TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                          29’uncu Birleşim

                                                                                       28 Kasım 2017 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMA

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’ün, kendisine Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekilliği onurunu verenlere teşekkür ettiğine ve yapacakları yasama ve denetim çalışmalarının hayırlı olmasını dilediğine ilişkin konuşması

 

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, Afyonkarahisar ilinin sorunları ile kadına yönelik şiddete ilişkin gündem dışı konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Fatma Benli’nin, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp’in, 28 Kasım Tahir Elçi’nin ölümünün 2’nci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

 

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, İstanbul Milletvekili Fatma Benli’nin yaptığı gündem dışı konuşması sırasında CHP Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklaması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

4.- Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi’nin, İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya’nın HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

5.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya’nın HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

6.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya’nın yaptığı açıklaması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

7.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Uğur Dilipak’ın CHP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında şahsına ve Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

8.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Uğur Dilipak’ın CHP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

 

VII.- AÇIKLAMALAR

1.- Çorum Milletvekili Lütfiye İlksen Ceritoğlu Kurt’un, TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’e yeni görevinde başarılar dilediğine, hazine taşınmazlarının tıbbi ve aromatik bitkiler ile süs bitkileri yetiştirmek amacıyla kiraya verilmesiyle ilgili tebliğe ve kadına karşı şiddetin insanlığa ihanet olduğuna ilişkin açıklaması

2.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, yakınlarının yurt dışı hesaplarına para gönderdikleri iddialarının ispatı hâlinde istifa edeceği sözünü yerine getirmesini beklediğine ilişkin açıklaması

3.- İstanbul Milletvekili Didem Engin’in, TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’e yeni görevinde başarılar dilediğine ve İstanbul’daki hava kirliliği sorununa ilişkin açıklaması

4.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, vergi kaçırmak üzere yurt dışına milyonlarca dolar para gönderenlerden hesap sorulacağına ve Cumhurbaşkanı ile AKP Hükûmetinin derhâl istifa etmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

5.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, 28 Kasım 1919’da Kahramanmaraş’ta Fransız işgaline karşı Rıdvan Hoca öncülüğünde yaşanan bayrak olayının yıl dönümüne ilişkin açıklaması

6.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Uğur Dilipak’ın, 28 Kasım 1919’da Kahramanmaraş’ta Fransız işgaline karşı Rıdvan Hoca öncülüğünde yaşanan bayrak olayının yıl dönümüne ilişkin açıklaması

7.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, yakınlarının yurt dışı hesaplarına para gönderdikleri iddialarının ispatı hâlinde istifa edeceği sözünü yerine getirmesini beklediğine ilişkin açıklaması

8.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’e yeni görevinde başarılar dilediğine, Mevlit Kandili’ni kutladığına ve Millî Eğitim Bakanlığının din dersi öğretmeni atamalarında Danıştay kararını uygulamasını beklediğine ilişkin açıklaması

 

 

9.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’e yeni görevinde başarılar dilediğine ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, yakınlarının yurt dışı hesaplarına para gönderdikleri iddialarının ispatı hâlinde istifa edeceği sözünü yerine getirmesini beklediğine ilişkin açıklaması

10.- Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç’in, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu kadınlarla ilgili bazı ifadeleri nedeniyle kınadığına ve kadına şiddetin insanlığa ihanet olduğuna ilişkin açıklaması

11.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’e yeni görevinde başarılar dilediğine ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, yakınlarının yurt dışı hesaplarına para gönderdikleri iddialarının ispatı hâlinde istifa edeceği sözünü yerine getirmesini beklediğine ilişkin açıklaması

12.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’e yeni görevinde başarılar dilediğine ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, yakınlarının yurt dışı hesaplarına para gönderdikleri iddialarının ispatı hâlinde istifa edeceği sözünü yerine getirmesini beklediğine ilişkin açıklaması

13.- Tekirdağ Milletvekili Ayşe Doğan’ın, TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’e yeni görevinde başarılar dilediğine ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü’ne ilişkin açıklaması

14.- Kayseri Milletvekili Çetin Arık’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, yakınlarının yurt dışı hesaplarına para gönderdikleri iddialarının ispatı hâlinde istifa edeceği sözünü yerine getirmesini beklediğine ilişkin açıklaması

15.- Çanakkale Milletvekili Bülent Öz’ün, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, yakınlarının yurt dışı hesaplarına para gönderdikleri iddialarının ispatı hâlinde istifa edeceği sözünü yerine getirmesini beklediğine ilişkin açıklaması

16.- İstanbul Milletvekili Serap Yaşar’ın, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü’ne ilişkin açıklaması

17.- İzmir Milletvekili Kerem Ali Sürekli’nin, yaşanan bazı olayların ülkeye ve Cumhurbaşkanına yönelik kumpasların ve saldırıların bitmediğinin ve yakın zamanda da bitmeyeceğinin işareti olduğuna ilişkin açıklaması

18.- Manisa Milletvekili Mazlum Nurlu’nun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, yakınlarının yurt dışı hesaplarına para gönderdikleri iddialarının ispatı hâlinde istifa edeceği sözünü yerine getirmesini beklediğine ilişkin açıklaması

19.- Mersin Milletvekili Yılmaz Tezcan’ın, Mevlit Kandili’ni tebrik ettiğine, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu, kadınlarla ilgili ve CHP Grup toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili sarf ettiği bazı ifadeleri nedeniyle kınadığına ilişkin açıklaması

20.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’e yeni görevinde başarılar dilediğine, 28 Kasım Tahir Elçi’nin ölümünün 2’nci yıl dönümüne, Panama belgeleri ile Paradise belgelerinden sonra şimdi de Man Adası belgelerinin ortaya çıktığına ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü’ne ilişkin açıklaması

21.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’e yeni görevinde başarılar dilediğine, Başbuğ Alparslan Türkeş 3. Türk Gençlik Çalıştayı ve Kurultayı’na, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü’ne, 27 Kasım 2017’de Hakkâri Çukurca’da şehit olan piyade eri ile 28 Kasım 1998’de Hakkâri Çukurca’da bir askerî helikopterin düşmesi nedeniyle şehit olan 16 askere ve 24 Kasım 2017’de Mısır’da yaşanan katliamda hayatını kaybeden 309 kişiye Allah’tan rahmet dilediğine, 28 Kasım 1919’da Kahramanmaraş’ta yaşanan bayrak olayının 98’inci yıl dönümüne, bazı gençlerin güvenlik soruşturmaları çok basit nedenlerle temiz çıkmadığı için işlerinden edildiğine ilişkin açıklaması

22.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’e yeni görevinde başarılar dilediğine ve milletvekillerine açıklama için söz hakkı vermesiyle ilgili uygulamasına, 28 Kasım Tahir Elçi’nin ölümünün 2’nci yıl dönümüne, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ortaya koyduğu belgeler karşısında istifa etmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

23.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’e yeni görevinde başarılar dilediğine ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

24.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, MHP Grubu olarak TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’e yeni görevinde başarılar dilediklerine ilişkin açıklaması

25.- İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya’nın, İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

26.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, iktidar partisinin 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 123’üncü maddesi üzerinde verdiği önergeye ilişkin açıklaması

 

VIII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmail Kahraman ve beraberindeki Parlamento heyetinin, Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) 7’nci Genel Kuruluna katılmak üzere Kırgızistan’a ziyarette bulunmalarına ilişkin tezkeresi (3/1356)

 

B) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden Kocaeli ili Gölcük Lisesi Down Sendromlular Derneği yöneticileri ve çocuklarına “Hoş geldiniz.” denilmesi

 

C) Önergeler

1.- İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu’nun, (2/390) esas numaralı 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/120)

 

IX.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- MHP Grubunun, Grup Başkan Vekili Manisa Milletvekili Erkan Akçay tarafından, öğretmenlik mesleği hakkındaki mevcut sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 28/11/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 28 Kasım 2017 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

2.- HDP Grubunun, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Osman Baydemir ve arkadaşları tarafından, Diyarbakır Barosu Başkanlığı yaptığı dönemde 28/11/2015 tarihinde Diyarbakır’da katledilen Tahir Elçi cinayetinin aydınlatılması, sorumluların açığa çıkarılması amacıyla 27/11/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 28 Kasım 2017 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, Eti Maden Mazıdağ Tesislerinin özelleştirme sürecinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/1867) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 28 Kasım 2017 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

B) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın kabul edilmiş olan 123’üncü maddesinin İç Tüzük’ün 89’uncu maddesi uyarınca yeniden görüşülmesine dair Hükûmet talebinin uygun görüldüğüne ilişkin görüşü

 

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/884) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin 6306 Sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun", 2981 Sayılı "İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun" ve 4706 Sayılı "Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/588) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 502)

2.- AB-EFTA Ortak Transit Ortak Komitesinin 20 Mayıs 1987 Tarihli Ortak Transit Rejimine İlişkin Sözleşmeyi Değiştiren 28/04/2016 Tarihli ve 1/2016 Sayılı Kararının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/745) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 457)

3.- Geçici İthalat Sözleşmesinde Yapılan Değişikliklere İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/712) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 385)

 

B) Yeniden Görüşmeleri Yapılan Tasarılar/Teklifler (Tekririmüzakere)

1.- Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/884) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin 6306 Sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun", 2981 Sayılı "İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun" ve 4706 Sayılı "Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/588) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 502) (123’üncü Maddesi)

 

XI.- OYLAMALAR

1.- (S. Sayısı: 502) Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

XII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke’nin, yıllık devlet borçlanma oranının aşılmasının ekonomiye olası etkilerine ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/17481)

2.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, 2002-2016 yılları arasında ve 31 Haziran 2017 tarihi itibarıyla Manisa’daki aktif sigortalı, Bağ-Kur’lu ve tarım Bağ-Kur’lu sayıları ile prim borcu nedeniyle sağlık sigortasından faydalanamayan kişi sayılarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/17512)

3.- Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen’in, THY’nin Boeing firmasıyla yaptığı kırk yeni uçak alım anlaşmasına ilişkin sorusu ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın cevabı (7/17636)

4.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, kamu ve özel sektör bünyesinde bulunan AR-GE merkezlerine, teknoloji geliştirme merkezlerine ve AR-GE çalışmalarına ayrılan bütçeye ilişkin sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı (7/17712)

5.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, TÜİK’in millî gelir hesaplama yöntemini değiştirmesine ilişkin sorusu ve Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan’ın cevabı (7/17765)

6.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, ülkemizdeki üniversite ve araştırma kuruluşları ile bu alanda çalışan personel sayılarına ve araştırma-geliştirmeye yapılan harcama tutarına ilişkin sorusu ve Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan’ın cevabı (7/17766)

7.- Burdur Milletvekili Mehmet Göker’in, Türk Hava Yollarına ait uçakların durumuna ve yeni uçak alımına ilişkin sorusu ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın cevabı (7/17845)

28 Kasım 2017 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Yaşar TÜZÜN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 29’uncu Birleşimini açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapağız.

Yoklama için beş dakika süre vereceğim.

Sayın milletvekillerinin, oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini; bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini; buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin, yoklama pusulalarını görevli personel aracılığıyla, verilen süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını ve salondan ayrılmamalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’ün, kendisine Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekilliği onurunu verenlere teşekkür ettiğine ve yapacakları yasama ve denetim çalışmalarının hayırlı olmasını dilediğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri, ilk kez oturduğum riyaset makamında yaşadığım yoğun duygu ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, hepimizin malumu olduğu üzere ülkemizin yer aldığı coğrafya dünyanın en zor coğrafyası. Ülkemiz sırf bu konumu nedeniyle tarihin her döneminde türlü zorluklarla baş etmek zorunda kalmıştır. Her defasında bu zorlukların üstesinden gelmiştir. Bizim Meclisimiz yeryüzünde eşi benzeri olmayan “gazi” unvanlı yüce bir Meclistir. Bu ruhunu hiçbir zaman kaybetmemiştir. Bizim Meclisimiz İstiklal Savaşı’mızın destanıdır, millet egemenliğinin vücut bulmuş hâlidir, millî iradenin merkezidir, demokrasinin kalbidir. Bizim büyük onurumuz, bütün mazlum milletlerin de umut ışığı, yol göstericisi, büyük devlet adamı, Eşsiz Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1921’de söylediği gibi “Millet ve memleket adına ve hesabına tek başvurulacak yer yüksek Meclistir. Bu yasal hakkı, bu millî hakkı, bu doğal hakkı hiçbir sebep ve bahaneyle ve hiçbir düşünceyle, hiçbir kimseye ve hiçbir kurula terk edemeyiz.” Gerçekten de, hiç kimsenin, hiçbir makam ve kurumun gücü, bu büyük milletin Meclisinin gücünden üstün değildir. Aksini kabul etmek, kendimizi, varlığımızı inkâr etmek anlamına gelecektir.

Sayın milletvekilleri, Türkiye'nin ve Meclisimizin önünde acil çözüm bekleyen önemli sorunlar var. Ne yazık ki içte ve dışta, adalette, hukukta, eğitimde, sağlıkta, tarımda, turizm ve sanayide, kısacası ekonomide çok ağır sorunlarla karşı karşıyayız ama eminim, bu yüce Meclisin kudreti, el ele vererek her türlü zorluğun üstesinden gelmeye yetecektir, tıpkı doğrudan ülkemizin bütünlüğünün, bağımsızlığının hedef alındığı 15 Temmuz ihanetini bertaraf etmekte olduğu gibi. Büyük Şairimiz Nazım’ın Kuvayımilliye Destanı’nda söylediği gibi: “Ateşi ve ihaneti gördük./Dayandık, dayanmaktayız…”

Sevgili arkadaşlarım, yüce Meclisin saygınlığı her şeyin üzerindedir. Bu saygınlığın korunması hepimizin ortak sorumluluğudur. Unutmayalım ki Meclisteki tavırlarımızla, sözlerimizle, geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerimize, çocuklarımıza rol model olmalıyız. Söz, kalpten çıkarsa kalbe kadar girer; dilden çıkarsa kulağı aşmaz.

Yeri gelmişken, istişare ve birlikte çalışmanın önemine de değinmek istiyorum. Akıllı insan aklını kullanır, daha akıllı insan başkalarının da aklını kullanır. Önemli olan, “Bugün, ülkemiz için birlikte daha iyi, daha güzel neler yapabiliriz?” sorusunu her gün kendimize sormak olmalıdır. Bugüne kadar milletçe birçok şeyi başardığımız gibi, bundan sonra da başaracağımızın inancı ve kararlılığına sahip olmalıyız.

Ben de bu onurlu görevi yerine getirirken Anayasa’mıza, İç Tüzük’ümüze, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti ilkelerine bağlı kalacağımı, tarafsızlık ve adalet içinde davranacağımı belirtmek isterim. Evet, tarafsız olacağım; evet, herkese eşit mesafede olacağım ancak ayrılmayacağım ilkeler Atatürk ilkeleri olacak, demokratik, laik cumhuriyet olacak, insan hakları olacak, düşünce özgürlüğü olacak, söz söyleme hakkına saygı olacak.

Sevgili arkadaşlarım, bu görevde temel güvencem siz değerli milletvekilleri olacaksınız. Beni bu göreve seçen, öncelikle Cumhuriyet Halk Partisi Grubundaki arkadaşlarıma, Genel Kurulda bulunup oy veren siz değerli milletvekillerimize ve elbette bana Mecliste kendilerini temsil etme onurunu veren Bilecek halkına içtenlikle teşekkür ediyorum.

Bu dönemde yapacağımız hizmetlerimizin, yasama ve denetim çalışmalarımızın milletimize hayırlı olmasını, huzur ve mutluluk getirmesini temenni ediyorum. (CHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Afyonkarahisar’ın sorunları ile kadına yönelik şiddet hakkında söz isteyen Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’a aittir.

Buyurun Sayın Köksal. (CHP sıralarından alkışlar)

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, Afyonkarahisar ilinin sorunları ile kadına yönelik şiddete ilişkin gündem dışı konuşması

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; seçim bölgem Afyonkarahisar ilinin sorunları hakkında gündem dışı söz almış bulunmaktayım.

Siyasi iktidarın “termalin ve mermerin başkenti” dediği Afyonkarahisar’da yüzlerce kişiye istihdam sağlayan madenciler bugünlerde bir korku içindeler. Maden Yasası’nda yapılan değişiklikle maden bölgesi oluşturulmasının önü açıldı. Birçok maden ocağı sahibi, ocaklarının ellerinden gideceği korkusu içindeler. Şimdi orada birçok mermer işçisi bu sektörden ekmek yiyor. Bu yasa, Afyonkarahisar’da ne yazık ki yeni işsizlerin ortaya çıkmasına neden olabilecek.

Afyonkarahisar’da, maalesef, neredeyse gece ve gündüz, hava kirliliğinden dolayı gaz maskesiyle dolaşır hâle geldik. “Ege’nin incisi” diye iddia edilen kent, ilgisizlikten dolayı Türkiye’de hava kirliliğinde 8’inci sırada, Avrupa’da 10’uncu sırada yer alıyor.

Önümüzdeki yakın tarihte de kent merkezi çok katlı binaları ve kamu kurumlarını kaldıramayacak. Bu yüzden eski stadyum ve hatta eski SSK hastanesinin olduğu yerlerin bir kısmının yeşil alan, bir kısmının da açık otopark olarak kullanılması gerektiğini düşünüyoruz.

Yine, tren garının bulunduğu yere de eğer yeni konutlar yapılırsa trafik yoğunluğu ve hava kirliliği güzel Afyonkarahisar’ımızı maalesef hepten yıpratacak.

Afyonkarahisar’da yollarımız perişan hâlde arkadaşlar. Şimdi burada bazı fotoğraflar göstereceğim. Bakın, bu yollar neredeyse, artık, olta takımlarımızı alıp balık avlayacağımız hâle gelmiş durumda. Ben buradan şunu söylüyorum: Paracıklar Man Adası’na, Afyonkarahisarlı hemşehrilerim çamurlu yollara reva görüldü.

Burada, yine, AKP’nin yeni nesil bir buluşu var, yeni nesil rögar kapakları. Bunu da siz getirdiniz Afyonkarahisar’a.

Yine, başka bir konu doğalgaz. Karasal iklimi oldukça sert geçen, kışları uzun geçen bir iliz Afyonkarahisar olarak ve -daha önce de Mecliste bunu dile getirdim- Afyonkarahisarlı hemşehrilerimiz doğalgaz indirimi talep ediyor, bu sese lütfen kulak verin.

Kent merkezinde, yaklaşık bir ilçe büyüklüğünde olan Güvenevler Mahallesi’ndeki sağlık ocağına bir tane uzman aile hekimi getirtemedik. Günlerdir söylüyoruz, vatandaş mağdur. Buradan yetkililere sesleniyorum: Allah aşkına, Afyonkarahisarlı hemşehrilerimin sesine kulak verin, muhalefetin söylediklerini lütfen dikkate alın.

Bakın, Zafer Havalimanı’nın yerinin yanlış olduğunu hemen herkes söyledi ama siz ne yaptınız? Götürdünüz, bütün görüşleri bir kenara bırakıp olmayacak bir yere havalimanı açtınız ve yap-işlet-devret modeliyle açtınız bu havalimanını, Sayıştay raporlarına göre 5 milyon avroyu vatandaşın sırtına yüklediniz. Yurt dışı seferleri yok; özellikle Belçika’da yaşayan Emirdağlı gurbetçilerimiz, Fransa’daki, Almanya’daki ve diğer ülkelerdeki gurbetçilerimiz bu havalimanına iniş yapamıyor. Neden? Yer seçimi yanlış çünkü.

Afyon’a adını veren haşhaş bitkisidir ama sayenizde haşhaş da tarihe karışacak çünkü pancarda ve haşhaşta uygulanan kota, çiftçinin canına tak etmiş durumda. Pancar kantarlarını bir dolaşın, dolaşın ki pancar üreticilerinin ne çektiğini, hâlini görün. Sadece pancar mı? Buradan “Afyon’u Ege’nin incisi yapacağız.” diyerek sallayanlara sesleniyorum: Üreticinin ayağına gidin, bir çayını için; kiraz üreticisinin, pancar üreticisinin, haşhaş üreticinin, buğday üreticisinin dertlerini dinleyin.

Geliyorum öğrencilerin sorunlarına. Erenler bölgemiz var, yaklaşık 20 bin civarında öğrencimiz burada ve yolları çamur içinde, perişan. Orada bulunan yurt sahiplerine daha önce yuvarlak yangın merdiveni olduğu hâlde ruhsat verilmiş. Şimdi neymiş? “Z şeklinde yangın merdiveni yapın, içeriden yapın.” Belediyeye gidiyorlar: “Muhatap biz değiliz.” Millî Eğitime gidiyorlar: “Muhatap biz değiliz.” Ve yurt sahipleri orada perişan olmuş durumda.

Yine, Sinanpaşa’da AKܒye bağlı bölümlere ne yazık ki öğrenci kaydedilmedi ve orada muhasebe ve işletme bölümleri kapandı, yeni bölümler de açılmadı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BURCU KÖKSAL (Devamla) – Aslında burada beş dakika yetmiyor Afyon’un sorunlarını anlatmaya. O kadar çok sorun var ki, buradan sesleniyorum: Lütfen bu sorunları çözün.

BAŞKAN – Sayın Milletvekili, bir dakika ek süre veriyorum, lütfen sözlerinizi toparlayınız.

BURCU KÖKSAL (Devamla) – Bakın, Sinanpaşa’da yine ilçeye bağlı bazı köy ve kasabalarda, özellikle Nuh köyü ve Taşoluk’ta sık sık elektrik kesintileri yaşanıyor. Artık yüzünüzü saraya değil, vatandaşa dönün, vatandaşı dinleyin diyorum.

Yine, Yeşilçiftlik beldemiz… Bakın, siz bir zamanlar FET֒yle el ele, kol kola, omuz omuza gezerken bizim bir Belediye Başkanımız vardı, Sultandağı Yeşilçiftlik Belediye Başkanımız.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Olayları saptırmayalım, gündemin dışına çıkmayın, Afyon’u konuşacaksınız, Afyon’u.

BURCU KÖKSAL (Devamla) - Kendisini buradan rahmet ve şükranla anıyorum. FET֒yle mücadele etti, yargılandı, ceza aldı ve aday olamadı; elim bir kazada kaybettik. Şimdi, ona, ailesine ödül vereceğinize dava açtınız. Neden? Belediye Başkanlığı döneminde fazla personel çalıştırdığı için. Allah aşkına soruyorum: FET֒yle mücadele edenlere verilen değer bu mudur bu ülkede?

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Köksal.

Gündem dışı ikinci söz, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü münasebetiyle söz isteyen İstanbul Milletvekilimiz Fatma Benli’ye aittir.

Buyurun Sayın Benli. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

2.- İstanbul Milletvekili Fatma Benli’nin, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

FATMA BENLİ (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Öncelikle yeni göreviniz hayırlı olsun.

Bugün 25 Kasım Dünya Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü vesilesiyle söz almış bulunmaktayım. Çünkü, kadına karşı şiddetin yakıcılığı ve kadın-erkek tüm topluma verdiği zararlar, bu konunun sadece bir gün değil, her zaman konuşulmasını, ancak konuşmanın ötesinde somut, gerçekten fiilî anlamda şiddetle mücadeleyi sağlayacak önlemler geliştirilmesini gerektirmekte. Zira, şiddete karşı olunduğunun sadece ifade edilmesi, şiddetle mücadele için yeterli değil.

Yapılan araştırmalar, eğitim düzeyinin ya da refah düzeyinin şiddetle mücadele için yeterli olmadığını göstermekte. Nitekim, KEFEK olarak İsveç ve Finlandiya’yla yaptığımız çalışmalarda, yüz sene önce dahi Mecliste kadın parlamenterleri bulunan, kadın cumhurbaşkanı, kadın başbakanı bulunan Finlandiya’da bile şiddet oranının yüzde 45 olduğunu gösterdi. Gayrisafi millî hasılası çok yüksek olan İsveç’in bile kadına karşı şiddet konusunda hâlen yeterli sonuca ulaşmamış olması, bizlerin bu alanda çok daha fazla çalışma yapmasını gerektiriyor. Çünkü, Avrupa Birliğinin yaptığı çalışmalar, 3 kadından 1 tanesinin fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kaldığını gösteriyor.

Türkiye için de aynı durum geçerli ki Türkiye’de tek bir kadının dahi şiddete maruz kalması, her birimizin diğer konuların dışında özellikle bu konuda çalışma yapmamızı gerektiriyor. Zira, şiddetle zamanında mücadele edilmemesi, daha sonra en uç olaylarda ölümle sonuçlanabiliyor, yaşam hakkının ihlaliyle sonuçlanabiliyor. Bu noktada aslında yapmamız gereken, öncelikle bu konudaki toplumsal yaptırımın gerçekleştirilmesi. Zira, sizlerin de katkılarıyla, AK PARTİ iktidarı zamanında kadına karşı şiddetle mücadele konusunda pek çok yasa değişikliği gerçekleştirildi, üstelik bu, son on yıla yayıldı.

Son on yıla yayılan bu süreç boyunca önce töre cinayetlerinin önlenmesi için Meclis komisyonu oluşturuldu, Başbakanlık genelgesiyle şiddetle mücadelede bütün birimler görevlendirildi. İstanbul Sözleşmesi’ni ilk onaylayan, ilk kabul eden ülke olma şerefine Türkiye vasıl oldu. Daha sonra gerçekleştirilen 6284 sayılı Yasa tüm partilerin onayıyla bu Meclisten geçti.

Bu konuda, özellikle şiddetle mücadele noktasında koordinasyon görevi yapan Aile Bakanlığının yaptığı çalışmalar: 81 ilde şiddeti önleme ve izleme merkezlerinin olması, 20 bin kadının davalarına müdahil olmak vasıtasıyla yardımcı olunması, elektronik kelepçenin sadece 2 ilde değil, 6 ile yaygınlaştırılması, 600 kişi hakkında çalışma yapılması bunlardan sadece birkaç tane örnek ama bize düşen, bu konuda sadece yasa çalışmaları yapmak değil, şiddetin hiçbir şekilde ama hiçbir şekilde mazeretlendirilemeyeceğini, hiçbir şekilde toplumsal kabulünün olmadığını ifade etmek. Ancak bu şekilde toplumsal yaptırım olması hâlinde şiddetle mücadele etmemiz mümkün.

Sonuçta, AK PARTİ iktidarı öncesi okullarda da öğretmenlerin öğrencilere karşı disiplini sağlamak üzere gerçekleştirdiği çok fazla şiddet vakası vardı ama bugün, biz, öğrenciler üzerine değil, öğretmenler üzerine, şiddet uygulayan bireyler üzerine odaklandığımız için, bu konunun bir yaptırımı olduğunu kabul ettirdiğimiz için, hem toplumsal hem cezai yaptırımı olduğunu ortaya koyduğumuz için artık okullarda gerçekleştirilen şiddet olaylarının çok az olduğunu görüyoruz.

Aynı durumu kadınlar için de söz konusu yapmak zorundayız çünkü kadına karşı şiddet herhangi bir bahaneyle kabul edilemez. Bu noktada, ana muhalefet liderinin “Eğer erkek işsizse, evin tenceresi kaynamıyorsa bunun hıncını kadından alır.” ifadesi, aslında, maalesef kadına karşı gerçekleştirilen şiddetin mazeretlendirilmesine yönelik zihinsel dönüşümün hâlen gerçekleştirilemediğini gösteriyor çünkü biz, eğer şiddeti herhangi bir şekilde, işsizlik, yoksulluk, alkol ya da diğer farklı sebeplerle bahanelendirirsek bir sonraki aşamada bu, çok daha ağır olarak karşımıza çıkar.

Kaldı ki bu sorunların hepsi diğer vakalar için de geçerli. İşsizlik ya da yoksulluk, sokaktaki insanların birbiriyle kavga etmesi ya da bir insanın kendisine kötü davranan patronuyla kavga edip ona şiddet uygulamasıyla sonuçlanmıyor çünkü kişiler bunların çok daha ağırıyla karşı karşıya kaldıklarında, diğer kişiye şiddet uyguladıklarında bunun hem toplumsal hem cezai bir yaptırımının olduğunu biliyorlar, bu nedenle kendilerini frenliyorlar. Ancak toplumsal ve cezai bir yaptırımı olmadığı için kadına karşı şiddet vakası, maalesef hâlen toplumumuzun en yakıcı yarası olarak devam etmeyi sürdürüyor. Bize düşen, aslında bu konuda mücadele etmek. Kadına karşı şiddetin hiçbir şekilde bahanelendirilemeyeceğini, bu konuda bunun bir güç gösterisi değil, bir ayıp olduğunu, toplumsal yaptırımının bulunması gerektiğini ifade etmek ve bunu yediden yetmişe toplumun her kesimine nakşetmek çünkü kadına karşı şiddet, sadece kadına zarar veren bir olgu değil, kadınıyla erkeğiyle tüm toplumu ifsat eden bir durum.

Çok teşekkür ediyorum, sağ olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Benli, ek bir dakika süre vereceğim isterseniz.

FATMA BENLİ (Devamla) – Çok memnun olurum aslında Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Tabii, buyurun, sözlerinizi toparlayın.

FATMA BENLİ (Devamla) – Başkanımızın bu konudaki bir dakikalık sözü dolayısıyla kendisine teşekkür ediyorum çünkü bizler, toplumun fertleri olan bizler aslında bütün topluma örnek teşkil ediyoruz. Bizim söylediğimiz her söz toplumun her kesiminde makes buluyor. Eğer biz sadece konuşmak dışında, sadece söylemlerde bulunmak dışında, sadece şiddete karşı olduğumuzu ifade etmek dışında somut olarak toplumsal yaptırımı olduğunu ortaya koyarsak ancak o okullarda bahsettiğim zihinsel dönüşümü gerçekleştirebiliriz çünkü Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi, kadına karşı şiddet aslında insanlığa ihanet. Biz bunu gerçekleştirdiğimizde, “aile” ve “şiddet” gibi asla yan yana gelmemesi gereken iki kavramın, insanların bunu sanki normal, olağan bir davranış gibi görmesine sebep olduğumuzda bizden sonraki topluma da kötü örnek olmuş oluyoruz. Bu nedenle bunun bir yaptırımının olması lazım ama bunun yaptırımı, öncelikle yasalar ve hapis değil, toplumsal yaptırımının olması, bu insanın bir ayıp gerçekleştirdiğinin, bu insanın artık normal bir birey olarak kabul edilmemesi gerektiğinin ifade edilmesidir.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Benli.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, Sayın Benli konuşması sırasında, Sayın Genel Başkanımızın geçtiğimiz hafta yapmış olduğu bir konuşmadaki bir değerlendirmesini, gerçekten uzaklaştırarak bir başka şekilde yansıttı. Bunu dinleyen vatandaşlar, Sayın Genel Başkanın kadına karşı şiddeti mazur gördüğü gibi bir kanıya kapılabilir. Bu konuda grup adına düzeltme hakkımızı kullanmak istiyoruz İç Tüzük 69’a göre.

BAŞKAN – Buyurun Başkanım.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Sayın Genel Başkanı niye düzeltiyorsunuz ki? Kendi kendini düzeltsin.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Uygun görürseniz Nurhayat Altaca Kayışoğlu yanıtlayacak.

BAŞKAN – Sayın Altaca, buyurun.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Sayın Genel Başkan kendi düzeltsin, siz niye düzeltiyorsunuz kendisini?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Az önce de konuştu, niye dinlemedin?

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Çıksın, gelsin, düzeltsin. Sayın Genel Başkanın dediği ortada.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Grupta konuştu, düzeltti; dinlememişsin.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Grubu dinleyemedik.

BAŞKAN – Sataşma nedeniyle iki dakikalık süre veriyorum.

Buyurun Sayın Altaca. (CHP sıralarından alkışlar)

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, İstanbul Milletvekili Fatma Benli’nin yaptığı gündem dışı konuşması sırasında CHP Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda, kadına yönelik, çocuğa yönelik şiddetle ilgili mücadele konusunda biz bu sıralara geldiğimizden beri hep bir şey söyledik, dedik ki: Bu, siyasetüstü bir meseledir ve gelin bunu hep beraber, bir an önce çözelim.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Biz de aynı şeyi söyledik.

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Devamla) - Çünkü her gün bu ülkede birçok kadın öldürülüyor, çocuklar tacize, tecavüze maruz kalıyor; bunu birlikte çözelim. Ama çocukların özellikle cinsel istismar olmak üzere, bütün istismarlarıyla ilgili, bunları önleme konusunda bir araştırma komisyonu kuruldu. O komisyonun raporunun sonuç kısmının ilk maddesi ve bizim de defalarca kanun teklifi verdiğimiz konu, örneğin daimi bir çocuk hakları komisyonu kurulması.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Biz de arkasındayız.

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Devamla) - Hâlâ kurulmadı.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Arkasındayız, destekliyoruz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Biz iktidarda değiliz, siz iktidardasınız.

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Devamla) – Kadınlarla ilgili, iyi hâl indirimi başta olmak üzere -daha yeni yaşadık bir örneğini biliyorsunuz, buna da evet, tepki gösterdiniz- birçok konuyu yeniden düzenleyelim dedik, hâlâ raflarda duruyor bu bizim verdiğimiz kanun teklifleri.

Gelelim Genel Başkanımızın söylemine. Tamamen çarpıtmaya yönelik…

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Kadınlarla ilgili en iyi düzenlemeleri, dünyadaki örnek düzenlemeleri biz gerçekleştirdik. Kayıtlara geçsin.

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Devamla) – Ekonomik krizin, işsizliğin insanları her türlü suça ittiğini biliyoruz. Bizler çoğunlukla hukukçu insanlarız ve hem dünyadaki hem diğer ülkelerdeki hem ülkemizdeki tarihî örnekler, bunu göstermektedir ki ekonomik sıkıntı arttıkça ülkede suç da, şiddet de, her türlü melanet de, uyuşturucu kullanımı da kat kat artmaktadır, Genel Başkanımızın kastettiği şey budur. Ekonomik sorunlarını, işsizliğini çözmezseniz bu ülkenin, bu toplumun her türlü suç artar.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Bunu kadın üzerinden yapması yanlış Nurhayat Hanım.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Devamla) - O suçlardan biri de kadına yönelik şiddettir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – O konuşmayla kadına şiddeti teşvik ediyor.

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Devamla) - Üstelik partinizin, “Kahkaha atan kadınlar iffetsizdir. Hiç kadın ile erkek bir olur mu? Efendim, bu, fıtrata aykırıdır.” diyen Genel Başkanınızın söylemini öncelikle eleştirin diyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

ZEHRA TAŞKESENLİOĞLU (Erzurum) – Ama Genel Başkanınız söylüyor Nurhayat Hanım.

FATMA BENLİ (İstanbul) – Sayın Başkan, 60’a göre bir dakikalık söz rica edeceğim.

BAŞKAN – Konu amacına ulaşmıştır. Sataşmadan söz verdim, gerek olmadığını düşünüyorum.

FATMA BENLİ (İstanbul) – Takdir sizin.

BAŞKAN - Aksi bir sataşma yapmadı, Sayın Genel Başkanın söylemleri noktasında düşüncelerini belirtti.

Gündem dışı üçüncü söz, Tahir Elçi’nin ölüm yıl dönümü nedeniyle söz isteyen Diyarbakır Milletvekilimiz Sayın Sibel Yiğitalp’e aittir.

Buyurun Sayın Yiğitalp. (HDP sıralarından alkışlar)

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)

3.- Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp’in, 28 Kasım Tahir Elçi’nin ölümünün 2’nci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yeni göreviniz hayırlı olsun, umarım bu ülkeye ve Türkiye halklarına barış getirir.

Evet, 25 Kasımı yeni geçirdik ve 25 Kasım… Kadına yönelik şiddetin en üst düzeyde olduğu bir dönemden geçiyoruz, ayda ortalama 35-40 kadının katledildiği, cinsel istismarın yüzde 700 kat arttığı bir dönemden geçiyoruz. Dolayısıyla, bu kadar şiddet sarmalının içerisinde Türkiye halkları olarak ve Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak maalesef yeteri kadar sorumluluk getirmemenin sonuçlarını her gün ve her gün can kayıplarıyla yaşıyoruz. Bu erkek şiddetinin de son olmasını ümit ederek bu konuda mücadele eden bütün kadınları ve başta Eş Genel Başkanımız Sayın Figen Yüksekdağ’ın şahsında özellikle milletvekili ve belediye başkanı arkadaşlarımı ve Eş Genel Başkanım Sayın Selahattin Demirtaş’ı saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Evet, tam iki yıl önce bugün, Sur’da tahrip edilen tarihî ve kültürel mirasa dikkat çekmek için Dört Ayaklı Minare’nin önünde basın açıklaması yapmak isteyen ve yapan da Sayın Tahir Elçi saat on-on bir sularında katledildi ve Tahir Elçi’nin yaşamını yitirmesinin üzerinden bugün tam iki yıl geçmiş oldu.

Konuşmama faili meçhul cinayetlerde yaşamını yitiren bütün insanları saygıyla anarak başlamak istiyorum.

Sevgili Rakel Dink, Tahir Elçi katledildiğinde şöyle bir cümle kurmuştu: “Yaşı kaç olursa olsun, 17 veya 27, katil kim olursa olsun, bir zamanlar bebek olduklarını biliyorum. Bir bebekten katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılmaz kardeşlerim.” demişti ve o karanlık her geçen gün daha büyüyor ve o karanlık her geçen gün daha çok can alıyor.

Bu ülkede, bu Hükûmetin on beş yıllık iktidarı boyunca 227 faili meçhul cinayet yaşandı ve faili meçhul cinayetlerin aydınlatılacağı da bu iktidarın vaatlerinden biriydi; ilk iktidara geldiğinde faili meçhullerin olmayacağını, köye dönüşlerin olacağını, OHAL’in kaldırılacağını, bu ülkenin bir demokratik ülke rejimine dönüşeceğini söylemişti. Lakin son bir buçuk iki yıldır OHAL devam ediyor ve şimdi bahsettiğim gibi, on beş yılda 227 faili meçhul cinayet olmuş arkadaşlar. Eğer o faili meçhul cinayetler olmamış olsa idi bugün Hrant Dink, Tahir Elçi yanımızda ve hayat mücadelelerine, yine insan hakları mücadelelerine devam etmiş olacaktı.

Tahir Elçi Türkiye’deki insan hakları mücadelesinin yapı taşlarından biridir. Faili meçhulleri, zaman aşımı tahliyesiyle karşı karşıya olan dosyaları canlandırarak failler hakkında kamu davaları açmış ve takipçisi olmuştu. 1990’lı yıllarda Şırnak’ın Koçağılı ve Kuşkonar köylerinin savaş uçaklarıyla bombalandığı, 33 insanın yaşamını yitirdiği olayda gösterdiği üstün başarı sayesinde, AİHM’nin verdiği mahkûmiyet kararı hukuk ve insan hakları mücadelesine muazzam bir başarı olarak yazıldı. Diyarbakır Barosu Başkanı Sayın Tahir Elçi sokağa çıkma yasağının ilan edildiği yerlere giderek incelemeler yaptı, raporlar hazırladı. Sayın Tahir Elçi katledilmeden önce şöyle bir cümle kurmuştu: “Bu tarihî bölgede, birçok medeniyete beşiklik etmiş, ev sahipliği yapmış bu kadim bölgede, insanlığın bu ortak mekânında silah, çatışma, operasyon istemiyoruz.” demişti. Bu cinayetin aydınlatılması üzerine Mecliste muhalefet partileri olarak 18 tane soru önergesi verdik, 5 tane araştırma önergesi verdik ve soru önergelerinin hiçbir tanesi sağlıklı, sonuç alıcı bir şekilde cevaplandırılmadı. O yetmedi, Tahir Elçi yaşamını yitirdiği zaman dönemin Başbakanı ve bakanları aileyi aramış, baroyu aramış ve bu olayın, bu cinayetin çözüleceği konusunda söz vermişti. Peki, ne oldu? Baktığınızda, maalesef yüz iki haftadır henüz hiçbir sonuç alınmadığı gibi bu davaya bakan 2 başsavcı, 2 savcı da değişmiş oldu.

Eğer bu cinayet aydınlatılamazsa, ömrünü insan haklarını savunmaya adamış bir Kürt avukatın güpegündüz kendi şehrinin kalbinde öldürüldüğünü ve bu sorumluların da bulunmaması hâlinde bunun bire bir Hükûmetin sorumluluğunda olduğunu şuradan defalarca söyledik, yine söylüyoruz.

Tahir Elçi cinayeti aslında faili meçhul bir cinayet değildir arkadaşlar, faili meşru bir cinayettir. Onu kendi programında işaret eden, ayar vermeye çalışan ve kendince ölçü vermeye çalışanlar bu cinayetten de sorumludur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) – Lütfen…

BAŞKAN – Sayın Yiğitalp, ek bir süre veriyorum, lütfen sözlerinizi toparlayınız.

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) – Onu linçe tabi tutanlar, onu kamuoyu önünde linç edenler, ölçü vermeye çalışanlar, ayar vermeye çalışanlar ve bunun üzerinden her gün tehdit savuranlar Tahir Elçi cinayetinden bire bir sorumludur. Tetiği çekmek değil, tetiği çektirmekle sorumludur ve dediğim gibi bu şiddet sarmalından ülkenin çıkması yine bizim elimizdedir. Eğer bu Meclis ileride adını barışı inşa eden bir Meclis olarak yazdırmak isterse bunu faili meçhul cinayetlerle yüzleşmeyle yapabilir ve buna da hakkı ve gücü vardır. İsterse bu Meclis böyle anılabilir ama istemiyorsa bu mevcut durumla ve az önce bahsettiğim gibi on beş yıllık iktidarda sadece faili meçhul ya da 227 faili meçhulün, cinayetin sessizliğiyle oturup anılabilir.

Ayrıca ben Birleşmiş Milletlerdeki 3 binin üzerindeki ölümlerden de bahsetmiyorum, zaten bu suç hanesinde fazlasıyla, yeteri kadar vardır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yiğitalp.

Sayın milletvekilleri, şimdi sisteme giriş yapan ilk 20 milletvekilimize yerlerinden birer dakika süreyle söz vereceğim.

İlk söz Sayın Ceritoğlu Kurt…

MEHMET MUŞ (İstanbul) – 15’tir ya, 15’tir ya. Başkanlık Divanı kararı var.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, genel olarak uygulama 15 olarak yapılıyor. Başkanlık Divanının öyle bir uygulaması var.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Başkanlık Divanı kararı var.

BAŞKAN – Efendim, ben bugün ilk defa Genel Kurulu yönetiyorum. Başkanlık Divanında bir teamül oluşmuş olabilir, daha önce Meclis başkan vekillerimiz vermiş olabilir..

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Karar alındı Sayın Başkan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ya, “ilk gün” diyor, “ilk gün.”

BAŞKAN - Bugün 3 kadın milletvekilimize nasıl söz verdiysem şimdi de 20 arkadaşıma söz vereceğim. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Karar var Sayın Başkan, Başkanlık Divanının kararı var.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, istisna olmak kaydıyla hayhay.

BAŞKAN – Sayın Ceritoğlu Kurt, buyurun.

VII.- AÇIKLAMALAR

1.- Çorum Milletvekili Lütfiye İlksen Ceritoğlu Kurt’un, TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’e yeni görevinde başarılar dilediğine, hazine taşınmazlarının tıbbi ve aromatik bitkiler ile süs bitkileri yetiştirmek amacıyla kiraya verilmesiyle ilgili tebliğe ve kadına karşı şiddetin insanlığa ihanet olduğuna ilişkin açıklaması

LÜTFİYE İLKSEN CERİTOĞLU KURT (Çorum) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Yeni döneminizin hayırlı ve adil olması dileğiyle başarılar diliyorum size de ben.

24 Kasım 2017 Cuma günü Resmî Gazete’de yayımlanan bir tebliğ hakkında bilgi vermek istiyorum. Bu tebliğ bizim şahsen çok ilgilendiğimiz ve takip ettiğimiz bir tebliğdir. Hazine taşınmazlarının tıbbi ve aromatik bitkiler ile süs bitkileri yetiştirmek amacıyla kiraya verilmesiyle ilgili, ilişkili usul ve esaslar belirlenmiştir. Emeği geçen herkese, başta Maliye Bakanlığı ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olmak üzere tüm bakanlık yetkililerine nezdinizde teşekkür etmek istiyorum. Çünkü bunun hem doğamızın, çevremizin korunması hem bizim için çok kıymetli olan kadınlarımızın istihdamında, dezavantajlı grupların istihdamında hem de…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LÜTFİYE İLKSEN CERİTOĞLU KURT (Çorum) – …yörenin kalkınmasında büyük etkisi olacaktır.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

LÜTFİYE İLKSEN CERİTOĞLU KURT (Çorum) - Söylemek istediklerimi söyleyemedim ama Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Haftası kapsamında ben de kadınların layık olduğu çerçevede hep birlikte Gazi Mecliste, Genel Kurulda çalışmak umuduyla kadına karşı şiddetin insanlığa ihanet olduğunu belirtmek istiyorum.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Aydın, buyurun.

2.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, yakınlarının yurt dışı hesaplarına para gönderdikleri iddialarının ispatı hâlinde istifa edeceği sözünü yerine getirmesini beklediğine ilişkin açıklaması

ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Genel Başkanımız geçen haftaki grup toplantısında Cumhurbaşkanının oğlunun, eniştesinin, eski özel kalem müdürünün yurt dışı hesaplarına para gönderdiğiyle ilgili bir açıklama yapacağını söylemişti ve bunun üzerine Sayın Cumhurbaşkanı da o ispatlanırsa o görevde bir dakika dahi durmayacağını beyan etmişti. Bugün saat 13.30’da grup toplantımızda Sayın Genel Başkanımız, banka dekontlarıyla birlikte ve karşı tarafa giden “SWIFT” belgeleriyle Ahmet Burak Erdoğan’ın, Ziya İlgen’in ve eski Özel Kalem Müdürünün 1 milyon 500 bin dolar, 1 milyon 250 bin dolar, 2,5 milyon dolar gibi Man Adası’nda -bunu da ilk defa duymuş olduk- 1 sentle kurulan şirkete 25 Kasım 2011 tarihinde defalarca para gönderdiğini ispat etmiş oldu. Buradan soruyorum: Sayın Cumhurbaşkanı verdiği sözü tutup “Bir dakika bile oturmayacağım.” dediği makamdan ayrılacak mı?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aydın.

Sayın Engin…

3.- İstanbul Milletvekili Didem Engin’in, TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’e yeni görevinde başarılar dilediğine ve İstanbul’daki hava kirliliği sorununa ilişkin açıklaması

DİDEM ENGİN (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Yeni görevinizde başarılar diliyorum.

Dünya Sağlık Örgütünün yaptığı bir çalışmaya göre İstanbul’da yaşayan vatandaşlarımız hava kirliliği sebebiyle günde 1,5 sigara içmekle eş değer bir zarara uğruyor. İstanbul’da yaşanan yoğun hava kirliliğini 2016 yılı başında gündeme getirmiştim ve konuyla ilgili Meclis Başkanlığına detaylı bir araştırma önergesi sunmuştum. Aradan iki yıl geçti, önergem hâlâ gündeme alınmadı. İstanbul’da hava kirliliği başta çocuklarımız, yaşlılarımız ve hastalarımız olmak üzere tüm İstanbullular için öksürük, bronşit, kalp hastalığı, akciğer kanseri, KOAH gibi çok ciddi ve ölümcül hastalıklara kapı aralayan bir tehdit hâline geldi. Anlaşılıyor ki AKP İstanbul’un imar talanından halkın sağlık sorunlarıyla ilgilenecek zamanı bulamıyor. Buradan hem Hükûmeti hem de İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkililerini İstanbulluların sağlık sorunlarına karşı gösterdikleri bu duyarsızlıktan dolayı şiddetle kınıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Engin.

Sayın Atıcı…

4.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, vergi kaçırmak üzere yurt dışına milyonlarca dolar para gönderenlerden hesap sorulacağına ve Cumhurbaşkanı ile AKP Hükûmetinin derhâl istifa etmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Yoksullar bebeklerine içirdikleri sütten, yedikleri ekmekten, bindikleri otobüsten, kullandıkları elektrikten, içtikleri ilaçtan, çocuklara aldıkları defter ve kalemden, hatta özenle hazırladıkları kefenden dolayı vergi öderken vergi kaçırmak üzere yurt dışına milyonlarca dolar para gönderenleri Allah kahretsin. Bu insanlardan hesap sormak boynumuzun borcudur. İlk hesabı milletimiz sandıkta soracaktır, ikinci hesabı adil yargının sormasını biz sağlayacağız, üçüncü hesabı ise Allah soracaktır. Hiç kimse bu hesaplardan kurtulacağını zannetmesin. Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere AKP Hükûmeti derhâl istifa etmelidir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Atıcı.

Sayın Kılıç, buyurun efendim.

5.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, 28 Kasım 1919’da Kahramanmaraş’ta Fransız işgaline karşı Rıdvan Hoca öncülüğünde yaşanan bayrak olayının yıl dönümüne ilişkin açıklaması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Mondros Mütarekesi’yle vatanın her bir yeri işgal edilmiş ve bu işgale karşı her yerde destansı mücadeleler verilmiş, bu mücadelelerin kıvılcımı da Kahramanmaraş’ta ateşlenmiştir. Doksan sekiz yıl önce 28 Kasım 1919’da Ulu Cami’de cuma namazını kılmak için toplanan cemaat, kaleden bayrağımızın indirildiğini görünce Rıdvan Hoca “Hürriyet olmayan bir yerde cuma kılınmaz.” diyerek cemaati ve halkı harekete geçirmiş, tekbirlerle kaleye yürüyen halk, işgalcilerin engellemelerine rağmen gönderden Fransız bayrağını indirerek bayrağımızı yeniden dalgalandırmış ve şanlı bayrağımızın gölgesinde cuma namazlarını eda etmişlerdir.

Allah bir daha bayrağımızı indirtmesin, ezanımızı dindirtmesin. Bu olay bütün kötü niyetlilere bir ibret vesikası olsun.

Şehitlerimizi rahmet, gazilerimizi minnetle anıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kılıç.

Sayın Dilipak, buyurun efendim.

6.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Uğur Dilipak’ın, 28 Kasım 1919’da Kahramanmaraş’ta Fransız işgaline karşı Rıdvan Hoca öncülüğünde yaşanan bayrak olayının yıl dönümüne ilişkin açıklaması

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bugün, 28 Kasım 1919’da Fransız işgaline karşı Kahramanmaraş’ta Rıdvan Hoca öncülüğünde yaşanan bayrak olayının yıl dönümü. Rıdvan Hoca, Ulu Cami’de cuma hutbesine çıkarak “Kalede Fransız bayrağı dalgalanan bir vatan özgür değildir. Özgür olmayan memlekette cuma namazı kılınmaz.” diyerek Kahramanmaraş’ın kurtuluş mücadelesini başlatmış; yirmi iki gün, yirmi iki gece süren bu mücadeleler sonucunda Fransızlar Kahramanmaraş’ı terk etmek zorunda kalmıştır. Aradan doksan sekiz yıl geçmesine rağmen o günkü ruh, bu vatanı bölmeye çalışan hainlere, alçaklara, namussuzlara karşı her zaman devam etmiştir, etmektedir, edecektir.

Şairin dediği gibi “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” Bu ruh, 15 Temmuzda bu alçaklara bir kez daha bayrağımızı indirtmedi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET UĞUR DİLAPAK (Kahramanmaraş) – …bu dondurmacı kılıklı adamlar bu bayrağı yerine tekrar dikmiştir.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dilipak.

Sayın Tanal, buyurun efendim.

7.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, yakınlarının yurt dışı hesaplarına para gönderdikleri iddialarının ispatı hâlinde istifa edeceği sözünü yerine getirmesini beklediğine ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Genel Başkanımızın Sayın Cumhurbaşkanına “Damatların, dünürün, enişten, eski özel kalem müdürün vergi cennetlerinin bulunduğu ülkelerin birinde 1 sterlin sermayeyle kurulmuş olan şirkete milyonlarca dolar gönderdi mi?” şeklindeki sorusuna Sayın Recep Tayyip Erdoğan dedi ki: “Eğer bu ispatlanırsa ben istifa edeceğim.” Biz önce Allah’a inanırız, ondan sonra devlet makamında görev yapan kişilere inanırız. Bu vermiş olduğu taahhüdünü yerine getirecek mi? Ve aynı zamanda vatandaşa “dolarını bozdur” diyor, kendi ailesinin efradı dolarlarını yurt dışına gönderiyor. Böyle bir yönetici olabilir mi? Böyle bir idareci olabilir mi? Vatandaşından vergi alıyor, parasını yurt dışına kaçırıyor, yurt dışına gönderiyor. Yani bunu ne Man kurtarır, ne adalar kurtarır, ne limanlar kurtarır; kurtaracak olan tek bir şey, hukuk devletine sığınmasıdır, Türk yargısına teslim olmasıdır. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tanal.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, bu meyanda dile gelecek sataşmalara topyekûn bir cevabımız olacaktır.

BAŞKAN – Peki.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Evet, topyekûn hesap vereceksiniz.

BAŞKAN - Sayın Şimşek, buyurun efendim.

8.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’e yeni görevinde başarılar dilediğine, Mevlit Kandili’ni kutladığına ve Millî Eğitim Bakanlığının din dersi öğretmeni atamalarında Danıştay kararını uygulamasını beklediğine ilişkin açıklaması

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Ben de yeni görevinizde başarılar diliyorum.

Yarın Mevlit Kandili, bütün Türk-İslam âleminin Mevlit Kandili’ni kutluyorum.

Tabii, ilahiyat fakültesi mezunları din dersi öğretmeni olarak atanabilmekte, Millî Eğitimin 2014 yılında çıkarmış olduğu bir yönetmelikle. Yalnız, ilahiyat fakültelerine din dersi öğretmeni olarak girenlerin hakkı bir şekilde gasbedilmekte. Bunlar din dersi öğretmeni olarak sadece kendilerinin atanmasını… Bununla ilgili de Danıştay 12. Dairesinde dava açmışlar ve bu davayı da 2016/4959 sayılı esastan bozmuşlar. Millî Eğitim Bakanlığının din dersi öğretmenlerinin hakkını teslim etmesini… Çünkü din dersi öğretmenleri kendi bölümleri dışında hiçbir bölüme atanamıyorlar ama ilahiyat fakültesi mezunları hem kendi bölümlerine atanıyorlar, meslek derslerine atanıyorlar ve ilave olarak da din dersi öğretmeni olarak atanıyorlar. Burada bir hukuksuzluk var, binlerce din dersi öğretmeni atama bekliyor. Millî Eğitim Bakanlığının bu yanlıştan bir an önce dönerek hukuka uymasını, mahkeme kararını uygulamasını bekliyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şimşek.

Sayın Havutça, buyurun efendim.

9.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’e yeni görevinde başarılar dilediğine ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, yakınlarının yurt dışı hesaplarına para gönderdikleri iddialarının ispatı hâlinde istifa edeceği sözünü yerine getirmesini beklediğine ilişkin açıklaması

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle yeni görevinizin, bu onurlu görevinizin hayırlı olmasını temenni ediyorum ve demokratik tutumunuzun, milletvekillerinin söz ve ifade özgürlüğünü genişletmesi yönündeki tutumunuzun da diğer Meclis başkan vekillerine örnek olmasını temenni ediyorum.

Şimdi, ben de buradan... Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı az önce grup toplantısında, Man Adası’nda -adını coğrafyacıların bile bilmediği bir adada- kurulan bir şirkete Cumhurbaşkanının eniştesi Ziya İlgen’in 2,5 milyon dolar, yine Osman Ketenci’nin 1 milyon 250 bin dolar, Mustafa Gündoğan’ın 1 milyon 250 bin dolar, Ahmet Burak Erdoğan’ın 1 milyon 450 bin dolar gönderdiğini belgeleriyle ortaya koydu. Sayın Cumhurbaşkanı da beyanlarında “Bir tek belge koysun, ben o Cumhurbaşkanlığı makamından istifa edeceğim.” dedi. Biz Sayın Cumhurbaşkanının bu belgeler karşısında millete söz verdiği gibi istifasını bekliyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Havutça.

Sayın Gözgeç, buyurun efendim.

10.- Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç’in, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu kadınlarla ilgili bazı ifadeleri nedeniyle kınadığına ve kadına şiddetin insanlığa ihanet olduğuna ilişkin açıklaması

EMİNE YAVUZ GÖZGEÇ (Bursa) – Sayın Başkan, ana muhalefet Genel Başkanının şiddeti meşrulaştıran, zorluklarla karşılaşan erkeklerin şiddete başvurmasını çıkar yol olarak gösteren, hem kadını hem erkeği aşağılayan sözlerini kınıyorum. Bu sözler, kadına şiddetle mücadelede samimiyetsiz olduklarının, bu konuyu sadece siyasi malzeme olarak kullandıklarının bir göstergesidir. Aslında bu duyarsızlıklarını başörtülü kadınlara hayat hakkı tanımayan, ikna odalarında psikolojik şiddetle başlayıp fiziksel şiddete varan zulme sessiz kalan, hatta destekleyen tavırlarında da görmüştük.

Diğer yandan, kız çocuklarını dağa kaçıran, kadınlara tecavüz eden, canlı bomba yapan terör örgütlerine sırtını dayayanların, şiddetten beslenenlerin de kadına şiddetle mücadele iddiasında bulunmaları ikiyüzlülüktür.

Kadına şiddet insanlığa ihanettir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gözgeç.

Sayın Gürer, buyurun efendim.

11.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’e yeni görevinde başarılar dilediğine ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, yakınlarının yurt dışı hesaplarına para gönderdikleri iddialarının ispatı hâlinde istifa edeceği sözünü yerine getirmesini beklediğine ilişkin açıklaması

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Öncelikle görevinizde başarılar diliyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, geçen hafta gündeme taşıdığı yurt dışına yüklü para transferine ilişkin belgeleri banka dekontlarıyla bugün açıkladı, gerçekler ortaya çıktı. Ülkemizde yurttaşlara “Dolar bozdur, altını yastık altından çıkar.” derken meğer birilerinin yakınları yurt dışına dolar istifliyorlarmış. Bir vergi cenneti Man Adası’nda kurulan şirkete aktarılan dolarları banka dekontlarıyla, belgeleriyle Genel Başkanımızın kamuoyuna sunması doğal olarak birilerinin uykularını kaçırdı. Genel Başkanımızın dediği gibi, haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Garibin gurebanın, yoksulun yokluk çektiği ülkemde birilerinin bir elinin yağda, bir elinin balda, bir elinin yurt dışında olmasını kabul etmek mümkün değildir. Cumhurbaşkanının, söylediği gibi, belgeler karşısında istifasını vermesini temenni ediyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gürer.

Sayın Gaytancıoğlu, buyurun efendim.

12.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’e yeni görevinde başarılar dilediğine ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, yakınlarının yurt dışı hesaplarına para gönderdikleri iddialarının ispatı hâlinde istifa edeceği sözünü yerine getirmesini beklediğine ilişkin açıklaması

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, yeni görevinizde başarılar diliyorum.

Man Adası’nın nüfusu 81 bin imiş. Siz Türkiye’deki 80 milyon insanın emeğini, alın terini düşüneceğinize yandaşlarınız Man Adası’na 1 sterline kurulan şirketlere para aktarıyorlar, belgeleri ortaya çıkarınca da bize “gayrimillîsiniz” diyorsunuz. Ben de size soruyorum: Milyon dolarları Türkiye’de vergi ödememek için başka ülkelere aktaracağınıza kendi çiftçimize, işçimize, emeklimize aktarsaydınız olmaz mıydı? Enişteleriniz, dünürleriniz, özel kalem müdürleriniz millî midir, gayrimillî midir? Toplam 200 tane ineği olan ve topraklarının sadece yüzde 1’inde tarım yapılan Singapur’dan sıfır gümrükle inek ithal etmek millîlik midir, gayrimillîlik midir? “İspatlayamazsan istifa et. İspatlarsan istifa ederim.” diyenler istifa edecekler mi? (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gaytancıoğlu.

Sayın Doğan, buyurun efendim.

13.- Tekirdağ Milletvekili Ayşe Doğan’ın, TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’e yeni görevinde başarılar dilediğine ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü’ne ilişkin açıklaması

AYŞE DOĞAN (Tekirdağ) – Sayın Başkan, yeni göreviniz hayırlı uğurlu olsun.

Kadına yönelik şiddete dair söz almış bulunmaktayım. Şiddet asla kabul edilemez bir insanlık suçudur. Kadın ve anne olarak şiddeti kınıyorum. Hiçbir akıl ve vicdan kadına şiddeti destekleyemez, onu meşru gösteremez. Kadınların aile içi ve sosyal hayatta hak ettiği yere ve değere ulaşması için toplum olarak tüm görevlerimizi yerine getirmeliyiz. Hukuki ve yasal tedbirler elbette işin temelini oluşturuyor. Türkiye’de son on beş yılda kadınların bilgilerinden, fikirlerinden faydalanma adına önemli adımlar attık; özellikle şiddet gibi acil müdahale gerektiren konularda kadınlarımızın haklarını koruyacak düzenlemeler her zaman Hükûmetimizin öncelikli meselesi olmuştur.

Geleceğin güvenli, huzurlu, adil dünyasını kadınlarımızla birlikte kuracağız. 25 Kasımda kutladığımız Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nün kadınları ilgilendiren tüm meselelerin çözülmesine vesile olmasını diliyorum.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Doğan.

Sayın Arık, buyurun efendim.

14.- Kayseri Milletvekili Çetin Arık’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, yakınlarının yurt dışı hesaplarına para gönderdikleri iddialarının ispatı hâlinde istifa edeceği sözünü yerine getirmesini beklediğine ilişkin açıklaması

ÇETİN ARIK (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Kayseri’de bir vatandaşımız 2 bin liralık borcu nedeniyle Valiliğin önünde kendini yakarken, bir başka anne bayram günü çocuklarına çöpten ekmek toplarken, bu ülkenin asgari ücretlisinden, fakirinden fukarasından, yeni doğan bebeğinden kuruşu kuruşuna vergi alırken ülkenin Cumhurbaşkanının çocuklarının, yakınlarının Man’da şirket kurup vergi kaçırmaları milletimizin vicdanında derin yaralara yol açmıştır.

Sayın Cumhurbaşkanı “Yurt dışındaki bankalarda 1 kuruşum olduğunu ispatlayın, görevimden istifa ederim.” demiştir. Bugün, Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, yurt dışındaki şirketlere para aktarıldığını belgeleriyle birlikte ispatlamıştır. Sayın Cumhurbaşkanını istifaya davet ediyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Arık.

Sayın Öz, buyurun efendim.

15.- Çanakkale Milletvekili Bülent Öz’ün, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, yakınlarının yurt dışı hesaplarına para gönderdikleri iddialarının ispatı hâlinde istifa edeceği sözünü yerine getirmesini beklediğine ilişkin açıklaması

BÜLENT ÖZ (Çanakkale) – Sayın Başkan, Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu iddia ettiğini, Cumhurbaşkanının oğlu başta olmak üzere yakınlarının yurt dışında kurdukları şirketler için milyon dolarların yurt dışındaki bankalara aktarıldığını belgeleriyle bugün ispatladı. İspatlanırsa Sayın Erdoğan istifa edeceğini söylemişti. Sayın Erdoğan’ın istifa etmesini bekliyoruz.

Ülkede tarım bitmişken, çiftçi perişanken, esnafımız, işçimiz, emeklimiz, öğretmenlerimiz yokluk içindeyken Hükûmete soruyoruz: Bu ülkenin parasının bu şekilde yurt dışına çıkarılmasına göz yumuyorsunuz; üstüne, bütçe açığını zamlarla vatandaştan çıkarıyorsunuz. Bugün Genel Başkanımız konuşurken TRT yayını kesiyor, Çanakkale’den telefon alıyorum “Yayın yok.” diye, İstanbul Anadolu Yakası’nda birçok yerde elektriklerin kesildiği haberini alıyoruz. Korkunun ecele faydası yok. Güneş balçıkla sıvanmaz. Tayyip Erdoğan’ın istifa etmesini bekliyoruz.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Öz.

Sayın Yaşar, buyurun efendim.

16.- İstanbul Milletvekili Serap Yaşar’ın, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü’ne ilişkin açıklaması

SERAP YAŞAR (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü idi. Bizim anlayışımıza göre, kadına yönelik şiddet insanlığa ihanettir, hiçbir mazereti ve haklı gerekçesi olamaz. Kadına yönelik şiddet ille de fiziksel şiddet anlamına gelmez, onları yok farz etmek, varlıklarını ve müktesebatlarını tanımamak da şiddettir. On beş senede kadınlarımız lehine yapılan birçok düzenlemenin yanında, kadınların bir bölümünü yok sayan anlayıştan kadın kadına eşitlik anlayışına geçtik. Kadın lehine bu çağdaş ve ileri düzenlemelere öncülük eden Sayın Cumhurbaşkanımıza teşekkürlerimi sunuyorum bir kadın ve bir yurttaş olarak.

Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yaşar.

Sayın Sürekli, buyurun efendim.

17.- İzmir Milletvekili Kerem Ali Sürekli’nin, yaşanan bazı olayların ülkeye ve Cumhurbaşkanına yönelik kumpasların ve saldırıların bitmediğinin ve yakın zamanda da bitmeyeceğinin işareti olduğuna ilişkin açıklaması

KEREM ALİ SÜREKLİ (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Gezi olayları, MİT tırları operasyonları gibi ülkemizi terörle ilişkilendirme girişimleri, Rahip Santoro, Hrant Dink cinayetleri gibi siyasi cinayetler, Hakan Fidan’ı tutuklama girişimi, 17-25 Aralık kumpası, 15 Temmuz hain darbe girişimi gibi alçak senaryolarla amacına ulaşamayan güçler emellerinden vazgeçmiş değillerdir. Avrupa Birliğinin son aldığı fonlarda kesintiye gitme kararı, Amerika Birleşik Devletleri’nde sahte ve hukuksuz delillerle devam ettirilmeye çalışılan Rıza Sarraf davası ve NATO’da yaşanan kabul edilemez provokasyon. Tüm bu yaşananlar, ülkemize ve liderimize yönelik kumpasların ve saldırıların bitmediğinin ve yakın zamanda da bitmeyeceğinin işaretidir. Millet olarak, yaşanan bu süreçte şunu çok iyi anladık: Her zaman güçlü olmak, birlik içinde tek yürek olmak zorundayız. Ancak böylelikle bu topraklarda huzur içinde yaşayacağız yoksa çıkarları uğruna neler yapabildiklerini yakın tarihimizden ve coğrafyamızdan çok iyi biliyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Sürekli.

Sayın Yüce, buyurun efendim.

Sayın Yüce yok mu? Yok.

Sayın Nurlu, buyurun efendim.

18.- Manisa Milletvekili Mazlum Nurlu’nun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, yakınlarının yurt dışı hesaplarına para gönderdikleri iddialarının ispatı hâlinde istifa edeceği sözünü yerine getirmesini beklediğine ilişkin açıklaması

MAZLUM NURLU (Manisa) – Sayın Başkan, bugün tarihî bir gün. Sayın Genel Başkanımız, grup toplantısında Sayın Cumhurbaşkanının yakın çevresinin yurt dışına çıkardığı dolarları bir bir açıkladı. Birçoğumuzun adını ilk defa duyduğu bir yere milyonlarca dolar para gönderilmiş. Man Adası’nda bulunan ve sadece 1 sterline kurulmuş bir şirkete milyon dolarlar aktarılmış. Peki neden? Çünkü bu ada ülkeleri dünyada vergi cenneti ve kara para aklama merkezleri olarak görülüyor. Vatandaşa “Dolarları bozdurun.” diyenler yeşil dolarlarının rengi solmasın diye Man Adası’na göndermişler. Ülkenin Cumhurbaşkanının oğlu, ağabeyi, eniştesi ve dünürünün yurt dışına para çıkarması belgelerle ispatlanmıştır. Bu durumda Sayın Cumhurbaşkanı verdiği sözü tutmalı ve derhâl istifa etmelidir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Nurlu.

Sayın Tezcan…

19.- Mersin Milletvekili Yılmaz Tezcan’ın, Mevlit Kandili’ni tebrik ettiğine, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu, kadınlarla ilgili ve CHP Grup toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili sarf ettiği bazı ifadeleri nedeniyle kınadığına ilişkin açıklaması

YILMAZ TEZCAN (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bu hafta idrak edeceğimiz Mevlit Kandili’mizi ben de tebrik ediyorum.

Ana muhalefet partisi Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu kadınlarla ilgili geçen hafta bir açıklama yaptı. Bu talihsiz açıklamayı ben de kınadığımı ifade etmek istiyorum. Kadın milletvekili arkadaşlarımız gerekli cevabı verdiler.

Ayrıca, Sayın Kılıçdaroğlu’nun bugünkü grup toplantısında âdeta sokak ağzıyla konuşarak “gözlerinden öpüyorum” vesaire gibi kelimeleri kullanmak suretiyle siyaset ahlak ve etiğine sığmayan, aslı astarı olmayan, seviyesiz açıklamalarını da kınıyor, kendisine yakıştıramadığımı ifade etmek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanımız ve avukatları gereken hukuki girişimleri başlatmışlardır. Genel başkan yardımcılarımız ve grup başkan vekillerimiz de gerekli açıklamaları yapacaklardır. Sayın Kılıçdaroğlu’na “edep yahu” diyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tezcan.

Sayın Kerestecioğlu, buyurun.

20.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’e yeni görevinde başarılar dilediğine, 28 Kasım Tahir Elçi’nin ölümünün 2’nci yıl dönümüne, Panama belgeleri ile Paradise belgelerinden sonra şimdi de Man Adası belgelerinin ortaya çıktığına ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü’ne ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Öncelikle, görevinizde başarılar dilerim. Umarım, ülkemiz için de hayırlı olur, Meclise de daha fazla barış getirir.

Sayın Başkan, bugün Diyarbakır Baro Başkanı ve insan hakları savunucusu sevgili dostumuz Tahir Elçi’nin karanlık bir cinayet sonucu öldürülmesinin 2’nci yıl dönümü.

Tahir Elçi, bu ülkedeki en barışçıl insanlardan biriydi ve en büyük suçu işledi; barışı ve birlikte yaşamı savundu. Bu nedenle tıpkı Hrant Dink gibi, tüm diğer siyasi cinayetlerde yaşamını yitiren diğer demokratlar gibi o da öldürüldü.

Tahir Elçi bu davanın üstü ne kadar örtülmek istense de hep yaşayacak ve bizler, delilleri kaybetseler de, ne yaparlarsa yapsınlar bu davanın takipçisiyiz. Tahir Elçi’nin, Hrant Dink’in bu topraklarda büyüttüğü insanlığa her zaman sahip çıkacağız.

Sayın Başkan, geçen yıl Panama belgeleri, bu yıl Paradise belgeleri, bir diğer adıyla Malta belgeleri gündeme geldi ve Paradise belgeleriyle ilgili Mecliste ilk önergeyi vermiştik ama tabii ki bu önerge, araştırma önergesi incelenmedi ve reddedildi iktidar partisinin oylarıyla.

Şimdi, 80 milyon insana vergileri, savaş bütçelerinin yükünü yüklüyorsunuz ve hesap vermiyorsunuz. Şimdi de Man Adası belgeleri ortaya çıktı. Cumhurbaşkanının akrabalarının yıllarca buraya para aktardığı gündeme geldi, bu belgeler…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun efendim, ek süre veriyorum.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Teşekkürler.

Vergi cennetleri sizlerin cennetleri olabilir ama bu halkın maalesef cehennemi oluyor. Çünkü ahlaki ve vicdani olmayan bu durum gerçekten aslında istifayı gerektiriyor ama halk, cebinden çıkanları artık anlıyor, nerelere gittiğini de gayet iyi görüyor.

Birçok ülkede küçücük işlerde bile aslında istifaları ve bunun hesabının nasıl verildiğini gördük.

Son olarak, Sayın Başkan, bugün, gerçekten 25 Kasım ve kadına yönelik şiddetle ilgili söylenen sözlerden mutluluk duyduğumuzu ifade etmek isteriz. Ama şunu da ifade etmek isteriz ki: 25 Kasımda kadınların sokağa çıkmaları birçok yerde engellenmeye çalışıldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – “Pozitif ayrımcılık” demiştik.

BAŞKAN – Lütfen, pozitif ayrımcılığı…

Evet, buyurun Başkanım.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Biz bugüne kadar kimseden icazet beklemedik, hep mücadele ederek haklarımızı aldık; bugünden sonra da kimseden icazet beklemeyeceğiz.

Ayrıca, gerçekten, liderlerin sözlerinin özellikle birbirlerine siyasi partiler tarafından kullanılarak bunun politikasının kadınlar üstünden yapılmasını da hiç hoş bulmadığımızı, çünkü biz “Fıtratında eşitlik yok.” diyenleri de bildiğimizi… Aynı şekilde, hakikaten, genelde erkek siyasetçilerin özellikle partimizin siyasetçilerinden -erkek arkadaşlardan da dâhil olmak üzere- biraz daha feyzalmalarını diliyoruz bu konuda çünkü bu söylemleri kullanmak çok da kolay değildir.

Evet, bir erkeğin yoksul olması kadına şiddet uygulamasını da gerektirmez ama…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Son cümlem…

BAŞKAN – Kayıtlara geçiyor efendim, kullanın.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – “Fıtratında eşitlik yok.” cümlesi de bu ülkede nelere mal oluyor, hangi cinayetlere mal oluyor, ne kadar kadının hayatına mal oluyor, bunu da gayet iyi görüyoruz; o yüzden, siyasiler kadınlar üzerinden polemik yapmasınlar. Kadınlar kendi yollarını biliyorlar, açıyorlar; yıllarca da bunu yaptılar.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kerestecioğlu.

Sayın Bostancı, söz sırası sizin ama grup başkan vekillerimizin talepleri var. İsterseniz en son size verelim, uygun mudur?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Hayhay Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Usta, buyurun efendim.

21.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’e yeni görevinde başarılar dilediğine, Başbuğ Alparslan Türkeş 3. Türk Gençlik Çalıştayı ve Kurultayı’na, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü’ne, 27 Kasım 2017’de Hakkâri Çukurca’da şehit olan piyade eri ile 28 Kasım 1998’de Hakkâri Çukurca’da bir askerî helikopterin düşmesi nedeniyle şehit olan 16 askere ve 24 Kasım 2017’de Mısır’da yaşanan katliamda hayatını kaybeden 309 kişiye Allah’tan rahmet dilediğine, 28 Kasım 1919’da Kahramanmaraş’ta yaşanan bayrak olayının 98’inci yıl dönümüne, bazı gençlerin güvenlik soruşturmaları çok basit nedenlerle temiz çıkmadığı için işlerinden edildiğine ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle, yeni göreviniz hayırlı uğurlu olsun.

Sayın Başkan, geçtiğimiz pazar günü, doğumunun 100’üncü yılında Başbuğ Alparslan Türkeş 3. Türk Gençlik Çalıştayı ve Kurultayı’nı gerçekleştirdik.

Başbuğ Alparslan Türkeş Bey Türkiye’nin umutsuzluğa kapıldığı bir dönemde 9 Işık Doktrini’yle karanlığı yaran, karamsarlığı aşan, siyasi ve fikrî düzeydeki karaborsa mantığını, karambolden beslenen kirli emelleri yıkan bir liderdi. Türkeş Bey, Türklüğün vicdanında doğmuş, İslam’ın sancağından tutmuştu. Ülküleri uğruna, ülkesi ve ilkeleri adına her türlü meşakkati göze almıştır. Gerçek anlamda büyük liderler tarihin akışını etkilerler, tarihi önceden okurlar ve görürler, tarihe damgasını vururlar. Türkeş Bey, emsalsiz bir tarih şuuruna, ufkun ötesine bakma ve görme meziyetine sahipti. Onu gerçek manada anmak, hatırasını yâd etmek onu doğru anlamaktan, ülküsünü, ideallerini ve fikirlerini bütünüyle korumaktan, eserlerine ve emanetine yüksek bir şuurla sahip çıkmaktan geçer. Milliyetçi, ülkücü hareket kökünden kopmamıştır, özünden ayrılmamıştır, ülkülerinden zerre taviz vermemiştir. Şahidi ise pırıl pırıl ülkücü Türk gençliğidir. Milliyetçi Hareket Partisi Türk milletinin eseridir, onun Türk siyasetine ve Türk tarihine hediyesidir. Ülkücü nesiller, hamdolsun, davanın onurunu koruya koruya, namusunu savuna savuna, namertleri yene yene yoluna devam edeceklerdir. Pazar günü Başbuğ Alparslan Türkeş’in doğumunun 100’üncü yılında Türk Gençlik Kurultayını dolduran yüz binler “Milliyetçi Hareket Partisi bitti. Milliyetçi Hareket Partisi baraj altında kalacak.” diyen fitneci cenaha da gerekli cevabı vermiştir. Bu vesileyle Başbuğ Alparslan Türkeş Bey’e Allah’tan rahmet diliyor, dosta düşmana ülkücü iradenin gücünü gösteren ülkü ocaklarına da teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, 25 Kasım, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’dür. Kadına yönelik şiddet hiçbir şekilde kabul edilemez. Bu ne bizim dinimizde vardır ne de örfümüzde vardır. Bu anlamda biz de Milliyetçi Hareket Partisi olarak kadına yönelik şiddeti tamamen kınıyor ve Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak buna ilişkin alınması gerekecek bütün kararları destekleyeceğimizi ifade etmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Usta.

ERHAN USTA (Samsun) – Dün bir şehidimiz vardı, 27 Kasım 2017’de, Hakkâri’nin Çukurca ilçesinde terör örgütü PKK’ya yönelik bir operasyon esnasında kazayla bir piyade erimiz şehit olmuştur. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum.

Bundan on dokuz yıl önce, 28 Kasım 1998’de de Hakkâri’nin Çukurca ilçesi yakınında teröristlerin açtığı ateşle pilotu vurması sonucu bir askerî helikopterin düşmesi nedeniyle 16 askerimiz şehit olmuştu. Onların da hepsine Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.

Sayın Başkan, biliyorsunuz, Mısır’da 24 Kasım 2017 Cuma günü büyük bir katliam yaşanmıştır, 309 kişi hayatını kaybetmiştir. Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralı Mısır halkına da Cenab-ı Allah’tan şifa diliyorum. Bunun, yapılan işin dinle de insanlıkla da hiçbir şekilde alakası yoktur. Yapılan bu hareket, bu terörist eylem sadece Mısır halkına değil, topyekûn Müslümanlara karşı yapılmıştır. Bunu da şiddetle kınıyorum.

Diğer bir husus, 28 Kasım 1919 Kahramanmaraş Kalesi’ne asılan Fransız bayrağı indirilerek yerine Türk Bayrağı’nın göndere çekilmesinin de 98’inci yıl dönümü.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Usta, toparlayın efendim.

Buyurun.

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim.

Ben bu vesileyle Kahramanmaraş halkını da kutluyorum.

Sayın Başkan, diğer bir husus da, bugün, bir kısım gençler bizi ziyaret ettiler. Bu güvenlik soruşturmaları nedeniyle mağdur olduklarını ifade ediyorlar. Bunlar diğerlerinden biraz daha farklı, 15 Temmuz sonrasında polis olarak giren, eğitim alan veya işte, uzman çavuş veya astsubay olarak. Tabii ki 15 Temmuz sonrasında devlet almış olabilir, aldıktan sonra güvenlik soruşturması temiz çıkmamış olanların ilişiğinin kesilmesi çok normaldir ancak burada biraz olağanüstü bir durum varmış gibi geliyor. Çok basit nedenlerle, çok yüzeysel nedenlerle gençlerimizin güvenlik soruşturmasının temiz olmadığı gerekçesiyle işlerinden edildiğini görüyoruz. Sadece bir tane örnek vereceğim, on dört günlük –ismini vermeyeceğim- “A...” ile başlayan bir markette çalışıp Bank Asyada hesabı oldu, 452 lira hesabı var. Bunun haricinde hiçbir şey yok ve bu mahkeme kararıyla tespit edilmiş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERHAN USTA (Samsun) – Mahkeme, güvenlik soruşturması nedeniyle, atılma nedeni olarak bunu ifade ediyor. Şimdi, bir tane genç on dört gün bir markette çalışıyor “Bank Asyayla ilişiği var.” diye biz buna temiz değil dersek, FET֒cü dersek bu işin sonu gelmez. Bunlara biraz daha dikkat etmek lazım. Burada önemli olan bazı kamu görevlileri kendilerini korumak için milletin çocuğunu yakmasın.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Ben teşekkür ederim Sayın Usta.

Sayın Özel, buyurun efendim.

22.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’e yeni görevinde başarılar dilediğine ve milletvekillerine açıklama için söz hakkı vermesiyle ilgili uygulamasına, 28 Kasım Tahir Elçi’nin ölümünün 2’nci yıl dönümüne, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ortaya koyduğu belgeler karşısında istifa etmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak bugün ilk kez kürsüde riyaset makamındasınız. Bundan sonraki dönemde, yapacağınız görevde Cumhuriyet Halk Partisinin bundan önce bu görevi yürütmüş Sayın Akif Hamzaçebi ve daha önce bu görevi üstlenmiş tüm Meclis başkan vekilleri gibi hak, hukuk, adalet anlayışından ayrılmayacağınıza yürekten inanıyoruz. Bugün şöyle karşıya baktığımızda Atatürk’ün yadigârı frakı gururla taşıyan bir Meclis Başkan Vekili görmekten de büyük bir memnuniyet duyuyoruz, başarılarınızın devamını diliyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

Bugün ilk pratiğinizde bir şey yaptınız, 15 kişi yerine 20 kişiye söz verirken iktidar partisi grubu itiraz etti. Sonra sözler dağıtıldığında baktık ki ilave söz verdiğiniz 5 kişiden 4’ü iktidar partisine mensup milletvekilleriymiş. Bu da Cumhuriyet Halk Partisinin demokrasi anlayışının ne kadar önemli ve ne kadar tarafsız olduğunun bir göstergesi.

Saygıdeğer milletvekilleri, bundan tam iki yıl önce, bir basın açıklaması sırasında vurularak öldürülen Diyarbakır Barosu Başkanı, insan hakları savunucusu Tahir Elçi’nin ölüm yıl dönümündeyiz.

Bugün milletvekillerimiz Diyarbakır Barosu’nda ve Diyarbakır’daki çeşitli anma toplantılarında partimizi temsil ediyorlar. Bugün bizler de bir kez daha Tahir Elçi’yi saygı ve minnetle anıyoruz ve en önemlisi Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu cinayetin azmettiricileri ve failleri adalet önünde hesap verinceye kadar bu olayın takipçisi olacağımızı yeniliyor, Tahir Elçi’yi de Tarih Elçi cinayetini de unutmadığımızı ve unutturmayacağımızın altını çiziyoruz.

Sayın Başkan, geçtiğimiz hafta grup toplantımız sırasında Sayın Genel Başkanımız Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanına hitap ederek “Sevgili Erdoğan; çocuklarının, eniştenin, dünürünün, kardeşinin, eski özel kalem müdürünün yurt dışında, vergi cennetlerinde bir şirkete milyonlarca dolar para gönderdiklerini biliyor musun? Bunun cevabını bekliyorum. Soruyu sordum, tık yok. Bir daha soruyorum, 80 milyonun önünde soruyorum, cevabı bekliyorum. Çıkacağız milletin önüne.” demiş idi. Sayın Erdoğan birkaç günlük suskunluktan sonra, pazar günü, çıkıp şöyle söyledi Genel Başkanımızı kastederek…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “İftiraları ardı ardına sıraladı. Neymiş efendim; çocuklarım, kardeşim, eniştem, dünürüm, eski özel kalem müdürüm yurt dışına milyonlarca dolar para göndermiş. Ben buradan ismini anmaya tenezzül etmediğim bu zata soruyorum: Öne sürdüğün iddiaların belgesi var mı? Varsa çıkart milletin önüne, ben hemen gereğini yapayım.”

Bugün Sayın Genel Başkanımız milletin önüne çıktı, hem Türkiye’den dekontları hem yurt dışı SWIFT belgelerini kamuoyuyla paylaştı. Bu belgelerin yalan, gerçek dışı olduğuyla ilgili tezvirat tam başlamıştı ki Adalet ve Kalkınma Partisinin Sayın Grup Başkan Vekili de belgelerin doğru olduğunu teyit edip bunların ticaretten kaynaklanan para hareketleri olduğunu söyledi. Ben eminim ki, Sayın Erdoğan, Genel Başkanımıza açmış olduğu 1,5 milyonluk tazminat davasını da geri çekecektir. Yoksa…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Son bir dakika efendim.

Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …bu gerçek belgeler dava dosyasına sunulacak ve mahkeme tarafından da gerçeklikleri tescil edilecektir. Damadın, dünürün, oğlun, özel kalem müdürünün Man Adası gibi bir vergi cennetine, vatandaş vergiden kırılırken, emekli teyzeye maaşından arttırdığı 100 dolar parayı, karda kışta “Bozdur ki milliyetçiliğin kanıtlansın.” diye duygular sömürülürken vergiden kaçırmak için oralara para aktaranlar… Ve hepsi birden hangi ticareti yapmışlar ki Man Adası’na bu paraları yolluyorlar? “İspat edersen gereğini yapacağım.” deyip hakaret eden şahsa “Haydi, ya istifa, ya istifa, ya istifa!” diyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

Sayın Bostancı, buyurun efendim.

23.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’e yeni görevinde başarılar dilediğine ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Atatürk’ün meşhur sözü “Özgürlük benim karakterimdir.” Siz de o makamda frakla oturuyorsunuz, bazı arkadaşlar da takım elbiseyle oturuyor. Özgür bir ortam. O bakımdan Özgür Bey’den, burada, Atatürk’ü yorumlama konusunda farklı düşünüyoruz. Size başarılar diliyoruz. Bütün Meclis başkan vekillerinin dikkat ve ihtimamı çerçevesinde Meclis çalışmalarının devam edeceği ve sizin de buna çok önemli katkılar sağlayacağınıza inanıyoruz.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun iddialarına gelince: Bunlar, öyle anlaşılıyor ki CHP Grubundaki milletvekili arkadaşları da ikna etmiş değil. Özgür Bey’in ateşli diliyle destek vermeye çalıştığı, burada da arkadaşların bir propaganda diliyle tahkim etme lüzumunu hissettikleri bir durum söz konusu. Açık olan bedahatların, gerçekliklerin bu tür desteklere ihtiyacı yoktur. Ama bir algı doğurmak istiyorsanız arkasından böyle propaganda teknikleriyle destek verme lüzumunu hissedersiniz.

İddiaların ispat yeri, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu değildir.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Mahkemeye verin, mahkemeye.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Yoksa herkes kendi grubunda eline bir kâğıt alır “İddiam bu.” der, ertesi toplantıda “İşte ispatı.” der, mahkeme de olur, savcı da olur, adaleti de tecelli ettirmiş olur. Böyle bir mantık olabilir mi?

MUHARREM ERKEK (Çanakkale) – Siyasi ahlak ne olacak, siyasi ahlak?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi sabah akşam hak ve adaletten bahsediyor. Hak ve adaleti CHP Grubunda mı tevzi edeceksiniz? Mahrem fanteziniz bu mu?

Şimdi, CHP’ye bir fırsat var. Manevi tazminat davası açılmış. Hodri meydan, mahkeme orada. Mahkemeler buna karar verecek, CHP Grubu değil, CHP Grubundaki alkışlar değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bostancı.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Burada arkadaşların böyle ajite edici bir dille propaganda destekleri değil, soğukkanlı, sakin, milletin vicdanını temsil eden mahkemeler buna karar verecek. Ve bir kez daha göreceğiz ki o mahkemelerde, bizim kanaatimiz odur, bu iş doğru çıkmayacaktır.

Teşekkür ediyorum.

MURAT EMİR (Ankara) – Para var mı, yok mu; onu söyleyin.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Para var mı? Gönderildi mi?

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bostancı.

Sayın Turan, söz istemişsiniz, nöbetçi grup başkan vekilinize verdim, talebinizi alayım.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, izin verirseniz, az önce sayın grup başkan vekili bizi kastederek, beni kastederek “Belgelerin resmîliğini doğrulamıştır.” dedi. Buna cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Sataşmadan söz istiyorsunuz.

Buyurun Sayın Turan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklaması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye'nin gündemini böyle yalanlarla, iftiralarla meşgul ederek Meclisi de buna bağlayarak uzun süre zaman kaybını usul ekonomisi açısından doğru bulmadığımı ifade etmek istiyorum.

Az önce kıymetli grup başkan vekili, benim “resmî belge” ifademi, güya bu belgelerin doğrulandığından kaynaklı söylediğimi ifade ettiler.

Anlamaya çalışana yardımcı oluruz, anlamayana anlatırız ama anlamak istemeyene yapacak bir şey yok.

İfadem aynen şöyle : “A Haber’e konuşan Bülent Turan: ‘CHP bir ana muhalefet partisi gibi değil âdeta ABD'nin sesi radyosu gibi çalışıyor, FETÖ'nün sesi radyosu gibi yayın yapıyor. Biliyorsunuz Bilal Erdoğan'ın bir kebapçıda çekilen fotoğrafını DEAŞ liderleriyle diye sunmuşlardı. Geçen hafta, kendi partisinin açıklarını kapatmak için bir iddia ortaya attı Kılıçdaroğlu.’” Az önce izledik, ticari işlemlerden kaynaklanan rutin belgeleri; banka transferi, sicil kayıtları vesair...

MEHMET GÖKDAĞ (Gaziantep) – Yani gönderildiğini kabul ediyorsunuz.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Özel kalem müdürü ne satıyor?

EREN ERDEM (İstanbul) – Belgeler gerçek, belgeler.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

BÜLENT TURAN (Devamla) - Bu belgeyi suçmuş gibi, iddiasına ispatmış gibi sundu. Biz buna alışığız, ilk defa yapmıyor; sürekli yapıyor.

EREN ERDEM (İstanbul) – E, teyit ettiniz şimdi. Şu anda teyit ettiniz.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Özel kalem müdürü ne alıp satıyor?

BÜLENT TURAN (Devamla) - Kılıçdaroğlu demişti ki: Türkiye’den dışarıya döviz gönderen belgeyi açıklayacağım. Avukatlarla konuştum, isimleri geçenlerin kendisiyle konuştum; bırakın oraya para gönderilmesini, aksine Türkiye’ye gelen döviz var, kazanç var, kâr var, vergi var. Tüm işlemler ticari denetim içerisinde normal işlemler.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Paranın varlığını ikrar ediyorsunuz Sayın Turan.

EREN ERDEM (İstanbul) – Para Man Adası’na gidiyor. Para buraya gelmiyor, buradan Man Adası’na gidiyor.

BÜLENT TURAN (Devamla) - Dolayısıyla bir daha söylüyorum: O belgeleri mahkemeye sunacak Kılıçdaroğlu, çıkan tabloda mahcup olacak mı? Bence olmayacak. (CHP sıralarından alkışlar) Niye olmayacak? Utanmak bir erdemdir.

EREN ERDEM (İstanbul) – Para Man Adası’na gidiyor. Man Adası’ndan buraya gelmiyor, buradan Man Adası’na gidiyor.

BÜLENT TURAN (Devamla) - Siyasi ahlak iftiradan uzak kalmaktır ama sürekli iftira atarak, hakaret ederek belgeymiş gibi kâğıt göstererek adım atmak bir siyaset değildir.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, İç Tüzük 69’a göre Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Paranın varlığını ikrar etti, kabul etti; daha bunun ötesi var mı?

MEHMET GÖKDAĞ (Gaziantep) – “Ticari işlem” diyor…

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Ticari iş!

EREN ERDEM (İstanbul) – Oradan buraya gelmiyor para, buradan oraya gidiyor.

BAŞKAN – Arkadaşlar, sayın milletvekilleri; Grup Başkan Vekiliniz konuşuyor siz arkada gürültü yapıyorsunuz; lütfen…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bravo Başkan, bravo!

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, özür dileriz, mahkemeler ahlaksız işe bakmaz ki.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Başkan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Cumhuriyet Halk Partisini ABD’nin sesi olarak konuşmakla itham etmiştir, İç Tüzük 69’a göre cevap hakkını kullanmak istiyorum.

BAŞKAN – Yeni bir sataşmaya, yeni bir tartışmaya meydan vermeyelim lütfen Sayın Başkan.

Buyurun Sayın Özel. (CHP sıralarından alkışlar)

3.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Öncelikle şunu söyleyelim: Biraz önce yapılan konuşma da, A Haber’e çıkıp alelacele yapılan açıklama da tam anlamıyla suçun ikrarı mahiyetindedir.

NİHAT ÖZTÜRK (Muğla) – Hani suç nerede var?

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - 3628 sayılı Yasa’ya göre eğer kişiler mal varlıklarını nasıl elde ettiklerini açıklayamıyorlarsa bu paraya kara para, rüşvet, yolsuzluk parası gözüyle bakılır.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Dinlemeden konuşuyorsun.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Buradaki sıkıntı şu: Kimse bu milletin Meclisine çıkıp milletin temsilcilerinin gözünün içine baka baka ve milletin huzurunda ne milleti ne temsilcilerini salak yerine koymaya kalkmasın. (CHP sıralarından alkışlar) Ne gördüğümüzü ne okuduğumuzu anlıyoruz. Elde “SWIFT” belgeleri var yani paranın gittiği yerden dekontlar. Bir de, elde parayı yollayan bankanın belgeleri var, dekontları, bire bir tutuyor.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Kim göndermiş, kim?

NİHAT ÖZTÜRK (Muğla) – Kimden aldın? Kimden aldın?

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Öyle bir suçüstü durumuyla karşı karşıya ki “Bunlar sahte.” diyemiyor. Bak “Kimden aldın?” diyor.

NİHAT ÖZTÜRK (Muğla) – Kim gönderdi?

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Soru şu: 1 sterlinlik bir şirket kurulmuş. Şirketi kuran tanıdık ahbap; tam güvenilmiyor, sonra Erdoğan’ın çaycısına şirket devrediliyor.

NİHAT ÖZTÜRK (Muğla) – Nereden biliyorsun, nereden?

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Sonra aynı şirkete nereden kazanıldığı belli olmayan, damattan, dünürden, Özel Kalem Müdüründen, kendi oğlundan para aktarılıyor, para yollanıyor.

NİHAT ÖZTÜRK (Muğla) – Şirketin ortağı mısın? Nereden biliyorsun?

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Kardeşim, yollanan para bir ticaretten dolayı gelen para değil, içeride kaynağı ispatlanamayan kara ve kirli bir paradır. Bunun dekontunu koyduk. Yetim hakkı var burada, yetim hakkı! (CHP sıralarından alkışlar) Bu yetim hakkına karşı çıkıp da “Efendim, yalan konuşuyorlar.” Ne yalanı? İspat istediniz, alnınızın ortasına yapıştırdık ispatı. Dekont koyuyoruz kardeşim, dekont!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Varsa dekontun gerçek olmadığını ispatla.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

NİHAT ÖZTÜRK (Muğla) – O paralar Recep Tayyip Erdoğan’ın parası mı?

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, biraz önce Sayın Turan Bey dedi ki: “Bunlar ticarettir.” Özel kalem müdürü, memur. Özel kalem müdürünün ticaret yapması yasak. Böyle bir şey olabilir mi?

BAŞKAN – Sayın Turan, buyurun.

(AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen… Sayın milletvekilleri…

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Kendisi iyi de çevresi kötü değil mi?

BAŞKAN – Sayın Turan, buyurun, sizi dinliyorum.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, şu tiyatroya alet olmak istemiyorum. [CHP sıralarından alkışlar(!)] Söylemek istediğim şu: Ellerinde belge diye salladıkları kâğıtları 1,5 milyon bedelle açılan tazminat davasında mahkemeye sunsunlar…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sunacağız.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – …el mi yaman bey mi yaman, mahkeme de karar versin.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, tutanaklara geçmesi açısından… (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, lütfen…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak tiyatro gibi bir sanatın aşağılama aracı olarak kullanılmasına karşıyız, bir.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Geç bunları.

MARKAR ESEYAN (İstanbul) – 15 Temmuz tiyatroydu hani?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Burada kimse tiyatro falan yapmıyor, gerçekleri açıklıyoruz.

MARKAR ESEYAN (İstanbul) – 15 Temmuz tiyatro değil miydi Özgür Bey?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Şu söz bize ait değil, bu söz Sayın Genel Başkanlarına ait, diyor ki: “Benim dünürüm, oğlum, özel kalem müdürüm, damadım güya para aktarmış. Var mı elinde ispatı?”

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Var.

EREN ERDEM (İstanbul) – Var.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “İspatlamazsan…” diyor, hakaret ediyor, “İspatlarsan gereğini yapacağım.” diyor. Gereğini yapacak mı, yapmayacak mı? Biz Cumhurbaşkanına… Diyorlar ki: “Bu hesaplarda Cumhurbaşkanının parası yok.”

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Kimin parası?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bizim iddiamız: Damadın, dünürün…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Ver mahkemeye, görelim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Mahkemeye vereceğiz, vereceğiz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Göster mahkemeye, ver.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Damadın, dünürün, özel kalem müdürünün yurt dışına suçüstü bir pozisyonda para aktardığının belgelerini koyarız.” dedik, “Koyamazsınız.” dediler, aha da belgeler. Buradan sonra kurtarır yanı yoktur, istifa edecek Genel Başkanınız, istifa, istifa. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bostancı, buyurun.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, kayıtlara geçsin diye söylüyorum…

BAŞKAN – Evet, dinliyorum, buyurun.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – İddia edilen, CHP Grubu; ispat edilen yer orası olamaz, ispat edilecek yer mahkemedir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – O da olacak, sabredin.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – CHP Grubunun bir fırsatı vardır; koşa koşa kürsüye giderek propagandaya devam etmek yerine, propaganda araçlarıyla algı oluşturmaya çalışmak yerine, koşa koşa gidilecek yer mahkemedir. Biz ne olduğunu biliyoruz, bu belgelerin bizim gözümüzde bir kuruşluk kıymeti yoktur.

Saygılarımla. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bostancı.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özel…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Daha fazla uzatmayalım ama şimdi, bir söz söylersen tutarlılığı olacak, bunu sırf bize söylemeyeceksin. Genel Başkan bunları iddia etti, Sayın Cumhurbaşkanı şöyle mi savundu kendini… “Ben şimdi bir açıklama yapmayacağım. Mahkemede avukatlarım beni savunacak.” demedi. “Ben çıkıyorum, ‘Hayır.’ diyorum. İspatlamazsan nokta nokta, ispatlarsan gereğini yaparım.” dedi. Siyasette ispat yeri aha da o arenadır, partilerin grup toplantısıdır. İspat ettik mi etmedik mi kardeşim? Belge gerçek mi, değil mi? (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Belgeyi ver, belgeyi.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Belge hayat kadar, su kadar…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Ver belgeyi, ver.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …cihan kadar gerçektir, o kadar söylüyorum.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Değil.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Evet, son söz, Sayın Bostancı…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Belge yok belge, Sayın Başkan.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Var, var, var.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Burada açık bir çarpıtma var. Bu işlerin, iddiaların ispat edileceği yer mahkemedir. Mahkemede bekliyoruz.

BAŞKAN – Tamam.

Konu karşılıklı müzakere edilmiştir. Sonuç itibarıyla tutanaklara geçmiştir.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Belgeleri versin, bakalım. Belge yok ortada Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Başkan, lütfen…

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.26

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.50

BAŞKAN: Başkan Vekili Yaşar TÜZÜN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 29’uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup oylarınıza sunacağım:

VIII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmail Kahraman ve beraberindeki Parlamento heyetinin, Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) 7’nci Genel Kuruluna katılmak üzere Kırgızistan’a ziyarette bulunmalarına ilişkin tezkeresi (3/1356)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın İsmail Kahraman ve beraberindeki Parlamento heyetinin Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) 7’nci Genel Kuruluna katılmak üzere Kırgızistan’a ziyarette bulunmaları hususu 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 9’uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                                                                                 İsmail Kahraman

                                                                                                                       Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                                        Başkanı

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karar yeter sayısı talep ediyoruz.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.52

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.01

BAŞKAN: Başkan Vekili Yaşar TÜZÜN

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 29’uncu Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi tezkereyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler... Tezkere kabul edilmiştir, karar yeter sayısı vardır.

Sayın milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

IX.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- MHP Grubunun, Grup Başkan Vekili Manisa Milletvekili Erkan Akçay tarafından, öğretmenlik mesleği hakkındaki mevcut sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 28/11/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 28 Kasım 2017 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 28/11/2017 Salı günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                                                    Erkan Akçay

                                                                                                                                        Manisa

                                                                                                                          MHP Grup Başkan Vekili

Öneri:

28 Kasım 2017 tarih, 2510 sayıyla TBMM Başkanlığına MHP Grup Başkan Vekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın verdiği, öğretmenlik mesleği hakkındaki mevcut sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına dair önergemizin görüşmelerinin 28/11/2017 Salı günkü Birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere, öneri sahibi Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Ankara Milletvekili Zühal Topcu.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

Sayın Topcu, süreniz beş dakika efendim.

MHP GRUBU ADINA ZÜHAL TOPCU (Ankara) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Öncelikle yeni görevinizde başarılar diliyoruz. İnşallah hayırlara vesile olur diyoruz.

Evet, Meclis bugün başladığından itibaren çok sıcak tartışmalar gündeme geldi, herkes hararetle konulara dâhil olmaya çalıştı ama ben gerçekten bu ülkenin gerçek gündeminin eğitim olduğunu sizlerle paylaşmak istiyorum ve ağlanacak hâlimize güldüğümüzü de burada belirtmek istiyorum aslında.

Eğer bir ülkeyi batırmak istiyorsanız eğitimle uğraşın, kalkındırmak veya yüceltmek istiyorsanız yine eğitimle uğraşabilirsiniz. İşte, bakıldığında gelen bütün bakanların veya gelen bütün üst düzey yöneticilerin bahsettiği gibi “Eğitim sistemini kökünden değiştiriyoruz.” ifadesi aslında bunun da bir örneği. Kökünden değiştirmek istedikleri aslında yalnızca sınav sisteminde yapılan değişiklik.

Sayın Başkanım, ikaz edebilir misiniz? Arkadaşlar için çok önemli değil ama bu ülke için çok önemli olduğunu düşünüyoruz.

BURHANETTİN UYSAL (Karabük) – Bizim için de önemli.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, kürsüdeki milletvekili arkadaşımızın gerçekten biz de konuşmasını burada zorlukla dinliyoruz. İçerideki uğultudan dolayı, aranızdaki sohbetlerden dolayı ciddi bir rahatsızlık söz konusu. Sayın hatip de bunu belirtti. O nedenle -bugün bayanlarımıza tabii ki pozitif ayrımcılık yaptık, üç gündem dışını da bayan arkadaşlara verdik- sizi biraz daha sakin olmaya, sükûnetli davranmaya davet ediyorum.

Sayıp Topcu, buyurun efendim.

ZÜHAL TOPCU (Devamla) – Geçen süreyi de eklerseniz…

Peki, teşekkür ediyorum.

Evet, her zaman dediğimiz gibi, eğitimde bir değişiklik yapmak istiyorsak sınav sisteminden değil, öğretmenlerden başlamamız lazım. Yani şu anda öğretmenlerin o kadar çok sorunu var ki, öğretmenin bu sorununu çözmedikten sonra hiçbir değişikliği gerçekleştirebilmeniz mümkün değildir. Onun için diyoruz ki öğretmeni yetiştirmeden başlamak lazım. Öğretmeni yetiştirmek için de öncelikle öğretmen yetiştiren fakültelerin sistemlerinin hem içerik olarak hem program olarak tekrar gözden geçirilmesi lazım. Daha geçen hafta Sayın Başbakanın bir yerdeki konuşmasında işsizlikle ilgili ve diğer problemlerle ilgili “Her ile üniversite açtık ama doğru mu yaptık, bir sürü hata yaptığımızın farkındayız.” şeklinde ifadeleri söylemesi de aslında bu yapılan yanlışlıkların bir göstergesi olarak alınabilir.

Evet, sistemin mutlaka değiştirilmesi lazım. Bu sistemin değiştirilmesi gerekirken bir, öğretmenlerin özlük haklarının iyileştirilmesi lazım. Şu anda bakıldığında neredeyse öğretmen maaşları açlık sınırına yaklaşmış durumda ve yine, öğretmen atamalarına geldiğimizde, bu kürsüye her geldiğimizde, bu sorunları dile getirdiğimizde söylediğimiz tek şey var: “Öğretmenin ücretlisi de olmaz, öğretmenin sözleşmelisi de olmaz.” Bunun içindir ki mutlaka öğretmenin statüsünün belli bir, gerçekten saygıya değer bir hâle getirilmesi gerekmektedir. Ve bu gibi şeylerde içimizden geldiği gibi bir laf söyleme yerine, bir lafı söylerken “Gırtlak kırk boğumdur.” ifadesinden hareketle, bir televizyonda yapacağınız, işte, ücretli öğretmenlerin veya şunların kadroya geçirilmesine yönelik olarak -sosyal medyada geziyor ve bir sürü öğretmenin de dilinde- bu gibi ifadeleri gündeme getirirken çok dikkatli olunması gerekmektedir. Bunun için dediğimiz, öğretmenlik mesleğinin tekrar dikkate alınması, maaş durumlarının, atama durumlarının ve yetiştirilme durumlarının tekrar gözden geçirilmesi gerekmektedir. Bir öğretmenin yapması gereken mesleklerden bahsederken sobayı tutuşturmasına kadar görev veriliyor. Öğrenicinin 21’inci yüzyıl becerilerine donanımlı olarak yetiştirilmesinden sorumluyken biz öğretmenden, gerçekten, hayat standardını yakalamasındaki maaşı esirgiyoruz. Bunun için diyoruz ki: Tekrar gözden geçirelim. Bu sorunları ortadan kaldıralım.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Ek süre verebilirim Sayın Topcu bir dakika.

ZÜHAL TOPCU (Ankara) – Gerek yok.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz, sağ olun.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Gaziantep Milletvekili Sayın Mahmut Toğrul.

Sayın Toğrul, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben de yeni görevinizde başarılar diliyorum. Umut ediyorum bu ülkenin barışına, bu Meclisin barışına katkı sunar.

Değerli arkadaşlar, öğretmenlerimizin meselesini, gerçekten, bu ülkenin en önde gelen meselelerinden biri olarak algılamamız gerekiyor. 20 Temmuz 2016 tarihinden sonra inşa edilen OHAL rejimiyle en ağır darbe maalesef öğretmenlere vurulmuştur. 15 Temmuz sonrası tam bir öğretmen avı başlatılmıştır. 34 bine yakın öğretmen haksız, hukuksuz bir şekilde ihraç edilmiştir. İhraçlar muhalif, demokrat eğitim emekçilerini de kapsayacak şekilde genişletilmiştir. OHAL süresinde 1.500’den fazla öğretmen sadece sendikal faaliyetlerinden dolayı ihraç edilmiştir. 11 binden fazla öğretmen 3 ile 6 ay arasında maalesef açıkta bekletilmiştir. 2017-2018 eğitim öğretim yılının açılışına sayılı günler kala, özellikle Kürtlerin yoğun yaşadığı illerde 1.200’e yakın eğitim emekçisi 1990’lı yıllardaki gibi sürgün edilmiştir. Sürgün edilen öğretmenlerin aile bütünlükleri bozulmuş, Anayasa’ya aykırı şekilde öğrencilerinden öğretmenler kopartılmıştır.

Bununla birlikte, KPSS ve mülakattan yüksek puanlarla geçerek atandığı hâlde güvenlik soruşturmaları ve MİT raporları gerekçe gösterilerek ataması iptal edilen çok sayıda öğretmen mevcuttur. Geçtiğimiz günlerde, ihraç edilen öğretmen bir ailenin çocuklarıyla birlikte yeni bir umut için çıktığı Ege Denizi’nde boğulmaları ihraç edilen tüm öğretmenlerin ve ailelerinin içinde bulundukları durumu acı bir şekilde göstermiştir. Bugün öğretmenler Türkiye’den umudu kesmiş, ölümü bile göze alarak yurt dışına çıkışı düşünüyorlarsa ya da Nuriye ve Semih gibi bedenlerini ölüme yatırmışlarsa siyasi iktidarın takkesini önüne koyup tekrar durumu gözden geçirmesinde büyük yarar vardır.

Değerli arkadaşlar, on beş yıllık AKP iktidarı süresince öğretmelerin çalışma ve yaşam koşulları giderek ağırlaştırılmış, Türkiye’de öğretmenlik yoksulluk sınırı altında bir ücretle yaşamaya mahkûm edilmiştir. AKP iktidarında öğretmenlerin aydın kimliği törpülenmiş, itaat eden öğretmen tipi dayatılmaktadır. Öğretmenlerin tamamen siyasi iktidara biat eder hâle getirilmeleri, öğretmenlik mesleğinin teknik bir mesleğe indirgenme şeklinde öğretmenlerin az iş yapıp çok tatil yapanlar olarak itibarsızlaştırılmalarına devam edilmektedir. Öğretmenlere, aynı zamanda, mali ve özlük hakları kısıtlanırken birçok angarya da yüklenmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) – Sayın Başkanım, bir dakikanızı rica etsem.

BAŞKAN – Peki, bugüne mahsus ek bir dakika süre veriyorum, sözlerinizi tamamlayın lütfen.

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) – Teşekkür ederim.

En son, 10 Kasımda yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığı Rehberlik Hizmetleri Yönetmeliği’yle öğretmenler görevi dışında işler de yüklenmektedir. Özellikle, 12 pilot uygulamayla hayata geçirilen performans değerlendirme sistemi, AKP’nin zaten OHAL ve KHK’siyle ihraç, kademe durdurma, açığa alma, maaştan kesme gibi sindirme yöntemleri Demokles’in kılıcı gibi eğitimcilerimizin üzerinde sallanmaktadır. İş barışını tehdit eden bu uygulama her yönüyle fişlemedir, mobbingdir. AKP elini öğretmenlerin yakasından çekmelidir.

Değerli arkadaşlar, öğretmenlere bunlar yapılırken peki, öğrencilere ne yapılmaktadır? Her gün bir sınav sistemi değişikliyle âdeta öğrencilerin de psikolojisi bozulmaya mahkûm edilmiştir.

Biz, yarın, zaten bu konularla ilgili bir basın açıklamasıyla özellikle öğrencilerimize yönelik ikide bir sınav sistemindeki değişikliği gündeme getireceğiz.

Bu vesileyle, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

Teşekkür ederim Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Toğrul.

Şimdi, söz sırası, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Hatay Milletvekili Serkan Topal’a aittir.

Sayın Topal, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA SERKAN TOPAL (Hatay) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, yeni görevinizde de başarılar diliyor, hayırlı olmasını diliyorum.

AK PARTİ Hükûmeti İç Tüzük’ü değiştirdi, maalesef şu anda sadece üç dakikamız var. Değerli öğretmen arkadaşlarımızın koca sorunlarını bir öğretmen olarak üç dakikada nasıl anlatacağız, maalesef şu anda sıkıntı yaşıyoruz yine burada.

Az önce Sayın Topcu’yu da dinledim. Sayın Topcu’nun dediğine katılıyorum. Eğer bir ülkeyi yıkmak istiyorsanız gerçekten, sadece eğitimini ele alın, işgal edin, çökertin, zaten o ülke çöker.

Değerli arkadaşlar, kuşkusuz eğitim sistemimizin en temel sorunlarından bir tanesi de öğretmen arkadaşlarımız çünkü öğretmen arkadaşlarımız geleceğin mimarlarıdır, ülkemizin kalkınması ancak öğretmen arkadaşlarımızın yetiştireceği fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesillerle mümkündür. Ancak bu nesilleri yetiştirebilmesi için de o öğretmen arkadaşlarımızın da vicdanen rahat olması gerekiyor, fikren, madden, manen özgür olması gerekiyor. Peki, bütün bu olanakları, bütün bu zemini Hükûmet, iktidar yapabiliyor mu? Maalesef hayır.

Öncelikle, bedenlerini, açığa alınan ya da ihraç edilen on binlerce öğretmen ve akademisyen için açlığa yatıran Nuriye ve Semih’e buradan binlerce selam gönderiyorum.

Değerli arkadaşlar, öğretmen arkadaşlarımız artık doğru dürüst eyleme katılamıyor, demokratik bir eyleme katılamıyor çünkü baskı var; sendikaya bile doğru dürüst üye olamıyor, yine baskı var. Öğretmen arkadaşlarımızın çoğu ihraç edildi, açığa alındı ve bunların içerisinde, inanın, çoğu da masum.

Değerli arkadaşlar, öğretmenlerin sorunlarından bir tanesi de atama, hepimiz çok iyi biliyoruz. Millî Eğitim Bakanlığı buna bir türlü çözüm bulamadı. Çünkü 2002 yılından bugüne kadar sürekli bakanlar değişiyor ve her gelen yeni bakan sürekli müfredat değiştiriyor. Maalesef bu konuda Hükûmet yetersiz kaldı.

Öğretmenin ücretlisi, sözleşmelisi olmaz. Öğretmenin mutlaka kadrolu olması gerekiyor, nitelikli olması gerekiyor. Mülakat yerine liyakat tercih edilmeli ve özellikle göreve yeni atanan öğretmen arkadaşlarımızla ilgili bir sıkıntı var. Göreve atanıyorlar ama güvenlik soruşturması nedeniyle maalesef işe başlayamıyorlar. Efendim, on yıl önce, yedi yıl önce bir tane akrabası bir bankaya para yatırmış, bir şeyler olmuş. Lütfen, buradan sizlere de sesleniyorum sayın iktidar, bu sorunu, bu mağduriyeti ortadan kaldıralım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SERKAN TOPAL (Devamla) – Sayın Başkanım, bugüne istinaden bir dakika…

BAŞKAN – Sayın Topal, bir dakika ek süre veriyorum, lütfen sözlerinizi toparlayın.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Kısaca Hükûmete önerilerimizi sunayım: 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde öğretmenlere bir maaş ikramiye verilmelidir. Öğretmenlerin maaşları yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalıdır. Öğretmenlerin ek ders ücretleri en az 25 TL olmalıdır. Öğretmenlere ödenen eğitim-öğretime hazırlık ödeneği tüm eğitim çalışanlarına ödenmeli ve en az bir maaş tutarında olmalıdır. İnternet hizmeti öğretmenlere ücretsiz olmalıdır. Öğretmenlerin sınav görev ücretleri en az 2 katına çıkarılmalıdır. Öğretmenlere temsil tazminatı ödenmelidir, çocuk yardımları artırılmalıdır. Ayrıca -az önce Sayın Genel Başkanımız da söylemişti- 3600 ek gösterge hakkı tanınmalıdır. Yönetici atamalarında mutlaka liyakat esas alınmalıdır ve bu yıl en az 40 bin öğretmen ataması yapılmalıdır.

Teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Topal.

Şimdi söz sırası, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Karabük Milletvekilimiz Sayın Burhanettin Uysal’a aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA BURHANETTİN UYSAL (Karabük) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de sözlerime başlamadan önce yeni Başkanımıza hayırlı uğurlu olsun diyorum, Allah hayırlı hizmetler nasip etsin.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi aleyhinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bizler beşikten mezara kadar ilim tahsil etmeyi emreden, kalemin kılıçtan üstün olduğuna inanan bir medeniyetin mensuplarıyız. Bu nedenle öğretmenlerin önemini ne kadar anlatsak azdır. AK PARTİ hükûmetleri olarak eğitimi uzun vadeli bir bakış açısıyla geleceğimize yatırım olarak kabul ediyoruz. Biz sosyal ve ekonomik kalkınmada sahip olduğumuz en önemli zenginliğimizin insan kaynağımız olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle AK PARTİ hükûmetlerinin temel önceliği hep insana yönelik yatırımlar olmuştur. Öğretmenlerine hak ettikleri değeri vermeyen, onların fedakârlıkları karşısında ahde vefa göstermeyen hiçbir toplumun geleceği yoktur. Bu anlayışla, son on beş yıldır bir taraftan eğitimde yılların ihmallerini telafi etmeye çalışıyoruz… Eğitimi yaygınlaştırmaya, kalitesini artırmaya çaba harcarken öğretmenlerimizin çalışma şartlarının da iyileştirilmesi için var gücümüzle mücadele ve gayret ettik. Bundan sonra da bu gayretin içerisinde olacağımızı belirtmek istiyoruz. Türkiye büyüdükçe, ülkemizin imkânları genişledikçe bunları öncelikle öğretmen ve öğrencilerimizin istifadesine sunmaya çalışacağız.

OECD raporlarına göre, ülkelerin millî gelirlerinden eğitime ayırdığı pay en çok yüzde 5,2 iken bizim eğitime ayırdığımız pay 5,8’dir. Avrupa ülkelerinden çok daha fazla bir payı biz eğitime ayırıyoruz. 2002 yılında millî eğitime ayrılan pay 11 milyar liraydı. Bu, o zamanki bütçenin yüzde 10’una tekabül ediyordu. Şimdi millî eğitime ayırdığımız pay 122 milyar lira. Bu yılki bütçenin de yaklaşık yüzde 22’sine tekabül ediyor.

2002 yılında 559.803 öğretmen varken 2003 yılından 2017 yılı Şubat ayına kadar on dört yılda tam 561 bin yeni öğretmen ataması gerçekleştirdik. Bugün 905 bin öğretmenimiz bulunmaktadır. Bunların 39 bini ise sözleşmeli öğretmenlerdir.

Sayın Başkanım, ek süre vereceğinizi düşünerek ben de buradan uzatıyorum.

BAŞKAN – Buyurun, buyurun.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bence beş dakika konuş arkadaş ya.

BURHANETTİN UYSAL (Devamla) – Sağ olun, teşekkür ediyorum.

Norm kadro esaslarına göre, öğretmenlerin doluluk esaslarına baktığımızda, bugün itibarıyla kadrolarının yüzde 90’ının dolu olduğunu görüyoruz.

Elbette ki AK PARTİ iktidarı döneminde öğretmenlerin maaşının iyileştirilmesiyle ilgili çok önemli çalışmalar yapılmıştır.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Maaşları ne kadar Sayın Hatip?

BURHANETTİN UYSAL (Devamla) – Söyleyelim hocam, söyleyelim.

2002 yılında 470,20 Türk lirası maaş alan öğretmen bugün 2.713,36 Türk lirası maaş almaktadır. Eğer ek ders ücretlerindeki artışları da göz önünde bulunduracak olursak öğretmenlerimizin maaşında yüzde 434’lük bir artış gerçekleştirmişiz hocam. 2002 yılında öğretmenlere “eğitim öğretime hazırlık ödeneği” adı altında 175 lira ödenirken bugün 1.050 lira ödenmektedir.

Elbette ki yapılanların öğretmenlerimize yeterli olduğunu söylemiyoruz. Öğretmenlerimizin baş tacı olduğunu tekrar belirtiyor, yüce heyetinizi saygıyla tekrar selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – En düşük maaşı alan gruptur, en düşük maaşı alan.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Uysal.

Sayın Özel, buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Oylama sırasında karar yeter sayısı talep ediyoruz.

BAŞKAN – Peki.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardı, şimdi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım: Kabul edenler… Etmeyenler…

Kâtip üyeler arasında bir anlaşmazlık söz konusu, oylama elektronik cihazla yapılacaktır arkadaşlar.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı bulunamamıştır.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.27

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.37

BAŞKAN: Başkan Vekili Yaşar TÜZÜN

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 29’uncu Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Oylama elektronik cihazla yapılacaktır.

Oylama için üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, öneri kabul edilmemiştir.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- HDP Grubunun, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Osman Baydemir ve arkadaşları tarafından, Diyarbakır Barosu Başkanlığı yaptığı dönemde 28/11/2015 tarihinde Diyarbakır’da katledilen Tahir Elçi cinayetinin aydınlatılması, sorumluların açığa çıkarılması amacıyla 27/11/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 28 Kasım 2017 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

28/11/2017

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 28/11/2017 Salı günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                          Filiz Kerestecioğlu Demir

                                                                                                                                        İstanbul

                                                                                                                         HDP Grubu Başkan Vekili

Öneri:

27 Kasım 2017 tarihinde Şanlıurfa Milletvekili Sayın Osman Baydemir ve arkadaşları tarafından verilen 6023 sıra numaralı, Avukat Tahir Elçi Diyarbakır Barosu Başkanlığı yaptığı dönemde, 28/11/2015 tarihinde Diyarbakır’da katledilmiştir. Tahir Elçi cinayetinin aydınlatılması, sorumluların açığa çıkarılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 28/11/2017 Salı günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin görüşmelerine geçmeden önce Sayın Akçay’ın bir söz talebi var.

Buyurun Sayın Akçay.

VII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

24.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, MHP Grubu olarak TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’e yeni görevinde başarılar dilediklerine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Meclis Başkan Vekilliğine bugün fiilen başlamış bulunuyorsunuz. Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak yeni görevinizi tebrik ediyoruz, hayırlı uğurlu olmasını diliyoruz ve üstlendiğiniz bu görevi en iyi şekilde yerine getireceğinize inanıyor ve başarılar diliyoruz. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ederim Sayın Akçay, sağ olun.

IX.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- HDP Grubunun, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Osman Baydemir ve arkadaşları tarafından, Diyarbakır Barosu Başkanlığı yaptığı dönemde 28/11/2015 tarihinde Diyarbakır’da katledilen Tahir Elçi cinayetinin aydınlatılması, sorumluların açığa çıkarılması amacıyla 27/11/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 28 Kasım 2017 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin gerekçesini açıklamak üzere öneri sahibi Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer.

Sayın Taşçıer, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

HDP GRUBU ADINA İMAM TAŞÇIER (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iki yıl önce bugün Diyarbakır Barosu Başkanı Sayın Tahir Elçi onlarca kameranın önünde basın açıklaması yaparken başından kurşunla vurularak öldürüldü. On beş yıllık AKP iktidarının on üçüncü yılında, bu iktidar döneminde bu öldürme olayı oldu. Başbakan hemen açıklama yaptı “Faillerini yakalayacağız.” dedi. Adalet Bakanı o zaman Bekir Bozdağ’dı, Diyarbakır’a giderek ailesine taziye ziyaretinde bulundu ve en kısa sürede faillerinin yakalanacağını söyledi. Olay yerinde onlarca polis vardı, onlarca kamera kayıttaydı ama failleri hâlen yakalanmadı, yargı önüne çıkarılmadı, hatta ifadeleri dahi alınmadı.

Bu olayı kimler yapmışsa bir mesaj vermek istemişlerdir, bu kadar kameranın önünde, basın açıklaması yapılırken. Bu mesaj, aynen 1990’lı yıllarda, Kürtler yine kameraların önünde, açıkça, “faili meçhul” dediğimiz -tırnak içinde- olaylara maruz kalmış ve hâlen onlar da aydınlatılamamış... “Kürtlerin bu coğrafyada yaşama hakları yok.” mu denmek isteniyor?

Aynen Kürt siyasetçiler gibi, 6 milyondan fazla oy alan HDP eş başkanları dâhil olmak üzere, milletvekilleri bugün zindanlarda tutuluyor, Kürt belediye başkanlarının yerine kayyum atanıyor. Biz bu senaryoları 1980’li ve 1990’lı yıllarda da görmüştük ancak bunların hiçbiri Kürt sorununu çözme, bastırma konusunda yeterli olmadı. Kürt sorununu demokratik ve barışçı yollarla çözmeye çalışan Kürt siyasetçileri zindanlara atılmakta, sivil toplum temsilcileri yıldırılmakta… Kürt sorunu çözülmeden ve Kürtleri yok saymakla bu iş yürümez. Kürt sorunu çözülmeden Türkiye’ye demokrasi gelmeyeceği gibi son yüzyılda yaşanan trajedilerin devam etmesi ne Kürtlere ne de Türkiye’ye bir şey kazandırmaz.

Tahir Elçi, ilk ve ortaöğrenimini Cizre’de, yükseköğrenimini Diyarbakır’da tamamladı. Kamuoyunda bilinen pek çok davada mağdurları hem yurt içi hem yurt dışı, AİHM gibi yerlerde, temsil etti. İHD üyesi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı kurucusu olan Tahir Elçi, 1990’lı yıllarda aynen Vedat Aydın’ın öldürülmesi ile başlayan yargısız infazları -bazı iddialara göre ki bu infazlar 17.500’dür- yakılan köyleri -ki bu yine 4 bin civarında köydür- bu köylerin mağdurlarını, yargısız infazların mağdurlarını savunmuştur. 1994 yılında 26 kişinin ölümüne neden olan Kuşkonar ve Koçağılı köylerinin bombalanması, Lice davası, Temizöz davası ve Roboski katliamı gibi birçok katliamları ve JİTEM davası mağdurlarının avukatlığını yapmıştır. Ceza hukuku ve insan hakları alanında yetkin bir isim olan Tahir Elçi, Türkiye Barolar Birliği İnsan Hakları Bilim ve Danışma Kurulu üyesiydi. Birçok sivil toplum kuruluşunun kurulmasında ve çalışmasında yer alan Tahir Elçi, iki dönem Diyarbakır Baro Başkanlığını yapmıştır. Tahir Elçi öldürülmeden önce basın açıklamasında şunları söylemişti: “Biz Diyarbakırlılar olarak, Diyarbakır Barosu olarak tarihî değer ve eserlerimize, insanlığın binlerce yıllık birikimlerine, bu kadim şehre sahip çıkıyoruz. Biz buradan çağrı yapmak istiyoruz. Biz bu tarihî bölgede, birçok medeniyete beşiklik etmiş ve ev sahipliği yapmış bu kadim bölgede, insanlığın bu ortak mekânında silah, çatışma, operasyon istemiyoruz; savaşlar, çatışmalar, silahlar, operasyonlar bu alandan uzak olsun istiyoruz.” Sonra ne oldu?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayın, ek bir dakika süre veriyorum.

İMAM TAŞÇIER (Devamla) – Önce Tahir Elçi Dört Ayaklı Minare’nin ayakları dibinde öldürüldü. Oysa ki o Dört Ayaklı Minare’nin altından, ayaklarının altından insanlar geçerken olumlu dilekler diliyorlar. Sonra o kadim kent, binlerce yıllık kültür yok edildi. İki yıldan bu yana kadar sokağa çıkma yasağı devam etti. Hemen Dört Ayaklı Minare’nin ötesinde bulunan Cevat Paşa, Fatihpaşa, Dabanoğlu, Hasırlı, Cemal Yılmaz ve Savaş Mahalleleri yerle bir edildi, molozlar Dicle Nehri’nin kıyısına atıldı. Bu nedenlerden dolayı kamuoyunda Tahir Elçi cinayetinin faili meçhul bırakılacağına yönelik ciddi bir kaygı bulunmaktadır. Türkiye tarihinde faili meçhul olarak kalmış yüzlerce siyasi cinayet de vardır. Bundan dolayı, bu cinayetin araştırılması ve komisyon oluşturulması için Mecliste, önergemizin bu yönde değerlendirilmesini istiyoruz.

Saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Taşçıer.

VIII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden Kocaeli ili Gölcük Lisesi Down Sendromlular Derneği yöneticileri ve çocuklarına “Hoş geldiniz.” denilmesi

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Genel Kurulun localarında Kocaeli ili Gölcük Lisesi Down Sendromlular Derneğinin yöneticileri ve çocukları var. Kendilerine “Yüce Meclise hoş geldiniz.” diyoruz. (Alkışlar) Ayaklarınıza sağlık, çok teşekkür ederiz gençler, sağ olun.

IX.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- HDP Grubunun, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Osman Baydemir ve arkadaşları tarafından, Diyarbakır Barosu Başkanlığı yaptığı dönemde 28/11/2015 tarihinde Diyarbakır’da katledilen Tahir Elçi cinayetinin aydınlatılması, sorumluların açığa çıkarılması amacıyla 27/11/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 28 Kasım 2017 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Evet, şimdi söz sırası Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ankara Milletvekilimiz Ali Haydar Hakverdi’ye aittir. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Hakverdi, buyurun, özlemiştik sizi kürsülerde.

CHP GRUBU ADINA ALİ HAYDAR HAKVERDİ (Ankara) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Tahir Elçi katledileli tam iki yıl oldu. Barış, adalet ve hakikat mücadelesinde bedel ödeyenleri Tahir Elçi şahsında saygıyla buradan selamlamak istiyorum.

İki yıl oldu ama cinayetin aydınlatılmasında maalesef bir arpa boyu yol alınamadı. İlk anda deliller toplanmadı, vurulduktan iki gün sonra olay yeri incelemesi yapıldı. İki gün sonra bile sağlıklı bir inceleme yapılmadı, Elçi’yi vuran mermi çekirdeği bulunamadı. Gizlilik olmamasına rağmen dosyaya baronun ve avukatların fiilî olarak ulaşması engellendi. Basın açıklamasının başından beri kayıt yapan Foto Film Şube Müdürlüğüne ait kamera vurulma anında on üç saniyelik kesintiyle dosyaya girdi iddiası vardı, avukatların bu iddiası dahi araştırılmadı. Olay yerinde Mardin Kebap adlı bir iş yerinde birçok kamera vardı, kameraların tamamı çalışmasına rağmen sadece olay yerini gösteren kamera çalışmıyordu. Bu durum, öncesi veya sonrası bir organizasyonu aslında açıkça işaret etmekte.

Geldiğimiz aşamada, mağdur avukatlarının talebi karşılanmıyor, henüz dosyada şüpheli dahi yok. Faili meçhul dosyadaki mağdur avukatı Tahir Elçi’nin de dosyası faili meçhul olarak raflara kaldırılmak isteniyor. Aslında, Tahir Elçi’nin faili meçhul değildir. Fail, bir iradenin ete kemiğe bürünmesidir. Fail bulunmasa da ardındaki irade ayan beyan açıktır.

Faili bulmak için Tahir Elçi’yi tanımak yeterlidir aslında. Tahir Elçi, İnsan Hakları Derneği Üyesi, İnsan Hakları Vakfı Kurucusu, Diyarbakır Baro Başkanı, yargısız infaz ve faili meçhul dosyalarında mağdurların cesur avukatıydı. Hak ve adalet mücadelesinin yanında çok daha önemli bir özelliği daha vardı Tahir Elçi’nin, yıllardır süren çatışma ortamında barışı ve kardeşliği savunuyordu, ölümlerin durmasını, çatışmaların bitmesini, halkların kardeş olarak bir arada yaşamasını savunuyordu; vurdular. Bizce fail meçhul değildir. Fail, ülkede barışı ve birliği bozmak isteyen, kandan ve çatışmadan beslenenlerdir. Fail, silah satıp para kazananlardır. Dosyayı kim karartıyorsa fail odur. (CHP sıralarından alkışlar) Fail, patlayan bombalardan, çatışmalardan oy devşirenlerdir. Tetiği çeken kişi, ete bürünmüş bir caniden başka biri değildir.

Genel Kurulu saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Hakverdi.

Şimdi, söz sırası Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına İzmir Milletvekilimiz Mahmut Atilla Kaya’ya aittir.

Sayın Kaya, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MAHMUT ATİLLA KAYA (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; HDP Grubu tarafından verilen Tahir Elçi cinayetinin aydınlatılması ve sorunların açığa çıkartılması noktasındaki araştırma önerisinin aleyhinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce Diyarbakır Barosu Başkanı ve değerli hukukçu Tahir Elçi’yi rahmetle anıyorum. Tabii, bu saldırıda maalesef 2 polisimiz şehit olmuştu; Ahmet Çiftaslan ve Cengiz Erdur; onları da buradan rahmetle anıyor, ailelerine başsağlığı dileğinde bulunuyorum.

Burada, Anayasa’mızın 6’ncı maddesi ve 9’uncu maddesi çok açık, Türk milleti adına, yargı, netice itibarıyla, bağımsız ve tarafsız Türk mahkemeleri tarafından kullanılıyor. Yine, Anayasa’mızın 138/3 maddesi gereğince, yargıda görülmekte olan bir konuya ilişkin soru sorulamıyor, görüşme yapılamıyor ve herhangi bir beyanda da bulunulamıyor. Şu aşamada, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığımız da 2015/42413 sayılı dosyayla konu üzerindeki tahkikatına ve araştırmalarına devam ediyor.

Değerli CHP sözcüsü kardeşimiz şunları ifade etti: “Foto Film Merkezinin filmi yok.” Fakat bu Emniyette duruyor ve olaya ilişkin iki gün sonra özellikle bu noktada bir tahkikat yapılmasının sebebi de açıktı çünkü bu, aslında faili de ortaya çıkarandır. Biliyorsunuz, olay sonrası üç gün boyunca o çukurların olduğu dönemde PKK’ca yapılan saldırılarla delillerin toplanması da engellendi. Fakat ben CHP sözcüsü kardeşimize faili meçhul olmadığını söylediği için de teşekkür ediyorum.

ALİ HAYDAR HAKVERDİ (Ankara) – Kesinlikle değil, faili meçhul değil!

MAHMUT ATİLLA KAYA (Devamla) – Aksine bugün maalesef Diyarbakır’daki bu Tahir Elçi’ye ilişkin saldırıya yönelik olarak Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı, o sahte belgelerle birlikte “Faili meçhul bir cinayet.” demiştir.

ALİ HAYDAR HAKVERDİ (Ankara) – Ya, bunun ne alakası var?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Gerçek belge, gerçek, sahte değil! Görmediğin belgeyi söyleme.

MAHMUT ATİLLA KAYA (Devamla) – Bakın, fail bellidir ve fail PKK’dır ama HDP Grubunun da bu öneriyi vermesindeki sebep de açıktır, bakın, vicdanlarını rahatlatmak istiyorlar.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Görmediğin belgeye “sahte” diyorsun, görmediğin belgeye.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Araştıralım o zaman.

MAHMUT ATİLLA KAYA (Devamla) – Çünkü, Tahir Elçi ne yapmıştı? Tahir Elçi sizin yapmadığınızı, sizin göstermediğiniz cesareti göstermişti, çıkıp “Çatışma istemiyoruz, silah istemiyoruz, çukur istemiyoruz.” demişti ve PKK’yı da karşısına almıştı. İşte siz bunu yapamadınız ve vicdanen şimdi rahatlamak adına, Meclis araştırması önergesine konu olamayacak bir konuya ilişkin de değerlendirmelere devam ediyorsunuz.

Evet, hani, sizin tabirinizle, diyorsunuz ya “yurtseveriz” diye, bakın, yurtsever, yurduyla özdeşleşmiştir ama sizler yurdumuzu parçalamaya çalışan, bölmeye çalışan…

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Bizim adımıza konuşma!

MAHMUT ATİLLA KAYA (Devamla) – …kendileri gibi düşünmedi diye Kürtleri, Türkleri ve Tahir Elçi’yi katleden PKK’yı şu Meclis kürsüsünden bir defa dahi kınamadınız ve siz bu yaptığınız tutumla Kürtleri değil maalesef PKK’yı korur bir hâlde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT ATİLLA KAYA (Devamla) – Başkanım, bir dakika…

BAŞKAN – Sayın Kaya, ek bir dakika süre veriyorum, lütfen toparlayınız sözlerinizi.

MAHMUT ATİLLA KAYA (Devamla) – Şunu unutmayın: PKK için Kürt yoktur, Türk yoktur, kadın-erkek yoktur, çocuk yoktur, bebek yoktur, hastane yoktur, okul yoktur, cami yoktur, varsa yoksa kan vardır.

Sizlerin Türkiye’nin geleceğinde yer alma, yeni bir pozisyon arama arayışınızın olmadığını maalesef görüyoruz. Murray Bookchinlerin, Leslie Lipsonların, Marx’ın, Engels’in peşine takılmışsınız, ekolojik konfederalizm ve demokratik özerklik safsatalarıyla uğraşıyorsunuz. Adres bellidir, adres Anadolu’dur, Mevlâna’ya bakın, İdris-i Bitlisî’ye bakın ve şuradan şunu açık, net şekilde ifade etmek istiyorum: PKK için bir Kürt sorunu yoktur, Kürtler ve Türkler için ortak bir PKK sorunu vardır ve şunu net şekilde yine bilin; KCK, PYD, PKK, Öcalan, bunlar Dehak’tır ve biz Kürt çocuklarını da Türk çocuklarını da Dehak’ın yılanlarına yedirmeyeceğiz.

Bu vesileyle Meclisi tekrar saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaya.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan…

ALİ HAYDAR HAKVERDİ (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Hakverdi, buyurun.

ALİ HAYDAR HAKVERDİ (Ankara) – Sayın Başkanım, benim söylemediğim sözü, çok farklı bir şey söylemişim gibi, bağlamından koparttı. Yani ben çok farklı bir şeyden bahsederken, o cinayeti, Genel Başkanımızın bugünkü konuşmasıyla örtüştürdü. Ağzımdan da hiç öyle bir şey çıkmadı. Bunu da benim üzerime atfetti. Sataşmadan 69’a göre söz istiyorum.

BAŞKAN – Ankara Milletvekilimiz Sayın Ali Haydar Hakverdi.

Buyurun Sayın Hakverdi. (CHP sıralarından alkışlar)

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

4.- Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi’nin, İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya’nın HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ALİ HAYDAR HAKVERDİ (Ankara) – Tahir Elçi cinayetine dair üç dakika söz aldı Sayın Vekilim ama Tahir Elçi cinayetini konuşmak yerine, sanırım bir yaraları var, bir gocunmaları var ki Genel Başkanımın bugünkü o belgelerine dair “Bu bir cinayettir, sahteciliktir, vesairedir.” dedi, bununla birbirini örtüştürdü. Bir akıl tutulması yaşadığını düşünüyorum. Nasıl bunları birbiriyle örtüştürdü, hayret içerisindeyim. Sahtecilik bizim işimiz değildir, Cumhuriyet Halk Partisiyle de hiç örtüşmez. Bu belgeler gerçektir, mutlaka gereği eninde sonunda ortaya çıkacaktır. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Az önceki, bahsettiğim konuşmada da şunu söyledim, dedim ki: Kim delilleri karartmaya çalışıyorsa faili odur.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

ALİ HAYDAR HAKVERDİ (Devamla) – Delilleri karartmaya kim çalışıyorsa fail odur. Biz diyoruz ki, gelin, bu dosyayı aydınlatalım, açığa çıkartalım, siz başka başka şeylerin derdindesiniz. Geçin bunları. Faillerle birlikte hareket etmeyin, gelin, hep birlikte faili ortaya çıkartalım. Tahir Elçi’nin katillerini bu Meclis bulsun. Bu vebal bu Meclisin, en çok da iktidarın boynundadır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Hakverdi.

MAHMUT ATİLLA KAYA (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir dakika Sayın Kaya.

Sayın Kerestecioğlu, buyurun sizi dinliyorum.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Verdiğimiz önergeyle ilgili “HDP milletvekilleri, HDP Grubu kendi içini rahatlatmak istiyor.” diyerek özellikle sataşmada bulundu.

BAŞKAN – Kim konuşacak efendim, siz mi?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Evet.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kerestecioğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

5.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya’nın HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Ben gerçekten bazen konuşmakta zorlanıyorum. Yani gözlerimizin içine bakarak konuşun istiyorum. Tahir Elçi’yi kaybedeli iki yıl oldu. Tahir Elçi bizim dostumuzdu ve Tahir Elçi’ye havuz medyası ilk önce dedi ki “Terörün elçisi. Hesabı sorulacak.” bir televizyon programında yaptığı konuşma nedeniyle. Bunları bizim hafızamız çok çok iyi hatırlıyor. Ve onun ardından Tahir Elçi yargılandı, Bakırköy Adliyesinde Tahir Elçi’yle birlikteydim yargılandığı davada ve bunun hemen akabinde Dört Ayaklı Minare’nin dibinde Tahir Elçi vuruldu, öldürüldü. Daha bir hafta önce, bir hafta önce Diyarbakır savcılığı bir iddianamesinde Tahir Elçi’nin cenaze töreniyle ilgili bir şüpheliyi suçlarken ne dedi biliyor musunuz? “Terörist cenazesi. Terörist cenazesi.” dedi Tahir Elçi’nin cenazesine. Siz hangi yargıdan söz ediyorsunuz?

AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) - Kim dedi ya?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) - Ve 2 başsavcı değişti, 3 savcı değişti. On üç saniyelik kamera kaydı vardı o görüntülerde tam vurulduğu anı gösteren, o kayıtlar silindi. İddianame yok, şüpheli yok, iki yıl geçti ve bunun hesabını iktidar olduğunuz için siz vermeyeceksiniz de biz mi vereceğiz?

Siz her konuda maşallah manevra yapmaya, “yolsuzluk” dediğimizde başka mecralarda dolaşmaya, “Malta” dediğimizde başka yerlerden söz etmeye, her şeyde “Terör, terör, terör.” demeye çok meraklısınız. Ama bununla kurtulamazsınız. Biz dostumuzu kaybettik. Türkan Elçi’ye hesap vereceksiniz. “Kırk dokuz yıl çok kısa bir zaman.” diyor Türkan Elçi. Bunun hesabını vereceksiniz.

İki yılda bir yargılama yapılamamış, iddianame oluşturulamamışsa siz bağımsız, adil yargıdan söz edemezsiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) – Bunun sorumlusu iktidarda kim varsa o ve onun yargısıdır. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kerestecioğlu.

MAHMUT ATİLLA KAYA (İzmir) - Sayın Başkanım, kayıtlara geçsin diye…

BAŞKAN - Sayın Kaya, bir dakika… Dinliyorum, sakin olun.

Buyurun.

VII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

25.- İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya’nın, İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MAHMUT ATİLLA KAYA (İzmir) – Sayın Başkanım, kayıtlara geçmesi açısından söylüyorum.

Bir defa, gözlerine baka baka -bu kişi- özellikle Ha-De-Pe Grubuna bakarak zaten konuştum, gözlerine baka baka… (HDP sıralarından gürültüler)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Onun adı He-De-Pe!

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – He-De-Pe!

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – A-Ke-Pe. A-Ka-Pe mi? Ha-De-Pe’ymiş!

MAHMUT ATİLLA KAYA (İzmir) – “Dostları ve arkadaşları” diye hitap ettikleri, özellikle Tahir Elçi’nin cinayetine ilişkin maalesef onun duruşunu, şimdi yine gördük, bu kürsüde gösteremediler, Tahir Elçi’yi katledenlere ilişkin bir duruş gösteremediler.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Size göre konuşamayız.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Polisin kaçırdığı zanlıyı söyle sen, arka kapılardan kaçırdıklarını söyle.

MAHMUT ATİLLA KAYA (İzmir) – Yine, Ali Haydar Hakverdi, Cumhuriyet Halk Partili milletvekili arkadaşımızın beyanlarına ilişkin de bugün Sayın Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gördük ki grup toplantısında “Tahir Elçi cinayeti bir faili meçhul.” demiştir. İşte, özellikle Ali Hakverdi’nin de bu konuda faili meçhul olmadığını, gerçek katilini bizle birlikte aynı şekilde PKK olarak gördüğü noktasında da kendisine bu noktadaki görüşleri için teşekkür ederim.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Katilleri saklıyorsunuz, siz saklıyorsunuz katilleri. Arka kapılardan kaçırılan kişileri söyleyin.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kerestecioğlu.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Ben tekrar sataşmadan söz istiyorum.

BAŞKAN - Sayın milletvekilim, tutanaklara geçsin, buyurun dinliyorum.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Hayır, tutanaklara geçsin değil. “Onun duruşunu gösteremediniz.” diyerek… Biz AKP’ye göre bir duruş sergilemek durumunda değiliz. Bir partiye “Onun duruşunu gösteremediniz.” ithamında bulunmak kimsenin hakkı değil.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kerestecioğlu, başka bir sataşmaya meydan vermeyelim.

Buyurun.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Katilleri saklamak için elinizden gelen her şeyi yapıyorsunuz.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Az önce “terbiyesiz” mi dedin?

HÜDA KAYA (İstanbul) – Seni ilgilendirmez!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri… Sayın milletvekilleri… Hatip kürsüye çıktı. Bu tür konularda asla tartışmaya izin vermeyeceğim, kendi aranızdaki tartışmalara. Lütfen…

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Sayın Başkan, uyarın, “terbiyesiz” diyor.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – “Terbiyesiz” diyen o tarafa uyarı yap.

BAŞKAN - Sayın Kerestecioğlu, buyurun.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

6.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya’nın yaptığı açıklaması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Bir kez daha söylüyorum: Öncelikle, bu partinin adı Ha-De-Pe değil, Halkların Demokratik Partisidir.

AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) – AK PARTİ’nin ismi de A-Ke-Pe değil.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) – Olabilir, AK PARTİ olabilir.

AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) – O zaman gocunmayacaksınız.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) – Biz zaman zaman bunu da söylüyoruz ama Ha-De-Pe diye bir Türkçe dili yoktur.

AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) – O zaman bizim arkadaşımız da zaman zaman Ha-De-Pe diyebilir yani.

BAŞKAN – Sayın milletvekili, lütfen…

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) – Bizim nasıl konuşacağımıza karar veriyor Sayın Başkan. Böyle bir şey olabilir mi!

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) - Asıl mesele partimizin adı değil. Gerçekten bugün aslında Türkiye için çok büyük bir kayıp olan, Türkiye’nin en iyi avukatlarından biri olan Tahir Elçi için gözyaşı döküp dökmediğimizdir.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) – Timsah gözyaşı döküyorsunuz siz.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) - Ama bunlar timsah gözyaşları değil.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) – Siz timsah gözyaşı döküyorsunuz.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) - Siz gerçekten fütursuz bir şekilde üzerinizden her şeyi atmaya o kadar alıştınız ki dünyanın neresinde olursa olsun, binlerce insanın öldüğü patlamalar olsun, işte, tek tek faili meçhuller olsun; bir şey eğer faili meçhul bırakılmak isteniyorsa zaten faili meçhuldür. Şu anda ortada, bu dosyada, bu davada bir fail mi var? Suruç katliamının failleri mi var, Ankara katliamının failleri mi var? Ortada doğru dürüst failler yok hiçbir dosyada. Adalete erişim yok, adil yargılanma yok ve biz burada Tahir Elçi’den söz ederken siz yine alıp gerçekten topu başka yerlere atıyorsunuz. Bu hak değil, bu adalet değil. En azından bugün biz onu hissedemeyiz, hiçbirimiz burada hissedemeyiz. Biz acı çektik. Gerçekten, arkadaşımızın kaybından acı çektik ama ailesinin çektiği acıyı hiçbirimiz bilemeyiz burada. Türkiye’nin bütün ölüleri için bunu söylüyorum. “Burada ölü yarıştırmaktan vazgeçelim.” diye Meclisin daha önceki bir Genel Kurulunda da konuşma yapmıştım, aynı şeyi tekrar ediyorum: Ölü yarıştırmaktan vazgeçip failleri ortaya çıkarmamız gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) - Bu, Hrant Dink de olabilir; bu, Tahir Elçi de olabilir; hâlâ failleri bulunamamıştır. (HDP sıralarından alkışlar)

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bostancı.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, müzakerelerde farklı fikirler, yaklaşımlar, değerlendirmeler olabilir. Zaman zaman laf da atılıyor ama sanıyorum kayıtlarda vardır; Hüda Hanım “terbiyesiz” diyerek bir sataşmada bulunmuş. Bu bir hakarettir. Hiç kimsenin bir diğer milletvekiline böyle seslenmeye hakkı ve haddi olamaz. Hüda Hanım ne söylediğini biliyordur, eğer öyle dediyse kendisini özür dilemeye davet ediyoruz. Çünkü hiç kimseye, bizim gruptan olsun, başka gruptan olsun, bu şekilde hitap edilmesini kabul edemeyiz.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Konu değiştiriyorsunuz.

PERVİN BULDAN (İstanbul) – Başkan, ara verin. Ben olsam ara verirdim.

BAŞKAN – Efendim, Sayın Grup Başkan Vekili böyle bir söz ettiğinizden bahsetti. Ben de aynı birleşim ve oturum içerisinde tutanakları inceleyeceğim ve karar vereceğim. Lütfen ne yapacağım noktasında takdiri bana bırakın.

Buyurun Sayın Hakverdi.

ALİ HAYDAR HAKVERDİ (Ankara) – Tutanaklara geçmesi açısından beyanda bulunmak istiyorum.

Sayın “AK PARTİ’li” veya “A-Ke-Pe’li”, kendilerini nasıl tarif ediyorlarsa öyleler…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – “AK PARTİ’li” tarif ediyoruz, tüzüğümüzde de böyle geçiyor.

ALİ HAYDAR HAKVERDİ (Ankara) – …yani hiç bu işe girmiyorum. Ama sayın milletvekili şunu söyledi, dedi ki: “Ali Haydar Hakverdi de buraya çıktı, bu işi PKK’nın yaptığını söyledi.” Ben bilmiyorum; PKK mı yaptı, başka biri mi yaptı, birilerine yaptırıldı mı, ben bilmiyorum. Bilmek istediğim ve hakkımız olan şu: Kim yaptıysa araştırılsın, delilleriyle ortaya konsun ve yargılansın, bir hüküm kurulsun. Demek istediğim budur.

BAŞKAN – Çok teşekkür ediyorum Sayın Hakverdi.

IX.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- HDP Grubunun, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Osman Baydemir ve arkadaşları tarafından, Diyarbakır Barosu Başkanlığı yaptığı dönemde 28/11/2015 tarihinde Diyarbakır’da katledilen Tahir Elçi cinayetinin aydınlatılması, sorumluların açığa çıkarılması amacıyla 27/11/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 28 Kasım 2017 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş önerisini oylarınıza sunuyorum…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı istiyorsunuz.

Evet, karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bence elektronik oylama bu işi temizler.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Var, var. Beni iki say İshak, iki say beni.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bir dakikalık elektronik oylama temizler bu işi bence. (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Arkadaşlar, 2 Divan üyemiz var, sayıyoruz hep birlikte. Niye telaş ediyorsunuz? Rahat olun.

Karar yeter sayısı vardır. Öneri kabul edilmemiştir.

Diğer öneriye geçiyorum arkadaşlar.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır. Okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

3.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, Eti Maden Mazıdağ Tesislerinin özelleştirme sürecinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/1867) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 28 Kasım 2017 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

28/11/2017

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 28/11/2017 Salı günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                                     Özgür Özel

                                                                                                                                        Manisa

                                                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan (Eti Maden Mazıdağ Tesislerinin özelleştirme sürecinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla) (10/1867) esas numaralı Meclis Araştırma Önergesi’nin görüşmesinin Genel Kurulun 28/11/2017 Salı günlü (bugün) birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Evet, sayın milletvekilleri, önerinin gerekçesini açıklamak üzere öneri sahibi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Niğde Milletvekilimiz Ömer Fethi Gürer…

Sayın Gürer, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

CHP GRUBU ADINA ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde özelleştirme adı altında çok kurumun yağmalandığını hepimiz biliyoruz. Bugün sizlerden Meclis araştırması yapılmasını talep ettiğim de bunlardan biri.

Mazıdağı Fosfat Tesisleri Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğüne ait iken ekonomiye kazandırılmak amacıyla özelleştirilmesine karar veriliyor. Bununla ilgili, Özelleştirme Yüksek Kurulu çalışmalarını sürdürürken de Eti Madenden alınıp… (Gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Gürer…

Sayın milletvekilleri, gerçekten haksızlık yapıyoruz.

Bakın, kürsüde bir hatip, bir milletvekili arkadaşımız var. İçeride inanılmaz bir uğultu ve ses söz konusu. Biz hatibi burada gerçekten duymakta zorlanıyoruz. Rica ediyorum.

Sayın Gürer, buyurun efendim.

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) – …Sümer Holding AŞ’ye devredilen bu kuruluşla ilgili 2011 yılında ihale yapılarak satış işlemi gerçekleşiyor. 2013-2014 Sayıştay raporlarına yansımayan ancak 2015 Sayıştay raporlarına yansıyan olay çok vahim ve dikkat çekici. Burada kuruma devir bilançosunda yer almayan üretim atıkları 1 TL olarak kurum kayıtlarına alındıktan sonra özelleştirmeyle ilgili şartnamede ihale kapsamına atıklar da dâhil ediliyor. Ancak ihale envanter üzerinden gerçekleşmiş olduğundan, 1 TL üzerinden kayda alınan yaklaşık 800 ton atığın maddi değerinin ortaya çıkan bilirkişi raporlarına istinaden 13-19 milyon dolar arasında olduğu görülüyor. Konuyla ilgili, Özelleştirme Yüksek Kurulu 11/5/2011 tarih ve 2011/47 sayılı Karar’ında bu karar çerçevesinde işletme hakkı devir sözleşmesi imzalanması ve karar gereklerinin yerine getirilmesi hususlarında idarenin ve holdingin yetkili kılınmasına karar verilmesine rağmen sözleşmenin idarece tek başına imzalandığı görülüyor. Ayrıca, Özelleştirme İdaresi tarafından hazırlanan ihale şartnamesinde, envantere kayıtlı olmayan makine ve demirbaşların ihale kapsamında olmadığı belirtildiği hâlde envantere kayıtlı olmayan malzemelerin neler olduğu konusunda bir belgeye ulaşılmadığı gibi kurum kayıtlarına intikal etmiş bir malzemeye de rastlanamıyor. Yine, söz konusu tesisin Sümer Holdinge devri esnasında devir bilançosunda yer almayan, üretim artığı malzemenin kurumun iç çalışması sırasında tespit edilmiş maddi değeri olması münasebetiyle ihale çalışmalarına başlanmış, ancak özelleştirmenin sonuçlanması üzerine ihale çalışması tamamlanmamıştır. Kuruma devir bilançosunda yer almayan üretim atıkları 1 TL olarak kurum kayıtlarına alındıktan sonra özelleştirmeyle ilgili şartnamede ihale kapsamına atıklar da dâhil edilmiştir. Ancak, ihale envanter üzerinde gerçekleşmiş olduğundan 1 TL üzerinden kayda alınan yaklaşık 800 bin ton atığın maddi değerinin yüksek olduğu sonradan anlaşılmıştır. Söz konusu atıkların üzerinde oluşan hırsızlık neticesinde mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişilerin mahkemeye sundukları raporlarında, atık bedelinden 20 dolar/ton yani 16 milyon dolar olarak belirlendiği görülmüştür. Atık miktarı tespitinde artı eksi yüzde 20 hata payı dikkate alındığında atık bedelinin 13-19 milyon dolar arasında olduğu tahmin edilmektedir. Bu nedenle, 2016 yılı sonuna kadar 149 milyon dolar yatırım ve 1.050 işçi istihdam garantisiyle tesislerin ve maden haklarının tümü 28 milyon dolara özelleştirildiği dikkate alındığında atığın gerçek bedelinin ihale sürecinde değerlendirilmiş olmamasını özenle arz ediyor ve Özelleştirme İdaresinin bu konuda bilgilendirilmesi talep ediliyor. Bununla ilgili ben Başbakana yazılı soru önergesi yönelttiğimde de Sayın Naci Ağbal Maliye Bakanımızın yaptığı yazılı yanıtlamada ihalenin gerçekleştiği ifadesi yer alıyor.

Değerli arkadaşlar, ülkemizde “Emeklilikte yaşa takılanların sorunlarını çözün.” diyoruz, kaynak soruluyor; “Taşeron işçilerin ücretlerini iyileştirin.” diyoruz, kaynak soruluyor; atanamayan öğretmen, sağlıkçılar için kadro olayında kaynak soruluyor; “4/C’liler için kadro.” dediğimizde kaynak soruluyor; “Emeklilere ilaç katkı payı kaldırılsın.” dediğimizde kaynak soruluyor; “İntibak 2000 sonrasındaki işçiler için çıkarılsın.” dediğimizde kaynak soruluyor ama 1 liraya bu ülkede 18 milyon dolarlık hurda veriliyor. Meclisimizin bunu araştırmasını talep ediyorum. Bu anlamda, getirmiş olduğumuz önergenin değerlendirilerek yüce Mecliste hiçbir milletvekilimizin göz göre göre 18 milyon dolarlık hurdanın da 1 liraya verilmesini kabul etmeyeceğine inanıyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gürer.

Sayın milletvekilleri, söz sırası Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Adana Milletvekilimiz Sayın Mevlüt Karakaya’da.

Sayın Karakaya, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MEVLÜT KARAKAYA (Adana) – Sayın Başkan, ben de yeni görevinizden dolayı tebrik ediyorum.

Değerli milletvekilleri, Eti Maden Mazıdağı özelleştirme ihalesi süreciyle ilgili, Cumhuriyet Halk Partisi tarafından verilen bir Meclis araştırması açılması önergesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Mazıdağı tesisi 2011 yılında 29 milyon TL bedelle özelleştirilmiş. Sayıştay raporunda -biraz önce de kürsüden ifade edildi- devir bilançosunda yer almayan, 1 TL iz bedelle daha sonra kayıtlara alınan atık değerlerinin daha sonra özelleştirme kapsamı içerisine, ihale kapsamı içerisine alındığı, 800 bin ton civarındaki bu atığın piyasa değerinin de yapılan bilirkişi raporunda 13 ile 19 milyon dolar arasında olacağı, olduğu, olması yönünde bir rapor verilmiş.

Değerli milletvekilleri, aslında KİT Komisyonunda çalışan arkadaşlar biliyorlar, bu tarz iddialar çoğu zaman KİT’lerle ilgili olarak karşımıza geliyor. KİT Komisyonunda bir müddet çalıştım, daha önce KİT Genel Müdürlüğü yaptım ve yine bu konularla alakalı muhasebe/finans alanında akademik çalışmam oldu. Benim buralarda gördüğüm tespit, özellikle kamu iktisadi teşebbüslerinin muhasebe sistemlerinde mali tablo hazırlama ve sunmaya ilişkin teknik ilkelerin, standartların çok uygun, doğru olmadığı biçiminde. Burada 1 TL iz bedelle alınabilir mi? Mevcut mevzuata baktığımızda, Türkiye Muhasebe Standartlarını uygulamak zorunda olmayan, Finansal Raporlama Standartlarını uygulamak zorunda olmayan KİT’ler bunu bu şekilde alabilirler. Onun için benim öncelikle tavsiyem, KİT’lerin finansal raporlamalarıyla ilgili genel bir düzenlemenin yapılması, bunların takip edilmesinin gerektiği yönünde.

Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak, tabii ki bu ve benzeri iddialar konusunda sessiz kalmayız; bunların kendi mecrası içerisinde, özellikle kurum, KİT Komisyonu, bu boyutlardan araştırılması gerektiğine, varsa yanlış ve hatalar, haksızlıklar, bunların da gereğinin yapılması gerektiğine inanıyoruz, her zaman da bunu ifade ediyoruz.

Yüce heyetinizi saygıyla tekrar selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Karakaya.

Şimdi söz sırası Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Bitlis Milletvekilimiz Mizgin Irgat’a aittir.

Sayın Irgat, buyurun efendim. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA MİZGİN IRGAT (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün günlerden Tahir Elçi. İki yıl önce… Diyarbakır Barosu, 17 bin faili meçhul davanın avukatı, savunucusu, maalesef kendi davası da bir faili meçhul olarak devam eden Sayın Tahir Elçi’nin katillerinin bir an önce açığa çıkarılmasını ve adil yargılanmanın, etkin soruşturmanın bir kez daha devreye sokulmasını buradan hatırlatarak başlatmak istiyorum konuşmamı.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Eti Maden Mazıdağı Tesisinde yaşanan bu olay, AKP Hükûmetinin iktidara geldiği günden bu yana kamu işletmelerini sermayenin nemalanmasına ve yararlanmasına açık hâle getirdiğinin açık bir örneğidir. Sayıştay raporunda, bilirkişi raporunda geçtiği gibi birilerine yandaş olanlar kâr etsin diye, rant elde etsin diye AKP Hükûmeti, halk arasındaki tabirle sinekten yağ çıkarmakta, atıkları dahi değerlendirmektedir. Bilirkişi raporunda tespit edildiği gibi ise ödediği vergisiyle bu kurumların inşasına vesile olan halklar için büyük bir zarar söz konusuyken kamu kaynaklarını iktidardaki iş birlikçilerinin yardımıyla âdeta yağmalayan sermaye sahipleri için de büyük bir kâr söz konusudur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son bir iki yılda “millî ve yerli” söylemle tanıştık. Hükûmet yetkililerinin -en tepedekinden en aşağıdakine kadar- her fırsatta dile getirdikleri ama biz, AKP hükûmetleri boyunca gördük ki bu ülkenin kendi öz kaynaklarıyla ya da halkın vergileriyle var edilmiş ne kadar işletme, tesis, santral vesaire varsa, sizin tabirinizle ne kadar yerli ve millî işletme varsa satılmış, elden çıkarılmıştır. İktidarınız boyunca 125 büyük özelleştirme yapılmış, üretim ekonomisi yerine tüketimi körükleyen politika izlenmiştir.

Sayın milletvekilleri, Maliye Bakanlığının kendi verileriyle, 94 kuruluşta bulunan kamu payları, 10 liman, 81 elektrik santrali, 40 tesis, 3.483 taşınmaz, 3 gemi, 36 maden sahası, araç muayene hizmetleri özelleştirilmiştir. Bu satışlar karşılığında 60 milyar doları aşkın gelir elde ettiğinizi söylüyorsunuz ama bizlerin aklına doğrudan şu soru geliyor: Değeri milyon dolarlarla ölçülen atıklar dahi bu şekilde hiç edilirken acaba bunca işletmenin, tesisin, santralin satışlarında ülkenin zararı, halkın zararı ne oldu? Eti Madenin Mazıdağı Tesisinde gerçekleşen bu olay bu zararın sadece küçücük bir örneğidir.

Değerli milletvekilleri, kendi ilimde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MİZGİN IRGAT (Devamla) – Sayın Başkan, tamamlayabilir miyim?

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi toparlayın efendim.

Bir dakika ek süre veriyorum.

MİZGİN IRGAT (Devamla) – Araştırma önergesinin kabul edilmesini burada bir daha dile getirirken kendi ilimin de özelleştirme politikalarının kurbanı olduğunu buradan bir kez daha yinelemek istiyorum. Tek fabrikası olan tütün fabrikası TEKEL’in kapatılmasıyla yüzlerce işçinin işsiz bırakıldığı, Bitlis’in tek yerinin, tek fabrikasının yani tütün fabrikasının kapatıldığı, işsizliğe mahkûm edildiği Bitlis’te; bugün yeniden asayişi yeniden yasakçı politikalarla yeniden bir ay gibi toplantı, gösteri ve her türlü yasakların devreye sokulduğu keyfî bir yönetimin ilinden de, özelleştirme mağduru olan bu ülkede bu politikaların, usulsüzlük sonucu, yolsuzluk sonucu gizli kalmış bütün dosyaların açığa çıkarılması ve sorumluların mutlak surette hesap vermesi gerektiğini bir kez daha buradan yinelemek istiyorum.

Sizleri saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Irgat.

Sayın milletvekilleri, şimdi söz sırası Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mehmet Uğur Dilipak’a aittir.

Sayın Dilipak, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, öncelikli olarak hayırlı olsun ilk oturumunuz.

Değerli milletvekilleri, CHP grup önerisi aleyhinde AK PARTİ adına söz almış bulunuyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Az önceden beri HDP’nin Tahir Elçi’nin öldürülmesiyle ilgili açıklamalarını görüyoruz. Tabii, bunların hepsine milletimiz timsah gözyaşları olarak bakıyor. Bu arada, Kahramanmaraşlı hemşehrimiz olan, o çatışma esnasında PKK’nın öldürmüş olduğu, şehit etmiş olduğu Ahmet Çiftaslan kardeşimizi hiçbir zaman anma zahmetinde bulunmadılar, bunu da esefle kınıyorum.

Bu, CHP önerisiyle ilgili olarak da, yaklaşık yarım asırdır muhalefet olmaya halkımızın mahkûm ettiği CHP yine verdikleri asılsız önergelerle bizleri şaşırtmadı.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Ne asılsızı kardeşim, Sayıştay raporu. Bak, Sayıştay raporu, neresi asılsız?

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Devamla) – Bahse konu olan Mazıdağı İşletmesi…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Sayıştay raporunda yazıyor. Asılsız demeye hakkın var mı? Gerçeği konuş.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Devamla) – Sayın Ömer Bey, ben seni dinledim, sen de beni dinle. Söyleyeceklerimi dinle, ondan sonra konuşursun.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Sayıştay raporu, asılsız değil.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

Sayın Gürer, lütfen efendim…

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Devamla) – Sayın Başkan, böyle bir şey var mı?

BAŞKAN – Sayın Dilipak, siz Genel Kurula hitap edin.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Devletin Sayıştay raporu Başkan.

BAŞKAN – Tamam, kayıtlara geçti.

Sayın Milletvekilim, lütfen, sinirlemenize gerek yok.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Devamla) – Susturur musunuz Sayın Başkanım? Ben kendini saygıyla dinledim.

BAŞKAN - Buyurun, siz Genel Kurula hitap edin.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Devamla) – Biz sizi saygıyla dinledik, siz de lütfen hazmedin.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Hazmetmeyle ilgisi yok.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Devamla) – Bahse konu Mazıdağı İşletmesi Fosfat Tesisleri Mardin iline bağlı Mazıdağı ilçesinde 1987 yılında üretime geçmiş, satış azlığı nedeniyle -dikkat edin- 1990 yılında tüvanen üretimi, 1994 yılında da fosfat üretimi durdurulmuştur. Yani burada acaba kimler hükûmetti? AK PARTİ hükûmet değildi herhâlde.

125 milyon dolarlık -bunun hesabını vermesi lazım CHP’nin- yatırıma nasıl kilit vurduğunuzu izah etmeniz lazım. Bunun öz eleştirisini yapmanız lazım, bununla yüzleşmeniz lazım.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – CHP iktidarda değildi, yanlış biliyorsun, 1994 bu, yanlış biliyorsun, o zaman CHP yok.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Devamla) – 1994 yılında.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – CHP mi var iktidarda?

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Devamla) – 2005 yılında Özelleştirme Yüksek Kurulu ile Özelleştirme İdaresine devredilen işletmenin 2 defa ihaleye çıkmasına rağmen…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Vallahi hiçbir şey bilmiyormuşsun sen bu konuda ya.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Devamla) – Nasıl diyorsun?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Tamam, devam et.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Devamla) – Sayın Başkan, böyle bir şey var mı ya?

BAŞKAN – Sayın Milletvekilim, siz Genel Kurula hitap edin, buyurun efendim.

Sayın milletvekilleri lütfen…

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Devamla) – On yedi yıl geçtikten sonra, 2011 yılında, AK PARTİ iktidarı tarafından buranın yeniden değerlendirilmesi söz konusu olmuş ve bu konuda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Devamla) – Sayın Başkanım, bir dakika…

BAŞKAN – Sayın Milletvekilim, ek bir dakika süre veriyorum, lütfen sözlerinizi toparlayın.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Devamla) - …yeniden ekonomiye kazandırılmasıyla bu işte bin kişilik istihdam yaratılmış, CHP’nin de önerisinde belirttiği gibi, 28 milyon dolara işletme ihale edilmiş. Tabii, ben burada söyleyeceklerimin bir kısmını söylemiyorum.

MEVLÜT DUDU (Hatay) – Söyle, söyle.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Devamla) – Burada, bu bölgede yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırımla 5 fabrika kurulmuş ve şu an sizin söylediğiniz, önergede belirttiğiniz yaklaşık 13-18 dolar civarındaki şeyinizin piyasa değeri 6 TL civarındadır. Kaldı ki -ben jeoloji mühendisiyim- bu konuda öyle, malzemelerin o şekilde hesaplanması diye bir şey asla söz konusu değildir. Yani değerlendirmenizin tamamen yanlış zemine oturduğunu hep birlikte görüyoruz.

Daha söyleyecek çok şeyimiz var ama süremiz bittiği için Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Dilipak.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun efendim.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Konuşmacı bizim arkadaşımızın gündeme getirdiği konuyu “asılsız bir iddia” olarak niteledi, aslında “asılsız bir iddia” nitelemesi yanlış, bir.

İkincisi, 1994 yılında CHP tarafından kapatıldığını iddia etti. Bu tamamen yanlış bilgilendirme ve sataşmadır bana göre.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – CHP iktidarda değil 1994’te yahu.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ömer Fethi arkadaşımızın bu konuda cevap…

BAŞKAN – Kim konuşacak, Sayın Gürer mi?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Evet, Sayın Gürer.

BAŞKAN – Sayın Gürer, buyurun.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

7.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Uğur Dilipak’ın CHP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında şahsına ve Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; belki de ülkemize yaptığımız en büyük kötülüklerden biri şu: “Öneriyi getiren kim? Cumhuriyet Halk Partisiyse reddedelim.” Bakınız, benim size söylediğim her şey Sümer Holding AŞ’nin 2015 yılı Denetim Raporu’nda. Diyor ki: “Sayıştay denetimi sonucunda, her ne kadar burası satış sırasında 1 lira olarak devri sağlanmışsa da sonradan yapılan incelemede buranın 13 ile 19 milyon dolar arasında atığı çıktı ortaya. Bunun Özelleştirme İdaresi tarafından değerlendirilerek tamamı 28 milyon dolara verilen yerdeki bu 19 milyonluk atığın… Yetimin, fakirin, garibin, gurebanın hakkını koruyun.” Ben bir KİT Komisyonu üyesi olarak bunu görüyorum, vicdanım sızlıyor, buraya getiriyorum. Bu, Sayıştayın raporu, Ömer Fethi Gürer’in raporu değil. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) – 145 milyon doları siz çöpe attınız, 145 milyon doları. Çöpe attığınız 145 milyon doların hesabını verin. Madem öyle, 94’te niye değerlendirmediniz?

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) - Onun için, arkadaşımız söylerken doğru bilgi vererek söylemesi lazım. KİT Komisyonunda arkadaşlarınız var, buna baktığınız zaman görürsünüz. Bu benim hazırladığım bir komisyon raporu değil. Öneriyor, diyor ki: “1 liraya özelleştirilen hurda 19 milyon dolarlık çıktı.” Burada ne var? Araştıralım, değilse bir şey yok, varsa rapor uyarıyor. Onun için, biz de gündeme getiriyoruz.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) – Şu anki güncel piyasa değeri 6 TL ton başına. Nasıl bir hesap yapıyorsunuz? Onu vicdanınıza sorun.

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) - Şahsıma ait, hazırladığım bir şey değil. Gerçeği ben size aktarıyorum, vicdani değerlendirme size ait. Allah korkusu olan araştırır.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) – Şu anki güncel değerini…

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) - Eğer benim bunda haksızlığım varsa özür dilerim ama yoksa Allah korkusu olan buna “hayır” oyu vermez. İşte ispatı, işte belgesi.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gürer.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Aynı hatip “HDP Grubu timsah gözyaşları döküyor.” diyerek bir sataşmada bulunmuştur grubumuza.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, hiç mi eleştiri yapılmayacak? Her şey sataşma olur mu?

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Timsah gözyaşı normal bir şey mi?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – “Timsah gözyaşı” bir eleştiri mi oluyor?

BAŞKAN – Efendim, tutanakları inceleyeceğim.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – “Timsah gözyaşları” dedi.

BAŞKAN – Birleşim içerisinde inceleyeceğim, size sataşmadan dolayı söz vereceğim.

IX.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, Eti Maden Mazıdağ Tesislerinin özelleştirme sürecinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/1867) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 28 Kasım 2017 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı istiyorsunuz. Tamam.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş önerisini oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım. Kabul edenler… Etmeyenler…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yok Başkan, yok.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Başkanlık Divanındaki Kâtip üyeler arasında bir anlaşmazlık var. O yüzden, elektronik cihazla oylama yapacağız.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Efendim, Sayın Bayram Özçelik buraya bakıp da “139 kişi var.” diyorsa bizim daha söyleyecek sözümüz yok.

BAŞKAN – İşleme geçtik efendim, buyurun.

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, öneri kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VIII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

C) Önergeler

1.- İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu’nun, (2/390) esas numaralı 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/120)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(2/390) esas numaralı Kanun Teklifi’min Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 37’nci maddesine göre doğrudan Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu gündemine alınmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                                İsmail Faruk Aksu

                                                                                                                                        İstanbul

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, İç Tüzük 37’ye göre, teklif sahibi İstanbul Milletvekilimiz İsmail Faruk Aksu...

Sayın Aksu, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika efendim.

İSMAİL FARUK AKSU (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi’m hakkında İç Tüzük’ün 37’nci maddesi uyarınca söz aldım. Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Teklifim, yaklaşık 870 bin öğretmenimizi ilgilendirmektedir ve hâlen yararlanmakta oldukları ek göstergelerin 1’inci derecede 3000’den 3600’e çıkarılması suretiyle artırılmasına yöneliktir. Ek gösterge, memurların emekli olmaları hâlinde alacakları emekli aylığı ile emekli ikramiyesinin miktarını ve aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre almakta olanların çalışırken aldıkları maaş miktarını etkileyen bir ödeme unsurudur. Devlet memurlarının hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık aldıkları dereceler itibarıyla belirlenmiş olan ek gösterge rakamlarına ilişkin son genel düzenleme 1 Ocak 1995 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe konulmuş ancak bu düzenlemeyle adil bir sistem bu alanda oluşturulamamıştır. Öte yandan, zaman içerisinde bazı unvanların ek göstergelerinde yapılan kısmi değişiklikler ise ek gösterge sisteminden kaynaklanan eşitsizlikleri daha da belirgin hâle getirmiştir. Devlet Memurları Kanunu ekinde yer alan ek gösterge cetvellerinde dereceleri itibarıyla öğretmenler için ek gösterge belirlenmiş olmakla birlikte, bu ek göstergelerin teknik ve sağlık hizmetleri sınıfında görev yapan bazı personelin ek göstergelerinden daha düşük olduğu görülmektedir. Oysa öğretmenlerimiz hem çalışma şartları hem de yaptıkları görevin önemi dikkate alındığında, çalışırken de emekli oldukları dönemde de daha iyi mali ve sosyal imkânlara sahip olmayı fazlasıyla hak etmektedirler. Özellikle emeklilik hakları bakımından öğretmenleri mağdur eden ek gösterge düzeninin değiştirilmesi zorunludur. Bu nedenle ek göstergelerinde artış yapılması, çalışan ve emekli öğretmenlerin hayat seviyelerinin kısmen de olsa yükselmesine katkı sunacaktır.

Kanun teklifimle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ekinde yer alan cetvelde değişiklik yapılmak suretiyle, eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfı kapsamında görev yapan her derecedeki öğretmen ve diğer personelin ek göstergelerinin artırılması ve 1’inci derecede olanların ek göstergelerinin 3000’den 3600’e çıkarılması sağlanmaktadır. Ek göstergenin 3600’e yükselmesiyle, otuz yıl hizmeti bulunan ve 1’inci derecenin 4’üncü kademesinden bugün emekli olan öğretmenin emekli aylığı 538 Türk lirası, emekli ikramiyesi de 19.411 Türk lirası artırılmış olacaktır.

Değerli milletvekilleri, eğitim sistemindeki sorunların çok boyutlu olduğu ve bu sorunların tekrar nüksetmesine izin vermeyecek şekilde çözümü ve ihyası için birçok düzenlemenin hayata geçirilmesi gerektiği bir gerçektir. Ülkemizin nitelikli öğretmenlere sahip olmasının, çocuklarımızın aldığı eğitim ve öğretim kalitesinin artırılması açısından büyük önem arz ettiği de malumdur. Bu nedenle, öğretmenlerimizin yararlandığı bazı haklarda iyileştirmeye gidilmesi, ayrıca kadrolu öğretmen sayısının artırılması suretiyle, atanamayan öğretmenlerden bazılarına mesleklerini yapma fırsatı sunulması ve öğretmen açığının kapatılması gerekmektedir.

Bu doğrultuda, geçen hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verdiğimiz yeni bir kanun teklifiyle öğretmenlerimizin ek göstergelerinin artırılmasının yanında, tazminatlarının yükseltilmesini, iki yılda bir derece yükselmesi yapabilmelerini, kalkınmada birinci derecede öncelikli yerlerde görev yapanların ek ödemelerinin 10 puan artırılmasını ve atanamayan öğretmen için 50 bin kadro ihdasını öngördük. Böylece daha önce de gündeme getirdiğimiz öğretmenlerimizin mali ve sosyal haklarının iyileştirilmesine ilişkin hususların güncellenerek tekrar Meclisin gündemine taşınmasını istedik.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak, biraz önce verdiğimiz grup önerisinde de görüldüğü gibi, öğretmenlerimizin hak ve hukukunun korunması için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da gayretlerimizi göstereceğimizi belirtmek istiyorum.

Bu düşüncelerle, binlerce öğretmenimizin haklı beklentisi olan ek göstergelerinin yükseltilmesine ilişkin kanun teklifimize destek vermenizi bekliyor, Genel Kurulun siz değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aksu.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, kayıtlara geçmesi için söz aldım.

BAŞKAN – Buyurun.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Öğretmenler hepimiz için son derece önemli.

BAŞKAN – Sayın başkanım, sayın milletvekilleri; bakınız, partinizin grup başkan vekili konuşuyor. İçerideki uğultudan, gürültüden gerçekten anlaşılmıyor. Rica ediyorum…

Buyurun Sayın Başkan.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Öğretmenlerimizi en iyi şartlarda yaşatmak ve böylelikle eğitime en yüksek düzeyde katkılarını temin etmek bizim de yaklaşımımız ve bu yönde yaptığımız çalışmalar da var. Sayın arkadaşımızın getirmiş olduğu İç Tüzük 37 çerçevesindeki teklifin ve bu tür tekliflerin komisyonlardan geçerek ancak ve diğer partilerin de katılımı ve müzakeresiyle olgunlaşması gerektiğini düşündüğümüz için karşı oy kullanacağız.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Tutanaklara geçmiştir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Cumhuriyet Halk Partisi olarak, sayın milletvekilinin usulüne uygun olarak teklif ettiği ancak komisyonda iktidar partisi çoğunluğuyla kırk beş gün süreyle gündeme alınmadığı için bugün doğrudan gündeme alınmasıyla ilgili bir iç tüzüksel hakkın ortaya çıktığı ortadadır.

Biz, iktidar partisinin böyle önemli bir teklifi komisyon gündemine almamasını yadırgadığımızı ve doğrudan gündeme alma önergesinin lehinde oy kullanacağımızı ifade ediyoruz.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim Sayın Özel.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, az önce Sayın Hüda Kaya’yla ilgili, İstanbul Milletvekilimizin sözleriyle ilgili olarak tutanakları inceledim, tutanaklar yanımda. Kayda geçen bir söz tespit edilememiştir, kayıtlarda böyle bir söz yok. O nedenle bu tartışmaya bu anlamda son vermek istiyorum.

Sayın Kerestecioğlu’nun söz talebi söz konusuydu. Tutanağı inceledim, Sayın Kerestecioğlu’na sataşmadan dolayı söz veriyorum.

Buyurun efendim. (HDP sıralarından alkışlar)

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

8.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Uğur Dilipak’ın CHP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gönül isterdi ki Tahir Elçi’yi bugün burada yaptıklarıyla, değeriyle analım, hep birlikte analım ve onunla ilgili hep birlikte güzel sözler söyleyelim. Biz birkaç kere burada ifade ettik.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) – Ahmet Çiftaslan’ı da unutmayın!

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) – Biriyle ilgili konuşurken başka birini unutmuş olmuyorsunuz Sayın Vekil.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) – Anın bir kere, bir kere anın.

BAŞKAN – Sayın Dilipak, lütfen rica ediyorum...

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) – Biz şu anda Tahir Elçi’yle ilgili konuşuyoruz ve onu anıyoruz. Tahir Elçi’yi anmak istiyorsanız anarsınız, anmak istemiyorsanız da anmazsınız, bu size kalacak bir şeydir.

Önergemizde şunları söyledik: Şu ana kadar tek bir kişi fail sıfatıyla yargılanmamış, iki yıl geçmesine rağmen soruşturmada bir gelişme kaydedilmemiş, cinayetin meydana geldiği sokağı gören güvenlik kameralarından bir restorana ait olan kameraların görüntüleri avukatlara izletilmemiş, on yedi dakikalık görüntünün silindiği ortaya çıkmıştır dedik. Olay anında görüntü çekmekle görevli olan kamu personeli, silah sesi duyması sonrası kayıttan çıktığını belirtmiş, Diyarbakır Barosunun görüntüde kesme, kırpma, montaj olup olmadığının tespiti için kamera ve hafıza kartına el konularak TÜBİTAK ve ATK’ye gönderilmesine ilişkin talepleri de yerine getirilmemiştir dedik. Tahir Elçi cinayetinin nasıl bir ciddiyetsizlikle soruşturulduğunun kanıtıdır bütün bunlar dedik. Öldürülmesinden sonra dönemin Başbakanı, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı, Diyarbakır Valisi, Emniyet Müdürü, Adalet Bakanı, Cumhurbaşkanı, faillerin bulunacağını taahhüt etmiş ancak bugün gelinen noktada soruşturmada bir arpa boyu yol alınamamıştır dedik. Evet, bu nedenle de kamuoyunda Tahir Elçi cinayetinin tıpkı başka cinayetler gibi faili meçhul kalacağına dair ciddi kaygılar vardır dedik. İstediğiniz gözyaşını dökebilirsiniz.

Saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kerestecioğlu.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.46

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.18

BAŞKAN: Başkan Vekili Yaşar TÜZÜN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 29’uncu Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

Sayın milletvekilleri, Hükûmetin, görüşülmekte olan 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 123’üncü maddesinin yeniden görüşülmesine ilişkin İç Tüzük’ün 89’uncu maddesine göre bir talebi vardır.

Danışma Kurulunun söz konusu talebe ilişkin görüşünü okutuyorum:

IX.- ÖNERİLER (Devam)

B) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın kabul edilmiş olan 123’üncü maddesinin İç Tüzük’ün 89’uncu maddesi uyarınca yeniden görüşülmesine dair Hükûmet talebinin uygun görüldüğüne ilişkin görüşü

Danışma Kurulu Görüşü

Danışma Kurulunun 28/11/2017 Salı günü yaptığı toplantıda, görüşülmekte olan 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın kabul edilmiş olan 123’üncü maddesinin yeniden görüşülmesine dair Hükûmetin talebi İç Tüzük’ün 89’uncu maddesi uyarınca toplanan Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.

                                                                                                                                 İsmail Kahraman

                                                                                                                       Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                                        Başkanı

                Mehmet Muş                                                                                 Özgür Özel

              Adalet ve Kalkınma Partisi                                                             Cumhuriyet Halk Partisi

                  Grubu Başkan Vekili                                                                   Grubu Başkan Vekili

               Filiz Kerestecioğlu Demir                                                                      Erkan Akçay

             Halkların Demokratik Partisi                                                           Milliyetçi Hareket Partisi

                  Grubu Başkan Vekili                                                                   Grubu Başkan Vekili

BAŞKAN – Şimdi, Hükûmetin talebini okutup oylarınıza sunacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 123’üncü maddesinin yeniden düzenlenmesi amacıyla TBMM İçtüzüğü’nün 89’uncu maddesi gereğince yeniden görüşülmesini arz ve teklif ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                                                Osman Aşkın Bak

                                                                                                                           Gençlik ve Spor Bakanı

BAŞKAN – Hükûmetin talebini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının 123’üncü maddesinin yeniden görüşülmesine ilişkin Hükûmetin kabul edilen talebi sırası geldiğinde yerine getirilecektir.

Alınan karar gereğince sözlü soru önergeleri ile diğer denetim konularını görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 6306 Sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun", 2981 Sayılı "İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun" ve 4706 Sayılı "Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşülmesine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/884) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin 6306 Sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun", 2981 Sayılı "İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun" ve 4706 Sayılı "Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/588) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 502) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde

Hükûmet? Yerinde.

22/11/2017 tarihli 27’nci Birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın beşinci bölümünde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştı.

B) Yeniden Görüşmeleri Yapılan Tasarılar/Teklifler (Tekririmüzakere)

1.- Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/884) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin 6306 Sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun", 2981 Sayılı "İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun" ve 4706 Sayılı "Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/588) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 502) (123’üncü Maddesi)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, şimdi, Hükûmetin görüşülmekte olan 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 123’üncü maddesinin yeniden görüşülmesine ilişkin İç Tüzük’ün 89’uncu maddesine göre verdiği ve az önce kabul edilen talebi yerine getirilecektir.

Şimdi 123’üncü maddeyi yeniden görüşmeye açıyorum.

Madde üzerinde şahsı adına İstanbul Milletvekili Zeynel Emre konuşacaktır.

Buyurun Sayın Emre. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

ZEYNEL EMRE (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu Meclis çatısı altında şüphesiz konuştuğumuz her yasa çok önemli, her konu önemli ancak herhâlde şundan daha önemli bir konu yok değerli arkadaşlar: Bu Meclisin yegâne, en önemli görevi kendi varlığının devamını sağlamasıdır. Bu Meclise kastedilen, bu Meclisi ortadan kaldırmaya çalışılan bir darbe girişimini yaşadı 15 Temmuz 2016 tarihinde ve bu Meclis öncelikle bunun hesabını sormalıdır, bu darbe girişimiyle yüzleşmelidir. Biliyorsunuz, 4 partinin ortak önergesiyle bir araştırma komisyonu kuruldu ve bu araştırma komisyonu çalışmasında esas dinlemesi gereken isimleri bir türlü dinlemedi, yapması gereken çalışmaları yapmadı ve en nihayetinde çalışmasını -daha çalışma imkânı varken- süre uzatımı yapmadan bitirdi.

Değerli arkadaşlar, şu anda, sizler iktidara geldiğinizden beri yani Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara geldiğinden beri kurulan 56 tane araştırma komisyonu içerisinde raporu basılmayan, dağıtılmayan tek komisyon da 15 Temmuz FETÖ Araştırma Komisyonu. Neden arkadaşlar? (CHP sıralarından alkışlar) Tüm Türkiye’nin gözü önünde gerçekleşen bir darbe girişiminin aydınlatılması, konuşulması kimi, neden rahatsız etsin? Bu konu neden devlet sırrı olsun arkadaşlar? Yani burada ben Adalet ve Kalkınma Partisi grup başkan vekillerine soruyorum: Beş aydan beridir bu Komisyon raporu neden dağıtılmıyor? Bize şunu söyleyebiliyor musunuz: “Evet, ayın beşinde dağıtılacak. Evet, Aralığın 20’sinde bu Komisyon raporu dağıtılacak, şu tarihte dağıtılacak.” diye bir tarih verebiliyor musunuz, Meclis bu konuda neden bekliyor?

Şimdi, değerli arkadaşlar, aslında hem darbe girişiminden sonra gerçekleşen bazı gelişmeler, sizlerin bazı davranışları ve bizlerin edindiği bazı bilgi ve deliller şunu açıkça ortaya koyuyor: Darbenin önceden bilindiğine yönelik çeşitli deliller ortaya çıktı arkadaşlar. Bakın, bu darbenin kilit isimlerinden biri, yani 2 numaralı sivil imamı diye gösterilen kişi Adil Öksüz ve Adil Öksüz’ün FET֒nün imamı olduğu konusunda şu anda cumhuriyet savcılarının yazdığı iddianamelerde ortaya çıkan bir tanık beyanı var ki çok çarpıcı. MEBS iddianamesinde, arkadaşlar, Çetin Acar isimli birinin ifadesine göre, 2015’in Ocak ayında verdiği ifade, “Adil Öksüz Hava Kuvvetleri imamıdır, Fetullah Gülen’e mollalık yapar.” diyor ve buna rağmen bu şahsa darbe girişimine kadar -adresi veriliyor, yardımcı doçenttir deniyor- kimse dokunmuyor arkadaşlar. Altı ay boyunca darbe toplantıları yapıyor Ankara’da, darbenin üssü Akıncı Üssü’nde yakalanıyor ve serbest bırakılıyor, ellini kolunu sallayarak gidiyor arkadaşlar. Şimdi, bu konuda yürüyen soruşturmalar, kovuşturmalar var ancak gerçek ortaya çıkmış değil.

Bakın, bir başka örnek daha vereceğim sizlere bugün. Kara Havacılık Komutanlığı iddianamesi ki 21 tane helikopterin havalanıp Ankara’da her tarafı taradığı, bombaladığı, asıl darbede büyük işlev gören merkezlerden biri. Kara Havacılık Komutanlığında bu işi organize eden darbeci Tuğgeneral Ünsal diye biri var ve bunun Fetullah Gülen’in has adamı olduğuna yönelik İzmir Cumhuriyet Bassavcılığında Abdullah kod adıyla gizli tanık ifadesi var Nisan 2016’da, “Bu o kadar bağlıdır ki bu örgüte, maaşının üçte 1’ini himmet verir.” diyor ve bu adam o darbe girişiminde bulunuyor, bu adama kimse dokunmuyor, o geceye kadar da görevinin başında devam ediyor.

Değerli arkadaşlar, darbenin gerçekleşeceğine yönelik Ankara çatı iddianamesi, darbeden bir buçuk ay önce çıkan iddianameye göre cumhuriyet savcısı diyor ki: “En güçlü oldukları, kadrolaştıkları yer askeriyedir, tüm kurmaylık sınavlarını çalmışlardır. Bunlar darbe yapabilir, iç savaş dahi çıkartabilir.” Bu öneriyi yapıyor, ortada ciddi bir darbe tehlikesi var…

Yine Kara Havacılık Komutanlığı iddianamesine göre bilgileri birleştirince şunu görüyoruz, çok acı: Darbeden iki gün önce keşif uçuşu yapıyorlar helikopterlerle Ankara semalarında, aynı insanlar, isimleri verilenler. Şimdi bu konudaki gerçeklerin konuşulmasından kim niye rahatsız oluyor? Neden bu Darbe Araştırma Komisyonu Raporu bir türlü dağıtılıp konuşulmuyor?

Bizler hem şehitlerimizin hem gazilerin hesabını sormak için, onların kuru kuru acılarının…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZEYNEL EMRE (Devamla) – …istismarı değil, gerçek anlamda hesabını sormak için bu işin takipçisi olacağız diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Emre.

Sayın milletvekilleri, madde üzerinde bir önerge var, okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 123’üncü maddesinin çerçeve hükmünde yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                     Mehmet Muş                                      Mehmet Doğan Kubat                                Murat Alparslan

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                     Ankara

                                Mahmut Atilla Kaya                                Gökcen Özdoğan Enç                                       Sema Kırcı

                                           İzmir                                                       Antalya                                                    Balıkesir

                                   Salih Çetinkaya

                                         Kırşehir

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, önerge işlemine geçmeden yerimden İç Tüzük 60’a göre bir dakika söz talebim var.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

VII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

26.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, iktidar partisinin 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 123’üncü maddesi üzerinde verdiği önergeye ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, iktidar partisinin vermiş olduğu bir önerge var. Önergenin özü “eklenmiştir” ibaresini çıkarıp yerine “ilave edilmiştir” koyuyor. Bunun sebebi ne? Geçen hafta yapılamamış bir uygulamayı, ki dört grup da destek verdiği için bugün tekririmüzakereyle görüşülecek ve Ahilik Fonu’yla ilgili bir süre uzatımına gidilecek. İç Tüzük başka bir şeye imkân vermediği için, her yol tıkalı olduğu için bir önerge veriyorlar ve önergedeki “eklenmiştir” ibaresini “ilave edilmiştir”e dönüştürüyorlar. Bu, İç Tüzük’te var, Parlamento hukukunda var. Bu, takip edilebilecek başka yol yoksa başvurulabilecek bir yol. Ama bundan sonra iktidar partisi, asla, muhalefet partilerinin sadece beş dakika sözünü söyleyebilmek için verdikleri benzer önergelerle dalga geçmeye kalkmasın.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özel.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

B) Yeniden Görüşmeleri Yapılan Tasarılar/Teklifler (Tekririmüzakere) (Devam)

1.- Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/884) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin 6306 Sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun", 2981 Sayılı "İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun" ve 4706 Sayılı "Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/588) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 502) (123’üncü Maddesi) (Devam)

BAŞKAN – Okunan önergeye Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Katılıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Madde metninin daha anlaşılır olması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, bildiğiniz üzere, yeniden görüşmeye ilişkin talep münhasıran 123’üncü madde üzerinde olup söz konusu talep karşılanmıştır. Ancak 123’üncü maddeden sonra gelmek üzere yeni madde ihdasına dair bir önerge Başkanlığımıza ulaşmıştır. Gruplar arasındaki –burası önemli- mutabakatı dikkate alarak emsal teşkil etmemek üzere önergeyi işleme alacağım. Önergeyi okutup Komisyona soracağım, Komisyon önergeye salt çoğunlukla –yani en az 21 üyesiyle- katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 502 sıra sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’na aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                              Mehmet Naci Bostancı                                       Özgür Özel                                             Erkan Akçay

                                         Amasya                                                     Manisa                                                      Manisa

                            Filiz Kerestecioğlu Demir                                                                                     Mehmet Doğan Kubat

                                         İstanbul                                                                                                                      İstanbul

Madde 124- 6824 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “1/1/2018” ibaresi; “1/1/2020” şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Görelim işaretleri… Komisyon üyeleri el kaldırsın.

Sayalım Sayın Divan Üyeleri.

Sayın milletvekilleri, Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılmış olduğundan önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşmeyi açıyorum.

Söz isteyen?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Var efendim, Özcan Purçu.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekilimiz Sayın Özcan Purçu…

Sayın Purçu, süreniz on dakika.

Sizi de özlemiştik kürsüde, hoş geldiniz.

Buyurun efendim, söz sırası sizin. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÖZCAN PURÇU (İzmir) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekili arkadaşlarım; hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum.

Sayın Başkanım ve Divan; göreviniz hayırlı olsun. İnşallah hayırlı işlerde, kararlarda hep birlikte burada birlikte oluruz.

Sayın Başkanım, şu uğultu bir bitsin ondan sonra mı başlayayım?

BAŞKAN – Komisyon bir yerine otursun, bir saniye Sayın Purçu.

Sayın milletvekilleri, lütfen yerlerimize oturalım.

Sayın Purçu, buyurun efendim.

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Süreyi sıfırdan mı başlatacaksınız Başkanım?

BAŞKAN – İlave ederiz efendim, buyurun.

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Tamam.

Evet, her şeyin bir karnesi var arkadaşlar; öğrencilerin karnesi var, öğretmenlerin karnesi var, memurların karnesi var, bir de Hükûmetin, iktidarın karnesi olur. Biz şimdi, Türkiye’de görev yapan milletvekili olarak, ana muhalefet partisinin milletvekili olarak iktidar partisinin karnesine bir göz atalım hep beraber, yıl sonu yaklaşıyor arkadaşlar.

Şimdi, bunu söylemeden önce… İşsizlik Fonu diye bir fon var Türkiye’de. Bu fon, 114 milyar lira arkadaşlar. On beş yılda işsiz vatandaşlarımıza dağıttığınız bedel 17 milyar lira. 100 milyar lirayı fonun amaçları dışında başka yerlere kullanıyorsunuz. Bunu nereye kullanıyorsunuz bize izah edin bakalım. Garibanın, işsizin, vatandaşın hakkını nereye kullanıyorsunuz, bunu burada Hükûmetin yetkilileri gelsin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına bir anlatsın. (CHP sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan burada. Senden sonra anlatsın bunu Sayın Bakan.

ÖZCAN PURÇU (Devamla) - İkincisi, yıllardan beri meslek lisesinde eğitim gören çocuklarımız staj yapıyorlar. Kaynak yaptılar, elektrikte staj yaptılar, başka sektörlerde staj yaptılar; onların staj başlangıcını sigorta başlangıcı olarak kabul etmiyorsunuz. Bu, haksızlıktır, adaletsizliktir. Bunu da Hükûmet olarak yerine getirmenizi talep ediyoruz.

Asgari ücret zaten ülkemizin kanayan yarası. Şu milletvekili koltuklarında oturan kardeşlerim -ben de dâhilim- 1.400 liraya kim geçinecek arkadaşlar? 1.400 liraya kim geçinecek bir ayda? Kira mı ödeyeceksin, elektrik mi ödeyeceksin, çocuk mu okutacaksın, ne yapacaksın? Hadi bunun cevabını verin. Bu asgari ücretin insana yakışır şekilde düzeltilmesi gerekiyor sevgili arkadaşlar.

Şimdi, karne dedik, karneye bir bakalım. Aile gelirinin borca oranı 2002’de 4,7’ydi arkadaşlar. Vatandaş aylığını ya da maaşını çektiğinde yüzde 4,7’sini borca verebiliyordu, geçiniyordu rahat rahat. Şimdi bu oran ne kadar biliyor musunuz arkadaşlar? Yüzde 57. Vatandaş daha parasını, aylığını almadan yüzde 57’si borca gidiyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin -gerçekten üzüntüyle söylüyorum- ayıbıdır bu, bunu düzelteceğiz. Borçlu olan vatandaş arkadaşlar, bize oy veren, buraya getiren, bu ülkenin gerçek sahibi bizlerle birlikte vatandaşlarımız. Bunun düzeltilmesi lazım.

Bir diğeri arkadaşlar, protestolu senet sayısı 2002’de 800 milyon liradan şimdi kaça gitmiş? 12,3 milyar liraya. Düşünebiliyor musunuz, işveren, işçi ya da sermaye sahibi insanlar gittikçe borç batağına doğru gidiyorlar.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Buradan da bir sıfır.

ÖZCAN PURÇU (Devamla) - Aynı şekilde tüketicilerin borcu 2002’de 6,6 milyar liraydı. Şimdi ne kadar arkadaşlar? 420 milyar lira. 420 milyar lira tüketicinin borcu var arkadaşlar. Bu ülke gittikçe borçlanıyor. Neden borçlanıyor? On beş yılda üretim yapmadık. Üretim yapmadık, fabrika kapattık. Fabrika açtık mı? İşsizliği artırdık. Fabrika açmadık ki üretim yapalım. İhracatımız düşüyor, biraz sonra geleceğim oraya da arkadaşlar.

Çiftçilerin borcu 5,5 milyar liraydı. Şimdi ne kadar? Çiftçilerin borcu 74 milyar lira arkadaşlar, çiftçi bitmiş. Ben bir şeyi merak ediyorum, bu Hükûmet köylerin tabelasını niye kaldırdı? Hani köylü milletin efendisiydi? Köylerin tabelasını kaldırdınız ya.

YUSUF BEYAZIT (Tokat) – Kaldırmadık.

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Kaldırdınız, mahalle yaptınız ya, dağ başındaki köyler mahalle oldu.

YUSUF BEYAZIT (Tokat) – Büyükşehir, büyükşehir…

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Hayır efendim, büyükşehir olsun, küçük şehir… Köyler mahalle olur mu ya? Böyle bir rezalet olur mu ya? Köylünün hakkını geri verin. (CHP sıralarından alkışlar) Köylü, köylü olarak kalacaktır.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Buradan da bir sıfır.

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Buradan da bir sıfır.

Bakın, arkadaşlar, devam ediyorum: Boşanmalar sizin döneminizde yüzde 37 artmış. Sosyal yapımız bozulmuş, sizin döneminizde boşanmalar artmış. Fuhuş yüzde 790, adam öldürme yüzde 261 artmış, çocuk istismarı yüzde 434 artmış; uyuşturucu bağımlılığı yüzde 678 artmış, altı yılda 17 kat artmış.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Onun için mi sarhoş geziyor bunlar?

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – 17 kat artmış arkadaşlar. Tedavi merkezleri yok, uyuşturucu madde bağımlılığıyla ilgili tedavi merkezleri yok. Uyuşturucu içenler sokaklarda geziyor arkadaşlar, haberiniz olsun.

Diğer oranları söyleyeyim size şimdi… Bunlar resmî oranlar arkadaşlar, kafamdan da uydurmuyorum, haberiniz olsun. Genç nüfusun işsizlik oranı üç yılda yüzde 17’den yüzde 20’ye gelmiş. Şu an gerçek işsizlik oranımız yüzde 16,2 arkadaşlar, şu an Türkiye’de gerçek işsizlik oranı yüzde 16,2 arkadaşlar. İhracatımız…

TAHİR ÖZTÜRK (Elâzığ) – İftira.

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – TÜİK söylüyor, siz yapıyorsunuz abi, ben yapmıyorum ki.

Arkadaşlar, bakın, ihracatımız 2014’te 157 milyon lira, 2017’de 115 milyon lira; bakın, üç yılda 157 milyondan 115 milyon liraya düşmüş arkadaşlar. Bu ne demek? Demek ki üretmiyorsunuz arkadaşlar, üretmeye teşvik etmiyorsunuz, üretmek için teşvik etseniz böyle olmaz.

Dış borcumuz 401 milyon liradan üç yılda 432 milyon liraya… Arkadaşlar, son üç yılda 432 milyon lira olmuş. Daha geliyorum, yabancıların sıcak para akışı gittikçe geriliyor arkadaşlar…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hiç iyi bir dersleri yok mu bunların ya?

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Yok, hiç iyi yok. Ben bakıyorum, bakıyorum, hep eksideler.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ne diyorsun ya? “Hep sıfır” diyorsun yani.

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Hep eksideler vallahi, hep ekside.

Bakın, yabancıların Türkiye’deki portföyüne bakın arkadaşlar, 2014’te 143 milyon liradan 2017’de 118 milyon liraya gerilemiş. Geriliyoruz, her yerde geriliyoruz arkadaşlar. Bir sıfır da buradan.

Daha devam ediyorum. Ha, bir tanesi yükselmiş arkadaşlar, özür diliyorum, bir tanesi yükselmiş, o da ne biliyor musunuz?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Dur bakalım…

BAŞKAN – Sayın Akar, lütfen… Hatibin insicamını bozmayınız.

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Söyleyeyim: Vergi gelirlerimiz artmış arkadaşlar, vergi gelirlerimiz artmış. Ne kadar? Vatandaşın üstündeki vergi yükü artmış yani.

ERKAN AYDIN (Bursa) – Ha, yani hep vatandaşa yük.

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Orada bir artı var arkadaşlar, eksi yok. O da nedir? 2014’te 352 milyon lira alıyormuşuz vatandaştan, şimdi 430 milyon alıyoruz arkadaşlar, artmış yani. Bir tek vergi geliri artmış.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Artmış ama bunun karşılığı sıfır, not karşılığı sıfır.

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Bir tek vergi geliri arttı arkadaşlar.

Daha devam ediyoruz. Toplam iç ve dış borcumuzu söyleyeyim: Son üç yılda 612 milyon liradan 842 milyon lira olmuş borcumuz arkadaşlar, üç yılda. Artıyor, vatandaşın borcu, devletin borcu, iç ve dış borcu artıyor.

Onun dışında daha artan çok şeyler var arkadaşlar. Ondan sonra “Vatan millet Sakarya…” diyoruz ama ben anlamıyorum. Rakamlara bakın. İyi mi gidiyoruz, kötü mü gidiyoruz, bakarsınız, öğrenirsiniz.

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – Bütün rakamlar yanlış.

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Tüketicilerin kredileri arkadaşlar… Vatandaşın borcu 361 milyon liradan 493 milyona ulaşmış son üç yılda. Takipteki tüketicilerin kredi borçları yine aynı şekilde artmış. Daha devam edeyim, zamanım kalmıyor çünkü.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Daha verecek, iki dakika verecek.

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Battı vatandaş, battı.

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Ortalama dolar kuru, son üç yılda: 2014’te 2 lira 18 kuruş olan dolar üç yılda 3,60 TL’ye yükselmiş arkadaşlar. Maşallah, çok iyi gidiyoruz. Daha da gidecek. Yarış atı gibi gidiyor maşallah dolar. Euro aynı şekilde 2,80 liradan 4,60 liraya kadar çıkmış arkadaşlar. O da yarış atı gibi gidiyor.

En yoksulla en fakir arasındaki fark gittikçe artıyor arkadaşlar ve biz “Hükûmet başarılı.” diyoruz. Bana gösterin, Allah aşkınıza, fakir daha fakir, yoksul daha fakir.

ERKAN AYDIN (Bursa) – Zengin de daha zengin.

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Bak, burada oranlar var, ben okumayayım, zamanım yetmedi. Rezalet bir tablo.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Devam et, iki dakikan var.

AYŞE KEŞİR (Düzce) – Rakam söyle, rakam söyle.

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Ben söylemiyorum bunu arkadaşlar, istatistikler söylüyor. İstatistiklere bakın.

Nasıl başarı bu? Pek iyi yok. Sadece vergi gelirleri artmış, vatandaşın vergi geliri artmış.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kendileri vergi veriyor mu?

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Bilmiyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kendileri vergi cennetine kaçıyorlar, Man Adası’na, Man Adası’na.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Man Adası’ndalar.

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Öyle mi? Man Adası’na gidiyor.

Vallahi, fakirin, garibanın eli sizin boynunuzda arkadaşlar. Vatandaşın, fakirin, garibanın parasını oralara kimse gönderemez.

ERKAN AYDIN (Bursa) – Dekontlar var ya.

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Yahu arkadaşlar, bir şey göstereceğim. Ben de de bir tane dekont var. Bu dekont nasıl sahte olur ya! Aha bak, burada, bende bir dekont var burada.

ERKAN AYDIN (Bursa) – Doğal gaz faturası mı?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sen de mi Man’a yolladın?

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Bu dekont sahte olur mu ya! Aha bak, Halk Bankasından bir dekont var. Nasıl sahte olacak bu dekont?

Ana muhalefet partisi liderinin açıkladığı bilgiler yanlış olmaz. Sayın Genel Başkanımız hesap uzmanıdır. (CHP sıralarından “Bravo.” sesleri, alkışlar) Sayın Genel Başkan yalan söylemez, bu partinin Genel Başkanı hesap uzmanıdır, vallahi hepinizi…

ERKAN AYDIN (Bursa) – “Hesap sorar.” de, “Hepsine hesap soracak.” de.

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Herkese de laf yetiştirir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – O hesaplar doğru hesaplar. Vatandaşın hakkını hiç kimse bir yere gönderemez arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Araştırın, hak, hukuk, adalet neyse onu yapın arkadaşlar.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Sayın Erdoğan istifa edecek, istifa; öyle dedi ya.

BAŞKAN – Sayın Purçu, sözlerinizi toparlayın efendim.

Ek sürenizi veriyorum, buyurun.

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Arkadaşlar, bakın, biz demiyoruz ki Sayın Cumhurbaşkanı bu parayı gönderdi. Başka isimler saydı Sayın Genel Başkanım, araştırın arkadaşlar. Niye böyle yapıyorsunuz? Reddetmeyin, araştırın.

Dekont sahte olmaz. Uluslararası anlaşmalara göre para transferleri olur, banka anlaşmaları olur. Bunun dışında para kimse gönderemez. O banka evrakı da uluslararası anlaşmaya uygun bir evraktır, uygun bir dekonttur arkadaşlar. Hepimiz yurt dışına, yeri geldi mi akrabalarımızla para alışverişi yapıyoruz; dayımız arıyor, amcamız arıyor, gönderiyoruz. Uluslararası anlaşmalara göre Sayın Genel Başkanın verdiği bilgiler şu an itibarıyla çok net ve çok net doğru. Araştırması size düşüyor arkadaşlar.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Man’daki Türkmenlere yardım ediyorlarmış ya (!)

ÖZCAN PURÇU (Devamla) – Hepinize sevgiler saygılar sunuyorum ama 2017’deki karneniz eksi, eksi, eksi arkadaşlar.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın milletvekili arkadaşlarım, çok teşekkürler. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) – Senin Genel Başkanının hesap uzmanlığı senin gibiyse gitti, gitti.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Purçu.

Sayın milletvekilleri, şimdi Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekilimiz Sayın Garo Paylan konuşacaktır.

Sayın Paylan, sizin, şahsınız adına da söz talebiniz var, ikisini birleştiriyorum.

On beş dakika süreniz.

Buyurun efendim. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA GARO PAYLAN (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, size de görevinizde başarılar diliyorum.

Değerli arkadaşlar, az önce Komisyon sıralarına oturduk 4 partinin milletvekilleri olarak ve bir önerge verdik. İnanın, Plan ve Bütçe Komisyonundaki bütün arkadaşlar olarak içimiz acıyarak o önergeyi verdik. Neden, biliyor musunuz? Çünkü biz bu ahilik yasasını daha şubat ayında Plan ve Bütçe Komisyonunda görüştük. Açın, tutanaklara bakın, dedik ki muhalefet milletvekilleri olarak: Arkadaşlar, bu ahilik fonu bu şekilde yürümez, bunu bu şekilde devreye geçirmeyin. Evet, çok önemli bir madde ama bu şekilde görüşmeyelim. Nasıl görüştük, biliyor musunuz arkadaşlar? Yine, 60-70 maddelik bir torbanın içine 2 madde konuldu, ahilik yasası. Ya, olur mu böyle arkadaşlar? Koskoca bir ahilik fonu yasası bir torbanın içine atılacak bir madde midir? Bunun tabii ki Plan ve Bütçe Komisyonunda bir kod yasa çerçevesinde daha geniş bir şekilde tartışılması gerekiyordu, ilgili sosyal kesimlerle görüşülmesi gerekiyordu, esnaf odalarıyla görüşülmesi gerekiyordu, zanaatkâr odalarıyla görüşülmesi gerekiyordu ve nasıl devreye sokulacağının etkin bir şekilde tartışılması gerekiyordu. Hükûmet bizi dinlemedi, iktidar partisi milletvekilleri ellerini kaldırdı. Ne oldu? Şubat ayında siz de burada ellerinizi kaldırdınız, 1 Ocak 2018’de bu yasa devreye geçecekti. Ne oldu? Oturduk bir ay kala buraya: “1 Ocak 2018’de devreye geçmesin, at 2020’ye.” Oldu mu? 2020’de devreye geçebilecek mi? Hiç sanmıyorum. Ne önermiştik? Eğer ki bir ahilik yasasına ihtiyaç varsa bunun pratiğini devreye geçirelim. Ama nasıl geçirelim? Öncelikle devlet bununla ilgili bir kaynak koysun, pratiğini halk görsün, ondan sonra gerekiyorsa esnaftan da prim alalım dedik. Ama ne yaptınız? Esnaf, prim olarak gelirinden yüzde 2 kaynak ayıracak. Devlet ne ayıracak? Yüzde 1 prim koyacak. Bakın, “Esnaf yüzde 2, devlet yüzde 1 ve böyle yürüyecek.” dediniz. Dedik ki: “Yürümez arkadaşlar, bu iş böyle olmaz.” Ne oldu? Bu iş böyle olmadı. O açıdan arkadaşlar, bu torba yasa mantığından behemehal vazgeçelim. İlgili, önemli yasaları kod yasalar çerçevesinde ilgili ihtisas komisyonunda etkin bir şekilde tartışalım. Kaliteli yasama yapalım arkadaşlar, el birliğiyle kaliteli yasama yapalım.

Bakın, bu yasanın devreye geçememesinin başka bir sebebi daha var. Geçen yılbaşında dedik ki: “Arkadaşlar, büyük bir musibet atlattık, ülke olarak bir darbe girişimiyle karşı karşıya kaldık. Siyasi meselelerimiz var. Oturup bu siyasi meselelerimizi tartışalım.” Yok, oralı olmadınız. Bunu birileri Allah’ın lütfu olarak gördü ve maalesef topyekûn siyaset kurumunu tarumar etme girişimine meyletti. Ve nihayetinde ne oldu arkadaşlar? Hemen yılbaşında orta vadeli programı açıkladınız, ekonomi tepkisini vermeye başladı. Çünkü, demokratik olmayan ülkelerde arkadaşlar, yatırımcı orada daha büyük bedeller isteyerek gelir. Faizle para verenler daha büyük faizler isterler. Ne oldu? Hemen bu yılın başında dolar 4 liraya fırladı -hani işareti yapıyorsunuz ya- faizler yükseldi, enflasyon yükseldi. Sonrasında ne oldu? Dedik ki: “Bakın, siyasi bir mesele var. Bünye hasta, bünyenin gerçek anlamda bir tedaviye ihtiyacı var.” Siz ne yaptınız? Bünyeye kortizon verdiniz. Bünyeye kortizon verince bünye biraz kendini iyi hisseder. Dedik ki: “Bakın, kortizon vererek bu bünye iyileşmez, geçici olarak kendini iyi hisseder.” Evet, şubattan sonra mart, nisan, mayıs, haziranda bünyeye kortizonu, hormonu basınca bünye kendini iyi hissetti; ekonomi kısmen büyüdü, sanal bir büyümeydi ve dolar kuru düştü. Biraz yabancı sermaye girdi, çünkü yurt dışından hâlâ gelişmekte olan ülkelere para akımı var, bu paralar girdi. Ama arkadaşlar bakın, bu dersi çıkarmalıyız. Meselenin siyasi bir mesele olduğunu, palyatif tedbirlerle çözülemeyeceğini, kortizon tedavisiyle bünyenin iyileşemeyeceğini bugünlerde görmemiz lazım.

Bakın, ne oldu? Dolar tekrar 4, faizler 15-16’ya yükselmiş durumda, enflasyon 12 ve yükseliyor, işsizlik 11’in üzerinde, genç işsizlik 25, 26, 27’lere yükselmiş durumda ve bünye tekrar kendini kötü hissediyor.

Bakın, güven endeksleri baş aşağı gidiyor. 80 milyon soruyor: “Ne oluyor ya?” Esnaf yine iş yapamıyor, sanayici yine korku içinde, yatırımcılar korkuyor, işçiler işini kaybetmekten korkuyor, çiftçi korkuyor; 80 milyon kaygı içinde tekrar. Demek ki mesele kortizon tedavisi değilmiş. Mesele, oturup bütün meselelerimizi siyasi kurum olarak önce Mecliste, sonra bütün sivil toplum kuruluşlarıyla beraber, 80 milyonla beraber çözebilmekteymiş. O açıdan, arkadaşlar, iradeyi buraya almamız lazım. Bakın, iradeyi buraya almadığımızda ne oluyor biliyor musunuz? Hani, birtakım meselelerimiz oluyor, geçmişte bazı dosyalar ortaya çıktı, o dosyalarla ilgili dediniz ki: “Ya, o dosyalar şunun çıkardığı dosyalar, bunun çıkardığı dosyalar.” Onlar sizin atadığınız kamu görevlileriydi, onlar bazı dosyaları ortaya çıkardılar. Dediniz ki: “Onlar çıkardığı için onlar yanlıştır.” Biz dedik ki: “Bunlarla ilgili bazı ipuçları var. Hani kol saatleri var, birisi koluna 1 milyon liralık kol saati takmış, bu delil var.” Bir bakan çıktı: “Ben bunları yaptım ama bana birisi ‘Yap.’ dedi, onun için yaptım.” dedi. Pek çok ipucu vardı. O ipuçlarına, biz, hani, o yapıdan bağımsız olarak, Meclis olarak bakabilseydik, Meclis olarak bir araştırma komisyonu ortaya koyabilseydik Türkiye Büyük Millet Meclisi bu meseleye el atmış olacaktı, o Zarrab’ın yaptığı bütün organizasyonu diğer boyutlarıyla biz “Nedir, ne değildir?” ortaya koyabilmiş olacaktık. Ne oldu? Biz üstünü örttük. Daha doğrusu, ben milletvekili değildim, siz üstünü örttünüz çoğunluk partisi olarak. Ne oldu? Birileri o dosyaları aldılar, Amerika’da ortaya koydular. Reza Zarrab’a da dediler ki: “Seni orada öldürürler, belki ortadan kaldırırlar. Sen gel buraya, sana da güvence.”

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) – Sen ne zaman gideceksin?

GARO PAYLAN (Devamla) – E, ne oldu? İtirafçı oldu. Sonucunda ne oldu arkadaşlar? Türkiye’nin meselesi, Türkiye’nin kirli çamaşırları başka bir ülkenin mahkemelerinin konusu oldu. Bu, hepimiz adına bir utançtır, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına bir utançtır, Türkiye’nin yargı kurumları adına bir utançtır arkadaşlar. Bakın, meselelerin üzerini örtmek artık 2017 dünyasında işe yaramıyor, o meseleler başka bir yerde başka şartlarda ortaya konuyor. O açıdan yapmamız gereken, bütün bu meselelerde Meclis denetimini, yargı denetimini esas almaktır, Meclis olarak bu siyasi meseleleri -eğer ki siyasi boyutu da varsa- bütün bu boyutlarıyla Meclis araştırması komisyonunda tartışmaktır.

Değerli arkadaşlar, bakın, siyasetin hatalarını vatandaşlar çeker. Özellikle Hükûmet, eğer ki Meclise inanmıyorsa, “Her şeyi ben saraydan güvenlikçi siyasetle yönetirim.” diyorsa bunun bedelini 80 milyon çeker. Bugünlerde tekrar bunun bedellerini çekiyoruz ve 80 milyona -bakın, bütçeyi görüşüyoruz- siz vergi olarak yüklenmeye devam etmek istiyorsunuz ama artık vatandaşın vergi olarak yüklenilecek bir durumu kalmadı. Ne yapmamız lazım? Meclis olarak, yurt dışında bulunan, o vergi cennetlerinde bulunan bütün bu rakamları incelememiz lazım arkadaşlar.

Bakın, geçen yıl Panama belgeleri faş oldu, biliyorsunuz. Hani bilirsiniz, Panama; Panama belgeleri faş oldu. Orada milyarlarca dolarlık belge faş oldu, sırf Türkiye’yle ilgili değil bakın, bütün dünyayla ilgili ortaya döküldü. Ne yaptı bazı ülkeler? Bazı ülkelerin bakanlarının isimleri vardı, bazı ülkelerin başbakanlarının isimleri vardı; siyasi ahlak ve etik çerçevesinde Panama belgelerinde ismi olanlar hemen istifa ettiler o ülkelerde, demokratik ülkelerde çünkü bakın, meselenin yalnızca kanuni olup olmadığı değil, ahlaki ve vicdani olup olmadığı bir siyasetçi için önemlidir. Bir siyasetçi, siyaset yaptığı ülkenin vatandaşlarına karşı sorumludur ve 80 milyona vergi yüklerken o parayı alıp vergi cennetlerine götüremeyeceğini kanuni olarak değil, vicdani ve ahlaki olarak değerlendirmek zorundadır. Eğer o siyasetçi değerlendirmiyorsa Meclis, yargı o değerlendirmeyi yapmak zorundadır. Belki hukuki olarak yargı bir ceza veremez. Hani Sayın Başbakan “Oğlumun dokunulmazlığı yok, soruşturun.” diyor ya, ne yaptık biz arkadaşlar Malta belgeleri ortaya döküldükten sonra? Önerge verdik, ilk önergeyi verdik. Niye verdik? Meclis buna ahlaki ve vicdani olarak baksın. Yalnızca hukuki değil bakın, hukuka belki uygun olabilir, maalesef dünyada böyle bir kötücül düzen var, trilyonlarca dolar para vergi cennetlerine akıyor ve büyük çoğunluklar yoksulluk içinde kalırken yüzde 1 bir azınlık -siyasetçi, iş insanı- o zenginliklerini vergi cennetlerine götürüyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, başka meclisler gibi, bu vergi cennetlerine akan rakamlarla ilgili bir pozisyon alabilirdi. Eğer bunu almış olsaydık, bir araştırma komisyonu kurabilmiş olsaydık, emin olun bu gidişatı, bu çarkı tersine döndürürdük. O zaman o vergi cennetlerine akan para 80 milyona akmaya başlardı arkadaşlar.

Bakın, değirmenin suyunun yüzde 60’ı, yüzde 70’i servet olarak da, gelir olarak da yüzde 1’e akıyor arkadaşlar, yüzde 1’e doğru akıyor. Geride kalan yüzde 30’u da yüzde 90-95 paylaşmaya çalışıyor. Burada büyük bir adaletsizlik var. Servetin yüzde 60’ı, nüfusun yüzde 1’inin elinde. Bu çarkı tersine çevirmek Türkiye Büyük Millet Meclisinin elindedir arkadaşlar ve bu mesele siyasi, vicdani ve ahlaki bir meseledir.

Bakın, bugün de yine bir belgeler ortaya çıktı. Ne adasıydı o?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Man Adası.

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Mangır adası.

GARO PAYLAN (Devamla) – Man Adası. Hani, ilk kez duydum, hemen Google yaptık, ya nerede bu ada dedik, bir baktık İngiltere ile İrlanda arasında bir adaymış.

Ya, bakın, yalan diyebilirsiniz, iftira diyebilirsiniz ama Sayın Naci Bostancı “Gidin mahkemeye.” diyemezsiniz çünkü mahkemeye gidince ne olacağını çok iyi biliyoruz. Mahkemeler vesayet altında, o bir. Mahkemeler kanuni noktada bakarlar kanuni, vicdani ve ahlaki boyutuyla bakamazlar. Ama Türkiye Büyük Millet Meclisi vicdani ve ahlaki boyutuyla ilgili bakabilir.

Geçenlerde Maliye Bakanı Komisyona geldi, bakın, ne dedim biliyor musunuz? “Bakın, Başbakan size ‘Araştırın, soruşturun.’ dedi. Biz Meclis olarak o kararı alamadık, siz soruşturmayı açtınız mı?” dedim, cevap veremedi. Kime talimat verdi Sayın Başbakan? Maliye Bakanına, maliye müfettişlerine talimat vermiş oldu ama harekete geçtiler mi? Maalesef hayır arkadaşlar.

Bu açıdan, ben ezcümle şunu öneriyorum arkadaşlar: Hemen araştırma önergeleri, gensorular olacaktır. Bununla ilgili eğer ki iki yıl sonra da bu Man belgelerinin başka ülkelerin mahkemelerinde ortaya çıkmasını istemiyorsak biz Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bir pozisyon almalıyız. Çünkü bu pozisyonu almadığımız zaman bunun bedelini 80 milyon ödüyor, işsizlikle, yoksullukla, yoksunlukla ödüyor arkadaşlar. Bu açıdan hepinizi bu vicdani ve ahlaki duruşa davet ediyorum.

Saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Paylan.

Gruplar adına konuşmalar tamamlanmıştır sayın milletvekilleri.

Şimdi şahıslar adına söz sırası Adana Milletvekilimiz Sayın Elif Doğan Türkmen’e aittir.

Sayın Türkmen, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

ELİF DOĞAN TÜRKMEN (Adana) – Sözlerime başlamadan önce Değerli Başkanım, bugün ilk görev gününüz, tebrik ediyor, başarılar diliyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

ELİF DOĞAN TÜRKMEN (Devamla) – Sağ olun.

Değerli milletvekilleri, size bazı isimler okuyacağım: Sema Nur Aydoğdu, Zeliha Avcı, Sevim Köylü, Gamze Bagir, Sümeyye Yetim, İlknur Maden, Nurgül Pertlek, Bahtınur Baş, Tuğba Aydoğdu, Cennet Karataş, Sare Betül Genç ve Fatma Canatan. Kim bunlar? Kim bu isimler? Ve 29 Kasım diyeceğim; 28 Kasım değil, 30 Kasım değil, 29 Kasım. 29 Kasım 2016, Aladağ’da 11 çocuğumuzun ve 1 yetişkin kadının yanarak can verdiği tarih ve bu isimler bu çocuklarımızın isimleri. Aradan bir yıl geçti. Ben Adana Milletvekiliyim, birçok kez o acılı ailelerle beraber oldum, o çocukları hastanelerde ziyaret ettim. Bugün de Aladağlı ailelerin bir kısmı “Ankara bize gelmiyor, Ankara bizim derdimize derman olmuyor, o zaman tüm yoksunluğumuza rağmen biz Ankara’ya gelelim.” dediler ve bugün Millî Eğitim Bakanlığının önünde bir açıklama yaptılar. Ne dediler biliyor musunuz? “Aradan bir yıl geçti. Hâlen okullarımız doğru düzgün yok, halen var olan okulumuzda öğretmen yok.” Bu yangında yaralı kurtulan çocuklarımızın bir kısmı Kozan’da eğitim yaşamına başladı ama üç aydır bu çocuklarımızın hafta sonu köylerine, ailelerine gelmeleri için talep ettikleri servise verilen cevap: “Bu konuda bir bütçe yok.” 11 çocuğumuzun yandığı yangından sonra yaralı kurtulan o küçücük çocukların eğitim yaşamını devam ettirmek için çocukların ailelerine verilen cevap: “Bütçemiz yok.” “Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlet.” diye övünüyoruz, üçüncü köprüleri yapıyoruz, büyük havalimanlarını inşa ediyoruz ama Aladağ’daki, Kıcak Mahallesi’ndeki, Köprücek’teki üç yavrunun anasına, babasına hafta sonu gelmesi için servis sağlamak adına bütçemiz yok. Böyle büyük bir devlete ne denir, onun takdirini sizlere bırakıyorum.

Sevgili milletvekili arkadaşlarım, bir şey daha söyleyeceğim. 28 Temmuzda Aladağ komisyonu raporunu bitirdiğini duyurdu. 28 Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım; hâlen açıklanmadı bu rapor. Aileler bugün onu da sordular. Diyorlar ki: “O raporlar düzenlenirken devletin bazı bürokratları yalan beyanda bulundu. Biz bunun hesabını sormak istiyoruz ama ortada rapor yok.” Ben soruyorum: Bu raporu ne zaman açıklayacaksınız, bu rapor açıklanacak mı?

Ha, bir şey daha söyleyeceğim: Biraz önce ailelerle görüştüm, bugün alelacele bu ailelerin hesaplarına 150’şer lira para yatırılmış servis için. Çözüm müdür bu? Siz bu ailelerin daha yollarını bile yapmadınız. Hepimiz utandık, o gün o çocukların cenazelerinin köylerine, mezarlarına ulaşmadığına hepimiz insan olarak utandık. O utanç hâlen devam ediyor, o yolların hiçbiri yapılmadı. O çocuklar niye o Süleymancı yurtlara verildi? O aileler Süleymancı oldukları için vermediler, o ailelerin hepsinin söylemi şuydu: “Biz yokluk içindeyiz, yoksulluk içindeyiz, istiyoruz ki bizim çocuklarımız da bizimle aynı kaderi paylaşmasın. Onun için, mecbur kaldığımız için o yurtlara gönderdik.” Peki, Hükûmet ne yapıyor on beş yıldır? Niye bu çocukların doğru düzgün yurtlarda kalması için çalışmalar yapmıyor? Hükûmetin görevi FET֒cülere, Süleymancılara yurt açma imkânı sağlamak mıdır -bugün de Ensar ve TÜRGEV girdi devreye- yoksa hükûmetin görevi devlet gibi devlet olup öğrencilerine Anayasa’sında yazdığı gibi eğitim hakkını sağlamak mıdır? Niçin bu çocukları, bu aileleri cemaatlere teslim ediyorsunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ELİF DOĞAN TÜRKMEN (Devamla) – Başkanım, izin verirseniz…

BAŞKAN – Sayın Türkmen, ek süre veriyorum efendim, sözlerinizi tamamlayınız lütfen.

Buyurun.

ELİF DOĞAN TÜRKMEN (Devamla) – Teşekkür ediyorum, sağ olun.

Değerli arkadaşlar, bu çocukları cemaatlere teslim etmek Adalet ve Kalkınma Partisinin eğitim politikası ama bu aileler ne yaparsanız yapın, neticede, çocuklarını cemaate yem etmek istemiyorlar ve çoğu belki okuma yazma bile bilmiyor ama bugün atlayıp Ankara’ya geldiler. Şunu biz çok açık ve net görüyoruz artık: Aladağ yangınından yaralı kurtulan bu çocuklarımız ve bunlar gibi binlerce, milyonlarca çocuğumuz doğru düzgün eğitim almak, doğru düzgün bir yaşam koşuluna sahip olmak ve refah içinde yaşamak istiyorlar. Bunu siz sağlayamayacaksınız, sağlamıyorsunuz. İşte, adaletin terazisi bir gün gelecek sizi tartacak ama sizi tarttığında siz iktidarda olmayacaksınız ve o ailelerin hepsi huzur içerisinde çocuklarını kendilerine en yakın okullara göndererek o çocukların eğitim almasını izleyecekler. Bunu biz sağlayacağız.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Türkmen.

Şahısları adına konuşmalar da tamamlanmıştır.

Sayın milletvekilleri, şimdi yeni maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Yeni madde kabul edilerek ihdas edilmiştir.

Kabul edilen önergeyle tasarıya yeni bir madde eklenmiştir.

Tasarının maddeleri arasında yapılması gereken teselsül işlemi kanunun yazımı sırasında Başkanlıkça yerine getirilecektir değerli arkadaşlarım.

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/884) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin 6306 Sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun", 2981 Sayılı "İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun" ve 4706 Sayılı "Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/588) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 502) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, tasarının görüşmeleri tamamlanmıştır.

Tasarının tümünü oylamadan önce İç Tüzük’ün 86’ncı maddesi gereğince, oyunun rengini belli etmek üzere, lehte Giresun Milletvekilimiz Sayın Cemal Öztürk’e söz veriyorum.

Sayın Öztürk, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de öncelikle size “Hayırlı olsun.” diyorum ve tebrik ediyorum.

BAŞKAN – Sağ olun.

CEMAL ÖZTÜRK (Devamla) – Değerli milletvekilleri, yaklaşık bir aydan fazladır bu kanun tasarısı üzerinde görüşüyoruz. Önce 5 Ekim tarihinde Komisyona, Plan ve Bütçe Komisyonuna geldi Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı olarak. 125 madde ve 2 geçici madde olmak üzere uzun bir kanun tasarısı. Önce, Komisyonda 5 Ekim ile 23 Ekim arasında muhalefet partisi milletvekili arkadaşlarımızın da olumlu katkılarıyla uzun müzakereler yaptık ve sonunda, Genel Kurulun onayına sunuldu ve yine uzun müzakerelerden sonra bu akşam kanun tasarısının sonuna gelmiş bulunuyoruz.

Tabii, küreselleşen dünyada ülkemiz ile diğer ülkeler arasında ekonomik, sosyal ve teknolojik alanlarda önemli etkileşimler meydana gelmekte ve buna bağlı olarak da mevzuatımızda çeşitli düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktaydı. İşte bu kanun tasarısıyla beraber bu ihtiyaç giderilmiş oluyor.

Hazırlanan tasarıyla, vergiye gönüllü uyumu artırıcı, vergi uygulamalarını kolaylaştırıcı, tahsilatta etkinliği artırıcı düzenlemelerin yanı sıra kayıt dışılıkla mücadelede etkinliğin devam ettirilmesine hizmet edecek düzenlemeler yapılmaktadır. Ayrıca, bazı sektörlerin kamusal yükümlülüklerine yönelik yaşanan sorunlar çözümlenmekte ve süresi biten bazı geçici maddelerin süreleri uzatılmaktadır.

Ben, gerek Komisyon aşamasında gerekse Genel Kurulda katkı yapan siz değerli milletvekillerine teşekkür ediyor, kanunun ülkemize hayırlı olmasını diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Öztürk.

Şimdi, söz, oyunun rengini belli etmek üzere, aleyhte, Bursa Milletvekilimiz Sayın Lale Karabıyık’a aittir.

Sayın Karabıyık, Sevgili Hemşehrim, söz sırası sizin. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun.

LALE KARABIYIK (Bursa) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, öncelikle sizi kutluyorum, tebrik ediyorum, yeni göreviniz hayırlı olsun.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine, bir torba yasayı geride bıraktık, 130 maddelik ve ilaveleri de olan bir torba yasaydı. Yine, benzer şeyler oldu. Yine, alt ilgili komisyonlarda tartışılmadı. Yine, bazı değişen maddelerle ilgili etki analizleri yapılmamıştı, yine bir sürü eleştiri yaptık. Ve yine her zamanki gibi bir çırpıda geçmesi adına temel kanun olarak Meclise gelmiş oldu. Bu torba yasanın içerisinde bütün sunumlar sırasında Türkiye ekonomisi pespembe bir tablo olarak gösterildi. O kadar pembeydi ki gerçekleri asla yansıtmıyordu ve çelişkiler vardı.

Bakın, pembe bir tablo görüyoruz, her şey çok güzel ama bütçe açık vermiş, torba yasayla yeni vergiler oluşturup gelirler sağlamaya çalışıyoruz. Tutarsız. Biz birtakım verileri TÜİK’ten alıyoruz. TÜİK’e bakıyorsunuz, eski seride 2010 ve 2015 yılları arasında 4,9 büyüme var, yeni seriye bakıyorsunuz 7,9 olmuş. Bir bakıyorsunuz tasarruflarımız artmış, bir bakıyorsunuz millî gelirin üçte 1’ini yatırıma dönüştürmüşüz. Ee, böyle güzel bir tablo varsa neden bütçe açık verdi, neden biz para bulmaya çalışıyoruz? Yani tutarsızlık.

Peki, bunun dışında gerçekten bir büyüme yaşadık mı son dönemde? Evet, bir büyüme gerçekleşti. Bu büyüme, az önce de bahsedildi ki, biraz hormonlu bir büyüme, dopingli bir büyüme. Yani ÖTV ve KDV’den bir miktar azalma gerçekleşerek sanayide büyüme sağlandı. Ama bu büyüme istihdama yansımadı, bu büyüme hane halkının refahına hiç yansımadı, sürdürülebilir olmadı. Peki, ne yaptı bu büyüme? Bütçe disiplinini bozdu, geldi, bütçede açık yarattı.

Bakın, bütçe açığından size bir rakam söyleyeyim: Aylık bazda geçen yılın ekim ayında 104 milyon lira olan bütçe açığı 2017 Ekiminde 3,3 milyar liraya yükseldi, yani yüzde 3 bin artış var, yüzde 3 bin açıkta artış var. 2016 Ocak-Ekim döneminde bütçe 12,1 milyar lira açık vermişti ama bu yılın ekim ayında bütçe 34,9 milyar açık vermiş oldu.

Tabii, bütçedeki açığın büyümeyle devam etmesi Türkiye’nin büyümesinin önündeki en önemli engeli teşkil ediyor; kamu dengesindeki bozulma da böylece devam ediyor. Başka ne var? SGK’nın açıkları var. Az önce buradan böyle kulağıma yansımalar olmuştu, “SGK’nın açıkları Genel Başkanımızın döneminde…” diye. Biz bütün komisyonlarda, bütün bakanlıklarda, özellikle Maliye Bakanlığında ve Çalışma Bakanlığında Genel Başkanımızın dönemindeki açıkları oranlarıyla, rakamlarıyla verdik bakanlara ve hiçbir ses çıkmadı. Ama SGK’nın şu anda çok büyük bir açığı var ve bütçeden, hazineden o açığa para gidiyor. Bu rakamlara doğru olarak ulaşmak istiyorsanız mail adreslerinize ben gönderebilirim.

Diğer taraftan, bu torba yasayla dendi ki: “Biraz gelir toplayalım.” “Hangi ürünlere verelim? Maliye Bakanlığı bir araştırsın, bakalım nelere verelim?” Aynı zamanda, bu torba yasayla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilen bütçe hakkı da çiğnenmiş oldu sayın vekiller çünkü borçlanma limiti Meclise ek bütçe getirilmeden 37 milyar bu torba yasayla artırıldı. Dahası var, bütçe açığının üstündeki bu rakam neden bu kadar borçlanıldı, bunu bilen yok, bunu açıklayan da yok, soruyoruz. Peki, ne oldu, ne oldu bu açığa, açığın miktarına, neden bu kadar borçlanıldı? Dediler ki: İşte, “Terörle mücadele…” Hayır, bütün rakamı bu açıklamıyor, bu konuda Hükûmet asla şeffaf değil, net değil.

Bu ülkede yapısal sorunlar var, hazine borçlanıyor, Türkiye’nin riski artıyor, Türkiye’nin riski arttıkça borçlanmanın faizi artıyor. On beş yılda dışarıya 145 milyar dolar, içeride de 600 küsur milyar lira faiz ödendi. Hani diyorsunuz ya “Bu faizler niye yükseliyor?” diye, aslında kendimizi kandırmamamız lazım. Şu anda cari açıkla ilgili bir sorunumuz var…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LALE KARABIYIK (Devamla) – Sayın Başkan, biraz süre alabilir miyim?

BAŞKAN – Sayın Karabıyık, buyurun efendim.

Ek bir dakika süre veriyorum, lütfen sözlerinizi toparlayınız.

LALE KARABIYIK (Devamla) – Hemen toparlıyorum.

Şu anda iktidar cari açığı kapatmanın derdinde filan değil, neyin derdinde? Cari açık sürdürülebildiği sürece gayet iyidir. Cari açığı kalkınmanın bir gerekliliği olarak göstererek inandırma peşinde vatandaşı. Üstelik de IMF’ye borçlanmadık diye de seviniyor ve vatandaşa da yanlış bilgi veriyor.

Bunların dışında neler var? Bunların dışında şu var: Vatandaşın borcu arttı. Bakın, iktidar partisinin iktidara geldiğinde bir iddiası vardı, demişti ki: “Dar gelirlinin, yoksulun millî gelirden aldığı payı yükselteceğiz.” Öyle olmadı, bütün vergiler vatandaşa yüklendi. Dolaylı vergiler şu anda toplam vergi gelirlerinin yüzde 67’sidir. Oysa OECD ortalamasında yüzde 30 küsurlarda. Dolaylı vergilerin bu kadar yüksek olması da adaletsiz bir durumdur.

Sonuçta bu torba yasa Türkiye ekonomisinin sorunlarına asla çare olamaz, yaraya pansumandır ama iyileştirmeyen bir pansumandır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LALE KARABIYIK (Devamla) – Sonuç: Bu iktidar ekonomiyi maalesef iyi yönetemiyor.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Karabıyık.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Oylama için beş dakika süre vereceğim. Bu süre içinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen sisteme giremeyen üyelerin oy pusulalarını oylama için öngörülen beş dakikalık süre içinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını yine oylama için öngörülen beş dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Şimdi oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı açık oylama sonucunu okuyorum:

“Kullanılan oy sayısı                          :          232

 Kabul                                                 :           228

 Ret                                                     :              4   (x)

                      Kâtip Üye                                                       Kâtip Üye

                 Bayram Özçelik                                   Mehmet Necmettin Ahrazoğlu

                        Burdur                                                            Hatay”

Bu sonuca göre tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır. Hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum.

Sayın milletvekilleri, 2’nci sırada bulunan, 457 sıra sayılı Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

2.- AB-EFTA Ortak Transit Ortak Komitesinin 20 Mayıs 1987 Tarihli Ortak Transit Rejimine İlişkin Sözleşmeyi Değiştiren 28/04/2016 Tarihli ve 1/2016 Sayılı Kararının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/745) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 457)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada bulunan, 385 sıra sayılı Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

3.- Geçici İthalat Sözleşmesinde Yapılan Değişikliklere İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/712) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 385)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Bundan sonra da komisyonların bulunamayacağı anlaşıldığından, alınan karar gereğince, kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek üzere 29 Kasım 2017 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum, hayırlı akşamlar diliyorum.

Kapanma Saati: 20.24



(x) 502 S. Sayılı Basmayazı 2/11/2017 tarihli 17’nci Birleşim Tutanağı’na eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.