TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

37’nci Birleşim

11 Aralık 2016 Pazar

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

 

İÇİNDEKİLER

 

 

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 433)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun (S. Sayısı: 434)

A) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU

1) Yükseköğretim Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ÜNİVERSİTELER

1) ANKARA ÜNİVERSİTESİ

a) Ankara Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ankara Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

2) ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

3) HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ

a) Hacettepe Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Hacettepe Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

4) GAZİ ÜNİVERSİTESİ

a) Gazi Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gazi Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

5) İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ

a) İstanbul Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İstanbul Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

6) İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) İstanbul Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İstanbul Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

7) BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ

a) Boğaziçi Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Boğaziçi Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

8) MARMARA ÜNİVERSİTESİ

a) Marmara Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Marmara Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

9) YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Yıldız Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yıldız Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

10) MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ

a) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

11) EGE ÜNİVERSİTESİ

a) Ege Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ege Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

12) DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ

a) Dokuz Eylül Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dokuz Eylül Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

13) TRAKYA ÜNİVERSİTESİ

a) Trakya Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Trakya Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

14) ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ

a) Uludağ Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Uludağ Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

15) ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

a) Anadolu Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Anadolu Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

16) SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

a) Selçuk Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Selçuk Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

17) AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ

a) Akdeniz Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Akdeniz Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

18) ERCİYES ÜNİVERSİTESİ

a) Erciyes Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Erciyes Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

19) CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ

a) Cumhuriyet Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Cumhuriyet Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

 

20) ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ

a) Çukurova Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Çukurova Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

21) ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ

a) Ondokuz Mayıs Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ondokuz Mayıs Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

22) KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

23) ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ

a) Atatürk Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Atatürk Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

24) İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ

a) İnönü Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İnönü Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

25) FIRAT ÜNİVERSİTESİ

a) Fırat Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Fırat Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

26) DİCLE ÜNİVERSİTESİ

a) Dicle Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dicle Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

27) YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ

a) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

28) GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ

a) Gaziantep Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gaziantep Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

29) İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ

a) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

30) GEBZE TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Gebze Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gebze Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

 

31) HARRAN ÜNİVERSİTESİ

a) Harran Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Harran Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

32) SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ

a) Süleyman Demirel Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Süleyman Demirel Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

33) ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ

a) Adnan Menderes Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Adnan Menderes Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

34) BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ

a) Bülent Ecevit Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bülent Ecevit Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

35) MERSİN ÜNİVERSİTESİ

a) Mersin Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mersin Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

36) PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ

a) Pamukkale Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Pamukkale Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

37) BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ

a) Balıkesir Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Balıkesir Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

38) KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ

a) Kocaeli Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kocaeli Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

39) SAKARYA ÜNİVERSİTESİ

a) Sakarya Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Sakarya Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

40) MANİSA CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ

a) Manisa Celal Bayar Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Celal Bayar Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

41) ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ

a) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

 

42) MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ

a) Mustafa Kemal Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mustafa Kemal Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

43) AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ

a) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

44) KAFKAS ÜNİVERSİTESİ

a) Kafkas Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kafkas Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

45) ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ

a) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

46) ÖMER HALİSDEMİR ÜNİVERSİTESİ

a) Ömer Halisdemir Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Niğde Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

47) DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ

a) Dumlupınar Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dumlupınar Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

48) GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ

a) Gaziosmanpaşa Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gaziosmanpaşa Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

49) MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ

a) Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

50) KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ

a) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

51) KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ

a) Kırıkkale Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kırıkkale Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

52) ESKİŞEHİR OSMAN GAZİ ÜNİVERSİTESİ

a) Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

 

53) GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ

a) Galatasaray Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Galatasaray Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

54) AHİ EVRAN ÜNİVERSİTESİ

a) Ahi Evran Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ahi Evran Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

55) KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ

a) Kastamonu Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kastamonu Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

56) DÜZCE ÜNİVERSİTESİ

a) Düzce Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Düzce Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

57) MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ

a) Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

58) UŞAK ÜNİVERSİTESİ

a) Uşak Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Uşak Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

59) RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ

a) Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

60) NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ

a) Namık Kemal Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Namık Kemal Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

61) ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ

a) Erzincan Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Erzincan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

62) AKSARAY ÜNİVERSİTESİ

a) Aksaray Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Aksaray Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

63) GİRESUN ÜNİVERSİTESİ

a) Giresun Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Giresun Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

 

64) HİTİT ÜNİVERSİTESİ

a) Hitit Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Hitit Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

65) BOZOK ÜNİVERSİTESİ

a) Bozok Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bozok Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

66) ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ

a) Adıyaman Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Adıyaman Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

67) ORDU ÜNİVERSİTESİ

a) Ordu Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ordu Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

68) AMASYA ÜNİVERSİTESİ

a) Amasya Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Amasya Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

69) KARAMANOĞLU MEHMETBEY ÜNİVERSİTESİ

a) Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

70) AĞRI İBRAHİM ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ

a) Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

71) SİNOP ÜNİVERSİTESİ

a) Sinop Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Sinop Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

72) SİİRT ÜNİVERSİTESİ

a) Siirt Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Siirt Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

73) NEVŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ ÜNİVERSİTESİ

a) Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

74) KARABÜK ÜNİVERSİTESİ

a) Karabük Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Karabük Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

 

75) KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ

a) Kilis 7 Aralık Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kilis 7 Aralık Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

76) ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ

a) Çankırı Karatekin Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Çankırı Karatekin Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

77) ARTVİN ÇORUH ÜNİVERSİTESİ

a) Artvin Çoruh Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Artvin Çoruh Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

78) BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ

a) Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

79) BİTLİS EREN ÜNİVERSİTESİ

a) Bitlis Eren Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bitlis Eren Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

80) KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ

a) Kırklareli Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kırklareli Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

81) OSMANİYE KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİ

a) Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

82) BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ

a) Bingöl Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bingöl Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

83) MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ

a) Muş Alparslan Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Muş Alparslan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

84) MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ

a) Mardin Artuklu Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mardin Artuklu Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

85) BATMAN ÜNİVERSİTESİ

a) Batman Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Batman Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

 

86) ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ

a) Ardahan Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ardahan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

87) BARTIN ÜNİVERSİTESİ

a) Bartın Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bartın Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

88) BAYBURT ÜNİVERSİTESİ

a) Bayburt Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bayburt Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

89) GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ

a) Gümüşhane Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gümüşhane Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

90) HAKKARİ ÜNİVERSİTESİ

a) Hakkari Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Hakkari Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

91) IĞDIR ÜNİVERSİTESİ

a) Iğdır Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Iğdır Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

92) ŞIRNAK ÜNİVERSİTESİ

a) Şırnak Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Şırnak Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

93) MUNZUR ÜNİVERSİTESİ

a) Munzur Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Tunceli Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

94) YALOVA ÜNİVERSİTESİ

a) Yalova Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yalova Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

95) TÜRK ALMAN ÜNİVERSİTESİ

a) Türk Alman Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Türk Alman Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı

96) ANKARA YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ

a) Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yıldırım Beyazıt Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

 

97) BURSA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Bursa Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bursa Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

98) İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ

a) İstanbul Medeniyet Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İstanbul Medeniyet Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

99) İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ

a) İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

100) NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ

a) Necmettin Erbakan Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Necmettin Erbakan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

101) ABDULLAH GÜL ÜNİVERSİTESİ

a)Abdullah Gül Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Abdullah Gül Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

102) ERZURUM TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Erzurum Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Erzurum Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

103) ADANA BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ

a) Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

104) ANKARA SOSYAL BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ

a) Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

105) SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ

a) Sağlık Bilimleri Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Sağlık Bilimleri Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

106) BANDIRMA ONYEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ

a) Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

107) İSKENDERUN TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) İskenderun Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

108) ALANYA ALAADDİN KEYKUBAT ÜNİVERSİTESİ

a) Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

 

D) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın'ın, İstanbul’da yaşanan terör saldırısında şehit olanlara Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dilediğine, tüm terör eylemlerini lanetlediğine ve Mevlit Kandili’ni kutladığına ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın'ın, Başkanlık Divanı olarak bütün terör örgütlerini lanetlediklerine, tüm parlamenterlerin ve tüm grupların teröre karşı dik bir duruş sergilemesi gerektiğine ilişkin konuşması

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Engin Altay'ın, İstanbul’da yaşanan terör saldırısında şehit olanlara Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dilediğine ve CHP Grubu olarak Mevlit Kandili’ni tebrik ettiklerine ilişkin açıklaması

2.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, İstanbul’da yaşanan terör saldırısında şehit olanlara Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dilediğine, terör saldırılarını nefretle lanetlediklerine ve Mevlit Kandili’ni tebrik ettiğine ilişkin açıklaması

3.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir'in, İstanbul’da yaşanan elim saldırı nedeniyle üzüntü içerisinde olduklarına, ölenlerin yakınlarına başsağlığı dilediğine ve Mevlit Kandili’nde bütün yurttaşların dualarının ülkeye huzur ve barış için olmasını temenni ettiğine ilişkin açıklaması

4.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş'un, İstanbul’da yaşanan terör saldırısında şehit olanlara Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dilediğine, siyasi parti gruplarının ortak bir açıklama yapmasını teklif ettiğine ve Mevlit Kandili’ni kutladığına ilişkin açıklaması

5.- Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz'ın, terörü lanetlediğine ve Mevlit Kandili’ni kutladığına ilişkin açıklaması

6.- Osmaniye Milletvekili Ruhi Ersoy'un, Mardin Milletvekili Erol Dora’nın 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

7.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın, İstanbul’da gerçekleştirilen hain saldırının Türk milletinin birliğine, bekasına ve bütünlüğüne yönelik vahşi bir terör saldırısı olduğuna, milletin huzuru için terörle mücadelede güvenlik güçlerinin sonuna kadar yanında olduklarına ve hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediklerine ve 3 siyasi partinin ortak bildirisine ilişkin açıklaması

8.- İstanbul Milletvekili Engin Altay'ın, İstanbul’da gerçekleştirilen hain saldırının Türk milletinin birliğine, bekasına ve bütünlüğüne yönelik vahşi bir terör saldırısı olduğuna, milletin huzuru için terörle mücadelede güvenlik güçlerinin sonuna kadar yanında olduklarına ve hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediklerine ve 3 siyasi partinin ortak bildirisine ilişkin açıklaması

9.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, İstanbul’da gerçekleştirilen hain saldırının Türk milletinin birliğine, bekasına ve bütünlüğüne yönelik vahşi bir terör saldırısı olduğuna, milletin huzuru için terörle mücadelede güvenlik güçlerinin sonuna kadar yanında olduklarına ve hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediklerine ve 3 siyasi partinin ortak bildirisine ilişkin açıklaması

10.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş'ın, İstanbul’da yaşanan saldırıyla ilgili duydukları üzüntü ve acıları paylaştıklarına, yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet dilediklerine ilişkin Halkların Demokratik Partisinin yayınladığı kınama mesajına ve 3 siyasi partinin ortak bildirisine katılmama nedenlerine ilişkin açıklaması

11.- Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı'nın, konuşmalarda üsluba dikkat edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

12.- Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı'nın, Milliyetçi Hareket Partisi adına önerdiği bir projeyi uygulamaya koyan Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz ile Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç’a teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

13.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım'ın, Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

14.- İstanbul Milletvekili Engin Altay'ın, CHP Grubu olarak, terörle mücadelede Hükûmetin alacağı tedbirlere ve Meclisten geçireceği çalışmalara fırsat tanımak amacıyla bütçenin görüşme süresini kısaltarak Hükûmete imkân ve zaman yaratmayı önerdiklerine ilişkin açıklaması

15.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, teröre ilişkin bir millî politika oluşturmak kastıyla Meclisin çalışmalarının bu odak etrafında sürdürülmesi teklifini grup olarak desteklediklerine ilişkin açıklaması

16.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın, kendisine yönelik bazı ifadeleri nedeniyle Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’yi sözünü geri almaya davet ettiğine ilişkin açıklaması

17.- Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki'nin, konuşması esnasında Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın sürekli müdahalede bulunmasının yanlış bir tavır olduğuna ilişkin açıklaması

18.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, bütçe görüşmelerinin bir an evvel nihayete erdirilerek Hükûmetin terörle mücadelede gündeme getireceği hususları görüşüp karara bağlamakta fayda olduğuna ilişkin açıklaması

19.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın, Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

20.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım'ın, Parlamentoda kimin ne sözü varsa söylemesi, bu sözler üzerinden bir ortaklaşmanın yakalanmasına dair ilkesel bir tutumları olduğuna ilişkin açıklaması

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya'nın, Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım'ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

4.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım'ın, Erzurum Milletvekili Orhan Deligöz’ün 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde şahsı adına yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

5.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın, Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

11 Aralık 2016 Pazar

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 11.07

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Emre KÖPRÜLÜ (Tekirdağ)

----0----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 37’nci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, gündeme geçiyoruz.

Sayın milletvekilleri, gündemimize göre 2017 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.

Program uyarınca bugün altıncı tur görüşmelerini yapacağız.

Altıncı turda Millî Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı, üniversiteler, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Genel Müdürlüğü, Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bütçe ve kesin hesapları yer almaktadır.

II.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı 433) (x)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 434)(x)

 

A) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU

1) Yükseköğretim Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) ÜNİVERSİTELER

1) ANKARA ÜNİVERSİTESİ

a) Ankara Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ankara Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

2) ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

3) HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ

a) Hacettepe Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Hacettepe Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

4) GAZİ ÜNİVERSİTESİ

a) Gazi Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gazi Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

5) İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ

a) İstanbul Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İstanbul Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

6) İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) İstanbul Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İstanbul Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

7) BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ

a) Boğaziçi Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Boğaziçi Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

8) MARMARA ÜNİVERSİTESİ

a) Marmara Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Marmara Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

9) YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Yıldız Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yıldız Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

10) MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ

a) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

11) EGE ÜNİVERSİTESİ

a) Ege Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ege Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

12) DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ

a) Dokuz Eylül Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dokuz Eylül Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

13) TRAKYA ÜNİVERSİTESİ

a) Trakya Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Trakya Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

14) ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ

a) Uludağ Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Uludağ Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

15) ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

a) Anadolu Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Anadolu Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

16) SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

a) Selçuk Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Selçuk Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

17) AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ

a) Akdeniz Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Akdeniz Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

18) ERCİYES ÜNİVERSİTESİ

a) Erciyes Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Erciyes Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

19) CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ

a) Cumhuriyet Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Cumhuriyet Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

20) ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ

a) Çukurova Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Çukurova Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

21) ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ

a) Ondokuz Mayıs Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ondokuz Mayıs Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

22) KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

23) ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ

a) Atatürk Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Atatürk Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

24) İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ

a) İnönü Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İnönü Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

25) FIRAT ÜNİVERSİTESİ

a) Fırat Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Fırat Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

26) DİCLE ÜNİVERSİTESİ

a) Dicle Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dicle Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

27) YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ

a) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

28) GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ

a) Gaziantep Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gaziantep Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

29) İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ

a) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

30) GEBZE TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Gebze Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gebze Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

31) HARRAN ÜNİVERSİTESİ

a) Harran Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Harran Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

32) SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ

a) Süleyman Demirel Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Süleyman Demirel Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

33) ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ

a) Adnan Menderes Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Adnan Menderes Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

34) BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ

a) Bülent Ecevit Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bülent Ecevit Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

35) MERSİN ÜNİVERSİTESİ

a) Mersin Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mersin Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

36) PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ

a) Pamukkale Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Pamukkale Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

37) BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ

a) Balıkesir Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Balıkesir Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

38) KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ

a) Kocaeli Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kocaeli Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

39) SAKARYA ÜNİVERSİTESİ

a) Sakarya Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Sakarya Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

40) MANİSA CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ

a) Manisa Celal Bayar Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Celal Bayar Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

41) ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ

a) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

42) MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ

a) Mustafa Kemal Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mustafa Kemal Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

43) AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ

a) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

44) KAFKAS ÜNİVERSİTESİ

a) Kafkas Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kafkas Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

45) ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ

a) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

46) ÖMER HALİSDEMİR ÜNİVERSİTESİ

a) Ömer Halisdemir Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Niğde Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

47) DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ

a) Dumlupınar Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dumlupınar Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

48) GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ

a) Gaziosmanpaşa Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gaziosmanpaşa Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

49) MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ

a) Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

50) KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ

a) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

51) KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ

a) Kırıkkale Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kırıkkale Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

52) ESKİŞEHİR OSMAN GAZİ ÜNİVERSİTESİ

a) Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

53) GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ

a) Galatasaray Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Galatasaray Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

54) AHİ EVRAN ÜNİVERSİTESİ

a) Ahi Evran Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ahi Evran Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

55) KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ

a) Kastamonu Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kastamonu Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

56) DÜZCE ÜNİVERSİTESİ

a) Düzce Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Düzce Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

57) MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ

a) Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

58) UŞAK ÜNİVERSİTESİ

a) Uşak Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Uşak Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

59) RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ

a) Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

60) NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ

a) Namık Kemal Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Namık Kemal Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

61) ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ

a) Erzincan Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Erzincan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

62) AKSARAY ÜNİVERSİTESİ

a) Aksaray Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Aksaray Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

63) GİRESUN ÜNİVERSİTESİ

a) Giresun Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Giresun Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

64) HİTİT ÜNİVERSİTESİ

a) Hitit Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Hitit Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

65) BOZOK ÜNİVERSİTESİ

a) Bozok Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bozok Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

66) ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ

a) Adıyaman Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Adıyaman Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

67) ORDU ÜNİVERSİTESİ

a) Ordu Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ordu Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

68) AMASYA ÜNİVERSİTESİ

a) Amasya Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Amasya Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

69) KARAMANOĞLU MEHMETBEY ÜNİVERSİTESİ

a) Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

70) AĞRI İBRAHİM ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ

a) Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

71) SİNOP ÜNİVERSİTESİ

a) Sinop Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Sinop Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

72) SİİRT ÜNİVERSİTESİ

a) Siirt Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Siirt Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

73) NEVŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ ÜNİVERSİTESİ

a) Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

74) KARABÜK ÜNİVERSİTESİ

a) Karabük Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Karabük Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

75) KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ

a) Kilis 7 Aralık Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kilis 7 Aralık Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

76) ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ

a) Çankırı Karatekin Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Çankırı Karatekin Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

77) ARTVİN ÇORUH ÜNİVERSİTESİ

a) Artvin Çoruh Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Artvin Çoruh Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

78) BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ

a) Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

79) BİTLİS EREN ÜNİVERSİTESİ

a) Bitlis Eren Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bitlis Eren Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

80) KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ

a) Kırklareli Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kırklareli Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

81) OSMANİYE KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİ

a) Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

82) BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ

a) Bingöl Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bingöl Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

83) MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ

a) Muş Alparslan Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Muş Alparslan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

84) MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ

a) Mardin Artuklu Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mardin Artuklu Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

85) BATMAN ÜNİVERSİTESİ

a) Batman Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Batman Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

86) ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ

a) Ardahan Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ardahan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

87) BARTIN ÜNİVERSİTESİ

a) Bartın Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bartın Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

88) BAYBURT ÜNİVERSİTESİ

a) Bayburt Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bayburt Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

89) GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ

a) Gümüşhane Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gümüşhane Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

90) HAKKARİ ÜNİVERSİTESİ

a) Hakkari Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Hakkari Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

91) IĞDIR ÜNİVERSİTESİ

a) Iğdır Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Iğdır Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

92) ŞIRNAK ÜNİVERSİTESİ

a) Şırnak Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Şırnak Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

93) MUNZUR ÜNİVERSİTESİ

a) Munzur Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Tunceli Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

94) YALOVA ÜNİVERSİTESİ

a) Yalova Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yalova Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

95) TÜRK ALMAN ÜNİVERSİTESİ

a) Türk Alman Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Türk Alman Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı

96) ANKARA YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ

a) Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yıldırım Beyazıt Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

97) BURSA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Bursa Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bursa Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

98) İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ

a) İstanbul Medeniyet Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İstanbul Medeniyet Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

99) İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ

a) İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

100) NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ

a) Necmettin Erbakan Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Necmettin Erbakan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

101) ABDULLAH GÜL ÜNİVERSİTESİ

a)Abdullah Gül Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Abdullah Gül Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

102) ERZURUM TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Erzurum Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Erzurum Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

103) ADANA BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ

a) Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

104) ANKARA SOSYAL BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ

a) Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

105) SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ

a) Sağlık Bilimleri Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Sağlık Bilimleri Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

106) BANDIRMA ONYEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ

a) Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

107) İSKENDERUN TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) İskenderun Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

108) ALANYA ALAADDİN KEYKUBAT ÜNİVERSİTESİ

a) Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

D) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın'ın, İstanbul’da yaşanan terör saldırısında şehit olanlara Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dilediğine, tüm terör eylemlerini lanetlediğine ve Mevlit Kandili’ni kutladığına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri -sözlere geçmeden önce- Peygamber Efendimiz’in mevlidişeriflerini kutlamaya hazırlandığımız dün gece yine hep birlikte büyük bir acı yaşadık. Türkiye ne zamanki büyük bir hamle yapacağı, sorunlarını aşarak hedefine ulaşmaya çalışacağı bir sırada yeni bir terör saldırısıyla karşı karşıya kalıyor. Zaman zaman figüranlar değişse de oyun aynı oyun, sahne aynı sahne.

İstanbul’da, değer yoksunu hain terör örgütü tarafından yapılan alçakça saldırı neticesinde 27’si polis olmak üzere 29 kardeşimizi şehit verdik, çok sayıda yaralımız var. Bu alçak saldırıyı ve terörü bir kez daha şiddet ve nefretle lanetliyoruz. Kalleşçe şehit edilen kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve tüm milletimize başsağlığı diliyorum, yaralı kardeşlerimize de Allah’tan acil şifalar diliyoruz.

Birliğimize, kardeşliğimize, huzurumuza ve güvenliğimize kasteden katillere ve onların zalim efendilerine hep birlikte haykırarak diyoruz ki: Asla başaramayacaksınız. Bu milleti yenemeyecek, bu ülkeyi bölemeyeceksiniz. Türkiye’ye diz çöktüremeyeceksiniz. Çünkü bizler ülkemizi teröre ve teröriste bırakmayacak ve onların ipini elinde tutan sahiplerine asla boyun eğmeyeceğiz. Her zamankinden daha çok bir ve beraber olacak, kardeşliğimizi en güçlü şekliyle dosta ve düşmana göstereceğiz. Muhyi’nin dediği gibi:

“Sayılmayız parmak ile,

Tükenmeyiz şehit olmak ile,

Kimse bilmez ahvalimiz,

Taşramızdan sormak ile.”

Farklı siyasi partilerde siyaset yapsak da, farklı düşüncelerimiz ve ideolojilerimiz olsa da söz konusu vatansa, milletse, bayraksa şehitlerimizle ortak tüm değerlerimiz olursa gerisi teferruattır diyoruz ve terör gibi toplumsal ve millî meselelerde ortaklaşarak teröre karşı ortak duruş sergileyip ortak mücadele kararlılığımızı bir kez daha en güçlü şekliyle gösteriyoruz.

Değerli milletvekilleri, yine, bugün mübarek bir gün. Âlemlere rahmet olarak gönderilen, adaletin ve merhametin timsali Peygamber Efendimiz’in kutlu doğumunun ülkemize, İslam âlemine ve insanlığa barış ve huzur getirmesi temennisiyle mevlidişeriflerinizi de tebrik ediyorum.

Bu vesileyle bir kez daha tüm terör örgütleri ve terör eylemlerini lanetlerken Rabb’im “Kahhar” ismişerifleriyle tüm terör örgütlerini ve destekleyenleri kahrıperişan eylesin diyor, hepinize saygılar sunuyor, teşekkür ediyorum. (AK PARTİ, CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, söz vermeden önce sisteme giren sayın grup başkan vekillerine iki dakika süreyle söz vereceğim.

Sayın Altay, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Engin Altay'ın, İstanbul’da yaşanan terör saldırısında şehit olanlara Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dilediğine ve CHP Grubu olarak Mevlit Kandili’ni tebrik ettiklerine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Milletçe derin bir acı yaşıyoruz gene. Üzülerek ifade etmemiz lazım ki 79 milyon insanımız terör örgütlerinin açık hedefi hâlindedir. Bu tablo, Türkiye’nin taşıyabileceği bir tablo değildir. Böyle hâllerde hiç şüphesiz siyasi değerlendirme, siyasi mülahaza yapılacak en son şeydir. Böyle hâllerde birlik ve ortak duruş, toplumun Meclisimizden ve siyaset kurumundan öncelikle beklediği tavırdır. Bununla beraber hiç şüphesiz bu saldırı devletimizin ve milletimizin birliğine, cumhuriyetimizin bekasına yönelik dış mihraklı, dış destekli ve onların Türkiye’deki maşası olan -isimleri her ne olursa olsun, amaçları her ne olursa olsun- Türkiye içindeki hainlerin menfur saldırısında kaybettiğimiz güvenlik görevlilerimizi ve 2 sivil şehidimizi, ki bu sivil şehitlerden 1 tanesi benim de çok yakın arkadaşımın oğludur, yarın Sinop’ta defnedeceğiz. Türkiye için büyük bir acıdır. Ancak bununla beraber devletimizin terörle mücadele konusunda daha duyarlı, önleyici istihbarat konularında daha yüksek bir hassasiyet içinde çalışması da arzumuz ve temennimizdir.

Sayın milletvekilleri, müteaddit defalarsöylediğimiz gibi Parlamento her sorunun tek ve yegâne çözüm adresidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN –Mikrofonunuzu açıyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Elbette Parlamentomuzdaki bütün sayın milletvekillerinin şu anda içi eşit oranda yanmaktadır, içi acımaktadır. Ancak bu tablo karşısında Parlamentomuzun da bir ortak duruş sergilemesi, olması gerekendir, toplumun bizden beklediğidir. Allah’ım şehitlerimize rahmet eylesin. Çok sayıda yaralımız var, acil şifalar diliyorum. Şehit yakınlarımıza sabır ve metanet diliyorum, milletimizin başı sağ olsun. Umarım ve dilerim bu son olsun.

Bu vesileyle, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak mübarek kandilimizi de tebrik ediyoruz. Bu mübarek gece ve gün itibarıylaTürkiye'nin yeni ve başka acılar yaşamamasını temenni ediyoruz.

Saygılar.

BAŞKAN –Teşekkür ediyorum Sayın Altay.

Sayın Akçay…

2.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, İstanbul’da yaşanan terör saldırısında şehit olanlara Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dilediğine, terör saldırılarını nefretle lanetlediklerine ve Mevlit Kandili’ni tebrik ettiğine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İstanbul’da dün akşam meydana gelen terör saldırısında 27’si polis olmak üzere 29 vatandaşımız, evladımız şehit olmuş ve 166 vatandaşımız da yaralanmıştır. Terörün kanlı ve iğrenç yüzüne dün akşam bir kez daha şahit olduk ve İstanbul alçakça, acımasızca kana bulandı. Bütün terör saldırılarını nefretle lanetliyoruz. Nereden gelirse gelsin tek hedefi milletimizin birliği, devletimizin dirliği olan terör, her vasıta ve kanalı kullanarak gelecek umutlarımızı karartmaya çalışmaktadır. Terörün hedefi bütün milletimiz, bütün vatandaşlarımız ve Türkiye Cumhuriyeti’dir, birliğimizdir, dirliğimizdir.

Öncelikle birliğimize, dirliğimize sahip çıkacağız. Türkiye’yi bir kördüğümün, bir beka sorununun içerisine sürüklemek isteyenler kesinlikle başaramayacaklardır. Türk milletinin sonsuza dek bir ve bütün olarak yaşama iradesini kıramayacaklardır. Unutulmamalıdır ki terörle mücadele geri dönüşü olmayan bir süreçtir. Mücadelemiz her şart altında kararlılıkla devam etmelidir. Terörü tamamen yok etmekten başka çaremiz yoktur. Türkiye Cumhuriyeti’ne meydan okuma cüretini gösteren alçakları da kendi oluşturdukları bataklıklarına mutlaka gömeceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bu vesileyle bütün şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, ailelerine ve büyük Türk milletine başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz ve yaralılarımıza da acil şifalar temenni ediyorum ve bu vesileyle de aziz milletimizin Mevlit Kandili’ni tebrik ediyorum. Bu kutlu doğum günü kutlu olsun.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Akçay.

Sayın Kerestecioğlu…

3.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir'in, İstanbul’da yaşanan elim saldırı nedeniyle üzüntü içerisinde olduklarına, ölenlerin yakınlarına başsağlığı dilediğine ve Mevlit Kandili’nde bütün yurttaşların dualarının ülkeye huzur ve barış için olmasını temenni ettiğine ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Dün elim bir saldırıda 27’si polis olmak üzere 29 yurttaşımız hayatını kaybetti. 19 ağır yaralımız var ve 166 kişinin de tedavisinin sürdüğü ifade ediliyor şu anda. Çok büyük üzüntü içindeyiz. Değerli halkımıza ve ölenlerin yakınlarına başsağlığı diliyorum. Bir İnsan Hakları Günü’nde bu saldırının gerçekleştirilmiş olmasını da ayrıca çok vahim ve yaşam hakkına özellikle saldırı olarak gördüğümüzü ifade etmek isterim.

Biz burada kınamamızı yirmi dört saat boyunca yapabiliriz ama maalesef bunun kayıp yakınlarına, yakınlarını kaybedenlere bir faydası olmuyor. Artık bu ülkenin hiçbir kaybını ayırmadan, fark gözetmeden kim olursa olsun herkese saygı duyarak çözüm bulmamızın zamanıdır. Sadece 2016 yılında 20 patlamanın gerçekleştiği bu ülkeyi, ülkemizi şiddet sarmalından çıkarmamız gerekiyor. Artık birlikte çözüm bulmalıyız. Demokrasi olmayan bir yerde kaos ve her türlü şiddet mümkündür. Barış, demokrasi, huzur içinde yaşamak ise hepimizin, yürekten hepimizin hak ettiği bir şeydir. Siyasi sorumluluk da bunu sağlamayı gerektirir. Ben ayrıca Mevlit Kandili olan bugün bütün yurttaşlarımızın dualarının ülkeye huzur ve barış için olmasını temenni ediyorum.

Teşekkürler.

BAŞKAN- Teşekkür ediyorum.

Sayın Muş…

4.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş'un, İstanbul’da yaşanan terör saldırısında şehit olanlara Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dilediğine, siyasi parti gruplarının ortak bir açıklama yapmasını teklif ettiğine ve Mevlit Kandili’ni kutladığına ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün İstanbul’daki terör saldırısı neticesinde yaşamını yitiren polislerimize ve sivil vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun. Şu an itibarıyla 29 şehidimiz bulunmaktadır. Tabii, acımız çok büyük ama teröre karşı olan öfkemiz ve nefretimizde bir o kadar büyük. Bu terör eylemlerini gerçekleştiren teröristler ve onların arkasındaki güçler şunu bilsinler ki: Türkiyeteröre teslim olmayacak, her türlü alçak yöntemi devreye sokan terör, bu aziz milleti korkutamayacaktır. Kapalı kapılar ardında sinsi planlar yapanlar, terörü taşeron olarak kullananlar, Türkiye'yiterörle teslimalacağını zannedenler hayal kırıklığına uğrayacaktır. Bu terör eylemleri birlik ve beraberliğimizi bozmayacak, bilakis, milletimizin birbirine daha da kenetlenmesine vesile olacaktır. Arkasında hangi terör örgütü olursa olsun, devletimiz, tüm imkânlarını seferber ederek bu hain terör eylemini yapan teröristleri muhakkak bulacaktır. Devletimizin terörle mücadeledeki azim ve kararlılığı hiçbir zaman düşmeyecektir. Türkiye, devletiyle, milletiyle, tüm gücüyle, terörle mücadelesini daha güçlü bir şekilde sürdürecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Türkiye, ne zaman geleceğe dönük önemli adımlar atsa, ne zaman daha da güçlense, hemen taşeron terör örgütleri eliyle Türkiye'yeyönelik kanlı operasyonlar gerçekleştiriliyor, Türkiye'nin önü kesilmeye çalışılıyor. Hani, hep söylüyoruz ya “Karanlık eller Türkiye'yeuzandı.” diye, işte o gizli eli dışarıda da olsa, içeride de olsa kıracağız, kim milletimizin canına, malına el uzatıyorsa o eli yok edeceğiz. Özellikle terör örgütleri arasında ayrım yapan ve bazı terör örgütlerini himaye eden devletlere sesleniyorum: Beslediğiniz, büyüttüğünüz bu terör illeti bir bumerang gibi bir gün sizi de vurur.

Türkiye Büyük Millet Meclisindeki siyasi partiler olarak bu terör meselesine siyasetüstü bir mesele olarak bakmalıyız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Muş siz de.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Mesele terör olduğunda, insanlarımızın, çocuklarımızın canı olduğunda, siyaseti bir kenara koyup meseleye milletimizin bekası perspektifinden bakmalıyız.

Ben, bir kez daha, milletimize sabır ve başsağlığı diliyorum, buradan bir kez daha terörü kınadığımı belirmek isterim.

Aynı şekilde, burada, siyasi parti grupları olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bizlerin de ortak bir açıklama yapmasını teklif ediyorum. Bu anlamda, bunun, terör örgütüne karşı ortak bir duruşumuzun gösterilmesi açısından önemli olduğunu düşünüyorum.

Aynı şekilde, Peygamber Efendimiz’in âlemleri şereflendirdiği bugün Mevlit Kandili; hem Türkiye hem tüm İslam âlemi için mübarek olmasını temenni ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Son olarak Hükûmet adına Millî Eğitim Bakanımız Sayın İsmet Yılmaz’a söz veriyorum.

Buyurun Sayın Yılmaz.

5.- Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz'ın, terörü lanetlediğine ve Mevlit Kandili’ni kutladığına ilişkin açıklaması

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Terörü lanetliyoruz, kınıyoruz en sert şekilde. Kelimelerin yetersiz olduğu noktadayız. 29 kardeşimizi kaybettik, şehit verdik. Allah şehitlerimize rahmet eylesin, yakınlarına sabrıcemil diliyorum; yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Terör hiçbir zaman amacına ulaşamayacaktır. Terörün amacı, ülkemizin birliği ve istikrarıdır. Teröre inat, sabırla, birliğimize ve dirliğimize sahip çıkacağız. Sizin de söylediğiniz gibi, Muhyi’den nakille:

 “Sayılmayız parmak ile,

Tükenmeyiz şehit etmek ile,

El ne bilir ahvalimiz,

Taşramızdan sormak ile.”

Bilmiyorlar ki bu ülkeye saldırdıkça bu ülke parçalanmaz, bu ülkeye saldırdıkça bu ülkenin insanları birbirleriyle daha çok kenetlenir, daha çok kardeşliğini hatırlar ve en zor dönemlerde bir ve beraber olur.

Yine bu vesileyle, insanlara rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz’in doğum gününü, Mevlit Kandili’ni de kutluyor, ülkemize ve İslam âlemine barış ve huzur getirmesini diliyorum. Allah milletimizi var etsin.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

II.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 433) (Devam)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun (S. Sayısı: 434) (Devam)

A) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ÜNİVERSİTELER (Devam)

D) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI (Devam)

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bilindiği üzere, turda yer alan bütçelerle ilgili soru sormak isteyen milletvekillerinin sisteme girmeleri gerekmektedir.

Şimdi, altıncı tur üzerindeki görüşmelere başlayacağız.

Sırasıyla; Cumhuriyet Halk Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi, Halkların Demokratik Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi gruplarının sözcüleri konuşacaktır.

Altıncı turda ilk söz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın’a aittir.

Buyurun Sayın Akaydın. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz dokuz dakikadır.

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA AKAYDIN (Antalya) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; bizi televizyonları başında izleyen değerli Türk milleti, böyle acılı bir güne Türkiye Büyük Millet Meclisindeki ilk konuşmacı olarak başlamanın talihsizliğiyle ben de dün vahim bir terör saldırısında kaybettiğimiz şehitlerimize Tanrı’dan rahmet diliyorum, yüce Türk milletine ve şehit ailelerine başsağlığı diliyorum, yaralı vatandaşlarımıza da acil şifalar diliyorum.

Değerli arkadaşlar, şimdi, işin siyasi tarafına geliyorum, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesiyle ilgili görüşlerimi arz etmek isterim. Kanımca Millî Eğitim Bakanlığı Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli bakanlığıdır, bunu her zaman dile getirdim ve isminde “millî” lafı olan iki bakanlıktan biridir ve bence Millî Eğitim Bakanlığı, Millî Savunma Bakanlığı, aynı zamanda Dışişleri millî bir politikayla yürütülmelidir yani gündelik siyasi amaçlarla, siyasi çıkarlar uğruna bu politikalar değişmemelidir diye düşünüyorum.

Değerli milletvekilleri, sözümün başında bir eleştirimi de sizlere sunmak istiyorum: Bütçenin sunuşu Hükûmet adına bence Maliye Bakanımız tarafından yapılmamalıydı çünkü Türkiye demokrasi geleneğinde, çok sevdiğim bir laf var sevdiğim bir siyasetçinin lafı “Bütçe, milletin rızkıdır.” değerli arkadaşlar, dolayısıyla bu rızkı sunmak durumunda olan rızıktan sorumlu olan en önemli kişidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin geleneğinde bu, Başbakandır ama belki günümüzün koşullarına göre “Cumhurbaşbakanı” sunsaydı bütçeyi daha iyi olurdu diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesine niceliksel olarak baktığınızda fena bir bütçe olarak gözükmüyor yani diyebilirsiniz ki Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinin bütçesinin yüzde 17’sini kapsıyor; yükseköğrenimle beraber 111 milyar liralık bir bütçe. Eh, fena değil gibi gözüküyor fakat bütçeye niteliksel olarak baktığınızda hiç de öyle değil. Bütçenin yatırım boyutları aşağı yukarı yüzde 8,5’uğunu teşkil ediyor. 1998’de Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinin yüzde 30’u yatırımlara ayrılmıştı, şimdi yüzde 8,5. Ben Sayın Bakanımıza sormak istiyorum, orta vadeli ekonomik programda yapılması istenen tekli öğretim için 80 bin tane dersliği bu bütçeyle nasıl yapacaksınız? Çünkü sorumlu genel müdürlükleri bütçesinin yatırım boyutuna baktığınız zaman 4,2 milyar lira çıkıyor ki beş sene boyunca hiç başka bir yatırım yapmasanız 80 bin derslik ancak oluşabilir diye düşünüyorum. Dolayısıyla, değerli milletvekilleri, çağı bu Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi ve bu Millî Eğitim Bakanlığı kültürüyle yakalamamız mümkün değil. Yakalayamayacağımız da çok yakın geçmişte ünlü PISA sınavı sonuçlarıyla -gündemden hiç düşmüyor- ortaya çıktı.

Bakın, burada söylemek istediğim bir şey de şu: Millî eğitim uzun erimli bir süreçtir, yani yaptığınız birtakım politik değişiklikler meyvelerini on beş yıl sonra verir. AKP iktidarı olarak aşağı yukarı 15’inci yıla girmek üzeresiniz. PISA sınav sonuçlarından da görüyoruz ki 2003 verilerine göre 2016 verileriyle tam anlamıyla bir fiyaskoyla karşı karşıyayız. Tabii, şu durumda şunu yapabilirsiniz: Çıkıp ortaya “Ey PISA, Pisa Kulesi gibi bize yamuk yapma, haddi bil!” diyebilirsiniz ama ben bunu Millî Eğitim Bakanıma yakıştıramıyorum. Belki bunu söyleyecek bir AKP’li bulunabilir, ekleyeyim.

Değerli arkadaşlar, “çağın projesi” diye isimlendirilen; 8,2 milyar bütçe ayrılan FATİH Projesi ve ilişiğindeki EBA Projesi bana göre sınıfta kalmış bir projedir. Neye dayalı olarak söylüyorum? Eğitim bilimcilerin yaptığı eleştirilere, yazdığı makalelere dayalı olarak söylüyorum. 2014’te bitecekti, hâlâ bitmedi. 2018’de biteceği terennüm ediliyor. Bugüne kadar bütçesinin üçte 1’i harcanmış durumda. Tablet bilgisayarlar öğrencilerin yüzde 10’una ulaşmış ve öğrencilerin bir kısmının bu tablet bilgisayarları sattığı, basında terennüm ediliyor. Dolayısıyla, bu sistemin EBA bölümünün de, öğretmenlerimiz tarafından, çeşitli anketlerde yüzde 80’inin kullanılmadığı ifade ediliyorsa bu oldukça vahim bir durumdur diye düşünüyorum.

Eğitimimiz tam bir yazboz. On dört yıl içinde, Sayın Bakanımız 6’ncı Millî Eğitim Bakanı. Bu kadar güçlü sandalyesi olan bir iktidar on dört yılda 6 kez bakan değiştirmiş ve eğitimle ilgili aşağı yukarı da 12-13 kere ciddi değişiklikler yapılmış.

Dün Sayın Bakanımızın doğum günüydü; kendisini kutluyorum, nice mutlu yıllar diliyorum. Ama bakıyorum siyasi geçmişine, 3 ayrı bakanlık, bir de Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı görevinde bulunmuş kısa bir tarihî geçmişte; bunların hiçbirisi altı aydan uzun değil. Ben kendisine Millî Eğitim Bakanlığında altı aydan -şimdi 6’ncı ayını dolduruyor- daha fazla bir ömür diliyorum değerli arkadaşlarım.

Şimdi, proje okulları konusuna kısaca değinmek istiyorum. 170 tane proje okulu var. Niye proje okulu ortaya atıldı, bunu bilen yok değerli arkadaşlar. Türkiye'nin kamu adına üniversitelere en iyi öğrenci yetiştiren liselerini yazboz tahtasına çevirdik, “Yüzde 15’i geçmeyecek.” diyorduk ama biliyoruz ki bugün için yüzde 60 öğretmen sekiz yılını doldurduğu gerekçesiyle sürülüyor. Bizdeki bilgilere göre bu değerli okulların öğrencileri arasına torpille, siyasi torpille sınavlarda başarılı olmayan öğrencilerin de kaydırıldığını duyuyoruz.

Değerli arkadaşlar, Türk eğitim sisteminin en sakıncalı taraflarından biri laik eğitim sisteminden uzaklaştırılmamızdır. Bugün Türkiye'de-bendeki bilgilere göre- 1 milyon 200 bin imam-hatip lisesinde okuyan öğrenci var, 100 bin de ilahiyat fakültelerinde okuyan öğrenciler var. Bakın, bunun sonucunda ortaya ne çıkıyor biliyor musunuz? TÜBİTAK’ın yaptığı bilim fuarında imam-hatip liseli öğrencilerin -tebrik ediyorum kendilerini- sundukları bazı projeler var. Projelerden biri Antalya Manavgat’tan bir proje. 3 tane saksının içinde fasulye yetiştiriliyor arkadaşlar. Bu fasulyelerden bir saksıya Kur’an-ı Kerim ve ilahiler okunuyor, birisine gürültülü müzik okunuyor, öbürü sessiz bir ortam… İlahi okunan saksıdaki fasulye fidesi yirmi iki günde 33 santime çıkıyor. Ve böyle bir projeyi Millî Eğitim Müdürüyle birlikte zamanın Manavgat Kaymakamı gidip kutluyorlar. Arkadaşlar, bunun adı, hurafedir; bunun adı, İslam diniyle de dalga geçmektir. Yani bitkilerin kulağı mı var ki bitki ilahiyi veya gürültülü müziği veya sessizliği algılayabiliyor? Böyle bir TÜBİTAK projesinin sergilendiği fuarlarla Türkiye millî eğitiminin hiçbir yere gitmesi mümkün değildir.

Yurtlarımızın yükseköğretimde öğrencilere hitap ettiği miktar devlet adına yüzde 14, ilk ve ortaöğretimde hitap ettiği miktar yüzde 1.

Barış akademisyenleriyle ilgili yapılan politikalar -ki OHAL’le hiç ilgisi yok- Türkiye Cumhuriyeti adına bir yüz karasıdır. 50’nin üstünde öğretim üyesi görevlerinden atılmıştır.

Değerli arkadaşlar, sözlerimin son bölümünde bazı kısacık önerilerde bulunmak istiyorum. Sayın Bakanım, size bir önerim var; ben bunu rektörlüğümde, bundan yıllarca önce de önermiştim: Lütfen, bir doğa tarihî ile bir bilim müzesi kurunuz Türkiye'de. Bakın, Batı ülkelerinde her şehirde bir tane vardır, Türkiye'de bir tane bile yok. Bunun kabaca kurulum maliyeti, bir müze için 100 milyon dolar civarında. Eğer biz öğrencilerimizi bu tür müzelerde eğitirsek eğitimde çok daha başarılı noktalara ulaşabiliriz diye düşünüyorum.

Değerli milletvekilleri, mağdur öğretmenleri bir an önce halletmek zorundayız. Şu anda, benim bildiğim kadarıyla, üniversite hocalarıyla beraber 42 bin kişi mağdur. Öğretmenlerin ek göstergelerini 3600’e çıkarmalıyız, vergi indirimleri getirmeliyiz diye düşünüyorum.AR-GE’ye katkı payımızı gayrisafi millî hasılada yüzde 2’ye çıkarmalıyız diye düşünüyorum.

Son olarak değerli milletvekilleri, geçtiğimiz hafta, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde Ebru Tireli diye bir kardeşimize -biliyorsunuz- saldırı oldu, kaba kuvvet saldırısı ve ünlü bir köşe yazarı soruyor birkaç gün önce “Bunlar kimden cesaret alıyor?” diyor arkadaşlar. Eğer, siz, Burdur’daki Millî Eğitim Müdürünü, “Süslü kadınlarımız sokakta dolaşırken her gün zina yapmıştır o kadar onlara bakan erkekle.” diyen bir müdürü vekâleten değil de asaleten atarsanız bu tacizcilerin kimden cesaret almış olduğunun fotoğrafı çok net olarak ortaya çıkar.

Hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Akaydın.

İkinci söz TokatMilletvekili Kadim Durmaz’a aittir.

Buyurun Sayın Durmaz.

Süreniz on dakikadır.

CHP GRUBU ADINA KADİM DURMAZ (Tokat) – Sayın Başkan, aziz milletimiz; Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi grubu adına söz almış bulunuyor, sizleri ve yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Ne yazık ki güne bir acıyla başladık. Akşamki terör saldırısını lanetliyor, şehit güvenlik görevlilerimiz ve yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet, ulusumuza da başsağlığı diliyorum.

Yine, ulusumuzun ve İslam âleminin Mevlit Kandili’ni kutluyorum.

Konuşmama Mustafa Kemal Atatürk’ün, ülkemizin kurucusu Ulu Önderimizin bir sözüyle başlamak istiyorum: “Eğitimdir ki bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk hâlinde yaşatır ya da esaret ve sefalete terk eder.” Ülkeleri geliştirip yükseltmek ancak insanı eğitmekle olur. Aklını millî değerlerle kullanan, sorgulayan, yaratıcı, paylaşımcı, katılımcı, yüreği doğa ve insan sevgisiyle dolu, barıştan yana, mutlu insanlar yetiştirmek ancak çağdaş eğitimle mümkündür. Bu nedenledir ki eğitim hem cumhuriyetin hem de demokrasimizin temelidir. Ülkemiz bizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür bir nesil yetiştirmemizi beklerken ne yazık ki cumhuriyetin ve demokrasinin bu temel ögeleri iktidarın izlediği yanlış politikalarla yok edilmektedir. Millî Eğitim Temel Kanunu’yla belirlenen ve evrensel değerler olarak da kabul edilen bilimsellik, çağdaşlık, ulusallık, tarafsızlık ve objektiflik gibi ilkeler bir kenara bırakılarak eğitim belli bir ideolojiye hizmet eder hâle getirilmiştir.

Gelin on dört yılda yaşananlara bir göz atalım. AKP hükûmetlerinde on dört yılda 6 Millî Eğitim Bakanı değişirken her değişen bakanla yeni bir sınav sistemi, yeni bir eğitim uygulaması olmuştur. İktidarınız döneminde müfredat, içerik, program, sınav sistemi olmak üzere 17 temel değişiklik yaptınız. Çocuklar hangi sınava alışacağını, öğretmenler neyi öğreteceğini şaşırır hâle gelmiştir. Ülkemizde atanamayan 400 bin öğretmen varken “sözleşmeli öğretmenlik” ve “ücretli öğretmenlik” gibi kavramlarla Türkiye’yi tanıştırdınız. 2005 yılında lise eğitimini dört yıla çıkarıp liselerin ön ismine “Anadolu” ekleyerek liseler arası geçiş hakkı tanıdınız. Bunu niye yaptınız, ne kazandığımızı bilmiyoruz. Büyük bir boşluk, istikrarsızlıkla, sonuçsuz, öngörüsüz eğitim uygulamalarınız hızla devam etti. Bu süreçlerde sınav sistemlerini değiştirmeye devam ettiniz; LGS, OKS, SBS, ÖSS, ÖYS ve TEOG. Sonra bugün eğitimde geldiğimiz durumun sebeplerinden bir başkası, yeni bir köklü değişiklikle 4+4+4 sistemi geldi. Kafanız da karıştı değil mi?

Değerli milletvekilleri, bunları yaparken çıkıp “Eğitime ayırdığımız bütçe arttı.” diye övünüyorsunuz. Eğer yüzde 95’i borçlu olan öğretmenlerimiz pazarda limon satmak zorunda kalıyorsa, eğer “geleceğimiz” dediğimiz çocuklarımız cemaat yurtlarına mecbur bırakılıyorsa; bu denetimsiz yurtlarda çocuklarımız yanıyor, birileri de çıkıp bu ihmallere “kader” diyorsa çok düşünmemiz lazım. Eğer 6-18 yaş zorunlu eğitim çağı nüfusun yüzde 14’ü okula gidemiyorsa ve bunun yaklaşık 1 milyonu da kız çocuklarıysa; eğer “sendikalı” diye öğretmenler, akademisyenler kanun hükmünde kararnamelerle görevden alınıyorsa; eğer Millî Eğitimin temel taşı maarif müfettişleri yok ediliyorsa, eğer Hükûmet orta vadeli planda açtığı 240 başlıktan sadece 1’ini millî eğitime ayırıyorsa, eğer uyuşturucu yaşı 10 yaşa kadar inmişse; eğer çocuklarımız sınav kaygısıyla, öğretmenlerimiz işsizlik yüzünden intihar ediyorsa; eğer ikili öğretimi hâlâ ülkemizde bitirememişsek, eğer laikliğin önemini kavrayıp dinî duyguların siyasetten istismarını önleyememişseniz ülkemizdeki bu karanlık tablonun kabahati de, vebali de sizindir.

Değerli milletvekilleri, PISA’nın son raporu, eğitimde 4+4+4 dayatmasıyla yaşanan, dinselleşen, ticarileşen, yazboz tahtasına dönüşen eğitimin çöküşünü net bir şekilde göstermektedir. Türkiye, PISA 2015’te fende 52’inci, matematikte 48’inci, okuma becerisinde 49’uncu sıraya düşmüştür. Yani, çocuklarımız Avrupa’daki çocukların üç yıl gerisinden gelmektedir. Yine, Türkiye, eğitimde 2003 yılının da gerisine düşmüştür. Bu eserlerinizle ne kadar övünseniz azdır.

PISA araştırmalarında en başarılı ülke Singapur. Bu başarının temel nedeni sizce nedir? Singapur başarılı çünkü 1960’lardan beri istikrarla devam eden bilimsel, çağdaş eğitimi ulusal bir politika olarak belirleyip sürdürmüşlerdir. Ekonomisinin ve gelişmişliğinin temeli de budur. Onların başarı formülü olan istikrar, bizim ne yazık ki başarısızlığımızın temel nedenidir. Adında “millî” sözcüğü olan bu Bakanlıkta, adına yakışır şekilde, muhalefetiyle, sivil toplumuyla, ortak anlayışla başarı seviyesini mutlak yakalamak zorundayız, bu görev de Hükûmete düşmektedir.

Değerli milletvekilleri, eğitimde dinselleşme meselesi, en büyük sorunlardan biridir. Diyanetle, müftülüklerle iş birliği içinde yürütülen; eğitimi dinselleştirip akılcılıktan, bilimsellikten uzak hâle dönüştüren, çocuklarımızı cemaatlerin eline teslim eden anlayış, bugün millî eğitim sisteminin ta kendisidir.

Yine, dinselleşen eğitimin bir başka noktası ne acı ki vakıflar. İktidar vakıf sistemi üzerinden eğitimi, eğitim sistemini yeniden düzenlemek, yurt içi ve yurt dışında faaliyet yürütmek üzere “Maarif Vakfı” adında bir vakıf kurdu hem de ne vakıf. Vakıf Başkanı da maaşını kendi belirliyor, hatta daha da ileriye giderek Anayasa’ya aykırı bir şekilde Millî Eğitim Bakanlığına ait bazı görevleri bu vakfa devrediyor. Vakfın bağış toplama yetkisi var ama denetleme yok, vergi yok. Açılan bu yolda TÜRGEV, Ensar ve benzeri vakıflar, Hükûmet katkısıyla tam gazla yoluna devam etmektedir.

Değerli milletvekilleri, Millî Eğitim Temel Kanunu’nun 4’üncü maddesi şöyledir: “Eğitim kurumları dil, ırk, cinsiyet ve din ayırımı gözetmeksizin herkese açıktır. Eğitimde hiçbir kişiye, aileye, zümreye ve sınıfa imtiyaz tanınamaz.” Fakat Anayasa’mıza göre bir kamu hizmeti olması gereken eğitim gibi, sağlık gibi temel alanlarda iktidar eliyle eşitsizlikler yaratılmıştır. Zengin, 100 lirasının 65 lirasını çocuğunun eğitimine harcarken; yoksul, sadece 2 lirasını eğitimine ayırabilmektedir. Bu durum, Anayasa’mızın eşitlik ilkesine ters düşmektedir.

Değerli milletvekilleri, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi 2017 yılı için 85,5 milyar TL olarak belirlenmiştir. Ne yazık ki bu bütçe, millî gelirin sadece 3,54’üdür. Millî Eğitim bütçesinin millî gelire oranı OECD ortalamasının da çok altındadır. AKP iktidara geldiğinde 2002 yılında Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay 17,8 iken 2017 yılı itibarıyla bu oran 8,51’e gerilemiştir. Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinden yatırımlara ayrılan pay, eğitimsizlikten beslenen AKP iktidarı döneminde sürekli azalma eğilimi göstermiştir. On dört yılda özel okullara sürekli destek verip alan açılırken devlet okulları kendi sorunlarıyla baş başa bırakılmıştır. Eğitim yatırımlarına ayrılan pay ve bu yanlış politikalar AKP’nin gerçek eğitim ideolojisini ortaya koymaktadır.

Değerli milletvekilleri, eğitimde başarının kriteri mutlak karnedir. Türkiye, eğitimde Birleşik Arap Emirlikleri, Şili, Arnavutluk, Meksika gibi ülkelerle en son sırada yer alıyorsa, okumada en son sıradaysak hiç tartışmasız AKP’nin karne notu sağlıkta, ekonomide, çevrede, sanatta, sosyal güvenlikte, dış işlerinde, insan haklarında ve de eğitimde zayıftır; sınıfta kaldınız!

Değerli milletvekilleri, konuşmamı hayatını ülkemiz çocuklarının eğitimine adamış merhum Türkan Saylan’ın sözleriyle bitiriyorum: “Eğer bir yerlerde bilime, demokrasiye, barışa, aydınlığa aç bir çocuk sizin ışığınızı bekliyorsa sönmeye hakkın yoktur. Işıyacaksın, ölüme saniyeler kalmış olsa bile.” diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Durmaz.

Üçüncü söz Bursa Milletvekili Ceyhun İrgil’e aittir.

Sayın İrgil, buyurun.

Süreniz yedi dakika.

CHP GRUBU ADINA CEYHUN İRGİL (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; asılında bugün, Millî Eğitim Bakanlığı ve YÖK bütçesi üzerinde derinlemesine bir analiz ve bir çalışma yapmıştık, onu paylaşacaktık fakat dün gece İnsan Hakları Günü’nü kandile bağlayan süreçte yaşadığımız bu acıdan dolayı ve şehitlerimizden dolayı doğal olarak gündemimiz değişti ve konuşmamızın da neredeyse tamamını iptal etmek durumunda ve değiştirmek zorunda kaldık. Artık YÖK’le ilgili açıklamalarımızı bu hafta içindeki basın açıklamasında daha detaylı vereceğiz. Ben, biraz önceki konuşmacılarımız ve bundan sonraki konuşmacılarımızın da üzerinde duracağı gibi PISA’nın sonuçlarının aslında terörle ne tür bir bağlantısı olduğu konusunda konuşmamı biraz değiştirdim.

Biz PISA’yı neden sorguluyoruz; neden analiz yapan, doğruyu yanlışı kendi zihniyle ayırt edebilen bireyler yetişsin istiyoruz; neden eğitim bu kadar önemli? Çocuklar kanmasın diye, haktan hukuktan yana olsunlar diye, ellerine silah almasınlar diye, gövdelerine bomba bağlamasınlar diye, terör örgütlerine katılmasınlar diye. Biat eden, kulluk eden, maşa olan zihinler önünde sonunda can yakar. Eğer siz, sorgulama ve analizden yoksun bireyler yetiştirirseniz tarikata da gider, terör örgütüne de gider.Son on dört yıldır bu çocuklar, bu gençlik sizden başka iktidar görmedi; sonuç ortada.

İçişleri Bakanlığının sitesinde gençlerin terör örgütlerinden nasıl korunacağına dair bir açıklama var, yoksul çocuklar için burs ve yardımlardan söz ediliyor. Biz o yüzden bu çocukların kontrol edilemeyen birtakım vakıf ve derneklere mecbur bırakılmamasını söylüyoruz. O yüzden devletin köylere kadar eğitim götürmesi, barınma imkânlarını artırması gerektiğini söylüyoruz. İşte, bu nedenle eğitim önemli, bu nedenle PISA sonuçları önemli. Eğitim sistemini düzeltmeden; bu ülkede barış, adalet ve hukuk tesis etmeden huzur bulamayacağız.

PISA sonuçları bu nedenle niye çok önemli? Çünkü, sorgulayamıyoruz, sorgulayamayan bireylerle hayatımızı devam ettiriyoruz. Hamasi reflekslerle çözemeyeceğimiz evrensel değerler var. Ülke yangın yeri. Ne huzur ne hukuk ne adalet ne barış ne toplumsal uzlaşma kalmadı. Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalandı. Darbe girişiminde yüzlerce şehit, binlerce yaralı; 20 bombalı saldırıda binlerce ölü, acı gözyaşı var. Oturup bunu sorgulamalıyız. Bunda siyasetin hiç mi sorumluluğu yok? Dünyanın neresinde bunca vahim olay karşısında kimse hiç sorumluluk almaz? Artık, bizi şaşırtacak hiçbir felaket, acı bir olay, hiçbir yolsuzluk, hiçbir rezillik, hiçbir hukuksuzluk kalmadı. Bu, sosyolojik ve psikolojik bir tükenmişlik sendromudur. Ne yaşanırsa yaşansın sorgulayan, anlamaya çalışan insanlar değil, artık sadece taraftarlar sahnede. Sorun büyük. Bu kutuplaşma ikliminde yaralara merhem olmak zor. Artık, ülke insanları acıda, tasada, sevinçte ortaklaşamıyor. Bu sevgisiz, saygısız, hoşgörüsüz, seviyesiz iklimin temel nedeni eğitimsizlik ve maalesef biz siyasetçileriz. Ülke yangın yeri, çocuklar yanıyorken, insanlarımız parçalanıyorken, coğrafyamız kan gölüne dönmüşken, 500 bin insan iç göçe maruz kalmışken, 3 milyon mültecimiz varken ekonomik krizin eşiğinde bir ülkede herkes kavgalı, herkesle kavgalıyız. Türkiye Büyük Millet Meclisinin tek derdi tek adam için başkanlık sistemi. Bu iklimi aşmalıyız. Bu gidişat korkutucu. Birleştiren değil, bölen bir gidişatla karşı karşıyayız. Belki tek adam, başkanlık sistemi getireceksiniz ama daha şimdiden ülkeyi ikiye böleceğiz; bir yanımız sevinçli, bir yanımız kaygılı olacağız.

Son yıllarda hep söylüyorum ülke psikoz geçiriyor diye. Bakın bugün gazetelere, birçoğu acıyı ve felaketi değil, başkanlık sistemini ve Anayasa değişikliğini öne çıkarmış. Bu mudur şehitlere saygı, bu mudur duyarlılık, bu mudur acı ve kederde birlik?

Ya patlamadan sonra Ankara Belediye Başkanının yaptığı açıklamaya ne demeli? Ne demiş Başkan? Aynen okuyorum: “Patlamada Cumhurbaşkanı, bakanların hedef olmaması Allah’ın himayesinde olmamızdan kaynaklanıyor.” Ayıptır arkadaşlar, günahtır. Bu açıklamanın neresinden baksan bu ayıptır, şehit ailelerine saygısızlıktır, ölen insanların ailelerine saygısızlıktır. Ölen insanların en azından devletin himayesinde olması gerekmez miydi? Bu, bir itiraftır ayrıca. “Allah iktidarı koruyor ama devlet insanını, halkını koruyamıyor.” mu demektir bu?

Bugün hepimiz, herkes açıklama yapacak; Twitter’dan, Facebook’tan yazacak; “Acımız büyük.” diyeceksiniz, “Kınıyoruz.” diyeceğiz, “Lanetliyoruz.” diyeceğiz, “Unutmayacağız.” diyeceğiz ama daha önce yaptığımız gibi, gerçekte yarın hayat devam edecek, unutacağız; sadece anneler, babalar, akrabalar, sevenleri hatırlayacak. Gerçek bu. 2015 yılında 4 patlamada 149 insanımızı, 2016 yılında 12 patlamada 308 insanımızı kaybettik, son otuz yılda 7 binden fazla şehit, son bir yıldaki şehit sayısı 500’ügeçti; yaralı, gazi binlerce; hepsi unutuldu. Yalnız geriye öfke ve nefret kaldı ve giderek artan bir öfke ve nefret. Bu, şiddeti, ölümleri daha da artıracak bir ortam.Türkiye Büyük Millet Meclisi tarihî bir sorumluluk içindedir arkadaşlar. Bize düşen hamaset değil barışı tesis etmektir.

Bu vesileyle, tekrar, yüce Meclisisaygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Söylenecek çok şey var ama maalesef, artık sözün de bittiği yerdeyiz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın İrgil.

Dördüncü söz Eskişehir Milletvekili Gaye Usluer’e aittir.

Buyurun Sayın Usluer.

Süreniz yedi dakikadır.

CHPGRUBU ADINA GAYE USLUER (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Bugün hepimiz acıya uyandık. Mevlit Kandili’nin de bugüne denk gelmesi bence çok önemli. Ülkemize barış ve huzur gelmesini diliyorum.

Acıya uyandık, gerçekten büyük bir terör saldırısı. Rakamların belki önemi yok ama 39 ölünün, 155 yaralının olduğu bir sonuçtan bahsediyoruz. Kaybettiklerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifa diliyorum. Ancak, yaralı olmak bile sonuçta, kolu olmayan, bacağı olmayan, gözü olmayan yarım insanlar demek; bunu da hatırlamak gerektiğini düşünüyorum.

2015 yılı istikrar adına başlatılan seçimler yılı, 2015 yılı istikrar adına başlatılan terör yılı oldu ve 2016 yılı tam da terörün kendisi oldu, acının yılı oldu 2016 yılı. Gelin, hep birlikte, sessizce içimizden sorgulayalım ve neden, neden diyelim.

Bugün ÖSYM bütçesi adına konuşacaktım ama dedim ki “ÖSYM” demeyelim “öğrenci kaderini belirleme merkezi” diyelim. 2017 bütçe sunuşkitapçığına baktım, 174 ve 177’nci sayfalar arasında “ÖSYM” başlığı var; bir kez daha okuyayım istedim, baktım ki bu 3 sayfanın içinde bir kez bile “ÖSYM” geçmiyor. Evet, elbette ki eğitimde geri bildirim önemli. Neyi ölçeceğiz? Verdiğimiz eğitimin öğrencideki sonucunu ölçeceğiz. Neyi ölçeceğiz? Eğitim sistemimizi ölçeceğiz. Eğer bir ülkede eşitsizlik varsa, eğer bir ülkede fakirlik varsa, eğer bir ülkede çaresizlik varsa torba sınavlarla neyi ölçüyoruz, kimi ölçüyoruz; buna cevap verebilir miyiz acaba? ÖSYM tarafından yürütülen 150’nin üzerinde sınav var. Aslında bizim ülkemizde ölçme ve değerlendirme sadece ve sadece eleme ve ayıklama için kullanılmaktadır. Eleme ve ayıklama maksatlı yapılan çoktan seçmeli genel sınavların geçerliliği nedir, güvenilirliği nedir; bunu tartışmalıyız. Eleme ve ayıklama işlemi aslında bir fabrikanın girdi kontrolünü çokça hatırlatmaktadır, oysa ki burada konu çocuklarımız, burada konu gençlerimizdir ve konu gelecek yeni neslimizdir. Sizlere buradan sormak istiyorum: Neyi eliyoruz, neden eliyoruz ve hangi sonucu alıyoruz?

Reform yorgunu bir bakanlık Millî Eğitim Bakanlığı. Hâlâ Millî Eğitim Bakanlığı daha iyiden bahsediyor, hâlâ Millî Eğitim Bakanlığı bardağın dolu tarafını göstermeye çalışıyor ama kendi notu, kendi karnesi zayıflarla dolu. On dört yıllık geçmişi olan bu Bakanlık neyi ölçecek, hepinize sormak istiyorum.

Bakınız uluslararası sınavlar, PISA ve TIMSS sonuçlarına. Her ikisi de Millî Eğitim Bakanlığının izninde, her ikisi de Millî Eğitim Bakanlığının kontrolünde yapılan sınavlar ve bu sınav sonuçlarına baktığımızda Millî Eğitim Bakanlığı tam da nakavt durumunda. PISA 2015’e bakalım: 72 ülke, 500 binden fazla öğrencinin girdiği bir sınav. Türkiye’den 61 il -neden 81 il değil diye sormak istiyorum- 189 okul, 5.871 örnek öğrenciyle yapılan bir sınav. 72 ülke arasında sıramız 50. 35 OECD ülkesi arasında sıramız 34. Her yıl OECD ortalamasını aşağıya çeken en güçlü ülkelerden biriyiz. Kendimizi sorgulamamız gerekirken Finlandiya’nın bile bu yıl 11 puan düştüğünü söylemek, aslında Sayın Bakan, aklımızla alay etmektir. O zaman gelin hep birlikte 50’nci olduğumuza sevinelim. Neden? Çünkü bizden geride 20 ülke var nasıl olsa, gelin “Arkada 20 ülke var, 50’nci olduk ne mutlu bize.” diye hep birlikte sevinelim.

Uluslararası sınav sonuçları aslında ülkelerin birçok sorunlarının da göstergesidir. Nedir bunlar? Kamu kurumlarının etkin ve verimli yönetimi, uzmanlaşma, ekonomik kalkınma, ihracat, dolar kurları ve terörle mücadelenin temelinde eğitim ya vardır ya da olmadığı için hiçbiri yoktur. Ve “bilgi çağı”, “bilgi toplumu” falan diyoruz ya aslında işin özü tam da budur. PISA sınavları, eğitim skorları ile ülkelerin millî gelirleri arasında da doğru orantı olduğunu göstermektedir. PISA’da üst sıradaki Almanya’ya ve Kore’ye baktığımızda kişi başı gelirin 30 bin doları aştığını görüyoruz. Türkiye’de ise kişi başı gelir 10 bin doların altında; etkileşim son derece açık. Ve bu sınavlar ile ülkelerin hukuktaki yerleri arasında da direkt ilişki vardır. Bu sınavlardaki sıralama gibi dünyada Hukuk Devlet Endeksi’ne baktığımızda, 2016 Türkiyesi’nde hukuk sıralamasında ülkeler arasında tam da 99’uncu sırada olduğumuzu görüyoruz. Ve şimdi yüce Meclise soruyorum: Bunlar küresel güçlerin oyunu olabilir mi? Dünya bu raporlara bakarak okur aslında ülkeleri. Küresel güçler oya, boya ve posa bakmazlar neyse ki.

Ve sayın milletvekilleri, uluslararası sınavlara, reyting kuruluşlarına, Birleşmiş Milletler endekslerine “Bize vız gelir, biz millete bakarız.” dersek, “Ey PISA, sen kim oluyorsun! Biz dünyanın 20 büyük ekonomisinden biriyiz.” diye efelenirsek bu ülkenin, bu milletin sorunlarını çözemeyiz. Bir ülkeyi yok etmek için atom bombasına ya da uzun menzilli silahlara ihtiyaç yoktur, eğitimin kalitesini düşürün, yeter.

Ve sözlerimi bitirirken tasavvuf ilminde sıkça adı geçen iki kuş, tavus kuşu ve kazdan bahsetmek istiyorum. Tavus kuşu gibi yürümeye özenen kazın, kaz gibi yürümeyi unuttuğunu da lütfen hatırlayalım.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Teşekkürler.

BAŞKAN –Teşekkür ediyorum Sayın Usluer.

Şimdi söz sırası, Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’a aittir.

Sayın Baydar, buyurun.

Süreniz yedi dakika.

CHP GRUBU ADINA METİN LÜTFİ BAYDAR (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün gece İstanbul Dolmabahçe’de gerçekleşen hain terör saldırısı sonucunda bu mübarek Mevlit Kandili gününde şehit düşen polislerimize ve yaşamını yitiren vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına ve tüm Türkiye’ye başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.

Türkiye’de yıllardır bütçeden en fazla payın eğitime ayrıldığı propagandası yapılmasına karşın, Türkiye’de öğrenci başına yapılan kamusal eğitim harcaması miktarı OECD ortalamasının çok altındadır. OECD ülkelerinin ortalaması Türkiye’den ilkokulda 3 kat, ortaokulda 4 kat, lisede 2,8 kat, yükseköğretimde ise yaklaşık 2 kat daha fazladır. OECD ülkeleri içinde bütün eğitim kademelerinde sonuncu olan Türkiye, sadece ortaokul düzeyinde en yakın rakibi Meksika’dan 81 dolar farkla sondan 2’ncidir.

Şimdi de eğitimde Hükûmet olarak yarattığınız kalite kriterlerine bakalım Sayın Bakan. Maalesef, okuma alışkanlığımız Afrika’nın kabile devletleriyle neredeyse aynı düzeydedir. Örneğin, Almanya kişi başına günde yirmi altı dakika okurken, son araştırmalarda bunun yirmi üç dakikaya düşmüş olması ülke için ciddi bir sorun teşkil etmiş ve Alman eğitim bakanı hakkında araştırma önergesi verilmiştir. Peki, sizce Türkiye kişi başına günde kaç dakika okumaktadır? Bizdeki durum içler acısıdır Sayın Bakan. Türkiye günde ortalama birdakika okuyor, yanlış duymadınız, bir dakika ve altı saat televizyon seyrediyor. Buna rağmen Sayın Bakan televizyonlara çıkıp “Eğitimimiz gayet iyi.” diyebiliyor.

Değerli milletvekilleri, toplam yükseköğretim bütçemiz 25,6 milyar Türk lirası yani 7,5 milyar dolar, 750 milyar dolarlık millî gelirin yüzde 1’ine tekabül ediyor. Peki, bu 7,5 milyar dolar 108 devlet üniversitesine nasıl dağıtıldı, bir görelim: Bütçenin 1/3’ü büyük üniversiteler arasında pay ediliyor. İkinci 10 üniversite için üniversite başına ortalama 440 milyon TL bütçe ayrılıyor. Son 28 üniversite için de ancak 100 milyon Türk liranın altında bir bütçe ayrılıyor. Bütçenin aslan payı büyük üniversitelere ayrılıyor iken üniversiteler arası bir eşitlikten bahsetmek de mümkün olmuyor.

Üniversite bütçelerinin lisans üstünü, kaliteyi ve patenti özendiren yeni bir performans anlayışıyla gözden geçirilmesine, yeni kurulan üniversitelerin de ayrı bir geliştirme fonuyla desteklenmesine ihtiyaç vardır. Üniversitelerimizde ne yazık ki mali özerklik yoktur. Üniversiteler, öz gelir üretememektedir. 25,6 milyar Türk liranın ancak 2 milyar Türk lirası öz gelirdir.

Üniversitelerin gündeme dair hiçbir fikirleri de yoktur. “Üniversiteler nasıl olmalı?” sorusuna bile “Siz nasıl uygun görürseniz efendim.” der hâle getirtilmişlerdir. Sadece malum sebeplerden 15 Temmuz için sayfalarına kınama mesajı koymuşlardır. Onun dışında, baktığınız zaman, üniversitelerin gündemle ilgili hiçbir lafının web sayfalarında olmadığını göreceksiniz.

Yurt dışı programlarla mezunlar desteklenmeli ve geliştirilmelidir. Uygulama ve proje odaklı çalışmalar ortaya konmalıdır. Doktora tezlerinin bir proje desteği olması sağlanmalıdır. ABD’de 2015 yılı doktora mezun sayısı 55 bini aşmış iken Türkiye’de bu sayı sadece 5 bindir. Bu fark neyle açıklanabilir? 150 bin akademik personelin yalnızca 75 bininin doktoralı oluşu da ayrıca dikkat çekici bir noktadır. Yıllık doktora mezun sayımız 10 binler seviyesinde olmalı ki Türkiye rekabetçi konumunu ve bölgedeki iddiasını sürdürebilsin. Doktoralı sayısının Türkiye’nin hedefleriyle örtüşmesi için kısa vadede 100 bin kişiye ulaştırılması planlanmalı ve bu artış konusu Türkiye için hayati olarak görülmelidir.

Sayın Bakan, Sayın YÖK Başkanı bu konuyla ilgili ne yapmaktasınız? Açıklamalarınızda bunları duymak isteriz.

Gelin bir de dünyadaki örnekleriyle yükseköğretime bakalım. Örneğin yükseköğretimde Türkiye, Fransa ve ABD’yi karşılaştıralım. Fransa, Fransız üniversite sisteminin temelini oluşturan büyük profesörlerin ders verdiği amfilerden vazgeçip bu dersleri İnternet üzerinden verme kararı aldı. Bu kararın alınmasında geç kalınmış olduğunu da Fransa Yükseköğretim Bakanının ağzından dile getiriyorlar. Fransa yükseköğretim sürecinin lisans halkasının önemi giderek azalıyor. Lisans önce üç yıla indirildi ardından sınıf dersleri İnternet üzerinden verilmeye başlandı. Zira üniversitelerin lisans aşamasının meslek veren süreçten olmadığını anladılar, yetişkin eğitimine yöneldiler. ABD’de ise lisans aşaması hâlâ dört yıl çünkü burada liseler Fransa’ya göre daha kötü durumda. Buna rağmen burada da lisans aşaması önemini yitiriyor. Örneğin Harvard’ı Harvard yapan lisansüstü çalışmalardır. Türkiye’de ise hâlâ, üniversite dendiğinde akıllara dört yıllık lisans aşaması geliyor. Yüksek lisans ve doktora hâlâ dikkate alınan bir eğitim aşaması değil maalesef. Peki yükseköğretimde gelişmiş ülkelerin kalitesini yakalayabilmek için ne yapmak gerekir? Özel ve kamusal kaynakları lisans aşamalarından lisans sonrasına kaydırmak, lisans sürecini hızlandırmak, dersleri lisans aşamalarında İnternet dersleri hâline getirmek, öğretim üyesi ve araştırmacı yetiştirmek için yurt dışına yandaş değil akıllı çocuklarımızı göndermek, gerekirse nitelikli yabancı hoca istihdamı sağlamak gibi başlıkların sorunu gidermede önemli adımlar olacağı kanaatindeyim. Burada açık şekilde masaya yatırdığımız tablo karşısında eğitim politikamızı siyasetin dışına alarak ivedilikle gözden geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bunu yapamazsak toplumsal olarak büyük bir çöküş yaşayacağız. Böylesi bir çöküşün, böylesi bir göçüğün altında kalacaklar ise hiç kuşku yok ki başta Sayın Bakan ve Hükûmet olacaktır. Biz de bu uyarma görevimizi yaparak Sayın Bakanı ve özellikle Millî Eğitim heyetini ve üniversiteleri son olarak uyarmak istiyoruz.

Hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Baydar.

Söz sırası İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’a aittir.

Buyurun Sayın Toprak.

Süreniz dokuz dakika.

CHP GRUBU ADINA ERDOĞAN TOPRAK (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle, Beşiktaş’ta meydana gelen bu hunhar saldırıyı Cumhuriyet Halk Partisi olarak kınıyoruz ve terörü lanetliyoruz. 38 vatandaşımız hayatını kaybetti. Terör bir vahşettir, nereden gelirse gelsin, insan canına kıyan şey bir vahşettir.

İktidar partisine her zaman şunu söyledik: “Bu ülkedeki terörü çözmek için, terör sorununu yok etmek için, Cumhuriyet Halk Partisi olarak elimizden gelen tüm desteği vermeye hazırız.” 2013’te Sayın Kılıçdaroğlu, o dönemin Başbakanı Sayın Tayyip Erdoğan’a gidip şunu söyledi, “Terör konusunda çözüm benim koltuğuma dahi mal olsa, bu terörü yok etmek için elimden gelen desteği size vermeye hazırım.” dedi. Ama o günün Başbakanı “Ya, sen, himmete muhtaçsın, bırak, senin desteğine ihtiyacım yok.” dedi.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'nin önemli sorunlarında iktidar-muhalefet ayrımı yapılmaz; iktidar-muhalefet ayrımı yapılmadan bu mesele çözülür. Ama, bizim yerimize o zamanın iktidarı nerelerden destek istedi? Kandil’den İmralı’ya seferler düzenlendi. Peki çözüldü mü? Çözülmedi. 2002’de bugünkü iktidar bu ülkeyi devraldığında 7 şehidimiz vardı ama bugün yüzlerce, binlerce şehidimiz var. Bu ülkeye yazık. Biz size destek vermek istiyoruz çünkü bu ülke hepimizin. Cumhuriyet Halk Partisi olarak ülkemizi seviyoruz, ülkenin bu terör belasından kurtulması için de elimizden gelen desteği vermeye de hazırız. O gün, 2002’de 1 tane terör örgütü varken bugün 3 tane terör örgütüyle Türkiye boğuşuyor. Bunun altında yatan sebep nedir acaba? Bunun altında yatan sebep; bu ülkeyi yöneten iktidarın yanlış politikasıdır, “Ben yaptım, oldu.” politikasıdır, ortak aklı reddetme politikasıdır, iktidar-muhalefet ayrımı yapma politikasıdır. Bakın, eğer Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizden destek isteseydiniz… Ki, tüm konularda destek veriyoruz, on beş yıldır bu Parlamentoda AKP iktidarının hangi kanunu getirip de geçirmediğini ben hatırlamıyorum. Ama bizim yerimize PKK’yla iş tuttunuz, Habur’a seyyar mahkemeler kurdunuz, Oslo görüşmeleri yaptınız, ne oldu? Terör örgütü şehirlere yerleşti ve bugün yüzlerce şehit var. Sonra ne oldu?

Değerli arkadaşlarım, 15 Temmuzda bir darbe girişimi oldu, ikinci terör örgütü... Birincisi PKK, ikincisi FETÖ, üçüncüsü IŞİD. Peki, ondan sonra ne oldu? 15 Temmuzda FETÖ terör örgütü bu ülkeye darbe yaptı. Nasıl yaptı? Önce bu ülkenin yurtlarında, okullarında kadrolarını yetiştirdi ve sonra bu ülkenin Parlamentosunu bombaladı. Bugün, bu terör örgütüyle ilgili biz size dedik ki: “Destek vermeye hazırız.” 15 Temmuzda sizin yanınızda durduk ve yetmedi, Yenikapı mitinginde de destek verdik ama ondan sonra, kapalı kapılar ardında kanun hükmünde kararnameler yaptınız, bu Parlamentoya getirip noter gibi kullandınız, ortak aklı yok ettiniz, ana muhalefet partisi gibi önemli bir partiyi yok kabul ettiniz ve ana muhalefet partisine dayatma yaptınız ve önceliğinizi fırsata çevirip başka bir şeyi getiriyorsunuz. Neyi getiriyorsunuz? Anayasa’yı getiriyorsunuz.

Arkadaşlar, ondan sonra, “Parlamentoya 600 tane milletvekili...” Ya, bu ülkenin önceliği Anayasa mıdır, Allah aşkına? Bu ülkenin önceliği Başkanlık mıdır? Bu ülkenin önceliği ortak akıldır, ortak akıl. Ortak aklı reddeden bir yapı bu ülkede başarılı olamaz.

Orada FETÖ terör örgütünün 15 tane üniversitesini kapattınız.

Değerli arkadaşlar, 15 üniversitenin 14’ü bu iktidar döneminde açılmış. Yani bizi dinleseydiniz ortak aklı egemen kılsaydık 15 tane üniversitenin 14’ü bu iktidar döneminde açılmazdı. Yurtları bunlara devrettiniz. Bakın, devletin elindeki yurt sayısı toplam 682. Peki, cemaatlerin veya farklı kesimlerin elindeki yurt sayısı kaç? 4.782 yani devlet, ancak yüzde 10 fakir fukara çocuklarına sahip çıkmış. Diğerlerini kime teslim etmiş? Başka yerlere, FET֒ye teslim etmiş. FET֒nün yurtları bizim yurtlarımızın yani devletin yurtlarının 2 misli neredeyse. Değerli arkadaşlarım, işte, biz evlatlarımızı böyle teslim etmişiz bunlara. Sonra, bunların beyni yıkanmış, bu ülkenin Parlamentosunu bombalamış.

Üçüncü terör örgütüne gelince; IŞİD. Değerli arkadaşlar, ben burada Sayın Başbakana ve Sayın Cumhurbaşkanına şunu sormak isterim ve söylemek isterim: Kim Türkiye’yi Suriye bataklığına çektiyse, bu aklı, fikri kim verdiyse, o günkü yönetime kim bunun kararını aldırdıysa, o, bu ülkenin hayrına düşünmemiştir, bu ülkeye ihanet etmiştir. O kişinin yakasına yapışın, Türkiye’yi o bataklığa onlar çekmiştir.

3 tane terör örgütü gibi bir yapıyı bu iktidar yaratmış ama hâlâ daha ortak aklı egemen kılmayı reddediyorsunuz. Ana muhalefetle görüşmek yerine gidip terör örgütleriyle görüşüyorsunuz; bu, doğru değil.

Bütçeye gelince sürem de bitti; sayın grup başkan vekillerine söylemiştim, bu kadar sürede bir şey konuşulmaz.- bütçe konusuna gelince, bu bütçe baştan iflas etmiş arkadaşlar. Bu bütçe 14 Ekimde Plan ve Bütçe Komisyonuna geldiği zaman tüm kurumlara “Doları 3 bin liradan hesap edin.” ona göre dış borçlardı, ekonomiydi, gaz alımıydı, petrol alımıydı… Bugün ne kadar? 3.500 lira. Sapma ne kadar? Yüzde 14. Büyüme hızı ne kadar? 3,1. 2017’yi bir kere, planlar bitmiş, bütçeniz iflas etmiş; bütçe diye bir şey yok. 2018’i de kaybettiniz, kimseyi kandırmayın. Bütçe konusunda bir şey söylememe de gerek yok.

Spora… Es geçiyorum.

Sayın Bakanım, dopingle ilgili yaptığınız güzel çalışmalardan dolayı sizi kutluyorum ama güzel bir çalışma yaparken getirip, yirmi ay dopingle cezalandırılmış bir kişinin Basketbol Federasyonunun Başkanlığına atanmasını da doğru bulmuyorum. Yani, yaptığınız o kadar güzel çalışmayı alıp çöpe attınız. Ya, bu adam örnek olacak.

MUSA ÇAM (İzmir) - Elinde değil.

ERDOĞAN TOPRAK (Devamla) - Yirmi ay dopingden ceza almış birini niye atadınız? Eski başkan bir yıl daha devam edecekti. Eski başkanın…

MUSA ÇAM (İzmir) - Bakanın elinde değil, Bakanın elinde değil.

ERDOĞAN TOPRAK (Devamla) - Spora siyaseti bulaştırırsanız başarı olmaz. Başarı geldi mi? Hayır.

CEYHUN İRGİL (Bursa) - Bakanın suçu değil, Cumhurbaşkanı atıyor, ne yapsın Bakan?

ERDOĞAN TOPRAK (Devamla) - Olimpiyatlara bakın: 80 milyonluk Türkiye, 1 madalyayla geçiştiriyorsunuz. Bakın, sürekli, istikrarlı bir şekilde -yıllara bakın- 1 altın madalya, 1 altın madalya, 1 altın madalya… Yani, bununla Türkiye'nin başarılı olması mümkün mü?

2004’teki… Geçen hükûmetlerin size devrettiği dönemde 3 tane altın madalyayla devraldınız. İstikrarlı bir şekilde: 2008, Pekin, 1 madalya; Londra, 1 madalya; Rio, 1 madalya. Sonra, 2012’de ben bin uzman alınınca çok gurur duydum, mutlu oldum; ya, belki madalya sayısı artar, gençlerimiz spora daha da yatkın olur… Arkadaşlar, 2016’da gene 1 madalya. Neden? Liyakati esas kılmadınız, torpille adam aldınız.

Yeter arkadaşlar; Türkiye batıyor, Türkiye kötü bir yere gidiyor. Bu ülke hepimizin. Hepinizin bu ülkeye karşı sorumlulukları var, partizanca düşünmeyi bırakalım. Ortak aklı egemen kılma dönemi, sevgiyi egemen kılma dönemi; gücü tek kişide devşirme dönemi değil. Türkiye hızla irtifa kaybediyor. Bu gemi batarsa hepimiz batarız.

Hepinize saygılar sunarım.

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Toprak.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Muş.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Hatibin kürsüden dile getirdiği iddiaları, bir kere, kabul etmiyoruz, bunları reddediyoruz.

BAŞKAN - Sayın Toprak, siz buyurun.

ERDOĞAN TOPRAK (İstanbul) - Sataşma olursa söz hakkım var, değil mi Sayın Başkan?

BAŞKAN - Tamam, olursa ben sizi çağırırım.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - AK PARTİ, milletimizden başka kimseyle iş tutmamıştır ve AK PARTİ hükûmetlerinin terör noktasındaki, terörle mücadele noktasındaki kararlılığı ve azmi de ortadadır diyorum.

Teşekkür ediyorum.

BÜLENT YENER BEKTAŞOLU (Giresun) – Bu ne o zaman?

BAŞKAN – Sataşma yok Sayın Toprak, oturabilirsiniz.

Söz sırası İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’ye aittir.

Buyurun Sayın Akkuş İlgezdi.

Süreniz yedi dakikadır, lütfen yedi dakikada tamamlayın, süre uzatımı yapmıyoruz.

CHP GRUBU ADINA GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul’da dün yaşanan terör saldırısını lanetliyor, şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

Kredi ve Yurtlar Kurumu bütçesi üzerinde söz aldım. Sözüme bir gerçeğin altını çizerek başlamak istiyorum. “Faiz bütçesi değil, hizmet bütçesi yaptık.” diye getirdiğiniz bütçe ne yazık ki halkın bütçesi değil çünkü esnek çalışma adı altında sömürülen, taşerona mahkûm edilen emekçilerin bu bütçeden bir beklentileri yok. Bu bütçede sosyal devlet anlayışından hiçbir iz yok; emeklinin, memurun, öğrencinin, işsizin geleceğini güvence altına alan tek bir kalem yok. Bu bütçede kadının adı yok, gençliğin umudu yok, çocukların geleceği yok. Bu bütçede laik eğitim yok, parasız sağlık hizmeti yok, şeffaflık yok, hesap verebilirlik yok yani demokrasi yok, adalet yok, paylaşım yok. Şimdi, yokları oynayan, “istikrar” adı altında halkı sefalete sürükleyen bu bütçede ne var, onu konuşalım.

Değerli vekiller, hedefinde halk, odağında hak olmayan bu bütçenin özünde ille de başkanlık sistemi var, ille de Anayasa değişikliği var, ille de rejimi değiştirme isteği var. Bugün adaletten güvenliğe, eğitimden sağlığa birçok sorunumuz varken bu ne yaman çelişki diyorum.

Bakın bu fotoğrafa. Bu fotoğraf öteki Türkiye'nin en acı yüzü. Buradaki 4 çocuğumuz artık yok. Aladağ’da kaybettiğimiz yavrularımızın iki yıl önceki hâlleri. Hatırlayın, ne diyordu Rıfat Ilgaz:

“Ne gençlerden, ne çocuklardan

Bir yakınmam yok.

Arap'ın dediği doğru:

‘Çocuk mazbut.’

Memleketse görülüyor işte,

Güllük gülistanlık…

Ne var ki güllerin dikeni çok!”

Evet, daha dün “Bizim sayemizde nefes alıyorsunuz.” denilerek yoksullukla terbiye edilen anne babaların çaresiz çocukları gözlerimizin önünde yandı. Geleceğimiz yandı, bizim yüreklerimiz yandı ancak tarikat ve cemaat yurtlarına göz göre göre göz yumanlar kalpleri bile sızlamadan duruyorlardı. Yangın sonrası yurt yöneticilerinden biri çıktı, “Yurttaki kızlarımızın yanması Allah’ın takdiridir, onlar şehit oldu.” dedi, göz göre göre tedbirsizlikle gelen katliam yine oldu fıtrat. Fıtrat, fıtrat, fıtrat… Bu ne fıtrat? Hatırlayın Karaman’ı, taciz, tecavüz fıtrat; Soma’yı, maden göçükleri fıtrat; Aladağ’ı, yangınlar fıtrat; hatırlayın patlayan bombaları, terör fıtrat; her gün öldürülen kadınlarımızı, fıtrat; bir somun ekmek için can veren işçilerimizi, fıtrat. Hâl böyle olunca anlaşılıyor ki AKP iktidarı da bizim için fıtrat. Her şeye fıtrat diye diye halkımızı cinnet eşiğine getirdiniz. Amaç ülkeyi dönüştürmek, sistemi değiştirmek olunca sizler için insan hayatının bir öneminin olmadığını gördük. Bizler “Çocuklar uyurken susulur, ölürken susulmaz.” derken sizler “İnsanın olduğu yerde hata olur.” diyerek her şeyin üstünü örttünüz, kapattınız.

Değerli vekiller, Bakanlığın yurt yönetmeliğine göre temel eğitimin ilk sekiz yılı yurt açma yetkisi sadece ve sadece devlete aittir. Sizleri bu konuda defalarca uyardık. Oysa siz tarikat ve cemaatlerin kaçak yurtlarına göz yumarak Anayasa’yı ihlal ettiniz. Devleti eğitim ve öğretim alanındaki kamu hizmetlerinden çekerek cumhuriyetin aydınlık geleceği yerine ümmet anlayışının kaderciliğinin aşılandığı bu yurtların yolunu açtınız. Doğru; ne kadar çok çocuk yoksullaşırsa, cahilleşirse, çaresizleşirse toplumu o kadar kolay dönüştürürsünüz. İşte, bu nedenle çocuklarımızı parasız ve nitelikli eğitim haklarını kısıtlayarak tarikat ve cemaatlere mahkûm ettiniz. Yetmedi, bu yapılanların dışında minnet bağı kurdunuz bu yapılarla aralarında. Yetmedi, eğitim sistemini on dört senede 13 kere değiştirdiniz. Derdiniz keşke iyi bir eğitim olsaydı. Apolitik, asosyal, akültürel bir kuşak yaratmak istediniz çünkü sizlere sorgusuz, sualsiz biat edecek bir nesildi hedefiniz. Sonuç ortada.

Yükseköğrenime gelince, “Eğitimin çıtasını yükseltiyoruz.” dediniz, mantar gibi yerden biten yeni üniversiteler açtınız.Şimdi soruyorum ben: Bunca gerekli gereksiz yolları, köprüleri, inşaatları yaparken on dört yılda, geleceğimiz olan bu yavrularımızın yurt sorununu hâlâ neden çözmediniz? Üst üste istiflediğiniz çocuklarımızla öğrenci ambarına dönüştürdüğünüz devlet yurtlarında ne acı ki her 100 kişiden sadece 10’u barınma şansı bulabiliyor.

Yine bir sorun da öğrenim bursları. Karşılıksız öğrenim burslarından yararlanmak Sayısal Loto’da 6’yı tutturmaktan daha zor. Hâl bu olunca barınma sorununu çözemeyen çaresiz gençlerimiz de gene kendilerine örgütlenme alanı bulan bu yurtlarla ilgili yapılarla ilişki kurmak zorunda kalıyorlar. Aslında çocuklarımıza “Paran kadar varsın, paran yoksa kaderini de geleceğini de ben belirlerim.” diyorsunuz.

15 Temmuz sonrası FET֒ya ait 823 yurda el koyarak övündünüz; haklıydınız, elinize sağlık. Ancak devlete ait sadece 656 yurt olduğunu halkımıza nasıl izah edeceksiniz? Bu arada 600’e yakın dernek ve vakfa vergi muafiyeti getirdiniz. Şimdi de bu dernek ve vakıflardan bazılarına barınma ve beslenme maliyetiyle ilgili devlet tarafından yardım yapacağınızı belirttiniz. Merak ediyorum, acaba Çağdaş Yaşam pay alacak mı, Hacı Bektaş Vakfı, LÖSEV, İnönü Vakfı pay alacak mı, yoksa yandaşınız olan kurumlara mı yardım edeceksiniz? Ne kadar adil olacaksınız, hep birlikte göreceğiz.

Başka bir konu da, şubat ayında Diyanetle protokol imzaladınız, “Millî ve manevi değerleri geliştirme eğitimi vereceğiz.” dediniz. Maneviyat istasyonları kurdunuz. Peki, bizler, devlet okullarında okuyan milyonlar, millî ve manevi değerleri eksik mi yetiştik de böyle bir ihtiyaç duyuldu? Amacınız ne? Tıpkı diğer devrim yasalarını fiilen ortadan kaldırdığınız gibi Tevhid-i Tedrisat Yasası’nı da kaldırarak, kendi amacınıza hizmet eden yeni değerler mi inşa etmek? Allah aşkına sizin laiklik eğitimle, sizin çocuklarımızla sorununuz ne?

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Sizin dinle, Diyanetle sorununuz ne? Sizin din ve Diyanetle sorununuz ne?

GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (Devamla) – Şimdi, durum bu kadar karmaşık ve karamsarken millî ve manevi yönlerden güçlü gençleri nasıl yetiştireceğiz merak ediyorum.

İki: Kendi yurdunda yurtsuz bıraktığınız milyonları nasıl yurtsever yapacaksınız, merak ediyorum.

Üç: Tecavüzü, ölümü fıtrat gördüğünüz çocukların cemaate, tarikata teslim edilmesine müsaade ettiniz. Hesabını nasıl vereceksiniz merak ediyorum.

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Bugün Peygamber’in doğum günü Mevlit Kandili, dinle, Diyanet sorununuz ne?

GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (Devamla) – Unutmayın Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün: “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat medeniyet tarikatıdır.” sözlerini kendilerine rehber edinmeyenler kaybetmeye mahkûmdur. Halkın çıkarlarını savunmayan, gençleri, emekçileri korumayan bu bütçeye “hayır” oyu vereceğimi belirtiyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Söz sırası İstanbul Milletvekili Gülay Yedekci’ye aittir.

Sayın Yedekci, buyurun.

Süreniz sekiz dakika.

CHP GRUBU ADINA GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) –Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Dün akşam İstanbul’daki patlamada şehit olan vatandaşlarımıza, şehit olan polislerimize Allah’tan rahmet diliyorum, yaralılara acil şifalar diliyorum, terörü lanetliyorum, ulusumuzun başı sağ olsun diyorum.

Bir ülke düşünün değerli milletvekilleri, ekonomi çöküyor; ülkenin her yerinde bombalar patlıyor, dağ gibi yiğitlerimiz şehit oluyor; hemen hemen her kurumda yolsuzluk, rüşvet almış başını gidiyor; ülkenin her yerinde halk tedirgin; bazı kentleri hiç koruyamamışız, vilayetleri olduğu gibi taşımışız; gençlik umutsuz, insanlarımız işsiz; kadınlarımız, çocuklarımız sapıklardan korunamıyor ve Hükûmetimiz sürekli kandırılıyor.

Yine, bir heves peşindesiniz, tekrar uyaralım, birileri sizi kandırıyor olabilir. Evde birileri huzursuzluk çıkarıyor diye, karı koca kavgası var diye evin yıkıldığı nerede görülmüş? Meclise, parlamenter sisteme sahip çıkacağız, sahip çıkmalıyız, siz de sahip çıkmalısınız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bütçesinde biz kent kimliğinin korunmasını, nitelikli yapı stokunun olmasını, teknolojinin insanın hizmetinde olmasını, karbon salımı sıfır yapıların olmasını, gri suyun arıtılarak kullanılmasını, insanın ve komşuluk ilişkilerinin gözetildiğini, engellilerin, çocukların sağlıkla yaşayabileceği bir vizyonun ve bir kent anlayışının olmasını beklerdik ama ne mümkün! Bir torba yasayla bir gece Meclisten bir düzenleme geçirdiniz, ünlü 80’inci madde, hatırlıyor musunuz; onunla ne geldi ülkemize biliyor musunuz? Hazine arazilerini yandaş firmalara bedelsiz peşkeş çekebiliyorsunuz. Çevre etki değerlendirme raporu -ÇED raporu- aramıyorsunuz. Doğayı daha rahat talan etsinler diye gümrük vergisinden, stopaj vergisinden, sigorta primlerinden muaflar; üstüne üstlük bir de enerji desteği sağlıyorsunuz.

Ormanlar, meralar, kıyılar, tarım alanları, tarihî ve kültür varlıklarının bulunduğu alanlar proje bazlı yatırım alanları olabiliyor. Doğayı metalaştıran, sermayeye talanın önünü açan bu yasalardan bir an önce vazgeçiniz. Bazı firmalara kişiye özel, ayrıcalıklı imar planı yapıldı; düşünün, İstanbul’u düşünün, Ankara’yı düşünün, bir yerde 5 katlı bina var, yanında 55 katlı bina var.

Kuzey Ormanlarının yok edildiği, insanların nefes alamadığı, siyanürle altın aramalarının yapıldığı, üçüncü köprü bağlantı yolarının tamamının inşaata açıldığı, ormanın üzerine üçüncü havaalanının yapıldığı ülkemizde; termik santraller, nükleer enerji santralleri bir an önce son bulmalıdır. Su ve çevre sorunları çözülmelidir.

Ülkemizin işçisinin, emeklisinin, öğretmeninin, öğrencisinin, esnafının, ev kadınının ve asgari ücretlisinin ekonomik sorunları vardır; görüyoruz ki siz bu sorunları doğal, tarihî değerleri satarak aşmayı düşünüyorsunuz. Peki, soruyoruz: Ya satacak bir şey kalmazsa, o zaman ne yapacaksınız?

Son beş yılda “tahsis” adı altında 130 bin futbol sahası kadar orman alanı kaybedilmiştir. Son on yılda 400 bin maden ruhsatı verilmiştir, yazık ki Türkiye’nin bir çevre politikası yoktur. Bugün kestiği ağaçların yerine fidan dikerek yaptığı kıyımı legalleştirmeye çalışan zihniyet, bir ağacın yarattığı habitattan habersizdir.

Rantı yüksek olan şehir merkezlerini TOKİ eliyle yandaş firmalara vermekte, bazen de kamulaştırma, acele kamulaştırma yapmaktadır. Mesela, Gaziosmanpaşa’da kentsel dönüşümde vatandaş davayı kazandı, Bakanlık yasayı değiştirdi, sonra da sunum yaptı hiç utanmadan, dedi ki: “Gaziosmanpaşa’daki kentsel dönüşümün önündeki yasal engeli kaldırdık.” Bu, en basit tabiriyle ayıptır.

TOKİ’yle ilgili bir önerimiz var. TOKİ bu kadar çok konut yapıyor, en azından yaptığı konutun yüzde 10’u kadar yurt yapsın; okul öncesi eğitim için, bütün çocuklarımız için, engelliler için binalar yapsın. Sizin ayakkabı kutularınız gibi kutu kutu binalar yapmasın; ekolojik, çevreye duyarlı, insanların gelecek ihtiyacını da karşılayan binalar yapsın; nefes alınabilen fiziksel çevreler yaratsın. Diyorsanız ki “TOKİ bu işi yapamıyor.” TOKİ Başkanı evinde otursun, maaşını 3 katına çıkaralım, yeter ki kentlerimiz daha fazla katledilmesin.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmet kimdir? Hükûmet nedir? Yeşile, doğaya sahip çıkan mıdır, talan eden midir? Yeşil Yol projeleriyle yaylalarımızı yok eden midir, milletin faydasını düşünen midir? Yoksa, çocukları cemaat yurtlarında tecavüze, yanarak ölüme mahkûm eden midir? Kimdir, nedir hükûmet? Aynı gün 6 milyon liraya Aladağ’da müftülük binası açtınız, çocuklara yurt binası açmadınız. İki cihanda iki elimiz yakanızdadır bilesiniz. Bu bütçeleri niye yapıyorsunuz, kim için yapıyorsunuz, bu Hükûmet niye var?

İstanbul’da ve Türkiye’de yapılan bu yağmaların hepsinin karşısındayız. “Enerji ihtiyacımız var.” söylemi altında insanlarımızı kanserden öldürmenizin karşısındayız. Fransa’da Çevre Bakanı açıklama yapıyor, “1.000 kilometre yol yapacağım önümüzdeki dönemde, ‘fotovoltaik’ piller döşeyeceğim, bu da enerji ihtiyacımızı karşılayacak.” diyor. Bizim Sayın Çevre Bakanımız açıklama yapıyor, diyor ki: “Put yapmışsınız çevreyi! Sermayenin önünü açacağım, sahiller de bize ait zaten 100 metreye kadar, orada da yapılaşmaya izin vereceğim.” İşte farkımız bu.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz, çocuk tecavüzlerini konuşuyoruz, ölen çocukları konuşuyoruz, yanan çocukları konuşuyoruz; çocuklarla ilgili bilimi, sanatı konuşabiliyor muyuz? 23 milyon çocuk var ülkemizde, 2 metrekare oyun oynayacakları yeri yok çocuklarımızın. Piyasa değerinin işgali altında insani ilişkilerinden ve vicdanından koparılmış bir anlayışa karşı mahallelerimiz, anılarımız, yaşam alanlarımız, elimizden alınmaya çalışılan tüm kamusal alanlarımız için, Haydarpaşa için, Haliç için, Gezi Parkı için, Yunanistan işgalindeki on sekiz adamız için, kültürel değerlerimiz için, ormanlarımız, su havzalarımız, tarım arazilerimiz ve bostanlarımız için, üç ağaç için, yok edilmeye çalışılan mahallelerimiz için, konut hakkı, komşuluk hakkı için, yaşam hakkı için, her inançtan her ideolojiden, her siyasi görüşten insanlarımızı bu anlayışın karşısında olmaya davet ediyoruz. Tüketim ve tüketicilik değerlerini önceleyen kocaman bir alışveriş merkezine dönüştürülmüş bir ekonomi anlayışıyla hazırlanan bu bütçeye elbette “Hayır.” diyoruz.

Hangisini sayayım? Katlettiğiniz doğamız, tarihimiz ve kültürümüz ortada. “Ecdat yadigârı” söylemiyle otorite ve rant sevdası için tarih ve kültür düşmanlığı tam da böyle yapılıyor. Yarın sorarlar adama, şairin de dediği gibi “İnsan olan vatanını satar mı?/ Suyun içip ekmeğini yediniz./ Dünyada vatandan aziz şey var mı?/ Beyler bu vatana nasıl kıydınız?/ Günü gelir çarh düzüne çevrilir,/ Günü gelir hesabınız görülür./ Günü gelir sualiniz sorulur./ Beyler bu vatana nasıl kıydınız?”

Biz yaşanabilir bir Türkiye mümkün diyoruz, bu yaşamı var etmek için hayatımızı ortaya koyuyoruz, sizi de davet ediyoruz.

Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına son konuşmacı Kırklareli Milletvekili Vecdi Gündoğdu.

Buyurun Sayın Gündoğdu.

Süreniz altı dakikadır.

CHP GRUBU ADINA VECDİ GÜNDOĞDU (Kırklareli) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yine vahşet, yine terör, bu sefer adres yine İstanbul. Şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyor, yaralılarımıza acil şifalar diliyor, milletimizin başı sağ olsun diyorum.

Bugün dünyayı ve üzerinde yaşayan canlıları bekleyen en büyük tehlike, vahşi kapitalist üretim sisteminin ürünü olan, tüm canlıları erken bir ölümün eşiğine sürükleyen çevre sorunlarıdır. Sürdürülebilir kalkınma anlayışından uzak, insana değer vermeyen bir sistemin yarattığı plansız ve çarpık sanayileşme canlıların nefesini kesmektedir.

Bugün dünyada ortalama her yıl 12 milyon çocuk hava kirliliği nedeniyle yaşamını yitirmektedir. 1,2 milyar insan temiz içme suyundan yoksun yaşamaktadır. Kırklareli’de, Ergene’de, Istranca Dağları’nda longoz ormanlığında yaşam her geçen gün tükeniyor.

Ülkemizin ve Kırklareli’mizin muhteşem coğrafyasında kırma eleme tesisleri, çimento fabrikaları, mermer, taş, çakıl ocaklarının yanı sıra, her gün yeni bir proje vatandaşlarımızın yüreğini sızlatıyor. Kırklareli merkez, Lüleburgaz Babaeski ve Pehlivanköy ilçelerimizin onlarca köyünde içme ve kullanma suları artık yaşamı tehdit ediyor. On dört yıldır temizlemeyi başaramadığınız Ergene on dört yıldır görev yapmış tüm AKP’li Çevre Bakanlarının yüz karası olmuştur. O yüz karası, Ergene’den bugün hâlâ akmaya da devam ediyor. Tüm bu yaptığınız doğa katliamları yetmezmiş gibi şimdi de tarım ve orman arazisi olarak belirlenmiş yer altı su kaynaklarının bulunduğu Vize ve Çerkezköy ilçemizde plan değişiklikleri yaparak termik santral lobilerine yol açıyorsunuz. Termik santrallerden çıkan maddeler asit yağmurları şeklinde havayı kirletmekte, toprak ve suyu etkilemekte, doğal bitki örtüsü ve ormanları da maalesef yok etmektedir.

Sayın milletvekilleri, Birleşmiş Milletler 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri içerisinde öncelikli olarak yoksulluk ve açlığın bitirilmesi yer almaktadır. Açlığın bitirilmesi ve gıda güvencesi için de tarımsal üretimin etkin ve sağlıklı bir şekilde devam ettirilmesi ana koşul olarak da ele alınmaktadır. Bizde ise son dönemde benimsenen kömür odaklı enerji politikaları nedeniyle verimli topraklarımız ve tarımın geleceği de tehdit altına sokulmaktadır. Ülkemizde son on üç yılda 2,4 milyon hektar tarım arazisi kaybedildi. Bu rakam Türkiye'deki tarım topraklarının yaklaşık yüzde 10’una tekabül etmektedir. Tüm bu uyarı ve yaşananlara rağmen çevre ve insan sağlığı açısından zararları bilinen termik santrallerde hâlâ ısrarların sebebi enerji lobilerinin çıkarlarının korunmasıdır. Yarın, Allah korusun, yaşanacak telafisi mümkün olmayan bir çevre felaketi sonucu “Enerji lobileri de bizi kandırmış.” demeyin, sakın.

Sayın milletvekilleri, önemle hatırlatmak ve sizleri uyarmak istiyorum: Yaptıklarınızda, yaşamda ya iz bırakırsınız ya da is. Sizler AKP kadroları, her yaptığıyla ülkemizin üzerindeki is bulutlarına yeni bir katman ilave ediyorsunuz. Bugün Çevre Bakanlığının bütçesi görüşülürken isteğimiz en doğal yaşam hakkımız olan temiz su, temiz hava ve temiz topraktır. “Çevreye, yaşama ve çocuklarımızın geleceğine sahip çıkın.” diye size haykırıyoruz. Kime haykırıyoruz? On dört yıldır ülkeyi tek başına idare etmeye çalışan AKP kadrolarına. On dört yıldır ülkeyi terör batağından, kan ve göz yaşından kurtaramayan kadrolardır. Bunlar devletin kurum ve kuruluşlarının FETÖ üyeleri tarafından kuşatılmasına destek olan, seyirci kalan, himaye eden AKP kadrolarıdır. Bunlar ekonomiyi faiz lobisine teslim eden -5 milyon 874 bin işsiz, 16 milyon 700 bin yoksul- ülkeyi borç batağına sürüklemiş AKP kadrolarıdır. Bunlar, Kuzey Kıbrıs’ta Mehmetçik’in kanıyla alınmış topraklarımızı ve oradaki askerlerimizi koruyamayanlardır, Ege Denizi’ndeki adalara sahip çıkamayanlardır. Bunlar demokrasinin olmazsa olmazı kuvvetler ayrılığı ilkesini ayaklar altına alıp Anayasa’yı çiğneyenlerdir. Kişiye göre özel elbise dikmeye çalışarak kuvvetler ayrılığının, dengenin ve fren mekanizmalarının olmadığı, tüm yetkiyi tek kişiye bağlayan ve bunu da “demokrasi, istikrar” diye halkımıza yutturmaya çalışanlardır. “Anaların göz yaşlarını bitireceğiz.” diyerek o göz yaşlarını sel hâline getiren, evlatları, yakınları askerde olan milyonlarca anamıza, bacımıza her gün kapısına gelecek acı haberin tedirginliğiyle uykusuz geceler yaşatan AKP kadrolarıdır. Bunlar içte ve dışta kandırılmaktan yorulmuş, ülke itibarını yerlere düşürmüş, yalnızlaşan, istikrarsızlaşan bir ülke yaratan AKP kadrolarıdır.

Sayın milletvekilleri, böyle geçmişi karanlık, kandırılmaktan güvenini, itibarını kaybetmiş kadrolardan artık çevreyi, yaşamı ve geleceğimizi korumalarını istemiyoruz.

Sizden bir tek isteğimiz var, artık bırakın gidin; gidin de bu millet yeniden kandırılacaksınız korkusuyla uykusuz geceler geçirmesin. Bırakın gidin de ülkenin üzerine örttüğünüz kara bulutlar dağılsın, millet artık nefes alsın, geleceğe umutla baksın ve özgürleşsin.

Yüce Meclise saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Gündoğdu.

Böylece Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun konuşmaları tamamlanmıştır.

Şimdi ikinci sırada yer alan Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun sözcülerine sıra geldi.

İlk söz Balıkesir Milletvekili Ali Aydınlıoğlu’na aittir.

Sayın Aydınlıoğlu, sizin ve sizden sonra söz alacak tüm Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu sözcülerinin süresi beş dakikayla sınırlıdır.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı bütçemiz üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu mübarek Mevlit Kandili’nde hepimizi derin üzüntüye boğan dün akşam Beşiktaş’ta meydana gelen menfur patlamada hayatını kaybeden masum vatandaşlarımıza, şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum, milletimizin başı sağ olsun. Terörü, teröristi ve teröre destek verenleri de şiddetle lanetliyorum.

Evet, değerli kardeşlerim, Türkiye’miz 21’inci yüzyılda önüne koyduğu hedeflere ancak eğitimle ulaşabilecektir. AK PARTİ iktidarları döneminde her yıl olduğu gibi bu yıl da bütçeden en fazla payı Millî Eğitime ayırdık. Bu da Hükûmetimizin, ülkemizin gelişmesinde ve kalkınmasında genç nesillere verdiğimiz önemin bir göstergesidir. Yıl 2003, bütçemiz 147 milyar, Millî Eğitim Bakanlığımıza ayrılan pay 12 milyar yani bütçemizin yüzde 8,7’si. Yıl 2017, bütçemiz 645 milyar, Millî Eğitim Bakanlığımıza ayrılan pay 122 milyar yani bütçemizin yüzde 19’u. 2003’te 147 milyarın 65 milyarı yani yüzde 45’i faize gidiyordu değerli arkadaşlar, 2017’de 645 milyarlık bütçemizin 57 milyarı faize gidiyor yani yüzde 9’a düşmüş. Benzer şekilde 2003’te her 100 liranın 85 lirası faize giderken 2017’de her 100 liranın 11 lirası faize gidiyor, geriye kalan kısmı ise eğitime, sağlığa, tarıma, ulaştırmaya yani yerli silah sanayimize, sosyal yardımlara, fakire, fukaraya yani halkımızın refahına ve kalkınmasına harcanıyor. Millî Eğitim Bakanlığı olarak herkesin eğitim öğretim faaliyetlerinden eşit şekilde yararlanmasını, öğrencilerimizin çağın gerektirdiği bilgi, beceri, tutum ve davranışları kazanmasını, öz güven ve sorumluluk sahibi, sağlıklı, mutlu, vatanını, bayrağını, ülkesini, milletini seven, koruyan bireyler olarak yetişmesini mutlaka benimsiyoruz. Bugüne kadar yapılan çalışmalarla temel altyapı ve erişim sorunlarını çok şükür büyük ölçüde çözmüş bulunuyoruz. Derslik başına düşen öğrenci sayısını 28’den 21’e, öğretmen başına düşen öğrenci sayısını da 28’den 16’ya düşürdük. On dört yılda yarım milyondan fazla öğretmenimizi atadık.

Eğitim mutlaka Türkiye’mizin ortak meselesidir. Okul öncesi eğitimi de önemli bir noktaya taşıdık ama bu yeter mi, tabii ki yetmez. Okul öncesini bir iki yıla kadar inşallah zorunluluk kapsamına alacağız. 5’inci sınıfların müfredatını yabancı dil ağırlıklı olarak değiştiriyoruz. Eğitim kalitesini artırmaya yönelik olarak tekli öğretime geçmek için 77 bin derslik ihtiyacımız var. Nasıl ki AK PARTİ Hükûmetleri on dört yılda 270 bin yeni dersliği yapıp eğitim öğretime kazandırdıysa, 2019’a kadar da inşallah 77 bin dersliği yapıp Türkiye’de ikili öğretimi tamamen kaldırmış olacağız. Bu arada, Balıkesir’de yaptığımız çalışmada tekli öğretime geçmek için de sadece 8-10 adet okul ihtiyacı var, bunlara da başladık. İnşallah, biz bu hedefimizin daha öncesinde yani seneye Balıkesir ilimizde de tekli öğretime geçmiş olacağız.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, hükûmetlerimiz döneminde zorunlu eğitim süresi sekiz yıldan on iki yıla çıkarıldı. Okullarda kılık kıyafet serbestisi uygulanmaya başlandı. 4+4+4 kademeli eğitim sistemine geçildi. Bu sayede hem öğrencilerimizin mesleki yeteneklerinin ortaya çıkarılması hem de mesleki teknik okulların önünün açılması sağlandı.

AK PARTİ on dört yıldan beri yeni şeyler söylemeye devam ediyor, yeni projeler ortaya koyuyor; toplumumuzun taleplerinin artmasına, değişmesine, hızlı nüfus artışımıza rağmen vatandaşlarımızın tüm ihtiyaçlarına cevap vermeye çalışıyor. Ülkemize yollar yapıldı, köprüler yapıldı; tüneller, hastaneler, konutlar, barajlar, okullar yapıldı. Ülkemize bereket geldi. 2003 bütçesi ile 2017 bütçelerinin farkı ortada değerli arkadaşlar. O zamanlar, rahmetli Kemal Unakıtan derdi ki, 2003’te, hiç unutmuyorum: “Arkadaşlar, memurlarımızın ve emeklilerimizin maaşlarını ödeyecek para maalesef kasalarımızda yok.” Allah’a çok şükür, bizde huzur ve istikrar olduktan sonra ülkemizin aşamayacağı hiçbir konu yoktur.

Ben, bu duygu ve düşüncelerle Millî Eğitim Bakanlığı bütçemizin hayırlara vesile olmasını diliyorum ve hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Teşekkür ediyorum Sayın Aydınlıoğlu.

Şimdi, söz sırası İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı’ya aittir.

Sayın Çamlı, buyurun, Dersaadet’ten, buyurun.

AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) – Kıymetli Başkanım, 2017 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı uhdesinde Millî Eğitim Bakanlığı bölümü üzerinde AK PARTİ Grubu adına değerlendirmeler yapmak üzere huzurunuzdayım. Gazi milletimizi, gazi vekillerini, Gazi Meclisimizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Aynı zamanda, âlemlere rahmet Efendimiz’in dünyaya teşrifinin 1445’inci yıl dönümünü de büyük bir ihtiramla hatırlıyor ve onu bize gönderdiği için Cenab-ı Hakk’a da şükrediyoruz, teşekkür ediyoruz.

Şimdi, ben bir hazırlık yapmıştım bütçeyle ilgili, onu takdim edecektim fakat dün akşamki olaydan sonra bütçenin benim hazırlığımın dışında da geçebileceğine kanaat getirdim. Bütçe hakkında çok ince, detaylı konuşmasam da bütçemizin geçeceğine kanaat getirdiğim için başka, daha güncel, daha sıcak bir şeyden bahsetmek istiyorum. Beyaz adamdan bahsetmek istiyorum ben.

Değerli gazi milletin gazi vekilleri, ben size beyaz adamdan bahsetmek istiyorum.Yıllar önce birhocamızınanlattığı bir filmegitmiş -vaktimiz de dar, kısa kesmek istiyorum- işte Kızılderilileri katleden beyaz adamlar… Bir gün Kızılderili ekibi bir tane beyaz adamı yakalıyor, ağaca bağlıyor, efendim, işte biraz sonra infaz edecekler, idam edecekler; beyaz adam çırpınıyor, “Yapma, etme, işte, şudur, budur.” Alttan giriyor, üstten giriyor, olmuyor. Kızılderili reisi bir işini görmek için önünden geçerken bu yırtınıyor, yırtınıyor, en son işte, salya sümük ağlarken Kızılderili reisi dönüyor: “Çare yok beyaz adam gebereceksin.” diyor.

Şimdi, 15 Temmuzda üzerimize çullanan o küresel hırsızlara, Siyonizm güdümlü emperyalist hırsızlara buradan sesleniyorum: Beyaz adam çare yok gebereceksin, çare yok. Ben seni iyi tanıyorum, bak sizi iyi tanıyoruz beyaz adam. Biz sizi Çanakkale’de tanıdık, 400 bine yakın vatan evladını toprağa gömerek tanıdık. Biz sizi Irak’ta, Orta Doğu’da tanıdık. İnci dişli kara kardeşlerimi sömürürken, köle yaparken Afrika’da gördük sizi. Biz sizi Bosna-Hersek’te, Avrupa’da gördük, 400 bin Bosnalıyı, 20’nci yüzyılda, 21’inci yüzyılın göbeğinde katlederken gördük. Biz sizi şu anda eteklerimizde görüyoruz, Suriye sınırlarında, oralarda buralarda, Irak’ta görüyoruz. Bazen içerideki eserlerinizde görüyoruz. Biz sizi 15 Temmuzda Meclisin tepesine konmuş bir baykuş gibi gördük, hâlâ Meclis duvarlarında onun izlerini taşıyoruz. İşte bak orada, duvarda fitiller var, sarkmış fitiller, onlar hep beyaz adamın işleri. Beyaz adam gebereceksin çare yok. Bu milletin çocukları sana geçit vermeyecek. Allah’ın izniyle bu milletin bütün çocukları -bu Parlamentodabulunan bütün vekilleri bunun içine katarak söylüyorum, burada yapılan bütün gürültülerin hepsini bir tarafa atarak söylüyorum- bu Parlamentodaki bütün milletin vekilleri ve bütün millet… Ben onların hepsini 15 Temmuz akşamı gördüm, Vatan Caddesi’nde gördüm, büyükşehir belediyesinin önünde gördüm, en son, Cumhurbaşkanımızla birlikte Yeşilköy Havalimanı’nda kapısı açılmış helikopterden, bu milletin çalınmış helikopterinden tüfeklerin üzerimize yöneldiği zaman orada seyrettim ben beyaz adamı ama geçit vermeyeceğiz, Allah’ın izniyle geçit vermeyeceğiz. Çare yok beyaz adam, gebereceksin.

Bizim bir tek şeye ihtiyacımız var, birlik ve beraberlik. Burada incik boncuklarla vakit kaybetmeyelim. Bizim ve bütün dünya mazlumlarının bir tek ihtiyacı var, birlik ve beraberlik. Bu birliği en kısa zamanda tesis etmemiz lazım.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Çamlı.

Şimdi, söz sırası Bingöl Milletvekili Enver Fehmioğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Fehmioğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ENVER FEHMİOĞLU (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığının 2017 bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün milletçe büyük bir acı yaşıyoruz. Dün akşam saatlerinde İstanbul’daki terör saldırılarında 38 kardeşimizi şehit verdik. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum.

Bugün aynı zamanda Mevlit Kandili’ni idrak ediyoruz. Milletimizin ve İslam âleminin Mevlit Kandili’ni tebrik ediyorum.

Sayın milletvekilleri, AK PARTİ iktidarları döneminde eğitime büyük önem verdik. Bütçenin en büyük payını Millî Eğitim Bakanlığına ayırmamız bunun en büyük göstergesidir; çünkü eğitim ve öğretim ülkelerin yatırım yapmak zorunda oldukları en büyük alanlardır. Eğitim ve öğretime ayrılan bütçe imkânları asla gereksiz harcama değil, bilakis oldukça gerekli ve kârlı, hatta en büyük kârlı yatırımlardır. Okul öncesi eğitimden başlayarak lisans, hatta lisansüstü eğitimlere kadar geçen tüm süreler meşakkatli vepahalı bir girişim olarak görünse de asıl zor ve pahalı olan cehalettir, cahil kalmaktır.

Değerli milletvekilleri, eğitim ve öğretimin okullaşmış hâli olan eğitimi üç başlık altında ele almak gerekir düşüncesindeyim.

Birincisi bina ve donanımdır ki bu bağlamda gerek Bakanlığın bütçe kaynakları gerekse yapılan bağış destekleriyle eğitimin fiziki şartlarında çok büyük iyileştirmeler sağlanmıştır. Bu sene de ülke genelinde büyük oranda çiftli eğitimden tekli eğitime geçişler başlamıştır. Her eğitim kademesinde derslik başına düşen öğrenci sayısının yeni yapılan derslikler sayesinde 30’un altına düştüğünü memnuniyetle ifade etmek istiyorum.

Kendi seçim çevremden yani Bingöl’den bir örnek vermem gerekirse okullarımızın yüzde 90’ında tekli eğitim yani normal eğitime geçiş yapılmıştır. Derslik sayısına düşen öğrenci sayımız da 20 ile 23 arasında değişmektedir. Genç nüfusumuzun hızlı artışını da dikkate aldığımızda bu yatırımların ne kadar önemliolduğunu takdirlerinize sunuyorum. Çünkü Millî Eğitim ve eğitimde başarıyı yakalamanın olmazsa olmazı özellikle fizikî şartların iyileştirilmesi ve rahat bir ortamın sağlanmasıyla mümkündür.

İkincisi öğretmen, öğrenci ve personel yapısıdır. İktidarımız boyunca öğretmen ve öğrenciyi eğitimin asli unsuru saydık. Okul harici kurumlara ihtiyacı kaldırıp tüm eğitim ve öğretim gereksinmelerini okul çatısı altında edinmelerini sağladık. Eğitimcilik kimliğinden uzaklaştırılıp geleceğimiz olan evlatlarımızı yanlış ve kötü niyetli yönlendirme çabası içinde olanları bertaraf ederek derslerin boş geçmesine fırsat vermeden sözleşmeli öğretmen atamalarını gerçekleştirdik. Öğretmenlerimizin maddi imkânlarında iyileştirmeler yaptık. İhtiyaç hisseden öğrencilere okullarda kurslar açtık. Velilerimizi ek yükten kurtardık. Okullarımızdaki hizmetli ve idari personel ihtiyaçlarını giderdik. Önümüzdeki sorunları da hep birlikte aşacağımıza inanıyorum.

Sayın milletvekilleri, Millî Eğitimde üçüncü ve en önemli başlık ise müfredat çalışmalarıdır. Eğitimin her kademesinde müfredatın güncellenmesi ve geliştirilmesi için sivil, özgürlükçü bir eğitim ortamını hazırlama gayreti içerisinde olduk. Bu anlamda, 28 Şubatın eğitim üzerindeki izlerini sildik, tek tipçiliğe son verdik, kıyafet serbestliğini getirdik, katsayı adaletsizliğini ortadan kaldırdık, müfredatta antidemokratik ifadeleri ayıkladık, farklı dil ve lehçelerde eğitimin önünü açan düzenlemeler gerçekleştirdik, seçmeli dersler alma imkânını getirdik.

Sayın milletvekilleri, bütün yapılan bu değişiklikler neticesinde devlet okullarında okuyan öğrencilerin özel okullarda okuyan öğrencilerden daha başarılı olduğu tespitini de memnuniyetle ifade etmek istiyorum. İnşallah, önümüzdeki dönem okul öncesi eğitimi zorunlu eğitim kadrosuna alarak öğrencilerimizin eğitiminde çok daha başarılı olmalarını sağlayacağız ve daha da önemlisi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENVER FEHMİOĞLU (Devamla) - …dünü bugünle buluşturan geleceğe kendi medeniyetinin kökleriyle bağlantısını kurmuş, kimlik sahibi bireylerin yetişeceği bir eğitim ortamı hazırlama çalışmalarımıza hiç durmadan devam edeceğiz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Fehmioğlu.

ENVER FEHMİOĞLU (Devamla) – Bu vesileyle, 2017 yılı bütçesinin hayırlı, uğurlu olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Söz sırası, Kahramanmaraş Milletvekili Nursel Reyhanlıoğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Reyhanlıoğlu.

AK PARTİ GRUBU ADINA NURSEL REYHANLIOĞLU (Kahramanmaraş) –Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Dün akşam İstanbul’da yaşanan hain saldırıda hayatını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza şifa diliyorum.

FETÖ, PKK, DEAŞ maşalarının sahiplerine sesleniyorum: Başaramayacaksınız. Türkiye, artık eski Türkiyedeğil; boyun eğen, yönetilen, kabullenen Türkiyedeğil. Dünya siyasetinde söz sahibi olmamız sizi çok rahatsız ediyor. Güçlü Türkiye'den korkuyorsunuz farkındayız, ama bu yeni Türkiye geri adım atmayı bilmiyor, siz de bunu bilin. Türkiye’yi bitirme hırsıyla, var gücüyle çalışanlar, bu ülkenin 15 Temmuz zaferini çoktan unutmuşlardır. Bu saldırılar Avrupa’da olduğu gibi bizde korku yaratmaz. Biz, “Ölürsek şehidiz, kalırsak gazi.” inancında, yüce bir milletiz; biz, üzerimizde oynanmaya çalışılan bütün oyunları başınıza geçireceğiz.

Gelelim güçlü Türkiye’nin 2017 yılı Millî Eğitim Bakanlığı bütçesine: Geçtiğimiz on dört yılda AK PARTİ hükûmetlerinin birçok ülke tarafından hayranlıkla izlendiği ve örnek alındığı icraatları incelendiği zaman, bu icraatların ilk sıralarında Millî Eğitim faaliyetlerinin olduğunu görüyoruz. Millî Eğitimde “sessiz devrim” denilebilecek çalışmaların yapıldığı, bir yandan yeni okullar ve derslikler yapılırken, bir yandan yıllardan beri aynı süregelen ve üzerine hiçbir şey konmamış, çağın çok gerilerinde kalmış eğitim modelini bir kenara bırakarak, teknoloji destekli, öğrencileri bir kalıba sokarak değil de onları düşüncelerinde özgür bırakarak, araştırarak öğrenme kabiliyetlerinin geliştirildiği, büyük Türkiye’ye yakışır, modern ve gelişmiş bir eğitim sistemine geçildi. 4+4+4 eğitim sistemini getirdiğimizde, muhalefet partileri, dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde bu uygulamanın yapıldığını ve başarılı olduğunu görmeden, ağır eleştirilerde bulunmuşlardı. Yine, buna benzer olarak, çocuklarımızın daha küçük yaşta anaokuluna başlatılması çalışmalarımız da muhalefet tarafından eleştirilmiş ve “Uygulanamaz.” değerlendirmeleri yapılmıştı. Biz ise, AK PARTİ olarak, tüm milletimize güvendiğimiz gibi, bu milletin çocuklarına da güvendik. Erken yaşta anaokuluna başlatılan çocuklarımız okullarına uyum sağladılar, AK PARTİ’ye güvenmeyenler ise sınıfta kaldılar.

İstikrarın ve güçlü Türkiye’nin sembolü hâline gelen AK PARTİ, daha güçlü bir Türkiye’nin formülünü çok iyi bildiği için, 2017 yılında, bütçeler arasında yine en büyük bütçeyi Millî Eğitim Bakanlığına ayırmıştır. 2002 yılından 2016 yılına derslik başına düşen öğrenci sayısı ilköğretimde 36’dan 25’e, ortaöğretimde 31’den 23’e düşürülmüştür. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı, 2002 yılında ilköğretimde 28’den günümüzde 16’ya, ortaöğretimde 18’den 13’e düşürülmüştür. 2002-2003 eğitim-öğretim yılında üniversitede okuyan öğrenci sayısı 1 milyon 918 bin 413 iken günümüzde bu sayı 6 milyon 689 bin 185’e yükselmiştir. Engelli ve özel öğrencilerin eğitim alma oranları, ülkemizde yükseköğrenim almaya gelen yabancı öğrenci oranları, yeni derslik ve okullar ve öğretmen sayıları Hükûmetimiz döneminde devamlı yükselen grafiklerdir.

Yükselişi önlenemez bir güç hâlini alan Türkiye’nin millî ve manevi değerlerle eğitilmiş çocuklarımızla en ileri seviyeye gidecek olmasına AK PARTİ olarak inancımız tam.

Bu düşüncelerle, 2017 bütçemizin hayırlı olmasını diliyor, tüm İslam âleminin Mevlit Kandili’ni kutluyorum, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Reyhanlıoğlu.

Şimdi, söz sırası Isparta Milletvekili Sait Yüce’ye aittir.

Buyurun Sayın Yüce.

AK PARTİ GRUBU ADINA SAİT YÜCE (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ Grubu adına 2017 Yükseköğretim Kurulu bütçesi hakkında söz almış bulunmaktayım.

Öncelikle, doğumuyla kainatı ve âlemleri şenlendiren, getirdiği nurla insanlığı aydınlatan âlemlerin efendisi, en büyük öğretmen ve önder rahmet Peygamberi Hazreti Muhammed (SAV)’in veladeti gecesi münasebetiyle milletimizin ve İslam âleminin Mevlit Kandili’ni tebrik ederim.

Bu arada, milletimizi derin acılara gark eden elim hadiseyi şiddetle kınıyorum. Ne yaparlarsa yapsınlar bu milleti yenemeyecek ve bu ülkeye diz çöktüremeyecekler. Hadisi şeriflerde ifade edildiği gibi evet, şehitler, dünya hayatlarını Hak yolunda feda ettikleri için Cenab-ı Hak kemali kereminden onlara hayatı dünyeviyeye benzer fakat kedersiz, zahmetsiz bir hayatı Âlemi Berzahta onlara ihsan eder. Onlar kendilerini ölmüş bilmiyorlar, yalnız kendilerinin daha iyi bir âleme gittiklerini biliyorlar. Kemali saadetle mütelezziz oluyorlar, ölümdeki firak acılığını hissetmiyorlar ama bunu yapanlar hem dünyada hem ahirette en ağır cezayı çekecekler. “Zalimler için yaşasın cehennem!” diyoruz.

Bütçemizin üniversitelerimize, milletimize, gençlerimize, öğretim görevlilerimize ve tüm eğitim ve öğretim camiasına hayırlar getirmesini diliyorum. AK PARTİ iktidarı olarak, eğitim ve öğretime öncelik verilmesi sonucunda yükseköğretim alanında önemli icraatlar yaptık. Ülkemizin 2023 yılında dünyanın 10 büyük ekonomisinden birisi olma hedefi dikkate alındığında, bu hedefe ulaşabilmesi ancak nitelikli bilgi üretimi ve nitelikli insan faktörüyle mümkün olabilecektir.

Yükseköğretim alanındaki küresel gelişmelerle birlikte, özellikle 2000’li yılları başından itibaren yükseköğretim kurumlarının sayılarında ve çeşitliliğindeki artışlar, yeni teknolojiler, çeşitlenen öğrenme yöntemleri, ulusal ve uluslararası iş birlikleri, öğrencilerin hareketliliği, mezunların istihdam edilebilirliği gibi konularda gelişmeler sağlanmıştır.

Yükseköğretim kurumlarımız daha şeffaf, nitelikli, hesap verebilir ve her düzeyde daha fazla sorumluluk almaya başlamıştır. Bugün itibarıyla 111’i devlet, 63’ü vakıf yükseköğretim kurumu ve 7’si vakıf meslek yüksekokulu olmak üzere toplam 181 yükseköğrenim kurumumuz mevcut olup öğrenci sayımız 7 milyon 300 bine ulaşmıştır.

Geçtiğimiz yıl yükseköğretim kurumlarının eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetleri ile idari hizmetlerinin iç ve dış kalite güvencesinin sağlanması, akreditasyon süreçleri ve bağımsız dış değerlendirme kurumlarının yetkilendirilmesi amacıyla Yükseköğretim Kalite Kurulu kurulmuştur. Üniversitelerimizin performansının artırılması, kendi aralarında uzmanlaşması, bilim ve teknolojide hızlı gelişmeler, üniversitelerin bulunduğu bölgeye de yansıyacaktır elbette.

İktidarımız döneminde üniversitelerimizin yapısal değişikliği yolundaki gayretlerini destekliyor ve ödeneklerini yeteri kadar artırmaya çalışıyoruz. Kalkınma Bakanlığımızın desteğiyle, Üniversitelerin Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Projesi kapsamında 5 üniversite belirlenmiştir. Bu üniversitelerimizin performansının diğerlerinin performansını doğrudan etkilemesiyle, bu projeyle bölgesel kalkınmanın sağlanmasında büyük yarar sağlanacaktır.

Bu kapsamda, YÖK tarafından bugüne kadar gerçekleştirilen ve yapısal değişim niteliğinde olan en önemli girişimler, Kalite Kurulunun oluşturulması ve misyon farklılaşması odaklı ihtisaslaşmadır. Oluşturulan yönetmelik kapsamında çıktı süreçlerinin kontrolü ve bu süreçlerin yönetimi esas alınmış; YÖK’ün bir birimi değil, YÖK’le ilişkili ama ona bağımlı olmayan, ilgili paydaşların üye olarak yer aldığı Yükseköğretim Kalite Kurulu oluşturulmuş, faaliyetlerine başlamıştır.

Ayrıca, yükseköğretim kurumlarımızın dünyanın farklı coğrafyalarında yer alan gelişmiş üniversiteleriyle iş birliği yansımaları desteklenmektedir.

Bu arada yurt dışındaki yetişmiş insan gücünün ülkemize dönüşünü hızlandıracak yeni politikalar geliştirilmiştir. Ayrıca, üniversitelerimiz, “bilimsel özgürlük” adı altında terörü ve teröristi övenlerin zemini değil, bilimin, irfanın, hikmetin, adaletin ve hakikatin savunulduğu ve öğretildiği yerler olacaktır. Merhum Millî Eğitim Bakanı Tevfik İleri “Mekteplerde ahlak dersleri vermek yetmez, icracıların da birer ahlak kahramanı olması gerekir.” demiştir.

Kadim medeniyetimiz ve kültürümüzün temeli fazilete, erdeme dayalıdır. Bu zenginliğimizi eğitimli, kültürlü, münevver, vatanperver, tarih şuuruna sahip bireyler yetiştirme adına bu istikamette gayretler gösteren başta YÖK Başkanımıza ve kadrosuna, üniversite camiamıza tekrar tekrar teşekkür ediyorum.

Tekrar, şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza şifalar dilerken kahraman polis teşkilatımıza ve milletimize sabırlar diliyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yüce.

Söz sırası, Kütahya Milletvekili İshak Gazel’e aittir.

Sayın Gazel, buyurun.

AK PARTİ GRUBU ADINA İSHAK GAZEL (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, Genel Kurulu, Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Dün gece Beşiktaş’ta meydana gelen hain terör saldırısını da lanetliyorum. Bu terör saldırısı, ülkemizin hedeflerine, bütünlüğüne ve kamu düzenine karşı yapılmış hain bir eylemdir. Ne zaman ülkemizin geleceğine dair umut dolu bir gelişme yaşansa hemen akabinde bu tarz terör olayları maalesef meydana gelmektedir. Terör örgütünün isminin PKK olması, DEAŞ olması veyahut da FETÖ olmasının hiçbir anlamı yoktur; bu, hiçbir anlam ifade etmemektedir. Terör örgütleri ülkemizin birliğini ve ülkemizin ideallerini hedef alarak bu alçak terör eylemlerini gerçekleştirmektedir.

Biraz önce çok kıymetli milletvekilimiz Sayın Çamlı’nın da ifade ettiği gibi, beyaz adam, artık son çırpınışlarını yaşamaktadır. 15 Temmuzda teröre ve ülkemizin işgal girişimine karşı milletçe nasıl karşı koymuşsak, ondan önce terör örgütünün eylemlerine karşı milletçe birlik ve beraberlik içerisinde nasıl bir duruş sergilemişsek, yine aynı şekilde, ülkemizin bütünlüğü ve birliği için bu terör örgütlerine karşı, terör eylemlerine karşı milletçe hep birlikte karşı duracağız. Kimse bizi yolumuzdan alıkoyamayacak, kimse ülkemizin bu kutlu yürüyüşünü durduramayacak. Tekrar, şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara da acil şifalar diliyorum.

Değerli milletvekilleri, çok önemli bir günde müzakerelerimizi sürdürüyoruz. Malum olduğu üzere, dün AK PARTİ Grubumuz, Hükûmet sistemi değişikliğini öneren Anayasa önergesini Meclis Başkanımıza sunmuş bulunuyor. Bu değişiklik, Meclisten geçtiği ve inşallah milletimiz tarafından onaylandığı takdirde Türkiye'de yeni ve tarihî bir dönüşüm yaşanacak. Elli yıldır ülkenin gündeminde olan, birçok devlet adamımız tarafından da gündeme getirilen bu sistem değişikliğiyle inanıyoruz ki ülkemiz istikrarlı bir ilerleme ve kalkınma ivmesi kazanacak.

Değerli milletvekilleri, Türkiye, dünyanın yeni yükselen gücüdür ve gün geçtikçe tarihsel mirasına ve coğrafi konumuna yakışır bir biçimde ilerlemektedir. Bu ilerleme, ülkemizin yıllardır özlediği, beklediği istikrarlı ve dirayetli devlet yönetimi ve milletimizin çalışkanlığının bir sonucudur. Son on beş yılda ülkemiz, eşine az rastlanır bir şekilde bir kalkınma hamlesi içine girmiş ve bu hâliyle de dünyaya bir örnek teşkil etmiştir. Türkiye on beş yıllık bu kalkınma ve ilerleme hamlesi boyunca da birçok alanda dev adımlar atmıştır; ekonomide, siyasette, iç ve dış güvenlikte, millî savunma sanayisini kurma çalışmalarında, sağlıkta ve teknolojide hızlı bir dönüşüm içerisindeyiz.

AK PARTİ iktidarı boyunca en büyük hamlelerin yapıldığı alanlardan birisi de eğitimdir. Kısa süre içerisinde eğitim alanında yapılan dev hamleleri anlatmak mümkün değil fakat şunu söylemekle yetinelim: AK PARTİ iktidarları sayesinde Türkiye'de eğitim, cumhuriyetin en parlak dönemlerinden birisini yaşamaktadır.

Türkiye'nin dünya devletleri arasında hak ettiği yeri alabilmesi için yürüttüğü mücadelede en büyük gücü, tabii ki, genç nüfusudur. Bugün Türkiye'nin genç nüfusu ve hususen de öğrenci sayısı, dünyanın pek çok önde gelen ülkelerinin nüfusundan daha fazladır. Bu genç nüfusu ve öğrencilerimizi muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkarma hedefinde olan AK PARTİ hükûmetinin gayreti ve başarısı da ortadadır.

Bu bağlamda eğitim alanında önemli kurumlarımızdan birisi de ÖSYM Başkanlığıdır. ÖSYM Başkanlığı, 1974 yılında kurulmuş, daha sonra YÖK’e bağlanmış ve 2011 yılında yapılan düzenlemeyle de idari ve mali özerkliğe sahip özel bütçeli bir kamu kurumuna dönüşmüştür. Kanlı ve hain yüzünü net bir biçimde 15 Temmuzda gördüğümüz FETÖ, maalesef, ÖSYM tarafından yürütülen sınavlarda da kirli kumpasların içerisinde olmuştur. Bu örgütün geçmişte yaptığı sahtecilikler, usulsüzlüklerle ilgili olmak üzere yargı şu anda devrededir ve sorumlular en ağır şekilde cezalandırılacaktır ve usulsüz yollardan hak elde edenlerden bunun hesabı milletçe sorulacaktır. Soru çalarak, kopyacılıkla ve usulsüz bir biçimde eğitim kurumlarına ve kamu kurumlarına yerleşenler tek tek tespit edilecektir. Bundan sonra da bu tür bir organize suç şebekelerinin usulsüzlüklerine karşı gereken tedbirler her bakımından alınacaktır.

Şu anda ÖSYM, çalışan personelden teknik altyapıya kadar yüzde 95 oranında yasal düzenlemelerle yenilenmiştir ve yenilenmeye de devam etmektedir. Sınav güvenliği bakımından soruların yazılma sürecinden baskısına, salonlara gönderilmesinden okunmasına ve değerlendirilmesine kadar şu anda risk unsuru taşıyan bir husus bulunmamaktadır.

Bu vesileyle Genel Kurulu tekrar saygıyla selamlıyor, 2017 bütçemizin hayırlı olmasını temenni ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Gazel.

Yedinci sırada Konya Milletvekili Hacı Ahmet Özdemir var.

Buyurun Sayın Özdemir, söz sırası sizde.

AK PARTİ GRUBU ADINA HACI AHMET ÖZDEMİR (Konya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

“Yıllar geçiyor ki, yâ Muhammed/ Aylar bize hep muharrem oldu/ Akşam ne güneşli bir geceydi.../ Eyvah, o da leyl-i mâtem oldu!/ Âlem bugün üç yüz elli milyon/ Mazlûma yaman bir âlem oldu!/ Çiğnendi harîm-i pâki şer'in;/ Nâmûsa yabancı mahrem oldu!/ Beyninde öten çanın sesinden/ Binlerce minâre ebkem oldu./ Allah için, ey Nebiyy-i mâsûm,/ İslâm'ı bırakma böyle bîkes,/ İslâm'ı bırakma böyle mazlûm.” Millî Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, bu adsız şiirinin baş tarafına “Pek hazin bir Mevlit gecesi” ifadesini iliştirmişti.

Son zamanlarda ve daha dün gece ülkemizin yaşadığı olaylarla ve bugün idrak etmekte olduğumuz Mevlid-i Nebi’yle alakalı olması hasebiyle sözlerime sevdiğim bu şiirle başlamayı tercih ettim.

Terörü, teröristleri, destekçilerini, bu olguyu ve onları besleyip büyütüp bu aziz milletin üzerine salanları telin ediyorum. Terör, acizlerin, ahlaksızların yöntemidir. Acımız, öfkemiz, sabrımız, aklımız büyüktür. Aziz milletimizi büyük davasından döndüremeyecekler. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum, başımız sağ olsun.

Dün gece binlerce sineden boşanıp giden “amin” nidalarına bendeniz de kendi dualarımı ekledim. Herkes kendi manevi dünyasında yalvarırken ben de yalvardım. Onların duasını kendi duam bilmekle birlikteşahsi isteklerimi sıraladım. İslam dünyasının asırlar süren karanlığına sabah istedim. Mümin gönüller için endişe içinde haberlere kitlenerek dudakları kıpır kıpır dua eden mahşerî kalabalık için, Allah’ın Harim-i Kâbe’si, sermedî kitabı, âlemlerdeki hadsiz, hesapsız ayetleri için, ümmet için, hâkipâke bürünmüş semaî rahmet için İslam dünyasının gülmesini niyaz ettim. Azim vermeliydi Allah. Soluk benizlilere kan, inleyen göğüslere can ve o ruhu vermeliydi ki Müslümanların umudu, İslam’ın son yurdu, mazlumların nazargâhı Türkiye, kıyam edip dünyaya mazinin feyzini yaymalıydı. Öyleyse, bu gecede “Konsun yine pervazlara güvercinler,/ Hu, hu'lara karışsın âminler,/ Mübarek akşamdır,/ Gelin, ey Fatihalar, Yasinler…”

Bu düşüncelerle üniversiteler üzerine kısaca bir şeyler söylemek istiyorum. Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte 31 Mayıs 1933’te açılan İstanbul Darülfünun’u, bugün 182’ye ulaşan üniversitelerimizle bereketli bir girişim olarak tarihe mal olalı seksen üç yıl geçmiş. Bardağın dolu tarafı vardır, boş tarafı da vardır; genelde muhalefet, tabiatı gereği bardağın boş tarafını görme ve gösterme eğilimindedir. Bunun, iktidarı daha iyi şeyler yapma noktasında bilediği de gerçektir. Her şeye rağmen, bütün eksikliklere, noksanlıklara rağmen, iyi niyetli çabalar sürmektedir.

Öğretim üyelerimiz, fedakârca gayretlerle kendilerine emanet edilen öğrencilerini eğitme, onları bilgiyle donatma, yorum yeteneği kazandırma, verilen bilgiyi analiz ve sentezle işlemeye çalışmaktadırlar. Artık kendi kentlerine gelen üniversitelerde yükseköğrenim hakkı elde eden öğrencilerimizse, derslerine devam etmeye, verilen bilgileri özümsemeye, bilime yenilik getirmeye çalışıyorlar. Millî Eğitim Bakanlığımız ve Yüksek Öğretim Kurulumuz da üniversiteleri yönetmeye çalışıyor. Bir yandan öğretim üyesi yetiştirme programları çerçevesinde yurt içinde ve yurt dışında genç dimağlar, gecesini gündüzüne katarak çalışıyorlar. Bu durumun meyvelerini hemen değilse de yakında devşireceğimiz açıktır.

Unutmayalım ki 1040’ta devlet kuran Büyük Selçuklu, dünya eğitim sisteminde çığır açan ünlü Bağdat Nizamiye Medresesini 1065’te inşaya başlamış, 1067’de tamamlamıştı. Türkiye Selçuklu Devleti de Anadolu’yu baştan başa eğitim kurumlarıyla bezemişti. Osmanlı ise, sade Anadolu’yu değil, Orta Doğu’yu, Afrika’yı, Balkanları, Avrupa’yı, Kafkasları, Kırım’ı eğiten kurumlar inşa etmiş, kütüphaneler kurmuştu. Bugün, dünden daha güzel; yarın, bugünden daha güzel olacak, bu şarkı burada bitmeyecek.

Saygılarımla. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özdemir.

Söz sırası Bolu Milletvekili Fehmi Küpçü’ye aittir.

Buyurun Sayın Küpçü.

AK PARTİ GRUBU ADINA FEHMİ KÜPÇÜ (Bolu) – Sayın Başkanım, Divandaki saygıdeğer mesai arkadaşlarım, kıymetli milletvekilleri; Gençlik ve Spor Bakanlığının bütçesi üzerine söz aldım. Bu vesileyle heyetinizi ve aziz milletimizi baki muhabbetle selamlayarak sözlerime başlamak isterim.

Değerli milletvekilleri, sözlerime büyük medeniyetin pınarlarından beslenen aziz ve necip milletimizin yola devam etme noktasında, öncelikle, 15 Temmuzda namlusunu millete çevirmiş çelik yığınlarına karşı yürekleriyle, bedenleriyle istikbale giden yolda zamana, mekâna şahitlik eden ve dün akşamki kalleşçe ve kahpece yapılan saldırıda Rahmetirahman’a kavuşan aziz şehitlerimizi rahmetle yâd ederek, gazilerimize ve yaralılarımıza acil şifalar dileyerek başlamak isterim.

Zira, iki bin yılı aşkın tarih sahnesindeki yol hikâyemizde ne badireler atlatmış ne kalleşliklere muhatap olmuştuk. Dünden bugüne kadim medeniyetimizin evlatları, anneleri, dedeleri, yediden yetmişe istikbalimize yapılan saldırılara, teröristlere, FET֒cü meczuplara, üst aklına hiç diz çökmemiş ve bundan sonra da Rabb’imizin izni ve milletimizin dik duruşuyla yoluna devam edecektir.

Değerli milletvekilleri, söz aldığım bütçe, Gençlik ve Spor Bakanlığının bütçesi. Sizlere, elbette bu on dört yıllık süre içinde memleketimizde ve seçim bölgem Bolu’daki büyük hizmetleri, gençlik merkezlerini, atletizm pistlerini, stadyumları, sentetik sahaları, golf sahalarını, tenis kortlarını, olimpik yüzme havuzlarını, spor salonlarını, kredi yurtları, bursları, hasılıkelam dünden bugüne kadar, rekor seviyede rakamlara boğmadan, ana başlıklarıyla anlatmam gerekir elbette.

Lakin, gündem gereği belki bir tespitle başlamak gerekir söze, bu kısa zaman diliminde. Temel bir örnek olarak sadece gençlik merkezlerimizden yararlanan gencimiz 2002’de 11.614’ken 2016 Ekim ayı itibarıyla 1 milyon 474 bin 403 gencimize ulaşmıştır. Gençlik merkezleri, hayatın her alanında yakın tarihten edebiyata, dış politikadan vatandaşlık bilincine, diyalektikten dinî bilimlere, inovasyondan değerler eğitimine, dünden bugüne kadim medeniyetimizin mirasından istikbalimize dair bir anlayışla hizmet vermektedir. Gençler, bizim sadece istikbalimiz değildir, bugünümüzdür ve varlıkları daim olsun inşallah.

Zaman zaman gençlerimize ilişkin değerlendirmeler yapılır. “Acaba iyi bir nesil yetiştiremiyor muyuz?”, “Bilgisayar gençliği mi yetiştiriyoruz?”, “Milletinden, değerlerinden kopuk bir gençlik mi var?” ve benzeri mülahazalar serdedilirken, tarihinde olduğu gibi 15 Temmuzda Anadolu coğrafyasının yağız delikanlılarının milletine, mukaddesatına sahip çıktığını, “gelen ağam, giden paşam” demediğini, hiçbir vesayete “eyvallah” demediğini, Rabb’inden başka hiç kimseden korkmadığını, kadim hikâyesiyle barışık, öz güveni yüksek, hani şairin dediği gibi “Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem.” diyen gençliğin genetik kodlarındaki gibi büyük medeniyetin çocukları olduğunu biliyorduk ama bir kere daha, yerli ve millî olmayan ve zalim olanlar da görmüş oldu.

Değerli milletvekilleri, Hükûmetimiz de Bakanlığımız da milletinden aldığı güçle millet adına demokrasi ve adalet yürüyüşünü devam ettirirken bu bilinç ve şuurla değişen, gelişen, kendihikâyesiyle barışık bir Türkiye muradıyla çalışmaktadır.

Dün, Bolu Gerede İmam Hatip Lisesinde talebeyken karşıdaki basketbol sahasında betonda futbol oynayıp ön çapraz bağını koparan bir kardeşiniz olarak bir de üstüne azar işiten “Yasak kardeşim.” anlayışından değil, yine aynı ilçede en kralından sentetik sahasında futbol oynayan, olimpik havuzunda yüzebilen; atletizm pistinde, spor salonunda, şehir stadyumunda, tenis kortunda, kayak merkezinde sporun her dalını yapıp gençlik merkezinde tarih ve millet şuuruyla büyüyen… Bunları lüks değil, temel bir gereksinim olarak evlatlarımızın emrine amade addeden bir anlayıştan bahsediyoruz, bir zihniyet farklılığından bahsediyoruz. Sadece rakamlardan, 100 kat artan fiziksel mekânların varlığından bahsetmiyoruz. “Ben bir genç arıyorum, gençlikle köprübaşı!” diye başlayıp “Kim?” diye sorulduğunda sağına soluna bakmadan “Ben.” diyen bir medeniyet tasavvurundan, tarih bilincinden, özgüvenden, gençliğimizden bahsediyor ve bu tasavvurla büyük medeniyetin gençleri için çalışıyor ve bütçe yapıyoruz.

Ben bu hayırlı hizmetler vesilesiyle Bakanlığımıza ve Hükûmetimize milletimiz adına teşekkür ediyor, sözlerime son verirken tüm insanlığın Mevlit Kandili’ni kutlar, bütçemizin milletimize hayırlar getirmesi muradıyla tekraren büyük medeniyetin çocuklarını baki muhabbetle selamlarım.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Küpçü.

Şimdi, konuşmalarını yapmak üzere Kayseri Milletvekili İsmail Emrah Karayel’i kürsüye davet ediyorum.

Buyurun Sayın Karayel.

AK PARTİ GRUBU ADINA İSMAİL EMRAH KARAYEL (Kayseri) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Dün gece Beşiktaş’ta gerçekleştirilen kalleş terör saldırısını lanetliyor, bu saldırıda şehit olan kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına sabırlar ve yaralılarımıza da Allah-ü Teala’dan acil şifalar diliyorum.

Gençlik ve Spor Bakanlığımızın 2017 yılı bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Gençlik ve Spor Bakanlığı, 2011 yılında 638 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle kurulmuş olup görevleri yine bu kanun hükmünde kararnamede belirtilmiştir. Görevleri kapsamında çalışmalarını yürüten Bakanlığımız, gençlerimizin geleceğimiz olduğunun son derece farkında olarak hem maddi hem manevi gelişimlerinin sağlanması ve kariyer olarak en önde gelen gençlerin yetişmesi için azami katkıyı sunmaya çalışırken gençlerimizin bizi biz yapan değerleri de azami olarak almaları yönünde çaba sarf etmektedir. Gençliğin eğitim alanı, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenirken, okul dışında kalan sürelerine Anayasa ve kanunlar tarafından belirlenen çerçevede belki de en çok katkıyı sağlayan bakanlığımız, Gençlik ve Spor Bakanlığıdır. Spor yapılan spor salonlarıyla ve projeler vasıtasıyla gençlerin yetişmesine katkı sağlayan, üniversitede barınma imkânları sunan, burs ve kredilerle maddi anlamda gençlere destek olan, gençlerin hayatlarının her alanına dokunan bir bakanlıktır Gençlik ve Spor Bakanlığı. Bakanlık olarak güzel ülkemizin geleceği olan, milletine sevdalı, millî ve manevi değerlerine bağlı, bayrağına sahip çıkan, demokrasiyi benimsemiş, donanımlı gençler yetiştirilmesi hedeflenmektedir.

Bu doğrultuda gençlik merkezlerinin sayısı 2002 yılında 74’ken 2016 yılında 230’a ulaşmıştır. Bakanlık olarak hassasiyetle üzerinde durulan diğer bir çalışma ise gençlik kamplarıdır. Bu kapsamda, 2016 yılında 29 kampta 10 binlerce gencimize gençlik kampı imkânı sunulmuştur. Gençlerimize her alanda sahip çıkılmakta, onlar asla başkalarının kirli emellerine teslim edilmemektedir. Gençlerimizin ülkemizin geleceği olduğu ve her açıdan son derece donanımlı yetişmeleri konusunda ortak kanaat sahibiyiz. Tarihin her döneminde ve hayatın her alanında birçok önemli işin gençler tarafından yapıldığını hep hatırlamalıyız.

Bunun bilincinde olan Hükûmetimiz, AK PARTİ iktidarıyla, nasıl ki Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinde ciddi artışlar sağlayarak bütçeden en fazla payı Millî Eğitim Bakanlığına ayırdıysa, AK PARTİ, Gençlik ve Spor Bakanlığının kurulmasıyla da gençlere verdiği önemi bir kez daha göstermiştir. Bu kapsamda, kurulduğu 2011 yılından bu yana Gençlik ve Spor Bakanlığının bütçesi, her yıl daha da artarak 2017 yılında 11 milyar 627 milyon 263 bin liraya ulaşmıştır. Geçmişte olduğu gibi bu yıl da bu bütçe, son derece verimli kullanılacak ve nitelikli gençlerin ve sporcuların yetişmesine vesile olacaktır.

Tarihten bu yana önemli işler yapmış, önemli çığırlar açmış gençlerimizin ülkemiz için 15 Temmuz gecesi yaptıkları, ihtiyaç olduğu her durumda gençlerimizin vatan, millet, devlet, bayrak uğrunda her şeyi yapmaya hazır olduklarını bir kez daha ortaya koymuştur. Orta Asya bozkırlarından Anadolu ovalarına, oradan Avrupa’nın ortalarına ve Kuzey Afrika’ya kadar değerlerimizi taşıyan, gençlerimizdir. Kurtuluş Savaşı’nda, Çanakkale’de kadın-erkek demeden cepheye koşan insanlarımızın yanında okullarını bırakıp cepheye koşan diğer genç arkadaşları gibi köylerden ve şehirlerden gelen, yine gençlerimizdi. Dünya literatürüne geçmiş birçok önemli bilimsel ve sanatsal başarıya imza atan, yine gençlerimizdi.

Bizler AK PARTİ iktidarı olarak, gençlerimizin gönlünde, yüreğinde var olan ve bizi diğer milletlerden ayıran özelliklerin daha da canlı şekilde gelecek nesillere aktarılması için çalışıyoruz. 2071’lere ve daha ötesine vatanımızı, devletimizi, milletimizi götürecek nesillerin yetişmesi için çalışıyoruz. Hak ettiği yere medeniyetimizi taşıyacak olan gençliğe selam olsun.

Bu vesileyle, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz’in dünyayı teşrifleri münasebetiyle Mevlit Kandili’mizi tebrik ediyor, İslam âlemine ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum.

2017 bütçesinin hayırlı olmasını dilerim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Karayel.

Söz sırası, Rize Milletvekili Osman Aşkın Bak’a aittir.

Buyurun Sayın Bak.

AK PARTİ GRUBU ADINA OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Dün gece Beşiktaş’ta meydana gelen hain terör saldırısında şehit olan polislerimize ve vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum; yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum.

Peygamber Efendimiz’in âlemleri teşrif ettiği bugünde tüm ülkemizin ve İslam âleminin Mevlit Kandili’ni tebrik ediyorum.

Spor Genel Müdürlüğünün 2017 bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz aldım.

Sporumuza ve gençliğimize yapılan yatırım, geleceğimize yapılmaktadır. Özellikle Sayın Bakanlığımızı, her iki bakanlığımız da burada, onları tebrik ediyorum. Millî Eğitim Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında nisan ayında yapılan protokolle, okul çağındaki çocuklarımızın en az 2 branşta spor yapmasının sağlanması çok büyük önem arz etmektedir. Bu noktada, bu projeyle hem spor kültürünün tabana yayılması hem de yarışmacı sporcunun belirlenmesi sağlanmış olacaktır.

Okul spor faaliyetlerinin artması, okul spor kulüplerinin sayısının artması, gelecekte spor alanında önemli başarılara ulaşacağımızı ifade etmektedir.

Spor, hem uyuşturucuyla hem alkolle mücadelede hem de terörle mücadelede etkin bir araçtır. Spor Bakanlığımız, modern tesisleriyle, kapalı spor salonlarıyla, semt sahalarıyla, yüzme havuzları yaparak gençlerimizi sokaklardan, kötü alışkanlıklardan ve terör örgütünün kucağından uzaklaştırmaktadır.

Bu noktada, Gençlik ve Spor Bakanlığımızın yaptığı semt sahaları… 750’nin üzerinde semt sahası yaptı, onun dışında küçük halı sahalar yaptı ve dolayısıyla, gençlerimizi o kötü alışkanlıklardan, o kötü yapılardan uzaklaştırdı. Bu noktada, kendilerine teşekkür ediyorum.

Amatör spor kulüplerimiz, tabii, Türk sporunun temelidir. Ben de amatör spor kulüplerinde yöneticilik yaptım. Bu süreçte 2002’de 6.035 olan amatör spor kulübü sayısı, 2016’da 13.352’ye çıkmıştır. Bu sayı, daha da artırılmalıdır çünkü buralar gerçekten gençlere dokunabildiğimiz, onları yöneltebildiğimiz yerler.

Amatör spor kulüplerinin yöneticileri, birer kahramandır, mahallenin ağabeyleridir; geçlerimizin yetişmelerine, kötü alışkanlıklardan uzak kalmalarına vesile olmaktadırlar. Spor Bakanlığımız, bu aşamada amatör spor kulüplerimize verdiği maddi destek yanında malzeme desteğiyle önemli adımlar atmıştır; bunun devam etmesini arzu ediyoruz, bu noktada Sayın Bakanımıza teşekkür ediyoruz. Spor Toto vesilesiyle yapılan bu yatırımlar için Spor Toto’ya da teşekkür ediyoruz. Özellikle Rize’de spor kulüplerimize yapılan yatırımlar açısından, spor salonları nedeniyle, yapılan destekler nedeniyle, gençlik merkezleri nedeniyle kendilerine teşekkür ediyorum.

Tabii, 2016 Rio Olimpiyatları’nda alınan sekiz madalya gerçekten önemli. Bunun artacağına inanıyorum. Güreş branşı olarak ayrıca bir gurur duyuyorum çünkü ben, 2007-2011 yılları arasında Türkiye Güreş Federasyonu Başkanlığı yaptım. Burada, altın madalya alan Taha Akgül’ü, gümüş madalya alan Rıza Kayaalp’ı, tekrar gümüş madalya alan Selim Yaşar’ı, bronz madalya alan Soner Demirtaş’ı ve Cenk İldem’i tebrik ediyorum. Onun dışında, tekvandoda bronz alan Nur Tatar’ı, halterde gümüş madalya alan Daniel İsmayilov’u ve atletizmde bronz alan Escobar’ı tebrik ediyorum. Tabii, bunlar yeterli mi? Daha fazlasını yapmalıyız. Biz bunun işaretlerini görüyoruz. Yaptıkları proje, Türkiye Olimpik Hazırlık Merkezleri (TOHM) projeleriyle bunun tohumlarını attılar. Gerçekten orada yetişen sporcular, gelecekte ülkemizi olimpiyatlarda, dünya şampiyonalarında temsil edecekler ve ülkemize madalya kazandıracaklar. Bu noktada, yapılan çalışmalar için Bakanlığımıza teşekkür ediyorum.

Ayrıca, dopingle mücadele noktasında da, Bakanlığımızın katettiği mesafe açısından da Sayın Bakanımızı ve ekibini tebrik ediyorum. Biliyorsunuz, 2014’te kurulan Dopingle Mücadele Komisyonunun Başkanlığını yaptım. Orada ortaya koyduğumuz tavsiyeleri uygulamaya devam ediyorlar. Tabii, dopingle mücadele yasasını bekliyoruz Sayın Bakanım.

Sporun içinden gelen spor adamı Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a spora verdiği desteklerden dolayı teşekkür ediyoruz. Gerçekten bizim için büyük bir kazanç ve Gençlik ve Spor Bakanlığımız, gençlerimize dokunmaya, onlara yurtlar yaparak, gençlik merkezleri yaparak gençliğimizi geleceğe taşıyacak çalışmaları yürütmektedir.

O yüzden doğru yoldasınız Sayın Bakanım. Çalışmalarınızı destekliyoruz, size güveniyoruz, ekibinize güveniyoruz. Geleceğimiz gençlerimize yaptığınız bu yatırımlardan dolayı hepinize teşekkür ediyoruz.

2017 Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesinin hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum ve gelecekte 2020 Tokyo Olimpiyatlarında daha güçlü bir Türkiye, daha çok madalyayı bekliyoruz.

Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bak.

Şimdi söz sırası İzmir Milletvekili Kerem Ali Sürekli’ye aittir.

Buyurun Sayın Sürekli. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA KEREM ALİ SÜREKLİ (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle dün akşam Beşiktaş’taki hain, alçak terör saldırısını şiddetle kınıyorum. Şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum, ailelerine başsağlığı diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun. Yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.

Buraya gelmeden önce sosyal medyada “Polisimizin yanındayız.” etiketi dolaşıyordu yoğun bir şekilde. Evet, polisimizin yanındayız, sonuna kadar yanındayız; askerlerimizin yanındayız, güvenlik güçlerimizin yanındayız. Biz bu terörü yeneceğiz. Dualarımızla, desteklerimizle onların yanındayız. DAEŞ, FETÖ, PKK, hepsini yeneceğiz. Mücadelemiz sonuna kadar sürecek, bu milleti kimse bölemeyecek, bu bayrağı kimse indiremeyecek, ülkemize kimse diz çöktüremeyecek.

Evet, bugün Mevlit Kandili’ni idrak ediyoruz. İslam âleminin Mevlit Kandili’ni de tebrik ediyorum.

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunun (YURTKUR) 2017 yılı bütçesi üzerine söz almış bulunuyorum. Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu (YURTKUR) 1961 yılında kurulmuş, elli yılı aşkın süredir başarılı bir şekilde faaliyetlerini sürdürmektedir. Gerçekten son yıllarda çok önemli atılımlar yapmış ve bir marka hâline gelmiştir. Eskiden yüzde 60, yüzde 70 oranlarında doluluk varken şu anda doluluk oranı yüzde 100’lere ulaşmıştır.

Bütçesini incelediğimizde 2002 yılında YURTKUR’un bütçesinin 494 milyon lira olduğunu görüyoruz. 2016 bütçesinin 9 milyar 377 milyon 831 lira olduğunu görüyoruz. 2017 bütçesine baktığımızda, YURTKUR’un bütçesinin 11 milyar 366 milyon 431 TL olduğunu görüyoruz. Gerçekten, büyük bir artış var. Bunun yatak sayılarına da yansıdığını görüyoruz. 2002 yılında yatak sayısı 182.289’du, şimdi 2016 yılında ulaştığımız yatak sayısı 553.177. Yatırımlar devam ediyor, inşaatlar devam ediyor, projeler var. 2019 yılı sonunda 778.421 yatak kapasitesine ulaşacağız.

Evet, peki, başvurular ve bunun sonucunda yerleştirme durumlarını irdelersek durum nedir? YURTKUR’a 1 Aralık 2016 tarihi itibarıyla bu yıl başvuru sayısı 408.457, yerleştirme 318.831, yüzde 78,05. Tabii ki hedefimiz yüzde 100. Her başvuran öğrenciyi biz yerleştirmek durumundayız; Bakanlığımız, YURTKUR bunu yapmak zorunda. Yapılan çalışmalar neticesinde de inşallah -biraz önce de ifade ettim- ulaştığımız yatak sayıları neticesinde bu özlenen düzeye ulaşacağız.

Peki, YURTKUR’a yerleştirmeler nasıl yapılıyor? 11 kamu kurumundan gerekli veriler toplanıyor, öğrencilerin başarı durumu, ailelerinin sosyal ve gelir durumlarına göre bilgisayar ortamında çalışmalar yapılıyor ve yerleştirmeler sonuçlanıyor. Tekrar şunu ifade ediyorum: İnşallah, ileriki yıllarda yüzde 100 oranında, her başvuran öğrenci YURTKUR’a yerleşmiş olacak.

Peki, Türkiye genelinde böyleyken seçim çevrem İzmir’de durum ne? İzmir’de de YURTKUR’un çalışmaları, faaliyetleri yoğun bir şekilde, başarılı bir şekilde devam ediyor. 2002 yılında 9.756 yatağı varken 2016’da 16.289’a ulaşmış durumda. Yine, yapılan yatırımlarla -inşallah- gelecek yılki hedefimiz 23.539. Önümüzdeki yıl hedeflenen, yapılan çalışmalarda İzmir merkezinde 4 bin artı 2 bin, Urla’da 750, Bergama’da 500 yataklı yurt yapımları sürüyor.

Bu yurtlarda gerçekten çok önemli faaliyetler yapılıyor. Öğrencilerimizin zararlı alışkanlıklardan korunması için, öğrencilerimizin kardeşlik ve birlik, beraberlik duygularının pekiştirilmesi için sosyal, kültürel aktiviteler de yapılmaktadır.

İnşallah, 2017 yılı bütçesinin hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Genel Kurula da bu vesileyle saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Sürekli.

Şimdi Bilecik Milletvekili Halil Eldemir konuşacaktır.

Buyurun Sayın Eldemir.

AK PARTİ GRUBU ADINA HALİL ELDEMİR (Bilecik) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü bütçesi bölümü üzerine AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle millî irademizin temsilcileri siz değerli milletvekillerimizi, sizlerin nezdinde de aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, İstanbul’da yaşanan menfur saldırılar sonucu şehit olan Emniyet teşkilatı mensuplarımıza ve vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar, ailelerine sabırlar dilerim. Milletimizin başı sağ olsun.

Türkiye, istikbaline ve istikrarına dönük her münasebette, her noktada attığı yeni adımların hemen arkasından kanla, terörle, şiddetle, baskıyla tehdit edilmektedir. Ülkemizin bütünlüğüne, millî birliğimize ve istikbalimize kasteden bu saldırılar azmimizi azaltmayacak, bilakis, kararlılığımızı daha da artıracaktır. Milletimiz müsterih olsun.

Ayrıca, bugün milletimizin ve tüm İslam âleminin Mevlit Kandili’ni kutluyor, hayırlara vesile olmasını da Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

Sayın Başkan, değerli üyeler; Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunun faaliyetlerini iki ana başlık altında toplayabiliriz: Birincisi, yurt işletmeciliğiyle üniversite öğrencilerimize, gençlerimize barınma imkânı sağlamak; ikincisi ise, ihtiyaç sahibi veya talep eden ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimi alan gençlerimize burs veya kredi vermek.

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunun yurtlarla ilgili yapılan yatırım faaliyetlerini benden önceki sözcümüz, İzmir Milletvekilimiz Kerem Ali Sürekli Bey konuşmasında dile getirdi. Ben, burada, kurum bünyesinde öğrencilerimize yapılan maddi desteklerden bahsedeceğim.

Öncelikle şunu ifade edeyim: Hükûmetimiz tarafından, 2012-2013 öğretim yılından itibaren tüm devlet üniversitelerinin birinci öğretiminde harç ücretleri kaldırılmıştır. Burs ve kredi hizmetleri kapsamında, 2004 yılından itibaren başarılı ve ihtiyaç sahibi öğrencilere Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından burs verilmeye başlanmıştır. 2002 yılında 451.550 öğrenciye öğrenim kredisi verilmekteyken 2004 yılından itibaren, müracaat eden tüm öğrencilere öğrenim kredisi verilmeye başlanmıştır. 2016 yılında 1 milyon 508 bin 769 öğrenciye öğrenim desteği verilmektedir. Bu öğrencilerden 1 milyon 134 bin 157’sine öğrenim kredisi verilmekte, 374.612 öğrencimize de burs olarak yardım yapılmaktadır. 2002 yılında öğrencilere ödenen aylık kredi miktarı 45 TL iken 2016 yılı Ocak ayından itibaren yaklaşık 9 kat artışla 400 lira burs ödemesi veya kredi ödemesi yapılmaktadır ve yine, aynı şekilde, yüksek lisans kredi ve burs miktarı 90 lira iken şu anda 800 lira, doktora öğrencilerine ödenen 2002 yılında aylık 135 lira iken 2016 yılı itibarıyla 1.200 TL kredi ödemesi yapılmaktadır.

Ayrıca, beslenme yardımı kapsamında da yurtta kalan öğrencilerimize günlük 9,5 lira yiyecek yardımı yapılmaktadır.

Bu arada, seçim bölgem Bilecik’teki Kredi Yurtlar Kurumu yatırımlarından da kısaca bahsetmek istiyorum. 2016-2017 öğretim yılı içerisinde 2.060 öğrenci başvurmuş olup bu öğrencilerin 1.979’u yurtlara yerleştirilmiştir; karşılama oranı yüzde 96,07’dir. İnşallah tüm illerimizde ve bütün ilçelerde yüzde 100’e ulaşmak hedefimiz olmalıdır.

Ben bu vesileyle, bu iyileşme politikalarını hayata geçiren, katkı sağlayan, başta Gençlik ve Spor Bakanımız olmak üzere, tüm Bakanlık mensuplarımıza, Kredi ve Yurtlar Kurumunun hizmetlisinden müdürüne bütün görevlilerine huzurlarınızda teşekkür ediyorum. 2017 bütçemizin hayırlı olmasını tekrar Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Eldemir.

Şimdi söz sırası Trabzon Milletvekili Muhammet Balta’ya aittir.

Sayın Balta, buyurun.

AK PARTİ GRUBU ADINA MUHAMMET BALTA (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bütçesi hakkında söz almış bulunuyorum. Aziz milletimizi ve yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, dün gece İstanbul’da hain ve alçak terör saldırısında şehit olan polislerimize ve sivil vatandaşlarımıza, vatan evlatlarına Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum, milletimize de sabırlar diliyorum.

Öncelikle, bütün İslam âleminin de Mevlit Kandili’ni tebrik ediyorum.

Değerli milletvekilleri, az önce konuşmacılar, özellikle Çevre ve Şehircilik Bakanlığıyla alakalı eleştiriler yaptılar, saygımız sonsuz. Ama 2002 öncesini hatırlatmak istiyorum. Yani “Siz is bıraktınız, doğayı kirlettiniz, imar katliamı yaptınız.” diye suçlamalarda bulundular. 2002 öncesinde, 1950’den 2002’ye kadar yaklaşık 14 tane imar affı gerçekleşti. Bunun yanında, özellikle 2002 öncesinde, 1990’lı yılları hatırlarsak, İstanbul başta olmak üzere bütün illerimizde sularımız içilmez durumdaydı. Hava kirliliği vardı, çöpler sokaklardaydı.Vahşi depolama alanları patlıyor, insanlar ölüyordu. O günleri bir hatırlayalım.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Bugün de insanlar ölüyor, bugün de.

MUHAMMET BALTA (Devamla) – Bir televizyon programında, bir belgeselde şu söyleniyor; doktora soruyorlar “Hastalarınızı ne yapacaksınız?” diye, diyor ki: “Hastalarımız ya İstanbul’a gelmesin ya da evlerinden dışarı çıkmasın.” Bunları çok erken unuttuk. Tekrar o günleri biz hatırlatmak istemiyoruz ama biz, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak, AK PARTİ hükûmetleri olarak suyu da temizledik, havayı da temizledik, toprağı da temizledik. Neler yaptığımızı da burada ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, değerli milletvekili arkadaşlarım, özellikle, Türkiye’de, AK PARTİ iktidara geldiği zaman belediye nüfusunun yüzde 35’ine atık su arıtma hizmeti veriliyordu. Şu anda toplam yüzde 80’ine veriliyor. Hedefimiz ne? Yüzde 100. Bu atık su arıtma tesislerine ve çevresel duyarlılığı ve zihniyeti insanlarda değiştirmek için, geliştirmek için özellikle Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın bütçesinden hem belediyelere hem il özel idarelerine hibeler veriliyor. Yani burada özellikle şunu ifade etmek isterim: Mevzuata uygun olarak işletilen atık su arıtma tesislerinin yıllık elektrik enerjisi sarfiyatının yüzde 50’sini Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız karşılıyor. 2011 ile 2016 arasında 157 milyon destek verilmiş, 2016 yılında da 60 milyon destek verilecek, bu yıl içerisinde. Başka? Çöp dağları patlarken, insanlar ölürken biz çöpü ekonomik değeri olan bir ham madde hâline getirdik. Ne yaptık biz? Katı atık tesisleri vardı 15 tane, bunları 82’ye çıkardık. Başka? 1.091 belediyeyle 52 milyon nüfusa hizmet ediyoruz. Hedefimiz ne? Bütün Türkiye’de 79 milyon insana hizmet etmek. Biz burada çöplerden 155 megavat elektrik enerjisi üretiyoruz ve özellikle atık geri kazanım tesislerinde de 3 milyar katma değer, 60 binin üzerinde de insana istihdam sağlıyoruz.

Değerli kardeşlerim, özellikle hava kalitesini izliyoruz. 2005 yılında 36 istasyon vardı, bugün itibarıyla 229 sabit ve 4 mobil olmak üzere 233 istasyona ulaştırdık. Yine, İLBANK vasıtasıyla belediyelerimize destek veriyoruz; 2002 ile 2016 yılları arasında 36 milyar, bunun 4 milyarı hibe. Yine SUKAP kapsamında, su, kanalizasyon altyapı projelerinde 2,5 milyar hibe, yaklaşık 4 milyar krediyle beraber destek verdik ve burada belediyelere hiçbir ayrım yapmadan, hiçbir siyasi ayrım yapmadan bunları yapıyoruz.

Başka? Özellikle kentsel dönüşüm. Türkiye, afetlere hazır olmak için… Özellikle, afetlere hazır olmak için, kentsel dönüşüm millî bir projedir. 6306 sayılı Yasa’yla birlikte Türkiye’de 49 ilde kentsel dönüşümü başlattık. Yaklaşık 400 bin civarında konut riskli. Bunları da bu süre içerisinde yıkıp yeniden yapacağız. Burada da şu ana kadar ayrılan kaynak 2,5 milyar lira.

Doğu ve güneydoğuda terörle beraber yıkılan yerlere, özellikle Şırnak ve 6 ilçemize de 10 milyar lira civarında bir ödenek ayrıldı. Başbakanımızın 4 Eylülde yaptığı ihaleyle, 1 milyar 400 milyonluk bir ihaleyle oradaki vatandaşlarımıza bu hizmeti sunacağız.

Biz -tekrar ediyorum- suyu da temizledik, havayı da temizledik. Çevreye duyarlı, altyapısı sağlam, depremlere hazırlıklı bir Türkiye diyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET BALTA (Devamla) - Bu bütçenin hayırlı olmasını diliyor, başta Bakanımız olmak üzere bütün bürokratlarımıza başarılar diliyor, yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Balta.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına son konuşmacı, Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu.

Buyurun Sayın Dedeoğlu.

AK PARTİ GRUBU ADINA SAMİ DEDEOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2017 yılı bütçesi üzerine konuşmak üzere AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Dün akşam güvenlik güçlerimize ve vatandaşlarımıza karşı yapılan hain terör saldırısını yapanları ve yardakçılarını lanetliyorum. Bu hain saldırı neticesinde şehit olan kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı, yaralılarımıza da Rabb’imden acil şifalar diliyorum.

Bu akşam idrak edeceğimiz Mevlit Kandili’ni de tebrik ediyorum.

Değerli milletvekilleri, yüz altmış dokuz yıllık geçmişe sahip olan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, 22 bölge müdürlüğü, 970 tapu müdürlüğü ve 81 kadastro müdürlüğüyle ülkemize hizmet etmekte olup Çevre ve Şehircilik Bakanlığımıza bağlı bir kuruluşumuzdur.

2003’e kadar bir türlü bitirilemeyen kadastro hizmetleri iktidarımız döneminde bitirilme seviyesine gelmiştir. Kadastro çalışmalarının bitirilmesi ve uyguladığımız yöntemle, devlete olan maliyet azalarak yaklaşık 170 milyon TL tasarruf sağlanırken, Hazineye de yıllık ortalama 140 milyon TL harç ve vergi geliri elde edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğümüz, teknolojiyi de kullanarak vatandaşlarımıza pek çok kolaylık sağlamıştır. İpotek ve terkin işlemleri elektronik ortamda yapılmaya başlanmış olup, terkin harçları ve diğer tüm harçları vatandaşlarımız tapu müdürlüğüne gelmeden yapabilir hâle gelmiştir. Yine, teknolojiyi kullanarak e-devlet uygulamalarını hayata geçirmiş, vatandaşlarımız e-devlet şifresiyle taşınmazların hem tapu kayıtlarına hem de kadastro verilerine oturduğu yerden ulaşır hâle gelmiştir. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğümüzün çalışmaları neticesinde, tapu takas uygulamalarıyla güvenli bir şekilde el değiştirmesi ve kayıt altına alınması sağlanmıştır. Bunların hepsi AK PARTİ iktidarında olmuştur.

Türkiye genelinde, tapu ve kadastro hizmetlerinde vatandaşlarımızın duyduğu memnuniyet oranı yüzde 97,5’tur; seçim bölgem Kayseri’de bu memnuniyet oranının daha da yüksek olduğu görülmektedir.

Saygıdeğer milletvekilleri, 15 Temmuz gecesi, kırk yıl içimizde beslenen, kuzu postuna giren insan kılıklı bu hainler, milletimizin uçakları, helikopterleri, silahlarıyla masum, suçsuz, günahsız insanların üzerine mermi yağdırdılar, tanklarla araçları ve insanlarımızı ezdiler.

Siyasi tarihimizde ülkemiz birçok darbeyle karşı karşıya kaldı ancak hiçbiri 15 Temmuzda yapılan darbe kadar acımasız ve haince olmamıştır. Bugüne kadar yapılan darbelerde Türkiye Büyük Millet Meclisinin kılına bile zarar gelmemişti ama bu hainler Türkiye Büyük Millet Meclisini de gözlerini kırpmadan bombaladılar. Bu alçaklar şunu unutmasınlar ki, o gün, Gazi Meclisimiz bombalandığı zaman Mecliste bulunan başta Meclis Başkanımız ve siyasi partilerimiz dimdik ayakta durarak Meclisi korumuş ve millî iradenin sesini tüm dünyaya haykırmışlardır.

Bizler, millî iradeye sahip çıkmak ve gelecek nesillere 15 Temmuz gecesini unutturmamak için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına “Türkiye Büyük Millet Meclisi binası ve arsası” vasıflı tapu kaydında taşınmazın “Beyanlar” hanesine “Gazi Meclis, 15 Temmuz 2016” ibaresinin şerh edilmesi için bir dilekçe sunduk. Çalışmalar neticesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin üzerinde hizmet verdiği Ankara ili Çankaya ilçesi 7.955 ada 5 parsel sayılı taşınmaz tapu kaydı üzerine, 23/11/2016 tarih 88.501 yevmiye numarasıyla “Gazi Meclis, 15 Temmuz 2016” kaydı işlenmiştir. Bunu yapmamızdaki amaç ise gelecek nesillere 15 Temmuz gecesi yaşanan vahşeti unutturmamaktır. “Gazi” unvanının Türkiye Büyük Millet Meclisi tapu senedine şerh edilmesini bunun için çok önemli görüyorum. Burada, Meclis Başkanımız ile Çevre ve Şehircilik Bakanımıza emek ve desteklerinden dolayı huzurlarınızda çok teşekkür ediyorum.

O gece hayatlarını ortaya koyarak bu vatana ve Gazi Meclise sahip çıkan aziz milletimize, Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sayın Başbakanımıza ve yüce Meclisin siz değerli milletvekillerine huzurlarınızda bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.

Sözlerime son verirken 2017 bütçesinin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Birleşime otuz dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 13.51

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.29

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Emre KÖPRÜLÜ (Tekirdağ)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 37’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi söz sırası gruplar adına Halkların Demokratik Partisi Grubuna gelmiştir.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına ilk söz Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Ayhan’a aittir.

Buyurun Sayın Ayhan. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi dakikadır.

HDP GRUBU ADINA İBRAHİM AYHAN (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, dün İstanbul’da gerçekleşen saldırıyla yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet, yaralılara da acil şifalar diliyorum.

Ayrıca, bugün Mevlit Kandili. Tüm İslam dünyasının Mevlit Kandili’ni kutluyor, kandilin tüm insanlığa barış ve huzur getirmesini diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerine grubum adına söz almış bulunmaktayım.

Geçtiğimiz hafta PISA 2015 raporu açıklandı. PISA sonuçlarına göre, Türkiye 70 ülke arasında fen alanında 52’nci, matematik alanında 49’uncu ve okuma alanında da 50’nci oldu. Sonuçlar geçmiş yıllarla karşılaştırıldığında, Türkiye'nin 2003’teki puanlarının gerisine düştüğü görülmektedir. 2003’te ülke ortalaması 434 olan fen puanı 425’e; 423 olan matematik puanı 420’ye ve 441 olan okuma puanı 428’e gerilemiştir.

Diğer bir ifadeyle, AKP iktidarları döneminde eğitimde nitelik ileri gitmemiş geriye sarmıştır. Maalesef bu puanlar ülkenin batısından doğusuna, merkezinden kırsalına gittikçe daha da düşmektedir. PISA sonuçları, AKP’nin on dört yıllık eğitiminin de ciddi bir göstergesidir ve karnesidir. Bugün tüm eğitimcilerin, bu alanda uzman ve akademisyenlerin ortaklaştığı bir nokta varsa o da bu tablonun sorumlusunun öğrenciler değil, siyasi iktidarın eğitim politikalarıdır.

Sayın Bakan yaptığı açıklamada, PISA’nın yaptığı değerlendirmede hata olduğunu ifade ediyor, eğitimde şu an çok da iyi bir noktada olduğumuzu belirtiyor. Tabii, Sayın Bakan bu iddiasını bir adım daha ileriye götürerek ülkemize yönelik dış mihrakların işi de diyebilmektedir ve diyebilir. Kimsenin gerçeği eğip bükmesine gerek yok.

Bakana sormak istiyorum: 80 milyonluk nüfusumuz var. Bunun yarısından fazlası genç ve dinamik nüfus. Olimpiyat sonuçlarından şu ana kadar kaç madalya aldık? Bugün dünyada öncüsü olduğumuz kaç teknolojik buluş vardır? Sayın Bakan, eğer eğitim bilimsel, laik, demokratik, çoğulcu, özgürlükçü bir içerik yerine tekçi, cinsiyetçi, merkezî, militarist, milliyetçi ve şoven içerikle donatılıyorsa; öğrenciler sınıflarına, cinsiyetlerine, renklerine, dillerine, inançlarına, etnisitelerine göre sürekli olarak ayrıştırılıyor ve bu farklılıklar üzerinden derin eşitsizlikler yaratılıyorsa; kamusal, parasız eğitim tasfiye edilerek eğitim sermayenin ve belli cemaatlerin cirit attığı bir alan hâline dönüştürülüyorsa; eğitim emekçileri fikirlerine, kimliklerine, sendikal aidiyetlerine göre ayrıştırılıyor, muhalif ve demokrat eğitim emekçileri üzerinde mobbing uygulanıyorsa; eğitimde siyasal kadrolaşma almış başını gitmişse; öğretmenlik ucuz ve güvencesiz bir mesleğe dönüştürülmüşse; öğrencilerin kimlikleri, dilleri, inançları eğitim sisteminin dışına itilmişse, yasaklanmışsa; eğitimde ortaklaşma, paylaşma, kendini, toplumunu, doğasını keşfetme ve barış içinde yaşama ilkeleri yerine çocuklarımızın tüm eğitim hayatını amansız bir rekabet içerisine sokan sınavlar eğitim sisteminin merkezine yerleştirilmişse; eğitsel tüm kararlar bir iki kişinin iki dudağı arasına bırakılmışsa maalesef sonuç kaçınılmaz olarak bu şekilde olacaktır.

Sokrates’in eğitime dair bir sözünü hatırlatmak isterim. Sokrates “Eğitim bir kıvılcımla ateş yakmaktır, boş bir kabı doldurmak değildir.” demektedir, ki bunu iki bin beş yüz yıl önce Atina’da söylemiştir. AKP’nin amacı öğrencileri aydınlatmak değil, aynen John Locke’un dediği gibi, “tabula rasa” yani öğrenciyi boş levha olarak görüp onun kafasının içini istediği şekilde doldurmaktır.

Değerli milletvekilleri, 2016 eğitim bütçesi önceki yıllardaki bütçenin kopyası sayılabilecek bir anlayışla, eğitim sistemi ve yükseköğretimin en temel ihtiyaçlarını görmezden gelen, sadece zorunlu harcamaların dikkate alındığı bir içerikle hazırlanmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinin yaklaşık yüzde 80’ini personel giderleri ve Sosyal Güvenlik Kurumuna devlet prim giderleri olduğu anlaşılmaktadır. 2002-2016 yıllarında Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan payın seyri, her fırsatta “Bütçeden en çok pay eğitime ayrıldı.” diyenlerin halkı nasıl kandırdıklarının, eğitim bütçesi üzerinden gerçekleri nasıl çarpıttıklarının ispatı niteliğindedir. Okul öncesinden yükseköğretime kadar, bütün eğitim kademelerinde bütçeler sadece zorunlu harcamalar için kullanılmakta, devletin bir eli sürekli öğrencilerin ve velilerin cebine uzanmaktadır. Kamu kaynaklarını özel okullara aktarma konusunda son derece bonkör davranan siyasi iktidar, sıra devlet okullarında yaşanan sorunlara gelince “Kaynak yok.” yalanına sarılarak okulları kendi kaderleriyle baş başa bırakmaktadır. Bakana sormak istiyorum, neden her okulumuzun okul bileşenlerince yönetilen bir okul bütçesi yok?

Türkiye’de yıllardır bütçeden en fazla payın eğitime ayrıldığı propagandası yapılmasına karşın, bütçeden ayrılan payın ne kadarının çocuk ve gençlerimizin nitelikli eğitim alması için harcandığını görmek için OECD verilerine bakmak da yeterlidir. Sayıştayın MEB raporuna göre, 2015 yılı bütçesinden MEB’e ayrılan toplam ödenek 62 milyar 248 bin TL’dir fakat yıl sonunda gerçekleşen ödenek ise 42 milyar 640 milyon 460 bin TL’dir. 2015 bütçesinde öngörülen ödeneğin yaklaşık 18 milyarı eğitime harcanmamış ve bu ödenek nereye gitmiş, ne olmuş; akıbeti de belirsizdir. Dolayısıyla, bu durumun Bakan tarafından açıklığa kavuşturulması gerekiyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün içinde bulunduğumuz süreçte, eğitim politikaları müfredatı, örgütlenmesi, yönetimi, donatımı, finansmanı başlı başına sorunludur. Ayrıca, eğitim emekçilerinden öğrencilere, eğitim sürecinin temel unsurlarının sayısız sorun alanı bulunmaktadır. MEB’in sorun alanlarına ilişkin bir konuşma yapmaya kalksak, sadece başlıkları sıralamak bile saatleri alır ama en önemli sorun alanlarına kısaca değinmek ve bu konuda Hükûmetin yarattığı yanılsamayı aşmak için dilimizin döndüğünce anlatmaya çalışacağız. Bunlardan ilki, eğitim öğretim çağında olup devletin ihmali ya da kasti tutumu sonucu yaşamını yitiren çocuklardır. Türkiye’de bir çocuk kırımı yaşanıyor. Kürdistan’daki savaş başta olmak üzere, aile şiddetinden çocuk işçiliğine, çocuk yaşta evlendirilmekten önlenebilir hastalıklara, beslenme düzensizliğinden insani olmayan koşulların yol açtığı kazalara kadar birçok nedenden dolayı çocuklar katledilmekte ya da öldürülmektedir. Daha geçtiğimiz hafta 12 canımızı Aladağ’da yine yanlış politika ve ihmaller sonucunda kaybettik. Çocukları korumayı tüm politikaların önüne koymak hepimizin asli görevi ve sorumluluğudur. Ne yazık ki bu koruma anlayışı Bakanlıkta gerçekleştirilmemektedir. Çocuk ölümleri, çocuk işçiliği, çocuk istismarı almış başını gidiyor, Bakanlıktan ses çıkmıyor. Bu konuları araştıran Gündem Çocuk kapatılıyor, Bakandan yine ses yok. Sayın Bakan Gündem Çocuk’un yaptığı çalışmaları hiç inceledi mi? Bu dernek neden kapatıldı? Çocuk işçiliğini, ölümlerini ve istismarını araştırdığı için mi bu dernek kapatıldı?

Değerli milletvekilleri, izninizle Cizreli bir çocuğun abluka sürecinde kullanmış olduğu şu ifadeleri sizinle paylaşmak istiyorum: “‘Sokağa çıkmak yasak.’ diyorlar, eve giriyoruz, havan toplarıyla öldürülüyoruz, sokağa çıkınca da keskin nişancılar tarafından öldürülüyoruz. Ne yapsak öldürülüyorlar, oysa ki sokak çocukların değil mi?” Bu ifadeler Kürt çocuklarının çığlığını, devlet eliyle yaşamdan izole edilmiş Kürt sokaklarının durumunu iyi bir şekilde açığa çıkarmaktadır ve bunu net bir şekilde anlatmaktadır. Son bir yılda Sur’da, Nusaybin’de, Dargeçit’te, Cizre’de, Silopi’de sokağa çıkma yasağı başladığında onlarca çocuk yaşamını yitirdi, yüzlerce okul tahrip oldu, on binlerce öğrenci okulsuz kaldı, yüzlerce öğretmen bölgeyi terk etti. İsmet Bey Savunma Bakanlığındaki günlerine dönüp okulların karakola dönüştürülmesine sessiz kaldı. Hükûmetin bu noktada yaptığını belirttiği telafi eğitimleri ve diğer uygulamalar yaşanılan kayıp ve travmaları anlatmaktan ve karşılamaktan çok uzak. En azından yaşanılanlardan etkilenen 8’inci ve 12’nci sınıf öğrencilerine bir defaya mahsus sınavsız geçiş hakkı verilmesini öngören girişimlerimiz ve kanun tekliflerimiz ne yazık ki cevapsız bırakıldı.

Bir diğer önemli sorun alanıysa, ana dilde eğitimdir. Çocuğun yurdu, imgelem dünyası, zihni, hayal gücü ana dildir. Eğitim ancak bunun üzerine inşa edilirse anlamlı olur. Sayısız bilimsel araştırma eğitimin çocuğun ana dilde başlamasının faydalarını sıralamaktadır. Bu nedenle çok sayıda uluslararası metin ana dilde eğitimin hayati önemine vurgu yapmaktadır. Gelişmiş birçok ülkede ana dilde eğitim için modeller geliştirilmektedir fakat Türkiye’de ana dilde eğitim hâlâ yasaklı. Devlet kendi topraklarındaki farklı dillerden korkmaya devam etmektedir. Bu nedenle Zarok dili kapatılıyor. Bu nedenle Diyarbakır’da tüm baskı ve engellemelere rağmen ana dilde eğitim vermeye çalışan Ferzad Kemanger okulu, Kürtçe konusunda çalışmalar yürüten KÜRDİ-DER kapatılıyor. Bu nedenle Kürtçe öğretmenlerinin ataması devede kulak kalıyor. Eksik ve yetersiz bulduğumuz Kürtçe seçmeli ders uygulamasının da önüne engeller çıkarılıyor.

Sayın Bakan, Kürtçe seçmeli derse geçen kaç öğrenci var? Bunu sormak gerekir. Kaç sınıf açıldı? Bakana sormak istediğimiz diğer önemli bir soru da, dillerin korunmasında eğitimin önemli bir yeri olduğunu belirtmektir. UNESCO’nun Tehlike Altındaki Diller Atlası’na göre, Türkiye’de 15 dil yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Değerli milletvekilleri, eğitimde sorun alanı teşkil eden önemli sorunlardan biri de liselerde yaşanan dönüşümdür. AKP iktidarı döneminde sayıları 2 kat artan dershaneler “paralelle mücadele” adı altında kapatılıp özel okula dönüştürülmek istenirken bu durumu fırsata çevirmek isteyen Millî Eğitim Bakanlığı “temel lise” adı altında yeni tür bir özel lise oluşturmaya başlamıştır. Çok net söylemek istiyorum ki Sayın Bakan, temel lise eşittir öğrenci tacirliğidir, hiçbir pedagojik faydası yoktur. Sayın Bakan, fen liselerinin PISA sonuçlarında ilk sıralarda yer aldığını ifade ediyor. Sayın Bakan, siz, fen liselerine değil, imam-hatip liselerine yatırım yapmaktasınız, özel meslek liselerine yatırım yapıyorsunuz, öğrencileri istemleri dışında bu okullara gönderiyorsunuz. “Proje okulu” adı altında Türkiye'de kamusal nitelikte eğitimin mümkün olduğunu gösteren sembol okullar ortadan kaldırılıyor. Hiçbir neden yokken, sudan gerekçelerle kadrolar dağıtılıyor.

Liselerde yaşanan diğer tehlikeli bir durum da geçtiğimiz ay Genel Kurulda kabul edilen 405 sıra sayılı Kanun’du, bu kanunla çıraklık eğitiminin zorunlu ortaöğretim kapsamına alınmasıdır. Böylelikle çocuk işçiliği devlet eliyle yaygınlaştırılacak. Özel meslek liseleri ürettiği ürünleri satarak kâr amaçlı şirketlere dönüştürüldü. Çocuklarımız ise sermaye için ucuz iş gücüne dönüştürüldü.

29 Kasım 2016 tarihinde Adana’nın Aladağ ilçesinde bulunan bir kız öğrenci yurdunda meydana gelen yangında 11’i öğrenci olmak üzere toplam 12 kişi yaşamını yitirdi, 24 öğrenci de yaralandı. Aladağ’daki olay Hükûmet-cemaat ortaklığını tüm çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. Kamusal ve parasız olması gereken barınma hakkının nasıl cemaatlere peşkeş çekildiği ve bu alanlarda tam bir denetimsizliğin hüküm sürdüğü kamuoyuna bir kez daha yansıdı. İktidarın amacı gelecek için sağlıklı nesiller yetiştirmek değil, itaatkâr, sorgulamayan, biat eden nesiller yetiştirmektir. Eğitim, bilimsellikten ve laik eğitim anlayışından hızla uzaklaşmaktadır. Okullarda AKP’nin kendi siyasal İslam algısı üzerinden dizaynı hızla artarak kaygı verici bir boyuta ulaşmıştır. Özellikle 2010’dan sonra eğitim alanına yönelik düzenleme ve uygulamalarla yoğun bir kuşatmanın yaşandığını söylemek mümkündür.

Eğitim alanının temel sorunlarından biri de ataması yapılmayan öğretmenlerdir. Ataması yapılmayan öğretmenleri birçok kez dile getirmemize rağmen hâlen Türkiye’de 300 binin üzerinde ataması yapılmayan öğretmen bulunmaktadır. Bu sorunun da bir an önce çözülmesi gerekiyor ve zira bu sorun çözülmediği takdirde büyük bir problem olarak Türkiye’nin gündemini meşgul etmeye devam edecektir.

Mevcut öğretmenler üzerindeki siyasal baskılar her geçen gün daha da artmaktadır. Siyasi iktidar yıllardır eğitim sistemini kendi dünya görüşü doğrultusunda düzenlemekte, bunu gerçekleştirmek için bir taraftan bütün kamu kurumlarında siyasal kadrolaşma operasyonları sürerken diğer taraftan özellikle EĞİTİM-SEN üyelerine yönelik soruşturma, sürgün ve cezalandırma uygulamaları giderek artmaktadır. Açığa alınan ve görevlerinden ihraç edilen EĞİTİM-SEN üyeleri görevlerine derhâl iade edilmeli, soruşturma, sürgün ve cezalandırma uygulamalarına da son verilmelidir. Darbe bahanesiyle 30 binden fazla öğretmen, haklarında hiçbir idari ve adli soruşturma yürütülmeden, sorumluluk ya da suçları somut delillerle ortaya konulmadan gece yarısı kararnameleriyle ihraç edildi, binlercesi açığa alındı. Sayın Bakan, bu isimler hangi kriterlere göre belirlendi? Yine bu süreç büyük bir fırsatçılıkla, darbe girişimi ve cemaatle hiçbir ilişkisi olmayan demokratik ve muhalif akademisyen ve eğitimcileri de kapsayacak şekilde genişletildi. Sendikal faaliyetlere katıldığı için, özellikle 29 Aralıkta iş bırakma eylemine katıldıkları için Kürt illerinde görevli yaklaşık 10 bin EĞİTİM-SEN üyesi ve 11.301 öğretmen açığa alındı. Göreve iade edilmeler olsa da hâlâ çok sayıda öğretmen açıkta, bu öğretmenler hakkında idari soruşturmalar yürütülüyor. OHAL KHK’leriyle 754 EĞİTİM-SEN üyesi öğretmen, ayrıca, “Bu suça ortak olmayacağız.” başlıklı Barış İçin Akademisyenler Bildirisi’ne imzacı olan 83 öğretim üyesi de açığa alındı ve ihraç edildi.

15 Temmuz fırsatçılığıyla mülakata dayalı sözleşmeli öğretmenlik uygulaması OHAL KHK’siyle hayata geçirildi. Öğretmen alımlarında mülakatla kadrolaşmanın önü açılırken sözleşmeyle öğretmenlik mesleği güvensizleştirilmektedir. Mülakatlarda adaylara sorulan sorular Hükûmetin bu konudaki amacını açığa çıkarır niteliktedir. Ayrıca, cezaevlerindeki tutuklu öğrencilerin eğitim hakları ellerinden alındı, sınavlara girişleri engellendi. ÖYP’li öğretim elemanlarının da bir kalemde tüm hakları ellerinden alınıyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yükseköğretim Kurulu, 12 Eylül faşist cuntasının bu ülkeye yaptığı sayısız kötülüklerden sadece bir tanesidir. Her fırsatta darbecilerle mücadelenin öneminden bahseden AKP iktidarı, tarihin çöplüğüne atılması gereken 12 Eylül ürünü Yükseköğretim Yasası’nı yasakçı, baskıcı yeni araçlarla güçlendirerek korumaya devam etmektedir.Geçtiğimiz ay Mecliste yine AKP’nin kabul ettiği bu yasa tasarısıyla disiplin hükümleri hukuka aykırı biçimde öğretim elemanları için de genel hükümler olarak kabul edildi; suç olarak değerlendirilen fiil sayısında büyük bir artış gerçekleşti.

Sayın Bakan, özerk üniversitelerin demokratik toplumların güvencesi olduğu gerçeğinden hareketle üniversitelerimizi YÖK’e, OHAL’e ve diktatörlüğe teslim etmeyeceğiz, diyen bilim insanlarına kulak vermek zorundasınız. Haksız ve hukuksuz bir şekilde ihraç ettiğiniz, bu hukuksuzluğa karşı çıktığı için defalarca gözaltına aldığınız, hukuksuzluğunuzu her gün Yüksel Caddesi’nde durmadan, büyük bir dirençle haykıran bilim insanı Nuriye Gülmen’e kulak vermek zorundasınız. Ayrıca, yeni yapılan değişiklikle YÖK’teki mevcut rektör seçimleri de tamamen Cumhurbaşkanına bağlanarak orada da sınırlı sayıda gerçekleşen demokratik uygulamalar bu çerçevede de ortadan kaldırılmış bulunmaktadır ve üniversiteler tamamen antidemokratik, baskıcı, tekçi ve statükocu mekânlar hâline getirilmiştir.

Sayın Başkan ve değerli milletvekilleri, bu duygu ve düşüncelerle AKP iktidarının eğitim bütçesine karşı olduğumuzu belirtiyorum. Sözlerime son verirken, 4 Kasım günü siyasi bir operasyonla, tamamen darbe yöntemiyle, şu anda rehin tutulan eş genel başkanlarımız ve milletvekillerimize ithafen Sezai Karakoç’un dizeleriyle sözlerime son vermek istiyorum.

“Onlar sanıyorlar ki biz sussak mesele kalmayacak / Hâlbuki biz sussak tarih susmayacak / Tarih sussa hakikat susmayacak / Onlar sanıyorlar ki bizden kurtulsalar mesele kalmayacak / Hâlbuki bizden kurtulsalar vicdan azabından kurtulamayacaklar / Vicdan azabından kurtulsalar tarihin azabından kurtulamayacaklar/ Tarihin azabından kurtulsalar Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar.”

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Başarılar... (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi söz sırası, Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’a aittir.

Buyurun Sayın Danış Beştaş. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

HDP GRUBU ADINA MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Değerli milletvekilleri ve bizi izleyen halkımız, Meclis çalışanları; herkesi saygıyla selamlıyorum.

Ben Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı, ÖSYM bütçesi üzerine söz almış bulunmaktayım.

Ancak, bu konuya geçmeden önce, bugün Mevlit Kandili. Başta tüm insanlık âleminin, Müslüman toplumun Mevlit Kandili’ni kutluyorum, barışa ve huzura vesile olmasını diliyorum.

Diğeri de dün gece İstanbul’daki bombalı saldırıda maalesef ölü sayısı giderek artıyor.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Şehit!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Büyük bir acı gerçekten ve bu acıları bir daha yaşamamak için bu Parlamentonun, siyasetin, biz parlamenterlerin kınamak dışında çok daha büyük sorumlulukları var. Bütün ailelere en içten duygularımla baş sağlığı diliyorum, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Berkay’ın babasının bu sabah basın-yayın organlarında çıkan sözleri, tabii ki 79 milyonun, eminim, yüreğini dağladı yani bize yönelik, siyasete yönelik, hepimize yönelik diyor ki: “Sadece gidip mezarda dua okumakla, baş sağlığı dilemekle ya da çiçek bırakmakla bu iş çözülmüyor.” Bu mesaj bize, başka hiç kimseye değil.

Gerçekten, şu anda, Türkiye’de 7 Hazirandan sonra başlayan ve çözüm sürecinin bitmesine denk düşen sürede çok büyük acılar yaşandı. Herkes bu acılardan nasibini alıyor; Diyarbakır da alıyor, Cizre de alıyor, İstanbul da alıyor, Ankara da alıyor, Hakkâri de alıyor. Ve bu ölümleri durdurmanın yolunu, Parlamentoda kınamak, acı duymak, acı paylaşmak dışında sorumluluğumuzu, siyasetin etkinliğini düşünmemiz lazım. Biz neyi eksik yapıyoruz, nerede yanlış yapıyoruz ve bu şiddet sarmalı gitgide daha fazla neden büyüyor? Bunu cidden çok güçlü bir şekilde düşünmemiz lazım.

Dünden beridir birçok istatistik çıktı; Ankara, Suruç, Diyarbakır, İstanbul, Sultanahmet’te olan patlamalarda ne kadar canı yitirdiğimize dair ve her patlamadan sonra, her olaydan sonra intikam naralarının nasıl atıldığına tanıklık ediyoruz. Bugün de aynı dil tekrar yaşama geçti. Bu intikam sözleri kesinlikle şiddeti durdurmuyor, toplumsal kutuplaşmayı azaltmıyor, bu ölümlerin olmamasına çare üretmiyor; başka bir dil kurmamız lazım ve bu dili de siyasetin bulması lazım. Bu topraklarda barışı, çözümü, eşitliği, kardeşliği, demokratik bir anayasayı inşa etmek, vücuda getirmek tam da bizlerin görevi.

Biz şu anda, gördüğünüz üzere, her konuşmamızda cezaevlerinde bulunan, rehin tutulan arkadaşlarımızın fotoğraflarını bırakıyoruz. İşte, şiddet nasıl artar, ölümler nasıl artar? Konuşma yasaklanınca, siyaset tıkanınca, demokratik siyaset kanalları kapatılınca. HDP’ye yönelik ya da diğer sivil toplum örgütlerine, gazetelere, derneklere yönelik saldırılar, kapatmalar arttıkça çözüm beraberinde gelmiyor, çözümsüzlük üretiliyor, daha fazla çözümsüzlük üretiliyor ve biz gerçekten böyle bir günde tam da bunu konuşmak zorundayız. Buradan çözüm sürecine yönelik mahkûm etme dilini ben de kürsüden mahkûm ediyorum, konuşmak lazım. Konuşmanın olmadığı yerde, sadece böyle büyük olaylarda değil, herhangi bir vakada, iki kişi arasındaki, komşular arasındaki tartışmada bile eğer iletişimleri kopmuşsa şiddet devreye girer; kan davaları, büyük ölümler, cinayetler… Konuşmanın bittiği, susturulduğu, susmanın egemen kılındığı, yasakların başladığı dönemlerde şiddet ve ölümler artar. Bu nedenle gelin hep birlikte bu ölüm sarmalını daha fazla büyütmeden çözüm yollarını birlikte arayalım. Hangimizin yakını yok İstanbul’da? Hangimizin oğlu, kardeşi, yeğeni, ablası, babası, annesi ya da bir akrabası yok özellikle İstanbul’da ya da Ankara’da? Herkesin yüreği hoplamadı mı? Hepimiz telefonlara sarılmadık mı? Herkesin bir ailesi, bir yakını, bir çevresi var ve bu acıları yaşatmamak bu Parlamentonun irade göstermesine bağlıdır. Bu iradeyi gösterme çağrısını en içten duygularımla ve düşüncelerimle yapmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, söz aldığım konu başlığına ilişkin de gerçekten-ÖSYM’ye dair- birçok tartışma, spekülasyon, gençlerin hayatını karartan, sonuçları değiştiren birçok gazete haberi yorum ve gerçek bilgiler kamuoyunda yayılıyor. Bu yıl, 2016 yılında yaklaşık 445 milyon ÖSYM bütçesi, 2017 yılı için 438 milyon olarak öngörülmüş. Bu bütçe merkezî yönetim bütçe toplamının yüzde 0,06’sına tekabül ediyor. Bu oran daha önceki bütçede yüzde 0,08’di yani yüzde 0,02’lik bir gerileme var. ÖSYM bütçesinin yarısından fazlası, yüzde 53,3’ü personel giderleri ve Sosyal Güvenlik Kurumuna devlet primi olarak gitmektedir. ÖSYM’nin düzenlediği sınavlara giren öğrenci sayısının her yıl arttığı hepimizin malumudur. 2017 ÖSYM bütçesinin azaltılması, sınav ücretlerinin daha da artacağına açıkça delalet etmekte ve işaret etmektedir. Bunun yolu bu adil olmayan, eşitlikçi bir yaklaşım içermeyen ÖSYM sistemini kaldırmak ve sınavsız bir eğitim sistemi oluşturmaktır. Gerçekten, ÖSYM özellikle öğrencilerin, gençliğin, sınavlara giren öğrenci ailelerinin ve bir bütün olarak eğitim camiası ve toplumun gözünde meşruluğunu yitirmiş bir kurumdur. Bu, özellikle sansasyonel sınav soruları Türkiye’de gündemden hiç düşmemektedir. Sınavdaki kopya iddiaları, iptal edilen sınav soruları sorgulamayı daha da büyütmekte ve güçlendirmektedir. En son kopya skandalı 13 Temmuz tarihli olup gazetelerde yoğunca işlenen bir skandaldır.

Yine, paralel devlet yapılanmasının, Fetullahçı örgütün ÖSYM sınav sistemine nasıl müdahale ettiği, kaç yıl soruları çaldığı konusunda yığınla bilgi, belge, soruşturma evrakları dosyalarda birikmiştir. Gerçekten bu konuda hükûmet yetkilileri de iktidar yetkilileri de ve büyük büyük iddialarla böyle televizyonlarda canlı yayınlarda sipariş edilen bilgileri kamuoyuna yayan şahsiyetler de bu Fetullahçı yapının ÖSYM’ye nasıl müdahale ettiğini her gün açıklamakta ve devlet kadrolarına, hangi fakültelere, hangi üniversitelere nasıl yerleştirildiklerini zaten ilan etmektedir. Yakında çıkacak iddianamelerde bunlara ilişkin deliller de hepimizin daha çok bilgisine ve okumasına açılacaktır. Mesela bir iddiaya göre –iddia olmaktan geçti gerçi- on bir yıl boyunca ÖSYM’nin tüm sınav sorularının çalındığı söyleniyor. Bu çok ciddi bir şeydir değerli arkadaşlar. Yıllarca okuyan, üniversite sınavlarına hazırlanan, hem de böyle ayrımcı bir eğitim sisteminde, ana dilde eğitimin yasak olduğu, sokağa çıkma yasağı olan bölgelerde, Kürt illerinde aylarca öğrencilerin okula gidemediği, dershaneye gidemediği, mesajlarla öğretmenlerin merkeze çekildiği bir ortamda zaten sınav adil değil; zaten özel ders alan, dershaneye giden, kolejde okuyanla Hakkâri’de, Diyarbakır’da bir köyde okuyan öğrenci eşit hak ve olanaklara sahip değil; bir de üstüne üstlük böyle sınav sorularını çalmak, kopya iddiaları, hele hele kimya sorularında ve Almanca sorularındaki spekülasyonlar artık bu sınava güvenilirliği sıfıra indirmiştir. Bu sistemin baştan sona düzenlenmesi gerekmektedir. Yapbozlarla, eğitim alanındaki değişikliklerle eğitime hiçbir çare ve çözüm bulunamamıştır. Bugün, eğitim ortamı, eğitim emekçilerine yönelik yine bir kıyımla karşı karşıyadır. Öğretmenler ihraç edilmekte, tutuklanmakta; öğrenciler bile, lise öğrencileri bile, işte İstanbul Kadıköy Lisesinde ne tür muamelelere maruz kalıyorlar, hepimizin gözü önünde cereyan ediyor. Böyle bir ortamda Kürt illerinde sınavdaki başarı oranının düşüklüğü kimseyi şaşırtmasın. Okulların karakola dönüştürüldüğü bir ortamda aynı düzeyde bir başarı beklenemez. Türkiye’deki tüm öğrenciler bizim için aynı düzeydedir, daha doğrusu aynı özgün ve eşit yaklaşımı göstermezsek bu başarıyı asla yakalayamayız diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi söz sırası Mardin Milletvekili Erol Dora’ya aittir.

Buyurun Sayın Dora.

Süreniz on dakika.

HDP GRUBU ADINA EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı kapsamında üniversiteler üzerinde Halkların Demokratik Partisi adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, dün gece İstanbul’da gerçekleşen terör saldırısını şiddetle kınıyor, hayatını kaybeden insanlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Ben de bütün İslam âleminin Mevlit Kandili’ni kutluyor, kandilin sevgiye ve barışa vesile olmasını temenni ediyorum.

Değerli milletvekilleri, tabii, bugün, ülkemizde “üniversite” denilince saatlerce konuşmamız gereken, sorun teşkil eden yüzlerce konu başlığı bulunmaktadır. Üniversitelerin kuruluş ve işleyiş biçimlerinden kadroların iltimas ve kayırmacılık gölgesinde yandaşlarla doldurulmasına, üniversitelerin özerk olmamasından akademisyenlere uygulanan baskı ve yıldırma politikasına, öğrencilere yönelik hak ihlallerinden, barınma sorunlarından, rektörlük vasıtasıyla iktidarın tek elde toplanmasına, üniversite çalışanlarına ilişkin taşeronlaştırma uygulamalarından neoliberal kapitalist politikaların yansıması olan özel üniversitelere, daha da uzatılabilecek bir sorunlar yumağıyla karşı karşıya bulunuyoruz. Mevcut sorun alanları üzerine bir de “OHAL” adı altında sürdürülen ceberut uygulamalar eklendiğinde üniversitelerin içerisine sokulduğu vahim durum toplum olarak sürüklendiğimiz uçurumun derinliğini göstermesi bakımından çarpıcıdır.

Değerli milletvekilleri, “bilgi çağı” olarak adlandırılan bu zaman diliminde Türkiye’de üniversitelerin ve akademisyenlerin siyasi iktidar ve tahakkümcü devlet anlayışını temsil eden zihniyetlerce yoğun baskılara maruz bırakıldığı, üniversite kurumunun olmazsa olmazı niteliğinde olan ifade özgürlüğünün en sert yöntemlerle engellendiği bir süreçten geçiyoruz. Tabii “üniversite” denilince üzerinde durmamız gereken temel anahtar kavram akademik özgürlüktür. Akademik özgürlük, akademisyenin veya bilim insanının çalışmalarında ve düşüncelerini ifade etmesinde sahip olduğu serbestliğin temel göstergesidir. Öyle ki öğretim üyeleri işlerini kaybetme ve keyfî biçimlerde cezalandırılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaksızın sorgulama, eleştirme, yeni önermeler, doktrinler geliştirebilme, egemen anlayışlarla çelişkili olabilecek görüşlere sahip olabildikleri ölçüde özgürdürler.

Değerli milletvekilleri, öncelikle evrensel ölçekte akademik özgürlüğün nasıl kavrandığına dair bazı örnekler vermek istiyorum. Örneğin, UNESCO, akademik özgürlüğü, akademik topluluğun başkalarının siyasi, felsefi, inanç ve düşüncelerine bağımlı olmaksızın kendi fikirlerine göre bilimsel araştırma yapabilmeleri olarak tanımlamaktadır. UNESCO’nun Kasım 1997’de yükseköğretim personelinin statüsüne ilişkin tavsiye kararında, akademik özgürlük başat öğretiyle kısıtlanmadan tartışma özgürlüğünü, araştırma, yürütme ve sonuçlarını yayımlama özgürlüğünü, içinde çalıştıkları kurum ya da sistem hakkında görüşlerini özgürce ifade etme özgürlüğünü hak olarak ifade etmektedir.

Değerli milletvekilleri, Avrupa Birliği bağlamında da 2009 yılında bağlayıcı hâle gelen Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı da açıkça akademik özgürlük kavramını belirterek bu özgürlüğü garanti altına almıştır. AB Temel Haklar Şartı’nın “Bilim ve Sanat Özgürlüğü” başlıklı maddesinde, bu özgürlüğün, metnin 10’uncu maddesinde yer alan düşünce özgürlüğü ile 11’inci maddesinde yer alan ifade özgürlüğü bağlantısı özellikle vurgulanmıştır. Akademik özgürlük kavramı Avrupa Konseyi faaliyetlerinin de merkezinde yer almaktadır. Nitekim, Avrupa Birliği Bakanlar Komitesinin 2000 yılında aldığı, akademik özgürlüğün önemini vurgulayan tavsiye kararı 2006 yılında Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi tarafından akademik özgürlüğü ve üniversite özerkliğini güçlendirmek için çalışmak her demokratik toplumun temel ihtiyacı olarak kabul edilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii, Türkiye özelinde, gerek yasal, anayasal zeminde ve gerekse uygulamada üniversitelerin özerkliği ve akademik özgürlüklerin içinde bulunduğu durum kuşkusuz utanılacak vaziyettedir. Elbette, evrensel ölçekte, çağdaş dünyada ve ülkemizde üniversiteler ve akademisyenlerin özerkliği ve özgürlüğü bağlamında arada bulunan uçurum düzeyini en az bizim kadar diğer partilerden milletvekili arkadaşlarımız ve özellikle, iktidar partisine mensup milletvekili arkadaşlar ile Hükûmetin de bildiğine, takip ettiğine inanıyorum. Tabii, burada en önemli sorunlardan birisi, evrensel nitelikli insan hakları ve ifade özgürlüğü temelli birçok sözleşmeye ülke olarak imza koymamıza karşın bu imzaların gereklerini neden yerine getirmediğimiz meselesidir. Elbette, bu hantallığımız ve tembelliğimiz bizi çağdaş dünyadan, evrensel ilkelerden her geçen gün biraz daha uzaklaştırmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bakınız, dünyanın ilk 500 üniversitesi içerisinde Türkiye'nin 5 üniversitesi ancak yer bulabilmektedir, bunlardan birisi de Boğaziçi Üniversitesidir. Yüzlerce örnekten sadece birisi olarak belirtmek istiyorum, Boğaziçi Üniversitesinde, dünyanın ilk 500 üniversitesi arasına girebilmeyi başarabilen bu üniversitemizde bir rektör seçimi yapıldı. Seçimi, yüzde 86 oyla kazanan Profesör Doktor Sayın Gülay Barbarosoğlu rektör seçilmesine karşın, seçimlere dahi katılmayan bir kişi Cumhurbaşkanı tarafından rektör olarak atandı. Ardından daha vahim bir uygulama gerçekleşti ve rektör seçimleri tüm üniversiteleri kapsayacak biçimde kökten kaldırıldı.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bakın, bugün bütün Avrupa’yı göz önünde bulundurduğumuzda görebiliyoruz, üniversite kurullarının, seçimi olmadan üniversite rektörlerinin Cumhurbaşkanı atamasıyla belirlendiği tek ülke Türkiye’dir maalesef. Şimdi, Hükûmete sormak istiyorum: Avrupa’da rektörleri doğrudan atayarak belirleyen ve rektör seçimi olmayan tek ülke unvanını kazandık. Bu unvan ülkemize, bilime ve insanlığa nasıl bir katkı sunacaktır? İktidar tarafından asgari demokratik bir işleyişe bile izin verilmeyen üniversiteler nasıl özgür düşünebilecektir, nasıl nitelikli bilgi üretebileceklerdir?

Değerli milletvekilleri, AKP Hükûmetinin üniversite bütçesinden anladığı sadece üniversite binası inşa etmektir maalesef, üniversite binalarının içi ise nitelikten yoksundur. Gençlerimize sıkmak için gaz fişeği ithal etmekten vazgeçip bilimsel bilgi üretebilen, dünya çapında saygınlığı olan üniversiteler için çaba sarf etmeliyiz. Gençlerimize parasız, nitelikli bir üniversite sunamıyoruz maalesef. Her geçen gün daha da yoksullaştırılan halkımızı sınırsız kâr hırsıyla çalışan özel üniversitelere mahkûm ediyoruz. Üniversite bitiren gençlerimize iş imkânı sunamıyoruz. İşsizlik rakamlarının geldiği noktayı hepimiz görüyoruz. Oldukça genç, genç olduğu kadar da işsiz bir nüfusumuz var ama ne yazık ki buna ilişkin bir programımız ve politikamız bulunmamaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün geldiğimiz noktada Türkiye’de üniversiteler kayyum mantığıyla yönetilmek istenmektedir. Binlerce akademisyenin işine kanun hükmündeki kararnamelerle son verilmiştir. Binden fazla akademisyen ülkede barış istemekten dolayı suçlu ilan edilmiş, gözaltı ve tutuklamalarla sindirilmek istenmiştir, yüzlercesi yurt dışına iltica etmek zorunda bırakılmıştır ancak altını kalın çizgilerle çizmeliyiz ki akademisyenlerin her türlü iktidar odağına karşı verdiği mücadele bu açıdan mesleğin özgürlük davasını aşan bir boyuttur. Akademisyenlerin verdiği mücadele bilimin gelişebilmesi adına zorunlu bir tutumdur, akademik ahlakın gereğidir, akademisyenin topluma karşı sorumluluğunun bir gereğidir. Bu bakımdan, aslında akademisyenin susma hakkı da bulunmamaktadır.

Değerli milletvekilleri, üniversiteler ve akademisyenlerin yasa, anayasa yapım süreçlerindeki rollerine ilişkin bir noktaya değinmek istiyorum. İçerisinde bulunduğumuz süreçte iki parti arasında ve kapalı kapılar ardında gizli bir müzakere yürütülmüş ve metin Meclise sunulmuştur. Müzakerelerin bu yürütülüş biçimi dahi anayasa kavramının ruhuna aykırıdır. Anayasa dediğimiz, devlet iktidarını sınırlandırmak, insan hak ve özgürlüklerini genişletmeyi ve güvence altına almayı hedefleyen ve ülkede yaşayan tüm farklı toplumsal kesimleri kapsayan, onların temel hak ve özgürlüklerini dikkate alan, bu hakları güvenceye kavuşturması beklenen temel hukuki metinlerdir. Tabii, yapılacak bir anayasanın toplumun tamamını kucaklayabilmesi anayasa yapım süreçlerine toplumun tüm kesimlerinin temsilcilerinin aktif katılımıyla mümkün olabilecektir. Bugün gördüğümüz gibi, ne ana muhalefet partisi ne de Türkiye’nin üçüncü partisi olan Halkların Demokratik Partisi işin içine katılmadan bir anayasa yapılmıştır. İnanıyorum ki bu anayasa Türkiye’nin asla ihtiyaçlarını karşılayamayacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EROL DORA (Devamla) - Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Dora.

RUHİ ERSOY (Osmaniye) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun, İç Tüzük 60’a göre bir dakika süre veriyorum.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

6.- Osmaniye Milletvekili Ruhi Ersoy'un, Mardin Milletvekili Erol Dora’nın 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

RUHİ ERSOY (Osmaniye) – Teşekkür ediyorum söz verdiğiniz için Sayın Başkan.

Evet, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; “İki partinin kapalı kapılar arkasında yürütmüş olduğu Anayasa çalışmaları Anayasanın ruhuna aykırıdır.” ifadesinin üzerine söz almış bulunuyorum parti grubumuz adına. Anayasa’nın yapılmış, olmuş, bitmişliği söz konusu değil. Yapılan teknik bir çalışmanın önce Türkiye Büyük Millet Meclisine sunumu, sonra komisyona havalesi, daha sonra da Genel Kurul süreci var. Yapılacaksa bundan sonra yapılacaktır. Eleştirisi, muhalefeti olan varsa, ortak bir görüşü olan varsa burada birtakım maddeler değişecektir, yeni ilaveler yapılacaktır, tartışma zemini yeni başlamaktadır. Dolayısıyla, parti grubumuz adına “Kapalı kapılar arkasında yapılan çalışmalar.” ifadesini reddediyorum. Genel Kurulu da saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ersoy.

II.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 433) (Devam)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun (S. Sayısı: 434) (Devam)

A) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ÜNİVERSİTELER (Devam)

D) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI (Devam)

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Şimdi söz sırası Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’e aittir.

Buyurun Sayın Önder.

Süreniz on beş dakikadır.

HDP GRUBU ADINA SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; böyle bir günde siyasi polemik sınırları ya da Bakanlık bütçesinin teknik eleştirisini yapmak, bugünün yarattığı bu ağır ve bir an önce çözmemiz gereken havasına pek de uygun düşmeyeceği için sadece içinden geçmekte olduğumuz bu ağır günlere dair birkaç kelam etmek istiyorum.

Öncelikle, Mevlit Kandili’nin barışa ve hayırlara vesile olmasını diliyorum. Hayatını kaybeden, gerek polis gerek sivil bütün yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabrıcemil, yaralılara da acil şifa diliyoruz. Nereden gelmiş olursa olsun, hangi el tarafından yapılmış olursa olsun bu saldırıyı kınadığımızı partimizin günün ilk saatlerinde yayınladığı bir bildiriyle belirtmiştik, burada da tekrar ediyorum.

Akif’in bir şiiri gibi her şey. Akif, ilhamla, irticalen şiir yazabilen bir şairimiz değildi, bir denklem kurar gibi şiirini kuranlardandı. Bütün ömrühayatı boyunca irticalen yazdığı bir tek dize vardır. Daha sonra “Hasta” manzumesine onu eklemiştir. Ama, bir arkadaşı, hayatı çilelerle geçen, mücadelelerle geçen bir arkadaşı toprağa verilirken o an o ilhamla söylediği bir dizedir, onu hatırlatarak başlamak istiyorum:

“O kadar sa’y-i beliğin bu felaket mi olacaktı sonu?

Biri evvelce eğer söylemiş olsaydı bunu,

Çılgınlar gibi çalışıp ömrümü heba etmezdim,

Ben bu müstakbele o maziyi feda etmezdim!” diyor.

Mevlevilikte kabristan için “hâmûşân” tanımlaması yapılır; susmuşlar evi ya da susmuşların bir arada olduğu yer anlamındadır. Ölenler birçok şeyin yanında, devridaime inanan insanlar için ölenler öncelikle susuyorlar, artık bu memlekete dair, günlük meşakkatlere dair, geleceğe dair söz söyleme hükümleri kalmıyor ve neresinden bakarsanız bakın, hangi siyasal veçheden bakarsak bakalım bu ölümlerin en ortak özelliği genç ölümleri olması, hep gençlerimiz gidiyor, hep geleceğimiz gidiyor bu anlamda. Onun için, bir an önce buna yeni bir dil, yeni bir üslup, yeni bir içerik katmak lazım. Niye? Ben, 60 yaşına yaklaştım, 50’yi devirdik, kendimi bildim bileli -filmimde de bunun parodisini yaptım- benim de, sizlerin de kulağınızda hep şu çınlayıp durmuştur: Millî birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde… Millî birlik ve beraberliğe duyduğumuz ihtiyaç, bu ülkede benim ilk gençliğimden, akıl baliğ olduktan şu güne kadar bir tek gün geçirmedik millî birlik ve beraberliğe ihtiyaç duymadığımız.

Burada bir sorun olmalı. Bu paradigma bütün bu gelişmeleri karşılamaya yetmiyor. Daha önce değişik vesilelerle vurgulamıştım burada, cumhuriyet bir imkân ve zorunlulukların kesiştiği noktanın adıdır ve bu ülkeye yaklaşık yüz yıllık bir avans kazandırmıştır. Neye karşı? Emperyal güçlere karşı başlangıçta elimizde kalan bakiyede “biz” anlayışıyla yeni bir cumhuriyet inşa etme, var olma, ayakta kalma iradesiydi. Bu duygu, ne zamanki o “biz” kavramı teke irca edildi, bu millî birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyma oranımız o derece yükseldi. Ne kadar tekleştirdik, o kadar millî birlik ve beraberlik söylemi ensemizde bir boza gibi pişirildi. E olmuyor, bunda bir arıza var. Kırk yıl süren bir savaş olmaz, kırk yıl süren bir destabilizasyon olmaz, kırk yılda aynı argümanla karşılanılmaz bu aynı argümanla savunulamayacağı gibi. Onun için -biraz önce Sayın Beştaş buradan, en büyük görevin bize düştüğünü söyledi. Gerçekten, bu memlekette bu meseleye dair ticaret, sanayi odalarından sivil toplum örgütlerine, ordudan devlet kurumlarına, Hükûmetten yabancı elçiliklere ve ülkelere kadar herkes inisiyatif aldı, inisiyatif almayan tek kurum Türkiye Büyük Millet Meclisi oldu. “Çözüm ve müzakere” adı altında bunu bir demokratikleşme mottosu hâline getirdik, reddeden milletvekili sayısı 34’tü arkadaşlar. 34 retle biz bunu Meclis olarak kabul ettik ama ne hikmetse bütçe görüşmeleri itibarıyla baktığımızda bile, neredeyse 134 vekil o gün burada kabul ettiğimiz metne, onun amaçlarına, gerekçesine ve onun uzantıları olarak yapılması gereken veya yapılmış olan işlere toptan reddiyeler içinde bulanan bir dil geliştirdi. Zaman zaman, çok nadir de olsa bu kadar gençlerimizi ve geleceğimizi ilgilendiren meselelerde bir Meclis genel görüşmesi açılmasını, mekanizmasını işletmeye çalıştık. O bile hepimiz açısından yüz ağartacak bir sayıda ve içerikte değil, kendimizi de katarak söylüyorum. Bizim böyle volümlü, böyle oylumlu bir derdimize karşın bunu çözene kadar gerek arama komisyonları, arayış komisyonları gerek tartışmalar gerek bununla ilgili akademinin, sivil toplumun düşüncelerini, önerilerini, katkılarını almalar diye başlayan ve her eleştiriyi ya da her katkı talebini baştan kategorik olarak reddeden anlayış sadece savaşın büyümesine, gelişmesine ve artık hedef gözetmeden günlük hayatı etkileyecek ve bizim “darbe mekaniği” olarak adlandırdığımız bir darbe mekaniğinin, bu ülkede kaosla tetiklenen bir darbe mekaniği anlayışının her gün her gün, birkaç gün mola verip her gün her gün yeniden üretilmesiyle sonuçlanıyor.

Şimdi, yüce Meclisin bilmesinde bir mahzur yok, biz 4 siyasal partiden arkadaşlar, bu gelişmeye karşı bir ortak bildiri hazırlama hazırlığı içerisindeyiz, bunun arayışı içerisindeyiz. Buradan başlayabiliriz diye düşünüyorum. Şu: Herkes, herkesin bir siyasal perspektifi var, son derece de doğal böyle olması ve herkesin olayları bir yorumlayış biçimi var ama reddedebileceğimiz insan canına dönük ve bu ülkedeki bu darbe mekaniğini sürdürmeye, bunun dinamosu olmaya yönelik mekanikler karşısında hep bir araya geleceğimizi, kutuplaştırıcı, düşmanlaştırıcı, ayrımcı bir dil kullanmayacağımızı söylemekle başlayabiliriz. Henüz çok büyük bir mesafe katedemedik ama herkes bir parti bildirisi anlayışıyla yaklaştığında bu 4 partinin ya da Meclisin tümünün bir araya gelebilmiş olması hakikatini geriye itelemiş oluyoruz.

ABDULLAH BAŞCI (İstanbul) – Oluk oluk kan akıyor, hâlâ sen bildiriden, şundan bundan bahsediyorsun ya! Bir sürü can gitmiş ya!

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Bir de böyle bir yaklaşım var.

ABDULLAH BAŞCI (İstanbul) – Böyle bir yaklaşım var mı?

BAŞKAN – Müdahale etmeyelim sayın milletvekilleri. Lütfen…

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Şu ana kadar söylediklerimin özeti.

Bu da bir düşünce biçimi. Böyle düşünme, öyle çok da mahkûm edilecek bir anlayış değil.

ABDULLAH BAŞÇI (İstanbul) – Çaktırmadan konuşmaya çalışıyorsun, bir şeyler anlatmaya çalışıyorsun.

BAŞKAN – Lütfen sayın milletvekilleri, lütfen…

Sayın Önder, siz Genel Kurula hitap edin.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Bizim bu ülkenin kaybolan, yitip giden her canı bizim toplam varlığımızın bir noksanıdır. Kalp ve vicdan taşıma bahsinde hiçbirimiz hiçbirimizden bir adım geride değiliz. Sayın Vekil, kastetmeye çalıştığımız bunun başka bir mekaniği ve başka bir çözüm yolunun olması, olması gerektiği. Bunun için fazla kanıta da gerek yok, sadece kırk yıldır baş edememiş olduğumuz gerçekliği bunun açık ve kâfi delili. Bu düşüncelerinizi söyleyebilirsiniz, bir miktar ruhunuza iyi gelebilir, biz de söyleyebiliriz, bizimkine de iyi gelebilir ama görünen o ki bunun üstünde, bunun fevkinde bir yaklaşım ihtiyacı var. Bunu, bu yaptığınız yaklaşım sadece bu arayışların önüne geçer, varsa böyle bir imkân. Fakat, en kötü barış hâli -savaş “iyi” diye nitelendirilemez ama- adı ve biçimi ne olursa olsun savaştan mutlaka daha iyidir. Giden, canlarımız. Onun için, buradan başlayabiliriz, bu Meclis inisiyatif geliştirebilir, vaktinde kendi imzasını taşıyan iradelere sahip çıkabilir. Ardından, bir tek kanun, tüzük, yönetmelikle beslenmemiş, akim kalmış şeyleri ihya edebiliriz. Bizi kuvvetlendirecek olan bu saldırılara karşı, dünya tarihinin ta kadim tarihten bu yana, bu müktesebatıyla bulup bulabildiği -şu ana kadar, hâlihazırda- en korunaklı zırh, demokratik zırhtır. Demokratik alanın genişlemesi, ülkenin-başta söyledim, “hâmûşân” diye- bir hâmûşân kabristanına dönmemesi, konuşandan korkmamamız, sesini dile getirenden, bunun için örgütlenenden korkmamamız gerektiği… Yoksa, işte hâmûşân ile kabristan bakın, neredeyse eş anlamlı. Susmak ölmek demektir. Buna alan açmamız... Özgürlükler bütünleştirir ve büyütür, yasaklar böler. Bunları her seferinde yeniden tecrübe etme lüksümüz yok; ne bu kaynaklara sahibiz ne de bu zamana sahibiz. Yeniden üretilmesi, taklidinin, sahtesinin yapılabilmesi mümkün olmayan tek şey vardır, zaman ve elimizden kayıp gidiyor. Onun için, bir Anadolu deyimidir, karpuz kesmekle yürek soğumaz. Biz, en azından, bunun üzerinde ve bunun ötesinde bir şeyler yapabilmekle, yapmakla mükellefiz. Vurgulamak istediğim bu. Umarım, bir karşılık bulur. Bu şekil gelişecek her şeye katkı sunmaktan büyük bir onur duyacağımızı, bizim varlık sebebimiz olduğunu tekrar hatırlatıyorum.

Bütün Meclisi saygıyla selamlarken, yitirdiğimiz bütün canlarımıza tekrar rahmet ve inşallah telafi edecek bir barış vaad ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına son konuşmacı Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım.

Buyurun Sayın Yıldırım.

Süreniz on beş dakikadır.

HDP GRUBU ADINA AHMET YILDIRIM (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de dün, bir Türkiye olan ve deyim yerindeyse, Türkiye’nin her yerini kapsayan ortak fotoğrafımız olan İstanbul’da meydana gelen saldırıyı en sert bir biçimde reddediyor, kınıyorum ve bu saldırıda yaşamını yitirenlerin hepsine Allah’tan rahmet diliyorum, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Yine, çok aziz ve mübarek bir günde böyle bir acıyı idrak ediyoruz. Ben de Mevlit Kandili’nin hem bu ülkeye hem İslam âlemine hem de bütün insanlara barış, huzur ve aydınlık bir gelecek getirmesine vesile olmasını temenni ediyorum.

Evet, içimiz yanıyor, gerçekten içimiz yanıyor çünkü biz burada suni gündemlere gömülüp kalmışız. Bu ülkede ölme biçimlerine, yaşama biçimlerine, mutluluk biçimlerine, cezalandırma biçimlerine bakmadan yürüyoruz. Albert Camus o veciz sözünde şunu söylüyor: “Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız o ülkedeki ölümlerin nasıl gerçekleştiğine bakın.” Çok ucuz gerçekleşiyor değerli arkadaşlar, bu ülkede ölüm çok ucuz, yaşam çok ucuz ve şunu söyleyelim Albert Camus’nun o sözünün üzerine -arkadaşlara hazırlatmıştım, buraya çıkarmayı düşünüyordum, gerçekten içim elvermedi- şunu ekleyeyim ben, arkadaşlarımızın da önerisiydi: Bir de o ölüm biçimlerinin basına ve gazetelere nasıl neşredilme biçimlerine de bakabiliriz. Dün, patlama, malumunuz, özellikle merkez medyanın gazetelerinin baskıya girmesinden çok önce gerçekleşti ve üzülerek önce yaralı, sonra ölüm haberlerini almıştık ama bugün 12 gazetenin tek büyük bir fotoğrafta kartona büyütülmüş hâlini arkadaşlarımız hazırlamıştı; ben bu ülkenin bir milletvekili olarak, bu yasama organının bir üyesi olarak utandım, gazete manşetlerinden utandım. “Başkanlık Sistemi Büyük Devrim” diye manşetler atılmasından utandım. Sadece 12 gazetenin 2’sinde, 3’ünde küçük puntolarla o dünkü patlama verilmişti. İşte, gerçekliğimiz bu. Neden suni gündemlere takılıp kaldığımızın gerçeği tam da burada yatıyor.

Ben Çevre ve Şehircilik Bakanlığı üzerine söz almıştım, eğer müsaadeniz olursa ona geçmeden önce, bir Kerbela yıl dönümünde Ali Şeriati’nin Kerbela şehitleri için yazdığı bir nesrin küçük bir bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum değerli arkadaşlar.

Ali Şeriati Kerbela’da şehadete uğrayanlar için söylüyor: “Kardeşlerim, şimdi şehitler ölmüştür, biz ölüler ise diriyiz. Şehitler, söyleyeceğini söyledi, biz sağırlara seslenildi. Ölümü seçme yürekliliğini gösterenler gitti, biz utanmazlar ise kaldık. Alçaklığın sembolü olan dünya yüceliğin sembolü olan Hazreti Hüseyin, Hazreti Zeynep için ağladığımıza ne kadar gülse yeridir. Bugün şehitler, çağrılarını kendi kanlarıyla duyurmuştur. Tarih boyunca oturanları ayaklanmaya çağırmak üzere gözlerini gözlerimize dikip yere serilmişlerdir.

Allah’ım, bu ne hikmet? Vahşet dolu günlük yaşantımızın pislik ve bataklığında yüzmekte olan bizler, Allah katındaki şehadet ve huzurları Kerbela’da kanıtlanmış olan kadın, erkek ve çocuklar bir daha bizim bu hâlimize haykırıyor.” diye devam ediyor o nesir.

Değerli milletvekilleri, adaletin olmadığı, sağlıklı dağıtılmadığı bir ülkede hiçbir şeyin sağlıklı olmayacağını ifade edelim biz. Ve şunu ifade edelim ki Türkiye’de özel bir hukuk, kişilere ve zümrelere özel hukuk kitlelerin mutsuzluğu üzerine kurulmuş bir şekilde seyrediyor. Evet, biz bugün bir ülkenin, bir parlamentonun bir yıl içerisinde yapabileceği en önemli yasayı gerçekleştiriyoruz, 2017 merkezî yönetim bütçesi ve bunun yasası. Bu yasa içerisinde, bir yıl boyunca yaşayacağımız her şey var: Eğitim, sağlık, ulaşım, kentleşme, çevre, adalet, demokrasi, her şey bu yasanın içerisinde. Ve 2017 bütçesini görüşüyoruz. Ancak gelin, görün ki, şunu ifade edelim ki bizim gündemimiz bir darbe değil, darbelerin gölgesinde bir yılın en önemli bütçesinin yasasını hazırlama biçiminde seyrediyor. Ve söyleyelim bizim gündemimiz bu değil çünkü biz bu ülkede adaleti sağlamadığımız ölçüde, adaleti 80 milyon insan için aynı eşitlikte istemediğimiz müddetçe, mutlu azınlıkların mutluluğunu mutsuz çoğunluklar üzerine bina ettiğimiz sürece bu ülkede 80 milyon insanın aynı oranda aidiyet ve sahiplenme duygusu gelişmeyecektir.

Değerli arkadaşlar, bakın, bunların yanı sıra, biz dün akşam Meclis Başkanlığına sunulan ve bugün de gazetelerin manşetlerini süsleyen o anayasa paketiyle alakalı olarak ifade edelim: Şimdi, bu Parlamento muhtemelen bir hafta sonra komisyonda, Anayasa Komisyonunda görüşecek ve öngörülebilir bir süre içerisinde şu Meclise o anayasa paketi değişikliğini getirecek. Geçer mi, geçmez mi, bilmiyoruz ama hepinizin dikkatine şunu sunuyorum: Günlerden beri bizim “rehin alma”, “rövanşist duygularla rehin alma” olarak ifade ettiğimiz, 10 üyesi eksik olan bu yasama organıyla alakalı olarak o 10 kişi oy kullanabilecek midir, kullanamayacak mıdır? Çünkü Anayasa değişikliklerinde hiçbir parti grup kararı alamaz, her birey maddeler veya tümü üzerine kendi kanaatiyle oy kullanır. Bu 10 kişi oy kullanabilecek mi, kullanamayacak mı? Belki 328’de kalacak. Belki burada olmayanların bir iki tanesi grup kararı alınamayacağına göre “Evet.” yönünde oy kullanacaktı. Şimdi, bizimle aynı haklara sahip olan bu arkadaşlar bu Anayasa değişikliğinde, ülkede rejim değişikliğine tekabül eden bu değişiklikte oy kullanabilecek mi, kullanamayacak mı? Soruyoruz.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Kullanamayacak.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Bakın, bu itiraftır işte. Tam da günlerden beri söylediğimiz bu. “Kullanamayacak.” diyorsunuz değil mi Ali Bey?

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Tutuklu, kullanamayacak. Tutuklu kullanamaz.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Kullanamayacaklar çünkü onlar almışlar. Yargı olsa “Bilemiyoruz. İtirazlar var, onlar buradan başka bir kararla çıkabilirler.” diyebilir. “Kullanamayacaklar.” diyor. Tam da biz de bunu söylüyoruz günlerden beri. Alan da sizsiniz, rehin tutan da sizsiniz. Bunu söylemek istemezdim, sizin bu cümleniz bu anlama geliyor.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Yok canım sen de! Nereden biliyorsun?

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Bana sorsanız, eğer yargı bağımsız olsaydı biz “Yargı bilir.” diyebilirdik. Anayasa Mahkemesinde başvuru bekliyor. Onları rehin alan mahkemelerde, siyasallaşmış mahkemelerde itiraz dosyaları bekliyor.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bakın, o rehin alma politikaları dışında bir de özel hukuk uygulanıyor onlara cezaevinde. Eş Genel Başkanımız Sevgili Figen Yüksekdağ Kandıra 1 No.lu F Tipi Cezaevinde tek kişilik hücrede kalıyor. Tek kişilik hücrenin bir işkenceye tekabül ettiğini bütün uluslararası insan hakları sözleşmeleri ifade ediyor. Hadi, hukukçusunuz Ali Bey, muhtemelen siz de cezaevinde müvekkil ziyaretinde bulunmuşsunuzdur.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Çok.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Yetmiyor, 16 Kasımdan beri avukatıyla hiçbir not alışverişi yapamıyor dosyaya ilişkin. Buyurun, hani tarafsız, bağımsız yargı tutuklamıştı? Onlar orada kalıyorlar, biz “rehin” olarak ifade ediyoruz.

Bir diğeri, Meclisten Meclis faks numarasını istiyor. Not alışverişine müsaade etmedikleri için eline yazdığı Meclisin faks numarası siliniyor. İşte, faşizm budur, biz buna faşizm diyoruz. Yetmiyor, bakın, tek kişilik hücrede, avukat görüşmeleri sağlıksız yapılıyor; bir diğeri, eş başkanımızın kaldığı blokun tamamı boşaltılmış, Figen Hanım’ın. Yetmiyor, sohbet ve ortak alana çıkma hakları bugüne kadar kullandırılmamış; yetmiyor, revire ve görüşe çıkarken -küstahlığa bakın- ayakkabısını çıkarması isteniyor. İşte, rehin politikası budur, rehin politikasıdır bu. Guantanamo’da da böyleydi Naci Hocam. Bakın, aynı… Düşünün, bir milletvekilinin, şu Parlamentonun tek kadın eş genel başkanının ayakkabısının çıkarılmaya çalışılması asla siyasi iradeden bağımsız yapılamaz, oradaki gardiyanların haddine midir ya? Onun önüne ne konmuşsa o yapılır. Bir diğeri, şunu ifade edelim… Ha onda öyle de diğer kadın iradesine yönelik saldırılar; Sayın Gültan Kışanak’ın, Sayın DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel’in, KJA Sözcüsü Ayla Akat’ın farklı mı? Hayır. Burada aslında kadın iradesine dönük bir yönelim vardır.

Şimdi, değerli arkadaşlar, çok kısaca Çevre ve Şehircilik Bakanlığıyla ilgili ifade edeyim. Sayın Bakan, yaklaşık altı aydır, belki biraz daha fazla süredir bugörevdesiniz, hayırlı olsun. Bir önceki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bütçesi görüşülürken sizden önceki Bakan -tam bütçe görüşme dönemlerinde Sur’da, Cizre’de, Yüksekova’da, Şırnak’ta ve Silopi’de çatışmalar vardı- “Biz hepsini planladık. Göreceksiniz, bir dahaki kışa gelmeden oradaki kentler inşa edilecek…” demişti. Çadır bile kuramadınız Sayın Bakan.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – Sana göre öyle.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Oradan geliyoruz Sayın Bakan.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – Nereden geliyorsun?

AHMET YILDIRIM (Devamla) – İki gündür burada yokuz, Şırnak’tan geliyoruz ve birazdan söyleyeceğim, o zaman not alın, cevaplayın. İftiraysa söyleyin iftiradır. Yıkılmış binaların içine girip binaların içerisinden özel eşyalarını çıkarmak isteyen Şırnaklılar özel eşyalarını bulamıyorlar. Ve bizim duyumumuz, siz buyurun hayır deyin, içindeki eşyaların da alınması karşılığında oranın yıkımı ihale edilmiş Sayın Bakan. Hani biz belediye başkanlarınızdan açtık, Sayın Bakan umarım siyasi yaşamınız daha yükselerek devam eder ama şunu iyi biliyoruz: Siz 1998 yılında Melikşah Belediye Başkanıyken ilinizin Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Şükrü Karatepe 28 Şubat darbecilerinin kararlarıyla görevinden uzaklaştırıldı ve siz de kısmen de olsa demokratik bir yöntemle onun yerine seçildiniz, doğru olan bu. Aynen Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 28 Şubatçılar tarafından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığından alınması sonrasında oranın meclisinin Ali Müfit Gürtuna’yı seçmesi gibi. Ama şimdi böyle olmuyor, biliyor musunuz Sayın Bakan? Şimdi, darbecilere rahmet okutur darbeyle hareket ediliyor. Kayyumlar atanıyor, yetmiyor -Van’ın Özalp ilçesinde olduğu üzere- kayyuma da kayyum atanıyor. Düşünün, kayyuma da kayyum atanıyor Van’ın Özalp ilçesinde. 28 Şubatçılar bile bunu yapmadı Sayın Bakan. Aslında çevrecilikle ilgili olarak söyleyeyim, hani diyebilirsiniz: “Orada hendek, barikat vardı, yıkıldı da onun için -geçen yıl görüştüğümüz bu 411 sayılı torba yasadaki 80’inci maddenin (4)’üncü bendinde yargı yolunu kapatan- kamulaştırmalar yapıldı.” İyi de bakın, bundan önceki Başbakan Davutoğlu’nun cümlesinden söylüyorum: “Bu olaylar yaşanmamış olsaydı bile biz kentsel dönüşümün bu şekilde yapılmasını öngörmüştük.” Sayın Davutoğlu söylüyor; bir kelime yorum yapmıyorum.

Bir diğeri; bakın, öyle bir şey ki, Anayasa’nın 125’inci maddesindeki bu kamulaştırmalara itiraz edilme yargı yollarını kapattınız. Oysa Anayasa’nın 125’inci maddesi diyor ki: “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.” Siz şimdi diyebilir misiniz, bir yasanın Anayasa’nın bu amir hükmünün üzerinde olduğunu iddia edebilir misiniz?

Bir diğeri Sayın Bakan, şunu söyleyelim; 6 Kasım günü Zonguldak’ta size yöneltilen, bizim Meclise gelip gelmemeyi tartışmaya binaen, iki haftalık gelmeyişimize dair soruya ilişkin: “Gündem dışı konuşmalar, önergeler… Maddeye geçemiyoruz. Yapıyorlar, bunun dışında yapıyorlar; zaten, çirkinliklerini icra ediyorlar. Bir günde kanun maddesini geçirmek bile zor hâle gelebiliyor.” diyorsunuz. Şimdi, şu Meclisin Anayasa’sı olan İç Tüzük’ü kullanmayalım mı, soru önergesi vermeyelim mi? Muhalefet, hazırlanmış bir kanunu veya ilgili bir Anayasa maddesini nasıl nitel hâle getirebilir? Getirebileceği biçim bellidir; eleştirecek, önerisini yapacak, soru önergesi verecek. Bundan bile rahatsızlık duyan bu yürütmenin açık söyleyeyim…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET YILDIRIM (Devamla) - …bu ülkeyi darbelerden kurtarabilme şansının çok fazla olmadığını, bilakis yeni darbeler üretmekten başka bir şeye hizmet etmeyeceğini ifade etmek istiyorum.

Bütün Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – SayınBostancı…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayınkonuşmacı kürsüde konuşmayı gerçekleştirirken bizim grubumuzun içinden bir vekilin, esasen hukukçu olan bir vekilin hukuki bir değerlendirme olarak ifade ettiği husustan kendine göre siyasi bir sonuç çıkararak grubumuzu töhmet altında bırakıcı, “Zaten bu vekilleri siz tutukladınız.” Şeklinde, siyaset ile hukuk arasında bir bağ kurduğumuz, üzerine tahakküm kurduğumuz şeklinde hak etmediğimiz bir sataşmada bulunmuştur.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) –Bu çerçevede, grup adına ben konuşacağım.

BAŞKAN –İki dakika sataşmadan söz veriyorum. Lütfen yeni bir sataşmaya meydan vermeyelim.

Buyurun Sayın Bostancı.

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) –Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; tutuklanan vekillere ilişkin Meclisin -altını çiziyorum- bir sorumluluğu var. Bu sorumluluk, Anayasa değişikliği çerçevesinde dokunulmazlıkları kaldırması ve yargılamanın önünü açmasıdır. Onun ötesinde, Meclisin yahut da Meclisteki iktidar grubunun yargının ne yapacağına ilişkin arka plan ilişkileri, bir tahakkümü söz konusu değildir. Hukukun işleyişine ilişkin itirazlarınız olabilir, hukukun yanlış yaptığını söyleyebilirsiniz ama sürekli hukukun iktidar tarafından siyasi bir baskı altında olduğu iddiası esasen savcıları ve mahkemeleri başka türden bir siyasal baskı altına alma, “Sizin aldığınız kararlar hukuki değil, bizim ümit ettiğimiz ve beklediğimiz şekilde karar almak zorundasınız.” tahakkümüdür, bunun altını çizmek isterim; bırakın, hukuk kendi işini yapsın.

Vekilimizin söylediği husus bir hukuki mütalaadır, bir siyasal tavır değildir. Şu anda, siz de biliyorsunuz, Meclis Başkanı bu tutuklanmış olan vekillerin yasama faaliyetleri konusundaki durumları nedir, buna ilişkin bir çalışma yapıyor, bu çalışma şekillendiğinde muhakkak bu durum açıklığa kavuşacaktır. Bu konuya ilişkin farklı kanaatlerimiz olur, olabilir ama Meclis Başkanlığı netice olarak bunun nasıl bir güzergâhta halledileceğine ilişkin nihai bir kararla herhalde bunun yolunu açacaktır; katılırlar mı, katılamazlar mı, bu çalışmanın sonucunu beklemek gerekir.

Öte yandan, Sayın Yıldırım burada bazı gazetelere atıfla “Onlar başkanlık manşetiyle çıktılar, oysaki olay olmuştu. Başkanlığı her şeyin önüne koyuyorlar.” derken, sanki gazetelere yönelik bir eleştiri yapıyormuş gibi nihai ihaleyi bize çıkartan yaklaşımını da esefle karşılıyorum çünkü o gazetelerin büyük bir kısmı, basını bilenler bilirler, sekiz dokuz civarında bunu yayınlarlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Esasen, kaç şehit olduğu meselesi de yasaklar dolayısıyla ancak gece yarısından sonra anlaşılmıştı.

Hiçbir durum insan hayatından daha değerli değildir ama yürüttüğümüz siyasi tartışmalar elbette olacak. Yaşanan birtakım dramatik olayları siyasi tartışmaların üstünde bir tahakküm gibi kullanma alışkanlığı da yanlış bir alışkanlık.

Saygılarımla. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Yıldırım, bu tarafı bitirelim, sonra size de dönelim.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım, şahsımı özellikle isim vererek söylediği için, 69’uncu maddeye göre söz istiyorum. Kayıtlara geçmesi lazım çünkü tarih yazılıyor, bunu tarihe not düşmemiz gerekiyor.

BAŞKAN – Buyurun, size de iki dakika süre veriyorum.

Lütfen yeni bir sataşmaya meydan vermeyelim.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

2.- Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya'nın, Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; az önceki konunun özü şu: Anayasa gereğince kişilerle ilgili bir ceza soruşturması yapılırsa ve bu milletvekili olur ve Anayasa’nın 83’üncü maddesi gereğince eğer dokunulmazlığı kaldırılırsa, bundan sonraki kısım tamamıyla bir yargı sürecidir; yargı hangi kararı verirse hepimiz buna saygı göstermek durumundayız. Eğer bir tutuklama kararı vermişse 5275 sayılı Cezaların ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun gereğince tutuklulukla ilgili kısımda kişinin bir kısım hak ve hürriyetleri sınırlandırılır. Bu sınırlandırma… Cezanın infazı süresince cezaevinde bulunur. Cezaevindeki bir kişinin bu milletvekili de olsa Genel Kurul salonuna gelip oy kullanması diye bir husus söz konusu olamaz. Ancak, tutuklama ve tutuklamayı kaldırma tamamıyla yargının görevindedir. Yargı ne karar verirse hepimizin başı üzerinde yeri vardır. Ancak, yargı bugün bir karar vermiştir ve bu karar tutuklama yönündedir; tutuklu kişi de bu hakkını kullanamaz. Söylediğimiz sözün özü budur. Onun dışında, efendim, yok biz itiraf ettik, siyasal bir karar verildi, rehin alındı… Karar veren Türk mahkemesidir; yargı kararını veren, tutuklama kararını veren Türk mahkemesidir. Hepimiz bu mahkemeye uymak ve saygı göstermek zorundayız. 30, 40 canımız gidecek, orada insanlar paramparça olacak, bir sürü şehidimiz olacak, geleceğiz, aklımızla alay edeceksiniz burada! Böyle bir şey yok. Bu aziz millet hepimizi görüyor, her şeyi görüyor ve not ediyor; tarih de not alıyor. O sebeple, tutuklu olduğu müddetçe herkes sonucuna katlanacaktır. Bu vesileyle açıklamak istedim.

Hepinize saygılar sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Yıldırım…

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Bostancı benim hâkim ve savcıları etkilemek üzere bir konuşma yaptığımı iddia etti. Ben de İç Tüzük 69’a göre sataşmadan söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

Son olsun, lütfen yeni bir…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan, grup adına da söz istiyorum.

BAŞKAN – Sizinle alakası yok Sayın Danış Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Bütün grubumuzu…

BAŞKAN – Hayır, Sayın Yıldırım’ın konuşmasına istinaden…

Buyurun Sayın Yıldırım.

İki dakika süre veriyorum.

3.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım'ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

AHMET YILDIRIM (Muş) – Teşekkür ederim.

Şimdi, değerli arkadaşlar, hani meşhur bir hikâye vardır, Allah, haset biri kendisinden çok şey niyaz edince“Tamam ya kulum, sana vereceğim, ne istersen vereceğim ama sana ne istersen şu komşuna iki katını vereceğim.” diyor. Haset bu ya “Bir gözümü çıkar.” diyor. Şimdi, siyasi iktidarın demokratik yollarla, seçimlerle, siyasetle, sözle 7 Haziranda ve 1 Kasımda baraj altında bırakamadığı HDP’yi hapsetmek uğruna bütün Türkiye'yi kör ettiğini biz sonuna kadar haykıracağız.

Benden önceki sayın hatip çıkmış, Anayasa 83’e göre dokunulmazlıkların kaldırıldığını söylüyor. Hâlâ, bir hukukçu olarak yapılan değişikliği bile bilmiyor. Dokunulmazlık falan kaldırılmadı, hâlâ şu an dokunulmazlıkları var; sadece, haklarında bulunan fezlekelerle ilgili yargılanma yolu açıldı.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Cehalet okumakla gitmiyor. Bunu görüp öğreneceksin.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Bakın, alın, tutanaklardan okuyun. Ne söylediğinizi bile bilmiyorsunuz.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Aç, oku. O fiille ilgili dokunulmazlık kalkar, diğer kısmı devam eder. O kısımla ilgili dokunulmazlık kalkar. Eksik biliyorsun.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Bir diğer husus, Sayın Naci Hocam, söyleyeyim size: Bakın, Sayın Erdoğan, Sayın Binali Yıldırım, Meclis Başkanı Sayın İsmail Kahraman veya grup başkan vekillerinden biri tutuklanırsa siz susabilirsiniz. Eğer böyle bir yapmacık yargı tiyatrosu üzerinden bunu sineye çekebiliyorsanız siz çekebilirsiniz, biz çekmeyeceğiz. Bunların tutuklanması durumunda siz ne hissedecekseniz biz şu anda onu hissediyoruz. Siz sadece şu Parlamentonun betonları ve dört duvarı arasına kapatmış olabilirsiniz kendinizi, yaşam buradan ibaret değil.

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – Haddini bil, haddini!

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Biz bu yönüyle de asla bu rehin alma durumunu, bu yargı tiyatrosunu, siyasallaşmayı kabul etmedik, etmeyeceğiz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – Kimin neden tutuklandığı belli. Haddini bil!

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sen haddini bil. Çık, oradan konuş.

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – Haddini bil, konuşma. Ben her yerden konuşurum.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, konuşmacıyı davet edeceğim.

II.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 433) (Devam)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun (S. Sayısı: 434) (Devam)

A) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ÜNİVERSİTELER (Devam)

D) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI (Devam)

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Şimdi söz sırası Milliyetçi Hareket Partisi Grubunda.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına ilk söz Ankara Milletvekili Zühal Topcu’ya aittir.

Buyurun Sayın Topcu. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi dakikadır.

MHP GRUBU ADINA ZÜHAL TOPCU (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, bugün gerçekten çok üzgünüz. Uzun süreden beri devam eden ama dünden beri de gerçekten yürekleri parçalayan bir durumla karşı karşıyayız. Dün İstanbul’da gerçekleşen terör eyleminde şehit olan kardeşlerimize Allah'tan rahmet diliyoruz, ailelerine ve Türk milletine de başsağlığı diliyoruz, yaralı kardeşlerimize de bir an önce Cenab-ı Hak’tan şifalar temenni ediyoruz.

Bugün aynı zamanda, biliyorsunuz, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz’in dünyayı teşrifi olan Mevlit Kandili’mizi de bugün kutluyoruz. İnşallah hayırlara vesile olur. Ama şöyle de bir dileğimiz var: Bu mübarek Mevlit Kandili’nde Allah’tan niyazımız Türk ve Türkiye düşmanlarını kahretmesidir ve bir daha bu terörden nemalanan insanlara da fırsat vermemesidir.

Evet, bugün gerçekten elimiz kolumuz kalkmıyor, sözün bittiği yer aslında ama burada bir şeyler de söylemek zorundayız. Bütçe için, özellikle Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi için burada kürsüye gelmiş bulunuyoruz. Onun için de genel olarak sorunlardan bahsedip nelerin yapılması konusunda da Milliyetçi Hareket Partisi olarak görüşlerimizi ifade edeceğiz.

Bütçede özellikle Adalet ve Kalkınma Partisinin millî eğitim konusu geldiğinde sürekli gündeme getirdiği bir konu var “Biz bütçeden en fazla payı millî eğitime veriyoruz." diye. Şimdi, bu gerçekten olumlu bir gelişme diye biz de her zaman bu kürsüye çıktığımızda bu paylaşımlarda bulunduk, bunlara bakabilirsiniz de. Ama buradan şunu özellikle belirtmek istiyoruz ki para her şey değil. Okul yapabilirsiniz, sınıf yapabilirsiniz, bilmem, bir sürü altyapıyı tamamlayabilirsiniz ama bu eğitimi buralarda gerçekleştirecek olan, insan unsurunu besleyecek olan öğretmenleri ve yöneticileri yetiştirmedikten sonra, onları gerekli niteliklerle donatmadıktan sonra, ondan sonra bir sürü problemlerle karşı karşıya kalırsınız. Sonra dersiniz ki: “Aslında biz PISA’da şöyle şöyleydik ama işte Finlandiya da düşürdü, biz aslında başarılıyız.” Bir yerlerden başarı arama yollarını sürekli olarak ne yaparız bu sefer, bunun telaşı içerisinde yanar tutuşuruz. Ve bu arada, özellikle Millî Eğitim Bakanlığı sürekli olarak sisteme yönelik olarak bütünsel bakış tarzı yerine yama yapmayı ve ideolojik bakmayı tercih ederken ama bir taraftan da değerlerin altüst olduğunu görüyoruz, değerlerin tepetaklak gittiğini görüyoruz. Özellikle çocuklara ve gençlere yönelik yapılan uygulamalarda ve bunların sahip olması gereken, bu milletin, bu necip milletin özelliklerini yansıtmaları gerekirken bakıyoruz ki bir sürü istenmeyen davranışların gündeme geldiğini görebiliyoruz. Bugün haberlerde, yetiştirme yurdunda 4 tane kızımız -18 yaşın altında- intihara teşebbüs ediyorlar. Acaba neden? Değerleri ihmal ettiğimizi hatırlıyor muyuz? Çocuklarımıza gerçekten önem vermediğimizi acaba hatırlayabiliyor muyuz? Okullarda ve gençler arasında özellikle uyuşturucunun yükseldiğini görebiliyor muyuz? Çocuklara yönelik istismarın ve gençlere yönelik de istismarın ve tacizin yükseldiğini görebiliyor muyuz acaba? Hani istatistiksel rakamların ötesine geçip bunların, her bir çocuğun bile ne kadar değerli olduğunu acaba hatırlayabiliyor muyuz?

Hemen burada küçük bir şeyden bahsetmek istiyorum. Millî Eğitim gerçekten sürekli olarak geometrik artışla hata üstüne hata yapmaya başladı ve şu ifade kullanılıyor: “1,5 milyon sınava giren öğrenci var, birkaç kişide hata yapılsa ne olur?” Biz kabul etmiyoruz. Bir ülkenin en değerli varlığı insan unsuru, hele de çocukları ve gençleri.

En son hemen küçücük bir örneği de sizinle paylaşıp başka konuya geçmek istiyorum. Bu son yapılan TEOG sınavında 8 tane öğrencinin sınavı aynı pakete konmadığı için iptal edildi. Bu çocuklar yeniden sınava alınacak ve her seferinde de her Bakan “Sınavı kaldırıyoruz.” derken tekrar bu çocukları daha fazla sınav maratonuyla ve uygulamalarıyla karşı karşıya bıraktı. Ama görüyoruz ki hâlâ bu gençliğin, bu çocukların geleceği dikkate alınmıyor. “Ne var canım, bir daha sınava girsin!” Yani empatik bakmak lazım. Her bir sınav çocuktan bir sürü şeyleri alıp götürürken oradaki sistemin hatasını, oradaki uygulayıcıların hatasını ne yapıyoruz, bu çocukların üzerine yıkıyoruz. Devlet problem üretmez, devlet problem çözer ama her zaman problem üretmede sürekli olarak ısrarınızın olduğunu da görebildik.

Eğitim kademelerine göre harcamalara baktığımızda, artıyor ama hâlâ OECD ortalamalarından çok da fazla düşük olduğunu görebiliyoruz. İlkokul, ortaokul, lise ve yükseköğretimdeki öğrenci başına harcamalara baktığımızda, ortalamaları verdiğimde; 4,4 oranında arttığını görürken, dolar olarak verirken, OECD ortalamalarının neredeyse 10,5 olduğunu görebiliyoruz.

Ve yine, şunları vermek istiyoruz: Özellikle ikili öğretim yapan okullara baktığımızda, 2015 verilerine göre ilkokulların yüzde 20’si, ortaokulların yüzde 19’u, ortaöğretim kurumlarının da yüzde 11’i ikili öğretim yapıyor diyoruz. Ama öğrenci oranlarına baktığımızda, neredeyse ilkokuldaki öğrencilerin yüzde 51’i ikili öğretim yapıyor. Bakın, bina olarak baktığımızda, bunun çok daha küçük olduğunu görürken öğrenci oranları olarak baktığımızda da yüzde 51 olduğunu görebiliyoruz. Bir an önce tedbir alınması gerekiyor.

Ve yine, yalnızca okulla, bilgi yüklemeyle bu işlerin anlam kazanmayacağını da söylüyoruz. Yine, kendi istatistiklerine göre Millî Eğitimin, spor salonu, kütüphane gibi çocukların hem fiziki hem zihinsel gelişimlerine katkı sağlayacak olan aktivitelerin de ihtiyaçlara cevap veremeyeceğini, vermediğini de söylüyoruz. Spor salonu bulunan okulların yüzdesi, yüzde 8. Kütüphanesi olan okulların oranı da yüzde 39. Bu çocuk kitap okuma alışkanlığını nerede kazanacak, nasıl kazanacak, tekrar sorgulanması gerekiyor bunların.

Ve yine, özellikle okul öncesi eğitimdeki okullaşma oranlarının da artık gelecek yıldan itibaren zorunlu olarak gelmesi bu rakamların da ne kadar eksik olduğunu bize gösteriyor.

Ben, yine bu eleştirileri sürdürürken 6 Millî Eğitim Bakanından bir tanesi olan bir bakanın köşe yazılarında bahsettiği millî eğitim sistemini eleştirmeye yönelik ifadelerini sizlerle paylaşıyorum ve diyor ki: “PISA ve TIMSS sınavlarında son sıradayız. Eğitim nitelikli insan gücü ve insani gelişmişlik endekslerinde oldukça gerilerdeyiz, acaba bunu nasıl toparlayabiliriz?” Ve tavsiyelerde bulunuyor, “Müfredatı değiştirmek neyi değiştirir? Şu anda, tekrar, Millî Eğitim Bakanlığı, müfredatı değiştirecekmiş, acaba neyi değiştirecek?” diye yüksek sesle soruyor.

Şimdi, OECD ülkelerinin ortalamalarına göre ve herkesten çok daha eksik olarak, bakıyoruz ki OECD ülkelerinden daha eksik ders alıyoruz. Matematik dersi açısından baktığımızda, OECD ülkelerinin ortalamalarından yüz doksan sekiz saat daha az ders görüyoruz ama ders içeriği olarak bakıldığında, Singapur’un da 2 katı olarak veriliyor. Şuna göre bakıyoruz, ders saati olarak diğer OECD ülkelerinden altı yüz seksen saat biz eksik ders görüyoruz. Bunu, özellikle AKP iktidarında Millî Eğitim Bakanlığı yapmış olan bir şahsiyetin yazılarından aldık, bunları da sizlerle paylaşmak istiyoruz. Son cümlesi de: “Öğrenimin niteliğini ve niceliğini öğrencinin değil, müfredatın belirlediği sistem, özgür, yenilikçi ama aynı zamanda hüner ve hikmet sahibi insan yetiştirmez ve çocuğa özgü yöntemlere değil müfredat programını yetiştirmeye odaklı öğretmen, eğitim seviyesini yükseltemez.” Evet, öğretmenlerimizi yalnızca müfredatı yetiştirme aracı olarak gören bir sistemin başarıya ulaşması da çok fazla beklenemez diyoruz. Ve buradan da şunun altını çize çize belirtiyoruz ki: Millî Eğitim Bakanlığının, millî eğitim bürokrasisinin ve iktidarın gerçek ötesi fantezilerle uğraşma yerine artık gerçeğe yönelmenin zamanı gelmiştir. On dört yıl millî eğitimi hep gerçek ötesi fantezilerle uğraştırdınız, artık gerçeğe dönün.

Ve son yapılan sınavlara baktığımızda bizim öğrencilerimizin kaçıncı sırada olduğunu artık herkes söyledi ama yine de oradan hareketle baktığımızda artık diyoruz ki beceri sahibi, belirli niteliklere, özelliklere sahip öğrenci yetiştirmemiz lazım, gençlik yetiştirmemiz lazım. Yani diyoruz ki, tekrar ediyoruz, şapkamızı koyup biz nerede hata yapıyoruz diye bütüncül perspektiften olayı irdelememiz lazım. Suçlu aramayı bir kenara bırakalım. Tamam, herkes birbirini suçlar. “Şu suçlu...” İşte, okul yöneticileri öğretmenleri suçlar, veliler sistemi suçlar veya siyasi partiler şunu suçlar ama biz de diyoruz ki özellikle çok zor bir dönemden geçtiğimiz bugünlerde muhalefetin ikazlarına da lütfen ses verin. Yıllardır buradan Adalet ve Kalkınma Partisini uyardık ama hâlâ da dinlenmediğini ve ideolojik ve partizan bir tutumdan olaylara bakıldığını da biz buradan paylaşmak istiyoruz.

PISA sonuçlarına gitmeye hiç gerek yok. Sayın Bakan, özellikle tekrar ediyorum, YGS’deki ortalamalara bakalım. Türkçe dersinde 40 sorudan ortalamamız -2016 ortalaması- 19,3, matematikte 40 sorudan 7,9, sosyal bilimlerde 10,7, fen bilimlerinde de 4,6. Bu sonuçlara bakarak PISA’yı değerlendirmeye kalktığımızda, PISA sonuçlarını değerlendirdiğimizde bu sonuçların böyle olacağı çok önceden belliydi çünkü sürekli olarak sistemdeki parçaları değiştiriyorsunuz, “Olmadı şunu yapalım, olmadı bunu yapalım…” Derdimiz yalnızca müsteşar yardımcılığını artırmak veya işte, okul denetimlerini şuradan alıp buraya vermek, yurt açtırmak. İşte, “Şunlar baksınlar, şunlara yurt açma imkânı verelim.” şeklinde kategorize olmuş zihinlerle bu iş gitmeyecektir. Buradan özellikle bunları da paylaşmak istiyoruz.

TEOG kapsamındaki derslere bakıldığında da matematik dersinin not karşılığı 1, fen bilgisi 2, Türkçenin ise 3 olduğu da görülüyor. O zaman, bakıldığında, demek ki daha çok, PISA sonuçlarıyla… Eğer bu zihniyetle gittiğimiz zaman, bu sonuçlara çok fazla üzüleceğiz demektir. Bunları da vermek istiyoruz.

Tabii ki uluslararası kriterler, bunlarla mukayese kendimizin ne kadar gelişme katettiğini görebilme imkânı açısından önemli. İşte, diyoruz ki: Uluslararası öğrenci başarı testleri skoru ile özellikle kalkınan ülkelerin gelişmişlik boyutlarına baktığınızda, yani gayrisafi yurt içi hasıla arasında doğru orantılı bir ilişkinin olduğunu görebiliyoruz. Yani uluslararası endekslerde başarılı olan ülkelerin gayrisafi yurt içi hasılaları da yüksek. O zaman, ekonominin iyi gitmesini istiyorsak eğitime ağırlık vermemiz lazım. Terörün bitmesini istiyorsak gerçekten çözüm üretmemiz lazım ve birçok alanda değerlerin tekrar Türk İslam âleminin ruhuna, geleneğine, değerine uygun olarak yeşermesini istiyorsak eğitime önem vermemiz gerekiyor.

UNESCO’nun Okuryazarlık Atlası’na bakıldığında, Türkiye’de 7 milyonu aşkın kişinin okuma yazma bilmediğini görebiliyoruz ve yine, Küresel İnovasyon Endeksi 2016’ya baktığımızda, Türkiye'nin 42’nci sırada olduğunu söyleyebiliriz. Yüksek teknoloji ihracatına baktığımızda, Türkiye'nin 2,3 milyar dolarla alt sıralarda kaldığını da söyleyebiliriz burada. Endüstriyel tasarım başvuru sıralamasında -2016 verileri bunlar hep- ilk 10’da olmadığını söyleyebiliriz. Marka başvuru sıralamalarında ilk 12’de yok. Yine, dünya üniversiteleri sıralamasına bakıldığında da ilk 300’e bazı zaman 1 üniversite giriyor ama ilk 500’e baktığınızda birkaç üniversitemizi görebiliyoruz. Gerçekten, bizim bütün üniversitelerimizin katma değer üreterek bu ülkenin gelişmişliğine ve kalkınmışlığına katkıda bulunmasını ve dünya sıralamasında önemli yerlerde olmasını da gönül istiyor. Tabii ki burada, işte bunların yapılabilmesinde en önemli unsur “öğretmen yetiştirme” diyoruz ama öğretmen yetiştirmeye baktığımızda da -sürekli olarak, demin ifade ettiğimiz- hâlâ yamalar var ve gereken önemin verilmediğini de görebiliyoruz.

Şimdi, 2015-2019 Strateji Planı’na baktığımızda hâlâ ücretli öğretmenlik sütununun açıldığını görüyoruz. “Öğretmenliğin sözleşmesi olmaz.” diye, “Sözleşmeli öğretmen olmaz.” diye buradan tekraren söylememize rağmen, bir de daha ücretli öğretmenliğin strateji planına alındığını da görebiliyoruz. Bu, gerçekten onur kırıcı bir şey, gerçekten yüz karası olarak ifade edilebilecek bir şey. Bunun bir an önce ortadan kaldırılması gerekiyor. Bunları da belirtelim.

2015 yılında 417.480 öğretmen adayı KPSS eğitim bilimleri sınavına giriyor. Eğitim fakültesi sayısı 92 ve şu anda eğitim fakültesinde okuyan öğrenci sayısı 217 bin, kontenjan da yıllık 46 bin. Ama görüyoruz ki, eğitim sistemi popülist politikalara sürekli alet ediliyor ve her yıl kontenjanlar artırılarak ve alternatif çözüm önerileri geliştirilmeden yine de “Her yere üniversite açtık.” ifadeleriyle, gurur kaynağı gibi bunlar, bu çocuklar dört yıllık oyalama sürecine sokuluyor. Tabii ki üniversitelerimiz olsun ama çözüm üretebilecek üniversiteler olsun. O çocuklar mezun olduğunda, her biri bir alanda katma değer üretebilecek konumda olsunlar. Gönül istiyor ki, bu şekilde, her gittiğimiz yerde Aziz Sancarlarımız olsun, Gazi Yaşargillerimiz olsun ama bunların sayılarının parmakla sayılacak kadar çok az olduğunu da paylaşmak istiyoruz.

Açık Öğretim Lisesi… Yıllardır buradan dedik ki: “Bu çocukları açık öğretim liselerine göndermeyelim. Bizzat sınıflarda o eğitimin tozunu yutsunlar, sınıfların, tebeşirin tozunu yutsunlar, birbirleriyle iletişim içine geçsinler, sosyalleşsinler, öğretmenlerle bir araya gelsinler.” Ama görüyoruz ki, işte, yine bir sendikanın hazırladığı rapora baktığımızda, hâlen 1 milyon 536 bin öğrenci Açık Öğretim Lisesine kayıtlıdır. Ama bunların akıbetini bilmiyoruz ve diyoruz ki…Sendikanın da kullandığı başlığı burada vermek istiyorum: “Başarısız öğrenci deposu mu?” diye de böyle bir başlık kullanmış.

Şimdi, son yapılan, biliyorsunuz, Antalya’da da bir toplantı yaptınız, “mesleki eğitimi memleket meselesi” olarak da her yerde vurguluyorsunuz ama gördük ki mesleki eğitim öğrencileri itilmiş öğrenciler. Bakın, zamanında, imam-hatip öğrencileri derece yapan öğrencilerdi ama şu anda görüyoruz ki yani imam-hatip açacağız diye bütün mesleki eğitimleri de bütün her tarafı da telef ettiniz. Yani, öğrencileri alıyorsunuz ama imam-hatiplerdeki kaliteyi düşürdünüz. Biz, tekrar, o imam-hatiplerin ve diğer meslek liselilerin kaliteli hâle getirilmesini istiyoruz. Ortalamanın çok çok altındalar üniversite sınavlarında, bütün mesleki eğitimler ve imam-hatipler.

Artık diyoruz ki: Yeter. Bu ülke bizim. Yüreğimiz yaralı. Bir an önce çözüm üretilmesi lazım. Bu çözümün de şu andan itibaren başlangıç noktası millî eğitimdir. Onun için, buradan tekrar sizlere seslendik.

Teşekkür ediyoruz, saygılar sunuyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Topcu.

Şimdi söz sırası Adana Milletvekili Mevlüt Karakaya’ya aittir.

Buyurun Sayın Karakaya.

Sizin süreniz on beş dakikadır.

MHP GRUBU ADINA MEVLÜT KARAKAYA (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, şaşılacak hâller yaşıyorum. Bugün 38 şehit var ve adres Kandil’i gösteriyor. Kandil gecesi arifesini kana bulayanlar bilsin ki Türk millî devleti Kandil’i de onlara dar edecektir, Türk Bayrağı’nı da Kandil’e dikecektir.

RUHİ ERSOY (Osmaniye) – Var ol Hocam.

MEVLÜT KARAKAYA (Devamla) – Kandil’e mesafe koyamayan ve onlara yardım ve yataklık yapanların ironik hâlini de ibretle izliyoruz. Türk devletinin karşısına mertçe çıkamayanlar namertçe, kalleşçe yollara başvurmaktadırlar. Dün de böyleydi bu, bugün de böyle. Kâbil’de, Karabağ’da, Bağdat’ta, Şam’da insanlık dışı yöntemlere başvuranlar İstanbul’da kanlı yüzünü göstermiş, milletimizi acılara boğmuştur.

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz’in doğum yıl dönümünü idrak ettiğimiz anlarda, onun müjdesiyle fethedilen İstanbul’a insanlığı hedef alan vahşeti yapanlara lanet olsun! Milletimizin başı sağ olsun.

Türkiye kendi varlığını korumak, meşru haklarını savunmak için kıyamete kadar mücadele edecektir, asla bu yoldan dönmeyecek, zalime boyun eğmeyecektir.

Milliyetçi Hareket Partisi zulmeti yenmek, katilerden hesap sormak, devletimizi güçlü kılmak, birlik ve beraberliğimizi temin yolunda, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da her türlü fedakârlığı yapmaya ve bu yoldaki her türlü mücadeleye destek olmaya devam edecektir.

Bu vesileyle, bu hain saldırıda hayatını kaybeden tüm şehitlerimize Yüce Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı, yaralılarımıza da şifalar diliyorum. Aziz ve necip milletimizin başı sağ olsun diyorum.

Sayın Başkan, büyük Türk milletinin değerli milletvekilleri; 2017 yılı merkezî yönetim bütçesinin Millî Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu, üniversiteler ve ÖSYM’yle ilgili kısmında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarının 15’inci bütçesini görüşüyoruz. Üç gün önce Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının bütçesinde de ifade ettiğim gibi üzerinde konuştuğumuz bütçe kanun tasarısı yasalaştığında Hükûmete 645 milyar lira, eski parayla 645 katrilyon bir kaynağı toplama ve kullanma yetkisi vermiş olacağız. Bunun 598 katrilyonunu, yaklaşık 600 katrilyonunu milletten vergi olarak, ceza olarak, harç olarak veya diğer sair gelirler olarak toplayacak, aradaki fark olan, yaklaşık 47 katrilyon için de bütçe açığı olarak borçlanma yetkisini almış olacak.

Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarının bu yüce çatı altına getirdiği bütçelerin sayılarıyla bütçe içerik ve rakamlarının kalitesi maalesef ters yönlü bir ilişki göstermiştir. 2002 yılı sonunda iktidara gelen AKP, 2003 yılı bütçesini kucağında bulmuş, gerçek anlamda ilk bütçeyi 2004 yılında getirmiştir. Bu ve devam eden yıllarda 57’nci Hükûmetin 2001 yılındaki uygulamaya koyduğu güçlü ekonomiye geçiş programını devam ettirmiş ve bunun da uzun yıllar semeresini almıştır. Ancak 2007 yılından sonra yapılması gereken yapısal düzenleme ve reformlar konusundaki eksikliğin sonuçlarını devam eden yıllarda göstermeye başlamıştır, bütçede de bunu görmemiz mümkün. Elbette çağdaş bütçe ve vergileme anlayışında toplanan kaynaklar karşılıksız değil. Bunların hesabını burada bütçe hakkı adı altında bu Mecliste soruyoruz, bugün de bunu soracağız, sorgulayacağız. Ancak şunu ifade edeyim ki: Bütçenin rakamlarında ve içeriğindeki kalitenin düşmesindeki en önemli husus, bir yıllık gayrisafi yurt içi hasıladan yani milletin, devletiyle vatandaşıyla, çiftçisiyle, köylüsüyle, sanayicisiyle çalışarak, didinerek ürettiği bir yıllık hasılattan aldığımız -ki bu harcama boyutuyla yaklaşık yüzde 30’una tekabül ediyor- bu pay, AKP bütçe dönemlerinde özellikle 2007 yılından sonra artmaya başlamış. Yani milletin payından daha çok fazlasını bütçe olarak almaya başlamışız. Bakın, 2002 yılında, o kriz şartlarında toplam gelirin yüzde 22,7’sini toplayan Hükûmet, daha sonraki yıllarda, örneğin 2010 yılında bu rakamı yüzde 23,1’e, 2012’de 23,5’e, 2014’te 24,3’e, 2016’da yüzde 25’i aşmış, bugün de üzerinde tartıştığımız tasarıda bu rakam yüzde 25 civarlarında. Buna elbette itiraz edilebilir, kamu borçlarının azalmasıyla ilişkilendirme yapılabilir, bütçe açıkları düşürüldü denebilir, daha birçok şey söylenebilir; otururuz, güzelce tartışırız. Özelleştirilen kamu bankalarından başlarız, özelleştirilen kamu varlıklarından devam ederiz, artan dolaylı vergi yüklerinden ve kamu kaynaklarının israfından bahsederiz, iyi de olur.

Vergi yükü demişken aklıma geldi, bakın, vergi yükü ayrıntılı olarak incelendiğinde yine, 2002’ye göre bir karşılaştırma yapacak olursak vergi yüklerinde de önemli ölçüde bir artış olmuştur. Örneğin, 2002 yılında toplam gelirin her 100 lirasının 17 lirası vergi olarak toplanırken bugünlerde bu rakamlar 20 liranın üzerine çıkmıştır.

Değerli milletvekilleri, tabii, Millî Eğitim Bakanlığı, YÖK ve ÖSYM bütçelerine baktığımızda, toplamda 111 milyar TL’lik bir kaynak bizden istenmektedir; elbette vereceğiz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, eğitime ayrılan kaynak ne kadar yüksek olursa olsun yetersiz bulacağımızı ifade etmek istiyorum çünkü biz, bir ülkenin geleceğinin o ülkedeki eğitimde olduğuna inanıyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz, eğitimi, bağımsızlığın sigortası, kalkınmanın yegâne itici gücü, sosyal barış ve huzurun keskin mayası olarak biliriz, programlarımızda da bu şekilde yer veririz.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi, eğitimdir ki, bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk hâlinde yaşatır ya da esaret ve sefalete terk eder; tarih bunların örnekleriyle doludur.

Değerli milletvekilleri, mali konularda sayıların çokluğu ya da rakamların büyüklüğü tek başına bir anlam ifade etmez. Sayılar veya rakamlar ancak bir misyonla, hedef ya da amaçlarla ilişkilendirildiklerinde bir anlama bürünürler.

Sayın Bakanım, 2017 yılında bu millet çalışacak, çabalayacak ve elde edeceği gelirin her 100 lirasının 5 lirasını sadece size bütçe olarak verecek ya da bir başka açıdan, kamuya ayrılan toplam kaynağın 17 lirasını verecek. MHP olarak, daha fazla aktaralım deriz, buna bir itirazımız elbette yok ancak biz, bazı konuların da açığa kavuşmasını elbette arzu ediyoruz. Soruyoruz, bu kaynakla eğitimde hangi sorunu çözüp hangi amaç ve hedefleri gerçekleştireceksiniz? Mesela, şu, OECD tarafından yapılan ve son dönemlerde uluslararası arenada gerçekten boynumuzun bükülmesine neden olan bu araştırma sonuçlarının iyileşmesi yönünde bir katkısı olacak mıdır? Örneğin, “PISA” denilen uluslararası öğrenci değerlendirme araştırmasında sonlarda yer alan durumumuzda acaba bir düzelme söz konusu olacak mıdır? Yine, yetişkin becerilerinin uluslararası değerlendirilmesi araştırması… Bunların ikisi de önemli, kalkınma için önemli. Örneğin, yetişkinlerin becerilerinin uluslararası değerlendirilmesinde, gerçekten, birçok kategoride sonlardan nal topluyoruz; bazı kategorilerde sondan 1’inci, bazılarında 2’nci, bazılarında 3’üncü durumdayız. Onların ayrıntılarına tek tek girmiyorum ama biz bunları düzeltemezsek yani dünyada rekabet ettiğimiz, küresel ortamda yarıştığımız milletlerle eğer bu hazırlığımızı, işin eğitim boyutunu çözemezsek, inanın, kalkınma bizim için bir hayal olacak.

Değerli milletvekilleri, söylenecek çok şey var, tabii ki zaman sınırımız, kısıtımız var. Ben burada üniversitelerle ilgili de birkaç söz söylemek istiyordum ancak zamanın dar olması münasebetiyle bir kısmını atlamak ve kısaltmak durumunda kaldım. Burada Sayın YÖK Başkanımız da burada, daha önce kendileriyle görüşmelerimiz oldu. Hakikaten, üniversitelerle ilgili özellikle misyon farklılaştırması yönünde yapmış oldukları bazı çalışmalar, bazı model uygulamalar var. Mesleki eğitime yönelik birtakım çalışmalarının olduğundan bahsettiler, bunları mutlaka paylaşıyorlar, kamuoyuyla paylaşacaklar. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak, bu anlamda, yükseköğrenimin kalitesinin artması noktasında yapılacak her türlü değişikliği, yeniliği destekleme sözünü verdik ve bunu devam ettireceğimizi söylüyorum. Ancak, burada bir hususu dile getirmek istiyorum. Üniversiteler, tabii, bir toplumun entelektüel vitrini, demokratikleşmesinin, modernleşmesinin lokomotifidir, böyle olmalıdır ancak son yıllarda üniversitelerde yapılan seçimlerle ilgili çok ciddi sıkıntılar yaşıyoruz.

Rektörlük seçimleri -Allah versin- 1992’de ya da o yıllarda -yanlış hatırlamıyorsam- başladı. İlk başlarda teamüller vardı, devam etti ama daha sonra -Allah selamet versin- Ahmet Necdet Sezer, Sayın Cumhurbaşkanımız döneminde başlatılan, açılan bir yolla -daha sonraki Cumhurbaşkanlarımız da devam etti- maalesef rektörlük seçimlerini, üniversitedeki öğretim üyelerinin kendi yöneticilerini seçme olayını sona getirdik.

Şimdi, bir başka husus, başka bir tehlike, üniversitelerdeki öğrencilerin konsey seçimleriyle ilgili olarak karşımıza çıkıyor. Ben buna hemen kısaca bir iki örnek vermek istiyorum. Bilmiyorum, Sayın Bakanımın bilgisi var mı, Sayın YÖK Başkanımızın bilgisi var mı, ben bu vesileyle dile getirmiş olayım; birçok üniversitede konsey seçimlerine müdahale ediliyor.

Bakın, birkaç örnek vereceğim: Örneğin, Anadolu Üniversitesinde, yönerge var “Açık öğretim fakültesi aday gösteremez.” deniyor ama yönergeye aykırı aday gösteriliyor, seçim manipüle ediliyor. Akdeniz Üniversitesinde keza benzer bir durum yaşanıyor. Süleyman Demirel Üniversitesinde, genel seçimde 6 fakülteden sadece 12 oy çıkıyor, itirazlara cevap verilmiyor. Erzincan Üniversitesinde 14-11 seçimi birisi kazanıyor ama seçim iptal ediliyor ve Sayın Başbakana bağlanıyor Sayın Bakanım. Yine, aynı şekilde, Ordu Üniversitesinde 14-13 kazanılıyor, iki hafta sonra seçim iptal ediliyor, bir başbakan yardımcısının danışmanının müdahale ettiği söyleniyor. Karatay Üniversitesinde durum aynı, Necmettin Erbakan Üniversitesinde, Kocaeli Üniversitesinde, Dokuz Eylül Üniversitesinde ve diğer üniversitelerde. Bunları araştıracağınızdan eminim.

Ben bu vesileyle 2017 yılı bütçesinin Türk eğitim hayatına hayırlı uğurlu olmasını diliyor, yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Karakaya.

Şimdi söz sırası Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı’da.

Buyurun Sayın Sancaklı.

Süreniz on beş dakikadır.

MHP GRUBU ADINA SAFFET SANCAKLI (Kocaeli) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri ve bizi televizyonları başında izleyen büyük Türk milleti; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii bugün Spor Bakanlığıyla ilgili, bütçesiyle ilgili birkaç cümle söyleyecektim, hazırlık da yapmıştım ancak dün İstanbul’da yaşanan o hain saldırıdan sonra ne konuşacak moralimiz kaldı ne de söyleyecek bir şeyimiz kaldı. Orada şehit olan kardeşlerimize Allah rahmet etsin, yaralı kardeşlerimiz de bir an önce iyileşsin ve aramıza tekrar katılsınlar.

Tabii ki bu bütçe görüşmeleri yapılacak, doğaldır ki bunlar görüşülecek ama bundan sonra her şeyi bir kenara bırakıp bu terörü nasıl bitireceğimizi konuşmamız gerekiyor.

Ayrıca, bugün Mevlit Kandili; Türk ve İslam dünyasının da Mevlit Kandili’ni kutluyorum.

Evet, Spor Bakanlığının bütçesiyle ilgili birkaç cümle de ben söyleyeyim. Türk sporunun ciddi sorunları vardır, sorunlarla boğuşmaktadır. Tabiri caizse, Türk sporu nefessiz kalmıştır ve uçurumun kenarına gelmiştir. Aşağı yukarı bir buçuk yıldır milletvekiliyim, buradan devamlı uyarı, yapıcı eleştiri ve çözüm önerileri de sunuyorum ama çok bir şeyin değişmediğini maalesef görüyorum.

Şimdi, biraz evvel Osman kardeşim konuşma yaptı burada -Osman, benim çok eski arkadaşım- beş dakikanın dört dakikasında teşekkür etti. Neye teşekkür etti, anlamadım ben de.

Şimdi, 2016 Rio Olimpiyatları var; biliyorsunuz, bu 2016 Rio Olimpiyatları yapıldı. Olimpiyatların yapıldığı senede -dört senede bir yapılır- federasyon seçimleri olur. Bu federasyon seçimleriyle ilgili buradan bazı önerilerde bulunduk “O branşta millî olanları ağırlıklı yapalım, yandaştan, yakından, akrabadan değil de ehliyet ve liyakat sahibi olanları yapalım.” dedim ama çok bir şey değişmediğini de görüyorum.

Bu en son Rio’da yapılan olimpiyatlarda… Eğer bir ülkenin sporunun başarılı olup olmadığını görmek istiyorsanız dört senede bir yapılan olimpiyatlara bakacaksınız çünkü her branştan katılım olduğu için, ülkenin genel spor başarı ortalaması olimpiyatlarda çıkar. En son 2016’da, ondan önce 2012 ve 2008’deki olimpiyatlarda da tarihimizin en kötü olimpiyatları geçti. Orada alınan birkaç tane madalyanın da bir kısmı maalesef yerli olmayan, başka ülkelerden devşirerek aldığımız sporcuların aldığı madalyalardı. En son 2016, bu sene olimpiyatlarda G20 ülkelerinin arasında bile yer almayan Macaristan, Kenya, Jamaika, Hırvatistan, Küba, Yeni Zelenda, Özbekistan, Kazakistan, Kolombiya, İsviçre, Yunanistan, Danimarka, İsveç, Güney Afrika, Ukrayna, Sırbistan, Polonya, Kuzey Kore, Tayland, Slovakya, Gürcistan, Azerbaycan ve Beyaz Rusya gibi bizden çapı ve nüfusu çok düşük olan ülkelerden neden daha az madalya aldığımızı eğer sorgularsak acaba alkışı mı hak ettik, yoksa eleştiriyi mi net bir şekilde görmüş olacağız.

Tabii, güncel olması açısından, hem popüler olması açısından futboldan biraz bahsedeyim ben size. Şimdi, yıllardır, Sayın Bakan geldiğinden beri de bu futbol yasasını konuşuyor, bir an önce çıkması gerektiğini konuşuyor, devamlı bir taslak hazırlanıyor, devamlı gündemde, Sayın Bakan, hâlâ daha bu spor yasasıyla ilgili çalıştığınızı biliyorum ama eğer sisteme müdahale etmezseniz -şu anda en tepede siz varsınız- çok fazla bir şey yapamayacaksınız. Bugün bir kulüp başkanı düşünün, kulüp yöneticisi düşünün farzımisal herhangi bir futbol takımına geldiğinde 10 milyon dolar borcu var, beş sene yönetiyor, borç 100 milyon dolar oluyor kötü yönetimden dolayı, sonra diyor ki: “Ben yoruldum artık, ben gideyim, ben artık çoluk çocuğuma biraz zaman ayırayım, çok vakit harcadım.”, aradaki 90 milyon dolardan sorumlu değil. Peki, bu 90 milyon doların kim cevabını verecek? O zaman ne oluyor? Burada futbolla ilgilenen çok arkadaşımız var, Trabzonspor, Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş ne cezası aldılar? Avrupa kupalarına katılamama ve mali fair playe uymadıkları için de bundan sonra puan silme cezasına, hatta küme düşme cezalarına bile maruz kalacaklar. Sayın Bakan da biliyor ki her sene UEFA, FIFA “Mali fair play kriterlerine başlayın.” diye bizi zorluyor ama Türkiye’deki sistemden, bu kulüpleri yönetenlerin başkasının kesesinden kendini güçlü gösterme, belki de para kazanma veya başka nedenlerden dolayı da bir türlü bu yasa çıkmıyor. Bugün biliyor musunuz ki siz Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor gibi takımların ve diğerlerinin kulüp yöneticilerinin çoğu holding patronu, yönetmeyi çok iyi biliyorlar, özellikle parayı. Peki, siz biliyor musunuz ki son iki-üç yıldır kulüplerimize dünya futbolunu yöneten İsviçre’deki kuruluş diyor ki: “Fenerbahçe, sen bu kadar harcayacaksın bu sene; Galatasaray bu kadar, Beşiktaş bu kadar, Trabzon bu kadar. Uymazsan da puanını silerim, Avrupa kupalarından men ederim, seni de küme düşürürüm.” Bu acı bir gerçek değil mi arkadaşlar? 80 milyonluk büyük Türk milletinin içinden kulüpleri yönetenler yönetemiyor da elin gâvuru İsviçre’den diyor ki: “Siz yönetemiyorsunuz, ben müdahale ediyorum. Bundan sonra bu kadar harcayacaksınız.” Bunun tabii ki gücümüze gitmeme ihtimali yok yani.

Şimdi, biz hep ufak, güncel konularla uğraşıyoruz. Mesela, iki aydır, üç aydır Türkiye’deki futbol ve Millî Takım tartışmasında “Neden acaba Türk futbolu 4’üncü torbadadır?” diye tartışmıyoruz. 4’üncü torba da nedir arkadaşlar? Bu, Avrupa şampiyonalarında ve dünya kupalarında ülkelerin puanlarına göre torbalar vardır. 1’inci torbada dünyanın en yüksek puanlı olan ülkeleri, 2’inci torba ona göre, 3’üncü ona göre, 4’üncü, en son torbada en düşük puanı olan ülkeler… Türkiye 4’üncü torbada. Hatta, geçen, iki ay önceki istatistikte, 4’üncü torbada da sonuncuyuz; San Marino, Lihtenştayn, Lüksemburg bizim üstümüzde. Şimdi, biz bunu tartışmıyoruz, neyi tartışıyoruz biliyor musunuz? “Fatih Terim, Arda’yı alsın mı Millî Takım’a, almasın mı?” “Fatih Terim bilmem kimi kadro dışı bırakmış da alsın mı, almasın mı?” Ya, kimi alıyorsan al, beni ilgilendirmez. Burası Türk Millî Takımı. Şerefiyle, haysiyetiyle oynamak isteyen, temsil etmek isteyen oynar, oynamak istemeyen defolup gider.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Bravo!

SAFFET SANCAKLI (Devamla) – Biz bunları tartışmayacağız. Bizim tartışmamız gereken: Sistemi nasıl kurtaracağız?

Şimdi, bu kulüpler yasasında, eğer bunu bir an önce getirmezsek… Sayın Bakanım, uğraştığınızı da net olarak biliyorum ama kim uğraşıyor biliyor musun bunlarla? 3-5 tane adam. Yani, bilenlere niye sormuyor bunlar, kimden saklanıyor ki bunlar? Futbol Federasyonunu yönetenler belli. Eğer bu ülkede tarihe isminizi yazdırmak istiyorsanız Futbol Federasyonunu hemen görevden alın. Futbol Federasyonu yönetemiyor. Futbol Federasyonu Başkanı ve Kulüpler Birliği Başkanı kapanıyorlar bir odaya, onlar kulüpler birliği yasasını yazıyorlar şimdi. Ne biliyorsunuz da neyi yazacaksınız siz? Lütfen açığa çıkarın, açın kamuoyuna, deyin ki “Yeniden kulüpler yasası yapacağız.” Zaten gelişmiş ülkelerin yasaları belli, Türkiye’ye uyarlarız ve Türk sporunu, Türk futbolunu kurtarırız.

Şimdi, sponsorlar… Birkaç ay önce, Türkiye’nin spora destek veren en büyük holdinglerinden bir tanesi dedi ki: “Ben Avrupa’da maçları seyrediyorum, tribünlerin hepsi dolu ama Türkiye’ye bir bakıyorum, bazı maçlarda 2 bin kişi, 3 bin kişi 50 bin kişilik statlarda ve şiddet olayları var, milletin ilgisi azaldı. Biz aslında, Türk futbolunda altyapıdan oyuncu çıksın, Avrupa’da başarılı olsun, biz de sponsor olarak reklamımızı yapalım diye istiyoruz ama şu anda öyle bir şey yok, biz futboldan çekiliyoruz.” Şu anda Türk futbolu, Avrupa’yla kıyasladığımızda, bırakın oraya doğru yaklaşmayı, çok geri gitmekte. En son yapılan Digiturk’ün aldığı ihalede yıllık 500 milyon dolar artı KDV, bu da dünyanın 6’ncı büyük bütçesi demek futbolda. Yani, dünyada biz bütçe olarak 6’ncıyız ama futbol olarak 4’üncü torbanın en sonundayız. Tabii ki bu da çok ciddi bir problem.

Şimdi, özellikle, on dört yıldır iktidarda olan aynı Hükûmet, çok güçlü bir Hükûmet, yaptığı iyi şeyler var. Özellikle, geçen seneki konuşmanızda da vardı, bu seneki konuşmanızda da büyük ihtimalle olacak, yapılan tesisleri anlatıyorsunuz. Allah razı olsun, tesisler olmazsa olmaz. Gerçekten de büyük bir tesis atılımı yapıldı bu son yıllarda ama hep işe tesis, inşaat bölümünden bakarsanız, o zaman bu durumlara düşeriz biz. Biraz evvel, gene, Osman’a takıldığımdan söylemiyorum, Osman teşekkür ediyor madalya alanlara…

Bir yabancı isim söyledin en son Osman, Gomez mi dedin, Eduardo mu dedin?

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Eduardo.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) – Türk Millî Takımı’ndan Eduardo’ya teşekkür etti madalya aldığı için. Bu, hakikaten bizim için iyi bir şey değil.

Tabii, yasa dışı bahis var Sayın Bakan -çok şey var da kısa kısa değineyim- yasa dışı bahis var. İngiltere’nin bir sitesi var -şu anda reklam olmasın diye söylemiyorum- geçen seneki kârı 135 milyon dolar. İngiltere’de yasal ama Türkiye’de ve bazı ülkelerde yasa dışı. 135 milyon dolar kâr etmişler, bunun yüzde 30’unu sadece Türkiye’den kâr etmişler. Yani, Türkiye’de aşağı yukarı İddaa’nın -tahmin ediyorum şimdi, bunu net söylemeyeyim ama- 10 milyar TL gibi bir bütçesi, dönen parası varsa yıllık, yasa dışı bahiste de 20 milyar lira dönüyor, 2 katı dönüyor. Burada ne yapmamız lazım? Burada bir iki tane not aldım neler yapabiliriz bunlarla ilgili diye. Mutlaka yaptığınız şeyler var ama Bakanlık bu duruma el koymalı, erişimin engellenmesi kararları zamanında değerlendirilmelidir. Kapatılan sitelerin başka isimlerle yeniden faaliyete geçmeleri önlenmelidir. MASAK ve BDDK şüpheli işlemlere dair yükümlülüğünü yerine getirmeyen bankalara yaptırım uygulamalıdır. Bankalar yasa dışı sitelerin hesaplarına doğrudan veya dolaylı olarak para transferi yapanları belirlemelidir ve bunlara gereken yapılmalıdır.

Bunun dışında, bu yasa dışı bahis ve normal bahis futbolu etkiliyor mu? Etkiliyor. Hiç taraftar değiliz ama bir de bu kapitalist düzenin gerçekleri var, bunun içinde devam ediyor, en azından yasal çerçevede devam etsinler.

Milletvekili olduğum il Kocaeli. Yıllarca formasını gururla giydiğim, takım kaptanlığını yaptığım Kocaelispor’la ilgili de birkaç cümle söylemek istiyorum. Gördüğüm kadarıyla burada 1 tane Kocaeli milletvekili var iktidar partisinden.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Biz varız.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Biz varız.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) – İktidar partisinden… Bir de Haydar Bey var…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Geleceğin iktidarı, öyle diyelim.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) – Hayırlı olsun.

Tabii, Kocaelispor’un büyük sıkıntıları var. 2008’de Süper Lig’te olan bir Kocaelispor, 2013’te amatör kümeye düştü. Daha önce de anlatmıştım, Sayın Cumhurbaşkanımız Başbakanken Kocaeli’ne gelip bir mitingde “Bu Kocaeli’nin durumu ne böyle? Buradan bir takım acil Süper Lig’e çıksın ve stadını da yapın.” dedi. Stat yapılıyor ama Kocaelispor amatör kümeye düştü. Sayın Fikri Işık Bey Kocaeli’nden Bakanımız, bizim de arkadaşımız, “Kocaeli Birlik Spor” adı altında bir takım kurdurttu, bütün iş adamlarına talimat verdi, senelik 3-4 milyon lira veren firmalar var, yandaş firmalar ama Kocaeli Birlik Spor 2. Lig’de oynuyor 100 kişiye, Kocaelispor amatördeydi, 20 bin kişiye oynuyor. Şimdi, Kocaelispor 3. Lig’e çıktı. Ricam sizden şu Sayın Spor Bakanım… Fikri Bey’e söylüyoruz ama ne hikmetse Kocaelispor’la ilgili bir problemleri var, ne varsa onları da bize anlatırlarsa biz de belki yardımcı oluruz. Geçen ay Bursaspor Kulübü Başkanını aradım -bir yapılandırma yapmışlar borçlarla ilgili- “Sayın Başkan, ne yaptınız?” dedim. Dedi ki: “Siyasiler de yardımcı oldu, 120 milyon lira borcumuz vardı SGK ve devlete vergi.” Onlar faiz, faizinin faizi, faizinin amcasının oğlu, cezalar var, 120 milyon lirayı 8 milyon liraya düşürmüşler. Kulüp Başkanıyla bizzat konuştum. 120 milyonu 8 milyona düşürmüşler, bunu da yetmiş iki aya bölmüşler. Doğal olarak, Bursaspor hayati bir nefes almış ve borçlardan kurtulmuş. Peki, neden Kocaelispor’un -tahmin ediyorum, onların da bir 70-80 milyon lira borcu var. 7 tane milletvekili, 1 bakan, on dört yıldır tek başına iktidar-bu borçları, o 70-80 milyon 7-8 milyona inip yetmiş ikiye bölünmüyor? Neden o Birlik Spor’a verilen yıllık 3-4 milyonun bir kısmı Kocaelispor’a verilmiyor?

Bakın, ben Kocaeli Milletvekiliyim. 2 milyona yaklaşmış bir şehir. Kocaeli’nin simgesi Kocaelispor’dur ya, markası da Kocaelispor’dur. Onun için, sayın bakanlarımız burada, Spor Bakanımız da burada, Fikri Bey yok -kendisiyle belki bunları tekrar konuşuruz- Kocaelispor’a da lütfen bir müdahale edin.

Tabii buradabir şeyler yazmışım. İki yıldır bu yurtlarla ilgili çok talep oluyor, yurt eksiğimiz var. Sayın Bakanım, lütfen, yaptığınızı görüyoruz ama biraz daha artırabilirseniz bu yurtları… Eğer bu yurtlar artarsa o zaman bu Adana Aladağ’daki faciadaki gibi bu cemaatlere, ona buna kalmaz bu çocuklarımız. Bu konu var.

Bir de bunu söylemek ne kadar doğru, onu da bilmiyorum ama bizim bu terör problemimiz var ya, bizim, bu terör problemini çözerken mutlaka ve mutlaka doğu ve güneydoğudan Süper Lig’e 1-2 takım destekleyip getirmemiz gerekiyor. Bundan birkaç yıl önce -Diyarbakırspor, o bölgede bir ara Erzurumspor, bir ara Elâzığ Süper Lig’deyken- inanın oraya maçlara da gidiyorduk, ziyaretlere de gidiyorduk, bir anda atmosfer değişmişti. Ben 2007-2008 yıllarında İstanbulspor Kulüp Başkanlığı yapıyordum, Diyarbakırspor maçına gittik, 2-1 yendik Diyarbakır’ı Diyarbakır’da. Maç çıkışında en az 5 bin kişi bizi otobüse binerken alkışladı. Onun için, bu konuda da neler yapılabilir, tabii, bunları da konuşabiliriz ama doğudan ve güneydoğudan Süper Lig’e mutlaka takım getirmemiz gerekiyor.

Onun dışında da “mali kriterler” demişiz.

Bir de, madem döviz işini Türk lirasına çevirdik, güzel bir kampanya. Büyük kulüplerde özellikle yabancıların hepsi dövizle ama bir de Türk oyuncuların mukaveleleri dövizlerle. Ee, bu kulüpler, yüzde 20 arttığına göre, büyük bir batağa girmiş olacaklar, buna da biraz dikkat etmemiz gerekiyor.

Ben, tekrar, dün şehit olan kardeşlerimizi alınlarından öpüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - Büyük Türk milletine tekrar başsağlığı diliyorum, bütçenin de hayırlı olmasını diliyorum.

Sağ olun. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Sancaklı.

Sayın Elitaş…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım, dün İstanbul’da bütün milletimizi yasa boğan bir terör hadisesiyle karşı karşıya kaldık. Bu konuyla ilgili 3 siyasi partinin ortak bir metni vardır, izin verirseniz bu kürsüden bu metni milletimizle paylaşmak istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Elitaş, yerinizden okusanız usule daha uygun olur İç Tüzük'e göre.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Her gün 50 kişinin ölmesi usul mü Sayın Başkan? Milletin kürsüsü burası.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım, olağanüstü bir dönem. Milletimizin içi kan ağlarken bu meseleyi milletimiz adına milletin temsilcileri olarak bu kürsüden izin verirseniz okumak istiyorum.

BAŞKAN – Peki.

Millete yönelen tehdide karşı milletin kürsüsünden grup başkan vekillerine bildiriyi okumak için söz veriyorum.

İlk sözü Sayın Elitaş size veriyorum.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

7.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın, İstanbul’da gerçekleştirilen hain saldırının Türk milletinin birliğine, bekasına ve bütünlüğüne yönelik vahşi bir terör saldırısı olduğuna, milletin huzuru için terörle mücadelede güvenlik güçlerinin sonuna kadar yanında olduklarına ve hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediklerine ve 3 siyasi partinin ortak bildirisine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – “Aziz milletimize;

Dün İstanbul’da gerçekleştirilen hain saldırı, aziz Türk milletinin birliğine, bekasına ve bütünlüğüne yönelik vahşi bir terör saldırısıdır.

Bu saldırıyla, hiçbir kutsalı tanımayan teröristler bir kez daha insanlık düşmanı terör yöntemlerini devreye sokmuşlardır.

Hangi terör örgütü olursa olsun bu saldırıyı yapanlar bilsin ki, aziz milletimizin birlik ve beraberliği bozulmayacak, bilakis daha da güçlenecektir. Unutulmamalıdır ki, hiçbir talep terörizme meşruiyet teröriste masumiyete dayanak gösterilemez.

Terör, hiçbir zaman Türkiye’yi teslim alamayacak ve aziz milletimizi yıldıramayacaktır. Zira kadim bir geçmişe sahip bu aziz millet, şanlı tarihi boyunca önüne çıkan birçok engeli birlik ve beraberliğini koruyarak, ortak aklı ve bilinci devreye sokarak bertaraf etmiştir.

Şanlı tarihimizden aldığımız bu güçle terör saldırıları karşısında millet olarak topyekûn mücadele edeceğimizden ve birbirimize daha çok kenetleneceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.

Teröre vereceğimiz en güzel cevap, kardeşliğimizi daha da güçlendirmektir.

Daha önce PKK, DEAŞ, DHKP-C, FETÖ ve diğer terör örgütlerinin benzer şekilde yaptığı bu terör eylemleri karşısında millet olarak nasıl dik durduysak, nasıl terörün amacını boşa çıkarttıysak yine aynı şekilde çelikten bir irade ortaya koyacağız.

Geçmişte defalarca canlı bomba eylemlerine girişen ve masum insanları katleden PKK ve DEAŞ gibi kanlı terör örgütlerinin ve onların arkasındaki güçlerin ve destekçilerinin milletimizin bu güçlü iradesi karşısında yok olacağı aşikârdır.

Milletimiz müsterih olsun, insanlık düşmanı teröristler yenilecek, aziz Türk milleti ve devleti muzaffer olacaktır. Millete kastetmeye kalkışan teröristler ya yok olacak ya da adalete hesap verecektir.

Bizler, acımızın ortak olduğunu ve her türlü siyasi düşünce farklılığını bir kenara koyarak bu derin acıyı paylaştığımızı, yüreğimizde hissettiğimizi özellikle ifade ediyoruz.

15 Temmuzda milletimize ve onun iradesine karşı yapılan FETÖ darbe girişimde ortaya koyduğumuz millî şuuru bu terör saldırıları karşısında da göstereceğimizi aziz milletimizin dikkatlerine sunuyoruz.

Bizler bu bildiriye imza atan siyasi parti grupları olarak devletimizin bekası ve sinesinden çıktığımız aziz milletimizin huzuru için terörle mücadelede güvenlik güçlerimizin sonuna kadar yanındayız.

Bu terör saldırısı neticesinde şehit olan polislerimize, vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.

Milletimizin başı sağ olsun.

                            Mustafa Elitaş                             Engin Altay                                     Erkan Akçay                 

                              AK PARTİ                      Cumhuriyet Halk Partisi                   Milliyetçi Hareket Partisi

                        Grup Başkan Vekili                   Grup Başkan Vekili                          Grup Başkan Vekili”

 

Yüce milletimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Elitaş.

Sayın Altay, aynı gerekçeyle size de söz veriyorum.

Buyurun.

8.- İstanbul Milletvekili Engin Altay'ın, İstanbul’da gerçekleştirilen hain saldırının Türk milletinin birliğine, bekasına ve bütünlüğüne yönelik vahşi bir terör saldırısı olduğuna, milletin huzuru için terörle mücadelede güvenlik güçlerinin sonuna kadar yanında olduklarına ve hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediklerine ve 3 siyasi partinin ortak bildirisine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – “Aziz milletimize;

Dün İstanbul'da gerçekleştirilen hain saldırı, aziz Türk milletinin birliğine, bekasına ve bütünlüğüne yönelik vahşi bir terör saldırısıdır.

Bu saldırıyla, hiçbir kutsalı tanımayan teröristler bir kez daha insanlık düşmanı terör yöntemlerini devreye sokmuşlardır.

Hangi terör örgütü olursa olsun bu saldırıyı yapanlar bilsin ki, aziz milletimizin birlik ve beraberliği bozulmayacak, bilakis daha da güçlenecektir. Unutulmamalıdır ki hiçbir talep terörizme meşruiyet, teröriste masumiyete dayanak gösterilemez.

Terör, hiçbir zaman Türkiye'yi teslim alamayacak ve aziz milletimizi yıldıramayacaktır. Zira kadim bir geçmişe sahip bu aziz millet, şanlı tarihi boyunca önüne çıkan birçok engeli birlik ve beraberliğini koruyarak, ortak aklı ve bilinci devreye sokarak bertaraf etmiştir.

Şanlı tarihimizden aldığımız bu güçle, terör saldırıları karşısında millet olarak topyekûn mücadele edeceğimizden ve birbirimize daha da çok kenetleneceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.

Teröre vereceğimiz en güzel cevap, kardeşliğimizi daha da güçlendirmektir.

Daha önce PKK, DEAŞ, DHKP-C, FETÖ ve diğer terör örgütlerinin benzer şekilde yaptığı bu terör eylemleri karşısında millet olarak nasıl dik durduysak, nasıl terörün amacını boşa çıkarttıysak yine aynı şekilde çelikten bir irade ortaya koyacağız.

Geçmişte defalarca canlı bomba eylemlerine girişen ve masum insanları katleden, PKK ve DEAŞ gibi kanlı terör örgütlerinin ve onların arkasındaki güçlerin ve destekçilerinin milletimizin bu güçlü iradesi karşısında yok olacağı aşikârdır.

Milletimiz müsterih olsun, insanlık düşmanı teröristler yenilecek, aziz Türk milleti ve devleti muzaffer olacaktır. Millete kastetmeye kalkışan teröristler ya yok olacak yada adalete hesap verecektir.

Bizler, acımızın ortak olduğunu ve her türlü siyasi düşünce farklılığını bir kenara koyarak bu derin acıyı paylaştığımızı, yüreğimizde hissettiğimizi özellikle ifade ediyoruz.

15 Temmuzda milletimize ve onun iradesine karşı yapılan FETÖ darbe girişiminde ortaya koyduğumuz millî şuuru bu terör saldırıları karşısında da göstereceğimizi aziz milletimizin dikkatlerine sunuyoruz.

Bizler bu bildiriye imza atan siyasi parti grupları olarak devletimizin bekası ve sinesinden çıktığımız aziz milletimizin huzuru için terörle mücadelede güvenlik güçlerimizin sonuna kadar yanındayız.

Bu terör saldırısı neticesinde şehit olan polislerimize ve vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.

Milletimizin başı sağ olsun.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Altay.

Sayın Akçay, aynı gerekçeyle size de söz veriyorum.

Buyurun.

9.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, İstanbul’da gerçekleştirilen hain saldırının Türk milletinin birliğine, bekasına ve bütünlüğüne yönelik vahşi bir terör saldırısı olduğuna, milletin huzuru için terörle mücadelede güvenlik güçlerinin sonuna kadar yanında olduklarına ve hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediklerine ve 3 siyasi partinin ortak bildirisine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – “Aziz milletimize;

Dün İstanbul'da gerçekleştirilen hain saldırı, aziz Türk milletinin birliğine, bekasına ve bütünlüğüne yönelik vahşi bir terör saldırısıdır.

Bu saldırıyla, hiçbir kutsalı tanımayan teröristler bir kez daha insanlık düşmanı terör yöntemlerini devreye sokmuşlardır.

Hangi terör örgütü olursa olsun bu saldırıyı yapanlar bilsin ki, aziz milletimizin birlik ve beraberliği bozulmayacak, bilakis daha da güçlenecektir. Unutulmamalıdır ki hiçbir talep terörizme meşruiyet, teröriste masumiyete dayanak gösterilemez.

Terör, hiçbir zaman Türkiye'yi teslim alamayacak ve aziz milletimizi yıldıramayacaktır. Zira, kadim bir geçmişe sahip bu aziz millet, şanlı tarihi boyunca önüne çıkan birçok engeli birlik ve beraberliğini koruyarak, ortak aklı ve bilinci devreye sokarak bertaraf etmiştir.

Şanlı tarihimizden aldığımız bu güçle terör saldırıları karşısında millet olarak topyekûn mücadele edeceğimizden ve birbirimize daha da çok kenetleneceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.

Teröre vereceğimiz en güzel cevap, kardeşliğimizi daha da güçlendirmektir.

Daha önce PKK, DEAŞ, DHKP-C, FETÖ ve diğer terör örgütlerinin benzer şekilde yaptığı bu terör eylemleri karşısında millet olarak nasıl dik durduysak, nasıl terörün amacını boşa çıkardıysakyine aynı şekilde çelikten bir irade ortaya koyacağız.

Geçmişte defalarca canlı bomba eylemlerine girişen ve masum insanları katleden PKK ve DEAŞ gibi kanlı terör örgütlerinin ve onların arkasındaki güçlerin ve destekçilerinin milletimizin bu güçlü iradesi karşısında yok olacağı aşikârdır.

Milletimiz müsterih olsun, insanlık düşmanı teröristler yenilecek, aziz Türk milleti ve devleti muzaffer olacaktır. Millete kastetmeye kalkışan teröristler ya yok olacak ya da adalete hesap verecektir.

Bizler, acımızın ortak olduğunu ve her türlü siyasi düşünce farklılığını bir kenara koyarak bu derin acıyı paylaştığımızı, yüreğimizde hissettiğimizi özellikle ifade ediyoruz.

15 Temmuzda milletimize ve onun iradesine karşı yapılan FETÖ darbe girişiminde ortaya koyduğumuz millî şuuru bu terör saldırıları karşısında da göstereceğimizi aziz milletimizin dikkatlerine sunuyoruz.

Bizler bu bildiriye imza atan siyasi parti grupları olarak devletimizin bekası ve sinesinden çıktığımız aziz milletimizin huzuru için terörle mücadelede güvenlik güçlerimizin sonuna kadar yanındayız.

Bu terör saldırısı neticesinde şehit olan polislerimize ve vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.

Milletimizin başı sağ olsun.”

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Akçay.

Sayın Danış Beştaş…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Biz de bir açıklama yapmak isteriz.

BAŞKAN – Buyurun.

10.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş'ın, İstanbul’da yaşanan saldırıyla ilgili duydukları üzüntü ve acıları paylaştıklarına, yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet dilediklerine ilişkin Halkların Demokratik Partisinin yayınladığı kınama mesajına ve 3 siyasi partinin ortak bildirisine katılmama nedenlerine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; demin üç siyasi partinin ortaklaştığı bildiri paylaşıldı. Biz de Halkların Demokratik Partisi olarak bu sabah erken saatlerde, altıdan sonra yayınlanan bildirimizi ve kınama mesajımızı Meclisle ve Türkiye kamuoyuyla paylaşmak isteriz.

"İstanbul'da gerçekleşen iki bombalı saldırı sonucunda bir kez daha çok insanın evine ateş düştü. Bu saldırıları en sert biçimde kınıyoruz. Büyük bir üzüntü duyuyor ve yaşanmakta olan acıları paylaşıyoruz. Saldırılarda yaşamını yitirenlere rahmet, ailelerine, yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Bu acıların bir an önce dinmesi ve yenilerinin yaşanmaması için herkes elinden geleni yapmalıdır. Türkiye hem iç hem de dış politikada barış, demokrasi, insan hakları adına örnek bir ülke ve daha önemlisi politik aktör hâline gelmelidir. Daha fazla gerginlik, kutuplaşma, düşmanlık ve çatışma üreten politikaları, dili ve üslubu, uygulamaları derhâl sonlandırmak gereklidir. Bu gidişe dur demenin ilk adımı budur. Bir kez daha yaşamını yitirenlere rahmet, tüm toplumumuza başsağlığı diliyoruz."

Halkların Demokratik Partisi Merkez Yürütme Kurulunun, tabii ki grubumuzun da aynı zamanda paylaştığı bir metin.

Son olarak tekrar şunu söylemek istiyorum: Gerçekten, 15 Temmuz darbe girişimine karşı bu Meclis çatısı altında 4 siyasi parti ortaklaşarak aslında darbeyi püskürtmüştü. Biz ayrışmanın değil ortaklaşmanın formüllerini bulma çabasını sürdüreceğiz. Bugünkü bildiriye neden bizim imza atmadığımızı 3 siyasi parti grubu da biliyor. Önerilerimiz dikkate alınsaydı bu bildiride bizim de imzamız olacaktı. Bu nedenle biz kendi partimizin bildirisini paylaşma gereği duyduk.

BENNUR KARABURUN (Bursa) - İyi de sırtınızı yasladıklarınız yaptı bunu! Kime yaslıyordunuz sırtınızı?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Tekrar, tüm Türkiye’ye başsağlığı diliyorum, acılar hepimizin acılarıdır diyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın'ın, Başkanlık Divanı olarak bütün terör örgütlerini lanetlediklerine, tüm parlamenterlerin ve tüm grupların teröre karşı dik bir duruş sergilemesi gerektiğine ilişkin konuşması

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Meclis Başkanlık Divanı olarak biz de bir kez daha adı sanı ne olursa olsun, nereden gelip kime karşı işlenirse işlensin bütün terör örgütlerini bir kez daha lanetliyoruz. Bu vesileyle, dün gece hayatlarını kaybeden polis kardeşlerimizin, vatandaşlarımızın yakınlarına başsağlığı diliyoruz, milletimize başsağlığı diliyoruz, tüm milletimizin başı sağ olsun diyoruz. Rabb’im şehitlerimize rahmetiyle muamele etsin. Bu mübarek günün yüzü suyu hürmetine Peygamber Efendimiz’in doğumunu idrak ettiğimiz bugün de Peygamber Efendimiz’e şehitlerimizi komşu eylesin diyorum. Tekrar, söz konusu terör olunca, söz konusu millî meselelerimiz olunca, söz konusu millete, vatana, bayrağa karşı birtakım tehdit olunca tabii ki, pek doğaldır ki buradaki tüm parlamenterlerin ve tüm grupların ortaklaşarak teröre karşı dik bir duruş sergilemesi gerekiyor diye düşünüyorum. Bundan dolayı da sizlere teşekkür ediyorum, bir kez daha başımız sağ olsun diyorum.

II.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 433) (Devam)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun (S. Sayısı: 434) (Devam)

A) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ÜNİVERSİTELER (Devam)

D) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI (Devam)

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına son söz İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’na aittir.

Buyurun Sayın Tanrıkulu.

Süreniz yirmi dakikadır.

MHP GRUBU ADINA AHMET KENAN TANRIKULU (İzmir) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bütçeleri üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, İstanbul’daki bu menfur terör saldırısında canlarını kaybeden aslanlarımıza, polislerimize, vatandaşlarımıza ve şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, onların yakınlarına başsağlığı dileklerimi iletiyorum ve yaralılara da acil şifalar diliyorum.

Bu vesileyle bugün idrak edeceğimiz gecemizin de, Mevlit Kandili’mizin de hayırlı olmasını diliyorum.

Değerli milletvekilleri, yıllık bütçeler, iktidarların vizyonunu, bir yıl içinde atacağı adımları, tercih edeceği politikaları ve ekonomik seçenekleri göstermektedir. Bu bakımdan, başarılı bütçeler, geçmiş dönemlerin sonuçlarından teknik olarak ve gerçekçi bir şekilde faydalanarak ileriye yönelik tutarlı tahminler yaparlar. Bu nedenle, bütçeler düzenlenirken öncelikle de bakılması gereken yer mevcut durumdur, bir tespit çalışmasıdır.

Görülmektedir ki tıpkı öncekilerde olduğu gibi, 2017 yılı bütçesi gerek içeriği gerekse de amaçları yönünden hiç de umut verici değildir. 2017 yılı bütçesinin milletimizin refahı adına belirgin bir hedefi ve önceliği bulunmayan, daha çok devlet çarkının mevcut hâlinin döndürülebilmesine yönelik olarak hazırlandığı görülmektedir. Bu kapsamda da bu yılın bütçesinden Çevre ve Şehircilik Bakanlığına yıllık enflasyon oranında bir miktar, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne de hemen hemen yıllık enflasyon artışının biraz altında kalan miktar ödenek olarak ayrılmıştır. Milletin emaneti olan bütçe bu şekliyle maalesef emanet şuurunu kaybetmiştir. Geçtiğimiz yılların bütçelerinde olduğu gibi gene Bakanlığın, bütçesinde hem merkezî yönetim bütçesi hem özel hesap hem de döner sermaye bulundurduğunu ve yine bütçesini bu sene de yeteri kadar artırabilme başarısını maalesef gösteremediğini de görüyoruz. Her yıl bu kürsüden defalarca söylediğimiz üzere, gene 2002’den öncesine takılanlara da bir kez daha belirtmek üzere, öngörülen rakamlar 2017’de ülkemizin çevre ve şehircilik alanında ihtiyacı olan hizmetleri de sunamayacağa benziyor.

Değerli milletvekilleri, bu söylediklerimizi, eleştirilerimizi haklı çıkaran belgeler arasında da yine şu gösterdiğim Bakanlar Kurulunun 2017 Yılı Programı’nı da görebiliriz. Bu programda sayın bakanların da imzası var ve bu programlar, aslında Hükûmetin bir yıllık amaç, hedef ve politikalarını belirlemede de öncelik gösteriyor. Bu programa baktığımız zaman şu tespitler yapılıyor çevre ve şehircilik alanında: Yeni bir şehircilik ve imar kanununa ihtiyacın hâlâ sürdüğü, küresel iklim değişikliğine uyum sağlayabilmek adına ülkemizin kapasitesinin yetersiz kaldığı, ülkemizin sahip olduğu biyolojik çeşitlilik ve genetik kaynakların korunması için mevzuat ve planlamalara ihtiyaç olduğu, mekânsal planlamaların istenilen yaşam düzeyi kalitesine ulaşmadığı, planlı alanlarda imar uygulamalarının yetersiz kalması nedeniyle şehirlerin yaşam kalitesinin bozulduğu, kentsel dönüşümlerin aynı anda yürütülmesinin mali, idari, teknik sorunlara neden olduğu gibi birçok olumsuz tespit, bu biraz önce sizlere arz ettiğim dokümanın içerisinde var. Hedefler de her zaman olduğu gibi ileriki zamanlara ve ileriki döneme bırakılmış.

Yine -her yıl olduğu gibi burada da belirtiyoruz, Milliyetçi Hareket Partisi sözcülerinin de vurguladığı gibi- Sayıştay raporlarındaki eksiklikler ve yanlışlar da görmezden geliniyor ve bu konudaki hatalar da ısrarla sürdürülmeye devam ediliyor.

Değerli milletvekilleri -Sayın Bakanın gene bütçe sunumunda, o da şu doküman- çevreyi gelecek nesillere karşı sorumluluk bilinciyle ele almakta ve bir emanet olarak gördüklerini belirtiyor Sayın Bakan. Kültürümüzde ve inanç değerlerimizde “emanet” kavramı çok önemli, bunu biliyoruz. Çevreyi sadece rantın kaynağı olarak gören yaklaşımlar, maalesef bu sunuşun başlangıcındaki görüşlerle bir çelişki gösteriyor.

Değerli milletvekilleri, Bakanlığın zaten yoğun olan kentsel alanlarda aşırı yoğunluğa sebep olan bir planlama anlayışını da benimsediğini görüyoruz. Bu tercihin de kentlerin sosyokültürel yapılarını çok hızlı bir şekilde bozduğu ve âdeta çevre düşmanı kentlerin ortaya konulduğunu da bize gösteriyor. Bu hatalı tercihlerin sonucunda, ülkemizdeki çevre düzeni planlarının yüzde 97’sinin tamamlandığı, 2017 yılı sonuna kadar da plansız alanın kalmayacağı görüşü maalesef anlamsız kalıyor. Diğer taraftan, köylerin imar planları hâlen tamamlanmamış durumda. Bu, Plan ve Bütçe Komisyonunda da eleştirilmişti. Köylerde yaşayan vatandaşlarımız 6 bin ila 7 bin lira bir inşaat ruhsatı masrafı yapıyor, aynı anda geçici müteahhitlik karnesine bin Türk lirası ödenek bırakmak zorunda kalıyor ve bu şekilde baktığımız zaman, arazi toplulaştırma görevini üstüne alamayan Sayın Bakanlık da bu yönde bir irade ortaya koymamış oluyor.

Değerli milletvekilleri, 2014’ten bu yana her bir mekânsal planın veya plan değişikliğinin Bakanlıkça verilen bir işlem numarası olduğunu biliyoruz. Bu kapsamda baktığımız zaman, 70 binden fazla imar planı veya değişikliğinin elektronik kayıt ortamına alındığını bizzat Sayın Bakanın sunuşunda öğrenmiş oluyoruz. Şimdi, buradan yola çıkarsak, baktığımız zaman, imar planlarında ne kadar çok tadilat yapıldığının aslında bir tür ikrarı da bu belgenin içerisinde olmuş oluyor bu rakam ortaya konularak. Zaten -planlamayla ilgili asıl mesele- Bakanlık tarafından yapılan rant odaklı imar planı değişiklikleri var. Bakanlık bu tip uygulamalarıyla yanlış arazi kullanımının ve aşırı yoğunlaşmanın en önemli müsebbiplerinden de biri hâline gelmiş durumdadır. Üstüne üstlük, İmar Kanunu üzerinde yapılacak düzenlemeler sonucu oluşacak olan değer artışının kamunun pay almasının özellikle hedeflendiği de gene belirtilmektedir. O zaman şu anlam çıkmaktadır: “Plan sadece değer artışı için yapılır.” gibi zımnen iktidar tarafından da kabul edilen bir anlayış bu uygulamalarla daha çok beslenecek hâle gelmiş olacaktır.

Öte yandan, Bakanlık, âdeta belediyelere de bir alternatif olarak belediyeden alınamayan imar planının gidip Bakanlıktan kırk beş gün içerisinde alınması gibi bir uygulamaya da artık son vermek zorundadır.

Değerli milletvekilleri, mevcut uygulanan kentsel dönüşümün mantığına baktığımız zaman, hem vatandaş kazanacak hem müteahhit kazanacak hem de kamu yönetimi üzerine düşecek gibi bir kolaycılık noktasında anlayışla karşı karşıyayız. Ancak, bu durum kentlerin belli alanlarında aşırı bir yoğunluğa sebep olmakta, içinden çıkılmaz kentsel problemlerin de yaratılmasına neden olmaktadır. Burada acil yapılması gereken şudur: Uygulanan ve herkesin kazandığını zannettiği bu yaklaşımın acilen terk edilmesi gerekmektedir. Popülizme kaçmadan, kentsel dönüşüme tabi tutulacak gayrimenkulü bulunan vatandaşın ve kamunun da maddi olarak katkılarını içeren, özellikle, gerçekten risk altındaki alanlardan başlamayı öngören bir kentsel dönüşüm programının benimsenmesi gerekmektedir.

Devlet tarafından toplanan çevresel vergilerin ancak dörtte 1’lik kısmı çevre hizmetlerine ayrılmaktadır. Ki burada da bir garabetle karşı karşıyayız, 2014 yılında toplam çevresel harcamalar 20,7 milyar lira, çevresel vergilerin toplamı ise 73,7 milyar lira; büyük bir fark var. Bu yüzden, bu eleştiriler artık burada doğrudan cevaplanmak zorunda.

Değerli milletvekilleri, yine, bazı arkadaşlarımın, bu kürsüden, çok sevdiği bir polemiği dile getirmek istiyorum: “AKP öncesi, AKP sonrası.” İşte, şimdi size bir tane örnek vereceğim. AKP öncesinde, kısa adına “ÇED” dediğimiz çevresel etki değerlendirme raporu, bir projenin inşası ve işletilmesi süresince doğaya yapacağı olumsuz etkinin önceden belirlenmesi ve önlenmesi için alınacak tedbirlerin uygulanmasıydı ÇED raporunun kendisi fakat gelinen noktada, günümüzde baktığımız zaman, artık ÇED, sadece internetüzerinden tamamlanan ve bir yasak savma aracı hâline gelmiş. Niye bunu böyle söylüyoruz? Türkiye’de ÇED Yönetmeliği 1993 yılında yürürlüğe giriyor, o günden bugüne kadar 18 kez değişmiş ama 10 kez değişiklik AKP hükûmetleri döneminde ve enteresan olanı, son değişiklik geçen şubat ayında yapılmış. En tehlikeli değişiklik de 2011 yılında yapılan değişiklik. Bakın, o değişiklikte şöyle söylüyor: 2015’e kadar yatırımına başlanacak ve proje aşamasında olan projelerde ÇED şartı aranmasına izin veren değişiklik.

Değerli milletvekilleri, 2003-2015 yılları -bu yıl tam bitmediği için elimizde rakamlar yok- arasında 44.869 projeye “ÇED gerekli değildir.” kararı verilmiş durumda. Bu da işin facia boyutunda olduğunu gösteriyor.

Sayın Bakanın korunan alanlara ilişkin açıklamaları esasında konuya ilişkin bütün tarafları da cidden endişelendirmektedir. Zira, bu alanda daha şeffaf bir yaklaşımın sergilenmesi ve yeniden oluşan kurallara yapılan başvurular sonucu hangi alanlarda sit derecelerinin değiştirilip yatırım yapılabilir hâle getirildiğinin de bilinmesi gerekir.

Biz, tabii, burada her zaman olduğu gibi herhâlde gene tutanağa konuşmuş olacağız değil mi Naci Bey? Öyle anlaşılıyor, sayın bakanlar çevrelenmiş durumda.

Özel Çevre Koruma Kurumunun kapatılarak Bakanlık bünyesindeki Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü bünyesine alınmasından sonra özel çevre koruma alanlarının gerçekten korunup korunmadığı da tam bir muammadır şu anda. Bu alanlarda yoğun yapılaşma baskısının yanı sıra söz konusu alanlardaki denetim eksiklikleri göz önüne alındığında konunun hassasiyeti daha çok anlaşılacaktır.

Şimdi, bir başka bakanlığa bağlı kuruma gelmek istiyorum. İller Bankasında gerçekleştirilen yapısal değişikliklerle banka âdeta bir arsa spekülatörü hâline gelmiş. On dört yıldır kendisiyle çalışan firmalara bankamız birtakım kazanç kapılarını açan sihirli bir anahtar hâline dönüştürülmüş durumda. Burada can alıcı soru şu: Neden İLBANK Anadolu’da maddi imkânsızlık içindeki belediyelere yardım yerine, işte İstanbul gibi, Ankara gibi büyük şehirlerimizdeki arsa peşinde koşuyor? Bunlar kamu yönetimi adına maalesef değer yitirici uygulamalardır.

Türkiye çevre ve çevre korumayla ilgili 30 kadar protokole ve 40 civarında da uluslararası sözleşmeye taraf olmuştur. Ki, bunlar ülkemizdeki çevre şartlarının ne kadar ciddi boyutta korunma altına alındığını gösterir ancak ilginç olan şudur: Bu kadar uluslararası sözleşmelere bağlı olan ülkede çevreyle ilgili hâlen çözüm bekleyen çok ciddi de sorunlar vardır. Mesela, etkin denetim mekanizmasının olmayışını en başa alabiliriz diye düşünüyorum. Hava, su, toprak ve kıyı kirliliğinin devam etmesi gene bunlardan başlıcaları. Türkiye’nin bütününü kapsayan üst ölçekli planların hâlen yapılmamış olması, imar işlerinde -burası enteresan- belediyelerle birlikte TOKİ, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Özelleştirme İdaresi ve daha birçok kurumun yetkili olması; burada da bir garabet yatmaktadır. Yerleşim yeri seçimlerinde jeolojik etütlere, çevresel faktörlere ve afete duyarlı yer seçiminde ciddi eksiklikler hâlâ devam etmektedir. Kentsel dönüşüm projelerinin afet öncelikli olması gerekirken rant odaklı hâle getirilmiştir ve Türkiye’de kadastro çalışmaları maalesef hâlen bitirilememiştir. Buna benzer bir yığın sorun alt alta sıralanmaktadır.

Sayın milletvekilleri, geçtiğimiz ay Fas’ın Marakeş kentinde Birleşmiş Milletler Dünya İklim Konferansı yapıldı, ülkemizden de ciddi boyutta heyetlerle katılım gösterildi. Ancak oradaki bazı raporlara göre Türkiye’nin küresel ısınmayla mücadelede yükümlülüklerini ihmal ettiği ve iklim politikasında da en kötü ülkeler arasında yer aldığı tespiti de yapılıyor. Yine, bu raporlara göre, baktığımız zaman 58 ülke arasında iklim politikası olmayan tek ülke konumundayız, bununla da herhâlde gurur duyacak değiliz. Konferans sırasında yayımlanan İklim Değişikliği Performans Endeksi 2017’ye baktığımız zaman karbon emisyonlarının yüzde 90’ından sorumlu 58 ülke arasında Türkiye 51’inci sırayı alabilmiş durumda. Yine, 2015 Avrupa Konseyi Raporu, hâlâ çevreyle ilgili olan kısmı güncelliğini koruyor. Raporda özellikle atık yönetimi ve endüstriyel kirlenmeye karşı uygulamaların yetersiz olduğu belirtiliyor, biraz önce söylediğim ÇED’le ilgili uygulamalar çok ciddi eleştiriliyor, mevzuatla ilgili çalışmaların yapılmasına ihtiyaç olduğu ve daha da ilginci çevreye ilişkin mahkeme kararlarının yeterince uygulanmadığı tespiti yapılıyor.

Sayın milletvekilleri, TÜİK’in verileri de bize bunları doğrular nitelikte bulgular veriyor. Mesela sera gazı emisyonlarında karbondioksit eş değeri olarak 2014 yılı toplam sera gazı emisyonumuz 1990’a göre yüzde 125 artış göstermiş. Ha, diyebilirsiniz ki “Bu neye yarıyor?” İşte bu, daha önce anlaşmalarını imzaladığımız birçok yükümlülüğün altına bizim ağır bir şekilde sorumluluk içerisine konulmamıza vesile oluyor.

Çevre Mühendisleri Odası, hava kirliliği raporları, İstanbul, Ankara, İzmir’le ilgili birçok bulguları yayınladı. Burada belki dikkati çekilmesi gereken özel bir kısım var, bizim sınır değerlerimiz Avrupa Birliğinin ve Dünya Sağlık Örgütünün belirlediği sınır değerlerin maalesef üstünde, onlarla uyumlu bir şekilde gözükmüyor.

Değerli milletvekilleri, ben, Çevre bütçesi görüşülürken yine bu mevcut sorunları dile getiriyorken İzmir iline de değinmek istiyorum çünkü seçim bölgemiz olduğu için, orada da çevreyle ilgili çok ciddi ihlaller ve sorunlar var. RES yatırımları Ege Bölgesi’nin yüzde 39’luk bir kısmını teşkil ediyor Türkiye çapında ve o bölge içerisinde de İzmir yüzde 19’luk bir yatırım fazlalığı alan ilimiz. Böyle bakıldığı zaman, maalesef bu alandaki mevzuat yetersizlikleri ve keyfiyet ile denetimsizlik sonucunda İzmir’de de köylerimiz ve doğamız yok olmakta ve göç yolları değiştirilerek zeytinlikler sökülmekte, kısacası doğayla birlikte köylümüzün doğal yaşamı da maalesef yok edilmektedir. Yine İzmir’de 2,8 kilometre uzaklıkta kıyılarda kurulması gereken balık çiftliklerinin artık 500 metre kıyıya kadar yaklaştığını, sokulduğunu da görüyoruz. Bu da çok ciddi bir kirliliğe yol açmaktadır ama herhâlde şu söyleyeceğim daha ciddi bir şey: İzmir ilinin merkezinde 178 tane kömür satış firması 444 merkezî kömür sistemiyle çalışan konuta hizmet veriyor ve bunların yol açtığı hava kirliliği maalesef on dört yıldır çözüm bekliyor. Yine İzmir’de çöp sorunu, su ve tarım havzalarının kirliliği de bu manada devam etmekte sayın milletvekilleri.

Sayın milletvekilleri, şimdi Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüyle ilgili birkaç bahse değinmek istiyorum. Ama ilginç olan şu: Şimdi, biraz önce de söylendi, yüz altmış dokuz yıldır hizmet veren, 18 bin personeli olan bu saygıdeğer Genel Müdürlük hâlen vekâletle yönetiliyor ve bu Genel Müdürlük içerisinde gerek hukuk müşavirliği gerekse iç denetçilik gibi görevler normun altında kadrolarla tutuluyor ve kamunun üst yönetimi maalesef siyasetin de altında eziliyor.

Şimdi, ilginç olan bir başka konu, ultralüks Bakanlık binaları yapıyorsunuz. Eskişehir yoluna çıktığımız zaman sağlı sollu bu binaları görüyoruz; muhteşem yapılar ancak her nedense tüm Türkiye çapında tapu müdürlüklerinin çoğunluğuna kira ödeniyor, ki en önemli kurumlardan birisi. 2015 işlem hacmine baktığımız zaman…

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Adliyelerde de yapıyorlar.

AHMET KENAN TANRIKULU (Devamla) – Doğru, adliyelerin de aynı şekilde olduğunu belirtiyorlar.

2015 yılında tapulardaki işlem hacmi yüzde 5,7 artmış. “Bu nedir?” denebilir. Yüzde 5,7’nin manası şu: 7 milyon işlemin üstünde çalışılıyor değerli milletvekilleri.

Şimdi, on dört yılda Çevre ve Şehircilik Bakanlığına 8 tane bakan gelmiş geçmiş -saygıdeğer bir başka bakan da şu anda oturuyor- ancak sorunlar çözülememiş. Bu sorunların üstesinden gelebilecek bütçeler dahi Genel Kurulumuza maalesef indirilememiş. Onun için, biz şunu söylüyoruz: Görev yaptığınız süre boyunca modern, kalıcı bir uygulama, bir değer, bir saygı bırakabilmek büyük bir onur olabilecekken sorunlara sadece göz yumarak, gelip geçici birtakım usullerle çözmeye çalışmak ve onları ranta bel bağlayarak götürmek uygun bir tercih olmasa gerek diyoruz kamu yönetimi adına ve bu düşüncelerle Genel Kurulumuzu tekrar saygıyla selamlıyoruz.

BAŞKAN – Çok teşekkür ediyorum Sayın Tanrıkulu.

Şimdi, gruplar adına konuşmalar tamamlanmıştır.

Şahıslar adına lehte olmak üzere ilk söz Erzurum Milletvekili Orhan Deligöz’e aittir.

Buyurun Sayın Deligöz.

Süreniz beş dakikadır.

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli bakan ve milletvekillerimiz; 2017 yılı bütçe tasarısı görüşmelerinde lehte konuşmak üzere söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa (SAV)’in doğum yıl dönümü münasebetiyle Mevlit Kandili’nizi kutlar, bu gecenin tüm Müslümanlara ve insanlığa barış ve huzur getirmesini Cenab-ı Hakk’tan niyaz ederim.

Dün gece İstanbul’da yaşanan terör eyleminde hayatını kaybeden 38 şehidimize Yüce Allah’tan rahmet, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum. Terör örgütü ve yandaşlarını lanetliyorum.

76 olan üniversite sayımız AK PARTİ dönemimizde 182’ye çıkmıştır. Üniversitesi olmayan il kalmamıştır. İllerimizin yanı sıra neredeyse bütün ilçelerimizde fakülte ve yüksekokullar açılmıştır. Bu da, Hükûmetimizin eğitime ve gençlerimize vermiş olduğu önemi göstermektedir. 197 yükseköğrenim yurdu vardı, şimdi 686 oldu. Öğrencilere verilen kredi 45 liraydı, 400 liraya yükseltildi.

On dört yıllık iktidar dönemimizde 250 bin yeni derslik yapılmıştır. Öğrencilerimize kitaplar ücretsiz dağıtılmaktadır. FATİH Projesi’yle tabletler dağıtılmıştır. FATİH Projesi’ni sabahtan beri muhalefet eleştirmektedir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yarınberaber gidelim bir okula, çalışıyor mu bakalım.

ORHAN DELİGÖZ (Devamla) – Siz muhalefet partileri, duble yollar inşa ederken de eleştirdiniz, yüksek hızlı tren rayları döşenirken de eleştirmiştiniz ama şimdi keyfini sürüyorsunuz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Beraber yarın okula gidelim, çalışıyor mu bakalım.

ORHAN DELİGÖZ (Devamla) – Allah nasip eder proje tamamlanırsabize dua edeceksiniz.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız toplam 6,5 milyon konutun dönüştürülmesini hedeflemektedir. Sadece güneydoğuda 35 bin konut yapmak üzeredir. Ayrıca ülkemizde kadastro çalışmalarımız tamamlanmış olup tapu işlemleri Almanya'dan bile yapılmaktadır. Bu, dünyada bir ilktir arkadaşlar, başka bir örneği de yoktur. Tapu ve Kadastro çok az sayıda çalışanıyla bunu yapabilmektedir, acilen personel ihtiyacı vardır ve döner sermayeden de katkı payı almamaktadırlar Sayın Bakanım. Tapu Kadastro çalışanlarına döner sermayeden katkı istiyoruz.

Türkiye'nin en büyük şehirlerinden biri olan, destanlar ve efsaneler kenti olan Erzurum, doğunun eğitim, kültür ve spor merkezidir arkadaşlar.Son yıllarda eğitim ve spor üzerine çokyatırımlar yapılmış olup 2011 Kış Olimpiyatları Erzurum’da yapılmıştır, önümüzdeki şubat ayının ikinci haftasında “EYOF” dediğimiz gençlik oyunları yapılacaktır. Hepinizi davet ediyorum Erzurum’da kış oyunlarını izlemeye.

Erzurum’da Atatürk Üniversitemiz altmış yıllık bir üniversitedir, 280 bine varan öğrencisi vardır ve buradanAtatürk Üniversitesini kuran şehit merhum Başbakanımız Adnan Menderes'i de rahmetle yâd ediyorum. İkinci bir üniversitemiz de Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın taktirleriyle kurulmuş olup,Erzurum Teknik Üniversitesi de gelişmeye ve ilerlemeye devam etmektedir. Seçim bölgem olan Erzurum da 23 cazibe merkezinden biri olmuştur ve inşallah yatırımlarımız devam edecektir.

Dolayısıyla buradan Spor Bakanımıza da sesleniyorum: İnşallah Erzurum’u kış turizmi ve kış sporlarının başkenti yapacağız Sayın Bakanım, Erzurum halkının talebi budur sizden.

Değerli arkadaşlar, ülkemizde 2002 yılına kadar Kürtçe konuşmak yasaktı, Kürtçe müzik dinlemek yasaktı, insanlar ana dilde konuşamıyorlardı, şimdi şarkı ve türkü dinliyorlar, artık bu yasakların hiç biri kalmadı. Mardin Artuklu Üniversitesinde Kürtçe yüksek lisans yapılmaktadır ve doktora yapılması için de çalışmalar devam etmektedir. TRT’de Kürtçe yayınlar şu anda devam etmektedir.

HDP'nin Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın sokağa çağrısı üzerine Yasin Börü şehit edilmiştir 2 arkadaşıyla beraber kurban eti dağıtırken. “Dokunulmazlıklar kalksın.” diye dilekçe verdiniz, daha sonraarkasında durmadınız, ret oyu verdiniz. Şimdi, yargıçlar davet edincegitmediniz, meydan okudunuz. Şimdi, tutuklamalar olunca ağlamaya başladınız. Sizin ne insanınıza ne seçmeninize ne de milletimize saygınız yoktur değerli HDP’liler. Dolayısıyla şimdi orada PKK’nın avukatlığını yapacağınıza halk adına siyaset yapmanızı öneriyorum. Yardım ve yataklıktan tutuklananların resimlerini burada sergileme hakkınız yoktur. Burası resim sergisi değildir arkadaşlar, götürün başka yerde sergileyin; benim gözüme batıyor, milletimizin de gözüne batıyor. (HDP sıralarından gürültüler)

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) – Önüne bak!

ORHAN DELİGÖZ (Devamla) – PKK’ya destek olmaktan, PKK’ya yardım ve yataklıktan tutuklu olan, şüpheli olanların Meclis Genel Kurulunda fotoğrafları sergilenemez. Siz de suç işliyorsunuz arkadaşlar şu anda, kesinlikle suç işliyorsunuz.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Hemen bir talimat daha ver, hemen bir talimat daha ver!

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) – Önüne bak!

ORHAN DELİGÖZ (Devamla) – Bunun hesabı da daha sonra sorulacaktır sizden.

Eğer taziye çadırına gitmediyseniz, sırtınızı Kandil’e dayamadıysanız, milletvekili aracıyla teröre destek ve yardım götürmediyseniz niye korkuyorsunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN DELİGÖZ (Devamla) – Yargılanır, çıkarlar. Ama bunları da yaptıysanız bu millet de hesabını soracaktır.

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) – Seni de araştıralım, belki sen de cemaatçisin, belli mi olur!

ORHAN DELİGÖZ (Devamla) – Bir gün Tanzimat Dönemi paşalarından Keçecizade Fuat Paşa şöyle diyor: “Dışarıdan siz, içeriden biz vurmamıza rağmen Osmanlı’yı yıkamadık. Bu ne büyük devlettir ki…” diye bu tarihe geçmiş…

BAŞKAN – Sayın Deligöz, süreniz tamamlanmıştır efendim.

ORHAN DELİGÖZ (Devamla) - Bu önemli.

BAŞKAN – Sayın Deligöz, teşekkür ediyoruz, süreniz tamamlanmıştır.

ORHAN DELİGÖZ (Devamla) – Bakın arkadaşlar, içimizdeki mankurtlar kendine gelmeli…

Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Deligöz, hayır, kesinlikle, hiç kimseye söz vermedim, açmadım. Teşekkür ediyoruz. Teşekkür edin efendim sayın Genel Kurula.

ORHAN DELİGÖZ (Devamla) – Eyvallah.

BAŞKAN - Evet, teşekkür ediyoruz.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Yıldırım…

AHMET YILDIRIM (Muş) – Gerekçe saymama gerek var mı Sayın Başkan?

BAŞKAN – Sataşmadan iki dakika söz veriyorum.

Lütfen yeni bir sataşmaya meydan vermeyelim.

Buyurun.

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

4.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım'ın, Erzurum Milletvekili Orhan Deligöz’ün 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde şahsı adına yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

AHMET YILDIRIM (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın hatip pek heyecanlı, bilmiyorum yani kürsüyü çok az kullanmaktan mıdır. Ama hiç bu kadar heyecan yaparak bazı şeyleri bağlamından koparıp olmayan şeyleri varmış gibi göstermeyin.

Bakın, eğer şu Genel Kurulu iyi izlediyseniz son on günde yaptığımız konuşmalarda size söylediğimiz, bugüne kadar da cevabını beklediğimiz sorular havada duruyor. Bir: Selahattin Demirtaş’ın şahsi bir çağrısını gösteremezsiniz. O bir MYK kararıdır. MYK kararı da, işte “Gidin, insanları veya sivilleri ördürün.” değil, aynen, 15 Temmuzda Cumhurbaşkanının demokratik tepkisini göstermek üzere halkları sokaklara çağırmasından başka bir şey değildir. Söylüyoruz, tekrar söylüyoruz, 52 kişinin öldüğü o 6-8 Ekim olaylarının toplam 48 tanesi bizim partilimizdir, üyelerimiz, yöneticilerimizdir.

Bir diğer husus: Şunu söyleyelim: Hâlâ cevabını bekliyoruz. Bakın, Sayın Çavuşoğlu yok buralarda, 3 kere kendisine sordum, bizim milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız, parti yöneticilerimizle ilgili. O getiremediğiniz, yine getiremeyeceğiniz, bizim de sorularla sizin yüzünüze vuracağımız sorular şunlar: Bir tane polis fezlekesi, savcılık dosyası, mahkemede herhangi bir belgeyle arkadaşlarımızın bir örgüt mensubu olduğu, silah taşıdığı, yardım ettiğine dair… Ya hâkimin, savcının sormadığı soruları siz niye sorup duruyorsunuz? Veya getirin, bir gün bir belgesini gösterin ya. Bakın söyledik, yine söylüyoruz.

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) - Mahkemede çıkacak ortaya.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Siz, o Hitler’in propaganda bakanı olan Goebbels’in rahle-i tedrisinden geçmişsiniz.

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – Şu anda şüpheliler…

AHMET YILDIRIM (Devamla) - Kırk kere yalan söyle kırk birincide halkı inandırtırsınız.

Ya, getirin; mahkeme kararı getirin, bir polis fezlekesi, bir istihbarat dosyası getirin ya! Olmamış şeyleri niye gelip buradan tekrarlıyorsunuz? Kendinizi zora sokmanıza da gelip burada öyle heyecanlı havada kalan konuşmalar yapmanıza da gerek yok.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

SAFFET SANCAKLI (Kocaeli) – Sayın Başkan…

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – Sayın Başkan, bir dakika söz istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Sancaklı, 60’a göre bir dakika süre veriyorum.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

11.- Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı'nın, konuşmalarda üsluba dikkat edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

SAFFET SANCAKLI (Kocaeli) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Sayın Hatip, konuşmasında, dönüp, muhalefet tarafına “Bizim yaptıklarımızdan dolayı bize teşekkür edeceksiniz.” gibi kelimeler kullanıyor. Bugünlerde biraz üslubumuza dikkat edelim.

Hükûmet kimse hizmet etmek zorundadır, zaten onun için seçilmiştir.

Bugünlerde, biz, biraz, konuşurken üslubumuza dikkat edelim çünkü bizim de ayarlarımız bozuk. Ben, bundan sonra biraz daha dikkatli konuşalım diyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Birleşime yirmi dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.28

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.58

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Emre KÖPRÜLÜ (Tekirdağ)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 37’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

2017 MerkeziYönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap KanunuTasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

II.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 433) (Devam)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun (S. Sayısı: 434) (Devam)

A) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ÜNİVERSİTELER (Devam)

D) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI (Devam)

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi, söz sırası Hükûmete gelmişti.

Hükûmet adına ilk söz, Millî Eğitim Bakanı Sayın İsmet Yılmaz’a aittir.

Buyurun Sayın Yılmaz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz otuz dakikadır.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu, Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı ile üniversitelerin 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarıları ile 2015 yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarılarını sunmak ve daha önce verilen bütçeyle neler yaptık, bundan sonra verilecek bütçeyle neler yapacağımız hakkında kısaca bilgi vermek üzere huzurlarınızda bulunmaktayım. Bu vesileyle sizleri saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, öncelikle şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum ve İslam âleminin de Mevlit Kandili’ni kutluyorum. Mevlit Kandili ülkemize ve bölgemize huzur ve barış getirsin.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eğitim ve öğretim, çağın gereklerine uygun olarak sürekli gelişen, birikim ve tecrübeler ışığında yenilenen ve bitmeyen bir süreçtir. Millî Eğitim Bakanlığı olarak herkesin eğitim ve öğretime erişmesini, eğitimde fırsat eşitliğine sahip olmasını, çağın gerektirdiği bilgi, beceri, tutum ve davranışı kazanmasını, öğrenmeye açık, özgüven ve sorumluluk sahibi, sağlıklı ve mutlu bireyler olarak yetişmesini istiyoruz.

Türkiye’nin 21’inci yüzyılda önüne koyduğu hedeflere ancak eğitimle ulaşabileceğinin farkındayız. Bu bilinçle, daha önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da bütçeden en fazla payı eğitime ayırdık. 2002 yılında bütçeden eğitime Kredi ve Yurtların ödeneği de dâhil olmak üzere 11 milyar lira kaynak ayrılmıştı; bu, o bütçenin yüzde 10’una karşılık geliyordu. Bugün, 2017 yılında eğitime Kredi ve Yurtların 11 milyarı da dâhil olmak üzere çünkü o da eğitimle ilgili bir kaynak 122 milyar 414 milyon lira kaynak ayırıyoruz; bu, bütçenin yüzde 20’sine tekabül ediyor. Bu, eğitime verilen önemin apaçık bir göstergesidir. Hiçbir dönemde eğitime bu kadar kaynak ayrılmadı, bu kadar önem verilmedi. Eğitime önem veren her şeye önem vermiştir, eğitimi ihmal eden her şeyi ihmal etmiştir. Verilen bütçe çerçevesinde Bakanlığımız, toplumun hemen hemen tüm kesimlerini içine alan örgün ve yaygın eğitim ve öğretim hizmetlerini yerine getirmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugüne kadar yapılan çalışmalarla temel altyapı ve erişim sorunlarını önemli ölçüde çözdük. Eğitimin kalitesinin artırılması daimi ve değişmez hedefimizdir. Hükûmetlerimiz döneminde zorunlu eğitim süresini sekiz yıldan on iki yıla çıkardık.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; eğitimin en temel unsuru öğretmendir. Geleceğimizin teminatı gençlerimizin millî değerlerle donatılmasında, onların evrensel değerlerle buluşmasında ve çağın gereklerine uygun yetiştirilmesinde en büyük pay hiç şüphesiz öğretmenlerimize aittir. Bu dönemde en büyük yatırımı öğretmene yaptık. 561.135 öğretmen ataması gerçekleştirdik; bu, mevcut 903.863 öğretmenin yüzde 62’sinden fazladır. Bazı arkadaşlarımız eğitimin yatırım bütçesi olarak binalara ayrılan miktarı göstermektedir, bu doğru değildir. Eğitime yapılan en büyük yatırım, öğretmene yapılan yatırımdır. Derslik olmadan ders yapılır ancak öğretmen olmadan ders yapılmaz. Yatırım harcaması ile cari harcama ayrımının temelinde yer alan kriter, yapılan harcamanın faydasının süreklilik gösterip göstermediğidir. Bu çerçevede, eğitim alanında yapılan harcamaların tamamı, beşerî sermaye gücünü artırarak faydası süreklilik arz ettiğinden, yatırım harcaması olarak kabul edilmektedir.

Kaliteli bir eğitim için, öğretmen başına düşen öğrenci sayısının uluslararası kabul edilen sınırlar içinde olması gerekir. Eğitim bize emanet edildiğinde, 2002-2003 eğitim öğretim yılında öğretmen başına düşen öğrenci sayımız ilköğretimde 28’den 16’ya düştü, aynı şekilde ortaöğretimde 18’den 13’e düştü. Eğitim kurumlarının ihtiyacı olan öğretmen norm kadro doluluk oranı Doğu Anadolu’da yüzde 89,20. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yüzde 87,02; ülke genelinde ise yüzde 89,65 seviyesine ulaşmıştır.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) - 300 bin atanamayan öğretmen var Sayın Bakan.

MİLLİ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Hedefimiz, ülke genelinde, her bölgede, her ilde yüzde 100 doluluk oranıyla eğitim öğretim hizmetini sunmaktır. Bazı illerde norm kadro doluluk oranı hedefine ulaşılmıştır.

Kamuda görev yapan personelin büyük bir çoğunluğunu öğretmenler oluşturmaktadır. Aile birliği mazereti başta olmak üzere çeşitli nedenlerle atandıkları kurumlarda kısa süre görev yaparak ayrılan öğretmenlerin oluşturduğu olumsuz etkiyi azaltmak üzere, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi illeri öncelikli olacak şekilde, kalkınmada 1’inci derecede öncelikli yörelerde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4’üncü maddesinin (b) fıkrası kapsamında, sözleşmeli statüde öğretmen uygulamasını başlattık.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öğretmenlerimizin mali ve sosyal haklarında da önemli iyileştirmeler yaptık. 2002 yılında Bakanlığımız bünyesinde göreve yeni başlayan 9’uncu derece 1’inci kademedeki bir öğretmenin maaşı 470 lira iken 1 Temmuz 2016 tarihinde 2.628 liraya yükseldi. Haftada on beş saat ek ders veren bir öğretmenimize 2002 yılında maaşıyla birlikte 635 lira; bunu isterseniz 2002’nin 1 Kasım veya 1 Aralık tarihindeki dolar kuruna vurun, edeceği 409 dolardır, -410, 420 dolardır- 2016 yılının ikinci yarısında, bugünkü dolar kuruna vurursanız 942 dolar ödenmektedir. 2002’de 400 dolar, bugün 942 dolar.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – TL’yle konuş Sayın Bakan ya, şu doları kaldıralım ya! Sen hâlâ dolarla konuşuyorsun, TL’yle konuş! Dolarla ne işin var?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Tüm öğretmenlere her eğitim ve öğretim yılında bir defa eğitim ve öğretim yılına hazırlık ödeneği ödenmektedir. Yapılan ödeme 2002-2003 eğitim öğretim yılında 175 lira iken 2016-2017 eğitim öğretim yılında bin liraya yükselmiştir.

RUHİ ERSOY (Osmaniye) – Öğretim üyeleri de istiyor onu Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kaliteli bir eğitim kaliteli okullarda verilir. Eğitim kalitesi için aranan unsurlardan biri, derslik başına düşen öğrenci sayısının uluslararası kabul edilmiş sınırlarda olmasıdır. Bu amaçla, 2003 yılından bu yana yaklaşık 269.569 dersliği yaparak halkımızın hizmetine sunduk. Toplam derslik sayımız 601 bini geçti, özel derslik sayısı da 100 bine yaklaştı. Her eğitim kademesinde derslik başına düşen öğrenci sayısı yeni yapılan derslikler sayesinde ülke genelinde 30’un altına düşmüştür. 2002-2003 eğitim öğretim yılında ilköğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısı 36’yken bugün 25’e, ortaöğretimde 31’den 23’e düşmüştür.

Bakanlığımızın 2017 yılı öğretmen dışında yatırım ödeneği bir önceki yıla göre yüzde 15,2 artışla 7 milyar 237 milyon TL olarak belirlenmiştir.

Önümüzdeki dönemde ikili eğitime son vermek için yoğun bir çalışmanın içinde olacağız. Bugün itibarıyla ilköğretimde ikili eğitime tabi öğrenci oranımız yüzde 45, ortaöğretimde 8,60’tır. İkili eğitime son vermek için 77 bin ilave derslik ihtiyacımız olacaktır. Özellikle ikili eğitimin yapıldığı yoğun göç alan şehirlerimize öncelik vermek suretiyle derslik yapımına devam edeceğiz. Bunu da 2019 yılı sonuna kadar tamamlamayı planlamaktayız.

Bazı arkadaşlarımız sordu: “Bunu bu ayrılan kaynakla nasıl yapacaksınız?” diye. Aydın’ın 17 ilçesi var. Merkez ilçesi Efeler hariç 16 ilçesinde hiçbir ikili eğitim ihtiyacı yok, merkezde 5 okula ihtiyaç var. Adnan Menderes Üniversitesinin açılışına gittiğimde, bir iş adamımız 32 derslikli okul yapmak için protokol imzaladı ve ben geldikten sonra da yine aynı yerde 4 iş adamımızın daha geri kalan ikili eğitime son vermek için 4 okulun yapımını üstlendiğini vali bey iletti. Önümüzdeki dönemde onun da protokolünü imzaladığımızda “Kaynak nedir?” diyene merkezî Hükûmet, artı milletle birlikte inşallah bu sorunu kesinlikle çözeceğiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; daha sağlıklı bir eğitim için ücretsiz ders kitabı uygulamasını başlattık. Öğrencilerimize daha iyi bir eğitim vermek ve eğitimde fırsat eşitliğini artırmak için eğitimde teknoloji kullanımını artırdık ve yaygınlaştırdık, tablet bilgisayar dağıttık, sınıflarımızı akıllı tahtalarla donattık. Eğitim Bilişim Ağı üzerinden öğretmen ve öğrencilerimize eğitim programlarını bilgi teknolojisi destekli öğretime uyumlu hâle getirerek sunmaktayız. Önümüzdeki dönemde eğitimde teknolojik yatırımlara devam edeceğiz, isteyen her öğrencimizin bilgi otoyoluna ulaşmasına imkân tanıyacağız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine bizim dönemimizde Şartlı Eğitim Yardımı Programı’nı başlattık. Bu program uyarınca ihtiyaç sahibi ailelere çocuklarını düzenli olarak okula göndermeleri şartıyla her ay eğitim yardımı yapılmaktadır. 2003 yılından 2016 yılı sonuna kadar, ilk ve ortaöğretimdeki 23 milyon 479 bin öğrencimizin annesine 4 milyar 589 milyon lira ödeme yaptık. İlköğretime devam eden kız çocuklarına 40, erkek çocuklarına 35 lira; ortaöğretime devam eden kız çocuklarına 60, erkek çocuklarına ise 50 Türk lirası aylık ödenmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu dönemde özel sektörün eğitime daha çok yatırım yapmasını teşvik ettik, özel okulların kurulmasını destekledik. 2002 yılında 1.246 olan özel okul sayısı bugün 7.980’e yükseldi. 2002 yılında özel öğretim kurumlarında öğrenim gören öğrenci sayısı 218 binden bugün 1 milyon 138 bine ulaştı.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine eğitimde fırsat eşitliğini artırmak için, ilköğretim ve ortaöğretim öğrencilerimizden ihtiyacı olanlara da burs veriyoruz. 2002 yılında öğrenciye verilen burs miktarı aylık 13 liraydı, bugün 185 lira. Yine, 2003 yılında 86 bin öğrenciye burs verilirken bugün burs sayısı 264 bine ulaştı.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanlık olarak engelli vatandaşlarımızın eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinden yararlanması öncelik verdiğimiz diğer bir konudur. Engellilerin eğitim ve rehabilitasyonuna 2006 yılından 2016 yılı Eylül ayına dek bütçemizden yaklaşık 12 milyar 188 milyon lira kaynak ayırdık. Eğitime erişim hakkını kullanmakta güçlük çeken ve özel eğitime ihtiyacı olan öğrencilerimize 2004 yılından itibaren ücretsiz taşıma hizmeti uygulaması başlatılmıştır. Bu kapsamda, 2004-2005 eğitim öğretim yılında 6.901 öğrenci bu hizmetten yararlanırken 2015-2016 eğitim öğretim yılında 81.120 öğrenciye taşıma hizmeti verilmiştir. Engellilere verilen bir başka eğitim hizmetimiz: Özründen dolayı -cam, kas hastalığı, lösemi, uzun süreli yatalak gibi- zorunlu öğrenim çağında olup da okula gidemeyenlere evde eğitim hizmeti uygulamasını 2007 yılından itibaren başlattık. Bu kapsamda 2007 yılında 176 kişiye evde eğitim verilirken, 2015-2016 eğitim öğretim yılında 6.407 kişiye evde eğitim hizmeti verilmiştir. Bu kapsamda, engellilerin eğitiminde kaynaştırma eğitimi uygulamasını ilke olarak kabul ediyoruz. 2015-2016 eğitim öğretim yılında 202.142 öğrencimiz kaynaştırma yoluyla eğitim uygulamasına devam etmiştir. Özel eğitim alan öğrenci sayısı 2002 yılında 64.956 iken, 2016 yılında 239.885 engelli öğrencimize eğitim hizmeti vermekteyiz. Engellilere yönelik eğitimin niteliğini artırmak için çalışmalarımıza önümüzdeki dönemde daha büyük bir hassasiyetle ve özenle devam edeceğiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ihtiyacı olan ortaöğretim öğrencilerimize yurt hizmeti de vermekteyiz. Bu kapsamda toplam yatak sayısı 2002 yılında 156 bin iken bugün 430 bine ulaşmıştır. Kalan öğrenci sayısı 2002’de 117 bin iken, bugün 302 bine ulaştı. 2002’yi söylerken 2002’yi karalamak istediğimden dolayı değil, sadece bir yolculuğa başlarken ne kadar mesafe alındığının bilinmesi için bir başlangıç noktasının belirtilmesi gerekir, bundan dolayı söylüyorum. Pansiyonlarımızda doluluk oranı da yüzde 70’e ulaşmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vermiş olduğumuz bir başka hizmet, taşımalı eğitimdir. 2015-2016 eğitim öğretim yılında toplam 1 milyon 381 bin öğrencimiz taşıma imkânından faydalanmış, bunlardan 1 milyon 178 binine öğle yemeği hizmeti de verilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilgilerinize sunmak istediğim bir diğer husus, Bakanlığımızın yurt dışı eğitim öğretim faaliyetleriyle ilgili gelişmelerdir. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın çocuklarının eğitim ihtiyacını karşılamak ve ülkemizin eğitim alanında sahip olduğu birikimi talep eden ülkelere aktarmak amacıyla kurulan Türkiye Maarif Vakfı faaliyetlerine başlamıştır. Bu ana kadar 6 ülkede; Somali, Gine, Çad, Senegal, Moritanya ve Sudan’da eğitim faaliyetlerine başlamıştır. Bir arkadaşımız vakıf başkanının kendi ücretini tespit edeceğini söyledi. mütevelli heyeti üyelerinin huzur hakkı Millî Eğitim Bakanı tarafından belirlenecektir.

Yurt dışında bulunan vatandaşlarımızın ve soydaşlarımızın eğitim ihtiyacını karşılamak amacıyla Bakanlığımızın 34 ülkede 31 eğitim müşavirliği ve 25’i eğitim ataşeliği olmak üzere toplam 56 temsilciliği bulunmaktadır. Bakanlığımızca açılan, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın ve soydaşlarımızın çocuklarının devam ettiği 17 ilkokul, 24 ortaokul, 25 lise ve 5 Türkiye Türkçesi öğretim merkezi olmak üzere toplam 71 eğitim kurumunda eğitim ve öğretim hizmeti vermekteyiz. Ayrıca, 1416 sayılı Kanun kapsamında hâlen 46 ülkede 3.750 öğrenci Millî Eğitim Bakanlığı burslusu olarak öğrenim görmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eğitimin önemli alanlarından biri de ülkemizin nitelikli insan gücü ihtiyacının karşılanması ve uluslararası rekabet gücünün artırılması için verilen mesleki ve teknik eğitimdir. Meslek eğitimini, memleket meselesi olarak görüyoruz. Özel sektörün talepleri de dikkate alınarak mesleki ve teknik eğitimde belli bir alanda ihtisaslaşmış meslek liselerini açıyoruz. Bu okulların yönetimine yerel yönetimlerin ve sektörün katılmasını sağlıyoruz.

Yine, mesleki becerilerin geliştirilmesi projesiyle meslek sahibi olmayanlara, meslek sahibi olmasına rağmen istihdam alanı dar olanlara, engellilere, ev hanımlarına, dul ve yetimlere, eski hükümlülere, terör mağdurlarına, özellikle genç işsizlere ve mesleğini değiştirmek isteyenlere ilgi ve yetenekleri göz önüne alınarak meslek edindirme kursları ve eğitimi veriyoruz.

Mesleki ve teknik eğitim alanında çok büyük yenilikleri hayata geçirdik. 2017 yılında mesleki ve teknik eğitim için 13,3 milyar ayırdık. Bizim bugün mesleki ve teknik eğitime ayırdığımız bütçe, 2002 yılında Millî Eğitime ayrılan toplam bütçeden daha fazladır. 2002-2003 eğitim öğretim yılında mesleki ve teknik öğretimde yaklaşık 900 bin olan öğrenci sayımız bugün 1 milyon 828 binin üzerindedir. 2002-2003 eğitim öğretim yılında 60.703 olan öğretmen sayımız bugün 130 binin üzerindedir. Okul sayımız 1.993 iken bugün 3.264’e ulaşmıştır.

Meslek eğitiminde işletmede beceri eğitimi ve stajlar eğitimin en önemli parçasıdır. İşveren tarafından çıraklara ve meslek lisesi öğrencilerine ödenen beceri eğitimi ve staj ücretlerinin üçte 2’si yani 390 liranın 260 lirası devlet tarafından karşılanacaktır. Çıraklık eğitimi zorunlu eğitim kapsamına alınmıştır. Çıraklık eğitimini başarılı bir şekilde bitiren öğrencilere ustalık belgesi ve iş yeri açma belgesi verilecek, kendi iş yerini açan mezunlara KOSGEB tarafından 50 bin lira hibe ve 100 bin lira faizsiz kredi verilecektir. Ayrıca, çıraklık eğitimini bitiren öğrenciler fark derslerini tamamlayarak meslek lisesi diploması alabilecek, ondan sonra da üniversiteye de gidebilecektir.

Meslek lisesi öğrencilerinin iş kazası ve meslek hastalıklarına karşı sigortalanması zorunluluğu getirilmiştir. Yine, meslek lisesi mezunlarına teknisyen unvanı da verilecektir. Mesleki ve teknik ortaöğretimden mezun olanların meslek yüksekokullarına sınavsız geçiş uygulaması kaldırılmıştır, bu uygulamanın yerine üniversiteye geçiş sınav sonucuna göre alanında eğitim yapmak isteyen mezunlara meslek yüksekokullarına geçişte ek puan verilecektir.

Özel ve mesleki teknik eğitime destek veriyoruz. 18 alanda, organize sanayi bölgelerinde 4.270 ila 6.675 TL devlet teşviki uygulaması verilmektedir. Organize sanayi bölgesi içi ve organize sanayi bölgesi dışında toplam 33 özel okulda 23.654 öğrenciye destek verilmektedir. Sektörün talepleri de dikkate alınarak bu okulların alanları güncelleştirilmekte, ihtiyaç olmayanlar kapatılmakta, sektörün ihtiyacı olanlar da açılmaktadır. Mesleki ve teknik ortaöğretimde ikili eğitimi sonlandırmak için de 296 okulda 5.249 derslik yapacağız. Yaptığımız değerlendirmeler sonucunda mesleki ve teknik eğitim kurumlarımızın 4.206 atölye ve laboratuvarını teknolojiyle uyumlu olacak şekilde yenilemekteyiz. Bundan sonraki hedefimiz eğitim sisteminin kalitesinin daha da artırılmasıdır, kaynaklarımızı bu hedef doğrultusunda daha etkin ve verimli kullanacağız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; buraya çıkan bütün hatiplerin hepsi son günlerde kamuoyunda çokça konuşulan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı sonuçlarından bahsetti. Bunlardan birisi Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından hazırlanan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2015 uygulaması ve sonuçlarıdır. 35’i OECD üyesi 72 ülkede, yaklaşık 29 milyon öğrenciyi temsilen 540 bine yakın öğrencinin katılımıyla geçen yıl bilgisayar tabanlı olarak gerçekleştirilen bu programa Türkiye’den 15 yaş grubu 925 bin öğrenciden 5.895 öğrenci katılmıştır. Söz konusu 5.895 öğrenci 61 ilden ve 187 okuldan seçilmiştir. Bir arkadaşımız bunun Millî Eğitim Bakanlığı kontrolünde olduğunu söylemektedir. Bu okulların hangisi olduğunu bilmiyoruz, ta ki sınavdan bir ay öncesine kadar. Seçilenlerin yüzde 21’i 9’uncu sınıf, yüzde 73’ü 10’uncu sınıf, yüzde 3’üyse diğer kademe sınıflarındandır. Öğrencilerin yüzde 38’i Anadolu lisesi, yüzde 36’sı mesleki ve teknik Anadolu lisesi, yüzde 14’ü imam-hatip lisesi, yüzde 2,1’i de fen lisesinde eğitim ve öğretim görmektedir. Eğer bize bırakılsaydı mesleki ve teknik Anadolu liselerinden yüzde 36 öğrencinin katılımını istemezdik.

Söz konusu programın sonuçlarına bakacak olursak: Tüm ülkelerin fen okuryazarlığı ortalama puanı 465, Türkiye'ninki 425’tir. Fen bilimlerinde 2012’ye göre Japonya’nın düşmüştür, Hong Kong’un düşmüştür, Kore’nin düşmüştür, İsviçre’nin düşmüştür, İngiltere’nin düşmüştür, Almanya'nın düşmüştür, Finlandiya’nın düşmüştür, Hollanda’nın düşmüştür, Belçika’nın, Avustralya’nın, Yeni Zelanda’nın, Fransa’nın, Macaristan’ın, Lüksemburg’un, Yunanistan’ın, Romanya’nın, İspanya’nın, Litvanya’nın, Avusturya’nın, İtalya’nın, Çek Cumhuriyeti’nin, Polonya’nın, İrlanda’nın, Slovakya’nın, ABD’nin, 25 ülkenin de düşmüştür.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Türkiye'ye gel, Türkiye'ye Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – “Elle gelen düğün bayram.” derler ya, onu söylüyorum, burada bir sıkıntı olduğunu söylüyorum. Düşen sadece bizsek burada ayrı bir şey. İsviçre düştü mü? Düştü.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Kaça düşmüş Sayın Bakan, kaça? Sayısı kaç? Onu söyleyin bir de. Nereye düşmüş? Yani, 18’den 17’ye mi düşmüş? Kaça düşmüş? Onu da söyle yani allem kallem yapma, her şeyi anlat bu millete.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Söyleyeceğim, hiç merak etmeyin.

Japonya düştü mü? Japonya’yı görüyorsunuz, Japonya düştü.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Eğitim seviyesi ortada Sayın Bakan, neyin grafiği o? Sana ne Japonya’dan? Sen Türkiye Cumhuriyeti devletinin Bakanısın.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Polonya düştü mü? Polonya düştü. Güney Kore düştü mü? O, bazılarının, biliyorsunuz “Çok özel, ideal.” dediği düştü.

Türkiye'yi de gösteriyoruz şimdi, Türkiye de burada. Türkiye fende 18, matematik okuryazarlığında ise 22 ülkenin önünde daha iyi bir dereceye sahip. Önde olduğu ülkeler arasında kişi başına düşen geliri ülkemizden daha fazla olan… Arjantin’in millî geliri bizden fazla, biz onlardan daha iyi durumdayız. Meksika’nın millî geliri bizden fazla, biz onlardan daha iyi durumdayız. Brezilya’nın kişi başına düşen millî geliri bizden daha iyi, onlardan iyi durumdayız. Katar’ı da söyleyeyim, herhâlde 100 bin dolara yakın kişi başına gelir düşüyor, onlardan iyiyiz biz.

PISA 2015 uygulamasında ağırlıklı alan fen olduğu için, bu uygulama sonuçlarını ağırlıklı alanın yine fen olduğu 2006 yılıyla karşılaştırmak doğru olacaktır. Bunun neticesinde, ağırlıklı alanın fen okuryazarı olduğu 2006 ile 2015 uygulamaları Türkiye sonuçları kıyaslandığında yaklaşık 1 puanlık artış olduğu görülecektir.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Sayın Bakan, yerlerde sürünüyoruz, yerlerde!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Bu yıllar arasında OECD ortalamasında 5 puanlık, tüm ülkeler ortalamasında 13 puanlık düşüşün olduğu görülecektir. Katılımcı ülke sayıları göz önüne alındığında 2015 uygulamasında Türkiye'nin sıralamasının 2016’ya göre daha iyi olduğu da görülecektir. Fen okuryazarlığında 2006-2015 arası incelendiğinde, Türkiye'de kızlar ve erkek öğrenciler arasındaki başarı farkı 12’yken bu fark 2015 yılında 6’ya düşmüştür. OECD’de ise 2006 yılında erkekler lehine olan 2 puanlık fark 4 puana çıkmıştır. Türkiye'de kızlar ve erkekler arasında fark azalırken OECD’de artmaktadır.

Fen okuryazar açısından fen lisesinden katılan öğrencilerimiz bu sınavda 534 puan aldı. 534 puan Estonya’nın yani dünya 3’üncüsünün puanına denk geliyor. Dünya 2’ncisi Japonya da 538. Eğer sadece fen lisesindeki öğrencilerimiz girmiş olsaydı bu sınava, aldığımız dereceyle dünyanın 3’üncüsü olacaktık. Fen lisesi öğrencilerimizin dünyayla yarışma konusunda bir sıkıntısı yok, hatta dünyanın önünde.

Sosyal bilimler lisesinden katılan öğrencilerimizin aldığı puan 518’dir. Bu puan Kore’nin, Yeni Zelanda’nın, Avusturalya’nın, İngiltere’nin önünde yer almaktadır. Buradan da anlaşılmaktadır ki sosyal bilimlerde öğrencilerimizin fen okuryazarlığı dünyanın en önde gelen ülkeleri yani ilk 10’u arasındadır.

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Bakan, etme eyleme, bizi Allah’a bağışla!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Anadolu lisesinden katılan öğrencilerin aldığı puan 461’dir. Bu puan da Slovakya’nın puanına eşit olup Yunanistan ve Şili’nin aldığı puandan daha iyidir.

Mesleki ve teknik Anadolu lisesinden katılım yüzde 36’dır. Bu öğrencilerimizin aldığı puan 392’dir. Dolayısıyla, 534 alan öğrencinin ülke puanı ortalaması 425’e çekiliyor.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Maşallah, çok iyiymişiz millî eğitimde haberimiz yokmuş Sayın Bakanım yani! O zaman hiç sorunumuz yok, gayet güzel!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Bizim teknik liselere yüklediğimiz misyon farklı. Bu misyona uygun şekilde yarışmaya alınması uygun olur. Yarış atına yük vurulmaz. Bu gerçekle birlikte, teknik liselerdeki eğitimin seviyesini, kalitesini artıracağız, o zaman bu okullarla ilgili PISA diye bir sorunumuz da kalmayacaktır.

PISA’da matematik alanında Türkiye'nin 420 aldığını ve 2012’ye göre 28 puanlık kayıp söz konusu olmakla birlikte, Finlandiya’nın da 34 puanlık bir kaybı olduğunu da dikkatinize sunmak isterim.

Aynı uygulamada, tüm katılımcı ülkeler fen alanında 11, matematik alanında 11, okuma becerilerinde 9 puan düşüş; 1’inci sırada yer alan ülke 25, 32 ve 45 puan düşüşü, Güney Kore 22, 19, 30 puan düşüşü yaşamıştır. Benzer şekilde, hem PISA hem de PISA 2012 hem 2015 uygulamasına katılan 62 ülkenin 41’inde, OECD üyesi 35 ülkenin 28’inde bir önceki uygulamaya göre düşüş yaşanmıştır. PISA 2015 uygulamasında ciddi anlamda bir örneklem sıkıntısı olduğunu PISA kendi raporunda da çok açık şekilde belirtmektedir. Programa hem özel hem de devlet okulları katılmaktadır. Bu raporda, Türkiye için “Devlet okullarında okuyan öğrencilerin başarısı özel okullarda okuyan öğrencilerden daha fazla” değerlendirmesi de yer almaktadır. Özel okullarda okuyan öğrencilerin benzeri sosyoekonomik düzeye sahip devlet okullarındaki öğrencilerin başarısı özel okullardan çok daha yüksektir.

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Bakanım, Allah kimseyi sizin konumunuza düşürmesin vallahi!

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Amin! Yazık vallahi!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; PISA 2015 sonuçlarına göre, devlet okullarının okuma becerileri alanında da özel okullara göre daha başarılı olduğu görülmektedir.

OECD’nin Türkiye’ye Genel Bakış 2016 Raporu’na göre, OECD ülkeleri eğitime millî gelirin yüzde 5,2’sini, Türkiye 5,1’ini ayırmaktadır. Bir arkadaşım daha bir oran verdi. Millî Eğitim Bakanlığına ayrılan kaynak…

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Diyanet İşlerinden daha az, değil mi Sayın Bakanım? Bunu söyleyebilirsiniz.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – …Yükseköğretim Kuruluna ayrılan kaynağı, üniversitelere ayrılan kaynağı, ÖSYM’ye ayrılan kaynağı, Kredi ve Yurtlar Kurumuna ayrılan kaynağı koyduğumuzda yüzde 5,1 yapar. Ancak, buraya özel okullar tarafından ayrılan kaynak da dâhil değildir. Dolayısıyla, vatandaşlarımızın destekleri ve özel okulların harcaması da konulduğunda bu oran daha fazladır. Öğrenci başına düşen harcamada OECD ortalaması 10.493 dolar, bu miktar Türkiye’de 5 bin doların altındadır. Eğitim alan her bir öğrenci için 10 bin doların üstünde bir miktar harcayan OECD ülkeleri ile her bir öğrencisine 5 bin doların altında harcayan OECD ülkelerinin aynı sonucu almasını beklemek doğru değildir. Bu somut gerçeğe rağmen, bizden daha çok kaynak ayıran birçok ülkeden daha iyi bir sonuç alıyoruz.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Paramız yok, onun için çocuklar kazanamadı! Söylesenize!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Bundan sonra da bize ayrılan kaynakları en iyi şekilde kullanarak daha iyi eğitimi evlatlarımıza vermek için var gücümüzle çalışacağız.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Diyanete söyleyin, size biraz para versin Sayın Bakanım.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Bizim iddiamız şu: Geçmiş dönemlerde verilmediği kadar eğitime önem veriyoruz. Buna, bütçeden ayırdığımız payı gören milletimiz şahittir. Eğitime ne kadar kaynak ayırırsanız o kadar eğitime önem veriyorsunuz demektir. Eksiklerimiz var, bunları biliyoruz. Gelecek yıllarda bu eksiklerimizi de gidereceğiz. İki gününü birbirine eşit kılmadan çalışmaya devam edeceğiz.

PISA’nın tek başına bir ülkenin eğitimde bulunduğu seviyeyi göstermeye yetmediğini de belirtmek isterim. PISA’da Vietnam, fen bilimlerinde ve matematikte hem 2012’de hem de 2015’te Amerika’nın önündedir. Buradan hareketle Vietnam’daki eğitim Amerika’nın önündedir diyebilir miyiz? Tek ölçüye bakarak ülkelerin eğitim sistemini değerlendirmek doğru değildir.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Yani, PISA’da yerlerde sürünüyoruz.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir başka husus, TIMSS’teki durum. Bakın, TIMSS öğrenciye okulda verilen bilgiyi ölçer, PISA aldığı bilginin güncel hayattaki uygulamasını ölçer.

Eğitimde fen bilimlerinde Türkiye'nin 2011’de ve 2015’te 4’üncü sınıflarda aldığı bu puanla biz Fransa’yla aynıyız. Fransa’da kişi başına düşen 44 bin dolar, bizde kişi başına düşen artık 10 bin doların altında. Bizden çok daha fazla kaynak ayırmasına rağmen, öğrenci başına yılda 90 bin dolar harcayan Fransa’yla benzer sonucu TIMSS’te alıyorsak bu, Türkiye’deki eğitimin doğru yolda olduğunu çok açık şekilde göstermektedir.

TIMSS’te de bir başka sonucumuz, bu da 8’inci sınıf fen bilimlerinde. Burada da biz İtalya’yla aynı durumdayız. İtalya’nın kişi başına düşen millî geliri 37 bin dolar, öğrencisine bir yılda harcadığı para da 85 bin dolar. Buradan da anlaşılmakta ki 8’inci sınıfta da her bakımdan, TIMSS’te puanlarımız her şekilde artmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz yaptıklarımızı söyleyeceğiz, siz yapmadıklarımızı. Biz başardıklarımızı söyleyeceğiz, siz eksiklerimizi. Biz bardağın dolu tarafını göstereceğiz, siz boş tarafını.

Başkanım, arkadaşlarımdan beş dakika alayım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun devam edin.

Onlardan alacağım.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Biz umut aşılayacağız, siz umutsuzluk. Biz iyiye gidiyor diyeceğiz, siz kötüye gidiyor diyeceksiniz. Ve son sözü ve kararı milletimiz verecektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Öğrenci yapmadıklarıyla değil, yaptıklarıyla değerlendirilir, biz de yaptıklarımızı milletimize anlatacağız. Halkın gözü terazidir; neyi, niçin, nasıl, ne kadar yaptığımızı en iyi bilir ve karne notumuzu da millet verir.

Biz ülkemizin geleceğinden eminiz. Milletimize güveniyoruz. O hiçbir şeyi ihmal etmez, herkese hakkını verir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eğitim kötüye gitseydi Çemişgezek’teki Mahir Robert Kolejine gitmezdi.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Tekil örnek verme Sayın Bakanım, bu verdiklerinin hepsi tekil örnek. Kendi söylediğini kendin yalanlıyorsun.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Eğitim kötüye gitseydi Erciş’teki Nursel TEOG’da 120 sorunun 120’sini çözmezdi. Eğitim kötüye gitseydi Van’ın Edremit’indeki Hazel Berfin TEOG’da 1’inci olmazdı, Muş’un Varto’sundan Ezgi Beytaş 1’inci olmazdı, Ağrı’nın Diyadin’inden Marya Polat TEOG’da 1’inci olmazdı. Şırnak İdil’den Yunus Özel, “Telafi eğitimi aldım.” diyor…

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Aladağ’da 11 kızımız yanmazdı.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen müdahale etmeyelim.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – “Terör nedeniyle okulumuz kapatıldı, telafi eğitimi aldım.” diyor. Eğer eğitim kötüye gitseydi telafi eğitime rağmen, Şırnak’taki Yunus Özel kardeşim TEOG’da 1’inci olmazdı. Bir de Baran İnan var, o da 120 sorunun 120’sini değil -aynı ilçede- 119’unu çözüyor. O da yine “Telafi eğitimi aldık, Millî Eğitime teşekkür ederiz.” diyor.

CEYHUN İRGİL (Bursa) – Sayın Bakan, bunlar zaten sizin yapmanız gerekenler. Elbette bir 1’inci olacak her zaman.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Biz umutluyuz, eğitimde fırsat eşitliğini herkese tanıyacağız. Bu sonuçlar da bu konuda mesafe aldığımızı apaçık göstermektedir.

CEYHUN İRGİL (Bursa) – Edremit’ten kazandı diye, Van’dan kazandı diye bununla övünülür mü? Bu zaten göreviniz sizin.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; “Yaşayan lehçeleri seçenler var mı, sayıları ne?” diye bir sorusu oldu bir arkadaşımızın. Abazaca, toplam 746 öğrencimiz tarafından seçilmiş durumda bu yıl. Gürcüceyi 900, Kiril alfabesi esaslı Adigeceyi 928, Kürtçeyi 55.654, Lazcayı 2.002, Zazacayı 4.910 öğrencimiz seçmiş ve eğitim almaktadır.

Yine, bir başka arkadaşımız “Çırak öğrenciler ucuz iş gücü mü olacak? ILO sözleşmelerine uygun mu?” diyor. ILO’nun 138 no.lu Asgari Yaş Sözleşmesi’nde de çırak öğrenciler yaş kapsamı dışında bırakılmış ve işçi olarak değerlendirilmemiştir. Sözleşmenin 6’ncı maddesinde, yetkili makam tarafından onaylanmış olup büyük ölçüde veya tamamen bir iş yerinde yürütülen bir eğitim programının parçası olan kişilerin yaş sınırına dâhil edilmediği belirtilmiştir.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Öğretmensiz okullar var, okulsuz öğretmenler var Sayın Bakanım, siz ne diyorsunuz?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Yine, bir başka husus Sayın Başkanım, “Proje okulunu niye başlattınız?” diye…

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Vardır bir hesabınız.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Eğer proje okul uygulamasını başlatmasaydık bugün fen liseleri bu kalitede olmazdı; bunu da çok net şekilde, çok açık şekilde belirtmek isterim.

ONURSAL ADIGÜZEL (İstanbul) – Ne alakası var ya?

BURCU ÇELİK ÖZKAN (Muş) – Kaç tane fen lisesi var Sayın Bakan, oranlarsak?

MUSA ÇAM (İzmir) – İnanıyor musunuz Sayın Bakan, siz söylediklerinize?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Hiç şüpheniz olmasın, biz inanmadığımız şeyi söylemeyiz.

“ÖSYM’nin bütçesinin azalmasının nedeni nedir?” diye soruldu. Kamu Personeli Seçme Sınavı ön lisans ve ortaöğretim sınavları çiftli yıllarda yapılmakta, dolayısıyla ÖSYM’nin bütçesi o zaman artmakta. 2017 yılında yapılmayacak olmasından dolayı da ÖSYM’nin bütçesi daha azdır.

Yine, bir sayın vekilimizin “Bütçeleri düşük olan 20 üniversiteyi ne yapacaksınız?” diye bir sorusu oldu. Bunların çoğu bölgesel kalkınma odaklı üniversitelerin desteklenmesi projesiyle YÖK ve Kalkınma Bakanlığı tarafından desteklenecektir.

Yine, bir başka milletvekili arkadaşımızın “Doktoralı insan kaynağı ihtiyacı nedir?” diye bir sorusu oldu. Millî Eğitim Bakanlığının 1416 uygulaması devam ediyor. YÖK bu sene ilk defa 2 bin doktora bursunu hayata geçiriyor. Türkiye'nin öncelikli 100 alanında 2 bin kişiye de yine tatminkâr doktora bursu vereceğiz. Yine, bilimsel araştırma projelerini de Hükûmet olarak biz destekleyeceğiz.

CEYHUN İRGİL (Bursa) – Son otuz saniye; şubatta atama var mı, onu söyleyin.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Şunları söylüyorum ki: Herkes bilir, eğitim gerçekten bu millî gelirden ayrılmış paya rağmen, geçmiş yıllarda kat kat artırmış olmamıza rağmen iyi bir yolda gidiyor. İnşallah önümüzdeki dönem… Eksikliklerimizi biliyoruz. Öğrencilerimizin devamını takip etmemiz lazım, PISA da öyle diyor; öğretmenlerin devamını takip etmek lazım, onu öyle diyor.

Yine diyor ki: Öğretmenlerin meslek içi eğitimine… OECD ülkelerinde son üç ayda her 2 kişiden birisi giderken meslek eğitimine, Türkiye'de 4 kişiden birisi gidiyor; yine o eksikliğimizin farkındayız.

Okul öncesi eğitimde… Bizde okul öncesi eğitim almayanların oranı yüzde 46,5’ken -PISA’daki öğrenciye bakarak söylüyorum- yüzde 5’in altındadır OECD’de. Dolayısıyla da okul öncesi eğitimi önümüzdeki dönemde de zorunlu eğitim kapsamına aldığımızda, önümüzdeki dönemde PISA’da da çok iyi bir yere geleceğimizi söyleyebilirim.

Tekrar, 2017 bütçesinin hem Millî Eğitim Bakanlığımıza hem üniversitelerimize, Yükseköğretim Kuruluna ve ÖSYM’ye hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.

Güzel söyledi arkadaşlarımız da eğitim, millî eğitim; herkesin ortak meselesi, Türkiye'nin geleceğidir. Türkiye'nin geleceğine güvenen herkesin millî eğitimi tartışma konusu olmaktan çıkarması lazımdır.

PISA’da Finlandiya dört dönemdir düşüyor ama Türkiye bir dönem düşünce bu kadar kıyameti kopardınız. Gidin, bir de Finlandiya’da da dört yıl düşünce -bir de Finlandiya’nın eğitimi bize örnek olarak verilir- ne yapılıyor diyerek… Neden eğitim onların ortak derdi, burada ise eğitim sadece bizim derdimiz olarak görülüyor? Ama inşallah, tek başımıza da kalsak bu yolda yalnız yürümeyeceğiz, bu yolu milletimizle birlikte yürüyeceğiz. Aydınlık günler bizimle beraber olacaktır.

Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

CEYHUN İRGİL (İzmir) – Sayın Bakan, siz 3’üncüydünüz de 4’üncülüğe düştüğünüz için eleştirmiyoruz, zaten 50’nciydiniz. Finlandiya 3’ten 4’e düştü.

BAŞKAN – Altı dakika aldık diğer sayın bakanlardan, üçer dakika, dolayısıyla sizin de konuşma süreniz on yedişer dakika.

Evet, şimdi söz sırası Gençlik ve Spor Bakanımız Sayın Akif Çağatay Kılıç’a aittir.

Buyurun Sayın Kılıç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz on yedi dakikadır.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Arkadaşlar, alkış yok, 10 defa söylendi, hâlâ alkış yapıyorsunuz, alkış yok! Tekrar etmeyelim aynı şeyi.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Gençlik ve Spor Bakanlığının 2017 yılı bütçesini sunmak ve 2015 yılı kesin hesabını görüşmek üzere huzurlarınızda bulunuyorum. Çalışmalarımızda yanımızda olan tüm partilerin milletvekillerine ve faaliyetlerimizde emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma huzurlarınızda teşekkür ediyor, hepinizi tekrar sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

İki cihan güneşi, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (SAV)’ın dünyayı şereflendirmelerinin bin dört yüz kırk beşinci yıl dönümünü idrak ettiğimiz bu günün bütün insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyor ve bu vesileyle milletimizin ve tüm İslam âleminin Mevlit Kandili’ni kutluyorum.

Değerli milletvekilleri, hepinizin bildiği gibi, dün gece İstanbul Beşiktaş’ta hain bir terör saldırısıyla karşı karşıya kaldık. Beşiktaş-Bursaspor karşılaşması sona erdikten sonra gerçekleştirilen hain saldırıda şehitlerimiz ve yaralılarımız var. 38 vatan evladımız şehit oldu, bunların 30’u şu andaki bilgilerimize göre polis memuru kardeşlerimiz ve maalesef, Samsunlu hemşehrim, polis memuru kardeşimiz Mustafa Öztürk de şehitlerimizin arasındadır. Hepsine Allah’tan rahmet diliyorum, gazilerimize acil şifalar diliyorum. Tabii ki bu saldırıdan haber alınır alınmaz tüm Hükûmetimiz, Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızın direktifleri doğrultusunda olayın aydınlanması için tüm gerekli çalışmaları başlatmış ve söz konusu vatan olduğunda canından vazgeçen bu milletin ruhundan ve bu asil duruşundan bu tip saldırıların hiçbir şey alıp götürmeyeceğini de açıkça bir kere daha ilan ediyoruz.

Çok değerli milletvekilleri, biliyorsunuz bu yaz 15 Temmuz gecesi hain FETÖ terör örgütünün başını çektiği darbeciler bu yüce Meclisi de bombalayarak, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizi, Başbakanlığı ve birçok farklı kurumları bombalayarak ülkemizde darbe girişiminde bulundular. Ancak, Cumhurbaşkanımızın işareti ve Başbakanımızın sağlam duruşuyla milletimiz bu darbe girişimini de bertaraf etmiştir.

RUHİ ERSOY (Osmaniye) – Evet, Sayın Bahçeli’nin duruşu da tabii.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Devamla) - Çok değerli milletvekilleri, Bakanlığımızın alanında olan gençlik çalışmalarıyla ilgili, özellikle, bugünün geleceği olan gençlerimize bugünden hizmet etmeye başladığımızı belirtmek istiyor ve bu çalışmalarla ilgili sizlere birazdan bilgiler vereceğim.

Tabii ki diğer alanımız da özellikle spor alanında yapmamız gereken, geliştirmemiz gereken ve artırmamız gereken başarılarımız ve çalışmalarımızdır. Bunlarla da ilgili birazdan sizlerle bazı görüşlerimi paylaşacağım.

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü eliyle ulaştığımız üniversite gençliğinin tahsil hayatını sağlıklı, huzurlu ve başarılı geçirebilmesi için hiçbir çabadan geri durmuyoruz. Bu sebeple, öğrencilerimize sağladığımız kredi ve burs imkânları 2002’den bu yana yüzde 789 oranında artırılmıştır. Yine, aynı maksatla, Kredi ve Yurtlar Kurumu bünyesindeki yurtlarımızın kapasitesi son üç yılda 2 katına çıkarılmıştır.

Bakanlığımız merkez teşkilatı ve bağlı kuruluşları tarafından yürütülen proje ve faaliyetleri hakkında bazı bilgiler vermek istiyorum. Gençlik merkezlerimiz âdeta ülkemizin farklı bölgelerine kılcal damarlar gibi giren tesislerimiz olmuştur. Şu anda, 2016 yılında 230’a ulaşmıştır gençlik merkezleri sayımız ve yakın sürede bitecek olan çalışmalarımızla beraber 378’e ulaşacaktır. 2002 yılında 11.614 üyesi olan gençlik merkezlerimize 1 Aralık 2016 tarihi itibarıyla 1 milyon 501 bin kardeşimiz üye olmuştur. Farklı çalışmalar içerisinde birçok atölyelerle beraber kendilerine burada farklı anlamda destekler sunuyoruz. Gençlik kamplarımızdansa 2016 yılında toplam 65.638 gencimiz faydalanmıştır. Türkiye genelinde 29 kampımızda gerçekleştirilen çalışmalar içerisinde, birçok farklı illerden bir araya gelen kardeşlerimiz birbirleriyle tanışma ve birbirlerine destek olma imkânı bulmuşlardır.

Tabii ki aynı zamanda, Bakanlığımız, Uyuşturucuyla Mücadele Eylem Planı kapsamında asıl görevlilerden, çalışma çerçevesinde görev almış olan ve asıl yüklenicilerden birisidir. Bu anlamda yapılan çalışmalar içerisinde birçok antrenörümüze ve birçok gencimize ciddi anlamda bağımlılıkla mücadele eğitimleri verilmiştir. Madde kullanımı konusunda, özellikle zararları konusunda verilen bilgilendirme ve seminerlerle 65 bini aşkın gencimize ulaşılmıştır.

Tabii ki Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yatırım destek hamlesini başlatmış durumdayız ve şu ana kadar devam eden çalışmalarımızla 40 milyonu aşkın yatırımımızı, bugünden sonra yapılacak olan yatırımlarımızı hayata geçiriyoruz.

Tabii ki aynı şekilde, daha önceki yıllarda da hayata geçirmiş olduğumuz ve birçok farklı ilimizden bir araya gelen gençlerimizin Çanakkale seyahatleri, 57’nci Alay yürüyüşleri, Sarıkamış’taki yürüyüşlerimiz bu sene de aynı şekilde devam edecektir. Dumlupınar’daki çalışmalarımız aynı şekilde devam edecektir. Bu çerçevede, gençlerimizin tarihlerinden gelen kültürlerini, medeniyetlerinden gelen bilgileri öğrenmeleri, yaşamaları ve tecrübe etmeleri konusunda çok ciddi çalışmalar yapıyoruz.

Aynı zamanda, “Tecrübe konuşuyor” programımızla farklı alanlarda uzmanlaşmış sporcu, sanatçı ve kendi alanlarında uzmanlaşmış olan birçok kardeşimizle gençlerimizi bir araya getiriyoruz.

15 Temmuzdan sonra başlatmış olduğumuz, İçimizdeki Kahramanlar Projesi’yle 15 Temmuz gecesinde neler yaşandığını ve bunun bir daha olmaması için paylaşım yapılması gerektiğini, tecrübelerin aktarılması gerektiğini düşündüğümüzden dolayı bugüne kadar bu çerçevede 34 program düzenlenmiş ve 60 bin vatandaşımız bu programlara katılmıştır.

Aynı zamanda, yaptığımız çalışmalar çerçevesinde ülkemizde barındırdığımız 3 milyonu aşkın Suriyeli mülteci kardeşimize de hem sportif anlamda hem gençlik çalışmalarıyla destek oluyoruz.

Tabii ki bu çalışmaları hayata geçirmek üzere Meclisimizden bize verilen bütçeleri de kullanmak noktasında en hassas şekilde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu sene bize öngörülen bütçeler, merkez teşkilatımız için 182 milyon lira, Spor Genel Müdürlüğü için öngörülen bütçemiz 1 milyar 238 milyon 832 bin lira, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü için öngörülen bütçe ise 11 milyar 336 milyon 431 bin Türk lirasıdır. Bu aldığımız, bize emanet edilen bütçelerle yaptığımız yatırımlar çerçevesinde çok ciddi yeni atılımlar içerisine girmiş durumdayız.

Biraz evvel burada konuşmasını yapan Sayın Saffet Sancaklı, tesisleşme anlamındaki bazı rakamları vereceğimizi gündeme getirdi, o rakamları sizlerle paylaşıp bunlarla ne murat ettiğimizi de sizlerle paylaşmak istiyorum:

2016 Yatırım Programı’nda alınmış olan ve devam eden ve 2017’de de devam edecek olan yatırımlar çerçevesinde 72 yüzme havuzumuzun 37’sini tamamladık. 329 adet futbol sahasının 296’sı tamamlandı. Yine, 284 adet spor salonunun 183’ü tamamlanmış durumda. 30 atletizm pistinin 18’i tamamlandı ve bununla beraber devam eden mahalle tipi projelerimiz var, bunları özellikle burada dile getirmek istiyorum. Çünkü yaptığımız büyük tesislerde ve birçok farklı tesislerde tabii ki, profesyonel anlamda, amatörde ve aynı zamanda uluslararası müsabakalarda ülkemizi temsil edecek sporcularımızın yetiştirilmesi için çalışılıyor. Ancak aynı şekilde, mahallelerin içerisinde futbol sahası, basketbol sahası ve voleybol sahası kompleks olarak inşa ediyoruz. Bunların şu anda sayısı 1.200’e ulaşmış durumda. Bunların, inşa hâlinde devam edenlerin 830 tanesi tamamlanmış, gerisinin inşası devam etmektedir. Bununla muradımız spor yapılabilecek alanları ve gençlerimizin ve aynı zamanda çocuklarımızın aileleri tarafından güvenli alanlar içerisinde bu tip sosyal faaliyetleri yapabilmelerini sağlamaktır.

Tabii ki, stadyum inşaatlarımız devam etmekte. Biliyorum ki, İzmir’in bu noktada çok büyük beklentisi var.

MUSA ÇAM (İzmir) - Var.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Devamla) - Musa Bey de burada gözümün içine bakıyor.

MUSA ÇAM (İzmir) - Evet.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Devamla) -İzmir konusunda çok ciddi adımlar atmış durumdayız. Biliyorsunuz yargı süreci vardı, çok şükür o tamamlandı, önümüzdeki engeller böylece kaldırılmış oldu. Özellikle İzmir Alsancak Stadı’nın proje çalışmaları son aşamaya gelmiş durumda ve çok kısa süre içerisinde ihalesine çıkacağız ve hızlı bir şekilde kazandıracağız.

ALİ YİĞİT (İzmir) – Alışveriş merkezi olarak geldiniz, AVM’ye dönüştürmüyorsunuz değil mi Alsancak’ı?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Devamla) -Göztepe ve Karşıyaka statlarımızın da zaten tamamlanmış olan ve de devam eden inşaat süreçleri var, onları da en yakın şekilde takip ediyoruz. Biliyorsunuz, Başbakanımız da İzmir Milletvekili, bu konuda çok yakın bir takip içerisinde.

Çok değerli milletvekillerimiz, tabii ki, spor merkezlerimizde engelli kardeşlerimizin ve aynı zamanda birçok sporcu kardeşimizin de yetiştirilmesi konusunda ciddi anlamda çalışmalarımız var.

Ancak burada bir konuyu özellikle dile getirmek istiyorum: Evet, bu yaz Rio Paralimpik ve Olimpik Oyunlarında -paralimpiği özellikle önce söyledim- elde ettiğimiz başarılar, beklediğimiz başarılar, ülkemizin hak ettiği başarılar ve Türkiye’nin potansiyelini yansıtan başarılar değil. Bir başarı var ama daha fazlası olması gerekiyor, bunda hepimiz hemfikiriz. Ancak şunu dile getirmem gerekiyor: Bu başarıyı elde edebilmek için antrenör sayımızda çok ciddi artış yapmamız gerekiyor. Bununla alakalı olarak yapılan çalışmalar sonucunda, 2002’de 18 bin olan antrenör sayımız şu anda 223 bine gelmiş durumda ama bu yeterli değil, daha fazlasını yetiştirip daha fazlasını kazanmamız gerekiyor.

Evet, yabancı sporcular ülkemizin bayrağı altında mücadele ediyorlar. Tabii ki bizim isteğimiz ve amacımız, ülkemizde yetişmiş olan gençlerimizin ülkemizin bayrağını temsil etmeleri. Ancak, şunu da dile getirmemiz gerekiyor: Özellikle olimpiyat oyunlarında bronz madalyayı kazanan Escobar, Türk Bayrağı’nı üstüne sarıp bu başarının Türkiye’ye ait olduğunu tüm dünyaya söylemiştir. Şu anda aktif sporu bırakma evresinde ama bize şöyle bir öneriyle geldi: Kendisi, sporcularımızın yetiştirilmesi -ülkemizdeki kardeşlerimizin kendilerini yetiştirebilmeleri- için bu konuda her türlü fedakârlığı yapıp, Türkiye’ye yerleşip bizlerle beraber çalışma konusunda bizlerden talepkâr olmuştur. Bu anlamda, bu tip çalışmalarımızı da devam ettireceğiz.

Tabii ki dopingle mücadele konusunda hiçbir şekilde geri durmuyoruz ve yaptığımız mücadelenin sonucunda, bu sene, bir ay önce “WADA” (Uluslararası Antidoping Ajansı) ülkemizi temsilen beni WADA Yönetim Kurulunda görevlendirmiştir. Bu, ülkemizin başarısıdır, ülkemizin temiz spor noktasında ortaya koymuş olduğu çabanın en önemli görüntüsüdür ve tezahürüdür diye düşünüyorum.

Sporcu sağlığıyla alakalı olan çalışmalarımız da en üst seviyede devam ediyor. Burada özellikle Sağlık Bakanlığımızla beraber yaptığımız çalışmalarla çok farklı noktalara geleceğiz.

Millî Eğitim Bakanlığımıza burada teşekkür etmek istiyorum. Kendileriyle yaptığımız protokol çerçevesinde, özellikle ilköğretimi tamamlayan öğrenci kardeşlerimizin performans taramaları ve bu anlamda yapılacak olan taramalarda potansiyel sporcu adaylarımızın erken yaşta belirlenip aynı zamanda Millî Eğitim Bakanlığının altyapısı ile Gençlik ve Spor Bakanlığımızın altyapısını bir arada kullanarak, harmanlayarak tabiri caizse, açıklarımızı bu şekilde kapatarak ileriye yürümeye devam edeceğiz.

Tabii ki buradaki konuşmalar esnasında Kredi ve Yurtlar Kurumuyla ilgili birçok konu gündeme geldi. Bazı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum. Şu anda, Kredi ve Yurtlar Kurumunun kapasitesi, bugün itibarıyla, 686 yurtta 553 bin 177’dir; bu, yatak kapasitemizdir ve şu andaki doluluk oranlarımız, daha önceki yıllarda olduğu gibi yüzde 60 seviyelerinde değildir, yüzde 90’ın üzerindedir. Tabii ki bunları artırma noktasında Kredi ve Yurtlar Kurumu olarak çok ciddi bir çalışma içerisindeyiz ve önümüzdeki yıl bitecek olan yurtlarımızla beraber, 2017 yazında kapasitemizi 650 binin üzerine taşımak üzere şu anda çalışmalarımız devam etmektedir. Bunu kendi öz yatırımlarımızla ama aynı zamanda ön protokolle kiralama ve doğrudan kiralama yöntemleriyle de yapıyoruz. Burada, tabii, akla gelen soru şu: “Bunları yaparken bunların kriterleri nedir?” Bunlar, açıkça belirlenmiş olan kriterler çerçevesinde ve herkese açık olan kriterlerle yapılmaktadır. Tabii ki üniversite yurtlarımızda Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunda barınan öğrencilerimizin sadece ve sadece barınmaları değil, aynı zamanda kişisel anlamda kendilerini geliştirmeleri için de onlara imkânlar sunuyoruz ve sunmaya da devam edeceğiz. Bu çerçevede birçok farklı programı da hayata geçiriyoruz ve şunu da dile getirmek isterim: Ücretsiz barınma imkânlarından şu anda Kredi ve Yurtlar Kurumunda 4.446 öğrenci kardeşimiz yararlanmaktadır. Bunlar, şehit ve gazilerimizin çocukları, anne ve babası vefat eden kardeşlerimiz, yetiştirme yurdu öğrencilerimiz ve maddi zaruret içerisinde olan öğrencilerimizden ibarettir. Aynı zamanda Kredi ve Yurtlar Kurumunda barınan öğrencilerimize aylık 285 lira beslenme yardımı yapmaktayız; bu, günlük 9,5 liraya tekabül ediyor. Eğer 2002’deki 50 kuruş olan yardımın TÜFE ve TEFE artışına gelseydi, bugüne gelecek olan rakam çok farklı bir rakamdı ve bu anlamda, biz şu anda geldiğimiz noktada, dediğim gibi, 285 liradayız. Bu, eğer diğer dediğim şekilde gelseydi 1,42 olacaktı. Nereden nereye geldiğimizin herhâlde açık bir göstergesidir.

Tabii ki bu anlamda dile getirilen bazı konular vardı, bazı milletvekillerimiz kurumumuza ve Bakanlığımız çalışmaları konusunda bazı eleştiriler getirdi. Tüm eleştirilerinizin başımızın üstünde yeri var ve onlardan faydalanarak daha iyi hizmet vermek noktasında çalışmalarımıza devam edeceğiz. Ancak “Kredi ve Yurtlar Kurumunda öğrencilerimizin üst üste yattığı, istif edildiği” şeklinde bir ithamda bulunursanız bunun gerçeği yansıtmadığını buradaki tüm milletvekillerimiz bilmektedir çünkü milletvekillerimize gelen birçok talep olduğunu ben de biliyorum ama gelen taleplerin artık ne kadar düştüğünü ve Kredi ve Yurtlar Kurumu yurtlarımızın standartlarının ne noktaya geldiğini tüm milletvekillerimizin gayet iyi bildiğini ben de biliyorum.

Tabii ki aynı şekilde, yapılan çalışmalarda şunu dile getirdi bir milletvekilimiz: “Eğer Kredi ve Yurtlar Kurumunda barınmak isterseniz karşılama oranı çok düşük, yüzde 14.” dediler. Bu, doğruyu yansıtmamaktadır. Kredi ve Yurtlar Kurumuna bu sene başvuru yapmış öğrencilerimizin yüzde 78’i Kredi ve Yurtlar Kurumuna bugün itibarıyla yerleşmiştir. Bu çok farklı bir rakamdır ve nereden nereye geldiğimizin tekrar açık bir göstergesidir. Bunlar ortada olan rakamlardır ve gerçeği yansıtmaktadır. Dolayısıyla, yapılan çalışmalarımızın tabii ki eleştirel anlamda destekleri olacaktır ama yapılan çalışmalarımızın ne olduğunu da iyi görmemiz gerekiyor.

Son sözlerim olarak da şu fırsatı değerlendirmek istiyorum: Değerli milletvekilimiz dile getirdi, 12-18 Şubat tarihlerinde Erzurum’da EYOF -gençlik oyunları- olacak, tüm milletvekillerimizi buraya da davet ediyorum ve aynı zamanda 18-30 Temmuz tarihleri arasında Samsun’da İşitme Engelliler Olimpiyatı yapılacak, buraya da tüm milletvekillerimizi tekrar davet ediyorum.

Tüm bu çalışmalarımızı el birliğiyle ve beraberlik içerisinde yapmamız gerektiğini düşünüyor ve bu noktada hepinizin bize destek olmasını özellikle rica ediyorum çünkü gençliğimiz bizim geleceğimizdir. Burada ayrı şekillerde yapacağımız çalışmaları değil, beraber yapacağımız çalışmaları, birbirimizi destekleyeceğimiz, birbirimizi tamamlayacağımız çalışmaları yapmamız gerektiğini özellikle düşünüyorum.

Tabii, aynı zamanda şunu da dile getirmek istiyorum: Evet, geldiğimiz nokta iyi bir noktadır ama daha iyisini kazanmak, çalışmak zorundayız. Bunu da hep beraber inşallah yapacağız.

AK PARTİ hükûmetlerinde Sayın Cumhurbaşkanımızın Başbakanlığı döneminden itibaren, şu anda Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım’ın önderliği altında yapacağımız yatırımlar işte bu biraz evvel saydığım noktadan çok daha ileri bir noktaya götürecektir.

Tüm milletvekillerimize bize verdikleri destek için, bütçe anlamında verdiğiniz destek için hepinize teşekkür ediyorum. Hepinizi tekrar saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

SAFFET SANCAKLI (Kocaeli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Sancaklı.

60’a göre bir dakika süre veriyorum.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

12.- Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı'nın, Milliyetçi Hareket Partisi adına önerdiği bir projeyi uygulamaya koyan Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz ile Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç’a teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

SAFFET SANCAKLI (Kocaeli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanımız çok güzel bir şey söyledi. Mevzu gençlikse, Türk gençliğiyse hepimizin beraber çalışması gerekiyor. Hepimizin fikirlerimizi buraya getirip yardımcı olmamız gerekiyor. Doğrudur. Bu bağlamda da Sayın Bakanın Millî Eğitim Bakanıyla beraber başlatmış oldukları bir proje var okula başlayan çocuklarla ilgili ve ilkokulu bitiren çocuklarla ilgili. O proje Milliyetçi Hareket Partisi adına benim burada önerdiğim projeydi. Kendileri bunu kale alıp, ciddiye alıp, değerlendirip, uygulamaya koydukları için de teşekkür ediyoruz. Bundan sonra da her türlü yardıma hazırız.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

II.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 433) (Devam)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun (S. Sayısı: 434) (Devam)

A) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ÜNİVERSİTELER (Devam)

D) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI (Devam)

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Şimdi söz sırası Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Mehmet Özhaseki’ye aittir.

Buyurun Sayın Özhaseki. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Bakanım, sizin de süreniz on yedi dakikadır.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – Değerli Başkan, çok kıymetli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, dün akşam meydana gelen bu elim olaydan dolayı şehitlerimize rahmet, kalanlara da başsağlığı diliyorum. Aynı zamanda, bugün dünyaya teşrifleriyle bizlerin de elbette ki önderlik noktasında rehberimiz olan Hazreti Peygamber’in doğum yıl dönümünden dolayı bir kere daha bütün inananların kandilini kutluyorum. Cenab-ı Allah’tan bütün insanların Hazreti Muhammed gibi bir vicdan sahibi olmalarını temenni ediyorum.

Bugün burada Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğümüzün gerçekleştirdiği çalışmalar hakkında bilgiler sunmaya çalışacağım. Bilgileri verirken bir taraftan da yapılan eleştirilere bir nebze de olsa cevap mahiyetinde değinmeye çalışacağım. Aynı zamanda, vereceğim bu bilgiler bizim on dört yıllık AK PARTİ iktidarının çevre ve şehircilik alanında yapmış oldukları işlerin bir özeti mahiyetinde de olacaktır.

Çevre bölümünden başlayacak olursak… Değerli milletvekilleri, eskiler derlerdi ki “Hayat 4 şey üzerine kaimdir: Hava, su, toprak, enerji.” Doğrusu bunları kirletmemek lazım, doğrusu bunların arasındaki dengeyi bozmamak lazım ama Sanayi Devrimi’nden sonra büyük şehirlerin oluşması, insanların şehirlerde toplandıktan sonra dışarıya daha çok atık atması, daha çok üretip daha çok kirletmesi neticesinde birçok çevre felaketiyle karşı karşıya kalıyoruz.

Tabii, bizim inancımızda çevre bir emanettir, o, canımız gibi bizim korumamız gereken bir emanettir; dengenin bozulmaması esastır. O noktada titizlikle de hareket etmemiz gerekiyor.

Bakın, son on dört yıl içerisinde yapılan çalışmalar neticesinde birtakım rakamlarla sizlere neler yaptığımızı da özetlemeye çalışayım: Katı atık düzenli depolama tesisleri noktasında, Türkiye 2002’de sadece 15 adet tesise sahipti, bugün 82 adet tesisimiz var; 1.091 belediye bu tesislerden istifade ediyor. Ayrıca, 155 MW’lık da elektrik enerjisi üretiyoruz.

İkinci bir nokta, atık su arıtma tesisleri. 2002’de sadece nüfusun yüzde 35’ine hitap eden atık su arıtma tesislerimiz vardı, şu anda nüfusumuzun yüzde 80’ine hitap eden atık su arıtma tesislerimiz var. Ayrıca, 7 havzada kirlilik önleme eylem planlarımızı yaptık ve tüm belediyelerimize elektrik bedellerinin de yüzde 50’sini ödüyoruz. On dört yılda 11.894 projeye de destek verdik Bakanlık olarak.

Yine, bir başka rakam: Mavi bayraklı plaj sayımız 151 adetti ama 2016 yılına geldiğimizde bu 444’e çıktı ve sıralamada dünya 2’ncisiyiz. Yine, gemilerden atık alım hizmeti noktasında, 2002’de bir tek tesisimiz bile yokken, bugün, 2016’da tam 269 tane yetkili tesisimiz var.

Hava kalitesi izleme ağı bakımından, 2002 yılında sadece 30 civarında istasyon varken, bugün, 2016’da 229 adet istasyonumuz var. Sürekli emisyon ölçüm sistemlerini kurduk, 255 tesiste 562 bacada 7/24 izliyoruz, takip ediyoruz. Ayrıca, doğal sit alanları envanterini de çıkardık, sayısal ortamlara da bunları aktardık.

Değerli milletvekilleri, tabiatı en az kirleten ülkelerden biriyiz. Yine de mücadeleye devam ediyoruz. Bakın, biraz önce bazı arkadaşlarımız eleştiri mahiyetinde birtakım rakamlardan, raporlardan bahsettiler, ben de size şimdi, üç aşağı beş yukarı bu rakamların doğru olanlarını vermeye çalışacağım. Dünyayı en çok kirleten ülke Çin, yüzde 25 oranında; 2’nci sırada Hindistan geliyor; sonra Amerika Birleşik Devletleri geliyor, yüzde 15 oranında; Avrupa Birliği yüzde 15 oranında.

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Nüfusa orantılı olarak mı yaptınız bu karşılaştırmayı?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Dünyaya, dışarıya atmış olduğu sera gazı salınımıyla ilgili, karbonla ilgili.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Alan ve nüfus kriteri var mı Sayın Bakanım?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Nüfusla alakası yok bu işin, dünyayı kirletme oranı bakımından söylüyorum.

KAMİL AYDIN (Erzurum) – İki büyük ülke saydınız da onun için…

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Türkiye sadece binde 7 oranında kirletiyor. Binde 7 oranında kirletmemize rağmen yine de uluslararası bütün anlaşmalara tarafız. 2004’te Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne imza koyduk, 2009’da Kyoto Protokolü’ne imza koyduk, 2016’da Paris Anlaşması’na taraf olduk. Bütün bu çabalar neticesinde, 2012, 2014, 2016 yıllarında da Ozon Tabakasını Koruma Onur Madalyası’nı almış bir ülkeyiz biz.

Bir arkadaşımız, özellikle, Türkiye'nin iklim performansında 58’inci sırada yer aldığını söyledi. Doğru, bu rapor bizim de elimize geçti, bir Alman sivil toplum örgütü yazmış bunu. Kim olduğu belirsiz, adı “Germanwatch” diye geçiyor. Nereden beslenir, kimi hedefler, kime karşı yazılmıştır, nedir bunlar, cemaziyelevveli nedir; belirsiz bir grup, inanılmayacak, güvenilmeyecek bir grup. Onlar bizi 58’inci sırada gösterdiler diye bizim kendimizden şüphe edecek hâlimiz yok doğrusu.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Belirsizse inanılmayacak olduğunu nereden biliyorsunuz?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Bu noktada, yine, dünya ülkelerinin kendi aralarında geçerli olan sistemlerindeki -eğer internete girerseniz hepiniz bunları görürsünüz- dünyayı kirletme oranlarını da söylemek istiyorum. Katar kişi başına 39 ton dışarıya karbon veriyor. Tamam, “Katar Arap ülkesi.” falan diyebilirsiniz, Amerika 16,5 ton veriyor, Kanada 15,9 ton veriyor, Rusya 12,4 ton veriyor, Japonya 10 ton civarında veriyor, Almanya 9,5 ton civarında veriyor; Türkiye sadece 6 ton veriyor. O Alman kuruluşu önce kendi ülkesine baksın, kendi ülkesini eleştirsin, doğrusu, o konuda bir fikir beyan etsin. Türkiye aslında eylem planında ortaya koydu, 2030 yılına kadar yol haritamız belli, yüzde 21 civarında geriye çekme çalışmalarımız var. Bu da doğrusu tüm dünyadaki çalışmalarda takdir gören bir iş. Aslında, burada belki de hepimizin üzerinde düşünmesi gereken, sağlıklı bir şekilde karar vermesi gereken bir nokta var: Çevre ve yatırım dengesi. En iyi örneğini de enerji konusunda, bunu söyleyebiliriz.

Hidroelektrik yapmaya çalışıyoruz, hepsine itiraz ediliyor ve arkasından da “Biyoçeşitlilik ölüyor.” deniliyor. İtiraz edilmeyen hidro santrali sanki yok gibi. Tamam, yapmayalım, su zengini bir ülke değiliz; aslında, tüm sularımızın toplamı Tuna’nın debisinin yarısı kadar. Ama, yapmayalım, tamam, biyoçeşitlilik ölmesin.

Nükleere geliyoruz: “Nükleer tehlikelidir, aman ha, yapmayın.” Konuşmacılar hep bunu söylüyorlar. Fakat, biliyor musunuz, 31 ülkede tam 443 tane şu anda nükleer tesis var, 31 ülkede 443 tane nükleer santral var; Amerika’da 99 tane var, Fransa’da 58 tane var -Fransa’dan örnek verenler, size söylüyorum- Almanya’da 9 tane var, Rusya’da 34 tane var.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Yeni kuran var mı, yeni kuran?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Evet, heyecanlanmayın, onu da söylüyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, herkes vazgeçti; yüzde 14’ten yüzde 10’a geldi şu anda nükleer santral ve aşağı doğru da gidiyor enerji üretiminde.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Şu anda Rusya’da 9 tane inşaat devam ediyor, Fransa’da 1 tane inşaat devam ediyor ve şu anda Amerika’da 5 tane tesis devam ediyor, inşaatlar devam ediyor. Siz gözünüzü kapatın, hiç bu işlere, bu dediklerime kulak vermeyin, hâlâ oradan konuşmaya devam edin.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ya, göz falan kapattığımız yok Sayın Bakan, bu işi hakikaten bilmiyorsunuz.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Bakın, Paris’te Eyfel Kulesi’nin üstüne bir pergel koyun, 200 kilometre yarıçapında bir çizgi çizin, içerisinde tam 6 tane nükleer tesis var.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Olabilir ama hepsi vazgeçiyor.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Yüz yıl önce yapmış, yüzyıl!

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Nereden vazgeçiyor?

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Fransa bakanı açıklama yaptı.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Fransa niye yapıyor o zaman? Amerika niye takip ediyor 5 tane tesisi?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Enerji Bakanlığının sitesine bakın.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Solar enerjiye dönüyor Sayın Bakan. Sen çevreyi katletmek istiyorsun.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Arkadaşlar, siz yine enerjiye itirazınızı devam ettirin.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – İtiraz etmiyoruz, Enerji Bakanlığının sitesine bakın.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Bakın, arkadaşlar ben size anlatayım şimdi.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hakikaten konuyu bilmiyorsunuz, boşuna savunuyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, müdahale etmeyelim lütfen.

Müdahale etmeyelim Sayın Akar.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Paris’in 200 kilometre çevresinde tam 6 tane var, Paris için tehlike değil bu.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Sürdürülebilir enerji diye bir şey var; güneş var, rüzgâr var, solar var, füzyon enerjisi var.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Londra’nın etrafında 9 tane nükleer tesis var.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, Enerji Bakanlığının sitesine bakın.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Madrid’in etrafından 4 tane tesis var. Siz gözünüzü yumun ama Romanya, 350 kilometre, tesis var…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ya, var, doğru, Sayın Bakan.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – …Ermenistan’da tesis var ve hepsi de bize yakın vaziyetteler.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, var, doğru bunlar ama Enerji Bakanlığının sitesini bir okusaydın keşke.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, nükleerden vazgeçtik, siz istemediğiniz için ondan da vazgeçiyoruz. Peki, sıra termiğe geldi…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ben niye vazgeçin diyorum biliyor musun? 38 milyar dolar para harcıyorsun, aynısını termik santralde 6 milyar dolara yapıyorsunuz; onun için vazgeçin diyorum.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Güney Afrika’da…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bak, onun için vazgeçin…

BAŞKAN – Sayın Akar, lütfen müdahale etmeyin.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) - Maliyetinin kaç kuruş olduğunu internetten gir öğren bir tane, en ucuz sistem termiktir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Evet, bende…

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Pardon, özür dilerim nükleerdir, en ucuzu nükleerdir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Termik; bak 1 megavat 2 milyon euroya mal oluyor nükleerde, termik santralde 600 bin eurodur; hakikaten bilmiyorsun Sayın Bakan ya, vallahi bilmiyorsun.

ŞAHAP KAVCIOĞLU (Bayburt) – Her sene o parayı ödemiyor musun?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Yahu sabırlıca dinle biraz.

BAŞKAN – Sayın Akar, lütfen ama karşılıklı diyaloğa geçti bu iş, olmaz böyle.

Sayın Bakan, siz Genel Kurula hitap edin.

ŞAHAP KAVCIOĞLU (Bayburt) – Sayın Bakanım, İsviçreyeni reddetmedi mi nükleer santralden çıkmayı?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Arkadaşlar, termiğe geldi sıra.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bari bildiğin konuyu konuş.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Şimdi, herkes termiği kullanıyor ama biz kullanmayalım. Bakın, Güney Afrika ürettiği enerjisinin yüzde 92,8’ini kömürden alıyor. Diyeceksiniz Afrika’yı geç, Avrupa Birliği ülkelerinden söylüyorum: Polonya yüzde 84,2; Çek Cumhuriyeti yüzde 53,8; Almanya yüzde 45,6…

ŞAHAP KAVCIOĞLU (Bayburt) – İsviçre niye reddetti İsviçre, onu söyle.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Amerika Birleşik Devletleri 38,3; Türkiye’nin sadece kömürden elde ettiği enerji yüzde 28, bunu da mı üretmeyelim? “Efendim, çok kirletiyor, linyit çıkarmak zaten tehlikeli, bunu da üretmeyin.”

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kimse öyle bir şey demiyor Sayın Bakan.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Almanya şu anda dünyada linyit üretiminde dünyada 1’inci, Rusya 2’nci, Polonya da 3’üncü.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bak,laf atmayalım dedik ama çok yanlış konuşuyorsun.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Yahu ne olur çenen biraz dursun ya! Biraz sus, biraz ne oluyor ya!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bak, laf atmayalım diyoruz ama doğru şeyler söylemiyorsunuz, bir Bakana yakışmıyor.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Yapma ya, biraz sonra söz alıp ne biliyorsan onu söyle.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hakikaten yakışmıyor yani, doğru şeyler söyleyin. Siz bilmiyorsunuz enerjiyi, konuşmayın lütfen.

BAŞKAN – Sayın Akar, lütfen ama müdahale etme, etmeyelim lütfen sayın milletvekilleri…

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) - Ayıp denen bir şey var ya, utanmıyorsun da, yazıklar olsun sana!

BAŞKAN – Sayın Bakan, siz Genel Kurula hitap edin.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Niye “Yazıklar olsun!” canım, kötü bir şey mi söyledim?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Yahu, niye bağırıyorsun kardeşim sen ya!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kötü bir şey mi söyledim? Neye “Yazıklar olsun!”

BAŞKAN – Sayın Bakan, siz Genel Kurula hitap edin.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Şu ana kadar sizin konuşmacılarınıza bir şey söyledik mi? Ne utanmaz insansın, niye bağırıyorsun kardeşim sen ya, hayret bir şey ya!

BAŞKAN – Sayın Bakan, Genel Kurula hitap edin siz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Bakanım…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Allah Allah! Kendi konunuzu konuşun, bilmediğiniz şeyleri söylemeyin.

ŞAHAP KAVCIOĞLU (Bayburt) – Yalan yanlış konuşuyorsun sen, konuyu bile bilmiyorsun.

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Baraja karşısınız, yola karşısınız; her şeye de karşısınız.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Peki, bu arkadaşların hatırı için bıraktık şimdi linyitten de vazgeçtik, kömür de kullanmıyoruz arkadaşlar. Sıra güneşe geldi…

ŞAHAP KAVCIOĞLU (Bayburt) – Hayır ne istiyormuş Sayın Bakanım, onu sorun.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) –Müsaade edin arkadaşlar, bir dakika ya.

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Köprüye karşısınız… Siz ne yapıyorsunuz, ne yapacaksınız?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – “İstemiyorsunuz” diyor, niye istemeyelim?

(AK PARTİ ve CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

BAŞKAN – Arkadaşlar, şimdi bu gruptan geliyor böyle lütfen. Allah Allah!

Buyurun Sayın Bakan…

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Güneş de tabii 1 MVA için 20 bin metrekarelik bir alanı mahvettiği için güneşe de karşıyız.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hayda!

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Peki, rüzgârı yapalım. “Orada da kuş yolları bozuluyor.” Arkadaşlar, peki ne yapacağız?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Karanlıkta kalsınlar...

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Geriye iki şey kalıyor arkadaşlar: Bakın, bir elektrik kullanmayacağız bundan sonra, kimse elektrik kullanmayacak.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Ateş yaksınlar.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Böyle bir şey olabilir mi? Olmaz.

İkinci bir yol var: Dışa bağımlı kalacağız; doğal gaz alacağız, elektrik üreteceğiz veyahut da enerjiyi satın alacağız, öyle biz ayakta kalacağız. Bu iki ihtimalden hangisini tercih ediyorsunuz? İkisini de istemiyoruz arkadaşlar.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Sürdürülebilir enerjiyi kullanın.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Çevreyi kirletmeyelim, dışarıdan alalım.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Bütün dünyanın kullandığı nükleeri de yapacağız, bütün dünyanın kullandığı termiği de yapacağız...

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Sürdürülebilir enerji, vatandaş kanser olmasın.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – ...güneşi de kullanacağız, rüzgârı da kullanacağız, enerjimizi de üreteceğiz Allah’ın izniyle, kimseye de bağımlı kalmayacağız inşallah. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – İnsanlar kanser olmasın.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Ve bu coğrafyada eğer dışa bağımlı kalmayı düşünenler varsa onların da iyi niyetlerinden şüphe ediyorum arkadaşlar ben.

Değerli arkadaşlar, bakın, şehircilik alanına geldiğimiz zaman, tabii ki planlamaya yön veren, yerel yönetimlere rehberlik eden bir anlayışla sağlıklı, kimlikli, çevre dostu şehirler için de gayret ediyoruz.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Belli trafikten, trafikten belli!

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Bu anlamda, çevre düzenlemesi planlarının yüzde 97’sini tamamladık. Deniz kıyılarımıza ait kıyı kenar çizgi tespitlerinin tamamını bitirdik. İmarda da yeni çalışmalar yapıyoruz. Özellikle herkesin şikâyetçi olduğu imar planı değişikliklerine bir disiplin getirmeye çalışıyoruz. Değer artış payından kamunun pay almasını sağlayacak düzenlemelere çalışıyoruz, buraya getireceğiz yakında ve düzenli kentleşme alanında da elimizden gelen bütün gayretleri önümüzdeki günlerde buraya getireceğiz.

Ayrıca şunu da biliyoruz ki deprem kuşağındayız, risk altındayız ve ciddi miktarda bizim konutlarımız da risk altında. Bu anlamda, 2012 yılında AK PARTİ iktidarları olarak çok güzel bir kanun getirdik: Kentsel Dönüşüm yasası. 50 ilde 192 riskli alan ilan ettik, 81 ilde de 407 bin konut üzerinde riskli yapı ilan ederek dönüşüm başlattık. 3 milyon vatandaşı ilgilendiriyor. Ancak bunu yeterli görmüyoruz, bunun çok daha hızlı olması lazım ve çok daha hızlı şekilde dönüşümü sağlamamız lazım. Bu anlamda da şehircilik şûrası topluyoruz. Önümüzdeki günlerde yapacağımız toplantılarda da buna tabii ki cevap bulacağız.

Bir başka konu da arkadaşlar, güneydoğudaki bölücü terör örgütünün çukur siyaseti ve öz yönetim ilanıyla ortaya çıkan bir felaket. O bölgelerde binlerce ev yıkıldı. O bölgelerin zaten altyapısı da yoktu, şimdi oraların ihya edilmesinin zamanı geldi. Devlet olarak bizim gidip evi yıkılan vatandaşların evini yapmamız lazım, o bölgelerin altyapısını yapmamız lazım; devlete yakışan o. Şimdiye kadar ne yaptık? Önce zarar tespitlerini yaptık, itirazları değerlendirdik; sonra ağır hasarlı, yıkımlı enkazları kaldırdık; sonra uzlaşma görüşmelerine başladık. Vatandaşlar itiraz ettikleri zaman, o itirazları gidip tek tek yerinde bakarak değerlendiriyoruz; sonra eğer yıkılan yerlerde alan bulursak evlerini yapmaya çalışıyoruz, değilse rezerv alanlar tespit ediyoruz. İmar planlarını yaptık, kamulaştırmaları yaptık ve bütün beldelerimizde bir çalışma başlattık. Ama, çok da kolay olmuyor.

Bakın, Sur’da yapmaya çalıştığımız şuydu: Doğrusu, Sur içerisinde koruma amaçlı imar planı var, buna harfiyen sadık kalmaya çalışıyoruz. Onu eğer biz başarabilirsek herhâlde Sur için yapılabilecek en güzel işi de ortaya koymuş oluruz.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Hâlen yasak devam ediyor Sur’da. Mayıs ayında “Bitti.” denilmişti, dokuz aydır sürüyor ve yıkmaya devam ediyorsunuz.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Diyarbakır’da özellikle, Çölgüzeli, Üçkuyular mevkisinde binlerce ev yapılıyor, üç ay sonra bin civarında evi teslim edebiliriz. Yani, oradaki evi yıkılan bir vatandaş dönüp de derse ki: “Ben dışarıdan, şu mevkiden ev istiyorum.” Evini verebiliriz. “Yerinde evimi yapmak istiyorum.” Eyvallah, proje yardımı yapıyoruz, yıkılan evinin bedelini veriyoruz; yerinde yapabilir.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Kıştır, kış; Sayın Bakan, kış başladı.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Orada kendilerine ne tür bir alternatif varsa onu sunuyoruz.

İkincisi…

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Zerresi kalmayacak, zerresi.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Ne diyorsun sen, ne diyorsun?

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) - Sen biraz sussana artık.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Dinliyoruz Sayın Bakanım.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Dövecek misin? “Ne diyorsun?” ne demek ya?

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Zerresi kalmayacak, zerresi. Zerresi kalmayacak.

BAŞKAN – Lütfen sayın milletvekilleri…

Sayın Bakan, Genel Kurula hitap edin siz.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Hayır, ben Sayın Bakana bir şey söylüyorum.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – “Ne diyorsun?” ne demek ya?

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – “Kış geldi, yasak devam ediyor.” diyorum, bundan daha normal ne olabilir?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Orada tarihî eserler restore ediliyor.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – “Terör kalmayacak.” diyor, ne var? O, nasıl bir üslup?

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Hayır, insanlar sokakta şu anda, Şırnak’ta insanlar sokakta.

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) – Kalksın, şurada konuşsun.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Sayın Bakanım, siz devam edin, biz dinliyoruz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, istirham ediyorum, hiç şık olmuyor.

Sayın Bakanım, devam edin siz.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Arkadaşlar, Sur içerisinde birçok tarihî eser restore ediliyor…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Edep, edep! O ne öyle ya?

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) – Bence ona söyleyin.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – …Kurşunlu Camisi dâhil ve oradaki Ortodoks kilisesi dâhil aklınıza gelebilecek en güzel eserler restore ediliyor.

Sokak Sağlıklaştırma Projesi başladı Ulu Camisinin önünden. Gazi Caddesi ve Melik Ahmet Caddesi’nde inşallah altı sekiz ay içerisinde bütün sokak sağlıklaştırılmış olacak, tertemiz ortaya çıkacak.

Hazreti Süleyman Camisi çevresinde şu anda istimlak işleri bitti, zannedersem ihalesi de bir iki gün önce yapılmıştı, çok geniş bir alanda rekreasyon alanı ilan edildi; o yapılıyor.

Yine, Dicle Vadisi Projesi 320 bin metrekarelik bir park, inşaatı herhâlde on on beş gün içerisinde başlar.

Bir taraftan da Alipaşa, Lalebey Mahallesi’nde geleneksel Diyarbakır evlerinin nasıl yapıldığını en güzel şekilde inşallah orada göstermiş olacağız.

Bunun dışındaki ilçelerimizde de mesela, İdil’de üçüncü ayda evleri verebilecek durumdayız. Silopi’de beş altı ay sonra evleri verebilecek durumdayız ve bütün evleri -diğer ilçeleri de tek tek saymak istemiyorum-en geç bir sene içerisinde “Evim yıkıldı.” diyen vatandaşın evini verebilecek durumdayız.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Şu anda ne yapacaksınız?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Vatandaş gelir eğer bize derse ki: “Evet ben sizin yaptığınız evlerden almak istiyorum.” İlk evi boşalttığı günden itibaren 695 lira kira yardımı alıyor. Evini ne zaman boşalttı? Altı ay önce. Altı ay önceden başlayarak kira yardımı alıyor. İçindeki eşyalar eğer yıkılmışsa evin bedelinin yüzde 12’sini de eşya bedeli olarak veriyoruz. Bu arada zaten ara ara da takviyeler verilmeye devam ediyor.

Şimdi, bazen arkadaşlarımızın konuştuklarından bakıyorum da ortaya şöyle bir manzara çıkıyor: Sanki Türk Silahlı Kuvvetlerinin işi yok, canı sıkılmış bir gün “Oraları gideyim döveyim, her tarafları yıkayım.” demiş. El insaf ya, el insaf! Çukuru kazan biz değiliz, o paçavraları bayrak diye dikenler biz değiliz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, Bakana bir dakika verin sözünü kestiğim için.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Devamla) – Öz yönetim ilan ederek bölücülük yapanlar biz değiliz. Biz sadece oraya gittik, hasarları gidermeye çalışıyoruz.

Doğrusu herhâlde zamanımız bitti, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Hayırlı olmasını diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –Teşekkür ederim Sayın Bakan.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN –Buyurun Sayın Akar.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kendi konusu dışında anlattığı enerji konusunda, nükleer, termik santral gibi konularda bizim her şeye karşı olduğumuzu ifade ediyor Sayın Bakan. Bu doğru değil. Bunu, sataşmadan 69’a göre…

BAŞKAN – Yani, siz üzerinize alındınız mı onu? Sizin şahsınıza…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Evet, alındık çünkü bize söylüyordu Sayın Başkan. İzin verirseniz…

BAŞKAN – Karşı değilsiniz. O zaman buyurun karşı olmadığınızı ifade edin iki dakikada lütfen.

Yeni bir sataşmaya meydan vermeyelim. Nükleere, termiğe her şeye okey diyeceksiniz ona göre.

Buyurun.

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

5.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın, Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Evet, sevgili arkadaşlar, değerli milletvekilleri; Çevre ve Şehircilik Bakanı, son kısımda yaptığı gibi, Cizre’de ve Sur’da o evleri yıkılan vatandaşları nasıl konut sahibi yapacaklarını anlatsaydı; yine, Çevre ve Şehircilik Bakanı…

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – Onu anlattım niye dinlemedin ya, senin kafan başka yerde demek.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Son kısmında söyledin.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – Cizre’de ne yaptığımızı anlattım.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Sayın Bakan son kısmında yapsaydı… Yani tüm konuşmanızı kendi Bakanlığınızla ilgili yapsaydınız diyorum. Yine dinlemiyorsunuz söylediklerimi bakın.

BAŞKAN – Ama çevreyle ilgili olduğu için onları da anlatması gerekiyordu.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Yine, TOKİ’yi anlatsaydınız, TOKİ’de olumsuzlukları nasıl çözeceğinizi…

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – Bizimle ne alakası var Çevre ve Şehircilik Bakanlığıyla?

HAYDAR AKAR (Devamla) – Çevreyle ilgili çözüm… Samsun’da biliyorsunuz dere yatağına kurdukları evler ve sel basması olayını hep beraber yaşadık.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – Ne alakası var TOKİ’nin Çevre ve Şehircilik Bakanlığıyla?

BAŞKAN – Sayın Bakan, zaten az süresi var lütfen müdahale etmeyelim.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – Benim konuşmama itiraz ettiği için benim de konuşturmamam lazım.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Yine, askerî alanların boşaltılarak TOKİ’ye nasıl verildiğini anlatsaydınız sizi gerçekten burada dinlerdik.

SALİH CORA (Trabzon) – TOKİ nereye bağlı Haydar Bey?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – Benim yaptığımla aynısını yapıyorsun, başka bir şey yapmıyorsun yalnız.

HAYDAR AKAR (Devamla) - Ama siz konunuz olmayan şeylere girdiniz ve enerji uzmanı kesildiniz.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – Ben çok iyi biliyorum, anladığın yok senin.

SALİH CORA (Trabzon) – TOKİ, Başbakanlığa bağlı. Nereye bağlandığını dahi bilmiyor musunuz?

HAYDAR AKAR (Devamla) - Bakın arkadaşlar, Cumhuriyet Halk Partisi olarak ne nükleer enerji ne termik santral ne hidroelektrik santral ne yenilenebilir enerji kaynaklarına falan karşı değiliz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) –Hadi ya!

SALİH CORA (Trabzon) – TOKİ nereye bağlanmış biliyor musun?

HAYDAR AKAR (Devamla) - İhtiyacımız var mı, önce bunu tespit etmemiz lazım.

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) - Var.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Hayır, yok. 9.200 megavat enerji üretecek, bilmiyorsun.

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Biliyorum, senden iyi biliyorum.

HAYDAR AKAR (Devamla) –9.200 megavat enerji üretecek ve bu enerjiyi üretmek için 38,6 milyar dolarlık yatırım yapıyorsunuz. Aynı enerjiyi termik santralle ürettiğiniz zaman sadece 6 milyar dolarlık bir yatırım yeterli oluyor. Termik santraldeki enerji üretimi nükleer elektrik santralinden daha ucuzdu, hidroelektrik santralinden daha ucuzdu. (AK PARTİ sıralarından “Ona da karşısınız.” sesleri) Bir termik santralin 1 megavatlık enerji üretebilmesi için 600 bin dolarlık yatırım gerekiyor, nükleer santralde enerji üretebilmek için 2 milyon dolarlık bir yatırım gerekiyor. Bu da yetmiyor; ham maddesi yabancıdır, bakım işçiliği yabancıdır, yedek parçası yabancıdır. Atığı nerede değerlendireceğinizi bilemezsiniz, dünya da bilemiyor bunu.

ORHAN KARASAYAR (Hatay) –Enerjiyi nereden üreteceğiz Haydar Bey, enerjiyi nereden üretelim?

HAYDAR AKAR (Devamla) - Ayrıca son on yılda yüzde 14’den yüzde 10’a düşmüştür nükleer enerjiyle ilgili elektrik üretimi arkadaşlar.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Süren bitti, süren.

HAYDAR AKAR (Devamla) - Bilginiz olsun diye söylüyorum, Bakan da öğrenmiştir umarım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Sayın Yıldırım, buyurun 60’a göre.

Bir dakika süre veriyorum

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

13.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım'ın, Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

AHMET YILDIRIM (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, Sayın Bakan, biz şuna maalesef Hükûmetinizde alıştık: Biz hangi somut soruyu sorarsak soralım, almış olduğunuz hazır metinleri bize aktarma dışında somut sorularımıza cevap olma şansınız yok sizin.

Bakın, bu 6306 sayılı Afet Yasası’nı siz “Afet Yasası” olarak tanımlıyorsunuz, biz “talan yasası” olarak tanımlıyoruz ve cümlelerinizden birinde şunu söylediniz: “Zaten altyapısı yoktu, zaten çok yaşanılabilir noktada değildi.”

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – Evet, belediyeleriniz çalışmadığı için söylüyorum.

AHMET YILDIRIM (Muş) - Beş bin yıllık bir kentten söz ediyoruz Sayın Bakan, beş bin yıldır orada kesintisiz bir yaşam sürülmüş.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – Belediyeler çukur kazdığı için hizmet etmiyorlardı, o yüzden altyapısı yoktu oraların, rezil bir hâldeydi.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Tamam, şimdi onu da söyleyeyim: Hani “hendek, barikat” söylediniz ya Sur’da, Şırnak’ta, Cizre’de, Silopi’de, Yüksekova’daki o operasyonları yapan operasyonların komutanlarının tamamı şu anda terörist suçlamasıyla içeride, tamamı içeride. Sur’daki, Cizre’deki, Silopi’deki, Şırnak’taki, Yüksekova’daki. Biz kimseyi töhmet altında bırakmadık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) - Çukurları kim kazdı, çukurları kim kazdı! Sen mi gidip kazdın,o zaman söyle. Kim kazdı çukurları?

AHMET YILDIRIM (Muş) –Birilerini karalamak için bunu söylemiyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yıldırım.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Siz, bakın orada o ortamı bahane ederek bir kenti yerle bir ettiniz.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – Yapma ya!

AHMET YILDIRIM (Muş) – Ve…

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – Hiç PKK, silahlı örgüt yoktu orada, paçavralarını bayrak diye asmadılar değil mi?

AHMET YILDIRIM (Muş) – Peki, bu kışı nerede geçiriyor onlar? Sayın Bakan onlar bu kışı nerede geçiriyorlar sizin derdiniz mi?

BAŞKAN – Sayın Yıldırım, söylediniz söyleyeceğinizi.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – Dönün de onlara bir şey söyleyin, bir cümle dönün de onlara söyleyin, eline silah alan o adilere söyleyin!

AHMET YILDIRIM (Muş) – Siz “terörist” diye içeri aldınız onları.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – İşte onların…

BAŞKAN - Sayın Yıldırım, lütfen…

AHMET YILDIRIM (Muş) – Yenisiniz, biraz tahammülkâr olun Sayın Bakan.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – Ya silahlı örgütlerin arkasında duranlara nasıl tahammül edeceğiz Allah’ınızı severseniz ya!

AHMET YILDIRIM (Muş) – Biraz tahammülkâr olun eleştirilere.

BAŞKAN - Sayın Yıldırım, lütfen…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Atıcı, siz niye söz istediniz?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, soru-cevaba geçecek miyiz?

BAŞKAN – Bir saniye, geçeceğiz, bir saniye, bir konuşmacı daha var.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, söz alma niyetinde değilim, sadece Sayın Bakan nükleer santralin en ucuz yatırım olduğunu söyleyerek halkı yanıltmaktadır. Nükleer santralin yatırım maliyeti 25 milyar dolardır ve bize, 12,5 dolar, sent kilovatsaat başına, dünyanın en pahalı ve alım garantisisi olan enerjiyi sunmaktadır.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Atık sorunu ve diğer sağlık ve çevre sorunları da buna ek bir yük getirmektedir. Bakanın eğer yeterince bilgisi yok ise ben bilgilendireyim efendim.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) - Nükleerde sağlık sorunu mu var hakikaten?

AYTUĞ ATICI (Mersin) - Sayın Bakan, ben doktorum.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – El insaf ya!

AYTUĞ ATICI (Mersin) - Evet, nükleerin sağlık sorunu var.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – Nükleerde sağlık sorunu yok, en az insana zarar veren kuruluş orasıdır.

AYTUĞ ATICI (Mersin) - Ben size takdim edeceğim efendim.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – Olur.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Grubunuz konuştu, grup adına birer tane söz verdim.

Şimdi, son söz bugünün son konuşması, aleyhte olmak üzere, Meral Danış Beştaş’a aittir Adana Milletvekili.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Diyarbakır Milletvekili olarak Sur’la ilgili…

BAŞKAN – Bakın, kusura bakmayın, her konuşulan konuyla ilgili her milletvekili kalkıp söz isteyemez, böyle bir usulümüz yoktur bizim.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Ama Sur’un…

BAŞKAN -Grubunuz adına Sayın Yıldırım’a söz verdim. Şimdi, Meral Danış Beştaş’ta şahsı adına son konuşmacı, onu kürsüye davet ettim.

Buyurun Sayın Danış Beştaş.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır)– 9 Mart 2016’da sokağa çıkma yasağı bitmiş olmasına rağmen, Bakanlık açıklama yapmış olmasına rağmen –İçişleri Bakanı- neden hâlâ devam ediyor?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan soru-cevaba geçelim mi?

BAŞKAN – Soru-cevaptan önce konuşmacı var, konuşmacıyı davet ettim.

Sayın Danış Beştaş…

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Neden hâlen orası yakılıp yıkılıyor? Orada hiçbir çatışma zemini yok.

BAŞKAN – Soru-cevaba girerseniz sorarsanız.

Buyurun Sayın Danış Beştaş.

Süreniz beş dakikadır.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Mart 2016’dan bu yana çatışma bitmiş olmasına rağmen on aydır sürüyor yasak.

BAŞKAN –Aleyhte son konuşmacı.

Buyurun.

II.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 433) (Devam)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun (S. Sayısı: 434) (Devam)

A) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ÜNİVERSİTELER (Devam)

D) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI (Devam)

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben arkadaşımın sorusunu sorayım Sayın Bakana: 9 Mart 2016 tarihinden bu yana Sur’da tek bir silah patlamadığı hâlde sokağa çıkma yasağı neden hâlâ devam ediyor, orada neden insanların mağduriyeti her geçen gün, hem de kış şartlarında katbekat katlanıyor? Buna gerçekten yanıt vermenizi istiyoruz. Şu anda Sur’da ikamet eden yüz binlerce insan evlerine gidip orada yaşamayı bekliyor. Bu soruyu Diyarbakır Vekilimiz adına ve HDP adına ben sormak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, gerçekten bugün sataşma olmaması, alkış olmaması üzerine güne başlamıştık ama maalesef, akşama doğru, yine o uzlaşma zemini kayboldu. Bunu üzüntüyle karşıladığımızı ifade etmek istiyorum. Daha ben kürsüye yürürken iktidar partisi sıralarından “Utanmadan konuşuyorlar.” şeklinde en az iki kişinin sesini duydum. İsim veremeyeceğim ama duyduğum için bunu paylaşmak istiyorum. Bizim utanacağımız hiçbir şey yok, bizim alnımız açık, başımız dik -siz de kafanızı sallayın- şu anda meydana gelen ölümlerden, can kayıplarından öncelikle iktidar partisi sorumludur.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Bu dünyanın altı da var, altı! Öyle söylemekle, “Alnım ak.” demekle olmuyor, tamam mı? Alnınız ak olamaz!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – 40 bin polisle huzur operasyonları yapıp Türkiye’nin her yanında bu operasyonları devam ettiren iktidar partisi hâlâ bu patlamaları engelleyemiyorsa, onların -yani bütün milletvekillerine söylemiyorum, “Utanmıyor.” diyen milletvekiline söylüyorum- bunun sorumluluğunu önce kendi üstünde taşıması lazım. Biz muhalefet partisiyiz ve yanlışları söylemek bizim görevimizdir, iktidarı eleştirmektir, doğru yola getirmektir. Ama siz sorumluluk makamındasınız, bunu asla unutmayın.

Değerli arkadaşlar, dışarıdaki hayat ve yaşam Meclisteki gibi devam etmiyor, gerçekten hiçbir yerde böyle devam etmiyor. Biz, burada sayın bakanları bir haftadan fazladır bütçe görüşmelerinde dinliyoruz. Dinleyince, emin olun, sıklıkla şu duyguya kapılıyorum, sıklıkla: Ya, biz başka bir şey mi yaşıyoruz, halüsinasyon mu görüyoruz? Ben Sur’a gidiyorum, sokağa çıkmak yasak mesela; gidiyorum Diyarbakır’da üç adımda bir güvenlik kontrolüne takılıyorum; buraya geliyorum, bütün bakanlar güllük gülistanlık bir Türkiye çiziyor. Ya, vazgeçelim bundan. Gerçeklerle yüzleşmeden asla biz çözüm üretemeyiz. Siyasetin görevi çözüm üretmektir.

Demin bir sayın milletvekili dedi ki: “Oradaki fotoğrafları bırakamazsınız -gerçi kendi grubu da güldü ama ben yine de söyleyeyim- yardım ve yataklık ediyorsunuz.” O değerli milletvekili şu andaburada yok. Dün de Sayın İçişleri Bakanı Soylu “Onlar, kendileri gitmeyince -milletvekilleri- devlet, erk olarak gücünü gösterecekti; tabii ki bu olacaktı.” diyerek bir sürü tehditle birlikte bu cümleleri sarf etti. O tehditleri gerçekten çok talihsiz buluyoruz. O tehditlere o düzeyde yanıt vermeyi zül kabul ederim.

SALİH CORA (Trabzon) – Senin de bu konuşman talihsiz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Bir İçişleri Bakanı bir gruba dönerek tehditte bulunuyorsa acizliğin dip noktasındadır.

SALİH CORA (Trabzon) – Laf attınız, sataştınız.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Onun görevi, bu ülkede huzuru tesis etmektir; onun görevi, milletvekilliği tutuklamalarına “Biz yaptık.” demek değildir.

SALİH CORA (Trabzon) –Yargı tutukladı, yargı.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Çünkü aynı şekilde Meclis Başkanı da bu kürsüden sanki başsavcıymış gibi, cezaevi müdürüymüş gibi çıkıp Sayın Demirtaş’a yönelik iddiaları…

SALİH CORA (Trabzon) – Bağımsız yargı tutukladı.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – …altını çizerek söylüyorum, iddiaları okuma gafletinde bulundu.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Siz niye üzerinize alınıyorsunuz? Terörle mücadeleyi anlattı Sayın Bakan.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Gelin, hepimiz kendi görevimizi yapalım. Başsavcılar, eğer yüreğiniz yetiyorsa yargıdan elinizi çekin, yargı üzerindeki vesayeti kaldırın. Çünkü, yargı, şu anda bizim üzerimizde vesayet kuruyor; yargı, şu anda Meclis üzerinde vesayet kuruyor. Bu, Türkiye’nin utancıdır. Bir partinin Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ -demin avukatıyla görüştüm- Türkiye Büyük Millet Meclisinin odasının faks numarasını vermek istiyor soru önergeleri için. Not verilmiyor, kâğıt verilmiyor, koluna yazmak istiyor, koluna. “Ben gidip önergeleri faksa yazacağım.” diyor değerli arkadaşlar, koluna yazı yazmasına izin verilmiyor, belgesi burada. SEGBİS’te avukat gidiyor, kapıda saatlerce bekliyor, SEGBİS’te avukatın girmesine izin verilmiyor, tek başına tutuluyor. Bunu “ağlamak” diye nitelendirdi, hiç kimse bizim ağladığımızı görmeyecek. Bunu merak etmeyin, biz ağlamayız. Biz demokratik bir yaşam için mücadele ediyoruz.

SALİH CORA (Trabzon) – Daha çok hesap vereceksiniz!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Biz, halkın taleplerini ve düşüncelerini bu Meclise getirmek için seçildik.

RADİYE SEZER KATIRCIOĞLU (Kocaeli) - O şehitler halk değil mi, şehitlerin annesi halk değil mi? Onlar için de savunun, onlar için de savunun artık.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Bu nedenle hepimizin, hepinizin görevi bu demokratik yaşama sahip çıkmaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Oradan aralıksız sataşmak da değildir. Birbirimizi dinlemezsek hiçbir şey anlamayız.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Böylece, altıncı turdaki konuşmalar tamamlanmıştır.

Şimdi soru-cevap işlemine geçeceğiz.

Yirmi dakika süreyle soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz. Bu sürenin on dakikası soru, on dakikası da sayın bakanlarımız tarafından cevap süresi olarak kullanılacaktır.

Evet, sisteme giren milletvekillerini sırayla okuyorum.

Sayın Topal… Yok.

Sayın Yalım’ın yerine Sayın İrgil, buyurun.

CEYHUN İRGİL (Bursa) -Teşekkürler Sayın Başkan.

Sabahki konuşmanın içeriği terör nedeniyle değiştiği için Bakana bazı soruları soramamıştım. Millî Eğitim Bakanımıza çok net olarak birkaç soru sormak istiyorum. Konuşmamda soracaktım ama…

Sayın Bakan açıklıktan ve şeffaflıktan bahsediyor. Ben net olarak soruyorum. Şurada şubat ayına iki ay kaldı. Kamuoyu bunu soruyor, bizim de görevimiz bu soruları size yansıtmak, net olarak yanıt istiyoruz: Şubat ayında atama olacak mı? Ne kadar olacak? Sözleşmeli mi olacak? Bunu, lütfen, söyler misiniz. Atama olmayacaksa olmayacağını da söyleyin çünkü insanlar planlarını ona göre yapsınlar.

Lisansı iptal edilen öğretmenler ya da şu an çalışamayan ama hakkında hüküm kurulmamış öğretmenler ne zaman çalışmaya başlayabilecekler? Ve özellikle, açığa alınanların dönüşleri ne zaman tamamlanacak? Çünkü eğitim de aksıyor, siz de söylüyorsunuz, öğretmen açığı var.

Bu konularda eğer sorularımı yanıtlarsanız teşekkür ederim.

BAŞKAN - Sayın Gürer’in yerine Sayın Bektaşoğlu…

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) - Teşekkür ederim.

Sayın Bakanım, ülkemizin en büyük sorunlarının başında üniversiteli işsizlik sorunu gelmektedir. Meslek yüksekokulları mezunlarının sayısı işsiz üniversiteli genç sayısı içinde en büyük dilimi oluşturmaktadır. Dört yıllık fakülte mezunlarının yedek subay olarak ya da kısa dönem askerlik yapma avantajı bulunmaktadır. Üniversite ön lisans mezunlarına da buna benzer bir düzenlemeyle yedek astsubaylık uygulaması biçiminde bir imkân tanınması, bu okullarda okuyan, mezun olan öğrencilerimizin bir beklentisidir. Bu konuda Meclis Başkanlığına bir kanun teklifi sundum. Yedek astsubaylık, sınırlı sayı ve süre içinde bir istihdam sağlamasının yanında, meslek yüksekokullarına ve çok az öğrenciyle eğitim yapan meslek liselerine de talebi artıracaktır. Bu okullara talep ne derece fazla olursa başarılı öğrencilerin buraları tercih oranı da yükselecektir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Şimşek…

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, geçtiğimiz hafta Mersin Tarsus Belediyesi Tarsus sınırları içerisinde yaşayan 68 şehit ailesine, tamamına, buradaki şehit ailelerinin tamamına site içerisinde yüzme havuzlu birer tane daire hediye etti ücretsiz olarak. Tarsus Belediye Meclisimize ve Tarsus Belediye Başkanımıza şehit ailelerine sahip çıktığı için teşekkür ediyorum. Bunun bütün Türkiye'ye örnek olmasını, belediyelerimizin gücü yetmiyorsa da TOKİ aracılığıyla bütün şehit ailelerine konut verilmesini talep ediyorum.

Saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Ahrazoğlu…

MEHMET NECMETTİN AHRAZOĞLU (Hatay) – Teşekkür ediyorum Başkanım.

15 Temmuzdan ders alınmamışçasına, vatan ve millet sevgisini mesleğine yansıtan TÜRK EĞİTİM-SEN öğretmenleri ve okul yöneticilerine sudan bahanelerle zulüm ve eziyet yapılmaktadır. Sırf AKP’li olmadıkları için mahallî yöneticilerin ve siyasilerin tercihleri doğrultusunda görevlerinden alınan ve baskı altında bulunan öğretmen ve yöneticilerle ilgili bir soruşturma yapmayı düşünüyor musunuz?

Ayrıca, Kredi ve Yurtlar Kurumunun yurt ve yatak kapasitesinin eksikliği nedeniyle cemaat yurtlarında ve evlerinde kalmaya mecbur bırakılan üniversite gençliğinin bu problemini on dört yıl boyunca çözemeyen iktidarınız bu sorunu ne zaman, nasıl çözecek; yoksa başka vakıflara, başka cemaatlere mi yönlendirilecek öğrenciler? Çünkü burada verilen rakamlara baktığımızda, 680 bin öğrencinin yerleştirildiği ve bunun yüzde 78 oranında olduğu, yüzde 22’lik bir oranın boş bırakıldığından bahsedilmektedir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Yıldırım…

BEHÇET YILDIRIM (Adıyaman) – Teşekkürler Başkanım.

Bugün mübarek Mevlit Kandili. Ben de tüm âlemin Mevlit Kandili’ni kutlar, barışa vesile olmasını dilerim.

Dün akşam İstanbul’da 40’a yakın insanın yaşamına, 150’yi aşkın kişinin yaralanmasına sebep olan saldırıyı kınıyorum. Aynı şekilde, başkanlıkla ilgili haberleri manşetten veren, bu saldırı haberini çok az ya da hiç vermeyen çamur medyasını da şiddetle kınıyorum.

Sorum Çevre ve Şehircilik Bakanına: Mermer ocakları dolayısıyla Adıyaman dağları tarumar edilmiş hâlde. Çoğu işletmenin ÇED raporlarının olmadığı söyleniyor ve biliniyor bu konuda. Adıyaman’da bu doğa katliamına karşı bir girişiminiz oldu mu veya bir projeniz var mı?

BAŞKAN – Sayın Erdoğan…

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Öncelikle Türk İslam âleminin mübarek Mevlit Kandili’ni tebrik ediyorum. İstanbul’daki şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.

Sayın Millî Eğitim Bakanı, TÜRK EĞİTİM-SEN üyesi birçok öğretmen sebepsiz yere açığa alınmış ve tahkikatların bitmesini bekliyor ancak PKK’yla irtibatı olduğu gerekçesiyle açığa alınan öğretmenlerin tahkikatları ışık hızıyla yapılıp geri dönüşleri sağlandı. TÜRK EĞİTİM-SEN’li öğretmenlerin tahkikatları ne zaman bitecek, TÜRK EĞİTİM-SEN’liler ne zaman görevlerine iade edilecek?

Yine, meslek lisesi öğrencilerinin çoğunun yurt sorunu var. Bu çocukların yurt sorunları ne zaman çözülecek?

Yine, Sayın Bakan, bu sözleşmeli öğretmen alma meselesi bir çözüm değildir, defalarca ifade ettik. Formasyonu dahi olmayan adayların, hatta öğretmen olmayan kişilerin öğretmen olarak atanmasına devam ediliyor. KPSS sonuçlarına göre atama bekleyen 455 bin öğretmen ne zaman atanacak?

Sayın Gençlik ve Spor Bakanı, öğrenci yurtlarıyla ilgili sorunlar had safhada. Bu sene hiç olmadığı kadar öğrencinin müracaatı, talepleri bizlere ulaştı. Bu çocukların yurt ihtiyacı ne zaman karşılanacak? Bu çocukların da şimdi başka cemaatlerin kapılarına gitmesini mi beklemektesiniz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Çamak’ın yerine Sayın Arık…

ÇETİN ARIK (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sorum Çevre ve Şehircilik Bakanına: Sayın Bakan, geçtiğimiz günlerde sizin de ortağı olduğunuz ileri sürülen bir maden firmasının atık ürünlerinin çevreyi kirlettiği, zehirli atığın doğaya gömüldüğü haberini yapmak isteyen bir gazete apar topar gece üçte henüz basılmadan toplatıldı. Bu haber doğrudur ya da yanlıştır, gece yarısı bu toplatılma neyin telaşıdır Sayın Bakan? Bu, haber alma özgürlüğünü kısıtlama, basın özgürlüğüne müdahale değil midir? Sayın Bakanım, haberde yer alan şirketle ortaklığınız var mıdır? İddialarla ilgili incelemeyi Bakanlığınızın-bu kurumun- yapması kamuoyunda şüpheyle karşılanmaktadır. Bağımsız bir denetleme kurumu tarafından iddiaların incelenmesi için herhangi bir girişiminiz var mıdır? İddialar doğruysa Çevre ve Şehircilik Bakanı olarak görev yapmaya devam edecek misiniz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Çam’ın yerine Sayın Yedekci…

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Şişli Belediyesi hizmet binası Bakanlık tarafından hazırlanan imar planlarında ibadet yeri olarak gösterilmiştir. Yanında bulunan Şişli Endüstri Meslek Lisesinin bahçesine de 4 adet rezidans yapılmaktadır. Bu okullara yapılan rezidans Taş Yapı tarafından yapılmakta ve Şişli Belediyesi şu anda anıt yapıya yakın olduğu için, bu gerekçeyle bu inşaatı durdurmuştur. Soruyoruz: Bir belediye hizmet binası niçin ibadet yeri olarak gösterilmiştir? Ayrıca, orada sadece fakir öğrenciler okuduğu için mi o okulun bahçesine illaki rezidans yapıyorsunuz? Bir pilavı bir çocuk tek başına satın alamıyor, iki çocuk birlikte yiyor. Garip gurebaya düşman mısınız?

Teşekkür ederiz.

BAŞKAN – Sayın Tor…

FAHRETTİN OĞUZ TOR (Kahramanmaraş) – Sayın Millî Eğitim Bakanı, son yayınlanan PISA sonuçlarına göre tüm branşlarda en sonda yer alarak İngiliz’i, Alman’ı, Japon’u önümüze kattık kovaladık. Herhangi bir yerde açık sınıf öğretmenliği kadrosunun bulunması hâlinde gerekli prosedürler tamamlanarak vekil öğretmen tayin edilmektedir. Hiçbir formasyon eğitimi almamış sağlık meslek yüksekokulu mezunu, iktisadi bilimler bölümü mezunu veya buna benzer öğretmenlik mesleğinin meslek derslerini bilmeyen kişilerin vekil öğretmen olarak görevlendirildiği, formasyon eğitimi alan eğitim fakültesi mezunu birçok atanamayan öğretmenin tercih edilmediği, bunun da sızlanmalara sebep olduğu görülmüştür. Uygulama ile PISA sonuçları arasında bir bağ kuracak mısınız?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Bayır…

TACETTİN BAYIR (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yine kahrolasıca terör, yine kan, yine göz yaşı, babasız kalan evlatlar. Terör kimden gelirse gelsin karşısındayız. Çözümü için bizleri seçip buraya görevlendirenler bunu bizlerden çözmemizi bekliyorlar. Bölünmez vatanımız ve indirilemez ay yıldızlı bayrağımızdan asla taviz vermeyeceğiz. Az önce Mecliste grubu bulunan partilerin ortak açıklaması gibi terörü yok etme konusunda ortak çalışmalar yapılmalı ve bu terör örgütlerine gereken ders, en ağır biçimde cevabı verilmelidir. Artık sadece “başımız sağ olsun” diyerek değil, ortak hareketle ve kararlıkla terörün üzerine gitmeliyiz. Hiçbirimizin buna “kader” demeye hakkı yok. Artık anaların yüreğine ateş düşmesin, artık bu acı haberleri duymayalım. Gelin, hep birlikte bu işi çözelim. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.

BAŞKAN – Son olarak, Sayın Kerestecioğlu Demir yerine Sayın Yiğitalp konuşacak.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Sayın Başkan, Suriçi’nde 9 Mart 2016’da o dönem İçişleri Bakanı Efkan Ala tarafından çatışmanın bittiği ve yasağın kaldırılacağı söylenmişti. Ancak, baktığımızda, marttan bu yana hâlâ yasak devam etmekte ve orada zarar görmemiş yapılar bile yıkılmakta ve hafriyat olarak Dicle Üniversitesinin hemen kıyısına dökülmektedir. Bunun içinde şahısların şahsi eşyaları, ziynet eşyaları, hepsi birlikte hafriyat olarak dökülmekte ve vatandaşların ciddi anlamda bir mağduriyeti söz konusu.

Yine, Sur’da UNESCO tarafından kültürel miraslar listesine alınan 514 tane tarihî yapıyla ilgili bu son dokuz ay içerisinde ne yapıldığını ve bununla ilgili bir çalışma olup olmadığını sormak istiyorum.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi soruları cevaplandırmak üzere sayın bakanlara söz vereceğim.

On dakika toplam süreniz var sayın bakanlarımız.

Sayın Özhaseki başlıyor.

Buyurun.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – Sayın Başkan, gelen soruların bir kısmı beni ilgilendiriyor ama bir kısmı da İçişleri Bakanlığını ilgilendirdiği için onları çok bilmemekle birlikte beni ilgilendiren tarafıyla cevap vermeye çalışayım.

Sokağa çıkma yasağı devam eden yerlerle ilgili bir soru soruldu. Doğrudur, biraz uzadığını ben de kabul ediyorum ancak ben salı günü Nusaybin’deydim. Orada vatandaşlarla, muhtarlarla, sivil toplumun ileri gelenleriyle konuştuğumuz gibi, sokaklarda ve caddelerde gezdik. Vatandaş en çok şunu söyledi bana: “Bir an önce şu tel örgüyü kaldırın, evimize girelim.” Valiyi, emniyet güçlerini çağırdığımız zaman onlar da bana dediler ki: “Bu evlerde biz tarama yapmadık. Tarama yapmadığımız zaman başımıza bir bela gelebilir, o yüzden açmıyoruz. Ortalama şu son bir ay içerisinde tam 300 tane bomba çıkardık ve her bir eve girdiğimizde bomba düzenekleriyle karşılaşıyoruz. O yüzden, arkadaşlar, biraz sabredin.” Vatandaşa biraz hak vermekle birlikte, emniyet güçlerine de hak verdiğim için, doğrusu, iki tarafı dinleyen ve hakemlik durumunda olan, emir verme makamında olan bir adam olarak orada biraz şaşırdım. Vatandaş mağdur, evine girmesi lazım ama güvenlik güçleri diyor ki: “Tarama yapmalıyız.” Ve o kararsızlıkla vatandaşlara kısa bir müddet daha idare ederlerse -bir ay sürmeden- evlerine girebilecekleri sözünü verdim. Ayrıldığımız gün ve ertesi gün iki tane patlama oldu. Vatandaş tel örgünün içindeki evini görüyor, sağlam görüyor, içeri girdiği zaman, iki patlamada 1 kişi öldü, tam 5 yaralı var, 1’i de çok ağır şimdi. Evlerde patlamalar var yani bomba düzenekleri var. Zannedersem İçişleri Bakanlığı bu yasağı biraz uzatıyor ama tek tek, tek tek tarandığı için oluyor. Ama, vatandaş gelip de derse ki “Benim yıkılan evim 150 metreydi. 150 metrelik bana ev verin kardeşim. Gelin, size imza atıyorum.” derse evini boşalttığı üçüncü aydan itibaren kira yardımını almaya başlıyor, içindeki eşyasının hasar bedelini de alıyor. Yani bu noktada hiçbir sıkıntı yok. Ama, vatandaşın buna razı olarak imza vermesi gerekiyor. Doğrusu ben orada işin yapılma tarafındayım ve bir kişinin de burnunun kanamaması tarafındayım, onun için çırpınıyorum âdeta.

İkincisi: Efendim, mermer ocaklarıyla ilgili ÇED raporlarının olup olmadığı soruldu. 25 hektarın üstünde ne kadar büyük alan varsa, mermer ocakları, Bakanlıktan gelip izin almak zorundalar; küçükler de il müdürlüğünden almak zorundalar. Yani, izinsiz, ÇED raporu olmadan, hiçbir şekilde hiç kimse mermer ocağı da açamaz orada.

Üçüncü bir nokta, Kayseri Milletvekilimiz Çetin Bey’in sorduğu: İki gün önce galiba Kayseri’de bir yerel gazete toplatılmış. Bakın, olay aynen şöyle: Benim de babadan kalma 3,3 hissem olan, taş yünü üreten bir fabrika var, taş yünü üretiyor. Taş yünü nasıl üretilir? Bazaltları dağdan getirirsiniz, kırarsınız, sonra eritirsiniz, onları elyaflarına ayırırsınız pamuk şekeri gibi, sonra birleştirişiniz, yalıtım malzemesi çıkar. Buradan dışarıya atık çıkar mı? Çıkmaz, sadece yanık cüruf dediğimiz bir malzeme çıkar, ondan da zaten biz briket elde ediyoruz.

O gazeteciler ve özellikle kendi ticari işlerinde aralarındaki çatışmalardan dolayı ihtilaflı oldukları insanlarla bir araya gelerek resmen şantaj yapıyorlar, resmen para istiyorlar. Sonra da aynen gazetenin başlığı şu şekilde çıkıyor: “Çevre Bakanının fabrikası doğayı zehirliyor. Zehirli atıkları atıyor.” 1 gram eğer zehirli atık o fabrikadan çıkıyorsa Çetin Bey’in istediği yere tüm hisselerimi devrediyorum, buyurun, hisselerimi devrediyorum.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Çevreyi kirleten hisse istemiyoruz.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – Hiçbir şekilde çevreyi kirletmeyen, tamamıyla organik olarak bir taş yünü üretiliyor. Taş yünü noktasında internete girin, oturduğunuz yerden bile, taş yününün ne olduğuna lütfen bir bakın.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Sayın Bakan, sizin değil mi, sen yine de kontrol et.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bakan.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – Arkadaşlar, gazeteci de olsa birisine iftira atma hakkı hiç kimse de yok.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – İftira değil ya!

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – İftira dünyanın en adi işi.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bakanım.

Bakın, Kayserililer ekmeğini taştan çıkarıyor arkadaşlar, Kayserililer böyle sağ olsunlar.

Diğer sayın bakanları da düşünürsek Sayın Bakanım, zaman gidiyor.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – Eğer ben Çevre Bakanı olarak benim 3,3 hissem olan fabrikadan dışarıya zehirli 1 gram atık veriliyorsa ve doğaya da gömülüyorsa, o gazetenin yazdığı gibi, hissemi istediğiniz yere bağışlıyorum arkadaşlar, o kadar açık size ilan ediyorum.

Bir başka nokta arkadaşlar…

CEYHUN İRGİL (Bursa) – Sayın Başkan, bir dakika, diğer bakanlara da söz bırakın.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Sayın Bakanım, şehitlere evden bahsedin.

BAŞKAN – Millî Eğitim Bakanımız kürsüdeki konuşma hakkını gasbetmişti Sayın Bakanımın, şimdi Sayın Bakan da soru-cevap kısmında gereğini yapıyor.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – Şehit ailelerine ev verme noktasında, arkadaşlar, bakın, güzel uygulama.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Biraz süre verin, ilave süre verin.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri)-Arkadaşlar, müsaade buyurun ya!

Şehit yakınlarına ev verme noktasında güzel bir uygulama başlatmış Tarsus Belediyemiz, tebrik ediyorum, teşekkür ediyorum. Ama şunu da bilsin herkes: On beş sene öncesinden başlattım, gelen bütün şehitlerimize ev verdim, herhâlde sayısı 300’ü geçti. Vermek lazım, onların aslında döktükleri kanın bir damlasının bile bedeli değil, yürekten inanıyorum, o yüzden şehitlerimize de sahip çıkılması lazım. İnşallah bunu önümüzdeki günlerde gündeme getirelim, o fedakâr yavrularımızın geride kalan gözü yaşlı aileleri zaten gariban insanlar, elimizden ne geliyorsa yapalım onlar için de.

Efendim, sorular bu kadardı bana verilen…

BAŞKAN – Kalanları da yazılı cevaplarsınız efendim.

CEYHUN İRGİL (Bursa) – Sayın Başkan, biraz cevap süresini uzatın çünkü üç dakika hisse devri sürdü.

BAŞKAN – Kalanı yazılı cevap verecek efendim.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) – Necmettin Ahrazoğlu Beyefendi’nin sorduğu soruya, şu anda -biraz evvel konuşmamda da söyledim ama tekrar rakamı tam olarak vereyim- bu sene Kredi Yurtlar Kurumuna başvuru yapan öğrenci sayısı 408.457, barınma için başvuru yapan öğrenci sayısı. Yerleşen öğrenci sayısı 318.833, bugün itibarıyla yüzde 78 yerleşme. Dolayısıyla, şu anda gelmiş olduğumuz kapasite 553 bin. Tekrar söylüyorum, önümüzdeki yaz dönemi içerisinde yani 2017 yazına gelecek olan kapasite 650 bin.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Biraz önce 680 bin dediniz Sayın Bakan, konuşmanızda 680 bin dediniz.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) –Pardon, 650 bini geçecek. Dolayısıyla, biraz evvel Mehmet Erdoğan Beyefendi “Bu sene hiç almadığımız kadar yoğun talep aldık.” dedi ama-arkada sohbette, şu anda beni duymuyor herhâlde- ben bu bilginin gerçekten doğru olmadığını düşünüyorum ya da herhâlde kendisine bir yerden fazla geldi.

MEHMET NECMETTİN AHRAZOĞLU (Hatay) – Sayın Bakan, size gelmiyorlar, bize geliyorlar.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) – Yok, bize de geliyor ve burada bütün milletvekillerimiz de şahittir ki çok ciddi bir düşüş var. Ama, tabii ki daha da artırma konusunda çalışmalarımıza devam edeceğiz.

Ben teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Millî Eğitim Bakanımıza söz veriyorum.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Bir sayın vekilimizin sorusu bu lisansı iptal edilen öğretmenlerle ilgiliydi. Türk Ceza Kanunu’nun “Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı İşlenen Suçlar” başlıklı bölümünde yer alan maddelerde düzenlenen suçlar kapsamında FETÖ paralel devlet yapılanması terör örgütüne veya millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı, yahut bunlarla irtibatı olduğu tespit edilen veya cumhuriyet savcılıklarınca işlem başlatılan kurumların kapatılmasıyla birlikte çalışma izni devam eden personel hakkında çalışma izni iptal işlemi yapılmıştır. Bu personelden 11 Ekim 2016 tarihli genelge doğrultusunda -valiliklere yazdık- millî eğitim müdürlüklerine müracaat edenlerden millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği, iltisakı veya irtibatı olmadığı valiliklerce oluşturulan komisyon marifetiyle tespit edilenlerin Bakanlığımıza bildirilmesi istenmiştir. Bu bildirimleri Bakanlığımızda oluşturulan komisyon kararıyla önümüzdeki hafta karara bağlayacağız. Özü şu: Eğer herhangi bir terör örgütüyle bağlantısı yoksa lisansı iptal edilmiş öğretmenlere lisans hakkı verilecektir. Birinci cümlesi bu.

CEYHUN İRGİL (Bursa) – Tamam, bir hafta sonra yani. Bir hafta sonra cevap alacağız buna.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Bir diğeri: “Şubatta atama yapılacak mı?” Daha önce söylediğimizi aynen tekrarlıyoruz. Aynen tekrarlayınca biz… Bu Sezai Karakoç’un güzel bir şiiri var, çok hoşuma gider: “İki tane elimiz var deriz;/ Bin tane elimiz olsaydı/ Bini birbirinin aynı olurdu deriz./ 999 elimiz kâğıt gibi yansın,/ Bir elimiz güneş gibi dursun…/ Biz elbette dudak büker, hayret ederiz.” Ama, bir önceki bölümde… Yani, biz bildiğimizi, doğru şeyi aynen söyleriz. Ne söyledik daha önce? “Şubatta öğretmen atanacak mı?” Tek başıma benim vereceğim bir karar değil. Başbakanımız, Maliye Bakanı, Devlet Personel Başkanlığı gelecek -Türkiye'nin öğretmene ihtiyacı var, polise ihtiyacı var, hâkime ihtiyacı var, doktora ihtiyacı var- işte, bunlarla bakacağız. Hangisinin daha önceliği varsa bunlar belli…

CEYHUN İRGİL (Bursa) – Hayır Sayın Bakan, sizi sıkıştırmak için sormuyorum, gerçekten öğrenmek için soruyorum, 2 ay var.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Çok net söylüyorum. Şu anda eğer illa… Sizi takip edenlere diyeceksiniz ki: Şubatta Millî Eğitim Bakanı bir atama olacağını söylemedi, bunu söyleyebilirsiniz.

CEYHUN İRGİL (Bursa) – Yani yok, teşekkür ederim.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Ben böyle demedim ama siz isterseniz o yorumu çırakın.

CEYHUN İRGİL (Bursa) – Sayın Bakan…

BAŞKAN – Şimdilik yok.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Yine bir başka şey: TÜRK EĞİTİM-SEN üyesi olduğu gerekçesiyle açığa alınan öğretmen olmamıştır. Açığa alınma işlemi FET֒yle irtibatı, iltisakı veya mensubiyeti olanlar hakkında uygulanmıştır. İnanın, bu yapıyla bağlantıları olup da EĞİTİM-BİR-SEN’le bağlantısı olanlar var, EĞİTİM SEN’le bağlantısı olanlar var, TÜRK EĞİTİM-SEN’le bağlantısı olanlar var, bunu da çok net söyleyeyim. Mesela ihraç edilen öğretmenlerin bir sendikasını vereyim: EĞİTİM-BİR-SEN’den 3.362, TÜRK EĞİTİM-SEN’den 1.726, EĞİTİM SEN’den 683. Dolayısıyla, bu yapı öyle bir şey ki her sendikanın içerisinde, onu da çok net söyleyeyim.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Ama Sayın Bakan, 11 bin EĞİTİM SEN’li aldınız, hepsini göreve iade ettiniz. Orada bir sıkıntı yok mu? Sıkıntı var yani. EĞİTİM SEN’lilere torpil mi geçtiniz?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Hayır, hayır, yok. Devam edenleri var.

Yine bir başka şey: Ücretli öğretmenlikte öncelik sıralamasında eğitim fakültesi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – …fen ve edebiyat fakültesi olmak üzere fakülte mezunları tercih edilmektedir.

Arz ederim efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Böylece soru-cevap işlemi tamamlanmıştır.

Birleşime otuz dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.44

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 20.23

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Emre KÖPRÜLÜ (Tekirdağ)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 37’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Sayın Altay, 60’a göre bir dakika süreyle söz veriyorum.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

14.- İstanbul Milletvekili Engin Altay'ın, CHP Grubu olarak, terörle mücadelede Hükûmetin alacağı tedbirlere ve Meclisten geçireceği çalışmalara fırsat tanımak amacıyla bütçenin görüşme süresini kısaltarak Hükûmete imkân ve zaman yaratmayı önerdiklerine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bütçenin görüşmelerinin daha beş altı günü var. Türkiye'nin, içinde bulunduğumuz şartlarda bir güne dahi tahammülü yok. Bir millî politika oluşturma ihtiyacı çok açık bir biçimde ortada durmaktadır. Terörle mücadelede, terörün minimize edilmesinde, varsa Hükûmetin alacağı tedbirlere ve Meclisten geçireceği çalışmalara fırsat tanımak amacıyla bütçenin görüşme süresini kısaltarak Hükûmete Mecliste imkân ve zaman yaratmayı Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak önermekteyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Hükûmetin Mecliste gerçekleştireceği çalışmalara, varsa Meclisten taleplerini yerine getirmek amacıyla ve bir millî politika oluşturmak bakımından buna ihtiyaç olduğunu düşünmekteyiz. Grup olarak bu önerimizi Meclisteki bütün siyasi partilere ve Hükûmete yapmayı bir millî görev saymaktayız.

Arz ederim efendim.

BAŞKAN – Çok teşekkür ediyorum Sayın Altay, bu güzel çağrınız için.

Buyurun Sayın Bostancı.

15.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, teröre ilişkin bir millî politika oluşturmak kastıyla Meclisin çalışmalarının bu odak etrafında sürdürülmesi teklifini grup olarak desteklediklerine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Sayın Altay’ın ifade ettiği, teröre ilişkin olarak bir millî politika oluşturmak kastıyla Meclisin çalışmalarının bu odak etrafında sürdürülmesi teklifini biz de grup olarak destekliyoruz. Esasen bu konu, özellikle, dün yaşadığımız elim, trajik terör saldırısı neticesinde ve daha önceki olaylar hatırlandığında, Mecliste böyle bir müzakerenin yapılması, değerlendirmenin yapılması yerinde olacaktır. O bakımdan, bu yöndeki karar hususunda grubumuzun da tam olarak bu kararı desteklediğini ifade etmek istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Çok teşekkür ediyorum Sayın Bostancı.

Diğer grupların da yaklaşımlarını öğrendiğimiz takdirde, inşallah hep birlikte millî bir meselede, terörle mücadele noktasında ortak bir duruş sergileriz diye ümit ediyorum.

Sayın Akar, buyurun.

16.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın, kendisine yönelik bazı ifadeleri nedeniyle Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’yi sözünü geri almaya davet ettiğine ilişkin açıklaması

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, biraz evvel Çevre ve Şehircilik Bakanıyla, Meclis geleneğinde olan karşılıklı bir diyaloğumuz oldu. Bu diyaloğum esnasında kendisine sürekli “Sayın Bakan” diye hitap ettim ve konuyla ilgili, kendisini rencide edecek, şahsıyla ilgili en ufak bir cümle kurmadım; tutanaklara da bakabilir ama tutanaklara baktığımda, o karşılıklı diyalog esnasında benim de fark etmediğim “Ne utanmaz insansın, niye bağırıyorsun kardeşim?” gibi, bir Türkiye Cumhuriyeti Bakanına yakışmayan şekilde bir milletvekiline hitap etmesini doğru bulmadığımı ifade ediyorum. Sayın Bakanın da bu sözünü geri almasını talep ediyorum çünkü bir milletvekiline konuyla ilgili, burada karşılıklı diyalogda, gelenekte olan karşılıklı diyalogda, hakaret unsuru taşımayan bu konuşmada, bu şekilde hitap ediyorsa o yerde oturmamalıdır diyorum. Kendisini doğru bir üslupla bu sözünü geri almaya davet ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Buyurun Sayın Bakan.

17.- Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki'nin, konuşması esnasında Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın sürekli müdahalede bulunmasının yanlış bir tavır olduğuna ilişkin açıklaması

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – Efendim, benim orada değerli milletvekiline tepkim şundandı: Arkadaşlarımız söz aldıklarında sessizce, hiç kimseye bir şey demeden sonuna kadar dinledik, yanlış şeyler söylediler dinledik, doğru olmayan şeyler söylediler dinledik fakat konuşmam esnasında hiç durmadan, aralıksız olarak, herhâlde bir beş dakika kadar durmadan laf attı. “Yeter, konuşma, sussana kardeşim!” diye defalarca uyardığım hâlde devam etti. Eğer bu tavrının yanlış olduğunu söylüyor ve özür diliyorsa sözümü geri alıyorum, o tavrını doğru buluyor ve bundan sonra da yapmaya devam edecekse ben sözlerimi asla geri almıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Bu tür polemiklerde bazen kastı aşan birtakım diyaloglar olabiliyor. Dolayısıyla, bunu karşılıklı hoş görmek lazım.

Sayın Akçay…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, çok kısa söz alabilir miyim, çok rica ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Akar, lütfen… Önemli bir konu var, bunu çözelim, Sayın Akçay söz istemiş.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Peki, ondan sonra.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Akçay.

18.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, bütçe görüşmelerinin bir an evvel nihayete erdirilerek Hükûmetin terörle mücadelede gündeme getireceği hususları görüşüp karara bağlamakta fayda olduğuna ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Hepimizin bildiği üzere, çok acı bir hadiseyi yüreğimizde yaşıyoruz. Bütün milletimiz yasta ve acılı ve sabahtan beri de gruplar olarak, dün İstanbul’da meydana gelen bu elim ve alçak terör saldırısına ilişkin ortak deklarasyonumuzu yayınladık, siyasi parti grupları olarak görüşlerimizi beyan ettik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Açalım arkadaşlar mikrofonu.

Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Biraz evvel konuşmacı grup başkan vekili arkadaşlarımızın da ifade ettiği üzere, bu yaşadığımız atmosferi de dikkate alarak bütçe görüşmelerinin bir an evvel nihayete erdirilerek Hükûmetin bu meydana gelen terör hadiseleri konusunda hem Türkiye Büyük Millet Meclisini bilgilendirmesi ve bu konuda Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Hükûmeti tarafından uygulanacak millî politikaların, devlet politikasının tekrar gündeme getirilerek buna ilişkin gruplar olarak desteğimizi ve görüşlerimizi ifade etmenin faydalı olacağı kanaatindeyiz. Onun dışında, Hükûmetin bu konuda getireceği bir öneri, başka bir husus da olursa terörle mücadelede…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tamamlayın.

Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – … elbette bu hususları da görüşüp karara bağlamamızda fayda olacağını düşünüyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak bunları ifade ediyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Akçay.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Akar…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, benden özür dilememi bekliyor Sayın Bakan.

BAŞKAN – Hayır, karşılıklı olarak… “Siz yaptığınızın doğru olmadığını söylerseniz ben de aynı şekilde söylediğimin doğru olmadığını ifade ederim.” diyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Şimdi, ben ne söylediğimi -müsaade ederseniz- söyleyeyim.

BAŞKAN – Lütfen, bitirelim.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Evet, bitireceğiz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun.

19.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın, Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Tutanakları alıp inceleyin, size karşı en ufak olumsuz bir cümle kullanmamışım ve yaptığım iş bütün arkadaşların, bu Parlamentodaki bütün arkadaşların yaptığı bir iştir. Zaman zaman bakanlar konuşur, başka arkadaşlar konuşur, saygı çerçevesinde bu tür diyaloglar olur. Hiç üslubumu ve şeyimi bozmamışım ama siz benden bunun için özür dilememi bekliyorsanız ben de bu kullanmış olduğunuz kelimeyi size iade etmek istiyorum. Bir misli, bin misli sizsiniz bu kelimenin muhatabı demek istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Akar, lütfen…

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – Vallahi, çok iyi bildiğim konuda bile ahkâm kesiyorsun, bilmediğimi söyleyerek cahilliğimi falan ifade ediyorsun.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – “Cahil” falan demedim.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MEHMET ÖZHASEKİ (Kayseri) – Oradan çenen hiç durmadan konuştun, çok ayıptır yahu.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bir kelime olumsuz bir şey demedim.

II.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 433) (Devam)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun (S. Sayısı: 434) (Devam)

A) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ÜNİVERSİTELER (Devam)

D) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI (Devam)

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi sırasıyla altıncı turda yer alan bütçelerin bölümlerine geçilmesi hususunu ve bölümlerini ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.

Millî Eğitim Bakanlığı 2017 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

13) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                               3.996.030.420

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                     Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                               3.600.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

       08                                     Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                              212.587.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

       09                                     Eğitim Hizmetleri                                                                                                      80.836.366.580

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                          85.048.584.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Millî Eğitim Bakanlığı 2017 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Millî Eğitim Bakanlığı 2015 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)                                                     CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                42.869.443.418,03

Bütçe Gideri                                                                                                                                                     62.247.768.851,07

Ödenek Üstü Gider                                                                                                                                          19.607.289.223,43

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                               216.529.900,18

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                                                                12.433.890,21

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Millî Eğitim Bakanlığı 2015 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Yükseköğretim Kurulu 2017 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

38.01) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU

1) Yükseköğretim Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                    32.913.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       09                                     Eğitim Hizmetleri                                                                                                             16.546.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                                 49.459.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                     Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                                               36.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                     Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                                    49.328.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                     Diğer Gelirler                                                                                                                          95.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                            49.459.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Yükseköğretim Kurulu 2017 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Yükseköğretim Kurulu 2015 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Yükseköğretim Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)                                     CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                     158.593.658,38

Bütçe Gideri                                                                                                                                                          146.332.907,98

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                                 12.260.750,40

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                                                                  40.428.000,00

Tahsilat                                                                                                                                                                     125.335.100,79

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Yükseköğretim Kurulu 2015 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.01) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                    23.296.800

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                     Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                               3.200.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       09                                     Eğitim Hizmetleri                                                                                                           382.039.200

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                               408.536.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                     Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                                      399.036.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                     Diğer Gelirler                                                                                                                     9.500.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                          408.536.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)                                     CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                     419.997.144,40

Bütçe Gideri                                                                                                                                                          372.435.173,31

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                                 47.561.971,09

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                                                                320.704.000,00

Tahsilat                                                                                                                                                                     388.834.089,34

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

29) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                             11.473.179.500

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                     Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                               2.150.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

       08                                     Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                              151.933.500

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                          11.627.263.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Gençlik ve Spor Bakanlığı 2015 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(B)                                                      CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                  7.556.475.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                                                                       7.518.909.276,07

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                                 37.565.723,93

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gençlik ve Spor Bakanlığı 2015 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Spor Genel Müdürlüğü 2017 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.14) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                    44.203.200

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       02                                     Savunma Hizmetleri                                                                                                                28.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                     Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                               1.004.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       07                                     Sağlık Hizmetleri                                                                                                               3.528.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       08                                     Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                           1.190.068.800

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        TOPLAM                                          1.238.832.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                     Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                                          4.190.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                     Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                               1.178.832.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                     Diğer Gelirler                                                                                                                   55.810.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                       1.238.832.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Spor Genel Müdürlüğü 2017 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Spor Genel Müdürlüğü 2015 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Spor Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)                                     CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                  1.835.933.136,00

Bütçe Gideri                                                                                                                                                       1.825.052.914,21

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                                 10.880.221,79

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B)                                     CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                                                             1.020.334.000,00

Tahsilat                                                                                                                                                                  1.927.240.471,97

Ret ve İadeler                                                                                                                                                                  311.253,74

Net Tahsilat                                                                                                                                                           1.926.929.218,23

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Spor Genel Müdürlüğü 2015 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2017 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.13) YÜKSEK ÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                  133.715.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       02                                     Savunma Hizmetleri                                                                                                              673.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                     Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                           108.770.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       09                                     Eğitim Hizmetleri                                                                                                      11.093.273.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                          11.336.431.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                     Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                                      419.501.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                     Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                             10.266.431.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                     Diğer Gelirler                                                                                                                 178.600.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       08                                     Alacaklardan Tahsilat                                                                                                     471.899.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                     11.336.431.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2017 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2015 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2)Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)                                     CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                  8.383.315.554,00

Bütçe Gideri                                                                                                                                                       8.148.639.149,84

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                               234.676.404,16

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B)                                     CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                                                             7.052.675.000,00

Tahsilat                                                                                                                                                                  7.813.014.143,87

Ret ve İadeler                                                                                                                                                             17.830.706,76

Net Tahsilat                                                                                                                                                           7.795.183.437,11

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2015 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2017 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

27) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                    62.388.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       02                                     Savunma Hizmetleri                                                                                                              344.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                     Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                               4.785.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

       04                                     Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                                                         763.576.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                     Çevre Koruma Hizmetleri                                                                                              360.296.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

       06                                     İskân ve Toplum Refahı Hizmetleri                                                                               631.990.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       07                                     Sağlık Hizmetleri                                                                                                                  535.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            1.823.914.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2017 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)                                                      CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                  2.472.004.942,78

Bütçe Gideri                                                                                                                                                       2.126.892.215,82

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                               114.034.577,41

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                                                              231.078.149,55

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2017 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

27.75) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                  919.281.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       02                                     Savunma Hizmetleri                                                                                                              201.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                               919.482.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2017 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)                                                      CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                     980.904.864,41

Bütçe Gideri                                                                                                                                                          932.588.724,61

Ödenek Üstü Gider                                                                                                                                                      119.125,69

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                                   8.682.243,57

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                                                                39.753.021,92

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir

BAŞKAN – Şimdi üniversitelerin 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçeleriyle 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabının bölümlerine geçilmesi hususunu ve bölümlerini ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.

Üniversitelerin 2017 yılı bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Şimdi ödenek cetvelleri ile gelir cetvellerini okutacağım ancak öncesinde kısa bir açıklama yapmak istiyorum. Bildiğiniz üzere, bugün 108 üniversitenin bütçesi ile 105 üniversitenin kesin hesabı oylanacaktır. Bu oylamaların çok zaman aldığı malumlarınızdır. Bugüne kadar, ödenek icmallerinin, ödeneklerin birinci düzey fonksiyonel kodları ve kodların açıklaması okunduktan sonra bütçe rakamları oylanmaktadır. Benzer şekilde, gelir cetvellerinde de birinci düzey gelir kodları ve açıklamaları belirtildikten sonra her bölüm ayrı ayrı oylanacaktır. Analitik bütçe sınıflandırması açısından her bir ödenek ve gelir kodunun açıklaması bütün kurum bütçelerinde aynıdır. Bu nedenle, tekrardan kaçınmak ve zamanı daha verimli kullanmak amacıyla başta hangi kodun ne anlama geldiğini bir kez ifade edeceğim. Daha sonra, her üniversitede Kâtip Üyemiz tarafından sadece ödenek ve gelir kodları ile bütçe rakamları okunduktan sonra oylamaları yapacağım.

Fonksiyonel sınıflandırmaya göre, ödenek icmallerinde birinci düzey fonksiyonel kodların açıklaması şu şekildedir: Önce kod numaralarını, sonra bu kod numaralarının karşılığı olan açıklamayı bilginize sunacağım.

Kodu                                      Açıklama

01                                          Genel Kamu Hizmetleri

02                                          Savunma Hizmetleri

03                                          Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri

04                                          Ekonomik İşler ve Hizmetler

05                                          Çevre Koruma Hizmetleri

06                                          İnsan ve Toplum Refahı Hizmetleri

07                                          Sağlık Hizmetleri

08                                          Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri

09                                          Eğitim Hizmetleri

10                                          Sosyal Güvenlik ve Sosyal Yardım Hizmetleri

Gelir cetvellerinde birinci düzey gelir kodlarının açıklaması ise şu şekildedir:

Kodu                                      Açıklama

01                                                     Vergi Gelirleri

02                                                     Sosyal Güvenlik Gelirleri

03                                                     Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri

04                                                     Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler

05                                                     Diğer Gelirler

06                                                     Sermaye Gelirler

08                                          Alacaklardan Tahsilat

09                                          Ret ve İadeler

Şimdi, üniversitelerin 2017 yılı bütçelerinin ödenek cetvelleri ile gelir cetvellerini okutuyorum:

Bismillah diyerek Ankara Üniversitesinden başlıyoruz.

38.02) ANKARA ÜNİVERSİTESİ

a) Ankara Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                    55.594.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                     Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                               8.400.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       07                                     Sağlık Hizmetleri                                                                                                           181.468.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       08                                     Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                                20.955.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       09                                     Eğitim Hizmetleri                                                                                                           620.028.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                               886.445.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                     Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                                        26.328.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                     Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                                  835.029.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                     Diğer Gelirler                                                                                                                   25.003.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       06                                     Sermaye Gelirleri                                                                                                                    85.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                          886.445.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38.03) ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                    72.445.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                     Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                               7.154.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       07                                     Sağlık Hizmetleri                                                                                                               4.714.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       08                                     Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                                  8.362.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       09                                     Eğitim Hizmetleri                                                                                                           387.532.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                               480.207.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                     Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                                        34.223.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                     Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                                  432.383.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                     Diğer Gelirler                                                                                                                   13.601.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                          480.207.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38.04) HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ

a) Hacettepe Üniversitesi 2017Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                    79.192.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                     Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                             16.786.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       07                                     Sağlık Hizmetleri                                                                                                           168.090.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       08                                     Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                                11.119.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       09                                     Eğitim Hizmetleri                                                                                                           590.111.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                               865.298.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                     Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                                        23.283.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                     Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                                  813.194.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                     Diğer Gelirler                                                                                                                   28.821.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                          865.298.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Çok kısa bir söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Evet, araya pek kısa bir söz giriyor.

Buyurun Sayın Yıldırım.

Bir dakika lütfen…

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

20.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım'ın, Parlamentoda kimin ne sözü varsa söylemesi, bu sözler üzerinden bir ortaklaşmanın yakalanmasına dair ilkesel bir tutumları olduğuna ilişkin açıklaması

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sizi dinlendirmek için, bir ara vermeniz için söz istedim Sayın Başkan, siz de yoruldunuz.

Şimdi, bizden önce, üç grubun, özellikle, son günlerde gelişen ve hepimizi üzen, ülkeyi bir bütün olarak bir şiddet sarmalının içerisine sürükleyen ve yürekleri dağlayan, evlere ateş düşüren sorunun tartışılmasına dönük, ilkesel olarak hiçbir şekilde karşı olduğumuz, olacağımız yok. Biz, ortak akılla ortak bir perspektifin açığa çıkarılmasını kabul ediyoruz ancak bu konuda, bunun tartışılmasına, Parlamentoda kimin cebinde ne sözü varsa söylemesine, sözün ön plana çıkmasına, bu sözler üzerinden bir ortaklaşmanın yakalanmasına dair bir ilkesel tutumumuzu ifade ediyor, Hükûmetin bu konuda, özellikle, atacağı adımlar konusunda somut bir öneriyle muhalefet partilerine gelmesini, gelmesi gerektiğini bekliyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yıldırım.

II.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 433) (Devam)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun (S. Sayısı: 434) (Devam)

A) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ÜNİVERSİTELER (Devam)

D) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI (Devam)

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Evet, Gazi Üniversitesine geçiyoruz.

38.05) GAZİ ÜNİVERSİTESİ

a) Gazi Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                    71.661.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                     Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                             14.950.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       07                                     Sağlık Hizmetleri                                                                                                           155.468.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       08                                     Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                                12.203.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       09                                     Eğitim Hizmetleri                                                                                                           553.168.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                               807.450.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                     Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                                        15.780.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                     Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                                  758.471.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                     Diğer Gelirler                                                                                                                   33.199.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                          807.450.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38.06) İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ

a) İstanbul Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                  119.064.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                     Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                             25.317.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       07                                     Sağlık Hizmetleri                                                                                                           210.263.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       08                                     Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                                  7.204.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       09                                     Eğitim Hizmetleri                                                                                                           809.530.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            1.171.378.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                     Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                                        54.615.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                     Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                               1.054.345.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                     Diğer Gelirler                                                                                                                   62.418.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                       1.171.378.000