TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

79’uncu Birleşim

8 Mart 2017 Çarşamba

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

 

İÇİNDEKİLER

 

 

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın, geçirdiği operasyon dolayısıyla kendisiyle ilgilenen, geçmiş olsun dileğinde bulunan herkese teşekkür ettiğine, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne, 12 Mart 1921 İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü’ne, 14 Mart Tıp Bayramı’na, 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferi ile 19 Mart Osmanlı Mebusan Meclisinin açılmasının yıl dönümlerine, 21 Mart Nevruz Bayramı’na ve 30 Mart üç ayların başlangıcına ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin konuşması

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, Adıyaman’ın hiçbir dönemde hiçbir terör örgütüne yuva olmadığına, Adıyamanlıların terör örgütlerinin hepsine karşı durduklarına ilişkin konuşması

 

 

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik’in, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a ve ailesine geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ilişkin açıklaması

2.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ve 15 Temmuz gecesi Mecliste yaşanan birlik ve beraberliğin çok önemli olduğuna ilişkin açıklaması

3.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, MHP Grubu olarak TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a geçmiş olsun dileklerini sunduklarına ve 15 Temmuz gecesi yaşanan silah arkadaşlığının gelecek nesillere devredilecek bir şeref mirası olarak hep yâd edileceğine ilişkin açıklaması

4.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ve ülke demokrasisinin üzerinde kara bir leke gibi duran HDP milletvekillerinin tutukluluk hâllerinin sonlanması için çaba gösterilmesini istirham ettiğine ilişkin açıklaması

5.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, AK PARTİ Grubu olarak TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a geçmiş olsun dileğinde bulunduklarına ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

6.- İzmir Milletvekili Murat Bakan’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

7.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ve Balıkesir’de sağlık hizmetlerinde yaşanan sorunlara ilişkin açıklaması

8.- Mersin Milletvekili Yılmaz Tezcan’ın, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ve Almanya, Hollanda ve bazı Avrupa ülkelerinin bakanların demokratik konuşma haklarına engel olmalarını kınadığına ilişkin açıklaması

9.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

10.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

11.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

12.- İstanbul Milletvekili Fatma Benli’in, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

13.- Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

14.- Elâzığ Milletvekili Ejder Açıkkapı’nın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

15.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne, Peygamberimiz’in 8 Mart 632 Cuma günü Arafat Vadisi’nde dünyada ilk insan hakları evrensel beyannamesini ilan etmesinin 1385’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

16.- Erzurum Milletvekili Orhan Deligöz’ün, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ve 12 Mart Erzurum’un kurtuluşunun 99’uncu yıl dönümüne ilişkin açıklaması

17.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle basın açıklaması yapmak isteyen bir kadın avukatın Mersin Baro Başkanı tarafından itilerek engellenmesine ve hiçbir sivil toplum örgütünün iktidara şirin görünmeye çalışmaması gerektiğine ilişkin açıklaması

18.- Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ve Antalya’nın Aksu ilçesinin Kemerağzı Kundu bölgesinde bulunan turistik alanla ilgili bilgi almak istediğine ilişkin açıklaması

19.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

20.- Hatay Milletvekili Mehmet Necmettin Ahrazoğlu’nun, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ve 15 Temmuz mağdurlarıyla ilgili bir çalışma olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

21.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna, 7 Mart Kadirli’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 97’nci yıl dönümüne ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

22.- Bursa Milletvekili Bennur Karaburun’un, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna, trafik kazasında hayatını kaybeden TÜRK METAL-İŞ Sendikası üyelerine Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dilediğine ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

23.- Trabzon Milletvekili Ayşe Sula Köseoğlu’nun, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

24.- İstanbul Milletvekili Selina Doğan’ın, anneleri tutuklu veya hükümlü olduğu için onlarla birlikte cezaevlerinde kalmak zorunda olan çocuklarla ilgili bir düzenleme yapılmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

25.- Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan’ın, kadın haklarının alabildiğine genişlemiş durumda olmadığına ilişkin açıklaması

26.- İstanbul Milletvekili Arzu Erdem’in, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna, trafik kazasında hayatını kaybeden TÜRK METAL-İŞ Sendikası üyelerinin yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar dilediğine ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

 

27.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

28.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne, Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in hukuksuz tutukluluk kararının ortadan kaldırılması ve sağlık durumuyla ilgili bir çalışma yapılmasını istirham ettiğine ilişkin açıklaması

29.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ve trafik kazasında hayatını kaybeden TÜRK METAL-İŞ Sendikası üyelerine Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dilediğine ilişkin açıklaması

30.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

31.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Sivas Milletvekili Ali Akyıldız’ın MHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

32.- Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın, Kayseri Milletvekili Hülya Nergis’in MHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Malatya Milletvekili Öznur Çalık’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Mardin Milletvekili Erol Dora’nın, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş ve 21 milletvekilinin, sivil halka yönelik işkence ve kötü muamelelerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/492)

2.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ve 21 milletvekilinin, Suruç’ta tam donanımlı bir bölge hastanesi ihtiyacının tüm boyutlarıyla araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/493)

3.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ve 21 milletvekilinin, uyuşturucu bağımlılığı ile fuhuş suçlarındaki artışın nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/494)

 

 

 

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- MHP Grubunun, 16/2/2016 tarih ve 1109 sayıyla Adana Milletvekili Muharrem Varlı ve arkadaşları tarafından, tarımsal üretimde kullanılan gübre ve gübre fiyatlarındaki artışların nedenlerinin araştırılması ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 8 Mart 2017 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- HDP Grubunun, 8/3/2017 tarihinde Grup Başkan Vekili Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım tarafından, Türkiye’de siyasi atmosferin kötüye gitmesi ve yanlış ekonomik politikalar ile baş gösteren ekonomik krizin önüne geçilmesi, başta siyasi kriz olmak üzere tüm sebeplere çözüm bulunması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, Genel Kurulun 8 Mart 2017 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, 28/2/2017 tarihinde Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve arkadaşları tarafından, kadın istihdamı ve kadın işsizliğine ilişkin sorunların önlenmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, Genel Kurulun 8 Mart 2017 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın HDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yerinden sarf ettiği bazı ifadeleri sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak’ın HDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

4.- Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak’ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

 

 

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Habibe Kadiri Kız Okullarının Kuruluşu ve Faaliyetlerine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/415) ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun (S. Sayısı: 390)

2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültür Merkezlerinin Kuruluşu, İşleyişi ve Faaliyetleri Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/398) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 229)

3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Yemen Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Enerji Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/629) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 352)

4.- Türkiye Cumhuriyeti ile Nijer Cumhuriyeti Arasında Madenler Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/545) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 189)

5.- Türkiye Cumhuriyeti ile Nijer Cumhuriyeti Arasında Enerji ve Hidrokarbonlar Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/616) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 191)

6.- Türkiye Cumhuriyeti, Yunanistan Cumhuriyeti ve İtalya Cumhuriyeti Arasında Türkiye-Yunanistan-İtalya Gaz Nakil Koridorunun Geliştirilmesine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/615) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 190)

7.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/374) ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 74)

8.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına Yönelik Anlaşmaya İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/298) ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 75)

9.- 1996 Tehlikeli ve Zararlı Maddelerin Deniz Yoluyla Taşınmasından Kaynaklanan Zararın Tazmini ve Sorumluluğu Hakkında Uluslararası Sözleşmeye İlişkin 2010 Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/478) ile Çevre Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 227)

10.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültür Merkezlerinin Kuruluşu, İşleyişi ve Faaliyetleri Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/397) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 228)

11.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bahreyn Krallığı Hükümeti Arasında Turizm Alanında İşbirliği Konusunda Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/401) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 230)

12.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Turizm Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/421) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 231)

13.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bulgaristan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ortak Film Yapımına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/560) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 232)

14.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İran İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ortak Film Yapımına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/561) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 233)

15.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bulgaristan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Bilgi ve İletişim Teknolojileri ve E-Devlet Alanında İşbirliği İçin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/566) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 234)

16.- Güneyde Sürdürülebilir Kalkınma İçin Bilim ve Teknoloji Komisyonuna Üye Devlet Olarak Katılım Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/526) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 239)

17.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Cibutide TİKA Program Koordinasyon Ofisi Kurulmasına ve Teknik İşbirliğine Dair Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı (1/578) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 242)

18.- Türkiye Cumhuriyeti Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Azerbaycan Cumhuriyeti İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı Arasında Bilim, Teknoloji, Sanayi ve Girişimcilik Alanında İşbirliğini Güçlendirmeye Yönelik Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/504) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 252)

19.- Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine Yönelik Kyoto Protokolüne İlişkin Taraflar Konferansında Alınan Kararın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/595) ile Çevre Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 259)

20.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ekvator Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Çevre Alanında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/328) ile Çevre Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 261)

21.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Macaristan Hükümeti Arasında Sosyal Güvenlik Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/523) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 264)

22.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gürcistan Hükümeti Arasında Çevre ve Ormancılık Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/605) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 265)

23.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Hırvatistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Çevre, Doğa, Su ve Ormancılık Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/607) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 271)

24.- Tıbbi Ürün Sahteciliği ve Halk Sağlığına Tehditler İçeren Benzeri Suçlar Hakkında Avrupa Konseyi Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/321) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 214)

25.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/572) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 241)

26.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kongo Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tarım Alanında Ekonomik, Bilimsel ve Teknik İşbirliği Hakkında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/543) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 243)

27.- Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Senegal Cumhuriyeti Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Arasında Tarım Alanında Teknik, Bilimsel ve Ekonomik İşbirliği Protokolunun Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/553) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 245)

28.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Estonya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tarımsal İşbirliği Konulu Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/563) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 247)

29.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yemen Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kalkınma İşbirliğine Yönelik Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/506) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 253)

30.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Guernsey Hükümeti Arasında Vergi Konularında Bilgi Değişimi Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/564) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 254)

31.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Man Adası Hükümeti Arasında Vergi Konularında Bilgi Değişimi Anlaşması ve Söz Konusu Anlaşmaya İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/565) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 255)

32.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cebelitarık Hükümeti Arasında Vergi Konularında Bilgi Değişimi Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/567) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 256)

33.- Doha Konferansında Kyoto Protokolünde Yapılan Değişikliklerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/594) ile Çevre Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 258)

34.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Nijer Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Su Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/614) ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun (S. Sayısı: 266)

35.- Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin Başvuru Usulüne İlişkin İhtiyari Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/322) ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun (S. Sayısı: 267)

X.- OYLAMALAR

1.- (S. Sayısı: 229) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültür Merkezlerinin Kuruluşu, İşleyişi ve Faaliyetleri Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

2.- (S. Sayısı: 352) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Yemen Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Enerji Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

3.- (S. Sayısı: 189) Türkiye Cumhuriyeti ile Nijer Cumhuriyeti Arasında Madenler Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

4.- (S. Sayısı: 191) Türkiye Cumhuriyeti ile Nijer Cumhuriyeti Arasında Enerji ve Hidrokarbonlar Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

5.- (S. Sayısı: 190) Türkiye Cumhuriyeti, Yunanistan Cumhuriyeti ve İtalya Cumhuriyeti Arasında Türkiye-Yunanistan-İtalya Gaz Nakil Koridorunun Geliştirilmesine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

6.- (S. Sayısı: 74) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

7.- (S. Sayısı: 75) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına Yönelik Anlaşmaya İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oyalaması

8.- (S. Sayısı: 227) 1996 Tehlikeli ve Zararlı Maddelerin Deniz Yoluyla Taşınmasından Kaynaklanan Zararın Tazmini ve Sorumluluğu Hakkında Uluslararası Sözleşmeye İlişkin 2010 Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

9.- (S. Sayısı: 228) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültür Merkezlerinin Kuruluşu, İşleyişi ve Faaliyetleri Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

10.- (S. Sayısı: 230) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bahreyn Krallığı Hükümeti Arasında Turizm Alanında İşbirliği Konusunda Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

11.- (S. Sayısı: 231) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Turizm Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

12.- (S. Sayısı: 232) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bulgaristan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ortak Film Yapımına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

13.- (S. Sayısı: 233) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İran İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ortak Film Yapımına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

14.- (S. Sayısı: 234) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bulgaristan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Bilgi ve İletişim Teknolojileri ve E-Devlet Alanında İşbirliği İçin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

15.- (S. Sayısı: 239) Güneyde Sürdürülebilir Kalkınma İçin Bilim ve Teknoloji Komisyonuna Üye Devlet Olarak Katılım Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

16.- (S. Sayısı: 242) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Cibutide TİKA Program Koordinasyon Ofisi Kurulmasına ve Teknik İşbirliğine Dair Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı’nın oylaması

17.- (S. Sayısı: 252) Türkiye Cumhuriyeti Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Azerbaycan Cumhuriyeti İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı Arasında Bilim, Teknoloji, Sanayi ve Girişimcilik Alanında İşbirliğini Güçlendirmeye Yönelik Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

18.- (S. Sayısı: 259) Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine Yönelik Kyoto Protokolüne İlişkin Taraflar Konferansında Alınan Kararın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

19.- (S. Sayısı: 261) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ekvator Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Çevre Alanında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

20.- (S. Sayısı: 264) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Macaristan Hükümeti Arasında Sosyal Güvenlik Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

21.- (S. Sayısı: 265) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gürcistan Hükümeti Arasında Çevre ve Ormancılık Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

22.- (S. Sayısı: 271) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Hırvatistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Çevre, Doğa, Su ve Ormancılık Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

23.- (S. Sayısı: 214) Tıbbi Ürün Sahteciliği ve Halk Sağlığına Tehditler İçeren Benzeri Suçlar Hakkında Avrupa Konseyi Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

24.- (S. Sayısı: 241) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

25.- (S. Sayısı: 243) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kongo Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tarım Alanında Ekonomik, Bilimsel ve Teknik İşbirliği Hakkında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

26.- (S. Sayısı: 245) Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Senegal Cumhuriyeti Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Arasında Tarım Alanında Teknik, Bilimsel ve Ekonomik İşbirliği Protokolunun Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

27.- (S. Sayısı: 247) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Estonya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tarımsal İşbirliği Konulu Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

28.- (S. Sayısı: 253) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yemen Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kalkınma İşbirliğine Yönelik Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

29.- (S. Sayısı: 254) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Guernsey Hükümeti Arasında Vergi Konularında Bilgi Değişimi Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

30.- (S. Sayısı: 255) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Man Adası Hükümeti Arasında Vergi Konularında Bilgi Değişimi Anlaşması ve Söz Konusu Anlaşmaya İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

31.- (S. Sayısı: 256) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cebelitarık Hükümeti Arasında Vergi Konularında Bilgi Değişimi Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

32.- (S. Sayısı: 258) Doha Konferansında Kyoto Protokolünde Yapılan Değişikliklerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

8 Mart 2017 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.03

BAŞKAN: İsmail KAHRAMAN

KÂTİP ÜYELER: Özcan PURÇU (İzmir), Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 79’uncu Birleşimini açıyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

Çok teşekkür ediyorum, Allah razı olsun, sağ olasınız efendim. Sizlere çok teşekkür borçluyum, onu inşallah başlangıçta ifade edeceğim müsaadenizle. Cenab-ı Hakk’a hamdüsena olsun, yine bir araya geldik. Hepimize Cenab-ı Hak hayırlı hizmetler nasip eylesin.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın, geçirdiği operasyon dolayısıyla kendisiyle ilgilenen, geçmiş olsun dileğinde bulunan herkese teşekkür ettiğine, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne, 12 Mart 1921 İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü’ne, 14 Mart Tıp Bayramı’na, 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferi ile 19 Mart Osmanlı Mebusan Meclisinin açılmasının yıl dönümlerine, 21 Mart Nevruz Bayramı’na ve 30 Mart üç ayların başlangıcına ilişkin konuşması

BAŞKAN - Müsaadenizle bazı duygularımı sizlere aktarmak isterim. Bir operasyon geçirdim ve yine bir araya gelmek nasip oldu. Büyük bahtiyarlık içerisindeyim. Değerli arkadaşlarım, sizler hiçbir parti farkı gözetmeden büyük alaka gösterdiniz. Sonsuz teşekkürlerimi arz ediyorum.

Dua çok mühim. Dualar, hatimler, kurbanlar, bir sürü yerden mesajlar… Demek ki bizim toplumumuz bir bütün olduğunun şuuru ve idraki içerisinde, insanlık deyince, duygu, his deyince, beraberlik deyince bunu sergiliyor. Bunu nerede gördük? 15 Temmuzda gördük, 7 Kasımda gördük. Bir bütünüz. Parmaklar bilekte birleşiyor. Geçici duygulardır ama yeri geldiği zaman bu asil millet bir bütündür.

Anadolu’yu bilirsiniz. Benim çocukluğum Karabük’te geçti. Bir cenaze olduğunda bütün Karabük cenazeye gider. Ayrı bir mahallede ama acıyı bölüşüyor. Acıda ve kıvançta birlikte olmak bizim ananemizde, yapımızda ve dokumuzda var.

Çok teşekkürler ediyorum. Teşekkür edeceğim birçok insan var. Şimdi birazını söyleyeyim, söylemeden olmaz.

Cumhurbaşkanımıza öncelikle teşekkür ediyorum. Beni, bir an, hatta saniye diyebilirim, yalnız bırakmadı; o insancıllığıyla, o yakınlığıyla ve şefkatiyle diyeyim, bana çok yardımcı oldu. Doktorlarımız fevkalade alaka gösterdiler.

Bendeniz daha önceden doktor olmak istiyordum ama bu hastalığımda doktorluğun ne kadar zor, meşakkatli, fedakâr bir meslek olduğunu gördüm. Allah hepsinden razı olsun; hani bir sözümüz var ya “Allah eksikliğini göstermesin ve muhtaç etmesin.” Çok büyük şefkat gördüm; hastanelere, hastane sahibesi hanımefendiye, bütün öğretim üyelerine, başhekimine baştan aşağı teşekkür ediyorum.

Siyasi partilerimizin genel başkanlarına, Başbakanımız AK PARTİ (Adalet ve Kalkınma Partisi) Genel Başkanı Binali Yıldırım Bey’e, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Beyefendi’ye ve MHP Genel Başkanı, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye, Halkların Demokratik Partisinin Meclis Başkan Vekiline, Grup Başkan Vekiline, siz milletvekillerine, partilerin yönetiminde görev alan değerli milletvekillerimize tek tek, ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum, kabul etmelerini rica ediyorum. (Alkışlar)

Bu teşekkür listesi oldukça uzun, unuttuğum olursa beni bağışlasınlar; sivil toplum kuruluşları, Genelkurmay Başkanımız, yurt dışından birçok insan, yurt dışından daha önce Türkiye’yi ziyarete gelmiş devlet adamlarından, meclis başkanlarından arayanlar, gönül coğrafyamızdan arayanlar… Tabii, böyle zamanlardaki aramalar büyük moral veriyor. Karşı karşıya görüşemedim ama notları hep gördüm, okudum. Velhasıl, sizlere teşekkür ediyorum, “Kimsenin başına sıkıntı gelmesin.” duasını da ekliyorum. Allah razı olsun.

Bu, hamda ait bir şiir var. Araya bir şiir koyalım: Kabul edenler… Kabul edenler… Kabul edilmiştir. Oylama demokratik görüyorsunuz. (Alkışlar)

“Yıllar götürüyor bir bir ömürden,

Gidene de, kalana da hamdolsun.

Dert içteyse fayda gelmez tamirden,

Verene de, alana da hamdolsun.

Bu dünyaya geliş sebebi malum,

Haktır, hakikattir, hiç şaşmaz yolum.

Rabb’in yarattığı âciz bir kulum,

Aslıma da, neslime de hamdolsun.”

Bilemiyorum beğendiniz mi? Güzel bir şey bu. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

Tabii, “hamdetmek” ve “şükretmek” iki arkadaş kelime. Eskiden kelimeler arasındaki nüanslar iyi bilinirdi. Bir işin devamını istemiyorsanız “hamt”, devamını istiyorsanız “şükür” denir. “Hastalıktan kurtuldum hamdolsun.” veya “O kadar iyiyim ki şükrolsun.” Burada hamda ait bir şiirdir, Kenan Tiryaki’nin; güzel yazmış, Allah razı olsun.

Efendim, mart ayı hareketli bir ay malumualiniz, herhâlde cemreler düşüyor, mevsim değişikliği var, dünyada da böyle günler, birçok gün var. Bu arada 1 ila 7 Mart, dün biten Yeşilay Haftası; bugün, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Bu Dünya Kadınlar Günü Amerika’da New York’ta ortaya çıkmış bir hadise.

Hanımefendi, sizin konunuza girmeyeceğim; biliyorum, bu konuda konuşacaksınız ama bir giriş olsun diye söylüyorum.

Türkiye, 1984’te bunu düzenli olarak anmaya başladı. Hanımlarımıza, kadınlarımıza hayırlı uğurlu olsun. Saadet, huzur içinde, afiyet içinde nice güzel günlere kavuşmalarını diliyorum ve niyaz ediyorum.

Geçen sene Dünya Kadınlar Günü’nde bütün partilerden hanım milletvekillerimize davette bulunmuştuk ama bu sene tatilin marta uzayacağını bilmediğimiz için ve bir de referandum hadisesi olduğu için o günü ileriye bıraktık. İsterim ki bu bir teamül olsun ve Meclisimiz her sene bugünü en geniş şekilde kutlasın. Tekrar kutluyorum efendim.

12 Mart 1921 İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü. Rumi takvim ile miladi takvim arasında on üç gün var. Esasında bu 25 Mart olacak ama o tarihte 12 Mart olduğu için “12 Mart” deniyor ve büyük şairimiz Akif’in bir temennisi var “Bir daha Allah bize İstiklal Marşı yazdırmasın.” diye, o anış var.

14 Mart Tıp Bayramı, doktorlarımıza ait ve 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferi. Çanakkale eğer geçilseydi, Ruslar içindeki o Bolşevik İhtilali hadisesi, Lenin’in gelmesi olmayacak yani dünya tarihi ve coğrafyası, hudutları tamamen değişecekti. Çok mühim bir deniz zaferidir ve kara savaşları bir ay bir hafta sonra başlamıştır. Bütün orada şehit olanlara Cenab-ı Hak gani gani rahmet eylesin diyorum.

19 Mart 1877 Osmanlı Mebusan Meclisinin açılması. 1877-2017, ne yapıyor?

LEVENT GÖK (Ankara) – Yüz kırk, yüz kırk.

MUHARREM ERKEK (Çanakkale) – Yüz kırk.

BAŞKAN – Yüz kırk seneye dayanıyor. Osmanlı Mebusan Meclisi bir sene içinde kapandı ama Âyan Meclisi kapanmadı, Âyan Meclisi hep sürdü. Tabii, o kapanış sebepleri ayrı, o tarihe girmeyelim.

21 Mart Nevruz Bayramı. Burada olmayacağımız için bunları şimdiden kutlama bakımından söylüyorum, hayırlı olsun. Devlet bu bayramı anmakta, bütün Orta Asya’da ve bütün coğrafyada bu anılıyor. Hayırlı olsun.

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) – Başkanım, 12 Mart Erzurum’un kurtuluşunu atladınız.

BAŞKAN – Efendim, hocamız her şeyde Erzurum’u aklına getiriyor, gene mesajını verdi. Erzurum bir, trafik iki.

30 Martta da üç aylar başlıyor. Geliverdi ramazan. Hayırlı uğurlu olsun. Diğerlerinde çok günler var, haftalar var, onlarla huzurunuzu işgal etmek istemiyorum. Hepsi hayırlı olsun, uğurlu olsun diyorum.

Bu arada Meclisteki mesai arkadaşlarıma teşekkürü unuttum; unuttuklarım da vardır, beni bağışlasınlar. Tekrar tekrar hepinize en derin hürmetlerimi, teşekkürlerimi sunuyorum. Cenab-ı Hak hayırlı hizmetlere vesile kılsın inşallah, çok teşekkür ederim efendim. (Alkışlar)

Efendim, gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim….

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI ÖMER ÇELİK (Adana) – Hükûmet adına bir şey söyleyebilir miyim Sayın Başkanım müsaade ederseniz.

BAŞKAN – Hayhay efendim, lütfen buyurun efendim.

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik’in, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a ve ailesine geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ilişkin açıklaması

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI ÖMER ÇELİK (Adana) – Değerli Başkanım, saygıdeğer Meclisi selamlıyorum.

Geçirmiş olduğunuz rahatsızlıktan dolayı bütün Hükûmetimiz adına geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz. Kurtuluş Savaşı’nı yöneten bu Gazi Meclisin 15 Temmuzdaki direnişine, millî mücadelesine Başkanlık ettiniz; bu Meclisi açık tuttunuz, bu milletin kahraman bir evladı olarak bu Meclise Başkanlık ettiniz o gün. Böyle bir Meclis Başkanına sahip olduğumuz için gurur duyuyoruz. Cenab-ı Allah sizi tekrar aramızda görmeyi nasip etti; Allah’a şükrediyoruz, size ve ailenize tekrar geçmiş olsun diyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Efendim, Değerli Bakanımıza mültefit sözleri dolayısıyla ben de teşekkürlerimi sunuyorum.

Evet, 26’ncı Dönem, inanıyorum ki siyasi tarihte apayrı bir yer alacak olan dönemdir, her döneme bunlar nasip olmaz ve o gün Meclisi açmış olmamız çok fevkalade bir hadise oldu. Amerika’da Pensilvanya’daki Çakal Carlos… İsmini yanlış mı söylüyorum?

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – Çakal Carlos’a da ayıp oldu yani.

BAŞKAN – Doğru söylüyorum değil mi, Çakal Carlos?

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – Ama, Çakal Carlos iyi bir adamdır, sosyalist bir adamdır.

BAŞKAN – …Çakal Carlos, maalesef, kendi vatanına, kendi Meclisine karşı çıkan ve nasıl efsunladıysa efsunlayan bir adam; şimdi kalkıp da “Ben hata ettim, kullanıldım. Af için söylemiyorum, affedilir durumum yok ama başkalarına emsal olsun diye söylüyorum.” demesi lazımken demeyen bir adam.

Büyük bir vartadan kurtulduk. Ve ben bütün partilerimize teşekkürlerimi tekraren sunuyorum. Herhangi bir yerden telkin almadan, tavsiye almadan, biiznillah -kaptanlar gemiyi terk etmezler, fareler terk ederler- geldik ve açtık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ve 3 partimiz buraya geldiler. Halkların Demokratik Partisinden İdris Bey de, Mithat Bey de, bir de Selahattin Bey de “Bizi orada kabul edin, var kabul edin; gelirken bir provokasyon olabilir, orada olabilir diye gelmiyoruz ama yarınki olağanüstü toplantıya geleceğiz.” dediler ve burada, Divanda nöbetçi arkadaşlarımız vardı, ben grup başkan vekillerinden rica ettim, grup başkan vekilleriyle beraber yaptık, “Parti rozeti yok, Türkiye rozeti var.” dedik. Güzel bir geceydi, çok müspet oldu ama çok üzücü de oldu. Kendi uçağımız, F16 bize 3 tane bomba attı. Eğer 20 metre beriye gelseydi burada kaç kişi şehit olacaktı, o ayrı keyfiyet. Burada olamayanlar gene ruhen buradaydılar çünkü tatil günüydü. Tekrar, o gün bulunanlara; hani biz “silah arkadaşı” diyoruz ya, silah arkadaşlarımıza, o gün burada bulunanlara, onların şahsında bütün Meclise tekrar tekrar teşekkür ediyoruz, Allah razı olsun diyorum. (AK PARTİ, CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Biz teşekkür ediyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Çok sağ olun efendim.

Mehmet Doğan Kubat Bey’in bir ikazı oldu, “Grup başkan vekilleri gündemden evvel söz istediler.” dediler, ben göremedim, kusura bakmayın.

Kimdi? Zatıaliniz mi?

LEVENT GÖK (Ankara) – Evet efendim.

BAŞKAN – Levent Bey, buyurun efendim.

2.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ve 15 Temmuz gecesi Mecliste yaşanan birlik ve beraberliğin çok önemli olduğuna ilişkin açıklaması

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Öncelikli olarak, geçirmiş olduğunuz rahatsızlık sonucunda tekrar sağlığınıza kavuşarak Meclis faaliyetlerinde bizlerle beraber olduğunuz için size hoş geldiniz diyor ve geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

BAŞKAN – Çok teşekkür ediyorum.

LEVENT GÖK (Ankara) – Bütün Cumhuriyet Halk Partisi ailesi olarak, grubu olarak, sizi rahatsızlığınız süresince yakından takip ederek sürekli arkadaşlarımızdan bilgi aldık. Bugün mutlulukla görüyoruz ki eski günlerdeki gibi dinç, sağlıklı ve iltifat ve şaka dolu sözlerinizle Meclisimizi tekrar renklendirdiniz.

BAŞKAN – Estağfurullah.

LEVENT GÖK (Ankara) – Ben rahatsızlığınızdan dolayı tekrar geçmiş olsun diyorum.

BAŞKAN – Çok teşekkür ediyorum.

LEVENT GÖK (Ankara) – Bundan sonraki yaşantınızda da daha sağlıklı günler temenni ediyorum.

BAŞKAN – Çok teşekkür ederim.

LEVENT GÖK (Ankara) – Az önce konuşmanızda ifade ettiğiniz gibi, 15 Temmuzda sizin Başkanlığınızda Meclis açıldığında biz de tereddüt etmeden sizlerle beraber olduk. Siz o kürsüden inip bizi kucakladınız, AK PARTİ’li milletvekili arkadaşlarımız bizleri kucakladı. Az önce de ifade ettiğiniz gibi, yüz kırk yıllık bir parlamenter demokrasimiz var. Hep beraber parlamenter demokrasimizi güçlendirmek için omuz omuza olmamız gerektiği konusunda o gün hepimiz hemfikirdik. Nitekim ertesi gün de bu bildiriye imza koymak suretiyle bunu pekiştirdik. Umuyor ve diliyorum ki 15 Temmuzdaki beraberliğimiz, birlikteliğimiz unutulmaz. “Silah arkadaşı” diye bizi nitelendirdiniz, silah arkadaşlığı önemli. Evet, o gün darbeye karşı silah arkadaşlığı yaptık, hep beraber yaptık demokrasi açısından. O günlerin de unutulmamasını siz de bir kez daha anarak ifade ettiğiniz için teşekkür ediyoruz.

Tekrar aramıza, Meclisimize hoş geldiniz; size başarılar diliyor, geçmiş olsun diyorum.

Saygılarımla. (CHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Efendim, nezaketinize çok teşekkür ediyorum, çok sağ olunuz.

O bildiriyi kaleme alanlardan birisiniz, o bütünlüğü sağlayanlardan birisisiniz, ilk gelenlerdensiniz; Allah razı olsun. Bütün arkadaşlar adına geldiniz hepiniz ve gelen arkadaşlarımızın sayısı da az değil, artı, eski milletvekillerinden yani önceki dönem milletvekillerinden de gelen oldu, burada basbayağı bir yekûndu. Fevkalade bir geceydi ama inşallah, bir daha öyle bir gece yaşamayacağız çünkü bütün toplum demokrasiden yana olduğunu, darbeye asla izin vermeyeceğini ortaya koydu. Bendenizin şahsi kanaati, bundan böyle, böyle bir çılgınlığa başvuracak hiç kimse olmayacak.

Bunda emeği geçenlerin hepsinden Allah razı olsun, teşekkür ediyorum efendim.

Sayın Akçay, buyurun efendim.

3.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, MHP Grubu olarak TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a geçmiş olsun dileklerini sunduklarına ve 15 Temmuz gecesi yaşanan silah arkadaşlığının gelecek nesillere devredilecek bir şeref mirası olarak hep yâd edileceğine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Çok muhterem, Türkiye Büyük Millet Meclisimizin Değerli Başkanı, bize göre uzunca bir süre sayılabilecek bir rahatsızlık devresinden sonra aramıza katılmanız ve bugünkü Meclis oturumunun açılışında bulunmanız bizi ziyadesiyle mutlu etmiştir. Öncelikle, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz. Bizim, zatıalinizi yaşınız, müktesebatınız itibarıyla da aynı zamanda biz milletvekillerinin bir ağabeyi olarak gördüğümüzü ifade etmek istiyorum ve sizlere, ailenize, sağlıklı, mutlu uzun ömürler diliyoruz.

Ayrıca 15 Temmuz günü sabah saatlerini ve takip eden günlerde birlikte yaşadığımız anları ve can yoldaşlığını siz “silah arkadaşlığı” olarak ifade ettiniz. Hem silah arkadaşlığını hem can yoldaşlığını belki de ailelerimize, çocuklarımıza devredeceğimiz bir şeref mirası olarak hep yâd edeceğiz.

Tekrar sizlere geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz, sağlık, sıhhat, afiyet diliyoruz efendim.

Teşekkür ediyorum, sağ olun.

BAŞKAN – Efendim, nezaketinize çok teşekkür ediyorum, Allah razı olsun. Güzel yani silah arkadaşlığı yanına bir şey daha eklediniz, can yoldaşlığı, ne güzel. Tabii, “silah” derken bize namlular çevrildi, o bakımdan söylüyoruz ne yazık ki. Keşke böyle bir laf söylememiş olsak ama bitti evvelallah.

Size, şahsınızda Milliyetçi Hareket Partisine, milletvekillerine en samimi dileklerimi, teşekkürlerimi, şükranlarımı sunuyorum efendim.

Buyurunuz Ahmet Bey.

4.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ve ülke demokrasisinin üzerinde kara bir leke gibi duran HDP milletvekillerinin tutukluluk hâllerinin sonlanması için çaba gösterilmesini istirham ettiğine ilişkin açıklaması

AHMET YILDIRIM (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Aralık ayının sonunda aslında bu kadar ağır olduğunu düşünmediğiniz bir hastalıkla hastaneye müracaatınız olmuştu. Oraya, hastaneye yatış yaptıktan sonra biz de takip ettik, geldik. Ağır bir operasyon geçirdiniz ve uzun süreli bir tedavi süreci sonrasında bugün normal yaşam akışı içerisinde ve görevinizin başında olmanızdan duyduğumuz memnuniyeti ifade etmek isterim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Geçmiş olsun. Bir daha benzer bir hastalıkla umarım karşılaşmazsınız.

BAŞKAN – İnşallah.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Ve size, ailenize hep birlikte mutlu bir yaşam dileklerimi ifade etmek isterim.

Yalnız, açış konuşmasında ifade ettiniz, şüphesiz bütün siyasi partilerin genel başkanları dışarıda olduğu için aramışlar, ziyaret etmişler. Ama, hani bize göre -biz hâlâ öyle adlandırıyoruz- bir siyasi operasyonla eş genel başkanlarımız içeride tutulmamış olsaydı diğer siyasi partilerin değerli genel başkanları gibi onlar da bu nezaketi ve zarafeti eksik etmeyeceklerdi.

Yine, o zaman bizatihi birlikte ziyaret ettiğimiz arkadaşlarımızdan biri de siz hastalık sürecini yaşarken maalesef tutuklanmış oldu. Ben bunun bu ülke demokrasisine sunabileceği bir katkısının olmadığını düşünüyorum. Hem yurt içinde hem yurt dışında ülkenin ilerletmesi gereken demokrasiye bir halel düşürdüğünü… Bu konuda da siz, rahatsızlanmadan önce bir çalışma başlatmıştınız, bunun anayasal ve yasal düzlem içerisinde bir çözümünün mümkün olacağı konusunda da bir irade beyanında bulunmuştunuz. Ben daha fazla ülkeyi uluslararası toplum nezdinde de zora sokmayacak bir çıkış yolunun mümkün olduğuna inanıyorum ve ülkemizin demokrasisinin üzerine düşmüş bir kara leke gibi duran bu uygulamanın sonlanması için özellikle bir çaba sahibi olmanızı kişisel olarak, bu Meclisin Başkanı, 550 milletvekilinin Başkanı olarak sizden istirham ediyorum. Tekrar size sağlık, şifa, afiyet diliyorum.

BAŞKAN – Efendim, çok teşekkür ediyorum.

Tabii, zaman içerisinde kanunlar şartlara uygun hâle getirilir. Pür bir sistemin ihdası dünya üzerinde yok, arayış var. Bir söz var “Demokrasi iyi hükûmet şekilleri içinde en kötüsü fakat kötülerin en iyisidir.” diye. Bazı sıkıntılar tabii ki var. Komisyonlar hâlinde çalışmalar yapılıyor. Dediğiniz mevzu da gene bir ilim heyetine intikal ettirilmiş durumda. Milletvekillerinin bugün kanunu yok. Kanun yapan Mecliste milletvekillerinin kendi kanunu yok. Onun elden geçmesi, ona ait çalışma yapılması gerekiyordu, Komisyonumuz çalışıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi Teşkilat Kanunu’na ait bir komisyon çalışma yapıyor, İç Tüzük’e ait bir komisyon çalışma yapıyor. Hukuki noktadan eksikliklerimizi, mevzuat noktasından giderme noktasında çalışıyoruz. Mükemmele ulaşır mıyız? Yaklaşırız; ideal, artı sonsuzda; yakalanamaz ama yaklaşılır. Onu inşallah yapacağız.

Bu vesileyle şunu da söylemek isterim: Mecliste güzel bir inşaat faaliyeti var; kulislerde, arkalarda. İnşallah referandum sonrası geldiğinizde çok güzel, beğeneceğiniz tablolarla karşılaşacaksınız. Elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Çalışmalar gene sürdü, benden dolayı bir bekleme mevzubahis olmadı.

Temennilerinize, iyi sözlerinize, iltifatlarınıza tekrar tekrar teşekkür ediyorum ve şahsınızda Halkların Demokratik Partisine hayırlı hizmetlerde başarılar diliyorum. Milletimizin, memleketimizin bütünlüğü ve daha ötelere gidebilmesi için elinizden gelecek gayreti göstereceğinize de inanıyorum.

Teşekkür ederim.

Buyurunuz Mustafa Bey, Mustafa Elitaş Bey, buyurun Beyefendi.

5.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, AK PARTİ Grubu olarak TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a geçmiş olsun dileğinde bulunduklarına ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum. Değerli Meclisin üyelerini saygılarımla selamlıyorum.

Öncelikle, AK PARTİ Grubu adına size geçmiş olsun dileklerimizi en kalbî duygularımızla ifade ediyoruz. Aralık ayının son gününe yakın bir zamanda bir hastalık geçirdiniz. Hamdolsun, başarılı bir ameliyat sürecinde ve hastalığın iyileşme döneminde sizin azminiz, kararlılığınız, heyecanınızla birlikte, elhamdülillah, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere siyasi partilerin genel başkanları, temsilcileri, AK PARTİ milletvekili arkadaşlar ve tüm milletimiz sizin bir an önce iyileşmeniz, aramıza dönmeniz için büyük dua ettiler, iyi dileklerini sundular. Biz de ara sıra ziyaret etme imkânı bulduk. Her gittiğimizde sizi daha iyi olarak görmek bizi gerçekten ziyadesiyle memnun ediyordu.

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, tüm kadınların Kadınlar Günü’nü tebrik ediyorum.

Biraz önce söylerken bir konunuz vardı, iki kelimeyle ilgili, “hamt” ile “şükür”ün ne anlama geldiğiyle ilgili hakikaten çok güzel bir değerlendirme yaptınız. Güzel bir operasyon geçirdiniz, hamdolsun; iyileştiniz, aramızdasınız, şükrediyorum; tebrik ediyorum, görevinizde başarılar diliyorum, tekrar geçmiş olsun diyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum; çok teşekkürler, çok sağ olun efendim.

Mustafa Bey, hakikaten çok teşekkür ediyorum size.

Beni hiç böyle yalnız bırakmayan arkadaşlarımdansınız; hepsi öyle, bütün arkadaşlarım öyle. İnanıyorum ki, kalben zaten bağımız var, öyleyiz.

Şimdi, şöyle bir düşünce olabilir: Hep bahsediyoruz hastalıktan ama niye hastalığın ne olduğunu söylemiyor? Bence böyle bir sual bazı arkadaşlarımda var. Haklı mıyım?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Takdirinizde Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Efendim, aorttan ayağa inen damarda bir virüs girmiş aortun içine. Kalınlık 1,6 mı Hocam?

NECDET ÜNÜVAR (Adana) – 1,6.

BAŞKAN – Çıkmış 3,6’ya; 4,6’ya doğru çıkacak. Oranın temizlenmesi lazım, ki aort patlarsa çok daha sıkıntı verir. Bu işin ehli olan zat da, profesör, aynı hastanede, var ya tabibi hâzıkı Müslim, o statüde bir değerli hocamız, o temizliği yaptı. Yani hadise bu. Ben Latince adını bilmiyorum, onu tıpta bilirler. Bize doktorlar hep Latince bir şeyler söylerler, biz de anlamayız. Reçeteyi de biraz karışık yazarlar, onu anlamayız.

Ameliyat yapan doktordan hastane sahibesi kız kardeşlere, oradaki öğretim üyesine, Sağlık Bakanımız Recep Akdağ Bey’e ve bu hususta hastanelerden vazifelendirdiği kişilere, bütün bu hareketlenmede benim yanımda olan değerli arkadaşlarıma ve hiçbir an beni yalnız bırakmayan değerli Cumhurbaşkanımıza tekrar tekrar şükranlarımı arz ediyorum, Allah razı olsun diyorum.

Zannediyorum şimdi gündem dışına geçiyoruz.

Efendim, gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Konuşma süreleri beşer dakikadır. Hükûmet bu konuşmalara cevap verebilir. Hükûmetin cevap süresi yirmi dakikadır.

Gündem dışı ilk söz, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolasıyla söz isteyen Malatya Milletvekili Sayın Öznur Çalık Hanımefendi’ye aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Hanımefendi.

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Malatya Milletvekili Öznur Çalık’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Sayın Başkanım, değerli milletvekillerimiz, ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimiz; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla gündem dışı söz almış bulunuyorum ama gündem dışı sözüme başlamadan evvel, kahraman Başkanımız, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kahramanı İsmail Kahraman Başkanıma çok geçmiş olsun dileklerimi ileterek sözlerime başlamak istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

15 Temmuz gecesinde Gazi Meclisimizi Fetullahçı terör örgütünün saldırılarına rağmen, Türkiye Büyük Millet Meclisini açık tutarak, millî iradenin yansıdığı Meclisi, sonuna kadar, Fetullahçı terör örgütüyle mücadele etmek üzere tüm parti gruplarını bir arada tutarak mücadelenin başaktörlerinden olan İsmail Başkanıma tekrar Türkiye Büyük Millet Meclisine hoş geldiniz diyorum, geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ÖZNUR ÇALIK (Devamla) – Değerli Başkanım, kıymetli milletvekili arkadaşlarım; 8 Mart Dünya Kadınlar Günü aslında emekçi kadınlar günüdür. Tüm kadınların bugün sağlık, sıhhat, huzur, mutluluk, gelecek ve aydınlık yarınlar için yeni tohumları ekeceği günler olsun diye sözlerime başlamak istiyorum.

Çanakkale’den 15 Temmuza bütün şehitlerimizi rahmetle anarken, gazilerimizi minnet ve şükranla anarken kadın kahramanlarımıza özel bir paragraf açmamız gerekmekte. Nene Hatunlardan Şerife Bacılara, Kara Fatmalardan Sabiha Bayatlara kadar, şehitlerimize, gazilerimize kadar birçok kadın kahramanımız var tarihimizde. 15 Temmuz gecesi milletin iradesini bombalamaya çalışanlara karşı 15 Temmuz saldırısında yüreklerini ortaya koyan bütün kadınlarımızı şükranla ve minnetle anıyorum.

Evet, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Özellikle, kadınlarımızla alakalı neler yaptık diye bir dönüp bakmak isterim. On beş yıllık AK PARTİ iktidarı döneminde yapılan çok önemli düzenlemeler oldu. Anayasa’mızın 10’uncu maddesinde yapmış olduğumuz değişiklikle kadınlara yönelik yapılan her türlü pozitif ayrımcılığa -ayrımcılık yapılmayacağına dair, eşitlik ilkesine aykırı olmayacağına- dair yapmış olduğumuz düzenleme bizim için çok önemli. Anayasa’da yapmış olduğumuz değişiklik, Türk Ceza Kanunu’nda yapmış olduğumuz değişiklik, Türk Medeni Kanunu’nda yapmış olduğumuz değişiklik, İş Kanunu’nda yapmış olduğumuz değişiklik kadınlarımız için çok önemli kazanımlar sağladı, kadının her yerdeki temsilini artırdı. Siyasetteki kadın temsili: 1924’te kadınların milletvekili seçildiği oran yüzde 4,1; bugün kadın temsilimizdeki erişmiş olduğumuz oran yüzde 14,5. Kadınların siyasetteki temsili kadar karar mekanizmalarında yer almalarını da gönülden arzu ettik. İstihdam başta olmak üzere her alanda kadınımızın var olmasını istedik ve bu vesileyle de kadınlarımızın istihdamını yüzde 33’e çıkardık. Eğitim her sorunun başı, çözülmesi gerekir dedik ve kız çocuklarımızın okullaşma oranını yüzde 100’lere çıkardık. Sağlık, kadınımız ve tüm toplumumuz için vazgeçilmezdir dedik, anne bebek ölüm oranlarını OECD ülkelerinin otuz beş yılda kavuştuğu rakama biz on beş yılda kavuşturduk. Sağlıkla ilgili yapmış olduğumuz her adım tüm dünya tarafından takdir edilmekte. Bununla beraber, kadınlarımızın özellikle temsildeki adaleti için yapmış olduğumuz çalışmalarda kurucu Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın kadınlara yönelik yapmış olduğu çalışmalar takdire şayandır. Özellikle şiddetle mücadele konusunda vermiş olduğumuz mücadelede onun kararlı duruşu ve dirayetli duruşuyla çok önemli yasal düzenlemelere imza attık. Özellikle 6284 sayılı Yasa’nın çıkarılmasında… Aile içi şiddet başta olmak üzere, her türlü şiddete karşı durabilmek için çıkarmış olduğumuz yasalara uluslararası sözleşmeleri de ekledik. Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere, uluslararası sözleşmeler de -CEDAW’a atmış olduğumuz imzalar dâhil olmak üzere- bizim için çok önemliydi. Anayasa'nın 10’uncu maddesi, Anayasa'nın 90’ıncı maddesi, uluslararası hukukun iç hukukun üstünde olduğuna dair maddemiz bizim için çok önemliydi. Ve bu vesileyle de Meclisimizde Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunu…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika ek süre veriyorum.

Buyurun.

ÖZNUR ÇALIK (Devamla) – …ilk kez kurduk ve o günden bugüne de çalışmalarımıza devam ediyoruz. Dolayısıyla, doğduğumuz andan itibaren var olan bütün haklarımız, kadın ve erkek fark etmeksizin Yüce Rabb’imin bize verdiği bütün haklar bu manada dünyada vuku bulmalı.

Biz, kadınlarımız için şunu söylüyoruz: Kadınlarımızın fıtratları erkeklerden farklıdır ama lütfen, fırsatlarımız eşit olsun diyorum. Kadınların fıtratları farklı, fırsatları eşit olsun diye hep birlikte çok büyük mücadele verdik, vermeye devam ediyoruz.

Ben Dünya Kadınlar Günü’nün barış, kardeşlik, sağlık, sıhhat, huzur içerisinde geçmesini ve tüm dünya kadınlarımızın sağlıklı günler içerisinde olmasını, savaşın olmadığı, barışın olduğu bir dünyayı temenni ediyorum ve yüce Meclisi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ediyorum Hanımefendi.

Efendim, gündem dışı ikinci söz, cezaevlerinde hak ihlalleri hakkında söz isteyen Mardin Milletvekili Sayın Erol Dora’ya aittir.

Buyurun Sayın Dora. (HDP sıralarından alkışlar)

2.- Mardin Milletvekili Erol Dora’nın, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin gündem dışı konuşması

EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de konuşmama başlamadan önce, Meclis Başkanımız Sayın İsmail Kahraman’a geçmiş olsun dileklerimi sunuyor, kendisine bundan sonra uzun ve sağlıklı bir yaşam diliyorum.

BAŞKAN – Sağ olun.

EROL DORA (Devamla) – Ayrıca, bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Bu vesileyle bütün kadınların Kadınlar Günü’nü kutluyor, kendilerine sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’de cezaevleri, çok uzun süredir, hak ihlalleri ve insan onuruna aykırı uygulamaların yaşandığı mekânlar olarak gündeme gelmektedir. Mahpuslara yapılan kötü muamele ve hak ihlalleri, ikinci bir ceza hâline gelmekte ve bu kişilerin ölümüne kadar varabilen ağır sonuçlar doğurabilmektedir.

12 Eylül 1980’de yapılan askerî darbe sonrası Türkiye Cumhuriyeti devleti, cezaevlerinde meydana gelen ağır insan hakları ihlalleriyle anılmış bir ülkedir. Özellikle Diyarbakır, Metris ve Mamak hapishanelerinde yatan mahpuslara karşı geliştirilen baskı ve zor uygulamaları bugün bile hafızalarda tazeliğini korumaktadır.

Nitekim, söz konusu cezaevlerinde kalan mahpuslar, en asgari hakları için 1982 ve 1984 yıllarında ölüm orucu eylemine başvurmuş ve yaşamlarını yitirmişlerdir.

Değerli milletvekilleri, geçen otuz yedi yıllık sürede bu döngü kendini hep tekrar etmiş ve cezaevlerinde kalan mahpuslar, ulusal ve evrensel metinlerde koruma altına alınan hakları ihlal edildiği için en son çare olarak bedenlerini hak alma aracı olarak kullanmak zorunda kalmışlardır.

1996, 2000 ve 2012 yıllarında meydan gelen ölüm oruçları ve açlık grevleri, cezaevlerinde cezanın infazının insan onuruna yakışır şekilde yapılmadığını gösterir niteliktedir.

Bu döngü devam ediyor maalesef. Bakın, birkaç gün önce, İzmir Aliağa Şakran Cezaevinde 18 ve Ankara Sincan Cezaevinde ise 7 mahpus, hak ihlalleri ve keyfî uygulamalara karşı süresiz ve dönüşümsüz açlık grevi eylemi başlatmışlardır.

Değerli milletvekilleri, cezaevlerinde yaşanmakta olan birçok insan hakkı ihlalleri, hak gasbı ve cezaevi sorunları, 20 Temmuz 2016 tarihi itibarıyla ilan edilmiş olan OHAL’le birlikte cezaevlerindeki mevcut tablo daha da ağırlaşan hak ihlallerine neden olmuştur.

Çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle mahpusların kazanılmış hakları da tırpanlanmış ve cezaevleri sivil denetimlere kapatılmıştır. Keyfî ve çok küçük sebeplerle verilen disiplin cezaları günlük hayatı durdurma noktasına getirmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; cezaevlerinde yaşanan başlıca hak ihlallerinden bir kısmını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Cezaevindeki iç sosyal etkinliklerin tamamen ortadan kaldırılması, tutuklu ve hükümlülerin dış dünyayla iletişimlerinin neredeyse sıfıra indirilmiş olması, tutuklu, hükümlü yakınlarının cezaevi görüşleri sırasında yaşadıkları baskının ağırlaştırılması, tıbbi bakıma erişim ve tedavi hakkının sıradan gerekçelerle ve insanların hayatlarına mal olacak nitelikte ihmallerle engellenmesi, başvuru ve şikâyet hakkının engellenmesi, basın ve yayına erişimin kısıtlanması, beslenme, havalandırmaya çıkarmama, kullanılan kap kacak, battaniye ve temizlik malzemelerinin ellerinden alınması, içme ve kullanma suyunun düzenli verilmeyişi veya çok az miktarda verilmesi, hijyen sorunu, doluluk oranından kaynaklı yatacak yerin olmaması şeklindeki fiziki koşullar. Bu liste böylece uzayıp gidiyor ne yazık ki.

Değerli milletvekilleri, geçenlerde Edirne F Tipi Cezaevinden bir mektup aldım. Bir baba olarak, okuyunca ister istemez hüzünlendim. Mektupta arkadaşlarının sünnet olan çocuğuna hediye edilmek üzere kâğıttan, ayakkabı boyasından binbir emekle, zahmetle yapılan gemi, içinde bir şey olabileceği için güvenlik sorunu gerekçesiyle çocuğa gönderilmemiş. Ne acıdır ki Türkiye’de bir çocuğun mutluluğu, cezaevindeki bir babanın çocuğunu mutlu görmek istemesi güvenlik sorunu hâline gelmiştir.

Değerli milletvekilleri, cezaevlerinde süregelen hâlihazırdaki uygulamalar, mahpuslara ilişkin evrensel standartlar, Anayasa’mız, Avrupa İnsan Hakları kararları, Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi tavsiyeleriyle belirlenen hak ve hukuka göre değil, siyasi konjonktüre göre değişkenlik gösteren keyfî, baskıcı ve cezalandırıcı uygulamalarla yönetilmektedir.

Türkiye’de cezaevlerinde yaşayan mahpusların en temel insan haklarıyla birlikte yaşam hakları da tehdit altındadır. Cezaevlerinde üzücü olayların yaşanmasından kaygı duymaktayız. Türkiye, altına imza attığı uluslararası sözleşmelere uygun davranarak cezaevlerini bir an önce sivil denetimlere açmalıdır diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ediyorum Sayın Dora.

Gündem dışı üçüncü söz, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle söz isteyen Ankara Milletvekili Sayın Şenal Sarıhan Hanımefendi’ye aittir.

Buyurunuz Sayın Sarıhan. (CHP sıralarından alkışlar)

3.- Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

ŞENAL SARIHAN (Ankara) – Değerli Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım, kâtip üye arkadaşlarım, değerli yazman arkadaşlar ve basın emekçileri, orada da 3 kadın arkadaşımızı görüyorum basın emekçisi olarak; hepimiz için 8 Mart kutlu olsun, Dünya Emekçi Kadınlar Günü’müz kutlu olsun.

Ancak, önce Değerli Başkana geçmiş olsun demek isterim. Ben bilirim ki bir evin erkeği hastalandığı zaman aslında kadın da hastalanır, onun eşi de hastalanır, çocukları da ve kız çocuklarının yüreği daha çok yanar. O sebeple, Sayın Başkanın eşine de kız çocuklarına da ve tüm çocuklarına da geçmiş olsun demek isterim.

Yaşamak hepimizin hakkıdır ve en iyi yaşama hakkına hep sahip olmak isteriz. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü de aslında kadınların yaşam içinde eşit olma mücadelesinin bir günüdür. Ateş üzerine, kan üzerine kurulmuştur ama aynı acıları yeni kadınlar, başka kadınlar yaşamasınlar diye, daha sonra, süreç içinde bugünün, kadınların mücadele azmini ve direngenliğini ifade etmek için… Acılar kutlanmaz biliyorsunuz, sevinçlerdir kutlanan ama acının altında ezilirseniz daha çok acı çekersiniz; acılardan öğretiler çıkarır ve o öğretilerden kendinize bir yol çizerseniz orada daha dik, daha sağlam durursunuz, 8 Mart böyle bir gündür.

Şimdi, bugün 8 Martı Ankara’da şenlendirmek üzere yola çıkmış olan Bursa’nın işçi kadınları, TÜRK METAL-SEN üyesi kadın arkadaşlarımız ne yazık ki bir trafik kazası nedeniyle yaşamlarını yitirdiler. Onların ailelerine ve sendikamıza başsağlığı dilemek isterim. Aslında, bütün kadınların başı sağ olsun demem gerekir. İsimleri tutanağa geçsin isterim: Leyla Çiçek, Refika Barışsever, Özlem İnan, Fatma Hacıoğlu, Güleydan Sezer, Elvan Mutlu ve Leyla Yalçın. Bu arkadaşlarımızın isimleri belki bir süre sonra birilerinin hafızasında kalmayacaktır ama 8 Martı kendi sendikasıyla, örgütüyle birlikte örgütlü bir biçimde kutlamak isteyen insanların yaşamlarının bir değeri vardır. O değeri, biz, bugün buradan Meclis tutanaklarına geçirerek belki kayda da almış oluyoruz.

Başka bir kayıt daha bugün gerekiyor sevgili arkadaşlar. Dünya Emekçi Kadınlar Günü dünyanın her yerinde kadınları ayağa kaldırıyor ve dünyanın her yerinde kadınlar... Biraz önce değerli arkadaşımın, benden bir önce konuşan kadın arkadaşımın anlattığı tablo keşke o kadar güzel, o kadar pembe olabilseydi ama öyle değil. O tablonun oldukça karanlık olduğunun, örneğin istihdamda en son sırada olduğumuzun Türkiye’de, bunun bizim için üzüntü verici bir durum da olduğunun altını çizerek anımsatmak isterim.

Şimdi, bu yıl kadınlar, aslında kadın tarihi için... Yıllar geçtikçe dünya daha ileriye doğru taşımalı aydınlanmayı, çağdaşlığı, eşitliği, adaleti daha ileri doğru taşımalı fakat bu son yıllarda, bütün dünyada özellikle iktidar güçlerinin çok olumsuz tavırları var, kadınlara yönelik olarak çok olumsuz tavırları var. Bir kadın düşmanlığıdır yürüyor ve kadınlara yönelik hakların eşit bir biçimde sağlanması konusundaki mücadelede kadınlar giderek geriye düşüyorlar. Bu sebeple “Silahımız dayanışmamızdır.” başlığı altında 40 ülkede greve gidiyor kadınlar. Ancak, şöyle bir koşulları da yok: Hepsi greve gitmiyorlar, bir bölümü grev yerine başka etkinlikler yapıyorlar. Kolumda gördüğünüz şu mor ve siyah bağlar onu ifade ediyor; kadınların, 40 kadınımızın dünya çapındaki eylemini ifade ediyor.

Şimdi, buradan dönüp kendi ülkemize baktığımız zaman, ne yazık ki, biraz önce de ifade ettim, daha aydınlık bir tabloyla karşılaşmıyoruz dedim. Biraz önce sosyal medyaya düşen bir bilgide, Bilgi Üniversitesinde kadınlar saldırıya uğradılar. Bu acı bir durumdur. Bugün saat on birden bu yana -ki üç gündür bunun için mücadele ediyorum- kadınların gösterilmiş miting alanlarında miting yapabilmeleri için emek veriyoruz, bunu dahi sağlayamadık. Bir vekil olarak, bir kadın vekil olarak bütün özenimle idarecilerle konuşmama rağmen, bugün 8 Martı Ankara’da yine 40 kadın örgütümüz bir parkın içine sıkışarak kutlamak zorunda kaldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ŞENAL SARIHAN (Devamla) – Lütfen, iki dakika uzatabilir misiniz?

BAŞKAN – Hayhay.

Buyurun.

ŞENAL SARIHAN (Devamla) – Coşkuları büyük, dirençleri büyük ama neden bu alanlara kıstıralım, neden sıkıştıralım? Niye kadınların hiç olmazsa bir gün, 8 Martta kendi taleplerini ifade edebilmelerine olanak tanımayalım? Üzülerek ifade ediyorum ki kadınların kadınca mesajlar vermeleri konusunda emniyet güçlerinin baskısıyla karşı karşıya kaldık. Neden kadınca mesajlar versinler? Toplumdaki olaylar kadınlar ve erkekler için farklı mıdır? Hepimiz eşit olarak bunlardan etkilenmiyor muyuz? Yasaklanmaya çalışılan, engellenmeye çalışılan mesajlar 16 Nisanla ilgili yani halk oylamasıyla ilgili kadınların duygu ve düşüncelerini ifade eden mesajlardı. Kadınlar bu kadar susturulursa, kadınlar bu kadar kelepçelenirse Türkiye'nin de dünyanın da aynı baskı ve şiddetle karşı karşıya kalacağını hepimizin çok iyi bilmesi gerekiyor.

Sevgili arkadaşlar, bir şeyi daha söylemek isterim. Aslında beş dakikada ya da altı dakikada, kadınların ne kadar ezilmiş olduğunu anlatmama imkân yok ama hepiniz kendi yaşamınızdan biliyorsunuz. Sadece şuradaki tabloya işaret etmek istiyorum. Arkadaşım ifade etti “Oran yüzde 14,73.” diye. Şimdi şuna bakalım: Dünyadaki bu ortalama yani siyasetteki kadının ortalaması dünyada yüzde 22, geri ülkelerle birlikte ortalama yüzde 22; Birleşmiş Milletlerin verdiği standart ise yine çok alçak gönüllü, yüzde 30. Biz ne yüzde 22’yi bulmuş durumdayız ne yüzde 30’u bulmuş durumdayız.

Bugün bir grup arkadaşımız greve destek vererek gelmiyorlar, onları selamlıyorum. Bir grup kadın arkadaşımız referandum için çalışıyor ve 8 Mart etkinliklerinde bulunuyorlar, onları selamlıyorum. Ayrıca, kanun hükmündeki kararnamelerle işlerine son verilmiş olan ve açlık grevine yatmaya hazırlanan, günlerdir sokaklarda taleplerini ifade eden kadınlarımızı da selamlıyorum.

8 Mart bizim için kutlu bir gündür çünkü mücadele etmeye, direnmeye, baskılara, hukuksuzluğa ve her türlü hukuk dışı uygulamaya “hayır” demeye devam edeceğiz.

Teşekkür ederim. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Sarıhan.

Efendim, gündem dışı konuşmalar tamamlanmıştır.

Bir ara vereceğiz, bazı toplantılara devam edeceğimiz için Sayın Ahmet Aydın Bey Başkanlıkta bulunacaklar ve diğer Divan üyelerimiz tekrar bulunacak.

Ben, necip ve asil milletimizin temsilcileri siz Gazi Meclisin gazi milletvekillerini tekrar saygıyla, muhabbetle, en iyi dileklerimle selamlıyorum ve yine milletimize, yurt içi ve yurt dışında her türlü desteği veren kıymetli insanlara teşekkürlerimi yeniden beyan etmek isterim. (Alkışlar)

Birleşime üç dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 14.52

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.05

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Özcan PURÇU (İzmir), Ömer SERDAR (Elâzığ)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 79’uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Bir önceki oturumda gündem dışı sözler konuşulmuştu.

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin konuşması

BAŞKAN – Ben de buradan, bir kez daha, geçirmiş olduğu rahatsızlıktan dolayı bir süre aramızda olmayan ama her zaman tüm kalbiyle, tüm selamlarıyla, duasıyla sizlerle birlikte olan ve özellikle de 15 Temmuz gecesi, soy ismiyle müsemma bir şekilde bu Gazi Meclisimizi o bombaların altında tekrar açtırıp çalıştıran çok değerli dava adamı, devlet adamı, gerçekten bizler için de son derece istifade ettiğimiz, birikiminden istifade ettiğimiz değerli bir büyüğümüz olan Meclis Başkanımızı tekrar aramızda görmekten dolayı memnuniyetimi ifade etmek istiyorum. Allah’tan şifalar diliyorum kendisine.

Yine, az önceki oturumda hepimiz şehadet ettik ki, gerçekten çok daha dinç, enerjik bir vaziyette bu Mecliste Başkanlık yapmak suretiyle tüm siyasi partileri ve tüm milletvekillerini kucaklayan ve bundan sonraki süreçte de Parlamentonun bir çözüm aracı olarak millet adına, milletin talep ve beklentilerine uygun bir şekilde çalıştırılması noktasında hakikaten dinamik gördüğüm Meclis Başkanımıza, İsmail Kahraman ağabeyimize bir kez daha geçmiş olsun diyoruz. Aramıza hoş geldiniz demek istiyorum.

Yine, sayın milletvekilleri, bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Bu vesileyle tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Modern Türkiye'nin inşasında ve gelişmesinde en önemli gücümüz olan kadınların, ülkemizin ve toplumun refahının yükseltilmesinde tartışmasız bir yere sahip olduğunu hepimiz biliyoruz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün, tüm dünyada ve ülkemizde, kadınların eşitlik, kalkınma ve daha huzurlu bir hayat özlemlerini ve isteklerini dile getirdikleri birlik ve beraberlik günü olarak kutlanmasını temenni ediyorum.

Yine, buradan gururla ve minnetle ifade etmek isterim ki 15 Temmuzda caddelerde, meydanlarda mermilere, tanklara, bombalara kendini siper eden, şehit düşen, gazi kalan ve Türkiye’nin geleceğine bizzat tesir eden kadınları bir kez daha anmak istiyorum. Türkiye’nin kahraman kadınları bu aziz milletin dualarında ve kalbinde her zaman var olacaklardır. Doğumdan ölüme kadar hayatın her alanında varlıklarını en yoğun şekilde hissettiğimiz, bizi biz yapan ve Peygamber Efendimiz’in “Cennet annelerin ayakları altındadır.” sözünün muhatabı olan tüm kadınların gününü kutluyorum, bir kez daha sağlık ve başarı dileklerimle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum, tebrik ediyorum.

Değerli milletvekilleri, şimdi, İç Tüzük 60’a göre sisteme giren ilk 15 sayın milletvekiline söz vereceğim ama günün anlam ve önemine uygun olarak ve teamül teşkil etmemek kaydıyla bugün kadınlara pozitif bir ayrımcılık yapacağım, sisteme giren tüm kadın milletvekillerimize 60’a göre söz vereceğim, bunu da özellikle duyurmak istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, şimdi söz sırasıyla İç Tüzük 60’ı uygulamaya başlıyoruz.

Sayın Bakan, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

6.- İzmir Milletvekili Murat Bakan’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

MURAT BAKAN (İzmir) – Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü fakat bu ülkede son yedi yılda 1.623 kadın katledildi; 2016 yılında 338 kadın, 2017’nin ilk iki ayında 67 kadın öldürüldü. Kadınlar erkeklerden 2,5 kat daha az ücret alıyor, 10 kadından 4’ü kendini güvende hissetmiyor. “Bu ülkede kadınlar iş aradığı için işsizlik yüksek.” diyen, “Tecavüze uğrayan kadın doğursun, devlet bakar.” diyen, “Kadın iffetli olacak, herkes içinde kahkaha atmayacak.” diyen bakanlar, olayla ilgili soru soran gazeteciye “Kız mıdır, kadın mıdır bilmem.” diyen başbakanlar var. Onlara, 13’üncü yüzyıldan Hacı Bektaşı Veli’nin sözleriyle sesleniyorum:

“Kadın erkek sorulmaz muhabbetin dilinde,

Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde.

Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok,

Noksanlık da eksiklik de senin görüşlerinde.” diyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Akın…

7.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ve Balıkesir’de sağlık hizmetlerinde yaşanan sorunlara ilişkin açıklaması

AHMET AKIN (Balıkesir) – Sayın Başkanım, ben de öncelikle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum.

Ayrıca, Meclis Başkanımız Sayın İsmail Kahraman’ı da burada görmekten mutlu olduk. Kendisine geçmiş olsun diyorum ve hayırlı, sağlıklı, uzun bir ömür diliyorum.

Sayın Başkanım, Balıkesir hastanelerinde “En yakışıklı, en güzel, en sanatçı, en çılgın doktoru seçiniz?” gibi sorular sorulan ve Kamu Hastaneleri Birliği tarafından yapıldığı söylenen bir anket var. Balıkesir’de gerekli olan, doktorların çılgınlığı, sanatçı kişiliği değil, bizzat kendisidir. Balıkesir, sahip olduğu sağlık personeli açısından Türkiye ortalamasının da çok gerisinde bulunuyor. Hekim başına düşen kişi sayısı Türkiye ortalaması 573’ken bizde 760. Bu anketi yaptığı iddia edilen Kamu Hastaneleri Birliğinin işgüzar yöneticilerine öncelikle düşen görev, bu çarpık durumu düzeltmektir. Balıkesir’de verilen sağlık hizmetlerinin kalitesi, doktorların çılgınlığıyla değil, sayılarının artmasıyla mümkündür.

BAŞKAN – Sayın Tezcan…

8.- Mersin Milletvekili Yılmaz Tezcan’ın, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ve Almanya, Hollanda ve bazı Avrupa ülkelerinin bakanların demokratik konuşma haklarına engel olmalarını kınadığına ilişkin açıklaması

YILMAZ TEZCAN (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Ben de Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız Sayın İsmail Kahraman’a geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Allah sağlık, sıhhat, afiyet içerisinde, bereketli, uzun ömürler versin.

Anne olarak, eş olarak, kardeş olarak, evlat olarak hepsinden önce insan olarak hayatımızın ayrılmaz parçası olan kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum çünkü “kadın” fedakârlığın, emeğin, sevginin adıdır. Tüm kadınları saygıyla selamlıyorum.

Ayrıca, Almanya, Hollanda ve bazı Avrupa ülkelerinin bakanlarımızın demokratik konuşma haklarına engel olmalarını da buradan kınıyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Taşkın…

9.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Dolayısıyla, tüm kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.

Toplumların varlığı kadınlarla mümkündür. Kadınların ihmal edildiği toplumlarda sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir sosyal yapı mümkün değildir. Kurulduğu ilk günden beri bu bilinçle hareket eden AK PARTİ “Mutlu kadın, mutlu aile, mutlu toplum” düsturunu hayatın her alanında hâkim kılmaya çalışmıştır. On beş yıla yaklaşan iktidarımız döneminde kamusal alanda kadınlarımıza yönelik dışlayıcı, ötekileştirici tüm uygulamalara son verilmiştir. Yine, her alanda kadınlarımıza yönelik iyileştirici çalışmalara devam edilecektir.

Ben tekrar tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Şeker…

10.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Erzurumlu Nene Hatun, Kastamonulu Şerife Bacı, Domaniçli Habibe, Kara Fatma, Adanalı Kılavuz Hatice, Vanlı Süreyya Sülün, Çanakkaleli Nazife, Hafız Selman İzbeli ve daha yüzlercesi; mekânları cennet olsun. Millî Mücadele’nin kahraman kadınları yeri geldi kağnılarıyla cepheye mermi taşıdılar, yeri geldi hemşire oldular, yeri geldi silahını kaptı cepheye gittiler. Millî Mücadele’nin kahramanlarından Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kadınlar kolu kurucusu Hafız Selman Hanım’a milletvekilliği teklif edilince “Hafız olduğum için başımı açamam. Başımı açamayacağım için de milletvekili olamam.” diyerek kabul etmiyor. Hafize Selman İzbeli, sen Kadınlar Günü’nün ilk yıllarında başörtün nedeniyle milletvekili olamadın ama senin başörtülü torunların AK PARTİ iktidarıyla artık milletvekili de olabiliyor, başörtüleriyle her göreve de seçiliyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Bugün AK PARTİ iktidarıyla, hiçbir ayrıma tabi tutulmaksızın haklarını kullanan tüm kadınlarımızın Kadınlar Günü’nü kutluyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Gürer…

11.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde tüm kadınlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Kadın cinayetlerinin olağanlaştığı, on yılda şiddet, taciz ve tecavüz olaylarının da 14 kat arttığı dikkate alınırsa, AKP hükûmetleri kadınlar için çok söz, az çözüm üretmiştir. Çalışma yaşamında da kadınlar mağduriyetler yaşamaktadır. Tarım işçisi kadınların çalışma süresi on dört-on beş saate kadar uzamaktadır. Üretim içindeki kadınlarımızın meslek hastalıkları yanında, iş cinayetlerinde de sayısal artış vardır. Ayrıca, beşik kertmesi, başlık parası, erken yaşta evlilik gibi, tercihlerinin dışında yaşama zorlanmaları artık son bulmalıdır. Cezaevinde ya da açığa alınan kadınlardan mağdur olanlarının da acilen yasal süreçleri incelenmelidir. Kadın mahkûmların cezaevi koşulları iyileştirilmelidir. Kadınlarımızın tüm taleplerine acilen çözüm üretilmelidir. Ayrıca, gün vesilesiyle, şehit analarımızı ve eşlerini de saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Benli…

12.- İstanbul Milletvekili Fatma Benli’in, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

FATMA BENLİ (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Dünya Kadınlar Günü’nde, dünya genelinde hâlen kadın yoksulluğu ve kadın eğitimsizliği erkeklerinkine oranla çok daha büyük bir sorun olup savaşlar nedeniyle yerlerinden edilen kadınların durumu yüreğimizi kanatmaktadır.

Öte yandan, dünyanın geleceği için umut ışığı olan yine kadınlardır. 15 Temmuz hain darbe girişiminde tankların karşısına dikilmiş olan şehit ve gazi olan kadınlarımız kadınların cesaretinin en önemli örneğini göstermişlerdi. Bizlere düşen, kadınların toplumsal hayatın her alanında bulunmalarını sağlayacak mücadelenin bir parçası olmaktır. Bunu da ancak hep beraber çalışarak ve hep beraber mücadele ederek gerçekleştirmemiz mümkündür. Dünya genelinde kadınlara karşı sömürü ve şiddet hüküm sürerken Türkiye’de de kadını ötekileştiren her türlü uygulama ve yaklaşımı reddediyor, tüm kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz. Bugün, kadına karşı şiddet, taciz, eğitimsizlik ve ötekileştirmenin hâlen konuşulur olduğu son gün olsun diyoruz. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Çamak…

13.- Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

HÜSEYİN ÇAMAK (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlayarak bu vesileyle tüm yaratılanları cinsiyetinden değil gönül gözünden gören Alevi felsefesinin kadına bakışından söz etmek isterim. Alevilik inancı insanı kadın ve erkek olarak değerlendirmeyip cinsiyet kimliğinden ziyade can olarak görür. Nihayetinde, Hakk’ın huzurunda hepsi birer candır. Önemli olan hamlıktan evrilip insanıkâmil mertebesine ulaşarak eline, beline, diline hâkim olabilen bir can olabilmektir. Bu anlamda, hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin şu güzel deyişiyle sözlerimi sonlandırmak isterim:

“Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde,

Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde.

Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok,

Noksanlık da eksiklik de senin görüşlerinde.”

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. (CHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Açıkkapı…

14.- Elâzığ Milletvekili Ejder Açıkkapı’nın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; cenneti anaların ayaklarının altına seren bir dinin mensupları olarak Kadınlar Günü’nü sadece bir gün olarak değil her daim hatırlayan, kadınların toplumumuzun en önemli değerleri olduklarını bilen ve onların temel taşı olduklarını bilen bu toplumun bir ferdi olarak 8 Mart Kadınlar Günü’nü tebrik ediyorum.

Annelerimizin, eşlerimizin ve evlatlarımızın en kıymetli varlıklarımız olduklarını biliyoruz. Kadınların geçmişten bugüne önemli roller üstlendiklerini, tarihî şahsiyetlerin tarihe damga vurduklarını da biliyoruz. Nezahat Onbaşılar, Hatice Hanımlar, Zeynep Midolar, Halide Edipler, Münevver Saimeler, Kara Fatmalar, Nene Hatunlar bunlardan bazılarıdır. 15 Temmuzda da şehit olan Zeynep Sağır, Selda Güngör, Kübra Doğanay, Demet Sezen, Cennet Yiğit, Gülşah Güler ile birlikte sivil kahramanlarımız Ayşe Aykaç, Sevgi Yeşilyurt ve Türkan Türkmen Tekin’in tarihe altın harflerle kazındığını biliyoruz.

Yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Ünal’ın yerine Sayın Kılıç…

15.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne, Peygamberimiz’in 8 Mart 632 Cuma günü Arafat Vadisi’nde dünyada ilk insan hakları evrensel beyannamesini ilan etmesinin 1385’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.

Peygamberimiz (SAV), bin üç yüz seksen beş yıl önce 8 Mart 632 Cuma günü, Mekke’de Arafat Vadisi’nde, 120 bin sahabe Müslüman’ın şahsında insanlığa hitap ederek dünyada ilk insan hakları evrensel beyannamesini ilan etti.

Bu beyannameye göre canlar, mallar, namus ve şerefler kutsaldır ve her türlü saldırıdan korunmuştur. Emanetler ehline verilmelidir. Faizci sistem ve ekonomik sömürü kaldırılmıştır. Kan davaları ve cana kıyma kaldırılmıştır. “Kadınların haklarına riayet edininiz ve çiğnemeyiniz. Onlar da erkeklerin haklarına riayet etsinler ve çiğnemesinler. Bu haklar bellidir. Allah’ın kitabına ve benim yoluma uyun ve ondan ayrılmayın. Hepiniz Adem’densiniz, Adem ise topraktandır. Hiç kimsenin başkaları üzerinde soy sop üstünlüğü yoktur; üstünlük takvadadır. Hepiniz birbirinizin kardeşisiniz, haklarınızı çiğnemeniz ve kendinize de zulmetmeniz helal değildir. Mirastaki haklara riayet ediniz. Fuhşun her türünden, zina ve cinsel sapıklıklardan kaçınınız. Allah’ı her an çokça anınız.” Bu ilkelere bugün her zamankinden daha fazla muhtacız.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Deligöz…

16.- Erzurum Milletvekili Orhan Deligöz’ün, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ve 12 Mart Erzurum’un kurtuluşunun 99’uncu yıl dönümüne ilişkin açıklaması

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kadınlarımız toplumun ve ailenin temel taşıdır. Kadınlarımızın refah düzeyi ülkenin mutluluk düzeyinin göstergesidir. AK PARTİ olarak, 4 milyondan fazla kadın üyesiyle en büyük siyasi hareketiz. AK PARTİ’miz kadınlarımıza hak ettikleri güzel günleri yaşatma çabası içerisindedir. Başta kadına karşı şiddet olmak üzere tüm sorunlarıyla kararlı bir şekilde mücadele etmekteyiz.

Bu hafta sonu 99’uncu yıl dönümünü kutlayacağımız 12 Mart 1918 Erzurum’un kurtuluşunda bebeğini beşiğine bırakarak “Benim yavrum anasız büyür ama vatansız büyüyemez.” diyerek cepheye koşan Nene Hatun’u ve tüm şehitlerimizi rahmetle yâd ediyorum.

Yeni Türkiye'nin inşasında gelecek nesillere daha güçlü ve muasır medeniyetler seviyesine ulaşmış bir Türkiye bırakabilmek için 16 Nisan’da bütün kadınlarımızı “evet” demeye çağırıyor, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.

BAŞKAN – Sayın Atıcı…

17.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle basın açıklaması yapmak isteyen bir kadın avukatın Mersin Baro Başkanı tarafından itilerek engellenmesine ve hiçbir sivil toplum örgütünün iktidara şirin görünmeye çalışmaması gerektiğine ilişkin açıklaması

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, bugün Mersin Barosunda üzücü bir olay yaşandı. Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde her yıl olduğu gibi bu yıl da basın açıklaması yapmak isteyen bir kadın avukat Baro Başkanı tarafından itilerek engellendi. Olayın neresinden bakarsanız bakın vahimdir, bir insanın ifade özgürlüğü engellenmiştir, engellenen bu insan bir kadındır, olay Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde meydana gelmiştir, olayın meydana geldiği yer barodur, olayın faili bir baro başkanıdır. Baro Başkanı bu eyleminden önce yaptığı konuşmada referandumda tarafsız olacaklarını söylemişler. Doğrudur, saygı duyarız. Ancak barolar, olağanüstü hâl döneminde seçime gidilemeyeceğini yüksek sesle haykırmak zorundadır; barolar, Anayasa değişikliğinin ne getireceğini, ne götüreceğini halka anlatmak zorundadır, bundan korkmamalılar, hiçbir sivil toplum örgütü iktidara şirin görünmeye çalışmamalıdır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Akaydın…

18.- Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ve Antalya’nın Aksu ilçesinin Kemerağzı Kundu bölgesinde bulunan turistik alanla ilgili bilgi almak istediğine ilişkin açıklaması

MUSTAFA AKAYDIN (Antalya) – Sayın Başkan, öncelikle tüm dünya kadınlarının Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Şiddetsiz, tacizsiz, gönenç içinde bir gelecek diliyorum.

Sayın milletvekilleri, Antalya’nın Aksu ilçesi Kemerağzı Kundu bölgesinde çok değerli turistik bir alanın pazar yeri olarak değerlendirilmek üzere devredildiği bilgisini aldık. 100 dekar dolayındaki bu alanın 2013 yılında yapılmış olan imar planı idari yargı tarafından reddedilmiştir.

Sorularım Sayın Kültür ve Turizm Bakanı ile İçişleri Bakanlarına: Bir, bu turizm alanı olan bölgeyle ilgili yeni bir imar planı var mıdır, varsa arazinin niteliği nedir? İki, adı geçen alanla ilgili bir ihale var mıdır? Üç, Aksu’nun, AKP’li bir meclis üyesinin yakınına verildiği haberi doğru mudur? Bu bilgilerde doğruluk payı varsa, zaten çoğu turizm krizi nedeniyle iflas etmiş olan Aksu Kundu esnafının tepkileri ve zararları hesaplanmış mıdır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Tanal…

19.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Kadınlar ne kadar özgürse Türkiye o kadar özgürdür. Özgür ve daha adil bir ülke özlemiyle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Tabii, bugün için, hepimiz, hep birlikte Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyoruz, ancak siyasi iktidardan beklentilerim şu:

Kanun teklifi de verdim, bugüne kadar yerine getirmediler. Erkeklerde mavi kimlik var, kadınlarda pembe kimlik var; derhâl bu mavi kimlik, pembe kimlik uygulamasına son verilmelidir.

İki, hâkim kadın sayısı az, savcı kadın sayısı az, polis kadın sayısı az, genel müdür kadın yok denilebilecek gibi, müsteşar kadın yok denilebilecek gibi. Yani biz, böyle günlerde bunları övüyoruz, göklere çıkarıyoruz, ama fiilî durum ile uygulama birbiriyle örtüşmüyor, teori ile uygulama birbiriyle örtüşmüyor. Birbirimize karşı biraz samimi olalım, dürüst olalım ve söylediklerimizin aynısını yapmayı da siyasi iktidardan bekliyorum.

Teşekkür ederim.

Saygılarımı sunarım.

BAŞKAN – Sayın Şimşek’in yerine Sayın Ahrazoğlu, buyurun.

20.- Hatay Milletvekili Mehmet Necmettin Ahrazoğlu’nun, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ve 15 Temmuz mağdurlarıyla ilgili bir çalışma olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

MEHMET NECMETTİN AHRAZOĞLU (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Öncelikle, Sayın Meclis Başkanımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle, başta şehit annelerimiz olmak üzere tüm kadınların Kadınlar Günü’nü kutluyorum.

Ayrıca, 15 Temmuz sonrasında kapatılan okullarda öğretmenlik yaptı diye iş hakları ellerinden alınan öğretmenlerin, yeni göreve başlayan ve hiçbir suça karışmamış uzman er ve erbaşların, kapatılan vakıf üniversitelerinde okuyan üniversite öğrencilerinin diplomalarına eski okullarının ismi yazılarak iş imkânları elinden alınan kesimin, mahkemelerce, haklarında “Adli soruşturma açılmasına gerek yoktur.” kararı alınmasına rağmen hâlâ görevlerine döndürülmeyen memurların haklarında bir çalışma var mıdır diye soruyor ve teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Durmuşoğlu…

21.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna, 7 Mart Kadirli’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 97’nci yıl dönümüne ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkanım, öncelikle, Sayın Meclis Başkanımıza geçmiş olsun dileklerimi ileterek başlamak istiyorum.

7 Mart, Kadirli’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 97’nci yıl dönümünü kutluyor, aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Şunu gayet iyi biliyorum ki bu topraklar üzerinde yaşayan tüm vatanseverler, Malazgirt Ovası’nda ordusuna komuta eden Sultan Alparslan’ın, İstanbul surlarına sancağı diken Ulubatlı Hasan’ın, Viyana kapılarına dayanan Kanuni’nin, 276 kiloluk mermiyi “Ya Allah, bismillah.” diyerek kaldıran Seyit Onbaşı’nın, “Vatan bir bütündür, parçalanamaz.” diyen Gazi Mustafa Kemal’in ve gözünü kırpmadan ihanete karşı dimdik duran Ömer Halisdemir’in yüreğini taşımaktadır. FETÖ, PKK, IŞİD, PYD, YPG, DHKP-C başta olmak üzere tüm terör örgütleri ve destekçileri şunu çok iyi bilmelidir ki bu millet tarihte çok hain gördü ama hepsini de tarihin çöplüğüne gömdü. Allah’ın izniyle yine gömecektir.

Doksan yedi yıl önce bu topraklar için şehit olma şerefine nail olan Kadirlili dedelerimiz ile o günden bu yana tarihin dilinden düşmeyecek bir destan yazan tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – …gerek yurt içinde gerekse sınır ötesinde cansiparane bir şekilde mücadele eden tüm güvenlik güçlerimize muvaffakiyetler diliyorum.

Hayatın kaynağı, rahmetin, merhametin, şefkatin, zarafetin, nezaketin ve fedakârlığın sembolü olan tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi, sisteme giren kadın milletvekillerimize ilave söz vereceğim.

Sayın Karaburun, buyurun.

22.- Bursa Milletvekili Bennur Karaburun’un, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna, trafik kazasında hayatını kaybeden TÜRK METAL-İŞ Sendikası üyelerine Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dilediğine ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

BENNUR KARABURUN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkanımız İsmail Kahraman Beyefendi’yi aramızda görmekten duyduğum memnuniyeti bilmenizi ister, kendilerine tekrar tekrar geçmiş olsun dileklerimi sunarım.

Ankara’ya gelirken İnegöl ilçemizde kaza geçirerek hayatını kaybeden Türk Metal Sendikası üyesi kadın işçilerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.

Toplumun temel taşı aile, ailenin temel taşlarından biri de kadınlarımızdır. Yeryüzünde merhamet, şefkat, sevgi ve fedakârlığın sembolüdür. Yüce dinimiz ve medeniyetimiz de her zaman kadına özel bir önem vermiş ve kadınlarımızın hak ve hukuklarının çiğnenmemesi hususunun altını önemle çizmiştir. Bu vesileyle “Cennet annelerin ayakları altındadır.” hadisinin muhatabı olan tüm dünya kadınlarının 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlarım.

Referandum öncesi geleceğini düşünen tüm kadınlarımızın “evet” diyerek Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemini destekleyeceklerine olan inancımı bir kez daha belirtmek istiyorum.

Genel kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Köseoğlu…

23.- Trabzon Milletvekili Ayşe Sula Köseoğlu’nun, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde dini, dili, ırkı ne olursa olsun ülkemin tüm kadınlarını milletin Meclisinden saygıyla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.

Sadece 8 Martta değil “Kadın varsa demokrasi var.” ilkesiyle kadınlarımızın hayatın her alanında daha etkin rol almalarını sağlamak adına, anayasal değişiklikle pozitif ayrımcılık ilkesini getiren bir anlayış olarak, kadınlarımız daima önceliğimiz olmuştur, olmaya da devam edecektir. Kadın geçmişine, geleceğine, evine, yuvasına, evladına, vatanına sahip çıkandır. Kurtuluş Savaşı’mızda, 15 Temmuzda korkusuzca, evlatlarının geleceğine sahip çıkmak adına, arkasına bakmadan “Ben de varım.” diyerek meydanları boş bırakmayan kadınlarımız, inanıyorum ki 16 Nisanda da bu ülkenin istikrarı ve istikbali için, mazlum coğrafyaların umudu güçlü Türkiye için vesayet odaklarına karşı aynı gayreti de ortaya koyacaktır. Mesele memleket meselesiyse kadınlar bu meseleye mührünü vuracaktır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Doğan…

24.- İstanbul Milletvekili Selina Doğan’ın, anneleri tutuklu veya hükümlü olduğu için onlarla birlikte cezaevlerinde kalmak zorunda olan çocuklarla ilgili bir düzenleme yapılmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

SELİNA DOĞAN (İstanbul) – Sayın Başkan, teşekkürler.

Bildiğiniz gibi, anneleri tutuklu veya hükümlü olduğu için onlarla birlikte cezaevlerinde kalmak zorunda kalan çocuklar, hatta bebekler var. Bu çocuklar hiçbir günahları olmadığı hâlde anneleriyle birlikte ceza çekiyorlar cezaevlerinde.

Bizim parti olarak bu konuda çeşitli önerilerimiz, kanun tekliflerimiz oldu. En son, İstanbul Milletvekilimiz Barış Yarkadaş bu konuda bir kanun teklifi sundu ve mümkünse bu çocukların annelerinin cezalarının ertelenmesi veya cezaevlerindeki koşullarının iyileştirilmesiyle ilgili bir öneride bulundu. Bunun dünyada çeşitli örnekleri var. Bize çoğu kez çok dramatik şikâyetler geliyor bu konuyla ilgili. O yüzden, bu hususun Adalet Bakanlığınca dikkate alınmasını ve bu çocukların anneleriyle birlikte ceza çekmelerinin engellenmesini talep ediyoruz.

Teşekkürler. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Sarıhan…

25.- Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan’ın, kadın haklarının alabildiğine genişlemiş durumda olmadığına ilişkin açıklaması

ŞENAL SARIHAN (Ankara) – Teşekkür ederim.

Cemal Süreya’nın güzel bir şiiri var, şöyle diyor:

“Bir kadını ortadan ikiye böl,

Yarısı annedir, yarısı çocuk,

Yarısı sevgili, yarısı aşk.

Duyanlar bunu bilmez,

Görenler anlamaz bunu.

Yarısı rivayettir,

Yarısı gece.”

Galiba kadınların bugünkü asıl durumu bu; yarısı rivayet, yarısı gece. Çünkü hiç anlatıldığı gibi kadın baş üzerinde dolaşmıyor ve kadın hakları öyle alabildiğine genişlemiş durumda değil.

Örneğin, bugün gazetelerde yer alan Kadir Has Üniversitesinin 23 ilde yapmış olduğu toplumsal cinsiyet algısına ilişkin araştırma raporunda, kadınlarda en önemli sorun yüzde 55 oranında şiddet olarak karşımıza çıkıyor; 2’nci sırada yüzde 12’yle işsizlik var; onu yüzde 11’le eğitimsizlik takip ediyor. Araştırmaya göre 4 kadından 3’ü de çalışmıyor. Araştırmaya katılan kadınların…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ŞENAL SARIHAN (Ankara) – Burada bitirebilirim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Erdem, buyurun.

26.- İstanbul Milletvekili Arzu Erdem’in, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna, trafik kazasında hayatını kaybeden TÜRK METAL-İŞ Sendikası üyelerinin yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar dilediğine ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

ARZU ERDEM (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Meclis Başkanımıza geçmiş olsun diyorum.

Ayrıca, Ankara’ya gelirken trafik kazası geçiren Türk Metal Sendikasının hayatını kaybeden üyelerinin yakınlarına başsağlığı dileklerimi iletmek istiyorum, yaralı olanlara da acil şifalar diliyorum.

"Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın." “Dünyada hiç bir milletin kadını ‘Ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar emek verdim.’ diyemez.” “Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin.”

Evet, sözlerle yücelttiğimiz kadınlara hak ettikleri değerin verilmesi ve bu anlamda kadına şiddetin son bulması, kızlarımızın yüzünün her daim gülmesi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ARZU ERDEM (İstanbul) – Bitirebilir miyim.

BAŞKAN – Oradan tamamlayamıyoruz ama…

ARZU ERDEM (İstanbul) – Peki.

…bahtlarının açık olması dileğiyle Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Erdem.

Evet, şimdi sisteme giren sayın grup başkan vekillerine iki dakika süreyle söz vereceğim.

Sayın Akçay, buyurun.

27.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kutluyoruz.

Kadın, bir cinsiyetin ifadesinden ziyade ve bundan öte insanlığın saf ve yalın bir hâlidir. Kadın, dünyanın neresinde olursa olsun insanlığın temel ve ortak bir değeri ve hazinesidir. İnsaniyetli, erdemli ve faziletli bir dünya ve ülke için, ülkemizin gelişmesi ve muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkmak için kadınlara yönelik her türlü haksızlığı, ayrımcılığı reddediyoruz. Kadın ile erkek hayatın her safhasında birdir, beraberdir; bu, hukukumuzda da, medeniyet telakkimizde de böyledir. Kadının itibarını, onurunu korumak ve savunmak aynı zamanda geleceğimize sahip çıkmaktır. Çünkü, kadın, toplumun en küçük nüvesi olan ailenin başat kurucusu, toplumun geleceği olan çocukları yetiştiren bir ilk öğretmendir, başöğretmendir. “Cennet anaların ayakları altındadır.” müjdesine inanan bir millet olarak kadınlar baş tacımızdır.

Son dönemde sık sık karşılaşılan kadına şiddet meselesi kanayan bir yaramızdır. Kadının toplumsal alanda, iş yerinde, ev hayatında şiddete maruz bırakılması ne hukuken ne vicdanen ne de ahlaken asla kabul edilemez. Kadınlar, hukuken hayatın her alanında eşit temsil ve katılım hakkına sahiptir. Bunun gereğini yerine getirmek hepimizin görevidir. Kadınlarını önemsemeyen, sosyal ve siyasal süreçlerine katmayan, kadınların şefkat, merhamet ve sevgisinin yaşama daha çok yansımasını sağlayamayan toplumlar geri kalmaya mahkûmdur. Bu nedenle, kadınlara yönelik her türlü fiilî ve hukuki ayrımcılığın sona ermesi, kadınların istihdam edilebilirliklerinin geliştirilerek iş gücünde dezavantajlı konuma düşmelerinin önlenmesi, çalışma hayatında kadınlara yönelik ayrımcılığa son verilmesi hepimizin sorumluluğundadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen bir dakikada.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Milliyetçi Hareket Partisi bu anlayış ve yaklaşımın izdüşümünde Türk kadınının yanında daha kararlılıkla ve samimiyetle duracak ve üzerine düşeni yerine getirecektir.

Bu vesileyle, Gördesli Makbule, Nene Hatun, Kara Fatma, Satı Kadın, Halide Edib Adıvar, Nezahat Onbaşı, Şerife Bacı gibi daha nice kahraman Türk kadınını bağrından çıkarmış bir milletin evladı olmanın sorumluluğu ve iftiharıyla tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor; hepsine sağlık, mutluluk ve başarılar diliyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Yıldırım, buyurun.

28.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne, Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in hukuksuz tutukluluk kararının ortadan kaldırılması ve sağlık durumuyla ilgili bir çalışma yapılmasını istirham ettiğine ilişkin açıklaması

AHMET YILDIRIM (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, yaklaşık yüz otuz yıldan beri kadının yazmış olduğu destansı bir direnişten esin kaynağını alan bütün dünya emekçi ve mücadeleci kadınların günü kutlu olsun. Partimizin de milletvekilleri, yöneticileri bugün çok farklı illerimizde ezilmiş bütün kadınlar, hak arama mücadelesi içerisinde olan kadınlarla bir arada ve alanlarda.

Sayın Başkan, özellikle burada bizlerle ve sizlerle birlikte yoğun teşrikimesai yapmış olan bir arkadaşımızın yaşadığı hukuksuzluk ve mağduriyeti sizlerle paylaşmak istiyorum. Sayın İdris Baluken, 30 Ocak günü davasının görüldüğü Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesinde güçlü, anlamlı bir gerekçeli kararla oy birliğiyle tahliye edilmişti. Bundan tam on yedi gün sonra, cezaevinde yakalanmış olduğu bir rahatsızlık ve sağ ayağında gelişmiş olan felç durumuyla alakalı olarak bir sinir ameliyatı geçirdi ve akıllara zarar bir şekilde hastaneden alınarak tutuklandı. Ancak siz de bir hukukçu olarak çok iyi bilirsiniz ki asıl mahkemesi tarafından bırakılmış, tutukluluk hâline son verilmiş birinin itiraz müessesesi yoktur. İşte bizim -siyasi iktidarın sopası hâline gelmiş- bu operasyonları da siyasi operasyon olarak nitelememizin tam bariz örneklerinden biri. Çıksın bir hukukçu bizi –iknaya açığız- ikna etsin, desin ki: “Asıl mahkemesi tarafından tahliye kararı verilen tutuklu birinin tutukluluğuna şu maddeden Türk Ceza Kanunu’nun ya da Ceza Muhakemesi Kanunu’nun şu maddesinden ötürü itiraz müessesesi vardır.” Mesela, Sayın Hocam, Anayasa Profesörü Ahmet İyimaya da burada.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Tutukluluğu kendi mahkemesi tarafından sonlandırılan ve tahliye edilen bir tutuklunun serbest kalması hâline, bu ülkenin Türk Ceza Kanunu’nda ya da Ceza Muhakemesi Kanunu’nda itiraz müessesesi var mıdır? Olmadı, Diyarbakır 8. Ağır Cezanın üst mahkemesi 1. Ağır Cezaya gidiyor itiraz, tutuklanma talebi, 1. Ağır Ceza görmüyor davayı; oradan 2. Ağır Cezaya gidiyor, orada tutuklanıyor. Yani, siyasi baskıyla tutuklayacak olan bir itiraz mahkemesi bulununcaya kadar bu süreç devam edecekti. Arkadaşımızın ameliyatlı süreci tamamlanmadan, daha sağlığına kavuşmadan ve şu anda o hastalıklı hâliyle, sağ ayağındaki felç durumunu daha tam atlatmadan tutukluluk hâli devam ediyor.

Bu konuda, Meclis Başkan Vekili olarak, özellikle sağlık durumunun ne olduğunu ve tedavisinin ne aşamada olduğunu…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET YILDIRIM (Muş) - …bu hukuksuzluğun ortadan kaldırılması için bir çalışma yapmanızı özellikle istirham ediyor, bilginize sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yıldırım.

Sayın Gök…

29.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ve trafik kazasında hayatını kaybeden TÜRK METAL-İŞ Sendikası üyelerine Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dilediğine ilişkin açıklaması

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Bugün anlamlı bir gün, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Ancak, Türkiye’de şenlikle ya da başka folklorik gösterilerle kutlanması gereken Kadınlar Günü’nü, Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü, bugüne kadar gelinen süreçte, kadın cinayetleri, kadına şiddet, küresel cinsiyet eşitliğinde daha gerilerde kalması, Kadınlar Politik Gücü Endeksi’nde son sıralarda yer almamız, ekonomiye katılım ve fırsat eşitliğinde yine son sıralarda yer almamız gibi gerekçelerle biz son derece sönük kutluyoruz. İleriki yıllara olan temennilerimizi artırmak üzere bu görüşlerimizi ifade ediyoruz.

Bu görüşlerimizi ifade ederken dün Türk Metal Sendikasının Ankara’ya Kadınlar Günü etkinliğine katılmak üzere gelen kadınları taşıyan aracının devrilmesi sonucunda 7 kadın kardeşimizin hayatını kaybetmesi gerçekten büyük bir travma yarattı, büyük bir üzüntü yarattı. Hayatını kaybeden kadın kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz, ulusumuza da başsağlığı diliyoruz.

İşte, böylesi bir atmosferde, son on beş yılda 13.928 kadın cinayeti gerçekleşmiş ülkemizde. Kadına şiddet son yedi yılda yüzde 1.400 artmış ve cinsel taciz de yine son yedi yılda yüzde 449 artıyor; son derece ürkütücü rakamlar. Küresel cinsiyet eşitliğinde 144 ülke arasında 130’uncuyuz; sonuçlar sıkıntılı, vahim. Kadınlar Politik Gücü Endeksi’nde yine 144 ülke arasında 113’üncü, ekonomiye katılım ve fırsat eşitliğinde yine 144 ülke arasında 129’uncu sırada yer alıyor Türkiye’deki kadınlarımız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

LEVENT GÖK (Ankara) – Dileğimiz, arzumuz kadınlarımızın dünyanın en saygın bir yerinde Türkiye’deki haklar bakımından ileri düzeyleri kazanması. Bu konularda hiçbir tereddüt de yer almayacak şekilde kadın-erkek fırsat eşitliğinin sağlanması yönündeki çalışmaların toplumumuz tarafından benimsenerek önce kafalardaki kadın-erkek eşitliğine yönelik ayrımcılığın giderilmesini öne çıkarıyoruz. Önce, erkeklerin de kafalarındaki kadına yönelik bakışlarını değiştirmesinin önemini de vurgulamak istiyoruz. Yasalar değişir ama anlayış değişmezse bir adım almamız mümkün değildir.

Ben bu nedenle bir kez daha bütün dünyadaki ve Türkiye’deki, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle, kadınlarımızın bu güzel gününü kutluyorum ve hepsine hayatlarında başarılar diliyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bostancı…

30.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Tarihte, yakın tarihte, dünya tarihinde kadınların durumuna ilişkin birkaç örnekten bahsetmek istiyorum: Hindistan’da Sati geleneği vardır, en son 1987’de yasaklandı; kadın ölen kocasıyla birlikte canlı canlı yakılır, Ramayana’daki Sati’den gelen bir gelenek.

İngiltere’de İngiliz edebiyatının en parlak isimlerinden birisi Virginia Woolf’tur, “Kendine Ait Bir Oda”nın yazarı. 1936’da ceplerine taş doldurup bir nehirde intihar etti. Kocası ikinci sınıf bir edebiyatçıdır, kocası Virginia Woolf’u edebiyat toplantılarına almazdı; ölüm tarihi 1936.

Amerika’da yeni Başkanlık seçimi oldu, devir teslim törenlerinde ve o sırada medyada çıkan haberlere baktığımızda, eski ve yeni başkanın dehası ve toplumsal misyonuna ilişkin haberler olurken hanımların şıklığı ve zarafeti üzerinden haberleştirmeler yapıldı; çok yeni bir hadise.

Türkiye’de de esasen birçok problemimiz var. AK PARTİ olarak on dört on beş yıldır siyasetin üzerine düşen görevi diğer siyasi partilerle birlikte, muhalefet partileriyle birlikte düzeltmeye, kadınların şartlarını iyileştirmeye uğraştık ve birçok düzenleme yaptık; hukuki, sosyal, iktisadi düzenleme. Ama bunlar yetmez; esasen, bu iş sadece siyasetin sırtında da düzelecek bir iş değildir. Toplumsal dayanışma çerçevesinde halledilmesi gereken, modernleşme ve medenileşmenin beraberce çözmesi gereken bir problemdir.

Radikal feminizmin de tuzağına düşmeksizin, kadınların modern hayat içerisinde erkeklerle eşit şartlara sahip olması adına hepimizin el birliğiyle yapacağı işler vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Tarihten geleceğe, zaman, kesinlikle, bu bakımdan, eşitlik bakımından kadınların lehine akıyor. Aynı zamanda, erkekler ve kadınlar hep birlikte bu eşitlikçi dünyanın kurulması için çaba göstermeli. Biz bu çabayı göstermeye muhakkak devam edeceğiz ve böylelikle, bir daha… Erkekler günü yoktur dikkat ederseniz, 8 Mart Kadınlar Günü’nün ima ettiği bir başka anlam da böyle bir günde sürekli eşitsizliklerin ve şiddetin söylenme düzeyinden dile getirilmesinden, söyleme ve yapmaya bir vesile olması ümidi ve gelecekte 8 Martın hafızalara terk edileceği bir Türkiye ve dünya için temennilerimi, dileklerimi ve ortak çalışma irademizi beyan ediyorum.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç adet önerge vardır, okutup bilginize sunacağım.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş ve 21 milletvekilinin, sivil halka yönelik işkence ve kötü muamelelerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/492)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Toplumsal muhalefetin, düşünce ve ifade hürriyetinin engellenmesine yönelik hukuk dışı işlemler ve kötü muamelelerin her geçen gün ciddiyetini arttırmış olmasından bahisle mesnetsiz gözaltı, tutuklama ve sivil vatandaşların ölümlerinin neden ve sonuçlarının araştırılması, hak ihlallerinin tespiti amacıyla Anayasa’nın 98’inci, İç Tüzük’ün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince ekte sunulan gerekçe çerçevesinde Meclis araştırması açılmasını aşağıda imzası bulunanlar olarak arz ve teklif ederiz.

1) Meral Danış Beştaş                                         (Adana)

2) Behçet Yıldırım                                               (Adıyaman)

3) Berdan Öztürk                                                (Ağrı)

4) Dirayet Taşdemir                                            (Ağrı)

5) Sırrı Süreyya Önder                                        (Ankara)

6) Ayşe Acar Başaran                                          (Batman)

7) Mehmet Ali Aslan                                            (Batman)

8) Saadet Becerekli                                            (Batman)

9) Hişyar Özsoy                                                 (Bingöl)

10) Mizgin Irgat                                                  (Bitlis)

11) Altan Tan                                                     (Diyarbakır)

12) Çağlar Demirel                                              (Diyarbakır)

13) Feleknas Uca                                                (Diyarbakır)

14) İmam Taşçıer                                                (Diyarbakır)

15) Nimetullah Erdoğmuş                                     (Diyarbakır)

16) Nursel Aydoğan                                             (Diyarbakır)

17) Sibel Yiğitalp                                                (Diyarbakır)

18) Ziya Pir                                                       (Diyarbakır)

19) Mahmut Toğrul                                              (Gaziantep)

20) Abdullah Zeydan                                            (Hakkâri)

21) Mehmet Emin Adıyaman                                  (Iğdır)

22) Erdal Ataş                                                    (İstanbul)

Gerekçe:

25’inci Dönem milletvekili seçimleri öncesinde başlayan ve seçim sonrasında yoğun bir biçimde gündeme gelen, yargı ve kolluk güçleri başta olmak üzere, kamu görevlilerinin toplumsal muhalefetin bastırılmasına yönelik eylemleri ve vatandaşa uyguladığı suimuamele her geçen gün ciddiyetini arttırarak devam etmektedir. Birtakım hukuksal düzenlemelerin yapılmadığı 1990'lı yıllarda dahi gözlemlenemeyen hak ihlalleri, Avrupa Birliği uyum yasalarıyla demokratikleşen mevzuata rağmen günümüz Türkiye'sinde hem de en acı hâliyle yaşanmaktadır. 1990’lı yılları aşar düzeyde gözaltı, tutuklama ve sivil kayıpların arttığı uygulamalara hep birlikte şahit olmaktayız.

Yargı gücünün hukuki dayanak gözetmeksizin kişileri tutukladıklarına ilişkin şikâyetler gün geçtikçe artış göstermektedir. Sadece 24 Temmuz 2015 tarihi itibarıyla 2.590 kişi gözaltına alınırken yüzlercesi sevk edildikleri hâkimlikler tarafından tutuklanmıştır. Bahse konu gözaltı ve tutuklamalar ağırlıklı olarak yasa dışı örgüt üyeliği ve örgüt propagandası yapmak iddialarından oluşmuş ise de genel anlamda soruşturma dosyaları incelendiğinde, ağırlığını Halkların Demokratik Partisi üye ve yöneticilerinin oluşturduğu bu tutuklamaların demokratik ve yasal eylemlere katılma neticesinde gerçekleşmiş olduğu çeşitli tespitler neticesinde ortaya çıkmıştır.

Başta partimiz Halkların Demokratik Partisi olmak üzere, seçilmişleri de hedef alan bu siyasi operasyonlar neticesinde birçok belediye eş başkanı ve parti yöneticisi tutuklanmıştır. Yaşanan gelişmelerin seyrine bakıldığı vakit 1990'lı yıllarda söz konusu olan hak ihlallerine ilişkin tüm uygulamaların yeniden gündeme geldiğine şahit olmaktayız.

Tüm bu vahim tabloda, mülki amirlerden sağlık çalışanlarına değin geniş bir spektrumda kamu görevlilerinin de ortak bir karara binaen hareket ettiklerine dair kuşkular söz konusudur.

Açıklamış olduğumuz üzere, sivil vatandaşa yönelik sergilenen yoğun hak ihlallerinin ve hukuk dışı uygulamaların sebep ve sonuçlarının tespit edilmesi ve mevcut hak ihlallerinin yerinde incelenmesi önem arz etmektedir. Bu bahisle sivil halka yönelik işkence ve kötü muamelelerin yerinde tespiti için bir komisyon kurulmasını gerekli görmekteyiz.

2.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ve 21 milletvekilinin, Suruç’ta tam donanımlı bir bölge hastanesi ihtiyacının tüm boyutlarıyla araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/493)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Kobane'de meydana gelen olaylar sonucu çok sayıda yaralının Türkiye'ye getirilmesi sürecinde ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır. Sınırda bulunan Suruç Devlet Hastanesinin kapasite ve donanım olarak yetersizliği bilinmektedir. Bu amaçla Suruç'ta tam donanımlı bir bölge hastanesi ihtiyacının tüm boyutlarıyla araştırılması amacıyla Anayasa'nın 98'inci, İç Tüzük’ün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederim.

1) Altan Tan                                                       (Diyarbakır)

2) Meral Danış Beştaş                                          (Adana)

3) Behçet Yıldırım                           (Adıyaman)

4) Berdan Öztürk                                                (Ağrı)

5) Dirayet Taşdemir                        (Ağrı)

6) Sırrı Süreyya Önder                                         (Ankara)

7 Ayşe Acar Başaran                       (Batman)

8) Mehmet Ali Aslan                        (Batman)

9) Saadet Becerekli                        (Batman)

10 Hişyar Özsoy                                                 (Bingöl)

11) Mizgin Irgat                                                  (Bitlis)

12 Çağlar Demirel                           (Diyarbakır)

13) Feleknas Uca                                                (Diyarbakır)

14) İmam Taşçıer                                                (Diyarbakır)

15) Nimetullah Erdoğmuş                                      (Diyarbakır)

16) Nursel Aydoğan                         (Diyarbakır)

17) Sibel Yiğitalp                                                (Diyarbakır)

18) Ziya Pir                                                       (Diyarbakır)

19) Mahmut Toğrul                          (Gaziantep)

20) Abdullah Zeydan                       (Hakkâri)

21) Mehmet Emin Adıyaman                                  (Iğdır)

22) Erdal Ataş                                                    (İstanbul)

Gerekçe:

Kobane savaşı, son yüzyılın en vahşi terör çetesi olarak gösterilen DAEŞ'e karşı büyük bir direnişle devam etmektedir. Orta Doğu'daki politik tüm alan ve kesimlerin kaderini belirlemede önem arz eden bu savaş, Kürtler üzerinden Türkiye'nin sıfır noktasında, tüm dünyanın gözü önünde vuku bulmaktadır. Savaş, doğal olarak en çok çocuk ve kadın şahsında on binlerce sivili etkilemiştir. Sivillerin büyük çoğunluğu Suruç sınırından çeşitli yollarla geçerek köylere, mahallelere, sokaklara, kurumlara ve çadır kentlere yerleştirilmiştir; büyük bir kısım da Urfa merkez ya da ilçelerine geçmek zorunda kalmıştır.

Kobane'de bir yılı aşkın bir süredir çatışmalar şiddetli bir şekilde devam etmekte ve her geçen gün Türkiye'ye yaralılar ve cenazeler gelmeye devam etmektedir. Yaralıların da ilk etapta ulaştıkları yer Suruç Devlet Hastanesidir. 40 yatak kapasitesi bulunan Suruç Devlet Hastanesi ne yatak kapasitesiyle ne de mevcut doktor sayısıyla bu ihtiyaca karşılık verememektedir. Suruç Devlet Hastanesi Acil Servisinin önü kadın-erkek Kobane'den gelen insanlarla dolmuş durumdadır. Ambulanslar her on dakikada bir acil servise yaralı bırakıp hastaneden tekrar sınıra gidip gelmektedir. Acil tıbbi müdahale odası yaralı dolarken doktor ve hemşireler yaralılara müdahale etmede çoğu zaman yetersiz kalmaktadır. Hastane personeli, Kobane'den gelen yaralıların yoğunluğu nedeniyle Suruç halkının tedavi amacıyla acile ve polikliniklere muayene ve tedaviye gidemediğini söylemektedir.

Suruç, bu süre zarfında büyük bir sınav vererek nüfusunun 2 katı insanı kucaklamaya çalışmakla herkesin gözünü çevirdiği bir ilçe olmuştur. Buraya acilen, ihtiyacı giderebilecek donanımda, yeterli yatak sayısı ve özellikle uzman doktor sayısının arttırılarak büyük bir bölge hastanesinin yapılması şarttır. Bununla ilgili ihale ve bütçe çalışmalarının bir an önce başlatılması gerekmektedir. Bu amaçla bir Meclis araştırmasının açılmasını arz ve teklif ederim.

3.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ve 21 milletvekilinin, uyuşturucu bağımlılığı ile fuhuş suçlarındaki artışın nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/494)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkiye'deki uyuşturucu bağımlılığının geldiği boyutlar, uyuşturucunun okul önlerinde çocuklara satışının engellenememesi, fuhuş suçlarında meydana gelen artışlar ve çocuk yaştaki kız çocuklarının fuhşa zorlanmasının engellenememesinin nedenlerinin incelenebilmesi için Anayasa'nın 98'inci, İç Tüzük’ün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederim.

1) Altan Tan                                                (Diyarbakır)

2) Meral Danış Beştaş                                   (Adana)

3) Behçet Yıldırım                                        (Adıyaman)

4)Berdan Öztürk                                          (Ağrı)

5) Dirayet Taşdemir                                     (Ağrı)

6) Sırrı Süreyya Önder                                  (Ankara)

7) Ayşe Acar Başaran                                   (Batman)

8) Mehmet Ali Aslan                                     (Batman)

9) Saadet Becerekli                                      (Batman)

10) Hişyar Özsoy                                         (Bingöl)

11) Mizgin Irgat                                           (Bitlis)

12) Çağlar Demirel                                       (Diyarbakır)

13) Feleknas Uca                                         (Diyarbakır)

14) İmam Taşcıer                                         (Diyarbakır)

15) Nimetullah Erdoğmuş                               (Diyarbakır)

16) Nursel Aydoğan                                      (Diyarbakır)

17) Sibel Yiğitalp                                         (Diyarbakır)

18) Ziya Pir                                                (Diyarbakır)

19) Mahmut Toğrul                                       (Gaziantep)

20) Abdullah Zeydan                                     (Hakkâri)

21) Mehmet Emin Adıyaman                           (Iğdır)

22) Erdal Ataş                                             (İstanbul)

Gerekçe:

Türkiye'deki uyuşturucu bağımlığının ve fuhşun geldiği boyutlar kaygı verici noktalara ulaşmıştır. Uyuşturucunun üniversitelerde, liselerde ve ilköğretim okullarının önlerinde satışlarının yapılması engellenememektedir. Her geçen gün, başta gençler olmak üzere, birçok insan uyuşturucu bataklığına sürülmektedir. Uyuşturucunun yanı sıra fuhşa sürüklenen kız çocuklarının sayısı gün geçtikçe kaygı verici şekilde artmaktadır. Bunların engellenmesi açısından devlet fazlasıyla yetersiz kalmıştır.

AK PARTİ'nin iktidara geldiği 2002'den itibaren suç oranlarındaki artışları açıklayan eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin, 2002-2010 yılları arasında fuhuş suçlarının yüzde 220, tecavüz ve çocuklara cinsel taciz suçlarının yüzde 125 arttığını belirtmiştir. Bakan Ergin’in ifadeleri, AKP'nin on yıllık iktidarı döneminde uyguladığı sosyo-ekonomik politikalarının ve eğitim politikalarının başarısız olduğunu, bu politikaların toplumda çok ciddi ahlaki ve sosyal erozyona sebebiyet verdiğini istatistiki verilerle ortaya çıkarmıştır.

AKP döneminde çeşitli suçlardaki değişim oranı şöyle: Fuhuş suçundan 2002 yılında 2.669 kişi hakkında dava açılmıştır. Bu sayı 2007 yılında 4.494'e, 2010 yılı sonu itibarıyla da 8.409'a ulaşmıştır. Fuhuş suçu sekiz yılda yüzde 220 oranında artmıştır. Bunun yanı sıra taciz, tecavüz ve çocuk istismarı suçları da 2 kat artmıştır. Bu suçlardan 2002 yılında 16.043 sanık hakkında dava açılmışken, bu sayı 2007 yılı sonu itibarıyla 19.162'ye ve 2010 yılı sonu itibarıyla da 35.760'a ulaşarak sekiz yılda yaklaşık yüzde 125'lik bir artış göstermiştir. Müstehcenlik suçlarında 3 kat artış görülmektedir. 2002 yılında müstehcenlik suçundan 818 sanık hakkında kamu davası açılmıştır. Bu sayı, AKP'nin birinci iktidar dönemi olan 2007 yılı sonunda 1.808'e ve ikinci iktidar dönemi olan 2010 yılı sonunda ise 2.200 kişiye ulaşmıştır. 2002 yılından 2010 yılı sonuna kadar yaklaşık yüzde 170'lik bir artış meydana gelmiştir.

Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneğinin (CETAD) yürüttüğü proje kapsamında yapılan araştırma sonuçları ise Türkiye'deki çarpıcı gerçeği gün yüzüne çıkarmıştır. CETAD'ın hazırladığı rapora göre, Türkiye'de 100 bin seks işçisi bulunduğu bildirilmiştir. CETAD'ın raporuna göre 56 genelevde yaklaşık 3 bin kadının çalıştığı tespiti yer alırken tescil edilmeyen kadınların sayısının 12 bin olduğu aktarılmıştır. 85 bin kişinin ise yasa dışı yollardan çalıştığı belirtilmektedir.

Adalet Bakanlığı yetkililerinin söylemlerine göre Türkiye'de uçucu madde kullanma yaşı 11, esrara başlama yaşı 16, ecstasy kullanma yaşı ise 17'ye inmiştir. Bütün şehirlerde uçucu madde, esrar, ecstasy ve aynı miktarda olmasa da eroin kullanımında artış bulunmaktadır. Uyuşturucu kullanıcıların yarısından fazlası 15-25 yaş arasındaki gençlerdir.

Toplumun karşı karşıya kaldığı uyuşturucu ve fuhuş gibi sorunların çözümünde devlet ve Hükûmet yetersiz kalmaktadır. Bu oranların her geçen gün artmasının nedenlerinin belirlenmesi için Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki ön görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- MHP Grubunun, 16/2/2016 tarih ve 1109 sayıyla Adana Milletvekili Muharrem Varlı ve arkadaşları tarafından, tarımsal üretimde kullanılan gübre ve gübre fiyatlarındaki artışların nedenlerinin araştırılması ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 8 Mart 2017 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

8/3/2017

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 8 Mart 2017 Çarşamba günü (bugün) yaptığı toplantısında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük'ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                               Erkan Akçay

                                                                                       Manisa

                                                              MHP Grubu Başkan Vekili

Öneri:

16 Şubat 2016 tarih, 2016/1109 sayıyla TBMM Başkanlığına, Adana Milletvekili Muharrem Varlı ve arkadaşlarınca tarımsal üretimde kullanılan gübre ve gübre fiyatlarındaki artışların nedenlerinin araştırılması ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla verilen Meclis araştırması önergesinin 8 Mart 2017 Çarşamba günü (bugün) Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bugünkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisi lehinde ilk söz, Adana Milletvekili Muharrem Varlı’ya aittir.

Buyurun Sayın Varlı. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

MUHARREM VARLI (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grubumuzun vermiş olduğu araştırma önergesi üzerinde söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Bu vesileyle bütün kadınların da Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.

Değerli arkadaşlar, burada birçok defa gündeme getirmeme rağmen ne Bakanlık bu konuda gerekli tedbirleri aldı ne de ilgili kurumlar bizim söylediklerimizle ilgili gerekli tedbirleri aldılar. Dolayısıyla da gübre fiyatları gübre satıcılarının keyfî uygulamalarına kaldı. Bir bakıyorsunuz gübre fiyatı eski rakamla 700 bin lira; tam gübre çiftçiye lazım olacak, mısırın üzerine veya buğdayın üzerine gübre atılacağı zaman gübre fiyatları birden bire eski fiyatla 1 milyon liraya yani yeni fiyatla 1 TL’ye yükseliyor. Şimdi, 700 bin liraya bu gübre kurtarıyorsa neden bu gübrenin 700 bin liradan satışını temin edemiyoruz? Tarım Kredi kurumu ne yapıyor? Her defasında bunu buradan soruyorum, Sayın Tarım Bakanını uyarıyorum. Sayın Tarım Bakanı, Tarım Kredi kurumu ne yapıyor, bu ülkede Tarım Kredi kurumunun görevi nedir? Yani gübre fiyatlarını sübvanse etmesi gereken bir kurumken, gübre fiyatlarında çiftçiyi koruması gereken bir kurumken ne yazık ki hâlâ, piyasada gübre fiyatları tüccarın istediği şekilde iniyor veya çıkıyor. Bir türlü bunu sağlayamadık. Yıllarca burada söyledim, dedim ki: Gübredeki KDV fiyatlarını düşürelim, en sonunda gübredeki KDV fiyatlarını düşürdünüz, seçimlerde bunu vaat olarak kullandınız ve KDV’yi düşürdünüz. Ancak KDV’nin düşmüş olması şu anda çiftçinin cebine hiç yansımadı. Nasıl yansımadı? Birdenbire doların yükselmiş olması, devalüasyon olması hasebiyle, gübre fiyatları eski fiyatların üstüne çıktı, yani KDV’nin düşmüş olması çiftçiye hiçbir artı getirmedi. Dolayısıyla, burada, Tarım Kredi kurumunu mutlaka devreye sokup ucuz fiyatla piyasayı regüle edecek, piyasada çiftçinin hakkını koruyacak bir şekilde Tarım Kredi kurumunu kullanmamız lazım. Eğer biz bu Tarım Kredi kurumunu kullanmaz isek, çiftçi, tüccarın inisiyatifine, tüccarın vicdanına teslim edilir ve dün 70 kuruşken gübre, bugün 1 liradan gübreyi satın almak zorunda kalır. Bakın, iki ay sonra -garanti veriyorum, isteyen arkadaşımla da bunu tescil etmeye, noter huzurunda tescil etmeye de hazırım- gidelim, üre gübresinin fiyatları birdenbire yeniden 70 kuruşa düşmüş olacak. Ya, Allah’tan reva mıdır? Yani, çiftçiye en lazım olduğu dönemde devlet, bakanlık çiftçiyi korumazsa ne zaman koruyacak? KDV’yi düşürdünüz, tamam, güzel yaptınız ama KDV’den düşen rakam çiftçinin cebine yansımadı ki.

Yani, değerli arkadaşlar, biz burada söylüyoruz, söylediklerimiz hep havada mı kalıyor, sizin kulaklarınıza girip kafanızda hiç yer yapmıyor mu? Sayın Bakan, sayın bakanlık mensupları bizim bu söylediklerimizden hiç faydalanmıyorlar mı, hiç not almıyorlar mı? Her defasında çıkıyorsunuz, “Eleştiri, eleştiri… Çözüm?” E, çözümü de söylüyoruz, çözümü de söylüyoruz ama çözümü de algılayacak, çözümü de uygulayacak, çiftçinin lehine, sizde ne yazık ki hiçbir gelişme göremedik şu ana kadar.

Değerli arkadaşlarım, bakın, şimdi bir de bu nitrat gübresiyle alakalı durum var, sıkıntılı bir durum. Tamam, yani terör örgütleri bu nitrat gübresiyle alıp patlayıcı yapıyorlar. Amenna, devletimizin almış olduğu karara da sonuna kadar saygılıyız, terörle mücadele konusunda da verilen mücadelenin de arkasındayız ancak bir tarafta da bir mağduriyet var yani hem nitrat gübresini üreten kişilerin elinde oldukça yüklü miktarda nitrat gübresi kaldı hem de çiftçilerimiz bu nitrat gübresinden faydalanamıyorlar.

Bakın, ben size söylüyorum bir çiftçi kardeşiniz olarak, bunu bütün ziraat mühendisleri de bakanlık yetkilileri de tescil edeceklerdir; nitrat gübresi buğday ve pamuk üretiminde elzemdir, mutlaka kullanılması gerekir. Bununla ilgili nasıl bir çözüm bulunacaksa bir an önce bakanlığın bir çözüm bulması lazım. Yani şimdi, efendim, ilçe tarım müdürlüğü gün veriyor. Yani sanki, profesör doktordan gün alıp da hasta muayeneye gidecek. Ya, onda bile günü tutturamıyorsun ki kardeşim. Yağmur yağacak çiftçi çıkıp gübresini atıyor, atmak zorunda veya yağmurla alakalı haber aldı çiftçi, gidip gübresini atacak. Ee, ilçe tarım müdürlüğünün memuru gelecek de, kontrol yapacak da efendim, gübre atmasına müsaade edecek. Ya, böyle bir mantıksız uygulama olmaz; bu yanlış bir uygulama. Bundan vazgeçilmeli, Tarım Bakanlığı bununla alakalı bir an önce, çiftçinin lehine çiftçiyi rahatlatacak bir çözüm bulmak zorunda. Yani bu nitrat meselesi, demin de söyledim, bakın, terör örgütlerinin kullanımına asla müsaade edilmemeli; doğru. Bunda devletin, Hükûmetin arkasındayız ancak çiftçinin mağduriyetini de gidermek mecburiyetindeyiz arkadaşlar. Nitrat gübresi hem buğdayda hem pamukta elzem diyorum; bakın, tekrar altını çizerek söylüyorum. Ancak bu konuda şu ana kadar yapılan hiçbir şey yok. Ee, şimdi, bir de ÇKS’ye göre veriliyor bu nitrat gübresi. Yani gidin de bölgenizde, Çukurova bölgesinde, Adana’da, Hatay’da, Mersin’de ÇKS’si olmayan birçok çiftçimiz var, hazine arazisi işleyen çiftçilerimiz var. Ee, bunlar da gübre atacaklar buğdayına, pamuğuna. Nasıl olacak bu? ÇKS’si yoksa gübre atamayacak mı? Yani değerli arkadaşlarım, bu uygulama doğru bir uygulama değil, bununla alakalı Hükûmetin ve bakanlığın acilen bir tedbir alması, çiftçinin lehine acilen bir düzenleme yapması lazım.

Yine, bu 2/B arazileriyle ilgili… Ya, defalarca burada söyledim, bu 2/B arazileriyle ilgili yasa çıkarılalı beş altı sene oldu. Çiftçilere dediler ki: “Gidin müracaatınızı yapın.” Gittiler mal müdürlüğüne müracaatlarını yaptılar ancak hâlâ daha birçok yerde satışı yapılmıyor. Neden yapılmıyor? Toplulaştırma var. Toplulaştırma Genel Müdürüyle görüşüyoruz, diyor ki: “Bizim toplulaştırma işlemimiz engel değil.” Bu sefer, DSİ Genel Müdürlüğü bir yazı yazıyor, efendim, Bakanlar Kurulundan bir yazı çıkıyor; bir türlü bu hazine arazilerinin satışıyla ilgili işlem gerçekleşemedi. O zaman biz bu yasayı ne için çıkarttık? Ne için çıkarttık arkadaşlar, soruyorum ben size? Beş yıl oldu, tam beş yıl oldu. Çiftçi bununla ilgili çok büyük mağduriyet yaşıyor.

Şimdi, bakın, hazine arazisinin Ceyhan’da, Adana Ovası’nda, Çukurova’da kiralama bedeli ne kadar, biliyor musunuz? 350 TL, eski rakamla 350 milyon. Normal, gidip bir vatandaştan tarlayı kiraladığınız zaman da 350 liraya kiralıyorsunuz zaten, 350 milyon liraya kiralıyorsunuz. Ama onun tapusu var, tapusunu alıyorsunuz, efendim, tapusunu kiraladığınız için üzerinden hem mazot desteğini hem gübre desteğini hem de ÇKS’yle prim desteklerinizi alabiliyorsunuz. Hazine arazilerinde bunu alabiliyor musunuz? Alamıyorsunuz. Ama 3 memur gidiyor, “Efendim, bu köyde kira bedeli ne kadar?”, “350 lira.”, “Yaz, 350 lira.” Ya, Allah’tan reva mıdır ya, böyle bir şey olur mu?

Bakın, buradan Tarım Bakanını tekrar uyarıyorum: Sayın Tarım Bakanı, lütfen çiftçiye sahip çıkın, lütfen çiftçiyi 3 memurun eline bırakmayın. Ziraat odaları ne güne durur, ilçe tarım müdürlüğünün ziraat mühendisleri ne güne durur, o bölgedeki çiftçiler ne güne durur? 3 memur gidiyor, “Bu köyde kira bedeli ne kadar?”, yazıyor: “Git, onun üzerinden kira öde.” İnsan Allah’tan korkar ya! Yani, devlet kendi çiftçisini, kendi köylüsünü, kendi üreticisini koruyamayacaksa kim koruyacak arkadaşlar, soruyorum ben size?

Bakın, tekrar söylüyorum: Serbest piyasada tarlanın dönümü, kira bedeli 350 TL ama onun prim desteğini alıyorsunuz, gübre desteğini, mazot desteğini alıyorsunuz fakat hazineye ödediğiniz kiranın karşılığında hiçbir prim desteği ve destek alamıyorsunuz. Şimdi, kalkmış, gitmiş 3 memur, sormuş, yazmış 350 TL; oh, ne güzel iş ya!

Sayın Bakan, Tarım Bakanıysanız lütfen çiftçiyi koruyun. Bu 2/B hazine arazilerinin satışını bir an önce gerçekleştirin, çiftçinin bu mağduriyetini engelleyin. Bakın, söylemek istemiyorum ama Allah esirgesin, eğer bu araziler toplulaştırmayla bir başkasının arazisinin üzerine gider, yarın o araziyle ilgili kavga çıkar, kan dökülürse bunun mesulü sizsiniz. Bunun ne vebalinin altından kalkabilirsiniz ne de günahının altından kalkabilirsiniz. Kimse kimseye tarlasını yedirmez. Allah rızası için bu işi bir an önce çözümleyin. Defalarca söyledim, müdürlerle görüşüyorum, bakanla görüşüyorum, aynı şey. Bu kulaktan giriyor, bu kulaktan çıkıyor, illa birilerinin ölmesi gerekli herhâlde bu işin çözümlenmesi için.

Hepinize saygılar. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Varlı.

Önerinin aleyhinde ilk söz Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan’a aittir.

Buyurun Sayın Aslan. (HDP sıralarından alkışlar)

MEHMET ALİ ASLAN (Batman) – Sağ olun.

Sayın Başkanı ve sayın Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Tabii, biz usulen aleyhte söz hakkı aldık ama lehte konuşacağız. Tam da bizim dile getirmeyi düşündüğümüz çok önemli konular vardı.

Bu arada bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ama işin doğrusu gün olarak içimden kutlamak gelmiyor çünkü maalesef, bugünlerde kadınların üzerindeki baskıyı, haksızlığı, adaletsizliği gidermek için somut adımlar atılması gerekirken biz buradan sadece formalite olarak -açıkçası kendi adıma söyleyeyim- kutlamakla yetiniyoruz. Bugün Türkiye'de 3’üncü büyük partinin kadın Eş Genel Başkanı, aynı zamanda kadın temsiliyetini sürdüren bir eş genel başkan haksız yere hapislerde tutuldu ve milletvekilliği düşürüldü ve biz hiçbir şey olmamış gibi kalkıp kadınlarla ilgili demokratik gelişmelerden burada söz edebiliyoruz. Aynı şekilde, onlarca, yüzlerce seçilmiş eş genel başkan kadınlar var. Hem belediye eş başkanları hem siyasi partilerin il ve ilçe yönetimlerinde bulunan yüzlerce kadın şu anda hapislerde sırf siyasi görüşlerinden dolayı rehin tutulmuş durumdalar. Yine, aynı şekilde, binlerce kadın haksız yere ihraç edilmiş, haksız yere açığa alınmış. Yani biz bunları düzeltmekle ilgili hiçbir somut adım atmamışız ve biz kalkıp her şey güllük gülistanlık, tozpembeymiş gibi Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz. Ben şahsen bunu büyük bir çelişki olarak görüyorum ve bir samimiyet olarak da görmüyorum.

Peygamber (AS) buyurmuş: “Sizin imanca en sağlamınız ve ahlakça en mükemmeliniz kadınlara karşı hayırlı davranandır, hayırlı olandır.” Aynı şekilde “…”(*) demiş, yani “Cennet annelerin ayakları altındadır.” demiş. Amenna -arkadaşlar da dile getirdi- ama cennetin ayaklarının altında olduğu annelerimiz her gün gözyaşı döküyor, her gün ağlıyor, her gün anlamsız bir kavga için çocuklarını, maalesef, toprağa kurban ediyor. Bizim annelerin yani dinimizin de çok büyük bir değer verdiği annelerin ve kadınların gözyaşını dindirecek, onların üzerindeki adaletsizlikleri ve zulümleri kaldıracak somut, pratik adımlar atmamız gerekiyor, Meclisin bu sorumluluğu vardır. Ancak o zaman biz kalkıp rahat rahat, gönül rahatlığıyla Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlayabiliriz.

Şimdi, -az önceki sayın hatip de değindi- özellikle tapu kadastrodan kaynaklı çok büyük bir mağduriyet var Türkiye'de, bütün bölgelerde bu mağduriyet var. Ben 2011’de Anadolu Arap Birliği Hareketi Derneği ve Mıhallemi Derneği Başkanı iken bu konuda halktan gelen talepler üzerine hem Hükûmete hem ana muhalefete hem Mecliste yer alan bütün partilere, genel başkanlarına ve bütün bakanlıklara bu konuda bir mektup yazmıştım. Allah nasip etti milletvekili olduk, onu izninizle burada da dile getireceğim ve bütün bu gönderdiğim mektupları iadeli taahhütlü olarak göndermiştim ama o günden bugüne bu tapu kadastro mağduriyetleriyle ilgili hiçbir somut, pozitif adım atılmamıştır.

Tabii, Batman Milletvekiliyim, Mardinliyim özellikle Batman’da bire bir şahit olduğum, Mardin’de bire bir şahit olduğum ve özellikle Batman’ın Kozluk, Gercüş, Hasankeyf, Sason, Beşiri ilçeleri; Mardin’in Midyat, Derzbine, Estel, Keferhuvar, Kefırılleb, Şorızbah, Epşe, Kınderip, Hebsınes, Barbunıs, Qartmin, Salah, Kerşef, Dalin, Hellex, Riş, Tafo, Qestelune, Aynkehf, Enhıl, Bakısyan, Heştrek, Hax, Zinevle, Derindip gibi köy ve mahallelerinde tapu kadastro ilk girdiğinde 1980’li ve 1985’li yıllarda ve daha sonra 1990’lı yıllarda insanlarımızın çoğunun okuma yazma bilmemesi, çoğunun o dönemde yurt içinde farklı illerde ve yurt dışında farklı ülkelerde çalışıyor olmasından ve kadastrolamayla ilgili teknik bilgilere sahip olmamasından kaynaklı yüz binlerce insanımız kendi sahip olduğu bağ, bahçe, tarla ve diğer gayrimenkuller haksız bir yere memurların da suistimaliyle hazine malına devredilmiştir. Yani bize atalarımızdan, dedelerimizden, Türkiye Cumhuriyeti’nden önce miras kalan ve işlediğimiz bağ, bahçe, arazi, tarlalar bir şekilde hazine malına devredilmiş ve sonraki dönemlerde de bu hazine malı gayrimenkuller açık artırma usulüyle maalesef haksız olarak işte arazi mafyasına, zenginlere peşkeş çekilmiştir. Bundan kaynaklı da zaman zaman bölgede ve Türkiye'nin farklı illerinde cinayetler işlenmiştir. Bilge köyü cinayetinin temelinde işte bu kadastrolamadan kaynaklı haksızlıklar yatmaktadır ki Bilge köyü katliamını bütün Türkiye, hatta bütün dünya yakinen izlemiştir, görmüştür.

Bununla beraber, Diyarbakır’da, Muş’ta, Batman’da, Bingöl’de de onlarca insanımız bu yüzden hayatını kaybetmiştir. Yani, nasıl oluyor kendi atasından, dedesinden miras kalan bağ, bahçe, tarla hazine tarafından satılığa çıkarılıyor ve malın esas sahibinin parası yetmediğinden alamıyor, bir başkası gelip açık artırma usulüyle daha fazla para ödediği için alıyor ve bu yüzden de tartışmalar ve cinayetler vuku buluyor. Yani, Hükûmetin, yürütmenin bundan bihaber olmasının imkânı yok, basına yansıyor ve bu konuda binlerce başvuru dilekçesi vardır, binlerce dava açılmıştır ama vatandaşın mağduriyetini giderecek kanunda da sorun olduğundan, vatandaş ile devlet arasında anlaşmazlık durumunda mahkemeler devleti ve hazineyi haklı gördüğünden maalesef vatandaşın da aleyhine bu davalar sonuçlanmaktadır.

Keşke geçen bu 18 maddelik yasalar içinde tapu kadastroyla ilgili, mağduriyetlerin giderilmesiyle ilgili bir madde yer alsaydı. 2002’den bu yana her yerel seçim öncesi ve her genel seçim öncesi Hükûmet bu tür sorunları çözeceğine dair söz veriyor. Özellikle, ben milletvekili olmadan önce Mardin’deki her seçim çalışmasında iktidar milletvekilleri ve belediye başkan adayları bu tapu kadastro sorununu çözeceğine dair sürekli sözler vermişlerdir ama seçim bittiği an “Yapacağımız bir şey yok, kanun böyle.” diyorlar ve maalesef vatandaş yine mağdur ediliyor. Oysaki bir gecede, kanun hükmündeki bir kararnameyle bu mağduriyetler giderilebilir. Sayın Başkan, sizden de istirham ediyorum, lütfen bunu gündeminize alın, çok önemlidir yani mülkiyet hakkı kutsaldır. Nasıl ki 2011’de 1936’dan bu yana azınlıkların gayrimenkullerinin bir şekilde iadesiyle ilgili bir gecede kanun hükmünde kararname çıkarılmışsa ve 1974’ten bu yana hazineye aktarılan azınlık mallarının iadesi için kanun hükmünde kararname çıkarılmışsa şu anda da pekâlâ bu konuda vatandaşın, yurttaşın mağduriyetinin giderilmesi için kanun hükmünde bir kararname çıkarılabilir ve yurttaşlarımızın mağduriyeti giderilebilir. Bu sorumluluk en başta Hükûmetindir, sonra bütün Parlamentonundur.

Teşekkür ediyorum.

Umarım bu haksızlıklar giderilir, umarım herkes hakkına kavuşmuş olur.

Sağ olun. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aslan.

Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisi lehinde ikinci söz Sivas Milletvekili Ali Akyıldız’a aittir.

Sayın Akyıldız, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ AKYILDIZ (Sivas) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım, basınımızın ve Meclisimizin kıymetli emekçileri ve ekranları başında bizleri izleyen çok değerli yurttaşlarım; ben de hepinizi sevgiyle, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum.

Tabii, ben de konuşmama geçmeden önce, dün Türk Metal Sendikasının bir etkinliği için Bursa’dan Ankara’ya gelmek üzere yola çıkarak, maalesef, yolda elim bir trafik kazası geçirerek Hakk’a yürüyen canlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum; ailelerine, yakınlarına ve Türk Metal Sendikasına da başsağlığı dileklerimi iletiyorum.

Ve tabii bugün Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Ben de bütün kadınlarımızın Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum ve onlara büyük ozanımız, büyük şairimiz Nazım Hikmet’in bir şiirini hediye etmek istiyorum: “Kimi der ki kadın, uzun kış gecelerinde yatmak içindir./ Kimi der ki kadın, yeşil bir harman yerinde dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir./ Kimi der ki ayalimdir, boynumda taşıdığım vebalimdir./ Kimi der ki hamur yoğuran./ Kimi der ki çocuk doğuran./ Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal./ O, benim kollarım, bacaklarım, başımdır./ Yavrum, annem, karım, kız kardeşim, hayat arkadaşımdır.” Ben de tekrar Dünya Kadınlar Günü’nde bütün kadınlarımızın o mübarek ellerinden öpüyorum.

Evet, ben de Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun vermiş olduğu Meclis araştırması önergesi için Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Tabii, çok önemli bir araştırma önergesi. Ben, Milliyetçi Hareket Partisinden bu önergeyi veren milletvekili arkadaşımızı kutluyorum. Çünkü, ülkemizin AKP iktidarı döneminde tarımda getirildiği noktalar gerçekten içler acısı bir tablo.

Günümüzde tarım tam bir kıskaç içerisindedir. Türkiye, tohum, gübre, ilaç, akaryakıt ile hayvansal üretimin en önemli maliyet kalemini oluşturan yem ham maddeleri bakımından büyük ölçüde ithalata bağımlı hâle getirilmiştir. Dışa bağımlılık fiyat kontrolünün sağlanmasını da imkânsız hâle getirmektedir. Dövizdeki artış fiyatları da doğrudan etkilemektedir.

Şimdi, değerli milletvekili arkadaşlarım, ben yirmi beş yılı aşkın bir süredir çiftçiliğin içindeyim, ziraatçıyım; tarlada, bahçede, ahırda, ağılda, bağda, bostanda çiftçiyle beraberim. Benim çiftçi kardeşim buradaki süslü püslü kelimelerle tarımın ne hâle getirildiğini çok istemiyor, sevmiyor bu anlatımı. Benim çiftçi kardeşim şu rakamları istiyor, diyor ki: “Ben 1 kilo gübre alabilmek için ne kadar buğday satmalıyım?” ya da “Ben 1 litre mazot alabilmek için ne kadar buğday satmalıyım?”

Bakın, ben de 2002 yılında yani AK PARTİ iktidarlarının iktidara geldiği günden bugüne kadar sadece bu 2 rakamı kıyaslayarak çiftçilerimizin getirildiği durumu sizlere arz etmek istiyorum.

2002 yılında 1 kilogram DAP gübresi alabilmek için -benden önce konuşan MHP milletvekili kardeşimiz üreyi örnek vermişti, ben de DAP’ı örnek veriyim, farklı bir kalem olsun diye söylüyorum- benim çiftçi kardeşim, 750 gram ile 800 gram arasında buğday satarken bugün aynı çiftçi kardeşim 1 kilogram DAP gübresi alabilmek için maalesef 2 kilogramın üzerinde buğday satar hâle getirilmiştir.

Bir başka örneği de mazottan vereyim. Benim çiftçi kardeşim 2002 yılında 1 litre mazot alabilmek için 3 kilogram buğday satarken bugün aynı çiftçi kardeşim 1 litre mazot alabilmek için 6 kilogramın üzerinde buğday satmak zorundadır.

Bakın, bunlar çok somut, çok basit rakamlardır. “Yok şuydu, yok buydu.”, “Tarımda çağ atlattık.” bunlara hiç gerek yok, tarımda getirdiğiniz nokta bu.

Yine devam ediyorum, bakın, ülkemizde 2000 yılında 94 milyon dönüm alanda buğday ekimi yapılırken 2014 yılında 77 milyon dönümde buğday ekimi yapılır duruma gelmiştir. Çok ciddi bir düşüş vardır. Peki, üretimdeki bu düşüşü nasıl karşılamışız? Bakın, orada da 2 tane rakam vereceğim, rakamlara çok fazla boğmayacağım sizi. 2002 yılında 1 milyon 117 bin ton buğday ithal ediyorken ülkemiz, 2013 yılında -bugünü de vermeyeyim- 4 milyon 53 bin ton buğday ithal eder duruma geldi. Yani, köylerimiz boşaltılmış, benim çiftçi kardeşlerim köyündeki tarlasını, köyündeki ahırını terk ederek; metropollere, büyük şehirlere, varoşlara göçe zorlanarak orada açlığa terk edilmiş, bunun karşılığında ülkemiz buğdayı 1 milyon yerine 4 milyon ton ithal eder duruma getirilmiştir. İşte tarımda getirdiğiniz nokta maalesef bu.

Yine, devam ediyorum… Peki, rakamlara boğmayayım. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak hem 1 Kasım 2015 seçimlerinde hem de 7 Haziran 2015 seçimlerinde çiftçi kardeşlerimize bir söz vermiştik “Mazottaki fiyatı indireceğiz, gübredeki ve yemdeki KDV’yi de kaldıracağız.” diye. Tabii, iktidara gelemedik, milletin tercihi bizden yana olmadı, iktidara gelen AK PARTİ Hükûmeti -sevindiğimiz nokta bu tabii- bizim seçim bildirgemizden bu güzel noktaları çalarak uygulamaya gayret etti ama keşke doğru çalsalardı ve doğru uygulasalardı, üzüldüğümüz nokta bu. Şimdi, “Mazotun fiyatını indireceğiz.” diyorlar. 2017 yılında vereceklerdi ama 2017 yılında maalesef veremiyorlar, 2018 yılına kaldı değil mi Sayın Başkan? 2018 yılında, umuyorum, verirsiniz. Tabii, gübre ve yemdeki KDV’yi de indirdiler ama bu, çiftçinin cebine maalesef yansımadı. Yine, çiftçi kardeşimiz aynı, KDV indirilmeden önceki fiyat üzerinden alım yapmak zorunda ama aradaki fark kimlerin cebine gidiyor, onu da inşallah bu araştırma komisyonu kurulursa hep birlikte araştırırız, hep birlikte buluruz diyorum.

Tabii, sürem az kaldı. Ben Sivas’tan da birkaç cümleyle bahsetmek istiyorum çünkü AKP iktidarları döneminde Sivas da aynen, biraz önceki söylediğim örnek gibi kaderine terk edildi ve maalesef yok sayılmaya devam ediliyor.

Şimdi, DAP projesi kapsamına Sivas’ı aldınız, o konuda teşekkür ediyorum ama DAP projesine almak yetmiyor. Maalesef, diğer illere, yani DAP projesinde bulunan diğer illere sağlanan damızlık boğa alımı imkânı Sivas’ımıza sağlanmıyor.

Ve yine, ben burada yapmış olduğum konuşmamda, 23 ili kapsayan Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Cazibe Merkezleri Programı’na Sivas’ın da alınması hususunu ısrarla önermiştim ama maalesef bu müjdeyi bugüne kadar Sivas göremedi. Sivas’ımızın verdiği göç ve ekonomik göstergeler itibarıyla -tekrar söylüyorum- bu cazibe merkezine alınan 23 ilin bazılarından çok daha kötü durumda olduğu bir gerçekken neden Sivas ve Sivaslı sizler tarafından, yani AK PARTİ iktidarları tarafından yok sayılmaya devam ediliyor? Bunun da -bilemiyorum- belki cevabını verirsiniz diye düşünüyorum.

Yine, bakın, Ziraat Bankası tarafından, kredi müracaatında bulunan çiftçilerden, kredi verilsin veya verilmesin her müracaatta 550 lira kredi soruşturma bedeli alınmaktadır. Ki zaten mağdur ve perişan ettiğiniz benim çiftçi kardeşime vermediğiniz kredi için bile 550 lira soruşturma bedeli almak ne kadar mantıklıdır, ne kadar akılcıdır bunu da kamuoyunun takdirine bırakıyorum.

Evet, sürem azaldı. Tabii, önümüzde de bir referandum var. Birkaç cümleyle de… 16 Nisanda referandumda sizin bu duruma düşürdüğünüz, mağdur ettiğiniz, perişan hâle getirdiğiniz çiftçi kardeşimin, mutlaka sandığa gittiğinde, o referandum sandığında sizlere hayırlı bir sonuçla güzel bir cevap vereceğine ben inanıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Sürem azaldı, süreme de bakıyorum ve şunu tekrar belirtiyorum: Referandumda “hayır” çıkarsa ne olur? Bu korkuyu çiftçi kardeşlerime de veriyorsunuz. Referandumda “hayır” çıkarsa gerçekten ülkemiz için hayırlı olacak, Sayın Cumhurbaşkanı 2019 yılına kadar yine görevine devam edecek, Sayın Başbakan ve Bakanlar Kurulu 2019 yılına kadar görevine devam edecek ama 2 tane nokta var, şeytan ayrıntıda gizlidir, bunu gizliyorsunuz, söylemiyorsunuz, ben buradan söylüyorum: Bu getirdiğiniz teklif metninde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ AKYILDIZ (Devamla) – Sayın Başkan, tamamlayabilir miyim bir dakikada?

BAŞKAN – Peki Ali Bey, bir dakika vermiyoruz normalde ama buyurun.

ALİ AKYILDIZ (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Bakın, 18’inci maddenin son fıkrasında Sayın Cumhurbaşkanının siyasi partisine geri dönmesinin yolunu açıyorsunuz, bu birinci. İkincisi de: Yine teklif metninin 16’ncı maddesinin (b) fıkrasının tam ortalarında bir yere koymuşsunuz, orada da diyorsunuz ki: “Hâkimler ve Savcılar Kurulunu…” 2019 yılına kadar bekleyemiyoruz, sabredemiyoruz. Niye? “Efendim, 13 kişiye düşürdüğümüz o Hâkimler Savcılar Kurulunun 13 üyesini derhâl, hemen, en geç bir ay içerisinde yani yayım tarihinden itibaren en geç bir ay içerisinde seçeceğiz.” Niye? “Biz yargıya, 13 tane, kendimize bağlı, emrimizden çıkmayan memur atayacağız. Ondan sonra 2019 yılına kadar zaten iktidardayız. O memurlarımızla yani yargı bizim emrimizde.” Fiilî olarak emrinizde de bunu yasal olarak da emrinize alacaksınız.

Sayın Cumhurbaşkanı da, aynı şekilde, partinin genel başkanı olarak Meclisin de başına geçecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ AKYILDIZ (Devamla) – “Böylece 2019’u beklemeden istediğimizi gerçekleştireceğiz.” diyorsunuz.

Efendim, beni dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum.

Sizlere de hayırlı çalışmalar diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Akyıldız.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bostancı, buyurun.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Değerli konuşmacının nazik üslubu dolayısıyla kendisine cevap vermek istemezdim ama “Yargıyı kendinize bağlayacaksınız.” deyince…

BAŞKAN – O zaman, isterseniz, bir dakika ben mikrofonu açayım.

Üslubunu hakikaten kibar bir şekilde kullandı, o yüzden de bir dakika da süreyi uzatmış oldu Sayın Akyıldız.

Buyurun efendim, 60’a göre bir dakika.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

31.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Sivas Milletvekili Ali Akyıldız’ın MHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Cumhurbaşkanını halkın seçeceğine ilişkin düzenleme 2007’de yapıldı. Bu düzenleme, aynı zamanda, cumhurbaşkanlarını politik bir kişilik yapıyor. Elbette partisi olacak, siyaset yapacak, rekabet olacak ve bu çerçevede seçilecek. Eğer halka gidiyorsanız, bir politik figür halka giderek “Cumhurbaşkanı olarak bana oy verin.” diyorsa siyasi kişilik olması kaçınılmazdır. Ama bu, mutlak surette tarafsız olmayacağı, her şeyi belli bir kesime yontacağı anlamına gelmez. Hükûmetin başında bulunan Başbakan da parti Genel Başkanı ama Hükûmetlerin herkesin hizmetinde olması gerektiğine ilişkin bir dikkat, demokrasinin temel ilkelerinden birisi.

HSYK’ya ilişkin -tabii değişiyor- düzenleme ise, evet, orada yargının içinden…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Seçildiği evren, bir kere, yargının içindedir. Orada kayıtlar vardır. Cumhurbaşkanı 4 tane seçiyor, 7 tanesini Meclis nitelikli çoğunlukla seçiyor. Yargı mensuplarını, hele ki belli kurumlara gelen kişileri, böyle, emir-komuta zincirinde davranacak insanlar olarak görmek bence çok doğru olmaz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi Sayın Gök…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, kayıtlara geçsin diye ifade ediyorum: Sayın Naci Başkanın ifade ettiği Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliği seçimlerinde… Bir kere, 13 sayısına düşürülüyor Anayasa değişiklik teklifinde. Bir tanesi Adalet Bakanı olacak, diğeri müsteşarı, 4 tanesini de doğrudan Cumhurbaşkanı belirleyecek.

BAŞKAN – 7’sini de Meclis seçecek.

LEVENT GÖK (Ankara) – Meclis şöyle belirleyecek Sayın Başkanım: Önce, başvuran adaylar Meclis Başkanlığına, Resmî Gazete’de eğer bu Anayasa değişikliği teklifi geçerse başvuracaklar beş gün içerisinde. Meclis Adalet ve Anayasa Komisyonu karma bir toplantı yapacak. Burada kendisine başvuran adaylar arasından önce üçte 2, sonra beşte 3, en sonunda da eşit oy alınırsa kura çekmek suretiyle… Yani iktidar partisinin çoğunlukta olduğu Adalet ve Anayasa Komisyonunun karma komisyon toplantısında, yukarıda, adaylar belirlenecek; aşağı inecek. Aşağıda, Mecliste Adalet ve Anayasa Komisyonunun belirlediği adaylar arasından aynı usulde seçim yapılacak. Dolayısıyla, nitelikli çoğunluk son turda aranmıyor, keşke aransaydı.

Belki Naci Bey o noktayı dikkatten kaçırmıştır ama son tahlilde, eşit oy alırlarsa kura çekmek suretiyle Komisyonda belirlenmiş olan adaylar arasından yani şu andaki çoğunluğu düşünürsek AK PARTİ’nin belirleyeceği hâkim ve savcılardan AK PARTİ Grubunun, çoğunluğun seçeceği hâkimler belirlenecektir. Durum bundan ibarettir Sayın Başkanım.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Tabii, sistem eğer geçerse iktidar partisi diye bir şey olmayacak artık, hükûmet Meclisten çıkmayacak artık. Tabii, partilerin, grupların sayıları oranında teşekkül edecek.

LEVENT GÖK (Ankara) – Şöyle Sayın Başkanım: Bu hüküm Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliği seçimi, eğer Anayasa değişikliği halk oylamasından geçerse Resmî Gazete’nin yayımı tarihinden sonra otuz gün içerisinde yapılacak.

BAŞKAN – Evet.

LEVENT GÖK (Ankara) – Yani diğer hükümler 2019’daki Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimlerine endeksli. Partili Cumhurbaşkanlığı hemen, HSYK da kalkıyor, HSYK değil de Hâkim, Savcılar Kurulu, onun seçimi referandum sonuçlarının Resmî Gazete’de yayınlanmasından itibaren otuz gün sonra yapılıyor.

Bu bilgiyi de arkadaşlarımızla paylaşıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Gök.

Sayın Bostancı…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Levent Bey’in bahsetmiş olduğu usul yukarıdan belirlenip aşağıdan ona göre karar alınmasını engeller. Nitelikli çoğunluk her hâlükârda geçerli, nihai olarak da kura usulü var. Yeni bir kültür doğacak aslında uzun vadede, bunu da hesaba katmak lazım.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Çok teşekkür ediyorum, çok sağ olun.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- MHP Grubunun, 16/2/2016 tarih ve 1109 sayıyla Adana Milletvekili Muharrem Varlı ve arkadaşları tarafından, tarımsal üretimde kullanılan gübre ve gübre fiyatlarındaki artışların nedenlerinin araştırılması ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 8 Mart 2017 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Şimdi Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisi aleyhinde ikinci ve son konuşmacı Kayseri Milletvekili Hülya Nergis.

Buyurun Sayın Nergis. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HÜLYA NERGİS (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; MHP grup önerisi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Yüce meclisi saygıyla selamlıyorum.

TBMM Başkanımız Sayın İsmail Kahraman’ı tekrar aramızda görmüş olmaktan mutlu olduğumuzu belirtmek istiyor ve kendilerine hoş geldiniz diyorum.

Bugün Dünya Kadınlar Günü. Mülteci sorunlarının bittiği, kadınların ve çocukların ezilmediği, İslam coğrafyasında ve dünyanın birçok yerinde akan kanın durduğu bir dünyaya uyanmak dileğiyle Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.

Ülkemiz gübre fiyatlarıyla ilgili dünya gübre fiyatları döviz kuruna göre serbest piyasa koşullarında arz talep dengesi içerisinde oluşmaktadır. Dünyada serbest piyasa koşullarında artan gübre fiyatlarından çiftçimizin olumsuz etkilenmemesi için 2016 yılı Şubat ayı içerisinde gübreden alınan yüzde 18 KDV’yi tamamen kaldırdık. Gübre fiyatları KDV indirimi sonrasında yüzde 1 ila yüzde 20 arasında gerilemiştir. İktidarımız döneminde tarımsal destekler 6,5 kat artmıştır, hedefimiz daha da yükseltmektir. Hükûmetlerimiz tarafından tarım ve hayvancılık, stratejik ve rekabete dayalı, iktisadi bir sektör olarak ele alınmıştır. Tarım Kanunu’nun da içinde olduğu 15 kanun çıkarılmıştır. 2016 yılında, yedi bölgede çiftçiler, STK’lar ve tarımla ilgili tüm paydaşların katılımıyla toplantılar yapılmış; sorunlar ve çözümler, mahallinde ele alınmıştır.

Bu çalışmalardan sonra Millî Tarım Projesi hayata geçirilmiştir. Millî Tarım Projesi’yle, tarımda yapısal sorunların giderilmesi, planlı üretime geçilmesi, tarımsal ithalatın azaltılarak ihracatımızın artırılması ve tarımsal hasılamızın artırılması amaçlanmaktadır. Millî Tarım Projesi, “bitkisel üretim” ve “hayvancılık” ana başlığında iki bölümden oluşmaktadır. Havza bazlı tarımsal üretimi destekleme modelinde iklim, toprak, topoğrafya, su kısıtı göz önüne alınarak tarımsal faaliyet yapılan her ilçe bir tarım havzası olarak kabul edilmiştir ve 941 tarım havzası belirlenmiştir. Stratejik ve arz açığı olan 19 ürün, 941 havzada üretim alanı destekleme kapsamına alınmıştır. Bu sistem, hem üretici hem de ülkemiz için önemli faydalar sağlayacaktır. Havza bazında desteklenecek ürünler, üç yıllık açıklanacağından, çiftçiler ekeceği ürünü üretime geçmeden belirleyecektir. Yılda tek başvuru ve iki ödeme yapılacaktır. Tarımda planlı üretime geçilecek, arz talep dengesi daha etkin oluşturulacaktır. Tarım alanlarının daha etkin kullanılması sağlanacaktır. Tarımsal hasılada artış sağlanacaktır. Mazot maliyetinin yüzde 50’si, destek olarak üreticilerimize ödenecektir. Ürün bazında mazot üretimleri ve maliyeti her üretim sezonunda hesaplanacak ve maliyetin yarısı üreticilere destek olarak verilecektir. Hayvancılıkta yerli üretim modeline geçilecektir. Artan kırmızı et talebini karşılamak, damızlık üretimini geliştirmek, meraları rasyonel kullanmak, hayvan hastalıklarıyla etkin mücadele etmek, buzağı ölümlerini önlemek, süt üretiminde sürdürülebilirliği sağlayarak ihracat bazlı büyümeyi sağlamak hedeflenmektedir.

Hayvancılıkta yerli üretimi destekleme modeli içinde yürütülecek projeler şu şekildedir: Mera hayvancılığı yetiştiricisi bölgeleri; mera varlığı, yetiştirici kültürü ve iklimin yapısının uygun olduğu 29 il mera hayvancılığı yetiştirici bölgesi olarak belirlenmiştir. Proje kapsamında meralarımız hayvancılık yapmak ve ıslah etmek şartıyla uzun süreli kiraya verilecektir. Ahır ve ağıl yapımına yüzde 50 hibe, düve alımına yüzde 30 hibe verilecektir. Yetiştirici bölgesinde doğan her buzağı için 750 TL destek verilecektir.

Damızlık Düve Üretim Merkezi Kurulması Projesi; 32 ilimizde en az 500 baş kapasiteli damızlık düve üretim merkezleri kurulacaktır. İnşaat yatırımlarına, alet, ekipman ve buzağı alımına yüzde 50 hibe verilecektir. Damızlık ihtiyacı bu merkezlerden temin edilecektir.

Damızlık Koç, Teke Üretim Merkezlerinin Kurulması Projesi; 26 ilde en az 500 baş kapasiteli damızlık koç, teke üretim merkezleri kurulacaktır. Ağıl yapımına, yetiştirilen koç, tekeye yüzde 50 hibe verilecektir. Küçükbaşta damızlık ihtiyacı bu merkezlerden temin edilecektir.

Damızlık Manda Üretim Merkezleri Kurulması Projesi; 10 ilde en az 250 baş kapasiteli damızlık manda üretim merkezleri kurulacaktır. Ahır yapımına ve manda malağı alımına yüzde 50 hibe verilecektir. Mandacılıkta damızlık ihtiyacı bu merkezlerden temin edilecektir.

Hastalıktan Ari Bölgelerin Genişletilmesi Projesi: Trakya bölgesinde elde edilen aşılı arilik statüsü genişletilecektir. Arilik statüsü iki kademe hâlinde genişletilecek olup ilk etapta Marmara, Ege, Batı Karadeniz, Akdeniz ve İç Anadolu’nun batısını kapsayacak şekilde genişletilecektir. İlerleyen yıllarda ikinci kademeye geçilecek olup böylece tüm Türkiye’nin hayvan hastalıklarından ari hâle gelmesi planlanmaktadır. Ayrıca, hayvan nakillerinin sağlıklı yürütülmesi için yedi ayrı noktada hayvan dinlenme ve kontrol merkezleri yapılacaktır. Küçükbaş hayvancılık desteklemesi devam etmektedir. Ayrıca, çoban ihtiyacının karşılanması için Sertifikalı Sürü Yöneticisi Programı’na da devam edilmektedir.

Et ve Balık Kurumu 2005 yılında özelleştirme kapsamından çıkarılmıştır. Et ve sütte fiyat dalgalanmalarının olumsuz etkilerinin ortadan kaldırılması, üreticinin korunup gelirinin artırılması ve piyasada istikrar sağlanması gibi görevleri de içerecek şekilde 2013 yılında yeniden yapılandırılarak Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü oluşturulmuştur.

Genç yatırımcılara 30 bin TL hibe projesi 2016 yılında başlatılmıştır.

Türkiye’yi tarımsal hasılada Avrupa’nın zirvesine taşıdık Türkiye olarak. 2002 yılında 36 milyar TL olan tarımsal hasılamız 2015 yılında 4 kat artarak 147,2 milyar TL’ye ulaşmıştır. Türkiye, tarımsal hasılada 2002 yılında tarımda Avrupa’nın en önde gelen ülkeleri olan Fransa, İtalya ve İspanya’nın ardından 4’üncü sıradayken 2005 yılından bugüne Avrupa’nın en büyük tarımsal hasılasına sahip ülkesidir. 2002 yılında 3,8 milyar dolar olan tarımsal ihracatımız 2015 yılında 17 milyar dolara ulaştı. Tarımda 2003-2015 döneminde ise toplamda 53 milyar dolar dış ticaret fazlası verdik.

Ülkemizde süt üretimini artırmak maksadıyla Tarım Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığıyla birlikte okullara süt eğitimiyle alakalı proje başlatılmıştır. Bu projeyle Tarım Bakanlığı süt üreticisinin sütünü almak suretiyle köylünün sütünü değerlendirmeyi planlamaktadır.

Çiftçi borçlarının yapılandırılması konusunda da yasal düzenleme yapılmıştır. Hükûmetimiz tarafından Tarım Kredi Kooperatifi ve Ziraat Bankasından alınan çiftçi borçlarıyla alakalı olarak 15/02/2017 tarihinde genelge çıkarılmıştır. Çiftçi borçları beş yıl süreyle yüzde 3 faizle yapılandırılmaktadır. Faizin yarısı Hazine Müsteşarlığınca karşılanmaktadır.

Değerli milletvekilleri, sözlerime son verirken Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Nergis.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.46

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.09

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Özcan PURÇU (İzmir), Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 79’uncu Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Sayın Sarıbal’a söz verecektim 60’a göre bir önceki oturumda, unutmuştum.

Sayın Sarıbal, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

32.- Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın, Kayseri Milletvekili Hülya Nergis’in MHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biraz önce değerli milletvekilimiz Türkiye’de tarımsal gelişmenin olduğunu söyledi gübre meselesi üzerinden. Hani, evet, rakamlar üzerinden konuşulabilir ama birkaç gerçeği de ben paylaşmak isterim.

1) 2002 yılında Türkiye’de 4,5 milyon ton gübre satışı vardı; bunun yüzde 25-30’u ithaldi, yüzde 70-75’i yerliydi. Bugün, artık yüzde 80 ithal, yüzde 20 yerli. Böylece, artık, siz KDV’yi de sıfırlasanız gerçekçi bir destekleme yapmadığınız sürece daha ucuz gübre kullanma olanağınız yok; bu bir.

2) Yine, sayın milletvekili 2002 yılında 36 milyar TL’lik bir tarımsal gayrisafi millî hasıladan bahsetti “Şimdi, 147 milyar.” dedi. Doğru ama 2002 yılında 3 milyon çiftçi vardı, borcu 3 milyardı; şimdi, 2,2 milyon çiftçi var, borcu 80 milyar ve sadece şunun cevabını istiyorum ben: Madem her şey güllük gülistanlık, Avrupa içerisinde en yüksek tarımsal hasılaya sahibiz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Yüksek sesle söyleyeceğim.

BAŞKAN – Tamamlayın, bir dakika da bizden olsun.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - …neden sürekli borç ertelemesi yapıyoruz? Bu kadar durumu iyi olan, gayrisafi tarımsal hasılası yüksek olan bir ülke neden çiftçinin borcunu sürekli erteleyerek sadece uçurumun boyunu uzatıyor, derinliğini artırıyor?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi Halkların Demokratik Partisi grup önerisini okutup oylarınıza sunacağım.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- HDP Grubunun, 8/3/2017 tarihinde Grup Başkan Vekili Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım tarafından, Türkiye’de siyasi atmosferin kötüye gitmesi ve yanlış ekonomik politikalar ile baş gösteren ekonomik krizin önüne geçilmesi, başta siyasi kriz olmak üzere tüm sebeplere çözüm bulunması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, Genel Kurulun 8 Mart 2017 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 8/3/2017 Çarşamba günü (bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                      Ahmet Yıldırım

                                                                                             Muş

                                                                                Grup Başkan Vekili

Öneri:

8 Mart 2017 tarihinde Muş Milletvekili Grup Başkan Vekili Ahmet Yıldırım tarafından verilen 4078 sıra numaralı Türkiye’de siyasi atmosferin kötüye gitmesi ve yanlış ekonomik politikalar ile baş gösteren ekonomik krizin önüne geçilmesi, başta siyasi kriz olmak üzere tüm sebeplere çözüm bulunması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 8/3/2017 Çarşamba günlü birleşiminde sunuşlarda okunması ve görüşmelerin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin lehinde ilk söz, Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’a aittir.

Buyurun Sayın Yıldırım. (HDP sıralarından alkışlar)

AHMET YILDIRIM (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü bütün direnen, mücadele eden, emek mücadelesi veren kadınların, özellikle de Mecliste en fazla emekçimiz olan emekçi arkadaşlar şahsında kutluyorum.

Evet, önergemiz siyasi istikrarın bozulması sebebiyle ekonomik gidişatın kötüye doğru evrilmesiyle alakalı ama ondan önce ben 8 Martla ilgili olarak, bu Parlamentoya ciddi emek vermiş -hâlâ 1’i de üyesi olan- 2 tutsak kadının 8 Mart mesajıyla başlamak istiyorum. Biri DBP Eş Genel Başkanı ve sekiz yıl, 2 dönem burada milletvekilliği yapmış olan Sebahat Tuncel’e ait:

“Sevgili kadınlar, merhaba. ‘Başka bir yaşam mümkün.’ diyerek yola çıkan, eşitliği ve özgürlüğü için, barışı ve adaleti sağlamak için yan yana gelen, dayanışmayı büyüten, yüreği mücadele coşkusuyla atan güzel kadınlarımızı en içten duygularımla selamlıyorum.

Kadın özgürlük mücadelemiz açısından önemli bir gün olan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde sizlerle birlikte sokaklarda, alanlarda olmayı çok isterdik. Ancak kadın özgürlük mücadelemize ve demokratik siyasetimize yönelik gelişen saldırılar nedeniyle bugünü zindanda karşılıyoruz. 8 Mart gününü her zamanki gibi yüksek bir moral ve coşkuyla karşılıyoruz.”

Bir diğeri ise Siirt Milletvekilimiz ve partimizin Kadın Meclisi Sözcüsü olan HDP Siirt Milletvekili Besime Konca’ya ait:

“Tüm direnen kadınlara selam olsun ki, yürüttüğümüz özgürlük mücadelesiyle zalimlerin korkusu, kâbusu hâline geldik. Direnişler ve mücadelelerle örülü tarihimizle bilinen kadın özgürlük bilincimiz, irademiz ve inancımız bizlere dayatılan faşizmi mutlak başarısızlığa uğratacaktır. Geçen yıl Cizre’de, Silopi’de, Nusaybin’de, Sur’da tüm ablukalarda yaşam alanlarını terk etmeyerek kendisini sivil halkımıza siper eden, büyük direniş gösteren, başı dik, cesur kadınlar faşizme meydan okumuş, onurlu duruşlarıyla erkek egemen zihniyetin maskesini düşürmüşlerdir. Kadına yönelik topyekûn saldırılara karşı özgürlüğün, cesaretin, özgür yaşamı inşa etmenin iradesi olmuşlar ve kadın direnişiyle özgürlük kazanacak şiarı direngen kadınlarımızın şahsında yaşam bulmuştur. Bizler zindanda olsak da zaman ve mekânın sınırlarını aşarak bu tarihî mirasa layık olacak, direnişteki yerimizi alarak kadın özgürlüğünün ısrarcısı ve direnişçisi olacağız. Özgürlük türküleri ve “…”(x) sloganlarıyla sizlerle olmaktan gurur duyuyoruz.

Mücadele yolumuz, öncülük yolumuz, özgürlük yolumuz açık olsun. Kadın direnişiyle özgürlük kazanacaktır.”

Biz de kendilerinin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü büyük bir mücadele ruhu ve onlara layık olma bilinciyle kutluyoruz.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bir ülkede siyasi istikrar bozulduktan, adaletin topuzu kaçtıktan sonra yaşamın herhangi bir alanının sağlıklı işlemesi mümkün değildir çünkü bir ülkede bir siyasi iktidar kan politikalarına ve kendi siyasi iktidar mücadelesini gençlerin yaşamı üzerine kurgulamaya başladıktan sonra artık hiçbir yaşam alanının sağlıklı bir mecrada yürüyebilmesi mümkün değildir. Savaşlar kara delik gibidir, siyasi kara deliktir, ekonomik kara deliktir, ahlaki ve vicdani kara deliktir; her şeyi yer yutar, hiçbir değer yargısı bırakmaz, insana ait olan bütün değer yargılarını yerle yeksan eder. Bu yönüyle de son bir buçuk yılda, bozulmuş olan siyasi iktidarla birlikte ekonominin ne hâle geldiğini özellikle birkaç rakam üzerinden ifade etmek istiyorum.

Buna göre, sadece 15 Temmuz sonrasında, 15 Temmuz ila Aralık ayı arasında yabancı sermayenin bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 68 daha fazla bu ülkeyi terk ettiğini biliyor muyuz? Bunun bu siyasi atmosferden bağımsız olduğunu iddia edebilir miyiz? 2016 başlarında, geçen yıl bu vakitler bankalar dışındaki özel şirketlerin borçları ve alacakları arasındaki fark 190 milyar dolardı ve o 190 milyar dolar geçen yıl bu vakitler 570 milyar TL idi; bugün ise, aynı dönem açısından, özel sektörün alacak-verecek arasındaki farkı 213 milyar dolar yani 770 milyar TL. Bir yılda özel sektörün borcunu tam 200 milyar TL artırmış veya yüzde 30 artırmış bir iktidar gerçekliğiyle karşı karşıyayız biz.

Değerli milletvekilleri, özellikle bireysel kredi ve kredi kartı borcunu ödeyememiş gerçek kişilerden hâlen borcu devam eden kişi sayısı Kasım 2015’te 2,5 milyon iken, Kasım 2016’da yüzde 25’lik artışla 3 milyonu geçmiş durumdadır. Kepenk kapatan esnaf sayısını anmıyorum bile.

Bütün bunlar ne uğruna mı yapıldı? Bütün bunlar, hak edilmemiş bir iktidarı, 7 Haziranda kaybedilmiş bir iktidarı, savaş, kan ve ölüm politikalarıyla geri almak uğruna yapıldı. Yeni bir referandum arifesindeyken bir yerden düğmeye basılmış gibi ve yargının da siyasi iktidarın sopası hâline getirilmesi sebebiyle, eylül ayı boyunca, iktidar partisinin, hayatta kazanamayacakları yerlere, hayatta kazanamayacağı belediyelere bir gasp kültürüyle, bir rehin kültürüyle kayyum ataması ve bu belediyeleri 3 imzalı memurlara teslim etmesi süreci başladı. Hemen ardına, kasım ayında, bu Parlamentonun 3’üncü büyük partisinin 2 eş başkanı dâhil olmak üzere bugüne kadar 13 milletvekili tutuklandı.

Evet, bu Parlamentoya seslenmiyorum, şu yayın aracılığıyla halkımıza sesleniyorum. Tutuklanan 3-4 arkadaşımın neden tutuklandıklarını, neden cezayla, yargıyla yüz yüze geldiklerini ifade edeceğim ki halkımız bunu iyi bilsin.

Bakın, ey halkımız, siz, Sayın Figen Yüksekdağ’ın dokunulmazlığının kaldırılmasına sebep olan fezlekelerden birinin, Van Büyükşehir Belediyesinin otogarının açılışına katılması olduğunu biliyor muydunuz? Düşünün, şu Parlamentonun 3’üncü büyük partisinin Genel Başkanı, tek kadın eş genel başkan, bir belediyenin otogar açılışına katılmış. Konuşma içeriğiyle ilgili, suça konu olabilecek hiçbir şey yok. Neymiş? Bir kamu açılışında siyaset yapmış.

Şimdi sorarlar adama: Allah aşkına, Başbakan, Cumhurbaşkanı günlerdir “açılışlar” adı altında referandum çalışması yürütürken siyaset yapıyor mu, yapmıyor mu? Kamu açılışları üzerinden siyasete bulaşmak suç ise Cumhurbaşkanı ve Başbakanın bin tane fezlekesinin olması gerekirdi.

Bir diğeri, iki hafta önce korsanvari bir şekilde buraya getirilip okunan bir belgeyle, bir kâğıt parçasıyla Figen Yüksekdağ’ın, Sevgili Eş Genel Başkanımızın milletvekilliğinin neden düşürüldüğünü biliyor musunuz? Propaganda suçu. Propaganda neymiş? Adana’da 2012 yılında bir konuşma yapmış. Konuşmasının içerisinde suça konu bir şey var mı? Asla yok. Neymiş? O konuşurken çevrede birileri slogan atmış, hepsi bu. İddianameyi hazırlayan kim? Gülen Cemaati’nden bir savcı, tutuklu. Kararı veren mahkeme kim? Gülen Cemaati’nden tamamı ihraç edilmiş, ikisi tutuklanmış bir mahkeme heyeti. Halkımız bunları bilmeli.

Veya Sayın Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılmasına neden olan fezlekelerden birini söylüyorum size. 2010 yılında Şırnak’ta bir konuşma yapıyor. Hiçbir polis soruşturması, bir savcılık girişimi yok. Ta altı yıl sonra, 2016’da, dokunulmazlık kaldırılmadan hemen önce bir fezleke düzenleniyor. 12 Eylül 2010 referandumundan önce Şırnak’ta bir konuşma yapacak… Hani, işleri kötüye giden Yahudi misali eski defterler karıştırılır ya, Selahattin Demirtaş’ın da 2016’da düzenlenen bir fezlekesi 2010 yılındaki referandumdan önce Şırnak’ta yaptığı bir konuşmaymış. Konuşmasının içeriğinde bir şey var mı? Yok. Neymiş? Konuşması ve mitingi bittikten sonra yürüyüşe geçenler olmuş da sloganlar atmışlar. İşte, arkasında durulan hukuk böyle utanç duyulacak bir hukuk.

Veya 5 Haziran 2015 günü, 7 Haziran seçimlerinden iki gün önce, bir iktidar beslemesi, Adıyamanlı bir genç çocuk, genç de demeyeceğim, çocuk, getirip Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda bomba patlattı, bir katliam girişimi oldu. Bu çocuk, üç gün önce Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü tarafından gözaltına alınmış, bırakılmıştı. O davada -2 sanığın olduğunu- bir o çocuk, bir de buna dair beyanda bulunan Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş; 2 sanık var. Bir katliama karşı açıklama yapmak işte böyle…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bütün bunları, Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş’ın 102 fezlekesinin tamamını dilimiz döndüğünce burada söyleyeceğiz. Biz, onun fezlekeye konu olan ve suç olduğu iddia edilen 102 söyleminin ve siyasi eylemlerinin tamamının arkasındayız. Utanç duyulacak hiçbir şey yapmamıştır. Dokunulmazlığının kaldırılması, siyasi bir operasyonla tutuklanması tümüyle siyasi konuşmalar ve siyasi etkinliklerdir.

NURSEL REYHANLIOĞLU (Kahramanmaraş) – Terör örgütüyle yakın…

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Tabii. İşte, tam da bunu ifade ediyorum Sayın Vekilim, tam da bunu ifade ediyorum. Hani o havuz medyasında boy boy, işte, yok “Örgüte silah taşındı.”, “Eleman taşındı.” var ya Sayın Vekilim, bunlarla ilgili, polis fezlekesine, savcı iddianamesine konu olmuş 1 tane suçlama yok. Tam da ben de bundan söz ediyordum. Halkımız bunları bilecek ve dilimiz döndüğünce biz bunları ifade edeceğiz ve bu arkadaşlarımızın, yoldaşlarımızın bütün söylemlerinin ve eylemlerinin arkasında biz hepimiz, grup olarak duruyoruz.

Bütün Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bostancı…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Yıldırım konuşmasında “İktidar beslemesi bir çocuk patlama yaptırdı.” falan şeklinde akıllara seza bir iddiada bulundu. Bu açık bir sataşma, başka sataşmalar da var.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bostancı, iki dakika süre veriyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Lütfen yeni bir sataşmaya meydan vermeyelim.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın HDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; iktidarların görevi, ülkede herkesin hukukunu korumak, vatandaşın esenliğini sağlamaktır. Bütün iktidarlar bu görevi üstlenirler. AK PARTİ iktidarı da rasyonel, akılcı bir iktidar olarak, son derece problemli çeşitli terör örgütlerinin meydan okumaları ve girişimleriyle karşı karşıya olan Türkiye Cumhuriyeti’nde halkın esenliğini sağlama adına çalışmalarını sürdürüyor. Terörle mücadele ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz.

Sayın Yıldırım’ın Halkların Demokratik Partisinin 7 Haziran-1 Kasım mukayesesini ve götürüp bu meseleyi, işte “Savaş ve kandan beslenen iktidar 7 Hazirandan sonra çeşitli girişimlerle 1 Kasımı sağladı.” biçimindeki yaklaşımını hiçbir biçimde kabul etmiyorum, reddediyorum. Her şeyden evvel, Halkların Demokratik Partisi 7 Haziranda yüzde 13 küsur oy almıştı, 1 Kasımda ise yüzde 10,7 civarında bir oy aldı, ciddi manada oy kaybetti. Kanaatim odur ki seçimler 1 Kasımda değil 1 Aralıkta olsaydı, muhtemelen, Halkların Demokratik Partisinin üyeleri bu Mecliste olmayabilirdi, halk onlara bu Meclise girebilecek ölçüde oy vermeyebilirdi, trendler böyle gösteriyordu.

Burada, iktidarı suçlamak, yaşananlara ilişkin dışarıda birtakım bahaneler aramak yerine, Halkların Demokratik Partisinin, Türkiye partisi olmak, Türkiye’de barışı sağlamak, meşru zeminlerde bir siyasi aktör olarak elinden geleni yapmak hususlarında ne ölçüde fonksiyonlarını yerine getirdiğini ve yapamadıklarına ilişkin olarak da halkın ona karşı meşru zeminlerde nasıl davrandığını hesaba katması daha yerinde olur. En azından bundan sonrası için böyle bir muhakeme HDP için çok daha yerinde olur diye düşünüyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Yıldırım…

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkanım, Sayın Bostancı söz alırken benim konuşmamı “akıllara seza bir konuşma” olarak niteleyerek açıktan sataştı, ben İç Tüzük 69’a göre sataşmadan söz istiyorum.

BAŞKAN – Peki, size de iki dakika süre veriyorum.

Buyurun.

2.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yerinden sarf ettiği bazı ifadeleri sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri -Sayın Başkan, oturumumuzu yöneten Değerli Başkan Adıyamanlı- Adıyaman’da 3-4 kahvenin IŞİD’in yuvası hâline geldiğini basın boy boy yazdı, biz dile getirdik. Buna rağmen hiçbir müdahale edilmedi.

Bakın, 5 Haziran Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda bir patlama oluyor. 2 Haziran günü bu çocuk otelden alınıp, bırakılıp yine aynı otele götürülüyor. Siz bunda kamunun, iktidarın denetiminde ve emrinde olan kamunun bir ihmalinin olmadığını düşünebilirsiniz ama halkları ikna edemezsiniz.

İkinci bir husus: Şimdi, 7 Hazirandan 1 Kasıma gelirken -1 Aralık, 1 Ocağa kalmış seçim- bizim nerede oy trendimiz arttı, nerede düştü bunu bir yana bırakalım ama toplum şunu biliyor ve artık inanmıyor bu iktidara… Bakın, 7 Haziran sonrası kulaklara küpe olmuş: Kaos, kan çığırtkanlığının, kendilerinin iktidar olmaması durumunda bu ülkeye karabasan gibi çökeceğini söyleyen Cumhurbaşkanlığındaki birçok yetkili, birçok Hükûmet üyesi, birçok milletvekili ve birçok partiliniz var. Çok şükür ki -burada oluruz olmayız, önemli değil- barış süreçlerinde oyu artan, savaş süreçlerinde oyu düşen bir partiyiz. Barış süreçlerinde oyu düşen, savaş süreçlerinde oyu artan bir partisiniz, korku üzerine kurguluyorsunuz ama artık kabak tadı veriyor, koku vermeye başladı bu iş. Çünkü, siz şimdi aynı şeyi 16 Nisan için deniyorsunuz ama artık halkımız bu söylemleri 1 Kasımda tecrübe ettiği için, hani “Bize verin, kaos bitsin.” söylemi üzerine size verilen oyların daha büyük kaoslara sebep olduğunu gördüğü için… Hep birlikte, Allah vefa ederse yaşayacağız, göreceğiz; 16 Nisan günü bu siyasi iktidarın nasıl bir hayırlı tokat yiyeceğine bütün Türkiye şahitlik edecektir.

Bütün Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Milletimiz gerekeni yapar ya, merak etme Ahmet Bey.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Sadece kayıtlara geçsin diye söylüyorum: “Evet” ve “hayır” kim ne oy verirse meşru zeminlerde başımızın üstünde, vatandaşımızın tercihi. Bizim ağzımızdan bir kere bile “evet” tokadı çıkmamıştır, Sayın Yıldırım “hayır” tokadından bahsediyor…

AHMET YILDIRIM (Muş) – Hayırlı bir tokat, “hayır” tokadı değil.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – …sonra da kaosu, saldırganlığı bize izafe ediyor. Kendi dilini kendi takdirlerine sunuyorum.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Milletimizin kararı başımızın üstüne.

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, Adıyaman’ın hiçbir dönemde hiçbir terör örgütüne yuva olmadığına, Adıyamanlıların terör örgütlerinin hepsine karşı durduklarına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Ben de kayıtlara geçsin diye söylüyorum: Tabii, Adıyaman zikredildi. Özellikle şunu ifade edeyim: Adıyamanlı olmaktan, Adıyamanlılara hizmet etmekten büyük bir onur duyduğumu ifade etmek istiyorum, tabii Türkiye milletvekili olarak aynı zamanda.

Adıyaman, hiçbir dönemde, terörün en yoğun olduğu dönemlerde dahi hiçbir terör örgütüne, hiçbir teröriste yuva olmamıştır. Adıyamanlılar terör örgütlerinin hepsine karşı durmuşlardır ve asla ve asla barındırmamışlardır. Bahsedilen, 3 kahve değil, sadece 1 çayeviyle alakalı basına yansıyan konu var. Onun açılıp kapanması arasında da iki aylık bir fark var. Anında hemen müdahale edilmiş. Kaldı ki tabii bu patlamalarda ismi geçtiği için Adıyaman sıkça zikredildi. Adıyamanlılar ülkesine, milletine, davasına sadık olan insanlardır. Adıyaman bir huzur şehridir, âdeta huzurun başkentidir. Bugüne kadar hiçbir zaman ve hiçbir dönemde teröre prim vermeyen Adıyaman, emin olun bundan sonraki süreçte de hiçbir terör örgütüne prim vermeyecektir. Ben buradan Adıyamanlı kardeşlerime, hemşehrilerime tekrar, bir kez daha selamlarımı, saygılarımı sunuyorum, teröre karşı olan duruşları için de özellikle teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan, ben de müsaadeniz olursa kayıtlara geçmesi açısından söylüyorum.

BAŞKAN – Tabii Sayın Yıldırım, buyurun.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Benim burada töhmet altında bırakmak istediğim asla bir ilimiz değil. Ama, Adıyamanlının temiz duygularını, mütedeyyin duygularını kullanmak isteyen kirli bir örgüt oraya sızmıştır. Burada Adıyaman’ın suçu yok. Kötü niyetliler her yeri kullanır. Ama, iddia ediyorum, siyasi iktidar belli bir süreye kadar göz yummuştur buna ve bu iş artık siyasi iktidara da hafiften ucu dokunur hâle gelmeye başladıktan, her şey ayyuka çıktıktan, Adıyaman’ın bu haksızlıkları artık kabul etmesi mümkün olmayacak hâle geldikten sonra müdahale edilmiştir ki o zamana kadar bu ülkede kaç tane kanlı eylemin bu kirli örgüt tarafından yapıldığını bütün ülkemiz zaten izlemiştir, tanıklık etmiştir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Yok, rahat olun, hiçbir kirli örgütü Adıyaman barındırmaz ve Adıyaman’a da sızmaz. Bu konuda gerçekten Alevi’siyle, Sünni’siyle, Süryani’siyle, Kürt’üyle, Türk’üyle, Zaza’sıyla Adıyaman gerçekten kardeşliğin hemhâl olduğu, yıllar yılı bir ve beraber yaşanılan çok güzel bir kardeşlik şehridir ve hatta Adıyaman’ın bu huzur ikliminin pek çok yere model olabileceği de her zaman söylenir. Bundan dolayı da ben bir kez daha Adıyamanlı kardeşlerimi tebrik ediyorum. O tür endişeleriniz de Adıyaman için… Bizler de, Adıyamanlılar da, hiç kimse de buna müsaade etmez. O endişelerinizin de tabii ki olmaması hepimizin dileği, arzusudur ve hepimiz, hep birlikte tüm siyasi partiler olarak aynı oranda bütün terör örgütlerine karşı duruşlarımızı da zaten hep ifade ediyoruz.

Tekrardan teşekkür ediyorum.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Bostancı...

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, kayıtlara geçsin diye söylüyorum. Hem AK PARTİ iktidarı hem de bugüne kadar iktidar olmuş bütün hükûmetler hiçbir zaman hiçbir terör örgütüyle açık, gizli iş tutmamışlardır, hepsine karşı mücadele etmişlerdir. Dolayısıyla, bu hususu dikkate alarak siyasi değerlendirme yapmakta fayda vardır. Böyle çok abartılı bir tarzda polemikler üzerinden netice almaya dönük bir akletme ve siyasal propaganda çabasını uygun bulmadığımız beyan etmek isterim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- HDP Grubunun, 8/3/2017 tarihinde Grup Başkan Vekili Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım tarafından, Türkiye’de siyasi atmosferin kötüye gitmesi ve yanlış ekonomik politikalar ile baş gösteren ekonomik krizin önüne geçilmesi, başta siyasi kriz olmak üzere tüm sebeplere çözüm bulunması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, Genel Kurulun 8 Mart 2017 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisi aleyhinde ilk söz İstanbul Milletvekili Fatma Benli’ye aittir.

Buyurun Sayın Benli. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FATMA BENLİ (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

HDP’nin grup önerisi hakkında söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz önergede siyasi atmosferin kötüye gitmesi ve yanlış ekonomik politikalar nedeniyle ekonomik krizin baş gösterdiği ifadesiyle Meclis araştırması açılması talebinde bulunulmuştur. İşin doğrusu, en azından bu Meclis çatısı altında bunları ifade etmek zorunda kalmak benim için gerçekten bir üzüntü kaynağı. Ama Türkiye’de bu ülkeyi derinden etkileyen ve hâlen de etkileri sürmekte olan hain bir darbe girişimi olmuştur. Bizatihi bu Meclisin içinde, bu Genel Kurulda milletvekillerimiz varken bu Meclis 9 defa bombalanmıştır. Aramızda F16 kullanmayı bilen milletvekillerimiz var, onların ifadesine göre eğer o pilot o butona 30 salise sonra bassaydı biz bugün dışarıdan gelen misafirlere Başbakanlık ofisini ya da o parçalanan sütunu değil, bizahati bu Genel Kurulu göstermek zorunda kalacaktık, içindeki milletvekillerinin ne hâlde olacağını ise Rabb’im bilir. O gece sadece Meclis bombalanmadı, tam 12 tane tank gönderdiler bu Meclise. O yüzden darbe girişimi sonrası bir ay boyunda biz bu Meclise girip çıkarken akşamları Meclis kapısındaki o kocaman otobüslerle karşı karşıya kalmak zorunda kaldık. O da yetmedi, sabahın sekizine kadar helikopterlerle kurşunlandı Meclis, sabahın sekizinde bile bu Mecliste öldürülen polis memurlarımız var bizim. Hâlen, burada, eşi helikopterden atılan 3 kurşunla yaralandığı için Meclis kürsüsünde bulunmaya devam eden milletvekillerimiz var.

Türkiye sadece hain darbe girişimiyle karşı karşıya kalmadı, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünyanın en büyük mülteci krizi olarak adlandırılan, 3 milyon Suriyeliyi savaştan ve ölümden kurtarmak durumunda kaldı. Sadece bununla yetinmiyor Türkiye, tek bir saldırısında bile Avrupa’daki ülkeleri derinden sarsıntıya uğratan, 3 defa saldırdığında Fransa’yı 4’üncü defa olağanüstü hâli uzatmak zorunda bırakan, hatta gelecek ay cumhurbaşkanlığı seçimlerini, ondan bir ay sonra meclis seçimlerini bizatihi olağanüstü hâl içerisinde yapmalarına sebebiyet verecek olan DAEŞ saldırıları Türkiye’de sürekli karşı karşıya kaldığımız bir durum. Bu da yetmiyor, 15 tonluk bombalar kullanan PKK’nın saldırısıyla karşı karşıya Türkiye.

Daha geçtiğimiz haftalarda o hâkim ve savcıların lojmanına yapılan saldırıda olanları hepiniz biliyorsunuz. Ailesini üzmemek adına orada kaybettiğimiz 11 yaşındaki çocuğumuzdan bahsetmeyeceğim ama o gün orada kaybettiğimiz 27 yaşında bekçimiz de vardı ve o bekçinin vücut parçaları olmadığı için insanlar onun öldüğünü bile fark etmediler. 2 çocuğu olan, hamile eşi olan o 27 yaşındaki bekçimizin sadece eli gömüldü. Ve bu kadar çok saldırıya rağmen, bu kadar çok baskıya rağmen Türkiye hâlen ayakta. Bu da Türkiye'nin ekonomik politikalarının yetersizliğini değil, aksine mali politikalarının güçlülüğünü gösteriyor. Maastricht Kriterlerine göre Türkiye pek çok Avrupa ülkesinden çok daha iyi bir konumda. Avrupa Birliğinde ortalama büyüme hızı yüzde 2’lerde seyrederken bizde bu kadar saldırıya rağmen hâlen yüzde 3’lerde. Yine aynı kriterler bütçe açığının gayrisafi millî hasılasındaki değerinin en fazla yüzde 3 olması gerektiğini söylerken bizde bu oran yüzde 1. Kamu borçlarının gayrisafi millî hasıladaki değerinin yüzde 60’larda olması gerekirken bizde yüzde 30’larda. Bunun yüzde 100’lerde olduğu Avrupa Birliği ülkeleri var, işsizlik oranının yüzde 50 olduğu ülkeler var. Bizdekiler de yüksek ama biz buna rağmen mücadele etmeye devam ediyoruz. Son sekiz sene içerisinde Türkiye’de 7 milyon gencimize istihdam kapısı açıldı. 7 milyon insan demek dünyadaki pek çok ülkenin nüfusundan çok daha fazla olduğunu gösteriyor aslında. Ve hiçbir sıkıntıyla karşı karşıya kalmayan, Türkiye’yle kıyaslandığında yaşadıkları bizim çok daha altımızda olan, 1.400 kilometrelik sınırının ötesinde ateş olmayan pek çok ülkelerin durumuyla karşılaştırıldığında, Türkiye'nin ekonomik durumu çok daha iyi, bu da bizim bankacılık sektörümüzün güçlü olduğunu gösteriyor.

Sonuçta, bugün halkoyuna sunacağımız Anayasa değişikliği, istikrarı sağlayacağı için, tek başlı yönetimi sağlayacağı için, ikisi arasındaki sıkıntıları ortadan kaldıracağı için ekonomimize de katkıda bulunacak. Sonuçta, bu ülke başbakanı için “Kadın olmasaydı onu camdan atardım.” diyen cumhurbaşkanları gördü, bu ülke cumhurbaşkanı ve başbakanı arasındaki Anayasa kitapçığı yüzünden halkın tek bir günde yüzde 100 fakirleştiğini gördü. AK PARTİ öncesi, 2002 yıllarında 10 binlerce işletmenin kapatıldığını bütün Türkiye gördü. Bunların sona ermesi, 28 Şubatta kapatılan o 22 bankanın zararının ödenmesi yine AK PARTİ hükûmeti döneminde oldu. Bu da aslında mali istikrar noktasında çok güçlü olduğumuzu ve yapılan tüm saldırılara rağmen, karşımıza çıkan tüm güçlüklere rağmen hâlen güçlü kalmaya devam ettiğimizi gösterir.

Sonuçta, özellikle bugün Dünya Kadınlar Günü olduğu için kadınlarımızın Türkiye ekonomisindeki katkısına değinmeden geçmek benim için ayrı bir üzüntü kaynağı olur. Bugün, kadınlarımızın ekonomik hayatta çok daha fazla olması, çok daha fazla olması gerektiği için bu konuda çok yoğun çabaların gerçekleşmesi, özellikle KOSGEB ve İŞKUR tarafından desteklerin yapılması, bu konuda pek çok projenin gerçekleşmesi, yeni girişimci desteğinin sağlanması, kefalet noktasında kendilerine desteklerin bulunması, kadın iş geliştirme merkezlerinin oluşması, 2010 yılından bu yana neredeyse yarım milyon insana, 485 bin kişiye girişimcilik eğitimi verilmesi ve bu eğitimi alanların yaklaşık yarısının kadın olması, bu girişimden sonra kendi iş yerini açan kadınlarımıza KOSGEB desteğinin verilmesi ve bu hibeyi alan kadınların da 14 bin 500 olması, yaklaşık yüzde 48 olması, kadınlarımızın ülkemizin ekonomisinin gelişmesindeki katkısını göstermekte. Bu nedenle onlara şükranlarımı sunuyorum.

Bizim yapmamız gereken, soyut söylemlerden ziyade, somut, hayata dokunan, gerçekten insanların hayatlarıyla ilgili kararlar almak ve bunları yerine getirmek. Karşılaştığımız sorunlara rağmen, karşılaştığımız tüm problemlere rağmen 2002 yılından bu yana Türkiye'nin içinde bulunduğu durum AK PARTİ’nin çözüm odaklı siyasetini göstermekte. Bunu halkımızın desteğiyle ve Cumhurbaşkanımızın önderliğinde gerçekleştirdik.

Sonuçta, dünyanın hiçbir yerinde ama hiçbir yerinde tankların karşısında durabilen, bir tankın altında kalıp da ayağa kalkıp diğer tankın altına giren başka hiç kimseyi görmek mümkün olmadığı gibi, bu kadar çok sorunla baş etmek zorunda kalıp bu kadar çok terör örgütüyle mücadele ederken hâlen dünyanın en büyük havalimanlarını, en uzun tünellerini, en geniş köprülerini yapan başka bir devlete rastlamak mümkün değil. Bugün, Ilgaz Tüneli tam yüz otuz senelik bir hayalin ürünü; Avrasya Tüneli ise yüz kırk senelik bir hayalin gerçekleşmesi. Elbette çok daha iyi olmamız mümkün, elbette ekonomimizin çok daha iyi olması, beraberce çok daha iyi şeyler başarmamız mümkün. Ancak bu, yan yana durarak, birbirimizin gücünden yararlanarak, birbirimize destek vererek mümkün olacak. Türkiye’de insanlar hangi düşünceden, hangi görüşten olursa olsun zorluklar karşısında yan yana durmayı başarabildiler. Bunun en bariz örneği de 15 Temmuz gecesi o F16’lar göklerden ateş salarken insanların sokaklarda yan yana durabilmesiyle kendini gösterdi. Her birine teşekkür ediyorum.

Bu ülke ne kadar çok saldırıyla muhatap olursa olsun, ne kadar çok güçlüklerle karşı karşıya kalırsa kalsın kadınlarıyla ve erkekleriyle yan yana durarak buna karşılık verecek.

Bu noktada, araştırma komisyonu kurulmasına gerek olmadığı görüşümü beyan ediyor ve özellikle de karşılaştıkları tüm zorluklar karşısında mücadele etmekten, bu ülkeye, bu dünyaya katkı sunmaktan bir an dahi vazgeçmeyen ve bu dünyanın umut ışığı olan tüm kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.

Teşekkürler. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Benli.

Şimdi, önerinin lehinde ikinci söz Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak’a aittir.

Buyurun Sayın Öztrak. (CHP sıralarından alkışlar)

FAİK ÖZTRAK (Tekirdağ) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Halkların Demokratik Partisi tarafından verilen Meclis araştırma önergesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini paylaşmak üzere söz aldım. Genel Kurulu ve bizleri şu anda takip eden değerli vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi: “Dünyada hiçbir milletin kadını milletini kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadınından daha fazla çalıştım diyemez.” Bu önemli günde ben de tüm dünya kadınlarının ama özellikle Anadolu ve Trakya’nın kadınlarının Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, hepsine en içten saygılarımı sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, ekonomimize dönüp baktığımız zaman özellikle Türk ekonomisinde dalgalanmaların 2013 Şubat ayında Başbakanın televizyonlardan otoyol ihalelerini kendi kararıyla, hiç kurul kararına falan ihtiyaç duymadan hukukun dışında bir yöntemle iptal etmesiyle başladığını görüyoruz ama ondan sonra en büyük bozulma, 2014 Ağustos ayında Cumhurbaşkanının ilk defa halk tarafından seçilmesiyle beraber ülkenin son derece sıkıntılı bir döneme girdiğini görüyoruz. Anayasa iktidar partisi tarafından bir kenara itilerek fiilî başkanlık sistemine geçildi. Bunun sebep olduğu hukuksuzluk, keyfîlik ve belirsizlik ülkemize büyük bedeller ödetti, ödetiyor. Cumhurbaşkanları halk tarafından seçilen ancak temsilî görev yapan ve parlamenter rejimle yönetilen pek çok ülke var dünyada. Bunlar arasında Avusturya, Finlandiya, İrlanda, İzlanda, Slovakya, daha birçok ülkeyi sayabiliriz. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi bu ülkelerde parlamenter rejimin işlemesi bakımından herhangi bir sorun yaratmamış. Demek ki bizdeki sorun Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinde değil, sorun seçilende. Sorun, seçilen kişinin “Ben farklıyım, bu Anayasa bana dar geliyor.” demesinde, “Yürütme ve yargı güçlerini bağlayan Anayasa beni bağlamaz.” demesinde. 7 Haziran 2015 seçimlerine giderken Sayın Cumhurbaşkanı Gaziantep’te şunu söyledi: “Verin 400 milletvekilini bu iş huzur içinde çözülsün.” Sonra yine mart ayında Denizli’de parlamenter demokrasinin bekleme odasına alındığını, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını ifade etti. Ama milletimiz 7 Haziran 2015’te bu başkanlık talebine “hayır” dedi ve o güne kadar tek başına iktidar olan Adalet ve Kalkınma Partisine tek başına iktidarı vermedi. Dönemin Başbakanı da seçimlerden hemen sonra mesajı aldıklarını ve başkanlığın artık gündemden düştüğünü ifade etti. Ancak, 7 Hazirandan sonra millet iradesine uygun olarak iyi niyetle başlayan koalisyon görüşmeleri buna karşı çıkanların yoğun çabalarıyla sonuçsuz kaldı. Ülke yeniden seçime götürüldü, demokrasinin genleriyle oynanarak normalleşmenin önüne geçildi. Başkanlık değil ama seçilmiş Başbakan bir saray darbesiyle gündemden düşürüldü. Yerine 1071’den beri bu Anadolu topraklarında mevcut olan -“veziriazam” adıyla, “sadrazam” adıyla- Başbakanlık makamını ortadan kaldırmakla görevlendirilmiş bir Başbakan ve Parti Genel Başkanı atandı. Ardından hain bir darbe girişimiyle karşı karşıya kaldık, sonrasında da ülke OHAL’le yani hukukun askıya alındığı OHAL rejimiyle yönetilebilir hâle geldi.

Fiilî başkanlığın bu ülkeye çok ciddi siyasi ve ekonomik maliyetleri oldu. 2014 Ağustos ayından beri devam eden fiilî başkanlık döneminde vatandaşların kredi kartı ve bireysel kredi kartı borçları 64 milyar Türk lirası artarak 420 milyar Türk lirasına çıktı. Şirketlerin net döviz borcu 28 milyar dolar artarak 174 milyar dolardan 202 milyar dolara ulaştı. Devletin iç ve dış borcu 113 milyar Türk lirası artarak 763 milyar Türk lirasına ulaştı. Merkez Bankası kasasındaki net döviz rezervleri 10,4 milyar dolar eriyerek 30 milyar doların altına, 29,6 milyar dolara indi.

Değerli milletvekilleri, fiilî başkanlık döneminde Türk lirası benzerleri arasında en fazla değer yitiren para oldu. Ağustos 2014’ten bu yana yüzde 68 değer kaybetti. Sadece şirketlere bunun maliyeti 312 milyar Türk lirası oldu, 312 milyar kur farkı zararı yazdı şirketler. Bu kadar borçlanmaya ve döviz rezervlerindeki bu azalmaya rağmen 2014’te 935 milyar dolar olan gayrisafi yurt içi hasıla 2016’da 850 milyar dolara düştü. Millî gelir fiilî başkanlık döneminde 85 milyar dolar eridi. Sadece ülkenin değil, vatandaşın geliri de eridi. 2014’te 12 bin dolar olan kişi başına gelir 2016’da 10.746 dolara düştü. İşsizlik aldı başını gitti. İşsizlik oranı seksen ayın zirvesine çıkarak yüzde 11,8 oldu, mevsimlik düzeltilmiş; düzeltilmemiş işsizlik rakamları ise yüzde 12’yi aştı değerli milletvekilleri. İşsiz sayısı fiilî başkanlık döneminde 712 bin kişi artarak 3 milyon 665 bine ulaştı. Ümidi kaybettiği için iş aramaktan vazgeçen ancak “İş bulsam çalışırım.” diyenlerle birlikte işsiz sayısı 6 milyonu buldu. Genç işsizliği seksen ayın zirvesinde. Kadın işsizliği de fiilî başkanlık döneminde 3 puan artarak yüzde 16’ya çıktı. Bu dönemde işsizler ordusuna katılan her 100 vatandaşımızdan 67 tanesi kadın değerli milletvekilleri, bugün Kadınlar Günü’nü kutluyoruz. Geliri azalan, iş bulamayan milyonlar bir de enflasyon ve hayat pahalılığı altında eziliyor. Geçen ay enflasyon elli sekiz ay sonra ilk defa çift haneli rakamlara çıktı. Üretici fiyatları da yüzde 15,4 artışla son 103 ayın rekorunu kırdı. Ülkemizin rekabet gücü de fiilî başkanlıkta eridi. 2014’ten 2016’ya kadar 10 sıra birden rekabet gücünde düştük.

Peki, ben soruyorum değerli milletvekilleri, vatandaşlarıma da soruyorum: Bunca borç, bunca dövizi harcadık, bunlar nereye gitti? Niye bu kadar düşüyor millî gelirimiz? Fiilî başkanlıktaki bu manzara, ülkeyi tek adamın kontrolünde parti devleti rejimine götürecek referandum paketinin halk oylamasında kabul edilmesi hâlinde neyle karşılaşacağımızı da açıkça ortaya koyuyor.

Ülkemizde başkanlığın fiilîsinin etkileri bu. Peki, dünyada durum nasıl? Uluslararası karşılaştırmalar da başkanlığın milletin cebini doldurmadığını açıkça gösteriyor. Birleşmiş Milletlerin İnsani Gelişmişlik Endeksi var, sağlık, eğitim ve kişi başına gelir bakımından ülkeleri sıralamış. Böyle baktığımız zaman, dünyada insani gelişmişlik bakımından yani en zengin, en sağlıklı, en iyi eğitilmiş ilk 10 ülkenin 8 tanesi parlamenter demokrasiyle yani meclisle yönetiliyor, meclisin demokrasisiyle yönetiliyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde başkanlık var, bir tanesi, diğeri de İsviçre, onda da karma bir sistem var. Buna karşın insani gelişmişliğin en dibinde yer alan 10 ülkeye dönüp baktığımızda 7’sinin başkanlık, 3’ünün ise yarı başkanlıkla yönetildiğini görüyoruz.

Değerli milletvekilleri, işte bunun için Fransız Edebiyatçı Honore de Balzac yıllar önce şunu söylemiş: “Tek bir insanın aklının bütün bir ulusun aklından daha üstün olması beklenemez.” Tek bir insanın aklı işe hâkim olmaya başladığı zaman ortaya bu sorunlar çıkıyor. Tek adam rejimlerinin ülkelere hak ettiği refah ve huzuru getirmediğini anlamak için etrafımıza, özellikle de Orta Doğu’ya bakmak yeterli. Libya, Mısır, Suriye’de tek adam rejimleri milyonları iç savaşa sürüklemiştir. Kuvvetler ayrılığını bitiren, işinin, aşının hesabını sormak isteyen vatandaşa “Bugün git, beş yıl sonra gel.” diyen, hem partisinin genel başkanı hem Başbakan hem de Cumhurbaşkanı olmak isteyen tek adamın kuracağı parti devletinin ekonomik belirsizliği ve yoksulluğu daha da artıracağından hiç endişeniz olmasın. Unutmayalım ki ülkemiz bugünkü rejimimizle G20 liginin üyesi olmuştur. Biz, dünyanın gayrisafi hasılası en yüksek 20 ülkesinden biriyiz. Parlamenter demokrasiyle bu noktaya geldik. Bize önerilen ve nerede piştiği meçhul, arkasında 2015’te koalisyona karşı çıkanların olduğu bu Orta Doğu tipi tek adama dayanan parti devleti rejimiyle ülkeyi bir meçhule sürüklemenin bu ülkeye çok ciddi maliyetleri olur. Bakın, daha şimdiden 2017 yılında, uluslararası kuruluşlar büyümenin 2’nin altına düşeceğini söylüyor. Onun için milletimiz tıpkı Köroğlu’nun Bolu Beyi’ne “hayır” dediği gibi, Hasan Tahsin’in Yunan’a “hayır” dediği gibi, Mustafa Kemal Atatürk’ün Anadolu’yu işgal eden emperyalistlere “hayır” dediği gibi, 7 Haziranda olduğu gibi, kendisine dayatılan bu tek adım rejimine mutlaka “hayır” diyecektir. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FAİK ÖZTRAK (Devamla) – Sayın Başkan, tamamlıyorum.

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen bir dakikada.

FAİK ÖZTRAK (Devamla) – Bu “hayır” hem siyasetin hem de ekonominin başkanlık vesayetinden kurtulmasını sağlayacaktır.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – “Hayır diyenlere hain diyorlar.” diyor ya! Söylediği laflara bak ya!

FAİK ÖZTRAK (Devamla) – Ülkemiz küresel yarışa yeniden dönecek, zenginleşecek, zenginliği hakça paylayacak, demokrasisini sağlamlaştıracaktır.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sen, Genel Başkanını dinlemiyor musun?

FAİK ÖZTRAK (Devamla) – Ben bu vesileyle Genel Kurulu ve bizleri izleyen vatandaşlarımızı bir kez daha saygıyla selamlıyor, tüm milletimize hayırlı akşamlar diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Hayırlı akşamlar.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Sistemi en iyi Kemal Bey anlamış Faik Bey. Sistemi en iyi Kemal Bey anlamış, bence onu dinleyin.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Öztrak.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bostancı…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, esasen Faik Bey kendisinden beklemediğim bir bitiriş yaptı. Hasan Tahsin’in Yunan’a “hayır” dediği gibi “hayır” diyecek…

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Çok yanlış bir şey.

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Sadece o değil, Balzac’la girdi Köroğlu’yla çıktı. Balzac kim, Köroğlu kim!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Buradaki benzetme çok yanlış bir benzetme ve açık bir sataşma. Bu çerçevede izin verirseniz 69’a göre…

BAŞKAN – Sayın Bostancı, lütfen yeni bir sataşmaya meydan vermeyelim.

Buyurun, iki dakika süre veriyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Ama zaten en iyi Kemal Bey biliyor bu sistemin ne olduğunu, onu dinlemesi lazım Faik Bey’in. Kemal Bey’i dinlemesi lazım anlamaları için.

BAŞKAN – Sayın Bak, Sayın Bostancı’yı kürsüye davet ettim.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Faik Bey de okumamış Anayasa teklifini.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak’ın HDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Cumhuriyet Halk Partisi pozitif bir dil kullanacağını söylemişti, doğrusu pozitiften ne anlıyor ve biz ne anlıyoruz, sanıyorum arada bir mesafe var. Faik Bey her zaman nazik ve medeni bir dille eleştirilerini dile getiren, görüşlerini ortaya koyan bir arkadaşımız. Tahmin ediyorum bu son cümle biraz da sloganik bir şekilde peş peşe sıralanınca kastının ötesinde anlamları çağrıştırıyor. Biz gerçekten çok üzüldük bu benzetmeye ve pozitif bir dil iddianız varsa lütfen bu iddiayı, bu iddia çerçevesinde kullanacağınız ifadeleri gözden geçirin. “Evet” diyenleri bir tür Hasan Tahsin ve Yunan bağlamında karşı tarafa yerleştiren yaklaşım…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Siz “PKK’lı” diyorsunuz ya “hayır” diyene!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - Sayın Altay, Sayın Levent Bey, CHP’li arkadaşlar; yani “evet” diyenlerin sizin başınızın üstünde yeri yok mu?

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Var, var.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - Onları siz Hasan Tahsin dönemindeki işgalci Yunanlılar gibi mi görüyorsunuz? Çok üzülürüz gerçekten buna. Lütfen bunu düzeltin, bunu düzeltin.

Saygılarımla. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Zaten sistemi Kemal Bey anlamış ama bunlara da anlatması lazım!

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Sayın Öztrak, buyurun.

Size de iki dakika süreyle söz vereceğim.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Son cümlenizi düzeltin Faik Bey.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Kemal Bey anlamış sistemi, bunlara da anlatacak. Ne yapalım ya!

BAŞKAN – Buyurun Sayın Öztrak,

4.- Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak’ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

FAİK ÖZTRAK (Tekirdağ) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Ben hiçbir zaman “evet”çileri kastederek bu sözü söylemedim ama “hayır” demenin de güzel bir şey olabileceğini, “hayır” dediğimiz zaman teröristlerle, şunlarla bunlarla, birilerinin iddia ettiği gibi, özellikle “evet”çilerin iddia ettiği gibi teröristlerle aynı yerde olmayacağımızı da anlatmak için vatandaşımıza bunu söyledim.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Tutanakları oku, ne söylediğini bilmiyorsun sen.

FAİK ÖZTRAK (Devamla) – “Hayır” demek de “evet” demek de gayet muteberdir yani muteber olmasaydı zaten siz bu referandumu milletin önüne getirmezdiniz.

Bakın, açıkça şunu söyleyeyim…

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Kimin Hasan Tahsin olacağına halk karar verir.

FAİK ÖZTRAK (Devamla) – Yani şimdi Hasan Tahsin de “hayır” dediği zaman bu ülke için “hayır” demiştir, Atatürk de emperyalistlere “hayır” dediği zaman bu ülkenin kurtuluşu için “hayır” demiştir.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Niye benzeştiriyorsun ya? Hâlâ aynı şeyleri söylüyorsun.

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Kimdir emperyalist? Emperyalist kimdir? Sen Balzac’tan oku Balzac’tan!

FAİK ÖZTRAK (Devamla) – Hayır, hayır…

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Sen elitistsin, Balzac’tan oku!

FAİK ÖZTRAK (Devamla) – Bakın, tekrar ediyorum: Bugüne kadar…

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Sen Anadolu’yu bilmezsin, Balzac’tan oku!

FAİK ÖZTRAK (Devamla) – Ben Anadolu’yu da gayet iyi bilirim değerli arkadaşlar, Anadolu’yu da gayet iyi bilirim.

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Anadolu sizi çok iyi bilir!

BAŞKAN – Arkadaşlar, müdahale etmeyin.

Bitirelim Sayın Öztrak.

FAİK ÖZTRAK (Devamla) – Bakın, ben şunu söyleyeyim…

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Sistemi Kemal Bey’den dinleyin bence.

FAİK ÖZTRAK (Devamla) – Değerli Başkanım, değerli milletvekilleri; şimdi, “hayır” demenin “evet” demek kadar meşru olduğunu “evet” kesiminin “hayır”cılarla ilgili söyledikleri karşısında anlatmak için bundan başka kelimeler de bulamadım. Çok ciddi bir haksızlıkla karşı karşıya “hayır” diyenler, “hayır” diyecek olanlar.

Değerli arkadaşlar, buna “hayır” demezseniz, çok açık söylüyorum, bunu, bu zulmeti, bu vesayeti bu ülkenin başından bir an önce kaldırıp atmazsak bu ülke çok hızla, çok daha ekonomik olarak kritik günlere gidecektir.

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Vah vah vah!

FAİK ÖZTRAK (Devamla) – Hukukun olmadığı bir sistemde insanlar yatırım yapmaz, işsizlik artar gider. Bunun için, bir an önce, Türkiye’yi G20’ler arasına sokan demokratik parlamenter rejimle, onu daha güçlendirerek, daha geliştirerek, başkanlık vesayetini bu ülkenin üzerinden kaldırarak yolumuza devam edelim diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Halkla barışın!

FAİK ÖZTRAK (Tekirdağ) – Barışığız efendim.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Bostancı, buyurun.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Esasen burada düzeltme adına çıktığında Faik Bey’den daha farklı bir yaklaşım beklerdik.

KAMİL AYDIN (Erzurum) – İyice içine etti.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Onun için sizi sandığa gömüyorlar. Altmış yıldır iktidarda değilsin. Bir kendine bak!

BAŞKAN – Sayın Bak…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Burada herkes, Türkiye’de herkes, “evet” diyenler, “hayır” diyenler elbette Hasan Tahsin’in yanındadır. Atatürk’ü zikretti burada. “Atatürk gibi ‘hayır’ demek.” ne demek? Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran ve hepimizin içinde yer aldığı bu ülkenin varisi bir insan. Tarihî birtakım figürleri, yaşanmış olayları referandumda belli bir kesimin malzemesi yapan dil pozitif bir dil olmaz.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Gök…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkanım, ben de kayıtlara geçmesi açısından söz aldım.

Sözcümüz açıkladı. Bazen kullanılan kelime ve sözcükleri bağlamından farklı bir yerde değerlendirmek şu anda Türkiye’nin bir özlem duyduğu birlik ve beraberliği bizlere getirmez. Biz şunu açık bir şekilde ifade ediyoruz ve ifade ettiğimiz içindir ki, Türkiye’de “hayır” diyenlere yönelik her türlü baskıya nasıl karşı çıkıyorsak, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinin bakanlarının “evet” demek için de, yurttaşları ikna etmek için Almanya’ya giderken karşılaştıkları bu muameleye de karşı çıkıyoruz. Görüşümüz çok nettir. Bu görüşümüzü bir kez daha burada ifade ediyoruz. Bütün yurttaşlarımız huzur içerisinde sandığa gitmelidir. “Evet” demek de çok onurlu ve namuslu bir oy kullanma tercihi olduğu gibi, “hayır” da aynı şekildedir. Ancak şu günlerde iktidar sözcülerinin, özellikle bakanların siyaset diline çok dikkat etmesi gerekiyor. Önceki gün Dışişleri Bakanı, dün de İçişleri Bakanının partimizle ilgili ifade ettiği ve terörle yan yana getirdiği cümleleri biz de elimizin tersiyle itiyoruz ve reddediyoruz. Bir ülkenin bakanları, Hükûmeti herkesten daha çok kucaklamalı ve varsa sorun alanlarını yok etmeli, kutuplaşmayı önlemelidir. Bu dili kullanan Dışişleri Bakanını ve İçişleri Bakanını da kınadığımızı bu vesileyle ifade ediyorum.

Saygılarımla.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Ama sistemi en iyi Kemal Bey anlamış bence.

BAŞKAN – Kayıtlara geçmiştir.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- HDP Grubunun, 8/3/2017 tarihinde Grup Başkan Vekili Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım tarafından, Türkiye’de siyasi atmosferin kötüye gitmesi ve yanlış ekonomik politikalar ile baş gösteren ekonomik krizin önüne geçilmesi, başta siyasi kriz olmak üzere tüm sebeplere çözüm bulunması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, Genel Kurulun 8 Mart 2017 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi, Halkların Demokratik Partisi Grubu önerisi aleyhinde ikinci ve son konuşmacı İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca.

Buyurun Sayın Kaynarca. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TÜLAY KAYNARCA (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; HDP grup önerisi aleyhine söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

HDP grup önerisi ekonomiyle ilgili. Az önce değerli İstanbul milletvekilimiz bu konuda gerekli hem istatistiki bilgileri hem son gelişmeleri son şekliyle, tüm verilerle aktardı, dolayısıyla yeniden aynı gündeme geçmeyeceğim ama şunu ifade etmem lazım: Türkiye Cumhuriyeti devleti son bir yıl içerisinde, özellikle 15 Temmuz gerçeğinden sonra çok olağanüstü bir süreçten geçiyor. O alçak ve hainler darbe girişimi, hatta işgal girişiminde başaramadıklarını “acaba ekonomi olarak yapabilir miyiz”, buna sebep olabilecek tüm oyunları da denediler ama yine başaramadılar. Milletimizin, aziz milletimizin asil duruşuyla nasıl 15 Temmuz bir tarafta -Allah’a çok şükürler olsun ki- geride bırakıldıysa ekonomik anlamda da iyi bir aşamaya gelindi çünkü yüzde 2,8’lik büyüme oranı da bunun en iyi fotoğrafı.

Diğer bir konu başlığıysa bugünün gündemiyle ilgili: 8 Mart. Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. 8 Martın çıkış sebebine bakıldığı zaman 1857 yılında yangınla ölen 120 işçinin yani dokuma işçisinin … Ama niye? Hak arayışında bulunuyorken polisin müdahalesi, barikatları aşamayarak, daha 1857 yıllarında kadın mücadelesinin, hak arayışının bir fotoğrafı. Dolayısıyla, 8 Martı dillendirirken bir taraftan da 8 Martı bir anma ve anlama olarak da görmek lazım. Bu nedenle o süreçte, 1857’den sonra, önce Danimarka 1900’lü yılların başında, sonra Birleşmiş Milletler ve Türkiye 1984’ten bu yana her yıl kadın haklarını gündeme getiren, bu direnişi de öne çıkartan çalışmalarıyla önlerde.

Biz Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmetleri olarak, kadın adına, kadının hakları, eğitimi; demokratikleşme adına sağlıkta ve aklınıza gelebilecek tüm sosyal politikalarda yapılabilecek ne var ise, merdivenin basamakları gibi, elbette düne göre bugün çok daha iyi noktadayız ama yarınlarda çok daha iyi noktalarda olabilme adına çalışmalarımıza devam edeceğiz.

Mesela eğitim: Üniversitede okuyan kızlarımızın sayısı yüzde kaçlarda? 13 sadece. Bugün nasıl oldu, 2002’den bu yana? Yüzde 45,7. Çok değerli bir oran. Eğitimi on iki yıl zorunlu hâle getirdiğinizde, kız çocuklarının ilkokuldayken yüzde 97’ye varan eğitim oranı, bu zorunlu eğitimle birlikte hem erken çocuk evliliklerinin önüne geçmiş oluyor hem de bir taraftan lise sonrası üniversitenin önünü açabiliyor.

Hemen sağlık: Ama sağlık çok değerli. Sağlıkta dünyayla ilgili… Gerçekten, anne-bebek ölüm oranlarında dünyada en iyi noktaya gelmeyi başaran, bunu azaltma konusunda dünyada ilk 3’e girmeyi başaran bir ülke. Bunda da yine teşvikler, bunda da yine aldığımız kararlar çok çok önemli.

Yine sosyal politikalarda… Ama demokraside, en çok da kadın haklarında. Bugün şu anda salonda hem başörtülü milletvekillerimiz hem de yine bizler bu noktada görev yapabiliyorsak, eğitimde yine engeller ortadan kalktıysa, eşitlik ve adalet kadınlar arasında da sağlanmış zamanla. Ne zaman? Yine, Türkiye’de bizim iktidarımız döneminde on iki yıllık kazanımlar içerisinde yer alıyor.

Bunların sayılarını artırabilmek mümkün ama önümüzde çok değerli bir gündem var. Saat 19.00’daki konuşmalarımızın ardından dün olduğu gibi bugün de inşallah uluslararası sözleşmelere imza atacağız, beklenen ve şu ana kadar yapılmış anlaşmalarla birlikte. Ben bu görüşmeler esnasında katkı sunacak tüm vekillerimize şimdiden teşekkür ediyorum.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü yürekten tebrik ediyorum ama şuna da işaret etmem lazım: Dün 15 Temmuz gazilerimizi, gazi kadınlarımızı, şehit olan kadınlarımızın ailelerini, bu Mecliste ve Gazi Mecliste o gün bu salonda bulunan kadın vekillerimizle birlikte dün itibarıyla bir araya getirdik Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyon Başkanlığımızın organizasyonunda, çok Değerli Meclis Başkan Vekilimiz Ayşe Nur Bahçekapılı’nın da organizesiyle burada ağırlamış olduk. Bu gerçek bile birliğimizin, kardeşliğimizin, beraberliğimizin ne kadar değerli olduğunu gösteriyor. Evet, önümüzde bir halk oylaması var, bu halk oylamasında da yürekten diliyorum ve inanıyorum ki “evet”li bir sonuç çıkacak; geleceğimiz için, kadınlarımız için, yarınlarımız için “evet”li bir sonuç çıkacak. Milletimiz için hayırlı olmasını yürekten diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kaynarca.

LEVENT GÖK (Ankara) – “Hayır”lı olacak Tülay Hanım.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

3.- CHP Grubunun, 28/2/2017 tarihinde Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve arkadaşları tarafından, kadın istihdamı ve kadın işsizliğine ilişkin sorunların önlenmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, Genel Kurulun 8 Mart 2017 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 8/3/2017 Çarşamba günü (bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                        Levent Gök

                                                                                           Ankara

                                                                                Grup Başkan Vekili

Öneri:

Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve arkadaşları tarafından “Kadın istihdamı ve kadın işsizliğine ilişkin sorunların önlenmesi" amacıyla 28/2/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin (1109 sıra no.lu), Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 8/3/2017 Çarşamba günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin lehinde ilk söz Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’e aittir.

Buyurun Sayın Yüceer. (CHP sıralarından alkışlar)

CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yaşamı eşit bir şekilde paylaşalım diye, dün Bursa’dan Ankara’ya yola çıkan 7 kadın kardeşimizi elim bir trafik kazası sonucu kaybettik. Kaybettiklerimize ben buradan Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifa dileyerek tabii ki sözlerime başlamak istiyorum. Muhakkak ki mücadeleleri bundan sonra tüm kadınlarla, onların ruhuyla devam edecektir diyorum.

Değerli milletvekilleri, yaklaşık iki yüz yıl önce John Stuart Mill şöyle demiş: “Eğer bir uygarlık seviyesini ölçmek istiyorsanız dönün kadınların hayat şartlarına bakın.” Biz, bugünden, yani 8 Mart 2017’den, yani Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nden Türkiye’deki kadınların yaşam koşullarına, nasıl beraberce üretilen nimetlerin eşit bir şekilde paylaşılmadığına, nasıl kadınların ekonomik, politik, sosyal yaşamdan dışlandığına baktığımızda uygarlık seviyemizi ölçebiliriz diye düşünüyorum. İşin açıkçası tablo hiç iç açıcı değil maalesef. “Cennet anaların ayakları altındadır.” denile denile, maalesef, bu toplum kadınlar açısından bir cinnet toplumuna dönüşmüştür. Her gün bir kadının canına kıyılan, kadınlar için şiddetin gündelik olduğu bir ülke hâline gelmiştir Türkiye. Şiddet, yoksulluk, işsizlik sarmalı içinde âdeta kadınların sesi bile duyulmuyor.

En son kadın işsizliğinin rakamlarından haberiniz var mı? Türkiye’de tarım dışı kadın işsizliği yüzde 20,7’ye, genç kadın işsizliği yüzde 28,6’ya yükselmiş. İş bulmak şansına sahip olan kadınlar ise maalesef daha düşük ücretlerle çalıştırılıyor ama bir kriz durumunda en önce kapıya konulacak maalesef onlar oluyor. En son TÜİK’in raporları: Sanayide 76 bin istihdam kaybının 69 binini, eğitim sektöründe 124 bin kaybın 83 binini kadın işçiler oluşturuyor biliyor musunuz?

Değerli milletvekilleri, bir ülke düşünün her gün kadınlarını kurban veren, kadınlarını çalışma hayatının dışına iten, eğitim haklarından yararlandırmayan, kızlarını daha çocuk yaşta evlendiren bir ülke düşünün. Bir devlet düşünün yöneticilerinin kadınları ikinci sınıf gördüğü, aşağıladığı, küçük düşürmeye çalıştığı, yok saydığı, onların haklarını vermediği, verdiği zaman da sanki bir lütufmuş gibi sunduğu, Dünya Kadınlar Günü kutlamalarına bile tahammül edemeyen, yasaklayan bir ülke düşünün. İşte, bu ülke Türkiye’dir. Ama aynı zamanda bir toplum düşünün dini, geleneği, kültürü gerekçe göstererek kadınların uğradığı haksızlığı, şiddeti görmezden gelen, hatta bunu makul görebilen “Aman canım, o da çıkmasaydı bu saatte dışarı.” diyebilen, “Aman o da kadınlığını bilip de sussaydı.” diyen bir toplum düşünün. İşte, bu toplum, içinde yaşadığımız toplum maalesef. Ama, tabii ki, toplumdaki her birey böyle değil.

İşte, 2017 Türkiye’sinde kadınlar, hem devletin hem toplumun bu zihniyet çarpıklığıyla her gün ağırlaşan şiddetle karşı karşıya geliyor.

İşte, bizler, böyle bir ortamda Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz. Elbette toplumsal duyarlılığı, farkındalığı artıran, bilinç kazandıran, muhakkak ki dayanışmayı büyüten 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün kutlanması çok önemli ancak yapılması gereken ve yapılmayan bir şeyler olduğu gerçeği de ortada, apaçık.

Mevzuatımızdaki, Anayasa’mızdaki eşitlik hükümlerine, sözleşmelerin altındaki imzalarımıza rağmen bunu uygulamayan, umursamayan, hatta kalıplaşmış ön yargıları, yıllardır süregelen, binlerce yıldır bu toplumsal cinsiyet kalıplarını pekiştiren, kadınlara dönüp “Çocuk doğur, evinde otur.” diyen bir iktidar var. İşte, yapılmaması gereken budur. Biraz önce sayın değerli milletvekili çıktı “İşte, şu mevzuatlar, şu sözleşmeler, şu projeler…” İyi de sonuç… Sonuç ne? Kadınların öldürülmesini mi engelliyorsunuz, şiddeti mi önleyebiliyorsunuz, kız çocuklarımızın okullaşmasını mı artırabildiniz, erken evlilikleri mi önleyebildiniz? Onu geçtim, kendi içinizdeki, bu, kadını aşağılayan, kadının bedeni, kadının tercihleri üzerinden siyaset yapan bu zihniyete karşı mı gelebiliyorsunuz? E, bunları yapamıyorsunuz ama buraya gelip her şey çok güzelmiş gibi anlatabiliyorsunuz.

Peki, yapılması gereken ne? Asıl gereken, devrimci ve kararlı bir atılım yapabilmek, tıpkı cumhuriyetin kuruluş yıllarında olduğu gibi. Neydi değişen, o dönemde değiştirilmek istenen? Cinsiyet ayrımı olmaksızın eşit yurttaşlıktı. Kadınıyla erkeğiyle eşit bir yurttaşlığın, eşit haklardan faydalanmanın, eşitlik üzerine kurulmuş, inşa edilmiş bir toplum hayaliydi. Kadın haklarının temelini ve güvencesini oluşturan laik bir sistemdi.

İşte, cumhuriyet herkesin cumhuriyetidir ama en çok biz kadınların cumhuriyetidir. Evet, cumhuriyete bu coğrafyadaki her yurttaş çok borçludur ama en çok biz kadınlar borçluyuzdur. Cumhuriyet, bu topraklarda hiç de kadın hakları konusunda cömert olmamış, şimdiye kadar hiçbir dönemde olmamış bir kadın devrimidir. “Nedir o devrim?” derseniz, Medeni Kanun’dur o devrim, kadınların seçme ve seçilme hakkıdır o devrim. O devrim, kadınların eğitim hakkıdır. Nüfusta bile sayılmayan kadınların saygınlığının verilmesidir. Laikliktir o devrim ve o devrimleri yapamamış, sizin geçen dönem milletvekilinizin ifade ettiği gibi -tırnak içinde söylüyorum- o reklam arasını verememiş Orta Doğu ülkelerine baktığımızda, bu reformların, bu devrimlerin ne kadar da kıymetli olduğunu görüyoruz çünkü ekmek almak için bile bakkala tek başına gidemeyen, sokağa yanında bir erkek olmadan çıkamayan, araba kullandırılmayan kadınlar için, Orta Doğu’nun neden ve nasıl bir cehenneme dönüştüğünü daha iyi anlıyoruz o zaman. Orta Doğu bugün her dilden ağıtların yükseldiği bir coğrafyaysa, bunun nedenlerinden biri, belki de en önemli nedeni laikliği ve demokrasiyi yaşayamamış olmasındandır. Yıkıcı tek adam rejimlerinin halklarına laikliği ve demokrasiyi çok görmüş olmasındandır yaşanan acılar.

Değerli milletvekilleri, bu aydınlanmacı, laik, devrimci ruh ne zaman sekteye uğradı o zaman zaten kadın hakları konusunda da erozyonlar başladı. İşte, o zaman başlayan erozyonun bugünkü taşıyıcısı da AKP iktidarıdır. AKP, laikliğin içini boşaltarak, eğitimi dinselleştirerek, kadınların doğuştan sahip olduğu hakları görmezden gelerek, kadınların çalışma hakkını yok sayarak istikrarlı bir şekilde -ki tek istikrarlı olduğu alan budur- kadınları hep o günden bugüne çalışma hayatının, toplumsal yaşamın dışına itmektedir.

Evet, bu geçtiğimiz on beş yılda AKP’nin antidemokratik uygulamalarından, hukuk tanımazlığından herkes çok nasiplenmiştir ama en çok biz kadınlar tabii ki bundan nasiplenmişizdir. O yüzden, “özgürlük” kelimesine biliyorsunuz tek adam rejimlerinde bir alerji vardır ama “özgürlük” ve “kadın” yan yana gelince bu alerji katbekat artmaktadır çünkü temel olarak insan haklarına saygı göstermeyen bir kişinin kadın haklarına saygı göstermesi, bu yönde çalışması da mümkün değildir. Kadınlar bunu görmekte ama, kadınlar kaybedeceklerini de görmekte. O yüzden, bu hayaliniz kursaklarınızda kalacaksa eğer kadınların mücadelesiyle kalacak, kadınların sayesinde kalacak çünkü sizin tek derdiniz iktidar.

Kadın emektir, kadın barıştır, kadın adalettir ve kadın olmadan demokrasi olmaz, eşitlik olmaz, huzur olmaz, barış olmaz. Kadınlar bu değişim gücüne sahiptir diyorum ve kadınlar, biz kadınlar, tüm nimetleri eşit bir şekilde paylaştığımız ölçüde, erkeklerle beraber bu hayatı eşit bir şekilde paylaştığımız sürece mücadele etmeye devam edeceğiz. Sadece kendi uğradığımız haksızlıklar için değil, nerede bir haksızlık varsa o haksızlığın karşısında duracağız. İşte, kadınların buna gücü yeter. Bu bir umut değil, bu kadınların bir gerçeğidir, hayırlı bir gerçektir bu.

Tüm kadınların tabii ki öncelikle, eşitliğe inanan, bunun için mücadele eden tüm insanların Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum ve buradan diyorum ki: Eşitsizliğe, her türlü şiddete, emek sömürüsüne, ayrımcılığa, ötekileştirilmeye…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CANDAN YÜCEER (Devamla) – Sayın Başkan, cümlelerimi bitirebilir miyim lütfen.

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

CANDAN YÜCEER (Devamla) – Teşekkür ederim.

…kadınların yaşamlarına dönük yapılan erkek egemen ve gerici her türlü müdahaleye buradan “hayır” diyoruz.

AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) – Bravo!

CANDAN YÜCEER (Devamla) – Evet, bravo. Tabii öyle, haklarımızın bilincindeyiz.

Biz cumhuriyeti seçiyoruz, biz özgürlüğü seçiyoruz, biz birey olmayı seçiyoruz, biz kulluğu istemiyoruz, biz kazandığımız haklardan geriye düşmek istemiyoruz. Sadece kendi geleceğimiz için değil, bu coğrafyada doğmamış, doğacak çocuklarımızın geleceği için, doğmamış kız çocuklarımızın geleceği için bu mücadeleyi hep beraber sürdüreceğiz diyorum, hepinizi…

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Çocuklarımızın geleceği için “evet” dememiz lazım. İstikrarlı ve güçlü bir Türkiye için “evet” istiyoruz. İstikrar için “evet” istiyoruz.

CANDAN YÜCEER (Devamla) – İstikrarsızlığın istikrarı, evet… Sizin söylediğiniz, Değerli Milletvekilim, vadettiğiniz istikrarsızlığın istikrarı. Artık halk da bunu görüyor. İstikrar nerede var, Allah aşkına? Dış politikadan güvenliğe mi var bu ülkede istikrar? Ekonomiden eğitime mi istikrar var?

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Çift başlılığı ortadan kaldırıp hızlı ilerleyen bir Türkiye için çalışıyoruz.

CANDAN YÜCEER (Devamla) – Her gün bombalar patlıyor, El Bab’dan şehitler geliyor. Bakın, her yerde terör tehdidiyle yaşıyor insanlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Sizin vadettiğiniz ne Vekilim, sizin vadettiğiniz ne?

CANDAN YÜCEER (Devamla) – Bu istikrar mı? İstikrar bu mu? (CHP sıralarından alkışlar)

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Sizin vaadiniz ne yani onu söyleyin. Neyi vadediyorsunuz?

CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) – Vaadimiz, birey olabilmek, özgürlük.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Sadece korku salıyorsunuz. Bu insanların kalbine umut vermiyorsunuz, korku salıyorsunuz.

CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) – Anlayacaksınız bir gün, anlayacaksınız.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Altmış yıldır iktidar olamıyorsunuz ya, çalışın biraz.

CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) – Her şey iktidar değildir.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yüceer.

Önerinin aleyhinde ilk söz, İstanbul Milletvekili Arzu Erdem’e aittir.

Sayın Erdem, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

ARZU ERDEM (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisinin grup önerisi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Ekranları başında bizi izleyen aziz Türk milletini, Gazi Meclisi ve saygıdeğer basın mensuplarını selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, kadın, toplumsal hayatın vazgeçilmezi, insanlığın ve ailenin temel direğidir. En başta, her şeyden önce kadın insandır, cinsiyet ayrımı yapılmadan bir bireydir, yüreği vardır, kalbi vardır, annedir. Toplumu oluşturan en küçük birim ailedir. Çocukların karakter gelişimlerinin neredeyse yüzde 75’i 0 ila 6 yaş arasında tamamlanmaktadır. Öyleyse kadın toplumun, aslında mimarıdır. Ülkelerin kalkınmasında, milletlerin gelişmesinde, toplumların yükselmesinde kadın en önemli unsurdur.

Değerli milletvekilleri, gelin, hep birlikte tarihimize bir göz atalım. Türk kadını tarih boyunca erkeğin arkasında değil, yan yana, onunla birlikte meşgaleleri aşan ve hayat çizgisini birlikte yürüyen bir fert olarak yer almıştır. Türk kadınları cesareti, duyarlılığı, mücadele azmi ve kararlılığıyla tarihe yön vermiştir. Kurtuluş Savaşı’nda vatanımızın kurtulması için, gözünü kırpmadan, vatan için bedenini siper etmiştir, erkeğinin yanında yer almıştır. Ancak ne yazık ki günümüzde kadın olmak, hayatımızın her alanında var olabilmek elbette ki çok da kolay değil. Erkek egemenliğinin çok arttığı bir dönemdeyiz belki ama kadınların sesi de çok gür çıkmakta.

İstatistiklere baktığımız zaman, ben dünya istatistiklerini çok baz almak istemiyorum ama onlar, aslında ülkemizdeki kadınların bulunduğu noktayı biraz da maalesef resimlemektedir. Dünya istatistiklerine baktığımız zaman, çok gelişmiş ülkelerde kadın istihdamı, kadının siyasetteki yerine baktığımızda yüzde 50, yüzde 60’larda bir oran görmekteyiz. Türkiye’de ise yüzde 27’lerde bir istihdam oranı görmekteyiz. Hâlbuki, ülkenin yapısına baktığımızda, yüzde 50-yüzde 50 nüfus dağılımına baktığımızda kadının eşit olarak istihdam görmesi gerektiğini, siyasette yer alması gerektiğini, toplumsal tüm alanlarda mutlaka yer alması gerektiğini de görmekteyiz.

Nüfusun neredeyse yüzde 50’si kadın dedik. Toplumumuzun neredeyse yüzde 50’sini kadın oluşturmakta. İşte bu kadınlar kalan yüzde 50 erkeği yetiştirmektedir. Bizler belki söylemlerde “Kadınlar bizim başımızın tacı. Kadınlar bizim gerçekten her şeyimiz, tüm değerlerimizin üzerinde.” diyoruz ama bunun karşılığı da olmalı.

Hiç duydunuz mu siz ekonomik şiddet gören erkek, fiziksel şiddet gören erkek?

ERTUĞRUL SOYSAL (Yozgat) – Var, var.

ARZU ERDEM (Devamla) – Çok az, çok az. Evet, biliyoruz ki var ama Türkiye’de çok az.

Şimdi, bunlara bakıldığında özellikle kadınların çoğunluklu olarak karşı karşıya kaldığı şiddeti de önlemek için belki daha fazla adımlar atmak gerekiyor. Nedir bu adımlar? Küçüklükten itibaren başlıyor. Hepimiz anne babayız burada. Anneye, babaya erkek evlat gelip “Ben artık işimi kurmak istiyorum.” dediğinde her birimiz hemen bir sermaye bulup buluşturup mutlaka iş açmasına vesile oluyoruz değil mi? Aslında önemli olan, kız çocuk geldiğinde bu anlamda muhafazakâr koruyucu tavırla hareket ediyoruz ya, “Aman, ne olur evladım, sen öğretmen olsan da yeter. Sabit bir işin olsun, nasıl olsa evlendiğinde kocan sana bakmak zorunda.” dediğimizde işte o kız çocuklarının önünü de kesmiş oluyoruz. Demek ki toplumda aslında bu anlamda belki eğitim noktasında bir reform gerekiyor. Anne babaların çocuk eğitimi noktasında mutlaka eğitilmeleri gerekiyor. Vaktizamanında Milliyetçi Hareket Partisinin de seçim beyannamelerine bakıldığı zaman özellikle toplumsal eğitim modelinin, eğitim reformunun yapılması gerektiğini ve bu anlamda toplumu bilinçlendirmesine de vesile olması gerektiğini herkes görecektir.

Evde ev kadını olarak, okulda öğrenci olarak, iş dünyasında çalışan olarak, siyasetçi seçilen bir kadın milletvekili olarak, hayatın her noktasında Türk kadını “Ben de varım.” demiştir ve demeye de devam edecektir. Bu güce sahip çıkmak, dik durmak, acıyı ızdıraba dönüştürmemeye çalışarak ayakta kalmaya gayret etmek, bu çabayı kadınlar göstermektedir.

Cinsiyet eşitliği denildiğinde akıllara sadece kadının geldiği, erkeğin cinsiyet ayrımına girmediği bir toplumda olmak bile çok zor aslında. Biz neden cinsiyet eşitliğini konuşurken kadının haklarının korunmasıyla ilgili çalışmalar yapıyoruz? Neden erkek hakları dernekleri yok? Bunu sormamız gerekiyor. Demek ki aslında sıkıntı ve ihtiyacın hasıl olduğu alan kadınlara sağlanması gerekenlerle ilgili. Aile içerisindeki dengenin, düzenin, sevgi ve şefkatin kaynağı olan ancak önemli kararlarda da erkeğin sözünün geçtiği bir toplum yapısındayız, bunlardan da kurtulmak gerekiyor.

Çocukluğunu bir çırpıda geride bırakıp erkenden büyümeye başlayan bireydir aslında kadın, çok hızlı anne olandır kadın. Evlenme yaşına da bakıldığı zaman, kadınların çok daha hızlı anneliğe adım attığını görmekteyiz. Yolda, bir sapığın cinsel tacizine uğrayan, bu anlamda, bu saldırı korkusuyla önünü arkasını, sağını solunu, karanlığı yoklayan kadındır. Cep telefonu sürekli elinde, arkasına biri çok yaklaştığı zaman telefondan “Evet baba, ben geldim, şimdi şu köşedeyim.” deme zorunluluğu hisseden kadındır. Toplumda biricik evlatlar yetiştiren, işte, terörle mücadelede onları toprağa verdiği zaman “Vatan sağ olsun.” diye feryat edip ama bir taraftan acısını yüreğine gömen yine kadındır. Evladının başına kötü bir şey gelmeden eve gelmesi için şükreden en çok annelerdir ve hatta çocuğun başına kötü bir şey geldiği zaman yine, toplumun saldırısına maruz kalan kadındır. Çünkü ne deniyor: “Anne yetiştirememiş çocuğunu da başına bunlar gelmiş.” Hayatın her alanında, kendi ön yargılarını bile yıkma çabasında olan kadının kendisidir. Ülkemde kadın olmak, hep anlamak, hep anlamak, hep anlamaktır; hep yüreğimizde hissetmektir, evlatlarımıza da bunu anlatmaktır. Bunlara rağmen, her zaman gülümseyebilmektir kadın olmak. Zordur kadın olmak bu güzelim memlekette ama kahraman Türk kadını olmak da bir şereftir, bir onurdur tabii ki.

Hepimizin de hafızalarında yer alan, içimizi yakan, bizleri nefessiz bırakan birçok kadın istismarıyla hafızalarımız tazelenebilir. Onları buradan konuşmak istemiyorum, sadece tekrar etmek istiyorum: Kadına şiddetin önlenmesi için somut adımları daha da fazla atmamız gerekiyor. Bu anlamda, iktidar partisiyle beraber biz de Milliyetçi Hareket Partisi olarak her tür çalışmayı yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Kadına şiddetin artık artmaması gerekiyor, bu konuda da mutlaka dikkat çekmek istiyorum.

Hazır bu konuşmayı yapmışken özellikle şu konuya da değinmek istiyorum. Kadınların taleplerini, buradan her kürsüye çıktığımda Milliyetçi Hareket Partisinin bir Türk kadını olarak, bir milletvekili olarak gündeme taşıyorum, tekrar taşıyacağım: Özel Harekât polisi alımıyla ilgili olarak kız çocuklarımız bugün yine ziyaretime geldiler ve diyorlar ki: “Bir sonraki alımda iktidar partisinden biz bu konuda bir adım bekliyoruz; kadın alımı, kız alımı, bayan alımı... Özel Harekât polisi alımında 10 bin alım yapıldı, bu alımın 1’i bile kadınlardan ibaret değildi. En azından, bize bir miktar da olsa kontenjan verin. Neden, bizler polis olamayız mı? Bizlerde vatanı savunacak yürek yok mu?”

Buradaki kadın milletvekillerine soruyorum: Kızlarımız haklı değil mi değerli arkadaşlar? Ben inanıyorum ki haklılar. Teşekkür ederim.

Onun dışında, yine bugün tutuklu olan er ve erbaşların eşleri ve anneleri buradaydı. 15 Temmuz hain darbe girişimi gecesi emirle köprüye götürülmüş olan, farklı alanlara götürülmüş olan erler bildiğiniz gibi sekiz aydan beri tutuklu. Bu çocukların aileleri diyor ki: “FET֒ye bulaşmışsa sonuna kadar ben evladımdan vazgeçerim ama hiçbir suçu yok benim çocuğumun. Askere gönderdim ben onu. Garibanım ben. Memleketten de sürekli, her hafta cezaevine görmeye geliyorum çocuğumu. Ne olur, hukuk sürecini hızlandırın, eksikler neyse iddianameyi hazırlattırın.”

Bu konuda da iktidar partisine seslenmek istiyorum -çok önemli bir konu- özellikle buradan ben onların mektubunu size iletmek istiyorum:

“Sayın Vekilim, malumunuz olduğu üzere, FETÖ terör örgütü yapılanması sebebiyle 15 Temmuz gecesi darbe girişiminden ötürü ülkemizin birçok şehrinde askerî bir kalkışma girişimi gerçekleşmiştir. Bu durum sebebiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde er, erbaş, uzman çavuş olmak üzere birçok kardeşimiz, oğullarımız ve eşlerimiz ‘Terör saldırısı var.’ denilerek birliklerinden çıkarılıp birçok bölgeye gönderilmiştir. Aldıkları bu emir hizmete özeldir; vatanın bölünmez bütünlüğünün savunucusu olan askerlerimiz için mutlak itaati gerektirir.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ARZU ERDEM (Devamla) – Tamamlayabilir miyim Sayın Başkan?

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Erdem.

ARZU ERDEM (Devamla) – Teşekkür ederim.

“Emrin tanımında hizmete özel bir işin yazılı, sözlü, sair suretle verildiği kanunla sabittir. Dolayısıyla, er, erbaş, Astsubay Meslek Yüksek Okulu, Hava Harp Okulu, Kara Harp Okulu kursiyer ve uzman çavuşlarımız aldıkları emri kanunsuz olarak değerlendirmemiş ve mutlak itaat etmişlerdir. Ne zamanki aldıkları emrin kanunsuz olduğunu anladıkları vakit emre itaat etmemiş, halkına zarar vermeden dönebilecekleri en müsait yerden kışlalarına ya da en yakın askerî birliklerine sığınmışlardır. Sözün özü şudur ki: Kışlalarına dönmelerinin sebebi ne halkın sokağa dökülmesi ne de ölüm korkusudur. Kışlalarına dönmelerinin sebebi, kimseye zarar vermeden teslim olmalarının sebebi gerçeği geç tezahür etmeleridir. Onlar, vatan için gözünü kırpmadan canını verecek olan şerefli yüce Türk milletinin masum evlatlarıdır. Onlar ki elinde bayrak, dilinde tekbir olan, Müslüman Türk devletinin kılına zarar gelmemesi için gece gündüz demeden görevini hakkıyla yerine getiren Türk askerleridir.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ARZU ERDEM (Devamla) – “Bu konuda adaletin tecellisini, hızlı olarak adalet mekanizmasının işletilmesini arz ediyoruz.” diye bize gelen mektup. Ben de sizlere iletmiş olayım, vebal benim üzerimden kalksın.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Erdem.

Şimdi önerinin lehinde ikinci konuşmacı Mardin Milletvekili Erol Dora.

Buyurun Sayın Dora. (HDP sıralarından alkışlar)

EROL DORA (Mardin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu grup önerisi üzerine Halkların Demokratik Partisi adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, cezaevinden Eş Genel Başkanımız Sayın Figen Yüksekdağ’ın ve Grup Başkan Vekilimiz Sayın Çağlar Demirel’in mesajını okuyacağım.

HDP Eş Başkanı Van Milletvekili Figen Yüksekdağ:

“Faşizmi, diktatörlüğü ve tekçi anlayışı yıkacak olan kadınlardır. Bunu söylerken kuru bir propaganda yapmıyoruz, çok somut bir temele dayanıyoruz; kadınlar ‘hayır’ın en doğal örgütleyicileridirler. Zira, biliyoruz ki kadınlar, kendi varlıklarını tarih boyunca hep ‘hayır’ diyerek inşa ettiler. ‘Hayır’ dediğimiz zaman gerçekten yaşayabildik; kocaya, sevgiliye, patrona, devlete, kısaca, erkek egemen bütün kurumlara, bütün tavırlara ‘hayır’ dedikçe kadın olduk, özgür olduk, biz olduk. İşte bugün de kadınlar olarak yapacağımız şey, çok iyi bildiğimiz bu iradeyi yani direnme, reddetme ve kendi alternatifini inşa etme iradesini herkese yaymaktır. İşte, 8 Martta da bin yıllara dayanan bu gücümüzü yani reddetme gücümüzü tüm meydanlarda, alanlarda, sokaklarda egemenlerin yüzüne bir kez daha, bin kez daha, milyonlarca kez daha haykıracağız: ‘Hayır, bir başka dünya inşa edeceğiz.’”

HDP Diyarbakır Milletvekili Çağlar Demirel:

“Nerede ve hangi koşullarda olursa olsun direngenliğini ve cesaretini yitirmeyen ve zalimin zulmüne asla boyun eğmeyerek kendi kimliğinden, kültüründen, dilinden ve özgürlüğünden vazgeçmeyen ve mücadele eden Amed’in onurlu kadınları, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Biz kadınların, geliştirdiği örgütlü güç ve emeğimizle yürüttüğümüz onurlu mücadelenin, özgür yarınların umudu olacağına inanıyorum. Bu vesileyle, sizlerin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’müzü kutluyor, geçen yıl Amed’de kadın buluşmalarında sizlerle olduğum ve 8 Mart mitinginde yaptığım konuşma için şu anda yargılanmakta ve rehin tutulmaktayım. Bu da siyasi iktidarın, kadınların iradesinden, sözünden ve örgütlü gücünden nasıl korktuklarının ifadesidir. Bugün fiziki olarak olmasa da duygu, düşünce ve eylemlerde sizlerle birlikte olduğumu belirtmek istiyorum.

Devletin ve erkek egemen zihniyetin her türlü zulmüne karşı özgürlük talebinde birleşerek, daha fazla dayanışarak ‘hayır’ı daha güçlü örgütleyen biz kadınlar, tek adam rejimine karşı ‘hayır’ı daha fazla büyütmeliyiz.

8 Mart etkinliklerinde siz kadın yoldaşlarımızla birlikte olmak, barışın öncüleri direngen analarımızla buluşmak ve hep birlikte ev ev gezmek isterdim. Siyasi iktidarın faşizan uygulamaları bizleri sizlerden ayırarak, hücrelerin, demir parmaklıkların ve beton duvarların arasında tutuyor olabilir fakat özgürlük taleplerimizin ve ‘…’(x) haykırışımızın sizin alanlardaki haykırışlarınızla buluşmasını asla engelleyemeyecektir.

Baharın gelişi ve doğanın kendini yenilemesiyle 8 Martta kadınların zılgıtlarının ve direniş gücünün ‘Nevroz’ ateşiyle zirveye ulaşacağına olan inancımla 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nüzü kutluyor, özgür yarınlarda buluşmak umuduyla sizlere sevgilerimi, saygılarımı ve selamlarımı yolluyorum.”

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tam yüz altmış yıl öncesine dayanan bir kökeni vardır 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün. Tüm dünyada kadınlar yüz elli yıldır 8 Martı dayanışma ve mücadele günü olarak kutlamaya devam etmektedirler. 1930’ların Lowell grevinden kadın işçi birliklerine, New Yorklu dokuma işçisi kadınların yanarak can verdiği 1850’lerden İkinci Enternasyonalin kadınların kurtuluşu için şiarının dile getiricisi Clara Zetkinlere, 1907 yılında düzenlenen 1’inci Uluslararası Sosyalist Kadın Konferansı’ndan bu konferansa yapılan çağrıyla dünya çapında 1 milyondan fazla kadının katılımıyla kitlesel kutlanan ilk 8 Marta ve tarihe “ekmek ve gül grevi” olarak geçen görkemli kadın direnişi bu mücadelenin satır başları olarak okunabilir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu yıl 8 Martı OHAL koşullarında karşılıyoruz. “Darbecilere karşı” diyerek başlattıkları OHAL bütün ülke için büyük bir hukuksuzluk düzeni yaratmışken kanun hükmünde kararnamelerle yönetilen ülkede işten çıkarmalar, gözaltılar, tutuklamalar, basına yönelik sansür, tehdit ve şantaj olağan hâle getirilmek istenmektedir. Ülke genelinde yaşanan ağır hak ihlalleri ve hukuksuzluklar kadınların sorunlarını daha da ağırlaştırmıştır. Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri, taciz ve tecavüzler artarak devam etmektedir. Kadınlar, iş güvencesi olmayan, düşük ücretli işlerde yarının ne olacağını bilmeden çalışıyor, her an işten çıkarılma korkusu altında yaşamını sürdürmek zorunda bırakılıyor. Artan yoksulluk, eğitimin ve sağlığın son derece pahalı hizmetler hâline getirilmesi yaşamı öncelikle kadınlar için çekilmez hâle getirmektedir.

Değerli milletvekilleri, DİSK tarafından yapılan araştırmaya göre, kadın işsizliği günbegün daha fazla artmaktadır. 2016’da kadınların geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 27,9’a çıkmıştır. Her 4 kadından 3’ü ücretsiz çalışırken erkekler kadınlardan 2,5 kat daha fazla ücret almaktadır. TÜİK verileri üzerinden yapılan hesaplamalara göre ise 11 milyon 45 bin kadın ev işleri nedeniyle çalışma hayatına katılamıyor. Yine, TÜİK’in 2015 zaman kullanımı anketine göre kadınlar ev ve aile bakımına günlük 4 saat 17 dakika ayırırken erkekler sadece 51 dakika ayırıyor. Yani, ev ve aile bakımına kadınlar erkeklerden 5 kat fazla zaman harcarken cinsiyete dayalı iş bölümü maalesef devam etmektedir.

Değerli milletvekilleri, küresel ölçekte yapılan toplumsal cinsiyet araştırmalarında ücret eşitsizliği sıralamasında Türkiye 145 ülke arasında 98’inci sırada yer alıyor. Ayrıca, ücretli çalışmada kadınların erkeklere göre günlük 23 dakika fazla çalıştığı ancak emeğinin karşılığını alamadığı belirtilmektedir. 2016 yılı Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre, yaşadıkları çevrede gece yalnız yürürken kendilerini güvende hissetmeyen kadınların oranı yüzde 37’dir. Yani, her 10 kadından 4’ü kendini güvende hissetmiyor.

Değerli milletvekilleri, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun raporlarına göre, 2016 yılında 328 kadın katledilmiştir. Bu cinayetlerin yüzde 50’si OHAL döneminde gerçekleşmiştir. Kadınlar en yakınları tarafından öldürülürken yüzde 46’sının çocuğu vardı. Devlet tarafından korunmayan kadınlara yönelik OHAL dönemiyle beraber şiddet artmış, kadınlar türlü işkencelerle öldürülmüşlerdir. Bakınız, sadece geçen ocak ayında 37 kadın katledildi, 34 çocuk istismar edildi ve 14 kadın cinsel şiddete maruz kaldı. Kadınlar temel hakları için sokağa çıkıp seslerini duyuramıyor. OHAL gerekçesiyle yasaklanan gösteri ve yürüyüşler nedeniyle kadınların en elzem sorunları kamuoyunda hak ettiği dikkati çekemiyor.

Değerli milletvekilleri, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi sözleşmesi, kadına yönelik şiddet, özellikle de ev içi şiddet konusunda uluslararası alanda bölgesel olarak hazırlanmış ilk Avrupa Konseyi sözleşmesidir. Bu belge Mayıs 2011’de Türkiye tarafından İstanbul’da imzalandığı için kısaca “İstanbul Sözleşmesi” olarak anılmaktadır. İstanbul Sözleşmesi, imzalayıp onaylayan ülkelere fiziksel, cinsel, ekonomik ve duygusal şiddet türlerini önlemek için gerekli yasal önlemleri alma yükümlülüğü getirmiştir. Sözleşme 25 Kasım 2011 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilmiştir. İstanbul Sözleşmesi’nde öne çıkan başlıklar ise şunlardır: Bu konuda eğitimin müfredata dâhil edilmesi, özel sektör ve medyanın teşvik edilmesi, tazminat, zorla evliliklerin feshi, ısrarlı takibin cezalandırılması, zorla evlendirme ve kadın sünneti yasağı; ayrıca, taraf devletlerin kültür, örf ve âdet için din, gelenek veya sözde namusu şiddet eylemlerinin bir gerekçesi olarak kabul etmeyecek olmasına yöneliktir.

Değerli milletvekilleri, yapılan yasal düzenlemeler elbette önemlidir ancak pratikte, sahada bunun içselleştirilmiş bir uygulamasını hayata geçiremedikçe ve bu uygulamaların sağlıklı bir takip sürecini gözetmedikçe yapılan mevzuat değişikliğinin bir kıymetiharbiyesi yoktur. Bu sözleşmenin ilk imzacısı olan ülkemizin sözleşmenin gereği olan düzenlemeleri yerine getirmemiş olması vahim bir tezatlık yaratmaktadır.

Bu vesileyle, yine, Eş Genel Başkanımız Sayın Figen Yüksekdağ’ın şahsında cezaevinde bulunan bütün milletvekillerimizin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen tamamlayın Sayın Dora.

Bir dakika…

Buyurun.

EROL DORA (Devamla) - …ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanımız Sayın Gültan Kışanak’ın şahsında tutuklu bulunan bütün kadın belediye eş başkanlarımızın ve bu vesileyle bütün dünyadaki emekçi kadınların Kadınlar Günü’nü bir kez daha kutluyor; özgürlükte, eşitlikte ve gerçek anlamda hukukun üstünlüğüne dayanan demokratik bir cumhuriyette buluşmak üzere hepinizi tekrar sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Dora.

Önerinin aleyhinde ikinci ve son konuşmacı Kahramanmaraş Milletvekili Nursel Reyhanlıoğlu.

Buyurun Sayın Reyhanlıoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

NURSEL REYHANLIOĞLU (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; CHP grup önerisi aleyhinde söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle, Genel Kurulu selamlıyorum.

Aile ve toplumun taşı olan kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Dün çok üzücü bir haber aldık. Ankara’daki Kadınlar Günü’nü kutlamak için yola çıkan, Bursa’dan gelen Türk Metal Sendikası üyesi kadınlarımızdan 7’si kaza sonucu vefat etmiştir. Onlara Allah’tan rahmet diliyorum, yaralı olanlara da şifalar diliyorum.

Günümüzde kadın, tüm dünya üzerinde maalesef ki cinsiyeti dolayısıyla istihdam ve etkinlik ve ilerleme gibi birçok alanda geride bırakılmakta, görmezden gelinmekte ve hakkı olanı alamamaktadır. Oysa kadını ya da kadının mücadelesini sadece cinsiyet açısından değerlendiren düşünceyi son derece yanlış ve eksik bulduğumu belirtmek isterim. Çünkü kadın aynı zamanda anne, eş, kardeş ve arkadaştır. Kadın, her şeyden önce insandır. Kadınların sorunlarını çözmeden dünyaya ve insanlığa dair hiçbir hedefimize ulaşmamız mümkün değildir.

AK PARTİ Hükûmeti olarak bizler kadınlarımızın sorunlarının çözümü konusunda yapılan her çalışmanın öncüsü ve destekçisi olmakta kararlıyız. Kadınlarımızın yararına olabilecek her türlü uygulamanın nereden ve kimden gelirse gelsin AK PARTİ olarak destekçisi olacağımızın bilinmesini isterim. Ancak, eli öpülesi analarımızın, kadınlarımızın yine ideolojik, siyasi ve sloganik temeli olmayan şovlarla kullanılmasına da müsaade etmeyeceğimizin bilinmesini isterim.

Kadınlarımızın istihdamı, üretime katkısı, kadın girişimcilerimize destek, önceki dönemlerle kıyaslanamayacak kadar iyi durumda olmasına rağmen daha iyi olması için var gücümüzle çalışmakta olduğumuzun da bilinmesini isterim.

2017 Türkiyesi’nde kadınlar sosyal hayatta, siyasette, iş dünyasında daha önce hiç olmadıkları kadar aktifler fakat bu asla yeterli değil ancak gelinen nokta da yadsınamaz ehemmiyette bir nokta. On beş yıllık Hükûmetimizin döneminde kadınlar hak ettiği değeri alma bağlamında merdivenleri hızla çıkmış ve çıkmaya da devam edeceklerdir. Bizim siyaset anlayışımızda kadın hayatın her alanında güçlü kılınmalıdır. İşte biz bu siyaset anlayışıyla kadın açısından Türkiye’de yeni bir dönem başlattık. Yönetimde, siyasette, sanatta kadınların olmadığı her alan eksik kalmıştır. Bu nedenle, öncelikle Anayasa ve yasalarda yaptığımız değişikliklerle kadına pozitif ayrımcılığı getirdik. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bizim iktidar dönemimizde kuruldu. Yine bizim iktidarımızda Mecliste Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu kuruldu. Eğitimlerle kadın STK’larına verdiğimiz desteklerle, panellerle, kongrelerle iş ve ticaret dünyasında verdiğimiz teşviklerle kadını destekledik. Kadına sağladığımız her destek önce aileyi sonra ise toplumu çok güçlü kılacaktır. Bu nedenle, kadının aile hayatı ile çalışma hayatını uyumlu hâle getirmek için birçok yasal düzenlemeyi hayata geçirdik. Hamilelik, doğum ve süt izinleri, esnek çalışma, iş yerlerinde kreş ve büyük anneye destek gibi kadının çalışmasına ve topluma katılmasına yönelik birçok projeyi gerçekleştirdik. Çalışan, üreten kadınların sesi olduk. Doğum nedeniyle alınan ücretsiz izinlerin memuriyet kıdeminden sayılmasını sağladık. Kadın milletvekili sayısı Hükûmetimiz döneminde 4 katına çıktı. Kadınlar siyasi hayatta daha fazla temsil edilmeye başlandılar. Gelir Vergisi Kanunu’na göre bazı ürünleri iş yeri açmadan satan kadınlarımıza vergi muafiyeti getirildi. Kamuda başörtü yasağını kaldırarak başörtülü kadınların da özgürce çalışabilmelerinin ve istihdam edilebilmelerinin yolunu açtık. Kadınlarımızın eğitim seviyesinin yükselmesine bağlı olarak çalışma oranlarında da ciddi artış sağladık. Yüzde 28,3’e çıkardığımız kadın istihdamını 2023 yılında yüzde 41’e yükseltmeyi hedeflemekteyiz. 2016 yılı Kasım ayı itibarıyla Türkiye’de 2014 sonuna kadar kadın istihdamı yüzde 7,8’lik artışla 8 milyon 211’e çıktı. Yükseköğretim yapmış kadınlarda iş gücüne katılım yüzde 71,6’ya ulaşırken bu oran okuryazar olmayanlarda yüzde 16,1 oldu. Türkiye, 2007-2015 yılları arasında düzenli ücretli işlerde 2 milyon 160 bin kadına net iş sağlayarak kadın istihdamını en fazla artıran ülkeler sıralamasında 63 ülke içinde yüzde 77’lik oranla ilk sırada yer aldı. Türkiye ekonomisi 2007-2015 yılları arasında düzenli ücretli sınıfında 5 milyon 325 bin kişi için iş yarattı ve bu işlerin yaklaşık yüzde 40’ında kadınlar çalıştı. Gelir ve yaşam koşulları araştırması sonuçlarına göre de 2015’te yükseköğretim mezunu kadınların yıllık ortalama esas iş gelirleri 29.238 lirayken lise mezunu kadın çalışanların 16.124 lira olarak hesaplandı. Bir okul bitirmeyen kadın çalışanların iş gelirleri de 8.528 lira oldu.

Türkiye Büyük Millet Meclisindeki kadın milletvekili oranı 1935 yılında yüzde 4,5 iken, 1995’te yüzde 2,4 iken 2016’da bu oran yüzde 14,7’ye yükseldi. Sayısal verilerden de anlaşılacağı üzere, Türkiye’de kadına istihdam konusu oldukça yakından takip edilen, desteklenen ve devamlı artırılmasına çalışılan bir konudur. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de cinsiyetçi yaklaşımlardan dolayı istihdam henüz istenilen seviyeye ulaşamamıştır. Ancak, Hükûmetimiz ön yargıları kırmış, istihdam seviyesini ciddi anlamda yukarı çekmiştir. Buna rağmen böyle özel bir günde dikkat çekmek niyetiyle kronik hâle gelen “işsizlik” başlığı altında art niyetli bu yaklaşım algı yönetme isteğinden kaynaklanmaktadır. AK PARTİ olarak bizler, 15 Temmuz darbe girişiminin önlenmesi konusunda en ön sıralarda yerini alarak cesaret noktasında hiç kimseden geri kalmadığını gururla tüm dünyaya gösteren, o gece tankların karşısına dikilen, askerleri o tanklardan aşağı indiren, şehit olan, gazi olan bu kahraman milletin kahraman kadınları için çalışmanın boynumuzun borcu olduğunun son derece bilincindeyiz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da dediği gibi, yeni Türkiye’yi inşallah ülkemizin kadınlarıyla inşa edeceğiz. Geleceğin güvenli, huzurlu, adil, müreffeh dünyasını doğudan batıya, kuzeyden güneye yer kürenin her köşesindeki kadınlarımızla birlikte kuracağız. Bu vesileyle geleceğimizin mimarı tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi Grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Birleşime yirmi dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.52

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.27

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Özcan PURÇU (İzmir)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 79’uncu Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Habibe Kadiri Kız Okullarının Kuruluşu ve Faaliyetlerine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Habibe Kadiri Kız Okullarının Kuruluşu ve Faaliyetlerine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/415) ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun (S. Sayısı: 390)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültür Merkezlerinin Kuruluşu, İşleyişi ve Faaliyetleri Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültür Merkezlerinin Kuruluşu, İşleyişi ve Faaliyetleri Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/398) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 229) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 229 sıra sayısıyla bastırıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz talebi yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE

PAKİSTAN İSLAM CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA KÜLTÜR MERKEZLERİNİN KURULUŞU, İŞLEYİŞİ VE FAALİYETLERİ HAKKINDA ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 17 Eylül 2013 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültür Merkezlerinin Kuruluşu, İşleyişi ve Faaliyetleri Hakkında Anlaşma”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir. Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, bundan sonraki uluslararası anlaşmaların oylamalarının tamamının da ayrı ayrı elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Oylama için üç dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.32

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.43

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Özcan PURÇU (İzmir)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 79’uncu Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

229 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın tümünün açık oylamasında toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi açık oylamayı tekrarlıyorum.

Beş dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 229 sıra sayılı Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı            : 209

Kabul                               : 209(x)

                 Kâtip Üye                                                                    Kâtip Üye

            Mustafa Açıkgöz                                                            Özcan Purçu

                  Nevşehir                                                                         İzmir”

Böylece, tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

3’üncü sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Yemen Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Enerji Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Yemen Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Enerji Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/629) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 352) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 352 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’nci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ VE YEMEN CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA ENERJİ ALANINDA İŞBİRLİĞİNE İLİŞKİN MUTABAKAT ZAPTININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 27 Haziran 2014 tarihinde İstanbul’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Yemen Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Enerji Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum ve hızınızı ölçüyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 352 sıra sayılı Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı            : 209

Kabul                               : 209(*)

           Kâtip Üye                                                   Kâtip Üye

      Mustafa Açıkgöz                                             Özcan Purçu

            Nevşehir                                                       İzmir”

Böylece, tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

4’üncü sırada yer alan Türkiye Cumhuriyeti ile Nijer Cumhuriyeti Arasında Madenler Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

4.- Türkiye Cumhuriyeti ile Nijer Cumhuriyeti Arasında Madenler Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/545) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 189) (**)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 189 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE NİJER CUMHURİYETİ ARASINDA MADENLER ALANINDA İŞBİRLİĞİNE İLİŞKİN MUTABAKAT ZAPTININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti adına 11 Temmuz 2013 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti ile Nijer Cumhuriyeti Arasında Madenler Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 189 sıra sayılı Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı        : 217

Kabul                            : 217(*)

                   Kâtip Üye                                               Kâtip Üye

              Mustafa Açıkgöz                                         Özcan Purçu

                    Nevşehir                                                   İzmir”

Böylece, tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

5’inci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti ile Nijer Cumhuriyeti Arasında Enerji ve Hidrokarbonlar Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

5.- Türkiye Cumhuriyeti ile Nijer Cumhuriyeti Arasında Enerji ve Hidrokarbonlar Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/616) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 191) (**)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 191 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE NİJER CUMHURİYETİ ARASINDA ENERJİ VE HİDROKARBONLAR ALANINDA İŞBİRLİĞİNE İLİŞKİN MUTABAKAT ZAPTININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti adına 11 Temmuz 2013 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti ile Nijer Cumhuriyeti Arasında Enerji ve Hidrokarbonlar Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 191 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı          : 217

Kabul                              : 216

Ret                                 : 1

                   Kâtip Üye                                               Kâtip Üye

              Mustafa Açıkgöz                                         Özcan Purçu

                    Nevşehir                                                  İzmir” (x)

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Şimdi, 6’ncı sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti, Yunanistan Cumhuriyeti ve İtalya Cumhuriyeti Arasında Türkiye-Yunanistan-İtalya Gaz Nakil Koridorunun Geliştirilmesine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

6.- Türkiye Cumhuriyeti, Yunanistan Cumhuriyeti ve İtalya Cumhuriyeti Arasında Türkiye-Yunanistan-İtalya Gaz Nakil Koridorunun Geliştirilmesine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/615) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 190) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 190 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ, YUNANİSTAN CUMHURİYETİ VE İTALYA CUMHURİYETİ ARASINDA TÜRKİYE-YUNANİSTAN-İTALYA GAZ NAKİL KORİDORUNUN GELİŞTİRİLMESİNE İLİŞKİN ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 26 Temmuz 2007 tarihinde Roma’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti, Yunanistan Cumhuriyeti ve İtalya Cumhuriyeti Arasında Türkiye-Yunanistan-İtalya Gaz Nakil Koridorununun Geliştirilmesine İlişkin Anlaşma”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 190 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı        : 228

Kabul                            : 227

Ret                               : 1

                   Kâtip Üye                                               Kâtip Üye

              Mustafa Açıkgöz                                         Özcan Purçu

                    Nevşehir                                                  İzmir” (x)

Böylece, tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

7’nci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu Raporlarının görüşmelerine başlayacağız.

Komisyon Raporu 74 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

7.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/374) ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 74) (x)

BAŞKAN - Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE PAKİSTAN İSLAM CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA YATIRIMLARIN KARŞILIKLI TEŞVİKİ VE KORUNMASINA İLİŞKİN ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 22 Mayıs 2012 tarihinde İslamabad’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşma”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - 74 sıra sayılı Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı        : 224

Kabul                            : 223

Ret                               : 1(X)

                           Kâtip Üye                                                          Kâtip Üye

                      Mustafa Açıkgöz                                                  Özcan Purçu

                            Nevşehir                                                               İzmir”

Böylece, tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

8’inci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına Yönelik Anlaşmaya İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu Raporlarının görüşmelerine başlayacağız.

8.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına Yönelik Anlaşmaya İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/298) ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 75) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükümet yerinde.

Komisyon Raporu 75 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ VE PAKİSTAN İSLAM CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ VE PAKİSTAN

İSLAM CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA YATIRIMLARIN KARŞILIKLI TEŞVİKİ VE KORUNMASINA YÖNELİK ANLAŞMAYA İLİŞKİN PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA

DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 17 Şubat 2015 tarihinde İslamabad’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına Yönelik Anlaşmaya İlişkin Protokol”ün onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 75 sıra sayılı Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı        : 224

Kabul                            : 223

Ret                               :1(x)

                           Kâtip Üye                                                          Kâtip Üye

                      Mustafa Açıkgöz                                                  Özcan Purçu

                            Nevşehir                                                               İzmir”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

9’uncu sırada yer alan 1996 Tehlikeli ve Zararlı Maddelerin Deniz Yoluyla Taşınmasından Kaynaklanan Zararın Tazmini ve Sorumluluğu Hakkında Uluslararası Sözleşmeye İlişkin 2010 Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Çevre Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporlarının görüşmelerine başlayacağız.

9.- 1996 Tehlikeli ve Zararlı Maddelerin Deniz Yoluyla Taşınmasından Kaynaklanan Zararın Tazmini ve Sorumluluğu Hakkında Uluslararası Sözleşmeye İlişkin 2010 Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/478) ile Çevre Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 227) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 227 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

 

1996 TEHLİKELİ VE ZARARLI MADDELERİN DENİZ YOLUYLA TAŞINMASINDAN KAYNAKLANAN ZARARIN TAZMİNİ VE SORUMLULUĞU HAKKINDA ULUSLARARASI SÖZLEŞMEYE İLİŞKİN 2010 PROTOKOLÜNÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 1996 Tehlikeli ve Zararlı Maddelerin Deniz Yoluyla Taşınmasından Kaynaklanan Zararın Tazmini ve Sorumluluğu Hakkında Uluslararası Sözleşmeye İlişkin 2010 Protokolünün beyanda bulunmak suretiyle onaylanması uygun bulunmuştur.

(2) Protokolün 23 üncü maddesindeki sorumluluk limitleri ile eki Zararlı ve Tehlikeli Maddelerden Kaynaklanan Zarara İlişkin Sorumlulukla İlgili Sigorta veya Diğer Mali Teminat Belgesinde yapılacak değişiklikleri onaylamaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 227 sıra sayılı Kanun Tasarısı açık oylama sonucunu okuyorum:

“Kullanılan oy sayısı        : 229

Kabul                            : 227

Ret                               : 2(x)

               Kâtip Üye                                                   Kâtip Üye

          Mustafa Açıkgöz                                             Özcan Purçu

                Nevşehir                                                       İzmir”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

10’uncu sırada yer alan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültür Merkezlerinin Kuruluşu, İşleyişi ve Faaliyetleri Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

10.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültür Merkezlerinin Kuruluşu, İşleyişi ve Faaliyetleri Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/397) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 228) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 228 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen? Yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE TUNUS CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA KÜLTÜR MERKEZLERİNİN KURULUŞU, İŞLEYİŞİ VE FAALİYETLERİ HAKKINDA ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 25 Aralık 2012 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültür Merkezlerinin Kuruluşu, İşleyişi ve Faaliyetleri Hakkında Anlaşma” ile Anlaşmada değişiklik yapılmasına dair Notaların onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

 

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 228 sıra sayılı Kanun Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı            :226

Kabul                               :222

Ret                                  :   3

Çekimser                          :   1(x)

               Kâtip Üye                                                   Kâtip Üye

          Mustafa Açıkgöz                                             Özcan Purçu

                Nevşehir                                                       İzmir”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

11’inci sırada yer alan kanun tasarısı ve Dışişleri Komisyon Raporunun görüşmelerine başlayacağız.

11.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bahreyn Krallığı Hükümeti Arasında Turizm Alanında İşbirliği Konusunda Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/401) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 230) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 230 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’nci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE BAHREYN KRALLIĞI HÜKÜMETİ ARASINDA TURİZM ALANINDA İŞBİRLİĞİ KONUSUNDA MUTABAKAT ZAPTININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

 

MADDE 1- (1) 14 Nisan 2009 tarihinde Manama’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bahreyn Krallığı Hükümeti Arasında Turizm Alanında İşbirliği Konusunda Mutabakat Zaptı”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 230 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı          :229

Kabul                              :224

Ret                                 :3

Çekimser:                        2 (x)

 

               Kâtip Üye                                                   Kâtip Üye

          Mustafa Açıkgöz                                             Özcan Purçu

                Nevşehir                                                       İzmir”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

12’nci sırada yer alan kanun tasarısı ve Dışişleri Komisyonu raporunun görüşmelerine başlayacağız.

12.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Turizm Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/421) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 231) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 231 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE TUNUS CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA TURİZM ALANINDA İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 6 Haziran 2013 tarihinde Tunus’ta imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Turizm Alanında İşbirliği Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 231 sıra sayılı Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı             : 229

Kabul                                 : 225

Ret                                    : 3

Çekimser                            : 1(x)

               Kâtip Üye                                                   Kâtip Üye

          Mustafa Açıkgöz                                             Özcan Purçu

                Nevşehir                                                       İzmir”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

13’üncü sırada yer alan Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

13.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bulgaristan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ortak Film Yapımına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/560) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 232) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 232 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE BULGARİSTAN CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA ORTAK FİLM YAPIMINA İLİŞKİN ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

 

MADDE 1- (1) 28 Ağustos 2012 tarihinde İstanbul’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bulgaristan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ortak Film Yapımına İlişkin Anlaşma”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 232 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı        :226

Kabul                            :223

Ret                               :2

Çekimser                       :1(X)

               Kâtip Üye                                                   Kâtip Üye

          Mustafa Açıkgöz                                             Özcan Purçu

                Nevşehir                                                       İzmir”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

14’üncü sırada yer alan kanun tasarısı ve Dışişleri Komisyonu raporunun görüşmelerine başlayacağız.

14.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İran İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ortak Film Yapımına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/561) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 233) (XX)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 233 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE İRAN İSLAM CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA ORTAK FİLM YAPIMINA İLİŞKİN ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 9 Haziran 2014 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İran İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ortak Film Yapımına İlişkin Anlaşma”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

 MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 233 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı          : 223

Kabul                              : 221

Ret                                 : 2 (X)

               Kâtip Üye                                                   Kâtip Üye

          Mustafa Açıkgöz                                             Özcan Purçu

                Nevşehir                                                       İzmir”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

15’inci sırada yer alan kanun tasarısı ve Dışişleri Komisyonu raporunun görüşmelerine başlayacağız.

15.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bulgaristan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Bilgi ve İletişim Teknolojileri ve E-Devlet Alanında İşbirliği İçin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/566) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 234) (XX)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 234 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE BULGARİSTAN CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA BİLGİ VE İLETİŞİM TEKNOLOJİLERİ VE E-DEVLET ALANINDA İŞBİRLİĞİ İÇİN MUTABAKAT ZAPTININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 20 Mart 2012 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bulgaristan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Bilgi ve İletişim Teknolojileri ve E-Devlet Alanında İşbirliği İçin Mutabakat Zaptı”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 234 sıra sayılı Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı                         :      225

Kabul                                             :      222

Ret                                                :         3 (x)

               Kâtip Üye                                                   Kâtip Üye

          Mustafa Açıkgöz                                             Özcan Purçu

                Nevşehir                                                       İzmir”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

16’ncı sırada yer alan Güneyde Sürdürülebilir Kalkınma İçin Bilim ve Teknoloji Komisyonuna Üye Devlet Olarak Katılım Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu raporunun görüşmelerine başlayacağız.

16.- Güneyde Sürdürülebilir Kalkınma İçin Bilim ve Teknoloji Komisyonuna Üye Devlet Olarak Katılım Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/526) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 239) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 239 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

GÜNEYDE SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA İÇİN BİLİM YE TEKNOLOJİ KOMİSYONUNA ÜYE DEVLET OLARAK KATILIM ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 31 Ağustos 2012 tarihinde İslamabad’da imzalanan Güneyde Sürdürülebilir Kalkınma İçin Bilim ve Teknoloji Komisyonu (COMSATS)’na Üye Devlet Olarak Katılım Anlaşmasının onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - 239 sıra sayılı Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı          : 229

Kabul                              : 226

Ret                                 : 3(x)

               Kâtip Üye                                                   Kâtip Üye

          Mustafa Açıkgöz                                             Özcan Purçu

                Nevşehir                                                       İzmir”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

17’nci sırada yer alan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Cibutide TİKA Program Koordinasyon Ofisi Kurulmasına ve Teknik İşbirliğine Dair Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dış İşleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

17.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Cibutide TİKA Program Koordinasyon Ofisi Kurulmasına ve Teknik İşbirliğine Dair Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı (1/578) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 242) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 242 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

 

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE CİBUTİ CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA CİBUTİDE TİKA PROGRAM KOORDİNASYON OFİSİ KURULMASINA VE TEKNİK İŞBİRLİĞİNE DAİR PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞU HAKKINDA KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 24 Ocak 2015 tarihinde Cibuti’de imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Cibuti’de TİKA Program Koordinasyon Ofisi Kurulmasına ve Teknik İşbirliğine Dair Protokol”ün onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 242 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı             : 226

 Kabul                                : 222

Ret                                    :    3

Çekimser                            :    1 (X)

               Kâtip Üye                                                   Kâtip Üye

          Mustafa Açıkgöz                                             Özcan Purçu

                Nevşehir                                                       İzmir”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

18’inci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Azerbaycan Cumhuriyeti İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı Arasında Bilim, Teknoloji, Sanayi ve Girişimcilik Alanında İşbirliğini Güçlendirmeye Yönelik Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

18.- Türkiye Cumhuriyeti Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Azerbaycan Cumhuriyeti İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı Arasında Bilim, Teknoloji, Sanayi ve Girişimcilik Alanında İşbirliğini Güçlendirmeye Yönelik Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/504) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 252) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 252 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’nci maddeyi okutuyorum:

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ BİLİM SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI İLE AZERBAYCAN CUMHURİYETİ İLETİŞİM VE BİLGİ TEKNOLOJİLERİ BAKANLIĞI ARASINDA BİLİM, TEKNOLOJİ, SANAYİ VE GİRİŞİMCİLİK ALANINDA İŞBİRLİĞİNİ GÜÇLENDİRMEYE YÖNELİK MUTABAKAT ZAPTININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 13 Kasım 2013 tarihinde imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Azerbaycan Cumhuriyeti İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı Arasında Bilim, Teknoloji, Sanayi ve Girişimcilik Alanında İşbirliğini Güçlendirmeye Yönelik Mutabakat Zaptı”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 252 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı          : 219

Kabul                              : 215

Ret                                 : 2

Çekimser                         : 2(x)

               Kâtip Üye                                                   Kâtip Üye

          Mustafa Açıkgöz                                             Özcan Purçu

                Nevşehir                                                       İzmir”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

19’uncu sırada yer alan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine Yönelik Kyoto Protokolüne İlişkin Taraflar Konferansında Alınan Kararın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Çevre Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu raporlarının görüşmelerine başlayacağız.

19.- Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine Yönelik Kyoto Protokolüne İlişkin Taraflar Konferansında Alınan Kararın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/595) ile Çevre Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 259) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 259 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİNE YÖNELİK KYOTO PROTOKOLÜNE İLİŞKİN TARAFLAR KONFERANSINDA ALINAN KARARIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) “Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine Yönelik Kyoto Protokolü”ne Beyaz Rusya’nın katılmasına ilişkin 17 Kasım 2006 tarihli Taraflar Konferansı’nda alınan “Karar”ın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 259 sıra sayılı Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı          : 219

Kabul                              : 217

Ret                                 : 2 (x)

               Kâtip Üye                                                   Kâtip Üye

          Mustafa Açıkgöz                                             Özcan Purçu

                Nevşehir                                                       İzmir”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

20’inci sırada yer alan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ekvator Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Çevre Alanında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Çevre Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

20.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ekvator Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Çevre Alanında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/328) ile Çevre Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 261) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 261 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE EKVATOR CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA ÇEVRE ALANINDA MUTABAKAT ZAPTININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 15 Mart 2012 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ekvator Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Çevre Alanında Mutabakat Zaptı”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 261 sıra sayılı Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı          : 223

Kabul                              : 220

Ret                                 :    3(x)

               Kâtip Üye                                                   Kâtip Üye

          Mustafa Açıkgöz                                             Özcan Purçu

                Nevşehir                                                       İzmir”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

21’inci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Macaristan Hükümeti Arasında Sosyal Güvenlik Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

21.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Macaristan Hükümeti Arasında Sosyal Güvenlik Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/523) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 264) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 264 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE

MACARİSTAN HÜKÜMETİ ARASINDA SOSYAL

GÜVENLİK ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

 

MADDE 1- (1) 24 Şubat 2015 tarihinde Budapeşte’de imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Macaristan Hükümeti Arasında Sosyal Güvenlik Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

 

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 264 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı         : 224

Kabul                            : 221

Ret                               :    3(x)

               Kâtip Üye                                                   Kâtip Üye

          Mustafa Açıkgöz                                             Özcan Purçu

                Nevşehir                                                       İzmir”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

22’nci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gürcistan Hükümeti Arasında Çevre ve Ormancılık Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

22.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gürcistan Hükümeti Arasında Çevre ve Ormancılık Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/605) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 265) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 265 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE GÜRCİSTAN HÜKÜMETİ ARASINDA ÇEVRE VE ORMANCILIK ALANINDA İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLAN-MASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

 

MADDE 1- (1) 4 Aralık 2009 tarihinde Tiflis’te imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gürcistan Hükümeti Arasında Çevre ve Ormancılık Alanında İşbirliği Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 265 sıra sayılı Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı                : 219

Kabul                                    : 217

Ret                                       : 2(x)

               Kâtip Üye                                                   Kâtip Üye

          Mustafa Açıkgöz                                             Özcan Purçu

                Nevşehir                                                       İzmir”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

23’üncü sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Hırvatistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Çevre, Doğa, Su ve Ormancılık Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

23.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Hırvatistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Çevre, Doğa, Su ve Ormancılık Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/607) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 271) (xx)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon Raporu 271 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE HIRVATİSTAN CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA ÇEVRE, DOĞA, SU VE ORMANCILIK ALANINDA İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Hırvatistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Çevre, Doğa, Su ve Ormancılık Alanında İşbirliği Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - 271 sıra sayılı Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı                  : 218

Kabul                                      : 216

Ret                                         : 2(x)

               Kâtip Üye                                                   Kâtip Üye

          Mustafa Açıkgöz                                             Özcan Purçu

                Nevşehir                                                       İzmir”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

24’üncü sırada yer alan, Tıbbi Ürün Sahteciliği ve Halk Sağlığına Tehditler İçeren Benzeri Suçlar Hakkında Avrupa Konseyi Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

24.- Tıbbi Ürün Sahteciliği ve Halk Sağlığına Tehditler İçeren Benzeri Suçlar Hakkında Avrupa Konseyi Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/321) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 214) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon Raporu 214 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TIBBİ ÜRÜN SAHTECİLİĞİ VE HALK SAĞLIĞINA TEHDİTLER İÇEREN BENZERİ SUÇLAR HAKKINDA AVRUPA KONSEYİ SÖZLEŞMESİNİN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

 

MADDE 1- (1) Hükümetimiz adına 29 Haziran 2012 tarihinde Strazburg’da imzalanan “Tıbbi Ürün Sahteciliği ve Halk Sağlığına Tehditler İçeren Benzeri Suçlar Hakkında Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin beyanla birlikte onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - 214 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı             : 215

Kabul                                  : 214

Ret                                     :   1(x)

               Kâtip Üye                                                   Kâtip Üye

          Mustafa Açıkgöz                                             Özcan Purçu

                Nevşehir                                                       İzmir”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

25’inci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

25.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/572) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 241) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 241 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ VE PAKİSTAN İSLAM CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA İŞBİRLİĞİ PROTOKOLÜNÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

 

MADDE 1- (1) 13 Ekim 2010 tarihinde imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İşbirliği Protokolü”nün onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 241 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı            : 216

Kabul                               : 213

Ret                                  : 3 (*)

               Kâtip Üye                                                   Kâtip Üye

          Mustafa Açıkgöz                                             Özcan Purçu

                Nevşehir                                                       İzmir”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

26’ncı sırada yer alan kanun tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

26.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kongo Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tarım Alanında Ekonomik, Bilimsel ve Teknik İşbirliği Hakkında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/543) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 243) (**)

BAŞKAN – BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet? yerinde.

Komisyon Raporu 243 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE KONGO CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA TARIM ALANINDA EKONOMİK, BİLİMSEL VE TEKNİK İŞBİRLİĞİ HAKKINDA MUTABAKAT ZAPTININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

 

MADDE 1- (1) 15 Kasım 2012 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kongo Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tarım Alanında Ekonomik, Bilimsel ve Teknik İşbirliği Hakkında Mutabakat Zaptı”nın onaylanması uygun bulunmuştur

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 243 sıra sayılı Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı         : 215

Kabul                            : 212

Ret                               :   1

Çekimser                       :   2 (x)

               Kâtip Üye                                                   Kâtip Üye

          Mustafa Açıkgöz                                             Özcan Purçu

                Nevşehir                                                       İzmir”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

27’nci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Senegal Cumhuriyeti Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Arasında Tarım Alanında Teknik, Bilimsel ve Ekonomik İşbirliği Protokolunun Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

27.- Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Senegal Cumhuriyeti Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Arasında Tarım Alanında Teknik, Bilimsel ve Ekonomik İşbirliği Protokolunun Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/553) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 245) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 245 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI İLE SENEGAL CUMHURİYETİ TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI ARASINDA TARIM ALANINDA TEKNİK, BİLİMSEL VE EKONOMİK İŞBİRLİĞİ PROTOKOLUNUN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 19 Şubat 2008 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Senegal Cumhuriyeti Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Arasında Tarım Alanında Teknik, Bilimsel ve Ekonomik işbirliği Protokolu”nun onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN - Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’inci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 245 sıra sayılı Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı          :215

Kabul                              :212

Ret                                 :2

Çekimser                         :1(x)

               Kâtip Üye                                                   Kâtip Üye

          Mustafa Açıkgöz                                             Özcan Purçu

                Nevşehir                                                       İzmir”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

28’inci sırada yer alan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Estonya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tarımsal İşbirliği Konulu Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

28.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Estonya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tarımsal İşbirliği Konulu Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/563) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 247) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 247 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE ESTONYA CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA TARIMSAL İŞBİRLİĞİ KONULU MUTABAKAT ZAPTININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 6 Temmuz 2009 tarihinde Estonya’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Estonya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tarımsal İşbirliği Konulu Mutabakat Zaptı”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 247 sıra sayılı Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı          : 210

Kabul                              : 207

Ret                                 :    3(x)

 

               Kâtip Üye                                                   Kâtip Üye

          Mustafa Açıkgöz                                             Özcan Purçu

                Nevşehir                                                       İzmir”

 

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

29’uncu sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yemen Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kalkınma İşbirliğine Yönelik Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

29.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yemen Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kalkınma İşbirliğine Yönelik Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/506) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 253) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 253 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE YEMEN CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA KALKINMA İŞBİRLİĞİNE YÖNELİK MUTABAKAT MUHTIRASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 16 Mayıs 2008 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yemen Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kalkınma İşbirliğine Yönelik Mutabakat Muhtırası”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 253 sıra sayılı Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı                 :209

Kabul                                      :207

Ret                                         :1

Çekimser                                :1(*)

 

               Kâtip Üye                                                   Kâtip Üye

          Mustafa Açıkgöz                                             Özcan Purçu

                Nevşehir                                                       İzmir”

Tasarı kabul edilmiş, kanunlaşmıştır.

30’uncu sırada yer alan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Guernsey Hükümeti Arasında Vergi Konularında Bilgi Değişimi Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

30.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Guernsey Hükümeti Arasında Vergi Konularında Bilgi Değişimi Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/564) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 254) (**)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 254 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE GUERNSEY HÜKÜMETİ

ARASINDA VERGİ KONULARINDA BİLGİ DEĞİŞİMİ ANLAŞMASI

VE EKİ PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA

DAİR KANUN TASARISI

 

MADDE 1- (1) 13 Mart 2012 tarihinde Londra’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Guernsey Hükümeti Arasında Vergi Konularında Bilgi Değişimi Anlaşması” ve eki “Protokol”ün onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 254 sıra sayılı Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı          :214

Kabul                              :212

Ret                                 : 1

Çekimser                         : 1 (x)

               Kâtip Üye                                                   Kâtip Üye

          Mustafa Açıkgöz                                             Özcan Purçu

                Nevşehir                                                       İzmir”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

31’inci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Man Adası Hükümeti Arasında Vergi Konularında Bilgi Değişimi Anlaşması ve Söz Konusu Anlaşmaya İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

31.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Man Adası Hükümeti Arasında Vergi Konularında Bilgi Değişimi Anlaşması ve Söz Konusu Anlaşmaya İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/565) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 255) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet? yerinde.

Komisyon Raporu 255 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE MAN ADASI HÜKÜMETİ ARASINDA VERGİ KONULARINDA BİLGİ DEĞİŞİMİ ANLAŞMASI VE SÖZ KONUSU ANLAŞMAYA İLİŞKİN MUTABAKAT ZAPTININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

 

MADDE 1- (1) 21 Eylül 2012 tarihinde Londra’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Man Adası Hükümeti Arasında Vergi Konularında Bilgi Değişimi Anlaşması” ve söz konusu Anlaşmaya ilişkin Mutabakat Zaptı’nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 255 sıra sayılı Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı             : 212

Kabul                                 : 210

Çekimser                            : 2(x)

               Kâtip Üye                                                   Kâtip Üye

          Mustafa Açıkgöz                                             Özcan Purçu

                Nevşehir                                                       İzmir”

Böylece tasarı kabul edilmiş, kanunlaşmıştır.

32’nci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cebelitarık Hükümeti Arasında Vergi Konularında Bilgi Değişimi Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

32.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cebelitarık Hükümeti Arasında Vergi Konularında Bilgi Değişimi Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/567) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 256) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 256 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE CEBELİTARIK HÜKÜMETİ ARASINDA VERGİ KONULARINDA BİLGİ DEĞİŞİMİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 4 Aralık 2012 tarihinde Londra’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cebelitarık Hükümeti Arasında Vergi Konularında Bilgi Değişimi Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 256 sıra sayılı Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı          : 212

Kabul                              : 210

Ret                                 : 2(x)

               Kâtip Üye                                                   Kâtip Üye

          Mustafa Açıkgöz                                             Özcan Purçu

                Nevşehir                                                       İzmir”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

33’üncü sırada yer alan, Doha Konferansında Kyoto Protokolünde Yapılan Değişikliklerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Çevre Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporlarının görüşmelerine başlayacağız.

33.- Doha Konferansında Kyoto Protokolünde Yapılan Değişikliklerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/594) ile Çevre Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 258) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 258 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

DOHA KONFERANSINDA KYOTO PROTOKOLÜNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLERİN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 2012 yılında Doha’da düzenlenen 18. Taraflar Konferansı ile Kyoto Protokolü 8. Taraflar Toplantısında kararlaştırılan “Doha Konferansında Kyoto Protokolünde Yapılan Değişiklikler”in onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümünün oylaması için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 258 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı        : 213

Kabul                            : 211

Ret                                :   1

Çekimser                       :    1(x)

               Kâtip Üye                                                   Kâtip Üye

          Mustafa Açıkgöz                                             Özcan Purçu

                Nevşehir                                                       İzmir”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

34’üncü sırada yer alan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Nijer Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Su Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

34.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Nijer Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Su Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/614) ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun (S. Sayısı: 266)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

35’nci sırada yer alan Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin Başvuru Usulüne İlişkin İhtiyari Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

35.- Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin Başvuru Usulüne İlişkin İhtiyari Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/322) ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun (S. Sayısı: 267)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Bundan sonra da komisyonların bulunamayacağı anlaşıldığından, alınan karar gereğince kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 9 Mart 2017 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyor, hayırlı akşamlar diliyorum, kolaylıklar diliyorum.

Kapanma Saati: 20.52



(*) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

(x) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

(x) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

(x) 229 S.Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 352 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(*) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(**) 189 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(*) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(**) 191 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 190 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) 74 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(X) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) 75 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) 227 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 228 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 230 S: Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 231 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

 

(xx) 232 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(X) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(XX) 233 sıra sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(X) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(XX) 234 sıra sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) 239 S. Sayılı Basmayazı Tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 242 S.Sayılı Basmayazı Tutanağa eklidir.

(X) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 252 sıra sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 259 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

 

(x) 261 sıra sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) 264 S.Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 265 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 271 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) 214 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) 241 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(*) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(**) 243 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

 

(xx) 245 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

 

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) 247 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) 253 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

 

(*)Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(**)254 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 255 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 256 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 258 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.