TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                 75’inci Birleşim

                                                                                              28 Şubat 2017 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun, Giresun ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın, 26 Şubat Hocalı katliamının 25’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Fatma Benli’nin, 28 Şubat sürecinin 20’nci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

 

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Giresun Milletvekili Sabri Öztürk’ün, Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

2.- İstanbul Milletvekili Didem Engin’in, İstanbul’da servis esnafının sorunlarına ilişkin açıklaması

3.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, 28 Şubat sürecinin 20’nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

4.- İzmir Milletvekili Kerem Ali Sürekli’nin, 27 Şubat Necmettin Erbakan’ın ölümünün 6’ncı, 28 Şubat sürecinin 20’nci yıl dönümlerine ilişkin açıklaması

 

5.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, Suudi Arabistan’daki Türk vatandaşlarının sosyal güvenlikle ilgili sorunlarına ilişkin açıklaması

6.- Erzurum Milletvekili Orhan Deligöz’ün, 27 Şubat Necmettin Erbakan’ın ölümünün 6’ncı, 28 Şubat sürecinin 20’nci yıl dönümlerine ilişkin açıklaması

7.- Sivas Milletvekili Ali Akyıldız’ın, İŞKUR tarafından Sivas ilindeki ilçe ve belde belediyelerine tahsis edilen işçi sayılarının adaletli olmadığına ilişkin açıklaması

8.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, El Bab’da 73 Mehmetçik şehit olduğuna ve Türkiye'de 18 ila 35 yaş arasında 550 bin Suriyeli yaşadığına ilişkin açıklaması

9.- Konya Milletvekili Hüsnüye Erdoğan’ın, 28 Şubat sürecinin 20’nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

10.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, 27 Şubat Necmettin Erbakan’ın ölümünün 6’ncı, 28 Şubat sürecinin 20’nci yıl dönümlerine ilişkin açıklaması

11.- İstanbul Milletvekili Osman Boyraz’ın, 28 Şubat sürecinin 20’nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

12.- Afyonkarahisar Milletvekili Hatice Dudu Özkal’ın, 28 Şubat sürecinin 20’nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

13.- İzmir Milletvekili Ali Yiğit’in, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve 129 tutuksuz belediye çalışanı hakkında açılmış davanın sonucuna ilişkin açıklaması

14.- Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm’ün, işçi ölümlerinin artarak devam ettiğine ve bu konuda Hükûmetin çalışmalarını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

15.- Kütahya Milletvekili İshak Gazel’in, 28 Şubat sürecinin 20’nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

16.- İzmir Milletvekili Murat Bakan’ın, Türk Hava Yollarının 2016’nın son çeyreğinde 6,5 milyar zarar ettiğine ve Yönetim Kurulu Başkanının neden hâlâ görevde olduğunu öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

17.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, 26 Şubat Hocalı katliamının 25’inci yıl dönümüne, Barzani’nin ziyareti üzerine İstanbul Atatürk Havalimanında Kürdistan bayrağı asılmasına ve Kürdistan bayrağının Türk Bayrağı’na eş tutulmasının aymazlık olduğuna, Barzani’nin Türkiye’de ağırlanmasına onay vermediklerine ve Türkiye'nin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi konusundaki politikasının ne olduğunu öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

18.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, 28 Şubat sürecinin 20’nci yıl dönümüne, 28 Şubat Deniz Gezmiş’in doğum günü ile Yaşar Kemal’in ölümünün 2’nci yıl dönümüne, Mehmet Fatih Traş’ın KHK’yla işinden atıldığı için hayatına son verdiğine ilişkin açıklaması

19.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, 28 Şubat Deniz Gezmiş’in doğum günü ile Yaşar Kemal’in ölümünün 2’nci yıl dönümüne, 26 Şubat Hocalı katliamının 25’inci yıl dönümüne, hukuk fakültesi mezunu engellilerle ilgili bir düzenleme yapılması gerektiğine ve 28 Şubat sürecinin 20’nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

20.- Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın, 26 Şubat Hocalı katliamının 25’inci, 28 Şubat sürecinin 20’nci yıl dönümlerine ilişkin açıklaması

21.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan’ın HDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

22.- İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

23.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in 28 Şubat nedeniyle cezaevinden yolladığı bir mesajı okumak istediğine ilişkin açıklaması

24.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, referandumda kötü sonuç çıkarsa iç savaş çıkacağı tehdidinde bulunan Avusturya’da AKP Birlik Yönetiminde olan Mahmut Koç hakkında ne yapılacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

25.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Ankara Milletvekili Levent Gök’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

26.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Denizli Milletvekili Melike Basmacı’nın doğrudan gündeme alınma önergesi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

27.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, 30 uluslararası sözleşmenin kabul edildiğine ve Başkanlık Divanı ile katkı sağlayan herkese teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

28.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, siyasette ortak aklı aramanın, uzlaşmanın, parlamenter demokrasinin iyi bir örneğinin verildiğine ve tüm siyasi parti gruplarına ve Başkanlık Divanına teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

29.- Erzurum Milletvekili Kamil Aydın’ın, 30 uluslararası sözleşmenin kabul edildiğine ve Başkanlık Divanı ile emeği geçen herkese teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

30.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, uzlaşmaların tutuklu milletvekilinin kalmaması ve parlamenter sisteme gereken özenin gösterilmesi şeklinde de tezahür edeceğini umduğuna ilişkin açıklaması

 

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Didem Engin ve 23 milletvekilinin, turizm sektöründe yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/480)

2.- Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor ve 19 milletvekilinin, Afşin-Elbistan A Termik Santralinin baca gazı arıtma tesisi (filtre) olmadan çalışması sebebiyle bölgede yaşayan insanlara ve çevreye verdiği zararın araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/481)

3.- Isparta Milletvekili Nuri Okutan ve 19 milletvekilinin, kırmızı et sektöründeki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/482)

 

 

 

 

B) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 4’üncü maddesi uyarınca, Vietnam ile Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında parlamentolar arası dostluk grubu kurulmasına ilişkin tezkeresi (3/919)

 

C) Önergeler

1.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in (2/1518) esas numaralı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/87)

 

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir tarafından,  HDP Eş Genel Başkanı ve Van Milletvekili Figen Yüksekdağ Şenoğlu’nun kesin hüküm giyme sonucu milletvekilliğinin düşürülmesi ve buraya varana dek yaşanan sürecin Anayasa’ya, Meclis İçtüzüğü’ne, uluslararası mevzuata, teamüllere, TBMM tarihindeki benzer deneyimlere ve kamu vicdanına aykırılıklarını incelemek amacıyla 28/2/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 28 Şubat 2017 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- CHP Grubunun, Bursa Milletvekili Erkan Aydın ve arkadaşları tarafından, Türkiye’de artan silahlanmanın önlenmesi, can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla 28/2/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 28 Şubat 2017 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Parsak’ın HDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan’ın HDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

3.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, Kahramanmaraş Milletvekili Celalettin Güvenç’in CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına ve CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

 

 

 

 

VIII.- SEÇİMLER

A) Komisyonlarda Açık Bulunan Üyeliklere Seçim

1.- Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunda boş bulunan üyeliğe seçim

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı Teklifleri

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Türkiye Cumhuriyetinin Demiryolu Bağlantısı Olan Limanları ile Ukrayna Limanları Arasında Uluslararası Doğrudan Yük Demiryolu Feri Hizmetinde Yük Taşımacılığına İlişkin Kurallar ve Ekleri ile Yük Vagonlarının İşletiminin Organizasyonuna İlişkin Kuralların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/492) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 157)

2.-  Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Balıkçılık Alanında İşbirliği Konulu Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/559) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 246)

3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Polonya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Deniz Ulaştırması Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/465) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 120)

4.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tanzanya Birleşik Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/357) ile Milli Savunma ve Dışişleri Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 139)

5.-  Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Kenya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Teknik ve Mali İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/581) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 235)

6.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Burundi Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ticari ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/704) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 397)

7.-  Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kamerun Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması ile Anlaşmaya İlişkin Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/749) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 429)

8.- Türkiye Cumhuriyeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Arasında Serbest Ticaret Alanı Tesis Eden Çerçeve Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/747) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 430)

9.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Saint Vincent ve Grenadinler Hükümeti Arasında Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/375) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 93)

10.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Guatemala Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/738) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 428)

11.- Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Reasürans Şirketi Anlaşma Hükümlerinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/533) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 198)

12.- Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Standardizasyon, Uygunluk Değerlendirmesi, Akreditasyon ve Metroloji Bölgesel Enstitüsü Tüzüğünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/558) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 200)

13.- Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı ile Irak Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı Arasında Muhtemel Bir Serbest Ticaret Anlaşmasının Etkilerinin Değerlendirilmesine Dair Bir Ortak Komisyon Kurulmasına İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/609) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 288)

14.- Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı ile Irak Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı Arasında Serbest Bölgeler Alanında İşbirliğine Yönelik Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/574) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 314)

15.- Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı ile Irak Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı Arasında Irak ve Türkiye’de Düzenlenen Fuarlara Yönelik Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/405) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 319)

16.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Somali Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ticari ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/731) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 427)

17.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/368) ile Milli Savunma Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 140)

18.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Fas Krallığı Hükümeti Arasında Sürücü Belgelerinin Karşılıklı Tanınmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/482) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 184)

19.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kenya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/579) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 185)

20.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yemen Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İzinsiz İkamet Eden Şahısların Geri Kabulüne Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/622) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 188)

21.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Romanya Hükümeti Arasında Kültür Varlığının Yasa Dışı İthali ve İhracının, Transitinin ve Mülkiyet Transferinin Yasaklanması ve Önlenmesine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/396) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 196)

22.- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Nijer Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askerî Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Çerçeve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/547) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 203)

23.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Senegal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayi İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/542) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 209)

24.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kongo Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayisi İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/551) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 210)

25.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Nijerya Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri İş Birliği Hususunda İkili Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/554) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 211)

26.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gambiya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Alanında Sanayi ve Teknik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/538) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 225)

27.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kamerun Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tarım Alanında Teknik, Bilimsel ve Ekonomik İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/552) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 244)

28.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Mali Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/557) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 199)

29.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Nijer Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ekonomik, Ticari ve Teknik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/550) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 206)

30.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Namibya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/580) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 284)

31.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/577) ile Milli Savunma Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 300)

32.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Çad Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/584) ile Milli Savunma Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 303)

33.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/641) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 309)

34.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gambiya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/642) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 310)

35.- Türkiye Cumhuriyeti ile Nijer Cumhuriyeti Arasında Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/661) ile Milli Savunma Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 325)

 

X.- OYLAMALAR

1.- (S. Sayısı: 157) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Türkiye Cumhuriyetinin Demiryolu Bağlantısı Olan Limanları ile Ukrayna Limanları Arasında Uluslararası Doğrudan Yük Demiryolu Feri Hizmetinde Yük Taşımacılığına İlişkin Kurallar ve Ekleri ile Yük Vagonlarının İşletiminin Organizasyonuna İlişkin Kuralların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

2.- (S. Sayısı: 246)  Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Balıkçılık Alanında İşbirliği Konulu Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

3.- (S. Sayısı: 120) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Polonya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Deniz Ulaştırması Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

4.-  (S. Sayısı: 235) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Kenya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Teknik ve Mali İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

5.- (S. Sayısı: 397) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Burundi Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ticari ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

6.-  (S. Sayısı: 429) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kamerun Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması ile Anlaşmaya İlişkin Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

7.- (S. Sayısı: 430) Türkiye Cumhuriyeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Arasında Serbest Ticaret Alanı Tesis Eden Çerçeve Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

8.- (S. Sayısı: 93) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Saint Vincent ve Grenadinler Hükümeti Arasında Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

9.- (S. Sayısı: 428) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Guatemala Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

10.- (S. Sayısı: 198) Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Reasürans Şirketi Anlaşma Hükümlerinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

11.- (S. Sayısı: 200) Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Standardizasyon, Uygunluk Değerlendirmesi, Akreditasyon ve Metroloji Bölgesel Enstitüsü Tüzüğünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

12.- (S. Sayısı: 288) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı ile Irak Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı Arasında Muhtemel Bir Serbest Ticaret Anlaşmasının Etkilerinin Değerlendirilmesine Dair Bir Ortak Komisyon Kurulmasına İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

13.- (S. Sayısı: 314) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı ile Irak Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı Arasında Serbest Bölgeler Alanında İşbirliğine Yönelik Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

14.- (S. Sayısı: 319) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı ile Irak Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı Arasında Irak ve Türkiye’de Düzenlenen Fuarlara Yönelik Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

15.- (S. Sayısı: 427) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Somali Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ticari ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

16.- (S. Sayısı: 184) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Fas Krallığı Hükümeti Arasında Sürücü Belgelerinin Karşılıklı Tanınmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

17.- (S. Sayısı: 185) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kenya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

18.- (S. Sayısı: 188) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yemen Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İzinsiz İkamet Eden Şahısların Geri Kabulüne Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

19.- (S. Sayısı: 196) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Romanya Hükümeti Arasında Kültür Varlığının Yasa Dışı İthali ve İhracının, Transitinin ve Mülkiyet Transferinin Yasaklanması ve Önlenmesine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

20.- (S. Sayısı: 203) Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Nijer Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askerî Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Çerçeve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

21.- (S. Sayısı: 209) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Senegal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayi İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Kanun Tasarısı’nın oylaması

22.- (S. Sayısı: 210) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kongo Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayisi İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Kanun Tasarısı’nın oylaması

23.- (S. Sayısı: 211) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Nijerya Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri İş Birliği Hususunda İkili Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Kanun Tasarısı’nın oylaması

24.- (S. Sayısı: 225) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gambiya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Alanında Sanayi ve Teknik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Kanun Tasarısı’nın oylaması

25.- (S. Sayısı: 244) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kamerun Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tarım Alanında Teknik, Bilimsel ve Ekonomik İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Kanun Tasarısı’nın oylaması

26.- (S. Sayısı: 199) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Mali Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Kanun Tasarısı’nın oylaması

27.- (S. Sayısı: 206) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Nijer Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ekonomik, Ticari ve Teknik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Kanun Tasarısı’nın oylaması

28.- (S. Sayısı: 300) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Kanun Tasarısı’nın oylaması

29.- (S. Sayısı: 303) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Çad Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Kanun Tasarısı’nın oylaması

30.- (S. Sayısı: 309) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Kanun Tasarısı’nın oylaması

 

XI.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarca gerçekleştirilen açılış törenlerine ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/10273)

2.- Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen'in, Adana iline yapılan ve yapılması planlanan yatırımlara ilişkin sorusu ve Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı (7/10994)

3.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, 2015-2017 yılları arasında bağlı kurum ve kuruluşların taraf olduğu adlî ve idarî davalara, icra işlemlerine ve satın aldıkları hukuk ve danışmanlık hizmetlerine ilişkin sorusu ve Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı (7/10995)

4.- Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen'in, Adana iline yapılan ve yapılması planlanan yatırımlara ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/11004)

5.- Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet'in, İzmit Körfezi'nde meydana gelen yakıt sızıntısının sebebine, sorumlusunun bulunmasına yönelik çalışmalara, öngörülen cezaya ve alınacak önlemlere ilişkin sorusu ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın cevabı (7/11085)

6.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, İstanbul'da Bakanlığa ait arsa ve arazilere ve bunların satış ve kiralama işlemlerine ilişkin sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı (7/11111)

7.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Bakanlıkta görev yapan özel kalem müdürlerine ilişkin sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı (7/11112)

8.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, bir devlet bankası tarafından yapılan borç yapılandırma işlemlerine ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/11192)

9.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın, Kocaeli'nin Gebze ilçesinde kurulan Muallimköy Teknoloji Geliştirme Bölgesi Anonim Şirketinin yönetim kurulu yapısında yapılan değişikliğe ilişkin sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı (7/11199)

10.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, 2010-2016 yılları arasında İŞKUR'un meslek edindirme kurslarına ayrılan kaynak miktarı ve illere göre dağılımı ile kurs ve sigorta denetimine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet  Müezzinoğlu’nun cevabı (7/11202)

11.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, Bakanlık kadrolarında ve bağlı kurum ve kuruluşlarda çalışan kişi sayısı ile kadın, erkek ve engelli istihdam verilerine ilişkin sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı (7/11288)

12.- Hatay Milletvekili Hilmi Yarayıcı'nın, 15 Temmuz'dan itibaren görevden uzaklaştırılan veya ihraç edilen personele ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun cevabı (7/11298)

13.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, Bakanlık kadrolarında ve bağlı kurum ve kuruluşlarda çalışan kişi sayısı ile kadın, erkek ve engelli istihdam verilerine ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun cevabı (7/11299)

14.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, Bakanlık kadrolarında ve bağlı kurum ve kuruluşlarda çalışan kişi sayısı ile kadın, erkek ve engelli istihdam verilerine ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/11301)

15.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, Bakanlık kadrolarında ve bağlı kurum ve kuruluşlarda çalışan kişi sayısı ile kadın, erkek ve engelli istihdam verilerine ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/11307)

 

28 Şubat 2017 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Pervin BULDAN

KÂTİP ÜYELER: Ömer SERDAR (Elâzığ), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75’inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Giresun’un sorunları hakkında söz isteyen Giresun Milletvekili Sayın Bülent Yener Bektaşoğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Bektaşoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun, Giresun ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; Giresun’un sorunlarını dile getirmek üzere söz aldım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Bu kısa süre içinde, inşallah, Giresun ilinin sorunlarını, birtakım özelliklerini sizinle paylaşmak istiyorum. Mesela, kendi toprakları işgal edilmediği hâlde tamamen gönüllülerden oluşan Osman Ağa ve Hüseyin Avni Alparslan komutasında iki alayla Kurtuluş Savaşı’na katılan tek ilimiz ülkemizde Giresun; bunun dünyada başka bir örneği yoktur. Ulu Önder Atatürk’ün dediği gibi, Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da, Afyon’da, Polatlı’da, Sarıkamış’ta, hatta Kafkasya’da, Azerbaycan’da hep Giresunlular vardı; cumhuriyete yönelik bütün tehditlerin ve ayaklanmaların bastırılmasında onlar vardı.

Sayın milletvekilleri, Atatürk’ün 15’e yakın korumasının hepsi Giresunluydu. Türkiye Büyük Millet Meclisi Muhafız Alayının ilk komutanı Osman Ağa’dır. İlinin ismiyle başka ilde, Afyon’da şehitliği bulunan tek ilimiz Giresun’dur. Bu nedenlerle, ilimize şeref madalyası verilmesini kanun teklifi olarak talep ettiğimi bu kez buradan dile getirmek istiyorum.

Devam ediyorum: Karadeniz’in en büyük insan yaşamsal adası Giresun adasıdır, 3 yayla turizm merkezi olan il Giresun ilidir. 1’inci Lig’e çıkan ve 1’inci Lig’de ilk oynayan Doğu Karadeniz takımı Giresun’dur. Kirazın ana vatanıyız; fındığın başkenti Giresun’dur, dünya fındık ihracatının üçte 1’i Giresun’dan yapılmaktadır.

TÜİK verilerine göre, Giresun, Türkiye’de insan ömrünün en uzun olduğu illerimizden bir tanesidir. Giresun’un içinden Hasan Âli Yücel, Can Yücel, İdil Biret, Ara Güler, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Öztürk Serengil, Rahşan Ecevit, Aziz Nesin, Mustafa Suphi gibi çok değerli ve ünlü isimler çıkarmıştır.

Tüm bu özelliklerimizle övünüyoruz, gurur duyuyoruz. Ancak, AKP döneminde ne yazık ki çok ihmal edilmiş bir il oldu, Giresunlular olarak hiç de mutlu değiliz. Örneğin, hemşehrilerimiz göçüyor. Giresun’un on beş, yirmi yıl önce 600 binlerde olan nüfusu, bugünlerde 444 bine indi. İlimizde son olarak, 9 belde belediyesinin nüfusu 2 binin altına düştüğü için maalesef kapanmak durumunda kaldı. Giresun, Karadeniz’de en çok göç veren il oldu. Yurt dışında bulunan en çok Türk, maalesef, Giresunlular. Yine, İstanbul’da 4’üncü büyük nüfusa sahip ilimiz kendi ilim Giresun’dur. Giresun’da göçün nedeni değerli arkadaşlar, tamamen işsizliktir. Çünkü, yine, AKP döneminde Giresun’da katma değer ve istihdam yaratan irili ufaklı pek çok güzide ve gözde fabrikalar, tesisler, KOBİ türü işletmeler birer birer, maalesef, kapandı. Dünyanın en büyük üretici kuruluşu FİSKOBİRLİK entegre tesisinin üretim kapasitesi düştü, tasfiye sürecine girdi. Toprak Mahsulleri Ofisi silosu, sunta fabrikası, Adel Kalem Fabrikası, PETMA, Başkanlar Gıda, Fatoğlu Un Fabrikası, Hekim Süt üretime geçici olarak ara verdi ve kapandılar. Orman ana tamirhane, Kıyı Emniyeti Bölge Müdürlüğü, Kalkınma Bankası, Petrol Ofisi dolum tesisleri, meteoroloji ve meslek lisesi kapandı. Pek çok fındık ve çay fabrikaları da kapısına kilit vurmak durumunda kaldı. 3 bin kişi çalıştırma kapasiteli SEKA Aksu Kâğıt Fabrikası “özelleştirme” adıyla yandaşlara peşkeş çekilerek maalesef kapatılmak durumunda kaldı. Oraya şimdi konut yapılıyor. Sanayi tesisini kapatarak arsasına TOKİ konutu yapılan tek il Türkiye’de maalesef Giresun. Kapanan tüm bu fabrika ve tesislerde çalışanlar işsiz kaldı, 15 bine yakın kişi de çalışma olanağından yoksun bırakıldı.

Giresun, yoksulu, işsizi en çok olan il sıralamasında ön sıralarda yer almaktadır. Şu anda 97 bin kişi devletten ayni ve nakdî yardım almaktadır. Nüfusunun üçte 1’i işsiz olan tek şehir Giresun’dur.

Giresun’da esnaf kardeşlerimiz de maalesef mutlu değiller. Kayıtlara göre sadece bu yıl içinde, esnaf odasına kayıtlı 512 esnaf iş yerini kapatarak kepenk indirmiş; geçen yıl bu sayı 670’lerdeydi. Şu anda Giresun’da 33 bini aşkın esnaf için icra takibi başlamış, 8 bin dolayında esnafımızın da henüz icraya intikal etmemiş, ödenmemiş çek ve senetleri bulunmaktadır. İkinci icra mahkemesi açılmıştır.

On beş yıllık AKP iktidarı döneminde hazırlanan bütçelerde en az projeli, ödenekli yatırım maalesef Giresun’a yapılmıştır. Bu süre içinde, devletin rutin yapması gerekenlerin dışında tek bir tane bile, AKP’nin övüneceği, kalkınma ve gelişmemize katkı sağlayan bir projemiz maalesef yoktur.

Enerji, iletişim, ulaşım, eğitim, sağlık gibi alanlarda ciddi sorunlarımız vardır. Giresun, Karadeniz illerinde doğal gaz arzı sağlayamayan illerimizden bir tanesidir. Komşu illerimizde, Ordu ve Trabzon’da dört yıldır doğal gaz kullanılmaktayken 112 bin nüfuslu şehir merkezinde 4 binleri bile bulamayan doğal gaz abonesi vardır. Aksa on üç yıldır şehre bir türlü iletişim hattı kuramamıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen tamamlayın Sayın Bektaşoğlu.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Devamla) – Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, Giresun Limanı özelleştirilerek atıl ve işlevsiz hâle dönüştürülmüş, limanda gemi dışında maalesef, her şey vardır; otopark, halı saha, kömür, taş deposu olarak kullanılmakta. Yani limanımız var, gemimiz yoktur. Hâlbuki, bu limana yeniden işlerlik kazandıracak demir yolu projesinde geldiğimiz nokta tam bir hayal kırıklığıdır. Erzincan demir yolu Harşit üzerinden Tirebolu ilçemize bağlanacakken ne olduysa projenin güzergâhı değiştirilerek ilimiz bu hizmetten mahrum kalmıştır.

Yine, Giresunlularla birlikte kurulan üniversitenin tıp fakültesinin maalesef hastanesi yoktur, tıp fakültemiz vardır, hastanemiz yoktur.

Giresun’un sorunları, hizmet eksikleri, hizmet beklentileri saymakla bitmeyecek ama buna rağmen, bütün seçimlerde halkımız sözlerle, vaatlerle, beklentilerle avutularak kendine hep kötülük yapan AKP’ye azımsanmayacak oranda oy vermiştir. Bu oylar on dört yıldır hizmete dönüşmedi. Kısaca, AKP döneminde Giresun, valisi olan köye dönüştü, sanki denizin kenarında bir Hakkâri gibiyiz. Giresunlu bunları hak etmiyor, ayıptır, yazıktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 16 Nisanda yapılacak olan referandumda inşallah halkımız parlamenter sistemin, cumhuriyet ve demokrasinin devamı yönünde oy kullanacaktır ve bizler de ilimizin sorunlarını buradan her fırsatta dile getirmeye, mağduriyet ve mahrumiyetimizin hesabını sormaya çalışacağız.

Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bektaşoğlu.

Gündem dışı ikinci söz, Hocalı katliamı hakkında söz isteyen Antalya Milletvekili Sayın Mehmet Günal’a aittir.

Buyurunuz Sayın Günal. (MHP sıralarından alkışlar)

SABRİ ÖZTÜRK (Giresun) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Vekilim, daha sonra sizi dinleyeceğim.

2.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın, 26 Şubat Hocalı katliamının 25’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Değerli milletvekili arkadaşlarım, yüce heyetinizi ve büyük Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, tarihin gördüğü en büyük katliamlardan, soykırımlardan birisi olan Hocalı katliamının 25’inci yılı dolmuş bulunuyor. Bundan tam yirmi beş yıl önce 26 Şubat 1992’de tarihin en acı olaylarından birini yaşadık. Dağlık Karabağ bölgesinde Hocalı kasabasında şiddet ve vahşetin en kanlı örneklerinden birisini gördük. 2.605 aileden toplam 11.356 kişinin yaşadığı büyük bir kasabaydı Hocalı kasabası. Maalesef bu katliam sonucunda 106’sı kadın, 63’ü çocuk olmak üzere 613 soydaşımız vahşi bir şekilde katledildi, şehadet mertebesine ulaşmış oldular, 487 soydaşımız da ağır yaralandı, 1.275 soydaşımız da rehin alınarak böyle tarihî bir katliam yaşandı. Bugün Hocalı katliamında kaybettiklerimizi, bütün diğer şehitlerimizi rahmetle, minnetle anıyoruz, mekânları cennet, ruhları şad olsun diyoruz.

Maalesef uzun yıllardır devam eden bu sorun hâlâ çözülememiş durumda. 2016 yılı içerisindeki bu çatışmalardan sonra ateşkes sağlanmış gibi görünürken hâlâ saldırılar devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde, yine, çıkan çatışmada 5 Azerbaycanlı askerimiz hayatını kaybetti. Yine, bu ateşkesi bozan da, uluslararası sözleşmelere uymayan da Ermenistan tarafı olmuştur. Tabii, bunları söylerken yıllardır bu işin bizim de tarafı olduğumuz, çözmesi gereken AGİT bünyesindeki Minsk Grubu’nun da etkin bir faaliyet gösteremediğini ve sorunun çözümüyle ilgili bir ilerleme kaydedemediğini de belirtmemiz gerekiyor. Burada bu sorunun çözülememesinde de en önemli nedenlerden bir tanesi Batı’nın çifte standartlı tutumu olmuştur. Aynı konuyu Kıbrıs meselesinde de gördük, baştan Rum tarafını kayıtsız şartsız üye alınca bu sorunlar devam etti. Şimdi, yine bir taraftan bu çalışmalar devam ederken öbür taraftan Avrupa’nın birçok kentinde, geçtiğimiz yıl Almanya’da yaşadığımız gibi sözde Ermeni soykırımı tasarılarının parlamentolarında görüşülmesi, hatta bazılarında kabul edilmesi suretiyle de Ermenilerin maalesef şımartıldığını düşünüyoruz. Dolayısıyla, başta Parlamentolarından bu sözde soykırım yasalarını çıkaran devletler olmak üzere bütün Batı’yı ve dünya devletlerini artık bu çifte standarttan vazgeçerek sorunların çözümüne yapıcı katkıda bulunmaya davet ediyoruz.

Burada tabii ki sadece bu konuyla ilgili değil, diğer konularda da tartışmalı alanlar devam ediyor. Geçtiğimiz haftalarda Kıbrıs’la ilgili görüşmeler de akamete uğradı. Yine, gündemde olan Ege’deki adalarla ilgili tartışmalar devam ediyor. Bir taraftan Kıbrıs Rum tarafı görüşmeden çekilirken diğer taraftan Yunanistan’ın silahlı kuvvetlerinden bazı unsurlar ve savunma bakanları olmak üzere kışkırtıcı hareketlerde bulunmaya devam ediyorlar. Silahlı Kuvvetlerimiz de zaman zaman onlara karşı bu caydırma hareketlerine devam ediyor. Bunu şunun için söyledim: Her hâlükârda Batı’nın şımartılmış çocuğu olduğu için hem Yunanistan hem Ermenistan aynı rolleri sürdürmeye devam ediyorlar. Eğer onlar kararlı bir şekilde çözümden yana bu devletleri gayretlendirmiş olsalar, cesaretlendirmiş olsalar bugün bu sorunların çözümünü daha yapıcı bir şekilde bulmak, bunları nihayete erdirmek mümkün olabilecektir diye düşünüyoruz.

Bu kapsamda, en son 5 Azerbaycanlı soydaş askerimiz olmak üzere, Hocalı’da ve Azerbaycan’da bu savaşlarda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Orası, Hocalı bir Türk yurdudur, öyle kalacaktır ve Yukarı Karabağ sorununun da bütün uluslararası sözleşmeler dikkate alınarak bizim lehimize olacak şekilde çözülmesini temenni ediyor, bu konularda da kolaylıklar diliyorum. Bu konuda yapılacak çalışmalarda da Hükûmetimizin, devletimizin arkasında olduğumuzu belirtiyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Günal.

SABRİ ÖZTÜRK (Giresun) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Öztürk, buyurun.

SABRİ ÖZTÜRK (Giresun) – Sayın Başkanım, seçim bölgem olan Giresun’la ilgili yaptığı konuşmada Sayın Bektaşoğlu bazı maddi hatalarda bulundu, AK PARTİ döneminde bazı tesislerin kapandığını iddia etti. Hem hata var hem bir sataşma olarak değerlendiriyorum, söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Sataşma olarak olmaz Sayın Öztürk. İsminize ya da kendinize, şahsınıza ait bir sataşma olmadığı için size yerinizden bir düzeltme yapmanız için söz verebilirim.

SABRİ ÖZTÜRK (Giresun) – Teşekkür ederim efendim.

BAŞKAN – Açıyorum mikrofonunuzu, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Giresun Milletvekili Sabri Öztürk’ün, Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

SABRİ ÖZTÜRK (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Tabii, öncelikle AK PARTİ döneminde kapanan bazı tesisler saydı. Onların büyük kısmı AK PARTİ döneminde kapanmadı, önceki iktidarlar döneminde kapandı. Örneğin, sunta fabrikasının kapatılma tarihi, kapanma tarihi 1998’dir oysa; AK PARTİ 2002’de iktidara geldi.

Yine, SEKA Aksu Kâğıt Fabrikasının kapanmasına, özelleştirilmesine karar verilme tarihi AK PARTİ’den önceki hükûmetler dönemindedir. Ayrıca, onun yerine çok faydalı şeyler yapıldı, sadece TOKİ konutları değil. Çotanak Arena Stadyumu’muz şu anda yapılıyor. 350 yataklı tıp fakültesi hastanemizin ihalesi yapıldı, kesinleşti, yakında inşallah temeli atılacak dolayısıyla tıp fakültesi hastanesi de bu anlamda hayata geçecek.

Yine, Adel fabrikası, PETMA fabrikası gibi bazı özel sektörden isimler saydı. Bunların birçoğu AK PARTİ döneminde kapanmadı. Kaldı ki…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SABRİ ÖZTÜRK (Giresun) - …özel sektörün kendi şartları içerisinde kapanmasına kapanmamasına bir şey diyemeyiz. AK PARTİ döneminde, Giresun’da yaklaşık sigortalı sayısı, çalışan sayısı bu anlamda 2 kat arttı. Bu da Hükûmetimizin çalışana, istihdama ne kadar önem verdiğini gösterir. İnşallah, daha geniş bir vesileyle detaylarını anlatırım.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öztürk.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bektaşoğlu…

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Efendim, tutanaklara geçmesi açısından söylüyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Eğer kapanan SEKA fabrikasının işine girersek AK PARTİ burada çok mahcubiyet yaşar. Dünyada eşi ve benzeri olmayan bir özelleştirme yapıldı, ne olduğu belli olmadı, 3 milyona satılan fabrika 67 trilyona geri alındı; böyle bir özelleştirme yapıldı.

Yine, tıp fakültesi hastanesi, asla kabul etmiyorum… “Özel bir şehir hastanesi” dendi ama maalesef ne yeri belli ne yurdu belli ne temeli belli.

Teşekkür ederim.

Kayıtlara geçmesi açısından söyledim.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederiz Sayın Bektaşoğlu.

Sizin de ifadeleriniz tutanaklara geçti.

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)

3.- İstanbul Milletvekili Fatma Benli’nin, 28 Şubat sürecinin 20’nci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

BAŞKAN – Şimdi, gündem dışı üçüncü söz 28 Şubatla ilgili söz isteyen İstanbul Milletvekili Sayın Fatma Benli’ye aittir.

Süreniz beş dakika.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FATMA BENLİ (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bu vesileyle yüce Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, bugün postmodern darbe olarak tanımlanan, etkilerinin bin yıl süreceği ifade edilen 28 Şubat Kararlarının alınışının tam 20’nci yılını idrak ediyoruz.

Yirmi yıl önce bugün, yüz binlerce insanın hayatını etkileyecek olan, yüz binlerce genç kızın, yüz binlerce erkeğin ve bütün Türkiye’nin hayallerini aslında hiçe sayan kararlar alındı. Aslında her birimizin hafızasında 28 Şubat denildiğinde bir resim mutlaka gelecektir. Bazılarımız için “Demokrasiye balans ayarı yaptık.” denilerek yürütülen o tankların fotoğrafı gelecektir. Bazılarımız için üniversite kapılarında bekletilen öğrencilerimizin fotoğrafı gelecektir. Bir kısmımızda ise imam-hatiplerin orta kısımlarının kapatıldığı, liselerde katsayı uygulamasının başlatıldığı, o dönemde öğrencilerin kapı önlerinde bekletilmeleri hatta bizatihi imam-hatip lisesi öğrencileri sırf okul bahçesinde beklemesinler diye onların polis arabalarına alınıp da birkaç saatlik yürüyerek ancak evlerine dönebildikleri yerlere bırakıldıkları fotoğraflar gelecektir. Aslında sadece eşi başörtülü olduğu için atılan ya da 3 santimlik sakalı var diye bizatihi GATA Hastanesine alınmayan gazilerimiz gelecektir. Askere gönderdiği oğlunun yemin törenini izleyemeyen, başörtülü olduğu için dışarıda kalan annelerimizin fotoğrafları… Nedense benim aklıma Medine Bircan geliyor. 71 yaşında olan, hastanede bizatihi yatağında yatarken, kanser hastası olduğuna bakılmadan, saçları olmadığına bakılmadan “Olmaz artık, yeni bir genelge oldu, olmaz artık, hukukun işleyip işlememesi önemli değil, onun başı açık fotoğraf vermesi gerekir.” diyen doktorun o fotoğrafı benim hafızamda. Hatta bu Mecliste milletin oylarıyla seçilmiş olan bir milletvekilinin “Bu kadına haddini bildirin.” ifadeleriyle dışarıya çıkarıldığı fotoğrafı da anımsayabilirsiniz.

28 Şubat o kadar etkili bir süreçti ki, 28 Şubatın illa etkilemesi gerekmiyordu insanları bunları hatırlamak için, sadece biraz vicdan sahibi olmak, sadece haksızlıklara ve hukuksuzluklara karşı çıkmak bu yasakla mücadele etmeyi gerektiriyordu. Doğru, 28 Şubat acıların tarihi, gözyaşlarını hatırlatıyor bize ama aynı zamanda birbirlerinden çok farklı düşüncede olan insanların haksızlığa karşı birleştikleri, beraberce mücadele ettikleri bir zamanı da hatırlatıyor; o yüzden, 28 Şubatı unutmuyoruz.

Bugün 28 Şubatla ilgili birtakım gerekçeler bulanların, 28 Şubat ile bugünü karşılaştıranların o gün “Başörtüsü füruattır.” demesini de, o gün kendi evlerinde kalan öğrencilerin başlarını açtırmalarını da, kendi özel okullarında, kendi dershanelerinde başörtülü öğrencilere izin vermemeleri, hatta evlerinden çıkarılmaları da unutulabilecek bir olay değil. O gün yapılanlar asla unutulmayacak, hafızalarımızdan çıkartılmayacak çünkü biz bir daha 28 Şubatların yaşanmasına müsaade etmeyeceğiz. Bunu sadece kendimiz için değil, bu ülkenin bekasına, bu ülkenin geleceğine duyduğumuz güvenden dolayı gerçekleştireceğiz ve bunu hep beraber, birlikte, yan yana durarak gerçekleştireceğiz. Nasıl 15 Temmuzda halkımız aslında asla yan yana duramayacağı, aynı mekânlarda bulunamayacağı, birbirinden çok farklı olan görüşlerdeki kardeşleriyle yan yana o tankların karşısında, o F16’ların karşısında durdularsa, “Darbelere karşıyız, hiç kimse millet iradesini ortadan kaldıramaz.” dedilerse, biz de hem milletin vekilleri olarak hem de bütün Türkiye olarak tüm haksızlıklara karşı beraberce duracağız, birbirimizin farklılıklarından destek alacağız, yanımızdakini ötekileştirmeyeceğiz, yanımızdakinin kim olduğuna bakmayacağız. Aynı dava için yani bu Türkiye’nin çok daha iyi bir noktaya gelmesi için beraberce mücadele edeceğiz ancak bunu gerçekleştirdiğimizde beraberce durmayı, farklılıklarımızı zenginlik olarak görmeyi, ülke iradesini ortadan kaldırmaya çalışan darbecilere karşı, darbeci zihniyete karşı, ister postmodern darbe olsun ister e-darbe olsun ister darbe olsun ne şekilde olursa olsun, ifadesi nasıl konursa konsun millet iradesine karşı olan insanlara hep beraber karşı koyacağız. Ancak beraberce mücadele ettiğimizde 28 Şubatta yaşanan o acıların, 28 Şubatta yaşanan o hayal kırıklıklarının, o gün dökülen gözyaşlarının bir sonucu olacak. Nasıl 1960 darbesinde bu ülke darbe yaşamış ve başbakan astırmanın utancını yaşamışsa, eğer biz 28 Şubattan ve 15 Temmuzdan ders alırsak bizden sonrakiler bu utancı yaşamayacaklar. Bu bilinçte olduğumuz için, bunun için beraberce mücadele ettiğimiz için her birinize teşekkür ediyorum, sağ olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Benli.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçmeden önce, sisteme giren ilk 15 milletvekiline yerlerinden söz vereceğim.

İlk söz Sayın Engin’in.

Buyurunuz.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- İstanbul Milletvekili Didem Engin’in, İstanbul’da servis esnafının sorunlarına ilişkin açıklaması

DİDEM ENGİN (İstanbul) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 7 Haziran seçimleri öncesinde, 25 Mayıs 2015’te düzenlenen esnaf buluşmasında İstanbul’daki servis esnaflarına plaka tahdidi sözü vermişti. Aradan iki yıl geçti neredeyse. Ardından 1 Kasım seçimleri öncesinde 2015 yılı ekim ayında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da aynı sözü tekrarlamıştı. Binlerce servis esnafımız AKP’ye güvenerek aylarca umutla beklediler ama getirilen üstünkörü çözüm ne yazık ki sorunlara merhem olamadı. Borçlarından dolayı intihar eden servisçiler bile oldu. Esnaflarımızın sorunlarıyla ilgili araştırma önergem de geçen ay AKP tarafından reddedildi. Siyaset, verilen sözlerin arkasında durmak ve halkın sorunlarına çıkarsız, dürüstçe çözüm için çalışmaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisinden İstanbul’daki tüm servis esnaflarımıza sesleniyorum: Şimdi, söz sırası sizde. 16 Nisan referandumunda sesinizi duymayan AKP’ye “hayır” diyerek tarihî bir ders verecek misiniz?

BAŞKAN – Sayın Taşkın…

3.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, 28 Şubat sürecinin 20’nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugün 28 Şubat, ülkemize karabasan gibi çöken 28 Şubat darbesinin 20’nci yıl dönümündeyiz. Tarihin kara bir lekesi, millet iradesini tanklarla ezmeye çalıştıkları, millî iradeyi gasbetmek istedikleri 28 Şubat zulmünü unutmadık, bin yıl geçse de unutmayacağız. Yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede sırf dinî vecibelerini yerine getirmek isteyen vatandaşlarımız kamusal alandan silinmeye çalışıldı. Milleti irtica, gericilik paranoyasıyla korkutup sindiren darbeciler perde arkasında batırdıkları bankalar üzerinden devleti soyup soğana çevirip ülkemizi milyarlarca dolar zarara uğrattılar. 28 Şubat darbe girişiminin 20’nci yılında tüm darbecileri ve darbeleri kınıyor, lanetliyorum. Bir daha 28 Şubatların, 15 Temmuzların yaşanmaması için cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemini hayata geçirmeye “evet” diyor Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Sürekli…

4.- İzmir Milletvekili Kerem Ali Sürekli’nin, 27 Şubat Necmettin Erbakan’ın ölümünün 6’ncı, 28 Şubat sürecinin 20’nci yıl dönümlerine ilişkin açıklaması

KEREM ALİ SÜREKLİ (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bugün 28 Şubat postmodern darbesinin 20’nci yıl dönümü. Adına ister postmodern deyin ister başka bir şey, hiçbir darbe ilelebet sürmez. Milletin değerlerine karşı başlatılmış saldırılar her zaman sonuçsuz kalmaya mahkûmdur. Bin yıl süreceği söylenen süreç millet iradesiyle tasfiye edilmiştir. 28 Şubatlar, 17-25 Aralıklar, 15 Temmuzlar tarihte kara bir leke olarak kalacaktır. Bu vesileyle, 28 Şubat sürecinde yalanlarla karartmaya çalıştıkları 54’üncü Hükûmetin Başbakanı Merhum Necmettin Erbakan’ı ölümün 6’ncı yıl dönümünde rahmet ve minnetle anıyoruz.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Topal…

5.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, Suudi Arabistan’daki Türk vatandaşlarının sosyal güvenlikle ilgili sorunlarına ilişkin açıklaması

SERKAN TOPAL (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Suudi Arabistan’daki vatandaşlarımız yaşlılık, malullük ve ölüm sigortaları bakımından Suudi Arabistan sosyal sigorta yasası kapsamı dışındadırlar ve çalışmaktayken vefat eden vatandaşlarımızın geride kalanlarına dul, yetim aylığı bağlanması söz konusu değildir, mağduriyet söz konusudur. Suudi Arabistan’da çalışma izniyle çalışan vatandaşlarımız ile bunların aile fertleri zorunlu sağlık sigortası kapsamında olup iş kazası ve meslek hastalıkları tanımına girmeyen normal hastalık hâllerinde sağlık hizmetlerinden faydalanabilmektedirler. Söz konusu sağlık hizmetinin alınabilmesi için fert başına ödenecek sağlık sigortası priminin tamamı işçiden tahsil edilmektedir. Bu ülkede çalışma izni alarak çalışan ve başka yollarla giderek çalışan toplam kaç yurttaşımız vardır? Vatandaşlarımızın sosyal güvenlik anlamındaki sıkıntılarını çözmeye dönük bir girişim var mıdır?

BAŞKAN – Sayın Deligöz…

6.- Erzurum Milletvekili Orhan Deligöz’ün, 27 Şubat Necmettin Erbakan’ın ölümünün 6’ncı, 28 Şubat sürecinin 20’nci yıl dönümlerine ilişkin açıklaması

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 54’üncü Hükûmetin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı ölüm yıl dönümünün 6’ncı yılında rahmetle anıyorum. 28 Haziran 1996 yılında kurduğu hükûmet 30 Haziran 1997’de vesayetçi kurumlar tarafından yıkılmıştır. Ayrıca, bir yıllık bir sürede tam 12 gensoruyla yıpratılmıştır. 28 Şubat darbesiyle rektörlüklerde ikna odaları kurulmuş, başörtülü öğrencilerimiz üniversitelere sokulmamış, hatta coplanmışlardır. Türkiye Büyük Millet Meclisinde başörtülü milletvekilimiz yemin ettirilmeyip “Haddini bildirin bu kadına.” diyerek Meclisten atılmıştır. Şahsım da üniversitede öğretim görevlisiyken irticadan atıldım. Darbeci komutanın “Bin yıl sürecek.” dediği baskı ve zulüm ancak beş yıl sürmüş, Erbakan Hoca’nın talebesi Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşları tarafından bu zulme son verilmiştir. Şimdi tüm Türkiye referandumda “evet” diyerek bu vesayetçi sistemi köşkten atacaktır.

Saygılarımla arz ederim.

BAŞKAN – Sayın Akyıldız…

7.- Sivas Milletvekili Ali Akyıldız’ın, İŞKUR tarafından Sivas ilindeki ilçe ve belde belediyelerine tahsis edilen işçi sayılarının adaletli olmadığına ilişkin açıklaması

ALİ AKYILDIZ (Sivas) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

İŞKUR tarafından Sivas ilindeki ilçe ve belde belediyelerine tahsis edilen işçi sayılarının dağılımını incelediğimiz zaman, isminde “adalet” kelimesi bulunan ama maalesef bu kelimenin anlamıyla hiç bağdaşmayan bir uygulamayı yüce Meclisimizin ve milletimizin dikkatlerine üç örnekle sunmak istiyorum.

Birinci örnekte, nüfusu 1.600 olan Güneykaya beldesine 20 kişi veriliyor, nüfusu bunun 2 katı olan Sızır beldesine 10 kişi veriliyor Güneykaya AKP’li, Sızır beldesi CHP’li olduğu için.

İkinci örnekte, nüfusu 2.500 olan Akıncılar beldesine 30 kişi veriliyor, nüfusu bunun 2 katı olan Koyulhisar beldesine maalesef 20 kişi veriliyor AKP ve MHP olduğu için.

Üçüncü örnekte, nüfusu 3.500 olan AKP’li Ulaş Belediyesine 35 kişi veriyorsunuz ama nüfusu daha fazla olan, 10 binin üzerinde olan Divriği beldesine ve yine nüfusu 10 binin üzerinde olan Gemerek’e de…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ AKYILDIZ (Sivas) - Ben bu haksızlığın bir an öne giderilmesini talep ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Yalım…

8.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, El Bab’da 73 Mehmetçik şehit olduğuna ve Türkiye'de 18 ila 35 yaş arasında 550 bin Suriyeli yaşadığına ilişkin açıklaması

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, şu anda El Bab’da bugüne kadar 73 Mehmetçik’imiz maalesef şehit oldu.

Türkiye’de yaklaşık 3 milyon 500 bin Suriyeli yaşıyor, bunların 550 bin tanesi 18 ile 35 yaş arasında çakı gibi delikanlı, genç ve erkek adam.

Biz şunu söylüyoruz: El Bab’da 73 Mehmetçik şehit olurken 550 bin çakı gibi delikanlı İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Uşak’ta, Antep’te kafelerde, spor salonlarında geziyor. Biz bu duruma, şehitlerimizin olmasına “Hayır.” diyoruz, vatandaşımız da aynı kanaattedir ve de bu ülkenin geleceği için hep birlikte “hayır” diyoruz.

BAŞKAN – Sayın Erdoğan…

9.- Konya Milletvekili Hüsnüye Erdoğan’ın, 28 Şubat sürecinin 20’nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Tam yirmi yıl oldu, unutmadık milletin seçerek göreve getirdiği başbakan için hadsizce hakaret eden ve iftiralar savuran sözde bürokrat görünümlüleri, unutmadık o gün de bugün de demokratik parlamenter rejimi sözlerine baş tacı ederken kerameti kendinden menkul gösteren başbakan adaylarını ve o günlerde sesleri solukları hiç çıkmayanları. Bugün “Biz kimsenin yaşam şekline karışmayız.” demagojileri yaparken o gün milletin seçtiği vekile “dışarı, dışarı” diye tempo tutan güruhu da asla unutmadık. Düşmana değil millete karşı milletin meydanlarında dün 28 Şubatta, bugün 15 Temmuzda yürütülen tankları ve millete çevrilen namluları da unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) - O yüzden, 28 Şubatlara, 15 Temmuzlara, diktalara, darbelere “hayır”, millî iradeye, birliğe, beraberliğe ve yeniden şahlanışa “evet” diyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Durmuşoğlu…

10.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, 27 Şubat Necmettin Erbakan’ın ölümünün 6’ncı, 28 Şubat sürecinin 20’nci yıl dönümlerine ilişkin açıklaması

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Aziz milletimize çok büyük acılar yaşatan 28 Şubat sürecinin üzerinden bugün itibarıyla tam yirmi yıl geçti. Ordu ve bürokrasi merkezli bu sürecin bin yıl süreceğini söyleyenler artık tarihin kirli sayfalarında yerini almıştır ama biz hâkim ve savcıların nasıl kararlar alması gerektiğinin dikte edildiği günleri ve Batı Çalışma Grubu’nun fişlemelerini unutmadık. Sendikaların ve iş dünyasının ülkeyi kaosa sürüklemek için birleşip başkaldırdığı günleri unutmadık. Sincan’da tankları sokaklara çıkararak demokrasiye balans ayarı yapmaya çalışanları, ülkeyi hiçe sayarak siyasi kriz çıkaranları unutmadık. Kur'an kurslarına giden çocuklarımıza ve başörtülü kızlarımıza ikna odaları kurarak yapılan zulmü unutmadık. İnançlarımızı, birliğimizi, kardeşliğimizi, tarihimizi ve geleceğimizi hiçe saymaya kalkan bu süreci unutmadık ve unutmadığımızı da 15 Temmuz gecesi tüm dünyaya en güçlü şekilde gösterdik.

Canımız pahasına olsa bile böyle bir ihanetin tekrarına asla müsaade etmeyeceğimizi bir kez daha vurguluyor, dönemin Başbakanı merhum Profesör Doktor Necmettin Erbakan Hocamızı da rahmet ve minnetle yâd ediyorum.

BAŞKAN - Sayın Boyraz…

11.- İstanbul Milletvekili Osman Boyraz’ın, 28 Şubat sürecinin 20’nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

OSMAN BOYRAZ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Yirmi yıl önce bugün, hafızalarımızı tazelediğimizde, Genelkurmay brifinglerine koşa koşa giden gazeteciler, sonrasında özenle seçilen manşetler, fişlemeler, ikna odaları, okul kapısında bekletilen, gözyaşı döken öğrenciler, hiçbir şeyden habersiz, geleceği karartılan körpe yavrular ve kısacası bin yıl sürmesi planlanan vesayet ve baskı döneminin adıydı 28 Şubat. Hukuk dışı uygulamaların duruma göre meşru sayılabileceğinin yüksek sesle ilan edilmesinin adıydı 28 Şubat. Kendisini milletin üstünde gören hâkim gücün millet iradesini gasp etmesinin adıydı 28 Şubat. Kışın en soğuk günlerinde bulgur bulgur terletilen ama kararlılığından ve inancından asla taviz vermeyen, savunan adam Erbakan’ın adıydı 28 Şubat. “Namlusunu millete doğrultan tanka selam durmam.” diyerek yiğitçe bir duruş sergileyen, Anadolu’nun teni kavruk, yiğit evladı Muhsin Yazıcıoğlu’nun adıydı 28 Şubat.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Özkal…

12.- Afyonkarahisar Milletvekili Hatice Dudu Özkal’ın, 28 Şubat sürecinin 20’nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

HATİCE DUDU ÖZKAL (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'de son elli yedi yılda 10 kez darbe, muhtıra ve darbe girişimi yaşandı. “Bin yıl sürecek.” denen 28 Şubatın üzerinden yirmi yıl geçti. Milletimizin değerlerini hedef alan darbeyi yapanların en önemli hedefleri imam-hatipliler, başörtülüler ve inanan insanlardı. Bu süreçte bir neslin eğitim hakkı elinden alındı. 28 Şubatın altında “Başörtüsü teferruattır.” diyen FETÖ terör örgütünün olduğu hepimizin bildiği bir gerçektir. Ben de o süreçte görevden uzaklaştırılan 11 bin öğretmenden birisi olarak 28 Şubat darbesinin 20’nci yılında hem darbe ürünü Anayasa’dan hem de darbelere zemin oluşturan iki başlı sistemden kurtuluyor olmanın haklı gururunu yaşıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Yiğit…

13.- İzmir Milletvekili Ali Yiğit’in, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve 129 tutuksuz belediye çalışanı hakkında açılmış davanın sonucuna ilişkin açıklaması

ALİ YİĞİT (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dün İzmir açısından, CHP’li belediyecilik açısından tarihî bir gün yaşanmıştır. Ne mutlu ki bize altı yıldır süren tarihin en büyük kumpas davalarının birinden üç yüz doksan yedi yılla yargılanan başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Aziz Kocaoğlu, 129 tutuksuz belediye çalışanı alınlarının akıyla çıkmışlardır. Bu dava, İzmir Büyükşehir Belediyesinin başarılı çalışmalarına, İzmir’in çağdaşlığına, İzmir’in yurtseverliğine açılmış bir davaydı. Dava açıldığında Büyükşehir Belediye Başkanımız “Bu dava bizim şeref vesikamızdır. Dağıttığımız süt kadar temiz, diktiğimiz fidan kadar masumuz.” demişti. Dün benim de izlediğim duruşmada adaletin tecelli etmesiyle Aziz Kocaoğlu ve arkadaşları şahsında hem İzmir’in hem İzmirlilerin şeref vesikası tescillenmiştir. Bu davayı açanlar, bu kumpası kuranlar şimdi ya tutuklu ya firardalar. Biz Cumhuriyet Halk Partililerin verilmeyecek hiçbir hesabı yoktur, yeter ki adalet doğru tartsın. Bu bağlamda çalmadan, çaldırmadan çalışmaya, İzmir’e hizmet etmeye devam edecek Aziz Kocaoğlu.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Tüm…

14.- Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm’ün, işçi ölümlerinin artarak devam ettiğine ve bu konuda Hükûmetin çalışmalarını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ülkemizde gerçekleşen işçi ölümleri artarak devam ediyor. 15 Temmuz 2016 tarihinden bugüne kadar 1.180 işçi hayatını kaybetmiştir. OHAL’de geçen yedi ayda bir yıl öncesine göre iş cinayetlerinde yüzde 14 artış olmuştur. OHAL süreci, görüldüğü üzere, iş güvenliğini sağlamak yerine aksine artırmış, denetimsiz hâle getirmiştir. Hükûmete soruyorum: Hükûmet olarak işçi ölümleri üzerinde bir çalışmanız var mıdır? İş güvenliği konusunda denetimler hangi sıklıkla yapılmaktadır? Denetimlerden olumlu not alamayan işletme sayısı nedir? Bu işletmelerin çalışmasına göz yuman kamu görevlileri hakkında herhangi bir hukuki işlem yapılmış mıdır? Siz sadece patronların Hükûmeti misiniz? İşçiyi, emekçiyi ne zaman koruyacaksınız? Her ölüme “fıtrat” diyerek mi iş güvenliğini sağlayacaksınız?

BAŞKAN – Sayın Gazel…

15.- Kütahya Milletvekili İshak Gazel’in, 28 Şubat sürecinin 20’nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

İSHAK GAZEL (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Bugün Türk demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçen 28 Şubat postmodern darbesinin 20’nci yılı. “Bin yıl sürecek.” dedikleri ve balans ayarı olarak ifade ettikleri bu darbe beş yıl bile sürmedi çünkü milletin derin irfanı iradesine engel olmaya çalışanları ve onların destekçilerini sandığa gömerek onları tarihin tozlu sayfalarına hapsetti. Bu milletin her bir ferdi darbenin muhatabı Erbakan Hocayı rahmet ve minnetle anarken darbecilerin esamesi dahi okunmuyor artık. O dönem siyasi yasaklı hâline gelen ve “Muhtar bile olamaz.” manşetleri atılan, bu milletin bağrından çıkan yiğit liderimiz Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı oldu ama bu mücadele hep devam ediyor. 28 Şubatları, 15 Temmuzları unutmadan mücadelemizi ve kutlu yürüyüşümüzü sürdüreceğiz. 16 Nisan milletin iradesine karşı vesayet kurmak isteyen odakların tarihe gömüleceği gün olacaktır.

BAŞKAN – Son olarak Sayın Bakan…

16.- İzmir Milletvekili Murat Bakan’ın, Türk Hava Yollarının 2016’nın son çeyreğinde 6,5 milyar zarar ettiğine ve Yönetim Kurulu Başkanının neden hâlâ görevde olduğunu öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

MURAT BAKAN (İzmir) – Sayın Başkan, Türk Hava Yolları 2016’nın son çeyreğinde 6,5 milyar zarar etti. Türk Hava Yollarının değerinin yüzde 22’si kadar sadece 2016’nın son çeyreğinde zarar ettiğini görüyoruz. Durum böyle iken Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı 28 Ocakta basın toplantısı yaptı, “2017’den ümitliyiz.” dedi. Bizim bildiğimiz, dünyanın her yerinde, başında bulunduğu şirketi zarar ettiren yöneticiler istifa eder, Sayın Aycı ise utanmadan, sıkılmadan basın toplantısı yapıyor. Başbakanın talimatını yerine getirmeyen, “İzmir-Ankara arasında Türk Hava Yolları uçsun.” demesine rağmen bir yılı aşkın süredir bu talimatı uygulamayan, Türk Hava Yollarının 30 uçağını yerde bekleten İlker Aycı neden hâlâ görevdedir? Kamuoyu bu sorunun yanıtını beklemektedir Sayın Başkan.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz sayın milletvekilleri.

Şimdi, sayın grup başkan vekillerine yerlerinden sırayla söz vereceğim.

Sayın Usta, siz de sisteme girmişsiniz, buyurun.

17.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, 26 Şubat Hocalı katliamının 25’inci yıl dönümüne, Barzani’nin ziyareti üzerine İstanbul Atatürk Havalimanında Kürdistan bayrağı asılmasına ve Kürdistan bayrağının Türk Bayrağı’na eş tutulmasının aymazlık olduğuna, Barzani’nin Türkiye’de ağırlanmasına onay vermediklerine ve Türkiye'nin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi konusundaki politikasının ne olduğunu öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bundan tam yirmi beş yıl önce Ruslar tarafından kışkırtılan Ermeniler Dağlık Karabağ’da büyük bir katliam yapmışlardır. Hocalı’da 613 soydaşımız şehit edilmiştir. Yerinden yurdundan edilmiş 1 milyondan fazla soydaşımızın mağduriyeti de hâlen devam etmektedir. Azerbaycan topraklarının 1/5’i yani beşte 1’i işgal altındadır. Azerbaycan’ın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı gösterilmesi gerekmektedir. Nitekim Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Ermenileri işgal ettiği Azerbaycan topraklarını şartsız olarak boşaltmaya davet etmiştir ancak ne medeni dünyadan ne de bu karara imza atan büyük devletlerin hiçbirisinden bir ses çıkmamıştır. Ben bu vesileyle şehitlerimizi tekrar rahmetle anmak istiyorum.

Sayın Başkan, diğer bir husus: 26 Şubat 2017 Pazar günü Atatürk Havalimanı’nda bir rezalet yaşanmıştır. Peşmerge başı Barzani’nin ziyareti üzerine İstanbul Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’nin önündeki bayrak direklerinden birisine sözde Kürdistan bayrağı asılmıştır. Cumhurbaşkanı veya Başbakanın Erbil’e ziyaretleri esnasında da Irak Kürt Bölgesel Yönetimi adı altında bir bayrağın Irak bayrağıyla birlikte asıldığı görülmüş ve yaşanmıştır ancak bu, Irak’ın kendi iç meselesidir, bizi doğrudan ilgilendirmeyecektir. Fakat ülkemizde yaşanan bu bayrak krizi Türkiye’de, sözde Kürdistan bayrağının Türk bayrağına eş tutulması son derece aymazlıktır, bu bir rezalettir, bu büyük bir skandaldır. Konu bugün Sayın Genel Başkanımız tarafından da grup toplantısında dile getirilmiş, değerlendirilmiş ve şu sorular sorulmuştur:

İstanbul’da bu sözde bayrağın dalgalanmasına kim izin vermiştir?

Barzani bayrağının dalgalanması bir bürokrat şuursuzluğunun mu eseridir yoksa önü arkası düşünülmüş bir komplonun mu parçasıdır?

Sayın Cumhurbaşkanı bundan haberdar mıdır?

Sayın Başbakan, Çankaya’da Barzani’yle konuşurken, arkasına dönüp de nedir bu bayrak, kim koydu buraya diyebilmiş midir?

Peşmerge ne zaman bayrağa sahip olmuştur?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen tamamlayınız Sayın Usta.

ERHAN USTA (Samsun) - Türkiye ne zamandır Irak’ın kuzeyinde bağımsızlık için referandum yapmaktan bahseden peşmerge kalıntısının bayrağını tanımıştır? Bizim, Barzani’nin bayrağını vatan semalarında, Başbakanlık odalarında görmeye tahammülümüz kesinlikle yoktur. Bu şahıs önce PKK’ya desteğinin ve şehitlerimizin hesabını vermeli, Türkiye’ye kurduğu tuzakların bedelini ödemelidir. Türk milletine kefen biçen bir çürümüşün Türkiye’de bir şey yokmuş gibi ağırlanması millî gururu incitmiş, millî vicdanı sarsmış ve rahatsız etmiştir. Bizim de buna onayımız yoktur, tepkimiz şiddetli ve tavizsizdir.

Dün CHP sözcüsünün de bir açıklaması oldu, “Sayın Bahçeli’nin bu konuyla ilgili milyonlarca seçmenine söyleyeceği belki bir şey olabilir.” şeklinde bir ifadesi oldu. Milliyetçi Hareket Partisinin bu konudaki tavrı nettir arkadaşlar. Eğer geçmiş konuşmalarımızda Genel Başkanımızın ifadelerini takip etmiş olsalardı, mesela, 8 Haziran 2010’da, 15 Aralık 2015 tarihinde Barzani’nin Türkiye’de zamanın Dışişleri Bakanı ve Başbakan tarafından karşılanmasına karşı verdiği tepkiyi çok net bir şekilde görebileceklerdi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERHAN USTA (Samsun) – Çok kısa…

BAŞKAN – Sayın Usta, lütfen tamamlayın.

ERHAN USTA (Samsun) – Bir de Sayın Başbakanın bugün konuya ilişkin gruptaki değerlendirmesi çok muğlaktır. Burada net bir tavır beklemekteyiz. Yani, burada biz hakikaten tanıyor muyuz, tanımıyor muyuz? Türkiye’nin politikası nedir? Bu konu ortada bırakılacak bir konu değildir.

Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Usta.

Sayın Kerestecioğlu, buyurunuz.

18.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, 28 Şubat sürecinin 20’nci yıl dönümüne, 28 Şubat Deniz Gezmiş’in doğum günü ile Yaşar Kemal’in ölümünün 2’nci yıl dönümüne, Mehmet Fatih Traş’ın KHK’yla işinden atıldığı için hayatına son verdiğine ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Evet, bugün 28 Şubat, “postmodern darbe” diye ifade edilen, özellikle kadınlara ağır yaşatılan bir darbenin yıl dönümü. Bugünü anmak da yetmez, gerçekten, o gün haksızlığa uğrayanların bugün haksızlığa uğramaması için mücadele etmek gerekir. Bizler o gün nasıl haksızlıklara karşı çıkıp hemcinslerimizle dayanışma gösterdiysek bugün de hemcinslerimizden beklediğimiz aynı şeydir. O günü gerçekten anmak, o gün Merve Kavakcı’ya yapılanı bugün Figen Yüksekdağ’a yapmamakla olur; bugün Hüda Kaya’yı yerli yersiz yargılamamakla, Nazlı Ilıcak’ı hapse atmamakla, Ömer Faruk Gergerlioğlu’nu ihraç etmemekle olur ve hele ki o günün sembol isimlerinden Ayhan Bilgen’i tutuklayarak asla olmaz.

Bugün aynı zamanda bağımsız bir Türkiye ve halkların kardeşliği uğruna mücadele eden ve ne yazık ki idam edilen Deniz Gezmiş’in de doğum günü. Kendisi yaşasaydı 70 yaşında olacaktı ve eminim diyecekti ki: “Evet, beni anabilirsiniz ama bugünün Denizlerini de yaşatın.” Geçmişte onlara nasıl “anarşist” dedilerse, bugün de herkesi terörist ilan edenlere dönecek ve diyecekti ki: “Siz önce bugünün gençlerini yaşatın.”

Bugün yine bir başka değerli insanın, büyük yazar Yaşar Kemal’in ise ölüm yıl dönümü. Deniz Gezmiş ve Yaşar Kemal birbirlerini çok iyi anlamışlardı, Türkiye halkları da onları çok iyi anladı ve sevdi. Her ikisi de yolumuzu aydınlattı, yolumuzu karartmak isteyenlere inat “İnadına barış, inadına özgürlük.” dediler. Her ikisini de saygıyla anıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Değerli Başkan…

BAŞKAN – Tamamlayın.

Buyurun Sayın Kerestecioğlu.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Gerçekten hazin bir olayı, aslında bir intihar diyemeyeceğimiz, onun da bir cinayet olduğunu ifade edebileceğimiz bir olayı da ifade etmek istiyoruz.

“Bu suça ortak olmayacağız.” dediler ve savaş baronları ülkeyi tekrar savaş ortamına sürüklerken onlar “Barış istiyoruz.” diyerek, barış bildirisine imza attılar. Öncelikle sivillerin hayatı korunsun istediler. Eminim bugün olsa yine imza atarlardı. Nusaybin’in Koruköy’ünde işkenceye uğrayan insanların yaşadığı zulme karşı, işkenceyi önleyecek yerde açıkça onu savunanlara rağmen, onlar yine barış bildirisine imza atarlardı.

İşte, iki gün önce hayatına son veren Mehmet Fatih Traş da barış akademisyenlerindendi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen tamamlayın Sayın Kerestecioğlu.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Aslında yok hükmünde sayılması gereken haksız bir KHK’yla işinden atıldığı için Mehmet Fatih Traş hayatına son verdi. Onun hayatına kastedenler artık her KHK’nın bir hayat demek olduğunu ve bir hayata son verebileceğini anlamalılar. Bütün sevenlerine başsağlığı diliyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kerestecioğlu.

Sayın Özel, buyurun.

19.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, 28 Şubat Deniz Gezmiş’in doğum günü ile Yaşar Kemal’in ölümünün 2’nci yıl dönümüne, 26 Şubat Hocalı katliamının 25’inci yıl dönümüne, hukuk fakültesi mezunu engellilerle ilgili bir düzenleme yapılması gerektiğine ve 28 Şubat sürecinin 20’nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugün, edebiyatımızın ulu çınarı Yaşar Kemal’i ölümünün ikinci yılında özlemle anıyoruz.

Bugün, ölümsüz, antiemperyalist, vatansever Deniz Gezmiş’i doğum gününde ve onu hep 24 yaşında ve hep kendisini Türkiye’nin bağımsızlığına armağan etmiş hâliyle anıyoruz.

Bugün, Hocalı katliamını, yirmi beş yıl önceki büyük insanlık dramını, Azeri soydaşlarımızla dayanışma içinde ve tekerrür etmemesi için insanlığın bundan ders almasını hatırlatarak anıyoruz.

Bugün grubumuzu Engelsiz Mekanizma öğrenci topluluğu ziyaret etti Anadolu Üniversitesinden, şimdi de Genel Kurulu izliyorlar. Kendileri hukuk fakültelerinde okuyan engelli öğrenciler. Bu konudaki mevzuat, kanunlar elli altmış yıl önce yapıldığı için, örneğin bir keşfe gidecek olan hâkimin uzun süre katır sırtında daha sonra yürüyerek ilerleyeceği olay mahalleri olabileceği düşünüldüğü, bugünün çok gerisinde kanunlar olduğu için hâkim olamıyorlar, savcı olamıyorlar, noter olamıyorlar, İçişleri memuru olamıyorlar. Bu konuda 4-5 maddelik bir değişiklik teklifini grubumuza da getirdiler, diğer gruplarla da diyalog imkânlarını arıyorlar. Ben, kanun teklifini sayın grup başkan vekilleriyle paylaşacağım, bir cep telefonu da paylaşacağım ve gruplarla temas talepleri karşılanırsa biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu konuda üzerimize düşeni yapmak istiyoruz. 2012’de de bu gündeme gelmiş, gruplar aslında olumlu bakmış ama maalesef sıra buralara gelmemiş. Meclis kapanmadan önce bu konuda bir çalışma yapılırsa son derece olumlu olur diye değerlendiriyor, grubumuzun bu konudaki kararlılığını vurguluyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bugün 28 Şubatın yıl dönümü. Bugün, o dönemde inançlarından dolayı, yaşam tarzlarından dolayı, giyim kuşamlarından dolayı, eğitim hakları ellerinden alınmış ve bir postmodern darbe süreciyle Türkiye’nin demokrasisi sakatlanmıştı. Biz, tabii, bugün, biraz önce pek çok konuşma dinledik. Pek çok değerlendirmeyi memnuniyetle dinlediğimi ifade etmek isterim ancak 28 Şubatta, o dönemde “Yeni gömlek giydik, eski gömleği çıkardık.” diyenlerin yani 28 Şubat sürecine direnenlerin mi, yoksa 28 Şubatla evrilenlerin partisi mi bugün bunları bize söylüyor Adalet ve Kalkınma Partisi olarak, onu çok net anlayamadık. 28 Şubat sürecinde Başbakanlıktan uzaklaştırılan Erbakan -bugün ismi burada anıldı- o başkanlığa “hayır” diyordu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen tamamlayın Sayın Özel.

Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Erbakan başkanlığa “hayır” diyordu, bunu Meclis kürsüsünden de dinlettirdik, hepimiz de her gün dinliyoruz. Bugün onun yaşadığı mağduriyet üzerinden birilerinin “evet”ini duyduk. Erbakan hakkını helal ederek mi gitti bu siyasi harekete, yoksa onları ayıplayarak, kınayarak mı gitti?

Peki, 28 Şubat sürecinin mağduru olduğunu bugün burada ifade edenler bugünkü OHAL KHK’larının mağdurlarıyla ilgili niye ses çıkarmıyorlar? 28 Şubatta onlar için imza atanlar, kampanya yapanlar bugün KHK’larla uzaklaştırılıyor. Hukukun kapalı olmadığı 28 Şubat sürecindeki gibi değil, bugün hukuk yollarının kapandığı idari bir kararla ihraç edilmiş Mehmet Fatih Traş intihar ediyorsa eğer ve bugün 28 Şubatın mağduriyetinden bir siyasi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …yükselme ifade edenler niye çıkıp bunları dile getirmiyorlar, kınamıyorlar, arkasında durmuyorlar, kendi siyasi partilerine niye şunu söylemiyorlar: “28 Şubatın mağduruyduk ama bugün bizler mağdur yaratıyoruz. Onların arkasındayız. İdare yönünden bunlar olmaz. Hukuk neden ayaklar altında?” demiyorlar, o günün mağdurları bugünün mağdurlarının sesini niye duymuyorlar? Bunları burada duymak isterdim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özel.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Sayın Can konuşacak.

Buyurun.

20.- Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın, 26 Şubat Hocalı katliamının 25’inci, 28 Şubat sürecinin 20’nci yıl dönümlerine ilişkin açıklaması

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; bütün gruplara başarılı bir hafta diliyorum.

26 Şubat 1992 tarihinde Hocalı katliamı, Karabağ Savaşı sırasında 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşayan masum Azeri sivillerin Ermenistan’a bağlı kuvvetler tarafından toplu şekilde katledilmesi olayıdır. İnsan Hakları İzleme Örgütü Hocalı katliamını Dağlık Karabağ’ın işgalinden bu yana gerçekleşen en kapsamlı sivil katliamı olarak nitelendirmiştir. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin resmî açıklamasına göre saldırıda 106’sı kadın, 83'ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azerbaycanlı hayatını kaybetmiştir. Bütün kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz, dost ve kardeş Azerbaycan halkına başsağlığı diliyorum.

Sayın Başkanım, aynı zamanda, bugün 28 Şubat sürecinin üzerinden yirmi yıl geçmiştir. 28 Şubat süreci aslında millî iradeye, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” hükmüne vesayet odakları tarafından bir hüküm adı altında millî iradeye kastedilmesidir. Aslında 28 Şubat süreciyle 1960, 1982 ve 1971 ihtilali ara dönemlerinde aynı şekilde milletin helal oylarıyla seçilmiş iktidara karşı vesayet odaklarının yaptırımlarıdır ama millet bunları hiçbir zaman affetmemiştir. O dönem itibarıyla merhum Necmettin Erbakan Hocamız Başbakan idi, bir Hükûmet vardı, bu Hükûmet milletin iradesiyle işbaşına gelmişti, meşru yollardan seçilmiş idi ama bunu hiçbir zaman hazmedemeyen belli yapılar irtica ve laiklik paranoyası adı altında aslında bir iktidar mücadelesine girdiler. Bugün Özgür Başkanın da deyimiyle şunu görüyorum ki ve seviniyorum: Gerek FETÖ darbesi hadisesinde Mecliste yaşadığımız buradaki direniş gerekse milletimizin 241 şehit vererek millî iradeye hâkim olması bugün…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Can, lütfen tamamlayın.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – 28 Şubat süreci eğer bugün yaşanacak olsa bütün siyasi parti gruplarının dimdik ayakta direneceğine şahit oldum, o nedenle de grup başkan vekillerimize teşekkür ediyoruz. Allah bir daha böyle tabloları yaşatmasın. Tabii ki bu süreçte hep beraber olmamız lazım, gerek 1960 ihtilali, 1971, gerekse 1982 ihtilali ve 15 Temmuz sürecinde demokrasimiz aşılanmıştır, demokrasimiz güçlenmiştir, demokrasimiz kurumsallaşmıştır. Bu manada bütün siyasi partilerin 28 Şubat sürecini kınamasını da olumlu buluyorum.

İnşallah, 15 Temmuzda milletimiz bütün vesayet odaklarına son noktayı koyacak diyor, Genel Kurulu tekrar saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Can.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, önergeleri ayrı ayrı okutacağım.

İlk okutacağım Meclis araştırması önergesi 500 kelimeden fazla olduğu için önerge özeti okunacaktır ancak önergenin tam metni tutanak dergisinde yer alacaktır.

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Didem Engin ve 23 milletvekilinin, turizm sektöründe yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/480) (x)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkiye’de turizm sektörünün ve sektörde faaliyet gösteren paydaşların yaşadığı sorunlar ve bu sorunların ülke ekonomisine olası etkilerinin araştırılması ve çözüm önerilerinin geliştirilebilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104’üncü ve 105’inci maddeleri ve Anayasa’nın 98’inci maddesi gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederim.

1) Didem Engin                                         (İstanbul)

2) Candan Yüceer                                      (Tekirdağ)

3) Kadim Durmaz                                       (Tokat)

4) Mahmut Tanal                                        (İstanbul)

5) Barış Yarkadaş                                      (İstanbul)

6) Mehmet Gökdağ                                     (Gaziantep)

7) Hüseyin Çamak                                     (Mersin)

8) Mevlüt Dudu                                          (Hatay)

9) Bülent Öz                                              (Çanakkale)

10) Kemal Zeybek                                      (Samsun)

11) Elif Doğan Türkmen                             (Adana)

12) Musa Çam                                           (İzmir)

13) Niyazi Nefi Kara                                  (Antalya)

14) Nurhayat Altaca Kayışoğlu                    (Bursa)

15) Kazım Arslan                                       (Denizli)

16) Tur Yıldız Biçer                                    (Manisa)

17) Muharrem Erkek                                   (Çanakkale)

18) Yakup Akkaya                                      (İstanbul)

19) Murat Emir                                          (Ankara)

20) Okan Gaytancıoğlu                               (Edirne)

21) Erkan Aydın                                         (Bursa)

22) Nurettin Demir                                     (Muğla)

23) Çetin Arık                                            (Kayseri)

24) Zeynel Emre                                        (İstanbul)

Gerekçe (Özet)

Ülkemiz, coğrafi konumu, sahip olduğu tarihi ve kültürel değerleri, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan kültür varlıkları ve eşsiz doğal güzellikleriyle çok önemli bir turizm potansiyeline sahiptir. Ancak turizm verileri incelendiğinde bu potansiyelin geçtiğimiz yıllarda yeteri ölçüde değerlendirilemediği ve günümüzde yaşanan dış politika sorunlarının turizm sektörüne olumsuz etkilerini yönetmede Hükûmet'in yetersiz kaldığı görülmektedir.

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) verilerine göre, turizm gelirlerinin GSMH'ya oranı 2002'de yüzde 5.4'le rekor kırmışken, 2010 yılında yüzde 3.4'e kadar gerilemiş, 2014 yılında ancak yüzde 4.3'e yükselebilmiştir. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü verilerine göre de ülkemiz dünya genelinde en fazla turist ağırlayan ilk 10 ülke arasında 6’ncı sırada yer alırken turizmden en fazla gelir elde eden dünyadaki ilk 10 ülke sıralamasında ne yazık ki yer bulamamıştır. Hükûmet 2023 yılı için 63 milyon turist ve 86 milyar dolar dış turizm geliri hedeflerken diğer birçok alanda olduğu gibi turizm alanında da hedeflerin çok uzağındadır. 2015 yılında dünyada uluslararası turist sayısı yüzde 4,4 büyüyerek beklentilerin üzerine çıkarken Türkiye'ye gelen turist sayısı 2015'te yüzde 1,6 azalmış, turizm geliri ise yüzde 8,3 azalarak 31 milyar 464 milyon 777 bin dolara gerilemiştir.

Ülkemize en fazla turist gönderen 2’nci ülke olan Rusya'dan gelen turist sayısında 2015 yılında yüzde 18,5’lik bir düşüş gerçekleşmiştir. 2016 yılı ocak ayında ise Rusya'dan Antalya'ya gelen turist sayısında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 81,14'lük bir düşüş gözlenmiştir. Tüm ülkelerden gelen turistler değerlendirildiğinde bu düşüş yüzde 17,11'dir. Hükûmet, Rusya’yla yaşanan siyasi krizin turizme olan etkisini giderebilecek bir politika belirlemede ve önlem almada başarısız olmuştur. Ayrıca art arda yaşanan terör eylemlerinin önlenememesi ülkemizin güvenle seyahat edilebilecek ülkeler sınıfından çıkarılmasına sebep olmaktadır.

Yaşanan olumsuzluklar nedeniyle turizm sektörü paydaşları sezona yönelik yatırım yapmaktan kaçınmakta, bu da sektörün ve dolayısıyla ekonominin daha da daralmasına sebep olmaktadır. Yabancı tur operatörlerinin Türkiye rezervasyonlarına yönelik yoğun iptalleri, özellikle Ege ve Akdeniz sahillerindeki satılık otel sayısında çok ciddi bir artış olduğu haberleri ve toplu işten çıkarmaların olabileceğine yönelik sektör temsilcilerinin uyarıları yoğun bir şekilde gündeme gelmektedir.

Hükûmet bu sorunları görmezden gelip yüzeysel mazeretlerle geçiştirmeye çalışmaktan ziyade bir an evvel sorunlarla yüzleşip gerçekçi ve sağlam bir yol haritası oluşturmalıdır. Sorunlar ötelenir ve önlemler zamanında alınmazsa sadece 2016 yılı değil 2017 yılı da turizm sektörü için kayıp bir yıl olacaktır.

Turizm sektörü konaklamaya ek olarak ulaşım, yiyecek içecek, eğlence ve yöresel ürünlerin pazarlanması gibi çok sayıda alanda etkileri olan bir sektördür. SGK verilerine göre sektör yaklaşık olarak 1 milyon 100 bin kişiye istihdam sağlamakta, bu da ülkemizdeki sigortalı istihdamın yüzde 7,8'ine tekabül etmektedir. Etki alanı bu kadar geniş olan bir sektörde yaşanan sorunlar ne yazık ki tüm bu kesimlere olumsuz yansımaktadır.

Tüm bu veriler ışığında, turizm sektörünün durumu, yaşanan sorunların tespiti ve bu sorunlara ortak akılla çözüm üretilebilmesi için bir Meclis araştırmasının açılmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

2.- Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor ve 19 milletvekilinin, Afşin-Elbistan A Termik Santralinin baca gazı arıtma tesisi (filtre) olmadan çalışması sebebiyle bölgede yaşayan insanlara ve çevreye verdiği zararın araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/481)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

"Afşin-Elbistan A Termik Santralinin baca gazı arıtma tesisi (filtre) olmadan çalışması sebebiyle bölgede yaşayan insanlara ve çevreye verdiği zararın tespit edilmesi, gerekli önlemlerin alınması ve yaşanan sorunların araştırılması" amacıyla Anayasa’mızın 98'inci Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü’nün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması için gereğini saygılarımızla arz ederiz.

1)      Fahrettin Oğuz Tor                                            (Kahramanmaraş)

2)      Edip Semih Yalçın                                             (İstanbul)

3)      Emin Haluk Ayhan                                             (Denizli)

4)      Yusuf Halaçoğlu                                                (Kayseri)

5)      Oktay Öztürk                                                     (Mersin)

6)      Zühal Topcu                                                      (Ankara)

7)      Ahmet Selim Yurdakul                                       (Antalya)

8)      İsmail Faruk Aksu                                              (İstanbul)

9)      Saffet Sancaklı                                                 (Kocaeli)

10)    Ruhi Ersoy                                                        (Osmaniye)

11)    Nuri Okutan                                                      (Isparta)

12)    Atila Kaya                                                         (İstanbul)

13)    İsmail Ok                                                          (Balıkesir)

14)    Zihni Açba                                                        (Sakarya)

15)    Erkan Haberal                                                   (Ankara)

16)    Mevlüt Karakaya                                                (Adana)

17)    Kadir Koçdemir                                                 (Bursa)

18)    Mehmet Erdoğan                                               (Muğla)

19)    Mehmet Necmettin Ahrazoğlu                             (Hatay)

20)    Kamil Aydın                                                      (Erzurum)

Gerekçe:

Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve Maden Teknik ve Arama Genel Müdürlüğü ortak çalışmaları ile Afşin-Elbistan Linyit Havzasında düşük kalorili bol miktarda linyit rezervi tespit edilmiştir. 1968 yılı yatırım programı çerçevesinde 5 bin MW'lık santralin kurulmasıyla bölgedeki linyitlerin altmış yılda tüketilebileceği hesaplanmıştır.

1973 yılında yapımına başlanan A Termik Santrali her biri 344 MW gücünde olan 4 ünite olarak hesaplanmış ve Temmuz 1984 üretime başlamış ve aralıksız olarak üretime devam etmiştir. Bu zamana kadar yaklaşık 400 milyon ton linyit kömürü yaktığı tahmin edilen A Termik Santrali yaklaşık 100 milyon KW elektrik üretmiştir.

Afşin-Elbistan A Termik Santrali'nde yılda 500 bin ton partikül madde, 10.500 ton karbonmonoksit, 364 bin ton azot oksit, 57,6 ton toryum çevreye yayılıyor. Dünya ortalamasına göre atmosferdeki kükürtdioksit miktarı 150 mg/m3 olması gerekirken, bu değer yörede 1.500 mg/m3 dolayında. Kirliliğin bu boyutlara ulaştığı yörede yirmi dokuz yılı aşkın bir süredir baca gazı arıtma tesisi (filtre) olmadan çalışan A Termik Santrali çevreye zehir saçmakta ve santralin bulunduğu yerdeki yerleşim alanlarına ve bölge halkına bir çok maddi ve manevi tahribata sebep olmaktadır.

Yerleşim yeri içerisinde kurulu olan termik santralden çıkan kirli dumanlar insanların dışarı çıkmasına ve gündelik yaşamını sürdürmesine engel olmaktadır. Hava kirliliğinin bariz bir şekilde hissedildiği yerlerde sabahları itfaiye araçlarının cadde ve sokakları yıkadığı hâlde birçok yerin yağan külden dolayı siyah örtüyle kaplı olması dikkat çekicidir.

Yörede başta Çoğulhan, Alemdar, Kuşkayası, Karagöz, Kaşanlı, Yazıbelen, İdemlik, Büğet, Kışla, Büyükyapalak, Doğanköy gibi birçok mahalleye baca gazı arıtma tesisi (filtre) olmadan çalıştırılan santral nedeniyle kül yağmakta, yağan kül bölgede yaşayan insanların hastalanmasına, çocukların gelişimini engellemesine, bitki türlerinin yok olmasına, toprak ve ağaçların verimlerinin düşmesine, meşhur üzüm bağlarının kurumasına, doğal yaşamda hayatlarını sürdüren yaban hayvanlarının yaşamını yitirmesine, akarsuların kirlenmesine ve hava kirliliğine sebep olmaktadır.

İnsan hayatı ve sağlığı hiçe sayılmakta, yetkililer bölge insanının şikâyetlerini görmezden gelmektedir. Bölgede akciğer kanser hastalığı ve akciğer kanser hastalığı sebebiyle ölüm oranı oldukça çoktur.

Afşin-Elbistan A Termik Santrali’nin baca gazı arıtma tesisi (filtre) olmadan çalışması sebebiyle insanlara ve çevreye verdiği zararın tespit edilmesi, gerekli önlemlerin alınması ve yaşanan sorunların araştırılması amacıyla Meclis araştırması yapılmasında fayda görülmektedir.

3.- Isparta Milletvekili Nuri Okutan ve 19 milletvekilinin, kırmızı et sektöründeki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/482)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Kırmızı etin ithal edilişinin, hayvan sayısının düşüşünün ve et fiyatlarındaki yükselişin sebeplerini tespit etmek amacıyla Anayasa’nın 98’inci ve İç Tüzük’ün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1) Nuri Okutan                                               (Isparta)

2) İsmail Faruk Aksu                                      (İstanbul)

3) Atila Kaya                                                 (İstanbul)

4) Celal Adan                                                (İstanbul)

5) Kadir Koçdemir                                         (Bursa)

6) İsmail Ok                                                  (Balıkesir)

7) Ruhi Ersoy                                                (Osmaniye)

8) Arzu Erdem                                               (İstanbul)

9) Oktay Öztürk                                             (Mersin)

10) Edip Semih Yalçın                                   (İstanbul)

11) Emin Haluk Ayhan                                   (Denizli)

12) Saffet Sancaklı                                        (Kocaeli)

13) Muharrem Varlı                                        (Adana)

14) Yusuf Halaçoğlu                                      (Kayseri)

15) Zihni Açba                                               (Sakarya)

16) Mevlüt Karakaya                                      (Adana)

17) Kamil Aydın                                             (Erzurum)

18) Mehmet Necmettin Ahrazoğlu                   (Hatay)

19) Mustafa Mit                                             (Ankara)

20) Baki Şimşek                                            (Mersin)

Gerekçe:

Türkiye'de hayvancılık sektörü can çekişiyor. Tarımın bitme noktasına geldiği ülkemizde, Hükûmetin tarım ve hayvancılık sektöründe uyguladığı yanlış politikaların yol açtığı sorunlar her geçen gün artıyor.

Besicilerin üst üste binen sorunlarına Hükûmet çözüm üretememiştir. Önümüzdeki aylarda beyaz ve kırmızı et, yumurta, süt gibi beslenmemizde önemli yer tutan ve tüketimi oldukça yaygın olan hayvansal ürünlerin üretiminde krizlere yol açacak noktaya gelinmiştir. Hayvancılık için 2016 yılının zor geçeceği görünüyor.

Bugün iç piyasada besiciler ellerindeki besi danalarını en fazla 24 TL’ye kestirebiliyorlar. Kasap ve marketlerde ise 45 lira civarındadır. Besi materyallerine yem maddesi olarak verilen arpa, kepek, fenni yem vb. sürekli artmaktadır.

Et fiyatlarının 45 liraya dayandığı ve bu yüksek fiyatı kırmak için de Tarım Bakanlığının et ithalatına izin vereceği basına yansıdı. Bu, fevkalade yanlış bir tutumdur; et ithalatçılarının, et ticaretçilerinin tuzağına tekrar düşüldüğünün bir göstergesidir.

Bunun yerine, et ithal etmek yerine ülkedeki inek sayısını artırmalı, besi materyali dananın yerli üreticiler tarafından arz edilmesi gerekir.

Yeterince büyükbaş hayvan sayısı yok ya da et tipi yavru üretecek cinsler yeterince yok. Yeterince et tipi cinslere ek teşvik verilmesi gerekmektedir ki, mevcut popülasyon süt ineklerinden et ineklerine dönülmelidir. Böylece daha çok et üretebilmeliyiz.

Diğer taraftan yem bitkilerine teşvikler uygulanmalı, ucuz yem materyali üretilmelidir.

Diğer ve en önemlisi, üreticiden tüketiciye kadar tüketim zincirinin, pazarlama zincirinin iyi incelenmesi ve halkın daha ucuz et tüketebilmesinin sağlanması gerekmektedir.

Çiftçilerimiz ve besicilerimiz büyük sıkıntılar çekip zarara uğramaktadırlar. Bu koşullarda uzun süre dayanamayan küçük üreticiler, kesime giden besi hayvanlarının yerine yenilerini almakta zorlanmaktadırlar.

Ülkemizde hayvan sayısında çok ciddi bir şeklide azalmalar olmuştur. Kaçak ve kontrolsüz kesimler neticesinde et üretiminin büyük bir kısmı kayıt dışıdır.

Sektörde en kısa zamanda kayıt dışılığı önleyecek tedbirler alınmalıdır. Ucuz maliyetli bir üretim için meralarımız en kısa zamanda ıslah edilerek çiftçi ve besicilerimizin hizmetine sunulmalıdır.

Açıkladığım bu gerekçelerden dolayı Meclis araştırması açılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler, gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki ön görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

B) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 4’üncü maddesi uyarınca, Vietnam ile Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında parlamentolar arası dostluk grubu kurulmasına ilişkin tezkeresi (3/919)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 4’üncü maddesi uyarınca, Vietnam ile Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında parlamentolararası dostluk grubu kurulması hususu Genel Kurulun tasvibine sunulur.

                                                                                    İsmail Kahraman

                                                                            Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                           Başkanı

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir tarafından,  HDP Eş Genel Başkanı ve Van Milletvekili Figen Yüksekdağ Şenoğlu’nun kesin hüküm giyme sonucu milletvekilliğinin düşürülmesi ve buraya varana dek yaşanan sürecin Anayasa’ya, Meclis İçtüzüğü’ne, uluslararası mevzuata, teamüllere, TBMM tarihindeki benzer deneyimlere ve kamu vicdanına aykırılıklarını incelemek amacıyla 28/2/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 28 Şubat 2017 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

28/2/2017

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 28/2/2017 Salı günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                              Filiz Kerestecioğlu Demir

                                                                                           İstanbul

                                                                                  Grup Başkan Vekili

Öneri:

28 Şubat 2017 tarihinde İstanbul Milletvekili, Grup Başkan Vekili Filiz Kerestecioğlu Demir tarafından verilen 3992 sıra numaralı… HDP Eş Genel Başkanı ve Van Milletvekili Sayın Figen Yüksekdağ'ın milletvekilliği kesin hüküm giyme sonucu düşürülmüştür. Ancak Yüksekdağ'ın milletvekilliğinin düşürülmesi ve buraya varana dek yaşanan süreç, Anayasa’ya, Meclis İçtüzüğü’ne, uluslararası mevzuata, teamüllere, TBMM tarihindeki benzer deneyimlere ve kamu vicdanına aykırılıkla doludur. Bu kapsamda söz konusu aykırılıkları incelemek amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 28/2/2017 Salı günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerin aynı tarihli birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin lehinde olmak üzere ilk konuşmacı, İstanbul Milletvekili Sayın Filiz Kerestecioğlu.

Süreniz on dakika, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 21 Şubat günü, Meclis burada büyük bir utancı yaşadı. Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli’nin imzasıyla gönderilmiş bir yazının okunmasıyla, AKP nezdinde, Eş Genel Başkanımız Figen Yüksekdağ’ın milletvekilliği düşürüldü. “AKP nezdinde” diyorum çünkü iktidar tamamen yargıya hükmeder durumda. Karar Anayasa’ya açıkça aykırı ama Mecliste çoğunluk olan, yargıyı tamamen kontrol eden iktidar partisi ne derse o oluyor. 6 milyon seçmenin Meclise taşıdığı Figen Yüksekdağ’ın vekilliğini bir grup başkan vekilinin yazdığı yazı mı düşürecek sizce?

Vekilliğin düşürülmesinin gerekçesi ne? Bir cenaze töreninde, cenazeye katılanların attığı sloganlar nedeniyle mahkemenin Sayın Yüksekdağ’a verdiği ceza. Yani, Figen Yüksekdağ, slogan atanların yanında bulunduğu için “örgüt propagandası” cezası alıyor. Bu, açıkça bir hukuk katliamıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bırakın slogan atanın yanında bulunmayı, bu tür sloganların propaganda sayılamayacağı gerekçesiyle Türkiye’yi defalarca mahkûm etti ve yaşanan bu olay, gerçekten, hak alanını daraltan Hükûmet uygulamalarına yargının desteğini “yargı tacizi” olarak adlandıran Avrupa İnsan Hakları Komiseri Nils Muiznieks'in tanımına da uyan vahim bir örnektir.

Peki, bu on aylık cezayı kim vermiş Figen Yüksekdağ’a, bugün 28 Şubatı ananlar buna bakıyorlar mı acaba, haksızlıklara karşı duranlar? Cezayı veren mahkeme heyetinin tamamı ihraç edilmiş. Neden? Hani “15 Temmuz darbe girişimi” diyorsunuz ya, işte onlar tarafından. Üyelerden 2 kişiyle beraber savcı da darbe soruşturması kapsamında tutuklu. Yani iktidarın “terörist” dediği kimselerin aldığı kararlar, bugün AKP grup başkan vekilinin imzasıyla getirilip kürsüden okunuyor ve onu okuyan da bir hukukçu başkan vekili, Ayşe Nur Bahçekapılı. Bu yargılama ve Sayın Figen Yüksekdağ’a ilişkin alınan karar, hem Anayasa’ya hem İç Tüzük’e hem teamüllere baştan sona aykırıdır.

Milletvekili dokunulmazlıklarını kaldırdınız. Neden kaldırdınız? Milletvekilleri dokunulmazlıkları varken yargılanamazlar, ondan. Oysa Figen Yüksekdağ’ın on ay hapis cezası aldığı dosya, dokunulmazlığının kaldırıldığı dosyalardan bile değildi. Bir milletvekili, dokunulmazlığı olmasına rağmen nasıl yargılanır? Anayasa 83/2’ye göre yalnızca devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler nedeniyle yargılanabilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin suç saymadığı sloganlar yanında atıldı diye bu hüküm uygulanamaz ama cemaatin savcıları, hâkimleri uygularlar bu hükmü ve bugünkü iktidar da bunu kabul eder, gelir Mecliste okur. Evet, şimdi onların yerine geçen AKP’nin savcıları, hâkimleri de uygular çünkü hukukun üstünlüğünün herkes için olduğuna inanmayanlar, hukuku tamamen, aslında kendi siyasi amaçları için bir araç hâline getirmektedirler.

Size çok iyi bildiğiniz bir tarihi hatırlatayım: Yıl 1998, mahkeme Recep Tayyip Erdoğan’ı, halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek suçuna çarptırmış. AKP ve CHP tarafından, Recep Tayyip Erdoğan milletvekili seçilebilsin diye “ideolojik veya anarşik eylemlere katılanlar” ifadesi ile “affa uğramış olsalar bile” tabiri çıkarılarak yerine “terör eylemi” ifadesi getiriliyor ve Recep Tayyip Erdoğan tekrar milletvekili seçiliyor. Yani kendiniz için Anayasa’yı, yasaları istediğiniz gibi eğip büküyorsunuz, geri kalan herkese “terörist” deyip siyasi rakiplerinizi tek tek saf dışı bırakmaya çalışıyorsunuz. Bugün AKP’nin halka sunduğu tek perspektif “Herkes düşman, herkes terörist.” Toplumu kutuplaştırarak, toplumun bir kesimini ötekileştirerek hamaset siyasetiyle zoraki ayaktasınız.

Bugün iktidarı bir konuda eyleme geçmeye ya da gittiği hatalı yoldan döndürmeye çalışan, ona hangi düzeyde olursa olsun muhalefet eden herkes direkt terörle ilişkilendiriliyor. Meşru siyasal muhalefet sayılan bütün eylemlerin çeperi gittikçe daraltılıyor. Bu nedenle 110 bini aşkın kamu görevlisi ihraç edildi ve konu öyle bir ifrat noktasına geldi ki Cumhurbaşkanı kendisinin onayladığı referandumda “hayır” oyu verecekleri “15 Temmuzdan yana” ilan etti. “Hayır” demek bu kadar büyük suçsa o “hayır”ın devletin pusulasında ne işi var? Daha önce de ifade etmiştim, direkt bir KHK’yla “Sadece ‘evet’ denilebilecek.” diye karar çıkartın ve “hayır”ı kaldırın o pusulalardan, kimse boşu boşuna uğraşmasın.

Bu stratejiyi biz Amerika ve Avrupa devletlerindeki merkez ve sağ hükûmetlerde de görüyoruz. Terörle mücadele, devamlı olarak yeniden uydurulan düşmana karşı bir savaş olarak halka sunuluyor. Sürekli olağanüstü koşullar tarif ediliyor, sürekli terörle savaşıldığı öne sürülerek iktidarlar mutlak gücü ele geçirmeye, yargıyı araçsallaştırmaya çalışıyorlar, tam da bugün Türkiye’de yapmaya çalıştığınız gibi. Halklar ise durmaksızın bir güvenlik gerekliliğine inandırılmaya çalışılarak özgürlükler kısıtlanıyor. Havaalanlarında, adliyelerde, alışveriş merkezlerinde ve neredeyse her yerde aslında kimsenin güvenliğini sağlamayan bir güvenlik ve militarizm sıradanlaştırılıyor.

Bu anlayışla, Gezi direnişi gibi eylemler, kamusal alanların, yapıların ya da ulaşım araçlarının işgali gibi eylemler, ulusal hükûmetlere baskı yapan her eylem, terör eylemi sayılır ve bunları yapanlar da marjinalleştirilmeye çalışılır. Hatırlanırsa, Gezi’de eyleme katılanları tanımlamak için Erdoğan da “marjinal” ifadesini kullanmıştı. Bu tanımlamanın rastgele bir tanım olmadığını söylemeye gerek yok. Tüm bu “marjinalizmle, terörizmle mücadele” lafzının altında yatan, esasen muhalefet hareketini yok etmektir.

7 Haziranda AKP’ye tarihî bir yenilgi yaşatarak mutlak iktidarında kırılmaya yol açan Halkların Demokratik Partisine, partimize yapılan da tam olarak budur. Eş başkanlarımız dâhil 13 vekil arkadaşımız, yalnızca yaptıkları konuşmalar nedeniyle hapisteyken HDP adına çalışan tüm yöneticiler cezaevlerindeyken tüm demokratik kesimler şartsız koşulsuz demokrasiden yana olmalıdırlar. Çünkü, bu çember öyle bir daralır ki hemen iktidar kapısından çıkar çıkmaz sınırları başlar ve geri kalan herkesi aynı “terörist” damgasıyla, çok da beklemeden tanıştırır.

Evet, bugün bu çember, Meclisteki 3’üncü büyük partinin eş başkanının düşürülmesi noktasına geldi. Fakat şunu söylemek gerekiyor: Bu Parlamentodaki tek kadın parti başkanı olarak Figen Yüksekdağ’ın ayrıca, özel bir konumu var. Bu ülkede ciddi bir kadın düşmanlığı var arkadaşlar. Aslında HDP’nin bu kadar kadın sesinin çıktığı bir parti olmasına, bu kadar çok kadın sesinin özgürlük amacıyla, eşitlik amacıyla yükselmesine tahammül yok. Bu erkek egemen iktidarınsa buna hiç tahammülü yok. Bu kararın, Sevgili Figen Yüksekdağ’a uygulanmasının bir nedeni de budur, kadın düşmanlığıdır; kadın sesinin, kadınların bir arada olma iradesinin yok edilmek istenmesidir. Çünkü bundan korkulmaktadır. Bugün Sayın Yüksekdağ’ın vekilliğinin hukuksuzca düşürülmesinin önemli nedenlerinden biri, kadınlara ve özellikle kadın siyasetçilere “Çok oluyorsun, senin burada işin ne?” gözüyle bakan kadın düşmanı siyaset biçimidir.

Figen Yüksekdağ, sizin bütün korkularınızdır; Figen Yüksekdağ, kadınların kurtuluşu için kadın mücadelesine inanmış bir kadındır. Öğrencilik yıllarından beri YÖK’e karşı eylemlerde yer almış, öğrenci hareketinden gelen birisidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) – Sayın Başkan, çok kısa bir süre rica edebilir miyim?

BAŞKAN – Sayın Kerestecioğlu, buyurun tamamlayın lütfen.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) – Kaldırma vaadiyle yönetime gelip daha da güçlendirdiğiniz YÖK’ten bahsediyorum. Bugün, bırakın YÖK’ü, üniversiteler YÖK’ü mumla aratacak jurnalcilere kaldı.

Figen Yüksekdağ, tüm dünyada işçilerin birliğini, tiranların, patronların değil, üretenlerin, işçilerin yönetimini savunan bir devrimcidir. Henüz gencecik yaşta alçı atölyelerinde, tekstil atölyelerinde çalışmış bir işçidir. Adanalı Türk, dindar bir aileden gelen, kendinize benzettiğiniz için sizi daha çok ürküten ama herkesin eşitçe yaşayacağı bir dünya inancıyla ve mücadelesiyle sizlerden bir o kadar da uzak biridir Figen Yüksekdağ.

Evet, Figen Yüksekdağ hakkında verilen bu kararı tanımıyoruz. Yüksekdağ’ın vekilliği, meşruiyetini Saray ittifaklarından almadı, onunla da kaybetmeyecek; onu seçen halkın iradesi onun vekilliğini düşürmedi, asla da düşürmeyecek.

Hepinizi saygıyla selamlarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kerestecioğlu.

Grup önerisinin aleyhinde olmak üzere, Afyonkarahisar Milletvekili Sayın Mehmet Parsak.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET PARSAK (Afyonkarahisar) – Aziz Türk milleti, saygıdeğer milletvekilleri; HDP grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Gazi Meclisi ve siz saygıdeğer milletvekillerini saygılarımla selamlıyorum.

Evet, HDP’nin grup önerisini incelediğimizde, özetle, Sayın Figen Yüksekdağ’ın milletvekilliğinin düşürülmesi sürecinde yaşanan hususlarda hukuka, Anayasa’ya birtakım aykırılıklar olduğu iddiasından hareketle bu hukuksuzlukların araştırılması talep edilmektedir.

Gerçekten, grup önerisini ve gerekçesini incelediğimizde ve sürece ilişkin durumu da değerlendirdiğimizde, esasen gerçeğin böyle olmadığını görüyoruz. Bir defa, Anayasa’mızın 2’nci maddesinde Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir hukuk devleti olduğu açıkça ifade edilmekte. Keza, Anayasa’mızın “Yargı yetkisi” başlıklı 9’uncu maddesinde, yargı yetkisinin Türk milleti adına bağımsız mahkemeler tarafından kullanılacağı gene açıkça hüküm altına alınmakta. Yine, Anayasa’mızın 11’inci maddesi, Anayasa’nın bağlayıcılığını ve üstünlüğünü açıkça ortaya koymakta. Anayasa’mızın 138’inci maddesinde “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır.” denilmek suretiyle mahkeme kararlarının her durumda ve herkes bakımından bağlayıcı olduğu, yasamayı, yürütmeyi ve o anlamda idareyi de bağladığı açıkça ifade edilmekte. Anayasa’mızın 83’üncü maddesinde yasama dokunulmazlığı düzenlenmekte ayrıntılı bir madde olarak ve hemen peşi sıra, 84’üncü maddede, “Milletvekilliğinin düşmesi” başlıklı bu maddenin ikinci fıkrasında “Milletvekilliğinin kesin hüküm giyme halinde düşmesi, bu husustaki kesin mahkeme kararının Genel Kurula bildirilmesiyle olur.” şeklinde, mevcut duruma da işaret eden yasal düzenleme açıkça ifade edilmektedir.

Somut olaya baktığımızda, Sayın Yüksekdağ hakkında Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi, 27 Kasım 2013 tarihli kararıyla, örgüt propagandası suçundan mahkûmiyet kararı vermiştir; Yargıtay 16. Ceza Dairesi ise 22 Eylül 2016’da, söz konusu kararın hukuka ve yasalara uygun olduğunu ifade etmek suretiyle onama kararı vermiştir.

İşte bu gelişen sürecin sonunda, esasen bir anayasal zorunluluk olarak, söz konusu kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü, grup önerisinde belirtilen tarihte Genel Kurulda okunmuş, böylelikle de adı geçen milletvekilinin milletvekilliğinin düşürülmesi, Anayasa’mızın 84’üncü maddesi uyarınca sonuca bağlanmıştır.

Grup önerisine ve özellikle gerekçesine baktığımızda, âdeta gerekçeli bir temyiz dilekçesi gibi, söz konusu kararın hukuka aykırı olduğu yönünde birtakım iddialar var. Biz bunların hepsini burada teker teker değerlendirecek durumda değiliz, onlar ilgili mahkemelerde değerlendirilip tartılan meseleler. Fakat, burada özellikle önem arz etmesi itibarıyla şu boyutunu izah etmekte, ifade etmekte fayda görüyorum: Anayasa’mızın 83’üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre “Seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla, Anayasa’nın 14’üncü maddesindeki durumlar dokunulmazlık hükmü dışındadır.” hükmü yer almakta, Anayasa’nın 14’üncü maddesinde ise temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamayacağı açıkça ifade edilmektedir. Burada da karşımızda olan durum tam olarak budur sayın milletvekilleri.

Gerçekten seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla ve Anayasa’mızın 83’üncü maddesinin ilgili fıkrası uyarınca, 84’üncü maddenin amir hükmü gereğince, söz konusu milletvekilinin milletvekilliği düşürülmüştür. Bu anlamda, bu çerçevede, burada hukuka, Anayasa’ya, ilgili yasalara herhangi bir aykırılık söz konusu değildir.

Önceki birtakım uygulamalardan hareketle onların teamül olduğu ve bu çerçevede bunlara da aykırı yönde işlem tesis edildiğini de biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak kabul etmiyoruz. Esasen doğru olan uygulama, bu uygulamadır ve özellikle ülkemizin içinde bulunduğu şartlar da gözetildiğinde, terör propagandası başta olmak üzere, hangi suç işlenirse işlensin bu suç neticesinde ortaya çıkan kesinleşmiş mahkûmiyet üzerine, bu mahkûmiyete tabi olan ilgili milletvekilinin milletvekilliği düşürülmelidir. ”Önceki uygulamalarda kimisi bakımından böyle olmamıştı vesair…” diye bir savunma getirilmesini, işin açıkçası doğru bulmuyoruz.

Burada bir siyasi değerlendirme de yapmakta fayda görüyorum. Bu çerçevede konunun hukuki açıklaması ve izahı bu yöndedir ve bundan dolayı da söz konusu milletvekilliğinin düşmesi, düşürülmesi doğrudur ve bundan sonra da uygulamanın bu şekilde yapılması gerekmektedir. Bu, Anayasa’nın amir hükmünün gereğidir.

Gerçekten, siyasi açıdan bakıldığında da ne yazık ki ülkemizde 2009’la 2015 arasında yürütülmüş olan yanlış politikalardan dolayı, terörün, teröristlerin âdeta azdırılarak, devlete meydan okuyarak, anayasal düzeni hiçe sayarak, kanunları tanımazlıktan gelerek, bulunulan her platformda, her meydanda hukuka aykırı bir şekilde ve ifade özgürlüğü zırhına bürünmek niyetiyle şimdiye kadar pek çok yanlış uygulamayla karşı karşıya kaldık. Bunların yoğunluğunun çok fazla olmasından dolayı da bu kapsamda biriken dokunulmazlık dosyalarının doğrudan doğruya ilgili merciye yani yargıya gönderilmesi yönünde, bu Meclis, Anayasa’yı, referanduma ihtiyaç duyurmayacak şekilde değiştirdi.

Evet, tabii ki buradaki uygulama, dokunulmazlıkların kaldırılması sonucu olan bir uygulama değildir. Bilakis, ilgili madde hükmü uyarınca, Anayasa’mızın 14’üncü maddesi çerçevesindeki temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamayacağı yönündeki amir hükümle bu uygulama tesis edilmiştir ama bunun siyasi arka planına bakıldığında, ne yazık ki uzun yıllar boyunca yapılan yanlışlardan sonra, Milliyetçi Hareket Partisinin haklı uyarıları ve Milliyetçi Hareket Partisinin bu haklı uyarılarının neticesinde, uygulamadaki değişikliğin neticesinde bu durumların ortaya çıktığını görüyoruz ama işin doğrusu budur.

Hiçbirimizin milletvekili olarak Anayasa’da, ilgili mevzuatta, bu anlamda da genel çerçevesiyle hukukta tanımlananların aksine, bunlara rağmen milletvekilliğini sürdürmek gibi bir hakkımız ve imkânımız yoktur.

İfade özgürlüğünün arkasına sığınılmak suretiyle, terör propagandasını hiç kimse yapamaz, bu anlamda milletvekilleri hiç hiç yapamaz. Milletvekili olup da grup yöneticisi, eş genel başkanı vesair pozisyonunda bulunanların çok daha sorumlu hareket etmeleri gerekir ve bu anlamda yargılama hukuka uygun bir şekilde gerçekleştirilip Yargıtay tarafından da onandıktan sonra bu kararların bu sürecin doğal bir sonucu olarak Anayasa’nın amir hükmünün uygulanmasını, bu anlamda bir Anayasa’ya, hukuka aykırılık olduğu iddiasından hareketle bunun araştırılması gerektiğini ileri sürmek, bu yönde komisyon kurulmasını talep etmek de bu çerçevede hukukla ve siyasi yaklaşımla da bize göre bağdaşmamaktadır.

Biz bütün bu düşüncelerle, yeniden toparlarsak, uygulamanın tamamen Anayasa’ya uygun olduğunu, Anayasa’ya uygun olan bu uygulama neticesinde milletvekilliğinin düşürülmüş olmasının da hem hukuki açıdan hem de siyasi açıdan isabetli olduğunu, bundan sonra da şimdiye kadar yapılan yanlışların tekrar edilmeyerek Anayasa’ya uygun bir şekilde bu mahiyette kiminle ilgili mahkûmiyet kararı verilirse ve bu mahkûmiyet kararı Yargıtay tarafından onanarak kesinleşirse onlar bakımından da uygulanması gerektiğini düşünüyoruz.

Bütün bu duygu ve düşüncelerle söz konusu grup önerisinin aleyhinde oy kullanacağımızı beyan ediyoruz ve Gazi Meclisi ve siz saygıdeğer milletvekillerini bir kere daha saygılarımızla selamlıyoruz. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Parsak.

Sayın Kerestecioğlu…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın hatip konuşmasında sanki bir siyasi sorumsuzluk söz konusu ve Eş Genel Başkanımızın da siyaseten sorumlu davranmadığı, hani teröre destek vermek gibi bir şeyin içerisinde bulunduğu…

MEHMET PARSAK (Afyonkarahisar) – Sataşma mahiyetinde hiçbir söz etmedim Sayın Başkan, tamamen hukuki bir değerlendirmede bulundum.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Bu şekilde bir beyanda bulunmuştur. Yani sözü edilen, Eş Genel Başkanımız olduğu için sataşma olduğunu düşünüyorum. Bu, bir soyutlama değildir yani.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kerestecioğlu.

İki dakika size söz veriyorum.

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Parsak’ın HDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Ben aslında hukuku hiç tartışmaya gerek duymuyorum ama gene de hukuki açıklamalar yaptım. Dosyada Figen Yüksekdağ’ın ne slogan atması var ne söylediği herhangi bir söz var yani ifade özgürlüğünden söz edemeyeceğim çünkü ifade yok ve Anayasa’ya, o söz ettiğiniz Anayasa’nın maddelerine tamamen aykırı bir şekilde gerçekten milletvekilliği düşürüldü. Ama ben burada gerçekten başka bir ortaklığı görüyorum.

Şimdi, 2013 yılında MHP’den vekil olan Engin Alan’ın Yargıtay tarafından onaylanmış on sekiz yıl cezasını, bu konudaki tezkereyi Başbakanlık kalkıp da buraya göndermezken, slogan atan insanların etrafında olduğu için on ay cezaya, üstelik bir yıldan da az bir cezaya mahkûm edilmiş olan bir insanla ilgili tezkereyi buraya getirmek ve milletvekilliğini düşürmek izansızlıktır. Biz o zaman da “Ergenekon’da yapılan haksızlıklar varsa…” diye karşı çıktık ama o gün karşı çıkıp bugün karşı çıkmamak gerçekten ne milletvekilliğine ne hukuka, hakkaniyete yakışır. O gün verdiğim gibi, Recep Tayyip Erdoğan için kalkıp da onu seçilebilir hâle getirmek ve yasayı onun çerçevesinde değiştirmek, bugün ise eş genel başkanımız için bunu yapmak hukuka, hakka yakışmaz. Üstelik de anlıyoruz ki, bu öyle bir anlaşma ki arkasından deniyor ki: “Kimin varsa, başka kimin olacaksa bunları da getirin, bunlar da usulüne uygundur.” Hiç orada, ortada usule falan uygun bir şey yok arkadaşlar, siyasete uygun bir şey var ama siyasi ahlaka uygun bir şey yok. Sadece muhalif olan HDP’yi yok etme arzusu var. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kerestecioğlu.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir tarafından,  HDP Eş Genel Başkanı ve Van Milletvekili Figen Yüksekdağ Şenoğlu’nun kesin hüküm giyme sonucu milletvekilliğinin düşürülmesi ve buraya varana dek yaşanan sürecin Anayasa’ya, Meclis İçtüzüğü’ne, uluslararası mevzuata, teamüllere, TBMM tarihindeki benzer deneyimlere ve kamu vicdanına aykırılıklarını incelemek amacıyla 28/2/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 28 Şubat 2017 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin lehinde olmak üzere ikinci konuşmacı Aydın Milletvekili Sayın Bülent Tezcan.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; bugün Halkların Demokratik Partisi eş genel başkanının milletvekilliğinin düşürülmesiyle ilgili verilen önergeyi görüşüyoruz, bir araştırma önergesi talebi üzerine konuşma yapıyoruz.

Değerli arkadaşlar, Türkiye, içinde bulunduğumuz tablo içerisinde, bir referandum atmosferi altında ne yazık ki çok hızlı çatışma ve kutuplaşma iklimine doğru sürükleniyor. Şimdi, sorulması gereken doğru soru nedir? Bence sorulması gereken doğru soru: “Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu huzurlu geleceği yakalayabilmek için uzlaşmaya mı ihtiyacımız var, çatışmaya mı ihtiyacımız var, ne yapacağız, nasıl bir karar vereceğiz?” Anayasa gibi temel bir mesele önümüzde, “yönetim sistemi” ya da “rejim”, farklı farklı pencerelerden farklı tarif edilen bir tartışmanın içerisine girmişiz ama Türkiye, bir başka bir çerçevede, bölgedeki çatışmanın, sıcak çatışmanın merkezinde, önüne bir hedef belirlemek gibi esaslı ve temel bir sorunla karşı karşıya.

Değerli arkadaşlar, böyle bir tabloda Parlamentoyu her zamankinden daha etkili ve etkin kılmak zorundayız ama ne yazık ki görüyoruz ki sistemli bir şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisi devre dışı bırakılmaya çalışılıyor. Sistemli bir şekilde Parlamento yok sayılmaya, etkisizleştirilmeye, yetkisizleştirilmeye, işlevsiz bir hâle, kimliksiz bir hâle sokulmaya çalışılıyor.

Değerli arkadaşlar, demokrasilerde milletin meclisi siyasetin üretildiği yerdir. Demokrasilerde milletin meclisi sorunların tartışıldığı ve çözümün bulunduğu yerdir. Dolaysıyla, demokrasilerde milletin meclisi, göz ardı edilecek ya da canım istediği zaman politikalarıma ambalaj, kılıf uyduracağım diye kullanılabilecek bir araç değildir, milletin sesinin ta kendisidir. O zaman, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin, milletvekillerinin şu veya bu şekilde milletvekilliği sıfatını, yetkilerini kullanamamasına dönük her adım milletin hukukuna yönelmiş bir tecavüzdür. Dikkat edeceğiz.

Biz, herhangi bir milletvekiliyle ilgili verilen mahkeme kararının burada tartışılmayacağını biliyoruz, biz bir mahkeme kararı tartışmanın peşinde değiliz, böyle bir tartışmayı yapmayacağız, yapmıyoruz. Hukuk tartışması mahkemenin önünde yürütülecektir ya da milletin vicdanı önünde yürütülecektir; o başka bir şey ama siyaset kurumu, hukuk işlerken dahi siyasetin milletin iradesini temsil etmesi yönünde önünde bir engel olmadan işlemesinin yolunu açmak zorundadır, siyasetçi bunun için vardır.

Şimdi, bu çerçevede baktığımızda, ne yazık ki Parlamentoyu böyle önemli meselelerde devre dışı bırakma girişimleriyle sık sık karşılaşıyoruz. Yakın zamanda, 24’üncü Parlamento Döneminde “çözüm süreci” diye tarif edilen süreçte de aynı şey yapılmıştı. “Çözüm süreci” diye tarif edilen süreçte, dönüp baktığımız zaman dönemin iktidarı aynı anlayışla, “Aman ha bu işin içerisinde çözüm olur da nemasını Parlamento yer, yiyebilir.” kaygısıyla, “Hükûmet bu işin nemasının tek başına sahibi olsun.” düşüncesiyle hareket edip Parlamentoyu devre dışı bırakmıştı. O dönemde Parlamentonun devre dışı bırakılmasının sonucunu bugün Türkiye’de görüyoruz. Acımızı yüreğimize gömerek her gün şehit cenazelerine gitmek zorunda kalıyoruz. Bu, Parlamento iradesini yok sayan bir anlayışın Türkiye’yi hangi uçurumun kenarına getirdiğinin çok somut ve açık bir göstergesidir.

Değerli arkadaşlar, bu tablo içerisinde bakacağız konuya. Milletvekillerinin milletvekilliği yapma hakkı ve hukukuna bakarken de bu tablo içerisinde bakacağız. Parlamento hukuku sadece yazılı kurallardan oluşmaz, parlamento hukuku parlamento geleneğinden de oluşur. Parlamenter demokrasinin en köklü temsilcisi olan İngiltere’de yazılı bir anayasa olmadığı hâlde, Parlamento, gelenekleriyle, teamülleriyle hiç tartışılmayan bir dokunulmazlık içerisinde siyaset yapma hakkını yürütür.

Şimdi, Türkiye'de bütün bu tabloyu tersine çevirip Parlamentoyu yok sayan bir siyaset iklimini yerleştirmeye çalışıyoruz ve ne yazık ki, son dönemde, bugün referanduma sunulan Anayasa değişiklik teklifi de bugüne kadar hâkim iktidar pratiğinin, siyasete yerleştirdiği iktidarın hâkim siyaset pratiğinin Anayasa’ya yazılı olarak dercedilme sürecidir yani Meclisi Anayasa'da da yok saymanın bir başka adımının içerisindeyiz. Biz meseleye bu çerçevede bakıyoruz.

Bakın, şimdi, bu tablo öyle bir tablo ki, siyaset yapma hakkının sadece iktidar kudretini elinde bulunduranlara teslim edildiği bir Türkiye tablosu yaratılmaya çalışılıyor. Siyaset yapma hakkının sadece muktedirlerin elinde olduğu bir Türkiye yaratılmaya çalışılıyor. Önümüzde bir referandum teklifi var, “evet” ya da “hayır” diye bir oylama yapılacak ama ne ilginç ve ne hazindir ki, “evet” propagandası yapmak serbest, “hayır” propagandası yapmak yasaktır, Türkiye böyle bir tablo içerisinde. “Evet” propagandası yapmak için devletin bütün imkânları açılmıştır; valiler seferber edilmiştir, kaymakamlar seferber edilmiştir, TRT, devlet televizyonu seferber edilmiştir, Yüksek Seçim Kurulu seferber edilmiştir. Yüksek Seçim Kurulu, OHAL kanun hükmünde kararnameleriyle Türkiye'de referandumun dizayn edilmesi ayıbının altına imza atacak hâle gelmiştir. Böyle bir tablo içerisinde “evet” demenin taltife, iltifata şayan olduğu, “hayır” demenin ise ciddi hesap vermeyle karşı karşıya bulunduğu bir tablo önümüzde duruyor.

Değerli arkadaşlar, şunun izahını birilerinin yapması lazım: Sevgili milletvekilleri, bir referanduma gidiyoruz, Samsun Valiliği çıkıp diyor ki: “‘Hayır’ propagandası yapamazsınız, ‘hayır’ bildirisi dağıtamazsınız.” Samsun’da bir ilçe seçim kurulu çıkıp diyor ki: “Sivil toplum örgütleri ‘hayır’ propagandası ve referandum propagandası yapamaz. Propaganda yapmak için sadece seçime giren 10 tane siyasi parti yetkilidir.” Bugüne kadar, kurulduğunuz günden bu yana mağduriyet edebiyatı yapan Adalet ve Kalkınma Partili milletvekillerine sesleniyorum, “Sesimiz kısıldı.” diye feryat eden Adalet ve Kalkınma Partili milletvekillerine sesleniyorum: Devriiktidarınızda, sizin muktedir olduğunuz bu dönemde valilerin talimatıyla “evet” propagandasının serbest olduğu ama “hayır” propagandasının yasak olduğu bir referandumdan çıkan sonuç vicdanınızı yaralamayacak mı? Nasıl çıkarsa çıksın, yaralamayacak mı vicdanınızı? (CHP sıralarından alkışlar)

Aydın Valiliği… Aydın’da Aydınspor maçı var, gençler biraz da mizahi bir anlayışla bir pankart götürmüşler rahmetli Barış Manço’nun doğum gününe denk gelen günde Barış Manço’yu yad etmek için, “Yüz bin kere hayır.” afişiyle gözaltına alındı gençler. “Hayır” diyen Barış Manço’nun türküsünü, şarkısını pankarta yazdı diye gençler gözaltına alındı. “Hayır” afişi dağıtan, bildirisi dağıtan gençler gözaltına alınıyor ama Antalya’da bir savcı vekili çıkıp şunu rahatça söyleyebiliyor: “‘Hayır’ diyenlere terörist muamelesi yapacağız, ayağınızı denk alın.” Kimden alıyor bu gücü, kimden alıyor bu cesareti? Hukuksuzluğun iktidar eliyle bu kadar yerleştirildiği bir ülkede buna rağmen bu anayasaya bu millet “hayır” diyecek; bundan hiç tereddüt duymuyorum, hiç tereddüt etmiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bakın, burada 71 maddede “hayır” diyenlere uygulanan yasakları tespit etmişiz. Türkiye’de sadece seçim takvimi başladıktan bu yana 71 ayrı yasaklama getirilmiş “hayır” propagandası yapanlara. Yani siz bu tablonun içerisinde “evet”in serbest, “hayır”ın yasak olduğu bir Türkiye’de siyaseti etkisizleştirerek, işlevsizleştirerek, Parlamentoyu kimliksizleştirerek arzu ettiğiniz tek adam rejimini dayatma peşindesiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – Bütün uygulamaların arkasında yatan sebep budur ve bu niyete, bu girişimlere “hayır” diyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Tezcan.

Grup önerisinin aleyhinde olmak üzere ikinci ve son konuşmacı İstanbul Milletvekili Sayın Ravza Kavakcı Kan.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Saygıdeğer milletvekilleri, HDP grup önerisi aleyhinde söz almış bulunuyorum.

Geçtiğimiz günlerde ve bugün özellikle Figen Yüksekdağ’ın milletvekilliğinin düşürülmesi hususunda Sayın Merve Kavakcı’nın ismi oldukça fazla zikredildi. Bugün 28 Şubatın 20’nci seneyi devriyesi. Tabii, o dönemde aklımızda kalan birçok isimden bir tanesi de Merve Kavakcı.

Biraz evvel “mağdur edebiyatı” denildi, çok yazık. Burada insanların hayatları karartıldı, hayalleri, geleceğe dair ümitleri yok sayıldı ve -bunda hiç gülünecek bir şey yok- seneleri yok edildi. Annem onlardan birisi. 28 Şubat öncesinde, 1980 darbesi sonrası, “Atatürk Üniversitesi Alman dili ve edebiyatı bölümünde eğitim vermeye devam edeceksiniz. Hocam sizden çok memnunuz, lütfen bizi bırakmayın, zira siz Almancayı ana diliniz gibi konuşuyorsunuz, ama başörtülü olmaz.” diyen zihniyet, 28 Şubatta, aynı şekilde, gencecik kızlara “Biz sizi istemiyoruz, bu ülkede size eğitim hakkı yok.” dedi. Yıkılan hayaller, paramparça olan hayatlar.

Evet, elhamdülillah, artık yara kanamıyor, ama yaranın derin izleri hâlâ benliğimizde, zihnimizde ve bizi dinleyenler bunları gayet net hatırlıyor.

Biliyoruz, dünya hayatında gerçek adalet yok, ama adalete daha yakın olduğumuzu da biliyoruz. Biliyoruz, tepeden bakan, oryantalist, ötekileştiren, kendinden başkasını hakir gören, “Sen buralara layık değilsin, başka ülkelere git.” diyen, “Suudi Arabistan, İran size daha yakışır.” diyen zihniyet artık yok. 28 Şubat direnişi, bütün bu hakaretlere rağmen, insan onurunu zedeleyen davranışlara rağmen, özellikle -bizim için başı örtülü, başı açık ayrımı yok ama- bu zihniyetin en büyük mağduru olan başı örtülü kadın açısından, tarihimizin şiddet içermeyen, otuz üç yıl süren, sabır ve çile dolu en büyük pasif direnişlerinden bir tanesi, belki de tek. Dünyada da sayılı örneklerden biri.

O kadınlar sabrettiler, o genç kızlar sabrettiler, aileleri sabretti, “Oluversin.” dedi, “Mesleğimden vazgeçerim, oluversin.”, “Biraz fedakârlık ederim, oluversin, vatan sağ olsun.” dediler ve sabrettiler. Sabrının sonunda da… Kötü muameleye sabrettiler, haksızlığa sabrettiler, okuldan atıldılar sabrettiler, sağlık hizmetlerinden yoksun bırakıldılar…

Demin Fatma Benli ne kadar güzel ifade etti, rahmetli Medine Bircan’ı anlattı. 12-13 yaşındaki gencecik kızlara, gençlere neler neler yapıldı, “El Ele” eyleminde yer alanlara neler neler yapıldı bu ülkede ve sabretti onlar, sabrettiler. İkna odaları kuruldu, genç kızlar inançlarıyla üniversitenin kabul ettiği format arasında sıkışık bırakıldı. Gencecik bir kızın üniversitedeki hocası, başını açtırdığı yetmiyormuş gibi, gidip derste saçlarını okşayacak kadar ahlaksızlaştı. Bu ülkede bunlar yaşandı. Şu anda yaşanmıyor, yaşanmaması için elimizden geleni yapacağız ama “Yaşanmadı.” diyemeyiz. Bunlar bu ülkede yaşandı.

Doçent Doktor Merve Kavakçı akademik çalışmalarında İkna odalarına “ruhlar için gaz odası” diyor. Düşünülmeli, ruhlar için gaz odasıydı ikna odaları. Şule Yüksel Şenler ablamız demişti ki: “Durmayacak benim kızlarım, durmayacaklar.” Durmadılar, sabrettiler, kanuna karşı gelmediler, ellerine silah almadılar, masum vatandaşları öldürmediler, sabrettiler ve sonunda kazandılar elhamdülillah. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bu aralar, demin ifade ettiğim gibi, 21’inci Dönem milletvekilimiz, benim dava arkadaşım, aynı soyadı taşımaktan şeref duyduğum Sayın Merve Kavakçı’nın ismi çokça zikrediliyor. Onun ismini ağzına alanlar önce bir düşünsünler lütfen, neler yaşandı. Ben bu tatsızlıkları anlatmak istemiyorum ama belli ki unutulmuş, anlatmak lazım, hatırlatmak lazım.

2 Mayıs 1999’da Meclise giren… Şu kapıdan girdi herhâlde. Muhtemelen, Sayın Vekilim, sizin grup başkan vekillerimizin arkasında, sayın vekilimin olduğu sırada oturdu. Girdi, sadece sessizce oturdu 2 Mayısta. Muhtemelen Ecevit Hükûmetinin ya da herhangi bir hükûmetin en çabuk kararlarından biri, 13 Mayıs itibarıyla had bildirme başladı, vatandaşlıktan çıkarıldı. Bravo o Bakanlar Kurulu kararına! Vatandaşlıktan çıkarmak yetmezdi, had bildirilecekti ya bu kadına, emir büyük yerdendi, devletin başındaki, aileyi yakından tanıyan Cumhurbaşkanı Demirel de “ajan provokatör” demişti, belgelerden bahsetmişti. Nerede acaba o belgeler?

Bu dünyada adalet yok, bazı şeyler için ahireti beklemek lazım; öyle, ahireti beklemek lazım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Had bildirildi, sabredildi. Tabii, çok detaylı anlatmayacağım yani çocuklara had bildirilmesi vesaire bunlar zaten Türkiye’nin ayıbı, hepimiz biliyoruz; bir kadına nasıl had bildirildi, biliyoruz. Merve Kavakçı’nın “Başörtüsüz Demokrasi” adlı kitabında bunlar detaylı olarak anlatılıyor, nereden nereye geldik görüyoruz.

28 Şubatın 20’nci yıl dönümündeyiz. Merve Hanım inandığı şekilde, seçildiği şekilde buraya geldi ve 312’nci maddeden yargılandı, AK PARTİ’nin kaldırdığı 312’nci maddeden; halkı sınıf, ırk, din, mezhep ayrımı gözeterek kışkırtmaktan yargılandı. O zamanki yargıya rağmen, taraflı, yüzde 500 taraflı yargıya rağmen beraat etti. 169’uncu maddeden yargılandı, terör örgütüne destekten; beraat etti. Olmayan. Onu bile sonraya havale ettik.

Şimdi “Sırtımızı YPG’ye, PYD’ye dayadık.” diyen ağızlar utanmıyorlar, PKK’ya tek kelime söyleyemeyenler, buna cesaret bulamayanlar utanmıyorlar Merve Kavakçı’nın ismini ağızlarına alıyorlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Hayır, rica ediyorum, ayıptır, yazıktır, günahtır, Merve Hanım’ın ismini ağzınıza almayın. O günlerde gençlik kollarında, dışarıda protesto edenler, bugün burada oturanlar ismini ağzına almasın, rica ediyorum, bir düşünün. Ayıptır, yazıktır, günahtır!

28 Şubatta çok şeyler yaşandı, neler söylendi neler. Bir iki örnek hemen söyleyeyim, vaktim az kaldı.

Kadına haddi kadınlar tarafından nasıl bildirilir? DSP’li Perihan Yılmaz “Türbanını parçalayacaktım.” demiş ama sonradan arkadaşları engel olmuş. Kadın Araştırmaları Derneği Başkanı Gülsevil Erdem “Cumhuriyet kadınının yüz karası bir zavallı.” demiş. Hikmet Uluğbay’ın ve Hikmet Sami Türk’ün eşlerinin aralarında olduğu protestocular “Merve dışarı, mollalar İran’a.” demişler. Protesto etmenin yasak olduğu Meclis bahçesine gelmişler ama yasak, kanun onlara işlememiş, Merve Kavakçı’yı görmemiş, ezmiş geçmiş. Canları sağ olsun. Başka bir DSP’li Milletvekili Ayseli Göksoy “Rahatsız oluyorsa defolsun gitsin.” demiş. Tayyibe Gülek “Biz olduğumuz sürece Merveler Meclise giremez. Biz iyi ki oradaydık, gerekli tavrı koyduk.” demiş ve DSP’li milletvekilleri memnun olmuşlar, bir canlandık, bir hareketlendik ne iyi oldu, bu kadına hep beraber had bildirdik… Canları sağ olsun. Mağduriyet edebiyatı değil, bu ülkede yaşanan gerçeklerin arka planı.

15 Temmuzda ülkesine gerçekten sahip çıkan vatandaşlarımız atılan manşetlerden rahatsızlar ve eminim, bu aziz millet 28 Şubatta kendisinden rahatsız olduğunu söyleyen manşetler atanlara dersi verecek ve 16 Nisanda rahatsızlıklarının neticesini hep beraber göreceğiz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kan.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kerestecioğlu.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Yine bir sataşma söz konusu. “Sırtını şuraya buraya dayayanlar, bununla ilgili tek laf etmeyenler…” Sanki Sayın Eş Genel Başkanımızın dokunulmazlığının kaldırılması doğru, gerçekçi bir şey ama Merve Kavakçı’nınki değilmiş gibi bir karşılaştırma…

BAŞKAN – Buyurun.

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan’ın HDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Değerli milletvekilleri, şimdi, biz somut bir olaydan bahsettik, on ayı aşmayan bir cezadan ve ifadenin bile olmadığı bir yerde, bir tek konuşmanın olmadığı bir yerde verilen yargı kararından, haksız, hukuksuz yargı kararından.

Peki, Merve Kavakçı terörist değildi değil mi? Biz hiç demedik terörist diye. Hatta Figen Başkan da özellikle o dönemde, başörtülü kadınlara karşı yapılan haksızlıklara karşı eylemlerin içerisinde olan bir kadındı. O yüzden, biz bugün “Nazlı Ilıcak niye hapiste?” diye soruyoruz. Aynı zamanda bunu da soruyoruz çünkü hakkaniyet diye bir şey varsa bu göğün altında, hakkaniyet sadece sizin için geçerli olan bir şey değildir. Ama, tek tek başka şeyleri tartışacaksak, o zaman biz, IŞİD’e verilen destekleri de, Suruç’un karşısında IŞİD’lilerin nasıl orada cephaneler yüklediğini, kazdığını, onlara gayet rahat izin verildiğini de tartışabiliriz, bunları da tartışmayı biliyoruz ama şu anda somut bir olaydan bahsediyoruz. O yüzden, hak terazisi burada sizden yana, burada yok o terörist! “O zaman bize ‘terörist’ denmişti ama biz terörist değildik ama şimdi bunlara ‘terörist’ deniyor, bunlar terörist.” Böyle yaşam olmaz. “Aradan geçen o yirmi yıl” diyorsunuz ya, yirmi yıl değil, belki beş yıl geçer, belki on yıl geçer ve o zaman işte, tıpkı 28 Şubat gibi bugünler de utançla anılır. Biz diyoruz ki bu utanca ortak olmayın.

Saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kerestecioğlu.

Sayın Özel…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yerimden bir söz talebim var.

BAŞKAN – Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

21.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan’ın HDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Değerli hatibi dikkatle dinledik, birtakım değerlendirmeler yaptı. Onun söylediği sözler ve üslubu da bu tutanaklarda, bu gök kubbenin altında tarihtekini yerini aldı.

Ama şunu görmek lazım: Bu konuşmaların içinde 28 Şubat mağdurlarından, 28 Şubatın tekrarlanmamasından… 28 Şubata sadece kendi yaşadıkları mağduriyetten değil de fail ile mağdur yer değiştirdiğinde pozisyon değiştirip değiştiremedikleri üzerinden bir bakmak lazım. Örneğin, bugün Muhafız Alayında uzman bir çavuş olan İbrahim’in kanser tedavisi gören eşinin, o gece emir-komuta zinciri içinde tatbikat var diye çıkan Uzman Çavuş İbrahim’in sadece ordudan ihraç edildi diye eşinin kanser tedavisinin kesilmesi ya da sekiz aylık hamile eşlerin hastanelerden dışarıya çıkarılması…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Özel, buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - O günkü yapılan muamele ne kadar acımasız, ne kadar haksızsa -burada ifade edildiği gibi “Sosyal güvenliği iptal edildi.” deniyor, çok doğru- ama buna karşı bugün bir söz söyleyip söylemediğinizle de tarih sizi yargılar. O günkü mağduriyetlerde sizin yanınızda yer alanları, insan hakları mücadelesi olarak görenleri, okullara başörtülüler alınmadığında onlarla bir dışarı çıkan solcuları, bugün onların o duyarlılığını es geçip sizi savunup da bugün içeride olanlara, KHK’larla atılanlara, Merve Kavakçı’nın o günkü eşinin bugün KHK’yla ihraç edilmesine sessiz kalıyorsanız -o günkü mağduriyetiniz kıymetlidir ama- bu gök kubbeye yarına ilişkin bir söz söylememişsiniz demektir.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özel.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Kavakcı Kan…

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Sözlerime referans yapıldı, izah etmek istiyorum Sayın Başkan.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) - Bir şey yok referansta. Ne var?

BAŞKAN - Size de yerinizden söz vereyim.

22.- İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben biraz evvel konuşmamda PKK’ya “terörist” demeyenleri kastettim. PKK’nın bir terörist örgüt olduğunu biliyoruz. PKK’ya “terörist” denmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum en az ifadesiyle.

Bir dönem gönüllü Şırnak Milletvekilliği yapmış bir kardeşiniz olarak, bir Milletvekili olarak orada ne olup bittiğinin de farklı yönlerine insanlarla konuştuğumuzda şahit olduk.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Bu davayla ilgisi var mı, bu davayla?

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Elimizdeki belgeleri getirelim koyalım. Ben bizzat onları takip edeceğim, o noktada size söz veriyorum.

İnsanların özel hayatı ve akrabalık ilişkileriyle alakalı konuşulmasını hoş bulmuyorum; defaatle buradan zikredildi.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) - Olay Mecliste geçiyor Hanımefendi.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Biz her türlü mağduriyetin ve mağdurların yanındayız, haksızlık olmaması için elimizden geleni yapıyoruz.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Eliniz olmadığı anlaşılıyor!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Ama, bugün 28 Şubat ve aynı şeyleri tekrar söylemekten yorulduk.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, tutanağa geçmesi açısından…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Geçen hafta kocası ihraç edildiği için kanser tedavisi durdurulan, bir kür ilacını arkadaşlarının toplamasıyla alan Sevgi Can Cirtil “Hangi Adalet ve Kalkınma Partili milletvekiline gittiysek, AKP Grubuna bu konuda başvurularda bulunduysak bize ‘Siz teröristsiniz, FET֒cüsünüz.’ deyip dinlemediler, kapı dışı ettiler.” demektedir. Telefonu buradadır.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Bana gelmediler.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bu arada, bugün yine bir doçent, Ordu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinden bir yargı kararı olmadan bir KHK’yla ihraç edilen Mustafa Sadık Akdağ Trabzon’da arkadaşının evinde intihar etti. Bunlar olurken bir araştırma komisyonu kurulmasını dahi kabul etmeyip “Kurunun yanında yaş da yanacak tabii.” diyenler çıkıp da burada yirmi yıl önceki bir mağduriyet üzerinden hâlâ daha siyasi rant peşinde koşmasınlar, yapacaklarsa bir şey vicdanlarıyla bugüne dair konuşsunlar.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özel.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Sayın Başkan, sataşmadan söz istiyorum. “Siyasi rant peşindeler.” diyorlar.

BAŞKAN – Sayın Kan, Sayın Özel kürsüden size cevap vermedi. Eğer istiyorsanız, arzu ediyorsanız siz de ayakta cevap verip en azından tutanaklara geçmesini sağlayabilirsiniz.

Mikrofonu açmayacağız Sayın Kan, siz konuşun, tutanaklara geçer.

Buyurun.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Teşekkür ederim.

“Yirmi sene evvel yaşanmış bir mağduriyet.” diye mağduriyetleri yarıştırmak hoş bir tavır değil, bunu ifade edeyim, tutanaklara geçsin lütfen.

Ayrıca, 15 Temmuzda asıl mağdur olan, hayatını hiçe sayıp canını veren, 11’i kadın olmak üzere, 248 vatandaşımızdır; en genci 15 yaşındaki Halil İbrahim’dir, asıl mağdur onlardır. Bu süreçte, biz bu travmayı atlatırken hukuki süreç devam etmektedir ve daha fazla mağduriyetlerin yaşanmaması için, 15 Temmuzların yaşanmaması için herkes el birliğiyle mücadele etmektedir; tutanaklara geçmesi açısından söylüyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan...

BAŞKAN - Sayın Özel...

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – 15 Temmuz günü burada yaşananlara o gece burada olan 3, ertesi gün 4 siyasi parti birlikte tepki gösterdi, bu konuda bu özeni hepimiz göstermeliyiz. 15 Temmuzdaki şehitler hepimizin ortak değerleri ancak 20 Temmuz gününden itibaren hukuk yolları kapalı olmak üzere, idari kararlarla mahkeme yolları kapalıyken şu an ismini vermeyeyim ama bugün salonda olan AKP’deki etkin isimlere, sadece ve sadece, defalarca “Hamile kadınlar, tedavi gören insanlar, eşleri suçluysa da suçun şahsiliği ilkesine rağmen mağdur ediliyor, yeşil kart verin bari.” dedik, ona bile yaklaşan olmadı. Bizim bahsettiğimiz, kocası teröristse Allah cezası versin ama…

HARUN KARACA (İstanbul) – Oradan siyasi rant gelmez Özgür, zorlama.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - …karısının karnındaki doğmamış çocuğun bu işte bir kusuru yoktur.

HARUN KARACA (İstanbul) – Oradan siyasi rant gelmez size, zorlama.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Burada siyasi rant peşinde olanın Allah cezasını versin. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özel.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – İki türlü konuşuyorsunuz; mahalline gidiyorsunuz, tersini söylüyorsunuz.

HARUN KARACA (İstanbul) – Zorlamayın, zorlamayın.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Böyle bir şey olur mu ya! Utan, utan, utan! Utan siyasiler adına!

HARUN KARACA (İstanbul) – Teröristleri savunduğunuz için her mecrada, siz utanın.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir tarafından,  HDP Eş Genel Başkanı ve Van Milletvekili Figen Yüksekdağ Şenoğlu’nun kesin hüküm giyme sonucu milletvekilliğinin düşürülmesi ve buraya varana dek yaşanan sürecin Anayasa’ya, Meclis İçtüzüğü’ne, uluslararası mevzuata, teamüllere, TBMM tarihindeki benzer deneyimlere ve kamu vicdanına aykırılıklarını incelemek amacıyla 28/2/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 28 Şubat 2017 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.03

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.21

BAŞKAN: Başkan Vekili Pervin BULDAN

KÂTİP ÜYELER: Ömer SERDAR (Elâzığ), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

2.- CHP Grubunun, Bursa Milletvekili Erkan Aydın ve arkadaşları tarafından, Türkiye’de artan silahlanmanın önlenmesi, can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla 28/2/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 28 Şubat 2017 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 28/2/2017 Salı günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

Özgür Özel

Manisa

Grup Başkan Vekili

Öneri:

Bursa Milletvekili Erkan Aydın ve arkadaşları tarafından Türkiye’de artan silahlanmanın önlenmesi, can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla 28/2/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan 1101 sıra no.lu Meclis Araştırması Önergesi’nin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 28/2/2017 Salı günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Sayın Aydın, sizi çağırmadan önce, Grup Başkan Vekili Sayın Kerestecioğlu sisteme girmişler.

Buyurunuz Sayın Kerestecioğlu.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

23.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in 28 Şubat nedeniyle cezaevinden yolladığı bir mesajı okumak istediğine ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Ben, az önce elime geçtiği için şimdi söz alıyorum. Bugün, 28 Şubat nedeniyle, sevgili Ayhan Bilgen’in cezaevinden yolladığı bir mesaj var, onu okumak istiyorum: “Mağdur olmak adil olmaya yetmedi. ‘Ey iman edenler, kendiniz, akrabanız ve yakınlarınız aleyhine de olsa Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. Hislerinize uyup adaletten ayrılmayın.’ Nisa suresi 135’inci ayet. Şahitlik konusu, dar anlamda, iki taraf arasında ihtilaf yaşandığında hakikati söyleme anlamına gelse de ilke olarak, daha geniş anlamda, içinden geçtiğimiz dönemin toplumsal sorunları karşısında adalete tanıklık etmek, gerçeği örtmemektir. İstiklal mahkemelerinden 28 Şubat 1997’ye kadar…”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kerestecioğlu.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – “…İslami hassasiyet iddiasında olanlar diğer birçok toplumsal kesimden muhalifler gibi baskı ve zulme maruz kalmışlardır. Ancak, yirmi yıl sonra ortaya çıkan tablo göstermektedir ki mağdur olmak, bundan ders çıkararak adalete hükmetme erdemiyle hareket etmeye yetmemektedir. Bu durum sebebiyle, yüzleşmek, inananların önündeki en büyük tarihî sorumluluk olarak durmaktadır. Doksan üç yıldır çalışan Diyanet İşleri Başkanlığı, altmış altı yıl önce açılan imam-hatip okulları, onlarca cemaat ve tarikat gerçeği ne yazık ki din-devlet-toplum ilişkisindeki çarpıklığı gidermek bir yana, gün geçtikçe daha sağlıksız ve İslam’ın varlık nedeni olan ahlak mücadelesinin inşasından uzak bir ilişki biçimine dönüşmektedir. İhvan ve Cemaat-i İslami deneyimlerinin geldiği nokta da ortadadır. Yaşanan tablonun sorumluluğunu dış güçler ya da İslam dışı çevreler üzerinden açıklamanın kolaycılığından bir an önce çıkmak ve ciddi bir öz eleştiri yapma zorunluluğu bulunmaktadır.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Çok az bir bölüm kaldı.

BAŞKAN – Sayın Kerestecioğlu, tamamlayın lütfen.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – “Anadolu ve Balkanlarda İslam düşüncesinin şekillenmesinde büyük emeği geçen Ahmet Yesevi der ki: ‘Akıllı ve uyanık bir kimseysen dünyaya gönül bağlama. Dünyaya meyledersen onun emri altına girersin. Ondan sonra, felaketten felakete sürüklenirsin de hiç haberin olmaz.’ Mâide suresi 8’inci ayeti eğer hâlâ Türkiye İslami çevrelerinin duruş ve davranışlarında bir ölçü oluşturuyorsa sözlerimi onunla tamamlayarak âcizane bir hatırlatmada bulunmak isterim. ‘Allah için hakkı ayakta tutun, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Herhangi bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsiz davranmaya itmesin.’

Vesselam.

                                                                                       Ayhan Bilgen

                                                                                     Kars Milletvekili

                                                                                   HDP Parti Sözcüsü

Silivri 9 no.lu Kapalı Cezaevi.” (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kerestecioğlu.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- CHP Grubunun, Bursa Milletvekili Erkan Aydın ve arkadaşları tarafından, Türkiye’de artan silahlanmanın önlenmesi, can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla 28/2/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 28 Şubat 2017 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin lehinde olmak üzere ilk konuşmacı Bursa Milletvekili Sayın Erkan Aydın.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bireysel silahlanma üzerine grubumuzun verdiği öneri üstüne söz almış bulunmaktayım.

Evet, günümüzde geldiğimiz noktada silahlanmanın, bireysel silahlanmanın oldukça arttığı bir dönemde hafta sonu iktidar partisi “Şenlik içinde bir kampanya yapacağız.” diye bir kampanya başlattı ama rakamlara ve tabloya baktığımızda ülkenin aslında şenlik içerisinde değil; tam tersine, kapkara bir tablo içerisinde olduğunu hep birlikte göreceğiz. Allah’tan “şenlik”in ne anlama geldiğini biliyoruz da şu anki durumun evlere şenlik bir durum olduğunu da tespit edebiliyoruz. Bakalım rakamlara.

Sadece son KHK’yla 330 akademisyen görevinden ihraç edilmiş; temmuz ayından bu yana 120 bine yakın memur, akademisyen, öğretmen görevlerinden ihraç edilmiş ya da hapse girmiş; bu durum böyleyken RTÜK kararıyla, Yüksek Seçim Kurulunun tavsiyesiyle “evet” kampanyası yapma üzerine herhangi bir ceza verilmemesi kararı alınmış; tutuklu, hükümlü gazeteci sayısı 156’ya çıkmış; insanlar birçok yönden tükenmiş ve gelecekle ilgili karamsar bir hâl almış. Aslında, şenlikle alakalı bir tablo olmadığını da rakamlardan çok iyi anlıyoruz.

Hikâyeye baktığımız zaman, ayaklar altında ezilen cübbeler; yüz yedi gündür hazırlanmayan iddianameler yüzünden hapiste yatan gazeteciler; yakınlarına yazdıkları mektupları ulaştıramayan mahkûmlar; mesleğinden olmuş, aşından, ekmeğinden olmuş onlarca insan; aslında şenlik ateşi yerine bir korku ateşinin yandığını da hep birlikte görüyoruz. Ülke âdeta bir korku imparatorluğuna çevrildi. Bakıyoruz, sabah gazeteyi açtığımızda Cumhurbaşkanının dünürü diyor ki: “Akla gelebilecek her türlü yolla silahlanıyoruz.” Sonra da çeviriyor, “’Silah’ demedim, ‘siren’ dedim.” diyor ama hepimiz durumun ne olduğunu gayet iyi biliyoruz.

Bu yetmiyor, iktidar partisinin ilçe başkanı uzun namlulu silahlarla ilçe binasında âdeta bir gözdağı veriyor ve bunu yaparken hiç çekinmiyor. Düzce’de eli silahlı vatandaşlar hayır verenlere âdeta silah gösteriyor, hayır kampanyası yapanlar yaka paça gözaltına alınıyor, gençlik kolları kahvede gezerken gözaltına alınıp baskı yapılıyor ama evet kampanyası yapanlar Yüksek Seçim Kurulunun da aldığı kararla âdeta ödüllendiriliyor. Bu da yetmiyor, başkentin Belediye Başkanı sosyal medyada “Pompalı silahla örgütleniyoruz.” diyor ve mesaj atıyor. Peki, bayram değil, seyran değil, başkent Belediye Başkanı neden böyle bir açıklama yapıyor? Sanırım bu soruya cevap iktidar partisi milletvekilleri tarafından verilecektir.

Bu da yetmiyor, aklıselim diye bildiğimiz İçişleri Bakanı diyor ki: “16 Nisanda evet çıkmazsa o zaman görün bakalım neler olacak.” Neler olacak, hep birlikte bakacağız. Bu mesajlarla halk âdeta korku üzerine bir mesajla 16 Nisanda yapılacak referandumdan evet çıkmasına doğru örgütlenmek isteniyor. Ama bu millet 28 Şubatta, o zaman da direndi, 15 Temmuzda da direndi, daha önce de direndi, her türlü baskıya da 12 Eylül referandumundan sonra da gösterdiği gibi tam tersine tepkiyi verdi, 16 Nisanda da gerekli cevabı sandıkta verecektir. Silahla, korkutmayla, tehditle de asla oyunu değiştirmeyecektir. Burada “hayır” oyunu kullanmayı, “hayır” vereceğini ilan edip sandığa gitmeyi düşünen vatandaşlarımızın da müsterih olmasını hep birlikte tavsiye ediyoruz.

Şimdi bakın, istatistikler ne diyor: Sadece 2016 yılında 2.720 bireysel silahlı olay, yaralama ve öldürme olayı yaşanmış. Bunun 2.059 kişisi hayatını kaybetmiş, 1.961 kişi ise yaralanmış. Bölgelere baktığımız zaman, şiddet haritasında, Marmara Bölgesi’nde, basına yansıyan bu şiddet olaylarında İstanbul 246 olayla birinci, seçim bölgem olan Bursa 116 olayla ikinci sırada, bunu bir sürü rakam takip ediyor. Türkiye’de cinayet haritasında ölü olmayan tek il Bingöl yani 81 ilin 80’inde bu cinayetlerden dolayı insanlar hayatını kaybetmiş. Bu olaylara baktığımızda yüzde 43’ü tüfek, pompalı silah, av tüfeğiyle olmuş, yüzde 30’u tabancayla, geri kalanı da bıçak, balta, satır eline ne geçtiyse millet birbirini doğramış yani tam bir cinnet hâli var, şenlik hâliyle aslında hiçbir alakası yok.

Yani üzücü olan şu: İnsanlar hakkını aramak için mahkemeye gitmek yerine, adalete gitmek yerine almış eline silahı komşusunu vurmuş, iş ortağını vurmuş, babasını vurmuş, çocuğunu vurmuş. Örneklere bakarsak: Van’da 28 Aralık günü 64 yaşındaki hacı amca arazi anlaşmazlığı yüzünden -bakın, tabanca, tüfek demiyoruz- el bombasını komşusuna fırlatmış, 2 kişi de hayatını kaybetmiş. Adana’da -ki bu olayların çok yaşandığı yerlerden biri- keşif yapan adliye görevlilerine el yapımı bombayla saldırılmış, içinde hâkim de dâhil adliye görevlileri yaralanmış. İstanbul’da Maltepe’de bir genç babasına bombalı paket göndermiş. Bunların hepsini arka arkaya saydığımızda burada vakit yetmez. Peki, bu insanları bu kadar silahlanmaya, mahkeme ve adalete gitmek yerine kendi adaletini kendisinin sağlamasına iten sebep ne? O kadar fazla toplumsal öfkeyi, toplumsal şiddeti körüklemiş ki iktidar insanlar da kendi çözümünü kendisi bulmaya çalışmış.

Bakın, şimdi Kamu Başdenetçisi olan yani Ombudsman olan dönemin Cumhurbaşkanı Başdenetçisi Şeref Malkoç ne diyor, “Milletin meşru müdafaa hakkı için mutlaka ruhsatlı silah alınmasının önünün açılması lazım.” diyor. Yani, adalete gidin demiyor, gidin, silah alın, kendi adaletinizi kendiniz sağlayın diyor. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ne diyor, “Parti yetkililerine silah ruhsatı vereceğiz.” diyor. O da demiyor ki adalette hakkınızı arayın, adaletten gelecek karara uyun. Yani, bu örnekler çoğalabilir. Kısacası, şiddetten, gerginlikten, korkudan beslenen bir iktidar var. Ama, bu millet de bu korkuyla, bu huzursuzlukla, bununla mutlaka ve mutlaka günü geldiğinde sandıkta yüzleşecektir diyorum.

Evet, 28 Şubat… Bugün de yıl dönümü. Mağduriyetler oldu, asla tasvip etmediğimiz olaylar oldu. Ama, geldiğimiz gün içerisinde, 15 Temmuzdan bugüne kadar baktığımızda, o gün 3.500 kişi kamudan ihraç edilmiş, daha sonra ne olacağı belli değil ama 15 Temmuzdan bugüne kadar 120 bin civarında memur, devlette çalışan insan ihraç edilmiş, hapse atılmış. Yani, bugün de aynı mağduriyetin olduğunu, bugün de insanların sıkıntı çektiğini görüyoruz. Aydınlar, akademisyenler, gazeteciler ya tutuklular ya da işlerinden atılmış durumdalar. Yurttaşlarımız büyük bir baskı altında, demokrasi büyük bir yara almış, bağımsız yargı, bağımsız medya gibi kurumlar artık yok denecek kadar azalmış; özgürlük, insan hakları ve hukuk gibi değerler ise sadece kitaplarda bir deyim olarak kalmış neredeyse.

Evet, bütün bunların çerçevesinde, geldiğimiz noktada birtakım çevreler bu darbenin silahlı yüzünü göstermeye çalışıyorlar. Ama, bütün bunların hepsinin boşa çıkacağına, bu milletin sağduyusuyla, kendi iradesiyle de bütün bu baskıları, korkuları yeneceğine, daha aydınlık, daha güzel, daha yaşanabilir, özgür bir Türkiye için de mücadele edeceğine inancımız sonsuz.

Bugün ölümünün 2’nci yılında andığımız Yaşar Kemal’in şu dörtlüğüyle de sözlerime son vermek istiyorum. Ne demiş usta kalem Yaşar Kemal? "İnsanlarla oynamamalı. Bir yerleri var, bir ince yerleri, işte oraya değmemeli."

Vatan için, millet için hayırlı bir iş yapın diyorum. Hep birlikte hayırlı bir Türkiye için 16 Nisanda hayırlısı olsun diyorum. Hepinize hayırlı günler diyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aydın.

Grup önerisinin aleyhinde olmak üzere Muğla Milletvekili Sayın Mehmet Erdoğan. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurun.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grup önerisi aleyhinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün bütün dünyada, hatta bugüne kadar silahlanma organizasyonlarının içinde bulunmayan birçok ülkenin de silahlanma harcamalarını artırdığı bir realitedir. Birleşmiş Milletlerin bugünkü yapısı da dünyadaki silahlanmayı kontrol edebilecek durumda değildir. 1980’lerden itibaren iki kutuplu dünya tek kutuplu hâle gelmiş, aradan geçen kırk senelik süreçte dünya yeniden kutuplaşmaya başlamıştır. Ancak dünyadaki yeni güç dengelerinin yerine oturmadığı da bir vakıadır. Ayrıca, tarihtekinden farklı olarak bugün vekâlet savaşlarıyla karşı karşıyayız. Dünyanın değişik yerlerinde vekâlet savaşları bütün hızıyla devam etmekle birlikte vekâlet savaşı yapanların kullandığı en önemli alan sınırlarımızda bulunan Orta Doğu coğrafyasıdır. Bu durum bizi çok yakından ilgilendirmekte ve etkilemektedir. Yanı başımızda cereyan eden olayların ülkemize olan etkilerini bertaraf etmek için bugün kahraman Türk ordusu El-Bab’dadır ve yarın da olması gereken yerde olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemiz cumhuriyetin kuruluşundan bu yana içeride silahlı kalkışmalarla ve silahlı terör örgütleriyle muhatap olmuştur. Devletimiz elbette ki yaşanan süreçlerle ilgili yeni tecrübeler edinmiş, yeni yapılanmalar geliştirmiştir, bu tehlikeleri bertaraf edecek alternatif yöntemler ortaya çıkarmıştır. 15 Temmuzdaki hain darbe girişimi siyasetin, Türk milletinin ve ordunun içindeki vatansever insanların ve emniyetimizin sağduyusuyla bertaraf edilmiştir ancak 15 Temmuzda yaşanan hain darbe girişimi sonrası devletimiz ciddi hasarlar da almıştır. Bu hasarların tamiriyle ilgili herkese büyük bir sorumluluk düşmektedir.

Bu arada, şu da bilinmelidir ki Türk kültüründe silah vardır ancak Türk kültüründe silah düşmana karşı kullanılmıştır, silah avlanmak için kullanılmıştır, silah kendimizi savunmak için kullanılmıştır ve silahı kullanmanın kültürel olarak usulleri de bellidir ve tarihimize baktığımızda, Türk kültürüne baktığımızda, çocuğa karşı, kadına karşı hiçbir zaman silah kullanılmadığını da açıkça alnımız açık bir şekilde ifade edebiliriz. Bu bakımdan, 15 Temmuz, tarihimiz için de kara bir leke olarak yerini almıştır. Türk milletinin kendisini koruması için bulundurulan silahlar Türk milletine çevrilmiş, Türk milletinin canına kastetmiştir. İnşallah bundan sonra sağduyuyla, sorumluluk bilinciyle tarihimizde yeni bir kara leke oluşmaması için elimizden geleni hep birlikte yapacağız.

Bugünlerde kendini bilmez bazıları, basın-yayın kuruluşlarında, sosyal âlemde birtakım provokasyonlara çanak tutar konuşmalar yapmaktadır. Bu konuda herkesin ağzından çıkanı kontrol etmesi lazım. İnsanlarımız devletin bilgisi dâhilinde ruhsatlı silah alıyorsa bunların kaydı devletin elinde vardır, bunların üzerinden bir abartıda bulunmaya gerek yoktur ama bazı paralel grupların ileriye dönük bir kaos için organizasyonları varsa elbette Türk milletinin ve devletinin bunu engelleyecek gücü de vardır ve böyle bir şeye de müsaade etmeyecektir. Bu süreçte İçişleri Bakanlığımızın, silah ruhsatı taleplerini daha dikkatle incelemesi, değerlendirmesi ve böyle yeni paralel yapılanmalara müsaade etmeyecek altyapıyı kurması gerekmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kara sınırlarımızın önemli bir kısmında, karşı tarafta devlet otoritesinin bulunmaması sınır güvenliğimiz açısından bir dezavantajdır. Bu manada, ruhsatlı silahlar yerine kaçak yollarla gelen, ruhsatsız yollarla yapılan silahlanmaya dikkat etmekte fayda bulunmaktadır.

Yine, geçtiğimiz günlerde her şeyi bilen bir belediye başkanının FET֒nün yeni bir darbeye hazırlandığı iddiasında bulunması gariptir. Aynı kişinin artık bundan sonra yapılacak bir darbenin başarılı olamayacağını, vatandaşın 15 Temmuzdaki gibi çaresiz olmadığını, artık silahlandığını ve bundan sonra darbeye silahla karşılık vereceğini beyan etmesi son derece büyük bir talihsizliktir. Türkiye’de kendilerince kaos üretmeye çalışanların ekmeğine yağ sürecek talihsiz bir açıklamadır. Televizyonlarda bu açıklamayı dinleyen cumhuriyet savcılarının suskunluğu da tarafımızdan anlaşılamamaktadır. İçinden geçtiğimiz bu zor süreçte herkesin aklıselimle hareket etmesi gerektiği kanaatindeyiz. Ancak şunu da biliyoruz ki yönetim boşluk kaldırmaz. Bu arızalı, bu zor, sıkıntılı dönemde devletin, yargının, emniyetin, ordunun velhâsıl bütün kurumların yönetimde boşluk bırakmaması gerekmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 15 Temmuzda yaşanan sıkıntılardan sonra devletimiz emniyetin, ordunun ve diğer kamu kurumlarının içindeki FETÖ yapılanmalarına karşı çok ciddi çalışmalar yapmaktadır. Bu haklı mücadelenin başarılı olabilmesi için FET֒nün siyasi ve bürokratik ayağının muhakkak ortaya çıkarılması lazımdır ve boşalan alanlara yeni paralel yapıların sızmasını engelleyecek bir refleksi devlet olarak, millet olarak, siyaset olarak ortaya koyup bunun arkasında hep birlikte dimdik durabilmeliyiz.

Bu manada son dönemde özel güvenlik yapılanmaları da ülkemizde önem arz etmektedir. Şu anda özel güvenlik teşkilatlarında çalışan personel sayısı emniyetin resmî sayısını geçmiş bulunmaktadır. Emniyetin ve diğer güvenlik kuvvetlerinin yapılanmasına gösterdiğimiz hassasiyeti bundan sonra özel güvenlik yapılanmasında da göstermemiz gerekmektedir. Son dönemde bazı grupların özel güvenlik yapılanmasıyla çok yakından ilgilenmesi de dikkat çekecek bir durumdur. Çünkü özel güvenlik yapılanması da bildiğiniz gibi silahlı bir yapılanmadır. Bu manada özel güvenlik mevzuatımız yeniden ele alınmalı, kimlerin özel güvenlik teşkilatı kurabileceği konusunda yeni düzenlemeler yapılmalıdır. Yarın yeni bir paralel yapıya evrilebilecek kişi veya kuruluşların özel güvenlik teşkilatı kurmasına izin verilmemelidir. Yine, bu güvenlik işinin bir birikim işi olduğunu unutmadan özel güvenlik teşkilatlarına yapılacak sızmaları da engelleyebilecek bir altyapıyı kurmak zorundayız. Bu manada, daha önce güvenlik kuvvetlerimizin içinde belli bir tecrübeye ulaşmış uzman jandarmaların, emekli polislerin bu sektörün içerisinde tecrübelerini aktarabilecek bir konumda yer bulmasının sağlanması faydalı olacaktır. Eğer özel güvenlik yapılanmasını kontrol edemezsek, özel güvenlik teşkilatlarının sağlıklı olarak kalmasını sağlayamazsak özel güvenlik birimlerinin bir kısmının yarın farklı paralel yapılanmalar olarak karşımıza çıkmasına da şaşmamak lazım.

Güvenlik güçlerimize yardımcı olması gereken bu güvenlik birimlerinin yarın güvenlik kuvvetlerimizin karşısında devletimize bir yük olması ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır. Bu bakımdan sonuç olarak bazı şeyleri de tekrar hatırlatarak konuşmamı bitirmek istiyorum.

1)        Sınır güvenliğinin sağlanması ve silah kaçakçılığının kontrol edilmesi içinde bulunduğumuz süreçte çok önemli bir husustur. Bu konuda gerekli hassasiyetin gösterilmesi lazım.

2)        Özel güvenlik üzerinden yeni paralel yapılar çıkmaması hususunda gerekli tedbirlerin sağlıklı bir şekilde alınması ve uygulanması doğru olacaktır.

3)        Ruhsatlı silah alımlarının da herhangi bir grup tarafından organize edilmesinin önüne geçecek bir çalışmanın İçişleri Bakanlığı tarafından süratle yapılması gerekmektedir.

4)        Değişik terör örgütleriyle irtibatlarından dolayı kamudan uzaklaştırılan insanların da yeni bir sosyal problem olmaması için gerekli tedbirlerin alınması lazımdır.

5)        FET֒yle yapılan mücadelenin meşruiyetine gölge düşmemesi için FET֒nün siyasi ve üst bürokrasideki ayağının muhakkak ortaya çıkarılması lazım ve bu konuda FET֒yle irtibatı olmadığını iddia edenlerin durumunun da yeniden değerlendirilerek bunlarla ilgili de hakkaniyetli davranılması lazım.

6)        16 Nisanda yapılacak olan referandum üzerinden toplumu kamplara bölmeme konusunda herkesin üzerine düşeni yapması gerekmektedir. 16 Nisanda “evet” çıkarsa “hayır” diyenler 17 Nisanda bu ülkeyi terk etmeyecektir, “hayır” çıkarsa da “evet” diyenler bu ülkeyi terk etmeyecektir. Bundan sonra da bu ülkede Türk milleti olarak hep birlikte yaşayacağımızı hiç kimse unutmamalıdır.

7)        Herhangi bir kaosa müsaade etmemek için de bugün istihbarat açığının var olduğu kabul edilmeli ve bu açığın süratle kapatılması sağlanmalıdır.

8)        Devletin herkese adaletle hükmetmesi sağlanmalıdır.

Son olarak, milletimizin sahip olduğu silahları birilerinin istediği gibi kaos için, kargaşa için kullanmayacağına, örfümüze, âdetimize göre kullanacağına inancım tamdır.

Bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Erdoğan.

Grup önerisinin lehinde olmak üzere, ikinci konuşmacı Batman Milletvekili Sayın Ayşe Acar Başaran.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de bireysel silahlanmanın araştırılması için grubum adına söz almış bulunuyorum ama bu konuyla ilgili konuşmadan önce özellikle bugün 28 Şubat olduğu için, bence Türkiye tarihinde iki önemli odak ya da iki önemli tarihi işaret ettiği için herkesin bir söz söylemesi gereken bir gün bugün.

Bir: Gerçekten bu toplumda, Türkiye’de bir kesimin yok sayıldığı, baskı altına alındığı ve bir şekilde toplum dışına itildiği bir 28 Şubat süreci var ve üzerinden belli bir süre geçtikten sonra, gerçekten topyekûn, özellikle kadın cephesinde verilen büyük mücadeleyle bu yapılmak istenen şeyin aslında püskürtüldüğü bir gün olarak 28 Şubatı anıyoruz ama bir 28 Şubat daha var, 28 Şubat 2015. Bundan sadece iki yıl önce Dolmabahçe’de bir fotoğraf yayınlandı; Türkiye toplumunda herkesin gerçekten bir umut ışığı olarak gördüğü bir tablo, bir fotoğraftı.

Uzun süredir Türkiye’de, Türkiye halkları arasında, Türkiye toplumunda süregelen bir çatışma ortamının bambaşka çözümlerle, aslında sorunun bambaşka yollarla çözülebileceğinin ilk defa bu kadar kesin, net ortaya koyulduğu bir tablo ve fotoğraftı. Bence buradaki herkes bir dönüp o günü hatırladığında gerçekten büyük bir umut kaynağı olduğunu, hepimizin geleceği daha aydınlık gördüğünü, bir çözümün var olabilme ihtimalinin bile bizde yarattığı etkiyi düşünmesi gerekiyor ama oradan bugün buralara, bugünlere geldik ve bugün bireysel silahlanmayı konuşuyoruz ve bugün 15 Temmuz darbe girişimini konuşuyoruz ve bugün milletvekillerinin tutuklandığını, kayyumları konuşuyoruz. Bence dönüp iki durum arasındaki farkı bir tespit etmemiz gerekiyor; bu noktaya nasıl geldik, bunu net ortaya koymak gerekiyor.

Evet, bir önerge geldi. Bizlerin de basından özellikle takip ettiği, bence herkesin Türkiye kamuoyunun, birçok kesimin takip ettiği üzere, özellikle iktidar çevresinden sürekli topluma bir silahlanma çağrısı yapıldığını görüyoruz. Ben bunlardan sadece birkaçını okumak istiyorum burada. Nerede ve nasıl yapıldı? İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu: “Her parti yetkilisine silah ruhsatı vereceğiz.” Rize Valisi Erdoğan Bektaş: “Manisa’da iki yılda verdiğim ruhsatın 5 katını Rize’de üç ayda verdim.” Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek: “Bunu gizlemenin bir âlemi yok, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra muazzam bir silahlanma oldu. Pompalı tüfeğini alan evine atıyor.” Yine, Sayın Erdoğan’ın dünürü bir yerde açıklamalarda bulundu; bir milis kuvvetin oluşturulduğuna ama bu milis kuvvetlerin sadece silahlanmadığına, telsizlerinin olduğuna, bir iletişim ağlarının olduğuna dair bir beyanda bulundu; bu da bütün Türkiye kamuoyu tarafından bence yakından takip edilen bir gelişmeydi. Bunun yanında, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı “Milletimizin ruhsatlı silah almasının önü açılacak. Darbeye teşebbüs edenlere karşı milletin meşru müdafaa hakkını korumak için silah ruhsatı vermenin önünün açılması lazım, rahatlatılması lazım.” demiştir.

Evet arkadaşlar, şimdi, zaten yanlış yoldan giderseniz doğru sonuca varamayacağımızı hepimiz net biliyoruz. Yanlış sonuçlar bizi 15 Temmuz darbe girişimlerine getirdi. Bugün tekrar aynı yanlışlarla Türkiye’yi bambaşka mecralara, bambaşka uçurumların kenarlarına götürmeye çalışıyoruz. Çünkü şöyle mi anlıyoruz: Bugün Türkiye’de 15 Temmuz benzeri bir darbe girişiminin olma ihtimali mi var? Varsa hangi kuvvetler bu darbe girişiminde bulunacak, bence bunun açıklanmaya ihtiyacı var. Eğer Türk Silahlı Kuvvetlerinden söz ediliyorsa, Türk Silahlı Kuvvetlerinin her gün büyük başarıları olduğundan, El Bab’da operasyon yapıldığından söz ediliyor. Demek ki şu anda mevcut durumda iktidar açısından Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı darbe teşebbüsü yapacağı gibi bir ihtimal kafasından geçmiyor. Yine, Emniyet teşkilatından söz ediliyorsa eğer, bugün Emniyet teşkilatının içerisindeki -o sizin dediğiniz- sızmaların hepsi temizlendi. Peki, bu ülkede darbe girişiminde bulunacak olan kim? Bu hazırlıklar, bu silahlanma çağrıları ne için ve kim için yapılıyor? Bunun referandumla bağlantısı ne? Bu bence ilk önce açıklığa kavuşturulması gereken, en önemli mevzu olarak karşımızda duruyor.

Evet, arkadaşlar, diyelim ki burada, Türkiye'de bir darbe teşebbüsü ihtimali var. Peki, bunu engelleyecek olan halk mıdır? Biz bu darbe teşebbüslerini, bu darbeleri halkları silahlandırarak, halkları sokağa dökerek mi püskürtmeyi düşünüyoruz? Bence burada da bir düşünmemiz gerekiyor. Bizim halklara, halka bu sorumluluğu yükleme gibi bir durumumuz mu var? Madem ki öyle iktidar ne işe yarıyor, bunu sormak lazım. Eğer her şeyi halk yapacaksa burada iktidarın görevi ne oluyor, bir de bunu sorgulamak lazım arkadaşlar. Eğer Türkiye'de bir darbe girişimi tehlikesi varsa bunu püskürtme görevine ve yetkisine sahip, sorumluluğuna sahip olan taraf iktidardır ve bunu önlemeye çalışması gereken iktidardır ama toplumu silahlandırarak olacak bir çalışma emin olun daha kötü sonuçlara yol açacaktır. Niye diyoruz bunu? Çünkü sizler o çok güvendiğiniz cemaati ülkenin bütün yapılarına sızdırdınız, hepsinde konumlandırdınız ve onlar o yetkileri kullanarak size karşı darbe yaptılar. 15 Temmuz bunun sonucuydu arkadaşlar. İşte, o çok güvendiğiniz, silahlandırdığınız, yetkilendirdiğiniz askerler, dokunulmazlık zırhıyla zırhlandırdığınız o yetkilerle onlar geldiler, bu ülkede darbe girişiminde bulundular. Peki, siz neye göre insanları silahlandıracaksınız? Hangi kritere göre silahlandıracaksınız ya da bu silahlandırma mevzusunun en nihayetinde neye göre, nasıl kullandıracağını nasıl tespit edeceksiniz? Elinizde buna dair bir tespit var mı? Vereceksiniz ellerine insanların silahları insanlar, daha çok erkekler kadınları katledecek.

Bakın, istatistiklere göre Türkiye'de 414 kadın katledilmiş 2015 yılında ve bunların 309’u ateşli silahlarla yapılmış, gerçekleştirilmiş vakalar. Peki, bu kadınları, toplumun diğer muhalif kesimlerini kim koruyacak bu silahlanan güruhtan? Bununla ilgili bir çalışmanız var mı arkadaşlar? Yok. Yani “Bu ülkede eğer bizim istediğimizin aksine bir sonuç çıkarsa biz bu silahlı grupları sokağa dökeriz.” mi diyorsunuz ya da o tehditlerde mi bulunuyorsunuz? Bence bunu da açıklamanız gerekiyor, biraz samimi olarak gelip burada konuşmamız gerekiyor.

En son şöyle bitireyim arkadaşlar: Biz burada defaatle söyledik ve belirttik ama galiba, dediğim gibi, hâlâ aynı yanlışları yaparak doğru sonuca varacağınızı zannediyorsunuz. Ama tekrar edelim, bir şeyi ne kadar denerseniz deneyin sonuç farklı olmuyor. Fiziğin, kimyanın tabiatına aykırı bir durumdan söz ediyorsunuz. Onun için eğer bu ülkede darbe teşebbüslerinin olmamasını istiyorsanız, dönün 28 Şubat 2015’e bakın, dönün biz bu ülkeyi daha fazla nasıl demokratikleştirebiliriz, ona bakalım. Bu ülkedeki darbe teşebbüslerinin tek panzehri, emin olun, demokratikleşmedir. Ama siz bugün bize ne getiriyorsunuz? Önümüzde nasıl bir paket var? Bütün yetkilerin tek elde toplandığı, tek bir şahsın bütün Türkiye’deki herkesle ilgili, her şahısla ilgili; gençler, kadınlar, erkekler, Kürtler, Türkler, Lazlar, Aleviler ve diğer bütün kesimlerle ilgili tek bir kişinin söz hakkına sahip olacağı bir düzenleme getiriyorsunuz ve buna da demokrasi diyorsunuz. Demokrasiden anlayışınız her zaman belirttiğimiz gibi çoğunluğun azınlığa tahakkümü olarak nitelendiriliyor. Peki, bunun sonucunda ülke gerçekten darbe teşebbüslerinden korunmuş mu olacak? Dönüp tarihe bakalım; 1960, 1970, 1980, her defasında darbelerle karşılaştık ama gerçekten hiç bu darbelerin asıl nedenini araştırmaya kalkmadık, yanlış yöntemlerle halkları birbirine kırdıracak, toplumu daha büyük kaoslara sürükleyecek birtakım önermelerle, birtakım çağrılarla bu ülkedeki sorunları çözmeye çalışıyoruz. Dediğim gibi, arkadaşlar, öncelikle eğer darbe teşebbüslerinin önünde durmak istiyorsanız, bu ülkeyi darbe teşebbüslerinden korumak istiyorsanız bence bu yapmak istediğiniz Anayasa değişikliği, rejim değişikliği, sizin deyiminizle “Cumhurbaşkanlığı sistemi” bizim deyimimizle "tek kişilik diktatöryal sistem” ne derseniz deyin, ondan vazgeçin. Gelin, oturup konuşalım bu ülkenin asıl sorunu ne, bu sorunlarla nasıl baş edebiliriz; içte, dışta nasıl bir barış sağlayabiliriz, bu ülkeye ekonomik istikrarı nasıl getirebiliriz ve birtakım unsurların önümüzdeki süreçte ülkedeki karışıklıklardan faydalanarak darbe teşebbüslerinin önünde nasıl durabiliriz? İşte, formülü çok basit ve net, aslında 28 Şubat 2015 tarihinde Dolmabahçe’de imzalanan 10 maddelik deklarasyonu gelip burada konuşabilirsek, işte darbelerin panzehri budur diyorum.

Teşekkür ederim arkadaşlar. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Başaran.

Grup önerisinin aleyhinde olmak üzere ikinci ve son konuşmacı Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Celalettin Güvenç.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Valim silahlanmaya karşıdır, Manisa’da bu işle hep mücadele etti.

BAŞKAN - Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; CHP Grubu önerisi aleyhine söz almış bulunuyorum, heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlarken 27 Şubat 2011’de kaybettiğimiz Türk siyasetinin önemli simalarından rahmetli Erbakan Hoca’ya rahmet dileklerimi iletiyorum. 28 Şubatı görmeden bir gün önce Rahmetirahman’a kavuşan Erbakan Hoca, şüphe yok ki Müslüman ülkelerde Müslüman kimlikle nasıl siyaset yapılır, nasıl yönetime talip olunur hareketinin örnek liderlerinden birisiydi, Allah rahmet eylesin.

Gene sözlerimin başında 1992’de Ermeniler tarafından Hocalı’da katledilen masum insanlara Allah’tan rahmet diliyorum ve bir daha tüm mazlumların böyle saldırılara maruz kalmamasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.

Bugün 28 Şubat. Bu Mecliste 28 Şubatla ilgili konuşmalar yapıldı. Grup başkan vekilleri Türkiye'nin nasıl değiştiğini göstermesi adına 28 Şubat aleyhine konuştular. Bunun sevindirici olduğunu belirtmek istiyorum, bunun mutluluk verici olduğunu belirtmek istiyorum. Benden önceki konuşmacılar “Darbeler nasıl önlenir?” dedi. Darbeler böyle önlenir. Önce Meclis, sonra sivil toplum, sonra aydınlar, entelektüeller, herkes çareyi sivil siyasette arar, Mecliste arar, şiddette aramaz ise o zaman kimse darbe yapmaya cesaret edemez. Türk demokrasisinin bana göre en önemli sorunu, sivil toplumun demokrasiye yeterince sahip çıkmamasıdır; alternatif siyasetlerin Meclis içerisinde üretilmeye çalışılmamasından, üretilememesinden kaynaklanmaktadır. O noktaya geldiğimiz gün, iktidarın da muhalefetin de alternatifi Meclis içinde olduğu, tüm kafalara yazıldığı gün darbe yapma ihtimali bu ülkede kalmamış olacaktır diyorum. Onun için de hiç şüphe yok, ön koşul, şiddete, şiddet kültürüne tamamımızın el birliğiyle karşı çıkması, şiddete karşı bir hareketi geliştirmektir. Bu olduğu zaman 28 Şubatları inşallah bir daha görmeyeceğiz.

Şimdi, CHP’nin grup önerisiyle ilgili, doğrusu, mevcut metni okuyarak buraya geldim ve metne sadık konuşmalar yapılacağını düşündüm. Bugün bence ana muhalefet partisine yakışan da böyle bir önerge yerine darbelere karşı, darbecilere karşı bir önerge vermesiydi; daha şık olurdu diye düşünüyorum.

MELİKE BASMACI (Denizli) – Verdik ya, araştırma komisyonu kuralım dedik ya.

CELALETTİN GÜVENÇ (Devamla) – O ayrı bir şey. Ben bugün için söylüyorum.

Ama, maalesef, böyle bir önerge geldi. Şimdi, bu önergenin birkaç tane sıkıntısı var.

MELİKE BASMACI (Denizli) – Biz Meclis araştırması önergesi verdik efendim.

CELALETTİN GÜVENÇ (Devamla) – Birincisi, İsveç’te bulunan Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsünün bir raporuna dayanılarak son yıllarda dünyada silah ihracatının arttığından ve Türkiye’de de silah ithalatının ciddi şekilde arttığından bahsedilmektedir.

İkinci bölümde ise, son günlerde bir kısım medyada yer alan, köpürtülmeye çalışılan, Sayın Cumhurbaşkanının dünürünün bir sohbet toplantısında yaptığı konuşmanın “İşte, silahlanma oluyor, ‘WhatsApp’ grupları kuruluyor.” şeklindeki ifadesidir.

Değerli arkadaşlarım, Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsünün raporuna göre, bu enstitünün iştigal alanı bahsedildiği gibi halkın silahlanmasıyla ilgili değil, bu enstitünün yaklaşımı devletlerin orduları için aldığı silahlarla ilgilidir. Dolayısıyla, bu raporun böyle bir önergeye dayanak yapılması şık olmamıştır, uygun olmamıştır, illiyet bağı yok. Çok açık ifade ediyorum, rapordaki silah satışlarıyla ilgili artışlar da ülkemiz adına çok kaygı verici değildir.

ERKAN AYDIN (Bursa) – Gizli var, gizli.

CELALETTİN GÜVENÇ (Devamla) - Bakın, bu raporda 2006-2010 yıllarıyla 2011-2015 yılları arası silah satışları, ülkelerin ihracattaki payları ifade edilmektedir.

MELİKE BASMACI (Denizli) – Ne kadar olursa kaygılı olur? 1 silah da 1 adam öldürür, 5 silah da.

CELALETTİN GÜVENÇ (Devamla) - Okuyorum: Suudi Arabistan 2006-2010 arası dünya silah ithalatının yüzde 2,1’ini yaparken yeni dönemde gerçekten aşırı bir silah ithalatına gitmiş, yüzde 7’ye çıkmıştır. Ülkemize geliyorum; Çin’i, Avustralya’yı geçiyorum.

MELİKE BASMACI (Denizli) – Avrupa’yı?

CELALETTİN GÜVENÇ (Devamla) - Avrupa’dan da örnek verebilirim. Amerika var, Kore var, benim önümdeki listede yok.

MELİKE BASMACI (Denizli) – Sizin önünüzdeki ayarlanmış çünkü.

CELALETTİN GÜVENÇ (Devamla) - Türkiye 2,5’ken 3,4’e çıkmıştır. Yani Türkiye’nin yeni dönemdeki artışı sadece 0,9’dur, 1 değildir.

MELİKE BASMACI (Denizli) – Kayıt dışı ne kadar var?

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – 2,5’tan 3,4’e çıkınca yüzde 70 artmış olur ya, kimi kandırıyorsunuz?

CELALETTİN GÜVENÇ (Devamla) - Artı, bir şey daha söylüyorum: Bu silahlar devletlerin ordular için aldığı silahlardır, halk için değil.

MELİKE BASMACI (Denizli) – Halk silahları hariç, kamu içi olanlar hariç…

CELALETTİN GÜVENÇ (Devamla) – Dolayısıyla, bu önergedeki bu illiyet bağı doğru değildir.

Sayın Cumhurbaşkanının dünürünün konusuyla ilgili, maalesef, yılların alışkanlığını bırakmayan bir kısım medyanın konuşmada çok açık ve net bir şekilde aparat olarak düdükten, megafondan, sirenden bahsedilirken “silahtan bahsediyor” diye manipüle etmesiyle konu gündeme gelmiştir; kayıtları YouTubeda var, gelirken birkaç kere dinledim.

MELİKE BASMACI (Denizli) – YouTube resmî bir şey değil yahu. Eyvah eyvah!

CELALETTİN GÜVENÇ (Devamla) – CHP grup önerisi gazetedeki haberlerin metne geçirilmesi suretiyle buraya getirilmiştir. Doğrusu, çok şık olmadığını ifade etmek istiyorum.

Bu vesileyle bir kere daha görüşlerimizi ifade etmekte fayda görüyorum. Bugün, biz, AK PARTİ hareketi olarak dünyanın en sivil hareketiyiz, en demokrat hareketiyiz. Tayyip Erdoğan, bu hareketin kurucu doğal Genel Başkanı olarak kırk yıldır siyasetin içerisinde. Uğramadığı hiçbir haksızlık kalmamasına, şiir okuduğu için hapislere de atılmasına karşın bu hareket hiçbir zaman silah ve şiddeti ağzına almamıştır, gücü de buradan gelmektedir. Bu hareket sivildir, bu hareket özgürlükçüdür, bu hareket şiddet karşıtıdır, demokrattır ve halka dayanır. Seçim kazanmasının, 11-12 seçimi kazanmasının sırrı da “Yeter! Söz milletin.” demesi ve bunu içtenleştirmesidir. Bugün gelinen noktada bir yandan PKK terör örgütü bir yıldır doğuda saldırırken, öbür yandan dünya tarihinin en ağır darbe girişimlerinden birine maruz kalmışken biz gene sivil anayasa diyoruz. Muhalefetin çok eleştirdiği yeni Anayasa teklifimizde sıkıyönetimi kaldırıyoruz çok açık ve net bir şekilde.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – OHAL’i ağırlaştırıyorsunuz. Doğru bilgi verin halka.

CELALETTİN GÜVENÇ (Devamla) – Askerî mahkemeleri kaldırıyoruz.
Bütün çağrımız, “Yeter! Söz milletindir.” diyoruz. Biz bu yoldan geri dönmeyiz. Her platformda, her ortamda şiddete, silaha karşı olduğumuzu; hangi yerden gelirse gelsin, hangi kaynaklı olursa olsun, hangi amaca hizmet ederse etsin şiddet karşısında olduğumuzu belirteceğiz ve samimi duruşumuzu sergilemeye devam edeceğiz. Bununla ilgili tavrımız nettir. Bundan dolayı da gerek içeride gerek dışarıda bize yapıştırılmak istenen birtakım terör örgütlerine destek veya ilişkilendirme çabaları sonuçsuz kalmıştır, sonuçsuz kalmaya devam edecektir diyorum.

Son bir çağrısı daha bizim hareketimizin: Ülkemizin ve İslam coğrafyasının kurtuluşu için; bir, ırkçılık yapmayacaksınız; iki, mezhepçilik yapmayacaksınız; üç, samimi olarak şiddete karşı duracaksınız.

MELİKE BASMACI (Denizli) – Hep beraber, hep beraber.

CELALETTİN GÜVENÇ (Devamla) – Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Güvenç.

ERKAN AYDIN (Bursa) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Aydın…

ERKAN AYDIN (Bursa) – “İlliyet bağı yoktur.” diyerek, yakışıksız bir ifade kullanarak sataşmada bulunmuştur. O yüzden söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Aydın.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – İlliyet bağının olmayışı yakışıksız bir ifade mi Sayın Başkanım?

ERKAN AYDIN (Bursa) – Onun haricinde de birkaç tane ifade kullanmıştı, Sayın Bostancı.

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, Kahramanmaraş Milletvekili Celalettin Güvenç’in CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına ve CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

ERKAN AYDIN (Bursa) – Şimdi, Cumhurbaşkanının dünürünü YouTube’da izlediğini söylüyor, orada da “siren” dediğini iddia ediyor ama bütün kayıtlarda olduğu üzere, daha sonra çevrilmiştir. Hadi o dediğinizi doğru varsayalım, Başkent Belediye Başkanının ifadesi, halkı pompalı silahla örgütlenmeye çağırdığı sosyal medyadaki “tweet”leri; gene, İçişleri Bakanının “Parti teşkilatlarına silah verilmesi gerekir.” dediğini ve gene, İçişleri Bakanının “16 Nisanda eğer ‘evet’ çıkmazsa olabilecekleri ben bile kestiremiyorum.” demesini… Burada verdiğimiz araştırma önergesinin silahlanmaya karşı olduğunu söylüyoruz. Bu araştırma önergesine biraz sonra verecekleri oyla bu önergenin karşısında mı yanında mı olduklarını göstereceklerdir. Eğer gerçekten bunun karşısında iseler oylamada “evet” verirler, hep birlikte. Bu, Türkiye'de artan silahlanmanın, kayıt dışı silahlanmanın özellikle -biraz önce rakamlar verdi sayın hatip- yüzde 70 arttığını görüyoruz. Bir de kayıtlıda büyük bir artış var. Adamın evinde el bombası çıkıyor, atıyor, gidiyorlar araştırma yapıyorlar iki tane de el bombası çıkıyor. Yani siz hâl⠓Bunu araştırmayalım, bunda bir sorun yoktur, biz siviliz, bunu desteklemiyoruz.” derseniz verin burada “evet” oyu, hep birlikte araştıralım diyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aydın.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunmadan önce Sayın Gök sisteme girmişler.

Buyurunuz Sayın Gök.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

24.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, referandumda kötü sonuç çıkarsa iç savaş çıkacağı tehdidinde bulunan Avusturya’da AKP Birlik Yönetiminde olan Mahmut Koç hakkında ne yapılacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Şimdi, AKP sözcülerini izliyorum, referandumu anlatıyorlar, sonra “Şiddete karşıyız.” diyorlar. Ben birkaç gündür Avusturya’da, Viyana’da ve değişik kentlerinde çalışmalarda bulundum. Avusturya’da AKP Birlik Yönetiminde olan, en üst derecede olan, isim de veriyorum; Mahmut Koç isimli bir şahıs referandumla ilgili yapmış olduğu bir açıklamada “Eğer referandumdan kötü sonuç çıkarsa bir iç savaş çıkar.” tehdidinde bulundu geçtiğimiz günlerde. Şimdi, böyle bir tablo içerisinde, bildiğim kadar, AKP Genel Merkezi de bu tip beyanlarda bulunan kişileri bir müeyyideye tabi tutuyor. Avusturya Birlik Başkanlığında ya da Yöneticisi olan Mahmut Koç isimli “Eğer referandumda kötü sonuç çıkarsa iç savaş çıkar.” tehdidinde bulunan bu kişi hakkında AKP Genel Merkezi ne yapmayı düşünüyor? Kendilerinden çok net bir açıklama bekliyorum efendim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Gök.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bostancı, buyurun.

25.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Ankara Milletvekili Levent Gök’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

16 Nisanda bir halk oylaması yapılacak, daha önce Komisyonda ve Mecliste konu müzakere edildi.

Bizim tavrımız açık: “Evet” de “hayır” da meşru zeminlerde verilmek kaydıyla -meşru zeminlerin dışındaki tutum ve davranışlar ayrı bir bahis- bizim için saygıdeğerdir, başımızın üstündedir, halkımız ne derse bizim için o değerlidir. Esasen halkın yaklaşımı da budur. Yani Sayın Gök’ün söylemiş olduğu kişi, belirttiği olay nedir, nerede ne demiştir; bunu biz tabii ki inceleriz ama emin olun, bir iki tane maceraperestin -başka örnekleri de vardır bunun, başka kesimlerde söylenen sözler de vardır- bu tür kışkırtıcı sözlerine Türk halkı hiçbir biçimde kulak vermez. Bizim siyasi tavrımız, kurumsal kimliğimiz, yaklaşımımız son derece açık; kimsenin bundan endişeye kapılmasına gerek yok. Ayrıca, olayı da inceleriz biz, ne olup bittiğini anlarız.

Teşekkür ediyorum.

LEVENT GÖK (Ankara) – Gereğinin yapılmasını bekliyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bostancı.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- CHP Grubunun, Bursa Milletvekili Erkan Aydın ve arkadaşları tarafından, Türkiye’de artan silahlanmanın önlenmesi, can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla 28/2/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 28 Şubat 2017 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Şimdi, İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alma önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

C) Önergeler

1.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in (2/1518) esas numaralı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/87)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(2/1518) esas numaralı Kanun Teklifi’min İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                                   Ömer Fethi Gürer

                                                                                                                            Niğde

BAŞKAN – Teklif sahibi olarak Niğde Milletvekili Sayın Ömer Fethi Gürer, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun değişikliğiyle ilgili verdiğimiz bu teklifte alışveriş merkezleri, büyük mağaza, zincir mağaza, yetkili işletme, perakende ticaretle uğraşan diğer işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmelerinin satış alanlarında satışa sunabilecekleri ithal mamul malların satış değeri toplamının işletmenin satışa sunduğu tüm mamul malların toplam satış değeri üzerinden yüzde 20’yi aşmamasıyla ilgilidir. Amaçlanan, yerli üretimi artırıp AR-GE çalışmalarının desteklenmesiyle yenilikçi ürünlerin de önünü açmak ve işsizliği de önleyecek yeni iş alanlarının oluşumunu sağlayıcı düzenlemelerin sağlanmasını gerçekleştirmektir.

Hiper ve grosmarketlerin kuruluş ve faaliyetleriyle ilgili düzenlemeler yeterince sağlanmadığı için, bu kurumların mahallelerde alt birimler açarak bakkallarla rekabete girmeleri noktasına gelinmiştir. Bu süreçte, yerli olmayan ürünler, yerli üreticilerin önemli ölçüde kapanması ya da iş değişikliğine neden olmaktadır. İşsizlik ve sorunlu esnaf sayısı artmıştır. Dışa bağımlı hâle gelen ülkemizde bu alanda düzenlemelere ihtiyaç vardır. Beş yılda, Temmuz 2016 tarihine kadar ülkemizde kapanan bakkal sayısı 85 bindir. Son üç yılda Niğde’de kapanan iş yeri sayısı da 4.663’tür.

Sömürgecilik, dünya düzeninde işgallerden çok ülkenin bütün üretim mallarında dışa bağımlı hâle getirilmesiyle sağlanmaktadır. Ülkemizde sanayileşmenin bilimsel ve teknolojik gelişmeden güç alarak ülke kaynaklarının verimli kullanılabilmesi için desteklenmesi yeterli ölçüde sağlanamamaktadır.

Bu amaçla, mali sistemde etkin bir şekilde yararlanılmasını sağlayacak vergi politikası da dâhil gerekli düzenlemelere gidilmelidir. Üretim gücümüze katkı sağlayacak reel sektörde yeni kapasiteler ve istihdam olanağı yaratan doğrudan yatırımlar hedeflenmelidir. Dışa bağımlılığı ve dış açığı en aza indiren, dış ticaret hacmini ve ihracatı artıran, istihdam yaratan, reel sektörü ve üretimi özendiren politikalar ne yazık ki Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarları döneminde geriye düşmüştür. Üretimde ithalata olan bağımlılığın azaltılması için ana-yan sanayi bağlantıları güçlendirilmelidir. Yan sanayinin teknolojik gelişmelere ayak uydurabilmesi için KOBİ’lerin ölçek ve sermaye yapıları açısından desteklenmesi sağlanmalıdır. Özellikle Çin ve Hindistan gibi ülkelerden kaynaklanan haksız rekabete karşı firmalar etkili bir şekilde korunmalıdır. Dar gelirlilerin, emekçilerin, esnafın vergi yükü azaltılmalıdır.

Küreselleşmeyle birlikte ulusal ve küresel ölçekte yeterli bir düzenleyici çerçevenin geliştirilmemiş olması, spekülatif sermaye hareketlerinin hızlı artması ve ülke ekonomisinin istikrarsızlığa sürüklenmesine yol açmaktadır. Ülkemiz hem dünyaya açık hem de ulusal üretim ekonomisinin önünü açan politikalarla küreselleşmenin olumsuzluklarından korunmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde esnafımızın sorunları her geçen gün daha da artmaktadır. Esnaf gerçekçi kredilerle desteklenmeli, esnafa sadece mali değil stratejik destek de sağlanmalıdır. Esnafın rekabet gücünü artıracak iş modellerinin geliştirilmesine katkı artırılmalıdır. Esnafın kurduğu kümelenme şirketlerine vergi avantajıyla daha çok destek sağlanmalıdır. Özel bir statüyle ülkemizde yaşayan Suriyelilerin vergiden ve yasal yükümlülüklerden muaf şekilde iş yaparak haksız rekabet etmesini yaratacak uygulamalardan kaçınılmalıdır. Esnaf bakanlığı kurulmalı, esnaf ve sanatkârların sorunlarının siyasette geniş olarak yer bulması sağlanmalıdır. Ruhsatlandırma işlemleri esnaf odaları tarafından yapılmalıdır. Sosyal güvenlikte norm ve standart birliği sağlanarak esnaf aleyhine olan farklar ortadan kaldırılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, tüm bu öneriler ışığında, ithal ürünlerin tüketiminin azaltılıp yerli üretim ürünlerinin raflarda daha çok yer bulması, yerli üreticinin ve yerli ürünlerin desteklenmesi, korunması amacıyla bu kanun teklifini verdim. Yüce Meclisimizin olumlu oylarıyla yerli üreticinin korunmasını sağlayacak böyle bir önerinin desteklenmesini diliyor, saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Gürer.

Önerge üzerinde ikinci konuşmacı Denizli Milletvekili Sayın Melike Basmacı.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

MELİKE BASMACI (Denizli) – Sayın Başkan, sevgili vekiller; hepinizi sevgiyle selamlıyor, hayırlı günler diliyorum.

6585 sayılı Kanun’daki değişiklikle ilgili söz almış bulunuyorum ama maalesef ekonomimizin iki can damarının nasıl hançerlendiğini anlatacağım.

Bir zamanlar dünyada tarımda kendi kendine yetebilen 5 ülkeden 1’iyken, evde, okulda “Yerli malı Türk’ün malı, herkes onu kullanmalı.” derken şimdi yerli neyimiz kaldı? Önce, tarımda üretmeyi durdurduk, girdi fiyatlarını artırdınız -mazotu, gübreyi- hatta yerli tohumlarımızı bırakıp, onu bile İsrail’den getirdiniz. Bunların hepsi süreçti oldu, oldu ama maalesef geçen hafta Tarım Bakanlığı Sudan’dan, evet Sudan’dan 5 milyon dönüm yer kiraladı. Her yıl ülkemde bir Trakya büyüklüğünde toprak ekilemezken, dikilemezken bu neyin kafasıdır, ben anlamadım. 5 milyon dönüm Sudan’dan. Röportajda sormuşlar “Niye böyle yaptınız Sayın Bakan?” diye, demiş ki: “Türk insanı ananas, avokado, kiviyi ucuz yesin diye.” Ya, ben, kendi memleketimde, 70 kilometre mesafede üretilen Çivril elması yerinde 40 kuruşken pazardan 4 liraya alıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Benim üzümüm Buldan’da, Alaşehir’de 30 kuruşken pazarda 2 liraya alıyorum. Muhtemelen bir ışın makinesi var, avokadolar Sudan’dan buraya onunla gelecek.

Bu kadar da değil, başımızı ikinci derde sokan… Grafiker Sevgili Ümit Atalay harika bir grafikle anlatmış. Bakın, bu, muhtemelen bu akşam imzalayacağınız, oylayacağınız bir anlaşma, Pakistan’la yapacağımız serbest ticaret anlaşması. Dikkatinizi çekti mi? Bütün oklar Türkiye’ye saplanıyor. Maalesef, bütün tekstil, bir serbest ticaret anlaşmasıyla Çin’den, Bangladeş’ten, Vietnam’dan ve hatta Avrupa Birliğinden bile gümrüksüz olarak ülkeme girecek. Benim üreticim 180 bin kişiyi istihdam ediyordu beş senedir bu ek vergiyle, yeni yatırımlar yapmıştı. Şimdi, bir anlaşmayla, siz, bu ülkelerin gümrüksüz tekstil ürünü sokmasına izin vereceksiniz yani artık Çin’in, Bangladeş’in, Vietnam’ın, hepsinin tekstil ürünü girecek ve benim tekstilim, benim Denizli’m artık tekstil üretemeyecek. Ben bir Denizlili olarak Denizlili bir bakan olan Ekonomi Bakanını bunu imzaladığı için -hem de süresiz olarak- kınıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Aslında, Hükûmetin ekonomisini çok güzel bir fıkrayla özetlemek lazım. Bir gün Cemal çok dertli oturuyormuş, yanına arkadaşı Temel gelmiş, “Hayırdır ya, derdin ne?” demiş. “Sorma, arabamı satamıyorum.”, “Hayırdır, ne sorunu var?” Demiş ki: “200 bin kilometrede.”, “Ya, bu sorun mu? Hallederiz, hemen sanayiye gideriz, kilometresini hallederiz.” Almış arkadaşını, götürmüş sanayiye, 200 bin kilometrelik arabayı okus pokus 20 bin kilometreye getirmişler. Sonra aradan bir hafta geçmiş, Temel tekrar görmüş arkadaşını, sormuş “Keyfin yerinde tabii, arabanı sattın değil mi?”, “Yok be arkadaş, deli misin, 20 bin kilometredeki araba satılır mı?” demiş. İşte, sizin Hükûmetinizin de ekonomi anlayışı aynen bu. Hükûmet, sürekli 200 bin kilometrelik arabaları TÜİK’e gönderip, TÜİK rakamlarını düzleyip 20 bin kilometreye getirip bizim gibi, halkımız gibi gerçekten üretenleri kandırarak maalesef işler yapıyor.

Ama bunların hepsini sizin konuşacak vaktiniz yok. Ülkemizde terör varken, ekonomik sıkıntılar varken, kanun hükmünde kararnamelerle canı yanan insanlar varken, siz kim, hangi koltuğa nasıl oturacak, kim kiminle oturacak, 18 yaşında mı oturacak, 50 yaşında mı oturacak, bunu tartışıyorsunuz. Ama unutmayın, ilahi adaletin zaman aşımı yoktur ve zamanı geldiğinde, 16 Nisanda hayırlara vesile olacak inşallah.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Basmacı.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Sayın Elitaş, sisteme girmişsiniz.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

26.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Denizli Milletvekili Melike Basmacı’nın doğrudan gündeme alınma önergesi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın milletvekili biraz önce konuşurken, Pakistan Serbest Ticaret Anlaşması’ndan bahsetti, Denizli bölgesinin de hassasiyetlerini dile getirdi, teşekkür ediyorum ama şu bilgiyi de vermek istiyorum.

Pakistan’la yapılacak Serbest Ticaret Anlaşması tekstil ürünlerini kapsamamaktadır, sanayi ürünlerini kapsamaktadır. Tekstil ürünleriyle ilgili, çok az miktarda, Türkiye'nin rekabet üstünlüğü olan konuları kapsayan bir düzenleme vardır, tekstil ürünlerini kapsamamaktadır.

Biraz sonra Ekonomi Bakanlığından bilgi gelecek, ben sayın milletvekiline veririm efendim. Hassasiyetine teşekkür ediyorum ama bu çerçevede verdiği bilgilerin tekstil ürünlerini kapsamadığını ifade ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Elitaş.

Sayın Basmacı…

MELİKE BASMACI (Denizli) – Sayın Başkanım, şunu söyleyeyim: Bizim aldığımız bilgiler buradan ve Komisyonda konuşulanlar. Ha, biz bilmeden, basıldığı hâlde bu da değişiyorsa yenisini alalım.

Teşekkür ediyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Değişmez, Ekonomi Bakanlığından bilgi gelecek, ben size vereyim biraz sonra.

BAŞKAN – Peki, Ekonomi Bakanlığından bilgileri alıp Sayın Elitaş size ulaştıracak Sayın Basmacı.

Sayın milletvekilleri, gündemin “Seçim” kısmına geçiyoruz.

VIII.- SEÇİMLER

A) Komisyonlarda Açık Bulunan Üyeliklere Seçim

1.- Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunda boş bulunan üyeliğe seçim

BAŞKAN – Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunda boş bulunan ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubuna düşen 1 üyelik için İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu aday gösterilmiştir.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.24

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.30

BAŞKAN: Başkan Vekili Pervin BULDAN

KÂTİP ÜYELER: Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara), Ömer SERDAR (Elâzığ)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince, sözlü soru önergeleri ile diğer denetim konularını görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Türkiye Cumhuriyetinin Demiryolu Bağlantısı Olan Limanları ile Ukrayna Limanları Arasında Uluslararası Doğrudan Yük Demiryolu Feri Hizmetinde Yük Taşımacılığına İlişkin Kurallar ve Ekleri ile Yük Vagonlarının İşletiminin Organizasyonuna İlişkin Kuralların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/492) ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı Teklifleri

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Türkiye Cumhuriyetinin Demiryolu Bağlantısı Olan Limanları ile Ukrayna Limanları Arasında Uluslararası Doğrudan Yük Demiryolu Feri Hizmetinde Yük Taşımacılığına İlişkin Kurallar ve Ekleri ile Yük Vagonlarının İşletiminin Organizasyonuna İlişkin Kuralların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/492) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 157) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Komisyon Raporu 157 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen yok.

Soru-cevap işlemi yok.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE UKRAYNA BAKANLAR KURULU ARASINDA TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN DEMİRYOLU BAĞLANTISI OLAN LİMANLARI İLE UKRAYNA LİMANLARI ARASINDA ULUSLARARASI DOĞRUDAN YÜK DEMİRYOLU FERİ HİZMETİNDE YÜK TAŞIMACILIĞINA İLİŞKİN KURALLAR VE EKLERİ İLE YÜK VAGONLARININ İŞLETİMİNİN ORGANİZASYONUNA İLİŞKİN KURALLARIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 13/9/2012 tarihinde Kiev’de imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Türkiye Cumhuriyetinin Demiryolu Bağlantısı Olan Limanları ile Ukrayna Limanları Arasında Uluslararası Doğrudan Yük Demiryolu Feri Hizmetinde Yük Taşımacılığına İlişkin Kurallar” ve ekleri ile Yük Vagonlarının İşletiminin Organizasyonuna İlişkin Kurallar’ın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci madde üzerinde gruplar adına ilk konuşmacı, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Erzurum Milletvekili Sayın Kamil Aydın, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

MHP GRUBU ADINA KAMİL AYDIN (Erzurum) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi adına, uluslararası sözleşmeler çerçevesinde Ukrayna’yla olan anlaşma üzerinde konuşmak üzere söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Ama, konuya geçmeden önce, öncelikle, Türk siyasetinde gerçekten iz bırakan, Türk siyasetinin renkli bir siması olan Profesör Doktor Sayın Necmettin Erbakan’ı rahmetle anıyorum.

Yine, Hocalı için ayrı bir parantez açacağım konuşmam içerisinde, onu da unutmadık.

Ayrıca, 28 Şubattaki o melun olaylarla ilgili de gerçekten, hissiyatımız, bugüne kadar, bu saate kadar söylenenler doğrultusunda. Bizler de o günleri tekrar tekrar, ders çıkararak, inşallah ders çıkararak, protesto ederek anıyoruz.

Saygıdeğer milletvekilleri, malum, ikili anlaşmaların özü tekrar nereye götürüyor bizi? Uluslararası ilişkilere, dış politikaya götürüyor. Dış politika ya da uluslararası ilişkiler dediğimiz zaman, bunu bilim adamları üç boyutlu düşünüyorlar yani üç ana konseptte tartışabiliriz, ele alabiliriz dış siyaset oluşturulurken. Bunlardan bir tanesi “realist” dedikleri, gerçekçi bir olgudan hareket ederek oluşturulan bir dış siyaset. İkincisi, idealist bir dış siyaset. Bu da gerçekten ulvi, yüce, ilkesel birtakım değerleri her şeyin önüne koyarak oluşturulan bir dış siyaset öngörüsü. Üçüncüsü ise liberal bir dış siyaset projeksiyonudur. Bunda da nedir? Bireyin ekonomik kalkınması öncelenerek aynen iç siyasette olduğu gibi bunu dış siyasete de yansıtma düşüncesidir. Fakat, bugüne kadarki uygulamalara baktığımızda, özellikle konjonktürel olarak hâlihazırda dünyada yaşanan sıcak ve hızlı olayları da dikkate alacak olursak -en son Amerika seçimlerini de buna katarak- gerçekten realist ve idealist bir dış siyaset düşüncesinin karışımı olan bir yapının hâkim olduğunu görüyoruz. Bu da nedir? Bu da emniyeti, iç huzuru, güvenliği bir taraftan öncelemek, ikincisi refahı öncelemek, bir de sosyokültürel yapıyı olabildiğince uluslararası platforma taşıyabilmektir.

İşte, biz de gerçekten böyle eklektik bir yapıdan hareketle, Türk dış politikasında, umarım bundan sonra daha güçlü bir şekilde -içeride birlik, beraberlik şemsiyesi adı altında- ulusal çıkarları önceleme yaparak uluslararası boyuta taşıyacağımız şey, önce ülke ve millet düşüncesinden hareket ederek bunu dış siyasete aktarmak olacaktır diye düşünüyoruz. Niye bunu söylüyoruz? Çünkü, malumunuz, eğer realist bir yapıdan hareket edeceksek etrafımızda sıkıntılar vardır, sıkıntılar yumağıyla çerçevelenmişiz; güneyimiz de kuzeyimiz de, doğumuz da batımız da çok sıkıntılı süreçlerden geçmektedir. Malumunuz, Suriye olayı, Irak olayı, akabinde Türkiye’nin tekrar hem iç huzurunda hem de dış siyasetinde birtakım sıkıntılara neden olmuştur. Ukrayna’yla ilgili ikili anlaşmaları konuştuğumuza göre, en son Rusya’yla yaşanan, özellikle Kırım Özerk Bölgesi’nin yaşadığı sıkıntıları göz ardı edemeyiz. Burada romantik olmaya, burada liberal düşünmeye hiç gerek yoktur. Burada realist ve idealist bir dış politika düşüncesinden hareketle, oradaki soydaşlarımızın hak ve hukukunu sağlama noktasında birazcık duyarlılık göstermek zorundayız. Niye? Çünkü bunlar 1944’te gerçekten çok hazin bir trajedi yaşadılar. O ilkel vagonlarla ücra köşelere, soğuğa, yokluğa, kıtlığa, açlığa maruz bırakılarak yarı yarıya şehit olmuşlardır. Bir kısmı da yine Türkiye’ye göçleri sırasında aynı trajediyi yaşamışlardır. Ama, bugün, çok pişkin bir şekilde, maalesef, bağımsız bir devlet olan Ukrayna’nın iç bölgesindeki bir coğrafyaya dahi Rusya Federasyonu sahip çıkarak “Orası benim toprağımdır.” diyebilme cesaretini göstermektedir. Bunu, biz, gerçekten bir şekilde dikkate alıp buna göre bir düşünce, bir dış siyaset perspektifi oluşturmak zorundayız.

Öte yandan, bakın, Türkiye Cumhuriyeti devleti sadece kendi çevresiyle ilgili değil -hani hep söylüyoruz ya, bir gönül coğrafyasından bahsediyoruz- Türkiye Cumhuriyeti devleti, aynı zamanda Müslüman bir devlettir, dolayısıyla o kutsi hadisin söylediği gibi bir vücuttur. Müslüman topluluk bir insan vücuduna benzer. İnsan vücudundaki herhangi bir uzvun meydana getirdiği bir rahatsızlık, bir ağrı, bir sızı diğer uzuvlar tarafından hissedilmelidir, emir böyledir. Dolayısıyla, bugün İsrail’de yaşananlar, Filistin’de yaşananlar, özellikle Batı Şeria’daki İsrail toprağı içerisinde 4 binin üzerinde ruhsatsız, izinsiz bir yerleşim alanı oluşturmak da yine bizi derinden rahatsız etmektedir dış siyaset açısından baktığımızda.

Diğer önemli bir şey, yine buradaki kardeşlerimizin yaşadığı bir sıkıntı da maalesef ezan için dayatılan yasaktır. Bunları da yine önceleyerek dış siyasette beklenen cevabı, beklenen tavrı koymak zorundayız.

Evet, bugün aynı zamanda Hocalı katliamının 25’inci yılını hüzünle görüyoruz. 1992’de yaşananlar daha dünkü gibi hafızalarımızda. Bu, yüzyıl önceki hüznün yeniden tezahürüdür. Bugün öyle bir “tweet” attım. Biz bu hüznü yüzyıl önce de yaşamıştık aynı coğrafyada. Bugün maalesef tarih yine birilerinin hatasından dolayı tekerrür etmek zorunda kalmıştır. Yani, malum yapı, o Hınçak ve Taşnak artıkları bugün de o coğrafyada zulmü bizim insanımıza reva görmüştür. Neler olmuştur? İşgal olmuştur, zulüm olmuştur, işkence olmuştur. Bunları da utanmadan zaten çok açık bir şekilde söylemektedirler. Hatta, YouTube’daki gösterilerinden de gördüğümüz bu işkence, bir yavrumuzun diri diri derisini soyarak dayanıklılığının ne kadar olduğunu ispatlama adına bir deneysel işkenceye dönüştürülmüştür.

Evet, Hocalı’ya buradan selam olsun ancak bir dörtlükle bir cevap vereyim onların durumuna:

“...‘Gel gardaş’ diyorsun gelecek yol yok,

Şehitler kabrine koyacak gül yok,

Çilesiz saat yok, kavgasız yıl yok;

Kurşunlar sizdedir, sızı bizdedir,

Sizdeki yaranın özü bizdedir...”

Buradan o soydaşlarımıza ve dindaşlarımıza acılarını paylaşma adına bu dörtlükle cevap vermek istedim.

Bugün, ayrıca, yine, efendim, sınır bölgesinde taciz olmuştur, yeniden bir saldırı olmuştur. Bu saldırı sonucu da yine 5 kardeşimizi şehit vermişiz. Buradan isimlerini okuyayım arzu ederseniz: Abdullayev Aqşin, Nezerov Şahlar, Haşımlı Tural, Gedimov Zülfü, Ceferov Zakir; kardeşlerime de Allah’tan rahmet diliyorum.

Evet, AGİT var, uluslararası anlaşmalar var, uluslararası sözleşmeler var, kurumlar var, kuruluşlar var ama maalesef, üst değer insanlık, insanın yaşama özgürlüğü değil, güç odaklı, gücün gölgesinde ele alınan bir öncelikler söz konusu. Bugün AGİT o bölgede gerçekten hakemlik pozisyonunu çok doğru bir şekilde yapmış olsaydı bugün tekrar aynı tacizleri mütemadiyen yaşamazdık diyorum. Dolayısıyla, siyasetimizi oluştururken iç siyasette olsun, dış siyasette olsun biz her zaman doğruyu söylemek zorundayız, sebep sonuç ilişkisi kurmadan söylediğimiz şeyler havada kalır.

En son, bu bayrak olayına da atfen bir şeyler söylemek istiyorum. Sayın Genel Başkanımıza atfen aynen şöyle bir suçlamada bulunulmuştur: “Her konuda bir sözü olan Sayın Bahçeli’nin belki de kendi seçmenlerine anlatacağı bir şey olabilir.” Ben de bugün Sayın Genel Başkanımın geçmişte bu bağlamda söylediklerine şöyle bir baktım; Allah’a şükür, Sayın Genel Başkanımız bu bayrak kriziyle ilgili 2010’daki grup toplantısında da, 2015’teki grup toplantısında da -detayı vermiyorum, vaktim kalmadı- aynen bugünkü grup toplantısındaki söylediklerini söylemiştir. Tarih yine onu her zaman hakkı ve hakikati söyleyen bir lider olarak anacaktır diyorum, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aydın.

1’inci madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili Sayın Hüseyin Çamak.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

CHP GRUBU ADINA HÜSEYİN ÇAMAK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ukrayna ile Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti arasında gerçekleşen uluslararası anlaşmayla ilgili söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlarım.

Söz konusu kurallarla Türkiye Cumhuriyetinin demir yolu bağlantısı olan limanları ve Ukrayna limanları arasında doğrudan demir yolu feri hizmetinin düzenlenmesi, kombine taşımacılık ve ulaştırma alanında iş birliğinin daha da geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Bu anlaşmayı parti olarak onaylıyor ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.

Bu arada söz almışken Mersin ilimizle ilgili bazı sorunları da dile getirmek isterim. Bildiğiniz üzere, Mersin ilimiz bu kış çok büyük doğal afetler yaşadı. Rüzgârdan yağmura ve kara kadar, ilimize bağlı birçok yer, altından kalkılamayan afetlerin mağduru oldu. 27 Aralıkta başlayıp 17 Ocağa kadar aralıksız yağan kar nedeniyle Mersin’de Arslanköy, Yavca ve Kavaklıpınar köyleri 5 metreyi bulan kar altında kaldı. Neredeyse bir ay insanlar evlerinden çıkamadılar. Bunun üzerine dün İl Başkanımız Sayın Abdullah Özyiğit’le beraber geçmiş olsun ziyaretine gittiğimizde hâlâ 1 metre kar vardı. Yaşadıkları mağduriyetleri gördük. Bugüne dek hiçbir siyasi, yöreye gitmemiş. 100’den fazla çatı çökmüş, 5 metreye yakın yağan kardan dolayı, başta şeftali ağaçları olmak üzere bütün meyve ağaçları karın ağırlığını taşıyamadıklarından yerle bir olmuşlar. Bu yöredeki vatandaşların geçimi tamamen meyveye dayalı olduğu için ikinci ürünü alma şansları da yok.

Bilmiyorum, buradan gösterirsem görebiliyor musunuz? 20 dönümlük bir tarlaya gittik; karı temizlemiş vatandaş, bütün ağaçlar yerle bir, tamamen yere serilmiş vaziyette. Üstelik, bir ağacın yetişmesi yaklaşık yedi yıl sürüyor.

Ayrıca, arıcılıkla geçimini sağlayan vatandaşlarımızın bal arıları büyük zayiat görmüş, 50 küçükbaş hayvan çöken çatıların altında telef olmuş. Böyle bir ortamda bu köylerdeki vatandaşlarımızın geleceğe dönük en az beş yılı kayıp; perişanlık diz boyu. Tarım il müdürlüğü ve ziraat odası yöreyi ziyaret etmiş ancak daha hasar tespiti yapılmamış. Hasar tespitinin acil olarak yapılıp vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin giderilmesi gerekmektedir.

1 Ocaktan itibaren yürürlüğe giren TARSİM yani tarım sigortası kapsamına, daha öncesinden gerçekleşen kar afetinin de dâhil olmasını istiyor vatandaşlarımız. İlgililer tarafından zararlarının tespit edilerek mağduriyetlerinin bir an önce giderilmesi gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, yarın 1 Mart, Arslanköy’ün, eski adıyla Efrenk olan kasabamızın düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümüdür. 1 Mart 1920 sabahı Arslanköy’e gelen Kuvayımilliye birliği Arslanköylüler tarafından sevgi gösterileriyle karşılanmıştır. Arslanköylülerin kurtuluş gününü buradan kutluyorum. Bir yıl sonra ise Mersin, Tarsus ve Adana kurtarılır.

Diğer bir soruna gelince değerli milletvekilleri, Anamur ve Bozyazı ilçelerimizde büyük bir fırtına yaşandı ve çiftçilerimiz bu fırtınadan kalan zararın altından kalkamamakta. Bu anlamda, devletin desteğine ihtiyaç varken hâlen hiçbir sorun çözülmemiş, üzerine yeni sorunlar eklenmiştir. Örneğin, 2/B arazilerinin satış fiyatları mal müdürlüklerince 2016 yılı için çok yüksek tutulduğu, fiyatların, hak sahiplerinin alabileceği fiyatların çok çok üzerinde fiyatlar olduğu, fiyatlara hak sahipleri tarafından itiraz yapıldığı takdirde ise hak sahiplerinin mevcut tüm haklarından feragat etmiş sayılacağından ötürü hak sahiplerinin hiçbir itirazda bulunamadığı, bu nedenle de üreticilerimiz ciddi bir mağduriyet yaşamaktadırlar.

Aynı yerdeki 2/B arazileri arasında inanılmaz fiyat farkları dikkat çekmektedir. Bozyazı Mal Müdürlüğünce daha önce 4 bin TL fiyat biçilen bir araziye bu yıl için 35 bin TL fiyat biçilmesi ise bu konunun bir örneğidir. Anamur’da bulunan arazilerin büyük kısmında hissedarlar arasında intikal işlemi yapılmadığı için, intikal işlemi yapılamayan araziler üzerinde serası bulanan üreticilerimiz Çiftçi Kayıt Sistemi kaydı yaptıramıyor. ÇKS kaydı yaptıramayan üreticilerimiz seralarını sigortalayamıyor ve bu nedenle de, meydana gelen herhangi bir afetten dolayı zarar gördüğü zaman üreticilerimiz mağdur oluyorlar.

Üreticilerimizin bu mağduriyetlerinin giderilmesi için, intikal yapılmayan tarım arazilerinin de ÇKS kaydı altına alınabilmesi için gerekli olan çalışmaların yapılması büyük bir önem arz etmektedir. Yine, aynı şekilde, 2/B ve hazine arazilerinde serası bulunan üreticilerimiz de ÇKS kaydı yaptıramıyor. 2/B ve hazine arazilerinde üretim yapan üreticilerimizin de ÇKS kaydı altına alınabilmesi için gerekli olan çalışmaların yapılması gerekmektedir.

TARSİM, seraları sigorta yaparken çatısı yapıldığında ve örtüsü çekildiğinde de sigorta yapmalı ancak şu anda TARSİM, çatısı yapılmayan, örtüsü çekilmeyen ve fide dikimi yapılmayan hiçbir serayı sigorta yapmıyor. Seraları fide ekimi yapılmadan zarar gören üreticilerimiz ise TARSİM sigorta yapmadığı için mağdur durumdadır. Çatısı yapılan ve örtüsü çekilen seraların da TARSİM kapsamına alınması için gerekli olan çalışmaların yapılması gerekmektedir.

Anamur ilçemizde örtü altı üretimiyle uğraşan üreticilerimiz Sosyal Güvenlik Kurumu kapsamında risk grubuna alınmalıdır çünkü örtü altı üretim yapan üreticilerimizde hastalık ve yıpranma oranı diğer üreticilere göre daha fazla olup yaş ortalaması daha düşüktür.

Bildiğiniz üzere, Anamur ilçemiz muz ihtiyacımızın büyük bir kısmını karşılamakta. Bu anlamda, ithal muzun ülkemize kaçak yollarla girişinin önlenmesi için Mersin gümrüğünün ihtisas gümrüğü yapılması üreticilerimiz ve ülkemiz ekonomisi açısından çok büyük bir önem arz etmektedir. Yerli muz üretimi Millî Tarım Projesi kapsamında havza bazlı üretim desteğinden -üretimin yüzde 98’ini karşılayan- Anamur, Bozyazı, Alanya ve Gazipaşa’da desteklenecek ürünler listesine alınması gerekmektedir.

Bu bölgemizde kırsaldan kente göçün önlenmesi için kırsal mahallelerde AR-GE çalışması yapılarak hangi mahallede hangi meyvenin hangi çeşidinin bölge şartlarına uygun ve ekonomik değerinin yüksek olduğunun tespitinin yapılması ve kırsalda bulunan üreticilerimizin üretim yapmaları teşvik edilerek kırsal mahallelerin ekonomisinin yükseltilmesinin sağlanması kırsaldan kente göçün önlenebilmesi için bir önlem niteliği taşımaktadır.

Değerli milletvekilleri, Anamur ilçemizde Alaköprü Barajı’ndan başlayıp Ovabaşı Mahallesi’nde sonlanan kapalı devre sulama projesine Korucuk Mahallesi’nin de dâhil edilmesi Korucuk Mahallesi’nde bulunan üreticilerimizin üretim alanlarının artması ve daha fazla üretim yaparak ilçe ve ülke ekonomisine katkı sağlanması açısından çok büyük önem arz etmektedir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çamak.

1’inci madde üzerinde üçüncü konuşmacı Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Hüda Kaya.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

HDP GRUBU ADINA HÜDA KAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bugün 28 Şubat, pek çok arkadaşımız bu konuya değindiler, farklı açılardan değerlendirmeler yaptılar. Evet, o günleri yaşayanlar bilirler. O günlerde bu zulmü yaşayanlara şahit olanlar, onlara destek veren farklı çevrelerin insanları da çok iyi bilirler fakat tabii ki bilmeyenler veya o günleri tek taraftan yaşadıklarımızı hatırlayıp diğer yandan hatırlamayı pek istemeyenlerimiz de olabilir. O günlerde on binlerce başörtülü kadın ve onları destekleyenler ve onların yakınları çok farklı zulümlere maruz kaldılar. İdeolojik bir bağnazlıkla bu zulümlerde binlerce kadın büyük bedeller ödediler. AKP Hükûmetinin üçüncü dönemiydi ve hâlâ başörtüsü çözülememişti ve bizler o gün itirazımızı yaptık kadınlar olarak: “Başörtülü aday yoksa oy da yok.” dedik ve biz bunu dediğimiz için o günün Başbakanı bize ağır hakaretlerde bulunmuştu. Bizler önümüzde engel olanlara, gölge edenlere rağmen dik durduk ve mücadeleden hiç vazgeçmedik. Dün bize gölge edenler 28 Şubatın mağduriyetlerinden ahkâm kesiyorlar. Dün, 28 Şubatta Sincan’da tanklar balans ayarı yapıyordu; evet, unutmadık o günleri. Peki, bugün ne fark ediyor? Bugün yine bu ülkenin tankları kendi şehirlerini, ilçelerini, mahallelerini topa tuttu, yerle bir etti. Hatta 28 Şubatlarda şahit olmadığımız, yaşamadığımız şekilde bugünün tankları camileri topa tuttu, yerle bir etti hatta enkazını temizledi.

O gün bizler başörtüsüne özgürlük eylemlerimizi yaparken dilimizden düşürmediğimiz bir slogan vardı: “Herkes için adalet, başörtüye özgürlük” diyorduk. Binlerce değil, milyonlarca örnek var, son on beş yılın hatta son birkaç yılın zulümlerinden örnekler var. Nerede herkes için adalet? Biz mücadelemizi insanlarla yapmıştık, vicdanı olanlarla destekleşmiştik, vicdanı olan herkes o gün bizim mücadelemizde yanımızda yer almıştı ve bizim mücadelemiz sadece başörtüsü için değildi. “Herkes için adalet” ilkesinden vazgeçmemeliydik değerli arkadaşlar. Bunu bir kez daha lütfen dönün, dönün vicdanınıza sorun.

O günlerde, 28 Şubatlarda kızım başörtüsü yasakları sebebiyle bir radyoda okuduğu bir ayetten dolayı teröristlikle itham edildi, 312’nci maddeden iki yıldan fazla ceza almıştı. Onun haricinde, şiir okuduğu için, bir diğeri özgürlük duası ettirdiği için hep birlikte zaten ayrıca da idamla yargılanmıştık. Okuduğu ayet neydi biliyor musunuz arkadaşlar? Şuarâ Suresi 227’nci ayet: “Zalimler yakında nasıl bir devrimle devrileceklerini bileceklerdir.” Ne dedi o günün ideolojik bağnazları? “Siz bunu Türkiye Cumhuriyeti devletine söylüyorsunuz.” dediler. Bugün kalkıyoruz, “herkes için adalet” ilkemizden vazgeçmeyen, hâlâ zulümlere muhalefet eden bizleri yanlışlarınızı yüzünüze söylüyoruz diye teröristlikle itham ediyorsunuz. Adalet herkese lazım, ilkeli olmamız gerekiyor.

Bugün ise dün bu zulümlere karşı, haksızlıklara, hukuksuzluklara karşı sesimi yükseltiyoruz, meydanlara çıkıyoruz diye bizi teröristlikle itham eden ideolojik bağnaz kafalıların, onların yaptıkları ortada. Peki, bugün ne fark etti? Bugün, kan dökülmesin dedik; tabutlar gelmesin, gençler ölmesin; askeri, polisi, genci, sivili, kadını katledilmesin dedik; sadece barış istedik, barış için imzalar atıldı, barış için meydanlara çıkıldı, barış içir surların dibine gittik. Ne oldu? Dün de terörist olarak itham edildim özgürlük istiyorum diye, bugün de barış istiyorum diye yine teröristlikle itham edildim, kelepçelendim, hâlâ gözaltına alınıyorum. Neymiş efendim, terör propagandası yapıyormuşum(!)

Adalet herkese lazım. “Herkes için adalet” ilkenizi hatırlayın arkadaşlar. Dün birlikte meydanlarda, omuz omuza başörtüsüne özgürlük mücadelesi verdiğimiz, “Herkes için adalet, başörtüye özgürlük.” dediğimiz arkadaşlar; özgürlük, adalet ilkesi sadece bizim gibi düşünen, bizim gibi yaşayan, bizim yaşam tarzımıza sahip olanlar için gerekli değil, bütün insanlar için gerekli.

Değerli arkadaşımız Medine Bircan örneğini verdi, içimiz yanmıştı o yıllarda. 80 yaşlarında bir kadın başını açmadığı için hastane kapılarında hayatını kaybetmişti. Bunun gibi çok acı örneklerimiz var.

Peki, bugün hani herkes için adalet? Cizre’nin sokağında yedi gün Taybet İnan adında bir kadın kurşuna dizilip, yaralı, daha sonra hayatını kaybedip günlerce sokakta cenazesini bile aldırmadığınız bir kadının cenazesi günlerce sokaklarda kaldı; bunu ben Gazze’de görmedim, bunu ben Filistin’de görmedim.

İmam-hatipli 13, 15 yaşındaki çocuklarımızın kollarına kelepçe vurulmuştu o günlerde, 28 Şubatlarda. Ya bugün, 13 yaşındaki Cemile’nin bedenini kurşunlayıp da günlerce dondurucuda bekletenler… Hani herkes için adalet? Hani Miray bebeğin katledilen bedeni? Lütfen, vicdanlarımızı bir daha sorgulayalım. Bunu eleştirmek adına yapmıyorum, Medine Bircan’a yüreğimiz yandığı gibi Taybet kadına da yüreğimiz yanabilmeliydi. İmam-hatipli çocuklara yüreğimiz yandığı gibi Cemile için, Ceylan için de yüreğimiz yanabilmeliydi. Benim kızlarım dâhil imam hatip liseli gençler kelepçelenirken, terörist gibi gözaltına alınırken eleştirdik, kızdık, direniş yaptık. Bugün ne var? İmam hatipli birkaç genç kendi aralarında eyleniyorlar, halay çekiyorlar. Ne oldu diyorsunuz? Teröristlikle itham edildiler ve hâlâ yargılanma aşamasındalar. Adalet hepimize lazım arkadaşlar. “Teröristler, teröre destek veriyorlar.” diye vicdanlarınızı rahatlatamazsınız. İnanın bugünler geçecek, 28 Şubat bin yıl sürmedi, bugünler de bin yıl sürmeyecek.

Hepinize teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kaya.

1'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2'nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

3'üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3’üncü madde kabul edilmiştir.

Birleşime on dakika süre veriyorum.

Kapanma Saati: 19.03

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.27

BAŞKAN: Başkan Vekili Pervin BULDAN

KÂTİP ÜYELER: Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara), Ömer SERDAR (Elâzığ)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

157 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın tümünün oylamasında kalmıştık.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik cihazla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, bundan sonraki uluslararası anlaşmaların oylamalarının tamamının da ayrı ayrı elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Açık oylamaya ilişkin genel kuralları her seferinde tekrar etmeyeceğim.

Şu anda okuyacağım, bilginize sunacağım kurallar bütün açık oylamalar için geçerlidir.

Oylama için verilen süre içinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin oy pusulalarını oylama için öngörülen süre içinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını yine oylama için öngörülen süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Şimdi bu anlaşmanın oylaması için üç dakika süre veriyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Türkiye Cumhuriyetinin Demiryolu Bağlantısı Olan Limanları ile Ukrayna Limanları Arasında Uluslararası Doğrudan Yük Demiryolu Feri Hizmetinde Yük Taşımacılığına İlişkin Kurallar ve Ekleri ile Yük Vagonlarının İşletiminin Organizasyonuna İlişkin Kuralların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı                          : 224

 Kabul                                               : 221

 Ret                                                   : 1

 Çekimser                                          : 2(x)

       Kâtip Üye                                                                Kâtip Üye

Ali Haydar Hakverdi                                                     Ömer Serdar

         Ankara                                                                    Elâzığ”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

2’nci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Balıkçılık Alanında İşbirliği Konulu Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

2.-  Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Balıkçılık Alanında İşbirliği Konulu Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/559) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 246) (x)

BAŞKAN - Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon Raporu 246 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE UKRAYNA BAKANLAR KURULU ARASINDA BALIKÇILIK ALANINDA İŞBİRLİĞİ KONULU ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 22 Aralık 2011 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Balıkçılık Alanında İşbirliği Konulu Anlaşma”nın onaylanması uygun bulunmuştur

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3’üncü madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Balıkçılık Alanında İşbirliği Konulu Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı    : 218

 Kabul                         : 217

 Çekimser                                          : 1(x)

       Kâtip Üye                                           Kâtip Üye

Ali Haydar Hakverdi                                Ömer Serdar

         Ankara                                               Elâzığ”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

3’üncü sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Polonya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Deniz Ulaştırması Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Polonya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Deniz Ulaştırması Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/465) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 120) (*)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon Raporu 120 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen. Yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE POLONYA CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA DENİZ ULAŞTIRMASI ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 8 Kasım 2013 tarihinde Varşova’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Polonya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Deniz Ulaştırması Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 2’nci madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3’üncü madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Polonya Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Deniz Ulaştırması Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı : 216

 Kabul  :                     216(x)

       Kâtip Üye                                           Kâtip Üye

Ali Haydar Hakverdi                                Ömer Serdar

         Ankara                                               Elâzığ”

BAŞKAN – Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

4’üncü sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tanzanya Birleşik Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Milli Savunma ve Dışişleri Komisyonu raporlarının görüşmelerine başlayacağız.

4.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tanzanya Birleşik Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/357) ile Milli Savunma ve Dışişleri Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 139)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

5’inci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Kenya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Teknik ve Mali İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

5.-  Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Kenya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Teknik ve Mali İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/581) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 235) (x)

BAŞKAN - Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon Raporu 235 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen? Yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ VE KENYA CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA TEKNİK VE MALİ İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 8 Nisan 2014 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Kenya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Teknik ve Mali İşbirliği Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 1’inci madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – 3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Kenya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Teknik ve Mali İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı                 : 210

 Kabul                                      : 210(x)

       Kâtip Üye                                           Kâtip Üye

Ali Haydar Hakverdi                                Ömer Serdar

         Ankara                                               Elâzığ”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

6’ncı sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Burundi Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ticari ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

6.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Burundi Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ticari ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/704) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 397) (xx)

BAŞKAN – Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Komisyon Raporu 397 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen. Yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE BURUNDİ CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA TİCARİ VE EKONOMİK İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 27 Ağustos 2015 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Burundi Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ticari ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 2’nci madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3’üncü madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Burundi Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ticari ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı           : 211

 Kabul                                : 211(x)

 

               Kâtip Üye                                            Kâtip Üye

        Ali Haydar Hakverdi                                   Ömer Serdar

                 Ankara                                               Elâzığ”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

7’nci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kamerun Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması ile Anlaşmaya İlişkin Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

7.-  Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kamerun Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması ile Anlaşmaya İlişkin Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/749) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 429) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 429 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE KAMERUN CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA YATIRIMLARIN KARŞILIKLI TEŞVİKİ VE KORUNMASI ANLAŞMASI İLE ANLAŞMAYA İLİŞKİN NOTALARIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

 

MADDE 1- (1) 24 Nisan 2012 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kamerun Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması” ile Anlaşmaya ilişkin notaların onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

 

 MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kamerun Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması ile Anlaşmaya İlişkin Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı                 : 211

 Kabul                                      : 211 (x)

 

               Kâtip Üye                                Kâtip Üye

Ali Haydar Hakverdi                                Ömer Serdar

                 Ankara                                    Elâzığ”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

8’inci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Arasında Serbest Ticaret Alanı Tesis Eden Çerçeve Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

8.- Türkiye Cumhuriyeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Arasında Serbest Ticaret Alanı Tesis Eden Çerçeve Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/747) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 430) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Komisyon Raporu 430 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE PAKİSTAN İSLAM CUMHURİYETİ ARASINDA SERBEST TİCARET ALANI TESİS EDEN ÇERÇEVE ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 22 Mart 2016 tarihinde İslamabad’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Arasında Serbest Ticaret Alanı Tesis Eden Çerçeve Anlaşma”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – 3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Arasında Serbest Ticaret Alanı Tesis Eden Çerçeve Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı                 : 213

 Kabul                                      : 213(x)

 

                       Kâtip Üye                                        Kâtip Üye

                Ali Haydar Hakverdi                               Ömer Serdar

                         Ankara                                           Elâzığ”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

9’uncu sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Saint Vincent ve Grenadinler Hükümeti Arasında Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

9.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Saint Vincent ve Grenadinler Hükümeti Arasında Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/375) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 93) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 93 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE SAINT VINCENT VE GRENADİNLER HÜKÜMETİ ARASINDA TİCARET VE EKONOMİK İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

 

MADDE 1- (1) 10 Mart 2014 tarihinde Kingstown’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Saint Vincent ve Grenadinler Hükümeti Arasında Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Saint Vincent ve Grenadinler Hükümeti Arasında Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı                       : 213

 Kabul                                            : 213 (x)

            Kâtip Üye                                                   Kâtip Üye

Ali Haydar Hakverdi                                                Ömer Serdar

            Ankara                                                           Elâzığ”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

10’uncu sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Guatemala Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

10.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Guatemala Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/738) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 428) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 428 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE GUATEMALA CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA YATIRIMLARIN KARŞILIKLI TEŞVİKİ VE KORUNMASINA İLİŞKİN ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

 

MADDE 1- (1) 21 Aralık 2015 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Guatemala Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşma”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

 

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 1’inci madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Guatemala Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı                     : 213

 Kabul                                          : 213 (x)

             

                          Kâtip Üye                                             Kâtip Üye

                  Ali Haydar Hakverdi                                   Ömer Serdar

                            Ankara                                                 Elâzığ”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

11’inci sırada yer alan Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Reasürans Şirketi Anlaşma Hükümlerinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

11.- Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Reasürans Şirketi Anlaşma Hükümlerinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/533) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 198) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu, 198 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen? Yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

EKONOMİK İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI REASÜRANS ŞİRKETİ ANLAŞMA HÜKÜMLERİNİN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 10 Şubat 2010 tarihinde İslamabad’da imzalanan “Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Reasürans Şirketi Anlaşma Hükümleri”nin onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3’üncü madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Reasürans Şirketi Anlaşma Hükümlerinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

 “Kullanılan oy sayısı                    : 208

 Kabul                                          : 208(x)

                          Kâtip Üye                                             Kâtip Üye

                  Ali Haydar Hakverdi                                   Ömer Serdar

                            Ankara                                                 Elâzığ”

 

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

12’nci sırada yer alan Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Standardizasyon, Uygunluk Değerlendirmesi, Akreditasyon ve Metroloji Bölgesel Enstitüsü Tüzüğünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/558) ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

12.- Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Standardizasyon, Uygunluk Değerlendirmesi, Akreditasyon ve Metroloji Bölgesel Enstitüsü Tüzüğünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/558) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 200) (xx)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon Raporu 200 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen? Yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

EKONOMİK İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI STANDARDİZASYON, UYGUNLUK DEĞERLENDİRMESİ, AKREDİTASYON VE METROLOJİ BÖLGESEL ENSTİTÜSÜ TÜZÜĞÜNÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

 

MADDE 1- (1) 9 Mart 2009 tarihinde Tahran’da imzalanan “Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Standardizasyon, Uygunluk Değerlendirmesi, Akreditasyon ve Metroloji Bölgesel Enstitüsü Tüzüğü”nün onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

2’inci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 2’nci madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – 3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Standardizasyon, Uygunluk Değerlendirmesi, Akreditasyon ve Metroloji Bölgesel Enstitüsü Tüzüğünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı                     : 216

 Kabul                                          : 216(x)

                          Kâtip Üye                                             Kâtip Üye

                  Ali Haydar Hakverdi                                   Ömer Serdar

                            Ankara                                                 Elâzığ”

 

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

13’üncü sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı ile Irak Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı Arasında Muhtemel Bir Serbest Ticaret Anlaşmasının Etkilerinin Değerlendirilmesine Dair Bir Ortak Komisyon Kurulmasına İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

13.- Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı ile Irak Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı Arasında Muhtemel Bir Serbest Ticaret Anlaşmasının Etkilerinin Değerlendirilmesine Dair Bir Ortak Komisyon Kurulmasına İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/609) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 288) (XX)

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 288 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen yok.

Maddelere geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ BAŞBAKANLIK DIŞ TİCARET MÜSTEŞARLIĞI İLE IRAK CUMHURİYETİ TİCARET BAKANLIĞI ARASINDA MUHTEMEL BİR SERBEST TİCARET ANLAŞMASININ ETKİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİNE DAİR BİR ORTAK KOMİSYON KURULMASINA İLİŞKİN MUTABAKAT ZAPTININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 15 Ekim 2009 tarihinde Bağdat’ta imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı ile Irak Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı Arasında Muhtemel Bir Serbest Ticaret Anlaşmasının Etkilerinin Değerlendirilmesine Dair Bir Ortak Komisyon Kurulmasına İlişkin Mutabakat Zaptı”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – 3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı ile Irak Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı Arasında Muhtemel Bir Serbest Ticaret Anlaşmasının Etkilerinin Değerlendirilmesine Dair Bir Ortak Komisyon Kurulmasına İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Oy sayısı:                  220

 Kabul:                       220(x)

 

                           Kâtip Üye                                                   Kâtip Üye

                    Ali Haydar Hakverdi                                          Ömer Serdar

                             Ankara                                                       Elâzığ”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

14’üncü sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı ile Irak Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı Arasında Serbest Bölgeler Alanında İşbirliğine Yönelik Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/574) ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

14.- Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı ile Irak Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı Arasında Serbest Bölgeler Alanında İşbirliğine Yönelik Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/574) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 314) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 314 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ BAŞBAKANLIK DIŞ TİCARET MÜSTEŞARLIĞI İLE IRAK CUMHURİYETİ TİCARET BAKANLIĞI ARASINDA SERBEST BÖLGELER ALANINDA İŞBİRLİĞİNE YÖNELİK MUTABAKAT ZAPTININ ONAYLANMASININ UYGUN

BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 15 Ekim 2009 tarihinde Bağdat’ta imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı ile Irak Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı Arasında Serbest Bölgeler Alanında İşbirliğine Yönelik Mutabakat Zaptı”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – 3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3’üncü madde de kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, ülkenin yararına her şeye CHP’den evet ama başkanlığa, diktatörlüğe hayır.

Bu bir tutanağa geçsin de…

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

BAŞKAN - Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı ile Irak Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı Arasında Serbest Bölgeler Alanında İşbirliğine Yönelik Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı                     : 217

 Kabul                                          : 216

Çekimser                                     :1(x)

 

                                Kâtip Üye                                                             Kâtip Üye

                         Ali Haydar Hakverdi                                                    Ömer Serdar

                                  Ankara                                                                Elâzığ”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

15’inci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı ile Irak Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı Arasında Irak ve Türkiye’de Düzenlenen Fuarlara Yönelik Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

15.- Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı ile Irak Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı Arasında Irak ve Türkiye’de Düzenlenen Fuarlara Yönelik Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/405) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 319) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 319 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ BAŞBAKANLIK DIŞ TİCARET MÜSTEŞARLIĞI İLE IRAK CUMHURİYETİ TİCARET BAKANLIĞI ARASINDA IRAK VE TÜRKİYE’DE DÜZENLENEN FUARLARA YÖNELİK MUTABAKAT ZAPTININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 15 Ekim 2009 tarihinde Bağdat’ta imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı ile Irak Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı Arasında Irak ve Türkiye’de Düzenlenen Fuarlara Yönelik Mutabakat Zaptı”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - 2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3’üncü madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı ile Irak Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı Arasında Irak ve Türkiye’de Düzenlenen Fuarlara Yönelik Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı                   : 220

 Kabul                                        : 220(x)

 

                               Kâtip Üye                                                 Kâtip Üye

                       Ali Haydar Hakverdi                                        Ömer Serdar

                                 Ankara                                                     Elâzığ”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

16’ncı sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Somali Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ticari ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

16.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Somali Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ticari ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/731) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 427) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 427 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE SOMALİ FEDERAL CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA TİCARİ VE EKONOMİK İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 22 Şubat 2016 tarihinde İstanbul’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Somali Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ticari ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 1’inci madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 3’üncü madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Somali Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ticari ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı             : 221

 Kabul                                  : 221(x)

 

               Kâtip Üye                                Kâtip Üye

        Ali Haydar Hakverdi                       Ömer Serdar

                 Ankara                                    Elâzığ”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

17’nci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Milli Savunma Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporlarının görüşmelerine başlayacağız.

17.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/368) ile Milli Savunma Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 140)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

18’inci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Fas Krallığı Hükümeti Arasında Sürücü Belgelerinin Karşılıklı Tanınmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

18.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Fas Krallığı Hükümeti Arasında Sürücü Belgelerinin Karşılıklı Tanınmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/482) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 184) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 184 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE FAS KRALLIĞI HÜKÜMETİ ARASINDA SÜRÜCÜ BELGELERİNİN KARŞILIKLI TANINMASINA İLİŞKİN ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 15 Kasım 2011 tarihinde Rabat’ta imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Fas Krallığı Hükümeti Arasında Sürücü Belgelerinin Karşılıklı Tanınmasına İlişkin Anlaşma”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3’üncü madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Fas Krallığı Hükümeti Arasında Sürücü Belgelerinin Karşılıklı Tanınmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı               : 218

 Kabul                                    : 218(x)

                                Kâtip Üye                                          Kâtip Üye

                         Ali Haydar Hakverdi                                 Ömer Serdar

                                  Ankara                                             Elâzığ”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

19’uncu sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kenya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

19.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kenya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/579) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 185) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 185 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE KENYA CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ

ARASINDA GÜVENLİK İŞBİRLİĞİ

ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN

BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 8 Nisan 2014 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kenya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik İşbirliği Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kenya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı           : 219

 Kabul                                : 219(x)

 

                           Kâtip Üye                                                 Kâtip Üye

                    Ali Haydar Hakverdi                                        Ömer Serdar

                             Ankara                                                     Elâzığ”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

20’nci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yemen Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İzinsiz İkamet Eden Şahısların Geri Kabulüne Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

20.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yemen Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İzinsiz İkamet Eden Şahısların Geri Kabulüne Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/622) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 188) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 188 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE YEMEN CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA İZİNSİZ İKAMET EDEN ŞAHISLARIN GERİ KABULÜNE DAİR ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

 

MADDE 1- (1) 20 Ekim 2012 tarihinde Sana’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yemen Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İzinsiz İkamet Eden Şahısların Geri Kabulüne Dair Anlaşma”nın beyanlar ile onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3’üncü madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yemen Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İzinsiz İkamet Eden Şahısların Geri Kabulüne Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı           : 220

 Kabul                                : 220(x)

 

                               Kâtip Üye                                                 Kâtip Üye

                       Ali Haydar Hakverdi                                        Ömer Serdar

                                 Ankara                                                     Elâzığ”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

21’inci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Romanya Hükümeti Arasında Kültür Varlığının Yasa Dışı İthali ve İhracının, Transitinin ve Mülkiyet Transferinin Yasaklanması ve Önlenmesine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

21.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Romanya Hükümeti Arasında Kültür Varlığının Yasa Dışı İthali ve İhracının, Transitinin ve Mülkiyet Transferinin Yasaklanması ve Önlenmesine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/396) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 196) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon Raporu 196 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE ROMANYA HÜKÜMETİ ARASINDA KÜLTÜR VARLIĞININ YASA DIŞI İTHALİ VE İHRACININ, TRANSİTİNİN VE MÜLKİYET TRANSFERİNİN YASAKLANMASI VE ÖNLENMESİNE İLİŞKİN PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

 

MADDE 1- (1) 19 Eylül 2013 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Romanya Hükümeti Arasında Kültür Varlığının Yasa Dışı İthali ve İhracının, Transitinin ve Mülkiyet Transferinin Yasaklanması ve Önlenmesine İlişkin Protokol”ün onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 2’nci madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 3’üncü madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Romanya Hükümeti Arasında Kültür Varlığının Yasa Dışı İthali ve İhracının, Transitinin ve Mülkiyet Transferinin Yasaklanması ve Önlenmesine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı         : 212

 Kabul                              : 212(x)

 

                         Kâtip Üye                                               Kâtip Üye

                  Ali Haydar Hakverdi                                      Ömer Serdar

                           Ankara                                                   Elâzığ”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

22’nci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Nijer Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askerî Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Çerçeve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

22.- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Nijer Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askerî Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Çerçeve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/547) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 203) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 203 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÛMETİ İLE NİJER CUMHURİYETİ HÜKÛMETİ ARASINDA ASKERÎ ALANDA EĞİTİM, TEKNİK VE BİLİMSEL İŞ BİRLİĞİ ÇERÇEVE ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1 - (1) “Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Nijer Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askerî Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Çerçeve Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2 - (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3 - (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3’üncü madde de kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Nijer Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askerî Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Çerçeve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

 “Kullanılan oy sayısı            : 217

 Kabul                                  : 214

 Çekimser                             : 3(x)

 

                         Kâtip Üye                                               Kâtip Üye

                  Ali Haydar Hakverdi                                      Ömer Serdar

                           Ankara                                                   Elâzığ”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

23’üncü sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Senegal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayi İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

23.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Senegal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayi İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/542) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 209) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 209 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE SENEGAL CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA SAVUNMA SANAYİ İŞ BİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 20 Aralık 2012 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Senegal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayi İş Birliği Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3’üncü madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Senegal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayi İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı         : 209

 Kabul                              : 206

 Ret                                  : 1

 Çekimser                         :2(x)

 

                         Kâtip Üye                                               Kâtip Üye

                  Ali Haydar Hakverdi                                      Ömer Serdar

                           Ankara                                                   Elâzığ”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

24’üncü sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kongo Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayisi İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

24.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kongo Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayisi İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/551) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 210) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 210 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen? Yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE KONGO CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA SAVUNMA SANAYİSİ İŞ BİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 15 Kasım 2012 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kongo Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayisi İş Birliği Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3’üncü madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kongo Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayisi İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı         : 209

 Kabul                              : 207

 Ret                                  : 1

 Çekimser                         : 1 (x)

 

                         Kâtip Üye                                               Kâtip Üye

                  Ali Haydar Hakverdi                                      Ömer Serdar

                           Ankara                                                   Elâzığ”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

25’inci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Nijerya Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri İş Birliği Hususunda İkili Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

25.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Nijerya Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri İş Birliği Hususunda İkili Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/554) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 211) (XX)

BAŞKAN - Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon Raporu 211 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen? Yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE NİJERYA FEDERAL CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA ASKERİ İŞ BİRLİĞİ HUSUSUNDA İKİLİ ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

 

MADDE 1- (1) 2 Şubat 2011 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Nijerya Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri İş Birliği Hususunda İkili Anlaşma”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

 

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3’üncü madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Nijerya Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri İş Birliği Hususunda İkili Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı           : 211

 Kabul                                : 204

Çekimser                            : 7(x)

 

                         Kâtip Üye                                               Kâtip Üye

                  Ali Haydar Hakverdi                                      Ömer Serdar

                           Ankara                                                   Elâzığ”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

26’ncı sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gambiya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Alanında Sanayi ve Teknik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

26.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gambiya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Alanında Sanayi ve Teknik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/538) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 225) (x)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 225 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE GAMBİYA CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA SAVUNMA ALANINDA SANAYİ VE TEKNİK İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 11 Şubat 2014 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gambiya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Alanında Sanayi ve Teknik İşbirliği Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3’üncü madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gambiya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Alanında Sanayi ve Teknik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı         : 216

 Kabul                              : 215

 Çekimser                         : 1(x)

 

                         Kâtip Üye                                               Kâtip Üye

                  Ali Haydar Hakverdi                                      Ömer Serdar

                           Ankara                                                   Elâzığ”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

27’nci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kamerun Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tarım Alanında Teknik, Bilimsel ve Ekonomik İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

27.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kamerun Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tarım Alanında Teknik, Bilimsel ve Ekonomik İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/552) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 244) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 244 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen? Yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’nci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE KAMERUN CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA TARIM ALANINDA TEKNİK, BİLİMSEL VE EKONOMİK İŞBİRLİĞİ PROTOKOLÜNÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 16/3/2010 tarihinde Yaounde’de imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kamerun Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tarım Alanında Teknik, Bilimsel ve Ekonomik İşbirliği Protokolü”nün onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3’üncü madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kamerun Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tarım Alanında Teknik, Bilimsel ve Ekonomik İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı           : 214

 Kabul                                : 214(*)

 

                         Kâtip Üye                                               Kâtip Üye

                  Ali Haydar Hakverdi                                      Ömer Serdar

                           Ankara                                                   Elâzığ”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

28’inci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Mali Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

28.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Mali Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/557) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 199) (**)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon Raporu 199 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen? Yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE MALİ CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA SAVUNMA SANAYİ İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 3 Şubat 2015 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Mali Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 2’nci madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3’üncü madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Mali Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

 “Kullanılan oy sayısı                    :    208

 Kabul                                          :    206

 Ret                                             :    1

 Çekimser                                    :    1(x)

 

                         Kâtip Üye                                               Kâtip Üye

                  Ali Haydar Hakverdi                                      Ömer Serdar

                           Ankara                                                   Elâzığ”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

29’uncu sırada yer alan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Nijer Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ekonomik, Ticari ve Teknik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/550) ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

29.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Nijer Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ekonomik, Ticari ve Teknik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/550) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 206) (x)

BAŞKAN - Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon raporu 206 sıra sayısı ile bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE NİJER CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA EKONOMİK, TİCARİ VE TEKNİK İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 8 Ocak 2013 tarihinde Niamey’de imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Nijer Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ekonomik, Ticari ve Teknik İşbirliği Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Nijer Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ekonomik, Ticari ve Teknik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı           : 208

 Kabul                                : 208(x)

 

                         Kâtip Üye                                               Kâtip Üye

                  Ali Haydar Hakverdi                                      Ömer Serdar

                           Ankara                                                   Elâzığ”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

30’uncu sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Namibya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

30.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Namibya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/580) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 284)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

31’inci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Milli Savunma Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları’nın görüşmelerine başlayacağız.

31.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/577) ile Milli Savunma Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 300) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Komisyon raporu 300 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen? Yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE CİBUTİ CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA ASKERİ ALANDA EĞİTİM, TEKNİK VE BİLİMSEL İŞ BİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 24 Ocak 2015 tarihinde Cibuti’de imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 2’nci madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı         : 212

 Kabul                              : 212(X)

 

                         Kâtip Üye                                               Kâtip Üye

                  Ali Haydar Hakverdi                                      Ömer Serdar

                           Ankara                                                   Elâzığ”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

32’nci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Çad Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Milli Savunma Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporlarının görüşmelerine başlayacağız.

32.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Çad Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/584) ile Milli Savunma Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 303) (XX)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 303 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE ÇAD CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA SAVUNMA SANAYİ İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 16 Aralık 2014 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Çad Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşması"nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Çad Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı           : 202

 Kabul                                : 200

 Çekimser                           : 2(x)

 

                         Kâtip Üye                                               Kâtip Üye

                  Ali Haydar Hakverdi                                      Ömer Serdar

                           Ankara                                                   Elâzığ”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

33’üncü sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/641) ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

33.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/641) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 309) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Komisyon Raporu 309 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen? Yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE CİBUTİ CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA GÜVENLİK İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 24 Ocak 2015 tarihinde Cibuti’de imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik İşbirliği Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 2’nci madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3’üncü madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın Elitaş’ın bir söz talebi var sayın milletvekilleri.

Buyurunuz Sayın Elitaş.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

27.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, 30 uluslararası sözleşmenin kabul edildiğine ve Başkanlık Divanı ile katkı sağlayan herkese teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Öncelikle, siyasi parti grup başkan vekillerimize çok teşekkür ediyorum. Siyasi partilerin değerli milletvekillerine teşekkür ediyorum ve özellikle de Başkanlık Divanına teşekkür ediyorum. Bugün 30 uluslararası sözleşmeyi hep birlikte hayata geçirmiş olduk. Bütün katılım sağlayan, katkı sağlayan arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Grupların temsilcisi arkadaşlarımıza da teşekkür ediyorum. Ben on yıldır grup başkan vekilliği yapıyorum, ilk defa 30 sözleşmeyi bir anda görmüş olduk. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu rekoru kıran arkadaşlarımıza katkılarından dolayı çok teşekkür ediyorum. Hepinize hayırlı akşamlar diliyorum.

Hocam, size de teşekkürler.

BAŞKAN – Sayın Özel, buyurun.

28.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, siyasette ortak aklı aramanın, uzlaşmanın, parlamenter demokrasinin iyi bir örneğinin verildiğine ve tüm siyasi parti gruplarına ve Başkanlık Divanına teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, biz de tüm siyasi parti gruplarına ve Başkanlık Divanına teşekkür ediyoruz. Siyasette ortak aklı aramanın, uzlaşmanın, parlamenter demokrasinin iyi bir örneğini verdik. Cumhuriyet Halk Partisi Meclisi merkeze alan ve ülkenin yararına olan her şeye evet; Meclisi hiçe sayan, yetkilerini devreden her şeye de hayır demektedir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

Sayın Aydın, siz de söz istiyorsunuz Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına.

Buyurun, size de söz verelim.

29.- Erzurum Milletvekili Kamil Aydın’ın, 30 uluslararası sözleşmenin kabul edildiğine ve Başkanlık Divanı ile emeği geçen herkese teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Gerçekten güzel bir ortak mutabakatla 30 sözleşme çıktı. Ben de özellikle Divana ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum partim adına.

Hayırlı akşamlar diliyorum, sağ olun.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Kerestecioğlu, size de söz verelim.

Buyurun.

30.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, uzlaşmaların tutuklu milletvekilinin kalmaması ve parlamenter sisteme gereken özenin gösterilmesi şeklinde de tezahür edeceğini umduğuna ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Biz, gerçekten, bu Parlamentoda, bütün vekillerimizle burada olarak ve gerçek bir demokrasinin aslında tezahür etmesini görerek yaşamak isteriz. Umuyorum, bu şekildeki uzlaşmalar bundan sonrasında tutuklu milletvekilinin kalmaması ve bütün parlamenter sisteme gereken özenin gösterilmesi şeklinde de tezahür edecektir.

Ben de hayırlı akşamlar diliyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kerestecioğlu.

Biz de Divan adına tüm gruplara teşekkür ediyoruz ama öncelikle Divan olarak kendimizi kutluyoruz. (Alkışlar)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Şaşırmadan rekor kırdınız Başkanım, tebrik ediyorum.

BAŞKAN – Evet, teşekkürler.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı Teklifleri (Devam)

33.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/641) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 309) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

 “Kullanılan oy sayısı                 : 207

 Kabul                                       : 203

 Çekimser                                 : 4(x)

 

                         Kâtip Üye                                               Kâtip Üye

                  Ali Haydar Hakverdi                                      Ömer Serdar

                           Ankara                                                   Elâzığ”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Sayın milletvekilleri, 34’üncü sırada bulunan, 310 sıra sayılı Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

34.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gambiya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/642) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 310)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

35’inci sırada bulunan, 325 sıra sayılı Kanun Tasarısı ile Millî Savunma Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu raporlarının görüşmelerine başlıyoruz.

35.- Türkiye Cumhuriyeti ile Nijer Cumhuriyeti Arasında Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/661) ile Milli Savunma Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 325)

Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Bundan sonra da komisyonların bulunamayacağı anlaşıldığından, alınan karar gereğince, kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 1 Mart 2017 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 21.19



(x) (10/1480) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin tam metni tutanağa eklidir.

(x) 157 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) 246 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(*) 120 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) 235 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 397 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 429 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x)  430 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 93 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

 

(xx) 428 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) 198 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x)  Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx)  200 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(XX) 288 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x)  Açık oylama kesin sonucunu gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 314 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

 

(x) 319 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 427 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 184 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 185 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 188 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) 196 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 203 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

 

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 209 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

 

(xx) 210  S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(XX) 211 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) 225 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 244 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(*) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(**) 199 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) 206 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) 300 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(X) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(XX) 303 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.  

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) 309 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.