TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

121’inci Birleşim (Olağanüstü)

23 Eylül 2017 Cumartesi

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

 

İÇİNDEKİLER

 

 

 

 

I.- BU BİRLEŞİM TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekilleri Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan ve İstanbul Milletvekili Mehmet Muş ile 208 milletvekilinin; Anayasa’nın 93’üncü ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 7’nci maddeleri gereğince, Türkiye’nin Ulusal Güvenliğine Yönelik Terör Tehdidi ve Her Türlü Güvenlik Riskine Karşı Uluslararası Hukuk Çerçevesinde Gerekli Her Türlü Tedbiri Almak, Irak ve Suriye’deki Tüm Terörist Örgütlerden Ülkemize Yönelebilecek Saldırıları Bertaraf Etmek ve Kitlesel Göç Gibi Diğer Muhtemel Risklere Karşı Ulusal Güvenliğimizin İdame Ettirilmesini Sağlamak İçin Hudut, Şümul, Miktar ve Zamanı Hükûmetçe Takdir ve Tayin Olunacak Şekilde, Gerektiğinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin Yabancı Ülkelere Gönderilmesine, Yabancı Silahlı Kuvvetlerin Türkiye’de Bulunmasına ve Bu Kuvvetlerin Hükûmetin Belirleyeceği Esaslara Göre Kullanılması ile Hükûmet Tarafından Belirlenecek Esaslara Göre Gerekli Düzenlemelerin Yapılması İçin Türkiye Büyük Millet Meclisinin 2/10/2014 Tarihli ve 1071 Sayılı Kararı ile Hükûmete Verilen ve Son Olarak 1/10/2016 Tarihli ve 1128 Sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile 30/10/2017 Tarihine Kadar Uzatılan İzin Süresinin Anayasa’nın 92’nci Maddesi Gereğince Bir Yıl Daha Uzatılmasına Dair Başbakanlık Tezkeresi’ni görüşmek üzere Anayasa’nın 93’üncü, TBMM İç Tüzüğü’nün 7’nci maddeleri gereğince Türkiye Büyük Millet Meclisinin olağanüstü toplantıya çağrılmasına ilişkin önergesi (4/104)

B) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ulusal güvenlik ve terör tehdidi nedeniyle Anayasa’nın 92’nci maddesi gereğince Irak ve Suriye’ye gönderilmesi için TBMM’nin 2/10/2014 tarihli ve 1071 sayılı Kararı’yla Hükûmete verilen ve son olarak TBMM’nin 1/10/2016 tarihli ve 1128 sayılı Kararı’yla 30/10/2017 tarihine kadar uzatılan iznin bir yıl daha uzatılmasına dair Başbakanlık tezkeresini görüşmek için yeter sayıdaki üyenin istemi üzerine Anayasa’nın 93’üncü ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 7’nci maddeleri gereğince Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23 Eylül 2017 Cumartesi günü saat 16.00’da olağanüstü toplantıya çağrıldığına ilişkin tezkeresi (3/1186)

2.- Türkiye’nin Millî Güvenliğine Yönelik Ayrılıkçı Hareketler, Terör Tehdidi ve Her Türlü Güvenlik Riskine Karşı Uluslararası Hukuk Çerçevesinde Gerekli Her Türlü Tedbiri Almak, Irak ve Suriye’deki Tüm Terör Örgütlerinden Ülkemize Bundan Sonra da Yönelebilecek Saldırıları Bertaraf Etmek ve Kitlesel Göç Gibi Diğer Muhtemel Risklere Karşı Millî Güvenliğimizin İdame Ettirilmesini Sağlamak, Türkiye’nin Güney Kara Sınırlarına Mücavir Bölgelerde Yaşanan ve Hiçbir Meşruiyeti Olmayan Tek Taraflı Bölücü Girişimler ve Bunlarla İlgili Olabilecek Gelişmeler İstikametinde Türkiye’nin Menfaatlerini Etkili Bir Şekilde Korumak ve Kollamak, Gelişmelerin Seyrine Göre İleride Telafisi Güç Bir Durumla Karşılaşmamak İçin Süratli ve Dinamik Bir Politika İzlenmesine Yardımcı Olmak Üzere Hudut, Şümul, Miktar ve Zamanı Hükûmetçe Takdir ve Tayin Olunacak Şekilde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Gerektiği Takdirde Sınır Ötesi Harekât ve Müdahalede Bulunmak Üzere Yabancı Ülkelere Gönderilmesi ve Aynı Amaçlara Matuf Olmak Üzere Yabancı Silahlı Kuvvetlerin Türkiye’de Bulunması, Bu Kuvvetlerin Hükûmetin Belirleyeceği Esaslara Göre Kullanılması ile Risk ve Tehditlerin Giderilebilmesi İçin Her Türlü Tedbirin Alınması ve Bunlara İmkân Sağlayacak Düzenlemelerin Hükûmet Tarafından Belirlenecek Esaslara Göre Yapılması İçin Türkiye Büyük Millet Meclisinin 2/10/2014 Tarihli ve 1071 Sayılı Kararı ile Hükûmete Verilen ve Son Olarak 1/10/2016 Tarihli ve 1128 Sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile 30/10/2017 Tarihine Kadar Uzatılan İzin Süresinin Anayasa’nın 92’nci Maddesi Gereğince Bir Yıl Daha Uzatılmasına Dair Başbakanlık Tezkeresi (3/1185)

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir’in (3/1185) esas numaralı Başbakanlık Tezkeresi üzerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz’ın, İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır’ın (3/1185) esas numaralı Başbakanlık Tezkeresi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın (3/1185) esas numaralı Başbakanlık Tezkeresi üzerinde şahsı adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

4.- Millî Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın (3/1185) esas numaralı Başbakanlık Tezkeresi üzerinde şahsı adına yaptığı konuşması sırasında Hükûmete sataşması nedeniyle konuşması

5.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Millî Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

6.- Millî Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Oturum Başkanı TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın tutumuna ve bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

2.- Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir’in, (3/1185) esas numaralı Başbakanlık Tezkeresi üzerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

3.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

4.- İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

5.- Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

VII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Ankara Milletvekili Erkan Haberal’ın, kredi desteğinden yararlanan esnafa ilişkin sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı (7/10534)

2.- Mardin Milletvekili Mithat Sancar’ın, OHAL kapsamında ihraç edilen bildiri imzacısı akademisyenlere ve intihar eden bir araştırma görevlisine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın cevabı (7/12333) (EK CEVAP)

3.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, Ziraat Bankasının Varlık Fonu’na devrine ve bankayla ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/13370)

4.- Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak’ın, 22 Temmuz 2007 genel seçimi ve sonrasında seçim suçlarıyla ilgili yapılan işlemlere ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün cevabı (7/13524)

5.- Ankara Milletvekili Murat Emir’in, avukatlıktan hâkimliğe geçiş sınavına ve mülakat sonuçlarına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün cevabı (7/13527)

6.- Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen’in, Adana’da 2002 yılından bu yana işlenen kadın cinayetleriyle ilgili bazı verilere ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün cevabı (7/13531)

7.- Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran’ın, cezaevlerinden emniyet sorgusuna götürülen kişilerle ilgili yakınlarına ve avukatlarına haber verilip verilmediğine ve Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nden alınan bir kişinin durumuna ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün cevabı (7/13534)

8.- İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir’in, milletvekillerine gönderilen mesaj, mektup ve yayınlara ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın cevabı (7/13709)

9.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, Kocaeli’nin vergi gelirleri bakımından sıralamasına ve Büyükşehir Belediyesinin Hazine’ye olan borcuna ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/13756)

10.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, 2010-2017 yılları arasında Konya’da alınan teşvik belgesi sayısına ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/13941)

11.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Antalya’da alınan teşvik belgesi sayısına ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/13942)

12.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, 2010 yılından itibaren konut ve otomobil kredisi kullanan vatandaşlara ve borcunu ödeyemediği için hakkında haciz veya icra takibi başlatılanlara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/13998)

13.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, KİT’lerde istihdam edilen iç denetçilerin özlük haklarının belirlenmesine yönelik çalışmaya ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/14088)

14.- Manisa Milletvekili Mazlum Nurlu’nun, Türkiye Varlık Fonu yöneticilerinin mali haklarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/14092)

15.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, kamu personel reformuna yönelik çalışmalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/14095)

16.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Sarp Sınır Kara Hudut kapısından taksilerin müşterileriyle geçiş yapmasının yasak olmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/14097)

17.- İzmir Milletvekili Murat Bakan’ın, İzmir’in Menderes ilçesine bağlı Efemçukuru Mahallesi’nde 2B arazilerinin kıymet takdirinin yeninden yapılarak rayiç fiyatlara düşürülmesi yönünde bir çalışma planlanıp planlanmadığına ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/14101)

18.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Yozgat ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14118)

19.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, FETÖ/PDY faaliyetleri kapsamında usulsüzlük yapılan ALES sınavlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın cevabı (7/14120)

20.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Van ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14121)

21.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Şanlıurfa ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14122)

22.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Şırnak ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14124)

23.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Siirt ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14125)

24.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Rize ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14126)

25.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Osmaniye ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14128)

26.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, kız öğrenci yurtlarına ve denetimlerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın cevabı (7/14129)

27.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Muş ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14130)

28.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Van ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14132)

29.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Nevşehir ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14134)

30.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Gazi Üniversitesinde yürütülen FETÖ/PDY işlemlerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın cevabı (7/14135)

31.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Adıyaman ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14136)

32.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Ardahan ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14139)

33.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Mardin ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14141)

34.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Okullarda Sosyal Medyanın Kullanılması konulu 2017/12 sayılı Genelge’ye ve öğretmenlerin sosyal medya kullanımına ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın cevabı (7/14143)

35.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, KPSS ücretlerindeki artışa ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın cevabı (7/14145)

36.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Karaman ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14146)

37.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Mersin’in Erdemli ilçesinde bakımsızlıktan ölmek üzere olan ve inceleme altına alınan küçükbaş hayvanlara ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14148)

38.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Kırşehir ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14150)

39.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Kütahya ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14154)

40.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Kilis ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14160)

41.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Kırıkkale ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14164)

42.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Kars ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14167)

43.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, hayvan üretim çiftliklerinde veteriner istihdamına ve hayvanat bahçelerinin denetimine ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14171)

44.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Kastamonu ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14172)

45.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, yasaklanan bir tarım ilacının kullanımının denetlenmesine ve kalıntı nedeniyle iade edilen ihraç gıda ürünlerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14174)

46.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Iğdır ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14176)

47.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Karaman ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14180)

48.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Düzce ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14183)

49.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Gümüşhane ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14184)

50.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, KHK ile ihraç edilen akademisyenlere ve kamu görevlilerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın cevabı (7/14185)

51.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Diyarbakır ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14186)

52.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Hakkâri ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14187)

53.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Çankırı ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14189)

54.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bitlis ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14190)

55.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Erzurum ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14192)

56.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bingöl ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14195)

57.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bayburt ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14197)

58.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2017 YGS’de yapılan saat uygulaması nedeniyle mağdur olanlara ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın cevabı (7/14199)

59.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Aksaray ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14200)

60.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Elâzığ ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14201)

61.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Erzincan ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14203)

62.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Batman ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14204)

63.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Diyarbakır ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14208)

64.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Ağrı ilinde küçük ve büyükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık ve tarımsal üretimle ilgili verilere ve yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14210)

65.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2012-2017 yılları arasında Diyarbakır’da Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerinden kredi kullanan üreticilere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14217)

66.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, bir gazeteye yapılan operasyona ve operasyon tarihine ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün cevabı (7/14220)

67.- Şanlıurfa Milletvekili Dilek Öcalan’ın, mevsimlik tarım işçilerine, yaşadıkları sorunların giderilmesine ve mevsimlik tarım işçileriyle ilgili genelgelerin hayata geçirilmesine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/14231)

68.- İzmir Milletvekili Özcan Purçu’nun, Roman Vatandaşlara Yönelik Strateji Belgesi ve 1. Aşama Eylem Planı kapsamında çocuk işçiliğinin önlenmesine yönelik alınan tedbirlere ve çocukların okula devamlılığına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/14232)

69.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, gezici mevsimlik tarım işçilerinin ihtiyaçlarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/14234)

70.- Şırnak Milletvekili Aycan İrmez’in, Şırnak’ta yaşayan ve 2017 yılı hububat farkı destekleme ödeneğini alamayan çiftçilere ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14251)

71.- Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak’ın, 2017 yılı tarım destekleri kararının açıklanmamasına ve geçmiş yıllara ait bazı verilere ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14252)

72.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, hayvanlardan insanlara geçebilen zoonoz hastalık vakalarına ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14253)

73.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, kapalı sistem, yarı açık ve serbest hayvan barınaklarına ve barınakların denetimine ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14254)

74.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, hayvansal gıdaların üretim aşamasında kontrolüne ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14255)

75.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, zabıta işlemlerine ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14256)

76.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, gezici mevsimlik tarım işçilerinin ihtiyaçlarına ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14257)

77.- İzmir Milletvekili Murat Bakan’ın, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğüne ayrılan bütçenin yetersizliğine ve alınan tasarruf tedbirlerine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/14274)

78.- Antalya Milletvekili Niyazi Nefi Kara’nın, Antalya’daki orman işletme müdürlüklerine ve görev alanlarında son bir yılda zarar gören orman arazilerine ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/14288)

79.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Karayolları 11. Bölge Müdürlüğü hizmet binasının Van Gölü kıyısına dolgu yapılarak inşa edilmesine ilişkin sorusu ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın cevabı (7/14296)

80.- Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun, kara yolları güzergâhlarında il, ilçe adlarının yazım kurallarına ve bazı yön tabelalarında Giresun ilinin yazılmamasına ilişkin sorusu ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın cevabı (7/14297)

81.- Çanakkale Milletvekili Bülent Öz’ün, Çanakkale’nin Küçükkuyu beldesinde bulunan Ilıca Köprüsü’nün yapımının ne zaman tamamlanacağına ilişkin sorusu ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın cevabı (7/14298)

82.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, etkinlikler için gönderilen davetiyelere ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın cevabı (7/14300)

83.- Ankara Milletvekili Murat Emir’in, FETÖ soruşturması kapsamında TMSF’ye devredilen şirketlerin 2014-2016 yılları arasında ilan verdiği gazetelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/14302)

84.- Kırklareli Milletvekili Türabi Kayan’ın, KRİSTAL İŞ Sendikası tarafından alınan grev kararının Bakanlar Kurulu kararıyla ertelenmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/14318)

85.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2015-2017 döneminde iş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle hayatını kaybedenlerin ve yaralananların sayısına ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/14321)

86.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2011-2016 yıllarında Türkiye genelinde kredi kartı kullanan mudilere, toplam kredi kartı ve borç miktarı ile takibe veya icraya düşen mudi sayısına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/14349)

87.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2015-2017 döneminde tarım kredisi kullanan çiftçi sayısına ve icra yoluyla satılan tarım arazilerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14351)

88.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2015-2017 yıllarında kapanan ve açılan iş yerlerine ve tarım işletmelerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14352)

89.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2015-2017 yıllarında kullanılan konut, taşıt ve bireysel kredi miktarına ve takibe ve icraya düşen kredilere ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/14354)

90.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2015-2017 döneminde İstanbul’da ve ülke genelinde gerçekleşen bazı suçların sayılarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün cevabı (7/14364)

91.- İzmir Milletvekili Atila Sertel’in, İzmir Trafik Vakfı’na ve araç çekme işlemlerine ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu’nun cevabı (7/14372)

92.- Sinop Milletvekili Barış Karadeniz’in, Sinop Sosyal Güvenlik İl Müdürü hakkındaki şikâyetlerin değerlendirilmesine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/14380)

93.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, ÇAYKUR’a yapılacak mevsimlik işçi alımında kadınların ve engellilerin başvurularının kabul edilmeyecek olmasına ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14395)

94.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, elektrik borcundan dolayı destekleme hesabına bloke konulan çiftçilere ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14396)

95.- Ordu Milletvekili Seyit Torun’un, Bakanlık bütçesine konulan bir ödeneğe ve bu ödenekten belediyelere yapılan yardımlara ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/14403)

96.- Iğdır Milletvekili Mehmet Emin Adıyaman’ın, açlık ve yoksulluk sınırı tutarlarına ve bölgeler arası oranlara ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/14404)

97.- Bursa Milletvekili Ceyhun İrgil’in, turistik gezilerde kaza yapan midibüslere ilişkin sorusu ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın cevabı (7/14414)

98.- İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay’ın, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından teknik standartlara uygun beton bariyerler kullanılmadığı iddiasına ilişkin sorusu ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın cevabı (7/14415)

99.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, Ankara Büyükşehir Belediyesi kadrolarına Devlet Personel Başkanlığı tarafından ataması yapılan engelli personelin göreve başlatılmadığı iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/14418)

100.- Mardin Milletvekili Ali Atalan’ın, AFAD Midyat Kampı’nda yaşayan Ezidilerin sorunlarına ve kampı ziyaret talebine ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ’ın cevabı (7/14420)

101.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, Şişecam işçilerinin grev kararının ertelenmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/14421)

102.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın, zeytinlik alanları ilgilendiren mevzuat değişikliğine ve bu alanlara yönelik maden arama ve işletme başvurularına ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14423)

103.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, kapanan e-ticaret şirketlerine ve e-ticaret sektörünün geliştirilmesine yönelik adımlara ilişkin Başbakandan sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/14426)

104.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, son beş yılda kamu kurum ve kuruluşlarında zaman aşımına uğrayan dosya sayısı ve ortadan kalkan alacak tutarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/14433)

105.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, 2003 yılından bu yana kamu kurum ve kuruluşlarında kullanılan araç sayısına ve yakıt harcamalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/14435)

106.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, 2002 yılından günümüze kadar açılan ve kapanan fabrikalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı (7/14436)

107.- İstanbul Milletvekili İzzet Ulvi Yönter’in, THY uçaklarında bulundurulan gazetelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/14439)

108.- Kırklareli Milletvekili Türabi Kayan’ın, buğday taban fiyatlarının açıklanma zamanına ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14442)

109.- Kırklareli Milletvekili Türabi Kayan’ın, Kırklareli ilinde 2002-2017 yılları arasında banka kredisi kullanan vatandaşlara ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/14445)

110.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, fındık fiyatlarında yaşanan düşüşe ve fındık üreticilerinin mağduriyetlerinin giderilmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14447)

111.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Varlık Fonu’na devredilen kuruluşlara ve ÇAYKUR’un Katarlılara satıldığı iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/14448)

112.- Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun, taşeron işçilere kadro verilmesine yönelik çalışmalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/14449)

113.- Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet’in, bir dinî cemaatin kurduğu çağrı merkezine ilişkin Başbakandan sorusu ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın cevabı (7/14452)

114.- İstanbul Milletvekili Bihlun Tamaylıgil’in, Türkiye Varlık Fonu’nun personel, faaliyet ve harcamalarına dair çeşitli hususlara ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/14454)

115.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, 2003 yılından itibaren Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına yapılan yardım başvurularına ve dağıtılan yardımlara ilişkin sorusu ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın cevabı (7/14465)

116.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, zeytinlik alanları ilgilendiren mevzuat değişikliğine ilişkin sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı (7/14467)

117.- Ankara Milletvekili Ayşe Gülsün Bilgehan’ın, Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi’nin TÜBİTAK ile ilişkilerini dondurma kararından etkilenen projelere ve akademisyenlere ilişkin sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı (7/14468)

118.- Van Milletvekili Adem Geveri’nin, Tekirdağ’da bir işçinin hayatını kaybettiği inşaat alanının denetimine ve alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/14470)

119.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, 2003 yılından Haziran 2017’ye kadar Bakanlıkça ihale edilen işlere ve ihaleleri kazanan firmalara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/14471)

120.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, 2007, 2011 ve 2015 yıllarında yapılan genel seçimler öncesi istifa edip milletvekili seçilemeyen Bakanlık bürokratlarına ve mevcut görevlerine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/14472)

121.- İzmir Milletvekili Murat Bakan’ın, 2010-2016 yılları arasında İŞKUR işverenliğinde İEYP ve TYÇP kapsamında çalışan işçilerin kıdem tazminatı sisteminin dışında tutulmasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/14473)

122.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, 2003 yılından Haziran 2017’ye kadar Bakanlıkça ihale edilen işlere ve ihaleleri kazanan firmalara ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun cevabı (7/14483)

123.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, 2007, 2011 ve 2015 yıllarında yapılan genel seçimler öncesi istifa edip milletvekili seçilemeyen Bakanlık bürokratlarına ve mevcut görevlerine ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun cevabı (7/14484)

124.- Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun, Uluslararası Sert Kabuklu ve Kuru Meyveler Konseyi’nin fındık rekoltesine yönelik açıklamasına ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14504)

125.- Burdur Milletvekili Mehmet Göker’in, Burdur’un Tefenni ilçesinde meydana gelen şiddetli dolu yağışıyla ilgili hasar tespit çalışmalarına ve çiftçilerin zararlarının giderilmesine ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14505)

126.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, 2007, 2011 ve 2015 yıllarında yapılan genel seçimler öncesi istifa edip milletvekili seçilemeyen Bakanlık bürokratlarına ve mevcut görevlerine ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14506)

127.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, 2003 yılından Haziran 2017’ye kadar Bakanlıkça ihale edilen işlere ve ihaleleri kazanan firmalara ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14507)

128.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, piyasadaki zayıflama ürünlerinin kontrolüne ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14508)

129.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, Muğla’nın Yatağan ilçesindeki zeytinlik alanlara, bakımına ve zeytinlerde görülen hastalıklarla mücadeleye ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14509)

130.- Konya Milletvekili Mustafa Hüsnü Bozkurt’un, Konya ve ilçelerinde dolu sebebiyle zarar gören alanların tespitine ve üreticilerin maddi kayıplarının karşılanmasına ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14510)

131.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, köpek çiftliklerine, sokak köpeklerine ve barınaklara alınan köpek sayısına ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14511)

132.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya-Pütürge yolu üzerinde bulunan Kubbe Dağı’na köpeklerin toplu olarak bırakılması ve açlığa terkedilmesine ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14512)

133.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, 2003 yılından Haziran 2017’ye kadar Bakanlıkça ihale edilen işlere ve ihaleleri kazanan firmalara ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/14513)

134.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, 2007, 2011 ve 2015 yıllarında yapılan genel seçimler öncesi istifa edip milletvekili seçilemeyen Bakanlık bürokratlarına ve mevcut görevlerine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/14529)

135.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, 2003 yılından Haziran 2017’ye kadar Bakanlıkça ihale edilen işlere ve ihaleleri kazanan firmalara ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/14530)

136.- İzmir Milletvekili Murat Bakan’ın, TSK personeline yönelik yan ödeme kararnamesine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/14532)

137.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, Göcek Tüneli’nden geçiş ücreti alınması uygulamasına ilişkin sorusu ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın cevabı (7/14561)

138.- Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak’ın, Mersin-Silifke otoyolunun akıbetine ilişkin sorusu ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın cevabı (7/14562)

139.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, 2011 yılından itibaren Kocaeli Cengiz Topel Havaalanı’ndan yapılan ve durdurulan seferlere ilişkin sorusu ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın cevabı (7/14563)

140.- Zonguldak Milletvekili Ünal Demirtaş’ın, Zonguldak Çaycuma Havaalanı’nın iç hatlara açılması yönünde bir çalışma olup olmadığına ilişkin sorusu ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın cevabı (7/14564)

141.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde tarım ve hayvancılıkta yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14571)

142.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Diyarbakır’ın Lice ilçesinde tarım ve hayvancılıkta yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14573)

143.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Diyarbakır’ın Hazro ilçesinde tarım ve hayvancılıkta yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14574)

144.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Diyarbakır’ın Kocaköy ilçesinde tarım ve hayvancılıkta yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14575)

145.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde tarım ve hayvancılıkta yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14576)

146.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Diyarbakır’ın Hani ilçesinde tarım ve hayvancılıkta yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14577)

147.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Diyarbakır’ın Eğil ilçesinde tarım ve hayvancılıkta yaşanan gelişmelere ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14578)

148.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Diyarbakır’ın Dicle ilçesinde tarım ve hayvancılıkta yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14579)

149.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde tarım ve hayvancılıkta yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14580)

150.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Diyarbakır’ın Çüngüş ilçesinde tarım ve hayvancılıkta yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14581)

151.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde tarım ve hayvancılıkta yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14582)

152.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde tarım ve hayvancılıkta yaşanan gelişmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14583)

153.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, TOKİ’nin reklam kampanyalarına ödenen bedele ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/14584)

154.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, bazı TOKİ projelerindeki teslimat gecikmelerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/14585)

155.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, kamu ve özel sektörün yurt dışı kredi borçlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/14586)

156.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, TOKİ ihalelerine ve inşaatların kalitesine yönelik iddialara ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/14587)

157.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, kredi büyümesine ve etkilerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/14590)

158.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, 2016 yılında zarar eden ve kapanan şirketlere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/14591)

159.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, TOKİ’nin bazı projelerinin denetimine ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/14592)

160.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, rekabet hukuku kapsamında kartellerle mücadeleye ilişkin Başbakandan sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/14593)

161.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, TOKİ tarafından yapılan bir yönetmelik değişikliğine ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/14623)

162.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, ILO sözleşmeleri ve AB müktesebatı kapsamındaki çalışmalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/14624)

163.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, KİT’ler ve bağlı kuruluşlarının verdiği reklamlara ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/14625)

164.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’nun çalışmaya başlayacağı tarihe ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/14627)

165.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, son beş yılda kaybedilen ve imara açılan tarım arazilerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14628)

166.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2012-2017 yılları arasında Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerinden kredi kullanan üreticilere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14629)

167.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, bazı hastalıkların meslek hastalığı sayılmasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/14644)

168.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, kısa vadeli sigorta kollarına tabi geçen çalışma sürelerinin borçlanılabilmesine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/14646)

169.- İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin, 2003-2017 yılları arasında İstanbul’da İŞKUR’a başvuran vatandaşlara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/14648)

170.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, Niğde’de kinoa bitkisi yetiştirilmesine ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14673)

171.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2017 yılları arasında Diyarbakır’da süt sığırcılığı işletmesi yatırımlarının desteklenmesi için başvuran üreticilere ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14674)

172.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, anız yakma uygulamalarının denetimine ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14675)

173.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, bazı üniversitelerdeki arıcılık araştırma ve uygulama merkezlerinin yaygınlaştırılmasına ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14676)

174.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, gıda kanunu hazırlanmasına yönelik bir çalışma olup olmadığına ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14677)

175.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, işlenmiş patates ürünleri için tesis ve yatırım teşvikleri sağlanmasına ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14678)

176.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, gıda işletmelerinin denetimine ve gıda mühendisi istihdamına ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14679)

177.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, su ürünleri mühendisliği yetki kanunu hazırlanmasına ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14680)

178.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, balık yetiştiriciliği alanındaki bazı sorunlara ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14681)

179.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, balık çiftliklerine ve kuluçkahanelere ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14682)

180.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, arıcılık ürünlerine ve üreticilerin desteklenmesine ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14683)

181.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, karışık süt ürünlerinin karışım oranlarının denetimine ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14684)

182.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, kaba yem ofisi ve borsaları kurulmasına yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14685)

183.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, yem bitkisi ekiminin artırılmasına ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14686)

184.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, meraların ıslahına ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14687)

185.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, İznik Gölü’nde gerçekleşen balık ölümlerine ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14688)

186.- Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan’ın, İstanbul’da bir anaokulunun yıl sonu etkinliğine ve anaokullarının müfredat ve denetimine,

- İstanbul Milletvekili Eren Erdem’in, İzmir’de intihar eden bir öğretmene ve atanamayan öğretmenlerin sorunlarının çözümüne,

- Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan’ın, TEOG sınav sonuçlarına yönelik şaibe iddialarına,

- İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin, 2012-2017 yılları arasında taşımalı eğitim gören ortaöğretim öğrencileriyle ilgili bazı verilere,

2003-2011 yılları arasında taşımalı eğitim gören ortaokul öğrencileriyle ilgili bazı verilere,

2012-2017 yılları arasında taşımalı eğitim gören ilköğretim öğrencileriyle ilgili bazı verilere,

2003-2011 yılları arasında taşımalı eğitim gören ilkokul öğrencileriyle ilgili bazı verilere,

2003-2011 yılları arasında taşımalı eğitim gören lise öğrencileriyle ilgili bazı verilere,

- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, okulların ve öğrencilerin çeşitli ihtiyaçlarına,

- İstanbul Milletvekili Bihlun Tamaylıgil’in, 8 Haziran 2017 tarihinde yayınlanan Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliğine,

- İzmir Milletvekili Özcan Purçu’nun, 2016-2017 eğitim-öğretim yılında yirmi gün ve üzeri devamsızlığı bulunan öğrencilere ve devamsızlıkların önlenmesi için yapılan çalışmalara,

- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, okullardan ilişiği kesilen yükseköğretim öğrencilerine,

Fen ve teknoloji liselerine

İlişkin soruları ve Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın cevabı (7/14704), (7/14705), (7/14708), (7/14709), (7/14710), (7/14711), (7/14712), (7/14713), (7/14714), (7/14715), (7/14717), (7/14718), (7/14719)

187.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, kullandığı bir ifadeye ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/14725)

188.- Antalya Milletvekili Ahmet Selim Yurdakul’un, pet shop satışlarının engellenmesine ve hayvanların korunmasına ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/14726)

189.- Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen’in, sicil affı sonrasında bankalarda mağduriyet yaşayan esnafa ilişkin Başbakandan sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/14743)

190.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, TOKİ iştiraklerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/14746)

191.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, konutlarda uygulanan KDV oranlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/14755)

192.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin iki yüz otuz bin ton ekmeklik buğday ithal etmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14756)

193.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, örtülü ödenekten yapılan harcamalara ve artış iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/14757)

194.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, emekli aylıklarına yapılan zamlara ve satın alma gücündeki düşüşe ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/14761)

195.- Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun, yabancı dilde müşteri hizmetleri sunan şirketlere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/14781)

196.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, kamu hizmeti için araç ve bina kiralayan bakanlıklara ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/14792)

197.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2002-2017 yılları arasında kullanılan kredilere ve bunlarla ilgili başlatılan icra takibi veya haciz işlemlerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/14794)

198.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2014-2017 yılları arasında örtülü ödenek kullanımına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/14798)

199.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Türkiye’de bulunan yabancı banka temsilciliklerine ve bu bankalardaki hesap sahiplerinin ödeyecekleri vergilerin düşük gösterildiği iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/14804)

200.- İstanbul Milletvekili Dursun Çiçek’in, OHAL İnceleme Komisyonu’nun çalışma takvimine ve sistemine ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/14810)

201.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, afet yönetim planına ve İstanbul’da bağlı kurum ve kuruluşlara ait binalarda depreme karşı alınan önlemlere ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/14814)

202.- Van Milletvekili Lezgin Botan’ın, Halepçe Katliamı anmalarına katılan vatandaşlara ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün cevabı (7/14817)

203.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığın afet yönetim planına ve İstanbul’da bağlı kurum ve kuruluşlara ait binalarda depreme karşı alınan önlemlere ilişkin sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı (7/14825)

204.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, 2014-2017 yıllarında kayıtsız çalışan kadınların çalışan kadınlara oranına ve kadın istihdamının artırılmasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/14826)

205.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığın afet yönetim planına ve İstanbul’da bağlı kurum ve kuruluşlara ait binalarda depreme karşı alınan önlemlere ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/14828)

206.- Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan’ın, çobanların sosyal güvenlik kapsamına girebilmelerine, maaşlarının iyileştirilmesine ve mesleğin sürdürülebilirliğine yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/14829)

207.- Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun, hububat üreticilerine sağlanan avantajların fındık üreticileri için de sağlanmasına ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14847)

208.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı’na yapılan başvurulara ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14848)

209.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Ocak 2015- Mayıs 2017 arasında Türkiye genelinde, GAP Bölgesi illerinde ve Adıyaman’da Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerinden kredi kullanan üreticilere ve borç durumlarına ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14849)

210.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığın afet yönetim planına ve İstanbul’da bağlı kurum ve kuruluşlara ait binalarda depreme karşı alınan önlemlere ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14850)

211.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, Toprak Mahsulleri Ofisinden çıkarılan taşeron işçilere ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14851)

212.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, Antalya’da Et ve Süt Kurumu’nun logosunu ve ismini kullanarak açılan bir mağazayla ilgili işlemlere ve kurumun satış mağazaları ve bayiliklerine ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14852)

213.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın, Bartın’da 2016 yılında yaşanan sel felaketinden zarar gören çiftçilere yapılan yardımlara ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14854)

214.- İstanbul Milletvekili Edip Semih Yalçın’ın, gümrük muayene uygulamalarının bölgeden bölgeye farklılık gösterdiği iddiasına ve Gaziantep Gümrük Müdürlüğüne ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/14858)

215.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığın afet yönetim planına ve İstanbul’da bağlı kurum ve kuruluşlara ait binalarda depreme karşı alınan önlemlere ilişkin sorusu ve Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan’ın cevabı (7/14867)

216.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığın afet yönetim planına ve İstanbul’da bağlı kurum ve kuruluşlara ait binalarda depreme karşı alınan önlemlere ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/14873)

217.- Bursa Milletvekili Ceyhun İrgil’in, sözleşmeli öğretmen alım mülakatlarına,

- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığın afet yönetim planına ve İstanbul’da bağlı kurum ve kuruluşlara ait binalarda depreme karşı alınan önlemlere,

Mevsimlik gezici tarım işçilerinin çocuklarının eğitimine

İlişkin soruları ve Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın cevabı (7/14874), (7/14875), (7/14876)

218.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, İznik Gölü’nde yaşanan balık ölümlerine ve kirliliğe ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/14880)

219.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığın afet yönetim planına ve İstanbul’da bağlı kurum ve kuruluşlara ait binalarda depreme karşı alınan önlemlere ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/14881)

220.- Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan’ın, Batman merkeze bağlı Kuyubaşı Köyü’nde DSİ’ye ait sulama kanalından faydalanamayan ve tarlaları kuruma tehlikesi altında olan köylülerin mağduriyetinin giderilmesine ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/14882)

221.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, İstanbul’da Çamlıca gişelerinin kaldırılmasına yönelik bir çalışma olup olmadığına ve gişeyi kullanan bölge halkının mağduriyetinin önlenmesine ilişkin sorusu ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın cevabı (7/14896)

222.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, işletmesini kapatan esnafa ve 2017 yılında sağlanacak KOBİ desteklerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı (7/14899)

223.- Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp’ın, sosyal yardımlardan faydalanan Suriyeli sığınmacılara ve yapılan yardım miktarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ’ın cevabı (7/14909)

224.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, kristal beyaz şeker üreten firmaların katılımı ile şeker ihracatını desteklemeye yönelik bir fonun kurulmasının düşünülüp düşünülmediğine ilişkin Başbakandan sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı (7/14913)

225.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, FETÖ çatı iddianamesinde TÜBİTAK projelerine yönelik olarak yer alan ifadelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı (7/14914)

226.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, Fetullahçı Terör Örgütü’nün TÜBİTAK’a bağlı MARTEK’te yürüttüğü tespit edilen faaliyetlere ve örgüt üyeliği gerekçesiyle hakkında işlem yapılan personele ilişkin Başbakandan sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı(7/14915)

227.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2002-2017 yılları arasında özelleştirilen KİT’lere ve elde edilen gelire ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/14916)

228.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2002 ve 2017 yıllarında borsadaki yabancı yatırımcı sayısına ve işlem hacmine ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/14919)

229.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2002-2017 yılları arasında Türkiye’nin toplam ithalat ve ihracat verilerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/14921)

230.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 24 Ocak 2014-21 Haziran 2017 tarihleri arasında SGK başkanlığına, il müdürlüklerine ve ALO 170 hattına yapılan ihbar ve şikâyetler ile sigortasız işçi çalıştıran iş yerleri hakkında yapılan işlemlere ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/14923)

231.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2002-2017 yılları arasında yıllara göre kullanılan tarım arazisi oranına ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14929)

232.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2017 yılları arasında Bilgi Edinme Kanunu kapsamında yapılan müracaatlara ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/14931)

233.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 1 Ocak 2003-21 Haziran 2017 tarihleri arasında MASAK’a yapılan ihbar ve şikâyetlere ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/14933)

234.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2003-2017 yılları arasında Başbakanlığın örtülü ödenek harcamalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/14941)

235.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2003-2017 yılları arasında yıllara göre tohum ithalatı ve ithalat bedeline ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/14942)

236.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2017 yılından itibaren yapılan ihalelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/14944)

237.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2002-2017 yılları arasında yıllara göre vatandaşların bankalara olan toplam borcuna ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/14948)

238.- Zonguldak Milletvekili Ünal Demirtaş’ın, 2012 yılından itibaren Türkiye genelinde ve yatırım bölgelerine göre verilen teşvik belgelerine ve teşvik tutarlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/14952)

239.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2017 yılları arasında Bilgi Edinme Kanunu kapsamında yapılan müracaatlara ilişkin sorusu ve Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik’in cevabı (7/14988)

240.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, 2017 Ocak ayı itibarıyla KOSGEB kredisinden yararlananlara ilişkin sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı (7/14989)

241.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2017 yılından itibaren yapılan ihalelere ilişkin sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı (7/14990)

242.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2017 yılları arasında Bilgi Edinme Kanunu kapsamında yapılan müracaatlara ilişkin sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı (7/14991)

243.- Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak’ın, AB araştırma projelerine ülkemizden yapılan başvuruların kabul edilme oranına ilişkin sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı (7/14992)

244.- Sinop Milletvekili Barış Karadeniz’in, iş sağlığı ve güvenliği için başlatılan hedef sıfır kaza kampanyasına ve iş yeri denetimlerinin yetersizliğine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/14993)

245.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, 1 Haziran 2017 itibarıyla Türkiye genelindeki emekli, memur, işçi ve sigortalı sayılarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/14994)

246.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, 1 Haziran 2017 itibarıyla Diyarbakır ilindeki emekli, memur, işçi ve sigortalı sayılarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/14995)

247.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, serbest muhasebeci mali müşavir büro çalışanlarının mesleki taleplerine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/14996)

248.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2017 yılları arasında Bilgi Edinme Kanunu kapsamında yapılan müracaatlara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/14998)

249.- Antalya Milletvekili Niyazi Nefi Kara’nın, Türk karasularındaki bazı adaların Yunanistan tarafından işgal edildiği yönündeki iddialara ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun cevabı (7/15006)

250.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2017 yılları arasında Bilgi Edinme Kanunu kapsamında yapılan müracaatlara ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun cevabı (7/15009)

251.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2017 yılından itibaren yapılan ihalelere ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/15010)

252.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2017 yılları arasında Bilgi Edinme Kanunu kapsamında yapılan müracaatlara ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/15011)

253.- Bitlis Milletvekili Mizgin Irgat’ın, Bitlis’te kaymakamlık izniyle hayvanlarını otlatmaya götüren köylülere askerlerce izin verilmediği iddiasına ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/15021)

254.- Bitlis Milletvekili Mahmut Celadet Gaydalı’nın, yaz aylarında hayvanlarını Bitlis’e getiren Ortakapı köylülerinin Bitlis Valiliğince engellenmesine ve hayvanlarına el konulmasına ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/15022)

255.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2017 yılından itibaren yapılan ihalelere ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/15023)

256.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2017 yılları arasında Bilgi Edinme Kanunu kapsamında yapılan müracaatlara ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/15024)

257.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2017 yılından itibaren yapılan ihalelere ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/15025)

258.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, 2010-2017 yılları arasında Aydın genelinde alınan teşvik belgesi sayısına ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/15039)

259.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2017 yılları arasında Bilgi Edinme Kanunu kapsamında yapılan müracaatlara ilişkin sorusu ve Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan’ın cevabı (7/15041)

260.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2017 yılları arasında Bilgi Edinme Kanunu kapsamında yapılan müracaatlara ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/15046)

261.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2017 yılından itibaren yapılan ihalelere,

2010-2017 yılları arasında Bilgi Edinme Kanunu kapsamında yapılan müracaatlara

İlişkin soruları ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/15072), (7/15073)

262.- Hakkâri Milletvekili Nihat Akdoğan’ın, Hakkâri-Van karayolu üzerindeki Suüstü köyü çöplük mevkiinde yaşanan trafik kazalarının önlenmesine ilişkin sorusu ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın cevabı (7/15084)

263.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, Uşak havaalanının tekrar hizmete açılması için bir çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin sorusu ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın cevabı (7/15085)

264.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2017 yılları arasında Bilgi Edinme Kanunu kapsamında yapılan müracaatlara ilişkin sorusu ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın cevabı (7/15088)

265.- Zonguldak Milletvekili Ünal Demirtaş’ın, Zonguldak’a yönelik yatırım teşvik uygulamalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/15090)

266.- Burdur Milletvekili Mehmet Göker’in, 7033 sayılı Kanun ile Hafta Tatili Hakkında Kanun’un yürürlükten kaldırılmasına ve işçilerin durumuna ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/15100)

267.- İstanbul Milletvekili Ali Özcan’ın, kamu ihalelerinin denetimine ve yapılan mevzuat değişikliklerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/15102)

268.- Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan’ın, Kocaeli ilindeki kamu kurumlarının mobilya alımlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/15125)

269.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, Sosyal Güvenlik Kurumuna ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun cevabı (7/15148)

270.- Denizli Milletvekili Melike Basmacı’nın, Denizli’de yaşanan dolu ve şiddetli yağmur nedeniyle zarar gören ekili arazilere ve çiftçilerin mağduriyetinin giderilmesine ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/15156)

271.- İzmir Milletvekili Atila Sertel’in, patates üreticilerinin sorunlarına ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/15157)

272.- Ankara Milletvekili Murat Emir’in, uyuşturucu kaçakçılığı yapan şahısların vergi yükümlülüğü karşısındaki durumuna ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/15175)

273.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, Avrasya Tüneli’nin elektronik okuma cihazlarının işleyişine ve yanlış tespit sonucu ceza yazılan araçlara ilişkin sorusu ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın cevabı (7/15197)

274.- Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer’in, Manisa’nın Salihli ve Turgutlu ilçeleri arasında yapılan yol çalışmasına ilişkin sorusu ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın cevabı (7/15199)

275.- Şırnak Milletvekili Aycan İrmez’in, Şırnak Şerafettin Elçi Havalimanı ve Sırtköy arasındaki arazide yapılan inşaat çalışmasına ilişkin sorusu ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın cevabı (7/15200)

276.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, bazı et ve tarım ürünlerinde ithalat vergi oranlarının düşürülmesine ve bu durumun yerli üretime etkilerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/15206)

277.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Adıyaman ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Ağrı ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Aksaray ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Batman ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Bayburt ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Bingöl ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Bitlis ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Çankırı ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Diyarbakır ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Düzce ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Elâzığ ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Erzincan ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Erzurum ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

İstanbul ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Iğdır ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Hakkâri ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Gümüşhane ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Eskişehir ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Kütahya ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Kırşehir ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Kırıkkale ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Kilis ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Kastamonu ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Kars ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Karaman ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Karabük ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Kahramanmaraş ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Nevşehir ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Muş ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Yozgat ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Mardin ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Van ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Şırnak ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Şanlıurfa ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Siirt ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Rize ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine,

Osmaniye ilinde 2014-2017 arasında kullanılan banka kredilerine ve bunlardan dolayı başlatılan icra takiplerine

İlişkin Başbakandan soruları ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/15207), (7/15208), (7/15209), (7/15210), (7/15211), (7/15212), (7/15213), (7/15214), (7/15215), (7/15216), (7/15217), (7/15218), (7/15219), (7/15220), (7/15221), (7/15222), (7/15223), (7/15224), (7/15225), (7/15226), (7/15227), (7/15228), (7/15229), (7/15230), (7/15231), (7/15232), (7/15233), (7/15234), (7/15235), (7/15236),(7/15237), (7/15238), (7/15239), (7/15240), (7/15241), (7/15242), (7/15243)

278.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İstanbul’da son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Iğdır’da son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Hakkâri ‘de son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Gümüşhane’de son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Erzurum’da son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Erzincan’da son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Elâzığ’da son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Düzce’de son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Diyarbakır’da son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Çankırı’da son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Bitlis’te son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Bingöl’de son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Bayburt’ta son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Batman’da son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Aksaray’da son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Ağrı’da son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Adıyaman’da son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Kilis’te son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Kars’ta son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Karaman’da son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Kahramanmaraş’ta son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Karabük’te son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Kırşehir’de son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Kırıkkale’de son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Kütahya’da son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Rize’de son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Osmaniye’de son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Niğde’de son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Nevşehir’de son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Muş’ta son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Mardin’de son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Malatya’da son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Siirt’te son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Şanlıurfa’da son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Şırnak’ta son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Van’da son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına,

Yozgat’ta son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerleri ile işsiz kalan ve istihdam edilen kişi sayılarına

İlişkin soruları ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/15244), (7/15245), (7/15246), (7/15247), (7/15248), (7/15249), (7/15250), (7/15251), (7/15252), (7/15253), (7/15254), (7/15255), (7/15256), (7/15257), (7/15258), (7/15259), (7/15260), (7/15261), (7/15262), (7/15263), (7/15264), (7/15265), (7/15266), (7/15267), (7/15268), (7/15269), (7/15270), (7/15271), (7/15272), (7/15273), (7/15274), (7/15275), (7/15276), (7/15277), (7/15278), (7/15279), (7/15280)

279.- Ankara Milletvekili Murat Emir'in, 2016 ve 2017 yıllarında Cumhurbaşkanlığı bütçesinden yapılan sağlık harcamalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/15283)

280.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Tütün Piyasası Üst Kurulu yöneticilerinin mali ve sosyal haklarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/15292)

281.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Rekabet Kurulu yöneticilerinin mali ve sosyal haklarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/15294)

282.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Kamu İhale Kurulu yöneticilerinin mali ve sosyal haklarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/15297)

283.- İzmir Milletvekili Murat Bakan'ın, kansere yol açtığı tespit edilen roundup isimli bir tarım ilacının kullanımına ve yasaklanan tarım ilaçlarına ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/15328)

284.- Mardin Milletvekili Ali Atalan'ın, OHAL kapsamında Mardin'de mazot-gübre ve ürün prim desteği ödenecek çiftçilerin incelenmesi için il müdürlüklerine isim listeleri gönderildiğine dair iddialara ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/15329)

285.- Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer'in, Adana'da yaşanan sıcak hava dalgası nedeniyle çiftçilerin uğradığı zarara ve desteklenmelerine ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/15330)

286.- Manisa Milletvekili Mazlum Nurlu'nun, kırmızı et ve buğday ithalatında gümrük vergilerinin düşürülmesine ve çiftçilerin korunması ile zararlarının telafisine ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/15331)

287.- Denizli Milletvekili Melike Basmacı'nın, SGK'nin mühendis, mimar ve şehir planlamacılar için asgari ücretin TMMOB tarafından belirlenmesini düzenleyen protokolü iptal etmesine ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/15332)

288.- Denizli Milletvekili Melike Basmacı'nın, SGK'nin mühendis, mimar ve şehir planlamacılar için asgari ücretin TMMOB tarafından belirlenmesini düzenleyen protokolü iptal etmesine ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/15347)

289.- Denizli Milletvekili Melike Basmacı'nın, Denizli'nin Pamukkale ilçesi Cumhuriyet Mahallesi'nde bulunan Kayhan Tüp Geçidi çıkışında yaşanan trafik kazalarına ve sorunun çözümüne ilişkin sorusu ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın cevabı (7/15355)

290.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir'in, Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye ile üyelik müzakerelerinin askıya alınmasını öneren raporuna, hükûmetin değerlendirme ve çalışmalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik’in cevabı (7/15364)

291.- İstanbul Milletvekili Celal Adan'ın, Erzincan'da hayvancılığın canlandırılmasına, fasulye girdi maliyetlerinin düşürülmesine, şeker pancarı kotasının düzeltilmesine ve işsizlikle ilgili çalışmalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/15373)

292.- Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen'in, Adana il ve ilçelerindeki işsizlik oranlarına ve işsizlik sorununun çözümüne ilişkin Başbakandan sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/15381)

293.- İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş'ın, Belçika'da yaşayan bazı Türk vatandaşları hakkında bilgileri olmadan emniyet araştırması yapıldığına ve Türk Konsolosluğunun vatandaşların adres bilgilerini bazı siyasi partilerle paylaştığına dair iddialara ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun cevabı (7/15403)

294.- Adana Milletvekili Mevlüt Karakaya'nın, Adana'da yağış ve don olaylarından zarar gören tarım üreticilerine ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/15410)

295.- Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir'in, 2002-2017 yılları arasında buğday üretiminde girdi fiyatları ve buğday fiyatları oranına, üretici sayısına, ithalat oranlarına ve 2017 yılı buğday alım fiyatına ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/15411)

296.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, Polatlı'da tarımsal üretimde karşılaşılan sulama sorunlarına ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/15412)

297.- Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak'ın, buğday taban fiyatının açıklanma zamanına ve gümrük vergisindeki indirimin çiftçiye etkisine ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/15413)

298.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, su ürünleri üretimindeki düşüşe ve avlanma yasaklarının uygulanmasına ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/15414)

299.- Çanakkale Milletvekili Bülent Öz'ün, TMO tarafından buğday alım fiyatlarının açıklanma zamanına ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/15415)

300.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, Kırıkkale ilinde bulunan Kapulukaya Barajı'nın ticari balıkçılık için kiralanmasına ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın cevabı (7/15416)

301.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu'nun, Ekmekçizade Ahmet Paşa Kervansarayı'nın restorasyonunun bitirilememesine ve firmaya yapılan ödeme miktarına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu’nun cevabı (7/15496)

302.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, 2017 mali yılı içerisinde Ağrı iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Aksaray iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Adıyaman iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Batman iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Bayburt iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Bingöl iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Bitlis iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Çankırı iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Diyarbakır iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Düzce iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Erzincan iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Erzurum iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Gümüşhane iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Hakkâri iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Iğdır iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Kahramanmaraş iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Karabük iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Karaman iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Kars iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Kastamonu iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Kilis iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Kırıkkale iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Kırşehir iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Kütahya iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Mardin iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Muş iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Nevşehir iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Osmaniye iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Rize iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Siirt iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Şanlıurfa iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Şırnak iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Yozgat iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Van iline ayrılan ödenek miktarına

İlişkin soruları ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/15498), (7/15499), (7/15500), (7/15501), (7/15502), (7/15503), (7/15504), (7/15505) (7/15506), (7/15507), (7/15508), (7/15509), (7/15510), (7/15511), (7/15512), (7/15513) (7/15514), (7/15515), (7/15516), (7/15517), (7/15518), (7/15519), (7/15520), (7/15521) (7/15522), (7/15523), (7/15524), (7/15525), (7/15526), (7/15527), (7/15528), (7/15529) (7/15530), (7/15531)

303.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, 2017 mali yılı içerisinde Ağrı iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Aksaray iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Batman iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Bayburt iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Adıyaman iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Bingöl iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Bitlis iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Çankırı iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Diyarbakır iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Düzce iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Elâzığ iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Erzincan iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Erzurum iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Gümüşhane iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Hakkâri iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Iğdır iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Kahramanmaraş iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Karabük iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Karaman iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Kars iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Kastamonu iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Kilis iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Kırıkkale iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Kırşehir iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Kütahya iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Mardin iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Muş iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Nevşehir iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Osmaniye iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Rize iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Siirt iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Şanlıurfa iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Şırnak iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Yozgat iline ayrılan ödenek miktarına,

2017 mali yılı içerisinde Van iline ayrılan ödenek miktarına

İlişkin soruları ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı (7/15653), (7/15654), (7/15655), (7/15656), (7/15657), (7/15658), (7/15659), (7/15660), (7/15661), (7/15662), (7/15663), (7/15664), (7/15665), (7/15666), (7/15667), (7/15668), (7/15669), (7/15670), (7/15671), (7/15672), (7/15673), (7/15674), (7/15675), (7/15676), (7/15677), (7/15678), (7/15679), (7/15680), (7/15681), (7/15682), (7/15683), (7/15684), (7/15685), (7/15686), (7/15687)

304.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, taraf olunan ve çekince konulan BM sözleşmelerine ve bu sözleşmeler kapsamında BM'ye sunulan raporlara ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun cevabı (7/15705)

305.- İzmir Milletvekili Murat Bakan'ın, Bakanlığın ve bağlı kurum ve kuruluşların İzmir'e yönelik devam eden ve yapılacak olan yatırımlarına ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/15706)

306.- İzmir Milletvekili Murat Bakan'ın, Bakanlığın ve bağlı kurum ve kuruluşların İzmir'e yönelik devam eden ve başlayacak olan yatırımlarına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/15721)

307.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, iş yerlerine muhasebe ve müşavirlik hizmeti veren mali müşavirler ve serbest meslek sahiplerinden kesilen KDV'nin yüzde sekize indirilmesine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/15752)

308.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım'ın, K yetki belgeleri ile ilgili fiyat indirimine yönelik bir çalışma yapılıp yapılmadığına ilişki sorusu ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın cevabı (7/15771)

309.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, 2016 yılında zarar eden ve kapanan kamu ve özel sektör şirketlerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/15782)

310.- Balıkesir Milletvekili İsmail Ok'un, Balıkesir'de son bir yıl içinde kapanan ve açılan iş yerlerine ve işsizlik verilerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/15786)

311.- Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan'ın, Bakanlık ve bağlı kuruluşlarca 2002-2017 yılları arasında Kocaeli iline yapılan yatırımlara ilişkin sorusu ve Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik’in cevabı (7/15793)

312.- Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan'ın, Bakanlık ve bağlı kuruluşlarca 2002-2017 yılları arasında Kocaeli iline yapılan yatırımlara ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun cevabı (7/15804)

313.- Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan'ın, Bakanlık ve bağlı kuruluşlarca 2002-2017 yılları arasında Kocaeli iline yapılan yatırımlara ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/15805)

314.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, hızlı kredi büyümesine ve kredilerin GSYH oranının yüzde otuzu aşmasına ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/15806)

315.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, 2016 yılında belediyelerde, kamu kurum ve kuruluşlarında doğrudan temin yoluyla ve ihale yoluyla yapılan alımlara ve bunlarla ilgili açılan soruşturma ve davalara ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/15866)

316.- Antalya Milletvekili Niyazi Nefi Kara'nın, Cumhurbaşkanlığı'nda görevli başdanışman ve danışmanlara sağlanan mali ve sosyal haklara ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/15918)

317.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, Düzce'de yapılan TOKİ konutlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/15924)

318.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, İstanbul Boğazı'ndan geçen yabancı gemilerden geçiş güvenliği ve geçiş hizmeti karşılığında ücret alınıp alınmadığına ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun cevabı (7/15933)

319.- Ankara Milletvekili Nihat Yeşil'in, AB ülkelerine ihracatta meydana gelebilecek kayıpların önlenmesine ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/15934)

320.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, yeşil kart sahiplerine ilişkin sorusu ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın cevabı (7/16084)

321.- Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun, Fransa'nın Güney Kıbrıs'taki sondaj çalışmalarına ve KKTC'nin münhasır ekonomik bölgesinin belirlenmesine ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun cevabı (7/16141)

23 Eylül 2017 Cumartesi

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.00

BAŞKAN: İsmail KAHRAMAN

KÂTİP ÜYELER: Sema KIRCI (Balıkesir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU(Hatay)

----0-----

BAŞKAN – Aziz ve necip milletimizin temsilcisi Gazi Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin olağanüstü toplantısına hoş geldiniz.

Toplantımızın hayırlara vesile olmasını öncelikle niyaz ediyorum.

Anayasa’nın 93’üncü ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’ne göre; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekilleri Kayseri Milletvekili Sayın Mustafa Elitaş, Amasya Milletvekili Sayın Mehmet Naci Bostancı, Aksaray Milletvekili Sayın İlknur İnceöz, Çanakkale Milletvekili Sayın Bülent Turan ve İstanbul Milletvekili Sayın Mehmet Muş Beyler ile 208 milletvekilinden oluşan toplam 213 milletvekili tarafından Başkanlığımıza verilen önerge üzerine olağanüstü toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisinin 26’ncı Döneminin İkinci Yasama Yılının 121’inci Birleşimini açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre veriyoruz.

Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını ve salondan ayrılmamalarını rica ediyoruz.

Yoklama işlemini başlatıyoruz.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısının çok üzerinde sayın milletvekilinin toplantıya iştirak ettikleri tespit edilmiştir. Dolayısıyla, toplantı yeter sayısı vardır.

Gündeme geçiyoruz.

Gündemin “Başkanlığın Genel Kurula Sunuşları” kısmında yer alan Türkiye Büyük Millet Meclisinin olağanüstü toplantıya çağrılmasına dair önergeyi okutuyorum:

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekilleri Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan ve İstanbul Milletvekili Mehmet Muş ile 208 milletvekilinin; Anayasa’nın 93’üncü ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 7’nci maddeleri gereğince, Türkiye’nin Ulusal Güvenliğine Yönelik Terör Tehdidi ve Her Türlü Güvenlik Riskine Karşı Uluslararası Hukuk Çerçevesinde Gerekli Her Türlü Tedbiri Almak, Irak ve Suriye’deki Tüm Terörist Örgütlerden Ülkemize Yönelebilecek Saldırıları Bertaraf Etmek ve Kitlesel Göç Gibi Diğer Muhtemel Risklere Karşı Ulusal Güvenliğimizin İdame Ettirilmesini Sağlamak İçin Hudut, Şümul, Miktar ve Zamanı Hükûmetçe Takdir ve Tayin Olunacak Şekilde, Gerektiğinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin Yabancı Ülkelere Gönderilmesine, Yabancı Silahlı Kuvvetlerin Türkiye’de Bulunmasına ve Bu Kuvvetlerin Hükûmetin Belirleyeceği Esaslara Göre Kullanılması ile Hükûmet Tarafından Belirlenecek Esaslara Göre Gerekli Düzenlemelerin Yapılması İçin Türkiye Büyük Millet Meclisinin 2/10/2014 Tarihli ve 1071 Sayılı Kararı ile Hükûmete Verilen ve Son Olarak 1/10/2016 Tarihli ve 1128 Sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile 30/10/2017 Tarihine Kadar Uzatılan İzin Süresinin Anayasa’nın 92’nci Maddesi Gereğince Bir Yıl Daha Uzatılmasına Dair Başbakanlık Tezkeresi’ni görüşmek üzere Anayasa’nın 93’üncü, TBMM İç Tüzüğü’nün 7’nci maddeleri gereğince Türkiye Büyük Millet Meclisinin olağanüstü toplantıya çağrılmasına ilişkin önergesi (4/104)

22/9/2017

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Anayasa’nın 93’üncü ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 7’nci maddeleri gereğince Türkiye’nin Ulusal Güvenliğine Yönelik Terör Tehdidi ve Her Türlü Güvenlik Riskine Karşı Uluslararası Hukuk Çerçevesinde Gerekli Her Türlü Tedbiri Almak, Irak ve Suriye’deki Tüm Terörist Örgütlerden Ülkemize Yönelebilecek Saldırıları Bertaraf Etmek ve Kitlesel Göç Gibi Diğer Muhtemel Risklere Karşı Ulusal Güvenliğimizin İdame Ettirilmesini Sağlamak İçin Hudut, Şümul, Miktar ve Zamanı Hükûmetçe Takdir ve Tayin Olunacak Şekilde, Gerektiğinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin Yabancı Ülkelere Gönderilmesine, Yabancı Silahlı Kuvvetlerin Türkiye’de Bulunmasına ve Bu Kuvvetlerin Hükûmetin Belirleyeceği Esaslara Göre Kullanılması ile Hükûmet Tarafından Belirlenecek Esaslara Göre Gerekli Düzenlemelerin Yapılması İçin Türkiye Büyük Millet Meclisinin 2/10/2014 Tarihli ve 1071 Sayılı Kararı’yla Hükûmete Verilen ve Son Olarak 1/10/2016 Tarihli ve 1128 Sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı’yla 30/10/2017 Tarihine Kadar Uzatılan İzin Süresinin Anayasa’nın 92’nci Maddesi Gereğince Bir Yıl Daha Uzatılmasına Dair Başbakanlık Tezkeresi’ni görüşmek üzere 23 Eylül 2017 Cumartesi günü saat 16.00’da Türkiye Büyük Millet Meclisinin olağanüstü toplanmasını arz ve talep ederiz.

            Mustafa Elitaş                                                            Mehmet Naci Bostancı

                 Kayseri                                                                                    Amasya

AK PARTİ Grup Başkan Vekili                                      AK PARTİ Grup Başkan Vekili

             İlknur İnceöz                                                                          Bülent Turan

                Aksaray                                                                                 Çanakkale

AK PARTİ Grup Başkan Vekili                                      AK PARTİ Grup Başkan Vekili

             Mehmet Muş

                İstanbul

AK PARTİ Grup Başkan Vekili

              Zeyid Aslan                               Cemil Çiçek                           İsmail Tamer

                  Tokat                                       Ankara                                      Kayseri

       Selahattin Minsolmaz                        Ramazan Can                Sebahattin Karakelle

               Kırklareli                                  Kırıkkale                                   Erzincan

         Hatice Dudu Özkal                         Adnan Günnar                    Osman Aşkın Bak

           Afyonkarahisar                               Trabzon                                       Rize

              Ayşe Doğan                              Oktay Çanak                         Mehmet Demir

                Tekirdağ                                      Ordu                                     Kırıkkale

           Muhammet Balta                         Zekeriya Birkan                     Mürteza Zengin

                 Trabzon                                      Bursa                                      İstanbul

           Jülide Sarıeroğlu                            Aydın Ünal                            Nihat Öztürk

                 Ankara                                      Ankara                                       Muğla

              Ertan Aydın                          Ahmet Hamdi Çamlı                        Celil Göçer

                 Ankara                                     İstanbul                                      Tokat

        Mücahit Durmuşoğlu                     Akif Çağatay Kılıç                       Ahmet Aydın

                Osmaniye                                    Samsun                                   Adıyaman

           Hasan Basri Kurt                      İbrahim Halil Yıldız                 Mehmet Akyürek

                 Samsun                                    Şanlıurfa                                   Şanlıurfa

          Adnan Boynukara                          Harun Karaca                           Hasan Turan

                Adıyaman                                   İstanbul                                     İstanbul

             Mikail Arslan                           Metin Gündoğdu                 Yıldız Seferinoğlu

                 Kırşehir                                      Ordu                                       İstanbul

              Hilmi Bilgin                            Mustafa Şentop                       Serkan Bayram

                   Sivas                                      İstanbul                                    Erzincan

               Ayşe Keşir                     Muhammet Emin Akbaşoğlu Radiye Sezer Katırcıoğlu

                  Düzce                                      Çankırı                                     Kocaeli

             Uğur Aydemir                         Hacı Osman Akgül                       Cihan Pektaş

                  Manisa                                   Gümüşhane                              Gümüşhane

              Rafet Sezen                           Mehmet İlker Çitil                     Mustafa Ilıcalı

                  Edirne                                Kahramanmaraş                               Erzurum

          İbrahim Halil Fırat                          Tamer Dağlı                       Faruk Çaturoğlu

                Adıyaman                                    Adana                                   Zonguldak

               Alim Tunç                                 Sami Çakır              Muhammet Müfit Aydın

                   Uşak                                       Kocaeli                                       Bursa

         Hüseyin Kocabıyık                       Hüseyin Samani                     Murat Alparslan

                   İzmir                                      Antalya                                     Ankara

              Mustafa Yel                                Sema Kırcı                      Hüsnüye Erdoğan

                Tekirdağ                                   Balıkesir                                     Konya

            Harun Karacan                            Necip Kalkan                           Cesim Gökçe

                Eskişehir                                     İzmir                                         Ağrı

               Hamza Dağ                             Bayram Özçelik                 Ali Cumhur Taşkın

                   İzmir                                       Burdur                                      Mersin

          Bennur Karaburun                         Yılmaz Tezcan                Mehmet Ali Cevheri

                  Bursa                                       Mersin                                    Şanlıurfa

            Murat Baybatur                            Murat Demir                             Metin Bulut

                  Manisa                                   Kastamonu                                    Elâzığ

             Mehmet Altay                           Hurşit Yıldırım              Alpaslan Kavaklıoğlu

                   Uşak                                      İstanbul                                      Niğde

         Süreyya Sadi Bilgiç                     Ahmet Sami Ceylan                       Nazım Maviş

                  Isparta                                      Çorum                                       Sinop

             Orhan Kırcalı                              İlyas Şeker                          Hüseyin Bürge

                 Samsun                                     Kocaeli                                     İstanbul

               Fatih Şahin                              Hulusi Şentürk                          Mustafa İsen

                 Ankara                                     İstanbul                                     Sakarya

            Ali Aydınlıoğlu                          Vural Kavuncu                 Ravza Kavakcı Kan

                Balıkesir                                    Kütahya                                    İstanbul

              Zeki Aygün                               İsmail Aydın                            Recep Şeker

                 Kocaeli                                      Bursa                                      Karaman

            Fevzi Şanverdi                         Hakan Çavuşoğlu              Mustafa Serdengeçti

                  Hatay                                       Bursa                                      Aksaray

         Sema Ramazanoğlu                       Mahmut Poyrazlı                   Orhan Karasayar

                 Denizli                                    Balıkesir                                      Hatay

           Ziya Altunyaldız                          Nevzat Ceylan                         Halil Eldemir

                  Konya                                      Ankara                                      Bilecik

             Cemil Yaman                             Kasım Bostan                          Burhan Kuzu

                 Kocaeli                                    Balıkesir                                    İstanbul

             Ebubekir Bal                           Ahmet Gündoğdu                           Salim Uslu

               Diyarbakır                                   Ankara                                      Çorum

              İsmet Uçma                             Sami Dedeoğlu                          Hikmet Ayar

                 İstanbul                                     Kayseri                                       Rize

        Mehmet Habip Soluk                   Mehmet Uğur Dilipak                     Selim Dursun

                   Sivas                                 Kahramanmaraş                                 Sivas

               Hasan Sert                                 Sait Yüce                       Emine Nur Günay

                 İstanbul                                     Isparta                                    Eskişehir

           Leyla Şahin Usta                         Ahmet Demircan                       Hüseyin Şahin

                  Konya                                      Samsun                                       Bursa

              Hasan Özyer                             İbrahim Aydın                       Mehmet Öntürk

                  Muğla                                      Antalya                                      Hatay

          Lütfiye Selva Çam                        Ertuğrul Soysal                           Şaban Dişli

                 Ankara                                      Yozgat                                      Sakarya

            Özcan Ulupınar                      Emine Yavuz Gözgeç                        Ali Özkaya

               Zonguldak                                    Bursa                             Afyonkarahisar

       Ayşe Nur Bahçekapılı                        Yasin Aktay                       Mehmet Metiner

                 İstanbul                                       Siirt                                       İstanbul

             Ekrem Erdem                               İmran Kılıç                            Hülya Nergis

                 İstanbul                               Kahramanmaraş                                Kayseri

             Yusuf Beyazıt                               Suat Önal                           Mustafa Şahin

                  Tokat                                     Osmaniye                                    Malatya

            Ejder Açıkkapı                       Hacı Ahmet Özdemir           Mehmet Akif Yılmaz

                  Elâzığ                                       Konya                                      Kocaeli

           İbrahim Aydemir                     Hacı Bayram Türkoğlu         İsmail Emrah Karayel

                 Erzurum                                      Hatay                                      Kayseri

          Abdulkadir Yüksel                          Metin Akgün                  Ebubekir Gizligider

                Gaziantep                                   Tekirdağ                                   Nevşehir

        Mehmet Şükrü Erdinç                Mehmet Kasım Gülpınar                       Efkan Ala

                  Adana                                     Şanlıurfa                                     Bursa

          Burhanettin Uysal                           Metin Çelik                            Hakkı Köylü

                 Karabük                                  Kastamonu                               Kastamonu

           Hüseyin Özbakır                         Recep Uncuoğlu                        Fikri Demirel

               Zonguldak                                   Sakarya                                      Yalova

               Haluk İpek                            Mehmet Babaoğlu             Durmuş Ali Sarıkaya

                 Amasya                                      Konya                                      İstanbul

              İsmail Bilen                               Serap Yaşar                          Emrullah İşler

                  Manisa                                     İstanbul                                     Ankara

           Abdullah Öztürk                    Muhammet Uğur Kaleli                        Şirin Ünal

                Kırıkkale                                     Konya                                      İstanbul

         Ayhan Sefer Üstün                          Ömer Serdar                          Halil Etyemez

                 Sakarya                                      Elâzığ                                       Konya                                                                Ömer Ünal Hüseyin Filiz              Markar Eseyan

                  Konya                                      Çankırı                                     İstanbul

           Abdullah Ağralı                            Ahmet Uzer                               Ahmet Tan

                  Konya                                    Gaziantep                                   Kütahya

              Ayhan Gider                          Kerem Ali Sürekli                            Atay Uslu

               Çanakkale                                     İzmir                                       Antalya

             Orhan Atalay                    Yusuf Selahattin Beyribey      Mustafa Hilmi Dülger

                 Ardahan                                       Kars                                         Kilis

                Şahin Tin                                Beşir Atalay                           Coşkun Çakır

                 Denizli                                        Van                                         Tokat

            Necdet Ünüvar                             Taner Yıldız                             Fatma Benli

                  Adana                                      Kayseri                                     İstanbul

              Tahir Öztürk                               Hacı Özkan                              Reşat Petek

                  Elâzığ                                       Mersin                                      Burdur

          Feyzullah Kıyıklık                          Ali Ercoşkun                               Erol Kaya

                 İstanbul                                       Bolu                                       İstanbul

               Salih Cora                             Tülay Kaynarca                          Sabri Öztürk

                 Trabzon                                    İstanbul                                     Giresun

         Mehmet Mehdi Eker                      Burhan Kayatürk                          Öznur Çalık

                 İstanbul                                       Van                                        Malatya

           Abdurrahman Öz                            Ergün Taşçı                       Nureddin Nebati

                  Aydın                                        Ordu                                       İstanbul

        Mehmet Emin Şimşek                       Mustafa Savaş                           Yusuf Başer

                    Muş                                        Aydın                                       Yozgat

           Şahap Kavcıoğlu                    Kemalettin Yılmaztekin                 Mehmet Erdem

                 Bayburt                                    Şanlıurfa                                     Aydın

            Volkan Bozkır                           Erkan Kandemir                    Ali İhsan Yavuz

                 İstanbul                                    İstanbul                                     Sakarya

              Halil Özcan                             Adem Yeşildal          Ceyda Bölünmez Çankırı

                Şanlıurfa                                     Hatay                                       Mardin

        Mihrimah Belma Satır

                 İstanbul

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi de Başkanlığımızın çağrı yazısını okumanızı rica ederim.

B) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ulusal güvenlik ve terör tehdidi nedeniyle Anayasa’nın 92’nci maddesi gereğince Irak ve Suriye’ye gönderilmesi için TBMM’nin 2/10/2014 tarihli ve 1071 sayılı Kararı’yla Hükûmete verilen ve son olarak TBMM’nin 1/10/2016 tarihli ve 1128 sayılı Kararı’yla 30/10/2017 tarihine kadar uzatılan iznin bir yıl daha uzatılmasına dair Başbakanlık tezkeresini görüşmek için yeter sayıdaki üyenin istemi üzerine Anayasa’nın 93’üncü ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 7’nci maddeleri gereğince Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23 Eylül 2017 Cumartesi günü saat 16.00’da olağanüstü toplantıya çağrıldığına ilişkin tezkeresi (3/1186)

22/09/2017

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığından

Bildirilmiştir

Türkiye Büyük Millet Meclisini Türk Silahlı Kuvvetlerinin, ulusal güvenlik ve terör tehdidi nedeniyle Anayasa'nın 92'nci maddesi gereğince Irak ve Suriye'ye gönderilmesi için TBMM'nin 02/10/2014 tarihli ve 1071 sayılı kararıyla Hükûmete verilen ve son olarak TBMM'nin 01/10/2016 tarihli ve 1128 sayılı kararıyla 30/10/2017 tarihine kadar uzatılan iznin bir yıl daha uzatılmasına dair Başbakanlık tezkeresini görüşmek için yeter sayıdaki üyenin istemi üzerine Anayasa'nın 93'üncü ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 7'nci maddeleri gereğince 23 Eylül 2017 Cumartesi günü saat 16.00'da olağanüstü toplantıya çağırıyorum.

Milletvekillerinin belirtilen gün ve saatte Genel Kurul toplantısına katılmalarını rica ederim.

 

                                                                          İsmail Kahraman

                                                          Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                Başkanı

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, olağanüstü toplantının konusu olan ve Anayasa’nın 92’nci maddesine göre verilen Başbakanlıkça verilmiş tezkereyi okutuyorum:

2.- Türkiye’nin Millî Güvenliğine Yönelik Ayrılıkçı Hareketler, Terör Tehdidi ve Her Türlü Güvenlik Riskine Karşı Uluslararası Hukuk Çerçevesinde Gerekli Her Türlü Tedbiri Almak, Irak ve Suriye’deki Tüm Terör Örgütlerinden Ülkemize Bundan Sonra da Yönelebilecek Saldırıları Bertaraf Etmek ve Kitlesel Göç Gibi Diğer Muhtemel Risklere Karşı Millî Güvenliğimizin İdame Ettirilmesini Sağlamak, Türkiye’nin Güney Kara Sınırlarına Mücavir Bölgelerde Yaşanan ve Hiçbir Meşruiyeti Olmayan Tek Taraflı Bölücü Girişimler ve Bunlarla İlgili Olabilecek Gelişmeler İstikametinde Türkiye’nin Menfaatlerini Etkili Bir Şekilde Korumak ve Kollamak, Gelişmelerin Seyrine Göre İleride Telafisi Güç Bir Durumla Karşılaşmamak İçin Süratli ve Dinamik Bir Politika İzlenmesine Yardımcı Olmak Üzere Hudut, Şümul, Miktar ve Zamanı Hükûmetçe Takdir ve Tayin Olunacak Şekilde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Gerektiği Takdirde Sınır Ötesi Harekât ve Müdahalede Bulunmak Üzere Yabancı Ülkelere Gönderilmesi ve Aynı Amaçlara Matuf Olmak Üzere Yabancı Silahlı Kuvvetlerin Türkiye’de Bulunması, Bu Kuvvetlerin Hükûmetin Belirleyeceği Esaslara Göre Kullanılması ile Risk ve Tehditlerin Giderilebilmesi İçin Her Türlü Tedbirin Alınması ve Bunlara İmkân Sağlayacak Düzenlemelerin Hükûmet Tarafından Belirlenecek Esaslara Göre Yapılması İçin Türkiye Büyük Millet Meclisinin 2/10/2014 Tarihli ve 1071 Sayılı Kararı ile Hükûmete Verilen ve Son Olarak 1/10/2016 Tarihli ve 1128 Sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile 30/10/2017 Tarihine Kadar Uzatılan İzin Süresinin Anayasa’nın 92’nci Maddesi Gereğince Bir Yıl Daha Uzatılmasına Dair Başbakanlık Tezkeresi (3/1185)

22/09/2017

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkiye'nin güney kara sınırlarına mücavir bölgelerde yaşanan gelişmeler ve süregiden çatışma ortamının millî güvenliğimiz açısından taşıdığı risk ve tehditler artarak devam etmektedir.

Türkiye, komşumuz Irak'ın toprak bütünlüğünün, millî birliğinin ve istikrarının korunmasına büyük önem atfetmektedir. Diğer taraftan, Irak'ta PKK ve DEAŞ unsurlarının varlığını sürdürmesi, etnik temelli ayrılıkçılığa yönelik girişimler, bölgesel barışa, istikrara ve ülkemizin güvenliğine doğrudan tehdit oluşturmaktadır.

PKK/PYD-YPG ve DEAŞ başta olmak üzere, Suriye'de mevcudiyetini sürdüren terör örgütleri ülkemize yönelik eylemlerini sürdürmektedir. Astana süreci ile başlayan ateşkesin kalıcı barışa ve çözüme ulaştırılması yönünde ülkemizin ilgili diğer ülkelerle yürüttüğü çalışmalarda önemli mesafe kaydedilmiştir. Bu bağlamda, Suriye sınırları içerisinde kararlaştırılan çatışmasızlık bölgelerinde terör faaliyetlerini sonlandırmak, huzur, barış ve güvenliği sağlamak amacıyla ilgili diğer ülkelerle yürütülen güvenlik ve diplomatik bazlı çalışmalar devam etmektedir.

Bütün bu gelişmeler çerçevesinde, terörle Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünü bozmaya ve sahada gayrimeşru oldu bittiler oluşturmaya yönelik, millî güvenliğimize tehlike oluşturabilecek her türlü risk, tehdit ve eyleme karşı, uluslararası hukuktan doğan haklarımız doğrultusunda gerekli önlemlerin alınması millî güvenliğimiz açısından hayati önem arz etmektedir.

Ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2170 (2014), 2178 (2014) ve 2249 (2015) sayılı kararlarıyla, Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünün ve bağımsızlığının teyit edilmiş olmasının ve yine 2170 (2014) sayılı Kararda bu ülkelerdeki terör faaliyetlerinin kınanarak DEAŞ ve benzeri terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı Birleşmiş Milletler üyesi tüm ülkelere 1373 (2001) sayılı Karar ve uluslararası hukuk çerçevesindeki sorumluluklarına uygun şekilde gerekli tedbirleri alma çağrısında bulunulmuş olmasının ışığında, Türkiye'nin DEAŞ ve diğer terör örgütleriyle mücadele amacıyla oluşturulan uluslararası koalisyon bünyesinde iştirak ettiği faaliyetlerin sürdürülmesi de önem taşımaktadır.

Bu mülahazalar ışığında, Türkiye'nin millî güvenliğine yönelik ayrılıkçı hareketler, terör tehdidi ve her türlü güvenlik riskine karşı uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli her türlü tedbiri almak, Irak ve Suriye'deki tüm terör örgütlerinden ülkemize bundan sonra da yönelebilecek saldırıları bertaraf etmek ve kitlesel göç gibi diğer muhtemel risklere karşı millî güvenliğimizin idame ettirilmesini sağlamak, Türkiye'nin güney kara sınırlarına mücavir bölgelerde yaşanan ve hiçbir meşruiyeti olmayan tek taraflı bölücü girişimler ve bunlarla ilgili olabilecek gelişmeler istikametinde Türkiye'nin menfaatlerini etkili bir şekilde korumak ve kollamak, gelişmelerin seyrine göre ileride telafisi güç bir durumla karşılaşmamak için süratli ve dinamik bir politika izlenmesine yardımcı olmak üzere hudut, şümul, miktar ve zamanı Hükûmetçe takdir ve tayin olunacak şekilde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerektiği takdirde sınır ötesi harekât ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi ve aynı amaçlara matuf olmak üzere yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması, bu kuvvetlerin Hükûmetin belirleyeceği esaslara göre kullanılmasıyla risk ve tehditlerin giderilebilmesi için her türlü tedbirin alınması ve bunlara imkân sağlayacak düzenlemelerin Hükûmet tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için 2/10/2014 tarihli ve 1071 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile Hükûmete verilen ve son olarak 1/10/2016 tarihli ve 1128 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile 30/10/2017 tarihine kadar uzatılan izin süresinin 30/10/2017 tarihinden itibaren bir yıl uzatılmasını Anayasa'nın 92’nci maddesi uyarınca arz ederim.

                                                                            Binali Yıldırım

                                                                               Başbakan

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Değerli milletvekilleri, Başbakanlık tezkeresi üzerinde Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 72’nci maddesine göre görüşme açacağız.

Gruplara, Hükûmete ve şahsı adına iki üyeye söz verilecektir.

Konuşma süreleri gruplar ve Hükûmet için yirmişer dakika, şahıslar için onar dakikadır.

Hükûmet? Burada.

Tezkere üzerinde söz alan sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum: Hükûmet adına Sayın Nurettin Canikli, Millî Savunma Bakanı; Milliyetçi Hareket Partisi adına Sayın Erkan Akçay, Manisa Milletvekili; Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Sayın Osman Baydemir, Şanlıurfa Milletvekili; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Öztürk Yılmaz, Ardahan Milletvekili; Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Sayın Volkan Bozkır, İstanbul Milletvekili; şahıslar adına Sayın Engin Altay, İstanbul Milletvekili ve Sayın Mehmet Mehdi Eker, İstanbul Milletvekili.

Şimdi, ilk söz Hükûmet adına Millî Savunma Bakanı Sayın Nurettin Canikli Bey’e aittir.

Buyurunuz Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Türk Silahlı Kuvvetlerinin sınır ötesi operasyon yapma imkânı talebini içeren tezkere üzerinde Hükûmetimizin görüşlerini ve gerekçelerini arz etmek üzere huzurunuzdayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin hemen başında, vatan topraklarının savunulması ve Türk milletinin özgürlüğü ve bağımsızlığı için canını feda eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimize bir kez daha Rabb’imden rahmet niyaz ediyorum; şehadete yürüyen bütün kahramanlarımızı rahmetle, minnetle ve şükranla anıyorum; gazilerimizi saygıyla selamlıyorum. Ülkemizin huzur ve güvenliği için büyük bir özveri ve cesaretle her türlü tehlikeye göğüs gererek, fedakârlıkla, imanla görevini sürdüren asker, polis, jandarma, geçici güvenlik korucusu tüm güvenlik güçlerimize en içten minnet ve şükranlarımızı sunuyorum. Rabb’im yâr ve yardımcıları olsun, kılıçları keskin olsun.

Değerli milletvekilleri, Türkiye, uzun zamandan beri tehlikeli, bölücü, ayrılıkçı terör örgütü ve terör örgütleriyle mücadele etmektedir, yaklaşık kırk yıldan beri. Son yıllarda ülkemizin karşı karşıya kaldığı güvenlik tehdidinin boyutu hem artmış hem de küresel ölçeğe taşınmıştır. Bugüne kadar Türkiye, bu mücadelede çok büyük bedeller ödemiş ve ödemeye devam etmektedir. Bugün itibarıyla terör örgütlerinin ortaya koyduğu tehdit başka bir boyuta taşınmıştır. Bugün itibarıyla terör örgütlerinin Türkiye’ye yönelik saldırılarını sadece bölücü ve ayrılıkçı gerekçelerle izah etmek mümkün değildir. Bugün içinde bulunduğumuz coğrafyanın siyasi sınırları yeniden dizayn edilmeye çalışılmaktadır. Esasında proje 1990’lı yılların başında hayata geçirilmeye başlanmıştı. Ülkemizin de içinde bulunduğu bu coğrafyada devletler küçültülmek, güçsüzleştirilmek, etkisizleştirilmek ve sürekli birbirleriyle kavga eden, aralarında derin ayrılıkların olduğu yeni devletçikler kurulmak istenmektedir ve bu şekilde coğrafya, dizayn etmeye çalışanlar tarafından çok daha kolay yönetilebilir hâle gelecektir. Bu açıdan bakıldığında bölücü terör örgütü, onunla birlikte hareket edenler, tüm terör örgütleri bu projenin realize edilmesi için birer taşerondan, birer paravandan ibarettir. Bu proje, ifade etmeye çalıştığım gibi, küresel ölçekli bir projedir. Yüz yıl öncesinin defterleri yeniden açılmıştır. Esasında küresel senaristler bu projeyi otuz yıl öncesinde yani 1990’lı yılların başında hayata geçirmeye çalışmışlardır. Onlar açısından hedeflerinin bir hayli gerisinde bulunmaktadırlar. Bu oyunu bu açıdan Türkiye bozmuştur. Terör örgütleri bu dönemde bu projenin hızla sonuçlandırılması için her türlü desteği bazı ülkelerden ve çevrelerden görmektedir. Bu terör örgütlerinin ağızlarına iki parmak bal sürülmüş ve onlar da bu maşalık görevine, fonksiyonuna razı olmuşlardır. Bölücü terör örgütünün küresel desteğindeki artışla birlikte Türkiye'ye yönelik saldırılar da artmaktadır. Tehdidin kaynağı daha önce sadece ve büyük oranda Kuzey Irak’tan beslenmekte iken bugün bu ölçeğin boyutu, büyüklüğü ve derinliği maalesef artmış ve şimdi Suriye’nin kuzeyi de bu tehdit unsurlarına ilave edilmiştir.

PKK’nın Suriye yapılanması olan PYD-YPG terör örgütü bugün Suriye sınırları boyunca siyasi bir oluşum peşindedir. Özellikle müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri’nin yoğun silah, mühimmat, araç gereç, istihbarat ve her türlü lojistik desteğiyle bu bölgelerden Arap ve Türkmen nüfusu çıkararak, onları topraklarından ederek bu emeline yani Suriye’nin kuzeyinde, ülkemizin güneyinde etnik yapı üzerine kurulu, terör örgütü tarafından koordine edilecek ve yönetilecek bir siyasi oluşumu gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar. Bu çerçevede PKK terör örgütünün bir parçası, Suriye uzantısı olan PYD-YPG terör örgütü, özellikle ifade etmeye çalıştığım gibi, bu bölgedeki topraklardan, uzun yıllardan beri o topraklarda yerleşmiş olan halkları oradan çıkararak etnik yapı üzerine işgalci bir anlayışla bir yapılanmanın önünü açmaya çalışmaktadır. Bunlara örnek; Menbic, Rakka örneklerden iki tanesidir. Aynı şekilde Kerkük ve Telafer’de de burada uzun yıllardan beri buranın sahibi konumunda olan bu halklar buralardan koparılmaya çalışılmaktadırlar. Elbette burada hemen ifade etmemiz gerekir ki bu şekilde bir yapılanmaya, bir çalışmaya hiçbir şekilde müsaade edilmeyecektir. Evet, maalesef, müttefikimiz Amerika ve diğer ülkeler tarafından terör örgütlerine DEAŞ’la mücadele kılıfı altında, çerçevesinde inanılmaz yardım ve destekler yapılmaktadır, bunların hepsini biliyoruz. Müttefiklerimiz tarafından verilen listelerde belirtilen silah, mühimmat ve teçhizatın çok daha büyük boyutta olanı bu terör örgütüne aktarılmaktadır. Bu silahlar bu yapı içerisinde er veya geç Türkiye’ye yöneltilecektir, bunu biliyoruz, görüyoruz ve bu da muhataplarımıza olabilecek en kararlı şekilde, en üst seviyede her fırsatta ifade edilmektedir. Tabii, sadece bunların muhataplarımıza, müttefiklerimize ifade edilmesi yetmez; onunla bu sorunun çözülmesi kesinlikle söz konusu değil, mümkün değil. Türkiye aktif olarak arazide bu yanlışları, bu işgalleri ortadan kaldıracak adımları, bu tehditleri ortadan kaldıracak adımları fiilen atmadığı sürece bu tehditlerin bertaraf edilmesi mümkün değildir; bunu da biliyoruz, bunu da görüyoruz ve bu çerçevede de gereğini yapıyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizin güneyinde bu şekilde bir siyasi oluşumun orta ve uzun vadede hiçbir şekilde hayatta kalma şansı yoktur, kısa vadede de Türkiye böyle bir oluşuma müsaade etmeyecektir, edemez zaten; çünkü öyle bir oluşum doğrudan Türkiye Cumhuriyeti devletini ve milletini hedef almaktadır, kısa dönemde güvenliğini hedef almaktadır, birlik, bütünlüğünü hedef almaktadır. Dolayısıyla uluslararası anlaşmalara aykırı, terör örgütü tarafından yönetilecek, kurulacak böyle bir devlet ya da oluşuma müsaade edemeyiz. Bu konuda her türlü tedbiri almak ve operasyon yapmak uluslararası hukuktan doğan hakkımızdır; bu haklarımızı kullanıyoruz ve kullanmaya devam edeceğiz.

PYD-YPG, ifade etmeye çalıştığım gibi PKK’nın Suriye uzantısıdır. Aynı terörist havuzunu birlikte kullanmaktadırlar, aynı yerden kumanda edilmektedirler, aralarında hiçbir fark yoktur. Bütün hesabımızı ve kitabımızı bu gerçek üzerine kuruyoruz; aksi hâlde sonuçlar yanıltıcı olur ve orada Türkiye’nin güvenliğini tehdit edecek, tehlikeye düşürecek çok ciddi oluşumlar ve sıkıntılar yaşanabilir.

Müttefiklerimizin verdikleri bu silahların Türkiye’ye karşı kullanıldığı konusunda elimizde çok ciddi, güçlü bilgiler ve emareler var. Bunları da bu bilgileri de bu silahları sağlayan ülkelerle paylaşıyoruz.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir önceki tezkereyle verdiği o yetkiyi Hükûmetimiz kullandı ve bu bağlamda Fırat Kalkanı harekâtı gerçekleştirildi biliyorsunuz.

Suriye’de DEAŞ terör örgütü hedeflerine yönelik olarak 24 Ağustos 2016’dan bugüne kadar hudut hattımıza mücavir bölgede 243 meskûn mahal ve 2.015 kilometrekare alan DEAŞ’tan temizlenmiştir. Eğer bu harekât yapılmasaydı bu topraklar DEAŞ tarafından direnilmeksizin YPG ve PYD’ye teslim edilecekti, bırakılacaktı ve terör örgütünün kontrolüne geçmiş olacaktı. Bugün hem Suriye’de hem Irak’ta bu şekildeki iş birliğinin bütün açık işaretlerini görüyoruz; Rakka’da da görüyoruz, başka yerlerde de görüyoruz. DEAŞ terör örgütü tek bir mermi sıkmadan bazı yerleri PYD-YPG terör örgütüne teslim etmektedir. Esasında her ikisinin de senaristlerinin dizaynını gerçekleştirmek için kurgulanmış, paravan ve maşa oldukları, bu iş birliği sayesinde de çok açık bir şekilde görülmektedir. Fırat Kalkanı operasyonu yapılmamış olsaydı hem bu topraklar DEAŞ tarafından YPG terör örgütüne teslim edilecekti hem de Türkiye birçok tehdide karşı daha açık ve korunaksız hâle gelecekti. Ayrıca, temizlenen bu bölgeye, bugün itibarıyla, Türkiye'den 55 bin Suriyeli göç etmiş ve yerleşmiştir; Suriye’nin diğer bölgelerinden de bu bölgeye yaklaşık 150 bin Suriyeli -şu anda iskân edilmek amacıyla- o topraklara yani Fırat Kalkanı operasyonuyla DEAŞ’tan temizlenen topraklara yerleşmişlerdir. Eğer bu imkân sağlanmamış olsaydı bu 150 bin Suriyeli de Türkiye sınırlarına dayanmış olacaktı ve bu anlamda yeni bir mülteci kriziyle Türkiye karşı karşıya kalmış olacaktı. Ve tabii en önemlisi, Fırat Kalkanı operasyonuyla, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Hükûmetimize verdiği yetkiyle gerçekleştirilen Fırat Kalkanı operasyonuyla Türkiye'nin güneyinde oluşturulmak istenen terör örgütü kontrolündeki siyasi yapılaşmanın kalbine çıkarılamayacak, çıkarılmayacak bir hançer saplanmıştır. Güvenliğimizi tehdit eden bu riskler hâlen aktiftir ve bu tezkereyle talep edilen yetkilere ihtiyaç vardır.

Bölgemizde gerginliği ve ülkemize yönelik güvenlik risklerini artıran yeni ve önemli bir gelişme de Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin aldığı referandum kararıdır. Böyle bir adım çok tehlikeli sonuçları beraberinde getirebilecek olan bir adımdır. Bölgedeki fay hatlarının yeniden ve güçlü bir şekilde aktive olmasına neden olacaktır. Bu referandum kararı ve uygulaması zincirleme reaksiyonlara yol açabilecek, böyle bir sorumsuz adım bölgede önü alınamaz bir yangına neden olabilecektir. Zaten şu anda Suriye'de küresel güçler arasında zaman zaman çok tehlikeli yakınlaşmaların olduğunu biliyor ve görüyoruz. Böyle bir çalışma, böyle bir referandumdan sonra bu tehlike çok daha görünür ve yakın hâle gelebilecektir.

Şu hususun da hiç unutulmaması gerekir: Böyle bir referandumdan en büyük zarar ve acıyı da dost ve kardeşimiz Kuzey Irak Kürt halkı çekecektir. Biz bugüne kadar her zaman oradaki kardeşlerimizin yanında olduk. Zulümlerden kaçarken her türlü desteği verdik, kapılarımızı sonuna kadar açtık. Daha sonra da ekonomik anlamda, kültürel anlamda ve güvenlik anlamında her türlü desteği sağladık ve bugün orada barış ve huzur içerisinde Kürt kardeşlerimiz hayatlarını idame ettirebiliyorlarsa Türkiye'nin verdiği destek ve katkı sayesindedir. Bunun hiçbir şekilde unutulmaması gerekir. Ancak yönetimin aldığı bu yanlış karar, bu sorumsuz karar bölgeyi ateşe atacaktır, bölge halkını ateşe atacaktır. Şahsi siyasi ikbal uğruna yangına âdeta körükle gidilmektedir.

Bu bölgede anahtar kural şudur: Bu bölgede hiçbir yerde demografik, etnik, mezhepsel ve siyasi yapıda en ufak bir değişiklik yapılmaması gerekir. Çok hassas ve kırılgan dengeler üzerine kurulu bir yapıda bir tuğlanın dahi oynatılması, yerinden çekilmesi tüm dengeleri bozacak, yeni kin, nefret, çatışma tohumlarının atılmasına neden olacaktır ve ne zaman biteceği tahmin edilemeyecek ve küresel ölçeğe taşınma ihtimali olan çatışmaları da beraberinde getirecektir. Referandum, hele siyasi sınırların değişmesi sonucunu doğuracak bir adım, daha büyük tehlike ve tehditlerin önünü açabilecektir. Referandum, bölgedeki çatışmaların boyutu ve taraflarını artıracak, hatta küresel boyutlu bir çatışma ortamına kapı aralayacaktır. Referandumun yapılması ve uygulanması ulusal güvenliğimiz açısından da ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. İsrail hariç bütün dünyanın karşı çıktığı referandumun yapılması bir akıl tutulmasıdır. Bölge halkı için tehlikeli bir maceradır.

Böyle bir referandum bizim açımızdan her zaman yok hükmünde olacaktır ve hiçbir kıymetiharbiyesi bulunmayacaktır. Bunun yanında Türkiye, bu tehlikeyi ortadan kaldırmak için uluslararası hukukun ve uluslararası anlaşmaların verdiği hak ve sorumluluklarının gereğini yapacaktır. Bütün araç ve yöntemler masadadır. Gerekli tüm tedbirler alınmaktadır ve alınacaktır. Bütün bu araçların, yöntemlerin kullanılması konusunda da en ufak bir tereddüt ortaya çıkmayacaktır. Bu husus, dünkü Millî Güvenlik Kurulu ve Bakanlar Kurulu toplantılarının sonucunda en yüksek kararlılıkla ifade edilmiş ve kamuoyuyla paylaşılmıştır. Irak’ın toprak bütünlüğü, siyasi sınırlarının değişmezliği ve Irak anayasası çerçevesinde kalınması gerektiği bir kez daha vurgulanmıştır. Buradan, bir kez daha bu maceradan vazgeçilmesini, referandumun iptal edilmesini talep ediyoruz. Bölgede kalıcı güvenliğin ve istikrarın sağlanması için sorunların Irak Merkezî Hükûmeti ve bölgesel yönetim arasında ve Irak anayasası temelinde ve çerçevesinde çözülmesi dışında başka bir yol yoktur. Türkiye olarak, sorunun Irak anayasası temelinde diyalog yoluyla çözümü yönünde her türlü desteğe hazır olduğumuzu bir kez daha buradan ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bakan, lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ülkemizin tehdit ve tehlikeleri savuşturacak imkân ve kabiliyetlere sahip olduğunun da altını çizmek istiyorum. Özellikle son yıllarda savunma sanayisinde atılan adımlar ve yerli üretim oranındaki büyük artışlar hareket kabiliyetimizi ve gücümüzü büyük oranda artırmıştır. Bu gelişmeyle birlikte, müttefiklerimizin bazı ürün ve parçalarla ilgili olarak örtülü ambargo uygulamaları bizi yolumuzdan alıkoymamaktadır. Sadece bazı savunma ürünlerinin geliştirilmesi sürecini geciktirmektedir.

Hamdolsun Türkiye bugün savunma alanında teknoloji geliştiren bir ülkedir. Bazı alanlarda, bazı ürünlerde dünyanın en iyileriyle yarışıyoruz. Silahlı İHA bunlardan sadece bir tanesidir. Bugün itibarıyla savunma sanayisi ürünlerinde yerli üretim oranı yüzde 65’in üzerine çıkmıştır. Özellikle füze ve roket sistemlerinde, akıllı mühimmat üretiminde, komuta, kontrol ve haberleşme sistemlerinde, bunlar başta olmak üzere Türkiye birçok alanda savunma sanayisinde çok önemli adımlar atmış ve gelişmeler kaydetmiştir. Savunma sanayisinde yakaladığımız bu gelişme bize terörle mücadelede çok büyük avantaj ve kolaylıklar sağlamaktadır. Elbette bu alanda daha çok yolumuz var, yapacaklarımız var.

Geliştirdiğimiz ürünlerin ve etkinliğinin terör örgütlerini ve onlara doğrudan veya dolaylı destek verenleri rahatsız ettiğini ve üzdüğünü görüyoruz. “İnsan hakları” kılıfı altında teröre destek verilmeye çalışılması kabul edilemez. Korkunun ecele faydası yok. SİHA’larımızla ve diğer bütün ürünlerimizle, yerli ürünlerimizle, silahlı ve silahsız tüm teröristlerin tepelerine binmeye devam edeceğiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; devletimizin birliği ve bölünmez bütünlüğü asla tartışmaya açılamaz. Terörü haklı gösterecek hiçbir gerekçe olamaz. Devletimizin bütünlüğüne ve milletimizin varlığına yönelecek saldırılar hiçbir zümre tarafından bir hak arayışı olarak nitelendirilemez.

Teröre destek olanlar, teröristlere karşı net ve kararlı bir tutum sergileyemeyenler en büyük zararı ülkemize ve geleceğimize, çocuklarımızın aydınlık geleceğine verdiklerini hiç unutmasınlar. Bölgesinde ve dünyada etkin bir rol üstlenme hedefiyle aktif bir siyaset izleyen Türkiye, terörle mücadelesini her hâlükârda imkânlarıyla sürdürecektir.

Bu vesileyle, hâlen Türkiye’ye yönelik risk unsurları artarak devam ettiği için, gerektiği takdirde bunların ortadan kaldırılması amacıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin sınır ötesine gönderilmesi imkânını da sağlayacak olan tezkeremizin yüce Meclis tarafından kabul edilmesini talep ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sağ olun, var olun. (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Efendim, şimdi söz sırası Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili ve Manisa Milletvekili Sayın Erkan Akçay’a aittir.

Buyurun Beyefendi. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmetin Türkiye Büyük Millet Meclisine sunduğu tezkere hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım, muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle bugün Hakkâri Şemdinli İlçesi Tekeli köyündeki modüler üs bölgesine Irak topraklarındaki Hakurk bölgesinden uçaksavar, havan ve roketlerle açılan ateş sonucu yapılan hain saldırıda bir askerimiz ve bir işçi vatandaşımız şehit olmuş, iki askerimiz de yaralanmıştır. Vatanımız ve milletimiz için canlarını feda eden bütün şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar diliyorum.

Güney sınırlarımızda yaşanan gelişmeler ve yaşanan çatışma ortamı millî güvenliğimizi doğrudan tehdit etmektedir. Yaşanan bu gelişmelere karşı, uluslararası hukuktan doğan haklarımız doğrultusunda gerekli önlemlerin alınması için çıkarılan tezkerenin süresi 30 Ekim 2017 tarihinde dolmaktadır. Bu tezkereyle süre bir yıl daha uzatılmaktadır.

Hükûmet tezkeresinin gerekçesinde son derece önemli tespitler yer almaktadır. Tezkerede Türkiye'nin güney sınırları boyunca ulusal güvenliğine dönük risk ve tehditlerin arttığı belirtilmekte, buralarda yaşanan ve hiçbir meşruiyeti olmayan, tek taraflı bölücü girişimlerin ülkemizin geleceği açısından ciddi riskler ve tehditler oluşturduğu ifade edilmektedir. Türkiye'nin Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne, birliğinin ve istikrarının korunmasına önem verdiği belirtilerek Irak ve Suriye’de PKK, PYD ve DEAŞ’ın varlığının devam etmesinin, etnik ayrılıkçı girişimlerin bölgesel barışa, istikrara ve ülkemizin güvenliğine tehdit oluşturduğu ifade edilmektedir.

Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü bozmaya ve gayrimeşru oldubittiler oluşturmaya yönelik millî güvenliğimize tehlike oluşturan her türlü eylemlere karşı uluslararası hukuktan ve ikili anlaşmalardan doğan haklarımız doğrultusunda gerekli önlemlerin alınması millî güvenliğimiz açısından hayati önem arz etmektedir. Söz konusu olan, Türkiye'nin güvenliği, hak ve menfaatleri ile bölgemizin huzur, barış ve güvenliğidir. Milliyetçi Hareket Partisi Türk milletinin, Türk devletinin ve Türk vatanının kardeşlik hukukunun kutsal bir emanet olarak savunulmasını şart görmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi her zaman Türkiye'nin güvenliğini tehdit eden unsurların ortadan kaldırılması ve millî hak ve menfaatlerin korunması ilkesiyle hareket etmiştir.

İkinci husus, Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğü ve bölgede yaşanan kargaşa ve çatışmaların sona erdirilmesidir. Sorunların çözümü için bölge ülkeleriyle birlikte hareket edilmesi gerekiyor.

Diğer önemli bir husus da yaşanan çatışmaların yol açtığı insani dramı sona erdirmek, evini, yurdunu terk edip mülteci konumuna düşen insanların kendi vatanlarında rahat ve huzur içinde yaşamalarını temin etmektir. Bize göre, PKK, PYD, DEAŞ küresel projelerin taşeronu terör örgütleridir; hepsi Türkiye’nin güvenliğini tehdit etmektedir. Tehdit, doğrudan Türk milletine yöneliktir. Türkiye, sınırlarımız boyunca sahnelenen fitne kampanyasına karşı tüm millî güç unsurlarıyla göğüs germelidir.

Değerli milletvekilleri, Irak’ın işgali sonrasında ülkenin etnik ve mezhep olarak parçalara ayrılma projesinin bir benzeri 2011 yılından bu yana Suriye’de sahnelenmektedir. Bugün, komşumuz olan iki ülke bölünmenin eşiğine gelmiştir. Suriye ve Irak’ta yaşanan bu iç savaşlar sadece kendilerini değil, çevresindeki bütün komşu ülkeleri de derinden etkilemektedir. Suriye’de milyonlarca insan yerinden yurdundan olmuş, Türkiye 3 milyonu aşkın mülteciyi kabul etmiş, Suriye’nin toprak bütünlüğü ciddi zarar görmüş ve Suriye toprakları DEAŞ, PKK/PYD, rejim ve ÖSO tarafından paylaşılmaya çalışılmaktadır. Irak özerk bölgelere ayrılmış, her gün etnik ve mezhebî çatışmaların yaşandığı bir ülke hâline gelmiş, Irak neredeyse yok olmanın eşiğine yaklaşmıştır. Irak’ın kuzeyi Barzani tarafından yönetilirken, Musul, Kerkük ve Tuzhurmatu’da yaşayan Türkmenler âdeta yok edilme sürecine getirilmiştir.

Suriye’nin kuzeyinde terör örgütü PYD-YPG’ye açılan kulvar, sınırlarımız açısından büyük bir güvenlik ve beka tehdidi hâline gelmiştir. Suriye’deki iç savaş büyük bir hızla etnik ve mezhebî çatışmalara dönüşmüştür. Suriye’deki PYD, DEAŞ gibi terör örgütleri ile rejim arasındaki kavgada yine olan masum Suriye halkına ve Humus’ta, Halep’te, Türkmen Dağı’ndaki Türkmenlere olmuştur. Suriye’de DEAŞ’la mücadele ettiğini söyleyen koalisyon güçleri PYD’yle müttefik olmuş, her türlü silah yardımı yaparak PYD’nin bölgede palazlanmasına yol açmıştır. Perde önünde kendilerini bizimle müttefik gibi gösteren bazı ülkeler güneyimizdeki terör örgütlerinin hamisi, tedarikçisi konumundadır. Türkiye'ye parasıyla silah vermeyen sözde dost ve müttefiklerimiz teröristlere son teknoloji silahları bedavaya hibe etmektedir. ABD’nin YPG’ye yani PKK’ya vermiş olduğu silah ve mühimmat desteği millî güvenlik sorunu hâline gelmiştir.

İşte bu tezkere sadece terör örgütlerine karşı değil, terör örgütlerini destekleyen, onları besleyen, semirten ülkelere karşı da Türk milletinin Gazi Meclisten yüksek bir uyarısı olacaktır. Yaşananlar gösteriyor ki Orta Doğu’da kendi göbeğimizi kendi elimizle kesmemiz gerekmektedir. İşte bu tezkerenin bir boyutu da bu şekilde değerlendirilmelidir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak yıllardır ısrarla, üzerine basarak yaptığımız uyarılar Orta Doğu’daki bu kirli ilişkilere yöneliktir. 6 Ağustos 2012 tarihinde “Orta Doğu’da yeni devletler kurmak isteyen çevrelere, silah ve terör baronlarına karşı uyarılarda bulunarak ülkemize yönelen tehditleri en aza indirmek amacıyla batı ucu Afrin’i, doğu ucu Kandil’i içine alacak biçimde tesis edilecek hilal şeklindeki güvenlik kuşağı bir an önce sağlanmalı ve icra edilmelidir.” önerisinde bulunmuştuk. 26 Şubat 2013 tarihinde, Irak ve Suriye’nin kuzeyindeki gayrimeşru yapılanmanın devlet statüsüne kavuşması için emperyal güçlerin durmaksızın çalıştıklarını ifade ettik. Bu görüşlerimiz, Hükûmetin aldığı kararlar doğrultusunda 24 Ağustos 2016’da Türk Silahlı Kuvvetlerimiz Fırat Kalkanı harekâtını başlatmıştır. Suriye sınırımıza yönelik bu operasyon 30 Mart 2017 tarihinde başarıyla tamamlanmış, ülkemize Türkiye'nin kuzeyinden gelecek saldırılara yönelik önlemler bir nebze olsun alınmıştır.

Ancak, bilindiği üzere, Türkiye'nin güney sınırı güvenliği ve bekasına yönelik tehdit sadece Suriye’nin kuzeyinden gelmemektedir. Sevr hayalini gerçekleştirmek isteyenler, Irak’ın kuzeyinde peşmergebaşı Barzani’yle yüz yıllık oyunu yeniden sahnelemektedir. 25 Eylülde yapılmak istenen korsan bağımsızlık referandum girişimi, emperyalistlerin Sevr rüyasını yeniden hortlatmaktadır. Bu, aslında yüz yıllık bir hesaplaşmadır. Bu tezkerenin en önemli yanı da budur. Bu tezkere sadece güney sınırlarımızdaki tehlikeye değil, Türkiye düşmanı bütün güçlere karşı yüksek sesle bir karşı duruş olacaktır.

Bugün buradan, ülkemizin bekasını ve bütünlüğünü tehdit eden 25 Eylül 2017 tarihli korsan referandum girişimine karşı güçlü ve kararlı bir ses çıkacaktır. Gayrimeşru ve kabul edilemez bu korsan referandum iş işten geçmeden iptal edilmelidir.

Barzani’nin 7 Haziranda “25 Eylülde, bağımsızlığa giden yolun önünü açacak referandumu yapacağız.” dediği andan itibaren Milliyetçi Hareket Partisi tavrını net bir şekilde ortaya koymuştur. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, referanduma izin verilemeyeceğini, Irak’ın toprak bütünlüğünün bozulmasının en ağır yankısının Türkiye'de hissedileceğini, referandum ateşiyle oynayanların kendilerinin yanacağını ifade ettik. İşte, bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, bu tezkereyle Ankara’dan Erbil’e “Ateşle oynama, yanarsın.” mesajı verilmektedir. Bu tezkere, Türk milletinin millî gücünü sonuna kadar kullanacağının kararlılık ifadesidir. Biz, bu tezkereyle, bir gece ansızın görünebileceğimiz hususunda şaka yapmadığımızı, oyun oynamadığımızı, Türkiye'nin bekası için her şeyi göze alabileceğimizi kesin bir şekilde söylüyoruz. Açıkça ifade ediyoruz ki Irak ve Suriye’de yaşayan Türkmen varlığı hiçbir şekilde oldubittiye getirilerek bastırılamaz, horlanamaz, topraklarından ve yurtlarından sökülüp atılamaz.

Soydaşlarımızın hayat alanlarına göz dikenler, referandum yoluyla daha önce başlattıkları etnik tasfiyenin çıtasını yükseltmeyi amaçlayanlar Türk milletinin sabrını daha fazla zorlamaktan vazgeçmelidirler. Bu provokasyon miadı dolmuş Barzani’nin hayrına olmayacaktır. Rüzgâr eken fırtına biçecektir.

Irak ve Suriye’nin kuzeyinde gayrimeşru ve düşmanca her hamleyi Türkiye korkusuzca kesmeli, sınırlarımız tüm imkânlarımız kullanılarak emniyete alınmalıdır. Artık başka yol kalmamıştır. Biz biliyoruz ki eğer ki millî bekamıza yönelmiş tehditler odağında yok edilmezse yurdumuzu savunma güçlükleri peyderpey karşımıza çıkacaktır. Ankara güvende olacaksa, Diyarbakır huzur içinde kalacaksa Kerkük’ün, Musul’un, Halep’in dirlik içinde olması tarih ve jeopolitiğin bize uyarısıdır.

Misakımillî sınırları içerisinde Kerkük ve Musul’un statüsü, Türkiye-Irak sınırının nasıl belirleneceği Lozan Antlaşması’nın 3’üncü maddesiyle düzenlenmiştir. Bu madde hükmünün gereği olarak yapılan ve Lozan’ın tamamlayıcısı niteliğindeki bir belge olan 5 Haziran 1926 tarihli Ankara Anlaşması’yla Irak’ın statüsü tespit edilmiştir. Aynı anlaşmada bu topraklar üzerinde ilhak, istiklal veya herhangi bir idare şekli hakkında esas kabul edilen veya edilecek olan bütün kararlar konusunda Türkiye’nin söz hakkına sahip olacağı saklı tutulmuştur. Ayrıca Irak’la 1946 yılında yapılan dostluk ve iş birliği anlaşması ve 1983 yılındaki sınır güvenliği anlaşması ile Birleşmiş Milletlerin üye ülkelerin sınırlarının bölünemezliği ilkesi Türkiye’nin tezlerindeki haklılığını ortaya koyan hukuki altyapıyı kuvvetlendirmektedir. Bu nedenle, Barzani’nin, Türkmen kentlerini de kapsayan korsan referandum hazırlığının tarihten ve hukuktan gelen haklarımız doğrultusunda sonuna kadar karşısındayız. Bu referandum, sinsi bir ön çalışma, karanlık bir öncü hamledir. Bu referandum, Türkmenlerin, Türkiye'nin, bütün bölge insanlarının ve bu coğrafyanın tamamen aleyhinedir. Bu korsan referandum, gayrimeşrudur, kabul edilemez; vahim sonuçlara gebe bir girişimdir, Türkiye’ye doğrudan tehdittir.

Türkiye'nin uluslararası ve ikili anlaşmalardan doğan hakları yerinde ve güçlüdür. Bu nedenledir ki Türkiye Cumhuriyeti, bekasını yakından tehdit eden, egemenlik haklarını doğrudan hedef alan, varlık ve birliğini riske sokan her türlü eylem, hazırlık, kurgu, tertip, teşebbüs ve mütecaviz emellere karşı meşru müdafaa ve müdahale hakkını kullanmakla mükelleftir. Türkiye’ye hiçbir güç yön veremez, Türkiye Cumhuriyeti’ne kimse parmak sallayamaz. Bize parmak sallayanların parmağını kırarız.

Değerli milletvekilleri, ne zaman devletimizin egemenliği, milletimizin geleceği tehdit ve tehlike altına girme riskiyle karşı karşıya kalmışsa Milliyetçi Hareket Partisi, bu mücadeleyi yapacak devlet kurumlarına desteğini vermiştir, vermeye de devam edecektir. Çünkü ülkemize bir saldırı ihtimali varsa, terör örgütleri tarafından millî güvenliğimiz tehdit altındaysa tüm imkânlarımızla buna karşı koymak, her şeyden önce bir vatan savunmasıdır, millî bir görevdir.

Bu duygu ve düşüncelerle Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak Hükûmet tezkeresine kabul oyu vereceğimizi ifade ediyor, muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Akçay.

Gruplar adına ikinci söz, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Şanlıurfa Milletvekili Sayın Osman Baydemir’e aittir.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; parlamentolar, milletin, halkın hür iradesiyle oluşan parlamentolar, demokratik değerler açısından âdeta bir mabettir. Parlamentoların, milletin iradesinin üzerinde hiçbir vesayet ve hiçbir darbenin meşruluğu yoktur. Grubum adına, tezkereye dair söz almışken 4 Kasımda darbe sonucu beş ayrı kentte bir siyasi operasyonla, haksız ve hukuka aykırı bir şekilde gözaltına alınan, tutuklanan ve bir darbe sonucu hâlen cezaevinde tutulan Eş Genel Başkanlarımız Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Grup Başkan Vekillerimiz İdris Baluken, Çağlar Demirel ve diğer bütün milletvekilleri adına hepinizi saygıyla, sevgiyle, hürmetle selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

Bir kez daha, şu anda cezaevinde bulunan 10 milletvekilinin tümü için söylüyorum: Milletin iradesine yapılan bu saldırı, bu rehin tutma işlemi, bu baskı rejimi gayrimeşrudur. Bu gayrimeşruluk ortamı içerisinde şimdi ülke bambaşka bir gayrimeşruluğa doğru hızla sürükleniyor.

Bizler, bu Parlamento çatısı altında birbirinden farklı düşünen siyasi partileriz. Zaten birbirimiz gibi düşünseydik farklı partiler kurmamıza da gereksinim olmayacaktı. Bu tezkere, özü itibarıyla neredeyse üç yıllık zaman dilimi içerisinde bütün darbe hukukuna, bütün ötekileştirme hukukuna rağmen haklılığımızın ispatı niteliğindedir. Tarih, bir kez daha bizleri haklı çıkartmıştır. AKP-MHP ittifakı ve aynı zamanda diğer şer örgütleriyle yapmış oldukları ittifak, neredeyse üç yıllık zaman dilimi içerisinde bu ülkeyi, tarihinde hiçbir zaman tanık olmadığı büyük badirelerle karşı karşıya getirmiştir.

Değerli milletvekilleri, her şeyden önce, bugün konuşacağımız tezkerenin, oylarımıza sunulacak olan tezkerenin bugün itibarıyla bir aciliyeti yoktu. Neredeyse tezkerenin -şu anda yürürlükte olan, derdest olan tezkerenin- daha kırk günlük zamanı var ve dokuz gün sonra Parlamento zaten rutin işleyişi içerisinde toplanacak ve günü geldiğinde, tezkereye ihtiyaç varsa tezkere bir kez daha onaylanacaktı. Neden bugün bu tezkere hem milletin önüne hem de Millet Meclisinin önüne konuluyor? Çünkü, Hükûmet, neredeyse üç yıldır tüm Orta Doğu coğrafyasında ve ülke içerisinde kutuplaştırmayla, çatıştırmayla, kan dökerek, bir baskı rejimini inşa ederek bir ülkeyi yönetmenin yani kendi hükûmet etme sürecini uzatmanın bir aracı hâline dönüştürmüş durumda ve bu gayrimeşru politikayı Parlamentodan geçirmek suretiyle meşrulaştırma çabasını ortaya koyuyor. Bu itibarla da bu oyuna “Demokrasiden yanayım, milletin iradesinden yanayım, haklardan, özgürlüklerden yanayım; olağanüstü hâl rejimine karşıyım, kanun hükmünde kararnamelere karşıyım.” diyen herkesin “hayır” demesi gerekiyor. “Milletin iradesiyle gelen ancak ve ancak milletin iradesiyle gider.” diyen herkesin buna “hayır” demesi gerekiyor.

Değerli arkadaşlarım, bu tezkerenin bir diğer amacı daha var: Neredeyse üç yıldır tüm coğrafyamızda ifade etmeye çalışıyoruz; ırkçılık, aşırı milliyetçilik, savaş ve çatışma, bir toplumun ancak ve ancak felaketi olabilir. Bir toplumu felaketten çıkarmanın yegâne bir yolu vardır; o da adalete, barışa, özgürlüğe sahip çıkmak, onu korumak ve kollamaktır. Bu tezkere, açık, net bir şekilde 40 milyon Kürt halkının düşmanlığının ilanı tezkeresidir.

Değerli kardeşlerim, Kürt halkı, tıpkı Türk halkı gibi, Ermeni halkı gibi, Asuri, Süryani halkı gibi, Fars halkı gibi, Arap halkı gibi bu coğrafyanın asli, onurlu halkı ve sahiplerindendir. Bu coğrafyada Kürt halkının haklı özgürlük talebi, haklı barış talebi, haklı bir arada yaşam talebi karşılanmadığı müddetçe Orta Doğu coğrafyasının tamamı, emperyal hedeflerin tahtası olmaya devam edecektir. Eğer ki bugün Orta Doğu coğrafyasında emperyaller cirit atıyorsa bu, sadece emperyallerin suçu değildir, günahı değildir, Orta Doğu devletlerinin, kendi halklarının seslerine, özlemlerine, taleplerine, adalet talebine yanıt vermemesinin aynı zamanda sonucudur. Sizler yara oluşturursanız başkaları elbette ki bu yaraları kaşıyacaktır.

Bakın, bu coğrafya, cumhuriyet tarihinde ilk defa, ilk defa bir ezber bozdu; Kürt sorununun çözümünde barışçıl yöntemlerle çözülsün diye bir müzakere masası, diyalog masası kuruldu. O müzakere masası, o diyalog masası tek başına iktidar olma uğruna devrildi, tecrit kuruldu ve şu ana kadar 3 bini aşkın canımızı, yurttaşımızı, meslek kimliği ne olursa olsun, yitirdik, toprağa verdik. Bunlar yetmiyormuş gibi, bir kez daha yetmiş yıllık bütün politikaların neredeyse katmerlisine geri dönüş oldu.

Bakın, bir halkın referanduma gitmesi yani milletin iradesine başvurması, o irade nedir diye, açığa çıksın diye sorması neden gayrimeşru olsun? Sizler açısından meşru olan bir hak, adil olan bir hak Kürt halkı için neden gayrimeşru olsun? Kaldı ki bizim takip ettiğimiz kadarıyla, güney Kürdistan halkı, Irak Anayasası’nın 140’ıncı maddesine dayanan kimi haklarının hayat bulmamasından kaynaklı, uzun bir süredir Kürdistan Bölgesel Yönetimi, Federal Bağdat Hükûmet Yönetimi’yle bir dizi krizler yaşıyor. Bu krizlerin aşımı konusunda milletin başvurmuş olduğu ve irade neyse açığa çıksın yöntemidir referandum. Eğer referandum gayrimeşruysa 16 Nisanda bu ülke niye referanduma başvurdu, niye milletin iradesine gitti? Eğer bir meşruluk sorunu tartışılacaksa, bugün bu ülkede 88 belediyeye, milletin iradesiyle seçilmiş olan belediyelere kayyum atandı ve şu anda o kayyumlar, milletin iradesini ayaklar altına almış, âdeta bir işgal ve sömürü hukukuyla ancak hareket ediyor. OHAL’de meşruluk zemininden çıkanların, uluslararası zeminde meşruluktan bahsetmesinin kıymetiharbiyesi yoktur, olmayacaktır.

Kaldı ki Kürdistan bölgesinde yaşayan bütün halkların, Asuri-Süryanilerin, Ermenilerin, Türkmen kardeşlerimizin, Kürt kardeşlerimizin, onların iradesi, totalindeki iradesi neyse başımız gözümüz üstüne kabulümüzdür ve şu anda da biliyoruz ki Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile Bağdat rejimi arasında trafik hâlâ diyaloglarla devam ediyor. Dolayısıyla, bu trafik sonrasında ister referanduma gidilsin ister referandum ertelensin Kürdistan halkının, halklarının iradesi neyse başımız gözümüz üstüne kabulümüzdür, sandıktan çıkan irade her neyse başımız üzerine kabulümüzdür. Hiçbir kimsenin, hiçbir gücün ve hiçbir otoritenin bir milletin iradesini tehdit etmeye hakkı ve haddi yoktur. Eğer tezkereler, savaş kararları, işgaller, sömürü hukuku bir sonuç doğurmuş olsaydı biz bugüne kadar onlarca kez bu sorunu çözmüş olurduk, sorun diye bir şey kalmamış olacaktı. Şimdi Hükûmet yetkilileri çıkmış diyorlar ki “Irak’ın toprak bütünlüğü.” Böyle bir kaygınız yok. Sayın Başbakanın kendi Twitter adresinden paylaşmış olduğu paylaşıma bakın.

Sayın Başbakan, İbadi’yle kriz yaşandığında siz haklı olarak İbadi’ye dediniz ki: “Kürdistan yönetimi, bizim meşru muhatabımızdır ve biz bundan sonra bütün ticari ilişkilerimizi, petrol anlaşmalarımızı, bütün ekonomik ilişkilerimizi o yönetim üzerinden sürdüreceğiz.” Ne değişti de o günün dostu bugünün düşmanı oldu, ne değişti? Bir de her fırsatta toprak bütünlüğünden bahsediyorsunuz, barıştan ve istikrardan bahsediyorsunuz. Ya, Allah aşkına, Muhammed aşkına, İsa aşkına, Ali aşkına, her neye inanıyorsanız onun aşkına; Orta Doğu’da istikrar mı var, Orta Doğu’da barış mı var? Bütün insanlık değerleri ağır saldırı altında. Bu insanlık değerlerinin ağır saldırı altında oluşu yetmiyor, ateşe benzin dökmeye kalkıyorsunuz. Bu, çözüm değildir; bu, çözümsüzlüktür.

Ulusların kendi kaderini tayin hakkı, evrensel, meşru ve kutsal bir haktır. Bu hak, Filistin halkı için ne kadar meşruysa, Katalonya halkı için ne kadar meşruysa, İskoç halkı için ne kadar meşruysa Kürtlere de, kürdistan halkına da anasının ak sütü gibi helal ve meşrudur. (HDP sıralarından alkışlar) Sorunun çözümü ne Türkiye kürdistanında ne Irak’ta ne Suriye’de Rojava kürdistanında ne de Rojhılat kürdistanında… Biz, HDP olarak sorunun çözümünü şiddette, çatışmada, savaşta, ölmekte ve öldürmekte görmüyoruz, sorunun çözümü oradan geçmiyor.

Bir vatanı nasıl tarif edersiniz? O vatan için ölen insanların vücudunda açılan kurşun delik sayısıyla da ölçebilirsiniz, o vatanın ve yönetiminin barışçıl politikalarıyla, adilane politikalarıyla, o coğrafyadan çıkarmış olduğu bilim adamlarıyla, ilim adamlarıyla, futbolcularıyla, değer yargılarıyla da ölçebilirsiniz. O vatanın realitesini değiştirmez ama o vatana tanım yapanların kişiliği, insan kimliği açısından çok önemli veridir.

Ben, Ahmedi Hani’nin geleneğinden geliyorum, ne pahasına olursa olsun, milletimin bir evladı olarak, milletimin sürdürülmesi için, dilimin, kültürümün, kimliğimin sürdürülmesi için mücadele veriyorum, suç mu işliyorum? Sizler, Aliya İzzetbegoviç’in kültüründen, geleneğinden gelenlersiniz. Bakın, onun sizlere, bugünkü nesillere bir veciz çağrısı var: Sayın Başbakan, sayın bakanlar; koşullar her ne olursa olsun insan olmak ve insan kalabilmek. Allah aşkına, yetmiş yıldır, Kürt halkının, Orta Doğu coğrafyasında gerek Ankara rejiminin gerek Bağdat gerek Şam rejiminin gerek Tahran rejiminin uygulamaları itibarıyla insanlık mı kaldı?

Bakın, bu politikalar bu ülkeyi hangi aşamaya getirdi? Tezkereler, savaş, ölüm, kışkırtma bakın neye sonuç açtı, neyi başardınız? Bugüne kadarki tezkerelerle ne başarıldı ki bundan sonra başarılsın? Başarılan bir şey var, hakikaten başarılan bir şey var: 78 yaşındaki Hatun ananın cenazesi mezarından çıkarıldı, bu şehrin, bu başkentin mezarlığına defnedilmeme başarısını elde ettiniz. İşte, bütün bu politikalar burada durmuyor, bütün bu söylemler burada durmuyor; toplumun genetiğinde, fikriyatında farklılaşıyor, bir arada yaşam zeminini ortadan kaldırıyor. Bu tezkerenin kendisi, bu ülke için bir beka sorunudur. Altını çizerek söylüyorum: Bu tezkerenin kendisi, bu tezkerenin mantığı, felsefesi olan Kürt düşmanlığının kendisi, bu ülkenin bir beka sorunudur. Eğer bu ülkeyi zerre kadar düşünüyorsanız, bu ülkeyi zerre kadar düşünenler varsa, önce onlar bu tezkereye “hayır” demelidir. Bir kez daha bu coğrafyayı çatışma zemininden çıkarmanın da en hayırlı fırsatlarından olabilir bugün kullanacağınız oylar.

Bu itibarla da, ben bütün Parlamentoya çağrıda bulunuyorum: Tıpkı 2003 yılında olduğu gibi, gelin, gelin, bu savaş tezkeresine “hayır” diyelim, gelin, bu düşmanlık tezkeresine “hayır” diyelim, gelin, Orta Doğu coğrafyasını kan gölüne çeviren kin, intikam, ret politikasına hep birlikte “hayır” diyelim.

Müsaadeniz olursa… Ümmet geleneğinden gelen insanlar var şu anda burada. Bizi kavim kavim yaratan Hak, Cenab-ı Hak değil midir? Sizin mensubu olduğunuz kavmin hakkı hukuku neyse benim mensubu olduğum kavmin de hakkı hukuku odur.

Filistin halkına istemek, Myanmar için birlikte gözyaşı dökmek ama sıra Kürtlere gelince “Kürt, anasını görmesin.” politikasından “Kürt anasını Ankara’da defnedemesin.” politikasına sıçrama yaptınız. Ayıptır, günahtır, yazıktır, bu ülkeye yapmayın bu kötülüğü.

Bugün bu Parlamentoda bu Parlamentonun kuruluşunda harcı olan, siyasi liderliğin sürdürücüsü olan milletvekili kardeşlerime çağrıda bulunuyorum: Bu Parlamentonun kuruluş harcı da milletlerin kendi kaderini tayin etme hakkı üzerine kurulmuştur ve sizin şu anda takip etmiş olduğunuz siyasal önderlik, liderlik “Bağımsızlık, özgürlük benim karakterimdir.” demiştir. Bağımsızlık ve özgürlük, sizin karakterinizse, Kürt halkı için, kardeşiniz olan, kardeşiniz olduğunu iddia etmiş olduğunuz Kürt halkı için neden bu karakter olmasın? Neden bu çok görülsün?

Kaldı ki, referandumun sonucunda gerek Kürdistan Bölgesel Yönetimi’yle ve gerekse Federal Irak Yönetimi’nin, Hükûmetinin referandum sonucuna göre hangi kararı alacağı da daha belli değildir. Neden güney Kürdistan hükûmeti burası için bir tehdit olsun? Neden Rojava kürdistanı burası için bir tehdit olsun? Neden olsun? Tek bir çakıl taşı dahi, Suriye’de yaşayan, Rojava’da yaşayan Kürt halkı, Kürdistan halkı tarafından bugüne değin bütün kışkırtmalara rağmen bu ülkeye atılmamıştır. Neredeyse son on yıldır bu ülkenin dış ticaret hacmini, ithalatını en çok yapmış olduğu coğrafyalardan bir tanesi de güney Kürdistan’dır.

Bütün bu hâl ve ahval içerisinde bu tezkereyi bugün getirmek, ancak ve ancak tehdittir ve bu tehdit, sadece HDP fikriyatında olan Kürtleri tehdit etmiyor, sadece HDP fikriyatında olan Kürtler bundan incinmiyor; bu Parlamento çatısı altında bulunan bütün siyasi partilere oy vermiş olan bütün Kürtler bunu kendisine yapılmış bir tehdit, bir hakaret, bir haksızlık olarak kodluyor. İşte bölünme budur, bölünme budur.

Bundan çok değil, birkaç yıl önce bütün bu coğrafyaya hayat vermiş bütün kültürlere, bütün dillere, bütün milletlere 2013 “Nevroz”unda Kürt halkı bir fırsat sundu; bütün Orta Doğu coğrafyasında bütün halkların, bütün kavimlerin, bütün inançların, bütün mezheplerin eşitçe, özgürce, kardeşçe bir yaşamı kurgulayabilecekleri bir siyasal zemin sunuldu. Ne yaptınız? Dolmabahçe mutabakatını ve müzakere masasını tekmelediniz. Niçin, ne uğruna? İki şey uğruna: Tek başına iktidar olmak ve Suriye’de, Rojava’da Kürtler statü sahibi olmasın. Peki, 20 milyon nüfusa sahip olan bir ülke…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözünüzü bağlayın lütfen.

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – …güney Kürdistandaki referandumu kendisine tehdit olarak görsün? Çünkü Kürt sorununun çözümüne, Kürtlerle eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşama istencine dair ve sorunu çözmeye dair miskalizerre kadar bir mecaliniz kalmadı, bir politikanız kalmadı. Niye? Çünkü yanlış ittifaklar kurdunuz. O yanlış ittifaklarınız sizlere bagajlar yükledi ve her fırsatta çıkıp topluma, halka “Bütün dünya bir olmuş, bize karşı cephe olmuş.” diyorsunuz. Siz yanlış ittifak yaptınız, yanlış argümanla sahaya çıktınız. Barış varken savaşı tercih ettiniz. Bir kez daha söylüyorum: Bu tezkereye “evet” demek, olağanüstü hâl rejimine “evet” demektir, kanun hükmünde kararnamelere “evet” demektir. Bu tezkereye “evet” demek, Kürt ve Türk halkının ve bu coğrafyada yaşayan halkların ve inançların boğazlaşmasına kapı aralamak demektir. Benim evimde yangın çıkarsa, Sayın Başkan, sizin evinize sıçrar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Baydemir…

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – Üç dakika verecektiniz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hayır efendim, bu kadarı kâfi görüyorum ve beyanlarınız da…

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – Neden?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Niye?

BAŞKAN – Hayır efendim, takdir bana ait. Beyanlarınız da…

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – Diğer hatiplere kaç dakika verdiniz Sayın Başkan?

BAŞKAN – Bakın, Osman Bey, istirham ediyorum. Bir dakika… Bir dakika… Konuşmanızın bütünlüğü bozulmasın diye kesmedim. Baştan aşağı tarafgir ve töhmet altında bırakan beyanlarınız var. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bakın, şu anda zabıtları istiyorum, zabıtları inceleyeceğim. Mesela bir tanesi, şu anda tespit ettim…

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – Hepinizi saygıyla, sevgiyle, hürmetle selamlıyorum. “…”(x)

BAŞKAN – Osman Bey…

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – Yaşasın özgürlük, yaşasın adalet, yaşasın onurlu bir barış! (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Kahrolsun PKK!

BAŞKAN – Sayın Baydemir…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir dakika Naci Bey.

Mesela bir tanesi, daha henüz zabıtlar gelmediği için konuşmuyorum…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Her şeye müdahale etmek durumunda mısınız ya, Allah aşkına?

BAŞKAN – Hayır Hanımefendi.

“AK PARTİ, MHP ve diğer şer odaklarıyla yapılan ittifak…” Burada şer odağı yok. Bu çatı, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çatısıdır.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Hayır, öyle bir şey yok.

BAŞKAN – Burada bölünme, Türkiye’yi bölme, böldürme istikametinde konuşulamaz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bana şimdi zabıt gelecek. Yok efendim, layüsel değil insanlar. Hürriyet, alabildiğine konuşmak hakkı demek değildir. Hürriyet, millî, manevi değerleri ezip çiğnemek demek değildir. Çok üzücü ifadeleriniz var. Ben zaptı inceleyeceğim, ondan sonra sizden tavzih isteyeceğim, özür bekleyeceğim. (HDP sıralarından gürültüler)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Nereden, nasıl bir şey bu?

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Ya bu nasıl başkanlık ya!

HÜDA KAYA (İstanbul) – Parti başkanı değilsiniz siz.

BAŞKAN – Evet efendim, İç Tüzük’ün verdiği yetkiyle.

Buyurun Naci Bey.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, konuşmacı, “AK PARTİ-MHP ittifakı ve şer odaklarının ittifakı” diyerek…

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Ya böyle başkan olduktan sonra söz istemeye gerek yok ki.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – …meşru bir siyasi partiyi “gayrimeşru şer odaklarıyla ittifak etmiş bir parti” olarak tanımlamıştır. Bu açık bir hakarettir.

İkincisi, tezkereye ilişkin olarak “40 milyonluk Kürt halkına yönelik bir düşmanlık ilanıdır.” diyerek…

BERDAN ÖZTÜRK (Ağrı) – Aynen öyle.

LEZGİN BOTAN (Van) – Aynen öyle.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – …haksız, tezkereyle ilgisiz, esasen sonucu itibarıyla da sonuçlarına bakarsanız Kürt düşmanlığına ulaşan bir dil kullanmıştır. Bu çerçevede söz talep ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Bostancı, üç dakika konuşma hakkınız var.

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir’in (3/1185) esas numaralı Başbakanlık Tezkeresi üzerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; AK PARTİ meşru bir parti. Dolayısıyla, insanların konuşurken -çok özür dilerim- boylarını aşan sözleri söylememeleri, Meclisin ortamına, meşruiyetçi çizgiye uygun bir tarzda dil kullanmaları, herkes için önemlidir Osman Bey.

İkincisi: Orta Doğu coğrafyasına yönelik emperyal bir vizyon var. Geldiğiniz gelenek, burada ne olup bitiyor, iktidar-ideoloji-egemenlik çözümlemesi çerçevesinde okur aslında. Burada Kürtlerin o emperyal vizyonun bir aracı olarak kullanılmaya çalışıldıklarını siz görmüyor musunuz? Orada halkların birbirine karşı kırdırılarak bir patronaj kurulmaya çalışıldığını, Kürtlerin sanki Kürtlere statü tanınmıyormuş gibi yapılarak kendi vizyonlarının bir parçası olarak kullanacakları yapılar kurulmaya çalışıldığını görmüyor musunuz? “Kürt düşmanı.” Kim Kürt düşmanı?

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Siz.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Kürt düşmanı, PKK’dır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu ülkede yıllardan beri, otuz küsur yıldan beri halkları birbiri aleyhine kışkırtarak, bir düşmanlık, kin ve nefret ortamı yaratarak sürekli kan döken bir örgüt var. Ağzınızdan bir kere, halkları bu şekilde birbirine kışkırtan örgüte karşı “Ya, bu yaptığınız doğru değil, barış ve esenlik geleceği kurmak istiyorsanız bu kışkırtmalar, kin ve nifak tohumları doğuran bu eylemler doğru değil.” dediniz mi? Demediniz.

PKK’lılar bu süre içerisinde en çok kimleri öldürdü? Aynı zamanda, kendilerine baş eğmeyen Kürtleri öldürdü. Kürtlerin hamisi gibi konuşuyorsunuz. Ağzınızdan bir kere Kürtleri öldüren PKK’lılara karşı bir kınama çıktı mı? 40 milyonluk Kürtlerden bahsediyorsunuz.

PYD, orada bir devlet kurmaya çalışıyor. Niye kurulduğunu siz de iyi biliyorsunuz, kimin kurmaya çalıştığını da biliyorsunuz. PYD, orada kendi kafasına uymayan Kürtlerin canına okurken bir kere ağzınızdan “Ya, burada Kürtlerin haklarına halel getiriliyor.” dediniz mi? Hangi Kürt’ün hakkına sahip çıktınız?

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) – Yürekleri yok, yürekleri!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Sizin sahip çıktığınız Kürtler sadece siyaseten sizin yanınızda olan Kürtler. Öbür Kürtlere karşı… Evet, PKK bunları öldürdü. Siz ne yaptınız? Siz de seçim zamanı size oy vermeyen Kürtlere hakaret etmeye devam ettiniz. Gelip burada bir de Kürtlerin hamisi gibi konuşuyorsunuz.

Saygılarımla. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Evet, Osman Bey…

OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, hem sizin sataşmanız var…

BAŞKAN – Evet.

OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) - …hem de sayın hatibin “boyunu aşma” meselesiyle ilgili bir sataşması var. Müsaadeniz olursa ben oradan metreyi aldım…

BAŞKAN – Zabıtlara bakayım, oturum bitmeden değerlendiririm. (HDP sıralarından gürültüler)

OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, bakın, sizin şu anda...

BAŞKAN – Zabıtlara bakacağım, oturum bitmeden değerlendireceğim.

OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) – Bakın, siz şu anda ayrımcılık yapıyorsunuz.

BAŞKAN – Efendim, takdir bana aittir.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, “boyunu aşmak” sözü, kastını aşmak anlamında kullanılmıştır.

BAŞKAN – Anladım efendim, tamam.

OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) – Siz tarafsızlığınızı yitiriyorsunuz Sayın Başkan.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, siz bu şekilde mi bu oturumu…

BAŞKAN – Anlayamıyorum.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Söz verirseniz anlatacağım.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Tutumu hakkında görüşme açın ya, böyle Başkanlık mı olur!

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Grup Başkan Vekili olarak söz istiyorum.

BAŞKAN – Evet, yerinizden bir dakika buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Oturum Başkanı TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın tutumuna ve bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Siz oturumu bu şekilde mi yönetmeyi düşünüyorsunuz?

BAŞKAN – Evet.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Siz, ifade özgürlüğünün kullanılmamasına ve sanıyorum, insanların cezaevinde olmasına gerçekten bu ortamda alışmış ve hayatın böyle devam etmesini istiyorsunuz. Siz nasıl kalkıp da bir hatip konuştuktan sonra onun düşünceleriyle ilgili “Siz bunu yaptınız. Ben şimdi inceleteceğim, özür dileteceğim…” Önce bir kere, zaten bir incelemeniz gerekir eğer böyleyse bile. “Özür dileteceğim.” lafını kullanmak ve üstelik sataşma varken söz vermemek bu Meclisin usulüne uygun olan bir şey değildir. Bunu kesinlikle kınıyoruz.

Hatibimiz burada Kürt halkının yanı sıra “Asuriler” demiştir, “Orada yaşayan Ezidiler” demiştir, bütün halklardan bahsetmiştir. Söz vermemek gibi bir usule bu Meclis sahip oluyorsa bu Meclisin zaten devam edecek bir hâli kalmamıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun efendim, konuştunuz.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Bu Meclisin devam edecek bir hâli kalmamıştır.

BAŞKAN – O sizin görüşünüzdür, niyet okumayın.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Tabii ki benim görüşüm.

BAŞKAN – Hanımefendi, buyurun... Beyanda bulundunuz.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Beyanda bulunup kendi görüşümü ifade ettim.

BAŞKAN – Önünüzde zannediyorum İç Tüzük var, lütfen 67’yi açar mısınız.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Aynı şekilde sizin de önünüzde İç Tüzük var.

BAŞKAN – Aç… İç Tüzük…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Hiç sizin “Aç.”la, böyle hitabınızla böyle bir şey yapacak durumda değilim.

BAŞKAN – Hanımefendi, dinledim sizi. E, tamam.

Şimdi, 67’ye beraber bakalım.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Siz bakın.

BAŞKAN – “Genel Kurulda kaba ve yaralayıcı sözler söyleyen kimseyi Başkan derhal, temiz bir dille konuşmaya, buna rağmen temiz bir dil kullanmamakta ısrar ederse kürsüden ayrılmaya davet eder. Başkan, gerekli görürse, o kimseyi o birleşimde salondan çıkartabilir.”

Bana verilen yetkiyle hareket ediyorum.

Siz hukuk tahsili yaptınız, biraz İç Tüzük’ü okuyunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Ne kabalık yaptı?

BAŞKAN – Beyefendi, söyledim, inceleyeceğim dedim.

OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) – Sayın Başkan…

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Ne kabalık yapmış?

BAŞKAN – Beyefendi, söyledim, inceleyeceğim dedim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, işleme devam edin.

OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, sözlerime izahat getirmek istiyorum.

BAŞKAN – Efendim?

OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) – Sözlerime izahat getirmek istiyorum müsaadenizle.

BAŞKAN – Ne yapmak istiyorum diyor?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Açıklama!

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Açıklama! Ana dilde eğitim şart!

BAŞKAN – Anlıyorum efendim. Ben çağırırım sizi, buyurun.

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Tezkereler (Devam)

2.- Türkiye’nin Millî Güvenliğine Yönelik Ayrılıkçı Hareketler, Terör Tehdidi ve Her Türlü Güvenlik Riskine Karşı Uluslararası Hukuk Çerçevesinde Gerekli Her Türlü Tedbiri Almak, Irak ve Suriye’deki Tüm Terör Örgütlerinden Ülkemize Bundan Sonra da Yönelebilecek Saldırıları Bertaraf Etmek ve Kitlesel Göç Gibi Diğer Muhtemel Risklere Karşı Millî Güvenliğimizin İdame Ettirilmesini Sağlamak, Türkiye’nin Güney Kara Sınırlarına Mücavir Bölgelerde Yaşanan ve Hiçbir Meşruiyeti Olmayan Tek Taraflı Bölücü Girişimler ve Bunlarla İlgili Olabilecek Gelişmeler İstikametinde Türkiye’nin Menfaatlerini Etkili Bir Şekilde Korumak ve Kollamak, Gelişmelerin Seyrine Göre İleride Telafisi Güç Bir Durumla Karşılaşmamak İçin Süratli ve Dinamik Bir Politika İzlenmesine Yardımcı Olmak Üzere Hudut, Şümul, Miktar ve Zamanı Hükûmetçe Takdir ve Tayin Olunacak Şekilde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Gerektiği Takdirde Sınır Ötesi Harekât ve Müdahalede Bulunmak Üzere Yabancı Ülkelere Gönderilmesi ve Aynı Amaçlara Matuf Olmak Üzere Yabancı Silahlı Kuvvetlerin Türkiye’de Bulunması, Bu Kuvvetlerin Hükûmetin Belirleyeceği Esaslara Göre Kullanılması ile Risk ve Tehditlerin Giderilebilmesi İçin Her Türlü Tedbirin Alınması ve Bunlara İmkân Sağlayacak Düzenlemelerin Hükûmet Tarafından Belirlenecek Esaslara Göre Yapılması İçin Türkiye Büyük Millet Meclisinin 2/10/2014 Tarihli ve 1071 Sayılı Kararı ile Hükûmete Verilen ve Son Olarak 1/10/2016 Tarihli ve 1128 Sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile 30/10/2017 Tarihine Kadar Uzatılan İzin Süresinin Anayasa’nın 92’nci Maddesi Gereğince Bir Yıl Daha Uzatılmasına Dair Başbakanlık Tezkeresi (3/1185) (Devam)

BAŞKAN – Efendim, şimdi söz sırası, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ardahan Milletvekili Sayın Öztürk Yılmaz’a aittir.

Buyurun Beyefendi. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÖZTÜRK YILMAZ (Ardahan) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Irak ve Suriye tezkeresiyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bugün tarihî bir gün, önemli bir an. Meclis olağanüstü toplantıya çağrılmış ancak bakan sayısı milletvekili sayısından daha fazla neredeyse. (CHP sıralarından alkışlar)

Öncelikle bu konunun nereden kaynaklandığını, nasıl olduğunu anlamak gerekiyor, daha sonra da ne yapmak lazım…

Şimdi, 2005 yılında, Irak işgal edildikten sonra, biliyorsunuz Amerikan yönetimi oraya Bremer’i atadı. Bremer görev yaptı ve Irak Anayasası’nın taslağını hazırladı. 2005 yılında, geçici yasa bittikten sonra ise Irak Anayasa’sı hazırlandı. Irak Anayasası’nı hazırlayan -esasen Amerika’yla birlikte- bugün o anayasayı ayaklarının altına alıp çiğneyen Mesut Barzani’ydi.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Sana ne Barzani’den!

ÖZTÜRK YILMAZ (Devamla) - Bunun öncelikle bilinmesi lazım.

Anayasa’yla alakalı olarak şimdi Irak Anayasa’sında bazı hükümler var. Irak Anayasa’sı bir federal sistem üzerine oturmuş ve bu federal sistemin bir tarafı bölgesel Kürt yönetimi yani Erbil, Süleymaniye ve Duhok’tan oluşan ve Irak Anayasa’sına göre belli bir alanı tarif eden bir bölgesel Kürt yönetimi var. Şimdi, bu referandum, bu bölgesel Kürt yönetiminin de ötesine geçiyor. Yani Irak’ın normalde tartışmalı bölgesi olarak kabul edilen Musul, Kerkük ve Diyala’nın ilçelerini, Tuzhurmatu’yu da içerisine alıyor.

Bir kere, her şeyden önce bu referandum girişimi üç açıdan sorunlu: Bir, bu uluslararası hukuka ve meşruiyete uymuyor. Neden? Çünkü en son bir ay önce Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin Irak Yardım Misyonu çerçevesinde, Güvenlik Konseyinde oy birliğiyle onaylamış olduğu karar çerçevesinde burada şu deniyor: Irak’ın toprak bütünlüğü, birliği, egemenliği taahhüt altına alınıyor. Yani uluslararası toplum meşruiyet açısından Irak’ın toprak bütünlüğünü taahhüt altına alıyor.

Ayrıca, bu referandum girişimi Irak Anayasası’na da aykırı. Irak Anayasa’sının hiçbir maddesinde “Yarın Irak’ın beli bükülür, nasıl olsa bir IŞİD belası çıkar ve Irak’ı zayıflatır, dolayısıyla da orada bir referanduma gider.” diye bir madde yazmıyor.

Üçüncü konu, bu referandum girişimi bölgesel Kürt yönetiminin kendi yazdığı anayasaya da aykırı, o anayasaya da, iç anayasaya da aykırı çünkü o anayasada da referandum düzenlenmiyor. Ortada bir söz dolaşıyor “Vay efendim, referandum olabilir.” diye. Onu açıklayayım: Irak Anayasası’nın 140’ıncı maddesine göre -daha ziyade, o zaman Mesut Barzani’nin hazırlamış olduğu anayasada- 3 vilayet alınıyor, bölgesel Kürt yönetimi olarak oluşturuluyor, “İleride başka yerleri de alabiliriz.” düşüncesiyle Musul, Kerkük ve Diyala’nın ilçeleri statüsü nereye ait olduğu tartışmalı bölge olarak bırakılıyor. Dolayısıyla 140’ıncı maddenin işletilmesi için de bir süre tanınıyor, o süre de 31 Aralık 2007 ve bu süre bitti. Dolayısıyla bugün referanduma ilişkin herhangi bir referans bulunmamakta, bulunan referandum da esasen bu bölgelerin bölgesel Kürt yönetimine mi, Bağdat’a mı, yoksa ayrı bir özerk bölge olarak kalmasına mı ilişkin bir düzenlemeyi içeriyor… Ama asla ülkeden kopmayı, ayrı bir referandumla bağımsızlığa gidilecek bir yolu açmıyor; olan bu.

Şimdi, bu noktaya nasıl gelindi? Saygıdeğer milletvekilleri, öncelikle Barzani güçlendi. Birincisi, Barzani güçlendi. Neden? Çünkü AKP’nin 2010 yılından 2014 yılına kadar Irak Merkezî Hükûmetini öteleyen, onun etrafından dolanan, Irak Anayasası’na saygı duymayan bir anlayışla Irak’a yaklaşması Irak Merkezî Hükûmetini zayıflattı ve Barzani’yi güçlendirdi. Bu tespit bizim tespitimiz değildir sadece; bu, Irak’ın da tespitidir, uluslararası toplumun da tespiti budur. Barzani, kaçak petrolü yani bölgesel Kürt yönetiminde çıkan yaklaşık 200 bin varil kaçak petrolü, Kerkük’te çıkan 300 bin varil KYB’nin elindeki, 300 bin varil -günlük- KDP’nin elindeki, yaklaşık günlük 1 milyon varil petrolü kaçak anlaşmalarla bölgesel Kürt yönetimi Türkiye üzerinden uluslararası piyasaya sundu ve aldığı parayı cebine indirdi; bunu AKP sağladı.

İkincisi, ticaret, Habur’daki ticaret. Günde 7 bin tır geçiyor ve bölgesel Kürt yönetimi o tırları indiriyor. Bölgesel Kürt yönetimi de sanki bir bağımsız devletmiş gibi reeksport yapıyor Irak’a, buradan da neredeyse aylık 1 milyar, 2 milyar dolar oradan para götürüyor.

Üçüncüsü, bugün Erbil’de iş yapmak isteyen ne kadar uluslararası firma varsa ya Barzani’ye belli bir oran vermek zorundadır ya da onun garantisi olmamakta.

AKP, Barzani’yi siyasi olarak da güçlendirdi. Neden? E çünkü sayın bakan dedi ki: “Ya, böyle, bölgede bu bir projedir, yüz yıllık projedir.” E, peki, bu, yüz yıllık projeyse o zaman siz Barzani’nin altına kırmızı halı serip niye karşıladınız? Bayrağını göndere neden çektiniz? Diyarbakır Meydanı’nda “...”(x) deyip halkın, ahalinin huzuruna çıkıp niye alkışlattınız?

Ayrıca, AKP kurultayına çağırıp “Türkiye seninle gurur duyuyor” niye dedirttiniz? (CHP sıralarından alkışlar) Bu tarihî, siyasi -madem proje- hatayı bilerek niye yaptınız?

Şimdi, Barzani’yi ikinci olarak güçlendiren konu, 2014 yılından sonra, IŞİD belasıyla başlıyor çünkü Irak ordusu dağılıyor, IŞİD Bağdat’ın kapılarına gidiyor ve uluslararası toplum, hiç olmadığı kadar Bağdat’a yardım yapıyor; silah, cephane, askerî yardım ve eğitim yardımı yapıyor. O dönemde de biz Başika’da kamp kuruyoruz, bizim eğittiğimiz peşmergeler, Musul’un bugün bölgesel Kürt yönetimine katılması söz konusu olan ve orada referandum yapılan o ilçelerini tek tek alıp bölgesel Kürt yönetimine katıyor. Sizin açtığınız kamp, bugün peşmergeye fayda sağlıyor. Madem öyle, neden yaptınız bunları?

Ayrıca, bugün Kerkük konusu oluyor. Bakıyorsunuz, Kerkük Valisi görevden alınıyor ama kabul etmiyor. Bakıyorsunuz, Irak Parlamentosu bu referandumu iptal ediyor ama tepki vermiyorlar. Irak mahkemesi bunu kabul etmiyor, karar çıkarıyor ve referandumu durduruyor; bu reddediliyor. O zaman, bu Irak’ın toprak bütünlüğünü, buna karşı çıkan, bunu destekleyenler acaba ihlal mi etmek istiyorlar? Irak, bugün uluslararası toplumun bir üyesidir ve Irak’ın toprak bütünlüğü esastır.

Şimdi, şunu söyleyeyim: Demek ki birinci unsur AKP’nin de ona destek vermesiydi. Uluslararası topluma baktığımız zaman, uluslararası toplumunda -esasen kâğıt üzerinde bir şeyler söylüyor ama- IŞİD’le mücadele kapsamında en büyük yardımı o bölgeye yaptığını söylemeliyiz.

Peki, şimdi, demek ki Barzani güçlendi, Bağdat zayıfladı ve Türkiye ve Tahran da zayıfladı çünkü dış politikada bir iflas yaşıyorsunuz, iflas durumudur çünkü sözünüzü dinlettiremiyorsunuz. Burada Barzani’yi ağırlıyorsunuz, burada yediriyorsunuz, içiriyorsunuz, bayrağını göndere çekiyorsunuz ama “Yapma.” dediğiniz zaman dinlemiyorlar. Demek ki uluslararası alanda sizin sözünüzün gücü zayıflamış durumda, zayıflatmışsınız kendinizi. Ayrıca, buna fren koyacak bir başka ülke, İran da zayıfladı. Siz zayıfladınız; âdeta, Türkiye'nin dış politikasıyla, bütün fiyaskolarla kuşatıldınız, İran da zayıfladı. Neden? Çünkü Amerika’daki yeni yönetim nükleer anlaşmayı İran’a karşı bir tehdit olarak kullanmakta ve İran’ın elini kolunu bağlamakta. Peki, böyle bir ortam olursa Barzani için uygun bir ortam olmaz mı? Tabii ki Barzani bunlardan yararlanıp, böyle bir ortamdan yararlanıp referanduma gitmek istiyor.

Şimdi, şunları belirtmek istiyorum: Dün toplandınız, bugün de Meclisi olağanüstü toplantıya çağırdınız. Ya, ne konuştunuz? Yani bu kadar… Bakın, televizyonların hepsi çekiyor sizi, ne konuştunuz? Ne yaptınız? Ne karar aldınız veya bilen var mı ne karar alındığını? “Efendim, biz bunları alıyoruz.” Daha siz İran’la bile koordine etmemişsiniz, hani koordine hâlinde alacaktınız? Bağdat’tan Genelkurmay Başkanı daha yeni geliyormuş.

Ya siz bunu, gerçekten ciddiye mi alıyorsunuz, göz boyama için mi yapıyorsunuz? Siz eğer bir imaj yaratıp “Biz bir şey yapmak istiyoruz.” diyorsanız ve sonra yapmayacaksanız kredibiliteniz iyice çökmüş olacak; bakın, bunu söyleyeyim.

Peki, ne yapacaksınız yani ne kadar samimi olabilirsiniz? Şimdi, siz orada tatbikat yapıyorsunuz, Habur’dan tırlar vızır vızır geçiyor. Ya bu nasıl bir çelişkidir?

İki, hem Irak’ın toprak bütünlüğünü savunduğunuzu söylüyorsunuz hem de Barzani’nin ofisi duruyor Ankara’da, Barzani’nin ayrı bir ofisi var. (CHP sıralarından alkışlar) Siz bunu gerçekten ciddiye mi alıyorsunuz, yoksa bizi “Nasıl olsa bir şekilde oyalarız, gündem yaratırız.” diye mi yapıyorsunuz?

Bir kere, burada net olmak lazım çünkü dış politikada yapmayacağınız hiçbir şeyi söylemeyeceksiniz, söylediğiniz her şeyi de yapmak zorundasınız. Türkiye'nin kredibilitesi her şeyin üstündedir ve bu milletin çıkarları, hakkı hukuku Hükûmet olarak size emanet edilmiş ama siz bunun gereğini yapmıyorsunuz.

Şimdi, Sayın Bakan, bununla ilgili olarak şunu söyleyebiliriz: Biz bölgesel Kürt yönetimiyle, Irak’ın toprak bütünlüğü içerisinde kalması kaydıyla, ilişkileri en üst düzeyde geliştirebiliriz; biz buna karşı değiliz. Irak’taki diğer halkların da kendi geleceklerini belirleyecek mekanizma Irak Anayasası içerisinde vardır ama o mekanizma bölge olma mekanizmasıdır, bağımsız olma mekanizması değildir. Yani örneğin, gelecekte, Kerkük’ü, Türkmenler isterse, Kerkük’te bir çoğunluk sağlayabilirlerse ayrı bir bölge yapabilirler. Keza Musul, öyle, ayrı bir bölge oluşturabilir ama bu şu anlama gelmez: “Burada hiçbir çözüm olmadan, burada herhangi bir uzlaşı sağlanmadan Irak’la ilgili yani Çekler ile Slovaklar gibi bir durum ortaya çıkmadan ben tek başıma bir karar alırım, tek başıma adım atarım; uluslararası toplumu tanımam, Irak Anayasası’nı tanımam, gelen sesleri tanımam, dinlemem.” demek yanlıştır ve bu yanlışa Sayın Barzani maalesef kendi bölgesini sürüklüyor.

Şimdi, elbette biz bölgemizde savaş olmasını asla istemeyiz. Savaşı kim ister? Bizim kurucumuz, bu ülkeyi kuran, bu ülkenin kurtarıcısı “Yurtta sulh, cihanda sulh.” demiş, biz savaş istemeyiz, bölgemizde savaş yeterince var, yeterince kan ve gözyaşı var. Ama bölgenin taşeronlaşmasının baş sebebi sizsiniz çünkü Suriye’de Şam rejimini devirmek için uğraştınız, Irak’ta da Maliki’yi devirmek için uğraştınız çünkü siz mezhepçisiniz, gerçekten, mezhepçi olmak Türkiye’yi bu noktaya getirdi. (CHP sıralarından alkışlar)

Efendim, ne güzel, vizeler kalkmıştı, her şey kalkmıştı, niye bu yola geldik biz, niçin buraya geldik? Ticaret yapılıyordu, Halep çarşısında insanlar dostluğu kutluyordu. Bugün bir nefret var Türkiye’ye karşı. Görmüyor musunuz, duymuyor musunuz, hiç gezmiyor musunuz bu bölgeyi? Bir nefret var. Çünkü Türkiye, ilk defa Müslüman bir coğrafyaya dışarıdan bir elin değmesine sebep oldu. (CHP sıralarından alkışlar) Çünkü Türkiye, kendi, normal arka bahçesi olması gereken bir yere uluslararası siyaset baronlarını, petrolcüleri, uluslararası tezgâhçıları soktu ve kurtulamıyorsunuz. Sayın Bakan dedi ki: “Bugün eğer Fırat Kalkanı başlamamış olsaydı o bölgeyi IŞİD terk edecekti ve o bölgeye PYD-YPG gelecekti.” Peki, Esad’ı devirme politikası olmamış olsaydı bugün Suriye’de hiçbir terörist olmayacaktı. (CHP sıralarından alkışlar) Bugün Suriye’deki IŞİD’in, El Nusra’nın, PYD’nin, PKK’nın, bütün terör örgütlerinin varlığının baş sebebi Esad’ı devirme fetişizmidir, bugün Maliki’yle, o zamanki Maliki’yle bir politika tutturamamadır, bugünkü İbadi’ye ters bakmadır, yan bakmadır.

Bugün coğrafyamızda hiç birbiriyle anlaşamayacak ülkeler bir araya geliyorlar ve bir plan çerçevesinde bir yol arıyorlar. Bakınız, üç dört gün önce Barzani, Irak kontekstinde kimlerle masaya oturdu “Referandum ertelensin.” diye, biliyor musunuz? Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Fransa temsilcileri, büyükelçileri var. Peki, bizim büyükelçi nerede? Hani siz Barzani’yle dosttunuz, kardeştiniz? Şikâyet etmenize gerek yok, bu dili siz yanlış kullanıyorsunuz, “dostum Donald” diyorsunuz, aynı “dostum Donald” getiriyor, 1.400 tane tır dolusu silahı sizin “düşmanımız” dediğiniz PYD’ye veriyor. İşte siz bu diplomatik dili bilmiyorsunuz. “Dostum Putin” diyorsunuz, Afrin’de sizi boğmaya çalışıyor. Ya siz bunları toplumda bir algı oluşturmak “Biz iyiyiz her tarafla.” demek için yapıyorsunuz -ki öyle- ya da kandırıyorsunuz ve şimdi şikâyet ediyorsunuz. Ben şahsen bunları geçerli bir mazeret olarak görmüyorum.

Şimdi, bu referandum, zaman var… Sayın Barzani’ye bir çağrımız var: Burada biz bu kadar kazanımları geriye döndürmek istemiyoruz. Bakın, Erbil’e yatırım yapmak istiyoruz, Habur’u genişletmek istiyoruz, daha büyük bir ticaret hacmi yaratmak istiyoruz ama sizin attığınız tek taraflı adım bölgeyi taşeronlaştırıyor. Siz bağımsızlığa gitmiyorsunuz, bu referandumdan sonra bağımlılığı açacak bir sürece gidiyorsunuz. Bunu bilmesi gerekiyor ve bu referandumu, yol yakınken bir şekilde durdurması lazım. “Biz bu referandum kararını alalım, nasıl olsa bunun uygulaması ayrı bir şeydir. Dolayısıyla, müzakere yaparız, uluslararası toplumun gazını alırız, Türkiye'nin gazını alırız, bir şekilde sonra da bakarız işimize.” Bu da yanlıştır. Bakın, burada bir kırılma var. Biz, Barzani üzerinden, AKP’nin yaptığı gibi, Kürtlerle bir ilişki kurmak istemiyoruz, Kürtler bizim kardeşimiz. Biz, herhangi bir tek şahıs üzerinden, burada şikâyet ederken, “bir kişi yönetimi” derken, şikâyet ederken orada sadece bir kişi yönetimiyle irtibat kurmak istemiyoruz ve o bölgenin mukadderatının bir kişinin elinde olmasına da karşıyız; orada sadece Barzani yaşamıyor. Bakınız, ne güzel söylüyorsunuz; peki, orada yaşayan Süryaniler, Asuriler, Keldaniler, orada yaşayan Yezidiler ve diğer unsurlar ne olacak, Türkmenler, onlar ne olacak? Kim gönül rızasıyla katılmak istiyor? Yani, sabah kalkıyorsunuz, bir irade Erbil’den karar veriyor, sizi sandığa götürüyor. Kim yutar bunu? Bunu kimse yutmaz. Onun için, meşruiyeti olmayan, uluslararası meşruiyeti olmayan bir girişime kesinlikle karşı olmak lazım. Biz bunu söylüyoruz.

Şöyle bir yol olsaydı: Bağdat ile Erbil oturmuş anlaşmış olsalardı -aynen Irak Anayasası yazılırken- “Biz ayrılıyoruz.” deselerdi burada birisi ses çıkarsaydı “Yahu size ne oluyor, bunlar oturmuş anlaşmışlar!” derlerdi. Burada böyle bir anlaşma yok. Bağdat isyanda, bakınız, Tahran istemiyor, Ankara istemiyor, Orta Doğu’da Arapların hiçbiri istemiyor, bir tek İsrail istiyor. Size söyleyeyim: AKP’nin yaptığı en büyük hata Suriye dosyasıydı. Neden? Çünkü İsrail, Tahran’dan başlayıp Esad’la Şam’da güçlenen, Hizbullah’la Lübnan’da güçlenen ve Hamas’la Filistin’de güçlenen o hattı kesmek istiyordu ve bunu “rejim değişikliği” adı altında Suriye’de size yaptırdı. Bakın şimdi, İsrail nükleer tehditten dolayı ve kendi güvenliğinden dolayı bu defa bu işi bölgedeki Barzani’ye yaptırmak istiyor, Barzani’yi İran’a karşı bir perde olarak kullanmak istiyor. Barzani’nin bugün bütün bu referandum hülyası yarın bir başka kuvvetin taşeronluğuna dönüşebilecek süreci başlatacak. E bunu istiyorlarsa bunu göreceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen toparlar mısınız efendim.

ÖZTÜRK YILMAZ (Devamla) – Sayın Başkan, sözü uzatmayacağım.

Biz bir savaş için değil, bölgede caydırıcılık için, Türkiye’nin bekası için, huzuru için, bölgedeki bütün kardeşlerimizin selameti için… Türkiye, büyük bir devlettir, tecrübesi olan bir devlettir ve gerektiğinde yol gösterebilecek özellikleri olan bir ülkedir. Bizim sözlerimiz başkaları için farklı algılanabilir ama şunu söyleyelim: Biz, herkesin iyiliğini istiyoruz ve bu referandumun bir an önce durmasını istiyoruz; bu tezkereye de bu çerçevede destek veriyoruz.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yılmaz.

Gruplar adına son söz, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Volkan Bozkır’a aittir.

Buyurun Beyefendi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA VOLKAN BOZKIR (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerektiği takdirde sınır ötesi harekât ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi için, Anayasa’nın 92’nci maddesi uyarınca 2 Ekim 2014 tarihinde yüce Meclisimizce Hükûmetimize verilen iznin bir yıl süreyle yeniden uzatılması istemiyle Başbakanlığımız tarafından gönderilen tezkereye ilişkin olarak AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi bu vesileyle saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, bugün şehitlerimiz var, Allah’tan gani gani rahmet diliyorum ve aynı saldırıda gazi olan kardeşlerimize de acil şifalar diliyorum ve bütün şehitlerimize de, vatanı uğruna kanını dökmüş, bayrağımızı dik tutmak için canını vermiş şehitlerimize de Allah’tan rahmet diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugünkü tezkeremizin konusu, hem Irak hem Suriye’de yaşanan son derece ciddi gelişmeler sonrasında ülkemizin gerektiği takdirde imkânlarını kullanabilmesi, diplomasinin bittiği yerde gerektiği takdirde askerî güçlerini devreye sokabilmesi amacıyla gündeme gelmiş bir konudur. Tabii ki, önce Irak’la başladığımız takdirde Irak’ta gerçekten kritik bir noktayız ve Irak’la bugün geldiğimiz nokta aslında bizlere üzüntü vermektedir çünkü görev yaptığım Dışişlerindeki otuz dokuz yıl ve sonradan Cumhurbaşkanlarının maiyetinde çalıştığım dönemde Irak’la ve özellikle de Irak’ın kuzeyindeki bu yönetimle gayet iyi ilişkiler içinde olmaya gayret etmiş, dost edinmeyi şiar edinmiş bir felsefe içinde de bu Irak Anayasası’nın verdiği bu imkân ve kurduğu bu düzen içerisinde meşru bir şekilde orada kurulmuş olan bu bölgeyle ilişkilerimizi sürdürmüş bulunuyoruz.

Burada gerçekten, daha önceki konuşmacı arkadaşımın bazı söylediklerini anlamakta zorluk çektim. Kendisiyle uzun yıllar Dışişleri kadrolarında mesai harcadığımız bu arkadaşımızın sanıyorum burada ifade ettiği hususları dikkatle dinlediğimizde aslında Irak’taki olayı tam olarak anlayamadığını düşünmeye başladım. Türkiye Irak’la ve Kuzey Irak’taki yönetimle iyi ilişkiler kurduğu zaman bu tamamıyla Irak Anayasası’ndan kaynaklanan meşru bir otoriteyle kurulan bir ilişkidir. Bununla yapılan ticaret de, temaslar da, yatırımcılarımızın oraya gidişi de bir kaçak operasyon değildir ve orayı zengin etmek, oraya petrol ihraç etmek, oradan petrolünü ihraç etmesine imkân sağlamak amacıyla yapılmış işlemler de değildir ama bütün bu mesnet Irak Anayasası’nın o bölgeye verdiği ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin meşru olduğu statüdeki bir ilişkiden ibarettir. Ancak ne zaman ki Irak Kürt Bölgesel Yönetimi bugün karşı karşıya olduğumuz tabloyu ortaya çıkaracak hamleler yapmıştır, o zaman Irak Anayasası’ndan doğan bu meşruiyet ortadan kalktığı için, bugün aynı dost ilişki içinde olduğumuz, ekonomik ilişkilerimizi sürdürdüğümüz, temaslar kurduğumuz Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’yle şimdi başka bir ilişki içine geçmeyelim diye aslında dostça ve son çabalarımız olarak bu müdahaleleri, bu ikazları yapmak amacıyla bu toplantıları yapıyoruz. Şu andaki tabloda, şayet Irak Bölgesel Kürt Yönetimi bu referandumu yaparsa o zaman Irak Anayasası’na aykırı bir hareket içerisinde olmuş olacaktır ve Irak Anayasası’na aykırı hareket etmiş bir yönetimle eskiden kurduğumuz ilişkileri devam ettirmemiz söz konusu olmayacaktır. Aradaki fark bundan ibarettir ve bundan önceki, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşan arkadaşımın sanıyorum belirttiği hususlardaki düzeltme yapılması gereken nokta da budur.

Ayrıca, gerçekten kendisine yakıştıramadığım bir husus daha vardır. Yıllarca Dışişleri kadrolarında görev yapmış, bir anlamda bu Bakanlığın ekmeğini yemiş bir arkadaşımın sanki siyasetin içine gökten düşmüş gibi Dışişlerini kötülemesini, Dışişlerinin gelmiş geçmiş bütün politikalarını yanlış bulmasını ve gerçekten vefa duygusunun tamamen yok olduğu görüntüsünü verecek bir tavır içinde olmasını ben şahsen aynı sıralarda, aynı koridorlarda görev yapmış bir ağabeyi olarak son derece yadırgadım ve böyle bir şey olmamasını da temenni ve tercih ederdim.

Diğer bir husus da Türkiye’nin sadece Sünnilerle ilişki kurduğu, stratejilerini Sünnilere göre yaptığı, Şiilere göre bütün programlarını değiştirdiği yolunda bir ifadedir ki bunu da anlamakta gerçekten güçlük çekiyorum çünkü Irak’taki yönetim hangi mezhepten olursa olsun Türkiye her zaman Irak’ın toprak bütünlüğüne, Irak’la dost ilişkilere, Irak kaynaklarının tüm Irak tarafından kullanılmasına özel önem vermiş bir politika izlemiştir. Sadece Şiilerle ilişki kurduğu iddialarını… O zaman, İran’la kurduğumuz ilişkiyi, dostça ilişkiyi, 1639 Kasr-ı Şirin Anlaşması’ndan beri değişmemiş hududumuzu izah etmek nasıl mümkün olabilecektir? Gerçekten bütün bu noktalar itibarıyla bu konuşmayı üzüntüyle dinledim ve bu şekilde bir yaklaşımın bu konuşmada yer almamasını tercih ederdim.

Şimdi, tabii, önemli bir durumla karşı karşıyayız. Maalesef, ilk önce, bir kararla Irak Bayrağı’nın yanına Kerkük’te, bütün bu bölgede Kürdistan bayrağının da asılması kararı alınmıştır. Tabii ki bu son derece yanlış olmuştur ve bunun akabinde de gerçekten, alınan ilave kararlarla iş anayasanın öngördüğü, Irak Anayasası’nın öngördüğü bölgenin de dışına taşan ve bir referandumla sonradan bu bölgenin bağımsızlığa gitmesine imkân sağlayacak bir adım ortaya çıkmıştır. Bunun tabii, kesinlikle kabul edilmesi mümkün değildir ve Irak’ta, Irak’ı oluşturan ve bütün bu bugüne kadar Irak’ın dost bir ülke olarak güneyimizde yer almasını sağlayan en güzel özellik aslında Kürtlerin, Türkmenlerin, Arapların, Ezidilerin, Keldanilerin, Süryanilerin ve diğer toplumsal grupların oluşturduğu çoğulcu bir yapıdır ve bu çok güzel bir mozaiktir ve bu ne zaman bozulduysa Irak her zaman sıkıntı içine düşmüş ve bütün bu sıkıntı bölgeye yayılmış ve Türkiye’yi de etkiler hâle gelmiştir. Ancak tabii, bu güzel mozaik sadece ve sadece toprak bütünlüğü temelinde korunabilir ve etnik yapılanmanın olduğu bir sürecin başlaması, bu tür bir sürece girilmesi, Irak’ın etnik ve mezhepsel bir çatışma ortamına sürüklenmesi terör örgütlerinin tam olarak arzu ettiği bir ortama kavuşmaları, güç kazanmaları demektir ve bu durum binlerce cana mal olabilir ve yeni bir kitlesel göç dalgasını da kesinlikle başlatabilir.

Irak’ın üç kurucu unsurundan birisi olan ve bu ülkeyle aramızda bir dostluk köprüsü olarak addettiğimiz Türkmen kardeşlerimizin durumu da yakından takip edilmektedir ve endişeyle izlenmektedir. Irak’taki mevcut güvenlik ve siyasi, ekonomik durumdan en olumsuz etkilenen kesimlerden birisi Türkmenler olmuştur. Haziran 2014’ten bu yana 300 binden fazla Türkmen kardeşimiz ülke içinde yerlerinden edilmiştir, 100 bine yakını Türkiye’ye sığınmıştır. Türkmenlerin güvenlik ve insani ihtiyaçlarına ilişkin desteklerimiz kesintisiz sürmektedir.

Türkiye, sorunun başından itibaren yapılan açıklamalarla her aşamada tutumunu net ve ve kesin bir şekilde ortaya koymuştur. Ayrıca gerek Sayın Cumhurbaşkanımız gerek Sayın Başbakanımız ve Dışişleri Bakanımız yoğun bir diplomasi trafiği sürdürerek bu girişimin olabilecek sonuçlarını ve tutumumuz hakkında kararlı mesajlar vermişlerdir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu vesilesiyle de keza New York’ta çeşitli temaslar yapılmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımız, ABD Başkanı Trump olsun, Fransa Cumhurbaşkanı Macron olsun, İngiltere Başbakanı May ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres’le de görüşmelerinde IKBY’nin referandum kararından vazgeçirilmesi konusunu gündemin en önemli konularından birisi olarak gündeme getirmiştir.

En önemli toplantılardan birisi de Irak, İran ve Türkiye Dışişleri Bakanlarının New York’ta yaptığı toplantıdır ve burada bu üç ülke ortak bir basın toplantısında IKBY’nin referandumu iptal etmesi gerektiğini bir kez daha duyurmuşlardır.

Türkiye, tüm iyi niyetiyle ve bugüne kadar gerek Irak gerek IKBY’yle kurduğu iyi ilişkiler çerçevesinde diyaloğu sürdürerek bölgesel yönetimin aldığı kararın yanlışlığını ve doğuracağı vahim sonuçları anlatma çabalarına devam etmişse de şimdiye kadar olumlu bir karşılık bulamamıştır. Hükûmetimizin, ilgili kurumlarımızın ve uluslararası toplumun tüm uyarılarına rağmen IKBY liderliği referandum ısrarını sürdürmektedir.

Bu durum karşısında, durumun vahametini ifade etmek amacıyla dün Millî Güvenlik Kurulu toplantısı yapılmıştır ve tarihi öne alınarak yapılmıştır ve MGK’da da IKBY’nin aldığı bu referandum kararı değerlendirilmiştir, gelişmeler tüm boyutlarıyla ele alınmıştır, her türlü tedbir masaya yatırılmıştır. Millî Güvenlik Kurulu ayrıca Bakanlar Kuruluna da çeşitli tavsiyelerde bulunmuştur. Bu toplantının hemen sonrasında dün gece gerçekleştirilen Bakanlar Kurulunda da MGK’daki tavsiyeler gözetilmek suretiyle durum bütün yönleriyle ele alınmıştır. Referandumun olması hâlinde Türkiye'nin ne tür tedbirler alacağı, bu tedbirlerin ne zaman uygulamaya konulacağı bütün boyutlarıyla değerlendirilmiştir.

Bu kritik aşamada, dostumuz olarak gördüğümüz ve bugüne kadar gerçekten dost olarak iki tarafın da “kazan-kazan” felsefesi içinde bundan yararlandığı bir ortamı yaşadığımız Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne son bir kez daha çağrıda bulunmayı bir borç ve görev biliyoruz: Aklıselimle hareket ediniz. Bu referandumdan vazgeçin ve bu referandumu iptal edin. Bu, duygusallıkla götürülecek bir konu değildir, sağduyuyla karar verilmelidir. Bu referandum iptal edilirse bölgede daha büyük bir huzursuzluğa engel olunabilecektir. Henüz vakit geç değildir ve siyasetin parametreleri için de daha zaman vardır.

Türkiye, referandumun ertelenmesine de karşıdır. Zira bu, ileride bu referanduma izin verileceği anlamını taşıyacaktır. Doğru olan, referandumun tamamen iptal edilmesidir. Türkiye’nin gerek Lozan gerek Ankara Anlaşmaları gerek 1946 Türkiye-Irak Dostluk Antlaşması, 1983 Türkiye-Irak Sınır Güvenliği ve İşbirliği Anlaşmalarının koruması altında olan uluslararası hakları bu kararla zarar görecektir. Türkiye’nin buna müsaade etmesi mümkün değildir, söz konusu olmayacaktır. MGK bildirisinin sonunda da vurgulandığı çerçevede, referandumun düzenlenmesi hâlinde ülkemiz ikili anlaşmalar ve uluslararası hukukun tanıdığı haklar çerçevesinde gerekli gördüğü her türlü tedbiri alacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Suriye’ye gelince: Bu ülkedeki gelişmeler, bölgesel, uluslararası barış, güvenlik ve istikrara yönelik ciddi bir tehdit olmayı sürdürmektedir. 7’nci yılına girmiş olan Suriye’deki ihtilafın ülkemiz bakımından açtığı riskler ve tehditler varlığını devam ettirmekte, bu risk ve tehditler karşısında ulusal güvenliğimizin korunması önem, öncelik arz etmeyi sürdürmektedir.

Suriye’deki gelişmelerin yansımalarının en fazla hissedildiği ülkelerin başında 911 kilometre uzunluğundaki kara sınırını paylaşan Türkiye olduğunu söylemek doğru olacaktır. Suriye’deki rejimin neden olduğu kaos ve otorite boşluğu ortamında melce bulan PKK/PYD-YPG ve DEAŞ gibi terör örgütleri ulusal güvenliğimizi doğrudan tehdit etmeye devam etmektedir. Geçtiğimiz dönemde sınırlarımızı, sınır boyunda görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarımızı ve bilhassa sınıra yakın bölgelerde mukim halkımızı hedef alan terör saldırıları ulusal güvenliğimize kasteden önemli bir tehdit unsuru hâline gelmiştir ve bu şekilde, Suriye rejiminin suç derecesine, insanlığa karşı suç derecesine varan saldırılarla doğrudan hedef aldığı kendi halkını terörize etmesi son yıllardaki en büyük göç hareketini de tetiklemiş ve bugün ülkemizde 3 milyon 200 bine yakın Suriyeli kardeşimize ev sahipliği yaptığımız bir durum ortaya çıkmıştır.

Türkiye, Suriye konusunda, Irak’ta olduğu gibi, ülkede barış ve istikrar ortamının yeniden tesis edilmesini, Suriye’nin birlik ve toprak bütünlüğünün korunmasını ve halkın meşru taleplerini temel alacak muteber bir siyasi geçiş sürecinin yürütülmesini sağlayacak bir siyasi çözümü sürekli olarak desteklemektedir. Bu siyasi çözümün müzakere edilebileceği zemin ve koşulların hazırlanmasını teminen son bir yılda önemli çalışmalar yapılmıştır, bu hızlı ve önemli çalışmaların sonuçları da yavaş yavaş görülmeye başlanmıştır. Bunlar arasında en önemlisi, 2016 sonunda ülke çapında ilan edilmesini sağladığımız ateşkes rejimi gelmektedir. Ateşkes rejiminin ilanının getirdiği ivme, geçen ocak ayında Astana süreci olarak bilinen platformun ortaya çıkmasını sağlamıştır ve Türkiye’nin öncülük ettiği bu platform sayesinde çatışan taraflar arasında güven artırıcı önlemlerin alınması ve Rusya’yla ve İran’la birlikte çalışmalarımızın sürdürülmesi gerçekten, bu bölgelerde son derece, daha güvenli bir ortamın ortaya çıkmasının vesilesi olmuştur.

Geçen mayıs ayında Astana’da imzalanan çatışmasızlık muhtırasıyla ayrıca önemli mesafe katedilmiştir ve bu şekilde, Türkiye’yi en yakından ilgilendiren özellikle İdlib vilayeti ve civarında kurulan bölgeyi de içeren bir mutabakat gündeme gelmiştir. 14-15 Eylül 2017 tarihlerinde Astana’da düzenlenen Suriye konulu son toplantıda bu bölgenin kuruluşu Türkiye ve diğer iki garantör olan Rusya ve İran tarafından ilan edilmiştir. Bir bölümüyle sınırdaş olduğumuz bu bölgede rejim unsurları ile muhalif grupları birbirinden ayırmak ve meydana gelebilecek ateşkes ihlallerini izlemek üzere üç garantör ülkeden de gözlemciler sahada görev yapacaktır. Bu sayede Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarımız da çatışmasızlık bölgesinin sınırlarında kurulacak gözlem ve kontrol noktalarında görev yapmak üzere sahaya inebilecektir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin unsurlarının sahadaki varlığı, başta terör saldırıları ve yeni göç hareketleri olmak üzere bu bölgeden ülkemize yönelebilecek tehditlerin yerinde ve ivedilikle değerlendirilmesini ve tehditlerin zamanlıca önlem alınarak ortadan kaldırılmasını da sağlayacaktır. Çatışmasızlık bölgesi sayesinde, İdlib vilayetinde istikrarın yeniden sağlanması, hayatın tedricen normale dönmesi ve bu sayede bu bölgedeki topraklarını terk etmek zorunda kalmış Suriyeli kardeşlerimizin vatanlarına geri dönmelerinin kolaylaştırılması da hedeflenmektedir.

Öte yandan, bugün uzatılmasını görüşmekte olduğumuz tezkere sayesinde, Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarımızın başarıyla sonuçlandırdığı Fırat Kalkanı harekâtının yürütülmesi mümkün kılınmıştır. Harekât sonucunda terör örgütü DEAŞ sınırlarımızdan tamamen uzaklaştırılmıştır. Harekât sayesinde gerilemeye ve gücünü yitirmeye başlayan DEAŞ, hâlihazırda Fırat havzasının orta ve güney kesimlerinde dar bir şekilde sıkışmış vaziyettedir. Fırat Kalkanı harekât bölgesinde tesis edilen yeni asayişin idamesi, terör örgütlerinin bu bölgede yeniden melce bulmasının engellenmesi ve bu bölgeden kaçarak ülkemize sığınmış durumdaki Suriyeli kardeşlerimizin topraklarına geri dönebilmelerini sağlayacak koşulların hazırlanması amacıyla Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarımızın bu bölgedeki görevlerini bir müddet daha sürdürmeleri elzem görülmektedir. Ulusal güvenliğimize Suriye’den yönelebilecek bütün risk ve tehditlere karşı ülkemizin korunması için zamanlıca ve gerektiğinde mukabelede bulunulmasını sağlayacak her türlü ihtimaliyat planlamasına hazır olmamız gerekmektedir. Dolayısıyla bütün bu risk ve tehditlere karşı ülkemizin güvenliğinin sağlanması, insanlarımızın etkili bir şekilde korunması ve kollanması, bu çerçevede uygulanacak politikaların güçlü bir şekilde desteklenmesi amacıyla tezkerenin bir yıl süreyle uzatılmasında fayda mülahaza edilmektedir. Bu doğrultuda, tezkere üzerinde konuşmayı yapan AK PARTİ Grubu temsilcisi olarak bu tezkereye olumlu oy vereceğimizi ve desteklediğimizi ifade ediyorum.

Böylesine tarihî günlerde ülkemiz, milletimiz ve bayrağımızın bekası için her zaman gösterdiğimiz ulusal birlik ve dayanışmamızı bugün Gazi Meclisimizde bir kez daha ortaya koyabileceğimize inanıyorum. Bu temenniyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ÖZTÜRK YILMAZ (Ardahan) – Sayın Başkan…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan…

OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yılmaz.

ÖZTÜRK YILMAZ (Ardahan) – Efendim, Volkan Bozkır Bey “vefasızlık” ve “Bakanlığa kötü örnek”, “ağabey” diyor. Bir cevap vermek istiyorum, sataştı.

BAŞKAN – Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz’ın, İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır’ın (3/1185) esas numaralı Başbakanlık Tezkeresi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ÖZTÜRK YILMAZ (Ardahan) – Ben şahıslara, saygı gerektiren her şahsa saygı duyarım ama en büyük saygım ve vefam bayrağa, ülkeye, Atatürk’e, bu cumhuriyetin kurucusuna. Ben öyle, ucuz kahramanlıkları sevmem.

Şimdi, “vefasızlık” diyor. Ben burada Dışişleri Bakanlığıyla ilgili bir şey söyledim mi? Hiç konuşmadık. Dışişleri Bakanlığını eleştirdik mi kurumsal olarak? Eleştirmedik. Yani nereye mesaj vermek istiyor? Yani kimin gözüne girmek istiyor? Ne yapmak istiyor? Biz diplomasiyi kendisinden mi öğreneceğiz? Ben o bulunduğum kurumda yirmi yıl bunu öğrenmemişim de şimdi kendisinden mi öğreneceğim bunu? (CHP sıralarından alkışlar)

SAİT YÜCE (Isparta) – Biraz seviyeli konuş, seviyeli.

ÖZTÜRK YILMAZ (Devamla) – Ayrıca, keşke o yirmi dakikayı yazan kişi hepsini burada okumuş olsaydı. Bakın, iki dakika okumadı ve bana sataştı, hâlbuki hepsini okusaydı hiçbir sorun olmayacaktı. Ben diplomaside nezaketi bilen birisiyim. Hayatımda, bu kadar konuşma yaptım, bir şahsı esas alarak… Burada benden dolayı bir sataşma olmadı ama kendisi, yok Bakanlığa vefayla, falanla… Ne vefası ya? Biz bilmiyor muyuz kime ne vefa göstereceğimizi? Bakanlıkta ve siyasette olan yanlışı söylemek vefasızlık mı? Vefasızlık mı yapıyoruz? Kaldı ki Dışişleri Müsteşarı burada, ben bilmiyor muyum buradan eleştireceğimi Dışişleri Müsteşarını? Müsteşar Yardımcısı orada, bilmiyor muyum eleştireceğimizi? Bizim işimiz siyaset ve nezaketlidir, herkesin de siyaset çerçevesinde kalması gerekir. Yoksa böyle, ucuz kahramanlıklar, yok vefa, ağabey, kötülük… Ne yapmışız da kötü örnek olmuşuz? Bizim yüzümüzden Bakanlık mı çökmüş? Ne yaptık yani? Ne yapmışız? Biz bu ülke için, bu ülkenin çıkarları için en doğru ne varsa onu yapmışız. Sayın Volkan Bozkır ne yapmış? Ne yapmış yani neyi var? Beni Bakanlığa vefasızlıkla suçlayarak neyi örtmek istiyor? Şunu söyleyeyim: Bir kişiye vefalı olduğunu göstermek, bu Mecliste kendisine puan kazandırmaz. Yoksa yukarılarda görev almak için mi birisine bunu yapıyor, bilmiyorum.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, bu tarafa bakarsanız, bir söz talebim var.

BAŞKAN – Osman Bey, efendim, sizin beyanlarınız var.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Benim de talebim var.

BAŞKAN – Zabıtlar geldi, tutanaklar geldi. “Şu anda cezaevinde bulunan 10 milletvekilinin tümü için söylüyorum: Milletin iradesine yapılan bu saldırı, bu rehin tutma işlemi, bu baskı rejimi gayrimeşrudur.” (HDP sıralarından alkışlar) Size göre.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – E, tabii ki bize göre, biz ayrı bir partiyiz, ayrı düşüncelerimiz var takdir ederseniz.

BAŞKAN – “AKP-MHP ittifakı ve aynı zamanda diğer şer örgütleriyle yapmış oldukları ittifak, neredeyse üç yıllık zaman dilimi içerisinde bu ülkeyi tarihinde hiçbir zaman tanık olmadığı büyük badirelerle karşı karşıya getirmiştir.” “…üç yıldır tüm Orta Doğu coğrafyasında ve ülke içerisinde kutuplaştırmayla, çatıştırmayla, kan dökerek, bir baskı rejimini inşa ederek bir ülkeyi yönetmenin yani kendini hükûmet etme süreci...” “…net bir şekilde, 40 milyon Kürt halkının düşmanlığının ilanı…” gibi beyanlarınız var.

Bunları tek tek okuduğunuzda…

LEZGİN BOTAN (Van) – Bundan sonra konuşmaları siz hazırlayın Sayın Başkan. İşe bak!

BAŞKAN – …konuşma arasında geçiyorken farkında olunmayabilir ama tek tek okuduğumuzda görüyoruz ki konuşma üslubu maalesef, temiz bir üslup ve karşı tarafı rencide edici olmayan bir üslup değil. Bu bakımdan, ben de size üç dakika bir hak veriyorum ve benim dediğim gibi -demin hanımefendiye söyledim- Meclisi idare eden Başkan sahip olduğu yetkileri İç Tüzük’ten alır ve İç Tüzük’e göre de söz kesebilir, hatta dışarı çıkartabilir, değişiklik yapabilir. Onun için siz, lütfen, ben tekrar ediyorum Hanımefendi, hukukçusunuz, İç Tüzük’ü bir daha okuyun.

Teşekkür ediyorum.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Bunun için de ayrıca sataşmadan söz alacağım. “İç Tüzük’ü oku…”Çocuk mu var burada ya!

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Bu nasıl bir şey ya!

BAŞKAN – Buyurun Osman Bey.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir’in, (3/1185) esas numaralı Başbakanlık Tezkeresi üzerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) – Tekrar söz vermiş olduğunuz için size teşekkür ediyorum.

Şimdi, müsaadenizle hem tutanaklara geçecek hem de tarihe bir not olarak düşecek sözlerime açıklık ve izahat getireceğim, yüksek müsaadenizle Sayın Başkan.

Şimdi üç dakikam var, iki buçuk dakikam var. Birincisi, Orta Doğu coğrafyasında bir nizam kurmak isteyen bir medeni rejim ancak ve ancak Kürt halkıyla ve diğer halkların da düşmanlığı üzerinden olmayan bir ittifak kurarsa muvaffak olur. Kürt halkının düşmanlığı üzerinden kurulacak her sistem, tarih binlerce kez tanığıdır ki muvaffak olmamıştır ve inşallah ve “…”(x) bundan böyle de muvaffak olamayacaktır. Birlikte eşitlik, özgürlük, adalet hukuku üzerinden bir nizam oluşturulabilir, demokrasiyi içermesi kaydıyla.

Şimdi “ve şer odakları” dediğim, bakın, El Nuceyfi kimdir ve şu anda nerededir? Musul düştüğünde tek kurşun sıkmayan validir ve şu anda El Nuceyfi hangi örgütün başındadır? Haşdi Vatani güçlerinin başındadır. O Vatani güçleri, o güçleri kim eğitiyor? Bu Hükûmet eğitiyor.

Bakın, El Nusra, El Kaide… Bakın, Ahrar-uş Şam… Bütün bunlar sahadaki şer otoriteleridir, şer güçleridir ve kimisi insanlıktan nasibini almamış barbar örgütlerdir.

Bakın, “Vallahi de billahi de tallahi de o tırlar Türkmenlere gitmiyordu.” diyen bir dönem bu Hükûmetin Başbakan Yardımcılığını yapan sizin bir üyenizdi. O hâlde, bu Hükûmet aynı zamanda şer güçleriyle, sahadaki şer güçleriyle yanlış ittifaklar kurdu ve o yanlış ittifaklar bugün, bu ülkeyi bu hâle getirdi.

Sayın Başkan, bütün sözlerimin arkasındayım isterseniz Meclisten atın isterseniz zindana koyun isterseniz milletvekilliğimi düşürün, bütün sözlerimin arkasındayım.

Yaşasın onurlu barış! Yaşasın adalet! Yaşasın özgürlük! “…”(x) (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Böyle, meydan okumayın Osman Bey. Bu çatı, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çatısıdır. Bir başka yerde mi kendinizi zannediyorsunuz? O kadar uzun boylu değil. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) – Millet Meclisinin üyesi olarak konuşuyorum.

BAŞKAN - O kadar uzun boylu değil.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Naci Bey…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, iktidarımızın hiçbir şer odağıyla, hiçbir gayrimeşru güçle ittifakı olmamıştır.

LEZGİN BOTAN (Van) – Burası sadece size mi ait Sayın Başkan? Bu Meclis sadece size mi ait, sadece AKP’ye mi ait?

EKONOMİ BAKANI NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Millete ait, millete!

LEZGİN BOTAN (Van) – Millete aitse biz de konuşacağız. Biz de burada milleti temsil ediyoruz. Sadece siz mi milleti temsil ediyorsunuz?

BAŞKAN – Lütfen sataşmayın.

Evet…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Yürüttüğü bütün politikalar meşruiyet çerçevesinde ve uluslararası hukuk esasında yürütülmüştür.

LEZGİN BOTAN (Van) – Size oy veren millet de bize oy veren millet değil mi? Ayıp ya! Haddinizi bilin!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Esasen, bu tartışmalar halk katında, halk tarafından biliniyor ve halkımız kimlerin şer odaklarıyla ittifak içinde olduğunu da bizim burada söylememize gerek olmaksızın gayet iyi bilmektedir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Efendim, şimdi…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, sizin bana hitaplarınızla ilgili deminden beri bir söz talebim var. Lütfen…

BAŞKAN – Buyurunuz Hanımefendi.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Şimdi, öncelikle tutanaklardan okuyorum sizin sözlerinizi: “Aç… Aç İç Tüzük… Hukuk tahsili almışsınız, açın İç Tüzük’ü okuyun.” Bunların hukuk literatüründe karşılığı en kibar deyimle mobbingtir. Ben size bunu iade ediyorum.

BAŞKAN – Ben de size iade ediyorum.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Bunu bir nezaketsizlik olarak görüyorum.

BAŞKAN – İadeli taahhütlü efendim.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Hiçbir AKP başkan vekili bile, sizin yönettiğiniz gibi, bu Meclisi böyle gergin, bu şekilde nezaketsizce yönetmedi.

Bunun dışında, sayın hatibimize müdahale ettiğinizde dediniz ki: “Tarafgir ve töhmet altında bırakan…” Biz bir siyasi partiyiz, hatibimiz de o partinin sözcüsü. Biz taraflıyız, tarafgiriz. Zaten sizinle aynı düşüncede olsaydık, o zaman burada sadece tek parti olurdu, başka parti olmazdı.

BAŞKAN – Ona iştirak ediyorum.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Bunu da size aynı şekilde belirtmek isterim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Ona da iştirak ediyorum, haklısınız. Aynı görüşte değiliz.

Efendim, bir beş dakikanızı istirham edeceğim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – 64 Sayın Başkan.

BAŞKAN – Beş dakika ara veriyorum efendim, teşekkür ederim.

Kapanma Saati: 18.24

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.39

BAŞKAN: İsmail KAHRAMAN

KÂTİP ÜYELER: Sema KIRCI (Balıkesir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU(Hatay)

-----o-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 121’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

(3/1185) esas numaralı Başbakanlık Tezkeresi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Tezkereler (Devam)

2.- Türkiye’nin Millî Güvenliğine Yönelik Ayrılıkçı Hareketler, Terör Tehdidi ve Her Türlü Güvenlik Riskine Karşı Uluslararası Hukuk Çerçevesinde Gerekli Her Türlü Tedbiri Almak, Irak ve Suriye’deki Tüm Terör Örgütlerinden Ülkemize Bundan Sonra da Yönelebilecek Saldırıları Bertaraf Etmek ve Kitlesel Göç Gibi Diğer Muhtemel Risklere Karşı Millî Güvenliğimizin İdame Ettirilmesini Sağlamak, Türkiye’nin Güney Kara Sınırlarına Mücavir Bölgelerde Yaşanan ve Hiçbir Meşruiyeti Olmayan Tek Taraflı Bölücü Girişimler ve Bunlarla İlgili Olabilecek Gelişmeler İstikametinde Türkiye’nin Menfaatlerini Etkili Bir Şekilde Korumak ve Kollamak, Gelişmelerin Seyrine Göre İleride Telafisi Güç Bir Durumla Karşılaşmamak İçin Süratli ve Dinamik Bir Politika İzlenmesine Yardımcı Olmak Üzere Hudut, Şümul, Miktar ve Zamanı Hükûmetçe Takdir ve Tayin Olunacak Şekilde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Gerektiği Takdirde Sınır Ötesi Harekât ve Müdahalede Bulunmak Üzere Yabancı Ülkelere Gönderilmesi ve Aynı Amaçlara Matuf Olmak Üzere Yabancı Silahlı Kuvvetlerin Türkiye’de Bulunması, Bu Kuvvetlerin Hükûmetin Belirleyeceği Esaslara Göre Kullanılması ile Risk ve Tehditlerin Giderilebilmesi İçin Her Türlü Tedbirin Alınması ve Bunlara İmkân Sağlayacak Düzenlemelerin Hükûmet Tarafından Belirlenecek Esaslara Göre Yapılması İçin Türkiye Büyük Millet Meclisinin 2/10/2014 Tarihli ve 1071 Sayılı Kararı ile Hükûmete Verilen ve Son Olarak 1/10/2016 Tarihli ve 1128 Sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile 30/10/2017 Tarihine Kadar Uzatılan İzin Süresinin Anayasa’nın 92’nci Maddesi Gereğince Bir Yıl Daha Uzatılmasına Dair Başbakanlık Tezkeresi (3/1185) (Devam)

BAŞKAN - Hükûmet burada.

Gruplar adına yapılan konuşmalar tamamlanmıştı.

Şimdi şahsı adına İstanbul Milletvekili Sayın Engin Altay Bey konuşacaklar.

Buyurun Beyefendi. (CHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Başkanım, İç Tüzük 61 “Son söz milletvekilinindir.” derken, son sözü aslında muhalefetin konuşması bakımından yapılmış ve uygulama hep böyledir. Yani iki şahıs adına konuşma olduğu için, eğer takdir ederseniz, ilk konuşmanın iktidar partisi mensubunca yapılması caizdir efendim.

Arz ederim.

BAŞKAN – Beyefendi, malumualiniz, milletvekili olarak konuşacaksınız, lehte mi, aleyhte mi diye burada bir ayrım yok; bir.

İki, eğer aranızda anlaşırsanız Engin Bey, hayhay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Anlaştık.

BAŞKAN – İki milletvekili konuşacak zaten. Mehdi Eker Bey ve zatıaliniz konuşacaklar, bilemiyorum, sıra değiştirme hakkı size ait.

Buyurun Sayın Altay. (CHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Şehitler gelmesin diye bu tezkerelere “evet” oyu veriyoruz ama orta yerdeki, Hükûmetin basiretsiz, muktedir olmayan tavrıyla bugün gene Hakkâri’den iki acı şehit haberimiz var. Allah’tan şehitlerimize rahmet diliyorum, bu son olsun diliyorum. Hükûmetin Meclisten istediği, terörle mücadelede her türlü yetkiyi vermemize rağmen, Hükûmetin yanlış politikalarının 80 milyonu terör örgütlerinin açık hedefi hâline getirmiş olmasından duyduğum, duyduğumuz üzüntüyü de bu vesileyle bir kere daha belirtmek isterim.

Şimdi, Kayserililer için söylenir yani dolayısıyla Elitaş için de söylenir, “Eşeği boyar, babasına satar.” derler. Sizin, bu, kamuoyunda üç beş gündür kopardığınız gürültünün tam karşılığı bu fıkra, bu söz. Bu, yeni bir şey değil. Bu konuştuğumuz, sizin kamuoyuna anlattığınız o değil. Meclise gelen bu tezkere, 2007’den beri Türkiye'nin maruz kaldığı terör örgütlerine yönelik Türk Silahlı Kuvvetlerinin imkân ve kabiliyetlerini artırma amaçlı bir tezkere. Bir haftadır neredeyse kamuoyunda “Efendim, Millî Güvenlik Kurulunu bekleyin; görün, bakın neler olacak. Görün, bakın neler olacak.” deniyor. Kamuoyu da oturdu MGK sonuçlarını bekliyor. Millî Güvenlik Kurulu kararlarına baktığımız zaman, bir hafta milleti oyaladığınız MGK’dan da hiçbir şey çıkmamış. Esip gürlüyorsunuz, gök gürültüsü yapıyorsunuz, bir damla bereketiniz, bir damla yağmurunuz yok. Bir damla bereketiniz yok. (CHP sıralarından alkışlar)

Şu MGK kararlarında yeni ne var? Tavsiye, temenni, durum tespiti. Bu meseleyi, terörle mücadele meselesini, Kürt sorununu niye iç politikaya malzeme yapıyorsunuz? Ayıp değil mi? Şimdi nasıl yaptığınızı anlatacağım ama ondan önce, Sayın Bozkır “Fırat Kalkanı’yla DAEŞ’i temizledik.” dedi. DAEŞ’in Türkiye'de 71 ilde uyuyan hücreleri var. 71 ilden, sizin yarattığınız, Türkiye'ye tehdit bakımından, DAEŞ’e katılım var. Bu konuda -Hükûmetin attığı, yaptığı tutarlı- buraya birisi gelsin, bana bir paragraf söylesin. Böyle şey olur mu! (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – İnsaf et, insaf!

ENGİN ALTAY (Devamla) – Şimdi “Lafla peynir gemisi yürümez.” denmiştir, hamasetle diplomasi yapılmaz. Orta yerde Türkiye'nin bekası var, millî güvenlik sorunumuz var, ulusal güvenliğimiz var, terör tehditleri var, iç ve dış tehditler var ama varsa yoksa hamaset, hamaset, hamaset.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Operasyon yapıyoruz, operasyon.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Şimdi, bir ayıp da şudur: Her vesilede “millî dava, millî mesele” diyorsunuz, Elitaş çıkıp “Terörle mücadelede Parlamentoda 3 parti bir araya geldik.” diye ahkâm kesiyor. Şu Hükûmete soruyorum: Türkiye'nin eskiden gelenekleri vardı, muhalefete bilgi vermek diye bir şey vardı. Eskiden, bakanı, MİT müsteşarı, şusu, busu gelir, böyle önemli meselelerde ana muhalefete ve diğer muhalefet partilerine bilgi verirdi. Bir tane bilgi verme gereği duydunuz mu? Hiçbir şey yapmadınız ve Türkiye'yi tam bir bataklığın içine soktunuz.

Sayın Cumhurbaşkanı “Bu Barzani kadir kıymet bilmiyor.” demiş. Günaydın! Ya da garip…

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – FETÖ de bilmiyor, FETÖ de…

ENGİN ALTAY (Devamla) – Devlet işi kadir kıymetle mi yürütülür, diplomasiyle mi yürütülür? Bu nasıl bir yaklaşım? Yine “Kandırıldık.” diyememiş de bu sefer, tıpkı eskiden FETÖ tarafından, PKK tarafından, Esad tarafından kandırıldığı gibi, buna da “Kadir kıymet bilmiyor.” diyor.

Sayın Elitaş da diyor ki: “Bu referandum pat diye önümüze geldi.” Yani, bu kadar tecrübeli bir siyasetçinin bu kadar tecrübesizce bir laf etmesini de anlamadım.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ne zaman söylemiş?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sataşma var.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Mahsus sataşıyorum.

Ya, bırak Mesut Barzani’yi… Elitaş, neredesin?

Molla Barzani’nin yüz yıllık rüyası bu. Sen bundan haberdar değilsen bırak bu siyaseti, git eşek boya.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Olmadı, bu olmadı, bu olmadı.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Olmadı, olmadı…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Bu olmadı. Şu ana kadar iyiydi, bu olmadı.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Hayır, ticaret yap, ticaret yap. Düzeltiyorum ve özür diliyorum.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Yok, oldu, oldu, daha çok yakıştı Engin Bey, her zamanki hâlin.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Ama bir şeyi söyleyeyim: Milleti aldatmayın. Milleti aldatıyorsunuz. Millî Güvenlik Kurulu kararları burada. Şimdi siz ne yapacaksınız?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Nezaketsiz oldu ya, kürsünün bir adabı vardır.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Çeşitli tedbirler var diplomaside, literatüründe, askerî seçenek var. Bana sorarsanız, askerî seçeneği konuşmak şöyle dursun, düşünmeyin bile. Bir ülkenin parlamentosunda, en ufak bir tehdit orta yere çıktığı zaman, askerî seçenek, savaş çığırtkanlığı doğru işler değil. Ticari, ekonomik yaptırımlar var, siyasi yaptırımlar var. Esip gürlediniz, “Şöyle yapacağız, böyle yapacağız.” dediniz. Buradan iddia ediyorum, ticari ve ekonomik yaptırımlar noktasında Habur’u mu kapatacaksınız yoksa petrol vanalarını mı kapatacaksınız? İkisini de yapamazsınız.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yaparız.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Yapamazsınız!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yaparız.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Göreceğiz, ikisini de yapamayacaksınız. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, askerî seçenek konuşulmamalıdır. O noktada bir şey yok orta yerde. Büyük Atatürk’ün söylediği gibi, zorunlu olmadıkça savaş bir cinayettir. Cinayet çığırtkanlığı yapılmamalıdır. Ama elbette alınması gereken tedbirler var, bunları söyleyeceğiz. Yapıcı muhalefet olarak olması gerekeni de söyleyeceğiz.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bir şeye de sevindim, galiba Sayın Başbakan Lozan’a atıf yapmış bu referandumla ilgili. Hani Lozan hezimetti. (CHP sıralarından alkışlar) Lozan’a atıf yapılmasını da büyük bir memnuniyetle karşıladığımı belirtmek istiyorum.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Ya, ada gitmiş yanlış olmuş, bu olmuş iyi olmuş.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Şimdi, Orta Doğu tarih boyunca tehlikeli ve istikrarsız bir coğrafya olagelmiştir. Olaya hukuksal bakıldığında Türkiye’nin dışında bir ülkenin iç işi gibi görülüyor olabilir ama Türkiye’nin müdahalesinin uluslararası hukuk açısından da büyük sorunlar yaratacağının bilinmesi lazım. Olay sadece stratejik olumsuzluktan ibaret değil, Irak halklarının ayrışması ve çatışması Türkiye’ye endirekt değil, direkt yansır. Türkiye’nin yapması gereken Irak’ta çatışmasızlık ortamına hizmet etmektir. Siz bu referandum vesilesiyle Türkiye’de bir Kürt karşıtlığı, bir Kürt düşmanlığı peşindesiniz, bu da yanlıştır.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Çarpılırsın ya.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Hükûmetinizi kastediyorum, milletvekillerini tenzih ederim. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Bu vesileyle şunu söylemek lazım: Her Kürt’e terörist gözüyle bakamazsınız. Bütün Kürtleri -Hükûmete söylüyorum- kriminalize edemezsiniz. Bunlar Türkiye’yi böler, kutuplaştırır, kamplaştırır, ayrıştırır; bunlara gerek yok. Yeri geliyor, 80 milyon diyoruz, birlik beraberlik diyoruz. Bu ülkede benim ne kadar hakkım varsa Kürt’ün de o kadar hakkı vardır. Bunu derken…

SEBAHATTİN KARAKELLE (Erzincan) – Aksini kim iddia ediyor ya? Aksini iddia eden mi var?

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Yapma şunu ya, yazık ya.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Ne? Atalım mı Kürtleri bu ülkeden? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Efendim, lütfen karşılıklı beyanlarda bulunmayınız.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Kimse öyle bakmıyor.

İBRAHİM HALİL YILDIZ (Şanlıurfa) – Ben Kürt’üm ben, buradayım.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Hükûmetin getirdiği bu tezkereye, terörle mücadeleyi kapsayan bu tezkereye “evet” oyu vereceğimizi peşinen söyledik. Yani biz diyoruz ki: PKK’yla Hükûmet en etkin mücadeleyi yapsın, peşindeyiz, desteğiz ama Türkiye’de yaşayan ya da Irak’ta yaşayan bütün Kürtlerin teröristmiş gibi algılanmasına yol açacak iş ve işlemlerden uzak durmak gerekir.

Hata nerede yapıldı, biliyor musunuz? Hata şurada yapıldı, öncelikle bu noktaya şöyle geldik: “Bir koy, üç al.” Rahmetli Özal’ın mantığı Türkiye'nin Orta Doğu politikasında kırılma noktasıdır, yanlışlar zincirinin başladığı andır ama AK PARTİ hükûmetlerinde de bu yanlışlar zinciri eksilmedi, arttı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ALTAY (Devamla) – Siz yani bu Hükûmet ve bundan önceki hükûmetler, AK PARTİ hükûmetleri 2009 yılında Irak’ta Merkezî Yönetimi muhatap almak…

BAŞKAN – Lütfen toparlar mısınız?

ENGİN ALTAY (Devamla) – Hükûmete verdiğiniz kadar vereceksiniz değil mi?

AK PARTİ hükûmetleri 2009’dan itibaren Irak Merkezî Hükûmetiyle muhatap olmak yerine Müslüman Kardeşler bağlantılı radikal İslamcı, cihatçı örgütlerle muhatap olarak bu yanlışlar zincirini sürdürdü ve Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nden direkt petrol satın almak suretiyle de şimdi şikâyet ettiğiniz referandumun bu Hükûmet sponsoru oldu, finansörü oldu. (CHP sıralarından alkışlar) Şikâyet ettiğiniz referandumun sponsoru burada oturuyor. Bir hesap soracaksanız önce buradan başlayın.

Değerli arkadaşlar, yapıcı samimiyetle, iyi niyetle önerilerimizi de sunuyorum, Dokuz madde Sayın Başkanım ve çok mühim.

Bir: Hep birlikte, tezkereyi iç politika malzemesi yapmaktan vazgeçin hep beraber.

BAŞBAKAN YARDIMCISI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Deminden beri yapıyorsunuz.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Buna ihtiyaç var, iç barışımız için buna ihtiyaç var.

İki: Türkiye’nin yaptırımları arasında askerî seçenek olamaz, nokta. Olamaz, savaşın konuşulmasını değil düşünülmesini istemiyoruz.

Üç: Türkiye, yedi sekiz yıldır sürekli karşılıksız tehditlerde bulunarak bölgedeki yaptırım gücünü ve prestijini sıfırlamıştır. Bundan sonra, bu Hükûmetin ve bu Parlamentonun bölgeyle ilgili ayakları yere basan politikalar geliştirmesine biz ana muhalefet partisi olarak desteğe de katkıya da yardıma da hazırız.

Dört: Etkili, güçlü, barışçıl ikna imkânları var Türkiye’nin, bunu kullanmalıdır.

Beş: Bu Hükûmet bütün enerjisini Erbil ile Bağdat’ı masaya oturtmak için kullanmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ALTAY (Devamla) - Barış isteniyorsa, bölgede huzur isteniyorsa yapılması lazım gelen budur.

Altı: Irak’a komşu olan ülkeler var. Irak konusunda Türkiye kadar müdahil olma durumunda olan İran var. Şimdi, Türkiye’nin, İran’ın uluslararası dayanışma çerçevesinde diploması kanallarını açık tutmasını sağlayacak gücü var. Ama bu konuda niyeti ve gayreti yok. Bu konuda da Hükûmetin bir gayret içinde olması lazım.

BAŞKAN – Evet…

ENGİN ALTAY (Devamla) – İki madde kaldı Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Ve Hükûmetin bir şeyden daha çekinmesi lazım: Uzun vadede ve orta vadede Katar eksenli Orta Doğu vizyonunuzu değiştirin, Orta Doğu’yu bir bütün olarak görün. (CHP sıralarından alkışlar)

Tekrar söylüyorum, bölge için, Türkiye için bu referandumu Kürt karşıtlığına dönüştürecek bir algı yaratıyorsunuz, bu dili terk edin, bundan vazgeçin diyorum, kötü mü söylüyorum? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Aynı şeyleri söylüyorsun.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Ve son olarak, şu Meclise ve bu aziz millete bir şeyi açıklayın: Barzani’nin yani Kuzey Irak’ın petrolünü alıp İsrail’e satan şirketin ortakları içerisinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olanların listesini 81 milyon adına bu Hükûmetten talep ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan...

ENGİN ALTAY (Devamla) – Son söz: Teröre karşı yapılacak her mücadele için Hükûmeti ve Türk Silahlı Kuvvetlerini desteklemekle birlikte, Hükûmetin asıl hedef ve amacının bölgede ve ülkede barışı tesis etmek olduğu bilinç ve şuuruyla hareket etmesini bekliyor ve Hükûmeti bu anlayışa davet ediyorum.

Tezkereye olumlu oy vereceğiz diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Altay, ben sizin Sayın Elitaş’la hukukunuzu gayet iyi biliyorum.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Hemen düzeltiyorum.

BAŞKAN – Ama, millet, şu anda seyredenler bir tuhaf değerlendirebilirler.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Mikrofonu tekrar açın, düzelteyim.

BAŞKAN – Artı, Kayseri için söylediğiniz o söz maalesef uydurmadır tabii ki yani bu tip benzeri sözler milleti yaralar.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Atasözleri nasıl uydurma Sayın Başkan?

BAŞKAN – Zatıaliniz bir eğitimcisiniz.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Hemen düzeltiyorum.

BAŞKAN – Lütfen bir açıklık getirin, onları gerisin geri alın efendim.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Mikrofonu açarsanız alıyorum efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Geri alma... Geri alma...

ENGİN ALTAY (Devamla) – Şimdi, bu tezkereyi yani terörle mücadele tezkeresini referandumu engelleme, Barzani’ye gözdağı verme tezkeresi gibi pazarladı Sayın Elitaş. Ben de dedim ki: “Hani bir atasözü var; Kayserililer eşeği boyar, babasına satar.” Bunu söyledim.

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Yok öyle bir atasözü.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Ya, sen “Yok.” de, ben “Var.” diyorum. Hadi ispatla olmadığını. Ben de “Var.” dedim ama peşine de “Elitaş siyaseti bıraksın, gitsin Kayseri’de ticaret yapsın; siyaseti bıraksın, ticaret yapsın.” maksadını söylerken o deminki atasözünden kaynaklı bir boyama hikâyesi söyledik.

Sayın Elitaş, bu konuda bir hakaret...

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hakaret yok efendim.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Özür dilerim yani mesele yok, burada bir şey yok.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Tamam, tamam, hakaret yok.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Var mı? Yok.

BAŞKAN – Efendim, herhâlde var tabii, herhâlde var.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Tamam, özür...

BAŞKAN – Yalnız, ben rica edeyim, tekrar bir sataşma olmasın.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Kastım; Elitaş siyaseti bıraksın, ticaret yapsındır. Kastım budur, o kadar.

BAŞKAN – Ben, Sayın Altay’ı düzeltmek için davet ettim, o bu sefer ekstra yaptı, bir dikiş daha attı.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Çok yanlış, çok yanlış o.

BAŞKAN – Lütfen, lütfen buyurun efendim.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Vereceğim efendim, vereceğim.

Mustafa Bey, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın (3/1185) esas numaralı Başbakanlık Tezkeresi üzerinde şahsı adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Efendim, ben içeride Sayın Altay’ı dinlerken bu tezkere Irak tezkeresi mi, Elitaş tezkeresi mi diye şaşırdım. Sayın Altay başladı, “Elitaş şöyle söyledi, Elitaş böyle söyledi…” Biz Türkiye Büyük Millet Meclisini olağanüstü toplantıya çağırırken “Elitaş mı bu Meclisin Başkanı, nasıl çağırabilir?” dedi, hâlbuki yıllardır tecrübeli bir Grup Başkan Vekili.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Tayin yetkisi Başkanındır.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – İç Tüzük’ün 7’nci maddesine göre, eğer Türkiye Büyük Millet Meclisini olağanüstü toplantıya çağırırsanız gününü ve saatini bildirmek mecburiyetindesiniz, takdir Başkandadır.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Evet, onu söyledim ben.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – İşte onu diyorum. Biz “23 Eylül Cumartesi günü saat 16.00’da toplanmak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisini olağanüstü toplantıya çağırıyoruz.” dedik, Sayın Başkan da takdir etti, 16.00’da topladı, 17.00 de yapabilirdi, 14.00 de yapabilirdi. Bu bizim talebimiz, bu bizim talebimiz, talebimiz yerine gelmiştir.

Bakın, fıkrayı yanlış biliyorsunuz, söylenen şudur: “Anasını boyayıp babasına satmak” derler yani aile düzenini kurtarabilmek için yapılan bir iştir bu iş ama eşek fıkrası da var. (AK PARTİ ve CHP sıralarından gülüşmeler, AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Siz de bunun için özür dilemelisiniz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Şimdi, bizim bu fıkrayı bilen birisi Kayseri’ye gelmiş, “Hani siz eşeği boyayıp satıyorsunuz ya.” demiş… Adamın biri ayakkabı boyacısı çocuğa varmış, uzatmış ayağını tezgâha, demiş ki: “Oğlum, siz burada ananızı boyayıp babanıza satıyorsunuz, eşeği boyayıp şöyle satıyorsunuz.” deyince çocuk şöyle tepeden tırnağa bir süzmüş, “Amca, sana kaç kilo gideceğini şimdi hesaplarım.” demiş. Onun için, bu fıkraları iyi bilmek gerekir. Kayserili alnının teriyle ticaretini yapan bir bölgenin insanıdır. Kayseriliden kimse korkmaz, pazarlığı sever ama malı sattıktan sonra rahat uyur çünkü Kayserili tüccar sözüne sadık, senedi Reşat altını gibidir diye tarif edilir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Onun için, değerli milletvekilleri, bakın, biz buradaki yaptığımız işlemlerde şunu söylüyoruz: Millî Güvenlik Kurulu toplandı. 30 Ekim tarihinde görüşülmesi gereken tezkere 23 Eylül tarihinde görüştürüldü. Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nin Orta Doğu’daki bir ateş çemberinin kıvılcımı olmaması için, orada tüm dünyayı zor durumda bıraktırmaması için uyarı görevimizi yapıyoruz. Teşekkür ediyoruz, siz de o uyarı görevimize katıldınız ve açıklama yaptınız “Biz de destekleyeceğiz.” diye. Milliyetçi Hareket Partisi ilk anda, tezkereyi duyar duymaz “Biz de bunu destekleyeceğiz.” diye açıklama yaptı. Hâlbuki “Ya, 30 Ekim tarihinde biz bunu görüşeceğiz, 23 Eylülde ne gereği var?” diye söyleyebilirdiniz çünkü bu uyarı görevinin yapılması gerektiği hassasiyetine siz de katıldınız, siz de inandınız, onun için biz bu tezkereyi 23 Eylül tarihinde getiriyoruz. 25 Eylül tarihinde yapılacak halk oylamasında, referandumda oradaki oy verecek vatandaşlara diyoruz ki: “Yapmayın, bu ateş çemberi önce sizi yakar, tüm dünyayı yakabilecek bir noktaya doğru götürür.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Sayın Altay’a beş dakika verdiniz, bir dakika izin verirseniz…

BAŞKAN – Lütfen bağlayın, lütfen bağlayın.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – “Sakın ha, dünyayı zor durumlara götürecek bu sürece ne olur önayak olmayın.” diyoruz ve biz buradan Barzani’ye de çağrı yapıyoruz, diyoruz ki bu çağrımızda: “Dikkat et, sadece Kuzey Irak’ta ortaya çıkacak bir oluşum seninle ilgili değil, o bölgeyi tamamen bölüp parçalayacak, yutulabilir hâle getirecek bir sürecin başlangıcı.” Aynı şekilde Suriye de böyle, Irak da bu şekilde.

Biz Hükûmet olarak beş aydır, altı aydır mekik diplomasisi yapıyoruz. Bir taraftan Sayın Cumhurbaşkanımız uyarıyor, öbür taraftan Dışişleri Bakanı ilgili bakanlarla görüşüyor, çeşitli ülkelerle görüşüyor, “Adamın böyle bir niyeti var, engel olmaya çalışıyoruz. Sakın ha, böyle bir şeye girme, girersen sonuçları tehlikeli olur.” diyoruz.

Sayın Altay diyor ki: “Beş ay önceden şimdiki davranışını yapsaydın.” Bakın, az önce konuşan eski konsolos arkadaşımıza sorarsanız, uluslararası ilişkiler böyledir.

MUSA ÇAM (İzmir) – Ne demek “eski konsolos”, ne demek? Milletvekili o, milletvekili o.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Bizim burada yaptığımız gibi, kavgayı önceden yapalım, sonradan barışırız usulü değil, diplomaside önce ikaz edeceksiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Bugünkü yapacağımız iş de Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’ne kesin ve net uyarıyı, son uyarıyı verecektir.

Katkılarınızdan dolayı teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Bakan, bir dakika…

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan, “eski konsolos” ne demek, “eski konsolos” ne demek? Milletvekili o, milletvekili.

BAŞKAN – Efendim, toplum tarafından takip edilen bir oturum yapıyoruz.

Dünya eskiden çok büyüktü, şimdi bir köy oldu, bir kasaba oldu, mahalleler, sokaklar, devletler oldu. Eski rekabetler yüzünden çıkmış, uydurulmuş sözleri biz kabul etmiyoruz, bir bütünüz. Engin Bey başta olmak üzere, şehirler arasındaki eski lafların uygun olmadığına, kullanılmaması gerektiğine temyiz yolları kapalı olmak üzere oy birliğiyle karar verdik efendim.

Teşekkür ediyorum.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bakanın bir talebi var, bir dakika…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Peki, dikkate alırsanız sonra…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Efendim, biraz önce...

BAŞKAN - Sayın Bakanım, buyurun.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Bakan gerekçelerini söylediler, onun için söz veriyorum.

Buyurun efendim.

4.- Millî Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın (3/1185) esas numaralı Başbakanlık Tezkeresi üzerinde şahsı adına yaptığı konuşması sırasında Hükûmete sataşması nedeniyle konuşması

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Öncelikle, Cumhuriyet Halk Partisinin tezkereyle ilgili kanaatini, görüşünü netleştirmesi gerekir. Benim açıkçası kafam karıştı, şöyle karıştı: Biraz önce konuşmacılar çıktı “Biz bu tezkereye destek vereceğiz.” dediler, doğru ama sonra “Kesinlikle bir askerî harekât ya da operasyon aklınızın ucundan dahi geçmesin.” denildi, biraz önce birkaç defa ifade edildi. Anlamadığım nokta şu: Biz bu tezkereyle, zaten, Türk Silahlı Kuvvetlerine sınır ötesi operasyon yetkisi istiyoruz yani tezkerenin özü bu zaten, askerî operasyonu içeriyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Okumamış olabilir Sayın Bakan.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Dolayısıyla, tezkereye karşı mısınız, destek veriyor musunuz çok net olarak söyleyin. “Destek veriyoruz.” diyorsanız eğer, o zaman, askerî operasyon yapılabileceğini ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu çerçevede sınır ötesi operasyon yapabileceğini de kabul etmeniz gerekir ve desteklemeniz gerekir. Aksi beyanlar çelişkidir, bu bir.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Her zamanki gibi.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – İkincisi şu: Bakın, geçmişte gerçekten Türkiye’de ve bölgede Kürt kardeşlerimizin çok büyük problemleri vardı, Türkiye’de özellikle. Kırk yıl, elli yıl, altmış yıl, yetmiş yıl sorunları vardı. En temel haklarını, insan olmanın ortaya çıkardığı hakları dahi, kültürel haklarını kullanamıyorlardı, kullandırılmıyordu. Bugün geldiğimiz nokta itibarıyla, etnik kökeni ne olursa olsun, Kürt kardeşlerimiz dâhil hepsi eşit haklara sahiptir ve hepsi Türkiye Cumhuriyeti devletinin asil üyesidir, bireyidir.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – E, biz ne dedik?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Ama daha önce öyle değildi. Evet, daha önce değildi. Yani kendi dilinde türküsünü dahi söyleyemiyordu. Bu dediğimiz yirmi yıl önce, otuz yıl önce, kırk yıl önce. Ve özellikle, o dönemlerde Türkiye hangi siyasi partiler tarafından yönetiliyordu bir hatırlarsak eğer bunu… Esasında bir Kürt düşmanlığı yapılıyorsa bunun ne zaman yapıldığı ve bu kardeşlerimize verilmesi gereken hakların kimler tarafından verildiği çok açık, net bir şekilde ortaya çıkar.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Kayyumlar… Dokunulmazlıkların kaldırılması… Tutuklamalar… Kürt okullarının kapatılması…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Evet, bugün etnik kökeni ne olursa olsun herkes Türkiye’de kültürel haklarını yaşayabilmektedirler, en ufak bir kısıtlama, en ufak bir sıkıntı yoktur. Daha önce Türkiye’de bir Kürt problemi vardı, bugün yok. AK PARTİ hükûmetleri sayesindedir. Evet, öyle. Sadece bu kadarla değil. Bakın, Kuzey Irak’taki Kürt kardeşlerimizin bugüne kadarki barış ve huzur ortamı içerisinde yaşamalarının garantörü Türkiye’dir. Bunu en iyi oradaki kardeşlerimiz, vatandaşlarımız biliyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Korumuştur, her türlü desteği sağlamıştır. Biz hiçbir şekilde etnik açıdan bakmıyoruz, bakamıyoruz, inancımız buna engel, manevi değerlerimiz buna engel.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen tamamlar mısınız efendim.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – 80 yaşındaki kadın mezarından çıkarıldı, mezarından çıkarıldı 80 yaşındaki kadın.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Yaratıldığı için saygı duyuyoruz, benimsiyoruz.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Ankara’da mezarından çıkarıldı 80 yaşındaki kadın; Kürt, Alevi olduğu için gömülmedi o kadın.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Dolayısıyla, eğer, Kürt kardeşlerimize ya da başka etnik kökenden gelen kardeşlerimize bir haksızlık varsa bu geçmişte çok yapıldı, hakikaten çok büyük zulümler söz konusu oldu ama AK PARTİ döneminde bunların tamamı ortadan kaldırıldı.

Teşekkür eder, saygılar sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Millî bayramları bile yasakladınız Sayın Bakan.

BAŞKAN – Sayın Canikli, teşekkür ediyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkanım…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Hanımefendi, evet…

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

3.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – İnsanın kendi yarattığı ya da kendi döneminde yaşanan zulümleri görmemesi tabii ayrı bir meziyet olabilir ama hakikaten biz sadece Hatun Tuğluk’u hatırlatmak isteriz.

Temiz bir dile davet ediyorsunuz ya herkesi, özellikle az önce duyduğumuz buradaki söz gerçekten inanılmazdı. “Anasını boyayıp babasına satmak” diye bir sözü gerçekten duymamış olmayı isterdim.

EKONOMİ BAKANI NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Senin niyetin bozuk, başka türlü anlıyorsun.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Bunu bütün kadınlar adına iade ediyorum, kadınlar satılık değildir. Böyle bir söz hiçbir şey adına, nereye ithaf ederseniz, nereye söylerseniz söyleyin, ne, hangi atıfla söylerseniz söyleyin kullanılamaz.

Ayrıca, şunu ifade etmek isterim: Bir savaş tezkeresi aslında oylanıyor. Ama bunun zararını en fazla gören, fiziksel, cinsel, psikolojik olarak en fazla…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Tamamlamak istiyorum müsaade ederseniz.

BAŞKAN – Lütfen.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Bunun zararını en fazla görenler kadınlardır ve bu yükselen öfke siyasetleri nedeniyle evde, sokakta şiddet gören de kadınlardır, yıktığınız hayatlar nedeniyle daha sonrasında onları tamir etmeye çalışanlar da kadınlardır. Ama imza attığınız tezkerelerde bunlar yazmıyor, bir de üstelik bunun üzerine kalkıp bu tür laflar edip, cinsiyetçi laflar edip gülebiliyorsunuz. Esefle hepinizi kınıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Aile kurumunun, ailenin ne olduğunu bilmediğinden anlaması çok zor. Aile kurumunu bilmediğinden anlaması zor bazı insanların.

BAŞKAN – Sayın Altay…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkanım, zatıalinizin de belirttiği gibi bu görüşmeleri 80 milyon vatandaşımız izliyor. Sayın Bakan, benim yaptığım konuşmaya atfen, yaptığım konuşmadan kaynaklı olarak Cumhuriyet Halk Partisinin tezkereyle ilgili görüşünün net olmadığını söylemek suretiyle kamuoyunda bir kuşkuya neden olmuştur. Bu bir sataşmadır, söz talep ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

5.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Millî Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Hükûmetimiz PKK terör örgütüyle savaş mı etmiş? Bu sizin burada yaptığınız konuşma bunu doğrular mahiyettedir. Ben bilakis dedim ki: “Bu yedi senedir Meclise gelen, terör örgütleriyle mücadele tezkeresidir. Devletin terör örgütleriyle etkin mücadelesine imkân veren bir tezkeredir ve biz ‘evet’ diyoruz. Siz bu tezkereyi Barzani’nin yapacağı referanduma gövde gösterisine çevirmek suretiyle kamuoyunun gözünü boyuyorsunuz.” dedim. (CHP sıralarından alkışlar)

Bu da -Sayın Elitaş’tan tekrar özür dilerim- Kayserililer için söylenilir, Kayserilileri övmek için söylenilir, ticari zekâlarını övmek için söylenilir “Eşeği boyarlar babalarına satarlar.”

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Ticaretle alakası yok anasını boyayıp babasına satmanın.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Şimdi, şunu merak ediyorum: Benim bu lafı etmeme çok gerekçe var. Bir tanesi, Sayın Bahçeli’nin ya da MHP sözcülerinin “Bu referandumu savaş sebebi sayarız.” mesajıdır. Aynı mesajlar Hükûmetten de geldi. Ben diyorum ki: Savaşa ne gerek var? Oradaki Arap’ı, Kürt’ü, Türkmen’i huzur içinde, sulh içinde, barış içinde yaşatmak için mücadele etmek varken savaşa ne gerek var diyorum. Bunu söylüyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Ama siz ısrarla… HDP de bu tezkerenin savaş tezkeresi olduğunu söylüyor. Şimdi, siz de bu tezkerenin bu şekilde savaş tezkeresi olduğunu… “Zaten savaşacağız, savaşıyoruz.” dediniz burada.

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Korkma seni götürmezler savaşa!

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Vermeyin o zaman evet.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Bunun hesabını milletvekillerimize verirsiniz, kamuoyuna verirsiniz, bilmem. Ben bir savaş görmüyorum. Tekrar söylüyorum: Türkiye’nin bir terör sorunu vardır, PKK’yla da DAEŞ’le de FET֒yle de devlet etkin mücadele etmelidir ama Türkiye’nin bir Kürt sorunu da vardır ve bütün Kürtler terörize edilmemelidir, kriminalize edilmemelidir diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Altay.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bakan, ne oldu?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, benim konuşmamla ilgili farklı anlamlara gelebilecek bir yorumda bulundu. 69 çerçevesinde konuşmamın nasıl değerlendirilmesi gerektiği hususunda görüşlerimi arz etmek istiyorum Sayın Başkan. Farklı bir yöne çekti Sayın Grup Başkan Vekili…

BAŞKAN – Bu farklı yöne çekme noktasındaki beyanı…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Savaşla ilgili Sayın Başkan, savaşla ilgili; Irak tezkeresi…

BAŞKAN – Savaşla ilgili…

Bu böyle sürmesin sakın.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yok, kısa Sayın Başkan, üç dakikanın belki tamamını da kullanmayabilirim.

BAŞKAN – Peki, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bir dakikada tamamlayın lütfen.

6.- Millî Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bu tezkerenin görüşülmesi daha sonra yapılabilirdi. Şu anda, bir önceki tezkere çerçevesinde yaklaşık kırk günlük, bu anlamda, o tezkerenin verdiği yetkilerin kullanılması imkânı söz konusu ama özellikle hem de Türkiye Büyük Millet Meclisini olağanüstü toplantıya çağırarak bu tezkerenin erkenden, önceden görüşülmesi yolunda bir karar aldık, Türkiye Büyük Millet Meclisine bir başvuruda bulunduk. Bu hamle -tırnak içerisinde söylüyorum- Kuzey Irak’ta yapılmak istenen referandumla doğrudan bağlantılıdır. Burada, biraz önce konuşmamda da ifade etmeye çalıştım, bu referandum Türkiye açısından çok ciddi bir güvenlik problemini ortaya çıkaracaktır, ayrıca bölgeyi de bir ateş çemberine atacaktır. Dolayısıyla, bunun engellenmesi gerekir.

Birinci adım, ilk adım, önce referandum kararından vazgeçilmesi gerekir ve yapılmak istenen sonuçla mütenasip adımlar atılması, kararlar verilmesi son derece doğaldır. Yani referandum kararı verilmeden ya da referandum yapılmadan referandum yapılmış gibi eğer adımlar atarsanız o çok ölçülü olmaz, daha büyük bedeller ödenmesi sonucunu doğurur. Dolayısıyla, bu çerçevede değerlendirildiğinde, atılan adım, verilen karar son derece yerinde bir karardır.

Ayrıca, hiç blöf yapmıyoruz, kesinlikle, bizim blöf yapmadığımızı bütün dünya çok iyi biliyor. Daha önce de gerektiği zaman gerektiği takdirde Türkiye güvenlik gerekçeleriyle ve elbette uluslararası hukuka ve ikili anlaşmalara uygun bir şekilde her türlü adımı atmıştır. Bugün itibarıyla da her şey masadadır, her türlü karar ve eylem masadadır, gerektiği zaman da kullanılacaktır. Bundan da hiç kimsenin en ufak kuşkusu olmasın. Bu konularda da şaka yapmıyoruz, blöf yapmıyoruz.

Teşekkür ederim Sayın Başkan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Engin Bey, bu Kayseri mevzusunda çok durduk, bazı tepkiler de geldi. Kayseri 5 bin yıllık kadim bir şehir. Bazı tabirleri kullanmayalım. Demin hanımefendinin dediği gibi de değişik ihtilatlara sebep olur. Dolayısıyla, ayrı fikirde olduğumuzu zannetmiyorum, sizi yakinen tanıyorum çünkü, nezaketinizi gayet iyi biliyorum. Diğer şehirlerimiz dâhil her şehrimiz, lütfen, bu tip mevzuları da aradaki hukukun getirdiği şakalaşma olarak görsünler diyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Başkanım, Kayserililerin hepsi bu sözü bilir. Kayseri’ye atfen yıllardır, belki yüzyıllardır kullanılan bir söz olarak bilir ve benim tanıdığım hiçbir Kayserili bu sözden rahatsız olmaz.

İSMAİL TAMER (Kayseri) - Ben oldum Engin Bey, ben oldum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Olamazsın ağabey, sen de olamazsın. Bundan rahatsız olan, devşirme Kayserilidir.

BAŞKAN – Efendim, tamamladık, bu mevzuyu bu şekilde kapattık.

Efendim, İçişleri Bakanımızın bir talebi var.

Sayın Bakan, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

4.- İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Trabzon) – Sayın Başkan, çok saygıdeğer arkadaşlarım; biraz önce hatip, Hatun Tuğluk’un cenazesiyle ilgili bir değerlendirme ortaya koydu. Birkaç şeyi yüce Meclise arz etmek isterim.

Tabii, 80 yaşındaki bir hanımefendinin vefatı ve karşı karşıya kaldığı olaylar hepimizi üzmüştür; başta Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, bütün arkadaşlarımız. O akşam Bakanlıkta çalışırken HDP’li milletvekilleri birkaç sefer üst üste aradılar, çok insani bir şekilde, böyle bir olayla karşı karşıya kaldıklarını ifade ettiler ama şunu söylemem lazım: Bu olaya bizim müdahale anımız o saat ve o dakika değil. Aysel Tuğluk’un annesi öldüğü andan itibaren -Ayşe Nur Bahçekapılı buradadır, Pervin Hanım burada- bizi aradılar, annesinin cenazesine gitmesi lazım geldiğini, bunun için izin istediklerini söylediler. Biz de kendilerine bunun çok insani bir şey olduğunu ve bunun için hemen Adalet Bakanımızla konuşacağımızı... Sayın Başbakanımız da burada. Sayın Başbakanımıza konuyu arz ettik ve hemen ardından cenaze işlemleri başladı. Cenaze işlemleri başladıktan sonra elbette ki izinler, izin süreçleri, prosedürler derken öğlen veya ikindide gömülecek cenaze, maalesef, akşam vaktine denk geldi. Bu esnada da polisler, güvenlik kuvvetleri oralarda tedbir aldılar -ben İncek’i çok bilmiyorum yani yer olarak da çok bilmiyorum- köye gittiler. Tabii, bu arada, niye köye bu kadar polis arabası geliyor, cenaze orada ne oluyor gibi birtakım tezviratlar da gelişti. Emniyet müdürleri, bütün görevliler cenazedeki defin gerçekleştikten sonra oradan ayrıldılar. Fakat orada bir 15-20 kişilik grup, ilk önce 5, sonra 10, sonra 15, sonra 20, sonra 25 kişilik bir grup… Maalesef, hiç birimizin kabul etmeyeceği ve hepimizin de eleştirdiği, bir anneye yapılmaması gereken ve hepimizin de üzerinde ciddi bir şekilde durduğu bir olayla karşılaşıldı. Yine arkadaşlar beni aradılar, dediler ki: “Burada kötü olaylar oluyor, lütfen müdahale edin.” Birkaç arkadaşımızla konuştuk: Sırrı Süreyya Önder, Osman Baydemir, Pervin Hanım… Yani bunlar yaklaşık bir on-on beş dakika içerisinde gerçekleşen olaylar. Ankara Valisini, Ankara Emniyet Müdürünü hemen aradık, olay yerine sevk ettik. Dedik ki: “Burada ne varsa hemen burada tedbir alacaksınız.” Ardından Sırrı Süreyya Bey tekrar aradı, dedi ki: “Burada çok kötü olaylar olacak.” Ben dedim ki: Ben hemen oraya geliyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen bağlayın efendim.

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) – Sayın Başkan, müsaade ederseniz…

BAŞKAN – Hükûmet adına söz istediniz, üç dakika verdim.

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) – Teşekkür ediyorum efendim.

Ve hemen arabaya atladık, oraya gittik. İlk önce mezarlığa gittik, “Bu merhume burada defnedilsin. Biz devlet olarak bunu sağlarız. Burada bir hadise söz konusu oldu, bunu tasvip etmemiz mümkün değil. Bu birliğimiz açısından burada defnedilmesi doğrudur.” dedik. Sonra tekrar tezekkür ettik. Sonra Aysel Tuğluk’u sorduk nerede diye. “Karakolda.” dediler. Kalktık, karakolun dışındaki ring arabasının içerisindeydi, cezaevi arabasının içerisinde, aldık karakola götürdük ve yaklaşık kırk dakika, kırk beş dakika hem başsağlığı diledik hem de konuştuk. Hiç merak etmeyin, buraya defnetmek istiyorsanız buraya, Karşıyaka’ya götürmek istiyorsanız Karşıyaka’ya, memleketine götürmek istiyorsanız memleketine… Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatı oldu, uçak… “Ne istiyorsanız, nasıl istiyorsanız, kendi memleketine gitmek istiyorsa, burada defnedilmek istiyorsa burada…” Biz elimizden geleni yaptık. Sonra birtakım iddialar söz konusu oldu. İddialar şunlardı: “Bize burada küfrettiler, hakaret ettiler, bilmem ne ettiler.” Ben İçişleri Bakanıyım, ben bunları araştırmakla sorumluyum ve mükellefim. Hemen arkadaşlarıma talimat verdim. Böyle bir soruşturmada nasıl, kaç kişi bunu bilmiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bakanım, bağlayın lütfen.

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) – Bağlıyorum efendim.

Ama toplam 20 veya 25 kişinin olduğu bir yerde, bilgisi dâhil 62 kişinin görüşüne başvuruldu. Ha, o arada birileri bizimle fotoğraf çektirdi, şöyle oldu böyle oldu ama devlet gereğini yerine getirdi hem de hukuk işledi ve devlet gereğini yerine getirdi.

Şimdi, bunun üzerinden “Hatun Tuğluk’un cenazesinde şöyle bir şey oldu, böyle bir şey oldu.” veya burada siz, sanki biz bunun koordinatörüyüz, sanki biz bunun yapanıyız… El insaf deriz ya. Yani, bu olayın her hâlini eğer birlikte yaşamamışsak, birlikte bunu santim santim, adım adım nasıl bir şekilde… Dediniz ki: “İki gün evinde kalsın.” Evet, bu olay da olmamıştı o zaman. “Aysel Tuğluk iki gün evinde kalsın…” Normalde evinde kalamaz, kalması gereken yer akşam cezaevidir. “Annesi vefat etti, evinde kalsın.” Biz burada insani olarak da hukuki olarak da elimizden gelen her şeyi yaptık. Toplumsal olaylar olur mu? Olur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) – Provokatörler olabilir mi? Olabilir. Tezvirat olabilir mi? Olabilir. Yanlış anlaşılma olabilir mi? Olabilir. Bizim görevimiz bunu bundan ayıklamaktır; hangisi doğrudur. Biz bunu bugün yapıyoruz. Lütfen… Bu olayla ilgili, Hükûmetimiz, devletimiz elinden gelen bütün samimiyeti ve bütün hukuki yolları tam anlamıyla gerçekleştirmiştir.

Cümlelerimi bağlıyorum Sayın Başkanım. Bize göstermiş olduğunuz fırsata teşekkür ediyoruz.

Burada Hükûmet olarak da elimizden geleni yaptık. Üç buçuk, dört saat, bu ülkenin İçişleri Bakanı olarak ben karakoldaydım -karakolda beklemek başka bir şey- meselenin tam anlamıyla çözüme kavuşturulabilmesi için.

Ben teşekkür ediyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Efendim, şahıslar adına…

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sırrı Bey…

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Anılan hadiseyle ilgili bir açıklama yaptı. Normalde İç Tüzük’ün hatırlatmasına girmek istemiyorum ama benim de ekleyeceklerim var. (AK PARTİ sıralarından “Ne alakası var?” sesleri)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Öyle olmadıysa olay, öyle bir alakası var.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Önder.

5.- Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Değerli arkadaşlar, bu meseleyle ilgili pek az konuştum. Bu bilgilendirme önemliydi. Öncelikle birkaç şeyi, Sayın Başkanın da Sayın Bakana tanıdığı süre kadar… Aslında bunda süre sınırı da koymamamız lazım.

Öncelikle Sayın Bakanın bir yanılgısını düzelterek başlamak istiyorum. Burada Sayın Aysel Tuğluk’a bahşedilmiş bir hak yok. Sayın Adalet Bakanı burada, yakınlarını kaybedenlerin yasal hakkıdır bu. Evinde kalması da bir lütuf değildir, böyle sunulmaması gerekir. Eğer güvenlik açısından bir mahzur yoksa taziye işlerini yapabilir.

Ben şimdi kısacık bir Türkmen töresinden bahsetmek istiyorum. Toros Türkmenlerinde hâlen devam eden bir gelenek vardır. Düğünler yazın yapılır ve hazırlıklara başlanır, bütün Türkmen beldelerinde böyledir fakat düğün öncesi bir şenlik ve neşeden eser yoktur. Lojistiği hazırlanır, davetliler istikbal edilir, yatacakları yer hazırlanır, ondan sonra çalgıcılar gelir. Yine düğün emarelerinden eser yoktur. Ana babaların eşliğinde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Önder…

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Efendim, bir yere geleceğim.

BAŞKAN - Esasa girelim lütfen.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Esasa geliyorum.

BAŞKAN - Rica edeyim, lütfen...

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – İtiraz eden varsa burada kesebilirim. Bu önemli bir şey. Siyaset yapmıyorum, bir şey anlatmaya çalışıyorum.

BAŞKAN – Ama Genel Kurul çalışmaları devam edecek efendim.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Etsin efendim.

BAŞKAN – Sizin diyeceğiniz bir şey varsa Sayın Bakanın açıklaması hakkında… Ansiklopedik bilginize teşekkür ediyoruz.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Ansiklopedik bilgi değil; bu, Anadolu’nun dağı, taşı.

BAŞKAN – Her neyse…

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Ansiklopedik bilgi değil, hayatın bizatihi kendisi.

BAŞKAN – Hayatın bizatihi bilgisi olsun.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Ama siz bunu…

BAŞKAN – Fakat lütfen esasa girin.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Siz bu vaktimi alırsanız… Şimdiye ben elli tane laf etmiştim. Başkan, biraz anlayış lütfen.

BAŞKAN – Buyurun.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Ana babalar çalgıcıların yanına katılır ve son düğünden, o beldede gerçekleşmiş son düğünden o güne kadar cenaze çıkmış hangi ev varsa çalgıcılar o eve giderler, cenaze çıkanın hüviyetine, yaşına, cinsiyetine göre bir ağıt yakmaya başlarlar. Bu “Taziyenize biz bir düğün kuracağız ama sizin de acınız olduğunu biliyoruz -hemhâl olmak diyelim, şimdi “empati” deniliyor, tam karşılamıyor- sizin acınızı biliyoruz, anlıyoruz ve rızalık istiyoruz.” demektir. O cenaze evinin kapısı açılır ister altı ay önce ölmüş olsun ister altı gün önce.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Hayırlar dilenirse o köyde o düğün kurulur. Şimdi, Anadolu’nun töresi buydu.

Buradan, Sayın Bakan, biraz belki orada olmadığı için meseleyi bir taşkınlık gibi anlattı, mesele öyle değildi. Topyekûn bir linçin, bir öfkenin ve bir nefret söyleminin hedefi olduk ve bir saldırının ve bu -çok fazla vaktinizi almayacağım- hem güvenlik görevlilerinin ifadelerinde var. Gelmekte olanı biz bildirdik “Bakın, bunlar halis niyetli değil, böyle gözükmüyor, siz önlem alın.” diye, bunlara kulak tıkandı. Sayın Bakanın üzerinden atladığı bir şey, bütün HDP’li vekillerin maruz kaldığı bir şey ve bunun da en çok Sayın Meclis Başkanını ilgilendirdiğini düşünüyorum, biz Ankara Valisine, Ankara Emniyet Müdürüne...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) - ...ve Sayın Bakana epeyce bir müddet ulaşamadık. Ne zaman ki oradaki gelişmeler kontrolden çıktı o zaman ulaştık. Sayın Bakan, kendisi, benimle görüştüğünü söylüyor, safahatını bilir, ben Sayın Bakanı bunun vahim bir şey olduğuna ikna edemedim telefonda. Daha fazla detay vermek de istemiyorum. Sonra, gelişmeler çığırından çıkınca bu oldu. Bu, ölüye saygı, diriye saygıyı aşan bir şeydir; bu, birlikte bir ortak gelecek kurabiliyorsak, kurabileceksek, hâlen buna mecalimiz ve niyetimiz varsa bu bir takat ve niyet meselesidir. Tek başına niyetiniz yetmez, bunlar bütün bu toprakları takatsiz bırakacak işlerdir. Artık, Allah korusun, ileride niyetimiz de olsa takatimiz kalmamış olabilir. Bunu herkesin bu şekilde kavraması gerekir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Tezkereler (Devam)

2.- Türkiye’nin Millî Güvenliğine Yönelik Ayrılıkçı Hareketler, Terör Tehdidi ve Her Türlü Güvenlik Riskine Karşı Uluslararası Hukuk Çerçevesinde Gerekli Her Türlü Tedbiri Almak, Irak ve Suriye’deki Tüm Terör Örgütlerinden Ülkemize Bundan Sonra da Yönelebilecek Saldırıları Bertaraf Etmek ve Kitlesel Göç Gibi Diğer Muhtemel Risklere Karşı Millî Güvenliğimizin İdame Ettirilmesini Sağlamak, Türkiye’nin Güney Kara Sınırlarına Mücavir Bölgelerde Yaşanan ve Hiçbir Meşruiyeti Olmayan Tek Taraflı Bölücü Girişimler ve Bunlarla İlgili Olabilecek Gelişmeler İstikametinde Türkiye’nin Menfaatlerini Etkili Bir Şekilde Korumak ve Kollamak, Gelişmelerin Seyrine Göre İleride Telafisi Güç Bir Durumla Karşılaşmamak İçin Süratli ve Dinamik Bir Politika İzlenmesine Yardımcı Olmak Üzere Hudut, Şümul, Miktar ve Zamanı Hükûmetçe Takdir ve Tayin Olunacak Şekilde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Gerektiği Takdirde Sınır Ötesi Harekât ve Müdahalede Bulunmak Üzere Yabancı Ülkelere Gönderilmesi ve Aynı Amaçlara Matuf Olmak Üzere Yabancı Silahlı Kuvvetlerin Türkiye’de Bulunması, Bu Kuvvetlerin Hükûmetin Belirleyeceği Esaslara Göre Kullanılması ile Risk ve Tehditlerin Giderilebilmesi İçin Her Türlü Tedbirin Alınması ve Bunlara İmkân Sağlayacak Düzenlemelerin Hükûmet Tarafından Belirlenecek Esaslara Göre Yapılması İçin Türkiye Büyük Millet Meclisinin 2/10/2014 Tarihli ve 1071 Sayılı Kararı ile Hükûmete Verilen ve Son Olarak 1/10/2016 Tarihli ve 1128 Sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile 30/10/2017 Tarihine Kadar Uzatılan İzin Süresinin Anayasa’nın 92’nci Maddesi Gereğince Bir Yıl Daha Uzatılmasına Dair Başbakanlık Tezkeresi (3/1185) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şahsı adına ikinci konuşmacı İstanbul Milletvekili Sayın Mehmet Mehdi Eker Beyefendi’dir.

Buyurunuz Sayın Eker. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET MEHDİ EKER (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün birkaç saattir Hükûmet tezkeresi müzakere ediliyor ve ben de bu tezkereyle ilgili görüşmelerdeki son konuşmacıyım. Üzerinde çok konuşuldu, 2016’da alınan, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine verilen bir yetki tezkeresinin sonuna gelindi ve bir yıl daha uzatılmasıyla ilgili bir karar söz konusu. Tabii, şunu ifade etmemiz lazım: Türkiye, kendi güvenliğini sağlama, gerek kendi güvenliğiyle gerek bölgedeki diğer ülkelerin güvenliğiyle ilgili en önemli faktör olan istikrarı da gözetmek durumunda. O nedenle, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinin bu yetki talebi uluslararası hukuk açısından meşrudur ve bir haktır.

Değerli milletvekilleri, biz, tarihi, masal olsun diye, hikâye olsun diye öğrenmeyiz; dünü doğru yorumlama, doğru anlama, bugünü ve geleceği doğru kurgulamak için öğreniriz. Son yüzyılda iki tane cihan harbi oldu, bugünden bunu soyutlamamız mümkün değil. Bu cihan harbinin bir tanesine “Birinci Dünya Savaşı” dediler, birine “İkinci Dünya Savaşı.” Kayıtlara göre toplam 81-82 milyon insan öldü. Atom bombaları atıldı. İkinci Dünya Savaşı büyük çoğunlukla Batı’nın kendi içindeki savaştı, Avrupa’nın kendi iç egemenlik savaşıydı ve bu savaş bitti, barışla sonuçlandı, bir anlaşmayla sonuçlandı. Arkasında, Batı bir entegrasyon projesiyle aslında bunu bitirdi, bu entegrasyon projesinin adı “Avrupa Birliği”dir. Avrupa Birliğinin değerleri oluşturuldu ve bu değerler üzerinden bir entegrasyon projesi olarak, önce, birlik, ortak pazar vesaire, arkasından bir siyasi birliğe evrildi. Dolayısıyla bu savaş, Batı için bir entegrasyon projesiyle tamamlandı. Ama değerli kardeşlerim, Birinci Dünya Savaşı’nın hedefi, üzerinde bizim de yaşadığımız Orta Doğu coğrafyası ve Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkmak ve bölmek idi. Dolayısıyla o savaşın tezahürleri, o savaşın sonuçları, o savaşın komplikasyonları bitmedi. Bugün karşı karşıya kaldığımız mesele bu. Eğer biz bunu doğru tanımlar, doğru analiz eder ve buna göre de davranırsak sorunları barış içerisinde daha kolay çözebilme imkânımız olur.

Değerli milletvekilleri, burada, 2003’te Irak’ın işgaliyle başlayan Irak’ta birçok gelişme; 2011’de Suriye’de yapılan, ortaya çıkan çatışma. Bölgede, sadece bugün Suriye’de 8 silahlı terör örgütü grubu var bilinen, 8 örgüt; Irak’ta da birçok terör örgütü var. Bunlar eliyle bölge istikrarsızlaştırılmaya, bunlar eliyle bölge kan gölüne çevrilmeye çalışılıyor.

Orta Doğu’da yaşayan insanlar çok değerli bir mülkün üzerinde yaşıyor ama bu çok değerli mülkün petrolü ve gazı Orta Doğululara refah sağlamak yerine, onların refahını artırmada kullanılmak yerine maalesef birbirlerinin eteğini tutuşturmada benzin olarak kullanılıyor ya da bir terör örgütünün elinde molotofkokteylinin şişesine dolduruluyor.

Biz AK PARTİ Hükûmeti olarak kendi medeniyet tasavvurumuzla, 2003’ten beri gerek Türkiye'nin içerisinde gerek sınırlarımızın dışında, tıpkı Avrupalıların yaptığı gibi, bölünme ve parçalanma değil, entegrasyon ve bir araya gelme yoluyla, iş birliği alanlarını artırma yoluyla bir çaba içerisinde olduk, projeler uyguladık. Türkiye'nin içerisinde demokratikleşme ve sivilleşme yoluyla kendi iç meselemizi çözmeye, Kürt meselesini çözmeye çalıştık, kendi yaramızı kendimiz tedavi edebilecek bilgi ve hikmet düzeyine ulaştık. Ama terör örgütleri eliyle karanlık odaklar bunu her seferinde sabote ettiler, FETÖ bunlardan birisi, PKK bunlardan birisi; sürekli sabote ettiler, sürekli.

Biz Suriye’de vizeleri kaldırma kararı aldık, Irak’ta yüksek düzeyli ekonomik istişare toplantıları düzenledik, ticaretimizi artırdık, ilişkilerimizi geliştirdik. Bu ülkelerle, bütün bu coğrafyada yaşayan ülkelerle hep bir arada olmak ve sorunları barış içerisinde çözmenin gayretinde olduk. Ama giderek, özellikle 2011’den sonra, maalesef, bir trajediye dönüştü. Bugün Orta Doğu coğrafyasından, Suriye’den, Irak’tan insanlar iltica ediyor. Akdeniz ve Karadeniz Orta Doğuluların mezarlığı hâline geldi. Değerli kardeşlerim, daha dün, Karadeniz’de Kocaeli’de Kuzey Irak’tan kaçan 9’u Duhoklu, 9’u Süleymaniyeli Kürt boğuldu, dün. Bakın, referandumun kararı henüz hayata geçmeden insanlar oradan iltica etmeye, başka coğrafyalara gitmeye başladı. Bu son derece de anlamlıdır. Buna dikkat etmemiz lazım.

Şimdi, arkadaşlarımız birçok şey söyledi, müsaade ederseniz… Tabii, Kürtlerle ilgili olarak muhalefet partilerinin bazı sözcüleri beyanlarda bulundular, kimi dedi ki: “Kürtleri karşınıza alıyorsunuz.”, kimi dedi ki: “İşte, Kürtlerle şöyle şöyle yapılıyor, hakları alınıyor.” vesaire… Ben, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmakla iftihar eden Diyarbakırlı bir Kürdüm. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Benim size, Kuzey Irak’a, Sayın Barzani’ye, oradaki kardeşlerimize mesajım şu: Asla bu tezkere bölgede yaşayan kardeşlerimize dönük değildir. Biz on dört asırdır birlikte yaşıyoruz, on dört asırdır bir medeniyeti birlikte inşa ettik. Kuşkusuz, burada başka halklar da var, Araplar, Türkmenler, Süryaniler, Ezidiler hepsi bir arada, biz birlikte yaptık. Bugün bizim karşı karşıya kaldığımız konu, aynı dinin mensubu, aynı kaderi paylaşan, aynı şeye gülüp aynı şeye ağlayan, gelenekleri birbirine benzeyen, kültürleri birbirinin içine geçmiş, kız alıp vermiş iki ayrı halktan birisini topa tutma tezkeresi hiç değildir ama şunu bilmemiz lazım: Burada bağımsız bir devlet kurma kararından daha çok, âdeta Orta Doğu’da yeni bir savaşı başlatma kararı olarak algılanıyor. Mesele bu. Bunu bilelim. Uluslararası karanlık odaklar terör örgütleri eliyle…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan.

MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Biz bundan sonraki süreçte olanları, olacakları gördüğümüz için kardeşlerimizi dostça ikaz ettik. Dostça ikaz ediyoruz: Henüz vakit var ve bundan dönelim çünkü bu karar Orta Doğu’da ne Kürtlere ne Türkmenlere ne Araplara ne Süryanilere ne Keldanilere ne Yezidilere hiç kimseye bir yarar getirmeyecek, kan ve gözyaşını artırmaktan başka bir işe yaramayacak. Bazıları kan dökmeyi, kan dökme üzerinden siyaset yapmayı bir politik yol olarak tercih edebilirler ama biz bu coğrafyada... Size Diyarbakırlı büyük şair Sezai Karakoç’un bir dörtlüğüyle izah edeyim, diyor ki:

“Evrim günlük sularla,

Devrim irinle kanla,

Bizse dirilişi gözlüyoruz,

Bengisu bengisu kayna ve çağla.” (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bizim gözetlediğimiz, bizim gözlemlediğimiz bu diriliştir, bu medeniyetin, medeniyetimizin dirilişidir tekrar.

İçeride sorunlarımızı çözmek, demokratikleşme ve sivilleşme yoluyla kendi iç meselelerimizi halletmek, bölgemizde de istikrarın unsuru olmak ve güvenliğimizi sağlamak bizim açımızdan son derece de önemli bir konudur.

Son olarak şunu söylemek istiyorum: Bu oyuna gelmeyelim. Hâlâ bir yol var ve hâlâ bu oyunu bozabilirsiniz. Siz bu oyunu bozduğunuzda Türkiye’nin başına örülmeye çalışılan çorabı da yırtmış olacaksınız. Tekrar acıda ve sevinçte birlikte olduğumuzu göreceğiz. Ve şunu asla unutmayacağız: Kendilerine entegrasyon düşünüp, onu hayata geçirip Orta Doğu için, Orta Doğulular için, Kürtler, Türkler, Araplar için sürekli bölünme ve parçalanma isteyenlerin, onların çıkarına olan hiçbir şey sizin çıkarınıza olamaz; Kuzey Irak bölgesel yönetimindeki kardeşlerime özellikle sesleniyorum, onların istediği hiçbir şey sizin gerçek talebiniz olamaz.

Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Eker.

Sayın milletvekilleri, Başbakanlık tezkeresi üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi, tezkereyi oylarınıza sunuyorum. Oylama Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 140’ıncı maddesine göre işaretle oylama şeklinde yapılacaktır.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Tezkere kabul edilmiştir. (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından alkışlar)

Kabul edilen tezkerenin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyor; şehitlerimize rahmetler, gazilerimize uzun ömürler diliyoruz.

Sayın milletvekilleri, böylece, olağanüstü toplantıya konu işin görüşmeleri tamamlanmıştır.

Gündemde bulunan konuları sırasıyla görüşmek için, Anayasa ve İç Tüzük gereğince 1 Ekim 2017 Pazar günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Teşekkür ederim.

Kapanma Saati: 19.44



(x) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

(x) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

(x)Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

(x) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.