TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                           81’inci Birleşim

                                                                                        14 Mart 2017 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin konuşması

 

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kayseri Milletvekili İsmail Tamer’in, 14 Mart Tıp Bayramı’na ilişkin gündem dışı konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Ali Özcan’ın, İstanbul ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Antalya Milletvekili Ahmet Selim Yurdakul’un, 14 Mart Tıp Bayramı’na ilişkin gündem dışı konuşması

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, etüt merkezlerinin kapatılma kararının tekrar gözden geçirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

2.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına, cumhuriyet tarihinde hükûmetlerin ömürlerinin kısa olduğuna ve “evet” denilecek Anayasa değişikliğiyle siyasi istikrarın kalıcı hâle geleceğine ilişkin açıklaması

3.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir’in, Türkiye’nin son on beş yılda her alanda büyük bir pozitif değişim süreci yaşadığına ve 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

4.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına, Uşak’ın Sivaslı ilçesinin Selçikler beldesinde tarımsal sulamada kullanılan trafonun çalışmadığına ve değiştirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

5.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, YGS sınavının başlamasına on beş dakika varken birkaç dakika geç kalanların alınmaması nedeniyle yaşanılan mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

6.- Manisa Milletvekili Mazlum Nurlu’nun, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ve ataması yapıldığı hâlde göreve başlatılmayan sağlık personelinin yaşadığı mağduriyete ilişkin açıklaması

7.- İzmir Milletvekili Kerem Ali Sürekli’nin, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ve AK PARTİ İzmir Kadın Kolları üyelerinin Bornova Küçükpark’ta çalışma yaparken saldırıya uğradığına ilişkin açıklaması

8.- Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan’ın, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ve Adatepe nekropol alanının imara açılıp açılmayacağı konusunda açıklama yapılmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

9.- İstanbul Milletvekili Yakup Akkaya’nın, istihdam seferberliği kapsamında yeni işe gireceklerin primlerinin devlet tarafından ödeneceği ifade edilmesine rağmen bu primlerin İşsizlik Sigorta Fonu’ndan karşılanmasının hüküm altına alındığına ve bu fonun bu şekilde kullanılmasının doğru bir uygulama olmadığına ilişkin açıklaması

10.- Afyonkarahisar Milletvekili Hatice Dudu Özkal’ın, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

11.- Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın’ın, Almanya ve Hollanda’yla yaşanan siyasi krize ve Türk vatandaşlarının onurunun böyle ucuz siyasi manevralara alet edilmemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

12.- İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş’ın, Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu’nun bazı ifadelerine ve Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’in Cumhuriyet Halk Partisinin referanduma ilişkin yapacağı çalışmaları yasa dışı bir şekilde engellediğine ilişkin açıklaması

13.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, Afyonkarahisar’ın İscehisar ilçesinin Alanyurt köyü ile Emirdağ ilçesinin Türkmen köyünde aylardır devam eden su sıkıntısının çözülmediğine ve Şuhut ilçesinin Balçıkhisar köyünde sulama göleti kooperatifinin devriyle ilgili işlemlerin tamamlanamamasının gerekçesini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

14.- Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul’un, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ve doktor olan Grup Başkan Vekili İdris Baluken’e selamlarını göndermek istediğine ilişkin açıklaması

15.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına, Almanya, Hollanda ve Belçika’nın Türk devletine ve Hükûmetine karşı uluslararası hukuku ve diplomatik teamülleri hiçe sayan tavrını kınadığına ilişkin açıklaması

16.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ve hekim olan Grup Başkan Vekili İdris Baluken’e selam gönderdiğine ilişkin açıklaması

17.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Almanya ve Hollanda’nın bakanlara ve oradaki vatandaşlara karşı hasmane tutumunu kınadığına, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ve 12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulünün 96’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

18.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

19.- İstanbul Milletvekili Fatma Benli’nin, Muş Milletvekili Burcu Çelik’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

20.- Muş Milletvekili Burcu Çelik’in, İstanbul Milletvekili Fatma Benli’nin yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

21.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın AK PARTİ grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

22.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, “hayır” oyu vereceklere karşı yürütülen kampanyalara ilişkin açıklaması

23.- Muş Milletvekili Burcu Çelik’in, Genel Kurulda cezaevleri konusu konuşulurken TRT 3 yayınının kesilmesine ilişkin açıklaması

24.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Dışişleri Komisyonu Başkanı Malatya Milletvekili Taha Özhan’ın, Güney Afrika ve ABD ziyaretlerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 7/2/2017 tarih ve 30 sayılı Kararı’yla uygun bulunduğuna ilişkin tezkeresi (3/927)

 

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen ve 22 milletvekilinin, elektrik dağıtım işletmesinin özelleştirilmesinden sonra yaşanan elektrik arıza ve kesintileri ile sayaç ve fatura bedellerinde yaşanan sorunların nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/498)

2.- Burdur Milletvekili Mehmet Göker ve 28 milletvekilinin, süt üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/499)

3.- HDP Grubu adına, Grup Başkan Vekili Diyarbakır Milletvekili Çağlar Demirel’in, sokağa çıkma yasaklarının ilan edildiği yerleşim yerlerinde kadınlara yönelik olayların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/500)

 

C) Önergeler

1.- Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer’in (2/1180) esas numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/89)

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Muş Milletvekili Burcu Çelik ve arkadaşları tarafından, Türkiye genelinde cezaevlerinde siyasi tutuklu ve hükümlülere yönelik hak ihlallerinin tespiti, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin sivil ve bağımsız heyetlerin denetimine açılması ve yaşanan sorunlara çözüm yolları bulunabilmesi amacıyla 10/3/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 14 Mart 2017 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- AK PARTİ Grubunun, gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine; bastırılarak dağıtılan 469 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın kırk sekiz saat geçmeden gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 29’uncu sırasına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; 466 ve 469 sıra sayılı Kanun Tasarılarının İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesine ilişkin önerisi

 

B) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21 Mart 2017 Salı gününden başlamak üzere on beş gün süreyle çalışmalarına ara vermesinin; Genel Kurulun 5, 6, 11, 12 ve 13 Nisan 2017 Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri toplanmamasının Genel Kurulun onayına sunulmasına ilişkin önerisi

 

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Muş Milletvekili Burcu Çelik’in, İstanbul Milletvekili Fatma Benli’nin HDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve İslam Ülkeleri Standardlar ve Metroloji Enstitüsü Arasında İslam Ülkeleri Standardlar ve Metroloji Enstitüsünün Türkiyede Kurulması Hakkında Anlaşmaya Ek Değişiklik Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/718) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 458)

2.- Kalıcı Organik Kirleticilere İlişkin Stokholm Sözleşmesine İlave Edilen Anlaşmazlıkların Çözümü Hakkında EK-G’nin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/636) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 322)

3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Ekvador Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/658) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 323)

4.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Komorlar Birliği Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/665) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 333)

5.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Moritanya İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/676) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 336)

6.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Fas Krallığı Hükümeti Arasında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/590) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 315)

7.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Madagaskar Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/675) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 335)

8.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/678) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 337)

9.- Tehlikeli Malların Karayolu ile Uluslararası Taşımacılığına İlişkin Avrupa Anlaşmasının Tadil Edilen Eklerinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/532) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 224)

10.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Arap Turizm Örgütü (ATÖ) Arasında Türkiye’de Bir Temsilcilik İhdas Edilmesine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/732) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 462)

11.- Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesine Ek İnsan Kopyalanmasının Yasaklanmasına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/646) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 344)

12.- Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölge Ofisi Arasında İki Yıllık İşbirliği Anlaşması 2010/2011’in Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/610) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 342)

13.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Arasında Türkiyedeki Işık Tatbikatı Sırasında Ev Sahibi Ülke Tarafından Sağlanacak Destek Konusunda Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/671) ile Milli Savunma Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 346)

14.- Avrupa-Kafkasya-Asya Ulaştırma Koridorunun Üzerinde Uluslararası Taşımacılığın Geliştirilmesi Çok Taraflı Temel Anlaşmasına Değişiklikler Hakkında Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/679) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 347)

15.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Portekiz Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gizlilik Dereceli Bilginin Karşılıklı Korunması Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/681) ile Milli Savunma Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 348)

16.- Türkiye Cumhuriyeti Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile Irak Cumhuriyeti İskan ve İnşaat Bakanlığı Arasındaki Yapı Malzemeleri Alanında Mutabakat Zaptı ile Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/408) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı:349)

17.- Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Orman Bakanı ile Avusturya Cumhuriyeti Federal, Tarım, Ormancılık, Çevre ve Su Yönetimi Bakanı Arasında Çevre ve Ormancılık Alanında İşbirliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/608) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 351)

18.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Moldova Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Çevre Alanında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/632) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 353)

19.- Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Orman Bakanlığı ile Irak Cumhuriyeti Çevre Bakanlığı Arasında Çevre Alanında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/634) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 354)

 

X.- OYLAMALAR

1.- (S. Sayısı : 458) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve İslam Ülkeleri Standardlar ve Metroloji Enstitüsü Arasında İslam Ülkeleri Standardlar ve Metroloji Enstitüsünün Türkiyede Kurulması Hakkında Anlaşmaya Ek Değişiklik Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

2.- (S. Sayısı : 322) Kalıcı Organik Kirleticilere İlişkin Stokholm Sözleşmesine İlave Edilen Anlaşmazlıkların Çözümü Hakkında EK-G’nin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

3.- (S. Sayısı : 323) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Ekvador Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

4.- (S. Sayısı : 333) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Komorlar Birliği Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

5.- (S. Sayısı : 336) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Moritanya İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

6.- (S. Sayısı : 315) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Fas Krallığı Hükümeti Arasında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

7.- (S. Sayısı : 335) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Madagaskar Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

8.- (S. Sayısı : 337) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

9.- (S. Sayısı : 224) Tehlikeli Malların Karayolu ile Uluslararası Taşımacılığına İlişkin Avrupa Anlaşmasının Tadil Edilen Eklerinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

10.- (S. Sayısı : 462) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Arap Turizm Örgütü (ATÖ) Arasında Türkiye’de Bir Temsilcilik İhdas Edilmesine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

11.- (S. Sayısı : 344) Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesine Ek İnsan Kopyalanmasının Yasaklanmasına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

12.- (S. Sayısı : 342) Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölge Ofisi Arasında İki Yıllık İşbirliği Anlaşması 2010/2011’in Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

13.- (S. Sayısı : 346) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Arasında Türkiyedeki Işık Tatbikatı Sırasında Ev Sahibi Ülke Tarafından Sağlanacak Destek Konusunda Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

14.- (S. Sayısı : 347) Avrupa-Kafkasya-Asya Ulaştırma Koridorunun Üzerinde Uluslararası Taşımacılığın Geliştirilmesi Çok Taraflı Temel Anlaşmasına Değişiklikler Hakkında Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

15.- (S. Sayısı : 348) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Portekiz Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gizlilik Dereceli Bilginin Karşılıklı Korunması Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

16.- (S. Sayısı : 349) Türkiye Cumhuriyeti Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile Irak Cumhuriyeti İskan ve İnşaat Bakanlığı Arasındaki Yapı Malzemeleri Alanında Mutabakat Zaptı ile Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

17.- (S. Sayısı : 351) Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Orman Bakanı ile Avusturya Cumhuriyeti Federal, Tarım, Ormancılık, Çevre ve Su Yönetimi Bakanı Arasında Çevre ve Ormancılık Alanında İşbirliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

18.- (S. Sayısı : 353) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Moldova Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Çevre Alanında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

 

XI.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul’un, işsizlik oranlarındaki artışa ve işsizliğin azaltılması için alınacak önlemlere ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı (7/11384)

2.- Antalya Milletvekili Niyazi Nefi Kara’nın, Kıbrıs müzakerelerinde tarafların sunduğu haritalara ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun cevabı (7/11432)

3.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, kapatılan FETÖ bağlantılı dernek, vakıf, okul, yurt ve dershaneler ile bunların devlete devredilen taşınmazlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli’nin cevabı (7/11497)

4.- Mersin Milletvekili Oktay Öztürk’ün, kamuda alt işverenlerce çalıştırılan taşeron işçilerin kadroya alınmasına yönelik çalışmalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/11685)

5.- Şırnak Milletvekili Aycan İrmez’in, İşsizlik Sigortası Fonu’nun işsizlik ödeneği dışındaki alanlarda kullanıldığı iddiasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı (7/11708)

6.- Şırnak Milletvekili Aycan İrmez’in, 2014 yılından itibaren aylık istihdam değişimine ve İŞKUR’un kursiyer ve program yararlanıcı sayısına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı (7/11709)

7.- Şırnak Milletvekili Aycan İrmez’in, Toplum Yararına Program hakkında çeşitli hususlara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı (7/11710)

14 Mart 2017 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet Akif HAMZAÇEBİ

KÂTİP ÜYELER: Mücahit DURMUŞOĞLU (Osmaniye), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 81’inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, bugün 14 Mart Tıp Bayramı. Yaşamını insanlığa hizmet için adamış, insan sağlığını her şeyin üzerinde tutan hekimlerimiz ile tüm sağlık çalışanlarımız özverili, kutsal, onurlu ve yorucu bir mesleğin mensubudurlar. İnsanları sağlıklarına kavuşturmak için hiçbir ideolojinin ve hiçbir öğretinin mensubu veya kölesi olmadan, ayrım gözetmeden çalışan hekimlerimizin ve tüm sağlık çalışanlarımızın Tıp Bayramı’nı yürekten kutluyorum. Bu vesileyle, sağlık alanındaki tüm sorunların çözüldüğü, daha aydınlık bir Türkiye diliyorum.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, 14 Mart Tıp Bayramı münasebetiyle söz isteyen Kayseri Milletvekili İsmail Tamer’e aittir.

Buyurunuz Sayın Tamer. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kayseri Milletvekili İsmail Tamer’in, 14 Mart Tıp Bayramı’na ilişkin gündem dışı konuşması

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Bugün 14 Mart Tıp Bayramı, bu vesileyle söz almış bulunuyorum. Gazi Meclisi ve televizyonları başında bizleri izleyen Türk halkını saygı ve sevgiyle selamlıyorum, hepinize saygılar sunuyorum.

Bugün 14 Mart Tıp Bayramı. 14 Mart Tıp Bayramı’nın tarihçesinde, 1827’de kurulmuş Tıphane-i Âmire ve Cerrahhane-i Âmire ilk resmî tıp fakültesidir. Ama biz biliyoruz ki tarihte ilk defa Selçuklular Dönemi’nde II. Kılıçarslan’ın kızı Gevher Nesibe Hatun Şifahanesi… 1204 yılında Gevher Nesibe Hatun verem hastalığına yakalanır, daha sonra da Hakk’ın rahmetine kavuşur ama adına Gevher Nesibe Şifahanesi kurulur ve Kayseri’de bu şifahanenin yanına medrese kurulmuştur -dünyada ilk defa resmî tıp fakültesi Kayseri’de açılmıştır- ve bugün de müze olarak kullanılmaya devam edilmektedir.

Değerli milletvekilleri, sağlık hizmetleri dünyada her insanın her an ihtiyaç duyabileceği, ihtiyaç duyduğunda da en mükemmeli arzuladığı önemli bir hizmettir. Değerli Başkanımız da belirttiler, kutsal bir meslektir. Sağlık çalışanlarının gece gündüz demeden, emeğini esirgemeden, yapmış olduğu yeminle birlikte, almış olduğu o tıbbi deontolojik kurallar çerçevesi içerisinde halka hizmet, hastaya hizmet en büyük arzusu ve görevidir. Bunu yıllardan beri yapmaktadır. Türk hekimi bugün dünyada da önemli bir yere gelmiştir. Huzurlarınızda bu Türk hekimlerini saygıyla anmak istiyorum. Özellikle, görevleri başında şehit olan Türk doktorlarını da burada saygı ve minnetle anıyor, onlara da rahmet diliyorum.

Değerli milletvekilleri, sağlık denince akla gelen, çalışanların deontolojik ve tıbbi etik dersleri alarak mesleki yaşantılarını bu kurallar çerçevesinde yürütmeleri, sağlık çalışanları ailesini diğer meslek gruplarından ayıran en büyük farklardan bir tanesidir. Bir hekim olarak şunu rahatlıkla ifade edebilirim ki: Sağlık çalışanları, mesleğini icra ederken yaptığı işi her işin önünde tutar, gerektiğinde özel hayatını dahi o işlerin önüne getirir, hatta ailesini dahi ihmal eder.

Bir anımı sizlerle paylaşmak istiyorum. Asistan olduğum dönemde, otuz altı saat nöbet ve nöbetin akabinde acil bir hasta, fıtık ameliyatı yapılacak, boğulmuş fıtık, acilen girip ameliyat edilmesi lazım. Ama bir telefon aldım, telefonda eşim kızımın -o zaman daha 2,5 yaşında- Güliz’in yandığını ifade ediyor. Sıcak suyu, Erzurum gibi bir yerde, kış günü üzerine döktüğünü ve büyük bir kısmının yandığını ifade ediyor. Ama önce çocuğum mu yoksa hasta mı? Hasta daha ön plandaydı. Önce hastanın ameliyatını yapıp daha sonra kızıma müdahale ettiğimi burada ifade etmek istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Ayrıca, ben eminim ki tüm Türk hekimleri aynı şekilde davranmıştır, bu şekilde de davranmaya devam ediyor. Sağlık çalışanları bizim için kutsal bir görevi ifa ettikleri için her şeyin üstünde olduklarını da ifade etmek istiyorum.

Biz AK PARTİ olarak, ayrıca, hekime büyük değer verdik, özlük haklarında önemli değişiklikler, gelişmeler yaptık. Ben mezun olduğumda maaşım 1.200 liraydı değerli arkadaşlar.

ALİ ÖZCAN (İstanbul) – İyi para.

İSMAİL TAMER (Devamla) – Evet, iyi para.

Bugün ise artık bir cerrah 10 bin liraya yakın maaş alabiliyor. Bunların hepsi yeter mi? Yetmez. Daha da geliştirmek lazım. Özlük haklarındaki eksiklikleri gidermek lazım. Bunun için de çalışmalar yaptığımızı ifade etmek istiyorum.

Türk hastası çok önemlidir, her şeyin önünde gelir. Hekim için de böyledir. Onun için, sağlıkta bu doktorlarımızın çalışma şartlarını da geliştirmeye devam ediyoruz. Özellikle şehir hastaneleriyle bunları taçlandırmak istiyoruz. İnşallah, 41 bin nitelikli yatakla 2018 yılında bunu başararak Türk insanına önemli bir hizmet vermek istiyoruz.

Tekrar, sağlık çalışanlarının bu önemli gününü kutluyor, hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tamer.

Gündem dışı ikinci söz, İstanbul’un sorunları hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili Ali Özcan’a aittir.

Buyurunuz Sayın Özcan. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- İstanbul Milletvekili Ali Özcan’ın, İstanbul ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

ALİ ÖZCAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu arada Tıp Bayramı’nı da kutluyorum.

Yirmi yıldır İstanbul AKP yönetiminde ancak İstanbul iyi yönetilmiyor. Dünyanın en güzel kenti ne yazık ki yaşanmaz hâle gelmiştir. Ulaşımda toplu taşıma yatırımlarına önem verilmemesi, toplu taşıma araçları arasında sağlıklı bir entegrasyon yapılamaması nedeniyle İstanbul duran bir şehir olmuştur. Ulaştırmayla ilgili yatırımlar yol genişletme, metro, metrobüs, tramvay toplu taşıma bağlantıları birbirini tamamlayan yapılar olması gerekirken birbiriyle çatışan yapılar şeklindedir. Zaten ana güzergâhlarda da yeni yol yapılmadı, sadece ilave şeritler eklenmiştir. Bunlar da daha fazla trafik sıkışıklığına neden olmuştur. Kent merkezinde tünellerin, kavşakların, yol genişletmelerin trafik sorununa çözüm olmadığı artık anlaşılmalıdır. Trafiğe çözüm, Marmaray’ın tamamlanması, metro ve demir yolu hatlarının yeterli düzeye getirilmesidir.

1992’de metronun temeli atıldı. Her yıl belediyenin bütçesinden 15 kilometre metro yapılmış olsaydı bugün İstanbul’un 300 kilometre metrosu olurdu. Hâlbuki 1873’te açılan Şişhane Tüneli, metro ve tramvay dâhil İstanbul’da demir yolu toplam 140 kilometredir. 2009 yılında, İstanbul’un anayasası sayılan 1/100.000 Ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı’nda olmayan ne varsa İstanbul’a yapılmış, yapılmaya da devam edilmektedir. Bilim insanlarının, üniversitelerin ve uzmanların karşı olmalarına rağmen, ısrarla kent yaşamına getireceği yükler ve sorunlar dikkate alınmamıştır, İstanbul’a en büyük kötülük yapılmıştır. Rant temelli ve kontrolsüz bir yapılaşma İstanbul’u dünyanın en sorunlu kentlerinden biri hâline getirmiştir. “Dönüşüm ve yenileme” adı altında İstanbul AVM’lere, parsel bazında kulelere teslim edilmiştir. Kentin boş alanlarına, deprem toplanma merkezlerine, kentsel dönüşüme kamu hizmeti olarak asla bakılmamıştır. İstanbul’un kıyıları ve silüeti, korunması gereken Galata ve Haydarpaşa gibi tarihî ve kültürel değerlere sahip yapıları rant uğruna heder edilmiştir.

Kenti yenileme ve yerinde kentsel dönüşüm, ortak akılla, sosyal ve ekonomik olarak, çevre ve doğa dikkate alınarak yapılmalıdır; estetik, yaşanabilir, sürdürülebilir bir yaşamı hedeflemelidir. İşte, o zaman topluma faydalı hizmet sunmuş olursunuz.

Yapılar, mühendis, mimar, kent plancıları anlayışıyla ele alınmıyor; emlakçı, müteahhit anlayışıyla, yık ve yap modeliyle ele alınıyor. İnsana hizmet etmeyen projelerle su havzalarını, orman alanlarını, canlılarını, göletleri, eski ve yeni su yollarını yok ettiniz ve ekolojik sistemi bozdunuz. Hava akımını kesip kirliliğe ve kentte ısı adalarının oluşmasına neden oldunuz. Doğal kaynaklarımızı ticari bir meta ve yandaşlara rant aracı gibi gördünüz. 2003 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının İstanbul Deprem Master Planı’nı, 2004 ve 2009 yıllarında Bayındırlık ve İskan Bakanlığının hazırladığı deprem, kentleşme rapor ve kararlarını hayata geçirmediniz.

Çağdaş ve demokratik ülkelerde kentler bir bütün olarak ele alınır. Kentlerin planlanması, kentsel değerlerin korunarak geleceğe taşınması esastır. Gelin, dünyanın en güzel kenti İstanbul’umuzu yaşanmaz bir kent olmaktan çıkaralım. İnsana ve çevreye saygılı bir anlayışla, planlı, bilimsel bir şekilde yönetelim. Demokratik, şeffaf, katılımcı ve etkin bir yerel yönetim anlayışını hayata geçirmek için…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ÖZCAN (Devamla) - …İstanbul’umuzu gerçekten sevenlere emanet edelim.

Saygılarımı sunarım.

BAŞKAN – Mikrofonunuzu açıyorum, sözlerinizi tamamlayınız Sayın Özcan.

ALİ ÖZCAN (Devamla) – Çok teşekkür ederim. Bugün hazırlıklı geldim, tamamladım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Peki, çok teşekkür ederim Sayın Özcan.

Gündem dışı üçüncü söz, 14 Mart Tıp Bayramı münasebetiyle söz isteyen Antalya Milletvekili Ahmet Selim Yurdakul’a aittir. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Yurdakul.

3.- Antalya Milletvekili Ahmet Selim Yurdakul’un, 14 Mart Tıp Bayramı’na ilişkin gündem dışı konuşması

AHMET SELİM YURDAKUL (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, muhterem vatandaşlar; bugün 14 Mart, konuşmama başlamadan önce tüm sağlık camiasının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlar, sevgi ve saygılarımı sunarım.

Tıp Bayramı olarak kutlanan bugün, sağlık camiasının sorunlarının ve önerilerinin ele alındığı yegâne gün. Biz de Milliyetçi Hareket Partisi olarak ülkemizdeki sağlık politikalarını yakından takip ediyoruz. AKP Hükûmetinden önce, cebinden para çıkmadan muayene ve tedavi olan vatandaşlarımızın, bugün, âdeta, sağlıkları için varlarını yoklarını ortaya koymak zorunda kaldıklarını üzülerek görüyoruz. Genel sağlık sigortası olduğu hâlde muayene, tetkik, tedavi ve ilaç gibi, her adımda cebinden para harcamak zorunda kalan dar gelirli vatandaşlarımızın varını yoğunu hastanelerde tüketmesini kabul etmek mümkün değildir. Her gün 80-100 hasta muayene etmek zorunda kalan hekimlerin, görevli hemşirelerin ve yardımcı sağlık personelinin onca fedakârlıklarına rağmen, aldıkları düşük maaşlara kahrolmamak mümkün değil. Hâlâ sağlık camiasına yıpranma payını layık görmeyen AKP Hükûmetini uyarmaktan dilimizde tüy bitti.

Emeklilik hâlinde geçim sıkıntısı çekeceğini bildiği için emekli olamayan ve neredeyse mezara kadar çalışmak zorunda bırakılan sağlık personelimize reva görülen emeklilik maaşlarını hangi vicdan kabul edebilir?

AKP Hükûmeti taşeron sistemini maalesef ki sağlık sisteminde de bir politik araç hâline getirmiş ve sağlık alanında eğitim almış olan gençlerimizin hakkı gasbedilmiştir. Sayıları 400 bini bulan pırıl pırıl Türk gençleri, eğitim aldıkları branşlarda yapılacak atamaları beklerken çok ciddi ekonomik, sosyal, hatta sağlık problemleri yaşamaktadırlar. Bu gençler bir an önce aile sağlığı merkezlerinde, yeni açılacak olan yaşam merkezlerinde ve şehir hastanelerinde istihdam edilmelidirler.

Saygıdeğer vatandaşlar, muhtemelen gün içinde Hükûmet yetkilileri yine sağlıkçılara yıpranma payı için sözde müjde verecek tıpkı yıllardır yaptığı gibi ancak bu sözünü 14 Mart akşamı kafasını yastığa koyar koymaz unutacak. Sağlık camiasına Sağlıkta Dönüşüm Programı aracılığıyla üvey evlat gibi davranılıyor. Bu fedakâr camia kesinlikle bu muameleyi hak etmiyor ve kabul de etmiyor.

Muhterem vatandaşlar, saygıdeğer milletvekilleri; sağlık çalışanlarının şiddete uğramadığı, hatta tehdit edilmediği bir gün bile geçmiyor. Görülüyor ki, Hükûmet sağlık alanında neden olduğu şiddeti görmezden geliyor. Bugün, sağlık camiası güvenlik güçlerinden sonra en çok şiddete uğrayan meslek grubudur. Ayrıca, hekim açığı olduğunu söyleyen Hükûmet, neredeyse her kasabaya bir tıp fakültesi kurarak insanları, özellikle de işin uzmanı hekimleri tedirgin ediyor. Yüzlerce kişilik amfilerde tıp eğitimi olmaz, oluyormuş gibi yapanlar Türk milletine kötülük etmektedirler.

Saygıdeğer milletvekilleri, biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak ne öneriyoruz? Sağlık alanında neredeyse tüm sorunların sebebi olan, küresel güçlerin dayatması olan Sağlıkta Dönüşüm Programı derhâl kaldırılmalıdır çünkü Sağlıkta Dönüşüm Programı muayene, tetkik, tedavi ve ilaç talebini vahşice artırarak hem vatandaşlarımızın sağlığına zarar veren hem de millî bütçemizi hırpalayan bir politikadır. Sağlık hizmeti bekleyen vatandaş artık bir bankamatik olarak görülmemelidir. Vatandaşlarımızdan muayene, tetkik, tahlil, ilaç ve benzeri adı altında alınan 13 kalem ek ücret uygulamalarına derhâl son verilmelidir. Koruyucu ve önleyici tıp anlayışı, sağlık alanında temel politika olarak devreye sokulmalıdır. Sağlıkta şiddetin önüne geçebilmek için sağlıkta şiddet yasası derhâl, bekletilmeden Meclisimize getirilmelidir. Sağlık çalışanlarının çalışırken aldıkları maaşları ve emeklilik maaşları hak ettikleri insani seviyelere yükseltilmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Mikrofonunuzu açıyorum, tamamlayınız Sayın Yurdakul.

AHMET SELİM YURDAKUL (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ayrıca, döner sermaye gelirlerinin emekliliğe yansıtılması da zorunludur. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak, hem sağlık çalışanlarını hem de hastalarımızı yani vatandaşlarımızı birlikte memnun eden, aile hekimlerimizle öncelikle koruyucu sağlık hizmetlerine önem veren, eğitim ve AR-GE çalışmalarına öncelik veren ve sağlık alanında alınacak her kararda tüm ilgili tarafların görüş ve onayını alan ideal bir Türk sağlık sistemini getireceğiz, bu politikamız hazır. İşte o zaman, Türk milletine yakışır bir sağlık sistemi meydana gelecektir.

Hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yurdakul.

Sayın milletvekilleri, İç Tüzük’ün 59’uncu maddesine göre yapılan gündem dışı konuşmalar sona ermiştir.

Şimdi, elektronik sisteme girerek söz talep eden milletvekillerine sırayla söz vereceğim.

İlk söz Sayın Topal’ın.

Buyurunuz Sayın Topal.

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, etüt merkezlerinin kapatılma kararının tekrar gözden geçirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

SERKAN TOPAL (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Etüt eğitim merkezi adı altında dershane eğitimi verilmesinin önüne geçmek amacıyla 6528 sayılı Kanun’la 12 yaşın üzerindeki çocukların gitmesi engellenmişti. 687 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle öğrenci etüt eğitim merkezlerinden dönüşüm programına alınanlar hariç diğerlerinin 1 Temmuz 2017’de kapatılmaları öngörülmüştür. Ülke genelinde 2.006 öğrenci etüt merkezi ve 40 bin çalışanı bulunmaktadır. Bu kurumlardan yaklaşık 500 bin öğrenci hizmet almaktadır. 40 bin çalışan ve buralardan hizmet alan 500 bin öğrencinin mağdur olmasının önüne geçecek misiniz?

Etüt merkezleri, çalışan anne babaların zorunlu olarak çocuklarını gönderdikleri merkezlerdir ve kapatılma kararı tekrar gözden geçirilmelidir. Etüt merkezlerinin dönüşümü için makul bir sürenin verilmesi gerekmez mi? Öğrenciler, veliler, öğretmenler, hepsi mağdur.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Şeker…

2.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına, cumhuriyet tarihinde hükûmetlerin ömürlerinin kısa olduğuna ve “evet” denilecek Anayasa değişikliğiyle siyasi istikrarın kalıcı hâle geleceğine ilişkin açıklaması

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramlarını kutluyorum.

Cumhuriyetimizin kuruluşundan bugüne kadar geçen doksan dört yılda 65 hükûmet kurulmuş, kurulan hükûmetlerin ortalama ömrü on yedi buçuk ay olmuş. Hükûmetleri görev sürelerine göre tasnif yapacak olursak ömrü iki yılın üzerindeki hükûmetlerin sayısı sadece 17 ve yüzde 26; iki yılın altında olan hükûmetlerin sayısı 48, yüzde 73; bir yılın altında olan hükûmetlerin sayısı 36, yüzde 55; altı ayın altında olan hükûmetlerin sayısı 17, yüzde 26. Bir hükûmetin kurulması için geçen süre ile düşeceği belli olduktan sonra geçen süreleri de dikkate aldığımızda, maalesef hükûmetlere çalışacak birkaç aylık süre ancak kalıyor. Bu nedenle ne istikrar ne de güven ortamı oluşuyor.

İşte, bu problemlerin ortadan kaldırılması için “evet” diyeceğimiz Anayasa değişikliğiyle hükûmetlere beş yıllık icraat süresi tanınacak, siyasi istikrar kalıcı hâle gelecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Güçlü hükûmetler huzurun, güvenliğin ve özgürlüğün teminatı olacak, etkin bir yönetim modeli oluşacak, cumhuriyetimizin refah ve kalkınma garantisi olacaktır.

BAŞKAN – Sayın Aydemir…

3.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir’in, Türkiye’nin son on beş yılda her alanda büyük bir pozitif değişim süreci yaşadığına ve 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Başkanım, çok teşekkür ediyorum.

Türkiye, son on beş yılda her alanda büyük bir pozitif değişim süreci yaşadı. Özellikle sağlık alanında dünya vizyonuna giren eserler vücuda getirildi. Bu yaklaşım, ak davanın önce insan odaklı hizmet felsefesi, insanı yaratılmışların en şereflisi olarak kaydeden ak ilkelerin sonucudur.

Bu sürecin başarıya ulaşmasında hekimlerimiz ve sağlık çalışanlarının özverileri her türlü takdirin üstündedir. Sağlıkta medarıiftiharlarımız Sayın Recep Akdağ ve Sayın Mehmet Müezzinoğlu şahsında, tüm hekimlerimizin ve sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyoruz ve bittabi bütün ülke sathını sağlık hizmetlerine doyuran, hususen Erzurum’u sağlıkta bir marka şehir konumuna kavuşturan ak dava önderi Sayın Cumhurbaşkanımıza dadaşlar adına minnet ve şükranlarımızı sunuyor, Meclisimizi de saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Arık…

Sayın Yalım…

4.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına, Uşak’ın Sivaslı ilçesinin Selçikler beldesinde tarımsal sulamada kullanılan trafonun çalışmadığına ve değiştirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, bugün 14 Mart Tıp Bayramı. Başta doktorlar olmak üzere bütün sağlık çalışanlarımızın Tıp Bayramı’nı kutluyorum.

Sayın Başkanım, bu sorum Sayın Sağlık Bakanına: Uşak Sivaslı ilçemizde çok sayıda diyaliz hastası olmasına rağmen ve diğer ilçelerde diyaliz merkezi olmasına rağmen maalesef Sivaslı Devlet Hastanesinde diyaliz merkezi bulunmamaktadır. Buradan, Sayın Sağlık Bakanından, bu diyaliz merkezinin bir an önce oluşturulmasını talep ediyoruz.

Sayın Tarım Bakanından da buradan aynı şekilde talepte bulunuyorum: Sivaslı ilçesinin bir beldesi olan Selçikler beldesinde tarımsal sulamada kullanılan –Kömürlük Kaşı mevkisinde olan, sulamada kullanılan trafo- trafo çok küçük olmasından dolayı maalesef çalışmamaktadır. Buradan da bu trafonun büyütülmesi ve de…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Gürer…

5.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, YGS sınavının başlamasına on beş dakika varken birkaç dakika geç kalanların alınmaması nedeniyle yaşanılan mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Yükseköğretime Geçiş Sınavı’nda bu yıl başlatılan uygulamayla, öğrenciler sınav saatinden on beş dakika önce salona alınmıştır, birkaç dakika geç kalanlara ise esneklik tanınmayarak bir yılın heba olmasına göz yumulmuştur. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi bunun duyurulduğunu ifade etmektedir. Saat 10.00’da başlayan sınava on beş dakikalık süre varken birkaç dakika geç kalana böyle bir katı düzenleme yapılması “kural” olarak ifade edilebilir mi?

Bir yıl boyunca bugünü bekleyen ve sınava birkaç dakika geç kalmasıyla hakkını yitiren gençlere reva görülen uygulama yeniden gözden geçirilmelidir. Mağduriyet, sınav başladığında oluşan bir durum değildir. Bu nedenle, yetkililerin bu konudaki ifadeleri kabul edilebilir durum değildir. Gençlerin mağduriyeti giderilmelidir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Nurlu…

6.- Manisa Milletvekili Mazlum Nurlu’nun, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ve ataması yapıldığı hâlde göreve başlatılmayan sağlık personelinin yaşadığı mağduriyete ilişkin açıklaması

MAZLUM NURLU (Manisa) – Sayın Başkan, ülkemizin her köşesinde özveriyle görev yapan hekimlerimizin ve tüm sağlık emekçilerimizin 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum. Ancak, bugün, ataması yapıldığı hâlde göreve başlatılmayan sağlık personeli ilk defa kutlayacakları 14 Mart Tıp Bayramı’ndan mahrum bırakılmışlardır.

Kanun hükmünde kararnameyle, devlet memuru olabilme şartlarına, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmış olma şartı eklenmiştir. Kasım ayında atamaları yapılan sağlık personeli için istenen güvenlik soruşturmaları Emniyet tarafından tamamlanmadığı için göreve başlatılmamışlardır. Dört aydır göreve başlatılmayı bekleyen ebeler, hemşireler, sağlık teknisyenleri ve teknikerleri mağdur edilmişlerdir.

14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla, göreve başlatılmayan sağlık personelinin bir an önce göreve başlatılmalarını diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Sürekli…

7.- İzmir Milletvekili Kerem Ali Sürekli’nin, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ve AK PARTİ İzmir Kadın Kolları üyelerinin Bornova Küçükpark’ta çalışma yaparken saldırıya uğradığına ilişkin açıklaması

KEREM ALİ SÜREKLİ (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Başta doktorlar olmak üzere tüm tıp çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı tebrik ediyorum.

Gerçekten dünyada en nitelikli sağlık hizmeti Türkiye’de veriliyor. Bütün sağlık çalışanlarımızı kutluyorum, tebrik ediyorum, her daim onların yanındayız.

Özellikle şunu da bir hukukçu olarak belirtmek istiyorum: Sağlıkta şiddete sonuna kadar karşıyız ve mücadele edeceğiz. Hiç merak etmesinler, bu konuda hiçbir şekilde taviz vermeyeceğiz.

Diğer bir konu hakkında da Meclisimizi bilgilendirmek istiyorum. Geçtiğimiz hafta AK PARTİ İzmir Kadın Kollarımız İzmir Bornova’da, Küçükpark’ta çalışma yaparken saldırıya uğradılar, propaganda yapmaları engellendi, broşürleri yırtıldı ve bunu yapanlar hakkında da gerekli kanuni işlemler başlatıldı ancak ana muhalefet partisinin ilçe başkanı bu saldırganlara sahip çıktı, özellikle bunu kınıyorum.

Biz Anayasa çalışmasıyla ilgili günlerce burada mesai sarf ettik ve şimdi söz de karar da milletin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KEREM ALİ SÜREKLİ (İzmir) – Herkes propagandasını yapacak.

BAŞKAN – Sayın Tarhan…

8.- Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan’ın, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ve Adatepe nekropol alanının imara açılıp açılmayacağı konusunda açıklama yapılmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum.

Kocaeli Dilovası Organize Sanayi Bölgesi’nde revize imar tadilatının yapılacağı ifade edilmektedir. Bu tadilat kapsamında Adatepe üzerindeki yeşil alanların yok edileceği kaygısı yüksektir. Üstelik Adatepe nekropol alanı, üçüncü derece arkeoloji sit alanıdır. Önce birinci derece sit alanıydı, sonra üçüncü dereceye düşürüldü, şimdi imara mı açılıyor? Bu konuda bir açıklama yapılmasını talep ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Akkaya…

9.- İstanbul Milletvekili Yakup Akkaya’nın, istihdam seferberliği kapsamında yeni işe gireceklerin primlerinin devlet tarafından ödeneceği ifade edilmesine rağmen bu primlerin İşsizlik Sigorta Fonu’ndan karşılanmasının hüküm altına alındığına ve bu fonun bu şekilde kullanılmasının doğru bir uygulama olmadığına ilişkin açıklaması

YAKUP AKKAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, şubat ayından beri televizyonlarda ve billboardlarda şöyle bir ilan var: “Çalışmak isteyene işte fırsat. Tarihin en büyük istihdam seferberliği. Çalışanların tüm vergi ve primleri devletten.” diye. Şubat ayından bugüne kadar da bu, bütün televizyonlarda ilan ediliyor. Sayın Başkan, bu ilan külliyen yanlıştır, bu ilan bir aldatmacadır çünkü ilanda yeni işe gireceklerin primlerinin devlet tarafından karşılanacağı söyleniyor. Bu doğru değildir. 2 Ocak 2017 tarihli 687 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye göre, primlerin hazineden değil, İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanacağı hüküm altına alınmıştır. İşsizlik Sigortası Fonu işçilerin primlerinden kesilerek oluşturulan bir fondur ve üçüncü Genel Başkanımız Sayın Bülent Ecevit’in Başbakanlığı döneminde çıkarılmıştır. İşsizlik Sigortası Fonu’nun bu şekilde kullanılması zaten doğru değildir. İşçinin parasıyla caka satmak için yalan yanlış ilanlarla Türkiye’yi donatmak da ayrıca ahlaki değildir.

BAŞKAN – Sayın Özkal…

10.- Afyonkarahisar Milletvekili Hatice Dudu Özkal’ın, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

HATİCE DUDU ÖZKAL (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, bugün 14 Mart Tıp Bayramı. Karşılaştığı her türlü zorluğa rağmen bu kutsal mesleği icra eden, şifa dağıtan, insanımızın sağlıklı ve huzurlu bir hayat sürmesi için insanüstü gayret sarf eden doktorlarımızın samimi gayretleri takdire şayandır.

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” prensibiyle hareket eden AK PARTİ, insanın sağlıklı yaşaması için gereken her tür devrimi yapmıştır ve yapmaya devam etmektedir. Her yerde, her ortamda insana insanca değer veren, ayrım gözetmeksizin hizmet eden, fedakârlığın timsali olan tüm sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum.

BAŞKAN – Sayın Akaydın…

11.- Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın’ın, Almanya ve Hollanda’yla yaşanan siyasi krize ve Türk vatandaşlarının onurunun böyle ucuz siyasi manevralara alet edilmemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

MUSTAFA AKAYDIN (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Almanya ve Hollanda’yla yaşanan siyasi kriz bütün Türk vatandaşlarını üzmüştür. Elbette ki siyasi krizin ardında her iki ülkenin seçimlerine, Türk Hükûmetinin de referanduma dönük hesapları vardır. Öncelikle Almanya ve Hollanda’yı Türkiye ve İslam dünyasıyla ilgili söylemlerinden dolayı şiddetle kınıyorum. Diğer taraftan, krizi tırmandırmak üzere “Bunlar birbirini ısırmaz.” diyen siyasetçilerimizi, gazetecilere konuyla ilgili “bullshit” yani –özür diliyorum- öküz dışkısı argosunu kullanan Dışişleri Bakanımızı, “Böylece ‘evet’ oylarımız en az yüzde 2 arttı.” diyen AKP milletvekilini ayıplıyorum. Türk vatandaşlarının onuru böyle ucuz siyasi manevralara alet edilmemelidir. “…”(x) krizinde Antalya 400 bin İsrailli turist kaybetti; sonra, neredeyse İsrail’den özür diledik, Gazze’ye hâlâ giremedik. Rus uçağı düşürdük, Ruslara âdeta teslim olduk. Hollanda krizinin Antalya turizmine ve esnafına ne kaybettireceğini ise henüz kestiremiyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Yarkadaş…

12.- İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş’ın, Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu’nun bazı ifadelerine ve Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’in Cumhuriyet Halk Partisinin referanduma ilişkin yapacağı çalışmaları yasa dışı bir şekilde engellediğine ilişkin açıklaması

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, Esenyurt Belediye Başkanı AKP’li Necmi Kadıoğlu “Cumhuriyet darbedir.” diyerek AKP’nin cumhuriyetle ve Atatürk’le olan hesaplaşma alerjisini hâlâ yenemediğini göstermiştir. AKP iktidarından Necmi Kadıoğlu’nun bu arsız sözlerine karşı tek bir tepki ya da bir uyarı gelmemiştir. AKP yönetiminin Necmi Kadıoğlu’nun konuşmasından dolayı hangi tavrı alacağını buradan sormak istiyorum.

İkinci olarak: Yine, AKP’li Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, Cumhuriyet Halk Partisinin referanduma ilişkin yapacağı çalışmaları yasa dışı bir şekilde engellemekte ve zabıta aracılığıyla Cumhuriyet Halk Partisi araçlarını meydana sokturmamaktadır. Anayasal suç işleyen Fatih Belediye Başkanı hakkında AKP yönetimi ne düşünmektedir?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Metin Feyzioğlu’nun “hayır” tavrından dolayı dün akşam kendisine tepki göstermiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan….

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Köksal…

13.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, Afyonkarahisar’ın İscehisar ilçesinin Alanyurt köyü ile Emirdağ ilçesinin Türkmen köyünde aylardır devam eden su sıkıntısının çözülmediğine ve Şuhut ilçesinin Balçıkhisar köyünde sulama göleti kooperatifinin devriyle ilgili işlemlerin tamamlanamamasının gerekçesini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, tüm uyarılarımıza rağmen, AKP’nin vatandaşın sıkıntılarını çözme konusunda tek adam anayasasını referandumdan geçirmek için uğraştığı kadar uğraşmadığını görmekteyiz. Seçim bölgem Afyonkarahisar ili İscehisar ilçesine bağlı Alanyurt köyünde aylardır, tüm uyarılarımıza rağmen, su sıkıntısı çözülmemiştir. Bu köye yeterli derecede hizmet verilmemektedir. Bunun gerekçesi köyde Cumhuriyet Halk Partisinin 1’inci çıkması mıdır? Bu konuda yetkililerden açıklama bekliyoruz.

Yine, Afyonkarahisar ili Emirdağ ilçesi Türkmen köyünde de aylardır su sıkıntısı yaşanmaktadır. Bu konuda yetkililerin duyarsızlığının sebebini öğrenmek istiyoruz.

Yine, Afyonkarahisar ili Şuhut ilçesine bağlı Balçıkhisar köyünde sulama göleti kooperatifinin Toprak Suya devriyle ilgili işlemler niçin hâlâ tamamlanamamıştır, bunun gerekçesi nedir?

BAŞKAN – Sayın Toğrul…

14.- Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul’un, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ve doktor olan Grup Başkan Vekili İdris Baluken’e selamlarını göndermek istediğine ilişkin açıklaması

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Ben de, bugün, 14 Mart Tıp Bayramı tüm sağlık çalışanlarına kutlu olsun diyorum.

Sayın Başkan, kendisi de bir doktor olan Grup Başkan Vekilimiz Sayın İdris Baluken’e buradan selamlarımı göndermek istiyorum.

AKP iktidarının Sayın Grup Başkan Vekilimizi, hastanede nekahet dönemini bile tamamlamadan, hastane önünde gözaltına almasını buradan şiddetle kınadığımı bir kez daha ifade ediyorum.

Bugün, sağlık çalışanları her gün şiddete maruz kalıyorlar.

Sayın Başkan, diğer önemli bir sorun: Tıp fakültelerinde artık tıp eğitimi neredeyse yapılamaz duruma gelmiştir. Özellikle doçent, profesör unvanlı akademisyenler birçok sorunla karşı karşıya kaldıkları için özele geçmekte ve tıp eğitimi imkânsız hâle gelmiş bulunmaktadır. Bir an önce bu duruma bir çare bulunmasını burada bir kez daha talep ediyorum.

Sayın Başkan, yine, açığa alınan sağlık çalışanlarının bir an önce göreve iade edilmesi gerekiyor.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Toğrul.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize sunacağım.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Dışişleri Komisyonu Başkanı Malatya Milletvekili Taha Özhan’ın, Güney Afrika ve ABD ziyaretlerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 7/2/2017 tarih ve 30 sayılı Kararı’yla uygun bulunduğuna ilişkin tezkeresi (3/927)

8/3/2017

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Taha Özhan’ın Güney Afrika ve ABD ziyaretleri Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 7/2/2017 tarih ve 30 sayılı Kararı’yla uygun bulunmuştur.

Söz konusu ziyaretler, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun bilgilerine sunulur.

                                                                                                                                 İsmail Kahraman

                                                                                                                       Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                                        Başkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır; ayrı ayrı okutuyorum:

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen ve 22 milletvekilinin, elektrik dağıtım işletmesinin özelleştirilmesinden sonra yaşanan elektrik arıza ve kesintileri ile sayaç ve fatura bedellerinde yaşanan sorunların nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/498)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Adana ili başta olmak üzere yurt genelinde elektrik dağıtım işletmesinin özelleştirilmesinden sonra yaşanan elektrik arıza ve kesintileri ile sayaç ve fatura bedellerinde yaşanan sorunların nedenlerinin tespiti, dağıtım şirketlerinin yarattığı ve vatandaşı mağdur eden uygulamalarının giderilebilmesi, alınacak önlem ve politikaların belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

Saygılarımızla.

1) Elif Doğan Türkmen                           (Adana)

2) Hüseyin Çamak                                 (Mersin)

3) Nurhayat Altaca Kayışoğlu                  (Bursa)

4) Çetin Arık                                        (Kayseri)

5) Kadim Durmaz                                   (Tokat)

6) Ömer Fethi Gürer                              (Niğde)

7) Mehmet Gökdağ                                (Gaziantep)

8) Ali Şeker                                         (İstanbul)

9) Hüseyin Yıldız                                   (Aydın)

10) Serdal Kuyucuoğlu                           (Mersin)

11) Dursun Çiçek                                  (İstanbul)

12) Ali Yiğit                                         (İzmir)

13) Özkan Yalım                                   (Uşak)

14) Zeynep Altıok                                  (İzmir)

15) Türabi Kayan                                   (Kırklareli)

16) Tahsin Tarhan                                 (Kocaeli)

17) Kazım Arslan                                   (Denizli)

18) Ceyhun İrgil                                    (Bursa)

19) Barış Karadeniz                               (Sinop)

20) Orhan Sarıbal                                  (Bursa)

21) Bülent Yener Bektaşoğlu                   (Giresun)

22) Didem Engin                                   (İstanbul)

23) Mustafa Tuncer                               (Amasya)

Gerekçe:

Günümüz dünyasında uygar toplumların olmazsa olmaz ihtiyaçlarından biri olan elektrik enerjisi su kadar zaruridir. Elektrik kullanımı temel bir insan hakkıdır. Adana ve çevresindeki elektrik dağıtım işletmesinin özelleştirilmesinden sonra kentteki elektrik arıza ve kesilmelerinde önemli artışlar meydana gelmiş, cadde ve sokak lambalarının önemli bir bölümünün yanmadığı ve şehrin karanlıkta kaldığı gözlemlenmektedir.

Adana ve ilçelerinde, elektrik dağıtımında yaşanan sıkıntılar sebebiyle ciddi bir elektrik problemi yaşanmaktadır. Özellikle yoğun elektrik kesintisi yaşanan semtlerde hayat durma noktasına gelmiştir. Vatandaşların bu sorununa muhatap bulamaması bu sorunu daha da içinden çıkılmaz hâle getirmiştir. Günlük hayatı ciddi derecede olumsuz olarak etkileyen elektrik kesintisinin sebebini öğrenmek isteyen vatandaş, Enerjisa başta olmak üzere, muhatap bulamamaktadır.

Elektrikteki özelleştirmenin ve denetimsizliğin en çok yaraladığı kentlerin başında Adana gelmektedir. Bildirimsiz ve programsız, zamanlı zamansız artan bir şekilde elektrik kesintileri Adanalının canına tak etmiştir, iş adamından evindeki vatandaşına kadar herkes elektrik kesintisinden bıkmıştır. Kesinti ve arızalara hava koşullarının gerekçe gösterilmesi ise yaz kış yaşanan sorun nedeniyle son derece tutarsızdır.

2005 yılında Adana, Gaziantep, Hatay, Kilis, Mersin ve Osmaniye'ye elektrik dağıtımı vermek için kurulan Toroslar Elektrik Dağıtım AŞ’nin özelleştirilmesi kararı çerçevesinde 15 Mart 2013 tarihinde yapılan ihaleyi Enerjisa kazanmıştır. Ve bugün itibarıyla bu şirket bölgede 7,7 milyon kişinin elektriğe erişimini sağlamaktadır.

Bu özelleştirme, ne yazık ki başta Adana olmak üzere bu illerimizin lehine olmamış, en önemli ve rutin hâle gelen elektrik kesintileri başta olmak üzere bir dizi sorun yaratmıştır. Bu illerde yaşayan vatandaşlarımızı canından bezdiren ve günde on saate varan uzun süren elektrik kesintileri yaşanmaktadır. Toplumun her kesimini etkileyen, maddi ve manevi zararlar görmesine neden olan elektrik kesintilerinden vatandaşın yanı sıra üretici, esnaf ve iş adamları da bıkmıştır.

Öte yandan, özelleştirme sonrası vatandaşın sayaçlarının okunması ve bedellerinin tahsilinin devir sonuna bırakılması gibi sorunlarla birlikte kayıp kaçak bedeli, yatırım harcaması, şebeke ıslahı gibi çok çeşitli başlıklar altında faturalara yansıtılan bedeller de ayrı bir sorundur ve haksız kazanca ve mağduriyete sebep olmaktadır. Elektrik dağıtımının özelleştirilmesinden sonra artarak devam eden tüm bu sorunların acilen giderilmesi bir zorunluluk olmakla birlikte, kamuoyunun da en büyük beklentisinden biridir.

Adana ili başta olmak üzere yurt genelinde elektrik dağıtım işletmesinin özelleştirilmesinden sonra yaşanan elektrik arıza ve kesintileri ile sayaç ve fatura bedellerinde yaşanan sorunların nedenlerinin tespiti, dağıtım şirketlerinin yarattığı ve vatandaşı mağdur eden uygulamalarının giderilebilmesi, alınacak önlem ve politikaların belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılması uygun olacaktır.

2.- Burdur Milletvekili Mehmet Göker ve 28 milletvekilinin, süt üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/499)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gerekçesi ekte sunulan, ülkemizde süt üreticilerinin yaşadığı sorunların nedenlerinin araştırılması, bu kapsamda oluşturulması gereken politikaların ve alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98’inci ve Meclis İçtüzüğü'nün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ve teklif ederiz.

1) Mehmet Göker                                  (Burdur)

2) Ceyhun İrgil                                     (Bursa)

3) Ömer Fethi Gürer                              (Niğde)

4) Hilmi Yarayıcı                                   (Hatay)

5) Tur Yıldız Biçer                                 (Manisa)

6) Mustafa Hüsnü Bozkurt                       (Konya)

7) Muharrem Erkek                                (Çanakkale)

8) Kamil Okyay Sındır                            (İzmir)

9) Mehmet Bekaroğlu                             (İstanbul)

10) Vecdi Gündoğdu                               (Kırklareli)

11) Ünal Demirtaş                                 (Zonguldak)

12) Oğuz Kaan Salıcı                             (İstanbul)

13) Ali Yiğit                                         (İzmir)

14) Musa Çam                                      (İzmir)

15) Niyazi Nefi Kara                              (Antalya)

16) İrfan Bakır                                      (Isparta)

17) Ali Şeker                                        (İstanbul)

18) Devrim Kök                                     (Antalya)

19) Sibel Özdemir                                 (İstanbul)

20) Gaye Usluer                                    (Eskişehir)

21) Metin Lütfi Baydar                           (Aydın)

22) Bülent Yener Bektaşoğlu                   (Giresun)

23) Çetin Arık                                       (Kayseri)

24) Didem Engin                                   (İstanbul)

25) Mustafa Tuncer                               (Amasya)

26) Özkan Yalım                                   (Uşak)

27) Kazım Arslan                                   (Denizli)

28) Hüseyin Yıldız                                 (Aydın)

29) Kadim Durmaz                                 (Tokat)

Gerekçe:

Hayvancılık sektörünün temel ürünlerinden biri olan sütte son dönemlerde ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Bu sorunların en önemlisi, çiğ süte verilen fiyatın maliyetlerin altında belirlenmesi sonucunda süt üreticilerinin karşı karşıya kaldığı mağduriyettir. Nitekim, Ulusal Süt Konseyi son aldığı kararla, 1 Temmuz 2014 tarihinden beri 1 lira 15 kuruş olan çiğ sütün referans fiyatını değiştirmemiş ve 1 Ocak-30 Haziran 2016 tarihleri arasında da fiyatların sabit kalması yönünde karar almıştır. Bununla birlikte, çiğ sütün litre maliyetinin 1 lira 15 kuruşun çok üzerinde olduğu ve çiğ sütün referans fiyatının maliyetleri karşılamaya dahi yetmediği açıktır.

Öte yandan, süt bedellerinin geç ödenmesi başka bir önemli sorun kaynağıdır. Eskiden üreticilere on beş günde bir çiğ süt bedeli ödemesi yapılırken günümüzde bazı firmalar ortalama üç ayda bir ödeme yapmaktadırlar. Bunun sonucunda, çiğ sütünü satarak işletmesini çevirmeye çalışan üreticiler para alamadıkları için yem alamamakta ve giderlerini karşılayamamaktadır. Buna ek olarak, bazı firmalarsa üreticilere süt bedelini nakit ödemek yerine yem satarak ödemeyi teklif etmektedir. Geçmişte de yaşanan benzer bir uygulamada "Yemimi almazsan sütünü almam." cümlesinden hareketle yem almayı âdeta zorunlu hâle getiren bazı büyük süt sanayicileri günümüzde tekrar bu yöntemi uygulamaya başlamışlardır. Üstelik verilen yemin kalitesi ve içeriği konusunda süt üreticilerinin ciddi endişeleri bulunmaktadır.

Bir başka sorun ise inek kesimi sayısının hızla artıyor olmasıdır. Çiğ sütün fiyatı maliyetleri karşılayamadığı için üreticilerimiz kırmızı et fiyatının yüksek olmasını da fırsat bilerek ineğini kesmektedir. Anımsanacağı üzere, 2008 yılında çiğ süt krizinde 1 milyondan fazla inek kesilmiş ve söz konusu dönemde et üretimi artıyor diye sevinenler bir yıl sonra canlı hayvan ve et ithal etmek zorunda kalmışlardır. Bugün et ve canlı hayvan ithalatı tam gaz devam etmektedir. Sonuç olarak önlem alınmaz ve inek kesimi önlenemezse ülkemizde 2008 yılındakinden daha büyük bir et krizi yaşanması işten bile değildir.

Diğer taraftan, 1 lira 15 kuruşluk fiyatın tavan fiyat olup serbest piyasada çiğ sütün litresinin ortalama 80 kuruştan alıcı bulduğu düşünüldüğünde, durumun vahameti daha net bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Söz konusu bu durum ise dünyada geçerli olan süt-yem paritesi 1 litre süt karşılığında en az 1,5 kilo yem alınması iken ülkemizde süt-yem paritesinin 1'in altında kalmasına yol açmaktadır. Bununla birlikte, çiğ sütün referans fiyatı 1 lira 15 kuruş olarak belirlenmişken işlenmiş süt marketlerde ortalama 2,9-3,4 lira arasında satışa sunulmaktadır. Diğer bir ifadeyle, işlenmemiş ham maddeyi alarak işleyen ve kutuya koyan sanayici sütün fiyatını istediği şekilde belirlerken tüketici de sütü pahalıya tüketmektedir.

Burdur'da vatandaşlarımızdan, süt üretiminde arz fazlası bulunduğu ve bazı şirketlerin üreticilerden süt alımını yavaşlattığı konusunda birtakım şikâyetler gelmektedir. Hatta, söz konusu şirketlerin Burdur'da haftanın bir günü süt alımı yapmama kararı verdikleri ve bu durum karşısında üreticilerin çaresiz kaldıkları konuşulmaktadır. Devlet bu duruma acilen el koymalı ve süt tozu üretimine yönelik teşviklerin artırılmasını sağlamalıdır. Bunun yanında, süt tozu teşvikleri ihracata dayalı değil, üretime dönük olmalıdır. Ayrıca Et ve Süt Kurumu, üreticilerin elindeki sütleri alarak destek vermelidir.

Bu arada, Burdur Belediyesi, ülke genelinde süt üreticilerinin derdine derman olabilecek bir projeye imza atmış bulunmaktadır. Söz konusu projeye göre, belediyemiz, süt ürünleri alımı yaparak ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza ulaştırma konusunda çalışmalara başlamıştır. Bu proje hem sütte arz fazlalığını ortadan kaldırmaya yarayacak hem de süt ve süt ürünlerinden yeterince faydalanamayan vatandaşlarımıza sağlıklı bir ortamda gıda olarak ulaştırılacaktır. Süt tüketimini arttırma ve üreticinin elinde kalan sütlerin değerlendirilmesini sağlamaya yönelik olan bu projenin tüm kentlerimize örnek olmasını diliyoruz.

Bu çerçevede, ülkemizde süt üreticilerinin yaşadıkları sorunların nedenlerinin araştırılması, bu kapsamda oluşturulması gereken politikaların ve alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98’inci ve Meclis İçtüzüğü'nün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ve teklif ederiz.

3.- HDP Grubu adına, Grup Başkan Vekili Diyarbakır Milletvekili Çağlar Demirel’in, sokağa çıkma yasaklarının ilan edildiği yerleşim yerlerinde kadınlara yönelik olayların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/500)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Sokağa çıkma yasaklarının ilan edildiği yerleşim yerlerinde kadınların işkence görerek öldürülmesi ve ölü bedenlerinin sokak ortasında çıplak bir şekilde teşhir edilmesi ile bu görüntülerin sosyal medya hesapları aracılığıyla basın-yayın organlarına servis edilmesi türü olayların tüm boyutlarıyla incelenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, İç Tüzük’ün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması komisyonu kurulmasını arz ve talep ederiz.

                                                                                                                                  Çağlar Demirel

                                                                                                                                      Diyarbakır

                                                                                                                         HDP Grubu Başkan Vekili

Gerekçe:

16 Ağustos 2015 tarihinde Muş'un Varto ilçesinde başlayan sokağa çıkma yasakları, bugüne kadar 7 kentin 20 ilçesinde onlarca mahalleyi kapsayacak şekilde 57 kez ilan edilmiştir. Uygulanan sokağa çıkma yasaklarında 200'den fazla yurttaş yaşamını yitirirken bu süre içinde sayısız kaynak, özellikle Cizre, Sur ve Silopi'de yurttaşların başta yaşam hakkı olmak üzere sağlık, eğitim, barınma, beslenme gibi temel haklarının ihlal edildiğini belgelemiştir.

Şırnak Valiliğinin kararıyla 14 Aralık 2015 tarihinde Cizre ilçesinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı ikinci ayını doldurmak üzereyken geçtiğimiz hafta 10 Şubat 2016 tarihinde sosyal medya hesapları aracılığıyla servis edilen ve daha sonrasında kimi basın-yayın organları tarafından da paylaşılan bir fotoğrafa tanıklık ettik. Cizre'de çekildiği öne sürülen bu fotoğrafta, öldürülen bir kadının elbiselerinin çıkarıldığı ve çıplak bir şekilde sokak ortasında teşhir edildiği görülmektedir. Ölü bedenin etrafında asker ya da polis olduklarından şüphe edilen fakat kimlikleri belirsiz bazı kişiler de fotoğraf karelerine yansımıştır. Bunun yanı sıra, fotoğraftaki kadının bacak ve göğüs kısımlarında kesik izlerinin bulunması, öldürülen bu kişinin işkenceye uğradığı yönünde oldukça ciddi şüphe uyandırmaktadır.

Türk Ceza Kanunu’nun 130’uncu maddesi “Kişinin hatırasına hakaret” başlığıyla düzenlenmiş olup 2’nci fıkrası “Bir ölünün kısmen veya tamamen ceset veya kemiklerini alan veya ceset veya kemikler hakkında tahkir edici fiillerde bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” ibaresiyle tanımlanmıştır. Yine TCK’nın 216’ncı maddesine göre, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama fiilinin altı ila üç yıl hapis cezasıyla cezalandırılması öngörülmüştür. Uluslararası Ceza Mahkemesi statüsünde ise kadınlara yönelik her türlü şiddet “savaş suçu” ve “insanlığa karşı işlenmiş suç” kapsamında değerlendirilmektedir.

Fotoğrafın basın-yayın organlarında yayınlanmasının ardından Diyarbakır Barosu da konuyla ilgili suç duyusunda bulunmuş ve sonrasında da yazılı bir açıklama yapmıştır. Bu açıklamada “Güvenlik görevlilerinin elektronik ortamda ulaşılabilen fotoğrafları suç işleme saikiyle çekilmiş, ölüye hakaret ve ölen kişinin kimliği üzerinden toplumun bir kesimi olan Kürt vatandaşların tahrik ve aşağılamanın amaçlandığından kuşku bulunmamaktadır.” diye belirtilmiş ve “Şüphelilerin yapmış olduğu gayriinsani ve aşağılayıcı muameleyle Cizre halkına ve Kürtlere bir mesaj verilerek toplumun aşağılanarak tahrik edilmeye çalışıldığı açıkça anlaşılmaktadır.” diye eklenmiştir.

Suç ve şiddet eylemlerine karşı yapılacak mücadelenin yasal hükümler çerçevesinde ve hukuka uygun bir şekilde gerçekleştirilmesi her hukuk devleti için olmazsa olmazdır. 2015 Ağustos ayı içerisinde Muş ilinin Varto ilçesinde benzer bir şekilde Kevser Eltürk'ün (Ekin Wan) çıplak bedeninin sokak ortasında teşhir edildiği hatırlandığında, kadınları teşhir ederek cenazeye işkence ve saygısızlık yapanların yargılanmamasının benzer durumlara yeniden kapı aralayabileceği muhakkaktır. Bu sebepten ve yukarıda bahsi geçen ulusal ve uluslararası mevzuata riayet etmek adına, sokağa çıkma yasağının olduğu bölgelerde kadın bedenine yönelen her türlü fiziksel saldırıları ve işkence iddialarının titizlikle araştırılması ve açığa çıkarılması elzemdir. Aksi takdirde, cezalandırılmamış ve önü alınamamış her vaka, halkın toplumsal ve sosyal yapısı üzerinde çok derin tahribatlara neden olacaktır.

Özetle, sokağa çıkma yasaklarının ilan edildiği yerleşim yerlerinde kadınların işkence görerek öldürülmesi ve ölü bedenlerinin sokak ortasında çıplak bir şekilde teşhir edilmesi ile bu görüntülerin sosyal medya hesapları aracılığıyla basın-yayın organlarına servis edilmesi türü olayların tüm boyutlarıyla incelenmesi amacıyla Anayasa’nın 98’inci, İç Tüzük’ün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması komisyonu kurulmasını arz ve talep ederiz.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki ön görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Sayın grup başkan vekillerinin söz talebi olduğunu görüyorum. Söz vereceğim ama bir kuralı hatırlatıyorum: Grup başkan vekillerine gündeme geçmeden önce iki artı bir dakika süreyle, gündeme geçtikten sonra ise bir dakika süreyle söz veriyoruz.

Bu çerçevede söz verme işlemini başlatıyorum.

İlk söz Sayın Usta’nın.

Buyurunuz Sayın Usta.

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bir dakika mı, üç dakika mı bu durumda?

BAŞKAN – Hatırlatayım: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının Başkanlığında Meclis başkan vekilleriyle 7 Nisan 2016 tarihinde yapılan toplantıda varılan mutabakat uyarınca, grup başkan vekillerine gündeme geçmeden önce, talep etmeleri hâlinde iki artı bir dakika süreyle söz veriyoruz, gündeme geçtikten sonra bu süre bir dakikadır.

Buyurunuz.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

15.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına, Almanya, Hollanda ve Belçika’nın Türk devletine ve Hükûmetine karşı uluslararası hukuku ve diplomatik teamülleri hiçe sayan tavrını kınadığına ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Peki, teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, ben de tüm doktorlarımızın ve sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum. Mesleğini icra ederken her koşulda insan sağlığını önceleyen ve büyük özveri gösteren sağlık çalışanlarımıza Türk milleti adına teşekkür ediyorum.

Tabii, sağlık çalışanlarımızın ciddi sorunları var, özlük haklarına ilişkin iyileştirme ihtiyacı var. Onların da çalışırken çalışma memnuniyetini artırıcı tedbirlerin alınmasının bir gereklilik olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda, tıp öğrencileri açısından da evet, öğrenci sayıları artırılıyor, belki bu bir ihtiyaç ancak tıp eğitim kalitesinden de hiçbir şeklide taviz verilmemesi gerekir. Bu konuyla ilgili ciddi eleştirilerin olduğunu ifade etmek isterim.

Diğer bir husus da yine bu konuyla ilgili olarak: Eğittiğimiz, atanamayan, sağlık çalışanı olmaya çalışan 350 bin gencimiz var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlayınız, mikrofonunuzu açıyorum Sayın Usta.

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bunların istihdamına ilişkin çözümlerin de bir an evvel Hükûmet tarafından bulunması gerekir.

Geçtiğimiz hafta içerisinde Almanya başta olmak üzere, sonra önemli ölçüde Hollanda ve en sonunda Belçika’nın Türk milletine, Türk devletine ve Hükûmetine karşı olan hasmane tavrını, uluslararası hukuku ve diplomatik teamülleri hiçe sayan tavrını da buradan kınamak istiyorum. Biraz vaktim olsaydı, aslında bu konuyla ilgili biraz daha fazla değerlendirme yapacaktım ama belki onu önümüzdeki saatler içerisinde yapabiliriz. Ancak, burada bizim de ülke olarak, her ne kadar karşımızda hasmane bir tutum olsa bile, diplomatik teamüllerin dışına çıkmadan refleks vermemizin doğru olduğunu; Avrupa Birliğinin ihracatımız açısından, turizm sektörü açısından ve finansman açısından bizim önemli bir partnerimiz olduğunu da göz ardı etmemek gerekir diye düşünüyorum. Ancak, bütün bunlara rağmen de şiddetle eleştiriyorum, şiddetle kınıyorum onların tutumlarını.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Usta.

Sayın Kerestecioğlu…

16.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ve hekim olan Grup Başkan Vekili İdris Baluken’e selam gönderdiğine ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Ben de her ne kadar Tıp Bayramı olarak literatüre geçse de maalesef bugün gelinen noktada onlar için ortak bir mücadele günü olan 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum ve bütün sağlık çalışanlarına şiddetsiz, verimli çalışmalar yapacakları, şiddet görmeyecekleri günler diliyorum. Onların uğradıkları baskının ve gerçekten insanlık dışı çalışma şartlarının -özellikle hastalara müşteri gözüyle bakılması- ve performans sisteminin hem sağlıkçılara hem de hastalara çok ciddi zarar verdiğini düşünüyoruz. Ancak, bunun, bugün Sayın Cumhurbaşkanının da dile getirdiği gibi, ülkeyi şirket gibi yönetmek isteyenlerin, aynı şekilde sağlıkta da ülkeyi şirket gibi yönetmek istemeleri anlayışının bir sonucu olduğunu düşünüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Mikrofonunuzu açıyorum, sözlerinizi tamamlayınız.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Teşekkürler.

Ancak bu anlayış ne ülkeye ne sağlıkçılara ne de halkımıza yarar getirir çünkü daha kamusal, toplumsal bir anlayışla yönetilmesi gerekir.

Ben, burada, yine hekim olan Grup Başkan Vekilimiz Sevgili İdris Baluken’e selam gönderiyorum. Bu ay dört duruşması var kendisinin ve elimde iddianameleri var, gerçekten bunlar utanç verici şeyler: Berkin Elvan’ın ölümünü protesto etmek amacıyla gösteri düzenlenmesi, buna katılmak; bir cinsel istismar olayında Bingöl’de gösteri düzenlenmesi, buna katılmak ve Halepçe katliamını kınamaktan dolayı şu anda İdris Bey yargılanıyor. Bu da buranın yine utancıdır diye düşünüyorum ve yargının aynı zamanda.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kerestecioğlu.

Sayın İnceöz…

17.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Almanya ve Hollanda’nın bakanlara ve oradaki vatandaşlara karşı hasmane tutumunu kınadığına, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ve 12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulünün 96’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de sözlerime öncelikle Almanya ve Hollanda’nın özellikle bakanlarımıza ve oradaki vatandaşlarımıza karşı hasmane tutumunu bir kez daha eleştirdiğimi ve kınadığımı belirterek başlamak istiyorum. Özellikle de hafta sonu Sayın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız Fatma Betül Sayan Kaya Hanımefendi’nin Hollanda’da maruz kalmış olduğu o insanlık dışı muamele; Avrupa ülkelerinin ülkemize, orada yaşayan vatandaşlarımıza karşı sergilemiş oldukları tutumlarla her fırsatta bize demokrasi dersi vermeye kalkmaları, her şeyden önce uluslararası hukuku da ayaklar altına almak suretiyle insan hakları ve özellikle de kadın hakları açısından bir kez daha düşündürücü bir tutum izlemeleri dolayısıyla bu tutumlarını kınadığımızı ve diplomatik nezaketten uzak tavırlarını eleştirdiğimizi de belirtmek istiyorum. Bakanımızın 30 metre mesafedeki Başkonsolosluğumuza -Türk topraklarına- ulaşmasına imkân verilmemesinden, oradaki vatandaşlarımıza köpeklerle ve coplarla saldırılmasından dolayı üzüntülerimi ve oradaki vatandaşlarımıza bir kez daha geçmiş olsun ve şifa dileklerimi özellikle de belirtmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Mikrofonunuzu açıyorum, sözlerinizi tamamlayınız Sayın İnceöz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bunun dışında, bugün 14 Mart Tıp Bayramı. Özellikle 7x24 saat kesintisiz bir şekilde vatandaşımıza hizmet veren tüm sağlık çalışanlarımızın Tıp Bayramı’nı kutluyorum. Özellikle de 15 Temmuz gecesi onların nasıl fedakâr ve cefakârca çalıştıklarını bilmekteyiz. Sağlık anlamında bugüne kadar ülkemizde çok önemli değişim ve dönüşümlerin adımlarını attık. Özellikle sağlık çalışanlarımıza karşı şiddet konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinin şiddeti araştırma komisyonu kurmasıyla beraber toplumsal değişimle ve zihinsel anlamda değişimle ilgili önemli katkılar sunulmuştur. Bu anlamda tekrar 14 Mart Tıp Bayramı kutlu olsun diyorum.

Yine, 12 Mart 1921 İstiklal Marşı’mızın yazılış tarihi ve “Korkma” diye başlayan bir İstiklal Marşı’mız var. Gerek 15 Temmuzda gerekse bugüne kadar vermiş olduğumuz istiklal mücadelesinde...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın İnceöz.

Sayın Altay...

18.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugün 14 Mart, biz de Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grubu olarak bütün tıp emekçilerinin bu anlamlı gününü kutluyoruz ve temenni ediyoruz ki bütün sağlık emekçileri bir gün bugünü gerçekten bayram tadında, bayram coşkusuyla, bayram ruhuyla kutlama fırsat ve imkânını bulurlar.

Sayın Başkan, doğumumuzdan ölümümüze kadar hayatımızın her anında yaşam standartlarımızı yükseltmek için, kaliteli bir yaşam için, huzurlu bir yaşam için hizmet veren tıp emekçilerine gönül ve vefa borcumuz vardır. Sağlıklı, hayırlı, uzun ömürlü bir hayatı borçlu olduğumuz tıp çalışanlarına -doktor, ebe, hemşire, laborant, tekniker, teknisyen, intern ayrımı yapmaksızın- hatta hastanelerin çamaşırhanesinde, yemekhanesinde çalışan bütün sağlık emekçilerine, bu gün vesilesiyle...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Mikrofonunuzu açıyorum, tamamlayınız Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - ...Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grubu adına gönülden şükran, vefa duygularıyla sevgi ve saygılarımızı sunuyor, günlerini kutluyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Altay.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Muş Milletvekili Burcu Çelik ve arkadaşları tarafından, Türkiye genelinde cezaevlerinde siyasi tutuklu ve hükümlülere yönelik hak ihlallerinin tespiti, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin sivil ve bağımsız heyetlerin denetimine açılması ve yaşanan sorunlara çözüm yolları bulunabilmesi amacıyla 10/3/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 14 Mart 2017 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

14/03/2017

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 14/03/2017 Salı günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                          Filiz Kerestecioğlu Demir

                                                                                                                                        İstanbul

                                                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

10 Mart 2017 tarihinde Muş Milletvekili Sayın Burcu Çelik ve arkadaşları tarafından, Türkiye genelinde cezaevlerinde siyasi tutuklu ve hükümlülere yönelik hak ihlallerinin tespiti, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin sivil ve bağımsız heyetlerin denetimine açılması ve yaşanan sorunlara çözüm yolları bulunabilmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan 4128 sıra numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 14/3/2017 Salı günlü birleşiminde sunuşlarda okunması ve görüşmelerin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu önerisinin lehinde ve aleyhinde söz talep eden sayın milletvekillerine söz vereceğim.

İlk söz, lehinde olmak üzere, Muş Milletvekili Burcu Çelik’e aitir.

Buyurunuz Sayın Çelik. (HDP sıralarından alkışlar)

BURCU ÇELİK (Muş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ekranları başında bizleri izleyen değerli halkımıza, ne yazık ki uzun süreden beri aramızda olmayan eş genel başkanlarımıza, değerli milletvekillerimize ve belediye eş başkanlarımıza buradan selam ve sevgilerimi iletiyorum.

Evet, ben, bu kürsüden, sayısız kez Türkiye cezaevlerinde yaşanan ihlalleri, açığa çıkan durumları konuştuğumu biliyorum. Sanırım, Meclis de bunun farkındadır, değerli milletvekilleri de bunun farkındadır. Şimdi, muhatap olarak iktidarı alacağım ama iktidar sıralarına bakıyorum, muhalefetten sayısız az. Bu yüzden de bu işin ne kadar ciddi olduğunun ve önemli olduğunun hâlen farkına varılmadığını düşünüyorum ben.

Evet, Türkiye’de, tarihe baktığımız zaman, cezaevleri koşulları zaten hiçbir zaman olması gereken koşullarda ne yazık ki olmamış, hiçbir zaman iyileştirici politikalarla yaklaşılmamış ve ne yazık ki ülkenin hem darbe süreçlerinde hem de başa gelen her iktidarın kendi yöntemiyle… Cezaevlerinin şu anki durumunu sizlerle biraz daha konuşmak istiyoruz değerli arkadaşlar.

Zaten, olağanüstü hâl öncesinde, cezaevleri, gerçekten artık yavaş yavaş yaşanamayacak hâle gelmişti çünkü neden? Türkiye’de cezaevlerine bakışın ancak Türkiye’deki siyasi atmosfere, siyasi konjonktüre göre değiştiğini zaten çok iyi biliyoruz.

Şimdi, olağanüstü hâl öncesinde başlayan ihlallerin olağanüstü hâlin ilanından sonra ilk kanun hükmünde kararnamelerle tavan yaptığından, sistematik olarak bu ihlallerin arttığından hem gözlemlerimizle hem ziyaretlerimizle hem bize gelen mektuplarla, yaptığımız aile görüşmeleriyle bilgi sahibiyiz ve bunu da bu kürsüden defalarca Meclisin dikkatine, kamuoyunun dikkatine sunduk. Fakat, bugüne kadar henüz tek bir somut adımın, bu ihlallerin giderilmesi için, daha iyileştirici politikaların açığa çıkması için tek bir adımın atılmadığını buradan tekrar hatırlatmak isterim.

15 Temmuz sonrası yapılan ilk iş, kanun hükmünde kararnameyle, bir gizli genelgeyle başta cezaevi idarelerine verilen yetkiler ve daha sonra gerçekten, hiçbir sosyal devlet ve hukuk devletinde karşılığı olmayan, koğuşlardan kap kacakların toplanması, yorgan yastıkların alınması, plastik kovaların alınması, mesela çekbasların alınması, kitap yasakları, dil yasakları, görüş yasakları yani tutsakların yapmış olduğu kapalı-açık ve telefon görüşmelerine yasak getirilmesi, avukatlarla yapılan görüşmelerde bu görüşmelerin kayıt altına alınması ve daha burada sayamayacağımız bir dizi ihlal ne yazık ki hâlen cezaevlerinde yaşanıyor, yaşanmaya devam ediyor.

Şimdi, önemli olan bir konuya daha değinip şu anda geldiğimiz noktayı konuşmak isteriz değerli arkadaşlar. Biz şu anda Türkiye'nin gündeminde olması gereken, ele alınması gereken diğer bir konu olarak da hasta tutuklu ve hükümlüleri her zaman yine bu kürsüde dile getirdik. Ama ne dedik? “Cezaevinde kalamaz.” raporları olan hasta tutsakların bir anda bu raporlarının “Cezaevinde kalabilir.” şekline dönüştürülüp ne yazık ki infazlarının ertelendiğini, tahliyelerinin önüne geçildiğini burada ve bulunduğumuz her platformda dile getirdik ve bugün tekrar, başta iktidar milletvekillerinin ve muhalefet partisi milletvekillerinin, Adalet Bakanlığının, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün, İnsan Hakları Komisyonunun dikkatine sunmak istiyorum. Adli Tıp Kurumundan kanun hükmünde kararnamelerle kaç kişinin ihraç edildiğini yani hazırlanan bu raporlar üzerinde karar yetkisi olan, karar verici olan kaç kişinin ihraç edildiğini lütfen bakanlık kendisi açıklasın.

Değerli arkadaşlar, geldiğimiz nokta; bugün ülkemizde, Türkiye’de şu anda -belki ben konuşurken bile başka bir cezaevinin haberini alacağız- sayısız cezaevinde açlık grevi başlatıldı. Bu kürsüden, bu noktaya gelmememiz gerektiğini ve bu sebeple de Parlamento çatısı altında bu ihlallere bir çözüm bulmamız gerektiğini çok söyledik fakat evet, geldiğimiz nokta ne yazık ki hiç iç açıcı değil. Bugün, şu ana kadar Edirne Cezaevinde, Şakran Cezaevinde, Van T Tipi Cezaevinde, Sincan Cezaevinde, Ermenek Cezaevinde, Menemen Cezaevinde açlık grevleri devam ediyor.

Peki, bu açlık grevlerinin sebepleri nedir diye baktığımız zaman, gayet insani ve yasal düzenlemeler çerçevesinde talep edilen haklardır. Evet, mahpusların, tutsakların bizlerden beklediği, yasalar çerçevesinde düzenlenmiş olan hakların, taleplerin yerine getirilmesidir. Mesela, nedir bu? En basit hâliyle, sağlık ve tedavi hakkının yerine getirilmesi, görüş haklarının tekrardan düzenlenmesi, kanun çerçevesinde ele alınması. Sebebini hâlâ açıklayamadıkları, ziyaret esnasında gözlerimizle gördüğümüz, gazete kupürlerinin yırtılıp, parçalanıp mahpuslara verildiğini ve artık bu uygulamalardan geri dönülmesi gerektiği; kitapların, ifade özgürlüğü çerçevesinde ve yine, mahpus hakları çerçevesinde cezaevine girişinin önünün açılması; bunun yanı sıra, en temel hakları yani içerideki mahpusun dışarıyla olan ilişkisini sağlayan görüş haklarının yine yasal düzenlemeye çekilmesi.

Değerli arkadaşlar, peki, bizim buradan yaptığımız onca konuşmaya, onca talebe, onca çağrıya rağmen hâlen şu saate kadar, şu vakte kadar başta iktidar partisi milletvekillerinin, yetkililerinin, Adalet Bakanlığının ses çıkarmamasını nasıl yorumlamamız gerekir? Şayet sessiz kalmaya devam edersek, şayet yüzümüzü, gözümüzü, vicdanımızı, yüreğimizi cezaevlerine çevirmezsek yakın zamanda ne yazık ki hiç istemediğimiz tablolarla karşılaşacağımızı ben buradan özellikle, altını çizerek vurgulamak istiyorum.

Yapılması gereken nedir? Kanun hükmünde kararnamelerle cezaevlerine sivil toplum örgütlerinin, demokratik kitle örgütlerinin, bağımsız heyetlerin, ulusal ve uluslararası bütün heyetlerin girişinin engellendiğini biliyoruz. Açın cezaevlerini. Bütün bu heyetlere kapatmak yerine cezaevlerini, gidip mahpuslarla görüşmek isteyen, temas etmek isteyen, taleplerini, haklarını, beklentilerini dinlemek isteyen ve bir çözüm arayan bu heyetlere cezaevlerini açmanız gerekir. Peki, Hükûmet ne yaptı? İlk kanun hükmünde kararnameyle bütün bu dernekleri kapattı. Sessiz bırakılması için, bu örgütlülüğün önüne geçilmesi için, muhalefetin sesini kısmak için başta insan hakları derneklerini, kadın derneklerini, sivil toplum örgütlerini kapatmakla zaten karşımıza geçti.

Şimdi, biz, iktidarın bir çözüm bulmasını beklerken iktidarın gündeminde ne olduğunu yine Parlamentonun dikkatine sunmak isterim: Bakın, şu anda raflarda bekleyen bir tasarı var. Bu tasarı, Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanunu Tasarısı’dır. 2013’te bu Parlamentoya, Genel Kurula geldiğini biliyoruz fakat kamuoyunun baskısıyla, yine muhalefet partilerinin baskısıyla bu tasarı geri çekilmişti fakat yine raflarda bekliyor. Muhtemelen Türkiye nasıl evrilecek, nereye gidecek, ona göre bu tasarıyı yine gündeme getirecekler.

Nedir bu tasarı, bu tasarıyla ne yapılmak isteniyor, çok kısa belirtmek istiyorum. Bu tasarıyla göz yaşartıcı gaz, basınçlı su, ateşli silah temel müdahale ekipmanı hâline getiriliyor. Güvenlik görevlilerine asayişi bozan olayları önlemek, pasif direniş göstermek gibi hiçbir sınırı tanımlanmayan hâllerde kademeli ve artan ölçüde zor kullanma yetkisi veriliyor. Müdahale birimi ve dış güvenlik görevlileri cezaevi içine ateşli silahlarla girebiliyor. Cezaevinde asayiş ve düzeni önemli ölçüde bozan yaygın direniş ve şiddet hareketleri veya benzeri ciddi tehlike yaratan hâllerde kolluk kuvvetlerinin de görevlendirileceği düzenleniyor. Evet, biz çözüm diyoruz fakat Hükûmetin çok farklı planları var. Umut ediyoruz ki bu tasarı hiçbir zaman bu Genel Kurula gelmez, gelse de bizim bugünden cevabımız bellidir.

Hepinizi tekrardan saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Burcu Çelik.

Halkların Demokratik Partisi Grubu önerisi aleyhinde Mehmet Erdoğan Muğla Milletvekili.

Buyurunuz Sayın Erdoğan. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; HDP grup önerisi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle sözlerimin başında son günlerde Avrupa Birliği ülkeleriyle yaşadığımız sıkıntılardan birazcık bahsetmek istiyorum. Özellikle Hollanda ve Almanya’nın başlatmış olduğu Türkiye’nin referandumuyla ilgili Türk yetkililerin, bütün siyasi partilerin o bölgelerdeki Türk vatandaşlarıyla ilgili yapacağı çalışmalar engellenmiştir. Son olarak dün gece de Belçika, partimizin düzenlediği iki toplantıyı iptal etmiştir. Yapılan bu demokrasi dışı, insanlık dışı eylemleri kınıyoruz ve Avrupa Birliğinin Türkiye’yle ilgili olarak almış olduğu bu kararları süratle gözden geçirmesi, bakanlarımızın ve siyasi temsilcilerimizin Avrupa Birliği ülkelerinde yapacağı çalışmaların engellenmemesi gerektiğini ifade etmek istiyorum.

Tabii ki HDP Grubunun önerisine baktığımızda özellikle cezaevi koşullarından bahsedilmektedir. Resmî olarak, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün rakamlarına baktığımızda bugün 132 bin hükümlü, 80 bin tutuklu, toplam 213 bin hükümlü ve tutuklu vardır. Cezaevlerinin kapasitesine baktığımızda bu 202.938’dir Yani, şu anda cezaevleri yüzde 105 doludur yani 100 kişinin olması gereken bir cezaevinde 105 kişi vardır ki buraya gelinen sürece baktığımızda da İnfaz Kanunu’ndaki değişikliklerle son birkaç ay içerisinde 30 binden fazla kişinin de tahliye edildiğini hesap edersek gerçekten iktidarın yaptığı son dönemdeki en önemli, en büyük yatırım alanlarından birisi cezaevleri ama oradaki manzara da maalesef budur.

Buraya nasıl gelindi buna bakmak lazım. Türkiye artık bir suç işleme cenneti, sınırlarımız açık, isteyen herkes mülteci olarak ülkemize gelebiliyor; Suriye’den milyonlar gelmiş, diğer ülkelerden gene ülkemizde sığınmacı olarak bulunan çok insan var ve sonuçta suç işleme eğiliminin düşürülmesiyle ilgili yapılan çalışmalar ve önleyici kolluk kuvvetlerinin yetersizliği açık bir durumdur. Tabii ki, suç işlendikten sonra elbette ki suçu işleyen cezalandırılacak, burada bir problem yok ama suç işleme eğiliminin azaltılması konusunda da devletin alması gereken tedbirlerin üzerinde biraz daha titizlikle durulması lazım. Bakın, bugün Türkiye’de terör sebebiyle hükümlü yaklaşık 9 bin kişi, tutuklu ise 50 bin kişi var. Bu 50 bin kişinin önemli bir kısmının FETÖ terör örgütü, diğer kısmının da çoğunlukla PKK, DHKP-C ve DEAŞ terör örgütü mensupları olduğu düşünülürse, işte, geçmişte uygulanan yanlış politikaların bugün Türkiye’yi nereye getirdiği açıktır. Bugün de tabii, bu tabloya bakarken yargıya güven konusu üzerinde durulmalıdır. Bir ülkede elbette en önemli şey yargıdır. Bir ülke… Hani “Adalet mülkün temelidir.” diyoruz ya o mülk devletin ta kendisidir. Devletin bekası açısından yargının sağlam olması lazım, çalışması lazım, adil olması lazım ve herkesin bu yargıya gönül huzuruyla teslim olabilmesi lazım. Bugün Türkiye’de maalesef yargıya güven hızla düşmüştür, inşallah, bundan sonra yapılacak yargı reformlarıyla yargının içine düştüğü bu güvensizlik ortamından çıkarılması devletimizin bekası açısından oldukça önemlidir.

Şimdi, yargının işletilmesi de çok önemli bir sorun. Bugün bu 50 bin terör tutuklusunun bulunması gerçekten… Cezaevlerindeki toplam insan, hükümlü, tutuklu sayısının 50 bini terör suçları sebebiyle tutuklu pozisyondadır. Bunların durumunun hızla açıklığa kavuşturulması, bunların adil yargılanması ve bunların süratli yargılanması muhakkak şarttır. Tabii, bu konuda adalet duygusunu pekiştirecek uygulamaları da, adımları da iktidarın muhakkak atması lazım. Şimdi, bu 50 bin kişi kimdir, özellikle aldığımız bilgilere göre, bunun yaklaşık 40 bini FETÖ terör örgütü mensuplarıdır; bunların önemli bir kısmı alt düzeydeki kamu görevlileridir, öğretmen, polis, hemşire vesaire gibi diğer kamu kurumlarındaki insanlardır. Bunların tutukluluk iddiasına baktığımızda… İşte, geçtiğimiz günlerde kamuoyuna da yansıyan 185 bin kişilik bir byLock listesinden bahsedilmektedir. Bu 185 bin kişilik byLock listesi hep aşağı tarafta mı vardır yani bunları atayanlar, müsteşarları, genel müdürleri, bunların üst bürokrasisi ve siyasi ayağı nerededir? Eğer buraya gidilmediği müddetçe bu yargılamalar vicdanımızdaki, kamu vicdanındaki hakkaniyetten uzaklaşacak, devletin haklı mücadelesi, meşruiyeti tartışılır hâle gelecektir. Bu bakımdan, bu hususta acilen gerekli tedbirlerin alınması ve Millî İstihbarat Teşkilatının bu byLock ve Fetullahçı terör örgütü ve diğer terör örgütlerinin kullandığı haberleşme sistemlerini hızlı ve daha iyi bir şekilde çözerek muhakkak bu işin üst tarafına gidilmesi lazım.

Gene, tabii ki 100 binden fazla kamu görevlisi ihraç edildi. Bunlarla ilgili olarak mağdurlar her gün herkesin kapısını çalmakta, bu manada Milliyetçi Hareket Partisinin kapısına da 15 binden fazla insan gelmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz, bunların durumunun yeniden araştırılmasıyla ilgili çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Ama tabii, gündemde çokça konuşulan bir iade kararnamesi vardır. Bu iade kararnamesinin kapsamı nedir, kimler iade edilecektir, bunun kriterleri ne olacaktır, bu iade ne zaman yapılacaktır? İnsanların da tabii ki bu kadar sıkıntılı dönemde duygularıyla oynamamak lazım. Bunun kriterlerini ortaya doğru koyup, gerekli çalışmaları süratle yaparak kimler iade edilecekse bunları bir an önce iade etmek lazım. Tabii ki burada bu işin ortaya konulması konusunda da elbette ki adli ve idari tahkikatların inandırıcı, adil ve herkesi tatmin edecek şekilde yapılması lazım ki yarın burada yeni sıkıntılarla karşılaşmayalım. Yaptığımız iş elimize yüzümüze bulaşmasın çünkü bildiğiniz gibi Türkiye'nin imza attığı birçok uluslararası sözleşme vardır, Avrupa Birliği İnsan Hakları Mahkemesi vardır. Gerek hükümlülerle ilgili gerek tutuklularla ilgili gerekse bugün açıkta bekletilenlerle, ihraç edilenlerle ilgili olarak hakkaniyete uygun, hukuka uygun davranılması gerekmektedir.

Tabii ki cezaevlerinde sayının fazla olması önemli bir sıkıntıdır ama şunu da bilmek lazım: Türkiye, özellikle cezaevi uygulamaları bakımından birçok uluslararası sözleşmeye imza atmış ve bunun iç hukuktaki uzantılarının da önemli bir kısmını devreye sokmuştur. Bu manada baktığımızda, cezaevlerimiz, Birleşmiş Milletler İşkenceyi Önleme Komitesi tarafından denetlenmektedir, yine Birleşmiş Milletler Keyfî Tutuklama, İşkenceyi ve Aşağılayıcı Muameleyi Önleme Komitesi tarafından denetlenmektedir. Yine Avrupa Birliği mevzuatına göre taraf olduğumuz sözleşmeler vardır, onlar tarafından da uluslararası denetim ülkemizdeki cezaevlerinde yapılmaktadır. O imzaladığımız uluslararası sözleşmelerin gereği olarak iç hukukumuzda da gerekli düzenlemeler yapılmış, ceza infaz kurumları, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü görevlileri, cumhuriyet başsavcıları, cezaevinden sorumlu cumhuriyet savcıları, Adalet Bakanlığı, yine Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu tarafından izlenmektedir. Yine -4681 sayılı- Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları tarafından izlenmektedir. Yine İl İdaresi Kanunu gereğince valiliklerimizin de bu cezaevleri konusunda inceleme, denetleme yetkileri vardır.

Dolayısıyla yapılan şikâyetlerin hepsinin de Türkiye’de iç hukukumuzda değerlendirileceği kurallar vardır. Gerek Başbakanlık İnsan Hakları Kurumu gerekse bizim başsavcılıklarımız bu konudaki bütün şikâyetleri incelemektedir. Türkiye’deki terör suçlularının siyasi suçlu olarak kabul edilmesi de Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizim kabul edebileceğimiz bir durum değildir.

Yargıya güvenin arttığı bir Türkiye’de yaşamak dileğiyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Erdoğan.

Halkların Demokratik Partisi Grubu önerisi lehinde Gamze Akkuş İlgezdi, İstanbul Milletvekili...

Buyurunuz Sayın Akkuş İlgezdi. (CHP sıralarından alkışlar)

GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; cezaevlerindeki hak ihlalleriyle ilgili söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Dün Ankara saldırısının 1’inci yılıydı. Kaybettiğimiz canlarımızı saygıyla anıyor, Allah’tan rahmet diliyorum, kederli ailelerinin yanında ve davalarının takipçisi olduğumuzun bilinmesini istiyorum.

Ayrıca bugün 14 Mart Tıp Bayramı. Kendim de bir hekim olarak tüm sağlık çalışanlarının Tıp Bayramı’nı kutluyorum. Ne acı ki ömrünü insan yaşamına adamış bu alandaki meslektaşlarımın bugünü bir bayram havasında yaşayamamalarından dolayı büyük bir üzüntü duyuyorum. Zira hekimin saygınlığını yitirdiği ve hastanın hak kaybı yaşadığı bu süreçte gelecek günlerin hem tüm hekimler, sağlık çalışanları açısından hem de hasta hakları açısından güzel günlere vesile olmasını diliyorum.

Şimdi esas konumuz olan Türkiye’nin âdeta kanayan yarası hâline dönüşmüş hapishaneler konusunu konuşmak istiyorum. Konuşmamın başında çok çarpıcı bir veriyi sizinle paylaşmak istiyorum. Cumhuriyet tarihi boyunca 50 bin civarında seyreden ancak ileri demokrasi düzenine geçtiğimiz 2006 yılından itibaren hızlı ve istikrarlı bir tırmanışa geçen mahpus sayısı bugün 230 bine ulaştı. Türkiye, yapılan son çalışmaya göre, mahkûm nüfusu en fazla olan ülkeler arasında dünyada 9’uncu sırada, Avrupa’da ise çok acı ki Rusya’dan sonra 2’nci sırada yer almakta. Ülkedeki toplam nüfus ile tutuklu, hükümlü nüfus arasında bir kıyaslama yaptığımız zaman Türkiye’de 100 bin kişiye 238 tutuklu ve hükümlü kişi düştüğünü görüyoruz. Türkiye bu kategoride Avrupa’da 6’ncı sırada gene. Görünen o ki 15 Temmuz sonrası artan hapishane nüfusuyla yeni bir rekora ortak olacağız. Dolayısıyla kalabalıklaşan cezaevleri kötüleşen koşullarıyla daha bir katmerlenerek karşımıza çıkmakta. Bugün Türkiye’deki cezaevlerinin, kapasitelerinin üzerinde tutuklu barındırdığını, hükümlü barındırdığını biliyoruz. Yüzde 103’lük bir doluluk oranına sahip cezaevleri bugün.

Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin cezaevi hak ihlalleriyle ilgili paylaştığı deliller ise Türkiye’deki cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin korkunç boyutta olduğunu gözler önüne sermekte. Yine hapishanelerden bizlere, OHAL’le birlikte şiddet ve ihlallerin arttığı yönünde çok sayıda mektup gelmekte. İşkence, tecrit, çıplak arama, kötü muamele, tecavüz, uzak hapishanelere sevk gibi birçok hak ihlali sık sık gündeme gelmekte. İçi mahpusları dışı aileleri yakan hapishanelerle ilgili bunca soruna yönelik Meclisin daha kapsamlı bir çalışma yapması gerekmekte. Ne acı ki bir çift söz söylemenin, bir haber yapmanın, paylaşımını çoğaltmanın tecrit hücrelerine atılmak anlamına geldiği bir ülkede yaşıyoruz. Sayın Bakan “Cezaevlerinde bulunanlar devletimize emanettir.” demesine rağmen, ne hapishanelerdeki hak ihlallerinin ne işkencelerin ne de ölümlerin ardı arkası kesilmemekte.

Son yıllarda başka bir kanayan yara da cezaevlerinde, ceza içinde ceza sisteminin egemen olmasıdır. Şu bir gerçektir ki bugün cezaevleri bir gözdağı ya da had bildirme aracı olarak kullanılmaktadır. Bizler gibi 12 Eylülü, 12 Martları, darbeleri eleştirdiğini söyleyen iktidarınız, bugün, hapishanedeki uygulamalarıyla, insanlık onurunun ayaklar altına alınmasına müsaade etmektedir. Bir mahkûm mektubunda şöyle diyor: “Çeşitli rahatsızlıklarımız üzerine revire çıkmak için defalarca dilekçe verdik ama hiçbirine karşılık alamadık. İdare, doktor yüzünü görebilmemiz için ölmemiz gerektiğini düşünüyor sanırım.” Evet, aynen öyle sanırım ben de.

Değerli vekiller, sağlık insanın en temel yaşam hakkıdır. Bilinmelidir ki tutuklu kişi, özgür bir insanla eşit sağlık hakkına sahiptir. Hapishanede olmak hapishanede ölmek değildir. Bakın, en son yapılan araştırmalara göre, 549 mahkûma 1 psikolog düşüyor, 986 mahkûma 1 sosyal hizmet uzmanı düşüyor. Durum böyleyken keyfî uygulamalarla psikolojik ve fiilî şiddete uğrayan mahkûmların olduğunu görmemek, bilmemek doğru olmaz diyorum.

Yine bir başka sorun: Ring araçları. Bunu geçen konuşmalarımda da belirtmiştim, Sayın Bakana 2 defa çağrıda bulunmuştum bununla ilgili; mahkûmların, ring araçlarına “canlı tabut” dediklerini söylemiştim. Adalet Bakanı, ne yazık ki bu konuda da süregelen sorunları görmezden gelmeye devam etmeyi tercih ediyor. Yine, buradan, aynı sözü, 3’üncü kez tekrarlıyorum, Adalet Bakanının mahkûmların sesini duymasını istiyorum: Biri temmuzun sıcağında, biri şubatın soğuğunda olmak üzere, Silivri’den Anadolu Adliyesine, bu ring araçlarıyla, aynı mahkûmların koşullarında, bileklerimizde kelepçe, aynı yoğunlukta bir yolculuk yapalım, bakalım üşümüyor muyuz, pişiyor muyuz, uyuşuyor muyuz, nefes alabiliyor muyuz görelim ki soru önergelerine “İyi şartlarda gidiliyor, böyle güzel hizmet veriliyor.” diye komik cevaplar almayalım. Tekrar söylüyorum: Var mısınız Sayın Bakan?

Keşke cezaevlerindeki hak ihlalleri bununla bitse. Hapishane girişinde yapılan çıplak arama ile kadın koğuşlarında “ince ve derin arama” adı altında yapılan uygulamalar insanlık onurunu aşağılayıcı yöntemlerdir. Yine, mektup ve telefon yasağı, gazete ve kitap yasakları bunun cabasıdır.

Bakın, kalem istiyorsunuz, yasak; kuru boya, pastel boya yasak; siyah-mavi renkler dışında renkler yasak; Pir Sultan’ın, Ali İsmail’in resmini duvara asmak yasak; gazete okuyacaksınız, Cumhuriyet, Birgün, Evrensel yasak; televizyon izleyeceksiniz, yandaş medya dışındakiler yasak; Penguen, Uykusuz gibi mizah dergileri yasak; mahkûmsunuz ya, gülmek de yasak(!) Bitti mi? Hayır. Avukatınızla görüşeceksiniz, sizi bir cam fanusa hapsediyorlar, savunma hakkı yasak. Diğer mahkûmlarla sohbet etme hakkı zaten yasak. Uzak bir hapishaneye sürülüyorsunuz, zavallı dar gelirli aileleriniz gelemiyor, bu durumda görüş de yasak. Bu tip tecrit yöntemlerinden hızla vazgeçilmesini istiyoruz bizler.

Gelelim SEGBİS sistemine. Bu da, mahkemeye uzaklık nedeniyle getirilemeyenler için konferans şeklinde bir uygulama ancak adil bir yargılama sistemine vesile olmuyor. Dolayısıyla, bunun da kaldırılmasını talep ediyoruz; yargılayan için de, yargılanan için de telafisi olmayan sonuçlar yaratmakta çünkü.

Değerli vekiller, geldiğimiz noktada 21 hapishane tipiyle ülkemizin bir cezaevi cennetine döndüğünü hepimiz biliyoruz. A’dan, B’den başlayarak Z’ye kadar herhâlde hepsini dolduracağız ama gene de insanları bu cezaevlerine sığdıramıyoruz ne acı ki.

Bakın, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın açıklamalarına göre son altı senede hapishanelerde 2.300 kişi hayatını kaybetmiş. Şimdi, istatistik olarak kayıtlara geçen acı bir bilgiyi sizinle paylaşmak istiyorum: Sadece 2016’in ilk dokuz ayında 277 mahkûmun hayatını kaybettiği hapishanelerde her yirmi dört saatte 1 mahkûm ölüyor. OHAL döneminde ise durum daha da vahim bir hâle gelmiş.

Bana gelen yüzlerce mektuptan sadece bir örnek vermek istiyorum: “Amasya Hapishanesinden size yazmıştım, şimdi ise bir başka hapishanedeyiz. Evet, bir kez daha sürgün edildik. Madem yeni bir yer, hem yeni adresi bildireyim hem de yeni durumu sizinle paylaşayım istedim. 28 Aralık; sabah sabah gelip söylediler. Onlara göre sevk, bize göre sürgün edileceğiz. Sonra belirsiz bir yolculuk başladı. Malum, gizli tutuyorlar nereye götüreceklerini, söylemiyorlar, sonra söylüyorlar. Sekiz, dokuz saat sonra ulaştık Elâzığ T Tipine. Akşam karanlığı çökmüştü. Amasya’dan 20’ye yakın insan getirilmişti buraya. Saatlerce sürdü işlemler, eşyalar talan edildi, birçoğuna örgütsel görülüp el konuldu. Neye mi el koydular? Vesikalık ebatta bir çocuk fotoğrafına. Bitmedi, üstelik bu çocuk resmini Adalet Bakanlığının çıkardığı ve ücretsiz bize dağıtılan Değer dergisinden kesip almıştım. Artık varın, gerisini siz hesaplayın.”

Düşünebiliyor musunuz sayın vekiller, Adalet Bakanlığı kendi dağıttığı dergideki bir çocuk fotoğrafına örgütsel bir fotoğraf olarak görüp el koyuyor hem de Amasya Hapishanesinde izin verdiği fotoğrafa.

Değerli milletvekilleri, sözlerime yine bir mahkûmun sözleriyle son vermek istiyorum: “Adalet kendini insan olarak tanımlayan herkes için en yakıcı taleptir. Adalet istemek, onun için çabalamak bir vicdan meselesidir.” diyor mahkûm. Dolayısıyla, bugün geldiğimiz noktada sizler de kaygı duymalısınız diyorum çünkü bu adalet bir gün herkese lazım olacak. Bugün insan öğüten bir makine hâline gelen hapishaneler tamamen kontrolden çıktığında sonuçlar hepimiz için felaket olacak.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akkuş İlgezdi.

Halkların Demokratik Partisi Grubu önerisi aleyhinde Fatma Benli, İstanbul Milletvekili.

Buyurunuz Sayın Benli. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FATMA BENLİ (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bu vesileyle, Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Ayrıca, gece gündüz bizlerin sağlığı için büyük bir özveriyle koşuşturan değerli sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum.

Şimdi, HDP’nin Türkiye genelinde siyasi tutuklu ve hükümlülere yönelik hak ihlallerinin tespiti, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin sivil ve bağımsız heyetlerin denetimine açılmasına ilişkin grup önerisi hakkında söz almış bulunmaktayım.

Öncelikle ifade etmem gerekir ki bizatihi Meclis kürsüsünde cezaevinde kalan mahpusların haklarına ilişkin, cezaevinde kalan mahpuslara ilişkin konuşma yapılmasını çok fazla önemsiyorum. Çünkü ister olağan dönemde olalım ister olağanüstü hâl içerisinde olalım, sonuçta hiç fark etmiyor, cezaevinde işkence ya da kötü muamele ya da zalimane muamele asla ve katiyen kabul edilemez. Bunlar içinde bulunduğumuz duruma göre esnetilebilecek, farklı zamanlarda farklı şekilde kullanılabilecek hususlar değil. Bizim temel ilkemiz, insan olma onurunu herkes için sağlayabilmek. Bunu cezaevinde bulunan kişiler için de gerçekleştirmek durumundayız, Türkiye içerisinde bulunan bütün herkes için de bu hakkı vermek durumundayız. Kişilerin ceza infaz kurumunda bulunması, onlar cezalarını çekiyor olması ek bir ceza olarak kabul edilemez. Bu bizim temel ilkemiz.

İşkenceye karşı sıfır tolerans, zaten AK PARTİ’nin sürekli olarak tekrar ettiği bir husus. Yalnız bizim cezaevinde kalan tutuklu, hükümlü ya da hükümözlülerden oluşan mahpusları siyasi tutuklular ya da siyasi olmayan tutuklular olarak ayırmamız söz konusu değil. Sadece Terörle Mücadele Kanunu’ndan ceza almış olanların terör suçluları ve bunun dışındakilerin adli suçlular şeklinde ayrılmasına yönelik bir ayrım var ama her iki suçlular, terör suçluları da adli suçlular da aynı haklara sahip. Ağırlaştırılmış müebbet cezası alan kişilerin işledikleri suçlarla alakalı mahkemenin verdiği ek önlemler bunun istisnasını oluşturuyor. Aslında siyasi tutuklu kavramımız yok, terör suçlularıyla adli suçlular arasındaki en önemli ayrım; birinin güvenlikli cezaevlerinde kalmaları, diğerlerinin, diğer grubun ise yüksek güvenlikli cezaevlerinde kalmaları. Ki bunu en son Mart 2016 yılında daha önce de Bingöl Cezaevinden kaçan, yakalanıp getirildiği Diyarbakır Cezaevinden tekrar kaçan üst düzey 6 tane PKK’lı yetkilinin bu cezaevinden kaçması akabinde de Kandil’de Türkiye'nin bombalanması eylemlerine devam etmesi yüksek güvenlikli cezaevlerinin Türkiye açısından gerekliliğini de ortaya çıkartan bir husus. Ancak cezaevleri kuralları bütün dünyada olduğu üzere Türkiye için de aynı, hiçbir şekilde herhangi bir mahpusu, mahpusun hakkını iyileştirirken diğerini ötekileştirmemiz, ikisini suç tipine göre ayırmamız söz konusu olamaz çünkü söz konusu insan hakları olduğunda nasıl bizim onları dili, dini, tabiatı ya da cinsi sebebiyle ayırmamız söz konusu olmadığı gibi, tutuklu ya da hükümlü olduklarında cezaevi infaz kurumlarında hangi gerekçeyle bulunduklarının herhangi bir önemi yok. Önemli olan, ceza infaz kurumunda bulunan bütün herkesin kötü muamele ve işkenceye maruz kalmadan cezalarını çekebilmeleri. AK PARTİ bunun için pek çok yasal düzenlemeler gerçekleştirdi, buna ilişkin pek çok uygulamalar yapıldı. Ancak, bu uygulamaların yasalarda olması gerektiği şekilde gerçekleşmemesi durumunda, keyfî uygulamaların olması hâlinde, yönetimden ya da idareden kaynaklanan hak ihlallerinin var olması durumunda zaten denetim mekanizmaları oluşmuş durumda.

Dolayısıyla, şu an sivil ve bağımsız heyet denetimine açılması gereken bir cezaevimiz söz konusu değil çünkü zaten cezaevleri bağımsız pek çok heyet tarafından denetlenmekte, Adalet Bakanlığının zaten denetimine açık. Cumhuriyet savcıları kendilerine yapılan başvuruları zaten değerlendirmek ve suç duyurusunu dikkate alarak, gerekiyorsa, suç varsa, gerçekten böyle bir suç isnadını gerektiren vakalar varsa ceza davaları açmak zorunda; bu, onların yükümlülüğü altında.

Bunun dışında, cezaevleri sadece Adalet Bakanlığı tarafından izlenmiyor, denetlenmiyor; Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun altında 1990 yılından itibaren sürekli olarak devam eden Tutuklu ve Yükümlü Hakları Alt Komisyonu mevcut. Bu komisyon tüm partilerin üyelerinden oluşuyor, hem yaptığı cezaevi denetimlerinde hem de aldığı başvurularda cezaevinde kalan mahpusların haklarını kullanabilmeleri için gerekli denetimleri gerçekleştiriyor. Elbette ki bu yeterli olmayabilir. Bunun için zaten rutin denetimlerin dışında ayrı denetim mekanizmaları oluşturulmuş durumda. Adalet Bakanlığında cezaevi izleme kurulları var, ki bu cezaevi izleme kurulları adalet komisyonlarındaki avukatlardan, doktorlardan, mühendislerden hatta bir üyenin kadın olması suretiyle değişik mesleklerden seçiliyor ve bu kişiler, cezaevi izleme kurulları cezaevlerini denetlemek durumunda.

Türkiye’deki kurumlara güvenmiyorsak eğer Türkiye zaten uluslararası denetime açık. CPT’nin yani Avrupa Konseyinin İşkence ve Kötü Muameleyi Önleme Komitesinin cezaevlerini önceden habersiz denetleme yetkisi mevcut. Aynı şekilde, yine Birleşmiş Milletler de Keyfî Uygulama ve İşkenceyle Aşağılayıcı Muameleyi Önleme Komisyonu tarafından yapılan denetlemeler söz konusu. Bunun dışında, Adalet Bakanlığı yapılan başvuruları özel olarak dinlemek üzere yeni bir birim açtı, bununla ilgili başvuruları alarak vakaları denetlemekte, vakaları incelemekte, suç unsuru bulduğu takdirde zaten incelemeler yapmakta. Nitekim, sadece altı ayda 351 tane personeli hakkında Adalet Bakanlığı işlem yaptı.

Bu noktada, yapılan denetimlerin daha da artırılması gerektiği konusunda hemfikirim; o yüzden de Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu olarak hem resen başvuruları dikkate alıyoruz, gazetelerde ya da insan hakları örgütleri tarafından yapılan iddialarla ilgili incelemeler yapıyoruz hem de bize yapılan yazılı başvuruları dikkate alıyoruz. Eğer suç isnadı varsa, suça ilişkin maddi vakalar varsa cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunuyoruz; iddialar yoksa, daha doğrusu buna ilişkin somut ifadeler yoksa Adalet Bakanlığından bilgileri istiyoruz. Sonuçta, işkenceye karşı sıfır tolerans eğer istiyorsak bununla ilgili gerekli yükümlülüklerimizi yerine getirmek zorundayız.

Zaman çok dar olduğu için sadece birkaç hususa dikkat çekmek istiyorum. Bizim cezaevlerinde var olan hiçbir iddiayı “Yüzde yüz doğrudur.” şeklinde kabullenmemiz ya da “Yüzde yüz yanlıştır. Cezaevi yetkilileri asla ve katiyen kötü muamelede bulunmaz, işkencede bulunmaz.” diyerek reddetmemiz söz konusu değil. Bizim her türlü işlemi dikkate alma, bununla ilgili incelemeler yapma yükümlülüğümüz var. Ancak, bizim terör suçlularıyla adli suçluları aynı koğuşta barındırma, özel alanlara kamera koyma ya da OHAL nedeniyle, olağanüstü hâl nedeniyle kişilerin hastaneye sevkinin engellenmesi gibi bir duruma müsaade etmemiz söz konusu değil. Sadece olağanüstü hâl içerisinde… Buna ilişkin iddialar zaten soruşturuluyor, buna ilişkin iddialar zaten gerekli incelemenin yapılması için ilgili birimlere iletilebiliyor ama bazı konularda insanların farklı farklı yorumlar yaptığını kabul etmemiz gerekiyor.

Sonuçta cezaevlerinde, Türkiye’nin cezaevlerinde doluluk oranının fazla olduğu doğrudur. Türkiye’de 80 bin tutuklu var. Ancak, hain darbe girişimi gerçekleştirilmeden önce, 15 Temmuzda bizzat bu Meclis bombalanmadan önce Türkiye’deki tutuklu sayısı Avrupa Birliği standartlarının altındaydı. Sonuçta, tutuklu yargılanmanın istisna olması için gerekli yasal düzenlemeleri bu Mecliste AK PARTİ geçirdi.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – İşte biz de onu soruyoruz.

BURCU ÇELİK (Muş) – Diğer mahpusların suçu ne? Diğer mahpusların suçu ne?

FATMA BENLİ (Devamla) – Ancak, tanklarla insanların ezildiği, F16’larla insanlara saldırıda bulunulan bir darbe girişimi sonrasında vaki olan tutuklu sayısının artmasının diğer mahkûmların haklarını engellememesi için, onların işkence ve kötü muameleye uğramadan gerekli haklarını kullanarak ceza infaz kurumu içerisindeki cezalarını çekmeleri için gerekli düzenlemeler yapılıyor. Ancak, bunların yeterli olmaması hâlinde hep beraberce mücadele etmemiz mümkün, bununla ilgili denetim mekanizmalarını daha da artırmamız mümkün. Eğer bunlarla ilgili yapılan çalışmaları çok yeterli bulmuyorsak Cezaevi İzleme Kurulunu ve İnsan Hakları İnceleme Komisyonunun altında bulunan Tutuklu ve Hükümlü Hakları Alt Komisyonunun görevlerinin daha da artırılması söz konusu olabilir, sonuçta bu Komisyon Meclisin kendi alt komisyonu, sürekli olarak devam ediyor, tüm partiler buna destek oluyor. Şu ana kadar pek çok da cezaevi denetimi yaparak bunula ilgili yaptığı çalışmaları ortaya koymuş durumda.

Bu noktada bizatihi, önergenin konusuna yönelik olarak, zaten Mecliste hâlihazırda çalışmaya devam eden Tutuklu ve Hükümlü Hakları Alt Komisyonu bulunduğu için yeni bir komisyon kurulmaması gerektiği kanaatiyle Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Benli.

BURCU ÇELİK (Muş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Çelik…

BURCU ÇELİK (Muş) – Sayın Başkan, hatip, özellikle önergemiz üzerinde siyasi ve terör ayrımına çok fazla değindi ve böyle bir ayrımın olmadığına ve bizim yanıltıcı, aldatıcı bir söylemde bulunduğumuza dair bir durumu oldu. Eğer izin verirseniz izah etmek isterim.

BAŞKAN – Buyurunuz, 69’uncu madde çerçevesinde iki dakika süreyle söz veriyorum.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Muş Milletvekili Burcu Çelik’in, İstanbul Milletvekili Fatma Benli’nin HDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

BURCU ÇELİK (Muş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir soruyla aslında bu duruma açıklık getirmek gerektiğini düşünüyorum.

Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve şu anda tutuklu bulunan milletvekillerimizin, belediye eş başkanlarımızın ve yönetici arkadaşlarımızın cezaevinde hangi koğuşlarda olduğunu Sayın Benli’nin bu kürsüden açıklamasını rica edeceğim. Şayet siyasi bir ayrım yapamayacaksak yani siyasi ve adli ayrımı yapamayacaksak hukuka ve vicdanlara aykırı bir şekilde başta genel başkanlarımızın ve milletvekillerimizin hangi statüde, hangi noktada değerlendirildiğini de kamuoyu anlamış olacak. Bu bir.

İkincisi: Cezaevi alt komisyonuna keşke hiç girmeseydiniz, İnsan Hakları Komisyonuna keşke hiç girmeseydiniz çünkü cezaevi alt komisyonu ve İnsan Hakları Komisyonunun bugün burada konuştuğumuz konulara ne kadar değindiğini, ne kadar üzerinde durduğunu da açalım, bugüne kadar yapılan bütün çalışmaları burada hem milletvekillerinin hem de kamuoyunun dikkatine sunalım ve açığa çıksın.

Diğer bir konu da yine burada açıklanması gerektiğini düşündüğüm bir konu. En son, ulusal ya da uluslararası, hangi kurum, hangi heyet cezaevlerini ziyaret edebilmiştir, bunu da açıklayalım ya da Türkiye Raportörü Kati Piri başta olmak üzere, kimlerin cezaevine girişi engellenmiştir, bunu da burada açıklayalım.

Bir de son olarak eğer gerçekten gerçeklerle karşılaşmak istiyorsak, evet, CPT’nin raporunu da, işkenceyi önleme kurulunun raporunu da, Birleşmiş Milletlerin raporunu da, Venedik Komisyonunun raporunu da gelin, hep beraber burada tartışmaya açalım, daha sonra hep birlikte karar verelim.

Saygılar. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çelik.

FATMA BENLİ (İstanbul) – Başkanım, 60’a göre söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz, 60’a göre mikrofonunuzu açıyorum.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

19.- İstanbul Milletvekili Fatma Benli’nin, Muş Milletvekili Burcu Çelik’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

FATMA BENLİ (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sonuçta “terör suçlusu” ve “adli suçlu” tanımını ben yapmadım, Terörle Mücadele Kanunu içerisinde, yasada yer alan bir tanım.

BURCU ÇELİK (Muş) – Çok doğru.

FATMA BENLİ (İstanbul) – İkincisi de İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun şu ana kadar cezaevleriyle ilgili yaptığı çalışmalara hakaret etmek -aslı da yok- bizatihi o Komisyonun içerisinde var olan…

BURCU ÇELİK (Muş) – Bireysel, Fatma Hanım; bireysel.

FATMA BENLİ (İstanbul) – …bütün milletvekillerinin yaptığı işlemleri töhmet altına almak olur.

BURCU ÇELİK (Muş) – İnsan Hakları Komisyon Başkanını ayrı tutuyorum; bireysel; çalışmalar bireysel ve yetersiz.

FATMA BENLİ (İstanbul) – Bizim şu ana kadar İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun cezaevlerine ilişkin yapılan iddialara ilişkin suç duyuruları, bu konuda mahpusların haklarının daha da fazla artırılması, idarenin keyfî davranmaması için yaptığı işlemler çok açık ve net, bunlar yazılı olarak belgeli zaten.

BURCU ÇELİK (Muş) – Biliyorum, aksini iddia etmiyorum.

FATMA BENLİ (İstanbul) – Bu noktada yapılan bütün işlemleri göz ardı etmek, sanki biz insan hakları konusunda duyarsızız, “İnsan hakları başkaları hakkında söz konusu olduğu zaman dikkate almıyoruz.” demek en basit tanımıyla vicdansızlık olur çünkü hiçbirimizin ama hiç kimsenin cezaevinde bulunan herhangi bir kişi suç…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Benli.

BURCU ÇELİK (Muş) – Sayın Başkan…

FATMA BENLİ (İstanbul) – Son bir cümle eklemek, bir cümleyle…

BAŞKAN – Buyurunuz, açıyorum mikrofonunuzu, tamamlayınız.

FATMA BENLİ (İstanbul) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Konuşmayı uzatmamak üzere diğer konuyu tekrar etmeyeceğim ancak CPT zaten 2016 yılında Ekim ayında geldi Türkiye'deki cezaevlerinde denetimde bulundu, bine yakın tutuklu ve hükümlüyle görüştü. Uluslararası kuruluşlara hiçbir şekilde cezaevleri denetimine kapatılması Türkiye'nin uluslararası yükümlülükleri gereğince fiilen mümkün olan bir durum değil ama tekrar altını çizmek istiyorum: İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun cezaevindeki mahpusların haklarına ilişkin şu ana kadar yaptığı suç duyuruları, şu ana kadar Adalet Bakanlığıyla yaptıkları, gerçekleştirdikleri görüşmeler çok açık ve nettir. Hiçbirimizin hiçbir şekilde içerideki mahpusları siyasi ya da terör suçlusu ya da adli suçlu olarak ayırmamız söz konusu değil. Başta “İşkenceye karşı sıfır tolerans.” diyen biziz, hata yapıyorsak bunu düzeltmek zorunda olan, bunun için çaba gösteren de biziz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Benli.

BURCU ÇELİK (Muş) – Başkan, isterseniz söz verin, isterseniz…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Çelik, sizin de mikrofonunuzu açıyorum.

20.- Muş Milletvekili Burcu Çelik’in, İstanbul Milletvekili Fatma Benli’nin yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BURCU ÇELİK (Muş) – Teşekkürler.

Sayın hatibe şunu söylemek istiyorum aslında bütün milletvekillerine de: Bireysel çabaları ben bir kenara bırakıyorum ve bunu kabul etmiyor değiliz zaten fakat biz o kadar önemli bir konuda konuşuyoruz ki bireysel çabalar yetersiz. Cezaevi alt komisyonu çalışmıyorsa İnsan Hakları Komisyon Başkanından geçer. İnsan Hakları Komisyon Başkanına bu konuyu defalarca aktarmamıza rağmen hâlâ bir çözüm getirilememişse ve çok keyfî bir çalışma varsa alt komisyonda bunun önüne geçmesi gereken yine İnsan Hakları Komisyon Başkanıdır, yine Komisyondur diyorum, başka bir şey söylememe gerek yok herhâlde.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çelik.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- HDP Grubunun, Muş Milletvekili Burcu Çelik ve arkadaşları tarafından, Türkiye genelinde cezaevlerinde siyasi tutuklu ve hükümlülere yönelik hak ihlallerinin tespiti, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin sivil ve bağımsız heyetlerin denetimine açılması ve yaşanan sorunlara çözüm yolları bulunabilmesi amacıyla 10/3/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 14 Mart 2017 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum, grup başkan vekillerini odama davet ediyorum.

  Kapanma Saati: 16.46

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.10

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet Akif HAMZAÇEBİ

KÂTİP ÜYELER: Mücahit DURMUŞOĞLU (Osmaniye), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 81’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- AK PARTİ Grubunun, gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine; bastırılarak dağıtılan 469 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın kırk sekiz saat geçmeden gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 29’uncu sırasına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; 466 ve 469 sıra sayılı Kanun Tasarılarının İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesine ilişkin önerisi

14/3/2017

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 14/3/2017 Salı günü (bugün) toplanamadığından, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

                                                                                                                                   İlknur İnceöz

                                                                                                                                       Aksaray

                                                                                                                     AK PARTİ Grup Başkan Vekili

Öneri:

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer işler" kısmında bulunan 458, 462, 466, 452, 420, 423, 424, 436, 437, 444, 445, 448, 449, 450, 453, 454 ve 455 sıra sayılı Kanun Tasarı ve KHK'ların bu kısmın 1, 10, 28, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115 ve 116'ncı sıralarına, bastırılarak dağıtılan 469 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın ise 48 saat geçmeden yine bu kısmının 29'uncu sırasına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,

466 ve 469 sıra sayılı Kanun Tasarılarının İç Tüzük'ün 91'inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi ve bölümlerinin ekteki cetvellerdeki şekliyle olması;

Önerilmiştir.

466 Sıra Sayılı

Türkiye Uzay Ajansı Kurulması ve Uzaya Yönelik Faaliyetlerin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı

(1/823)

BÖLÜMLER

BÖLÜM MADDELERİ

BÖLÜMDEKİ MADDE SAYISI

1.BÖLÜM

1 ila 16’ncı maddeler arası

16

2. BÖLÜM

17 ila 27’nci maddeler arası (25’inci maddenin birinci fıkrası; ikinci fıkrası; üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraları; altıncı fıkrası; yedinci fıkrası; geçici 1’inci madde; geçici 2’nci madde; geçici 3’üncü madde; geçici 4’üncü madde; geçici 5’inci madde dâhil)

20

TOPLAM MADDE SAYISI

36

 

469 Sıra Sayılı

Yüksek Teknolojiler Araştırma Merkezi ve Bilim, Teknoloji ve Sanayi İcra Kurulu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı

(1/827)

BÖLÜMLER

BÖLÜM MADDELERİ

BÖLÜMDEKİ MADDE SAYISI

1. BÖLÜM

1 ila 25’inci maddeler arası

25

2. BÖLÜM

26 ila 49’uncu maddeler arası

(Geçici 1’inci madde; Geçici 2’nci madde; Geçici 3’üncü madde dâhil)

27

TOPLAM MADDE SAYISI

52

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu önerisi üzerinde söz talep eden milletvekillerine söz vereceğim.

Öneri üzerinde, lehinde olmak üzere, ilk konuşmacı Ramazan Can, Kırıkkale Milletvekili.

Buyurunuz Sayın Can. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Grup önerimizin lehinde söz almış bulunuyorum.

Grup önerimizle 458 sıra sayılı uluslararası sözleşmeyi gündemin 1’inci sırasına alıyoruz.

Yine, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki grup başkan vekillerince mutabık kalınan sözleşmeleri görüşmeye devam edeceğiz.

Ayrıca, 466 sıra sayılı Uzay Ajansının kurulmasına dair -toplam 36 madde, iki bölümlük- Kanun Tasarısı’nı gündemin 28’inci sırasına alıyoruz.

469 sıra sayılı Yüksek Teknolojiler Araştırma Merkezi kurulmasına ilişkin -toplam 52 madde, iki bölümden oluşan- Kanun Tasarısı’nı da gündemin 29’uncu sırasına alıyoruz ve bu hafta çalışma takvimini bu şekilde -grup önerimiz kabul edilecek olur ise- perşembe günü, inşallah, tamamlamayı düşünüyoruz.

Grup önerimizi Genel Kurulun takdirine sunuyor, tekrar hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Can.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu önerisi aleyhinde Mahmut Toğrul, Gaziantep Milletvekili…

Buyurunuz Sayın Toğrul. (HDP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, açıkça şunu görüyoruz ki AKP Grup Başkanlığı Meclisin gündemini her gün değiştiriyor, her gün bir taslağı öne alıyor, daha sonra tekrar uluslararası sözleşmeleri öne çekiyor yani bir belirsizlik var. Şu referandum sathımailine girdiğimiz bir dönemde, şu anda Meclise baktığınızda, toplamda muhalefet, iktidar dâhil herhâlde 40 kişilik bir milletvekili… Muhalefet sıraları AKP sıralarına göre, iktidar sıralarına göre daha yoğun, daha sık görünüyor.

Değerli arkadaşlar, işin doğrusu, AKP özellikle son dönemde Meclisi sanki meşgul eder gibi ama hâlbuki tüm ülkenin dikkatleri bize göre bir rejim değişikliğini ifade eden 12 Eylül askerî cunta anayasasının tekleşmiş, tek kişileşmiş hâli olan bir referanduma yönelmişken Meclisi ısrarla burada meşgul etme anlayışını yürütüyor.

Değerli arkadaşlar, böyle, bu koşullarda ne kaliteli maddeler yapmak ne kaliteli yasalar yapmak mümkün olur.

Yine, AKP Grup Başkanlığı sadece Meclisi mi yönetemiyor? Açık söylemek gerekirse, AKP Hükûmeti ülkeyi de yönetemiyor. Çok net olarak şu son dönemde Avrupa Birliği ülkeleriyle yaşadığımız sorunlara baktığımızda, aslında dikkatlerin veya yapılanların ülkeyi nasıl olumsuz etkilediğini ileride hep beraber yaşayarak göreceğiz. Referandum çalışmalarının Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden sürdürülmesinin idari ve hukuki girişimlerle engellenmesi demokratik teamüller, ilkeler ve ifade özgürlüğü açısından bizce de kabul edilebilir değildir. Ama değerli arkadaşlar, hepinize hatırlatırım, şu anda bizim cari Seçim Kanunu’nda olan bir madde var. O da, 2008 yılında AKP iktidarı tarafından getirilmiş bir maddedir ve buna göre yurt dışında ve büyükelçiliklerde referandum veya seçim çalışmaları yapılamaz. 2008 yılında bu tasarıyı getirenler ile bugün iktidar olanlar aynıdır. Peki, niye getirmişlerdi o dönem? Çünkü o dönem muhalefetin önünü tıkamak amacıyla getirmişlerdi. Yurt dışında AKP’nin propaganda çalışmaları o zaman dost oldukları, canciğer kuzu sarması oldukları cemaat üzerinden yürütülüyordu ve muhalefeti engellemek adına 2008 yılında böyle bir madde getirdiler. Bizce doğru değil, bizce herkes seçmene ulaşmalı ve neden “evet” neden “hayır” dediğini anlatmalıdır ama böyle bir madde var. Ve daha önce Sayın Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanı Avrupa’ya gittiğinde, orada engellendiğinde o dönem Hükûmet “Sayın Kılıçdaroğlu, ülkeyi Avrupa kapılarında küçük düşürüyorsun.” demişti. Yine, Kıbrıs’taki seçimlerle ilgili olarak o dönem Rauf Denktaş burada miting yapmak istediğinde Sayın Cumhurbaşkanı “Git mitingi Kıbrıs’ta yap.” demişti.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bugün Avrupa’da yaşananlara ifade özgürlüğü açısından taraf olmadığımızı, doğru bulmadığımızı söyledim ama bunu söyleyen bir devletin aynı zamanda bu demokratik teamülleri, ilkeleri ve ifade özgürlüğünü kendi evinde de savunması gerekir. Bakın, unutmadık, Temmuz 2015-Aralık 2016 döneminde, bu ülkede yaşanan kent yıkımları döneminde bu ülkenin bakanları kendileri ilçelere giremediler, asker ve polis gücüyle engellendiler. Ve yine, şunu biliyoruz ki: Bugün AKP’nin sanki tek seçenekli bir referanduma gidiyormuş gibi davranması ve “hayır” diyen insanlara tüm alanları kapatması bilinmeyen bir durum değil. Sanki tek seçenekli yapabilselerdi -“evet” diyenler- ve “‘Hayır’ seçeneğini kaldırıyoruz, kimse ‘hayır’ diyemez.” diyebilselerdi, aslında istedikleri bu… Bakın, bugün devletin gücüyle, valilikler aracılığıyla, kaymakamlıklar aracılığıyla açıkça bir referandum çalışması, bir “evet” çalışması yürütülüyor. “Hayır” diyenlere tüm alanlar kapalı.

Sokağa çıkmanın neredeyse ölümle eş değer olduğu bir dönemi hep beraber yaşıyoruz. Bugün, muhalif gördüğü bir siyasi partinin eş genel başkanlarını yine kolluk gücüyle içeriye atan bir siyasi iktidarla karşı karşıyayız. Hangi ifade özgürlüğünden bahsediliyor? Bugün, HDP’li milletvekilleri, grup başkan vekillerimiz, eş genel başkan vekillerimiz hangi suçu işlediler? Düşüncelerini ifade etme dışında herhangi bir suç işledikleri biliniyor mu? Hayır, kendi düşüncelerini ifade ettiler ve AKP Hükûmetinin politikalarına muhalefet ettiler. Şimdi, siz siyaseten muhalefet edemediğiniz eş genel başkanlarımızı hukuku, yargıyı bir araç hâline dönüştürüp kolluk gücüyle rehin alacaksınız ve buna demokratik teamüllerle Avrupa’nın uymadığını söyleyip Avrupa’ya demokrasi dersi vereceksiniz.

Değerli arkadaşlar, camdan evi olanlar lütfen başkasına taş atmayı bıraksınlar. Bu ülkede Avrupa Birliği İnsan Hakları Komiserliği Cizre yıkımları döneminde Cizre’ye girebildi mi? Cizre’ye girebildi mi? Şu anda, Avrupa Birliğinin değişik ülkelerinden temsilciler eş genel başkanlarımızı, milletvekillerimizi ziyaret etmek istediler; hangisine izin verdiniz? Tüm alanları kapatıp, ondan sonra demokrasicilik oynamak doğru değildir ve açıkçası, bu Hükûmet döneminde kime “Ey…” diye başlayan bir cevap verildiyse sonrasında yaşananları hep beraber gördük. Bugün, eğer gücünüz yetiyorsa, sadece bundan nemalanmak, bundan faydalanmak istemiyorsanız, buyurun, İsrail’e sesinizi yükseltin. Ezanın sesini kıstı, hiçbir şey söyleyebiliyor musunuz? Söyleyemiyorsunuz. Aslında, bu kavganın sizin tarafınızdan zorlandığını da biliyoruz. Çok açık, Bakan nasıl açıkladı? Aynen Ankara Gar meydanından sonra “Oylarımız yükseldi.” diyenler şimdi de açıkça diyorlar ki: “‘Evet’ oranları yüzde 2 arttı.” Bu ülkenin geleceğinin kısa vadeli politikalarla bir referanduma kurban edilmesinin asla kabul edilebilir bir tarafı yok.

Değerli arkadaşlar, İsrail’e boyun eğdiniz, “Ey İsrail…” dediniz, “one minute” dediniz, boyun eğdiniz. Yurttaşlarımız gitti, orada öldüler, öldükleriyle kaldılar. Rusya uçağı düşürüldüğünde “Ben düşürdüm.” yarışına girdiniz, bu ülkenin tüm enerji kaynaklarını Rusya’ya peşkeş çektiniz, sadece tekrar olumlu bir noktaya çekmek için.

Şimdi de demokratik ilkelere ve dış politikadaki bu ilkesiz, diplomatik teamüllere uymayan bu yaklaşım tarzı asla kabul edilebilir değil. Yarın bunun bedelini bu ülkenin çocukları ödeyecektir, buna asla müsaade edilmemelidir.

Bu ülke yönetilemiyor, hep beraber görüyoruz. Yarın ekonomik bunalım… Zaten bu ülke şu anda bir ekonomik çöküntü yaşıyor, bu yaptığınız kısa vadeli politikalarla, geleceği daha da karartıp daha da çökerteceğiniz günlere gidiyoruz.

Onun için, bu ülkede bir referandum yapılıyor, lütfen bunun koşullarını eşit hazırlayın. “Evet” diyenler de “hayır” diyenler de kendi düşüncelerini açıkça kamuoyuyla paylaşsınlar. Kamuoyu bizi dinlesin ve kendine göre doğru olanda karar kılsın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) – Ama tüm demokratik yolları kapatıyorsunuz sonra da Avrupa’ya -camdan eviniz var- taş atıyorsunuz; kabul edilebilir bulmuyoruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Toğrul.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu önerisi lehinde Erhan Usta, Samsun Milletvekili.

Buyurunuz Sayın Usta.

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlarım.

Başlangıçtaki kısa konuşmamda da 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlamıştım. Hekimlerimizin, ebelerimizin, hemşirelerimizin, bütün sağlık çalışanlarının bayramını kutlarım.

Gerçekten çok özverili bir şekilde çalışıyorlar, kutsal bir mesleği icra ediyorlar fakat, tabii, ciddi sorunlarla da karşı karşıyalar. Bu sorunların bir an evvel çözülmesi gerekiyor. Özlük hakları, çalışma koşulları, eğitime ilişkin sorunlar gündemde, çözülmeyi bekleyen sorunlar olarak duruyor fakat maalesef Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmeti de Meclis Grubu da bu sorunları çözmek yerine Meclisi üç dört haftadır aslında boşa çalıştırıyor, Meclis çok da fazla verimli çalışmıyor. Daha önceden de çok verimli çalıştığını zaten ifade etmek mümkün değildi ama özellikle şu son üç dört haftadaki durumu hiçbir şekilde kabul etme imkânımız yok. O konuya ilişkin değerlendirmelerimi birazdan etraflı bir şekilde yapacağım.

Şimdi, tabii, bir de sağlık derken atanamayan sağlık personelleri var. Yani eğitmişiz belli seviyelerde, kimisine lise düzeyinde, yüksekokul düzeyinde, fakülte düzeyinde eğitimler vermişiz fakat bunların çalışması için hiçbir şekilde ne kamuda ne de özelde imkân sağlayamamışız. Kaç kişi? 350 bin kişi. 350 bin genç eğitilmiş fakat iş bulamıyor. Burada, tabii, ekonominin yeteri kadar büyümemesi bir problem, kamu istihdam politikasındaki yanlışlıklar bir problem ama diğer taraftan ciddi bir organizasyon bozukluğu var. Aslında bu sorun tabii ki sadece sağlıkta değil, diğer alanlarda da var. Yani eğitim istihdam planlamasında… Daha doğrusu hiçbir plan yok. Bu kadar çok yanlışlık yapan bir ülke. En büyük varlığımız gençlerimiz diyoruz. Genç nüfusunu bu kadar kolay heba etmesi bir ülke açısından düşünülemez, maalesef Türkiye bunları yaşıyor. O yüzden de Türkiye orta gelir tuzağı içerisine düşmüş durumda ve hiçbir şekilde bu tuzaktan kurtulamıyor. Kurtulamadığı gibi, 2008 yılında yakaladığı 10 bin dolar kişi başı gelir seviyesinden 8 bin dolarlara kadar da gerilemiş bir Türkiye’yi görüyoruz, o da nominal düzeyde, reele çevirdiğimizde gerileme çok daha fazla. İşte, bunun temelinde bir sürü organizasyon bozukluğunun yanı sıra eğitim istihdam planlamasındaki hatalar da başı çekiyor, daha doğrusu planlama olmaması.

Yine, planlama olmamasına ilişkin diğer bir konu da şu: Şubat ayı içerisinde bir KHK çıktı, 687 sayılı KHK. Bu KHK’yla etüt eğitim merkezlerinin kapatılması kararı çıktı bir anda, herkes şok oldu. Nereden çıktı, belli değil. Nasıl bir çalışmanın ürünü olarak bu karar alındı, belli değil. Daha önceden teşvik edilerek açılmış eğitim etüt merkezlerinin bir anda kapatılmasına ilişkin bir kararname çıkartıyoruz, 2 bin tane kurum etkileniyor, yaklaşık 40 bin çalışan. 500 bin öğrenci ve veliyi buluşturan bu kurumların bir anda kapatılması kararı olacak bir şey değil. İnsanlar bu kurumları açmış, veliler buna göre çocuklarını buralara yerleştirmişler. Hiçbir planlama yapılmaksızın bir anda “Bu kurumları kapatacaksınız.” veya “Okula dönüşeceksiniz.” veya “Sizin verdiğiniz görevleri belediyeler eliyle vereceğiz.” demek son derece yanlış. Belediyelerin bir anda bu kadar hizmeti verme imkânı olacak mı? Asla olmayacak. Bu bir ihtiyaç değilse niye başlangıçta teşvik edildi, bu kadar izin verildi? İhtiyaçsa şimdi niye kapatıyoruz? Hiçbir gerekçe yok, topluma anlatılan bir şey yok. Alın size bir plansızlık, bir programsızlık örneği. Dolayısıyla, burada, hemen yeri gelmişken, etüt eğitim merkezlerine ilişkin bu alınan kararın gözden geçirilmesi lazım. Eğer iyi çalışıldıysa, hakikaten bunların kapatılması gerekiyorsa ki biz buna katılmıyoruz ama böyle bir gereklilik varsa bunun topluma iyi anlatılması lazım ve buraya bir geçiş sürecinin verilmesi lazım. Bir anda, böyle “Açtım, kapattım.” şeklinde bir uygulamanın hiçbir şekilde kabul edilmesi mümkün değil. Belediyelerin böyle bir kapasitesi yok, hızla bu kapasiteye ulaşma imkânları da yok. Dolayısıyla, bu hizmetler verilemeyecektir; çocuklar, aileler mağdur olacaktır.

Özellikle bu etüt eğitim merkezlerinde… Bir yandan neden şikâyet ediyoruz? Kadınların iş gücüne katılımlarının düşük olduğundan şikâyet ediyoruz. Hâlbuki kadınların çalışması açısından ciddi bir imkân sağlıyordu. Onların çocuklarını, bu eğitim merkezlerinde okula götürüyorlar, okuldan alıyorlar, ders çalıştırıyorlar. Dolayısıyla, annelerin çalışması için aslında bir ortam hazırlanmıştı. Şimdi bunların hiçbirisini düşünmeden bir yandan kadın istihdamını artıralım diyeceksiniz, bir yandan da bunun için en önemli altyapı olan bir kurumu, bir kurumsal yapıyı kapatalım diyeceksiniz. Bir problem varsa bunların denetimini yapmak durumundayız. Her işi devlet eliyle yapma imkânımız olamaz. İyi denetlenmesi gerekirken hiçbir denetim yapmadan böyle paldır küldür alınan kararlarla insanları, firmaları mağdur edecek -çünkü bir sürü yatırım yapılmış buraya, para harcanmış- bu tür davranışlardan kaçınmak lazım. Bu, öngörülebilir bir kamu yönetimiyle bağdaşmayan uygulamadır, şu anda 2 tane örneği verdim.

Öngörülemezlik sadece kamu yönetiminde mi, sadece Adalet ve Kalkınma Partisi Kalkınma Partisinin aldığı kararlarda mı? Değil; işte, şu Mecliste de. Meclis bugün saat üçte açıldı, üçe çeyrek kalaya kadar ne görüşeceğini bilmiyordu. Böyle bir Türkiye Büyük Millet Meclisi olur mu? Böyle bir Parlamento olur mu? Dünyanın neresinde böyle bir Parlamento var? On beş dakika kalıncaya kadar ne görüşeceğini bilmeyen bir Parlamentoyla karşı karşıyayız. Bunun anlamı şu: “Bizim zaten size ihtiyacımız yok, siz zaten formalite şeklinde duruyorsunuz.” Bunun anlamı bu mu? Buradan ne anlam çıkarmak lazım? Parlamentosu çalışmayan bir ülkenin kalkınması, ilerlemesi, demokratik bir şekilde yönetilme imkânı olabilir mi? Bunlar son derece yanlış şeyler. Neyse, açıldı ve üçe çeyrek kala öğrendik ki uluslararası anlaşmalar görüşülecek. Gündemde kanun var mı? 2 tane kanun var, bu 2 tane kanundan bakalım hangisi görüşülecek yarın, onun kararı henüz alınmış değil. Tamamen Hükûmetin güdümündeki bir Parlamento kabul edilebilir bir şey değildir. Elbette Hükûmetle koordineli çalışmalıdır. Ancak Parlamentoda AKP grubunun herhangi bir şekilde, Hükûmetten gelen teklife ilişkin hiçbir fikri yok. Zaten muhalefet hiçbir şekilde bu anlamda bir söz sahibi değil.

Böyle bir şey olmaz arkadaşlar, bu kadar belirsizlikler içerisinde… Ondan sonra “Bu ülke niye büyümüyor, niye işsizlik oranlarında tarihî oranlara çıktık…” Yani AKP kendi rekorlarını kırıyor işsizlik oranlarında. İşte bütün bunlardan, bu kadar belirsizlik ortamında bir ülkede ne yatırım olur ne iş olur ne de işte doğru düzgün giden herhangi bir şey olur. İşin nezaketine de aykırı yani burada aslında muhalefet ciddi bir şekilde bir koordinasyon içerisinde, bir anlayış içerisinde birtakım meseleleri çözmeye çalışıyor ancak burada, tabii biraz da belki Adalet ve Kalkınma Partisi temsilcileri de, onlar da çaresizlikten gelip... Yani ne olduğunu bilmediğimiz birtakım şeylerle Meclisi aslında bir anlamda da oyalıyoruz. Bunlar yanlış arkadaşlar. Ben bunu geçen sefer de ifade ettim. Eğer Hükûmet kanun teklifiyle gelemiyorsa Milliyetçi Hareket Partisi olarak verdiğimiz dünya kadar kanun teklifi var, hepsi Meclis gündeminde sıraya girmek için bekliyor. Toplumun bekleyen sorunları var, tarım kesiminin de sorunları var, çalışanların sorunları var, sanayinin ciddi sorunları var; herkesin birçok sorunu var. Bu sorunları çözmeye yönelik kanun tekliflerimiz beklerken bu Meclisi boş tutmak, bu Meclisi ne kadar zaruri olduğu belli olmayan uluslararası anlaşmalarla oyalamak son derece yanlıştır. Bu tutumdan Hükûmetin bir an evvel vazgeçmesi lazım.

Mesela, bu Uzay Ajansı Kurumu şimdi gündemde; yarın görüşülüp görüşülmeyeceği belli değil, 2 tane kanun tasarısından birisi görüşülecek. 2001 yılında, 57’nci Hükûmet döneminde, Milliyetçi Hareket Partisinin de koalisyon ortağı olduğu dönemde bu Uzay Ajansı Kurumunun çalışmaları başlatılmış. 2002 yılında bu çalışmaları sürdürmesi için TÜBİTAK’a bir görevlendirme yapılmış. Bakın, 2001-2017, on altı yıl sonra getirilen bir kanun tasarısı var önümüzde; olmaz bu şekilde. Bu hâlbuki önemli bir konu, yapılması gereken bir konu. Tahmin ediyorum, burada hiçbir siyasi partinin de çekincesi yok ancak bu kadar önemli meseleler niye on beş, on altı yıl bekletiliyor? Bunun sorumluluğu kime ait? O yüzden, biraz daha ülke meselelerine odaklı bir şekilde işleri götürmemiz lazım yoksa diğer türlü, böyle hiçbir plan program olmadan, hiçbir öngörülebilirlik olmadan işleri yürütmek mümkün değil. Belirsizlik en kötü şeydir ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin -Parlamentonun- kamu yönetiminde ne yapacağı konusunda vatandaşlarımızın, hem kendi vatandaşlarımızın hem de yurt dışındaki sermaye kesimi yatırımcılarının bilgi sahibi olması lazım, öngörebilmeleri lazım bizim ne yapacağımızı; öngöremedikleri sürece bu ülkeye yatırım gelmesi diye bir şey söz konusu olmayacaktır.

Ben, bu çerçevede, inşallah daha öngörülebilir, daha planlı programlı bir kamu yönetimi temennisiyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Hepinize çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Usta.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu önerisi aleyhinde Engin Altay, İstanbul Milletvekili.

Buyurunuz Sayın Altay. (CHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Adalet ve Kalkınma Partisinin Meclisin çalışma düzenini ve takvimini belirleyen grup önerisi hakkında söz aldım. Sözlerime başlamadan önce, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Sayın Başkanının sağlığına kavuşarak tekrar Meclis çalışmalarına başlamış olmasından duyduğum memnuniyeti belirtmek isterim. Kendisine bu vesileyle tekrar, daha sağlıklı, uzun, mutlu yıllar temenni ediyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; biraz önce konuşan sayın grup başkan vekilinin de işaret ettiği bu rahatsızlığa, bu hoş olmayan duruma ben de çok kısa değinmek istiyorum. Şimdi, Mecliste uluslararası anlaşmaları iki haftadır, hatta üç haftadır görüşüyoruz. Birikmiş, yığılmış geçmiş hükûmetlerimizin ve şu anki Hükûmetin yaptığı kimi uluslararası anlaşmaların Mecliste onaylanması gerekiyor, biz de bir millî perspektif içinde bu anlaşmaların onaylanmasına katkı veriyoruz, çekinceli bulduğumuz anlaşmalarla ilgili de, sakıncalı bulduğumuz anlaşmalarla ilgili de görüş ve düşüncelerimizi gene Genel Kurulla paylaşıyoruz.

Şimdi, 466 sıra sayılı Uzay Ajansı Kurulması ve Uzaya Yönelik Faaliyetlerin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı var orta yerde, bir de 469 sıra sayılı Yüksek Teknolojiler Araştırma Merkezi ve Bilim, Teknoloji ve Sanayi İcra Kurulu Kurulması Hakkında Kanun Tasarısı var ve ondan önce de kimi uluslararası anlaşmaları görüşeceğiz. Muhtemeldir ki 16 Nisanda yapılacak referandum kapsamında da Meclis perşembe günü çalışmalarına ara verecek. Sayın mevkidaşım da söyledi, biz burada milletvekilleri olarak -parti ayrımı yapmaksızın söylüyorum- yürütme organının Meclisin gündemini bu kadar keyfî bir şekilde belirlemesini doğru bulmuyoruz. Şu an itibarıyla iktidar partisinin sayın yöneticileri de 466’yı mı, 469’u mu bu hafta görüşüp görüşmeyeceğimizi bilmiyorlar yani hangisini görüşeceğimizi bilmiyorlar. Peşinen söylemek isterim ki belki iktidar partisine de bir parça ışık olur diye: 466 sıra sayılı Uzay Ajansı Kurulması ve Uzaya Yönelik Faaliyetlerin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı’na öncesinde, Komisyon aşamasında ve an itibarıyla müspet bakıyoruz. Eksiği var gediği var; eleştirilerimizi tasarı gelince söyleyeceğiz ancak Türkiye’nin çok geciktiği, çok ama çok geciktiği bir ajansın kurulmasına gerçekten ihtiyaç var.

469 sıra sayılı Yüksek Teknolojiler Araştırma Merkeziyle ilgili, bunun çok olgunlaşmadan Genel Kurula getirildiğini düşünüyoruz. Burada muhalefetin söyleyecek sözünün daha fazla olduğunu, gerek Milliyetçi Hareket Partisinin Sayın Grup Başkan Vekilinin de ifade ettiği gibi gerek bizim arkadaşların da söylediği gibi bu Yüksek Teknolojiler Araştırma Merkeziyle ilgili tasarının Genel Kurula gelmesi hâlinde bu hafta bitme ihtimalinin daha düşük olduğunu da öngörmek mümkün. Takdir çoğunluk partisinin ama Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin bu kadar belirsiz bir hâlde olması Türkiye Büyük Millet Meclisine ve milletvekillerine yapılmış bir saygısızlıktır.

Şimdi, sayın milletvekilleri, bu vesileyle bir iki hususa daha değinmek istiyorum. Bugün İstanbul’dan 2 tane çok kötü haber aldık. Birisi “Eminönü” diye bilinen Fatih Belediyesi hudutlarındaki bir bölgede “hayır” propagandası yapmak isteyen partililerimize Fatih Belediyesi ekiplerince fiziki ve fiilî müdahale yapıldığı şeklindedir.

Biz Almanya ve Hollanda gelişmesinden sonra bunu Türk milletine, Türkiye Cumhuriyeti devletine yönelik bir saygısızlık, bir hakaret olarak görüp değerlendirdikten sonra, iktidar partisi de iğneyi kendine batırdıktan sonra çuvaldızı Türkiye’ye saldırganlık yapanlara batırır diye umarken “Bir musibet bin nasihatten evladır.” atasözünde olduğu gibi, Türkiye’de “hayır” kampanyası yapanların bir parça daha rahat, özgür bir şekilde kampanyalarını icra edeceklerini düşünmüş idik. Ama, geldiğimiz noktada… Keşke Genel Kurulda bir sayın bakan olsa, burada göremiyorum ama bakanların makamlarında televizyon var, umarım bizi izliyorlardır.

Şimdi, Fatih Belediyesinin Eminönü’de aracımızı meydanda park ettirmeyerek propaganda çalışmalarını engellemesini sayın milletvekilleri kabul ediyor musunuz? Burası Hollanda mı? Burası Almanya mı? Eminönü burası. Ağabey, kabul ediyor musun sen bu durumu?

İSMET UÇMA (İstanbul) – Olmamıştır.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Bu caiz mi, bu ahlaki mi? Böyle bir şey olabilir mi?

İSMET UÇMA (İstanbul) – Olmamıştır zaten.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Olmuştur.

Daha vahimi var; sayın milletvekilleri, daha vahimi var: Hükûmeti, Hükûmet yetkililerini, İstanbul Valisini, İstanbul Emniyet Müdürünü, devletin valisi ve devletin emniyet müdürü olmaya çağırıyorum. Elbette onları Hükûmet sevk ve idare edecek ama İstanbul Valisi de İstanbul Emniyet Müdürü de devletin memurlarıdır. “Evet” propagandasına ne kadar tolerans gösteriyorlarsa, “hayır” propagandasına da o kadar tolerans gösterilmelidir. Bunun aksini yapan yanlış iş yapmış olur. (CHP sıralarından alkışlar)

Burada ağzımı bozmak istemiyorum, bana da ağzımı bozdurmasın kimse. Sayın Cumhurbaşkanı bazen yeteri kadar, gereği kadar bozuyor zaten, bir de ben ağzımı bozmayayım.

Daha vahimi var. Mehmet Tevfik Göksu, Esenler Belediye Başkanı. Bu Belediye Başkanına da buradan sesleniyorum: İş eşkıyalığa kalırsa, iş kaba kuvvete kalırsa, gelirim o Esenler Meydanı’nda o Belediye Başkanıyla, neyse ne, hangi dilden anlıyorsa o dille konuşuruz. Böyle edepsiz, böyle terbiyesiz bir adam görmedim ben. Esenler Zabıtası… Kendisi makam arabasında oturuyor, olayı izliyor. Cumhuriyet Halk Partisi Esenler İlçe Sekreteri Nazim Özgür darbedilmiştir. Hollanda’da Aile Bakanımıza yapılan nasıl hepimizin şerefiyse, Esenler İlçe Sekreterinin darbedilmesinin de bu Meclisteki öncelikle AK PARTİ milletvekillerinin şerefi olması lazım. Sizin şerefinize yönelik bir darptır bu. Sesinizi çıkarın Allah aşkına. Bir AK PARTİ yöneticisi gelsin bu durumu buradan kınasın. Böyle rezillik olmaz. Türkiye dağbaşı değil, İstanbul dağbaşı değil. İstanbul belediye başkanlarının kraldan çok kralcılık yapmaya hakkı yok. Buna müsaade etmeyeceğiz. Bu edepsizlikle, bu terbiyesizlikle ilgili, İçişleri Bakanını göreve çağırıyorum. Olayı izliyor ya, arabadan olayı izliyor. Böyle bir şey olabilir mi? Bu bir ahlaksızlıktır.

Sayın Genel Kurul, şimdi, iktidar partisinden bir yetkilinin 60’a göre söz almasını ve bu konudaki anlayışını Genel Kurulla paylaşmasını talep ediyorum. Böyle şey olmaz arkadaşlar.

Bakın, şurada, Mecliste haftalardır bir tesanüt var. Siyaset nezaket ve vicdan işidir, hep söylüyorum ama el insaf, biz böyle yaptıkça, biz kavga etmemek istedikçe Adalet ve Kalkınma Partisinin kimi yöneticilerinin, kimi sözcülerinin kavga etmek için, toplumu kutuplaştırmak için neredeyse her şeyi yapacak bir hâl ve tutum içinde olmalarını kınıyorum, yadırgıyorum, ayıplıyorum.

Bir ayıp daha, bir ayıp daha… Sayın milletvekilleri, bu oturduğunuz Meclise olan saygınızı ben biliyorum, bu oturduğunuz Meclisi kuranlara olan gönül, vefa borcunuzu, minnet duygunuzu ben biliyorum ama biri bilmiyor, Esenyurt Belediye Başkanınız bunu bilmiyor. Esenyurt Belediye Başkanının ettiği hakaret bana değil, size; bana değil, size. “1923’te darbe yapıp cumhuriyeti kurdular.” Ey meczup Başkan, ey aymaz Başkan; 1923’te cumhuriyeti bu Meclis kurdu.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Devrimle kurdu.

ENGİN ALTAY (Devamla) - 1923’te “darbe” dediğin işi yapan bu Meclistir. Şu anda bu Meclisin çoğunluğu da senin üyesi olduğun partinin milletvekilleridir. Senin “reis” dediğin, önünde secde ettiğin Cumhurbaşkanını da bu Meclis, bu Meclisin kararları belirlemiştir.

Şimdi ben şunu söylemek istiyorum: Bu densizliğe, bu hayâsızlığa, bu nankörlüğe, bu edepsizliğe, bu arsızlığa ve bu ihanete sizin bir sözünüz olmayacak mı? Koskoca Adalet ve Kalkınma Partisinin 316 sayın milletvekilinden bir cesur insan çıkıp da “Edepsiz adam, senin bu partide yerin yok.” demeyecek mi? Sizi bilmem ama aziz milletimiz bu edepsizliğe “evet” demeyecektir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Altay.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmiştir.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın İnceöz, buyurunuz, mikrofonunuzu açıyorum.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

21.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın AK PARTİ grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, az evvel grup başkan vekilinin kürsüden bahsettiği konuya vâkıf olmaya çalışıyoruz. Söylediği nahoş olayın detaylarını öğrendiğimizde, tetkik ettiğimizde buradan kendileriyle paylaşacağımızı özellikle belirtmek istiyoruz. Bu nahoş olayın oluş şekli nedir, ne değildir, ilgililerle görüşeceğiz ve bunu buradan paylaşacağız ama diğer konuyu anlamadığımı özellikle belirtmek istiyorum. Böyle, “Cesur yok mu?”, AK PARTİ Grubuna hitaben söylediği konunun detaylarını da bilmiyoruz. Bunları paylaştığında neyse bu konularla ilgili de açıklama yaparız. Bu konularda verilemeyecek herhangi bir şeyimiz yok. Yanlış varsa yanlışın da hiçbir zaman arkasında durmadığımızı özellikle belirtmek isteriz.

Ayrıca, toplumun, 79 milyonun birlik ve beraberliğe ihtiyacı olduğu bir günde her zaman söylüyoruz “Kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı bir dil kullanmamamız gerek.” diye. Özellikle biz siyasilerin tamamen toplumu bir ve beraber tutacak şekilde… Evet, bir referanduma gidiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Açıyorum mikrofonunuzu, tamamlayınız lütfen.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Burada elbette ki bir “evet” ve “hayır” kampanyası vardır ama hiçbir zaman şunu yapmıyoruz: Sonuç ne olursa olsun, 79 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı birlik ve beraberliği için bu kampanyalar sürecektir ama bu yapılırken hiçbir zaman şu dili tercih etmedik, bu söylemleri tercih etmedik, eylemlerle de aynı şekilde. Biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak burada bir ve beraber yaşama arzusu içerisinde, birlik ve beraberlikten yana olduk ve ayrıştırıcı bir dil kullanmadık, bundan sonra da kullanmayacağımızı, kullananlara da özellikle bunu hatırlattığımızı burada defaatle söyledik bu kürsüden, milletin kürsüsünden. Buralardan söylendiğinde de bu dile dikkat etmek gerektiğini de her zaman hatırlatmışızdır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın İnceöz.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Altay…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Tutanaklara geçmesi bakımından efendim. Yani, Sayın İnceöz’ün konuşmasından sonra benim ne söylediğim anlaşılmamış gibi oldu. Çok net bir şey sordum çoğunluk partisine, dedim ki: “29 Ekim 1923 için bir belediye başkanınız ‘Bu bir darbedir.’ dedi. Bu belediye başkanını bu partide tutacak mısınız, tutmayacak mısınız?” Bunu sordum. AK PARTİ de böyle düşünüyor mu, düşünmüyor mu, AK PARTİ’ye göre de 29 Ekim 1923 bir darbe midir, değil midir? Bir AK PARTİ yetkilisinin bunu açıklaması lazım.

Beyanım bundan ibarettir. Arz ederim efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Altay.

Sayın Kerestecioğlu….

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Kerestecioğlu.

22.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, “hayır” oyu vereceklere karşı yürütülen kampanyalara ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Ben özellikle yürütülen kampanyalarla ilgili söz almak istedim. Çünkü burada sadece bir belediye başkanı söz konusu değil; aynı zamanda, 21 Ocak 2017’den 9 Mart 2017’ye kadar geçen elli yedi günde “hayır” kampanyası yürüten en az 63 kişi gözaltına alındı. Neredeyse bütün üniversitelerde “hayır” koşusu yapan, “hayır” keki dağıtan, bildiri dağıtan insanlar, örneğin, katledilen Özgecan Aslan’la ilgili kalkıp da “Erkek şiddetini meşrulaştıran eşitsiz yaşama ‘hayır’ diyoruz.” pankartı asan 5 kadın gözaltına alındı. “Hayır” oyu vereceğini söyleyen esnaf muhbir vatandaş tarafından şikâyet edildi. Ümit Özdağ’a, Yusuf Halaçoğlu’na, aynı şekilde, Mersin Silifke’de saldırıda bulunuldu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Mikrofonunuzu açıyorum Sayın Kerestecioğlu.

Buyurunuz.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Ankara Valiliği, üniversite rektörlerine yazı gönderdi, kampüs içlerinde seçim propagandasının yasaklandığını duyurdu. “Hayır” çağrısı yapan KAMU-SEN Genel Merkezine 25 kişilik bir grup saldırdı, konfederasyon binası basıldı. Bunların çetelesi tutuluyor ve niceleri olan şeyler. O yüzden, hani, “uyum”, “herkese iyi niyetle yaklaşmak” vesaire gibi gerçekten şık sözlerin dışında önlemlerin alınması gerekiyor.

Ayrıca, hani “Edepli kimse var mı?” sözünü bu Mecliste aynı zamanda 13 milletvekilinin de tutuklu olduğunu ve bu şekilde, üstelik de bunlardan 1’inin Anayasa Komisyonu Üyesi Meral Danış Beştaş olduğunu da hatırlatarak ben de sormak isterim. 13 milletvekili tutukluyken hangi özgürlük, hangi demokrasi, hangi kampanyadan bahsediyoruz? Hakikaten hangi anayasa oylamasını yapacağız biz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Bu Meclisin bu partilerinin bunu da cevaplaması gerekiyor.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kerestecioğlu.

Sayın Çelik, hangi konuda söz talep ettiniz?

BURCU ÇELİK (Muş) – Sayın Başkan, bir önceki oturumda yaptığımız konuşmalara istinaden gelen telefonu size ve Meclisin dikkatine sunmam gerekiyor.

BAŞKAN – Buyurunuz.

Mikrofonunuzu açıyorum.

23.- Muş Milletvekili Burcu Çelik’in, Genel Kurulda cezaevleri konusu konuşulurken TRT 3 yayınının kesilmesine ilişkin açıklaması

BURCU ÇELİK (Muş) – Sayın Başkan, çok kısa fakat yaptığımız konuşmaların gerçekliğini biraz daha açığa çıkaran bir bilgi.

Biz, burada cezaevlerini konuşurken, burada ihlalleri konuşurken -tek bir yayın organı var buradaki konuşmaları veren, bu da TRT3- yirmi sekizinci gününde açlık grevinin devam ettiği Şakran Cezaevinde bugün, bu Genel Kurulda cezaevleri konuşulurken TRT3 yayınının kesildiğini ve cezaevinden bize gelen telefonla, bakın ailelerin bizi arayarak bildirdiği telefonla bu bilgiye ulaştığımızı ve bu noktada, bütün cezaevlerine bakış açısının biraz daha açığa çıktığını sizlerin dikkatine sunmak istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çelik.

Ben sizin açıklamanızdan bunu öğreniyorum. Tahkik edeceğim. Böyle bir şeyin asla olmaması gerekir, asla kabul edilemez. Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşmeler yapılırken bu görüşmelerin bütün vatandaşlar tarafından, herkes tarafından izlenmesi herkesin hakkıdır. Buna kimsenin müdahale etme hakkı yoktur. Dediğiniz olayı tahkik edeceğim.

Teşekkür ederim.

Sayın İnceöz, söz talebiniz var.

Buyurunuz.

24.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Biraz evvel Sayın Başkanın söylediğine ilişkin birkaç cümle açıklama yapma gereği hissediyoruz.

Bir kere şunu her zaman söylüyoruz: Cumhuriyet hepimizin ortak değeridir.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ben de öyle söyledim.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bununla ilgili hiçbir şekilde problemimizin olmadığını defaatle söyledik. Bu ülkenin bu anlamda ortak değeridir cumhuriyet, 29 Ekim 1923. Önümüze buna ilişkin hedefler koymuş durumdayız ve rejimle ilgili asla bir problemimizin olmadığını parti olarak ve kurumsal olarak her zaman açıkladık.

Bunun dışında, iddia edildiği şekilde bir konu varsa bununla ilgili bir değerlendirme muhakkak yapılacaktır, bunu özellikle belirtmek istiyoruz Partimizin ve özellikle kurumsal görüşümüzün bu olduğunu her defasında söyledik ve hiçbir zaman rejime ve rejim değişikliğine yönelik herhangi bir şeyimizin olmadığını özellikle belirttik. Bu anayasa değişikliği içerisinde de rejimle ilgili, cumhuriyetle ilgili herhangi bir değişiklik yoktur, 29 Ekim 1923’te ilan edildiği şekilde baki kalacaktır.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın İnceöz.

Sayın milletvekilleri, Danışma Kurulunun bir önerisi vardır.

bir önerisi vardır.

Bilindiği üzere, İç Tüzük'e göre Meclis çalışmalarının ertelenmesi tatil ve ara verme şeklinde olabilmektedir. Şimdi okutacağım Danışma Kurulu kararında uygulamada yer yer rastlanılan belli günlerde Genel Kurulun toplanmaması da önerilmektedir. Gruplar arasında uzlaşma bulunması, Meclisin diğer faaliyetlerine imkân tanınması ve usul ekonomisine uygun bulunması sebebiyle söz konusu önerinin işleme alınması uygun bulunmuştur.

Şimdi Danışma Kurulu önerisini okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

VII.- ÖNERİLER (Devam)

B) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21 Mart 2017 Salı gününden başlamak üzere on beş gün süreyle çalışmalarına ara vermesinin; Genel Kurulun 5, 6, 11, 12 ve 13 Nisan 2017 Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri toplanmamasının Genel Kurulun onayına sunulmasına ilişkin önerisi

Danışma Kurulu Önerisi

Danışma Kurulunun 14/3/2017 Salı günü (bugün) yaptığı toplantıda, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21 Mart 2017 Salı gününden başlamak üzere on beş gün süreyle çalışmalarına ara vermesinin; Genel Kurulun 5, 6, 11, 12 ve 13 Nisan 2017 salı, çarşamba ve perşembe günleri toplanmamasının Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.

                                                                                                                                 İsmail Kahraman

                                                                                                                       Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                                        Başkanı

                        İlknur İnceöz                                                               Engin Altay

                                 Adalet ve Kalkınma Partisi                                           Cumhuriyet Halk Partisi

                                     Grubu Başkan Vekili                                                  Grubu Başkan Vekili

                                  Filiz Kerestecioğlu Demir                                                      Erhan Usta

                               Halkların Demokratik Partisi                                         Milliyetçi Hareket Partisi

                                     Grubu Başkan Vekili                                                  Grubu Başkan Vekili

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

İç Tüzük'ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

C) Önergeler

1.- Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer’in (2/1180) esas numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/89)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(2/1180) esas no.lu Kanun Teklifi’nin İç Tüzük'ün 37’nci maddesi uyarınca doğrudan Genel Kurulun gündemine alınmasını talep ediyorum. 13/3/2017

Gereğini arz ederim.

                                                                                                                                  Utku Çakırözer

                                                                                                                                       Eskişehir

BAŞKAN – Önerge üzerinde teklif sahibi olarak Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer konuşacaktır.

Buyurunuz Sayın Çakırözer. (CHP sıralarından alkışlar)

UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Eskişehir’imize ekonomi ve yüksek teknoloji üniversitesi kurulması için verdiğim kanun teklifinin gündeme alınması için söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Eskişehir’imiz, hâlen kurulu 2 üniversitesi Anadolu Üniversitemiz ve Osmangazi Üniversitemiz ile Türkiye’nin dört bir köşesine eğitim hizmeti sunan Açıköğretim Fakültesi sayesinde Türkiye’nin bilim ve kültür başkenti olma yolunda emin adımlarla ilerlemekte. Eskişehir’imiz, aynı zamanda, sahip olduğu sanayi potansiyeliyle Türkiye’nin 7’nci sosyoekonomik kalkınmışlık seviyesinde olan ilimizdir. Bugün teklifini verdiğimiz kanun değişikliğiyle artık herkes tarafından öğrenci kenti olarak bilinen, tanınan Eskişehir’imizin ihtiyacı olan 3’üncü üniversitenin “Eskişehir ekonomi ve yüksek teknoloji üniversitesi” adıyla kurulmasını teklif etmekteyim.

Aslında 2011 yılından bu yana başta şu anda Cumhurbaşkanı olan dönemin Başbakanı Sayın Erdoğan, ondan sonra gelen başbakanlar, Millî Eğitim Bakanı ve şehrimizin milletvekili Sayın Nabi Avcı defalarca bu sözü şehrimize verdiler ama bugüne kadar Genel Kurula bu konuda bir kanun teklifi hiç getirilmedi. İşte şimdi bu teklif hepimiz için bir fırsattır. Eskişehir’imizin önünü açacak olan bu kanuna başta iktidar partimizdeki değerli Eskişehir milletvekili arkadaşlarımız olmak üzere tüm milletvekillerimizden destek beklemekteyim. Bu, sadece benim değil, bu okuldan mezun olacak gençlerimizi istihdam etmek için bekleyen sanayicilerimizin, girişimcilerimizin ve tüm Eskişehir halkının ortak beklentisidir.

Değerli arkadaşlarım, yeni üniversitelerin kurulması kadar onun içinde özgür, evrensel, akılcı bilim üretilmesi de son derece önemlidir. Bu vesileyle içinde bulunduğumuz, AKP Hükûmetinin ilan ettiği OHAL döneminde ihraç edilen akademisyen sayısının darbe dönemlerini aştığını bir kez daha hatırlatmak isterim. 12 Eylülde 3.854 öğretmen, 120 akademisyen ihraç edilirken 15 Temmuz sonrasında 60 bin öğretmen ile 4.800 akademisyen görevlerinden ihraç edildiler. Bu öğretmen ve akademisyenlerden OHAL gerekçesi olan FETÖ darbe girişimiyle ilgisi olmayanların bir an önce bilim yuvalarına, görevlerine iade edilmelerini bekliyoruz.

Değerli arkadaşlarım, eğitimden, bilimden söz açılmışken hepimizi derinden üzen bir hususu da vurgulamak isterim. Pazar günü yapılan YGS sınavında ÖSYM’nin yeni uygulamaya koyduğu on beş dakika kuralı nedeniyle yüzlerce gencimiz ve aileleri saniyelerle alınmadıkları sınav salonlarının önünde göz yaşlarına boğuldular. İşte Dilara Filiz, işte Mehmet Kara’nın durumları; hep birlikte içimiz parçalanarak okuduk, izledik. ÖSYM’nin bu yanlış tutumundan kaynaklanan, evlatlarımızın emeklerinin, umutlarının heba olmasına neden olan, hepimizin vicdanlarını yaralayan bu mağduriyetlerin bir an önce giderilmesi gerekir. Bu yavrularımızın hayallerinin yok edilmemesi iktidarıyla muhalefetiyle hepimizin ortak talebi olmalıdır. Bu sese lütfen kulak verelim.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye’nin gündeminde Hollanda’da 2 bakanımıza yönelik asla tasvip etmediğimiz uygulamalara verilecek karşılık, uygulanacak yaptırımlar tartışılıyor. Evet, Hollanda’yı her türlü şekilde Avrupa kurucu değerleri olan ifade özgürlüğüne, toplantı özgürlüğüne uygun hareket etmediği için kınayalım. Nitekim bizim partimiz de dâhil olmak üzere tüm siyasi partiler kınamakta. Bunun Anayasa’ya “evet” ya da “hayır” demekle ilgisi de yok. Referandumda “evet” diyecekler kadar referandumda “hayır” diyecekler de bu utanç verici muameleden rahatsızdır, incinmiştir. Bu muameleler Avrupa’da zaten yükselmekte olan, büyük bir tehlike olan ırkçılığı, yabancı düşmanlığını yükselteceği, oradaki yurttaşlarımızın huzurunu kaçıracağı için de kınanmayı hak etmektedir.

Ama, değerli arkadaşlarım, aynı zamanda oturup kendi hâlimize de bir bakalım. Gazeteci tutuklamalarında dünya rekoru ülkemizde. 156 gazeteci aylardır iddianameleri bile hazırlanmadan, neyle suçlandıklarını bilmeden, mahkemelerinin ne zaman yapılacağını bilmeden cezaevinde tutuklu bulunmaktadır. Yaptıkları tek şey yazı yazmak, karikatür çizmek, eleştiri yapmaktır. Bunların hepsi tutuklama sebebi sayılmaktadır. Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen milletvekillerinin tutuklu yargılanması devam etmektedir. Sosyal medya mesajları nedeniyle yüzlerce gencimiz cezaevine konmaktadır.

Olağanüstü hâl koşulları altında geleceğimizi belirleyecek olan bir referanduma gidiyoruz ama sokaklarda insanların özgürce kampanya yapmalarına izin verilmiyor. Ben de, bir kez daha, sayın grup başkan vekilimiz gibi, Esenler’de ilçe sekreterimize yapılan darp eylemini ve “hayır” aracımıza yönelik engellemeyi kınıyorum.

Bakın, bugün 14 Mart Tıp Bayramı. Başkent Ankara’da sağlıkçıların yürüyüş yapması dahi polis tarafından engelleniyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Çakırözer, tamamlayınız.

UTKU ÇAKIRÖZER (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, bu halk sizlerden çok şey istemiyor. Daha özgür, daha adaletli, daha eşit, daha demokrat, aydınlık bir Türkiye istiyoruz. Türkiye’yi bu en temel taleplerimizden uzaklaştıracak tek adam yönetimine de “hayır” diyoruz.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çakırözer.

Önerge üzerinde ikinci olarak, bir milletvekili sıfatıyla, İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel konuşacaktır.

Buyurunuz Sayın Adıgüzel. (CHP sıralarından alkışlar)

ONURSAL ADIGÜZEL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, bir yıl önce, 13 Martta Güvenpark katliamında yitirdiğimiz yurttaşlarımızı bir kez daha saygıyla anıyorum.

Değerli milletvekilleri, uzun zamandır Türkiye’de üniversiteler yaptıkları bilimsel çalışmalarla anılmıyor. Ne yazık ki bugün Türkiye’de “üniversite” denince ilk olarak aklımıza ihraç edilen akademisyenler, postalların ezdiği cübbeler, ayaklar altına alınmış bilimsel özgürlük, bıçaklarla, sopalarla basılan üniversite kampüsleri geliyor. Oysa biz isterdik ki “üniversite” denilince akıllara, geleceğine emin ve güvenilir adımlarla yürüyen, üreten gençler ve akademisyenler gelsin.

Değerli milletvekilleri, on beş yıldır ülkeyi yöneten iktidar, günü kurtarmaya yönelik istihdam politikaları, kutuplaştıran ve gençleri yok sayan yönetim anlayışıyla bugün gençlerimizi işsizliğe ve gelecekleriyle ilgili umutsuzluğa mahkûm etmiş durumda. Başarısız eğitim ve istihdam politikaları en çok gençlerimizi ve kadınlarımızı etkiliyor.

Size hamasi sözlerin ötesinde rakamların gerçekliğinden bahsetmek istiyorum.

Türkiye, 35 OECD ülkesi arasında çalışmayan ve okumayan genç nüfusun çokluğu noktasında 1’inci sırada. Devletin resmî istatistik kurumu TÜİK’in verilerine göre ise Türkiye’de 4 gençten 1’i işsiz. Kadınların durumu ise daha da vahim. Genç kadınlarımız arasındaki işsizlik yüzde 29 civarında. İşsizliğin her gün katlanarak arttığı bir ortamda gençlerimize bir umut kapısı olan KPSS’ye girmek için kestiğiniz fatura da ortada. Türkiye’de bugün, 1.400 lira asgari ücretle çalışan emekçinin çocuğu KPSS’ye girmek için 420 lira ödemek zorunda. Adında “adalet” geçen bir partinin vekillerine sormak istiyorum: Sizin yoksula, emekçiye, gençlere layık gördüğünüz adalet bu mu?

Değerli milletvekilleri, bir ülkede adalet ve demokrasi olmazsa o ülkede refah da, istikrar da olmaz. AKP iktidarıyla birlikte doğan çocukların bugün okuduğunu dahi anlamadığının tescillendiği bir eğitim sistemimiz var. Patent, AR-GE, katma değeri yüksek ürünler beklemek herhâlde en hafif tabiriyle hayalcilik olur çünkü bilimsel özgürlüğün, düşünce özgürlüğünün olmadığı bir yerde katma değeri yüksek ürünlerin çıkması imkânsızdır. O yüzden, bu yapısal reformları göz ardı ederek istediğiniz yasayı çıkarın ama demokrasiyi, özgürlükleri, hukuku güvence altına almadığınız sürece bu ülkede ne yatırımlar artar ne de işsizlik azalır. Böyle bir ekonomi yönetimiyle, bir zamanlar tahıl ambarı olan ülkemiz bugün buğdayı bile ithal etmek zorunda kalır.

Değerli milletvekilleri, bir ülkenin kalkınmaya verdiği değer önce eğitime, bilime, bilim insanlarına verdiği değerle ölçülür. Türkiye'nin eğitim karnesi ortada. Zaten, geçtiğimiz günlerde, AKP iktidarı da en zayıf halkalarından birinin eğitim olduğunu itiraf etti. Ancak, şunu da söylemeden geçemeyeceğim: Keşke bizim yaptığımız uyarılara daha önceden kulak verseydiniz de bugün, Türkiye'nin çocukları okuduğunu dahi anlamayan nesiller olarak anılmasaydı.

Siz bu ülkenin her şeyden ve herkesten önce sakınıp kollanması gereken bilim insanlarını, akademisyenlerini, bir gecede, haksız, hukuksuz bir şekilde ihraç edeceksiniz, sonra kalkıp burada kalkınmadan, refahtan, istikrardan bahsedeceksiniz! Kusura bakmayın ama buna literatürde “ikiyüzlülük” denir. Siz, yüzlerce değerli akademisyeni ihraç ederek, aslında, bu ülkenin gelecek kuşaklarına, kendi çocuklarınıza ve çocuklarınızın yarınlarına yaptığınız kötülüğün farkında mısınız? Korktuğunuz tüm isimleri bir KHK’ya sığdırsanız da, bütün muhalifleri tek tek susturmaya çalışsanız da o referandum sandığından “hayır” çıkacak.

Değerli milletvekilleri, Türkiye iki gündür YGS sınavına geç kaldığı için bir yıllık emeği çöpe atılan 19 yaşındaki bir gencin gözyaşları arasında sarf ettiği şu iki cümleyi konuşuyor: “Evden gelsem yetişirdim, işten geliyorum, geç kaldım. Bir senem gitti, kolay bir şey değil, ben ne yapacağım şimdi?” On beş yıllık AKP iktidarında emeği heba olan tek genç yalnızca Mehmet değildi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz, tamamlayınız Sayın Adıgüzel, açıyorum mikrofonunuzu.

ONURSAL ADIGÜZEL (Devamla) - Daha düne kadar kol kola girdiğiniz FET֒yle yaptığınız şaibelerle binlerce gencin hakkını nasıl yediğinizi ne biz unuttuk ne de bu ülkenin gençleri. Ama emin olun, geleceklerini heba ettiğiniz yüz binlerce gencimiz size 16 Nisanda en güzel cevabı verecek.

Ayrıca, bugün Esenler’de yaşanan bu üzücü olayın tekrarlanmamasını temenni ediyorum ve Adalet ve Kalkınma Partisi yöneticileri de bu olayı kınamalı, belediye başkanlarının böyle tavırlara girmesini engellemeli.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Adıgüzel.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, biraz önce Sayın Burcu Çelik televizyon yayınıyla ilgili bir problemi dile getirmişti. Ben Sayın Çelik’in anlatımından, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan konuşmaların TBMM TV tarafından bir arıza ya da bir sorun nedeniyle yansıtılamadığını düşünmüştüm ancak çok daha lokal bir sorun olduğu anlaşılıyor. Sayın Çelik de aslında onu ifade etmiş ama herhâlde bir yanlış anlaşılma oldu. Söz konusu yayın bir cezaevinden izlenememiş durumda. Bu, daha özel bir şekilde tahkik edilmesi gereken bir durum. Birazdan uluslararası anlaşmalara geçeceğiz, Hükûmeti temsilen bir sayın bakan da burada olacaktır. Sanıyorum sayın bakana bu soruyu yönelttiğimizde sayın bakanın bir açıklaması olacaktır.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.07

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.29

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet Akif HAMZAÇEBİ

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 81’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince, sözlü soru önergeleri ile diğer denetim konularını görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

1'inci sıraya alınan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve İslam Ülkeleri Standardlar ve Metroloji Enstitüsü Arasında İslam Ülkeleri Standardlar ve Metroloji Enstitüsünün Türkiyede Kurulması Hakkında Anlaşmaya Ek Değişiklik Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve İslam Ülkeleri Standardlar ve Metroloji Enstitüsü Arasında İslam Ülkeleri Standardlar ve Metroloji Enstitüsünün Türkiyede Kurulması Hakkında Anlaşmaya Ek Değişiklik Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/718) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 458) (X)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon Raporu 458 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde gruplar adına söz talebi yoktur.

Şahsı adına Barış Yarkadaş, İstanbul Milletvekilinin söz talebi vardır.

Buyurunuz Sayın Yarkadaş. (CHP sıralarından alkışlar)

Bu ne sürat Sayın Yarkadaş?

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Zamanı iyi kullanalım. AKP, Türkiye’ye çok zaman kaybettirdi, biz kaybettirmeyelim bari.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve İslam Ülkeleri Standardlar ve Metroloji Enstitüsü Arasında İslam Ülkeleri Standardlar ve Metroloji Enstitüsünün Türkiyede Kurulması Hakkında Anlaşmaya Ek Değişiklik Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı hakkında söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, iktidar partisinin biraz sonra görüşeceğimiz uluslararası anlaşmaya ilişkin düzenlemeleri yaparken ülkemizin itibarını uluslararası arenada yerle bir ettiğini ne yazık ki üzülerek izliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin bakanları ülkemizin hiç de hak etmediği bir muameleye maruz kalıyor. Bakanların uçakları havada asılı kalırken bazı bakanlar sınırlardan geri çevriliyor. İktidar ise referandum öncesi üç beş oy daha nasıl alırım hesabıyla bu aşağılanmayı aklınca fırsata çevirmeye çalışıyor, iktidarın bu yanlış ve fırsatçı politikasının bedelini ise ne yazık ki ülkemiz ödüyor. Nasıl mı? Bakın, elimde tuttuğum fotoğraf çok değil, birkaç gün önce Berlin Turizm Fuarı’nda çekildi. Bu fuara gidenler bilirler, eskiden Berlin Turizm Fuarı’nın önünde insanlar kalabalık bir şekilde Türkiye’yi inceler, Türkiye’yi tanımaya çalışır, Belek’i, Antalya’yı sorar, rezervasyonlar yaptırırdı ve çay, kahve makinelerinin önünde bu fuara gelenler uzun kuyruklar oluştururdu. Şimdi, bırakın çay kahve makinesinin önüne insanların gelip sıra oluşturmasını, bu turizm fuarına, özellikle Türk standına hiç kimse gelmiyor. “Türkiye” dediğinizde “…”(x) deyip uzaklaşıyorlar yani “Teşekkür ederim, istemiyorum.” diyerek uzaklaşıyorlar. Bunun sebebi nedir? Bunun sebebi Avrupa’yla yapılan kayıkçı kavgası ve yanlış dış politikadır. AKP iktidarı ne yazık ki yanlış dış politikasıyla Türkiye’yi izole etmeye ve üç beş oy uğruna izlediği politika yüzünden de ekonomimizi sürekli baltalamaya çalışmaktadır.

Almanya’yı, Hollanda’yı demokrat olmamakla eleştirenler Avrupa’da hiçbir şekilde inandırıcı bulunmamaktadır çünkü Hollanda ve Almanya’nın yaptıklarının neredeyse bin katı Türkiye’de muhaliflere karşı yapılmakta, muhaliflerin ensesinde âdeta boza pişirilmektedir. İktidar bu politikasını izlerken özellikle halkın millî duygularını da sürekli istismar etmekte ve kendisine buradan bir oy devşirmeye çalışmaktadır. Bakın, Sözcü gazetesi yazarı Yılmaz Özdil dün gece Halk TV’de katıldığı bir programda çok ciddi bir iddia koydu ortaya. Yılmaz Özdil dedi ki: “Avrupa’yla yaşanacak olan krizin ve bunun bir mağduriyet görüntüsüne çevrilmesinin hesapları taa mart ayının başında, şubat ayının sonlarında yapıldı. Bir stadyumda elinde Türk Bayrağı olan bir kızın haksızlığa uğraması sonucu Türkiye'nin millî maçını izleyen sıralarda oturan gurbetçilerden de oy istenen bir reklam filmi çekildi ve böylece mağduriyet algısı üzerinden AKP’ye oy devşirilmeye çalışıldı.” Yılmaz Özdil’in bu anlattıkları aklımıza uluslararası arenada yaratılan krizin suni ve planlı olduğunu ve buradan bir oy devşirme hesabının olduğunu gösteriyor. İktidar, Yılmaz Özdil’e bu iddiasının karşısında bir cevap vermek zorundadır. Eğer bu cevap verilmiyorsa iktidarın uluslararası arenada yarattığı krizin planlı ve hesaplı olduğu ve Türk toplumunun millî duygularını istismar etmeye yönelik olduğu da açığa çıkacaktır. Bu konuyla ilgili, istismara ilişkin vereceğiniz cevabı merakla bekliyoruz. Çünkü sizin Hollanda’yı ve Almanya’yı eleştirirken Türkiye’de aynı uygulamaları yaptığınızı biliyor ve bu yüzden, demokrasi üzerinden ortaya koyduğunuz hiçbir söyleme de inanmıyoruz.

Bakanların Avrupa’ya alınmamasını şiddetle kınıyorum. Türk Dışişleri Bakanının uçağının Hollanda’ya indirilmemesini şiddetle kınıyorum. Herkesin düşünceyi ifade ve propaganda özgürlüğü sonuna kadar kullanılmalıdır ama bunlar kanuni çerçevede de kalmalıdır.

Şimdi, neden inanmıyoruz size? Şunun için inanmıyoruz: Bakın, elimde Ümraniye’de çekilmiş bir fotoğraf var. “Hayır” oyu veren yurttaşlarımızın Ümraniye’ye astığı pankartlar beş dakika sonra AKP’li Ümraniye Belediyesi tarafından yerinden sökülüyor. Arkadaşlar, siz bu pankartları söktürdüğünüz an Avrupa’da verdiğiniz sözde demokrasi mücadelesine hiç kimse inanmaz, buna zaten Türk halkı da inanmaz. Esenler’de Esenler Belediye Başkanı inanılmaz bir militan tavırla Esenler CHP ilçe sekreterine zabıtalarını saldırtıyor. Saldırtma sebebini biliyorum. Çünkü Kadir Topbaş’ın 16 Nisandan sonra büyükşehir belediye başkanlığı görevini bırakmak zorunda kalacağı, FETÖ iddiaları yüzünden bırakmak zorunda kalacağı biliniyor. Tevfik Göksu da Kadir Topbaş’tan boşalacak yere oynuyor, bunu AKP’nin tüm kulislerinden biliyoruz. Tevfik Göksu, şimdi acaba bir atak yapar da bir an önce Kadir Topbaş’ın yerine oturabilir miyim diye Anayasa’yı ayaklar altına alarak “hayır” pankartlarının sökülmesine ilişkin talimat veriyor ve Cumhuriyet Halk Partisinin aracını bölgeye aldırmıyor. Fatih Belediye Başkanı, 17-25 Aralıktan kendisini tanıyoruz, şimdi büyük bir telaşla Cumhuriyet Halk Partisinin aracının propaganda yapmasına izin vermiyor. Arkadaşlar, orası Hollanda mı, Almanya mı anlayamadık. Hollanda’nın bakanı mısın, Hollanda’nın bir ilinin belediye başkanı mısın Mustafa Demir, Tevfik Göksu; neyi hedefliyorsunuz? Kavga çıkararak, olay yaratarak “evet” oylarını yükseltebileceğinize inanıyorsanız bunda yanılıyorsunuz.

Dün Diyarbakır’daydım. Diyarbakır’da nasıl bir havanın olduğunu ve insanların iktidara nasıl baktığını, bu suni kavgaların, çatışma yaratma hesaplarının hiç de tutmadığını bir kez daha orada da görmüş olduk.

İktidar bir yandan Anayasa değişikliğinde toplumu ikna etmeye çalışırken, “Cumhuriyetle bir problemimiz yok.” derken Esenyurt’un Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu “Cumhuriyet darbedir. 650 yıllık çınar darbeyle yıkılmıştır.” diyor. Başbakan Binali Yıldırım “Cumhuriyetle hiçbir sorunumuz yok.” derken acaba partisinin görüşlerini mi temsil ediyor yoksa bireysel düşüncesini mi söylüyor? Bence bu, Binali Yıldırım’ın bireysel düşüncesi; eğer öyle olmasaydı, Esenyurt’un AKP’li Belediye Başkanı cumhuriyete arsızca, ahlaksızca, aşağılıkça saldırdığında iktidar partisi sıralarından en azından tek bir eleştiri ya da bir karşı koyuş çıkardı. Eğer bu cumhuriyet darbeyle kurulduysa senin partin o zaman darbeyle kurulmuş bir cumhuriyetin mi iktidarı? O zaman sen de darbecisin. Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarına bu şekilde ahlaksızca ve aşağılıkça saldırmaya hiç kimsenin hakkı yoktur, haddi de yoktur. Herkes bu sözlerinden dolayı bir gün hukuk önünde hesap vermek zorunda kalır.

Bugün yargıyı istediğiniz gibi elinize aldığınız, savcılara, hâkimlere zorla talimatlar verdirterek soruşturmalar açtırdığınız ortada. Hiçbir savcının o belediye başkanına bugün soruşturma açamayacağını biliyoruz ama bu devranın hep böyle gitmeyeceğinin de farkındayız. Unutulmasın ki bu cumhuriyete saldıranlar, Atatürk’e ve silah arkadaşlarına kin kusanlar bir gün bu sözlerinin hesabını yargı önünde, bağımsız yargı önünde mutlaka ve mutlaka verecektir.

Düşünceyi ifade özgürlüğünden bugünlerde çok söz ediyor AKP temsilcileri. Bundan tabii memnunuz. Demokrasiyi, düşünce, ifade özgürlüğünü, basın özgürlüğünü hatırlamalarından memnunuz ama Hollanda’ya, Almanya’ya kızarken öyle uzaklara bakmanıza gerek yok, demokrasiyi hatırlamanız için Hollanda’nın size yaptırım uygulamasına gerek yok. Dönün bir Silivri’ye bakın, Silivri’ye. Silivri Cezaevinde gazeteciler hâlâ mektup yazamıyor, haksız ve hukuksuzca tutukladığınız, talimatla tutuklattığınız Cumhuriyet gazetesi yazarları ve onlarla aynı hücreleri paylaşan gazeteciler en temel haklarından yoksun bırakılıyor. Bu yüzden söylediğiniz hiçbir şeyde inandırıcı değilsiniz, bu yüzden demokrasi siciliniz kapkaranlık, karneniz de kırıklarla dolu.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yarkadaş.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler sona ermiştir.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, bilindiği üzere, tasarının başlığı 1’inci maddesiyle birlikte okunmakta ve işlem görmektedir. Bugünkü birleşimde tasarıların görüşmelerine başlanırken tarafımca tasarıların başlıklarının okunmasından sonra, parti gruplarında uzlaşı olması ve arada işlem bulunmaması nedeniyle, emsal oluşturmamak üzere 1’inci madde işlemleri sırasında ayrıca tasarının başlığı okunmayacaktır. Bununla birlikte tutanakta 1’inci madde işlemleri sırasında da tasarının başlığına yer verilecektir, bilgilerinize sunulur.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ VE İSLAM ÜLKELERİ STANDARDLAR VE METROLOJİ ENSTİTÜSÜ ARASINDA İSLAM ÜLKELERİ STANDARDLAR VE METROLOJİ ENSTİTÜSÜNÜN TÜRKİYEDE KURULMASI HAKKINDA ANLAŞMAYA EK DEĞİŞİKLİK PROTOKOLÜNÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 14 Mart 2016 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve İslam Ülkeleri Standardlar ve Metroloji Enstitüsü Arasında İslam Ülkeleri Standardlar ve Metroloji Enstitüsü’nün Türkiye’de Kurulması Hakkında Anlaşma’ya Ek Değişiklik Protokolü”nün onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci madde üzerinde grup adına ilk konuşmacı, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Mehmet Günal, Antalya Milletvekili.

Buyurunuz Sayın Günal. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, öncelikle bugün Antalya Manavgat ilçemizde yaşanan hortum felaketinde zarar gören vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyorum, inşallah zararları bir an önce tazmin edilir. Bu vesileyle, Sayın Bakana da buradayken hatırlatmış olalım: Daha önce kalan afet paralarımız var, ödenmemiş, belediyelerin alacakları var 2014 yılından kalma Sayın Bakanım, tekrar bunu da hatırlatmış olalım. Bir an önce, geçmişten kalan, bu tip afetlerden doğan zararların tazmininin de gerçekleştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Değerli arkadaşlar, önemli bir uluslararası anlaşma ama gündeme baktığımız zaman maalesef çok vahim gelişmeler yaşanıyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu Anayasa değişikliğiyle ilgili halk oylaması sürecinde dış politikayı da yakından ilgilendiren, Türkiye Cumhuriyeti devletinin itibarını yakından ilgilendiren vahim gelişmeler yaşanıyor. Sayın Genel Başkanımız önceki günkü mesajlarında da çok net bir şekilde bu hususlara değindi. Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki Türkiye Cumhuriyeti devletinin sadece bakanlarına değil, herhangi bir yetkilisine Avrupa’daki herhangi bir ülkede yapılan bu tarz hiçbir teşebbüsü, tahriki, muameleyi kabul etmiyoruz ve kınıyoruz. Her ne amaçla olursa olsun orada bulunan ve de Türkiye toprağı sayılan konsoloslukların, büyükelçiliklerimizin binalarına girmelerinin dahi engellenmesinin doğru olmadığını, uluslararası hukuka da aykırı olduğunu buradan belirtmemiz lazım.

Gerçekten de farklı bir tahrik var. Evet, Avrupa’da birçok ülkede seçimler var, başta en fazla tartışmanın yaşandığı Hollanda olmak üzere Almanya’da da diğer bazı ülkelerde de seçimler var, bunların iç politika malzemesi olarak kullanılabileceğini de tartışmalardan ve kendi tepkilerinden anlıyoruz ama maalesef, çok farklı şekilde, Türkiye Cumhuriyeti devletinin tüzel kişiliğini de rencide edecek şekilde birtakım davranışlara girildiği de açıktır. Biz, bu kapsamda devletin alacağı her türlü tedbirin arkasında olduğumuzu ve kendilerine gerekli karşılığın uluslararası hukuk kapsamında verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Sayın Genel Başkanımız da yurt dışındaki vatandaşlarımıza bu konuda çağrıda bulunmuş, oradaki federasyon yetkililerimiz gerekli çalışmaları ve demokratik bir şekilde tepkilerini gerçekleştirmişler ve gerçekleştirmektedirler hâlâ, bu kapsamda da yine oralarda bu seçimler süresince aday olan Türk soylu vatandaşlarımıza da, soydaşlarımıza da bu partilere destek olmamaları gerektiğini, Türklüğe ve Türkiye Cumhuriyeti devletine hakaret eden, kötü muamele yapan bu partilerden eğer aday olanlar varsa onlara da tepki göstererek adaylıktan çekilmeleri gerektiğini yetkililerimize söylemiştir. Açıkçası, bu kadar sert tepkide bulunmalarını, sadece iç politikaya ve şu andaki seçimlere bağlamak, Avrupa’daki seçimlere bağlamak çok da mantıklı gelmiyor.

15 Temmuz hain darbe teşebbüsünden bu yana birçok ülkeden heyetler hem Meclisimize hem ülkemize ziyarette bulundular, bizler de milletvekilleri heyetiyle, Dışişleri Komisyonu üyeleriyle birlikte bazı ülkelere ziyaretlerde bulunduk. Maalesef, genel anlamda Batı’nın, özelde de Avrupa’nın Türklüğe ve İslam’a bakışı hastalıklı bir bakıştır ve geçmişten bugüne devam eden bir süreçtir. Tarihî Şark sorununa baktığımız zaman, Şark meselesi dedikleri ama onların içindeki bu Haçlı Seferlerinden beri devam eden bu ön yargıyı kırmak mümkün olmamıştır. Hâlen daha Avrupa Birliğinin yetkilileri zaman zaman gelip bizleri de, partileri de ziyaret etmekteler ve kendilerine de söylüyoruz: O çifte standart, zaten Avrupa Birliği üyelik müracaatımızla ilgili yapmış oldukları davranışlardan, önümüze koydukları siyasi birtakım adil olmayan kriterlerden açık bir şekilde anlaşılıyor. Bu kapsamda, sadece bu tepkilerin değil, 1963’ten beri devam eden Avrupa Birliğine tam üyelik sürecimizin de ciddi anlamda yeniden ele alınması ve gözden geçirilmesi gerektiğini buradan hatırlatmak istiyorum. Çünkü, burada bir çifte standart var, burada bir haksızlık var. Bizim defalarca ifade ettiğimiz bir şey vardır, ilgili bakanlarımıza da burada söyledik, gelen heyetlere de söyledik; artık, elli dört yıla yaklaşan bir sürede bir türlü bitmeyen ama evliliğe de gitmeyen bir nişanlılık ilişkisi gibi tasvir ediyorum ben bunu. Bunun artık, bir şekilde sonlandırılması gerekiyor ya onlar gelip gerçek anlamda… Bizim yarımız kadar değil, yarımızın yarısının yarısı kadar olmayan birçok ülkeyi tam üye olarak kabul edip bir tarafta sorunlu olan Güney Kıbrıs kesimini dahi tam üye kabul edip bu sorunların bu hâle gelmesine yol açan bir Avrupa Birliği iradesi var; bu konuyu ciddiyetle ele almak gerekir. Bununla birlikte yine Gümrük Birliği Anlaşması’nı da eğer tam üyeliğe giden bir süreç yoksa masaya yatırıp bu konuda da karşılıklı bir anlayış içerisinde bir çalışmaya gitmek gerekir. Örneğin, şu anda, İngiltere’de de geçtiğimiz günlerde onaylanan Brexit sürecinden bazı derslerin alınması ve kendi içlerinde yıllardır beraber oldukları ülkelerin bile birer ikişer bu sürecin dışına çıkmasını da dikkate almamız lazım.

Sayın Genel Başkanımızın önceki günkü “tweet”inde söylediği gibi, biz açıkçası bunu sadece iç politik gelişmelere ve oy kaygısına, Avrupa Birliği ülkelerinin kendi içindeki seçimlere dayandıramıyoruz. Bu tarz müdahalelerin, Türkiye’de yapılacak olan bir halk oylamasına veya bir seçime dışarıdan müdahalenin kabul edilemez olduğunu söylüyoruz. Biz bunları anlamakta gerçekten zorlanıyoruz. Burada “hayır” kampanyası yapan partileri, bazı grupları anlayabiliyoruz ama Avrupa ülkesi bazı yöneticilerinin bu tarz yaklaşımlarını anlamakta zorlanıyoruz ve onlara diyoruz ki: “Siz önce kendi ülkelerinizdeki krallıkları sorgulayın, monarşileri sorgulayın, sonra gelin bize demokrasi dersi verin.” Bizim rejimimizi tartışanlar önce kendi rejimlerini gözden geçirsinler. En başta adı üzerinde “krallık” olan Birleşik Krallık olmak üzere Hollanda’sından Belçika’sına, İspanya’sına, İsveç’ine, Norveç’ine kadar krallıkla yönetilen ülkelerin bize bu konuda ders vermeye hakları olmadığını düşünüyoruz. Buradaki referandum sürecinden “evet” oyu çıkmasının acaba kendi ülkelerinde de bu tarz halkın iradesinin belki de yansımasından korktuklarından mı kaynaklanıyor diye de düşünmeden geçemiyoruz. Türkiye’de 16 Nisanda çıkacak “evet” sonucunun bu ülkelerde de o zaman yeni tepkilere ve halkın kendi istediği kişileri seçmesine, bu monarşilerin sona ereceğine dair bazı beklentilerin oluşmasına yol açacağı kaygısı herhâlde kendilerinde mevcuttur diye düşünüyoruz. Bu kapsamda bu ilişkilerin gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

İnşallah bu tartışmalar bir an önce biter. Ülkemizde bu sürecin sonunda birtakım istikrarsızlık tartışmalarını sonlandırarak yeniden yapısal sorunlarının çözümüne, ekonomik, siyasi, sosyal sorunlarının çözümüne odaklanacağı güçlü bir Türkiye’ye hep birlikte adım atarız diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Günal.

1’inci madde üzerinde gruplar adına ikinci konuşmacı Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Müslüm Doğan, İzmir Milletvekili.

Buyurunuz Sayın Doğan. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu anda tutuklu bulunan eş genel başkanlarımızı, grup başkan vekillerimizi ve milletvekillerimizi selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz ağır süreçler yaşıyor. Bir darbe girişimi yaşandı biliyorsunuz. Darbe girişiminin sonucu çok ağır oldu, darbecilerle hesaplaşma uğruna on binlerce kamu çalışanı, akademisyen işinden ve aşından edildi. Ortada bunca sorun var iken varsa yoksa darbe girişiminde bulunanlara yönelik “tasfiye” adı altında sol ve sosyalistlerin devletten tasfiyesi gerçekleştirildi. Toplumda bir altüst oluş söz konusu. İnsanlar, işinden aşından olmamak üzere görünmez konuma geçmişler. Acil ve çözülmesi gereken sorunlar orta yerde duruyor. Uluslararası durum ortada. Bu dış politikayla bir yere gidilemeyeceğinin anlaşılması lazım. İçeride demokrasiyi bitiriyorsunuz, dışarıda demokrasiyi arıyorsunuz. Bunu gözden geçirmeniz gerekir.

On beş yıllık AK PARTİ döneminde ülkemizin en önemli sorunları tespit edildi ama çözümü konusunda bir arpa boyu yol alınamadı. Bu sorunları kim çözecek peki? Elbette halk iradesini üzerinde taşıyan Meclis çözecek. Bakın değerli milletvekilleri, sorunları tespit etmişken neden çözüm önerileri dikkate alınmıyor? Kürt sorununun çözülmesi ve ülke gündeminden düşürülmesi, halklarımızın geçmişten gelen güçlü bağlarının hukuk düzlemine çıkarılması konusunda ilk kez diyalog ve çözüm süreci gibi çok değerli bir süreç yaşandı. Bu süreç heba edilmeseydi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin de gündemine ve iradesine taşınabilseydi ülkemizde yüzlerce can kaybı yaşanmayacaktı.

Tarihten süzülerek gelen ve bir birikim olan kardeşlik hukukunun eşitler arası ilişkiye dönüştürülme isteği doğal ve masumanedir. Bu isteğin bir anayasal yurttaşlıkla çözülebileceği belirtilmişken bu istek ve talepten kaçmak ülkemizde sorunların daha da ağırlaşmasına neden olacaktır. Küresel güçler artık komşumuz oldu. Bu, uyguladığımız yanlış dış politikanın bir ürünüdür. Bizim ülkemizin sorunlarını biz çözebiliriz. Küresel güçlerin halklarımız için sunduğu yeni bir durum söz konusu değildir. Bu güçler güçlü, demokratik ve özgürlükçü bir cumhuriyet istemiyorlar.

Değerli milletvekilleri, eşit yurttaşlık ya da anayasal yurttaşlık talebi farklılıkları tanıyan ve onların kendilerini geliştirme haklarını güvence altına alması meselesidir. Anayasal vatandaşlık bireylerin kültürel ve etnik kimliklerine bir halel getirmeyecek ve onların kendi devletlerinin vatandaşlığından kaynaklanan haklarına herhangi bir şekilde zarar vermeyecektir. Bu taleple elde edilecek statüyle sadece siyasal nitelikle sınırlandırılmış bir üst kimlik oluşacaktır. Bu kimlik Türkiyelilik kimliği yani demokratik bir ulus kimliği olacaktır. Aslında bu vatansever bir ulus kimliğinin de inşası anlamına gelmektedir. Demokratik ulus kimliğine doksan yıl önce ulaşsaydık bugün bu konuları tartışır olmayacaktık.

Kapitalist modernitenin ortaya çıkardığı olanaklar nedeniyle tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de farkındalığın artması ve minör farklılıkların bile haddinden fazla bir önem taşımaya başlaması kaçınılmaz olarak ülkemizi de etkilemiştir. Başta Kürtler, Aleviler, diğer inanç grupları ve başörtüsü sorunu nedeniyle mağdur olan İslami kesimler olmak üzere çeşitli gruplar, cumhuriyetin hâkim kodları egemen ulus ve egemen inanç sistemi olan vatandaşlık anlayışına sert bir şekilde itiraz etmeye başladılar ve kültürel haklar konusunda da taleplerini yoğunlaştırdılar. Sovyetler iktidarının yıkılması, süper devletler arasındaki sürecin bitimine değin Türkiye için geçerli olan Kemalizm -ki, burada bu ideolojiyi Atatürk'ün çağdaş toplum anlayışından ayırdığını da, ayrıca ayırmak istediğini de belirtmek isterim- ve laiklik gibi ideolojiler bu talepleri karşılamada yetersiz kalmıştır. Bu resmî anlayış, uzun yıllar boyunca, farklı etnik grupları, sırasıyla, emperyalizm, komünizm, radikal İslam gibi ortak düşmanlar karşısında bir arada tutmayı başarabilmiştir. Ancak, gelinen noktada, geçmişe ait tarihsel söylemler üreterek etnik, dinsel ve kültürel grupların bir arada tutulması ihtimali artık yoktur. Geçmişin kullanılmasıyla ulusal bütünlüğün sağlanması mümkün değildir. Dolayısıyla, Türkiye'yi birlik içinde geleceğe taşımak için yeni bir kavrama ihtiyaç vardır. İşte, “anayasal yurttaşlık” tanımı, tam da bu noktada, demokratik ulusun oluşumuna neden olacak bir anayasal yurttaşlık kimlik tanımı yapmanın zamanı gelmiştir.

Yurttaşlık tanımı, her türlü etnik, dinsel ve kültürel imalardan masun kılınmalıdır. Anayasal vatandaşlıkta, vatandaşlık, herhangi bir etnik, dinî veya kültürel kimliğe atıfla tanımlanmamalı ve bunun doğal sonucu olarak da toplumun çoğulcu yapısında bulunan farklılıklar arasında “Birini/birilerini, diğerine/diğerlerine karşı ayrıcalıklı kılan bir tercihte bulunulamaz.” şeklinde yeniden tanzim edilmelidir.

Değerli milletvekilleri, bu yaklaşımda, anayasa, çoğulcu değerleri ihtiva eder ve toplumu oluşturan gruplara eşit mesafede durur. Böylelikle, her türlü farklılık anayasanın koruması altına alınmış olur ve bunların kendi varlıklarını devam ettirip geliştirebilmelerinin de önü açılmış olur.

Anayasal vatandaşlığın ikinci özelliği, kamu makamlarını, farklılıkları törpülemeye ve onları asimile etmeye dönük gizli ya da açık politikaları izlemekten men etmesidir. Bu yaklaşımda, vatandaşlığa, toplumu homojenleştiren bir enstrüman nazarıyla bakılamaz; aksine, vatandaşlık, farklılıklara hukuki güvence sağlayan bir koruma kalkanı niteliğine bürünmektedir.

Bu niteliğiyle demokratik siyasete de zemin hazırlar. Zira, bireylerin sivil ve siyasal haklarının anayasanın muhafazası altına alınması, kimliklerinden müteşekkil haklarının tanınması, onların kendi aralarındaki problemleri şiddete bulaşmadan, demokratik bir zeminde müzakere etmelerine de imkân sağlar.

Türkiye'de, cumhuriyet dönemi anayasalarında, vatandaşlık hep bir etnik kimliğe referansla betimlenmiştir. Bir başka ifadeyle, cumhuriyetin "Türk” kimliğini toplumdaki diğer etnisitelere dayatarak onlara karşı üstün bir konuma getirme amacı güden politikası en belirgin ifadelerini anayasalardaki vatandaşlık tanımlarında bulmuştur.

Çoğulcu toplumların ihtiyaçlarıyla bağdaşmayan bir milliyetçilik anlayışıyla kaleme alınan özellikle 61 ve 82 anayasalarındaki vatandaşlık düzenlemeleri de birçok açıdan sorunludur.

Söz konusu anayasaların tamamı ülkemizdeki çeşitliliğin tek tipleştirilmesi amacına hizmet etmiş ve bu amaca hizmet ettiği oranda da farklı etnisitelerin kendilerini siyasi olarak duyurma imkânını da ortadan kaldırmıştır.

Bugün toplumun çeşitli kesimlerini dışarıda bırakan ve kapsayıcı olmaktan ziyade dışlayıcı olma özelliğiyle öne çıkan bu vatandaşlık anlayışı toplumsal istikrarın temin edilmesinin önündeki en büyük engellerden birisidir.

Dolayısıyla, toplumu oluşturan fertlerin barış içinde bir arada yaşamını hedefleyen bir anayasal metin her şeyden önce bu vatandaşlık anlayışında bir değişikliğe gitmek durumundadır.

Vatandaşlığın bir etnik yapıyla tanımlanmasının sonucu etnik kimliklerden birinin diğerine zorla kabul ettirilmesi şeklinde olmuştur. Vatandaşlığın bir etnik yapı anlamında ortaya çıkan bu durumu gidermek için cumhuriyetin başta bir ortak proje olarak modernleşme projesi, temelinde bir ulus ve devlet yaratmayı da maalesef gaye edinmişti. Cumhuriyetin kurucu iradesini oluşturan bürokratik elit yapı "çokluk" ve "farklılık"ı bir zayıflık nedeni olarak görmüştür.

Yine, kurucu irade, kurdukları devletin bir daha parçalanma tehlikesini yaşamaması için farklı tüm etnisiteleri izale ederek bir etnik kimlikli "yeni bir ulus" yaratma politikası yürütmüştür. Bu, büyük bir yanılsamaydı; tüm sorunlar bu anlayıştan doğdu.

Örneklerle devam etmek istiyorum değerli milletvekilleri: Dönemin Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, 1930 yılında, Ağrı ayaklanması sırasında Ödemiş'te seçmenlere şöyle bir konuşma yapıyor:

"Biz Türkiye denen dünyanın en hür ülkesinde yaşıyoruz. Mebusunuz inançlarından samimiyetle bahsetmek için buradan daha müsait bir ortam bulamazdı. Onun için hislerimi saklamayacağım. Türk, bu ülkenin yegâne efendisi, yegâne sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette tek hakları vardır; hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. Dost ve düşman, hatta dağlar bu hakikati böyle bilsinler.” diye ifade etmiştir. Tabii ki bu söylemlerin artık hiçbir kıymetiharbiyesi yok ve kabul edilemez söylemlerdir.

Bu örnekleri elbette ki çoğaltabiliriz. Binlerce böyle örnek söz konusu iken yanlış ve birlikte yaşamı zorlaştıran, dönemin sorumsuz politikacılarının ifadesini burada öne çıkarmamın nedeni, artık bunların geride kalması gerektiği hususuyla ilgilidir.

Değerli milletvekilleri, bir etnik yapıyla tanımlanan “ulus” tanımı doğru değildir. Türkiye'de yaşayan tüm etnik yapılar bir ulusun bireyleridir, o yüzden “demokratik ulus” tanımını yapıyoruz. Mevcut anayasal tanımlamalar Türkiye toplumunun etnik, dinî ve kültürel farklılıklarını tanıyan, bütünleştirici ve kuşatıcı bir ifade değildir; tersine, bu terim tamamen egemen etnik kimliğin referansı olmaktadır ve onun değerleri karşısında yüceltilmesi işlevini görmektedir ve sadece onu korumaktadır. Bu durum istenmeyen bir durumdur; toplumda farklı bir ruhsal sürecin oluşmasına neden olan bu durumu da artık çözmemiz gerekiyor.

Türkiye gerçekten demokratik ve sivil bir anayasaya sahip olacaksa bu anayasanın vatandaşlık bağlamında yapması gereken, homojenleştirici vatandaşlık tasavvuru yerine farklılıklara hukuki güvence sağlayan yeni bir vatandaşlık anlayışını geliştirmesi şeklinde olacaktır diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Doğan.

Sayın Müslüm Doğan’ın konuşmasıyla 1’inci maddedeki konuşmalar tamamlanmıştır.

1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3’üncü madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik cihazla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, bundan sonraki uluslararası anlaşmaların oylamalarının tamamının da ayrı ayrı elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Açık oylamaya ilişkin genel kuralları her seferinde tekrar etmeyeceğim. Şu anda okuyacağım, bilginize sunacağım kurallar bütün açık oylamalar için geçerlidir.

Oylama için verilen süre içinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin oy pusulalarını oylama için öngörülen süre içinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını yine oylama için öngörülen süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Şimdi bu anlaşmanın oylaması için üç dakika süre veriyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.07

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.18

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet Akif HAMZAÇEBİ

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 81’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

458 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın tümünün açık oylamasında toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, açık oylamayı tekrarlayacağım.

Oylama için üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve İslam Ülkeleri Standardlar ve Metroloji Enstitüsü Arasında İslam Ülkeleri Standardlar ve Metroloji Enstitüsünün Türkiyede Kurulması Hakkında Anlaşmaya Ek Değişiklik Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair 458 sıra sayılı Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı         :    202

Kabul                              :    201

Çekimser                         :        1  (x)

              Kâtip Üye                           Kâtip Üye

             İshak Gazel              Mehmet Necmettin Ahrazoğlu

               Kütahya                               Hatay”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

2’nci sıraya alınan Kalıcı Organik Kirleticilere İlişkin Stokholm Sözleşmesine İlave Edilen Anlaşmazlıkların Çözümü Hakkında EK-G’nin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/636) ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

2.- Kalıcı Organik Kirleticilere İlişkin Stokholm Sözleşmesine İlave Edilen Anlaşmazlıkların Çözümü Hakkında EK-G’nin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/636) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 322) (xx)

BAŞKAN – Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Komisyon Raporu 322 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz talebi yoktur.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

KALICI ORGANİK KİRLETİCİLERE İLİŞKİN STOKHOLM SÖZLEŞMESİNE İLAVE EDİLEN ANLAŞMAZLIKLARIN ÇÖZÜMÜ HAKKINDA EK-G’NİN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) “Kalıcı Organik Kirleticilere İlişkin Stokholm Sözleşmesi”ne ilave edilen Anlaşmazlıkların Çözümü Hakkında Ek-G’nin onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci madde üzerinde söz talebi yoktur.

1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 1’inci madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 2’nci madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – 3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3’üncü madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylama için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Kalıcı Organik Kirleticilere İlişkin Stokholm Sözleşmesine İlave Edilen Anlaşmazlıkların Çözümü Hakkında Ek-G’nin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan Oy Sayısı         :    216

Kabul                              :    216  (X)

              Kâtip Üye                           Kâtip Üye

             İshak Gazel              Mehmet Necmettin Ahrazoğlu

               Kütahya                               Hatay”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

3’üncü sıraya alınan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Ekvador Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/658) ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Ekvador Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/658) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 323) (XX)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon Raporu 323 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ VE EKVADOR CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA HAVA ULAŞTIRMA ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 20 Şubat 2015 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Ekvador Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci madde üzerinde söz isteyen yok.

1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 2’nci madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – 3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylama için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Ekvador Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın açık oylama sonucunu bilgilerinize sunuyorum:

“Kullanılan oy sayısı         :    222

Kabul                              :    222  (x)

              Kâtip Üye                           Kâtip Üye

             İshak Gazel              Mehmet Necmettin Ahrazoğlu

               Kütahya                               Hatay”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

4’üncü sıraya alınan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Komorlar Birliği Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/665) ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

4.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Komorlar Birliği Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/665) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 333) (xx)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon Raporu 333 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen? Yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ VE KOMORLAR BİRLİĞİ ARASINDA HAVA ULAŞTIRMA ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 31 Mayıs 2012 tarihinde İzmir’de imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Komorlar Birliği Arasında Hava Ulaştırma Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – 3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylama için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 333 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Komorlar Birliği Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın açık oylama sonucunu bilgilerinize sunuyorum:

“Kullanılan oy sayısı         :    218

Kabul                              :    217

Ret                                 :        1  (x)

              Kâtip Üye                           Kâtip Üye

             İshak Gazel              Mehmet Necmettin Ahrazoğlu

               Kütahya                               Hatay”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

5’inci sıraya alınan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Moritanya İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

5.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Moritanya İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/676) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 336) (xx)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon Raporu 336 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ VE MORİTANYA İSLAM CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA HAVA ULAŞTIRMA ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 31 Mayıs 2012 tarihinde İzmir’de imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Moritanya İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – 3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylama için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 336 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Moritanya İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucunu bilgilerinize sunuyorum:

“Kullanılan oy sayısı         :    217

Kabul                              :    214

Ret                                 :        1

Çekimser                         :        2  (x)

              Kâtip Üye                           Kâtip Üye

             İshak Gazel              Mehmet Necmettin Ahrazoğlu

               Kütahya                               Hatay”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

6’ncı sıraya alınan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Fas Krallığı Hükümeti Arasında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

6.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Fas Krallığı Hükümeti Arasında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/590) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 315) (xx)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon Raporu 315 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE FAS KRALLIĞI HÜKÜMETİ ARASINDA İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 3 Haziran 2013 tarihinde Rabat’ta imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Fas Krallığı Hükümeti Arasında İşbirliği Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 2’nci madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – 3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 315 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Fas Krallığı Hükümeti Arasında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucunu bilgilerinize sunuyorum:

“Kullanılan oy sayısı         :    219

Kabul                              :    217

Ret                                 :        1

Çekimser                         :        1  (x)

              Kâtip Üye                           Kâtip Üye

             İshak Gazel              Mehmet Necmettin Ahrazoğlu

               Kütahya                               Hatay”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

7’nci sıraya alınan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Madagaskar Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

7.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Madagaskar Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/675) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 335) (xx)

BAŞKAN – Komisyon yerinde.

Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 335 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ VE MADAGASKAR CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA HAVA ULAŞTIRMA ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 31 Mayıs 2012 tarihinde İzmir’de imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Madagaskar Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – 3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylama için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 335 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Madagaskar Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucunu bilgilerinize sunuyorum:

“Kullanılan oy sayısı         :    214

Kabul                              : 214 (x)

              Kâtip Üye                           Kâtip Üye

             İshak Gazel              Mehmet Necmettin Ahrazoğlu

               Kütahya                               Hatay”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

8’inci sıraya alınan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

8.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/678) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 337) (xx)

BAŞKAN – Komisyon yerinde.

Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 337 sıra sayısıyla bastırıp dağıtılmıştır.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ VE CİBUTİ CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA HAVA ULAŞTIRMA ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 31 Mayıs 2012 tarihinde İzmir’de imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler.. Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – 3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 337 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın açık oylama sonucunu bilgilerinize sunuyorum:

“Kullanılan oy sayısı         :    220

Kabul                              :    220  (x)

              Kâtip Üye                           Kâtip Üye

             İshak Gazel              Mehmet Necmettin Ahrazoğlu

               Kütahya                               Hatay”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

9’uncu sıraya alınan, Tehlikeli Malların Karayolu ile Uluslararası Taşımacılığına İlişkin Avrupa Anlaşmasının Tadil Edilen Eklerinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/532) ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

9.- Tehlikeli Malların Karayolu ile Uluslararası Taşımacılığına İlişkin Avrupa Anlaşmasının Tadil Edilen Eklerinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/532) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 224) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 224 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TEHLİKELİ MALLARIN KARAYOLU İLE ULUSLARARASI TAŞIMACILIĞINA İLİŞKİN AVRUPA ANLAŞMASININ TADİL EDİLEN EKLERİNİN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu bünyesinde hazırlanan “Tehlikeli Malların Karayolu ile Uluslararası Taşımacılığına İlişkin Avrupa Anlaşması”nın tadil edilen eklerinin onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – 3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3’üncü madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylama için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 224 sıra sayılı Tehlikeli Malların Karayolu ile Uluslararası Taşımacılığına İlişkin Avrupa Anlaşmasının Tadil Edilen Eklerinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın açık oylama sonucunu bilgilerinize sunuyorum:

“Kullanılan oy sayısı         :    223

Kabul                              :    223  (x)

              Kâtip Üye                           Kâtip Üye

             İshak Gazel              Mehmet Necmettin Ahrazoğlu

               Kütahya                               Hatay”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

10’uncu sıraya alınan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Arap Turizm Örgütü (ATÖ) Arasında Türkiye’de Bir Temsilcilik İhdas Edilmesine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

10.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Arap Turizm Örgütü (ATÖ) Arasında Türkiye’de Bir Temsilcilik İhdas Edilmesine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/732) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 462) (xx)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon Raporu 462 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE ARAP TURİZM ÖRGÜTÜ (ATÖ) ARASINDA TÜRKİYE’DE BİR TEMSİLCİLİK İHDAS EDİLMESİNE İLİŞKİN ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 3 Mayıs 2016 tarihinde Konya’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Arap Turizm Örgütü (ATÖ) Arasında Türkiye’de Bir Temsilcilik İhdas Edilmesine İlişkin Anlaşma”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 2’nci madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – 3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylama için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 462 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Arap Turizm Örgütü (ATÖ) Arasında Türkiye’de Bir Temsilcilik İhdas Edilmesine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın açık oylama sonucunu bilgilerinize sunuyorum:

“Kullanılan oy sayısı         :    225

Kabul                              :    223

Ret                                 :        1

Çekimser                         :        1  (x)

              Kâtip Üye                           Kâtip Üye

             İshak Gazel              Mehmet Necmettin Ahrazoğlu

               Kütahya                               Hatay”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

11’inci sıraya alınan, Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesine Ek İnsan Kopyalanmasının Yasaklanmasına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

11.- Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesine Ek İnsan Kopyalanmasının Yasaklanmasına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/646) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 344) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon Raporu 344 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

BİYOLOJİ VE TIBBIN UYGULANMASI BAKIMINDAN İNSAN HAKLARI VE İNSAN HAYSİYETİNİN KORUNMASI SÖZLEŞMESİNE EK İNSAN KOPYALANMASININ YASAKLANMASINA İLİŞKİ PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 12 Ocak 1998 tarihinde Paris’te imzalanan “Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi’ne Ek İnsan Kopyalanmasının Yasaklanmasına İlişkin Protokol”ün onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 2’nci madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – 3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylama için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 344 sıra sayılı Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesine Ek İnsan Kopyalanmasının Yasaklanmasına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı         :    229

Kabul                              :    229  (X)

              Kâtip Üye                           Kâtip Üye

             İshak Gazel              Mehmet Necmettin Ahrazoğlu

               Kütahya                               Hatay”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

12’nci sıraya alınan, Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölge Ofisi Arasında İki Yıllık İşbirliği Anlaşması 2010/2011’in Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

12.- Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölge Ofisi Arasında İki Yıllık İşbirliği Anlaşması 2010/2011’in Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/610) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 342) (XX)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon raporu 342 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ SAĞLIK BAKANLIĞI VE DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ AVRUPA BÖLGE OFİSİ ARASINDA İKİ YILLIK İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASI 2010/2011’İN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) Türkiye Cumhuriyeti adına 7 Ocak 2010 tarihinde imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölge Ofisi Arasında İki Yıllık İşbirliği Anlaşması 2010/2011”in onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 2’nci madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – 3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 3’üncü madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 342 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölge Ofisi Arasında İki Yıllık İşbirliği Anlaşması 2010/2011’in Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucunu bilgilerinize sunuyorum:

“Kullanılan oy sayısı         :    221

Kabul                              :    221  (x)

              Kâtip Üye                           Kâtip Üye

             İshak Gazel              Mehmet Necmettin Ahrazoğlu

               Kütahya                               Hatay”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

13’üncü sıraya alınan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Arasında Türkiyedeki Işık Tatbikatı Sırasında Ev Sahibi Ülke Tarafından Sağlanacak Destek Konusunda Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Milli Savunma Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporlarının görüşmelerine başlıyoruz.

13.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Arasında Türkiyedeki Işık Tatbikatı Sırasında Ev Sahibi Ülke Tarafından Sağlanacak Destek Konusunda Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/671) ile Milli Savunma Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 346) (xx)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon Raporu 346 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA TÜRKİYEDEKİ IŞIK TATBİKATI SIRASINDA EV SAHİBİ ÜLKE TARAFINDAN SAĞLANACAK DESTEK KONUSUNDA MUTABAKAT MUHTIRASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) Hükümetimiz adına 10 Nisan 2015 tarihinde imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Türkiye’deki Işık Tatbikatı Sırasında Ev Sahibi Ülke Tarafından Sağlanacak Destek Konusunda Mutabakat Muhtırası”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – 3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Arasında Türkiyedeki Işık Tatbikatı Sırasında Ev Sahibi Ülke Tarafından Sağlanacak Destek Konusunda Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın açık oylama sonucunu bilgilerinize sunuyorum:

“Kullanılan oy sayısı         :    217

Kabul                              :    217  (x)

              Kâtip Üye                           Kâtip Üye

             İshak Gazel              Mehmet Necmettin Ahrazoğlu

               Kütahya                               Hatay”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

14’üncü sıraya alınan Avrupa-Kafkasya-Asya Ulaştırma Koridorunun Üzerinde Uluslararası Taşımacılığın Geliştirilmesi Çok Taraflı Temel Anlaşmasına Değişiklikler Hakkında Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

14.- Avrupa-Kafkasya-Asya Ulaştırma Koridorunun Üzerinde Uluslararası Taşımacılığın Geliştirilmesi Çok Taraflı Temel Anlaşmasına Değişiklikler Hakkında Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/679) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 347) (xx)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon Raporu 347 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

AVRUPA-KAFKASYA-ASYA ULAŞTIRMA KORİDORUNUN ÜZERİNDE ULUSLARARASI TAŞIMACILIĞIN GELİŞTİRİLMESİ ÇOK TARAFLI TEMEL ANLAŞMASINA DEĞİŞİKLİKLER HAKKINDA PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 29 Ocak 2015 tarihinde İstanbul’da imzalanan “Avrupa-Kafkasya-Asya Ulaştırma Koridorunun Üzerinde Uluslararası Taşımacılığın Geliştirilmesi Çok Taraflı Temel Anlaşmasına Değişiklikler Hakkında Protokol”ün onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – 3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 347 sıra sayılı Avrupa-Kafkasya-Asya Ulaştırma Koridorunun Üzerinde Uluslararası Taşımacılığın Geliştirilmesi Çok Taraflı Temel Anlaşmasına Değişiklikler Hakkında Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun açık oylama sonucunu bilgilerinize sunuyorum:

“Kullanılan oy sayısı         :    216

Kabul                              :    216  (x)

              Kâtip Üye                           Kâtip Üye

             İshak Gazel              Mehmet Necmettin Ahrazoğlu

                Kütahya                              Hatay”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

15’inci sıraya alınan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Portekiz Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gizlilik Dereceli Bilginin Karşılıklı Korunması Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Milli Savunma Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporlarının görüşmelerine başlıyoruz.

15.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Portekiz Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gizlilik Dereceli Bilginin Karşılıklı Korunması Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/681) ile Milli Savunma Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 348) (xx)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon Raporu 348 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE PORTEKİZ CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ

ARASINDA GİZLİLİK DERECELİ BİLGİNİN KARŞILIKLI KORUNMASI ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 3 Mart 2015 tarihinde Lizbon’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Portekiz Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gizlilik Dereceli Bilginin Karşılıklı Korunması Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – 3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Portekiz Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gizlilik Dereceli Bilginin Karşılıklı Korunması Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Milli Savunma Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları açık oylama sonucunu bilgilerinize sunuyorum:

“Kullanılan oy sayısı         :    216

Kabul                              :    216  (x)

              Kâtip Üye                           Kâtip Üye

             İshak Gazel              Mehmet Necmettin Ahrazoğlu

               Kütahya                               Hatay”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

16’ncı sıraya alınan Türkiye Cumhuriyeti Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile Irak Cumhuriyeti İskan ve İnşaat Bakanlığı Arasındaki Yapı Malzemeleri Alanında Mutabakat Zaptı ile Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

16.- Türkiye Cumhuriyeti Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile Irak Cumhuriyeti İskan ve İnşaat Bakanlığı Arasındaki Yapı Malzemeleri Alanında Mutabakat Zaptı ile Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/408) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı:349) (xx)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon Raporu 349 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞI İLE IRAK CUMHURİYETİ İSKAN VE İNŞAAT BAKANLIĞI ARASINDAKİ YAPI MALZEMELERİ ALANINDA MUTABAKAT ZAPTI İLE NOTALARIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 15 Ekim 2009 tarihinde Bağdat’ta imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile Irak Cum-huriyeti İskan ve İnşaat Bakanlığı Arasındaki Yapı Malzemeleri Alanında Mutabakat Zaptı” ile Notaların onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 2’nci kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – 3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile Irak Cumhuriyeti İskan ve İnşaat Bakanlığı Arasındaki Yapı Malzemeleri Alanında Mutabakat Zaptı ile Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucunu bilgilerinize sunuyorum:

“Kullanılan oy sayısı         :    218

Kabul                              :    218  (x)

              Kâtip Üye                           Kâtip Üye

             İshak Gazel              Mehmet Necmettin Ahrazoğlu

               Kütahya                               Hatay”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

17'nci sıraya alınan Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Orman Bakanı ile Avusturya Cumhuriyeti Federal, Tarım, Ormancılık, Çevre ve Su Yönetimi Bakanı Arasında Çevre ve Ormancılık Alanında İşbirliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

17.- Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Orman Bakanı ile Avusturya Cumhuriyeti Federal, Tarım, Ormancılık, Çevre ve Su Yönetimi Bakanı Arasında Çevre ve Ormancılık Alanında İşbirliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/608) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 351) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon Raporu 351 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÇEVRE VE ORMAN BAKANI İLE AVUSTURYA CUMHURİYETİ FEDERAL, TARIM, ORMANCILIK, ÇEVRE VE SU YÖNETİMİ BAKANI ARASINDA ÇEVRE VE ORMANCILIK ALANINDA İŞBİRLİĞİ MUTABAKAT MUHTIRASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 18 Haziran 2009 tarihinde Viyana’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Orman Bakanı ile Avusturya Cumhuriyeti Federal, Tarım, Ormancılık, Çevre ve Su Yönetimi Bakanı Arasında Çevre ve Ormancılık Alanında İşbirliği Mutabakat Muhtırası”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – 3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 3’üncü madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Orman Bakanı ile Avusturya Cumhuriyeti Federal, Tarım, Ormancılık, Çevre ve Su Yönetimi Bakanı Arasında Çevre ve Ormancılık Alanında İşbirliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucunu bilgilerinize sunuyorum:

“Kullanılan oy sayısı         :    215

Kabul                              :    214

Çekimser                         :        1  (x)

              Kâtip Üye                           Kâtip Üye

             İshak Gazel              Mehmet Necmettin Ahrazoğlu

               Kütahya                               Hatay”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

18’inci sıraya alınan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Moldova Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Çevre Alanında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

18.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Moldova Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Çevre Alanında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/632) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 353) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon Raporu 353 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE MOLDOVA CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA ÇEVRE ALANINDA MUTABAKAT ZAPTININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 1 Kasım 2012 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Moldova Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Çevre Alanında Mutabakat Zaptı”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – 3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylama için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Moldova Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Çevre Alanında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın açık oylama sonucunu bilgilerinize sunuyorum:

“Kullanılan oy sayısı         :    217

Kabul                              :    216

Ret                                 :        1  (x)

              Kâtip Üye                           Kâtip Üye

             İshak Gazel              Mehmet Necmettin Ahrazoğlu

               Kütahya                               Hatay”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

19’uncu sıraya alınan Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Orman Bakanlığı ile Irak Cumhuriyeti Çevre Bakanlığı Arasında Çevre Alanında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

19.- Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Orman Bakanlığı ile Irak Cumhuriyeti Çevre Bakanlığı Arasında Çevre Alanında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/634) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 354)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Bundan sonra da komisyonların bulunmayacağı anlaşıldığından, alınan karar gereğince kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 15 Mart 2017 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum; iyi akşamlar diliyorum.

Kapanma Saati: 20.16



(x) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

(X) 458 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan bir kelime ifade edildi.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 322 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(X) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(XX) 323 S.Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 333 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 336 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 315 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 335 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir

(xx) 337 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 224 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 462 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonucunu gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) 344 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(X) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(XX) 342 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 346 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 347 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 348 S.Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 349 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) 351 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) 353 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.