inancımızla Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın tüm dünyanın gözünün içine bakarak söylediği “Dünya 5’ten büyüktür.” ilkemizin gayesinde de geçmişte olduğu gibi, dünyanın adaletle yönetilmesi ve mazlumların çektikleri acıların son bulması isteği vardır. Türkiye, kendisine uzak, yakın tüm coğrafyalardaki barışın, huzurun, insanca yaşamanın garantisidir. Bu sorumluluk, bize tarih ve medeniyetimizin verdiği bir sorumluluktur.

Sayın milletvekilleri, dünyada pek çok ülkenin medeniyet kriterleri ve özellikleri vardır. Bizim kadim medeniyetimizin özelliklerinden biri de vakıf medeniyetine sahip olmamızdır. Vakıf medeniyetinin özünde bereket ve irfan vardır. Bu kavramları yalnız, kalbî ve akli medeniyetler tamamlayabilir. Ecdadımız sadece yaşadığı dönemde değil, kendisinden sonra da hem garip gurebanın ihtiyaçlarını gözetmek hem de kültür ve medeniyetine sahip çıkmak için şahsen kendi mal varlığındaki sayısız yapı ve eseri vakfetmiş, halkın gündelik kullanımına tahsis etmiştir.

Anadolu’da, 1048’de Erzurum’da temelleri atılan vakıf hareketi dünyada hiçbir medeniyette görülmeyecek özelliklere sahiptir. Kişi ve aileler zaman zaman aşevi olarak, zaman zaman bir çeşme olarak, zaman zaman yol, köprü, medrese olarak, kimi zaman da kültür ve medeniyeti yaşatmak için yaşadığı dönemden ziyade, kendisinden sonraki nesillere mallarını aktarmakta bir dakika bile düşünmemişlerdir.

Osmanlı’da bilmediğimiz türde vakıf hizmeti ve eseri bulunmaktadır. Mesela, hizmetçilerin kırdıkları eşyaların ödenmesi, mektep çocuklarının pikniğe götürülmesi, hapishanedeki borçluların borçlarının ödenmesi, öksüz kızlara çeyiz hazırlanması, şehirlere inmesinler diye dağlardaki yırtıcı hayvanlara yiyecek verilmesi, kanadı kırık leyleklerin tedavisi, bayramlarda çocukların ve kimsesizlerin sevindirilmesi gibi sayısız onlarca hizmet için vakıf kurulmuştur. Sosyal devletin bugün yapmakla mükellef olduğu tüm eserleri “Hayırda yarışınız.” düsturuna uygun olarak ecdadımız vakıf eserleriyle yerine getirmiştir.

Sayın milletvekilleri, vakıf eserleri ve vakıflarımız millî ve yerli kültürümüzdür. Her vakıf eserinde yerli ve millî kültürümüzün esasları olarak Balkanlarda Murat Hüdavendigar'ı, Ankara’da Hacı Bayram Veli’yi, Bursa’da Orhan Gazi’yi, Doğubeyazıt’ta Ahmedi Hani’yi, Eminönü’nde Nuruosmaniye’yi, Üsküdar’da Valide Sultan’ı, Konya’da Mevlâna’yı, Kırıkkale’de Balışeyh’i, Yozgat’ta da Başçavuşzade’yi görebiliriz. Aynı zamanda, Bursa’da Ulu Cami, Edirne’de Selimiye, İstanbul’da Süleymaniye tarihimiz ve kültürümüzün vakıf eserleriyle beslenen kodlarıdır.

Ecdadımız sadece bir imaret, bina veya yapıyı vakıf olarak bağışlamamış, aynı zamanda bağışlanan, vakfedilen bu eserler harikulade bir sanat eseri olarak da yaşamaya devam etmiştir. Bugün İstanbul’u İstanbul yapan, İstanbul’un siluetini oluşturan ve İstanbul’u muazzam ve muhteşem bir şehir örneği yapan işte bu vakıf eserleridir.

Vakıf yoluyla bugüne kadar gelmiş eserlerimizin her biri, bu eserleri vakfeden ecdadımızın bizlere ve bizlerden sonraki nesillere birer yadigârıdır. Vakıf eserine sahip çıkmamak veya vakıf eserini amacına uygun kullanmamak en büyük veballerden de biridir.

Bu düşüncelerle, millî ve yerli bir ruhla Frenk mukallitliğinden uzak olarak, bilgi zemini Türk İslam kaynaklarını esas alan büyük bir medeniyetin tasavvuruyla, Anadolu’nun yerli ve millî tezgâhlarında dokunmuş bir ruhla vakıf eserlerini korumaya, onları çoğaltmaya ve vakıf eserini anlamaya katkısı olması düşüncesiyle Vakıflar Genel Müdürlüğünün 2018 yılı bütçesinin hayırlı olmasını temenni ediyor, Genel Kurulu tekraren saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yıldırım.

AK PARTİ Grubu adına şimdi de İstanbul Milletvekili Sayın Hasan Turan konuşacak.

Buyurun Sayın Turan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HASAN TURAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2018 yılı TİKA bütçesi üzerine söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

TİKA, ülkemizin şefkat ve merhamet elini temsil ediyor. Âdeta, milletimizin yürüyen vicdanı olarak hareket ediyor. Bir bakıyorsunuz Balkanlarda, bir bakıyorsunuz Orta Asya'da, bir bakıyorsunuz Orta Afrika’da, dünyanın her bir yerinde ecdadın bize bıraktığı eserleri imar etmek üzereyken, inşa faaliyetindeyken TİKA’yı karşınızda bulabilir ve görebilirsiniz. Kahire’de Hazreti Hüseyin Camisi’ni restore ederken, Orhun Abideleri’nin orada Orhun Yazıtları Müzesi’ni inşa ederken, Trablusşam’da saat kulesini yaparken, Balkanlarda ve Kafkaslarda ecdadın bizlere bıraktığı eserleri inşa eder, ihya ederken TİKA’yı karşınızda bulabilirsiniz. Bu milletin ideallerini gönül coğrafyasında, bütün bir medeniyet coğrafyasında tahkim etmeye çalışan önemli bir kuruluşumuz. Bayraktarlığımızı yapıyor, bayrağımızın her yerde dalgalanması için gece gündüz çalışıyorlar.

Son günlerde, Filistin coğrafyası başta olmak üzere, Lübnan’da bir dizi faaliyetlerde ve ziyaretlerde bulunduk. Bu ziyaretlerde de kendimiz bizzat TİKA’nın faaliyetlerini yerinde gördük. Bir bakmışsınız bir okul olarak, bir bakmışsınız hastane olarak karşınıza çıktıklarına bizzat şahit olduk. Gazze’de hastane yapımına, Ramallah’ta okul yapımına imza atıyorlar. Aslında, bu bize, Cumhurbaşkanımızın da hitaplarında ifade ettiği veçhile “Türkiye, Türkiye'den büyüktür.” gerçeğini arazide görme fırsatını da göstermiş oluyor.

Türkiye, gerçekten, sadece 780 bin kilometrekaresi ve üzerinde yaşayan 80 milyonuyla değil, bütün bir gönül ve medeniyet coğrafyasıyla birlikte tarif edilebilecek ve anlaşılacak bir ülkenin adıdır. Dolayısıyla Türkiye'nin geçmişte sahip olduğu ve devraldığı geniş müktesebat, mimari ve bu konuda ecdadın bıraktığı eserler bugün ülkemizin en önemli kurumlarından olan TİKA sayesinde varlığını devam ettiriyor.

Özellikle Kudüs’te, Mescid-i Aksa’da Kubbet-üs Sahra’nın üzerindeki alemin her yıl TİKA tarafından değiştirildiğini ve onarıldığını biliyoruz. TİKA, Kudüs başta olmak üzere, Filistin coğrafyasında çok önemli eserlere ve faaliyetlere imza atıyor, bu anlamda hepimizin göğsünü kabartıyor, bizleri gururlandırıyor, duygulandırıyor. Bunlara yer yer ziyaretlerimizde şahit oluyoruz, sizler de şahit oluyorsunuzdur.

Bu vesileyle, Kudüs üzerinde son günlerde uygulanmaya çalışılan işgali meşrulaştırma çabalarını, özellikle Trump’ın bu konudaki kararını ve İsrail’in işgal ettiği toprakları İsrail’e peşkeş çekme ameliyesini reddettiğimizi ve kabul etmediğimizi her bir vesileyle ifade ediyoruz. Bu vesileyle, Mescid-i Aksa’nın üzerindeki alem her zaman capcanlı kalacak ve oralar da bizlerin olmaya devam edecektir.

Bugün İslam İşbirliği Teşkilatından bu anlamda güçlü kararın çıkmasını millet olarak bizim beklediğimiz gibi, bütün bir İslam dünyası da bekliyor. İnşallah, bugün, Cumhurbaşkanımızın da ifadesiyle, Kudüs’ün Filistin’in değişmez ve daimî başkenti olduğunun ilanını gerçekleştirir ve bütün bir İslam dünyasının gönlüne bu anlamda su serpilmiş olur ve verilen mücadele de bu anlamda taçlanmış olur. Bunun ben, Lübnan’da yapmış olduğum iki gün önceki ziyarette bütün Filistinlilerin, bütün mazlumların, bütün mazlumların yanında yer alan, saf tutanların gönlünden geçtiğine ve bizlere terennüm ettiklerine şahit oldum. Bu şahitliğimi de burada, Türkiye Büyük Millet Meclisinde sizlere ve milletimize ifade etmek ve ilan etmek istiyorum.

Ben bu vesileyle milletimizin bayraktarlığını yapan, bayrağımızı dünyanın dört bir tarafında din, dil, ırk ayrımı yapmadan dalgalandıran TİKA’mızı, başta Sayın Cumhurbaşkanımızı, Hükûmetimizi, TİKA’dan sorumlu Başbakan Yardımcımızı, TİKA Başkanımızı ve ekibini tebrik ediyorum, Allah onlardan razı olsun, hizmetleri daim olsun diyorum. Bu vesileyle Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Turan.

AK PARTİ Grubu adına sekizinci olarak Ordu Milletvekili Sayın Metin Gündoğdu konuşacak.

Buyurun Sayın Gündoğdu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığının 2018 yılı bütçesi hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Gazi Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

“Ayrı coğrafyalarda aynı imza” sloganıyla hizmet eden TİKA kurulduğu 1992 yılından bu yana Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar tüm gönül coğrafyamızın kalkınma çalışmalarına destek olmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle dünyanın her yerine uzanıp, nerede dertli varsa oraya gidip yardımda bulunmayı ilke edinen TİKA’nın faaliyetlerinin merkezinde daima insan olmuştur. Din, dil, ırk ayrımı göstermeden bayrağımızı ve aziz milletimizin samimiyetini kıtalar ötesine taşıyan TİKA ülkemizin stratejik ve önemli kurumlarından biridir. Merhum üstat Nurettin Topçu’nun dediği gibi: “Üç hâkimin hükmünde hata aranmaz: Kalbin, kaderin ve ölümün.” Millet olarak her daim kalbimiz kardeşlik, iyilik ve merhamet duygusuyla hareket etmiştir. Türk milletinin kaderi Orhun’un suyundan içip Fırat ve Dicle’nin kenarında otağ kurmak olmuştur. Şanlı tarihimiz boyunca hiçbir zaman ölümden korkmadık. 15 Temmuzda da olduğu gibi vatan için her daim tarih yazdık.

TİKA, bayrağımızı gönül coğrafyamızda dalgalandıran aziz milletimizin tarih boyunca kaderi olan mazlumlara uzanan kardeşlik elidir. Türkiye Cumhuriyeti devleti, TİKA eliyle beş kıtada 54 ülkede, 56 program koordinasyon merkezinde 150 ülkeye ulaşmaktadır. Büyüyen ekonomimiz sayesinde ülkemizin imkânlarının artmasıyla faaliyet gösterdiği alanları her geçen gün genişleten TİKA, Türkiye’nin Türkiye’den büyük olduğunu kanıtlamaktadır.

TİKA, kuruluş felsefesinin bir gereği olarak Türk dünyasıyla iş birliğini daima ileri taşıyacak önemli projeler gerçekleştiren Türkiye Cumhuriyeti’nin sınır ötesindeki sancağıdır. TİKA’nın gönül coğrafyamızda hayata geçirdiği ve bayrağımızı dalgalandırdığı hizmetlerden bazılarını kendimiz de gittiğimizde müşahede ettik, gördük, yerinde ziyarette bulunduk. Bunlardan bazıları şunlar: Kırgızistan’da tamamlanmak üzere olan Kırgız-Türk Dostluk Hastanesi, Moğolistan’da Bilge Tonyukuk Anıtı bölgesindeki Türk-Moğol ortak arkeolojik kazı alanı ve müze inşaatı, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından hizmete açılan Somali-Türkiye Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Afganistan’da Şibirgan Afgan-Türk Dostluk Çocuk Hastanesi, Romanya Mecidiye’deki Kemal Atatürk Ulusal Koleji, Arnavutluk’ta Çocuk Diyaliz Merkezi gibi birçok konuda ve alanda yatırım yapmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözde medeni devletlerin başlattıkları sömürgecilik furyası sırasında Afrika ve Orta Doğu’yla zayıflayan ilişkilerimiz, bugün TİKA aracılığıyla sağlamlaşmakta ve her alanda gelişmektedir. Kalkınma iş birliği yanında kültürel iş birliği de Hükûmetimizin önemli öncelikleri arasındadır. TİKA, kültürel alanda medeniyet coğrafyamızın üzerine düşeni layıkıyla yerine getirmektedir. Bu çalışmalar saymakla bitmez. Bazılarını sizlere aktarmak istiyorum: Etiyopya’nın Harar kentinde Müslümanların ilk hicretine kucak açan Habeş Hükümdarı Necaşi’nin Türbesi de yine TİKA tarafından ihya edilmektedir. Ürdün’de Sultan Abdülhamit Han’ın yadigârı olan Hicaz Demiryolu üzerinde bulunan Amman Tren İstasyonu’nun yenilenmesi ve yeni bir müze binası inşası çalışmaları ise başlatılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüldüğü üzere Hükûmetimiz, milletimizin medeniyeti ve tarihiyle olan bağını hamasi bir şekilde değil, somut projelerle güçlendirmektedir. Bu kıymetli çalışmalar da artarak devam edecektir.

Hizmetlerin hayata geçirilmesinde emeği geçen başta TİKA’dan sorumlu Başbakan Yardımcımıza, TİKA Başkanı ve çalışanlarına, bayrağımızın dalgalandığı ülkelerde milletimizi temsil eden koordinatörlerimize özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum.

TİKA’nın 2018 bütçesinin devletimiz ve milletimiz için hayırlar getirmesini, hayırlı olmasını diliyor, Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gündoğdu.

AK PARTİ Grubu adına dokuzuncu olarak İstanbul Milletvekili Sayın Mustafa Yeneroğlu konuşacak.

Buyurun Sayın Yeneroğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA YENEROĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı bütçesi üzerinde grubumuz adına konuşma yapmak üzere söz almış bulunmaktayım.

Ülkemizin en önemli gerçeklerinden biri olan yurt dışında yaşayan Türkler meselesi, hem milletimizin asli bir parçası olan bu kesime karşı taşıdığımız sorumluluk hem de devletimizin taşıdığı anayasal görev gereği AK PARTİ hükûmetlerinin en önemli icraat alanlarından biri olmuştur.

Öte yandan, başka bir ülkede üniversite eğitimi gören öğrenciler, uluslararası beyin göçü kapsamında, her bir ülke için geleceği etkileyici nitelikte bir rekabet alanı hâline gelmiştir. Son birkaç yılda ülkemizin bu alanda bir çekim merkezi olması yönünde köklü kurumsal değişiklikler yaşanmıştır. Yine, Orta Asya, Balkanlar, Afrika ve Orta Doğu bölgelerinde tarihî ve kültürel bağlarımızın bulunduğu topluluklara karşı taşıdığımız sorumluluğumuzu da yerine getirmeye gayret ediyoruz. 2010 yılında ülkemizin bu 3 temel alandaki dış politika faaliyetlerini tamamlayıcı nitelikte çalışmalar yürütmek üzere kurulan YTB, geride bıraktığımız yedi yıllık dönem içerisinde her bir alanda nitelikli yeniliklere imza atmıştır. 2018 yılı YTB için inşallah yeni bir atılım yılı olacaktır.

Değerli arkadaşlar, kitlesel işçi göçü sonrası oluşan, bugün itibarıyla 6 milyonu aşan Türkiye diasporası çok önemli bir kaynaktır. Diasporaların dünyayı ana vatana, ana vatanı ise dünyaya bağlayan büyük bir zenginlik oluşturduğu hiç unutulmamalıdır. Diasporalar, sermaye, kültürel iş birlikleri, bilgi ve yeni teknolojilerin gelişmesini sağlayabilmekte; sosyal kalkınma, büyüme olanaklarının geliştirilmesinde kritik bir rol oynayarak ülke ve pazarlar arasında bağlantıda doğal elçi ve köprü görevi görebilmekte; ana vatanlarına döndüklerinde ise yanlarında tecrübeler, başarı hikâyeleri ve iletişim ağları getirebilmektedirler. Türkiye, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının kurulmasıyla birlikte aktif diaspora politikaları sürecine girmiş ve bugün itibarıyla hayli ilerlemiştir. YTB’yle birlikte, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız için büyük sessiz devrimler gerçekleştirilmiştir. Bir zamanlar yurt dışındaki vatandaşlarımızın siyasal katılımı hayaldi, bugün artık somut bir gerçektir. Yine, AK PARTİ iktidarı öncesi yurt dışındaki vatandaşlarımız, öncelikle döviz aracı olarak görülen ve yaşadıkları ülkeler itibarıyla hiçbir şekilde destek almayan kurumlara sahipti, bugün itibarıyla başta ana dil eğitimi ve kültürel değerlerin güçlendirilmesi olmak üzere birçok faaliyetler için proje desteği almaktadırlar. Yine bugün, yurt dışındaki Türk toplumunun içinden, öncülük yapacak ihtisas sahibi elitlerin yetişmesi ve toplumun meselelerini temsil etmesi için yükseköğretimde burs programları uygulanmaktadır. Diğer tarafta, uluslararası öğrencilere ülkemizde profesyonel, bütüncül, kapsamlı ve sistematik bir çerçevede eğitim imkânı sunmak ve böylelikle ülkemizin çekim merkezi hâline gelmesi bir dönem hayalken bugün somut bir gerçektir.

Saygıdeğer vekillerim, bugün diasporamızın ekseriyetini oluşturan yurt dışında doğup büyüyen gençlerimizin ana vatanlarını, Türkiye’ye olan bağlarını güçlendirici programlar ve projeler maalesef geçmişte yerine getirilememiştir. Hâlbuki yurt dışındaki Türk toplumunun ana vatanlarıyla olan ilişkilerinin geleceği açısından bu husus hayati derecede önem taşımaktadır.

Bunların dışında, yurt dışındaki vatandaşlarımıza yönelik kamu hizmetleri bugün somut gerçekler olarak önümüzde kuşatıcı bir biçimde durmaktadır. Ülkemizde eğitim gören uluslararası öğrencilerle ilgiliyse Türkiye bugün çok farklı bir noktadadır. Dünyanın 160 ülkesinde yaklaşık 150 bin Türkiye mezunu bulunmaktadır. “Türkiye bursları” ismiyle bir uluslararası markanın bu alanda yer edindiğine hep birlikte şahit oluyoruz.

Saygıdeğer vekiller, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığımız gelecekte bütçe ve personel itibarıyla güçlendirilmesi gereken kurumlarımızın başında gelmektedir. Zira, içinde bulunduğumuz dünyada insan sermayesi daha da kritik bir noktaya gelmiştir. Dolayısıyla insana yatırım yapan bir kurum olan YTB uluslararası siyasette ülkemizin önünü açmaya yönelik önemli adımlar atmaktadır.

Bu düşüncelerle yüce Meclisimizin siz değerli üyelerini tekrar saygıyla selamlıyor, Genel Kurula başarılar diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yeneroğlu.

AK PARTİ Grubu adına onuncu olarak Bursa Milletvekili Sayın Osman Mesten konuşacaklar.

Buyurun Sayın Mesten. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA OSMAN MESTEN (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının 2018 bütçesi üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Dünyamız, nerede olursak olalım, hiçbir gelişmeye bigâne kalamayacağımız bir hâl almıştır. Yaşanan tüm gelişmelerden sonra yurt dışında yaşayan Türkler ve akraba topluluklarının ortak medeniyet değerlerini de göz önüne aldığımızda bu alanda daha çok şey yapılmasının zorunlu olduğu aşikârdır.

Milletimiz asırlar boyunca dünyanın en büyük, en güçlü devletlerine sahip olduğu hâlde geçmişinde sömürgecilik ayıbı olmayan bir millettir. Bugün de dış politikamızın ana ekseninde hak ve adaleti hâkim kılma ve mazlumun yanında olma anlayışı vardır. Bu bize medeniyetimizden ve ecdadımızdan miras kalan bir davranış biçimidir. Bizler, kökleri Orta Asya’da, gövdesi Anadolu’da, dalları Balkanlar ve Orta Doğu’da yaşayan ulu bir çınar ağacıyız. Kadim medeniyetimizin mirası bir soydaşımız, bir gönüldaşımız varsa bunların sorunlarıyla ilgilenmek bizim boynumuzun borcudur. İşte, büyük devlet olmak tam da budur, vizyon budur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ iktidarları döneminde sadece yollara köprü yapmadık, gönüllere de köprüler kurduk. Bu köprülerden birisi de Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığımızdır. 2010 yılında kurulmuş olan, yurt dışındaki soydaş ve akraba topluluklarıyla ilişkilerin geliştirilmesi, Türkiye’yle gönül bağı olan her türlü millet ve toplulukların sorunlarının çözülmesi için görev yapan bir kuruluşumuzdur. Başkanlığın amacı, soydaş, akraba ve Türkiye’yle gönül bağı olan topluluklarla hem sosyokültürel hem ekonomik ilişkilerin geliştirilmesidir; ayrıca, ülkemize gelen misafir öğrencilerin başarısı için ilgili kurumlar arasında koordinasyon sağlamaktır. Bugün dünyanın dört bir yanında sayıları 6 milyonu aşan vatandaşımızın da olduğu düşünüldüğünde, onların talep ve sorunlarının çözümü için de bu kurumun varlığının zorunluluğu aşikârdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; daha önce Türkiye’deki uluslararası öğrencilere ayrılan kontenjan 48 bin iken bugün ülkemizde bulunan misafir öğrenci sayısı 110 bine dayanmıştır. Dünyanın 150 ülkesinden 16 bin öğrenci üniversitelerimizde Başkanlık tarafından sağlanan burs imkânlarıyla öğrenimlerine devam etmektedirler. Türkiye’nin güçlenmesi, vatandaşlarımızla birlikte tüm dost ve kardeş toplumlar için de heyecan uyandırmaktadır. Coğrafyaları sadece doğal zenginlik, ticari ve stratejik önemleriyle değerlendirme anlayışı insanlığa büyük zararlar verdi. Sömürgecilik ve kölelik şekil değiştirerek ama aynı mantıkla maalesef varlığını ve etkinliğini sürdürmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Arakan’da, Suriye’de, Irak’ta ve dünyanın her yerinde zulme uğrayana, değişik vesilelerle açlık ve sefalete düşene el uzatmaya devam ediyoruz. Bu bağlamda İsrail terörüne nasıl sessiz kalabiliriz? Kudüs’ün uluslararası hukuk hiçe sayılarak bir oldubittiyle çocuk katili, işgalci İsrail’e başkent yapılmasına nasıl seyirci kalabiliriz? Kudüs ancak bağımsız Filistin Devleti’nin başkenti olabilir. Kudüs’te barış sadece İslam medeniyetinin hâkim olduğu dönemlerde sağlanmıştır, tarih bunun şahididir. Bu bakımdan, Kudüs’te kalıcı barışın tek şartı Kudüs’ün İslam hâkimiyetinde olmasıdır.

Kudüs sadece Filistinlilerin, sadece Arapların meselesi de değildir. Kudüs, Kur’an-ı Kerim’de açıkça “etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa” denilerek tüm inananlar için kutsallığı ayetle sabit bir beldedir, İslam’ın ilk kıblesidir. Mekke, Medine her Müslüman için nasıl kutsal ise Kudüs de aynı şekilde kutsaldır, Peygamber Efendimiz’in isrâ ve miraç mucizesinin gerçekleştiği mekândır. Kudüs sevgisi Müslümanların da manen miracı yani yükselmesi için bir zemindir, bizim gönül aynamızdır, Kudüs’ün fatihleri Hazreti Ömer ve Selahaddin Eyyubi’nin bize emanetidir.

Hayatını siyonizmle mücadeleye ve Mescid-i Aksa’nın özgürlüğüne adamış merhum Başbakan Necmettin Erbakan’ın ifadesiyle Küdüs bizim için coğrafi mesele değil, imani bir meseledir. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadesiyle de Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir.

Konuşmama son verirken, bütçenin hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür eder, 2018 yılı bütçesinin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diler, yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Mesten.

Şimdi de AK PARTİ Grubu adına İzmir Milletvekili Sayın Hüseyin Kocabıyık konuşacaklar.

Buyurun Sayın Kocabıyık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HÜSEYİN KOCABIYIK (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; dünyanın bütün önemli siyaset bilimi okutan üniversitelerinde ve iktisat okutan üniversitelerinde hocalar ilk derse şöyle başlar: Siyaset bütçe üzerinden yürütülen bir faaliyettir. “Bütçe” dediğimiz hadise siyasetin bütününü içeren bu kadar önemli bir olaydır.

Pazartesi günü bütçe görüşmelerine başladık. Cumhuriyet Halk Partisinin Sayın Genel Başkanı geldiler, burada konuşma yaptılar. Konuşmasının üçte 2’lik bölümü siyasetin gündelik tartışmalarıyla ilgiliydi, kendisinin takip ettiği algı imal etme çalışmalarıyla ilgiliydi. Çok az bir bölümünü bütçeye ayırdı. Mühim bir bölümünü de maalesef medya organlarına, bazı medya kuruluşlarımıza çok ağır, kabul edilemez sözler sarf etmek üzere kullandı.

Ben, yerleşik siyasi kanaatlerini, fikirlerini gündelik tartışmalara kurban etmeyen bir insanım. Bu kürsüye her çıktığımda Cumhuriyet Halk Partisinin demokrasimiz için, demokratik sistemimiz için, hayatımız için önemine vurgu yapmış birisiyim. Esas itibarıyla bu görüşlerimi tabii ki hâlâ muhafaza ediyorum.

Fakat birtakım hususların da altını çizmek istiyorum. Aslında, bütçeye ilişkin bir konuşma hazırlamıştım ama bunu gerçekten önemli sayıyorum. Hayat sadece siyasetten ibaret değil, hepimizin sorumlulukları var, farklı sorumlulukları var, bir hatıra envanterimiz var. Dolayısıyla ben birtakım hususlarda özellikle Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun dikkatini çekmek istiyorum. Benim şikâyetçi olduğum husus, Cumhuriyet Halk Partisinin yönetim anlayışı yani burada pazartesi günü sergilenen.

Bakın, ben 2013 ve 2014 yıllarında İzmir’de bir medya kuruluşunda, Yeni Asır’da yönetici olarak çalışıyordum. 2013 ve 2014’te Kemal Bey geldiler İzmir’e. Teşkilatını topladı, belediyeleri topladı, dedi ki -hiç unutmuyorum yani o görüntüyü seyrettim çünkü- “Yeni Asır’ı sokarsanız Cumhuriyet Halk Partisi ilçe binalarına ve belediyelere, hepinizden hesap sorarım.” Bunu gördük.

Bakın arkadaşlar, bu dünyada siyasi parti yönetimleri ve liderler ile medya dediğimiz olgu arasında kavga olur, bu doğal da bir şeydir yani. Çünkü siyasetin zaman zaman gerilimleri bu iki organizasyonu, iki kurumu karşı karşıya getirir; bu doğal, dünyanın her tarafında var bu, bizim siyasi tarihimizde de bol miktarda var. Ama siyaset ile medya, basın arasında ince bir damar vardır. Ana damarı koparırsınız, o ince damarı muhafaza edersiniz. Bu, demokrasinin sağlıklı yaşanması açısından da önem taşır.

Kemal Bey’le ilgili benim şikâyetim şu: Kemal Bey bu ince damarı da koparmaya çalışıyor.

MURAT EMİR (Ankara) – Türk Hava Kurumuna Cumhuriyet girebiliyor mu? Türk Hava Yollarında uçaklarda Cumhuriyet istediniz mi hiç, hiç istediniz mi?

HÜSEYİN KOCABIYIK (Devamla) – Şimdi, bakın, Yeni Asır…

MURAT EMİR (Ankara) – Ona da bir şey söyleyin, Tayyip Bey’e bir şey söyleyin, ondan sonra devam edin.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Dinime küfreden Müslüman olsa!

HÜSEYİN KOCABIYIK (Devamla) – Bir dakika…

Yüz yirmi üç yıllık bir gazete Yeni Asır; 1895 Selânik, yüz yirmi üç yıldır yayımlanıyor, İzmir’in simgesi.

Şimdi, o günden bugüne Kemal Bey’i gazetecilik mesleğinden gelen birisi olarak takip ettim. Kemal Bey’in medyada taramasını yapın; siyasi doktrini, siyasi fikirleri, ekonomik fikirleri, partisinin merkezine oturttuğu, oturtmak istediği sosyal düşünceleri, dünyaya ait düşünceleri tartışılmıyor yıllardır. Açın, bir tarama yapın. Bakın, ben ciddi bir şey söylüyorum ve dostane söylüyorum. Ne tartışılıyor: Kemal Bey’in algı imal etme yeteneği, algı imal etme konusundaki faaliyetleri; medyada yer alan şey bu.

Bakın, en son A Haber’e yüklendi ve kabul edilemez şeyler söyledi. Ne demek o, boğazına geçirmek, bilmem ne! Ne geçireceğini de hâlâ öğrenebilmiş değiliz. Bunlar, arkadaşlar, çok yanlış şeyler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSEYİN KOCABIYIK (Devamla) – Bakın, A Haber’de 3 bin tane insan çalışıyor, 3 bin tane basın emekçisi çalışıyor.

BAŞKAN – Sayın Kocabıyık, teşekkür ederim.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Kapattığınız televizyonlarda da dünya kadar insan çalışıyordu.

HÜSEYİN KOCABIYIK (Devamla) – Bakın, A Haber millî bir kuruluştur, CHP de millî bir kuruluştur. A Haber gibi millî bir kuruluşa saldırmak…

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Evet, milletin parasıyla aldınız ama millî değil.

HÜSEYİN KOCABIYIK (Devamla) - …insanı millete saldırmaya, millete düşmanlığa kadar götürür.

BAŞKAN – Sayın Kocabıyık, teşekkür ederim.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Havuz parasıyla aldınız, havuz. Vakıfbanktan kredi çektiniz, milletin o.

HÜSEYİN KOCABIYIK (Devamla) – Son bir şey söyleyeceğim: Bakın, altmış yedi yıldır Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olamıyor, yetmiş bir yıldır da seçim kazanamıyor.

MURAT EMİR (Ankara) – İktidar borazanı olmuş onlar, borazan, borazan.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Havuz bataklık medyası…

HÜSEYİN KOCABIYIK (Devamla) – Allah aşkına, bu soruyu bir kendinize sorun.

BAŞKAN – Sayın Kocabıyık, lütfen…

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Dinime küfreden Müslüman olsa, hadi!

HÜSEYİN KOCABIYIK (Devamla) – Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim, sağ olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MURAT EMİR (Ankara) – Küçük bir iğne batıramazsınız kendinize.

BAŞKAN – Sayın Özel…

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

17.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İzmir Milletvekili Hüseyin Kocabıyık’ın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın ikinci tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, sayın hatibi, Sayın Hüseyin Kocabıyık’ı dikkatle dinledim. Aslında başlangıçta bütçeyle ilgili yaptığı tespit hepimizin üzerinde ortaklaşacağı bir tespit. Sayın Genel Başkan geçtiğimiz yıllarda bütçe hakkı üzerine uzun konuşmalar yaptı, ardından Anayasa’ya aykırı bütçe hakkının devrini Anayasa Mahkemesine götürdük ancak Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında Anayasa Mahkemesi bütçe hakkının devredilemezliğine karar veriyor ama üç senedir, üçtür bunu bir sonraki bütçeden sonra açıklıyor ki kararın uygulanması imkânsız olsun. Yani AKP iktidarlarına Anayasa’ya aykırı bütçe tanzim etme ve tatbik etme imkânını veren, kendi kendini inkâr eden kararlar veriyor. Bu ne sonucunu doğuruyor? Kuvvetler ayrılığının tartışıldığı, ülkenin yönetim biçiminin tartışıldığı bir sürece geliyoruz. Aslında kendi eleştirisiyle içine düştüğü kendi durumunu da doğruladı, şöyle dedi: “Ben bütçeye ilişkin bir şey hazırlamıştım ama o konuşmamı yapamayacağım.” Kemal Bey’in durumu da budur Hüseyin Bey, bütçeye ilişkin bir konuşma yapamayacak bir ülke atmosferi yaratıldı. Diğer sorunlar, kuvvetler ayrılığı üzerindeki baskı, yargı bağımsızlığının olmayışı, bütçe hakkının konuşulmaması ve başka şeylerin konuşulması sorununu doğuruyor.

A Haber ve Yeni Asır… Yeni Asır İzmir’in incisi, göz bebeğiyken genel yayın politikasının dışında sadece bir partinin neredeyse tetikçisi durumuna gelmesi bütün Egelileri üzüyor. Keşke Yeni Asır muhalefetle arasındaki -hadi ana damarı başka yerden yakaladı ama- o kılcal damarı tutabilseydi. Hakaret, iftira, manşetten… Haber değil, tutum satıyor Yeni Asır ve birinin yerine küfrediyor, birinin yerine iftira atıyor; bu hepimiz açısından çok üzücü.

Son olarak da, elbette hiçbir yayın organına kimse ambargo uygulamasın falan ama şunu da görelim: Devletin yönettiği, AKP’nin yönettiği KİT’lerin tamamında Cumhuriyet, BirGün, Evrensel, Sözcü gazeteleri yok. Uçağa biniyorsun, aynı parayı veriyorum, Hüseyin Bey’in okuduğu gazeteden 50 tane var, okuduğum 4 gazeteden hiçbir tanesi yok. Bunu da görmek lazım.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Hangi uçakta? Uçakların hiçbirinde gazete yok ki? Yurt içinde yok, hiçbir gazete yok.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yurt dışında.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503)  (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

A) HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI (Devam)

1) Hazine Müsteşarlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hazine Müsteşarlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU (Devam)

1) Kişisel Verileri Koruma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

BAŞKAN – AK PARTİ Grubu adına şimdi de İstanbul Milletvekili Sayın Tülay Kaynarca konuşacak.

Buyurun Sayın Kaynarca. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA TÜLAY KAYNARCA (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Radyo ve Televizyon Üst Kurulu bütçesiyle ilgili söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

RTÜK’ün, kurulduğu 1994 yılından bu yana iki kanunla hem düzenleme hem de denetleme görevlerini yerine getirdiğini işaret etmek isterim ve yedi gün yirmi dört saat boyunca, oluşturulan bir sistemle -ki bu projenin adı Sayısal Kayıt, Arşiv ve Analiz Sistemi, tamamen TÜBİTAK tarafından, yerli yazılımla birlikte gerçekleştirilmiş bir projedir- düzenleme ve denetleme görevlerini yapıyor.

Türkiye’de 1.792 radyo, televizyon bulunuyor ve bu televizyonların ve radyoların çoğulcu yapısının ben demokrasimize çok ciddi katkı sağladığına yürekten inanıyorum. Bunun en canlı örneği de biliyorsunuz 15 Temmuz. 15 Temmuzda medyanın güzel duruşundan, içinde olan, camia içerisinde olan biri olarak da onur duyduğumu ifade etmek isterim. Oradaki karşı duruş, millî iradenin yanında yer alış çok değerlidir.

Diğer taraftan, kurulun gelir gider tablosuna baktığımızda ise kurulun giderlerinin kendi gelirlerinden karşılandığına dikkat çekmek gerekir. Nitekim, geliri, yine lisans ücretleri, kullanım ücretleri gibi, yüzde 3’ten yüzde 1,5’a düşen reklam gelirleriyle birlikte ne yapılıyor? Bu elindeki kaynağını genel bütçeye aktarabiliyor, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’na ve Maliye Bakanlığına 24 milyon gibi bir rakam aktarabiliyor.

Terörle bağlantısına gelince, bağlantılı kapatma kararlarına gelince, millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum ve gruplarla ilgili, medya kuruluşlarıyla ilgili 2017’deki kanun hükmünde kararnameyle birlikte alınan kapatma kararları var, 70 radyo ve televizyonu direkt ilgilendiren kararlar ki 8 yayın hakları iade kararı da bunlardan biri.

Yeni idari yaptırımlar getirildi, yine 2017’deki kanun hükmünde kararnamede ilgili idari yaptırımlar var. Yurt dışından Türkiye'ye yayın yapan kuruluşlarla ilgili de Üst Kuruldan ayrıca lisans alma zorunluluğu getirildi. Nitekim, bunlara bakıldığı zaman, içeriğinde tamamen halkımızı aldatan, kandıran, sahte kumar oynatıp halka birçok ciddi çirkin yayıncılık anlayışında olan kuruluşlarla ilgili de 33 kuruluşun kapatma kararı var.

İdari para cezalarındaki düzenleme ve ayrıntılara girmeyeceğim ama sadece ceza değil, ödül ve teşvikle ilgili çıkarılan bir kanun hükmünde kararname de var. Bunun altında da aile ve çocuk dostu yapım ve dizilerin teşvik edilmesi ve bu amaçla Üst Kurulca belirlenmiş bir önceki yıldaki idari para cezalarından yüzde 20’sine kadar olan bütçe buna ayrılacak. Bu çok değerli bir gelişme, yeni bir gelişme Türkiye açısından; 2018’de uygulanacak. Bu yılki yüzde 20’lik pay -ki ben o rakamı sordum Sayın Genel Müdüre- rakam itibarıyla 80 milyon gibi. Belki ciddi bir rakam gözükmeyebilir ama anlayış çok değerli, teşvik çok değerli, ödüllendirme çok değerli. Bu Mecliste bir araştırma komisyonu neticesinde çıkarılmış olması da bana göre çok önemli.

Öz denetim mekanizmalarına gelince -zamanı iyi değerlendirmek adına- birkaç başlık da bununla ilgili ifade etmek isterim. İzleyiciler, RTÜK İletişim Merkezine, yayınlarla ilgili görüş ve düşüncelerini gerek şikâyet hatlarıyla gerekse akıllı işaretlerle yapabiliyorlar; bu çok önemli. Lütfen rakama dikkat ediniz, 125.482 vatandaş bildirimi var yani binlerce insan şikâyetini denetim mekanizması adı altında yani öz denetim mekanizmasını işletebiliyor. Buradaki rakamlara baktığınızda da yüzde 23’ün şikâyet bildirimlerinde genel ahlak, manevi değerler ve ailenin korunması başlığında olduğunu, diğer konu başlığında yüzde 34’le yine kuşak programları, evlilik programları ve dizi filmler yüzde 18 yani ilk 3’ü gerçekten toplumsal değerlerimizi ilgilendiren başlıkları içeriyor.

Elbette RTÜK konusunda ifade edilecek çok başlık var. Bu kısa zaman diliminde aktardıklarımla birlikte 2018 yılı 180 milyonluk bütçenin hayırlı olmasını diliyor, Plan Bütçede görev yapan, eleştiri ve destekleriyle katkı sunan tüm milletvekillerimize de teşekkürlerimi sunuyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaynarca.

Şimdi de İstanbul Milletvekili Sayın Ekrem Erdem konuşacak.

Buyurun Sayın Erdem. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA EKREM ERDEM (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken yüce heyetinizi ve aziz milletimizi şahsım ve partim adına saygı ve muhabbetle selamlıyorum.

Dün son yolculuğuna uğurladığımız değerli kardeşim İstanbul Ticaret Odası Başkanı İbrahim Çağlar Beyefendi’ye Allah’tan rahmet, yakınlarına ve iş dünyasına başsağlığı diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu ve Atatürk Kültür Merkezi gibi göz bebeğimiz konumundaki kurumların eş güdümünden sorumlu bir kurumdur. Yüksek Kurum, dilimizin geliştirilerek korunması, toplumda tarih ve kültür şuurunun oluşturulması, gelecek kuşaklara aktarılması için yoğun bir çaba ve yoğun bir gayret içerisindedir. Kültür, dil ve tarih alanlarında fikir ve müzakere ortamları oluşturulması konusunda önemli adımlar atan Yüksek Kurum, dilimizin, kimliğimizin ve kültürümüzün korunup yaşatılması için ÖSYM, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar gibi birçok kamu kurum ve kuruluşuyla protokol imzalayarak ortak çalışmalar yapmıştır.

Gençlerimizin dikkatini bu alana çekmek, hassasiyetini artırmak için çalışmalar yapan Yüksek Kurum, bütünleşik bilgi sistemini hayata geçirerek dil, tarih ve kültürle ilgili birikimlerini elektronik ortama taşımış, böylece daha görünür ve erişilebilir hâle getirmiştir.

Kurum gençlere dil, tarih ve kültür alanında araştırma ve bilimsel çalışmalar yapmalarını teşvik için burs vermektedir. Bağlı kurumlarla eş güdüm içerisinde Türk dili, tarihi ve kültürüne yönelik faaliyetlerde bulunan Yüksek Kurum, 2017 yılında 16’sı uluslararası olmak üzere toplam 53 bilimsel etkinlik düzenlemiş, üniversitelere, kütüphanelere, kamu kurumlarına yurt içinde ve yurt dışında yaklaşık 42 bin adet eseri, 14 bin adet süreli yayını ücretsiz dağıtmış, ulusal ve uluslararası olmak üzere 60’a yakın kitap fuarına da katılım sağlamıştır.

Bu arada, her geçen gün büyüyen ve çalışma alanları çeşitlendirilen Yüksek Kurum ve bağlı kurumlara hizmet verecek yeni bir bina yapma girişimi başlatılmış, TOKİ tarafından yapılacak olan yeni hizmet binasının ihalesi yıl sonuna kadar tamamlanacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; milletin kimliğini oluşturan, onu diğer milletlerden ayıran, kendine özgü kılan en önemli araç şüphesiz kültürdür. Millî kültürün doğması, gelişmesi ve kuşaktan kuşağa aktarılması dille olur. Toplumlar millet olmayı bir dile sahip olmakla elde ederler ve millî varlıklarını da kendi dilleriyle koruyabilirler.

Günümüzde maalesef dilimize gereken önemi vermiyor, hak ettiği hassasiyeti gösteremiyoruz. Dilimize karşı kayıtsızlık ve yabancı dillere özenti hemen herkesi etkisi altına almıştır. Dünyanın en güçlü dillerinden olan ve binlerce yıllık köklü geçmişe sahip bulunan Türkçemiz… Özellikle son yıllarda ilim ve teknolojideki gelişmelerle ticari hayatın ve bilişim dilinin getirdiği yabancılaşma dilimize tamir edilemez hasarlar vermektedir. Bu konuda kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla 2017 yılı, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde “Türk Dili Yılı” ilan edilmiş, toplumda dil duyarlılığını artırmak için ülke genelinde sayısız etkinlikler gerçekleştirilmiştir.

Unutulmamalıdır ki dil üstünlüğü kültür üstünlüğü, dil zayıflığı kültür zayıflığı demektir. Güçlü medeniyetler ancak güçlü dillerle inşa edilebilir. Dil varlığını zenginleştirmeyen toplumlar ve bireyler güçlü bir gelecek kuramazlar. Türkçemizin yabancı etkilerden mümkün olduğunca kurtarılması, bağımsız bir dil olarak yaşaması, yeni nesillere aktarılarak varlığını sürdürebilmesi için kişisel ve toplumsal duyarlılık şarttır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EKREM ERDEM (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu konuda biz siyasiler başta olmak üzere ailelere, eğitimcilere, sanatçılara, kanaat önderlerine, kamuya mal olmuş şahsiyetlere ve medyaya büyük görev ve sorumluluk düştüğünü bir kez daha hatırlatmak istiyorum.

Bu duygularla Gazi Meclisimizi bir kez daha selamlıyor, 2018 yılı bütçemizin hayırlı olmasını diler, saygılar sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Erdem.

AK PARTİ Grubu adına şimdi de Erzurum Milletvekili Sayın İbrahim Aydemir konuşacak.

Buyurun Sayın Aydemir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Teşekkür ediyorum.

Değerli Başkanım, muhterem milletvekilleri; AK PARTİ Grubu adına hepinizi saygıyla, hürmetle, muhabbetle ve tazimle selamlıyorum.

Ben de başlarken bir sühandanın ifadesiyle, yaşatmaya değil, öldürmeye inanmış; diriltmeye değil, söndürmeye kanmış birtakım eli silahlıların yok etmeye çalıştığı, zerre zerre bütün benliğimizi adadığımız Kudüs’ü yüreğimizden koparmaya çalışanları telin ediyorum ve hayatlarını İlayıkelimetullah uğruna harceden aziz milletimiz adına değişmez bir kayıt düşüyorum: İmanımızdan vazgeçmedikçe Kudüs’ten vazgeçmeyiz.

Ve bir tashih, bir düzeltme, bir tavzih yapmayı özellikle çok gerekli görüyorum. Kendileri burada yok, Ahmet Yıldırım Bey konuşmasında ismimi de açarak ve özellikle Erzurum’dan da bahsederek bir tarif geliştirdi.

KAMİL AYDIN (Erzurum) – “Erzurum” demedi “serhat” dedi.

İBRAHİM AYDEMİR (Devamla) – Erzurum için “serhat kent” tanımı yaptı. Oysa serhat sınır kentini ifade eder. Kars için kullanıyoruz biz bunu, Iğdır için, Ardahan için. Erzurum’u tanımlayan çok esaslı iki kavram var. Bunlardan bir tanesi “derbent”tir arkadaşlar. “Derbent” bent olan, geçit vermeyen, bir de geçit kenti anlamı da ifade eder. Neye geçit veririz biz? İyi olana, doğru olana, vatansever duyguları ifade eden kavramlara geçit veririz, Erzurum bunu ifade eder. Bir başkası “bent olmak.” Orada da ihanete, vatan hainlerine bent olan bir kent anlamındadır. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar) Dolayısıyla bunu tashih etmek lazımdı.

Bir başkası gene sabahleyin, Kadri Yıldırım Hoca bir tanım yapmaya hususen çalıştı. Ben Kürt kimlikli kardeşlerimle beraber yaşıyorum. Burada Erzurum milletvekilleri var. Erzurum’da Kürt orijinli insanlarımız var, bu milletin en esaslı parçalarıdır bunlar. Biz daha önce “Türk milletinin asli unsuru” diye bir tarif yapıyorduk, özellikle zihinlerini ayrılıkçı anlayışa raptetmiş olanlar buna itiraz ediyorlardı. Oysa Kadri Hoca Zazalarla ilgili birkaç sahici olmayan belgeyle bunların Kürt olduğuna vurgu yapmaya çalıştı. Bu olabilir de, biz buna çok da itiraz etmeyiz ama Zazalar kendilerini Zaza diye tarif ederler ve onlar da Türk milletinin en esaslı parçalarıdırlar. Onlarla da iftihar ediyoruz. Bizim grubumuzda da çok sayıda Zaza arkadaşımız var. Bunun da özellikle burada düzeltme ihtiyacı duyuyorum arkadaşlar.

Değerli arkadaşlarım, az önce Türk dili üzerine bir mütehassıs konuştu, Erkem Erdem Hocam. Ben de Türk Dil Kurumu üzerine söz aldım, aynı zamanda Atatürk Araştırma Merkezi ve Atatürk Kültür Merkezi üzerine de bir iki şey söylemek istiyorum.

Türk dili üzerine Ekrem Hocamdan sonra çok tafsilata, ayrıntıya girmeyeceğim ama dilimizi tarif etmek lazım, dilimizin coğrafyamızın sesi olduğunu burada kayda geçmek lazım, gönül adresimizin nefesi olduğunu özellikle vurgulamak lazım, yürek haritamızın bizatihi kendisi olduğunu dile getirmek lazım ve dilimizin Yunus’u, Mevlâna’yı ifade ettiğini söylemek lazım, değil mi ağabey? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) – Evet.

İBRAHİM AYDEMİR (Devamla) - Bu dil Yusuf Has Hacip, Kaşgarlı Mahmut’tur demek lazım; bu dil Alvarlı Efe’dir, Hacı Bektaş Veli’dir demek lazım; Çin’den Maçin’e, Orta Asya’dan Ural’a, İstanbul’dan Yemen’e, Sakarya’dan İdil’e nefsini Hakk’a adamışların dilidir notunu düşmek lazım ve bu dil ak iktidarın başarı sırrını teşkil eden gönül dilidir notunu da kayda geçmek lazım ve bu, Orhun’dan Kudüs’e İlayıkelimetullah için can verme sırrına erenlerin dilidir kaydını özellikle muhkem bir biçimde burada ifade etmek lazım ve gene demek lazım ki dilimizi birtakım çevreler yıkmak istiyorlar. Yozlaştırmak, gönül şifremizi kırmak peşinde olanlar var, buna müsaade etmemek lazım.

Erkem Hocam söyledi, sürem bitti diye özellikle bir teşekkür edeceğim, keşke devam etseydi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) – Başkanım, ek süre istiyoruz.

İBRAHİM AYDEMİR (Devamla) - Efendim, ben geçtiğimiz yıl Vakıflar bütçesi üzerine konuştum. Malumunuz, vakıflar Erzurum’u ifade etmektedir, vakıflar Pasinler’i ifade etmektedir, vakıflar Halil İbani gibi çok yüksek bir şahsiyeti ifade etmektedir.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Başkan, süre geçiyor.

İBRAHİM AYDEMİR (Devamla) – O zaman bir teklifte bulunmuştuk.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aydemir.

İBRAHİM AYDEMİR (Devamla) - Hakan Çavuşoğlu Bakanım -kendisine hususen çok teşekkür ediyorum- Pasinler’de bir vakıf anıtı inşa ettiriyor. Dünya durdukça, Allah’ın izniyle, vakıfları Pasinler’de ifade ettirecek bir anıt olacaktır. Müteşekkir olduğumuzu ifade ediyorum.

Saygılar sunuyorum.

Hepinize kalbî hürmetlerimi sunuyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aydemir.

AK PARTİ Grubu adına on beşinci konuşmacı Samsun Milletvekili Sayın Hasan Basri Kurt olacak.

Buyurun Sayın Kurt. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Teşekkür ediyorum Başkanım.

Ben de 2018 bütçemizin öncelikle milletimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ederek sözlerime başlamak istiyorum.

Bütçemize Türkiye’nin üçüncü çeyrekteki yüzde 11’lik büyümesiyle başladık, güzel bir haberle başladık. İnşallah bu, 2018’de güçlü Türkiye’nin, daha hızla büyüyen Türkiye’nin habercisi olur diyorum.

Konumuz Türk Tarih Kurumu. Türk Tarih Kurumu, cumhuriyetin ilk yıllarında tarihin kendimiz tarafından yazılması yani bir Fransız’ın, bir İngiliz’in Türk tarihini değil, coğrafyamızın tarihini değil bizim bizzat kendimizin yazması için kurulmuş bir kurum ve o günden bugüne hem temel eserlerin aynı baskılarıyla günümüz Türkçesine kazandırılmasında hem de yapmış olduğu konferanslar, sempozyumlarla çok hassas konulara, başkalarının belki bu coğrafyada çok değinmediği konulara da işaret ederek Türkiye için, milletimiz için tarihin ne olduğunu ve bunun coğrafyayla birleşerek nasıl bir anlam ifade ettiğini açık seçik ortaya koymuş. Sadece 2017 yılı içerisinde 10’un üzerinde uluslararası sempozyum gerçekleştirdi ve en son Kudüs sempozyumu ki şu anda hâlâ Gazi Üniversitesinde sergisi devam etmekte. Burada Türklerin, Osmanlı’nın Kudüs’ten ayrılışının 100’üncü yılı hatırasına bir uluslararası sempozyum gerçekleşti ve bununla ilgili de bir sergi şu anda açık ziyaret etmek isteyen çok kıymetli milletvekillerimiz için.

Tabii, tarih çok kıymetli bir hazine. Tarih, bu kıymeti sebebiyle bazen düzgün kullanıma ama bazen de kötü kullanıma da açık bir alanı ifade ediyor. Ben, aslında Tarih Kurumunun işte bu kötü kullanıma karşı nasıl mücadele ettiğini izah ederek başlamak istiyorum.

Bizim tarih anlayışımızda çınar metaforu, ağaç metaforu çok önemli bir yer tutuyor, köklerini ne kadar derine salarsa dalları o kadar yüksekte, göğe ulaşan bir çınar metaforu. Sezai Karakoç bunu “Şehzadebaşı’nda Gün Doğmadan” şiirinde çok güzel ifade etmiş, şöyle diyor: “Külahıyla Yunus Emre/Sarığıyla Akşemseddin/Kavuğuyla Mimar Sinan/Gün doğmadan Şehzadebaşı’nda/Tek başına veli ağaç/Dallarıyla taşır göğü/Köklerine bağlı toprak.” Biz, eğer tarihimizi bilmezsek, tarihimizi kendi metinlerimiz üzerinden, kendi anlayışımız üzerinden bilmezsek işte o köklerden yoksun kalıyoruz ve göğe salınacak, yarına salınacak dallar da böylelikle kuruyup gidiyor. Maalesef bugün, belki, tarihimizi sınırlı tutmaktan, geçmişte tarihi sadece okullarda öğretilen tarih dersinden ibaret görüp, o zorunlu tarih derslerinden ibaret görüp tarihin derinliklerine anlamlı bir şekilde inememekten dolayı başımıza ne zaman bir felaket gelse hemen orada tarih kitaplarını karıştırmaya başlıyoruz ve şunu da görüyoruz, ne zaman yurt dışına gitsek, Afrika olabilir burası, Asya’nın herhangi bir yeri olabilir, kuzeye, güneye, batıya, doğuya gittiğinizde, şunu da görüyorsunuz: Bu Türk milletinin tarih yakasını bırakmıyor. Gittiğiniz bir beldede bir çeşmeye, bir camiye veya bir hatıraya rastlamanızdan, bir şehitliğe rastlamanızdan daha mukadder bir şey yok. Bunu, bu hatıraları defalarca işitmişizdir, öyle değil mi? İşte biz, bu tarih şuurunu daha iyi bir şekilde vermek üzere Türk Tarih Kurumunun bu seneki bütçesini her seneden daha ileriye doğru taşımaya çalışıyoruz, inşallah daha güçlü bir şekilde taşıyacağız.

Tabii, çok kısa bir şey söylemek istiyorum: Tarih bir devamlılık da içeriyor, içinde yaşadığımız bir süreç. Bunu da biz geçen ay içerisinde Kudüs ziyaretimizde gördük. Orada Hazreti İsa’nın çarmıha gerildiği yere kurulan kilisede bir merdiven asılı. Yüz altmış iki yıldır orada duruyor o merdiven ve kanunun ve tarihin bir işareti olarak orada asılı duruyor. Bu, Osmanlı’nın “Yıkıldı.” dediğimiz, “Ortadan kalktı.” dediğimiz bir dönemde bile Kudüs’e nasıl bir barış getirdiğinin, Kudüs’e nasıl bir insanlık ve adalet dersi verdiğinin çok net göstergesi. İşte, yüz altmış iki yıldır orada duran merdiven ve bin beş yüz yıla yakın bir İslam egemenliği bugün Kudüs’ü Kudüs yapandır. Ama biz bıraktıktan yüz yıl sonra…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASAN BASRİ KURT (Devamla) – …bugün Kudüs’ün etrafı duvarlarla çevrili. Ve maalesef bu zalimler bir gün dahi burada artık durmamalı.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kurt.

AK PARTİ Grubu adına son olarak İstanbul Milletvekili Sayın Mürteza Zengin konuşacak.

Buyurun Sayın Zengin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MÜRTEZA ZENGİN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kişisel Verileri Koruma Kurumu bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle geçmişte olduğu gibi bugün de Kuvayımilliye’yi amil, iradeyimilliyeyi hâkim kılacak olan yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, kamuoyunda kısaca KVK olarak isimlendirilen Kişisel Verileri Koruma Kurumu temel hak ve hürriyetlerin korunması yönünden âdeta yeni bir Anayasa Mahkemesi fonksiyonu görecektir. Bu kurum idari ve mali özerkliğe sahip ve kamu tüzel kişiliğini de haizdir. Kurumun karar organı kuruldur. 9 üyeden oluşur, 5 üyeyi Türkiye Büyük Millet Meclisi, 2 üyeyi Cumhurbaşkanı, 2 üyeyi de Bakanlar Kurulu seçer. İlk defa bütçesini konuştuğumuz bu kurulun üyeleri 12 Ocak 2017 tarihinde Yargıtay 1’inci Başkanlık Kurulunun huzurunda yemin ederek görevlerine başlamıştır, hayırlı olsun.

Değerli milletvekilleri, demokrasi ve hukuk devletinin temel taşı bireylerdir. Kişilik hakları güvence altında olmayan bireylerin çağdaş toplumun oluşumuna katkı sunmaları da düşünülemez. Bilindiği gibi, bireyin hakları bakımından hukukta üç alanın varlığından söz edilir; genel, özel ve gizli alan. Genel alan herkese açık, gizli alan ise herkese kapalıdır. Geriye kalan, insan haklarının en çok ihlal edildiği özel alana ise ancak açık rızanın bulunması hâlinde girilebilir. Çağımızda teknolojinin, özellikle bilişim sektörünün baş döndürücü gelişimi karşısında bireylerin özel hayatlarına kendi rızaları dışında çok ciddi saldırılar olmaktadır. Bireylerin ruhsal dengeleri zedelenmekte, aileler dağılmaktadır. Tabii ki bunun tek nedeni teknoloji değildir ancak bireylerin kimliklerini belirli hâle getirmeye elverişli her türlü bilgi olarak tanımlanan kişisel veriler bilişim teknolojileriyle kolaylıkla kaydedilmekte ve kullanılmaktadır. Kişinin kimlik, iletişim, sağlık ve mali bilgileri ile özel hayatına, dinî inancına ve siyasi görüşüne ilişkin bilgiler gerek özel ve gerekse kamu sektörü tarafından bilişim sistemleri üzerinden otomatik yollarla sıkça kaydedilmektedir. Bu bilgilerin kullanılması bazı kolaylıklar ve avantajlar sağlasa da bu durum söz konusu bilgilerin istismar edilmesi riskini de beraberinde getirmektedir. Bu verilerin yetkisiz kişiler tarafından elde edilmesi, kullanılması ve ifşa edilmesi temel haklarının ihlali olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ülkemizde, Avrupa Birliği üyelik süreci de gözetilerek 12 Eylül 2010 tarihinde halk oylaması sonucu kabul edilen 5982 sayılı Kanun’la, Anayasa’mızın 20’nci maddesinde yapılan düzenlemeyle kişisel verilerin korunması temel bir insan hakkı olarak güvence altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesinin 9 Nisan 2014 tarihli içtihadı da gözetilerek, Türkiye Büyük Millet Meclisi 24 Mart 2016 tarihinde 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nu kabul ederek bu konudaki mevzuat boşluğu da doldurulmuştur. Artık, bu hususta yasal yönden hiçbir mazeret kalmamıştır. Her ne kadar 15 Temmuz hain darbe kalkışması nedeniyle ülkemizde olağanüstü hâl ilan edilmiş ve bu durum devam etmekte ise de Türkiye Büyük Millet Meclisi görevinin başındadır. Nasıl ki milletimiz, 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisini kurarak sömürgeciliğin ve düvelimuazzamanın iyiliksever paternalizmini minnetle kabul edecek, kendi işlerinde ve dünya işlerinde aktif bir rol oynamaya yeltenmeyecek basit köylü yığınları olmadığını göstermişse, bugün de aynı azim ve kararlılıktadır. Meclissiz çalışmak veya Meclisin etkinliğini, gücünü azaltmak, 22 milyonun üzerinde seçmenin desteğini almış, millî iradenin ürünü olan partimizin siyasetinin de ana tercih nedeni olamaz.

Son olarak, genç yaşta ebedî yolculuğuna uğurladığımız İstanbul Ticaret Odası Başkanı İbrahim Çağlar kardeşimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, yakınlarına sabırlar diliyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Zengin.

VII.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, İstanbul Ticaret Odası Başkanı İbrahim Çağlar’a Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Evet, biz de İstanbul Ticaret Odası Başkanı Sayın İbrahim Çağlar’a Allah’tan rahmet diliyoruz, ailesine de sabır ve başsağlığı dileklerimizi sunuyoruz.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503)  (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

A) HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI (Devam)

1) Hazine Müsteşarlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hazine Müsteşarlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU (Devam)

1) Kişisel Verileri Koruma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, böylelikle AK PARTİ Grubunun konuşmacılarını da bitirmiş olduk.

Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisinin konuşmacılarını dinleyeceğiz.

İlk olarak Antalya Milletvekili Sayın Mehmet Günal konuşacaklar. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Günal.

Süreniz yirmi dakika.

MHP GRUBU ADINA MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bugün Hazine Müsteşarlığı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, SPK bütçeleri üzerinde söz aldım ama öncelikle, konuşmamın çerçevesi anlamında size bir hatırlatmada bulunmak istiyorum. Tevafuk oldu; bu, bir hafta, on gün içerisinde dört tane farklı 100’üncü yıl dönümleriyle ilgili gelişmeler -üzücü olan, güzel olan- yaşandı.

Bizim için, önceki haftalarda kutladığımız, partimizin kurucusu Başbuğ’umuz Alparslan Türkeş’in 100’üncü doğum yıl dönümünü 25 Kasım itibarıyla andık; kendisini de rahmetle, minnetle andık.

Bu hafta sonu 9 Aralık 2017, iki ayrı 100’üncü yıla tekabül ediyor. Sayın Çavuşoğlu da burada, onu da ilgilendiren bir güzelliği de var ama bir taraftan da hüznü var. Bugün burada tartışılan Kudüs meselesiyle ilgili, tam da yüz yıl önce Kudüs’ü Osmanlı’nın terk edişi 9 Aralık. Aynı zamanda yeni takvime göre de kasım ayı içerisinde, 26 Kasım olmakla beraber, 9 Aralık yine Kırım Millî Kurultayı’nın kurulmasını yani Kırım devletinin kuruluş tarihi olarak da bu hafta içerisinde anmış olduk, bunları da kutlamış olduk. Tabii, son olarak da cumhuriyetin 100’üncü yılıyla ilgili söyleyeceklerim var. Ama bunlara, hepsine geçmeden önce, konu bütünlüğü açısından hızlıca SPK ve BDDK’yla ilgili birkaç hususu dikkatlerinize sunmak istiyorum değerli arkadaşlar.

Öncelikle, burada, 502 sayılı torba Kanunu konuşurken değinmiştik; SPK’yı bu konuda uyarmak istiyorum değerli arkadaşlarım, o gün de söyledim. Birçok konu var ama zamanımız sınırlı olduğu için sonraki konuşmalarda belki ayrıntılı değiniriz; kitle fonlaması, kitle fonlama platformları diye bir şey kurduk. Tabii, orada konuştuk, değerli komisyon üyesi arkadaşlarımız muhalefet şerhinde de belirttiler “Burada ciddi sıkıntılar olabilir, bunların kanunla düzenlenmesi lazım.” diye. Şimdi, kanunla düzenlenmedi ama bunun alt düzenlemelerinin çok sıkı yapılması, çok ciddi şekilde denetlenmesi gerekiyor çünkü internet üzerinden fon toplama imkânı veriyorsunuz. Yani geçmişte yaşanan Kombassan olayları, Yimpaş olayları, bir sürü yurt dışında toplanan paralar; SPK’nın düzenlemeleri -hani çok fazla konuşmamıza gerek yok ama- böyle tehlikeler içeriyor. Hele hele son günlerde yaşadığımız, çok legal görünen -Sayın Şimşek de burada, bize belki daha açıklayıcı bilgi de verebilir ama- bitcoin çılgınlığı var örneğin. Ortada bir şey yok ama sürekli artan bir hisse senedi var. Şimdi, fonu toplayacağız, nereye gidecek? SPK, bir hisse senedi veya tahvil çıkarılırken… Bir şirketin varlığı var, tamam, ona ilişkin birçok düzenleme yaptık, yatırımı artıralım dedik -melek yatırımcılar var, risk sermayesi var- çok şey yaptık ama böyle internet üzerinden fon toplama dendiği zaman, bunun bazı düzenlemelerinin ayrıntılı şekilde kanunda belirtilmesi gerekiyor, daha sonra bazı sorunlar yaşamamamız açısından bunların dikkate alınması lazım. Öncelikle bunu hatırlatmış olayım.

Diğer bir husus, Hazine Müsteşarlığı bütçesi de var. Çok şey konuşulacak ama öncelikle, üstlendiğimiz borçlar… Her ne kadar -sürekli olarak sayın bakanlar da yapıyor- oranını veriyoruz, işimize gelmediği zaman miktarlarını veriyoruz, yerine göre veriyoruz ama şu bir gerçek, Sayın Erhan Usta açılış konuşmasında da ifade etti: Bu yıl içerisinde 170 milyar dolar borç, üzerine 40-45 milyar -kaç olursa- cari açığı da eklediğimiz zaman 210 milyardan fazla tık dolar, para ödememiz lazım. Tamam, bunu öderiz, bakarız, gücümüz yetiyor diyoruz ama buradaki kaygımız ne? Dış finansman gerektiren birçok proje var ve peyderpey bu devam ediyor. Sayın bakanlar da aslında zaman zaman uyarıyorlar ama nedense burada bu çalışmalar yapılmıyor.

Elimizde “kamu-özel ortaklığı” diye bir şey var. Sayın Bakan, arkadaşlar biraz sonra söylerse ben size bunu söyleyeceğim çünkü siz de aslında bana katılıyorsunuz ama… Maliye Bakanlığı döneminde de katılıyordu; bilmiyorum, şimdi Hazine olunca farklı olur mu biraz. Çok önemli riskler üstleniyoruz ama kaydını... Hazinenin “web” sitesine şimdi gelmeden önce, yukarıda, bir saat önce yeniden baktım. Yani ayrıntı, dediğim gibi, tartışabiliriz ama borç üstlenimleri, Hazine garantilerinden gerçekleşmeler; bakıyorsunuz, farklı farklı şeyler çıkıyor yani farklı çıkıyor derken bir kayıt bulamıyoruz, bulduğumuza bakıyoruz, bize tam olarak Türkiye’nin yükümlülüklerini vermiyor. Yani burada koymuş: Borç üstlenim taahhütleri. Topluyoruz, üç tane var; 8,6 milyar dolar kredi tutarı. E, öbür taraftan bakıyoruz, Hazine garantilerinden yapılan üstlenimler 2016’da 27,4 diyor. E, peki, şimdi listelere bakıyorum, bu şehir hastanelerine verdiğiniz taahhütler nerede görünecek? Tamam, gerçekleşmemiş risk ama bilanço tekniğinde geçici koyduğumuz şeyler vardır, “off balanced sheet” diye en azından onların muhtemel risklerini koyarız değil mi?

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Çok teknik konuşuyorsunuz.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Şimdi bizim derdimiz, burada -bunun doğru yapıldığı, yanlış yapıldığı, onu ayrıca tartışırız ama- bu bilgilerin derli toplu görünmesi gerekir. Yani nazım hesapları -senin için- eski tabirle, bizim muhasebe derslerinde öyle geçerdi.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Ama halkın anlayabileceği şekilde anlatırsanız…

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Evet “geçici hesap” diyelim, her nasıl yazarlarsa… Şimdi değişiyor, hocalara göre değişiyor, onun için anlaşılacak şekilde her dilde söylüyorum. Tanju, senin için de özel bir şey yapalım.

Şimdi, mesele o değil ama, mesele, aradığımızı bulamıyoruz, yükümlülükleri bulamıyoruz. Yani bunun takip edilmesi lazım çünkü önümüzdeki süreçte… Neden bunları söylüyorum? “Efendim, işte, filanca kurum şöyle dedi, bunlar böyle dedi, bizi sıkıştırıyorlar.” Sıkıştıracaklar. Eğer biz dik durmaya devam edersek bir şeyler gelecek. O zaman, dışa bağımlılığımızı azaltmamız, borçlarımızı öderken de bu kaynakları doğru kullanmamız lazım. Yani burada hakikaten bir rapor bulamıyoruz ama şehir hastaneleri… Şimdi yine bir daha açıklıyorlar, yine bir daha açıklıyorlar. Sayın Bakanım, ben hâlâ hangisinde ne kadar yükümlülüğümüz olduğunu bilemiyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Söylemez.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Siz bilmiyorsanız biz hiç bilemeyiz.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Ha, tamam, bilmediğimiz ayrı, biz diyoruz ki: Bir durun, normal yoldan bunları yapalım. Şimdi kurumlar arasında da koordinasyonsuzluk olunca…

ATİLA SERTEL (İzmir) – Devlet sırrı.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Yok, şundan kaynaklanıyor: Hazine de zaman zaman bunları… Sadece devlet sırrı değil, kurumlar takip ediyor. Gerçekleştikçe “üstlenimlerden ödemeler” diye Hazine bize gösteriyor. Yapıyor raporlama, yapmıyor değil. Ne zaman yapıyor?

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Nasıl yapıyorlar? Onu anlayamadım ben.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Diyelim ki risk gerçekleşti, bir kurum ödeyemedi, Hazine o zaman ödemeyi yapıyor ve bize gösteriyor veya işte borç üstlenimlerinden veya kredi taahhütlerinden ne gelirse. Hazine o zamana kadar bir şey vermiyor.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Yani biz ödenince mi anlıyoruz?

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Ayrıntısını birazdan anlatırım Tanju, bitireyim konuyu da.

Şimdi, tabii işin esprili tarafı var ama hakikaten burada bir dağınıklık var. Bu, yönetim anlayışından kaynaklanıyor aslında. Birazdan başka konulara da değineceğim, onun için buraya fazla girmiyorum. Başka hususlar var değerli arkadaşlar. Bu şekliyle baktığımız zaman bunun üstesinden gelme şansımız yok. Niye? Söyledik, dedik ki: Bir tane kamu-özel ortaklığı çerçeve kanunu çıkacak. Yaklaşık on yıl önce o zamanki DPT’de hazırlanmış, Kalkınma Bakanlığı bekletmiş, taslak çıkmadı. Ne oldu? Her kurum için ayrı ayrı, Sağlık Bakanlığı ayrı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ayrı, herkes kendine göre bir şey çıkardı. Şimdi, kurumsal dağınıklık “iyi yönetişim” dediğimiz şeyi engelleyen bir sonuç ortaya çıkartır, sıkıntımız bu. Peki, ne yapacağız bunun için? Onları da birazdan konuşacağız ama değerli arkadaşlar, çok fazla yükümlülük altına giriyoruz ve bunları doğru izlememiz lazım, elimizdeki kaynakları da doğru şekilde tahsis etmemiz lazım, sonuç bu. Verimli alanlara doğru tahsis etmemiz lazım, normal yoldan yapılacak işleri de bu kadar yük altına sokmamak lazım; sonuç itibarıyla bunu söylüyorum.

Şimdi, buradan büyüme rakamlarına doğru geçmek istiyorum değerli arkadaşlar. Evet, burada da tartışılıyor, yüzde 11 büyüme güzel, rakamlar güzel, her şey güzel. Şimdi, benim derdim onun polemiğine girmek değil, sonra tekrar gireriz. Buraya baktığınız zaman, Sayın Bakan da söylüyor -önceki gün açıklama yapmış, burada Sayın Şimşek- ben yıllardır söylüyorum, büyüme rakamı tamam, büyümenin kalitesine bakalım diye. Yani içeriğine bakacağız, nicelikle beraber niteliğine bakacağız.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Neyle büyüyor?

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Evet, her hâlükârda geçiş döneminde bir şekilde büyüyelim, canlanalım, krizi atlatalım, tamam. Sonra?.. Sonra dönüp, nereden büyüdüğümüze bakıp onu daha sağlıklı hâle getirmemiz lazım. Onun için sürdürülebilir büyüme diyoruz yani dengeli büyüme diyoruz. Onun olması için bu hastalığı iyileştirmemiz lazım. Niye söylüyoruz? Yüzde 6,9’u tüketimden gelmiş. Sektörlere bakıyoruz, en fazla gelen inşaat.

Şimdi, bakın, Sayın Şimşek yine iki gün önce yukarıda açıklama yapmış. Cümlesi şu: “Tasarruf konusunda ne görüyorsunuz?” diye soruluyor. Başlarken diyor ki: “Yatırımların büyük kısmını inşaatta yapıyoruz. Büyük bir kısmı AR-GE’ye, teçhizata yapılmalı.” Doğru, elhak. “Eğitimde kalite, Dördüncü Sanayi Devrimi’nden bahsediyoruz.” Aynen öyle, bunları yapmamız lazım. “Beşerî sermayemizin kalitesini artırmamız lazım. İdeal olarak daha çok tasarruf etmeliyiz.” Tamamen katılıyoruz. Bunda sorun yok, aynısı söylüyoruz. Sayın Bakan doğru söylüyor ama hani bunu… CHP’li arkadaşlar hemen söylüyor “Devam et.” diye de bunu onun için söylemiyorum. Bu, bugünün meselesi değil; bu, sadece Sayın Şimşek’in söylediği değil.

Bakın, başlangıçta size dedim ki 4 tane ayrı 100’üncü yıl söyleyeceğim. Biz her sene nisan ayında rahmetle anarız rahmetli Başbuğ’umuzu ama bu yıl 100’üncü yılı olduğu için özel bir program düzenledik. O vesileyle de arkadaşlarımız bazı yayınlar hazırladı. Türk Akademisi Vakfımızın bu anıya hazırladığı kitapçığa ben de Türkeş’in ekonomi anlayışını -Dokuz Işık’ta- ekonominin yerini yazdım. Değerli arkadaşlar, ona bakarken tekrar gördüm ki 1969 yılında Alparslan Türkeş’in Türkiye ekonomisiyle ilgili yapmış olduğu uyarı hâlâ geçerli, sorunlar hâlâ aynı. İsterseniz söyleyeyim, bakın, Türkiye'nin ekonomide temel sorunundan bahsediyor: “İstihsal ve istihlak dengesizliği” yeni Türkçesiyle arkadaşlar “üretim ve tüketim dengesizliği” yani üretmeden tüketen ekonomi. Başka ne diyor? “Plansız ithalat” diyor. Şimdi ne konuşuyoruz? Dış ticaret açığı, cari işlemler açığı, dış borç konuşuyoruz. Başka ne diyor? “Plansız altyapı yatırımı, verimsiz yatırım” diyor. Şimdi, ne konuşuyoruz? İnşaat sektörüyle sadece bu iş olmaz, bir yere kadar olur diyoruz. Yani Türkiye'nin sorunlarının temeli değişmemiş, biçim değiştirmiş gelmiş ama hâlâ biz de çözüm önerilerini konuşuyoruz değerli arkadaşlar. Burada baktığımız zaman, bu ekonomi anlayışını, açıkçası bunu nasıl gidereceğiz? Öncelikle iyi yönetişim, iyi yönetim, bir koordinasyon, gerekli yapısal reformların yapılması. Bunları yapmadığımız zaman bunu yapmak mümkün değil. Aynen bu kapsamda, Alparslan Türkeş, kalkınmanın maddi temelinin müspet ilim zihniyetine ve teknik gelişmeye dayandığını ve bunun gereği olarak da üretim ve tüketimin ahenk içinde olması gerektiğini ifade ediyor. Ona göre, tüketimimiz Batılılar gibi, üretimimiz Doğulular gibi. Bu söylediği 1969 yılından tespitler arkadaşlar. Yani tüketim anlayışımız gelişmiş ülkelere benzerken üretim anlayışımız gelişmiş ülkeler gibi değildir. Eğer bunu kimin söylediğini söylemesem herhâlde 1969-1970 yılında söylendiğini hiçbiriniz tahmin edemezdiniz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bugünü konuşuyoruz değil mi?

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Evet.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bizim Tanju iyi bilir onları.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Yani bu çerçevede önemli tespit yapıyor ve ekonomik politikaların temeli için de “Türkiye'nin kalkınmasını sağlayacak temel esaslar, çok üretim sağlamak, çok ihracatta bulunabilmek, aynı zamanda tasarrufu hâkim kılan bir yaşayışı memlekette yürürlüğe koymak.” diyor. Bugün de aynı şekilde bu önerileri yapabiliyoruz.

Peki, bunun için ne yapacağız? Bunları nasıl gerçekleştireceğiz? İşte, bütün mesele burada. Ama şimdi, ekonomi yönetimindeki dağınıklıkla, beş altı ayrı bakanla bunu yapmamız zor. Gelin beraber bu yapısal reformları çıkaralım diye defalarca söyledik.

Değerli arkadaşlar, burada -ben dikkatli bir şekilde baktım- Sayın Erhan Usta açılış konuşmasında söylemiş, onun üstüne BDDK’nın “web” sitesine girdim -BDDK Başkanımız burada- sonra da print aldım. Hakikaten önce inanamadım yani dikkatimizden kaçmış. Dedi ki: “1 üye var, 5’i boş.” Bakın. Yani 1 kişi var şu anda.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – İhtiyaç yok ya!

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Şimdi, bunun için... Sayın Şimşek burada, arkadaşlarımız bloke ediyor ama Mehmetçiğim, Sayın Bakan da görsün.

BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) - Atandı, atandı.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Yok, hayır, işte daha henüz buraya bir şey... “Web” sitesine baktım, Erhan Bey söyledi diye.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Eski, eski o, o eski, eski; atandı.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – “Web” sitesine demin baktım, printini demin aldım, bir saat oldu.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Site güncellenmedi ya.

MEHMET GÜNAL (Devamla) - Bir saat oldu işte. Yani ne zaman atandı onu söylesin Sayın Bakan da.

BAŞKAN – Sayın Günal, lütfen Genel Kurula hitap ediniz.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Konuşacağız onu ama cevap verecek.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Tamam.

Ne kadar boş kalmış, onlara bakalım. Şimdi buradan söyleyeceğimiz şu: Bu bir tane örnekle hemen atadık diye söylemeyin. Kaç ay boş kaldığını da biz size tarihinden buluruz, Bakanlar Kurulu kararını da buluruz. Söylemeye çalıştığımız şu, değerli arkadaşlar: Bu şekliyle yapamayız, 4 tane, 5 tane ayrı bakanlık; yarın başka birini konuşacağız, bugün başka birini konuşuyoruz, maalesef bu şekliyle bu reformları yapma şansımız yok. Bizim baştan beri söylediğimiz bir şey var, diyoruz ki: Gelin ortak bir komisyon kuralım. Nasıl ki şimdi uyum yasalarıyla ilgili kuracağız, Anayasa’yla ilgili kurduk, Tüzük’le ilgili kurduk; acil olması gerekenler için uyum yasalarını çıkardıktan sonra arkasından oturalım -her neyse- Sayın Şimşek’in de elini rahatlatalım. Yapılması gereken neyse öncelik sırasına koyalım, üzerinde bütün grupların görüşlerini alalım, ne yapılması gerekiyorsa ülkemiz için yapalım. Aksi takdirde -cumhuriyetimizin 100’üncü yılı yaklaşıyor, 2023 hedefleri var, baştan beri biz söyledik, Hükûmet de benimsedi; şu anda birçok gösterge açısından gerisindeyiz- eğer bu yapısal reformları gerçekleştiremezsek değerli arkadaşlar, burada bunu yapma şansımız yok yani bu kapsamda baktığımız zaman bu çalışmaları bitirmek hakikaten mümkün değil.

100’üncü yıl demişken, Sayın Çavuşoğlu burada, ona da hemen 100’üncü yılla ilgili hatırlatmamı yapayım çünkü ciddi anlamda çalışmalar yapılması gerekiyor. Zannediyorum, 100’üncü yıl kutlamalarıyla ilgili koordinasyon da Sayın Çavuşoğlu’nun Bakanlığında. Bu çalışmaları bir an önce hızlandıracak, ülkemize yakışır şekilde, cumhuriyetimizi anlamlı hâlde gelecek nesillere aktarabilmek adına bu 100’üncü yıl kutlamalarıyla ilgili çalışmaların bir an önce yapılması… Ama sadece kutlama çalışmalarının yapılması yetmiyor, onu kutlayabilecek hâle gelebilmek için de bu yapısal reformları gerçekleştirmemiz gerekiyor, aksi takdirde bu ruhu yakalamamız mümkün değil.

İşte, 100’üncü dedik, Atatürk’ün 1923’te İzmir İktisat Kongresi’nde ortaya koyduğu ruh ile millî iktisat politikası, Misakıiktisadi, millî sanayi, millî tarım politikasını eğer tekrar uygulamaya geçirir, kendi kaynaklarımızı -baştan da söylediğim gibi- doğru alanlarda kullanırsak Türk milletinin dinamizmiyle bu işlerin üstesinden geliriz. Yeter ki kısır çekişmeleri bırakıp yapısal reformlara, ülkemizin gerçek sorunlarına odaklanalım. Bunu yaptığımız takdirde hep zorlukların üstesinden geliriz. Evet, bu coğrafyanın kaderi böyle, evet, burada birtakım sıkıntılar yaşanır ama o sıkıntıları aşan da Türk milletinin azmi, iradesi, gayreti olmuştur. Biz yine millet olmayı başardığımız zaman bunu gerçekleştirebiliriz.

100’üncü yılla ilgili son bir şey: 4 tane 100’üncü yıldan size bahsetmiştim. 9 Aralık olarak Kudüs’ün terkiyle ilgili… Bizim hafta sonu Antalya’da belediye başkanları toplantımız vardı, Sayın Genel Başkanımız orada bahsetti -açıkçası ayrıntısını ben de bilmiyordum, kabaca hatırladığım bir vaka- onu sizlerle paylaşarak konuşmamı tamamlamak istiyorum. Çünkü bu söylediğim ruh, ancak Iğdırlı Hasan Onbaşı’nın o ruhuyla hareket ettiğimiz zaman ortaya çıkar ve Türk milletinin gerçek kapasitesini ortaya koymuş oluruz.

“9 Aralık 1917” dedik, yine, Kudüs’ü terkimizin 100’üncü yılı diye. 1972 yılında oraya bir gazeteci gidince Mescid-i Aksa’da yırtık elbiseleriyle hâlâ nöbet tutan 90 yaşlarında yaşlı bir amcayı görür. Yaklaşır, sorar: “Kimsin sen, necisin? Ne yapıyorsun?” “Nöbet tutuyorum.” der -zamanımız az olduğu için kısa anlatayım- “Ne nöbeti tutuyorsun?” derler, der ki: “Ben, burayı terk eden son artçı bölüğünden Iğdırlı Hasan Onbaşı. Takım komutanı olarak komutanımız tarafından burada bırakıldım, Osmanlı burayı terk etti ama ben burayı beklemek üzere komutanımız tarafından bırakıldım. 20’nci Kolordu 36’ncı Tabur 8’inci Bölük 11’inci Ağır Makineli Tüfek Takım Komutanı Iğdırlı Onbaşı Hasan, ben.” Gazeteciler duygulanır, sonra da “Bir rican var mı?” derler. Der ki: “Sizden bir tek ricam var. Memlekete gidince Tokat Sancağı’na yolunuz düşerse, benim komutanım Kolağası Önyüzbaşı Musa Efendi’ye gidin, ellerinden öpün, deyin ki: ’11’inci Ağır Makineli Tüfek Takım Komutanı Iğdırlı Hasan Onbaşı hâlâ nöbettedir, tekmilim tamdır.’” Ve on yıl sonra da -1982 yılında- hayata gözlerini yumar.

İşte, eğer o ruhla çalışır, bir millet olmayı becerebilirsek bütün bu zorlukların da üstesinden gelir, nice yüzyıllarda devletimizi dünyada süper güç yapacak çalışmaları gerçekleştirebiliriz diyor, saygılar sunuyorum. (MHP, AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Günal.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına ikinci olarak Bursa Milletvekili Sayın İsmet Büyükataman konuşacak.

Buyurun Sayın Büyükataman. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA İSMET BÜYÜKATAMAN (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Vakıflar Genel Müdürlüğü, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı ile Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı bütçeleri üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle heyetinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, sözlerimin başında, öncelikle, sıcak gündemle, gönül sızımız ve manevi durağımız Kudüs’le ilgili birkaç söz söylemek istiyorum. Zira, Kudüs aynı zamanda, bugün söz aldığım kuruluşların da ilgi alanı içinde olan, olması gereken mübarek bir şehirdir. Bilindiği üzere, ABD yönetimi Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımıştır. Bu eylemle Trump, sorumsuz ve skandal bir karara imza atmıştır. Kudüs üzerinde sahnelenen siyonist ve Haçlı ittifakı İslam âlemini derinden sarsmış ve infiale sebep olmuştur. Kudüs İslam’dır ve aynı zamanda Türklüğün izlerini taşımaktadır. Kudüs mukaddesatımızın namusudur, Kudüs İslam dünyasının göz bebeği, haklı davası, meşru sancağı, gasbı ve rehini imkânsız manevi tacıdır. Bu sebeple, ABD’nin tahripkâr istikrarsızlığa, toplumsal infiale, toplu intifadaya ve kara bir leke gibi alnına yapışacak muhtemel dinler arası çatışmaya yol açacak olan Kudüs’le ilgili adımlarını muhakkak askıya alması şarttır, ABD bu gaflet ve dalalete acilen son vermelidir.

Şair Nuri Pakdil ne diyor? “Mekke iddiamız, Medine davamız, Kudüs bitmeyen duamız/ İstanbul son durağımız, son sığınağımız, koruyucu kalkanımızdır/ İstanbul Kudüs’ündür Kudüs İstanbul’un/ Şam ve Bosna, Üsküp ve Kudüs emanettir bize/ Emanetine sahip çık ey Türkiye.” İnanıyoruz ki Türkiye Cumhuriyeti devleti emanetine mutlaka sahip çıkacaktır. (MHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, Doğu Bloku ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ortaya çıkan ihtiyaçlar kapsamında, 480 sayılı Yasa’yla 1992 yılında bir teknik yardım kuruluşu olarak Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı kurulmuştur. 2016 yılında TİKA’nın yapmış olduğu yardımların bölgesel dağılımına bakıldığında Orta Doğu ve Afrika ilk sırada yer almaktadır. Bu coğrafyalara yönelik yardımların ve faaliyetlerin TİKA bütçesinin yaklaşık yarısını oluşturduğunu gözlemlemekteyiz. Orta Doğu’nun ülkemiz açısından önemi son yıllarda yaşanan üzüntü verici gelişmeler göz önüne alındığında, Afrika’nın ise potansiyeli göz önünde bulundurulduğunda bu uygulama normal bir gelişme olarak görülebilir ancak bu bölgelere yönelik yapılan çalışmalar, Türk dünyasına yapılan çalışmaların önüne geçmemelidir. TİKA’nın temel odak alanı, Türk dünyası ile akraba topluluklar olmalıdır. Uluslararası ilişkiler açısından bakıldığında bir yumuşak güç unsuru niteliği taşıyan TİKA’nın imkânları görev alanına uygun bir verimlilik çerçevesinde kullanılmalıdır. Özellikle, Türkistan, Kafkasya, Balkanlar gibi Türk kökenli bölgeler öncelik taşımalı, TİKA’nın eli ivedilikle buralara uzanmalıdır. Ayrıca, TİKA, bu bölgelerdeki faaliyetlerini FET֒nün devam etmekte olan çalışmalarını dikkate alarak ve onları bertaraf edecek şekilde yürütmelidir.

Öte yandan, devletin ilgili kuruluşları, Suriye’deki ve Irak’taki Türkmenlerin sorunlarına acilen eğilmelidir. Türkmen kardeşlerimiz Irak’ta ve Suriye’de zor durumdadır ve bilindiği üzere yaşam savaşı vermektedirler. Irak’taki ve Suriye’deki Türkler imkânsızlıklar içerisinde kıvranmaktadır. Hükûmetin bir an önce Irak’taki ve Suriye’deki Türklerin varlıklarını devam ettirebilecekleri önlemleri alması icap etmektedir.

TİKA faaliyetleri, devletimizin siyasi, diplomatik ve ekonomik açılımları için son derece önemlidir. Bu coğrafyalarda kültürel varlıklarımızın korunmasına dönük yürütülen faaliyetler artırılmalı, başta kültürel kimliğin tahkimi olmak üzere Türk varlığını ayakta tutacak her konuda etkin bir çaba gösterilmelidir. Zira, tarih, bir kere ayak bastığı her coğrafyada Türk’ü aramakta, özlemekte ve çağırmaktadır. TİKA’nın insan kaynakları, fiziksel kapasitesi ve bütçe imkânları da artırılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, TİKA’nın isim ve amaç değişikliğiyle beraber Türk dünyasıyla ilgili Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile Yunus Emre Enstitüsü de kurulmuştur. Bilindiği üzere, 5 kıtada 192 devlette milyonlarca vatandaşımız yaşamaktadır. Bunun yanında sosyokültürel ve tarihî bağlarla yakın ilişki içerisinde olduğumuz geniş bir coğrafyada 200 milyona varan soydaş ve akraba topluluklarımız bulunmaktadır. Gerek başka ülkelerde yaşayan vatandaşlarımızın gerekse soydaş ve akraba topluluklarımızın yegâne dayanağı Türkiye Cumhuriyeti devletidir. Yüzleri hep bize dönüktür ve her zaman Türk devletinin desteğini arkalarında hissetmeyi arzulamaktadırlar. Çalışmalarıyla gerek yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızla gerekse soydaş ve akraba topluluklarla ilişkileri güçlendirmesi, ekonomik, sosyal ve kültürel olarak daha yakın ilişkiler tesis edilmesi beklenen kuruluş ne yazık ki personel yetersizliği nedeniyle görevini layıkıyla yerine getirememektedir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak yıllardır dış Türkler bakanlığının kurulması gerektiğini hem seçim beyannamelerimizde hem de konuşmalarımızda defalarca ifade ettik. Bu nedenle bu kurumun varlığı ve işlerliği çok mühim ancak yetersizdir. Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Kurulu ile Kültürel ve Sosyal İlişkiler Eşgüdüm Değerlendirme Kuruluna daha fazla işlerlik kazandırılması, sivil toplum destekleri koordinasyon kurulunun oluşturulması veya güçlendirilmesi yerinde olacaktır.

Başkanlığın yurt içi ve yurt dışı temsilcilikleriyle ilgili aksaklıkların ve teşkilatlanma sorununun giderilmesi gerekmektedir. Bir örnek vermek gerekirse, Almanya’da sözde soykırımla ilgili yasa tasarısının oylanmasında Türk kökenli milletvekillerinin tamamının yasa tasarısına destek vermesi ve tasarının kabul edilmiş olması yurt dışındaki vatandaşlar anlamında çalışmaların etkin sonuç doğuracak seviyelerde olmadığının güncel bir göstergesidir. 3 milyonun üzerinde vatandaşımızın bulunduğu Almanya’da dahi siyasi etki gücümüzün ve sivil toplumu harekete geçirme kabiliyetimizin bu kadar düşük düzeyde kalması yurt dışındaki vatandaşlara yönelik çalışmalarımızın yetersiz kaldığını göstermektedir.

Uluslararası öğrencilere yönelik çalışmaların yeniden ele alınması ve projelerin değerlendirilmesiyle ilgili esasların nesnel kurallara bağlanması gerekmektedir. Getirilen öğrencilere yönelik çalışmaların yetersiz olduğunu düşünüyoruz. Bu kadar fazla sayıda getirilen öğrencilerin takipleri nasıl yapılmaktadır? Bunların FETÖ gibi zararlı yapıların eline düşmesini nasıl engelleyeceğiz ve bunların ülkemizle gerçek gönül köprüleri oluşturmasını nasıl sağlayacağız? Getirilen öğrencilerin mutlaka Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı yurtlarda kalması temin edilmelidir. Aksi uygulamalar yeni FET֒lerin yapılanmasına zemin hazırlayacaktır.

Diğer taraftan, kanaatimizce nicelikten çok niteliğe önem verilmesi gerekmektedir. Her öğrenciye sadece bir defa burs verilmesi uygulaması yerine, ülkesine döndüğü zaman bir fahri elçi gibi çalışacak öğrencilere ardışık eğitim süreçlerinde lisans, yüksek lisans, doktora bursları da tahsis edilmelidir. Zira, devlet bursları bütün büyük devletlerin en önemli propaganda araçlarından biridir. Bu imkân doğru seçimle azami verim sağlar. Bu sebeple, daha az sayıdaki nitelikli öğrenciye daha fazla imkân sağlanarak uzun yıllar burs tahsis edilmesi daha uygun olacaktır.

Öte yandan, burs tahsis edilen öğrencilerin mezun olduktan sonra da ilgi alanı içinde kalmaya devam etmesi gerekir. Burs gibi bir yumuşak güç aracının asıl kazanımı mezuniyet sonrası ülkeye dönüşte elde edilir. Ülkelerine dönen öğrencilerle ilgili ciddi bir envanter tutulmalı, her vesileyle irtibat devam ettirilmelidir. Burs alan şahısların ve ilgili ülkelerin özel günleri irtibatın devam ettirilmesi için güzel bir zemindir. Yurt dışı temsilciliklerimize davet başta olmak üzere, belirli dönemlerde bu öğrencileri bir araya getirmek bir politika olarak belirlenmelidir. Geçtiğimiz günlerde Sayın Başbakanın Türkiye’den mezun olan öğrencilerle bir araya gelmesi sevindirici bir gelişmedir. Ayrıca, YTB teşvikiyle mezunlar derneklerinin kurulması takdir edilecek bir uygulamadır. Soydaş ve akraba coğrafyaya yönelik yapılan çalışmalarda bir koordinasyon sorunu olduğu bilinmektedir. İlgili kurumlarımızın zaman zaman kendi alanlarına yönelik mükerrer işler yaptığını görüyoruz. YTB kanununda bu alana yönelik koordinasyonun YTB’de olduğu yazılıyken maalesef bu koordinasyonun tam anlamıyla gerçekleştirildiğini söyleyemiyoruz.

Saygıdeğer milletvekilleri, 15 Temmuz kalkışması bizlere hudut dışında yaşayan soydaşlarımız ve vatandaşlarımıza yönelik faaliyetlerde daha çok çaba gösterilmesi gerektiğini bir kez daha göstermiştir. Devletimizin müsamahası ve hoşgörüsünden faydalanan ama ülkemiz aleyhinde faaliyet gösterenler maalesef soydaşlarımız arasında yuvalanmışlardır. Dış temsilciliklerimiz olan büyükelçiliklerimiz, başkonsolosluklarımız, TİKA ofisleri, din ataşelikleri, Yunus Emre Enstitüsü müdürlükleri, Türkiye Maarif Vakfı temsilcilikleriyle yurt dışına yönelik faaliyet gösteren Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ülkemizin aydınlık geleceğini inşa etmek için el ele vermeli, dünden daha azimle hareket etmelidir. Unutulmamalıdır ki bu kurumlarımız vatandaşlarımızın verdiği vergilerle oluşan kıt kaynakları kullanmaktadırlar. Bu kaynakların kullanımında bir defaya mahsus, gösterişli ve devamı olmayan tanıtım türü gayretlere değil, sürdürülebilir, uzun ve stratejik hedeflere yönelinmelidir.

Türk cumhuriyetleri ve Türk ve akraba topluluklarından yükseköğrenim için getirilen öğrenci kardeşlerimizi incitecek “yabancı” gibi kelimelerden oluşan hiçbir hitaba yer verilmemelidir. Özellikle beşerî bilimlerde eğitim alan kardeşlerimiz, ülkemizde bulunan ve bu alanda uzman kuruluşlarımızla bir araya getirilmeli, onlarla projeler geliştirilmelidir. İktisatçı kardeşlerimizin Ekonomi Bakanlığı eş güdümünde geleceğin iktisatçıları, iletişimci kardeşlerimizin RTÜK benzeri kuruluşlar eş güdümünde geleceğin iletişimcileri, tıp fakültelerinde eğitim alan kardeşlerimizin de Sağlık Bakanlığı eş güdümünde geleceğin sağlıkçıları projeleriyle bir araya getirilmeleri sağlanmalıdır. Bu kardeşlerimizle uzun vadede projeler yapmanın yolu buradan, bu bahsedilenlerden geçer. Herkese göstere göstere, geçici heveslerle ve farklı adlarla oluşturulan yapılarla bu işlerin olmayacağı artık bilinmelidir.

Afrika ülkelerine de açılım güzeldir. Bununla beraber esas olanın, çoğunluğu Avrupa’da olmak üzere hudut dışında yaşayan vatandaşlarımız, Balkanlardan Türkistan’a uzanan coğrafyadaki soydaşlarımız ile dindaşlarımız olduğu unutulmamalıdır. Bu büyük coğrafyaya olan ilgi azalmamalıdır. Türkçenin daim ve yaşayan dil olarak kalabilmesi ancak Türkçe yayınların çokluğuyla doğru orantılıdır. Türkçenin olmadığı Arnavutluk’ta, Kosova’da, Makedonya’da, Bulgaristan’da soydaşa ve dindaşa dokunamazsınız, bu çerçevede ilgili coğrafyalardaki Türkçe gazetelerin kendi kaderlerine terk edildiği görüntüsü ortaya çıkmıştır. Bir an önce bu konuyla alakalı tedbir alınmalıdır.

Taşınmaz kültürel eserlerimizin tamiri konusunda son zamanlarda gösterilen gayret takdire şayandır. Lakin bu, insana dokunmamızın önüne geçmemelidir. Özellikle soydaşların kurduğu ve öncülük ettiği siyasi oluşumları yok sayan ve yeni oluşumlara yol açan yapılanmalara kuşkuyla bakılmalıdır. Biz “Ayrılıkta azap, birlikte rahmet vardır.” hadisi şerifine inananlardanız. Türk dünyasına yönelik görevlendirilen kamu görevlilerinin bölge terminolojisine hâkim olması tabii ki yerinde olacaktır. Türkistan’a “Orta Asya” demekte ısrar etmenin anlamı yoktur. Gagavuzya’da maalesef yanlış kullandığımız kreşin ismi “uşak bahçesi”dir. Kavramların ve coğrafyanın Türkçeleştirilmesi önemlidir. Bu Türkçeleştirmeye son yıllarda Anadolu Türkçesine giren yabancı kelimelerin de ayıklanmasıyla başlanılmalıdır.

Yine, özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hudut dışına görevlendirilen kamu görevlilerinin arasında az da olsa yeni kurtarıcı edasıyla yüz yıllık ayrılıktan sonra bir araya geldiğimiz kardeşlerimize günahkâr gözüyle bakanların olabildiği müşahede edilmektedir. Özellikle yorum farklılıkları hududumuz dışına taşınırken hoşgörü heybemiz de mutlaka yanımızda olmalıdır.

Değerli milletvekilleri, maddi bir karşılık beklemeden başkalarına yardım etmek gibi ulvi ve fevkalade bir düşüncenin mahsulü olan vakıf kurumu binlerce yıldır insanlığın hizmetindedir. Vakıflar bir emanet kurumudur. Milliyetçi Hareket Partisi, ülkemizde sağlıklı işleyen vakıf yapısının güçlendirilmesi için vatandaşların birey olmanın sorumluluğunu taşıyarak vakıf oluşumlarının denetimine iştirakini öngörmektedir. Vakıfların ülkenin hukuk düzenine, değerlerine, geleneklerine ve kamu düzenine uygun faaliyet yürütmeleri kaydıyla toplum hayatında etkin bir rol üstlenmeleri esas olmalıdır. Vakıfların gelişmesi ve toplum hayatında öne çıkması sağlanarak toplumsal ihtiyaçların daha iyi karşılanması, kamuoyu denetiminin etkinleştirilmesi ve kamuya destek olunması temin edilmelidir. Vakıf medeniyeti kendisini insanlığa vakfetmek, insanlığı, insanı ve canı hayatın merkezine alarak insanlığın yararına çalışmak anlayışı üzerine kuruludur. Bu vakıf anlayışı göçmen kuşları da düşünür, garip gurebayı, fakir fukarayı da sokak temizliğini de düşünür, kimsesizi, yolda kalmışa da. Bu anlamda kurulmuş birçok vakıf vardır. Bizi birbirimize bağlayan sevgi, merhamet, dayanışma, kardeşlik gibi özellikler vakıf anlayışıyla daha da güçlenmiş, bizi bir ve beraber yapmıştır. Bugün hangi şehre giderseniz gidin bir restorasyon çalışmasıyla karşılaşmak mümkündür. İhmal edilmiş tarihî eserlere sahip çıkılması elbette takdirle karşılanmalıdır ancak bu işlerin aceleye getirilmemesi, ehil insanlara verilmesi ve rant merkezli yapılmasının önüne geçilmesi ecdadımıza karşı unutulmasın ki ciddi bir sorumluluğumuzdur. Bazı vakıflarda karşılaşılan olaylar ne yazık ki vatandaşlarımızın zihnini vakıflarla ilgili bulandırmakta, bu kurumlara yönelik ilgi ve muhabbetin eksilmesine sebebiyet vermektedir. Bu vakaların üzerine kararlılıkla gidilmesi önemlidir, gereklidir. Aksi bir yaklaşım bilinmelidir ki kamuoyu vicdanında ciddi şekilde rahatsızlığa sebebiyet verecektir. Geçmişten günümüze vakıf kurumunu değerlendirirken ne geçmişe hayranlıktan kaynaklanan bir romantizm içinde mucizevi bir kuruluş olarak ne de modern sosyal güvenlik sistemlerinin ve kamu hizmetlerinin gelişmesi nedeniyle bir kenara atılacak tarihî bir hatıra olarak görmek mümkündür. Vakıflar zamanın şartlarında değerlendirilmeli ve amacını gerçekleştirmesi için de yasal ve sosyal alanda uygun bir zemin hazırlanmalıdır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’nin ve büyük Türk milletinin çıkarları, huzuru ve mutluluğu bizim için her türlü hesabın üzerindedir. “Önce ülkem ve milletim.” diyen Türk siyasetinin kırk sekiz yıllık dev çınarı Milliyetçi Hareket Partisi ülkesi ve milleti için her türlü fedakârlığa hazırdır. Söz aldığım hususlarla ilgili yaptığımız eleştiriler de bu minvalde değerlendirilmeli. Partimizin yıkıcı ve vurdumduymaz bir anlayış yerine yapıcı ve koruyucu bir yaklaşımı benimsediğini bir kez daha bu vesileyle hatırlatmak istiyorum. Davamız bugün her coğrafyada var olan Türk milletinin ve onun yeryüzündeki en güçlü organizasyonu olan Türkiye Cumhuriyeti devletinin bekasını esas alır. Bu konuda en ufak bir tereddüt göstermeyiz, şüpheye düşmeyiz, tereddüt edenleri de şüpheye düşenleri de hoş görmeyiz.

Sözlerime burada son verirken 2018 yılı bütçesinin aziz milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyor, yüce heyetinizi bir kez daha en derin saygı ve hürmetlerimle selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Büyükataman.

Sayın Özel, buyurun; sizi dinliyoruz.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

18.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Manisa’da özel bankaların kredi kullanan çiftçileri TARSİM’i kendilerinden yaptırmaya mecbur kıldığına ve bu konuda gereğinin yapılmasını beklediğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Çokça dile getirilen bir mağduriyet -bugün onlarca telefon gelince, kabinenin de şu anda iki sayın bakanı buradalar- Manisa’da 2017 yılında büyük bir afet gerçekleşmişti. Bakanlar Kurulu bununla ilgili, çiftçi borçlarının ertelenmesiyle ilgili bir karar almıştı ancak özel bankalardan kredi kullanan çiftçiler için özel bankalar, TARSİM’i kendilerinden yaptırmaya mecbur kılıyor çiftçilerimizi. Bugün tarım kredi kooperatifine giden çiftçilerimize tarım kredi kooperatifi “TARSİM’i bizden yaptırmayanların borcunu ertelemiyoruz.” diyor. Bu zaten borçlu olan ve kredi kullanmak zorunda olan bir çiftçi ki mecburen TARSİM’i o özel bankaya yaptırıyor; bu sefer tarım kredi “TARSİM’i bana yaptırmadığın için erteleyemiyorum.” diyor. Bu, ciddi bir mağduriyet. Herhâlde bu konuda Hükûmetin de niyeti bu değildir. Bu konuda bir düzeltme yapıp gerekli uyarıların yapılması Manisa’da afet mağduru çok sayıda çiftçimizi rahatlatacak. Bunu arz etmek istedim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN- Teşekkür ederim Sayın Özel.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503)  (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

A) HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI (Devam)

1) Hazine Müsteşarlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hazine Müsteşarlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU (Devam)

1) Kişisel Verileri Koruma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi Milliyetçi Hareket Partisinin üçüncü konuşmacısı olarak Osmaniye Milletvekili Sayın Ruhi Ersoy’u dinleyeceğiz.

Buyurun Sayın Ersoy.

Süreniz yirmi dakika. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA RUHİ ERSOY (Osmaniye) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına 2018 yılı bütçesinin Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü ve Kişisel Verileri Koruma Kurumu üzerine söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Öncelikli olarak, konuşmamda Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ne anlama geliyor, işlevleri nedir, beklentimiz nedir, beklentileri yeteri kadar karşılayabiliyor mu, neden bu kurum önemlidir hususunda değerlendirmelerde bulunmak istiyorum.

Tabii, 1994 yılında kurulan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu özel televizyonların gündeme gelmesiyle bir denetleme, denetim mekanizmasının kaçınılmazlığından doğmuştur; bunların çıkış noktasında gelişme, değişme ve bu gelişme ve değişmeye uygun yeni terkiplere duyulan ihtiyacın sonucudur. Devletler de böyledir; gelişmeler, değişmeler toplumsal ihtiyaçlara göre yeni kurumların inşa edilmesine sebebiyet verir.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, kuruluş gerekçeleri üzerinden, 1994 yılından 2018 yılı bütçesini konuştuğumuz duruma gelinceye kadar şüphesiz kendi içerisinde de yenilikleri inşa etmiş, yeni alanları da takip etmeye gayret etmiştir ama “Bu ne kadar yeterlidir?” ya da “Biz ne yapmalıyız?” sorusu beraberinde sorulmak durumundadır. “Medya” denildiği zaman “RTÜK” “RTÜK” denildiği zaman “medya”, bir adım sonra da, siyaseti tanımlarken dördüncü kuvvet olarak “medya”yı ifade ettiğimiz doğrudur. Tabii ki medya organını genel anlamda takip eden, denetleyen RTÜK’se bu kurulların bünyesinin koordinasyonunda demokrasiyle şekillenmek adına Meclisten temsilciler oraya gönderilir ve Meclis tarafından RTÜK’te üyeler olur. Buraya kadar her şey iyi, güzel. Buradan sonraki süreçte, medyanın siyaseti belirleme ve medya-siyaset ilişkisi hususundaki durumlarla tartışmalar devam ederken, medyanın kültürle olan ilişkisi ve özellikle de “Muhafazakâr ve yerli bir iktidar döneminde kültür alanında ne durumdayız?” sorusunu beraberinde sormak gerekiyor. RTÜK, denetleme kurulu ve ceza hususunda sürekli gündeme gelmesinin yanı sıra, bu alanda ceza ve denetleme uygulamalarının yanı başına ödüllendirme ya da cezalardan aldığı miktarları veyahut da maddi, manevi durumları ödüllendirme hususunda ne kadar görevini yerine getirebiliyor?

Geçtiğimiz aylar içerisinde, kadın kuşağı programlarında “evlilik programı” adı altında ortaya atılan ya da toplumda büyük tepkilere sebebiyet veren konuyu biz parti grubu adına gündeme getirmiştik. Bu pespaye tutuma karşı RTÜK girişimde bulundu ama onun karşılığı yerine yine “reality show” adı altında yani “gerçek hayat görüntüleri” adı altında onun türevi programlar yerine getirilmeye başlandı. Şimdi, biz, toplumda etrafımız kuşatıldığı için ciddi anlamda memleketin kendi müktesebatını haiz millî kültür üzerinde bir yayın politikası ya da toplumsal bilinç oluşturulması gerektiği tezini savunurken diğer tarafta “Bu pespaye yapımlara neden bu manada çok destek verilebiliyor ya da bu konulara neden dur denilemiyor?” sorusunu Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına sormak durumundayız. Bunları sorarken beraberinde toplumun kent, kültür, medeniyet, şehirleşme gibi, dikey mimari-yatay mimari tartışmalarının yapıldığı bir ortamda özellikle dijital teknolojinin yani elektronik kültür ortamının insanda hâkim olduğu son yirmi otuz yıl içerisinde insanlığın daha önceki geçirdiği evreleri hesaba katarsak -çok sınırlı bir zaman dilimi gibi gözükse de- en çok etki alanının olduğu bir dönem olduğu da bilimsel bir gerçektir. İnsanlık kültürel birikimini sözel bellekte depolar, yazılı medeniyetle kültürünü, medeniyetini inşa eder ve onun üzerinde yükselir. İşte, 19’uncu yüzyıl, 20’nci yüzyıl böyle gelişmiş, ulus devletler, modernleşme süreçleri bunun üzerinde olmuştur ama bugün küreselleşmeyle, internet ağıyla ve dijital kültürle beraber sıkışmışlık toplumlarda ne tür bir hâl ortaya alıyor, bunu görmek lazım. Yani bugün itibarıyla modern bir ailenin, dikey mimari 3+1 evinde oturan ailelerin en az 2 odasında bir televizyon, değilse de dijital telefonlar üzerinden, akıllı telefonlar üzerinden her bir çocuğun kendi köşesine çekilerek onunla meşgul olduğu bir dünyayla karşı karşıyayız. Hani biz ortak değerler etrafında bir arada olacağız, millet kaygısı duyacağız, temasla, insanlarla bire bir sözel iletişimde bulunacağız, gelenek, göreneklerimizi, örf ve âdetlerimizi, değerler aktarımlarımızı gerçekleştireceğiz. Pekâlâ bu şartlarda bu nasıl mümkün olacak? İşte, bunun mümkün olabilmesini dikey-yatay mimari, kentleşmeyle tartışmakla beraber dijital teknolojinin içerisinde değerler eğitimi hususunda neler yaptığımızı ve neler yapmamız gerektiğini de tartışarak yapmak durumundayız. İşte, ekranlarda boy gösteren, siyasal analizler yapan dış politika ve terör uzmanları, her konuda malumatfuruş insanları izlerken beraberinde kültürle, eğitimle, sanatla, edebiyatla, estetikle ilgili ne tür programların önü açılabiliyor ya da RTÜK bu kapsamda neleri teşvik edebiliyor; buradan da hatırlatmakta fayda görüyoruz. Bu konuda RTÜK’ün özellikle Basın İlan Kurumuyla ilintili olarak belki de ortak gündeme getirilmesi gereken hususların başında da merkezî denetleme hüviyetini kullanırken, taşrada, Anadolu’da ciddi anlamda yerel basın ve yerel televizyonlar var, bu televizyonların temel problemlerine çözüm üretilebilmesi hususunda da hem Meclis olarak hem siyasi irade, Hükûmet olarak hem de bunu denetleyen kurum olan RTÜK’ün ve ilgili kurumların da üzerine düşeni yapması gerekiyor.

Mali sıkıntıları aşmak için uydu kirası ve uydu yayın lisans bedeli konusunda ciddi anlamda şikâyetler var. Uydu yer kirası konusunda yerel televizyoncular da tıpkı merkezî uydu birikimi gibi İstanbul örneğini göstererek birtakım beklentiler içerisinde. Detaylarını yetkili kurumlara bizler ayrıntılı olarak arz edebiliriz.

RTÜK, lisans bedeli düzenlemeleri ve telif sorunları meselesini bekliyor. Özellikle yerel radyolar bu konuda muzdarip, telif sorunuyla ilgili kurallara uymak istiyorlar ama uymalarının karşılığında kendilerinin sistemlerini çalıştıramama gibi birtakım problemlerinden bahsediyorlar. Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun misyonunun içerisinde, şüphesiz, bu manada çeşitliliği çok fazla olan televizyonları ve yayın organlarını denetleme, kontrol etme vardır. Bu denetleme ve kontrol etme mekanizmalarının özellikle millî meseleleri gündeme taşıyabilme konusunda özel inisiyatif alabilme yetkisi yoksa da yetkilerle donatılmalıdır. Memlekette ciddi anlamda toplumsal hadiselerin cereyan ettiği, ciddi anlamda şehitlerin olduğu günlerde çok değişik programların o gün yayınlanıyor olması belki bir noktada hayatın devam ettiği mesajını verme açısından önemlidir ama sürdürülebilirlik açısından millî ve manevi değerlerin toplumda karşılık görebilmeleri adına cezadan aldıkları kaynakları mükafat olarak yapanlara aktarabilmeleri esastır. Bu konuda yerel televizyonlar da teşvik edilmelidir.

Yerel basının ve değerlendirmelerinin genel anlamdaki beklentileri bir sonraki gündem olan Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğüyle ilgilidir. Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü, tıpkı devletin diğer kurumlarının önemli bir kısmında olduğu gibi köklü bir kurumumuzdur. 1857 yılında Matbuat Müdürlüğü, 1920’de Matbuat ve İstihbarat Müdüriyeti Umumiyesi olarak Mustafa Kemal Atatürk tarafından, kurucu liderimiz tarafından bizzat kurulmuş, 1984’e gelindiğinde Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü adını almış. Görevi ise uluslararası alanda kamu diplomasisini yürütmek. Misyonu, dünyada gerçekçi bir Türkiye algısının yerleşmesine, ülkemizde güçlü ve özgür basın ortamının sağlanmasına katkıda bulunan referans bir kurum olmaktır. Bu kapsamda önemi, ulusal ve uluslararası medyanın tümünü her an izlemektir. Devlet Enformasyon Sistemi’nde yani DES’te temel dillerin yanı sıra çeşitli dil grupları ve lehçelerle birlikte bunların tercümelerini yaparak 34 dilde günlük ortalama 150 haberin çevirisini yaptığı bilgisine ben eriştim. Buradaki ifadeleri yerine getiren Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünün samimi çalışmalarını tebrik ediyoruz. Elbette ki bunu tebrik etmekle kalmayıp daha da iyisini yapabilme konusunda teşviklerimiz ve eleştirilerimiz de saklıdır. Nedir bunlar? Bizim görevimiz yayınlanan haberleri tercüme ederek devletin ilgili kurumlarına göndermek mi sadece? Kuruluş gerekçesinde yer alan sağlıklı ve samimi bir Türkiye algısının oluşturulabilmesi konusunda kamu diplomasisi hususundaki görevlerimizi ne kadar yapabiliyoruz? Benim şahit olduğum, 15 Temmuz sürecindeki sergilerle, uluslararası basın çevreleriyle birtakım ilişkiler oldu fakat burası çok dinamik bir kurumdur ve birden çok dil bilen ve kamu diplomasisi üzerinde önemli görevler, önemli misyonlar alabilecek kapasitedeki nitelikli insan istihdamının artırılarak, çok yönlü olarak göreve getirilmesi gereken kurumlardır ve bunlar devletin ilgili diğer kurumlarıyla da eş zamanlı çalışmak durumundadır. Bu konuda daha gayret sarf etmeleri zarurettir.

Bir başka husus, bize yerel basın çalışanlarından gelen bilgidir. Bunu da ilgili Enformasyon Genel Müdürlüğü yetkilileriyle ve sayın bakanlarla, Başbakanla paylaşmak istiyorum. Sarı basın kartı konusu vardır. Basın Kartı Komisyonuna Anadolu’daki önemli STK’ların, basınla ilgili, Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü bünyesinde de varlıkları bilinen cemiyetlerin temsilcilerinin olmadığı eleştirileri yapılmakta. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, İzmir Gazeteciler Cemiyeti gibi büyük kuruluşların ve Türkiye Gazeteciler Sendikası gibi meslek kuruluşları temsilcilerinin olmadığı bilgileri bize geldi, yanılıyorsak düzeltin lütfen. Bu konuda, Gazeteciler Cemiyetinin temsilcilerinin olmadığı bir kurulda, sarı basın kartı dağılımı konusunda, gazeteci olmayanlara da basın kartı verildiğine dair birtakım iddialar var ama bu iddialar ne kadar doğru, bunu ilgililer açıklarlar. Bu konudaki hassasiyeti dillendirmek istiyoruz.

Ayrıca, yerel basından gelen taleplerden birisi: “Biz, Basın İlan Kurumuyla ilgili yaptığımız hizmetlere iki yıldır zam alamıyorduk. Basın İlan Kurumu bu konuda yüzde 20 oranında bir zam yaptı. Ama zamlı hizmet verebilmemizle ilgili bu konunun, bunun Bakanlar Kurulunda da gündeme gelmesi gerekiyor.” deniliyor. “Bakanlar Kurulu bunu onaylamadığı müddetçe biz bu imkândan faydalanamıyoruz.” noktasında bilgileri var, bunu da bu kürsüden dillendirmiş olmak istiyorum.

Yerel basın demokrasinin kılcal damarları gibi, tıpkı demokrasinin çıkış noktasını mahalle ve muhtarlıklardan, köylerden ve muhtarlıklardan aldığımız gibi. Demokrasi-siyaset, siyasetçi-toplum ilişkisini koordine eden basın yayının da kılcal damarları yerel basındır, yerel basın çalışanlarıdır, yerel televizyonlardır. Bu konuda, genel anlamdaki lisans meselelerinden, genel kira bedellerinin problemlerinden, uydu kira bedellerinin problemlerinden ilgili çalışanlarının özlük haklarına kadar bu konu üzerinde hassasiyetle durulmasını biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak arz ediyoruz, talep ediyoruz.

Üzerinde durulması gereken, benim değerlendirme yapacağım bir başka kurum, Kişisel Verileri Koruma Kurumu değerli milletvekilleri.

Kişisel Verileri Koruma Kurumu, deminki bahsetmiş olduğum teknolojik gelişme ve değişmelerle beraber bilgiye erişimin bir tuşla mümkün olduğu ortamlarda bir zaruret olarak kurulmuş ve varlığını sürdüren bir kurumdur. Bu kişisel veriler meselesi iki boyutludur. Yani bu konuda dersime biraz çalıştım. Birincisi: Kişiye ait özel bilgilerdir yani nüfus cüzdanı bilgileri, telefon bilgileri, şahsa ait olan özel meselelerdir. İkincisi: Şahsa ait olan özelin de özeli olan dinî inanç ve hürriyeti, etnik kökeni, mezhep farklılıkları ve mensup olduğu kültürel çevre, özel hayatı, sağlık meselesi dâhil olmak üzere bilgiye erişip erişememe konusunu muhafaza etme ve saklayabilme meselesidir. Yani, devletin görevi, milleti ile devleti arasındaki hukuku tesis ederken nasıl ki vatandaşlık hukukunun gereği devletin vatandaşın güvenliğini sağlama, hukukunu oluşturma, eğitimini verme ve yukarıdan aşağıya sorumlulukları varsa, aynı şekilde vatandaşın da devlete sorumlulukları varsa, devletin diğer sorumluluklarından bir tanesi de kişisel verilerin muhafazasıyla ilgili bu konuda hassasiyetle üzerinde durması, muhafaza etmesidir, bu mahremiyeti muhafaza etmesidir.

Bakın, birazdan söyleyeceğim konu benim şaşırarak dikkatle takip ettiğim bir mesele. Kişisel verilere bir şekliyle erişilerek insanların mezhepleri üzerinden, aidiyetleri üzerinden algı yönetmek ve kafa karıştırmak üzere açılmış sosyal medya hesapları var. Bu konuda ilgili kurumlar, kuruluşlar, ilgili bakanlıklar merak ederlerse ben onları kendilerine gösterebilirim. Malatya merkezli hareket eden, Gaziantep ve Kahramanmaraş üzerinden bazı ailelere “Sizin aslınız şu tarihte buydu, Osmanlı sizi oraya götürdü, cumhuriyet sizi dönüştürdü, sizin köyünüzün asıl adı şu, babanız, sülaleniz bu, kayıtlarınızda bunlar var.” şekliyle kişilere şahsi anlamda Facebook hesapları üzerinden algı yönetmek ve kafa karıştırmak üzere etnik ve mezhepsel anlamda ciddi propagandaların yapıldığı bilgisine eriştim. Bu konunun ivedi olarak takip edilmesi ve denetlenmesi gerekiyor. Elbette ki kişisel veriler meselesi, sosyal medya ve Twitter gibi alanlarda kişinin isteğine bağlı olarak kendisinin beyanıyla paylaşılabilir ama bu bilgilere erişim mekanizması neresidir ve bu bilgileri toplumda algı yönetmek ve kafa karıştırmak için kullanmak isteyenlerin niyetleri nelerdir? Bunlara çok dikkat etmek lazım. Neden dikkat etmek lazım? Kapılarına çarpı işareti konulan vatandaşlarımız meselesi ısıtılıp ısıtılıp gündeme getiriliyor. Şimdi, tekrar, küresel baronlar yeni stratejiyi mezhep temelli, etnik temelli olarak, İslam dünyasını ve Müslümanları kendi içerisinde birbirleriyle savaştırarak kaos teorilerini yeniden gündeme getiriyor. Yani Kudüs hadisesi beraberinde, İslam dünyasının gayrimüslimlerle olan çatışmasının ötesinde, İslam dünyasının kendi içerisinde bir aradalığını sağlayamamasına dair yeni fitne merkezlerini ve beşinci kol faaliyetlerini de maliyeti en düşük alan olarak yine gerek sosyal medya ve dijital teknoloji üzerinden gerekse çayın taşı ile çayın kuşu meselesinden hareketle Müslümanları birbirlerine kırdırma stratejisi üzerinden yürüteceklerdir. Siyasi partilerin bu manada politik gündemleri ve kendi tutumlarının üstünde bu konulara yaklaşması gerekiyor. Bu mahremiyet alanına, kişisel verilerin paylaşımına ve gayriresmî ya da bu konuda bilgiye erişmese bile farklı bilgileri manipüle ederek, değiştirerek kitlenin kafasını karıştıracak haberlere, yayınlara hassaten dikkat etmek gerekiyor.

Diğer bir konu -gündemden gündeme geçmek adına söylemiyorum ama- RTÜK’te denetlenilmesi gereken hususlar, medya çerçiliğinin yapılması. Evet “medya çerçiliği” ifadesini bilinçli olarak kullanıyorum. Erman Artun Hocam -halk bilimi profesörü, rahmetle anıyorum- Çukurova Üniversitesinde “Medya Çerçileri” adı altında bir bildiri sunmuştu bir toplantıda. Yani çerçiler aslında köy ve mahalle arasında gezerler, kendi tezgâhlarındaki, merkeplerindeki eşyaları satarlardı ama şimdi medya çerçileri çıktı, bu medya çerçileri üzerinden sağlıksız ürünlerin pazarlanması konusu ciddi anlamda şikâyet konusu. Bu RTÜK’ün denetlemesinin çok ötesinde toplumsal bilincin artırılarak bu konulara karşı tepkinin konulması ve yasal düzenlemelerin… Deminki söylediğimiz gibi, yerel basın ve linklerin bu konuya tevessül etme mecburiyetlerinin de bu işe gerekçe olduğu bilgileri var bizde. Deminki bahsetmiş olduğumuz yerel televizyonların temel ihtiyaçlarının karşılanması belki de bu alana tevessül etmemelerini beraberinde getirecektir. Bu konu milletimizin, genel anlamda kültürümüzün, ülkemizin, aynı zamanda millî kimliğimizin bekası açısından bir bütün hâlinde ele alınmalıdır.

Radyo Televizyon Üst Kurulu da, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü de, Kişisel Verileri Koruma Kurumu da birbiriyle eş güdümlü çalışması gereken kurumlardır. Hatta bunun dışında yer alan Anadolu Ajansından TRT’ye kadar bunlar bir bütün hâlinde bir devlet politikası olarak değerlendirilmeli. Belki şartlar, zemin oluşturulduğunda bir iletişim bakanlığına, Enformasyonun Başbakanlığa bağlı olmasından çok bir iletişim bakanlığına evrilen bir kuruma dönüştürülmesi dahi söz konusu olabilir çünkü hayatın akışı ve hızına bir şekliyle erişme, edilgen bir şekliyle olanları takiple kalmayıp inisiyatif alan, gündem oluşturan, etken, dinamik bir pozisyonda bir Türkiye gündemini, Türk millî kültürü gündemini oluşturabilmek bu kurum ve kurulların bütününden geçer. Yerlilik ve millîliğin samimi alanı bu kurullardır. Bu kurulların da uygulaması çok saklanamaz, ekranlarda uygulamalarda, gazetelerde kendini gösterir. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu kurulları her alanda takip edip gördüğümüz olumsuzlukları eleştirmek, olumluları teşvik etmekle vazifemize devam edeceğiz diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ersoy.

VIII.- BİLDİRİLER - DEKLARASYONLAR

1.- İslam İşbirliği Teşkilatı ile tüm dünya devletlerini, sınırları 1967'de belirlenen ve hâlen işgal altında bulunan Doğu Kudüs'ü bağımsız Filistin devletinin başkenti olarak tanımaya davet ettiklerine ilişkin AK PARTİ Grubu, CHP Grubu ve MHP Grubunun ortak çağrı bildirisi

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi üç parti grubunun grup başkan vekilleri tarafından hazırlanan çağrı metnini okuyorum:

“İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi Olağanüstü Toplantısına ve

Tüm Dünya Devletlerine Çağrı

Kudüs, üç semavi din için de hakkaniyet temelli özgürlüğü ve barışı arayan Orta Doğu’nun yüreğidir. Kudüs, İslâm dininin ilk kıblesi olmasının yanı sıra üç semavi dinin kutsal mekânlarıyla tarihî, kültürel, dinî kimliğini kazanmış olan ve bu niteliğiyle dünya esenliğinin göz bebeği bir şehirdir. Kudüs'ün bu özel statüsüne sahip çıkmak, korumak, tüm renkliliğiyle barış içinde bir dünyayı gerçek kılmak bakımından hayati derecede önemlidir.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Kudüs merkezde olmak üzere Orta Doğu coğrafyasında bir dizi insani, ahlaki, siyasi dram yaşanmıştır. Filistin sorunu dediğimiz ve gerçekte bir insanlık sorunu olan konu, bu yaşananların bir ürünüdür ve hâlen tüm barış çabalarıyla birlikte bunları tahrip eden saldırgan politikalar nedeniyle insanlığın gündemindedir.

1947'den bu yana tüm Birleşmiş Milletler kararlarında Kudüs'ün İsrail hâkimiyeti altında bulunması kabul edilmemiş, 1967'de İsrail'in Doğu Kudüs'ü işgal etmesinden sonra ise yine Birleşmiş Milletler, İsrail'i Kudüs'ün statüsünü değiştirecek girişimlerden kaçınmaya çağırmıştır. Keza İsrail'in 1980'deki ilhak kararı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyince kınanmış, bu konuda İsrail Hükûmetinin almış olduğu tüm kararların hükümsüzlüğü kayıt altına alınmıştır. Bu kararda ayrıca, İsrail'deki diplomatik misyonların Kudüs'te bulunamayacağı da ifade edilmiştir.

İsrail'in bu türden politikalarını özetleyen "Kudüs'ü başkent yapma” girişimlerine bugüne kadar mesafeli duran Amerika Birleşik Devletleri'nin bu defa destek verme olarak anlaşılabilecek bir yola girmesi asla kabul edilemez. Filistin sorununu çözme, bölgeye barış ve istikrar getirme temelinde uzun yıllardan bu yana "ara bulucu” olarak davranan, dünya kamuoyuna kendi misyonunu bu şekilde anlatan Amerika'nın bugünkü tavrı, bölgede bir dizi tehlikeli gelişmeyi tetikleyecek, çatışma doğuracak, yeni insani dramlara sebep olacak bir yaklaşımdır. Hâlen Filistin sorununu çözmek için gösterilen barışçıl çabalar bu girişim karşısında muhakkak büyük darbe alacak, Orta Doğu'da bir dizi istikrarsızlık yaşanacaktır. Suriye'de yıllardır süren savaşın sonuna yaklaştığımız bu dönemde bu kararın alınması sorumsuzluktur. İsrail ve Filistin arasında adil, kalıcı, dengeli, tarihî ve manevi haklara riayet eden bir barış gerçekleşmeden insanlığın huzur ve selamete ulaşmasının mümkün olmayacağı unutulmamalıdır.

Bu kabul edilemez gelişmeler karşısında, Türkiye Cumhuriyeti'ni oluşturan 80 milyonun her bir ferdinin, Birleşmiş Milletler kararları hilafına Kudüs'ün tarihî statüsünü değiştirme yönündeki maceracı girişimleri kesin ve tartışmasız bir şekilde reddetme iradesi Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 6 Aralık 2017 tarihli 33’üncü Birleşiminde dünya kamuoyuna ortak bildiriyle ifade ve ilan edilmişti.

Şimdi İslam İşbirliği Teşkilatı ile tüm dünya devletlerini sınırları 1967'de belirlenen ve hâlen işgal altında bulunan Doğu Kudüs'ü bağımsız Filistin devletinin başkenti olarak tanımaya davet ediyoruz.

 

Mustafa Elitaş                                                              Özgür Özel

Adalet ve Kalkınma Partisi                             Cumhuriyet Halk Partisi

Grup Başkan Vekili                                             Grup Başkan Vekili

Erhan Usta

Milliyetçi Hareket Partisi

Grup Başkan Vekili”

(AK PARTİ, CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

Çok teşekkür ediyorum gruplara ve sayın grup başkan vekillerine.

2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503)  (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

A) HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI (Devam)

1) Hazine Müsteşarlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hazine Müsteşarlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU (Devam)

1) Kişisel Verileri Koruma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

BAŞKAN – Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun son konuşmacısı Erzurum Milletvekili Sayın Kamil Aydın olacak.

Buyurun Sayın Aydın. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi dakika.

MHP GRUBU ADINA KAMİL AYDIN (Erzurum) - Sayın Başkan, çok kıymetli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi adına, görüşülmekte olan bütçemizin özellikle Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ve ona bağlı olan Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu bütçeleriyle ilgili konuşmak üzere söz hakkı almış bulunmaktayım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, ben bütçeyi biraz farklı açılardan değerlendirip hem sabah yaşananları da dikkate alarak hem de biraz da uluslararası yaşadığımız birtakım olayları da mercek altına alarak geniş bir perspektif sunmaya çalışacağım. Malumunuz, gerçekten bazen sosyolojiyi katlediyoruz, bazen aklı, izanı, bilimi, ilmi, irfanı yok sayıyoruz, birtakım ifadelerde bulunuyoruz. Bu, yüce Meclisin azametine, şanına, şerefine çok da yakışır şeyler değil.

Saygıdeğer milletvekilleri, güçlü milletlere baktığımızda ve bunların güçlü bir şekilde sistematikleşmiş hâli olan devletlere baktığımızda gerçekten var olma kadar varlığını sürdürmenin çok önemli olduğunu görmekteyiz yani bir milletin var olmasından ziyade bu varlığının devam ettirilmesi, sürdürülebilir olması çok önemlidir. Bir devletin varlığından çok, onun sürdürülebilir bir yapıya büründürülmesi daha büyük bir önem arz etmektedir. Dolayısıyla, gerçekten, sürekli ve kalıcı olması için bir ulusun, bir devletin fabrika ayarlarına çok dikkat etmek lazım, o noktadaki hassasiyetleri muhafaza etmek gerekir.

Peki, bir milleti güçlü ve sürekli kılan en önemli şey nedir? İşte, bu da kültürdür. Yani kısaca, bir milletin yaşayıp yaşatarak kuşaktan kuşağa aktardığı siyasi, edebî, tarihî, hukuki, örfi tüm değerler manzumesinin adıdır kültür. İçeride kuşaklar arası iletişimi güçlendirdiği gibi uluslararası boyutta da milletler ailesi içerisindeki o milletin saygın yerini almasını sağlar. Dolayısıyla güçlü bir millet-devlet terkibi bu kültürel değerlerin korunarak, yaşatılarak, kuşaktan kuşağa aktarılarak sağlandığına tanıklık etmekteyiz.

Bu değerler yapısı içerisinde, özellikle de bir ulusun birlik ve bekasının güçlenmesini ve ebet müddet bir yapıya bürünmesini sağlayan en önemli unsurların başında dil birliği yani ortak dil bilinci ve tarih şuuru gelmektedir. Yani diğer bir ifadeyle bizi biz yapan kültürel değerlerimiz, vazgeçilmezlerimiz arasında en önemlisi “ses bayrağımız” dediğimiz güzel Türkçemiz ve maziden atiye uzanmamızı sağlayan o şanlı, şerefli tarihimizdir.

Güçlü milletlere baktığımızda gerçekten en büyük hazinelerinin kültürel değerleri olduklarını çok net bir şekilde görmekteyiz. Dolayısıyla Gazi Mustafa Kemal Atatürk de bu kültürel değerlerin farkında olarak akamete uğramış millet olma potansiyelini harekete geçirerek Millî Mücadele’yi ve akabinde genç cumhuriyeti kurmayı başarmıştır. Dahası kurmakla yetinmemiştir, bu kültürel değerlerin kuşaktan kuşağa aktarılmasını yani son sığınağımız olan Türkiye Cumhuriyeti devletinin ebet müddet bir yapıya bürünmesini sağlamak için de özellikle odaklandığı en önemli husus bu kültürel değerlerin muhafazası, müdafaası, uluslararası boyuta taşınması konusundaki hassasiyetidir. İşte, bu hassasiyetten dolayı Türk Tarih Kurumunu ve Türk Dil Kurumunu kurmuştur.

1930’ların hemen başlarında kurulan Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu, 7 Kasım 1982’de kabul edilen Anayasa’nın 134’üncü maddesiyle kurulan Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bünyesine dâhil edilmiştir. 12 Eylül askerî darbesi sonrası yapılan bir kanuni düzenlemeyle Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumlarının yanı sıra “Atatürk Araştırma Merkezi” ve “Atatürk Kültür Merkezi” adı altında iki kurum daha ilave edilmiştir. Böylece, tarih ve dil konularının işlendiği diğer kurumlar da katılarak ama ana gövde olarak Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu o tarihî misyonunu sürdürmeye devam etmiştir.

Aslında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda belirtilen ilke ve esaslara göre faaliyette bulunan hiçbir siyasi iktidarın itiraz edemeyeceği, siyasetüstü söz konusu kurumlar, temel ilke olarak Türk tarih, dil ve kültür değerlerinin korunması ve kuşaktan kuşağa aktarılması ve uluslararası boyuta taşınması gibi yüksek görev ve hedeflere sahiptir. Böylesine yüksek ideallere, görev ve sorumluluklara sahip güzide kurumlarımızın sınırlı bütçeleriyle beklenen hizmetleri vermede zorlandığına tanıklık etmekteyiz. Çünkü söz konusu yüksek misyon ve vizyonun gerçekleştirilmesi, ehliyet ve liyakat temel prensibinden hareketle, ilgili konularda temayüz etmiş ve ulusal, uluslararası düzeyde yetkinlikleri ve uzmanlıkları yaptıkları bilimsel çalışmalarla onanmış bilim adamları tarafından yönetilmesinde yarar vardır. Çünkü başkanlar, başkan vekilleri ve altyapılarında oluşturdukları bilim uzmanlarına baktığımızda, çok net bir şekilde, gerçekten, sanki tek taraflı bir kalkınma ya da tek taraflı bir gelişme, tanıtma düşüncesi yatmaktadır.

Elbette ki hâlihazırda bu kurumların başında olan yetkin arkadaşlarımızın konularında gerçekten uzman oldukları kanaatini taşıyoruz ama unutmayın ki Mustafa Kemal bu kurumları kurarken -Gökalp’ten esinlenerek, onun ideolojik yapısından esinlenerek, “fikir babam” dediği yapıdan esinlenerek- hedefi neydi? Bir ayağımız doğu bir ayağımız batı. Neydi hedefi? Millî bir yapıya uluslaşma sürecini devam ettirirken muasırlaşmayı da göz ardı etmemekti. Şimdi, bu terkip, Allah’a şükür, bugüne kadar çeşitli saldırılara maruz kalsa da devamlılığını, sürekliliğini korumaya çalıştı özellikle Türk siyasi tarihinde, zaman zaman sekteye uğratılmaya çalışıldı ama.

Şimdi, bu, gerçekten, Türkleşmek, muasırlaşmak, İslamlaşmak deyin adına, doğu ve batı sentezlemesi yapmak, Genel Başkanımızın geçen sene çok daha farklı bir terkiple daha anlaşılır, daha güzel bir ifade hâline getirdiği “çift başlı Selçuklu kartalı” ifadesiyle kendine çok rahat bir şekilde karşılık bulmaktadır. Yani biz Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak hem doğuda iddialıyız hem batıda hem İslam coğrafyasında iddialıyız hem de Garp coğrafyasında iddialıyız yani çift başlı kartalımızın biri doğuya bakarken biri batıya bakıyor, biri muasır medeniyetlere bakarken biri de kendimizin de katkıda bulunduğu doğu İslam medeniyetine bakmaktadır. Şimdi, böyle bir terkibin yansımasını çok istiyoruz, bu kurumlarda olsun ama maalesef, bu kurumlarımıza baktığımız zaman, keşke sadece doğu ağırlıklı, doğu dilleri ağırlıklı değil de biraz da hedeflerimizden dolayı, kurucu yüksek ideallerimizden dolayı -bu kurumlar adına konuşuyorum, yüksek misyon ve vizyon ifadeleri var- bunlar da olsaydı. Dolayısıyla, evet, bu eksiklikleri ifade etmemizin nedeni, Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz, Türk tarihî ve kültürel mirasına sahip çıkıp, onu kutsal bir emanet olarak kabul edip bizden sonraki kuşaklara da sağ salim bir şekilde emanet etme yükümlülüğümüzden kaynaklanıyor. Hassasiyetimiz budur, kişisel herhangi bir itirazımız söz konusu değildir.

Şimdi, niye bunları söyledik? E, kendine 2023, 2053, 2071 gibi yüksek hedefler koyan bir ülkeyiz, böyle yüksek bir hedefimiz var. O zaman ne yapmamız lazım? Kalkınma projesini topyekûn bir kalkınma projesi olarak unutmamamız gerekir. Yani hassaten, kültürel kalkınmasını sağlayamadan ekonomik ve teknolojik kalkınmaya odaklanmak kanadı kırık kuş misali eksik olur. Dolayısıyla, Allah korusun, kültürel kalkınmasını başaramamış milletler, inanın, çok sıklıkla kullandığımız o klişe ifadede varlık bulduğu gibi, efendim, medeniyetler, kültürler mezarlığında yerini alır. Dolayısıyla bizim eğer böyle uzun vadeli bir vizyonumuz var ise bunun en önemli ayağı da gerçekten bizi devlet olarak ayakta tutan, bizi millet olarak ayakta tutan kültürel değerlerimizi sağlıklı bir şekilde muhafaza etmek ve kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlamaktır.

Saygıdeğer milletvekilleri, bu anlamda, baktığımızda, elbette ki yapılan güzel şeyler de var. Güzeli alkışlarız, güzeli takdir ederiz, taltif ederiz ama eksiği de ifade ederiz, eksiklerimizi de söylemek zorundayız. Şimdi, bu kurumlarımız gerçekten bir an önce… 2011’de bir idari sekteye uğratılan bu kurumumuz hâlbuki gerçekten mali ve bilimsel açıdan özerk bir kurum olması lazım, şeffaflık kaydıyla, denetlenebilirlik kaydıyla, efendim, ana ilkelerden kaymamak kaydıyla. Çünkü yüksek amaç ve ülküleri ortada, belli, kurumların. O zaman, bunlara mali ve bilimsel özerklik tanımak zorundayız. Bunu nasıl yapacağız? İşte, 2011’de bir bakanlığa bağlıyken daha sıkı bir bürokratik kontrol altına almak amacıyla daha yüksek bir makama bağladık ve doğrudan bir kontrol ve o dönemde gerçekten bizi derinden inciten bir şey daha oldu. 2014’te, hiç unutamıyorum, biz bir taraftan bu kurumların daha çok kürsüleşmesi, daha çok ihtisaslaşmasını savunurken bizim için çok elzem olan Ermeni Masasının kapatılmasına tanıklık ettik. Sayın Davutoğlu’nun Başbakanlığı zamanında bu kürsü kapatıldı.

Hâlbuki ideal olan neydi? İdeal olan şuydu: İşte bugün sıkıntılarını yaşıyoruz, bakın, bugün önümüze bir Kudüs sorunu geldi, bir Myanmar sorunu geldi, değil mi? Nedir? İşte bu kurumlar bütün Batı toplumlarında, gerçekten, yüz yıllık vizyonları, misyonları, öngörüleri olan, baktığımız güçlü yapılarda bunlar bu kurumlar üzerinden saha çalışmalarını yapar ve gardını alır; muhafaza kültürünü etmekle mükelleftir.

Ne oldu? Biz istiyorduk ki özellikle yaşadığımız coğrafya itibarıyla, sıkıntılarımız itibarıyla her konuda mutlaka bir masa olsun. Yakın komşularımız değil sadece, bütün dünya coğrafyasında, muhatap olduğumuz küreselleşen bu dünyada artık komşuluk kavramı da çok farklılaştı. En uzak fiziki mekân bazen en yakın müttefikiniz olabiliyor. Dolayısıyla bu bağlamda da o uluslarla, o devletlerle ilgili çok geçerli masalarımız olmalı ve hazırlığımız olmalı. Nedir bunun yolu? Çok net söylüyorum, somutlaştırıyorum: Bunların dillerinin öğrenilmesi lazım, kültürlerinin tanıtılması, tanınması lazım, bu konuda yapılan bütün bilimsel çalışmaların desteklenmesi lazım.

İşte bugün Kudüs karşımıza çıktı. Kudüs konusunda akşamları televizyon kanallarında artık seyretmekten bıktığımız, uzman ama önlerinde cep telefonsuz konuşmaya gidemeyen, programa gidemeyen tiplerden bıktık. Uzmanlık alanların gerçekten bu tür kurumlarda yetiştirilmesi lazım; Kudüs konusunda tarihî bir uzman, gerçekten. Bir de Diyanetle ortak bir proje geliştirip Kudüs’ün hem kutsi yönünü inceleyen bir araştırmanın hem de tarihî yönünü inceleyen bir araştırmanın hazırladığı bir şeyi ortaya koysak, bunu da bizim siyasi erkimiz çok net bir şekilde uluslararası arenada kullansa kötü mü olurdu?

Myanmar işte, aynı şeyi söyleyebiliriz. Bakın, ben Batı dilleri edebiyatı profesörüyüm. Ben Myanmar’ı, inanın, bir doktora öğrencime tez konusu seçerken George Orwell’in “Birmanya Günleri” diye bir romanında tanıdım tesadüfen. Birmanya, Burma İngiliz sömürgesi, daha sonra, bugün Myanmar’a dönüşmüş bir yapı. Araştırdık, inanın, Zeynep Oral, gazeteci yazar, o hanımefendinin, gerçekten, gezip bir turist rehberi olarak hazırladığı küçük bilgi notu dışında hiçbir kaynak yok. Şimdi, biz iddialı bir ülkeyiz, eğri oturup doğru konuşacağız, büyüklüğümüze uygun, gerçekten bu kültürel, bu donanım adımlarımızı atmak zorundayız ama bugün baktık ki bir anda orada Müslüman kardeşlerimiz var, orada çile çeken, efendim, bir sürü sıkıntıya düçar bir insanlar varlığı var. Hâlbuki biz o konuda yetkin olmalıydık, hazırlıklı olmalıydık diye düşünüyorum.

Öte yandan, yine, bakıyoruz, uluslararası boyutta bugüne kadar hep savunmak zorunda kaldık kendimizi. İşte, bir ara “Mavi Kitap” diye İngiliz istihbaratının yazdırdığı bir kitaptan dolayı sıkıntı çektik. Bize bir yafta yapıştırıldı: “Efendim, bunlar soykırımcı.” Ne zamana kadar biliyor musunuz? Kitabın yazarı Toynbee kendini inkâr edene kadar, dedi ki: “Evet, bu, bilimsel bir yapıtım değil. Ben bilim adamıyım ama maalesef utanarak söylüyorum: Bu, İngiliz istihbarat örgütünün bana dayatarak yazdırdığı bir eser.”

Şimdi, 1970’li yıllardan sonra da Gece Yarısı Ekspresi filminden çektiğimizi Allah bilir. Ne zamana kadar? O filmdeki bizlerin her türlü olumsuzluklara düçar resmimizin inkârı için neler yaptık neler. Ne zamana kadar biliyor musunuz? Filmin yapımcısı Alan Parker kendini inkâr edene kadar, dedi ki: “O filmi ben Ermeni diasporasının kaynaklarıyla, baskılarıyla yaptım, sanat anlayışıma çok tersti. Türklerden özür diliyorum.” Billy Hayes adındaki o filmin kahramanı da Kıbrıs’ta bir özel televizyon kanalına aynen röportaj verdi, dedi ki: “Ben bu anlatılanlarla ilgili hiçbir şey yaşamadım, bunlar iftira. Benim cezaevi yıllarımda Türkçe öğrendiğim arkadaşlarım var.”

Şimdi, bunları niye örnek olarak veriyorum? Bunlardan ders çıkaralım artık, şapkamızı önümüze koyalım. Mademki 2071 gibi bir yüksek vizyonumuz var, o zaman gerçekten ona uygun hazırlıklarımızı tamamlayıp bu kurumları destekleyerek, bu kurumlarda ehliyet ve liyakati ön plana alarak, siyasi mülahazalardan uzak, işi ehline vererek bu tür hazırlıkları yapalım.

Tarih Kurumumuzun bir matbaası vardı; çok sofistike bir matbaa, çok modern, istediği eseri çok rahat çıkarabilecek bir matbaaydı ama aktif değil, bütçe yok. Şimdi, Tarih Kurumu üzerinden basılan kitaplar dışarıdan ihale edilip dışarıdan bastırılıyor, maliyeti daha yüksek.

Ben yine kendimden bir hatıramı paylaşayım, acı bir hatıra: 1995’te doktoramı bitirdim geldim, “Batı’da Türk İmgesi” diye bir çalışma yaptım –kitap buradaydı, kürsüye getirmeyi unuttum- inanın, ilk işim ne oldu biliyor musunuz? Gerçekten, Türk millî değerlerine inanan, Türk milliyetçisi olarak ben dedim ki: Aynı zamanda Batı Türk’e nasıl bakıyor, bunu bir doktora tezi hâline getirmeliyim. Tarih Kurumuna götürdüm, takdim ettim “Bunu basalım, bunu dünya okusun.” dedim. “Maalesef, bizim bunu yapacak kaynağımız yok.” dendi ve o kitap dışarıda basıldı, dış kaynakların desteğiyle basıldı. Allah’a şükür bugün, bizim hakkımızdaki bir sürü yalan yanlış iftiraları yok eden o kitabımız birçok üniversite kütüphanesinde var.

Şimdi, bu acı tecrübelerden sonra, daha önemlisi, içeride de birtakım sıkıntılara maruz kalıyoruz. Bu kurumlar eğer ciddi çalışmalar yapar, bunların önü açılırsa hem dışarıdan, biraz önce saydım, “Mavi Kitap”tı, soykırım müzeleriydi, sözde soykırım iddialarıydı, etnik ve mezhepsel ayrıştırmalardı… Efendim, içeride de bunların sanki bir senkronize hareketiymiş gibi, işte sabahtan beri yaşadığımız şeylere hepimiz tanıklık ettik. Sosyoloji altüst oldu, “millet” kavramı altüst oldu. Yani Allah aşkına, düşünebiliyor musunuz, “asimilasyon” kelimesi kullanılıyor. Asimilasyon olsa… Aynı ağızdan şu cümle çıktı, ben birkaç gün önce şahitlik ettim, diyor ki: “Benim aslen annem Arap, babam Türk asıllı, efendim damadımın biri Türk, biri Çerkez.” falan filan. Ya Allah aşkına, o zaman niye böyle çelişkiye düşüyorsunuz? Asimile olsaydı sen böyle bir yapıdan bahsedebilir miydin?

Biz her zaman söylüyoruz, inanın, Türkiye’nin, Türk milletinin millet olma hikâyesi çok farklı. Hiçbir kitapta yok Batı literatüründe, zaten karışıklık oradan. Çünkü, Batı literatürüne baktığınız zaman “millet” tanımları ya ırka dayalı yapılır, ya coğrafyaya, ya tarihe. Ama bizim geleneğimiz, örfümüz, millet olma kabiliyetimiz çok farklı. Biz Anayasa'da bunu teminat altına aldık, dedik ki: Ya, bu coğrafyada emeği olan, yaşayan, katkısı olan, birlik beraberlik bilinci içerisinde, kardeşlik hukukuna bağlı herkes Türk’tür. Bu bir milletin adıdır. Bunun için de eğer etnisite... Bilimsel bir araştırma yapacaksanız etnik olarak her şeyi koyabiliriz kim hangi etnik kimliğe dâhilse ama Türk’ü kimse etnik bir kimlik olarak onların arasına sıkıştırmasın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMİL AYDIN (Devamla) – Bu, bilime aykırı; irfana, izana aykırı şeydir. Eğer etnisiteden bahsedeceksek Türkmen’i etnik kimlik olarak bahsedebiliriz; Kıpçak’ı, Kuman’ı etnik kimlik olarak kabul edebiliriz fakat Türk bir etnik kimliğin adı değildir. Dolayısıyla, bu terkiplerden, gerçekten bu kullanımlardan uzak duralım. Laz, Çerkez, Arnavut, Boşnak, Türk, Kürt yani biz...

BAŞKAN – Sayın Aydın, teşekkür ederim.

KAMİL AYDIN (Devamla) – Bir dakikalık sonuç şeyim olmayacak mı?

BAŞKAN – Hiç kimseye uzatma vermedim Sayın Aydın.

KAMİL AYDIN (Devamla) – Peki, inşallah bir dahaki sefere.

BAŞKAN – Anlayışınızdan dolayı teşekkür ederim size.

KAMİL AYDIN (Devamla) – Bu dilek ve temennilerle, bu kurumun amacına uygun çalışmasını ümit ederek inşallah hayırlara vesile olur diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkürler.

Sayın milletvekilleri, böylelikle Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına yapılan konuşmalar da sona erdi.

Şimdi birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati. 17.34

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.49

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Barış KARADENİZ (Sinop), Sema KIRCI (Balıkesir)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 36’ncı Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde, Hükûmet yerinde.

Şimdi Cumhuriyet Halk Partisinin konuşmacılarını dinleyeceğiz.

İlk olarak Bursa Milletvekili Sayın Lale Karabıyık konuşacak.

Buyurun Sayın Karabıyık. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

CHP GRUBU ADINA LALE KARABIYIK (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri diyeceğim ama daha henüz kimse gelmemiş.

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) – Bize demiş oldunuz.

LALE KARABIYIK (Bursa) – Evet, size demiş olayım.

Algı yönetimi diyorum her konuşmamda ve Adalet ve Kalkınma Partisi algı yönetimini çok başarıyla yapıyor, bunu da her zaman belirtiyorum. Ancak iki gün önce bir büyüme rakamı açıklandı, yüzde 11,1 büyümüş olduk. Bana göre bu bir tabela büyümesi. Neden bunu söylüyorum? Bunu hep birlikte değerlendirmemiz lazım aslında sayın vekiller çünkü gerçekleri görmenin bize bir zararı olmaz. Gerçekleri görelim ki hep birlikte en iyiye doğru gidelim, vatandaşın hayrına bir şeyler yapalım.

Bakın, bütçede de iktidar için önemli olan salt büyüme rakamı yani nicelik olarak ne kadar çok büyümüşseniz o kadar iyidir diyor ama niteliğine bakmıyorsunuz çünkü niteliği önemli. Niteliği, sürdürülebilir olup olmadığını gösterecek; niteliği, hanelere yansıyıp yansımadığını gösterecek; niteliği, dar gelirlinin bütçesine, maaşına, ücretine yansıyıp yansımadığını gösterecek. Ama maalesef niteliği üzerine bir çalışma yapmak mümkün olmuyor.

Bu büyüme hızlı bir borç artışına dayanan bir büyüme olduğu için sürdürülebilir değil, keşke olsaydı. Ardından, hazine garantili kredilerle makine teçhizat yatırımlarının artışını sağladığı için bunun hazineye ilerideki olumsuz etkisini de düşünmek lazım. Yine, bu büyüme tüketimle bir büyüme, ÖTV ve KDV’de indirim sağlandığı için teşvik edilen bir hormonlu büyüme ama o ÖTV ve KDV de geldi, bütçede açık yarattı ve borçlanma ihtiyacını had safhaya çıkardı.

Peki, başka nasıl bir büyüme bu? Tüketime dayalı bir büyüme olduğu için enflasyonu da tetikleyen bir büyüme ama büyümenin bir önemli özelliği daha var ki geçen yıl aynı dönemde eksi 0,2 küçülme olduğu için baz etkisinden de yüksek görünen bir büyüme. Ancak bu büyümenin gerçeğinde başka bir şey daha yatıyor. Bakın, ücretlilerin millî gelirden aldığı pay yüzde 36’ydı ama açıklanan bu büyüme rakamından sonra yüzde 32’ye düştü. Demek ki emeklinin, ücretlinin, emekçinin aldığı pay azaldı bu büyümede.

Başka bir nokta, vergide bir adaletsizlik söz konusu. Bütçedeki gelirlerin yüzde 86’sı vergi gelirleri. Vergi gelirlerinin yüzde 60’ı dolaylı vergiler yani vatandaşın üzerinden alınan vergiler, tüketimden alınan vergiler; yüzde 40’ı ise doğrudan vergiler. Peki, çalışan, istihdam edilenlerin yüzde 65’i de ücretli değil mi yani yine onların üzerinden alınmış oluyor. Dolayısıyla, enflasyonun da altında ezilen bütün ücretliler, bütün memurlar bu büyümeden haklarını talep etmek durumunda o zaman. Ben şimdi onlara sesleniyorum: Madem büyüme var bu büyümeden siz de hakkınızı almak durumundasınız.

Ve iktidar partisine, ekonomi yönetimine sesleniyorum: Madem yüzde 11 büyüdük… Burada alkışladınız, sevindiniz, gerçek bir tabela büyümesi olmasaydı, gerçek bir büyüme olsaydı ve sürdürülebilir olduğuna inansaydık biz de çok sevinecektik. Öyle olmasını arzu ederiz ama madem “Büyüdük.” diyorsunuz -tamam, kabul, büyüdük- o zaman gelin enflasyon artı yüzde 11 olan bu büyümeyi ücretlere, maaşlara yansıtın, biz de alkışlayalım. (CHP sıralarından alkışlar) Eğer bunu yapmayacaksanız o zaman nasıl büyüdük, bunu açıklayın. Eğer bunu yapmayacaksanız büyüme kimin cebine girdi, nerede bu paralar, nasıl oldu bu büyüme, bunu açıklayın. Evet, ücretli, çalışan, memur, emekli yüzde 11 büyümeden payını almak istiyor.

Bir başka konu, burada Sayın Başbakan “İhracat arttı.” dedi, alkışladınız. İhracat artmış, ne güzel ama hiç ithalattan bahsetmedi. Oysa on ayda 61,2 milyar dolar dış ticaret açığımız var değerli vekiller ve bu dış ticaret açığı geçen yıla göre yüzde 32 oranında artmış. Bunu niye kimse sormadı, niye dile getirilmedi bu? Büyümek için mutlaka dış ticaret açığı, cari açık mı vermemiz gerekiyor? Üstelik hatırlatırım ki cari açığın finansman kalitesi de son derece bozuldu. Şimdi artık yüzde 70’i dolaylı yatırımla, sıcak parayla sağlanıyor ve o sıcak paranın getirdiği bir risk var ve yüksek faiz ve kâr payı bekliyor, bunu vermezseniz de kaçıp gider. Ondan sonra “Bu faizler niye yüksek seyrediyor?” Faizler düşmez ki böyle. Dışarıya, borca bağımlı hâle gelmişiz, sıcak parayla borçlanıyoruz, borsa iyi kazanç getirmezse Hazine yüksek faiz vermezse dışarıdan yatırım gelmez.

Diğer taraftan, bir de Hazineye bakalım. Hazine gitti, bir borçlanma yaptı. Bütçe açığının üzerinde bir borçlanma gerçekleştirdi. Bakın, 36 milyar liralık bir bütçe açığı için 78 milyar lira borçlandı. Sorduk ve Sayın Mehmet Şimşek “Sebebi, spekülasyonlara hazırlıklı olmak için.” dedi Plan ve Bütçe Komisyonunda sorumuza yanıt olarak. Yani, sayın vekiller, biz bu kadar belirsizliğe teslim mi olduk? Yani, bu ekonomi yönetiminin çok büyük bir gafıdır. O zaman bütün ipler elimizden çıktı mı? Biz bu kadar maliyete rağmen spekülasyonlar sebebiyle hazırlıklı olmak için kat kat üstünde bir borçlanma yapıyoruz. İnanılır şey değil.

Başka bir nokta… “Cari açık” diyorsunuz, cari açık sanki büyümek için, kalkınmak için gerekliymiş gibi düşünüyorsunuz ama hedefleriniz içinde cari açığı küçültmek ya da ortadan kaldırmak gibi hiçbir şey yok ve cari açıkla büyüyen bir ekonomi olarak da övünüyorsunuz. Hâlen yüzde 50 oranında yatırım mallarında dış girdi var. Bunları ciddiye almak lazım. Hani katma değeri yüksek sektörler ön plana çıkacaktı? Bunlar için ne yaptınız, bütçede bunlar için nasıl bir hedef koydunuz? Hayır, böyle bir hedef de yok. Tek hedef var: Salt büyüme rakamı, nicel olarak. Rakam ne kadar büyükse o kadar başarılı oluruz, alkışlanırız şeklinde bir inanış var ki bu son derece yanlış, kendi kendimizi kandırıyoruz.

Bir başka nokta, Hazine 6 milyar lira bu köprülerde… Hani diyorsunuz ya “Köprülerin yapılmasını siz istemediniz, köprülere karşısınız.” Böyle bir algı yaratmaya çalıştığınız kesin, inandırıcı da olabilirsiniz ama bizim köprülerin yapılmasına değil, onların finansman şekline itirazımız var ve de haklıyız. (CHP sıralarından alkışlar) İşte, 6 milyar lira, şu anda bütçeye gelen yüklerden bir tanesi de o. Finansman şekline karşıyız ama siz bunu istediğiniz algıyı yaratmak için istediğiniz tarzda çeviriyorsunuz.

Bir başka nokta, sürekli ezberlediğiniz rakamlar var. Mesela, “Genel Başkanınızın zamanındaki SGK açıkları.” diye bir tek bu ezberlenmiş. Herkes şahittir, burada defalarca belgeleri getirip gösterdim. Plan ve Bütçe Komisyonunda, en son defa, Maliye Bakanına ve birkaç gün önce bu konuda bir söz sarf etmiş olan ne yazık ki Çalışma Bakanına rakamlarla gösterdim tabloları, hiçbir şeye sesi çıkmadı -itiraz etmedi- iki bakanın da.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Anlamamıştır.

LALE KARABIYIK (Devamla) - Çünkü şu anda zaten SGK’nın açıklarından dolayı bütçe açığı var, bu tabloyu da ortaya koymak lazım. Genel Başkanımızın zamanında açık filan yok, siz şimdiki açıklarla bir kıyaslayın. Düzelmenin sebeplerini de ortaya koyduk. 6111 sayılı Kanun’da afla getirilen birtakım düzenlemelerle son yıllarda bir düzelme olduğunu da ortaya koyduk. Lütfen, bütün bu gerçekleri unutmayalım. Verilerle konuşmak en güzelidir, gerçekleri görebilmek doğru yapmak için en iyisidir.

Sürem sanırım kalmadı, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Karabıyık.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ikinci olarak Adana Milletvekili Sayın Elif Doğan Türkmen konuşacak.

Buyurun Sayın Doğan Türkmen. (CHP sıralarından alkışlar)

Sizin süreniz yedi dakika.

Bundan sonra da Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşacak olan bütün sayın milletvekillerinin konuşma süresi yedi dakikadır.

CHP GRUBU ADINA ELİF DOĞAN TÜRKMEN (Adana) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve bizi ekranları başında izleyen sevgili yurttaşlarım; hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesi üzerine partim adına söz almış bulunuyorum.

Değerli milletvekilleri, Vakıflar Genel Müdürlüğünün misyonu; tarihî, kültürel varlıklarımızı korumak, tarihî miraslarımız olan vakıfları amaçlarına uygun yaşatmak, geleceğe taşımaktır. Vakıflar Genel Müdürlüğünün 2018 yılı bütçesi 741 milyon, 2018 yılı gider bütçesi 531 milyon 210 bin. 210 milyon bir fazlalığı var. Buna rağmen, bir torba kanun düzenlemesiyle gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde bulunan kültür ve tabiat varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi o şahısların kendisine bırakılmış.

Sayın milletvekilleri, bu düzenleme yanlış. Bu konuda komisyon üyelerimizin komisyonda yapmış oldukları itirazlar var. Bu düzenlemeden vazgeçilmelidir çünkü Vakıflar Genel Müdürlüğü tarihî ve kültürel miraslarımıza sahip çıkmalıdır, misyonu budur. Vakıflar Genel Müdürlüğü, bütçesindeki paradan faiz elde etmek değil tarihî ve kültürel miraslarımıza sahip çıkmak durumundadır. Vakıflar Genel Müdürlüğü, mevcut parasını Vakıflar Bankası, Ziraat Bankası ya da Halkbank gibi bir devlet bankasında değerlendirmemektedir. Bunu da ilgili Sayın Başbakan Yardımcısına sormak istiyorum, neden?

Değerli milletvekilleri, ülkemizde birçok vakıf var. Bu vakıflardan bir kısmı, geçmişte yurtları ve yurtlarında çalışanlar iyi denetlenemediği için Karaman’da bir yurda ait öğretmen ne yazık ki hepimizin yüreğini yakan, vicdanını sızlatan bir eylemde bulundu. Keza, Adana Aladağ’da yine bir vakıf yurdu, iyi denetlenemediği için 12 canımızı kaybetmemize yol açtı. Buna rağmen, hâlen gerek Millî Eğitim Bakanlığı gerek Sağlık Bakanlığı ve gerekse Kültür Bakanlığı ne yazık ki bu ve benzeri vakıflarla iş birliği yapmaya devam etmekte ve merkezî bütçeden de çok ciddi paylar ayrılmaktadır. Şunu sormak istiyorum: Millî Eğitim Bakanının görevi yurt yapmak değil de nedir? Niçin Millî Eğitim Bakanı kendi asli görev alanı içerisinde olan yurdu yapıp işletmeyi tercih etmiyor da bu yurtları birtakım vakıflara anahtar teslim vermeyi tercih ediyor?

Keza, merkezî bütçede bu tür vakıflara ayrılan paraları gördüğümüzde, 2006 yılında 13 milyon civarındayken şu anda 1 trilyonu çoktan geçmiş durumda. İşte, bu rakamlar gerek Adana’mızda gerek Türkiye’mizde yurtlarda kalmak zorunda kalan ama devlete ait yurt bulamadığı için vakıf yurtlarında kalan çocuklarımıza dönük bir proje midir diye sadece biz değil Türkiye’deki tüm kamuoyu gerçekten merak ediyor ve bu merakın, bu sorunun cevabını bekliyoruz.

Değerli milletvekilleri, bakanlıkların bütçelerini, Hükûmetin bütçesini görüşüyoruz. Tabii ki bu bütçeyi görüşürken ilim Adana’yla ilgili birtakım sorunları dile getirmek ve bu sorunların çözümü anlamında da Hükûmetin yatırımlarını sormak istiyorum.

Bunlardan birincisi, 2006 yılında Bakanlar Kurulu tarafından alınan bir karar var, bu kararla Yumurtalık, Karataş bölgemiz turizm teşvik bölgesi ilan edilmiş, 2006. Tarih 2017, 2018 bütçesini konuşuyoruz maalesef bu konuda atılmış bir adım yok.

Yine 2010 yılı öncesi Adana-Kozan arası -Kozan ilçemizle ilgili- yolun yapımıyla ilgili çalışma başlanmış, 2017’nin son ayına girdik, hâlen Adana-Kozan arası yolumuz ne yazık ki bitirilmedi. Keza yıllardır Adana’nın Kozan ilçesine doğal gaz bağlanacağı söylenir ama bu konuda da en ufak bir gelişme yok.

Yine Adana’mızın Karataş ilçesinde -ki hemşehrilerimizin büyük bir kısmı balıkçılıkla geçimini sağlamakta olmasına rağmen- çok büyük sorunlar yaşıyorlar ve bu sorunların çözümü anlamında da Hükûmet tarafından en ufak bir adım atılmış değil.

Bunun yanı sıra, Adana’mızda bir kısım çiftçimiz Hükûmetin desteğiyle organik tarıma başladılar ama hepsi pişman. Neden biliyor musunuz? Organik tarımın yapılması için teşvik veren devlet üretilen ürünün satışı anlamında ne yazık ki hiçbir proje gerçekleştiremedi ve organik tarım o kadar eziyetli olmasına rağmen, elde edilen ürünler normal tarım ürünleriyle neredeyse aynı değere satılıyor ve organik tarımla ilgili yatırım yapan çiftçilerin büyük bir kısmı artık bu yatırımlarından vazgeçmek durumundalar.

Bir konuyu daha dile getirmek istiyorum. Adana’mızın Aladağ, Feke, Tufanbeyli, Saimbeyli, Pozantı gibi ilçelerinde özellikle işsiz olan kesim orman işçisi olarak ve mevsimlik taşeron işçi olarak değerlendirilir. Ama buradaki kriter ne biliyor musunuz? Mevcut iktidar partisinden alınacak referans. Bu ilçelerimizdeki hemşehrilerimiz artık iktidar partisinin referansıyla değil, liyakatla işe alınmak istiyorlar.

Değerli milletvekilleri, en önemlisi, Adana’mıza Tarsus’ta yapılan büyük kompleks cezaevine rağmen Kürkçüler’e ek cezaevi yapılıyor, Akkapı’ya yine bir yarı açık cezaevi yapılıyor. Adanalı cezaevi istemiyor, Adanalı, teşvikte, sektörel teşvik istiyor, Adanalı ilçe bazında teşvik istiyor. Bunlar yapılsın ki Adana’nın ekonomisi yeniden genç cumhuriyet döneminde sanayiye yön veren Adana ekonomisi gibi olsun ve böylece, sanayimizle birlikte esnafımız, çiftçimiz, işçimiz, köylümüz ve emeklimiz kazansın.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Doğan Türkmen.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına üçüncü olarak Hatay Milletvekili Sayın Mevlüt Dudu konuşacak.

Buyurun Sayın Dudu. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MEVLÜT DUDU (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nda, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, yani TİKA bütçesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi ve ekranları başında bizleri izleyen saygıdeğer yurttaşlarımızı sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, TİKA bütçesinde üzerinde durulması gereken önemli noktalar var. 1992 yılında kurulan TİKA, Türk cumhuriyetlerindeki soydaşlarımıza destek amacıyla kurulmuştur ama bugün Balkanlardan Kafkasya’ya, Afrika’ya ve Latin Amerika’ya kadar yayılmıştır.

TİKA’nın bütçesinin 2018 yılında 317 milyon 312 bin liraya çıkarılması öngörülüyor ama bu kadar kaynak, TİKA’ya verilen bunca yetkiler, ne yazık ki Türkiye'nin nüfuz sahasını genişletmiyor, tam aksine TİKA yerine cemaat ve tarikatlar güçleniyor. Örneğin TİKA değil FETÖ büyümüş, ahtapotun kolları gibi buraları sarmış, zeki çocukları alıp eğitmiş ve o ülkelerin kritik noktalarına yerleştirmiş. TİKA’nın FET֒ye seyirci kalması da büyük bir başarısızlık. Üstelik, TİKA’dan atılan FET֒cüler dikkate alındığında, kurumun kendisine verilen bütçeyle orantılı çalışmadığı da çok açıkça ortadadır.

Değerli milletvekilleri, maalesef, ABD Başkanı Trump’ın, 6 Aralıkta Birleşmiş Milletler kararlarını ve uluslararası hukuku ihlal ederek Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesi ve büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyacağını açıklaması Orta Doğu’ya pimi çekilmiş yeni bir bomba olarak düşmüştür. Orta Doğu’daki yangın daha da alevlenmiş, barış umutları zayıflamıştır. Bizim bu kararı kabul etmemiz mümkün değildir. Kudüs, İslam dünyası için vazgeçilmez kutsal bir kenttir. Kudüs, barış kenti olmak zorundadır.

Ne var ki AKP’nin İsrail ve Kudüs konusundaki politikası da diğer alanlarda olduğu gibi ilkeli ve tutarlı değildir. Mavi Marmara Anlaşması’nın 28 Haziran 2016 tarihinde Kudüs’te imzalanmasıyla, esasında, Kudüs AKP tarafından zımnen kabul edilmiştir. AKP döneminde İsrail’le yapılan anlaşmaları inceledim, üzülerek söylüyorum ki anlaşmaların üçte 2’si Kudüs’te imzalanmıştır. Yani İsrail özellikle önemli anlaşmaları Kudüs’te imzalatarak resmî kâğıtlarda bu kenti başkent konumunda meşrulaştırmak istemektedir. Ne yazık ki AKP Hükûmeti de bu politikaya alet olmuştur.

Değerli milletvekilleri, Trump’ın Kudüs olayını ortaya atmasının Orta Doğu’da yeniden alevlenen ılımlı İslam tartışması üzerinden okunması gerektiği kanısındayım. “Ilımlı İslam” kavramının ortaya atılması yeni bir Amerikan tezgâhıdır. Bu oyunun başrol oyuncuları Suudi Arabistan ve İsrail. Bugün bunların gizlice görüştükleri biliniyor. Bu görüşmelerden sızan bilgiler ürkütücü. Bağımsız kürdistan kurulması, İran’da rejimin değiştirilmesi, İsrail’in Arap dünyası tarafından tanınması, ortak bir Sünni askerî güç oluşturulması bunlardan bazıları.

Bugün İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısı var, konu Kudüs ve ne yazık ki toplantıya Suudi Arabistan ve ittifak hâlinde olduğu ülkelerden katılım çok düşük profilli. Bu önemli bir mesaj. Ne olursa olsun bu toplantı bir fırsattır. Katılımcı ülkeler ABD merkezli tezgâh karşısında ortak bir tavır geliştirerek ona göre konumlanmalıdır. Bugün Kudüs’le ilgili toplantıda alınan karar memnuniyet vericidir ama konu sadece Kudüs üzerine değil, oyunun bütünü üzerine, tezgâhın bütünü üzerine göre irdelenmeli ve buna göre bir tavır belirlenmelidir. Teşkilatın Dönem Başkanı sıfatıyla bunu yapması gereken Türkiye’dir. Bunu yapmak “Ey Amerika”yla başlayan sahte efelenmelerden daha ciddi ve sizin deyiminizle, daha millîdir.

Değerli milletvekilleri, Sayın Erdoğan Yunanistan ziyaretinde bir Lozan tartışması başlattı; Lozan’ın güncellenmesi. Şunu açıkça söylemek gerekirse, Lozan’ın güncellenmeye değil uygulanmaya ihtiyacı var. (CHP sıralarından alkışlar) Kaldı ki zaten Yunanistan Lozan’ı kendince güncelliyor. Orada yapılması gereken Lozan’ı tartışmaya açmak değil, Yunanistan’dan 18 adanın hesabını sormaktı. (CHP sıralarından alkışlar)

Başbakanın bütçe sunuş konuşmasını dikkatle dinledim. Millî davamız olan Kıbrıs’ı geçiştirmesi gerçekten çok üzücü. Kıbrıs’ta çok önemli, kritik bir dönemece girildi. Türk tarafı verebileceği bütün tavizleri vermesine rağmen, ne yazık ki müzakereler yine hüsranla sonuçlandı. Burada artık Türk tarafının haklılığı bütün dünyanın gözünde tescillenmiştir ve yapılması gereken, Kıbrıs Türklerine yönelik izolasyonun kaldırılması ve yeni formüllerin devreye sokulmasıdır. Millî davamız olan Kıbrıs’ta millî ve kararlı bir politikaya ihtiyaç var. Ne yazık ki Hükûmetin bu konuda vizyon sunamaması, çözüm planı devreye sokamaması ulusal çıkarlarımıza zarar veriyor.

Değerli milletvekilleri, birkaç söz de Amerika’da devam eden Zarrab davası için söylemek isterim. Gerçekten anlayamıyorum iktidar partisini; akılları esir, vicdanları kör olmuş. Bu nedenle, bizi izleyen vatandaşlarımızın aklına ve vicdanına seslenmek istiyorum: Bu şarlatanın ABD’de yargılanıyor olması bu ülke için, hepimiz için bir utançtır ama bu utancın sebebi, 4 bakanın sevkini burada güle oynaya engelleyenlerdir. Bu utancın sebebi Reza’nın önüne yatanlardır. Bu utancın sebebi ona Türk Bayrağı önünde şov yaptıranlardır. (CHP sıralarından alkışlar) Bu utancın sebebi “Zarrab cari açığımızı kapatıyor.” diyerek onu âdeta millî kahraman ilan edenlerdir. Bu utancı sebebi Zarrab’ı Türk yargısından kaçıran suç ortaklarıdır. Ama eninde sonunda Zarrab da, suç ortakları da Türk yargısının önünde hesap vereceklerdir.

Saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dudu.

Dördüncü olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Tekirdağ Milletvekili Sayın Emre Köprülü konuşacak.

Bir dakika Sayın Köprülü.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, 60’a göre söz talebim var.

BAŞKAN – Sayın Muş, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

19.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu’nun 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın ikinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, burada bir konuya Sayın Başbakanımız konuşmasında açıklık getirmişti fakat ısrarla iktidar partisinin İsrail’in başkenti Kudüs’ü zımni olarak başkent olarak kabul ettiği gibi yine aynı ifadeler kullanıldı. Aslında bütçe konuşmasında meselenin detaylı bir şekilde burada izahatı yapılmıştı. 1996 senesinde dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in bir ziyaretinde de, orada onlar onu yazıyorlar ama orada onların “Kudüs” yazması bizim Kudüs’ü başkent olarak tanıdığımız anlamına gelmedi hiçbir zaman, şu an da gelmedi. Bizim Kudüs’te bir büyükelçiliğimiz var ama Filistin’in Büyükelçiliği var ve bugün İslam İşbirliği Teşkilatını olağanüstü toplantıya çağıran Türkiye Cumhuriyeti devletidir ve bugün alınan kararla Kudüs’ün Filistin’in başkenti olduğu İslam İşbirliği tarafından kabul edilmiştir. Tüm bu çabanın, tüm bu gelişmelerin arkasında bu işi çekip çeviren, bu işte büyük çaba sarf eden Türkiye Cumhuriyeti devletidir ve şu an Türkiye Cumhuriyeti’nin idarecileri, yöneticileridir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özel…

20.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Mavi Marmara Anlaşması’ndan sonra İsrail ile Türkiye arasındaki anlaşmalarda “Tel Aviv” yerine “Kudüs” yazılmaya başlandığına ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, Başbakanın yaptığı açıklama, dün Sayın Elitaş’ın bir televizyon programında yaptığı açıklama sürekli şuna dayanıyor: “Süleyman Demirel zamanında da uluslararası anlaşmalarda “Kudüs” yazdığı oluyordu; bu, süregelen bir durum.” 2003 yılında Türkiye ile İsrail devleti arasında yapılmış olan ve bitki floralarının karşılıklı korunmasına ilişkin bir anlaşmada, ki Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla Meclise yollanmıştır, Tel Aviv ve Ankara’da imzalandığı yazıyor ve aynen geçtiğimiz günlerdeki “Kudüs” ifadesi yerinde “Tel Aviv” var. Tel Aviv yazan çok sayıda anlaşma dönemlerinde imzalandığı hâlde, Mavi Marmara’dan sonra bir Amerikan şirketine Türkiye'nin Batı yanlısı ve İsrail yanlısı olduğuyla ilgili lobi yapılması üzerine 64 milyon TL para ödenen durumun aleniyet kazanmasıyla bakıyoruz ki, Türkiye Cumhuriyeti devleti uluslararası anlaşmalarda “Tel Aviv” değil, “Kudüs” yazmaya o dönemden sonra başlıyor. Zaten durumun manidarlığı ve rahatsız edici tarafı da budur.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, söylediklerimiz ortadadır, bizim için Kudüs başkenttir.

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Sayın Başkan, teknik bir açıklama yapabilir miyim?

BAŞKAN - Bir dakika Sayın Bakan.

Bir şey mi söyleyeceksiniz Sayın Muş?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bizim için Filistin’in başkentidir Kudüs. Burada anlaşma imzalanmış, sonra böyle karar verilmiş, bunlar resmî, devletin işte “64 milyon gönderildi, ondan sonra Kudüs buralarda kabul edilmeye başlanmış.” gibi bir ifadenin anlamı yoktur. Neye dayanarak söyleyeceğiz bunu? Suni bir şeydir.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Işık, buyurun.

Sayın Bakan konuşuyor.

21.- Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’ın, iki taraflı anlaşmaların bir ülkenin Dışişleri Bakanlığı neredeyse orada imzalandığına ilişkin açıklaması

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Sayın Başkan, bu konu özellikle sosyal medyada da çok speküle edilince, nedir diye bir baktık. Genel uygulama şu: Bir ülkenin Dışişleri Bakanlığı neredeyse, anlaşmalar eğer iki taraflı imzalanıyorsa orada imzalanıyor. Sadece 1995’te Sayın Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanı olduğu dönem değil, mesela Sayın merhum Erdal İnönü’nün Başbakan Yardımcısı olduğu dönemde de Kudüs’te yapılan anlaşma şu anda arşivlerde var, benim mail’imde var. Yani bu, bir ülkenin başkentini tanımak anlamına gelmiyor, sadece o ülkenin Dışişleri Bakanlığıyla bizim Dışişleri Bakanlığımız bir anlaşma teati ettiyse onların kendi Dışişleri Bakanlığı Kudüs’te olduğu için Kudüs yazılıyor. Mesela belki Tarım Bakanlığı Tel Aviv yazmış olabilir, bu tamamen teknik bir düzenleme, tanıma anlamına kesinlikle gelmez.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Bakan.

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) - Ben isterseniz Özgür Bey size göstereyim, 1992’de Sayın merhum Erdal İnönü’nün Başbakan Yardımcısı olduğu Hükûmette de aynı anlaşma var. İsterseniz size verebilirim.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Hayır, bu bilgiyi size kim verdi? Yanlış bu bilgi Sayın Bakan, yanlış bir bilgi.

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Tamamen teknik bir düzenleme.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, uluslararası sözleşmelerin illa başkentlerde imzalanması gerekir diye bir kaide yok, nerede imzalanırsa o yazılır. Bu böyle bir kuraldır, bu da uygulanagelmiştir. Bunun üzerinde pek fazla söz söylenecek bir durum yok diye düşünüyorum.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Efendim, bu bilgi de yanlış ayrıca. Sayın Bakana kim yanlış bilgi verdi?

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Usta, sadece size söz vereyim.

HALUK PEKŞEN (Trabzon) – Öyle değil Sayın Başkan, öyle değil, yanlış bilgi vermişler. Birleşmiş Milletler kararı var.

BAŞKAN – Sayın Usta’yı dinliyoruz.

Buyurun.

22.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, geçmişte yapılan hataları eşeleyip iç siyaset malzemesi yapılacak davranışlardan kaçınılması gerektiğine ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisinin gündeme getirdiği bu konu… O anlaşma burada yapılırken biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak o zaman karşı çıkmışız ama bugün biz bunu dillendirmiyoruz -şöyle veya böyle- böyle bir şey yapılmış olabilir. Türkiye'nin elini zayıflatacak bir şeyi sürekli gündeme getirmenin iyi niyetle alakası yoktur, bunu iyi niyetle izah edemeyiz. Hükûmet tarafının da -bakın, burada herkes sorumlu davranmak durumundadır bana göre- “Efendim, biz bir defa yaptık ama 1992’de şu yapmış, 1995’te bu yapmış…” Evvelden ne kadar böyle yanlış varsa bu yanlışların hepsini ortaya koyup da Türkiye'nin elini zayıflatmanın, İslam coğrafyasının elini zayıflatmanın bir anlamı yok Sayın Başkan. Dolayısıyla herkes burada sorumlu davransın, bunu iç siyaset malzemesi yapmayalım. Geçmişte birtakım hatalar yapılmış olabilir, onları eşelemek, delil göstermek, “Sizde var, bizde var.” bilmem ne demek yerine bunların üzerini kapatmak lazım. Şu anda Türk devleti olarak, Türk milleti olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bir haksızlığın karşısında duruyoruz. Elimizi zayıflatacak, iç siyaset malzemesi yapılacak davranışlardan kaçınalım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Özel…

23.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, Türkiye'nin bu konudaki duruşu konusunda Cumhuriyet Halk Partisinin nasıl bir katkı vermeye çalıştığının bizatihi en yakın şahidi bugün riyaset makamındaki sizsiniz, gayretimizi gördünüz. Sayın Muş’un konuyla ilgili açıklamalarının tarafımızdan cevapsız bırakılmayacağı ortada. Konuyla ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı varken ve bir ülkenin Dışişleri Bakanlığının başkentte olmasından başka bir şey düşünülemeyeceğinden Cumhuriyet Halk Partisinin söylediği yaklaşım şu, iktidar sahibi olarak “Böyle bir uygulama yapılmış, dönem içinde doğrusunu da yaptık, yanlışını da yaptık. Bu şartlardan sonra asla ve asla imzaladığımız uluslararası anlaşmalarda Kudüs kentini görmeyeceksiniz. Gerekirse anlaşmayı gelip Tel Aviv’de imzalayacaklar. Aksi takdirde, imza atmayacağız.” dersiniz. “Yerli ve millî duruş” dediğiniz o olur.

Milliyetçi Hareket Partisi de belki bu duruma bakar, Cumhuriyet Halk Partisinin bu katkısından sonra memnuniyet ifade eder.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ERHAN USTA (Samsun) – Ne katkısı, ne katkısı? Her şeyi siyasete malzeme yapmayalım ya.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Biz hiç katkı yapamayız yani, biz hiç katkı yapamayız.

ERHAN USTA (Samsun) – Her şeyi siyasete malzeme yapmayalım, iyi niyetle alakası yok bu yaptığınızın.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sen git her şeyi yap, ondan sonra biz katkı yapmayalım.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayın Emre Köprülü’nün ismini anons ettim, lütfen saygı duyalım, bekliyor kendisi.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Muhalefete muhalefet, iktidar partisi olmuşsunuz artık, iktidar.

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Sayın Başkan, kısa bir açıklama yapmama müsaade eder misiniz?

BAŞKAN – Yalnız, son olarak, Sayın Bakana bir dakikalık bir söz vereceğim, sonra Emre Köprülü’yü kürsüye çağıracağım.

Buyurun Sayın Bakan.

24.- Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’ın, Cumhuriyet Halk Partisi ile Milliyetçi Halk Partisinin hassasiyetine teşekkür ettiğine, rutin bir uygulamayı “tanıma” anlamına gelecek şekilde yorumlamanın bir anlamı olmadığına ilişkin açıklaması

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Sayın Başkan, arkadaşların hassasiyetine teşekkür ediyorum; hem Milliyetçi Hareket Partisinin hem Cumhuriyet Halk Partisinin hassasiyetine teşekkür ediyoruz. Ancak bu hassasiyetleri ortaya koyarken rutin ve kesinlikle tanıma anlamına gelmeyen bir uygulamayı da bundan sonra tanıma anlamına gelecek şekilde yorumlamanın da bir anlamı olmadığını düşünüyorum.

Bakın, elimdeki en son şey, Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Başbakan Süleyman Demirel, Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Erdal İnönü ve Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin; bir anlaşma.

HALUK PEKŞEN (Trabzon) – Alakası yok.

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – “Bu anlaşma Kudüs’te 29 Eyar 5752’ye tekabül eden 1 Haziran 1992 tarihinde İngilizce, Türkçe ve İbranice dillerinde tüm metinler eşit derecede geçerli olmak üzere iki asıl nüsha hâlinde düzenlenmiştir. İşbu anlaşmanın yorum farklılıklarında İngilizce metin geçerli olacaktır.” Şimdi, tanıma anlamına gelmeyen bir durumu biz hassasiyetlerimizden dolayı tanıma anlamına getirirsek yarın ülke olarak -iktidarlar gelir geçer, değişir ama- kendimizi zor durumda bırakabiliriz. Bu iki şeyi birbirinden ayırmamız lazım.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

HALUK PEKŞEN (Trabzon) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Tekirdağ Milletvekili Sayın Emre Köprülü’yü dinliyoruz…

HALUK PEKŞEN (Trabzon) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Hayır.

Buyurun Sayın Köprülü…

HALUK PEKŞEN (Trabzon) – Bakın, Sayın Bakanın söyledikleri gerçek değildir.

BAŞKAN – Sayın Pekşen, lütfen yerinize geçer misiniz, Sayın Köprülü’yü kürsüye çağırdım.

HALUK PEKŞEN (Trabzon) – 478 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararı üç konuyu içerir. Bir: Kudüs’te diplomatik misyon olamaz.

BAŞKAN – Sayın Pekşen, grup başkan vekiliniz konuştu, size söz vermedim.

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Resmî anlaşma yani.

HALUK PEKŞEN (Trabzon) – İki: Kudüs’e ilişkin bütün kararlar geçersizdir. Bunları lütfen kayda geçelim.

Üç…

BAŞKAN – Sayın Pekşen, lütfen yerinize oturur musunuz.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503)  (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

A) HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI (Devam)

1) Hazine Müsteşarlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hazine Müsteşarlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU (Devam)

1) Kişisel Verileri Koruma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

BAŞKAN – Buyurun Sayın Köprülü. (CHP sıralarından alkışlar)

Tekrar, kusura bakmayın Sayın Köprülü.

CHP GRUBU ADINA EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

1990’lı yılların başında kurulan TİKA vardı fakat TİKA’nın teknik işlerle biraz fazlaca ilgilenmesi, restorasyon işlerine yoğunlaşması neticesinde 2010 yılında Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ihdas edilmişti. Şimdi, bu kurumun içerisinde, sayıları 6 milyonu aşan yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız, vatandaş kavramının dışında, daha geniş bir coğrafyada bulunan soydaşlarımız ve akrabalarımız kapsam içerisinde. Yani çoğunluğu Avrupa’da yaşayan, “gurbetçi” diye tabir edilen yurttaşlarımız da bu kapsamda, tarihî ve kültürel bağımız bulunan, Rusya’dan Çin’e, Türk Cumhuriyetlerine, Irak’a, Yunanistan ve Bulgaristan da dâhil olmak üzere Balkan ülkelerindeki soydaşlarımız ve akrabalarımız da bu kapsamda.

Şimdi, böylesine geniş bir alanı kapsayan ve kutsal bir amaç için kurulmuş olan kurumun faaliyet alanlarına baktığımız zaman açıkça üzüldüğümü belirtmek istiyorum. Zira, kurumun faaliyet alanlarında uluslararası öğrencilere verdiği burs ve birkaç tane konferans faaliyeti var, başkaca bir organizasyonu yok. Yani ayrımcılıkla mücadele edecek, İslamofobiyle mücadele edecek, yabancı düşmanlığıyla mücadele edecek kurumun çalışma sistematiği içerisinde bunlarla yoğunlaşacak ve mücadele geliştirecek bir proje yok. Kurum, burs dağıtan, mutemetlik görevini üstlenmiş bir kurum hâline gelmiş. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak öncelikle bu kurumun gerçek amacı kapsamında çalışmalar yapmasını istiyoruz.

Şimdi, değerli milletvekilleri, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı demişken 200 bine yakın soydaşımızın yaşadığı Batı Trakya konusuna ve tabii ki o soydaşlarımızın güvencesi olan Lozan Anlaşması’na -ki bugünlerde biraz gündemde- değinmem gerekecek. Öncelikle belirtelim: Bizim Cumhuriyet Halk Partisi olarak yurt dışında yaşayan soydaşlarımıza bakış açımız partilerüstü, millî bir davanın bakış açısıdır. Biz dün böyle baktık, bugün böyle bakıyoruz, yarın da böyle bakmaya devam edeceğiz. Ancak Sayın Cumhurbaşkanının en son Yunanistan ziyaretinde de gördüğümüz gibi, çoğunlukla yaptığı gibi yurt dışındaki soydaşlarımızla ilgili bir millî davayı yine bir iç politika meselesi hâline getirmeye çalışmıştır. Şimdi, açıkça söyleyelim, Batı Trakya’daki Türklerin yaşadığı sıkıntılar gerçektir, vardır. Bunları biz devamlı dile getirdik ve Hükûmete bu konuda çözümler üretmesini söyledik ama belirtmemiz de gerekiyor ki bu sıkıntılar Lozan Anlaşması kaynaklı değil; Lozan Anlaşması’nın uygulanmaması ya da uygulattırılamamasından kaynaklıdır. Ben, “Güncellenir mi, güncellenmez mi?” tartışmasına girmeyeceğim -konuya buradan bakmak sağlıklı bir sonuç yaratmaz- başka bir açıdan ve bir örnekle anlatmak istiyorum konuyu, basit bir örnek olacak.

Değerli milletvekilleri, senede ya da çeke bağlı bir borcunu ödemeyen birisi var, bir müflis tüccar var, bu borcunu ödemiyor, senede ya da çeke, bonoya karşı borcunu ödemiyor. Siz bu adamla devamlı masaya oturup yeniden çek, yeniden senet alarak bu borcu tahsil edebileceğinizi düşünür müsünüz? Oturup bu sorunu böyle çözebilir misiniz? Bir şey değişir mi? Hiçbir şey değişmez. Bir anlaşmayı da anlaşmayı uygulamayan ülkeye, bu anlaşmanın aksine fiilî durum yaratan bir ülkeye “Hadi yeniden anlaşalım, hadi yeniden oturup masaya sorunu çözelim?” demek sizce sağlıklı bir netice verir mi? Zaten, adam uymuyor, anlaşmanın gereğini yerine getirmiyor, daha da önemlisi, dahası, bir fiilî durum yaratmış, belli kazanımlar elde etmiş. Bu koşullarda bu adamla masaya oturmak bizim menfaatimize olabilir mi? Bize başka bir fayda sağlamaz.

Sayın Başbakanın bütçe konuşmasını ben de dinledim, şu ifadeyi kullanıyor, diyor ki açıkça: “Bir anlaşmayı uygulamayan ülkeye ‘Bunun değişmesi lazım.’ demenin neresi yanlış?” Sonra da diyor ki: “İşte millî duruş budur.” Bir defa, millî duruş tanımlaması kimsenin tekelinde değil. Dahası, gerçekleşmeyeceği, sonucu belli olan bir şekilde bir ülkeyle tekrar masaya oturalım demek de bir millî duruş değil. Benim millî duruş anlayışım, bizim millî duruş anlayışımız çok net. Bir anlaşmayı uygulamayan bir ülke varsa bu ülkeye karşı yaptırımlar uygularsın, baskı uygularsın, sorumluluklarını öyle ya da böyle uygulattırırsın. (CHP sıralarından alkışlar) Tekrar tekrar masaya oturarak bir ülkeye nasıl bir yaptırım sağlayabilirsin?

Mesela, başka bir millî duruş konusu: Lozan’la ilgili, hukuki statüsü belirlenmiş, ülkemize bırakılmış ancak bugün Yunanistan’ın asker yığdığı adalarla ilgili birkaç cümle edebilmek de bir millî duruş. Şimdi, iktidar partisinin milletvekilleri diyebilir, yok böyle bir şey diyebilir ama bakın, Meclis tutanağından okuyacağım. Tarih 25 Mart 2015, o günkü Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz söylüyor; o tarihte Milliyetçi Hareket Partisi milletvekilleriyle arasında geçen bir tartışmanın sonucunda bunu söylüyor, diyor ki: “Bu adalarla ilgili Yunanistan’ın fiilî uygulamaları olduğu bir gerçek. Ancak fiilî devlet uygulamaları onların yasal ve hukuki statülerini değiştirmez. Dolayısıyla bu adalar hukuken Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliğindedir.” Bunu söyleyen, Hükûmetin Bakanı. Yani ne diyor: Bu adalarda Yunanistan’ın fiilî uygulaması var ama hukuken bizim diyor. Yani Yunanistan’ın bu adalara yığınak yaptığını kabul ediyor Millî Savunma Bakanı. Ama bugüne geldiğimiz zaman birden bir ters dönüş ve bu adalarla ilgili sorun olmadığı konuşuluyor. Şimdi, Sayın Başbakan Yardımcısı da önceki dönemlerde Millî Savunma Bakanlığı yaptı, ondan önceki Millî Savunma Bakanının konuşmasını ben söylüyorum. Bu adalarla ilgili durum nettir ve bu adalarla ilgili, Yunanistan’a gidip tek kelime etmeyenler bize millî duruştan bahsedemezler. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, değerli milletvekilleri, bizler her fırsatta Lozan’ı tartışmaya açmanın nedenini çok iyi biliyoruz. Bir algı yaratılmak isteniyor, net bir algı yaratılmak isteniyor. Yahu şu bile söylendi: “Japonya’nın ne işi varmış? Japonya neden imzalamış?” dendi, yahu diplomasi diye bir şey var. Lozan nedir arkadaşlar? Lozan Anlaşması, bir ihanet belgesi olan Sevr Anlaşması’nın yırtılıp atılmasıdır. Japonya da Sevr Anlaşması’nın taraflarından biri mi? Osmanlı Devleti Sevr Anlaşması’nı Japonya’ya karşı da imzalamış mı? İmzalamış. İşte Sevr’i hükümsüz kılmak isteyen Türkiye Cumhuriyeti Sevr’i imzalayan Japonya’ya bile imzalatmıştır ki Lozan’ı, bir daha Sevr’i kimse ağzına dahi alamasın diye imzalatmıştır. (CHP sıralarından alkışlar) İşte, bu nedenle bile saygı duyulmalıdır. Kime? Başta Mustafa Kemal Atatürk’e, Lozan’da bizi temsil eden İsmet İnönü’ye ve cumhuriyetin kurucu kadrolarına.

Ben bir kez daha bu kadrolara şükranlarımı sunuyorum ve Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Köprülü.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına beşinci olarak Eskişehir Milletvekili Sayın Utku Çakırözer konuşacak.

Buyurun Sayın Çakırözer. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime, geçen yıl Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü bütçesi üzerine konuşan İstanbul Milletvekilimiz Sayın Enis Berberoğlu’nu selamlayarak başlamak isterim. (CHP sıralarından alkışlar) Mahkemelerin suçsuzluğunu ispat eden kararlarına rağmen yüz seksen iki gündür Maltepe Cezaevinde tutulan yol arkadaşımıza yürekten özgürlük diliyoruz. Bu vesileyle, ülkemizin tutuklu milletvekilleri ayıbından da bir an önce kurtulması gerektiğini hepimize hatırlatmak isterim.

Değerli arkadaşlarım, bütçe görüşmelerinin ilk günü bu kürsüde Sayın Başbakan, Avrupa Birliği tam üyeliğinin Türkiye’nin stratejik hedefi olmaya devam ettiğini belirtti. Türkiye ile AB arasında üzerinde mutabakata varılan hususların hayata geçirilme zamanının geldiğini söyledi. Türkiye’nin içte ve dışta yönelimlerinin, AB sürecine bağlılığının sorgulandığı bir dönemde bu sözleri önemsiyoruz. Madem bu stratejik hedef korunacak, o zaman bunun gereklerini hep birlikte yerine getirmemiz gerekir. Nedir bunlar? Çok basit, çok net: Gerçek bir demokrasi ve hukuk devleti olmak zorundayız. Öncelikle, bir buçuk yıldır süren OHAL bir an önce kalkmalıdır.

Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak teröre, darbelere hep karşı durduk. Terörle mücadelede gereken desteği verdik. Bundan sonra da bu tavrımız kararlılıkla sürecek. Ancak güvenliğimizi sağladığımız kadar özgürlüklerimizin de üzerine titremek zorundayız. Bu ülkeyi derhâl hür düşünce ve tartışma ortamına kavuşturmalıyız. Hür düşünce ortamının olmazsa olmazı ise özgür basındır. Basın ve ifade özgürlüğünü bu ülkede mutlaka sağlamalıyız. Bakın, bu hafta İnsan Hakları Haftası. Gazetecilerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması konusunda dünyada 155’inci sıradayız. Cezaevlerinde yaklaşık 150 gazeteci var. Önceki gün bu gazetecilerin davalarından birinde savcı, dört yüz elli gündür tutuklu olan yazarlar için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istedi. Yani, bu Parlamento geçmişte idam cezasını kaldırmamış olsa bu gazetecilerin idamı istenecekti.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye 12 Eylülden otuz yedi yıl sonra bu tabloyu hak etmiyor. Bakın, 73 yaşındaki Şahin Alpay 11 kronik rahatsızlığına karşın beş yüz gündür cezaevinde; Ali Bulaç, Ahmet Turan Alkan aynı şekilde. Son duruşmada davaları dört ay sonraya ertelendi, tutuklulukları ise devam edecek. Uzun tutukluluk da bir insan hakkı ihlalidir değerli arkadaşlarım. İddianamelere bakıyoruz, sadece köşe yazıları var. Şahin Alpay’ın, Ali Bulaç’ın, Mehmet Altan’ın kendilerini, yazılarını, eleştirilerini beğenmeyebilirsiniz ama onların sadece yazdıkları nedeniyle ömür boyu hapse mahkûm edilmelerine hangi vicdan rıza gösterebilir sizlere soruyorum değerli arkadaşlarım. Hani biz bu ülkede en aykırı düşüncenin dahi ifade edilmesini suç olmaktan çıkarmıştık. Hani bir sözün terörle ilgili suç teşkil etmesi için cebir ve şiddet içermesi şartını getirmiştik. Birlikte çıkardığımız bu kanunlar şimdi neden uygulanmıyor? Neden Yargıtayın buna dikkat çeken kararları görmezden geliniyor?

Bakın, 25 Aralıkta Cumhuriyet gazetesi davası var. Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu ve gazete yöneticisi Akın Atalay dört yüz üç gündür tutuklu, Ahmet Şık bir yıldır tutuklu. Gerekçelerine bakıyorsunuz: “Neden bu başlığı attınız, neden bu manşeti attınız?” Böyle bir sebeple insanlar yakınlarından, sevdiklerinden, mesleklerinden aylarca, yıllarca mahrum bırakılabilir mi, soruyorum sizlere. Deniz Yücel yaklaşık on bir aydır tutuklu, hâlâ ortada hazırlanmış bir iddianame dahi yok.

Değerli arkadaşlarım, gazetecilerin cezaevindeki koşulları da son derece kötü; yakınlarından mektup alıp gönderemiyorlar, avukatlarıyla haftada sadece bir saat kamera eşliğinde görüşebiliyorlar. Son duruşmaların birinde Şükrü Tuğrul Özşengül isimli bir sanık kalp krizi geçirdiğinde hapishaneden cezaevi kampüsündeki hastaneye kollarında kelepçeyle sevkinin altı saat sürdüğünü, günlerce ilaçlarının verilmediğini söylüyor. Hava aldıkları avlularda tepelerine dahi tel çekilmiş durumda. Bir avuç gökyüzü gazetecilere çok görülüyor.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizde cezaevinde olmasalar da yüzlerce gazeteci soruşturmalarla, davalarla karşı karşıya; işte Sözcü gazetesi. Meslektaşlarımız Mediha Olgun ve Gökmen Ulu haksız yere aylarca tutuklu kalıp çıktılar. Ama şimdi de Uğur Dündar, Necati Doğru, Emin Çölaşan, Saygı Öztürk gibi bu mesleğin en dürüst, en namuslu isimleri hakkında dava hazırlıkları yapıldığı duyumlarıyla karşı karşıyayız. Atatürkçülüğü, vatan sevgisi, demokrasiye bağlılığı tartışılmaz Sözcü gazetesine, Cumhuriyete ve onların muhabir ve yazarlarına “terörist” diye, “darbeci” diye davalar açılması kime yarıyor hiç düşündünüz mü? Sadece ve sadece 15 Temmuz darbesiyle hesaplaşmanın sulandırılmasını isteyen darbecileri sevindiriyor. Gerçekten darbenin, gerçekten şehitlerimizin hesabını sormak istiyorsak bu gerçeği asla unutmamamız gerekir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’de basınımızın başka sorunları da var. İşte, işsizlik rekoru gazetecilik mesleğinde. 9 bin gazetecimiz işsiz, iletişim fakültelerinden mezun verdiğimiz on binlerce genç gazeteci adayını bu sayıya dâhil etmiyoruz bile. Örgütlülük oranı, sendikalaşma oranı sadece yüzde 5. Temsil ettiğimiz şehirlerimizde yerel basının maddi imkânları yok. İki yıldır Basın İlan Kurumunun tarife artış teklifini Hükûmet reddediyor. Bu yıl yine önünüze gelecek sayın bakanlar, lütfen bir an önce imzalayın ki Anadolu basınımız biraz olsun nefes alabilsin. Basın kartları meselesi de var; gerekçe gösterilmeksizin kartlar iptal ediliyor. Aslında kartları devlet değil meslek örgütleri vermeli. Bunu yapmıyorsanız Basın Kartları Komisyonunun oluşum ve işleyişini düzenleyen yönetmelik eşitlikçi biçimde ve yaygın meslek örgütlerini kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.

Değerli arkadaşlarım, basınımızın saydığım sorunları ülkemizin diğer meselelerinden bağımsız düşünülemez. Hepimizin omuzlarında bu ülkeyi ileriye götürme, evlatlarımıza yaşanabilir bir ülke bırakma sorumluluğumuz var. Ülkemize demokrasiyi, hukuk devletini, kardeşliği ve barışı birlikte getirmeliyiz. Yakın geçmişte, düşünce özgürlüğünün sınırlarını genişleten yasa ve Anayasa değişikliğine bu Parlamentoda birlikte imza attık “Gazetecilerimiz, siyasetçilerimiz, aydınlarımız eleştirdikleri için hapse atılmasın.” dedik. Çok değil, birkaç yıl önce bu çatı altında gösterdiğimiz bu demokratik olgunluğa yeniden ihtiyacımız var. Gelin, gazetecilerimizi, akademisyenlerimizi, insan hakları savunucularımızı özgürlüklerine kavuşturalım. Unutmayalım ki onlar özgürleştikçe Türkiye de özgürleşecektir. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çakırözer.

Şimdi İzmir Milletvekili Sayın Atila Serter konuşacak.

Buyurun Sayın Sertel. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ATİLA SERTEL (İzmir) – Sayın Başkanım, kıymetli milletvekilleri; herkesi saygıyla selamlıyorum.

Enis Berberoğlu, yüz seksen üç gündür demir parmaklıklar ardında, çok sevdiği eşine ve biricik kızına hasret; Türkiye’nin Türk Bayraklı, Atatürk logolu Hürriyet gibi gazetesinin genel yayın yönetmenliğini yapmış, onurlu, kişilikli milletvekili kardeşimiz, arkadaşımız, haksız ve hukuksuz yere tutuklu. Tam altı ay bu vicdan sızlatan duruma artık son verilmesi gerekiyor.

Bugün 13 Aralık, Erdal Eren… Erdal Eren 17 yaşında idam edildi, gencecikti, Ankara Yapı Meslek Lisesi öğrencisiydi. Bu kardeşimiz Ankara Merkez Kapalı Cezaevinde idam edildi. İdamından önce, tam on altı saat önce Emin Çölaşan’la birlikte Savaş Ay, Erdal Eren’le konuşmaya gittiler. Erdal Eren kendilerine dedi ki: “Beni yaşım küçük olmasına rağmen idam sehpasına götürüyorlar.” Hiç eğilmedi ve bükülmedi. Onu asan faşist cuntanın katilleri bugün Türkiye’de anılmıyor ve sevilmiyor ama Erdal Eren, gencecik Erdal Eren, 17 yaşındaki Erdal Eren içimizde, kalbimizde yaşıyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Sevgili arkadaşlarım, bugün RTÜK’ün 2018 bütçesiyle ilgili konuşmak istiyorum. Aslında RTÜK kanun önünde özerk bir kurumdur ama özüne bakıldığı zaman, özerk olması, özerk davranması gereken kurumun hiç de öyle olmadığı gün gibi ortada.

Günümüzde RTÜK damat Berat paşaya bağlı olarak çalışıyor. Damat Berat paşa ne derse RTÜK onu aynen onaylıyor. Bunu örneklerle açıklayacağım. Geçmişte Turkuaz’ın CEO’su olan damat Berat paşa…

BAŞKAN – Şahsiyatla uğraşmayalım lütfen Sayın Sertel.

Buyurun.

ATİLA SERTEL (Devamla) - Şahıslarla uğraşmıyorum.

BAŞKAN - Şahsiyatla uğraşıyorsunuz.

Buyurun, devam edin.

ATİLA SERTEL (Devamla) – …kardeşi Albayrak’a devretmiştir bu görevi.

Şimdi asla ve asla o medyaya, o kuruluşlara RTÜK ceza yazamaz. İlhan Yerlikaya’yı başkan yaptılar, tebrik ediyoruz.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – RTÜK’te üyeniz yok mu sizin? Üye seçtirmediniz mi?

ATİLA SERTEL (Devamla) – Emir-komuta zinciri içerisinde hareket ediyor ve RTÜK doğru haber yapan, düzgün haber yapan, tarafsız haber yapmaya çalışan televizyon kanallarını susturmaya, korkutmaya yönelik bir sopa gibi davranıyor. Örnek mi? Sevgili Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’na sabahın erken saatlerinden başlayıp gece yarılarına kadar küfreden televizyonlara, kanallara hiçbir soruşturma açılmıyor ve hiçbir ceza yazılamıyor. Bırakın ceza yazmayı neredeyse plaket verecekler. Hani Sayın Bakan Numan Kurtulmuş ile Nihat Zeybekci Zarrab’a plaket verdiler ya, hani “Hayırsever iş adamı, ihracat şampiyonu.” diye çıkıp onu çok önemli bir toplantı sonrası ödüllendirdiler ya, işte o kanallar âdeta ödüllendiriliyor. Rakamları vereyim arkadaşlar: Fox TV’ye 2016 yılında 15 kez ceza yazılmış, 5 kez de 2017’de yazılmış, toplamda 20 ceza uygulanmış; Show TV’ye 14 kez, Star TV’ye 10 kez, Kanal D’ye 12 kez ceza verilmiş. Ama ne yazık ki Turkuaz Medyasına verilen cezaları da burada okumak istiyorum, bilginize sunmak istiyorum sevgili arkadaşlar: A Haber’e 1 ceza, 24 TV’ye 1 ceza, TV Net’e 1 ceza. Bu, vicdansızlıktır arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) Her gün, her gün hakaretler yağdıran televizyonlara ne yazık ki bu uygulanmıyor.

Ayrıca, TRT de RTÜK’ün dikkatinden sıklıkla kaçıyor. “İstanbul Muhafızları” denilen saçma sapan bir dizide bizim Yüce Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret ediliyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün imzası gösteriliyor “Gazi Mustafa Kemal Atatürk” diye, sonra kötü adam diyor ki dizide çocuklarımıza: “Onu sıkı bağlamana gerek yok, nasıl olsa bir şey yapamaz.” RTÜK bunu görmüyor ya da görmezden geliyor. Atatürk’e saygısızlıktan öte hiçbir işlev görmeyen ve Türkiye’de artık izlenmeyen TRT’ye kesilen elektrik paylarını helal etmiyorum arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) Haram olsun, zıkkım olsun arkadaşlar.

Ayrıca, telefonlarımızdan ve bilgisayar alışverişlerinden kesilen paraları da helal etmiyorum.

MELİKE BASMACI (Denizli) – Biz de helal etmiyoruz.

ATİLA SERTEL (Devamla) – Kanal D’nin bir dizisinde FET֒nün kitap kapağı görüldü; haklı olarak RTÜK, ona ceza yazdı. Hak veriyorum, ne demek terör örgütünün, yazarının kitabının kapağının görülmesi? Buna cezayı hak ettiler ama aynı cezanın TRT’ye niye verilmediğini burada RTÜK’çü arkadaşlara soruyorum.

TRT Diyanette firari FET֒cü, eski Hitit Üniversitesi Rektör Yardımcısı Osman Eğri’yi konuşturdular. Ne zaman? 2017 yılında. Ne zaman? 3 Ağustos 2017’de. Siz kaçak FET֒cüyü konuşturdunuz. Sizin nereniz FET֒yle mücadele ediyor? Siz bilmiyor musunuz bu arkadaşların ne kadar gayrimillî olduğunu?

Bakın, TRT’de çocuk programında, 2014 yılında “Rüzgâr Gülü”nde soruyorlar: “İsrail’in başkenti neresidir?” Cevap: “Kudüs.” TRT bunu kabul ediyor, “doğrudur” diyor. Nisan 2017’de yayınlanan bir haber bülteninde geçen altyazıda Kudüs’ten “İsrail’in başkenti” diye söz ediliyor. Sizin nereniz millî? Nereniz Kudüs’e karşı mücadele ediyor? Kudüs’te Filistin Halk Kurtuluş Örgütü ile birlikte mücadele eden, Filistin halkı için mücadele eden Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını da burada saygıyla anıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Herkesi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sertel.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, söz istiyorum.

BAŞKAN – Sayın İnceöz, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

25.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, İzmir Milletvekili Atila Sertel’in 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın ikinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, hatibin buradaki konuşmasındaki üslubunu reddettiğimizi özellikle belirtmek istiyoruz. Burada, öyle, şahsiyetler üzerinden bir konuşma yapmak, şahsiyetlere atıf yapmak… Üstüne üstlük konuştuğu kişi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız. Kendisinin yokluğundaki bu ilzam ve itham ve küçük düşürücü, şahsiyetle uğraştırıcı üslubunu reddettiğimizi özellikle belirtmek istiyorum.

Burada, Anayasa’ya baktığımızda, Anayasa’nın 133’üncü maddesine baktığımızda, RTÜK’ün üyelerinin nasıl seçildiği, siyasi parti gruplarının burada bulunan üye sayısına göre burada bir dağılımın olduğu, çalışmasının, seçiminin bütünüyle Anayasa’da yer aldığı görülmektedir. Dolayısıyla, sadece bu dahi konuşmasının baştan sona mesnetsiz ve dayanıksız olduğunu göstermektedir. Kaldı ki andığı televizyonlar, gazeteler, mecmualar, bunlarla ilgili daha yakın zamanda Genel Başkanlarının grup toplantılarında yapmış oldukları bir konuşma var ki Anayasa’nın 28’inci maddesi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Basın özgürlüğünü de sınırlayıcı, kısıtlayıcı, tehditvari ve darbe dönemlerini çağrıştırıcı, ağır bir konuşma yapmıştır. Öyle zannediyorum ki hatip bu konuşmayı bastırmak için böyle, usule uygun olmayan, şahsiyetle uğraşan bir konuşma yapmayı tercih etmiştir diyorum. Kayıtlara geçsin diye böyle bir beyanda bulunmak zorunluluğu da doğmuştur.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Ben teşekkür ederim.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Sayın Başkanım, konuşmasında tamamen mesnetsiz ve gerçek dışı konuştuğumu söylüyor.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Varsa bildiğin bir şey iddianı götürürsün. Artık sizin mesnetsiz konuşmalarınız…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Öyle söyledin ama.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Sataşma var, öyle söylüyor. Ben iki dakikalık hakkımı kullanmak istiyorum.

BAŞKAN – “Reddediyorum konuşmanızı.” dedi.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Hayır efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Tamamen mesnetsiz, gerçek dışı…”

ATİLA SERTEL (İzmir) – “Tamamen mesnetsiz ve gerçek dışı.” diyor.

BAŞKAN – Bakacağım şeylere.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Hayır efendim, baktım ben. Ben kulaklarımla duyuyorum.

BAŞKAN – Müsaade eder misiniz, bu konuda karar verecek olan benim. Tutanaklara bakacağım.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Mutlaka ama, Sayın Başkanım, siz adil bir insanız.

BAŞKAN – Değerlendirme yapıp size söz vereceğim veya vermeyeceğim Sayın Sertel.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Siz adil bir insansınız. Buna cevap vermek istiyorum ben.

BAŞKAN – Ben duymadım öyle bir şey. Tutanaklara bakacağım, lütfen…

ATİLA SERTEL (İzmir) – Hiçbiri mesnetsiz değil, hiçbiri mesnetsiz değil.

BAŞKAN – Getirin lütfen tutanakları.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503)  (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

A) HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI (Devam)

1) Hazine Müsteşarlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hazine Müsteşarlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU (Devam)

1) Kişisel Verileri Koruma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, yedinci olarak, Bolu Milletvekili Sayın Tanju Özcan konuşacak.

Buyurun Sayın Özcan. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben bugün konuşmama size iki resim göstererek başlayacağım; birini gururla göstereceğim, birini de utanarak ve üzülerek göstereceğim.

Bakın, burada kim var: Kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk; sarı saçlı, mavi gözlü. (CHP sıralarından alkışlar) Şu kıyafetine bakın, ne kadar zarif, şık, değil mi? Bir de bakın, dikkat ettiniz mi, hemen yakasında bir madalya var. Ne madalyası bu? Bu, İstiklal Madalyası, 21 Kasım 1923’te Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından verilmiş. Bir madalya boşuna verilmez, her madalyanın bir sebebi vardır. Niye verilmiş? Millî Mücadele’den başarıyla çıkartmış bu ülkeyi, sonra cumhuriyet ilan etmiş, Türkiye Cumhuriyeti devletini kurmuş.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Benim dedemin de var, bende de var.

TANJU ÖZCAN (Devamla) – Ne güzel, sizin dedenizin de varmış.

Ve bu İstiklal Madalyası’nı almaya hak kazanmış, ilk Cumhurbaşkanımız aynı zamanda. Ama tek madalyalı Cumhurbaşkanımız kendisi değil. (CHP sıralarından alkışlar[!]) Bakın, burada madalya almış bir Cumhurbaşkanımız daha var, son Cumhurbaşkanımız. Peki, bu madalyayı ne zaman almış? Birkaç yıl önce, belki Başbakanken. Kimden almış bu madalyayı? Musevi cemaatinden Amerika’da. Neymiş bu madalyanın adı? “Yahudi Üstün Cesaret Madalyası.” Bu madalyayı şimdiye kadar 11 kişiye vermişler; 11’inci Tayyip Erdoğan, ilk alan Müslüman. Daha önce kimlere vermişler? Genellikle Amerikan başkanlarına vermişler İsrail devletinin kurulması aşamasında, minnettarlıklarını belirtmek için vermişler.

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Eş başkana vermişler, eş başkana.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

TANJU ÖZCAN (Devamla) – Peki ben şimdi size soruyorum: Bu madalyayı niye Rus lidere vermemişler, niye Fransa Cumhurbaşkanına vermemişler, hatta niye Esad’a vermemişler de bizim Recep Tayyip Erdoğan’a vermişler?

ŞAHİN TİN (Denizli) – Ya, bırak Allah aşkına!

TANJU ÖZCAN (Devamla) – Neyin karşılığında vermişler, bunu soruyoruz, neyin karşılığında; ne yapmış da vermişler, ne yapmış da vermiş? (CHP sıralarından alkışlar)

ŞAHİN TİN (Denizli) – Ne demek istediğini söyle.

TANJU ÖZCAN (Devamla) – Nasıl bir hizmet etmiş, siyonizme nasıl hizmet etmiş; ne yapmış, nasıl yardımcı olmuş? Bunların cevabını arıyoruz tabii ki.

HALİL ELDEMİR (Bilecik) – Komik oluyorsun, komik.

TANJU ÖZCAN (Devamla) – Bu madalya hâlâ Sayın Cumhurbaşkanında duruyor.

ŞAHİN TİN (Denizli) – İlkokul çocukları gibi davranıyorsun.

TANJU ÖZCAN (Devamla) – Üzüldüğüm ne biliyor musunuz: Senin boynunda Yahudi Cesaret Madalyası olacak, sabahtan akşama kadar meydan meydan dolaşıp “Kudüs bizim kutsalımız, Kudüs bizim ilk kıblemiz.” mânileri atarak dolaşacaksın.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sen tarafını belirle, tarafını. Sen hangi taraftasın?

TANJU ÖZCAN (Devamla) – Bunun neresi samimi, neresi samimi sayın milletvekilleri? Ya, böyle bir şey var mı? Sen Yahudilerin üstün hizmet madalyasını boynuna takacaksın, meydan meydan dolaşacaksın.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Sen Yahudiler ile siyonistleri karıştırıyorsun kardeşim. Dünyadan bihabersin ya.

TANJU ÖZCAN (Devamla) – Peki, neden iade etmiyorsun bu madalyayı? Vallahi ben size bir şey söyleyeyim: Bu madalyanın ekonomik değeri de yok. Ulus’taki bit pazarına götürsen 1 lira vermezler buna. İade edin ya şu madalyayı. En azından söz söylemeye yüzü olsun bence. (CHP sıralarından alkışlar)

ŞAHİN TİN (Denizli) – O madalyayı İsrail mi veriyor, kim veriyor, bir bak bakalım önce.

TANJU ÖZCAN (Devamla) – Şimdi, bakın, bir de bir Gazze meselesi var. Tarih 13 Nisan 2014. Ne diyor bizim Cumhurbaşkanı, o zaman Başbakan? “Gazze’ye gidiyorum Gazze’ye, önümüzdeki ay.” diyor. Sonra ne oluyor? Mayıs oluyor. “Yok, haziranda gidiyorum, kesinleşti.” diyor. O haziranın üzerinden elli tane haziran geçti. Sen muhtarlar toplantısında değil gidip Gazze’de söyleyeceksin bunları “Ey İsrail!” diye orada meydan okuyacaksın.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – O yiğit insan, o her yerde söyler.

TANJU ÖZCAN (Devamla) – Yapabiliyor musun? Yapamıyorsun. Ne yapacağız? İsrail’le ilişkileri kesecektik Amerika Kudüs’ü onların başkenti olarak tanırsa. Kestik mi sayın milletvekilleri? Ee, kes artık, kes.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Tanju, sen tarafını belirle, tarafını. Hangi taraftasın, hangi tarafta?

ŞAHİN TİN (Denizli) – “…”(X) kim söyledi, onu söyle sen.

TANJU ÖZCAN (Devamla) – “İsrail terör devleti.” Peki, İsrail terör devletiyse bizim bir terör devletinde büyükelçiliğimiz ne iş yapar veya o terör devletinin bayrağı niye Ankara’nın göbeğinde dalgalanır? (CHP sıralarından alkışlar)

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Kapatın büyükelçiliği, kapatın.

TANJU ÖZCAN (Devamla) – Keseceksin, samimi olacaksın, terör devletiyse ilişkini keseceksin. İsrail’le ilişkini kesiyorsun, elini tutan mı var? Biz size destek veriyoruz, kes kardeşim.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Sen kimin adına konuşuyorsun?

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Kimin sözcülüğünü yapıyorsun, kimin?

TANJU ÖZCAN (Devamla) – Hatta bak, daha ileri gitmek lazım, biriyle daha ilişkileri kesmek lazım, var mısınız?

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Siz, onun zerresini yapın, zerresini.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – İsrail’den yana mısın sen? Tanju, İsrail’den yana mısın?

TANJU ÖZCAN (Devamla) – Bak, bizim askerin başına çuval geçiren bir ülke var, değil mi? YPG’ye tırlarla silah gönderen bir ülke var, FET֒ye sahip çıkan, onu iade etmeyen bir ülke var, en son da İsrail’in başkenti olarak Kudüs’ü tanıyan bir ülke var. Hadi kes bakalım ilişkini Amerika’yla; kesemezsin, hadi en azından maslahatgüzarı düzeyine indir; indiremezsin. Ya, bir nota bari ver, bir nota bari ver “Seni kınıyorum.” de…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – İsrail’den yana mısın? İsrail’den yana mısın?

TANJU ÖZCAN (Devamla) – Bak, şöyle bir kandırmaca yapıyorlar. Ne yapıyorlar? Ne diyorlar? “Trump yapıyor bunu.” diyorlar. “Amerika ayrı, Trump ayrı.” diyor. Yok böyle yağma, kargalar bile güler buna. (CHP sıralarından alkışlar) Var mı o zaman sen “Trump Amerika’nın başında kaldığı sürece ben Amerika’yla ilişkilerimi donduruyorum.” diyebiliyor musun? Var mı o yürek? Var mı o yürek?

Bakın, çok enteresan şeyler var. Bak, bir de Lozan meselesi var. Geçen hafta Yunanistan’a gitti “Lozan’ı güncelleyelim…” Arkadaşlarımın söylediklerine aynen katılıyorum. Ya, bir insanın tarih bilinci olmayacak ki, bilgisi olmayacak ki Lozan’ı güncelleyelim diyecek. Bilsen Lozan’ı niye güncelliyorsun? Sen Lozan’da galip devlet olarak oturmuşsun masaya, Yunanistan mağlup devlet olarak oturmuş, yenilen devlet olarak oturmuş. Az önce arkadaşım söyledi sen asıl Lozan’ın maddelerini uygulat. Bak, Lozan’da diyor ki: “Adalar silahsız olacak.” Yahu geçen, daha iki ay önce Yunan Genelkurmay Başkanı burnumuzun dibinde, silahsızlandırılacağı hüküm altına alınmış olan adada mangal yaptı Yunan ordusuyla birlikte, kokusu bizim burnumuza geldi. Değil mi? Neymiş efendim, “Batı Trakya’daki Türkler, Müslümanlar müftülerini seçmesi gerekiyor seçemiyor.” Ee, seçtirt kardeşim, asıl bunu söyle.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Yunanistan da sizin gibi düşünüyor.

TANJU ÖZCAN (Devamla) - Ama o kadar tarih bilincinden yoksun ki bunu teklif eden, 1071’de top icat edilmeden Malazgirt Savaşı’nda topun kullanıldığını iddia edecek…

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Yunanistan da sizin gibi düşünüyor, ona ne dersin.

TANJU ÖZCAN (Devamla) - …Amerika’yı Müslümanlar buldu diyecek kadar tarih bilincinden yoksun.

Bakın, Sayın milletvekilleri, biz bu güncelleme işine hiç sıcak bakmıyoruz. Lozan’da bize bırakılmış olan adalara bile Yunanlılar teker teker bayrak çekiyor devriiktidarınızda ve hiç siz sıkılmıyorsunuz. Millî olmaktan bahsediyorsunuz, millî duruştan bahsediyorsunuz. Adalara bayrak çekiyor diyoruz, bayrak çekiyor diyoruz, Yunan bayrağı çekiyor diyoruz.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Tanju, tarafını belli et, sen hangi tarafı tutuyorsun? Sen kimin sözcüsüsün?

TANJU ÖZCAN (Devamla) - Ben Türküm, Türk milletinin milletvekiliyim, Türk milletinin menfaatlerini koruyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Yunanistan da senin gibi düşünüyor.

TANJU ÖZCAN (Devamla) - Bakın, bu kafa yanlış bir kafa. Siz bu kafayla Yunanlılarla Lozan’ı güncelleyelim diye masaya otursanız Allah göstermesin İzmir’i verir kalkarsınız siz o masada. (CHP sıralarından alkışlar) Ben çok üzülüyorum. Bu kafa, bu mantık yanlış bir mantık.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Yunanistan da senin gibi düşünüyor, bu işin garip tarafı o.

TANJU ÖZCAN (Devamla) – Evet, daha söylenecek çok şey var ama süremiz yeterli değil.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Aynı Yunanistan gibi düşünüyorsunuz.

RAZAMAN CAN (Kırıkkale) – Tarafını belli et, sen hangi taraftasın?

TANJU ÖZCAN (Devamla) - Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

VII.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Doğu Kudüs’ün Filistin’in başşehri olarak kabul edilmesine Meclis olarak destek verilirken aynı zamanda bu konudaki iç eleştirileri dile getirmenin çok uygun olmadığına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bir duygumu paylaşmak istiyorum sizinle.

Biraz önce buradan bir çağrı metni hazırladık, bütün gruplar bunu imzaladı. Daha öncesinde de yine Kudüs’ün İsrail’in başkenti olmasına ilişkin Trump’ın imzaladığı bir belgeden sonra yine bir ortak irade gösterilmişti Meclisten, yine bir metin hazırlanmış ve bütün grup başkan vekilleri bunu imzalamıştı. Bugün Türkiye, tabii ki Cumhurbaşkanıyla, Başbakanıyla, Bakanlar Kuruluyla Filistin’in, Kudüs’ün Amerika ve onun iş birlikçisi İsrail tarafından işgal edilmesine en birinci derecede karşı koyan bir ülke ve bir kimlik.

Bütün İslam ülkeleri bugün Türkiye’de toplantı yapıyor, dünyaya çağrılar duyuruluyor, dünyaya bazı davetlerde bulunuluyor ve Doğu Kudüs’ün bugün Filistin’in başşehri olduğuna ilişkin bir ilan yapılıyor, biz de Meclis olarak bunu kabul ediyoruz, buna katılıyoruz. İslam İşbirliği Teşkilatına da bir metin yazarak desteklerimizi bildiriyoruz.

Bütün duygularımız ortakken burada kalkıp yok “Anlaşma Tel Aviv’de imzalanmamış, Kudüs’te imzalanmış.” veya da işte “Cumhurbaşkanına İsrail madalya vermiş." deyip bunları söylemenin ne anlamı var, doğrusu anlamış değilim.

MELİKE BASMACI (Denizli) – Bunlar birbiriyle alakalı değil ki.

BAŞKAN – Gerçekten, bakın, Sayın Erhan Usta çok güzel bir konuşma yaptı.

MELİKE BASMACI (Denizli) – Yani AKP’nin grup başkan vekiline hiç ihtiyacı yok siz varken. Hiç gerek yok yani siz varsınız.

BAŞKAN – Bazı anlar vardır ki -duygumu paylaşıyorum- o anlarda hep birlikte olmamız gerekir, o iç çelişkilerimizi, iç eleştirilerimizi o bazı anlar geçtikten sonra gündeme getiririz. Sadece bir duygu paylaştım. Kimseyi eleştirmiyorum, kim üstüne alıyorsa onu eleştiriyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Eleştirdiğiniz bu ülkenin Cumhurbaşkanının da koskoca İsrail devletine “...”(x) dediğini ve dünyanın birbirine girdiğini de hatırlatmak isterim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, duygu paylaşacağım.

BAŞKAN – Biz Türkiye’de yaşıyoruz, şu anda ülkemiz lideriyle birlikte, Cumhurbaşkanıyla birlikte bir sürecin içinde. Hep beraber olmamız gerekir tıpkı biraz önce okuduğum metindeki ortak irade gibi.

Sonra da o ortak iradeyi okuyan kişi olarak ben sorgulamaya başlıyorum. Ben burada sizin iradenizi açıkladım, inanarak yaptım bunu. Ne biçim bir iradeydi ki bu, burada bunu didikliyoruz, sorguluyoruz! Birbirimize yabancılaşmayalım, yaptığımız davranışlarla da kendimize yabancılaşmayalım, lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT (Konya) – Sayın Başkan, o kürsüyü tarafsız kullanın, tarafsız.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Özgür Özel.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

26.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, oturumu yöneten Başkan Vekili olarak bir milletvekilinin konuşması üzerine görüş açıklama, üzüntü bildirme ve o milletvekilini kamuoyu önünde güç duruma uğratacak bir davranışta bulunma hakkı olmadığına ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, öncelikle riyaset makamındasınız ve 3 partinin birlikte imzaladığı biraz önceki ortak bildiriyi sizin okumanıza da rıza gösterdik.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Tarafsızlığınıza güvenerek ve bunu koruyacağınıza inanarak.

İç Tüzük’ün 64’üncü maddesi, oturumu yöneten başkanın ya da başkan vekilinin görüşmelerin esasına yönelik görüş bildiremeyeceğini söyler. Burada bir hatibimiz çıkıp da görüşlerini söylerken ki Cumhuriyet Halk Partisinin biraz önceki konudaki tavrı nettir ama bu, bir başkalarının muhalefet anlayışı gibi, “Biz ulusal bir konuda birlikte hareket ediyoruz, demek ki iktidar partisini asla eleştirmeyeceğiz. İktidar partisi, her türlü eleştiriden müstesnadır, arındırılmıştır, yapamaz.” anlayışı değil.

Sizin makamınız bir ilkokul öğretmeni kıvamında, önünüzdeki milletvekili konuşmasını yaptıktan sonra…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …onun konuşmasının içeriğine yönelik olarak, ona had bildirmek, görüş açıklama, üzüntü bildirme ve yok “Okuduğum şeyden ne anladığımı ben de anlamadım.” diyerek…

BAŞKAN – Öyle bir şey demedim zaten.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …o milletvekilini kamuoyu önünde güç duruma uğratacak bir davranış hakkınız da değildir, haddiniz de değildir.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Haddimin sınırlarını ben çizerim, siz değil.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır.

BAŞKAN – Çünkü elimde bir İç Tüzük var.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Tek başınıza hiçbir şey çizemezsiniz.

BAŞKAN - Elimde bir İç Tüzük var, o İç Tüzük’te ben haddimin sınırlarını çizerim, bu bir. İki…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hiçbir şeyi tek başınıza çizemezsiniz.

BAŞKAN – Ben sizi dinledim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Tek başınıza çizemezsiniz.

BAŞKAN - Lütfen saygılı olun, siz de beni dinleyin.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Grup başkan vekilleri var, Hükûmetin temsilcileri var.

BAŞKAN – Ben sizi dinledim Sayın Özgür Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Siz tarafsızlıktan ayrılamazsınız.

BAŞKAN – Ben sizi dinledim, siz de beni dinler misiniz?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, uzatmadınız, tamamlatmadınız.

Tamam, devam ediyorum, açın o zaman; açın, açın, devam ediyorum.

BAŞKAN – Siz bitirdiniz, ben başladım söze.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, bitirmedim, bitirmedim, siz söze girdiniz.

BAŞKAN – Ben burada ilkokul öğretmeni gibi hareket etmiyorum, ayrıca da öyle hareket edersem bundan gurur duyarım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, doğru değil.

BAŞKAN – Öğretmen olmadım ama öğretmen olmanın çok onurlu bir iş olduğunu biliyorum. Bundan da gurur duyarım. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Söz veriyor musunuz?

BAŞKAN - Bu İç Tüzük’ü iyi okuyacağız arkadaşlar.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Bu İç Tüzük’ü iyi okuyacağız.

Açıyorum Anayasa’yı…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bakın, Sayın Başkan…

BAŞKAN - Anayasa’nın 94’üncü maddesini hep beraber okuyalım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, orada oturan bir Cumhuriyet Halk Partili Meclis başkan vekili, yarın Adalet ve Kalkınma Partili bir hatip yerine oturduktan sonra -örneğin Sayın Yaşar Tüzün- çıkıp hatibin değerlendirmesi üzerine “Bu nasıl konuşmaydı, bu nasıl değerlendirme, ben çok üzüldüm.” derse, bunu söylerse mahcup olursunuz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Öyle mi dedi ya Başkan? Başkan öyle mi dedi?

BAŞKAN – Sayın Özgür Özel, burası sizin özgürlük alanınız değil, oturacaksınız şimdi, beni dinleyeceksiniz! Beni dinleyeceksiniz şimdi!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bu Meclis böyle yönetilmez! Bu Meclis böyle yönetilmez tek başınıza!

BAŞKAN - Lütfen oturun yerinize, sizi dinlemek zorunda değilim ben. Beni dinleyeceksiniz!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İki: Bir öğretmen çocuğuna öğretmenlik mesleğinin kutsallığını hatırlatmayın.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Böyle bağıra çağıra Meclis Başkan Vekilinin orada görev yapmasını engelleyemezsin. Ayıp ya!

ORHAN KIRCALI (Samsun) – Şov yapma ya!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ancak siz… Öğretmen kanaat bildirir. Meclis Başkanı nah 64, karışamazsınız, konuşmanın esasına giremezsiniz.

BAŞKAN – Siz yerinize oturur musunuz!

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Nasıl bir üslup bu Başkanım, “nah” diyor ya. Koskoca Grup Başkan Vekili olmuş ama üsluba bakar mısınız ya!

ORHAN KIRCALI (Samsun) – Şov yapma, şov yapma! Otur yerine! Otur yerine!

BAŞKAN – Siz yerinize bir oturur musunuz! Rahatsızlandı galiba, bir yardım edin isterseniz. Buyurun, yerinize oturun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bunu size yaptırmazlar. Böyle bir şey yok! Böyle bir şey yok! Tarafsızlıktan ayrılamazsınız!

BAŞKAN – Buyurun, oturun yerinize.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Konunun özüne ilişkin açıklama yapamazsınız! Böyle bir şey yok! Böyle bir şey yok!

BAŞKAN – Arkadaşlar, bir yardım eder misiniz, rahatsızlandı galiba. Gerçekten rahatsızlandı galiba.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Başkanım, üslubun bozukluğuna bakın, “nah” diye hitap ediyor size. Grup Başkan Vekili olacak bir de.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yapamazsınız! Yapamazsın, sen öğretmen çocuğuna öğretmenlik öğretemezsin.

BAŞKAN – Ya, bir oturabilir misin.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Öğretmen kanaat bildirir, sen bildiremezsin! Öğretmen azarlar, sen azarlayamazsın! Öğretmen taraf tutar, sen tutamazsın, had bildiremezsin! Öğretmen kulak çeker, sen çekemezsin!

ORHAN KIRCALI (Samsun) – Böyle bir usul yok! Şov yapma ya! Şov yapma!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Aklını başına topla! Bunu sana yaptırmazlar!

BAŞKAN – Devam edin, ben dinliyorum sizi. Devam edin, devam edin, güzel. Evet, başka?

OKTAY ÇANAK (Ordu) – Şov yapma, otur yerine!

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – İdare amiri gelebilir mi Başkanım?

BAŞKAN - Arkadaşlar bir dakika, dinliyoruz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bir öğretmenin yapacakları ile bir Meclis başkan vekilinin yapacakları farklıdır. Öğretmen kanaat notu verir, öğretmen sınıfta bırakır, öğretmen ceza verir, siz yapamazsınız.

BAŞKAN – Siz benzettiniz, siz benzettiniz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bu İç Tüzük’e u-ya-cak-sı-nız! Bu İç Tüzük’e uyacaksınız!

BAŞKAN – Lütfen yerinize oturun, saygılı olun. Tahammül sınırımı aştınız artık! Lütfen…(AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bir şey daha söyleyeceğim: Kimse senin demenle de yerine oturmaz! Haddini aşma! (AK PARTİ sıralarından “Aa!” sesleri, gürültüler)

BAŞKAN – Haddimi aşmıyorum, sen aşıyorsun haddini.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Haddini aşma!

(AK PARTİ ve CHP sıralarından karşılıklı laf atmalar, birbirleri üzerine yürümeler)

BAŞKAN - Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.04

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.16

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Barış KARADENİZ (Sinop), Sema KIRCI (Balıkesir)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 36’ncı Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

Birleşime otuz dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.17

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 20.09

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Barış KARADENİZ (Sinop), Sema KIRCI (Balıkesir)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 36’ncı Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503)  (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

A) HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI (Devam)

1) Hazine Müsteşarlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hazine Müsteşarlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU (Devam)

1) Kişisel Verileri Koruma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

BAŞKAN – Komisyon burada.

Hükûmet burada.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun konuşmacılarını dinliyorduk.

Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ankara Milletvekili Sayın Ayşe Gülsün Bilgehan konuşacaklar.

Buyurun Sayın Bilgehan. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA AYŞE GÜLSÜN BİLGEHAN (Ankara) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Evet, sakin bir Mecliste ben de ortak değerlerimizden bahsedeceğim zaten ama Lozan’dan da söz edeceğim. Önce konuşmamın asıl konusuna girmek istiyorum. Evet, Atatürk Araştırma Merkezi ve Atatürk Kültür Merkezi 2018 mali yılı bütçeleri üzerinde Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini sunmak üzere söz aldım. Türkiye Büyük Millet Meclisini saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu her iki merkez, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 134’üncü maddesi uyarınca 2876 sayılı Kanun’la Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun kuruluşuna dâhil, tüzel kişiliğe sahip, bilimsel hizmet ve etkinliklerde bulunmak üzere 1983 yılında kurulmuşlardır. Araştırma Merkezinin kuruluş amacı, Atatürkçü düşünceyi, Atatürk ilke ve inkılaplarını bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak, yaymak ve bu konuda yayınlar yapmaktır. Bir akademi niteliğinde olması gereken Kültür Merkezinin hedefi de Türk kültürü üzerinde araştırma, yayın, tanıtım, teşvik ve ödüllendirme çalışmalarını yürütme olarak belirlenmiştir.

Esasında Atatürk’ün vasiyetinde korunması için özel yer verdiği Tarih Kurumu, Dil Kurumu gibi kuruluşlar 12 Eylül 1980 darbesiyle kapatılmış, yerlerine oluşturulan yeni kurumlar da kuruluş amacından epey uzaklaşmışlardır. Geçen yılki etkinliklere bakınca Araştırma Merkezi ancak yıl sonuna doğru iki etkinlik gerçekleştirmiş; bunlardan bir tanesi kasım ayında Ahi Evran Üniversitesiyle birlikte düzenlenen Bilgi Üretimi ve Bilim Politikaları Sempozyumu ve aralık başında Giresun Üniversitesi iş birliğiyle II. Uluslararası Demokrasi Sempozyumu yapılmış. Yayınları var, baktım, aralarında İsmail Hakkı Baltacıoğlu’nun “Beden Eğitimi ve Spor” gibi yayınlanan ilginç makaleleri var. Atatürk Kültür Merkezinde 2017 yılında “Gelenekli Türk Sanatlarının Dünü, Bugünü ve Geleceği Çalıştayı” gibi 7 ulusal ve 2 uluslararası, toplam 9 bilimsel etkinlik gerçekleştirilmiş. Emeği geçenleri kutluyorum.

Ancak değerli arkadaşlar, yaşadığımız süreçte bu merkezlerin Atatürk’le ilgili yeterli çalışmalar yapabildiğini söylemek mümkün değildir. Zaten onlara da bu kadar önemli bir görevi yüklemek gerçekten ağır olur. Yaşadığımız ulusal ve uluslararası olaylar, Mustafa Kemal Atatürk gibi bir büyük liderin, güncel gelişmeler doğrultusunda her defasında yeniden değerlendirilmesini, öneminin vurgulanmasını gerektirmektedir, hele Millî Eğitim Bakanlığı okul müfredatından Atatürk’ün yavaş yavaş silinme endişesi mevcutken.

Mesela Mustafa Kemal’in yüz yıl önce Suriye ve Filistin cephelerinde bir Osmanlı komutanı olarak verdiği mücadeleyi hatırlatmanın tam zamanıdır. Daha sonra, cumhuriyeti kuracak olan kadro, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Fevzi Çakmak, İsmet İnönü, Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy, Fahrettin Altay gibi komutanlar Filistin çöllerinde kalan son Osmanlı bayraklarını savunmak için vuruşmuşlardır. Ancak, savunma imkânı kalmayınca binlerce şehit vererek çekilmişlerdir. Kudüs Aralık 1917’de kaybedilmiştir ama imparatorluk çökmeye devam etmektedir. Artık Anadolu işgal altındadır; Fransızlar Antep’te, İtalyanlar Antalya’da, Yunan ordusu İzmir’de, İngilizler İstanbul’dadırlar. İşte bu koşullarda bir millet önderini seçmiş, padişah taraftarlarına, iç isyanlara rağmen âdeta canını dişine takmış, Mustafa Kemal’in arkasından gitmiştir. Lozan Anlaşması bu zorlu Kurtuluş Savaşı’nın ardından gelmiştir. Atatürk Lozan için “Bu anlaşma Türk milletine karşı yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Anlaşması’yla tamamlandığı sanılmış büyük suikastın sonuçsuz kaldığını bildirir bir belgedir. Osmanlı tarihinde benzeri görülmemiş siyasi bir zafer eseridir.” der.

İsmet Paşa konferans açılışında yaptığı korsan konuşmada şunları söylemişti; korsandı çünkü konuşmasına izin vermiyorlardı aslında: “1918 tarihinden sonra Türk milletinin karşı karşıya kaldığı sonsuz saldırıları ve sıkıntıları burada hatırlatmaktan kendimi alamıyorum. Gerek bu saldırı ve sıkıntıları gerek hiçbir askerî zorunluluk olmaksızın Türkiye topraklarının en zengin ve en gelişmiş bölümlerini özellikle mahvetmek ve yıkmak düşüncesiyle düzenli olarak verilmiş zararları hiçbir nedenle hoş görmek mümkün değildir. Hâlâ, bu dakikada bile 1 milyondan fazla masum Türk’ün küçük Asya obaları ve yaylalarında evsiz ve ekmeksiz, başıboş biçimde dolaştıklarını hatırlatmak isterim.”

Lozan, bağımsızlık hakkı ile barış ve huzur için çağdaş bir Türkiye’nin var olabileceğini gösteren kuruluş belgemizdir. Lozan’ı maddelerini anlayarak uygulamalı ve uygulatmalıyız. Yunanistan’daki soydaşlarımızın haklarını düzeltmek için bu iktidarın on beş yılı vardı.

Evet, bütün bunları söylerken, zaten bu kurumların Atatürk’ü anlatmasına gerek yok, Atatürk’ü en iyi millet bilmektedir. Anıtkabir dünyanın en fazla ziyaret edilen anıt müzesidir. Sadece kasım ayında 2 milyona yakın kişi Atatürk’e gitmiştir. En çok da kadınlar gidiyorlar tabii. Tabii, eğer Atatürk olmasaydı bir SMS ile “Boş ol, boş ol” mesajı alıp ortada kalacaklardı.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –Teşekkür ederim Sayın Bilgehan.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Ama bir hanım olarak son söylediğiniz hiç yakışmadı size, hiç yakışmadı yani, bir hanım olarak hiç yakışmadı size.

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına şimdi de İzmir Milletvekili Sayın Mustafa Ali Balbay konuşacaklar.

Buyurun Sayın Balbay. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ALİ BALBAY (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ben Türk Dil Kurumu üzerinde konuşmamı yapmak üzere karşınızdayım.

Sayın milletvekilleri, gerek bugün yaşadıklarımız gerekse bu Meclisin genel tablosuna baktığımızda bu dönemde en büyük kayıplarımızdan biri, biz mizahımızı kaybettik. Türkçenin o anlatım gücünün en önemli unsuru olan mizah ne yazık ki bu dönemde tümüyle rafa kalktı ve çölleşti. Siyasette gerçekten ortak noktaları bulmakta zorlanıyorsak, burada huzursuzluk hâkimse bence bunun en büyük payı mizahın yitirilmesinde.

Tabii, Sayın Muş burada, çok da hoşgörülü olmayacağını dikkate alarak söyleyeceğim ama “Hava bulutlu muymuş?” desem sataşmadan söz istiyor yani “İçinde ‘muş’ geçti.” diyor. Yani milletvekillerinin böylesine birbirlerine tahammül edemediği, her şeyden bir başka şey ürettiği bir tablo içindeyiz.

Ben de Türk Dil Kurumunun tabii ki ayrıntılarına girmeyeceğim ama zaten Türk Dil Kurumunu Yunus Emre Vakfının yönetiminden çıkardıktan sonra bu kurumla ilgili söyleyecek geriye çok fazla bir şey de kalmıyor. Ben de biraz Türkçenin de gücünden yararlanarak bütçenin genel görünümü birkaç ana konuya dikkat çekerek vurgulamak istiyorum.

Sayın milletvekilleri, matbaa icat edildikten sonra elli yıl içinde Avrupa’da 40 bin çeşit kitap basıldı, 40 bin çeşit. Biz iki yüz seksen yıl sonra matbaayı 1729’da kullanmaya başladıktan sonra yüz yıl içinde toplam sadece 180 adet kitap bastık, 1729’dan 1830’a kadar. Ne yazık ki hepimizin ortak geçmişi Osmanlı’nın geleceği, o günü ve geleceği yakalamamasında en önemli unsur budur.

Bugünse sayın milletvekilleri, Kırmızı Kedi Yayınevi Kemal Kılıçdaroğlu’yla ilgili bir söyleşiyi kitap hâline getirmiş ve bastırmak istiyor. Matbaa diyor ki: “Bu kitap Kemal Kılıçdaroğlu’yla ilgili, basarsam Maliyeciler de burayı basar.” “Basarsam, Maliyeciler de burayı basar.” diyor. Yayınevinin sahibi Haluk Hepkon, her şeye rağmen, matbaanın daha fazla zarar görmemesi için adını açıklamamış. Eğer “Bu doğru değildir.” ya da “Bu konuda bir şey yapmak istiyoruz.” diyen iktidar partisi milletvekilleri varsa lütfen arasın ve bunu düzeltsin.

Bakın, yayınevinden vazgeçtim artık, bir matbaa “Ben, bu kitabı basamam.” diyor. Osmanlı’nın o kitap basılmamış döneminden neredeyse daha kötü bir tabloyla karşı karşıyayız sayın milletvekilleri.

Sayın milletvekilleri, artık mizah bittiği için tiyatrolar da ve bu alanda özellikle kara mizahın yapıldığı oyunlar da tümüyle bitti. Oysa, geçmişte, siyasi parti liderleri aleyhlerindeki oyunu izlemek üzere o oyunun galasına giderlerdi ama bugün, örneğin, son dönemdeki duruma bakıp bir oyun yazılsa -hani, Anadolu’da çok güzel bir söylem var “Damat, dünür, enişte, çok para var bu işte.” diye- başına gelmedik kalmaz ya da bir başka tiyatro sanatçısı Osmanlı’daki Lale Dönemi’ni, o dönemin saray çevresindeki sefahatı, bugünkü duruma bakıp “Osmanlı’da lale, Türkiye’de sülale” diye bir oyun yazsa başına gelmedik kalmaz.

Yine, tabii ki -benden önceki milletvekili arkadaşlarım da dile getirdiler- düşünün ki sayın milletvekilleri, tarihte bir Lozan var, bugün de onu bir bozan var. (CHP sıralarından alkışlar) Bugün de onu bir bozan var.

Sayın milletvekilleri, şu anda, Cumhurbaşkanı Atina’ya gitti “Lozan’ı gözden geçirelim.” dedi ama ben “Orada bu konulara değinirken acaba Ege adalarını, işgal altındaki adaları mı dikkate alacak?” dedim. Sayın Bakandan şimdi bu konuda bir açıklama bekliyorum. Yunanistan, işgal ettiği 18 adadan 3’üne belediye başkanı atadı. Ege’de, şu anda, Lozan’a göre bizim olan 18 adanın 3’ünde, Koyun Adası’nda Angelakos, Eşek Adası’nda Kottoros ve Keçi Adası’nda Galouzis şu anda belediye başkanı olarak Yunanistan yönetim kayıtlarına geçmiş durumda sayın milletvekilleri.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Kayyum atarlar.

ATİLA SERTEL (İzmir) - Kayyum atarlar, kayyum.

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) – Tabii, zaman nedeniyle çok fazla giremiyorum ama İçişleri Bakanına da “suç işleri bakanı” mı demek yoksa “hiç işleri bakanı” mı demek gerekir bilmiyorum. Çünkü Türkiye'de bir kişinin, belediye başkanının görevden alınması için, AKP’liyse zorla istifa ettireceksin, CHP'liyse görevden alıp İçişleri Bakanına suçunu söyleteceksin, HDP'liyse hapse atıp kayyum atayacaksın; böyle bir hâle döndü.

Sayın milletvekilleri, ben her şeye rağmen -Türk Dil Kurumunun bütçesindeyiz- sözlerime Nasrettin Hoca’yla son vermek istiyorum. Nasrettin Hoca köyüne dönerken tarladan, Timur gelmiş 10 arabasıyla, 10’u da kereste yüklü. Hoca sormuş: “Bu ne?” Timur demiş ki: “Benim bin odalı sarayım var, kış hazırlıkları yapıyorum.” Aylardan da ağustos. Hoca “Kış hazırlıkları mı yapıyorsun?” demiş. “Evet, benim saray bin odalı, zor ısıtırım.” demiş Timur. Hoca eşekten inmiş, başlamış titremeye, Timur sormuş: “Sen ne yapıyorsun?” “Ben de kış hazırlıkları yapıyorum” demiş. Bütçenin tablosu bu.

EBUBEKİR GİZLİGİDER (Nevşehir) – Çok komik, kimse gülmedi.

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) – Son olarak da, Nasrettin Hoca yine Timur’un bin odalı sarayında dış duvarların yükseltildiğini görünce “Bu duvarları niye yükseltiyorsunuz?” demiş. Demişler ki: “Hırsızlara karşı.” Nasrettin Hoca sormuş: “Ne yani, dışarıdaki hırsızlar girmesin diye mi, içeridekiler çıkmasın diye mi?”

Hepinize saygılar sunuyorum.

Bütçe hayırlı olsun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Balbay.

Sayın Muş, açıklama mı yapacaksınız?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – 60’a göre yerimden söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun, bir dakika.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

27.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay’ın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın ikinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Türkiye'de milyonlarca kitap basılıyor, okunuyor. Milyonlarca oyun, binlerce oyun yazılıyor, bunlar tiyatrolarda oynanıyor. Yani sayın hatip oyunlara çok meraklı, isimlendirme yapıyor. Mesela, Buz, Buz’un görünen kısmı, Buzgate, başrollerde belediye başkanı, yeğen, enişte gibi bir oyunu yazdırıp oynayabilirler, burada bir mahzur yok. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bakın, AK PARTİ iktidarlarının bu tip meselelere, sanatsal faaliyetlere ya da düşünsel olaylara yaklaşımıyla alakalı kısıtlamalar olduğunu ima etti sayın hatip. Bakın, en çok Nazım Hikmet oyunu AK PARTİ döneminde oynandı. Nazım Hikmet’in yazmış olduğu oyunların en fazla oynandığı dönem AK PARTİ dönemidir. Eğer bir kısıtlama olsaydı bunlara müsaade edilmezdi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen Sayın Muş.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Uluslararası anlaşmalarla alakalı, Sayın İnönü’nün söylediği bu Lozan’la alakalı, “Bunun ömrü seksen, doksan yıldır.” gibi, tartışılabilir. Burada bunun tartışılması demek, Türkiye'nin elde ettiği kazanımların pazarlığa açılması değil ki. Bunu kim nereden çıkartıyor, onu anlayabilmiş değiliz ama Türkiye'nin kazanımlarının üzerine ne koyabiliriz, bunun üzerine kafa yormamız lazım.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Özel…

28.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Eğer eleştiriye, siyasi mizaha tahammülle ilgili bir kısas, karşılaştırma yapılacaksa, Sayın Muş’la karşılıklı şöyle bir şey teklif edebiliriz: Adını verdiği, işte “Buzgate” dedi, birkaç tane daha isim söyledi, öyle bir oyun yazdırırsa ve bu bir siyasi mizah oyunu olarak gelirse, ben istedikleri herhangi bir Cumhuriyet Halk Partisi belediyesinden salon vermeyi taahhüt ediyorum.

Balbay’ın söylediği oyunlardan bir tanesini oynatabileceğimiz bir salon verip, ertesi gün görevde kalacak, istifaya zorlanmayacak bir başkanınız varsa, onu da duymak isterim.

Teşekkürler. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, dediklerim ortadadır. Kendiniz yazıp, kendiniz oynayabilirsiniz.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Sayın Başkanım, tutanaklar geldi mi acaba?

BAŞKAN – Tutanaklar geldi.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Okudunuz mu Sayın Başkan?

BAŞKAN – Okudum ama şu anda içeride tutanaklar, yanımda değil ama oturum da değiştirdik…

ATİLA SERTEL (İzmir) – Sayın Başkanım, ben söz hakkımı istiyorum.

BAŞKAN – Oturum değişti Sayın Sertel, lütfen…

ATİLA SERTEL (İzmir) – Söz hakkımı istiyorum Sayın Başkan, rica ediyorum Sayın Başkan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, aynı süreyi yerinden verebilirsiniz.

BAŞKAN – Efendim?

ATİLA SERTEL (İzmir) – Rica ediyorum, sizden rica ediyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, hem hakkı gasbetmemek adına hem de şey, o süreyi yerinden verirseniz kullansın cevap hakkını.

BAŞKAN – Tabii ki yerinizden, buyurun, bir dakika vereyim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ama ikiydi ya Başkan kürsüde olsaydı.

BAŞKAN – Uzatacağız nasılsa.

Buyurun.

29.- İzmir Milletvekili Atila Sertel’in, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ATİLA SERTEL (İzmir) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Tutanakları geç de olsa okudunuz ve hakkımı teslim ettiniz. Onun için de ayrıca teşekkür ediyorum.

Sayın Başkanım, grup başkan vekiliyle tartışacak değilim. Ben, kırk yılın üzerinde basın mesleği içerisinde görev görmüş bir insanım, ne dediğimi de çok iyi bilirim.

Şimdi, TRT’de Hitit Üniversitesi Rektör Yardımcısı Osman Eğri 3 Ağustos 2017 günü Diyanet TV’de bir konuşma yapıyor. Adam FET֒den aranıyor, kaçak; TRT bu adamın konuşmasını yayınlıyor. Şimdi, burada TRT’nin ne yapması lazım? Tık yok Sayın Başkan.

Akit TV’de AK PARTİ Milletvekili Şamil Tayyar için bir programda “tayyare” diyorlar, Akit TV’ye şak diye ceza geliyor. TRT, FET֒cüyü konuşturuyor, Atatürk’e hakaret ediyor, kimse hiçbir şey söylemiyor. Atatürk’e hakaret konusunda ben isterdim ki MHP’nin konuşmacısı arkadaşım biraz Atatürk’le ilgili, TRT’yle ilgili konuşmasını yapsın.

Bakın, Sayın Başkanım, TRT’nin, bizim TRT’miz yani halkın izlediği bir kanal olması için haksız ve hukuksuz uygulamalar yapmaması lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen bir dakika içinde.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Yaptığı bütün programlarda Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’na hakaret eden haberlerin de yer aldığı bir yandaş medya hâline geldi. Yeterince var zaten; ATV var, A Haber var, diğer bir sürü kanal var. O kanallar da hiçbir ceza görmüyor Sayın Başkanım. Bakın, bunun rakamlarını söylemek istiyorum.

Ayrıca, televizyona çıkıyor iki gazeteci -bizim ülkemizde işkence yasak- işkenceyi övüyor, “Sallandıracaksın camdan aşağıya.” diyor. Kan donduran ifadeler var. “Havlu tekniği” diyor, “Yüzüne havluyu koyacaksın, su damlatacaksın.” diyor, insanlara işkenceyi anlatıyor. Bu kanallarla ilgili RTÜK ne yapıyor Sayın Başkanım?

Ben, bunu, mesleki olarak da bunun araştırılması ve bu konuda RTÜK’ün harekete geçmesi için söyledim. Yoksa benim damat Berat paşayla falan bir alıp veremediğim yok ki. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Sertel…

ATİLA SERTEL (İzmir) – Bakın…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bak yine aynı şeyi yapıyor ya! Böyle bir şey olur mu Başkanım ya!

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Terbiyesiz herif! Sen bir terbiyesizsin be! Terbiyesiz herif!

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Hayret bir şey ya!

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Terbiyesiz herif!

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Söylüyor, söylüyor, ondan sonra da böyle diyor ya!

BAŞKAN – Sayın Sertel, bakın, bu lafı kullandınız, şahsiyatla uğraşmayın dedim size.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Ama bakın…

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Terbiyesiz herif!

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bir tane cevap var mı burada söylediğim sözlere?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Haddini bil be! Basıncıymışsın! Tüküreyim senin basıncılığına be! Böyle şey olur mu ya! (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Muş, lütfen…

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Terbiyesiz herif!

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Kapat mikrofonunu Başkan, kapat!

BAŞKAN – Olmadı Sayın Sertel, bu olmadı, gerçekten olmadı.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Sayın Başkanım, tamam…

BAŞKAN – Teşekkür ederim, sağ olun.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Böyle şey olmaz ya! Konuşacak lafın yok, konuşmuşsun.

BAŞKAN – Sayın Muş…

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Madem paşalığa o kadar meraklısın, git kendini paşa ilan et.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Heriflik iyidir de senin gibi olmak istemem. Heriflik iyidir bak.

BAŞKAN – Tamam sayın milletvekilleri...

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

ATİLA SERTEL (İzmir) – Heriflik iyidir de senin gibi olmak istemem.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sözünün bittiği yerde kişisel sataşmanın ötesinde bir tek kelimesi yoktu. Ayıp ya!

ATİLA SERTEL (İzmir) – Senin gibi olmak istemem. Heriflik iyidir.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Muş.

30.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, İzmir Milletvekili Atila Sertel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, bakın, burada hiçbir zaman…

ATİLA SERTEL (İzmir) – Ya, sen niye alınıyorsun kardeşim?

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Ya bir sus artık! Ya bir sus! Konuşmana bir bak! Konuşma! Edep yok sende!

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın İnceöz…

ATİLA SERTEL (İzmir) – Hepsi sensin!

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Koskoca adamsın, yaşından başından utan!

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Ben dinliyorum sizi.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Terbiyeli konuş!

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Konuşma… Konuşma… Konuşma…

ATİLA SERTEL (İzmir) – Terbiyeli konuş!

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Terbiyeyi senden öğrenemem. Edep yoksulu şahsiyet…

BAŞKAN – Sayın İnceöz…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Ayıp ya! Böyle bir konuşma olabilir mi?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, şuradaki Meclis tutanaklarına bakın, burada pek çok arkadaşımızı eleştirmişimdir ama kimsenin şahsıyla ilgili tek bir sefer bir cümle kurmamışımdır, eğer artık meseleyi dayanılmaz noktaya getirip şahsileştirmemişse, o hariç. Bunun haricinde, hiç kimseyle alakalı böyle bir şey konuşmadım. Ama burada “Yok efendim, damat bilmem kim paşa…” Bu kadar meraklıysanız gidin, kendinize paşalık yapın. Veya siz paşalara neden bu kadar merak sardınız?

ATİLA SERTEL (İzmir) – Paşalık kötü bir şey mi?

MELİKE BASMACI (Denizli) – Geçen gün, senin Ataşehir’le ilgili yaptığın konuşma neydi Muş?

MEHMET MUŞ (İzmir) – Hakikaten soruyorum size, soytarılıkta bir uzmanlığınız mı var? Paşalara bu kadar düşkünseniz, demek ki bir soytarılık tarafınız var ve siz burada uzmanlaşmışsınız, bu açıdan dolayı iki de bir paşalara… Kendinize göre bir paşa oluşturmaya çalışıyorsunuz. Anlaşılan, sizin bu kırk yıllık basın hikâyeniz soytarılıkla geçmiş.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Bu nedir ya?

BAŞKAN – Sayın Sertel, lütfen…

ATİLA SERTEL (İzmir) – Bu nedir Allah aşkına?

BAŞKAN – Grup Başkan Vekilinizi dinleyeceğim.

Buyurun.

31.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, şimdi, ben aksine bir şey duymadım. Eğer duyduğum şuysa, kişinin isminin başına “damat”, sonuna “paşa” geldiğinden bu kadar hiddetleniyorsa bu tahammülsüzlüğü anlamak mümkün değil, gerçekten değil. Ama şunu söyleyeyim…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sen her lafı söyleyeceksin, tahammül bekleyeceksin! Öyle şey olur mu? Ayıp ya!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bizim Cumhuriyet Halk Partisi olarak zaten size itirazımız şu: Biz Meclisi savunan adamlarız. Mecliste ne paşa olur ne soytarı olur. Ama paşaların, soytarıların olduğu düzen saray düzenidir, bizim itirazımız buna.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına…

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Usta.

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Sertel konuşmasında “Biz isterdik ki Milliyetçi Hareket Partisindeki konuşmacı da Atatürk’e bu kadar hakaret yapılırken bununla ilgili bir şey söyleseydi.” dedi.

BAŞKAN – RTÜK’le ilgili, evet.

ERHAN USTA (Samsun) – Sataşmadan söz istiyoruz efendim.

BAŞKAN - Size de yerinizden söz vereyim çünkü hep yerinden gidiyor.

ERHAN USTA (Samsun) – Olur, yerinden de olur, açıklasın en azından ne söylediğini.

BAŞKAN – Sayın Ersoy, size de söz veriyorum.

Buyurun, bir dakika.

32.- Osmaniye Milletvekili Ruhi Ersoy’un, İzmir Milletvekili Atila Sertel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

RUHİ ERSOY (Osmaniye) – Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün banisi olduğu Büyük Millet Meclisi dâhil, Türk siyaseti dâhil şu bilinir ki Milliyetçi Ülkücü Hareket varlığını, birliğini cumhuriyetin kurucularının manevi şahsı üzerinden yürütür ve bugünkü politikalarında da Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kurucu önderlerin temel prensipleriyle hareket eder.

RTÜK ve Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü üzerine yapmış olduğumuz bütçe konuşmalarında, o kurumları kim, ne için kurdu, onları hatırlatan bir insan, onun çizgisini hatırlatan bir insan, onun şahsına yapılan hakaretlere karşı söyleyecek sözü Genel Başkanlık makamı düzeyinde, en yüksek şekilde, yeri geldiğinde ifade etmiştir ve ifade eder. Bizim Atatürkçülük anlayışımız gardıropla, isimle, şekille şemaille değildir. Atatürkçülük konusunda raydan çıkanlara karşı inisiyatif olan bir hareketin mensuplarıyız.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

FARUK ÇATUROĞLU (Zonguldak) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Kimseye söz vermeyeceğim.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503)  (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

A) HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI (Devam)

1) Hazine Müsteşarlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hazine Müsteşarlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU (Devam)

1) Kişisel Verileri Koruma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına şimdi de Bursa Milletvekili Sayın Nurhayat Altaca Kayışoğlu konuşacak.

Buyurun Sayın Altaca Kayışoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı’nda Türk Tarih Kurumu bütçesi üzerine grubum adına söz almış bulunmaktayım.

Türk Tarih Kurumu, 1931 yılında Türk tarihi ve Türkiye tarihinin çağdaş sosyal bilim anlayışıyla araştırılması, desteklenmesi, tarih bilincinin yaygınlaştırılması amacıyla kurulmuştur. Atatürk’ün 1938 yılındaki vasiyetnamesine göre de Türkiye İş Bankasındaki hisselerinin kâr payının yarısı bu kuruma verilmektedir. Büyük Atatürk’ün mirasıyla idare edilen ama yakın tarihimizin unutulduğu, karalandığı, parantez olarak görüldüğü bu süreçte tarihin bu sayfalarını görmezden gelen bir kurum sanırım Büyük Atatürk’ün kemiklerini sızlatıyor. Geçen sene olduğu gibi bu sene de Tarih Kurumunun çalışmalarını incelediğimde, Atatürk dönemiyle ilgili hiçbir çalışmaya rastlamadım maalesef. Oysa cumhuriyetin ilk yıllarını hatırlayıp ders çıkarabilseydik eğer, daha doğrusu iktidar bunu yapabilseydi, bugün yaşadığımız hiçbir sıkıntıyı yaşıyor olmazdık.

Bakınız, cumhuriyetin ilk on beş yılında büyüme ortalaması 7,8. Peki, son on beş yılda? Sayın Şimşek’in söylemesine göre 5,5. İşte, bizim örnek almamız gereken tarih cumhuriyetin ilk dönemidir. O dönemde cumhuriyetin kurucuları hem Osmanlı’dan kalan borçları ödemiş hem bir yandan ülkenin dört bir yanında tekstil fabrikası, şeker fabrikası, tütün fabrikası açmış hem de bir yandan yabancıların elinde olan iletişim ve ulaşım ağını kamulaştırmış, demir yolları açmış, telekomünikasyon şirketleri açmış ve ülkeyi çok kısa bir zamanda kalkındırmış ve büyütmüştür.

Yine, dış politikada yakın tarihimizi, o dönemi gerçekten araştırıp hatırlayabilseydik, emperyalizme diz çöktürmüş, onurlu, dik, bugün hâlâ övündüğümüz bir dış politika mirasını bugüne belki taşıyabilirdik.

Bugünkü iktidar ne yapıyor? Türk Tarih Kurumu ileride araştırır, anlatır mı bilmiyorum ama bizler anlatalım da bari bu tutanaklardan gelecek nesiller görmüş olsun. Sürekli kandırılan, bir yandan da muhaliflere kumpaslar kuran, baskılar yapan bir iktidarla karşı karşıyayız.

Geçen gün, Sayın Muş bütçe konuşması sırasında yarım saat Ataşehir Belediyesini anlattı. Şimdi ben de size yaşadığımız bir örneği anlatacağım. 2009 yılında Cumhuriyet Halk Partisi Gemlik Belediyesini kazandı, Başkan Fatih Mehmet Güler. İki ay sonra “böcek” diye tabir edilen bir dinleme cihazı bulundu. Tam iki yıl sonra da dönemin İçişleri Bakanı, tam seçim öncesi, istifa etmeden bir gün önce, 2011 yılında Fatih Mehmet Güler’i -bugün Ataşehir Belediyesinde yaptığınız gibi- görevden uzaklaştırdı. Evet, uzun bir hukuk mücadelesi verdi Cumhuriyet Halk Partisi ve Fatih Başkan, beraat etti, en son, bu sene de 325 bin lira tazminat kazandı İçişleri Bakanlığından. Cumhuriyet Halk Partisinin, milletin iradesinin tam üç yılını çaldınız, evet, darbe yaptınız ve çaldınız ve üç yıl boyunca Cumhuriyet Halk Partisi Gemlik’i yönetemedi. (CHP sıralarından alkışlar) 15 Temmuzdan sonra öğrendik ki o dönem birlikte iş tuttuğunuz, “Fetullah Hoca Efendi” dediğiniz kişiyle birlikte bir kumpas kurmuşsunuz çünkü o gün bizim Fatih Başkanı görevden alanlar, soruşturmayı yapan savcılar, iddianameyi düzenleyenler, dönemin başsavcısı, dönemin kaymakamı, dönemin valisi meğer FET֒cüymüş çünkü hepsini tutukladınız, görevden aldınız, uzaklaştırdınız; biz de böylelikle, FET֒yle birlikte, milletin iradesini Gemlik’te nasıl gasbettiğinizi görmüş olduk. Bari 325 bin lira tazminatı sorumlulara rücu edin de o da bizim Gemliklilerin, Bursalıların, Cumhuriyet Halk Partililerin cebinden çıkmasın diyorum.

Evet, gelelim Bursa’ya, Ataşehir’i anlatıyorsunuz ya: Orada da zaten Genel Başkanımız ortaya koydu bütün belgeleri, hepsi takipsizlikle ve beraatle sonuçlanmış dosyalar; mesnetsiz, dayanaksız. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanını zorla istifa ettirip yeni atadığınız Başkan geçen gün açıklama yaptı, diyor ki: “Bursa Büyükşehir Belediyesi ekonomik anlamda çok zor durumda, 4,5 milyar lira borç var, 2032 yılına kadar borçlanmış durumdayız. Bu borcun yüzde 60’lık kısmı 2018, 2019 ve 2020 yıllarında ödenmek zorunda. Tablo o kadar kötü ki bu üç yıl gelirler genel giderleri ve kredileri karşılamaya yetmiyor. Yatırımlara ayıracak tek kuruş kalmıyor, kredi bile alamıyoruz.”

Nasıl Bursa’yı batırdığınızı anlatayım: Yine, sizin atadığınız kişi şimdi belki popülist söylemlerde bulunuyor ama hani, bütün bu eleştirdiklerinin altında da o dönemde belediye meclisi üyesi olarak imzası var, onu da bilin yani ondan da bir umut beklemiyor Bursalılar.

Timsah Arena’yı yaptı Büyükşehir Belediyesi Bursalıların parasıyla. Yine, sizin Belediye Başkanınızın aktardığına göre, 500 milyon lira harcanmış bu stada.

SALİH CORA (Trabzon) – Siz niye yapamadınız?

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Devamla) – Emsal olarak gösterdiği Konya stadı 130 milyona mal olmuş, aynısı Bursa’da 500 milyona yapılıyor ve sizin şimdiki Belediye Başkanınız diyor ki: “O timsahın ağzının bitmesi için daha 100 milyona ihtiyaç var.” Yani 4 tane, 5 tane Konya stadına 1 tane Bursa stadı yapılıyor. Soruyorum: Peki, bir soruşturma var mı? Hayır, yok. Siz hâlâ Ataşehir’in kaçak balkonuyla ilgileniyorsunuz. Ülkenin yarısı zaten kaçak, o anlamda baktığınızda.

Ve şunu söyleyeyim: Geçen gün Soylu dedi ya bize yönelik “Ne olur, bunun arkasında durmayın.” Ben de size, Gemlik’teki örneğin aynısını, şimdi Ataşehir’de yaşattığınızı tekrar hatırlatıyorum. Siz de ne olur bunun arkasında durmayın.

Sayın Soylu da geçen söylemiş, “Bu FETÖ matruşka gibi, mücadelemiz devam ediyor, bitmedi; açtıkça açtıkça içinden çıkıyor.” diyor. Evet, daha neler çıkacak hep beraber göreceğiz diyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, 60’a göre bir söz talebim var.

BAŞKAN – Sayın Muş, 60’a göre söz istiyor.

Bir dakika, yerinizden.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

33.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın ikinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, partimizin herhangi bir grup, kişi, şahıs, yapı, örgütle iş birliği yapıp Türkiye’de kimseye kumpas kurmak gibi bir düşüncesi, fiili hiçbir zaman olmamıştır.

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – 2011’de seçtirdiğiniz kişi Gemlik’te Belediye Başkanı hâlâ, kumpasla seçtirdiğiniz kişi.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Benim burada, bütçenin açılış günü yaptığım konuşma ortadadır. Mülkiye müfettişleri soruşturmalarını yürütmektedir, bunlar muhtemelen yargısal bir sürece taşınacaktır! Burada heyecan yapmaya gerek yok, hep beraber bunların neticelerini ve sonuçlarını göreceğiz.

Bu arada “Bütün hepsinden beraat etmiş, kurtulmuş.” vesaire falan… Bilmiyorum hangilerinden beraat etmiş ama bir tanesini söyleyeyim size. İlgili başkanın yargılanmış olduğu davalardan bir tanesi 15 Şubat 2018’e ertelenmiş ve hükmün açıklanmasını geriye bırakmayı kabul etmiş vaziyette.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Gemlik’te kumpasla seçtirdiğiniz başkan hâlâ yönetiyor Gemlik’i.

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen, bir dakika ek süre veriyorum.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bu kabul edilmiştir. Türkiye’de bundan sonraki süreçle alakalı ne yapılacağı Anayasa’da, yasalarda açık seçik şekilde bellidir.

Şunu da belirtmek isterim: Değerli arkadaşlar, FET֒nün bir organize suç örgütü olmaya başlamasından itibaren bizim onunla kararlı bir şekilde mücadele ettiğimiz tüm kamuoyu tarafından da bilinir.

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Gemlik’teki kumpas yapılırken organize suç örgütü değil miydi?

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Öncesinde organize değildi!

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Size dokununca organize suç örgütü oluyor değil mi? Bize dokununca olmuyor.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – 30 Mart seçimlerine gidiyorken de biz FET֒yle mücadele ediyorken birileri onların kurumlarında, televizyonlarında boy gösterip Genel Başkanımızın seçim sonuçlarını göremeyeceğini ve kaçacağını iddia ediyordu.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – Suçları beraber işlediniz FET֒yle, ne istedilerse verdiniz bir de.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Öncesinde organize değildi değil mi?!.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başbakanımız, Genel Başkanımız burada, Cumhurbaşkanı seçildi, hâlen devletin başında dimdik ayakta. O kanalları yönetenler dünyanın dört bir tarafına kaçtılar…

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Niye kaçırttınız?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – …ama o kanallara çıkıp bu iddiaları pervasızca yapanlar bakalım millete ne hesap verecekler? 30 Martta da zaten boylarının ölçülerini aldılar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özel, size de bir dakika süre veriyorum 60’a göre.

34.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ortada aslında anlaşılmayacak bir durum yok, laf kargaşasına getirilecek bir durum yok. Gemlik Belediye Başkanına yapılanın bir iftira olduğu mahkeme kararıyla sabit, tazminata dahi hükmedilmiş ve kesinleşmiş. İddiada bulunan, raporu tutan, suç duyurusunda bulunan, iddianameyi hazırlayan, kararı alan, hepsi FET֒cülükten alınmış, O dönemin kaymakamı da o dönemin valisi de FET֒cülükten alınmış. Yerine getirdiğiniz belediye başkanı hâlâ daha görevde, yeniden seçilmiş ve düşünün ki böyle büyük bir kumpasın, bütün “puzzle”ın parçaları FET֒cü, o kumpasın getirdiği adam hâlâ Gemlik’i yönetiyor. Adil kamu yönetimiyle ilgili şu kadarcık bir iddianız olsa, hiç değilse o belediye başkanını istifa ettirirsiniz, Gemlik’te adaletin geç de olsa tecelli etmesine bir ön açarsınız. Ama…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bitirmedim.

BAŞKAN – Bitmedi mi sözünüz?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bitmedi efendim.

BAŞKAN – Peki, bir dakika daha ek süre veriyorum size, tamamlayın lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Eğer şu kadarcık adaletten, haktan hukuktan nasibinizi alsanız, kesinleşmiş mahkeme kararlarına, o kadar FET֒cünün kumpasına ve o tarihte getirdiğiniz belediye başkanının hâlâ görevde olduğuna bakarak o belediye başkanını istifa ettirirsiniz. Hadi, bunu yapamıyorsanız, yiğitseniz gelin, Gemlik’te seçimleri doksan gün sonra tekrarlayalım, el mi yaman, bey mi yaman Gemlikli karar versin.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, CHP’den hak, hukuk, adalet dersi alacak değiliz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Aldınız o dersi. O, geçen yazın dersiydi.

BAŞKAN – Gündeme geçiyoruz, gündemi takip ediyoruz. Lütfen…

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503)  (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

A) HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI (Devam)

1) Hazine Müsteşarlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hazine Müsteşarlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU (Devam)

1) Kişisel Verileri Koruma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına son olarak Eskişehir Milletvekili Sayın Cemal Okan Yüksel konuşacak.

Buyurun Sayın Yüksel. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA CEMAL OKAN YÜKSEL (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kişisel Verileri Koruma Kurumunun bütçesi üzerine söz almış buluyorum.

Şimdi, burada, vatandaşı fişleyen bir kurumun bütçesi üzerine ben saatlerce konuşabilirim ya da AKP’nin özel kişileri mi koruduğunu yoksa kişisel verileri mi koruduğunu burada size uzun uzun anlatabilirim ama bunlara hiç girmeyeceğim. Biz anlatmaktan, sizler dinlemekten, yandaş basınınız üç maymunu oynamaktan yoruldu.

Hepimiz, milletçe biraz rahatlamayı hak ediyoruz. Tamam da nasıl rahatlayacağız? Ülkemizde köle gibi çalışmasına rağmen ay sonunu getiremeyen emekçiler, “Ben ne olacağım?” diye gecelere kadar düşünen taşeron işçileri, iş cinayetlerine kurban giden madenciler, geceleri gizlice taksi şoförlüğüne çıkan devlet memurları varken, yerli tohum bulamayan, mazot alamayan, bunları bulsa, alsa ürününü satamayan çiftçiler varken nasıl rahat edeceğiz?

SALİH CORA (Trabzon) – CHP dönemini mi anlatıyorsun Cemal Bey?

CEMAL OKAN YÜKSEL (Devamla) – Ey partidaş yoldaşlarım, sevgili AKP’li arkadaşlar, MHP’li arkadaşlar, bir şekilde bizi televizyonlarının başında izleyen sevgili vatandaşlar; nasıl rahat edeceğiz? Vallaha, manen nasıl rahata ereceğimizi ben bilmem ama maddeten nasıl rahata kavuşacağımızı şimdi anlatacağım yani iyi dinleyin, tekrar da etmeyeceğim. Birinci Şart: Bu kişisel verilermiş, Türkiye Cumhuriyeti’nin bütçesiymiş, millî meseleymiş falan, bunları bir kenara bırakın, gidin buralardan yani gidin. Ne bileyim, ilk önce, Azeri iş adamı bir arkadaş edinin. Hadi size bir iyilik yapayım, maddeten rahata kavuşmanıza bir katkım olsun, bu Azeri iş adamının adı da Mübariz Mansimov olsun. Dostunuz olacaksa Mansimov gibi olsun. Sonra, yapacağınız işleri sıraya koyalım. İlk olarak o “Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır.” diye bir laf var ya, unutun onu da takılmayın böyle boş şeylere, tabularınızdan kurtulun. Şöyle, açılın offshore bir adaya, ne bileyim Malta Adası’na gidin, Man Adası’na gidin -hem deniz havası da iyi gelir bu strese- oralarda şirket kurmak kolaymış.

SALİH CORA (Trabzon) – Hâlen evraklar gelmedi. “Buz Residence”a gidelim mi?

CEMAL OKAN YÜKSEL (Devamla) - Cebinizdeki 1 sterlinle -Türk parasıyla 5 lira- bir şirket kurup kendi işinizin patronu olun. Ama tek başınıza gitmeyin, sonra arkanızdan laf ederler; vergi kaçırıyor derler, offshore’cu derler. Yanınıza birkaç kişi alın, oğlunuzu alın, ne bileyim kardeşinizi alın, eniştenizi alın, bunların üstüne bir şirket yapın, baş harflerini de öyle bir ayarlayın ki bunlardan olsun. Ee, şirketi kurdunuz, parayı nasıl kazanacaksınız? Asıl soru bu.

SALİH CORA (Trabzon) – Buz gibi!

CEMAL OKAN YÜKSEL (Devamla) - Başa dönelim: Başta size bir isim verdiydim, Azeri bir iş adamı Mübariz Mansimov, işte o adam çok önemli. Rahat etmek istiyorsanız o adamı yanınızdan ayırmayın, Azeri’nin gönlünü hoş tutun ki o da sizi rahat ettirsin. Nasıl mı? İyi dinleyin, tekrarı yok.

SALİH CORA (Trabzon) – Mizansen yapıyorsun ama senarist değilsin.

CEMAL OKAN YÜKSEL (Devamla) - Şimdi, bu Azeri iş adamından bir petrol gemisi alın. Petrol tankerleri oldukça büyük, bakmayın bu topraklarda adına “gemicik” deniyor ama kocaman bir gemi. Alın, geminin adı da Agdash olsun. Duyduğuma göre bu Agdash çok bereketliymiş. Diyeceksin ki: “1 sterline şirket kurduk, başka paramız kalmadı, gemiyi neyle alacağız?” Parayı kafaya takmayın, para vermenize gerek yok, arkanıza yaslanın ve her şeyi bu Azeri iş adamı Mansimov’a bırakın. Gönlünü hoş tuttuğunuz bu Azeri iş adamı gidip Rusya’daki bir tersaneye Agdash’ı sipariş edecek, geminin inşaat masraflarının bir kısmını ödeyebilmek için 18,5 milyon dolarcık gibi cüzi bir miktar para lazım olacak. Korkmayın, Mansimov onu da halleder. Gidip Letonya’da kurulu bulunan Parex Banktan bu krediyi alır, 18,5 milyon doları. E, gemi sizin. Sonra, “Bu gemiyi ben kiraladım.” der bankaya, kira parasını bankaya son kuruşuna kadar öder, size hiçbir yükü yok. Gemiyi yaptıran Mansimov, krediyi ödeyen Mansimov, gemi kimin? Sizin. E, para nerede?

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Man’a kaçtı!

CEMAL OKAN YÜKSEL (Devamla) – Para... Mansimov gemiyi aldı, uluslararası sulara indirdi; gemi petrol taşıyıp para basıyor, siz öyle izleyecek misiniz? Yok, Mansimov’un gönlü elvermez. Zaten kendisinin yüzlerce gemisi var, Karadeniz’deki petrol ticaretinin yüzde 70’ini bu adam yapıyor. Gözü tok bir tüccar, der ki: “Din kardeşiyiz, ben yerken sen bakacak mısın?” Yok öyle şey. Gemi senin üstüne, krediyi Mansimov ödüyor, gemiyi o işletiyor, sana para gelmiyor; sen nasıl rahata ereceksin kardeşim? Ticaret bilmeyiz, petrol görmemişiz, çevremiz de yok; ne yapacağız, petrolü kimden alıp kime vereceğiz mi diyorsun? Dur, acele etme, geminin kredisi bir bitsin. Mansimov ödeye ödeye bitiremedi. Belki böyle bir Sıtkı Ayan çıkar, kredinin geri kalanını da o öder, sen borçsuz harçsız, geminin sahibi olursun. E, kredi bitti mi? Bitti. Şimdi ne yapacaksın? Uzaktan bile görmediğin, bir imzayla 5 sterline kurduğun şirkete ait, borcu Azeri tarafından ödenen, Sıtkı Ayan tarafından ödenen geminin ait olduğu şirketteki hisseleri Mansimov’a geri milyonlarca dolara satarsın. Aha işte, maddeten rahata ermenin yolunu gösterdim. Tüm bu olaylar olurken Mansimov Türkiye’de milyonlarca dolarlık ihale mi almış, Bodrum’da koylar mı satın almış üç otuz paraya, istisnai yoldan Türk vatandaşlığı mı elde etmiş?

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Yok canım!

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Yok ya!

CEMAL OKAN YÜKSEL (Devamla) – Yahu seninle ne alakası var bunların? Adam ticaret erbabı! Hem sen ticaretten ne anlarsın?

Saygılarımla efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Hayırsevermiş!

BAŞKAN – Böylelikle Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun konuşmaları da sona ermiş oldu.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Muş...

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, 60’a göre yerimden kısa bir söz istiyorum.

BAŞKAN – Yerinizden bir dakikalık söz mü istiyorsunuz?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Evet Sayın Başkan, 60’a göre.

BAŞKAN – Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

35.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Eskişehir Milletvekili Cemal Okan Yüksel’in 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın ikinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın hatibi ben de ilgiyle izledim, hayallerini gayet iyi dinledim, onu hayalleriyle baş başa bırakıyorum.

Teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özel…

36.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, Sayın Muş milletvekillerimizi hayalleriyle baş başa bıraktı ama anlatılanlar hayal, “Bumerz” gerçek; Burak’ın “Bu”su, Mustafa’nın “M”si, Erdoğan’ın “Er”i, Ziya eniştenin “Z”si.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, hâlâ giden paranın dekontlarını getirecekler, hâlâ getirecekler, bekliyoruz, Sayın Özel’den de bekliyoruz.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503)  (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

A) HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI (Devam)

1) Hazine Müsteşarlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hazine Müsteşarlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU (Devam)

1) Kişisel Verileri Koruma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

BAŞKAN – Şahsı adına lehte olmak üzere Bolu Milletvekili Sayın Fehmi Küpçü konuşacak.

Buyurun Sayın Küpçü. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FEHMİ KÜPÇÜ (Bolu) – Teşekkür ediyorum Değerli Başkanım.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; şahsım adına 2018 yılı merkezî bütçesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle heyetinizi ve aziz milletimizi baki muhabbetle selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, AK PARTİ hükûmetleri olarak on beş yıllık sürede milletimizin refahını artırmak, ülkemizi bölgesinde ve dünyada güçlü bir aktör yapmak için gece gündüz çalıştık ve hamdolsun ekonomimizi 3 kat büyüttük. Millî iradeyi, milletimizin emanetini canımızdan aziz bildik, çiğnetmedik, dik durduk, ölümüne muhafaza ettik, aynı kararlılık ve azimle yürümeye devam ettik ve edeceğiz inşallah.

Elbette ki bütçe deyince bir hesap kitap yapmak gerekir, rakamlardan, ekonomik verilerden bahsetmek icap eder ki bu hususları bakanlarımız teknik olarak ziyadesiyle izah ettiler ve etmeye devam edecekler. Ancak, ben rakamlardan değil, kendi gönül zaviyemden “Bir millet neden bütçe yapar?”ı, “Niye önemlidir?”i rakamsız anlatmaya çalışacağım inşallah.

AK PARTİ hükûmetlerinin bütçesi deyince güzel ülkemin değişimi ve tekâmülü gelir aklıma. Namerde muhtaç olmayan, okula giden yavrularımızın ders kitaplarının masasının üstüne konulduğu, hastane kapılarının insanların yüzlerine kapanmadığı, yollar, köprüler, barajlar, sosyal devlet, sıcak insan ilişkisi gelir aklıma. Vatandaşımızın IMF şefinin adını hiç bilmediği, insanlığımızın ölmediği, aynı zamanda parayla da ölçülemeyen bir şeydir bütçe. Küresel savaş çığırtkanlarına karşı büyük medeniyet tasavvurumuza da uygun olarak, malzemeden çalmayan, Ankara’ya hapsolmayan, sadece 780 bin kilometrekarede değil bir gönül coğrafyasında, kocaman bir gönül coğrafyasında, üç kıta, yedi iklimde var olabilmek adına, 3 milyon muhacirine, ensari misafirine ev sahibi olabilmek adına, en nihayetinde baba ocağında diri durabilme adına yapılır bütçe.

Değerli milletvekilleri, sadece rakamlardan ve verilerden bahsetmiyoruz. Çakalların ve sırtlanların olduğu acımasız bir dünyada nasibimizi, rızkımızı, sadece kendimiz için değil insanlık için de aslanlar gibi koruyabilmek adına, yanı başımızda yakılan ateşleri söndürebilmek adına ama kapitalist bir mantıkla değil, merkezinde insan olan, dedemiz Şeyh Edebali’nin öğüdünü tutmak adına bütçe yapıyoruz. Koç Köroğlu’nun şiirindeki gibi: “Muhanetlik etmek değil kârımız / Şehriyar sözüne uyanlardanız./ Meydana girende yoktur korkumuz/ Kazaya ırıza diyenlerdeniz.” (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) “Ödleklerle hoş değildir aramız/ Teke tek düşmana varmak töremiz./ Muhanete sardırmayız yaramız/ Yarayı kendimiz saranlardanız./ Bineyidim kır atımın üstüne/ Alayıdım hançerimi destime./ Gafili varmayız düşman üstüne/ Vakta hazır olun diyenlerdeniz.” düsturuyla er meydanlarında milletimizin boynunu büktürmemek adına bütçe yapıyoruz.

Değerli milletvekilleri, bu toprakların yüreği yüksek atan medeniyet tasavvuruyla bütçe yapıyoruz. Biz biliyoruz ki tarihi Allah yazar, biz sadece nerede duracağımıza karar veririz. Biz hakkın ve adaletin yanında durmak adına, bir cuma sabahı hissiyatıyla girdiğimiz güzel Anadolu’muzda dedemiz Alp Arslan’ın mirasına sahip çıkmak adına bütçe yapıyoruz.

Biliyoruz ki bu topraklara operasyon yapan Ergenekonculara, FET֒cülere, NATO’culara, Emperyalistlere, kriptolara, neocon’lara karşı, yerli ve millî olmayanlara rağmen, küresel bir akılla değil, insanlığımızla milletimizin adına bütçe yapıyoruz biz. “Mert dayanır.” Koç Köroğlu öyle söylüyor, “Namert kaçar.” beytindeki -hamdolsun- mert adına bütçe yapıyoruz. Bütçe anlayışımız bu. Bu anlayışımız varsın milletimiz için hayır olsun, bereket olsun topraklarımıza, rahmet olsun, merhamet olsun, ince ince yağan yağmur olsun, sözümüz yükselsin gök kubbeye, hoş bir seda olsun ülkemize ve milletimize. En nihayetinde, bu hissiyatla çalışıyor ve bir bütçe yapıyoruz.

Bu vesileyle Bakanlığımıza ve Hükûmetimize milletimiz adına teşekkür ediyor, büyük medeniyet davamıza hayırlar getirmesi muradıyla büyük medeniyetin çocuklarını tekraren baki muhabbetle selamlıyorum vesselam. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Küpçü.

Şimdi, Hükûmet adına yapılan konuşmaları dinleyeceğiz.

İlk olarak Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Şimşek’i dinleyeceğiz.

Sayın Şimşek’i kürsüye davet ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz otuz dakika.

BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz tüm kurumların bütçelerinin ülkemize, milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. 2018 yılı bütçesinin hazırlanmasında ve bu noktaya gelmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

İlk olarak müsaade ederseniz, Hazine Müsteşarlığı ve benim ilgi alanıma giren kurumların 2017 yılı faaliyetlerine ve 2018 yılı gündemine ilişkin sizleri bilgilendirmek istiyorum. Bu sene, ilk kez, atıl bir kaynak olarak duran yastık altındaki altınları ekonomiye kazandırmak, rezervlerimizi güçlendirmek için biz altına dayalı tahvil ve kira sertifikası çıkarttık. Yaklaşık olarak 2,5 ton altını, dediğim gibi, ekonomiye kazandırdık. Böylece bankacılık sisteminin kaynaklarını güçlendirdik, Merkez Bankamızın rezervlerini artırdık.

Yine, Dünya Bankasıyla 2017-2021 dönemini kapsayacak Ülke İşbirliği Çerçevesi Programı’nı yürürlüğe koyduk ve bu program çerçevesinde ülkemize 5 ile 7,5 milyar dolar arasında uzun vadeli, uygun şartlarda kaynak kazandırmayı umut ediyoruz. Bu çerçevede 2017 yılında Dünya Bankasından reformların desteklenmesi için yaklaşık 351 milyon avro program kredisi sağladık ve bu kredi, yurt içi tasarrufların artırılması, kırılgan grupların iş gücü katılımının desteklenmesi ve sürdürülebilir büyümenin önündeki engellerin ortadan kaldırılması gibi değişik alanlarda kullanılacaktır. Az önce de gündeme geldi, aslında 2017 Şubat ayında vadesi geçmiş veya takibe düşmüş çiftçi borçlarını yeniden yapılandırdık. Bu kapsamda, 17 bin üreticimizin yaklaşık yarım milyar liralık borcu yeniden yapılandırılmıştır. Kasım sonunda ise 2017’de yaşanan afetler nedeniyle zarar gören çiftçilerimizin kredi borçlarının bir yıl ertelenmesi imkânını sağladık. 2017 yılında üreticilerimize Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerince yaklaşık 27,7 milyar liralık faiz destekli kredi, Halk Bankası tarafından yaklaşık 12,6 milyar liralık yine sübvansiyonlu kredi imkânını esnaf ve sanatkârlarımıza sunduk. Hazine Müsteşarlığının erken aşama girişim şirketlerinin, girişimlerin, teknoloji odaklı KOBİ’lerin alternatif finansman araçlarına erişmesini kolaylaştırmak için fonlara doğrudan kaynak aktarabilmesine ilişkin yasal düzenlemeyi yüce Meclisimiz kabul etti. 2017 başında yaptığımız önemli değişikliklerle kredi garanti kurumlarına daha çok kaynak sağladık ve bunların daha etkin bir şekilde reel ekonomiyi desteklemesini sağladık. Kasım 2017 itibarıyla uygulama kapsamında kullandırılan kredi büyüklüğü 210 milyar lirayı, verilen kefaletin toplam büyüklüğü ise 186 milyar lirayı aşmıştır. Kullandırılan kefalet tutarının yüzde 74’ü KOBİ’lere, yüzde 26’sı ise diğer ölçekteki yani büyük ölçekteki şirketlere sağlanmıştır. Kullandırılan kredilerin yüzde 86’sı Türk lirası cinsinden, yüzde 14’ü döviz cinsindendir. Bu kapsamda kredi kullanan firma sayısı 202 binin üzerine ulaşmıştır. Kredilerin yüzde 38’i ticaret, yüzde 31’i imalat sanayisi, yüzde 13’ü inşaat ve kalanı da hizmetler sektöründe kullanılmıştır.

Zorunlu trafik sigortalarına ilişkin de düzenlemeler yaptık. Daha sonra da primlerin yeterince inmediği ortaya çıkınca azami prim uygulamasına geçtik. Yine bu çerçevede, riskli sigortalılar havuzu kurduk ve bu uygulamalar sayesinde reel olarak zorunlu trafik sigortası primlerinde yaklaşık yüzde 28’lik bir düşüş yaşandı.

Yine, reel sektörün teminat ihtiyacının daha kolay karşılanması için kefalet sigortalarının kamu ihalelerinde kullanımına imkân sağladık. Türkiye’de bankaların sağladığı gayrinakdî kredi büyüklüğü 618 milyar liradır. Bunun yaklaşık yüzde 74’ü, yani 457 milyar lirası teminat mektuplarından oluşmaktadır. Şimdi, bu yaptığımız düzenlemeyle, bankalarca hâlihazırda teminat ihtiyacı için kullandırılan kredi limitlerinin başka alanlarda kullanımına imkân sağlıyoruz ve sigortacılık sektörü üzerinden teminat mektuplarının verilmesinin önünü açıyoruz.

Benzer şekilde, yerli ve yabancı yatırımcıların güveninin ve ilgisinin artırılmasıyla katılım sigortacılığına hukuki bir temel kazandırılması için Katılım Sigortacılığı Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’i eylül ayında çıkarttık; inanıyorum ki bu alanda da bir canlanma söz konusu olacak.

Bireysel emeklilikte otokatılım uygulaması başarılı bir şekilde devam ediyor. 1 Aralık itibarıyla 3,4 milyon kişi sisteme katılmış, fon büyüklüğü 1,6 milyar liraya ulaşmıştır.

Yine, girişimcilerin ve erken aşama teknoloji şirketlerinin finansmana erişimini kolaylaştırmak için kitle fonlamasının kullanılabilmesine imkân veren kanun bu ay başında yürürlüğe girdi. İkincil düzenlemelere ilişkin taslağımız hazır. Sektörün görüşlerini aldıktan sonra, inanıyorum ki, önümüzdeki bir iki ay içerisinde yürürlüğe girmesini sağlayacağız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2018 yılı gündemimize gelince, Hazine Finansman Programı kapsamında yatırımcı ve piyasa çeşitlendirme stratejimizi tabii ki uygulamaya devam edeceğiz. Bu çerçevede, altın tahvili, altına dayalı kira sertifikası ihraçlarına devam edeceğiz. Aynı zamanda, piyasa koşulları çerçevesinde, ilk defa, belki, Çin’de Panda Tahvil Piyasası’nı yoklamayı düşünüyoruz. Buna ilişkin de yarın yapacağım ziyarette birtakım temaslarda bulanacağım.

2018 yılında Hazine Destekli Kredi Garanti Sistemi tabii ki devam edecek; etkinliği artıracağız. Bundan sonra, hem var olan 50 milyar liralık kaynağı hem de geri dönüşü olacak olan yaklaşık 70 milyar liralık kaynağı, yani toplamda 120 milyarlık kaynağı daha çok ihracata, imalat sanayisi yatırımlarına öncelikli olarak kullandıracağız.

Yine, reel sektör döviz yükümlülüklerinin daha iyi bir şekilde yönetilmesine, yani reel sektör firmalarının kur riskinin etkin bir şekilde yönetilmesine ve tabii ki muhtemel politika değişikliklerine gideceğiz. Bunun öncesinde, daha anlamlı etki analizi yapmamıza imkân sağlayacak bir veri raporlama sistemi üzerinde çalışıyoruz; onu da tamamlamış olacağız.

2017 yılında tasfiye sürecinden çıkartılan Emlak Bankasının güçlü bir şekilde, 2018 yılında bankacılık faaliyetlerine başlaması planlanmaktadır.

Kalkınma Bankasının özellikle stratejik ve teknolojik yatırımlara daha uzun vadeli kaynak sağlamasını, destek sağlamasını içerecek şekilde bankanın yeniden yapılandırılması çalışmaları devam ediyor. 2018’de tamamlamayı ümit ediyoruz.

Türkiye ekonomisine de ilişkin birtakım değerlendirmelerde bulunmak istiyorum. Her şeyden önce, son birkaç yıla baktığınız zaman, gerçekten Türkiye ekonomisinin şoklara karşı büyük dayanıklılık gösterdiğini hepimiz tabii ki gözlemliyoruz. 2003-2016 döneminde Türkiye ekonomisi ortalama yüzde 5,6 büyüdü. Bu büyüme aslında Çin ve Hindistan’dan sonra en güçlü büyüme oranı olarak karşımıza çıkıyor. Küresel kriz sonrasında yani 2010-2016 döneminde ortalama yüzde 6,7 gibi çok güçlü bir büyüme performansımız söz konusu. Geçen sene, Türkiye ekonomisi, hain darbe girişimi ve terör nedeniyle büyük şoklarla karşı karşıya kaldı. Buna rağmen, Türkiye, geçen sene yüzde 3,2 büyüdü. Şimdi, tabii ki, zamanında doğru tedbirleri aldık ve özellikle reel sektörün finansmana erişimini kolaylaştırdık, ciddi reformlar yaptık. Bunun sayesinde Türkiye bu sene güçlü büyümesine devam etti. Yılın ilk dokuz ayında büyüme yüzde 7,4 oranında gerçekleşmiştir. Bu, hakikaten, Çin’le birlikte, küresel olarak baktığınız zaman, belli başlı gelişmekte olan ülkelere baktığınız zaman en güçlü büyümeye tekabül etmektedir. Büyüme reeldir, büyüme vatandaşlarımıza yansıyor. Sadece birkaç hususu sizinle paylaşmak istiyorum, büyümenin reel olduğunu göstermek açısından.

Üçüncü çeyrekte -ki en çok tartışılan çeyrek bu, yüzde 11’in üzerinde bir büyüme söz konusu- sanayi üretimi yıllık yüzde 13,7 büyümüştür. Üçüncü çeyrek itibarıyla son bir yılda 1,4 milyon vatandaşımıza iş bulduk. Üçüncü çeyrekte ihracat yüzde 15,7 oranında yıllık olarak artmıştır. Üçüncü çeyrekte toplam 376 bin konut satılmıştır, bir önceki yıla göre yüzde 23,4’lük artışa tekabül etmektedir. Üçüncü çeyrekte otomotiv pazarımız 232 bin adet büyümüştür, artış oranı yüzde 15. Üçüncü çeyrekte toplam 2,5 milyon adet beyaz eşya satılmıştır, yıllık artış oranı yüzde 16,4. Üçüncü çeyrekte Türkiye’ye toplam 16,7 milyon turist gelmiştir, artış oranı yüzde 38,1. Yine ülkemizden seyahat amaçlı yurt dışına -üçüncü çeyrekte- toplam 2,5 milyon vatandaşımız gitmiştir, yıllık artış oranı yüzde 12,5. Şimdi, bütün bu artış oranlarını verdim. Dikkat edin, hemen hemen bütün alanlarda artış oranının üçüncü çeyrekte yüzde 11,1’lik büyüme oranından daha yüksek, reel, vatandaş düzeyinde bir büyüme, bir refah artışı olduğunu çok net bir şekilde bu rakamlar ortaya koymaktadır. Üçüncü çeyrekte ekonominin yüzde 11,1 büyümesini sadece baz etkisiyle açıklamak tabii ki doğru olmaz. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış gayrisafi yurt içi hasıla rakamlarına göre ekonomide büyümenin devam ettiğini görüyoruz. Mevsimsel düzeltilmiş ve takvim etkisinden arındırılmış büyümemiz bir önceki çeyreğe göre, ilk üç çeyrek itibarıyla, birinci çeyrekte yüzde 1,6, ikinci çeyrekte yüzde 2,2, üçüncü çeyrekte yüzde 1,2’dir. Dolayısıyla çeyrekten çeyreğe de bir büyüme söz konusudur, sadece geçen seneki baz etkisini yansıtmamaktadır.

Üçüncü çeyrekte en sevindirici haber, bir süredir negatif seyreden makine teçhizat yatırımlarının yüzde 15,3 gibi güçlü bir şekilde artmış olmasıdır. Bu, gelecek açısından son derece olumludur çünkü üretken kapasite artıyor ve bu kalıcı bir şekilde refah artışını ima ediyor. Tabii ki, önümüzdeki sene de büyüme devam edecek.

Bir kere şunu net olarak ortaya koymakta fayda var: Şu anda kapasite kullanım oranı yüzde 80’e dayanmış durumda. İhracatçı sektörlerde kapasite kullanım oranı yüzde 83. Bu kapasite kullanım oranlarıyla yatırım neredeyse kaçınılmaz bir noktaya gelmiştir. Nitekim üçüncü çeyrekte de yatırımlarda, özellikle makine teçhizat yatırımlarında çok güçlü bir artış söz konusudur.

İkinci olarak istihdam ayağı çok güçlü. Birazdan rakamlar vereceğim. Ama niye büyüme devam edecek? Şundan dolayı: Ağustos ayı itibarıyla yıl başından bu yana 1 milyonun üzerinde vatandaşımıza istihdam bulduk. Son on iki aylık baktığınız zaman yaklaşık 1,4 milyon vatandaşımıza iş bulmuşuz. Bu artışlar çok güçlü ve gelecek sene için iç talebi destekleyici niteliktedir.

Son olarak şunu söyleyeyim: Avro pazarı, Avrupa pazarı bizim en büyük pazarımız. Orada çok güçlü bir canlanma var ve devam ediyor. Petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi Rusya’yı, petrol ihraç eden Orta Doğu ülkelerini olumlu yönde etkilemektedir. Bunun sayesinde Türkiye'nin ürünlerine, Türkiye'nin müteahhitlik hizmetlerine, turizm bağlamında güçlü bir dış talep desteği bekliyoruz.

İstihdam rakamlarını verdim ama şunun da altını çizeyim: Küresel krizden bu yana Türkiye'de 8,1 milyon vatandaşımıza net olarak istihdam imkânı bulmuşuz ki bu gerçekten çok güçlü bir istihdama işaret etmektedir. Bu istihdamın tabii ki devamı için ilave teşvikler üzerinde çalışıyoruz. Dün bu konuda bir Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısı yaptık ve önümüzdeki dönemde istihdamı canlı tutmak için reel sektöre, tabii ki, ilave nasıl destek verebiliriz onun çalışmalarını yapıyoruz.

Türkiye'nin tabii ki ekonomisinde her şey güllük gülistanlık değil, sorun alanlarımız da var. Sorun alanlarımızdan bir tanesi de Türkiye'nin cari açığıdır. İhracattaki artışa rağmen iç talebin güçlü olması, petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi nedeniyle ve altın ithalatının bu sene çok güçlü olması nedeniyle bu sene cari açığımızda yukarı doğru bir trend söz konusudur. Cari açık, üçüncü çeyrek itibarıyla on iki aylık baktığınız zaman, gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 4,7’sine tekabül etmektedir. Aslında net altın ticareti hariç cari açık yüzde 3,7 civarındadır yani cari açıktaki artışın tam 1 puanı net altın ithalatından kaynaklanmaktadır. Enerji ve altın hariç baktığınız zaman, Türkiye’de cari açık yok denecek düzeydedir. Ama biz cari açığı önemsiyoruz, cari açık önemli bir sorundur ve cari açığın kalıcı bir şekilde aşağıya çekilmesi için de biz önümüzdeki dönemde, yakın dönemde olduğu gibi, gerek enerjide gerek ham maddede dışa bağımlılığı azaltmak, gerek Türkiye’nin tasarruflarını artırmak gerekse Türkiye’nin katma değer zincirinde yukarı çıkması için AR-GE, inovasyon, girişimcilik ekosistemini güçlendirme noktasında çabalarımıza devam edeceğiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; genelde Türkiye’nin borçlarına ilişkin birçok değerlendirme tabii ki hem Plan ve Bütçe Komisyonunda hem de Genel Kurulda yapılıyor. Şunun altını çizmek istiyorum: Türkiye’nin toplam borcunun yani hane halkı, devlet, finans sektörü ve reel sektörün toplam borcunun gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yaklaşık yüzde 144’tür, gelişmekte olan ülkeler ortalaması yüzde 219’dur yani gelişmekte olan ülkelerin toplam borcunun millî gelire oranı yüzde 219’ken Türkiye’de yüzde 144’tür. Dolayısıyla gerçekten de Türkiye’nin bu bağlamda aşırı borçlu olduğu söylenemez. Reel sektörde bir kur riski söz konusudur ama bu kur riskini daha iyi yönetmeye yönelik şimdi biz bir makroihtiyati çerçeveyi, önemli bir reformu hayata geçiriyoruz. Türkiye’nin bütün bu borç üzerinden, özellikle dış borç üzerinden faiz ödemesinin millî gelire oranı yüzde 0,7’dir. Mesela bu rakam yaklaşık on beş yıl önce millî gelirin yüzde 1,9’u civarındaydı.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; zayıf taraflarımız olduğu gibi, güçlü taraflarımız da var; bunlardan bir tanesi de bankacılık sektörüdür. Bankacılık sektörü Türkiye’de sermaye yeterliliği açısından son derece güçlüdür. Sermaye yeterlilik oranı ekim itibarıyla yüzde 16,9’dur. Bu, hakikaten çok güçlü bir orandır ve uluslararası normların yaklaşık iki katıdır. Yani, bankacılık sektörümüz büyük şoklara karşı bile dayanıklılık gösterecek kadar güçlü bir sermaye yapısına sahiptir.

Kredi genişlemesi bu sene güçlü oldu Kredi Garanti Fonu sayesinde. Ama, kredi genişlemesinde normalleşme çoktan başladı. Her ne kadar kasım ayı itibarıyla yıllık artış yüzde 20 ise de son on üç haftalık hareketli ortalamalar itibarıyla baktığınız zaman, artış oranı yüzde 12,4 civarındadır. Bankacılık sisteminin kârlılığı da makul düzeydedir. Öz kaynak ve aktif kârlılığı, yıllıklandırılmış olarak yüzde 14,4 ve yüzde 2 civarındadır.

Enflasyon, diğer önemli bir sorun alanımızdır. Enflasyon bu sene, gerçekten, özellikle liranın değer kaybı, petrol fiyatlarındaki artış ve önemli ölçüde de gıda fiyatlarındaki katılıktan dolayı çift haneye çıkmıştır. Enflasyon sorununu biz önemsiyoruz. Enflasyonla mücadele etmek, enflasyonu tekrar tek haneye indirmek için Hükûmet olarak üzerimize düşeni yapacağız. Özellikle kamu fiyatlarını bu çerçevede daha makul düzeyde tutacağız, bunun altını bir çizmek istiyorum.

İkinci olarak, gıda komitesinde çok güzel çalışmalar yaptık. Yaptığımız çalışmalar sonucunda, ekim ayı başında, önemli düzenlemeleri hayata geçirdik. Özellikle yaş meyve ve sebze ki en çok oynaklık bu kalemde var, buradaki oynaklığı azaltmak, fiyatları makul düzeyde tutmak, tüketiciye kaliteli ürünün ulaşmasını, makul fiyatlarda ulaşmasını sağlamak için çok önemli düzenlemeleri ekim başı itibarıyla uygulamaya koyduk. Tabii, bir geçiş dönemi gerekecek, destek vereceğiz. Çünkü tarladan ta nihai tüketiciye kadar yaş meyve sebzede ortalama yüzde 30 civarında fire var. Bu fireyi ancak doğru paketleme ve tabii ki doğru ulaşım araçlarıyla taşıyarak toptancı pazarların yapısını, oradaki bütün ekosistemi güçlendirerek bütün bunlar üzerinden biz inanıyoruz ki bu fire oranını düşürebiliriz; bu, fiyatlara ve tüketiciye olumlu olarak yansıyacaktır.

Merkez Bankamız aslında para politikasını sıkılaştırmıştır fakat bunun etkisi gecikmeli olarak ortaya çıkacaktır. Kredi Garanti Fonu’nun devreye girmesi, finansal koşulların gevşemesi bunun etkili olmasını kısmen bu geçtiğimiz dönemde engelledi ama önümüzdeki dönemde Kredi Garanti Fonu’nun daha çok yatırıma ve ihracata gideceğini düşünürsek bunun etkisi de -enflasyonist anlamda söylüyorum- göreceli olarak azalacaktır. Tabii ki önümüzdeki dönemde inanıyoruz ki lirada göreceli bir istikrar, gıda komitesinin çabaları, Merkez Bankamızın çabaları sayesinde enflasyon tekrar düşüş trendine girecektir ve bu düşüş trendinin aralıktan başlayıp yılın ilk çeyreğinde hızlanmasını bekliyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerek daha çok istihdam gerek daha kalıcı fiyat istikrarı gerekse cari açığın daha düşük düzeylere, yönetilebilir düzeylere çekilmesi için Türkiye'nin yapısal reformlarını güçlü bir şekilde devam ettirmesi zorunluluktur ve Hükûmetimizin bu konuda da iradesi güçlüdür. Reformlar sayesinde son on beş yılda birçok şok yaşamamıza rağmen ekonomimiz dayanıklıdır ve ekonomimiz güçlü bir performans ortaya koymuştur. Şimdi bu reform başlıklarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Önümüzdeki dönemde beşerî sermayenin kalitesini artırmak için, eğitimde kaliteyi artırmak için, öğretmen eğitiminden, mesleki ve teknik eğitim oranını yüzde 60’ların üzerine çıkarmaktan, yoğun yabancı dil eğitiminden, okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılmasına, özel sektör payının artırılmasına kadar birçok konuda çalışmalarımız, çabalarımız devam edecektir. İstihdamı artırmak için son bir yıl içerisinde gerek işbaşı eğitim programlarının geliştirilmesi, özel istihdam bürolarının kurulması, kadınların iş gücüne daha fazla katılımını sağlamak için kreş ve benzeri teşviklerin sağlanması, İş Kanunu’nda son yaptığımız değişiklikler, bütün bunların amacı, daha çok istihdam, daha çok üretim. Önümüzdeki dönemde aktif iş gücü politikalarını daha da hızlandıracağız, kısmi zamanlı çalışmanın üzerindeki engelleri kaldıracağız.

Yatırım ortamının iyileştirilmesi için geçen sene önemli reformlar yaptık. Taşınır rehni reformunu yaptık, yeni teşvik sistemini getirdik, bürokrasinin azaltılması, iş yapmanın önündeki engellerin ve yüklerin azaltılması noktasında önemli adımlar attık. Kamu alımları yoluyla yerli üretimin desteklenmesini sağlıyoruz. Kredi garanti mekanizması üzerinden, hazine destekli kredi garanti sistemi üzerinden finansmana erişimi artırıyoruz.

Diğer önemli bir alan, AR-GE, inovasyon ve girişimcilik sisteminin güçlendirilmesi. Son bir yıl içerisinde Patent Kanunu’nu çıkardık. AR-GE paketini, özellikle AR-GE’nin ticarileşmesini hayata geçirdik. Fonların fonunu, onlara kaynak aktarmasını sağladık. Kitle fonlamasını hayata geçirdik. Önümüzdeki dönemde Meclisimizin gündeminde olan TÜBİTAK’ın yeniden yapılandırılması ve gelecek vadeden şirketlere daha çok destek için Kalkınma Bankasının yeniden yapılandırılması gibi önemli gündem maddelerimiz var.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, TÜBİTAK son on beş yılda 25 defa yapılandırıldı. Doğru yapılandırmayı nasıl bulacağız?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan, devam edin.

BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Yargı sistemine ilişkin bilirkişi reformu, istinaf mahkemeleri, modern ara buluculuk gibi, ihtisas mahkemeleri gibi çok önemli adımlar attık. Önümüzdeki dönemde yine, yatırım ortamını iyileştirmek için İcra ve İflas Kanunu’ndan, ihtisas mahkemelerinin sayısının artırılmasından elektronik tebligat sisteminin geliştirilmesine, vatandaşların idareyle uyuşmazlıklarının azaltılmasına kadar birçok konuda çok önemli adımlar atacağız. Kamu maliyesinde Mecliste bekleyen gelir vergisi reformundan Vergi Usul Kanunu’na kadar, kamu harcama reformundan performans bazlı bütçelemeye geçene kadar birçok konuda önemli reformları hayata geçirmeyi umut ediyoruz.

Sermaye piyasalarının daha da derinleştirilmesi için yakın dönemde gerek otokatılım gerek sigortacılık konusunda çok önemli adımlar attık, finansmana erişimi kolaylaştırdık. İstanbul’un uluslararası finans merkezi projesini güçlü bir şekilde devam ettireceğiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şunun da altını çizmek istiyorum: Hem kamunun borç yükünün millî gelire oran olarak yüzde 70’lerin üzerinden yüzde 30’un altına -bu sene herhâlde yüzde 28,5 olacak- çektik. Burada en önemli kazancımız faiz yükünün azaltılmış olmasıdır. Bakın, faiz harcamalarının gayrisafi yurt içi hasıla içerisindeki payı 2018 yılında yüzde 2,1 olacak yani yüzde 2 civarı gayrisafi yurt içi hasılaya oran olarak faiz ödeyeceğiz. Bu oran bundan on beş yıl önce yüzde 14,4’tü. Benzer şekilde, bütçenin yüzde 9,4'ü faize gidecek gelecek sene, bu oran yüzde 43’ün üzerindeydi. Bu çok önemlidir çünkü hakikaten bunun sayesinde eğitime, sağlığa, altyapıya daha çok kaynak ayırma imkânımız oluyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gelecek sene, uluslararası piyasalardan, tahvil piyasalarından 6,5 milyar dolarlık kaynak sağlamayı düşünüyoruz.

Son iki dakikada da bir eleştiri hususu vardı, ona cevap vermek istiyorum: Özellikle bu kamu-özel iş birliği modeliyle gerçekleştirilen projelerdeki yükümlülüklerin şeffaf bir şekilde raporlanmaması hususu. Evet, bu konu biraz eksik bir konudur ve bu konuda biz Maliye Bakanlığımıza koordinasyonu verdik. Uluslararası raporlamada yetkin olan kuruluşlarla bu konu çalışılıyor. Bundan sonra düzenli bir şekilde bunları raporlayacağız.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, sayıları vermiyorlar, sayıları.

BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Zamanım sınırlı arkadaşlar.

Sayıları da vereceğiz.

Şimdi, değerli arkadaşlar, Hazine Müsteşarlığı tarafından bugüne kadar Avrasya Tüneli, Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu, Kuzey Marmara Otoyolu bağlamında toplamda 8,7 milyar dolarlık borç üstlenim anlaşması imzalanmıştır, bu projeler tamamlanmış, risk dönemleri geride kalmıştır ve dolayısıyla, işletme dönemine geçilmiştir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bu yıl kaç para ödeyeceğiz Sayın Bakan?

BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – İkinci konu olarak şunu söyleyeyim: Ulaştırma Bakanlığı ve Karayolları Genel Müdürlüğünün yürüttüğü kamu-özel iş birliği projeleri kapsamında, 2018 yılında bütçeden 3,6 milyar lira, şehir hastaneleri için yapılacak kira ödemeleri yani Sağlık Bakanlığı bütçesine konulacak ödeneklerden 2018 yılında 2,6 milyar lira olmak üzere bu ödemeler yapılacaktır.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – 3,6 milyar ne için ödenecek?

BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Hazine garantili toplam borç stoku 13,2 milyar dolardır. Bu, gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 2’sinden daha azdır.

Bir rakam vermek istiyorum son olarak, biliyorum sürem kalmadı: Hazine Müsteşarlığının aktif kredi risk yönetimi çerçevesinde Hazine garantili borçlardan üstlenim oranı 2000’li yılların başında toplam garantili borç stokunun yüzde 50’si seviyesindeyken 2017 Eylül itibarıyla yüzde 0,6 yani Hazine gerçekten bu riskleri hem yönetmiştir…

Zamanım kalmadığı için diğer hususları daha başka bir bağlamda…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Beşer dakika alalım diğer bakanlardan Sayın Bakan.

BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Bilemiyorum, takdir kendilerinin ama şimdi haklarını yemeyeyim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Şu rakamları bir açsaydık.

BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Tamamlayabilir miyim?

BAŞKAN – Peki, bir dakika ek süre vereyim size.

BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Ben tekrar bu bütçe sürecinde hepinize katkınız için, yapıcı eleştirileriniz için, yol gösterici önerileriniz için çok teşekkür ediyorum. Tekrar, bütçemizin milletimize, ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şimşek.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Biz bile alkışlıyoruz, görüyorsun.

BAŞKAN – Şimdi Başbakan Yardımcısı Sayın Hakan Çavuşoğlu konuşacak.

Buyurun Sayın Çavuşoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz otuz dakika.

MUSA ÇAM (İzmir) – Kavga etme, alkışlayalım sizi; kavga etme, alkışlayalım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Laf atmayacağız, laf atmayacağız.

MELİKE BASMACI (Denizli) – O konumda artık herhâlde kavga etmez, eskidendi o, vekilkendi.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; sözlerime başlarken şahsım ve kurumlarımızda görev alan mesai arkadaşlarımız adına yüce heyetinizi ve bizleri televizyon ekranları başında izlemekte olan vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum. Genel Kurulda son şeklini vermek üzere toplandığımız 2018 yılı bütçemizin hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

Hükûmetimizde görev alanımdaki kurum ve kuruluşlar olan Vakıflar Genel Müdürlüğü, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü bütçeleriyle ilgili olarak huzurlarınızdayım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kadim medeniyetimizin ve ecdadımızın en bariz özelliklerinden biri, hayır ve hasenatta, yardımlaşma ve dayanışmada yarışma melekesidir. Bu melekenin en somut göstergesi de dünyanın hayran kaldığı mimari eserleri ve insanlığın en ulvi noktalarına ulaşmış erdemli ahlak anlayışını barındıran vakıflarımızdır. Yardımı sayarak değil saçarak yapan dedelerimizin eşsiz iyilik düşüncesi âdeta taşa işlenmiş fazilet abidesidir. Sadaka taşlarıyla muhtaçların ihtiyacını kollayan, mola taşı ve binek taşı gibi vakıflar eliyle hamalları ve yolcuları gözeten ecdadımız, bu hizmetleriyle âdeta taşları eriterek bir medeniyet inşa etmiştir.

Kurduğu vakıflar eliyle hizmetlerini sürekli ve yaygın hâle getirmiş olan ecdada yaraşır şekilde, vakıflarımızı, vakfedenlerin şartları ve amaçları doğrultusunda, çağımızın tüm teknolojik imkânları kullanılmak suretiyle en verimli şekilde işletmek öncelikli hassasiyetlerimiz arasındadır. Vakıf geleneğimizi sürdürme ve gelecek nesillere aktarma görevi, uhdemizde bulunan Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün esas sorumluluğudur. Çalışmalarımızda vakıf medeniyetinin ruhuna dokunmak ve bu ruhu yüceltmek en önemli gayretlerimizdir. Günümüzde çatışmalar ve acı içinde kıvranan insanlığın çaresizlik içinde yüzünü çevirdiği tek ülkenin Türkiye olması ve aziz milletimizin gözlerinin âdeta içine bakması, medeniyet ufkumuzun önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.

Ecdat yadigârı vakıf abide ve eski eserlerin bakım, onarım ve restorasyonu çerçevesinde, 2013-2017 yılları arasında yaklaşık beş bin vakıf eserin proje ve onarımı tamamlanmıştır. Vakıflar Genel Müdürlüğünce yürütülen restorasyon çalışmaları süratle devam etmektedir. Birkaç örnek vermek gerekirse, 2017 yılında yurt içinde İstanbul Beşiktaş Yıldız Hamidiye Camisi, Tunceli Pertek Sağman Köyü Camisi, İstanbul Edirnekapı Aya Yorgi Kilisesi, İstanbul Eminönü Mısır Çarşısı ve yurt dışında ise Bosna-Hersek Gradişka Derviş Hanım Medresesi, Makedonya Manastır Haydar Kadı Camisi gibi önemli eserlerin restorasyonları tamamlanmıştır. Görüldüğü üzere, Vakıflar Genel Müdürlüğü ecdat yadigârı olup bugün ülkemiz sınırları dışında kalan, Osmanlı coğrafyasına dağılmış vakıf eserlerinin de restorasyonunu gerçekleştirmektedir. Yurt içinde öncelikle, terörden etkilenmiş olan Diyarbakır Sur Fatihpaşa Kurşunlu Camisi, Ermeni Katolik Kilisesi, Dört Ayaklı Minare ve Şeyh Mutahhar Camisi, Dünya Miras Listesi’nde yer alan Sivas Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası, Sivas Gök Medrese, yurt dışında ise Bosna Savaşı’nda tamamen yerle bir edilen Bosna-Hersek Foça Alaca Camisi, Kosova Cakova Küçük Medrese, Mamuşa Saat Kulesi ve çevre düzenlemesi, Kıbrıs Lefkoşa Dükkânlar Önü Camisi gibi önemli eserlerin restorasyon çalışmaları ise hâlihazırda devam etmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Vakıflar Genel Müdürlüğü vakıfların vakfiyelerinde yer alan hayır şartlarını da özenle yerine getirmektedir. Bu amaçla, her ay 15 kalemden oluşan kuru gıda paketleri, 81 il merkezinde 20.315 ihtiyaç sahibi ailenin, bir başka ifadeyle 82.280 kişinin adresine teslim edilmektedir. Eyüp İmareti’nde ise 2 bin kişiye her gün bir öğün sıcak yemek hizmeti verilmesine devam edilmektedir. Diyarbakır ili Sur ilçesinde yaşayan terör mağdurlarına 14 bin adet, Mardin ili Nusaybin ilçesinde yaşayan terör mağdurlarına ise 15 bin adet kuru gıda paketi gönderilmiştir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne 23.500, Bosna-Hersek’e 19.880, Kosova’ya 19 bin, Makedonya’ya 16 bin, Filistin’e 50 bin koli olmak üzere toplam 128.380 koli kuru gıda paketi gönderilmiştir.

Çalışma gücünün yüzde 40’ını kaybeden muhtaç engelliler ile yetim çocuklara da aylık bağlanmaktadır. Hâlihazırda 4.170 kişiye bu usulde aylık bağlanmış ve aylık olarak 643 lira ödenmeye devam edilmektedir.

Vakıflar Genel Müdürlüğünce 2017-2018 eğitim öğretim yılında ilk ve ortaöğretim okullarında 15 bin öğrenciye aylık 60 lira burs verilmektedir. Ayrıca, 600 yabancı uyruklu öğrenciye 500 lira, 5.400 yükseköğrenim öğrencisinin her birineyse 250 lira burs verilmektedir.

Vakıflar Genel Müdürlüğümüz “akar” dediğimiz gelir getirici mülklerden elde edilen gelirle vakıfların hayır şartlarını gerçekleştirmektedir. Akar nitelikli taşınmazlar üzerinde verimli projeler üretilerek bir bir hayata geçirilmeye devam edilmektedir.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, kararlılıkla mücadelesini sürdürdüğümüz FETÖ terör örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı olduğu belirlenen toplam 139 vakıf da bu arada kapatılmıştır. Vakıflar Genel Müdürlüğünde FET֒yle irtibatlı ve iltisaklı olduğu tespit edilen 31 personelin de görevlerine son verilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizlere ikinci olarak Türkiye’nin dost elini dünyanın dört bir yanına uzatan, Türk milletinin göğsünü kabartan TİKA’dan ve projelerinden bahsetmek istiyorum. 1992 yılında kurulan TİKA’nın 2002 yılında 12 olan yurt dışındaki ofis sayısı bugün itibarıyla 58 ülkede 60’a ulaşmıştır. TİKA, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Hükûmetimiz döneminde verilen önemle birlikte gelişmiş, 170 civarında ülkede yılda 2 bine yakın proje uygulayabilen küresel bir teşkilat hâlini almıştır. TİKA’nın bulunduğu konuma gelmesinde en önemli faktör kuşkusuz güçlü ve istikrarlı siyasi iradedir. TİKA, insan odaklı kalkınma iş birliği anlayışıyla doğumdan ölüme kadar insan hayatının her evresine ilişkin proje ve faaliyetler gerçekleştirmekte ve insanın maddi, manevi tüm ihtiyaçlarıyla yakından ilgilenmektedir. Bu kapsamda, eğitim ve sağlık altyapılarının geliştirilmesi, tarım ve hayvancılık, meslek edindirme, insan kaynakları, kültür varlıklarının restorasyonu ve insani yardımlar gibi faaliyet alanlarında son dönemde gerçekleştirilen bazı büyük ölçekli projelerden sizlere bahsetmek istiyorum.

Kırgızistan’da yılda 150 bin kişiye hizmet verecek olan ülkenin en donanımlı ve en yüksek kapasiteli hastanelerinden biri olarak Türkiye Dostluk Hastanesinin inşası, Özbekistan’da yılda 500 bine yakın kişinin faydalanacağı 12 adet tam donanımlı mobil klinik temini, Kazakistan’da Altay Dağları’nda Türk tarihine ait iki bin yıllık kalıntıların koruma altına alınması ve gelecek nesillere aktarılmasına yönelik çalışmalar, Moğolistan’da Türk tarihine ışık tutacak Bilge Tonyukuk Anıt Alanı’nda kazı çalışmaları ve akabinde aynı bölgede bir müze kurulması, Bosna’da romanlara konu olan Sokullu Mehmet Paşa yani Drina Köprüsü ve Mostar Karagöz Bey Medresesi’nin restorasyonu, Bulgaristan’da Sofya’da tek ecdat yadigârı eser olan Banyabaşı Camisi’nin restorasyonu, Sırbistan’da 15’inci yüzyıl Osmanlı dönemine ait Ram Kalesi’nin restorasyonu, Makedonya’da Mustafa Kemal Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi’nin TİKA tarafından yeniden inşa edilen misafir ve anı evinin müzeye dönüştürülmesi, Macaristan, Zigetvar Seferi sırasında şehit düşen Kanunî Sultan Süleyman Han’ın iç organlarının defnedildiği türbesinin kazı çalışmaları ve aslına uygun inşası, Somali’de Türkiye'nin yurt dışındaki en büyük askerî tesisinin inşası, ülkenin en modern ve büyük kapasiteli eğitim ve araştırma hastanesi, Etiyopya’da Kral Necaşi ve 15 sahabenin türbeleri ile Harar’da son Osmanlı Konsolosluk Binası’nın restorasyonu, Libya’nın Misurata şehrinde 2.400 metrekare alana kurulu ve günlük 200 hasta kapasiteli bir fizyoterapi hastanesi inşası, Sultan Abdülhamit Han döneminin en prestijli projelerinden biri olan Ürdün Hicaz demir yolu Amman Tren İstasyonu restorasyonu, Irak’ta 2 bine yakın Türkmen öğrenciye eğitim veren 13 Türkmen okulunun tadilatı, Şili Santiago’da Mustafa Kemal Atatürk Kolejinin tadilatı.

Değerli milletvekilleri, saymakla bitiremeyeceğimiz projelerimizin yanı sıra en önemli güncel konularımızdan olan Filistin ve Kudüs meselesine de bu vesileyle değinmek istiyorum. Kudüs’ü İsrail’e başkent yapmak gibi beyhude hayalleri burada bir kez daha kınıyorum. Kudüs’le ilgili hassasiyetimiz her zaman en üst seviyede devam edecektir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle “Asırlarca Müslümanların göz bebeği olan bu mübarek beldeye sırtımızı dönmemiz, kendimizi inkâr etmemiz demektir. Kendimizi asla inkâr etmeyeceğiz. Kudüs'e İstanbul gibi, Ankara gibi, Bursa gibi, Diyarbakır gibi sahip çıkacağız.” Bu tarihî şehrin üzerindeki hatıra ve izleri silecek ve dünya barışını baltalayacak adımlara karşı Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sergilediğimiz güçlü ve net tavırdan asla taviz vermeyeceğiz.

İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla İslam İşbirliği Teşkilatının konuyla ilgili olağanüstü zirve toplantısı bugün İstanbul’da gerçekleştirilmiş, sonuç bildirgesinde de Doğu Kudüs Filistin Devleti’nin başkenti ilan edilmiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda, bir kez daha, tüm ülkelere, işgal altındaki kenti Filistin’in başkenti ilan etmeleri için çağrıda bulunuyorum.

Kudüs de dâhil olmak üzere Filistin genelinde uyguladığımız projelerle bir taraftan zulme uğrayan ve dünyanın gözlerini kapadığı insanların eğitim, sağlık, konut gibi temel insani ve sosyal ihtiyaçlarını karşılarken diğer yandan her bir Filistinli kardeşimizin meslek edinmesine, ekonomik hayata entegrasyonuna ve dayatılmak istenen yeni sömürgeci düzene karşı durabilecek niteliklerle donanmasına katkı sağlanmaktadır. Bu anlayışla, TİKA, her bir Kudüslüye ve her bir Filistinliye bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ihtiyacı olan her konuda destek olma, evini, işini, aşını, insanca bir yaşamı ve özgürlüğü kazandırabilme gayreti içerisinde bulunacaktır. Herkes yıkmaya çalışsa da Türkiye Cumhuriyeti yapmaya devam edecektir çünkü bizler yıkım ve yok etme değil, inşa ve yaşatma medeniyetine inanan bir anlayışın sahipleriyiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Elbette, ülkemiz, her şeye rağmen uluslararası meselelerin diplomatik müzakereler yoluyla çözülmesinden yanadır. Türkiye bu konuda fazlasıyla adım atmış ancak yeterli karşılığı bulamamıştır. Bu iyi niyetimizin somut bir göstergesi olarak TİKA’nın Tel Aviv’de de bir ofisinin açılması konusunda çalışmalar başlatılmış ancak ne yazık ki sonuçlandırılamamıştır. Hâlihazırda yine TİKA’nın bir mahallî görevlisi haksız iddialarla İsrail’de tutuklu bulunmaktadır. Tarih, kimlerin insanlığa, kimlerin düşmanlığa hizmet ettiğini mutlaka yazacaktır.

TİKA’nın son yıllarda Kudüs’te gerçekleştirdiği projelerden sadece birkaçını sayacak olursak, bu bölgeye ne kadar önem verildiği ve imkânlar çerçevesinde nasıl bir gayret sarf edildiği daha iyi anlaşılacaktır.

Kubbet-üs Sahra Hilalinin Altın Varaklarının Yenilenmesi Projesi mesela. Mescid-i Aksa Silsile Kubbesi çinilerinin yenilenmesi gibi. Kudüs Özbekler Tekkesi Restorasyonu Projesi gibi. Kudüs Filistin Kızılayı Girişimi İyileştirilmesi Projesi gibi. Mescid-i Aksa’nın abdesthanelerinin yenilenmesi gibi. Kudüs’te eski şehirde bulunan 15 adet tarihî ev ve 9 adet dükkânın restorasyonu gibi. Filistin’de hepiniz görmüşsünüzdür, görmüş olmakla beraber eminim ki ülkenizle gurur duyduğunuzu da biliyorum, son olarak 320 konut inşa edilmiş ve Gazzeli mağdur, mazlum insanlara teslim edilmiştir değerli arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

2018 yılında ise bu ve benzeri projelere ilave olarak, Kudüs Üniversitesinde kız yurdu inşaatı ve Kudüs Mescid-i Aksa İslam Eserleri Müzesi teşhir ve tanzim çalışmalarının yapılması planlanmaktadır.

TİKA, sadece Filistin’de değil, dünyanın dört bir yanındaki tüm mazlumlarla ilgilenmekte ve doğrudan sorunlarının çözümüne yönelik proje ve faaliyetler uygulamaktadır. Geçtiğimiz aylarda Myanmar’da yaşanan zulümden kaçan Arakanlı Müslümanlara çileli mücadeleleri sırasında ilk sıcak çorbayı ve ekmeği ulaştıran TİKA’mız olmuştur.

Değerli kardeşlerim, burada bir şeyi özellikle parantez açarak belirtmek istiyorum. Arakanlı Rohingya Müslümanlarının Bangladeş’e sığındığı süreçte yaşanan o günlerce açlıktan sonra TİKA personelimizin kendi gayretleriyle kazanlar ve ateşler kurarak oradaki insanlara yemek yapması ve kendi elleriyle dağıtması, inanın, hafızalardan silinecek bir görüntü değildir. Türkiye her zaman mazlumların ve mağdurların yanında oldu, bundan sonra da bu gayretine devam edecektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Kısa bir süre önce Meksika’daki depremde, Kırgızistan’daki heyelanda, Bosna ve Sırbistan’daki sel felaketinde, Batı Afrika’daki ebola salgınında muhtaç ve mazlum insanların yardımına koşan yine Türkiye ve TİKA olmuştur.

Değerli arkadaşlar, Afrika’nın öyle bölgeleri var ki baktığımız zaman oradaki insanların katarakt hastalığına maruz kaldıklarını ve bir yerde, dünyayı artık, bir şekilde, temaşa edemediklerini biliyoruz, gördük, öğrendik. Bu insanlar yıllarca katarakt ameliyatı olmasını bilmiyorlar, gösterilmemiş, görülmemiş ve TİKA’mız bu insanlara ulaşarak, buradan sağlık personelini, doktorları götürerek, o insanları katarakt ameliyatı ettirerek yeniden dünyayı temaşa etmelerine, birbirlerini ve sevdiklerini görmelerine, onlara gözleriyle kavuşmalarına olanak sağlamıştır. Bundan daha mühim, bundan daha değerli bir hizmet olabilir mi insanlık için? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, yüce Türk milletinin tarihten gelen sorumluluğu, ülkemizin içinde bulunduğu coğrafya, dinî ve manevi değerlerimiz ve insanlık anlayışımız, uluslararası meselelere olan duyarlılığımızı artırmakta ve bize, sorunların kaynağı olan ülkelerden farklı olarak, sorunların çözümü görevi yüklemektedir. Çünkü bizim siyasetimiz ve stratejimiz, daha 11’inci yüzyıl başlarında Türklerin Anadolu’ya girişinin temellerini oluşturan yüce gönüllü erlerimizden Ebul Hasan Harakani Hazretleri’nin ifade ettiği hususlara dayanır. Ne diyordu Hasan Harakani: “Türkistan’dan Şam’a kadar olan sahada bir kardeşimin parmağına batan diken benim parmağıma batmıştır, birinin ayağına çarpan taş benim ayağımı acıtmıştır, bir kalpte hüzün varsa o kalp benim kalbimdir.”

Değerli arkadaşlar, bakınız, hem TİKA’mız hem Vakıflar Genel Müdürlüğümüz, bizler yüce ecdadın vakıf medeniyeti olarak ifade edilen torunlarıyız. Vakıf medeniyeti dediğimiz zaman, işin içerisine girdiğiniz zaman gerçekten vukuf ediyorsunuz, anlıyorsunuz. Mesela, Diyarbakır’a gidip orada ne gibi vakıflar olduğunu öğrenmek istediğimizde bir olayla karşı karşıya geldik, biraz evvel bahsettim. Şimdi, binek taşı vakfı kurulmuş. Nedir bu vakıf diye soruyoruz. Ecdat bir vakıf kurmuş, hayvanların üzerine insanların rahatlıkla binebilmesi için binek taşı kurmak üzere vakıf kurmuş. Mola taşı vakfı var, hamalların taşıdıkları yüklerin ağırlıkları altında yoruldukları zaman, o mola taşına yüklerini dayayıp orada nefes almalarını sağlamak için vakıf kurulmuş. “Gurabahane-i Laklakan” dedikleri aç leyleklere bakma vakfı, “darülhavhav”, “darülmiyav” gibi vakıflar. Gerçekten ecdadın bu ince ruhunu, bu medeniyet anlayışını gördükten sonra, insanın tarihiyle, geçmişiyle, ecdadıyla övünmesi ne kadar da yerli yerinde ve haklı bir gurur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; en az gelişmiş ülkelere verilen yıllık 200 milyon dolarlık taahhüdü fazlasıyla yerine getiren ve 3 milyon civarındaki Suriyeli misafire kapılarını açıp dünyaya insanlık dersi veren, tüm kurum ve kuruluşlarının katkı sağladığı insani yardımlarının millî gelirine oranında dünya 1’incisi olan Türkiye’mizin yurt dışındaki yüz aklarından biri olan TİKA’mız, kalkınma iş birliğinin bütün alanlarında, her türlü enstrümanı etkin bir biçimde kullanarak, bölgemizdeki ve küresel düzeydeki sorunlara, derin köklerimizden beslenen adalet ve vicdanla, ayrım yapmadan, hızlı ve etkili çözümler sunabilen öncü bir teşkilat olmak vizyonuyla 2018 yılında da tarihî ve vicdani sorumluluğunu en iyi şekilde yerine getirecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün bütçesini görüştüğümüz Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Türkiye'nin aktif dış politika perspektifiyle uyumlu bir şekilde yurt dışında yaşayan vatandaşlar, kardeş topluluklar ve uluslararası öğrencilerle ilgili çalışmalar yürütmektedir. Yurt dışında yaşayan gençlerimizin Türkiye'nin tarihî ve kültürel mekânlarını görerek aidiyet duygularını geliştirmek adına her yıl düzenlenen Gençlik Köprüleri Programı’na yurt dışında yaşayan yaklaşık 5 bin gencimiz katılım sağlamıştır. Uluslararası öğrenci hareketliliği programlarının etkinliğinin artırılması noktasında Türkiye Mezunları Programı başlatılmıştır. Bu kapsamda, 26 adedi yalnızca 2017 yılında olmak üzere 24 ülkede toplam 31 Türkiye Mezunları Derneği kurularak Türkiye mezunu olma kimliği kurumsal bir nitelik kazanmıştır. Türkiye mezunları derneklerinin sayısı önümüzdeki dönemlerde daha da artmış olacaktır. Dünyanın 160 ülkesinden yaklaşık 100 bin Türkiye mezunu bulunmaktadır Bu mezunlarımızla ilişkilerin güçlendirilmesi, temasın yeniden sağlanması ve bir iletişim ağının oluşturulması çok önemlidir. Bu amaçla, ülkemizin 1992 yılında başlattığı uluslararası öğrencilere yönelik burs programının 25’inci yıl dönümünün mezunlarımızla birlikte kutlanması amacıyla 25 Kasım 2017 tarihinde “Türkiye Yeniden: Mezun Buluşması” isimli bir program tertip edilmiştir. Türkiye’de bulunan yaklaşık 110 bin uluslararası öğrencinin 16 binden fazlası Türkiye burslarıyla eğitim hayatlarına devam etmektedir. Türkiye son yıllarda âdeta uluslararası öğrencilerin üssü hâline gelmiştir. Bu, Türkiye’ye olan güvenin açık bir tezahürüdür.

Değerli milletvekilleri, medya, günümüz çağdaş yönetim biçimleri içerisinde yasama, yürütme ve yargıyla birlikte 4'üncü güç olarak tanımlanmaktadır. Kamuoyunun doğru şekilde bilgilendirilmesi ve medyanın ülkemizde yürütülen yenilenme ve gelişim yönündeki hareketlerle olumlu katkı sağlaması bu anlamda büyük önem taşımakta ve Hükûmetimiz bu konuda büyük bir hassasiyet göstermektedir. Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, basının gelişmesine verilen katkı ve desteğin yanı sıra, demokratik hayatımızın güçlenmesi, devlet enformasyonunun etkin bir şekilde kullanılması, ülkemizin uluslararası arenada tanıtımında üstlenmiş olduğu sorumlulukları bihakkın yerine getirmektedir. Bu kapsamda, Ocak-Kasım 2017 tarihleri arasında Genel Müdürlük davetlisi olarak ağırlanan basın mensubu sayısı 740’tır. Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, 15 Temmuz hain darbe girişimiyle ilgili olarak dünya kamuoyunun doğru ve etkin bir şekilde bilgilendirilmesi için en büyük çabayı gösteren kurumlar arasında yer almıştır. Darbecilerin etkisiz hâle getirilmesinin ardından, ivedilikle dünyanın pek çok bölgesinden basın mensupları heyetler hâlinde Türkiye’ye davet edilmiş ve çeşitli etkinliklerle darbenin durumu, darbeyle ilgili yaşananlar aktarılmıştır. Tarihe ve Millî Birliğe Tanıklık Programı kapsamında 8 heyet olarak 27 ülkeden 75 basın mensubu Türkiye’de bulunmuş, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Dışişleri Bakanlığı ve diğer kurumların yanı sıra sivil toplum kuruluşları temsilcileri, özellikle 15 Temmuz sürecinde büyük saldırıya uğrayan medya grupları ziyaret edilmiştir.

Genel Müdürlükçe 15 Temmuz ve sonrasında yaşanan gelişmeler dikkate alınarak tüm dünya kamuoyuna iz bırakacak bir mesaj niteliğinde FET֒cü hainler tarafından bombalanan Meclisin mermer parçaları, dünyanın dört bir yanındaki söz sahibi kişi ve kurumlara iletilmiştir. Darbenin 1’inci yıl dönümde 11-16 Temmuz 2017 tarihleri arasında 53 ülkeden toplam 340 basın mensubu Türkiye’de ağırlanmış, Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Başbakanımızın iştirak ettiği toplantılara katılım sağlanmak suretiyle birinci elden bilgilendirilmişlerdir.

Basın mensuplarına basın kartı düzenlemesi, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün öncelikli hizmetleri arasında yer almaktadır. Basın kartları, elektronik başvuru sistemi üzerinden yürütülen çalışmalar, işlemlere hız ve işlerlik kazandırmıştır.

Değerli milletvekilleri, sabahtan bu yana bütün arkadaşlarımızı cankulağıyla dinledim. Özellikle son bölümde yapılan tartışmalarla ilgili olarak birkaç kelime de ben söylemek istiyorum ki bu, Lozan tartışması.

Değerli arkadaşlar, bir kere şunu ifade edeyim: Lozan tartışmasının bugün burada yaşanması bütçe görüşmelerinin birinci gününde Sayın Başbakanımızın konuşması vesilesiyle ortaya çıkan depremin artçılarıdır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir) – Sen girme bu konulara.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Sayın Başbakanımız gerçekten de o gün yapmış olduğu konuşmayla gayet vazıh bir şekilde her şeyi açıklamış, izah etmiştir. Buna rağmen, Lozan tartışmalarını bağlamından kopararak farklı bir şekilde aktarmaya çalışmak emin olun, sadece beni değil, sizleri izleyen Balkan coğrafyasındaki, Balkan coğrafyasından göç etmek zorunda kalan milyonlarca Rumeli kökenliyi burada üzmektedir.

Arkadaşlar, siyaset yapıyorsunuz. Siyaset yaptığınız yerde baltayı bu kadar taşa vurur mu insan? Bu kadar vurabilir mi?

MUSA ÇAM (İzmir) – Şimdi vurdun.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Bugün Yunan gazetelerini açın, siz ne söylüyorsanız aynılarını söylüyorlar. Pavlopulos sizin söylediklerinizi söyleyemedi Cumhurbaşkanımıza. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Böyle bir şey olabilir mi? Batı Trakya Müslüman Türk azınlığının hakları var, hukuku var. Birisi icradan bahsediyor, uluslararası hukuk ve icradan bahsediyor. Ya, arkadaşlar, ne yapacak? İcraya gidip haciz memuru mu gönderecek Yunanistan’a Türkiye? Yani söyleyin, ne olacak? Kaldı ki müftülük meselesi bugün ortaya çıkan bir mesele değil, 1985 yılından itibaren seçimleri uygulatmıyor Yunanistan. CHP’nin hükûmet ortağı olduğu dönemde Hikmet Çetin Dışişleri Bakanıydı, Başbakan Yardımcısı da Erdal İnönü, niye icra, haciz göndermediniz o zaman Yunanistan’a? Niye yapmadınız? Burada niye konuşuyorsunuz? (CHP sıralarından gürültüler)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Bakan, bir bakan üslubuyla konuşun. Saygıyla dinliyoruz, bakan üslubuyla konuşun.

MUSA ÇAM (İzmir) – Yanlış alana girdin, yine yanlış alana girdin, bak. Buradaki hâline döndün, yakışmadı.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Arkadaşlar, bakınız, Lozan’la ilgili olarak şunu söylemek gerekiyor…

MUSA ÇAM (İzmir) – Sabırla dinledik sizi, bir tek laf atmadık size; bak, bir tek laf atmadık.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayın Bakanı dinliyoruz.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) – Hayır, hayır, Lozan’la ilgili olarak…

MELİKE BASMACI (Denizli) – Yirmi beş dakikadır dinliyoruz, yirmi beş dakikadır. Can çıkar, huy çıkmaz işte!

MUSA ÇAM (İzmir) - Sabırla dinledik sizi ki iyi konuşun, sizi alkışlayacağız dedik.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Şimdi, Yunanistan Lozan’ı uygulamamış olmak şartıyla zaten Lozan’ı değiştirmiş oluyor. Sizin burada yapmış olduğunuz hamaset, başka bir şey değil.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – 18 adadan bahset.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Lozan’la ilgili olarak konuşulurken ne Türkiye'nin toprak bütünlüğü ne Yunanistan’ın toprak bütünlüğü, bu konularla ilgili bir şey söylenmiyor ki. Bunu açık açık burada söyledik. (CHP sıralarından gürültüler)

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Sayın Bakan, 18 ada ne durumda?

MELİKE BASMACI (Denizli) – “Can çıkar, huy çıkmaz!” dedikleri böyle bir şey.

BAŞKAN – Söylediğiniz hiçbir şey anlaşılmıyor, boşuna yorulmayın. Grup başkan vekiliniz cevap verir gerekiyorsa.

KADİM DURMAZ (Tokat) – Sayın Bakan, sonunu getiremedin.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) – Batı Trakya Müslüman Türk azınlığının etnik kimliğine, dinî özgürlüğüne, vakıflarla ilgili durumuna ve eğitim özgürlüğüne yönelen -saldırıları resmen açıklıyorum buradan- saldırıları nedeniyle Lozan’ı uygulamamasından kaynaklanan bir şeydir bu.

MELİKE BASMACI (Denizli) – Hiç bakan konuşması olmadı, yirmi beş dakikayı yok ettiniz.

MUSA ÇAM (İzmir) – Murdar ettin, bütün konuşmayı murdar ettin.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Bakınız, etnik kimliğine ilişkin olarak 1985 yılında 1927 tarihli kurumlar kapatıldı ve azınlık mensupları dava açtı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde.

MELİKE BASMACI (Denizli) – Tüm saygınlığınız bitti.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – On beş yıldır iktidarsınız, ne yaptınız? Batı Trakya Türkleri için -on beş yıldır iktidarsınız- ne yaptınız?

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - 2008 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yunanistan’ı mahkûm etti.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – On beş yıldır iktidarsınız, ne yaptınız?

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) – 2008 yılından bu yana Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararını uygulamıyor Yunanistan.

MUSA ÇAM (İzmir) – Ya, on beş yıldır iktidardasınız, on beş yıldır iktidardasın ya!

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) – Geçen eylül ayında uygulamaya kalktılar, neredeyse hükûmet düşecekti. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir) – Elini kolunu bağlayan mı vardı? On beş yıldır niye yapmadın, niye yapmadın?

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) – Arkadaşlar, tekrar söylüyorum: Lozan konusunda baltayı taşa vuruyorsunuz.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – 18 adayı vermekten başka ne yaptınız Batı Trakya Türkleri için?

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) – Siyaset yapıyorsunuz, sizi dinleyen Rumeli kökenli vatandaşlarımız ah vah ediyor, bunu size söyleyeyim.

MUSA ÇAM (İzmir) – Hiç alakası yok, hiç alakası yok!

MELİKE BASMACI (Denizli) – Kâğıtta yazılanlar bitince kimlik geriye döndü.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) – Bakınız, bugün, Yunan Cumhurbaşkanı Pavlopulos’un söyleyemediklerini siz söylüyorsunuz burada ya.

MUSA ÇAM (İzmir) – Hiç alakası yok!

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) – Böyle bir şey olabilir mi? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir) – Baltayı taşa vurdun, murdar ettin, bütün konuşmayı murdar ettin!

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) – Şimdi, bir de Kudüs meselesi var. “Kudüs de anlaşmayla geçmiş.” diye, “Lozan, Lozan, Lozan.” diyorsunuz. Lozan Anlaşması var, Lozan başkent mi be kardeşim?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Lozan bizim tapumuz, sen onu anlayamazsın!

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) – Lozan başkent mi de “Lozan Anlaşması” demişler? Anlaşmaların tanzim yeri vardır, tanzim edildiği yere ilişkin anlaşma metnine bu yer yazılır.

MUSA ÇAM (İzmir) – Ne alaka ya, ne alaka?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Önce Lozan’ın tutanaklarını oku.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Konuştukça batıyorsun Sayın Bakan.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) – Dolayısıyla bakınız, burada rasyonel siyaset yapınız.

MELİKE BASMACI (Denizli) – Bir bakana hiç yakıştı mı söyledikleriniz ya!

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) – Taban sizin siyasetinizi benimsemiyor.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Bakan olarak ne yaptınız, onu söyleyin.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) – Siz sadece şurada Yunanistan’dakileri ve Türk düşmanlığı yapanları sevindiriyorsunuz; bu kadar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MELİKE BASMACI (Denizli) – Hiçbir bakan sizin gibi bir konuşma yapmadı, saygınlığını kaybetmedi.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) – Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyorum, Allah’a emanet ediyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Bulgaristan Türklerini bölmekten başka ne yaptınız? Bulgaristan Türklerini ikiye bölmekten başka ne yaptınız?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sataşma yok, sadece tatlı bir ikaz var.

BAŞKAN – Sayın Özel…

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – On beş yıldır Batı Trakya Türkleri için ne yaptınız?

BAŞKAN – Grup Başkan Vekiliniz söz aldı.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

37.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu’nun 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın ikinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, önce bir şeyi, bir hakkı teslim edelim.

Mehmet Şimşek çıktı, bir konuşma yaptı, Adalet ve Kalkınma Partisinin Bakanı.

BAŞKAN – Açıklama mı yapıyorsunuz? Açıklama mı yapacaksınız?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Evet.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hayır, fitne sokmaya uğraşıyor.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, hayır, öyle bir şey yok.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Ya, sana ne Mehmet Şimşek’in konuşmasından?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ya çok ayıp ama bakın, bu ayıp!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bırak Mehmet Şimşek’i, iki bakanı niye birbirine düşürüyorsunuz?

BAŞKAN – Tamam.

Sayın Elitaş…

Lütfen, müsaade eder misiniz Sayın Elitaş. Sayın Elitaş, lütfen…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, böyle bir adap edep olur mu? İki bakanı birbirine düşürecek bir şey olur mu?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ya, hayır, öyle bir şey demeyeceğim ya!

BAŞKAN – Sayın Başkan, bir açıklama yapmak istedi, lütfen, rica ediyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bir otur ya gözünü seveyim! Germe, germe!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Bir “Germe.” diyene bak!

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Leb demeden leblebiyi anlıyorsunuz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bir dakika arkadaşlar…

BAŞKAN – Bir dakika lütfen...

Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, aslında, şimdi bunu söyleyince belki de sıkıntıya girecek ama Mehmet Şimşek’i biz dinledik. Söylediklerinin birçoğuna katılmıyoruz ama konuşmasının sonunda hepimiz alkışladık. Doğan Kubat’a da döndük, dedik ki: “Bu bir bakan konuşması.” Ve kendisi de giderken bir nezaket gösterdi “Bir bakan böyle konuşunca hiç mutabık olmadığımız şeyler de olsa o üsluba saygı gösteririz biz.” dedim, teşekkür etti, gitti. Sayın Çavuşoğlu’yla ilgili de yirmi beş dakikalık konuşmasında birçok şey söyledi ve kendisine de aynı şeyi söylemeyi düşünmüştüm son dört buçuk dakikaya kadar, bir bakan konuşmasıydı ama bu son dört buçuk dakika bir bakan konuşması değil. Böyle, parmak sallayarak, hakaret ederek…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Hakaret yok.

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Hakaret etmedi kimseye. Niye rahatsız oluyorsunuz? Niye rahatsız oluyorsun ya!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …kinaye yaparak bakan konuşması olmaz. Bir bakan Genel Kurula hitap ederken yürütmenin bir üyesi olarak her ne kadar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen, son bir dakika.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …içinden çıkmış da olsa yasamaya saygısından dolayı öyle bir dil kullanır, bakanların önemli bir kısmında da bu hassasiyeti görüyoruz. Bu hassasiyeti gözetmeyenlerle de ağır polemikler yaşanıyor, yaşanmaya da devam eder.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Ateş olsan cirmi kadar yer yakarsın ya!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bizim Lozan meselesinde söyleyeceğimiz söz şudur: Lozan Türkiye'nin tapu senedi, 29 Ekimin müjdecisi, Türkiye Cumhuriyeti devletinin temel dayanağıdır. Lozan’ı tartışmaya açmak bir bakana, başbakanına, cumhurbaşkanına yakışmaz, itirazımız bunadır. (CHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hâlâ anlayamamış, hâlâ ne olduğunu anlayamamış.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Atatürkçüyüm.” “Atatürkçü oldum artık.” diyenler önce Lozan’a sahip çıkmayı öğrenecekler.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Çavuşoğlu…

38.- Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu’nun, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Sayın Başkanım, ben konuşmamı yaparken Özgür Özel’den takdir alacağım niyetiyle konuşma yapmam, ben duygu ve düşüncelerimi söylerim. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – E, yapma.

ERKAN AYDIN (Bursa) – Zaten alamazsın.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – İkinci bir konu: Konuya girmeyeceğim, her şeyi söylediniz, müsaade edin de -bir ifade özgürlüğünden bahsediyorsunuz- biz de söylediğimizi söyledik, başka bir şey demedik, düşüncemizi söyledik, bu kadar.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Hakaret ifade özgürlüğü değildir.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, tutanağa geçsin.

Biz Hakan Çavuşoğlu’nun hangi performansla bakan olduğunu bilen insanlarız. Çok net bir şey söyleyeceğim…

BAŞKAN – Sayın Özel, hoş olmuyor bu tanımlama, gerçekten.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Mehmet Şimşek, Özgür Özel’den alkış almak için konuştu.” imasında bulunmasın, Mehmet Şimşek bakan gibi konuştu, bizden de takdir aldı; kendisi de alıştığımız şekilde konuştu, cevabını aldı, bundan sonra da alır.

BAŞKAN – Herkesin konuşma yöntemi farklıdır Sayın Özel, lütfen… Herkesin konuşma sitili, yöntemi farklıdır.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503)  (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

A) HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI (Devam)

1) Hazine Müsteşarlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hazine Müsteşarlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU (Devam)

1) Kişisel Verileri Koruma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

BAŞKAN – Son olarak Başbakan Yardımcımız Sayın Fikri Işık’ı dinleyeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Fikri Işık.

Süreniz yirmi dakika.

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ile Kişisel Verileri Koruma Kurumunun 2018 yılı bütçeleriyle ilgili Genel Kurulu bilgilendirmek üzere huzurlarınızdayım. Bu vesileyle her birinizi en içten sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarihe damga vuran milletlerin mutlaka sahip olduğu üç önemli unsur vardır; zengin bir dil, köklü bir tarih ve gelişmiş bir kültür. Ancak bu değerlere sahip olan milletler medeniyetleri inşa eder ve dünyanın geleceğine yön verirler. Dil sadece bir iletişim vasıtası değil, aynı zamanda bir kültür taşıyıcısıdır; tarih ise sadece geçmişte yaşananların kaydedilmesi değil, aynı zamanda geleceğe ışık tutan bir hafızadır. Dil, tarih ve diğer değerlerle oluşan kültür de toplumlara millet olma vasfını kazandıran en önemli unsurlardandır. Binlerce yıllık medeniyetimizin günümüze ulaşmasını sağlayan ve geleceğe de taşıyacak olan en önemli kaynak, kadim kültürümüz ve güzel dilimizdir. Dilimizin, tarihimizin ve kültürümüzün korunması ve gelecek kuşaklara sağlıklı bir biçimde aktarılması hepimizin en önemli vazifesidir. Bu bağlamda, Türk dilinin, tarihin, kültürün, sanatın ve bilimin gelişmesinde büyük katkı ve destek veren en önemli kamu kurumlarımızdan olan Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ile bağlı kurumlarının faaliyetlerinden kısaca söz etmek isterim.

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumumuz 2017 yılında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde bu yılı “Türk Dili Yılı” ilan etti. Bu kapsamda, Türkçenin yerinde, doğru ve kurallarına uygun, açık, anlaşılır ve temiz bir şekilde kullanılmasına kayda değer katkı sağlanması ve bu konuda toplumsal bilincin, özenin ve duyarlılığın artırılmasına yönelik çalışmalar yapıldı. Mayıs ayında düzenlenen 8. Uluslararası Türk Dili Kurultayı ve Türk Diline Hizmet Ödülü töreninde Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından Türk diline hizmet veren yurt içinden ve yurt dışından 12 bilim insanına Türk Diline Üstün Hizmet Ödülü verildi. 2017 Türk Dili Yılı kapsamında Gazi Üniversitesi ve yüksek kurumumuzun iş birliğiyle “Kimliğimiz Türkçemiz” temalı kısa film ve kamu spotu yarışması tertip edildi. Öğretmenler ve ortaöğretim öğrencileri arasında “Dilimiz Kimliğimizdir” konulu Türkçeyi doğru ve güzel kullanma makale ve deneme yarışması ile muhtelif kurum ve kuruluşlarımızla fotoğraf, karikatür, kısa film ve benzeri alanlarda yarışmalar düzenlendi. Ayrıca RTÜK, Türk Dil Kurumu, TRT ve Millî Eğitim Bakanlığının proje ortağı olduğu Radyo ve Televizyonlarda Doğru, Güzel ve Anlaşılır Türkçe Kullanımının Yaygınlaştırılması Projesi hayata geçirildi. Yüksek kurumumuz aralarında ÖSYM, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Bilgi Teknolojileri Kurumu, valiliklerimiz ile üniversitelerimizin de bulunduğu birçok kurum ve kuruluşla araştırma, geliştirme, destek ve iş birliğine yönelik protokol ve sözleşmeler imzaladı. Türk dili, tarihi ve kültürü alanında bilimsel araştırmalar ve yayımlar yapmak amacıyla kurulan Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ve bünyesindeki kurumların kamuya sundukları hizmeti daha kaliteli ve daha hızlı hâle getirmek için her geçen gün gelişen ve değişen teknolojiyi en iyi şekilde kullanmanın gayreti içerisindeyiz. Bu bağlamda dil, tarih ve kültürle ilgili birikimlerimizi elektronik ortamlara taşıyarak kütüphane, arşiv, bilgi bankaları ve veri tabanlarını bir araya getiren bir bütünleşik bilgi sistemini uygulamaya koyduk.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2011 yılında kendi alanında burs vermeye başlayan yüksek kurumumuz, 2017 yılında lisans ve lisansüstü düzeyde toplam 350 öğrenciye burs vermiştir. Bu bütçeyle inşallah önümüzdeki yıl 273 öğrenciye daha burs vermeyi hedefliyoruz.

Bütün yönleriyle Atatürk ve eseri yani cumhuriyetimiz üzerine yapılan organizasyonların koordinasyonu da kurumumuzca sağlanmaktadır. Bu doğrultuda, 2017 yılında ulusal ve uluslararası toplam 88 bilimsel etkinlik düzenlenmiştir, yıl sonuna kadar 7 bilimsel etkinlik daha gerçekleştirilecektir. Bu kurumların yeterince faaliyet yapmadığı eleştirisi aslında temelsizdir. Yüksek kurum ve kurumlarımız tarafından 2017 yılında üniversitelere, kütüphanelere, kamu kurumlarına yurt içinde ve yurt dışında toplam 52.021 adet eserin, 15.551 adet süreli yayının ücretsiz dağıtımı gerçekleştirilmiştir. 2018 yılında ücretsiz eser dağıtımı devam edecektir. Her yıl devlet töreni niteliğinde düzenlenen 10 Kasım Atatürk’ü Anma Toplantısı iki yıldır Sayın Cumhurbaşkanımızın ev sahipliğinde kurumumuzca gerçekleştirilmektedir.

Her geçen gün çalışma alanını genişleten yüksek kurum ve bağlı kurumlarımızın hâliyle mevcut fiziki yapısı yetersiz kaldığı için yeni bina çalışmasına başlanmıştır. TOKİ iş birliğiyle Eskişehir yolu üzerinde yapacağımız yeni hizmet binamızın ihalesini inşallah bu yıl sonuna kadar tamamlamayı hedefliyoruz. 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı’yla Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu için toplam 12 milyon 483 bin Türk lirası ödenek talep edilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmamın bundan sonraki bölümünde yüksek kurum bünyesinde yer alan kurumların faaliyet ve projelerinden kısaca bahsetmek istiyorum.

Atatürk Araştırma Merkezi kurulduğu günden bugüne kadar bilim ve kültür hayatına önemli katkılarda bulunmuştur. Kuruluş amacı doğrultusunda ulusal ve uluslararası düzeyde kongreler, sempozyumlar, paneller, çalıştaylar ve konferanslar düzenlemiş, çok sayıda süreli ve süresiz yayınlar yapmış, özgün bilginin üretilmesi amacıyla araştırma bursları vermiş ve bundan sonra da vermeye devam edecektir. Atatürk Araştırma Merkezince 2017 yılında ortaklaşa düzenlediği veya desteklediği 5 etkinlik gerçekleştirilmiş, 37 yeni yayın, 5 tıpkıbasım ve 4 süreli yayın çıkartılmıştır. Atatürk Araştırma Merkezi Kütüphanesinde ve arşivinde şu anda süreli yayın olarak 24.023 eser bulunmaktadır. 2018 yılı bütçe tasarısıyla Atatürk Araştırma Merkezi için toplam 5 milyon 285 bin Türk lirası talep edilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2 Temmuz 1932 tarihinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla kurulan Türk Dil Kurumu, Türkçenin yazılı ve sözlü kaynakları üzerine bilimsel araştırmalar yapmak, Türkçenin bilim, sanat, edebiyat ve eğitim öğretim dili olarak gelişmesini ve her alanda doğru kullanılmasını sağlamak amacıyla çalışmalarını sürdürmektedir. 2019 yılında Türkiye Türkçesinin Köken Bilgisi yani Etimolojisi Sözlüğü Projesi’ni tamamlayacak olan Türk Dil Kurumu, bu yıl sonuna kadar tek başına veya ortaklaşa düzenlediği veya desteklediği toplam 33 bilimsel etkinlik gerçekleştirmiş olacaktır. Kurumumuz tarafından üniversitelere, kütüphanelere ve kamu kurumlarına yurt içinde ve yurt dışında toplam 15.391 eser ve 13.194 süreli yayın ücretsiz dağıtılmıştır. 2018 yılında da ücretsiz eser dağıtımına devam edilecektir. Türk Dil Kurumu bu bütçeyle 16 milyon 865 bin Türk liralık bir talepte bulunmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama Türk Tarih Kurumunun faaliyetleriyle devam etmek isterim. Türk Tarih Kurumu, tarihimizi bütün yönleriyle hakikatlere uygun biçimde, çağdaş, sosyal bilim anlayışıyla araştırmakta ve bu alanda yapılan araştırmaları desteklemektedir. Tarihimizle ilgili karalama ve çarpıtmalara karşı ulusal ve uluslararası kamuoyunu aydınlatma çabasında olan kurumumuz düzenlediği kongre, konferans, seminer, anma töreni gibi bilimsel etkinliklerin yanında yayın faaliyetleri, kütüphane ve arşiv hizmetleri, staj ve burs imkânları, fuar ve sergi hizmetleriyle toplumda tarih bilincini geliştirmektedir. Türk Tarihi Kurumu yıl sonuna kadar yurt içinde ve yurt dışında toplam 47 bilimsel etkinlik gerçekleştirmiş olacaktır. 2018 yılında her dört yılda bir yapılan Türk Tarih Kongresi’nin 18’incisi özellikle yapılacaktır ve 15 tane ayrıca etkinlik gerçekleştirilecektir.

Türk Tarih Kurumumuzun düzenlediği “100. Yılında Kudüs” sergisi vesilesiyle, bugün bir kez daha Amerika Birleşik Devletleri’nin uluslararası hukuku ve Birleşmiş Milletler kararlarını ihlal anlamına gelen kararını şiddetle reddediyor, yok sayıyoruz.

Kudüs ilk kıblemizdir, Kudüs miracın kapısıdır. Kudüs taştan topraktan yapılmış bir şehir değil, ruhları aydınlatan bir meşale, insanlığa yol gösteren bir fenerdir. Kudüs bütün insanlığın şehridir, üç semavi dinin ortak kutsal mekânıdır.

Evet, bugün Türkiye Büyük Millet Meclisinde okunan ortak bildiri milletimizin hissiyatına gerçekten tercüman olmuştur; bundan dolayı bütün gruplarımıza teşekkür ediyorum. Bu millî davalarda birliktelik ancak ve ancak Türkiye'nin gücüne güç katar.

Değerli arkadaşlar, burada bir konunun da özellikle altını çizmek isterim: Biraz önce bir konuşmacı, Sayın Cumhurbaşkanımıza Başbakanlığı döneminde verilen nişandan bahsetti.

Değerli arkadaşlar, Türkiye de, AK PARTİ de Yahudilere düşman değildir. Türkiye’de, AK PARTİ’de Yahudi aleyhtarlığı veya antisemitizm yoktur. Bu milletin birer ferdi olan bizler, nasıl 1492’de Yahudiler İspanya’dan çıkarıldığı zaman onlara kucak açtıysak, insan olarak Yahudilerin haklarını da savunmak durumundayız. Bizim karşı olduğumuz İsrail’in zulmüdür, bizim karşı olduğumuz İsrail’in Filistinlilere yaptığı o tahammül edilemez, kabul edilemez kötü muamele, işkence ve zulümdür. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Arada önemli bir fark var. Eğer bu farkı kavrayamazsak verdiğimiz mücadelenin anlamı tam olarak aydınlatılamaz, bilinemez.

Kudüs’e asırlarca hizmet etmiş bir milletin evladı olarak, tarihî tecrübelerimize dayanarak söylüyorum ki Kudüs’ü İsrail’in başkenti hâline getirme teşebbüsü maziye de, istikbale de ihanettir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Tarih Kurumu, 2017 yılında 21 yeni, 10 tıpkıbasım ve 2 adet süreli yayın yapmıştır. Yıl sonuna kadar 14 eser daha yayımlanacaktır. 2018 yılında da 74 eserin yayımlanması planlanmaktadır.

Evet, Türk Tarih Kurumu, ayrıca, biliyorsunuz, kazı ve yüzey araştırmalarına da destek vermektedir. Kültepe kazısı, Ortaköy Şapinuva kazıları ve Zeugma kazıları, desteklenen kazı ve yüzey araştırmalarından bazılarıdır. Gelecek yıl 35 kazı ve yüzey araştırmasına destek verilmesini de planlamaktayız. 2018 yılı bütçe tasarısıyla Türk Tarih Kurumu 12 milyon 875 bin Türk lirası ödenek talep etmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı, Türk kültürü üzerinde araştırma, yayın, tanıtım, teşvik ve destekleme ve ödüllendirme faaliyetlerini sürdüren, görev alanıyla ilgili farklı disiplinlere mensup yetkin bilim insanlarını bir araya getiren önemli bir araştırma kuruluşudur. Atatürk Kültür Merkezi, 2017 yılında Gelenekli Türk Sanatlarının Dünü, Bugünü ve Geleceği Çalıştayı gibi 7 ulusal ve 2 uluslararası olmak üzere toplam 9 bilimsel etkinlik gerçekleştirmiştir. Yeni yılda ise 9. Uluslararası Türk Kültürü Kongresi gibi 12 önemli bilimsel etkinliğin daha gerçekleştirilmesi planlanmaktadır. 2018 yılı bütçesiyle Atatürk Kültür Merkezi için toplam 5 milyon 73 bin liralık bir ödenek talebi vardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ifade ve haber alma özgürlüğünün kullanılmasında hayati bir işleve sahip olan medyamız, demokratik sistemimizin ve millî güvenliğimizin vazgeçilmez unsurlarındadır. Demokrasinin kökleşmesi açısından medyadaki çoğulculuk vazgeçilmez önemdedir. Medyanın önemini biz 15 Temmuzda bir kez daha gördük ve gerçekten idrak ettik. 15 Temmuz gecesi Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hain darbe girişiminin halkımızla birlikte püskürtülmesinde demokrasi ve millet iradesinden yana tavır koyan medyamız, toplumun doğru ve hızlı haber almasını sağlayarak önemli bir pay sahibi olmuştur. Bu vesileyle bütün medya kuruluşlarımıza bir kez daha teşekkür ediyorum.

Bu noktada bazı milletvekillerimizin bazı değerlendirmelerini de özellikle cevaplamak isterim. Değerli arkadaşlar, özellikle bir arkadaşımız RTÜK’le ilgili, yerel medyanın desteklenmesi konusunda neler yapıldığını sordu. Evet, yüzde 3 olan reklam geliri payı yüzde 1,5’a düşürüldü. Ayrıca, uydu kira ücretlerinin düşürülmesiyle ilgili teknik bir çalışma da özellikle yapılıyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün itibarıyla kablolu yayın, uydu yayın lisans tipinde ve karasalda toplamda 1.751 radyo ve televizyon yayın yapmaktadır. Millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum ve gruplara ya da terör örgütleriyle iltisaklı, ilişkili ve terör örgütlerine destek veren 51 medya hizmet sağlayıcı kuruluşa ait 33 radyo ve 33 televizyon kapatılmıştır. Yabancı uydulardan Türkiye’ye yönelik bölücü yayınlarla da mücadele edilmeye devam edilmektedir.

2017 yılında yapılan yasal düzenlemelerle özellikle yayın lisansı verilmesine ilişkin şartlarda ve idari yaptırım uygulanmasına ilişkin hükümlerde önemli değişiklikler yapılmıştır. İlgili yasal düzenlemelerimizle yayın yasaklarına aykırı, özellikle de terörü öven ve teşvik eden yayınlar yapılması hâlinde idari para cezası uygulaması yerine, yayını durdurmadan, yayın lisansının iptaline kadar farklı yaptırımlara karar verilmesine imkân sağlanmıştır. Aynı kapsamda bundan böyle lisans başvuruları sadece şeklî şartlar yönünden incelenmeyecek, millî güvenliğimize etkisi açısından da ele alınacaktır. İlgili yasal düzenlemeyle lisanssız olarak yayınlarını yurt dışından TÜRKSAT AŞ uydularına iletip Türkiye’ye yönelik yayın yapan ve üst kurulun denetimlerinden kaçan kuruluşların denetimsiz yayıncılığına karşı kontrol sağlanmıştır. Bu kapsamda Türkçe yayın yapan 33 kuruluşun yayınla iletimi sonlandırılmıştır. Ayrıca toplumun millî ve manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı yayınlar için uygulanmakta olan idari para cezalarında artırıma gidilmiştir.

Değerli arkadaşlar, burada bazı arkadaşlarımız televizyonlar arasında ayrım yapıldığını ifade etti. Televizyonlar arasında kesinlikle ayrım yapılmamaktadır. Özellikle son dönemde RTÜK’ün bütün kararları ittifakla alınmaktadır. Biliyorsunuz Cumhuriyet Halk Partili, Milliyetçi Hareket Partili, yakın zamana kadar HDP’li arkadaşlarımızın da bulunduğu -ki Meclisin seçtiği- bir kuruldur. Bakın, burada Sayın Kılıçdaroğlu’na hakaret ettiği gerekçesiyle ceza verilen yayın kuruluşu vardır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret sebebiyle yayın durdurma veya ceza verilen 5 tane olay vardır ve bunların hepsinde ceza verilmiştir.

Ayrıca, iktidara yakın olduğu iddia edilen bir haber veya televizyon kanalına ceza verilmediği iddiası tamamen gerçek dışıdır. Burada isimleri -televizyonların- okumayayım isterseniz ama içerisinden siz söylediğiniz için söyleyeyim A Haber’in, ATV’nin, işte 24’ün, CNN Türk’ün, NTV’nin, Habertürk’ün, TRT Haber’in -ki TRT’ye ceza kesme kanunen, biliyorsunuz RTÜK’ün öyle bir hakkı yok- TV Net’in, TGRT Haber’in, Ülke TV’nin, Show TV’nin, TRT 1’in, Kanal D’nin, Star TV’nin, FOX TV’nin –Evet, FOX TV’ye de ceza yazılmış- TV 8’in hepsine ihlal kapsamında cezalar verilmiştir; bunları size ulaştırabilirim. Bu konuda ikircikli bir tavrımız yoktur.

Bu noktada RTÜK, gerçekten özerk bir kurumdur ve ben RTÜK’teki bütün üye arkadaşlara teşekkür ediyorum. Kararları mümkün olduğu kadar mutabakatla almaktadırlar ve biz de bundan büyük bir memnuniyet duyduğumuzu arkadaşlarımıza ifade ediyoruz.

Adalet mülkün temelidir; hiçbir şekilde adaletsizliği savunmayız, hiçbir şekilde adaletsiz bir işlemin yapılmasına da rıza göstermeyiz. Bu noktada bu kurum, özerkliğini koruyarak bu çalışmalarını özellikle sürdürecektir.

Değerli arkadaşlarım, son olarak, kişisel verilerin korunmasıyla ilgili de birkaç cümle ifade edeyim, ondan sonra da konuşmamı son bir dakikada toparlamış olayım.

Evet, Kişisel Verileri Koruma Kurulu, gerçekten Türkiye için son derece önemli bir kuruldur. Geçen yıl kuruldu, bütçe almadı. Bu yıl ilk defa Kişisel Verileri Koruma Kurulu bütçe alacak ve şu anda kısıtlı imkânlarla sürdürdüğü çalışmalarını eğitim ve farkındalık öncelikli olmak üzere yapacaktır.

Ben 2018 yılı bütçemizin hepimiz için, ülkemiz için, milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum. Yüce Meclisi en derin sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Bütçemiz hayırlı, uğurlu olsun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, pek kısa bir söz istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Elitaş, siz sisteme girmiştiniz, sonra ben…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Vazgeçtim, zamanında lazımdı.

BAŞKAN – “Geçti.” diyorsunuz, peki.

Sayın Özel…

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

39.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’ın 503 sıra sayılı 2018 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 504 sıra sayılı 2016 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın ikinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, Sayın Bakana teşekkür ediyoruz.

Bir konuya dikkat çekti, hem de basın-yayın organları denetimiyle de ilgili olduğu için… Bir de hepimizde kendi dünya görüşümüze yakın gazeteler, onlarla etkileşim ve onların denetimi, hiç olmazsa ideolojik olarak onlardan etkilenme ve etkileme de söz konusu.

Bu Yahudilikle ilgili dikkat çekmede şunu söyleyelim: Yeni Şafak gazetesinden İsmail Kılıçarslan ve Ergün Yıldırım’dan “Mesele Siyonizm değil Yahudiliktir” “Siyasal Yahudilik ve Siyonizm patolojisi” ve “Müslümanların Yahudi sorunu” diye son iki günde 3 tane çok patolojik yazı okuduk. Yine, Yeni Akit gazetesinden, çengel bulmacada Hitler’in resmini koyup altına “Seni özlüyoruz.” çözümlemesi Türkiye’yi utandıracak işlerdir. İktidar partisine yakın ve yerine konuşan, onun adına ideoloji üreten ve dayatan bu medyanın bu yaklaşımlarını da Sayın Bakanın dikkatlerine arz ederim.

Sunumu için teşekkür ediyorum.

Sağ olun.

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Sayın Başkanım, çok kısa…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan.

40.- Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Değerli arkadaşlar, biz bu konuda tarihi çok net, çok temiz ve gerçekten iftihar edilesi bir milletin evlatlarıyız. Kim yanlış yaparsa yapsın, o bizi bağlamaz. AK PARTİ sözcülerinin, AK PARTİ Genel Başkanının ve AK PARTİ adına konuşma yetkisi ve hakkı olan insanların dışında yapılan hiçbir açıklama, hiçbir yazı bizi bağlamaz.

Bizim duruşumuz nettir: Yahudilik bir Hak dindir, 3 semavi dinden biridir; Hristiyanlık, 3 semavi dinden biridir; Müslümanlık, 3 semavi dinden biridir. Bu insanların dinine saygı göstermek bizim en temel hem insanlık hem Müslümanlık görevimizdir. Bunun dışında, hiç kimsenin yazdığı da, çizdiği de bizi bağlamaz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503)  (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

A) HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI (Devam)

1) Hazine Müsteşarlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hazine Müsteşarlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU (Devam)

1) Kişisel Verileri Koruma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

BAŞKAN – Şahsı adına son olarak Afyonkarahisar Milletvekili Sayın Mehmet Parsak konuşacaklardır.

Buyurun Sayın Parsak. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET PARSAK (Afyonkarahisar) – Aziz Türk milletinin saygıdeğer milletvekilleri, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

On dört güzide kurumumuzun bütçesiyle ilgili söz aldım ama bugün tarihî bir günü yaşıyoruz, ondan dolayı onların bütçelerine dair sözlerime geçmeden önce ben de önemine binaen o husustaki görüşlerimi paylaşmak isterim.

Evet, bugün tarihî bir günü yaşıyoruz, İslam İşbirliği Teşkilatı Doğu Kudüs’ü başkent olarak kabul etti ve bu meyanda Gazi Meclisimizde, yüce Meclisimizde de üç siyasi parti grubumuzun ortak önerisiyle bu yönde bir bildiri yayınlandı. Bu yönüyle tarihî bir günü yaşıyoruz ama İslam İşbirliği Teşkilatı bunu nasıl bir denklem içinde yayınladı, ona bir bakmak lazım.

İslam İşbirliği Teşkilatı 1969’da Kudüs yangınından sonra Suud’un öncülüğünde -ve bugünkü adıyla değil ama o günkü adıyla- kurulduktan sonra, bugün geldiğimiz noktada kurulun üyesi olan 57 ülkeden 48’i katıldı; 18’i devlet başkanı düzeyinde katıldı ve kurucusu, öncüsü durumundaki Suud ne yazık ki bakan yardımcısı düzeyinde temsil ettirildi. Bugün geldiğimiz noktada, Kudüs meselesi başta olmak üzere, İslam âleminin meselelerine sahip çıkan aziz Türk milletinden ve kutlu Türk devletinden başka önemli bir aktör yoktur, bunun altını çizmek lazım. Yani gözlemci ülkelerin bile devlet başkanı sıfatıyla katıldığı bugünkü toplantıya kurucuların -bırakınız devlet başkanı- kimisinin hiç katılmadığı, kimisinin başkan yardımcısı, bakan yardımcısı düzeyinde katıldığı bir toplantıdan böylesi bir karar çıktı. 1,5 milyarı aşkın İslam âleminin yönetim kademelerindeki vahamet bu düzeydedir ve koskoca İslam dünyasının da Türk milletinden, Türk devletinden başka sahibi, banisi yoktur.

Değerli milletvekilleri, demem o ki böylesi bir denklem içerisinde böylesi önemli, böylesi tarihî bir karar çıkmışken bize de düşen bunun birliği, beraberliği içerisinde ve sorumluluk duygusuyla hareket etmektir, nitekim kaydi olarak Meclisimiz bunu başarmıştır ama sonrasında ne yazık ki başka tartışmalar da yaşanmıştır; bunu bir kayda geçirmek isterim.

Sayın milletvekilleri, demin konuşmama başlarken on dört güzide kurumumuzdan söz ettim; Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, vakıflarımız, Hazine Müsteşarlığı, SPK, Yurtdışı Türkler, TİKA vesair. Bütün bunların ortak özelliği, özellikle bakıldığında, Türk milletine, Türk kültürüne, Türk diline hizmet etmeleridir. O yönüyle bu kurumlarımız en önemli, en güzide kurumlarımızdır ama bunların gene bir ortak özelliği de var; bu kadar önemine binaen ne yazık ki bütçeleri yetersizdir, bütçeleri yetersiz olduğu için ne yazık ki personelleri de yetersizdir, böylesi önemli faaliyetleri bakımından hizmetlerinden de geri kalmaktadır. Biz demiyoruz ki bir şey yapılmıyor. Sayın bakanlar uzun uzun anlattılar, içlerinde çok güzel faaliyetler var; iyi, doğru, tamamı için biz de teşekkür ediyoruz ama eksiklikler elbette var.

Söz gelimi, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı; çok güzel çalışmalar kaydedildi, iktidar partisi milletvekilleri de sıraladılar, Sayın Bakan da ifade etti. Ama aynı kurum bugün yurt dışındaki 7 milyondan fazla insanımıza hizmet veriyor, 167’den fazla ülkede her ay 5 binden fazla öğrenciye burs veriyor. Böylesi zorluklar içinde çalışırken ne yazık ki Orta Asya’da, Balkanlarda ve Kafkasya’daki hizmetleri itibarıyla yetersizliği var. Bu neden kaynaklanıyor? Bütçesindeki eksikliğinden, personellerinden.

RTÜK, çok önemli bir faaliyeti yürütmektedir. Nitekim bu konu defalarca burada bizim hatiplerimiz tarafından da gündeme getirildi, önergeler, teklifler verildi, kabul da edildi. Bu önemli görevleri yürütürken personel eksikliği, kadro eksikliği vardır. Bunlar tamamlanırken diğer tüm kurumlarımızda olduğu gibi ehliyet, liyakat ve adalet ilkelerine uygun, bunlarla mütenasip bu eksikliklerin giderilmesi gerekmektedir.

SPK, farklı değildir. Yeni dönemde çıkan yasalar itibarıyla görev ve sorumluluk alanı genişletilmiştir ama bunlarla mütenasip kadrosu yoktur, tamamlanmalıdır, bütçesi ona göre artırılmalıdır ve bunda da gene ehliyetten, liyakatten, adaletten aykırı olunmamalıdır. Hazine Müsteşarlığındaki durum da çok farklı değildir. Sürem sınırlı, ilgili bölümlerde gene ifade edeceğiz.

Yüce Meclisi ve saygıdeğer Genel Kurulu tekrar saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Parsak.

Sayın milletvekilleri ikinci turdaki konuşmalar tamamlanmıştır.

Soru-cevap işlemine geçiyoruz ama uzun zamandan beri sistemdesiniz, söz istiyorsunuz Sayın Yedekci, nedir talebiniz?

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Yedekci, yerinizden söz mü istiyorsunuz, bir dakika?

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Evet, yerimden söz istiyorum.

BAŞKAN – Bir dakika, uzatmayacağım toparlayın lütfen.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

41.- İstanbul Milletvekili Gülay Yedekci’nin, kadın elinin değmediği bir bütçenin kapsayıcı olmadığına ve hayatın her alanında kadın-erkek eşitliği için mücadele etmeye devam edeceklerine ilişkin açıklaması

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Peki.

Bütçenin, kadınıyla erkeğiyle tüm toplumu kapsayan bir bütçe olmasını umut ederdik ama bu bütçenin değil ülkemizdeki erkekleri, sadece belli bir kesimi kapsadığını görüyoruz. Bütçeniz, cinsiyet eşitliğine vermediğiniz önemi gösteriyor. Ülkemizin yarısının kadın olduğu unutulmamalıdır. Kadınların olmadığı bir bütçe de eksiktir. Kadın elinin değmediği bütçe kapsayıcı değildir.

Bakanlıkların üst kadroları sadece erkeklere mi tahsislidir? Bugün üç başbakan yardımcısının sunumunu ve onların bütçelerini dinledik az sonra da oylayacağız ama görüyoruz ki kadın bürokratımız yok. Anayasa’nın 10’uncu maddesi eşitlik ilkesini gerektiriyor. Ben sormak istiyorum, liyakat esasına uygun kadın hiç yok mudur bakanlıklarınızda? Elbette vardır ama anlayış yoksundur. Eşitliğin, sefaleti ve yoksulluğu kovduğu bir dünya için, hayatın her alanında kadın ve erkek eşitliği için, size rağmen mücadele etmeye devam edeceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Cümlemi tamamlayaydım Sayın Başkan, cümlemi niye tamamlatmıyorsunuz?

BAŞKAN - Sayın Elitaş.

42.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, İstanbul’da yapılan İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısına ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin Kudüs konusunda gösterdiği tavır nedeniyle tüm milletvekillerine teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Biraz önce Sayın Parsak, konuşmasında Kudüs’le ilgili Türkiye'nin koyduğu tavrı ifade ettiler. Kendilerine teşekkür ediyorum. Buna Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan bütün siyasi partiler, ortak bildiri imzalayarak bugün de Mecliste bulunan üç siyasi parti grup başkan vekillerinin imzasıyla birlikte, işgal altındaki Doğu Kudüs’ün Filistin Bağımsız Devleti’nin başkenti olarak kabul edilmesi tavsiyesi de dile getirildi. Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi 57 ülke, bugün İstanbul’da toplantıya çağrıldı, 49 ülke katıldı, 8 ülke katılmadı. Bu katılmayan ülkeleri ifade etmek istiyorum: Benin, Guyana, Kamerun, Türkmenistan, Surinam, Gine Bissau, Mozambik ve Suriye. Suriye’nin üyeliği 4’üncü olağanüstü toplantıda...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – ...askıya alındığından dolayı fiilen 7 ülkenin katılmadığını ifade etmek isteriz. Bu konuda emeği geçenlere teşekkür ederken Türkiye Büyük Millet Meclisinin de böylesine önemli bir konuda, üç semavi din için çok önem, ehemmiyet arz eden bir vilayetin, önemli bir merkezin insanlık için çok önemli olduğu konusunda ortak hareket etmesi de tarihe düşülmüş önemli bir nottur. Bütün milletvekillerine, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyelerine teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de Sayın Elitaş.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 503)  (Devam)

2.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861), 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2016 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin, 2016 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun ve 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 174 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1187), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2016 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun ve 2016 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ile 2016 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1188) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 504) (Devam)

A) HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI (Devam)

1) Hazine Müsteşarlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hazine Müsteşarlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU (Devam)

1) Kişisel Verileri Koruma Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

BAŞKAN – Şimdi soru-cevap işlemini yapacağız. Süremiz yirmi dakika. On dakika içinde soruları alacağız ve kalan on dakikada ise sayın bakanlar bu soruları cevaplayacaklar.

Sisteme giriş sırasına göre başlıyorum.

Sayın Aydın...

ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İlk sorum Çavuşoğlu’na: Sayın Bakan, 2018 yılı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bütçesine ne kadar mali yardım payı ayırdınız? Bu para nerelerde ve nasıl kullanılacak? 2017 yılı içerisinde KKTC’ye öngörülen destekten ne kadar fazla mali yardım yapıldı? KKTC Kalkınma Bankası tarafından kişi ve kurumlara verilen kredilerin dönüş oranı nedir? Bu yıl yine aynı banka tarafından verilecek kredi miktarı ne kadardır?

Diğer sorum hazineden sorumlu bakana: Yalnız, burada değil, bürokratları not alıp cevaplarsa seviniriz. Tüketici fiyatları on üç yılın rekorunu kırdı, kasım ayında yüzde 12,98’e yükseldi. 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 1.857 liraya, yoksulluk sınırı da 7.155 liraya çıktı. İşsizlik oranı yüzde 12. Özetle, halk, yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Hâl böyleyken bu ekonomiyi nasıl sürdürmeyi düşünüyorsunuz? Gelir dengesini ve sosyal katmanlar arasındaki bu dengeyi nasıl sağlayacaksınız?

BAŞKAN – Sayın Havutça...

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Hükûmet yetkililerine soruyorum: Tarım Kanunu’muz, çiftçilere yapılması gereken desteği düzenlemektedir. Ülkemizde tarımsal üretimin ve çiftçimizin ne kadar zor koşullarda üretim yaptığını hepimiz biliyoruz ve bu nedenle de sık sık yurt dışından tarım ürünleri ithal etmek zorunda kalıyoruz. Tarım Kanunu’nun 27’nci maddesinin amir hükmü gereğince, bu destekler gayrisafi millî hasılanın yüzde 1’inden az olamaz deniyor.

Şimdi, soruyorum buradan sayın bakanlara: 2016’da köylüye destek olarak ne kadar ödediniz? 2017 yılında ne kadar ödediniz? Gayrisafi millî hasılanın bu kriterine, Tarım Kanunu’ndaki bir kritere uydunuz mu?

BAŞKAN – Sayın Akın’ın yerine Sayın Durmaz.

KADİM TURMAZ (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Hükûmet son zamanda taşerona kadroyu dillendirmektedir. Her ne kadar bir çerçevesi çizilip sivil toplum örgütleri ve sendikalarla konu konuşulmamış olsa da. Niyetinizde, yirmi beş otuz yıldır kadrolu ustaların işini yapan yaklaşık 2.700 civarında şeker fabrikaları işçisi var mıdır? Yine, Makina Kimya, Posta ve Telgraf, ÇAYKUR, BOTAŞ, İller Bankası gibi 69 kurum çalışanı işçiler de bu niyet torbasının içinde var mıdır? Yine, gazi Mecliste çalışan danışman ve diğer emekçiler bu kapsamda var mıdır?

Yine, Vakıflar Genel Müdürlüğü, kamu kaynağı kullanan özel bütçeli bir kurumdur. Devletimizin millî bankaları Ziraat Bankası, Vakıfbank, Halkbank gibi bankalar varken paraların ve tasarrufların Kuveytbankta tutulmasına son verecek misiniz? Bu konuda bir çalışmanız var mıdır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Yeşil’in yerine Sayın Gaytancıoğlu.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu hafta, Yerli Malı Haftası. Her yıl Aralık ayının 12 ve 18’inci günleri arası Yerli Malı Haftası olarak kutlanıyor. Yabancı ülke ürünleri yerine Türkiye’de üretilen ürünleri tüketmenin bilincini oluşturmak amacıyla her yıl 12-18 Aralık tarihleri arasında okullarda kutlanıyor. Ancak, artık ithal ürünlerle kutlanıyor. Türkiye, buğday, arpa, mısır, tütün, muz, nohut, mercimek, fasulye başta olmak üzere, birçok tarım ürününü ithal etmek zorunda kalıyor. Bu, nasıl Yerli Malı Haftası? Buna dikkat çekmek istedim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum ben de.

Sayın Erdoğan…

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, 23 ilde kurulan cazibe merkezleri için şubat ayında yatırımcıların müracaatlarını aldınız. Niçin on aydır gerekli değerlendirmeleri yaparak yatırımcıların önünü açmadınız? Yoksa, cazibe merkezleri uygulamasından başlamadan vazgeçtiniz?

RTÜK, evlendirme programlarını niçin yasaklamıyor? Bu programların kime ne hayrı vardır?

“Yerel medyanın batması, medyanın kartelleşmesine sebep olur. Yerel medyayı destekliyoruz.” açıklamaları, bizim için yeterli değildir. Yerel medyaya verilen desteğin, yerel medyayı yaşatacak, onları ayakta tutacak seviyeye çıkarılması gerekir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de Sayın Erdoğan.

Sayın Gürer…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Niğde merkez Sungurbey Camisi, 1335 yılında İlhanlılar döneminde yapılmıştır. 18’inci yüzyılda büyük bir yangın sonrasında 4 kubbesi ve burmalı minareleri yıkılmıştır. 1936 ve farklı dönemlerde onarım görmüştür. Taç kapısında geometrik motifler, stilize hayvan figürleri -ki 79 stilize hayvan figürü- yok olmak üzeredir. Anıt eserin on beş yıldır aslına uygun onarımını talep ediyoruz. 2018 yılında onarımı için bütçeden ayrılan ödenek var mıdır?

İkinci sorum: Millî Savunma Bakanıyken Sayın Başbakan Yardımcısı Fikri Işık, Niğde’de askerî birlik sözünüz vardı. Ayrıca, askerî fabrikanın kapasitesinin artırılacağını söylemiştiniz. 2018 yılında bu sözlerinize uygun olarak bütçeden kaynak ayrılmış mıdır?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Altaca Kayışoğlu…

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Teşekkürler.

Bursa’da, Tabip Odası Başkanı Doktor Güzide Elitez’in açıklamasına göre, son günlerde hava kirliliği ölçümlerinde PM 10 değeri 70 olması gerekirken 843 olarak ölçülmüştür. Avrupa’da bu değerin sınırı 50 olarak görülüyor. “PM 10 nedir?” derseniz, havaya saçılan sanayi kirleticileri, kömür ve fosil yakıtların belli bir birimi olarak belirtiliyor. Solunumla vücuda girdiğinde akciğer kanseri, felç, KOAH, çocuk astımına neden olduğu, Doktor Elitez tarafından belirtiliyor. Bursalıların göz göre göre ölümcül hastalıklara sürüklenmesini kabul etmiyoruz. Bunun için de ilk aşamada, dağıtılan kalitesiz kömürler yerine yoksul vatandaşlarımıza ücretsiz doğal gaz dağıtmayı düşünüyor musunuz?

Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Sarıhan…

ŞENAL SARIHAN (Ankara) – Teşekkür ederim.

Sayın Başbakan yardımcılarının konusu alanına girmiyor ancak aciliyeti nedeniyle kendileriyle iki konuyu bölüşmek istiyorum.

Birisi: Samsun’da ikamet etmekte olan Deniz Ceylan isimli bir kadın arkadaşımız, bir yıl önce evlenmiş olduğu eşinden aşırı şiddet gördüğü için ayrılmış fakat bu ayrılmadan sonra sürekli bir biçimde yaşamını tehdit eden saldırılarla karşı karşıya kalmış, ilgili makamlara başvurularının da olmasına rağmen bu makamlardan herhangi bir olumlu yanıt alamamış. Bir kadının yaşamının çok önemli olduğunu düşünerek kendilerinden bu sorunla ilgilenmelerini, en azından ilgili bakanlıklarla bölüşmelerini rica ediyorum.

İkincisi de Nuriye ve Semih’le ilgili sorun.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Sarıhan, Teşekkür ederim.

Sayın Şimşek…

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, dün PKK’lı hainlerce Şırnak’ta şehit edilen Gülnar İshaklar köyünden Hacı Mustafa Can’ı “Şehitler ölmez, vatan bölünmez.” diyerek defnettik. Yalnız, bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden “kürdistan” naralarının atılması, başta şehit aileleri olmak üzere, hepimizi derinden üzmüştür. Ben bu kürsüden “kürdistan” naraları atılmasını düşünce özgürlüğüyle ve kürsü masuniyetiyle bağdaştırmıyorum. “Kürdistan” naraları atanlara ve bunlara özgürlük gözüyle bakanlara “Ne kürdistanı ulan!” diyorum Başbuğ Alparslan Türkeş’in diliyle. Burası Türkiye Cumhuriyeti devletidir ve burada binlerce Hacı Mustafa, şehadet şerbetini içmeye hazırdır diyor, saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Arslan…

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Başbakana soruyorum: Diyanet İşleri Başkanlığı, İslam dininin inançları, ibadet ve ahlak esaslarıyla ilgili işleri yürütmek için din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek üzere Başbakanlığa bağlı olarak çalışan bir kuruluştur. Asli görevleri kuruluş yasasında belirlenmiş olup Anayasa'mıza ve yasalarımıza uygun hareket etmek, ona göre kararlar vermek zorundadır. Diyanetin Din İşleri Yüksek Kurulu yeni bir fetva yayınlayarak SMS ve faksla “Boş ol.” demek suretiyle erkeğin eşini boşayabileceğini söylemek suretiyle anayasal düzenimize, Medeni Kanun’un emredici hükümlerine aykırı hareket etmiştir. Anayasal düzenimizi değiştirmek, şeri hükümlerle evlilik düzenini yok edecek fetvayla boşanmaları gerçekleştirmek isteyen Din İşleri Yüksek Kurulunu görevden almayı düşünüyor musunuz? Anayasal düzeni değiştirmekten cumhuriyet savcısına suç duyurusunda bulunacak mısınız?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Öz…

BÜLENT ÖZ (Çanakkale) – Orman ve Su İşleri Bakanlığına bağlı Orman Genel Müdürlüğü bünyesinde 5620 sayılı Kanun’a göre beş ay yirmi dokuz gün çalışan 8.500 civarında işçi mevcuttur. Hayatlarını tehlikeye atarak vatanımızın yeşil örtüsünü korumaya çalışan mevsimlik işçilerimiz, altı aydan az çalıştıkları bahanesiyle iş güvenliği haklarından yoksun bırakılmaktadırlar. Eskiden yangın mevsimi altı ay olarak bilinse de küresel ısınma nedeniyle işçilerimiz on ay boyunca çalıştırılmaktadır. Bu sebeple mevsimlik işçilerimizin sürekli işçi kadrolarına atanmaları hususunda bir çalışmanız var mıdır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Bakanım, buyurun.

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Sayın Başkanım, milletvekili arkadaşlarımıza sorularla yasama çalışmasına katkı yaptıkları için teşekkür ediyorum.

Sayın Aydın’ın bu ekonomiyle ilgili genel değerlendirme… Değerli arkadaşlar, sizler değerlendirmenizi yapacaksınız. Bizler de değerlendirmemizi yapacağız. Sonuçta millete gideceğiz. Millet artıları, eksileri değerlendirecek, bardağın boş tarafını, dolu tarafını görecek ve en sonunda kararını verecek. Milletin kararı da herkesin başının üzerinde. Evet, enflasyon çift haneli rakama yükseldi ama inşallah, en kısa sürede enflasyonun makul oranlara çekilmesiyle ilgili yoğun çalışmalar meyvesini verecek.

Gelir gider dengesizliği noktasında şunu özellikle söylemem lazım, 2008 krizinden sonra, özellikle ben AK PARTİ iktidarını da dâhil ederek söyleyebilirim ki, toplumda gelir dağılımı adaletsizliğinin artmadığı nadir ülkelerden biri Türkiye’dir. Gini endeksi 2002 yılından beri sürekli pozitif yönde yani gelir dağılımı adaletsizliğinin azalması yönünde bize özellikle işaretler vermektedir. Bu noktada AK PARTİ iktidarı çok hassastır, bu hassasiyetimizi de sonuna kadar sürdüreceğiz.

Tarım desteği konusunu, özellikle Tarım Bakanımıza özel sorunuzu ileteceğiz.

Taşeron işçiler konusunda, Hükûmetimiz özellikle bu sorunu artık çözecek düzenlemede sona gelmiştir, inşallah bu düzenlemeyi yapacağız. Bu düzenleme yapılırken belirli konular, işte, kamuda çalışanların tamamı, biliyorsunuz, bu kapsamın içerisinde ama özel bütçeli kuruluşlar kapsamda mıdır, değil midir; bunu özellikle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımıza sorunuzu ileteceğiz, onların cevaplamasını sağlayacağız.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – KİT’ler hariç, KİT’ler yok.

MUSA ÇAM (İzmir) – Bakanlar Kurulundan geçti mi?

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – “Yerli Malı Haftası ithal ürünlerle kutlanıyor.” Değerli arkadaşlar, Türkiye, evet, tarımda ithalat yapıyor ama ithalat yaptığından çok daha fazla ihracat da yapıyor. Belli ürünleri ithal ediyor, işliyor ve ihraç ediyor. Şimdi, o ithal ettiği ürünleri sanki Türkiye’de kullanılıyor gibi, Türkiye’nin aslında buna ihtiyacı var da Türkiye bunları kendi ihtiyacı için kullanıyor diye bakarsanız yanılırsınız. Türkiye, Rusya’dan buğdayı alır, işler ve bütün dünyaya satar.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Bir tek buğday, bir tek buğday; onun dışında hepsini yiyoruz.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Samanı nereye satıyoruz, samanı?

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Yağlı tohumu alır, işler, satar. Bu konuda çift taraflı bakmanızı tavsiye ederim.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Hepsini yiyoruz.

BAŞKAN – Sayın Gaytancıoğlu, dinliyoruz.

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Sayın Erdoğan’ın Cazibe Merkezleri Programı’yla ilgili… Sayın Erdoğan, Cazibe Merkezleri Programı çok yakında revize edilmiş olarak yürürlüğe girecek. Bu önümüzdeki ilk kanun hükmünde kararnamede bazı düzenlemeler var, o düzenlemeler yapılır yapılmaz Cazibe Merkezleri Programı, Genel Teşvik Programı’nın içerisinde güçlendirilmiş olarak hayata geçecek.

“Evlendirme programları neden yasaklanmıyor?” Şu anda televizyonlarda evlendirme programı yok. RTÜK bu konuda çok ciddi, kararlı bir duruş sergiledi ve bunun sonucunda şu anda evlendirme programı yok, diğer programlarla ilgili de yakın takip sürüyor. Sadece internet ortamında, internet televizyonlarında bu evlilik programlarının sürdürüldüğüne dair bir bilgi var, onunla ilgili de hukuki bir boşluk var, onun üzerinde de çalışmayı yapıyoruz.

Yerel medyaya destek veriyoruz. Biraz önce konuşmamda ifade ettim, yüzde 3 olan reklam gelirinin payını yüzde 1,5’a düşürdük. TÜRKSAT’ın da yerel televizyonların uydu kirasıyla ilgili bir teknik çalışma yaptığını biliyorum.

Sayın Gürer’in Niğde’ye askerî birlik sözü… Evet, takip ediyoruz, benden sonraki Savunma Bakanı arkadaşımıza da özellikle böyle bir sözü verdik Ömer Halisdemir’in memleketi Bor’la Çukurkuyu arasına bir askerî birliğin kurulmasıyla ilgili çünkü o dönemde ben askerî yetkililerimizden bilgi alarak o sözü vermiştim. Şu anda da o söz özellikle takip ediliyor, bunu bilmenizi isterim Sayın Gürer.

Sayın Sarıhan söylediğiniz ismi eğer bize ulaştırırsanız ben Aile Bakanlığımıza ve İçişleri Bakanlığımıza hemen iletirim. Bana o ismi ulaştırırsanız sevinirim.

Sayın Şimşek’in, “kürdistan” naralarının atılmasını… Bunu hiç kimsenin onaylaması mümkün değil. Burada böyle birtakım ideolojik veya birtakım terörist mahfilleri özellikle tatmin etmek için yapılan şovlara Meclisteki hiçbir arkadaşımızın kesinlikle -onay vermesini bırakın- tahammül etmeyeceğini zaten Meclis verdiği kararla da ortaya koydu.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Kadın bürokratlar konusu Sayın Bakan…

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Sayın Arslan’ın konusunda… Değerli arkadaşlar, Diyanetin konumunu iyi bilmemiz lazım. Diyanet dinî konularda fetvalar verir. Bunlar, insanlar için, kendi içlerinde kabul veya reddedeceği, özgür iradeleriyle uyup uymayacağı konusundaki kararlardır, bunun anayasal düzenle uzaktan yakından alakası yoktur.

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Yapmayın Sayın Bakan yahu! Anayasal düzene aykırı…

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Türkiye'de bir Medeni Kanun var ve Medeni Kanun yürürlüktedir.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Mesajla boşanılabilir mi Sayın Bakan? Kontörü bitince ne yapacak yani boşanamayacak mı?

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Peki, nasıl fetva veriyor bu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Siz eğer ona bakarsanız Diyanet İşleri Başkanlığının verdiği fetvalara biz “Anayasa’ya uygun mu, değil mi?” diye bakmayız, “Dinin temel hükümlerine uygun mu, değil mi?” diye bakarız çünkü bu, Diyanet İşlerinin verdiği fetvalar, bireyin kendi özgür dinî inanç alanındaki fetvalardır.

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Yapmayın ne olur. Size bağlı bu kurum.

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Yoksa kamu düzenine yönelik, kamu düzenini ilgilendiren fetvaları Diyanet İşleri, Din İşleri Yüksek Kurulu vermiyor. Biraz bu noktada, sizin, özellikle Din İşleri Yüksek Kurulunun verdiği kararlara insanların hür iradeleriyle katılıp katılmama noktasındaki fetvalar gözüyle bakmanızı salık veririm.

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Türkiye Cumhuriyeti’nin Diyanet İşleri değil mi?

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Mevsimlik işçilerle ilgili konuda, biliyorsunuz, Sayın Cumhurbaşkanımız da açıkladı, mevsimlik işçilerde beş ay yirmi dokuz güne kadar olan süre, dokuz ay yirmi dokuz güne kadar uzatılıyor.

Teşekkür ederim.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Sayın Bakan, üst düzey bürokratlara cevap vermediniz, kadın konusu.

BAŞKAN – Sayın Yedekci, lütfen…

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Sayın Başkan, siz de kadınsınız, niçin bu konuda duyarlı değilsiniz?

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakan.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Milletvekilimiz Erkan Aydın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yapılan yardımlar ve ödemelerle ilgili bir soru yöneltti. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye ile “tek millet iki devlet” anlayışıyla ilişkilerini sürdürmeye devam ediyor. Öncelikle şunu ifade edeyim: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin koordinasyonuyla ilgili olan Başbakan Yardımcımız, Sayın Recep Akdağ Bakanımız. O vesileyle, detaylandırma yapmaksızın kaba bir bilgi vereyim size Sayın Aydın; 2016-2018 dönemi için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne taahhüt edilen yardım tutarı 3,5 milyar lira, an itibarıyla aktarılan yardım tutarı 1,7 milyar lira. Daha detaylı bilgi mutlaka Sayın Akdağ Bakanımız tarafından verilecektir.

Şimdi, Sayın Durmaz “Vakıflar Genel Müdürlüğünün tasarrufları kamu bankaları olmakla beraber neden KuveytTürk Bankasında değerlendiriliyor?” dedi. Sayın Durmaz, KuveytTürk’te Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün yüzde 18,40 oranında bir hissesi var, ortak oraya yani ve bu nedenle, sembolik de olsa küçük bir kısmını KuveytTürk’te Vakıflar Genel Müdürlüğü bu hissesinden mütevellit olarak değerlendirmek arzusunda.

ELİF DOĞAN TÜRKMEN (Adana) – Diğer paraları…

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Büyük hisselerinin tamamını yani diğer mevduatından tutun da gelirlerini, parasını kamu bankalarında değerlendiriyor, bilginiz olsun.

KADİM DURMAZ (Tokat) – Diğer ortakları kim? Millî değil.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – KuveytTürk’te Vakıflar Genel Müdürlüğü yüzde 18 oranında ortak, hissedar yani.

KADİM DURMAZ (Tokat) – Diğer ortak kim?

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Niye yüzde 100 bizim olanlara yatırmıyoruz da yüzde 18 olanlara…

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Şimdi, yerel medyanın desteklenmesiyle ilgili ben de bir şey söylemek istiyorum Sayın Erdoğan’a.

Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, yerel medyanın ayakta kalmasını sağlayan en önemli geliri bu ilan gelirleridir. Basın İlan Kurumu tarafından objektif kriterlere bağlanmış, onların belli bir ölçüsü var. O çerçevede, yerel medyaya bu noktada çok önemli kaynak aktarılmaktadır ve yerel medyayı da esasen ayakta tutan bu ilan gelirleridir.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – 2017’de yayımlanmadı, Basın İlan Kurumu yayımlamadı 2017’de.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Dolayısıyla, bununla ilgili olarak Basın İlan Kurumumuz desteğini sürdürmeye bundan sonraki süreçte de devam edecektir.

Bir diğer konu, Sayın Ömer Fethi Gürer “Niğde Sungurbey Camisi’nin restorasyonu programa alındı mı?” diye sormuş. Caminin ihalesi 26 Ekimde yapıldı Sayın Gürer. 2018 yılı başında restorasyonuna başlayacağız inşallah. İnşallah hep beraber birlikte açarız onu da.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Aslına uygun yapsınlar, aman. İhale yapan yine kaçmasın, bizim orada ihaleye gelen kaçıyor.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Sayın Kayışoğlu, Bursa’yla ilgili… Tabii, konu benimle ilgili değil. Neresi açıklama yaptı dediniz?

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Tabip Odası Başkanı.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Tabip Odası Başkanı açıklama yaptı, tamam. Şöyle: Bursa’nın sağlığı, esenliği, güvenliği hepimizin ortak paydası. Eğer gerçekten yapılan açıklama muvacehesinde -teyit etmem de lazım- bir hava kirliği söz konusuysa öncelikle gerekli tedbirleri almamız lazım. Bursa’ya yakışan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Ücretsiz doğal gaz verelim yoksul vatandaşlara.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Şu anda programımızda yok öyle bir şey.

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Sayın milletvekilleri, şimdi sırasıyla, ikinci turda yer alan bütçe ile kesin hesapların bölümlerine geçilmesi hususunu ve bölümlerini ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.

Yalnız, bundan önce bir açıklama yapmak zorundayım.

Sayın milletvekilleri, analitik bütçe sınıflandırması açısından her bir ödenek ve gelir kodunun açıklaması bütün kurum bütçelerinde aynıdır. Bu nedenle, tekrardan kaçınmak ve zamanı daha verimli kullanmak amacıyla başta hangi kodun ne anlama geldiğini bir kez ifade edeceğim. Daha sonra, kâtip üyemiz tarafından sadece ödenek ve gelir kodları ile bütçe rakamları okunduktan sonra oylamaları yapacağım. Fonksiyonel sınıflandırmaya göre ödenek icmallerinde birinci düzey fonksiyonel kodların açıklaması şu şekildedir. Önce kod numaralarını, sonra bu kod numaraların karşılığı olan açıklamayı bilginize sunacağım. “(01): Genel Kamu Hizmetleri, (02): Savunma Hizmetleri, (03): Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri, (04): Ekonomik İşler ve Hizmetler, (05): Çevre Koruma Hizmetleri, (06): İskân ve Toplum Refahı Hizmetleri, (07): Sağlık Hizmetleri, (08): Dinlenme, Kültür ve Din hizmetleri, (09): Eğitim Hizmetleri, (10): Sosyal Güvenlik ve Sosyal Yardım Hizmetleri;

Gelir cetvellerinde 1’inci düzey gelir kodlamaları ise aşağıdaki şekildedir:

(01): Vergi Gelirleri, (02): Sosyal Güvenlik Gelirleri, (03): Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri, (04): Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler, (05): Diğer Gelirler, (06): Sermaye Gelirleri, (08): Alacaklardan Tahsilat, (09): Ret ve İadeler”

Şimdi, kurumların 2018 yılı bütçelerini, ödenek cetvelleri ile gelir cetvellerini az önce belirttiğim şekilde, kesin hesaplarını yazıldığı şekilde okutuyorum:

Hazine Müsteşarlığı 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

07.82) HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI

1) Hazine Müsteşarlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                  Genel Kamu Hizmetleri                                                              77.927.485.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                  Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                2.269.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      04                                  Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                      15.964.020.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      10                                  Sosyal Güvenlik ve Sosyal Yardım Hizmetleri                             4.000.001.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                 GENEL TOPLAM  97.893.775.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Hazine Müsteşarlığı 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Hazine Müsteşarlığı 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Hazine Müsteşarlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                 74.126.172.673,00

Bütçe Gideri                                                                                                                       67.032.152.024,01

İptal Edilen Ödenek                                                                                                             7.094.020.648,99

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                                901.391.321,40

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Hazine Müsteşarlığı 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

42.04) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                  Genel Kamu Hizmetleri                                                                     24.395.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                  Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                2.000.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                  Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                           423.605.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                 GENEL TOPLAM       450.000.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      05                                  Diğer Gelirler                                                                                  450.000.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                  TOPLAM   450.000.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)                                CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                      327.000.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                                            112.672.113,84

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                214.327.886.16

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                              327.000.000,00

Tahsilat                                                                                                                                   336.452.216,11

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Sermaye Piyasası Kurulu 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

42.03) SERMAYE PİYASASI KURULU

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                  Genel Kamu Hizmetleri                                                                   203.117.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                  Savunma Hizmetleri                                                                               500.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                  Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                              10.101.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                  Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                             59.909.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                 GENEL TOPLAM       273.627.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                  Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                       200.601.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                  Diğer Gelirler                                                                                    73.026.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                  TOPLAM   273.627.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sermaye Piyasası Kurulu 2018 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Sermaye Piyasası Kurulu 2016 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.