TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                          19’uncu Birleşim

                                                                                  8 Kasım 2017 Çarşamba

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMA

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, 8 Kasım Dünya Şehircilik Günü’ne, şehirlerimiz ve kentsel dönüşüme ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan’ın, tutuklu çocukların mağduriyetlerine ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi’nin, Ankara ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Kayseri Milletvekili Çetin Arık’ın, Kayseri Büyükşehir Belediyesinin toplu taşıma ücretleri için aldığı zam kararından bir an önce vazgeçmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

2.- Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek’in, İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu davasında tam bir kaos yaşandığına ilişkin açıklaması

3.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, Bursa’nın Gürsu ilçesinde bir fabrikada meydana gelen kazada hayatını kaybeden 5 işçiye Allah’tan rahmet dilediğine ve iş kazalarının önlenmesi konusunda Çalışma Bakanlığını göreve davet ettiğine ilişkin açıklaması

4.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, Bursa’nın Gürsu ilçesinde bir fabrikada meydana gelen kazada hayatını kaybeden 5 işçiye Allah’tan rahmet dilediğine ve her yıl artan iş kazalarının önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

5.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın, Hükûmetin çiftçiyi iflas ettiren yanlış tarım politikalarından derhâl vazgeçmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

6.- İzmir Milletvekili Tacettin Bayır’ın, tüm sporseverleri 9 Kasım Perşembe günü yapılacak olan Ege Bölgesi Spor Kurulu çalışmasına davet ettiğine ilişkin açıklaması

7.- İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin, 10 Kasım Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının 79’uncu yıl dönümüne ve Atatürk’e hakaret gerekçesiyle tutuklanan Hasan Akar’ın neden tahliye edildiğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

8.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, Ankara’da 2 gaziye yönelik saldırıyı kınadığına, bağımsızlığımızı borçlu olduğumuz tüm şehitleri minnetle yâd ettiğine ve Bursa’nın Gürsu ilçesinde bir fabrikada meydana gelen kazada hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

9.- İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir’in, ekonomi ve eğitim başta olmak üzere sorunlara çare üretemeyen Hükûmete vatandaşın ilk seçimde tepkisini göstereceğine ilişkin açıklaması

10.- İstanbul Milletvekili Selina Doğan’ın, Erzurum Büyükşehir Belediyesinin 5 köyün tarım arazileri için kullanılan bir kaynak suyu Çulak mezrasına taşımak istediğine ilişkin açıklaması

11.- İstanbul Milletvekili Yakup Akkaya’nın, Bursa’nın Gürsu ilçesinde bir fabrikada meydana gelen kazada 5 işçinin hayatını kaybettiğine ve AKP Hükûmetinin bu konuda çıkarılan yasayı işverenlerin istemi üzerine sürekli ertelediğine ilişkin açıklaması

12.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, mevki, makam ve görevlerin milletin emaneti olduğuna ilişkin açıklaması

13.- Mersin Milletvekili Serdal Kuyucuoğlu’nun, muvazzaf subaylık için yapılan mülakatta sorulan sorulara ilişkin açıklaması

14.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, herkesi Orta Doğu Teknik Üniversitesinin düzenlediği İstanbul maratonuna katılmaya davet ettiğine ilişkin açıklaması

15.- Giresun Milletvekili Sabri Öztürk’ün, Türkiye’nin yerli otomobilini üretecek beşli konsorsiyumu oluşturan şirketlere başarılar dilediğine ve bu süreci başlatan Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar ile iş adamlarına şükranlarını sunduğuna ilişkin açıklaması

16.- Bursa Milletvekili Bennur Karaburun’un, Bursa’nın Gürsu ilçesinde bir fabrikada meydana gelen kazada hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediğine ve Mudanya Yalıçiftlik göletinin yapım sürecine ilişkin açıklaması

17.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, Afyon Kocatepe Üniversitesinde görev yapan Kamil Güngör’ün bir internet sitesindeki yazısında cumhuriyet düşmanlığını açıkça ortaya koyduğuna ve YÖK’ten, üniversite rektörlüğünden ve cumhuriyet savcılığından gereğini yapmalarını beklediğine ilişkin açıklaması

18.- Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer’in, Manisa’da askerlerin zehirlenmesinden sorumlu Rota şirketi yöneticilerinin tahliye edilmelerine ilişkin açıklaması

19.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, hekimlerin nöbet sürelerinin düzenlenmesi gerektiğine, ataması yapılan pratisyen hekimlerin güvenlik soruşturmalarının uzaması nedeniyle ciddi bir mağduriyet yaşandığına, TUS sonuçlarının bir an evvel açıklanması gerektiğine, hekimlerde eş durumundan atama uygulamasına, Bursa’nın Gürsu ilçesinde bir fabrikada meydana gelen kazada hayatını kaybeden 5 işçiye Allah’tan rahmet dilediğine, Faruk Nafiz Çamlıbel’in vefatının 44’üncü yıl dönümüne, 8 Kasım Mustafa Kemal Atatürk’ün başöğretmenliğe kabulünün 89’uncu, 10 Kasım vefatının 79’uncu yıl dönümlerine ilişkin açıklaması

20.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Bursa’nın Gürsu ilçesinde bir fabrikada meydana gelen kazada 5 işçinin hayatını kaybettiğine, Paradise belgeleriyle ilgili konular hakkında bazı bilgilere ve bazı ülkelere giden gelirlerden yüzde 30 vergi alınacağına ilişkin yasaya rağmen bu ülkelerin belirlenmediğine ilişkin açıklaması

21.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Bursa’nın Gürsu ilçesinde bir fabrikada meydana gelen kazada hayatını kaybeden 5 işçiye Allah’tan rahmet dilediğine, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu hakkında istinaf mahkemesinin kararına direnmesinin aslında Anayasa’ya, Anayasa Mahkemesi kararlarına ve Meclise karşı bir direniş olduğuna, 8 Kasım Mustafa Kemal Atatürk’ün başöğretmenliği kabulünün 89’uncu yıl dönümüne, 8 Kasım Dünya Şehircilik Günü’ne, Sağlık Bakanlığında ataması yapılıp güvenlik soruşturması tamamlanamayanlarla ilgili sorunun bir an önce çözüme kavuşturulması gerektiğine ilişkin açıklaması

22.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Bursa’nın Gürsu ilçesinde bir fabrikada meydana gelen kazada hayatını kaybeden 5 işçiye Allah’tan rahmet dilediğine ve 8 Kasım Dünya Şehircilik Günü’ne ilişkin açıklaması

23.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, yerli otomobil projesine karşı olmasının söz konusu olmadığına ve bu projeyi desteklediğine ilişkin açıklaması

24.- Erzurum Milletvekili Kamil Aydın’ın, Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız’ın MHP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

25.- İstanbul Milletvekili Gülay Yedekci’nin, Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız’ın MHP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

26.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, Bursa Milletvekili Bennur Karaburun’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

27.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Sözcü gazetesi muhabiri Gökmen Ulu’nun tahliye edilmesine ve İç Tüzük değişikliğiyle toplantı yeter sayısının kaldırılmasının sonuçlarına ilişkin açıklaması

28.- İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin, Düzce Milletvekili Ayşe Keşir’in CHP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

29.- Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı’nın, Erzurum Milletvekili Kamil Aydın’ın MHP Grubu adına ve İstanbul Milletvekili Gülay Yedekci’nin CHP Grubu adına MHP grup önerisi üzerinde yaptıkları  konuşmalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

30.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın yasama faaliyetleriyle ilgili tüm gündemin tutuklu milletvekillerine iletilmesinin sağlanması talebine Meclis Başkanının verdiği cevaba ilişkin açıklaması

31.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

32.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

33.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

34.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

35.- İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay’ın, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

36.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Arzu Erdem’in 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 10’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

37.- İstanbul Milletvekili Arzu Erdem’in, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

38.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Arzu Erdem’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

39.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, bu ülkenin kentlerine, doğasına, tarihine ihanet edenleri doğanın gücüne ve halka havale ettiklerine ve TTK’de direniş yapanların para cezalarıyla tehdit edildiklerine ilişkin açıklaması

40.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, vefat eden 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Nebi Bozkurt’a Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

41.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, vefat eden 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Nebi Bozkurt’a Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

42.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, vefat eden 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Nebi Bozkurt’a Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

43.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, vefat eden 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Nebi Bozkurt’a Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

44.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Van Milletvekili Lezgin Botan’ın 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 13’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

45.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

46.- Van Milletvekili Lezgin Botan’ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

47.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, kalp krizi geçiren Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’na geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ilişkin açıklaması

48.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’yla ilgili iyi dileklere teşekkür ettiğine ve ağır ceza mahkemesi başkanlarının istinaf mahkemelerini şikâyeti konusunda bilgi almak istediğine ilişkin açıklaması

49.- Mersin Milletvekili Yılmaz Tezcan’ın, vefat eden 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Nebi Bozkurt’a Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

50.- Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 14’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

51.- Sakarya Milletvekili Mustafa İsen’in, Paris’te yapılan UNESCO Genel Kurulunda Türkiye’nin yürütme kuruluna seçildiğine ilişkin açıklaması

52.- Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak’ın, vefat eden 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Nebi Bozkurt’a Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

 

VI.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, Başkanlık Divanı olarak Bursa’nın Gürsu ilçesinde bir fabrikada meydana gelen kazada hayatını kaybeden 5 işçiye Allah’tan rahmet dilediklerine ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, vefat eden 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Nebi Bozkurt’a Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin konuşması

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, kalp krizi geçiren Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’na geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ilişkin konuşması

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- MHP Grubunun, Grup Başkan Vekili Samsun Milletvekili Erhan Usta tarafından, 2 ilde uygulanan doğal gaz indiriminin Doğu Anadolu Bölgesi’ni kapsayacak şekilde genişletilmesi amacıyla 8/11/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 8 Kasım 2017 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- HDP Grubunun, Bingöl Milletvekili Hişyar Özsoy ve arkadaşları tarafından, "Malta Belgeleri” adıyla yayımlanan belgelerin işaret ettiği finansal menfaat ilişkilerinin tüm boyutları ile açığa çıkarılması amacıyla 7/6/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 8 Kasım 2017 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi ve arkadaşları tarafından, huzurevlerinde kalan ve huzurevlerine yerleşmek için sıra bekleyen yaşlıların sorunlarının araştırılması ve gerekli çözümlerin belirlenmesi amacıyla 8/11/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 8 Kasım 2017 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Mardin Milletvekili Mithat Sancar’ın, Adana Milletvekili Mehmet Şükrü Erdinç’in HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay’ın 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 10’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine ve AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

 

 

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/884) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 6306 Sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun", 2981 Sayılı "İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun" ve 4706 Sayılı "Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/588) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 502)

2.- AB-EFTA Ortak Transit Ortak Komitesinin 20 Mayıs 1987 Tarihli Ortak Transit Rejimine İlişkin Sözleşmeyi Değiştiren 28/04/2016 Tarihli ve 1/2016 Sayılı Kararının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/745) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 457)

 

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, 1 Haziran 2017 tarihi itibarıyla Konya ilindeki emekli, memur, işçi ve sigortalı sayılarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/16613)

2.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Ziraat Bankasından kredi kullanan ve borçları icra takibine konu edilen çiftçilere ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/16983)

8 Kasım 2017 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.04

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19’uncu Birleşimini açıyorum.

Ill.- YOKLAMA

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

Görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, şehirlerimiz ve kentsel dönüşüm hakkında söz isteyen Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’e aittir.

Sayın Şeker, kürsüye buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekillerinden de derin bir sessizlik bekliyoruz.

Sayın milletvekilleri, hatibi kürsüye davet ettim, lütfen hatibin insicamını bozmayalım.

Buyurun Sayın Şeker.

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, 8 Kasım Dünya Şehircilik Günü’ne, şehirlerimiz ve kentsel dönüşüme ilişkin gündem dışı konuşması

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; bugün 8 Kasım Dünya Şehircilik Günü.

Şehirler sosyal, kültürel ve mimari değerlerle bir milletin zenginliği, medeniyetin beşiği hem de ilerlemenin kaynağıdır. Savaşın, terörün ve iç çatışmanın yaşandığı bölgelerde şehirlerin tahrip edilmesi, yıkılması, ortak hafızanın silindiği insanlık dışı eylemlerdir. İnsanın hayat hakkı ne kadar mukaddes ise şehirlerin hayat hakkını korumak da o kadar mukaddes bir haktır. Her şehir kendi hayat tarzını, maddi ve manevi zenginliğini üretir. Şehir insanın, insan da şehrin aynasıdır. Hacı Bayram Veli ne güzel de ifade etmiş: “İnsan şehri inşa ederken aslında taşın, toprağın arasında kendisini inşa eder. Gönülde her ne var ise şehir olarak görülür.”

Şehirler, geçmişi geleceğe kadim medeniyetimizle, maddi ve manevi bağlarla bağlayan köprülerdir. Bu bağları korumak ve geleceğe taşımak bizler için öncelikli görev ve sorumluluktur. Kentsel dönüşüm projelerimize bu anlayışla devam ederken şehirlerimizin tarihî ve kültürel dokusuyla uyumlu bir dönüşüm birinci önceliğimizdir.

Bu vesileyle, Genel Kurulda gündeme getirilen Gebze ilçemizin Hürriyet, Yavuz Selim, kısmen Ulus ve Mevlana Mahallelerindeki çalışmalar hakkında da bilgi vermek isterim. Bu bölge 182 hektar olup 4 mahalleyi kapsamaktadır. Neredeyse tamamı plansız ve kaçak olarak yapılaşmış, toplamda 8.849 tane bina mevcuttur şekilde gözüktüğü gibi. Bunun 8.619 adedi 2004 yılından önce yani yüzde 98’i AK PARTİ belediyeciliğinden önce yapılmıştır. Ayrıca, bu bölge üzerinde yoğun yapılaşma olup 4 tane de dere yatağı bulunmaktadır. Donatı alanlarının yapılacağı boş alan bulunmamaktadır.

Bu bölgenin mülkiyet durumuna baktığımızda, özel mülkiyet 43 hektar, belediyenin mülkiyeti 78 hektar ve hazinenin de 31 hektar olmak üzere toplam mülkiyetli alan 152 hektardır. Kullanıma göre baktığımızda, bu kullanımda özel mülkiyet 43 hektarını kullanıyor, tapu tahsisli alanlar 33 hektarda ve tapusu olmadan bina yapılan alanlarsa 76 hektarı kapsamaktadır. Böylece, sadece tapusu olmadığı hâlde binası olanların yaptığı daire sayısı, bölgedeki tüm daire sayısının yüzde 50’sinden daha fazla. Şurada şekilde gözüktüğü gibi hep kamu alanlarında, maalesef, dere yataklarında bu binalar bulunmaktadır.

Diğer taraftan, bölgenin yapı stokuna baktığımızda, arkadaşlar, bölgede 4.520 tane yapı bulunmakta, bunun 3.690’ı tapusuz veya tapu tahsis belgeli; daire sayısı toplam 8.849, bunun 6.804’ü tapusuz veya tapu tahsis belgeli yani yüzde 77’sinin tapusu yok. Eğer bu bölgede kentsel dönüşüm yapılmaz ise tapusuz yapılara ve kamu donatı alanlarında kalan tapu tahsis belgeli yapılara veya arsaların hiçbirine yasal olarak tapu vermek mümkün değil. Bu problemi çözmek ve herkesi hak sahibi yapabilmek için Gebze Belediyesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, TOKİ, planlama ve kentsel dönüşüm çalışma hazırlıklarını yürütüyorlar.

Bu konularla ilgili çözüm nedir diye baktığımızda, buranın bu problemlerinin çözümü 6306 sayılı Yasa’ya göre yapılacak olan kentsel dönüşümdür. Yapılacak kentsel dönüşümle planlı ve yaşam kalitesi yüksek bir şehir oluşacak, depreme dayanıklı ve güvenli binalara sahip olunacak, kamu alanları ve sosyal donatı alanları sağlanmış olacak; iskâna müsait olmayan, yapılaşmaya müsait olmayan dere yatakları, fay hatları, heyelanlı bölgeler tamamıyla boşaltılmış olacak. Bu uygulamayla, tapusu olmayanlar, tapu tahsis belgesi olup da kamu alanlarında kalanlar veya tapu tahsis bedelini ödemeyenler, evi kamu alanlarında kalanlar ev sahibi olacaktır. Böylece hiç kimse açıkta kalmayacak. Bu uygulamayla, bölgede oturanların sadece yüzde 21,7’si değil, yüzde 100’ü ev ve arsa sahibi olacaktır. Kentsel dönüşümün dışındaki tüm çözümler de sadece bölgede tapusu olanlara yüzde 22’lik bir çözüm getiriyor, geriye kalan yüzde 88’i maalesef çözüme ulaşamıyor.

Bu düşünceyle Dünya Şehircilik Günü’nü kutluyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.(AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şeker.

Gündem dışı ikinci söz, tutuklu çocukların mağduriyetleri hakkında söz isteyen Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan’a aittir.

Sayın Aslan, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

2.- Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan’ın, tutuklu çocukların mağduriyetlerine ilişkin gündem dışı konuşması

MEHMET ALİ ASLAN (Batman) – Sayın Başkanı, Sayın Divanı ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Ayrıca, 4 Kasım siyasi darbesi nedeniyle şu anda içeride tutsak olan Sayın Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş’ı, Sayın Figen Yüksekdağ’ı ve diğer milletvekillerimizi ve haksız yere tutuklu olan belediye eş başkanlarımızı da buradan saygıyla selamlıyorum.

Arkadaşlar, sözüme Hazreti Ömer’in bir sözüyle başlamak istiyorum. Kendisi bir hutbede halka hitaben demiştir ki: “…”(x) Yani “Sizde hayır yoktur eğer sorunlarınızı söylemezseniz; bizde de, yöneticilerde de hayır yoktur eğer biz sizi dinleyip gereğini yerine getirmesek, sorununuzu çözmesek.” diye buyurmuştur.

Şimdi, bu temelde, bütün Türkiye'nin, hatta dünyanın bir ayıbı olan, bir sorunu olan tutuklu çocuklarla ilgili bir konuşma yapmak istiyorum. Türkiye’de 668 bebek ve çocuk yani 0-6 yaş arası çocuklarımız, bebeklerimiz anneleriyle şu anda mapus hayatı yaşıyor. Temsilî resimler var. Maalesef temsilî resimler bile içimizi acıtıyor, kan ağlıyoruz ama maalesef yaşanan adaletsizlikten dolayı da yapabileceğimiz sadece bunu buradan dillendirmek oluyor.

Yine, maalesef dünyada Türkiye bu konuda şampiyon. 668 bebek ve çocuk dünyanın hiçbir cezaevinde tutsak değildir, anneleriyle değildir.

Yine, bakın, ebeveynleri içeride olan 4 yaşındaki bir çocuğumuzun çizmiş olduğu baba resmi. Bu bile aslında yaşanan tabloyu özetleme açısından yeter de artar bir iç acıtıcı görüntü.

Cezaevindeki tutuklu yargılamalarla ilgili epey mağduriyet var ve dışarıda yaşayan ailelerini de epey inciten, zulüm boyutuna varan mağduriyetlerden sadece bir tanesini anlatacağım: Görmez ailesi… Lütfen sosyal medyaya, Twitter’a bir bakın, “Görmez ailesi” yazın, başlarına neler gelmiş bir bakın ve empati yapıp kendinizi o ailenin yerine koyun, kendinizi o çocukların yerine koyun, kendinizi o babanın ve annenin yerine koyun. Fatma Görmez, yüzde 96 engelli raporu var ve eşi on beş aydır Konya E Tipi Cezaevinde tutuklu yargılanıyor. Fatma Hanım’a iki buçuk yıl önce böbrek yetmezliğinden dolayı böbrek nakli yapılmıştır. İşitme kaybına sahipti, KHK’yle ihraç edildikten sonra kulakları tamamıyla işitemez oldu ve şu anda 34 kiloya inmiş durumda, iki defa da açık kalp ameliyatı oldu. Kusura bakmayın, bu yaşananların hepsini aklımda tutamadığımdan dolayı buradan okuyorum yani o kadar çok mağduriyet, o kadar çok hastalık var ki aklımda tutamadığım için okumak zorunda kalıyorum.

14 yaşında “Berk” isminde bir oğlu var, yüzde 71 engelli ve ileri derecede görme bozukluğu yaşıyor, metabolizmasında ve beyninde sorunlar var, yine, yüzde 60 işitme kaybı yaşamaktadır. Babası tutuklandıktan sonra, daha doğrusu tutuklu yargılandıktan sonra yiyemez, içemez duruma gelmiştir ve bağırsak düğümlenmesi yaşamıştır. Şu anda bağırsaklarının bir kısmı kesilmiş ve bir kısmı da dışarıya bırakıldığı için tuvaletini de yaparken birilerinin yardımına ihtiyaç duyarak yapmak zorunda kalıyor. Zaten muhtaç durumda olan annesi ona bakmak zorunda kalıyor, annesi bakıma muhtaçken çocuğuna da bakmak zorunda kalıyor. Diğer bir kızı ise bundan dolayı psikolojik sorunlar yaşamaktadır.

Şimdi, bu ayıbı ve buna benzer ayıpları bizim Türkiye olarak, Meclis olarak çözmemiz gerekiyor. Bakın, ayetikerime var, diyor ki: “Sizin bir topluluğa karşı olan kininiz, sizi onlar hakkında adaletsizliğe sevk etmesin.” Dolayısıyla, bizim adil olmamız gerekiyor. Sözünü ettiğim, ilgili resimler de Berk’in resmi de burada, annesinin resmi de burada. Lütfen, bu konuda acilen bir şeyler yapılsın, mağduriyetler giderilsin.

Teşekkürler. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündem dışı üçüncü söz Ankara’nın sorunları hakkında söz isteyen Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi’ye aittir.

Sayın Hakverdi, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

3.- Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi’nin, Ankara ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

ALİ HAYDAR HAKVERDİ (Ankara) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Ankara’nın sorunları hakkında bugün söz aldım. Bu kürsüde daha önce Melih Gökçek’in hukuksuz uygulamalarına dair söz söylediğimizde genelde oturduğunuz yerden laf atar ve itiraz ederdiniz ama bugün anlaşılan o ki hiçbirinizi Melih Gökçek ilgilendirmiyor, hiçbirinizin umurunda değil. Daha doğrusu, bugün ondan uzak durmaya çalışıyorsunuz ve aslında ona vebalı gibi davranıyorsunuz, onunla görüntü vermek istemiyorsunuz. Şunu belirtmek isterim ki: Aynı veba yarın size de bulaşabilir çünkü bir kişinin ağzından çıkacak sözlerle aynı veba size de sirayet edebilir. Şunu söylemek isterim ki: Hiçbirinizin ama hiçbirinizin yarına dair garantisi yok.

Şimdi “İstanbul’a ihanet ettik, ihanet etmeye de devam ediyoruz.” diyor ya AKP Genel Başkanı, sadece İstanbul’a değil, yönettiğiniz birçok şehre, aynı zamanda Ankara’ya da ihanet ediyorsunuz. Hatta ihanetin en büyüğünü de Ankara’ya yapmaktasınız. En son Akyurt’ta daha dün mezarlıkların satışı ihalesi yapıldı, mezarlıklar satışa çıkarıldı, ihale edildi; ölülerimizi satıyorsunuz. Ankara’yı parsel parsel sattınız, sıra maalesef mezarlıklara geldi.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – İftira atmayalım lütfen.

ALİ HAYDAR HAKVERDİ (Devamla) – Başkentimizde 5 milyondan fazla insan yaşamakta ancak maalesef başkentimiz sahipsiz. Parklarda ve köşebaşlarında uyuşturucu satıcıları kol geziyor ve bu satış her geçen gün yaygınlaşmaya devam etmekte. Yine, 2016 yılında Ankara’da 888.410, 2017’nin Eylül ayı itibarıyla da 719.611 kişi psikolojik rahatsızlığı sebebiyle sağlık kuruluşlarına başvurmuş. Ankara’da son bir yılda 785 kişi intihar girişiminde bulunmuş. Maalesef Kızılay’ın göbeğinde dükkânlar kapanıyor birer ve kapanmaya da devam ediyor. Yol diye ODTÜ ormanlarını katlettiniz ancak Ankara’ya yirmi üç yılda sadece 64 kilometre yani yılda 2,7 kilometre demir yolu döşenmiş, raylı sistem döşenmiş.

Beraber yürüdüğünüz parselcinin Ankara’ya zulmünü biz anlatmakla bitiremeyiz. Ancak istifasını istediğiniz o zatın, o koltuğun gerçek sahibi olmadığını sizler de çok iyi biliyorsunuz, bizler de çok iyi biliyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

Ankara’da yaklaşık bir yıldır eylem yasağı devam etmekte. İnsan Hakları Anıtı abluka altına alınmış, gözaltına alınmış ve bu çevrede Nuriye ve Semih’in ismini zikretmek yasak. Önce haksız yere işlerinden edildiler; sonrasında, seslerini çıkardıklarında gözaltına alındılar; seslerini yükseltip ülkeye duyurduklarında da terörizmle suçlanıp hapishanelere atıldılar. Bir kolu olmayan Veli ve Acun Hoca her gün Yüksel’de gaza, dayağa ve plastik mermiye maruz kalıyor. Peki, bu eziyet yetti mi? Yetmedi, yetmedi, avukatları da gözaltına alınıp tutuklandı. Geçen hafta, Nuriye ve Semih’in avukatlarından Engin Gökoğlu hazır olda tekmil vermediği gerekçesiyle kolu kırıldı, şu an tedavi altına dahi alınmış değil. Yine, aynı odada kalan avukat Murat Deniz’in de aynı müdahalede maalesef eli parçalandı. Yetmedi, biliyorum yetmeyecek. Size göre, sizin gibi düşünmeyen, haksızlığa karşı direnen kişiler terörist ilan ediliyor. Oysa, asıl terörist, ülkeyi bölen, bombalar patlatan, bunlara göz yumanlardır; asıl terörist, “yandaş” ve “diğerleri” diye ülkeyi bölenlerdir; asıl terörist, ülkenin kurucu değerlerine kastedenlerdir. (CHP sıralarından alkışlar)

Son zamanlarda Atatürk’ü ağzınızdan düşürmez oldunuz. Şunu belirtmek isterim: Kemalizm, hava durumuna göre değiştirebileceğiniz bir gömlek değildir; Kemalizm, ülkenin kuruluş ve kurtuluş felsefesidir.

Genel Kurulunuzu saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi, gündeme geçmeden önce, sisteme giren on beş sayın milletvekiline İç Tüzük 60’a göre birer dakika süreyle söz vereceğim.

Sayın Arık, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Kayseri Milletvekili Çetin Arık’ın, Kayseri Büyükşehir Belediyesinin toplu taşıma ücretleri için aldığı zam kararından bir an önce vazgeçmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ÇETİN ARIK (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Huzur şehri Kayseri’mizde vatandaşlarımız artık çok huzursuz. Daha geçenlerde toplu taşıma ücretlerine yüzde 25 zam yapan Kayseri Büyükşehir Belediyesi otobüs kartlarına da yüzde 100 zam yaptı. Konya’da 1 lira, Ankara’da 5,5 lira olan otobüs kartları Kayseri’de 10 liraya satılıyor. Yani Kayseri Büyükşehir Belediyesi vatandaşı soymaya devam ediyor, elini fakirin cebinden bir türlü çekmiyor. Buradan Kayseri Büyükşehir Belediyesine sesleniyorum: Deli Dumrul gibi her fırsatta vatandaşın cebindeki paraya göz dikmeyin, aldığınız bu yanlış karardan bir an önce vazgeçin.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Erkek…

2.- Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek’in, İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu davasında tam bir kaos yaşandığına ilişkin açıklaması

MUHARREM ERKEK (Çanakkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enis Berberoğlu davasında tam bir kaos yaşanıyor. Siz, bir milletvekilini, suçsuz bir insanı kurguya dayalı soyut iddialarla mahkûmiyete sürüklerseniz ve yargının üzerinde ağır baskılar kurarsanız maalesef bu tip kaoslar kaçınılmaz oluyor ama hukuk bu belirsizliği, kaosu daha fazla taşıyamaz. Ortada bir bozma kararı var ve bozma kararında suçun oluşmadığı net olarak belirlenmiş ama bir milletvekili hâlâ tutuklu. Tutuklu bir yargılamada bu belirsizlik, kaos giderilmesi imkânsız mağduriyetlere sebep oluyor. Milletvekilimiz Enis Berberoğlu ivedilikle tahliye edilmek zorundadır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Aydın…

3.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, Bursa’nın Gürsu ilçesinde bir fabrikada meydana gelen kazada hayatını kaybeden 5 işçiye Allah’tan rahmet dilediğine ve iş kazalarının önlenmesi konusunda Çalışma Bakanlığını göreve davet ettiğine ilişkin açıklaması

ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bursa’nın Gürsu ilçesinde bir tekstil fabrikasında bugün sabah saatlerinde meydana gelen kazada maalesef 5 işçi hayatını kaybetti. Ölenlere Allah’tan rahmet, yaralılara da acil şifalar diliyorum, bu kazanın sebebinin bir an önce araştırılıp ortaya çıkarılmasını da ümit ediyorum.

Üzgünüm ki iş cinayetleri, bir başka deyişle de iş kazaları gittikçe artıyor. 2016 yılında 1.970 işçi çalışırken yaşamını yitirdi ve Türkiye tarihinde en çok işçi ölümü de geçen yıl gerçekleşmiş oldu. Yaşamını yitirenlerin 1.682’si işçi ve memur, 288’i ise çiftçi ve esnaf. Yine en güvencesiz işçi bileşenleri olarak 56 çocuk, 99 kadın ve 96 göçmen işçinin can verdiğini görüyoruz. İş kazalarının en fazla meydana geldiği kentlerden biri de maalesef Bursa. Bunun en önemli nedenlerinden biri de önlemsizlik, tedbirsizlik. Bu konuda Çalışma Bakanlığını göreve davet ediyor ve bu iş kazalarının önlenmesini talep ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Kayışoğlu…

4.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, Bursa’nın Gürsu ilçesinde bir fabrikada meydana gelen kazada hayatını kaybeden 5 işçiye Allah’tan rahmet dilediğine ve her yıl artan iş kazalarının önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bugün Bursa’nın Gürsu ilçesinde bir fabrikada gerçekleşen patlama neticesinde maalesef 5 işçimiz hayatını kaybetti ve 14 kişi yaralı; Bursa milletvekili olarak öncelikle, vefat edenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Türkiye’de günde ortalama 4 kişi iş kazasında hayatını kaybediyor ve her yıl artan iş kazalarının aslında cinayet olduğunu hep söylüyoruz ve bu cinayetler sona erene kadar da söylemeye devam edeceğiz. Çünkü, bu iş cinayetleri gerekli denetimler yapıldığı, önlemler alındığı takdirde önlenebilecek vakalardır ama maalesef, bu konuda iktidar sahipleri sorumluluklarını yerine getirmiyorlar. Artık, bir gün dahi boşa geçirmeden, özellikle tehlikeli işlerle ilgili yerlerin denetiminin yapılması ve gerekli önlemlerin alınmasını talep ediyoruz. Aksi hâlde bu cinayetlerden iktidar sahipleri sorumludur.

BAŞKAN – Sayın Hürriyet’in yerine Sayın Akın…

5.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın, Hükûmetin çiftçiyi iflas ettiren yanlış tarım politikalarından derhâl vazgeçmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

AHMET AKIN (Balıkesir) – Sayın Başkanım, teşekkürler.

Balıkesir, bereketli topraklarıyla çok önemli bir şehir. Maalesef, yanlış tarım politikaları yüzünden çiftçilerimiz zor günler geçiriyor. İktidar seçim bildirgesinde “Çiftçilerimizin büyük hayalleri vardı, bu hayaller iktidarımız sayesinde gerçek oldu.” diyordu. Fakat AKP döneminde çiftçiler yoksullaştı, icra daireleriyle yüz yüze geldi. Tarlaların büyük bir bölümü ipotekli, traktör ve iş makinaları hacizli. Türkiye kendi kendine yetebilen ülkeler arasındayken bu Hükûmet sayesinde, tarımla geçinen 4 kişilik bir aile bile kendi kendine yetemez duruma geldi, iflas etti. Bir de dalga geçer gibi herkese “Evlenin.” deyip duruyorsunuz. Köylülerimiz karnını zor doyuruyor. Allah aşkına, bizim orada çiftçiye kız bile vermiyorlar, “Çocuklarımızı evlendiremiyoruz.” diye feryat ediyorlar. Çiftçilerimizin büyük hayalleri değil haklı talepleri var. Hükûmet, çiftçiyi iflas ettiren, “Gerekirse ithal ederiz.” politikasından derhâl vazgeçmelidir.

BAŞKAN – Sayın Bakan’ın yerine Sayın Bayır…

6.- İzmir Milletvekili Tacettin Bayır’ın, tüm sporseverleri 9 Kasım Perşembe günü yapılacak olan Ege Bölgesi Spor Kurulu çalışmasına davet ettiğine ilişkin açıklaması

TACETTİN BAYIR (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

9 Kasım Perşembe saat 13.00’te İzmir İsmet İnönü Sanat Merkezinde Ege Bölgesi’nde faaliyet gösteren spor kulüplerinin temsilcilerinin katılacağı 8 ili kapsayan Ege Bölgesi Spor Kurulu çalışması düzenlenecek. Büyük Önder’imiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ben, sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.” sözünden yola çıkarak ülkemizdeki sporun ve sporla birlikte gelişen düzgün birey kavramının farkındayız. Spor, çocuklarımızın, gençlerimizin spor yaparak kötü alışkanlıklardan uzaklaşması açısından son derece önemli bir role sahiptir. Bu konu partilerüstü bir konudur, ele almamız gereken bir konu ve katkı sağlamak da hepimizin görevi. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu bakış açısıyla, yarın spor kulüplerinin temsilcilerinin katılacağı Ege Bölgesi Spor Kurulu çalışması düzenleyeceğiz. Tüm sporseverleri saat 13.00’te İzmir Fuar İsmet İnönü Sanat Merkezî’nde düzenlenecek Ege Bölgesi Spor Kurulu çalışmasına davet ediyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın İlgezdi...

7.- İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin, 10 Kasım Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının 79’uncu yıl dönümüne ve Atatürk’e hakaret gerekçesiyle tutuklanan Hasan Akar’ın neden tahliye edildiğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (İstanbul) – Sayın Başkan, iki gün sonra, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının 79’uncu yılında Türkiye'nin birçok yerinde anma törenleri yapılacak. Fikirleri ve devrimleriyle yolumuzu aydınlatan Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı ve özlemle anıyorum.

Öte taraftan, Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi hatırasına saldıranlar da her geçen gün artıyor. Saldırganlar cezasızlık prensibinden güç alıyorlar. Geçtiğimiz hafta tahliyesini basından öğrendiğimiz Hasan Akar da bu saldırganlardan sadece birisi. Anımsayacaksınız, Akar hakkında Atatürk’e hakaret ettiği gerekçesiyle geçtiğimiz 9 Mayısta soruşturma başlatılmıştı. Hakkında yedi buçuk yıl hapis istemiyle iddianame hazırlanan, kırk üç gün kaçak yaşayan ve 20 Haziranda tutuklanan Hasan Akar’ın 6 Ekimde sessiz sedasız tahliye edildiğini öğrendik. Buradan sormak istiyorum: Hakaret dolu videoda delil bulamayanlar kimlerdir? Hasan Akar’ı kimler neden koruyup kolluyor? Hasan Akar’la “Teslim ol, tepkiler azalsın. Sonra nasılsa serbest bırakılırsın.” pazarlığı mı yapıldı? Hükûmet bu konuda ne düşünüyor?

Teşekkür ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Durmuşoğlu...

8.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, Ankara’da 2 gaziye yönelik saldırıyı kınadığına, bağımsızlığımızı borçlu olduğumuz tüm şehitleri minnetle yâd ettiğine ve Bursa’nın Gürsu ilçesinde bir fabrikada meydana gelen kazada hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Geçtiğimiz gün Ankara'da gazi jandarma astsubay çavuş Muzaffer Oktay, gazi jandarma uzman çavuş İbrahim Kızılkaş ve ailelerine yönelik gerçekleştirilen menfur saldırıyı kınıyorum. Güvenlik kameralarına yansıyan olay anını izleyen her vatandaşımız gibi büyük bir üzüntü duyuyor, gazilerimize ve ailelerine acil şifalar diliyorum.

Mensubu olmaktan gurur duyduğumuz bu millet gazi bir millettir, Meclisimiz gazi bir Meclistir. Şehitlik ve gazilik unvanları bizim için hiçbir maddi değerle, hiçbir dünyevi makamla ölçülemeyecek kadar büyük bir şereftir. Şehitlerimiz, gazilerimiz ve aileleri, temsil ettikleri değerler, ağırbaşlı duruşları, vatan sevgileri ve kahramanlıklarıyla yeni nesiller için âdeta birer rehberdir.

En çok gaziye sahip ve en çok şehit veren illerden birisi olan Osmaniye’nin milletvekili olarak, bu güzel ülkeyi bizlere vatan kılan, bağımsızlığımızı borçlu olduğumuz tüm kahramanlarımıza şükranlarımı sunuyor, tüm şehitlerimizi de rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Ayrıca bugün Bursa’da meydana gelen olayda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Özdemir…

9.- İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir’in, ekonomi ve eğitim başta olmak üzere sorunlara çare üretemeyen Hükûmete vatandaşın ilk seçimde tepkisini göstereceğine ilişkin açıklaması

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmelerinde ortaya çıkan tabloya göre, Hükûmetin 2017 yılına ilişkin ne büyüme ne enflasyon ne de işsizlikle ilgili hedeflerinin hiçbiri tutmuyor. Son dokuz yılın rekorunu kıran enflasyon, 2017 sonunda çift haneli seviyede olacak. İşsizlik 10,7’ye yükseldi, her 4 gençten 1’i işsiz. Gıda, sağlık, ulaşım gibi vatandaşlarımızı doğrudan etkileyen alanlarda yapılan zamlar had safhaya ulaştı. Açlık sınırı 1.544 TL’ye, yoksulluk sınırı 5.030 TL’ye yükseldi. Hükûmet, benzine zam üstüne zam yapıyor. Bugün Meclis Genel Kurulunda görüşmelerine devam edilen torba yasayla birlikte vergi zamları yine vatandaşımızın sırtına yüklenecek. Ekonomi, eğitim başta olmak üzere, vatandaşımızın sorunlarına çare üretemeyen bu Hükûmete, vatandaşımız ilk seçimde tepkisini gösterecektir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Adıgüzel’in yerine Sayın Doğan…

10.- İstanbul Milletvekili Selina Doğan’ın, Erzurum Büyükşehir Belediyesinin 5 köyün tarım arazileri için kullanılan bir kaynak suyu Çulak mezrasına taşımak istediğine ilişkin açıklaması

SELİNA DOĞAN (İstanbul) – Sayın Başkan, dün gündeme getirdiğim Erzurum Büyükşehir Belediyesinin ayrımcı bir uygulaması daha; Hınıs ilçesi Dibekli köyü sınırları içinde bulunan ve toplam 5 köyün on binlerce dönüm tarım arazisi için kullanılan bir kaynak suyu, ihtiyacı olmadığı hâlde sadece 4 haneli Çulak mezrasına taşınmak isteniyor. Oysa bu mezraya daha yakın su kaynakları mevcut ve bu suyun zaman içinde özel kişilere para karşılığı satılacağı da iddia ediliyor. Belediye tarafından kepçelerle bu kaynak suyu kesilmiş ve taşıma işlemi için borular döşenmeye başlanmış bile. 5 köyü içme ve sulama suyundan mahrum etmek, onların yaşam damarlarını kesmek demek; ayrıca bölgenin binlerce yıllık doğal habitatı da yok olacak.

Tarım Bakanlığına soruyorum: Erzurum Büyükşehir Belediyesi ne yapmak istiyor? Şahsen benim yüzüme de ifade ettiği üzere “O köylerden bana oy çıkmadı.” bahanesiyle köylülerin, hayvanların ve doğal hayatın damarlarını mı kesmek istiyor?

Teşekkürler.

BAŞKAN – Sayın Akın yerine Sayın Akkaya…

11.- İstanbul Milletvekili Yakup Akkaya’nın, Bursa’nın Gürsu ilçesinde bir fabrikada meydana gelen kazada 5 işçinin hayatını kaybettiğine ve AKP Hükûmetinin bu konuda çıkarılan yasayı işverenlerin istemi üzerine sürekli ertelediğine ilişkin açıklaması

YAKUP AKKAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, Bursa’da bugün boya fabrikasındaki iş cinayetinde 5 işçi öldürüldü, 4 işçi de yaralandı.

2017 yılı ilk 10 ayının bilançosu çok ağır: 1.680 işçi iş cinayetine kurban gitti, binlerce de yaralı var. Ekim ayında 182 işçi iş cinayetine kurban gitti. Kasım ayı içinde bugüne kadar -bugünkü kazayla birlikte, iş cinayetiyle birlikte- 16 işçi iş cinayetine kurban gitti.

Peki, bu konuda iktidar ne yapıyor? Çıkan yasayı… 6331 sayılı Yasa 2012’de çıktı ama çıktığı günden bugüne kadar sürekli erteleniyor ve 1 Temmuz 2020’ye de bu yasa ertelendi. Bu iş cinayetlerinin sorumlusu kim? Kim bu iş cinayetlerinin ortağı? Çıkan yasaları işverenlerin istemi üzerine sürekli erteleyen AKP Hükûmetidir.

Teşekkür ederim Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Kılıç…

12.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, mevki, makam ve görevlerin milletin emaneti olduğuna ilişkin açıklaması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Mevki, makam ve görevler sorumlularına milletin emanetidir. Emanete riayet edilmelidir. En acınacak kişi, makamı yükseldikçe küçülen kimsedir. Makamlar kişilere liyakatlerine göre verilmelidir. Yükselmenin en alçakçası hakkın olmadan insanların sırtına basarak yükselmektir. Milletin verdiği mevkilerin hakkını, yine onlara hizmet ederek eda etmelidir.

Öyle bir konumda durmalıyız ki düştüğümüz zaman iki ayağımız üzerine düşebilelim. Makamlar insanlara değil, insanlar makamlara erdem katar. Çevremizdekileri alçaltarak değil, kendimizi yükselterek büyümeliyiz. “Büyük derecelere büyük yorgunluklarla erişilmelidir.” der Hazreti Ali, uygarlığın gereği de budur.

BAŞKAN – Sayın Kuyucuoğlu…

13.- Mersin Milletvekili Serdal Kuyucuoğlu’nun, muvazzaf subaylık için yapılan mülakatta sorulan sorulara ilişkin açıklaması

SERDAL KUYUCUOĞLU (Mersin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Millî Savunma Bakanlığı muvazzaf subaylık için mülakat yapıyor. Mülakatta sorulan sorular şunlar: “Kur’an-ı Kerim’i okudunuz mu? Kevser suresinin önemi nedir? Gezi olayları hakkında ne düşüyorsunuz? Berkin Elvan gerçekten ekmek almaya giderken mi öldü? Senin görüşün nedir?”

Bu sorular ne kadar mesleğe uygun? Yine, bu sorular vicdana, ahlaka, adalete, hakka, hukuka uyar mı? Mülakat sisteminin arızalarını biliyoruz, onun için kameraya alınması ve itirazların da buna göre değerlendirilmesi gerekmiyor mu?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Tanal…

14.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, herkesi Orta Doğu Teknik Üniversitesinin düzenlediği İstanbul maratonuna katılmaya davet ettiğine ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Orta Doğu Teknik Üniversitesinin çocuklarımız için düzenlediği İstanbul maratonunda 12 Kasımda koşuyoruz, yürüyoruz. Gelin bu güzel duyguyu beraber yaşayıp paylaşalım ve yarınlarımıza el verelim. Haydi adımlarımız burs olsun, kalpler sizi unutmasın. Tüm milletimizi bu desteğe, bu kampanyaya katılmaya davet ediyoruz.

Selam ve saygılarımı iletiyorum.

BAŞKAN – Sayın Öztürk…

15.- Giresun Milletvekili Sabri Öztürk’ün, Türkiye’nin yerli otomobilini üretecek beşli konsorsiyumu oluşturan şirketlere başarılar dilediğine ve bu süreci başlatan Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar ile iş adamlarına şükranlarını sunduğuna ilişkin açıklaması

SABRİ ÖZTÜRK (Giresun) – Teşekkürler.

Her konuda yerli ve millî politikalar üreten Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, kendi yerli otomobilimizi yapmak için uzun süredir iş adamlarımıza çağrılarda bulunuyordu. Nihayet bu konuda yapılan çağrılar, özellikle Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın yaptığı çalışmalar meyvesini verdi, geçtiğimiz hafta Türkiye’nin yerli otomobilinin üretilmesi için Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetinde Külliye’de yapılan toplantıda imzalar atıldı.

Yerli otomobili üretecek beşli konsorsiyum Anadolu Grubu, BMC, Kıraça Holding, Turkcell ve Zorlu Holdingden oluşmaktadır. Türkiye’nin yerli otomobilinin üretilmesi sürecinde bu firmalarımıza başarılar diliyorum. Bu süreci başlatan Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere Sayın Başbakanımıza, bakanlarımıza ve kıymetli iş adamlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Karaburun, buyurun.

16.- Bursa Milletvekili Bennur Karaburun’un, Bursa’nın Gürsu ilçesinde bir fabrikada meydana gelen kazada hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediğine ve Mudanya Yalıçiftlik göletinin yapım sürecine ilişkin açıklaması

BENNUR KARABURUN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Kıymetli milletvekillerim, öncelikle Bursa’da oluşan bu elim kazada hayatını kaybeden bütün vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum.

Bursa Mudanya Yalıçiftlik Göleti’nin, yöre halkının yirmi yıllık talebi doğrultusunda sözleşmesi 13 Haziran 2016 tarihinde imzalanmış ve ilk etap çalışmasına, 29 Eylül 2016 tarihinde ilk kazma vurularak başlanmıştır. Mudanya İlçe Başkanımız Doktor Ahmet Murat Ünal, AK PARTİ Mudanya teşkilatımız, DSİ bölge yetkilileri ve uzmanlar her zaman yöre halkımıza destek vermiş ve konuyla ilgili bilgilendirmeyi yapmıştır. Mudanya Yalıçiftlik Göleti bölgede bulunan 1.100 dekar sulama suyu ihtiyacını karşılamak için yapılmaktadır. Barajın temel yüksekliği 35,5 metre olacak ve 480 bin metreküp su biriktirme hacmine sahip olacaktır. 8 Kasım 2016 tarihinde göletin temel kazıları tamamlanarak dolgu çalışmalarına hazır hâle getirilmiştir. 9 milyon 823 bin liraya ihale edilen gölet ilave yatırımlarla 17 milyon liralık dev bir eser olma özelliği taşımaktadır. Proje devam etmekte olup 2018 yılı başlarında bitirilmesini planlamaktayız. Yaklaşık 110 bin ağacın kapalı sulama yöntemiyle sulamasının yapılması ürün kalitesini ve verimliliğini artıracak. Zeytin üreticimizin yüzünü güldürmeye devam edeceğiz. Her yıl ortalama 10 milyon liralık ilave gelir sağlayacağını düşünmekteyiz.

Yalıçiftlik merasında boru hattının geçeceği güzergâh üzerinde 35-40 ağacın sökümü yapılmıştır. Ayrıca, DSİ bölge müdürlüğümüzün yetkilileri baraj gölü çevresine sökülen ağaçların yerine coğrafi yapıya uygun olarak ağaç dikilmesi taahhüdünde bulunmuştur.

Yapılan her iş ve eylem yine yöre halkının onayı alınarak hayata geçirilmiş bir projedir. Mudanya’mızın en büyük talihsizliklerinden olan Cumhuriyet Halk Partili Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz’ın yapmış olduğu provokatif eylemlerine rağmen, Mudanyalı vatandaşlarımızın rağbet göstermemesi projenin ne kadar önemli olduğunu ve vatandaşlarımızın rızasıyla yapıldığını göstermektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Köksal…

17.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, Afyon Kocatepe Üniversitesinde görev yapan Kamil Güngör’ün bir internet sitesindeki yazısında cumhuriyet düşmanlığını açıkça ortaya koyduğuna ve YÖK’ten, üniversite rektörlüğünden ve cumhuriyet savcılığından gereğini yapmalarını beklediğine ilişkin açıklaması

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Afyon Kocatepe Üniversitesinde doçent olarak görev yapan Kamil Güngör isimli akademisyen “Cumhuriyete bir de böyle bakın” adlı “akademik yorum” adı altında yayınlanan, yerel bir internet sitesinde yayımlanmış olan yazısında cumhuriyet düşmanlığını açıkça ortaya koymuştur. Yazara göre, cumhuriyet bir kazanım değil, âdeta kaybediştir. Bahse konu yazısında özellikle dikkati çeken “Göstermelik yapılan seçimler hiçbir zaman ‘iktidarı’ halka vermemiştir. İktidara sahip olmak isteyenlerin sonu hazin olmuştur. Padişahın kulu olmaktan vatandaşlığa yükseltilme tam bir palavradır. Köylü milletin efendisi filan hiçbir zaman olmamıştır. Şairin dediği gibi, ellerinden gelse rüyalara sansür koyacak irade-idare hâkimdi o dönemde.

Malumunuz, cumhuriyetin temel devrimlerinden birisi de Tevhid-i Tedrisat’tır. Bunun anlamı ‘Benim izin verdiğimin dışında hiçbir şeyi öğrenemez ve öğretemezsin.’dir, öyle de olmuştur zaten. Kurtuluş Savaşı’nda halk padişaha karşı değil, padişah adına savaşmıştır ama savaş sonunda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) - …padişah ve ailesi silah zoruyla ülkeden çıkartılmıştır.” gibi cümleler kurmuştur. Özellikle “Kurtuluş Savaşı sonrasında da cumhuriyet halka dayalı olarak kurulmuş değildir, tam tersine halka dayatılmıştır.” gibi bağlamayla yazısını bitirmiştir. Bu konuda YÖK’ten ve üniversite rektörlüğünden, ayrıca cumhuriyet savcılığından gereğini yapmasını bekliyoruz.

BAŞKAN – Son olarak, Sayın Yıldız Biçer.

18.- Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer’in, Manisa’da askerlerin zehirlenmesinden sorumlu Rota şirketi yöneticilerinin tahliye edilmelerine ilişkin açıklaması

TUR YILDIZ BİÇER (Manisa) – Sayın Başkan, Enis Berberoğlu’nu, Nuriye Gülmen’i, Ahmet Şık’ı çökmüş iddianamelerle cezaevinde tutan ama Atatürk’e hakaret eden gericiyi cezaevinden kurtaran AKP’nin yandaş hukuku bir askerimizin ölümü ve binlercesinin zehirlenmesinden sorumlu olan Rota yemek şirketinin Genel Müdürü ve üst düzey personelini sessiz sedasız serbest bırakmıştır. Manisa’da askerlerimizin zehirlenmesinden sorumlu Rota’nın yöneticileri Ahmet Türkmen, Selçuk Temel, Mesut Pekşen ve Mustafa Aksoy tahliye edildi. Şaşırdık mı buna? Hayır, şaşırmadık çünkü AKP’nin yeni Türkiyesi’nde hukukun rotası, yandaşı koru ve kolla, muhalifi sustur, hapset biçimindedir. AKP için hukukun rotasından sapıp yandaşın rotasında yol almak mübah, gazilere “şaklaban” demek, şehitlere “kelle” demek mübahtır.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Şimdi, sisteme giren grup başkan vekillerine iki dakika süreyle söz vereceğim.

Sayın Usta, buyurun.

19.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, hekimlerin nöbet sürelerinin düzenlenmesi gerektiğine, ataması yapılan pratisyen hekimlerin güvenlik soruşturmalarının uzaması nedeniyle ciddi bir mağduriyet yaşandığına, TUS sonuçlarının bir an evvel açıklanması gerektiğine, hekimlerde eş durumundan atama uygulamasına, Bursa’nın Gürsu ilçesinde bir fabrikada meydana gelen kazada hayatını kaybeden 5 işçiye Allah’tan rahmet dilediğine, Faruk Nafiz Çamlıbel’in vefatının 44’üncü yıl dönümüne, 8 Kasım Mustafa Kemal Atatürk’ün başöğretmenliğe kabulünün 89’uncu, 10 Kasım vefatının 79’uncu yıl dönümlerine ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugünlerde hekimlerimizden yoğun şikâyet ve talepler gelmektedir. Bunlardan bir tanesi nöbet süreleriyle ilgili husus. Bilindiği üzere, hekimlerin otuz altı saate varan nöbetleri vardır. Tabii, uzun süreli bu nöbetler hekimlerimizde ruhsal ve bedensel rahatsızlıklara da neden oluyor. Son yaşanan olaylarda 3 hekimin intihar ettiğini biliyoruz, bu bizi derinden üzmüştür. Bu anlamda, bu nöbet sürelerinin tekrar bir düzenlenmesi ihtiyacı vardır ve tabii ki hem düzenleme yapacaksınız hem de bunun da denetiminin sağlıklı bir şekilde yapılması lazım.

Diğer bir husus, ataması yapılan pratisyenlerin soruşturmalarına ilişkin husustur. Burada, tabii, Türkiye’nin yaşadığı sıkıntılardan dolayı güvenlik soruşturmalarının uzun vakit aldığını biliyoruz, diğer personelde de aslında aynı sorun var ancak tabii bunları bir şekilde hızlandırmanın yoluna bakmak lazım. Temmuz ayında yapılan atamalar ve daha sonra ekim ayında yapılan büyük atamada yapılan atamalar sonucunda güvenlik soruşturmalarının daha bitmemesi nedeniyle hekimler işe başlayamamışlardır. Burada ciddi bir mağduriyet vardır, aynı zamanda da hizmette aksamaya neden olmaktadır. Bunların hızlandırılması gereği ortadadır.

Diğer bir husus, yine, hekimlerle ilgili olarak veya hekim adaylarıyla ilgili olarak, TUS sonuçları. Biliyorsunuz, Tıpta Uzmanlık Sınavı yılda iki defa yapılıyor. Bu en son 27 Ağustos 2017 tarihinde yapılan sınavın sonuçları üç ay geçmesine rağmen henüz açıklanmamıştır. TUS için istifa etmiş pratisyen doktorlarımız, hekimlerimiz var. Bunlar sınav sonucunun, dolayısıyla yerleştirmelerin gecikmesinden dolayı bir işsizlik sıkıntısı çekmektedir ve bir mağduriyet yaşamaktadır. Bunun nedenini çok anlayabilmiş değiliz ama bu TUS’un sonuçlarının bir an evvel açıklanması gerekir. Burada tabii şöyle bir sıkıntı da ortaya çıkacak. Şimdi, bu geciktiği sürece, tabii, kazanıp kazanmadığı belli olmadığı için Şubat 2018’de yapılacak sınav için hazırlanmaya da yeteri kadar süre olmayacaktır. Bunun da dikkate alınmasında fayda var diye düşünüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

ERHAN USTA (Samsun) – Diğer bir husus Sayın Başkanım, tabii, biz sağlık çalışanlarımızın, atanamayan sağlık personellerimizin, bunların hepsinin sorunlarını zaman zaman dile getiriyoruz, oralarda ciddi sorunlar var ama bugün biraz daha özelde hekimlere yönelik olarak ben bir hazırlık yapmıştım.

Şimdi, diğer bir şey de hekimlerde bu eş durumu meselesi. Eşi özel sektörde çalışan bir hekimi düşünün. Burada, bin dört yüz kırk gün prim ödeme şartı aranıyor onunla aynı bölgede çalışabilmesi için; bu, diğer sağlık personelinde yedi yüz yirmi gün. Buraya da bir bakmamız lazım aile bütünlüğü açısından. Ayrıca diğer bir şart da bin dört yüz kırk günün yanı sıra bu doktor, eczacı ve diş hekimlerinde, tayin istedikleri yerin V. ve VI. Hizmet Bölgesi veya C ve D hizmet grubu ili olması şartı aranıyor. Bunlar çok ağır şartlar. Aile bütünlüğünün korunması da her yönüyle önemlidir. Burada tabii, diğer taraftan da, belli yörelerimiz de belki hizmet almakta veya doktor bulmakta sıkıntı çekiyor. Bunların iyi bir şekilde dengelenmesi lazım. Ancak burada bir sıkıntı olduğu ortadadır, bunlara da bakmak lazım. Yani bu anlamda doktorlarımızın ve sağlık çalışanlarımızın sorunlarını görmezden gelemeyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERHAN USTA (Samsun) - Hemen bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Lütfen tamamlayın.

ERHAN USTA (Samsun) – Benim bu konuyla ilgili şöyle de bir önerim olacak: Çalışanı, gayret edeni ödüllendirmek açısından Tıpta Uzmanlık Sınavında veya normal tıp fakültelerinde 1’inci olan, 1’incilikle okulu bitiren öğrencilerimizin bu atama yerlerini kendilerinin seçmesine ilişkin bir teşvikin verilmesinin önemli olduğunu düşünüyorum.

Bugün acı bir olay yaşandı Bursa’nın Gürsu ilçesinde, bir iş kazası oldu ve 5 işçi hayatını kaybetti, 4 işçi de yaralandı. Burada hayatını kaybedenlere ben Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum, yaralılara da acil şifalar diliyorum.

Şimdi, modern devletlerin yapması gereken en önemli iki şey düzenleme yapmak ve bunun sağlıklı denetimini yapmaktır. Burada bir ihmal var mıdır yok mudur? Uygulanabilir düzenlemeler yapmamız lazım ve denetimi de hiçbir şekilde esnetmeden yapmamız lazım. İş kazaları Türkiye'de çok can almaya başladı, bu anlamda buralara bir dikkat etmemiz gerekiyor.

Bugün Türk edebiyatının önemli isimlerinden, Beş Hececilerin en genci olan Faruk Nafiz Çamlıbel’in vefatının 44’üncü yıl dönümünde kendisini rahmetle anıyorum.

Son olarak da, bugün yine Mustafa Kemal Atatürk’ün başöğretmenliğe kabulünün 89’uncu yılı, cuma günü de 10 Kasımın, vefatının 79’uncu yılını idrak edeceğiz. Ben bu vesileyle Mustafa Kemal Atatürk’e, ülkemizin kurucusuna rahmet diliyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Kerestecioğlu…

20.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Bursa’nın Gürsu ilçesinde bir fabrikada meydana gelen kazada 5 işçinin hayatını kaybettiğine, Paradise belgeleriyle ilgili konular hakkında bazı bilgilere ve bazı ülkelere giden gelirlerden yüzde 30 vergi alınacağına ilişkin yasaya rağmen bu ülkelerin belirlenmediğine ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bugün, evet, Bursa’da Gürsu’da çok acı iş cinayetleri yaşandı. Gökkuşağı Boya imalathanesi fabrikasında buhar kazanı patladı, 5 işçi yaşamını yitirdi, 14 işçi de yaralandı.

Sakın “Bu kaçıncı kaza?” demeyelim. Çünkü bunlar kaza değil, cinayet. Örneğin maden işçileri eğer kendilerini madenlere kilitlemeseydi yine denetimsizliği artıracak ve iş cinayetlerine sebep olacak bir kanun daha bu Meclisten geçecekti. Ama neyse ki onların mücadelesi sonucunda burada farklı bir tutum sergilendi.

İnsan hayatından önemli hiçbir miktar ve hiçbir kazanç yoktur. İş sağlığı, iş güvenliğine uymamanın, yeterli denetimlerin yapılmamasının sonucu maalesef bu cinayetler. Aslında bir iki rakam vermek istiyorum, 2012’den sonra istikrarlı bir şekilde iş cinayetleri büyümeye başladı: 2012’de 744 olan iş cinayeti, 2013’te 1.360’a, 2014’te 1.626’ya, 2015’te 1.730’a, 2016’da 1.970’e yükseldi. İnsandan söz ediyoruz, ölen insandan söz ediyoruz.

Sayın Başkan, bugün önergemiz de görüşülecek zaten ancak araştırmamız sonucunda özellikle birkaç bilgiyi de kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz. Bildiğiniz gibi dün ve önceki günlerde, Malta’da vergi kaçırmak amacıyla birtakım şirketler kurulduğu ve orada yatırımlar yapıldığı ortaya çıktı, “Paradise belgeleri” diye belgeler çıktı. Şimdi, görüyoruz ki 300 kilometrekarelik Malta’da yüz binlerce şirket var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın lütfen.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Bir şirket yaklaşık üç günde ve toplam bin dolara kurulabiliyor. Örneğin Malta’daki beş katlı bir ofis binasında bir bakıyorsunuz sanki ofisi varmış gibi 20 bin şirket kayıtlı ve siz gerçekten burada aldığınız örneğin telif hakkı diye bir parayı Malta’daki şirkete gönderiyorsunuz ve gönderdiğiniz paradan da bir kuruş vergi alınmadan hepsi size kalıyor.

Yeni bir bilgi olarak, Avrupa Birliği bakanları bazı Avrupalı tanınmış isimlerin de karıştığı bu skandal üzerine bu bir kısım vergi cenneti ülkeleri kara listeye almaya karar verdi. Türkiye de 2006’da bir yasa geçirmişti, bu ülkelere giden gelirlerden yüzde 30 vergi alacağını açıklamıştı ama on bir yıldır hâlen liste açıklanmadı. Anlaşılan o ki o yüzde 30 vergi alacağı, gerçekten ona denk gelen ödenmeyen vergiler çok tatlı geliyor ki bakanlar bir türlü bu listeyi hazırlayamadı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Tamamlayacağım.

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Şimdi, aylık 2 bin lira maaş alan vatandaştan yüzde 20 vergi alıyorsunuz ancak ülkede eğitime, sağlığa, hizmete harcanacak paralar ise yurt dışına kaçırılıyor.

Bir de Başbakan şöyle bir açıklama yapmıştı, bu skandalla ilgili “normal” demişti ve demişti ki: “Ben oğullarıma devletten ihale almayın.” dedim.

Şimdi, bu açıklamanın dumanı sönmeden ortaya çıktı ki Binali Yıldırım’ın oğlu Erkam Yıldırım, daha sekiz ay önce, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünden, “MTA Turkuaz Araştırma Gemisinin İşletilmesi Hizmet Alımı” adlı ihaleyi almış, hem de Kamu İhale Kurumunun istisna maddesi kapsamında. Şikâyet dahi edemiyorsunuz ihaleyi. İhalenin bedeli ise tam olarak 6 milyon 920 bin dolar. Kamuoyuna duyurulur.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Özel…

21.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Bursa’nın Gürsu ilçesinde bir fabrikada meydana gelen kazada hayatını kaybeden 5 işçiye Allah’tan rahmet dilediğine, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu hakkında istinaf mahkemesinin kararına direnmesinin aslında Anayasa’ya, Anayasa Mahkemesi kararlarına ve Meclise karşı bir direniş olduğuna, 8 Kasım Mustafa Kemal Atatürk’ün başöğretmenliği kabulünün 89’uncu yıl dönümüne, 8 Kasım Dünya Şehircilik Günü’ne, Sağlık Bakanlığında ataması yapılıp güvenlik soruşturması tamamlanamayanlarla ilgili sorunun bir an önce çözüme kavuşturulması gerektiğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, bugün Bursa’dan gelen kötü haberle, 5 işçinin, yine Bursa’daki bir iş kazasında, bir iş cinayetinde hayatını kaybettiğini üzüntüyle öğrenmiş durumdayız. Bursa milletvekillerimiz, hem acılı ailelerin yanında olmak hem durumu araştırmak ve tüm yönleriyle kamuoyuyla paylaşmak üzere Bursa’ya gittiler, yarın da Bursa’da, maalesef, cenazelere katılmak durumundayız.

Burada, geçtiğimiz günlerde, Zonguldak’ta madenlerinin özelleştirilmesine direnen işçilerin, aslında, bugünkü şartlar, üretim hırsı ve iş güvenliği konusundaki esnek ve denetimsiz durum karşısında, kendilerinin özelleştirmeye değil, ölüme direndiklerinin bir kez daha altını çizmek gerekiyor.

Bursa’da hayatını kaybeden işçilere Allah’tan rahmet, acılı ailelerine bir kez daha sabır diliyoruz ve yaralıların da tamamının kısa sürede şifa bulmasını ümit ediyoruz.

Milletvekilimiz Enis Berberoğlu’na yönelik istinaf mahkemesinin 14. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik almış olduğu kararını ağır ceza mahkemesinin iade etmesiyle, bu davanın açıkça siyasi bir dava olduğu ve bir basın özgürlüğü davası olduğu ve ilk günden beri altının çizildiği gibi, bu davanın savcısının da, hâkiminin de, müdahilinin de, müdahale edeninin de tek kişi, tek merkez olduğu bir kez daha tescillenmiştir. Milletvekilimizin tutukluluk halinin derhâl ortadan kalkması gerekiyor. Mahkemenin direnişi ne istinaf mahkemesine karşıdır… Mahkemenin direnişi tamamen Anayasa’ya, Anayasa Mahkemesi kararlarına, yüce Meclise ve millî iradeye karşı bir direniştir. Bu konuda Meclisteki tüm grupların gereğini yapması gerektiğinin altını çiziyoruz.

Mustafa Kemal Atatürk’ün başöğretmenliği kabulünün yıl dönümünde, 2 emekli öğretmenin çocuğu olarak ve Atatürk’ün devrimlerinin kazanımlarıyla büyümüş Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …bir kez daha aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz.

Bugün Dünya Şehircilik Günü. Konuyla ilgili, ilgili milletvekillerimiz gerekli değerlendirmeleri yapacaklar ama 6704 sayılı torba Yasa’nın 25/(b) bendine ilave edilen bir maddeyle İstanbul Beyoğlu Okmeydanı’nın altı mahallesi riskli bölge ilan edilmişti. Bu düzenlemeyle, aynı bölgede 1950’den beri ikamet eden 100 binden fazla vatandaşımız mağdur edilmişti. Söz konusu mağduriyeti, konuyu tüm İstanbul milletvekillerimiz -ki 3’ü şu anda yanımda oturuyor- sürekli dile getiriyorlar. Bugün altı mahalleden başta muhtarlar olmak üzere her siyasi görüşten çok sayıda kişi hem grubumuzu ziyaret etti hem de şu anda Genel Kurulu izliyorlar. Biz CHP Grubu olarak bu soruna tüm partilerin partilerüstü bir şekilde yaklaşmasını ve bu konuda ortaya çıkabilecek bir uzlaşmaya, ortak çalışmaya en üst düzeyde katkı vereceğimizi ifade etmek istiyoruz.

Son olarak da…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Müsaade ederseniz toparlayayım.

BAŞKAN – Tamam, son cümleleriniz, buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – 2017/5 sayılı Sağlık Bakanlığı atamasında atanıp güvenlik soruşturması tamamlanamayan 3.233 kişinin sorununu buradan İçişleri Bakanına ve Sağlık Bakanına gerek biz grup başkan vekilleri gerekse ilgili milletvekillerimiz defalarca sormuştuk. Kendileri “ekim sonu” diye söz vermişlerdi. 6 Kasım günü bir kısmının sisteme girildiği ancak 1.700 kişinin hâlâ beklemede olduğu ortaya çıktı. Zaten yoksul olan, çaresiz olan, işsiz olan bu insanlar şimdi bir de büyük bir belirsizlikle bekliyorlar. Bu bekleme, bir de haklarında bir şüphe yaratıyor gibi bir durum ortaya çıkıyor. İlgili bakanlardan bu konuyu derhâl çözüme kavuşturmalarını ve bu kişileri ve ailelerini bu zulümden kurtarmalarını bekliyoruz. Kendileri gerek sosyal medyadan gerekse parti gruplarına sürekli ulaşmaya çalışıyorlar. Bu konuda şeffaf bir bilgilendirme ve hızlı bir çözüm hepsinin hakkıdır diye düşünüyoruz. Bu mağdur sağlıkçıları da bir kez daha CHP Grubu olarak saygıyla selamlıyoruz.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın İnceöz…

22.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Bursa’nın Gürsu ilçesinde bir fabrikada meydana gelen kazada hayatını kaybeden 5 işçiye Allah’tan rahmet dilediğine ve 8 Kasım Dünya Şehircilik Günü’ne ilişkin açıklaması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ne yazık ki bugün Bursa’dan üzücü bir haber aldık. Gürsu ilçesinde faaliyet gösteren boya fabrikasında kazan patlaması sonucu 5 işçinin hayatını kaybettiğini, yitirdiğini öğrendik ve 14 işçinin de yaralandığı bilgisi geldi. Burada hayatını kaybeden işçilerimize Allah’tan rahmet ve ailelerine, Bursa’ya ve ülkemize başsağlığı ve sabırlar diliyorum, yaralılara acil şifalar diliyorum. Burada özellikle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızın da orada faaliyetlerini sürdürdüğünü de kamuoyuyla paylaşmak istiyorum.

Bunun yanında, tabii, bugün Dünya Şehircilik Günü. Bugün Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde de Şehircilik Şûrası düzenlendi ve Şehircilik Şûrası Türkiye için de bir milattır. Bu açıdan, öncülük yapan başta Sayın Cumhurbaşkanımıza, Çevre ve Şehircilik Bakanlığımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.

Şehircilik konusunda geçmişten gelen büyük bir geleneğe sahip olduğumuz hepimizce malumdur. Kadim şehirler, İstanbul gibi şehirler yaşadığı aşırı göçe rağmen ayakta kalmayı sürdürmektedir ve 81 ilimizin sorunları noktasında bu sorunların çözümü konusunda da tarihî niteliklerde önemli adımlar attığımızı belirtmek istiyorum. Düzensiz göç ve çarpık kentleşme gibi sorunları ortadan kaldırmak üzere önemli tedbirler aldığımızı ve özellikle kentleşme konusunda TOKİ eliyle de şehirleşme, şehir kültürünün yaygınlaşması, yatay yerleşimin yaygınlaşması konusunda önemli adımlar attığımızı ve bundan sonraki süreçte de şehirlerimizin bu noktada kentleşmesinin önünü açacak projelere imza atacağımızı tekrar hatırlatmak istiyorum ve Dünya Şehircilik Günü kutlu olsun diyor, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

VI.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, Başkanlık Divanı olarak Bursa’nın Gürsu ilçesinde bir fabrikada meydana gelen kazada hayatını kaybeden 5 işçiye Allah’tan rahmet dilediklerine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Biz de Meclis Başkanlık Divanı olarak bugünkü üzüntülü haberden dolayı taziyelerimizi bildirmek istiyoruz. Bursa Gürsu’da bir fabrikada kazan patlaması sonucu 5 işçi kardeşimizi kaybettik. Mekânları cennet olsun, Rabb’im rahmet eylesin. Ailelerine, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Her türlü kazadan, beladan bizleri muaf tutsun diye de dua ediyorum.

Son olarak, Sayın Varlı, size 60’a göre söz vereceğimi söylemiştim.

Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

23.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, yerli otomobil projesine karşı olmasının söz konusu olmadığına ve bu projeyi desteklediğine ilişkin açıklaması

MUHARREM VARLI (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dün Meclis kürsüsünde yapmış olduğum konuşmada yerli otomobil konusuna da değinmiştim. Görülüyor ki sözlerimden bir yanlış anlama ortaya çıkmış. Yerli otomobil projesine karşı olmam söz konusu olmadığı gibi, yerli otomobil projesini destekliyorum ve Cenab-ı Allah’tan bize dünya çapında bir otomobil yapmayı nasip eylemesini diliyorum. Benim maksadım, et ithalatını vurgulamaktı. Burada yanlış bir mana ortaya çıkmıştır, bunu açıklamak istedim. Yerli otomobil projesi millî bir projedir. Bu projeyi de desteklediğimi beyan ediyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündeme geçiyoruz.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.01

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.18

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Mücahit DURMUŞOĞLU (Osmaniye)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19’uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır; okutup işleme alacağım, oylarınıza sunacağım.

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- MHP Grubunun, Grup Başkan Vekili Samsun Milletvekili Erhan Usta tarafından, 2 ilde uygulanan doğal gaz indiriminin Doğu Anadolu Bölgesi’ni kapsayacak şekilde genişletilmesi amacıyla 8/11/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 8 Kasım 2017 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

8/11/2017

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 8 Kasım 2017 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                        Erhan Usta

                                                                                           Samsun

                                                                          MHP Grup Başkan Vekili

Öneri:

8 Kasım 2017 tarih, 2017/2471 sayıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğumuz -Grup Başkan Vekili ve Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın- iki ilde uygulanan doğal gaz indiriminin Doğu Anadolu Bölgesi’ni kapsayacak şekilde genişletilmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına dair önergemizin görüşmelerinin 8 Kasım 2017 Çarşamba günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi üzerinde öneri sahibi adına Erzurum Milletvekili Kamil Aydın konuşacaktır.

Sayın Aydın, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA KAMİL AYDIN (Erzurum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ilgili önerimiz hakkında konuşmak üzere Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, bizlerin seçilmişler olarak yüce Mecliste yapmakla mükellef olduğumuz en önemli iki şeyden bir tanesi, milletin ali menfaatlerine uygun genel birtakım sıkıntıları dile getirmek olduğu gibi, düzenlemeleri yapmak olduğu gibi, aynı zamanda temsilcisi olduğumuz, seçildiğimiz bölgenin de yerel birtakım sıkıntılarının çözülmesine katkıda bulunmaktır, bunun için buradayız. Bu, bizim hem siyasi hem ahlaki sorumluluğumuz.

Bölgemin hemen hemen tek muhalif milletvekili olarak bir muhalefet tanımı da yapmak istiyorum aynı zamanda: Muhalefet “siyah”a “beyaz”, “beyaz”a “siyah” “evet”e “hayır” “hayır”a “evet” demek değildir. Çünkü muhalefetin de iktidarın da nihai hedefi milletin ali menfaatleridir, vatandaşların sıkıntılarının düzeltilmesidir. Dolayısıyla yapılan iyi şeylere destek olunabileceği gibi, eksik şeylere, yapılmayan şeylere de mutlaka bir muhalefet şerhi düşüp o konudaki düşüncelerimizi, muhalefet şerhimizi de beyan etme bizim yine ahlaki ve siyasi sorumluluğumuzdur.

Bu genel değerlendirme ışığında, malumunuz, Doğu Anadolu Bölgesi gerçekten -kış geldi şu anda- zorlukların yaşandığı bir bölge. Çocukluğumdan hatırlıyorum ben, küçük bir memur ailesinin evladıydım, yaz gelirdi, herkes tatil, gezi planlaması yaparken bizim temmuz, ağustos aylarımız -babamızın dar geliriyle- bir sonraki kışın odununu ve kömürünü almayı hesaplamakla geçerdi çünkü yazın biraz daha ucuz olurdu, kışa kalırsa pahalı olurdu. Şimdi, böyle zor, hayat şartlarının yoğun olduğu bir coğrafyadan geliyoruz. Bu meyanda -özellikle geçen sene de bir kanun teklifi verdik- yerimizden, kürsüden, bir dakikalık söz hakkıyla, her türlü fırsatta dile getirmeye çalıştığımız bir husus vardı. Neydi? O günler de yatlarla, kotralarla, gemilerle ilgili vergi indirimlerinin konuşulduğu günlerdi, biz de dedik ki bunlar elit, mikro bir gruba hitap ediyor, makro bir gruba, halkın çoğunluğuna hitap eden, bir bölgenin hemen hemen hepsini kapsayan bir iyileştirme yapalım, doğal gazda da vergi indirimine gidelim ama yanıt alamadık, gerekli cevabı göremedik. Fakat geçen günlerde yine bölgemizde iki ilimize ait doğal gazda bir indirim anlaşması yapılmış, EPDK’nın araya girmesiyle bir indirim gerçekleştirilmiş yüzde 9 civarında. Çok sevindik çünkü o iller de bizim, benim kanun teklifim o illeri de kapsıyordu zaten. Gümüşhane ve Bayburt adına çok sevindik ve bu işte katkısı olanlara da çok teşekkür ediyorum. Ama bu işi sadece Bayburt, Gümüşhane’yle sınırlı tutmamak lazım. Doğu Anadolu Bölgesi’nde gerçekten eksi 40’ları gören, Erzurum merkezinden bir pergelle çizdiğimiz zaman Ardahan’ı da, Kars’ı da, efendim, Ağrı’yı da, Muş’u da kapsayan geniş bir yelpazeden bahsediyoruz. Biz diyoruz ki: Artık bu tür imkânları mademki sağlıyoruz, böyle bir imkânımız var, bunu genişe, genele teşmil edip aynı imkânı Doğu Anadolu’da bu işten muzdarip diğer illerimize de sağlayalım. Niye? Çünkü gerçekten, bakın, sosyal bir devlet bunu yaparsa bir zarara uğramaz. Ben reel birtakım sonuçlar üzerinden bir iki şey söyleyeyim isterseniz. Evlerde, yakıtın pahalı olmasından dolayı, inanın bir odaya toplanıp tek odada yakıyorlar. Bu da hastalıklara neden oluyor, Erzurum’da kış aylarında üst solunum yolu hastalıkları ağırlıklı müthiş hastane kuyrukları oluyor. Bunun, inanın devletimize, bütçemize yükü çok fazla. Gelin, o sağlığa harcadığımız ekstra yükü hafifletip doğal gazda -gerçekten- yapılan düzenlemeleri diğer iller için de yapmaya çalışalım. Bu anlamda biz her türlü desteği sağlamaya hazırız çünkü aksi takdirde biz bunu bir çifte standart olarak algılarız. “Ha, demek ki herkes eşittir, bazıları daha eşittir derecesi düşük olsa da.” böyle algılarız ve bunun peşini de bırakmayız çünkü bu bizim ahlaki ve siyasi sorumluluğumuz dâhilindedir, sözümün başında ifade ettiğim gibi.

Ben şimdiden yetkilileri tekrar duyarlı olmaya çağırıyorum. Yapılan bu güzel şeyi... Bölgede, efendim, biliyorsunuz, cazibe merkezleri oluşturuldu ve biz de büyük bir katkı verdik, destekledik; bütün illeri kapsadı. Yapılan güzel şeylere “güzel” diyoruz. Bu da iki ille sınırlı kalmamalı, Erzurum’u artık kimse kandırmamalı. Yani yüksek hızlı trende yaptığınız şeyi burada da yapmayın lütfen. Efendim, lojistik merkez olacakmış, onun için yüksek hızlı tren Sivas’tan Erzincan’a genleşti, Erzincan’dan Erzurum’u atladı, Kars’a genleşti...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bir iki dakika daha verin Başkanım.

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen bir dakikada.

KAMİL AYDIN (Devamla) – Yani tamam, güzel şeyler, vallahi takdirle karşılıyoruz. Kars’a kadar gitsin ya, Kars da bizim sınır taşımız ama Erzurum niye orada baypas edildi? Efendim, lojistik merkez olacakmış, yük taşıma ağırlıklı olacakmış. Sanki biz ilimden, irfandan hiç anlamıyoruz. Tam tersine, Erzincan’dan sonra düz ovaya iniyorsun, hızlı tren için çok ideal bir yer. Aynı şeyi şimdi doğal gazda yapmayın. Bakın, evet, Binali Yıldırım var; evet, Ahmet Bey var; evet, Naci Ağbal var; Recep Akdağ da bizde var, e siz de bizdesiniz. Erzurum’a yapılan bu haksızlığı, bölge illerine yapılan bu haksızlığı hep beraber ne olur giderelim diyorum.

Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım, hatip sadece Erzurum’a istiyor. Şanlıurfa’nın mağduriyeti…

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Aşk olsun, “bütün bölgeye” dedim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Biz oraya da istiyoruz. Fiyatlar çok yüksek, maliyeti de yüksek.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Şırnak Milletvekili Aycan İrmez.

Buyurun Sayın İrmez. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

HDP GRUBU ADINA AYCAN İRMEZ (Şırnak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de grubum adına söz almış bulunmaktayım.

Evet, Hükûmet, Gümüşhane ve Bayburt illerinde 2017-2021 yılları arasında geçici olarak yüzde 9 indirimli bir doğal gaz tarifi, fiyatı belirlemiş. İyi bir iyileştirme, iyi bir adım ama bu adımın tüm Türkiye bölgelerinde olması gerektiğini ve hatta tüm bölgeler nezdinde bölgelerin ekonomik durumlarına göre, yaşam koşullarına göre Türkiye endeksli bir uygulamanın yer almasının daha iyi olacağını belirtmek istiyoruz.

Ayrıca, daha önce Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak doğal gazda 1 Ekimden itibaren başlamak üzere hem tüketiciye hem sanayiye yüzde 10 olarak yansıyacak bir indirimden bahsetmişti ama ne yazık ki 1 Ekim geçti ve -şu an, bugün 8 Kasımdayız- geçmiş olmasına rağmen herhangi bir adım atılmış değil. Hakikaten bu adımların atılmasıyla hem ülke bazında hem de halklarımız açısından iyi bir iyileştirmenin olacağını düşünüyoruz. Ayrıca -ne yazık ki indirimi geçiyoruz- dün torba yasada görüştüğümüz 6’ncı maddede -bu indirim yapılmadığı gibi- ifade ettiğimiz gibi, yaz uygulamasıyla birlikte bu doğal gaz tüketiminin katlanacağını, daha fazla olacağını ve bu tüketimin fazlalığıyla birlikte tabii, halkın cebinin de yanacağını ve doğal gaz faturalarının katbekat artacağını buradan belirtmek istiyoruz.

Ayrıca, şöyle bir durum söz konusu: Evet, Erzurum ilimiz hakikaten kışı çok soğuk ve çetin geçen bir ilimizdir. Türkiye'nin hem en uzun kışına sahip hem de en çetin kışını geçiren bir ilimizdir. Diğer açıdan, doğu illerimiz aynı şekilde. Mesela, Türkiye'nin batısına da baktığımızda hakikaten birçok ilimiz bu kapsamda yer almaktadır.

Ayrıca, diğer bir durum söz konusu. Biliyorsunuz, daha önce İran Ulusal Gaz Şirketi Türkiye’ye sattıkları doğal gaz fiyatında yüzde 13,3’lük bir indirim yapmış olduğunu ve bununla birlikte Türkiye’ye bir tazminat verildiğini belirtmişti. Bu indirimler ne yazık ki hiçbir şekilde halkın cebine yansımadı, yansımadığı gibi de ne yazık ki faturalar daha kabarık bir şekilde gelmektedir. Ayrıca, bölge koşullarını göz önünde bulundurduğumuzda hakikaten asgari ücretle geçinen bir ailenin evine düşünün ki her ay 300-400 liralık bir fatura geliyor; sadece yapacağı tek şey var, o da o faturayı ödemek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Siz de tamamlayın, artık bu grup önerisine mahsus olmak üzere birer dakika uzattık.

AYCAN İRMEZ (Devamla) – Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Buyurun.

AYCAN İRMEZ (Devamla) – Bu nedenle, hakikaten bu araştırma önergesinin tüm Türkiye’yi kapsayacak bir şekilde daha da genişletilerek kabul edilmesini talep ediyoruz.

Ayrıca, 4 Kasım 2016 tarihi itibarıyla cezaevinde bulunan hem eş genel başkanlarımızı hem de milletvekillerimizi buradan da selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Gülay Yedekci.

Buyurun Sayın Yedekci. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika.

CHP GRUBU ADINA GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi içtenlikle, sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

İnsanları ayırdı mevcut Hükûmet, şimdi de sıra şehirlere geldi, şehirleri ayırıyorlar. Doğu Anadolu’daki kentleri ayırdılar; Gümüşhane, Bayburt’ta doğal gaz indirimi var, Erzurum’da doğal gaz indirimi yok. Neden? Erzurum bu ülkenin bir vilayeti değil midir? Erzurum’da yaşayan insanlar doğal gaz indiriminden faydalanmaya hak sahibi değil midir? Erzurum’da sadece bir kış geçirseniz, hatta, bir kışa bile gerek yok, iki gün geçirseniz oradaki soğuğu göreceksiniz. Öncelikle çocuklar, hasta oldukları için okula gidemeyen çocuklar; yaşlılar, engelliler ve bütün dezavantajlılar için başta olmak üzere doğal gaz indiriminin bütün Doğu Anadolu Bölgesi’nde, kış şartlarının zor geçtiği bölgelerde uygulanmasını istiyoruz.

Aslında, bir şey daha istiyoruz. Doğal gaza da bağlı olmadan, sürdürülebilir enerji kaynaklarının kullanılmasını ve ülkemizdeki herkesin bedavaya ısınabiliyor olmasını istiyoruz. Bunun için Hükûmetin yapması gereken, sürdürülebilir enerji kaynaklarını kullanmaktır ama Hükûmet buna yönelmiyor, Hükûmet başka şeylerle ilgileniyor. Zaten ekmek parasına ihtiyacı olan, sizin yürüttüğünüz politikalarla bitirilen hayvancılıkla ve tarımla Erzurumlular zor durumdayken üstüne üstlük bir de doğal gaz indirimi vermiyorsunuz. Sebebi nedir, onu merak ediyoruz.

Biz herkes için adalet istiyoruz, Erzurumlular için de adalet istiyoruz. Erzurum’un en çalışkan belediye başkanı Sayın Çat Belediye Başkanı Arif Kılıç’ın bizi bilgilendirmesi sonucunda biz Erzurum’daki bu sorunu Meclis gündemine taşımış olduk. (CHP sıralarından alkışlar) Sadece Erzurumluların değil, bu ülkede kendini yalnız hisseden, kendini tek başına hisseden herkesin yanındayız çünkü biz cumhuriyetin kimsesizlerin olduğunu, cumhuriyetin herkes için olduğunu da biliyoruz ve bunun da altını çiziyoruz.

Erzurum’da sulu tarım politikasıyla ilgili yapılan yanlışlar da tarımı ayrıca bitirmiştir.

Ve biz diyoruz ki Erzurum’u, Siirt’i, Bayburt’u, Gümüşhane’yi birbirinden ayırmayın. İnsanları etnik kökenleriyle, mezhepleriyle, ırklarıyla ayırdınız, bari kentlerimizi ayırmayın, ayrımcılık politikalarınıza Anadolu’muzu alet etmeyin. Anadolu’muzun güzel insanları, sizin yıllardır yapmaya çalıştığınız anlayışa rağmen, birlikte, kardeşçe, dostça yan yana durmaya devam ediyorlar ve biz de bu anlayışın tükenmesi, bitmesi için, bir an önce halkın iktidara gelmesi için mücadeleye devam ediyoruz, devam edeceğiz. İktidarın görevi vatandaşın huzurunu, refahını sağlamaktır. Görevinizi yapınız, muhalefet olarak sizi bir kez daha uyarıyoruz.

Hepinize içtenlikle sevgiler saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÜLAY YEDEKCİ (Devamla) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz, bitirdiniz.

GÜLAY YEDEKCİ (Devamla) – Teşekkür edeyim.

BAŞKAN –Tamam, bir dakikada bitirin, lütfen toparlayın.

GÜLAY YEDEKCİ (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Bugün “Şehircilik Şûrası” adı altında bir toplantı yapıldı ve bugün Dünya Şehircilik Günü. Ülkemizde kentleri yaşanamaz hâle getirdiniz, insanlarımızın 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’la mülkiyet hakkını gasbettiniz. “Kentsel dönüşüm” adı altında çok katlı yapıları kentlere bir hançer gibi sapladınız. Bugün de çıkıp diyorsunuz ki: “Türkiye’de yeşil alanlar sadece mezarlıklarda kaldı, her taraf beton, beton. Orada ruh yok, huzur yok.” Biz de diyoruz ki sayenizde ülkede huzur kalmadı. Bütün kentleri kimliksiz, yaşanamaz ve beton yığını hâline getirdiniz. TOKİ eliyle insanların yaşayamayacağı kentleri oluşturdunuz. Erzurum’a yaptığınız bina ile Antalya’ya, Bursa’ya yaptığınız bina aynı. Güneşlenme yönünü bile değerlendirmeden kentlerimizi mahvettiniz. Ve biz diyoruz ki artık kentlerimizin üzerindeki vahşi kapitalist elinizi çekin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÜLAY YEDEKCİ (Devamla) – Bir dakika daha alabilir miyim? (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, şimdi, soğukla ilgili bir şey vardır, bizim oralarda derler ki: “Soğuğa sormuşlar ‘Nerelesin?’ diye, ‘Erzurum’da yaşıyorum ama aslen Afyonluyum.’ demiş.” Onun için benim seçim bölgemdeki zorlu kış şartları da düşünüldüğünde bu doğal gaz indiriminin bölgem için de yapılması gerektiği kanaatindeyim.

BAŞKAN – Tabii “soğuk” deyince Afyon’a sataşmış bulundu doğal olarak.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız.

Buyurun Sayın Altunyaldız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Konya’da soğuk yok ya.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Konya’nın soğukla ne ilgisi var?

BAŞKAN – Ama şu anda Genel Kurulda son derece sıcak ve güzel bir ortam var, tüm milletvekillerine teşekkür ediyoruz.

Buyurun efendim.

AK PARTİ GRUBU ADINA ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; MHP grup önerisi üzerinde AK PARTİ adına söz almış bulunuyorum, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, gerçeklik tüm kanaatleri yok eder. Şimdi, AK PARTİ iktidara geldiği zaman toplam 6 il doğal gaz kullanabiliyordu ve toplam 4.500 kilometrelik bir iletim ve dağıtım hattı vardı. Bugün ne oldu? 77 il doğal gaz kullanıyor ve 116 bin kilometre iletim ve dağıtım hattı var, kalan 4 il de 2018 sonuna kadar doğal gaza kavuşmuş olacak.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ne yani yapmasaydınız, niye yaptınız? Böyle devam etseydi.

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – İlçelere de bakalım, ne olmuş? 354 ilçe ve beldeye doğal gaz kullanımı imkânı sağlanmış, 2019 yılı sonuna kadar da 222 tane ilçe ve beldeye daha doğal gaz ulaşacak.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Yani bu eşitsizlik normal bir eşitsizlik mi Sayın Vekilim?

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Toplam, 2019 yılı sonunda 500’ün üzerinde ilçe ve beldeye doğal gaz ulaşmış olacak. 50 milyonun üzerinde kullanıcı, 13 milyonun üzerinde abone…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – O kullanıcıları tespit ettiniz mi? Nerede yakıyorlar bu doğal gazı sadece ocaklarda mı, kaloriferlerde mi, hiç baktınız mı?

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) - Bütün bunlara baktığımız zaman, Türkiye’ye konforlu, nitelikli ve kaliteli bir yaşam sunmak AK PARTİ iktidarlarının ilkesi, temeli ve özüdür, bunu yapmaya çalışıyoruz.

Gelelim tarifeye. Değerli arkadaşlar, tarife konusu ihtiyari ya da keyfî bir konu değil. Tarife konusu, dönemler itibarıyla EPDK tarafından 58 dağıtım şirketinin, toplam 72 bölgede uygulayacağı tarifenin belirlenmesidir. Ne var içinde, ona bakalım: Bir, doğal gaz bedeli var. İki, sistem kullanım bedeli var.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayaç okuma bedeli var.

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – BOTAŞ, doğal gaz bedelini tüm dağıtım şirketlerine aynı fiyattan dağıtır. Farklılığı yaratan unsur nedir? Sistem kullanım bedelidir.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Sistem aynı sistem kardeşim ya.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) - Sonuçta Erzurum’a niye indirim yapılmamış?

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) - Bunun içinde neler var? Bunun içerisinde toplam abone sayısı var, yatırım bedeli var, dönemsel kullanım var, yatırım miktarı var, sürdürülebilirlik var.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yatırım bedelini kimden alıyorsunuz?

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Ayrımcılık yapmayalım Sayın Vekilim, ayrımcılık yapmayalım.

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Dolayısıyla bütün bunlara baktığımız zaman yapılan iş tarife bedelinin belirlenmesidir ve tarife bedelinin belirlenmesindeki fiyatı…

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Neye göre belirliyorsunuz, öbür tarafta tarife yok mu?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hükûmetle ilgisi yok değil mi?

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Başkası yapmıştır onu; biz görmedik, başkası yaptı.

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – …fiyat farkını yaratan unsur da saydığım unsurlardır.

Şöyle bir bakalım: Gümüşhane ve Bayburt’ta ne olmuş? Tarife bedeli düşürülmüş; çok güzel olmuş.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kim yaptı, kim yaptı bunu? EPDK mı? EPDK devlet kurumu değil mi?

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Keşke mümkün olsa Erzurum’da ve diğer yerlerde de düşürülse ancak -ifade edeyim- şu anda düşürülmüş olsa bile değerli arkadaşlar, Gümüşhane ve Bayburt’taki kullanım bedeli metreküp başına Erzurum’un üstünde.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Ne yapsın, parası yok, Erzurumlu kullanamıyor; tezek yakıyor, odun yakıyor, parası yok Erzurumlunun.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Erzurum’un nüfusu onlardan fazla mı? Fazla. Niye kullanamıyor Erzurumlu, niye?

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Dolayısıyla sisteme baktığımız zaman Erzurum bugün Gümüşhane ve Bayburt’tan hâlâ…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Size de bir dakika ilave süre veriyorum.

Buyurun.

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Dolayısıyla değerli arkadaşlar, sizden istirhamım lütfen bilgiyle ve gerçeklikle konuşalım.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Biz de sizden aynısını istiyoruz.

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – AK PARTİ iktidarları bugüne kadar millete hizmeti şiar edinmiştir, yaptıklarımız ortadadır, yapmaya çalıştıklarımız ve hedeflerimiz ortadadır. Tüm bunlara baktığımız zaman da önümüzdeki dönemde doğal gaz kullanım miktarı da, kullanıcı sayısı da tamamen artacak, bedel de sürdürülebilirlik üzerinden, tarife üzerinden belirlenecektir.

Ben yüce heyetinizi ve tüm milletvekillerimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Teşekkürler Sayın Başkanım.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye…

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Usta…

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan, sayın hatip, Sayın Altunyaldız konuşmasında “Bilgiyle konuşalım.” diyerek açık bir sataşmada bulunmuştur.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hiçbir şey bilmiyor doğal gaz hakkında bence.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bilgisizlikle suçladı herkesi.

ERHAN USTA (Samsun) – Sataşmadan söz istiyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Usta, ne diye…

ERHAN USTA (Samsun) – “Bilgi ve gerçeklikle konuşalım.” diyerek yani yanıltmaya yönelik…

BAŞKAN – Sizin bilgi ve gerçeklikle konuşmadığınızı söylemedi ki.

Sayın Usta, yerinizden istiyorsanız söz veririm ama…

ERHAN USTA (Samsun) – Ama grup önerisinin sahibi biziz. Bu konuşmalara atfen söylenilmiş bir şeydir. Bu bize olduğu kadar başka gruplara da olmuştur.

BAŞKAN – Sayın Usta, bu bir sataşma değildir. Ben yerinizden söz vereyim isterseniz.

Buyurun, yerinizden 60’a göre söz vereyim.

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Aydın konuşacaklar.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Aydın.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

24.- Erzurum Milletvekili Kamil Aydın’ın, Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız’ın MHP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Evet, Ziya Bey’den, gerçekten daha yapıcı, daha teşvik edici, seçim propagandalarında kullandıkları üsluba uygun, vadettikleri o yeryüzü cennetlerine uygun bir şey beklerdim ama maalesef bilgiden, belgeden yoksun bir konuşmayla itham etti. Tabii, ben kürsüde konuşurken gerçekten iki düşünüp bir konuşan bir insanım. O bölgede yaşayan bir insan olarak, o bölgede yaşayan şehir merkezindeki 400 binin sesi olmaya çalıştım. Şu anda onlar sizin o imkân diye sunduğunuz, sobasını özleyen insanlar “Ben daha güzel ısınıyordum, doğal şartlarda tezek yakıyordum, bundan daha şerefli, daha haysiyetli, hasta olmadan ısınıyordum.” dediler. Ben bunları söylemedim. Şimdi, Allah aşkına, o zaman vergiyi sıfırladığınız mevzuatlardaki o kalemlerin izahını nasıl yapacaksınız? Çıkın şu elmastaki, incideki, boncuktaki, kotradaki sıfırladığınız vergilerin izahını yapın da, o zaman ne kadar bilgi ve belgeye dayalı konuştuğunuzu anlayalım.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Şimşek…

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Sayın Başkan, sayın hatibin verdiği bilgi ve belgeler tamamen yanlıştır. (MHP sıralarından alkışlar) Benim seçim bölgem Mersin’in hiçbir ilçesinde doğal gaz yoktur, Tarsus dışında; 8 tane ilçeye doğal gaz verilmemiştir. Türkiye ortalamasının çok altındadır. Sayın hatip bilgi ve belgeye dayanarak konuşmamaktadır, buradan halkı yanıltmaktadır.

Saygılar sunuyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Çok doğru söylüyor.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Sayın Yedekci, 60’a göre size de söz veriyorum.

Buyurun.

25.- İstanbul Milletvekili Gülay Yedekci’nin, Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız’ın MHP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle şunu söylemek isterim ki bizim söylediğimiz her şey bilgiye ve belgeye dayalıdır. Erzurumluların daha az doğal gaz kullanmakta olduğunu kendisi itiraf etti sayın iktidar partisi milletvekili. Çünkü Erzurum halkı tezek yakmak zorunda. Erzurum halkı mecburen doğal gaz kullanamamakta, doğal gaz faturalarını ödeyememekte ve Erzurum halkını bu duruma getiren iktidar politikalarını da şiddetle kınıyoruz.

Söylenenler de doğru değildir. Türkiye’nin çok yerinde doğal gaz yoktur. Ayrıca son on beş yılı da göz önüne aldığımızda yapılan hizmetler büyük değil oldukça küçük hizmetlerdir.

Bizim Erzurum için istediğimiz şudur: Erzurum ve kış şartları eksi 20’nin altında geçen bütün vilâyetlerimiz için… Yatlardan, kotralardan almadığınız vergileri niçin bu halkın sırtından alıyorsunuz? Zaten geçim sıkıntısı çektiriyorsunuz yanlış politikalarınızla vatandaşımıza.

Şimdi, bu vatandaşımızla derdiniz nedir? Vaktiyle bir Maliye Bakanınınız söylediği gibi bunları kümesteki tavuk olarak mı görüyorsunuz? Amacınız nedir?

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- MHP Grubunun, Grup Başkan Vekili Samsun Milletvekili Erhan Usta tarafından, 2 ilde uygulanan doğal gaz indiriminin Doğu Anadolu Bölgesi’ni kapsayacak şekilde genişletilmesi amacıyla 8/11/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 8 Kasım 2017 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum:

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati:15.43

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.05

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19’uncu Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kâtip üyeler arasında ihtilaf olduğundan elektronik oylama yapacağız.

Üç dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.09

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.20

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19’uncu Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Oylama elektronik cihazla yapılacaktır.

Oylama için dört dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı vardır, Milliyetçi Hareket Partisinin grup önerisi reddedilmiştir.

Sayın milletvekilleri, sizlerden istirhamım lütfen ayrılmayın. Bakın, bir saate yakın bir kayıp zaman oldu.

Şimdi, Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- HDP Grubunun, Bingöl Milletvekili Hişyar Özsoy ve arkadaşları tarafından, "Malta Belgeleri” adıyla yayımlanan belgelerin işaret ettiği finansal menfaat ilişkilerinin tüm boyutları ile açığa çıkarılması amacıyla 7/6/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 8 Kasım 2017 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 8/11/2017 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                        Filiz Kerestecioğlu Demir

                                                                                          İstanbul

                                                                                Grup Başkan Vekili

Öneri:

7 Haziran 2017 tarihinde Bingöl Milletvekili Sayın Hişyar Özsoy ve arkadaşları tarafından verilen 4762 sıra numaralı "Malta Belgeleri adıyla yayımlanan belgelerin işaret ettiği finansal menfaat ilişkilerinin tüm boyutları ile açığa çıkarılması amacıyla" Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin, diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 08/11/2017 Çarşamba günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Sayın Kayışoğlu, size 60’a göre söz vereceğimi söylemiştim.

Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

26.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, Bursa Milletvekili Bennur Karaburun’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Biraz önce Bursa Milletvekilimiz, Mudanya’mızın en büyük talihsizliklerinden olan Cumhuriyet Halk Partili Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz’ın yapmış olduğu provokatif eylemlere karşı, Mudanyalı vatandaşlarımızın bu Yalıçiftlik Mudanya’daki göletle ilgili zeytin ağacı sökülmelerini desteklediğini ve halkın bilgisi dâhilinde gerçekleştiğini söyledi. Öncelikle şunu söyleyeyim: Mudanya Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz seçildiğinden beri, AKP’den Mudanya Belediyesi alındığından beri, bir kere, yolsuzluk, hırsızlık hiçbir şekilde gündeme gelmedi.

İkincisi: Bugün biraz önce köylü vatandaşlarımızdan birkaç kişi, seksen yıllık, doksan yıllık ağaçlarının kesilmesi nedeniyle Mudanya Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

Bir diğer konu: 600 köylü imza topladı. Zeytin ağaçlarının kesilmesiyle ilgili hiçbir şekilde haberlerinin olmadığını ve mahsulü daha üstündeyken bu ağaçların söküldüğünü ve devlete karşı güvenlerini yitirdiklerini söylüyorlar.

Arz etmek istedim tekrar.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- HDP Grubunun, Bingöl Milletvekili Hişyar Özsoy ve arkadaşları tarafından, "Malta Belgeleri” adıyla yayımlanan belgelerin işaret ettiği finansal menfaat ilişkilerinin tüm boyutları ile açığa çıkarılması amacıyla 7/6/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 8 Kasım 2017 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisi üzerinde öneri sahibi olarak Mardin Milletvekili Mithat Sancar konuşacaktır.

Sayın Sancar, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA MİTHAT SANCAR (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, bir süredir sızıntılardan, belgelerden konuşuluyor. Bundan önce “Panama Belgeleri” adı altında yayımlanan bilgiler vardı. “Malta Belgeleri” sızıntısıyla gündeme gelen finansal dünyadaki karanlık ilişkiler vardı; şüpheli, şaibeli ilişkiler vardı. Şimdi de yine yeni bir sızıntıyla karşı karşıyayız, “Paradise Papers” adıyla gündeme oturdu, dünya gündemine oturdu. Bizi de ilgilendiren önemli bir boyutu var çünkü bu belgelerde Başbakan Binali Yıldırım’ın çocuklarının, yakınlarının şirketlerinin de adı var. Onların da Malta’da, bu “vergi cenneti” olarak adlandırılan yerde ticari faaliyetlerini sürdürdüklerine ilişkin bilgiler var; zaten Sayın Başbakan da bunu reddetmedi.

Buradaki sorun ne? Onu çok kısa aydınlatalım ve sonra da Hükûmete sorularımızı yöneltelim: Bu tür durumlarda ortada iki ihtimal söz konusu olabiliyor; biri, vergi kaçırma, diğeri de vergiden kaçma ya da vergiden kaçınma ya da bir başka terim de kullanılıyor, vergiden sakınma. Her ikisi bir arada gerçekleşebiliyor fakat; bu, şart değil.

Vergi kaçırma, apaçık yasalara aykırı bir faaliyet ve bu, çeşitli yaptırımlarla zaten cezalandırılması gereken bir davranış. Bu, yasalara aykırı fakat vergiden kaçma ve kaçınma, mutlaka yasalara aykırı olmak zorunda değil. Vergiden kaçma, esas itibarıyla, ahlaki ve yine ekonomi politik bir mesele olarak konuşulur. Yani, vergiden kaçma, esas itibarıyla, ahlaken yargılanması gereken bir davranış ama sadece ahlaki bir mesele değil, bunun sosyoekonomik, ekonomi politik sonuçları da var.

Bu “Paradise Belgeleri”nde gündeme gelen ilişkilerin daha çok “off-shore” şirketler bağlamında tartışıldığını görüyoruz, çeşitli ülkelerden yüzlerce siyasetçinin adı geçiyor. Peki, burada aslolan soruya daha önce yaptığı açıklamayla Sayın Başbakan cevap vermiş oluyor mu? Hayır, olmuyor değerli arkadaşlar. “Soruşturma açılsın çocuklarım hakkında, onların dokunulmazlığı yok.” diyor. Öncelikle, tabii Türkiye'de böyle bir soruşturmayı açacak bir savcının olup olmadığı sorusunu sorarız ama asıl soruya cevap vermesini beklerdik Sayın Başbakanın. Acaba, bu yatırımlarla, çocuklarının Malta’daki bu yatırımlarıyla ülkeye verdiği kayıp nedir? Daha açık soralım: Bu, ahlaki bir davranış mıdır? Eğer bu ilişkileri Türkiye'deki şirketleri üzerinden yapsaydı Türkiye'de ödeyecekleri vergi ne kadardı? Bunu Malta’da yaptıkları için sadece kendilerine kalan kazanç ne kadardır? Neden Türkiye'de elde edilmiş bir kazanç farklı adlarda şirketler kurularak Malta’da yatırıma dönüştürülüyor? Acaba o şirketlerin faaliyetlerinin ne kadarı Türkiye’yle bağlantılı? Malta’da kurulu şirketler Türkiye'de faaliyet yapıyorlar mı? Bütün bu sorulara tek tek açık cevap verilmesi gerekiyor.

Nitekim, bugün grup başkan vekilimiz de açıkladı, evet, Başbakan Yıldırım’ın çocuklarının şirketlerinden, Malta’daki şirketlerinden biri Türkiye'de ihale almış, 7 milyon dolar civarında. Bu para, bu kazanç nereye gidecek, nerede vergilendirilecek? Türkiye'deki şirketiyle yapsaydı ne kadarı Türkiye'de vergilendirilecekti, şimdi Malta’da ne kadarını veriyor? Sürekli “yerli” ve “millî”den söz eden bir iktidarın bu konulara tereddütsüz, açık, net cevaplar vermesi gerekiyor. Bakın, yoksulun sırtına binip vergileri sürekli artıran bir iktidar kendi Başbakanının çocuklarının daha az vergi ödemesine göz yumabilir mi? Bunun hesabını vermek zorunda; yoksullara vermek zorunda, halka vermek zorunda.

Teşekkürler efendim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu’nda sıra.

Sayın Kuşoğlu, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Halkların Demokratik Partisinin verdiği grup önerisiyle ilgili olarak söz aldım. Bu konuyla ilgili dünyada önemli gelişmeler oluyor biliyorsunuz, küresel gelişmeler. Ekonomiyle ilgili sebepleri var, psikolojik sebepleri var, sosyokültürel sebepleri var, tarihî sebepleri var bu dünyadaki küresel değişimin, gelişimin ama çok önemli bir de teknolojik sebepleri var. Teknoloji değişiyor, özellikle sosyal medya ve iletişim alanında çok şey değişiyor. Bu değişiklik -işte, olayları görüyorsunuz- Suudi Arabistan’dan Lübnan’a, Amerika Birleşik Devletleri’nden İngiltere’ye birçok terör faaliyeti, sıkıntılar, hükûmetlerin sıkıntıları, farklı bir sıcak savaş, vekâlet savaşı da değil; çok daha farklı bir boyutta gelişmeler ortaya koyuyor. Dolayısıyla yeni dönemi anlayabilmemiz lazım. Yeni dönemi anlayabilmek için de bu tür araştırmaların muhakkak yapılması lazım.

Burada, önergede bahsedilen özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan harcamalarla ilgili olarak ben de araştırma yaptım. Bakın, 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ve Bağlı Cetveller’in E cetvelinin 10’uncu maddesinde şöyle diyor: “Yurt dışında yürütülecek tanıtım faaliyetleri için falan tertipte yer alan ödenek Dışişleri Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı tarafından müştereken tespit olunur. Özel hesaba aktarılarak kullanılır ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’ndan, 5018 sayılı Kanun’dan ve 237 sayılı Taşıt Kanunu’ndan müstesnadır.” Dolayısıyla Dışişleri Bakanlığının harcama belgeleri arasında da bunları bulmak mümkün değil, çok da önemli harcamalar bunlar. Bunların tespiti için -ki bunların İhale Kanunu’ndan da müstesna olmaması lazım. Ne anlamı var bunların İhale Kanunu’ndan müstesna olmasının ya da 5018’den müstesna olmasının?- bunların araştırılması gerekir. Yeni döneme hazırlık olabilmesi için, yeni dönemde Türkiye'nin ayakta durabilmesi için -biraz önce hocamın söylediği şekilde- bu konunun muhakkak araştırılması lazım.

Biz geçmiş dönemle ilgili bazı sıkıntıları, yolsuzlukları, soru işaretlerini halının altına süpürürsek, bunları temizlemezsek gelecek dönemde de ayakta duramayız. Onun için muhakkak bu işlemleri yapmamız lazım diye düşünüyoruz. Bu konuyla ilgili olarak grubumuzun görüşü olumludur. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisi üzerinde gruplar adına son söz, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Adana Milletvekili Mehmet Şükrü Erdinç’e ait.

Buyurun Sayın Erdinç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Halkların Demokratik Partisi Grubunun vermiş olduğu öneri üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

AK PARTİ kurulduğu ilk günde 3Y ile başladı, yolsuzlukla, yoksullukla, yasaklarla mücadeleyle başladı ve bugün de on beş yıllık mazisine de baktığımızda aynı kararlılıkla bu mücadelesini sürdürüyor. On beş yıllık geçmişe baktığımızda hem hizmetler anlamında hem yatırımlar anlamında AK PARTİ yolsuzlukla yapmış olduğu mücadele sonucu ortaya çıkan yatırımları milletimizin hizmetine sunmuştur. Bunu bütün vatandaşlarımız bugüne kadar yaşanmış 10 seçimde de gördü ve buna teveccüh gösterdi. Bugün de bu teveccühe karşı bir algı operasyonu oluşturma adına bir grup önerisi verildiğine şahit oluyoruz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Başbakan inkâr etmedi ki ya daha.

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Devamla) – Baktığımızda ülkemizde ne zaman güzel işler olsa veya ülkemizin yetkililerinin bir yurt dışı seyahati –ki önemli- Sayın Başbakanın Amerika seyahatinden önce böyle bir konunun gündeme gelmesi de açıkçası manidar.

Buradaki hatibi dinlerken, özellikle grup önerisi sahibi hatibi dinlerken belgelerin çok yeniymiş gibi sunulmasını şaşırarak izledim gerçekten. 2008 yılında, 2014 yılında ve bu yılın mayıs ayında gündeme gelen belgeler. Bu belgelere baktığımızda da denizcilikle ilgili faaliyetlerin nasıl olduğunu bütün dünyada denizcilikle uğraşanlar çok iyi bilir. Sayın Başbakanımız da dün Amerika seyahati öncesinde bu konuyla ilgili gerekli açıklamayı yaptı. 15 Temmuzda milletin önüne düşmüş, milleti için mücadele etmiş ve siyasi hayatı boyunca, bugüne kadar yolsuzlukla mücadelede önder olan Başbakanımızı, bu konuda başat aktörlerden biri olan Başbakanımızı bu tür bir algı operasyonun içerisine çekmek siyaseten ucuz bir yaklaşımdır, bunu asla kabul etmiyoruz. Böyle bir yaklaşım içerisinde olmak başta Sayın Başbakanımıza ve AK PARTİ’ye karşı yapılmış bir itibar suikastıdır.

Bu çerçevede de, AK PARTİ’ye, Başbakanımıza ve milletimize karşı yapılmış bu girişimin asla milletimiz nezdinde de makes bulmayacağını, milletimizin bu tür konulara da itibar etmediğini, bu tür yaklaşımlara da itibar etmediğini takdirlerinize sunarak AK PARTİ olarak grup önerisinin aleyhinde oy kullanacağımızı belirtir, hepinizi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karar yeter sayısı…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, öncelikle sataşmadan söz istiyoruz. Ucuz bir iş olduğu, bir algı operasyonu olduğu, sanki itibar suikastı olduğu…

BAŞKAN – Buyurun, kim konuşacak?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Mithat Sancar.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Bunlar eleştiridir Sayın Başkan, eleştiri; sataşma değil.

BAŞKAN - Sayın Sancar, sataşmadan iki dakika süre veriyorum. Lütfen yeni bir sataşmaya meydan vermeyelim.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Mardin Milletvekili Mithat Sancar’ın, Adana Milletvekili Mehmet Şükrü Erdinç’in HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MİTHAT SANCAR (Mardin) – Bütün bu büyük lafları kullanmak yerine sorduğumuz sorulara cevap vermeyi tercih etseydi Sayın Hatip, AKP Grubu adına konuşan Sayın Hatip, gerçekten saygı duyacaktım.

Bakın, bu belgelerde ismi geçen siyasetçi ve devlet yöneticisiyle ilgili çeşitli ülkelerden gelen açıklamalar var. Avrupa Birliği maliye bakanları acil toplantıya çağrıldı. Almanya, bu konuda ne yapılması gerektiği, kendisiyle ilgili bilgiler üzerine ne yapması gerektiğiyle ilgili derhâl bir çalışma başlattı.

Burada, sizi özel olarak hedef alan bir şeyden değil, küresel sistemdeki kirli bir ilişki sisteminden söz ediyoruz. Eğer bu ilişki sisteminde Türkiye’den bir kişi varsa, bu kim olursa olsun, onun doyurucu açıklama yapması gerekiyor, daha önce de hiçbir açıklama yapmadı.

Sorularımız nettir değerli arkadaşlar; böyle, hamasi konuşmalarla bunların üstü örtülemez. Diyoruz ki: Soruları sorduk, arka arkaya koyduk; bu sorular kiminle ilgiliyse cevap versin. Türkiye yargıyla ilgili bir boyutu varsa bunun önünü tıkamasın, eğer yargıyla sonuç alınacak bir durum yoksa Meclis el koysun, hatta bana göre Meclisin el koymasına gerek kalmadan Hükûmet bizatihi tarafsız bir komisyon oluşturulması kararı versin, Türkiye bu ilişkileri açıklığa kavuştursun.

Bu tür iddiaları biz ortaya atmadık, bu iddialar bütün dünyada yayınlanıyor ve…

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Siz taşıyorsunuz, birilerinin adına servis ediyorsunuz.

MİTHAT SANCAR (Devamla) – Biz taşımasak dünya kör mü? Siz burada basını kapatırsınız ama dünyayı boğamazsınız ki.

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – 2008’deki iddiaları taşıyorsunuz, 2008.

MİTHAT SANCAR (Devamla) – Yani cevap verin bu sorulara lütfen. (HDP sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Hepsine verdi hatibimiz.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- HDP Grubunun, Bingöl Milletvekili Hişyar Özsoy ve arkadaşları tarafından, "Malta Belgeleri” adıyla yayımlanan belgelerin işaret ettiği finansal menfaat ilişkilerinin tüm boyutları ile açığa çıkarılması amacıyla 7/6/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 8 Kasım 2017 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karar yeter sayısı…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Elektronik oylama cihazıyla yapacağım.

Üç dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.46

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.58

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19’uncu Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Oylama elektronik cihazla yapılacaktır.

Oylama için üç dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Öneri kabul edilmemiştir.

Karar yeter sayısı vardır.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel, 60’a göre söz veriyorum.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

27.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Sözcü gazetesi muhabiri Gökmen Ulu’nun tahliye edilmesine ve İç Tüzük değişikliğiyle toplantı yeter sayısının kaldırılmasının sonuçlarına ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biraz önce aldığımız bir haberle, Sözcü gazetesi davasının şu anda tutuklu sanığı durumunda bulunan Gökmen Ulu, hâkim karşısına çıktığı ilk duruşmada tahliye edildi. Kendisiyle ilgili olarak, gazetecilik yaptığı, bütün dünyada haber değeri taşıyan bir haberi paylaştığı için kendisine “muhbir” “terör örgütü iş birlikçisi” “terör örgütü ajanı” gibi yakıştırmalar yapanlar, gencecik bir insanı -küçücük evladından- aylarca haksız tutuklulukla tutanlar, bugün mahkemede aleyhe şahitlik yapması beklenenlerin dahi Gökmen’in FET֒yle hiçbir ilgisinin olmadığını ve olamayacağını söylemesiyle Gökmen’in özgürlüğüne kavuşmasına şahit oldular ama olan gencecik bir insanın kendine, eşine ve birkaç aylık çocuğuna oldu. Hem memnuniyetimizi hem buradaki vicdan muhasebesini Meclisin takdirlerine sunuyoruz.

İkinci bir husus olarak, bir İç Tüzük değişikliği yapıldı. Gerçi, biz grup önerilerinin birer tezkere niteliğinde olduğunu ve oylamaya tabi tezkerelerde yoklama alınması gerektiğini biliyoruz, düşünüyoruz, savunuyoruz ve bu konuda önümüzdeki günlerde yapılacak eş güdüm toplantısını bekliyoruz. Ama denge ve denetim, Sayın Başkan, o kadar önemli ki 184’lük denetimi, toplantı yeter sayısını kaldırdık, kaldırdınız, kaldırıldı -Anayasa Mahkemesindedir şu anda ve Anayasa’ya aykırıdır- denetim ortadan kalkınca 139’luk karar sayısı bulunamamaya başladı. Millet 550 kişiyi yolluyor; her akşam Facebook’ta, başka sosyal medyada burayla ilgili bir görüntü paylaşılınca iktidar partisinin 20-30 kişilik hâli ve Meclisin genel hâli eleştiri konusu oluyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Toparlıyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Toparlayın lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bizi buraya oy vererek yollayanlar, üzerine yemini de ederek başladığımız görevde hiç olmazsa 184 kişi salonda olsun ki halkın iradesi yansısın diye bekleyen insanlar, bir operasyonla bunun ortadan kaldırıldığını üzüntüyle izliyorlar. Bomboş bir Meclis, işlevsizleştirilmiş bir Meclis ama bu sefer 139’u da bulamaz hâlde.

NİHAT ÖZTÜRK (Muğla) – 11 kişisiniz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Meclisi işletmek iktidar partisinin görevidir, bu utanç iktidar partisine aittir. Söyleyecek sözü olan gelecek, burada oturacak; söyleyecek sözü olan o kürsüyü kullanacak, odada oturmayacak. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

NİHAT ÖZTÜRK (Muğla) – Arkana bak!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi ve arkadaşları tarafından, huzurevlerinde kalan ve huzurevlerine yerleşmek için sıra bekleyen yaşlıların sorunlarının araştırılması ve gerekli çözümlerin belirlenmesi amacıyla 8/11/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, ön görüşmelerinin Genel Kurulun 8 Kasım 2017 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır. Okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 08/11/2017 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                        Özgür Özel

                                                                                           Manisa

                                                                                Grup Başkan Vekili

Öneri:

İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi ve arkadaşları tarafından huzurevlerinde kalan ve huzurevlerine yerleşmek için sıra bekleyen yaşlılarımızın sorunlarının araştırılması ve gerekli çözümlerin belirlenmesi amacıyla 08/11/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin (1454 sıra no.lu) diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerin 08/11/2017 Çarşamba günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Öneri üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve öneri sahibi olarak İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi konuşacaktır. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, lütfen size verilen sürelere riayet edelim, süre uzatımında bulunmayacağım.

Buyurun.

CHP GRUBU ADINA GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; huzurevleriyle ilgili vermiş olduğum grup önerisi hakkında söz aldım. Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bildiğiniz üzere, Türkiye’nin nüfusu hızla yaşlanıyor. 65 yaş ve üzeri nüfusumuz 7 milyona yaklaşmış durumda. Hâl böyle olunca yaşlı bakım hizmetinde de önem artıyor. Dolayısıyla, konuyu bir taraftan yaşlıların, diğer taraftan yaşlananların sorunu olarak ele almalıyız diye düşünüyorum.

Yaşlılığa müdahaleyi sağlığın, yaşlanma süreçlerine müdahaleyi ise sosyal politikaların sorumluluk alanına bırakmalıyız. Kısacası, toplumumuz yaşlanırken insan onuru ve mutluluğunu hedef alan bütüncül politikalar oluşturmak durumundayız çünkü güvenli bir liman olduğuna inandığımız huzurevlerinin aslında birer hüzün evleri olduğunu da unutmamalıyız.

Bakın, bir annemiz huzurevinden yazdığı mektupta “Dünyalara sığmayan anne yüreğim huzursuz bir odaya hapsedildi. Ne sevmenin ne anneliğimin bir anlamı yok artık. Çok üşüyorum. Hem parmaklarımda da can kalmamış sanki, kolay kolay ısınmıyor eskisi gibi.” diyor. Bu bakımdan, ilk önce “Yaşlının evi kalesidir, insan alışık olduğu çevrede yaşamalıdır.” diyen uzmanlara kulak vermeliyiz.

Değerli vekiller, ne yazık ki son on beş yılda huzurevlerine yerleşen yaşlı sayısı yüzde 88 oranında arttı. Bugün Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı 142 huzurevinde 13.359 kişi yaşıyor, bu rakam özeller de eklendiğinde yaklaşık 25 bini geçiyor. Görünen o ki yaşlılarımız acı tatlı hatıralarını geride bırakarak gelecek kaygısıyla huzurevlerine yerleşiyor ancak huzurevlerinin bu talebi karşılayamadığını da hep birlikte görüyoruz. Huzurevlerinde 453 kişiye 1 yatak düşüyor ve o 1 yatağın boşalması için de sırada bekleyen ve dua eden tam 8.649 kişi var ve daha acısı, sıra bekleyen yaşlıların 2 binden fazlası sürekli bakıma muhtaç. Ne yazık ki kapasite yetersizliği nedeniyle bizler onlara “Evinizde oturun, ölümü bekleyin.” diyoruz.

Aslında buraya kadar anlattıklarım istenildiği takdirde kolaylıkla çözülebilecek fiziki şeyler ancak araştırılması gereken esas yapısal sorunlar var. Değerli vekiller, kötü muamele ve istismar iddiaları huzurevlerinde de karşımıza çıkıyor. Hatırlayın, huzurevindeki yaşlılarımızın araba fırçasıyla yıkandıklarını gördük hep birlikte, kir pas içinde yataklara kemerle bağlandıklarını gözyaşlarıyla izledik. Bakın, daha geçtiğimiz günlerde alzaymırlı yaşlı bir hastaya psikolojik şiddet uygulandığına şahit olduk. O annenin “Yapmayın.” diyen feryadı yüreklerimizi parçalamadı mı peki? Peki, olaya karışan 3 görevlinin işten çıkarılması yeterli mi bu sorunu çözmek için?

Bakıma muhtaç yaşlılarımızı her türlü denetimden uzak bu huzurevlerine gözlerimiz arkada kalmadan emanet edebilir miyiz? Sanmıyorum zira huzurevlerine bakışımız bir zihniyet meselesinin de dışa vurumudur, işin ehline ve liyakat sahibine verilmemesinden kaynaklı acı bir insan hakları ihlalidir. Öte taraftan, personel eksikliği ve mesleki yetersizlik de kötü muamelenin bir başka nedenidir. Bakın, 35 kişiye 1 sağlık memurunun düştüğü kurumda özenli bakımdan bahsedemeyiz. 58 yaşlıya 1 hizmetlinin düştüğü yerde “Burada kötü muamele olmaz.” diyemeyiz. 381 kişiye 1 doktorun düştüğü bir yerde “Yaşlılarımızın sağlığı emin ellerde.” diyemeyiz. Bunlar Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının talebim üzerine bana iletmiş olduğu gerçek rakamlar. Bu durumun sizin vicdanlarınızı da kanatması gerektiğine inanıyorum.

Huzurevlerinde kalan kimi yaşlılarımızın düzeni bozduğu gerekçesiyle başka merkezlere gönderildikleri iddiası var. Türkiye’nin sadece 61 ilinde huzurevi bulunduğu düşünülerse bu uygulama bir sürgün değil midir? Öte yandan, bazı huzurevlerinde kimi yurttaşlarımızın siyasi ve dinî görüşlerine göre ayrımcılığa maruz kaldıkları ileri sürülüyor, bu sebeple bazı ücretsiz hizmetlerden faydalanamadıkları iletiliyor. Hepsinden daha vahimi, görüştüğüm bir huzurevi sakini burada ölen 20’ye yakın arkadaşının sadece 3’ünün cenazesinin yakınları tarafından alındığını, kalanların kimsesizler mezarlığına gömüldüğünü ifade etti. Bırakın dirisini, ölüsüne bile sahip çıkmayı unutacak kadar mı toplumsal değerlerimizi kaybettik, yoksa burada ciddi bir ihmal mi var? Bu iddialara sırtımızı dönebilir miyiz? İşte bizler tüm bunlar araştırılsın istiyoruz.

Değerli vekiller, unutmayalım ki gençler ne kadar geleceğimizse yaşlılar da hem bugünümüz hem geçmişimiz, örfümüz, âdetimiz, geleneğimiz. Bakın, önemle vurguluyorum, huzurevleri ülkenin aynasıdır, bakmayı bilene ülkenin geçmişi kadar geleceğini de gösterir. O yüzden, bu önergeye hepinizi “evet” demeye davet ediyorum. Unutmayalım ki Âşık Veysel’in dediği gibi iki kapılı bir handa, kâh ağlaya kâhi güle, yetişmek için menzile, gidiyoruz hep birlikte gündüz gece.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Öneri üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Aydın Milletvekili Deniz Depboylu…

Buyurun Sayın Depboylu. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA DENİZ DEPBOYLU (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; verilmiş olan önerge üzerinde grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlamadan önce Gazi Meclisi, aziz Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, yaşlılık zor bir dönemdir. Neden zordur? Zira, eski fizik gücüne sahip olmayan, bazı rahatsızlıkların etkisiyle rahat olamayan, zevk ve keyif verici bazı yaşantılarını kaybeden, verimli ve üretken bir işten mahrum olan, her an ölüme yaklaştığını düşünen çoğu yaşlı kendisini çaresiz ve âciz hissetmektedir. Bu duygular içindeki insana en önemli yardımsa aile ve çevrenin desteğiyle birlikte tabii ki biraz da yaşam felsefesidir. Peki, felsefe sorunları çözmek için yeterli midir? Maalesef değildir çünkü yaşlılarımızın mevcut sorunları o kadar fazladır ki bu konuda devletin daha fazla desteğine, yardım eline ihtiyaç duymaktadırlar.

Yaşlı nüfus oranımız hızla artıyor. 2017 TÜİK verilerine göre son beş yılda yüzde 17,1 artmış yaşlı nüfusumuz. Beklenen ömürse daha fazla uzadı. Eğitimli yaşlı nüfus oranı arttı. Eşi ölmüş yaşlı erkeklerin oranı yüzde 12,7’yken yaşlı kadınların oranı yüzde 50,4 oldu. Çalışan yaşlı nüfusun yüzde 72,8’i tarımda çalışıyor. Bu da ne demek? Tarımda çalışanların sosyal güvenceden mahrum kaldığını biliyoruz, demek ki bu yaşlılarımız daha çok yardıma ihtiyaç duyuyor. Alzaymır hastalığından ölen yaşlıların sayısı 2 kat arttı. Alzaymır için yapılan ne var diye bakıyoruz ama maalesef bu konudaki çalışmaların çok yetersiz olduğunu görüyoruz. Yaşlıların yüzde 42,2’si çocuklarının yanında yaşamak istiyor. Huzurevlerinde kalmak istemelerinin bir sebebi çocuklarına yük olmak istememeleri ve yine, yaşlılık döneminde yalnız kalmaktan çekinmeleri. Ama en fazla da ailelerinin yanında mutlular. Ama en büyük sorunları nedir? Yoksulluk. Zira, en düşük SSK emekli aylığı 1.485 lira, en düşük BAĞ-KUR aylığı 1.330 lira. Oysa yeni yapılan tespitlere göre, yoksulluk sınırı 4.959 lira 54 kuruş ve açlık sınırı, yine, 1.523 lira. Yani yaşlılarımızın çoğu açlık sınırının altında yaşıyor. Ve hızla artan yaşlı nüfusumuzla birlikte, bu konuda sorun yaşayanların, sosyal güvencesi olmayanların ya da aldığı aylıkla geçinmekte zorluk çekenlerin sayısı da artıyor. Daha konforlu, daha yaşanılabilir, belki de aileleriyle bir arada olmalarına olanak sağlayacak yeni yapılanmış sitelere ihtiyaçları var. Otel hizmeti verir gibi bir kurumda olmaları yaşlılarımız için haksızlık diye düşünüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DENİZ DEPBOYLU (Devamla) – Daha iyi uygulamalar yapılması için de yüce Meclisimizi göreve davet ediyorum.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Depboylu.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan konuşacaktır.

Sayın Aslan, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA MEHMET ALİ ASLAN (Batman) – Sayın Başkan, Sayın Divanı ve Sayın Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, yaşlılarımızın, büyüklerimizin ellerinden öpüyorum ve yaşlılara, büyüklerimize Kur’an’ın ne denli önem verdiğini bir ayetle okumak istiyorum: “Rabb’in anaya, babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa sakın onlara ‘Öf!’ bile deme, onları azarlama, onlara tatlı ve güzel söz söyle.” diye buyurmuştur.

Tabii, CHP Grubunun önerisine elbette ki “evet” diyeceğiz ama benim bireysel görüşüm bütün huzurevlerinin kapatılması gerektiğidir. Çünkü huzurevleri huzur vermiyor, huzursuzluk veriyor. Yani biz bunu hem medyadan görüyoruz hem orada yaşayan, yaşatılmak zorunda kalan büyüklerimizden dinliyoruz. Hiçbir huzurevi çocuğunun ve torununun yanında olmak kadar huzur vermez, asla veremez, bunu hepimiz adımız gibi çok iyi biliyoruz.

Ebeveynin çocuklarına nasıl ki bakma zorunluluğu varsa, anne ve babasına da bakma zorunluluğu yasal olarak bence düzenlenmelidir ve biz de buna “evet” diyeceğiz.

Aslında huzurevlerinin fazlalığı bizim toplumsal değerlerimizin ne kadar dejenere olduğunun göstergesidir.

Bakın, on beş yıldır, yani 2002’den bu yana 13.548 iken huzurevlerinde kalan kişi sayısı, şu anda 25 bini buldu, yani yüzde 88 artış vardır. Bu, ilerlemenin değil, bu, gerilemenin bence bir göstergesidir.

Bugün bu başımıza gelen belalarla ilgili de bir hadisişerif okumak istiyorum. Hadiste diyor ki: “Bereket büyüklerimizin yanındadır. Beli bükülmüş ihtiyarlar, süt emen bebekler, otlayan hayvanlar olmasaydı belalar sel gibi üstünüze dökülecekti.”

Evet, bugün belalar gerçekten sel gibi üstümüze dökülüyor. Neden? Beli bükülmüş ihtiyarlarımızın bir kısmı şu anda cezaevinde, 80 yaşındakiler, 81 yaşındakiler, süt emen bebekler şu anda cezaevinde, 700’ü aşkın bebek şu anda cezaevinde, otlayan hayvanlarımız için de mera bırakılmadı, meralara inşaat izni çıkarıldı, tabii ki bu belalar, maalesef, başımızdan eksik olmayacaktır.

Yine bir hadisle bitirmek istiyorum: “Düşkünleri görüp gözetiniz. Zira, siz, ancak düşkünleriniz sayesinde yardım görür ve rızıklanırsınız.”

Buradan, yine büyüklerimizi, yaşlılarımızı saygıyla selamlıyorum, ellerinden öpüyorum, dualarını bizden esirgemesinler.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gruplar adına son söz, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Düzce Milletvekili Ayşe Keşir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Keşir.

AK PARTİ GRUBU ADINA AYŞE KEŞİR (Düzce) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin verdiği önerge üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum.

Yaşlı sorunlarını ve üretilmesi gereken politikaları tek başına ele almanın sığ bir bakış açısı olduğuna inanıyorum çünkü nüfus projeksiyonlarından, kadın, engelli, çocuk ve aile politikalarından bağımsız düşünemeyiz yaşlılara ait politikaları.

Evet, önergede de ifade edildiği üzere nüfusumuz hızla yaşlanmaktadır. 2013 yılında nüfusumuzun yüzde 7,7’si yaşlıyken, bugün bu oran, 2016’da 8,3’tür, muhtemel projeksiyonlarda 2023 yılı için bu rakamın 10,2 olacağı ifade edilmektedir.

Bununla birlikte, ortalama yaşam ömrü, 2014, 2016 verilerine göre de 78 olmuştu. Tabii, ortalama yaşam ömrünün artmasında, kalkınmadaki, refahtaki artış, sağlık teknolojileri ve sağlık hizmetlerine erişimdeki kolaylık gibi pek çok nedeni de burada sayabiliriz ama şunu ifade etmem lazım -az önce de söyledim- yaşlı sorunlarını ve politikalarını diğer sosyal politikalardan ve sosyal sorunlardan ayrı düşünemeyiz, nüfus projeksiyonlarından ayrı bir yaşlı sorunu tanımı yapamayız.

Bakın, bugün nüfus projeksiyonlarımız ne diyor? Ülke nüfusu hızla yaşlanmakta, yaşlı nüfusumuz artmakla birlikte doğurganlık oranımız hızla düşmektedir. 2003 yılında kritik eşik olan 2,1 doğurganlık oranının ne yazık ki altına düştük, 2,08’e kadar düştük. Cumhurbaşkanımızın 3 çocuk önerisini anlamayanlar, anlamak istemeyenler, nüfus projeksiyonlarını görmeyenlerin yaşlı politikalarıyla ilgili söylediklerini çok samimi bulmadığımı ifade etmek istiyorum.

Diğer yandan, tabii, bu konuları konuşurken verilerle konuşmanın doğru olacağına inanıyorum. Aile yapısı araştırması var elimizde, en taze, 2016 yılı verileri. Yaşlılarımıza soruluyor bu konuda nasıl bir bakım istedikleri; yaşlılarımızın yüzde 40’ı çocuklarının yanında olmak istiyorlar, yüzde 38’i kendi evlerinde hizmet almak istiyorlar, sadece yüzde 7,7’si huzurevinde olmak istiyor.

Bugün yaşlı politikası demek sadece bakım hizmeti demek değildir. Aktif yaşlanmayı konuşuyor artık dünya. Biz sadece bakım hizmetlerini konuşursak sığ, geri kalmış ve çağ dışı bir politikayı konuşmuş oluruz. Bugün gündüzlü bakım modelleri, evde bakım hizmetleri… Ki 160 bin yaşlımız bugün evde bakım hizmetinden faydalanmaktadır. Bugün huzurevlerimizde 640 boş kapasite vardır. Size verilen bilgiler eksik verilmiş Sayın Vekil.

GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (İstanbul) – Bakanlıktan aldım.

AYŞE KEŞİR (Devamla) – 640 boş kapasite vardır çünkü huzurevlerindeki bekleme sıraları, bulunduğu şehirden başka şehre gitmek istememek ya da tek kişilik odalarda kalmak istemekten kaynaklanan beklemelerdir ağırlıklı olarak. 2018 yılı planlamasıyla da bu kapasite tamamlanacağı için böyle bir sorunumuz olmayacaktır.

Bu önergenin bütüncül olmadığını, çözümden çok uzak olduğunu ifade ederek yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler... Kabul etmeyenler...

Elektronik oylamayla yapacağım.

Üç dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı vardır, öneri reddedilmiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.26

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 17.43

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19’uncu Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/884) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 6306 Sayılı “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun", 2981 sayılı “İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun" ve 4706 Sayılı "Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/588) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/884) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 6306 Sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun", 2981 Sayılı "İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun" ve 4706 Sayılı "Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/588) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 502) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Dünkü birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın birinci bölümünde yer alan 9’uncu madde kabul edilmişti.

Sayın İlgezdi, 10’uncu maddeye geçmeden önce 60’a göre buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

28.- İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin, Düzce Milletvekili Ayşe Keşir’in CHP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biraz önce hatip rakamları yanlış verdiğimi iletti. Ancak bu rakamlar, bizim Bakanlıktan aldığımız rakamlar. Demek ki sizinle aynı tabloyla karşı karşıya kaldık. İçimizde de belli vekillerle ilgili verdiğimiz aynı sorulara farklı rakamlar alıyoruz; bunu belirtmek isterim.

İkincisi: Huzurevleriyle ilgiliydi konumuz, yaşlılık politikasıyla ilgili değil. Elbette, yaşlılık politikalarıyla ilgili biz de hemfikiriz ama bununla ilgili henüz hazırlanmış bir politika ortaya getirilmedi, getirilirse seve seve destek vereceğimizi belirtmek isterim.

Bir de son olarak dedi ki: “Boş huzurevleri var, buralara gitmiyorlar.” Ancak hatırlatırım ki uzmanların söylediği şu: “Yaşlının evi kalesidir. İnsan alışık olduğu çevrede yaşlanmalıdır.”

Dolayısıyla bir kez daha bunu hatırlatmak istedim.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Ilıcalı…

29.- Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı’nın, Erzurum Milletvekili Kamil Aydın’ın MHP Grubu adına ve İstanbul Milletvekili Gülay Yedekci’nin CHP Grubu adına MHP grup önerisi üzerinde yaptıkları konuşmalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) – Teşekkür ederim Değerli Başkanım.

Benim bulunmadığım bir ortamda Erzurum’un adını geçiren Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin “Doğal gazda Bayburt ve Gümüşhane’de indirim yapılmış, Erzurum’da yapılmamış.” diye bir açıklamaları olmuş. Burada bir açıklık getireyim: Şu anda Erzurum’daki doğal gazın dağıtım bedeli 19,5 kuruş, Bayburt ve Gümüşhane’de 25 kuruş yani şu anda bile Erzurum daha ucuz. Bir de, bilindiği gibi, bu doğal gazın fiyatı belirlenirken ilçelerdeki yatırım bedelleri göz önüne alınıyor. Erzurum 25 bin kilometrekarelik bir coğrafya. Şu anda merkezde, bütün ilçelerde doğal gaz var. Aşkale’ye gidiyor, Pasinler ve Oltu’ya gidecek. Bunlar da göz önüne alındığında böyle olumsuz bir durum yok. Erzurum milletvekilleri de konuya hâkimdir. Eğer herhangi bir indirim varsa takip ederiz. En iyiyi de karşımızda oturan Sayın Maliye Bakanı bilir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) - Biz geçen sene daha kalıcı bir önerge verdik Sayın Hükûmetimize, bakanlarımıza “Aynen kömür yardımı gibi, fakir vatandaşlarımıza doğal gaz yardımı yapalım.” diye. Biz daha büyük işlerin takipçisiyiz.

Sağ olun Değerli Başkan.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Kerestecioğlu…

30.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın yasama faaliyetleriyle ilgili tüm gündemin tutuklu milletvekillerine iletilmesinin sağlanması talebine Meclis Başkanının verdiği cevaba ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, Adalet Bakanlığı, milletvekillerinin tutukluluğuyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesine gönderdiği görüşte “Milletvekillerinin milletvekilliğinden kaynaklı tüm hakları devam ediyor.” ifadesini kullanmıştı. Bunun üzerine, Sayın Selahattin Demirtaş Meclis Başkanlığına ilettiği dilekçede, yasama faaliyetleriyle ilgili tüm gündemin tutuklu bulunan bütün milletvekillerine iletilmesinin sağlanmasını talep etmişti. Meclis Başkanının bu talebe verdiği cevap “E-posta adresinize gönderiliyor. Meclis internet sitesinde yayınlanıyor.” şeklindedir. Bu, gerçekten korkunç bir cevaptır. Aynen “Sayın milletvekilleri ile sekretarya çalışanlarının e-posta adreslerine e-mail gönderilmektedir. Bununla birlikte bütün yasama ve denetim dokümanları www.tbmm.gov.tr adresinden yayımlanmakta ve ilan tahtasına asılmaktadır.” demektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Ayrıca, gayet ciddiyetsiz bir şekilde “Sorumluluk sahibi ve yeterli teknik bilgiye sahip bir milletvekili olarak yasama faaliyetlerini yakinen takip ettiğiniz ilgi dilekçenizin içeriğinden anlaşılmaktadır.” diyor.

Şimdi, tutukluluk milletvekili statüsünü sona erdiren bir durum değildir ve yasama faaliyetlerine katılmak tutuklu da olsa milletvekillerinin hem hakkı hem de anayasal görevidir. Bir Meclis Başkanının esas olarak bunu sağlaması gerekir. Zaten Anayasa’ya aykırı olarak kaldırılan bu dokunulmazlıklara karşı çıkması gerekirken “E-posta adresinize gönderilmiştir.” gibi bir cevap ciddiyetsizdir.

O makamın itibarını yeterince koruyamayan insanların o makamda bulunmaması gerekir. Bu cevabı asla kabul etmediğimizi belirtmek isterim.

BAŞKAN – Makamın itibarıyla ilgili bence doğru bir yaklaşım olmamıştır.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Milletvekilinin itibarını korumayan bir Meclis Başkanı gerçekten o makama yakışmamaktadır.

BAŞKAN – Meclis Başkanının bu durumda yapabileceği bir şey yok size bildirildiği gibi.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Çok şey var, yapabileceği çok şey var.

ZİYA PİR (Diyarbakır) – O zaman bu mektubu yazmasın. Bu nasıl bir mektup ya! Şu nedir?

BAŞKAN – Sayın Usta…

31.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biz, bugün verdiğimiz grup önerisinde, kış şartlarının çok çetin geçtiği Erzurum dâhil Doğu Anadolu Bölgesi’nde Bayburt ve Gümüşhane’de olduğu gibi doğal gaz fiyatlarının ucuzlatılmasını talep etmiştik ve bizim bu grup önerimiz AK PARTİ milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. O zaman Erzurum Milletvekili Sayın Ilıcalı Genel Kurulda yoktu zannediyorum. Biz, olsa, onların bu öneriye destek vereceğini düşünüyorduk ancak şu andaki açıklamasından anlaşılıyor ki AKP Sayın Erzurum Milletvekili de Erzurum’da ve kış şartlarının çok sert geçtiği o bölgede doğal gaz fiyatlarının ucuzlatılmasından yana değilmiş. Bu tespiti yapmak gerekiyor.

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) – Erzurum’da şu anda fiyat, Bayburt, Gümüşhane’den daha ucuz.

ERHAN USTA (Samsun) – Orada hayat şartları çok zor ve hayat çok pahalı. Bakın, dolayısıyla biz burada milletimizin bir miktar rahatlatılmasını talep ettik. Nitekim, başka bölgelerde de yapıldı. Yoksa, fiyat seviyelerini mukayese ettiğimizde her birinden farklı şeyler çıkar. Bu uygulamanın Doğu Anadolu Bölgesi’nin tamamı için yapılmasını talep etmiştik.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/884) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 6306 Sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun", 2981 Sayılı "İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun" ve 4706 Sayılı "Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/588) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 502) (Devam)

BAŞKAN – Şimdi, 10’uncu madde üzerinde üç adet önerge vardır, önergeleri okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 502 sıra sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 10’uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

              Kazım Arslan                       Zekeriya Temizel                      Kadim Durmaz

                   Denizli                                   İzmir                                        Tokat

              Şenal Sarıhan                        Kemal Zeybek          Bülent Yener Bektaşoğlu

                   Ankara                                  Samsun                                     Giresun

                 Ali Özcan                        Mehmet Bekaroğlu              Mustafa Ali Balbay

                  İstanbul                                İstanbul                                       İzmir

              Mahmut Tanal

                  İstanbul

MADDE 10- 6183 sayılı Kanunun 15 inci, 55 inci, 56 ncı ve 60 ıncı maddelerinde ve 58 inci maddesinin birinci ve yedinci fıkralarında yer alan “7” ifadeleri “15” şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay.

Buyurun Sayın Balbay. (CHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ALİ BALBAY (İzmir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 10’uncu maddede amme alacaklarının itiraz süresinin yedi günden on beş güne çıkarılması planlanıyor. Görülüyor ki sekiz gün bile çok önemli, “Aman, sekiz gün daha artıralım.” demişsiniz. Hiç düşündünüz mü, bir vergide bile, bir alacakta bile “Sekiz gün artıralım, indirelim.” diye düşünürken insan hayatının özgürlüğünde sekiz günün ne anlama geldiğini? Bugün Gökmen Ulu, Sözcü gazetesi muhabiri serbest bırakıldı, yüz altmış yedi gündür tutukluydu, yüz altmış yedi gün sayın milletvekilleri. Ve Gökmen Ulu’yu tahliye ederken yurt dışı yasağı, hiçbir şey de konulmadan… Mediha Olgun zaten mahkeme önüne çıkmadan tahliye edilmişti. Şimdi özgürlüğe seviniyoruz ama bu yüz altmış yedi günün hiç mi vicdani değeri yok sizin gözünüzde? Ve yine Enis Berberoğlu’nun sayın milletvekilleri, 23 Ekim günü istinaf mahkemesinin kararından sonra serbest bırakılması gerekiyordu. O günden bugüne biz “Bugün serbest bırakılır.” “Yarın serbest bırakılır.” derken yerel mahkeme hiç bakmadan topu geri gönderdi. Şimdi, burada biz Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak düşündük: Acaba hangisi sarayın mahkemesi? Yerel mahkeme mi sarayın mahkemesi, istinaf mahkemesi mi sarayın mahkemesi? Seçmeye çalışıyoruz. Bir grup arkadaş, çoğunluk “yerel mahkeme” dedi, kalanı “Yok, istinaf mahkemesidir.” dedi. İşte yargıyı getirdiğiniz nokta bu sayın milletvekilleri, nokta bu. Ve şimdi Enis Berberoğlu’nun durumuna hangi mahkemenin bakacağı ve nasıl bakacağı muamma. Bu mu sizin yargıda reform dediğiniz tablo?

Şimdi, ikinci bir başka boyutu sayın milletvekilleri, yine, tutuklularda Birgün gazetesinin yöneticisi, editör bölümünde çalışan Sayın Mahir Kanat, TKP/ML’den gözaltına alınmış, DHKP-C’den tutuklanmış, FET֒den yargılanıyor, mahkemeye çıkınca ne olacağı belli değil. Sayın milletvekilleri, bu vergide üç günün, beş günün hesabını yaparken lütfen bu özgürlüklerin de hesabını yapın diyorum.

Yine, tabii, bu halktan toplayacağınız paralarda üç kuruşun, beş kuruşun hesabını yapıyorsunuz ama görüyoruz ki -birkaç gündür kamuoyunda da tartışılıyor- bizim tarihimizde Malta sürgünleri diye bir şey vardı. 145 yurtsever, bu ülkenin 145 evladı İngilizler tarafından, sömürgeciler tarafından alınıp Malta’ya götürülmüştü, tarihimizde böyle bir şey var. Bugün ise Malta cenneti var, Türkiye’nin geldiği nokta bu. Ve buradan size sormak istiyorum: Gemi alırken vergi sıfır, ÖTV sıfır, bütün vergiler sadece yüzde 1, daha üste çıkmıyor ama bu geminin kazancını vergilendirirken Malta’yı tercih ediyorsunuz. Ben sormak istiyorum ya: Hangi yüzle vergi düzenlemesi yapıyorsunuz siz bugün? Hangi yüzle “Halktan alacağımız verginin şu kadarını azalttık, şu kadarını çoğalttık.” diyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar) Ayıp değil mi ya, hangi yüzle? Ve şu anda sayın milletvekilleri, bu gemicilik sektöründe sokaktaki insanın bir simit alırken ödediği vergi yüzde 8 ama yat simidinin vergisi sıfır, geminin vergisi sıfır. Hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Türkiye’nin tarihinde “Malta” deyince gerçekten bu ülkenin bağımsızlığı için mücadele eden insanlar vardı ama bugün Malta sizin tarihinizde, bu ülkede vergi vermek istemeyen, bu ülkede vergiden kaçınan insanların tercih ettiği yer olarak anılacak sayın milletvekilleri. Ve bugün Sayın Başbakan, işte övünerek de anlatıyor, “Bunun yasa dışı bir yanı yok.” diyor. Olabilir ama bu ülkeyi yönetenlerin vergiyi Türkiye’den kaçırıp yurt dışına gittiği bir ortamda hangi yüzle halka siz “Dolarınızı çıkartın, euronuzu çıkartın.” diyorsunuz?

Buradan sözüm Anadolu evlatlarına: Bir baltaya sap olmak için yıllarca uğraşacağınıza Malta’da hesap sahibi olun. O zaman hem bu ülkede vergiden kurtulmuş olursunuz hem de bu ülke... Tabii, babanızın da bunun için Cin Ali olması gerekiyor. Ama ne yazık ki sayın milletvekilleri bu vergilerle, bu halktan toplamayı düşündüğünüz vergilerin...

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – “Cin Ali” mi diyor?

BAŞKAN – Sayın Balbay, lütfen, konuşurken de sözlerimize dikkat edersek; teessüf ediyorum yani.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Ayıp bir şey ya, ne diyorsun ya!

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Söylediğiniz sözlere dikkat edin.

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) – Buyurun Sayın Başkan.

BAŞKAN – Söylediğiniz sözlere dikkat edin, lütfen.

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) – Ben çok dikkat ederek... (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Zaten...

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Söylediğiniz sözlere dikkat edin, hakaret etmeyin.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Kime diyorsun sen “Cin Ali” diye ya?

Kimi kastettiğini açıklasın.

BAŞKAN – Bakın, konuşabilirsiniz, eleştirebilirsiniz ama bu ülkenin Başbakanına bir şekilde ismini farklı şekilde arz ederek hakaret etme hakkınız yok sizin.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – “Başbakan” demedi ki ya.

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) – Herhangi bir hakaret unsuru da yok...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Düzeltin, buyurun düzeltin.

Mikrofonu açalım arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından “Özür dilesin.” sesleri, gürültüler)

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Düzeltsin, “Cin Ali” diye kimi kastettiğini söylesin.

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Özür dile, özür.

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) – Hayır, kendisi de zaten “Bunda bir şey yok.” dedi. Başbakan açıklamasında diyor ki sayın milletvekilleri: “Bu yasa dışı bir şey değil.”

MEHMET METİNER (İstanbul) – Sen ne vakit cin oldun da çarpıyorsun bizi!

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, vergiyi kaçıranı değil de onu eleştireni mi ayıplıyorsunuz, böyle bir mantık olabilir mi?

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) – Niye vergisini Türkiye’de ödemiyor Sayın Başkan?

BAŞKAN – Buyurun, mikrofonu açtık, lütfen düzeltin Sayın Balbay.

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) – Vergisini Türkiye’de niye ödemiyor Sayın Başkan?

BAŞKAN – Lütfen, bakın, ismini düzeltin. Bakın “Düzelteyim.” dediniz, ben size mikrofonu açtım; lütfen, size yakışan da odur, o düzeltmeyi yapmaktır.

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) – Şimdi, ben... (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MEHMET METİNER (İstanbul) – Ne kadar ayıp bir şey ya!

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Ayıp bir şey ya!

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) – Sayın milletvekilleri, ben vergi sistemini eleştirirken Anadolu evlatlarına bir çağrı yaptım, dedim ki... Siz Türkiye’de yastık altındaki bütün doların, euronun çıkarılması için halka çağrı yapıyorsunuz ama siz bu ülkede evlatlarınızın vergi vermesini istemiyorsunuz. Ben, Sayın Başbakanın da açıklamasını yetersiz buluyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Başbakanımızın isminin farklı şekilde zikredilmesinin doğru olmadığını…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) – Tamam yani 5 aile efradı Malta’da şirket açmış olan Sayın Başbakan Binali Yıldırım’ın yaptığı açıklamayı da getirdim.

MEHMET METİNER (İstanbul) – Ne çabuk cin oldun siyasette sen ya!

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Herkes şirket açabilir.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Başbakan açamaz kardeşim, örnek olacak vatandaşa. Başbakan açamaz, vatandaşa vergide örnek olacak.

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Başbakanın şirketi yok.

BAŞKAN – Tamam, buyurun.

Sayın Balbay, buyurun.

Süreniz doldu.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sözlerini geri alsın Başkanım.

MUSTAFA ALİ BALBAY (İzmir) – Sayın milletvekilleri, şu anda Sayın Başbakanın ve aile efradının bütün üyelerinin Malta’da cennet adası yaratmış olmasını ben bu toplum adına yadırgadığımı tekrar sizlerle paylaşıyorum. Birazcık utanmanız varsa bir düşünün! Burada halktan vergi toplamasını…

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Lütfen, lütfen…

Bakın, kaba ve yaralayıcı sözler kullanmayın Sayın Balbay.

AHMET UZER (Gaziantep) – Utanmaz sensin ya! Bir utanmaz varsa o da sensin.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın İnceöz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, biraz evvel hatibin konuşmasına istinaden sataşmadan söz talep ediyorum. Hangi sözleri diye sormayacaksınız.

AHMET UZER (Gaziantep) – Bu gruba utanmaz demeye utanmıyor musun! Terbiyesiz!

BAŞKAN – Buyurun Sayın İnceöz.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay’ın 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 10’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine ve AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; az evvelki konuşmayı küllî reddettiğimi özellikle belirtmek istiyorum. Burada çıkarsınız bütün kanunun çerçevesinde eleştirilerinizi yaparsınız ama Meclisin mehabetine uygun bir dille bunun yapılmış olmasını gerçekten tercih ederdik. Her şeyi söyleyebilirsiniz ama kişiselleştirerek, şahsileştirerek, hakaretvari konuşmalara, bundan evvel söyledik… Bu ne demek? Az evvelki konuşmayı Meclisin gerçekten ülkemizin koşullarında, dünyanın dört bir tarafından saldırının, özellikle güneyimizde oluşturulmak istenen terör devletçiklerine karşı terörle mücadele verdiğimiz bir ortamda…

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Ne ilgisi var Başkan o konuyla bu konunun?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Vergi kaçırmanın ne ilgisi var?

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) - Ne ilgisi olduğunu açıklayacağım.

Bakın, bu haberler bundan önce de yapılmış ve yapılış tarihlerine baktığımızda da ne ilgisi olduğunu çok net anlarsınız. Habere bakıyorsunuz, bu ve buna benzer haberler 2008’de yapılmış.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Başbakan yalanlamıyor bunu ya. Kendisi yalanlamadı ki. “Dünyada deniz ticareti böyle olur.” dedi. Allah Allah.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – 2014 yerel seçimlerinden önce yine yapılmış, geçtiğimiz mayıs ayında yapılmış. Haberin yapılış şekline bakıyorsunuz, servis ediliş şekline bakıyorsunuz...

MAHMUT TANAL (İstanbul) – E araştıralım o zaman.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – …nerelerden uluslararası servis edildiğine bakıyorsunuz, fotoğrafla, oluşturulmak istenen haberin içeriğiyle bir algı oluşturmaya çalışılıyor.

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Yalan mı? Yalan mı? Yalan mı?

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Ne bağırıyorsun!

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Dün de söyledik. Sayın Başbakanımız bu konudaki -Amerika’ya giderken- açıklamasını net bir şekilde yaptı.

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Yalan mı? Hepsi doğru. Cumhuriyet’in bütün haberleri doğru. Onun için Cumhuriyet gazetesini kapatmak istiyorsunuz.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Öyle çamur attım, çamur yapıştırdım olmaz. Çamura düşse bile çamura bulanmakla altın değerinden değer kaybetmez.

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Cumhuriyet gazetesini bu yüzden kapatmak istiyorsunuz.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Net bir şekilde açıklamasını yaptı. O açıklamayı tekrar okumanızı tavsiye ediyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ben dinledim ya, reddetmiyor ki.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Burada gizli saklı herhangi bir şey olmadığını, 2008, 2014 ve geçtiğimiz mayıs ayında benzer haberlerin, aynı içerikli haberlerin yapıldığını, burada bir kastı mahsusa olduğunu, burada sanki saklanmak istenen, gizli… Yok, böyle bir şey yok. Bunun üzerinden çamur atmaya kalkmak… Çamur, atanın eline bulaşır. Ayıp ya! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Ne çamuru? Başbakan “Yapıyoruz.” diyor. Ne çamuru?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Başbakanınız kendi kabul ediyor ya!

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Benzer haberler geçmişte de yapıldı.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Benzer değil, gerçek, gerçek. Sadece benzer haber değil yani.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel, 60’a göre.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

32.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle Türkiye’yi ne duruma getirdiğimizi bir görelim. Eskiden liderlerin abartılı kuklaları Plastip Show’larla bütün Türkiye’nin en dikkatle izlediği programlar olurdu. Bugün siyasi hiciv diye bir şey kalmadı.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Hiciv mi bu ya?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hakaret “Hırsız.” demektir. “Ahlaksız.” derseniz hakarettir ama birisi çıkıp size şunu söylüyorsa, “Sizin şöyle şöyle hesaplarınız olacak, babanız da Cin Ali olacak.” diyorsa burada bir hakaret yoktur, siyasi bir hiciv vardır. Bu konudan alınıyorsanız meselenin altında bir pislik vardır. Ona dikkat edin ilk önce.

MEHMET METİNER (İstanbul) – Yani “Cin Kemal” mi diyelim?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kimse size hakaret etmedi.

Sonra, diktatörlük söylemlerinden rahatsız oluyorsunuz, bu kadarcık eleştiriye bu faşizm ayıptır yani, ayıptır!

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET METİNER (İstanbul) – “Cin Kemal” mi diyelim?

AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) – Çık kürsüye, ağzına geleni say…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

Buyurun Sayın İnceöz.

33.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkanım, bu sözlere katılmadığımızı özellikle belirtmek istiyorum. Siz çıkacaksınız orada ustaca bir kelime oyunuyla ithamlarda bulunacaksınız…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yapacak tabii.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – …sonra da “Buna alınmanın arkasında bir pislik var.” diyeceksiniz; yine, benzer sözler ve ifadelerle töhmet altına bırakmaya çalışacaksınız.

AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) – Hakaret et, hakaret et… Yeter ya!

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Bakın, açıklamalar çok net. Üstelik, biraz evvel hatip konuşmasında diyor ki: “Vergi kaçırma vesaire…” Vergi rekortmeni olmuş birisinin vergi kaçırması vesairesi söz konusu olmaz ki. Elbette ki yanlış bilgileri çıkıp burada iddia sahibinin, müddeinin, iddiasını ispat edemeyip böyle boş konuşmalarla, bu konuşmalarla karşı tarafı ilzam etmesi gıyaplarında… Elbette ki bunlara verilecek çok cevabımız var.

Bu yeni bir alışkanlık değil, 17/25 Aralıkta da benzer alışkanlıklar ortaya konuldu, daha sonra da, her fırsatta. Varsa elinde bilgisi, belgesi, yargı orada. (CHP sıralarından gürültüler)

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Yargı mı bıraktı!

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Yargı 16 Nisan… Pakette biz yargıyı bağımsız ve tarafsız yapalım derken bu taraftan destek gelmedi. Biz yargının bağımsız ve tarafsız olması için iktidara geldiğimiz günden beri…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - ...yargı kimsenin bahçesi olmasın diye mücadele verirken kendileri nerelerdeydiler acaba?

MEHMET METİNER (İstanbul) – Cin Mustafa, Meclisi ne hâle getirdin!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Özel, kapatalım biz bunu…

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Belgeler ortada.

BAŞKAN – Ya, götür belgeleri savcılığa ver arkadaşım! Lütfen ya! Lütfen! Allah Allah!

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Savcı mı bıraktınız götürecek?

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – İşinize geldi mi “Savcılık mı kaldı?”, işinize geldi mi “Senin yargı!”

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Enis Berberoğlu’nun davasını bile top gibi oradan oraya atıyorsunuz! Mahkeme mi kaldı, yargı mı kaldı, hepsini mahvettiniz!

BAŞKAN - Sayın Yarkadaş, böyle bir usulümüz yok. Yerinize oturun… Bakın, Grup Başkan Vekilinize söz vermişim. Oturun yerinize. Herkes istediği yerde bağırıp çağıramaz; bu Meclisin bir intizamı, nizamı var. Ve herkes ne konuştuğunu bilecek. İç Tüzük “Kaba ve yaralayıcı sözler sarf edilemez.” diyor. Ben bunu söylüyorum sizlere.

Sayın Özel, lütfen, arkadaşınıza söylerseniz, söz vereceğim size.

Buyurun.

34.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, birincisi: Binali Yıldırım “Böyle bir şey yok.” demedi, “Bunlar doğru.” dedi.

İkincisi: “Benim çocuklarım vergi kaçırmadı.” da demedi, “Benim çocuklarım bir dönem vergi rekortmeni oldu.” dedi.

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Sen yazıyı okumamışsın herhâlde Özgür; iyi oku, iyi.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bir dönem vergi rekortmeni olmakla, vergi kaçırmak için vergi cenneti ülkelerde hesap açtırmak başka şeyler.

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – İyi dinlememişsin.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Üçüncüsü: Diyoruz ki, biraz önce oy kullandınız, dışardaydınız, koşup “Ret, ret…” dediğiniz iş, bu mesele araştırılsın diyen bir önergeyi reddettiniz. Şimdi diyorsunuz ki “Araştırılsın, çıksın.”

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Ya, bu işlerin nasıl olduğunu çok iyi biliyorsun, polemik yapma! Boş boş konuşma ya!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Parti olarak verdik, önümüzdeki günlerde bir daha oylanacak. Genel Başkanımız her salı sizi çağıracak. Eğer kendinize güveniyorsanız, çiğ yemediyseniz, karnınız ağrımıyorsa kurun komisyonu, bütün liderlerin, bütün bakanların yurt dışı hesapları açıklansın. Hodri meydan! Hodri meydan! Hodri meydan, hodri meydan, hodri meydan! (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Er meydanını bulduğumuzda o meydana geliriz.

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum.

MUSTAFA BALBAY (İzmir) – Sayın Başkan, ben 60’a göre söz hakkı talep ediyorum, cevap vermek istiyorum. Yanlış söyledi Sayın Başkan, yanlış bilgi verdi benim hakkımda. Sayın Başkan, lütfen, yerimden bir dakika söz hakkı istiyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sonra bir dakika süre verin.

BAŞKAN – Biraz sabredin.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/884) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 6306 Sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun", 2981 Sayılı "İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun" ve 4706 Sayılı "Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/588) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 502) (Devam)

BAŞKAN – Okutuyorum önergeyi:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 10’uncu maddesinde yer alan “15” ibaresinin “10” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

  Filiz Kerestecioğlu Demir               Ertuğrul Kürkcü        Dirayet Taşdemir

             İstanbul                                  İzmir                             Ağrı

 

          Aycan İrmez                                                     Saadet Becerekli

              Şırnak                                                                     Batman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Batman Milletvekili Saadet Becerekli konuşacaktır.

Buyurun Sayın Becerekli. (HDP sıralarından alkışlar)

SAADET BECEREKLİ (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlarken, hukuksuz bir biçimde tutuklanıp cezaevine konulan ve 5’inin milletvekilliği düşürülen, Türkiye’nin 3’üncü büyük partisi olan Halkların Demokratik Partisinin Eş Başkanı ve tutuklu milletvekili arkadaşlarımızı da selamlayarak başlamak istiyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi uzun bir süredir yasa yapma ve yürütmeyi denetleme işlevini kaybetmiş görünüyor. “Niye?” derseniz, çünkü AKP Hükûmeti tarafından Meclise dayatılan yasaların onay kurumu hâline gelmiştir uzun bir süredir. Bu dayatmalar sonucu, 80 milyon insanı ilgilendiren ve tüm bakanlıkların alanına giren birçok mesele Plan ve Bütçe Komisyonunda alelacele, yangından mal kaçırır gibi geçirilmiş ve bir bütün olarak Türkiye’yi etkileyecek olan maddeler halkın ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanmadığı gibi, ilgili olan meslek odalarına, sendikalara, sektör temsilcilerine başvurmaya gerek bile görülmeden Meclise getirilmiştir. Neoliberal politikalar nedeniyle tüm sektörlerde özelleştirme, taşeronlaştırma, denetsizleştirme iktidarın yasası hâline geldiği bu kısa şeyden bile çok açık görülüyor. AKP iktidarının yürütmüş olduğu yanlış iç ve dış politikalar sonucu vergi artışları ne yazık ki emek sömürüsü ve güvencesizlik olarak torbada toplanmış. Mevcut duruma bakıldığında, Hükûmetin yürütmüş olduğu politikaların toplumdaki yansıması daha çok ölüm, daha çok göç, daha çok kadın ve çocuk istismarı, taşeronlaşma, güvencesiz çalışma, bilimden uzaklaşma ve emek sömürüsüdür. Tabii, bütün bu olumsuzlukların işçi, emekçi ve yoksullarda somutlaştığını da bilmek gerekiyor.

Bizler vergide adalet isterken, diğer yandan, basiretsiz politikalar sonucu ne yazık ki bir süredir Türkiye’de adaletsizlikte sınır tanımayan işlevler yürürlükte. Bir de çok iyi bir şeymiş gibi, vergilerin bir kısmının savunma sanayisine gittiği açıklandı. Bizler onurlu ve kalıcı bir barışın tesis edilmesini talep ederken savaşta ısrar ediliyor ve bunun faturası, her alanda barış isteyen insanlara çıkarılıyor.

Yaşanan ekonomik kriz, günü kurtaran yöntemlerle, hep yoksul halkı sömürerek aşılmaya çalışılıyor. Oysa bu kriz bu şekilde aşılmaz, bu torbayla hiç aşılamaz. Bu torbadan çıksa çıksa yeni bir kriz çıkar ve neden olacağı sosyal, ekonomik krizin çok büyük sorunlar doğuracağını da kesinlikle bilmek gerekiyor.

Âdeta “Kırk satır mı, kırk katır mı?” misali dayatılan ikilem dışında üçüncü bir yol var aslında. O yolun önünü açmak için rant politikaları yerine, kamu yararına politikaların eşliğinde, bilimin ve tekniğin ışığında projeler üretilmelidir. Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz, bir uzlaşı kültürü ve katılımcı bir anlayışla politikalar oluşturulmalıdır ve unutmayalım ki halkın sorunları bu torbaya sığmayacak kadar büyüktür.

Yaşadığımız hiçbir toplumsal soruna çözüm olmayacak olan bu torba yasayla, aksine, sorunlar daha büyüyecektir. Ama bir uzlaşı kültürüyle biz bu Meclise gelen yasaları daha önce ilgili alanlarla, sendikalarla ya da işte, diğer kurumlarla görüşmüş olsaydık, o uzlaşı kültürüyle ve bir mutabakatla Meclise getirmiş olsaydık belki kamuoyuna, Türkiye’ye çok daha yararlı bir sonuç doğuracak yasaları bugün Meclisten geçirmiş olacaktık. Ama ne yazık ki -görülüyor ki, sabahtan beri görüyoruz- burada oturan AKP milletvekillerinin bu yasada, maddelerde neler olduğunu; gerçekten, kamuoyuna, Türkiye’ye neler getirip götüreceğini çok iyi hesap etmeden, sadece oy kullanmak için geldiklerini, koşarak içeri girdiklerini, oylarını verdikten sonra dışarıya gittiklerini kendimiz gözledik. Onun için Türkiye'nin, Türkiye halkının, kamuoyunun yararını gözetecek bir şey olmadığını bilip bilmediklerinden emin değilim. Belki biliyorlardır ama yapmaları gereken görevleri ve misyonları bu olduğu için bunu yerine getirerek tekrar çıkıyorlar. Ama bunun ileride doğuracağı ekonomik ve sosyolojik bütün sorunların tek sorumluluğunun yine bu AKP milletvekillerinde ve Hükûmette olacağını tekrar belirtiyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın Balbay, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

35.- İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay’ın, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ALİ BALBAY (İzmir) – Sayın Başkan, İlknur Hanım “boş” dedi, “‘Vergi kaçırmak’ dedi.” dedi; çok yanlış bilgiler verdi benim hakkımda. Sadece yerimden en azından söz alıp düzeltmek istedim.

Bir defa “off-shore”un sözcük anlamını sözlükten okuyorum: “Verginin çok yüksek olduğu ülkelerde vergi ödememek için ticari faaliyetini ülke dışında sürdürmek.” Ben de diyorum ki: Bu ülkeyi yönetenlerin -halktan olabildiğince çok yüksek vergi alırken, benzinin yüzde 70’i vergiyken, simidin yüzde 8’i vergiyken- ailesinin yurt dışına, Türkiye'de vergi vermemek için Malta’ya gitmesini yadırgadığımı, buna hakkı olmadığını vurguladım. Bunlar boş şeyler değil, açıklamaya muhtaç şeyler.

Asgari ücret bu ay 1.195 lira oldu Sayın Başkan. Normalde bu yılbaşından beri belliydi ki ekim ayında, kasım ayında bu düşecek. Bunun önlemini almazken, asgari ücretlinin 200 lirasını dahi vergi olarak alır iken vergisini Türkiye'de ödememek için Malta’ya gitmeyi topluma, halka havale ediyorum.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/884) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 6306 Sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun", 2981 Sayılı "İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun" ve 4706 Sayılı "Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/588) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 502) (Devam)

BAŞKAN – Madde üzerindeki son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 10’uncu maddesinde geçen “yer alan” ibaresinin “geçen” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

          Erkan Akçay                 Emin Haluk Ayhan              Mustafa Kalaycı

              Manisa                            Denizli                                  Konya

            Erhan Usta                      Baki Şimşek Deniz Depboylu                     

              Samsun                            Mersin                                  Aydın

        Mehmet Erdoğan                 Erkan Haberal                       Arzu Erdem

               Muğla                             Ankara                                İstanbul

                                             Mevlüt Karakaya                              

                                                    Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Arzu Erdem konuşacaktır.

Sayın Erdem, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

ARZU ERDEM (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 502 sıra sayılı Bazı Vergi Kanunları ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubum adına söz almış bulunmaktayım. Gazi Meclisi, bizi ekranları başında izleyen Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Evet, konumuz aslında Vergi Kanunu ama ben, özellikle bugün gündemde olan ve kendi seçim bölgemi ilgilendiren, seçim bölgemle alakalı, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki her bir arkadaşımın mutlaka haberdar olması gerektiğini düşündüğüm bir konuya değinmek istiyorum. Belki, İstanbul 3’üncü bölge milletvekillerimiz bilhassa başta olmak üzere ve diğer İstanbul milletvekillerimizin dikkatini çekecektir.

Ben Ataköy’de oturuyorum ve Bakırköy’e bağlı Ataköy. Orada, otuz yıllık bir tarihî geçmişe sahip bir spor kulübümüz vardır bizim. Bu spor kulübünde benim 2 evladım -biri 21 yaşında, biri 18 yaşında- uzun süreler farklı farklı spor dallarında spor yaptılar. Burası şu an Cumhuriyet Halk Partisinin idaresinde belediye olarak ve iki gün öncesinde yıkımı başlamıştır buranın. Burayla ilgili, maalesef, bilemiyorum, birçok, hakikaten kaygı verici iddia var ve bir türlü sebebi de açıklanmıyor. Otuz yıldan beri ruhsatlı ve o bölgenin, özellikle çocuklarını koruyan, kollayan… Spor çünkü önemli kötü alışkanlıkların da önüne geçen çok önemli enstrümanlardan bir tanesi, en önemli faaliyetlerden bir tanesi. Hepimiz çocuklarımızı spora yönlendirirken özellikle Bakırköy’ün göbeğinde olan bu tesisin bu şekilde yıkılması, bir belediye kararıyla yıkılması kabul edilebilir bir durum değil. Bu anlamda, Bakırköylüler gerçekten ayaklanmış durumda; şu an, iki günden beri hem emniyet güçlerimizle hem orada yıkımı yapmak isteyen belediyenin yetkilileriyle karşı karşıya gelmekteler.

Sayın Bakanımız başta olmak üzere -kendisi Maliye Bakanı ama- burada oturan her bir milletvekilimizin bu olaya bir şekilde doğru bir müdahalede bulunması gerektiğini düşünüyorum ki orada sakıncalı bir durum ortaya çıkmasın. Bunun çözülmesi gerekiyor.

Konu buradan açılmışken özellikle iki talebi de iletmek istiyorum: Boks branşında millî sporcularımıza bir burs verilmekteydi. Bu sporcularımızın bursu 1.410 liradan 400 liraya düşürülmüştür. Bu anlamda, millî sporcularımız, özellikle B ve C grubunda olanlar A grubuna geçmek için bu bursu hem eğitimde hem sporda kullanıyorlar. Şunu söylüyorlar, diyorlar ki: “Evet, biz herkese sahip çıkalım. Manevi olarak da Suriye’den gelen kardeşlerimiz de bizim için de hakikaten… Bunlar da sporcumuz olsun, onlara da burs verilsin ama onlara 1.000 lira verilirken millî sporcu olarak bizim bursumuzun 410 liraya düşürülmesi bizi gerçekten çok zor durumda bırakacaktır.” Bu konunun da incelenip mutlaka düzeltilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Son olarak, Türkiye Futbol Federasyonunun üçüncü ligi için deplasman, konaklama ve yol giderleri olarak o küçücük takımlara -bunlar kız takımı, kız futbol takımları; her bir kadının bence, özellikle kızlarımıza ve kadınlarımıza özel bir hassasiyetinin olması gerektiğini düşünüyorum- 2.000 lira maç başı para veriyordu. Bu parayı da Spor Bakanlığı yeni bir düzenlemeyle tamamen iptal etmiş durumda. Bu durumda, özellikle bir takımdan bana gelen talebi iletmek istiyorum. Ordu Rüsumat 4 kız futbol takımının koçu, hocası diyor ki: “Burada oynayan kızlarımızın önemli bir bölümü ya yetim ya öksüz, ana babaları yok. Bu çocuklar bu spora tutunmuş durumda ve bir kısmının hayallerinde, hedeflerinde spor hocası olmak var, bir kısmının iyi bir kız futbolcu, kadın futbolcu olma hayali var. 2.000 lirayla biz bunu yapabiliyorduk ama bugün itibarıyla bize verilen bu para tamamen kesildi.” Gerekçeyi soruduğum vakit şunu söylediler bana: “Kötüye kullanılıyor bazı yerlerde.” Ben buradan bilhassa iktidar partisine seslenmek istiyorum, Hükûmetimize seslenmek istiyorum: Eğer bir yerde kötüye kullanım söz konusuysa, bu kötüye kullananları tespit edip bu anlamda gerekli cezalandırmalarda bulunup aslında böyle bir yolu mu izlemek daha doğru veya bunu yapmak yerine aslında tüm ülkemizi kapsayan, Türk kızlarının tamamına bir teşvik olacak olan, kız futbol takımına verilen bu 2.000 lira maç başı parayı mı kesmek daha doğru, yanlışı önlemek adına? Bunu da ben burada oturan her bir kadın milletvekilimizin vicdanına teslim ediyorum. Kızlarımızın sesi oldum buradan, sizler de lütfen o duyarlılığı gösterip bununla ilgili atılması gereken adımlarla ilgili gerekli hareketlerde bulunursanız ben sevinirim. Bu talebi buradan dile getirdim.

Saygıyla selamlıyorum hepinizi. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

10’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Sayın Özel, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

36.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Arzu Erdem’in 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 10’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, sayın hatip biraz önce konuşmasının başında Bakırköy Belediyesinin yapmış olduğu bir icraatı eleştirdi. Dışarıdan bakınca ve açıklanmaya muhtaç bu konuya açıklık getirilmezse sanki bir spor tesisi ortadan kaldırılıyor gibi.

Ortadan kaldırılan yer, otuz yıldır, yapılan bir anlaşma sonucu, belediyeye ait ve imar planında da tamamı spor alanı olarak görülen bir yerin eğlence merkezi, düğün salonları ve modern olmayan birkaç spor tesisi olarak rant amaçlı işletilmesiydi. Bölgede yapılan bütün halkın memnuniyet anketlerinde burayla ilgili talepler vardı. Bunun üzerine, Belediyemiz ve Belediye Meclisi aldığı kararla bu otuz yıllık rant alanını sonlandırdı; yerine, modern ve imar planına uygun, tamamı spor alanı olan ve yeşil alan olan yeni bir tesis yapılıyor. Bakırköylülerin ve civar ilçelerin, İstanbul’un kullanımına sunuluyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bir önceki hâline göre yapılan iş son derece doğrudur. Sayın vekilin kötü niyetli olduğunu düşünmeyiz ancak biraz önce kürsüde kullanmış olduğu ifadeler Bakırköy halkının talebine uygun ifadeler değildir.

Teşekkür ediyoruz.

ARZU ERDEM (İstanbul) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Erdem, siz de yerinizden, buyurun.

37.- İstanbul Milletvekili Arzu Erdem’in, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ARZU ERDEM (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum: Oradaki tesisler tenis kortları, yüzme havuzu, kapalı basketbol sahası ve açık basketbol sahaları olmak üzere geniş bir alana yayılmış olan, 1 tane düğün salonunun olduğu bir yer. Düğün salonunun ağırlıklı olarak kullanıldığı... Sayın Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlar da bileceklerdir, kendileri de orada birçok etkinliği yapmaktalar. Bakırköy’de oturan insanlar tarafından çok büyük tepkiyle karşılanan... Burada sadece işletme sahibi değil mesele. Bakın, ben orada otuz senedir oturuyorum. Benim 2 evladım da çok küçük ücretlerle… “Rant amaçlı” dedi ya, “Rant amaçlı işletiliyor.” diye, orası rant amaçlı işletilen bir yer olmuş olsaydı ücretler fahiş olurdu. 150 lira aylık ücretlerle çocuklar oraya gidiyor. Ortaya çıkacak olan sonucu hep birlikte izleyeceğiz. Ben orada toplumsal bir yara olduğunu düşünüyorum, bunu da buradan dile getirdim. Bu konuyla ilgili gerekli düzenleme yapılır mı yapılmaz mı, onu da göreceğiz.

BAŞKAN – Teşekkürler.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Çok kısa…

BAŞKAN – Sayın Özel, tamamlayalım ya.

Buyurun.

38.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Arzu Erdem’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, öncelikle şu: Tabii mesele düğün salonu, işletmeci, otuz yıldır büyük bir rant olunca… Aslında Meclis kürsüsüne bunları taşımamak lazım. Yeni, modern bir spor tesisi yapılacağını Belediye Başkanımız da ifade etti, bunu buradan Cumhuriyet Halk Partisi olarak da ifade ediyoruz. Hepimiz buradayız, eski hâlini herkes biliyor ve o rantın, otuz yıllık rantın sonlandırıldığını hep beraber göreceğiz. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu taahhüdümüzü yüce Meclisin huzurunda tutanağa geçiriyoruz. Zaman kimi haklı çıkaracak, açılış töreninde sayın vekilimle birlikte takip ederiz.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

ARZU ERDEM (İstanbul) – Sayın Başkan, bir cümle, bir cümle…

BAŞKAN – Sayın Erdem…

ARZU ERDEM (İstanbul) – Bir cümle rica edeceğim.

Bakırköy Belediyesi, biz gözümüzü açtık açalı Cumhuriyet Halk Partisindedir. Otuz seneden beri ranta teslim eden de kendileri o zaman. (MHP sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, ANAP’tayken, ANAP’tayken…

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/884) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 6306 Sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun", 2981 Sayılı "İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun" ve 4706 Sayılı "Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/588) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 502) (Devam)

BAŞKAN – 11’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutup işleme alacağım, oylarınıza sunacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 11’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

  Filiz Kerestecioğlu Demir                   Ertuğrul Kürkcü                   Dirayet Taşdemir

              İstanbul                                      İzmir                                         Ağrı

 

           Aycan İrmez                           Saadet Becerekli                  Mehmet Ali Aslan

               Şırnak                                      Batman                                      Batman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan. (HDP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Aslan.

(CHP ve MHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayın Aslan’ı dinliyoruz.

MEHMET ALİ ASLAN (Batman) – Sayın Başkan ve Sayın Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Özellikle 7 Hazirandan bu yana izlenen yanlış iç ve dış politika sonucunda mali disiplinden kopularak mali bir krizin eşiğine gelinmiştir, hatta içine düşülmüştür. Hükûmetin bu yasayla ilk amacı bu krizi aşabilmek için bulabildiği, alabildiği her yerden gelir temin etmektir. Doğal gaz, petrol, elektrik ve ulaştırma zamlarına ilave olarak yeni kamu gelirleri yaratılmaya çalışılmaktadır, âdeta halkın cebinde kalan son paraya da göz…

(CHP ve MHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen… Bakın, hatip kürsüde, lütfen, istirham ediyorum.

Buyurun Sayın Aslan.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, yeniden başlatırsanız… Hiçbir şey duyamadık.

BAŞKAN – Siz buyurun, ben…

MEHMET ALİ ASLAN (Devamla) – Tamam, teşekkürler.

Bu amaçla torba yasada yapılan düzenlemelerle, halkın cebinde kalan son paraya dahi göz koyma ve sermayeyi de maalesef daha da koruma, zenginleştirme söz konusudur.

Yapılan düzenlemeyle elektronik haberleşme alanında devasa kâra ve gelirlere sahip 3 büyük şirketin lehine bir düzenleme yapılarak âdeta vergi affı getirilmektedir. Tek kalemde bu şirketlerin borçlarının silinmesi yine iktidarın sermaye kesimlerini kayıran yaklaşımının ürünü olup buradan alınacak vergilerin affıyla oradan elde edilmesi gereken gelirler bu sefer yoksul, emekçi halka yayılıp onlardan tahsil edilme yoluna gidilmektedir. Zira bu düzenlemeyle yapılan, özel iletişim vergisinin yüzde 7,5’ta sabitlenmesi internet kullanımının yüzde 50 vergi olarak artışı demektir ve insanlar da şu anda -hepinizin malumu- telefonla konuşmaktan ziyade interneti kullanmaktadır yani günde bir saat telefonla görüşülüyorsa en az dört beş saat internet kullanılmaktadır. Vatandaşın cebine, emekçinin gelirine göz koyan bir düzenleme maalesef söz konusudur.

Vergi adaleti, toplumsal barışı sağlamak yerine hep sermaye kesimleri korunmakta ve yaşamın her alanında bu yozlaşma maalesef yayılmaktadır. Devletin asli geliri vergilerdir ve sağlıklı, adil bir vergi sistemi toplumsal barış ve adaletli bir yaşam için de elbette ki en temel dinamiklerden biridir ama dikkat edilmesi gereken husus şudur: Vergi sisteminin adaletli olmasının biricik koşulu ödeme gücü ilkesi olmalıdır. Yani daha da anlaşılır bir dilde izah edeyim Sayın Bakan da buradayken: 5 bin lira geliri olan ile ayda asgari ücretle, 1.500 lirayla geçinen birinin bence aynı vergiyi ödememesi gerekiyor. Yine aynı şekilde, engellilere, yaşlılara, öğrencilere bu anlamda vergi indirimi sağlanması lazım. Hatta iletişim gibi temel ihtiyaçlarda öğrencilerden, engellilerden, yaşlılardan vergi alınmaması gerekiyor. Nasıl ki şubat ayında bir düzenlemeyle mücevher, elmas, değerli taş, yat, tekne gibi, işte, çok parayı, çok sermayeyi gerektiren gelirlerden ÖTV yüzde sıfıra indirilmişse, şimdi size, hepinize soruyorum; Allah aşkına, onlar mı vergi muafiyetini hak ediyor yani pırlanta alabilecek, yat, tekne alabilecek gücü olanlar mı hak ediyor, yoksa bir engelli mi vergi muafiyetini hak ediyor? Yani bunu elimizi vicdanımıza koyup cevaplandıralım. Yüzde 20 ÖTV sıfırlanıyor ama engellilerden yüzde 18’lik araç KDV’si hâlâ tahsil edilmektedir. Yani bunun neresi adalet, bunun neresi vicdan? Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alarak toplumsal ihtiyaçların karşılanması, bu sayede kamusal hizmet aracılığıyla toplumsal eşitsizliklerin giderilmesi, toplumun geleceğinin güvenli bir şekilde biçimlenmesi, sağlıklı bir büyüme elbette ki arzulanan hedeftir ancak söz konusu bu madde tam da tersine, vergide adaletsizliği intaç ettiğinden ve derinleştirdiğinden, bu maddenin geri çekilmesini ve yeniden düzenlenmesini biz talep ediyoruz.

Geçen sene de söylemiştim -Sayın Bakan yine buradaydı- yine söyleyeceğim çünkü bir iyileştirme söz konusu olmamıştır. Bin dört yüz sene önce Hazreti Ali buyurmuştur ki… Eskimeyen Bakanımız Müslüm Doğan da diyor ki: “Hep Hazreti Ömer’den örnek veriyorsun, biraz da Hazreti Ali’den örnek ver.” Evet, ondan da örnek vereceğim: “Zenginlik gurbeti vatan yapar, fakirlik ise vatanı gurbet hâline getirir.” diye buyurmuştur.

Malta tartışmalarında gördük ki, evet, Malta birilerinin, zenginlerin vatanı olmuştur ama maalesef vatanımız da bizim için gurbet hâline düşmüştür, gurbet olmuştur. Emekçiler için yoksullar için kendi öz vatanımız gurbet hâlini almıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ALİ ASLAN (Devamla) – Bir dakikam var herhâlde.

BAŞKAN – Başta verdim.

MEHMET ALİ ASLAN (Devamla) – Öyle mi?

BAŞKAN – Evet.

MEHMET ALİ ASLAN (Devamla) – Tamam, yine, son sözümü söyleyeyim.

Sayın Bakanımız, bu konuda iyileştirmeler yaparsanız ben size buradan teşekkür edeceğim, özellikle engelliler ve yaşlıların vergi muafiyetiyle ilgili.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 502 sıra sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 11’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

     Kazım Arslan                Zekeriya Temizel                 Kadim Durmaz

         Denizli                           İzmir                                   Tokat

  Mehmet Bekaroğlu               Şenal Sarıhan                    Kemal Zeybek

        İstanbul                          Ankara                                 Samsun

       Ali Özcan                    Mahmut Tanal      Bülent Yener Bektaşoğlu

        İstanbul                         İstanbul                                Giresun

MADDE 11- 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 39 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “%25”, (b) ve (d) bentlerinde yer alan “%15”, (c) bendinde yer alan “%5” ibareleri “%7,5” şeklinde, yedinci fıkrasında yer alan “Birinci fıkradaki %25 ve %15 oranlarını ayrı ayrı veya birlikte %5’e, %5 oranını ise sıfıra kadar indirmeye ve bu oranları kanuni oranlarına kadar artırmaya” ibaresi “Birinci fıkradaki oranları ayrı ayrı veya birlikte sıfıra kadar indirmeye, birbuçuk katına kadar artırmaya” şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen, Tokat Milletvekili Kadim Durmaz.

Buyurun Sayın Durmaz. (CHP sıralarından alkışlar)

KADİM DURMAZ (Tokat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 11’inci maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önergesinde söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Daha önce de söyledim, gerçekten, bu torba yasayı hazırlayanlar çok büyük incelikle çalışmışlar. Sayın Maliye Bakanımızın vatandaşından vergi alma noktasındaki uzmanlığını kutluyorum. Vatandaştan, yoksul halklardan çaktırmadan, azar azar vergi nasıl toplanırmış, işte bunun 21’inci asırdaki uzmanı Sayın Maliye Bakanımız. AK PARTİ oylarıyla Komisyonda kabul edilen, daha sonra Mecliste kabul edilen bir maddeyle büyük hissesi yabancı şirketlerin olan TELEKOM, Turkcell, Vodafone ve Avea’nın borçlarının yaklaşık 5 milyar lirasını silmek üzere yetki alındı, o madde de burada kabul edildi. Bu maddeyle ne oldu? Bu maddeyle şu oldu değerli arkadaşlar. Hepinize soruyorum: Cebinizde cep telefonları var, bir ay ödemediğiniz zaman ikinci ay konuşma şansınız var mı? Yok. İşte, 70 milyonun üzerindeki GSM aboneleri de aynı durumda, hemen bu hattı kapatıyorlar. İşte, beş yıldır sizlerden, bu aziz milletten tahsil ettikleri paraları hazineye, tüyü bitmemiş yetim hakkının toplandığı, oranın bekçiliğini de Hükûmetin yapması gereken yere yatması gereken paradan vazgeçtik. Ve bununla ilgili o maddeye ilaveten ne yaptık? “Bu konudaki düzenlemeye yargı yolu da, şikâyet yolu da kapalı olmak şartıyla…” Ve biz diyoruz ki: Bu ülke yönetilirken kaynakları, o hazinenin kaynakları iyi korunmalı, Hükûmet de bunun için var. Ve “Bu ülkede kredi kartı mağdurları var, borcunu ödeyemeyen çiftçiler var. Gelin, bunların faizlerini silelim.” dediğimizde Hükûmet “Ülkenin kaynağa ihtiyacı var, ülkemizin bunu yapacak bir mali durumu yok.” diyor. Arkadaşlar, bu ülkede mali disiplin zaten yok. Hükûmet sadece gözünü “Yoksul halk yığınlarından nasıl vergi alırım?”a, buna dikmiş durumda.

Yine, 11’inci madde de hayatımızın vazgeçilmezi olan internet üzerine kurgulanmış bir madde. Bu maddeyle ne oluyor? Türkiye'de yaklaşık olarak 11 milyonu sabit, 72 milyonu da mobil olan internet üzerinden insanlar bilgiye erişiyor ve bunun üzerinden, sosyal medyada, ülkede ne oluyor bitiyor, dünyada ne oluyor bitiyor özgürce bilgi alma hakkını kullanıyor. İşte, buna yapılacak yüzde 50 zamla insanların özgürce bilgi edinme, bilgilenme, sosyal medya üzerinden duyarlılık gösterme gibi yollarının önüne bir engel de Hükûmet eliyle çıkıyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Ve diyoruz ki: Bu torba yasa örtülü bir zam torbasıdır. Bundan çıkış, toplumun her kesiminin, sivil toplumun duyarlı olup Türkiye Büyük Millet Meclisine, her ildeki tüm milletvekillerinize, bu torba yasadaki para toplama şeklinin, vergi toplama usul ve adabının keyfiyete dayalı hesapsız harcamaları kapatma anlamında bir yasa olduğunu anlatmaktan geçiyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekillerimiz; işte, böylece “özel iletişim vergisi” dediğimiz, evlerdeki sabit internete ve Türkiye'deki 72 milyon cep telefonu kullanıcılarına, yasalaştığı takdirde… Ki hemen iktidar partisi hazır bunu kabul etmeye. Bilesiniz ki, kullandığınız internet ücretlerine yüzde 50 zam gelecektir ve bu konuda diyoruz ki: Bu beytülmal kul hakkı, biz hakkımızı helal etmiyoruz, hakkımızı helal etmiyoruz.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Yapma ama ya.

KADİM DURMAZ (Devamla) - Bu anlamda Hükûmetin, bir kez, siz değerli arkadaşlarımızın da, değerli milletvekillerinin de…

Bakın, her birinizin elinde cep telefonu var, lütfen, bir kez daha düşünün ve Cumhuriyet Halk Partisinin verdiği önergeye “evet” oylarınızla destek olup Hükûmeti düşünmeye itelim diyorum.

Yüce Meclisi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 11’inci maddesinde geçen “(c) bendinde yer alan “%5” ibareleri “%7,5” şeklinde,” ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Mustafa Kalaycı                       Emin Haluk Ayhan                       Erkan Akçay

        Konya                                      Denizli                                      Manisa

    Baki Şimşek                            Mehmet Erdoğan                       Erkan Haberal

       Mersin                                       Muğla                                       Ankara

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan.

Buyurun Sayın Ayhan. (MHP sıralarından alkışlar)

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına verdiğimiz önerge değişikliğiyle ilgili konuşmak için söz aldım.

Sayın Bakanım, bizim önergemiz iyi bir önerge, gelin buna katılın. Şimdi, arızalı tarafı da var, sonra vazgeçeceksiniz. Bu mevcut, satın alınan ileriye yönelik tarifeleri ne yapacaksınız? Sonra sıkıntı çıkacak. Yarın biri bir yere gider, bir mahkemeye gider, başınıza iş açarsınız; gelin bundan vazgeçin.

Şimdi, bunun 11’inci maddesi hakikaten sıkıntılı bir madde. Maddeyle özel iletişim vergisi oranlarını her bir hizmet için yüzde 7,5 olarak belirliyorsunuz. Bir başka deyişle, cep telefonlarında yüzde 25, sabit telefonlarda yüzde 15, data ve internet hizmetlerinde yüzde 5 özel iletişim vergisi oranını yüzde 7,5 olarak tek oranda birleştiriyorsunuz. İyi, hoş da bu mevcut, ileriye doğru satın alınanları ne yapacaksınız? Bir.

İkincisi: Cep telefonundan alınan vergilerin yüzde 25’ten yüzde 7,5’e düşürülmesi olumlu gibi gözüküyor ama kanundaki tanımıyla kablolu, kablosuz ve mobil internet servisi sağlayıcılığı hizmetinin yüzde 5’ten 7,5’e çıkarılmasının internet kullanımının yaygınlaştırılması hedef ve realitesiyle çeliştiğini -ne yaparız- söyleyebiliriz.

Şimdi, tasarıda, gerek ekonomiye gerek bütçeye gerekse geniş toplum kesimlerine, iş âlemine ekonomik yük doğuracak hükümler içermesine rağmen, yasal gerekleri karşılayacak nitelikte hakikaten bir etki analiziniz yoktu Sayın Bakan. Tasarının bütçe ve ekonomiye üç yıllık perspektif içinde etkisi üzerinde zaten detaylı bir bilgi de yok. Komisyondaki ısrarlı talepler üzerine sizin verdiğiniz rakamlarda, bu maddenin maliyetinin 900 milyon TL olacağı yönünde görüş beyan ettiniz.

Peki, gerçekçi olmakla birlikte, bu düzenlemenin, esasen sadece bütçeye değil, vatandaşa da yük getireceğini düşünüyor musunuz Sayın Bakanım? Esasen, bu torba kanunda, netice itibarıyla sizin borçlanmayı delmeniz için getirdiğiniz birkaç maddeden bir tanesi o, bir tanesi de bu üç mobil GSM şirketine sağladığınız imkânlarla ilgili. “Buradan ne imkânı sağlıyoruz?” derseniz, ileride alabileceğiniz bir sürü vergiyi terk etmiş oluyorsunuz.

Bakın, bu GSM işi sakat, bütün dünyada problemli alan hâline geldi. Suudi Arabistan’da problemli, orada problemli, burada problemli. Gelin, şu işe bir bakalım, bir daha görüşelim. Bu maddeleri tekrar düzeltmemiz lazım diye düşünüyorum.

Şimdi, bu torba tasarının da daha fazla borçlanma, mali disiplinden uzaklaşma, daha fazla vergi, daha yüksek enflasyon, daha yüksek faiz, daha düşük yatırım ve istihdam olarak tekrar topluma geri döneceğini bir bilin.

Ekonomide yaşanan sıkıntıların çözümüne yönelik pek çok alanda düzenleme yapma ihtiyacı bulunabilir ancak bütün bunların geçici, tutarsız ve çelişkili torbalarda düzenlenmesi pek hoş bir şey değil. Bundan, Maliye Bakanı olarak, eski bir bürokrat olarak sizin de mutluluk duyduğunuzu söylemem mümkün değil, hakkınızı yerim ama mecburiyetten. Buraya getiriyorsunuz ama orada zorluk çekiyorsunuz. Bunu görüşüyoruz, tam görüşürken ilgili maddenin birinde bakanın biri bir açıklama yapıyor, siz de ne yapacağınızı, “şaşırıyorsunuz” demeyeyim, ne yapacağınızı biliyorsunuz da sıkıntıya giriyorsunuz. Kabinenin içinde herkes bu işlere biraz önceden baksa, bunların kanun tasarısı olarak buraya gelmesine emin ol gerek de yok, siz de biliyorsunuz bunu, yukarıda da konuşuyoruz. Siz eski bir bürokratsınız, biz de eski bir bürokratız, bu işlerin nasıl olacağını hepimiz biliyoruz. Niye devleti sıkıntıya sokuyoruz, milleti sıkıntıya sokuyoruz?

Şimdi, bu internette -herkes kullanıyor- bu problemleri ne yapmamız lazım? Görmemiz lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Komisyon çalışmalarında birçok şeyi dile getirdik ama size dinletemedik.

Ben çok teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

11’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Usta, buyurun.

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi önergemiz reddedildi ancak burada önemli bir husus var.

Sayın Bakanım, bu kısım önemli, bir dikkatinizi verebilirseniz.

Şimdi, bağıtlanmış paketler var. Bir GSM şirketinden 69 liraya bir paket aldık, paketimizin içerisinde mobil telefon var, kimi paketlerde sabit telefon var, SMS var, internet hizmeti var. Şimdi, kimi vergileri düşürüyoruz, kimi vergileri yükseltiyoruz. Dolayısıyla bunu aldığımız paketlere nasıl yansıtacağız? Her paketin vergi yükü farklı, her paketin kompozisyonu farklı. Bu, vatandaşa yansıtılacak mı, yansıtılmayacak mı? Tamam, yani bizim dediğimiz düzeltme yapılmadı ama bu maddede gelecekte karşılaşabileceğimiz bütün bu sorunları gidermeye yönelik bir düzenleme gerekiyor bana göre. O düzenlemenin yapılması lazım. Belki şimdi yetişmez ancak bunun içerisinde yapılması lazım. Bu vergi indiriminin -eğer bir indirim varsa, inen kısmı da var, artan kısmı da var- vatandaşa yansıması lazım. Benim eğer hiç internetim yoksa aldığım pakette, bu vergi indiriminin bana ciddi ölçüde yansıması lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERHAN USTA (Samsun) – İnterneti çok fazla kullanıyorsam yine bu sefer fiyatı…

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz, çok sağ olun. Tamam, değil mi? Meramınızı da ifade ettiniz zaten.

ERHAN USTA (Samsun) – Anladınız mı?

BAŞKAN – Anladık, çok teşekkür ediyoruz.

ERHAN USTA (Samsun) – Anlaşıldı, değil mi?

BAŞKAN – Gayet güzel anlaşıldı, tutanaklara da geçti.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Bakan hiç oralı değil ama.

BAŞKAN – Sayın Bakan da dinledi zaten.

12’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır. Okutup işleme alacağım, oylarınıza sunacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 502 sıra sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 12’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

         Kazım Arslan                          Zekeriya Temizel                      Kadim Durmaz

             Denizli                                       İzmir                                        Tokat

         Şenal Sarıhan                            Kemal Zeybek                   Mehmet Bekaroğlu

             Ankara                                     Samsun                                     İstanbul

           Ali Özkan                               Mahmut Tanal          Bülent Yener Bektaşoğlu

            İstanbul                                    İstanbul                                     Giresun

 

MADDE 12- 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (p) bendinde yer alan “Türkiye’de kurulu borsalarda gerçekleştirilen” ifadesi yürürlükten kaldırılmıştır.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal.

Sayın Tanal, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, vergi adaleti şart, ülkede adalet şart. Eğer bir ülkede adalet yoksa o ülkede düzen olmaz, huzur olmaz, vergi tahsilatı olmaz, ucuzluk olmaz.

Bundan hareketle, İstanbul Milletvekilimiz Sayın Enis Berberoğlu’yla ilgili verilen mahkûmiyet kararı istinaf mahkemesi tarafından bozulmuştur yani üst mahkeme tarafından bozulmuştur. İstinaf mahkemesi tarafından Enis Berberoğlu hakkında verilen mahkûmiyet kararının bozulması, mahkeme kararının hukuken yasaya, anayasalara aykırı olduğunu tescil etmiştir. Mahkeme kararının bozulması demek, mahkûmiyetinin tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılması demektir.

Mahkûmiyet kararı hangi gerekçelerden bozuldu? Üst mahkeme diyor ki; bir: “Sayın Enis Berberoğlu’yla ilgili verdiğiniz mahkûmiyet kararını siz Can Dündar davasının sonucunu beklemeden, o karar kesinleşmeden neden verdiniz?”

İki: “Siz, Enis Berberoğlu’nun hangi eylemini suç olarak kabul ettiniz? Enis Berberoğlu’nu sorumluluk altına sokan hangi eylemi buldunuz da siz mahkûmiyet kararını verdiniz?” diyor.

Ayrıca, diyor ki: “Geçmişte aynı haberleri Aydınlık gazetesi haber konusu yaptı, soruşturma açıldı, siz o dosyayı getirmeden, o dosyayı incelemeden mahkûmiyet kararını verdiğiniz için ben senin kararını bozuyorum.”

Bu kararın bozulmasıyla birlikte, mahkûmiyetin tüm sonuçlarının ortadan kaldırılması lazım. Tüm sonuçlar ortadan kaldırılmıyor ise, bu mahkûmiyet kararı hâlen devam ediyorsa Enis Berberoğlu esaret altındadır, şu anda esir durumdadır, hürriyeti tahdit edilmiştir. Ama mahkeme ne yapıyor? Bu karar bozulduktan sonra mahallî mahkeme olan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine geliyor. Ne zaman geliyor? 23 Ekim 2017 tarihinde mahkemeye geliyor, 2 Kasım 2017 tarihine kadar İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi yeni bir dosya numarası vermiyor, esas defterine kayıt etmiyor. 2 Kasım 2017’de kayıt ediyor, 6 Kasım yani dört gün sonra bu dosyayı kapatıyor. Soru bir, şunu sorarlar: Mademki dosyayı geri gönderecektiniz, 23 Ekimde bu dosya size geldi, siz, neden 2 Kasıma kadar bu dosyayı kaydetmediniz? 2 Kasımda kaydettin, cumhuriyet savcısından gizlice mütalaayı alıyorsun, o duruşmanın avukatlarını, Enis Berberoğlu’nun savunmasını niye almıyorsun? Ve 2 Kasımda kaydettikten sonra, 6 Kasımda da dosyayı kapatıyorsunuz. Sanığın savunması… Son söz savunmanındır. Sayın Bakanım, Sayın Meclis Başkan Vekilimiz; nasıl ki son söz milletvekilinin ise açılan bir davada da son söz sanığındır. Sanığa son söz hakkı verilmeden mahkemenin bu dosyayı açıp bu dosyayı kendiliğinden kapatmasıyla Ceza Kanunu’nun 257’nci maddesi uyarınca görevini kötüye kullanma suçu işlenmektedir, anayasal bir suç işlenmektedir. Burada Hâkim Savcılar Kurulunu göreve davet ediyoruz. Burada mahkeme bu kararında ısrar edemez, bu kararında direnemez çünkü Usul Kanunu mahkemeye böyle bir yetki vermemiştir. Geçmişte bu konuyla ilgili Yargıtay 5. Ceza Dairesinin farklı suçlarda, farklı konularda iki tane emsal kararı vardır. O kararlarda demiş ki: “Mahalli mahkeme istinaf mahkemesinin kararına karşı direnemez. O davaya bakmak zorundadır.” Burada âdeta Enis Berberoğlu’nu biz daha nasıl hukuk dışı yöntemlerle yatırabiliriz… Bu dava hukuki değildir, bu karar hukuki değildir. Bu karar keyfî ve siyasidir. Mevcut olan yasal düzenlemelere aykırıdır, Anayasa’ya aykırıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TANAL (Devamla) – Tüm görevlileri, Hakim Savcılar Kurulunu göreve davet ediyorum.

Teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 485 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 12’nci maddesinde yer alan “(p) bendinde yer alan” ibaresinin “(p) bendindeki” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

  Filiz Kerestecioğlu Demir            Dirayet Taşdemir                    Ertuğrul Kürkcü

              İstanbul                                 Ağrı                                         İzmir

           Aycan İrmez                      Saadet Becerikli                                   

               Şırnak                                Batman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen?

Sayın Kerestecioğlu, size önce söz vereyim, sonra…

Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

39.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, bu ülkenin kentlerine, doğasına, tarihine ihanet edenleri doğanın gücüne ve halka havale ettiklerine ve TTK’de direniş yapanların para cezalarıyla tehdit edildiklerine ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, söz aldım çünkü bugün aslında -atladık- bugün Dünya Şehircilik Günü ve OHAL ilanından hemen sonra Mecliste bütün itirazlara rağmen AKP Hükûmeti, 6745 sayılı Kanun’la tabiata, ekolojiye çok kalıcı zararlar verecek meşhur 80/4 maddesini yasalaştırdı ve yatırımlar bahanesiyle ekolojik bir talanın önü açıldı. Yani bugün Hasankeyf, Sur ya da ODTÜ ormanı, yapılan birçok şeyle, maalesef, talana uğramış durumda. Ama ne enteresandır ki bütün bunlara rağmen bugün AKP Başkanı Erdoğan, Şehircilik Şûrası’nda, sanki on beş yıldır ülkeyi başka birileri yönetiyormuş gibi bu uygulamalara muhalefet ederek; yani kendi kendine muhalefet ederek “Günümüz şehirleri insana huzur vermiyor, beton, beton, beton… Orada ruh yok, huzur yok.” diyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Tamamlayayım…

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Şimdi, aynı şekilde, birkaç hafta önce de “İstanbul’a ihanet ettik.” demişti Sayın Erdoğan. Gerçekten İstanbul’a, Ankara’ya, bu ülkenin kentlerine, doğasına, tarihine on beş yıldır hiç olmadığı kadar ihaneti kim yaptı gerçekten, bunu sormak istiyoruz. Ve ihanet edenleri de doğaya, doğanın gücüne ve halka havale ediyoruz. Bunu ifade etmek istedim.

Sayın Başkan, bir sözüm daha olacak çünkü şu anda elimize geldi ve aslında Genel Kurulu da ilgilendirdiğini düşünüyorum. Eğer tamamlamama izin verirseniz bunu da ifade etmek isterim.

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Şimdi, Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü imzasıyla “tüm müesseselere” başlığıyla bir yazı gönderilmiş madenlere.

Şimdi, madenlerle ilgili direniş yapan, yirmi bir saat o yer altında kalan işçilere bir söz verildi. Ama, bu sözün dışında, şimdi kalkıp 6536 sayılı Sendikalar, Toplu İş Sözleşmeleri Kanunu’nun grev ve lokavt konusuyla ilgili maddeleri, cezai düzenlemeleri yazılarak bu müesseselere asılması, onların ağır para cezalarıyla tehdit edilmeleri ve bunu yapmayanların da gerçekten işleme tabi tutulmasına ilişkin bir yazı göndermişler.

Şimdi, bir taraftan bir söz verirken diğer taraftan işçileri, üstelik de hayatlarını ortaya koyan insanları yani zaten “Ölmek istemiyoruz.” diye bunun için kalkıp da orada direniş yapan ve bir maddeyle ilgili söz alan insanları şimdi ağır para cezalarıyla tehdit etmek bu söze de ihanet etmektir. Bunu bütün milletvekillerinin, Genel Kurulun ve halkımızın bilgisine sunuyorum.

Teşekkür ediyorum.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/884) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 6306 Sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun", 2981 Sayılı "İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun" ve 4706 Sayılı "Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/588) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 502) (Devam)

BAŞKAN – Önerge üzerinde Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım konuşacaktır.

Sayın Yıldırım, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

BEHÇET YILDIRIM (Adıyaman) – Teşekkürler Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bizleri ekranı başında seyreden herkesi, özellikle Adıyaman halkını çünkü tütün yasasından dolayı bu hafta Adıyaman halkı Meclise kilitlenmiş durumda…

Ben bu nedenle, mesleğimi ilgilendiren bir tanımla iktidara bir tanım koyacağım. Şu anda iktidarın bir hastalığı var, bu hastalığın adı “mitomani”. Mitomani ne demektir arkadaşlar? Mitomani, kişilerin kendi söylediği yalana inanması hastalığıdır. Biraz sonra tütün meselesinde bu ortaya çıkacaktır. Bu tür hastalar hatalarını örtmek için sürekli yalana başvururlar, bir süre sonra söyledikleri yalanlara kendileri de inanmaya başlar, zaman içinde kendi vicdanlarından uzaklaşmaya başladıkça gerçek bir varlık elde etmek amacıyla yalan söylemeye devam ederler. Mitoman kişiler için yalan söylemek yaşamlarının rutin davranışı hâline gelmiştir. Söylemiş oldukları yalanların ortaya çıkması durumunda bundan herhangi bir suçluluk hissetmezler. Mitoman kişiler için yalan söylemek olağan bir durum.

Bugün AKP iktidarının yaptığı da budur. İktidarını yalan ve baskı üzerine kurmuş, devam ettirmektedir. OHAL’le, kanun hükmündeki kararnamelerle ayakta kalmaktadır. Birkaç tane somut örnek vereceğim: Mesela “17-25 Aralıkta hiç yolsuzluk yapılmadı, çuval çuval paralar gitmedi, ayakkabı kutularında dolar yoktu, bu kumpastı.” dediler. Buna “Yalan.” dediler ve kendilerini buna inandırdılar. “Çözüm sürecini iktidar bitirmedi.” dediler. Bu da koca bir yalan. “Dokunulmazlık tüm vekilleri ilgilendiriyor, bir tek HDP’li milletvekillerini ilgilendirmiyor.” dediler, bu da yalandı. En büyük yalan da… “Bağımsız ve tarafsız yargı var.” dediler. “Tutuklamalar siyasi değil, yargı işi.” diyorlar, bundan daha büyük yalan olamaz. “Referandumda hile yapılmadı.” dediler, yalan. “15 Temmuz darbesinden Hükûmetin, sarayın haberi yoktu.” dediler, yalan. “Darbeyi eniştesinden öğrendi.” dedi saray, bu da yalan. “FET֒nün siyasi ayağı yoktur.” diyorlar, kocaman bir yalan. “MİT tırları silah taşımıyordu.” yine yalan. “Türkiye’de basın özgürlüğü… Tutuklu gazeteci, aydın yoktur.” diyorlar, yalan. Şimdi de Adıyaman tütünü için yalan söylüyorlar, diyorlar ki: “Adıyaman tütününün önü açılacak, tütün üreticileri mağdur olmayacak.” Bu, koca bir yalandır arkadaşlar. Bu koca yalana Sayın Bakan ve iktidar vekilleri de inanmış durumda. Sonra çevrelerini, kendilerine yakın STK’ları, yandaş medyayı, tütün platformunu bile inandırmaya çalışıyorlar. Bu konuda AKP milletvekilleri de yanılıyor ve halkı da yanıltıyorlar.

Bizim Adıyaman vekillerine eğer bu yasa bu torbadan bu hâliyle çıkarsa buna karşı durmalarını öneriyorum. Sakın savunmayın bu yasayı, ileride bu halka nasıl hesap vereceksiniz diyorum. Resmen bir algı operasyonu oluşturuluyor. Efendim, odalar böyle istiyormuş, tütün platformu böyle istiyormuş. Bu da koca bir yalan çünkü gidin -ben de kendim tütün üreticisiyim, üreticiyle konuştum, esnafla konuştum- hiç kimse bu düzenlemeye, bu kooperatif mooperatif olayına taraftar değildir. “Kooperatif” diyorlar, kooperatif eliyle de kesinlikle tütünün önü kesilecek, çiftçi tütünü ektiğine, biçtiğine, sattığına bin pişman edilecek.

Son zamanlarda Adıyaman medyasında, sokakta, sosyal medyada “Eğer tütün yasası istemediğimiz şekilde çıkarsa -ki öyle çıkacak- AKP kaybeder, iktidar kaybeder.” anlayışı hâkim. Evet, AKP kaybederse kaybetsin, birilerinin dediği gibi “AKP kaybederse Türkiye kaybeder.” anlayışında değilim. Ben de AKP kaybederse Türkiye kazanır diyorum.

Derdimiz iktidardan ziyade Adıyaman’ın kaybetmemesi. Eğer tütün Adıyaman için siyasetüstü bir durumsa Adıyaman tütününün yasaklanmasına karşı duracağız. Adıyaman tütününün yasaklanması Adıyaman için ölüm fermanıdır. Adıyaman’ın olmayan ekonomisinin, ticaretinin dibe vurması demektir, ırgatlığa teslim olması demektir. Çünkü bunları nereden biliyoruz. Bu yasalardan bahsedildikten… İki hafta önce Başbakan grup toplantısında Adıyaman tütününe övgüler yağdırıyor, ertesi gün Türkiye genelinde bütün esnafa yönelik eş zamanlı bir operasyon yapılıyor ve esnafın dükkânında ne kadar Adıyaman tütünü varsa el konularak yüklü miktarda cezalar kesiliyor. Bu operasyonlar hâlâ devam etmektedir. Bu operasyonlar bir merkezden ve bilinçli olarak yapılmaktadır. Bu konuda Amerikan sigara firmalarıyla birlikte hareket eden Hükûmet, baskınlar ve cezalarla Adıyaman tütününe olan talebi azaltarak Adıyaman tütününü tamamen ortadan kaldırmak istiyor. Önce çamur medyasında yirmi dört saat yalan yanlış haberler yaparak “Biz şöyle yaptık, böyle yaptık.” diyorlar, sonra istediklerini yapıyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BEHÇET YILDIRIM (Devamla) – Bunlar, gerçekten, halkı kandırıyorlar -zorla, istemeye istemeye- halkı inandırıyorlar. Kendisi inanıyor, yalanlarına inandırarak iktidarını sürdürüyor; işin özeti budur.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Yalnız, Adıyaman milletvekillerinden, bizden de söz ettiniz Sayın Yıldırım, teşekkür ediyorum. Bu konuda ne kadar gayret sarf ettiğimizi biliyorsunuz.

BEHÇET YILDIRIM (Adıyaman) – Ama sizi yanıltıyorlar Sayın Başkan, yanıltıyorlar sizi.

BAŞKAN – Ve şu anda satışı yasak olan bir ürünü, ilk defa, tarihî bir adımla kalıcı bir şekilde yasal zeminde çözüyoruz ve kooperatifleşme kanalıyla serbest hâle getiriliyor inşallah.

BEHÇET YILDIRIM (Adıyaman) – Eğer çıkmazsa oradan istifa edecek misiniz? Onun sözünü de verin, onun sözünü de istiyorum.

BAŞKAN – Tekrardan, bu hassasiyetlerinden dolayı ben çok teşekkür ediyorum. Tarihî bir adım atılıyor, varsa eksiklikler o da Genel Kurul aşamasında inşallah görüşülür, konuşulur diyorum.

BEHÇET YILDIRIM (Adıyaman) – Bol bol konuşacağız.

BAŞKAN – Birleşime yirmi dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.59

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.39

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19’uncu Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

12’nci madde üzerindeki son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 12’nci maddesinde geçen “yer alan” ibaresinin “geçen” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

       Mustafa Kalaycı                       Emin Haluk Ayhan                       Erkan Akçay

             Konya                                      Denizli                                      Manisa

         Baki Şimşek                            Mehmet Erdoğan                       Erkan Haberal

             Mersin                                       Muğla                                       Ankara

      Mevlüt Karakaya

              Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Adana Milletvekili Mevlüt Karakaya.

Buyurun Sayın Karakaya. (MHP sıralarından alkışlar)

MEVLÜT KARAKAYA (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 502 sıra sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 12’nci maddesinde verilen önerge üzerine söz almış bulunuyorum. Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Efendim, aslında ilgili maddeye baktığımızda… Neyi değiştiriyor? Değiştirilen madde 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu’nun 29’uncu maddesi. Bu madde neyle alakalı? Bu madde banka ve sigorta muameleleri vergisi istisnasıyla alakalı.

Aslında Sayın Bakan çok iyi biliyorlar, bu, banka sigorta muameleleri vergisi çok eski bir işlem vergisi. Muamele vergisi 1956’da kabul edilmiş. Çoğu zaman da tartışmalara konu olan bir vergiden bahsediyoruz. Banka sigorta ve muameleleri vergisi, bir nevi bankacılıkta, sigortacılıkta, banka ve sigorta işletmelerinde ve diğer finans şirketlerinde de kısmen katma değer vergisi uygulaması gibi… Zaman zaman tartışmalarda bunun kaldırılarak katma değer vergisi içerisine alınması konusunda önerilerde bulunuluyor.

Ama uygulamayla ilgili yanlışları bir kenara bırakacak olursak, şu andaki tasarı üzerinde, şöyle, “Ne değişiyor?” sorusuyla bakacak olursak neyi görüyoruz? Burada 29’uncu maddenin (p) bendinde yer alan “Türkiye’de kurulu borsalarda gerçekleştirilen” ifadesi kaldırılıyor. Bu ifade aslında 2010 yılında buraya konmuş idi, 2010 yılında Türkiye’de kurulu borsalarda gerçekleştirilen vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerine ilişkin bu muameleler sonucu lehte alınan paraların banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisna olduğunu söylüyordu. 2010 yılında gelen bu uygulama “Türkiye’de kurulu borsalarda gerçekleştirilen…” şeklindeydi. Şimdi, peki, ne oluyor? Bunu kaldırdığımız zaman tüm vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerine ilişkin muameleler istisna kapsamına alınmış oluyor. Peki, bu neden yapılıyor diye baktığımızda, tabii, her zaman olduğu gibi yasama kalitesi eleştiriliyor ama yani gerçekten ben bunu anlamaya çalıştım böyle bir değişikliğe neden gidildi diye. Doğru, vadeli işlemlerin birçok açıdan faydası var. Milliyetçi Hareket Partisinin iktidarda olduğu dönemde Vadeli İşlemler Borsası kuruluşu gerçekleşti. Bununla bağlantılı, yine, ürün borsalarına yönelik lisanslı depoculuğun altyapısı, mevzuatı hazırlandı, vesaire. Biz bu işlemleri özellikle vadeli işlemler borsalarının gelişmesini, buralarda yapılan işlemlerin hacmini artıracak her türlü düzenlemenin yapılmasını geçmişte savunduk ama şimdi, bu yasayla, değişiklikle, bu tasarıyla ne yapılmak isteniyor anlamak mümkün değil. Bakın gerekçeye, son kısmını okuyayım, zaman dar, gerekçede diyor ki: “Vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri sonucu lehe alınan paraların banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisna edilmesi amaçlanmaktadır.” Zaten böyle oluyor. Yani sebep ne? Sebep belli değil. Sebep acaba orta vadeli programda da belirtildiği gibi uzun vadede döviz kuru riskini elimine edecek, riskten korunma imkânlarını oluşturacak bir ortamı, iklimi oluşturmaya yönelik bir katkı mı, bunu da anlamak mümkün değil. Dolayısıyla, diğer yasa tasarılarında olduğu gibi maalesef bizim önümüze gelen bu tasarıdaki madde değişikliklerinde ne amaçlanıyor, söylenmiyor. Son derece ulvi, gerekli bir amaç da olabilir, öyle bir gerekçe de olabilir ama anlatılan şey tamamen baştan savma yazılmış olan bir gerekçe.

Aslında vergiyle ilgili söylenecek şey: Vergi mevzuatının topyekûn, bütüncül bir yaklaşımla ele alınarak yeniden kaleme alınması en doğru bir yaklaşım olacak diyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

12’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Söz vereceğim Sayın Bostancı.

VI.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMASI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, vefat eden 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Nebi Bozkurt’a Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili, birlikte de çalışmaktan büyük bir haz duyduğumuz Sayın Nebi Bozkurt Hocamızın, şimdi derin bir üzüntüyle, vefatının bilgisini almış bulunuyorum. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum, mekânı cennet olsun. Ailesine, Adalet ve Kalkınma Partisi camiasına, ülkemize, milletimize başsağlığı diliyorum. Daha taze bir bilgi, bu bilgiyi sizlerle üzüntü içerisinde paylaştım. Ruhu şad olsun diyorum.

Sayın Bostancı, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

40.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, vefat eden 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Nebi Bozkurt’a Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım teşekkürler.

Nebi Bozkurt Hocamız uzun yıllar Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde hocalık yapmıştı. 24’üncü Dönem de Mersin Milletvekili olarak AK PARTİ’den milletvekili statüsünde hizmet etti. Kendisinin vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Kendisini hayırla yâd ediyoruz. Arkasında bıraktığı öğrencileri, eserleri ve aynı zamanda Mecliste bütün milletvekilleriyle kurmuş olduğu güzel ilişkiler, onun mirası olarak elbette hatıralarımızda ve hayatın içinde yaşamaya devam edecektir. Kendisine Allah’tan rahmet diler ve mekânı cennet olsun derken, ailesine ve tüm milletimize de başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Usta, buyurun.

41.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, vefat eden 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Nebi Bozkurt’a Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biz de şimdi, 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Nebi Bozkurt Bey’in vefatını öğrenmiş bulunuyoruz. Biz de kendisine Allah'tan rahmet dileriz. Adalet ve Kalkınma Partisi camiasına, öğrencilerine ve ailesine de başsağlığı diliyorum efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Kerestecioğlu...

42.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, vefat eden 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Nebi Bozkurt’a Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Biz de aynı şekilde ailesine ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz.

Sağ olun.

BAŞKAN – Sayın Özel...

43.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, vefat eden 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Nebi Bozkurt’a Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, ben sizin bilgilendirmenizle haberdar oldum. Grubumuz adına da, şahsım adına da büyük bir üzüntü duyduğumuzu ifade etmek isterim.

24’üncü Dönemde Nebi Hocayla birlikte çalışmıştık. Bilgi birikimiyle, hafızasıyla, yetiştirdiği öğrencileri, ortaya koyduğu eserleriyle ve bu kürsüye o geçmiş birikimini taşımasıyla hepimizin dikkatini çeken, hepimize örnek olan konuşmaları, yaklaşımları olan bir büyüğümüzdü. Uçtu gitti, geriye işte bu tutanaklarda bıraktıkları ve bu kubbe altında kendisinin arkasından hayırla yâd edilmesi, güzel sözlerle anılması kaldı. Görevler üstlenen, siyaset yapan herkese, görevini, Nebi Hoca gibi mahcup olmadan ve arkasından güzel sözler söylenerek bırakmak, tamamlamak ve bu dünyadan göçüp gittiğinde de arkasında böylesine izler bırakmak nasip etsin.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna da başsağlığı diliyor, acılarınızı paylaşıyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Bir kez daha Nebi Bozkurt Hocamıza Başkanlık Divanı olarak Allah'tan rahmet diliyoruz, ailesine de başsağlığı diliyoruz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/884) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 6306 Sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun", 2981 Sayılı "İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun" ve 4706 Sayılı "Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/588) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 502) (Devam)

BAŞKAN – 13’üncü madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 13’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Filiz Kerestecioğlu Demir                   Ertuğrul Kürkcü Dirayet Taşdemir                                                                 İstanbul                                       İzmir                    Ağrı

         Aycan İrmez                           Saadet Becerekli                        Lezgin Botan

             Şırnak                                      Batman                                        Van

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Van Milletvekili Lezgin Botan.

Buyurun Sayın Botan. (HDP sıralarından alkışlar)

LEZGİN BOTAN (Van) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Ben de Nebi Hocama Yüce Rabb’imden rahmetler diliyorum, ailesine sabırlar diliyorum, kendisini sevgiyle yâd edeceğimizi belirtmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, Genel Kurulu selamlarken yine bir torba yasa karmaşasıyla karşı karşıyayız. AKP’nin büyük bir kurnazlıkla sürekli yaptığı aynı şeylerle karşı karşıyayız. Torba yasalar âdeta bir çorba yasa gibi; her alandan yasalar bir torbaya doldurulur, alakalı alakasız bir sürü konuda yasalar bir araya getirilir ve buraya bir şekilde kendi salt çoğunluğuna dayanarak önümüze koymaya çalışılır.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bu şans oyunları, gerçekten, artık neredeyse bir afyon etkisi yaratacak şekilde gençler üzerinde bir etki yaratıyor. Gençlerimize hayat satacağınıza, umut tacirliği yapacağınıza, gelin, gençleri nitelikli bir şekilde eğitelim, istihdama dayalı bir eğitim geliştirelim ve gençlerimize iş, aş olanaklarını, imkânlarını yaratalım.

Şimdi, bu şans oyunları artık neredeyse bu bütçenin ve savaş bütçesinin vazgeçilmez bel kemiği veya vazgeçilmez ana kalemlerinden biri hâline gelmiş. Şans oyunları aslında bir nevi umut tacirliğidir. Gençlerimizin, onların hayallerini aslında çalmanın bir yoludur, bir yöntemidir. İşsizliğe itilmiş, kısa yoldan zengin olma hayalleriyle, kısa yoldan, çalışmadan, emek vermeden sınıf atlatma ve bir yerlere gelme aşkıyla yanıp tutuşan gençler, bir süre sonra ciddi hayal kırıklıklarıyla ne yaptıklarını bilemez durumda ve büyük bir çaresizliğin pençesinde çırpınıp durmaktadırlar. Dolayısıyla bu yasanın derhâl geri çekilmesi lazım ve yeniden komisyonda detaylı bir şekilde tartışılmasıyla birlikte…

AKP Hükûmetinin yine bir savaş bütçesiyle karşı karşıyayız ve bu savaş bütçesiyle vergiyi yine yoksul insanlarımızın sırtına yüklüyoruz. Savaşın en büyük, en ağır yükünü çeken halkımızı, bu toplumu içeride ve dışarıda dayatılan çatışmanın, derinleştirilen çatışmanın manevi olarak, ahlaki olarak, sosyal olarak, siyasal olarak, ekonomik olarak, kültürel olarak çökertmiş olması, sürekli bir toplumsal çöküşle karşı karşıya getirmesi yetmemiş gibi, bir de -savaşın- vergileri artırarak bu vergi yükünü halkımızın, yoksul insanlarımızın sırtına yüklüyoruz.

Değerli arkadaşlar, siz elinizi kaldırırken, bu yasayı onaylarken emekçileri, işçileri, asgari ücretlileri, gençleri, ev kadınlarını aklınızdan çıkarmayın, çocukları, çocuklarına mama götüremeyen insanları aklınızdan çıkarmayın. Bir eliniz vicdanınızda olsun, sonra diğer elinizi kaldırıp kaldırmayacağınıza karar verin.

Diğer bir konu değerli arkadaşlar, 25’inci, 24’üncü Dönemde burada “kürdistan” ismi büyük harflerle Türk Dil Kurumunun kurallarına göre yazılırdı. Ben filoloji mezunuyum değerli arkadaşlar. Bu konuda 1626 sıra sayılı bir önerge vermiştim. Sayın İsmail Kahraman’ın bana verdiği cevap akıllara ziyan bir cevaptır: “Kürdistan” diye bir şey yokmuş.

E, size soruyorum: AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da mütemadiyen söyledi, Sultan Sencer’den bugüne kadar bu isim var. Kürtler de bir ulustur, dilleri Kürtçedir, üzerinde yaşadıkları toprak kürdistandır. Kürdistan, bir ülkenin ismidir; tıpkı Türkmenistan, tıpkı Doğu Türkmenistan, Doğu Türkistan gibi bir isimdir. Yani, Türkiye’nin sınırları içerisinde var veya yok. Kuzey Irak’ta federal Kürdistan bölgesi’yle ticaret yapıyorsunuz, resmî evraklarınız var. Yani, 25’inci Dönemde var olan bu “kürdistan” ismi şimdi niye küçük harflerle…

Veya stenograflara kim yetkiyi veriyor, kim bu talimatı verdi? Bir özel ismi bozmanın… Türkçe dil kurallarını bozuyorsun, kendi diline, Türkçeye ihanet ediyorsun. Her şeye hani “Büyükşehirlere, şu şehre, doğaya, şuraya, buraya ihanet ettik.” diyorsunuz ya, Türkçeye de ihanet ediyorsunuz. Türkçe’nin dil kuralları mevcuttur. Kürdistan bir coğrafya ismidir ve olması gereken dil kurallarına göre yazılması gerekiyor.

Bu vesileyle, ben tekrar Genel Kurulu saygıyla selamlarken “kürdistan” isminin Türkçe dil kurallarına göre düzgün yazılmasını ve bu torba yasayı da oylarken tekrar ellerinizi vicdanınıza koyarak, gençleri, işsizleri düşünerek, emekçileri düşünerek ve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LEZGİN BOTAN (Devamla) - …salt içeride ve dışarıda savaş politikalarının değirmenine su taşıyacak bu torba yasayı, bu vergileri halkın sırtına yüklemeyin ve elinizi vicdanınıza koyarak reddedin.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Buyurun Sayın Bostancı.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

44.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Van Milletvekili Lezgin Botan’ın 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 13’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, Meclis tutanaklarında -tırnak içerisinde- bu kürdistan konusuna ilişkin birçok tartışma mevcut. Bu tartışmaları tekraren başlatmak düşüncesiyle konuşmuyorum.

Tarihte siyasi iktidarlar hanedana, imparatorluklara aitken toprakların adlandırılmasıyla 19’uncu yüzyıldan sonra toprakların ve ülkelerin adlandırılması farklılaşmıştır çünkü iktidar o coğrafyada yaşayan halkın hâline gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nde de siyasi iktidar bu ülkedeki bütün insanlarındır. Bu ülkenin adı “Türkiye Cumhuriyeti”dir, bu ülkedeki her yer Türkiye Cumhuriyeti’nin topraklarıdır. Bunların nasıl adlandırılacağına ilişkin hususlar Anayasa’da da yasalarda da açıkça ifade edilmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Ayrıca belli bölgeleri bu tür etnik kimlik adlandırması üzerinden tanımlamaya kalktığımızda şöyle bir haksızlık da yapmış oluruz: Bu ülkede Kürtler her yerde yaşayabilirler, her yere gidebilirler, her yerde bulunabilirler tıpkı Türklerin ve başka kimlikten insanların yaptığı gibi. Dolayısıyla sanki belli etnisiteden gelenlerin âdeta hapishanesi anlamına da gelebilecek bu tür adlandırmalardan kanaatimce kaçınmakta fayda vardır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Kerestecioğlu…

LEZGİN BOTAN (Van) - Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Kerestecioğlu’na söz verdim.

Sayın Botan, siz buyurun, oturun.

Buyurun.

45.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın vekilimiz Türkiye Cumhuriyeti neresidir, kim yaşar, kim yaşamaz, bununla ilgili bir tartışma yapmadı. “‘Kürdistan’ diye bir yer vardır ama coğrafi bölge olarak vardır. Geçen dönem tutanaklarına baktığınız zaman büyük harfle yazılan yer şimdi niye küçük harfle yazılıyor?” dedi. Hani, Irak diye bir yer varsa, Irak’ı küçük harfle yazmıyorsanız, Kanada’yı küçük harfle yazmıyorsanız aynı saygıyı o coğrafi bölgeye de göstermeniz gerektiğini ifade etti.

Bu da tutanaklara geçsin diye ifade etmek istedim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Diğer önergeyi okutuyorum…

LEZGİN BOTAN (Van) – Sayın Başkan; sayın hatip, başkanınız da benim söylediklerimi bağlamından kopardı. Müsaade ederseniz bir dakikayla ben burada yerimden bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Kerestecioğlu açıkladı, meramı anlaşıldı.

LEZGİN BOTAN (Van) – Ama 60’a göre ben…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Ama kendisi… Eksik kalmış olabilir benim söylediğim.

BAŞKAN – Buyurun, yerinizden siz de söyleyin.

46.- Van Milletvekili Lezgin Botan’ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

LEZGİN BOTAN (Van) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Türkiye Cumhuriyeti devleti, siyasi organizasyon olan devletin adıdır. Ben bir coğrafyanın isminden söz ediyorum. Bu coğrafya ki şu an federal Kürdistan bölgesi olan Kuzey Irak’ta mevcut ve Türkiye 1.352 tane şirketiyle oradan para kazanıyor ve resmî olarak da bu mihver üzerinden sözleşmelerini yapmakta. Kaldı ki 24’üncü, 25’inci Dönemde de bu “kürdistan” ismi büyük harfle yazılırdı. Ben bir dil kuralına dikkat çekmeye çalışıyorum. Sosyolojik, antropolojik, etnografik olarak her halkın üzerinde yaşadığı coğrafya, o halkın ismiyle isimlenmiştir; bunu ne ben ne Sayın Başkan tayin edebilir. Kimse kendi etnisitesini, kendi rengini, kendi dilini, kendi tenini, kendi yaşadığı coğrafyayı tayin etmez. Ben bir realiteye dikkat çekiyorum. Burada Türkiye Cumhuriyeti devletiyle alakalı benim söylediğim bir şey yok yani Sayın Başkan bağlamından koparmasın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LEZGİN BOTAN (Van) – Daha önce nasıl büyük harfle yazıldıysa şimdi aynı kuralın yerine getirilmesini diliyorum.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/884) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 6306 Sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun", 2981 Sayılı "İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun" ve 4706 Sayılı "Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/588) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 502) (Devam)

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 502 sıra sayılı “Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 13’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

    Zekeriya Temizel                         Kadim Durmaz                  Mehmet Bekaroğlu

            İzmir                                        Tokat                                      İstanbul

       Şenal Sarıhan                            Kemal Zeybek          Bülent Yener Bektaşoğlu

           Ankara                                     Samsun                                     Giresun

      Mahmut Tanal                               Ali Özcan                            Kazım Arslan

          İstanbul                                    İstanbul                                     Denizli

 

MADDE 13- 29/4/1959 tarihli ve 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (2) numaralı bendinin (ç) ve (e) alt bentleri aşağıdaki şekilde, (d) alt bendinde yer alan "Bu fıkranın (b) ve (c) bentlerinde" ibaresi "Bu bendin (b) ve (c) alt bentlerinde" şeklinde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra ilave edilmiştir.

"ç) Bayilerle yapılacak sözleşmelerin esasları ile bayilere verilecek komisyon ve teşvik primi oranlarını saptamak"

"e) Başbayi ile yapılacak sözleşmelerin esasları ile komisyon ve teşvik primi dahil olmak üzere ihale kıstaslarını saptamak."

"Bu maddenin üçüncü fıkrasının (2) numaralı bendinin (c) alt bendi ve (5) numaralı bendinin (a) alt bendi ile (12) numaralı bendinde belirtilen görev ve yetkiler, 21/2/2008 tarihli ve 5738 sayılı Spor Müsabakalarına Dayalı Sabit İhtimalli ve Müşterek Bahis Oyunlarının Özel Hukuk Tüzel Kişilerine Yaptırılması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesi kapsamında Teşkilat Başkanlığınca kısmen veya tamamen özel hukuk tüzel kişilerine devredilebilir veya mal ve hizmet satın alma yoluna gidilebilir."

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

47.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, kalp krizi geçiren Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’na geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Önergede imzası olan Cumhuriyet Halk Partisinin Giresun Milletvekili Sayın Bülent Bektaşoğlu dün bir kalp ameliyatı geçirdi, şimdi hastanede. Kendisine geçmiş olsun dileklerimizi buradan iletiyoruz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederiz.

VI.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, kalp krizi geçiren Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’na geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ilişkin konuşması

BAŞKAN – Evet, biz de geçmiş olsun dileklerimizi iletelim, Allah’tan şifa diliyoruz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/884) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 6306 Sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun", 2981 Sayılı "İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun" ve 4706 Sayılı "Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/588) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 502) (Devam)

BAŞKAN – Sayın Komisyon, katılıyor musunuz önergeye?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu.

Sayın Bekaroğlu, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Ben de sözlerime vefat eden milletvekilimiz Nebi Bozkurt’a rahmet dileyerek başlıyorum.

Bu torba yasanın 13’üncü ve 14’üncü maddesi kumarla ilgili arkadaşlar. 13’üncü maddede şans oyunlarında bayilikler yeniden dağıtılacak, yeni insanlara birtakım imkânlar sağlanacak. 14’üncü maddede de bu şans oyunlarındaki veraset ve intikal vergisi yüzde 10’dan, 20’ye çıkarılıyor.

Değerli arkadaşlarım, kumar dedim de, milletvekilimiz Sayın Haydar Akar, KİT Komisyonunda AKP’li arkadaşlara “Şu şans oyunlarını, kumarı tamamen yasaklayalım; var mısınız böyle bir kanun teklifi vermeye?” deyince susmuşlardı. Onu da hatırlatmak isterim.

Değerli arkadaşlarım, Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde bu şans oyunlarının -kumar yani bunlar- sayıları da cirosu da toplanan vergiler de kat kat katlandı. Hâlbuki çok duyarlı bir ekipsiniz siz bu konularla ilgili, helal-haram diye bir ölçünüz var, helal sertifikasıyla ilgili, akreditasyonuyla ilgili yasalar filan getirdiniz ama böyle paralar, vergiler söz konusu olunca bunları enteresan bir şekilde unutuyorsunuz. Tek yaptığınız şey, çok muhterem bir hocanın oğlunu o kurumlardan birinin başına atadınız bir dönem, şimdi orada duruyor mu bilmiyorum.

Değerli arkadaşlarım, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara geldiği zaman bu şans oyunlarından Millî Piyango vardı, Toto filan vardı herhâlde, şimdi sayısını… Millî Piyango, Spor Toto, Sayısal Loto, Şans Topu, Süper Loto, On Numara, İddaa filan böyle gidiyor. Yani gerçekten rakamlara baktığınız zaman da müthiş rakamlar var ortada değerli arkadaşlarım. 2003’te sadece Millî Piyango üzerinden yılda 580 milyon TL kamuya gelirken, şimdi 1 milyar 300 milyon TL’yi bulmuş; oynanan kupon sayısı ve satılan bilet sayısı 10 milyardan 45 milyara çıkmış, ciroyu tam şey yapamıyoruz ama sizin döneminizde herhâlde 60-70 milyar ciro elde edilmiş ve buradan da dünya kadar vergi toplanmış.

Değerli arkadaşlarım, siz çok ilginç bir ekipsiniz, geçen sefer de söyledim yani sizin gibi bir siyasi ekip Türkiye’de değil, dünyada hiçbir yerde gelmedi. Siz, on beş senelik iktidarınız boyunca bozmadığınız, ellemediğiniz, değiştirmediğiniz, bükmediğiniz bir kavram, bir olay, bir değer bırakmadınız; her şeyi ama her şeyi bozdunuz. Bunu yaparken de sürekli olarak işte, bir medeniyet iddiası, Müslümanlık, İslam, bunun üzerinden dolanıp geliyorsunuz. Sanki her şeyi böyle bir şeye dönüştürüyorsunuz ama nasıl değerli arkadaşlarım? Yani kumar duruyor. Duruyor değil mi? Niye duruyor? Çünkü para getiriyor. Peki, haram değil mi? Haram. Bir itirazınız var mı? Yok.

Şimdi, bu Spor Toto bayiliklerinin, bu şans oyunları bayiliklerinin el değiştirmesi için de bunu yandaşa dağıtmanın bir aracı olarak da çok rahat bir şekilde kullanıyorsunuz. Gerçekten hayret ediyorum ben size. Bu ekip, herhâlde tarihe, değerlerimize, özellikle de İslam’a en çok zarar veren ekip olarak geçecek. Ya kardeşim, yapacağınız bir şey yoksa bari bunun üzerinde konuşmayın, bırakın bir tarafta kalsın. Siz, sadece bunları değil, işte, muhafazakârlıktan liberalliğe, demokratlığa, ne varsa bütün kavramları, oluşmuş olan bütün değerleri bozdunuz.

Siz bir iktidar makinesisiniz değerli arkadaşlarım. Makyavel var ya Makyavel, bu dönemde yaşasaydı Adalet ve Kalkınma Partisi üzerinden bir kitap yazardı: “Bir iktidar makinesi nasıl olur?” Bir iktidar makinesi bütün değerleri nasıl kullanır, nasıl eğer, nasıl büker, siz bunun örneğisiniz ve tarihe geçtiniz değerli arkadaşlarım.

Bu Müslümanlıkla ilgili filan da çok şeyler söylüyorsunuz, bir daha tekrar ediyorum: Sizin döneminizde bu dinin değerlerine, kurallarına, kavramlarına, helaline haramına verilen zarar hiçbir dönem verilmemiştir diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 13’üncü maddesi (ç) ve (e) bendlerinde geçen “tespit etmek” ibaresinin “belirlemek” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

        Mustafa Kalaycı                    Emin Haluk Ayhan              Erkan Akçay

               Konya                                 Denizli                            Manisa

        Mehmet Erdoğan                        Baki Şimşek                Erkan Haberal

               Muğla                                  Mersin                            Ankara

         Saffet Sancaklı

              Kocaeli

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Sancaklı.

SAFFET SANCAKLI (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun tasarısıyla, Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un yanı sıra birçok yasada değişiklikler söz konusudur.

Getirilen değişikliklerin başında ise bayilik ve başbayiliklerin kura usulüyle dağıtım konusu gelmektedir. Ancak maddeye ilişkin görüşmeler sırasında ilgili kurumun temsilcisi kura çekiminin hangi koşullarda gerçekleşeceğine, kuraya hangi firmaların hangi şartlarda katılabileceğine yönelik hiçbir açıklamada bulunmamıştır. Keza bahis ve şans oyunlarının kullanım hakkını alacak, başbayi olacak firmanın çekilişlerinin mutlak suretle noter önünde yapılması zorunluluğu getirilmesini talep etmemize rağmen bu zorunluluk maddeye eklenmemiştir. Düzenleme, başbayi firmaların bayi çekilişlerinin mutlak suretle noter huzurunda yapılmasını zorunlu hâle getirmelidir.

İkinci konu, milletvekili olduğum Kocaeli’nin Gebze ilçesinde Hürriyet ve Yavuzselim Mahallesi var. Daha önce sayın vekillerimiz de dile getirdi burada, otuz beş yıllık tapu problemleri var. Gebze Belediye Başkanı bu tapu problemini bir türlü çözmüyor. Geçen sene ramazanda Sayın Başbakanımız da Gebze ilçesine iftara geldiğinde onu başka bir meydana götürüp iftar yaptırmak istediler. Sayın Başbakanın da bu konudan haberi vardı, o mahallede iftar yaptı ve tapu sözünü verdi, otuz beş yıllık tapu sözünü. Ülkenin Başbakanı ramazan günü tapu sözünü veriyor ama Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker bunu dinlemiyor ve tapularını vermiyor. Buradan bizim isteğimiz bir an önce belediye tarafından bu tapuların ivedilikle halledilip verilmesi, gelir seviyesi düşük olan bu vatandaşlarımıza arsa bedelleri değil, piyasa rayiç bedeli değil, emlak rayiç bedeli üzerinden bu tapuların verilmesi, çok acil bir şekilde. Sayın Başbakanımıza da buradan bir kez daha sesleniyorum: Sizin verdiğiniz sözü Gebze Belediye Başkanı tutmuyor, haberiniz olsun.

Üçüncü bir konu var, bu beden eğitimi yüksekokulu öğrencileri. Bu okulları bitiriyorlar ve bu gençlerimiz geleceğimizi hazırlayabilecek kapasitede, kariyerde insanlar olarak maalesef iş bulamıyorlar ve gençliğimize hizmet edemiyorlar. Şu anda sayıları 45-50 bin civarında. Bunlara yüksekokul bitirttik -beden eğitimi yüksek okulu- ama şu anda iş vermiyoruz, 45-50 bin öğretmen şu anda kapalı spor salonlarında “Bir yerde iş bulabilir miyiz?” veya “Başka birisi bize bir iş verebilir mi?” diye bekliyorlar. Onun için, birkaç cümle de onlarla ilgili söylemek istiyorum.

Beden eğitimi ve spor yüksek okullarında (BESYO) sporun bilimini okumuş, spor yöneticiliği, antrenörlük ve rekreasyon bölümlerinde uzmanlaşmış, Gençlik ve Spor Bakanlığında istihdam bekleyen, ülke sporuna vizyon katacak vatansever gençlerdir bu arkadaşlarımız. 45-50 bin civarında olan BESYO mezunu kendi uzmanlık alanında işini yapamıyor, başka işlerde çalışmak zorunda bırakılıyor.

Hâlbuki, bazı istatistikleri söyleyeyim size: 81 ilde 81 spor il müdürlüğü ve 800 tane ilçe spor müdürlüğü var ancak hiçbirisinde spor yöneticisi ve antrenörler yeterli sayıda yok. Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı il ve ilçe spor müdürlüklerine bağlı toplam kadın sporcu sayısı 1 milyon 600 bin, erkek sporcu sayısı 3 milyon 870 bin iken bu sporcuları olimpiyat seviyesine ulaştıracak, sportif eğitim verecek uzman antrenörler maalesef orada yeterli sayıda yoklar. Aynı şekilde, yine Spor Bakanlığına bağlı 267 gençlik merkezi faaliyet gösteriyor. Bu gençlik merkezlerinin de 821 bin erkek, 876 bin kadın üyesi var ancak bu üyelere sportif etkinlik yaptıracak yeterli sayıda antrenör ve sportif eğitim verecek uzman yok. Yine Gençlik ve Spor Bakanlığımızın 23 şehirde 25 yeni stadyum ve olimpiyatlara adaylık yolunda inşa ettiği bu tesislerde görev yapacak bir tane BESYO’lu kardeşimiz yok. 2002 yılından beri 650 spor tesisi yapılmış. Bu tesislerin 500’ü 2016 yılında faaliyete girmiş ancak yine de bu yapılan tesislerde bir tane bile BESYO mezunu yok.

Anlatacağım şu arkadaşlar: Bundan önceki Spor Bakanımız Çağatay Bey de bir televizyon programında bu kardeşlerimize söz verdi “Kadro açılacak.” diye. Maalesef kadro açılmadı. Bizim bu arkadaşlarımız uzman, yetişmiş, sağlam kafalı, sağlam vücutlu hem antrenörler hem spor yöneticilerimiz. Lütfen bu konuya da buradan bir kez daha dikkat çekelim, bunların sorunlarına da eğilelim.

Hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

13’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, kısa bir…

BAŞKAN – Sayın Özel, çok kısa, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

48.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’yla ilgili iyi dileklere teşekkür ettiğine ve ağır ceza mahkemesi başkanlarının istinaf mahkemelerini şikâyeti konusunda bilgi almak istediğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hem Sayın Naci Bostancı’nın Sayın Bektaşoğlu’yla ilgili iyi dileklerine teşekkür ediyoruz hem de bir açıklama gereği de doğuyor. Biliyorsunuz, geçen hafta görüşmeler başlamış, birinci bölümün görüşmeleri yapıldığında ilk bölümle ilgili önergeler verilmişti tarafınıza ve o önergeler verilirken grubumuzun en devamlı milletvekillerinden birisi olan Bülent Yener Bektaşoğlu burada, bu sıralardaydı ve önergeyi imzalamıştı. O görüşmelerden sonra hafta sonu geçirdiği kalp krizi rahatsızlığı sonucunda baypas ameliyatı oldu. Bugün önergelerde adının geçiyor oluşu, tamamen, birinci bölümün görüşmelerinin geçen hafta onun varlığında olmasındandır.

Sayın Başkan, bir de Hükûmetten ve iktidar partisi grubundan bir talebimiz olacak.

Bugün Anadolu Ajansının abonelerine “Ağır ceza başkanlarının istinaf şikâyeti” diye servis ettiği bir haberde ağır ceza mahkemelerinin 1’den…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – 1’den 25’e kadar ağır ceza mahkemeleri ile 1. ve 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlarının imzasıyla geçen sene 14 Aralık 2016’da başlayan ve yapılan bir toplantıda tutulan tutanaklarla HSYK’ya, Adalet Bakanlığına başvurularda bulunulduğunu ve istinaf mahkemelerinin kendi kararlarını sürekli bozduklarını, bunu kabul edilemez bulduklarını, istinafın kararlarının görevi kötüye kullanma sınırında olduğunu ifade eden bir başvuruları olduğu, Anadolu Ajansı tarafından servis edildi. “Usule ve yasaya uygun olmayan yargılamalar” “CMK’nın ruhuna aykırı kararlar” gibi tanımlamalar da var.

Tabii, bu ağır bir kriz, bir adalet sistemi krizi. Bu yetki karmaşası da değil. Bir üst mahkemeye kafa tutmanın ötesinde, bu kanunu çıkaran Meclise, millî iradeye karşı bir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bitiriyorum, son birkaç kelime.

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sadece bir üst mahkemeyi şikâyet etmenin dışında, tutanaktaki ifadelere de bakılırsa… Örneğin “Biz ki terör örgütü davalarına bakıyoruz -terör örgütlerini de sayıyor tek tek- bunlar bu kararları bozarak…” diyerek de bir ima yapıyorlar.

Şimdi, kanuna aykırı, Anayasa’ya aykırı, kuvvetler ayrılığına aykırı. Meclise bir kafa tutma var çünkü istinaf kararına direnememeyi Meclis çıkardı. Bu konuda bu ağır yargı krizini öyle hafife alamayız, almamak gerekir, kimse almasın. Biz, Adalet Bakanı Sayın Abdulhamit Gül’ün, iktidar partisi ve Hükûmet tarafından talebimiz iletilerek ve bilgilendirilerek, yarın görüşmeler başladığında, bugüne kadar bu başvuruya ne işlem yapıldı, imza sahiplerine ne işlem yapıldı, Adalet Bakanlığının eski ve yeni bürokrasisinin tutum ve davranışları bu konuda ne durumdadır, Meclisi konuyla ilgili bilgilendirmesini önemle bekliyoruz.

Teşekkür ediyorum.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/884) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 6306 Sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun", 2981 Sayılı "İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun" ve 4706 Sayılı "Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/588) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 502) (Devam)

BAŞKAN – Evet, 14’üncü madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 14’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

         

  Filiz Kerestecioğlu Demir                 Aycan İrmez             Ertuğrul Kürkcü

             İstanbul                                Şırnak                             İzmir

        Dirayet Taşdemir                    Saadet Becerikli            İbrahim Ayhan

                Ağrı                                   Batman                          Şanlıurfa

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Ayhan.

Buyurun Sayın Ayhan. (HDP sıralarından alkışlar)

İBRAHİM AYHAN (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de sözlerime başlamadan önce, bugün vefat eden Nebi Bozkurt Vekilimize Allah’tan rahmet, yakınlarına da başsağlığı diliyorum.

Şimdi, değerli arkadaşlar, şu anda benim üzerinde konuştuğum mevcut madde, özellikle çekilişle kazanılan ikramiyelerden alınan intikal vergisinin yüzde 10’dan yüzde 20’ye çıkarılmasıyla ilgilidir yani şans oyunlarındaki vergi oranının artırılmasıdır. Bu, aslında başlı başına şans oyunlarını, kumarı ve benzeri mekanizmaları gündemimize almaya ve bunları tartışmaya yetebilecek bir şeydir. Bu şans oyunları, adı masumlaştırılarak, kendisi insanın doğal bir ihtiyacı, doğal bir etkinliği olması gerekirken, tamamen kapitalist bir mantıkla, sömürgeci ve sömürücü bir mantıkla ticarileştirilmiş bir alandır. Dolayısıyla biz bu alanı eğer tartışacak olursak çok ciddi eleştiriler getirmek lazım, çok ciddi değerlendirmeler yapmak lazım. Bugün AKP iktidarı, temsil ettiği siyasal anlayış ve zihniyet gereği kapitalizme karşı olduğunu, kumara karşı olduğunu, faize karşı olduğunu, harama karşı olduğunu, sömürüye karşı olduğunu iddia etmesine rağmen, bu gibi alanlardan rant elde etmede, para kazanmada ve bu alanların vergilendirilmesinde de koşar adımlarla en önde yer almaktadır. Dolayısıyla bu büyük bir çelişki yani biz bir yandan kapitalizmin tüm toplumsallığımızı ortadan kaldırdığını, toplumsal değerlerimizi parçalayarak âdeta toplumu ortadan kaldırdığını ortaya koyacağız, diğer taraftan da kapitalizmin kendi kendini var edecek mekanizmalara yönelik adımlar atacağız. Bu asla kabul edilecek bir şey değildir ve bunun bütün toplum tarafından da bilinmesi gerekiyor. Bugün kapitalizmin fetişleştirdiği, kapitalizmin kendisini tanrısallaştırdığı temel nesne paradır. Her şey para üzerine kurulmuş, her şey para üzerine inşa edilmiş ve bu para mekanizmaları üzerinden bir toplumsallığı hedef alan devasa, korkutucu, vahşi bir sistemle karşı karşıyayız. Kapitalizm, acımasızlığıyla aslında bütün toplumsal yapılarımızı, sadece Türkiye’de değil, dünyada hâkim olan bütün ilişkileri hedeflemiş durumdadır. Bugün Türkiye’deki mevcut uygulamalar da bu kapitalist mantığın, kapitalist zihniyetin bir parçası olarak gerçekleşmektedir.

Şimdi, “şans oyunu” dediğiniz şey yani oyunun kendisi aslında çok masum bir şey. Bakın, oyunun kendisi. Hepimiz çocukluğumuzdan, hepimiz mevcut hatıralarımızdan hatırlarız, oyun eğlendirme amaçlı yapılır, oyun toplumsallığımızı, sosyalliğimizi geliştirmek amaçlı yapılır. Şans dediğiniz şey nedir? İnsanın fıtratından gelen, doğasından gelen bir şeydir. Şansla oyunu yan yana getiriyor ve bunu ticarileştiriyor ve bununla da yetinmiyor, insanları buna bağımlı hâle getiriyorsunuz. Bugün hem fizyolojik olarak yani bedensel olarak hem de psikolojik olarak bunun müthiş derecede bağımlısı olan hastalıklı insanlar ülkemizde her gün artmaktadır. Şans oyunlarından dolayı, İddaa’dan, Loto’dan, bilmem ganyandan... Biraz önce Bekaroğlu hoca saydı, 10’a yakın oyun çeşidi var. Yani bu kadar oyunlaştırılmış bir şeyin, insani değerlerin bu kadar ticarileştiği bir alanda sizin vergileri artırmanız bir marifet değildir, bir acziyettir aslında, paraya teslim olmaktır. Bunu böyle görmek lazım. Paranın hükümranlığına, paranın iktidarına teslim olmaktır. Bu tamamen kapitalistçe bir yaklaşımdır. Dolayısıyla adınız ne olursa olsun, sıfatlarınız ne olursa olsun bu sıfatlarınıza uygun bir tutum, bir yaşam tarzı ortaya koymuyorsanız siz bununla anılmazsınız. Yani kapitalizmin cenderesine girmişseniz, her şeyinizi kapitalizme göre inşa ediyorsanız siz bir kapitalistsiniz; siz paraya teslim olmuş, parayla yaşamaya çalışan insanlarsınız. Dolayısıyla bunu ortaya koymak gerekiyor. Bugün biz kapitalizme karşı nasıl mücadele edeceğiz, kapitalizmi nasıl ortadan kaldıracağız? Öncelikli olarak topluma dönmekle, öncelikli olarak birtakım yargılardan, birtakım hesaplardan ve birtakım oyunlardan kurtularak bunu yapmak durumundayız.

Biraz önce arkadaşlar da ifade etti, işte bir kürdistan tartışması yürütülüyor. Yani nedir Allah aşkına? Bir kürdistan tartışmasını bu kadar iktidar alanı hâline getirmek, bu kadar egemenlikçi bir alan hâlinde tartışmak neyin ifadesidir? Tam da bu kapitalizmin oyununa gelmektir, tam da bu kapitalistliktir, iktidar oyununun bir parçası olmaktır. Dolayısıyla bu şans oyunlarında vergiyi artırmak da buna hizmet etmekten başka bir anlam ifade etmemektedir.

Ben bütün arkadaşların toplumumuzun bugünü ile yarınını da tehdit eden bu tür yaklaşımlardan, bu tür pratiklerden, o adımlardan uzak durmasını öneriyorum.

Tekrardan hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın Tezcan, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

49.- Mersin Milletvekili Yılmaz Tezcan’ın, vefat eden 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Nebi Bozkurt’a Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

YILMAZ TEZCAN (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, 24’üncü Dönem Milletvekilimiz, Mersin Milletvekilimiz Profesör Doktor Nebi Bozkurt Hocamız vefat etti. Defin işlemleri ve cenaze işlemleriyle ilgili uğraşıyorduk, onun için biraz geç açıklama yaptık. Allah rahmet eylesin diyorum. Camiamızın başı sağ olsun.

Yarın Mersin Erdemli’de öğle namazını müteakip cenaze namazı kılınacak. Tekrar başımız sağ olsun diyorum. Allah rahmet eylesin.

BAŞKAN – Başsağlığı diliyoruz sizlere biz de.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/884) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 6306 Sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun", 2981 Sayılı "İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun" ve 4706 Sayılı "Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/588) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 502) (Devam)

BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 502 sıra sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 14’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

             Kazım Arslan                        Zekeriya Temizel                      Kadim Durmaz

                 Denizli                                     İzmir                                        Tokat

             Şenal Sarıhan                          Kemal Zeybek          Bülent Yener Bektaşoğlu

                 Ankara                                   Samsun                                     Giresun

               Ali Özcan                          Mehmet Bekaroğlu                      Mahmut Tanal

                İstanbul                                  İstanbul                                     İstanbul

             Haydar Akar

                 Kocaeli

MADDE 14- 8/6/1959 tarihli ve 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 16 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “%10” ibaresi “%15” olarak değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Kocaeli Milletvekili Haydar Akar konuşacaktır.

Sayın Akar, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Yoğun bir teveccüh var Sayın Akar.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, 14’üncü madde hakkında konuşacağım. Evet, şans ve talih oyunlarında verginin yüzde 10’dan yüzde 20’ye çıkarılması… Biz de yüzde 15’e düşürülmesini söylüyoruz. Aslında, şans oyunlarındaki bu verginin yüzde 10’dan yüzde 20’ye çıkarılması demek, biletini bile alırken vergilendirdiğiniz şans oyunu vergisi, artı gelir vergisi, artı KDV olarak ödeyen vatandaşın ayrıca vergilendirilmesi demek.

Bir başka boyutu da bu oranı yükselttiğiniz zaman piyasada oynanan yasa dışı bahis olayının cirosunu biraz daha artırmış olursunuz, hatta, ona hizmet etmiş olursunuz. Bakan da biliyor, üç dört aydır yasa dışı bahis konusunda önerilerim vardı, bir mesafe katedildiğine şahit olamadım. Onu ayrı bir maddede konuşacağım, tek tek de anlatacağım ayrıca ne yapılması gerektiğini.

Hocam, geçen hafta helal ile haramı konuşurken buradan da herkese bir laf yetiştiriyordunuz. Şimdi size soruyorum: Bu verginin artırılması helal midir, haram mıdır ya da devletin şans oyunu oynatması helal midir, haram mıdır? Geçen hafta elinizi kaldırdınız helal sertifikasyonu için, bugün ne yapacaksınız merak ediyorum.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Sizin görüşünüz ne?

HAYDAR AKAR (Devamla) – Şimdi başka bir şeyden bahsetmek istiyorum Sayın Bakan.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Sizin bir görüşünüz var mı?

HAYDAR AKAR (Devamla) – Sayın Bakan, onu da anlatırım ama anlatmak istediğim şey çok daha önemli.

Bakın, milletin gırtlağına çökmüşsünüz, son kuruşuna kadar almaya çalışıyorsunuz. Bir arabayı nasıl satın alır normal bir vatandaş? Bakan gibi yıllarca devlet memurluğu yapıp devlet arabalarıyla gezenden bahsetmiyorum. Normalde bayiye gidip araba satın almak isteyen vatandaş ne yapar? Ya kredi alır ya evin arsasından bir kısmını satar ya da birikimlerini değerlendirir araba alır, değil mi? Bakan diyor ki: “40 bin ila 70 bin arasındaki araç sahiplerine çok fazla vergi bindirmiyoruz.” Bunu anlayabiliyor muyuz? Yani “40 bin ila 70 bin arasında bayide satışa hazır aracın fiyatına çok fazla vergi bindirmiyoruz.” diyor. Şimdi ben sizin şöyle bir hafızanızı yoklamak istiyorum: Beraber bir bayiye gidiyoruz, fiyatı 42 bin TL olan bir otomobili almak istiyoruz. Bu 42 bin TL’lik otomobilin içerisinde üreticinin ürettiğinden kazancı var, kârı var, bayi kârı var. Sonra başlıyor, vatandaşın karşısına devlet dikiliyor: “Ey… Gel, seni yolacağım ben. Bak yakaladım seni, artık araba alacaksın, arabaya bineceksin. Önce senden bir ÖTV alacağım.” diyor. Ne kadar ÖTV? Rakamını hemen söyleyeyim, 21 bin TL, yarıya yakını ÖTV 42 bin TL’lik araç için. Oldu mu 63 bin lira? Bitmedi. “Vergini aldım ama bir de KDV var. Anapara artı ÖTV, buradan da KDV alacağım senden.” diyor, vergiyi de vergilendiriyor. Biraz evvel bir arkadaşım dedi ki: “Maliye Bakanı bu milletin cebindeki parayı alma konusunda gerçekten uzman.” Ne diyor burada? Bir de KDV ekliyor üzerine, 11.340 lira da KDV alıyor. Oldu mu araç size 74.340 lira? Bitti mi? Bitmedi. Unuttunuz değil mi bunları araç alırken? Bitmedi değil mi? Bir de motorlu taşıtlar vergisi. Hani “yüzde 40” deyip de sonra kahramanlar gibi çıkıp “Bunu yüzde 15’e, 25’e düşürdük.” diyorlar ya, o biniyor üzerine, 796 lira birinci taksit, ikinci taksitle beraber toplam 1.592 lira. Yetmedi, bitmedi daha. 152 lira trafik tescil. Bitti mi? Yok. 280 lira trafik tescilin hizmet bedeli, bir de bunu alıyor. Oldu mu size 75.568 lira? O üreticinin 42 bin liraya bayiye teslim ettiği aracın üzerinden toplamda 34 bin TL’yi devlet alıyor. Üretici kazanmıyor burada. Ne yapıyor? Devlet üreticinin bütün emeğini sömürüyor.

Damga Vergisi Kanunu’nu getirdi buraya Sayın Maliye Bakanı, damga pulu oranlarını düşürdü “Damga pulu alınmayacak, üretim artacak, yatırım artacak.” dedi. Yapma ya! Yatırım artar mı damga puluyla? İşte bu hâle getirdiniz memleketi.

Bitmedi, bitmedi, trafik sigortası geliyor arkadan, zorunlu trafik sigortası. Minimum 444 lira trafik sigortası, maksimum 2.000 lira tavan.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – En az 700, 400 ne demek?

HAYDAR AKAR (Devamla) – Şimdi, yüzde 2 kurumlar vergisini artırdınız ya, oradan da millete bir kazık geliyor trafik sigortasından, kaskodan. Oradan da geliyor, 34 bin lirayı… Böylece vatandaşa arabayı veriyor. Seviniyorsunuz değil mi? Ama arabaya benzin koymak lazım, mazot koymak lazım.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Bir de kasko var.

HAYDAR AKAR (Devamla) – 100 liralık benzin koyuyorsunuz arabaya, 60 lirasını yine Maliye Bakanına ödüyorsunuz. 100 liranın 60 lirasını Maliye Bakanına ödüyorsunuz. Yetmedi, bu araba yoldan geçecek, köprüden geçecek, yaptığınız tünelden geçecek, değil mi? Geçecek değil mi?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Geçecek.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Ayrıca bir de oraya ödüyorsunuz.

Size hayırlı olsun arabanız diyor sevgiler, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Soygun var, soygun.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Malta’da bunlar ucuz.

BAŞKAN – Bütün paralar Maliye Bakanına gittiğine göre Sayın Bakan cevap verecek.

Buyurun Sayın Bakan.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

50.- Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 14’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Sadece Genel Kurulu bilgilendirmek amacıyla paylaşmak isterim.

Geçen sene ardı ardına iki pakette özellikle üretimi, yatırımı, istihdamı ve ihracatı desteklemek amacıyla sadece damga vergisinde, harçta değil, katma değer vergisinde, kurumlar vergisinde, gelir vergisinde ve birçok başka vergi ve kamusal yükümlülüklerde sanayiye yönelik önemli indirimler yaptık, bundan otomotiv sektörü de yararlandı.

Ayrıca yine ifade edeyim ki bu senenin başında otomotiv sektörüyle ilgili, sektörün beklentisi piyasanın yüzde 5 daralacağı şeklindeydi. Sayın vekilimiz böyle çok güzel güzel anlattı ama piyasa şu anda beklentilerden daha fazla büyüdü. Yani yüzde 5 daralacak denilen otomotiv piyasası şu anda onuncu ayın sonunda yüzde 1’e yakın büyüdü ve özellikle de ekim ayında satışlar arttı. Bu bizi memnun ediyor, hem yurt içi satışlar artıyor hem ihracat artıyor, Türkiye’nin büyümesine otomotiv sektörü çok önemli katkılar sağlıyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kaç tane vergi var otomotivde Sayın Bakan, onu söyleyin?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Burada tabii, değerli vekilimizin belirttiği bütün konularla ilgili düzenlemeleri de… Toplam bakımından bakacak olursak, vergi sistemi içerisinde topladığımız bu paraların yüzde 90’ı nereye gidiyor? Yatırıma, üretime, hastaneye, sağlığa, eğitime gidiyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hangi yatırıma gidiyor, hangi üretime gidiyor Sayın Bakan?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – 2002 yılında bütün bu vergiler vardı. Bakın, 2002 yılında bütün bu vergiler vardı, topladığınız 100 liranın 43 lirası nereye gidiyordu? Faize. Şimdi topladığımız paranın yüzde 90’ı nereye gidiyor?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Yurt dışına.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Vatandaşa hizmet olarak gidiyor, sağlıkta, eğitimde, yatırımda.

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Malta’ya, Malta’ya.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Aradaki fark bu. Vatandaştan topladığımız vergiyi vatandaşa hizmet olarak dağıtabilen bir iktidar var. İnşallah bunu önümüzdeki yıllarda daha da geliştireceğiz.

Teşekkür ediyorum bu fırsatı bana verdiğiniz için.

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Başbakanın oğulları vergi ödemiyor, ne vergisinden bahsediyorsunuz, hangi yatırımdan bahsediyorsunuz?

BAŞKAN – Teşekkürler.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/884) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 6306 Sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun", 2981 Sayılı "İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun" ve 4706 Sayılı "Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/588) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 502) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın İsen, söz vereceğimi söylemiştim, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

51.- Sakarya Milletvekili Mustafa İsen’in, Paris’te yapılan UNESCO Genel Kurulunda Türkiye’nin yürütme kuruluna seçildiğine ilişkin açıklaması

MUSTAFA İSEN (Sakarya) – Ben bir bilgiyi paylaşmak istiyorum.

Paris’te UNESCO Genel Kurulu yapılıyor bugün. Türkiye Yürütme Kuruluna aday oldu ve Almanya’yı geride bırakarak Yürütme Kuruluna seçildi. Bu güzel haberi paylaşmak istedim arkadaşlarımla.

Arz ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Tebrik ediyoruz, hayırlı olsun.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/884) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 6306 Sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun", 2981 Sayılı "İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun" ve 4706 Sayılı "Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/588) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 502) (Devam)

BAŞKAN – 14’üncü madde üzerindeki son önergeyi okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 14’üncü maddesinde geçen “yer alan” ifadesinin “geçen” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

         Mustafa Kalaycı                       Emin Haluk Ayhan                       Erkan Akçay

               Konya                                      Denizli                                      Manisa

           Baki Şimşek                            Mehmet Erdoğan                       Erkan Haberal

               Mersin                                       Muğla                                       Ankara

            Erhan Usta

               Samsun

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Samsun Milletvekili Erhan Usta konuşacaktır.

Buyurun Sayın Usta. (MHP sıralarından alkışlar)

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle Genel Kurulu saygıyla selamlarım. 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 14’üncü maddesi üzerinde MHP Grubu adına konuşacağım.

Biliyorsunuz pazartesi günü Standard and Poor’s “Kırılgan 5’li” tanımını değiştirdi. Burada ben aslında bu konuyla ilgili bir değerlendirme yapmak istiyorum. Dünya küreselleşiyor. Yani daha doğrusu -zaten aynı anlama geliyor da- alışverişin çok arttığı bir dünyada yaşıyoruz. Dolayısıyla uluslararası kuruluşlar da ülkelere ilişkin değerlendirmeler yapıyor sürekli. Bunların verilere dayalı değerlendirmeler olması elbette gerekir ve bu çerçevede olduğunu biliyoruz. Zaman zaman bunların objektif olup olmadığı konusu tartışma konusu olmuştur. Bu itirazlar, teknik itiraz da olmuştur ancak piyasaların bu değerlendirmelere önemli ölçüde itibar ettiğini elbette hepimiz biliyoruz.

Burada, tabii, şu dürüstlüğü yapmamız lazım: Bu uluslararası kuruluşlar bizimle ilgili iyi şeyler söylediği zaman bunlarla övünüp, hoşumuza gitmeyen işleri söylediği zaman da “Bunlar ön yargılıdır.” diye değerlendirme yapmanın aslında ülkemize bir faydası yok.

Şimdi, bu “Kırılgan 5’li” tanımı 2013 yılında Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankasının parasal sıkılaştırmaya başlamasından sonra 2013 yılı Ağustos ayında Morgan Stanley tarafından ilk olarak yapıldı. Geçen hafta da benim buna ilişkin bir değerlendirmem olmuştu, 2 Kasım tarihinde bir kısım “tweet”lerim olmuştu. Burada, biz de, 7 göstergesi açısından baktığımızda Türkiye'nin –özellikle bunlar borç yapısı, cari açığa ilişkin yani finansman ihtiyacına ilişkin göstergelerdi- aslında bu Kırılgan 5’li içerisinde negatif şekilde ayrıştığının tespitini yapmıştık. Yani 7 göstergenin 4’ünde Türkiye, 5 ülke içerisinde -ki bu ülkeler Brezilya, Endonezya, Hindistan, Güney Afrika ve Türkiye- en kötü ülke, sonuncu yani, 3 göstergede de sondan 2’nci.

Şimdi, bu pazartesi günü yeni Kırılgan 5’li tanımında -maalesef, üzülerek ifade etmek gerekir ki- bizim dışımızdaki ülkelerin tamamı Kırılgan 5’li olmaktan çıkartılıyor, çıkıyor, sadece biz kalıyoruz, onun yanı sıra başka ülkeler ekleniyor. Oraya Arjantin, Katar, Mısır, Pakistan ekleniyor.

Şimdi, aslında, iki Kırılgan 5’li tanımını birbiriyle mukayese ettiğimizde -bununla ilgili bugün güzel bir çalışma da çıktı, Merkez Bankasından Zafer Yükseler Bey’in kısa bir notu var ancak güzel ve değerli bir çalışma- belli tutarsızlıklar olduğunu da görüyoruz. Fakat tutarsızlık olmakla birlikte yine kırılganlık göstergeleri açısından baktığımızda, bu yeni 5’li içerisinde durumumuzun iyi olmadığını, maalesef, ifade etmem gerekiyor.

Şimdi, bu göstergeler açısından baktığımızda… Aslında bu 2002 konusunu söylemeyecektim ama, Sayın Bakan, şimdi hiç ilgisi yokken bana göre bir 2002 göndermesi yaptı. O zaman birkaç 2002 göndermesi de biz yapalım, Sayın Bakan, müsaadenizle. Fakat bunun Türkiye’ye bir faydası yok, onu söyleyeyim. Yani sizin yaptığınız değerlendirmenin de bir faydası yok, şu anda benim söyleyeceğimin de bir faydası yok çünkü hakikaten ekonomi kırılgan ve bu kırılganlığın giderilmesi için tedbir almak gerekiyor. Varsayalım ki 2002’ye göre iyisiniz, yani ama bugün eğer bizim ülkemizde sürekli… 13,62 bugün faiz, kur her gün en ufuk bir şeyde tedirginleşiyor ve yukarı doğru gidiyor, firmaların pozisyon açığı 211 milyar dolar, 400 milyar doların üzerinde uluslararası yatırım pozisyonumuzda bir açıklık var, 130 milyar dolardan alınan dış borç stoku 432 milyar dolara getirilmiş. Şimdi, böyle bir ülkede 2002’ye göre… Bana göre iyi değil -kırılganlık göstergeleri açısından- onu ben geçen haftaki “tweet”imde de söyledim, Türkiye 2002’den daha kötü durumda ama bunun bir faydası yok. Bakın, bu değerlendirmeleri lütfen yapmayalım. Şimdi, yeni göstergeler açısından baktığımızda -bunların detaylarını buradan söylemeye imkân yok ama isteyenler benim sosyal medyadaki hesabıma bakabilirler- birçok göstergede 2002’ye göre Türkiye daha kötü. Bırakın Kırılgan 5’li içerisinde en sonuncu olduğunu, kendimizi mukayese ettiğimizde 2002’ye göre daha kötüyüz.

Şimdi, tutarsız ve nesnel olmadığını ben de dün attığım “tweet”lerle söyledim, bu yeni “Kırılgan 5’li” tanımının. Ancak, burada da, bakın tekrar ikaz ediyorum, bu ülkeler içerisinde de yine durumumuz iyi değil. Onun için ne yapmamız lazım? Hep söylediğimiz şey şu: Yani bakın, gelin reform yapalım birçok alanda, ekonomiyi konuştuğumuz için ekonomiye ilişkin konuları söylüyorum. Vergiyle ilgili reform ihtiyacımız var, harcamalarla ilgili reform ihtiyacımız var, iş gücü piyasasıyla ilgili reform ihtiyacımız var. Üretimle ilgili, teknoloji yapısıyla ilgili üretimin ve ihracatın ciddi reform ihtiyaçları var. Bunların üzerine eğilmemiz lazım. Bunları yapmadığımız sürece Türkiye bu kırılganlıktan kurtulamayacaktır. Bakın, kurun her artışı -211 milyar dolar- finansman açığı olan firmalar üzerine ciddi yük getiriyor. Gelecek, bu bizim kambiyo zararları nedeniyle kurumlar vergimizi de vuracak, hane halkına ciddi sıkıntılar getirecek. O yüzden reform ihtiyacı vardır, hep beraber reform yapalım. Milliyetçi Hareket Partisi olarak getirilen her reform teklifini desteklemeye hazır olduğumuzu ifade etmek isterim.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

14’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

15’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 15’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Filiz Kerestecioğlu Demir                   Ertuğrul Kürkcü Dirayet Taşdemir                                                                       İstanbul                                 İzmir                          Ağrı

         Aycan İrmez                           Saadet Becerekli                                                       Şırnak                                      Batman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Garo Paylan konuşacaktır.

Buyurun Sayın Paylan. (HDP sıralarından alkışlar)

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Aynı zamanda, aramızdan fiziken aldığınız eş genel başkanlarımı, milletvekillerimizi, belediye başkanlarımızı ve bütün siyasi tutsakları saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, ülkemizde ciddi bir vergi adaletsizliği var. Maalesef gelire ve servete göre vergi almıyoruz. Kira gelirleri de önemli bir konu ve yıllardır devletimiz çok ciddi bir hata yapıyor. Bu hatayla ilgili bu madde bir iyileşme öngörüyor ama yeterli değil, bunu anlatmaya çalışacağım.

Şimdi, yüz binlerce vatandaşımız evlerini, iş yerlerini kiraya veriyorlar ve kira geliri elde ediyorlar. Diyor ki devletimiz: “Bunun yüzde 25’ini bakım onarım, sigorta gibi giderlerle geri düşebilirsin.” Şimdi, iki örnek vereyim: Diyelim ki İstanbul Sultangazi’de İbrahim amca dükkânını kiraya verdi, bin liraya 100 metrekare dükkânını kiraya verdi, bin lira kira geliri elde edecek. Yılda ne yapar? 12 bin lira. Devletimiz diyor ki: “Bunun yüzde 25’ini götürü gider olarak düşebilirsin.” Ne yapar? 3 bin lirayı düşebilirsin. Belki o İbrahim amca, o 3 bin liradan daha fazla sigorta gideri, bakım onarım gideri yapmış olabilir ama “3 bin lirasını düşebilirsin.” diyor. Ciddi bir adaletsizlik.

Baktığımızda, diyelim ki Bağdat Caddesi’nde veya bir AVM’deki bir dükkân, yine 100 metrekare olsun, o da kiraya verdi aylık 100 bin liraya, yılda yapar 1 milyon 200 bin lira. Devletimiz diyor ki: “Bunun da yüzde 25’ini götürü gideri olarak düşebilirsin.” Ne yapar yılda? “300 bin lirayı götürü gider düşeceksin.” diyor. Ya, bir dükkâna bir insan 300 bin lira gider yapabilir mi? Sigortasından olsun, bakımından, onarımından “Ama bunu düşebilirsin.” diyor. Ne oluyor? O zengin kişi, çok gelir elde eden kişi 300 bin lirayı düşüyor ama 300 bin liralık bir gider yapmıyor.

Mevcut uygulamada diyoruz ki: Bunu yüzde 15’e düşüreceğiz. Ama bakın, adaletsizlik giderilmiyor. Sultangazi’deki İbrahim amca 1.800 lira düşebiliyor yalnızca. Ama o, AVM’de veya Bağdat Caddesi’nde dükkânı olan kişi, 180 bin lirayı bir kalemde vergisinden düşüyor. Hak mı bu, adalet mi arkadaşlar?

Biz Sayın Bakana dedik ki bu konuda: “Ya, Sayın Bakan, niye götürü gider var? İnsanlar gider yapıyorsa faturasını alsın, vergisinden düşsün, belge toplasın. Yüzde 15’i sıfırlayalım.” Sayın Bakan, başka bir şeyi sıfırlamaya benzemez. “Yüzde 15’i sıfırlayın götürü gider anlamında.” dedik ama maalesef, Sayın Bakan “Öyle olmaz. Yüzde 15 düşeceğiz.”

Bakın, arkadaşlar, bu tip götürü uygulamalar, zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapar ve sonra siz o paraları Panama’daki o vergi cennetlerinde, Malta’daki vergi cennetlerinde görürsünüz sayın arkadaşlar.

O anlamda, Gelir Vergisi Kanunu’nu da yapısal bir reform olarak düzenlemeliyiz; servete ve gelire göre bu vergileri alabilmeliyiz. Maalesef, vergi adaleti olmayan bir ülkede yaşıyoruz. Bu da zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapıyor.

Hükûmetiniz rant vergisi vadetmişti -Mehmet Şimşek- üç yıl önce, yapmadınız; gelir vergisi reformu vadetmişti, yapmadınız; kurumlar vergisi reforma vadetmişti, yapmadınız. Neden vergi alıyor Sayın Maliye Bakanı? Bir paket sigara alan vatandaştan, zenginden de yoksuldan da aynı vergiyi alıyor, bir depo benzinde en yoksulundan da en zengininden de aynı vergiyi alıyor ama mevzubahis servet olunca, gelir olunca bununla orantılı vergiler almıyor ve vergi adaletsizliği, arkadaşlar, katlanarak yürüyor.

Eğer siz buna “hak” diyorsanız, ellerinizi kaldırın, oyu verin; “hak değil” diyorsanız önergemize destek verin arkadaşlar.

Hepinize saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın Çamak, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

52.- Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak’ın, vefat eden 24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Nebi Bozkurt’a Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

HÜSEYİN ÇAMAK (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

24’üncü Dönem Mersin Milletvekili Sayın Nebi Bozkurt’un Hakk’ın rahmetine kavuşması nedeniyle yakınlarına, sevenlerine ve bütün Mersinlilere başsağlığı diliyorum. Allah rahmet eylesin.

Teşekkür ederim.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/884) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 6306 Sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun", 2981 Sayılı "İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun" ve 4706 Sayılı "Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/588) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 502) (Devam)

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 502 sıra sayılı "Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 15'nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

Bülent Yener Bektaşoğlu                   Zekeriya Temizel                      Kadim Durmaz

             Giresun                                      İzmir                                        Tokat

         Şenal Sarıhan                            Kemal Zeybek                         Kazım Arslan

             Ankara                                     Samsun                                      Denizli

           Ali Özcan                               Mahmut Tanal                   Mehmet Bekaroğlu

            İstanbul                                    İstanbul                                     İstanbul

                                                       Sibel Özdemir

                                                           İstanbul

Madde 15 – 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 74’üncü maddesinin (3)’üncü fıkrasında yer alan “yüzde 25’ini” ibaresi “yüzde 20’sini” şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir konuşacaktır.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 15’inci maddesi üzerine söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz bu torba yasanın Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşmeleri esnasında Gelir Vergisi Kanunu’nda değişiklik yapan birçok maddesinde yeniden düzenlemeler yapıldığını gördük. Bu durum çok önemli değişiklikler yapan yasaların alelacele, çok iyi hazırlanmadan düzenlendiğini bir kez daha ortaya koymuştur. Bugün geldiğimiz noktada Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmeti maalesef bu torba yasa geleneğinden vazgeçmedi ve bugün birbirinden bağımsız onlarca farklı düzenlemeyi bir torba içinde ele almak zorunda kalıyoruz. Torba yasayla çıkarılan yasalar da kısa bir süre sonra yeniden değişiklik yapılmak üzere maalesef tekrar karşımıza çıkıyor.

Değerli milletvekilleri, benim şu anda üzerinde konuştuğum 15’inci maddeyle 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 74’üncü maddesinde değişiklik yapılıyor. Bu maddede yapılan değişiklikle kira gelirlerinin vergilendirilmesinde götürü gider oranının yüzde 25’ten yüzde 15’e düşürülmesi düzenlenmiştir. Gayrimenkul sermaye yani kira geliri olanlardan götürü gider yöntemini seçenler, elde ettikleri kira gelirinin yüzde 25’ini giderlerine karşılık olarak vergi matrahından indirebiliyorlardı; bu değişikle, bu maddeyle bu oran yüzde 15’e indirilmek isteniyor. Örneğin, şu anda 10 bin liralık kira geliri olan bir vatandaşımız bunun 2.500 lirasını vergi matrahından indirip 7.500 Türk lirasının vergisini ödüyordu ama bugünden itibaren -bu madde eğer kabul edilirse- gider indirimi yüzde 15’e indirildiğinde 1.500 Türk lirasını götürü gider indirimi olarak matrahtan düşüp 8.500 liranın vergisini ödemek zorunda kalacak; bu durumda, kira geliri elde eden vatandaşlarımızın ödeyeceği vergi matrahı artmış olacak.

Komisyon aşamasında, Komisyon üyesi milletvekillerimizin, vatandaşımıza adaletsiz bir vergi yüküyle karşılaşmamaları için sermaye iratları beyanında kira hasılatı arttıkça götürü gider oranının kademeli olarak düşürülmesi önerisi maalesef Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından reddedilmiştir. Dolayısıyla, Hükûmet bu değişiklikle ek gelir elde etmek için vatandaşa bir vergi yükü daha yüklemiş oluyor.

Evet, değerli milletvekilleri, Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmelerini bugüne kadar takip ettiğim kadarıyla, Hükûmetin 2017 yılına ilişkin ne büyüme ne enflasyon ne işsizlikte ilgili hedeflerinin tutmadığını görüyoruz. Hedefleri tutmayan Hükûmetin ekonomik anlamda geriye gidişin önüne geçmek için torba yasalarla ek vergi yüklerini karşımıza getirdiğini görmekteyiz. Gıda, sağlık, ulaşım, konut gibi vatandaşımızı doğrudan etkileyen alanlarda yapılan zamlar da had safhaya ulaştı, işte, enflasyonun son dokuz yılın rekorunu kırması gibi. 2017 yılının sonunda enflasyonun çift haneli seviyeye ulaşacağı bugün kesinleşmiş gözüküyor.

Resmî verilere göre işsizlik yüzde 10,7’ye yükseldi; her 4 gençten 1’i işsiz. İşte, açlık sınırı ve yoksulluk sınırıyla yükselen ve yoksullaşan halkımız. Türkiye'de yaklaşık 16 milyon vatandaşımız açlık sınırı altında, 48 milyon vatandaşımız yoksulluk sınırı altında yaşama tutunmak durumunda. Hükûmet, vatandaşın yastık altındaki ve evlerindeki 3-5 kuruş dövizini piyasaya sürmesi çağrısında bulunuyor ve bununla da tasarruf yaptığını düşünüyor. İşçiye zorunlu bireysel emeklilik sistemiyle, gerçekten asgari ücretliden, açlık sınırının altında yaşam mücadelesi veren vatandaşlarımızdan, Hükûmet, zorunlu birikim yolunu kendisine kaynak sağlayarak tasarruf yapmaya çalışıyor. Ancak değerli milletvekilleri, ülkemizin içinde bulunduğu sorunlardan kurtulmanın çözümü, torba yasalarla getirdiğiniz kısa vadeli geçici çözümler ve vergi artışları değil. İhtiyacımız olan ekonomik kalkınmanın ve üretime dayalı büyümenin yolu, nitelikli ve çağdaş eğitim politikalarından ve nitelikli insan kaynağından geçmektedir. Ancak on beş yıldır ülkemizi tek başına yöneten ve eğitim sistemini tek başına yönlendirme yetkisine ve sorumluluğuna sahip olan Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetleri, maalesef, sürekli değişen bakanlar ve sürekli değişen eğitim sistemiyle; tek övünç kaynakları artan derslik, öğretmen sayısı, bütçe artışının ötesinde niteliğe geçemiyor.

Evet, sonuç olarak, ekonomi ve eğitim başta olmak üzere, vatandaşımızın sorunlarına çare üretemeyen, çare üretmediği gibi yeni sorunlar üreten, halkımızın refah düzeyini düşüren, yoksullaştıran bu Hükûmete vatandaşlarımızın ilk seçimde tepkisini göstereceğine inanıyorum.

Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Madde üzerindeki son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 15’inci maddesinde geçen “yer alan” ifadesinin “geçen” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

     Mustafa Kalaycı                       Emin Haluk Ayhan                       Erkan Akçay

            Konya                                      Denizli                                      Manisa

        Baki Şimşek                            Mehmet Erdoğan                       Erkan Haberal

           Mersin                                       Muğla                                       Ankara

                                                       Mustafa Mit

                                                          Ankara

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Ankara Milletvekili Mustafa Mit konuşacaktır. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Mit.

MUSTAFA MİT (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 502 sıra sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 15’inci maddesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, işçi, memur, emekli, asgari ücretli, küçük esnaf, sanatkâr ve çiftçilerimiz normal standartların altındaki hayatlarını devam ettirme çabasındadır. İşsizlik oranı sosyal hayatımızı parçalayacak hâle gelmiştir. Toplamda yüzde 11, üniversite mezunlarını da ilave ettiğinizde yüzde 25 oranında olan işsizlik toplumu çürütmektedir. Bu rakamların daha yüksek olduğunu herkes çevresine baktığında daha net görecektir.

Maliye Bakanı yüksek devlet harcamalarını karşılamak için para toplamak zorunda. Kalkınma Bakanlığı sitesinde ve Maliye Bakanlığının verilerindeki gayrisafi yurt içi hasıla hesabına göre, 2002 yılında gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 31’ini alırken, 2016 yılında bu oran yüzde 41’e yükselmiştir. Devlet, vatandaş aleyhine yüzde 10 daha fazla pay alır hâle gelmiştir. Buna rağmen devlet, 2017 yılı kanuni borçlanma limitini aştığı için, bu tasarıyla, 1.1.2017’den geçerli olmak üzere 37 milyar lira ilave borçlanma yetkisi isteyerek gayrikanuni durumunu geriye dönük olarak ortadan kaldırmak istemektedir.

Değerli milletvekilleri, 2003 ile 2016 arasındaki on dört yılda ekonomimiz 500 milyar dolar cari açık vermiştir. Bunun anlamı, üretmeden tüketmek, kendi üreticimiz yerine yabancı üreticiyi desteklemektir. Tasarruf oranındaki ve üretimdeki düşüklük bilinmesine rağmen, cari açığa neden olan bu sorunlara karşı bu tasarı da hiçbir tedbir getirmemektedir.

2017 enflasyonu 2008 yılından beri en yüksek seviyede; TÜFE 11,90, ÜFE ise 17,28 olarak gerçekleşmiştir. Eylül ayında açıklanan orta vadeli planda 2017 enflasyon oranı yüzde 9,5 ile 2018 için ortalama 3,73 lira olan dolar kuru daha bugünden geri kalmıştır. Dolar kurundaki artış hiç vakit geçirmeden mazota, benzine yansımış, dolardaki artışla gelen zam çiftçinin, nakliyecinin, esnafın maliyetlerine de yansıyacaktır.

Ekonomide geçen hafta enteresan gelişmeler olmuştu, bir taraftan dolar yükselirken diğer taraftan borsa ve altın da yükselmeye devam etmişti.

Son üç yıldır ekonomideki güven endeksi sürekli gerilemektedir. Eskiden yere göğe sığdıramayan bir kredi derecelendirme kuruluşu ekonomimizdeki gelişmeyi negatife çevirmiştir.

Ocak 2017’de Merkez Bankasının fonlama faizi yüzde 8,28 iken şimdi bu oran yüzde 11,96’ya çıkmıştır.

Ekonomi yüzde 5,5 büyürken işsizlik de büyümektedir. Bu, istikrarlı, güçlü bir ekonomide asla normal değildir.

Eylül 2017’de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun verilerine göre 634 milyar lira işletme, 385 milyar lira da tüketici kredisi kullanılmıştır yani ticaretimiz ve geçimimiz borca dayalı hâle gelmiştir.

Mevcut ekonomik modelin ekonomiyi sadece faiz, kur, borsa parametreleriyle ölçmeye çalışması, üretimi, istihdamı ihmal etmesi ekonomik problemin yanında derin sosyal problemler de eklemiştir.

İleri teknolojili ürünlerdeki ihracatımız yüzde 6-7 aralığından son dönemde yüzde 3-3,5 aralığına gerilemiştir.

Tasarının 15’inci maddesiyle, kira gelirlerinde kazancın tespitinde götürü usul tercih edildiğinde uygulanan yüzde 25’lik gider yazma oranı yüzde 15’e düşürülmek suretiyle gerçek gider yöntemi teşvik edilerek belge düzenleme katkısı sağlanmaya çalışılmaktadır diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

15’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

16’ncı madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 16’ncı maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

        Filiz Kerestecioğlu Demir          Dirayet Taşdemir                    Ertuğrul Kürkcü

                    İstanbul                               Ağrı                                         İzmir

                 Aycan İrmez                    Saadet Becerikli                 Ayşe Acar Başaran

                     Şırnak                              Batman                                      Batman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran konuşacaktır.

Buyurun Sayın Acar Başaran. (HDP sıralarından alkışlar)

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, yine bir torba yasa var karşımızda. Gerçekten çok uğraşmışsınız. Oku oku bitiremedim ben içindeki kanunları. Şurada bence beş dakika madde üzerinde konuşmak için çok az bu kanun açısından. Yani, bu kanunun ne olduğunu anlatmak bile, sadece içerisindeki kanunları saymak bile beş dakikadan daha fazla sürüyor ama tabii, biz alıştık. Torba yasaların içerisine dolduruyorsunuz, dolduruyorsunuz. Ya, bu şekilde de “Bir şekilde ne kadar iktidarımızı yürütebiliriz...” Torbalarla yürütüyoruz. Vallahi arkadaşlar, torba da kurtarmıyor, bin tane torba da getirseniz kurtarmayacak. Vallahi size söyleyeyim, çuval da kurtarmayacak çünkü mızrak artık çuvala sığmıyor, bu çok net göstergesi. Çünkü sizin bir eliniz halkın cebinde ama o halkın cebi de delik; cepleri delik, cepken delik. Siz halka bakıyorsunuz, halk size bakıyor. Aynen şu anda mevcut Türkiye’nin içerisindeki durum bu.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Siz de çok güzel demagoji yapıyorsunuz.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – E, anlarsanız.

Ve şunu da söyleyeyim: Demagoji yapıyorum da farkındaysanız şu anda en fazla oy aldığınız kitle istatistiksel olarak da yoksul kesim. Bence biraz da siz de onları düşünün. Birazcık demagojilerden hissedip anlamaya çalışın.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Yoksul kesimi koruyoruz ki oy veriyorlar. Yoksul kesimi korumasak oy vermezler.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bu kadar vergi geliyor. Her şeye vergi… Hatta şöyle yapıyorsunuz bir de: Önce “Yüzde 40” diyorsunuz, sonra aman Allah’ım, bir şekilde müjdelerle o vergiyi indiriyorsunuz yani bir şekilde ölümü gösterip halkı sıtmaya razı ediyorsunuz. Her şeyden vergi, her şeye zam ama bu zamlar haberlere bile yansımıyor; düzenleme şeklinde, işte, düzeltme şeklinde yansıyor, zam olarak bile yansımıyor. Ben 1990’lı yıllarda çocuktum ama en azından medya çıkıp çok rahat bir şekilde iktidarı eleştirebiliyordu, hükûmeti eleştirebiliyordu, “Zam var.” diyebiliyordu; ülkede “Zam var.” bile diyemiyoruz. Ama her yer zam. Benzine zam, ekmeğe zam, her şeye zam. Bir gidin, halk ne yaşıyor biraz görün. Halkın hepsinin sizin gibi Malta’da, yurt dışında, orada, burada çocuklarının şirketleri yok. Halkın sizin gibi, sizin çocuklarınız gibi gemicikleri de yok.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Kayyum atanan belediyelerde nasıl soyduğunuz belli oldu, belli oldu, ne gibi soygunlar yaptığınız kayıtlarda belli.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – Halk üç kuruş parayla çocuklarını okullara göndermeye çalışıyor, düzgün bir gelecek yaşatmaya çalışıyor ama o çocuklardan mesela Batmanlı bir genç -bugün bir haber okudum- öğretmen olmuş ama atanamamış, kuru yemişçilik yapıyor, bu da sizin ayıbınızdır.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Yönettiğiniz belediyelerde ne yaptığınız belli.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – Her gün o üniversite mezunları atanamadığı için intihar ediyor, doktoru intihar ediyor, öğretmeni intihar ediyor, hemşiresi intihar ediyor. Siz hiç düşündünüz mü bu insanlar bu travmayı niye yaşıyorlar? Çünkü insanlar bu ülkede artık aç, aç. Peki, niye bu kadar vergi var, bu vergilerle ne oluyor? Eğitim mi daha iyi bir noktaya geliyor? Her gün eğitim sistemini değiştiriyoruz. Bütün alfabenin harflerini bir araya koydunuz, sıraladınız, sıralamadığınız harf kalmadı eğitim sisteminde, her harfi denediniz, sonuç aynı, sıfır, şu anda dünyada yine eğitim konusunda en geri ülkelerden biriyiz.

Ha, bu arada, sistemin değişikliğinin bir de çok büyük bir zararı olmuş, onu da belirtelim. 100 milyon kitap çöp olmuş, 2 milyar TL zarardaymışız. Bu da eğitim sisteminin bize getirdiği.

Peki, biz bu kadar vergiyi niye ödüyoruz bunlara vermiyorsak, sağlığa vermiyorsak, eğitime vermiyorsak, toplumun kalkınmasına vermiyorsak? Savaşa veriyoruz. Her gün garip bir şekilde sürekli birileriyle savaş hâlindeyiz. Bir gün kalkıyoruz ki Rus uçağı düşürülmüş, Rusya’yla savaş hâlindeyiz. Rusya domates satın almıyor bizden, yalvar yakar domates satın alması için uğraşıyoruz, domates satın alınca da bunu müjde olarak halka ilan ediyoruz. Bir gün geliyor Irak’a savaş açıyoruz, Irak’la savaşıyoruz, üç gün sonra geliyor bakıyoruz ki petrole ihtiyacımız var, ticaret iflas etmiş, vay efendim “Kardeşim İbadi” diye koşuyoruz İbadi’nin kollarına. İşte, siz bu istikrarsız politikalarınızın tek faturasını halka çıkartıyorsunuz sonra her defasında gidip bu halktan tekrar oy istiyorsunuz, “Bizi iktidara getirin.” diyorsunuz. Değerli arkadaşlar, halk uyanıyor artık, farkına varın.

Bakın, otomobildeki o cam filmi meselesi bile bir gelir elde etme aracınız oldu. Önce cam filmini “Tamam, takabilirsiniz.” dediniz, sonra o cam filmleri söktürüyorsunuz, insanlara ceza yağdırıyorsunuz. Artık nereden, nasıl para kazanacağınızı; nereden, nasıl halkı sömüreceğinizi; o vatandaşın delik cebinden 5 kuruşu hani düşmüşse bir yerlere, nasıl oradan alabileceğinizi şaşırdınız. Bence vazgeçin artık. Biraz da o halkla empati yapın, onların yaşadıklarını anlamaya çalışın. Dediğim gibi, onlar burada bizim oturduğumuz gibi ceylan derisi koltuklarda oturmuyorlar, sefalet içindeler ve bu Meclisten bir çözüm bekliyorlar diyorum.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karar yeter sayısı…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Karar yeter sayısı yoktur, birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.01

SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.18

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19’uncu Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 16’ncı maddesi üzerinde Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran ve arkadaşları tarafından verilen önergenin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yok, yok. (AK PARTİ sıralarından “Var, var.” sesleri) Elektronik, elektronik…

BAŞKAN – Elektronik cihazla yapacağız oylamamızı.

Oylama için üç dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.21

DOKUZUNCU OTURUM

Açılma Saati: 21.38

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19’uncu Birleşiminin Dokuzuncu Oturumunu açıyorum.

502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 16’ncı maddesi üzerinde Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran ve arkadaşları tarafından verilen önergenin ikinci oylamasında da karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Oylama elektronik oylama cihazıyla yapılacaktır.

Oylama için üç dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

16’ncı madde üzerindeki diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 16’ncı maddesinde geçen “2017 yılı eylül, ekim, kasım, aralık aylarına ilişkin” ibaresinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

     Mustafa Kalaycı               Emin Haluk Ayhan                   Erhan Akçay

           Konya                            Denizli                                 Manisa

       Baki Şimşek                   Mehmet Erdoğan                  Erkan Haberal

           Mersin                             Muğla                                  Ankara

                                        Fahrettin Oğuz Tor

                                          Kahramanmaraş

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor konuşacaktır.

Buyurun Sayın Tor. (MHP sıralarından alkışlar)

FAHRETTİN OĞUZ TOR (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 16’ncı maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle sizleri ve bizleri izleyen değerli vatandaşlarımıza selam ve saygılarımı sunuyorum.

Bildiğiniz üzere 2016 yılında asgari ücrette yapılan artışla 2017 Ocak ayında bekâr ve çocuksuz asgari ücretlinin eline net 1.404 lira ücret geçmektedir. 2017 Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık itibarıyla bazı ücretlilerin net eline geçen miktar artan vergi oranı sebebiyle 1.404 liranın altına düşmüştür. Bekâr ve çocuksuz asgari ücretlinin eline Eylül 2017’de 29 lira, Ekim, Kasım ve Aralık aylarında da 75’er lira olmak üzere toplam 256 lira daha az ücret ödenmiştir.

İleride de ifade edeceğim üzere, yıllık enflasyonun asgari ücret artışının iki katı oranına ulaştığını birlikte düşündüğümüzde zaten zar zor geçinen asgari ücretli 2017 yılında fevkalade güç durumda kalmıştır. Bu sebeple tasarının 16’ncı maddesiyle ücretlilerin 2017 yılı Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık aylarındaki ücretlerindeki düşüşün net asgari ücret düzeyine telafi edilmesini olumlu karşılıyoruz. Düzenlemeyi olumlu karşılamakla birlikte yeterli olmadığını da belirtmek isterim.

Değerli milletvekilleri, 2016 yılında asgari ücretlinin eline net 1.300 lira geçmekteydi. 2017 yılında bu miktar 1.404 liraya yükselmiştir. 2016 yılından 2017 yılına ücret artışı yüzde 8’dir. Bir ayda ekim ayı enflasyonu yüzde 1,7, on aylık enflasyon 11,6, Ekim 2016’ya göre on iki aylık enflasyon yüzde 17,2’dir, on iki aylık ortalamalara göre ise 14,4’tür. Gerçekleşen dört enflasyon oranı fiyat artışlarının kasım ve aralıkta da devam edeceğini göstermektedir. Vatandaş motorine, benzine yapılan günübirlik zamları takip edemez hâle gelmiştir. Bu durumda yıl sonunda on iki aylık enflasyonun yüzde 14-15 aralığında gerçekleşmesi kuvvetle muhtemeldir. Bu tasarıyla yapılacak zamlarla fiyat artışları gelecekte daha da yüksek oranlara ulaşacaktır. 2017 yılı yıllık enflasyonunun yüzde 14-15 oranında, belki de daha fazla oranda gerçekleşeceği dikkate alındığındaücretli kesime, özellikle asgari ücretliye haksızlık yapıldığı açık seçiktir. Ücretlinin 2017 yılında gerçekleşen resmî enflasyon rakamlarına göre en az yüzde 7 alacağı vardır. Siz gerçekleşecek enflasyonu doğru tahmin edememenin cezasını, asgari ücretliye çektiriyorsunuz.

Kısaca şunu söylemek istiyorum: Asgari ücretli kardeşimize Hükûmetin 2017 yılında her ay için en az net 100 TL enflasyon borcu vardır. Siz asgari ücretlinin düşen ücretini Ocak 2017'de yani bundan on ay önce aldığı miktara telafi etmekle borcunuzu ödemiş olamazsınız. Asgari ücretliye borcunuzu ödemenin yolu telafi ücretine ilave olarak aylık net 100 TL enflasyon farkı vermektir; hakkaniyet bunu gerektirir.

Adalet ve Kalkınma Partisi seçim beyannamesinde çalışma barışını, çalışma hayatında hakkaniyeti ve insan onuruna yakışır çalışma ortamlarını tesis etme sözü verdi, taşeron işçilere kadro sözü verdi; oylarını aldınız, iktidar oldunuz. Gelinen noktada ise kaşıkla verdiğinizi kepçeyle alıyorsunuz. Bu, hakkaniyetli bir yaklaşım değildir.

Bakınız, burada birçok konuşmacı arkadaşımız dile getirdi, getirdiğiniz bu tasarıyla bir taraftan vatandaşa yeni vergi yükleri getiriyorsunuz, diğer taraftan da 3 telefon firmasının 4,5 milyar lira vergisini, 1 milyar liraya düşürerek 3,5 milyar lirasını affediyorsunuz. Bu 3 firma, dünyanın en zengin uluslararası firmalarıdır. Bunun adını atalarımız “Zengine şapur şupur fakire, asgari ücretliye, emekliye gelince Yarabbi şükür.” koymuş. Uluslararası trilyonluk firmalara 3 milyar, 3,5 milyar menfaat sağlıyorsunuz, ücretliye 75 lira. Hakkaniyet bunun neresindedir? Bu, asgari ücretliyi, emekliyi üzecektir; bu, kamu vicdanını yaralayacaktır. 2 milyon asgari ücretliye 100 TL net enflasyon zammı verseniz, toplamda 200 milyon lira eder. Telefon firmalarının affedeceğiniz 3,5 milyar liralık vergi affının yaklaşık yirmide 1’idir.

Netice olarak, asgari ücretlinin ücretinin telafi edilmesi doğru bir yaklaşımdır ama yeterli değildir. Asgari ücretteki artışın yıllık enflasyonun çok altında kalması nedeniyle ücretlerinin satın alma gücündeki azalmanın da telafi edilmesi gerektiğini belirtiyor, yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

16’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

17’nci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 17’nci maddesinde geçen “bunları idare edenler” ifadesinin “idarecileri” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

       Mustafa Kalaycı                       Emin Haluk Ayhan                       Erkan Akçay

             Konya                                      Denizli                                      Manisa

         Baki Şimşek                            Mehmet Erdoğan                       Erkan Haberal

             Mersin                                       Muğla                                       Ankara

  Ahmet Selim Yurdakul

             Antalya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Antalya Milletvekili Ahmet Selim Yurdakul.

Buyurun Sayın Yurdakul. (MHP sıralarından alkışlar)

AHMET SELİM YURDAKUL (Antalya) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 17’nci maddesi hakkında konuşmak üzere Milliyetçi Hareket Partisi adına söz aldım.

Muhterem vatandaşlar, tebligatlarla ilgili mevcut mevzuattaki birtakım eksiklikler ve boşluklar nedeniyle vatandaşlarımız ciddi sorunlar yaşamaktadır. Afaki bildirimlerle, muhatabın kendisine tebliğ edilmediği hâlde tebliğ edilmiş gibi görünen bildirimler nedeniyle vatandaşlar yaşadıkları maddi ve manevi sıkıntıları bizlere de sık sık iletiyorlar ve bu soruna bir çözüm getirmemizi talep ediyorlar.

17’nci maddedeki değişiklikle tebligatların en doğru ve hızlı biçimde muhataplarına ulaşmasını sağlayacak bir düzenleme hayata geçecektir. İşte bu düzenlemeyle tebligatların zamanında sahibine ulaştırılamamasından dolayı vatandaşlarımızın yaşadıkları maddi ve manevi zararlar büyük oranda azalacak ve hakları korunacaktır. Bu nedenle düzenlemeyi destekliyoruz.

Muhterem vatandaşlar, ülkelerde uygulanan vergi politikaları hem vatandaşların huzuru ve mutluluğu hem de ülke ekonomilerinin başarısı için önemlidir. Ülkemizde adil bir vergi sistemi olmadığı için sizin aklınızdan ne geçiyorsa benim aklımdan da o geçiyor.

Bizler Milliyetçi Hareket Partisi olarak yalnızca güçlüleri daha da güçlü kılmayı amaç edinenlerin her zaman karşısında olduk. Türk milletinin girişimcilik azmini ve ruhunu yıkan vergi politikalarının karşısında yer aldık. Bundan sonra da ekonomiyi ve kamu maliyesini yalnızca gariplerin sırtına yüklemek isteyen politikaların karşısında yer alacağız. Seçim beyannamelerimizde de kazanç esaslı adil vergi politikalarımızı vatandaşlarımıza sunduk.

Bugün mercimek, saman, et ithal eden bir ülke hâline geldik. Ülkemizin çiftçisinin, zanaatkârının, esnafının yani alın terini bu topraklara döken her bir kardeşimizin terinin karşılığını hakkıyla alabilmesi için Milliyetçi Hareket Partisi olarak birçok politika ve öneriler sunduk.

Adil ve iyi niyetli idare edilen bir Türkiye hayalimiz var. Vatandaşlarımızı dinleyerek, onların önüne set kurmaya değil, önlerindeki setleri aşmalarına nasıl yardım ederiz diye Milliyetçi Hareket Partisi olarak ekonomi uzmanlarımızla gece-gündüz çalışıyoruz. Biliyoruz ki ülkemiz ancak mutlu, huzurlu ve müreffeh vatandaşlarla gelişir, korunur ve biliyoruz ki bunu yapmak mümkün.

Çiftçimiz 1.500 metre yükseklikteki 5 dönüm tarlasını zirai üretim için kullanmak istiyorsa o çiftçinin ucuz bir akaryakıta ve ucuz bir arazi taşıtına ihtiyacı var. Mevcut tarıma uygun alanları şuursuzca yok etmek yerine, ülkemizde tarıma uygun bütün alanları kullanmak, hatta tarıma elverişsiz olan alanları bile elverişli hâle getirip ekonomiye kazandıracak insan gücümüz var. Tek ihtiyacımız olan, millî şuur ve ruhtur. Bu ruh çiftçinin, zanaatkârın hâlinden anlayacak derinlikte olmalıdır. Örneğin, Antalya’da Elmalı’da, Korkuteli’nde arazi aracına veya traktörüne vergisiz yakıt alabilen çiftçimiz önce kendi topraklarını işleyecektir. Baktı ki topraktan para kazanıyor, bir sonraki sezon hazineden toprak kiralayacaktır. Böylelikle, tarım ve hayvancılık gelişecek, daha ucuz diye dünyanın bir ucundan saman, mercimek ve et ithal edilmeyecektir. Biliyorsunuz, Millî Mücadele kahramanlarımız yalnızca cephelerde savaşmadı; onlar, toptan harap olmuş, yıkılmış bir vatanı ve ekonomiyi ayağa kaldırdılar. Onların kıt kanaat imkânlarla Türk milletine yıllarca hizmet etsin diye meydana getirdikleri fabrikaları hepimiz biliyoruz. Daha önce yaptık, yine yaparız; vatan bizim, toprak bizim, zafer bizim.

Hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

17’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

18’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Birleşime iki dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.54

ONUNCU OTURUM

Açılma Saati: 21.55

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19’uncu Birleşiminin Onuncu Oturumunu açıyorum.

502 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada bulunan 457 sıra sayılı Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

2.- AB-EFTA Ortak Transit Ortak Komitesinin 20 Mayıs 1987 Tarihli Ortak Transit Rejimine İlişkin Sözleşmeyi Değiştiren 28/04/2016 Tarihli ve 1/2016 Sayılı Kararının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/745) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 457)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Gündemimizde başka bir konu bulunmadığından, alınan karar gereğince, kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 9 Kasım 2017 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyor, hayırlı geceler diliyorum.

Kapanma Saati: 21.56



(x) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

(x) 502 S. Sayılı Basmayazı 2/11/2017 tarihli 17’nci Birleşim Tutanağı’na eklidir.