TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                          30’uncu Birleşim

                                                                                 29 Kasım 2017 Çarşamba

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, Hatay ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Antalya Milletvekili Ahmet Selim Yurdakul’un, tip 1 diyabetlilerin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- İzmir Milletvekili Özcan Purçu’nun, Türkiye’nin genel sorunlarına, ekonomik göstergelere ve yoksulluğa ilişkin gündem dışı konuşması

 

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Hatay Milletvekili Orhan Karasayar’ın, Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

2.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, Hatay Milletvekili Orhan Karasayar’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

3.- İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin, İstanbul Maltepe İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından okullarda öğretmenlere dağıtılan “Felsefeden Tecrübeye Etkili Öğretmenlik” kitabında skandal ifadelerin yer aldığına ve sorumlularla ilgili işlem başlatılmasını istediğine ilişkin açıklaması

4.- Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu’nun, Kutlu Doğum Haftası’na ve Mevlit Kandili’ni kutladığına ilişkin açıklaması

5.- Adana Milletvekili İbrahim Özdiş’in, bazı meslek dalları için tanınan yıpranma hakkının veteriner hekimler için de verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

6.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, Mevlid-i Nebi’yi tebrik ettiğine ilişkin açıklaması

7.- Tokat Milletvekili Kadim Durmaz’ın, millî şeker politikasını oluşturan Şeker Kurulunun on altı aydır toplanamadığına ve nişasta bazlı şeker üretimine ilişkin açıklaması

8.- Mersin Milletvekili Yılmaz Tezcan’ın, Mevlit Kandili’ni kutladığına ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Bakanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yakınlarının yurt dışındaki bir şirkete para gönderdiğine dair iddiaların doğru olmadığına ilişkin açıklaması

9.- Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer’in, Adana’nın Aladağ ilçesinde çıkan yurt yangınının 1’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

10.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı kanıtları inkâr etmenin iktidarın aciz içinde olduğunun göstergesi olduğuna ilişkin açıklaması

11.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı, yakınlarının yurt dışı hesaplarına para gönderdikleri iddialarının ispatı hâlinde istifa edeceği sözünü yerine getirmeye davet ettiğine ilişkin açıklaması

12.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, Mevlit Kandili’ni kutladığına ve Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin üzerinde oynanan tüm oyunların üstesinden gelindiğine ilişkin açıklaması

13.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, Tıbbi Sekreterler Günü’ne ilişkin açıklaması

14.- Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan’ın, Mevlit Kandili’ni kutladığına ilişkin açıklaması

15.- Denizli Milletvekili Kazım Arslan’ın, Mevlit Kandili’ni kutladığına, Başbakanın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yakınlarının yurt dışına para transfer etmeleri konusundaki değerlendirmeleri ile transfer sırasında herhangi bir vergi tahsil edilip edilmediğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

16.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı, yakınlarının yurt dışı hesaplarına para gönderdikleri iddialarının ispatı hâlinde istifa edeceği sözünü yerine getirmeye davet ettiğine ilişkin açıklaması

17.- Çanakkale Milletvekili Bülent Öz’ün, Suriyelilere harcandığı ifade edilen 30 milyar doların nereye ve niçin harcandığını ve Millî Eğitim Bakanlığındaki 1 trilyon 400 milyar liralık kayıp para konusunu öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

18.- İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay’ın, Türkiye'de vergi sisteminin geldiği noktaya ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AK PARTİ grup toplantısında sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

19.- Tekirdağ Milletvekili Ayşe Doğan’ın, Mevlit Kandili’ni kutladığına, tüm Romanlara selam gönderdiğine ve Hükûmetin Romanlar için çalışmaya devam ettiğine ilişkin açıklaması

20.- İstanbul Milletvekili Gülay Yedekci’nin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yüzünü vatandaşa dönmesi ve millete ihanet etmekten vazgeçmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

21.- Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet’in, Kocaeli’nin Dilovası ilçesindeki hava kirliliğine karşı bir an önce önlem alınmasının şart olduğuna ilişkin açıklaması

22.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Düzce’nin katı atıklarının Hecinler köyüne dökülmemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

23.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Mevlit Kandili’ni kutladığına, Vanlı depremzedelere kalıcı statülü iş sözünün yerine getirilmesi çağrısında bulunduğuna ve Adana’nın Aladağ ilçesinde çıkan yurt yangınının 1’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

24.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Mevlit Kandili’ni kutladığına, tutuklu milletvekillerinin mahkemelerde bizzat bulunma taleplerinin reddedilerek SEGBİS’in dayatıldığına ve Adana’nın Aladağ ilçesinde çıkan yurt yangınının 1’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

25.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Mevlit Kandili’ni kutladığına, Kutlu Doğum Haftası’nın Resmî Gazete’de yapılan değişiklikle 14-20 Nisandan hicri Rebiülevvel 12’ye alınmasına, Adana’nın Aladağ ilçesinde çıkan yurt yangınının 1’inci yıl dönümüne ve belediye başkanlarının yurt dışına çıkışlarında İçişleri Bakanlığından izin almak zorunda olmalarına ilişkin açıklaması

26.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Mevlit Kandili’ni kutladığına, geçmişte 23 Nisan ile Kutlu Doğum Haftası’nın beraberce yaşandığına, AK PARTİ iktidarının cemaat ve tarikatlar konusunda dikkatli ve ihtimamlı olduğuna ilişkin açıklaması

27.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, siyasi çürümenin denetimsizliği ve cezasızlığı getireceğine ilişkin açıklaması

28.- Denizli Milletvekili Kazım Arslan’ın, Denizli Milletvekili Şahin Tin’in MHP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

29.- Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın grup konuşmasından sonra Meclis Başkanını ziyaretine ilişkin açıklaması

30.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

31.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Meclisin görevinin çürümüş siyaseti temizlemek olduğuna ilişkin açıklaması

32.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, yurt dışına para transferleriyle ilgili belgelerin sahte mi gerçek mi olduğunun araştırılması için AK PARTİ Grubunun elinde tarihî bir fırsat olduğuna ilişkin açıklaması

33.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yurt dışına para transferleriyle ilgili belgeler konusundaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

34.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

35.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, siyasi parti grubu olarak Hükûmete yönelik eleştirilere cevap verilebileceğine ilişkin açıklaması

36.- Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’ın, Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

37.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Meclis Başkanının eleştirilere cevap hakkını Türkiye Büyük Millet Meclisi Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı kanalıyla kullanmasına ilişkin açıklaması

38.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, Mevlit Kandili’ni kutladığına, vatandaşların hac farzını yerine getirmek için uzun süre beklediklerine ve hacca gitmenin maliyetinin çok arttığına ilişkin açıklaması

39.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

40.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

41.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün 505 sıra sayılı Kanun Teklif’nin tümü üzerinde yapılan soru-cevap işlemi sırasındaki bazı ifadelerinin siyasi bir eleştiri olduğuna ve terör örgütü ile CHP’yi özdeşleştiren bir yaklaşımın söz konusu olmadığına ilişkin açıklaması

42.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

43.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Cumhuriyet Halk Partisi olarak 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili tüm davaları takip ettiklerine ilişkin açıklaması

44.- Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün, 505 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde yapılan soru-cevap işlemi sırasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

45.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Yedinci Oturumun başında yapmış olduğu açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

46.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’ün, milletvekillerinin açıklamaları sırasında Başkanlık aracılığıyla sordukları soruları ilgili bakanlığa yazılı olarak bildireceğine ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’ün, hiç kimsenin Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü darbe girişiminde bulunmuş hain bir terör örgütüyle eş değerde tutmasının kabul edilemeyeceğine ve milletvekillerinin bu yüce Meclise yakışır şekilde davranmalarını Başkanlık Divanı adına rica ettiğine ilişkin konuşması

 

 

 

 

 

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- MHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu ve arkadaşları tarafından organize sanayi bölgelerinin mevcut sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/141) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 29 Kasım 2017 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir tarafından, Türkiye'de bazı siyasetçiler ve yakınları hakkında ortaya çıkan vergi cennetlerine transfer edilen kazançlar ile Türkiye'de elde ettikleri kazançların başka ülkelerdeki şirketlere transfer edilmesi iddialarının araştırılması amacıyla 29/11/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 29 Kasım 2017 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan ve arkadaşları tarafından, yerli otomobil üretme konusunda ortaya çıkan mali ve bürokratik sorunların belirlenmesi ve bu sorunların çözümü olabilecek tedbirlerin tespit edilmesi amacıyla 7/11/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 29 Kasım 2017 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

4.- AK PARTİ Grubunun, bastırılarak dağıtılan 505 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin kırk sekiz saat geçmeden gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 1’inci sırasına alınmasına ve bu kısımda bulunan diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; Genel Kurulun 29/11/2017 Çarşamba günkü (bugün) birleşiminde 505 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar, 30/11/2017 Perşembe günkü birleşiminde 460 sıra sayılı Kanun Tasarısı’na kadar olan işlerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesine; 505 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi

 

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’ın, Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan’ın CHP grup önerisi üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Hükûmete sataşması nedeniyle konuşması

2.- Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan’ın, Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek’in, Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

4.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen’in 505 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Genel Başkanına ve Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

5.- Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

6.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

7.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

VIII.- SEÇİMLER

A) Komisyonlara Üye Seçimi

1.- Anayasa Komisyonu; Adalet Komisyonu; Millî Savunma Komisyonu; İçişleri Komisyonu; Dışişleri Komisyonu; Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu; Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu; Çevre Komisyonu; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu; Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu; Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu; Dilekçe Komisyonu; Plan ve Bütçe Komisyonu; Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu; İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu; Avrupa Birliği Uyum Komisyonu; Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu ile Güvenlik ve İstihbarat Komisyonlarına üye seçimi

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi (2/1929) ve Anayasa Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 505)

 

X.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Geçici Başkanlığının, başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimine ilişkin tezkeresi (3/1357)

2.- Millî Savunma Komisyonu Geçici Başkanlığının, başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimine ilişkin tezkeresi (3/1358)

 

XI.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, bazı spor kulüplerinin oyuncularının isimlerinin geçtiği şike içerikli ses kayıtlarına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/15408)

2.- İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel'in, KHK ile işten çıkarılan açlık grevindeki bir akademisyenin kardeşi hakkında kaldığı devlet yurdunda süresiz ilişik kesme işlemi başlatıldığına dair iddialara ilişkin Başbakandan sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/15453)

3.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, zorunlu bireysel emeklilik sistemine katılanlara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/15696)

4.- İzmir Milletvekili Murat Bakan'ın, Bakanlığın ve bağlı kurum ve kuruluşların İzmir'e yönelik devam eden ve yapılacak olan yatırımlarına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın cevabı (7/15711)

5.- Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak'ın, TOBB'a bağlı oda ve borsalarda yapılacak seçimlerin ertelenmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/17471)

6.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, 2016 ve 2017 yıllarındaki deri ihracatına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/17748)

7.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlardaki makam araçlarına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/17977)

8.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda Sosyal Hizmetler Kanunu gereğince istihdam edilen koruma altındaki çocuk sayısına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/17978)

29 Kasım 2017 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Yaşar TÜZÜN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 30’uncu Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Hatay’ın sorunları hakkında söz isteyen Hatay Milletvekili Serkan Topal’a aittir.

Sayın Topal, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, Hatay ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

SERKAN TOPAL (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konu yine Hatay, yine Hatay’ın sorunları. Buraya Hatay’ın sorunlarını konuşmaya her çıktığımda, genelde burada AK PARTİ’li Sayın Karasayar olurdu -kombine olmuştu buraya- sataşırdı bana. Burada göremiyorum.

BAŞKAN – Sayın Topal, bir saniye… Sayın Topal, bir saniye efendim.

Sayın milletvekilleri, hatip arkadaşımız kürsüye çıktı. Lütfen…

Buyurun Sayın Topal.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Evet, teşekkür ediyorum. Ekleyeceğiz, değil mi? Çok teşekkür ediyorum.

Şimdi, öncelikle, EXPO 2021 Hatay’da. Yine, Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımızın çalışmaları sonucunda, Hatay, UNESCO tarafından gastronomi alanında Yaratıcı Şehirler Ağı’na seçildi. Bu konuda kendilerine teşekkür ediyoruz.

Sayın Karasayar’a da soruyorum: Hükûmet olarak burada destek verecek misiniz? Nasıl bir destek vereceksiniz?

Ayrıca, Hatay, yüzde 42,8’le, en düşük iş gücüne katılma oranıyla Osmaniye ve Kahramanmaraş illeriyle aynı bölgede olmasına rağmen, Osmaniye ve Kahramanmaraş 5’inci bölgede yer alıyor ama Hatay’ımız, maalesef, hâlâ 4’üncü bölgede yer alıyor ve 450 bin Suriyeli olmasına rağmen. Şimdi, değerli arkadaşlar, bu konuda Hükûmetin desteğini Hatay bekliyor.

Sayın Karasayar geldiler.

Şimdi, maalesef, Kırıkhan’da, Kumlu’da, Hassa’da, Reyhanlı’da, Altınözü’nde çiftçi kan ağlıyor. Neden kan ağlıyor? Çünkü mazota son yedi yılda yüzde 90 zam, gübreye yüzde 102 zam, ilaçta da yine yüzde 100 zam, son yedi yıl içerisinde… Maalesef, bizim ovada çiftçiler perişan. Bu konuda çiftçiler şu anda destek bekliyor.

Sayın Karasayar, buyurunuz.

Şimdi, ben daha önce şu kürsüde söylemiştim, Hükûmet Hatay’da bir hizmet yaptığında teşekkür edeceğimi ifade etmiştim. Evet, Karaçay Barajı tamamlanıyor, doğru, teşekkür ediyoruz. Samandağ duble yolu, çevre yolu daha bitmedi; teşekkür ediyorum Hatay halkı adına. Ancak, Reyhanlı Barajı 1995’ten beri hâlâ tamamlanamadı, ne zaman tamamlanacak? Reyhanlı Barajı tamamlanamadı, aynı zamanda, Tahtaköprü Barajı tamamlanamadığı için ova su bekliyor, çiftçi su bekliyor ama maalesef yok. Evet, doğru, duble yollar yapıldı; onun dışında yok.

“Defne” diye bir ilçe var, Defne. Defne’de devletin bir tek katkısı yok. Kaymakamlık binası yok, spor kompleksi yok, yok yok; Defne’de hiçbir şey yok. Değil mi Sayın Karasayar? Siz Defne’ye bir şeyler yapın, ben de buradan size teşekkür edeyim.

Bakın, şimdi, Suriye savaşından en çok etkilenen il Hatay. Nüfusu 1,5 milyon ama 450 bin Suriyeli var. Sınır kapıları kapandı ve Türkiye'nin en büyük 2’nci tır filosu Hatay’da, şu anda tırlar Kırıkhan’da, Reyhanlı’da, Defne’de, Antakya’da atıl durumda, çürümeye terk edilmiş; siz de çok iyi biliyorsunuz, hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu konuda, Yayladağı Sınır Kapısı’nın bir an önce açılması gerektiğini onlarca defa dile getirdik, bir daha dile getiriyoruz.

Bakın, Hatay’da işsizlik yüzde 25’in üstünde, neredeyse her evde bir işsiz var maalesef. Ve az önce dile getirdim ya, yanlış bir dış politika sonucunda, hani sürekli “Ey Almanya” “Ey Avrupa” falan dediğimizde, oraya giden şoförlerimiz maalesef ceza yiyor hem de fahiş bir şekilde. Bu konuda, dış politikanın bir an önce iyileştirilmesi gerektiğini burada bir kez daha ifade ediyoruz.

Dörtyol’da, Samandağ’da ve Defne’de devlet hastanelerinin olması gerektiğini daha önce ifade etmiştik. Evet, Samandağ’da proje var, başlanmadı daha ama Defne’de de sözünü almıştık ve burada bir kez daha ifade ediyorum; Defne, Dörtyol ve Samandağ devlet hastanelerinin yapılması gerektiğini ifade etmiştim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SERKAN TOPAL (Devamla) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sözlerinizi toparlayın efendim.

Buyurun Sayın Topal.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Şimdi, şunu söylüyoruz: Hatay’la ilgili yapacağınız her hizmette biz sizin yanınızda destek olacağız, omuz omuza vereceğiz. Ancak gerçek olan bir şey var, Hatay’da esnaf kan ağlıyor, çiftçi kan ağlıyor, büyük bir işsizlik var.

Ve onlarca defa dile getirdim, geçen konuşmamda Sayın Bakana arz etmiştim, Samandağ’la ilgili kıyı kenar çizgisi sorunu vardı. Yeniden kıyı kenar çizgisinin oluşturulması noktasında bir komisyon kurulması gerektiğini ifade etmiştim ve orada onlarca insanımız mağdur. Bu konuda sizin desteklerinizi bekliyoruz.

Sayın Karasayar, ben burada daha önceki konuşmamda, eğer hizmet olacaksa teşekkür edeceğimi ifade etmiştim ancak Defne’de şu ana kadar hiçbir şey yok, gerçekten yok.

ORHAN KARASAYAR (Hatay) – Sen Hatay’daki hizmetleri bir ayda sayamazsın hocam, bir haftada da sayamazsın.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Çıkın, “Defne’de biz şunu yaptık.” deyin.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Topal.

ORHAN KARASAYAR (Hatay) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun efendim.

ORHAN KARASAYAR (Hatay) – Sayın hatip ismimi zikrederek sataşma yaptı, sataşmadan söz istiyorum beş dakika.

BAŞKAN – Memlekete hizmet noktasında Hatay için yapılanlara teşekkür edeceğini söyledi; biz de böyle, muhalefet partisi, iktidar partisi milletvekillerinin birlikte dayanışma içerisinde olmalarından Divan olarak çok memnun olduk.

ORHAN KARASAYAR (Hatay) – Biz de dayanışma içerisindeyiz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Bu nedenle, bir sataşma kabul etmiyorum. Hatay’a yapılacak hizmetler…

ORHAN KARASAYAR (Hatay) – Başkanım, inanın, Hatay’a yapılan hizmetleri çarpıtarak…

İki dakika söz istiyorum.

BAŞKAN – Eğer sataşma varsa tutanağı inceleyeceğim, aynı birleşim içerisinde söz vereceğim.

ORHAN KARASAYAR (Hatay) – 60’a göre söz istiyorum.

BAŞKAN – Yerinizden…

Peki, yerinizden bir dakika veriyorum.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Hatay Milletvekili Orhan Karasayar’ın, Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ORHAN KARASAYAR (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Tabii, biz 10 Hatay milletvekili olarak, beraber, istişare içerisinde işlerimizi yürütmeye çalışırız. Ama ben hep şunu söyledim: Serkan Bey’in elinden tutacağım, cuma günü sabah sekizde Hatay’ın merkezinde beraber buluşacağız. Hatay’da yapılan hizmetleri kendisini bir ay -gerekirse gruptan, Özgür Bey’den izin isterim- gezdirsem bitiremem.

Şu anda 5 tane baraj Hatay’da bitmek üzere Sayın Başkanım. Hatay’a yapılan hizmetler noktasında, başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, bugüne kadar hangi bakanımıza gittiysek, Hükûmetimizin hangi yetkilisine gittiysek o hizmeti bize ikinci kez söyletmediler, biz Hatay’a hizmetlerin tamamını aldık.

Arkadaşımız, Defne’den bahsetti. Defne ilçe olalı iki buçuk yıl oldu. Arsuz da yeni ilçe oldu. Şu anda Arsuz’la ilgili yapılacak kamu yatırımlarımızın tamamı hayata geçirilmek üzere, projeler yapıldı; belli sıkıntılar var, onları da aşıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN KARASAYAR (Hatay) – Hastane noktası da aynı şekilde. 750 yataklı hastane bitti, bin yataklı hastane tekrar başlayacak.

Yani, tabii, burada bir dakikalık süreyle olmaz. Serkan Bey’i ben davet ediyorum, cuma günü sabah sekizde Antakya merkezde buluşalım, Hatay’a yapılan hizmetleri tek tek kendisine gezdireceğim. Bunun için de Özgür Bey’den bir hafta izin istiyorum. Bir haftada ancak bitiririz Sayın Grup Başkan Vekili.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SERKAN TOPAL (Hatay) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Topal.

SERKAN TOPAL (Hatay) – Bu şekilde, “elinden tutacağım” diye, seçmenimin önünde beni küçük düşürdü. Sataşmadan dolayı bir dakikalık söz hakkı istiyorum.

ORHAN KARASAYAR (Hatay) – Yok, samimiyetten söyledim onu, yaş itibarıyla değil.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Elinden tutup” çocuk gibi…

SERKAN TOPAL (Hatay) – Hayır, böyle bir şey olmaz.

BAŞKAN – Yerinizden bir dakika söz veriyorum Sayın Topal.

Buyurun.

ORHAN KARASAYAR (Hatay) – Serkan Bey, bakın, onu samimiyetten söyledim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – O da samimiyetten cevap verecek.

ORHAN KARASAYAR (Hatay) – El ele anlatacağız.

2.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, Hatay Milletvekili Orhan Karasayar’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

SERKAN TOPAL (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Karasayar, ben az önce gerçekten sataşma babında söylemedim.

ORHAN KARASAYAR (Hatay) – Ben de sataşma anlamında söylemedim, hizmetleri görmen için söylüyorum.

SERKAN TOPAL (Hatay) – Ama gerçekten de Hatay’da -yani siz gerçekten çok iyi biliyorsunuz ki- ciddi sorunlar var, işsizlik var, esnaf kan ağlıyor, çiftçi kan ağlıyor. Bakın, sizin, benim elimden tutmanıza gerek yok.

ORHAN KARASAYAR (Hatay) – Hatay’da çiftçinin bindiği traktörleri ben sana göstereyim. Pamukçumuz arıyor bizi, teşekkür ediyor destekten dolayı pamukçular.

SERKAN TOPAL (Hatay) - Sayın Karasayar, benim elimden tutmanıza gerek yok, ben zaten kapı kapı dolaşıyorum -bütün mahalle muhtarlarına sorabilirsiniz- bütün mahalleleri geziyorum, bütün Hatay halkının sorunlarını burada dile getiriyorum.

ORHAN KARASAYAR (Hatay) – Şu anda ilaç fiyatları on beş senenin altında Serkan Bey, bilmeden konuşuyorsunuz, bilmeden.

SERKAN TOPAL (Hatay) - Bakın, siz Hatay’a hizmeti alın, ben teşekkür edeceğim ama yok, yok. Ben teşekkür ediyorum. Yine iktidarı hizmete davet ediyorum.

ORHAN KARASAYAR (Hatay) – Bakın, şu anda ilaç fiyatları on beş yıl öncesinden daha düşük, bunları size ispatlayabilirim.

SERKAN TOPAL (Hatay) - Teşekkür ediyorum, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Ben teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, geçmişte de, bugün de görev yapan bütün Hatay milletvekillerimize ben de Divan olarak teşekkür ediyorum. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

ORHAN KARASAYAR (Hatay) – Sağ olun Başkanım, teşekkür ederim.

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)

2.- Antalya Milletvekili Ahmet Selim Yurdakul’un, tip 1 diyabetlilerin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, gündem dışı ikinci söz, tip 1 diyabetlilerin sorunları hakkında söz isteyen Antalya Milletvekilimiz Ahmet Selim Yurdakul’a aittir.

Buyurun Sayın Yurdakul. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika efendim.

AHMET SELİM YURDAKUL (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, muhterem vatandaşlar; konuşmama başlamadan önce Peygamberimiz Hazreti Muhammed’in dünyamıza teşriflerinin yıl dönümünde tüm vatandaşlarımıza hayırlı kandiller diliyorum.

Daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonunda partimizin sağlık politikaları çerçevesinde dile getirdiğimiz, günümüzün en ciddi sağlık sorunlarından biri olan diyabetli yani şeker hastalarımızın sorunlarını konuşmak ve çözüm yolları konusunda neler yapabiliriz sorusunu akıllara getirmek için Milliyetçi Hareket Partisi adına gündem dışı söz aldım.

Muhterem vatandaşlar, 2013 yılında dünya genelinde 382 milyon diyabetli hasta bulunurken 2035 yılında bu sayının 592 milyona yükseleceği tahmin edilmektedir. Ülkemizde diyabetli hasta artış hızı ise bundan çok daha fazladır. Dünya Sağlık Örgütü 2030 yılı için yaptığı tahminde Türkiye’deki diyabetli sayısının 6,5 milyona ulaşacağını öngörmüştü. Oysa 2015 yılı itibarıyla ülkemizdeki diyabetli hasta sayısı 7 milyon 122 bin 622’ye ulaşmış durumdadır. Bu sayının 6 milyonu tip 2 diyabetli yani yetişkin hastalarımız, 1 milyon 17 bini ise tip 1 yani çocuk hastalarımızdır. Genel diyabet rakamları böyle.

Diğer yandan, tip 1 diyabet konusuna ayrıca değinmek istiyorum çünkü burada çocuklarımız söz konusu. Öncelikle, tip 1 diyabet nedir? Çocuk hastalar kesin bir insülin yetersizliği içinde olduklarından ömür boyu insülin hormonunu dışarıdan, enjeksiyon yoluyla almak zorundadırlar. Yetişkin hastalarda diyabetle mücadele nispeten idare edilebilir bir durumdadır ancak çocuk hastalarda diyabetle mücadele çok daha zordur çünkü çocuk hastalarımızda bir gün içinde 15-20 kez şeker ölçümüne ihtiyaç duyulmaktadır.

Bir hasta için şeker ölçümü iki yolla yapılmaktadır. Birincisi iğneyle vücuttan alınan kanın glukometre denilen cihazla ölçülerek yapılması, ikincisi ise hiç kan alınmadan, vücuda yerleştirilen bir sensörle ölçüm yapılmasıdır. Yaşam boyu süren bu hastalık için normal hayat akışına uygun çözüm sensörle ölçüm ve bu ölçüm neticesinde otomatik pompayla vücudun ihtiyaç duyduğu insülinin vücuda verilmesidir. Biz bu hastalarımızın hayatını kolaylaştırmak istiyoruz. Çocuklarımızın otomatik insülin pompasıyla sağlıklı bir hayat yaşamalarını istiyoruz. Çünkü düzenli tedavi almayan diyabet hastalarında kronik böbrek yetmezliği, kalp sorunları, nöropati, retinopati, diyabetik ayak gibi komplikasyonlar meydana gelmektedir.

Burada birkaç maliyetten söz etmek istiyorum. Bugün hastalarımızın kullandığı bir insülin pompasının fiyatı 5 bin TL ve Sosyal Güvenlik Kurumu maalesef bunun sadece 3.500 TL’sini karşılamaktadır. Sensörlü insülin pompaları ise 6.350 TL, bunun ise Sosyal Güvenlik Kurumu 3.520 TL’sini ödemektedir. Sensörlerin bir aylık maliyeti yaklaşık 400 lira ve Sosyal Güvenlik Kurumu hiç ödeme yapmamaktadır. Şeker ölçüm cihazı olan glukometre dahi Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenmemektedir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak önerimiz, hayat boyu süren tedavi için Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından hastaların ihtiyaçlarının tamamen karşılanmasıdır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak koruyucu ve önleyici tıp yaklaşımını sağlık politikalarımızın temeline yerleştirdik. Bu yaklaşımın bir parçası olarak diyabet hususunda önerilerimiz şunlardır:

1) Diyabetin önlenmesi ve erken tanı konulması için aktif bir politika izlenmesi.

2) Etkin bir diyabet yönetimi programının yapılması.

3) Özellikle çocukluk çağındaki diyabetin eğitim ve gözlem programlarıyla yönetilmesi için özel bir yol haritası çıkarılması.

4) Her şeyden önce, ülkemizdeki diyabetli hastaların istatistiklerinin sağlıklı bir şekilde tutulmasıdır.

Genel Kurula saygılarımı sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yurdakul.

Sayın milletvekilleri, gündem dışı üçüncü söz, Türkiye’nin genel sorunları, ekonomik göstergeler ve yoksulluk hakkında söz isteyen İzmir Milletvekilimiz Özcan Purçu’ya aittir.

Buyurun Sayın Özcan Purçu. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika efendim.

3.- İzmir Milletvekili Özcan Purçu’nun, Türkiye’nin genel sorunlarına, ekonomik göstergelere ve yoksulluğa ilişkin gündem dışı konuşması

ÖZCAN PURÇU (İzmir) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekili arkadaşlarım; hepinize saygılarımı sunuyorum.

Bugün Mevlit Kandili. Tüm vatandaşlarımızın, İslam âleminin ve sizlerin Mevlit Kandili’ni kutluyorum, ülkemize, milletimize, İslam âlemine hayır getirmesini temenni ediyorum, diliyorum.

Evet, sevgili kardeşlerim, bugün Roman vatandaşlarımızla ilgili konuşacağım, yoksul vatandaşlarımızla ilgili konuşacağım.

Dün vergilerle ilgili, ülkemizin mevcut durumuyla ilgili bir konuşma yapmıştım. Türkiye’de vergi yükü artıyor, yoksulluk artıyor, yüzde 10’luk bir dilim var, zengin kesim, onların da gelirleri artıyor. Bir Roman vatandaşı, Roman etnik kimliğine sahip birisi olarak bu ülkede Roman vatandaşların hak ettiği gibi yaşamadığını hepinize tekrar tekrar söylemek istiyorum.

Bu ülkede, şu an itibarıyla, en yoksul kesim, sosyal yaşam anlamında en dipte olan kesim, maalesef, Roman vatandaşları. Yoksullukla boğuşuyoruz, fakirlikle, imkânsızlıklarla boğuşuyoruz. İki sene önce bir SİROMA Projesi başladı, 9 Kasımda bitti, hiç verim alamadık. Hükûmet tarafından strateji eylem planı yayınlandı ama uygulama takvimine, programına bakın… Hangi ay ne yapılmış, Allah aşkına, iktidarın bir milletvekili gelsin, söylesin.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Hiçbir şey yapılmadı, ev yapılmadı, konut yapılmadı, barınma hakkı sağlanmadı.

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Burada yazıyor hepsi, hiçbiri yapılmadı. Seçimler yaklaşıyor, geçen hafta İstanbul’da Romanları toplamışlar tekrar bir Roman çalıştayı yapmış bazı arkadaşlar. Ya arkadaşlar, iyi de strateji eylem planında bir şey yapmadınız ki, Roman vatandaşları niye topluyorsunuz, seçim yaklaşıyor diye mi topluyorsunuz? Ya, yok böyle bir şey arkadaşlar.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – İstismar ediyorlar, istismar.

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Gelin, bunu Allah aşkına söyleyin ya, “Strateji eylem planında şunu yaptık.” deyin, ben de sizi tebrik edeceğim.

2018’de Roman vatandaşların barınmasıyla ilgili sorunların çözümü var. Hadi 2017’yi geçtik, unuttum ben, bitti. Hadi bakalım 2018’de yapacak mısınız?

Bir de arkadaşlar, SİROMA Projesi bitti. Strateji eylem planına bütçe ayırmamıştınız, iki sene önce, Sayın Bakana sormuştum, Maliye Bakanımdan sonra Sayın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanım da “SİROMA’da Avrupa Birliğinden gelen parayı strateji eylem planına uygulayacağız.” dedi. Bu sene Avrupa Birliğindeki paylar da kesildi. Strateji eylem planında para yok, strateji eylem planı var. Para yokken bunu nasıl yapacaksınız?

Şimdi, bütçe konuşulacak, eğer Romanlara pay ayırmazsanız, vallahi, burada sizi rezil edeceğim. Rezil edeceğim sizi burada. Strateji eylem planını yapıyorsunuz, para olmadan eylem planını nasıl yapacaksınız arkadaşlar? Bana bunun mantığını söyleyin hadi bakalım. Para ayıracaksınız, vallahi bilmem... Biz de bu ülkenin vatandaşıyız. Roman vatandaşlara para ayırmazsanız vallahi bu bütçede rezillik yapacağım. (CHP sıralarından alkışlar) Olmaz, olmaz arkadaşlar. Vallahi billahi protesto edeceğim sizi. Parayı ayıracaksınız! O fakir, o garibanların çocuklarının da herkesin çocukları gibi okula gitmeye hakkı var, herkesin çocukları gibi doktor, mühendis olmaya hakkı var. Biz Romanız diye bizi bu kadar da artık arka plana atmayın, istemiyorum.

Bakın, yoksulluk sınırı, yoksulluk sınırı…

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Roman’a yok, Roman’a!

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Açlık sınırından bahsedeyim, 1.544 lira. Romanlar 1.544 lira her ay almıyor arkadaşlar, açlık sınırının altında yaşıyoruz. Yoksulluk sınırı ne kadar? 5.030 liraymış şimdi. Rakamları ben söylemiyorum yine.

ERKAN AYDIN (Bursa) – Man’a var, Roman’a yok!

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – E, onu da almıyor. Vatandaşların çoğu almıyor zaten bu parayı da... Türkiye’deki vatandaşlar mucize yaratıyor zaten. Nasıl geçiniliyor bu ülkede, nasıl geçiniliyor? Mucize yaratılıyor.

ERKAN AYDIN (Bursa) – Man’a var, Roman’a yok!

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Bir de bakın bir şey gördüm –zamanım az- bir çocuğun okula başlama maliyeti, okul öncesi maliyeti 775 lira. 1.400 lira aylık alan, asgari ücret alan vatandaş bunu nasıl karşılayacak?

ERKAN AYDIN (Bursa) – Man’a var, Roman’a yok!

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – İlkokul 1’inci sınıfa başlayacak bir çocuğun anasında babasında 1.277 lira para olması lazım okula başlaması için. Ortaokul öğrencisinin de bir defalık maliyeti, okul başında 1.236 lira. Nereden bulacak bu parayı baba; 1.400 lirayla elektrik mi ödeyecek, su mu ödeyecek, kira mı ödeyecek yoksa boğazına mı bakacak yoksa işe mi gidecek?

AHMET AKIN (Balıkesir) – Man’da, Man’da…

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Paralar Man’da!

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Bu asgari ücreti yükseltin arkadaşlar. Keşke bizim elimizde olsa da yükseltsek. (CHP sıralarından alkışlar) Vallahi 2.500-3.000 lira olması lazım.

Bak bir de ne yapmışsınız biliyor musunuz arkadaşlar? Zamanım az kaldı. Ben baktım, vergiden vergi alıyor bu Hükûmet. Vergiden vergi alıyorsunuz. Bakın, ÖTV var burada, ÖTV’ye de KDV’yi yüzde 18 eklemişsiniz, vergi almışsınız. Bakın, akaryakıttaki ÖTV’ye bakın, akaryakıtın bize geliş maliyeti 1,46 lira, vatandaşa 5,18’e satıyorsunuz. ÖTV’yi ekliyorsunuz, bir de KDV ekliyorsunuz. Vergiden vergi alınmaz. Vergiden vergi alınmaz. Bu Hükûmet, vergiden, ÖTV’yi koyup bir de KDV ekliyor. (CHP sıralarından alkışlar) Vallahi milleti harap ettiniz ya! Yok böyle bir şey!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AYDIN (Bursa) – Romanlar Man’a mı gitsin?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Man’a giden para Roman’a yok yani!

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Vallahi Man Adası’na var da Roman’a yok gerçekten.

BAŞKAN – Sayın Purçu, ek bir dakika süre veriyorum efendim, lütfen sözlerinizi toparlayın.

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Arkadaşlar, adaletten bahsediyoruz, din, iman, Kur'an, Kitap’tan bahsediyoruz, elhamdülillah Müslüman’ız, bugün de Mevlit Kandili. Ama bu vatandaşa bu eziyet niye, niye? ÖTV’yi ekledikten sonra KDV’yi niye ekliyorsunuz arkadaşlar?

Vallahi, bakın, dün açıkladım size, vergi gelirleri artmış, hiçbir şeyi artmamış, sadece vergi geliri artmış bu Hükûmetin, vergi gelirleri artmış. Böyle bir olay olur mu ya! Bakın, bize maliyeti 1,46 lira olan bir akaryakıtı siz 5,18’e satıyorsunuz, ÖTV ekledikten sonra bir de KDV alıyorsunuz. Baktım ben dünya istatistiklerine Türkiye 1’inci sırada, bakın burada var arkadaşlar. Tabelanın en üstünde Türkiye var. Vergi gelirlerinde -bakın burada- en üstte Türkiye var ya, ben utanıyorum, ben utanıyorum.

ERKAN AYDIN (Bursa) - Man’da nasıl Man’da?

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Bakın, bu ülkenin 32 milyonu fakir, gariban, yoksul. İyi kötü 60 model, 70 model arabası var; biniyor, işe gidecek, hurda toplayacak, çiçek satacak, bir şeyler yapacak. Bu vatandaşa bunu çok yapıyorsunuz, çok eziyorsunuz vatandaşı, eziyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar) İslam dininde de böyle bir şey yok.

Teşekkür ediyorum.

Tekrar kandilimiz mübarek olsun, ülkemize milletimize hayır getirsin inşallah.

Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan, sağ olun.

ERKAN AYDIN (Bursa) - Dünyada Man ahirette iman.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Man’a var, Roman’a yok.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayıp Purçu.

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’ün, milletvekillerinin açıklamaları sırasında Başkanlık aracılığıyla sordukları soruları ilgili bakanlığa yazılı olarak bildireceğine ilişkin konuşması

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, şimdi, milletvekillerimize birer dakika sırayla söz vereceğim.

Sayın milletvekilleri, Anayasa’dan almış olduğumuz görevlerimiz var; birincisi yasama, diğeri denetim. Milletvekillerimiz, Genel Kurulda, özellikle bu bir dakikalık konuşmada eğer şöyle bir hitapta bulunursa “Sayın Başkanım, aracılığınızla şu soruyu şu bakanlığa sormak istiyorum.” veyahut “Hükûmete sormak istiyorum.” şeklinde bir ifadede bulunursa tutanaklardan bunu ilgili bakanlığa ve Hükûmete yazılı olarak bildireceğim. (CHP sıralarından alkışlar) Eğer gündemle ilgili, doğal olarak seçim bölgenizle ilgili bir talebiniz söz konusuysa mutlaka bu, Genel Kurul kayıtlarında kalacaktır. Tekrar söylüyorum, sayın milletvekilleri, birer dakikalık konuşma içerisinde “Sayın Başkan, aracılığınızla Hükûmete soruyorum.” veyahut “İlgili bakanlığa soruyorum.” şeklinde bir ifadede bulunursanız, bunu tutanaklardan çıkartıp ilgili bakanlığa ve Hükûmete yazılı olarak bildireceğim.

Şimdi, söz sırası Sayın İlgezdi’de.

Buyurun efendim.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

3.- İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin, İstanbul Maltepe İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından okullarda öğretmenlere dağıtılan “Felsefeden Tecrübeye Etkili Öğretmenlik” kitabında skandal ifadelerin yer aldığına ve sorumlularla ilgili işlem başlatılmasını istediğine ilişkin açıklaması

GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (İstanbul) – Sayın Başkan, İstanbul Maltepe İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından okullarda öğretmenlere dağıtılan “Felsefeden Tecrübeye Etkili Öğretmenlik” kitabında skandal ifadeler yer alıyor. Yatılı okulların fuhuş yuvası olduğu ima edilirken öğrencilerin de dayakla terbiye edilmesi meşru gösteriliyor. Ayrıca, köy enstitülerinin de birer ahlaksızlık yuvası olduğu anlatılıyor. Laik ve bilimsel eğitimle sorunu olanlara yeniden hatırlatmak isterim ki köy enstitüleri, Anadolu’da bir aydınlanma serüvenidir, Mustafa Kemal Atatürk’ün en önemli eseridir. Onlarca köyde binlerce çocuğun, kadının ve erkeğin okuma yazmayla tanıştığı, bilimden sanata, tarımdan sağlığa pek çok konuda kendini yetiştirdiği aydınlanma yuvasıdır.

Buradan Millî Eğitim Bakanına sesleniyorum: Bu kitabın basılmasına ve dağıtılmasına hangi gerekçeyle ve nasıl izin verdiniz? Öğretmenleri bu kitapla ilgili görüş bildirmeye neden zorladınız? Öğrencileri dayakla terbiye etmek laik eğitimden uzaklaşmanın yeni yöntemi mi olacak?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (İstanbul) - Son söz olarak da yetkililerin bu okulların öğretmen ve öğrencilerinden özür dilemesini ve sorumlularla ilgili işlem başlatmasını istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın İlgezdi.

Sayın Dedeoğlu, buyurun efendim.

4.- Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu’nun, Kutlu Doğum Haftası’na ve Mevlit Kandili’ni kutladığına ilişkin açıklaması

SAMİ DEDEOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İnsanoğlu ve bütün kainatı yoktan var eden rahman ve rahîm olan Allah’a hamdolsun. “Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” hitabının sahibi, efendiler efendisi, sevgililer sevgilisine selam olsun. Kutlu doğumun yüreklerimizin, ülkemizin, İslam âleminin merhametle dolmasına vesile olmasını dilerim.

Bu kutlu hafta, milletimizin kalbinde var olan Peygamber sevgisini yeniden harekete geçirmiştir. Gönül coğrafyamızda, gurbet ellerinde yaşayan bütün vatandaşlarımız arasında ilim ve irfan ziyafetine, bir kardeşlik şölenine ve manevi yenilenme haftasına dönüşmüştür.

“Ya Rasûlallah, eğer sen gelmeseydin âleme

Güller açmaz, bülbül ötmez meçhul esma Âdem’e

Varlığın manası kalmaz gark olurdu mateme”

Tüm İslam âleminin Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle kandiliniz mübarek olsun.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dedeoğlu.

Söz sırası Sayın Özdiş’te.

Buyurun efendim.

5.- Adana Milletvekili İbrahim Özdiş’in, bazı meslek dalları için tanınan yıpranma hakkının veteriner hekimler için de verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Sayın Başkan, aracılığınızla Sayın Ahmet Eşref Fakıbaba’ya soruyorum:

Bazı meslek dalları için tanınan yıpranma hakkının veteriner hekimler için de verilmesi gerekiyor. Daha önce her yıl için iki aylık fiilî hizmet zammı verme uygulamasına 1 Ekim 2008 tarihinde son verildi. Oysa ki 657 sayılı Kanun’un 36’ncı maddesinde veteriner hekimlerin Sağlık Hizmetleri Sınıfı’na dâhil olduklarına dair hüküm bulunuyor. Tüm dünyada “sağlık mensubu” kabul edilen veterinerlerimizin “sağlık mensubu” olarak kabul edilmesini ve fiilî hizmet zammı almalarını sağlayacak mısınız Sayın Bakan?

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Özdiş, çok teşekkür ederim. Sorunuz Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanına.

Evet, söz sırası Sayın Kılıç’ta.

Buyurun efendim.

6.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, Mevlid-i Nebi’yi tebrik ettiğine ilişkin açıklaması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu gece mübarek Mevlid-i Nebi’yi idrak edeceğiz. Mevlit doğum yeri, doğum vaktine; Mevlid-i Nebi de Allah Resulü’nün dünyayı teşriflerinin kutlandığı geceye denir.

Hazreti Âdem’den başlayarak ilahi vahyi biz insanlara ileten peygamberlik silsilesinin sonuncusu olan Sevgili Peygamberimiz’i anlatan en güzel kavram şüphesiz rahmet ve merhamettir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de Resulü Ekrem’e hitaben: “Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” buyurulmuştur. Peygamber Efendimiz’in rahmet, merhamet ve adalete dayalı kuşatıcılığı ümmetini olduğu kadar bütün insanlığı da kapsamaktadır. Onun hayatını erişilmez bir hayranlıkla seyretmek yerine onu örnek model almaya çalışalım. Rahmet Elçisi’nin, yaşadığı dönemde bir baba, bir eş, bir komutan, bir imam, bir devlet başkanı ya da bir öğretmen olarak nasıl ki sahabeye yol gösterip örnek olmuşsa bugün de bizim için vazgeçilmez bir rehber olduğunu bilelim.

Bu duygu ve düşüncelerle Mevlid-i Nebi’yi tebrik ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kılıç.

Söz sırası Sayın Durmaz’a aittir.

Buyurun Sayın Durmaz.

7.- Tokat Milletvekili Kadim Durmaz’ın, millî şeker politikasını oluşturan Şeker Kurulunun on altı aydır toplanamadığına ve nişasta bazlı şeker üretimine ilişkin açıklaması

KADİM DURMAZ (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Maliye Bakanına, Özelleştirme İdaresinin bağlı olduğu: Türkiye’de et ithal ettiğimiz bugünlerde, endüstri bitkisi olan, yem ve doğal şeker üretimi olan şeker pancarından doğal şeker üretilmektedir. Ancak Türkiye’de on altı aydır, millî şeker politikamızı oluşturan Şeker Kurulu toplanamamaktadır ve bu arada, kontrol ve denetim nişasta bazlı şekerlerde de yapılamıyor. Bu süre içerisinde ne kadar nişasta bazlı şeker üretildi, piyasaya sürüldü ve ithal edildi? Bunlarla ilgili Şeker Kurulunun yaptığı bir çalışma var mıdır? Bu denetimsizlik sonucu insan sağlığını tehdit eden bu uygulamaya ön veren ilgililer hakkında gereğinin yapılmasını istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Durmaz.

Söz sırası Sayın Tezcan’a aittir.

Buyurun efendim.

8.- Mersin Milletvekili Yılmaz Tezcan’ın, Mevlit Kandili’ni kutladığına ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Bakanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yakınlarının yurt dışındaki bir şirkete para gönderdiğine dair iddiaların doğru olmadığına ilişkin açıklaması

YILMAZ TEZCAN (Mersin) – Teşekkürler.

Ben de tüm İslam âleminin Mevlit Kandili’ni tebrik ediyorum.

Değerli arkadaşlar, siyaset, nezakettir, ilke ve değer temelli yapılır; ciddiyet, samimiyet ve sorumluluk ister. Muhalefet olmak, düşmanlık etmek, iftira atmak, insanların haysiyetine ve onurlarına kastetmek değildir. Ne yazık ki Türkiye'de mendil sallar gibi sahte belgeler sallayarak ülkemizin bekasına kasteden, uluslararası çevrelerin içerideki operasyon aparatı gibi hareket eden bir Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı ve arkadaşları söz konusudur. Salı günü, partisinin grup toplantısında Sayın Cumhurbaşkanımızın ailesinin yurt dışındaki bir şirkete para gönderdiği iftirasında bulunmuş ve belge olduğunu iddia ettiği bazı kâğıtları da grup kürsüsünden göstermiştir. Kılıçdaroğlu tarafından ileri sürülen iddiaların tamamı yalan, gösterdiği kâğıtların da tamamı sahtedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın avukatı gerekli hukuki girişimlere başlamıştır. Kılıçdaroğlu’na “Edep yahu!” diyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Biz de sana diyoruz “Edep yahu!”

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tezcan.

Söz sırası Sayın Tümer’e aittir.

Buyurun efendim.

9.- Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer’in, Adana’nın Aladağ ilçesinde çıkan yurt yangınının 1’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

ZÜLFİKAR İNÖNÜ TÜMER (Adana) – Sayın Başkan, bugün Adana’nın Aladağ ilçesinde 10’u öğrenci 12 kişinin hayatını kaybettiği, çok sayıda öğrencinin yaralandığı yurt yangınının 1’inci yıl dönümü. Hayatını kaybeden eğitim şehidi miniklerimize bir kez daha Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı, yaralı öğrencilerimize şifa diliyorum.

Değerli milletvekilleri, yangının üzerinden bir yıl geçmesine rağmen ailelerin adalet arayışı sonuçlanmamış, bölgede yaşanan eğitim sorunları çözüme kavuşmadığı gibi olabildiğince artmıştır. Bir yıllık süre zarfında ilçeye yeni devlet yurdu yapılmamıştır. Dağ köylerindeki yoksul öğrencilerimizin okul ve servis ihtiyacı başta olmak üzere eğitim masraflarını giderebilmeleri için herhangi bir imkân sunulmamıştır. Çocukları ilçe merkezinde okuyan ailelerin haftada bir gün de olsa servis imkânından faydalanarak çocuklarını görmek isteği karşılık bulmamıştır.

Hayatını kaybeden minik yüreklerimiz tam anlamıyla eğitim şehididir. Bu nedenle çocuklarını kaybeden ve adalet arayışını sürdüren ailelerin sorunları bu kapsamda değerlendirilmeli ve çözüme kavuşturulmalıdır. Başta Aladağ olmak üzere Türkiye'nin tüm il ve ilçelerinde eğitim ve yurt sistemine adalet gelmedikçe bu yangın sönmeyecektir.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tümer.

Söz sırası Sayın Akın’a aittir.

Buyurun efendim.

10.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı kanıtları inkâr etmenin iktidarın aciz içinde olduğunun göstergesi olduğuna ilişkin açıklaması

AHMET AKIN (Balıkesir) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Sayın Genel Başkanımız dün partimizin grup toplantısında Cumhurbaşkanının oğlunun, kardeşinin, eniştesinin ve dünürünün Man Adası’ndaki bir “offshore” şirkete milyonlarca dolar gönderdiğine dair belgeleri açık olarak açıkladı. Bu belgeler Halk Bankasının dekontları olmasına rağmen bu belgelere “sahte” diyenlere, kafaları Man’da olanlara “swift”in ne demek olduğunu açıklamak istiyorum. “Swift”, bankaların ve finansal kuruluşların kendi aralarında, üst düzeyde güvenilir olarak haberleşmesini sağlayan bir iletişim sistemidir. Bu sistem 200’ün üzerinde ülkede uygulanıyor. “Swift”in en önemli özelliğiyse “swift” mesajıyla ihbar edilen bir akreditif başka bir doğrulamaya veya teyide gereksinim duymaksızın geçerlilik kazanır. İktidar taraflarının aksi iddia edilmeyecek bu kanıtları inkâr etmesi aman aman iktidarın aciz içinde olduğunun göstergesidir.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Akın.

Söz sırası Sayın Kayışoğlu’na aittir.

Buyurun efendim.

11.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı, yakınlarının yurt dışı hesaplarına para gönderdikleri iddialarının ispatı hâlinde istifa edeceği sözünü yerine getirmeye davet ettiğine ilişkin açıklaması

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu geçen hafta grup toplantısında Erdoğan’ın kardeşinin, eniştesinin, oğlunun, dünürünün ve eski özel kalem müdürünün yurt dışındaki bir şirkete milyonlarca dolar para aktardığını söylemişti ve bu iddiaları sormuştu. Erdoğan da iki gün önce 80 milyonun huzurunda bu iddiaların belgelenmesi hâlinde istifa edeceğini açıkça beyan etmişti. Dün grup toplantımızda Genel Başkanımız bu belgeleri tek tek açıkladı. Aradan yirmi dört saat geçti henüz bir istifa haberi duymadık. Buradan bir kez daha Erdoğan’ı sözünde durmaya ve istifaya davet ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kayışoğlu.

Söz sırası Sayın Taşkın’a aittir.

Buyurun efendim.

12.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, Mevlit Kandili’ni kutladığına ve Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin üzerinde oynanan tüm oyunların üstesinden gelindiğine ilişkin açıklaması

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle tüm İslam âleminin Mevlit Kandili’ni tebrik ediyorum.

Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve ülkemizin lideri Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan NATO skandalı, bölgemizde yaşanan gelişmeler, döviz kurları üzerinden çekilen ekonomik operasyonlar, Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının ortaya koyduğu sahte belgelerle hedeflenenler asla birbirinden bağımsız değildir. Unutulmamalıdır ki Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye, etrafımızdaki devlet olma vasfını kaybetmiş veya yönetilemez duruma düşmüş birçok ülkeye rağmen bir istikrar adası olarak dimdik ayaktadır.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Man Adası, Man Adası...

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Ülkemiz, feraset sahibi milletimiz ve onun lideriyle kurduğu güçlü bağla on beş yıldır üzerine oynanan tüm oyunların üstesinden gelmiştir, ülkemiz krizlere karşı bağışıklı hâle gelmiştir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Taşkın.

Söz sırası Sayın Aydın’a aittir.

Buyurun efendim.

13.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, Tıbbi Sekreterler Günü’ne ilişkin açıklaması

ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Aracılığınızla Hükûmete sormak istiyorum. Cumhurbaşkanının yakın çevresi Man Adası’na milyon dolarlar aktarırken bir kısım çevre maalesef bunu yalanlama yöntemine gitti. Oysa aynı çevreler Zarrab’ın peçete kâğıdına yazdığı “750 bin doları geri aldım.” yazısını belge olarak kabul etmişlerdi. Genel Başkanımız dün yukarıda, odasındaydı; belgelerin bir kopyasını isteselerdi seve seve verirdi. Yurt dışı bankalarına oluk oluk para aktarılırken halk işsiz ve çaresiz. Bu kesimlerden biri de tıbbi sekreterler. Bu meslek sahiplerinin -70 bine yakın- tamamına yakını ya atama bekliyor ya da işsiz. AKP iktidarının bu konuda bir düşüncesi var mı öğrenmek istiyoruz. Bu manayla da Tıbbi Sekreterler Günü’nü kutluyor, iktidarın ülkenin bu hâlini görmesini talep ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aydın.

Söz sırası Sayın Erdoğan’a aittir.

Buyurun efendim.

14.- Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan’ın, Mevlit Kandili’ni kutladığına ilişkin açıklaması

MEHMET ERDOĞAN (Muğla)- Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bugün âlemlere rahmet olarak gönderilen Hazreti Peygamber Efendimiz’in dünyaya teşriflerinin yıl dönümü, Mevlit Kandili. Ben de bu vesileyle sizlerin ve Türk İslam âleminin mübarek Mevlit Kandili’ni canı gönülden kutluyorum. Mevlit Kandili’nin Türk İslam coğrafyasına öncelikle huzur, bolluk, bereket, sağlık, mutluluk getirmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

Hepinize teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Erdoğan.

Söz sırası Sayın Arslan’a aittir.

Buyurun efendim.

15.- Denizli Milletvekili Kazım Arslan’ın, Mevlit Kandili’ni kutladığına, Başbakanın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yakınlarının yurt dışına para transfer etmeleri konusundaki değerlendirmeleri ile transfer sırasında herhangi bir vergi tahsil edilip edilmediğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Sayın Başkan, öncelikle tüm İslam âleminin Mevlit Kandili’ni yürekten kutluyorum.

Başbakana soruyorum:

1) Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Ahmet Burak Erdoğan’ın 3 milyon 750 bin dolarının, kardeşi Mustafa Erdoğan’ın 2 milyon 500 bin dolarının, eniştesi Ziya İlgen’in 3 milyon 750 bin dolarının, dünürü Osman Ketenci’nin 2 milyon 250 bin dolarının, Özel Kalem Müdürü Mustafa Gündoğan’ın 1 milyon 250 bin dolarının Man Adası’ndaki 1 sterline kurulmuş Bellway Şirketine transfer edilmesinin gerekçesini açıklar mısınız?

2) Cumhurbaşkanının vatandaşlarımıza seslenerek “Elinizdeki ve yastık altındaki tüm dolarlarınızı bozdurun.” demesi karşısında, Tayyip Erdoğan’ın yakınlarının bu paraları transfer etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

3) Bu paraların transfer edilmesi sırasında herhangi bir vergi tahsil edilmiş midir, edilmediyse neden edilmemiştir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Arslan.

Söz sırası Sayın Köksal’a aittir.

Buyurun efendim.

16.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı, yakınlarının yurt dışı hesaplarına para gönderdikleri iddialarının ispatı hâlinde istifa edeceği sözünü yerine getirmeye davet ettiğine ilişkin açıklaması

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, taşeron işçilere, özelleştirme mağduru 4/C’lilere, geçici işçilere kadro vermeyenlerin; emeklilere bayramlarda 2 maaş ikramiyeyi çok görenlerin; emeklilikte yaşa takılanların mağduriyetine kulak tıkayanların; emekliye, işçiye, memura zam vermemek için bin bir takla atanların; torba yasalarla vatandaşa ekstra vergi yükleyenlerin oğlu, eniştesi, kardeşi, dünürü, özel kalem müdürü vergiden kaçmak için Man Adası’nda kurdurdukları şirketlere milyon dolarlar gönderiyorlar.

“Bunu ispat edersen istifa ederim.” diyen AKP Genel Başkanına sesleniyorum: Dünkü grup toplantımızda Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bunu belgeleriyle ispatladı. Şimdi sözünün eri ol ve istifa et.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Köksal.

Şimdi, söz sırası Sayın Öz’e aittir.

Buyurun efendim.

17.- Çanakkale Milletvekili Bülent Öz’ün, Suriyelilere harcandığı ifade edilen 30 milyar doların nereye ve niçin harcandığını ve Millî Eğitim Bakanlığındaki 1 trilyon 400 milyar liralık kayıp para konusunu öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

BÜLENT ÖZ (Çanakkale) – Sayın Başkan, sorum Başbakana: Cumhurbaşkanı Erdoğan “Suriyeliler için 30 milyar dolar para harcadım.” diyor. Ancak, bu paranın nereye ve niçin harcandığını kimse bilmiyor.

Geçen hafta da Suriyeli Öğrencilerin Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonu Projesi kapsamında, Millî Eğitim Bakanlığında 9 trilyon 370 milyar liranın 1 trilyon 400 milyar liralık bölümünün kaybolduğu basında yer aldı. Bakanlığın söz konusu olayın ardından soruşturma başlattığı da basında yer aldı. Hakkında soruşturma başlatılan Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Ali Rıza Altunel: “Bu para cebimde kalmamıştır. İşlemler sırasında prosedürden kaynaklanan bir hatadan dolayı böyle bir durum oluşmuştur.” açıklamaları karşısında, öğrenmek istiyoruz:

1) Bu 30 milyar dolar nereye ve niçin harcandı?

2) Millî Eğitim Bakanlığındaki 1 trilyon 400 milyar liralık kayıp para bulundu mu yoksa prosedürden kaynaklanan bir hatadan dolayı bu para hiç mi oldu? Merak ediyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Öz.

Söz sırası Sayın Balbay’a aittir.

Buyurun efendim.

18.- İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay’ın, Türkiye'de vergi sisteminin geldiği noktaya ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AK PARTİ grup toplantısında sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ALİ BALBAY (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Ben de tüm ülkemizin ve İslam âleminin Mevlit Kandili’ni kutluyorum.

Sayın Başkan, Türkiye'de vergi sistemi “vereni mahvet, vermeyeni affet” diye özetleyebileceğimiz bir hâle geldi. Buna yeni bir şey eklendi, “vergiyle hiç muhatap olmak istemiyorsan Türkiye'yi terk et” son geldiğimiz noktanın özeti bu. Osmanlı döneminde Lale Devri vardı, şimdi görüyoruz ki sülale devri başlamış durumda. Bütün bunların devamında, Cumhurbaşkanı grup toplantısında “Benim adımı kullananlar için babamın oğlu olsa yüz vermeyin.” ve onlar için “sinsi, riyakâr, sahtekâr ve dolandırıcı” dedi ve bürokrasinin şifresi hâline geldi. Buradan ben Sayın Cumhurbaşkanına, Hükûmete sormak istiyorum: Böyle bir şifre mi var? Cumhurbaşkanının etrafında sahtekârlar, dolandırıcılar mı var? Bu şifre gündeme geldiyse bütün bürokraside böyle bir akım mı belirdi? Gerçekten bunları da merak ediyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin, tutanaklara geçsin Sayın Balbay.

MUSTAFA ALİ BALBAY (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Şu anda Türkiye'de kurumlar vergisinin yüzde 20’den 22’ye çıkarıldığı bir ortamda, hiç vergi vermemek için ülkeyi terk etmek ne kadar millîdir, ne kadar yerlidir? Bunu da merak ettiğimi kayıtlara geçirmek istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Balbay.

Söz sırası Sayın Doğan’a aittir.

Buyurun efendim.

19.- Tekirdağ Milletvekili Ayşe Doğan’ın, Mevlit Kandili’ni kutladığına, tüm Romanlara selam gönderdiğine ve Hükûmetin Romanlar için çalışmaya devam ettiğine ilişkin açıklaması

AYŞE DOĞAN (Tekirdağ) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Âlemlere rahmet olarak gönderilen, yaratılmışların en hayırlısı sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed (SAV)’in dünyayı teşrif ettiği bu mübarek gecenin hayırlara vesile olmasını, tüm İslam âlemine barış, kardeşlik ve huzur getirmesini Yüce Mevla’mızdan diliyorum.

Ayrıca, buradan Sayın Özcan Purçu kardeşime ve tüm Roman kardeşlerime selamımı iletiyorum.

Bu ülkenin, Roman olsun, Kürt olsun, Türk olsun, Alevi olsun, bütün evlatları bizim evlatlarımız. Herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak eşit hak ve özgürlüklere sahiptir. Gerek Millî Eğitim olsun gerek Sağlık Bakanlığı, her alanda ve pozitif ayrımcılık olarak da Roman kardeşlerimiz için Hükûmetimiz de çalışmış, çalışmaya devam etmektedir. Buradan da hepsine saygılarımı iletiyorum.

Sevgiler, saygılar…

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Doğan.

Söz sırası Sayın Yedekci’ye aittir, buyurun efendim.

20.- İstanbul Milletvekili Gülay Yedekci’nin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yüzünü vatandaşa dönmesi ve millete ihanet etmekten vazgeçmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Aracılığınızla Hükûmete sormak isterim, Çevre ve Şehircilik Bakanı dedi ki: “Konuşmak istemiyorum ama risk var.” Zaten konuşmayın Sayın Bakan, sizin göreviniz konuşmak değil, icraat yapmak. İstanbul dünyadaki kentler arasında en riskli on kentten bir tanesi deprem açısından. Sorumluluk sahibi olan sizsiniz. Belediye başkanlarına söylüyorsunuz ama asıl siz “İstanbul riskli bir kent.” deyip kenara çekilemezsiniz. “Bilinçsizlikle şehirlerimizin canına okumuşuz." diyorsunuz. Sayın Bakan, oturduğunuz koltuklarda sahip olduğunuz sorumlulukların farkında mısınız? Sizlerin bilinçsiz olmaya hakkı var mı? Siz “Çiçek, böcek, sanatla uğraşmayın.” diyemezsiniz ama biz sizi uyarıyoruz: Rantla uğraşmayın, yandaşlara peşkeş çekilecek ihalelerle uğraşmayın, yüzünüzü vatandaşa dönün. Çevreye verdiğiniz zarar millete yaptığınız ihanettir. Milletimize ihanet etmekten vazgeçin.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yedekci.

Söz sırası Sayın Benli’ye aittir, buyurun efendim.

Sayın Benli yok.

Söz sırası Sayın Hürriyet’e aittir, buyurun efendim.

21.- Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet’in, Kocaeli’nin Dilovası ilçesindeki hava kirliliğine karşı bir an önce önlem alınmasının şart olduğuna ilişkin açıklaması

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Hava kirliliği nedeniyle akciğer kanseri gelişme riski 7 kat daha fazla olan Kocaeli’nin Dilovası ilçemizde Kömürcüler OSB’den yerleşim yerine kömür tozları yağıyor. Kömürcüler İhtisas Sanayi Bölgesi’nde bulunan 15 kömür tesisi yılda yaklaşık 1,5-2 milyon ton arasında üretim faaliyeti gösteriyor. Kayapınar ve Turgut Özal Mahallelerinde bulunan evlerin üzerine kömür yağması sebebiyle burada oturan vatandaşlarımız evlerinin camını dahi açamıyor üstelik burası hastane ve okulun hemen yakınında bulunuyor. Oradaki insanlarımız kömür solumak zorunda kalıyor ve maalesef ki kanser hastalığı ya da solunum enfeksiyonu sebebiyle hayatlarını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalıyorlar. Bu insanların bile bile ölümlerine göz yumulmamalıdır. Bir an önce önlem alınması şarttır. “Sizi bu tozun, pisliğin içinden kurtaracağız." diye söz veren AKP’li vekiller ne zaman sözlerini tutacaklardır?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Hürriyet.

Son konuşmacı Sayın Tanal.

Buyurun efendim, söz sizin.

22.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Düzce’nin katı atıklarının Hecinler köyüne dökülmemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan, değerli milletvekillerim.

Sayın Başkanım, sizin aracılığınızla Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Düzce Milletvekili Sayın Faruk Özlü Bey’e soruyorum. Sayın Faruk Özlü Bey, Düzce Milletvekili, Düzce’nin Hecinler köyüne 7 Nisan 2017 tarihinde yani Anayasa referandumundan dokuz gün öncesi gittiği zaman “Hecinler köyüne Düzce’nin katı atıkları dökülmeyecektir. Bu işe artık son bir çözüm bulduk. Çöp depolama olayı olmayacaktır ve bu anlamda artık Mahmut Tanal Mecliste ne konuşacak?” demiş.

Ben buradan Sayın Bakana hodri meydan diyorum. Siz, Hecinler’i yine çöp deposu yaptınız. Hecinler’de yaşayanlar çöp deposunda yaşamak istemiyor, çöp içerisinde yaşamak istemiyor. Hecinler’de yaşayanlar gayet rahat, sağlıklı, medeni, uygar bir ortamda yaşamak istiyor. Çöpün döküleceği yer Hecinler olmamalı.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 20 arkadaşımız soru işlemini gerçekleştirdi. Bu 20 arkadaşımızın içerisinde 5 arkadaşım aracılığımla ilgili bakanlığa soru yöneltti. Tutanaklardan çıkartıp ilgili bakanlığa yazılı olarak bildireceğim.

Söz sırası için Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekilimiz Sayın Akçay sisteme girmiş.

Buyurun efendim.

23.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Mevlit Kandili’ni kutladığına, Vanlı depremzedelere kalıcı statülü iş sözünün yerine getirilmesi çağrısında bulunduğuna ve Adana’nın Aladağ ilçesinde çıkan yurt yangınının 1’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu gece, âlemlere rahmet olan iki cihan güneşi, ahlak ve iman numunesi Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa’nın dünyayı teşrifleri vesilesiyle Mevlit Kandili’ni idrak edeceğiz. Hazreti Peygamber adalet ve ahlakın, cömertlik ve hoşgörünün, iyilik ve temizliğin, huzur, barış ve selametin ilahi burcu, dünyanın karanlığının sönmeyecek ışığıdır. Bu vesileyle, aziz Türk milleti ve İslam âlemi için Mevlit Kandili’nin rahmet, merhamet, barış, bereket ve selamete vesile olmasını niyaz ediyorum.

Sayın Başkan, 2011 yılında Van’da meydana gelen depremin yaralarının sarılması yönünde gördüğümüz eksiklikleri, yapılması gerekenleri çeşitli vesilelerle Meclis kürsüsünden ve soru önergeleriyle gündeme taşımıştık. Deprem sonrasında, İŞKUR tarafından yürütülen Toplum Yararına Çalışma Projesi kapsamında Vanlı depremzedeler çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında geçici işçi statüsünde istihdam edilmişlerdir. 2015 yılına kadar yılda dokuz ay istihdam edilip kalan üç ayda da işsiz bırakılmışlardır. Özellikle proje kapsamında 2015 yılına kadar Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullar ile Yüzüncü Yıl Üniversitesinde istihdam edilen 238 depremzede 2015 Haziranından beri işsiz olduğunu, bu kardeşlerimize verilen kalıcı statülü iş sözlerinin bir türlü yerine getirilmediğini vurguladık. Bir yıldır bu konunun Milliyetçi Hareket Partisi olarak takipçisiyiz. Bu doğrultuda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını harekete geçmeye de davet etmiştik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun efendim, toparlayın.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bu çağrımızı yineliyoruz. Altı yıldır kendilerine verilen sözlerin tutulmasını bekleyen, bir yıldır bütün umutlarını Meclise bağlayan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından vatandaşlarımıza güzel ve hayırlı haberlerin bir an önce ulaştırılması çağrısını yapıyoruz.

Sayın Başkan, iki yıl önce bugün Adana’nın Aladağ ilçesinde meydana gelen elim faciada 10 öğrencimiz, 6 yaşında 1 evladımız ve 1 görevlinin hayatını kaybettiği yurt yangınının ikinci seneidevriyesidir. Evlatlarımızın acılarını yüreğimizde hissediyoruz. Ailelerin de yüreklerindeki acı silinmemiştir. Elbette evlat acısını hiçbir şey silemez. Ancak bizim, milletvekilleri ve Türkiye Cumhuriyeti olarak bu acıyı hafifletmek için yapmamız gerekenler vardır.

Meclis olarak bu faciadan kısa süre sonra 1 Aralık 2016’da Meclis araştırma komisyonunu kurduk.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tamamlayınız efendim.

Buyurun Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Komisyon görev süresi içerisinde gerek sahada gerekse Meclis toplantılarında önemli çalışmalar yapmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi, bu vakada konuşulması ve tartışılması gerekenin sadece Aladağ’daki yangın olmadığı, öğrencilerin barınma sorunuyla ilgili daha büyük bir mesele olduğu bilinciyle Komisyon çalışmalarında yer aldık ve noksan gördüğümüz, eleştirdiğimiz hususları da raporda dile getirdik. Bu Komisyonun yaptığı çalışmalara önem veriyoruz. Komisyon raporu bir an önce Genel Kurulda görüşülmelidir. Evlatlarımızın eğitim süresi içerisinde konaklama ihtiyaçları varsa bunu yapacak kurum ve kuruluşlar da bellidir. Çocuklarımızı birtakım informel yapıların insafına bırakamayız.

Öte yandan, mademki sorumlu kurum ve kuruluşlar kısa vadede bu yurtları yapamıyor, o zaman denetimlerin sıkı bir şekilde gerçekleştirilmesi de gerekmektedir. Ayrıca, devlet tarafından Aladağ’da yapılan yurdun da bir an önce bitirilerek bütün Türkiye’ye örnek olacak bir yurt hâline gelmesini temenni ediyoruz ve bu vesileyle Aladağ’daki faciada hayatını kaybeden evlatlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Akçay.

Sayın Kerestecioğlu, buyurun efendim.

24.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Mevlit Kandili’ni kutladığına, tutuklu milletvekillerinin mahkemelerde bizzat bulunma taleplerinin reddedilerek SEGBİS’in dayatıldığına ve Adana’nın Aladağ ilçesinde çıkan yurt yangınının 1’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Barışa ve özgürlüğe vesile olması, adaleti sağlaması, yoksulluğun son bulup güven ve güzellikler içinde bir yaşama vesile olması dileğiyle bütün inananların Mevlit Kandili kutlu olsun.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; mahkemeler tarafından son dönemde oluşturulan ara kararlarda tutuklu vekillerimizin SEGBİS’le zorla ifadelerinin alınması talimatı veriliyor. Şimdi, milletvekillerimizin mahkemelerde bizzat bulunma talepleri reddediliyor ve SEGBİS dayatılıyor. Bu, hukuka aykırı uygulama ilk kez olup sadece HDP’li vekillere dayatılmaktadır şu anda. Milletvekillerimizin yargılandığı davalar nasıl siyasiyse aslında mahkemelere fiziken ulaşımın engellenmesi de siyasidir. Evrensel hukukta doğrudanlık vardır savunmada, yüz yüzelik ilkesi vardır yani siz orada yargılanan kişi olarak bulunmak zorundasınızdır; bu, sizin en doğal hakkınızdır. Siz mahkemeyi etkilemek için mimiklerinizi de kullanarak, beden dilinizi de kullanarak, sözlerinizi, fikirlerinizi de kullanarak orada bizzat bulunmak durumundasınız.

Sevgili Gültan Kışanak’ı bir kez sadece ziyaret edebilme fırsatı bulup ettiğimde kendisi bana şunu söylemişti: “Heyette meğer kadın üye de varmış, ben görmedim.” Böyle bir yargılama olmaz, böyle bir hukuk olmaz, böyle adalet asla olmaz. Bunu kabul etmediğimizi defaatle ifade ettik ama bu uygulama gerçekten daha yeni bir uygulama ve özellikle cezaevi idarelerine de bununla ilgili suç duyurusunda bulunuldu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun efendim.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Cezaevleri yönetimlerinin ve infaz koruma memurlarının bu talimatları yerine getirme yetki ve görevleri bulunmamaktadır. Bu dayatma hukuka aykırıdır. Mahkemelerin bu talimatları cezaevi personeli için de âdeta tehdit niteliğindedir.

Şimdi, özellikle bugünü örnek vermek istiyorum: Abdullah Zeydan vekilimizin duruşması vardı ve avukatlar dâhil hiç kimseye haber verilmeden duruşma yapıldı. Grup Başkan Vekilimiz Ahmet Yıldırım ve Diyarbakır Vekilimiz Meral Danış Beştaş orada olmalarına rağmen onlara da haber verilmedi. Şimdi, duruşma kaçırmaya mı başladılar? Böyle bir şey olamaz ve bunun üzerine bir de Edirne Cezaevi görevlileri hakkında mahkeme suç duyurusunda bulunarak zorla SEGBİS kararı vermiştir. SEGBİS olağan bir uygulama değildir, bunu asla kabul etmiyoruz, bu bir dayatmadır.

Bugün onlarca vekilimize –bu bir rekordur- yeni fezlekeler geldi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kerestecioğlu.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Tutuklu veya tutuksuz bütün vekillerimize neredeyse fezlekeler geldi. Onlar fikirleri nedeniyle cezaevindeler, yolsuzlukları nedeniyle değil. Bir tane yolsuzluğu yoktur bizim vekillerimizin ama bugün fikirler cezaevinde ve halk artık yolsuzlukların yargılanmasını istiyor, fikirlerin yargılanmasını değil.

Son olarak, Sayın Başkan, Aladağ aileleri dün ziyarete geldiler -hepsine tekrar buradan başsağlığı diliyoruz- gerçekten, detaylarıyla raporlar sundular, ne yapılması gerektiğini onlar çok iyi biliyorlar. Hâlâ aynı yoksullukla, yoksunlukla mücadele ederek, çocuklarına servis bulmaya çalışarak okullara göndermeye çalışıyorlar. Siz de lütfen buna vesile olunuz yeni görevinizde ve çocuk hakları daimî komisyonu bu Mecliste alınan karar gereği kurulsun ve çalışmaya başlasın diyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kerestecioğlu.

Sayın Özel, buyurun efendim.

25.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Mevlit Kandili’ni kutladığına, Kutlu Doğum Haftası’nın Resmî Gazete’de yapılan değişiklikle 14-20 Nisandan hicri Rebiülevvel 12’ye alınmasına, Adana’nın Aladağ ilçesinde çıkan yurt yangınının 1’inci yıl dönümüne ve belediye başkanlarının yurt dışına çıkışlarında İçişleri Bakanlığından izin almak zorunda olmalarına ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugün Mevlit Kandili. Mevlit Kandili, bizlere hayatıyla örnek olan Sevgili Peygamberimiz’in hicri takvime göre doğum günüdür. Zulüm, baskı, hiddet, şiddet, nefret, ayrımcılık, haksızlık, yolsuzluk, rüşvet, yalan, iftira gibi özelliklerin aksine; Müslüman âlemi için her zaman barış, dostluk, kardeşlik, eşitlik, hakça paylaşım, doğruluk, dürüstlük gibi üstün ahlakı temsil eden Peygamberimiz’i sözde değil, özde anlamamız gereken günlerden geçiyoruz.

Tutanaklardan baktım -hâlihazırda milletvekili olsaydı ismini de verecektim- 24’üncü Dönemde bir 20 Nisan gününde, 14-20 Nisan arasında kutlanan Kutlu Doğum Haftası’nın, Ulusal Egemenlik Haftası’nın coşkusunu ortadan kaldırmak, Meclise kafa tutmak ve Peygamber’in doğumunu -Müslümanlar açısından hicri takvime göre kutlanan tüm günlerin aksine- miladi takvime bağlamanın kasıtlı bir proje olduğunu, bunun Peygamber sevgisine de büyük bir haksızlık olduğunu söylediğimde bana en ağır ithamlarla seslenmişti. Bugün, Kutlu Doğum Haftası Resmî Gazete’de yapılan değişiklikle 14-20 Nisandan hicri rebiülevvel 12’ye alınıyor. Yapılan iş doğru, gerekçesi de Kutlu Doğum Haftası’nın bir FETÖ projesi olması.

Ben Kutlu Doğum Haftası’na “bir cemaatin Meclise kafa tutması ve Ulusal Egemenlik Haftası’na alternatif yaratarak o coşkuyu Peygamber sevgisinin istismarıyla yarıştırma” dediğimde bana saldırmışlardı. Bugün yapılan işi, bu FETÖ projesine geçen seneye kadar alet olanların bir milat koyduktan sonraki Kutlu Doğum Haftalarını…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …kendi koydukları 17-25 Aralık miladından sonra bile nasıl kutladıklarını ve doğruyu söyleyenlere hakaret edenlerin bugün ne noktaya geldiğini görelim.

Dün Aladağ yangınının 2’nci acı yıl dönümüydü. Sosyal Haklar Derneğinin -ki Soma ailelerine de Aladağ ailelerine de sahip çıkar- Genel Başkanı 24’üncü Dönem Milletvekilimiz Melda Onur başkanlığında Aladağ aileleri hem grubumuzu ziyaret ettiler hem de grup toplantımızı şereflendirdiler. Yirmi beş gün süren “adalet yürüyüşü”müzün ardından Adalet Kurultayı’nda “Soma’dan Şirvan’a ekmeğini kazanırken ölenler için adalet” dediğimizde o çalıştaya Aladağ’da 2 evladını birden kaybeden bir baba gelmişti ve şunu söyledi: “‘Devlet yurdu yok.’ dediler, ‘En ideali, en uygunu, yolunuzun içi, buraya verin.’ dediler.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen toparlayın efendim.

Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Sosyal dayanışma müdürüyle bir oldular, çocuklarımızı buraya verdirdiler. Bir, bir buçuk ay sonra yurt yandı, 10 evladımız yandı, benim 2 evladım yandı. Mahkemeden çıkıyoruz, bize saldırıyor orada toplanan Süleymancılar. Ben geceleri uyku uyuyamıyorum 2 evladımı kaybettim ‘Cemaatimizi karalıyorsunuz.’ diye bize saldırıyorlar.” diyor.

Bunu duyan varsa sizin aracılığınızla bunu Başbakana, sizin aracılığınızla bunu Aile ve Sosyal Politikalar Bakanına, Adalet Bakanına, sizin aracılığınızla bu çığlığı Türkiye'nin her tarafına duyurmak istiyoruz. Mahkeme çıkışında bir cemaatin saldırısı… Bu cemaat sizin hâlâ muteber gördüğünüz, hâlâ baş üstünde tuttuğunuz, hâlâ yücelttiğiniz bir cemaat. Bu cemaat FETÖ değil. Buna da dikkat çekmek istiyoruz.

Sayın Başkan, son olarak, geçtiğimiz 15 Kasım günü artık memurların yurt dışına çıkış için izin alma zorunlulukları kaldırıldı yani memurlar yurt dışına çıkarken izin almak zorunda değiller. Eğer izin almadan sınır kapısına, havaalanına gittilerse oradan döndürülmüyorlar ama bu kapsamda belediye başkanları yok. Adalet ve Kalkınma Partisi kendi belediye başkanlarını hâlen daha bir terör örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı olarak görüyor olabilir. O zaman bunu ya bir dâhili nizamnameyle düzenlesinler ya da hepsine mahkemeden yurt dışına çıkış yasağı koydursunlar. Ama bizim belediye başkanlarımız, hem de yurt dışı gezilerinin 1 lirasını dahi belediye bütçesinden karşılamama ilke kararını uygulayan belediye başkanlarımız ya da kendi imkânlarıyla hafta sonu çocuğunu görmeye, doğduğu kenti görmeye gidecek belediye başkanlarımız için her seferinde İçişleri Bakanına telefon etmek, kiminde ulaşmak, kiminde ulaşamamak veya izni zamanı içinde alma gibi bir duruma düşüyoruz.

Biz kendimize güveniyoruz, bizim terör örgütüyle irtibatlı belediye başkanımız yok. Sizin varsa o sizin paranoyanız veya sizin gerçekliğiniz. Ama şöyle bir şey var: Belediyenin genel sekreteri bugün uçağa binip yurt dışına gidiyor, belediye başkanımızın atadığı genel sekreter gidiyor, halkın seçtiği başkanımız gidecek İçişleri Bakanından izin alacak. Neden? FETÖ şüphesi var mı diye. Devleti bu hâle getirmeye, seçilmişlere bu hakareti yapmaya, seçilmişi atanmışın önünde rezil rüsva etmeye kimsenin hakkı yok. Bu ayıptan bir an önce dönülmelidir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

Sayın Bostancı, buyurun efendim.

26.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Mevlit Kandili’ni kutladığına, geçmişte 23 Nisan ile Kutlu Doğum Haftası’nın beraberce yaşandığına, AK PARTİ iktidarının cemaat ve tarikatlar konusunda dikkatli ve ihtimamlı olduğuna ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, teşekkürler.

Bugün Mevlit Kandili. Milletimizin ve tüm İslam âleminin Mevlit Kandili’ni kutluyoruz.

Peygamberimiz âlemlere rahmet olarak gönderilmişti. İslamiyet’in özü olarak ise güzel ahlakın tamamlanması olarak ifade edilmişti. Tarihsel anlatımı bu şekilde, köken anlatımıyla birlikte.

Esasen “İslam” kelimesi de “teslim” ve “selam” kelimesiyle aynı kökten gelir. “Selam” karşıdaki kişiye “Benden emin olabilirsin.” mesajı vermektir. İslam da böyle bir emniyet duygusunu üniversal ölçekte, küresel ölçekte insanlığa vermek kastıyla gelmiş olan üniversal bir dindir, evrensel bir dindir.

Peygamber Efendimiz’in doğumu münasebetiyle, bir kez daha, İslam’la şereflenmiş olduğumuzu hatırlıyor, tüm İslam tarihinin müktesebatını bir kez daha bu vesileyle hatırlayarak o güzel ahlakı tamamlama mesajı çerçevesinde, kendimizi bir kez daha değerlendirmekte fayda olduğunu mülahaza ediyoruz.

Geçmişte Kutlu Doğum Haftası kutlanıyordu nisan ayı içerisinde. Milletlerin millî günleri olur, dinî günleri olur; bunlar milletlerin kalbinde ve pratiğinde, gerçekliğinde beraberce yaşarlar, birbirlerine meydan okumazlar. Buna yönelik birtakım girişimde bulunan çevreler, maceracılar olabilir ama milletin aklıselimi hem dinî hem millî günleri yan yana yaşatmaya devam eder. İnanca da insanların saygısı ve kabulü vardır, millî hususiyetimizi hatırlamamıza vesile olan millî günlere de.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun efendim.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – O bakımdan -biz geçmişte Kutlu Doğum Haftası’na ilişkin tartışmaları elbet biliyoruz ama- geçmişte milletin kendi gerçekliğinde bunların birbirine meydan okuma şeklinde anlaşılmadığını bu vesileyle belirtmek isterim. 23 Nisan ile Kutlu Doğum Haftası yan yana, beraberce yaşamıştır.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yine yaşatın o zaman. FETÖ projesi.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Cemaat ve tarikatlar meselesine gelince. Cemaatler ve tarikatlar Osmanlı’da da vardı, Selçuklu’da da vardı, Orta Asya’da da vardı; bugün de bu tür yapılar var, bunlar toplumsal hayatın bir gerçekliği.

Mesele şu: Siyasetle ve devletle olan ilişkilerinde o mesafeyi koruyabilmek. Bu mesafeyi koruma konusunda AK PARTİ iktidarı dikkatlidir ve ihtimamlıdır. Bize yönelik birçok eleştiriler var, bunları biliyoruz. Biz bu mesafeyi dün de koruduk, bugün de koruyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) – Allah Allah, FETÖ nereden çıktı o zaman?

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Eleştiriler nereden geliyor o zaman, mesafenizi koruyorsanız?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Başkan.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Cemaatler ve tarikatlar aynı zamanda siyasi ve iktisadi birer örgütlenmedir, bunları hatırlamak gerekir, geçmişte de öyleydi. Aynı zamanda, kendi üyelerine, takipçilerine bir sınır çizerek birtakım avantajlar da sağlarlar, moral ve maddi avantajlar, böyle bir “network” de oluştururlar. O bakımdan, cemaat ve tarikatlara karşı devletin o sınırları hesaba katmaksızın bütün vatandaşların eşitliği çerçevesinde bir yaklaşımla davranması son derece önemlidir, bizim de hassasiyetimiz ve yaklaşımımız bu istikamettedir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bostancı.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, Sayın Bostancı konuşması sırasında “Aslında yapılan eleştirilerden payımıza düşeni çıkartıyoruz ve bu hataları yapmamamız lazım, yine de dikkat göstereceğiz.” dese bu, olgun bir iktidar tavrı olurdu, “Hadi geçmişte yaptık ama şimdi yapmıyoruz.” dese bu dürüst bir iktidar tavrı olurdu ama şimdi yaptığını kabul etmemek eleştiriye kapalıdır, olgun olmazdı ama dürüst olurdu. Ama “Geçmişte de yapmadık, bugün de yapmadık.” derseniz bu dürüstçe olmaz. Bakın, Yeni Şafak –yayın organınız- ne diyor? Herhâlde yalan yazmıyor, Erdoğan’ın Yeni Şafak’ı tekzip ettiğini sanmıyorum, “Ne istedilerse ‘evet’ dedik.” diyor FET֒yle ilgili, kulağımızla duyduk.

SALİH CORA (Trabzon) – O ayrı, o ayrı.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Geçmişte de bu mesafeyi koruduk.” derken siz adamların altına F16 verdiniz, adamların altına tank verdiniz ve siz o tankın mazotunu, o F16’nın bombasını birlikte yüklediniz, bu adamları devletin iliğine kemiğine kadar yerleştirdiniz, şimdi çıkıp burada “Biz cemaatlerle mesafeyi geçmişte de koruduk, bugün de koruyoruz.” derseniz bu dürüst bir iktidar tavrı olmaz. Bu konuda sizi milletimize şikâyet ediyoruz, siz ne istedilerse verdiniz, ne istedilerse. (CHP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Hatta fazlasını.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, benim ne söyleyeceğime, neyi kastedeceğime, neyi anlatacağıma Sayın Özgür Özel’in kendisi karar veremez. Kendisi eleştirisini yapmış, ben de burada AK PARTİ’nin yaklaşımını ifade ediyorum. “Öyle söyleseydi de, böyle söyleseydi de, hayır şöyle söyleseydi.” Bırak ne söyleyeceğime ben karar vereyim. Sen eleştirini yaptın, çıkıp üzerine bir kez daha aynı sözleri söylemenin bir manası yok. Geçmişte de bu tür tartışmalar oldu. Bunların, bakın, çok açık söylüyorum, siyasi tartışması ile akademik tartışması arasında da bir mesafe vardır. O mesafeye de dikkat edelim. Siz burada ateşli bir dille propagandanın kuralları çerçevesinde bir imge, bir algı yaratmaya çalışıyorsunuz. Bunu reddediyorum.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Bunlar yok muydu Naci Bey ya?

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Hoca da fikrini söyledi canım, ne var?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Ayrıca siz konuştunuz, söyleyeceğinizi söylediniz.

Teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, son olarak şunu söyleyeyim: Elbette iktidar bir şey söyleyecek. Ne söyleyeceğine karar verebilseydim zaten o konuşmayı siz yapmıyor olurdunuz. Ama muhalefetin görevi de iktidarın söylediğini eleştirmek. Bu eleştiriden de muaf olacağınızı düşünmeyin. Artık son günlerde, her şeyi belirleyen iktidar kaprisi muhalefetin de nasıl muhalefet yapacağını belirliyor. Elbette, FETÖ gibi bir örgütü devletin başına bela etmiş olan bir iktidara “Geçmişteki bu ilişkilenme doğru değildi.” demek bizim boynumuzun borcu. Ve çok net olarak şunu bir kez daha ifade edeceğim. Dün dedi ki: “Bu belgenin yeri burası değildir. Bu belge hukuki bir belgeyse mahkemedir yeri.”

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, cemaatten şimdi belgeye geçti. Böyle bir tartışma usulü olabilir mi?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, hayır, bir dakika.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Konu bu mu yani? Oradan da başka bir konuya geçelim. Başka bir konuya devam edelim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Cümlemi bitirmeme izin verin de bakalım, konu bu mu bakarsınız.

BAŞKAN – Evet, lütfen toparlayın grup başkan vekillerimiz, sizler örnek olacaksınız.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Burada açık oturum gibi bir siz konuşun bir ben konuşayım, böyle bir tartışma olmaz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Özel, buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, eğer hukuki tartışmanın yeri mahkemeyse akademik tartışmanın yeri de akademidir.

SALİH CORA (Trabzon) – Böyle bir usul de olmaz üslup da olmaz Özgür Bey.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İktidar-muhalefet ilişkilerine ilişkin “Ben akademik değerlendirmeler yapıyorum.” diyemezsiniz. Dün bize mahkemeyi işaret edene “Siz de gidin akademide yapın o değerlendirmeyi.” derler. Burası siyaset meydanı, siyasette de bu eleştiri var kardeşim. Bunun hesabını vereceksiniz, bu kadar basit. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özel, teşekkür ediyorum Sayın Bostancı.

Sayın Kerestecioğlu, söze girmişsiniz.

27.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, siyasi çürümenin denetimsizliği ve cezasızlığı getireceğine ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Evet, söze girdim çünkü bu hem cemaatlerle ilgilidir hem de aslında genel olarak her konuda aldatılmayla ilgilidir ve hakikaten aslında en üst başlığı ise siyasetin çürümesiyle ilgilidir. Yani bu Meclisin hâline baktığımız zaman, buranın aktif olarak çalışan bir yer olmamasına baktığımız zaman, ne kadar tepeden yönetilmek istendiğine ve bunun başarılmak istendiğine baktığımız zaman, biz, bir tarafta bu siyasi çürümeyle Aladağ’da çocukların yandığını da görürüz, Karaman’da tacize uğradıklarını da görürüz, daha nicelerini de görürüz çünkü çürüme aynı zamanda denetimsizliği getirir, çürüme aynı zamanda cezasızlığı getirir ve Sayın Erdoğan’ın dünkü açıklamalarında olduğu gibi “Ben kimseye söylemeden kimse oraya buraya herhangi bir atama yapmasın.” lafı aslında kendisi söylediği zaman demek ki bu ülkede ne liyakatin ne hak edişin, hiçbir şeyin, emeğin karşılığının kalmadığını gösterir. Dolayısıyla, onlarca insan atamaları beklerken siz bu şekilde yapıyorsanız işlerinizi, işte orada siyaseti de ülkeyi de çürütürsünüz; cemaatler de çürütür, aynı şekilde siyasiler de çürütür ve bu ülke güzelliklerle değil, yolsuzluklarla anılan, dışarıda da böyle yargılamalara maruz kalan bir ülke hâline gelir maalesef.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kerestecioğlu.

Böylece yerinden konuşmalar tamamlanmıştır.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun, İç Tüzük'ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- MHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu ve arkadaşları tarafından organize sanayi bölgelerinin mevcut sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/141) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 29 Kasım 2017 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

29/11/2017

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 29/11/2017 Çarşamba günü (bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                       Erkan Akçay

                                                                                           Manisa

                                                                         MHP Grup Başkan Vekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu ve arkadaşlarının (10/141) esas numaralı, organize sanayi bölgelerinin mevcut sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına dair önergemizin görüşmelerinin 29/11/2017 Çarşamba günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, önerinin gerekçesini açıklamak üzere öneri sahibi Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İzmir Milletvekilimiz Ahmet Kenan Tanrıkulu.

Sayın Tanrıkulu, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

MHP GRUBU ADINA AHMET KENAN TANRIKULU (İzmir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi olarak vermiş olduğumuz grup önerisiyle ilgili söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulumuzu öncelikle saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, artık klasik sayılan bir “bizden önce, bizden sonra” konuşması yerine, çözüm odaklı organize sanayi bölgeleri hakkında partimizin görüşlerini belirtmek üzere huzurunuzdayım.

Kısaca, OSB’lerin problemlerini ekonomimizin veya sanayimizin problemlerinden ayrı düşünemeyiz. Bizim de önergemizin, Türk sanayisinin ve OSB’lerinin sorunlarının konuşulması ve çözülmesi bakımından çok önemli bir fırsat olduğunu burada düşünüyoruz. Önergemiz de şayet oylarınızla kabul edilecek olursa kurulacak olan komisyonun, Türk sanayisinin ve ekonominin lokomotifi olan OSB’lerimizin ekonominin içindeki yeri, önemi ve yapılacak işlemlerin daha da net görülebilmesini sağlamak noktasında faydasının olacağını düşünüyoruz.

Sayın milletvekilleri, OSB’lerimizin güncel sorunlarına olabildiğince bu vakit içerisinde fazlaca değinmek istiyorum. Çözüm bekleyen birçok alan var, onun için bunları kısaca bir gözden geçirmemizde fayda var.

Hâlen OSB’lerimiz yatırımlarında bir alt bölge teşvikinden yararlanıyorlar değerli milletvekilleri. Bu, şu demek: Eğer OSB’ler gerçekten desteklenmek isteniyorsa bir alt bölge uygulaması yerine bizim getirebileceğimiz, bölgesel teşvikler bakımından 5’inci veya 6’ncı bölge dediğimiz daha az gelişmiş bölgelerde uygulanan teşviklerden yararlanması gerekir.

Bir diğer konu, bakın, geçtiğimiz günlerde torba yasada görüşülen, bizim de önergelerle düzeltmeye gayret ettiğimiz bir kiralama meselesi var. Bu kiralamanın genişletilmesi ciddi olarak OSB’lerde sorun yaratacak sayın milletvekilleri. Bu konudaki endişelerimizi Komisyonda ve Genel Kurulda da aslında dile getirmiştik biliyorsunuz. Söylediklerimizin kulak ardı edilmesinden dolayı bugün toplamda 134 OSB bu maddeden yararlanacak ama büyük çoğunluğu, 166 OSB ise maalesef bağlı veya hâkim şirket ilişkisi içerisinde ancak katılımcılar tarafından yararlanır hâle getirilecek. Ciddi bir haksızlıkla karşı karşıyayız.

Bir diğer konu: OSB’lerde satışlara getirilen sınırlamanın yeniden değerlendirilmesi gerekir. Bu konuda ciddi bir uygulamaya ihtiyaç var. Gelişmemiş bölgeler OSB’lerinin gelişmiş bölgelere oranla eğer daha fazla tercih edilmesini sağlamak istiyorsak -ki bu bir politika tercihidir ve olması gerekendir- o zaman bizim yatırım yapmaya hazır sanayi parselini bu noktada teşvik etmemiz gerekir. Diğer yönüyle baktığımız zaman OSB’leri bir nevi emlakçılığa teşvik ediyoruz sayın milletvekilleri.

Bir diğer konu: Arsa tahsis sistemi. Bu da sistemde sorun üreten ve gerçekten yeniden düzenlemeye ihtiyaç gösteren bir madde. Bizim mevzuatımızda yani OSB Kanunu’nda arsa tahsisiyle ilgili bir düzenleme var ancak arazi tahsisiyle ilgili maalesef düzenlemeye muhtaç bir yasamız var.

Değerli milletvekilleri, OSB’lerin vergisel sorunları da var. Bakın, OSB Kanunu’nun 21’inci maddesi mevcut hâliyle kurumlarca farklı yorumlanıyor. OSB’lerin iktisadi işletmeleri var, bunlar vergiden muaf; mahkemelere gidiliyor, kazanılıyor ancak bazı kamu idareleri bunu uygulamaktan vazgeçmiyorlar. Gene elektrik ve doğal gaz sözleşmeleriyle ilgili de ciddi sorunları var.

Değerli milletvekilleri, bu yönüyle baktığımız zaman, kısaca, OSB’lerimiz Türk sanayisini omuzlarken, maalesef hâlâ bir ayağı alçıda bir görünüm gösteriyor. Dolayısıyla, OSB’lerde on beş yılda yapılan bölük pörçük uygulamalar bizim 57’nci Hükûmet döneminde, 2000 yılında çıkardığımız 4562 sayılı Yasa’nın bugüne kadar delik deşik edilmesine de yol açtı. Böyle parça parça birtakım düzenlemelerle bu işi götüreceğimize biz de diyoruz ki, gelin bunu yatıralım masaya ve OSB Kanunu’nu tekrar gözden geçirelim. Bunun en güzel örneğini, üretim reformu yasasını Meclisimiz Genel Kurulumuzdan geçirdi hep birlikte biliyorsunuz ama hemen akabinde bir torba yasayla OSB’lerle ilgili gene farklı maddeleri buraya koymak zorunda kaldık.

Bunların bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasını tekrar sizlere sunuyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tanrıkulu.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Iğdır Milletvekilimiz Mehmet Emin Adıyaman.

Sayın Adıyaman, buyurun efendim. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum. Görevinizde başarılar diliyorum.

Değerli milletvekilleri, bu kürsüden defalarca Türkiye’de yargının AKP iktidarı tarafından vesayet altına alındığını, artık Türkiye’de bağımsız ve tarafsız yargıdan bahsedilemeyeceğini ısrarla dile getirdik. En son iki hafta kadar önce Eş Genel Başkanımız Sayın Selahattin Demirtaş’ın dosyasına Adalet Bakanlığı tarafından “gizli” ibareli gönderilen talimatı burada huzurunuzda deşifre ettik, dile getirdik. Eminiz ki Halkların Demokratik Partisi milletvekillerine ve parti yöneticilerine, kısacası Halkların Demokratik Partisi üyesi olan her siyasi tutukluya yönelik AKP iktidarının mahkemelere doğrudan talimatı olduğu artık gizlenemez bir gerçekliktir ve biz bunu defalarca burada dile getirdik.

En son bugün bu Parlamentonun da bir üyesi olan ve bizler kadar bu Parlamentoda olması gereken partimizin milletvekili Sayın Abdullah Zeydan’ın Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamasında tam bir hukuk garabeti yaşadık; AKP’nin yargı üzerindeki vesayetini, AKP iktidarıyla artık Türkiye’de bağımsız ve tarafsız yargı değil, AKP yargısının olduğu gerçeğini bir kez daha görmüş olduk. İstinaf mahkemesi tarafından bozulan kararın bugün yapılan duruşmasında, 5. Ağır Ceza Mahkemesi mahkeme salonunda tutuklu milletvekili, rehin milletvekili arkadaşımızın avukatları olduğu hâlde avukatlara haber vermeden, yine vekil arkadaşımızın yakınları olduğu hâlde, partimizin Grup Başkan Vekili Sayın Ahmet Yıldırım, yine Milletvekilimiz Meral Danış Beştaş ve yine Nihat Akdoğan Vekilimiz olduğu hâlde bildirim yapmadan, haber verilmeden, gizli bir oturumla savunma hakkı da engellenerek yargılama yapıldı. Bu yargılama mantığı engizisyon mahkemelerinde, Franco faşizminde, Pinochet faşizminde, Hitler faşizminde ve 12 Eylül sıkıyönetim mahkemelerinde dahi görülmemiş bir hukuksuzluk, bir garabettir. Daha da vahimi, gizli oturumda verilen karar gereğince SEGBİS’e zorla getirme kararı veriliyor yani cezaevi idaresine “Milletvekiline zor uygulayacaksınız, zor kullanacaksınız, SEGBİS odasına getireceksiniz.” diye talimat veriliyor ve bunu yapmamaları durumunda da suç duyurusunda bulunuluyor, hatta bunu gerçekleştirmedikleri için suç duyurusunda bulunuluyor. Bu hukuksuzluk partimize…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Devamla) –…AKP’nin 7 Hazirandaki yenilgisinin öç alma yöntemi ve açıkça hukuksuzca bir yaklaşımıdır diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Adıyaman.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Denizli Milletvekilimiz Sayın Kazım Arslan.

Buyurun Sayın Arslan. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA KAZIM ARSLAN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Organize sanayi bölgelerinin sorunlarıyla ilgili olarak Meclise gelmiş olan bu önergeyle ilgili söz aldım.

Bir sanayici olarak organize sanayi bölgelerinin gerçekten çok önemli sorunlarının olduğunu ve bunların birçoklarının aşılmaya çalışılsa da hâlen aşılamadığını, sanayicilerimizin gerçek anlamda iktidarın desteğini göremediklerini, her ne kadar bazı ufak tefek destekler, teşvikler sağlanıyorsa da bu desteklerin organize sanayi bölgelerimizin sorunlarına çare olmadığını, sanayicilerimizi heyecanlandırmadığını ve sanayicimizi büyümeye, yeni yatırım yapmaya teşvik edecek bir ortamın da yaratılmadığını görüyoruz.

O nedenle, bunların, özellikle organize sanayi bölgelerinin oluşması noktasında çok geniş bir çalışma yapılmasına ihtiyaç var. Organize sanayi bölgelerinin ortak ihtiyaçlarını, özellikle sanayicilerimizin ortak ihtiyaçlarını karşılama anlamında kurulmuş olması ve bunların giderilmesi için de problemlerin, sorunların çözümü noktasında destek yapılması, özellikle bu bölgelerde yerli üretimin, yerli sanayinin de gelişmesi noktasında ithal ettiğimiz kendi ülkemizin ihtiyaçları noktasında, üretimlerin daha öncelikle yapılması noktasında çalışmaya ihtiyaç var.

Müthiş bir ara mal ithal ediyoruz. Bunu neden ithal ettiğimizi hiçbir zaman sorgulamıyoruz. İktidarın, hiçbir şekilde, dönüp “Bu konuda nasıl bir çare üreteceğiz, bunu nasıl gidereceğiz?” noktasında bir çalışmasını maalesef göremiyoruz. Bütün yapılan çalışmaların maalesef biraz üstü kapalı, değişik şekillerde, sanayicimizi de destekleyen mahiyette değil, onu zaman zaman köstekleyen, onu zora sokan durumları ortaya çıkardığını görüyoruz. Tabii, bu çerçevede, organize sanayi bölgeleri büyüyemediği gibi, birçok organize sanayi bölgesi de henüz kapasitesini dolduramadığı gibi yatırımların azaldığını, üretimin düştüğünü, bunun yanı sıra da ithal edilen mallarımızın gün geçtikçe çoğaldığını görüyoruz.

Biliyorsunuz, yatırımlar olmayınca işsizlik artmış gözüküyor. 2002’de 10,3 olan işsizlik oranı, bugün, 2017’de 10,7’ye çıkmıştır. Ülkemizin toplam borcu 242,7 milyar dolardan 843 milyar dolara yükselmiştir. İç borcumuz artmıştır, cari açığımız artmıştır, dış ticaret açığımız artmıştır.

Değerli arkadaşlarım, bu kadar açığa…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAZIM ARSLAN (Devamla) – Sayın Başkanım, bir dakika rica edeyim.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Organize sanayi bölgeleri arsa bedellerini Hükûmet ödemiyor.

BAŞKAN – Sayın Arslan, sözlerinizi toparlamanız için bir dakika ek süre veriyorum.

Buyurun.

KAZIM ARSLAN (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, bu artışlara dikkat etmek gerektiğini düşünüyorum. İktidarın sanayiciyi kaderine terk ettiğini ve bunlarla ilgili herhangi bir çözüm de üretmediğini görüyoruz. Eğer böyle olmamış olsa dış borcumuzun da azalması gerekir, ihracatımızın eskiye göre daha çok artması gerekir, ithalatımızın azalması gerekir. Bu konularda da herhangi bir değişiklik göremiyoruz, arttığını görüyoruz. Dış ticaret açığımız 2002’de 15,5 milyar dolar iken bugün 54 milyar dolar civarına gelmiştir değerli arkadaşlarım, bunun üzerinde durmak gerekir. Protesto olan senetlerin tutarı 2002’de 816 milyon Türk lirası iken bugün 8,1 milyar dolara ulaşarak önemli bir noktaya gelmiştir. İcra dosyaları artmıştır, vergiler artmıştır, böyle bir ortam içinde de organize sanayi bölgelerinin gelişmesi, sanayicinin büyümesi mümkün değildir diyorum.

Hepinize tekrar teşekkür ediyorum, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Arslan.

Şimdi, öneri üzerinde son söz, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Denizli Milletvekilimiz Sayın Şahin Tin’e aittir.

Sayın Tin, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ŞAHİN TİN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ Grubu adına Milliyetçi Hareket Partisinin Meclis araştırma komisyonu kurulmasına dönük verdiği grup önerisi üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Türk halkının ve İslam âleminin Mevlit Kandili’ni kutluyorum.

57’nci Hükûmet Dönemi’nde, o dönemin Sanayi Bakanı Sayın Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun da destekleriyle çıkarılmış olan Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu için de kendilerine ayrıca teşekkür ederim, önerilerinden dolayı da teşekkürlerimi bir daha buradan sunmak istiyorum.

AK PARTİ ve Hükûmetimiz için organize sanayi bölgeleri millî bir davadır. Ama biraz önce -yine hemşehrim- çok değerli CHP Milletvekilimiz Kazım Arslan’ın verdiği bilgilerin, şu anda sanayi bölgelerinde yapmış olduğumuz yatırım, yükselmeler ve çalışmalar hakkında doğru bilgilendirme olmadığını ve görüşlerine katılmadığımı da buradan belirtmek istiyorum.

Şimdiye kadar tüzel kişilik kazandırılan organize sanayi sayısı 304, tamamlanan organize sanayi sayısı 173, OSB’lerdeki firma sayısı yaklaşık 50 bin. 1962-2002 arasında 414 bin kişi çalışırken bugün 1 milyon 223 bin kişi istihdam edilmektedir.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – O zaman OSB yoktu Şahin, yapma ya. O zaman OSB yoktu ya.

ŞAHİN TİN (Devamla) – OSB’lerdeki istihdam sayısı 1 milyon 720 bin kişidir.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – 1980’den sonra OSB’ler kuruldu ya.

ŞAHİN TİN (Devamla) – Tahsin, dinle.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – 1980’den sonra kuruldu.

BAŞKAN – Lütfen arkadaşlar…

ŞAHİN TİN (Devamla) – OSB’lerde 2023 istihdam hedefimiz 2 milyon 500 bindir. 1962-2002 yılları arasında 2 adet OSB projesi bitirilirken 2003-2016 yılları arasında 100’ü aşkın proje hayata geçirilmiştir.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Osmanlı zamanında kurulmuş diye bir iddia var ama(!)

ŞAHİN TİN (Devamla) – Sanayimiz birinci çeyrekte yüzde 6,7; ikinci çeyrekte de yüzde 6,3 oranında büyümüştür.

OSB’lere kısmen veya tamamen bedelsiz arsa tahsisi yapıyoruz. OSB’lere faaliyetleri için gerekli kredi desteği verdik. KOSGEB’in OSB arsa satışlarından elde ettiği yüzde 1’lik payı kaldırdık. Yine, organize sanayi bölgelerinde arsaların tahsisine ilişkin sözleşmelerdeki damga vergilerini kaldırdık. Organize sanayi bölgelerinde binalardan emlak vergisini almıyoruz. Bu ve benzeri şekilde desteklerimiz devam etmekte, OSB’lerde teknik okullar kurulmaktadır.

Yine, Denizli’de Denizli Makine İhtisas OSB kurulması çalışmalarına devam etmekteyiz. Denizli Çardak OSB’de ipotekli olan yerleri sanayicimizin hizmetlerine sunmaktayız. Cumhurbaşkanımızın önderliğinde Türkiye’de on beş yılda sanayi devrimi yapılmıştır.

Meclis araştırması komisyonuna gerek olmadığını değerlendiriyoruz.

Gazi Meclisimizi de saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tin.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Ama OSB’lerin kuruluş tarihi yanlış.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı isteyeceğiz oylamadan önce.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Önce bir talep var.

Buyurun Sayın Arslan.

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Sayın Tin “Kazım Arslan’ın sözlerinin doğru olmadığı” şeklinde bir sataşma yaptı. Yerimden bir dakikalık söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun efendim.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

28.- Denizli Milletvekili Kazım Arslan’ın, Denizli Milletvekili Şahin Tin’in MHP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Tin “Kazım Arslan’ın verdiği bilgiler doğru değildir.” gibi bir sataşmada bulundu. Kesinlikle şunu söylüyorum: Benim söylediğim rakamlar aslında Hükûmetin TÜİK’ten çıkarmış olduğu rakamlardır ve resmî rakamlardır. Bunları ben izah ettim. Ayrıca, Denizli’mizde de bir organize sanayi bölgesi var; Çardak Organize Sanayi Bölgesi. Yıllardan beri bu organize sanayi bölgesinin bir türlü doldurulamadığını ve bu sebeple iktidarın bu konuda gerçekten duyarsız davrandığını ve bunun dışında Vakıfbankla olan arsa problemlerini hâlâ çözemediğini, doğal gazla ilgili sorunu da çözemediğini görüyoruz. Bu nedenle, bu sorunların bir an önce çözülmesi için biz problemleri burada söyledik ve bunların da çözümünü istedik.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Arslan.

Sayın Özcan, sisteme girmişsiniz.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Efendim, sisteme girdim. 60’a göre önemli bir hususu arz etmek istiyorum müsaade ederseniz.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Başkanım, kayıtlara geçmesi için söz almak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Tin.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Denizli Çardak Organize Sanayiyle ilgili -Sayın Kazım Arslan tabii ki dile getirdi- çalışmalarımız devam ediyor. En son üretim reform paketiyle organize sanayilerdeki ipotekli arazileri sanayicilerimizin hizmetine sunmak için bir teşvik yasası çıkarılmıştır ve Denizlili sanayicilerimizin hizmetine de Çardak Organize Sanayi açılacaktır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Tutanaklara girmiştir, teşekkür ederiz.

Sayın Özcan, buyurun.

29.- Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın grup konuşmasından sonra Meclis Başkanını ziyaretine ilişkin açıklaması

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Önemli olduğu için bir söz isteme ihtiyacı duydum. Dün beni çok rahatsız eden, aslında tüm Genel Kurul üyelerini, sayın milletvekillerini rahatsız etmesi gereken bir tablo yaşandı. AKP’nin Genel Başkanı olan ve aynı zamanda ülkenin Cumhurbaşkanı olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan grup konuşmasından sonra Meclis Başkanını ziyarete gitti. Ancak, o ziyaretteki fotoğraflara baktığımızda, yasama organının Başkanı olan Meclis Başkanının koltuğuna oturduğunu gördük. Yürütme organının başı olan bir Cumhurbaşkanı nasıl yasama organı Başkanının koltuğuna oturur, bu nasıl bir cürettir? Veya bu Meclis Başkanı nasıl bizim irademizi yok sayıp yürütme organının başını kendi koltuğuna oturtabilir? Hayretle karşılıyorum. Hem Meclis Başkanını hem Sayın Cumhurbaşkanını kınıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özcan.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bostancı…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, yasama, yürütme, kimse kimsenin koltuğuna oturmuyor. Tanju Bey emniyet duygusu içinde olabilir.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Yasamayı yürütüyorlar.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Zaten her şeye kendi karar veriyor.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Bir tane koltuk var işte.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Bir tane var, her şeye de oradan karar veriliyor yani. Sen kalk, o otursun.

BAŞKAN – Ben anlayamadım ama tutanaklara geçti ne demek istediğiniz Sayın Bostancı.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Şunu diyorum efendim: Kimse kimsenin yerine oturmuyor.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Gerek yok zaten.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Yani yasama yerinde, yürütme de yerinde. Tanju Bey’in endişe edeceği bir durum söz konusu değil diyorum.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Meclis Başkanının koltuğuna oturmamı, o görüntü zahirî galiba(!)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – “Tek koltuk var.” diyorlar Sayın Başkanım, zaten bir koltuk var, başka koltuğa gerek yok.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Başkanım, müsaade ederseniz…

Aslında bu ironik bir konu değil, son derece trajik bir konu.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Ciddiyete davet ediyoruz.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisinin iradesini temsil ediyor, yasama organının başıdır.

BAŞKAN – Evet, doğrudur.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Yürütme organının başı gelip o koltuğa oturamaz.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Bakkal dükkânı değil orası.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Şimdi, Cumhurbaşkanı bu Meclise gelse sizin oturduğunuz koltuğa oturabilir mi Sayın Başkan?

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Bakkal dükkânı mı burası?

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Burası bakkal dükkânı mı? Bu tavrı ben…

BAŞKAN – Nerede oturmuş Sayın Özcan? Ben de konuyu…

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Efendim, dün bütün basına yansıdı bu fotoğraflar. Kendisi Meclis Başkanının koltuğuna oturmuş, Meclis Başkanı ile Başbakan da masanın yanına oturmuşlar; böyle bir tablo vardı, beni çok rencide etti. Divan olarak bu konuda sizin de söyleyecek bir sözünüz vardır diye düşünüyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Tamam, tutanaklara geçti. Önümüzdeki süreçte, Başkanlık Divanı toplantılarında bunu bizzat gündeme getireceğim Sayın Özcan, bilginiz olsun.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- MHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu ve arkadaşları tarafından organize sanayi bölgelerinin mevcut sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/141) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 29 Kasım 2017 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Evet sayın milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu’nun önerisini oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.38

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Yaşar TÜZÜN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 30’uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, öneri kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir tarafından, Türkiye'de bazı siyasetçiler ve yakınları hakkında ortaya çıkan vergi cennetlerine transfer edilen kazançlar ile Türkiye'de elde ettikleri kazançların başka ülkelerdeki şirketlere transfer edilmesi iddialarının araştırılması amacıyla 29/11/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 29 Kasım 2017 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

29/11/2017

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 29/11/2017 Çarşamba günü (bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                        Filiz Kerestecioğlu Demir

                                                                                          İstanbul

                                                                        HDP Grubu Başkan Vekili

Öneri:

29 Kasım 2017 tarihinde İstanbul Milletvekili Grup Başkan Vekili Filiz Kerestecioğlu tarafından verilen 6039 sıra numaralı Türkiye'de bazı siyasetçiler ve yakınları hakkında ortaya çıkan vergi cennetlerine transfer edilen kazançlar ile Türkiye'de elde ettikleri kazançların başka ülkelerdeki şirketlere transfer edilmesi iddialarının araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 29/11/2017 Çarşamba günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, önerinin gerekçesini açıklamak üzere, öneri sahibi Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İzmir Milletvekilimiz Ertuğrul Kürkcü. (HDP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Kürkcü.

HDP GRUBU ADINA ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Sayın Başkan, sevgili arkadaşlar; Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Isle of Man Adası’nda hesapları bulunan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yakınlarıyla ilgili belgeleri önceki gün açıkladı. Bu belgelerin sahiciliğinden herhangi bir şüphe yoktur.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) - Gözünüzle gördünüz mü belgeleri? Ne basına verebildi ne savcıya verebildi.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Devamla) – Çünkü AKP Grup Başkan Vekili Sayın Bülent Turan bu belgelerin resmî işlemler olduğunu dolayısıyla belge sayılamayacağını söyleyen bir oksimoron cümle kullandı ama bu, aslında belgelerin sahiciliğine dair bizzat Hükûmet kanadından gelen bir itiraftır. Bunun için, bu soruşturma önergesine Meclisin “Evet.” demesi mutlaka gerekir. Çünkü Türkiye’de TÜİK’e göre yaklaşık 17 milyon yoksul yaşarken, 2014’te yardıma muhtaç insan sayısı 30 milyon 500 bine ulaşırken bu gelirlerin vergilerini kaçırmak, hele hele Hükûmeti ya da devleti yönetenlerin yakınları tarafından bu vergi kaçakçılığını yapmak kabul edilemez, Meclis bunun üzerine gitmelidir. Bu, açık bir biçimde 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30’uncu maddesinin (7)’nci bendinde yasaklanan bir işlemdir. Yurt dışında elde edilmiş gelirlerin Türkiye’ye transferi sırasında yüzde 30 stopaj vergisi ödeneceği kanun hükmüdür. Fakat -burada kocaman bir “fakat” vardır- vergi cenneti kabul edilen ülkelerin hangileri olduğuna dair Bakanlar Kurulunun 2006’dan beri bir liste yayınlaması gerekmektedir. Bu liste 2006’dan beri yayınlanmamaktadır. Dolayısıyla Hükûmetin yayınlamayı geciktirdiği, ötelediği, ertelediği, ihmal ettiği bu vergi cennetlerine para aktaran herkes, aslında Hükûmet tarafından himaye edilmektedir. Zaten bu kazançların dışarıya offshore avantajlarından, sıfır vergi avantajından yararlanmak üzere, içeriye ise vergi barışı yoluyla aktarıldığı da apaçık bilinen bir gerçektir.

Bu, ilk başımıza gelen iş değil, Panama belgeleri açıklandığında da Hükûmete yakın kuruluşlar, iktisadi şirketler ortaya çıkmıştı. Malta belgeleri açıklandığında, Başbakan Yıldırım ve ailesinin muazzam kazançlar elde ettiği ortaya çıkmıştı. Ne Başbakan ne de Cumhurbaşkanı “Bu ticareti yapanlar ben değilim, yakınlarımdır.” diyerek bundan kendilerini sıyıramazlar çünkü her biri bir diğerinin meşru mirasçısı olan insanların Hükûmetin sağladığı avantajlar dolayısıyla elde ettiği çıkar, sonuçta Cumhurbaşkanına ve Başbakana rücu etmektedir. O nedenle, Meclisin bu işin üzerine mutlaka gitmesi gerekir.

Sadece Türkiye’ye yönelik bir hamleden söz edilemez, Hükûmet bir millî dava hâline getirmeye çalışıyor ama Panama belgeleri açıklandığından bu yana, Pakistan Başbakanı Navaz Şerif, İzlanda Başbakanı David Gunnlaugsson ve İspanya Sanayi ve Enerji Bakanı Jose Manuel Soria istifa ettiler. Dolayısıyla bu belgeler ne sadece Türkiye’yi yönetenlere yönelik bir komplodur ne de bunun karşısında yapılacak bir işlem yoktur. Yapılacak bir işlem var, insanlar bunu bir şeref ve haysiyet meselesi hâline getirip istifa edebiliyorlar. Türkiye’de niçin en son akla gelen şey budur? Biz, o nedenle, bu araştırmanın mutlaka yapılmasını gerekli görüyoruz.

Bu bilgilerin ortaya çıkartılmasını sağlayanlar herhangi bir ülkenin istihbarat kuruluşu falan değildir. “Whistleblower” dediğimiz yani gerçeklerin ortaya çıkması için yolsuzlukları ele veren, sıradan insanlar, sıradan emekçilerdir. WikiLeaks böyledir, Panama belgeleri böyledir, Malta belgeleri böyledir ve onları koruyan bir yasa çıkartmak gerekirken şimdi, 24’üncü Dönem Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Aykan Erdemir’le ilgili tutuklama çıkartma yönüne Hükûmet gitmiştir. O nedenle, şunu açıkça hepimizin konuşması gerekir: Türkiye hem yöneticilerin vergi cennetlerine para transferi hem buralarda elde ettikleri…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Devamla) – Tamamlamam için bir süre…

BAŞKAN – Sayın Kürkcü, bir dakika ek süre veriyorum.

Lütfen, toparlayın efendim.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Devamla) – Hem burada elde edilen milyonlarca dolar, milyarlarca avro tutarındaki kazançları hiçbir vergi kesintisi olmaksızın ceplerine atmakta hem de öte yandan, iktidar olmanın, devleti yönetme hizmetinin aslında kendilerine bir avantaj olarak dönmesi sonucunda devlet gücünü kişisel zenginleşme için kullanmaktadırlar. Bu gerçek apaçık ortadadır. Cumhurbaşkanı ve Başbakan olduktan sonra ya da Hükûmete üye olduktan sonra zenginleşmemiş bir tek devlet yöneticisi Türkiye’de yoktur; ailesi, akrabaları, kendisi zenginleşmemiş hiç kimse yoktur. Küplerini doldurmuşlardır, gemiciklerinden filolar kurmuşlardır, offshore şirketlerinde milyonları biriktirmişlerdir. Bu arada, Türkiye’de milyonlarca insanı kuru ekmeğe muhtaç ederek, vermedikleri vergilerden, halkın cebinden toplanan vergilerden o insanları -güya, sözüm ona- doyurduklarını söyleyerek onlardan oy, destek talep etmektedirler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Devamla) – Bu duruma daha uzun boylu müsaade edilemez.

Eğer bu araştırmayı, bu soruşturmayı Türkiye Büyük Millet Meclisi yapmayacaksa -Amerika Birleşik Devletleri’nde de gördüğümüz gibi- hemen hemen her yerde, Türkiye’yi yönetenler aleyhine bu soruşturmalar yapılacaktır. Meclis bu utançla yaşayamaz.

Hepinizi selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kürkcü.

Şimdi, öneri üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Manisa Milletvekilimiz Özgür Özel.

Sayın Özel, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün Cumhuriyet Halk Partisi Sayın Grup Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Sayın Genel Başkanımızın konuşmasını bütün Türkiye nefeslerini tutarak izledi.

Buraya nasıl gelmiştik? Aslında, bir ay kadar öncesine gittiğimizde Başbakanın çocuklarının Malta’daki hesapları ortaya çıkmış, Başbakan bunların bilinen şeyler olduğunu ama araştırılması hatta soruşturulması gerektiğini söyleyerek Amerika’ya gitmişti. Başbakan, bu grubun bir önceki Başkanı, hâlen daha Hükûmetin başı olan Başbakan “Araştırılsın, soruşturulsun.” demesine rağmen, hem Cumhuriyet Halk Partisinin hem diğer muhalefet partisinin, Halkların Demokratik Partisinin ayrı ayrı vermiş oldukları araştırma komisyonu kurulmasına dair önergeleri iktidar partisi oylarıyla reddedilmişti.

Ardından, partimizin Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bu kez Man Adası’nda... Daha doğrusu, önce soru sorarak “Senin dünürünün, damadının, özel kalem müdürünün ve oğlunun bir vergi cennetine yolladıkları para var mı? Orayla bir para transferi, alışverişi var mı?” diye sormuş, buna Adalet ve Kalkınma Partisi yetkilileri binbir hakaretle ve medya karartmasıyla cevap vermiş, ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan meydan okumuş, “Bunu ispatlarsan gereğini yaparım.” demiş ve bu konuda bilgi belge istemişti. Sayın Genel Başkanımız dün çıktı… Man Adası’nda “Bellway Limited” adı altında, önce bir başkası adına kurulmuş ama o da daha önce Cumhurbaşkanıyla arasında bir akaryakıt ticareti yüzünden geçmiş olduğu söylenen, kanunsuz yollarla toplandığı iddia edilen delillerden de tanıdığımız bir isim tarafından kurulmuş olan bir şirket, sonra özel kalem müdürüne… Dün diyorsunuz: “Özel kalem müdürü olmadı.” Resmî anlamda değil ama özel ofisinde, her gün orada olduğu belli, evladının nikâh şahidi, sizin gazeteleriniz “Özel kalem müdürü” diye yazmış...

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Her şeyiniz yalan, her şeyiniz yalan.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – …ve ardından, Genel Başkanın saydığı o 4-5 ismin hesap hareketleri.

AYDIN ÜNAL (Ankara) – Hani nerede?

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Bunlar ortaya çıkınca hep birlikte buna “Gerçek değil…”

AYDIN ÜNAL (Ankara) – Belgen nerede, belgen?

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Belgelerin hepsi burada.

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Belge yok.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Cumhuriyet Halk Partisi olarak açıkça söylüyoruz... (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Önünüzde bir fırsat var.

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Belge yok, belge.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Belgeler burada.

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Gel de ver bakayım.

AYDIN ÜNAL (Ankara) – Öyle bir belge yok.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Belgeleri kurulacak olan komisyona vereceğiz ve bu belgelerin teker teker ispatlanmasını sağlayacağız.

SALİH CORA (Trabzon) – Git savcılığa ver.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Eğer kendinize güveniyorsanız, Cumhurbaşkanına güveniyorsanız, bu işin başlangıçta…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Özel, bir dakika efendim.

SALİH CORA (Trabzon) – Git savcılığa ver kendine güveniyorsan.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Alabilecek miyiz belgeleri?

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Hepsi burada, hepsi.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Alabilecek miyiz?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Evet, evet.

AYDIN ÜNAL (Ankara) – Medyayla paylaş, medyayla.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Komisyonu kuracaksınız, belgeleri alacaksınız.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bakın, birleşimi ben yönetiyorum. Burada hatibe bu şekilde laf atmak gerçekten etik ve uygun değil. Sizden sonra, biraz sonra Grup Başkan Vekilimiz Sayın Bostancı kalkacak, gereken cevabı verecektir. Lütfen… Hiç yakışmıyor.

TAMER DAĞLI (Adana) – Yani yalan söylemek yakışıyor hatibe de “hayır” demek mi yakışmıyor?

BAŞKAN – Sayın Özel, sözlerinizi tamamlamanız için ek bir dakika süre veriyorum.

Buyurun efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Şunu açıkça söyleyelim: Bir şirket var… Hatta, o kadar utanacaksınız ki duyduklarınızdan, gördüklerinizden, bakalım o zaman, bu laf atanlar nasıl savunacak? Bu kadar büyük para Türkiye’de nasıl toplanmış? Bu paraların yurt dışına gidişi offshore, gelişi vergi barışı -altını çiziyorum- vergi barışı çıkarıyorsunuz, o vergi barışı kapsamında getiriyorsunuz. Paralar giderken vergiden kaçıyorsunuz, gelirken paraları vergisiz olarak vergi barışıyla aklıyorsunuz. Burada “Menşe şirketi, menşe üçüncü kişileri gizleyelim.” diye çırpındığınızı da biliyoruz.

AYDIN ÜNAL (Ankara) – Şu dekontları bir görelim Özgür Bey, dekontlar nerede?

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Ayrıca, bu elimizdeki Man Adası’yla anlaşma; 2012’de yapmışız, 2017’ye kadar bunu geçirmemişiz. Sebep? Eğer geçirseydik bununla ilgili Türkiye makamlarına bilgi verilecekti 2011’deki bu hareketler yüzünden, bu uluslararası anlaşmayla. Beş yıl süreyle bunu salladınız.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Ya, 400 tane uluslararası sözleşmeyi biz getirdik Dışişleri Komisyonuna, neyi salladık?

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Belgelerin hepsi hava gibi, su gibi, toprak gibi gerçek. Cesaretiniz varsa… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - …komisyonu kurun, belgeleri elinize alın.

AYDIN ÜNAL (Ankara) – Cesaretiniz varsa belgeleri medyaya verin.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Dava açın o zaman bununla ilgili, mahkemeye verin.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Biz bu belgeleri -sakın- komisyonu kurmazsanız da saklayacak değiliz ama size soruyoruz: Bu belgeleri merak eden burada “evet” oyunu verir; bu belgeler araştırılsın mı? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET TAN (Kütahya) – Savcılığa verin, savcılığa.

ŞAHİN TİN (Denizli) – İddia ayrı, isnat ayrı.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bu belgelerin gerçekliğini öğrenmek istiyor musunuz?

OSMAN BOYRAZ (İstanbul) – Savcılığa, savcılığa…

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Komisyona “evet” oyu vereceksiniz, komisyona “evet” oyu. (CHP sıralarından alkışlar)

OKTAY ÇANAK (Ordu) – Haydi, haydi!

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Eğer, komisyona “hayır” oyu verirseniz… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

OKTAY ÇANAK (Ordu) – “Hayır” vereceğiz, hayır.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - …bu belgeyi bugün göremezsiniz ama bu belgeyi bütün Türkiye görecek, bütün Türkiye bilecek. Bu belgeleri isteyen… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Hep iftira atıyorsun, iftira!

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Naci Bostancı, istediğiniz herhangi bir kişiye bu belgeleri bu oturduğum yerde de gösteririm ama belgeyi eline almak istiyorsan, fotokopisini istiyorsan gel bakalım buraya, ver. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ŞAHİN TİN (Denizli) – Gerçekle alakası yok, hepsi yalan bunların.

TAMER DAĞLI (Adana) – Başkan, bize “Sus.” diyorsunuz, onu konuşturuyorsunuz, öyle şey mi olur?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özel, sağ olun.

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Hepsi yalan bunların, hepsi iftira!

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Hodri meydan! Cumhurbaşkanına güvenin, “evet” oyu verin. Hodri Meydan! (CHP sıralarından alkışlar)

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Hepsi yalan bunların, yalan! Hepsi iftira, yalan!

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

Öneri üzerinde üçüncü konuşmacı Amasya Milletvekilimiz Mehmet Naci Bostancı.

Sayın Bostancı, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; bağırıp çağırmaya gerek yok. Hakikatlerin böyle, heyecanlı konuşmalara da ihtiyacı olmaz.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Hakikatler ortada.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - Onları söylediğinizde zaten insanlar bilirler. Ben şimdi burada desem ki “Burası bir Meclistir!” feveran etsem, bir manası var mı? Buranın zaten Meclis olduğunu herkes biliyor. Feveran ediyorsam eğer “Burası Meclis değil mi acaba?” diye insanların aklına soru işareti gelir. O yüzden bunları sakin bir şekilde konuşmakta fayda var.

Şimdi, ortada olan nedir? Ortada olan şu, elimizdeki şu: Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu geçen hafta birtakım iddialarda bulundu, Sayın Cumhurbaşkanımız “İddialarını ispat et, ispat. Etmezsen sen yerinden çekilecek misin? Edersen ben çekileceğim.” dedi. Neye bağladı? İspata bağladı.

Şimdi, Sayın Kılıçdaroğlu bu hafta geldi grup toplantısına. Dikkat ederseniz, biraz da bu, dizi filmlerde vardır. Dizi filmlerin temel noktası, izleyicide “Şimdi ne olacak?” duygusu uyandırmaktır. Bu bir propaganda tekniğidir. Tam da buna uygun bir tarzda düzenlenmiş, “Şimdi ne olacak?” duygusu uyandırmak kastı çerçevesinde, Sayın Kılıçdaroğlu elinde birtakım kâğıtları salladı, dedi ki “İşte ispatı burada.” ve bazı para hareketlerinden bahsetti, bunu dün yaptı. Peki, dünden bugüne bu belgeler kimin elinde? Benim elimde böyle iddia ve ispat -bakın, altını çiziyorum- yönünde bir belge olsa hemen bütün basın organlarıyla paylaşırım.

HİLMİ BİLGİN (Sivas) - Normal insanlar onu yapar.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Paylaşmamışsınız, vermemişsiniz.

HİLMİ BİLGİN (Sivas) - Normal şartlarda olması gereken odur.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Yetmez, bakın yetmez, ispattan bahsediyoruz. Şöyle bir mantık olabilir mi arkadaşlar? Partiler grup toplantılarında diyorlar ki: “İddiası da bu, ispatı da bu. Hadi bakalım, sen de gereğini yap.” Böyle bir mantık olabilir mi?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, BDDK’dan alabilirsin. BDDK’da, git al.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Aslı yok yaylasında 500 koyunun var!

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Basına verseydiniz, basına niye vermediniz?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – BDDK’dan alabilirsiniz, size yol gösteriyorum.

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Basına niye vermediniz?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bakın, BDDK’da var, gidin BDDK’dan alın.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Böyle bir şey olmaz. İspat yeri mahkemedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve ismi geçenlerin avukatı dedi ki: “Bu belgeler, iddia edilen belgeler sahtedir.”

MAHMUT TANAL (İstanbul) – BDDK’dan alın Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Tanal, lütfen efendim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, kayıtlar BDDK’da, BDDK’dan alabilir.

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – İddia sahibi sizsiniz ya!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Belgelerin sahte olduğunu ifade etti.

Şimdi, Sayın Kılıçdaroğlu’nun elinde çok güzel bir fırsat var; bakın, manevi tazminat davası açılmış. Sayın Kılıçdaroğlu’nun avukatları bu manevi tazminata karşı giderler, mahkemede, mademki ispat edecek delilleri vardır, çatır çatır bunu ispat ederler, hakikati ortaya koyarlar; bağırıp çağırmaya ne gerek var. Bakın, mahkeme.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Meclis ne yapacak?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Duruşma günü gelmedi ki Sayın Başkan, duruşması bir gelsin.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Şimdi, Sayın…

GARO PAYLAN (İstanbul) – Meclis ne iş yapar?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Bir dakika… Meclise gelelim: Sayın Özgür Özel “Bana itimat edin, belgeler burada.” diyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, bana itimat etmeyin, Meclise, komisyonu kurun, hemen bugün verelim.

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Kardeşim, belgeler sendeyse açıklayacaksın. Açıkla Türkiye’ye, açıkla, buyur açıkla.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Açıklayacağız zaten, hiç merak etme.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Komisyonu kurun, belgeleri alın. Kurun komisyonu, niye komisyondan korkuyorsunuz?

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Niçin komisyon kurmuyorsunuz?

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Kâğıt sallıyorsunuz kâğıt, boş kâğıtlar.

BAŞKAN – Sayın Bostancı, sözlerinizi tamamlamak için bir dakikalık ek süre veriyorum.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Diyor ki: “Belgeler bende, bana itimat edin, önce bir komisyon kurun, yaptığım spekülasyona inanın.”

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Komisyonu kurun, çoğunluğunuz var.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Naci Bey, bir değil, iki değil; her belgenin altından…

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Komisyona niye “Hayır.” diyorsunuz Sayın Başkan?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Sonra da “Ben belgeleri vereceğim.” diyor.

Sizin, Sayın Özgür Özel, belgeleri önce basın organlarıyla paylaşmanız lazım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Söz veriyor musunuz komisyon kuracağınıza, söz verin.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – İkincisi, mahkemelere gitmeniz lazım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Deyin ki: “Basına verildiği gün komisyonu kuracağız.” Hadi!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Meclis, siyasi spekülasyon yapma aracı değildir.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Denetim aracıdır Meclis.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Meclis, ortada hakikate yönelik araştırılması gereken konular varsa bunları araştırır ama Cumhuriyet Halk Partisi Grubunda... İddia yeri de orası, ispat yeri de orası; Meclis bunun aracısı olmaz.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

GARO PAYLAN (İstanbul) – Denetim yeri Meclis, denetim!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım...

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bostancı.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Özel, buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Spekülasyona yol açmakla, Meclisi yanıltmakla beni suçladı. Kendisine, sataşmadan cevap hakkımı kullanmak istiyorum, 69’a göre.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, spekülasyon bir eleştiri değil.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Nasıl? Eleştiridir canım, eleştiridir. Yani niye olmasın?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Tabii ki eleştiri değil.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Hakaret yani eleştiri olmadığını söylüyor, hakaret olduğunu söylüyor!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yanıltmak...

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Hayır... Hakaret, sataşma değil. Hakaret, sataşma değil.

BAŞKAN – Yerinizden kısa bir açıklama yapınız efendim.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

30.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, “Belgeleri vermeyeceğiz.” demiyoruz. Şu anda önünüzdeki soru: “Evet.” ya da “Hayır” diyeceğiniz, bu belgelerin gerçek mi sahte mi olduğunu araştırmak üzere, çoğunluğu da sizde olacak, iç tüzüksel, anayasal bir komisyon kurulsun diyoruz.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Gerek yok ya, mahkemeler var; gidersiniz mahkemeye.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Siz bu belgeler gerçek mi değil mi diye ortaya çıkacak oyu kullanmaya korkuyorsunuz.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Mahkemeler var, suç varsa mahkemeler var.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Peki, şunu da kabul ediyorum: Sayın Bostancı, Türk milleti önünde, Türkiye halkı önünde, hepimizin önünde söz verin, “Belgeler basınla paylaşıldığı gün bu komisyonu kurma önergesini AK PARTİ olarak biz vereceğiz.” diye söz verin, ben size inananayım. Buyurun, sözünüze itimat edeceğim, sözünüze itimat edeceğim. (CHP sıralarından alkışlar)

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Hadi be! Hadi oradan!

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Kardeşim, iddia sahibi sensin, sen onu açıklayacaksın, iddia ediyorsunuz.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım...

BAŞKAN – Sayın Bostancı, buyurun.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, ismi geçen kişilerin...

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – İddia ediyorsunuz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Gel sana göstereyim. Belge burada, gel.

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Bana değil, Türkiye’ye açıkla belgeleri.

BAŞKAN – Sayın Milletvekilim, bakınız Grup Başkan Vekiliniz konuşuyor, duyamıyorum, lütfen.

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Gel buraya gel, gel buraya.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Belge burada, gelin.

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Sen gel buraya, iddia ediyorsan gel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Merak ediyorsan gel.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bostancı...

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Kılıçdaroğlu’nun ismini zikrettiği kişiler, bunların avukatı belgelerin sahte olduğunu söylüyor.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kim diyor?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Avukat “Belgeler sahte.” diyor.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Mahkemeyi kuralım hadi burada.

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Burası mahkeme değil ki ya!

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Burası mahkeme değil ya!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Meclisin soruşturma hakkı da var, araştırma hakkı da var. Hadi, soruşturma komisyonu kurun.

HALİL ELDEMİR (Bilecik) – Hâkim misin sen?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Şimdi, bir kere belgeler gerçek mi değil mi, bunun görüleceği, konuşulacağı –ispat diyorlar ya- ispat edileceği yer mahkemelerdir. Buyurun, mahkemelere gitsinler, ispat etsinler.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Bülent Turan dedi.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bostancı.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Özel, buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, şimdi, bence bu işin mahkemelik yönü de var da…

EJDER AÇIKKAPI      (Elâzığ) – Niye korkuyorsunuz mahkemeye gitmeye?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Çünkü bu kadar büyük para… Şimdi, Bülent Turan diyor ya: “Para gitmedi, geldi.” Gelen kısmı da var, onu bildiği için söylüyor. Ya, bu paranın gelmesi için sen ne sattın, ticaret yaptın? Bana onun faturasını göster. Yok. Sattığınla ilgili bir evrak yoksa bütün dünyada bu kara paradır; bir kere onu görelim.

AYDIN ÜNAL (Ankara) - Dekontlar nerede, dekontlar? Özgür Bey, dekontlar nerede?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İki: Ayrıca, offshore’a para yollamak yasal olabilir, vergi barışından yararlanmak da yasal olabilir. Mahkeme burada suç bulmaz ama bu işi yapan Cumhurbaşkanının çocuğu, dünürü, özel kalem müdürüyse bu Meclisin ve siyasetin konusudur.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) - Tamam, getir belgeleri, getir dekontları. Dekontları görelim, dekontları.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Her zaman, her suç mahkemeler nezdinde değil, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, halkın egemenliğinin önünde de soruşturulmaya muhtaçtır.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Dekontları gösterin.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hodri meydan! Dekont burada, merak eden, gelsin, göstermeyen namussuz.

AYDIN ÜNAL (Ankara) – Dekontları gösterecek misiniz?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yok, yok, komisyonu kursun.

MEHMET METİNER (İstanbul) – Belgeleri diyor…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Gel göstereyim ama gerçekliği de araştıralım diyoruz, korkuyorsunuz.

AYDIN ÜNAL (Ankara) – Dekontları gösterecek misiniz? Ben geliyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Gel, gel. Gel, göstereceğim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özel.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Lütfen, Beyefendi, yerine geçer misin. Meclis çalışıyor, arada bakarsınız.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, hayır… Benim itimadım var.

BAŞKAN – Sayın Milletvekilim, Sayın Milletvekilim…

Sayın Milletvekilim, yerinize oturur musunuz lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, lütfen, hayır… Ayıptır ya!

ALİ HAYDAR HAKVERDİ (Ankara) – Arkadaşlar, sırayla…

BAŞKAN – İdare Amiri arkadaşım… Nöbetçi İdare Amiri arkadaşlarım…

Sayın Milletvekilim, yerinize oturur musunuz.

Nöbetçi İdare Amiri arkadaşım, lütfen alın.

ORHAN KARASAYAR (Hatay) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Arkadaşlar…

Sayın milletvekilleri…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır. Böyle olmaz. “Evet” oyu verin, hemen vereceğim hepsini. Gel, gel göstereceğim, gel. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Sen yalnız gel, gel…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, yerinize oturur musunuz.

Sayın Kerestecioğlu, buyurun efendim, sisteme girmişsiniz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır… Gel, gel göstereceğim, gel.

HALİL ELDEMİR (Bilecik) – Belgeleri niye vermiyorsunuz?

AYDIN ÜNAL (Ankara) – Dekontlar sahte, böyle bir dekont yok.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, yerlerinize oturur musunuz.

İdare Amiri arkadaşlarım…

Sayın Kerestecioğlu, buyurun efendim.

31.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Meclisin görevinin çürümüş siyaseti temizlemek olduğuna ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Değerli milletvekilleri, Meclis bir denetim yeridir, mahkeme değil, biz birçok komisyon kuruyoruz burada ve araştırılmasını istiyoruz. Araştırılmasını istediğimiz şeyler için bu komisyonlar kuruluyor.

Bizim önergemiz de sadece Man adaları değil. Bu, bir değil, iki değil, üç değil yani Paradise’ta verdik, yok; Panama belgelerinde aynı şekilde, yok. Ben size örnek vereyim yani darbeyi bilen enişte Ziya İlgen’in 2,5 milyon dolar parası varmış. Ya, emekli öğretmenin nasıl 2,5 milyon dolar parası olur? Yani bu ülkede atanamayan öğretmenler, sağlıkçılar dururken, intihar edenler dururken 2,5 milyon dolar parası varmış. Şimdi, Sayın Erdoğan diyor ki Süleyman Aslan’la ilgili… Saf ve dürüst olarak tanımlamıştı onu Zarrab davasında. Şimdi, “Asıl o yapmıştır, o rüşvet aldı.” denilen Süleyman Aslan.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Tamamlayabilir miyim?

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın Sayın Kerestecioğlu.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Şimdi, hakikaten soruyoruz: Nerede bu Süleyman Aslan, evinde para kutuları çıkan? Siz biliyor musunuz? Biz bilmiyoruz. “Pis kokular geliyor.” demişti Sayın Erdoğan. “Bu davadan pis kokular geliyor.” dedi. Evet, gerçekten pis kokular geliyor. İşte Meclisin görevi, bu kokuları temizlemektir aslında, çürümüş siyaseti temizlemektir, araştırmaktır. Niye araştırmaktan kaçınıyorsunuz?

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Koku dünyaya yayıldı.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Verdin mi vermedin mi, elinde mi değil mi? Yani, böyle bir şeyden sadece Cumhuriyet Halk Partisi veya başka muhalefet partileri sorumlu değil ki zaten, sizler de bununla ilgili sorumlusunuz. Siz seçildiniz geldiniz. Siz “Yolsuzluğa, yoksulluğa karşı çıkacağım.” diye gelmediniz mi? Ben size bir şey göstereyim, 2002’de geldiğinizde “Sandıktan öfke çıktı.” diye geldiniz. Yoksulluk, yolsuzluk, adaletsizlik ve televizyondaki magazin programları sonucunda AKP geldi diye… Siz böyle geldiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Artık böyle değilsiniz, bunu bilin.

HALİL ELDEMİR (Bilecik) – Biz 2015’te de geldik, sıkıntı yok.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kerestecioğlu.

Sayın Özel, talebiniz mi var?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Evet, Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun, kısa bir açıklama.

MEHMET METİNER (İstanbul) – Bu belgeleri vereceksiniz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Vereceğiz tabii, vereceğiz tabii.

BAŞKAN – Genel Kurula hitap edin.

HALİL ELDEMİR (Bilecik) – Veremediniz.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Hâlâ daha vermediniz. Çamur at, izi kalsın politikası yapıyorsunuz.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

32.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, yurt dışına para transferleriyle ilgili belgelerin sahte mi gerçek mi olduğunun araştırılması için AK PARTİ Grubunun elinde tarihî bir fırsat olduğuna ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun elinde tarihî bir fırsat var. Bu belgelerin sahte olduğunu iddia ediyorlar. Sahte mi gerçek mi araştırılsın diye komisyon kurun, çoğunluğu da sizde olsun diyoruz.

HALİL ELDEMİR (Bilecik) – Gerçek olmayan bir şeyin ne komisyonunu kuracağız ki?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Adalet ve Kalkınma Partisi, siz “evet” oyu verin, belgeleri alın, bizi de rezil edin sahteyse. Hadi buyurun, hadi hodri meydan, kurun komisyonu, hodri meydan! (CHP sıralarından alkışlar)

HALİL ELDEMİR (Bilecik) – Her istendiğinde komisyon kurulmaz.

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Varsa belgeni açıkla kardeşim, açıkla!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bakın, son söz: Ben adını bile bilmezdim, Man Adası Bellway Limited. Bakın, bir limitet daha var, BUMERZ, baş harfleri, Burak, Mustafa, Erdoğan, Ziya’nın baş harflerinden BUMERZ var. Gemi satmışsınız ya şirket olarak.

AYDIN ÜNAL (Ankara) – Özgür Bey, dekontları niye göstermiyorsunuz, dekontları?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Man Adası’nın biz adını bilmeyiz, orada BUMERZ diye Burak, Mustafa Erdoğan, Ziya’nın baş harflerinden limitet şirket kurmuşlar, gemi satmışlar kardeşim ya! Allah’tan korkun “evet” oyu verin, bizi rezil edin.

AYDIN ÜNAL (Ankara) – Siz rezil oldunuz zaten!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Hadi bakalım, hodri meydan… Hodri meydan… (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özel.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir tarafından, Türkiye'de bazı siyasetçiler ve yakınları hakkında ortaya çıkan vergi cennetlerine transfer edilen kazançlar ile Türkiye'de elde ettikleri kazançların başka ülkelerdeki şirketlere transfer edilmesi iddialarının araştırılması amacıyla 29/11/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 29 Kasım 2017 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Halkların Demokratik Partisi Grubunun önerisini…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Karar yeter sayısı istiyoruz efendim.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım efendim.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun önerisini oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… (CHP ve HDP sıralarından alkışlar) Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.32

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.45

BAŞKAN: Başkan Vekili Yaşar TÜZÜN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 30’uncu Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Divan üyeleri arasında bir anlaşmazlık söz konusu, o nedenle elektronik cihazla oylama yapacağız.

Üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.49

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.55

BAŞKAN: Başkan Vekili Yaşar TÜZÜN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 30’uncu Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin ikinci oylamasında da karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Oylamayı elektronik cihazla yapacağım.

Oylama için üç dakikalık süre veriyorum, oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, öneri kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, çok kısa bir söz istiyorum affınıza sığınarak gündemin yoğunluğundan ve şeyden.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

33.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yurt dışına para transferleriyle ilgili belgeler konusundaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Biraz önce Meclisteki konu şuydu: Dekontlar, SWIFT belgeleri, hesap ekstresi sahte mi gerçek mi? Siyaset o kadar hızlı bir akışın, değişimin içinde ki Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşlar “Onlar sahte, sahte!” derken partilerinin Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan belgelerin doğruluğunu kabul ediyordu o dakikalarda… (CHP sıralarından alkışlar)

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – Dekontlar sahte, dekontlar.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …ve diyordu ki: “Bu para gitmedi, geldi.” Son söylediği o. Şimdilik görünen “Gelen paraları kabul ettim.” diyor.

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – Dekontlar sahte.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Soru şudur: Ne sattınız? Ne sattınız da bu para geldi? Faturayı çıkarın.

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) – Mahkemeye git, mahkemeye Özgür. Sen hâkim, savcı mısın? Allah Allah!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – 64 milyon TL’lik ne sattınız, gösterin. Bu para niye geldi? Bir şey satmadıysanız millî menfaatleri sattığınızı anlarız.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özel.

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – Kılıçdaroğlu’ndan özür dileyin, Kılıçdaroğlu’ndan; bakın, yanlış belgelerle onu boşa bastırıyorsunuz, Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı tartışılıyor şimdi sizde.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Bostancı, buyurun.

34.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, konu esasen oylanarak kapanmış olmasına rağmen ve böyle bir müzakere usulü bulunmamasına rağmen Sayın Özgür Özel konuşmalar yapmak için söz aldı. İçinde “Millî menfaatleri sattınız.” gibi esasen ağır sataşmaların da bulunduğu bir propaganda diliyle burada konuşuyor. Bir kere bu üslubu, bu tarzı reddediyoruz.

İkincisi: Burada yaşanan nedir, milletimiz bunu bilsin. İddia makamı CHP, ispat makamı CHP, Meclis de buna alet olsun; talep edilen budur. Meclis asla bu tür şeylere alet olmayacaktır.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Araştırılsın, araştırılsın.

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) – Mahkemeler var, gidin mahkemelere.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Kim ispat edecekse… CHP’nin ötesinde ispat edileceği yer mahkemedir.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Belge nerede, belge?

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) – Mahkemeye git. Mahkemeler açık değil mi?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Gideceksiniz mahkemeye, ispat edeceksiniz. Bunun ötesinde spekülasyonla, “Hele siz bir komisyonu kurun, sonra size belgeleri vereceğim.” Böyle bir mantık olmaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Meclis, Meclis iradesi CHP’nin uzantısı değildir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hepsi yalan ve iftira, sahte belgeler!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, maksat hasıl olmuştur.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Buyurun.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan ve arkadaşları tarafından, yerli otomobil üretme konusunda ortaya çıkan mali ve bürokratik sorunların belirlenmesi ve bu sorunların çözümü olabilecek tedbirlerin tespit edilmesi amacıyla 7/11/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 29 Kasım 2017 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

29/11/2017

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 29/11/2017 Çarşamba günü (bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisini İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                         Özgür Özel

                                                                                           Manisa

                                                                         CHP Grubu Başkan Vekili

Öneri:

Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan ve arkadaşları tarafından yerli otomobil üretme konusunda ortaya çıkan mali ve bürokratik sorunların belirlenmesi ve bu sorunların çözümü olabilecek tedbirlerin tespit edilmesi” amacıyla 7/11/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis Araştırması Önergesi’nin (1451 sıra no.lu), diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 29/11/2017 Çarşamba günlü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere öneri sahibi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Kocaeli Milletvekilimiz Sayın Tahsin Tarhan.

Buyurun Sayın Tarhan. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

CHP GRUBU ADINA TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, yedi yıldır yerli otomobili konuşuyoruz. Türkiye mühendisiyle, teknolojisiyle, bilgi birikimiyle, pazar fırsatıyla yerli otomobili üretebilir. Biz yerli ve millî otomobile karşı değiliz ancak yapılan yanlışları da eleştirerek hesabını sorarız.

Saab İsveç firması, güçlü bir firma. Biz kimle anlaşma yapmışız? İflas etmiş, batmış Çinli NEVS firmasıyla. 1947 yılında imal edilmiş Saab’ın 9-3 platformunu satın aldık, her seçim döneminde “yerli ve millî otomobil” deyip gündeme getirdik. Dönemin bakanı: “Türkiye'de her yerde dayanıklı olduğu için Saab’la anlaştık, Saab’ı seçtik.” diyor. Ancak Saab’ın basın sözcüsü “Otomobil projesi konusunda Türkiye’yle herhangi bir çalışmamız veya anlaşmamız olmadığını” söylüyor, “Türk bakan bizim ismimizi kullanmasın.” diyor. Ayrıca, NEVS firmasının da Saab markasıyla herhangi bir bağlantısının bulunmadığını dile getiriyor. NEVS firmasının, sevgili arkadaşlar, adresinin dahi nerede olduğunu bilmiyoruz, fabrikaları yok, sadece internet siteleri var. Otomobille ilgili basın açıklaması yapan adam kim biliyor musunuz? Basın danışmanı değil, mühendis değil, proje sorumlusu değil, Çinli şirketin muhasebecisi. (CHP sıralarından alkışlar)

Sevgili arkadaşlar -anlaşma burada- Gebze Ziraat Bankasından 47 milyon euro bu firmanın hesabına gönderilmiş.

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Al, işte belge!

TAHSİN TARHAN (Devamla) – 47 milyon euro ne demek biliyor musunuz? 200 milyon Türk lirası. Bununla 4 tane fabrika kurulur, bin kişiye istihdam sağlanır. En az 100 tane okul yapılır. Şimdi, bunun savunması yok. Bu firma battı, paralar battı. Şimdi, ne arıyoruz? 5 babayiğit. Bu babayiğitlerle yapılan sözleşmenin içeriğini bilmiyoruz. Hangi şartlar üzerinde anlaşıldı, sözleşmenin içeriğinde neler var, ortaklık hisseleri nelerdir, devlet bu işin neresinde yer alacak, bu proje de başarısız olursa 5 babayiğide bir yaptırım uygulanacak mı bilmiyoruz. 9-3 Saab platformu ne olacak? 47 milyon euroyu bu 5 babayiğit devlete ödeyecek mi?

Sevgili milletvekilleri, otomobil üretmek istiyorsanız batmış projelere, yandaşlarınıza, aracı şirketlere milyonlarca euro ödemeye gerek yok. Bizi dinleyip Türk mühendislerine ve Türk otomobil sektörüne fırsat vermelisiniz. Gelin, yerli oto yapacaksak bunun adına “millî otomobil” de demeyelim, “millî marka” diyelim.

Ülkemizde yerli oto yapılıyor. Amerika’da Karsan yarışmaya katıldı, birinci oldu; devlet yok arkasında, Hükûmet yok arkasında. (CHP sıralarından alkışalar) Şimdi, tekrar yarışmaya katılmış. Sizin derdiniz millî otomobil yapmak değil, inşaatlarda yaptığınız gibi şirketleri bir araya getirip, tehdit edip, seçimlerde onlardan faydalanmak, başka bir derdiniz yok sizin. (CHP sıralarından alkışlar)

Araştırma önergemize destek istiyoruz. Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tarhan.

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Bakan, söz istediniz ama grup önerisi üzerinde diğer konuşmacılar da var, belki bu anlamda söz belirtebilirler. Sonra topluca cevap verseniz uygun olur mu sizin için?

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Uygun olur.

BAŞKAN – Peki.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İzmir Milletvekilimiz Ahmet Kenan Tanrıkulu.

Sayın Tanrıkulu, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA AHMET KENAN TANRIKULU (İzmir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin grup önerisi üzerinde grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, uzun süredir gündemde olan yerli otomobil meselesi, epey bir süre sonra, bu kez “Türkiye’nin otomobili” adıyla tekrar gündeme geldi.

Geçtiğimiz dönemde, yabancı bir firmanın üretimini durdurduğu markayı satın alarak Türkiye’de üretim yapılması noktasında fazla gidebileceğimiz bir yolun olmadığını ve bunun da yerli üretim değil, sadece yerli montaj hattı olabileceğini o zaman belirtmiştik.

Bakınız, Türkiye’de yerli araç üretecek hem teknolojik donanım hem de mühendislik altyapısı mevcuttur, bu konuda hiçbir şüphe yoktur. Bu konuda hem teknolojik olarak hem de ticari olarak bakma zorunluluğumuz var; meseleye sadece teknik altyapı değil; ticaret, pazarlama ve işin diğer teknikleri noktasında da bakmalıyız.

Günümüzde dünya pazarlarına marka yaratarak satış imkânı sağlamak oldukça riskli ve maliyetli bir iş, bu kolay değil. Otomobil üretimi için de bir ölçek gerekli ve bu ölçeği sağlayabilmeniz için de yerli üretiminizin iç pazara yeterli olmayacağı da çok açık; demek ki bir ihracat ve dış pazara da yönelmeniz gerekiyor değerli arkadaşlar.

Şu anda dünyada kendi markasıyla üretim yapan 6 tane ülke bulunuyor ve bu 6 ülke dünya pazarlarına hâkim durumda, belirli pazarları da elde etmiş gözüküyorlar değerli arkadaşlar. O hâlde ne yapmamız lazım? İşin, bu kısa süre içerisinde orasını anlatmaya gayret edeyim. Bizim önceliklerimizin arasında yerli motor ve yerli yazılım olması lazım değerli arkadaşlar, işe o noktadan bakmamız gerekir. Bizim gelişen bir otomotiv yapımız var, endüstrimiz o noktada hızla gelişiyor, dış dünyayla pazar alışverişleri de gayet ileri noktada, onun için bu noktada kendi motorumuzu yapıp geliştirip dünyaya satmamız lazım. Elektrikli ve alternatif yakıtlar noktasında da ciddi birtakım çalışmaların içerisine girmemiz lazım, yoksa, şu anki fosil yakıtlarla yapacağımız herhangi bir aracın da dünya pazarlarında çok bir hükmü olmayacak değerli arkadaşlar.

Bu yüzden diyoruz ki: Şehirleri de birbiriyle yer seçimi noktasında yarıştırmayı bir kenara bırakmalı Hükûmet, bu konuda gerçekten ne yapılması gerektiğini somut ve bilimsel birtakım gerekçelere dayandırarak o üretim noktasını bir an önce, önümüzdeki yıllar içerisinde, faaliyete geçirmesi gerekir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum değerli arkadaşlar. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tanrıkulu.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Mardin Milletvekilimiz Sayın Erol Dora.

Sayın Dora, buyurun efendim. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA EROL DORA (Mardin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Senelerdir otomotiv sektöründe faaliyet gösteren büyük şirketlerimiz dünya devi otomobil şirketleriyle ortak faaliyetlerini sürdürüyorlar. Tabii ki bunca yıl onların “know-how”ından birçok bilgi ve tecrübe edinilmiştir ancak müflis bir firmanın haklarını satın almakla yerli otomobil yapılmayacağı ortaya çıkmıştır. Öyle ki SAAB 9-3’ün isim hakkıyla birlikte tüm mülkiyet haklarına tamı tamına 46 milyon 609 bin 322 avro ödeme yaptıktan sonra bu şirket 2012 yılında iflas ederek Çinli bir başka firmaya satılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; maalesef, gelinen noktada yine yoksul vatandaşın parası heba edilmiş, çöpe gitmiştir. İktidar ise sadece kendi bildiğini yapma alışkanlığından vazgeçmemektedir. Şimdi de 5 katılımcı firmayla yeni bir otomobil üretmek üzere sözleşme imzalandı ancak sözleşme içeriği ve şartlarına ilişkin kamuoyuyla hiçbir bilginin paylaşılmadığı bir durum söz konusudur.

Değerli milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı tarafından dört beş yıldır yerli uçak, yerli otomobil iddiaları dolaşıma sokuldu ancak içerisinde bulunduğumuz yakın zaman diliminde aynı iddialar daha yüksek sesle dile getirildi ve yerli otomobil prototipleri tanıtıldı. Tabii, bu açıklamaların ülkenin içerisinde bulunduğu ekonomik, politik ve sosyal buhranın üzerini örtmek maksadıyla gündem değiştirmeye yönelik olduğunu ve ayrıca olası bir erken seçim için de propaganda amaçlı yapıldığını tahmin etmek zor değildir. Oysa bu konuda yapılması gereken, samimiyetle bilgi ve teknoloji üretimine ağırlık vermek ve kamuoyuna hesap verebilmektir.

Değerli milletvekilleri, iktidarın özellikle seçim dönemlerinde propaganda örneklerinden biri 2011 tarihinde bilboardlarda “Yerli uçağımız göklerde.” yazılı afiş asılmış, 2015 seçimlerinde ise bilboardlarda bu kez dönemin Başbakanı Sayın Davutoğlu’nun fotoğrafının yanında “Yerli yolcu uçağımızı yapıyoruz.” yazılı afişler asıldı. “Bu afişlerin hangisi doğru?” diye soracak olursak, cevap: İkisi de doğru değildir.

Bakınız, ekonomide dibe vuruşumuz… Para birimimiz her gün biraz daha değer kaybediyor. Enflasyon, işsizlik ve yoksulluk her gün biraz daha artarken ekonomiden sorumlu yetkililerin çıkıp “Ekonomimiz tıkırında, dünya birincisi olacağız.” gibi yurttaşın aklıyla alay eden tarzda açıklama yapmasından bir an önce vazgeçerek gerçeklerle yüzleşmeye hepinizi davet ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dora.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Konya Milletvekilimiz Sayın Ziya Altunyaldız.

Sayın Altunyaldız, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Sayın Başkanım, hayırlı olsun.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi üzerinde grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, otomotiv endüstrisi, dijitalleşen dünyada en fazla dönüşümü getirecek olan, otomasyonu sağlayacak olan ve diğer iş modellerini de sürükleyecek olan ana endüstrilerden birisi, yani çekici endüstri. İşte bu yüzden otomotiv endüstrisi, Türkiye’de ihracat şampiyonu olmuş ve tüm sektörler itibarıyla da ülkemizin üretiminde ana omurgalardan birisi olmuştur.

Bu kapsamda, başından beri her alanda olduğu gibi bu kadar geniş üretim kapasitesine sahip olan bir sektörde “Türkiye’nin kendi markasıyla bir otomobili olsun.” düşüncesiyle Cumhurbaşkanımızın önderliğinde uzun yıllardan beri bir çalışma yapılmakta. Bu çalışma bir süreç, bu çalışma bir inşa, bu çalışma hedefe doğru emin adımlarla yürümektir. Bugüne kadar yapılan her türlü çalışma reeldir, gerçektir ve tamamı da önümüzdeki dönemde kullanılacak birikimdir değerli arkadaşlar.

Hatırlayınız, 2 Kasımda Cumhurbaşkanımız, Ortak Girişim Grubunu Türkiye’nin hayalini, millî markamızı, otomobil markamızı gerçekleştirmek üzere kamuoyuyla paylaştı. İşte pek çok alanda olduğu gibi bu alanda da 2019 yılında prototipin, inşallah 2021 yılında da yerli markamızda otomobillerin yollarda olmasını hep beraber göreceğiz. Ve bu çalışmaları emin adımlarla konsorsiyum yürütecek.

Burada devlet ne yapıyor? Devlet burada öncülük ediyor, devlet burada yön alıyor, yol açıyor ve garanti ediyor birtakım çalışmaları. Tüm dünyada bu çalışmalar içerisinde devlet olmuştur.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Belgesini verin bize. Belgesini verin bize ne yapacağının.

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) - Bu çalışmalara devlet destek verecektir, garanti edecektir, bu çalışmaları önümüzdeki dönemde sürükleyecektir.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Her şeyde belge, belge, belge…

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) - Ve 2019 yılıyla birlikte prototipe, 2021 yılıyla birlikte de millî markamıza sahip olacağız.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Yarın AKP Hükûmeti olmazsa ne yapacağız, ne konuşuldu?

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) - Bu çalışmanın içeriği de bellidir, dışarığı da bellidir. Bu nedenle, emin olun, pek çok alanda olduğu gibi bu alanda da inşallah biz başarıyı, sizlerse mazeretleri konuşacaksınız.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Sayın Hatip, Tahsin Tarhan öyle demiyor.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Altunyaldız.

Sayın milletvekilleri, uzun zamandan beri yapamadığımız bir işlemi gerçekleştireceğiz az sonra.

Hükûmetimizin adı “Türkiye Cumhuriyeti devletinin 65’inci Hükûmeti.” “AK PARTİ Hükûmeti”, Anayasa’da yazılı olan bir kavram değildir. Dolayısıyla milletvekili arkadaşlarımızın, hatip arkadaşlarımızın parti grubu ile hükûmeti ayırt etmesi gerekir. Dolayısıyla hükûmet adına yapılan konuşmalar, hükûmet adına sorulan sorulara, hükûmetten bir bakanın veya bir başbakan yardımcısının cevap vermesi gerekir. Bugün ilk defa, belki de uzun zamandan beri yapamadığımız ama hayal ettiğimiz bir gerçeği, bir işlemi yerine getireceğiz.

Sayın Başbakan Yardımcım, sataşmadan dolayı mı söz istiyorsunuz, yerinizden mi, kısa bir açıklama?

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Kürsüden…

BAŞKAN – Eğer kısa bir açıklama diyorsanız yerinizden söz vereceğim ama sataşmadan diyorsanız kürsüden size söz vereceğim.

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Kürsüden…

BAŞKAN - Ve söz sırası, Başbakan Yardımcımız Sayın Fikri Işık’ta.

Buyurun Sayın Işık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’ın, Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan’ın CHP grup önerisi üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Hükûmete sataşması nedeniyle konuşması

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önce, Meclis Başkan Vekilimize seçildiği bu görevde başarılar diliyorum.

Değerli arkadaşlar, bu konuşmayı yapmayı arzu etmezdim. Doğrusu Sayın Başkanın genel değerlendirmesine de katılmıyorum. Partinin içinden çıkmış bir Hükûmet olduğu için parti, Hükûmet icraatlarını savunur, gerektiği zaman değerlendirir, gerektiği zaman da eleştirir; bu, tabii bir haktır.

Yalnız şunu özellikle ifade etmem lazım: Değerli arkadaşlarım, ben bu konuya aslında cevap vermeyi düşünmüyordum. Bir milletvekili arkadaşımız bu konuyu bir şahsi mesele yapmıştı ve ben de ciddiye alıp cevap vermiyordum ama bugün özellikle Cumhuriyet Halk Partisi adına bir grup önerisine dönüşünce cevap verme ihtiyacı oldu. Ya arkadaşlar, Cumhuriyet Halk Partili milletvekili arkadaşlardan şunu rica ediyorum: Ya, bir konuda Meclis araştırması önergesi verirken bu konu çalışılmaz mı? Bari bazı en temel gerçekler doğruca ortaya konulmaz mı? Diyor ki: “İflas etmiş bir Çinli firma: NEVS.” Değerli arkadaşlar, bu doğru değil, bu tamamen yanlış. Nedir? Saab firması iflas etmiş. Saab firması iflas ediyor. Saab firması iflas edince firmanın uçak bölümü ile otomobil bölümü ayrılıyor ve otomobil bölümü NEVS olarak yeni bir yapılanmaya gidiyor ve bu NEVS firması satılıyor ve bunu satın alan da bir Çinli. Yani iflas eden NEVS değil, NEVS şu anda, değerli arkadaşlar, Çin’de bu Saab 9-3’ün fabrikasını kuruyor ve önümüzdeki yılın başında elektrikli otomobili üretecek. Ya, biz neyle uğraşıyoruz? Değerli arkadaşlarım, biz neyle uğraşıyoruz? Ülke kendi elektrikli otomobilini bari üretsin diye uğraşıyoruz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşan arkadaşımız daha hangi firma nedir, kim iflas etmiştir, kim şu anda ayaktadır, NEVS firması kimindir, NEVS firması acaba şu anda ne yapıyor…(AK PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Devamla) – Sayın Başkan, bu konu önemli, eğer uygun görürseniz biraz süre…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Işık.

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, yani bu kadar hazırlıksız, bu kadar gerçeklerden kopuk, bu kadar… Yani bu işleri çalışmadan bu kürsüye gelinir mi ya? Bu, milletin kürsüsü. Burada siz, en azından, doğruyu söylemek zorundasınız.

Bakınız, değerli arkadaşlarım, şu anda NEVS firması Çin’de elektrikli otomobil fabrikasını kuruyor, önümüzdeki yılın başında da üretime geçecek. Biz, bu Çinli firmayla iş birliği yapalım, onlar Çin’de üretim yaparken biz de Türkiye’de üretim yapalım ve dünyaya iş birliğimizi de geliştirerek birlikte elektrikli otomobil satalım gayretindeyken, maalesef, değerli arkadaşlarım, bırakın bu çalışmaların desteklenmesini, bu çalışmaların engellenmesi için bir itibarsızlaştırma süreci baştan beri takip edildi. Biz, bu itibarsızlaştırma sürecini biliyoruz, bunlara biz daha önceden de şahit olduk.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Devamla) - Sayın Başkan, son bir dakika eğer uygun görürseniz.

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlayın Sayın Bakan.

Buyurun.

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Devamla) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar, bakınız, ciddi bir iş yapıyoruz. 40 milyon avro bir otomobilin 4 tane farklı tipinin fikrî mülkiyet haklarını almak için çok ama çok uygun bir rakamdır. Bunu otomobille uğraşan kime sorarsanız size sadece ve sadece “Helal olsun, bu işi nasıl yaptınız?” diye sorarlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHARREM ERKEK (Çanakkale) – Otomobil değil çip üretiyor insanlar, çip.

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Devamla) - Artı, bakınız, şu anda bu firma 9-3’te Çin’de otomobil üretimine geçerken biz niye bugün yapamadığımızı sorgulamak yerine acaba niye böyle bir itibarsızlaşmaya gidiyoruz, onu anlayabilmiş değilim.

Ama ben Cumhuriyet Halk Partisinin biraz tarihten ders çıkarması gerektiğini düşünüyorum. Ya, Vecihi Hürkuş’u açlığa mahkûm ettiniz, Nuri Demirağ’ı batırdınız, Devrim otomobilini sabote ettiniz; şimdi geldiniz, yerli otomobili itibarsızlaştırmak için elinizden geleni yapıyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Devrim otomobilini yapan kim?

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Devamla) - Bir de, Genel Başkanınız çıkıyor, yerli ve millîlikten bahsediyor. Cumhuriyet Halk Partisi yerli ve millî politikalara dönene kadar, inanın, bu millet Cumhuriyet Halk Partisine ne güvenir ne destek verir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özel, buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, öncelikle şunu ifade edeyim: Sayın Bakan da bir değerlendirme yaptı, grup adına o değerlendirmeyi yapalım. Buradaki Hükûmet Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetidir, parti hükûmeti değildir; burası da bir parti devleti değildir. Sizin yaptığınız uyarıyı son derece yerinde buluyoruz ve bunun takipçisi olacağımızı Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak ifade ediyoruz.

Sayın Bakan bir konuşma yaptı, sizin de hoşgörünüzle -ki onu da destekliyoruz- dört dakikayı geçen, dört buçuk dakikalık konuşmasında hem milletvekilimizin şahsına, kendisini “Bir konuyu şahsi meselesi yapma, ciddiye alınacak biri olmama…”; Cumhuriyet Halk Partisi Grubunu da “Bir grup önerisi verirken bu konuda hakkında çalışılmaz mı? Hazırlıksız, gerçeklerden kopuk ve millî bir meseleyi engelleme…” Hem Sayın Tarhan’ın şahsına cevap hakkı var hem grubumuzun. Sayın Tarhan hem şahsı adına cevap verecek hem grup adına, süreyi takdirinize bırakıyorum efendim.

BAŞKAN – Sayın Tarhan, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan’ın, Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; o firma ayaktaymış, öbür firma batmış; bu bizi ilgilendirmiyor.

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Yahu, niye doğruyu söylemiyorsun?

TAHSİN TARHAN (Devamla) – Biz sadece bu parayı bu hurdaya niçin verdiniz, bunu soruyoruz. Bugüne kadar sorduğum sorulara neden cevap vermedin? Sayın Bakan, Cumhuriyet Halk Partisini de en son eleştirecek kişi sizsiniz. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler) Siz öyle bir tarih yazdınız ki Millî Savunma Bakanlığı döneminizde uyudunuz, bu ülkede terör örgütü darbe yapmaya kalktı; siz tarihe böyle geçtiniz. (CHP sıralarından alkışlar) Onun için, sizin, Cumhuriyet Halk Partisini eleştirme hakkınız yok.

SALİH ÇETİNKAYA (Kırşehir) – HÜRKUŞ’u söyle. HÜRKUŞ’a cevap ver, HÜRKUŞ’a.

TAHSİN TARHAN (Devamla) – Biz, burada, o firma batmış, bu firma batmış…

SALİH ÇETİNKAYA (Kırşehir) – Niye yerli otomobil yapamadık şimdiye kadar?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

TAHSİN TARHAN (Devamla) – Çıkıp diyorsunuz ki: “Çinli firma elektrikli araba üretiyor.” Git o zaman Çinli firmayla ortaklık yap sen ya, yazık değil mi bu Türk otomobil firmalarına, yazık değil mi otomobil sanayisine?

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Ya, isteseniz de istemeseniz de yapacağız arabayı, yapacağız.

TAHSİN TARHAN (Devamla) – Yok mu Avrupa’da başka, Çinlilerle ortaklık? Açık açık o zaman söyle: “Bu millî marka değil, biz Çinlilerle ortaklık kurduk.”

SALİH ÇETİNKAYA (Kırşehir) – Hayır, niye istemiyorsunuz, yerli arabayı niye istemiyorsunuz?

TAHSİN TARHAN (Devamla) – Bunun adı yerli, millî marka değil ki. Onun için, konuyu başka yere saptırmayın, sorularımıza cevap verin. Şu araç -arkadaşlar, gidin, görün, TÜBİTAK’ta- kaportacı Orhan Usta dahi yapar bunu. (CHP sıralarından alkışlar) Boyamışlar, altına da bir tane akü takmışlar. Beş yıldır bu ülkeyi oyalıyorlar ve sonra da “Olmadı.” diyorlar. Ee, 5 tane babayiğit bir araya gelsin; geçin bunları, gerçeklere bakın. Onun için, bu, Gebze’den…

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sen inanıyor musun buna?

TAHSİN TARHAN (Devamla) – Gebze de tesadüf değil.

Ziraat Bankasından çıkan 47 milyonun hesabını vereceksiniz ve hangi firmaya gittiğini… Bu firmanın adresine dahi gittim, kapalı, yok, sadece internet sitesi var yahu, anlaşma yaptıkları yerin sadece internet sitesi var. (CHP sıralarından alkışlar)

Onun için bizim sorularımıza cevap verin, konuyu başka yere saptırmayın.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Milletin parasının hesabını verin.

TAHSİN TARHAN (Devamla) – Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Bakın nasıl çalışmış, Sayın Tarhan nasıl çalışmış.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tarhan.

Sayın Bostancı…

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

35.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, siyasi parti grubu olarak Hükûmete yönelik eleştirilere cevap verilebileceğine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, biraz önce ifade ettiğiniz hususa ilişkin farklı kanaatimiz kayıtlara geçsin diye söz aldım.

Geçmişte de Mecliste “Hükûmet adına grup konuşabilir mi?” tartışmaları yaşandı ve hükûmet adına gruptan cevap verilebileceğine ilişkin uzun bir uygulama söz konusu. Eğer dediğiniz tarzda bir uygulama geçerlilik kazanır ise Türkiye siyasetinin geçmişine yönelik hükûmetlere eleştiri yapıldığında, siyaseten bugün aynı damardan gelenlerin onları savunma adına söz alma hakları da olmaz. Dolayısıyla, burada dile getirilen tartışmaların mahiyeti muhakkak önemlidir, siyasi bir anlam taşıması son derece dikkat edilmesi gereken bir husustur. O çerçevede hükûmetin de cevap verebileceği konular olabilir ama Türkiye Cumhuriyeti hükûmeti şüphesiz hudayinabit olarak ortaya çıkmıyor, bir siyasi destekle birlikte hayat buluyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Başkanım.

Buyurun.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – O siyasi destek ve siyasi sorumluluk çerçevesinde, bizim kanaatimiz, gruptan da bu tür eleştirilere cevap verilebileceği istikametindedir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Işık…

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Sayın Başkan, bir dakikalık bir söz…

BAŞKAN – Yerinizden buyurun.

36.- Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’ın, Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Sayın Başkan, polemiği sürdürme arzusunda değilim ama sanki gizli bir belge açıklıyormuş gibi TÜBİTAK’ın 40 milyon avroyu banka hesabından havalesini yaptığı…

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Sayın Bakan, 47, neden “40” diyorsunuz?

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – 40 milyon artı bu yapılan iş birliğinin daha sonra getirdiği masraflar var, bu kadar.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – 47.

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Yani bu kadar açık bir şeyi bir yolsuzlukmuş gibi sunmanın ne izanla açıklaması olur ne de başka bir şeyle.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Araba nerede, araba? Arabayı kim yürüttü?

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Arkadaşlar, bakınız, bu bir iş birliğidir. Siz eğer bir platformunuz olmazsa bir araç geliştiremezsiniz.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – 10 milyon dolara yapalım biz bunu.

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Başkasının platformunda araç geliştirme imkânı yoktur.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Biz yapıp veririz.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Arabanın motoru yok, nasıl yürüttüler bunu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Ya, bunu, otomobili bilen herkes çok iyi bilir ki bir platforma sahip değilseniz bu aracı geliştirme şansınız olmaz.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Motor meslek lisesini bile kapattınız, bırakın yeni üniversite açmayı.

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Bu kadar basit bir konuyu bile bilemeyen insanların bu konuyu polemik yapması doğrusu çok anlaşılabilir değil.

Bu konu, kesinlikle Türkiye'nin çıkarına ve gerçekten Türkiye için çok avantajlı bir iş birliğidir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞBAKAN YARDIMCISI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – …çok avantajlı bir fikrî mülkiyet hakkı satın almadır.

Sözlerim bu kadar Sayın Başkanım.

Teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özel…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, biraz önce Sayın Bakanın hem gruba hem şahsa yaptığı sataşmadan bahsetmiştim. Aslında süreyi ona göre takdir edersiniz dedim ama sayın hatip sadece kendisiyle ilgili…

BAŞKAN – …bölümü konuştu.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …söz aldığını düşünmüş.

BAŞKAN – Grup hakkı saklı.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Evet.

Grup adına cevap vermek istiyoruz. Çanakkale Milletvekilimiz Muharrem Erkek kullanacak cevap hakkını.

BAŞKAN – Sayın Erkek, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek’in, Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

MUHARREM ERKEK (Çanakkale) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Sayın Bakan Hükûmetin bir üyesi. Bu kürsüden yaptığı açıklama gerçekten demokrasi adına son derece talihsiz. “Hükûmet de konuşur, AK PARTİ Grubu da konuşur. Biz o grubun içinden çıktık, hiç fark etmez.” diyor. Tabii ki doğru, siz 16 Nisan 2017 referandumundan sonra YSK’nın açıkça kanuna aykırı kararıyla şeklen yürürlüğe soktuğunuz Anayasa değişikliğiyle kuvvetler ayrılığını yıktınız. (CHP sıralarından alkışlar) Kuvvetler ayrılığını yıktınız. Sayın Bakan, kuvvetler ayrılığı ne demek, yasama ne demek, yürütme ne demek, farkında değil. Ne kadar acı verici bir şey.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Yürütmeyi çok iyi biliyorlar.

MUHARREM ERKEK (Devamla) – Ne kadar acı verici bir şey. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en basiretsiz hükûmetlerinden biriyle karşı karşıyayız.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Hayda!

MUHARREM ERKEK (Devamla) – Daha yasama ne, yürütme ne, Hükûmet ne, parlamento ne… Buradaki AK PARTİ Grubu yasama organının bir parçasıdır; Hükûmetin, sarayın değil. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Yaslanma örgütü oldular, saraya yaslanma örgütü.

MUHARREM ERKEK (Devamla) – Ama siz saray rejimine, tek adam rejimine o kadar biat ediyorsunuz ki, o kadar kendinizi kaptırmışsınız ki Türkiye Büyük Millet Meclisinin itibarını…

SALİH ÇETİNKAYA (Kırşehir) – …düzeltiyoruz ya.

MUHARREM ERKEK (Devamla) – Düzeltin efendim, çıkın düzeltin.

Ama Hükûmetin bir üyesi, Türkiye Cumhuriyeti devletini yöneten bir kişi daha yasama ve yürütmenin ne demek olduğunu ayıramıyorsa, demokrasinin kuvvetler ayrılığı olduğunun farkında değilse gerçekten vay hâlimize, vay hâlimize!

Sayın Bakan, İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’nin ünlü 16’ncı maddesini size hatırlatırım: “Kuvvetler ayrılığının olmadığı toplumlarda anayasa yoktur.” der. İşte, siz anayasalı bir devletsiniz artık ama şeklen… Bakın, ne olmanız gerekir, biliyor musunuz? Anayasal, demokratik bir hukuk devleti. Onda da yasama ayrı, yürütme ayrıdır.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Erkek.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Bostancı, buyurun.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Kayıtlara geçmesi için buraya geldim.

Yürütme organı yasamanın içinden çıkıyor, başka bir yerden gelmiyor. Elbette kuvvetler ayrılığı…

BAŞKAN – Dışarıdan da bakan atanabiliyor efendim.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Muhakkak atanabilir.

BAŞKAN – Yani öyle, yasamadan olacak diye bir şey yok.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Doğru ama yasama organı içinden seçiliyor, genel uygulama bu.

BAŞKAN – Yasama organından güvenoyu alıyor.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Evet, güvenoyu alıyor.

BAŞKAN – Sizle tartışmak istemiyorum ama buyurun.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Güvenoyu alıyor ve yasamanın içerisinden de seçiliyor. Dışarıdan da atanabiliyor, o istisna uygulama, atanabilme yolu açık ama esas itibarıyla buradan seçiliyor bakanlar.

16 Nisan 2016’daki referandum bizim yaptığımız bir referandum değil, bütün milletin yaptığı bir referandum. Buna “evet.” diyenler olabilir, “hayır.” diyenler olabilir.

MUHARREM ERKEK (Çanakkale) – “Evet” diyenler de bin pişman.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Ama o referandum milletin katıldığı, milletin görüşleri çerçevesinde neticelenmiş bir referandumdur. Bizim kanaatimiz, o referandumla birlikte kuvvetler ayrılığının daha da tahkim edildiğidir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bostancı.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, ben de tutanağa geçmesi…

BAŞKAN – Son olsun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Son olarak şunu açıkça ifade etmek gerekiyor ki burada eğri oturup doğru konuşalım: Adalet ve Kalkınma Partisi nasıl 139 milletvekilini toplamakta zorlanıyorsa Mecliste bakan bulundurmakta da zorlanıyor. Yoksa, her gün Mecliste saat iki ile beş arası, kanuna geçene kadarki sürede bir bakan bulunduracak kudreti ve öz güveni kendilerinde görseler buna hiç itiraz etmezler. Ama “Yarın benim iki ile beş arası buraya bir bakan bile getirmem şüpheli.” diye düşünen grup bu yüzden “Bir sataşma olursa cevabı biz verelim.” diyor, yoksa bakanın kendisi buradayken cevap vermesinin ne kadar makul olduğu da hepimizin takdirinde.

Teşekkür ediyorum efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özel.

Sayın milletvekilleri, Başkanlık Divanı üyesi olarak parti gruplarımızın el gündemleri elimde. Burada hangi arkadaşımızın grup başkan vekili olduğu, hangi arkadaşımızın –nöbetçi olarak söylüyorum- Meclis başkan vekili olduğu, kâtip üyesi olduğu, nöbetçi bakan olduğu belli, Adalet ve Kalkınma Partimizin el gündemi önümde. Hâl böyle olunca -ben sözümün ve az önceki paylaşımımın, düşüncemin arkasındayım- eğer burada mevcut bakanlardan biri varsa…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ki olmalıdır.

BAŞKAN - …ki olmalı, nöbetçi olduğu da zaten grup tarafından tebliğ ediliyor. Hâl böyle olunca, sayın milletvekilleri kürsüde yapmış oldukları konuşmalarda Hükûmetle ilgili bir problemi, bir sorunu gündeme getirdiğinde bu soruna veya bu soruya cevap verecek makamın Hükûmetten birisinin olması gerektiği sözümün arkasındayım.

Evet, maksat hasıl olmuştur.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan ve arkadaşları tarafından, yerli otomobil üretme konusunda ortaya çıkan mali ve bürokratik sorunların belirlenmesi ve bu sorunların çözümü olabilecek tedbirlerin tespit edilmesi amacıyla 7/11/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 29 Kasım 2017 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun önerisini oylarınıza sunacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

4.- AK PARTİ Grubunun, bastırılarak dağıtılan 505 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin kırk sekiz saat geçmeden gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 1’inci sırasına alınmasına ve bu kısımda bulunan diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; Genel Kurulun 29/11/2017 Çarşamba günkü (bugün) birleşiminde 505 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar, 30/11/2017 Perşembe günkü birleşiminde 460 sıra sayılı Kanun Tasarısı’na kadar olan işlerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesine; 505 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 29/11/2017 Çarşamba günü (bugün) yaptığı toplantıda siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

                                                                            Mehmet Naci Bostancı

                                                                                           Amasya

                                                                 AK PARTİ Grubu Başkan Vekili

Öneri:

Bastırılarak dağıtılan 505 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin kırk sekiz saat geçmeden gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının birinci sırasına alınması ve bu kısımda bulunan diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi, Genel Kurulun 29/11/2017 Çarşamba günkü (bugün) birleşiminde 505 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar, 30/11/2017 Perşembe günkü birleşiminde 460 sıra sayılı Kanun Tasarısı’na kadar olan işlerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesi, 505 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi ve bölümlerinin ekteki cetveldeki şekliyle olması önerilmiştir.

 

505 Sıra Sayılı

Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun

Teklifi

(2/1929)

Bölümler

Bölüm Maddeleri

Bölümdeki Madde Sayısı

1. Bölüm

1 ila 10’uncu maddeler arası

10

2. Bölüm

11 ila 14’üncü maddeler arası

(12’nci maddenin birinci fıkrası, ikinci fıkrası, üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrası, beşinci fıkrası, altıncı fıkrası, yedinci fıkrası, sekizinci fıkrası ile geçici madde 1 dâhil)

12

Toplam Madde Sayısı

22

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, önerinin gerekçesini açıklamak üzere öneri sahibi Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Sivas Milletvekilimiz Sayın Hilmi Bilgin konuşacaktır.

Sayın Bilgin, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün mübarek Mevlit Kandili, Peygamber Efendimiz’in dünyaya teşriflerinin seneidevriyesi. Bu vesileyle, bu mübarek günün İslam âleminin birliğine ve beraberliğine vesile olmasını diliyor, tüm milletimizin tekrar gecesini tebrik ediyorum.

Değerli milletvekilleri, grup önerimizin gerekçesini açıklamak üzere söz aldım. Grup önerimizde, özetle, bastırılarak dağıtılan 505 sayılı yani Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi’nin kırk sekiz saat geçmeden, bugün gündemin ilk sırasına alarak görüşülmesini teklif ediyoruz. Bugün inşallah görüşmelerin tamamlanmasına kadar yani Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi’nin görüşmeleri tamamlanana kadar çalışmalarımıza devam edeceğiz. Yarın da 460 sıra sayılı Kanun Tasarısı’na kadar olan görüşmeler tamamlanacak. Teklifimizi temel kanun olarak görüşeceğiz.

Bildiğiniz üzere, hâlihazırda Yüksek Seçim Kurulunun görevleri, mevzuatı, personelin durumuyla ilgili düzenlemelere dair bir teşkilat yasası bulunmamaktadır, dağınık olarak 298 sayılı Yasa’da düzenlenmektedir. Teklifle birlikte, Yüksek Seçim Kurulunun müstakil bir teşkilat kanunu yürürlüğe girecektir. Tüm partilere mensup milletvekilleri Anayasa Komisyonunda teklife destek vererek Komisyon aşaması tamamlandı. İnşallah, bugün de burada tüm milletvekillerinin, tüm grupların desteğiyle bu teklifi yasalaştıracağız ve mevzuatımızda önemli bir boşluk doldurulmuş olacak.

Bu vesileyle grup önerimize desteğinizi bekliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bilgin.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekilimiz Sayın Filiz Kerestecioğlu.

Sayın Kerestecioğlu, buyurun efendim. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; demokratik yönetimlerin teminatı yalnızca o ülkede seçim yapılması değildir. Örneğin “seçim demokrasisi” diye adlandırılan rejimlerde sonucu belli, yalnızca göstermelik seçimler yapılır, propaganda imkânları eşitsizdir, medya ve maddi kaynaklar iktidarın elindedir; bu ülkeler kâğıt üzerinde demokrasilerdir.

Gerçek demokrasilerde ise şeffaf ve güvenilir seçimler minimum kıstastır. Seçimlerin güvenilir usul ve yöntemlerle gerçekleştirilmesi demokratik siyaset bakımından hayati niteliktedir. Olağanüstü hâl altında gerçekleşen son referandumda görüldüğü gibi seçimlerdeki usulsüzlükler seçimin meşruiyetini tamamen zedeler. Hiçbir demokratik rejimde seçimlerin olağanüstü hâl altında yapılması kabul edilemez.

Bakın, bugün, aslında önemli bir ihtiyaca karşılık verecek bir kanun tasarısını görüşeceğiz. Biz, uzun süredir Yüksek Seçim Kurulunun müstakil bir teşkilat yasasının hazırlanması ve YSK’nın bağımsız bir statü kazanması gerektiğini söylüyoruz fakat böylesi önemli bir yasa tasarısı da OHAL koşullarında geliyor. Bir ülkenin üçüncü büyük siyasi partisi olan HDP’nin Eş Genel Başkanları Sayın Selahattin Demirtaş ve Sayın Figen Yüksekdağ, Grup Başkan Vekilleri Sayın İdris Baluken ve Sayın Çağlar Demirel’le birlikte seçilmiş 9 milletvekili, CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nu da eklersek 10 milletvekili cezaevindeyken seçimlerden, demokrasiden söz etmek mümkün müdür, halkın temsil iradesinin kaldığından söz etmek mümkün müdür? Yurttaşlar sokağa çıkıp bir basın açıklaması dahi yapamazken, yapanlar gözaltına alınırken seçimlerden bahsedebilir miyiz? Erdoğan rejimi aleyhinde sosyal medyadan dahi insanlar görüşlerini açıklayamazken yani kanaat belirtme, örgütlenme, toplantı, gösteri hakkı, grev hakkı engellenirken, seçmen itibarsızlaşmışken hangi seçim, hangi demokrasi?

Yasa teklifiyle ilgili Komisyonda da ifade ettiğimiz önemli itirazlarımız var. Yasa teklifiyle ihdas edilen seçim uzmanlarının ve seçim müdürü ve müdür yardımcılarının sözlü sınavla alınması özellikle sorunlu bir konudur. YSK gibi hiçbir şaibeye, tartışmaya konu olmaması gereken bir kurumun, sözlü sınavlarla oluşabilecek şaibelerle gündeme gelmemesi için öncelikli olarak sözlü sınav şartı tekliften çıkartılmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kerestecioğlu.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) – Teşekkür ederim.

YSK’da görev yapacak daire başkanlarının ve şube müdürlerinin yalnızca YSK Başkanı tarafından atanması da problemlidir. Şu ana kadar olduğu gibi bundan sonra da üst düzey bürokratik atamalar Başkanın tekelinde olmamalıdır, söz konusu bürokratlar Yüksek Kurulun kararıyla atanmalıdır. Yüksek Seçim Kurulu Yasa Teklifi’nde siyasi partilerin temsilcilerine dair tek bir hüküm dahi bulunmaması da özellikle teklifin önemli bir eksiğidir. Önergelerimizin bu bağlamında dikkate alınmasını istiyoruz ancak öncelikle, OHAL varsa demokrasi yok, OHAL varsa seçim yok, rehin alınmış 10 milletvekili varsa seçmen iradesi yok diyoruz.

Saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kerestecioğlu.

Önerinin üçüncü konuşmacısı, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekilimiz Sayın Ali Şeker.

Sayın Şeker, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ALİ ŞEKER (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle kandilinizi kutluyorum.

Biliyorsunuz, Cumhurbaşkanı dünkü ziyaretinde Meclis Başkanı koltuğuna da oturdu. Biz burada YSK’yı konuşuyoruz, seçilmiş Başbakan yok. En son seçtiğimiz Başbakan nerede? Bilen yok, duyan yok. Belediye başkanları koltuklarında oturmuyor, hepsinin yerine kayyum atandı. Meclis görevini yapamaz hâle gelmiş durumda ve biz burada YSK’yı konuşuyoruz. Referanduma kattıkları hile de ortada, yeni hilelere nasıl vesile oluruz diye bir arayış içerisinde iktidar.

Geçen hafta yaptığım bir açıklamada, biliyorsunuz, daha önce Ali Turgut Aytaç ve Duran Erdoğan’ın katledildiği 16 Şubat 1969 Kanlı Pazar olaylarını anlatmıştım ve Meclis Başkanı seçmenizden hemen önce uyarmıştım sizleri. O açıklamama “Bu dönemde ben cemiyet başkanı değildim.” diye bir açıklama yaptı Meclis Başkanı İsmail Kahraman.

Meclis Başkanı o tarihte Millî Türk Talebe Birliği Başkanıydı ve öncesinde de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrenci Cemiyeti Başkanıydı. Bunu inkâr etti ve bizi suçlar tarzda kovuşturma yapılacağını iddia etti. Sonra bütün belgeleriyle, kendi faaliyet raporlarıyla, bu belgelerle bütün o gerçekleri açığa çıkardık ve sonrasında o inkârından vazgeçti, dedi ki: “Sehven yapılmış bir açıklamadır. Bu açıklama sehven olduğu için… Ben o dönemde bir başkanlık yaptım ama hiçbir kabahatim yok.” dedi o yaşanan Kanlı Pazar’daki sorumlulukla ilgili.

Bakın, burada İsmail Kahraman kürsüde, yanda da diyor ki: “Bu vatan kızılların mezarı olacak.” 14 Şubat 1969’da açıklama yapıyor oradaki kürsüden, diyor ki: “Bu pazar 6’ncı Filoya karşı yapılacak olan protesto mitinginde biz orada komünistlere gereken cevabı vereceğiz.” Komünizmle Mücadele Derneği Başkanı İlhan Darendelioğlu diyor ki: “Silahı olan silahıyla, baltası olan baltasıyla gelsin.” İsmail Kahraman da o tarihte “Bu pazar günü biz orada yeni Tan vakaları, yeni Tan baskınları, yeni vakalar yaratacağız.” diyor ve arkasından maalesef 2 yurttaşımızı biz kaybettik. Bu olaylarda doğrudan sorumluluğu vardır, o gün orada dağıtılan sopaların, o gün oradaki demir çubukların organizasyonunda sorumluluğu vardır ve o tarihte 6’ncı Filoya karşı secde etmişlerdir, namaz kılmışlardır.

Biz, dün o tarihte “Kızıllara karşıyım.” derken bugün Moskova’dan geri gelmeyenlere bu ülkeyi teslim etmeyeceğiz, kendi koltuğuna sahip çıkmayanlara bu ülkenin geleceğini emanet etmeyeceğiz.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şeker.

Adalet ve Kalkınma Partisinin grup önerisinde böylece konuşmalar tamamlanmıştır.

Sayın milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, gündemin “Seçim” kısmına geçiyoruz.

VIII.- SEÇİMLER

A) Komisyonlara Üye Seçimi

1.- Anayasa Komisyonu; Adalet Komisyonu; Millî Savunma Komisyonu; İçişleri Komisyonu; Dışişleri Komisyonu; Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu; Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu; Çevre Komisyonu; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu; Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu; Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu; Dilekçe Komisyonu; Plan ve Bütçe Komisyonu; Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu; İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu; Avrupa Birliği Uyum Komisyonu; Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu ile Güvenlik ve İstihbarat Komisyonlarına üye seçimi

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonlarına üye seçimi yapacağız.

Komisyon üyelikleri için siyasi parti gruplarınca gösterilen adayların listesini İç Tüzük’ün 21’inci maddesine göre ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.

Anayasa Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

Üye Sayısı (26)

Adı-Soyadı                                                                                   Seçim Çevresi

 

Adalet ve Kalkınma Partisi (15)

İbrahim Halil Fırat

Adıyaman

Cengiz Aydoğdu

Aksaray

Murat Alparslan

Ankara

Mustafa Köse

Antalya

Abdurrahman Öz

Aydın

Zekeriya Birkan

Bursa

Muhammet Emin Akbaşoğlu

Çankırı

Adem Yeşildal

Hatay

Markar Eseyan

İstanbul

Mustafa Şentop

İstanbul

Mustafa Yeneroğlu

İstanbul

Haydar Ali Yıldız

İstanbul

İbrahim Halil Yıldız

Şanlıurfa

Kemalettin Yılmaztekin

Şanlıurfa

Yusuf Başer

Yozgat

 

Cumhuriyet Halk Partisi (6)

Murat Emir

Ankara

Uğur Bayraktutan

Artvin

Bülent Tezcan

Aydın

Muharrem Erkek

Çanakkale

Fatma Kaplan Hürriyet

Kocaeli

Akın Üstündağ

Muğla

 

Halkların Demokratik Partisi (3)

Meral Danış Beştaş

Adana

Erol Dora

Mardin

Mithat Sancar

Mardin

 

Milliyetçi Hareket Partisi (2)

Mehmet Parsak

Afyonkarahisar

Oktay Öztürk

Mersin

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

 

Adalet Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

Üye Sayısı (26)

 

Adı-Soyadı                                                                                   Seçim Çevresi

 

Adalet ve Kalkınma Partisi (15)

Ali Özkaya

Afyonkarahisar

Ahmet İyimaya

Ankara

Mahmut Poyrazlı

Balıkesir

Yılmaz Tunç

Bartın

Reşat Petek

Burdur

Emine Yavuz Gözgeç

Bursa

Serkan Bayram

Erzincan

Sabri Öztürk

Giresun

Yıldız Seferinoğlu

İstanbul

Serap Yaşar

İstanbul

Mahmut Atilla Kaya

İzmir

Kerem Ali Sürekli

İzmir

Hakkı Köylü

Kastamonu

Murat Göktürk

Nevşehir

Hilmi Bilgin

Sivas

 

Cumhuriyet Halk Partisi (6)

Necati Yılmaz

Ankara

Namık Havutça

Balıkesir

Cemal Okan Yüksel

Eskişehir

Mehmet Gökdağ

Gaziantep

Zeynel Emre

İstanbul

Ömer Süha Aldan

Muğla

 

Halkların Demokratik Partisi (3)

Mizgin Irgat

Bitlis

Mehmet Emin Adıyaman

Iğdır

Aycan İrmez

Şırnak

 

Milliyetçi Hareket Partisi (2)

Celal Adan

İstanbul

İsmail Faruk Aksu

İstanbul

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

 

Millî Savunma Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

Üye Sayısı (26)

Adı-Soyadı                                                                                   Seçim Çevresi

Adalet ve Kalkınma Partisi (15)

Hüseyin Şahin

Bursa

Abdullah Başcı

İstanbul

Mehmet Ali Pulcu

İstanbul

Hüseyin Kocabıyık

İzmir

Metin Elik

Kastamonu

Mehmet Demir

Kırıkkale

Ömer Ünal

Konya

Murat Baybatur

Manisa

Ali Cumhur Taşkın

Mersin

Nihat Öztürk

Muğla

Suat Önal

Osmaniye

Nazım Maviş

Sinop

Metin Akgün

Tekirdağ

Yusuf Beyazıt

Tokat

Adnan Günnar

Trabzon

 

Cumhuriyet Halk Partisi (6)

Birol Ertem

Hatay

Dursun Çiçek

İstanbul

Murat Bakan

İzmir

Mustafa Hüsnü Bozkurt

Konya

Mazlum Nurlu

Manisa

Şerafettin Turpcu

Zonguldak

 

Halkların Demokratik Partisi (3)

Ziya Pir

Diyarbakır

Erdal Ataş

İstanbul

Ali Atalan

Mardin

 

Milliyetçi Hareket Partisi (2)

Kamil Aydın

Erzurum

Ekmeleddin Mehmet İhsanoğlu

İstanbul

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

 

İçişleri Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

Üye Sayısı (26)

Adı-Soyadı                                                                                   Seçim Çevresi

Adalet ve Kalkınma Partisi (15)

Ataullah Hamidi

Batman

Muhammet Müfit Aydın

Bursa

Ayhan Gider

Çanakkale

Nurettin Aras

Iğdır

Celalettin Güvenç

Kahramanmaraş

Recep Konuk

Karaman

Mustafa Hilmi Dülger

Kilis

Cemil Yaman

Kocaeli

Abdullah Ağralı

Konya

Mustafa Baloğlu

Konya

Mustafa Şükrü Nazlı

Kütahya

Ayhan Sefer Üstün

Sakarya

Mustafa Yel

Tekirdağ

Mehmet Altay

Uşak

Hüseyin Özbakır

Zonguldak

 

Cumhuriyet Halk Partisi (6)

Nihat Yeşil

Ankara

Muhammet Rıza Yalçınkaya

Bartın

Tanju Özcan

Bolu

Murat Bakan

İzmir

Hayati Tekin

Samsun

Gürsel Erol

Tunceli

 

Halkların Demokratik Partisi (3)

Dirayet Taşdemir

Ağrı

Celal Doğan

İstanbul

Hüda Kaya

İstanbul

 

Milliyetçi Hareket Partisi (2)

Edip Semih Yalçın

İstanbul

Mehmet Erdoğan

Muğla

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

 

Dışişleri Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

Üye sayısı (26)

Adı-Soyadı                                                                                   Seçim Çevresi

 

Adalet ve Kalkınma Partisi (15)

Fatma Güldemet Sarı

Adana

Sena Nur Çelik

Antalya

Cemalettin Kani Torun

Bursa

Cihan Pektaş

Gümüşhane

Fevzi Şanverdi

Hatay

Volkan Bozkır

İstanbul

Ahmet Berat Çonkar

İstanbul

Azmi Ekinci

İstanbul

Erkan Kandemir

İstanbul

Haydar Ali Yıldız

İstanbul

Nurettin Yaşar

Malatya

Hasan Karal

Rize

Hasan Basri Kurt

Samsun

Halil Özcan

Şanlıurfa

Coşkun Çakır

Tokat

 

Cumhuriyet Halk Partisi (6)

Öztürk Yılmaz

Ardahan

Ahmet Akın

Balıkesir

Mevlüt Dudu

Hatay

Serkan Topal

Hatay

Eren Erdem

İstanbul

Oğuz Kaan Salıcı

İstanbul

 

Halkların Demokratik Partisi (3)

Saadet Becerekli

Batman

Hişyar Özsoy

Bingöl

Ziya Pir

Diyarbakır

 

Milliyetçi Hareket Partisi (2)

Mehmet Günal

Antalya

Ekmeleddin Mehmet İhsanoğlu

İstanbul

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

 

Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

Üye Sayısı (26)

 

Adı-Sovadı                                                                                   Seçim Çevresi

 

Adalet ve Kalkınma Partisi (15)

Emrullah İşler

Ankara

İsrafil Kışla

Artvin

Ali Aydınlıoğlu

Balıkesir

Nurettin Aras

Iğdır

Hüseyin Bürge

İstanbul

Ahmet Hamdi Çamlı

İstanbul

Ekrem Erdem

İstanbul

İsmet Uçma

İstanbul

İmran Kılıç

Kahramanmaraş

Burhanettin Uysal

Karabük

Mehmet Akif Yılmaz

Kocaeli

Hacı Ahmet Özdemir

Konya

Leyla Şahin Usta

Konya

Mustafa İsen

Sakarya

Nazım Maviş

Sinop

 

Cumhuriyet Halk Partisi (6)

Mustafa Akaydın

Antalya

Metin Lütfi Baydar

Aydın

Ceyhun İrgil

Bursa

Gaye Usluer

Eskişehir

Bülent Yener Bektaşoğlu

Giresun

Mustafa Ali Balbay

İzmir

 

Halkların Demokratik Partisi (3)

Mahmut Toğrul

Gaziantep

Kadri Yıldırım

Siirt

Lezgin Botan

Van

 

Milliyetçi Hareket Partisi (2)

Zühal Topcu

Ankara

Kamil Aydın

Erzurum

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

 

Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

Üye Sayısı (26)

 

Adı-Sovadı                                                                                   Seçim Çevresi

Adalet ve Kalkınma Partisi (15)

Cesim Gökçe

Ağrı

Gökcen Özdoğan Enç

Antalya

Mustafa Ilıcalı

Erzurum

Ahmet Uzer

Gaziantep

Hacı Bayram Türkoğlu

Hatay

Azmi Ekinci

İstanbul

Sami Dedeoğlu

Kayseri

Selahattin Minsolmaz

Kırklareli

İlyas Şeker

Kocaeli

Hasan Özyer

Muğla

Mehmet Emin Şimşek

Muş

Recep Uncuoğlu

Sakarya

Fuat Köktaş

Samsun

Selim Dursun

Sivas

Mehmet Habib Soluk

Sivas

 

Cumhuriyet Halk Partisi (6)

Çetin Osman Budak

Antalya

Devrim Kök

Antalya

Hüseyin Yıldız

Aydın

Ali Özcan

İstanbul

Gülay Yedekci

İstanbul

Serdal Kuyucuoğlu

Mersin

 

Halkların Demokratik Partisi (3)

Altan Tan

Diyarbakır

Nihat Akdoğan

Hakkâri

Müslüm Doğan

İzmir

 

Milliyetçi Hareket Partisi (2)

İsmet Büyükataman

Bursa

Baki Şimşek

Mersin

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

 

Çevre Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

Üye Sayısı (26)

 

Adı-Sovadı                                                                                   Seçim Çevresi

 

Adalet ve Kalkınma Partisi (15)

Nevzat Ceylan

Ankara

Enver Fehmioğlu

Bingöl

Muhammet Müfit Aydın

Bursa

Fevai Arslan

Düzce

Sebahattin Karakelle

Erzincan

Hacı Osman Akgül

Gümüşhane

Sait Yüce

Isparta

Mürteza Zengin

İstanbul

Kerem Ali Sürekli

İzmir

Recep Şeker

Karaman

Murat Demir

Kastamonu

Mustafa Şükrü Nazlı

Kütahya

Hasan Karal

Rize

Recep Uncuoğlu

Sakarya

Muhammet Balta

Trabzon

 

Cumhuriyet Halk Partisi (6)

Mehmet Tüm

Balıkesir

Mehmet Göker

Burdur

Erdin Bircan

Edirne

Ali Şeker

İstanbul

Onursal Adıgüzel

İstanbul

Hüseyin Çamak

Mersin

 

Halkların Demokratik Partisi (3)

Mahmut Celadet Gaydalı

Bitlis

Nimetullah Erdoğmuş

Diyarbakır

Erdal Ataş

İstanbul

 

Milliyetçi Hareket Partisi (2)

Ahmet Kenan Tanrıkulu

İzmir

Saffet Sancaklı

Kocaeli

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

 

Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

Üye Sayısı (26)

 

Adı-Sovadı                                                                                   Seçim Çevresi

 

Adalet ve Kalkınma Partisi (15)

Necdet Ünüvar

Adana

Salih Fırat

Adıyaman

Mustafa Serdengeçti

Aksaray

Lütfiye İlksen Ceritoğlu Kurt

Çorum

Mehmet Ali Pulcu

İstanbul

Mehmet İlker Çitil

Kahramanmaraş

Recep Şeker

Karaman

İsmail Tamer

Kayseri

Mustafa Baloğlu

Konya

Hüsnüye Erdoğan

Konya

Yılmaz Tezcan

Mersin

Erdoğan Özegen

Niğde

Mahmut Kaçar

Şanlıurfa

Celil Göçer

Tokat

Alim Tunç

Uşak

 

Cumhuriyet Halk Partisi (6)

Yakup Akkaya

İstanbul

Ali Yiğit

İzmir

Çetin Arık

Kayseri

Tur Yıldız Biçer

Manisa

Aytuğ Atıcı

Mersin

Ünal Demirtaş

Zonguldak

 

Halkların Demokratik Partisi (3)

Behçet Yıldırım

Adıyaman

Saadet Becerekli

Batman

Sibel Yiğitalp

Diyarbakır

 

Milliyetçi Hareket Partisi (2)

Ahmet Selim Yurdakul

Antalya

Fahrettin Oğuz Tor

Kahramanmaraş

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

Üye Sayısı (26)

Adı-Sovadı                                                                                   Secim Çevresi

Adalet ve Kalkınma Partisi (15)

Fatma Güldemet Sarı

Adana

Hüseyin Samanı

Antalya

Mehmet Erdem

Aydın

Ayhan Gider

Çanakkale

Hüseyin Filiz

Çankırı

Ahmet Sami Ceylan

Çorum

Ebubekir Bal

|_Diyarbakır

Rafet Sezen

Edirne

Orhan Deligöz

Erzurum

Mehmet Öntürk

Hatay

Hülya Nergis

Kayseri

Selahattin Minsolmaz

Kırklareli

Mehmet Babaoğlu

Konya

Muhammet Uğur Kaleli

Konya

Metin Akgün

Tekirdağ

 

Cumhuriyet Halk Partisi (6)

Orhan Sarıbal

Bursa

Okan Gaytancıoğlu

Edirne

Kamil Okyay Sındır

İzmir

Türabi Kayan

Kırklareli

Ömer Fethi Gürer

Niğde

Ali Akyıldız

Sivas

 

Halkların Demokratik Partisi (3)

Mehmet Ali Aslan

Batman

Gülser Yıldırım

Mardin

Leyla Birlik

Şırnak

 

Milliyetçi Hareket Partisi (2)

Muharrem Varlı

Adana

Mustafa Mit

Ankara

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

Üye Sayısı (26)

Adı-Sovadı                                                                                   Secim Çevresi

 

Adalet ve Kalkınma Partisi (15)

Ali Ercoşkun

Bolu

Şahin Tin

Denizli

Mehmet Galip Ensarioğlu

Diyarbakır

Metin Bulut

Elazığ

Mehmet Erdoğan

Gaziantep

Osman Boyraz

İstanbul

Nureddin Nebati

İstanbul

Hasan Sert

İstanbul

Necip Kalkan

İzmir

Mehmet Uğur Dilipak

Kahraman Mar Aş

Murat Demir

Kastamonu

Zeki Aygün

Kocaeli

Ziya Altunyaldız

Konya

Hacı Özkan

Mersin

Abdulkadir Akgül

Yozgat

 

Cumhuriyet Halk Partisi (6)

Kazım Arslan

Denizli

Akif Ekici

Gaziantep

İrfan Bakir

Isparta

Didem Engin

İstanbul

Tacettin Bayır

İzmir

Tahsin Tarhan

Kocaeli

 

Halkların Demokratik Partisi (3)

Mahmut Celadet Gaydalı

Bitlis

Müslüm Doğan

İzmir

Adem Geveri

Van

 

Milliyetçi Hareket Partisi (2)

İzzet Ulvi Yönter

İstanbul

Ahmet Kenan Tanrıkulu

İzmir

 

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

Dilekçe Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

Üye Sayısı (13)

 

Adı-Sovadı                                                                                   Secim Çevresi

 

Adalet Ve Kalkınma Partisi (8)

Osman Mesten

Bursa

Canan Candemir Çelik

Gaziantep

Mihrimah Belma Satır

İstanbul

Ramazan Can

Kırıkkale

İsmail Bilen

Manisa

Orhan Kırcalı

Samsun

Fikri Demirel

Yalova

Özcan Ulupınar

Zonguldak

 

Cumhuriyet Halk Partisi (3)

Erkan Aydın

Bursa

Melike Basmacı

Denizli

Özcan Purçu

İzmir

 

Halkların Demokratik Partisi (1)

Alican Önlü

Tunceli

 

Milliyetçi Hareket Partisi (1)

Seyfettin Yılmaz

Adana

 

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Plan ve Bütçe Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

Üye Sayısı (40)

Adı-Soyadı                                                                                   Seçim Çevresi

Adalet ve Kalkınma Partisi (25)

Mehmet Şükrü Erdinç

Adana

İbrahim Aydın

Antalya

Mustafa Savaş

Aydın

Kasım Bostan

Balıkesir

Şahap Kavcıoğlu

Bayburt

Cahit Özkan

Denizli

Ayşe Keşir

Düzce

Ejder Açıkkapı

Elâzığ

İbrahim Aydemir

Erzurum

Emine Nur Günay

Eskişehir

Abdullah Nejat Koçer

Gaziantep

Cemal Öztürk

Giresun

Süreyya Sadi Bilgiç

Isparta

Hulusi Şentürk

İstanbul

Şirin Ünal

İstanbul

Hurşit Yıldırım

İstanbul

Yusuf Selahattin Beyribey

Kars

Mikail Arslan

Kırşehir

Sami Çakır

Kocaeli

Halil Etyemez

Konya

Ebubekir Gizligider

Nevşehir

Ergün Taşcı

Ordu

Mehmet Ali Cevheri

Şanlıurfa

Salih Cora

Trabzon

Faruk Çaturoğlu

Zonguldak

 

Cumhuriyet Halk Partisi (9)

Bülent Kuşoğlu

Ankara

Lale Karabıyık

Bursa

Utku Çakırözer

Eskişehir

Mehmet Bekaroğlu

İstanbul

Bihlun Tamaylıgil

İstanbul

Selin Sayek Böke

İzmir

Musa Çam

İzmir

Zekeriya Temizel

İzmir

Kadim Durmaz

Tokat

 

Halkların Demokratik Partisi (4)

Garo Paylan

İstanbul

Ertuğrul Kürkcü

İzmir

İbrahim Ayhan

Şanlıurfa

Bedia Özgökçe Ertan

Van

 

Milliyetçi Hareket Partisi (2)

Emin Haluk Ayhan

Denizli

Mustafa Kalaycı

Konya

 

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

Üye Sayısı (35)

Adı-Soyadı                                                                                   Seçim Çevresi

 

Adalet ve Kalkınma Partisi (20)  

Tamer Dağlı

Adana

Talip Küçükcan

Adana

Halil Eldemir

Bilecik

Zekeriya Birkan

Bursa

Tahir Öztürk

Elâzığ

Orhan Deligöz

Erzurum

Hacı Osman Akgül

Gümüşhane

Halis Dalkılıç

İstanbul

Hasan Turan

İstanbul

Abdullah Öztürk

Kırıkkale

Salih Çetinkaya

Kırşehir

Reşit Polat

Kilis

Ahmet Tan

Kütahya

Mustafa Şahin

Malatya

Uğur Aydemir

Manisa

Oktay Çanak

Ordu

Metin Gündoğdu

Ordu

Hikmet Ayar

Rize

Mehmet Akyürek

Şanlıurfa

Ertuğrul Soysal

Yozgat

 

Cumhuriyet Halk Partisi (9)

Zülfikar İnönü Tümer

Adana

Mustafa Tuncer

Amasya

Ali Haydar Hakverdi

Ankara

Ahmet Akın

Balıkesir

Atila Sertel

İzmir

Haydar Akar

Kocaeli

Kemal Zeybek

Samsun

Emre Köprülü

Tekirdağ

Haluk Pekşen

Trabzon

 

Halkların Demokratik Partisi (4)

Mehmet Ali Aslan

Batman

İmam Taşçıer

Diyarbakır

Abdullah Zeydan

Hakkâri

Ferhat Encu

Şırnak

 

Milliyetçi Hareket Partisi (2)

Mevlüt Karakaya

Adana

Fahrettin Oğuz Tor

Kahramanmaraş

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

Üye Sayısı (26)

Adı-Soyadı                                                                                   Seçim Çevresi

Adalet ve Kalkınma Partisi (15)

Adnan Boynukara

Adıyaman

Vedat Bilgin

Ankara

Aydın Ünal

Ankara

Atay Uslu

Antalya

Orhan Atalay

Ardahan

İsmail Aydın

Bursa

Sema Ramazanoğlu

Denizli

Ömer Serdar

Elâzığ

Sait Yüce

Isparta

Fatma Benli

İstanbul

Mehmet Metiner

İstanbul

Abdullah Ağralı

Konya

Leyla Şahin Usta

Konya

Selçuk Özdağ

Manisa

Orhan Miroğlu

Mardin

 

Cumhuriyet Halk Partisi (6)

Şenal Sarıhan

Ankara

Gamze Akkuş İlgezdi

İstanbul

Mahmut Tanal

İstanbul

Zeynep Altıok

İzmir

Veli Ağbaba

Malatya

Durmuş Fikri Sağlar

Mersin

 

Halkların Demokratik Partisi (3)

Ayşe Acar Başaran

Batman

Sibel Yiğitalp

Diyarbakır

Burcu Çelik

Muş

 

Milliyetçi Hareket Partisi (2)

Atila Kaya

İstanbul

Ruhi Ersoy

Osmaniye

 

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

Üye Sayısı (25)

Adı-Soyadı                                                                                   Seçim Çevresi

Adalet ve Kalkınma Partisi (15)

Cengiz Aydoğdu

Aksaray

Ertan Aydın

Ankara

Sena Nur Çelik

Antalya

İsmail Aydın

Bursa

Hüseyin Şahin

Bursa

Zehra Taşkesenlioğlu

Erzurum

Markar Eseyan

İstanbul

Erkan Kandemir

İstanbul

Durmuş Ali Sarıkaya

İstanbul

Burhanettin Uysal

Karabük

İsmail Emrah Karayel

Kayseri

Vural Kavuncu

Kütahya

Mustafa İsen

Sakarya

Mehmet Kasım Gülpınar

Şanlıurfa

Burhan Kayatürk

Van

 

Cumhuriyet Halk Partisi (6)

Niyazi Nefi Kara

Antalya

Onursal Adıgüzel

İstanbul

Selina Doğan

İstanbul

Sibel Özdemir

İstanbul

Nurettin Demir

Muğla

Özkan Yalım

Uşak

 

Halkların Demokratik Partisi (2)

Mithat Sancar

Mardin

 

Milliyetçi Hareket Partisi (2)

Zühal Topcu

Ankara

Arzu Erdem

İstanbul

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

Üye Sayısı (26)

Adı-Sovadı                                                                                   Seçim Çevresi

 

Adalet ve Kalkınma Partisi (15)

Hatice Dudu Özkal

Afyonkarahisar

Gökcen Özdoğan Enç

Antalya

Bennur Karaburun

Bursa

Emine Yavuz Gözgeç

Bursa

Tülay Kaynarca

İstanbul

İmran Kılıç

Kahramanmaraş

Nursel Reyhanlığolu

Kahramanmaraş

Salih Çetinkaya

Kırşehir

Radiye Sezer Katırcıoğlu

Kocaeli

Hüsnüye Erdoğan

Konya

Ali İhsan Yavuz

Sakarya

Hilmi Bilgin

Sivas

Ayşe Doğan

Tekirdağ

Ayşe Sula Köseoğlu

Trabzon

Ertuğrul Soysal

Yozgat

 

Cumhuriyet Halk Partisi (6)

Elif Doğan Türkmen

Adana

Burcu Köksal

Afyonkarahisar

Şenal Sarıhan

Ankara

Selina Doğan

İstanbul

Nurettin Demir

Muğla

Candan Yüceer

Tekirdağ

 

Halkların Demokratik Partisi (3)

Dirayet Taşdemir

Ağrı

Feleknas Uca

Diyarbakır

Dilek Öcalan

Şanlıurfa

 

Milliyetçi Hareket Partisi (2)

Ahmet Selim Yurdakul

Antalya

Deniz Depboylu

Aydın

 

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

 

Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

Üye Sayısı (17)

Adı-Sovadı                                                                                   Seçim Çevresi

Adalet ve Kalkınma Partisi (10)

Murat Alparslan

Ankara

Aydın Ünal

Ankara

Serkan Bayram

Erzincan

Hüseyin Kocabıyık

İzmir

Mustafa Hilmi Dülger

Kilis

Murat Baybatur

Manisa

Alpaslan Kavaklıoğlu

Niğde

Adnan Günnar

Trabzon

Mehmet Altay

Uşak

Yusuf Başer

Yozgat

 

Cumhuriyet Halk Partisi (4)

Tufan Köse

Çorum

Hilmi Yarayıcı

Hatay

Barış Yarkadaş

İstanbul

Ahmet Tuncay Özkan

İzmir

 

Halkların Demokratik Partisi (2)

Mehmet Emin Adıyaman

Iğdır

Nadir Yıldırım

Van

 

Milliyetçi Hareket Partisi (1)

Mehmet Erdoğan

Muğla

 

 

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, komisyonların toplanarak İç Tüzük’ün 24’üncü maddesine göre başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtiplerini seçmeleri gerekmektedir. Bu sebeple, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu, Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu, İçişleri Komisyonu, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu, Millî Savunma Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu bugün saat 20.00’de toplanacaktır.

5 Aralık 2017 Salı günü Dilekçe Komisyonu, Adalet Komisyonu, Çevre Komisyonu, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ile Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu saat 15.15’te ve Anayasa Komisyonu, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu, Dışişleri Komisyonu, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu, Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu saat 16.15’te toplanacaktır.

Komisyonların toplantı gün ve saatleri ile toplantı yerleri ayrıca plazma ekranlarında da ilan edilecektir.

Komisyon üyeliklerine seçilen sayın milletvekillerimizi Divan olarak tebrik ediyor, yapacakları işlerde başarılar diliyorum.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.11

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.31

BAŞKAN: Başkan Vekili Yaşar TÜZÜN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 30’uncu Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

1’inci sıraya alınan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi (2/1929) ve Anayasa Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 505) (X)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon raporu 505 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince bu teklif, İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında temel kanun olarak görüşülecektir. Bu nedenle teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanıp maddelerine geçilmesi kabul edildikten sonra bölümler hâlinde görüşülecek ve bölümlerde yer alan maddeler ayrı ayrı oylanacaktır.

Teklifin tümü üzerinde gruplar adına söz isteyenler; Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Bitlis Milletvekili Mizgin Irgat, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili Oktay Öztürk, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek; şahıslar adına Yozgat Milletvekili Yusuf Başer, Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Başkan.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

37.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Meclis Başkanının eleştirilere cevap hakkını Türkiye Büyük Millet Meclisi Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı kanalıyla kullanmasına ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, biraz önce İstanbul Milletvekilimiz Sayın Ali Şeker kürsüde Meclis Başkanımızla ilgili, Meclis Başkanıyla ilgili değerlendirmelerde ve eleştirilerde bulundu. Tam bu aşamada bir uyarı yapmamız gerekiyor çünkü daha önce Sayın Barış Yarkadaş ve Sayın Ali Şeker Meclis Başkanıyla ilgili siyasi değerlendirmeler ve eleştirilerde bulunduğunda -ki bu tip eleştirilere Meclis Başkanının cevap verme hakkı her zaman saklıdır- bu hakkı Meclisin Türkiye Büyük Millet Meclisi Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı kanalıyla kullanıyor. Bir açıklama var, hatta milletvekillerimize karşı ağır eleştiriler, hakarete varan eleştiriler var. Altında “İsmail Kahraman” yazsa hem hukuki olarak sonuç doğurur hem siyasi muhataplık olarak doğrudur ama Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı adına açıklamayı Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı yapıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Buradaki sorunumuz şu, iki sorum var: Birincisi, Meclis Başkanı kendisiyle ilgili hüküm ve sonuç doğuracak bir durumdan Meclis Başkanlığının bir kurumunun ve bürokratlarının arkasına sığınarak kaçınmaktadır. Bu bir kere doğru değil.

İki: Buranın Başkanı kim? Devletin memuru, Meclisin bürokratı. Sen bu ağır ifadelerin altına nasıl Başkanlığının adını koyarsın? Sen kimsin? Bunu sana yaptırırlar mı?

Buradan uyarıyoruz hem ilgili Başkanı hem Meclis Başkanını: Milletvekillerimize bir cevap vereceksen altına Meclis Başkanı imzasını çakar, siyaseten de hukuken de hesaplaşırız ama devletin memurunu buna alet etmek de, devletin memurunun kendisine emanet edilen bu makamı Meclis Başkanının siyasi mücadelesine teslim etmesi de kabul edilebilir değildir. Bu hatanın bir kez daha tekrar edilmesi durumunda çok daha şiddetli cevap veririz buna.

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

Bugün Başkanlık Divanında buna benzer bir konu gündeme geldi. Sayın Başkanımıza önümüzdeki toplantıda, mutlaka, en kısa zamanda bunu tekrar ileteceğiz Sayın Başkan.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi (2/1929) ve Anayasa Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 505) (Devam)

BAŞKAN – Teklifin tümü üzerinde söz isteyen, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Bitlis Milletvekilimiz Sayın Mizgin Irgat.

Sayın Irgat, buyurun efendim. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi dakikadır.

HDP GRUBU ADINA MİZGİN IRGAT (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de İslam âleminin kandilini kutlarken ülkemize ve dünyaya barışın ve özgürlüğün hâkim olması dileklerimi yineleyerek başlamak istiyorum.

505 sıra sayılı Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi’yle ilgili partim adına söz aldım.

Gerçekten, seçimler, siyasi partiler, demokrasi ve özgürlük özellikle bu kürsüden defalarca ama defalarca çeşitli üsluplarda dile getirildiği hâlde, bizim o noktada, en önemli noktada çok ciddi bir sorun yaşadığımızı ve imza attığımız sözleşmelere ve yasalarımıza aykırı bir noktada ve geride olduğumuzu yinelemek istiyorum. Bu Meclisin çatısı altında bir süre önce olağanüstü hâl kanunu yeniden uzatıldı ve hiçbirimizi ama hiçbirimizi tatmin etmeyen gerekçelerle maalesef, yeniden yeniden OHAL, olağanüstü hâl kanunu uzatıldı.

AKP Hükûmeti yıllardır yürürlükte olan antidemokratik uygulamalarıyla birçok insanın hayatını karartan OHAL’i kaldırdığını sürekli dile getirdiği hâlde şu anda politikalarını yürütürken yöntemi, esası hâline gelen OHAL’i her defasında uzatarak yürütmekte olduğu iktidarını, politikalarını keyfî bir şekilde halklarımız üzerinde yeniden yeniden, yeniden yeniden aylarca yürütme yöntemini göstermektedir ve biz bu OHAL yasalarında, OHAL şartlarında yeni yasalar ihdas ediyoruz, yeni yasalar tartışıyoruz. Bu Meclisin 10 milletvekili şu an burada değil, sıralarında değil; bu tartışmaları yürütemiyor, cezaevlerindeler. Eş genel başkanlarımız ve 9 milletvekili şu anda hapishanede, milletvekilliğini yani halktan almış olduğu yetkiyi kullanamayarak maalesef antidemokratik bir şekilde şu anda cezaevindeler.

Diğer taraftan, OHAL uygulamaları şu an her yerde devam etmektedir. Yasaklar, keyfî kararlar, bu anlamıyla, idari, mülki amirliklerin emrine ve keyfîliğine terk edilmiş şehirler; bütün bunlar dururken biz seçimi tartışacağız, Yüksek Seçim Kurulu gibi bir kurumu tartışacağız.

İşin esasında, 2016 referandumuna kadar Yüksek Seçim Kurulu olumlu bir duruş da sergiledi. Yani tartışmalı birçok karardan sonra birçok talebe rağmen haklı ve hukuka uygun kararlar da verdi ama 2016 referandumu sürecinde Yüksek Seçim Kurulu da maalesef kendisini biatçı, iktidara bağımlı, söz söylemeyen bir tarafta buluverdi. Bu anlamda, Yüksek Seçim Kurulunun müstakil bir yasayla demokratik bir çerçevede herkesi kapsayan, gerçekten halkın gerçek iradesini sandığa yansıtan bir kurum olmasını en çok biz isteriz. Neden? Çünkü gerçekten, seçimlerde en büyük haksızlıklara uğrayan, halkın iradesinin yansımasının önündeki en büyük engelleri yaşayan Halkların Demokratik Partisi olarak bu sistemin demokratikleşmesini aslında en çok biz istiyoruz. Ama biz biliyoruz ki bu sistemle, önümüze koyduğunuz bu sistemle bu demokratik sistemi yani demokratik, adil, şeffaf bir seçim sürecini biz asla yaşayamayacağız. “Neden?” diyeceksiniz, bunun gerekçelerini birazdan açıklayacağım ama en büyük gerekçemiz, kısa bir süre önce, 2016 referandumunda yaşadığımız olaylardı. Kendi seçim bölgem Bitlis dâhil olmak üzere birçok ilde biz çok fazla hukuka aykırılıkla karşılaştık. Düşünün ki Bitlis ilinde sandıkların taşınması -ki bu sadece Bitlis’te değildi- birçok ilde sandıkların keyfî bir şekilde taşınması meselesi vardı. Ve silahların gölgesinde, zırhlı araçların gölgesinde insanlar seçim sandıklarına gitmek zorunda kaldı. Diğer taraftan, birçok itirazımız il seçim kurullarında kabul edilmezken iktidar partisinin bütün itirazları kabul gördü ve sonuçta yine AKP’nin dediği oldu, seçimdeki bütün itirazlarımız reddedildi.

Bunun yanında, böylesi bir süreci yaşadıktan sonra bizler, yeni bir uygulamayla, gerçekten… Hele hele OHAL varken yani olağanüstü hâl yasasıyla yönetilirken biz hangi demokratik sistemi, hangi demokratik işleyişi uygulayacağız, bu çok şaibeli bir konu olarak karşımızda durmaktadır.

Demokratik sistemlerde siyasal eşitliğin sağlanabilmesi için herkese oy hakkı tanınmıştır. Serbest seçimler, oy hakkı anayasal olarak da güvence altına alınmıştır. En önemli gerekçesi, seçimler, iktidarın barışçı yollarla değiştirilmesi yöntemi açısından çok önemli bir mevzu iken bu noktada, bizler, bu demokratik sistemin uygulanması, şeffaf, herkesin iradesinin tam anlamıyla sandığa yansıması ve bu anlamıyla sonucun ülkenin siyasal iktidarını ve yönetimi değiştirecek noktada yansımasının yol ve yöntemlerini araştırırken böylesi kısıtlayıcı bir yasa teklifiyle değil, başkana büyük oranda yetkiler veren, mülakat yöntemiyle nasıl alındığı belli olmayan kişilerin göreve getirilmesiyle tespit edilen bir yasa teklifiyle değil, kamusal denetimin artırıldığı yasa tekliflerini tartışarak yeniden bu süreci yani Yüksek Seçim Kurulunun düzenlenmesini tartışabiliriz. Başka ülkelerde bu sistem çok net bir şekilde uygulanmaktadır. Seçimler yapılırken seçimlerdeki sonuçlar, en sıcak hâliyle bire bir o ülkenin halklarıyla paylaşılmaktadır. Yani gizli saklı hiçbir aşaması bulunmayan seçimlerde halk bire bir en yüksek kamusal denetimini sağlayarak seçimlerde adil, şeffaf bir yönetime imza atmaktadır. Ama bizde öyle mi oluyor? Hayır. Bizde imzasız, mühürsüz pusulalar bile geçerli sayılıyor. Yani sizin, dışarıdan getirildiğini ispat etmediğiniz müddetçe -Yüksek Seçim Kurulunun referandumda yaptığı gibi- oy pusulalarını kabul ederek, antidemokratik bir uygulamaya evet diyerek, iktidarın bir parçası olarak bu şekilde şeffaf, herkesin gerçekten sizin otoritenizi kabul edeceği, adil, demokratik bir sistemi, işlevi sağladığınızı düşünecek bir noktada çalışmanız mümkün değildir.

Yüksek Seçim Kurulu aynı zamanda bir hakem heyetini de üstlenmektedir. Evet, iktidar partisi, muhalefet partileri, hiç Meclise giremeyen partiler, kendisini seçimlerde ifade etmek isteyen tüm kesimler nezdinde Yüksek Seçim Kurulu bir hakem heyeti olarak demokrasinin olmazsa olmazı, herkesin güvenliğini sağladığı ve herkesin gerçekten kendi nezdinde saygı duyduğu bir kurum olması gerekirken maalesef biz son seçimde bu niteliğini büyük oranda kaybettiğini çok net bir şekilde biliyoruz.

Çağdaş demokrasilerin olmazsa olmazlarından birisi ve yurttaşların gerek ülke yönetimine gerekse yerel yönetimlere katılımının, yönetimde söz sahibi olmasının en önemli kanalı demokratik, şeffaf ve güvenilir seçimlerdir. Elbette seçimlerin halk iradesini, yurttaş iradesini en doğru biçimde yansıtacak özgür, demokratik ve şeffaf koşullarda gerçekleştirilmesi kadar güvenilir usul ve yöntemlerle gerçekleştirilmesi de demokratik siyaset bakımından hayati niteliktedir. Olağanüstü hâl altında gerçekleşen –son referandumda da görüldüğü gibi- usul ve yöntemlerdeki sakatlıklar seçimi bir bütün olarak zan altında bırakabilmektedir. Şunun altını çizmek ve kabul etmek durumundayız ki maalesef bu çok önemli yasal düzenlemeleri bir yılı aşkın süredir devam ettirilen OHAL koşullarında yapıyor olmamız ülke demokrasimiz bakımından önemli bir problemdir.

Yine, bu Parlamentonun 3’üncü büyük siyasi partisi olan HDP’nin Eş Genel Başkanları Sayın Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Grup Başkan Vekilleri Sayın İdris Baluken, Çağlar Demirel’le birlikte 10 seçilmiş milletvekilinin şu an bu çalışmada yer almıyor olması bu ülkenin en büyük ayıbı ve kayıbıdır.

16 Nisan referandumuyla -seçim günü de- OHAL koşullarında, ülkenin tüm siyasi hattını değiştirecek, şekillendirecek bir seçime gidildi. Hükûmet, devletin tüm imkânlarını kullanarak bir propaganda süreci işletti. Muhalefetin propaganda yapmasının önü türlü yollarla kesildi. Her şeyden önce, eş başkanlarımız başta olmak üzere milletvekillerimiz cezaevinde tutularak muhalefetin referandum sürecinde etkin rol almasının önü kesildi. Pek çok ilde alınan yasaklarla muhalefetin “hayır” propagandası yapması engellendi, “hayır” diyenler şerre rıza göstermekle, terörü desteklemekle suçlandı. Seçim günü de sayısız ihlal yaşandı. Pek çok yerde seçmenler silahların gölgesinde sandığa gitmek zorunda kaldı. Buradan hareketle, OHAL koşullarında yürüyen seçim sürecinde açıkça partimizin, seçilmişlerimizin, seçmenlerimizin, bileşenlerimizin hedef alındığını söyleyebiliriz. Böylesi bir süreçte ülkenin geleceğini ilgilendiren çok önemli bir konuda referanduma gidildi, seçim güvenliğinin ayaklar altına alındığı durumlar ortaya çıktı. Bu süreçte, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’ın merkezî bütçeden kendilerine ayrılan örtülü ödeneği harcamada zirve yaptıkları, bakanların ve birçok Hükûmet üyesinin devletin uçakları dâhil olmak üzere tüm imkânları kullandıkları görüldü. AKP Hükûmeti birçok ilde referandum kampanyası için düzenlediği mitinglere devlet memurlarının ve belediye çalışanlarının katılımını şart koştu. Sadece muhalefete yönelik baskı, yaratılan korku iklimi, devlet imkânlarının adaletsiz kullanımı değil, medya organları da açık bir şekilde Hükûmetin propagandasını yaptı. Özel kanalların hemen hepsinde Cumhurbaşkanı ve AKP’nin referanduma ilişkin tüm çalışmaları yayınlandı ancak muhalefete neredeyse hiç yer verilmedi. Devlet televizyonunda partimize bir dakika dahi ayrılmadı.

Bakın, bizzat Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı da referandum için ara rapor hazırladı, devlet imkânlarının “evet” için seferber edildiğini ve “hayır”a yapılan baskılar nedeniyle sivil toplumun referandum sürecine kısıtlı bir şekilde katılabildiğini ifade etti; yurt dışı oyları da kullanılırken hakeza yine öyle.

Şimdi, bütün bunları biz en yakın tarihte yaşamışken Yüksek Seçim Kurulunun değişikliğine, Yüksek Seçim Kurulunun görevlerine ilişkin bu yasa teklifinde önümüzdeki süreçlerde, seçim süreçlerinde demokratik bir sistemin uygulanacağının garantisini kimse bize verebilir mi? Hayır. Dolayısıyla, bu seçimi, bu yasa teklifini tartışmadan önce bu Meclisin öncelikle Olağanüstü Hâl Kanunu’nu kaldırması gerekmektedir. Sadece bu değil, bütün yasaların adil bir şekilde gerçekten tartışılması ve gerçekten uygulamaya sunulması için öncelikle bizim OHAL denilen ceberuttan kurtulmamız gerekmektedir. OHAL öyle bir şey ki, düğünlere kadar, düğünlerde insanların, ailelerin hangi renkte mendili taşıyacaklarına kadar karar verebilen bir sistemden bahsediyorum. Cizre’de emniyet amirleri, düğün için başvuran ailelere “Yeşil-kırmızı-sarı mendil sallamayacaksınız.” deyip o şekilde düğünlerine izin vereceklerini söylemiş. Diğer taraftan, şu anda bile Bitlis dâhil birçok ilde toplantı, ifade özgürlüğü, düşünceyi açıklama özgürlüğü ihlal edilmektedir. Nasıl mı? Bir ay boyunca ya da on beş gün boyunca mülki idare amirlikleri o ilde, o ilçede keyfî bir şekilde bir gece bir yasak koyup, orada insanların, şu anda bu yasayı tartıştığımız ve temelinde aslında ifade özgürlüğünü sağlayan, düşünce özgürlüğünü ve demokrasiyi sağlayan, bu sistemi zedeleyen, yaralayan kararlara imza atmaktadırlar. Bu mülki idare amirlikler Hükûmetten, merkezî sistemden, AKP iktidarından ayrı bir şekilde mi karar veriyor? Bunlar bir bütünsellik içinde değil midir? Elbette ki birlikte verilen bir karardır. Yani, demokrasi, şehirler arası ya da coğrafyadan coğrafyaya değişen bir olgu değildir, evrensel bir olgudur ve bütün dünyada, eşit, özgür doğan, bütün insanlığı kapsayan evrensel bir sistem iken şu anda maalesef, OHAL adı altında keyfî, idari bir rejim yürütülmektedir. Onun içindir ki biz bu tür yasaların, gerçek anlamda bizim sorunlarımıza çözüm olamayacağını yinelemek istiyoruz. Hakeza, fezleke cumhuriyetine döndük. Düşünün bugün bile yüzlerce fezlekenin yağdırıldığı bu Mecliste, aslında OHAL baskısı altında çalışmaya çalıştığı, OHAL’in sisteminin uzantısının buraya da yansıdığının açık bir örneğidir. Bir milletvekili konuşmayacak da, halkın arasında siyaset yapmayacak da ne yapacak? Bunu yaptığında hemen Meclise bir fezleke, Demokles’in kılıcı gibi bütün çalışmaları üzerinde gerçek anlamda bir baskı unsuru olarak kullanılmaktadır.

Zaten tutuklu milletvekillerinin durumunu yinelemek istemiyorum. Defalarca söyledik, bu ayıptan kurtulmak gerektiğini defalarca burada dile getirdik ama maalesef ki bu ayıptan bir şekilde kurtulamıyoruz, tutukluluk hâllerinin devamına karar veriliyor. SEGBİS sistemi, antidemokratik SEGBİS sistemi demokratik bir hukuk sistemiymiş gibi, CMK’nın çok demokratik bir uygulamasıymış gibi şu anda yürürlüğe konulmaya çalışılıyor ve vekiller SEGBİS’le ifade verilmeye zorlanıyor yani yüz yüzelik, doğrudanlık ilkesi kesinlikle ihlal ediliyor.

Yasanın bütününe bir baktığımızda en önemli tartışmamız gereken birkaç madde bulunmaktadır. Kısaca, zamanım yettiğince bu maddelere de değinmek istiyorum. Kanun teklifinde siyasi parti temsilcilerine dair hiçbir hükmün yer almaması teklifin çok önemli bir eksiği olarak karşımızda durmaktadır. Diğer taraftan ise kanun teklifinin 6’ncı maddesinde kurulun yetkisi olan üst düzey personeli atama yetkisinin sadece ve sadece başkana verilmesi bu yasa tasarısının çok eksik ve gerçek anlamda demokrasiyi ihlal eden bir maddesi olarak karşımızda bulunmaktadır. Başkana olağanüstü atama yetkileri veren bu madde Komisyondaki bütün itirazlara rağmen kabul edilerek burada karşımıza bir yasa teklifi olarak getirilmiştir.

Hakeza kanun teklifinin 7’nci maddesinin (3)’üncü bendinde kurulun gerekli gördüğü illerde il seçim kuruluna bağlı seçim müdürlükleri kurabileceğine dair bir hüküm bulunmaktadır. Bu, muğlak bir ifadedir. Gerçekten, biz “gerekli görülen” kelimelerinden… Yani yasalarda geçen bu kelimeler tehlikeli kelimeler. Bu şu demektir: Keyfî bir şekilde, istenilen yerde iktidarın istediği şekilde atamasını yapabileceği bir sisteme işaret eder. Bu muğlaklığın mutlak surette ortadan kaldırılması gerekmektedir.

8’inci maddede ise gerçekten kurulun yetkisi olan üst düzey görevlileri atama yetkisi sadece ve sadece başkana verilmiştir. Biz Halkların Demokratik Partisi olarak bütün başkan atamalarına karşıyız. Bizler, kurul olarak yani kurul şeklinde verilen kararların demokratik sisteme daha uygun olduğunu yinelemek istiyoruz. Bu şerhimizi de burada, bu konuşmada tekrardan yenilemek istiyorum. Bir kişi asla ve asla tek başına demokratik bir karar veremez. Kurul hâlinde gerçekten herkesin görüşünün alındığı bir kararla siz demokrasiye işlerlik kazandırabilirsiniz.

Diğer bir konu sözlü sınav uygulamasına ilişkindir. Gerçekten çok tehlikeli. Yani hâkim, savcı atamalarında ve sınavlarında da çokça dile getirilen sözlü sınav uygulaması tam bir torpil uygulamasıdır. Yazılı sınavdan sonra personelin sözlü sınava tabi tutulması ise bu sistemde gerçekten iktidara yakın olan insanların, iktidarın yarın öbür gün olası bir kararda gerçekten muhalefetin değil iktidarın istediği kararı verebilecek ölçüde, nitelikte insanların iş başına getirileceğinin en büyük göstergesidir. Mülakatla değil gerçekten yazılı sınavlardan sonra adil, demokratik bir şekilde herkesin aldığı puana göre atamasının yapılması gerekmektedir. Mülakatla alınan her bir işe alınma kesinlikle şaibelidir, halk nezdinde kesin anlamda şaibeli bir husustur. Bu noktada biz mülakatla alınmanın yani “sözlü sınav” adı altında…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MİZGİN IRGAT (Devamla) – Son cümle…

BAŞKAN – Sayın Irgat, sözlerinizi tamamlamak için bir dakika ek süre veriyorum.

Buyurun.

MİZGİN IRGAT (Devamla) – Teşekkür ederim.

Yurttaş iradesinin ülke yönetimine yansıması bağlamında gerçekten son derece kritik bir görevi üstlenecek bu çalışanların, son derece şeffaf ve güvenilir mekanizmalarla işlemesi gereken bu kurumda görev yapacak personelin atanması sürecinde kadrolaşmayı, kayırmacılığı meşrulaştıran sözlü sınav uygulamasının kabul edilemez olduğunu buradan bir kez daha yinelemek istiyorum. Meşru değildir, hukuka aykırıdır. Gerçekten bu anlamda iktidarı kuvvetlendiren ve halklar nezdinde seçimlere ve şu anda getirilmeye çalışılan sisteme gölge düşüren bir uygulamadır. Bu anlamıyla teklifin bu şekliyle bizim sorunlarımıza karşılık olamayacağını yineleyerek, OHAL’in kaldırılması gerektiğini bir kez daha tekrarlayarak sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Irgat.

Sayın Gürer, 60’a göre bir söz talebiniz var.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

38.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, Mevlit Kandili’ni kutladığına, vatandaşların hac farzını yerine getirmek için uzun süre beklediklerine ve hacca gitmenin maliyetinin çok arttığına ilişkin açıklaması

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Tüm İslam âlemi ve halkımızın Mevlid Kandili’ni kutlar, hayırlara vesile olmasını dilerim. Bu mübarek günde vatandaşlarımızın vebali üzerimde kalmasın diye söz aldım.

Hafta sonu Niğde Dündarlı kasabasındaydım, birkaç hemşehrim yanıma geldi “Hükûmete selam söyle.” dediler ve eklediler: “Biz hac farzını yerine getirmek için on bir yıl önce başvurduk, hâlâ sıra gelmedi. O gün için 8 bin lirayla hac farzını yerine getirmek mümkündü, ekonominin bozulmasıyla bugün hac farzı için gitmemizin maliyeti 4-5 kat arttı. Hâlâ hacca gidemedik, mağduruz. Hükûmete hakkımızı helal etmiyoruz. Bunu var, Mecliste söyle.” dediler.

Ayrıca, bazı kayırmalarla hacca giden kurum, kuruluş, kişilerin de olduğunu ifade ettiler. Bunu belirtmek istiyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Gürer.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi (2/1929) ve Anayasa Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 505) (Devam)

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Mersin Milletvekilimiz Sayın Oktay Öztürk.

Sayın Öztürk, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi dakika.

MHP GRUBU ADINA OKTAY ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi üzerine grubumuzun görüşlerini arz etmek üzere huzurlarınızdayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, bugün Mevlid Kandili; aziz Türk milletinin bütün fertlerinin ve Meclisimizde bulunan milletvekillerimizin, çalışanlarımızın kandillerini kutluyorum.

Demokrasilerde siyasal iktidar gücünün dayanağını ve meşruiyetini halktan almaktadır. Temsil kabiliyetinin yüksek olması, iktidarın gücünü ve yönetimde istikrarı sağlayan önemli unsurlardan birisidir. Bununla beraber istikrar, iktidar partisinin despotizme dönüşmesine de müsaade etmemelidir; aksi hâlde temsili demokrasi yara alır. Bu sebeple, iktidarın gücünün sınırlanmasına ihtiyaç vardır. Bu sınırlama evrensel hukuk kurallarına uygun olmak zorundadır. Evrensel hukuka uygun bir anayasa temsili demokrasinin en önemli teminatıdır. Yaşanılan tecrübeler, temsilî demokrasilerde hak ve özgürlüklerin asıl güvencesinin, ilk ve son yolunun parlamentonun temsil kabiliyeti olduğunu göstermiştir. Temsilciler millet adına konuşur, oy kullanır ve çalışmalarını ona göre yürütür. Toplumun çoğulcu yapısının yansıdığı ana mekândır parlamentolar. Seçim kanunları bunu sağlayacak nitelikte olmadığı takdirde parlamentolar kendilerinden beklenen işlev olan “milletin temsili”ni gerçekleştiremeyeceklerdir. Asıl istikrarsızlık da burada başlayacak ve rejimin meşruiyeti de tartışmalı bir hâle gelecektir.

Serbest rekabete dayalı, adil ve periyodik olmayan bir seçimin demokratik olmasından söz edilemez. Bununla birlikte, seçimin demokrasilerde birçok işlevinden söz etmek de mümkün ama seçimlerden asıl murat edilen, temsilî makamlara gelecek olanları belirlemektir. Kısaca, seçimlerin en önemli işlevi, yasama ve yürütme organlarının kimlerden, hangi partilerden olacağını belirlemektir. Zira, seçimler hükûmeti belirlemek için yapılır, rejimi belirlemek için yapılmaz.

Seçimler demokrasinin işleyişini sağlayan ana mekanizmadır. Seçimler anayasal bir demokrasi içinde müspet bir anlam taşımaktadır. Bu sebeple, kurum ve kurallar seçimlerin sonucunu belirlemez. Kurum ve kurallar önceden, objektif olarak tespit edilmelidir.

Demokrasiyi tanımlamakta nazara alınan önemli unsurlardan birisinin seçimler olduğu kabul edilmektedir ancak bu herhangi bir seçim değil, mutlaka ki demokratik bir seçimdir. Bunun şartları da bütün demokratik değerlendirmelerde ortaktır. Demokratik ülkelerde seçimlerin serbest, yarışmacı, adil ve belli periyotlarla yapılması demokratik seçimlerin varlığı için gerekli asgari üç unsur olarak kabul edilmektedir. Seçimlerin demokratik olabilmesi için, seçimlerin yapılmasındaki usuli süreçleri yerine getiren, denetleyen ve nihayet hukuki ihtilafları karara bağlayacak olan organın kurumsal yapısının sağlam yani bağımsız, tarafsız ve adil olması yönünde gerekli düzenlemelerin yapılması zorunluluğu bulunmaktadır. Seçimlerin yapılma sürecini gözetleyecek organın kurumsal yapısının öngörülen özelliklere sahip olmaması hâlinde, iktidarı elinde bulunduranlar bu ilkeleri göz ardı ederek kendi iktidarlarının devamını sağlayacak manevralarla seçimlerin demokratik olması gerektiği yönünde kabul edilen ilkeleri bertaraf etmek isteyeceklerdir. Ancak demokratik sistemin altyapısı olan bu ilkelere dayalı seçimler ve elbette seçimleri yapmakla görevli kurumsal yapı varlığını koruyabilirse bu manevralar iktidar sahiplerine belki geçici avantajlar sağlayabilir ama sürekli kendisinin iktidarına vesile olmayacağı gibi, bazen de aleyhine sonuçlar doğurabilir.

Demokrasinin olmazsa olmazı olarak kabul edilen seçimlerin bağımsız, tarafsız ve adil olması için seçimleri yapacak kurumsal yapının da bağımsız, tarafsız ve adil olması gereklidir. Seçimlerin yapılmasını gözetlemekle görevli kurumsal yapıda oluşacak zafiyet, pozitif düzenlemelerde kabul edilmiş olan seçim ilkelerinin zafiyete uğraması sonucunu doğurabilecektir. Bu sebeple kurumsal yapının niteliği en az seçimler kadar önem arz etmektedir. Kurumsal yapı bağımsız, tarafsız ve adil olmazsa seçimlerin bağımsızlığı, tarafsızlığı veya adil olmasından bahsedilemeyecektir. Zira halkın oy vermesi için gerekli hazırlıklar ve oy verme sonrasında da sayım ve döküm işlemleri kurumsal yapı tarafından gerçekleştirilecektir.

Ülkemizde seçim iş ve işlemlerinin yürütülmesi amacıyla görevlendirilen organ 16 Şubat 1950 tarihinden beri Yüksek Seçim Kuruludur. Yüksek Seçim Kurulu 1961 ve 1982 Anayasalarıyla da anayasal bir kurum olarak güvenceye alınmıştır. Ancak gündemdeki kanun teklifine kadar olan süreçte Yüksek Seçim Kurulu kurumsal olarak Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’da yer alan hükümlerle faaliyetlerini yürütmüştür. Bu kanunla birlikte Yüksek Seçim Kurulu, kurumsal yapı ve görev alanları itibarıyla ilk defa ele alınacaktır.

Anayasa’nın 79’uncu maddesinde “Seçimler, yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılır.” denilmektedir. Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğüyle ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikâyet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama yetkisi Yüksek Seçim Kuruluna verilmiştir. Bunun yanında Anayasa’da Yüksek Seçim Kurulu kararlarının kesin olduğu, başka bir yargı organına başvurulamayacağı hüküm altına alınmıştır. Anayasa’da yer alan hüküm bir bütün olarak değerlendirildiğinde, seçimlerin başlamasından bitirilmesine kadar olan sürecin Yüksek Seçim Kurulu tarafından yerine getirilmesinin yanında, seçimlerle ilgili olarak ortaya çıkması muhtemel hukuki uyuşmazlıklarda da nihai karar makamı olarak Yüksek Seçim Kurulu görevlendirilmiştir.

Yukarıda anlatıldığı gibi, seçimlerin demokratik ilkelere uygun olması için seçimlerin yapılmasındaki usuli süreci ve seçimler sebebiyle oluşacak hukuki uyuşmazlıkları nihai karara bağlamakla görevli Yüksek Seçim Kurulunun yapısının uluslararası standartlara uygun ve onlarla paralel olması gereklidir. 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’da Yüksek Seçim Kuruluyla ilgili yer alan düzenlemeler seçimlerin demokratik ilkelere uygun ve yargı denetiminde yapılmasını sağlamıştır. Ancak Yüksek Seçim Kurulunun kurumsal yapısının günün gelişmelerine uygun hâle getirilmesi gereklidir. Zira 298 sayılı Kanun dışında bir kısım özel kanunlarda da -örneğin kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, siyasi parti organları, sendikalar- bazı seçimlerin Yüksek Seçim Kurulunun gözetim ve denetimi altında yapılması hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla Yüksek Seçim Kurulunun görevleri de seçimlerin sayısındaki artış oranında çoğalmaktadır. Bu kadar geniş görevler verilen Yüksek Seçim Kurulunun verilen görevleri layıkıyla yerine getirebilmesi için kurumsal yapı olarak güçlendirilmesi gerekmektedir. Bilindiği gibi, Yüksek Seçim Kurulunun kurumsal yapısı Seçimlerin Temel Hükümleri Hakkında Kanun’da dağınık olarak yer almaktadır. Bu kanun teklifi, Yüksek Seçim Kurulunun bağımsız bir kanunla düzenlenmesine hizmet edecektir. Diğer bir ifadeyle, Yüksek Seçim Kurulu, teklifin kanunlaşmasıyla birlikte güçlü bir kurumsal yapıya kavuşturulmuş olacaktır. Yüksek Seçim Kurulunun güçlü bir kurumsal yapıya kavuşturulmaması, seçimlerin demokratik ilkelere uygun, serbest ve adil olması ilkeleriyle çelişebilecektir. Farklı bir söyleyişle, demokrasinin tüm kurallarıyla etkin olabilmesi için Yüksek Seçim Kurulunun bağımsız, tarafsız, adil olması gereklidir.

Günümüzde demokrasiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan ülkelerde de seçimler yapılmaktadır ancak bu ülkelerde yapılan seçimlerin bağımsız, tarafsız ve adil olduğunu söyleyebilmek de pek mümkün değildir. Seçimlerin demokratik ilkelere uygun olabilmesi için, şaibeden uzak ve hemen herkes tarafından tarafsızlığına ve bağımsızlığına güvenilen bir kurumun nezaretinde yapılacak olması gereklidir. Yüksek Seçim Kurulunun kurumsal yapısının güçlendirilmesi kuruma olan güveni de artıracaktır.

Görüşülmekte olan kanun teklifiyle Yüksek Seçim Kurulu kurumsal olarak daha güçlenecek ve seçimlerin tarafsız ve bağımsız yapılması için gerekli altyapıyı oluşturabilecektir. Teklifin kabul edilerek yasalaşmasından sonra kanun teklifi bağlamında kurumsal yapının oluşturulmasında şimdiye kadar elde edilen kazanımlar ve elbette yetişmiş personelin özlük hakları da muhafaza edilmelidir. Şayet kurumsal kazanımlar nazara alınmadan yeni bir yapılanmaya gidilir ise yeni ve içinden çıkılması mümkün olmayan problemler ortaya çıkabilecektir. Yüksek Seçim Kurulunun verilen görevleri layıkıveçhile yerine getirebilmesi yani seçimlerin sağlıklı yapılabilmesi için elbette kurumsal kazanımların korunması, atama ve terfilerde liyakatin esas alınması gereklidir. Özellikle hâlihazırda görev yapan seçim müdürlerinin ve diğer personelin özlük haklarının mutlaka korunması, onların tecrübelerinden yararlanılması, önümüzdeki dönemde yapılacak seçimlere yönelik, ulaşabilecek şaibeleri de bertaraf edecektir.

Burada özellikle üzerinde durmak istediğimiz, seçim müdürlerinin de bir rahatsızlık yaşadıklarını biliyoruz. Sanki önemsiz, değersiz bir noktaya taşınmışlar gibi bir hisse kapılıyorlar. Oysaki bunlar seçimlerin hemen hemen bütün yükünü omuzlarında taşıyan insanlar ve tecrübeli insanlardır. Hangi aşamada olursa olsun tecrübeyi bertaraf etmek, ona sırtımızı dönmek mümkün değildir. Belki muadil müdürlerle aynı görevi yapmıyor olabilirler, aynı mesaiyi harcamıyor olabilirler ama öyle bir gün var ki oradaki tecrübeleri herkes için bir anlam ifade edebilir, bulundukları noktada tecrübeleriyle bir yanlışa adım atılmasına müsaade etmemeleri de o kadar önem arz etmektedir. Bu noktada, biz özellikle bu tecrübenin, devlet için, millet için yıllarca hizmet etmiş bu insanların hizmetlerinin dikkate alınmasını istiyoruz. Bu, bir noktada elzemdir. Eğer bu hizmetleri takdir etmekte acze düşersek korkarım ki bir daha hizmetkâr bulmakta zorluk çekeriz. Aksinin kabulü, Yüksek Seçim Kurulunun bağımsızlığına ve tarafsızlığına gölge düşürebilecektir. Yüksek Seçim Kurulunun bağımsızlığının ve tarafsızlığının tartışmaya açılmasına sebep olacak uygulamalardan mutlak olarak kaçınılması gereklidir. Şayet Yüksek Seçim Kurulunun tarafsızlığı ve bağımsızlığı tartışmaya açılır ise bu, seçimlerin de tartışmalı hâle gelmesi sonucunu doğurabilecektir. Herkesin, özellikle de seçimlerin yapılmasında tek yetkili ve görevli organ olan Yüksek Seçim Kurulunun bu tip tartışmalardan uzak tutulması ülkemiz demokrasisi açısından son derece önemlidir.

Yukarıda görevlerini saydığımız Yüksek Seçim Kurulunun bu görevlerini etkin ve verimli ve çağa uygun bir şekilde yerine getirebilmesi için günümüz koşulları, seçmen sayısının artması, seçim sayısının artması ve sıklaşması, yurt dışındaki ülkelerde oy kullanma imkânının getirilmesi ve son olarak 16 Nisan 2017 referandumuyla Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinin aynı günde yapılması, milletvekili sayısının 600’e çıkarılması ve 100 bin seçmenin Cumhurbaşkanı adayı gösterebilmesi imkânının getirilmesi gibi nedenlerle artan iş yükü karşısında, kurulun teşkilat yapısının iyileştirilmesine, yeni hizmet birimlerinin oluşturulmasına, nitelikli idari ve teknik personele ihtiyaç bulunduğu açıktır.

Genel Kurulda görüşülecek olan Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi, Kurulun Anayasa’daki konumu, görev, yetki ve sorumlulukları ile 298 sayılı Kanun ve özel kanunlarda yer alan teşkilat, personel rejimi, çalışma usul ve esaslarına ilişkin hükümlerde birtakım yenilikler ve düzenlemeler öngörmektedir.

Bu değişiklik ve yenilikler arasında, görüşülmekte olan (2/1929) esas sayılı Kanun Teklifi’nin geçici 1’inci maddesinin (6)’ncı fıkrasında, görevde yükselme ile kadro atamalarının yapılmasında “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren seçim müdürü ve seçim müdür yardımcılığı kadrolarına beş yıl süreyle, 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde sayılan şartlara ek olarak 10 uncu maddenin dördüncü fıkrasındaki şartları taşıyan ve imzalanacak protokole göre Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan yazılı sınavda başarılı olanlar arasından, yapılacak sözlü sınav sonucuna göre Başkan tarafından atama yapılabilir. Ancak bir takvim yılı içinde bu fıkra uyarınca yapılacak atamalar, bu kadrolara görevde yükselme suretiyle yapılan atamaların üç katını geçemez.” denilmektedir. Daha önceki teklifte dört katıydı. Böylece istihdam edilecek mevcut seçim müdürlerinin sayısı biraz daha çoğaltılmış oluyor.

Şimdi, bütün bunlardan sonra söyleyeceğimiz son sözümüz şu: Adı üzerinde, Yüksek Seçim Kurulu. Görevlerini saydık. Herhangi bir hata, herhangi bir kargaşada onun üstünde bir kurul yok. O zaman, inanıyoruz ki ve bekliyoruz ki, bugüne kadar gördüklerimizden de umutla söylüyoruz ki Yüksek Seçim Kurulu bu noktada en yüksek merci olduğu için, hak ve hukukun arandığı en yüksek merci olduğu için, herhangi bir hataya meydan vermek gibi bir lükslerinin olmadığının şuurundadırlar. Bugüne kadar başarılı çalışmalarını takdir ettiğimiz Yüksek Seçim Kurulunun bundan sonra da başarılı bir şekilde görevlerine devam edeceklerini düşünüyor, bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öztürk.

Gruplar adına son konuşma, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Çanakkale Milletvekilimiz Sayın Muharrem Erkek’e aittir.

Sayın Erkek, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi dakika.

CHP GRUBU ADINA MUHARREM ERKEK (Çanakkale) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 505 sıra sayılı Kanun Tasarısı üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle milletimizin ve tüm İslam dünyasının Mevlit Kandili’ni de kutluyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüksek Seçim Kurulu deyince, tabii, o kadar önemli ki seçimlerin güvenliği, seçmen kütüklerinin oluşturulması, denetimi, seçim süreçlerinde eşitlik, dürüstlük, adalet… Burada “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” yazıyor. Egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olabilmesi için işte bu seçim süreçlerinin demokratik, eşit, adil, özgür süreçler olması bir zorunluluk. Bunları denetleyecek, bunu sağlayacak organ da Yüksek Seçim Kurulu. Ama özellikle son seçimlerde yaşananlara baktığımızda kaygı verici gelişmeler; demokrasinin temelinden sarsıldığı, seçmen iradesinin sakatlandığı, daha doğrusu, bununla birlikte egemenliğin zedelendiği süreçler yaşadık. 1 Kasıma giden süreçte seçimler demokratik, eşit, adil koşullarda olmadı, maalesef. Yüksek Seçim Kurulu da bu süreçte gereğini, görevini yerine getiremedi.

Bakın, TRT’nin resmî sitesinde “Yayın İlkelerimiz” başlığı çıkıyor açtığımız zaman. TRT yayın ilkelerini sıralamış, diyor ki burada: “Anayasa’nın 133’üncü maddesi uyarınca kamu tüzel kişiliğine sahip Türkiye’nin tek kamu yayın kuruluşu olarak yayınlarımızın tarafsızlığı esastır.” Yine, ne diyor? “…tek yönlü, taraf tutan yayın yapmamak ve bir siyasi partinin, grubun, çıkar çevresinin, inanç veya düşüncenin menfaatlerine alet olmamak.” diyor. İşte bunları yazıyorsunuz, kendi sitenizde açıklıyorsunuz ama seçimlerde iktidar partisi ayda elli saat yer buluyorsa ana muhalefet partisi veya diğer partiler birer saat bile yer bulamıyor, bazı partiler hiç bulamıyor. Peki, Yüksek Seçim Kurulu ne yapıyor? Hiçbir şey, maalesef, yapamıyor.

Yüksek Seçim Kurulunun bir teşkilat yasasının olması doğaldır, olmalıdır; bunu hepimiz destekliyoruz, destekledik. Ancak, on beş yıldır tek başına iktidarda olan Adalet ve Kalkınma Partisinin neden bugün bu teşkilat yasasının aklına geldiği de bir soru. Toplumun bir kesimi haklı olarak soruyor: “16 Nisan 2017 referandumundaki açıkça kanuna aykırı mühürsüz oy pusulası kararından sonra bu teşkilat yasası acaba bir mükâfat mı Yüksek Seçim Kurulu Başkanına veya Kurula?” Bu soruyu soruyor insanlar çünkü zamanında bu teşkilat yasasını getirmeniz ve çıkarmanız gerekirdi. İnsanlar haklı olarak soruyor çünkü 16 Nisan 2017 referandumunda, maalesef, seçmen iradesi sakatlandı.

16 Nisandan dört gün önce, 12 Nisanda Yüksek Seçim Kurulu bütün ilçe seçim kurulu başkanlarıyla ve ilçe seçim müdürleriyle toplantı yaptı. O toplantıda dedi ki: “Mühürsüz zarflar ve oylar geçersiz sayılacak.” Seçim başladı, sandıklar kapandı, sandıklar açıldı, oylar sayılmaya başlandıktan sonra oyunun kuralı değiştirildi ve Yüksek Seçim Kurulu açıkça kanuna aykırı bir şekilde mühürsüz zarfları, oyları geçerli saydı ve bugün dahi artık mühürsüz kullanılan oyları tespit etmek mümkün değil ve kuvvetler ayrılığını, demokrasiyi yıkan bir Anayasa değişikliği Yüksek Seçim Kurulunun bu kararıyla da şaibe altında kaldı ve meşruiyeti sürekli tartışılacak. Evet, şeklen yürürlüğe girmiştir ama asla meşru değildir, bunu her fırsatta dile getireceğiz. Onun için Yüksek Seçim Kurulu çok çok önemli.

Bakın, bu teklif Sayın Grup Başkan Vekilinin tek imzasıyla geldi, Yüksek Seçim Kurulunun görevleri, teşkilatı yasası tek imzayla geldi ve imza sahibi, teklif sahibi esas komisyonda ve alt komisyonda hiçbir görüşmeye, toplantıya katılmadı. Bu teklif hazırlanırken siyasi partilerin, Danıştayın, Yargıtayın -ki Danıştay ve Yargıtay üyelerinden oluşuyor Yüksek Seçim Kurulu- görüşleri alınmadı, katılımcılık sağlanmadı; sivil toplum örgütlerinin, büyük meslek odalarının, Türkiye Barolar Birliğinin katılımı sağlanmadı; maalesef, bu kadar önemli bir kanun tasarısı, hiçbir katılım sağlanmadan, yalnızca tek imzayla Meclis Başkanlığına sunuldu.

Tabii, böyle olunca ciddi eksiklikler olduğunu da tasarıda gördük. Gerek esas komisyonda gerek alt komisyonda birçok noktayı düzeltmek zorunda kaldık, birlikte de düzelttik ama maalesef, bu teşkilat yasası, seçimlerin güvenliğini, seçim süreçlerinde adaleti, tarafsızlığı, bağımsızlığı, eşitliği, özgürlüğü sağlayabilecek bir yasa değil.

Bir örnek vereyim, bu örnek bile tek başına yeterli olabilir. Mevcutta, Yüksek Seçim Kurulunun tüm giderlerini Adalet Bakanlığı karşılıyor Adalet Bakanlığı bütçesinden ayrılan bir kalemle. Şimdi, müstakil bir kanun teklifi getiriyoruz, “Yüksek Seçim Kurulu bağımsız olmalı, tarafsız olmalı, özerk olmalı, güçlü olmalı.” diyoruz ama yine bu tasarının içinde ne yapıyoruz? Yüksek Seçim Kurulunun merkez ve taşra teşkilatının bütün giderlerini yine Adalet Bakanlığı bütçesine bağlıyoruz. Yani Yüksek Seçim Kurulu siyasi iradenin, iktidarın vesayeti altında çalışmaya maalesef devam edecek.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; teklifte üzerinde durmamız gereken birçok madde var. Uygulamada birçok kararı Kurul alırken burada çok önemli kararları, üst düzey personelin atanması gibi önemli kararları Başkan tek başına -Başkanın iki dudağının arasında- keyfî bir şekilde alabilecek. Hâlbuki, bu atamaların -daire başkanı gibi, genel müdür gibi, Yüksek Seçim Kurulundaki üst düzey atamaların- Kurulun teklifiyle ve Kuruldan alınacak kararla Başkan tarafından atanması çok daha uygundur. Ama her yerde bir tek adam yaratılmak isteniyor, bunu açıkça ve net olarak görüyoruz ve bu tek adamların da bağlı olduğu tek adam zaten, maalesef saray rejimiyle… Bunu da hepimiz biliyoruz.

Bakın, bu teklif hazırlanırken çok önemli iki madde karşımıza geldi. Meclis Başkanlığına sunulan teklifte ve Anayasa Komisyonumuza havale edilen teklifte baktık ki sandık kurulu başkanlarının atanmasıyla ilgili siyasi partilerin katılımı, denetimi tamamen ortadan kaldırılmış. Mevcutta, biliyorsunuz, sandık kurulu başkanları -ki çok önemlidir seçim güvenliği açısından- siyasi partilerin de katılımıyla kurayla belirlenirken bu teklifin içinde ilçe seçim kurulu başkanlarının tek başına atamasına bağlanmış.

Yine, müşahitler… Müşahitlere ciddi kısıtlama getirilmiş. Alt komisyonda bunları oy birliğiyle tekliften çıkarttık. Çok önemliydi, bunların tekliften çıkması çok önemliydi; aksi takdirde, seçim güvenliği temelinden sarsılacaktı. Eğer biz seçim güvenliğini sarsarsak, sandıktan çıkan sonuca saygıyı, güveni kaybedersek demokrasiyi kaybederiz. Bu çıkartıldı, yarın 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Hakkında Kanun’un içinde tekrar getirilmemesini önemle vurgulamak istiyoruz. Uyum yasaları içerisinde, 298 sayılı seçimlerin temel hükümlerini düzenleyen yasa içerisinde bu konuda düzenleme yapılacaksa siyasi partilerin katılımını, denetimini artıran, müşahitlerle ilgili de, kısıtlayan değil, müşahitlerin denetimini, gözetimini artıran, gözlemcileri çoğaltan, sivil toplumun, Oy ve Ötesi gibi bu konuda özverili çalışmalar yapan grupların katılımını da sağlayacak düzenlemeler olmalı. Umarız iktidar tekliften oy birliğiyle çıkarttığımız bu düzenlemeleri yarın bu Mecliste karşımıza başka düzenlemeler içinde getirmez. Bunu da önemle takdirlerinize sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, teklifin içine, teklifin içeriğine baktığımızda, uzun yıllardır Yüksek Seçim Kurulu bünyesinde, il ve ilçe seçim kurullarında görev yapan, özveriyle görev yapan, bu memleketin her köşesinde dürüst seçimler yerine getiren personel maalesef hiç düşünülmemiş. Yüksek Seçim Kurulu bünyesinde görev yapan, ilçelerde, ilçe seçim kurullarında görev yapan ve on bir on iki yıldır görevde yükselme sınavı bekleyen ve bunu da haklı olarak bekleyen insanlar şimdi eğer istenirse bir çırpıda tasfiye edilebilecek, bir çırpıda. Hiçbir güvenlikleri, hiçbir güvenceleri maalesef kalmayacak. Çünkü öyle uygulamalar getiriliyor ki, örneğin sözlü sınav, uygulamalı sınav gibi eklemelerle mevcut görev yapan seçim müdürlerinin ve seçim personelinin yerine dilediklerini iktidar atayabilecek. Mevcut görev yapan personelin, hakkaniyet gereğince, mutlaka statüleri korunmalı ve Kurul hafızası bir çırpıda yok edilmemeli çünkü bu görev yapan personel seçimlerin, Yüksek Seçim Kurulunun aynı zamanda da önemli bir hafızası. Bu nedenle, teklifteki 10’uncu maddenin (6)’ncı ve (9)’uncu fıkralarının, yine geçici 1’inci maddenin (6)’ncı bendinin mutlaka tekliften çıkarılmasını Genel Kurulun takdirlerine önemle sunuyoruz.

Açıktan atama imkânı sağlanarak kurum hafızası yok edilmemeli. Öncelikle on bir yıldır, on iki yıldır görevde yükselme sınavı bekleyen personelin atamaları yazılı sınav sonucuna göre ve liyakate göre yapılmalı, sözlü sınav uygulaması da mutlaka bu tekliften çıkarılmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 16 Nisan 2017 Anayasa değişikliği şeklen yürürlüğe sokulduktan sonra zaten fiilen tek adam rejimi hukuki zeminini de bulmuş oldu. HSK’yı -Hâkimler ve Savcılar Kurulunu- Cumhurbaşkanı tek başına belirliyor çünkü Cumhurbaşkanı aynı zamanda da iktidar partisi siyasi partinin Genel Başkanı oldu. Kurul üyelerinin 6’sını kendi seçiyor, Adalet Bakanı, Müsteşar ve 4 üyeyi direkt olarak atıyor, 7’sini de 316 milletvekiliyle, bu çoğunluğuyla Meclise seçtiriyor. Yüksek Seçim Kurulunun Yargıtay ve Danıştay üyelerinden oluştuğunu da düşünürsek HSK seçimi çok önemli. Bizim derdimiz demokrasi, bizim derdimiz hukuk devleti, bizim derdimiz Yüksek Seçim Kurulunun yüksek saray kurulu olmaması; bizim çabamız bu. Biz, bunun için esas Komisyonda ve alt komisyonda çalışmalarımızı yürüttük.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; “seçimler” dediğiniz zaman, egemenlik devreye giriyor. Milletimiz egemenliği yetkili organları eliyle kullanıyor; yasama, yürütme, yargı organları eliyle. Egemenliğin gerçekten millete ait olması için de seçimlerin demokratik, eşit, adil olma zorunluluğu vardır. Ama maalesef son dönemlerde biz iktidarın ve sarayın demokratik seçimlerden, adaletli, eşit şartlarda yapılan seçimlerden korktuğunu da görüyoruz. Çünkü uygulamalar bu yönde. Biz, OHAL rejiminin kalktığı -çünkü OHAL rejiminde zaten demokrasi ve hukuk beklemek maalesef, hayalden öte bir şey değil- ilk seçimlerde, demokratik, adaletli seçimlerde milyonlarla birlikte, demokrasiye, adalete, hukuk devletine, eşitliğe, özgürlüğe inanan milyonlarla birlikte bu kaderi de mutlaka değiştireceğiz. Çünkü milletimiz seçimlerle hükûmetlere yetki veriyor ama görüyoruz ki hükûmetler son derece basiretsiz hareket edebiliyorlar.

Değerli milletvekilleri, son iki gündür yükselen tartışmalara da değinmek zorundayız. Çünkü her şey seçimlerle ilgili, her şey seçmen iradesiyle ilgili çünkü parlamento da hükûmet de bu seçimler sonucunda oluşuyor. 2006 yılında bu Parlamento, Kurumlar Vergisi Kanunu’nda bir değişiklik yaptı, 30’uncu maddenin (7)’nci fıkrası. Herkesin okuması lazım o fıkrayı. Dedi ki Parlamento, Meclis: “Bundan sonra, vergi cenneti ülkelerde kurulacak şirketlerin gelirlerinden, bu şirketlerin mükellef olsun olmasın tüm işlemlerinden, iş yerlerinden, hesaplarından, bu hesaplara yapılacak ödemelerden, havalelerden yüzde 30 vergi alacağım.” Yüzde 30… Türkiye Cumhuriyeti devletinin vergi cenneti ülkelerdeki şirketlerden vergi alması gerekir. Bir şartla… Bakanlar Kurulunun vergi cenneti ülkelerinin listesini yayınlaması görevini de verdi yasa. Ama Bakanlar Kurulu tam on bir yıldır görevini suistimal ederek, görevini kötüye kullanarak kasten dünyadaki vergi cenneti ülkelerin listesini yayınlamadı; yayınlamadığı için devletin büyük bir vergi ziyaı, vergi kaybı söz konusu.

Yirmi yıl ceza avukatlığı yapmış bir hukukçu olarak vergi ziyaına sebebiyet vermekten onlarca kişinin davasına girdim. Bunu bizzat Hükûmet yapıyorsa, Hükûmet görevini yerine getirmeyerek, kasten yerine getirmeyerek vergi ziyaına, vergi kaybına sebebiyet veriyorsa bu suçtur, bu suçtur. Bir de üstüne üstlük, bu liste yayınlanmadığı gibi -maalesef, artık mizah konusu da oldu- bakıyoruz iktidar sahiplerine, Kristof Kolomb gibi dünyayı keşfe çıkmışlar, denizlerde adalar keşfediyorlar. Yakında dünyada yeni bir kıta da keşfedebilirsiniz. Bütün dünya Man Adası’nın İrlanda Denizi’nde olduğunu sizin sayenizde öğrendi, Malta Adası’nın sizin sayenizde öğrendi yerini dünyada. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, ben özellikle sizlerin vicdanına şunu sormak istiyorum. Çok haklı sorular var.

Birinci soru: Vergi cenneti kabul edilen ülkelerde niçin şirketler kurulur? Kimler buralarda şirketler kurar? Ticaret yapmak herkesin hakkıdır, ahlaklı ticaret yapmak, basiretli ticaret yapmak kaydıyla. Neden kendi ülkenizde kurmuyorsunuz bu şirketleri? Neden?

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Burada vergi var, onun için.

MUHARREM ERKEK (Devamla) – Kendi ülkesinde vergi ödemek istemeyenler vergi cennetlerinde şirketler kurar. Neden bu Malta’da ve Man Adası’nda Başbakanın, Cumhurbaşkanının çocuklarının, yakınlarının kurdurduğu şirketler ortaya çıkıyor? Neden? Bu soruyu sormamız lazım. Bu şirketler niçin kuruluyor?

İkinci soru: Bu şirketlerin offshore hesapları arasında gönderilen, aktarılan bu paraların -milyonlarca dolar para- kaynağı nedir? Bu kaynağı da bizim sormamız gerekir burada. Olayın hukuki boyutu yanında çok önemli siyasi ahlak boyutu da var. Bu paraların kaynağı nedir değerli milletvekilleri?

Üçüncü soru: Bu paralar vergilendirilmiş midir? Bu paraların vergisi alınmış mıdır? Malta Adası’nda ve Man Adası’nda eğer Başbakanın, Cumhurbaşkanının yakınlarının, çocuklarının kurdurduğu şirketler ortaya çıkıyorsa bu çok ciddi bir sorundur. Bu, siyasi ahlakın maalesef çöktüğünü gösterir. Bu gerçeği mutlaka her fırsatta yüksek sesle dile getireceğiz.

Bakın, değerli milletvekilleri, asgari ücretle çalışan bir işçi asgari ücretten kesilen vergiler sebebiyle evine et götüremiyor, beyaz peynir götüremiyor, tereyağı götüremiyor. Bunu hepimiz biliyoruz. Bu memlekette, asgari ücretle çalışan taşeron işçileri, emekçiler, emekliler, çiftçiler, esnaf o kadar ağır bir vergi yükü altında ki, o kadar zor şartlarda ayakta durabiliyorlar ki. Ama bakıyoruz, Cumhurbaşkanının, Başbakanın çocukları, kendi ülkelerinde vergi ödememek için, dünyada kendilerine cennet bahçeleri kurmuşlar. Bunları burada konuşmak, tartışmak zorundayız ama siz, ısrarla bu kirli ilişkilerin üzerini örtmeye çalışıyorsunuz maalesef. Siz örtmeye çalıştıkça, maalesef, bu kirli çamaşırlar da ortaya seriliyor; olan, devletimize ve milletimize oluyor. Eğer siz gereğini yapsaydınız, siz Reza Zarrab’ı Türkiye’de tutuklayıp yargılasaydınız Türkiye Cumhuriyeti devletinin itibarı da zedelenmezdi.

Bakın, ben Sayın Devlet Bahçeli’nin çok önemli bir tespitini paylaşmak istiyorum, çok yakın bir tarihte, diyor ki: “Alimallah, İranlı kaçakçı alayınızı ele verirse okyanus ötesinde yandaş hâkim, savcı da bulamazsınız, büyük bir skandalın faili olmaktan kurtulamazsınız.”

Şimdi, bakıyoruz, Panama belgeleri, Paradise Papers belgeleri, Malta Adası, Man Adası, Rıza Sarraf’la rüşvet ilişkileri, kara para ilişkileri, kirli ilişkiler… Maalesef, hep aynı isimler, aynı şirketler dökülüyor ortaya. Neden?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Erkek, bir dakika ek süre veriyorum, sözlerinizi tamamlayın lütfen.

MUHARREM ERKEK (Devamla) – Tamamlayayım. Teşekkür ediyorum.

Bakın, tekrarlıyorum, değerli milletvekilleri: Panama belgeleri, Paradise Papers belgeleri, WikiLeaks belgeleri, Man Adası, Malta Adası, vergi cenneti ülkelerde kurulan şirketler, bu şirketlerin ortakları, hissedarları, offshore hesaplarına yapılan para transferleri… Neden hep aynı isimlerle karşılaşıyoruz biz? Neden hep ortaklar Cumhurbaşkanının, Başbakanın, Hükûmetin yandaşları çıkıyor, neden? Bu iddiaları araştırmak Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevi değil mi?

Kimler vergi cennetlerinde şirketler kurar ben size söyleyeyim: Kendi ülkelerinde vergi ödemek istemeyenler, yasa dışı kaynaklardan elde edilen gelirleri gizlemek isteyenler, kara para aklamak isteyenler, kendilerinin ve şirketlerinin, müşterilerinin servetlerini gizlemek isteyenler buralarda gider, şirketler kurarlar. Bu bile başlı başına çok önemli bir siyasi ahlak sorunudur. Hele hele devleti yönetenlerin, hele hele devleti yönetenlerin kendilerinin ve ailelerinin mal varlıkları, işlemleri, ticareti, her şeyi son derece şeffaf, basiretli, ahlaklı olmak zorundadır diyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Erkek.

Sayın milletvekilleri, gruplar adına konuşmalar tamamlanmıştır.

Şimdi, şahsı adına Yozgat Milletvekilimiz Sayın Yusuf Başer, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, bu gece idrak etmekte olduğumuz Mevlit Kandili’nin hem İslam âleminin hem aziz milletimizin ve hem de tüm insanlığın kurtuluşuna vesile olmasını Yüce Mevla’dan niyaz ediyorum.

Yine, sözlerime başlamadan önce, biraz önce hatibin belirtmiş olduğu hususlara katılmadığımı söyleyerek, yüzde 50’yi aşkın bir şekilde, aziz milletimizin 1 milyon 300 bin daha fazla evet oyu vermesi suretiyle, 16 Nisan halkoylamasında aziz milletimizin anasının ak sütü gibi helal oylarıyla Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçilmiştir.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – Mühürsüz oylar, mühürsüz!

YUSUF BAŞER (Devamla) – Bu oylama geçerlidir, hukukidir; onu özellikle belirtmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; demokratik yönetimler, halkın hür iradesinin tecellisi olan seçimler vasıtasıyla hayata geçirilmektedir. Demokratik, özgürlükçü ve çoğulcu rejimlerin temeli özgür, eşit, şeffaf ve dürüst şekilde yapılan seçimlere dayanmaktadır. Anayasa’mız, seçimlerin ve halk oylamasının serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre yargı yönetimi ve denetimi altında yapılacağını hüküm altına almış ve seçimlerin yönetimine ve denetimine ilişkin görevleri ise sadece ve sadece Yüksek Seçim Kuruluna vermiştir.

Ülkemizde seçimlerin yönetimi ve denetimi çeşitli aşamalardan geçerek bugünkü konumuna gelmiştir. İlk olarak 1950 tarihinde kanunla kurulmuş olan Yüksek Seçim Kurulu Ankara’da görev yapıyor -onun yanında da illerde ve ilçelerde seçim kurulları oluşturulması suretiyle- ve 1961 Anayasası’yla Anayasa’mıza girmiş, 1982 Anayasası’nda da “Cumhuriyetin Temel Organları” bölümünde yer almak suretiyle de Yüksek Seçim Kurulu anayasal vasfını korumuştur.

Bu kanun teklifiyle seçimlerin yönetimi ve denetimi kurallara bağlanmış, seçim iş ve işlemlerinin seçim kurullarınca yürütüleceği, seçimlerin yargı gözetimi ve denetimi altında yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Bu düzenlemelerde, seçimlerin başlamasından bitimine kadar seçimin düzen içinde yapılması, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün konulardaki şikâyetleri ve itirazları inceleme, kesin olarak karara bağlama, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin seçim tutanaklarını ve Cumhurbaşkanı seçimi tutanaklarını kabul etme görevi Yüksek Seçim Kuruluna verilmiştir.

Anayasa’mızda Yüksek Seçim Kurulu, yalnız seçimlerin genel yönetim ve denetimini yürüten bir kurul olmayıp seçimlerin yargısal denetimini de yapan ve kararlarına karşı başkaca hiçbir merciye başvurulmayan bir kuruldur.

Ülkemizde, nüfus artışına bağlı olarak seçmen sayısı her geçen gün artmaktadır. 2007 ile 2017 yılları arasında ülke genelinde 4 kez milletvekilliği seçimi, 3 kez Anayasa değişikliği, 1 kez Cumhurbaşkanı seçimi ve 2 mahallî seçim olmak üzere Yüksek Seçim Kurulunun gözetim ve denetimi altında 10 ayrı seçim yapılmıştır.

Bunlardan başka, özel kanunlar gereğince kamu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, siyasi parti organlarının, sendikaların ve çeşitli birliklerin de denetimi bu Kurul vasıtasıyla yapılmaktadır. Seçim sayısının artması nedeniyle seçimlerin hazırlık dönemleri kısaltılmış, buna bağlı olarak da Yüksek Seçim Kurulunun iş ve işlemleri artmıştır.

298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’da 2008 ve 2012 yıllarında yapılan değişikliklerle, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza da bulundukları ülkelerde oy kullanma imkânı getirilmiş olup 2014 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçiminde, 7 Haziranda, 1 Kasım seçimlerinde ve son olarak da 16 Nisan halk oylamalarında da yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız oy kullanmışlardır. Yurt dışında gerçekleştirilen oy verme -kullandırma- işlemleri Kurulun iş yükünü de artırmıştır.

Öte yandan, 16 Nisan halk oylamasıyla kabul edilmiş olan Anayasa değişikliğiyle Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinin beş yılda ve aynı günde yapılması hüküm altına alınmış ve milletvekili sayısı 600’e çıkarılmıştır.

Ayrıca, 100 bin seçmenin Cumhurbaşkanlığına aday göstermesi imkânı tanınmıştır. Bu durum, Yüksek Seçim Kurulunun, il ve ilçe seçim kurullarının iş yükünü daha da artıracaktır.

Bununla birlikte, Yüksek Seçim Kurulunun ve birimlerinin görevleri, personel sayısı, usulü ve özlük işleri gibi bir teşkilat kanununda düzenlenmesi gereken hususlara 298 sayılı Kanun’un değişik yerlerinde yer verilmiştir. Yüksek Seçim Kurulunun bu kadar iş yüküne rağmen, bir tane teşkilat yasası bulunmamaktadır; bu kanun teklifiyle getirilmek istenen şey işte tam da budur.

Günümüz şartları ve teknolojik gelişmeler ile artan iş yükü ve değişen ihtiyaçlar karşısında Yüksek Seçim Kurulunun görevlerinin etkin, verimli ve çağa uygun bir şekilde yerine getirilmesi için, Kurulun teşkilat yapısının da değiştirilmesine, yeni hizmet birimlerinin kurulmasına, idari ve teknik personele ihtiyaç bulunmaktadır.

Kurulun Anayasa’daki konumu, görev, yetki ve sorumlulukları ile 298 sayılı Kanun ve özel kanunlarda yer alan teşkilat, personel rejimi, çalışma usul ve esaslarına ilişkin hükümler birlikte değerlendirilerek güçlü bir teşkilat yapısı oluşturulması amacıyla kanun teklifi verilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüksek Seçim Kurulu Kanun Teklifi’yle müstakil bir teşkilat kanunu öngörülmektedir. Yüksek Seçim Kuruluna engelli vatandaşlarımızın da oy kullanmalarını kolaylaştıracak her türlü tedbiri alma yetkisi de verilmiştir. Seçim mevzuatında dağınık şekilde bulunan Yüksek Seçim Kurulunun teşkilatı, personelin atanması ve özlük işlerine ilişkin konular teklifle bir araya getirilmiştir. Başkan ve hizmet birimlerinin görevleri yeniden düzenlenmekte, anayasal bir kurum olan Yüksek Seçim Kurulunun üye sayısı, üyelerin seçimi ve görev sürelerine ilişkin olarak hiçbir değişiklik yapılmamaktadır.

Kurula, öngörülen teşkilat yapısına uygun şekilde yeni kadrolar ihdas edilmektedir. İlk defa seçim uzmanı ve seçim uzman yardımcısı kadroları ile seçim müdür yardımcısı kadrosu ihdas edilmektedir. Seçim müdürü ve müdür yardımcılıklarına atanacaklarda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48’inci maddesine ek olarak, hukuk fakültesi mezunları ve hukuk bilgisi veren siyasal bilgiler, sosyal bilimler, idari bilimler, iktisat ve maliye alanlarında en az dört yıllık yükseköğrenim yapmış ve bunlara denkliği kabul edilmiş yabancı öğretim kurumlarından mezun olanların atanacağı hükmü getirilmiştir. Yine, aynı şekilde, seçim müdürlerinin her türlü özlük hakları korunmuştur. Seçim müdürü ve seçim müdür yardımcılarıyla ilgili olarak yeni getirilen bir husus şudur: Bunlar normal bir şekilde ÖSYM’ye müracaat ederek sınava girecekler ve yazılı sınavı kazananlara ayrıca sözlü mülakat ve uygulama sınavları da getirilmek istenmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüksek Seçim Kurulunda 11 üye bulunmaktadır, Kurulda daimî olarak görev yapan da sadece Başkandır, diğer üyeler sadece toplantılara katılmaktadır. Dolayısıyla Kurul Başkanına bu yasal düzenlemeyle verilmiş olan husus da Başkanın çalışacağı kişileri direkt kendisinin atamasıdır. Diğer Kurul üyeleri Yüksek Seçim Kurulunda daimi olarak bulunmadıkları için ve sadece kararlar aşamasında oraya geldikleri için onunla ilgili bir düzenleme yapılmıştır.

Yine, seçimlerin şeffaflığı anlamında, siyasi partilerimizin temsilcileri sandık kurullarının tamamında bulunmakta ve oy kullanmaktadır. Yine, aynı şekilde, bütün siyasi partilerimiz ilçe seçim kurullarında görev almakta ve oy kullanmakta ve ayrıca ilçe seçim kurullarında tüm siyasi partilerimizin de temsilcileri bulunmaktadır. Yine, aynı şekilde, il seçim kurullarında ve Yüksek Seçim Kurulunda şeffaflık anlamında tüm siyasi partilerimizin temsilcileri bulunmakta, müzakerelere katılmakta ve sadece, oy kullanmamaktadırlar.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; seçim sonuçlarıyla ilgili olarak 298 sayılı Kanun’un ek 9’uncu maddesi uyarınca, Yüksek Seçim Kuruluna ulaştığı andan itibaren siyasi partilere seçim sonuçları eş zamanlı olarak verilmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Başer, bir dakika ek süre veriyorum. Lütfen, toparlayın efendim.

YUSUF BAŞER (Devamla) – Ayrıca, sandık sonuç tutanakları, il ve ilçe seçim kurulu birleştirme tutanakları internet sitesi üzerinden yayımlanmaktadır. Yine, aynı şekilde, sonuçların sandık alanına asılması ve partilere gönderilip internette yayımlanmasının dünyadaki tek örneği Türkiye’dir diyorum.

Bu duygu ve düşünceler içesinde, kanun teklifinin hayırlı olmasını temenni ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Başer.

Şimdi, şahıslar adına son konuşmacı, Trabzon Milletvekilimiz Sayın Haluk Pekşen.

Sayın Pekşen, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır efendim.

HALUK PEKŞEN (Trabzon) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; milyonlarca yoksul, aç yurttaşımızın, bu akşam tencereye bir dilim yiyecek koymak için mücadele ettiği bir günde hepsinin ve bütün Müslüman âleminin, İslam âleminin Mevlit Kandili’ni kutluyorum. Doğrusu, bunu kutlarken de bir laf ve sözden öte olmasını çok umut ederdim. Bir siyasi iktidar Türkiye’ye büyük bir umutla geldi, “yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar” dedi ama ne yazık ki bugün Türkiye'nin en önemli gündemi bu üçü; yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar.

AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) – Size göre öyle, size göre.

HALUK PEKŞEN (Devamla) – Şimdi, Seçim Kanunu, Yüksek Seçim Kurulu Kanunu Türkiye'nin gündemine getiriliyor. Bundan önceki seçim kanunları, bundan sonraki seçim kanunları, daha birçok seçim kanunu çıkarsanız da bir anlamı yok. Bu Parlamentonun çıkardığı hiçbir yasanın bugüne kadar uygulanış biçimi ne yazık ki toplumun vicdanında yer etmemiştir. Türkiye, yasaları kötü olduğu için değil; Türkiye, yasaları olmadığı için değil; Türkiye, yasalarını uygulayanların bu yasaları uygulamayı bilmediği için değil; Türkiye, ne yazık ki yasaları uygulamaya izin verilmeyen bir siyasi iktidarın yönetiminde ve ağır bir baskı altında olduğu için bugün ağır bir travmayı yaşar hâlde. Yasaların işlemediği bir ülkede Parlamentonun günlerce, gecelerce yasa çıkarıyormuş gibi büyük bir mücadele vermesini yalnızca şeklî bir formaliteden ibaret görüyorum. Biz parlamenterler ne yazık ki görevimizi yapabilme gayreti içerisindeyiz. Halkımız, 80 milyonun vicdanında, bizleri affetsin. Emin olsunlar ki bu çabayı, bu gayreti sonsuza kadar, gücümüzün yettiği, nefesimizin yettiği sürece devam ettireceğiz. Ama hiçbir yerde olmadığı gibi sandıkta da adaletin olmadığını herkes biliyor.

Anayasa Mahkemesine taşıdım, referandumu Anayasa Mahkemesine taşıdım. 80 milyonun vicdanında, atın alınıp Üsküdar’ın geçildiğini herkes biliyor. At alınıp Üsküdar geçilmişse artık, toplumun vicdanı gerçekten ağır bir travmanın içerisine sürüklenmiş demektir. Yukarıda “Anayasa Mahkemesi” denilen bir mahkeme var, oraya da gittim. Oradan adalet beklediğim için gitmedim, onların adaleti uygulayabileceklerine, yargıç olarak bu toplumun vicdanında adaleti tesis edebileceklerine inandığım için gitmedim; yalnızca bir usulün gereğinin yerine getirilmesi için gittim. Ama yazdığım her satır dilekçede hukuk vardır, adalet vardır, vicdan vardır. Onu karşılayabilecek yürekli yargıçların olduğuna, emin olun, ben de inanmıyorum. Onlardan adil, hukuka uyarlı bir karar doğrusu beklemiyorum, böyle bir kararı bekleyen hiç kimsenin olduğunu da düşünmüyorum. Bana “Anayasa Mahkemesinden hukuka uyarlı, adil, vicdanlara su serpecek bir karar bekliyor musunuz?” diye soran kişilere de şu cevabı veriyorum: Hukukun maalesef, böyle bir zor kulvarı vardır. Sonuna kadar bu hukuksuzluğu düzeltecek olan da hukuktur, hukukçulardır. Anayasa Mahkemesi bu ülkede bir şeklî yapıdan ibarettir, başka hiçbir anlam ifade etmemektedir ama ne güzel ki bu ülkede direnmesini bilen bir siyasi kadro vardır, Cumhuriyet Halk Partisi vardır, Cumhuriyet Halk Partisiyle birlikte direnen Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 50’si vardır. (CHP sıralarından alkışlar) Bugün aynı Anayasa referandumu halkın önüne konulabilse, emin olun, sokağa çıkacak hâlleri olmaz. Halk onun gereğini belki çok daha katı bir şekilde yapacaktır, yapmaya da kararlıdır.

Bakın, Yüksek Seçim Kurulunu yeniden şekillendiriyoruz. Hiç umudunuz olmasın, sandıklarda bugüne kadar muhtarlara yapılan baskılardan sandık kurulu başkanlarına yapılan baskılara kadar, hilelere kadar, her şey bundan öncekinde olduğundan daha ağır şekilde devam edecek. Hiç kimsenin bunda tereddüdü yok, seçimlerin adil yapılacağına hiç kimsenin inancı yok. Kaldı ki seçimlerin yapılıp yapılmayacağına ilişkin de toplumun büyük bir kaygısı var.

“Seçim…” Ne seçimi? Usulen… Kimi kandırıyorsunuz? Bu ülkede hangi alanda seçimi vicdani ve ahlaki yaptınız? Doktorları mı, üniversitedeki öğretim görevlilerini mi, yargıçları mı, nerede, hangi seçimi yaptınız? Onun için, “seçimlerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı”ymış. Bunu yazarken, emin olun, yazanın bile inandığına ben de inanmıyorum.

Şimdi, yasaları işletmemenin ne demek olduğunu Türkiye bugünlerde çok ağır bir şekilde görüyor. Bakın, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bir dava nasıl Türkiye’ye döndü, geldi? Bakın, o davanın millî olup olmadığı tartışmasına girmeyeceğim. Orada avukat diyor ki, devletin bankasının, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bankasının genel müdür yardımcısının avukatı diyor ki: “Bu Zarrab, milyonlarca dolar rüşvet verdi. Süleyman Aslan bu Zarrab’tan rüşvet aldı.” Bankanın genel müdür yardımcısı bankanın genel müdürünü rüşvet almakla itham ediyor. Hani, “17-25 Aralık kumpas.” diyordunuz ya, devletin bürokratı “Kumpas değil.” diyor, ikrar ediyor, “Burada rüşvet var.” diyor. Öbür bürokrat da Türkiye’de devletin olabildiğince koruması altında. Ben buradan Ankara Cumhuriyet Başsavcısına sesleniyorum. Sayın Cumhuriyet Başsavcısı, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki avukatın mahkeme önündeki beyanı seni ilgilendiriyor mu? Eğer seni ilgilendiriyorsa ben buradan bekliyorum ama ilgilendirmiyorsa o zaman Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu -artık “yüksek” kalmadı- Hâkimler ve Savcılar Kurulu Başkanına sesleniyorum: Acaba görevini yapmayan bir başsavcıyı o görevde hangi gerekçeyle ve ne kadar tutacaksınız, ben de merak ediyorum. Diyor ki: “Bu genel müdür milyonlarca dolar rüşvet almıştır.” Kim söylüyor? Türkiye Cumhuriyeti devletinin genel müdür yardımcısının avukatı yani resmî bir beyan. Nerede? Mahkeme önünde. Kime söylüyor? Devletin genel müdürüne söylüyor, o tarihteki bürokrata söylüyor. Hadi buyurun, AK PARTİ’li arkadaşlar: “17-25 Aralık bize darbeydi, bir kumpastı, 17-25 Aralığın içerisindekiler yalandır.” diyecek olan bir yiğit yürekli AK PARTİ’li milletvekilini bekliyorum buraya.

Daha devamını söyleyelim. Şimdi, bu Süleyman Aslan’ı ve o 3 bakanı hukuk sisteminin içerisine dâhil ettiler. Siz bunları aklayabilirsiniz, kayırabilirsiniz ama Türkiye’nin nereye doğru gideceğini ben söyleyeyim.

Bakın, yine, 2006 yılında Türkiye Cumhuriyeti devletinin imzalamış olduğu Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi burada, merak eden herkese gönderirim. Bu sözleşme gereğince bu yapılan yolsuzlukların bedelini 80 milyon, aç ve yoksul insanımız da dâhil olmak üzere, sanayicimiz, iş adamımız, bürokratımız, hepimiz, hepimiz ödeyeceğiz. Alçakça yapılan bu yolsuzluğun bedelini bütün Türkiye iliklerine kadar yaşayacak ve ödeyecektir.

Yine, aynı hikâyeyle ilgili bir başka uluslararası sözleşmeyi daha sizlerin takdirine sunmak istiyorum. Bakın, Türkiye Cumhuriyeti devletinin yine 2003 yılında imzalamış olduğu Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi, 2003 yılı. Bu iki sözleşmeyi, Türkiye’de birazcık hukuk bilen, hukuk fakültesi öğrencileri de dâhil, açsın okusunlar. 80 milyonun önüne konulacak olan faturayı şimdiden söylüyorum. Bakın, çok basit: Yarın, Türkiye de İran gibi büyük bir ambargo sınırlarının içerisine konulabilir. Ne demek bu, biliyor musunuz? Yarın Türkiye’nin böyle bir ambargonun içerisine konulması durumunda, yurt dışından mal alması, yurt dışına mal ihraç etmesi, ilaç alması, çocuklarına ilaç alması, kanser ilacı alması dahi mümkün olamayabilir. Bunun ciddiyetinin farkında değildir; bu siyasi iktidar bunu karalayarak, millî bir davaya yaslanarak Türkiye’yi belki birkaç gün daha kandırabilir ama gerçeklerin maalesef, inatçı ve böyle de ortaya çıkmak gibi bir özelliği var.

Sayın Adalet Bakanı, siz, bu aşamadan sonra, Türkiye Cumhuriyeti devletinin mahkemelerinde adaletin bir an önce tesis edilmesi için üzerinize düşen görevi de eksiksiz yerine getirmek durumundasınız. Süleyman Aslan ve onunla birlikte bahse konu kişilerin tamamı hakkında -çok açık, madde numarasını da vereyim, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Yasası’nın 17 ve 19’uncu maddesi gereğince- bir dakika dahi durmaksızın, bu akşam, şimdi, derhâl, soruşturma açılması kararı hemen alınmalı ve hak ettikleri yasal müeyyidelerle yargı önüne çıkarılmalı, mutlaka hesabını vermelidirler. Adalet topaldır, adalet değirmeni yavaş döner ama emin olun mutlaka döner.

Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Pekşen.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Muş, buyurun.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Hatip, Genel Başkanımıza -parti grubumuza dönmek suretiyle- bir sataşmada bulunmuştur. Seçim sonuçlarından sonra Genel Başkanımızın yaptığı bir konuşmayı sanki seçimler manipüle edilmiş gibi sunmak…

İkincisi: 17-25’le alakalı, mahkemeler burada kararlarını vermiştir, bizim kanaatlerimiz bellidir. “Buna kumpas diyordunuz, bu kumpas değildir.” gibi, “Bunun kumpas olmadığını iddia edecek AK PARTİ’liler yok mu?” demek suretiyle grubumuza sataşmıştır; söz talep ediyoruz.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Muş.

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

4.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen’in 505 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Genel Başkanına ve Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; seçimlerin millet vicdanında ne olup olmadığına Haluk Pekşen karar verecek değildir.

Seçimi kaybettikleri sürece “Seçimler eşit şartlarda yapılmadı.” “Efendim, bu, meşru bir seçim değildir.” “Efendim, bunlar millet vicdanını yaralamıştır.” Siz, her kaybettiğiniz seçim sonrası benzer şeyleri söylediniz, her seçim sonrasında aynı şeyleri söylediniz ve bir adım öteye geçemediniz daha. Akşam, sandıkların çok büyük bir oranı açılmış, işin rengi belli olmuş, Genel Başkanımız bununla alakalı bir açıklama yapmış, onu alıp “Efendim, kamu vicdanı yaralanmıştır, milletin vicdanı sızlamıştır.”

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Ne demiş Genel Başkan?

MEHMET MUŞ (Devamla) - Bakın, Cumhuriyet Halk Partisinin yüreği ne zaman soğur biliyor musunuz? Bir seçim kazandıkları zaman o seçim nasıl olmuş, nasıl bitmiş bakmazlar, seçimi kazansınlar o zaman meşrudur, kaybettiler meşru değildir; bakış açıları budur.

Bir diğeri, bakın, hukuktan dem vuruyor Sayın Pekşen. Sayın Pekşen, siz 2008’de neredeydiniz? Yüzde 47,5 oy almış bir partiye kapatma davası açıldı bu ülkede, gazete kupürlerinden kapatma davası açıldı.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Bitmedi mağduriyetiniz bir türlü ya.

MEHMET MUŞ (Devamla) - Ve o gün “Ankara’da da savcılar varmış.” deniyordu, kimsenin sesi çıkmıyordu…

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Darbe yapanlara da Mercedes verdiniz.

MEHMET MUŞ (Devamla) - …o zaman hukuk hukuktu, o zaman Türkiye’de mahkemeler mahkemeydi, o zaman yargıçlar yargıçtı, çünkü AK PARTİ’ye kapatma davası açılıyordu, çünkü “Sandıkta yenilemeyen AK PARTİ…

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Ama şartlar oluşmuştu.

MEHMET MUŞ (Devamla) - …belki bir şekilde kapatılır da bize meydan açılır.” deniyordu ama olmadı, amacınıza ulaşamadınız; o zaman hukuk hukuktu, şimdi değil.

Bakın, değerli milletvekilleri, ben daha önce de buradan söyledim, 17-25 kumpasının başarıya ulaşamamasına CHP Grubu o kadar hayıflanıyor ki, şimdi döndü dolaştı, bunun devamı olan Amerika’daki bir davaya umudunu bağlamış vaziyette. O kadar acziyet içerisine düşmüş vaziyette.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Amerika’da Türkiye’yi rezil ediyorsunuz. Rezil ediyorsunuz Türkiye’yi Amerika’da.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – Avukat söylüyor, avukat. Halkbank’ın parasını ödediği avukat söylüyor bunu.

MEHMET MUŞ (Devamla) – “Acaba oradan bir şey çıkar da biz bir şekilde Türkiye’de yönetime gelebilir miyiz?” diyecek kadar acziyet içerisine düşmüş bir parti.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Dünyaya rezil ettiniz Türkiye’yi.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – “Genel Müdür rüşvet aldı.” diyor, avukatı söylüyor, avukatı.

MEHMET MUŞ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, iktidara gelmenin yolu Amerika’daki davadan değil, Türkiye’deki sandıktan geçer.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ ŞEKER (İstanbul) – “Genel Müdür pervasızca rüşvet aldı.” diye Genel Müdür Yardımcınız söylüyor.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – Avukatı söylüyor, parasını ödediğiniz avukat, “Rüşvetleri aldı.” diyor.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Orada da peşin vermiş rüşvetlerini.

HALUK PEKŞEN (Trabzon) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Pekşen, buyurun dinliyorum.

HALUK PEKŞEN (Trabzon) – Sayın Başkanım, bizzat ismimi zikrederek ve şahsımla ilgili 2008 yılında nerede olduğumu sorgulayarak cevap bekleyen bir sataşmada bulunmuştur. İzin verirseniz cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Pekşen.

Yeni bir sataşmaya mahal vermeyelim lütfen.

5.- Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

HALUK PEKŞEN (Trabzon) – Saygıdeğer milletvekilleri, hukukçu olmak nasıl bir şey biliyor musunuz? Tam da onun yeridir burası.

Şimdi bakın, Sayın Erdoğan’la ilgili bir süreçte Haluk Pekşen neredeydi biliyor musunuz? Anlatayım: Hani o MİT Müsteşarına sorgu, MİT Müsteşarını tutuklama kararı verildiği özel yetkili savcının verdiği gün var ya, Türkiye’de ilk kez Haluk Pekşen çıktı: “Bu, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına yapılmış olan bir komplodur.” dedi. Siz neredeydiniz? Siz bu partinin hukukçususunuz, niye sesiniz çıkmadı? Bakın, Haluk Pekşen söyledi. Bakın, 2008 yılında nerede olduğumu da 2 tane tanığa sorarsınız; biri, Şeref Malkoç; öbürü de, Mustafa Kamalak. Siyaseten beraber yürüdüğünüz iki tane hukuk adamı. Onlara bir sorun “Haluk Pekşen neredeydi?” diye, size gereken cevabı vereceklerdir. Bakın, beni burada böyle gümbür gümbür konuşturan nedir biliyor musunuz? Otuz yıllık meslek hayatım boyunca adaletten, doğruluktan, dürüstlükten ve adam olmaktan hiç ayrılmamaktır. Hiç kimseden hiçbir şey beklemedim, hayatımın her döneminde de yiğit ve yürekli olarak, yalnızca hukukun ve adaletin ipine sarıldım. Hiç kimseye minnet etmedim, kimseye de boyun eğmedim, tıpkı 15 Temmuzda olduğu gibi. 15 Temmuzda o hain kalkışanların hepsi meydanlarda, bu ülkeye meydanları dar ederken, 17 Temmuz günü çıktım devletin televizyonlarında, yandaş televizyonlarınızda, hepsinde şunu söyledim: “Bu FET֒ye dikkat edin. Bakın, bunun üye sayısı 400 bindir, bunun para miktarı 300 milyar dolardır.” dedim. O günlerde bir şey söyleniyordu “Rakamlar uçuk.” diyorlardı, ne oldu? Adaleti savunmak, adaletin adamı olmak işte böyle dik konuşmayı ve aklı yerinde konuşmayı gerektirir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Pekşen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Grup Başkan Vekili Mehmet Muş, konuşmasında Cumhuriyet Halk Partisini acziyet içinde olmakla suçlamıştır.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Böyle bir usul yok ki ya!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Acziyet içindesiniz.” dedi.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Verdik işte, bir tanesine veriyorsunuz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, o, şahsına yapılan sataşma. İsim vererek adamın şahsına sataşıyorsunuz.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Neyse… Göreceğiz, adaleti göreceğiz şimdi, bakalım, adaleti göreceğiz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Grubumuz adına…

BAŞKAN – Muş, lütfen, ben karar vereyim.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Ben de onu diyorum, adaleti göreceğim şimdi.

BAŞKAN - Herhangi bir uyarıya gerek yok.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Efendim, grubumuz adına…

BAŞKAN - Sayın Özel, bir dakika…

Dinliyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Efendim, Sayın Mehmet Muş, Sayın Haluk Pekşen’in şahsına yaptığı sataşmadan sonra Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna dönük 17-25 Aralıktan medet ummak, Amerika’da yürüyen davadan medet ummak ve “Acziyet içindesiniz.” dedi. Buna cevap vermek istiyoruz grup olarak.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel. (CHP sıralarından alkışlar)

6.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada acziyet içinde olan bir grup varsa Başbakanı “Bunlar araştırılsın oğullarımın da olsa.” dediği hâlde araştırma komisyonuna Başbakanına rağmen, saraydan gelen talimatla “hayır” oyu veren AKP Grubu acziyet içindedir. (CHP sıralarından alkışlar) Acziyet içinde olan birisi varsa “İspatlarsan gereğini yapacağım.” dediği hâlde Genel Başkanı, elimizdeki SWIFT’leri, dekontları ortaya koyup bir komisyon kurun…

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Getir, ver!

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – …o komisyonda gerçekliği -madem sahte diyorsunuz- araştırılsın dediğimiz hâlde buna “evet” diyemeyen Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu acziyet içindedir.

Yıl 2012; Sayın Mehmet Muş -siz bunu bilirsiniz- bu meşhur adayla ilgili, Man Adası’yla ilgili hükûmetler arasında vergi konularında bilgi değişimi anlaşması yapmışız 2012 yılında. Bu anlaşma ne zaman Meclise gelip ittifakla kabul edilmiş biliyor musunuz? 2017 yılında. Soru: Acaba beş yıl neden bekledik? Cevap: Sakın, 2011’de işlenen ve belgeleri bugün siyasetin ana gündem maddesi olan o işlemler vergiyle ilgili meselelerde zaman aşımı beş yıl olduğu için beş yıl bekletilmiş olmasın. (CHP sıralarından alkışlar) Bunu kendi grubunu bile aldatarak oylatan Adalet ve Kalkınma Partisinin çıkıp da… Burada, beş yıl, Man Adası’yla ilgili kanunu Mecliste niye tuttunuz? 2017’de zaman aşımı süresi dolduktan sonra -o söz konusu para transferleriyle ilgili- bunu neden temmuz ayında geçirdiniz? Bunun cevabını verin acziyet içinde değilseniz.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, ismimi zikretmek suretiyle sataşmada bulundu.

BAŞKAN – Sataşmadan söz istiyor musunuz efendim?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Evet, istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Muş.

7.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; salı gününden beri Cumhuriyet Halk Partisi bir şey iddia ediyor “ispatladık” diyor, hüküm veriyor, iddia ortaya atıyor.

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Başkanın kabul etti.

MEHMET MUŞ (Devamla) – Dün kendisine dedim ki: Ya, şu elindekilerini bir getir, bana da ver, getiremiyor. Ya, gazetecilere verin, veremiyor.

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Gel gösterelim.

MEHMET MUŞ (Devamla) – Mahkemeye götürün, götüremiyor; fotokopisini çek şunların, Genel Kurula bir dağıt, dağıtamıyor. “İspatladık” diye elinde ne olduğunu bilmediğimiz bir kâğıt sallıyor; “ispatladık, ispatladık” diye mal bulmuş Mağribî gibi ortalıkta dolaşıyor.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Man’ı siz buldunuz, Man’ı siz buldunuz.

MEHMET MUŞ (Devamla) – Değerli dostlar, siyaset ciddi bir iştir, siyaset ciddi bir iştir.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – Aynen öyle, ciddi bir iştir.

MEHMET MUŞ (Devamla) – Elinizdekileri gazetecilere gruptan sonra neden dağıtmadınız? Size, Genel Başkanınıza 1,5 milyon Türk liralık bir tazminat davası açılmış.

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Rahatız biz, rahatız.

MEHMET MUŞ (Devamla) – O zaman, o belgelerinizle beraber sizin hiç daha Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezine gitmeden doğrudan doğruya mahkemeye gidip elinizde ne var ne yok onları ibraz etmeniz lazım, sizin bir kere bu mahkemeyi kazanmanız lazım.

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Dava dilekçesi gelmedi daha, dava dilekçesi gelmedi. Her şeyin bir usulü var.

MEHMET MUŞ (Devamla) – Bir diğeri, bakın, değerli dostlar…

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – Genel Başkanın açıkladı, “Ticari iş” dedi, “Ticari iş.”

MEHMET MUŞ (Devamla) – …burada bir şey sormak istiyorum. Şimdi hiç kimse burada demokrasi havarisi kesilmesin. Bazı şeyleri hatırlatacağız ki herkes ne yaptığını iyi bilecek. Burada 27 Nisan e-muhtırası verildiği zaman, bakın, o dönem ana muhalefetin yöneticilerinin söyledikleri, Genel Sekreter Önder Sav, 367 kararından sonra, Anayasa Mahkemesinin verdiği karardan sonra diyor ki: “Gözümüz aydın, Türkiye’nin gözü aydın.” Hukuku görüyor musunuz?

Bakın, burada hepimiz oylama yapıyoruz, oylamalara katılıyoruz. O dönemde bu 367 garabetiyle alakalı Anayasa Mahkemesinin verdiği karara Önder Sav “Gözümüz aydın.” diyor. İşte, buna “hukuk” diyorlar.

Bir diğeri, bakın, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, muhtıradan bir gün sonra “Genelkurmayın tespitleri bizim tespitlerimizden farklı değildir; altına imzamızı atarız.” diyor. Sadece bu iki örneği… Onlarcası var bu açıklamaların.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET MUŞ (Devamla) – Şunu söylemek istiyorum: Bakın, iddia ettiklerinizi gazetecilerle paylaşamadığınızı, bizimle paylaşamadığınızı söyledim.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Paylaşacağız, bekle iki dakika.

MEHMET MUŞ (Devamla) – İktidar sandıktan geçer.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – İki dakika bekle!

MEHMET MUŞ (Devamla) – İktidar sandıktan geçer.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Millete yalan söylememekten geçer!

MEHMET MUŞ (Devamla) - İktidar farklı yollarla ülke yönetimine gelmekten geçmez; demokrasinin aslı da budur.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Konu anlaşılmıştır, tutanaklara geçmiştir değerli arkadaşlar.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, şimdi, aslında açıkça “ispatlayamadı”, “veremedi”, “edemedi” diyor bununla ilgili kürsüden ama sizin de gündemi yürütmekle ilgili gayretinizi görüyorum. O zaman, tutanaklara geçmesi açısından buradan söyleyeyim: Sayın Muş, belgeler burada.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Getir, fotokopisini ver onların!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bu belgeleri anında almanın bir yolu vardı.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Getir, ver!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bugün reddettiniz, yarın bir daha getireceğiz; olay şu: Araştırma… “Sahte” diyorsunuz ya, kendi kendinizi büyük bir çıkmazın içine…

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Getir, ne var içinde?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - “Sahte” diyen adam, sahteliği araştırılsın diye önerdiğimiz komisyondan korkmaz, ona “evet” oyu verir. Yarın bir daha vereceğiz.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bekliyoruz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sakın kaçmayın, Meclisi kapatmayın.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Kaçmıyoruz, bekliyoruz!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ama tut ki yarın da kaçtılar, Meclisi kapattılar ya da yarın da geldiler “hayır” oyu verdiler. Kaçamazsınız; bu belgeleri halkla ve halkın haber alma hakkının savunucusu basınla paylaşacağız. Paylaşacağız… Paylaşacağız… (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Konu anlaşılmıştır.

ALİ ŞEKER (İstanbul) - El mi yaman, bey mi yaman?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ama herkes sizin içinde bulunduğunuz çelişkiyi ve acziyeti görsün diye inadına vermiyoruz, inadına yarını da bekleyeceğiz.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan acziyeti gösterdi. Acziyet içinde kimlermiş gördük.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Ne kadar daha çelişeceksiniz; görelim bir bakalım.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – Sizsiniz!

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Göreceğiz, belgeler burada.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – “Yarın vereceğim” diyor, getir ver.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, ben yerimden…

BAŞKAN – Sayın Başkan, buyurun.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Yarın kabul edin, vereceğiz.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Ne olduğu belli değil, sallıyor bir şeyler.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – AK PARTİ Genel Başkanı “Ticari iş” diyor buna. “Ticari bir iş” diyor.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bak, burada da bir şey yazıyor. İyi dinle, seninle alakalı.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Yok, yok… Boş kâğıt o, boş! Boş işler bunlar!

BAŞKAN – Sayın Bostancı, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

39.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, bugün YSK’ya ilişkin bir yasayı görüşüyoruz ve varmış olduğumuz mutabakat çerçevesinde, eğer bugün bitirebilirsek, grup önerimiz çerçevesinde yarın çalışılmayacağını herkes biliyor.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Böyle bir mutabakatımız yok bizim, biz çalışmak istiyoruz.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) - Hayır, niye kapatıyorsunuz? Çalışalım.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Bakın, şimdi, ayrıca…

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – Çalışalım.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Çalışabiliriz elbette, çalışabiliriz ama…

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – Perşembe günü ne zaman kapandı?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Bir dakika, çalışabiliriz fakat böyle bir mutabakatın olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla, şimdi, bunu bile bile “Yarın kapatacaksınız, kaçacaksınız.” laflarını doğru bulmuyoruz öncelikle.

İkincisi: Mecliste çalışma günleri çok, her zaman getirebilirler.

Ayrıca, bugün HDP Grubu getirmişti bu öneriyi grup önerisi olarak. HDP bu grup önerisini getirdiğinde CHP şunu söylüyor bize, kabul etmemiz için: “Siz kabul edin, ondan sonra ben belgeleri vereceğim.” Böyle bir yöntem Meclisin çalışmalarında da olmaz, böyle bir ikna edici yaklaşım da olmaz, biz bunu kabul etmeyiz. Ne zaman getirirlerse tekrar müzakere ederiz ve kararımızı veririz.

Teşekkür ediyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, ben de İç Tüzük 60’a göre yerimden bir dakika söz istiyorum.

BAŞKAN – Efendim, bir tamamlayayım.

Teşekkür ediyorum Sayın Bostancı.

Sayın Özel…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Müsaadenizle…

BAŞKAN – Son bir dakika, buyurun.

40.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, bir kez, Sayın Bostancı şöyle yanlış bir iş yaptı: Cumhuriyet Halk Partisi olarak -bütün partiler de şahittir- yarın çalışmamakla ilgili bir mutabakatımız yok; mutabakat YSK Kanunu’nu bugün bitirmek üzerine. Pazartesi günü siz bana bizzat telefon açtığınızda “Salı uluslararası anlaşmalar, çarşamba YSK, perşembe uluslararası anlaşmalar.” dediniz. Diğer gruplara da aynı telefonu açtığınızdan eminim, grup başkan vekilleri burada.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Evet.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yarın çalışmamakla ilgili fikir günlerdir sizin, Adalet ve Kalkınma Partisinin söyleyip bizim mutabakatımız olmayan bir şey.

Yarın Meclisi çalıştırmazsanız sizi “Meclisten kaçtı, grup önerimizle yüzleşmekten kaçtı.” sayarız. Yarın gelir, “evet” oyu verirseniz belgeleri yarın alırsınız; yoksa hafta sonu alırsınız. Ama bu belgelerin gerçekliğinin araştırılmasına cesaretiniz yoksa “hayır” oyu verin ya da kapatın yarın Meclisi. Biz buradayız, çalışmak istiyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, iddiayı ortaya atan ispatlamakla mükelleftir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Emin ol.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – “Biz bunu yaparsanız getiririz, onu yapmazsanız getirmeyiz…”

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Siz de araştırmayı kabul edin, araştırmayı kabul edin.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Kusura bakmayın, biz size göre hareket etmeyiz. Biz iktidar partisiyiz, bizim gündemimiz var.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yarın kaçmayın, yarın gelin.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Biz Türkiye'yi büyütmekle mükellefiz. İddialarınızı ortaya atın, gidin gazetecilerle paylaşın.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Man Adası’na götürüyorsunuz paraları.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Mahkemeye götürün, getirin Genel Kurula dağıtın.

BAŞKAN – Sayın Başkan…

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Pazarlıkla olmaz bu iş.

Teşekkür ediyorum.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – Savcılarınız harekete geçsin. Savcılarınız harekete geçsin, verin talimatı. Niye savcılar harekete geçmiyor?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Başkanlık Divanının da görevleri var efendim. Genel Kurulu çalıştırmakla yükümlüyüz.

Konuşmalar kayda geçmiştir.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi (2/1929) ve Anayasa Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 505) (Devam)

BAŞKAN - Gruplar adına ve şahıslar adına konuşmalar da tamamlanmıştır.

Sayın milletvekilleri, şimdi yirmi dakika süreyle soru-cevap işlemi yapacağım. Bu sürenin on dakikası sayın milletvekillerine ait, on dakikası ise cevaplara ait.

Sıralamaya göre Sayın Tanal, buyurun.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli Bakan, değerli milletvekilleri; Sayın Bakanım, Düzce ili Hecinler köyümüz var. Düzce ilinin tüm çöpleri bundan bir yıl öncesine kadar Hecinler köyüne dökülüyordu ve Hecinler köyü sakinleri idare mahkemesine dava açtı, davayı kazandı ve Hecinler’e Düzce’nin çöpü dökülmedi. Ancak 7 Nisan 2016 tarihinde Sayın Faruk Özlü -Bakanlar Kurulu üyesi- dedi ki Hecinlerlilere: “Söz, artık buraya çöp dökülmeyecek. Biz bu çöpü yakacağız. Çöp ortasında Hecinlerliler yaşamayacak. Hecinlerlileri mağdur etmeyeceğiz.” Yeni seçilen Belediye Başkanıysa yine çöpleri Hecinler’e dökeceği sözünü söylüyor. Bu Hecinler ne zaman bu mağduriyetten kurtarılacak?

İkinci soru da Bolu Dağı’nda kışın kar yağdığı için sisli havalarda aydınlatmalar çalışmıyor. Bu aydınlatmalar olmadığı için sürekli trafik kazaları…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Gürer…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Sayın Bakan, görüşülmekte olan Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi’nde gelecek seçimlere gölge düşürebilecek düzenlemeler yer almaktadır. Taslak, Yüksek Seçim Kurulu yapısında köklü değişiklikler içermektedir. Personel yapısının bu taslakta değiştirilmesi hedeflenmektedir. İşe alımlarda sözlü ve gerekirse uygulamalı sınavla torpil, kayırmacılık ve liyakat ilkesi yerine, sadakat ya da başka ilkelerin gündeme gelmesi olasıdır. Neden bu uygulama yasa tasarısında yer almaktadır?

Yüksek Seçim Kurulu personelinin Adalet Bakanlığı personeli kılınmak istenmesine Yüksek Seçim Kurulu personeli karşı çıkmaktadır. Bu uygulama, mevcut il ve ilçe seçim kurulları personellerinin kazanımlarını ortadan kaldırması ve personel üzerinde bir baskı kurulacağı kaygısına neden olmaktadır. Kurulun yansız ve tarafsızlığına gölge düşürebilecek böyle bir uygulamaya neden ihtiyaç duyulmuştur? Bu düzenlemelerle Yüksek Seçim Kurulunun tartışılır kılınmasına, gelecek seçimlerin şaibeli hâle gelmesine neden bugünden neden olunmaktadır?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Gürer.

Sayın Çamak…

HÜSEYİN ÇAMAK (Mersin) – Sayın Bakan, ülkemizde son yıllarda gündemde olan kentsel dönüşümün yarattığı ekonomik, sosyal ve kültürel değişimlerin sonuçları giderek kendini göstermeye başlamıştır. Özellikle kentsel dönüşümle ve başka yollarla yeniden imar edilen bölgelerin tarihsel ve kültürel dokusunun önemli oranda erozyona uğradığı bir gerçektir. Türkiye küçük Millet Meclislerinin Kasım 2017 raporunun da ortaya koyduğu gibi, ülkemizin gerçekçi, insanı merkeze alan ve doğayı gözeten bir şehirleşme anlayışına ihtiyacı var. Bu değerlerden ortaya çıkan her tahribat sadece bugünü değil, gelecek kuşakların da yaşamını ipotek altına almaktadır. Ülkemizi ve kentlerimizi yönetenleri bu konuda duyarlı olmaya davet ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çamak.

Sayın Tarhan…

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Söz istemiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Evet, istemiyorsunuz.

Sayın Turpcu…

ŞERAFETTİN TURPCU (Zonguldak) – Sayın Başkanım, aracılığınızla Çalışma Bakanımıza sorulmak üzere söz aldım.

Zonguldak Eren Enerji Termik Santrali’nde işçiler sendikalaşma mücadelesi verirken işçi önderlerinin 15’i işten atıldı. Bu çağda bu zulüm niye? Bu işçilerimiz bu karda kışta Zonguldak’tan İstanbul’a, Eren Enerjinin merkezine yürüme kararı almışlardır. Sayın Bakanlığın bu konuda işçilerin tekrar işe alınmasıyla ilgili herhangi bir tasarrufu olacak mıdır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Turpcu.

Sayın Şeker…

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Sayın Bakan, kendi kirli işlerinizi “millî mesele” diyerek milletimizin sırtına yükleyemezsiniz. “Gemicik” diye onlarca milyon dolarlık kocaman gemiler aldınız; ortada adalet bırakmadınız, çökerttiniz. Rezillikler, artık dünya yargısının konusu oldu. Önce Başbakan Malta Adası’nda şimdi de Cumhurbaşkanı Man Adası’nda vergi cennetlerinde cirit atarken bu yolsuzlukların bedelini millete ödetmek adına ülkeyi vergi cehennemine çevirdiniz. En pahalı mazot bizde, en pahalı elektrik, en yüksek vergi yine bizde. Dün suç ortağınız FET֒ydü, bugün Sarraf. Yarın hangi Rezaların rezaletlerinin açığa çıkacağı belli değil. Unutmayın ki günümüz bilimi 130 milyon yıl önce çarpışan yıldızların yer çekimi dalgalarını kesin bir şekilde tespit edecek imkânlara sahip. Siz pervasızca, alenen işlediğiniz suçların gizli kalacağını zannediyorsunuz. Siz kendinizin olmadığını iddia ettiğiniz paraları faiziyle almış bir ekipsiniz. Arsızlığınız arşa vardı, artık milletin yakasından düşün ve istifa edin.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şeker.

Sayın Hakverdi, buyurun.

ALİ HAYDAR HAKVERDİ (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, geçtiğimiz günlerde Çağdaş Hukukçular Derneğine yapılan operasyonlar sonucu 17 avukat tutuklanmıştı. Bolu T Tipi Cezaevine gönderilen Avukat Barkın Timtik de bu avukatlardan biri. Cezaevinde her sabah Robocop kıyafetli 10-15 kişilik bir erkek gardiyan grubu bu kadınlar koğuşuna girerek tutuklulardan hazır olda tekmil vermelerini istemekte. Bunu kabul etmeyen Avukat Barkın da her sabah yerlerde sürünerek darbedilmekte. Üstelik henüz duruşmaya dahi çıkmamışken, iki aylık tutuklu olan Barkın’a, her sabah hazır olda tekmil vermediği için şimdiden toplamda otuz beş yıl görüş cezası verilmiş durumda. Bu hususta bir değerlendirme yapar mısınız? İnsani ve ahlaki bir durum mudur bu?

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Hakverdi.

Sayın Hürriyet… Yok.

Sayın Arslan…

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Sayın Bakan, iktidarınız ve Bakanlığınız Reza Zarrab davasını çok yakinen takip ediyor. ABD’de yürütülen bu davada Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından kaç kişi sanık durumdadır? Bunların isimleri nelerdir?

İki: İktidarınızın 4 bakanı ile Reza Zarrab hakkında Türkiye'de yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını yürüten ve tutuklama kararı veren savcı ve hâkimleri değiştirerek 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet davasıyla ilgili olarak takipsizlik ve tahliye kararı verdirdiniz. Şimdi ise Reza Zarrab, Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan ile yardımcısı, önceki Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ile başkaca yurttaşlarımız hakkında davanın açılmasıyla birlikte takipsizlikle sonuçlanan 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet davası nedeniyle yeni delil ve bilgiler ortaya çıkmıştır. Bu durum karşısında takipsizlik kararını kaldırarak dava açılmasını sağlayacak mısınız?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Arslan.

Sayın Toğrul... Yok.

Sayın Irgat...

MİZGİN IRGAT (Bitlis) – Benim iki sorum olacak. Birincisi: Cezaevlerinde avukat görüşü her yerde aynı olmuyor, bazı cezaevlerinde on beş dakika, bazılarında yarım saat oluyor yani bir standart yok. Bu konuda, gerçekten, Adalet Bakanlığı bir uygulama standardizasyonunu yaratacak mı?

Bir diğer sorum: Bitlis’te havaalanı bulunmamakta yani şu anda havaalanı bulunmayan çok az ilin arasında Bitlis. Ya Muş ya da Van havaalanlarını kullanmak zorunda kalıyor Bitlisliler.

Diğer taraftan, Bitlis-Tatvan kavşağında her yıl birçok kaza meydana geliyor ve insanlar hayatını kaybediyor. Bu yolun yapım aşaması, ihale süreçleri şu anda halkımızla paylaşılmıyor. Gerçekten hem çevre yolunun yapılması hem havaalanı noktasında şu anda çalışmalar ne boyutta? Onu öğrenmek istiyorum.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Yiğitalp...

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Sayın Adalet Bakanına sormak istiyorum. Bir yılı aşkın süredir bizim eş genel başkanlarımız ve milletvekillerimiz cezaevinde. Biz aralıksız, sistematik olarak her hafta başvuru yapıyoruz ama buna dair geri dönüt de hiçbir şekilde gerçekleşmiyor. Buna dair özel bir yaptırım mı var, özel bir uygulama mı var? Bunu bilmek istiyorum.

İkincisi: Bizim, cezaevinde olan milletvekili arkadaşlarımız SEGBİS’le zorla ifadeye çıkarılmaya çalışılıyor. Doğrudan doğruya yüz yüze ilkesinden kaynaklı bir hakları olduğu gibi, bir yılı aşkın süredir hâlen duruşmaya çıkarılmamışlar. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu kadar hukuksuzca bir yaptırıma karşı sizin tutumunuz nedir?

Son olarak, Tarsus ve Elâzığ cezaevlerinde çok ciddi hak ihlalleri var. Basında ve kamuoyunda buna dair çokça haberler çıkıyor, bundan haberdar mısınız?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yiğitalp.

Sayın Tor…

FAHRETTİN OĞUZ TOR (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Aracılığınızla Sayın İçişleri Bakanına sorumdur: Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in görevinden istifa etmesinden sonra yazılı ve görsel basında, önceden yapılan ve kavşaklara dikilen bazı heykel ve görsellerin kaldırıldığı yer almıştır. Söz konusu heykel ve görsel için ciddi meblağlar yazılmaktadır basında. Sağlıklı bilgi almak bakımından, bir: Çiftlik kavşağından kaldırılan dinozor heykeli ile Kızılay kavşağından kaldırılan lale görseli kaç liraya ve kimden satın alınmıştır? Cevabını bekliyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tor.

On dakika süreyle cevap işlemi yapılacaktır.

Sayın Bakan, buyurun.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, Mevlit Kandili’ni, yüce Meclisin bütün değerli üyelerinin ve tüm milletimizin Mevlit Kandili’ni tebrik ediyorum.

Sevgili Peygamberimiz’in evrensel barışı, selamı ve ortaya koymuş olduğu dünya barışına, insanlığa vermiş olduğu mesajların ve ehlibeytin, yol göstericisinin kıyamete kadar devam etmesi niyazıyla bu gecenizi tebrik ediyorum.

Değerli arkadaşlar, birkaç milletvekili, Sayın Şeker ve Sayın Arslan, Amerika’daki davalarla ilgili birkaç soru ifade ettiler. “İktidarınız bu davayı çok iyi takip ediyor. Kaç vatandaş yargılanıyor?” dedi Sayın Arslan.

Vallahi, bizim iktidarımız, Hükûmetimizden fazla, CHP bu davaya takip ediyor, her gün orada arkadaşınız var. 10 bin kilometre ötedeki bu davaya, hangi hararet, hangi aşk, hangi motivasyon sizi oraya kadar götürüyor, Pensilvanya’nın yanına, bunun hayretle izliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Siz nota verdiniz bunun için Sayın Bakan, biz vermedik.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Nota verdiniz.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Yanı başımızda, Sincan’da 250 şehidimizin, gök kubbesi altında…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Notayı veren sizsiniz Sayın Bakan, notayı.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Türkiye Büyük Millet Meclisini bombalayan, 250 vatandaşımızı şehit eden, 2 bin vatandaşımızı gazi yapan…

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Konuya gelin.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – …cumhuriyete, demokrasiye kasteden katillerin davası yanı başımızda devam ederken hiçbir şekilde o davayı takip etmiyorsunuz, Türkiye aleyhine bir kumpas davayı 10 bin kilometre öteden takip ediyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ ŞEKER (İstanbul) – O silahları siz verdiniz, siz!

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Bu, Türkiye adına çok büyük bir…

ALİ ŞEKER (İstanbul) – O silahları siz verdiniz onlara.

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Nota veriyorsunuz nota.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ayıptır ayıp!

KAZIM ARSLAN (Denizli) – ABD’ye siz nota verdiniz Sayın Bakan.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – O silahları siz verdiniz.

KAZIM ARSLAN (Denizli) – O notayı Cumhuriyet Halk Partisi vermedi, siz verdiniz.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Türkiye adına, CHP adına çok utanç verici bir durumdur. Bunu, Atatürk’ün partisinin bir FET֒nün partisi olma yönündeki bu çabalarını gerçekten üzüntüyle izliyoruz.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – O silahları siz verdiniz onlara, suçunuzu kapatamazsınız.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Bakan, ağzını topla! Seni bunu konuşmaktan menederim.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Kaç kişi yargılanıyor, bunu en iyi siz bilirsiniz, tamam mı?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ağzını topla! Sen kimsin, Atatürk’ün partisiyle ilgili ne biçim konuşuyorsun! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sana mı soracak! Yerine otur. O parmağını sallama!

ANAYASA KOMİSYONU SÖZCÜSÜ KEMALETTİN YILMAZTEKİN (Şanlıurfa) – Otur yerine, otur!

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Dolayısıyla… (Gürültüler)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, temiz bir dille konuşmaya davet edin.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Dolayısıyla…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Temiz bir dille konuşmaya davet edin.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Temiz bir dille konuşacaksın.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen… Sayın Bakan…

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.28

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 20.41

BAŞKAN: Başkan Vekili Yaşar TÜZÜN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 30’uncu Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

Birleşime otuz dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.42

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.33

BAŞKAN: Başkan Vekili Yaşar TÜZÜN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 30’uncu Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

505 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Cevap işlemine kaldığımız yerden devam edeceğiz ancak ondan önce Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Bostancı’nın bir söz talebi var, onu yerine getireceğim.

Buyurun Sayın Bostancı.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

41.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün 505 sıra sayılı Kanun Teklif’nin tümü üzerinde yapılan soru-cevap işlemi sırasındaki bazı ifadelerinin siyasi bir eleştiri olduğuna ve terör örgütü ile CHP’yi özdeşleştiren bir yaklaşımın söz konusu olmadığına ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, teşekkürler.

Biraz önce, aslında hiçbir partinin, hiçbir milletvekilinin tasvip etmeyeceği gerilimli bir ortam teşekkül etti. Burada bütün siyasi partiler, Meclisin, müzakere atmosferine uygun bir şekilde çalışması doğrultusunda elbette bir dileğe, bir temenniye sahipler ama zaman zaman, özellikle tartışmaların geriliminin yükseldiği dönemlerde böyle olaylar maalesef yaşanabiliyor. Böyle zamanlarda sanıyorum söylenen sözler, yapılan değerlendirmeler de kastının ötesinde anlaşılabiliyor.

Sayın Bakanın biraz önce ifade ettiği sözler bir siyasi eleştiri mahiyetindedir, bunun ötesinde değerlendirilmesini doğru bulmayız. Sayın Bakanla da görüştük, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Özgür Özel’le de görüştük, terör örgütü ile CHP’yi özdeşleştiren bir yaklaşım söz konusu değildir, dile getirilen bir siyasi eleştiridir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bostancı.

Sayın Özel, buyurun.

42.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, sizin riyasetinizde yapılan toplantıda da ifade ettim, bir grup başkan vekilinin –tersten başlayarak söyleyeceğim- bir sayın bakanın konuşmasını keserek ve birkaç adım giderek ve şiddetle karşı çıkarak konuşmasına engel olması alışıldık bir durum değil, bunu yaşamıyoruz ve bu hâliyle bakarsanız bunun olmaması gerekir ama bunu yaratan şart, Sayın Bakanın içinde Atatürk’ün de adını anarak Atatürk’ün partisini bir terör örgütüyle ilişkilendiren bir yaklaşımıydı. Bunu eleştiri sınırları içinde olmayı bırakın en ağır hakaret ve iftira olarak değerlendirdiğimizden ötürüdür ki bu istenmeyen durum o alışılmadık söylem üzerine gelişmiştir. Sayın Naci Bostancı’nın Sayın Bakanla da görüştüğünü söyleyerek bunun doğru olmadığını ve böyle bir kastın olamayacağını söylemesi bizim açımızdan kıymetlidir. Bundan sonra herhangi bir bakanın Cumhuriyet Halk Partisine Atatürk’ü de anarak ve bir terör örgütüyle ilişkilendirerek bir söz söylemeyeceğine ilişkin burada duyulan pişmanlık ve buna ilişkin bir taahhüt olarak değerlendirerek ancak buradan sonraki müzakerelere devam edebiliriz. Bu konuda içeride ifade ettiğim yaklaşımı söylüyorum, Sayın Naci Bostancı’nın ifadelerini de o açıdan kıymetli buluyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özel.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, çok affederseniz…

“Düşmanlık” diye bir laf ettiniz değil mi?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Düşmanlık” demedim ben, “pişmanlık” dedim.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – “Bu konuşmaları bundan sonraki süreç için pişmanlık, bir taahhüt olarak…” dedi. Kabul edilebilir bir şey değil.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Pişmanlık” dedim efendim, “düşmanlık” der miyim.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Şimdi, tabii ki, siyasi eleştirilerde herkesin dikkatli ve ihtimamlı bir dil kullanması son derece önemli. Cumhuriyet Halk Partisinden arkadaşların da böyle bir dile dikkat etmeleri, şüphesiz bizim de dikkat etmemiz milletin Meclisinin burada selamet içerisinde çalışması bakımından son derece önemlidir. Ümit ederiz ki aynı dikkat ve ihtimam bundan sonra herkes tarafından yerine getirilir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bostancı.

Sayın Bakanın sunumundan sonra ben de düşüncelerimi paylaşacağım.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi (2/1929) ve Anayasa Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 505) (Devam)

BAŞKAN – Cevap işlemine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Sayın Bakanım, buyurun.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sorularla ilgili kaldığımız yerden devam ettiğimizde, Türkiye egemen bir hukuk devletidir. Türkiye’de yargılaması yapılan bir konuyla ilgili, bu hususlarla ilgili “pervasız” “kirli işler” “rezillikler” gibi ifadeler gerçekten Genel Kurulda duymaya alışık olmadığımız ifadeler. Bu hususta, Türk milleti hususunda yargılamalar yapılmıştır. Bir hususla ilgili eğer bir müddei varsa iddiasını ispat eder, bunun da yeri mahkemelerdir. Bu konuyu da bu vesileyle ifade etmek isterim.

Bolu T Tipinde ayakta sayım dayatma iddiasıyla ilgili bir soru vardı. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün 46’ncı maddesi gereğince sayım şekli ilgili ceza infaz kurumunca belirlenmektedir. Bu belirleme, hükümlü, tutuklu, personel güvenliği amacıyla kurum düzeni gözetilerek yapılmaktadır.

Avukat görüş süreleriyle ilgili 5275 sayılı Yasa’nın 114’üncü maddesinde tutuklunun müdafisiyle görüşü kısıtlanamaz, ceza infaz kurumlarının yoğunluğu dikkate alınarak kurumda bulunan tüm tutukluların müdafisiyle görüşmesi ve savunma hakkının kısıtlanmaması amacıyla tutuklu ile müdafi görüşleri de kurum düzenine göre belirlenmektedir.

Sayın Hakverdi’nin ceza infaz kurumlarında kötü muamele iddialarıyla ilgili de bildiğiniz gibi, ceza infaz kurumları yargı denetime kapsamında infaz hâkimleri, yine idari denetim kapsamında Bakanlık müfettişleri, yine genel müdürlük kontrolörleri ve sivil toplum kuruluşlarının denetimi kapsamında ceza infaz kurumu izleme kurulları, Türkiye İnsan Hakları Eşitlik Kurumu, yine parlamento denetimi kapsamında Meclisimizin İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, uluslararası denetim kapsamında Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği, Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu tarafından sürekli incelenmektedir. Bu hususlarda bu denetimler yapılmakta dolayısıyla bu konularla ilgili somut iddialar da her zaman titizlikle dikkate alınmaktadır.

“Neden sözlü sınav yapılıyor?” şeklinde bir soru vardı. Danıştay Kanunu’na göre personel yazılı ve sözlü sınavla atanmaktadır. Yine, 6087 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesine göre personel yazılı ve sözlü sınav sonucuna göre atanmaktadır. Adalet Bakanlığı personeli de komisyonların sözlü, yazılı uygulama sınavlarına göre atanmaktadır. Hâkim, savcı adayları da yazılı ve sözlü sınavına göre yine atanmaktadırlar.

Sayın Yiğitalp’in yine bir sorusu, SEGBİS’le ilgili, ifadede yüz yüzelik ilkesinin haleldar olduğuna dair bir sorusu vardı. Bu konuyla ilgili de bildiğiniz üzere, 6749 sayılı Kanun’un 6’ncı maddesinde “Hâkim veya mahkemenin uygun gördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle şüpheli veya sanığın sorgusu yapılabilir veya duruşmalara katılmasına karar verilebilir.” şeklinde bir ifade vardır. Yine, bu hususla ilgili Anayasa Mahkemesinin de 18/11/2015 tarih 2013/2653 sayılı Kararı’nda da sesli ve görüntülü aktarma usulünün yüz yüzelik ilkesini karşıladığına ilişkin bir kararı vardır. Dolayısıyla ceza muhakemesine esas teşkil eden yüz yüzelik ilkesini bu anlamda ihlal ettiğine ya da haleldar ettiğine ilişkin bir itirazın ya da bir sorunun bu anlamda cevabı olmak amacıyla bunu ifade etmek isterim.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Siz kendiniz bir mahkemeye çıkamasanız bunu hakkaniyetli bulur muydunuz?

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Diğer sorularım da vardı Sayın Bakan.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Sayın Gürer’in yine YSK Kanunu’yla ilgili personelin Adalet Bakanlığı kadrolarına atanabilmesi hakkında bir sorusu vardı, “Adalet Bakanlığına neden veriliyor?” şeklinde. Esasen birçok benzer kurumların kanunlarında benzer hükümler, buna benzer hükümler yer almaktadır. Mevcut Yüksek Seçim Kurulu’nun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi’nde de bu yer almaktadır. Benzer bir hüküm, 6087 sayılı Hâkimler Savcılar Kurulu Kanunu’nda “Kurulda görev yapan personelin genel sekreterin teklifi, başkanın uygun görmesi üzerine mükteseplerine uygun olarak Adalet Bakanlığınca Bakanlık merkez ve taşra teşkilat kadrolarına atanabilirler.” şeklinde bir hüküm var. Yine Danıştay Kanunu’nda benzer bir hüküm yer almaktadır. Yine Yargıtay Kanunu’nda da oradaki personellerle ilgili böyle bir düzenleme yer almaktadır. Ve Anayasa Mahkemesi Kuruluş Kanunu’nda da benzer bir hüküm yer almakta, Adalet Bakanlığınca bu kadroların atanması yönünde bir hüküm yer almaktadır. Eğer daha iyi bir öneriniz varsa Çevre ve Şehircilik Bakanlığına verelim ya da farklı bir bakanlığa teklif ediliyorsa, Çalışma Bakanlığı…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Mevcut hâliyle kalsın isteniyor Sayın Bakan, Çevre Bakanlığına verilsin demiyoruz.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Bu hususla ilgili Adalet Bakanlığınca, bizce çok özel bir gayret yok ama bir şekilde yapılan işlerin benzerliği, nitelik itibarıyla… Ve şu anda ilgililerce malumdur ki Seçim Kurulundaki personeller Adalet Bakanlığı personelinin genel itibarıyla görevlendiği kişilerdir, Adalet Bakanlığı personelleri eliyle zaten yürütülmektedir. Dolayısıyla bu hususla ilgili bir ihtiyaç duyulması hâlinde, buna da bağımsız Yüksek Seçim Kurulunun karar vermesi hâlinde Adalet Bakanlığınca bu anlamda atanmasına yönelik bir değerlendirme söz konusu olmaktadır.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Personel, mevcut hâli kalsın istiyor.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Bu husus sayın heyetin takdirindedir, değerlendirmesindedir. Dolayısıyla bu hususları ifade etmek istedim.

Diğer konuyla ilgili de, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’de 17-25 Aralık yargılaması Türkiye’deki bağımsız, tarafsız mahkemelerce yargılaması bitmiş bir konudur. Bakıldığında, özellikle FET֒ye yakın tüm isimlerin bu tür gündemde konuşulan hususlarla ilgili, tekraren bu meselenin… Yani bir anlamda yere atılan sakızın alınıp ağza çiğnenmesi yönünde bir tabloyu yaşamaktayız. Türkiye’de yaşanan fiillerle ilgili, Türkiye egemen bir devlettir, Türkiye bir çadır devleti değil, hukuk devletidir. Yargılamalar, varsa iddialar yapılır. Dolayısıyla kim bu anlamda suçluysa, kim bu anlamda bir haksızlığa uğramışsa elbette mahkemeler bu yargılamaları yapmıştır, yapacaktır. Bu konularla ilgili, tekrar, burada yapılamayan haksız isnatların bir başka yerde yapılması öncelikle ve özellikle Türkiye’nin, Türk milletinin karşı çıkması gereken bir durumdur. Elbette kim bir yanlış yapmışsa bu fiiller tabii ki Türk mahkemelerince değerlendirilir ve yargılamalar yapılır. Onun ötesinde Türkiye’nin, Türk milletinin alnı açıktır. Bu tür operasyonları çok gördük.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özel, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

43.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Cumhuriyet Halk Partisi olarak 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili tüm davaları takip ettiklerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Efendim, tabii, tartışmanın harareti içinde Sayın Bakan “isnat” falan deyince bir şey havada kalmasın, bunu bilgi olarak ifade ediyorum: Sincan Belediyesinin Sincan’daki yapılan yargılamalarda kurmuş olduğu ikram çadırındaki görevlilere gidip Sayın Bakan sorarsa “Bu duruşmaları takip etmeye Özgür Özel geliyor mu, buradaki 15 Temmuz gazileriyle oturup sohbet ediyor mu?”, herhâlde Sincan Belediyesinin yetkililerine ve Sincan Belediye Başkanına orada danışılabilir, birincisi bu.

İkincisi, Darbe Komisyonu üyelerimizle gerek birinci köprünün tutulmasıyla ilgili -15 Temmuz Şehitler Köprüsü davası olarak görülen davada, İstanbul’da- gerekse buradaki Akıncı Üssü davasında davayı takip ediyoruz. Ayrıca, hem o gece burada olan milletvekilleri hem de CHP kurumsal kimliği olarak tüm davalara müdahillik talebimiz, dilekçelerimiz bizzat salona giderek tarafımızdan da verilmiştir. Bu konudaki hassasiyetimizin de altını çizmek isterim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Cevap verilmeyen sorulara yazılı cevap verilecek mi?

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Tamam, olur.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi (2/1929) ve Anayasa Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 505) (Devam)

BAŞKAN – Sayın Kerestecioğlu, buyurun.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, ben, özellikle, cevapsız kalan bir soruyu tekrar etmek istedim. Dokuz milletvekilimizin tutuklu olduğu bir dönemde diğer milletvekillerinin yani bizlerin onlarla görüşememesinin nedeni nedir? Siz bir hukukçusunuz, ben de bir hukukçuyum ve tüm vekiller gerçekten eşit haklara sahipse, siz Anayasa’nın eşitlik ilkesine de inanıyorsanız -bunu bildiğinizi biliyorum- o zaman buna ilişkin bir açıklamanız olmalı, böyle bir eşitsiz uygulamaya.

Bunun dışında da siz SEGBİS’le ilgili olarak yüz yüzeliği engellemediğinizi söylüyorsunuz. Ben bunu gerçekten inanarak söylediğinizi düşünmüyorum açıkçası çünkü bir mahkemede bir şüphelinin nasıl olması gerektiğini, hâkimi nasıl etkilemesi gerektiğini, kendi lehine çevirmek için, kendini savunabilmek için beden dilinden yüz ifadelerine, mimiklerine kadar her şeyi kullanması gerektiğini siz de benim kadar biliyorsunuz. Ben sıkıyönetim mahkemelerinden beri avukatlık yapıyorum ve hayatımda böyle bir şey görmedim. Bir de bunun ikinci aşaması ne olacaktır? Bugün, mesela, vekillerimizle ilgili cezaevi yetkililerine suç duyurusunda bulunulup SEGBİS odasına zorla getirilmeleri istenmiş. Gitmediklerinde ne yapılacaktır? Mesela bununla baş edebilecek midir bu Meclis? Kolundan tutup mu götürülecektir Selahattin Demirtaş? Kolundan tutup mu götürülecektir Selma Irmak? Ben, bilmiyorum, gerçekten aynı okulu okuduysak bunun sizin tarafınızdan da böyle değerlendirilmeyeceğini ve başka niyetlerin olduğunu düşünüyorum.

BAŞKAN – Sayın Bakan, süre doldu ama cevap vermek istiyorsanız ek bir süre vereyim size.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Evet.

BAŞKAN – Buyurun.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu uygulamalar mahkemelerce verilen kararlardır. Ben kendi yorumum olarak söylemedim, Anayasa Mahkemesinin bir kararını hatırlattım. Elbette, SEGBİS’le ifade alınmasıyla, yargılama yapılmasıyla ilgili durum bağımsız mahkemelerin kendi verdikleri kararlardır, onlarla ilgili bizim bir yorum yapmamız ya da şu şekilde olsun şeklinde bir talimat ya da bir kanaatte bulunmamız doğru değil; yargılamayı mahkemeler yapıyor, onların kendi takdirleridir.

Görüşmeyle ilgili durum da cezaevlerinin teknik olarak imkân verdiği ölçülerde görüşmeler yapılabilmektedir.

Diğer kalan hususlarla ilgili de yazılı olarak cevap verilecektir.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Diğer partiler izin almadan gidebiliyor da bir tek bize mi bu koşullar uygun değil Sayın Bakan? Sadece bize mi koşullar uygun değil? Böyle cevap mı olur ya?

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – Zorla SEGBİS’e getirilmeler de düzeltilsin. Zorla SEGBİS diye hukuki bir madde yok. Bu sizin uydurduğunuz ve uyguladığınız bir şey.

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’ün, hiç kimsenin Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü darbe girişiminde bulunmuş hain bir terör örgütüyle eş değerde tutmasının kabul edilemeyeceğine ve milletvekillerinin bu yüce Meclise yakışır şekilde davranmalarını Başkanlık Divanı adına rica ettiğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, az önce burada, tabii ki hiçbir arkadaşımızın tasvip etmediği değerlendirmeler ve görüşmeler yapıldı. Takdir edersiniz ki hepimiz bu çatı altında, özellikle bu hain darbe girişimine karşı Parlamento olarak, tüm siyasi parti grupları olarak el birliğiyle, omuz omuza bu direnci gösterdik. Ama unutmayalım ki bu çatıyı kuran, bu cumhuriyeti kuran, bu Parlamentoyu kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çatısı altında, onun şemsiyesi altında bu Mecliste görev yapıyoruz. O nedenle, ne şimdi ne geçmişte ne de gelecekte hiç kimsenin ama hiç kimsenin Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü darbe girişiminde bulunmuş bir hain terör örgütüyle asla eş değerde tutmasını, onu ağzına almasını kabul etmemiz mümkün değildir. (CHP sıralarından alkışlar) Böyle söyleyen vardır demiyorum ama bu uyarıyı yapma görevini ben kendimde Meclis Başkan Vekili olarak görüyorum. O nedenle, bütün konuşmacı arkadaşlarımızın, hatip arkadaşlarımızın bu yüce Meclise yakışır bir şeklide davranmalarını, bu anlamda söz kullanmalarını hassaten Başkanlık Divanı olarak rica ediyorum.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Sayın Başkan, bir söz alabilir miyim?

BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

44.- Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün, 505 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde yapılan soru-cevap işlemi sırasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Türkiye'nin kurucusu, banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye'nin dâhilî ve haricî bedhahlarına karşı bağımsızlık mücadelesi vermiş bir millî mücadele kahramanı, devletimizin, cumhuriyetimizin kurucusudur. Biz -bu millet- onun hatırasını, cumhuriyetini de kanımızın son damlasına kadar, kıyamete kadar koruyacağız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bizim buradaki ifademiz asla bir partiyi de, bir tüzel kişiliği de… Genelleme yapmak bir hukuk adamı olarak da, bir siyasetçi olarak da bana yakışmaz. Ben sadece kullanılan, dile getirilen üslupların -bu hususlarla ilgili- belli bir hususta bu örgütün de kullanmış olduğu üsluplarla benzerliğini söyledim, yoksa bir şahıs ya da bir kitleyi bu anlamda bir hususta ifade etmek istemedim, bunu ifade etmek istedim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Konu amacına ulaşmıştır, Sayın Bakan da gerekeni söylemiştir. Bu konuyu kapatıyoruz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi (2/1929) ve Anayasa Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 505) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Şimdi birinci bölüm görüşmelerine başlıyoruz. Birinci bölüm, 1 ile 10’uncu maddeler arasını kapsamaktadır.

Birinci bölüm üzerinde söz isteyen, gruplar adına, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Afyonkarahisar Milletvekilimiz Mehmet Parsak; Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekilimiz Hüda Kaya; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Bursa Milletvekilimiz Nurhayat Altaca Kayışoğlu.

İlk söz, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Afyonkarahisar Milletvekilimiz Sayın Mehmet Parsak’a aittir.

Sayın Parsak, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

MHP GRUBU ADINA MEHMET PARSAK (Afyonkarahisar) – Aziz Türk milleti, saygıdeğer milletvekilleri; 505 sıra sayılı Yasa Teklifi’nin birinci bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Gazi Meclisi ve siz saygıdeğer milletvekillerini saygılarımla selamlıyorum.

Bölümle ilgili konuşmalarıma geçmeden önce, Sayın Başkanın riyasetindeki ilk hitabetim, bu vesileyle Sayın Başkana da seçilmiş olduğu bu önemli vazifeden dolayı tebriklerimi arz ediyorum.

Yine bölümle ilgili konuşmalarıma geçmeden önce, bugün hepimizin bildiği gibi Mevlit Kandili, Peygamber Efendimiz’in doğumunun yıl dönümü. Ben bu vesileyle bu kutlu, bu mübarek geceyi de hayırlara vesile olması dileğiyle kutluyorum.

Sayın milletvekilleri, Yüksek Seçim Kurulunun, daha doğru ifadesiyle -birazdan arz da edeceğim- Yüksek Seçim Kurumunun biraz gecikmeli de olsa bir teşkilat yasasına kavuşması için böylesi önemli bir yasa teklifinin sunulmuş olması bize göre son derece isabetli, doğru, yerinde bir adımdır. Dolayısıyla biz bu yasa teklifi sunulduktan sonra gerek Komisyon çalışmalarında, alt komisyon çalışmalarında gerekse de Genel Kurul çalışmalarında bu dâhilde hareket etmeye çalışıyoruz.

Saygıdeğer milletvekilleri, bu kanun teklifi, özellikle Anayasa Komisyonumuzda son dönemde en az tartışmayla, en az değişiklikle, en kısa sürede ve en kıymetli, en teknik çalışmalarla geçen kanun tekliflerinden bir tanesiydi çünkü seçimler demokrasinin vazgeçilmez unsurları olduğuna göre böylesi bir yasa herkes bakımından önemliydi. Ama bu yasada bize göre de olmaması gereken, daha doğrusuyla 298 sayılı Kanun’da düzenlenmesi gereken bazı hususlar vardı. İsabetli bir biçimde alt komisyonda söz konusu fıkraların 298 sayılı Kanun’da değerlendirilmek üzere çıkarılmasına karar verildi. Büyük ölçüde o sebeple olmak üzere de hem alt komisyon çalışmaları hem de asıl Komisyon çalışmaları daha kısa zaman içerisinde, daha isabetli, daha anlamlı bir şekilde tamamlanmış oldu ve buralara kadar da geldi. Büyük ölçüde diyorum çünkü evet, çok az sayıda değişiklik oldu önemli olan ama bunların en önemlilerinden bir tanesinin Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizim de şahsen altına imzamızı attığımız değişiklik önergesiyle yapıldığını hatırlatmakta burada fayda görüyorum. O da bu kanun teklifinin geçici 1’inci maddesinin (6)’ncı fıkrasında seçim müdürleri ve seçim müdür yardımcılarının atanmasına ilişkin usul ve esaslar düzenleniyordu, buna ilişkin olarak on iki yıla yakındır görevde yükselme sınavı bekleyip işbu kanunda da düzenlenen şartları taşıdığı hâlde, bu kanun kapsamında, daha az oranla, daha az miktarla seçim müdürü ya da seçim müdür yardımcısı olarak atanabilecek personellerin de taleplerini dikkate almak suretiyle ve iktidar partisiyle de müştereken imza altına aldığımız önergenin de kabul edilmesi neticesinde bu konuyu çözüme kavuşturmuş olduk. Böylelikle, atama bekleyen 500’ün üzerindeki söz konusu personeli, bir, hakkı olan görevde yükselme sınavını geçici de olsa bir yasa teminatına kavuşturmuş olduk; iki, öncelikli olarak bunlardan atama yapılmasını ifade etmek suretiyle, bu kanun yürürlüğe girdikten sonra yapılacak atamada -380 civarında- bu mahiyette şartları tutan 500’ün üzerinde personel bulunduğu için ve öncelik de onlara işaret edildiği için tamamının da bunlardan atanabilmesine yol açtık. Ama bir sınav süreci yaşanacak, elbette ki orada ehliyet, liyakat ve adalet ilkelerine göre, bu noktada, kimler daha doğru, kimler daha layık, kimler daha ehil ise adaletli bir şekilde bu doğrultuda hayata geçeceğini düşünüyoruz ve bunun da sıkı bir şekilde takipçisi olacağız.

Üzerinde söz aldığım birinci bölümdeki maddelere şöyle ana hatlarıyla değinmek istiyorum süremle mütenasip olarak: Birinci bölümün ilk maddelerinde, 1’inci, 2’nci, 3’üncü maddelerde kanunun adında da olmak kaydıyla Yüksek Seçim Kurulundan söz ediliyor. Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz şöyle bakıyoruz meseleye saygıdeğer milletvekilleri: Artık, Yüksek Seçim Kurulu, evet, anayasal bir organdır, Anayasa’mızda da buna ilişkin açıkça bir düzenleme vardır ama şunu göz önünde bulundurmak gerekmektedir ki ilk defa bir teşkilat yasası yapılırken taşra teşkilatı da olan bir kurum hâline getirildiği için, bize göre “Yüksek Seçim Kurumu” olarak düzenlenmeliydi; Yüksek Seçim Kurulu da bunun tek ve en önemli karar verme organı olarak yine, Anayasa’daki düzenlemeleriyle uyumlu bir mahiyette bu kanun teklifinde düzenlenmeliydi. Dolayısıyla, 1’inci maddede, 2’nci maddede ve 3’üncü maddede, özellikle, “Kurul” olarak ifade edilen o bölümlerin, o kısımların “Yüksek Seçim Kurumu” şeklinde yeniden düzenlenmesi gerektiğini alt komisyon aşamasında da, Komisyon aşamasında da ifade ettik, hâlâ da bunun daha doğru olduğuna inanıyoruz.

5’inci maddeye geldiğimizde, Anayasa’mızın 79’uncu maddesinde Yüksek Seçim Kurulu kararları aleyhine başka hiçbir merciye başvurulamayacağı yönünde açık bir düzenleme var. Yasa teklifinde buna ek olarak başka hiçbir merciye ve başka bir kanun yoluna başvurulamayacağı yönünde teklif vardı. Tartışmalar esnasında, bize göre de isabetli bir şekilde, söz konusu kısmın çıkarılması önerildi ve oy birliğiyle de kabul edildi; böylelikle de Anayasa’yla uyumlu bir hâle getirilmiş oldu. Ama yeniden ifade etmek de fayda var, buna ilişkin bir düzenleme de 298 sayılı Kanun’umuzda var, o kanun teklifi de mutlaka önümüzdeki süreçte en kısa zamanda gelecektir, o aşamada bunu da en doğru bir mahiyette çözüme kavuşturacağımızı düşünüyoruz.

Saygıdeğer milletvekilleri, teklifin 6’ncı maddesinde Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizim de kabulümüzle, engelli seçmenlerin ve yurt dışında oy kullanmakta olan seçmenlerin oy kullanma haklarının yani o önemli anayasal haklarının kullanılmasının kolaylaştırılması yönünde bir düzenleme getirildi değişiklikle ve biz de Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu çerçevede de katkı sağladık ve Komisyon aşamasında bu iki önemli fıkra da kanun teklifine eklenmiş oldu.

10’uncu maddeye baktığımızda, esasen, 10’uncu maddenin (2)’nci fıkrası kapsamında seçim uzmanları ve uzman yardımcılarının görevlendirilmesi önerilmekte yasa teklifinde. Biz Yüksek Seçim Kurulu faaliyetinin bir yargısal faaliyet olduğu kabulünden hareketle seçim uzmanı, uzman yardımcısı, özellikle de uzmanı yerine raportör hâkim ya da tetkik hâkiminin görevlendirilmesinin daha doğru olduğunu ilk aşamasından itibaren savunageldik. Fakat eğer siyasi iradede ve Meclis iradesinde bunun değil de teklifteki mevcut hâlin kabulü yönünde bir irade varsa da bunun sadece Yüksek Seçim Kurulunun merkez teşkilatında değil, taşra teşkilatlarında da -özellikle büyük şehirlerimiz başta olmak üzere- söz konusu uzmanların görevlendirilerek seçimlerin yönetilmesine, yürütülmesine ilişkin faaliyetlerin daha doğru, daha isabetli bir şekilde yapılabileceğini ortaya koyduk, aynı kararlılığımızı devam ettiriyoruz.

Gene, 10’uncu maddenin (9)’uncu fıkrasında adalet hizmetlerinde geçici çalıştırma yönünde bir hüküm söz konusu. Bu, pek çok milletvekilimize ulaştığı gibi, Milliyetçi Hareket Partisi milletvekillerine, bizlere de ulaştı. Uygulamada da bu yönde çeşitli aksaklıkların olduğu bir gerçek. Hatta, Komisyon aşamasında söz konusu personelin mübaşir olarak dahi kullanılabileceği ifade edildi. Biz onun öyle olmayacağını düşünüyoruz çünkü ne yazık ki bizim, şahsımın da yasa teklifine rağmen, mübaşirler hâlâ genel idare hizmetleri sınıfına geçirilemediği için, hâlâ yardımcı hizmetler sınıfında olduğu için –bu vesileyle tekrar etmek isterim, bir an önce söz konusu yasa teklifimizin de kabul edilmesi gerekir- seçim personeli mübaşir olarak görevlendirilemez ama diğer görevlendirilmeler çerçevesinde de zaman içerisinde işleyişe, oluşa, kamu hizmetlerinin gerekliliklerine uygun mahiyette bir değerlendirme yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu hususun da hassasiyetle takipçisi olacağız.

Son olarak, bu YSK personelinin Adalet Bakanlığı marifetiyle atanması yönünde de birtakım yakınmalar var. Bunun da uygulaması esnasında takipçisi olacağız.

Böylelikle birinci bölüme dair Milliyetçi Hareket Partisi Grubumuz adına sözlerimi tamamlıyorum. Tekrar kandilinizi tebrik ederek saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Parsak.

Gruplar adına ikinci söz, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekilimiz Hüda Kaya’ya aittir.

Sayın Kaya, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA HÜDA KAYA (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle değerli arkadaşlar, konuşmacılarımızın pek çoğu bu gece Mevlit Kandili münasebetiyle kutlamalar ifade ediyorlar. Son elçi, barış elçisi, adaletin sesi, ahlakın önderi, insanlara örnek olarak gönderilen son elçi Hazreti Muhammed ve -sadece o değil, diğer elçiler de- Hazreti İsa da, Hazreti Musa da, Hazreti İbrahim de ve adını bildiğimiz, bilmediğimiz insanlığa değer katan, erdemlilik yolunu gösteren, ahlakın, adaletin, barışın, sevginin yolunu gösteren, insanlığın, vicdanın yolunu gösteren tüm değerli halk önderlerinin doğum günleri mübarektir, değerlidir. Bu anlamda sadece ifadelerle, sözlerle anmak değil, bu değerli önderlerimizi, barış elçilerimizi, onların bize bıraktığı mirası, onların bize ulaştırdığı mesajı hakkıyla anlamaktan geçer onlara saygı duymak; onların doğumunu kutlamak, onların bize ulaştırdığı mesaja hakkıyla sahip çıkmaktan geçer. Ve o son elçi Hazreti Muhammed’i, bize onun getirdiği, bize bıraktığı kitabı, bize ulaştırdığı kitabı en iyi şekilde o anlatır bize. “Sen muhteşem bir ahlak üzerinesin.” der bize onu tanıtırken Yüce Allah. Dolayısıyla bugün ayetin dediği gibi “Hiç karanlık ile aydınlık bir olur mu? Hiç kör ile gören bir olur mu?” dediği gibi maalesef bugün aydınlık ile karanlığı birbirine karıştırdınız. Maalesef bugün gören ile görmeyen, gördüklerini, gerçeklerini, hakikatlerini birbirine karıştırarak dünya kamuoyu şu anda Türkiye’nin yüz karası meselelerini konuşmakla meşgul oluyor. Keşke o ahlaka, o adalete, o erdemliliğe, barışa hakkıyla sahip çıkabilseydik, layık olabilseydik.

Adalet Bakanı buradayken hemen şunu da ifade etmek istiyorum... Konu çok arkadaşlar, vakit az. O kadar çok problem var ki dosyalar dolusu ama hemen cümle cümle geçeceğim. İstanbul’dan Zeynep Duygu Ağbayır isimli, sözleşmeli öğretmenlik yapan bir genç kadınımız. Evini dün polisler bastı. Kendisi evde yoktu ve ifade vermeye kendisi gitti, niçin gelmişler diye. Gidiş o gidiş, kendisinden haber yok. Gizlilik kararı var, ne olduğunu bilemiyoruz. Yakınları merak ediyor, hepimiz merak ediyoruz, bunun cevabını bekliyorum Sayın Bakandan.

Evet arkadaşlar, dün burada bazı arkadaşlarımız da ifade ettiler konuşmalarında, Aladağ yurt yangınının 1’inci yıl dönümüydü. Çok acı var, pek çok acının yıl dönümü oluyor. Hatırlıyoruz, mahkemeler oluyor, takipsizlik oluyor, sonuç olmuyor, adalet olmuyor. İşte bunlardan bir tanesi de Aladağ yurt yangınında 11’i kız çocuğu, 1’i kadın belletmen olmak üzere 12 insanımızı kaybettik. Çok acı, çok vahşi bir facia yaşandı orada. Fakat sevgili arkadaşlar, dün aileler geldiğinde... Ben de Aladağ Komisyonunda partim adına bulunan bir vekil olarak Meclis heyetiyle birlikte Adana Aladağ ve köylere kadar gidip araştırmalarda bulunmuştum; oradaki sonuçları, gördüklerimizi, intibalarımızı basın açıklamasıyla da ifade etmiştim. Dün bu aileler, aradan bir yıl geçmiş olmasına rağmen hiçbir sonucun olmamasından... Geride ölmeyen, cemaat yurtlarına vermek istemedikleri çocuklarını, köylere yol yapılmadığı için, servis verilmediği için okula gönderemiyorlar. Çocuklar şu anda evlerinde, okuyamıyor. Millî Eğitim Bakanlığının önünde basın açıklamasına biz de katıldık. Tekrar onları dinledik, onların sesi olmaya çalıştık.

Değerli arkadaşlar, o kadar vahim bir durumdalar ki ben, geçen sene Adana’ya, Aladağ’a gittikten sonra kendim de ifade etmiştim; Türkiye’nin hiçbir köşesinde şahit olmadığım en yoksul, en fakir imkânsızlık şartlarının orada nasıl gerçek olduğuna şahit olduk. Bu insanlar fakirlikten servis tutup çocuklarını şehre gönderemediklerinden dolayı, bunun sıkıntısını yaşadıklarından dolayı, üstüne üstlük köylerine yakın olan bir devlet yurdunu sapasağlam olmasına rağmen, 1999 depreminden sonra yapılmış olmasına rağmen bu yurdu sağlamlığından dolayı -çalışan işçilerin ifadesiyle bile- yıkmakta zorlanarak yıkıyorlar; çocukları seçeneksiz bir şekilde cemaatin yurtlarına mahkûm ediyorlar. Ve bu aileler soruyor: “Bu yurtlara bizim çocuklarımızı göndermeye teşvik eden, referans olan, sorumlu olan resmî yetkililer hakkında neden bugüne kadar bir şey yapılmadı?” diyorlar, “İlçe millî eğitim müdürü bir yıldır ortadan kaybedildi, nereye gitti?” diyorlar, “Neden tek bir kere bile hakkında bir soruşturma, takibat olmadı?” diyorlar. “On iki yıl, on üç yıl, on dört yıl ekmek yemedim, ekmeğimi yedirdim, en fakir şartlar içerisinde, yolsuzluk, imkânsızlık içerisinde ben çocuklarımı büyüttüm; devletime güvendim, devlet yetkilileri bize referans oldular, oraya gönderdik ve biz çocuklarımızı, canlarımızı kaybettik; yangın hâlâ bitmedi, devam ediyor.” diyorlar. Geride kalan çocuklarımızı, yaşamaya devam eden çocuklarımızı… Yangından sonra Emine Erdoğan gelecek diye, İçişleri Bakanı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı gelecek diye yollarına bir mıcır atıyorlar ve sonra bunu kaldırıp kenara itiyorlar ve bugün bu yollara servis verilse bile gidecek yolları yok ailelerin. “Çocuklarımı göndermiyorum.” diyor babalar. “Bu eğitim dönemi başladığından bugüne kaymakamı defalarca aramamıza rağmen ‘Servis istiyoruz, çocuklarımızı okutmak istiyoruz.’ dememize rağmen, kaymakam ‘Kaynağımız yok.’ diyor.” Kaynak nasıl yok arkadaşlar, kaynak nasıl yok? Milyon dolar rüşvetler havada uçuşacak, bizim gariban yoksul köylümüzün çocuğu şu anda okuyamıyor. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar) Okuyamıyor şu anda ve kaymakam tebligat üstüne tebligat gönderiyor ve tehdit ediyor köylüleri, diyor ki: “Sonucuna katlanacaksınız, ceza alacaksınız.” Ekmek almaya paraları yok, çocuklarına servis tutmaya imkânları yok ama köylülere ceza kesmekten bahsediyorlar. Devlet, vatandaşına sahip çıkmak demektir. Devlet yetkilisi olmak, vatandaşının güvenli, geçimini kolaylaştıracak, yaşamını kolaylaştıracak, insanca, onurluca yaşama şartlarını geliştirecek imkânları gerçekleştirmek zorundadır; uluslararası kaçakçılara, uluslararası rüşvetçilere prim vermek demek değildir.

Kör ile gören bir olmaz. Gerçekleri görelim arkadaşlar, hakikati görelim. Hakikate şahitler olalım, adalete şahitler olalım. Allah için, insanlık için, halkımız için, ülkemiz için adalete şahitlik yapalım, adalete sahip çıkalım arkadaşlar.

Teşekkür ediyorum. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Kaya, biz teşekkür ederiz.

Grupları adına son konuşmacı, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Bursa Milletvekilimiz Sayın Nurhayat Altaca Kayışoğlu.

Sayın Kayışoğlu, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika efendim.

CHP GRUBU ADINA NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Ben de bütün İslam âleminin Mevlit Kandili’ni tebrik ediyorum, hayırlara vesile olmasını diliyorum.

505 sıra sayılı Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi’nin birinci bölümü üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum. Teklifle Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat Kanunu düzenleniyor. Elbette bu bir ihtiyaçtır fakat metin bu hâliyle bu ihtiyacı gidermekte midir? Maalesef değildir. Öncelikle usul yönünden itirazlarımız var. Teklifin hazırlanma sürecinde, her zaman olduğu gibi bu kanun teklifinde de katılımcılık esas alınmadı. Özellikle siyasi partilerin, seçimleri takip eden sivil toplum kuruluşlarının, uluslararası kuruluşların ve diğer katılımcıların hiçbir şekilde görüşü, önerileri alınmadan hazırlanmış bir tekliftir. Bunu tabii ki eleştiriyoruz. İçerik bakımından da biraz sonra ayrıntılarıyla açıklayacağım üzere büyük oranda itirazlarımız var.

Demokrasinin ön şartlarından birisi elbette ki seçimdir fakat seçim tek başına yapılmış olmakla, şekli olarak seçimin yapılmış olmasıyla elde edilmez. Bu seçimin yapılma sürecinde, tabii ki eşit koşullarda, serbest, özgürce kamuoyunun iradesinin oluşması sürecinde özgürce oluşmasının sağlanacağı bir ortamın güvence altına alınması, tarafsız, bağımsız bir kurul tarafından denetlenmesi, düzenlenmesi demokrasinin gerçekleşmesi için şarttır diye düşünüyoruz. Bunun içerisinde elbette ki siyasetin finansmanının da şeffaflığının sağlanması koşullardan biridir.

Bu anlamda seçim güvenliği, YSK’nın en önemli görevlerinden biri olan seçim güvenliği üç aşamada ele alınabilir; seçim öncesi, seçim günü ve seçim sonrası ele alınabilir. Seçim öncesi için hiçbir şekilde ülkede, özellikle OHAL’in olduğu bu süreçte seçim güvenliğinin olduğundan, demokrasinin olduğundan söz edilemez. Size 16 Nisan referandumundan önce yaşadığım bir süreci anlatayım. Tabii ki hepiniz gibi ben de ülkenin değişik illerinde ve yurt dışında referandum çalışmalarında bulundum. Referandum çalışmalarından birini de Muş ilimizde gerçekleştirmiştim ve Muş’ta gittiğim bütün sivil toplum kuruluşları, sendikalar, özellikle meslek odaları, benim de mesleğim olan avukatların bağlı olduğu baro ve vatandaşla yaptığımız temasta şöyle bir şikâyetle karşılaştım, herkes bana: “Vekilim, vali köy köy dolaşıyor, bizim köye geliyor ve muhtarlara ‘Eğer buradan evet çıkmazsa kayyum atayacağım.’ diyor.” dedi. Şimdi, böyle bir koşulda çok mükemmel bir YSK Teşkilat Kanunu hazırlasanız ne olacak? Seçim güvenliği sağlanacak mı? Seçimler özgür, eşit, serbest bir şekilde yapılabilecek mi? Kamuoyunun iradesi gerçek anlamda sandıklara yansıyacak mı? Tabii ki hayır. Öncelikle ülkedeki diğer koşulların olağanlaştırılması ön koşuldur diye düşünüyoruz.

Seçim güvenliğinin sağlanması için ülkedeki en tarafsız, en bağımsız, en güvenilir kurum olması gereken YSK Teşkilat Kanunu da düzenlenirken maalesef bu ilkeler göz önünde bulundurulmamış, yine tek adamcılığın yansımalarını görüyoruz kanun metninde. Özellikle üst düzey personelin atanmasıyla ilgili eleştirilerimiz mevcuttur.

Teklif’in 5’inci maddesindeki kurul kararları aleyhine başka merciye başvurulamaması ilk başta tabii genişletilmişti Anayasa’ya aykırı olarak. Komisyon sürecinde Anayasa’ya uygun hâle getirildi. Fakat bununla birlikte aslında Anayasa’daki 79’uncu maddedeki bu hükmün de değiştirilmesi gerektiği, özellikle YSK’nın idari kararlarına karşı yargı yolunun açılması gerektiği bir gerçektir. 16 Nisan referandumunda, Yüksek Seçim Kurulunun, kanuna çok açık bir şekilde mühürsüz pusulaların geçerli olduğuna dair aldığı karara dair, maalesef kanunda belirlenen bir merci olmadığı için bugüne kadar yapılan başvurular da hâlâ neticelenmedi ve YSK’nın açıkça hukuksuz bir şekilde aldığı kararların denetlenmediğini açık bir şekilde görmüş olduk. Bu, hukuk devleti ilkesine de aykırıdır çünkü idarenin bütün eylem ve işlemleri yargı denetimine açık olmak zorundadır.

“Teklifte yer alan YSK kararlarının en kısa zamanda Resmî Gazete’de yayımlanması” ibaresi, belirttiğimiz gibi tamamen muğlak bir ibaredir. En kısa zaman kişiden kişiye değişebilir, göreceli bir kavramdır. Bunun netleştirilmesi gerekir ve internet ortamında da kararların yayınlanarak şeffaflığın sağlanması gerekir.

Kurulun görevlerinden biri olan seçmen kütüğünün belirlenmesinde siyasi partilerin denetiminin sağlanması seçim güvenliği açısından önemlidir ki seçim dönemlerinde karşılaşıyoruz; bazen ölüler seçmen görünüyor, bazen gerçekten seçmenler düşürülüyor listelerden. Bunların olmaması için siyasi partilerin özellikle bu kanun metninde fazlasıyla yer alması gerekirdi ama siyasi partilere bu kanun metninde yer verilmediğini maalesef gördük.

Madde 8’de üst düzey personeli tek başına atama yetkisi başkana veriliyor. Bu konuda da bunun hem demokratik olmadığı hem kayırmacılığa yol açacağı hem tarafsızlık konusunda ihlale yol açacağı ve keyfîliğe sebep olacağı eleştirilerimizi buradan yineliyoruz.

10’uncu maddede personelin alımı konusunda düzenleme yapılırken Yüksek Seçim Kurulunun niteliğine, tarafsızlığına, bağımsızlığına uymayacak bir yöntem belirlenmiştir; yazılı, sözlü ve gerektiğinde uygulamalı sınavdan bahsediliyor. Biliyoruz ki, sözlü sınavın olduğu her yerde -yaşıyoruz da her gün- keyfîlik vardır, liyakatsizlik vardır, kayırmacılık vardır, kadrolaşma vardır; bu da Yüksek Seçim Kurulunun niteliğine uygun değildir. Bunun da sadece yazılı sınav şeklinde belirlenmesi gerekir ve personelin Adalet Bakanlığı bünyesinde görevlendirilmesiyle ilgili yetki verilmesi de personel açısından bir güvencesizlik yaratmaktadır.

Devamında bütçe konusu düzenleniyor. Gerçekten bu kurulun bağımsız olması isteniyorsa ekonomik bağımsızlık da öncelikle verilmelidir bu kurula fakat Adalet Bakanlığı bütçesi kapsamında Yüksek Seçim Kurulu bütçesi düzenleniyor. Yani bu kurul, tarafsız, bağımsız olması gereken bu kurul siyasi iktidarın denetimi altında ekonomik olarak kalmak zorunda kalıyor.

Mevcut seçim müdürlerinin aslında tasfiyesini çok kabul edilemez bir düzenleme olarak düşünüyoruz bu metin içerisinde çünkü bu müdürlerin bir birikimi var, tecrübesi var, bunlardan yararlanmak gerekiyor. En azından, teklif ettiğimiz üzere, altı yıllık sürecin, altı yılla ilgili belirlenen bu rotasyonun kanunun yürürlüğe girmesinden sonra yürürlüğe girmesi iyi olurdu fakat bu da kabul görmedi.

16 Nisan referandumuyla zaten şaibeli hâle gelen, güvenilirliği zedelenen YSK’nın bundan sonraki seçimlerde görevini en iyi şekilde yapabilmesi için bu kanunun bu hassasiyetlerle ele alınması gerekirdi. Teklifin ilk hâlindeki müşahitlik ve kısıtlanması ile sandık kurulu başkanının belirlenmesi maddeleri çıkarıldı ama orada da daha sonra bu hükümlerin getirilebileceği görülüyor. Bunun hiçbir şekilde bir daha düşünülmemesi gerekir çünkü tam tersine, özellikle sivil toplum kuruluşlarının, özellikle müşahitlerin daha aktif bir şekilde seçimlerde görev alması kamuoyuna güven verecektir ve seçimlerin güvenliğini sağlamak açısından önemlidir.

Bunun dışında, seçim günleri yaşadığımız sorunların bilinmesi ve düzenlemeler yapılırken pratikten yola çıkılarak göz önünde bulundurulması konusunda bazı hususlara da dikkat çekmek istiyorum.

Eskiden askı listeleri Adres Kayıt Sistemi’ne göre belirleniyordu ve seçmenler kendi komşularını oradan denetleyebiliyorlardı. Sonradan bu, ad-soyadına göre sıralandı; dolayısıyla da denetlenemez bir hâle dönüştürüldü.

Yine, oy verme günü bir liste çıkıyor -çünkü görevliler giriyor, bazı görevliler çıkıyor- o da daha önceden siyasi partilere ulaştırılmadığı için, erişilebilir olmadığı için denetlenemiyor maalesef.

Sandık başkanlarının -özellikle bağımsız kuruluşlarda çalışan- özellikle de öğretmenlerin mesela, tek yönlü, daha doğrusu tek bir sendikaya mensup olanlardan seçilmemesi çok önemli.

Seçim günü yapılan itirazların bazılarının sonuçsuz kalması, sandık başkanlarının bu anlamda taraflı davranıp tutanaklara itirazları geçirmemesi yaşanan sıkıtınlar. Bunları bir yaptırıma bağlamak gerekiyor.

SEÇSİS’in sızdırmazlık testlerinin yapılması ve bunun siyasi partilerle paylaşılması kamuoyu açısından önemlidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kayışoğlu, sözlerinizi tamamlayın lütfen. Bir dakika ek süre veriyorum.

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Devamla) – Tamam, teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

İlçe seçim kurullarında ve Yüksek Seçim Kurulunda felaket kurtarma merkezleri kurulması düşünülebilir çünkü seçim günü yaşanacak olumsuzluklarda verilerin bu anlamda yedeklenmesi önemlidir.

Ve sivil toplum kuruluşlarına yer vermek gerekiyor özellikle seçim günü. Oy ve Ötesi gibi gönüllü kuruluşlara kanuni anlamda da yetki verilmesi gerekiyor diye düşünüyorum.

Ve en önemli konulardan bir tanesi şu: Seçim günü oy kullananların listesi siyasi partilerle paylaşılmıyor. Dolayısıyla da mükerrer oy kullanılıp kullanılmaması siyasi partilerce denetlenemiyor. Bilemiyoruz, iktidar partisi bunu kendisiyle paylaşıyor mu ama diğer siyasi partiler bunu göremedikleri için bu anlamda da denetimsizlik söz konusu. Bütün bunlar keşke göz önüne alınıp gerçekten bir teşkilat kanunu yapılsaydı diyorum.

Herkesi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kayışoğlu.

Sayın milletvekilleri, gruplar adına konuşmalar tamamlanmıştır.

Şimdi şahıslar adına ilk konuşmacı, Ankara Milletvekilimiz Sayın Murat Alparslan.

Sayın Alparslan, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Beş dakika söz süreniz.

MURAT ALPARSLAN (Ankara) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Başta hepimizin olmak üzere milletimizin, İslam âleminin ve insanlığın Mevlit Kandili’ni tebrik ediyorum.

Malumunuz, çok partili hayata geçtikten sonra seçimlerin yönetimi, denetimi, sevk ve idaresi anlamında ilk defa Milletvekilleri Seçim Kanunu’nda 16 Şubat 1950 tarihinde yapılan bir ilaveyle ilçe ve illerde seçim kurulları oluşturulmuş, Ankara’da da Yüksek Seçim Kurulu kurulmuştu. İlk defa 1961 Anayasası’na anayasal kurum olarak giren Yüksek Seçim Kurulu, varlığını 1982 Anayasası’nda da devam ettirmiş ve cumhuriyetin temel nitelikleri altında bir kurum olarak görevini sürdürmektedir. Fakat değişen, dönüşen dünyamızda, günümüzde hem iş yükünün artmış olması hem ilgilendiği seçim türlerinin artmış olması hem de seçmen sayısının yurt içi ve yurt dışında ilavesiyle ziyadeleşmesi sebebiyle, mevcut mevzuata göre işini yapması konusundaki birtakım ihtiyaçları, eksiklikleri sebebiyle bir teşkilat kanunu yapılması ihtiyacı hasıl olmuş idi. Bu anlamda zaten değişik mevzuatta var olan birtakım kanun maddeleri üzerinden görev tanımları olan Yüksek Seçim Kurulunun bir teşkilat kanunu etrafında bir bütün olarak düzenlenmesi, fonksiyonu itibarıyla çok esaslı ve önemli bir görevi ifa eden kurum için bir elzem idi. Zira demokratik yönetimlerin oluşmasının en önemli sebebi vesilesi olan seçimlerin adil, özgür, hür, özgürlükçü ve çoğulcu bir şekilde yapılmasının hem yönetimi hem de denetimi Yüksek Seçim Kurulu tarafından yapılmaktadır.

Yüksek Seçim Kurulunun görevleri hem yönetim hem denetim olmakla beraber ayrıca yine Anayasa’da kendisine verilen bir görev olarak yargısal denetimi de yine Yüksek Seçim Kurulu tarafından yapılmaktadır. Bu sebeple yaptığı işlerin önemi, görev tanımlarının çokluğu ve görev alanının fazlalığı sebebiyle bu mevzuat değişikliği yapılmak suretiyle daha etkin, daha verimli çalışmasına imkân sağlayacak şartların oluşturulması istenmiştir.

Tabii, burada bu çalışmalar yapılırken belki işte “Müzakere edilmeden önümüze geldi.” şeklindeki eleştirilere şu açıdan bakmak faydalı olacaktır: Mevcut teklifler, sadece geldiği süreyle sınırlı olmaksızın önceden kamuoyu önünde yapılan tartışmalar, muhataplarının konuyla ilgili teklifleri, tavsiyeleri alınmak suretiyle olgunlaştırılır. Nitekim bu kanun teklifi de böyle olmuş ve Komisyonumuza gelmiştir. Daha önceki konuşmacıların da ifade ettiği gibi, Komisyonumuzda da çok esaslı bir şekilde tartışılmış, alt komisyonda birtakım maddeler çekilmiş, uzlaşma sağlanmış, Anayasa Komisyonunda da diğer siyasi partilerin katkısı, teklif ve tavsiyeleri de esas alınmak suretiyle bir mutabakat üzerinden metin oluşturulmuştur. Tabii, burada oluşturulan metnin, tüm seçimin sevk ve idaresinde tek başına yeterli olacak bir mevzuat olmadığı da malumdur. Zira seçimlerin hem güvenliği hem geçerliliği hem de yapılması farklı kanunlardaki düzenlemelerle birlikte bir bütün olarak esas alınmalıdır. Nitekim, zaten geriye çekilen birtakım maddelerin de o kanuni düzenlemelerle ilgili değişiklikler zamanında gündeme getirilebileceği şeklindeki kanaat sebebiyle geri çekildiğinin de bilinmesi gerekmektedir.

Onun ötesinde, mevcut seçimlerin bir şekilde olağanüstü hâl dönemlerinde yapılmasının güvenliği etkileyeceği şeklindeki yaklaşımların da kabulü mümkün değildir. Zira hem olağanüstü hâlin şartları, gerekleri ve uygulaması anayasal bir haktır ve bu şekildeki bir haktan kaynaklı bir yönetimdir ve yine seçimler de Anayasa’da belirtilen hükümler çerçevesinde yapılmaktadır. İkisinin bir arada varlığı, birbirinin varlığının ve meşruiyetinin tartışılmasına imkân sağlamaz. Hele hele son seçimlerde oy, pusula, mühür eksikliği üzerinden yapılan meşruiyet tartışmalarının da geçersiz olduğu tüm siyasi partiler tarafından hem demokrasi müktesebatımıza hem demokrasi tarihimize hem de mevcut mevzuatımıza baktığımızda açık ve net ortadadır. Zira 1984 yılından itibaren verilen içtihat şekline gelmiş YSK kararlarında bu şekildeki uygulamaların geçerliliği ve hukuken de makul olduğu açıkça görülmektedir.

O sebeple, bu kanunun seçimlerin çok daha güzel bir şekilde yapılması anlamında katkı sağlayacak olması hasebiyle hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Alparslan.

Şahısları adına son söz, Diyarbakır Milletvekilimiz Sayın Ziya Pir’e aittir.

Sayın Pir, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

ZİYA PİR (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Yeni göreviniz de hayırlı olsun ve bana son sözü verdiğiniz için de ayrıca teşekkür ederim.

Sayın Başkanım, “Ülkemizin anayasal kurumları arasında en değerli, en güzide kurumlarından biri Yüksek Seçim Kuruludur ve dünya demokrasilerine ülkemizin en önemli armağanlarından biridir.” diye sözlerime başlardım eğer on-on beş sene önce bu konuşmayı yapmış olsaydım fakat geldiğimiz günlerde ve son yıllarda bağımsızlığını ve tarafsızlığını tamamen yitirerek iktidar partisinin etkisi altına giren bir kurum için bu cümleleri sarf etmek çok doğru olmaz. Neden öyle söylüyorum? Size YSK'nın iki kararını burada tekrar hatırlatmak istiyorum . YSK, biliyorsunuz, alanda en yüksek mercidir yani onun kararlarına itiraz edemezsiniz, en yüksek kararları verir. Orada oturan hâkimler de en iyilerimizdir bu konularda.

Şimdi, değerli milletvekilleri, 2011 yılında gerçekleşen milletvekili genel seçimleri öncesi yine bizim güzide YSK'mız, Barış ve Demokrasi Partisinin bağımsız milletvekili adaylarından Ertuğrul Kürkcü, Hatip Dicle, Leyla Zana, Sebahat Tuncel, Gültan Kışanak, Salih Yıldız ve İsa Gürbüz'ün milletvekili adaylıklarını iptal etti. YSK, zaten o anda bile Mecliste olan 2 parlamenterin, Gültan           Kışanak ve Sebahat Tuncel'in milletvekili olamayacağına da karar verdi . Sonra halkımız tabii ki tepki gösterdi, "Ne oluyor?” diye yollara çıktı. En yüksek mercimiz olan YSK, bu kararın hangi yasal mevzuata dayandırılacağını bilemediği için geri adım attı ve o kararından vazgeçti. En yüksek mercimiz, güzide kurumumuz YSK bu kararı verdi.

İkincisi: Daha referandumu yeni atlattık. Sayın Cumhurbaşkanı Başbakanken bundan sekiz sene, on sene, on beş sene önce hep şunu söylüyordu Avrupa Birliğiyle ilgili : "Maç oynanırken kurallar değişmez.” Şimdi, bizim YSK'mız ne yaptı ? Referandumda 90+5' te kuralları değiştirdi ve geçersiz olan oyları, tam oylama süresi bitmek üzereyken "Ben bunları geçerli sayacağım." dedi. Bu da ikinci kararıdır. Bunun üzerine fazla gidip de sizleri de rencide etmek istemiyorum ama Türkiye demokrasi tarihine kara bir lekedir bu; bu, ikinci kararınızdır.

Şimdi, değerli milletvekilleri, biz… Ha, bir de bu şey var, onu da söylemek istiyorum. “Yurt dışında oy kullanmayı kolaylaştıracaktır.” diyorsunuz bu tasarıda. Nasıl olacak bu? Ben yurt dışında yaşamış birisi olarak soruyorum size: Şu anda Almanya’da konsolosluklarda oy kullanabiliyoruz. Benim anam, 120 kilometre kadar konsolosluğa bir gitmesi lazım oy kullanmak için, 120 kilometre de geri gelecek. Bazıları 250 kilometre. Nasıl kolaylaştıracaksınız bunu? Bunu bir açıklar mısınız? Bu, Meclisin acziyetini gösteriyor aynı zamanda. Topu YSK’ya atmayalım, bu bizim çözmemiz lazım, milletvekilleri olarak burada bir kural getirmemiz lazım.

Şimdi, tamam, bunları söylüyorsunuz da madem YSK’da o önemli değil, niye konuşuyorsunuz? Konuşuyoruz çünkü içimizde hâlâ bir umut var, belki Türkiye’yi Orta Çağ’a geri dönmekten kurtarabiliriz diye düşünüyoruz. Niye bunu söylüyorum size, son kalan elli saniyede? Dün yine bizim güzide kurumlardan Diyanet İşleri Başkanlığının bir fetvasını hatırlatmak istiyorum, “bitcoin”le ilgili ve sanal paralarla ilgili dün bir açıklaması var. Bundan, hatırlarsanız, beş yüz sene önce ilk matbaalar kurulduğunda, icat edildiğinde yine o zamanın şeyhülislamı “Gâvur icadıdır, kullanılamaz.” demişti. Sanayimizin ne kadar geri kaldığını duyduk. Şimdi de bizim Diyanet İşleri Başkanlığı önce paranın ne olduğunu, iktisatçılar ya, paranın ne olduğunu önce bir anlatıyor birkaç cümleyle, Wikipedia kapalı ama oradan alınan birkaç cümle var, daha sonra şöyle diyor: “Yani onun, kripto paraların kullanılması şu aşamada dinen uygun değildir.” Şimdi, size oradan bir cümle okumak istiyorum.

Sayın Başkan, bir dakika ilave ederseniz.

BAŞKAN – Sayın Pir, lütfen sözlerinizi tamamlayınız. Bir dakika ek süre veriyorum.

ZİYA PİR (Devamla) – Teşekkür ederim.

Şöyle diyor: “Ayrıca, değer kazanıp kaybetme hususunda spekülasyona açık olmaları, daha çok, kara para aklama amacı gibi meşru olmayan iş ve işlemlerde kolaylıkla kullanılabilmesi ve devletin denetim ve gözetiminden uzak olması gibi sebeplerle sanal paranın alım satımını yapmak şu aşamada dinen uygun değildir.” Burada iki nokta var: Bir, kara para aklamayla ilgili bir durum var orada. Ona vaktim yok, girmek istemiyorum, belki önümüzdeki günlerde gireceğiz bu adalarla ilgili. Ama ikincisi, diyor ki: “Şu aşamada dinen uygun değildir.” Bu, ne demek ya? Böyle bir şey olabilir mi, Diyanet İşleri Başkanı böyle bir fetva verebilir mi? “İçki içmeniz şu anda dinen uygun değil ama yarın içebilirsiniz.” gibi bir şey bu ya da “Domuz eti yememiz evet, günahtır, şu anda günahtır ama yarın koşullar değişebilir.” gibi bir şey. Diyanet İşleri Başkanlığının bence kendi işine bakması gerekiyor bundan sonra.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Pir.

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Matbaayla ilgili söylediğiniz sözün başka yüzü var, dediğiniz doğru değil.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, birinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi, birinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o maddeler üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

1’inci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 505 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 1’inci maddesinin "Bu Kanunun amacı, Yüksek Seçim Kurulu'nun kuruluşu, teşkilatı, görev, yetki ve sorumluluklar ile çalışma usul ve esaslarını düzenlemektir” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

             Mehmet Emin Adıyaman                 Leyla Birlik                 Erol Dora

                         Iğdır                                 Şırnak                        Mardin

                 Saadet Becerekli                   Ertuğrul Kürkcü

                        Batman                                İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU SÖZCÜSÜ KEMALETTİN YILMAZTEKİN (Şanlıurfa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Seçmen iradesinin ülke yönetimine yansımasında bir yüksek yargı organı ve hakem kurul niteliği olan YSK'nın müstakil bir teşkilat yasasının bugüne değin yapılmamış olması büyük bir eksiklik olmakla birlikte, bu çok önemli yasal düzenlemelerin bir yılı aşkın süredir devam ettirilen OHAL koşullarında yapılıyor olması ülke demokrasimiz bakımından önemli bir problemdir. Yine, bu Parlamentonun üçüncü büyük siyasi partisi olan HDP'nin Eş Genel Başkanları Sayın Selahattin Demirtaş ve Sayın Figen Yüksekdağ, Grup Başkan Vekilleri Sayın İdris Baluken ve Sayın Çağlar Demirel ile birlikte 9 seçilmiş milletvekilinin, CHP milletvekilini de ekleyecek olursak 10 milletvekilinin cezaevinde tutulduğu bir süreçte bu denli önemli düzenlemelerin yapılması yine ülke demokrasimiz bakımından önemli bir kayıp, seçmen iradesinin itibarsızlaştırılması bakımından ise büyük bir ayıptır.

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 1’inci madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, 2’nci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 505 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinin (1)’inci fıkrasında geçen “kanunun uygulanmasında;” ibaresinin “kanunda yer alan;” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

             Mehmet Emin Adıyaman              Saadet Becerekli      Ertuğrul Kürkcü

                         Iğdır                                 Batman                        İzmir

                    Leyla Birlik                          Erol Dora

                        Şırnak                                Mardin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU SÖZCÜSÜ KEMALETTİN YILMAZTEKİN (Şanlıurfa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen var mı, gerekçeyi mi okutuyorum?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçe…

Gerekçe:

Bu önergeyle kanun metninin daha anlaşılır olması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Okunan önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 2’nci madde kabul edilmiştir.

3’üncü madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 505 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesinin (1)’inci fıkrasına “Kurul siyasi partiler ile ilişkilerini eşitlik ilkesi üzerine kurar hiçbir siyasi partiye ayrıcalıklı davranamaz.” ifadesinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

             Mehmet Emin Adıyaman              Saadet Becerekli      Ertuğrul Kürkcü

                         Iğdır                                 Batman                        İzmir

                   Mahmut Toğrul                        Erol Dora               Leyla Birlik

                      Gaziantep                              Mardin                        Şırnak

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU SÖZCÜSÜ KEMALETTİN YILMAZTEKİN (Şanlıurfa) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Sayın Toğrul, buyurun efendim. (HDP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, kurul, görevlerini yerine getirirken ve yetkilerini kullanırken bağımsız ve tarafsız olmalıdır. “Bağımsız olmalıdır.” cümlesi vardı, görüşmelerde arkadaşlarımız aynı zamanda kurulun tarafsız olması gerektiğini de ifade etmişlerdi.

Şimdi, değerli arkadaşlar, kâğıt üzerinde aslında yazılı olması her şeyin doğru sonuç vereceğini maalesef göstermiyor. Tabii, demokrasilerde seçimlerin yapılması, bu seçimlerin şeffaf, güvenilir bir şekilde yapılması ve herkese, tüm siyasi partilere, tüm çevrelere açık olması demokrasinin olmazsa olmazıdır. Peki, ülkemizde yapılan seçimlerde durumun böyle olduğunu söyleyebilir miyiz? Kesinlikle bunu söyleyemeyiz değerli arkadaşlar.

Bakın, 16 Nisan referandumunda biz Gaziantep’te -Sayın Bakan Gazianteplidir- billboardları paramız karşılığında kiraladık ama daha sonra yaratılan atmosfer neticesinde maalesef billboardlara kendi paramızla afiş asmamız engellendi. Yine, Araban ilçesine gidiyoruz, gezeceğimiz köylere, önceden, bizden önce bir jandarma ekibi gidiyor, bizi takip eden bir jandarma ekibi var. Bizi karşılayan olursa sonradan tehdit edildiğini de biliyoruz. Değerli arkadaşlar, yaratılan atmosfer böyle olduğu zaman, yazılanların çok bir karşılığı yok.

Şimdi, bu Mecliste, buradaki tüm milletvekilleri aynı haklara sahip değiller mi? Aynı haklara sahiptirler, kâğıt üzerinde de böyle yazar. Biraz önce bir soru karşılığında Sayın Bakan dedi ki: “HDP’li vekilleri cezaevi koşulları imkân verdiği ölçüde gönderiyoruz.” Diğer siyasi partilerin milletvekilleri her istediği an giderken, Sayın Bakan, HDP’li vekillerin sizden özellikle izin almaları bu eşitliğe sizce uygun mudur? Cezaevi koşulları bir tek bize mi aykırı; bir tek bize mi uygun değil? Bunun cevaplanması lazım. Dolayısıyla siz bu koşulları sağlamadığınız zaman bu yazılanların bir anlamı yok. Değerli arkadaşlar, Yüksek Seçim Kurulu, seçim öncesi, seçim sırasında ve seçim sonrasında da görev yapar.

Bakın, size bir başka örnek vereyim. Biz on beş gün öncesinde Ağrı İl Seçim Kuruluna dilekçeyle başvurduk, 3 Aralıkta Ağrı il kongremizi yapma kararı aldık. Hiçbir problem yoktu ama aynı tarihte Adalet ve Kalkınma Partisi de Ağrı’da kongre yapacak. Ağrı’da iki kongre yapılabilir, aynı gün de olabilir ama AKP Genel Başkanı Sayın Erdoğan gidiyor diye YSK bize 3 Aralıktaki seçimi resen 10 Aralığa aldığını bildiriyor. Değerli arkadaşlar, eğer alınacaksa -Ağrı’da biz yüzde 70’in üzerinde oy almış Halkların Demokratik Partisiyiz- Adalet ve Kalkınma Partisinin kongresi bir hafta sonrasına ertelensin. Şimdi, il seçim kurulunun tarafsız olduğunu söyleyebilir miyiz? Böylece tarafsız, bağımsız bir karar verdiğini de söyleyebilir miyiz? Söyleyemeyiz. Ağrı il kongremizi resen, tehditle 10 Aralığa tehir ettiklerini bize bildiriyorlar.

Değerli arkadaşlar, dolayısıyla, sonuç olarak, şunu söylemek istiyorum: Eğer siz seçim atmosferini böyle gerer ve tüm mülki idare amirlerini bir kolluk kuvveti gibi, bir siyasi partinin çalışanları gibi koşturur ve onları çalıştırırsanız, devletin tüm olanaklarını bir siyasi parti lehine kullanırsanız orada adil bir seçim olduğunu kimse iddia edemez. Tüm muhtarların, bizim seçim bölgemizde özellikle köy muhtarlarının referandumda tehdit edildiğini biz açıkça biliyoruz. Çok açık bir şekilde ya kayyum atamakla ya gerekli olan, devletin yapması gereken hizmetleri yapmamakla tehdit edildiklerini biliyoruz. Şimdi, böyle bir durumda YSK’nın, Yüksek Seçim Kurulunun… Burada yazılı olanlar tabii ki önemlidir ama uygulama her şeyin başındadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) - Bir ülkenin demokrasi iddiası varsa işte bu koşulları herkese, tüm siyasi partiler lehine sağlıyorsa o zaman demokrasiden bahsediliyor diyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Toğrul.

Şimdi, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3’üncü madde kabul edilmiştir.

4’üncü madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 505 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 4’üncü maddesine aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

             Mehmet Emin Adıyaman                 Leyla Birlik                 Erol Dora

                         Iğdır                                 Şırnak                        Mardin

                 Saadet Becerekli                   Ertuğrul Kürkcü

                        Batman                                İzmir

Madde 4 –

(II) En son yapılan milletvekili genel seçimlerinde en çok oy almış dört siyasi parti ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan siyasi partiler, o siyasi parti genel başkanları tarafından yazılı olarak yetki verilmiş olması şartıyla Yüksek Seçim Kurulunda da bir asıl, bir yedek temsilci bulundurabilir. Bu temsilciler kurulun yurtiçi ve yurtdışında yürüttüğü bütün çalışmalarına ve görüşmelerine katılırlar, oy kullanamazlar. Görüşülen iş hakkında siyasi partiler temsilcileri görüşlerini bildirirlerse, kurul, bunları da dinleyip değerlendirdikten sonra, kendi arasında işi görüşerek karar verir ve kararı temsilcilere yazılı olarak bildirir. Siyasi parti temsilcilerinin toplantılara katılmamaları, işlerin görüşülmesini durdurmaz.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU SÖZCÜSÜ KEMALETTİN YILMAZTEKİN (Şanlıurfa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen yok.

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun teklifinde siyasi parti temsilcilerine dair hiçbir hükmün yer almaması teklifin önemli bir eksikliğidir. Bu önergeyle YSK'da siyasi partilerce görevlendirilen temsilcilerin rol ve görevlerinin açık ve net bir şekilde yasa teklifinde belirtilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Şimdi, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

4’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 4’üncü madde kabul edilmiştir.

Birleşime iki dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 22.48

SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 22.50

BAŞKAN: Başkan Vekili Yaşar TÜZÜN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 30’uncu Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

Sayın Bostancı, sisteme girmişsiniz.

Buyurun, yerinizden söz veriyorum.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

45.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Yedinci Oturumun başında yapmış olduğu açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Buradan basmıştım ama sanırım görmediniz. Önemli bir husus açıklamak için söz istedim. Biraz önce, biliyorsunuz, Mecliste hiçbirimizin tasvip etmediği gerilimli bir ortam teşekkül etmiş ve daha sonra siz ara vermiştiniz. Aradan sonra da ben burada söz alarak bir önceki gerilimli ortamın doğmasında öyle görüldüğü varsayılan ifadeye ilişkin yaklaşımımızın ne olduğunu belirtmiştim. Sayın Özgür Özel de benden sonra söz almıştı. O sırada tam anlayamadım, daha sonra tutanakları talep ettim. Burada benim getirmiş olduğum açıklamanın yanlış bir şekilde pişmanlık olarak anlaşılabileceğine ilişkin bir ifade var. Şunu belirteyim: Bu Mecliste her kim gerçekten pişman olacağı söz de söyleyebilir, bunu söylediği zamanlarda da her partiden arkadaşlar gereken davranışı göstermişlerdir. Bizim buradaki ifademiz bir pişmanlık değil, söylenen sözün anlamını tahkim eden, sınırlarını çizen çerçevede bir ifadedir. Bu şekilde anlaşılmasında fayda vardır. Nitekim benden sonra da zatıaliniz de bir konuşma yaptınız ve Sayın Bakan da bir konuşma yaptı. Böylelikle ne murat edildiğine ilişkin anlam daha açık bir şekilde ortaya çıkmış oldu. Bu husus için söz aldım.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bostancı.

Sayın Özel, buyurun.

46.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, o sırada Sayın Bostancı önce “düşmanlık” olarak anlamış, ben “‘Düşmanlık’ demedim efendim, ‘pişmanlık’ dedim.” diye düzeltmişim falan, kayıtlarda var. Aslında, Sayın Bostancı bu açıklamayı o aşamada deseydi itiraz ederdim, “Ya, hani Sayın Bakanla görüşmüştünüz, ben öyle yorumladım.” derdim. Sayın Bostancı bunu yapıyor ama arada Sayın Bakan sizden sonra, sizin ifadelerinizden sonra söz alıp “O cümleyi söylerken hiçbir partiyi, hiçbir kurumu kastetmedim, böyle bir şey yapmam.” dediği için, o açıdan, zaten mesele bizim için hallolmuştur.

BAŞKAN – Konu maksadına ulaşmıştır.

Teşekkür ederim Sayın Özel.

Sayın milletvekilleri, komisyonların başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip seçimine dair tezkereleri vardır, okutuyorum:

X.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Geçici Başkanlığının, başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimine ilişkin tezkeresi (3/1357)

29/11/2017

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu, başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip seçimi için 29/11/2017 Çarşamba günü saat 20.00'de toplanmış ve kullanılan 17 adet oy pusulasının tasnifi sonucu, aşağıda adları ve soyadları yazılı üyeler karşılarında gösterilen oyu alarak İç Tüzük’ün 24’üncü maddesi uyarınca başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip seçilmişlerdir.

Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

 

                                                                                       Ekrem Erdem

                                                                                         (İstanbul)

                                                                        Komisyon Geçici Başkanı

Başkan: Emrullah İşler                                        (Ankara)         16 oy

Başkan Vekili: Burhanettin Uysal                           (Karabük)       16 oy

Sözcü: Hüseyin Bürge                                         (İstanbul)       16 oy

Kâtip: Mehmet Akif Yılmaz                                   (Kocaeli)        16 oy

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bilgilerinize sunulmuştur.

Seçilen arkadaşları tebrik ediyoruz, başarılar diliyoruz.

Diğer tezkereyi okutuyorum:

2.- Millî Savunma Komisyonu Geçici Başkanlığının, başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimine ilişkin tezkeresi (3/1358)

29/11/2017

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Millî Savunma Komisyonu, başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip seçimi için 29/11/2017 Salı günü saat 20.00'de toplanmış ve kullanılan 19 adet oy pusulasının tasnifi sonucu, aşağıda adları ve soyadları yazılı üyeler karşılarında gösterilen oyu alarak İç Tüzük’ün 24’üncü maddesi uyarınca başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip seçilmişlerdir.

Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                  Ekmeleddin Mehmet İhsanoğlu

                                                                                         (İstanbul)

                                                                        Komisyon Geçici Başkanı

 

Başkan: Yusuf Beyazıt                                         (Tokat)           17 oy

Başkan Vekili: Hüseyin Şahin                               (Bursa)          14 oy

Sözcü: Murat Baybatur                                        (Manisa)         14 oy

Kâtip: Metin Akgün                                             (Tekirdağ)      14 oy

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Komisyonların başkanlık divanlarına seçilen tüm milletvekili arkadaşlarıma hayırlı olsun diyor, başarılar diliyoruz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi (2/1929) ve Anayasa Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 505) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 505 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Gündemimizde başka bir konu bulunmadığından, kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için, 30 Kasım 2017 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyor, bu gece idrak ettiğimiz Mevlit Kandili’nin bütün İslam âlemine hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinize hayırlı akşamlar diyorum.

Kapanma Saati: 22.56



(X) 505 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir