TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                34’üncü Birleşim

                                                                                         8 Aralık 2016 Perşembe

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, hayatını kaybeden Türkiye Büyük Millet Meclisi eski Başkanı İsmet Sezgin’e Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin konuşması

 

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı 433)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 434)

 

A) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SERMAYE PİYASASI KURULU

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

J) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, hayatını kaybeden Türkiye Büyük Millet Meclisi eski Başkanı İsmet Sezgin’e Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

2.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, hayatını kaybeden Türkiye Büyük Millet Meclisi eski Başkanı İsmet Sezgin’e Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

3.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, çok kaliteli bir yasama süreci yaşanmadığına ve bakanların sorulara somut cevaplar vermediğine ilişkin açıklaması

4.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Samsun Çarşamba Havalimanı’nın tamirat nedeniyle üç ay süreyle trafiğe kapatılması durumuna ilişkin açıklaması

5.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen’in 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

6.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Sinop Milletvekili Barış Karadeniz’in 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

7.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Hükûmete yönelik eleştirilere Hükûmet adına bulunan temsilcilerin cevap vermesi gerektiğine ilişkin açıklaması

8.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Hükûmet üzerinden AK PARTİ Grubuna yöneltilen  iddia ve ithamlara cevap vermek durumunda olduklarına ilişkin açıklaması

9.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Hükûmetin partilerin değil Türkiye Cumhuriyeti’nin hükûmeti olduğuna ve yasama ile yürütme organı kavramlarının karıştırılmaması gerektiğine ilişkin açıklaması

10.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, parlamenter sistemde hükûmetin Parlamento içerisinden çıkacağına, bir partiye ait olamayacağına ve Hükûmete yapılan eleştirilere AKP grup başkan vekillerinin savunma yapmak durumunda olmamaları gerektiğine ilişkin açıklaması

11.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

12.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Hükûmetin AK PARTİ Grubu içerisinden çıktığına, Hükûmeti eleştirirken parti grubuna bir sataşma olduğunda buna cevap verileceğine ve sözlerinden farklı anlamlar çıkarılmaması gerektiğine ilişkin açıklaması

13.- İstanbul Milletvekili Garo Paylan’ın, İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın gözaltına alınmasına ve bu siyasi operasyonlarla ilgili Meclisin gerekli tutumu almadığını düşündüklerine ilişkin açıklaması

14.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Aydın Milletvekili Mustafa Savaş’ın 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

15.- İstanbul Milletvekili Garo Paylan’ın, İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın gözaltına alınmasıyla ilgili Başkanlık Divanından ve Hükûmetten bilgi talep ettiklerine ilişkin açıklaması

16.- Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın, İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın gözaltına alınmasıyla ilgili bilgi gelir gelmez Meclisi bilgilendireceğine ilişkin açıklaması

17.- Diyarbakır Milletvekili Çağlar Demirel’in, İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın gözaltına alınmasına, HDP milletvekillerine yapılan bu uygulamayı kınadığına ve milletvekillerinin yerinin Meclis olduğuna ilişkin açıklaması

18.- Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın, İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın serbest bırakıldığına ilişkin açıklaması

19.- Diyarbakır Milletvekili Çağlar Demirel’in, bir milletvekilinin zorla gözaltına alınmasının ve tutuklanmasının hukuk dışı olduğuna ve tutuklu HDP milletvekillerinin derhâl serbest bırakılması gerektiğine ilişkin açıklaması

20.- Ağrı Milletvekili Dirayet Taşdemir’in, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın durumunu normal bir uygulama olarak kabul ettiğine ve bir hukuksuzluk varsa Parlamentodaki herkesin bunu ifade etmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

21.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, Bayburt Milletvekili Şahap Kavcıoğlu’nun 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

22.- Bayburt Milletvekili Şahap Kavcıoğlu’nun, Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

23.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, bütçe görüşmelerinde bakanların sık sık yerlerini terk etmelerine ve Cumhurbaşkanının Türk lirası yerine dolar hesabı bulunmasına ilişkin açıklaması

24.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Ankara Milletvekili Levent Gök’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

25.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, kürsüde kendisine söz verilen milletvekilinin konuşmasının beklendiğine, başkasının sesini veya görüntüsünü dinletmenin hiçbir şekilde uygun olmayacağına ilişkin açıklaması

26.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın söylemlerini kabul etmenin mümkün olmadığına ve ses kaydı dinletilen kişinin yasama organı üyesi olduğuna ilişkin açıklaması

27.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, kürsünün hatip tarafından kullanılmasının esas olduğuna ilişkin açıklaması

28.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, İç Tüzük’te açık bir biçimde kürsünün hatibe ait olduğu hususunun yer aldığına, bir başkasının konuşmasını dinletmenin hukuki mahiyetinin meçhul olduğuna ve prensip olarak buna izin vermemek gerektiğine ilişkin açıklaması

29.- Diyarbakır Milletvekili Çağlar Demirel’in, kürsüden sesi dinletilen kişinin şu anda yasama faaliyetine devam eden eş başkanları olduğuna ilişkin açıklaması

30.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptıkları konuşmalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

31.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, PTT’nin neden döviz hesabı olduğunu öğrenmek istediğine, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yaşanan elektrik kesintilerine ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın hakkındaki iddialarla ilgili kamuoyunu aydınlatmasını beklediğine ilişkin açıklaması

32.- Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın, Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

33.- Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli’nin, Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

34.- Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul’un, Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli’nin 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ve PTT çalışanlarının durumunu Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın dikkatine sunmak istediğine ilişkin açıklaması

35.- Diyarbakır Milletvekili Çağlar Demirel’in, İç Tüzük’e göre bütün grupların her zaman yoklama isteyebileceğine ilişkin açıklaması

36.- Diyarbakır Milletvekili Çağlar Demirel’in, yasama faaliyetlerini sürdürmesi gereken HDP milletvekillerinin şu anda rehin tutulduklarına ve bu nedenle diğer gruplarla aralarında teamüllere göre hareket etmek anlamında herhangi bir ortak tavır bulunmadığına ilişkin açıklaması

37.- Diyarbakır Milletvekili Çağlar Demirel’in, İç Tüzük’ten kaynaklanan taleplerinin yerine getirilmediğine ilişkin açıklaması

 

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklaması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

2.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

3.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

4.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, İstanbul Milletvekili Garo Paylan’ın 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

5.- İstanbul Milletvekili Garo Paylan’ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

6.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Van Milletvekili Adem Geveri’nin 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

7.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

8.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

9.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine tekraren sataşması nedeniyle konuşması

10.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

VIII.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Milletvekillerinin göz altına alınamayacağının ve tutuklanamayacağının Anayasa’nın açık bir hükmü olduğuna, kendisinin hukuk anlayışının da bu çerçevede olduğuna, milletvekillerinin yerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğuna ve Başkanlık Divanı olarak yargılama süreçlerine ilişkin bir yorum yapamayacaklarına ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Başkanlık Divanı olarak UEFA Avrupa Ligi’nde bir üst tura çıkan Osmanlıspor’u kutladıklarına ilişkin konuşması

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, istem üzerine kısa aralıklarla yoklama yapılıp yapılmaması hususunun hakkın suistimaline mahal vermemek kaydıyla Başkanın takdirinde olduğuna dair mutabakat metni olduğuna ve bundan sonraki yoklama taleplerinde bu takdir hakkını kullanacağına ilişkin konuşması

4.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, talep edilerek yapılan tüm yoklamalarda toplantı yeter sayısının bulunduğunu gördüğüne ve bütçe görüşmelerinin tüm partilerin mutabakatıyla yapıldığına ve bundan sonraki yoklama taleplerini yerine getirmeyeceğine ilişkin konuşması

 

IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, son on yıl içinde Diyarbakır ilindeki vergi tahsilatına,

Son on yıl içinde Samsun ve Rize illerinde yapılan vergi tahsilatına,

İlişkin soruları ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/8831), (7/8833)

8 Aralık 2016 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 11.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet Akif HAMZAÇEBİ

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Zihni AÇBA (Sakarya)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 34’üncü Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır.

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, hayatını kaybeden Türkiye Büyük Millet Meclisi eski Başkanı İsmet Sezgin’e Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18’inci Başkanı, Türk siyasetinde ve devlet yönetiminde uzun yıllar değişik görevler üstlenmiş, bürokraside benim de Maliye Bakanlığımı yapmış olan Sayın İsmet Sezgin dün Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. Türk siyasetinin “İsmet abisi” Sayın İsmet Sezgin’e Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına, sevenlerine ve Türkiye Büyük Millet Meclisine sabır ve başsağlığı diliyorum.

Şimdi gündeme geçiyoruz.

Sayın milletvekilleri, gündemimize göre 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.

Program uyarınca bugün üçüncü turdaki görüşmeleri yapacağız.

Üçüncü turda, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu bütçe ve kesin hesapları yer almaktadır.

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı 433) (x)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 434) (x)

 

A) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SERMAYE PİYASASI KURULU

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

J) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Sayın milletvekilleri, bilindiği üzere, turda yer alan bütçelerle ilgili soru sormak isteyen milletvekillerimizin sisteme girmeleri gerekmektedir.

Sayın Gök, sizin sanıyorum söz talebiniz var. Dolayısıyla, konuşmacıların isimlerini okumadan önce size söz veriyorum.

Buyurunuz, mikrofonunuzu açıyorum.

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, hayatını kaybeden Türkiye Büyük Millet Meclisi eski Başkanı İsmet Sezgin’e Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

LEVENT GÖK (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sizin de az önce ifade ettiğiniz gibi, Türk siyasetinin önemli isimlerinden ve gerek Hükûmet gerekse Adalet Partisi, Demokrat Parti siyaset kültüründen gelerek Türkiye’de çok uzun yıllar siyaset yapan değerli büyüğümüz, büyük siyasetçilerden Sayın İsmet Sezgin’in hayatını kaybettiğini biz de üzülerek öğrendik. Türk siyasetine çok önemli çalışmalar katan Sayın İsmet Sezgin’in hayatını kaybetmesinden dolayı kendisine Allah’tan rahmet diliyoruz, sevenlerine ve tüm ailesine de başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gök.

Sayın Bostancı, buyurun, sizin de mikrofonunuzu açıyorum.

2.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, hayatını kaybeden Türkiye Büyük Millet Meclisi eski Başkanı İsmet Sezgin’e Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, teşekkürler.

Geçmiş dönemlerde Türkiye siyasetinde önemli hizmetleri ifa etmiş olan, Meclis Başkanlığı görevinin yanı sıra çeşitli bakanlıklarda görev almış bulunan İsmet Sezgin’in vefatı dolayısıyla ailesine, sevenlerine ve Türkiye siyasetinin temsilcilerine, Türk halkına başsağlığı dilemek istiyorum.

Doğrusu, yapılan hizmetlerin unutulduğu, kadir kıymetin bilinmediği bir tarafı vardır siyasetin. “Siyaset” denilince daha çok insanların aklına eleştiri gelir ama yapılanları da görmek bir hakkaniyet işidir. Bu çerçevede, hizmetleri hayırla yâd etmek hepimizin boynunun borcudur.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bostancı.

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı 433) (Devam)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 434) (Devam)

 

A) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

J) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Üçüncü turda grupları ve şahısları adına söz alan sayın üyelerin isimlerini okuyorum.

İlk olarak Milliyetçi Hareket Partisi Grubu sözcüleri konuşacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına konuşacak sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum: Mehmet Günal, Antalya Milletvekili; Baki Şimşek, Mersin Milletvekili; İzzet Ulvi Yönter, İstanbul Milletvekili; Mustafa Mit, Ankara Milletvekili; Mevlüt Karakaya, Adana Milletvekili.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz alan sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum: Aykut Erdoğdu, İstanbul Milletvekili; Ali Özcan, İstanbul Milletvekili; Serdal Kuyucuoğlu, Mersin Milletvekili; Cemal Okan Yüksel, Eskişehir Milletvekili; Haluk Pekşen, Trabzon Milletvekili; Haydar Akar, Kocaeli Milletvekili; Namık Havutça, Balıkesir Milletvekili; Barış Karadeniz, Sinop Milletvekili; Şerafettin Turpcu, Zonguldak Milletvekili; Okan Gaytancıoğlu, Edirne Milletvekili; Ömer Fethi Gürer, Niğde Milletvekili; Mazlum Nurlu, Manisa Milletvekili.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz alan sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum: Mustafa Savaş, Aydın Milletvekili; Rafet Sezen, Edirne Milletvekili; Sebahattin Karakelle, Erzincan Milletvekili; Mustafa Ilıcalı, Erzurum Milletvekili; Cesim Gökçe, Ağrı Milletvekili; Yusuf Selahattin Beyribey, Kars Milletvekili; Hüseyin Filiz, Çankırı Milletvekili; Şahap Kavcıoğlu, Bayburt Milletvekili; Mehmet Galip Ensarioğlu, Diyarbakır Milletvekili; Zeki Aygün, Kocaeli Milletvekili; Mehmet Uğur Dilipak, Kahramanmaraş Milletvekili; Mustafa Serdengeçti, Aksaray Milletvekili; Ömer Ünal, Konya Milletvekili; Hüseyin Samani, Antalya Milletvekili; Mehmet Erdem, Aydın Milletvekili; Salih Fırat, Adıyaman Milletvekili.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz alan sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum: Ahmet Yıldırım, Muş Milletvekili; Garo Paylan, İstanbul Milletvekili; Altan Tan, Diyarbakır Milletvekili; Mahmut Toğrul, Gaziantep Milletvekili; Adem Geveri, Van Milletvekili; Besime Konca, Siirt Milletvekili; Mahmut Celadet Gaydalı, Bitlis Milletvekili.

Şahısları adına, lehinde Mehmet Demir, Kırıkkale Milletvekili; daha sonra Hükûmete söz vereceğim; aleyhinde Mehmet Göker, Burdur Milletvekili.

Başarılı, gerilimsiz, verimli bir birleşim olmasını diliyorum.

Şimdi, söz verme işlemini başlatıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına ilk konuşmacı Mehmet Günal, Antalya Milletvekili.

Buyurunuz Sayın Günal. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on altı dakikadır.

MHP GRUBU ADINA MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben de konuşmamın başında, öncelikle, kaybetmiş olduğumuz eski Meclis Başkanımız, değerli siyaset adamı Sayın Sezgin’e Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Değerli arkadaşlarım, ben daha çok SPK, BDDK bütçeleri üzerinde söz aldım. Önceki gün de Hazineyle ilgili konuşmuştum ama maalesef, artık hepsini bölmek zorunda kalıyoruz, her sene bütçe konuşmalarımız farklılaşıyor. Tabii onun sebebi de bakanlara göre sürekli kurumların değişmesi, bakanlıkların değişmesi. Sayın Canikli henüz gelmemiş, bizim asıl konuştuğumuz kısım SPK, BDDK. Yine başka bir garabetle karşı karşıyayız. Biz bu iş başladığında söylemiştik, sürekli de söylüyoruz. Açıkçası zaten ekonomi kurumlarının bölündüğü yetmezmiş gibi şimdi daha farklı bir şey oldu. Tabii arkadaşlarımız bunu tam olarak söyleyemiyorlar ama geçen hafta içerisinde TÜSİAD’ın İstişare Kurulu vardı, o sırada konuştuğumuz bazı bankacı arkadaşlarımız, iş adamları, “Ya, ne oluyor?” diye söyleyince, “Sayın Şimşek bir şeyler söylüyor, ötekiler bir şey söylüyor bizim kafamız karıştı.” dediler. Dedim normaldir çünkü davul birisinde, tokmak birisinde olursa sorun olur. Hazineyi konuştuk, bankaların patronu Hazine, bütün kurumların patronu Hazine ama düzenleme ve denetleme kurumları -kendisi yok- Nurettin Bey’de.

Şimdi bakın, geçen hafta Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısı yapıldı -bazen böyle şaşırıyoruz herhâlde ama- ben size içindeki bakanları söyleyeyim, yani şimdi Enerji Bakanımızı -Çalışma Bakanı da ekonomiyle ilgili ama- Çalışma Bakanımızı saymıyorum, reformlardan sorumlu Başbakan Yardımcısı yani Hazineden sorumlu Sayın Şimşek var, bir; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanının sanayi kısmı var, iki; Ekonomi Bakanı var, üç; Gümrük ve Ticaret Bakanı var, dört; Kalkınma Bakanı var, beş; Maliye Bakanı var. Yan ilintili olanları saymıyoruz. Şimdi, hangisinin neresini konuşacağız? Birisi oradan geçti. Hazinenin olduğu yeri konuştuk. Şimdi, SPK, BDDK nereye bağlı? Sayın Canikli’ye bağlı. Bir kere, sağa sola laf söylemeden önce oturup bunları bir düzeltmemiz lazım, şahsa göre bakanlık işini bitirmemiz lazım. Neden söylüyorum? “Koordinasyon Kurulu” dediğiniz şeyin zaten hepsi iki bakanlıkla, üç bakanlıkla olacak şeyler. Beş tane, altı tane bakanlık olunca oradan oraya, oradan oraya geçiyor, bunları toparlarken de maalesef bürokrasi oluyor.

Yani evvelki gün söyledim, “Muhalefetin söylediğini dinlerseniz güzel şeyler de oluyor.” diye. Arkadaşlarımız yapmış, biz de teşekkür ettik, Resmî Gazete’de de yayımlanmış. “İhracat Kredi Garanti Fonu kuralım.” diye getirmişler, “Buna gerek yok, Kredi Garanti Fonu’ndan devam edin.” diye yolunu da biz gösterdik. Bir Bakanlar Kurulu kararı çıkarın, buradaki para bitince gelin yine biz size limit verelim, o ayrı konu ama mevcut limiti zaten kullanmamışsınız. 2 milyar verdik, 1 milyarını kullanmadan bir fon daha kuralım. Neden oluyor? İşte, bu söylediğimiz, farklı bakanlıklar kurarsanız her bakanlık kendine özel bir fon olsun istiyor. Yani bunları çözmemiz lazım. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak her zaman yapıcı, yol gösterici bir anlayışla hareket ettik. Tek bir tane Ekonomi Bakanlığı kuralım dedik. Gümrük ayrı, ticaret ayrı, sanayi kısmında iç ticaret, dış ticaret ayrı olursa koordine edemeyiz. Bizim modelimizde bunların tamamı bir arada.

Dün TELKODER Genel Kurulu vardı komünikasyoncuların. Birazdan da Bilişim Derneğinin yine Bilişim Kongresi var, oraya geçeceğim. Sektör temsilcileriyle de görüştük. Şimdi, ulaştırma, tamam, belki ilintili gibi ama haberleşme, iletişim ayrı. Biz MHP olarak dedik ki: “Altyapı bir yerde olsun, haberleşme, iletişim, teknolojiyle ilgili yerler bir yerde olsun, bilgi ve iletişim teknolojilerini bir yere toplayalım.” Şimdi, altyapının olduğu yerle onu oraya koymuşuz. Çevreye en fazla zarar veren Şehircilik Bakanlığı ile Çevreyi bir araya koymuşuz. Biraz şahsa göre yapmaktan vazgeçmemiz lazım, özeti. Peki şimdi ne oluyor böyle olunca? Kendimiz oradan bir şey hazırlıyoruz, bir bakanlık bir şey getiriyor, diğeri bir düzenleme getiriyor, yukarıda ikisini uzlaştırıncaya kadar biz sıkıntı çekiyoruz. Yani kurumlar arasında koordinasyonsuzluk oluyor.

Şimdi yeniden, geçen hafta tekrar baktım. Yukarıda Komisyonda görüştük, arkadaşlarımıza söyledik. Diyorlar ki: “Efendim, İstanbul Finans Merkezi’nde BDDK, SPK’nın da binalarının temelini attık.” Şimdi her şey tamamlandı gibi konuşuyor. Tekrar baktım başka hangi kurumlar var diye. Dört tane, beş tane banka olacak yani üç tane kamu bankasının dışında SPK, BDDK binaları olacak. Öyle bir anlatıyoruz ki onu yaptığımız zaman bütün herkes İstanbul’a gelecek gibi. Yeni dünkü, bugünkü haberlere baktık, Fitch Türk bankalarıyla ilgili görünümü negatife çevirmiş. Yani bina yapmakla, fiziki mekân yapmakla finans merkezi olmaz diye on senedir konuşuyoruz, ilk çıktığından beri söylüyoruz. Tekrar baktık, bütün bankaların genel müdürlükleri duruyor. Türkiye’de kaç tane banka var, BDDK yetkililerimiz burada? Diğerlerinin genel müdürlükleri nerede? Bakıyoruz yüzde 80’i Levent-Maslak hattında kalmış. Peki, onlara ne yapacağız arkadaşlar? Kamu bankalarını ve kamu kurumlarını zorla, talimatla gönderdik. “Alın.” dedik, aldılar. Kaça mal oldu, ne oldu, arsaların değeri orada kaçtı, onlar aldığında kaç liraydı? Tabii bunlar ayrı konular, geçmişte çok konuştuğumuz için. Ama bu yaptığımız işin getirisi ne? Biz oraya finans merkezi yaptık diye herkes gelecek mi? Eğer ekonomik olarak güçlü olamazsak bunların üstesinden gelme şansımız yok. Yani sadece fiziki finans merkezi yaptık… İyi niyetli, tamam ama bunlara oturup bir bakmak lazım. Bakıldı, komisyonlar çalıştı, önlerine getirdiler, en iyi olabilecek yerin Levent-Maslak hattı olduğunu söylediler. Geçmiş dönemden kalan arkadaşlarımız, 24’üncü Dönemdeki kanun tasarılarını tartıştığımız sırada hatırlayacaklardır, İstinye Park’taki araziyi burada TOKİ’nin elinden zorla nasıl aldığımızı, sonrasında da Millî Eğitim Bakanlığına dolaylı olarak verildiğini hatırlarsınız. SPK Başkanımız buradaydı, o zaman da kendisi SPK’daydı. Yani orada güzel bir finans merkezi olacak yer varken burayı TOKİ’ye verelim, hem de İMKB’nin olduğu yerde hem de İstinye’de hem de Maslak’ta, Levent’e yakın yerde bir yer varken kalktık, ne olduysa, kimlerin hayrınaysa, Ataşehir’e finans merkezi yapalım diye. E, peki, nasıl olacak şimdi? Gelmeyenler, orada kalanlar, bütün finans kurumları, özel sektör oradayken kamunun finans merkezi mi olacak? Böyle bir finans merkezi olur mu? Evet, belli yerlerde lokalleşme, bölge olarak buraya taşıma ayrı ama, nasıl yapacağız? Bunların altyapısını nasıl taşıyacağız? O bölgede onlar olmadıktan sonra, hazır yerimiz varken, belli arazimiz varken bunları o amaçla kullanmadık, aceleyle, birilerinin acelesinden dolayı böyle bir karar ortaya çıktı. Bugün bu garabeti yaşıyoruz.

Bakın, görüyoruz ki sadece fiziki olarak finans merkezi kurmakla olmuyor. İşte dolardaki gelişmeleri görüyoruz, karşı reaksiyonları görüyoruz, uluslararası piyasalardaki tepkileri görüyoruz. Onun için, bizim, ekonomik olarak güçlü olmamız gerekiyor. Bunları yapmadığımız takdirde, değerli arkadaşlar, bir finans merkezi kurarak bunu oraya aktarmak bir kere mümkün değil ve bizim finansal yapılandırmayı yeniden tamamlamamız lazım. Öncelikle de, ekonomi kurumları içerisindeki bu karışıklığı giderecek, yukarıda koordinasyonu sağlayacak bir düzenleme yapmamız lazım.

Tabii, bankacılık sektörü, şu anda, yine, kârlılık açısından, geçen yıla göre önemli rakamlar açıkladılar. Bir taraftan ekonomide sıkıntı var diyoruz ama, nasıl açıklıyorlar? Geçtiğimiz yıllarda da sormuştum, BDDK Başkanımız da yine burada, rica ediyorum, hâlâ bize bir yıldır rakamlar gelmedi. Kendi raporları ayrı ama özel bir çalışma yapmalarını ve acaba bu yüzen kredilerin ne kadarının gerçekten yenilendiğini, yeniden yapılandırıldığını ve ne kadarının gerçek anlamda canlı kredi olduğunu sormuştuk. Bizim piyasaya çıktığımız zaman aldığımız tepkiler farklı. Bir önceki haftada turizmcilerle beraber TÜROFED Genel Kurulundaydık Antalya’da, bütün sektör temsilcileriyle konuştuk. Kendileri şikâyetlerini anlattılar, sıkıntılarını anlattılar. Sayın Bakan da oradaydı; Sayın Avcı’ya da beraber olduğumuz ortamda belli sıkıntılarını anlattılar. Evet, bazı önlemler yine turizm sektörüyle ilgili alınacak ama bankalarla sorunları var, aldıkları kredilerle ilgili sorunları var, bunlara çözüm bulunması gerekiyor.

Yani, demin söylediğim birtakım müşterilerle ilgili yeniden yapılandırma ve canlı gösterme olayı var ama burada gerçekten bir sıkıntı var. Sektörel olarak yerli ve millî sektör olan turizm sektörünün ki birtakım içkiler hariç bütün kullandığı girdiler yerlidir değerli arkadaşlar, bir an önce, onların da almış oldukları kredilerle ilgili farklı bir düzenleme yapılması, gerekirse yeni kolaylıklar sağlanması gerekiyor. Aksi takdirde, bu kadar döviz kampanyaları yaparken, “Dolardan TL’ye geçelim.” derken en fazla döviz getiren ve tamamen yerli girdiler kullanan bir sektör için de bazı çalışmaların yapılması gerekiyor. Orada da konuştuk.

Yeniden, Sayın Bakanla da, ilgili bürokrat arkadaşlarla da yaptığımız sohbetlerden sonra sektör paydaşlarıyla beraber, hep burada söylediğim bir turizm çerçeve kanununu yine yapısal önlem olarak çıkarmamız ve teşvikiyle beraber, istihdam kanunlarıyla beraber, kıyı kenarla ilgili birtakım düzenlemelerle beraber, tamamını içerecek bir turizm çerçeve kanunu gerekiyor ama öncelikle de burada bankalarla ilgili kısmın bir düzenlenmesi ve onların bir vade ertelemesine ilişkin taleplerinin yerine getirilmesi gerekiyor.

Yine, ihracatçı sayılmakla ilgili bazı tereddütleri var, sorunlu olan alanlar var. Daha önce yapılmış ama uygulamada bu maalesef yeterli düzeyde değil. Bunları da yeri gelmişken söylemiş olayım.

Bankaları söyledik ama bunlarla ilgili kurumların hepsi dağıldığı için, yeri gelmişken, TMSF’ye devredilen birtakım kurumlar var.

Değerli arkadaşlar, şöyle bir garabet oluyor bir süre sonra: Bu, geçtiğimiz dönemde de birçok banka aynı anda SPK’dan TMSF’ye devredildiği zaman -o zaman Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurulunda karar alınarak bir sıkıntı yaşanmıştı, hepiniz Uzan’larla ilgili sıkıntıyı biliyorsunuz, birçok şirket onlara benzer şekilde devralınmıştı- daha önce Komisyonda da dile getirdim, şimdi, o şirketleri devraldıktan sonra, kısa sürede tasfiyesi veya yeniden yapılandırılması devri gerçekleşmediği zaman, yönetimin profesyonel şekilde yapılması gerekiyor ve bir süre sonra -o şirkette, adını verdiğim holdingde olduğu gibi- Türkiye milyarlarca dolarlık tazminat ödemeye mahkûm kalabiliyor.

Şimdi, başka şekillerde, yeniden FETÖ kapsamında ve daha önceden TMSF’ye alınmış olan şirketler var. Ben arkadaşlarıma soruyorum: Peki, bunların yönetim kurullarına kim giriyor; bu şirketlerin iştigal sahasıyla ilgili, faaliyet alanlarıyla ilgili deneyimleri nedir? Yani, uzun süre eğer bu portföyde kalacaksa burada profesyonel çalışmak lazım. İşte, falanca genel müdürü, falanca bakanlıktaki müsteşar yardımcısını buraya yönetim kurulu üyesi yapalım. Ee, peki, sektörle alakası var mı? Ne kadar var? İyi yöneticiliği var mı sektör uzmanı olsa da? Bu konuları biraz böyle aceleyle yapıyoruz. Evet, terör örgütüyle mücadele edelim, evet, onların varsa finans kaynaklarını kurutalım ama -bugün SPK bütçesini görüşüyoruz- halka açık şirketler var; hiçbir şekilde alakası olmayan, gidip oradan hissesini almış insanlar var, bunların hakkı var. Sermaye Piyasası Kanunu’na göre bunlar, açık bir şekilde bir yatırım yapmış vatandaşlar, o anda fiyatına bakmış… Ha, özel amaçla alan ayrıdır, o başkadır ama biz kurum düzenlemesini doğru yapmak zorundayız. Onların da haklarına halel getirmemek adına profesyonel şekilde bu şirketlerin yönetilmesi lazım, daha sonra daha büyük zararlarla karşılaşabiliriz. Evet, aceleyle, olağanüstü hâl şartlarında bazı kararlar alıyoruz ama bunları arkadaşlarımızın oturup ciddi anlamda tartışması ve çözüm önerileri bulması gerekiyor.

Eğer bütün bunları yapmazsak değerli arkadaşlar, bizim güçlü olmamız sadece finans merkezi yaparak veya sadece her bize söylenene “Bunlar bize düşman, bunlar bize kumpas kuruyor.” gözüyle bakarsak üstesinden gelemeyiz. Kısmen doğrudur bunları da yapmaya çalışanlar olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti devleti büyük devlettir, Türk milleti büyük bir millettir. Bu bölgede olduğumuz sürece de üzerimizde oyunlar oynamak isteyenler, hesaplar yapanlar olabilir ama biz güçlü olmak zorundayız. Güçlü olmanın yolu ne? Söylenen her şeyi dikkate almadan “Biz doğru biliriz.” demek değildir. Güçlü olmanın yolu, ortak aklı kullanarak ülkemiz için gerekli olan yapısal önlemleri almak ki çok uzağına düşmüş olduğumuz 2023 hedeflerini öncelikle hiç olmazsa revize ederek kısmen… Efendim “Geri adım atmış olmayalım.” diye dokunmadan beklemeyin, gerçekçi olan neyse yeniden bir revizeyle yapılabilecek olanları hep beraber yapmamız gerekiyor. Bunun için de burada tartıştığımız, öncelikli sektörleri defalarca konuştuk, çok fazla bir şey söylemeye gerek yok. Az önce bahsettiğim gibi, dün de Sayın Bakan ve Başbakan yurt dışındaydı, katılamadı ama bilgi, iletişim teknolojileriyle ilgili bütün şirketlerin yetkilileri oradaydı. Bilişim sektörünün yetkilileriyle buluşacağız. Turizmle buluştuk. Enerji sektöründeki önceliklerimiz belli, Sayın Bakan burada. Bütün bunlara bakarak önümüzdeki sürece, 2023 hedeflerine hep birlikte ulaşabilmemiz için bu yapısal önlemleri almamız lazım, “Yapısal önlem lazım.” diyenlere öcü diye bakmamak lazım. Yani, “Nedir?” diyeceksiniz. En başta, az önce söyledim işte: Turizm çerçeve kanunu çıkmadan bizim o organizasyonsuzluğu düzeltme şansımız yok, bakanlıkları yeniden yapılandırmadan koordinasyonu sağlama şansımız yok. Bütün bunları yaptıktan sonra, yapısal reformlarla desteklenmiş, yüksek ve sürdürülebilir bir büyümeyi, yüksek katma değerli, yüksek teknoloji tabanlı yeni bir büyüme anlayışını hâkim kılmamız lazım. Buradan bir ders çıkararak, inşallah, hep birlikte Milliyetçi Hareket Partisinin söylediği “üreten ekonomi” anlayışına geçersek bunları aşmamız mümkün olur. İnşallah, hep birlikte önce 2023’te, arkasına düştüğümüz hedefleri yakalamak üzere, sonrasında da 2053 yılında, fethin 600’üncü yıl dönümünde süper güç olmak üzere bunları gerçekleştiririz diyorum, hepinize saygılar sunuyorum. Bütçelerin hayırlı olmasını diliyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Günal.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına ikinci konuşmacı Baki Şimşek, Mersin Milletvekili.

Buyurunuz Sayın Şimşek. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on sekiz dakikadır Sayın Şimşek.

MHP GRUBU ADINA BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ulaştırma Bakanlığı bütçesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlamadan önce yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Adana Aladağ’da çıkan yurt yangınında hayatını kaybeden 12 vatandaşımıza, başta Mersin Tarsuslu Sare Betül Genç ve yine Mersin Çamlıyaylalı hemşehrim Fatma Canatan olmak üzere, Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Devletimizin yurtlarla ilgili, hastanelerle ilgili, insanların topluca yaşadığı yerlerle ilgili, sadece acılardan sonra değil normal zamanlarda tedbir almasını -şu anda birçok yurdun yangın merdiveni kilitli, hastanelerin, büyük sitelerin, Kredi ve Yurtlar Kurumuna ait yurtların yangın merdivenleri kullanılabilir hâlde değil- bunların tamamını denetlemesini ve bunlarla ilgili tatbikat yapılmasını, yeni canların yanmamasını temenni ediyorum.

15 Temmuz ihanetine değinmeden geçemeyeceğiz. 15 Temmuzda Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en karanlık günü yaşandı; bu milletin tankıyla, bu milletin topuyla milletin evlatlarına kurşun sıkıldı. Sadece Gölbaşı Özel Harekâtta 53 kahramanımız PKK’ya karşı bile kullanılmayan yanıcı silahlarla şehit edildiler. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum ve darbe girişimine katılan hainlerin en ağır şekilde cezalandırılmasını bekliyorum.

Yalnız burada -sayın bakanlarımız burada- darbeye karışanların en ağır şekilde cezalandırılmasını isterken mağduriyet olmadığını söylemek de mümkün değil. EĞİTİM SEN üyesi 11 bin öğretmeni açığa aldınız. TÜRK EĞİTİM-SEN’lilerden, EĞİTİM-BİR-SEN’lilerden sonra EĞİTİM SEN’e üye olan 11 bin öğretmeni açığa aldınız. Bunların 10 binini göreve iade ettiniz ama TÜRK EĞİTİM-SEN üyesi, TÜRKİYE KAMU-SEN üyesi, TÜRK SAĞLIK-SEN üyesi binlerce insanın mağduriyeti devam ediyor.

Sadece seçim bölgem olan Mersin’de bu mağduriyetlerden dolayı, Mersin Zeytinlibahçe imamı camide kendini asarak intihar etti. Yine, aslen Niğde Kemerhisarlı olan bir polisimiz geçtiğimiz hafta tabancasıyla intihar etti. Ondan önce, yine, Çamlıyayla’da görev yapan bir polisimiz açığa almadan dolayı intihar etti. Şimdi çıkıp “Hiç mağduriyet yok.” dersek yanlış yapmış oluruz. Eğer mağduriyet yoksa niye göreve iade var o zaman? Eğer mağduriyet olmasaydı göreve iade olmaması lazımdı. Açığa aldığımız veya ihraç ettiğimiz insanların bir gün bile psikolojileri bozulup dengeleri bozulmuyor mu, bu bir mağduriyet değil mi değerli milletvekilleri?

Bütçe üzerinde konuşmalarıma geçmeden önce tabii, gönül isterdi ki bütçe Plan ve Bütçede görüşülmeden önce tali komisyonlarda görüşülsün.

Sayın Bakanımız Sayın Başbakanımızdan sonra bakanlık görevini devraldı. Ben yaklaşık bir buçuk yıldır milletvekilliği yapıyorum. Kendi Komisyonumda, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonunda sayın bakanlarla kahvaltı yapma dışında bir toplantı yapmadık. Ama, ana konular tali komisyonlarda görüşülmeden, tartışılmadan Plan ve Bütçeye, oradan da Meclise geliyor ve Meclisten de bu şekilde bir katılımla, muhalefetin çoğunlukla katıldığı, iktidarın pek katılma tenezzül buyurmadığı bütçe görüşmelerinde görüşülerek, onaylanıp geçiyor. Milletvekillerine keşke oturdukları odalardan ya da İnternet’ten oy kullanma hakkı verseydik, Meclise gelmelerine bile gerek kalmazdı diye düşünüyorum.

Tabii, iktidar yaptıklarını anlatacak, biz de yapılmayanları konuşacağız. Türkiye bugünlere bir günde gelmedi. Türkiye 2002 yılından 2015 yılına kadar uyguladığı yanlış politikalar sebebiyle doğuda, güneydoğuda bölge teröristlere terk edildi. Çözüm süreci başlatıldı, 2009 yılında çözüm süreci başlatıldı. Akil adamlar seçildi, 7x9=63 “akil” diyorsunuz siz ama biz “akılsız” diyoruz. Bu akılsız adamlar, Türkiye’de terörün olduğu bölgeye gönderilmediler, Anadolu’da vatanına, milletine bağlı insanların yaşadığı bölgelere gönderildiler. Buradaki insanlar ikna edilmeye çalışıldı ama bu politikalar tutmadı; analar ağlamaya, gözyaşları akmaya devam etti ve en son 22 Temmuz 2015’ten sonra terörle ciddi manada mücadele edilmeye başlandı. Biz yine de yanlışın neresinden dönülürse kârdır diyoruz bu ülkenin bekası için ve 22 Temmuzdan bu tarafa uygulanan politikaları destekliyoruz.

Türkiye’de Bakanlığımız demir yollarıyla ilgili ciddi yatırımlara girdi, demir yollarıyla ilgili, hızlı trenlerle ilgili ciddi yatırımlar yapılıyor. Biz demir yoluna yapılan yatırımları destekliyoruz ama yeterli bulmuyoruz. 1925 ve 1939 yılları arasında, Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatta olduğu yıllarda, yokluk ve kıtlık şartlarında Türkiye yıllık ortalama 220 kilometre kazmayla, kürekle demir yolu yapmış. 2002-2016 yılları arasında, on beş yıllık AKP iktidarında sınırsız imkânlar, gelişen teknoloji, yollar ve her türlü teknik cihazlara rağmen yıllık ortalamamız 135 kilometre.

Adana’ya, Antep’e, Urfa’ya gidenler bilirler, Belemedik Tüneli yapılırken Almanlar oradaki köylere pancar motorla su basmışlar. Yüz yıl önce Almanların su getirdiği köylerde 2016 yılında hâlâ içme suyu sorunu yaşıyoruz. Gelişen Türkiye’ye, büyüyen Türkiye’ye maalesef bunlar yakışmıyor.

Yollarla ilgili… Yine, duble yol konusunda… Birçok yolumuz yapıldı, yol konusunda Hükûmeti genel manada başarılı buluyoruz. Yalnız, otoyollar konusunda gerekli çalışmalar yapılmadı, otoyol konusunda şu anda on beş yıllık AKP Hükûmeti sınıfta kaldı. Edirne-Urfa’yı bağlayacak olan Niğde-Ankara otoyolu Ulukışla ile Ankara arasındaki yol maalesef yıllardır yapılamıyor. Hükûmetimizin bir an önce bu yolu programa alıp bir an önce bitirmesini bekliyoruz.

Türkiye'nin iki büyük şehri Adana ve Mersin. 2’şer milyon insanın yaşadığı Adana ve Mersin arasında -benim yaşım 47- kırk yıldır aynı yol var. Her seçim dönemi sekiz şeritli yol yapılacağı vadediliyor; 60 kilometre iki büyük şehrin arası, maalesef yeni bir yol yapılamadı, en son geçtiğimiz yaz itibarıyla sadece 8 kilometrelik bir kısmın ihalesi yapıldı. Bu yolun da bir an önce bitirilmesini, yine, aynı şekilde, yıllardır bitirilemeyen Mersin-Antalya yolunun ve tünellerinin bir an önce bitirilmesini bekliyoruz.

Hava yollarıyla ilgili… Yine, birçok havaalanı yapıldı, Türkiye’de gerekli gereksiz birçok yere havaalanı yapıldı. Nüfusu 100 bin olmayan, 50 bin olmayan birçok ile havaalanı yapıldı. Bu havaalanlarından da belki birçoğu şu anda çalışmıyor ama nüfusu 2 milyon olan Mersin’e yapılacak Çukurova Havaalanı, 2013 yılında Başbakanımızın temelini attığı ve “2016 yılında açılışını yapacağız.” dediği Çukurova Havaalanı müteahhidin iflas etmesi nedeniyle yarım kaldı. Yeniden ihaleye çıkıldı, şu anda ihale sürecinde belirsizlik var, yine beklemeye devam ediyoruz. Artık yeter diyoruz, 2 milyon nüfuslu bir kenti havaalanına kavuşturun, mazeret üretmeyin. On beş yıldır ülkeyi tek başına yöneten bir Hükûmetin artık mazeret üretmeye hakkı yok.

TELEKOM’u sattınız, yıllar önce, yanlış olduğunu söylememize rağmen TELEKOM'u sattınız. Bugün İnternet ve normal telefon faturaları insanların artık cebini yakıyor. O günkü yaptığınız anlaşmaların doğru olmadığı bugün ortaya çıkıyor. Yeniden, TELEKOM'u sattığınız firmayla bir güncelleme yaparak bu mağduriyetleri sona erdirmenizi bekliyoruz.

Türkiye’de maalesef, yüksek teknolojiye gerekli yatırımlar yapılmıyor. AR-GE’ye ayrılan bütçe sadece yüzde 1. Yüzde 1’lik bütçelerle Türkiye’de ciddi yatırımların yapılabilmesi mümkün değil. 2016 yılında sanayideki yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracattaki payı yüzde 6,2; bugünkü payı yüzde 3,9; Avrupa Birliği ortalaması yüzde 19,4. Geçtiğimiz yılki bütçe konuşmamda da söylemiştim, Türkiye’nin son on beş yılda cep telefonuna resmî olarak ödediği para 23 milyar dolar ama Türkiye’de henüz yeni bir cep telefonu üretecek bir AR-GE çalışması veya imalatla ilgili ciddi bir çalışma göremiyoruz. Türkiye'nin kaynaklarını hep dışarıya vermeye devam ediyoruz. Bununla ilgili Sayın Bakanımızdan istirham ediyorum, bu cep telefonu bundan sonra sürekli ciddi meblağda döviz açığı vermemize sebep olacak, bunun üretilmesiyle ilgili ciddi bir yatırım, gerekirse beyin transferi yapmamızı bekliyorum.

“İlk yerli ve millî uçağımız göklerde.” diye seçimlerde “billboard”lar asıldı, ben çok uçakla seyahat etmiyorum ama gidip geldiğim havaalanlarında ne yerli uçak görüyorum ne millî uçak görüyorum. “İlk elektrikli otomobilimizi ürettik.” denildi, “Üreteceğiz.” denildi ama şu anda maalesef, yine, ilk yerli ve millî otomobille ilgili herhangi bir çalışma göremiyoruz veya bize aktarılan bir bilgi yok.

“Ucuz konut vereceğiz.” denildi, “100 liraya, 200 liraya fakir fukaraya, garip gurebaya ucuz konut vereceğiz.” dediniz ama benim seçim bölgem olan Mersin’de bugüne kadar on beş yıldır bir tane toplu konut projesini hayata geçirmediniz, kentsel dönüşüm projesini hayata geçirmediniz. Mersin’de ve hiçbir ilçesinde vatandaşa 100 liraya, 200 liraya verilen bir konuta bugüne kadar rastlamadık.

Bugün “Her şeyi biz yaptık.” diyorsunuz ama sizden önceki hükûmetler de İstanbul’a 2 tane köprü yaptılar, Karakaya Barajı’nı yaptılar, Atatürk Barajı’nı yaptılar. Sadece Atatürk Barajı’nın ürettiği elektrik AKP döneminde devlet tarafından yapılan bütün HES’lerin ürettiği elektrikten daha fazla.

Osmangazi Köprüsü yapıldı. Ben Sayın Bakanımıza buradan sormak istiyorum: O köprüden günlük araç garantisi verdiniz. Bugün bu köprüden günlük kaç tane araç geçiyor? Devletimiz geçmeyen araçlar için bugün o firmaya günlük ne kadar bir bedel ödüyor? Bu konuda bir açıklama yapmanızı bekliyoruz.

Sayın Başbakan “Döviz iner de çıkar da.” diyor. Doğrudur, döviz iner de çıkar da tabii ama biz bunu yok sayamayız; aldığımız doğal gaz dövizle, petrol dövizle, yaptığımız ithalat dövizle, sattığımız ürünler dövizle. Onun için, bununla ilgili de gerekli tedbirleri almanızı istiyorum.

Bir kamyoncu evladı olarak -ben bir kamyoncu çocuğuyum- kamyoncuya ucuz mazot verilmesini talep ediyorum. Gerçekten, Türkiye’de bileklerinin zoruyla para kazanan bu esnaf mağdur oluyor. ÖTV’ye zam yapıldı, Maliye Bakanı çıktı ekranların karşısına şunu söyledi: “3 milyar para gelecek ama biz bunu para için yapmadık.” dedi. Ben buradan soruyorum Maliye Bakanına: Para için yapmamışsanız bu zammı ne için yaptınız? ÖTV artışıyla birlikte kaskoya, sigortaya gelecek olan zamların da tedbir alınarak önlenmesini, esnafın zaten mağdur olduğunu, hurda araçlara hurda indiriminin tekrar verilmesini, çünkü hurdanın geri dönüşümle millî ekonomiye büyük bir katkısı olacak, bununla ilgili yeniden bir düzenleme yapılmasını bekliyorum.

Yine, “Çiftçiye -Tarım Bakanımız buradaydı ama herhâlde ayrıldı- ucuz mazot, ucuz gübre vereceğiz.” denildi, bunun bir an önce faaliyete geçirilmesini bekliyoruz. Maalesef, bugün çiftçi boş mazot varilleriyle, ipotekli tarlalarla, ipotekli traktörlerle, para etmeyen mahsulle, dalında kalan narenciyeyle, depoda kalan elmayla ve kaderiyle baş başa. Çiftçiyle ilgili, 3 milyon hektar şu anda ekilmeyen arazi var 2002 yılına göre. 2002 yılından önce ekilen 3 milyon hektar arazi şu anda ekilmiyor, bununla ilgili de önlem alınmasını bekliyorum.

“Emekliye banka promosyonu vereceğiz.” denildi ama emekli bekliyor. Taşeron bekliyor, seçimlerde söz verildi, Sayın Başbakan 750 bin taşerona kadro verileceğinin sözünü verdi ama bugün bununla ilgili sorulan sorulara bakanlarımız yine dolambaçlı cevap veriyorlar, net bir cevap vermiyorlar. On beş yıldır yönettiğiniz Türkiye’de asgari ücret 1.300 lira. Türkiye’de vatanını, milletini seven hiçbir Türk insanının 1.300 liralık bir asgari ücretle mutlu olabilmesi mümkün değil. İşsizlik resmî rakamlara göre yüzde 12 ama gerçekte yüzde 20, benim seçim bölgemde de yüzde 20’nin altında değil.

Eğitimde OECD’nin hazırladığı son verilere göre Türkiye 70 ülke arasında matematikte 49’uncu, okuduğunu anlamada 50’nci, fen bilimlerinde 52’nci sırada. Atanamayan 450 bin öğretmen, işsiz milyonlarımız var.

Hükûmetin İstanbul merkezli uyguladığı politikalardan vazgeçmesini, kaynaklarını Anadolu’ya aktarmasını… İstanbul ve Marmara nüfus yoğunluğu ve sanayi yoğunluğu olarak artık dolmuş durumda. Adana, Mersin, Niğde, Kayseri ve Konya yeni bir Marmara olmaya adaydır. Bu bölgeyi öncelikli yatırım bölgesi ilan etmesini bekliyorum.

Mersin’le ilgili vermiş olduğunuz 2002 yılından bu tarafa vaatleri kısaca özetleyeceğim, son dakikalarımı da seçim bölgeme ayırmak istiyorum. 2002 yılında bugün HDP sıralarında oturan Dengir Fırat’ı aday gösterdiniz AKP listelerinden ve Dengir Fırat Mersin’de birçok vaat verdi. Sahil bandı projelerini vaat etti hatta burada Akdeniz Oyunları sırasında gelecek sporcuların burada kalacağını söyledi. On beş yıllık AKP iktidarının sonunda henüz sahil bandının yolu bile yapılmadı; bırakın otelleri, şu anda firmaların birçoğu yatırımdan vazgeçti.

Kürşat Tüzmen geldi 2007 yılında. Sportif imajıyla ve birçok vaat verdi başta 5T olmak üzere. Mersinliler sordular: “Bu 5T ne?” dediler. “Tarım, turizm, ticaret, taşımacılık, beşincisi de Tüzmen.” dedi. “Mersin kazanacak, Türkiye kazanacak.” dedi ama Kürşat Tüzmen’i Mersin beş yıl boyunca İstanbul Boğazı’nı yüzerek geçmesi dışında Mersin’de görmedi, bir faaliyetini de görmedik. (MHP sıralarından alkışlar)

2011 yılında Zafer Çağlayan geldi. Yine bakanlık edasıyla birçok vaatler verdi. 5 tane serbest bölge yapılacağını, limanların, sanayinin coşacağını, hatta hızını alamadı “ABD’nin Hollywood’u, Hindistan’ın Bollywood’u varsa Türkiye’nin de Mersin’i olacak, buraya film setleri kuracağız.” dedi ama Mersinliler on beş yıldır tiyatro izlemeye devam ediyorlar, ne Hollywood var ne Bollywood var.

Yine, Mersin’e verilen vaatlerden Yenice Lojistik Köyü. Tarsus Teknoloji Üniversitesi, önergeyle 405 sıra sayılı tasarıdan geri çektiğiniz Tarsus Teknoloji Üniversitesi. 1938 yılında Türkiye Cumhuriyeti devleti Anamur’a liman yapmış, daha sonra o limanın bakımını bile yapamamışız, bugün Anamur Limanı kapalı. Bunun bir an önce faaliyete geçmesini bekliyoruz.

Tarsus Devlet Hastanesi. 350 bin nüfuslu bir kentte devlet hastanesine insanlar yazın evlerinden vantilatör götürüyorlar. Ben bunu sayın bakanımıza ve bürokratlarımıza da gösterdim. Ben de resimleri de var, gösterebilirim. Tarsus Devlet Hastanesinin yapılacağı arsadaki ağaçları kestiniz, orası okaliptüs ormanlarıydı. Bugün ağaçlar yeniden büyüdü. Şu anda hastanenin oraya yapılıp yapılamayacağı hâlâ belli değil. Seçimlerde yine “billboard” asıldı, “İhaleyi yaptık.” dendi, hayırlı olsun ama şu anda ne ihale görüyoruz ne hastane görüyoruz ne bir çalışma görüyoruz.

Yine, Pamukluk Barajı vardı Mersin’in kaderini değiştirecek olan bir proje. Sayın Bakanımız Veysel Eroğlu 2010 yılında geldi, temelini attı ve şunu söyledi: “13 Ekim 2013 saat 13.13’te buranın açılışını yapacağız.” dedi. 13 Ekim 2016 tarihinde bile henüz daha barajın bitmesi mümkün değil, 17’de de bitmesi mümkün değil, 18’de de bitmesi mümkün değil. Hükûmetin verdiği vaatleri yerine getirmesini bekliyoruz.

Vatandaşın gündemi belli. Biz seçim bölgemize gittiğimiz zaman vatandaş “Terörü bitirin. İşsizliği bitirin. Adil olun, adaletsizliğe son verin. İşe girmek için biz torpil aramayalım, torpilden bizi kurtarın.” diyor. Büyük şehirlerin en büyük sorunu trafik, otopark ve çarpık yapılaşma. “Bunlara son verin.” diyor.

Sözlerime son verirken buradan son bir sözüm de AB, ABD ülkelerine ve büyükelçilerine olacak. Bugüne kadar Türkiye'nin büyük şehirlerinde bombalar patladı. Yüzlerce insanımızı kaybettik. Türkiye'de 15 Temmuzda darbe girişimi yaşandı. Hiçbiriniz gelip de “Geçmiş olsun.” veya “Yanınızdayız.” demediniz. Ama bugüne kadar sırtını PKK’ya dayayan, PYD’ye dayayan, teröristlerle her zaman iş birliği yapan, bunlarla beraber olanların başlarına en ufak bir hadise geldiği zaman hepiniz birden gelip Türk milletine diz çöktürmeye çalıştınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAKİ ŞİMŞEK (Devamla) - Türk milleti yokluğa da, kıtlığa da, çaresizliğe de katlanır ama kesinlikle Türkiye Cumhuriyeti devletinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin üzerinde hiçbir iradeye de teslim olmayacaktır diyorum.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şimşek.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına üçüncü konuşmacı, İzzet Ulvi Yönter İstanbul Milletvekilli.

Buyurunuz Sayın Yönter. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA İZZET ULVİ YÖNTER (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçtiğimiz pazartesi gününden beri 2017 Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı ile 2015 Yılı Kesin Hesap Kanun Tasarısı’nı bu kutlu çatı altında görüşüyor, konuşuyoruz. Bugün bütçe sürecinin üçüncü turundayız. Bu kapsamda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu ve Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun bütçe ve kesin hesap görüşmeleri çerçevesinde parti grubumuzu temsilen huzurlarınızdayım. Sözlerimin başında muhterem heyetinizi ve ekranları başında bizleri izleyen değerli vatandaşlarımızı saygılarımla selamlıyorum.

Konuşmamın detaylarına geçmeden evvel Türk siyasetinde derin izler bırakmış ve uzun yıllar bakanlık, parti genel başkanlığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı görevini yapmış Sayın İsmet Sezgin’e de Allah’tan rahmet diliyorum. Ayrıca, terörle mücadele kapsamında Hakk’a uğurladığımız kardeşlerimize, kahramanlarımıza, ayrıca El-Bab’da şehit verdiğimiz kardeşlerimize, kahramanlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.

Ülkemiz, enerji üretim ve tüketim değerlerine bakıldığında dünyadaki ilk 20 ülke arasındadır. Yapılan projeksiyonlarda Türkiye'nin enerji tüketim değerlerinin izleyen yıllarda daha da artacağı yönündedir. Türkiye bugün itibarıyla enerjide ithalata bağımlı bir ülkedir. Rusya’yla 1986 yılında imzalanan yıllık 6 milyar metreküp miktarındaki ilk alım anlaşmasının ardından artan tüketim miktarının karşılanabilmesi amacıyla diğer alım anlaşmaları da sırasıyla imzalanmıştır. Mevcut durum itibarıyla Türkiye Rusya, İran, Azerbaycan olmak üzere 3 farklı ülkeden uzun dönemli doğal gaz satın almaktadır. Ayrıca, Cezayir ve Nijerya’dan sıvılaştırılmış gaz ithal etmektedir. Kaldı ki Rusya ithalatımızda en büyük paya sahip ülkedir. 2015 yılında toplam enerji ithalatı 48,7 milyar metreküp olmuştur ve bunun 26,7 milyar metreküplük kısmı yani yüzde 55’i Rusya’dan karşılanmıştır; ardından, İran yüzde 16, Azerbaycan yüzde 13’lük paya sahiptir. Rusya’nın kontrolündeki Batı Hattı 14 milyar metreküp, Mavi Akım’sa 16 milyar metreküp kapasiteye sahip olup bunun yüzde 10’luk kısmı hâlen kullanılmamaktadır. Ancak, Türkiye’nin enerji talebinin artacağı açıktır. Bu yüzden, eğer üretimi artırmak mümkün değilse yeni ithalat kaynaklarının aranıp bulunması elzemdir, mutlaka gerekmektedir. Geçtiğimiz aylarda enerji kongresi esnasında Rusya’yla imzalanan Türk Akımı Projesi iki paralel gaz boru hattı vasıtasıyla toplam 31,5 milyar metreküp gaz nakledilmesini, bunun aşağı yukarı yarısının Türkiye’nin kullanımına, diğer yarısının da Avrupa ülkelerine ulaştırılmasını öngörmektedir. Türkiye’nin artan enerji talebi karşısında yüzde 55’le bağımlı olduğumuz Rusya’dan daha büyük bir miktarda ithal yaparak çare aranması maalesef bağımlılığı daha da derinleştirecektir. Türkiye’nin Türkmen gazı ve Azerbaycan gazına yönelerek Rusya’ya olan bağımlılığını azaltması mümkünken bunu tercih etmemesi enerji arz güvenliğini de ister istemez tehlikeye atmaktadır. Yaşanan ve yaşanması muhtemel krizlere bakıldığında, arz güvenliği açısından sıkıntılı bir durumda olduğumuz da görülebilecektir. Türkiye’nin cari açıkta önemli bir paya sahip olan enerji ithalatını belli bir seviyede tutabilmesi için hem arz üzerinde hem de talep yönlü tedbirleri arka arkaya hayata geçirmesi gerekmektedir. Kaldı ki görüyoruz son günlerde dolar almış başını gitmiştir. Geçen yılın aynı dönemine göre Türk lirası dolar karşısında yaklaşık yüzde 20 değer kaybetmiştir.

Türkiye’nin toplam ithalatında enerji ithalatının payının yüzde 18,3 gibi yüksek bir oranda olduğu düşünüldüğünde enerji ithalatı, cari açığımızı daha da artıran en önemli faktörlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Talep tarafında enerji verimliliğinin yükseltilmesi bunun için kapsamlı programlar temin edilmesi gerekmektedir.

Arz tarafında ise, yerli kaynakların enerji üretimindeki payının artırılması, ayrıca yurt içi ve yurt dışında fosil yakıt arama çalışmalarına ağırlık verilmesi temel politikalar arasında yer almalıdır. Bu çerçevede ekonomik yarış, dış politik tutum ve istihbarat mücadelelerinde enerjinin önemli bir bileşen olduğunu düşündüğümüzde, Türkiye’deki dış politika yapıcılarının, enerji teknokratlarının, güvenlik bürokrasisinin ve ekonomi aktörlerinin konvansiyonel olmayan kaynaklarla da daha yakından ilgilenmesi bizce önem taşımaktadır.

Millî bir enerji politikası oluşturulabilmesi için enerji ham maddelerinde dışa bağımlılığın azaltılması, bunun için kömür ve yenilenebilir enerji kaynaklarının azami seviyede değerlendirilmesi en büyük arzumuzdur.

Enerji ithalatında kaynak ve kaynak ülke çeşitliliği de sağlanmalıdır. Etkin bir talep yönetimiyle enerji arzı kesintisiz ve yeterli bir şekilde gerçekleştirilmelidir.

Çevreye dost ve duyarlı bir anlayışa, gelişmiş atık kontrol ve bertarafına, havza ve kaynak planlamasına dayalı bir yaklaşımla enerji, çevre ve insan sağlığına zarar vermeden üretilmelidir.

Enerji verimliliği üretimden tüketime bütün alanlarda güçlü ve çeşitlendirilmiş finansal araçlarla desteklenmelidir.

Nükleer başta olmak üzere yeni enerji teknolojilerini üretecek yetkinliğe ulaşılmalıdır. Akkuyu konusundaki gelişmeleri de dikkatle takip ettiğimizi, özellikle Sayın Başbakanın Rusya seyahatinde bu kapsamda yaptığı açıklamaları da önemli bulduğumuzu ifade etmek istiyorum. Bu hedeflere ulaşılması için enerji sektöründe programsız, keyfî, hesap vermekten uzak ve rekabeti kısıtlayıcı uygulamalar yerine enerji ihalelerinde, lisans ve ruhsat tahsislerinde ve uluslararası anlaşmalarda şeffaflık, objektiflik ve kamu yararı ilkelerinin hâkim olması mutlaka sağlanmalıdır.

İthal zorunluluğu olan madenlerde arz güvenliği amacıyla özel sektörün Türk Cumhuriyetleri başta olmak üzere yurt dışında yatırım yapması da desteklenmelidir.

Altın, toryum, bor gibi kıymetli madenlerin işlenmeden cevher olarak satılması yerine yüksek, ileri teknoloji kullanarak katma değerli yeni ürünlere dönüştürülmesi, bu şekilde satılması ve bu amaçla AR-GE faaliyetlerine daha fazla kaynak ayrılması gerekmektedir.

Üretim maliyetlerini düşük tutmak amacıyla kabul edilebilir madencilik tekniklerinden ve mali denetimden uzak bir şekilde faaliyet gösteren maden işletmeleri yakın takibe alınarak sektördeki kayıt dışılık elbette önlenmelidir.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz madencilik sektöründe son derece acı izler bırakan iş kazaları geçtiğimiz yıllara damga vurmuştur. 2003 yılında Erzurum Aşkale'deki kömür ocağında 8 işçimizin hayatını kaybetmesiyle açılan acı kayıp sahnesi sayısız faciayla devam etmiştir. Aynı yıl Karaman Ermenek'teki kömür ocağında 10, 2004 yılında Kastamonu Küre'deki bakır ocağında 19, 2005 yılında Kütahya Gediz'deki kömür ocağında 18, 2006 yılında Balıkesir Dursunbey'deki kömür ocağında 17, 2009 yılında Bursa Mustafakemalpaşa'daki kömür ocağında 19, 2010 yılında Balıkesir Dursunbey'deki kömür ocağında 13, Zonguldak Karadon'daki kömür ocağında 30, 2011 yılında Afşin-Elbistan'daki açık kömür ocağında 11, 2013 yılında Soma'daki yer altı kömür ocağındaki faciada 301 madenci kardeşimiz, hemen arkasından Ermenek’te 18 kardeşimiz maden ocağını basan suyun altında kalarak maalesef hayata veda etmişlerdir. Son olarak, 17 Kasım'da Siirt Şirvan'da bir maden ocağında meydana gelen kazada işçilerimizden 12'si hayatını kaybetmiş, toprak altında kalan 4 işçimizi arama çalışmaları da sanıyorum hâlen devam etmektedir. Ülkemiz, madencilikteki iş güvenliği alanında en kötü dünya rekorlarına, geçen her yıl bir yenisini eklemiştir. Soruyorum: Bunların ardından, uluslararası standartlarda güvenli bir madenciliğin yapılabilmesine yönelik bir yapılanma ihtiyacı ortaya çıkmış mıdır? Ne yazık ki bu soruya verilebilecek olumlu bir cevap yoktur. On dört yıllık Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetleri döneminde, maden kazalarıyla ilgili önlemlerin ve birtakım tedbirlerin alınacağı hep söylenmesine rağmen kazaların ardı arkası kesilmemiştir, can kayıpları ocaklara ateş düşürmeye devam etmiştir.

Türkiye’de hâlâ 18’inci yüzyıldan kalma teknolojinin hâkim olması, kömür alanında çalışan ve mağdur olan işletmecilik ve sonuçları her şeyiyle gün gibi meydandadır. Bakınız, bu ağır sorun sadece “Özel sektöre devrettik, onlar bunu yaptı.” mantığıyla telafi edilemez, bahane olamaz. Malumunuz, eylül ayında Soma’da yaşananlardan dolayı mahkemenin verdiği bir karar var. Mahkemenin gerekçeli kararında denmektedir ki: “Özel hukuk hükümlerine göre, faaliyet gösteren şirkete devredilmesi sırasında gerekli özen ve titizliğin gösterilmemesi, maden işçilerinin olağanüstü durumlarda hayatta kalmalarını sağlamak adına gerekli önlemin alınmamış olması…” diye devam etmekte gerekçeli karar. Bunlar tazminata gerekçe gösterilerek Enerji Bakanlığıyla ilgili bir karar verildi. Yani, yapılan tercihler, ortaya konulan stratejilerin hatalı olduğu, gerekli hassasiyetin gösterilmediği açıkça mahkeme kararında sübut buldu.

AKP hükûmetleri yitip giden bu canların kesinlikle siyasi sorumlusudur. Bunu inkâr etmek imkânsızdır. Maden kazalarında hayatını kaybeden kardeşlerimizi huzurlarınızda bir kez daha saygıyla, minnetle ve rahmetle anıyorum, ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum. Allah’tan böyle kazaların tekrar etmemesini, edilmemesini, niyaz ediyorum.

Değerli milletvekilleri, enerji alanındaki istatistiki verilere baktığımızda ise ülkemiz, Avrupa Birliği ülkeleri elektrik fiyatları sıralamasında, konutta vergiler dâhil, 29 ülke içerisinde 7’nci sıradadır.

AB ülkeleri elektrik fiyatları sıralamasında, sanayide vergiler dâhil, 29 ülke içerisinde 3’üncü sıradadır.

AB ülkeleri doğal gaz fiyatları sıralamasında, konutta vergiler dâhil, 29 ülke içerisinde 2’nci sıradadır.

Yine, Avrupa Birliği ülkeleri doğal gaz fiyatları sıralamasında, sanayide vergiler dâhil, 29 ülke içerisinde 2’nci sıradadır. Ancak Avrupa Birliği ülkelerindeki kişi başına düşen millî gelir düşünüldüğünde bu sıralamalar bir başarı göstergesi de sayılamayacaktır. Başarı diye gösterilen bu sıralamaların hiçbir manası yoktur.

2015 yılında elektrik üretim ve tüketim artışımız 2014 yılı üretim ve tüketim artışının gerisinde kalmıştır. Madencilik ihracatımız 2014 yılında 4,1 milyar dolar iken 2015 yılında 3,75 milyar dolara kadar düşmüştür. 2016 Eylül sonu itibarıyla maden ihracatımız 2,27 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Olağanüstü bir gelişme olmadığı sürece maden ihracatımız 2015 yılı ihracatımızın da altında kalacaktır, gelişmeler şimdiden buna işaret etmektedir.

2002-2016 Eylül dönemi arasındaki süreçte, hem yerli kaynaklardan hem yabancı kaynaklardan sağlanan kurulu güç miktarı artmıştır. Ancak bu miktarların toplam kurulu güce olan değerlerinde dikkate değer bir değişim söz konusu olmamıştır. Kurulu güç miktarının yaklaşık yüzde 44 gibi yüksek orandaki kısmının ithal kaynaklardan sağlandığı bilinmektedir.

2016 yılı Eylül ayı sonu itibarıyla kaynak bazında ülkemiz elektrik enerjisi üretiminin yüzde 32,44’lük kısmı kömürden, yüzde 32,4’lük kısmı doğal gaz ve LNG’den, yüzde 26,2’lik kısmı hidrolikten, yüzde 5,56’lık kısmı ise rüzgârdan sağlanmıştır. Burada ithalat yoluyla karşıladığımız doğal gazın elektrik üretimindeki payının çok yüksek olduğunu yıllardır söylemekteyiz, bu konuyla ilgili uyarılarımızı da sürekli dile getirmekteyiz. Ancak, Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetlerinin enerji politikaları bu sorunu yıllardır çözememiştir; anlaşılan, çözmeye de pek niyeti yoktur. Bu konuda Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetlerinin başarısızlığı bir kez daha tescillenmiştir.

Ülkemizde 11 bin megavatlık rüzgâr enerjisi lisansı mevcut iken 3 binlik kısmı çalışmaktadır, 8 bin megavatlık kısmı hâlâ boşluktadır ve çalışmamaktadır.

Değerli milletvekilleri, Sayın Enerji Bakanı bildiğiniz üzere 1 Ekimden itibaren konutta ve sanayide doğal gaz fiyatlarında yüzde 10 indirim yapılacağını açıklamıştı. Ülkemizde elektrikteki üretim maliyetinin yaklaşık yüzde 50'sini doğal gaz oluşturmaktadır. Doğal gazda yapılan indirimle birlikte, basit bir hesapla, en az yüzde 5'lik bir indirimin elektrikte de yapılması, elektrik fiyatlarında, faturalarında da yapılması vatandaşlarımızın haklı beklentisidir. Bu müjdeyi de Sayın Bakandan vatandaşlarımız, milletimiz bütün yüreğiyle, içtenliğiyle beklemektedir.

Sözlerime burada son verirken hepinizi bir kez daha saygılarımla selamlıyorum, hayırlı ve başarılı bir bütçe süreci diliyorum. 2017 yılı bütçesinin milletimize, devletimize hayırlar getirmesini ve yeni umutlar sağlamasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyor, hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yönter.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına diğer konuşmacı, Mustafa Mit, Ankara Milletvekili.

Buyurunuz Sayın Mit. (MHP sıralarından alkışlar)

Sayın Mit, süreniz on dakikadır.

MHP GRUBU ADINA MUSTAFA MİT (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2017 yılı bütçe görüşmeleri kapsamında Bor Enstitüsü ve MTA hakkında Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini sizlere aktarmak üzere söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 2017 yılı bütçesini tartıştığımız toplantılarımız, esasen, Hükûmetin gelecekle alakalı olarak, vatandaşlarımızın ekonomik ve sosyal durumlarının nasıl ve ne olacağına ilişkin hazırladığı sosyal sözleşmenin yasama tarafından tasdikine yöneliktir. Siyaset kurumunun böylesine önemli bir konuda inisiyatif alması hem sorumluluk ve hem de anayasal zorunluluktur. Hükûmetin getirdiği tasarılar içinde Meclisçe kabul edilmediği takdirde Hükûmetin düşmesine yol açan yegâne kanun tasarısı olan bütçe kanun tasarısı, Anayasa’mızda yasama organına verilen bütçe hakkının ifadesidir.

Değerli milletvekilleri, geleceği inşa edecek olan bütçe, esasen, siyasetin temel hedefi olan geleceğin tasarlanması ve bu tasarının hayata geçirilmesi için Hükûmetin görevlendirilmesidir. Siyasetin konusu, geleceği inşa etmektir. Gelecek tasavvuru, mutlaka birtakım kabul ve anlayışlara dayanmaktadır. İşte bu kabul ve anlayışlardaki rasyonel veya irrasyonel değerlendirmeler, siyasetin istikametini, tasarımın gerçekliliğini belirlemektedir. Siyaset bu manada topluma, tarihe, coğrafyaya ve dünyanın hâl ve gidişine uyma mecburiyetindedir.

İrrasyonel peşin hükümler, muhayyel cemiyet birimleri ve ütopyanın beslediği zihnî kayma ve karışıklıklar, sürüklendiği günübirlik söylemler, siyaset kurumunun iflası anlamına gelecektir. Bu durumun yol açtığı tahribatın maddi zararları bir tarafa, toplum hayatını atomize etmesi, zihnî yarılmalar ve varlık sebebinin dahi tartışılması kaçınılmaz sonuç olarak karşımıza çıkacaktır. Tehlikeli olarak gördüğümüz bu kabîl yapılanmaların, ortaklıkların, siyaset kurumunu etkisi altına aldığı acı bir şekilde tecrübe edilmiştir. Militan, silahlı kült yapılanmaların, devleti tamamen ele geçirmesi maksadıyla darbe yapmaya cesaret edebildiği bir siyasi atmosferi yaşamaktayız.

Değerli milletvekilleri, Türk tarihinin en önemli projelerinden birisi cumhuriyetin temeli olan millî egemenliğin, her ne isimle olursa olsun kült yapıların egemenliği hâline dönüştürülmesi asla kabul edilemez. Bu durum, tarihin, toplumun, coğrafyanın ve dünyanın hâl ve gidişinin belirlediği siyasetin rasyonel istikametinden uzaklaşmaktır. Son dönemlerde, Osmanlı Devleti’nin ve devamı olarak cumhuriyetin siyasi istikamet olarak belirlediği ve kabul ettiği milletleşme sürecini akamete uğratacaktır. Bu kabîl yapılanma ve ideolojik sapmalar, milletleşme sürecine olduğu kadar, devletleşme sürecine de zarar verecektir.

Değerli milletvekilleri, iç siyasi gelişmelerin cinnet devri geçirdiği çok yakın geçmişimiz ve hâlen yaşamakta olduğumuz siyasi gelişmeler, gelecek tasavvurumuzu temellendirdiğimiz beşerî sermayemizi beyhudeliğe itmektedir. Bir nesil, vatanından, milletinden, devletinden kopartılmış, başka mecraların aparatı olmuştur. Bu kaybın meydana getirdiği zararın ölçülmesi çok zordur. En büyük yatırımın insana yapılan yatırım olduğu tartışma götürmez bir gerçektir.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün üç yılda bir yayınladığı Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı Raporu’na göre, 64 ülke içerisinde Türkiye’nin matematikte 45’inci, okumada 37’nci ve bilim dalında ise 41'inci sırada yer alması, ülkemizin geleceği hakkında endişe yaratmaktadır. Tarihî ve tabii mecrasından uzak hülyaların beslediği bir kısım izahı güç düşünce sahiplerinin yönetimine terk edilen nesiller kaybedilmiştir. Siyasetin bir istikamet üzerine inşa edeceği geleceğin berhava edildiği, ne yazık ki bu raporla, acı bir şekilde, kafalara vururcasına ortaya konulmaktadır.

Değerli milletvekilleri, yalnız olmadığımız, başkalarıyla birlikte yaşadığımız dünya gerçekleriyle örtüşmeyen, yukarıdaki anlayışlardan beslenen dış politika öncelikleri yanlış ve yanıltıcıdır. Bu öncelikler, dünya ölçeğinde idealize edilmiş hayalci yapılanmaların reel politikle çatışmasının etkileri altında uygulamaya konulmaktadır. Tahayyül ve etkileşimlerin çatışmasından doğan dış politik tercihlerin doğurduğu yalpalama ve savrulmalar palyatif çözümleri dayatmaktadır.

Uluslararası ilişkilerde istikrar ve güven, bir ülkenin millî güvenlik sorunudur. Dış politikanın millî güç kaynaklarına dayanılarak oluşturulması, bölgemizde ve dünyada güven ve istikrarın tesisinde temel argümandır. Millî güç kaynaklarına dayanan dış politikanın öngörülebilir prensiplere sahip olması, güven ve istikrarın kurumsallaşmasıdır. Bugün finans sektöründeki aşırı dalgalanmalarda ülkemizin emsallerine nazaran negatif ayrışması, siyaset kurumuna içte ve dışta güvensizliğin sonucudur.

Milletin mukadderatını alakadar eden konularda rey sahibi olanların, müsebbibi oldukları sonuçlar hakkında etik endişeler ekseninde hareket ederek milletin önünü açması “Emaneti ehline tevdi ediniz.” ilahi emrinin salih bir neticesi olacaktır. Vehimlerden ve hayallerden uzak, yaşadığımız reel hayatın gerçekliğinin, siyaset kurumunun yegâne zemini olduğu anlayışı, determinist netice olan istikametimizin tahakkukunda göz ardı edemeyeceğimiz realitedir. Millî güç kaynaklarımızın esas alındığı bir siyaset, kapsayıcı, evrensel ve millî ahlaki çerçeve oluşturacaktır. Nitekim, alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimizin “Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim.” şeklinde ifade ettiği insanlığa yönelik mesajı asla reel politiği ihmal etmemektedir.

Değerli Milletvekilleri, millî güç kaynaklarımızın önemli bir ayağı, genel anlamıyla madenlerimizdir, bulunduğumuz coğrafyanın sağladığı imkânlardır. Yer altı kaynaklarımızdan bor, stratejik öneme sahip madenlerden biridir. Bor üzerinde uzun yıllardır değerlendirmeler, tartışmalar yapılmaktadır. Türkiye'de ve dünyada bor ürün ve teknolojilerinin geniş bir şekilde kullanımını, yeni bor ürünlerinin üretimini ve geliştirilmesini temin ederek bu alanlarda kullanıcıların artırılması için gerekli bilimsel ortamı sağlamak, bor ve ürünlerini kullanan veya bu alanda araştırma yapan kamu ve özel sektörle iş birliği yaparak bilimsel araştırmaları yapmak, yaptırmak, koordine etmek ve bu araştırmalara katkı sağlamak amacıyla 4865 sayılı Kanun’la Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü kurulmuştur.

Türkiye'de uzun yıllardan beri borun bu stratejik önemine en üst makamlarca dikkat çekilmesine rağmen bu konuda araştırma yapmak üzere kurulan Enstitünün bütçesi, konunun yeterince önemsenmediği izlenimini vermektedir, keza bütçenin Komisyon görüşmelerinde bir iki cümle ile geçiştirilmesi, ne kadar önem verildiğine dair karinedir. Konuya gereken önemin verilmesi gerekmektedir. Enstitünün bütçe imkânları artırılmalıdır. Çok mütevazı bütçeyle çalışmalar yürüten ancak kendisinden çok şeyler beklenen Enstitünün Hükûmetçe her açıdan teşvik edilmesi, desteklenmesi gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, yer altı kaynaklarımızın rezerv tespiti, geleceğin planlanmasında önemlidir. Ülkemizde bu görev, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğüne verilmiştir. Devletimiz, yer altı kaynaklarımızın tespit ve işletilmesinin önemini 1935 yılında kavramış ve MTA'yı kurmuştur. Yer altı kaynaklarımızın yeni teknolojik imkânlar da kullanılarak görünür rezerv hâline getirilmesi için MTA'nın çalışmaları Hükûmetçe teşvik edilmelidir. MTA son dönemlerde gereken önemden yoksun bırakılmıştır. Kuruluş amacına uygun olarak MTA, denizler dâhil, bütün yurdumuzu karış karış inceleme alanı olarak alıp daha önce yapılmış bulunan çalışmaları da acilen güncellemesi gerekmektedir.

2015-2019 Stratejik Planı, 2015 yılı gerçekleşmeleri ile sonraki yıllar hedefleri neredeyse aynen korunarak hazırlanmıştır. MTA, gelişen teknoloji, yeni ihtiyaçlar, yeni kaynaklar dikkate alınarak, yeniden organize edilerek süratle, daha aktif çalışma imkânına kavuşturulmalıdır.

Değerli milletvekilleri, 2017 bütçesinin vatanımıza, milletimize hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Mit.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına son konuşmacı, Adana Milletvekili Mevlüt Karakaya.

Sayın Karakaya, sizin için planlanmış konuşma süresi, on sekiz dakikadır ancak İstanbul Milletvekili Sayın İzzet Ulvi Yönter, on sekiz dakikalık konuşma süresinin iki dakikasını kullanmamıştır. Sizin, Yönter’den artakalan iki dakikalık sürenin kendi konuşma sürenize ilave edilmesi talebinizi dikkate alıyorum ve konuşma sürenizi yirmi dakika olarak belirliyorum.

Buyurunuz Sayın Karakaya. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MEVLÜT KARAKAYA (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2017 yılı bütçesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 2017 Bütçe Kanunu Tasarısı üzerinde görüşüyoruz. Bu tasarı, kanunlaştığında 2017 yılı gelirinin, gayri safi yurt içi hasılasının -ki bu, orta vadeli programda 2 trilyon 404 milyar olarak öngörülmüştür- dörtte 1’i olan 598 milyar TL’yi toplama yetkisini, bu gelirin dörtte 1’inden daha fazla olan 645 milyar TL’yi harcama ya da transfer yoluyla kullanma yetkisini, gelir ve gider arasındaki 46 milyar 900 milyon TL açık için borçlanma yetkisini, Türk milleti için, Türk milleti adına, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak merkezî Hükûmete vermiş olacağız.

Özetle, bu kadar devasa bir kaynağı, bir yılda üretilen tüm mal, hizmet bedellerinin karşılığı olan gayri safi yurt içi hasılanın yüzde 30’una yaklaşan bir kaynağı toplamanın elbette ekonomik, sosyal ve siyasal hedef ve sonuçları olacaktır. Bu sonuçların oluşmasında, bu yetkiyi kullanan kurumların ya da kuruluşların uyguladıkları politikalar etkili olacak. Bunlar da, Türk milleti adına yetki veren yüce Meclisin denetim işlevinin yerine getirilmesi kapsamında elbette sorgulanacaktır.

Değerli milletvekilleri, bütçe, farklı bir bakışla, hükûmetlerin bir yıllık faaliyetlerine ilişkin planlarının parasal ifadeleri olarak karşımıza konulur. Bu plan, hükûmetlerin bir yılda yapacaklarının aslında bir nevi mali yönden pusulasıdır. Kürsü alan Hükûmetin milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetlerinin 15’inci bütçesini getirmiş olmaktan duydukları memnuniyet ve gururu ifade ediyorlar. Nicelik olarak elbette takdire şayandır ancak nitelik olarak acaba aynı şeyi söyleyebilmek mümkün müdür, bilemiyorum. İşte, bugün, burada, 14’üncü bütçeyi tamamlamış, 15’incisini almak üzere gelmiş iktidarın Tarım Bakanlığı icraatları üzerinde bir değerlendirme yapacağız.

Değerli milletvekilleri, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı emrine 17 milyar 175 milyon 234 bin TL, millet adına, kaynak kullanma yetkisi vermemiz talep ediliyor bizden. Bu kaynağı, Hükûmet bizden neden ister? Biz de Türk milleti için bu kaynağı verdiğimiz Bakanlıktan ne bekliyoruz? Aslında beklediğimiz şey çok yalın ve basit, insanımızın güvenilir gıdaya ulaşabilirliğini sağlayacak politikalar uygulamasını, sonuçlar almasını bekliyoruz. İnsanımız, gıda güvenirliği ve gıdaya ulaşabilirlik açısından uygulanan bu politikaların ana hedefinde olmalı. Gıda güvenilirliği, tarımsal kaynakların korunmasından başlayan, ürünün üretim aşaması ve sofraya ulaşıncaya kadar geçen süreçte sağlıklı bir yapının oluşmasıyla mümkündür. Gıdaya ulaşabilirlik ise gıda güvencesi temelinde, gıdanın makul ve istikrarlı fiyatlarla tüketiciye ulaşımını sağlayacak bir üretim, dağıtım ve piyasa yapısıyla mümkündür.

Peki, Bakanlık, bu amaç ve hedeflerin acaba neresinde? Bu konudaki değerlendirmelerimi birkaç alt başlık içerisinde yapmak istiyorum. Bakanlık, tarımsal üretim kaynaklarının korunması ve geliştirilmesinde maalesef zayıf kalmıştır. Tarımsal üretimin en temel kaynağı topraktır. Toprak, sanılanın aksine bol değil, kıt bir kaynaktır. 1 santimetre tarım toprağının oluşumu için ideal şartlarda en az kaç yıl gerektiğini biliyor muyuz? En az beş yüz yıl, 1 santimetre tarım toprağının oluşması için gerekli olan süre.

Türkiye’de tarım alanları günden güne hızla yok olup gidiyor. Rant, yanlış tarım uygulamaları, yanlış pazar ve destekleme politikaları, tarım topraklarının yok olmasına ya da vasfını yitirmesine neden oluyor. 2002 yılında 26 milyon 579 hektar tarım alanı, 2015 yılı sonu itibarıyla 23 milyon 989 bin hektar alana düşmüştür. Ülke nüfusu ise aynı dönemde 69 milyondan 79 milyona çıkmıştır. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 14 bütçe döneminde 2 milyon 590 bin hektar tarım alanını kaybetmiş, bugün 15’inci bütçe için gelmiş durumdadır; elbette hoş geldi, sefa geldi diyoruz.

Hayvancılıkta temel girdi alanı olan meralarda durum farklı mı? Daha da kötü. MHP döneminde başlatılan ve hız verilen mera tespit, tahdit ve ıslah çalışmaları 14 bütçe dönemi boyunca maalesef hız kesmiştir. Gerek bitkisel üretime gerekse hayvansal üretime ilişkin gen kaynaklarının ıslah ve muhafazası konusunda da kayda değer bir ilerleme söz konusu olmamıştır.

Örneğin, Milliyetçi Hareket Partisi döneminde başlatılan yerli, Türk İneği Projesi sürdürülmemiştir. Onun yerine, AKP iktidarları Hollanda ineği, Arjantin bufalosu ve Avustralya angusu ithalatı projesini gerçekleştirmiştir. Ukrayna’dan saman ithali çok ayıplanınca bizim Bakanlık rasyonel çözümü üretmekte aslında gecikmedi, “Et ithalatı en güzel çözümdür.” dedi, bu buluşla hem canlı hayvan ithalatını hem de saman ithalatını önlemeye çalıştı.

Aslında bu durum, bir Temel fıkrasını da aklımıza getirmiyor değil. Cep telefonlarının ilk çıktığı zamanlarda, Temel uçakta, uçak havalanmak üzere, son ikazlar yapılır ama Temel, cep telefonuyla konuşmaktadır. Yolcular dayanamazlar, itiraz ederler, derler ki: “Kapat, konuşma kardeşim.” Temel, karşısında konuştuğu Dursun’a der ki: “Ben konuşunca buradakiler kızıyor; sen konuş, ben dinliyorum.” İşte, bizim Bakanlık da “Saman ithal edilince herkes ayıplıyor, biz de et ithal edelim, canlı hayvan ve saman ithalini bu şekilde önleyelim.” yaklaşımını gerçekleştirdi.

Yanlış tarımsal uygulamalarla su kaynaklarının kirlenmesi ve ekolojik dengenin bozulması da tarımsal kaynakların potansiyelinin heba olup gitmesine neden olmaktadır. Tarımsal kaynaklarını koruyamayan, hatta geliştiremeyen bir ülkenin artan nüfusunun gıda ihtiyacını karşılamasını bekleyemeyiz, ne gıda güvenliğinden ne de gıda güvencesinden bahsedemeyiz. Bakanlık bu konuda gerekli tedbir ve önlemleri almalı ve tavizsiz bir biçimde uygulamaya koymalıdır.

Bakanlığın, ürün planlaması ve üretime ilişkin politikaları da yetersiz kalmıştır. Tarımsal üretimde maalesef “planlama” diye bir şey yok. İşler, “Saldım çayıra, Mevla’m kayıra.” modeliyle yürütülmekte. Tarımsal üretim planlaması yapmak, elbette, diğer üretim alanlarıyla mukayese edildiğinde kolay bir şey değildir. Tarımsal üretimde planlamanın başarılı olması, geleceğin mümkün olduğu ölçüde öngörülebilir olmasıyla ve yönlendirme araçlarının etkili bir biçimde kullanılmasıyla mümkün olabilir.

Elbette gelecekle ilgili öngörülerin isabeti, bu sektörün belli dalları için önemli bir sorundur ancak bizim Bakanlık 14 bütçe alıp gitti, 15’incisi için geldi, maalesef bu konuda da bir sistem geliştirip başarı gösteremedi; ne piyasalar üzerinden entegre erken bir uyarı sistemi geliştirebildi ne de uygun bir veri tabanı oluşturup bunun üzerinde bir çözüm üretebildi; bugünkü teknolojide dahi bir tarım envanteri çıkarmaya önayak olmadı.

Tarımsal kaynaklarımızın ne olduğunu, tarımsal makine parkımızın ne düzeyde bulunduğunu, velhasıl tarımsal üretim potansiyelimizi, bırakın ne kadar olduğunu, ne kadar üretim yaptığımızı dahi, tam anlamıyla gerçekçi olarak bilemiyoruz. Dünya Tahıl Konseyinin Türkiye tahıl üretimiyle ilgili tahminleri ve verileri, Türkiye’de Bakanlık tarafından üretilen verilerden daha makbul olarak alınmakta, kullanılmakta ve değerlendirilmektedir.

İlk tarımsal sayım, 1927, sonuncusu da 2001 yılında yapıldı. Yani, yine Milliyetçi Hareket Partisinin iktidarda olduğu, tarım yönetimini sorumluluğuna aldığı dönemde oldu. Aynı şekilde, ülkemizde ilk kez hayvan varlığı TÜRKVET kayıt sistemi projesiyle Milliyetçi Hareket Partisi iktidarında başlatıldı. Çiftçi kayıt sistemi ilk defa, hiçbir altyapısı yokken, bilgi ve iletişim teknolojisi bu kadar ileri düzeyde değilken Milliyetçi Hareket Partisi iktidarında gayet başarılı bir şekilde uygulamaya kondu. 2002 yılında 2 milyon 588 bin 666 çiftçi ve bunlara ait 167.346 hektar, çiftçi kayıt sistemiyle kayıt altına ilk defa Milliyetçi Hareket Partisi iktidarında alındı. Mevcut durumunuzu, gücünüzü, kapasitenizi bilmeden, potansiyelinizi ve türlerini anlamadan neyin planlamasını yapabilirsiniz ki. Ama biz eksikliğimizi, fazlamızı bilmeden, alt bileşenlerine bakmadan teşvik vererek bu kıt kaynakları amaç dışı kullanmaya devam ediyoruz.

Tarımsal üretimin en önemli sorunlarından birisi elbette ölçek ekonomisidir. Son yıllarda yapılan düzenlemelerin uygulamada çıkan bazı aksaklıkları bir kenara koyarsak yerinde bir uygulama olduğunu da ifade etmem gerekir.

Değerli milletvekilleri, tarımsal üretimin en önemli unsuru insan kaynağıdır. Bunun da başında çiftçi ve tarım çalışanları gelir. AKP iktidarlarının uyguladığı yanlış tarım politikaları çiftçiyi çiftini çubuğunu, tarlasını tapanını bıraktırır duruma getirmiştir. Tarımsal üretimin en önemli sorunu yüksek girdi maliyetleridir. Yıllardır mazot, gübre, ilaç, tohum, elektrik gibi temel girdi maliyetlerinin yüksekliğini AKP Hükûmetlerine dinletemedik. En son yapılan düzenlemelerle uygulamasının 2017’de başlayacağı söylenen mazotun yarısının devlet tarafından desteklenmesi elbette gecikmiş, düzgün, iyi bir uygulamadır. Yine, bu vesileyle şunu da belirteyim ki havza bazlı destekleme modeline geçilecek olması, Milliyetçi Hareket Partisinin 2002 yılında hazırlıklarını yapmış olduğu bir destekleme modeliydi, projelendirdiği bir destekleme modeliydi. Bu modele geçilecek olması da gecikmiş hem de çok gecikmiş bir uygulama olarak takdir edilecek ve uygulanması tarafımızdan desteklenecek bir proje olduğunu ifade etmek istiyorum.

Uygulanan tarım politikaları, çiftçinin satın alma gücünü maalesef yok etmiştir. Burada uzun uzadıya pariteler vermek istemiyorum ancak bir parite tek başına belki birçok açıdan birçok ürünü üreten çiftçinin satın alma gücü kaybını anlatması açısından yeterli olabilir. 2002 yılında 1 litre mazot almak için 2,5-3 kilogram buğday satması yeterliyken AKP iktidarları boyunca 2004 yılından başlayarak bu parite, üretici aleyhine bozulmuştur. Bazı yıllarda çiftçi 1 litre mazot almak için 6, hatta 7 kilogram buğday satmak zorunda kalmıştır.

Durum bugün de çok farklı değildir. Çiftçi son on üç yıldır tüm ürünlerde sürekli olarak satın alma gücü kaybına uğramıştır. Son on iki on üç yılda sadece buğdaydan çiftçinin uğradığı satın alma gücü kaybı yaklaşık 18 milyar TL’dir kümülatif bir ifadeyle. İki yıldır narenciye üreticisi hakikaten perişan durumdadır. Fındık üreticisinin özellikle piyasada yaşadığı sıkıntılar daha geçen gün bu kürsüde birçok milletvekili tarafından dillendirildi.

AKP sözcülerinin sürekli olarak “Tarımsal destekleri artırdık.” sözlerinin bir karşılığı yoktur. 2002 yılının nominal tarımsal destek tutarını 2017 yılının nominal tarımsal destek tutarıyla karşılaştırmak anlamsızdır. AKP iktidarlarında tarımsal destekler yerinde, zamanında ve uygun araçlarla uygun hedeflere maalesef ulaştırılamadı. Öyle destekleme örnekleri veya uygulamaları olmuştur ki içlerinde bazıları işletme, iktisat fakültelerinde örnek olay olarak okutulacak düzeyde ya da ilginçliktedir. Mesela, sıfır faizli krediler verildi ama sıfır faizli krediyi alan üreticilerin tamamı iflas etti. Bunu AKP iktidar dönemlerinde, AKP destekleme modellerinde yaşadık ve gördük.

Kaldı ki gayrisafi yurt içi hasılanın yüzdesi olarak desteklerde artış olmamıştır. 2003 yılından itibaren verilen desteklerin gayrisafi yurt içi hasılaya oranları binde 6’ya ulaşmamıştır. Beğenmediğiniz 2002 yılında, o kriz şartlarında Türkiye Cumhuriyeti, üreticiye, çiftçiye gayrisafi yurt içi hasılasının binde 7’sine yakın, binde 6,6’sı düzeyinde destek vermiştir.

Bugün, Sayın Tarım Bakanımıza huzurlarınızda söylüyorum: Biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu bütçede tarıma ayrılan bu destekleri az buluyoruz, artırılması için her türlü destek ve yardımda bulunacağımızı buradan ifade ediyorum. Gelin, gayrisafi yurt içi hasılanın binde 5,3’ü olan 2017 desteğini 2 katına çıkaralım, Tarım Kanunu’nun gayrisafi yurt içi hasılasının asgari yüzde 1’i olan hükmünü de hep beraber yerine getirmiş olalım.

Tarımsal destekler, sadece üreten kesime verilen destekler değildir. Bu şekildeki algı da yine AKP iktidarları döneminde maalesef oluştu. Tarımsal destekler, aynı zamanda 80 milyonun gıdasına, sağlığına verilen desteklerdir. Tarımsal destekler, aynı zamanda milyonların istihdamına; tarımsal destekler, aynı zamanda gıda güvencesine bir sigortadır. Tarımsal destekle aynı zamanda sağlıklı bir neslin yetişmesine olan bir destektir.

Ben, bu vesileyle, 2017 bütçesinin önce Tarım Bakanlığına, üreticilerimize, tüketen 80 milyona ve ülkemize hayırlı, uğurlu olmasını, hayırlara vesile olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Karakaya.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına yapılan konuşmalar tamamlanmıştır.

Sayın Ahmet Yıldırım, İç Tüzük'ün 60’ıncı maddesine göre söz talebiniz var sanıyorum.

Buyurunuz.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

3.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, çok kaliteli bir yasama süreci yaşanmadığına ve bakanların sorulara somut cevaplar vermediğine ilişkin açıklaması

AHMET YILDIRIM (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, üzülerek ifade edeyim, çok kaliteli bir yasama süreci yaşamıyoruz. Bu, benim bir buçuk yıllık süre içerisinde biri üç aylık geçici bütçe, biri de 2016 ve 2017 merkezî yönetim bütçeleri olmak üzere üçüncü merkezî yönetim bütçe hazırlanış sürecim.

Birincisi, şu fotoğraf bile ne kadar kaliteli bir yasama süreci işlediğimizin, ne kadar kaliteli bir bütçe hazırlama süreci işlediğimizin fotoğrafı.

Bundan daha önemli ve asıl değinmek istediğim konu ise: Bugün 4’üncü gün. İlk gün tümü üzerine konuşmalar yapıldı ve ilgili Başbakan yardımcıları ile bakanlar burada günün sonunda Hükûmet adına söz alıyorlar. İlk günle ilgili söyleyeyim: Düşünün, tümü üzerine konuşan bir genel başkanın döviz bozdurmayla ilgili olarak Cumhurbaşkanının söylediği bir söyleme, eleştiriye binaen Adalet Bakanı çıkıp, dekont olduğunu iddia ettiği bir kağıdı kürsüden gösterdi. Ama bu dekontun gerçek anlamda ne olduğunu şu ana kadar öğrenen yok. Çünkü o dekontu gösterenin en azından parti gruplarına bunu dağıtması gerekirdi. Zaten böyle bir dekontun, kişisel olarak Cumhurbaşkanına ait bir dekontun bir bakanda ne işinin olacağı ise ayrı bir garabet.

Diğer bir husus ise: Sayın Başkan, bakın, burada biz bu bütçeyi hazırlayan değiliz, gerek Komisyonda gerek Genel Kurulda eleştiri ve önerilerimizle güçlendirmeye çalışıyoruz; iktidar buna katılır ya da katılmaz. Ancak, biz sorduğumuz sorulara maalesef ama maalesef bakanlardan somut cevaplar almıyoruz, en son konuşmaları da kendileri yaptığı için öylece bırakıp gidiyorlar. Onun üzerine “Bu sorum yanıtsız kaldı.”, “Bu çok önemliydi.” deme şansını yakalayamıyoruz. Sadece iki örnek verip bitireceğim Sayın Başkan.

Bakın, birincisi: Dün sıklıkla işkence iddiaları gündeme getirildi Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun bütçesine dair. “Yok.” denip geçiliyor. Oysa Bakanın şunu yapması gerekmiyor mu: Şurada İnsan Hakları Komisyonuna yapılan başvurular üzerinden bir araştırmaya girmesi gerekmiyor mu?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET YILDIRIM (Muş) – Toparlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız, mikrofonunuzu açıyorum Sayın Yıldırım.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Bir diğer örnek: Farklı dil ve lehçelerle ilgili 2002 yılında, mevcut iktidardan önce çıkarılmış bir yasaya binaen, Kürtçe açılmış olan radyo ve televizyonların kapatıldığını ben iddia ettim, Sayın Bakana RTÜK bürokratları 30 tanesinin açık olduğunu iddia etti, ben sadece 5 tanesini saymasını bekledim, “O gün olmaz, daha sonra saysın.” dedim, şu güne kadar cevap yok, çünkü yok böyle bir şey.

Bir diğeri, son olarak: Bakın, mültecilerle ilgili olarak, karşılaştıkları uygulamalarla ilgili olarak “Elimizde somut bir bilgi yoktur.” deyip geçilemez. Bu iddialar ciddi iddialardır, ülkenin içte ve dışta itibarını zedeleyen. Bizim korumakla yükümlü olduğumuz itibarının biraz daha korunmasına bizden önce Kabine üyelerinin dikkat etmesi gerekiyor diyorum.

Bütün Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yıldırım.

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan, benim de çok kısa bir söz talebim var.

BAŞKAN – Sayın Usta, buyurunuz.

4.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Samsun Çarşamba Havalimanı’nın tamirat nedeniyle üç ay süreyle trafiğe kapatılması durumuna ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Hazır Ulaştırma Bakanımız buradayken bir konuyu gündeme getirmek istiyorum ben de. Bu Samsun Çarşamba Havalimanı’nın tamiratı, tamirat nedeniyle üç ay süreyle trafiğe kapatılması gündemde. Şimdi, bununla ilgili olarak zamanında bir ihale yapılıyor, bu ihale çerçevesinde bir yıllık bir süre veriliyor yüklenici firmaya.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Başkanım, sorular bölümü var.

ERHAN USTA (Samsun) – 1 Ekim 2016’da işin başlayıp 5 Ekim 2017’de bitmesi gerekiyor ama hâlâ iş başlamamış. Şimdi, şartnamenin “33.7”nci maddesi var, bu maddede diyor ki: “Şartname konusu işlerin yapımı esnasında havalimanı yolcu ve hava trafiğinin aksatılmaması için gerekli tedbirler yüklenici firma tarafından alınacaktır.” Yani havalimanı kapatılmadan bu tamiratın yapılması; şartname bu, ihale bu şekilde yapılıyor. Ancak, burada yapılan şey şu…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Başkanım, sorular bölümü başlamadı ki.

ERHAN USTA (Samsun) – Soru değil kardeşim, soru değil.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Kars) – Sorular olacak, konuşmalar olacak Değerli Başkanım.

LEVENT GÖK (Ankara) – Ramazan, bir grup başkan vekili konuşuyor ya!

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sorular bölümü başlamadı ki.

LEVENT GÖK (Ankara) – Grup başkan vekili söz isterse verir Başkan.

ERHAN USTA (Samsun) – Şimdi, Ulaştırma Bakanına bir aydır ulaşmaya çalışıyorum. Yani bir milletvekili, bir grup başkan vekili bir aydır telefonla bir bakana ulaşamıyorsa sorunu bir şekilde dile getirmek durumunda, Sayın Bakan bunu dinlemek durumunda.

Şimdi, şu anda verilen talimat, şirkete verilen talimat “Mart, nisan, mayıs ayında -üç ayda- havalimanını kapatarak bu işin yapın.” şeklinde. Tabii, 500 bin yolcu trafiğinin aksatılması gündemde burada. Samsun ayağa kalkmış durumda. Yani bu Samsun’un ticaretine, Samsun’un turizmine ciddi ölçüde zarar verecek bir şey ve burada ihale şartlarının dışına çıkarak hukukun dışına çıkılması söz konusu.

Dolayısıyla, şimdi, burada, tabii, bir planlama hatası da var aynı zamanda Sayın Başkan. Yani bu 19 santimetrelik çukur bir anda oluşmadı bu havalimanında, bu çok daha önceden planlanıp alınması gereken tedbirler zamanında alınmadığı için böyle bir şeyle karşı karşıya kalındı ve bu ciddi bir sıkıntı oluşturdu.

Bir de, ikinci pist aslında Samsun için söz konusu ve olması gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayınız lütfen Sayın Usta.

ERHAN USTA (Samsun) – Bitiriyorum Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Şimdi, ikinci pist de aslında düşünülmesi gereken bir şey. Ben DHM Genel Müdürüyle konuştum, “Aslında Samsun için ikinci pisti de düşünüyoruz.” dedi. Yani bunlar, çok kolay halledilebilecek meseleler, o kadar sorun oluyor ki ülkede. Bu ikinci piste bugün ihtiyaç olduğunu görüyorsak bu ihtiyaçlar bir günde çıkmıyor. Planlama bu zaten. On dört yıllık bir iktidar yani bunu iki yıl önce düşünse, ikinci pist çalışmaları başlatılmış olsa bugün hem Samsun ikinci pistine kavuşur hem de birinci pisti hiç kapatmadan bunları yapma imkânı olurdu. Bunların hiçbirisi düşünülmeden bugün Samsun’u ve Samsunluyu mağdur edecek şekilde bir girişimin yapılması hem Samsun’un ticaretine ve turizmine zarar verecektir hem de hukuka aykırı bir işlem söz konusudur. Tabii, orada Samsun’un hassasiyetleri var, efendim, “Bir başka havalimanının yolcu trafiğini artırmak için yapılıyor.” şeklinde birtakım spekülasyonlar da var. Ben oralara girmeyeceğim, o doğrudur değildir, onu ben bilemem.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERHAN USTA (Samsun) – Ancak, o olmasa bile bu yapılan işler yanlıştır. Bu hukuksuzluktan dönülüp Samsun Havalimanı’nı kapatmadan bu tedbirin alınması gerekir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Usta.

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı 433) (Devam)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 434) (Devam)

 

A) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

J) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz talep eden sayın milletvekillerine söz vereceğim.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ilk konuşmacı Aykut Erdoğdu, İstanbul Milletvekili.

Buyurunuz Sayın Erdoğdu. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz sekiz dakikadır.

CHP GRUBU ADINA AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Parlamentonun temeliyle ilgili bir kanunu, bütçe kanunu tasarısını görüşüyoruz. Allah aşkına bakın, iktidar grubunda 315 milletvekiliniz var, toplamda 15-20 milletvekili…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Aykut Bey, her daim böyledir bu ya, devamlı böyledir. Sen de biliyorsun bu işi ya, siz de biliyorsunuz bu işi ya, bırak ya!

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Olmaz, olmaz; iktidar sorumluluğu, burada olacaksınız, bu ülkenin bütçesi bu.

Sayın Başkan, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ve SPK gibi makroekonominin en önemli iki kurumu hakkında konuşacağım. Bunlar makroekonominin kale kuruluşları. Personeli mahvedildi zaten; kıdem, liyakat ilkesi bozuldu. O on beş yıl boyunca kıdem, liyakat ilkesini bozarak yerleştirdiklerinize daha sonra “terörist” dediniz, sokağa attınız ve bu kurumlar çökertildi.

Şimdi, gelin -bir ekonomik krizin eşiğindeyiz, tarihin en büyük ekonomik krizinin eşiğindeyiz- beraber millî muhasebemize bir bakalım; durumumuz nedir, onu bir görelim arkadaşlar. Millî muhasebemiz şu evrakta, Merkez Bankası tarafından yayımlanan şu uluslararası yatırım pozisyonu tablosunda görülüyor. İktidara gelmişsiniz. İktidara geldiğinizde bizim diğer uluslar nezdinde 62 milyar dolar varlığımız varmış ve siz geldiğinizde 147 milyar dolar da yükümlülüğümüz, bir tür borcumuz varmış ve net olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin diğer uluslara toplamda 85 milyar dolar bir yükümlülüğü, bir borcu varmış. Siz iktidara gelmişsiniz, on üç yıl sonra -2016 yılı için söylüyorum- toplam varlığımız 221 milyar dolar. Bunun içinde anlata anlata bitiremediğiniz o 120 milyar dolarlık rezervimiz de var. Toplam varlığımız 221 milyar dolar. Peki, toplam yükümlülüğümüz ne olmuş? 611 milyar dolara çıkmış değerli arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin dünyanın bütün uluslarına borcu 611 milyar dolar. Varlıklarımızdan düştüğümüzde, şu an itibarıyla bizim diğer uluslara ne kadar yükümlülüğümüz var? 390 milyar dolar. Türkiye Cumhuriyeti’nin, diğer uluslara 390 milyar dolar borcu var ve her sene de 60-70 milyar dolar ek borç yapıyoruz şu sefalet hâlinde bu ülkenin. 60-70 milyar dolar da her sene üzerine borç geliyor.

Peki, bu 611 milyar dolarlık yükümlülük nasıl oluşmuş? Gırtlağımıza kadar borçlandırmışlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşları gırtlağına kadar borçlandırılmış. Bu yetmemiş, millî ve stratejik kurumlarımızın en önemlileri yabancılara satılmış. TELEKOM yabancılara satılmış, TEKEL yabancılara satılmış, havalimanları yabancılara satılmış, bankalar, sigorta şirketleri yabancılara satılmış, toplam 167 milyar dolar büyüklüğündeki borsamızın yüzde 63’ü yabancılara geçmiş değerli arkadaşlar. İşte, bu durum, Türkiye'nin gizli bir işgal altında olduğunu göstermektedir. Türkiye Cumhuriyeti, ne yazık ki AKP döneminde artan oranda yarı sömürge hâle getirilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin en çok gelir getiren kuruluşları şu an itibarıyla yabancıların eline geçmiştir ve bu ülke 611 milyar dolarlık bir yükümlülük altındadır değerli arkadaşlar.

Peki, bu 611 milyar dolarlık yükümlülükte yurt içinde ne olmuş? Gelelim, bütçesinin üzerinde konuştuğumuz bankalar nasıl bir hâle gelmiş değerli arkadaşlar? Bu bankalar, on üç yıl boyunca, Türkiye Cumhuriyeti’nden 1 trilyon 69 milyar lira -yeni parayla söylüyorum, eski parayla 10 üzeri rakamlarla ifade edilir- faiz almışlar. 1 trilyon 69 milyar lira, bizim millî gelirimizin kabaca yarısı demek. Üstelik hangi dönemde almışlar? Dünyada fonların arttığı, faizlerin sıfıra yakın olduğu bir dönemde, on üç yıl boyunca, bu halkın bankalara ödediği toplam faiz 1 trilyon 69 milyar lira. Bu 1 trilyon 69 milyarın üzerine diğer gelirler de var.

Peki, yabancıların eline geçmiş -yaklaşık yüzde 45-50 oranında, borsa dâhil- bu bankalar elde ettikleri geliri ne yapmış? Bütün bu geliri kim yaptı? O bankada çalışan bizim yurttaşlarımız; veznedarı, uzmanı, müfettişi, banka görevlisi. Bunlara ne kadar vermişler? Bütün personel giderleri olarak -onda 1- 136 milyar lira verilmiş. 451 milyar lirası mevduat sahiplerine verilmiş ki o mevduat sahiplerinin de halkımız olmadığını az sonra anlatacağım. 57 milyar lirasını vergi olarak vermişler ve bu bankalar on üç yılda 218 milyar lira bu ülkeden para kazanmışlar. Hani diyorlar ya “kişi başına millî gelir” diye. Kişi başına millî gelir yok, bazı kişilerin millî geliri var. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, geliyoruz, peki, bu vahşi kapitalist düzen bu ülkede ne yapmış? Bizim elimizdeki bu ülkedeki gelir ve servet dağılımını görebileceğimiz tek sağlıklı tablo BDDK verilerinden çıkıyor. BDDK’nın mevduat verilerine bakıyoruz, Türkiye’de 1,3 trilyon lira toplamda bir mevduat var. Kimin bu mevduat, halkın mı? Hayır. 1 milyon ve üzeri hesaplar var yani milyonerler var. Bu milyonerlerin Türkiye’deki toplam mevduatı 714 milyar lira yani Türkiye’deki mevduatın yüzde 52’si yaklaşık 30 bin hesapta. Bunu konsolide eder, şahsa indirirseniz 7.500-8.000 kişi. Türkiye’de yaşayan binde 1’lik mutlu azınlık, bunların kamu kaynaklarından yarattığı o mutlu azınlık Türkiye’deki mevduatın yani servetin yüzde 52’sine sahip. Peki, Türkiye’deki fakir halkın yani sıfır ile 10 bin lira arasında bankada hesabı bulunan bizim halkımızın, gerçek halkımızın, vergi ödeyen bu masum insanların mevduat içindeki toplam değeri ne kadar biliyor musunuz? 45 milyar lira yani yüzde 3’ü. Servetimizin yüzde 52’sini binde 1’in eline geçirdiler, kurdukları din soslu vahşi kapitalizmle bunu yaptılar değerli arkadaşlar. Bu ülkeyi öyle bir noktaya getirdiler ki zenginlerin zenginliği artarken fakirlerin fakirliği artıyor. Bunun adı çürümüş düzendir.

Biz bu çürümüş düzeni nerede görüyoruz? Biz bu çürümüş düzeni Soma’da görüyoruz. Soma’ya gittim. Kardeşini kaybetmiş bir çiftçi var, “Vekilim, biz madenci değiliz, biz çiftçiyiz. Mazot fiyatları, gübre fiyatları, tohum fiyatları o kadar arttı ki çiftçilik yapamaz hâle geldik. En son tavuklarımız vardı, ‘kuş gribi’ dediler, tavuklarımızı da elimizden aldılar. Aç kaldık, madene indik.” dedi. İşte bu vahşi kapitalist düzenle aç bırakılanlar o madende öldü.

Geldik Aladağ’a. Küçücük kız çocukları, yavrular yanarak öldüler. Yanarak öldüler, Sayın Bakanlar, şu vahşi kapitalist düzen yüzünden. Kızın anası konuşuyor, diyor ki: “Benim çocuğumun resmi yok. 4 çocuğum vardı, 3’ü öldü, bu da gitti, yangında gitti, fakirlikten verdik.” Niye fakirlikten verdi? Yurt yapmadınız. Niye fakirlikten öldü? Okul yapmadınız. Ne yaptınız o paraları? Yabancı bankalara, yabancı sigorta şirketlerine, götürdünüz, o yabancılara millî sermayemizi, millî servetimizi peşkeş çektiniz. Bugün gelmişsiniz, halka diyorsunuz ki: “Döviz satın.” Bunu yaparken aklınız neredeydi? Hani yerli ve millîydiniz? Niye Türkiye Cumhuriyeti’nin millî servetini yabancıların eline geçirdiniz? (CHP sıralarından alkışlar) Bugün gariban insanlar döviz satıyor. Bilsek ki bu ülkenin millî ekonomisini kurtaracağız, gerçek yurtseverler, gerçek vatanseverler olarak evimizi, arabamızı satmaya, hayatımızı vermeye hazırız ama size güven olmaz çünkü siz vahşi kapitalizmin iş birlikçisisiniz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Erdoğdu.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ikinci konuşmacı İstanbul Milletvekili Ali Özcan.

Buyurunuz Sayın Özcan. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Özcan, sizin süreniz de sekiz dakikadır.

CHP GRUBU ADINA ALİ ÖZCAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her gün vatan evlatlarını kaybediyoruz, şehit veriyoruz, bugün de şehitlerimiz var.

İsmet Sezgin’i kaybettik, önemli bir siyasetçiyi kaybettik. Ayrıca, çok yakınımız, hepinizin de tanıyacağı, daha doğrusu bizim partililerin tanıyacağı Ali Ütebay’ımızı kaybettik, malum hastalıktan dolayı uzun süredir sıkıntı çekiyordu. Partime büyük hizmeti olan, büyük emeği olan Ali’yi kaybettik. Ailece partiye çok büyük desteği olan bu aileye ve İsmet Sezgin’in ailesine, şehitlerimizin ailelerine başsağlığı diliyorum.

Savaşı durdurmak için, barışı getirmek için başka ne kadar bekleyeceğiz, ne zamanı bekleyeceğiz arkadaşlar?

Teknik bir konu için ben buradayım. Ama, öyle gündemler yaratıyorsunuz ki her gün üst üste, teknik konuşma yerine ağırlıklı olarak siyasi bir konuşma yapıp kısaca ulaştırmayla ilgili de konuşmak istiyorum.

Ama, Adalet ve Kalkınma Partisinin bütün milletvekillerine burada sesleniyorum, gelin, ulaştırmayı, en fazla övündüğünüz konuyu bir günün içerisinde, belki haftalarca görüşmek için burada bir gündem yaratalım, ben de bunu bir saat, iki saat, üç saat, yarım saat sizinle tartışmaya hazırım.

1986, ara seçim, Recep Tayyip Erdoğan milletvekili adayı. 1989, bizim Hüseyin Aslan’ın karşısında Beyoğlu Belediye Başkanlığını kaybetti. 1994’te Belediye Başkanı oldu, ben İl Başkanıyım. Yaşım gereği, elbette, o günlerde ağabey gibi bir tavsiyede bulundum. “Demokrasi çoğunluk değildir, demokrasi çoğulculuktur. Dörtte 1 oyla seçildiniz. Bu, seçim sisteminin yanlışlığından kaynaklanıyor. Onun için hukuku ve demokrasiyi ön plana alacaksınız. Ben İl Başkanı olarak doğru yaptığınız her işte sizin yanınızda olacağım. Eğer böyle davranırsanız, yüzde 75 dışarıda, onları da kapsayan bir itibarınız olur, gelecekteki hedeflerinize katkı sunulur.” demiştim. İlk Başbakanlığında yüzde 34 aldı.

Ülkenin bugün en önemli sorunu, barıştır, huzurdur, istikrardır ve adalettir. Hukuku öne almadan demokrasiyi gerçekleştirmek mümkün değildir. Bunun için de üstünlerin hukukunu değil hukukun üstünlüğünü düşünmek mecburiyetindeyiz. Ama, bu nasıl olur? Tabii ki yargı bağımsızlığıyla olur. Peki, istiyor musunuz? İstemiyorsunuz. Yasama, yürütme, yargı; birbirinden ayrı çalışan, birbirini dengeleyen ve denetleyen bir sistemi, mekanizmayı getirmediğimiz süre içerisinde daha biz bu ekonomiyi çok konuşuruz, yolsuzlukları çok konuşuruz ve bunların sıkıntısını gelecekte çocuklarımız ve torunlarımız çeker.

Ülkemizde inancını özgürce yaşamak isteyenlere, ifade özgürlüğünü, düşüncesini rahatlıkla söyleyebilme imkânını, iklimini yaratmıyoruz. Davutoğlu Hükûmetinde cemevleriyle ilgili bir açıklamanız var, bir taahhüdünüz var “Cemevleri ibadethane olacaktır.” diye. Ondan sonraki hükûmette bu tamamen kaldırıldı. Aleviler, bu memlekette vergi veriyor, askerlik yapıyor ve Türkiye Cumhuriyeti’nde demokrasiden ayrılmayan ve özgür düşüncesini rahatlıkla ifade eden bu kesim gerçekten vergisini veriyor ama vergisini bu Hükûmete de bu uygulamayı geciktirenlere de asla helal etmiyor ve etmeyecektir. Hani diyoruz ya kul hakkı yemeyelim diye, siz, sadece bir kulun değil, özgürce inancını yaşamak isteyen bu kesimin gerçekten haklarını yiyorsunuz. Bu dünyada veremediğiniz hesabı muhakkak öbür dünyada vereceksiniz.

Arkadaşlar, hâl ve gidiş kötü. Ben ilkokuldayken -benim devrem bilir- matematikten...

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Bakan telefonla oynuyor, telefonla.

ALİ ÖZCAN (Devamla) - ...iyi al, bütün derslerden iyi al ama altta hâl ve gidiş vardır, eğer zayıfsa siz sınıfı geçemezsiniz arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) Dolayısıyla, bu Hükûmetin hâl ve gidişi kötüdür. “Ulaştırmayı şöyle yaptım, demir yolunu böyle yaptım, bankaları şöyle yaptım.” demekle toplumdan geçer not alamazsınız, hâl ve gidişiniz kötü. Derhâl gereğini yerine getirin, ama derhâl.

Şimdi, ekonomi dipte, turizm yok, tekstil yok -ben bir iş adamı gibi konuşuyorum şimdi- ihracat yok, ihracat ile ithalat arasında makas açılmış vaziyette. Cari açık -işte rakamlarla Aykut söyledi- had safhada. Konuştukça doları, 10 kuruş, 10 kuruş, 4 liraya getirdiniz. Ya, bir susun! Bir susun, dolar insin bari, hiç olmazsa! (CHP sıralarından alkışlar) Doları Türk parasına çevirmekle olmaz! Olmaz!

İçte ve dışta gencecik vatan evlatlarımız ölüyor, şehit oluyor. Şehit olmak iyi bir mertebedir ama niye fakir fukara çocukları şehit oluyor da -biraz önce Aykut’un dediği gibi- gelirin çoğu yüzde 1’de, azı da yüzde 99’yken…

Dolayısıyla, şu, Kamu İhale Kurumunun yasası. Ben bunu verdim ve bekliyorum, hâlâ bekliyorum. Niye buna cevap verilmiyor? Eğer bunu yaparsanız yolsuzluğu gerçekten bitirmiş olursunuz. Siyasetçi-iş adamı-bürokrat arasındaki ilişkiyi çözerseniz bunu halledersiniz.

Gelelim denizciliğe… “Türk sahipli filo” ne demektir? Koster Yenileme Projesi nedir? Betona verdiğiniz ve çimentoya verdiğiniz değeri, gelin, denize verin, insanlara verin. Türkiye gerçekten büyük bir çıkmaz içerisinde. Dünyayı uçurmak bizim neyimize? Şimdi, 40 tane, 50 tane uçağı hangara çektiniz, 78 milyon liraya gidip özel VIP uçağı alıyorsunuz. Yetmiyor mu bu kadar uçak size? Nedir bu israf? Nedir bu kadar ihtiras? Lütfen bundan vazgeçin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ÖZCAN (Devamla) – Eğer doğru dürüst bir kanun çıkarırsak, bunu, bu kanunu çıkarırsak gerçekten bu işi ahlaklı yapanlar ve kamu yararını düşünen firmalar da bu işlerden yararlanır. Osmangazi, üçüncü köprü, üçüncü havaalanı, Avrasya; uygun bedelle, Hazine garantisiyle ve ihale koşulları hakikaten adil bir şekildeyse, çevre ve doğayı dikkate alıyorsa buna kim itiraz edebilir? Hiç kimse itiraz edemez.

BAŞKAN – Sayın Özcan, teşekkür ederim.

Konuşma süreniz bitti efendim.

ALİ ÖZCAN (Devamla) – Bitti mi efendim?

BAŞKAN – Çok teşekkür ederim.

ALİ ÖZCAN (Devamla) – Burada ben bir örnek verecektim Sayın Başkan, sadece size söyleyeyim, Başkana söyleyeyim, burası anlarsa eğer onlar da anlasın.

Eğitimde de, kalkınmada da Kore bizden sonra başladı; Kore bizden eğitimde de, ihracatta da, her şeyde önde. Bunun nedenlerini araştırmadan siz asla Türkiye’de kalkınmadan, büyük Türkiye hedefinden bahsedemezsiniz.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özcan.

ALİ ÖZCAN (Devamla) – Milletvekillerini yargılamadan asla hapishaneye gönderemezsiniz. Cumhuriyet Halk Partili veya suçüstü yakalanmış bir Adalet ve Kalkınma Partili FET֒den eğer yargılanmadan hapishaneye gönderilseydi ne yaparsanız, bugün orada, hapishanede olan bütün milletvekillerine aynı durumu sergilemek zorundayız. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

SALİH CORA (Trabzon) – Bağırmadan konuşun!

BAŞKAN – Sayın Özcan, çok teşekkür ederim.

ALİ ÖZCAN (İstanbul) – Gazetecilere, akademisyenlere, bir günlük grev yapmış 2015’te diye öğretmenlere açığa almayı, ihracı reva göremezsiniz.

SALİH CORA (Trabzon) – Dinliyoruz sizi, bağırmadan konuşun Beyefendi.

ALİ ÖZCAN (İstanbul) – Anamızdan babamızdan önce, belki de sonra en önemli varlığımız öğretmenlerdir.

SALİH CORA (Trabzon) – Bağırmadan konuşun Beyefendi! Beyefendi, bağırmadan konuşun!

ALİ ÖZCAN (İstanbul) – Öğretmenlere sahip çıkacaksınız arkadaşlar!

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına üçüncü konuşmacı Serdal Kuyucuoğlu, Mersin Milletvekili…

SALİH CORA (Trabzon) – Bağırmadan konuşun! Bağırmadan konuşun.

MUHARREM ERKEK (Çanakkale) – Size mi soracak nasıl konuşacağını?

ALİ ÖZCAN (İstanbul) – Barışı, huzuru hep birlikte… Varsa Meclisin içerisinde buradayım. Ömrümün sonuna kadar barış, barış, barış, barış diye bağıracağım. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

SALİH CORA (Trabzon) – Bağırmadan konuş Beyefendi. Şov yapma, şov yapma.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Barış için çok savaşçı jestler bunlar.

LEVENT GÖK (Ankara) – O yürektir, o yürek.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kuyucuoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Kuyucuoğlu, konuşma süreniz altı dakikadır.

CHP GRUBU ADINA SERDAL KUYUCUOĞLU (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına 2017 yılı Karayolları bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi Karayolları özel bütçeli bir kuruluştur. Kurumun kamu-özel iş birliği modeliyle yürüttüğü projeler ülkemiz ekonomisi açısından ciddi riskler oluşturmaktadır. Bu projeler sadece Karayolları Genel Müdürlüğüyle de sınırlı değildir. Söz konusu modelle ülkemizde enerji üretim tesisleri, kara yolu projeleri, liman, havaalanı projeleri, sağlık tesisi projeleri ve benzeri alanlarda birçok proje yürütülmesine rağmen Sayıştay denetim raporlarında Karayolları Genel Müdürlüğü hariç herhangi bir denetim raporuna yer verilmediği gibi, bu projeler nedeniyle kamu maliyesi açısından gerçekleşmesi olası riskler konusunda bir değerlendirmeye de yer verilmemiştir. Ortaya çıkacak mali yükün boyutları Türkiye ekonomisi için telafisi çok güç sonuçlar doğurabilecektir.

Karayolları Genel Müdürlüğünün Sayıştay denetim raporlarına ve mali tablolara yansıtılmayan iki adet çok önemli projesi bulunmaktadır. Bunlardan birisi Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu Projesi, diğeri ise Kuzey Marmara Otoyolu Projesi’dir. Bu iki proje için verilen garantinin değeri 56 milyar 800 milyon TL’dir.

Değerli milletvekilleri, Osmangazi Köprüsü’yle ilgili yapılan hesabı sizlerle paylaşmak istiyorum. Osmangazi Köprüsü’nden bugün, günlük ortalama 12-13 bin civarında araç geçmektedir. Bunu 15 bin olarak kabul ettiğimizde -geçtiğini varsayarsak- devlet 40 bin araç geçiş taahhüdü verdiğinden aradaki 25 bin aracın geçiş bedelini ve katkı payını hazine ödeyecektir. Bu miktar, yıllık 490 milyon dolar etmektedir. Özet olarak, hazineden yıllık 490 milyon dolar çıkacak demektir. Karayolları Genel Müdürlüğü verilerine göre 2015 yılında Fatih Sultan Mehmet ve Boğaziçi Köprülerinden elde edilen brüt hasılat 105 milyon dolardır. Türkiye’deki mevcut otoyollardan da elde edilen yıllık hasılat 286 milyon dolardır. Yani, bunları topladığınızda, total olarak köprülerden ve otoyollardan gelir 391 milyon dolar etmektedir ki bu, bizim 490 milyon dolarlık taahhüdümüzün de 100 milyon dolar üzerindedir. Orhangazi’den geçiş 88,75 TL’dir, Sabiha Gökçen’e bağlantıysa 17,5 TL’dir; Sabiha Gökçen’den İzmit’e otoyoldan giderseniz 2,5 TL ödüyorsunuz, bu da ayrı bir garabettir.

Köprülerin bağlantı yollarının yapılmadan açılması da ayrı sorunlar yaratmaktadır. Bu acelecilikler trafik sorununu çözme yerine çözümsüzlük getirmektedir. Üçüncü köprü öncesi İstanbul için yapılan ulaşım planları üçüncü köprü kararıyla tamamen değişmiştir ve eski çalışmalar maalesef çöpe atılmıştır. İyi yapılmayan planlama, fizibilite ve siyasetin teknik çalışmalara müdahalesi ağır maliyetler getirmektedir. “Açıldı.” denilen Marmaray aslında Gebze’den Halkalı’ya kadar tek bir projedir, gecikince aceleci bir şekilde açılışı yapılarak adına da “Marmaray” denmiştir. Aslında, 2004 yılında başlayan Marmaray Projesi hâlâ devam etmektedir. Dört yıldır kapalı olan banliyö hatlarından edilen zararla o istasyonlardan geçinen esnaf da ciddi sıkıntılar yaşamaktadır. Sonuç olarak bu projeler riskli projeler olup verdiğiniz garantilerin halkın sırtına yüklenmesi riski çok yüksektir ve bu uygulama modelinden vazgeçilmelidir.

Bütçe sunumunda ifade edilen ortalama 3,7 yıl yatırım süresi de gerçeği yansıtmıyor. Örneğin, Ulaştırma Bakanlığının verdiği 2016 çalışmaları 3,7 yılla ilgili hiç alakası yok. Demin arkadaşımız da söyledi, Mersin-Antalya duble yol projesi 1985’te başladı, hâlâ devam ediyor. Tarsus-Kazanlı turizm bölgesinin yolu da 2011’de başladı, 13 kilometrelik yol, 4 kilometresi yapıldı, hâlâ duruyor. Bu örnekleri de çoğaltabiliriz. Bizler tabii ki yapılanlara teşekkür edeceğiz ancak görevimiz muhalefet olarak da yanlış ve eksikleri söylemek.

Değerli arkadaşlar, aslında, ben bir mühendis ve ulaştırmacı olarak kesinlikle demir yolu ulaştırmasının geliştirilmesinden yanayım. Gerek maliyet gerek güvenlik gerekse yatırım ömrü, enerji tasarrufu ve çevre açısından düşünüldüğünde demir yoluna ağırlık vermemiz daha doğru olacaktır. Ülkemizde Atatürk döneminde, sadece on dört yıllık dönemde 3.314 kilometre demir yolu yapılırken bu kadar teknolojinin ve imkânın olduğu AKP’nin on dört, on beş yıllık döneminde sadece 1.804 kilometrelik demir yolu yapılmıştır. 1 kilometrelik otoyolun maliyeti 8 milyon dolarken 1 kilometrelik demir yolunun maliyeti 3 milyon dolardır. AB ülkelerinde 10 bin kişiye düşen demir yolu uzunluğu 5,1 kilometre iken bu oran ülkemizde 1,4 kilometredir. Demir yoluyla taşınan yolcu sayısı İtalya’da Türkiye’nin 7 katı, Fransa’da 11 katıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SERDAL KUYUCUOĞLU (Devamla) – Demir yoluyla taşınan yolcu sayısının artırılmasında fayda vardır.

Yukarıda saydığım birçok nedenle demir yolu projelerine ağırlık verilmesinde fayda olduğunu düşünüyor, bu bütçenin ülkemize faydalar getirmesini diliyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kuyucuoğlu.

Şimdi, sıra Eskişehir Milletvekili Cemal Okan Yüksel’de.

Buyurunuz Sayın Yüksel. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Yüksel, sizin de süreniz altı dakikadır.

CHP GRUBU ADINA CEMAL OKAN YÜKSEL (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; benim konum da BTK. Bundan yirmi yıl önce BTK diye bir kurum olsa idi yirmi yıl önce bütçe görüşmelerinde onun da bütçesi görüşülecekti. Bu kürsüye çıkan muhalefet milletvekilleri bilgi teknolojilerinin hızla geliştiğini, dünya ekonomisinde paylarının hızla arttığını gösteren istatistikler paylaşacak, biz bu yarışın neresindeyiz diye sorup iktidarı sıkıştırmaya çalışacaklardı. Yani bir muhalefet milletvekili olarak yapmam gerekenin ne olduğunu pekâlâ biliyorum ama siz de pekâlâ biliyorsunuz ki 2016 Aralığında AKP’nin on dört yıllık iktidarının ardından yapılan bu görüşmelerde böyle konuşmalar yapmak komik, ölüm döşeğindeki bir hastanın kuaför ihtiyacından bahsetmek gibi. 2016 yılında kaç kişiyi dinlediniz diye sorsam, kaç siteye erişimi engellediniz, daha kaçına erişimi engellemeyi düşünüyorsunuz, interneti tamamen mi kapatmayı düşünüyorsunuz diye sorsam veya ulusal güvenliğimizi tehdit eden siber saldırılara karşı ne yaptınız diye sorsam o zaman Türkiye’nin ne hâlde olduğunun farkında olduğu belli olur. Bu sorularımı duyan bir vatandaş “Ha, işte bir vekil memleketinin durumunun farkında.” der ama o da bilir, siz de biliyorsunuz ki bu soruların manası yok artık.

Türkiye, Freedom House’ın İnternet Özgürlüğü Raporu’nda geçen yıl kısmen özgür ülkeler arasındaydı, bu sene 3 basamak daha gerileyerek internetin özgür olmadığı ülkeler arasına girdi. Son on yıllık dönemde sansürlenen ya da kapatılan internet sayfası 116 bin. Bunun yüzde 94’ünü yani 108 binini BTK kapattı. Ya da Türkiye’deki tüm bilgisayarların yüzde 48’i zararlı yazılımlardan etkilenmiş durumda. Bu konuda dünya 2’ncisiyiz desem, bu BTK interneti yasaklamak haricinde ne iş yapıyor diye sorsam... Bizim, medeni bir ülkenin medeni insanları olarak, bu Mecliste BTK bütçesi konuşulurken “Dünya bilgi teknolojilerinde nereye gidiyor?”, “Biz dünyanın neresindeyiz?” sorularını sorup cevap aramamız gerekirdi ama yapamıyoruz çünkü medeni bir iktidarın yapması gerektiği gibi yapıp “Herkesin her yere erişimini nasıl sağlarız?” diye düşüneceğine “Şu siteyi hangi bahaneyle kapatabiliriz? Bahane bulamadık, KHK çıkartıp kapatabilsek.” diye düşünen bir iktidar var, “Ne yapıyorsunuz?” diye soranı “vatan haini”, “terörist” diye linç eden tetikçileri var. İyi ki memleketimizde iktidarın tetikçilerinin iddia ettiği kadar vatan haini yok ama hiç yok da değil. Örneğin bir bölümü KPSS sorularını çalıp kendi adamlarına dağıttılar, bir yığın insanın hakkını gasbettiler. Aynı insanlar sadece bizi değil, AKP’ye oy veren insanları da yasa dışı yollarla dinlediler, elde ettikleri bilgilerle şantaj yaptılar. Yaptıkları ihanet deşifre edilince de onları tutuklayıp hapse attılar, iktidarın umurunda olmadı. İktidar, o zaman vatan hainleri karşısında kedi gibiydi, ne zaman kendilerini de dinlediklerini anladılar, aslan kesildiler. Ne anlıyoruz? Hainler, AKP’ye oy verenler de dâhil vatandaşın işini, aşını çalabilir, ülkenin ordusu tarumar edebilir, bütün ihaleleri kendi kasalarına akıtabilir, kanunları suçlayabilir, yine de suçlu olmaz amma iktidarın telefonları dinlenirse, bir de bu dinledikleri afişe olursa vay teröristler!

Bizim bu Mecliste BTK bütçesi konuşulurken dünya nereye gidiyor, biz neresindeyiz sorularını sorup cevap aramamız gerekirdi. Bu sıralarda oturan bizden önceki binlerce milletvekili öyle yaptı. Elbette, bir yığın kusuru vardı o zamanki Türkiye’nin ama sağlıklı bir Türkiye’ydi, sağlıklı ve kusurlu. Şimdi… Şimdi hasta bir ülkede yaşıyoruz. Hani beğenmezsen beğenme, biz zaten Şanghay Beşlisine gireceğiz, onlar bizi bu hâlimizle pek beğeniyorlar diyorsanız oraya yakışırsınız bak! İnternet özgürlüğünün dert edildiği yerler değil oraları. Yakışırsınız Şanghay Beşlisine diyeceğim de orada da işiniz zor. Örneğin, Çin, baktı ki cep telefonu sektörü hızla gelişiyor, baz istasyonu yapmaya başladı, sektöre ilk girdiğinde sektörde alay konusu oldu, şimdi dünyadaki istasyonların yarısından fazlası Çin malı. Yani… Yani, siz bu kafayla Şanghay Beşlisinde bile çuvallarsınız. Siz sadece “Yasak hemşehrim.” demeyi biliyorsunuz. Satacak mal üretemeyince ekonomi dara giriyor, dolar yükseliyor, sonra diyorsunuz ki: Üst akıl savaş açmış, falanmış filanmış… Hadi, canım sende! (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yüksel.

Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşma sırası Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen’de.

Buyurunuz Sayın Pekşen. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Pekşen, sizin konuşma süreniz de altı dakikadır.

CHP GRUBU ADINA HALUK PEKŞEN (Trabzon) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 2001 yılında koalisyon hükûmeti güçlü ekonomiye geçiş reformlarını yapmaya başladığında bir tek sektöre vurgu yapmıştı, yirmi madde bir başlık altında toplanmıştı; onların içerisinde bir tek sektör vardı o da havacılık sektörüydü. Gerçekten, o tarihte planlanmış olan havacılığın bugün içerisine düştüğü hâli, geldiği durumu görünce insanın dehşete düşmemesi de mümkün değil.

Bakın, AKP iktidarının on dört yılında 15 hava yolu şirketi batırdılar, şampiyon bunlar gerçekten. On dört yılda 13 yolcu taşıma, 2 tane de kargo şirketiyle birlikte tam 15 şirket battı. Dileyene şirketlerin isim listesini verebilirim. Hatta, bunlardan 1 tanesi charter alanında iki yıl Avrupa’nın en başarılı şirketi seçildikten sonra battı. O şirket battığında 21 uçağı vardı ve Antalya’ya her gün 10 bin turist getiriyordu. Bunun mali karşılığı günlük 10 milyon dolardı ama onu batırdılar. Niye? Ya, benim olacaksın ya da batacaksın mantığıyla, AKP’nin mantığı bu ya. Ya benim olacaksın, paylaşacaksın ya da batacaksın. Battı, şirketin adı da burada var. Ama yetmedi tabii. Daha sonra, o benim olacaksın ve benim istediğim gibi davranacaksın mantığıyla hedefte Türk Hava Yolları var. Öylesine dramatik bir yerdeki Türk Hava Yolları, tam 48 uçağı yerde ve bunların ne yazık ki 19’u A330 Airbus, büyük uçaklar ve bunların 1 tanesi -hani, Cezayir’den yeni alınan var ya- A340’lardan; o da yerde. 48 tane yolcu uçağı parklarda bekliyor, kılıf da şu: Bakımları yapılıyormuş. Sen kimi kandırıyorsun, Konya’da ne bakım üssü var, Kayseri’de neyin bakım üssü var? Bu yalanlara herkesin karnı tok.

Bakın, bunun yalnızca kira maliyeti yaklaşık 50 milyon dolar. Peki, bu uçakların hatları ne oldu? 22 hat Avrupa’dan iptal edildi. Ya uçaklar buraya uçmuyor ya da yolcu bulamıyorlar. Uçan uçaklarda da zaten yeterince doluluk kapasitesi yok. Niçin? Çünkü ne bunlara ilişkin bir planlama yapılmıştı ne doğru dürüst analizleri yapılmıştı, hiçbirisi yapılmamıştı. Onun için de şimdi uçaklara yolcu bulamıyorlar. Zarar, şu anda yalnızca kira parası olarak aylık 50 milyon dolar ama genel giderlerle birlikte, bütün operasyon giderleriyle birlikte aylık 70 milyon dolar.

Sevgili milletvekilleri, burada, tabii, yorumdan öte, teknik verileri sizinle paylaşmak istiyorum ama burada bir veri var ki emin olun hukuk fakülteleri ceza hukuku kürsülerinde mutlaka ders olarak okutulmalı. Tavsiye ediyorum buradan, üniversite öğrencileri, hukuk fakülteleri öğrencileri, lütfen, Sayıştay raporlarını alınız ve 98’inci sayfasında başlayıp Sayıştay raporunun 101’inci sayfasında sona eren değerlendirmeyi mutlaka okuyun, “bir ülkede kamu eliyle, kamu kaynakları nasıl dolandırılır, zimmete nasıl para geçirilir, suç örgütü, çıkar amaçlı suç örgütü nasıl kurulur ve yönetilir”i anlatıyor.

Bakın, Zafer Hava Meydanı adında bir hava meydanı yapılıyor. Hava meydanı için yolcu garantileri veriyor Devlet Hava Meydanları İşletmesi. Verilen yolcu garantilerinin gerçekleşen kısmına bakın, uçağın yolcu miktarı yüzde 3, sonra yüzde 4 olmuş, sonra yüzde 2’ye düşmüş. Yani devlet demiş ki: “Burada uçacak olan yolcu sayısı 100’dür, ben bunu garanti ediyorum.” Kaç kişi uçmuş? 2 kişi, 3 kişi uçmuş. Peki, ne olmuş sonra? Sonrasında, devlet, DHMİ, bu yoksul insanların vergilerinden çatır çatır şirkete ödemiş. Ne ödenmiş? Üç yıl içerisinde 10 milyon euro buradaki Sayıştay raporunda geçenler. Peki, farklı mı diğerlerinde? Bir de İstanbul var. İnanılmaz bir hikâye. Bence Yüce Divan sürecine bu dosya tek başına yeterlidir.

Buradaki bürokratlara sesleniyorum: Geçmişte sizin gibi imza atanlar oldular. Onlara ilişkin örneklere bir dönün bakın. Emin olun, Yüce Divan merdivenlerinde bu evrakları da hatırlayacaksınız, bu konuşmayı da hatırlayacaksınız çünkü “üçüncü havalimanı” dediğiniz bu senaryo gerçekten bir dehşet. Bu senaryoda yapılanların her biri bir yolsuzluk hikâyesi. Ceza hukukunda aklınıza gelebilecek her şey burada anlatılıyor. Nasıl bu yoksul insanların paralarının belli bir tezgâhla dolandırılacağı aşama aşama anlatılıyor. Hepsi belgeli, Sayıştay raporu. Buna söyleyecek sözünüz varsa bunu duymak isterim.

Sayın Bakan, bu yolsuzluklar, bu Zafer Hava Meydanı yolsuzlukları ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünde yaşananlarla ilgili acaba bugüne kadar herhangi bir soruşturma emri verdiniz mi? Verdiyseniz bunu takip edeceğiz ama vermediyseniz, emin olun, asla bunun yakasını bırakmam.

Bir örnek: Bakın, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü dünyanın en başarılı genel müdürlüklerinden birisiydi sizden önce. Özellikle Dünya Sivil Havacılık Güvenliği Teşkilatına ilk defa bir Türk, oy birliğiyle Başkan seçilmişti ama sizin iktidarınız döneminde Avrupa Sivil Havacılık Teşkilatından Türkiye atıldı. Niye atıldı, biliyor musunuz? Verdiğiniz pilot lisansını kabul etmiyorlar, bakım lisansı kabul edilmiyor, sağlık lisansları kabul edilmiyor; niçin, biliyor musunuz? Devlet Demiryollarından birini genel müdür yaptınız; geldi, denetlediler, “Bu adamın ne bilgisi ne kalitesi ne ahlakı bu lisansı taşımaya yeterli değildir.” dediler. Utanç duyuyorum, ülkem adına havacılık adına yaptıklarınızın hepsinden, emin olun, utanç duyuyorum. Ama hukuki hesabını mutlaka soracağım. Yakanızdayım, peşinizdeyim. Yüce Divanda yargılanacaksınız. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Pekşen.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Muş…

MEHMET MUŞ (İstanbul) - 60’a göre söz istiyorum.

BAŞKAN - Buyurunuz, mikrofonunuzu açıyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Hükûmete söyledi Sayın Başkan, AKP’ye söylemedi ki.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Kars) - Gerek yok, cevabını veririz.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

5.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen’in 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kürsüde hatip konuşmasını yapıyorken bizim iktidar partisi olarak mantığımızın “Ya benim olacaksın ya da batacaksın.” olduğu şeklinde bir tanımlama yaptı, bunu kesinlikle reddediyoruz.

LEVENT GÖK (Ankara) - Sayın Başkan, böyle bir usul yok.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Burada…

LEVENT GÖK (Ankara) - Burada Hükûmet eleştiriliyor. Böyle bir tablo yok.

BAŞKAN - Sayın Gök, lütfen efendim, söz verdim.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, burada…

LEVENT GÖK (Ankara) - Ama böyle bir tablo yok.

BAŞKAN - Sayın Gök, lütfen efendim…

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Sayın Başkan…

LEVENT GÖK (Ankara) - Yani, bir grup başkan vekili Hükûmet adına konuşamaz ki. Böyle bir tablo olabilir mi?

BAŞKAN - Sayın Gök, bakınız…

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, sözümü kesmesin.

BAŞKAN - Bir saniye…

LEVENT GÖK (Ankara) - Sayın Başkan, burada Hükûmet eleştiriliyor.

BAŞKAN - Sayın Gök…

LEVENT GÖK (Ankara) - Hükûmetin bütçesi konuşuluyor. Sayın Mehmet Muş niye üzerine alınıp da konuşuyor? Sayın bakanların cevap verecek hâli yok mu?

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Sayın Gök…

LEVENT GÖK (Ankara) - Olur mu öyle bir şey?

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Sayın Gök, sözümü kesmeyin.

BAŞKAN - Sayın Gök, Sayın Muş… Bir saniye efendim, Sayın Muş…

LEVENT GÖK (Ankara) - Böyle bir usul yok Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Sayın Gök, rica ediyorum, lütfen efendim, bana işimi hatırlatmayın.

LEVENT GÖK (Ankara) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Bir saniye Sayın Gök, konuşuyorum efendim, lütfen.

LEVENT GÖK (Ankara) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Bir saniye, konuşmamı bitireyim Sayın Gök.

LEVENT GÖK (Ankara) - Daha dakikasında…

BAŞKAN - Sayın Gök…

LEVENT GÖK (Ankara) - Hükûmete yönelik eleştirilere cevap veremez grup başkan vekili.

BAŞKAN - Sayın Gök, söylediklerinizi anladım.

LEVENT GÖK (Ankara) - Söyleyeceklerini, daha sonra kürsüye çıkarlar, anlatırlar. Burada Hükûmet var sorumlu olan.

BAŞKAN - Sayın Gök, benim anlama problemim yok, söylediğiniz şeyi niye 2 kez, 3 kez tekrar ediyorsunuz?

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, biz de sayın grup başkan vekilinin ne söylediğini anlıyoruz, onu anlayacak kapasitemiz de var. Olur mu öyle şey ya!

BAŞKAN – Yani rica ediyorum Sayın Gök, şöyle mi davranmalıyım Sayın Gök: Siz mikrofona basıp, tuşa basıp söz istediğinizde ben size söz vermemeli miyim?

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, sizin konuşmasına başladıktan sonra uyarmanız gerekir ama Hükûmet var burada. Yani biz Hükûmeti eleştiriyoruz burada.

BAŞKAN – Bir saniye efendim, bitireyim bakın… Sayın Gök, size üzüntülerimi bildiriyorum.

Şimdi, konuşmamı yapayım. Bir sayın grup başkan vekili butona basıyor, söz istiyor. Sayın grup başkan vekillerinin butona basıp söz istemesi hâlinde birleşimi yöneten Meclis başkan vekilleri geleneklerimiz, teamüllerimiz uyarınca kendisine söz verir, söz istiyor ise elbette söz vereceğim. Sayın Muş, söz istedi, kendisine söz verdim. Daha konuşmasının ilk cümlesinde sayın konuşmacının kendi gruplarına yönelik olarak söylediği bir cümleyi kabul etmediklerini ifade etti. Yani bunun neresinde Hükûmete yönelik bir şey var?

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın konuşmacımızın tüm konuşması Hükûmete yöneliktir Sayın Başkan. Bu doğru bir yaklaşım değil.

BAŞKAN – Ama bir saniye efendim. Bakın, Sayın Muş dedi ki: Sayın konuşmacı, Sayın Haluk Pekşen, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna yönelik olarak şöyle bir cümle kullandı. Biz bunu kabul etmiyoruz. Bunun neresinde Hükûmete bir sataşma var Sayın Gök? Rica ediyorum.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkanım, arkadaşımın tüm konuşması Hükûmete yöneliktir.

BAŞKAN – Bir saniye efendim, bir saniye… Bakın, bu konularda ben gerekli hassasiyeti gösteren bir insanım.

Buyurunuz Sayın Muş.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Ben burada Hükûmet, grup ayrımını yapabilirim. Levent Bey’in sözümü kesmesi de hiç şık olmadı yani nezaket içerisinde olmadı. Biz burada beraber çalışıyoruz, beraber görev yapıyoruz yani cümlemi tamamlamama bile bir fırsat vermedi. Tabii ki burada Hükûmete yönelik eleştiriler var, Hükûmet onlara cevap verecektir. Benim burada söylediğim kendisinin, AK PARTİ’nin ya benim olacaksın ya da batacaksın mantığı vardır. Burada parti grubumuz söz konusudur. Kaldı ki Hükûmet bu parti grubundan çıkmıştır. AK PARTİ’nin Hükûmetidir ama özellikle parti grubumuzun böyle bir mantığı olduğunu, partimizin böyle bir mantığı olduğunu söylüyor. Bunu kesinlikle reddettiğimizi ifade etmek istiyorum.

Biz iktidara geldiğimiz günden itibaren serbest piyasa ekonomisini işletmiş olan bir partiyiz ve bu serbest piyasa ekonomisinin kendine göre şartları, kendine göre bir mantığı vardır ve bu mantık içerisinde piyasa işler. O açıdan iddia ettikleriyle alakalı zaten Sayın Bakan bunlara cevap verecektir, bu ithamlarına fakat şunu hatırlatmak isterim: Adalet ve Kalkınma Partisi dönemlerinde hava yolu halkın yolu olmuştur. Uçak kullanan vatandaşlarımızın sayısına bir bakalım, biz ilk iktidara geldiğimizden bugüne uçak kullananlara ve maliyetlerine bir bakalım, yolcu maliyetine bir bakalım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlayınız Sayın Muş.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Aslında bu anlamda da Adalet ve Kalkınma Partisinin parti politikaları olarak hava yolu taşımacılığını nereden nereye getirdiği ortadadır ve şunu da belirtip sözlerimi sonlandıracağım: Türk Hava Yolları üst üste dört yıldır Avrupa’nın en iyi hava yolu şirketi seçilmektedir. Bu, millî bir değerdir, bu, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir şirketidir, bununla da hepimizin gurur duyması gerekir diye düşünüyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Muş.

Sayın Pekşen…

HALUK PEKŞEN (Trabzon) – Sayın Başkanım, bu açıklamalarla ilgili söz istiyorum.

BAŞKAN – Açıklama üzerine söz veremem Sayın Pekşen.

HALUK PEKŞEN (Trabzon) – Ama bu açıklamalar bana sataşmaya yönelik, tamamen benim görüşlerime ilişkin bir sataşma niteliği taşıdığı için ben de söz istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Pekşen, bu bir sataşma değil. Siz bir görüş ifade ettiniz…

HALUK PEKŞEN (Trabzon) – Başkanım ama söylemediklerimi söylüyor, benim söylemediklerimi söylüyor, ben onları söylemedim.

BAŞKAN – Sizin söylemediğiniz bir cümleyi size atfen sizin söylediğinizi mi ifade ediyor?

HALUK PEKŞEN (Trabzon) – Evet efendim.

BAŞKAN – Buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

İki dakika süre veriyorum.

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklaması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

HALUK PEKŞEN (Trabzon) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; ben hukukçuyum. Otuz yıllık hukuk mesleği hayatım boyunca da neyi, nerede, ne zaman söylemem gerektiği konusunda çok dikkatli davranan bir hukukçuyum. Mesleki kariyerimde de buna çok özen gösterdim. Bir hak ihlaline asla izin vermem, kendi açımdan da böyle. Çok dikkatle cümlelerimi seçerim. Demin söylediğime bir örnek vermenin zamanı geldi. Bakın, 26 Kasım 2016 tarihinde -daha çok yakın, çok yakın- Gayrettepe’den bu üçüncü hava meydanına metro hattı ihalesi yapıldı. Hangi usulle? Davet usulüyle. Kim davet edildi? Havuzun baron müteahhitleri davet edildi ve tarihte eşine rastlanmayacak bir bedelle. 999,7 milyon dolara ihale davet edilmiş olan şirkete verildi. Niçin açık ihale değil? Tünel yapmak ne zaman özel bir iş oldu? Tünel yapmayanı müteahhit saymıyorlar Türkiye'de. Bir tünel için bu yoksul insanların paraları pulları nasıl çarçur edilebilir? Ben bunu nasıl burada gündeme getirmem? Evinde su parasını ödeyen insanın, su parasının dörtte 1’i, elektrik parasının yarısı, gaz parasının yarısı bu şirketlerin ceplerine gitmiyor mu? Ben bunun hesabını sormayacak mıyım? Bununla niye alınganlık gösteriliyor? Elbette bu bir sistem ve ben bu sistemi anlatmakla yükümlüyüm. Bana verilen vekâletin görevi bu. Ben bunu söylüyorum. Net Sayıştay raporlarında ne yazıyorsa onların gereğini söylüyorum. Yargı bunun gereğini yapmalı diyorum. Ankara Cumhuriyet Savcısına buradan sesleniyorum. Zafer Hava Meydanı’yla ilgili Sayıştay raporunu oku, takipsizlik kararı vereceksen, ben seni alkışlayacağım ama vermeyeceksen lütfen gecikme bunun gereğini yap. Ben bunu söylüyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Pekşen.

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı 433) (Devam)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 434) (Devam)

 

A) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

J) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına altıncı konuşmacı, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar.

Buyurunuz Sayın Akar. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün Enerji Bakanlığı bütçesi üzerinde görüşlerimi belirtmek istiyorum. Evet, Enerji Bakanlığı normal üreten bir Bakanlık olmaktan çıkmış, tüketen bir Bakanlığa dönüşmüştür. Biraz evvel Enerji Bakanı buradaydı ama şuna seslenmek de istiyorum, hani kayınbabası: “Su kalmadı, tulumbada su kalmadı.” diyor. Ben ona şunu sormak istiyorum aslında: “Bu tulumbadaki suyu kim boşalttı?” Bu tulumbanın başında olanlardan biri de Enerji Bakanı ve Enerji Bakanlığıdır. Vatandaş dolduruyor, Enerji Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı boşaltıyor. Aslında boşaltması gereken bakanlık, Tarım Bakanlığı. Bu dolan tulumbaları boşaltması gereken bakanlık, Tarım Bakanlığı ama tam tersi oluyor Türkiye'de. (CHP sıralarından alkışlar) Kim boşaltıyor? Ulaştırma ve Enerji Bakanlığı boşaltıyor.

Şimdi, Enerji Bakanlığının politikasına bakıldığında AKP Hükûmetleri döneminde hızla kömür üretiminden, yerli kaynaklardan çıkılmış ve nereye dönülmüş? Dışa bağımlı kaynaklara dönülmüş. Aslında bu Adalet ve Kalkınma Partisi bakanlıklarından önce de başlanmış bir projeydi. Turgut Özal’la beraber doğal gazla başlatılan bir projeydi ve dışa bağımlı hâle getirilen bir enerjiden bahsediyoruz, elektrik üretiminden bahsediyoruz. Nedir bu kaynaklar? Hepimizin bildiği gibi petrol, doğal gaz, kömür, hidroelektrik, nükleer ve yenilenebilir enerji kaynakları. Bunların her birini tek tek incelediğinizde Türkiye'nin durumu çok açık ve net şekilde ortaya çıkmaktadır. Bakın, AKP hükûmetleriyle beraber doğal gazla üretilen elektrik enerjisi yüzde 50’leri bulmuştur. Bu yanlışı fark ettiler. Niye fark ettiler? Çünkü, dışa bağımlılık artmış, cari açık artmış ve Türkiye’nin bugün yaşadığı sıkıntıların temel nedeni de enerjinin dışa bağımlı olmasından kaynaklanıyordu. Elektrik üretiminde yüzde 50’lere varan doğal gaz üretimi sonucunda bu noktaya gelmiştik, bugünlerde biraz daha geri dönüyoruz, hidroelektrik santraller doğal gaz santrallerinden üretilen elektriğin önüne geçmek üzere. Burada, tabii, hidroelektrik santrallerini de ikiye ayırmak lazım aslında: Barajlardan üretilen elektrik, bir de dereler üzerine yapılan santrallerden üretilen elektrik var ki dereler üzerinde yapılan santrallerden üretilen elektriğin hiçbir kıymeti olmadığını verilere bakarak çok rahatlıkla görebiliriz arkadaşlar.

Bir başka konu: En ucuz elektrik kaynağı hidroelektrik santraller, ortalama 7 kuruşa mal oluyor bu santrallerden üretilen elektrik ama vatandaşa bugün elektriğimiz 38 kuruşa satılıyor, bu zamdan önceki rakam 38 kuruştu. Bu satılan elektriğin içerisindeki kayıp kaçakları, diğerlerini ötelediğinizde elektrik 21 kuruştan dağıtım şirketlerine veriliyor. Yani, 7 kuruş nerede, 21 kuruş nerede? Bunun nedeni de doğal gaz alım garantileri nedeniyle verilen sözlerden devletin zarara uğratılmasından, vatandaşın zarara uğratılmasından kaynaklanıyor. Doğal gazla üretilen, petrolle üretilen elektrik yanlışından dönmek için bir başka yanlışı daha yapıyorsunuz, nükleer santrali Türkiye’nin gündemine soktunuz, iki tane ihale yaptınız; vaktim yeterse onlardan da bahsetmek istiyorum.

Enerji kaynaklarımız genelde 3 ülkeden alınıyor: Rusya’dan alınıyor, İran’dan alınıyor, Azerbaycan’dan alınıyor. Rusya’yla yaşadığımız bu uçak krizinin bize ders olması gerekiyor ve enerji kaynaklarımızı ne yapmamız gerekiyor? Çoklandırmamız yani farklı farklı ülkelerden almamız gerekiyor.

Evet, biliyor musunuz, Türkiye şu anda 35 tane Avrupa ülkesinin konutta alım gücü bakımından en pahalı elektriğini kullanıyor? Sanayi de bu zamlardan önce 5’inci sıradaydı, bugün orada da rekoru kırdınız, birinci sıraya yükseldiniz. Yaptığınız hep birinci sıralar vatandaşın cebinden biraz daha ne kadar parayı çekeriz, bu. Paylaşıyorsunuz, bu sıraları paylaşıyoruz, övgüyle bahsediyorsunuz.

Biraz sonra AKP milletvekilleri gelecektir kendi grupları adına konuşmaya. Bürokratların verecekleri, ellerine verecekleri konuşma metinlerinde “Şu kadar baraj yaptık.” diyecekler, “Şu kadar termik santral yaptık.” diyecekler, “Elektrik üretimimiz buradan buraya çıktı.” diyecekler. Biliyor musunuz, Türkiye Cumhuriyeti tarihini incelediğinizde, onar yıllık periyotlara baktığınızda, elektrik üretiminin bir önceki on yılın dışındaki on yıllardan daha geride olduğunu görüyoruz. Yani öyle övgüyle bahsedilecek bir üretim geliştiremediniz. O Hükûmetlerin tümü, vatandaşın “Yol, su ve elektrik olarak geri döner.” dediği, ödediği vergilerden yapılmıştır; sizin yaptığınız tüm tesisler özel sektör tarafından yapılmıştır, vatandaşın cebinden yapılmıştır. Vatandaş elektriği tüketirken de parasını ödüyor, yolunuzdan geçerken de parasını ödüyor, tünelinizden geçerken de parasını ödüyor; siz yapmadınız, hepsini vatandaş yapıyor bunların. (CHP sıralarından alkışlar)

Kayıp kaçağa bakıyorum; evet, kayıp kaçak siz iktidara gelmeden önce yüzde 19 civarındaydı, bugün yüzde 16. Kayıp kaçağın yüksek olduğu dağıtım bölgelerinde kayıp kaçak hâlen o yüksekliğini koruyor, en ufak bir proje geliştiremiyorsunuz kayıp kaçakta.

Bir de dünyada bunun literatürü “kayıp”tır, “kaçak” yoktur. Türkiye’de bir de “kaçak” kelimesini eklediler bunlara, kaçak kelimesini eklediler. Dünyada ortalama kayıp oranı yüzde 8, Avrupa’da yüzde 6’yken Türkiye’de yüzde 15 arkadaşlar. Elektrik üretimimizin birçoğu kaçak elektriğe gidiyor. Aslında kaçak elektriğin nedenlerini de konuşmak lazım. Burada “Kaçak kullanıyorsunuz.” diye sadece vatandaşı suçlamamak lazım.

1.300 lira ücret alan bir vatandaşın 120 lira elektrik faturasının 60 lirasını, 70 lirasını devlet kesiyor; “TRT payı” diyor, “kayıp kaçak” payı diyor, “dağıtım şirketleri payı” diyor, bunun gibi birçok payı ekleyerek cebine dalmış vatandaşın, ne varsa yutup gidiyor bu Enerji Bakanlığı.

21 dağıtım şirketine bölündü ülke. 21 dağıtım şirketini 15.8 milyar liraya özelleştirdiniz, 15.8 milyar dolar. Enerji Bakanı yok, bürokratlar burada, 15.8 milyar dolarla 1 liralık termik santral yapılmadı, 1 liralık hidroelektrik santral yapılmadı, 1 liralık elektrik üretecek tesis, yatırım yapılmadı. Yatırımı kim yapıyor? Özel dağıtım şirketlerinde vatandaş yapıyor. Eğer o özel dağıtım şirketi bir direk dikmişse, bir metre tel çekmişse, bir trafo yapmışsa vatandaştan bunun parasını çatır çatır alıyor, bir de peşin alıyor -tarifeye yansıtıyor- artı, bütün hizmet alımlarını da kendi yandaş firmalarından alarak o yatırımın doğru bir şekilde kullanılmamasına, yandaşlarına aktarılmasına neden oluyor.

Evet, bir de nükleer santral işimiz vardı, bunu da söylemek istiyorum. 38,3 milyar dolar iki nükleer santralin bedeli. Ne dedik? Elektrik 7 kuruşa mal oluyor bu ülkede. Alım garantisi verdikleri fiyat 11 cent, bugünkü parayla 35 kuruş. 7 kuruşa mal olan bir elektriğin 38 kuruşa satıldığı bir ülkede 38 kuruşa alınacak bir elektrik bu vatandaşa kaça satılır? Hani dedim ya, 15,8 milyar dolar özelleştirmeden sağladıkları para. Bir termik santral kursaydılar 9.200 megevat elektrik üreten, 6 milyar dolar bunun fiyatı. Bunlar aynı üretimi 38 milyar dolara yaptırıyorlar, 38 milyar dolara, tam 6 katına yaptırıyorlar. Onun kaynağı yabancı, ham maddesi yabancı, bakımı yabancı, yedek parçası yabancı; çevreyi falan konuşmuyorum ama termik santralin bütün kaynakları yerli, kömürü de yerli, işletmesi de yerli, bakımı da yerli arkadaşlar.

Türkiye’nin tüm enerjisini tükettiniz, tüm enerjisini tükettiniz, enerji bırakmadınız Türkiye’de. Bırakın buraya gelip övünmeyi, şu vatandaşın cebinden elinizi çekin. Üretilecekse yerli kaynaklardan üretelim diyorum, hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Akar.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına şimdi konuşma sırası Balıkesir Milletvekili Sayın Namık Havutça’da.

Buyurunuz Sayın Havutça. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bor Araştırma Enstitüsü üzerinde söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Madenlerin hızla talan edildiği ülkemizde özelleştirmelerle “ver, kurtul; sat, kurtul” modelinin izlendiği, vatandaşın fakirleştirildiği, ülkemizin doğal kaynaklarının yandaşlara peşkeş çekildiği bu on dört yıllık AKP iktidarında refahtan, huzurdan, adaletten, özgürlükten, demokrasiden artık söz etmek mümkün değildir.

2008 yılında dolar 1,17, 2016’da 4 liraya yaklaştı. Bu rakamlara göre, sekiz yılda AKP'nin yanlış politikaları sonucu her vatandaşımız 3 kat fakirleşti. Kişi başına millî gelir 16 bin dolardan 2007’deki rakamlara geriledi, 9 bin dolara düştü. Genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 20’de. İnsanlarımız, vatandaşlarımız, askerlerimiz şehit oluyor. İnsanlarımız göçe zorlanıyor. Gazeteciler haber yaptıkları için cezaevlerinde. Siz ne yapıyorsunuz? Ülkeyi yanlış yöneterek bu kötü gidişata zemin hazırlıyorsunuz.

Bütün komşu ülkelerle sorunlar yaşıyorken ve ülkemizde ekonomik sıkıntılar yaşanıyorken, işsizlik artmışken, boşanmalar çoğalmışken siz ne yapıyorsunuz? “Erdoğan’ı nasıl başkan yaparım?” hesabını yapıyorsunuz.

Kadın cinayetlerinin iktidarınız döneminde yüzde 1.500 arttığı, hamile kadınların sokağa çıkmasının günah olduğunun savunulduğu… Şimdi de İzmir’de sokakta hamile bir kadın tekmeleniyor, az önce haberlerde geçti. Siz ne yapıyorsunuz? Tecavüzcülere, tecavüzü azmettirene af yasası çıkarmaya çalışıyorsunuz gece yarıları.

Emekliyi, işçiyi, memuru saymıyorum.

Değerli milletvekilleri, az önce bir milletvekili arkadaşımız daha ifade etti: Türkiye, Küresel Yolsuzluk Karşıtı Koalisyonun açıklamasına göre -bunlar bizim tespitlerimiz değil- OECD ülkeleri arasında en fazla yolsuzluk yapan ülke ve 17-25 Aralık yolsuzluklarının bunda etkisinin ne kadar büyük olduğunu bütün dünya biliyor.

Değerli milletvekilleri, bor, bizim topraklarımızda birçok insanın ekmek yediği çok önemli bir ürün, sanayinin tuzu olarak geçiyor dünyada. Bugün bor madeninden üretilen, adına “grafen” denilen bir üründen bahsedeceğim sizlere. Belki ilk defa duydunuz, ben de yeni duydum araştırınca. Grafen, bordan üretilen, saç telinden 1 milyon defa ince, çelikten 200 kat güçlü bir element ve bu elementin 1 mikrometresi bin dolar. Bakın, hani, Sayın Hükûmet yetkilileri burada şunu söylüyordu: “Doğal kaynaklar bakımından biz fakiriz, bizde petrol yok, bizde doğal gaz yok.” ama bizde herhâlde Hükûmet yetkilileri… Dünyanın coğrafi bakımdan değil, ondan sonra en önemli enerji kaynağı borun yüzde 73'ü bizim topraklarımızda. Bakın, bu çok önemli. Peki, biz geleceğimizi kurtaracak olan, evlatlarımızı, yarınlarımızı kurtaracak olan borla ilgili dünya rezervinin yüzde 73'ü bizdeyken biz ekonomik total potansiyelin neresindeyiz? 1 milyar dolara yakın satışımız var, 739 milyon dolar satışımız var. Peki, dünyadaki rezervi 100 milyar dolar. Biz neredeyiz? Yüzde 1’indeyiz bakın, yüzde 1’indeyiz değerli milletvekilleri. Sayın Bakan, bunları Enerji Bakanımız burada olsa da söylesek. Ondan sonra da dolar üzerinden dolar bozdurma edebiyatı yapıyoruz. Bizi kurtaracak olan AR-GE’ye yapacağımız yatırımlarla evlatlarımızın, bugün petrol nasıl stratejik bir ürünse, enerji kaynağıysa bor da aynı şekildedir. Yarın evlatlarımızın, geleceğimizin garantisi olan borların ucundan kenarından, kıyısından köşesinden özelleştirilmesine asla razı gelmeyeceğiz. Çünkü biliyoruz ki -sendikalarımız orada- devletin olan, Anayasa’ya göre hepimizin rantı olan, bütün milletin rantı olan madenleri göz bebeğimiz gibi korumalıyız. Türkiye'de bir maden rantıdır aldı başını gidiyor. Türkiye'nin en güzel toprakları Kaz Dağlarında, yangını madenden çıkan kimyasal suyla söndürüyorlar değerli arkadaşlarım, bakar mısınız? Kaz Dağları ki İsviçre Alplerinden sonra dünyanın en zengin oksijen deposuna sahip göz bebeğimiz gibi korumamız gereken yerler. İşte bu noktada, yapılan bir hesaplamada grafenden sonra borların eğer türevlerini arttırdığımızda yani bor türevlerinden element yapıp, kimyasal organik şeye dönüştürdüğümüzde gelirimizin tam 700 kat artacağı hesaplanıyor, 700 kat. Yani 1 milyar dolarlık bor gelirimizin 700 milyar dolara çıkması bekleniyor. Bunu buradan özellikle ifade ediyorum.

Değerli milletvekilleri, on dört yıllık AKP iktidarında buradan, ben, işçiye, köylüye, emekliye, memura bütçeden bir pay geldiğini görmedim. Buradan, bizi dinleyen Balıkesir’deki, Sarıköy’deki çiftçi Ali Ağabeyime sesleniyorum: Buradan bir şey bekleme. Buradan, bizi dinleyen Balıkesir Öğretmenevindeki Şefik Hocama sesleniyorum, Edremit Öğretmenevindeki emekliye sesleniyorum: Onlar, durmak yok, yola devam; size durmak yok, sürünmeye devam diyorum.

Bütçenin hayırlı olmasını diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Havutça.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına 8’inci konuşmacı Sinop Milletvekili Barış Karadeniz.

Buyurunuz Sayın Karadeniz.

Sayın Karadeniz, sizin konuşma süreniz de altı dakika.

CHP GRUBU ADINA BARIŞ KARADENİZ (Sinop) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı'nın Türkiye Atom Enerjisi Kurumu bütçesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Yalnız şunu da belirtmek istiyorum. Az önce diğer bakanlıkların bütçesi görüşülürken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı buradaydı. Kendi bütçesi görüşülürken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ne hikmetse buradan kayboldu. Bunu da çok şiddetle kınıyorum.

Değerli milletvekilleri, ülke olarak enerjide dışa bağımlı olmamamız için yerli ve temiz enerjiye ihtiyacımız var. Uranyum üretmeyen bir ülkeyiz. Nükleer santral, tamamen dışa bağımlı, ülke ekonomisini ve bütçeyi şimdiden zora sokacak bir seçenektir; çözüm bu değildir.

Biz Sinoplular, eğitimin kenti, kültürün kenti, turizmin başkenti olmak istiyoruz. Türkiye olarak yenilenebilir, temiz, dışa bağımlı olmayacağımız enerjiye yönelmemiz lazım. Biz Sinoplular, açık açık söylüyoruz, altını çizerek, üstüne basarak ve vurgulayarak söylüyoruz: Sinop nükleer santral istemiyor. Biz nükleer santral istemiyoruz arkadaş; var mı daha ötesi!

Değerli milletvekilleri, Sayın Enerji Bakanı doktora tezinde “Nükleer santraller çevreye ve insan sağlığına zararlıdır.” diyor, sağ olsun. Bugün ise “Nükleer santral olmazsa olmazımız.” diyor. Bu ne yaman çelişkidir. Eğer tezi Sayın Bakan yazdıysa Sinop için, Akkuyu için, İğneada için bir umut daha var demek ki. Zaten siyasi ömrünüz de tükeniyor. Az kaldı, bekleyin, bu iş size de kalmayacak. Bugünleri çok arayacaksınız.

Sayın milletvekilleri, Türkiye bir ekonomik kriz yaşıyor, bunu sokağa çıkarsanız görürsünüz. Krizin olup olmadığını anlamak için ekonomik göstergelere bakmaya hiç gerek yok. Sayın Başbakanın yüz ifadesine bakarsanız ekonominin durumunu anlarsınız zaten, anlamayanlara da anlatalım.

Türk lirası son on ay içinde yüzde 15 değer kaybetti. Peki, neden? Dolar durup dururken yükselmedi. Yıllarca kol kola gezdiğiniz FETÖ 15 Temmuzda darbeye kalkıştı dolar yükseldi. “OHAL” dediniz, “OHAL’e devam.” dediniz dolar yükseldi. Kanun hükmünde kararnamelerle hukuku katlettiniz dolar yine yükseldi. “Ey AB!” dediniz dolar yükseldi. Dünün faiz düşmanıydınız, bugünün dolar düşmanısınız. Yarattığınız düşmanlarla kavga ediyorsunuz. Ne yazık ki faturasını kim ödüyor? Her zaman olduğu gibi masum halk ödüyor.

Bu bütçe halkın bütçesi değil, bu bütçe sarayın ve AKP’nin bütçesi. AKP tarafından dayatılan sarayın ve Hükûmetin sürekli açık veren bütçesi ne yazık ki sizin oylarınızla kabul edilecek. Alın hayrını görün.

Tarım bitti. Üreticimiz kan ağlıyor. Her yönden dışa bağımlıyız. İhracat yerine ithalatın teşvik edildiği, limanları, havaalanları, madenleri, yolları, köprüleri satılmış bir ülkenin hangi bütçesinden bahsediyoruz arkadaşlar?

Esnaf siftah yapmadan dükkân kapatıyor. Her iki kişiden biri icralık. Asgari ücretlinin, emeklinin, memurun maaşları eridi gitti. İşsizlik o biçim. Gençler gelecekten ümitsiz. Terör ocaklara ateş düşürüyor. Sınırlarımız delik deşik, giren çıkan -sınırlardan- kim belli değil. Dış politikamız bitmiş, hiçbir dost komşumuz kalmamış. Gazeteciler tutuklu. Vatandaşın sesi soluğu kesilmiş. Eğitim politikamız da sınıfta kalmış. Vatandaşın askere, polise, hâkime, savcıya, adalete, en kötüsü siz ve biz siyasetçilere güveni kalmadı ama size göre, ülkenin bunlardan daha öncelikli sorunları var. Size göre, karnı aç vatandaşlarımız biraz daha aç kalsın, sorun yok, daha sarayı başkanlık makamı yapacağız. Size göre, evsiz, yolsuz insanlarımız beklesin, daha Erdoğan’a VIP uçağı bile alamadınız. Bu kaçıncı uçak Allah’ını severseniz. Ayağında ayakkabısı olmayan, köyünden okuluna karda, buzda yayan gitmek zorunda kalan yavrularımız da beklesin çünkü sarayın çocuklarına ve torunlarına dünyalık yapacağız. Daha çok işimiz var, çok. Taşeronda çalışan işçi kardeşlerimiz de beklesin; kadro sözü verdiler, illaki tutacaklar, eğer siyasi ömürleri yeter ise? Emeklilikte yaşa takılanlar için bakan diyor ya “Takılmaya devam etsinler.” Neden diyor bunu? Çünkü sarayın yapacağı daha çok iş var. Atanamayan öğretmenler, siz de bekleyeceksiniz. Arkadaşlarınız intihar etmiş kimin umurunda; bekleyeceksiniz. Emekli, işçi, memur, perişan. Başınızı yastığınıza koyduğunuzda vicdanınız rahat mı? Umarım rahat değildir. Sinop’ta çok sevdiğim Kazım Altay amcam der ki: “Sahipsiz mal yağmalanır.” Ülkeyi sahipsiz buldunuz, yağmalıyorsunuz ama bu ülke sahipsiz değil. Bir gün bunların hepsinin hesabı sizden tek tek sorulacak.

Sayın milletvekilleri, gerçekten ellerinizi vicdanınıza koyarak söyleyin: Bu kadar insan bunca yolsuzluğu, bunca arsızlığı görüyor ama siz görmüyor musunuz? Cayır cayır yanan yavrularımız, madenlerde nefessiz ölen işçilerimiz, tecavüzden, tacizden koruyamadığımız çocuklarımız, kadınlarımız var. İş bulamadığımız binlerce gencimiz var. Bir de bunlardan hiç suçluluk duymayan, siz, halkına güven vermeyen AKP iktidarı var.

Yeter artık Sayın Recep Tayyip Erdoğan.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Karadeniz.

Sayın Karadeniz, Kazım Altay ismi yabancı gelmedi bana, sanırım onun çocukları da aynı şeyi söylüyor.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) – Evet, o da burada.

BAŞKAN – Sayın Muş, buyurunuz.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, hatip konuşmasında ülkeyi yağmaladığımızdan bahsediyor.

BAŞKAN – Mikrofonunuzu açayım, sesiniz gelmiyor Sayın Muş.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

6.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Sinop Milletvekili Barış Karadeniz’in 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, hatip bir taraftan kürsüden tehditler savuruyor diğer taraftan ülkeyi yağmaladığımızdan bahsediyor. Bunu bir kere kesinlikle reddediyoruz, kabul etmiyoruz; böyle bir iddia olamaz, böyle bir itham olamaz. Millet her seçimde sandığa gittiği zaman bazı şeyleri görür, ona göre bir değerlendirme yapar; ya iktidarı sonlandırır ya da “Devam.” der. Şimdiye kadar AK PARTİ’nin uyguladığı ekonomi politikaları, ülke yönetimi, ortaya koydukları halk tarafından onay almıştır, ibra edilmiştir ve devam et denmiştir. Bu açıdan bunları kesinlikle reddediyoruz.

“Efendim, Cumhurbaşkanına uçak alıyorlar…” Şimdi, Sayın Başkan, bunların hiçbiri şahsın değildir, bunların hepsi devletin, nasıl bizden önceki görev yapan iktidarların, yapmış olduğu, ortaya koymuş olduğu eserler varsa, ortaya koymuş olduğu kamu adına yaptıkları alımlar varsa bunlar da kamunun envanterine kayıtlı olan uçaktır, vesairedir. Bunlar kamunundur, bunlar şahsın, bir bireyin değildir.

Şunu da kabul etmediğimizi ifade edeyim: Efendim, Cumhurbaşkanının çocuklarına, torunlarına…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bakın, eğer kürsüden politik anlamda söyleyeceğiniz laf kalmazsa işi kişiselleştirmeye başlarsınız, çocuklara dökersiniz, torunlara dökersiniz; bu, yakışıksız bir şeydir. Bu, Gazi Meclisin kürsüsüne yakışan bir şey değildir, bunları reddediyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Muş.

Cumhurbaşkanlığına uçak alımı dışındaki konular Hükûmete yönelik eleştiriler olduğu için sanıyorum ilgili bütçelerde sayın bakanlar o konuyu kendileri değerlendirirler, gerek görürse açıklama yaparlar.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bize diyor Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Gök, buyurunuz.

7.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Hükûmete yönelik eleştirilere Hükûmet adına bulunan temsilcilerin cevap vermesi gerektiğine ilişkin açıklaması

LEVENT GÖK (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, AKP Grubunun bir özelliği var. Burada merkezî Hükûmet bütçesi üzerine görüşmeler yapılıyor, bütün siyasi partiler konuşacaklar, Hükûmet burada ve Hükûmet bir yürütme organı olarak cevap verecek. AKP Grubu da burada yasama faaliyetleri çerçevesinde bulunuyorlar, onlar da Cumhuriyet Halk Partisinden sonra bugünkü düzene göre konuşmalarını yapacaklar.

Burada Hükûmete yönelik bütün eleştirilerde cevap vermesi gereken kişi ya da kurum Hükûmet ve Hükûmet adına burada bulunan temsilcilerdir. Cumhurbaşkanının adı geçtiği zaman AKP Grubu ayakta, Hükûmete yönelik eleştiriler geçtiği zaman AKP Grubu ayakta. E, biz bunu demiyor muyuz “Türkiye’de kuvvetler ayrılığı kalmadı.” diye? Yasama ile yürütmeyi iç içe geçiren bir anlayışı AKP grup başkan vekillerinin sürdürmeye hakkı var mı? Yani burada Hükûmet cevap vermekten âciz mi kendilerine yöneltilen eleştirilere? Sayın Bakanın bence oradan kalkıp buradan, kürsüden “Oturun yerinize, ben bunlara cevap vereceğim.” demesi gerekmiyor mu? Bu kadar mı vesayet altındalar? Bunu kabul edebilir miyiz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gök.

LEVENT GÖK (Ankara) – Tamamlayayım efendim izin verirseniz.

BAŞKAN – Sayın Muş’a da bir dakika süreyle mikrofonu açık tuttum.

LEVENT GÖK (Ankara) – İsterseniz ben de ayakta devam edeyim bir parça daha.

BAŞKAN – Buyurunuz, tabii.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, yani burada usullere ve almış olduğumuz nizama harfiyen uyulması gerekir. Az önceki yaşadığımız tartışma da AKP Grup Başkan Vekilinin almış olduğu bir söz hakkını kötü niyetle kullanmasına yöneliktir. Burada elbette eleştiriler yapılacaktır, muhalefetin görevi budur, iktidarı eleştirmek ama iktidara yönelen her eleştiriye AKP Grup Başkan Vekilinin cevap verme durumu söz konusu olamaz. İtirazımız bunadır, iyi niyetle sizin vermiş olduğunuz bir söz hakkının kötü niyetle kullanılmasına yöneliktir. Bunun da zabıtlara geçirilmesini istiyoruz. Cevap verecek olan Hükûmettir, bizim muhatabımız Hükûmettir; onların sesinin çıkmasını bekliyoruz bugün, AKP Grubunun değil.

BAŞKAN – Sayın Muş, buyurunuz.

8.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Hükûmet üzerinden AK PARTİ Grubuna yöneltilen iddia ve ithamlara cevap vermek durumunda olduklarına ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, müsaadeniz olursa, söz almayacağım fakat burada birbirimize ne yapmamız gerektiğini öğretmeye kalkmayalım. Yani ikimiz de grup başkan vekiliyiz, Levent Bey’le de ilişkilerimiz iyidir ama burada benim ne yapacağıma lütfen siz karar vermeyin. Hükûmetle alakalı olan konularda -az önce de ifade ettim- ilgili bakanlar bunlara cevap vereceklerdir ama Hükûmet üzerinden… Hükûmet, AK PARTİ’nin Hükûmetidir. Ben AK PARTİ Grubunun Grup Başkan Vekiliyim. (CHP sıralarından gürültüler)

LEVENT GÖK (Ankara) – Olur mu efendim öyle bir şey! Yok öyle bir şey ya!

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, şunlar kayda geçsin…

AHMET YILDIRIM (Muş) – Yasama, yürütme gitti!

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Burada Hükûmet üzerinden, “Hükûmeti eleştiriyorum.” diye AK PARTİ Grubuna dönüyorsunuz, buradan AK PARTİ Grubuna eleştiriler… Biz bunlara sessiz kalamayız. Bu anlamda karşı olduğumuz, kabul etmediğimiz iddia ve ithamlara cevap vermek durumundayız, bundan sonra olursa yine cevap vereceğiz.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Gök…

9.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Hükûmetin partilerin değil Türkiye Cumhuriyeti’nin hükûmeti olduğuna ve yasama ile yürütme organı kavramlarının karıştırılmaması gerektiğine ilişkin açıklaması

LEVENT GÖK (Ankara) – AKP Grup Başkan Vekili sanırım kavramları karıştırıyor. Hükûmet Türkiye Cumhuriyeti’nin Hükûmetidir. Buradan güvenoyu alan Hükûmet, kendisine güvenoyu veren partilerin değil, tüm 80 milyonun Hükûmetidir ve öyle de olmak durumundadır. Bir kere, bu ayrımları yerli yerine oturtmamız gerekir. Eğer Hükûmet bundan ari davranırsa muhalefetin en sert eleştiride bulunma hakkı vardır. AKP Grubu da bu eleştirileri dikkate alarak belki kendileri özel sohbetlerde Hükûmet üyelerinden rica edebilirler ama Hükûmet bağımsız bir yürütme organıdır. Yasama organı farklıdır, Hükûmet farklıdır. Bu kavramları birbirine karıştırmaya kimsenin de hakkı yoktur.

Bizim arkadaşlarımız burada en sert eleştirileri yapacaklardır; doğaldır bu, işin doğası budur, bütçe görüşülüyor. Türkiye'nin kamu kaynaklarının en uygun şekilde kullanılmasına dönük muhalefetin eleştirilerini AKP Grubu üzerine alamaz, onu üzerine alacak olan Hükûmettir, kendilerinin de konuşma hakları vardır. İtirazımız buna.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Siz de eleştirirken AK PARTİ üzerinden eleştiriyorsunuz ama.

BAŞKAN – Sayın Gök, teşekkür ederim.

Sayın Usta, buyurunuz.

10.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, parlamenter sistemde hükûmetin Parlamento içerisinden çıkacağına, bir partiye ait olamayacağına ve Hükûmete yapılan eleştirilere AKP grup başkan vekillerinin savunma yapmak durumunda olmamaları gerektiğine ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, hakikaten Sayın Muş’un ifadesi uygun olmadı. Yani kuvvetler ayrılığı vardır. Elbette hükûmet parlamenter sistemde Parlamento içerisinden çıkacaktır ancak çıktıktan sonra hükûmet Türkiye Cumhuriyeti devletinin hükûmetidir, bir parti hükûmeti, bir partiye ait bir hükûmet diye bir şey söylenemez.

Hakikaten bu çok fazla oluyor artık, her defasında Hükûmete karşı bir eleştiri getirildiğinde AKP’li grup başkan vekilleri bunu savunmak durumunda kalıyorlar. Böyle bir ihtiyaç yok, burada bakanlarımız var, hepsi bunları savunabilirler.

Bir de mesela uçakla ilgili bir eleştiri… Ben bu eleştiriyi yapmış birisi değilim ancak uçak alımıyla ilgili eleştiri yapıldığında bunun cevabı da “Efendim, alıyorsa devletin envanterine koyuyor…” Evine mi götürecekti uçağı? Elbette devletin envanterine konacak. Ama burada bir israftan bahsediliyor. Dünyanın süper gücü bile uçak alımlarını sınırlandırmaya çalışırken, Türkiye Cumhuriyeti devleti bu kadar cari açık verirken, bu kadar bütçe açığı verirken biraz daha harcamalarına dikkat edilmesi lazım, mali disipline dikkat edilmesi lazım.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Usta.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yıldırım, elbette, siz de istediyseniz size de söz vereceğim.

11.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

AHMET YILDIRIM (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, Mehmet Muş’a, Sayın Grup Başkan Vekiline gerçekten bir teşekkür borçluyum ben. Bizim uzun bir zamandan beri ifade ettiğimiz bir şeyi itiraf etti, kabul etti, “Biz yasama-yürütme ayrımını kaldırmışız.” dedi. Hatta daha ileri gitti, bakın, kendi grubu yani şu yasama organının bir grubuyla yürütmeyi ilişkilendirmedi, bir de partiyi de birleştirdi. Yani, yasama, yürütme, parti bir oldu. Bu yönüyle, bu itirafta bulunduğu için, iddialarımızı teyit ettiği için kendisine teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yıldırım.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, müsaadeniz olursa…

BAŞKAN – Sayın Muş, dilerim son konuşma olur.

12.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Hükûmetin AK PARTİ Grubu içerisinden çıktığına, Hükûmeti eleştirirken parti grubuna bir sataşma olduğunda buna cevap verileceğine ve sözlerinden farklı anlamlar çıkarılmaması gerektiğine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Son konuşma olacak.

Ben ne söylediğimi gayet iyi biliyorum. Benim söylediklerimden farklı anlamlar çıkartmaya kimse kalkışmasın. Burada “Hükûmeti eleştiriyorum.” diyerek parti grubuna bir sataşma olursa buna tabii ki biz cevap vereceğiz. Bunu daha önce de söyledim, bakanlıklara, yürütmeye eleştirilere mutlaka ilgili bakan geldiği zaman cevap verecektir ama şunu da unutmayalım: Benim söylediğim bu, tabii ki yasama, yürütme erki ayrıdır. Buradan, benim söylediklerimden başka bir ima çıkartıp farklı anlamlar çıkartılmaya çalışılmasın. Şunu söylüyorum: Hükûmet üzerinden AK PARTİ’ye eleştiri yapılmaya çalışılıyor, biz buna tabii ki sessiz kalmayacağız. “Kaldı ki…” dedim…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – “Hükûmet AKP’nin Hükûmetidir.” dediniz ya.

AHMET YILDIRIM (Muş) – “Hükûmet, bizim Hükûmet.” dediniz, “AKP Hükûmetidir.” dediniz.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Siz onu diyorsunuz zaten, “AK PARTİ’nin Hükûmeti.” diyorsunuz, siz diyorsunuz onu eleştirirken.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – “…bu Hükûmet AK PARTİ Grubu içerisinden çıktı.” Burada, buraya eleştiri yapılıyorken ben tabii ki sessiz kalmayacağım. Ben bakanı savunacak değilim. Bakan gelir, burada bakanlığıyla alakalı ilgili cevabını verir ama burada, parti grubumuza bunun üzerinden bir eleştiri olursa sessiz kalmayacağımızı tekrar ifade etmek isterim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Muş.

Şu hususu açıklığa kavuşturmam gerekiyor: Şu ana kadar sayın grup başkan vekillerine 60’ıncı madde çerçevesinde söz verdim. İç Tüzük’ün 69’uncu maddesinde düzenlenen “sataşma veya cevap verme” konusunda hiçbir grup başkan vekiline söz vermiş değilim.

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı 433) (Devam)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 434) (Devam)

 

A) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

J) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Evet, şimdi konuşma sırası Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpcu’da.

Buyurunuz Sayın Turpcu. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ŞERAFETTİN TURPCU (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle AKP Türkiye’yi yağmaladı mı, yağmaladı mı bilmiyoruz ama Özelleştirme İdaresi Başkanlığının bile kapatılacak olması veya kapatılmasının konuşuluyor olması Türkiye’de artık satılır bir şey kalmadığını gözler önüne seriyor. Bu konuda takdir elbette milletimizindir.

Değerli milletvekilleri, iktidar ekonomideki rakamların işine geldiği kısımlarını söyleyip işine gelmeyen kısımlarını atlayarak bir Türkiye profili çizmeye çalışmaktadır. Ancak Hükûmetin bize anlattığı Türkiye ile gezdiğimiz, gördüğümüz, iç içe yaşadığımız insanlarımızın Türkiye’si çok farklıdır. Kömür havzasının bir milletvekili olarak bugünlerde Zonguldak tarihinin belki de en zor dönemini yaşadığımızı bilmenizi istiyorum, ülke tarihimiz için de maalesef durum aynıdır. Bugün Zonguldaklı olarak AKP iktidarının çelişkileriyle, ekonomik buhranla ve zorluklarla yüz yüze geldiğimiz durumun en son noktasındayız.

Zonguldak bir zamanlar Türkiye’nin tamamından insanların iş için geldiği, yabancı devlet başkanlarının ağırlandığı il iken bugün kaderine terk edilmiştir. Zonguldak, mevcut olanakları yok edilmiş, taş üstüne taş konmadığı gibi fırsatları elinden alınmış bir şehrimizdir. Tarihe “Bitirilemeyen Zonguldak yolları.” olarak geçen yollarımız artık mizah konusu olmuştur. Zonguldak bugün havaalanında uçağı uçmayan, limanına gemi gelmeyen, köyünde, kasabasında genci kalmayan bir ildir. Yolcu uçağı inmeyen Çaycuma Saltukova Havaalanı AKP’nin yanlış iç ve dış politikaları sonucu ne yazık ki askerî uçakların şehitlerimiz nedeniyle sıkça indiği bir yer hâline gelmiştir, bir de yaz aylarında Almanyalı hemşehrilerimiz gelmektedir.

Değerli milletvekilleri, mükellefiyet kanunuyla ülke ekonomisinin gelişmesi için devlet eliyle zorla madende çalıştırılan Zonguldaklılar bugün yine devlet eliyle zorla işsizliğe ve açlığa mahkûm edilmektedirler. Türkiye Taşkömürü Kurumunun 2002 öncesinde 18 bin olan işçi sayısı AKP sayesinde bugün 8 bin seviyesinin altına düşmüştür. Üretim kapasitesi yıllık 5 milyon ton olan kurumun üretimi şu an 1 milyon tonun altındadır. Yaklaşık 6 bin işçi açığı bulunan TTK yatırım yapılmaması ve işçi alınmaması nedeniyle ciddi şekilde zarar etmektedir. Ancak Hükûmet işçi alımının kamu üzerinde yüksek maliyet yaratacağını söylemektedir. Böyle bir değerlendirme bölge ekonomisini, işsizliği, ithal edilen kömürün cari açığa etkilerini hesaba katmamak demektir. İthal edilen 32 milyon ton taş kömürünün maliyeti yaklaşık her yıl 4 milyar dolardır. Bunun 6,5 milyon tonu demir çelik sanayisinde kullanılan koklaşabilir kömürdür ki, zaten Zonguldak kömürü koklaşabilir kömürdür. Dövizin yükseldiği, ithalatın zorlaştığı bu dönemde kendi kaynaklarımıza yönelerek hem istihdam sağlayabilir hem de dışarıya 4 milyar doların gitmesini engelleyebiliriz. Son dönemde “millî ve yerli” kavramını dilinden düşürmeyen AKP Hükûmetini, elimizdeki kaynağı değerlendirerek gerçek anlamda millî mi gayrimillî mi olduğunu ispatlamaya davet ediyorum.

Değerli milletvekilleri, bir zamanlar 3 il olacak kadar büyüyen ve ülkenin sanayisini âdeta sırtında taşıyan Zonguldak’ın, 2002’de 616 bin olan nüfusunun, 2015’te 595 bine, 2023’te de 539 bine düşeceği hesaplanmaktadır yani Zonguldak küçülmeye, göçe, işsizliğe mahkûm edilmeye devam edilecektir.

“Türkiye büyüdü ve kazandı.” diyorsunuz ancak emeğin başkenti Zonguldak’ı getirdiğiniz durum budur. AKP ve yandaşları kazandı ama Türkiye ve Zonguldak kaybetti. Şimdi, halka “Döviz bozdurun.” çağrısı yapıp dövizden TL’ye geçiş için çabalıyorsunuz. Hazine garantisi sağlayarak projenin kârını şirketlere, zararını vergi veren yurttaşlara yükleyen dövize endeksli o büyük projeleri, köprüler, şehir hastaneleri ve havaalanlarını ne yapacaksınız doğrusu merak ediyoruz çünkü oralarda, gelmeyen hastadan, gelmeyen uçaktan ve geçmeyen arabalardan para verdiğimizi iyi biliyoruz.

Bundan sonrası için ana gündem maddemiz, ekonomik olarak çöküş yaşayan ülkemizin geleceğini nasıl kurtarırız, nasıl yeniden ayağa kaldırırız, kaybedilmiş yıllarımızı nasıl hızla telafi ederiz olmalıdır. Değerli milletvekilleri, bununla ilgili, Zonguldak özelinde bazı öneriler sunmak istiyorum:

Zonguldak, yüz altmış sekiz yıllık kömür üretimi tarihinde 5 binden fazla maden şehidi vermiştir. Maden şehitlerimiz 2014’te çıkarılan Soma Yasası kapsamı dışında bırakılmış, bu durum ailelerimizi ve bizleri derinden yaralamıştır. Zonguldak’a, Osmanlı’dan bu yana ülke ekonomisine verdiği katkı ve vefa borcu örneği özel bir statü uygulanmalı, özel teşvik kapsamına alınmalı ve göç derhâl durdurulmalıdır.

Türkiye'nin Zonguldak’a ihtiyacı vardır, bedeli daha ağır olmadan iktidar yüzünü TTK’ya dönmek zorundadır. İşçi açığı giderilmeli, Türkiye'nin ihtiyacı olan taş kömürü ekonomiye kazandırılmalıdır; bunun için kurum yeniden yapılandırılmalıdır.

Temeli yarın atılması planlanan Filyos Liman Projesi süratle bitirilmelidir. Filyos Vadisi’ne, doğayı kirletmeyecek, istihdama yönelik sanayileşmenin önü hızla açılmalıdır.

Bülent Ecevit Üniversitesi şehrimize katkılar yapmaktadır. Eğitim öğretim ve bilimsel çalışmaların Filyos Vadisi’ne kurulacak ikinci bir üniversiteyle desteklenmesi ilimizin sosyal ve ekonomik gelişimine ciddi katkı sağlayacaktır. Bu şekilde, Bülent Ecevit Üniversitesinin merkezde ve Ereğli’de büyümesi, Filyos Vadisi’ne kurulacak ikinci bir üniversite Zonguldak’ın rahat bir nefes almasını sağlayacaktır.

İki bin beş yüz yıllık Tios Antik Kenti, yeterli ödenekler ayrılarak gün yüzüne çıkarılmalı ve ziyarete hazır hâle getirilmelidir.

Ereğli’deki zamanında 6 bin işçinin çalıştığı, şimdi 600 işçinin bile çalışmadığı atıl bırakılmış olan tersaneler ekonomiye kazandırılmalı, gerekirse Deniz Kuvvetleri Komutanlığıyla bu konuda iş birliği yolları aranmalıdır. Tersaneler Erdemirin burnunun dibindedir, bu zaten başlı başına bir avantajdır. Ereğli Gemicilik de elli yılı geçen bir geçmişe sahiptir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ŞERAFETTİN TURPCU (Devamla) – Değerli milletvekilleri, maalesef, Zonguldak’ı ilgilendiren bu konularda Enerji Bakanımız burada yoklar. İnşallah, bu konuşmalarımı dinlemişlerdir.

Ben hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Turpcu.

Konuşma sırası Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’da.

Buyurunuz Sayın Gaytancıoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tarım Bakanlığı bütçesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Tam 16,5 milyon kişiden bahsedeceğiz yani her 5 kişiden 1’i çiftçi. Yani, Atatürk’ün Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda beraber savaştığı ve “efendi” olarak ödüllendirdiği çiftçilerimizden bahsedeceğim, hani o sizin unuttuğunuz çiftçilerden. Hani bir zaman Türkiye dünyayı beslerdi, kendi kendine yeten ülkelerden biriydi, bunlardan bahsetmek istiyorum.

Hangi sorunundan bahsedeyim acaba? AKP sayesinde tamamen sorunlu hâle gelen tarımı nasıl anlatayım? Size göre işler yolunda. Sayın Maliye Bakanı bize bir kitapçık verdi ve Plan Bütçe Komisyonunda konuştuğumuz Tarım Bakanlığı bütçesi 19 milyar liraydı, birdenbire 30,9 milyar liraya çıkmış. Nereden bulundu bu paralar? Tabii, eklemeler yapılmış. Neden? Biz sürekli eleştiriyoruz ya, “Gayrisafi millî hasılanın yüzde 1’ini vermiyorsunuz, bilimsel anlamda açıklıyoruz, yine de bize rakamlarla oyunlar yapıyorsunuz.”

Oradaki bütçe rakamlarını inceledim; gübrede ve yemde kaldırılan KDV rakamlarını eklemişsiniz, verilen kredileri sanki çiftçiye destekleme olarak verdiğinizi söylemişsiniz; sulama yatırımlarını, toprak toplulaştırmasını da eklemişsiniz, böylelikle rakamları çıkarmışsınız ama gerçek; gerçek, çiftçilerimiz borç içerisinde. Neden tarlayı satıyorlar? Neden her birinin cebinde üçer beşer tane kredi kartı var? Neden çiftçiler çocuklarını çiftçi yapmak istemiyor?

Bakalım, ülkemizden biraz çiftçi manzaralarına.

Örneğin, Konya’dan Hüsnü amca diyor ki: “Buğday on yıldan beri aynı fiyattan satılıyor ama yılda 1 milyar doların üzerinde ithalat yapılıyor.”

Şimdi Bakan çıkacak diyecek ki: “Biz un ihracatı yapıyoruz.” 1,5 milyar dolarlık buğday ithalatı yapılıp 1 milyar dolarlık un ihracatı yapılır mı? Bunun matematiği yok.

Uşak’tan İsmet dayı diyor ki: “Sıfır gümrükle şeker ithal ediliyor, bana da kota konuluyor. Nişasta bazlı şeker kotasını sürekli artırıyorsunuz. Bu nasıl politika?”

Benim memleketim olan Edirne’den Osman aga diyor ki: “Dünyanın en kaliteli pirincini üretiyorum ama 1,5 liraya satamıyorum. İthalat beni mahvediyor. Toprak Mahsulleri Ofisi diye bir kurum var. Bu, benim çeltiğimi almıyor ya da beni uzun kuyruklarda bekletiyor.”

İzmir’den domates üreticisi İsmet amca diyor ki: “Ürünü satıyorum ama gübre, elektrik, mazot ve su ücretlerini ödeyemiyorum.”

Antalya’dan Zeynep abla diyor ki: “Mandalina 35 kuruş ama markette 2 liradan fazla. Bu nasıl oluyor?”

Ordu’dan Seyit dayı diyor ki: “Fındık fiyatı 10 lira kardeşim, geçen sene de böyleydi ama ne biçim politika bu.”

Ardahan’dan Barış kardeşim diyor ki: “Kaliteli balım para etmezken sahte ballarla rekabet edemiyorum. Nasıl Tarım Bakanlığı bu? Bir sürü gıda mühendisi işsizken neden bunlar denetlenmiyor?” Afyon’dan Ahmet amca diyor ki: “Ucuz yem kaynağım olan meralarım TOKİ’lere peşkeş çekiliyor. Bana para verilmiyor ama hayvan ithalatı yapılıyor.” Bakın, burada, belgesini de getirdim. Daha üç gün önce tam 500 bin adet hayvan 31/12’ye kadar yani yirmi-yirmi beş gün içerisinde Türkiye’ye girecek. Kendi çiftçimizi desteklemiyoruz ama başka ülkelerin çiftçilerini desteklemeye devam ediyoruz.

Neyse, devam edeyim; Niğde’den Ömer abi diyor ki: “Patatesin çuvalı nakliyeden ucuza geliyor. Bittik, perişan olduk.”

Balıkesir’den Hüseyin dayı: “Sütümüz sudan ucuz cumhuriyet tarihinde ilk defa yem fiyatı süt fiyatını geçti.” Geçen hafta size bir tane inek göstermiştim, hatırlarsanız. İneğin yediği yemle verdiği süt arasındaki farkı göstermiştim, zarar ettiğini söylemiştim. Bakanımıza göre, bu inekten çıkan süt 1 lira 15 kuruştan satılması lazım ama gidin, Anadolu’nun her yerinde 90-95 kuruş; bereket, bizde 1 lira 7 kuruş.

Yine, Tekirdağ’dan Hüsnü ağa diyor ki: “Petrolden sonra en çok dövizi ayçiçeği yağına ödüyorlarmış. Niye onlara para veriyorlar da bize destek vermiyorlar?”

Adana’dan Ayhan amca: “En iyi pamuğu ben üretiyorum. Benim pamuğum para etmezken Yunanistan’dan pamuk ithal ediyorlar, hem de 1 milyar dolar veriyorlar.”

Şanlıurfa’dan mercimek üreticisi Mahmut dayı diyor ki: “Bir zamanlar benim mercimeğim tüm dünyada satılırdı. Şimdi Kanada olmasa ben mercimek bile yiyemem.”

Peki, bu duruma nasıl geldik? Evet, kabul edelim ki AKP tarımda yanlış politikalar uyguladı. Önceliği üretime vermedi, üreticiyi desteklemeye vermedi, çözümü hep ithalatta buldu. Bizden, Cumhuriyet Halk Partisinden kopya çektiği bazı uygulamaları bile yanlış yaptı. Dedik ki “Yemdeki, gübredeki KDV’yi, hatta mazottaki KDV ve ÖTV’yi kaldıralım.” Dediler ki: “Kaldıralım.” ama aracılara verdiler, bu işin ticaretini yapanlara verdiler.

Yine, kitaba dönmek istiyorum çünkü ne cevap vereceklerini biliyorum, diyecekler ki: “OECD ülkelerinde tarımı en çok destekleyen biziz.” Ben bir bilim adamı olarak buna cevap vermek istiyorum. OECD’nin hesaplama rakamlarıyla bizim hesaplama rakamlarımız arasında dünya kadar fark vardır. OECD, piyasa fiyatlarına göre desteklemeye alır. Evet, bizde piyasa fiyatları çok yüksektir. 50 liraya, 40 liraya et var. Dünyada et kaç para? 10 lira, 12 lira. Bu fiyatlara baktığınızda biz tarımı çok destekliyoruz. Örneğin, yüzde 250 gümrük vergisi uyguluyoruz ette; buğdayda yüzde 100. Bu rakamlara göre baktığımızda tarımı destekliyoruz ama onlarda maliyetler düşük. Biz dünyanın en pahalı mazotunu kullanıyoruz. 5 liraya yaklaştı mazot, böyle bir şey olabilir mi? Dünyanın en pahalı gübresini, elektriğini... Ben bu konuşmayı yapacağımdan Türkiye’nin her yerinden aradı arkadaşlarım. Bu söylediklerim kesinlikle atmasyon değil, herkes aradı. Kiminin elektriği kesik, kiminin borcu var, kimisinin tefeciler peşinde, kimisi evine dahi giremiyor, kimisi eşinden boşanmış “Arayı bul da bari, eşimle arayı düzelteyim.” diyor. Yani bunlar çiftçinin sorunları, ciddi anlamda sorunları.

Şunu da göstermek istiyorum: Bu bir film arkadaşlar, “İyi, Kötü, Çirkin” filmi; hepimiz seyretmişizdir, kovboy filmi. İyi olan; hâlâ bu sorunları konuşuyoruz, tartışıyoruz, çözüm var; kötü olan, bu çiftçinin durumu; çirkin olan da, siz bunu biliyorsunuz ama müdahale etmiyorsunuz. Ama filmin sonunda her zaman iyiler kazanır arkadaşlar.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gaytancıoğlu.

Sergio Leone’nin filmiydi, değil mi Sayın Gaytancıoğlu?

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Evet, aynen.

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Bakan seyretmiş midir acaba?

BAŞKAN – Şimdi konuşma sırası Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’de.

Buyurunuz Sayın Gürer. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarım, hayvancılık, gıda sorunları çığ gibi büyüyor. Tarımda, hayvancılıkta ne yazık ki yurt dışına bağımlılığımız artarak devam ediyor. Tohumdan ilaca, gübreden teknolojiye dışa bağımlı durumdayız. Üretici zor koşullarda üretim yapıyor, ürettiğini maliyetine satamıyor. Köylümüz, çiftçimiz artık ekip biçmekten vazgeçiyor çünkü köylü, çiftçi ne ekerse eksin sayenizde dert biçiyor. Köylerimiz hızla boşalıyor. On yılda 1 milyona yakın çiftçimiz tarımı bıraktı, kentlerimize göç ederek iş aramanın derdine düştü. Çiftçi, köylü zor durumda.

Kilis’teydim, bir çiftçimiz “2003 yılında biberin kilosunu 1.250 kuruştan satıyordum, üretim maliyeti katladı, bu yıl biberi 800 kuruştan sattım.” dedi. Hesabın özeti bu. Niğde’de geçen yıl patates çürüdü, kilo maliyeti 40-50 kuruş olan ürün bu yıl 20 kuruşa satılıyordu, şu anda maliyetine satılıyor, yarını belirsiz. Elma, 10 kuruşa meyve suyu fabrikalarına gitti. Pancarda ise daha 2016 yılının fiyatını bilen yok. On bir yıl önce 3 kilo buğdaya 1 litre mazot alınıyordu, şimdi 6 kilo buğdaya 1 litre mazot alınıyor.

Ürettiğimiz yerde ithal eden ülke olduk. 2016 yılının ilk dört ayında 1,4 milyon ton buğday, 2 milyon ton hububat ithal ettik, 450 bin dolar ödedik. Dört ayda 370 bin ton pamuk ithaline 556 milyon dolar ödedik. Yedi yıl önce yurt dışına pamuk satan ülkeydik, şimdi alır olduk. Ülkemizde her alanda dışa bağımlılığımız artıyor.

Sayın Bakan, üreticinin devlete saygısı olmasa Bakanlığınızın önü dökülen ürünlerle pazar yerine döner. Narenciye, üzüm, elma, domates, zeytin, nar, çeltik, biber, fındık, pancar, kavun, ne üretiliyorsa değerine satılamıyor. Düşündürücü olan da, tüketici de pahalı ürün almak durumunda. Aracılık sistemini dahi düzene sokamadınız. Tarımsal sanayiyi geliştirmiyorsunuz. Üretici “Saldım çayıra Mevlam kayıra.” mantığıyla ürün yetiştirmek durumunda.

Sayın Bakan, hayvancılığımızı da bitirdiniz. Uçsuz bucaksız meralarımızın üzerinde otlayan hayvanlarımız kalmadı. Meralarımız, çoğu ilde yağmalanıyor. Süt sudan ucuz, et için ihtiyacı karşılayacak hayvanımız yok, çünkü çözümü ithalatta arıyorsunuz. Hayvancılığın durumu vah ki vah! Saman, hayvan ve et ithal eder durumdayız. Et fiyatları almış başını gidiyor, yoksul sofrasında eti unuttu. “Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü” diye size bağlı bir kuruluş var. Ne yazık ki bu tarımı geliştirecek, hayvancılığı geliştirecek olan kurum kendisine ait arazileri özel sektöre devrederek tarımdan, üretimden, verimden uzaklaşıyor ama Sudan devletine gidip çiftçilik yapmaya başlıyor. TİGEM, hayvancılıkta yeni ırk geliştirmek görevi ancak ithal hayvanlarla aklınca çözüm üretiyor. Buzağı doğumu azalmış, ölümü artmış, onu dahi becerememiş. Et Balık Kurumu da özelleştirmeden çıkarıldı ama orada de etin adı kaldı, kurum sorunlar yumağı.

Sayın Bakan, “El âlemin çiftçisinin büyüttüğü hayvanı getirelim, burada altı ay biz besleyelim, sonra keselim, milletin sofrasına koyalım, bu, iş ise buna devam ederiz, ben böyle Tarım Bakanlığı yapmam.” demişsiniz. İşte, on dört yıldır AKP Hükûmeti tarımda, hayvancılıkta bunu yapıyor. Bakanlığa bağlı kuruluşlarınız işlevsiz. Kara gün dostu ofis, tüccar dostu ofise döndü, çiftçinin şikâyeti bitmiyor. Toplulaştırma doğru bir düşünce ama yanlışlıkla sürüyor. Mahkemelere dosyalar yığılmaya başladı. Hakkaniyet ve adaletten uzak işler yapılıyor. Sulama suyu sorun, kuru tarım sorun. Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Projesi’ne 42 il alındı, ne yazık ki Niğde gibi tarımla ilgili iller alınmadı. Bu projeye alınmayan diğer iller arasında da siyasi ayrım yapıldı.

Sayın milletvekilleri, gıdada da ne yediğimizi, nasıl beslendiğimizi bilmediğimiz bir dönem yaşıyoruz. Merdiven altı ürünler piyasada kol geziyor. Bakanlığın denetim yapacak yeterli kadroları yok. Ekmeğimizle de oynuyorlar, iki günde ekmek taş oluyor. İsrafı Önleme Kampanyası açıyorsunuz, reklam tanıtımı için harcadığınız kadar fayda sağlamıyorsunuz. Keşke iki günde taş olmayacak ekmek üretimini destekleseniz. Tüberküloz ve brusella gibi hastalıklara sahip hayvanları keserek gıda kodeksine uygun kavurma yapılıp satılması olası ama orada etikette bunu tüketicinin bilmesi gerekmez mi? Onu dahi yapmıyorsunuz. Dışa bağımlı, sağlıksız tatlandırıcılarla şeker pancarı gibi stratejik bir ürünü dahi yok etmek üzeresiniz. Tütün gibi pancarı da yurt dışı tröstlerinin ellerine teslim etmekten vazgeçin.

Sayın Bakan, Başbakan da siz de “Tarım toprakları elden gidiyor.” diyorsunuz, “Tarım alanlarına bina yapmak hainlik.” diyorsunuz ama on dört yıldır hükûmetiniz buna göz yumuyor. Verimli alanlar konut alanı oldu, kent çevresinde tarım alanı kalmadı, Atatürk Orman Çiftliği’ni dahi talan ettirdiniz. Meralar maden sahasına dönüştürülüyor. Söz söyleme değil, çözüm makamındasınız; neden yapmıyorsunuz Sayın Bakan? Çiftçimiz, köylümüz, üreticimiz bankaların esareti altında bıkkın, bitkin, borçlu…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) – Üreten bir Türkiye için, üreticinin yüzünün gülmesi için tek çare Cumhuriyet Halk Partisi iktidarıdır. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gürer.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına son konuşmacı Manisa Milletvekili Mazlum Nurlu.

Buyurunuz Sayın Nurlu. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Nurlu’nun konuşmasından sonra birleşime ara vereceğim.

CHP GRUBU ADINA MAZLUM NURLU (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumunun 2017 bütçesi üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Güya ülkemizde tütün ve alkol piyasasında birtakım sektörel düzenlemeler yapmakla görevli bir kurum var, adı “Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu.” Bu kurum neyi nasıl düzenliyor merak ediyorum. Tütün piyasasını düzenliyor desek, Türkiye’de paketlenen sigaranın yüzde 86’sı ithal tütün yani yurt dışından satın aldığımız yabancı tütünlerden üretiliyor. Alkol piyasasını düzenliyor desek, yerli rakıdaki vergi oranı ithal viskiyi geçmiş durumda. Ne gariptir ki, bu ülkenin Cumhurbaşkanı azarlayarak gariban vatandaşın cebinden sigarasını alarak çöpe atacak ancak ekonomi sıkıştığında ise sigaradan medet umulacak, alkolden medet umulacak.

Sayın milletvekilleri, ülkemizde 9 liraya satılan bir paket sigaranın 7,5 lirası yani yüzde 83’ü, bir şişe rakının ise yüzde 70’i vergi olarak alınıyor. ÖTV’deki bu artışlarla tütün ve alkolde toplamda, sadece ÖTV olarak, 45 milyar lira vergi toplanması hedefleniyor. Peki, bu zam ve artan vergilerden dolayı devletin gelirinde gerçekten ciddi bir artış sağlanıyor mu? Hayır; tam aksine, azalıyor. İçki ve sigara tüketiminde bir azalma oluyor mu? Resmî rakamlar azaldığını söylese de, aksine, tüketim giderek artıyor çünkü aşırı yüksek fiyatlar nedeniyle tüketici maalesef kaçak sigaraya, kaçak içkiye yöneliyor. Tabii, buna bağlı olarak da merdiven altı, sağlıksız, kaçak alkol üretimi artıyor, yurt dışından da milyonlarca paket sigara yurda giriş yapıyor. Sadece geçen yıl 143 milyon paket kaçak sigaranın emniyet güçlerince yakalanmış olması bile bu tespitlerimizi doğruluyor. Kaçak içki, kaçak sigara hem devletin vergi gelirlerinde büyük bir kayba neden olmakta hem de insan sağlığını ciddi boyutlarda tehdit etmektedir.

Sayın milletvekilleri, son on üç yıllık dönemde rakının ÖTV’si yüzde 477 artarken aynı dönemde gerçekleşen TEFE enflasyon oranı yüzde 171’dir. Tütün, alkol ve akaryakıt üzerindeki vergiler Maliye bütçesini dengelemek için kullanılan en önemli gelirlerdir ancak Hükûmet, bütçe açığını kapatmak için, tabiri caizse, tiryakinin ve akşamcının sırtına binmiş durumda.

Sayın milletvekilleri, bu kurumun en önemli görevlerinden birisi de tütün ekimini ve üretimini planlamak ancak görülüyor ki bu kurum, piyasayı düzenleyen değil, piyasayı batıran bir kuruma dönüşmüş. Neden diyecek olursak rakamlarla bir bakalım: Bu kurumun açıldığı 2002 yılında, örneğin Manisa’da yılda 43 bin ton tütün üretiliyordu. Bugün ise bu rakam 20 bin tona kadar düşmüştür ki hâlâ en fazla tütün üreten ilimiz Manisa’dır. 1999 yılında 260 bin ton olan ülkedeki yıllık tütün üretimi bugün 67 bin tona düşmüş durumda. 2003 yılında 112 bin ton olan tütün ihracatımız bugün 31 bin tona düşmüştür. 2002’de 55 bin ton olan ithalatımız, maalesef, bugün 92 bin tona kadar yükselmiş durumdadır. Resmî rakamlar bunlar. Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumunun piyasayı nasıl düzenlediğini anlamış değiliz.

Sayın milletvekilleri, rakamlarla görülmüştür ki ülkemizde tütün üretimi ciddi boyutlarda azalmış, ithalatımız ise katlanarak artmıştır. Bu nasıl olmuştur der isek, TEKEL’in yok yere özelleştirilmesiyle birlikte üreticinin “sözleşmeli tarım” adı altında uluslararası tütün kartellerine mahkûm edilmesinin bir sonucu, aynı zamanda ülkemiz tarımına ağır bir faturası diyebiliriz.

Sayın milletvekilleri, resmî rakamlara göre ifade ediyorum, 2002’den bugüne tütün eken çiftçi sayısı 600 binden 170 bine, tütün ekim alanı ise 285 bin hektardan 140 bin hektara kadar düşmüş durumda. Dünyanın ikinci büyük tütün ihracatçısıyken, ne acıdır ki bugün yurt dışından tütün satın alan bir ülke durumuna düştük. 2002 yılında kurulan bu kurumun tarıma, tarımsal sanayiye, sigara ve alkolizmle mücadeleye hiçbir katkısı olmadığı anlaşılmıştır. Sigara kaçakçılığını önleyemediği, üretimi artıran, fiyat dengesini sağlayan bir yararı olmadığı da rakamlarla görülmüştür.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bağımsız bir kurum olduğu iddia edilen bu kurumun ülkemiz tarımına katkı sağlayacak bir yapıya kavuşturulması temennisiyle birlikte, tütünü ve tütüncüyü yabancı tütün şirketlerine mahkûm etmeyecek tedbirleri alamayan, siyasetten bağımsız olamayan, yabancı tütün kartellerinin oyuncağı olmaktan kurtulamayan, ulusal tütün ve alkol politikası belirleme yeteneği bulunmadığını gördüğümüz bu kurumun bütçesine “hayır” oyu vereceğimizi ifade ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Nurlu.

Sayın Nurlu’nun konuşmasıyla Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına yapılan konuşmalar tamamlanmış olmaktadır.

Şimdi birleşime yarım saat ara veriyorum.

Kapanma Saati: 14.22

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.59

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet Akif HAMZAÇEBİ

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Zihni AÇBA (Sakarya)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 34’üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Görüşmelere kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına ilk konuşmacı Mustafa Savaş, Aydın Milletvekili.

Buyurunuz Sayın Savaş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA SAVAŞ (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 2017 bütçesini konuşmak üzere AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, Türk siyasi hayatının ve Aydın ilimizin sembol isimlerinden birisi olan değerli büyüğümüz, devlet adamı Sayın İsmet Sezgin’in ani kaybı hepimizi derinden üzmüştür; başta ailesi olmak üzere yakınlarının, sevenlerinin, tüm Aydınlı hemşehrilerimizin başı sağ olsun, Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun diyorum.

Değerli milletvekilleri, dünya üzerinde meydana gelen küresel olumsuzluklar, FED faiz politikasının belirsizliği, Avrupa Birliğiyle yaşanan süreç ve ülkemizde yaşanan iç olaylar ekonomimize aynı yönde etki etmesine rağmen güçlü Türkiye'nin ekonomik büyümesi istikrarlı bir şekilde devam etmektedir. Küresel bir kriz yaşanmasına ve etkileri hâlen devam etmesine rağmen büyüme seyrimizdeki olumlu gidiş bizler için oldukça önem arz etmektedir. Evet, bugün olağanüstü bir dönemden geçmekteyiz. Finansal piyasalar da elbette bu süreçten etkilenmektedir. Ancak gelişmeleri doğru okuyan, proaktif davranan, makro ve mikro dengelerin tutulmasını sağlayan bir ekonomi yönetimine sahibiz. Son on beş yılda ekonominin istikrarlı bir şekilde büyümesi bankacılık sektörü bilançosunu büyütmüş, daha sağlıklı bir yapıya kavuşturmuştur. Bu sağlıklı yapı sayesinde küresel krizde ülkemiz bankaları güçlü bir şekilde ayakta kalmış, hem özel hem de kamu kesimini desteklemeyi sürdürmüştür. Türkiye ekonomisindeki istikrardan ve büyümeden güç alan bankacılık sektörü, ülkemizin geleceğine yatırım yapmaya devam etmektedir. Bankacılık sektörünün güçlü ve sağlıklı yapısı ekonomimizin ana sigortasıdır. Bu sigorta, AK PARTİ hükûmetleri boyunca tıkır tıkır çalışmış ve çalışmaya da devam edecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bankacılık sektörünün sağlığını işaret eden ana göstergelerin başında öz kaynak büyüklüğü gelmektedir. Türk bankacılık sektörü Eylül 2016 sonu itibarıyla 293 milyar TL’lik bir öz kaynak büyüklüğüne sahiptir. Güçlü öz kaynakları sayesinde bankalar kaynaklarını daha fazla oranda kredilere yönlendirmişlerdir. Bankacılık sektörü, Türkiye ekonomisinin büyümesi ve istihdam yapısı açısından son derece önemli olan KOBİ’lere finansman sağlamayı sürdürmektedir. KOBİ kredilerinin gayrisafi yurt içi hasılaya oranı 2006 yılından bu yana 19 puan artarak yüzde 25’e yükselmiştir. 2006 yılı sonunda 1,6 milyon olan KOBİ müşteri sayısı Eylül 2016 sonu itibarıyla 3 milyonu aşmış, kullandırılan kredi miktarı da 405 milyar TL’ye ulaşmıştır. Öte yandan, son dönemde kurların yükselmesinin yabancı para borcu olan şirketlerin bilanço yapılarını olumsuz etkilediğine dair söylemler doğruyu yansıtmamaktadır. Özellikle belirtmek gerekir ki bireylerin bankacılık sektörüne yabancı para borcu yoktur. KOBİ’lerin ise toplam krediler içerisinde yabancı para borcu yüzde 15 düzeyindedir. Kurumsal şirketler de kendilerini kur ve faiz riskine karşı koruyabilecek tecrübeye sahiptir.

Bankacılık sektörüne dair değinilmesi gereken bir diğer önemli husus katılım bankacılığı konusudur. Son yıllarda yaptığımız atılımlarla katılım bankacılığının geliştirilmesi yönünde önemli çalışmalarda bulunduk. Bugün itibarıyla, sektör payı yüzde 5 seviyesinde olan katılım bankacılığının önümüzdeki dönemlerde yüzde 15’e ulaşması hedeflenmektedir.

Değerli milletvekilleri, AK PARTİ iktidarının Türkiye’si her alanda olduğu gibi bankacılık sektöründe de uluslararası yatırımcılara güven vermektedir. Hükûmetimizin mali disiplin anlayışı ve ekonomideki sağlam temelleri sayesinde dünya ekonomilerinde görülen dalgalanmaların ülkemiz bankacılık sektörüne etkileri sınırlı olacaktır.

Üzerine basarak belirtmek isterim ki, kriz beklentisi içinde olanlara sesleniyorum: Boşuna heveslenmeyin, Türkiye 2001 krizinde dizlerinin üzerine çökertilen bir ülke değil artık, milletiyle birlikte hareket eden yeni ve güçlü bir Türkiye var.

2017 yılı bütçesinin ülkemize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Savaş.

Sayın Paylan, söz talebiniz var 60’ıncı maddeye göre.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan, evet, 60’a göre grup sözcüsü olarak söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz.

Mikrofonunuzu açıyorum bir dakika süreyle.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

13.- İstanbul Milletvekili Garo Paylan’ın, İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın gözaltına alınmasına ve bu siyasi operasyonlarla ilgili Meclisin gerekli tutumu almadığını düşündüklerine ilişkin açıklaması

GARO PAYLAN (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İstanbul Milletvekilimiz Hüda Kaya İstanbul’da gözaltına alınmıştır ve gözaltına alınarak Çağlayan Adliyesine götürülmüştür. İstanbul Milletvekilimiz Hüda Kaya’nın gözaltına alınmasıyla ilgili Başkanlık Divanınızın ve Hükûmetin gerekli araştırmayı ve sorgulamayı yapıp gerekçelerini Meclisimize ivedilikle bildirmelerini talep ediyoruz. Eş başkanlarımız, grup başkan vekilimiz dâhil 10 milletvekilimiz, biliyorsunuz, rehin alınarak tutuklandılar ve bu siyasi soykırım operasyonunun bu çerçevede devam ettiğini görüyoruz. Bu siyasi operasyonlarla ilgili Meclisin gerekli tutumu almadığını düşünüyoruz grup olarak. Milletvekillerimizin milletvekillikleri düşmedi; yalnızca, Meclisin, sarayın talimatıyla dokunulmazlıkları kaldırıldı milletvekillerimizin ve milletvekillikleri devam ediyor. Bu çerçevede, ivedilikle gerekli tutumun Başkanlık Divanı tarafından alınmasını talep ediyorum ve Hükümetin de gerekli bilgilendirmeyi yapmasını ivedilikle talep ediyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Paylan.

İstanbul Milletvekili Sayın Hüda Kaya’nın gözaltına alındığını ben şimdi sizden öğrendim. Benim de seçim bölgemin milletvekilidir. Kendisiyle zaman zaman uçakta beraber olup sohbet ettiğimiz de olmuştur. Dilerim, en kısa zamanda kendisi Türkiye Büyük Millet Meclisinde yerini alır.

Ayrıca, belirttiğiniz çerçevede, Sayın Adalet Bakanını arayacağım, kendisinden bilgi rica edeceğim, sizinle bunu paylaşacağım Sayın Paylan.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan, ama ivedi bir durum. Ara vermeniz iyi olabilir.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Paylan, bütçe görüşmelerini yürütüyoruz, ara vermek gibi bir usulümüz yoktur.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan, bir milletvekili gözaltına alındı. Ne olması lazım ara vermeniz için?

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) – Biz de milletvekiliyiz.

BAŞKAN – Sayın Paylan, elbette ki… Ama, şöyle de olabilir: Nöbet tutmayan 3 Meclis Başkan Vekilimiz var, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Sayın Başkanı var. Bu talebi, eğer çok acil görüyorsanız, o arkadaşlardan da, Sayın Başkandan da yapabilirsiniz.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Sayın Başkan, siz çok acil görmüyor musunuz?

BAŞKAN – Ben ara verdiğim zaman…

GARO PAYLAN (İstanbul) – Bir CHP milletvekiline dokunulsa bu, acil bir durum olmayacak mıydı? Bir AKP milletvekiline dokunulsa, bir MHP milletvekiline dokunulsa? Bu anlamda bu da…

BAŞKAN – Sayın Paylan, bakınız…

SEBAHATTİN KARAKELLE (Erzincan) – Yargının işi o.

RUHİ ERSOY (Osmaniye) – Ya, bombalar atılırken bile Meclis çalıştı.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Darbede Meclis çalışmıştı. Milletvekili ölebilir de ya.

BAŞKAN – Sayın Paylan, değerli arkadaşlar; ben bütün milletvekillerinin yerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde olduğu kanaatinde olan bir kişiyim. Siyasi düşüncem değil, hukuk anlayışım bu şekildedir. Milletvekilleri, benim anlayışıma göre, hiçbir zaman tutuklanamazlar ama yürüyen bir yargı süreci var, bir soruşturma süreci var. Elbette bu sürecin sonunda ne olur, bilemiyoruz tabii ki. Hukuk çerçevesinde her şeyin yürümesini arzu ederim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi başkan vekillerinin görevi Genel Kurulu yönetmektir, İç Tüzük’te bu görev çok açıktır. Bu konuda, elbette bir milletvekilinin gözaltına alınması son derece önemli bir olaydır. Bunu hafifsemem, küçümsemem asla mümkün değildir ama sizden rica ediyorum, diğer üç Meclis Başkan Vekilimiz ya da Sayın Meclis Başkanından bu talebi yapabilirsiniz. Ama ilk verdiğim arada ben Sayın Adalet Bakanını arayacağım, kendisinden bilgi rica edeceğim ve sizinle bunu paylaşacağım Sayın Paylan.

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan, kısa bir söz talebim var.

BAŞKAN – Sayın Usta, dilerseniz devam edelim görüşmelere efendim.

İstiyorsanız vereceğim.

ERHAN USTA (Samsun) – Lütfen, lütfen…

BAŞKAN – Peki, buyurunuz.

Süreniz bir dakika.

14.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Aydın Milletvekili Mustafa Savaş’ın 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ediyorum.

Ben o tartışmaya girmeyeceğim.

Az önce Adalet ve Kalkınma Partisi Grubundan söz alan sayın arkadaşımız, yine 2001 krizi üzerinden, 2001 yılında yaşanan bunalım üzerinden burada bir siyaset yaptı, bunların çok yanlış ve çirkin olduğunu ifade etmek istiyorum. Nihayetinde, 2001’de Türkiye ekonomisi o sıkıntıyı yaşamıştır ancak 2002 yılında o günkü Hükûmet öyle bir Türkiye devretmiştir ki Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetlerine, bugünkü durumdan çok daha sağlamdır, 2002 yılındaki. Ben bunu defaatle buralarda izah ettim ve hiç kimse onun karşısına bir tane argüman getiremedi. 2002 yılında devredilen ekonomi bugünkü ekonomiden çok daha sağlamdı, şoklara karşı çok daha dayanıklıydı. Bu tespit de tutanağa geçsin Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Usta.

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı 433) (Devam)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 434) (Devam)

 

A) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

J) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına ikinci konuşmacı Edirne Milletvekili Rafet Sezen.

Buyurunuz Sayın Sezen. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA RAFET SEZEN (Edirne) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sermaye Piyasası Kurulunun 2017 yılı bütçesi hakkında grubum adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle aziz milletimizi ve yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, son on yılda küresel finans sisteminde yaşanan gelişmelere cevap vermek, yüksek standartta bir hukuki altyapı oluşturmak ve ülkemizin ortaya koyduğu 2023 vizyonunu gerçekleştirebilmek amacı çerçevesinde 2012 yılı sonunda yeni Sermaye Piyasası Kanunu yürürlüğe girmiştir. Bu, son yıllarda sermaye piyasalarında gerçekleştirilen en önemli hamledir. Yeni kanun, yürürlükteki sermaye piyasası düzenlemelerinin tümünü yürürlükten kaldırmış ve kanuna uyumlu ikincil düzenlemelerin yapılmasını zorunlu kılmıştır. Bu kapsamda, 75 adet yeni düzenlemeyle çok büyük ölçüde AB kriterlerine uyumlu bir sermaye piyasası hukuki altyapısı oluşturulmuştur. Bu düzenlemeyle sadece AB’ye uyumu sağlamadık, aynı zamanda tüm iş adamlarımıza “Korkmayın, gelin, memnun olmazsanız çıkabilirsiniz.” mesajını verdik. KOBİ’lere finansman sağlamak amacıyla borsada Gelişen İşletmeler Pazarını kurduk.

Sayın milletvekilleri, bugün itibarıyla SPK kaydında toplam 511 şirket bulunmakta olup bunların 410’u borsada işlem görmektedir. Borsada işlem gören şirketlerimizin piyasa değeri yaklaşık 600 milyar TL, yatırım fonlarının portföy değeri 45 milyar TL, gayrimenkul sermaye ortaklıklarının ise 24 milyar TL’dir. Portföy yönetim şirketlerinin yönettikleri portföylerin toplam büyüklüğü 110 milyar Türk lirasını aşmıştır. Bireysel emeklilik sisteminde katılımcı sayısı 6,5 milyonu aşmış, fon büyüklüğü de 60 milyar Türk lirasına yaklaşmıştır. Hisse senedi, tahvil, yatırım fonu, bireysel emeklilik fonu gibi tüm ürünlere yatırım yapan yatırımcı sayımız 10 milyonu geçmiştir. Yurt içi ve yurt dışı borçlanma ve diğer sermaye piyasası ihraçlarına baktığımızda 2015 yılında 253,2 milyar TL tutarında ihracın SPK tarafından onaylandığını, bu rakamın 2016 yılının ilk on ayında 300 milyar Türk lirasını aştığını görmekteyiz. Beş yıl önce piyasamızda özel sektör tahvili yokken faizlerdeki düşüşler ve yaptığımız düzenlemeler neticesinde artık şirketlerimize yıllık 300 milyar TL’yi aşkın bir kaynak temininin yolunu açtık.

Sayın milletvekilleri, önümüzdeki dönemde yüksek ekonomik büyüme sağlayabilmek için sermaye piyasalarımıza daha fazla görev düşecektir. Sermaye piyasalarının gelişmesiyle birlikte şirketlerimizin finansman imkânları ve seçenekleri daha da artacaktır. Sermaye piyasalarımızda portföy yönetim sektörü, aracılık sektörü, borsalar ve tahvil piyasalarında yeni araçlar konusunda önemli reformlar gerçekleştirilmiştir. Bunun yanı sıra, sermaye piyasalarının geliştirilmesi, özel sektörümüzün yerli para cinsi ve uzun vadeli borçlanmaların teşviki ve bankaların faiz riskini daha sağlıklı yönetebilmeleri amacıyla teminatlı bir para piyasası oluşturulması konusunda çalışmalar tamamlanarak 14 Ekim 2016 tarihinde Borsa İstanbul Para Piyasası faaliyete geçmiştir. Altyapı gayrimenkul sermaye ortaklığı, gayrimenkul sertifikası, gayrimenkul yatırım fonu, girişim sermayesi fonu ve ortaklıkları gibi yurt dışında başarıyla uygulanan çok sayıda finansal kuruluşa ilişkin düzenleme çalışmaları tamamlanmıştır.

Sayın milletvekilleri, İstanbul’u küresel bir finans merkezi hâline getirecek adımları atıyoruz. Bu kapsamda 15 Ekim 2016’da BDDK ve SPK binalarının temelleri atıldı.

Sermaye Piyasası Kurulunun bütçe gelirleri 2017 yılı için 127 milyon 592 bin TL olarak öngörülmüştür. Kurulun 2017 yılı gider bütçesi yine 127 milyon TL civarında olup genel bütçeden SPK’ya bir ödenek tahsisi söz konusu değildir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gezi olayları, 17-25 Aralık ve nihayetinde 15 Temmuz darbe girişiminden de istediği neticeyi alamayan, FETÖ başta olmak üzere, bütün taşeron terör örgütleri son kozlarını ekonomimizi yıpratma üzerine oynamaktadırlar. Son günlerde döviz kurlarında dünya piyasalarının üzerinde bir artış olduğu gerçektir ancak ekonomimiz -iktidara geldiğimiz günden beri- gerçekleştirilen yapısal reformlar neticesinde bundan en az hasarla çıkacaktır.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, öncelikle bütçemizin hayırlı olmasını diliyor, özverili çalışmalar sonucunda 2017 bütçe tasarısının Genel Kurula gelmesini sağlayan Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi arkadaşlarımıza, başta Sayın Başbakanımız ve Maliye Bakanımız olmak üzere tüm bakanlarımıza ve emeği geçen bütün görevlilere teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sezen.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Paylan...

GARO PAYLAN (İstanbul) – 60’a göre söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz, mikrofonunuzu açıyorum.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

15.- İstanbul Milletvekili Garo Paylan’ın, İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın gözaltına alınmasıyla ilgili Başkanlık Divanından ve Hükûmetten bilgi talep ettiklerine ilişkin açıklaması

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

İstanbul Milletvekilimiz Hüda Kaya’nın gözaltına alındığını söyledim ve siz bunu bir ara verme gerekçesi olarak bile görmediniz, bu büyük bir talihsizliktir Sayın Başkan. Bu Meclisin bir üyesi gözaltına alınıyor, bununla ilgili bilgi talep ediyoruz Başkanlık Divanınızdan ve siz bu konuda “Ben ara veremem.” diyorsunuz.

Talebimi tekrarlıyorum, lütfen ara verin ve milletvekilimizin niçin gözaltına alındığını, ne muamelelere maruz kaldığını lütfen öğrenin çünkü bugün 550 vekilden birisine yapılan muamele, eğer ki bu normalleştirilirse yarın herhangi birimize olabilir; bugün bize, yarın size.

Sayın Bakanın da telefonuna sarıldığını görmedim Sayın Başkan. Hani, bir Bakandan talep ediyoruz bakın, bir telefon açıp, Adalet Bakanını arayıp “Ne oluyor?” demedi, izledim beş dakikadır kendisini.

Hem sizden hem Hükûmetten bu konuda ivedi bilgi talep ediyoruz. Lütfen ara verin ve bu konuda gerekli bilgiyi verelim.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Kars) – Sayın Başkanım, bir cevap verebilir miyim?

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Bakan, mikrofonunuzu açıyorum.

16.- Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın, İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın gözaltına alınmasıyla ilgili bilgi gelir gelmez Meclisi bilgilendireceğine ilişkin açıklaması

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Kars) – Değerli Başkanım, çok teşekkür ediyorum.

Ben, bütçe görüşmelerinin kendi hiyerarşisi içerisinde devam etmesi adına sabahtan beri bu tip lafların hiçbirine cevap vermedim. Ama, herkes bilsin ki yerimde oturmuyorum. Ben, aynen mesajı hemen Adalet Bakanımıza yazdım; Hüda Kaya Milletvekilimizin tutuklandığını, bununla ilgili bana hemen bir not atmasını, bununla ilgili açıklama yapacağımı söyledim, siz bunu kaçırdınız. Sizin gibi 2 milletvekilimiz daha, hatta bir tanesi dedi ki: “Bakan telefonla oynuyor.” Bakan telefonla oynamıyor, Bakanın kulağı burayı dinliyor ama Bakanın eli aynı zamanda başka bir işlem yapıyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ben, başka milletvekillerimizin sorularıyla ilgili de hemen telefonla soruları yazdım ve bana cevaplar geldi ama cevabı ben cevap hakkım geldiğinde vereceğim. Bu konuyla ilgili bilgi gelir gelmez Meclisimizi bilgilendireceğim.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Sayın Başkan, İç Tüzük 60’a göre yerimden söz istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Demirel, buyurunuz efendim, mikrofonunuzu açıyorum.

17.- Diyarbakır Milletvekili Çağlar Demirel’in, İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın gözaltına alınmasına, HDP milletvekillerine yapılan bu uygulamayı kınadığına ve milletvekillerinin yerinin Meclis olduğuna ilişkin açıklaması

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Teşekkürler Sayın Başkan.

İlk başta Sayın Bakanın vermiş olduğu bilgide bir düzeltme yapılması gerektiğini ifade edeyim.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Kars) – Gözaltı, haklısınız, gözaltı.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Çünkü, Hüda Kaya tutuklanmamış, öyle bir uygulama yok şu anda. Hüda Kaya evinden gözaltına alınıp Çağlayan Adliyesine götürülmüş fakat hâlâ kendisi Çağlayan Adliyesine ulaşmamış. Ben kendim, başsavcıyla görüşmek istedim, duruma ilişkin bilgi almak istedim ama hâlâ şu saate kadar bizim telefonlarımıza çıkan olmadı. Avukatlar bekliyor zaten adliyede ama bu hukuksuz uygulamanın bir an önce son bulması gerektiğini ifade ediyorum. Bir milletvekilini, evet, yargılama ve dokunulmazlıklarının kaldırılması üzerinden ele alıyoruz ama milletvekillerinin dokunulmazlıkları kalksa bile milletvekilliklerinin devam ettiğini bir kez daha burada ifade edelim. İfade vermek…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz, mikrofonunuzu açıyorum.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Bu tür uygulamalarla milletvekillerinin apar topar gözaltına alınmasını asla kabul etmiyoruz. Bu tür uygulamaları kınadığımızı bir kez daha ifade ediyoruz. Hüda Hanım’ın derhâl gözaltı işleminin son bulmasını ve bırakılmasını bir kez daha ifade ediyoruz. Şu anda hâlâ avukatlarıyla görüşmüş durumda değil. Bu uygulamalarla birlikte, bugün HDP Grubuna yapılmak istenen bu darbe sistemini de bir kez daha kınıyoruz, lanetliyoruz.

4 Kasımda bir darbeyle, eş başkanlarımız, grup başkan vekilimiz ve milletvekillerimiz gözaltına alınıp darbe sistemi uygulanarak tutuklandılar. Bugün bunu aynı şekilde diğer milletvekillerimize yapmaya çalışıyorlar. Bugün Hüda Kaya şahsında diğer milletvekillerine de bu uygulamayı dayatanların anlayışını bir kez daha buradan kınıyoruz ve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – …halkın iradesiyle yasama faaliyetlerini sürdüren milletvekillerinin yerinin burası olduğunu bir kez daha ifade ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Demirel.

VIII.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Milletvekillerinin göz altına alınamayacağının ve tutuklanamayacağının Anayasa’nın açık bir hükmü olduğuna, kendisinin hukuk anlayışının da bu çerçevede olduğuna, milletvekillerinin yerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğuna ve Başkanlık Divanı olarak yargılama süreçlerine ilişkin bir yorum yapamayacaklarına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Anayasa’ya göre milletvekilleri göz altına alınamaz, tutuklanamaz; bu, Anayasa’nın açık bir hükmüdür. Benim hukuk anlayışım bu çerçevededir. Milletvekillerinin yeri Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Dokunulmazlığı kaldırılan dosyalarla ilgili olarak her türlü soruşturma yapılabilir, her türlü yargılama elbette yapılabilir; buna bir engel yok ama Anayasa’daki hükmü size ifade ettim. Onun dışında yürüyen bir süreç var. Bu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve toplumun bilgisi dâhilinde yürümektedir, çokça tartışılmıştır.

Başkanlık Divanı olarak, yargılama süreçlerine ilişkin olarak bir yorum yapmak da Anayasa’nın 138’inci maddesine aykırı düşmektedir. Sayın Bakanımız, Adalet Bakanıyla temasa geçtiğini söyledi, aldığı bilgiyi Genel Kurulla paylaşacak.

Tekrar ifade edeyim: Türkiye Büyük Millet Meclisi başkan vekillerinin görevi İç Tüzük’ün 15’inci maddesinde belirtilmiştir. Sadece, Genel Kurulu yönetmekle yükümlüdür Meclis başkan vekilleri. Onun dışındaki diğer görevi, tutanak dergisini gözetmektir yani burada yapılan görüşmelerin içeriğine ilişkin tutanağın doğru olup olmadığını kontrol etmektir. Bunun dışında bir görevi yoktur. Ancak Sayın Paylan’ın talebini, ben, insani, medeni bir dayanışma çerçevesinde bir talep olarak alıyorum. İlk ara verdiğimde ben de Sayın Adalet Bakanını arayacağım.

Teşekkür ederim.

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı 433) (Devam)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 434) (Devam)

 

A) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

J) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Şimdi, söz sırası, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Erzincan Milletvekili Sebahattin Karakelle’de.

Buyurunuz Sayın Karakelle. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA SEBAHATTİN KARAKELLE (Erzincan) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığımızın 2017 yılı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunuyorum, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu vatan için dünden bugüne gerek terör mücadelesinde ve gerekse ülkemiz ve bu Gazi Meclisi canı pahasına koruyarak FET֒cü hainlerin 15 Temmuz darbe kalkışmasında Hakk’a yürüyen aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize de hayırlı sağlıklar diliyorum.

İktidarımız döneminde asırlık hayalleri gerçeğe dönüştürüp destanlar yazmak suretiyle on dört yıla sığdırıp milletimizin hizmetine sunan kahramanları tarihçiler mutlaka yazacaklardır. Bu kahramanların başında partimizin kurucusu, efsanevi liderimiz, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım’a, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız Sayın Ahmet Arslan’a ve şimdiye kadar görev yapan bakanlarımıza ve onların kadrolarına şükranlarımı bir borç biliyorum.

On dört yıllık iktidarımız, ülkemizin her alanında hem önünü açmış hem de sürdürülebilir kalkınma hamlelerinin rahatlıkla hayata geçirilmesini sağlamıştır. 21’inci yüzyılda kalkınmanın öncelikli referansı ulaşım ve iletişimdir. Zira, bu iki sektör, diğer bütün sektörlerin altyapısını oluşturmaktadır. Hayatlar bölünmesin, hasretler kısa sürsün, tekerlekler medeniyete dönsün diye Aşık Veysel’in uzun ince yolları, bugün yerini dünya standartlarındaki yollara bırakmıştır. Ferhat misali dağlar delinmiş, yollar viyadüklerle, tünellerle bezenmiştir. Karayollarında sadece doğu batı eksenli değil kuzey güney eksenli koridorlar da gerçekleştirilmiştir. Cennet mekân Abdülhamid Han’ın rüyası olan Ovit Tüneli bitmek üzeredir. Tünelibahri yani Marmaray ise artık ülke insanımıza hizmet veriyor. Tamamlandığında dünyanın en büyüğü olan üçüncü havalimanı inşaatımız devam ediyor. Kanal İstanbul ise mutlaka gerçekleşecektir. Avrasya Tüneli’nin 20 Aralıkta inşallah açılışını yapacağız. Sayın Başbakanımızın deyimiyle, Fatih Sultan Mehmet Han gemileri karadan yürüttü, onun torunları bizler de denizin altından yürüteceğiz inşallah.

Marmara Denizinde iki saatlik körfez geçişini altı dakikaya indiren Osmangazi Köprüsü milletimizin hizmetine açılmıştır.

Yine, 1915 Çanakkale Köprüsü dünyanın en büyük asma köprüsü olarak 2023 hedeflerimiz arasındadır. Seksen bir ilimizle birlikte seçim bölgem Erzincan da payına düşen yatırımları almıştır. İlimizin çevre illerle bağlantısını sağlayan Kızıldağ Tüneli’nin proje çalışmaları tamamlanmış Sakaltutan ve Pöske Dağı diğer adıyla Ahmediye tünellerinin ise planlama çalışmaları devam etmektedir. Ayrıca, Erzurum-Bayburt arası Kop Tüneli 6,5 kilometre, çalışmaları devam etmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iktidarımız döneminde kara, hava, deniz ve demiryollarında birbiriyle entegre olarak gerçek anlamda bir devrim yapılmıştır. Devlet Demiryollarında mevcut hatlar modernize edilmiştir. Mevcut hızlı tren hatlarımıza ilaveten Ankara-Afyon, İzmir ve Ankara, Sivas, Erzincan, Erzurum, Kars hatlarının çalışmaları da devam etmektedir. Ülkemizi demir yolu ağlarıyla bir baştan bir başa ördük.

Yine, Erzincan-Trabzon demir yolu Zigana Dağı Tünelinin planlama çalışmaları da devam ediyor. “Havayolu halkın yolu olacak.” sloganıyla yola çıktık ve Türkiye’nin dört bir yanına yaptığımız havaalanlarıyla yörelerin ulaşım ve gelişimine katkı sağladık.

Ülkemiz uzay çalışmalarında da büyük mesafe katetmiştir. GÖKTÜRK-1 uydumuzu bu hafta başında başarılı bir şekilde uzaya fırlattık, hayırlı olsun. İşte ulaştırmada nereden nereye geldiğimizin en güzel ifadeleri bunlar olsa gerek.

Bu duygu ve düşüncelerle, 2017 yılı bütçemizin milletimize ve ülkemize hayırlı uğurlu olmasını Rabb’imden niyaz ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Karakelle.

Şimdi söz sırası, Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı’da.

Buyurunuz Sayın Ilıcalı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA ILICALI (Erzurum) – Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığımızın 2017 yılı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz aldım, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Otuz beş yıllık bir ulaştırma hocası olarak -on dört yıldır burada- bir hoca kimliğimle söylüyorum, Ulaştırma Bakanlığının yapmış olduğu çalışmaları beş dakikaya sığdırmak yapacağım en zor bir iş ama bu beş dakika içerisinde önemli bazı bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bir kere, hemen şuradaki bu slayta baktığımız zaman, ülkemizin Avrupa, Asya, Afrika’yla ilgili çok önemli bir konumu var. Bu konumu neden gösteriyorum? Burada, 1,5 milyarlık bir nüfus, 35 trilyon dolarlık gayrisafi yurt içi hasıla, 7 trilyon dolarlık ticaret hacmi olan bir coğrafyanın ortasındayız ve batı ile doğu arasındaki önemli koridorlar üzerindeyiz. Ulaştırma Bakanlığımızın yapmış olduğu hizmetler bize burada büyük bir avantaj sağlayacak, ekonomimizi güçlendirecek. Her üniversitede de derste “Ekonominin itici gücü ulaştırmadır.” diyoruz. Bu manada, yapılan Marmaray’ın, işte, buradan, Pekin’den Londra’ya bağlayacak demir yolunun, Kars-Tiflis hattının, Hükûmetimizin yaptığı çalışmaların çok önemli olduğunu biliyorum, görüyorum. İnanıyor ve diyorum ki emeği geçen o günkü Başbakanımıza, Cumhurbaşkanımıza, -efsane Bakandı o zaman- bugün Başbakanımıza, Ulaştırma Bakanımıza, bugünkü Bakanımıza ve ekibine sonsuz teşekkürler sunuyorum.

Üniversitede, çok sayıda, milletvekilliğimden önce toplantılarda “cek”, “cak”; “Marmara yapılacak, yolların standardı artacak, hava yolunun payı artacak, ulaştırmanın payları eşitlenecek.” Nerede? 1990’da bir ulaştırma planı yaptı, “Kara yolunun payı deniz yolu ile hava yoluna eşit gelsin.” dedi, daha da yükseldi.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Tren yolu, tren yolu!

MUSTAFA ILICALI (Devamla) – Ama bunu da şöyle anladık ki: Burada bir siyasi istikrara ihtiyaç var, uzun süreli hükûmetlere ihtiyaç var. Bugün, 2005 yılında -benim de içerisinde bulunduğum- Ulaştırma Bakanlığımız bir ana plan çalışması yaptı. Bu çalışmaya bağlı olarak da ne güzel, çalışmalar devam ediyor.

Demir yolunda önemli gelişmeler var, hava yolunda gelişmeler var. Lafla değil rakamla konuşmak istersek…

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Tren yolu, tren yolu!

MUSTAFA ILICALI (Devamla) – İşte, 2002’den 2016’ya 304 milyar liralık bir yatırım yapılmış. Bunlar gerçek rakamlar, burada bir siyasete gerek yok. Tekrar söylüyorum: Üniversite kimliğimle hakkı teslim etmeye çalışıyorum.

Kara yolunun payı 198 bine çıkmış. Ben bu bölünmüş yolların ölümlü kazalarda ne kadar büyük avantaj sağladığını… İki kazada kaybettiğim iki birinci derecede yakınım, o yollar bölünmüş yol olsaydı o yollar affedici olacaktı ve bugün yanımda annem, babam, ağabeyim ve yengem olacaktı. Ya, bunları biz görerek, bilerek, bir siyaset olarak değil, bunu yapıyoruz.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Kazalar azalmadı ama.

MUSTAFA ILICALI (Devamla) – Hava yolunun payına bakıyorsun, demir yolunun payına bakıyorsun, artmış. “Allah razı olsun.” denilebilir.

Burada kara yoluyla ilgili arkadaşım konuşacak ama şu rakamı paylaşmak isterim: 2003’te 6.101’den 25 bine yaklaşmış. Bu çok büyük bir başarıdır; bu, bir başarı hikâyesidir.

Burada, ben, CHP’li, muhalefetteki değerli vekillerimize de şunu söylemek isterim ki: Bunlar gerçek rakamlar ama bunun üzerine tartışmalar varsa tartışalım, daha iyi yönlendirelim, daha fazla katkıda bulunalım. Ama “Bu Marmaray lüzumsuzdur, Avrasya lüzumsuzdur, burada bunlar yanlış yapılmış.” dersek, o zaman bilimsel olarak da buna karşı çıkarız, siyasi olarak da pek şık bir şey olmaz.

İşte, bakın, kazaların maliyetine bakın, yüzde 1,5’unu alırsak gayrisafi millî hasılanın 29 milyar liralık bir şeyi var. Kaybediyoruz işte. Bölünmüş yolların artması, diğer, hava yolunun, demir yolunun payının artması büyük avantaj sağlıyor.

Yine, 100 milyon taşıt-kilometreye düşen can kaybı 2003’te 5,72’den, 2014’te 2,17’ye düşmüş.

Demir yollarına baktığımız zaman, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün zamanında yapılan demir yolu hatlarına bakıyoruz, 3.700 kilometre demir yolu yapılmış, o zamandan bu zamana, 2002’ye kadar yatmışız. Bugün size söylüyorum, iyice dinlemenizi istirham ediyorum. 2004’ten 2015’e yılda 150 kilometrelik demir yolu yapılmış. Bu ne demek?

Şimdi, burada söylenecek çok şey var ama en son sözüm Bakanım size. Erzurum seçim bölgemde bir Raylı Sistem Projesi hazırladık, Sayın Bakanım da “Gönderin Ulaştırma Bakanlığına, destek olalım.” dedi; Büyükşehir Belediyemiz gönderdi. Ne olursunuz bu 9,5 kilometreyi yapalım. Şu anda Hükûmetimize sunduğum bir Enerji Raporu var. Hava kirliliği sınır değerleri zorluyor. Burada muhakkak trafiğin de, ulaşımın da elektrikli olması lazım, tramvay büyük bir avantaj. Bakanımızın, Hükûmetimizin bizim bu tramvay projesine destek vereceğini düşünüyorum.

Kuzeyde Ovit’i yaptınız Allah razı olsun, güneyde boş kalan Tekman-Palandöken Tüneli’ni yapmamız lazım, Çirişli Tüneli’ni yapmamız lazım. Bunları yapalım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ILICALI (Devamla) – Yüksek hızlı treni Sayın Cumhurbaşkanımız…

MUSA ÇAM (İzmir) – Bütün bütçeyi Erzurum’a aldın. Bütün bütçeyi Erzurum’a aldın, Erzincan’a, Gümüşhane’ye bir şey bırakmadın.

MUSTAFA ILICALI (Devamla) - …en son Ankara Garı’nın açılışında “Yüksek Hızlı tren Erzurum’a 2023’te gelecek.” dedi. Erzurum’dan hemen bunu başlatalım, orayı çıkartalım.

Değerli Bakanımız, değerli milletvekillerimiz, söyleyecek çok şey var, bütçenin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Cumhuriyet Halk Partisinin ve diğer muhalefetin de alkışlamasını beklerdim. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

Bugün tanıtım günlerinde “Erzurum Tanıtım Günleri” vardı.

BAŞKAN – Sayın Ilıcalı, teşekkür ederim.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Demiryollarında çalışan sayısı 66 binden 22 bine düştü.

MUSTAFA ILICALI (Devamla)- Muhalefetle beraber gittik; ondan dolayı da tüm muhalefete, CHP ve MHP’ye teşekkür ediyorum tanıtım günlerimize geldiğiniz için.

Sağ olun, var olun. (AK PARTİ, CHP VE MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Ilıcalı, teşekkür ediyorum.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.32

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 15.48

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet Akif HAMZAÇEBİ

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Zihni AÇBA (Sakarya)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 34’üncü Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) - Sayın Başkan…

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Kars) - Başkan, ben bir açıklama yapacağım.

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Bakan.

Söz vereceğim Sayın Demirel.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

18.- Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın, İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın serbest bırakıldığına ilişkin açıklaması

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Kars) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Özellikle Hüda Kaya Milletvekilimizin gözaltıyla ilgili az önce ben sürçülisan ettim, “tutuklama” dedim ama hukuki terim “gözaltı”ydı. Tabii ki, özellikle adli sürecin devam ettiği, yani herkesin yargı karşısında eşit olduğu bir ortamda ifade verilmeye gidilmeyince mahkeme kararıyla ifadeye çağrılıyor, tabii bu da kolluk kuvvetleri marifetiyle yapılıyor. İfadeye gidip ifadesini verdikten sonra da Hüda Kaya milletvekilimiz serbest bırakılmış durumda. Ben bu bilgiyi Adalet Bakanlığından aldım, dolayısıyla yüce Meclisi bilgilendirmek istedim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Sayın Demirel, buyurunuz.

19.- Diyarbakır Milletvekili Çağlar Demirel’in, bir milletvekilinin zorla gözaltına alınmasının ve tutuklanmasının hukuk dışı olduğuna ve tutuklu HDP milletvekillerinin derhâl serbest bırakılması gerektiğine ilişkin açıklaması

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Ara verdikten hemen sonra Hüda Hanım’la görüştük. Hüda Hanım’ın bütün herkese çok selamı var.

Evet, haksız ve hukuksuz bir uygulama. Bir milletvekilinin zorla gözaltına alınmasının ve tutuklanmasının ne kadar hukuk dışı olduğunu daha önce de ifade ettik. Ama ben sizden aslında daha önce de söz hakkı istemiştim, ara verdiniz, söyleyemedim. Biz Hüda Hanım’la kendimiz görüştük ve bırakıldığını öğrendik. Ama ben size -ilk girişteki talebimiz doğrultusundaki açıklamanızda Anayasa’ya uygun bir açıklama olarak düşüncenizi ifade ettiniz- bu durumun kabul edilemez olduğunu ifade etmenizden dolayı da teşekkür ediyorum, ilginizden dolayı teşekkür ediyorum. Bunu da tamamen Anayasa’ya ve hukuka dayandırarak ifade ettiniz. Tam da bizim söylemek istediğimiz nokta bu. Hiçbir ülkede… Şu anda sadece İsrail’de Filistinli milletvekilleri ve Türkiye'de milletvekilleri tutuklu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz, sözlerinizi tamamlayınız.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) - Bizim bu yasama faaliyetini sürdüren ve üçüncü büyük partisi olan HDP’nin, Halkların Demokratik Partisinin eş başkanları, grup başkan vekili ve milletvekilleri 4 Kasımda bir darbeyle gözaltına alındı ve onu da “hukuk çerçevesinde” ifade edenlere en önemli cevabımızın bugün Hüda Hanım’ın bırakılmasıyla gösterilen bir cevap olması gerekiyor.

Evet, yine, aynı şekilde, milletvekillerimiz ve eş başkanlarımızın aslında bugün çok hızlı bir şekilde serbest bırakılması gerekiyor. Şu anda kendileri rehin durumdalar çünkü bu da hukuka aykırıdır, zorla götürme kararı ya da bir darbe sonucu götürülme kararının hiçbir zaman hukuki dayanağı tutuklama değildir. İfade sonrasında bırakılması gerekiyor. Faaliyetlerini yasama faaliyetleri çerçevesinde her milletvekilinin sürdürmesi gerekiyor. Şu anda onlar milletvekili ve derhâl serbest bırakılmaları gerekiyor diyorum, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Demirel.

Konu aydınlığa kavuşmuştur.

Kaldığımız yerden görüşmelere devam ediyoruz.

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı 433) (Devam)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 434) (Devam)

 

A) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

J) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına beşinci konuşmacı, Ağrı Milletvekili Cesim Gökçe.

Buyurunuz Sayın Gökçe. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA CESİM GÖKÇE (Ağrı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2017 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nda Ulaştırma Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü bütçesi üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Ülkemizin gelişmişlik ve kalkınma düzeyini belirleyen temel faktörün başında ulaşım gelmektedir. Ülkemizin en önemli altyapısını teşkil eden kara yolları ülke kalkınmasında, ekonomik, sosyal, kültürel yaşamda büyük gelişmeler sağlamıştır. Ülkemizin bulunduğu coğrafi konum itibarıyla kalite ve kapasite bakımından üst düzeyde kara yolları altyapısına sahip olması büyük önem taşımaktadır. AK PARTİ iktidarıyla kara yolları seferberliği başlatılmıştır. Yollar bölünerek hayatlar kurtarılmış, kara yolu taşımacılığı kayıt altına alınmış, bitirilemeyen yollar, bitirilemeyen tüneller iktidarımız döneminde bitirilmiştir. Karadeniz Otoyolu, bitirilemeyen, bitmeyen çile Bolu Tüneli, 12 Hükûmet, 16 Bakan eskitmiş, bu yol ve tüneller AK PARTİ iktidarına nasip olmuştur.

Bugün bölünmüş yol çalışmalarında önemli ölçüde mesafe katedildiğini görüyoruz. Bölünmüş yol uzunluğunun 6.101 kilometreden 25.034 kilometreye ulaştığını görüyoruz, bu muazzam bir rakamdır. Seçim bölgem olan Ağrı ilinde 2003 yılında toplam 16 kilometre bölünmüş yol yapılmışken bugün itibarıyla bu rakam 344 kilometreye ulaşmıştır, tam 20 kat artmıştır. Diğer bir ifadeyle yüzde 2.050 artış gerçekleşmiştir, bu bir rekordur.

Bölünmüş yol çalışmalarıyla yollarda ortalama hız 40 kilometreden 80 kilometreye çıkmıştır. Bölünmüş yollar yakıt ve iş gücünden yıllık 16,6 milyar TL’yi aşan tasarruf sağlayarak yapılan yatırımlar çok kısa sürede geri dönmektedir. Bölünmüş yollarla iş gücü tasarrufu, akaryakıt tasarrufu sağlanmış, yılda 3,26 milyon ton daha az karbondioksit gazı salınımı oluşmuştur. Yollarımızın parayla ölçülemeyecek bir başka ve en önemli kazancı ise ölümlü trafik kazalarında meydana gelen azalmalardır. Ölümlü trafik kazalarındaki can kaybında yüzde 62’lik bir azalma gerçekleşmiştir.

Trafik güvenliği ve konforlu seyahat için önem taşıyan bir başka husus yol iyileştirme çalışmalarıdır. Yıllık ortalama 1.500 kilometre bitümlü sıcak karışımlı kaplama asfalt yapılarak 2003 yılında BSK yol miktarı 6.582 kilometreden 20.517 kilometreye yükselmiştir.

Değerli milletvekilleri, 2.682 metre uzunluğundaki dünyanın dördüncü büyük köprüsü olan Osman Gazi Köprüsü 30 Haziran 2016’da hizmete açıldı. Aralık 2018’de proje tamamlandığında İstanbul ile İzmir arasındaki ulaşım süresi dokuz saatten üç saate, İstanbul ile Bursa arasındaki ulaşım iki buçuk saatten bir saate inecektir.

İstikbalimizin gülen yüzü olan Yavuz Sultan Selim Köprüsü Boğaz’ın iki yakasını bir kez daha birleştirdi. Dünyanın en geniş platformlu köprüsü olan Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 405 kilometre uzunluğundaki Kuzey Marmara Otoyolu’nu 26 Ağustos 2016’da birbirine bağladı. Boğaz’ı üçüncü kez denizin üstünden birleştiren Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün yanı sıra denizin 106 metre altında dünyadaki en derin tünel olan Avrasya Tüp Tüneli de İnşallah 20 Aralıkta açılacaktır.

Son on dört yılda gerçekleştirilen kara yolu yatırımlarımıza entegre yapılan tünel, köprü ve viyadük yapımlarında da olağanüstü başarılar elde edilmiştir. 2003 yılı öncesi 50 kilometre olan toplam tünel uzunluğu bugün itibarıyla 316 kilometre uzunluğa ulaşmıştır. Tünel sayımız 83 adetten 295’e çıkmıştır. Köprü yapımı çalışmaları kapsamında, 2003 yılı öncesi 311 kilometre toplam köprü ve viyadük uzunluğu varken, son on dört yılda 198 kilometre uzunluğunda 2.035 adet köprü yapımı tamamlanmıştır.

Türkiye, bölgesinde ve dünyada tarihî ve gelecekle ilgili sorumlulukları olan bir ülkedir. Yol Sektöründe dünya standartlarını belirleyen güçlü bir ülke olmak için kara yollarına yapılan yatırımlar devam edecektir.

Bu duygu ve düşüncelerle 2017 bütçesinin hayırlı olmasını temenni ediyor, hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gökçe.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun altıncı sıradaki konuşmacısı, Yusuf Selahattin Beyribey, Kars Milletvekili.

Buyurunuz Sayın Beyribey. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Kars) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu bütçesi üzerine grubum adına söz almış bulunmaktayım. 2017 yılı bütçemizin görüşülmesi vesilesiyle şahsım ve grubum adına hepinizi saygılarımla selamlıyor, bütçe görüşmelerimizin ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, kendi gelişiminin yanı sıra diğer sektörlerin gelişiminde de kaldıraç rolü oynamaktadır. Bugün aklımıza gelebilecek her alanda, eğitimden sağlığa, bankacılıktan enerji, tarım ve turizm alanına kadar her alanda bilgi ve iletişim teknolojisinin yoğun olarak kullanıldığını görüyoruz. Teknolojik gelişmelerin sonucu olarak telekomünikasyon sektöründe yaşanan değişim ve dönüşüm hız kesmeden devam ediyor. Elektronik haberleşme altyapısını ülkemizin her köşesinde -en ücra köy ve mezralarına kadar- yaşayan halkımıza ulaştırmak için elimizden geleni yapıyoruz. Bu çerçevede, ülkemizin elektronik haberleşme alanında çok hızlı bir değişim ve gelişim yaşadığını görüyoruz. 2015 yılında sektördeki büyümeyle 69,4 milyar Türk lirası olan büyüklüğü şimdi, bu yıl 83,1 milyar Türk lirası olacaktır. Abone sayısı bu yıl sonu itibarıyla 75 milyona varacaktır. 2003 yılında 20 bin seviyesinde olan geniş bant abone sayısı bugün 59 milyona ulaşmıştır. Nüfusun yüzde 75’ine ulaşılmıştır. Hepimizin yakından tanık olduğu gibi çok başarılı bir 4,5G ihalesi yapılmış, 2,13 milyar euro asgari fiyatla çıkılmış 4,5G ihalesinin sonunda KDV dâhil 4 milyar euro gelir getirilmiştir. 1 Nisan günü itibarıyla 4,5G’nin hizmete girmesiyle birlikte ülkemizde vatandaşın daha ucuz, daha kaliteli bir hizmet alması sağlanmıştır.

Değerli milletvekilleri, bilgi teknolojileri ve iletişim sektörünün toplumumuza geniş nüfuzu ve vatandaşlarımızın her geçen gün daha fazla teknolojiden yararlanması, tüketicilerimizin korunmasına yönelik olarak bazı düzenlemeleri hayata geçirmiştir. Bu kapsamda, tüketicilerimizin haklarının korunması için Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, en önemli görevlerinden olan aşağıdaki görevleri hemen yerine getirmiştir.

Vatandaşlarımızın yararlanamadıkları hizmetin bedelini ödememeleri konusunda, kişilerin bilgisi dışında adlarına alınan açık hatlar konusunda, yurt dışından yolcuların beraberinde getirdikleri cep telefonlarının internet üzerinden kayıtları konusunda kararlar alınmış; ayrıca, tüketiciye kendisine makul gelen hizmet ve tarifeden faydalanabilmesi için sahip olduğu numara değişmeden işletmeciyi değiştirme hakkına sahip olması hakkını getirmiştir ki, bunun da çok önemli bir hak olduğunu düşünüyorum.

Özellikle son yıllarda iletişim sektörünün gelişmesiyle birlikte, tabii, bu bilişim sektörü kendisiyle ilgili yan etkiler oluşturmuş ve bu bilişim sektörünü art niyetli kullanabilecek alanlar oluşmuştur. Bunu günümüzde görüyoruz, gelişmiş ülkelerde görüyoruz, gelecekte de göreceğiz. Bu anlamda da siber güvenlikle ilgili ciddi çalışmalar gerektiği kanısını taşıyorum. Özellikle siber güvenlikle ilgili saldırı ve siber savunma yetenekleri az olan ülkeler dezavantajlı oluyorlar. Bununla ilgili, en yakın zamanda Amerika Birleşik Devletleri “Siber saldırıyla bizim içişlerimize karıştılar.” diye söyledi. Buna benzer olaylar.

Yine, savaş sırasında artık silaha gerek yok; siber yolla elektrikleri keserseniz, suyu keserseniz o ülke o anda bitmiş olacak ve bütün şey kaybolacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Devamla) – Onun için, ben millî bir siber güvenlik ağına ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Bununla ilgili, siber güvenlikle ilgili mutlaka altyapımızın oluşturulması gerektiğini düşünüyorum.

Bütçemizin memleketimize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum, bütün arkadaşlarımı saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Beyribey.

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) – Sayın Başkan, bir dakika yerimden söz hakkı alabilir miyim, sisteme girdim, görmediniz.

BAŞKAN – Soru-cevap bölümünde soracaksınız.

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) – Soru-cevap değil, soru sormayacağım. Görüş belirtmeyeceğim, 60’a dayalı söz hakkı istiyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

20.- Ağrı Milletvekili Dirayet Taşdemir’in, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın durumunu normal bir uygulama olarak kabul ettiğine ve bir hukuksuzluk varsa Parlamentodaki herkesin bunu ifade etmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) – Sayın Bakan Hüda Hanım’ın serbest bırakıldığını ifade etti. Evet, serbest bırakıldı ama bunu normal, rutin bir uygulamaymış gibi ifade etti. Bir kere, bu uygulama normal, bizim sıradan kabul edeceğimiz bir uygulama değil, bir kez, bunu doğru bulmadığımızı ifade etmek istiyorum.

Bir ikincisi de, Ayşe Nur Bahçekapılı Almanya’da yarım saat bir uygulamaya maruz kaldı ki, biz de bu uygulamayı doğru bulmadığımızı ifade etmiştik. Onun için kıyameti koparanlar bugün bu kürsülerde sesini çıkarmıyor. Yani illaki bir uygulamaya maruz kalmak için iktidar partisinin mensubu mu olmak gerekiyor? Bir haksızlık, hukuksuzluk varsa bunun karşısında bu Parlamentoda oturan herkesin söz alıp bunu ifade etmesi gerektiğini düşünüyorum ki Hüda Kaya yıllarca başörtüsü mücadelesi veren bir kadın, müebbetle yargılandı kızlarıyla birlikte. Bu Hükûmet de başörtüsü mücadelesi üzerinden, yıllarca bu hukuksuzluk üzerinden…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) - …aslında iktidara geldi. Ama bugün Hüda Kaya’ya uygulayan… O gün onu zindana koyan, onu müebbetle yargılayan zihniyet ile bugünkü zihniyetin Hüda Kaya’ya aynı şekilde yaklaştığını da bir kez daha ifade etmek istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı 433) (Devam)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 434) (Devam)

 

A) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

J) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Şimdi, konuşma sırası Çankırı Milletvekili Hüseyin Filiz’de.

Buyurunuz Sayın Filiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) – Teşekkür ederim Başkanım.

Çok değerli milletvekili arkadaşlarım, 2017 Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın Ulaştırma Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı bütçeleri üzerinde görüşlerimi arz edeceğim. Milletin Meclisini saygıyla selamlıyorum.

2003 yılından bu yana 26 adet olan havaalanı 55’e çıkmış. Bu 55 tane havaalanına değerli arkadaşlar, üçüncü bir havalimanı ekleniyor ki dünyada bir numaraya oturacak bir havaalanı, en az 100 bin kişiye iş verecek bir havaalanı geliyor. Türkiye, tabii bu mega projeler sayesinde ekonomisini iyi yöneten bir ülke hâline gelmiştir.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, iktidarımız döneminde uçağa binmeyen hemen hemen kimse kalmamıştır. İktidarımız döneminde gidilmeyen neredeyse ülke kalmamıştır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Evet, hava yolunu halkın yolu yaptık. Tabii, bu arada, sadece hava yolu değil, kara yoluyla ilgili de bir rakam söyleyeceğim size. On beş yıl öncesine kadar 7.500 kilometre olan bölünmüş yol ağı, üzerine 18 bin kilometre eklenerek 25 bin kilometreye çıkmış. Başbakanımız Binali Yıldırım her zaman şunu söylüyor: “Yolları böldük, ülkeyi böldürmedik. Yolları böldük, gönülleri birleştirdik.” (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Çok kıymetli milletvekili arkadaşlarım, tabii ki Tarım Bakanlığımızın, başta seçim bölgem olan Çankırı’ya IPARD projeleriyle, kırsal kalkınma il koordinatörlüğümüz kanalıyla 309 projeye vermiş olduğu kaynak 125 milyon. Bu 125 milyonun 66 milyonu hibe. Tabii, Bakanlığımızın en önemli hamlelerinden birisi şu: Yıllık 400 bine yakın Türkiye’de buzağı ölümü var, 400 bine yakın. Geniş bir zamanda bu niye oluyor, onu açıklarız. Beş dakikaya bunu sığdıramayız. Bu 400 bin buzağının telafisi için 500 bin hayvan ithal etmemiz lazım. Yani 500 bin gebe düve dışarıdan gelmesi lazım. Bununla ilgili, Bakanlığımız bir planlama yaptı. Türkiye’yi 4 tane havza bazlı yetiştirici bölgeye ayırdı, 4 tane. Yani bundan sonra her dileyen, istediği hayvanı istediği yerde yetiştirmek için, Bakanlığımızdan teknik danışmanlar, veterinerler ve ziraat mühendisleri marifetiyle, nerede para kazanıyorsa, hangi bölgede hangi işi yapacağını bilecek.

Çok kıymetli arkadaşlarım, bu 4 bölgeden mera hayvancılığı yetiştirici bölgesi içinde Çankırı’nın da dâhil olduğu 30 ilde alınacak destekler şunlar: Dışarıdan gelecek olan gebe düveye yüzde 30 destek veriyoruz, yüzde 30 hibe veriyoruz dışarıdan gelecek olan hayvana. Çünkü hayvan varlığını çoğaltıyoruz. Üretime veriyoruz desteği. Yani lafa, kâğıda destek yok.

Bu hayvanın doğurmuş olduğu buzağıya -brusella aşısı, şap aşısı- bütün aşıları yapılmak kaydıyla 4 ayı doldurmuş olan buzağıya 750 lira destek veriyoruz.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Buzağıların çoğu da ölüyor.

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – 2’nci bölge, damızlık düve yetiştiriciliği bölgesi. Şartları uygun olan 33 ilin almış olduğu destek şu: En az 500 büyükbaş hayvanın yüzde 50’sine hibe, yapmış olduğu ahırın yüzde 50’sine hibe, almış olduğu alet edevatın yüzde 50’sine hibe.

3’üncü bölge, Ramazan Can’ın da seçim bölgesi Kırıkkale’nin dâhil olduğu damızlık koç, teke yetiştiriciliği bölgesinde de binaya yüzde 50 hibe, hayvana yüzde 50 hibe, tarım alet ve gereçlerine yüzde 50 hibe. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Niğde yok, Niğde. Çok anlatma Niğdeliler bozulur.

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Afyon bölgesinin de içinde olduğu 4’üncü bölge, hayvana yüzde 50 destek, ahıra yüzde 50 destek, alet edevata yüzde 50 destek.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Niğde’yi unutmuşlar.

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Tabii, bir de, değerli kardeşlerim, muhalefetten şunu dinledim: Sütün 1,15’in altında olduğunu. Buradan fatura ibraz ediyorum. Süt 1,5 lira. Faturası burada. Muhalefet grup başkan vekillerine verebilirim.

MUSA ÇAM (İzmir) – Dekontu… Dekontu…

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Et de Tarım Bakanlığımızın çalışması sayesinde -karkas etin faturası burada- 23 TL’ye düştü, 23 TL’ye. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSA ÇAM (İzmir) – Bir de bozdurulan dolarların dekontunu getirin, bozdurulan dolarların dekontunu.

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Ama, bakın, karkas eti çok düşürürseniz köylü sahadan çıkar.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) - Öyle bir şey yok. Öyle bir şey yok.

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Fiyatın çok düşmemesi lazım. Nerede tüketicinin 40-50 liraya yediği et? Nereden buluyorsunuz bu rakamları?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Et Balık kaça kıyma satıyor, onu söyle.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Yem ne kadar Sayın Hatip, yem, yem? Saman ne kadar, yem ne kadar, ondan bahset.

MUSA ÇAM (İzmir) – Kıymanın kilosu kaç para, kıymanın kilosu? Hiç kasaba gidiyor musun Sayın Milletvekilim? Kasaba gidiyor musun hiç?

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Sahada çalışarak geleceksiniz. Dersinize çalışarak gelin.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Filiz.

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Bakın, inan ki perişan ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Filiz, teşekkür ederim.

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir) – Hiç kasaba gidiyor musun, kasaba?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Çankırı’ya yapılmış, Niğde’ye bir şey yok.

BAŞKAN – Şimdi söz sırası Bayburt Milletvekili Şahap Kavcıoğlu’nda.

Buyurunuz Sayın Kavcıoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ŞAHAP KAVCIOĞLU (Bayburt) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın 2017 bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Öncelikle Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Gelişmekte olan bir ekonomiye sahip olan Türkiye’de yıllardır süregelen cari açığın en önemli unsurunu dış ticaret verileri oluşturmaktadır. Dış ticaret verilerinin ülkemizi olumsuz olarak etkilemesinin arkasında petrol, doğal gaz gibi enerji kaynaklarının dışarıdan temin edilmesinin büyük payı vardır. Bilindiği üzere, dünya genelinde, 2014 yılında enerji ithalatımız içinde önemli paya sahip olan ham petrolün varil fiyatı bu süreçte 110 dolardan 30 dolar seviyelerine kadar gerilemiştir, bugün itibarıyla 50 dolar seviyelerinde seyretmektedir. 2013 yılında enerji ithalatının toplam ithalat içerisindeki payı yüzde 22 iken, 2016 yılının Eylül ayı içerisinde yüzde 13 seviyelerine gerilemiştir.

HALUK PEKŞEN (Trabzon) – Bayburt’a gel.

ŞAHAP KAVCIOĞLU (Devamla) – Ülkemizde, alternatif kaynaklara verilen önemin artırılması yoluyla bir şekilde enerji ithalat seviyesinin daha da azalması gerekmektedir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının 2002 yılındaki kurulu gücü 12.200 megavat iken 2016 yılı Eylül ayında 33.350 megavata çıkmıştır. Yenilenebilir enerji kaynakları dışında ithal bağımlılığını azaltmanın bir diğer yolu da nükleer enerjidir. Bugün dünyada elektrik üretiminin yüzde 12’si nükleer enerjiden sağlanmaktadır. 2016 yılı itibarıyla 31 ülkede 446 nükleer santral, 16 ülkede de yeni inşa edilen 66 nükleer santral vardır. Fransa’nın yüzde 77, Belçika’nın yüzde 38 gibi elektrik üretimini nükleer enerjiden karşıladığını da unutmayalım. Yine, Hükûmetimiz her “nükleer santral” dediğinde karşı çıkan muhalefet, İsviçre’deki bu konuyla ilgili referandumu herhâlde takip etmişlerdir. Adamlar bu santrallerin ta 2029 yılında kapatılmasına daha bugünden ret kararları vermişlerdir.

Sayın vekiller, ülkemiz büyüyor, gelişiyor, daha da büyümek ve gelişmek için her türlü çalışmayı yapacak ve bu ülkenin rekabet gücünü artıracağız. Ülkemizin yarım asırlık nükleer güç santrali kurma idealini Akkuyu ve Sinop’ta kurulacak nükleer santrallerle gerçekleştiriyoruz. Bu sebepledir ki, ülkemiz ekonomisi gerek ithal bağımlılığının azaltılması gerekse bu ithal ürünlerden kaynaklı risklere karşı çözüm olması sebebiyle nükleer enerji konusundaki muhaliflerin görüşlerini sağduyuyla tekrar gözden geçirmelerini bekliyoruz.

Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi, Türkiye, 23’üncü Dünya Enerji Kongresi’ne ev sahipliği yapmıştır. Ülkemiz, bugüne kadar yürütülen enerji projelerine güven veren bir partner oldu. Özellikle Orta Doğu ve Avrasya’daki kaynakların dünya pazarlarıyla buluşması için önemli bir ortak konumundayız.

Türkiye’nin bu konudaki paradigması olan “Barış için paylaş” mottosunun, kan, gözyaşı ve savaşla birlikte anılan enerji kaynaklarına hâkim olma çabası yerine, enerjinin üretimi, dağıtımı ve paylaşımı noktasında bölgesel ittifakların kurulmasında itici bir güç olacağını düşünmekteyiz.

Bulunduğumuz coğrafya malum, dünya enerji kaynaklarının yüzde 60’ının bulunduğu ve belki de bu yüzden dünyadaki huzursuzluğun temelinin çıktığı bölgedeyiz. İşte, bu bölgede barışın, istikrarın adresi olmayı sözde değil icraatta göstermeye çalışıyoruz. Onun için dedik ki barış için paylaşalım. Ancak, bizim içimizdeki asker kılıklı, gazeteci ve milletvekili kisvesi altındaki hainlerin darbe girişimleriyle, terörle kanlı bir ülke, oynadıkları piyasa oyunlarıyla yaralı bir ekonomi gibi göstermeye çalıştıkları Türkiye, bir kez daha ringde barış için yumruklarını göstermiştir.

Herkes şunu iyi bilsin ki, Türk milletinin bağrı yufkadır, gönlü geniştir ancak hainleri asla affetmeyecektir.

2017 yılı bütçesinin hayırlı olmasını diliyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kavcıoğlu.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, Diyarbakır Milletvekili Mehmet Galip Ensarioğlu.

Buyurunuz Sayın Ensarioğlu.

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET GALİP ENSARİOĞLU (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji Bakanlığının 2017 bütçesi üzerine söz aldım, herkesi saygıyla selamlıyorum.

On dört yıllık hükûmetlerimiz döneminde büyük atılımlar gerçekleştirilmiş ve ekonomide önemli büyümelere şahitlik edilmiştir. Gerek dünyanın ekonomik krize girdiği dönemlerde gerekse 15 Temmuz gibi hain kalkışmaların yaşandığı dönemlerde ekonomimiz ayakta kalmayı başarmıştır.

Ekonominin sürdürülebilir şekilde geliştirilmesinin temelinde enerjinin önemli bir rolü vardır. Gerçekleşen ekonomik gelişme ve artan refah seviyesinin sonucu olarak enerji sektörünün her alanında hızlı bir talep artışı olmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, ülkemiz, enerji talebi artış hızı açısından dünyada Çin’den sonra 2’nci sırada bulunmaktadır. Bu artışın önümüzdeki yıllarda da kesintisiz devam edeceği öngörülmektedir.

Artacak olan bu enerji talebini karşılayarak enerji arz güvenliğini sağlamanın yanı sıra vatandaşlarımıza da ucuz şekilde enerjinin sunulması önemlidir. Enerjinin kaliteli, sürdürülebilir, ucuz, sürekli ve çevreyle uyum içerisinde üretilmesi ve tüketilmesi için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız tarafından bazı temel strateji ve hedefler belirlenmiş ve hayata geçirilmeleri için yoğun gayret gösterilmektedir.

Bu stratejilerden bazıları, yerli kaynaklara öncelik vermek suretiyle kaynak çeşitliliğini sağlamak, yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji arzı içindeki payını artırmak, enerji verimliliğini artırmak, serbest piyasa koşullarına tam işlerlik kazandırmak ve yatırım ortamının iyileştirilmesini sağlamak, petrol ve doğal gaz alanlarında kaynak çeşitliliğini sağlamak ve ithalattan kaynaklanan riskleri azaltacak tedbirleri almak, doğal kaynaklarımızın ülke ekonomisine katkısını artırmak, jeopolitik konumumuzu etkin kullanarak enerji alanında bölgesel iş birliği süreçleri çerçevesinde ülkemizi enerji üssü ve terminali hâline getirmek, enerji ve doğal kaynaklar alanlarındaki faaliyetlerin çevreye duyarlı hâlde yürütülmesini sağlamak, maliyet, zaman ve miktar yönünden enerjiyi tüketiciler için erişilebilir kılmaktır.

Bu stratejilerin belirlenmesinin yanında bir devlet politikası hâline getirilmesi ve uygulanmasında taviz verilmemesiyle birlikte Sayın Bakanımızın “enerjide sessiz devrim” olarak nitelediği atılım hayata geçirilerek enerjide kurulu gücümüz Hükûmetlerimiz döneminde 2,5 kat artırılmıştır, 298 olan elektrik üretim santral sayısı 2.097’ye çıkarılmıştır. 44.544 kilometre olan elektrik enerjisi iletim hattımız yapılan yatırımlarla 58.100 kilometreye çıkarılmış, dağıtım hattımız da 812.399 kilometreden 1 milyon 100 bin kilometreyi aşmıştır. Sadece birkaç şehirde kullanılabilen doğal gaz 78 şehrimize ulaştırılmıştır. TANAP ve TürkAkım gibi uluslararası enerji projelerine yön verebilen bir konuma geldik. Nükleer enerjinin elektrik üretiminde kullanılması için önemli adımlar atılmıştır. Kış öncesi doğal gaza yüzde 10 gibi önemli bir indirim yapılarak vatandaşımızın ve sanayicimizin faturaları aşağı çekilmiştir.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız yerli ve yenilenebilir kaynaklardan enerji üretimine ağırlık vermiş ve bu alanda önemli ilerlemelerin sağlanmasına öncülük etmiştir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji arzı içindeki payının artırılması çalışmaları kapsamında güneş ve rüzgâr enerjisi kurulu güçlerinde büyük bir ivme kazandırılmıştır. Bu gelişmenin daha ileri taşınması adına yeni modeller devreye alınmaktadır. Devreye alınan önemli bir model Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) ile birlikte güneşimizden ve rüzgârımızdan daha etkin şekilde yararlanacağız. AR-GE çalışmalarıyla birlikte bu alanda teknolojik açıdan da ilerleme sağlanacaktır.

Ayrıca enerjinin cari açık üstündeki baskısının azaltılması için yerli kömürümüzün de değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda Bakanlığımızın önemli çalışmaları bulunmaktadır. AK PARTİ Hükûmetlerinden önce 8 milyar ton seviyesinde bile bulunmayan linyit rezervimiz uygulanan basiretli çalışmalarla birlikte 2 kat artırılarak 16 milyar ton seviyesine çıkarılmıştır. Bu kaynakları arayıp bulmayla birlikte, bu kaynakların ekonomiye kazandırılması da gerekmektedir. Kendi kaynağımız dururken ithal kaynaklara yönelmenin de bir anlamı yoktur. Bu millî kaynakların ekonomiye kazandırılması için devreye alınan yeni modellerin de enerji sektörüne hareket getireceğine kuşkum yoktur. Bu modelle birlikte, sadece yerli kaynaklarımız kullanılmakla kalmayacak, aynı zamanda vatandaşlarımızın ucuz enerjiye erişmeleri de sağlanacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET GALİP ENSARİOĞLU (Devamla) – Bu uygulamalarla birlikte, enerji alanında yeni sessiz devrimlerin yaşanacağına inanıyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ensarioğlu.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına 10’uncu konuşmacı Kocaeli Milletvekili Zeki Aygün.

Buyurunuz Sayın Aygün. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ZEKİ AYGÜN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Bütçesi için AK PARTİ Grubum adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2001 yılında kuruluşundan bugüne, on beş yıldır elektrik, doğal gaz, petrol ve LPG piyasalarını düzenleyip denetlemektedir. Bu doğrultuda, düzenleme, izleme ve denetleme sorumluluğunun olduğu piyasalarda şeffaf, adil ve rekabetçi bir piyasa yapısının oluşturulmasının önündeki engellerin kaldırılması, buna ek olarak tüketicilerin yeterli, sürekli ve kaliteli mal ve hizmetlerden istifade etmesi kurumun temel önceliklerindendir.

EPDK, kurulduğu günden bugüne, sorumluluğu altındaki piyasaların gelişimi konusunda yoğun bir mesai harcayarak enerji piyasalarının gelişiminin önünü açmıştır. Bu bağlamda, bugün, EPDK tarafından verilmiş ve yürürlükte olan petrol piyasalarında 13.224, elektrik piyasalarında 2.287, doğal gaz piyasalarında 307 ve LPG piyasasında 11.027 olmak üzere toplam 26.845 adet lisans bulunmaktadır.

Elektrik sektörümüzde arz güvenliği ve sistemin geleceği açısından en çok önem verilen konunun üretim yatırımlarının gerçekleşmesi olduğu düşünüldüğünde, EPDK tarafından lisans verilen projelerle son on yılda yaklaşık 34 bin megavat civarında yeni kapasite kurulu güç sisteme dâhil edilmiştir. Bu kapasite artışında hidroelektrik, rüzgâr, jeotermal, güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının payının günden güne artması memnuniyet verici bir gelişmedir.

EPDK lisanslama faaliyetleri kapsamında, doğal gaz piyasasında bugüne kadar 68 adedi dağıtım lisansı olmak üzere, toplam 307 adet lisans verilmiştir.

Doğal gaz piyasalarına yönelik çalışmalarda öne çıkan husus, şehirlerde doğal gaz dağıtımına yönelik faaliyetlerdir. Gelinen bu noktada, yapılan ihaleler sonucunda 76 ilde doğal gaz kullanımına olanak sağlanabilmiştir. Kalan 5 il içerisinde Ağrı ve Tunceli için 2016 yılı Temmuz ayı itibarıyla doğal gaz dağıtım lisansı ihale süreci yeniden başlatılmış olup söz konusu ihaleler 2016 yılı Aralık ayı içerisinde tamamlanacaktır. Ayrıca, EPDK tarafından ilçeler için dağıtım bölgesi genişleme çalışmaları devam etmektedir.

Doğal gaz piyasası kapsamında iletim şebekesinin işleyişine dair gelişmeler kaydedilmiştir. 1 Aralık 2016 tarihinde devreye alınan ve Türkiye’nin ilk yüzen LNG terminalinin yani sıvılaştırılmış doğal gaz terminalinin temel kullanım usul ve esasları hazırlanmış ve Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına ait bulunan Silivri Yer Altı Doğal Gaz Depolama Tesisinin eylül ayında BOTAŞ’a devredilmesini izleyen süreçte, bu tesise ait kullanım usul ve esaslarında gerekli revizyonlar yapılmıştır.

Ayrıca, EPİAŞ’ın işletmesi öngörülen Doğal Gaz Piyasası Organize Toptan Satış Piyasasının kurulmasını teminen EPDK tarafından hazırlanan Doğal Gaz Piyasası Organize Toptan Satış Piyasası Yönetmeliği Taslağı görüşe açılmıştır.

Petrol Piyasası Kanunu kapsamında, ulusal marker uygulamalarıyla dolaşımda olan akaryakıtın piyasaya yasal yollardan girip girmediği tespit edilerek kaçak veya standart dışı ürün satışının önlenmesi amaçlanmıştır.

Bununla beraber, petrol piyasası ve LPG piyasası kapsamında istasyon otomasyon sistemiyle kaçak petrol ve LPG satışının önlenmesi amacıyla dağıtıcı lisansı sahipleri EPDK tarafından sürekli olarak denetlenmektedir. Bu sayede, ülkemiz ekonomisine zarar veren kaçak akaryakıtın önüne geçilerek vatandaşın yüksek kalitede akaryakıt ve LPG kullanması sağlanmıştır.

Diğer taraftan, dolaşımda bulunan LPG ve sınai gaz tüplerinin terör örgütü tarafından el yapımı imalinde kullanılmasının engellenmesi amacıyla, LPG tüplerinin dolumdan son kullanıcıya kadar takip edilmesi kapsamında, EPDK, TSE, Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ortaklaşa bir çalışma yürüterek etkin rol almaktadır.

Çalışmalarına hızla devam eden EPDK bugünden sonra aynı özveriyle piyasaların gelişimi için çalışmaya devam edecek, tüketicilerin sürekli ve kaliteli hizmetinden istifade etmesini sağlayacaktır.

2017 yılı bütçemizin hayırlara vesile olmasını diler, yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aygün.

Şimdi söz sırası Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Uğur Dilipak’ta.

Buyurunuz Sayın Dilipak. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü yani BOREN’in 2017 bütçesiyle ilgili AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, birçok alanda olduğu gibi tabii kaynaklar konusunda da Hükûmetimiz kararlı adımlar atmaktadır. Bunlardan en önemlisi bor madenidir. Dünya rezervinin yüzde 73’ü ülkemizde bulunan bor minerali 2003 yılına kadar ihmal edilmiş bir kaynaktı. 2003 yılında Hükûmetimiz 4865 sayılı Kanun’u çıkarmış ve Ulusal Bor Araştırma Enstitüsünü kurmuştur. Böylece ulusal kaynağımız olan boru katma değeri yüksek ürünlere dönüştürüp ülkemizin teknolojik ve stratejik ürünlerde dünyada hak ettiği noktaya ulaşması amaçlanmıştır. BOREN vasıtasıyla bor mineralinin savunma sanayisinden stratejik alanlara kadar birçok sektörde kullanım olanağının artırılması, ulusal ekonomiye yeni değerler kazandırılması hedeflenmiştir.

Değerli arkadaşlar, yüz yıllardır dünya enerji ve tabii kaynaklara hâkim olma mücadelesine sahne olmaktadır. Sinsi emeller uğruna nice canlar, masumlar katledilmiş, nice medeniyetler, nice vatanlar, nice ülkeler enerji ve tabii kaynaklar uğruna hunharca işgal edilmiş, tarih sahnesinden silinmiştir. Şu an bölgemizde, sınırlarımızda yaşanan dramların temel nedeni de emperyalistlerin buralarda hakimiyet kurma arzusudur. Bugün Halep’te, Musul’da, Kerkük’te, Telafer’de ve dünyanın birçok bölgesinde masum insanların yaşadıkları dram da bu emperyalistlerin bir senaryosudur. Maalesef, dünyanın birçok yerinde bu kirli oyun hâlâ devam ediyor. Bu kirli emellere dur demek istediğimizde birileri “Ne oluyorsunuz?” diyor. Gezi olayları, 17-25 Aralık, 15 Temmuz işgal girişimi bu sinsi ve kirli oyunların birer parçasıdır. Bu oyunları, milletimiz dimdik durarak bozmuştur. Hainler, bu milletin, atalarından kalan bu mirası canları pahasına bu şekilde koruyacaklarını hesap etmemişlerdi. Aynı şekilde, bugün, dolar üzerinde oynanan kirli oyuna da halkımız devletiyle dimdik ayakta durarak buna gereken cevabı vermiştir. Devlet-millet birlikteliğine en güzel örnekleri de vermektedir. Milletimizle birlikte bu kutlu yürüyüşümüz devam edecektir. Buna, Rabb’imin izniyle hiçbir güç engel olamayacaktır.

Değerli arkadaşlar, bugün Orta Doğu’da yaşanan olayları şöyle bir basit önermeyle anlatmak istiyorum: Bir kişi, bir silahı alıp bir suça karışmış olsa, bunun kimin tarafından kullanıldığı, merminin nereden, nasıl ortaya çıktığı basit bir şekilde tespit edilebilir. Bugün, DEAŞ denilen terör örgütüne silah sağlayan ülkeler, silah sağlamasa bölgedeki akan kan basit bir şekilde durdurulur.

BURCU ÇELİK ÖZKAN (Muş) – Aynen öyle.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Devamla) - Bu, diğer terör örgütleri için de böyledir. Buradan varsayımla, bu silah ve mermileri veren ülkeler bu sorunun birinci derecede failleridir. Tarih, bunları lanetle anacaktır ve kirli emelleri olan ülkelerin dünya barış masasında olmaları da anlamsızdır. Onun için, liderimiz ve Kurucu Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan “Dünya beşten büyüktür.” diyor. Yarınlarımız için daha adil, daha yaşanılabilir bir dünya arzuluyoruz.

Değerli arkadaşlar, dünya, enerji ve tabii kaynaklar tarafından şekillenirken kaynaklarımızı korumak, onları millî çıkarlar için kullanabilmek çok önemlidir. BOREN de millî sorumluluğu fazlasıyla yerine getirmektedir. 2017 yılının 15,53 milyon TL olarak hesaplanmış bütçesinin yüzde 68’ini AR-GE’ye ayırması bunun en güzel örneğidir.

BOREN bütçesinin ülkemizin yarınları için hayırlı olmasını diler, bu ülkenin bekası için şehit olan kahramanlarımızı rahmetle anarak yüce heyetinizi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dilipak.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına 12’nci konuşmacı Aksaray Milletvekili Mustafa Serdengeçti.

Buyurunuz Sayın Serdengeçti. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA SERDENGEÇTİ (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Atom Enerjisi Kurumu bütçesi hakkında grubum adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 2690 sayılı Kanun’la 1982 yılında kurulan Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanımının sağlanması konusunda iki ana görev üstlenmiş durumdadır: Bunlardan birincisi, nükleer enerji kullanımına ilişkin temel ilke ve politikaların belirlenmesine katkıda bulunmak ve bu konuda gerekli araştırma ve geliştirme çalışmalarına öncülük etmek; diğeri de nükleer enerjiyle ilgili faaliyetler ve radyasyon uygulamaları sırasında birey, toplum ve çalışanın radyasyondan korunması için nükleer güvenliğin, radyasyon güvenliğinin ve nükleer emniyetin sağlandığını tespit ve teyit etmek için gerekli düzenleme ve denetleme faaliyetlerini yürütmektir.

TAEK, nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanımına ilişkin faaliyetlerini Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu, Nükleer Enerji Ajansı gibi uluslararası merkezlerle iş birliği içinde yürütmektedir.

Nükleer teknoloji alanında yapılan çalışmalar kapsamında ülkemizde öncü bir kuruluş olan TAEK’in faaliyetleri içinde en önde gelenlerden biri hızlandırıcı teknolojisine yönelik çalışmalardır. Bu bağlamda, yerli proton hızlandırıcısı tasarım ve mühendisliği projesi yürütülmektedir ve bu projeyle yerli hızlandırıcı teknolojisinin geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Yerli sanayinin ve vasıflı insan gücünün geliştirilmesi yine bu projenin hedefleri arasındadır.

Nükleer tıpta kullanılan radyoizotop ve radyofarmasötiklerin TAEK proton hızlandırıcısı tesisinde yerli olanaklarla üretimine yönelik çalışmalar son aşamasına gelmiş olup 5 ürün için Sağlık Bakanlığından üretim yeri izni alınmıştır. Ürün ruhsatlandırma çalışmaları başlamış olup 2017 yılında sonuçlanacaktır. TAEK, Proton Hızlandırıcısı Tesisinde üreteceği bu ürünleri yurt içi ve yurt dışı piyasalara satmayı planlamaktadır. Bu durumda, daha önce döviz ödeyerek aldığımız ürünleri ihraç ederek bu alanda önemli bir döviz girdisi elde etmiş olacağız. Gelecek yıl hizmete girecek diğer bir tesis de ülkemizde iyonlaştırıcı radyasyon metrolojisi alanında referans laboratuvar olacak İkincil Standart Dozimetri Laboratuvarıdır. Bu laboratuvar, inşası da tamamlanmış olup cihaz ve sistemlerin montajı ve testlerini takiben 2017 yılında hizmete girecektir.

TAEK’in düzenleme ve denetleme faaliyetleri çerçevesinde, Akkuyu Nükleer Enerji Santrali ve Sinop Nükleer Enerji Santrali’nin günümüz uluslararası nükleer güvenlik ve emniyet anlayışına uygun olarak kurulması, işletilmesi ve işletmeden çıkartılmasını tespit ve teyit etmek için kurucu olarak tanınan firma faaliyetleri TAEK tarafından değerlendirilmekte, yetkilendirilmekte ve denetlenmektedir. Ayrıca, ülke genelinde tıbbi, endüstriyel ve diğer alanlarda toplam 20 bini aşkın kuruluşta x ışını cihazları, kapalı ve açık radyoaktif maddeler ile kapalı radyoaktif madde bulunan cihazlar kullanılmaktadır. Söz konusu radyasyon kaynaklarıyla yapılacak her türlü faaliyet ve uygulama için TAEK’ten lisans alınması zorunludur. Bu kapsamda yılda 7.500’ü aşkın işlem gerçekleştirilmekte ve ortalama 5.500 kuruluşta radyasyon güvenliği, denetimi ve radyasyon kontrolü faaliyetleri yürütülmektedir.

Değerli milletvekilleri, ülkelerin teknolojik gelişmişlik düzeyleri o ülkelerin sahip oldukları belli kritik teknolojilere bağlıdır. Teknoloji sahasında 3 kritik alan vardır; bunlardan biri nükleer teknoloji, diğeri mikroelektronik ve uzay teknolojisidir. Dünyada ileri ülkeler arasına girmemiz için bu teknolojilere sahip olmamız bir koşuldur. Ülkemizde nükleer teknolojiyle ilgili en yetkili kurum olan ve nükleer enerjiden sağlığa, tarımdan endüstriye birçok değişik alanlarda çok çeşitli ve önemli görevleri olan TAEK’in daha etkin ve yetkin bir şekilde çalıştırılması için nükleer ve radyolojik düzenleyici faaliyetleri ile uygulayıcı ve teşvik edici faaliyetlerinin birbirinden ayrılması önerilmektedir. Ayrıca, ülkemizde nükleer teknolojinin gelişmesi ve yakın zamanda gündeme gelecek olan nükleer santral işletmeciliği için teknisyen, mühendis ve uzman seviyesinde yaklaşık 15 bin yetişmiş insan gücüne ihtiyaç duyulacaktır. Bunun için de hazırlıklara bir an önce başlanmalıdır.

Son olarak, TAEK’e ayrılan bütçe her sene artırılmıştır. Son yirmi yıl içerisinde tam 100 kat artırılmış ve 2017 yılında 166 milyon 750 bin olmuştur.

Bu vesileyle, 2017 merkezî yönetim bütçesinin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, herkese saygı ve sevgilerimi sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Serdengeçti.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun 13’üncü konuşmacısı Konya Milletvekili Ömer Ünal.

Buyurunuz Sayın Ünal.

AK PARTİ GRUBU ADINA ÖMER ÜNAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün 2017 yılı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, kuruluşundan bu yana, jeolojik araştırmalar, metalik endüstriyel hammaddeler, kömür, jeotermal ve nükleer enerji kaynaklarının aranması, jeofizik araştırmalar, kimyasal ve petrografik analiz ve teknolojik test çalışmaları, ön fizibilite çalışmaları, deniz jeolojisi ve jeofiziği araştırmaları, çeşitli bilimsel ve teknolojik araştırmalar gibi çok çeşitli faaliyet alanlarında dünyadaki bilimsel ve teknolojik gelişmeleri yakından takip etmek suretiyle, kendisini sürekli yenileyerek ülkemiz genelinde yurt satına yayılmış 12 bölge müdürlüğü ve merkez teşkilatıyla çalışmalarını sürdürmektedir.

MTA, elde ettiği ve ürettiği verilerle başta madencilik olmak üzere ilgili sektörlere gerekli altyapı hizmetini vermekte, yer altı kaynaklarımızın bulunabilmesi, işletilebilmesi ve daha doğru, güvenli bir yerleşim planlamasının yapılabilmesi için faaliyetlerini sürdürmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; MTA’nın bütçesi 2015 yılında 353 trilyon 973 milyar 422 bin Türk lirası olarak gerçekleşmiştir. 2017 yılında ise bütçe 679 trilyon 81 bin Türk lirası olarak planlanmıştır. Bu miktarın 227 trilyon 46 bin Türk lirası cari idame personel için, 452 trilyon 35 bin Türk lirası ise madencilik ve deniz, kara, hava, sosyal, şehirleşme sektörleri yatırım toplamı olarak planlanmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; enerji sorunu, bugün olduğu gibi yakın gelecekte de ülkemizin karşı karşıya olduğu önemli problemlerin başında gelmektedir. Bu problemin çözümüne yönelik olarak son on iki yıllık dönem içerisinde enerji ham madde aramalarına büyük önem verilmiş, bu süreçte yerli kaynakların kullanılması ve dışa bağımlılığın azaltılması doğrultusunda MTA Genel Müdürlüğünce, son dokuz yılda, kömürde 1,5 milyon metre sondaj yapılmış ve Türkiye kömür rezervi 8 milyar tondan yüzde 89 oranında bir artışla 15 milyar tona çıkarılmıştır.

Dünya kömür rezervinin yaklaşık yüzde 1,7’sine karşılık gelen 15 milyar tonluk rezerviyle ülkemiz, linyit kaynakları açısından önemli bir yere sahiptir.

2017 döneminde Bakanlığımızın yer altı kaynaklarının arama ve araştırma faaliyetleri kapsamında hazırladığı aksiyon planına göre, ülkemizin ihtiyacı olan yüksek kalorili kömür aramalarına ağırlık verilecek olup bu amaçla 600 bin metre sondaj yapılması hedeflenmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği üzere, Bakanlığımızca yerli kömür kaynaklarının üretime açılması amacıyla yürürlüğe konmuş olan aksiyon eylem planı çerçevesinde Elektrik Üretim AŞ Genel Müdürlüğünce yatırıma dönüştürme çalışmaları devam etmektedir.

Benim de seçim bölgem olan Konya Karapınar Ayrancı kömür sahasında, MTA Genel Müdürlüğü tarafından, kurumlar arası iş birliği kapsamında Elektrik Üretim AŞ Genel Müdürlüğü adına rezerv geliştirme çalışmalarına yönelik olarak uluslararası standartlarda sondaj ve raporlama çalışmaları yürütülmeye başlanmıştır. 5 Haziran 2016 tarihinde başlanan çalışmalarda, 5 Aralık 2016 tarihi itibarıyla 55.688 metre kömür sondaj çalışması ile 6.605 metre hidrojeoloji sondaj çalışması gerçekleştirilmiş olup çalışmalar hâlen devam etmektedir.

Sahada yürütülen sondaj çalışmalarının 2016 yılı sonu ve sondajlardan elde edilen kömür örneklerinin analizlerinin ise 2017 Ocak ayı sonu itibarıyla tamamlanması planlanmakta olup çalışmaların tamamlanmasının ardından da sahayla ilgili MTA Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanacak olan rapor EÜAŞ Genel Müdürlüğüne teslim edilecektir.

İlk etapta 1.500 megavat olarak gerçekleştirilmesi düşünülen Karapınar Termik Santrali’nin potansiyeli Afşin-Elbistan Termik Santrali’nin 2 katı büyüklüğündedir.

Bu vesileyle sözlerime son verirken 2017 yılı bütçesinin hayırlara vesile olmasını diliyor, Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ünal.

14’üncü sırada…

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan, İç Tüzük 60’a göre söz istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Bilgen, buyurunuz.

Mikrofonunuzu açıyorum.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

21.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, Bayburt Milletvekili Şahap Kavcıoğlu’nun 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan, milletvekillerinin bu kürsüdeki konuşmalarında temiz bir dil kullanmaları, itham edici bir dil kullanmamaları bir sorumluluktur. AKP adına 9’uncu sırada konuşan milletvekili -tutanakları şimdi istedik- aynen şöyle diyor: “Bizim içimizdeki asker kılıklı gazeteci ve milletvekili kisvesi altındaki hainlerin darbe girişimleriyle, terörle…” Devam ediyor konuşma. Şimdi, burada askerlerden kimi kastediyor bilmiyoruz çünkü Yüksek Askerî Şûrada söz konusu askerlerin terfilerine imzaları atanlar Başbakan, Cumhurbaşkanı ve bir AKP yetkilisinin kardeşi de galiba çok özel imkânlarla terfi ettirilen bu ne kisvesi diye kastettiğiniz kategoride.

Gazetecilerle ilgili muhalif her medyayı hain saymanın son derece tehlikeli bir yöntem olduğunu hatırlatmak isterim çünkü bizimle ilgili, bizim milletvekillerimizle ilgili “hain” ifadesi ilk kullanıldığında eş başkanlarımız Rusya’ya gitmişti, şimdi Sayın Başbakan Rusya’da. Dolayısıyla “hain” ifadesini bu kadar ucuz kullanmayın bence ama özellikle…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz, mikrofonunuzu açıyorum, tamamlayınız.

AYHAN BİLGEN (Kars) - …milletvekilleriyle ilgili bu şekilde, suçsuzluk esasına rağmen, henüz bir mahkûmiyet bulunmamasına rağmen tamamen itham edici bu dili kullandığınızda o zaman size bu ifadeler geri döner.

Mesela, Zencani -idama mahkûm edildi- diyor ki: “Türkiye’de 8,5 milyar rüşvet verdim.” Bunu kime verdi, muhalefet partilerine mi verdi? Biz burada kalksak “milletvekili kisvesi altında rüşvetçiler”, “milletvekili kisvesi altında hırsızlar”, “bakan kisvesi altında 17-25 Aralıkta yargılatmadığınız hırsızlar” desek bu yakışık bir tarz olur mu? Dolayısıyla, esas olan suçsuzluktur. Olağanüstü hâlde bile “hain” ifadesini kullanırken bir kez daha düşünmeniz gerekir. Siyasi eleştiri başka bir şeydir ama hükümü olmayan bir konuda böyle konuşursanız buranın seviyesini aşağı düşürmüş olursunuz.

Teşekkür ediyorum Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bilgen.

ŞAHAP KAVCIOĞLU (Bayburt) – Sayın Başkan, benim konuşmamla ilgili bir şey söyledi, cevap vermek istiyorum.

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı 433) (Devam)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 434) (Devam)

 

A) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

J) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – 14’üncü sıradaki konuşmacı Antalya Milletvekili Hüseyin Samani.

Buyurunuz sayın Samani. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HÜSEYİN SAMANİ (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bütçesi üzerinde grubum adına söz almış bulunuyorum. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarım, artan dünya nüfusu, tarım arazilerinin yok olması, iklim değişikliği ve su kaynaklarının azalması gibi faktörler nedeniyle stratejik bir sektör olup aynı zamanda, tarih boyunca insanoğlunun varlığını sürdürmesini ve pek çok medeniyetin kurulmasını sağlayan, son derece önemli bir alandır; her ne kadar sanayi devriminden sonra ikinci plana itilmiş olsa da dünya nüfusunun yüzde 40’ını istihdam etmekte olup dünyadaki yoksulların yüzde 75’inin birincil geçim kaynağıdır. Bu yüzden, küresel siyasete yön veren akıllar, petrol ve gaz için çıkardıkları savaşlarla değiştirmiş oldukları dünya nüfus dengesini, yine küresel düzeyde tedbir aldıkları takdirde, önümüzdeki yıllarda küresel faciaların yaşanmasını engellemiş olacaklardır. Engellemedikleri takdirde, bugün petrol ve gaz için kopan fırtına yarın gıda ve su için kopacaktır. Unutmayalım ki toprağın ölümü nebatatın ve insanlığın ölümüdür.

Değerli arkadaşlar, Türkiye’yi tarımsal hasılada Avrupa’da, Avrupa zirvesine taşıdık. 2002 yılında 36 milyar olan tarımsal hasılamızı 2015 yılında 4 kat artırarak 147,2 milyar Türk lirasına ulaştırdık. Türkiye tarımsal hasılada 2002 yılında tarımda Avrupa’nın önde gelen ülkeleri olan Fransa, İtalya ve İspanya’nın ardından 4’üncü sıradayken 2005 yılından bugüne kadar Avrupa’nın en büyük tarımsal hasılasına sahip ülkesidir. 2002 yılında 3,8 milyar dolar olan ihracatımız 2015 yılında 17 milyar dolara ulaşmıştır. Hedefimiz bu ihracatımızı daha da artırmaktır. Son on dört yılda Türk çiftçisine ödediğimiz nakdî karşılıksız hibe desteği toplamda yaklaşık 90 milyar TL’ye ulaşmıştır. Önümüzdeki yıldan itibaren mazot tüketiminin yarısını da karşılayacağız. Tarımsal kredilerde 2002 yılında yüzde 59 ila 69 arasında olan faiz oranı 2016 yılında yüzde 0 ila 8,25 aralığında uygulanmaya devam etmektedir. 2002 yılında 83 milyon TL olan hayvancılık desteğini 2016 yılında 3 milyar Türk lirasına yükselttik. Son on dört yılda hayvancılığa toplam 21 milyar TL destek verdik. Hayvancılığı 2010 yılında sıfır faizli kredi kapsamına aldık, bugüne kadar da 9,8 milyar TL kredi kullandırdık.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çok önemli olan tohumculuk ve fidancılık için ise son on bir yılda 1,4 milyar Türk lirası destek verdik. Türkiye, uluslararası normlarda tohum üretimi ve sertifikasyon sistemine sahip bir konuma ulaşmıştır. 2015 yılında, 70 ülkeye yaklaşık 27 bin ton tohum ihracatı gerçekleştirdik. Önümüzdeki dönemde sertifikalı tohum kullanımını yaygınlaştırıp başta sebze ve yem bitkileri olmak üzere tohum geliştirme araştırmalarına desteğimizi 10 kat artıracağız. Böylece, ülkemizi tohumculuk alanında dünyanın ilk 5 ülkesinden biri hâline getirme hedefi konusunda hızlı bir şekilde yol almaktayız. Yerli tohumculuğu ise desteklemeye devam edeceğiz. Son on bir yılda tohumculuk ve fidancılık için yaklaşık 1,4 milyar Türk lirası destek verdik, Türkiye’yi tohum ihraç eden bir ülke konumuna ulaştırdık. Tarımsal AR-GE için on dört yılda 1,7 milyar Türk lirası kaynak aktardık. Gelecek dönemde kaynak miktarını daha da artıracağız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çiftçilerimizin önemli bir sorunu da ürünlerinin risklere karşı güvenceye kavuşturulmasıdır. Bu kapsamda, tarım sigortası uygulamasını ilk defa biz başlattık. Çiftçimizi doğal afetlerden korumak için sigorta poliçesinin yüzde 50 bedelini karşılıyoruz. 2017 yılında TARSİM kapsamını genişleteceğiz ve meyvecilikte, buğday ürününde, hayvan hayat sigortaları gibi birçok alanda daha sigorta kapsamını genişletmiş olacağız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizin ilk EXPO’su, çiçek ve çocuk temalı EXPO Antalya Aksu’da Nisan 2016 yılında hayata geçti.

Değerli arkadaşlar, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızın 2017 bütçesinin ülkemiz için, ülkemizin güzel insanları için, yarınlarımız için, dünyayı kendilerinden ödünç aldığımız…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSEYİN SAMANİ (Devamla) - …çocuklarımız için, özellikle tarım sektörümüz için ve üreticilerimiz için hayırlı olmasını diliyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Samani.

Sayın Kavcıoğlu, sanıyorum söz talebiniz var 60’ncı maddeye göre.

Buyurunuz, mikrofonunuzu açıyorum.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

22.- Bayburt Milletvekili Şahap Kavcıoğlu’nun, Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ŞAHAP KAVCIOĞLU (Bayburt) – Sayın Başkanım, HADEP başkan vekili zannedersem, benim konuşmamla ilgili bir konuya değindi.

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) – HADEP değil, HADEP değil, HDP!

BURCU ÇELİK ÖZKAN (Muş) – HDP, öğreneceksiniz, HDP.

ŞAHAP KAVCIOĞLU (Bayburt) - Şimdi, benim ifade ettiğim, asker kılıklılardan neyi kastettiğim, 15 Temmuz gecesi zaten herkesin malumudur.

Yine, gazeteci olarak kastettiklerim, Avrupa Parlamentosuyla ilgili aleyhimize alınan kararlar arifesinde Avrupa televizyonlarında Türkiye aleyhine konuşan, burada da zaman zaman savunulan bazı gazetecilerin herhâlde lügattaki tanımı “hainlik”tir, başka bir şey değildir.

Yine, milletvekilleriyle ilgili, şu an dışarıda Türkiye aleyhine konuşan ve çalışanlar Türk askerini şehit eden katillerin, teröristlerin, asker cenazesi yerine bu teröristlerin cenazesine gidenler de benim gözümde yine haindir, hain olarak kalacaktır. Dolayısıyla kastettiğim…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LEZGİN BOTAN (Van) – 15 Temmuza kadar Fetullah Gülen’i besleyenler haindir, o hainler burada oturuyor.

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) – Hain sensin! Sen savcı mısın, hâkim misin, nesin sen?

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) – İndir elini!

ŞAHAP KAVCIOĞLU (Bayburt) - Üzerinize alınıyorsanız alının.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen efendim.

ŞAHAP KAVCIOĞLU (Bayburt) - Benim kastettiklerim tamamen Türk askerine kurşun sıkan hainlerdir.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kavcıoğlu.

LEZGİN BOTAN (Van) – Fetullah Gülen’i on iki yıl boyunca büyüttün, bütün devlet kurumlarına…

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) - En büyük hain sensin! Hâkim misin sen, savcı mısın sen?

ŞAHAP KAVCIOĞLU (Bayburt) – Kes sesini be! Kes sesini be! Neyi kastettiğimi gayet iyi biliyorsun.

LEZGİN BOTAN (Van) – Sen kriptosun!

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı 433) (Devam)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 434) (Devam)

 

A) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

J) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına 15’inci konuşmacı Aydın Milletvekili Mehmet Erdem.

Buyurunuz Sayın Erdem. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET ERDEM (Aydın) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına konuşacağım. Sizleri ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

LEZGİN BOTAN (Van) – Fetullah Gülen’i büyüttünüz, getirdiniz, savcılar, kaymakamlar, valiler, bütün bürokrasiyi, devleti verdiniz ellerine, şimdi de gelip burada sırıtıyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen efendim, hatip kürsüde, lütfen…

MEHMET ERDEM (Devamla) - Aydın’ın ve Türkiye’nin duayen siyasetçilerinden eski Meclis Başkanımız, birçok bakanlık görevi yapmış, Aydın eski belediye başkanlarımızdan rahmetli İsmet Sezgin’i de rahmetle anıyoruz -dün kaybettik kendisini- yakınlarına, sevenlerine ve Aydınlı hemşehrilerimize başsağlığı diliyorum.

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın güzel ifadesiyle “Ülkemizin tarımını kalkındırmadan Türkiye’yi kalkındıramayız.” AK PARTİ’nin tarımda 2023 hedefi 14 milyon hektar alanda arazi toplulaştırmasını tamamlamak, 8,5 milyon hektarlık sulanabilir alanın tamamını modern sulama teknikleriyle suya kavuşturmak, tarımsal hasılayı 500 milyar TL’ye, tarımsal ihracatı 150 miyar TL’ye ulaştırmaktır. Burada dolar kavramını kullanmıyoruz, TL’ye geçtik. 2002’de 98 milyon ton olan bitkisel üretimimiz bugün 115 milyon tona, yine 2002’de 12 milyon ton olan hayvansal üretimimiz ise 2 kat artışla 24 milyon tona ulaşmıştır. AK PARTİ hükûmetleri, tarım sektörünün büyümesi ve gelişmesi için daima çiftçimizin yanında yer almış, gündelik bakıştan stratejik planlamaya geçmiştir. Bu sebeple, Tarım Kanunu başta olmak üzere Gıda, Toprak ve Arazi Kullanımı, Tarım Sigortaları, Organik Tarım, Tohumculuk, Üretici Birlikleri ve Lisanslı Depoculuk kanunları gibi 15 adet kanun çıkartılmıştır. Bu yıl gençlerimiz için, daha çok üretsinler ve kazansınlar diye Genç Çiftçi Hibe Projesi kapsamında 15 bin projeye 450 milyon TL hibe ödenecektir. Hükûmetimiz Millî Tarım Projesi’ni uygulamaya koymuştur. Millî Tarım Projesi’yle Türkiye genelinde 941 tarım havzası belirlenmiş, 19 adet stratejik üründen hangilerinin hangi havzalarda destekleneceği ilan edilerek üreticinin ürün ve üretim planlaması yapabilmesi sağlanacaktır. Çiftçinin alın terini korumak, piyasa düzenini sağlamak için Toprak Mahsulleri Ofisi daha etkin kullanılacak, bölük pörçük, on iki aya yayılıp ödenen tarımsal destekleme ödemeleri ekim zamanı ve hasat zamanı olmak üzere yılda 2 defa ödenecek, böylece çiftçimizin eline daha derli toplu para geçmiş olacak.

Mera varlığımızın yüzde 56’sını, büyükbaş hayvan varlığımızın yüzde 36’sını oluşturan 30 ilimizde mera hayvancılığı yetiştirici bölgeleri oluşturulacak, meralar hayvancılık yapmak isteyenlere, ıslah yapma şartıyla, cüzi paralarla kiraya verilecek. Seçim bölgem olan Aydın ilinin de içinde bulunduğu 32 ilimizde en az 500 baş kapasiteli damızlık gebe düve üretim merkezleri kurulacak, ayrıca 26 ilde en az 500 baş kapasiteli damızlık koç, teke merkezleri kurulacak.

Beyaz ette ise ilk yerli anaç tavuğumuz 2017’de inşallah piyasaya sunulacak. Tüm bu uygulamaların amacı sağlıklı, kaliteli ve verimli anaç cins büyükbaş, küçükbaş hayvanlarımızın ve kanatlıların yerli üretimini sağlamak ve ithalatı azaltmaktır. Merhum Âşık Veysel’in dediği gibi, “Dost dost diye nicesine sarıldım, benim sadık yârim kara topraktır.” Sadık yârimiz karı toprağı korumak için, ülkemizde tespit edilen 184 ova sit ilan edilecek ve buraların her ne sebeple olursa olsun tarım dışı amaçla kullanılması önlenecektir. Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında tarımsal yatırımlara yüzde 50 hibe desteği verilmektedir. Bu kapsamda 2,5 milyar TL destek ödenmiştir.

Dağlarından yağ, ovalarından bal akan seçim bölgem Aydın tarım ve hayvancılık açısından çok önemli bir ilimizdir; Türkiye’de incir ve kestane üretiminde, zeytin ağacı varlığında 1’incidir. Türkiye’nin en kaliteli pamuğu Aydın’da yetişir. Çilek üretiminde Türkiye 2’ncisiyiz. Başta incir olmak üzere, kestane, sofralık dane zeytin ürünlerine de prim desteği ödenmesi konusundaki üreticilerimizin isteklerini mütemadiyen Bakanlığımıza ve Hükûmetimize iletiyoruz. Esasen, imkânlar çerçevesinde Türkiye’de üretilen bütün ürünlere destek verilmesi gerekir çünkü bu, kayıt dışılığın önüne geçmek için de bir vesiledir.

2017 yılının üretici ve çiftçilerimize rahmeti ve bereketi bol bir yıl olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyor, 2017 yılı bütçesinin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Erdem.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına son konuşmacı Salih Fırat, Adıyaman Milletvekili.

Buyurunuz Sayın Fırat. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA SALİH FIRAT (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumunun 2017 yılı bütçesi üzerine grubum adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

4733 sayılı Kanun’la idari ve mali özerkliğe sahip olan, 2002 yılında kurulan kurum tütün, tütün mamulleri, alkol ve alkollü içkiler piyasasında üretim, iç ve dış ticaretle ilgili olarak düzenleme, gözetim ve denetim görevlerini yaparak bu piyasaların sağlıklı bir şekilde çalışmasını sağlamaktadır. Tütün ve tütün mamullerinin üretimine, iç ve dış alım ve satımına ilişkin usul ve esaslar bu kanunla yeniden düzenlenmiştir. Kanunla, tütün piyasası serbest rekabet kuralları çerçevesinde liberalize edilerek zamanla arz-talep mekanizmasının üretimi dengeleyeceği düşüncesiyle üretim planlaması, arazi tahdidi yapma ve kota koymayla ilgili herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. “2002 ve müteakip yıllar tütün ürünü için destekleme alımı yapılmaz.” hükmüne istinaden, TEKEL’in devlet nam ve hesabına yaptığı destekleme alımlarına son verilmiştir. Kanunda, tütün üretimine sınırlama veya yasaklama getiren herhangi bir hükme yer verilmemiş, alıcısı çıkmak kaydıyla tütün üretimi serbest bırakılmıştır.

2002 yılından itibaren, piyasa değeri olan tütün çeşitleri alıcı talepleri doğrultusunda üreticilerle sözleşme yapılarak üretilmekte ve alımsatım bu şekilde gerçekleşmektedir. Talebi olmayan yaprak tütünlerin yerine, piyasa değeri olan tütün çeşitlerinin başta Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Hatay olmak üzere özel sektör tarafından üretiminin yapılması çalışmalarında başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Alıcısı olmayan tütünler yerine, piyasada talep gören tütünlerin üretilmesi için yapılan çalışmalara kurum tarafından idari ve teknik bilgi alanında destek verilerek kırsal istihdamın ve ülke üretim potansiyelinin artırılmasına çalışılmaktadır.

Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yaşayan tütün üreticilerine sağlanan diğer bir avantaj da 4733 sayılı Kanun’da, 2008 yılında yapılan bir değişiklikle hayata geçirilmiştir. Kanunun 8’inci maddesinde yapılan değişiklikle üreticiler kendi ürettikleri yaprak tütünleri kullanarak, kendi ihtiyacı için, 50 kilograma kadar sarmalık kıyılmış tütün elde edebilmektedir.

Türkiye, güneşte kurutulan şark tipi tütün üretimi ve ihracatında dünya liderliğini hâlen sürdürmektedir. 2016 yılında 55.042 üreticiyle 75.996 ton tütün ürettirmek için sözleşme yapılmıştır. Kurum, bir yandan tütün mamulleri sektörünü düzenlemek, denetlemek ve izlemek suretiyle sağlıklı ve düzgün işleyen bir piyasa yapısı oluşturmakta, yasa dışı ticaretle mücadele ve takiple görevli ve yetkili kurumlarla iş birliği içinde bulunarak söz konusu piyasanın ve gelirlerin güvenliği sağlanmaktadır. Bir yandan da Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi’nin tütün tüketiminin neden olduğu yıkıcı, sağlık, sosyal, çevresel ve ekonomik sonuçlardan mevcut, gelecek nesilleri korumak amacına ulaşmak için tütün mamullerinde paketleme ve etiketleme tedbirleri almaktadır. Alkol piyasasında ise metanol kullanılarak üretilen sahte alkollü içkiler üretiminin önüne geçebilmek için metanolün denatüre edilmesine ilişkin mevzuat düzenlemesi yapmıştır. Diğer taraftan, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu, piyasa düzenleme ve denetim görevinin yanında, tütün kontrol çalışmalarında Sağlık Bakanlığımızın yanı sıra en etkili şekilde yetkilendirilmiş ve görevlendirilmiştir.

Bu çerçevede, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından yürürlüğe sokulan düzenleyici uygulamalar, mevzuat düzenleme ve değişiklikleri neticesinde alınan başarılı sonuçlar, ülkemizin dünyada tütün kontrolü düzenleme ve uygulamalarında üst sıralara taşınmasına büyük katkı sağlamıştır. Kurum tarafından, kamuoyunun farkındalığını artırmaya yönelik olarak tütün ve alkol kontrolüne ilişkin ulusal ve uluslararası çalıştaylar düzenlenmiştir. Afiş, kartpostal, web posterleri basılmış, kamu spotları hazırlanmış ve televizyonlarda yayınlanmıştır.

Kurumumuz, görev ve yetki alanında olan Tütün ve Tütün Mamulleri Analiz, Araştırma ve Geliştirme Laboratuvarının kurulumunu bu yıl gerçekleştirmiştir.

Bu vesileyle, 2017 bütçemizin hayırlara vesile olmasını diler, hepinizi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Fırat.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına yapılan konuşmalar sona ermiştir.

Sayın Gök, söz talebiniz mi var?

LEVENT GÖK (Ankara) – Evet efendim.

BAŞKAN – Buyurunuz.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

23.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, bütçe görüşmelerinde bakanların sık sık yerlerini terk etmelerine ve Cumhurbaşkanının Türk lirası yerine dolar hesabı bulunmasına ilişkin açıklaması

LEVENT GÖK (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sabahtan beri süren görüşmelerde özellikle sayın bakanların sık sık yerlerini terk etmesi, şu anda Enerji Bakanının da bulunmadığı bir ortamda Enerji Bakanlığına ilişkin görüşmelerin yapılmış olması gerçekten bu bütçe görüşmelerinin çok üzücü bir yanını göstermekte.

Bakanların itibar etmediği bir bütçede, ülke yangın yerine dönmüş, Başbakan konuşunca dolar yükseliyor, dolar yükselirken Cumhurbaşkanı açıklama yapıyor “Herkes dolarını bozdursun.” diye. Bir de bakıyoruz ki Cumhurbaşkanının da dolar hesabı var, döviz hesabı var ama Türk lirasına çevirdiğine ilişkin dekontu şu ana kadar kimse görmedi.

Benim esas sorum şu: Bir cumhurbaşkanı ülkesinin parasına niye güvenmez de parasını dolara yatırır?

ŞAHAP KAVCIOĞLU (Bayburt) – Onun fikir babası zaten Cumhurbaşkanı, ne söylüyorsun?

LEVENT GÖK (Ankara) – Böyle bir tablo var mı? Başka bir ülkenin, yabancı ülkelerin başbakanları ya da devlet başkanları parasını kendi ülkesinin parası dışında bir parada değerlendiriyorlar mı? Böyle bir tablo var mı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ŞAHAP KAVCIOĞLU (Bayburt) – O kampanyayı başlatan Cumhurbaşkanı zaten.

BAŞKAN – Buyurunuz, tamamlayınız Sayın Gök.

LEVENT GÖK (Ankara) – Bir de millî olmaktan söz ederiz ama ülkenin Cumhurbaşkanın Türk lirası yerine dolara para yatırmasının açıklanacak bir yanı olmalıdır. Tıpkı, bugün bir millî kuruluş olan PTT davulla zurnayla ilan ediyor, diyor ki PTT: “Kendi hesabımızda bulunan dövizleri, 171 milyon doları ve 20 milyon avroyu Türk parasına çevirdik.” Ya, bir millî kuruluş parasını zaten millî para olan Türk parasına niye yatırmaz? Sayın Bakan lütfen bunları açıklasın.

Bugün bir diğer vahim tablo; Enerji Bakanıyla ilgili ciddi iddialar var. Enerji Bakanı bu iddiaların neresinde? Yani tezini başkasının yazdığından tutun da çok ciddi iddialar bugün ortada, Enerji Bakanından bugün bir açıklama yok ortada. Bu saate kadar sabırla bekledim acaba bir açıklama gelir mi diye. Bu belgelerde, WikiLeaks belgelerinde ortaya çıkan ve birçok gazetede bulunan bu iddialar konusunda Enerji Bakanı ne diyor? Tezini kendi mi yazdı, başkası mı yazdı? Bu iddialara bir şekilde cevap verilmesi gerekiyor, Bakan ortada yok. Bunları sorgulayacağız, bakanlar kaçıyorlar.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gök.

Sayın Bostancı, buyurunuz.

24.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Ankara Milletvekili Levent Gök’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, çok teşekkürler.

Sayın Bakan EKK toplantısında, gelecek birazdan, katılacak buraya. Başka görevleri de var tabii koşturuyorlar.

Sayın Cumhurbaşkanı üzerinden birtakım polemikler yapmayı çok uygun görmem. “Polemik” derken kastım şu: Dolar son zamanlarda yükseldi, doğru ama doların sabit kaldığı dönemler de oldu. İnsanların kişisel hesaplarını öyle veya böyle kullanmaları önemli değil, önemli olan kritik zamanlarda ve topluma mihmandarlık ettiklerinde topluma söyledikleri ile kendi yaptıklarının uyumudur; Sayın Cumhurbaşkanının hesap hareketleri de bununla uyumludur. Yoksa dün hiç dolar mevzusu yokken “Sayın Cumhurbaşkanının dolar hesabı var.” diye kimse burada konuşmuyordu. Dolayısıyla, bugün dolar yükseldi diye bunun üzerinden bir polemik üretmeyi, üstelik halka yapmış olduğu çağrıya kendisi de gerektiği şekilde, aynen davranmış bir Cumhurbaşkanına karşı haksızlık olarak görürüm.

Teşekkürler.

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı 433) (Devam)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 434) (Devam)

 

A) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

J) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Şimdi, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına ilk konuşmacı Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım.

Buyurunuz Sayın Yıldırım. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA AHMET YILDIRIM (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; ben de 2017 bütçesinin bütün ülkeye barış, emek getirmesi ve bu istikamette kullanılması temennisiyle hayırlı olmasını diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütçe eksik hazırlanıyor. Şu Parlamentonun bizimle aynı haklara, sizinle aynı haklara sahip 10 üyesi eksik ve öyle ki şunu ifade edelim Sayın Başkan: Eğer bir siyasi kararla eş genel başkanlarımızla birlikte 10 vekil arkadaşımız tutuklanmamış olsaydı şu 2017 merkezî yönetim bütçe görüşmelerini biz şöyle planlamıştık: Bütçenin tümü üzerine açılışta bir eş genel başkanımız konuşacaktı, kapanışında bir eş genel başkanımız konuşacaktı ve diğer 8 arkadaşımız da farklı bakanlıklar, kurum ve kuruluşlar üzerine söz alıp konuşacaklardı. Bizimle aynı haklara sahip, şu anda bile. Sadece belli dosyalarda, Anayasa’ya aykırı bir şekilde yargılanmalarının önünün açılmış olması, onların yasama üyesi olarak üyelikten kaynaklı haklarını bizden daha farklı kılmamıştır. Bunu hepimiz iyi biliyoruz. Bu temelde, özellikle biz bu bütçede şunu ifade edelim: Bu bütçenin bir savaş bütçesi olduğunu söyledik. Eş Genel Başkanımız da açılış konuşmasını yapınca muhtemelen bu istikamette konuşacaktı ve bundan birkaç ay önce partimizin grup toplantısında yapmış olduğu bütçeyle ilgili konuşmanın sadece kırk saniyesini burada değerli vekil arkadaşlarımıza…

(Hatibin tablet bilgisayardan bir ses kaydı dinletmesi)

SALİH CORA (Trabzon) – Böyle bir usul var mı Sayın Başkan?

HASAN SERT (İstanbul) - Sayın Başkan, bu doğru değil Başkan.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, lütfen bu duruma müdahale eder misiniz.

HASAN SERT (İstanbul) – Başkanım, müdahale edin.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) - Genel Başkanınız yemin dışında Meclise gelmeye tenezzül bile etmedi. Yapmayın.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, kürsü oraya çıkan hatiplerin konuşması içindir. Lütfen bu duruma müdahale edin.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – O, yasamanın bir üyesidir.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) – Başkanım, böyle bir usul yok ya.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Evet… (HDP sıralarından alkışlar)

Eş Genel Başkanımız, beytülmal olan bu bütçenin insanların mutluluğu, huzuru, refahı için kullanılması gerektiğini, buna göre bütçelenmesi gerektiğini söylüyor. Onun ötesinde, toplumsal barışımızı bozan, günlük yaşamımızı bize zehir eden, gençlerin ölümüne sebep olan, her gün oluk oluk kanların akmasına sebep olan bir bütçelemeyi reddeden konuşmadan kısa bir veciz olarak söylüyor.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) – PKK’ya bir kez laf söyle.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Sus be! PKK kadar taş düşsün kafana.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlar, ben de buna binaen şunu söyleyeyim: Bu 2017 merkezî yönetim bütçesiyle ilgili olarak çok farklı iddialar, rakamlar kullanılarak bütçenin çok iyi hazırlandığı söyleniyor. Bakın, bugün bile ana muhalefet partisinden Değerli Ali Özcan söyledi, iktidar yetkilileri ve bu ülkeyi yönetenler sadece sussa bile inanın, özellikle borsa ve döviz kurlarının daha normatif işleyeceğini biz de düşünüyoruz. EKK toplandı az önce, Ekonomi Koordinasyon Kurulu, Başbakan açıklama yaptı, daha açıklaması bitmeden dolar 10 kuruş yükseldi; böyle, yani toplumsal gerçeklikle ilgisi bu.

Birkaç hususu daha söyleyeyim. Bunlar dışında, Merkez Bankasının borç açığını ve şirketlerin borçlarını üstlenebilme gerçekliğine bakacak olursak Sayın Başkan, ekim verilerine göre Merkez Bankasının resmî rezervleri 118 milyar dolar ancak bundan altın rezervlerini, IMF rezerv pozisyonunu, döviz kredilerini ve menkul kıymetler gibi çıkarılması gereken miktarları düşürdüğümüzde Merkez Bankasının döviz rezervi öyle iddia edildiği gibi 118 milyar değil, sadece 25 milyar dolardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yabancı para yerine TL’yi teşvik etmekten söz eden Hükûmet -kendi ifadeleriyle söylüyorum- 5 mega proje, Osmangazi Köprüsü, Boğaz’ın üçüncü köprüsü, üçüncü havaalanı ve şehir hastanelerini hazine garantisiyle yabancılara, özellikle döviz üzerinden borçlandırıyor mu borçlandırmıyor mu? Ve bunların toplamı 23,7 milyar dolar. Halkın üç beş kuruşluk olup olmadığını bilmediğimiz dolarını bozdurmasını isteyen iktidar aklı, götürüp bu ülkenin kaynaklarını “mega proje” adı altında yabancılara peşkeş çekmekten geri durmuyor.

Bir diğeri… Değerli milletvekilleri, TÜİK verilerine göre Ocak 2016-Eylül 2016 arasında ülkeye yabancı yatırımın net girişi yüzde 49,3 azaldı. Bu ne demektir? Gelecek açısından dolar kıtlığı bizi bekliyor.

Değerli milletvekilleri, bir de, son bir yılda, 1 Ocaktan bugüne kadar -daha yılı bile tamamlamadık- hani asgari ücreti 1.300 liraya çıkardığımızla övünüyoruz ya, ona dair söyleyeyim: 1.300 TL’lik asgari ücret 1 Ocakta 451 dolardı, bugün 361 dolar ve yüzde 20’sini ilk on ayda kaybetti. Asgari ücretlinin hâli bu.

Şimdi, içte istikrar sağlamayan, siyasi bir kaosu yaşayan ve içte, dışta kaos politikalarını öncelemiş olan iktidarın daha farklı bir ekonomik gerçeklikle karşılaşması mümkün değildi. Buna göre, partimize, eş genel başkanlarımıza, milletvekillerimize, parti yöneticilerimize dönük operasyonların bizim açımızdan -siz ne kadar iddia ederseniz edin- hiçbir şekilde yargısal bir süreçle ilgisi yoktur. Buna iktidar partisinin bile bir bölümü katılmadığını açık ifade etmektedir. İktidar partisinin bir bölümünün bile bunun yargısal bir sürecin ürünü olarak gerçekleşmediğini düşündüğü bir ortamda biz ancak “siyasi rövanşizm”, arkadaşlarımızın alınmasını da bir “rehin politikası” dışında hiçbir adlandırmaya tabi tutmayacağız. Ne yurt içinde ne yurt dışında bunun yargının, yargısal süreçlerin ve kararların bir ürünü olduğuna siyasi iktidar dışında -ki, onların da tamamı değil- hiç kimse inanmıyor, medyanın sürekli manipüle politikaları izlemesi de bu gerçekliği değiştirmiyor. Bu işteki iktidarın rolünü, bizim genel merkezimize, il, ilçe teşkilatlarımıza ve buna bağlı olarak etkinliklerimize saldırıların cevapsız kalmasıyla da ilişkilendiriyoruz. Bu zorbalığın ve âcizliğin bizim açımızdan bir sebebi vardır. Demokratik mücadeleyle bizimle baş edemeyenlerin, siyasetle bizimle baş edemeyenlerin, seçimle partimizi barajlar altında bırakamayanların, hukukla baş edemeyenlerin âciz ve zorba yöntemlerinden başka bir şey değildir. Bunun adı “bağımsız yargı” falan değildir. Buna Türkiye ve dünya inanmıyor, iktidarın bir bölümü yalnız inanıyor. Avrupa Birliği insan hakları raporlarına bakalım, Birleşmiş Milletler raporlarına bakalım, Uluslararası Af Örgütü raporlarına bakalım, tamamı bunun bir siyasi darbe olduğunu ve Türkiye’deki insan hakları ihlallerinin, kötü muamelelerin had safhaya çıktığını söylüyor. Yargının bağımsız olmadığını, asıl yargılanması gerekenler dışında bugün siyasal yargının önüne atılmış olanlardan biliyoruz biz. Asıl yargılanması gerekenler yok; işi Allah’ın kendilerini affetmesine havale etmiş olanlar şu dünya gözüyle bir defa dahi nedamet getirmeden bu sürecin altından çıkamazlar. Örneğin, sadece 15 Temmuz sonrası ibretlik bir hususu sizinle paylaşalım. Yıllar yılı insanları Gülencilerle ilişkilendirmek zorunda bırakanlar hesap vermiyor, taammüden bu işi yapanlar hesap vermiyor ama onlarla zorunlu ilişki kuranlar ise bugün hepsi cezaevinde ve işkence altında. AKP iktidarı yıllar yılı herkesi ama herkesi, her iş için Pensilvanya’ya yönlendiren bir politik hat izledi. Siyasette yükselmek isteyenlerin yolu Pensilvanya’dan geçmek zorundaydı, bürokraside yükselmek isteyenlerin yolu Pensilvanya’dan geçmek zorundaydı, zengin olmak, ihale almak isteyenlerin hepsi Pensilvanya’ya gitmek zorundaydı; bu, iktidarın kronik bir sistematik politikasıydı. Akademide, yargıda, emniyette, orduda yükselmek isteyenler kılıktan kılığa girerek Pensilvanya’da maalesef diz çöktürülmek, el bağlatılmak ve baş eğdirilmek zorunda kaldılar.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’de içine nüfuz edilmemiş, bu yapıya boyun eğmemiş, teslim olmamış neredeyse tek bir siyasi yapı kaldı. O da, şunu ifade edelim, en büyük bedeli ödemek zorunda bırakılan yapı olarak biziz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET YILDIRIM (Devamla) - Sayın Başkan, Mahmut Toğrul arkadaşımdan, iki dakikalık onun süresinden düşmeniz uygun mudur?

BAŞKAN – Uygundur tabii buyurunuz.

Sayın Toğrul da muvafakat ediyor sanıyorum.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Muvafakat ediyor musun Sayın Toğrul?

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Ediyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz, iki dakika ilave süre veriyorum.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Tamam, teşekkürler.

Şimdi, mesele HDP olunca, mesele Kürt halkının demokrasi, özgürlük, barış mücadelesi olunca aynen bu yapıyla bugün dahi siyasi iktidar ilişki kurmaktan imtina etmiyor. Şöyle ki: Bakın, Cizre’de, Sur’da, Lice’de, Nusaybin’de, Şırnak’ta, Yüksekova’da o şehirleri yerle bir eden komutanların hepsi bu iktidarla birlikte çalıştı ama o örgütün üyesi olmaktan suçlanarak 15 Temmuz sonrası tutuklandılar.

Yine, vekil, belediye başkanı ve parti yöneticilerimiz ki onlardan biri de Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanımız Sevgili Fırat Anlı’dır, bunların savcılarının hazırladıkları dosyalar üzerinden tutuklandılar. Mesele biz olunca ortaklığınız tıkırında işlemeye bugün dahi devam ediyor.

Değerli milletvekilleri, bunların hepsi, hak arama süreçlerine, demokratik siyaset yapma iradesine baskı ve zulüm politikalarıyla karşılık vermenin ötesinde bir şey ifade etmiyor. Ne biz ne halkımız bu onurlu yoldan vazgeçmeyeceğiz. Biz şunu ifade edelim: Eğer sizin bu baskı ve zulüm politikalarınıza karşı nasıl bir pratik içerisinde olacağımızı ve nasıl direneceğimizi öğrenmek istiyorsanız şu anda içeriye atmış olduğunuz, yıllar yılı birlikte ortaklık yapmış olduğunuz o polis şeflerine, o hâkimlere, o asker şeflerine gidip sorabilirsiniz, onlar bizi iyi biliyorlar. Bakın, ortaklarınız zulüm politikalarına karşı özellikle nasıl direndiğimizi iyi biliyorlar. Mücadeleyle açığa çıkmış, demokrasi, özgürlük ve barış kazanımlarının çok kolay bölücülükle itham edildiği dünya örneği çoktur ama demokrasi ve barış mücadelesinin ve taleplerinin ülkeyi böldüğü bir örnek yoktur. Bölen ret, inkâr, asimilasyon politikaları ile baskı ve zulüm süreçleridir diyorum, bütün Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yıldırım.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Bostancı, buyurunuz.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Yıldırım yapmış olduğu konuşmada, tutuklu vekillere ilişkin bahis çerçevesinde, iktidarın bir kısmının da bağımsız yargıya inanmadığı ve bu yönde...

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) – Evet, Cumhurbaşkanı söyledi.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) –...konuyla ilgili beyanları bulunduğu şeklinde; esasen iki farklı görüşümüzün olduğu, bir kısmımızın bağımsız yargıya inandığı, bir kısmımızın da inanmadığı şeklinde bir atıfta bulunmuştur. Bu haksız ve yersiz sataşma dolayısıyla söz istiyorum.

BAŞKAN – Bu eleştiri Hükûmete yönelik mi, grubunuza yönelik mi?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – İktidar, iktidar olarak tanımladı yani AK PARTİ Grubu. Zaten, zikrettiği kişi de AK PARTİ Grubundan bir arkadaşın beyanıdır.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Varsa beyanı daha ne istiyorsunuz?

BAŞKAN – Sayın Bostancı, daha net söylerseniz söz vereceğim, değilse, eleştiri iktidara yönelik olduğu için Hükûmete…

ALİ ATALAN (Mardin) – Çok var, çok var. Öyle düşünüp de söyleyemeyen çok var.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Efendim, atıf AK PARTİ Grubunadır. Sayın Yıldırım…

BAŞKAN – Buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Sayın Başkanım, onlar varken konuşmayalım lütfen.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Başkanım, onları indirir misiniz.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Arkadaşımız gelecek, isterseniz siz yana çevirin.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Hayır canım ne münasebet. Başkanım, lütfen…

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) – Ne var, bu kadar rahatsız oluyorsunuz, ne var?

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – İndirin onu.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Başkanım, lütfen…

AHMET YILDIRIM (Muş) – Arkadaşlarınız sizin kadar tahammülkâr değiller.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Tamam, arkadaşlar gelince tekrar koyabiliniz.

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) – Niye o kadar rahatsız oluyorsunuz?

BAŞKAN – Sayın Bostancı, kendisi onu iletebilir.

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; burada, dokunulmazlıklara ilişkin Anayasa değişikliğinden sonra hukukun bazı tasarrufları oldu, bazı milletvekillerine ilişkin tutuklama yoluna gitti…

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) – Hangi hukuk?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - …bir arkadaşımız da bunun yapılmamasının daha iyi olacağına ilişkin görüş beyan etti, diğer arkadaşlarımız da herhangi bir görüş beyan etmedi, “yerindedir”, “uygundur”, “tutuklanmalıdır” falan demedi. Bu, tamamen hukuka ilişkin bir tasarruftur. Esasen, bizim burada siyasi olarak yaptığımız sadece dokunulmazlıklara ilişkin Anayasa değişikliği marifetiyle hukuki tasarrufa yol açmaktır.

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) – Hangi hukuk?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - Yapılan işlemin yanlışlığına dair bir kanaat, bir iddia, bir tartışma var ise bunun zemini mahkemelerdir…

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) – Hangi mahkeme?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - …ve gerekli yerlerdir; eminim, arkadaşlar orada gereken müracaatları yapıyorlardır.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Talimatla çalışan mahkemeler mi?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - Şimdi, burada, sürekli siyasi iktidara ihale çıkarılarak aslında tersinden yapılmak istenen, hukukun baskı altına alınmaya çalışılmasıdır. Şu söyleniyor: “Siz, aslında hukuken değil de siyasi kararlarla baskı altında böyle davranıyorsunuz ve böyle yapmayacaksınız, bizim arkadaşları bırakacaksınız.” Tersinden bir tahakküm mekanizması ve propagandası çalışıyor, bunu doğru bulmam, bunu doğru bulmam arkadaşlar.

Ayrıca, şimdi, elbette milletin seçtiği vekillerin hepsinin burada olması ve yasama faaliyetlerine katılması prensipte hepimizin talebidir ama takdir edersiniz ki sadece bizim, sizin istemenizle olmaz…

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) – Hukuk niye size işlemiyor?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - …aynı zamanda ilgili kişilerin de elbette hukuk çerçevesinde yapıp ettiklerine dikkat etmesi gerekmez mi? Buna hukuk karar verecektir. Ümit ederim, sonu hayırlı olur.

Teşekkürler. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bostancı.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan, Sayın Bostancı o nezih diliyle, “Aslında böyle yapmak istiyorsunuz.” diye benim kullanmadığım cümleyi benim adıma kullanmak suretiyle sataşmada bulundu. İç Tüzük 69’a göre…

BAŞKAN – Sayın Yıldırım, bir sataşma yok.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Ama benim söylemediğim bir cümleyi benim adıma kullandı Sayın Başkan.

BAŞKAN – Peki, buyurunuz. (HDP sıralarından alkışlar)

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, Sayın Yıldırım kendi anladığı biçimi ifade etti, ben de konuya ilişkin kendi anlayışımı ortaya koydum. Bundan bir sataşma çıkartmak bence doğru olmaz diye düşünüyorum.

ALİ ATALAN (Mardin) – Sataşmaydı, açık bir sataşmaydı.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Yıldırım.

Lütfen, bir sataşmaya meydan vermeyiniz.

3.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

AHMET YILDIRIM (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, Naci Hoca’nın o hoş üslubuyla, nezih konuşmasıyla, aylar önce biz “Sayın Davutoğlu gidici.” deyince, şu cümlelerini sıklıkla tekrarlamasını hiç unutmuyoruz. “Size buradan ekmek çıkmaz. Asla partimizin içinde böyle bir şey yok.” diye buradan defalarca söylediniz. (HDP sıralarından alkışlar) Ama biz, Sayın Davutoğlu’nun, seçimle gelen Sayın Davutoğlu’nun bir darbeyle gidişini göre göre burada dile getirdik ve siz, o zaman da kabul etmemiştiniz; aynı, bu 4 Kasım darbesi gibi bir darbeydi. Ve parti içinizde de oldu. Aynı darbenin bugün sizin partinizin içine geleceğinden de şüpheniz olmasın. Ve sizin bir dahaki döneme, belki yeniden vekil olmak veya vekil olamazsak bile tutuklanmamak refleksiyle yanlış gördüğünüz politikalarınıza dair suskunluğunuz inanın size yönelimi asla engellemeyecektir. Bu yönüyle, yaşanan bir siyasi darbedir. Olağanüstü hâl koşulları dışında, ülkenin bir bölümüne dayatılan ve ülkenin özellikle bir bölgesindeki milyonları mutsuz kılan bir ülke gerçekliğinde ülkenin tamamının mutlu olmasının koşulları yok. Bize ve bu ülkeye, bu olağandışı koşulları kader olarak dayatamazsınız. Benzer toplumsal problemlerin barışla, konuşarak, kelamla, sözle, kalemle çözüldüğü onlarca örnek varken, bu kadar ölüm, bu kadar kan politikaları bu ülkenin kaderi değildir.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Sizlerin elinde Kalaşnikoflar varken, biz mi göremiyoruz kalemleri? Kalemleri göremeyen biz miyiz yoksa sizin elinizdeki bırakmadığınız silahlar mı?

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Bunu, sadece işte bölgede öldürülen insanlar açısından söylemiyorum, orada öldürülen asker ve polis aileleri için de söylüyorum çünkü savaşın kararını veren oradaki asker ve polisler değil ama canını veren oradaki asker ve polisler.

Bunları bütün ülkeye anlatacağız biz diyorum ve bütün Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yıldırım.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bostancı…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Yıldırım’ın tartışmalı ifadeleri burada çok konuşuldu, bizim de cevaplarımız oldu fakat konuşmasının girişinde kehanete ve niyet okumaya dayalı, bana ve arkadaşlara yönelik değerlendirmelerini reddettiğimi kayıtlara geçirmek için bu sözü aldım.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bostancı.

Kayıtlara geçmiştir.

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı 433) (Devam)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 434) (Devam)

 

A) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

J) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına ikinci konuşmacı İstanbul Milletvekili Garo Paylan.

Buyurunuz Sayın Paylan. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; “…”(x) hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, hepimiz burada gırtlak patlatıyoruz, görüşlerimizi söylüyoruz. Ne için yapıyoruz özellikle muhalefet olarak? Siz çoğunluk olan iktidar partisi milletvekillerini etkilemek için, kendi görüşlerimiz doğrultusunda etkilemek için ama demin saydım, burada 28-30 AKP milletvekili var yani çoğunluk değilsiniz şu anda, sizi etkilesem dahi bu bütçe sonra, saat sekizde gelip el kaldırıp indirenlerle geçecek. Niçin gırtlak patlatıyoruz arkadaşlar? Bu mudur birbirimize duyduğumuz saygı, bu mudur Meclise duyduğumuz saygı?

Peki, görüştüğümüz bakanlıklar neler? Ulaştırma Bakanlığı burada, Tarım Bakanlığı yok…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Buradayız, buradayız efendim.

GARO PAYLAN (Devamla) – Ha, Tarım Bakanlığı da buradaymış.

Enerji Bakanlığı yok, ekonomi yönetiminden sorumlu Başbakan Yardımcımız yok. Dört büyük bakanlığı görüşüyoruz, Türkiye için çok önemli, ikisi burada, ikisi yok.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) – Onların değerli işleri var, değerli işleri.

GARO PAYLAN (Devamla) – Bakın, “iş” dediğiniz şey… Türkiye’nin 2017 yılı bütçesi görüşülüyor. Bundan daha önemli bir iş var mı? Ekonomi Koordinasyon Kurulu gece de toplanabilir. Öyle değil mi? Biz de gece sabahlara kadar burada çalışmıyor muyuz arkadaşlar? Sabah 5’e kadar çalışmıyor muyuz? Burada bakanlar olmalıydı, eleştirilerimizi dinlemeliydi. Belki fikirleri değişir. AKP milletvekillerinin çoğunluğu burada olmalıydı, dinlemeliydi. Yalnızca el kaldırıp indirmeye gelmek bu Meclisin itibarını da düşürmektir arkadaşlar. Hepimiz bu Meclisin itibarını düşünmeliyiz.

Bakın, yürütme…

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) - Kaç gün geliyorsun?

GARO PAYLAN (Devamla) - …bu Meclisi bir noter olarak görüyor, bir noter.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) - Sen kaç gün geliyorsun, onu söyle.

GARO PAYLAN (Devamla) – Bizleri noter memurları olarak görüyor, mühür basan noter memurları olarak görüyor. Bunu da biz yarattık. Çünkü bakın, yüz yıldır burada…

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) - Kaç gün geliyorsun, sen kaç gün geliyorsun?

GARO PAYLAN (Devamla) – Sayın Başkan, müdahale eder misiniz rica edeyim, insicamımı bozuyorlar.

BAŞKAN – Siz devam edin Sayın Paylan.

Sayın milletvekilleri, lütfen efendim, lütfen hatibi dinleyiniz.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) – Hatip geldiğini söylesin Sayın Başkan; gelmiyor, bir kez geliyor, ondan sonra konuşuyor.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen efendim, lütfen.

GARO PAYLAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, yaklaşık yüz elli yıllık parlamenter geleneğimizde hep darbeler yaşadık. Şu Meclisin itibarını bir türlü tam olarak ortaya koyamadık. Darbeler de hep merkezde bulunan o güç tarafından yapıldı ve hep güç savaşları oldu. Bir güç hep merkezdeydi, Parlamento o gücü bir miktar almaya çalıştı, yargı almaya çalıştı, basın denetlemeye çalıştı ama hep bir vesayet o gücü merkezde kendine tahkim etti. Yakın zamanda yaşadığımız pek çok darbe var. Yakın zamanda bir darbe bulutunun içinden de geçiyoruz. Umutlarımızın yüksek olduğu dönemler oldu ama hep bir darbe ve vesayet bulutunun içinden geçtik. Son zamanlarda yaşadığımız darbelere bakalım. Özellikle -eski darbelere bakmayalım ama- 12 Eylül 1980 darbesine bakalım arkadaşlar, hani ders çıkarıyor muyuz darbelerden diye. Sayın Demirel’in veciz bir sözü vardır: “11 Eylülde her gün insanlar ölüyordu, her gün bombalar patlıyordu. Ya, o gün de sıkıyönetim vardı. Bu 13 Eylülde bu ölümler, bombalamalar nasıl durdu arkadaşlar?” diye sordu. Çok haklı bir soruydu. Ama biz bu sorudan bir ders çıkaramadık siyaset kurumu olarak. Daha sonra 28 Şubat sürecini yaşadık arkadaşlar. Vesayet vardı ve bu 28 Şubat sürecinden AKP sosyolojisi bir tepkiyi ortaya koydu ve AKP değişim ve dönüşüm ve vesayet kurumlarından kurtulma iddiasıyla iktidara geldi. İlk döneminde, Sayın Başbakan -daha Başbakan olmadan, Abdullah Gül’ün Başbakanlığı vardı- Avrupa Birliğine gitti, “Ben Türkiye'yi değiştireceğim, dönüştüreceğim.” dedi. Ama dönüştürme iddiasına karşı da vesayet kurumları sürekli o darbe mekanizmasını devrede tuttular. 2003 yılından itibaren işte “ay ışığı”, “sarı kız” pek çok isim veriliyor, henüz yargılanmadığı için, doğrudur, yanlıştır demem ama fiilî durumlar var. O Balyoz, Ergenekon iddianamelerine baktığımızda, “manipülasyonlar” diyebilirsiniz, pek çok, “bunlar siyasi soykırım operasyonları” diyebilirsiniz, ama gerçek suçlar var ortada; Hrant Dink katledildi, Rahip Santoro öldürüldü, Danıştay baskını yapıldı, Malatya Zirve Yayınevi basıldı. “Bütün bu olaylara bakın arkadaşlar.” dedik, “Ey, AKP iktidarı, gelin, buna bakın.” dedik. “Bu, bir darbe bulutudur, darbe dinamiğidir.” dedik. Cemaat meğer devredeymiş. Biz bunu söyledik; Hrant Dink katledilirken, 34 kamu görevlisini işaret ettik. İçinde cemaatçiler vardı, Ergenekon sanıkları vardı, içlerinde AKP’ye yakın bürokratlar vardı, daha sonra siz bakan yaptınız, milletvekili yaptınız, o yüzden söylüyorum, hepsi cinayetin aktörleriydi. “Adil bir yargılanmayla ortaya çıkarılsın.” dedik. Eğer ki Hrant Dink cinayeti adil bir şekilde yargılansaydı, bu darbe bulutlarının içinden geçmemiş olacaktık, ama bakmadınız ve nitekim, cemaatin de “Bütün bunları sorgulayacağım.” diye gelen cemaatin tek bir derdi varmış, siyasi soykırım operasyonlarını yapıp siyasete “Ben bu darbecilerle hesaplaşıyorum.” diyerek kendine pozisyon almakmış. Daha sonra, siz, güç savaşında birbirinize düştüğünüzde cemaat ve darbe dinamiğini ortaya koydu ve 17-25 Aralık operasyonları -doğrudur, yalandır, hepsini göreceğiz, elbette bu devran da dönülecek- daha sonra pek çok olay, bombalar, patlamalar, bütün bunlara baktığımızda, bir göz bu darbe dinamiğini devreye sokmuş arkadaşlar. Ankara Garı katliamını devlet içinde bir göz yönetiyormuş. Birileri o IŞİD hücrelerine yön veriyormuş. Havalimanı patlamalarında, pek çok patlamada yol veriyormuş.

Bakın, geçen yıl, 22 Temmuz 2015’te 2 polisimiz öldürüldü. Ahmet Davutoğlu’na, o “darbeci” dedikleriniz, “cemaatçi” dedikleriniz bir istihbarat geçtiler, “Telsiz mesajlarını dinledik, Kandil’den bir emir geldi, 2 polisimiz katledildi.” dediler, Ahmet Davutoğlu’na o gün uçakları kaldırma emri verdirdiler, o günden beri 10 bine yakın insanımızı kaybettik; asker, polis, gerilla, sivil, 10 bine yakın insanımızı kaybettik.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – “Gerilla” neymiş ya? Kime “gerilla” diyoruz bir duyalım, bir duyalım “gerilla” kimmiş?

GARO PAYLAN (Devamla) – Ben, burada, bu Genel Kurulda, defalarca, darbe dinamiği devrededir arkadaşlar dedim, barış süreci bitmişse darbe dinamiği devrededir dedim; Plan Bütçe Komisyonunda, arkadaşlarım şahittir, onlarca kez darbe dinamiği devrededir arkadaşlar dedim, uyanın dedim. Ama sizler, o yaratılan milliyetçi hezeyanlara kapılıp, siyasetçi olduğunuzu unutup, yalnızca bize bağırıp, biz size bağırıp darbecilerin ellerini ovuşturmalarını sağladık.

Darbecilerin bir isteği daha vardı, “Dokunulmazlıklarını kaldırın.” Dediler ki: “Kutuplaşma artsın, kamplaşma artsın ve -ellerini ovuşturarak- biz darbeye yürüyelim.” Burada, Anayasa Komisyonunda, milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması görüşülürken, biz birbirimizi darbederken darbeciler ellerini ovuşturuyorlardı.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Sen etmedin ya! Sen kışkırttın, kaçtın oradan.

GARO PAYLAN (Devamla) – “Ne güzel, kamplaşma, kutuplaşma artacak, insanlar isyan edecek, çatışmalar olacak, bombalar, katliamlar olacak ve biz darbeye yürüyeceğiz.” dediler ve darbeye bu şekilde yürüdüler arkadaşlar.

Peki, biz 15 Temmuzdan ders çıkardık mı? Darbe içinde darbe, darbe içinde darbe… Bir ders çıkardık mı? Hayır. Sayın Cumhurbaşkanı dâhil pek çok AKP yetkilisine mesaj yolladık, “Gelin, bu darbeden bir ders çıkaralım.” dedik. İlk çağrıyı biz yaptık, “4 siyasi partinin eş başkanı, başkanları bir araya gelsin Sayın Cumhurbaşkanı başkanlığında, gelin, bir beyaz sayfa açalım, ne hatalar yaptık ki darbe oldu.” dedik. Ama yeni dönemin darbecileri, eski dönemin darbecileri Sayın Cumhurbaşkanının etrafını sarmışlar; siyaset kurumu Sayın Cumhurbaşkanını etkileyemiyor, yasama etkileyemiyor; yargı suskun, basın susturuldu. Sayın Cumhurbaşkanını etkileyebilecek her yer vesayet altında ve Sayın Cumhurbaşkanının etrafında bir dalkavuklar grubu var, her gün “Padişahım, çok yaşa.” diyorlar. Onlar kaldı, siyaset ulaşamıyor. Siyaset eğer ki bakın, yürütmeyi etkileyemiyorsa… Kontrolsüz güç hatalar yapar arkadaşlar her insanın hatalar yapabildiği gibi. Bu hatalar yapıldıkça da darbe dinamikleri devreye girer, güç savaşları devreye girer ve başımıza çorap örmeye devam ederler.

Aynı olayı da söyleyeceğim, bakın, Sayın Davutoğlu’nun inandığı o 2 polisimizin öldürülmesi olayı sonrası savaşı başlatma hikâyesi gibi, biz niçin Suriye’deyiz arkadaşlar? Çünkü Sayın Cumhurbaşkanı şunu söyledi: “Sabrımız taştı.”

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – PKK niye orada?

GARO PAYLAN (Devamla) - Gaziantep’te 56 çocuğumuzu bir IŞİD militanı öldürdü, o gece ordu ne hikmetse sınırda hazırdı, ertesi gün ordumuz Suriye’ye daldı.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – PKK’nın ne işi var orada?

GARO PAYLAN (Devamla) – Bunda bir oyun görmüyor musunuz arkadaşlar?

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – YPG’nin ne işi var orada?

GARO PAYLAN (Devamla) - Bunda bir oyun görmüyor musunuz? 56 çocuğumuzu kurban eden, devlet içinde emin olduğum bir şekilde haberi olan kesimlerin bu oyununu görmüyor musunuz? Eğer bu oyunları görmüyorsak başımıza daha çok çorap örerler arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Siz görün de maşa olmayın, maşa olmayın. Siz görün.

GARO PAYLAN (Devamla) – Gelin, siyaset kurumunu devreye sokalım hep beraber.

Hepinize saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Paylan.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bostancı…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Paylan, yapmış olduğu konuşmada, Temmuz 2015 tarihinde terörün geldiği yeni evre dolayısıyla devletin mukabelesini, Ahmet Davutoğlu yani bizim Genel Başkanımız ve Başbakanımızın oyuna gelmesi neticesinde meydana gelmiş trajik bir hadise olarak tanımladı. Bu, son derece yanlış ve grubumuzu töhmet altında bırakan, AK PARTİ’yi…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Bostancı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Her Hükûmeti eleştirdiğimizde eğer grup cevap verecekse…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Ben yine kenara alıyorum bunu.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Dokunmayın Başkanım, bulaşmasın.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Tabii, tabii…

AHMET YILDIRIM (Muş) – Tabii, dükkân sizin ya.

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) – Niye rahatsız oluyorsunuz?

GARO PAYLAN (İstanbul) – Kalsın Sayın Bostancı, ne olacak?

BESİME KONCA (Siirt) – Hani dışarıda olmasını istiyordunuz, fotoğraflarına tahammülünüz yok.

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

4.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, İstanbul Milletvekili Garo Paylan’ın 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; “Google”a girin, Marx’ın meşhur bir lafı vardır: “Yeni topluma gebe her eski toplumun ebesi şiddettir.” der. Marx’ın bu sözünü girin karşınıza ilk hangi sayfa çıkacak? Ben söyleyeyim: PKK. PKK için şiddet bir siyasal stratejidir. 1984’de başladı; azalttı, çoğalttı vesaire ama her hâlükârda şiddet marifetiyle ulaşmak istediği bir hedef var, varlık sebebi bu…

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) - Niye 2013’te konuşmadınız bunu?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - …hiçbir zaman vazgeçmedi, ne Temmuz 2015’te ne öncesinde ne sonrasında ne bugün ne de yarın vazgeçecek.

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) - Niye 2013’te konuşmadınız?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - PKK ortadan kalkmadığı sürece, PKK ve şiddet öylesine ikiz kardeş ki, şiddetten vazgeçmesi mümkün değil.

Temmuz 2015’te yaşanan şudur: Suriye’de gelişmeler, Kuzey Suriye bölgesinde YPG unsurlarının, küresel güçlerin de göz kırpmasıyla “Bize fırsat çıktı.” algısı ve bu fırsatı PKK’nın Türkiye’ye taşıma hamlesi, bir oldubittiyle devrimci halk savaşı üzerinden kurtarılmış bölgeler oluşturma siyaseti o şiddeti ortaya çıkarttı. Yoksa “Telefon gelmiş, Kandil gelmiş, Mehmet de şöyle demiş…”

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) - Siz öyle söylediniz.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - …bu tür entrika olaylara bağlarsak ve arkasındaki asıl illiyet bağlarını ve terörün asli faili PKK’yı görmez, ona karşı kör olursak böyle değerlendirmeler yaparız. Bunlar yanlıştır. Türkiye’deki şiddetin tek faili vardır: PKK. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Kim ki şiddete karşı çıkmak istiyor PKK’ya karşı çıkacak, herkesin insanlığa karşı boynunun borcu da budur.

Teşekkürler. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bostancı.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Paylan…

GARO PAYLAN (İstanbul) - Entrika oyunları yaptığımdan bahsetti efendim, sataşmadan söz istiyorum.

BAŞKAN - Sizin entrika oyunu yaptığınızdan mı söz etti?

GARO PAYLAN (İstanbul) - Evet, aynen öyle.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Hayır, olayı entrikaya bağladığını söyledim ben, entrika yaptığını söylemedim tabii ki.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Evet efendim, sataşma var, daha ne olsun.

BAŞKAN - Sayın Paylan, yerinizden söz vereyim efendim.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Bakın, sataşma var ama lütfen…

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) - Hayır, sataşma var Başkan.

GARO PAYLAN (İstanbul) - “Entrika oyunları” filan dedi, daha nasıl sataşacak?

BAŞKAN - Efendim, ben…

Cümleyi bir daha söyler misiniz Sayın Bostancı.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Sayın Başkan, Temmuz 2015’te yaşanan hadiseyi bir entrikaya bağladığını söyledim.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Benim bağladığımı söylüyor, onu söylüyorum.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - “Paralelciler Kandil’i yaktı, polisler şehit edildi.” Bunları söylediği için…

GARO PAYLAN (İstanbul) - İzah edeyim efendim sözlerimi.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) - Sayın Başkan…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - …benim değerlendirmem bu.

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Paylan, buyurunuz.

5.- İstanbul Milletvekili Garo Paylan’ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

GARO PAYLAN (İstanbul) - Entrika oyunu değil efendim. Bakın, o istihbaratı veren istihbaratçılar şu anda “FET֔ dediğinizden içerideler. Sayın Davutoğlu’na 2 polisin Kandil’den gelen emirle öldürüldüğünü söyleyenler şu anda cemaat yargılanmasından içerideler.

İkincisi: Orada 3 Kürt genci tutuklandı bu durumdan sorumlu olarak. Onu tutuklayan savcı cemaatten şu anda içeride, onu tutuklayan hâkim şu anda cemaatten içeride. Sayın Davutoğlu’na bu bilgiyi verenler şu anda cemaatten içerideler. Aynı şekilde, Sayın Davutoğlu bununla ilgili şu açıklamayı yapmıştı bakın -çözüm sürecinin bitirildiği günlere bakıyoruz- daha sonraki aylarda “eğer ki 2 polisimiz öldürülmemiş olsaydı çözüm süreci bitmezdi.” demişti. Demek ki darbeciler öyle bir plan yapmışlar ki “Biz 2 polisi öldürelim, bu istihbaratı Davutoğlu’na ‘Kandil’den gelmiş.’ diye verelim, 3 tane de gariban Kürt gencini bulalım, onları içeri atalım, ‘Bunlar da sorumlusudur.’ diyelim; savaşı başlatalım.” Ve 10 bin insanımızı kaybettik. Bu, entrika mıdır? Bunun altındakileri biz araştıralım diye buraya araştırma önergesi verdik, niye kabul etmediniz?

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Kandil size bir şey söylemedi mi bununla ilgili? Kandil’den hiçbir açıklama gelmedi mi bundan?

GARO PAYLAN (Devamla) - 6-7 Ekimle ilgili araştırma önergesi verdik, niye kabul etmediniz? Antep’le ilgili araştırma önergesi verdik, neden kabul etmediniz? (HDP sıralarından alkışlar)

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Bununla ilgili Kandil’den hangi açıklama geldi, oradan söylesene, oradan. O kürsüden, Kandil hangi açıklamayı yaptı, söyler misin?

GARO PAYLAN (Devamla) - Gelin, el birliğiyle bütün bu pisliklerin altında kim varsa ortaya çıkaralım arkadaşlar. Çıkaramadığımız sürece başımıza daha çok çorap ören olacak. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Paylan.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Çorabı ören sizlersiniz.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Bostancı…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Kayıtlara geçmesi için söylüyorum. Sayın Paylan, Davutoğlu’na atfen “2 polisimiz şehit edilmeseydi çözüm süreci bitmezdi.” dediğini ve burada bir bakıma oyuna geldiğini ifade etti. Meclisteyiz, başka bir HDP’li konuşmacı başka bir zamanda, aslında Davutoğlu’nun çok daha önceden sonbaharda, ekim ayında, bir uçak yolculuğunda, çözüm sürecini bitirme kararlılığıyla -temmuzdan çok önce- davrandığına ilişkin beyanları olduğunu söyledi.

AHMET YILDIRIM (Muş) – O da doğru, o da.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – İkisini birbirine bağlarsanız doğru çıkar.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Şimdi, Davutoğlu’nun sözlerini alıp bir cümle, kendi hikâyelerini uydurmak doğru bir değerlendirme değildir.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Bir bahane arıyorlardı işte.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Ne dediyse yukarıdan aşağıya bakıp öyle değerlendirmek hakkaniyetin gereğidir, bu bir.

İkincisi: O hapiste, bu hapiste, şu şurada… PKK nerede Sayın Paylan, PKK’ya karşı tavrınız? Ne kadar önemli. Keşke bir tavrınız olsa.

Teşekkürler. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bostancı.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Sayın Başkanım, ben de kayıtlara geçmesi için birkaç şey söyleyeceğim.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Demirel.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Sayın Bostancı’nın ifade ettiği şekliyle “FET֒cü” -kendi deyimleriyle- “FETÖ terör örgütü” dedikleri kişiler şu anda tutuklu ve şimdilik onları savunuyor. Yani ben anlamadım.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Onları savunmuyorum Sayın Başkan. Çağlar Hanım lütfen dediğimi doğru anlasın.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Şu anda tutuklananları savunuyor, böyle bir şey yapılmadığını söylüyor.

PKK şu anda iktidarda değil, burada değil. Biz PKK adına burada bir konuşma ya da eleştiri ya da bir değerlendirme yapma yetkisine sahip değiliz.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Nasıl eleştiri yapamazsın ya? Siyasi parti değil misin?

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Eğer ki böyle bir durum olmuş olsaydı o zaman muhatap kimse onlarla konuşulurdu. Ama bu süreçte özelde Ceylânpınar olayı ve geçmişte yapılan diğer olaylarla, olgularla ilgili biz her konuya dair bir açıklığın ortaya çıkmasını istedik ve buna dair araştırma önergeleri defalarca getirdik; gidelim Meclis çatısı altında bulunan 4 siyasi partiden komisyon oluşturalım, Ceylânpınar olayını da açığa çıkaralım, daha önce yapılan Suruç’u da, Ankara katliamını da, önceki Antep katliamını da, Diyarbakır’ı da hepsini açığa çıkaracak bir komisyon oluşturalım ve bunu hem Mecliste hem de aynı zamanda tüm kamuoyuyla paylaşalım dedik.

Şimdi Grup Başkan Vekilimiz Sayın İdris Baluken bunları burada defalarca söyledi, komisyonun kurulmasına dair araştırma önergesini defalarca bu Meclise getirdi ve burada konuştu. Şu anda bunu yapanlar hesap vermedi ve bunun için araştırma komisyonu kurulmadı ama İdris Baluken bunu söylediği için şu anda Kandıra Cezaevinde rehin tutuluyor.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Dilencilerle beraber.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Artık bunu tüm Türkiye kamuoyunun gündemine ve tüm Türkiye kamuoyunun vicdanına sunuyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Demirel.

Sayın Demirel, biraz önce bir cümle kullandınız, “Biz burada PKK adına konuşma yetkisine sahip değiliz.” dediniz. Sanıyorum bir dil sürçmesi, değil mi efendim? Yani siz ve diğer milletvekilleri halkın temsilcilerisiniz, halkın oylarıyla buraya geldiniz; dolayısıyla, halk, seçmen size her konuda konuşma yetkisini vermiştir. Sanıyorum bir dil sürçmesi.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Ben PKK’ye ilişkin söylenen sözlere değil... Biz halkın talepleri doğrultusunda burada ne söylediğimizi açıklayarak ifade ettik Başkan. Biz, bu durumun, kim tarafından yapılmışsa yapılsın, açığa çıkarılması gerektiğini söylüyoruz. Şu anda iktidar kimse biz ona yönelik, ona atfen konuşuyoruz ve onun, bunu gerçekleştirmesi ve açığa çıkartması gerektiğini ifade ediyoruz.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – PKK’yı eleştiriyor musun, eleştirmiyor musun ya!

BAŞKAN – Peki teşekkür ederim Sayın Demirel.

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı 433) (Devam)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 434) (Devam)

 

A) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

J) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına üçüncü konuşmacı Diyarbakır Milletvekili Altan Tan.

Buyurunuz Sayın Tan. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA ALTAN TAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2017 bütçesinde Ulaştırma Bakanlığıyla ilgili görüşlerimi grubumuz adına belirtmek üzere huzurlarınızdayım.

Değerli arkadaşlar, öncelikle bir sahneyle başlamak istiyorum. Biliyorsunuz geçtiğimiz hafta Adana’nın Aladağ ilçesinde yürekleri parçalayan bir yangın olayı meydana geldi ve 11’i çocuk 12 kardeşimiz hayatlarını kaybetti. Ama inan edin, bu meseleden belki daha acı bir görüntü vardı; bu cenazeler köylerine götürülürken ortada yol yoktu ve ambulansı iteleyen o gariban köylülerin görüntüleri vardı. Ve işte, çaresiz, yolsuz, imkânsız, ekonomik yönden perişan insanların neden bu yurtlara sığındığının da en iyi göstergesi, işte, o yolda kalan ambulans ve onu iten köylülerin görüntüleriydi.

Şimdi, bu kara yolları meselesi 1950’den beri tartışılıyor, Demokrat Parti iktidarından bu yana tartışılıyor. Türkiye’nin kara yolları politikası doğru mu, değil mi? Trene, deniz yollarına mı daha fazla ağırlık vermek lazım, yoksa Marshall yardımlarıyla başlayan 1950’den sonraki Amerikan politikaları çerçevesinde biteviye bu kara yollarını mı teşvik etmek lazım?

Değerli arkadaşlar, bu konuda çok şeyler konuşuldu ama çok net bir tablo var yani bu on dakikada dikkatlice konuşabilmek için söylüyorum: Türkiye’de demir yolları ihmal edildi, kara yollarının önü açıldı. Doğru açıldı, yanlış açıldı; onları da konuşacağız.

Tabii, mevcut iktidarın en önemli iddialarından biri de veya anlattığı başarı hikâyelerinden biri de demir yollarına dönüş hikâyesidir. Değerli arkadaşlar, doğrudur; Türkiye’de Konya’ya mesela bir hızlı tren yapılmıştır, İstanbul hattı eksik de olsa bir hızlı tren çalışmasına sahne olmuştur ama yine tekrar bu grafiğe baktığımız vakit, kara yolları ile demir yolları grafiğine baktığımız vakit demir yolları hâlâ Batı standartlarının veya Japon standartlarının çok çok gerisinde bulunmaktadır. Aynı şekilde, bu hızlı tren projeleri yapılırken de maalesef -yani niye “maalesef” dediğimi biraz sonra söyleyeceğim- Yozgat, Sivas, Erzurum, Kars hattına ağırlık verilmiştir. Verilsin, hepsi bizim kardeşlerimiz; keşke en ücra yerlere kadar hızlı tren yapılabilse ama bir İzmir hattı, bir Adana hattı ve oradan yine Habur’a kadar gidecek olan hatlar bu hattın gerisine bırakılmıştır yani yatırım programlarında, projelendirmede geriye bırakılmıştır. Tabii, Sayın Başbakan Erzincanlıdır, şu anki Sayın Ulaştırma Bakanımız Karslıdır. İnsan kendi bölgelerine yatırım yapar, bunu da saygıyla karşılamak lazım. Keşke her milletvekili kendi bölgesine de elinden geldiği yatırımı yapsa eline güç geçtiği vakit ama memleketin ihtiyaçları, ana arterler, elzem, mühim, ehem olan sırasını şaşırmadan.

Değerli arkadaşlar, yine, aynı şekilde, kara yollarına gelirsek, iktidarın en önemli başarı hikâyelerinden biri duble yollardır ama inan edin Diyarbakır-Mardin duble yolu beşinci seferdir yapılıyor değerli arkadaşlar, beşinci seferdir. 58 yaşındayım, işte aklım keseli beri, elli dört, elli beş senedir Diyarbakır-Mardin yolu yapılıyor. Ve son duble yol, tekrar iddia ediyorum, beşinci seferdir sökülüp tekrar yapılıyor. Önce parça parça bazı yerler sökülüyor, sonra onun yerine öbür taraflar da sökülüyor ve en son şu an sıcak karışım yani “beton asfalt” dediğimiz çalışma için beşinci seferdir tekrar sökülüp yapılıyor. Bu memleketin bu kadar parası yok, bu kadar zenginliği yok. Yani yapılan her güzel şeyi destekleyelim ama bu kadar israfa, bu kadar çalakalem harcamaya da maalesef bütçe dayanmaz.

Yine, değerli arkadaşlar, üçüncü köprü işte iki yılda bitirildi, üç yılda bitirildi. Yine, Bursa Osman Gazi Köprüsü çok kısa bir zamanda bitirildi. Ama dönüp bakıyoruz, bir Adana’yı, Mersin’i ve bütün bir Güneydoğu Anadolu’yu, sahili Ankara’ya, İstanbul’a bağlayan Ankara-Adana Otoyolu Niğde-Ankara kısmı senelerdir bitmedi. Yani niye bitmedi? Bir köprüyü, üçüncü boğaz köprüsünü, Bursa Osman Gazi Körfez Geçişi Köprüsü’nü bu kadar kısa zamanda bitirdiğini söyleyen iktidar, neden mesela bu Niğde-Ankara otobanını hâlâ bitiremedi? Yine, Türkiye’nin en önemli arterlerinden biri olan Ankara-İzmir otoyolu neden beklenilen hızla gitmiyor?

Yine, aynı şekilde, değerli arkadaşlar, Urfa’ya kadar gelen otoyol Habur’da durdu. Biz geçen dönem, Sayın Binali Yıldırım Ulaştırma Bakanıyken defalarca geldik, geçen dönemdeki Karayolları Genel Müdürünü burada -bu, dördüncü bütçedir bu konuşmayı yapıyorum- geçemedik. Aynen, mevcut Urfa-Habur duble yoluna neredeyse paralel sayılabilecek yani bazı yerlerde 20 kilometreye, bazı yerlerde 5 kilometreye, 3 kilometreye kadar -Nusaybin’de- yaklaşan bir güzergâhta yeni otoban projesini getirdi, koydu; Diyarbakır bu işte devre dışı kaldı. Ve yine defalarca iddia etmemize rağmen -bu mevcut duble yol neredeyse otoban standardında Habur’a kadar- bunu yukarıya çekmeniz lazım dememize, alternatif projeler hazırlatmamıza rağmen… Yani geçen dönem Batman AKP Milletvekili Ziver Özdemir Bey de bir proje hazırlattı, Mehmet Şimşek Bey’e gittik, hatta şakayla “Parayı veren benim, Batman-Diyarbakır hattına yakın bu proje geçemezse korkmayın, bu iş olmaz.” dedi. Sayın Mehdi Eker, Sayın Kutbettin Arzu -ki Bakan arkadaşlar bunlar- “Biz bu konuları görüştük, kesin böyle olacak.” demelerine rağmen biz bir Karayolları Genel Müdürünü geçemedik ve önümüze sözde teknik şeyler çıkardı -benim babam 1966’ya kadar Karayolcuydu, Diyarbakır Karayolları Bölge Müdürlüğünde çalışıyordu- gösterdiği iddiaların, beş, altı iddianın hiçbiri doğru değil, sırf o projeyi kendi bildiği gibi yapmak için Dargeçit’e kadar, Kerboran’a kadar uzattı; Sayın Binali Yıldırım “Bu yol 40 kilometre uzuyor, ikinci etüt yapın.” demesine rağmen ve yaptırtmasına rağmen -kendisine de teşekkür ettim burada bunu yaptırdığı için- yine bu otoban projesi Diyarbakır, Batman ve Siverek’i devre dışı bırakan bir güzergâhla gitti. Diyarbakır bağlantısı 80 kilometre yani oraya gideceğinize zaten Irak istikametinde Mardin’e iniyorsunuz, Urfa istikametinde Urfa’ya gidiyorsunuz yani orayı kullanmanın bir gereği yok artık.

Değerli arkadaşlar, bunun yanında, mesela Cizre, Şırnak tünelleri bitmedi; hâlen bitmedi, yıllardır devam ediyor, bitmedi. Bingöl-Diyarbakır yolu bitmedi; altıncı, yedinci sene, bitmedi. Diyarbakır çevre yolları -en fazla üzerinde durduğumuz- dört sene evvel ihalesi yapıldı, dört aşamalı bir çevre yoludur, ring şeklinde; dörtte 1’i hizmete açıldı birkaç yıl önce, ikinci dörtte 1 yani ikinci kısım dört yıldır bitmedi. Batman-Mardin bağlantısı ve oradan Bingöl, Bingöl-Elâzığ bağlantısınınsa projeleri bile hâlâ tam anlamıyla bitmedi, ihaleye çıkmadı. Bunlar da bekliyor defalarca konuşmamıza rağmen.

Yine, Kızıltepe, Çınar, Ömerli ve Viranşehir çevre yollarında -bunları bire bir proje üzerinde takip etmeme rağmen- değerli arkadaşlar, bunlarda da ihale safhasına gelinemedi.

En fazla takip ettiğimiz yollardan biri Midyat çevre yolu, 26 kilometre. Buraya gelmeden iki gün evvel tekrar Diyarbakır’a gittim, projelere baktım, kontrol ederek geldim, bilgili olarak geldim; Sayın Bakana, Ulaştırma Bakanımız Sayın Binali Yıldırım’a o dönemde rica etmemize rağmen, Midyat çevre yolunun da -26 kilometre-projesi bitmedi iki buçuk senedir arkadaşlar. Ve şu söyleniyor: “Bunlar sizin bildiğiniz gibi böyle hemen olmuyor; etütleri var, prosedürleri var, geçtikleri yollar var.” Ama, aynı Hükûmet “Çanakkale geçişini 18 Martta ihale edeceğim.” diyor. Peki, siz bu kadar prosedürü üç ayda, beş ayda nasıl bitirdiniz, nasıl bitiriyorsunuz? Demek ki istenildiği zaman oluyormuş değerli arkadaşlar. Bu Midyat çevre yolunun da, diğer çevre yollarının da bir an evvel olmasını istiyoruz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tan.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına dördüncü konuşmacı Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul.

Buyurunuz Sayın Toğrul. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on sekiz dakikadır.

HDP GRUBU ADINA MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Değerli arkadaşlar, ben de 2017 yılı Bütçe Kanunu Tasarısı kapsamında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bütçesi üzerine grubum adına söz aldım. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, ben enerji konusuna geçmeden önce, Haberleşme Bakanımız buradayken… Bugün HABER-SEN’den bana gelen bir şey var. Biliyorsunuz değerli arkadaşlar, 15 Temmuzdan sonra birçok kamu çalışanı görevden alındı ve bir hatadan dönülerek önemli bir kısmı görevlerine iade edildi. Ama, HABER-SEN’in açığa alınan ya da ihraç edilen 51 üyesi var, bugüne kadar bir teki görevine iade edilmedi. Başka kamu çalışanları da var.

HABER-SEN şunu soruyor Sayın Bakan: “Bu darbeyi PTT çalışanları mı yaptı?” Bir an önce bu arkadaşlarımızın görevine dönmesi gerekiyor. Bir hata var, bu hatayı lütfen bir an önce düzeltin diye sizden ricada bulunuyorum.

Değerli arkadaşlar, enerji konusuna gelince, modern dünyada enerji, hayatımızın en vazgeçilmez yaşamsal ihtiyaçlarından biridir. Bu ihtiyacın halka sunumunda hiçbir sıkıntının olmaması gerekir. Ancak, halkın çıkarından uzak, tamamen kâr hırsına odaklanmış bir anlayış, şu anda yaşadığımız sorunların temel kaynağını oluşturuyor. Enerjiyle ilgili en önemli sorunların başında dışa bağımlılığın geldiği defaatle buralarda vurgulandı.

Değerli arkadaşlar, bugün itibarıyla petrol ürünlerinde yüzde 93, doğal gazda yüzde 99 oranında dışarıya bağımlı durumdayız. Enerji ithalatımızın yüzde 55’ini Rusya’dan yapıyoruz, geriye kalan kısmını ise İran ve Azerbaycan’dan karşılıyoruz. Rusya’dan alınan gaz miktarını kısa sürede başka bir alternatifle sağlamak da mümkün görünmüyor. Türkiye doğal gaz ithalatında dünyada 5’inci sırada, petrol ithalatında dünya 13’üncüsü, kömür ithalatında dünya 8’incisi, petrokok ithalatında dünya 13’üncüsü; enerji ithalatında ise dünya liginde 11’inci sıradadır. Tüm bunlar enerji karnemizin gerçekten ne kadar kötü olduğunu gösteriyor.

Aslında, her yeri eğri deve misali, hangi karnemiz iyi ki? Çift dikiş yapan talebeler gibiyiz değerli arkadaşlar. Hükûmet her yıl sınıfta kalıyor. Geçen sene enerji politikalarıyla ilgili ve dışa bağımlılıkla ilgili biz bunları nasıl aşacağımızı uzun uzun anlatmaya çalıştık ancak muhalefete kulak veren bir hükûmet maalesef karşımızda yok. Mevlâna’nın çok güzel bir sözü var: “Ne anlatırsan anlat, anlattıkların karşındakinin anlayacağı kadardır." diyor.

Değerli arkadaşlar, petrol ve doğal gaz, bugünün dünyasında sadece yakıt, otomobilimizdeki yakıt, kombimizdeki ısı kaynağı değildir; dünya siyasetinde dengeleri belirleyen en önemli ekonomik, siyasi, hatta askerî bir güç hâline gelmiştir bugün. Bu bağlamda, AKP Hükûmetinin, petrol, doğal gaz gibi büyük ölçüde ithal ettiğimiz enerji kaynakları konusunda siyasi, diplomatik hamleler yapmak gibi bir lüksü bulunmamaktadır. Bu konuda, Türkiye ve bölge halklarının yararına, akılcı ve barışçıl politikalara ihtiyaç var.

Değerli arkadaşlar, aslında kasım ayında uçağın düşürülmesinden sonra dışa bağımlılığın ne kadar önemli olduğu ortaya çıktı. O dönem, Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Antonov, aslında Türkiye için, Sayın Cumhurbaşkanı ve oğlu için yenilmez yutulmaz şeyler söyledi ve onunla ilgili, IŞİD’la petrol ticaretinde ortaklaştığına dair bilgiler verildi. Şimdi düşünüyorum, değerli arkadaşlar, bugün yüzde 55 Rusya’ya bağımlıyız ama bugün, her gün Rusya’ya gidiyoruz ve Rusya’ya tavizler veriyoruz. Acaba Antonov’un bizi tehdit ettiği o açıklamalarının ve uçak düşürülmesinin diyetini mi ödüyor bu halk? Bunu, Sayın Bakan burada olsaydı açıklaması gerekir ama Sayın Bakan maalesef burada değil.

Değerli arkadaşlar, günümüzde artan enerji talebi, iklim değişikliği, fosil kaynaklarının yoğun kullanımı ve yakın gelecekte bu kaynakların tükenecek olması, yenilenebilir enerji kaynakları ve enerji verimliliği meselesinin önemini arttırmış durumdadır. Fosil kaynakların çevreye ve insana verdiği zararın açıkça bilindiğini biliyoruz. Problemlerin çözümünde çevre dostu, yenilenebilir enerji kaynaklarının etkin ve verimli kullanımı önemli bir yere sahiptir. Tüm dünyada yenilenebilir enerji teknolojilerinde ilerleme yapılırken, maalesef, AKP iktidarı bunu göz ardı etmiş, yenilenebilir enerji kaynaklarından jeotermal tamamen unutulmuş, rüzgâr ve güneş enerjisinden de istenilen oranda yararlanılmıyor.

Değerli arkadaşlar, Hükûmet için varsa yoksa enerji kaynağı olarak HES’ler ve nükleer öne çıkarılmaya çalışılıyor. Bugün, özellikle İran ve kürdistan federal bölgesi sınırında ağırlıklı olmak üzere yapılan, yapılmaya devam eden ve 2023’e kadar tamamlanması beklenen HES sayısı proje olarak 2.500 projedir ve bunlar hem doğa tahribatı yapıyor hem oradaki yatırları, inanç değerlerini, tarihsel değerleri sular altına gömüyor.

Değerli arkadaşlar, bunların ömrü otuz-otuz beş yıldır. Otuz-otuz beş yıl için 2 bin, 2.500 HES açıklanabilir değil.

Değerli arkadaşlar, bunlar tamamlansa bile enerji ihtiyacının sadece yüzde 5’ini karşılayacak. Sadece yüzde 5’i için biz bunu yapıyoruz.

Aslında bunları Hükûmet de açıkça itiraf ediyor, bu HES’lerin amacının enerji üretmek olmadığını birkaç defa itiraf etmişti. Neydi itirafı? Bunlar güvenlik amaçlı barajlardır. Güvenlik amacıyla yapılan barajlar olduğunu defaatle söyledi ve bu güvenlik barajlarıyla doğamız talan ediliyor, binlerce, yüz binlerce ağacın kesilmesine neden olunuyor.

Değerli arkadaşlar, özellikle Hakkâri, Dersim, Batman, Şırnak illerindeki bu barajların büyük bir kısmı -dediğim gibi- güvenlik barajıdır.

Hükûmetin ısrarla üzerinde durduğu bir diğer enerji kaynağı da nükleerdir. Sayın Bakan burada olsaydı ona sormak isterdik. Tezinde, doktora tezinde -gerçi doktora teziyle ilgili de, bugün, biliyorsunuz, WikiLeaks ve RedHack’in ifşa ettiği birçok sıkıntılı durum var ama ben onu geçiyorum- Sayın Bakan yenilenebilir enerji kaynaklarının önemini öne çıkarırken, tezinde bunu savunurken ne oldu da nükleer sevdalısı oldu?

Değerli arkadaşlar, nükleerin bir felaket olduğunu herkes biliyor. Bakın, gerek Fukuşima kazası gerekse Çernobil’den sonra ülkeler hızla bu enerjiden, bunun bir enerji kaynağı olmasından vazgeçmeye başladılar. Size birkaç dünya örneği söylemek isterim. Örneğin değerli arkadaşlar, Almanya hükûmeti 7 santralini kapattı, 2022’ye kadar tüm nükleer santralleri kapatacağını açıkladı. İsviçre 3 yeni nükleer reaktör planını iptal etti ve 2034 yılına kadar nükleer santrallerini kapatacağını açıkladı. Yine, Japonya yeni reaktörlerin inşasını tamamen iptal etti. İtalya’da yapılan referandumda halkın yüzde 95’i nükleere “Hayır.” dedi. Değerli arkadaşlar, bu örnekleri çoğaltmamız mümkün. Biliyorsunuz, hükûmet ısrarla Mersin Akkuyu ve Sinop’ta nükleer planları yapmakta. Mersin’de yapılan bir araştırmaya göre, Mersin halkının yüzde 86’sı nükleere karşı olduğunu söylüyor. Biraz önce CHP’li hatip, Sinoplu hatip burada Sinop halkının nükleere karşı olduğunu ifade etti.

Değerli arkadaşlar, her fırsatta millî irade diyen bunlar, bu AKP iktidarı neden acaba nükleerde bu kadar gerçekten ısrar ediyor? Halkın “Nükleer istemiyorum.” demesi acaba bir millî irade olarak değerlendirilmiyor mu? Millî irade, sadece AKP’nin seçildiği seçimler olarak mı algılanıyor? Bunu böyle mi görüyoruz?

Değerli arkadaşlar, Mersin Akkuyu ihalesinin verildiği Rus şirket Rosatom sabıkalı bir şirket. Bakın, Rusya federal savcılığı bu şirket hakkında soruşturma açmış bulunuyor ve bu soruşturmanın nedeni: Şirket, yolsuzlukla ve nükleer reaktörler için adi malzeme satmakla suçlanıyor ve şirketin müdürü gözaltında.

Değerli arkadaşlar, nükleerde bir sızıntının olmasının nelere gebe olduğunu hepimiz biliyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu nükleerin sonucunda plütonyum, sezyum, iyot ve stronsiyum gibi ciddi hastalıklara neden olan atıkların üretildiğini biliyoruz ve Rusya’yla yapılan anlaşmada bizim santralin kurulmasında, denetiminde, hatta orada çalışacakların belirlenmesinde söz hakkımız yok, yetki tamamen Ruslarda.

Değerli arkadaşlar, Enerji Bakanı burada olsaydı ona bir soru sormak isterdim. Biliyorsunuz, Atom Enerjisi Kurumu tarafından hazırlanan rapor Mersin 1. İdare Mahkemesi nezdinde raporun sivil toplum örgütlerine verilmesi beyan edilmesine rağmen, Bakanlık bu raporu sivil toplum örgütlerine mahkeme kararı olmasına rağmen vermiyor.

Gelen gideni aratıyor değerli arkadaşlar. Hatırlayın, Soma faciasında 301 madencimizi kaybettiğimizde Enerji Bakanı Taner Yıldız’dı, en azından üzerine beyaz önlüğü giyerek iki gün orada bulunmak zorunda kaldı. Ama bu dönemde Siirt’in Şirvan ilçesinde biliyorsunuz bir felaket yaşandı. Bizim mevcut Bakanımız “turist Ömer” gibi gitti, uzaktan sadece dürbünle olayı izledi ve geri döndü. Şimdi, bu durumun nasıl olabileceği, bunun nasıl karşılanacağı gerçekten açıklanmaya muhtaçtır.

Sayın Bakanın etkili ve yetkili olduğunu biliyoruz, hatta halk arasında torpilli olduğunu biliyoruz ve aslında paralel bir başbakan gibi çalıştığını da duyuyoruz, işitiyoruz.

Sayın Bakan döneminde bir diğer önemli sorunumuz değerli arkadaşlar, kayıp kaçak meselesi. 2013 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisinde çıkarılan bir kanunla kayıp kaçak, Elektrik Piyasası Kurumu tartışmalıydı ve yargı “Kayıp kaçak bedelleri halktan alınamaz.” diye bir karar verdi. Ne yaptı peki bu Hükûmet? Bu yargı kararını boşa çıkarmak için hemen getirdi, burada bir yasa yoluyla yargının kararı kapatıldı ve insanların yargı yoluna gitmesinin önü tıkandı, faturalar gizlendi ve artık sizin ona itiraz etme şansınız bu yasayla ortadan kaldırıldı.

Değerli arkadaşlar, farkındayız, halka en yüksek bedelle elektrik satılan ülkeler sıralamasında üst sıralardayız ama bölgede her gün elektrikler kesiliyor. En basit bir doğa olayında, yağmurda, karda elektrikler kesiliyor. Günlerce elektriğin verilmediği yerler oldu. Bu yaz Batman’ın köylerinde yaşanan durum hepinizin bilgisi dâhilinde. Günlerce vatandaşın elektriği kesildi, tarlada vatandaşın hasat yapması tamamen engellendi.

Değerli arkadaşlar, şu anda bu ülke -belki saraydan hissedilmiyor ama- çok ciddi bir krizin eşiğinde. Ekonomik krizin en büyük nedeni siyasi istikrarsızlıktır. 1 Kasım seçimlerine giderken Hükûmet ne diyordu? “İstikrar.” Peki, değerli arkadaşlar, soruyorum size: Şu anda istikrar var mı? İnsanlar önünü görebiliyor mu? Bu ülkede “Üç tarafımız denizlerle çevrili.” diyoruz ya, üç tarafımız krizlerle çevrili; siyasi kriz, ekonomik kriz, diplomatik kriz bizim kapımızda. Siyasi kaos, ekonomik kaosu beraberinde getiriyor. Yatırımcı kaçıyor, buraya uğramak bile istemiyor. Bakanlar, Başbakan, Cumhurbaşkanı her konuştuğunda döviz kurları hızla artıyor.

Değerli arkadaşlar, bu ülkeye yatırım gelmiyor. Niye gelmiyor peki? Siz yatırımcı olsanız, değerli arkadaşlar, bir ülkeye yatırım yaparken önce bir fizibilite çalışması yaparsınız, “Orada yatırım yapılabilir mi?” diye bir araştırma yaparsınız. Peki, ülkemiz, ülkemiz demeyelim, diyelim ki A ülkesine yatırım yapmak isteyen bir üretici, eğer o ülkeyle ilgili; bir sürü kent yakılmış yıkılmış, her gün analar ağlıyor, eli güçlenen asker darbe girişiminde bulunmuş, Hükûmet toplumsal uzlaşma temelinde toplumsal barış ve huzuru sağlayabilecekken, kalkmış, OHAL ilan etmiş. Muhalif gördüğü her kesimi darbeci yaftasıyla hapse tıkmış, tıkmaya devam ediyor. Her gün milletvekilleri üzerinde gördüğünüz gibi bu tutuklama Demokles’in kılıcı gibi sallanıyor. Cezaevlerinde yer kalmamış, on binlerce emekçi görevinden alınmış, görevlerinden uzaklaştırılmış, KHK üzerine KHK çıkarılıyor. Yargıya güven yüzde 3’lere düşmüş.

En büyük 3’üncü partinin eş başkanları, grup başkan vekilleri rehin alınmış. Bu bir rehin alınmadır, bunu kesinlikle, gerçekten tartışmamak gerekiyor. Çünkü, bakın, Türkiye'nin Meclis Başkan Vekili Almanya’da basit bir muameleye maruz kaldı, biz bunu reddettiğimizi açıkladık. Eş başkanlarımızın yasama faaliyetlerine katılması engelleniyor. Avrupa’dan gelen birçok ziyaretçi, parti yöneticisi, milletvekili eş başkanlarımızı ziyaret edemiyor. Eş başkanlarımızın tutuklanması hukuka aykırı ama yapılanların gerçekten, tamamen siyasi bir mecrada yapıldığını biliyorum.

Değerli arkadaşlar, Ahmet arkadaşım tabii ki iki dakikamı alınca… Tütün piyasasıyla ilgili de birtakım şeyler söylemek istiyorum. Maalesef alkol ve tütün piyasası… Hükûmetin “zam” deyince aklına alkol ve tütün geliyor. Bu da kaçağı tetikliyor. Kaçağı tetikledikçe üretici ürettiğini satamıyor, zaten üreticinin binbir sorunu var ve bu sorunların bir an önce çözüme kavuşturulması lazım.

Her şeyden önce değerli arkadaşlar, bu kaotik ortamdan çıkmanın yolu oturup tekrar barışı, huzuru konuşabilmenin zeminini sağlamaktır. Ancak görüyoruz ki AKP Hükûmeti karşımızda duvardır, duymuyor, sağır ve kördür.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Toğrul.

Şimdi söz sırası Van Milletvekili Adem Geveri’de.

Buyurunuz Sayın Geveri. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA ADEM GEVERİ (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum. “…” (x)

Değerli Başkan, saygıdeğer arkadaşlar; Meclis Başkanlığına önce bir talebim var: Ana dilim olan Kürtçede, uluslararası haklardan kaynaklanan yükümlülükte, insani ve İslami, vicdani ve ahlaki olan bütün prensipler çerçevesinde ana dilim Kürtçeyi daha rahat kullandığım için burada kullanmak istiyorum müsaadenizle.

BAŞKAN – Sayın Geveri, şimdi, resmî dil Türkçedir. Ayrıca, siz tüm Genel Kurula ve tüm vatandaşlarımıza, televizyon izleyen bütün vatandaşlarımıza hitap ediyorsunuz. Ana diliniz Kürtçeyi kullanmak suretiyle sadece Kürtçe bilen, anlayan vatandaşlarımıza hitap etmiş olacaksınız. Onun için, resmî dil olan Türkçeyle lütfen konuşunuz.

ADEM GEVERİ (Devamla) – Sayın Başkan, bu dayatma ve bu uygulamayı protesto ediyorum. (AK PARTİ sıralarından “Konuşma o zaman.” sesleri)

Bunu, elbette ki özgür bir Mecliste kendi ana dilinde konuşacağım günlerin hatırına burada elbette ki ana dil mücadelesini sürdüreceğiz.

TAHİR ÖZTÜRK (Elâzığ) – Bu, nasıl özgürlük olacak ya? Dışarıda sürdür.

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Bundan daha fazla özgürlük olmaz ki.

ADEM GEVERİ (Devamla) – Nasıl ki dışarıda, hakkımda açılan bütün soruşturmalar ve hazırlanan fezlekeler Kürtçe konuşmamdan kaynaklanıyor ki bunlar yalan, yanlış bir şekilde tercüme ediliyor ama maalesef, Türkiye Cumhuriyeti’nin yüce Meclisinde bir tercüman bulunamıyor. Bu, hangi hukuka, hangi vicdana, hangi uluslararası anlaşmaya sığıyor?

ŞAHİN TİN (Denizli) – Resmî dil Türkçe. “Resmî dil Türkçe.” diyor Başkan.

TAHİR ÖZTÜRK (Elâzığ) – Resmî dil Türkçe, ikinci birisi yok, sadece Türkçe.

ADEM GEVERİ (Devamla) – Vicdanınıza, ahlakınıza ve Rabbülâlemin’in takdirine sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Geveri, bu bir dayatma değil. Anayasa ve İç Tüzük’ün kurallarını ben size hatırlattım.

ADEM GEVERİ (Devamla) – Hiçbir anayasa…

BAŞKAN – Ayrıca, bugüne kadarki teamüller de bu şekildedir.

Buyurunuz.

ADEM GEVERİ (Devamla) – Hiçbir hukuk ve Anayasa insani, İslami, vicdani…

SALİH CORA (Trabzon) – Hangi Anayasada var?

ADEM GEVERİ (Devamla) – …ahlaki ve uluslararası prensiplerin dışında ve üstünde olamaz.

TAHİR ÖZTÜRK (Elâzığ) – Anayasa’ya yemin ettin bir kere ya!

ADEM GEVERİ (Devamla) – Hepiniz biliyorsunuz…

ŞAHİN TİN (Denizli) – Hiçbir ülkede öyle bir konuşma yok.

ADEM GEVERİ (Devamla) – …burada nasıl ki yüzlerce milletvekili içinde Kürt olan arkadaşlar varsa, Türkiye Cumhuriyeti’nin de milyonlarına tekabül eden Kürt vatandaşı var ve bunların birçoğu Kürtçe bilmiyor. Sıradan birkaç kişinin dili değil bu arkadaşlar. Onun için bunu herhangi bir polemik amacıyla söylemiyorum. Burada ana dilim kadar Türkçeyi rahat kullanmıyorum. Kullanamadığımız için maalesef düşüncelerimizi çok rahatlıkla dile getirmediğimiz gibi…

ŞAHİN TİN (Denizli) – Biz anlarız, sen konuş.

ADEM GEVERİ (Devamla) – …bize vicdani olarak da bu aynı zamanda bir züldür. Bunu tekrar insafınıza takdim ediyorum.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Siz Türkçe konuşun, biz anlarız onu, sorun yok.

ADEM GEVERİ (Devamla) – Bu vesileyle, değerli arkadaşlar, konuşmalarımı rahat yapamayacağım için metin üzerinden okumalarıma devam edeceğim. Ancak daha öncesinde, maalesef, tutuklu olan eş başkanlar ve milletvekillerimiz ve yine, bütün belediye eş başkanlarımız… Ahmet Türk’ün şahsında, buradan, özellikle de Şivan Perver’in Sayın Cumhurbaşkanıyla birlikte düet yaparak söylediği o güzel sözlerle, özellikle de saygı ve selamlarımı sunuyorum. Büyük ihtimalle çok yakın zamanda biz de orada olacağız maalesef. “…”(x)

TAHİR ÖZTÜRK (Elâzığ) – Böyle bir usul yok ya! Böyle bir şey yok ya!

ADEM GEVERİ (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 7 Haziran seçimlerinden beri sahada günden güne kaybedilen ve yeni yenilgilere maruz kalan AKP iktidarı bütün hıncını Kürt siyasetinden çıkartmak yoluna gitmiştir. Bunun için de sarayın emrine girmiş olan yargıyı ve güvenlik güçlerini kullanarak HDP’li, DBP’li siyasetçileri rehin almış ve Kürt halkının iradesiyle birlikte diğer muhalif kesimlerin iradesini gasbetmiştir. Bugün itibarıyla, Kürt ve Türk halklarının meşru oylarıyla seçilmiş olan 10 HDP’li milletvekilini, 55 DBP’li belediye eş başkanı ve yüzlerce parti yöneticisini, çalışanını rehin alan AKP iktidarı Kürt halkının ve AKP’ye muhalif olan tüm kesimlerin iradesini gasbetmiş ve hiçe saymıştır. Daha düne kadar millet iradesini çokça dillendirerek, mağdur edebiyatı yaparak ve toplumun büyük bir kesiminin mağduriyetini kullanarak iktidara gelmiş olan kimselerin bugün daha büyük bir mağduriyet ve daha kanlı sonuçlar yaratarak çöküşe geçmesi ve yok olup gidecek olması trajik ve ibret verici bir örnek olarak tarihe geçecektir ki yine bir yıl önceki bütçe görüşmelerinde “Gidicisiniz.” dediğimizde bizi dalgaya, hafife alanlar, maalesef bugün yine aynı akıbetle karşı karşıya olduklarının farkında değiller.

Bugün yapılan bütün bu hukuksuzluklar, başkanlık referandumuna giderken iç kamuoyunu yanıltarak oyalamak, ırkçı, faşist kitleleri bütün motivasyonuyla ayakta tutmaya çalışmaktadır. Ancak millet iradesini hiçe sayarak ve Kürt siyasetini baskı, korku, şantaj ve aynı zamanda şiddet yoluyla sindirmeye ve teslim almaya çalışan AKP iktidarının unuttuğu bir şey var ki o da Kürtlerin yüz yılı aşkındır onurlu bir şekilde sürdürdüğü haklı mücadelesidir. Kürt halkı bütün bu baskı, tehdit, şantaj ve şiddet sarmalı içinde mücadele ederek haklı davasını bugüne taşımıştır ve bundan sonra da daha güçlü bir şekilde, daha kararlı bir şekilde haklı ve onurlu mücadelesini sürdürmeye devam edecektir.

İktidarın baskı ve sindirme politikaları karşısında diz çökmeyeceğiz. Kime karşı yapılıyor olursa olsun, her türlü haksızlık ve hukuksuzluk karşısında hukuksal ve örgütsel mücadeleden geri durmayacağız. Bizleri çerçevesini Cumhurbaşkanı ve Hükûmetin belirlediği sınırlar içinde hapsetmeye, yandaşlar gibi hizaya getirmeye çalışanlar büyük bir yanılgı içerisindedir. Kimlerin hangi amaçlarla bizleri sindirmek istediği er ya da geç mutlaka ortaya çıkacaktır. Bugün hukuku ayaklar altına alarak hareket edenler, yarın yok saydıkları o hukuk karşısında mutlaka halka hesap vereceklerdir. Unutmayın, adalet er ya da geç bir gün tecelli eder.

Değerli milletvekilleri, öncelikle bu bütçenin kimler için ve ne için hazırlandığı sorularını sormak gerekiyor. Gördüğümüz ve anladığımız kadarıyla, bütçe hazırlık sürecinde, bütçe gelir ve harcamalarının asıl muhatabı olan yoksul halk, farklı toplumsal kesimler, meslek örgütleri, emekçiler, sendikalar, üretenler, vesaire, her yıl olduğu gibi bu yıl da bütçe sürecinin dışında bırakılmış; istişare ve demokratik katılımcılık esası tamamen göz ardı edilmiştir. İş birlikçi sermaye çevrelerinin, patronların ve yandaşların dışında kalan halkın büyük bir bölümünün, Parlamentoda görüşülen 2017 bütçe harcamalarına ilişkin talep ve ihtiyaçları hiç de dikkate alınmamıştır.

Değerli milletvekilleri, 2001 krizi sonrasında oluşan siyasal kaos ortamı üzerine iktidara gelen AKP, on beş yıl boyunca, önceki iktidarların uygulamalarını aşan derecede sermaye dostu olduğunu her fırsatta göstermiştir. Kamu kaynaklarını, teşvik paketleri üzerinden patronlara, iş birlikçi sermaye çevrelerine ve yandaşlara aktarmış, geniş halk kesimlerini işsizliğe ve maalesef yoksulluğa mahkûm etmiştir.

Değerli milletvekilleri, akamete uğrayan çözüm süreci konusunda, Kürtlerin siyasetin dışına itilmesi konusunda, Suriye ve Irak yönetimleriyle ilgili politikalar konusunda, düşürülen Rus uçağı ve sonrasında yaşananlar konusunda, İsrail’le yaşanan normalleşme ve Mavi Marmara davasının örtbas edilmesi konusunda, cinsel istismara uğrayan çocuklar konusunda ve daha birçok konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP Hükûmetinin tutarsız söylemleri ve ikiyüzlü politikaları muhafazakâr kesimi oyalamaktadır, kandırmaktadır ve büyük bir vebal altına sokmaktadır.

Bu vesileyle, biz, özellikle de muhafazakâr bir tabana dayanan AKP Hükûmetinin, muhafazakâr kitleler, özellikle de İslami cemaatler tarafından, mutlak bir şekilde önünün alınması lazım. Aksi takdirde, bu veballe birlikte onlar da tabii ki Rabbülâlemin’in huzurunda yine hesap vermek zorunda kalacaklar. Umut ediyorum ki bu hesabı verebilmek için -elbette ki- yine yeryüzünde Rabbülâlemin’in tanıdığı bu imtihanı başarılı bir şekilde yerine getirirler.

Hepinize saygılar. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Geveri.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Muş, buyurunuz.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Hatip, AK PARTİ’nin mağdur edebiyatı yaparak iktidara geldiğini, sermaye dostu olduğumuzu... Buradaki kasıt, ülkede fabrikaların büyümesi değil, yandaşlara aktarım yaptığımızı... Partimizin ismini zikrederek açık sataşmalarda bulunmuştur.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Muş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

6.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Van Milletvekili Adem Geveri’nin 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada hatibin yaptığı, ortaya koyduğu iddiaların ve az önce bir başka hatibin de yaptığı iddiaların, ortaya koyduğu iddiaların tamamını reddediyoruz. Bunu bir kere açıklıkla ifade etmek istiyorum.

Bir kere, terörle mücadele vardır, teröristle mücadele vardır. Velev ki AK PARTİ barajları güvenlik sebebiyle yapıyor, velev ki böyle bir sebep var ve velev ki yollar yapıyor; bu sizi niye rahatsız ediyor?

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Yapılmadığından bahsettik.

MEHMET MUŞ (Devamla) – Sizin derdiniz ne barajlarla; güvenlik sebebiyle olmasından dolayı derdiniz ne? Yol yapılmasından dolayı derdiniz ne?

GARO PAYLAN (İstanbul) – Çevre katliamı.

MEHMET MUŞ (Devamla) – Ne kadar çevre dostu olmuşsunuz!

Değerli milletvekilleri, bakın, burada grup başkan vekillerinin kullandığı ifade, bu yenilir yutulur bir ifade değildir. Biz, PKK adına burada bir konuşma yapma ya da eleştiri ya da bir değerlendirme yapma yetkisine sahip değiliz.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Evet, değiliz.

MEHMET MUŞ (Devamla) – Yöneten Başkan “Dil sürçmesi mi yaptınız?” diye ikazda bulunuyor; hiç oralı olmuyor. Ya, sizin yetkiniz, sizin konuşma yapma imkânınız bu kadar. Size ne kadar talimat verilirse o kadar konuşabilirsiniz, sizin başka bir yetkiniz yok. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sizin de IŞİD’le...

MEHMET MUŞ (Devamla) – Demokrasiden dem vurmayın. Burada gelip demokrasi havarisi olmayın, demokrasi havarisi kesilmeyin burada. Ne kadar söylerlerse o kadar hareket ederler.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Biraz öfkeli çocukları anlatsana, öfkeli çocuklara biraz laf söylesene.

MEHMET MUŞ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, hiçbir iradeleri bulunmuyor. Burada, bakın, PKK’ya -ikaz ediyor Başkan Vekili- tek laf edemiyor, sonra kalkmış burada demokrasi havarisi kesiliyor. Burada şov yapmayın arkadaşlar, şov yapmayın!

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Siz yapıyorsunuz, siz!

BERDAN ÖZTÜRK (Ağrı) – Şov yapan sensin, sen!

MEHMET MUŞ (Devamla) – Siz önce teröriste “terörist” diyeceksiniz, PKK’ya “PKK” diyeceksiniz, net şekilde tavrınızı ortaya koyacaksınız. Bir daha da bizim partimizdeki kongrelerle alakalı siz bir tek kelime kullanmayın çünkü sizde neyin nasıl olduğu ortadadır. Parti kurulları bizim kongremizde kimin ne olacağına, ne yapacağına karar vermiştir. Hiçbir iradeniz olmadan burada gelip demokrasi havarisi kesilmeyin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Muş.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Reis karar verir.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bak burada, bak, görüyor musunuz? Yetkiniz yok ki.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Demirel…

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Sayın Başkan, bizim yapmış olduğumuz konuşmaları…

ZİYA PİR (Diyarbakır) – Naci Hoca’nınkini de çıkarın o zaman.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Var mı yetkin? Var mı yetkin?

BAŞKAN – Bir saniye sayın milletvekilleri…

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Arkadaşlar, bir dakika…

BESİME KONCA (Siirt) – Burada muhatap sizsiniz, Hükûmet eden sizsiniz.

BAŞKAN – Sayın Demirel…

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Bizim yapmış olduğumuz konuşmaları tamamen çarpıtan, farklı yönlere çeken…

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Nasıl çarpıtan? Hadi oradan!

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – …bir yaklaşım ve bir anlayışla hareket ettiğini…

BAŞKAN – Hangi cümlenizi çarpıttı Sayın Demirel?

AHMET YILDIRIM (Muş) – Mehmet Bey, bakın, lütfen, düzgün konuşun, “Hadi oradan.” demeyin, aynı üslupla karşılık veririm size. Ayıp bir şey ya! “Hadi oradan.” ne demek bir kadına? Böyle bir cümle kullanılır mı ya?

ŞAHİN TİN (Denizli) – Niye? Onlar da her şeyi söylüyorlar buraya, her şeye atıyorlar lafı. Niye pozitif ayrımcılık yapıyorsunuz?

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Hem yolların yapılmasına neden izin vermediğimiz üzerinden hem de Sayın Bostancı’nın sormuş olduğu bir soruya vermiş olduğum cevapta iktidarın kim olduğunu…

BESİME KONCA (Siirt) – Muhatap sizsiniz burada, muhatap sizsiniz.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Biz kimi eleştireceğiz burada, muhatabımız kim?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Ne demek yetkimiz… Böyle bir şey olur mu?

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Muhatabımız AKP’dir yani. Muhatabımız iktidarda olan AKP’dir. Eleştirimizi de AKP’ye yapacağız, bütün değerlendirmelerimizi de iktidara, Hükûmete ve devlete yönelik yapacağız. Şu anda muhatabımız odur; anlamından, bağlamından kopartan bir yaklaşım ve anlayış içerisindedir. Sataşmadan söz talep ediyorum 69’a göre.

BAŞKAN – “PKK adına konuşma yetkisine sahip değilsiniz.” konusunda bir değerlendirme yaptı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) O konuda da söz istiyor musunuz?

ŞAHİN TİN (Denizli) – Ama, PKK’yı, teröristleri övmeyeceksiniz orada. Teröristleri övmeyeceksiniz.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Burada tutanak, burada.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Muhalefet yapabilirsiniz, teröristleri övmeyeceksiniz orada.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Başkan, şimdi, çok açık ve net ifade edelim.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Demirel, buyurunuz.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Şimdi, kendisi ifade ederken, Sayın Bostancı bize aynen “PKK’ye yönelik bir aktarımda bulunun.” dedi yani böyle olmaz.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Ya, PKK’ya yapıyor, size yapmıyor ki eleştiriyi. Siz niye üzerinize alınıyorsunuz ki?

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Demirel.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Ahmet Bey sataşmadan alacak, ben yerimden sonra alırım.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Siz niye üzerinize alınıyorsunuz? PKK’ya yapıyor eleştiriyi, sizin üzerinize alınmanıza gerek yok.

BESİME KONCA (Siirt) – “Cevap verin.” dedi.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Hayır, sordu, sordu, Bostancı sordu burada.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Ya, siz muhalefet yapabilirsiniz, onda problem yok ama terörizm adına yapmayın yani.

BESİME KONCA (Siirt) – Size karşı yapacağız muhalefeti, muhatabımız sizsiniz.

BAŞKAN – Sayın Yıldırım, buyurunuz efendim.

7.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

AHMET YILDIRIM (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Allah’tan Sayın Muş’un… Hani hep yemin etmekten söz edersiniz ya, şu üzerine yemin ettiğiniz Anayasa’yı yerle bir ettiğiniz konuşmanızın üzerinden daha iki saat geçmedi Sayın Muş. Siz ne dediniz? Bakın, yasamayı, yürütmeyi partinizle… 3 gücü birleştirerek konuştunuz. Ondan sonra biz bunu eleştirince “Konuşmamı niye bağlamından koparıyorsunuz?” dediniz. Yasama, yürütme, parti sizin için bir, onun üzerine de sarayı koyun, güçler ayrılığı falan yok. Arkadaşımız çok açık söyledi.

Bizim, bakın, eleştirilerimizin odağında siyasi iktidarın uygulamaları var ve bu nedenle siyasi iktidarı eleştiriyoruz. Biz siyasi iktidarın yaptığı iş ve işlemlerden ötürü başka bir yapıyı veya organizasyonu hedefe oturtma gereksizliğiyle uğraşmıyoruz ve sözümüzün arkasındayız.

AYDIN ÜNAL (Ankara) – Yetkiniz yok.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Siz gelin önce burada… Hani yetkiden söz ediyorsunuz ya…

ŞAHİN TİN (Denizli) – Siyasi iktidarın partisi kim?

AHMET YILDIRIM (Devamla) – O “öfkeli çocuklar” deyip masumlaştırdığınız ve yüzlerce, binlerce insanın kanına girmiş yapıyla ilgili daha son birkaç aydır eleştiri hakkında bulunabiliyorsunuz. Daha DAİŞ’i eleştiremediniz yıllarca be!

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Hadi canım sen de!

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Hadi oradan!

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Hadi canım sen de!

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Öfkeli çocuklardı bunlar be! “Düşürdü, düşürüyorlar.” diyordu be!

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Yalan yanlış şeyler söylüyorsun.

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – DAİŞ başından beri öyle.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Burada milleti etkilemeye çalışma.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – O zaman söyleyeyim, rakamlarla konuşuyorum. Önümüzdeki hafta Ekonomi Bakanlığında yapacağım konuşmayı şimdi söyleyeyim, rakam ortada, hiç yoruma gerek yok.

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Yalan yanlış şeyler söylüyorsun.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Bakın, 1 Ocak 2015 ile 30 Haziran 2015 arasındaki altı aylık sürede Ekonomi Bakanlığının TÜİK’ten alarak bize verdiği bilgi. Elitaş o zaman Ekonomi Bakanıydı. Akçakale ile Tel Abyad yani Gre Spi IŞİD’in elindeyken 7 milyon dolar ihracat yaptınız, PYD ele geçirdikten sonra o gün bugündür kesilmiş; ticari ortaksınız be! (HDP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yıldırım.

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Laf ebeliği yapıyorsun.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Ticaret yaptınız be! Rakam, rakam!

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Yalan yanlış şeyler söyleme.

BAŞKAN – Sayın Muş… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Sayın milletvekilleri, lütfen efendim.

AHMET YILDIRIM (Muş) – 7 milyon doları açıklayın bakalım.

BAŞKAN – Sayın Muş, dinliyorum.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, hatip direkt ismimi zikrederek…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Muş.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Kamuoyuna yalan söylemekten başka bir şey yok yani.

AHMET YILDIRIM (Muş) – O zaman Elitaş yalan söylüyor; Elitaş bize bilgiyi verdi, 7 milyon dolar ticaret…

BAŞKAN – Sayın Yıldırım, lütfen efendim.

Sayın Muş kürsüde, lütfen efendim.

8.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, bu ülkede PKK’ya da, DAİŞ’e de en kapsamlı operasyonları yapan iktidar AK PARTİ iktidarıdır. Bizden önce de PKK’ya karşı çok önemli operasyonlar yapılmıştır. DAİŞ bu dönemde ortaya çıktığı için buna karşı da en önemli operasyonları yapan ülke Türkiye’dir. Şu an Suriye’de yürütülen operasyonlarla DAİŞ’in neye uğratıldığı da ortaya çıkmıştır.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Devir teslim yapıyorsunuz, devir teslim.

MEHMET MUŞ (Devamla) – Bakın, burada çok açık bir konu var. Lafları farklı farklı formatlara sokup buradan haklı çıkmaya, kendilerini haklı çıkarmaya çalışmak gibi bir çaba içerisine hiç kimse girmesin. (HDP sıralarından gürültüler)

Değerli arkadaşlar, bakın, açık bir şekilde PKK’ya, KCK’ya tek laf söyleyemiyor, teröriste terörist diyemiyor, PKK’ya terör örgütü diyemiyor, çıkmış buradan demokrasi havarisi kesiliyor. Yok öyle bir şey arkadaşlar, öyle bir şey yok. Bunu size bu kürsüden yaptırtmayız, PKK’nın sözcülüğünü yaptırtmayız sizlere. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Şuraya bak, açık açık söylüyor. Böyle bir şey olur mu ya, böyle bir ifade olabilir mi? Bu ifadeyi Türkiye Cumhuriyeti Meclisinde kimse kullanamaz arkadaşlar.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Kendi tutanaklarını da getir bakayım.

MEHMET MUŞ (Devamla) - Askerimizi, polisimizi şehit eden, kalleşçe pusular kuran bir terör örgütü noktasında burada bu sözleri söyleyemezsiniz. Terör örgütüne terör örgütü diyeceksiniz, siyasi partiyseniz siyasi parti gibi hareket edeceksiniz, farklı anlamları koparmayacaksınız.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Siz haddinizi bileceksiniz, bize böyle söylemek…

MEHMET MUŞ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, Hükûmet AK PARTİ’nin hükûmetidir, AK PARTİ iktidarları olarak tarihe geçmiştir, kayda geçmiştir. AK PARTİ Grubundan çıktığı için bunu söylememden daha doğal ne olabilir? Buradan Anayasa’yı ihlal etmişiz de, yasaları ihlal etmişiz de, kendince bir çıkarsamada bulunmaya çalışıyor sayın hatip.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Üç parti grubu da aynı şeyi söyledi.

MEHMET MUŞ (Devamla) - Arkadaşlar, AK PARTİ Grubundan çıktığı için AK PARTİ iktidarıdır. Yasama-yürütme-yargı bizden önce nasılsa şimdi de böyledir. Burada bir değişiklik olmadı, Anayasa değişmedi ama herkes iktidarı AK PARTİ iktidarı ve AK PARTİ Hükûmeti olarak bilir ve söyler.

Değerli milletvekilleri, Genel Kurulu selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Muş.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Yıldırım…

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan, ayrıntıya girmeden söylüyorum, “Bunları, şunları size ettirtmeyiz.” diyerek grubumuza açık sataşmıştır, İç Tüzük 69’a göre söz istiyorum.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Yıldırım…

ŞAHİN TİN (Denizli) – PKK’ya, “Öldürmeyin.” diyor, daha ne olacak?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Neyi söylemişim efendim?

(AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Bir saniye sayın milletvekilleri...

Sayın Yıldırım, şimdi, Sayın Muş birçok şey söyledi ve onları getirip son bir cümleye bağladı. Daha önce söylediği sözler PKK’yla ilgili size yönelik bir tavır eleştirisiydi, “Biz size bunları söyletmeyiz bu kürsüden.” dedi.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Tamam, amenna.

BAŞKAN - Sizin sataşma nedeniyle söz istemeniz hangi nedenle?

AHMET YILDIRIM (Muş) – Bizi tehdit etti, açık tehdit etti, “Bunları yaptırmayız, ettirmeyiz bu kürsüden.” dedi.

(AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Ha, bu cümleler nedeniyle, gerçekte…

AHMET YILDIRIM (Muş) – Grubumuzu tehdit etti.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Sizin işiniz o, sizin işiniz.

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Avukatı mısın PKK’nın?

BAŞKAN – Hayır, hayır, yani “Biz bunları ederiz.” anlamında siz söz istemiyorsunuz sanıyorum.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Değil, tabii ki değil.

BAŞKAN – Yani, sizin grubunuza ait olmayan veya ifade etmediğiniz bir düşünceyi size atfen ifade mi etmiş oldu?

AHMET YILDIRIM (Muş) – Aynen, evet.

BAŞKAN – Yani, onu bana net söylemeniz lazım.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Evet, konuşmamın içeriği de öyle olacak zaten.

BAŞKAN – Yani, PKK’ya yönelik bir eleştiri yaptı. Bana net söylerseniz, söz vereceğim.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Yapsın.

BAŞKAN – Açık, net söyleyin.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Tamam, yapsın.

BAŞKAN – Yani, terörle ilişkiniz olmadığı hâlde terörle ilişkili mi gösterdi, buna mı itiraz ediyorsunuz?

AHMET YILDIRIM (Muş) – Evet, aynen öyle.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Söylesin o zaman.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Başkan “Kimin adına konuşacaksın?” diye soruyor.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yıldırım.

9.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine tekraren sataşması nedeniyle konuşması

AHMET YILDIRIM (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çok açık yüreklilikle söylüyorum. Partimizin geriye dönük özellikle siyaset yapma biçiminin son üç yılına bakıldığında şu çok net görülecektir: Biz de parti olarak AKP gibi, CHP gibi, MHP gibi ve Parlamentoda bulunmayan diğer siyasi yapılar gibi şiddetin, silahın, kanın, ölümün hak arama sürecinin dışına ilanihaye çıkarılmasını çok açık istiyoruz, diğer partiler gibi. Ama istemimiz diğer partilerle aynı olmakla birlikte farklılaşan… Yani, silahın ve şiddetin hak arama yöntemi dışına çıkarılması konusundaki metodolojimiz sizden farklı. Siz imha üzerine, son ferdi öldürülünceye kadar…

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Son terörist, ferdi değil.

FEVZİ ŞANVERDİ (Hatay) – Ferdi değil, son terörist.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – …ve kan, ölüm üzerine bunu kurguluyorsunuz.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Silahla hak aranmaz.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Son terörist ölünceye kadar diyoruz.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Bizse dünya deneyimlerinden, çağdaş dünyanın önümüze koyduğu özellikle tecrübeler üzerinden bunu yapmaya çalışıyoruz.

KEMALETTİN YILMAZTEKİN (Şanlıurfa) – Terör bu, terör bu işte.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – İki buçuk yıl boyunca partinizin yetkililerinin veya Dolmabahçe’de olduğu üzere 2 bakanınızın, 1 grup başkan vekilinizin verdiği fotoğraftaki amacı, muradı, orada açığa çıkan metin de bununla alakalıydı. Dünya tecrübelerinden istifade ederek işin içine kanı, ölümü, imha konseptlerini katmadan özellikle şiddeti ve silahı hak arama yönteminin dışına çıkarıp yüz yıllık bir toplumsal yarayı çözmek istedi.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Çukurları kim kazdırdı, çukurları?

ŞAHİN TİN (Denizli) – “Hak arama” derken kim arıyor, kimin hakkını arıyor, onu söyle.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Ama lügatiniz, kelime dağarcığınız bu süreçlere, yüz yıllık soruna yaklaşma sürecine dair kelime sayınız çok sınırlı olduğu için isteseniz de bunun dışında farklı bir şey üretemezsiniz diyorum.

OKTAY ÇANAK (Ordu) – Sen aynaya bak, aynaya.

ŞAHİN TİN (Denizli) – PKK mı hak arıyor, onu söyle, PKK hak mı arıyor?

AHMET YILDIRIM (Devamla) – Bütün Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yıldırım.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, affedersiniz, yerimden kısa bir açıklama yapabilir miyim?

BAŞKAN – Sayın Bostancı, daha sonra söz vereyim size, uygun görür müsünüz?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Hay hay.

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı 433) (Devam)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 434) (Devam)

 

A) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

J) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Hakların Demokratik Partisi Grubu adına altıncı konuşmacı Siirt Milletvekili Besime Konca.

Buyurunuz Sayın Konca. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA BESİME KONCA (Siirt) – Sayın Başkan, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

2017 bütçesini doğru konuşmak, doğru sonuçları çıkarmak için rant ekonomisini, hırsızlığı, yolsuzluğu önceden tartışmak lazım. Bunu netleştirmeden, insan emeğine, insan kaynaklarına, doğaya saygıya dayalı bir ekonomik bütçe oluşturmanın ve bunu tartıştırmanın ve Türkiye’yi kalkındırmanın bu koşullarda imkânsız olduğunu biliyoruz.

Eğer 2017 bütçesini tartışıyorsak bugün, Eş Genel Başkanımız Figen Yüksekdağ’ın da bu Genel Kurulda bulunması gerekiyordu.

Siz, hem yasama faaliyetlerini gasbettiniz hem kişi hürriyeti ve siyasi kimliği 6 milyon seçmenin iradesi olarak rehin aldınız ve bugün, Figen Başkan burada olsaydı konuşmasını yapacaktı. Ben, Eş Başkanıma bir dakika tahammül edeceğinizi düşünüyorum.

(Hatibin tablet bilgisayardan bir ses kaydı dinletmesi)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bu ne ya!

ŞAHİN TİN (Denizli) – Kime, ne mesajı verecek burada? Böyle bir şeyi kabul edemeyiz.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, lütfen müdahale edin.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Ne olacak? Ne diyecek? Ne anlatacak burada? Terörizmi mi anlatacak burada, teröristleri mi anlatacak?

KEMALETTİN YILMAZTEKİN (Şanlıurfa) – Başkanım müdahale edin.

BAŞKAN- Sayın Konca, lütfen efendim, Genel Kurula hitap edin.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Söyleyecek sözün varsa konuşursun.

BAŞKAN - Tabletten bir şey dinletmek istiyorsunuz ama hiç anlaşılmıyor. Lütfen efendim…

BESİME KONCA (Devamla) – Dinlerlerse anlaşılacak Sayın Başkanım. (AK PARTİ sıralarından gürültüler, sıra kapaklarına vurmalar)

BAŞKAN – Sayın Konca, hiç anlaşılmıyor. Lütfen efendim…

Birleşime otuz beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.37

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.43

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet Akif HAMZAÇEBİ

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Zihni AÇBA (Sakarya)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 34’üncü Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Sayın milletvekilleri, birleşime ara vermeden önce, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Siirt Milletvekili Sayın Besime Konca konuşuyordu. Sayın Konca konuşması sırasında mikrofonun yan tarafına bir şey koymaya çalışıyordu. Doğrusu, ben onun ne olduğunu buradan fark edemedim, Kâtip Üyemiz Sayın Fehmi Küpçü’ye sordum, acaba bir fotoğraf mı koymaya çalışıyor şeklinde bir tereddüdüm oldu. Sonra “iPad”i oraya yerleştirmeye çalıştığını anladık ama “iPad”den dinletilmek istenen konuşma da doğrusu hiçbir şekilde duyulmuyordu.

Önceki uygulamalara baktık, böyle bir uygulamanın olmadığını gördük geçmişte. Bir istisnai örnekte böyle bir dinletmenin tutanaklara da yansımadığını gördük. Yani sadece “Bir video kaydı izletilmiştir.” şeklinde bir kaydın tutanağa geçtiği görülmüştür. Yani amaç bir konuşmanın tutanaklara yansıtılması ise, böyle bir yansıma da gerçekleşmiyor.

Ben milletvekili arkadaşlarımı anlıyorum, tutuklu milletvekillerinin, özellikle de eş genel başkanların sesini bir şekilde Genel Kurula duyurmak istiyorlar, bunu anlayışla karşılıyorum, ancak bir de Meclisin kuralları var tabii ki kendisine söz verilen milletvekili konuşur.

Evet, şimdi Sayın Besime Konca’ya yeniden söz vereceğim, konuşmasının sekiz dakikalık bölümü duruyor, iki dakikasını kullanmıştı.

Sayın Konca…

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Baştan başlatın Başkan, konuşamadı ki Başkan. Hiç konuşamadı kendisi.

BAŞKAN – Sayın Konca bir konuşmasına başlasın.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – 10 dakikasını... Hiç konuşulmadı Başkan.

BAŞKAN – Anlıyorum, belki sataşmalarla, laf atmalarla konuşması kesilmiş olabilir. Kendisi bir konuşmasına başlasın, gerektiği takdirde ek süre veririm.

Buyurunuz Sayın Konca. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA BESİME KONCA (Siirt) – Sayın Başkan, kürsüde söz hakkımı keserek ara vermenizin İç Tüzük’ün 66’ncı maddesine göre doğru olmadığını düşünüyorum.

Ben konuşmama başlarken, “Eş Genel Başkanımız burada olsaydı söz hakkını kullanacaktı ve konuşacaktı.” diye açıklama da yaptım. Eş Genel Başkanımız Sayın Selahattin Demirtaş’a dair de bu değerlendirmeyi yaparak konuşmasını yayınladık.

Şimdi, mevcut yasamada dokunulmazlığı hâlen süren arkadaşlarımızdır, eş genel başkanlarımızdır ve milletvekili arkadaşlarımızdır. Buna rağmen, konuşmalarda da şunu dile getiren, “Aslında onların içerde olmaması gerekiyor.” diyen, ama aynı zamanda bir dakikalık bütçeye dair konuşmasını, grup toplantımızda yaptığı konuşmayı dinlemeye tahammül etmeyen bir zihniyet kabul edilebilir bir zihniyet değil.

Biz, arkadaşlarımız burada bulunana kadar, burada yasama faaliyetlerini yürütene kadar arkadaşlarımızı gündemde tutacağız, sesiyle de olsa, fotoğraflarıyla da olsa arkadaşlarımız aramızda olacak, bu kürsülerde olacaklar. Bunu kabul etmek zorundasınız.

(Hatibin tablet bilgisayardan bir ses kaydı dinletmesi)

AHMET UZER (Gaziantep) – Var mı böyle bir şey ya!

SEBAHATTİN KARAKELLE (Erzincan) – Böyle bir usul yok Sayın Başkan.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Sayın Başkan, yarın ben de bir film getireceğim, burada film izlettireceğim.

BAŞKAN – Sayın Konca, lütfen konuşmanıza devam ediniz efendim.

BESİME KONCA (Devamla) – Zaten bitiyor.

SALİH CORA (Trabzon) – Konudan uzaklaşmıştır Sayın Başkan, İç Tüzük’e göre hareket etmesi lazım, bütçe hakkında konuşması gerekiyor.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Oturun yerinize ya!

BAŞKAN – Sayın Konca, lütfen konuşmanıza devam ediniz.

BESİME KONCA (Devamla) – Evet, Eş Başkanımızın konuşması bitti ve bu Parlamento demokratik olacaksa bunları dinlemek zorundadır.

Şimdi, ben Maden ve Tetkik Arama Genel Müdürlüğünün bütçesi hakkında söz hakkı aldım. 4 Aralık, Dünya Madenciler Günü’ydü ve 4 Aralıkta Siirt Şirvan’da gerçekleşen maden cinayetinde 16 kişi yaşamını yitirdi, 2 kişi hâlâ göçük altında, çıkarılmamış ve üstünden yirmi üç gün geçti.

Maden tetkik arama iş alanı, Türkiye’de en ağır çalışma koşulları olan iş koludur. Şirvan’da gerçekleşen iş cinayetlerini bu Hükûmet Allah’ın takdiri olarak değerlendirdi ve yağmura bağladı. Hiçbir iş alanı, hiçbir iş cinayeti, hiçbir kaza ne Allah’ın takdiridir ne de yağmurdan kaynaklıdır. Bu alanlardaki tedbirleri, bunun bağlı olduğu bakanlıklar almak zorundadır. Şirvan’da gerçekleşen işçi cinayetinde, maden işçi cinayetinde tedbir alınmadığı gibi, dört yıl önce Maraş’ın Afşin-Elbistan maden ocağında suçlu olanlara Şirvan’da yetki verildi ve görevlendirildiler. Orada da 9 kişi hâlâ göçük altındadır ve o iş ocağı o insanlara mezar olmuştur. Afşin-Elbistan göçüğünde yaşanan cinayetin geçen aylarda 21’inci mahkemesi görüldü, dört yıldır bu mahkeme devam ediyor ve hâlen netleşmiş, sorumlusunun kim olduğu açığa çıkarılmış değil ve oradan sorumlu olanlar Şirvan’da maden çalıştırıyor. İşte, onun için, eğer doğru bir bütçe oluşturacaksak bu yolsuzlukları, bu hukuksuzlukları, bu rantı tartışmak zorundayız dedik.

2002 Kasımından 2016 Kasımına kadar AKP hükûmetleri döneminde 18.287 insan iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiş, 18.287. Bu iş cinayetlerinin, bu kadar işte katledilen insanların hesabını… O süreçlerde kim hükûmetse ya onurlu davranır istifa eder -hangi bakanlıklara, hangi yetkililere, müdürlüklere bağlıysa- ya da yargılanır, yargı karşısında bunun hesabını verir fakat bunların hiçbiri gerçekleşmemiştir. Biz bugün 15 Temmuz darbe girişiminde katledilen 260 kişiyi her gün anıyoruz ve her zaman anmalıyız. Bunun bir darbe, bunun bir cinayet olduğunu söylüyorsak… Hükûmetin denetiminde çalıştırılan hangi iş kolu, hangi emek kolu olursa olsun eğer bu Hükûmetin denetiminde insanlar can veriyorsa, insanlar cinayete kurban gidiyorsa bu Hükûmet o cinayetlerin sorumlusudur, o katliamların sorumlusudur, bunun hesabını vermek zorundadır.

Şimdi, Türkiye iş cinayetlerinde Avrupa’da 1’inci sıradadır, dünyada da 3’üncü sıradadır. Kaldı ki bunlar da farklı biçimlerde sivil toplum kurumlarının yaptığı istatistikler ve açıkladığı rakamlardır. Esnek çalışma koşulları, yine son çıkarılan kölelik yasası, yine kayıt dışı işçi çalıştırma durumunu da göz önünde bulundurursak bu rakamların, bu cinayetlerin ve uygun olmayan koşullarda çalışmanın ne kadar suç olduğu ve ne kadar yaygın olduğu çok daha fazla açığa çıkacak bir durumdur.

4 Aralık Dünya Madenciler Günü vesilesiyle katledilen bu 18.287 işçiyi de rahmetle, saygıyla anıyorum ve hâlen çıkarılmayan, göçük altında olan canların da bir an önce çıkarılması gerektiğini belirtiyoruz ve bu, Hükûmetin sorumluluğudur.

Biz bu on dört yıla da değinmeden, son on bir ayın içinde de 1.816 işçi -daha bir yıl olmamış- hayatını kaybetmiş ve bunların hiçbirinin failiyle ilgili bugüne kadar açığa çıkarılmış ya da mahkeme edilmiş, sorgulanmış, netleşmiş bir durum da söz konusu değil.

Onun için oluşturulan bütçelerin ranta gideceği, oluşturulan bütçelerin sermayeyi korumaya gideceği, oluşturulan bütçenin yer altını, yer üstünü, doğayı, coğrafyayı katletme bütçesi olduğu açıktır ve ortadır, daha Ermenek ortadadır, daha Soma ortadadır -belirttiğimiz gibi- daha Şirvan ortadadır, daha Elbistan, Afşin cinayeti ortadadır ve hiçbir yetkili bunlara dair sorumluluğunu, hesabını vermemiştir.

Siyaseten de AKP gerçekliğinin bütçelerle, ekonomilerle rakamlar açıklayarak ne kadar iyi siyaset yaptığı açığa çıkmayacaktır. Siz bu rakamları rant için açıklıyorsunuz, bu rakamları Türkiye'nin yükselmesi, büyümesi için yapmıyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Konca, bir dakika ek süre veriyorum size.

BESİME KONCA (Devamla) – Başbakan Rusya’da açıkladı, dedi ki: “Ben uluslararası ilişkileri, sosyal bilimleri bilmem, ben yol yaparım, ben köprü yaparım, başka işler yaparım.” Evet, AKP aslında bina yapmayı iyi bilir ama AKP şunu da bilsin: Binanın temeli sağlam değilse bina sağlam olmaz. AKP her gün deprem olduğunda sarsılacak ve yıkılacak bir parti kaygısı, korkusuyla yaşıyor. AKP’nin kuruluşu da çürüktür. Millî görüş gömleğini giyerken... Keşke zamanım olsaydı ESAM Türkiye konferansları, rahmetli merhum Erbakan’ın yaptığı ESAM Türkiye konferanslarının 3’üncüsünü de burada dinletebilseydim. AKP neyle açığa çıktı, nasıl parti oldu?

OKTAY ÇANAK (Ordu) – Ona millet karar veriyor, millet!

BESİME KONCA (Devamla) – Millî görüş gömleğini çıkarırken hangi gömleği giydi? Bir hocaya sırtını dönerken hangi hocaya sırtını dayadı?

ABDULKADİR YÜKSEL (Gaziantep) – Sen kendi gömleğine bak, kendi gömleğine!

BESİME KONCA (Devamla) – Hangi hocanın dualarıyla, paralarıyla, kadrolarıyla parti oldu? 7 Haziran darbesini nasıl gerçekleştirdiler?

HAMZA DAĞ (İzmir) – Size Erbakan’ı övdürdük ya o kürsüden, Erbakan’ı övüyorsunuz ya yeter bize bu, bu bize yeter!

BESİME KONCA (Devamla) – 1 Kasımda Davutoğlu Hükûmetini nasıl götürdü?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BESİME KONCA (Devamla) – 4 Kasımda nasıl siyasi bir darbe yaptı? Bunların hepsi sizin deprem gerçekliğinizdir, bir siyasi depremi siz de yaşayacaksınız. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Konca.

Sayın Erhan Usta buyurunuz.

Mikrofonunuzu açıyorum.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

25.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, kürsüde kendisine söz verilen milletvekilinin konuşmasının beklendiğine, başkasının sesini veya görüntüsünü dinletmenin hiçbir şekilde uygun olmayacağına ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, az önce hatip, kürsüde iPad’den bir ses dinletti, ondan önce bir milletvekili de aynı davranışı gösterdi. Ben bunların son derece yanlış olduğunu düşünüyorum. Kürsü hatibindir, söz verilen milletvekilinin konuşması beklenir yani burada başkasının sesini veya görüntüsünü dinletmek hiçbir şekilde uygun olmaz. Yarın bir milletvekili buradaki hiç kimsenin istemeyeceği birtakım sesleri bize oradan dinletebilir, görüntüleri oradan bize gösterebilir. Dolayısıyla, bu konuda, içeriğinden bağımsız olarak ilkesel anlamda böyle bir şeye müsaade edilmesinin uygun olmadığını düşünüyorum ben.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Usta.

Sayın Yıldırım buyurun.

26.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın söylemlerini kabul etmenin mümkün olmadığına ve ses kaydı dinletilen kişinin yasama organı üyesi olduğuna ilişkin açıklaması

AHMET YILDIRIM (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, Sayın Usta’nın söylemlerini kabul etmek mümkün değil. Herhangi bir kimse değil, öyle gelip sıradan bir kişi de değil, şu Parlamentonun aynı Usta gibi, benim gibi, sizin gibi aynı haklara sahip olan bir yasama organı üyesi ve bu Parlamentonun 3’üncü büyük grubunun da eş genel başkanıdır ve bugünkü hâlleri ellerinden bir siyasi darbeyle alınmış kişiden söz ediyoruz ve bunların, az önce de söyledim, öyle bir yargı bağımsızlığıyla falan gerçekleştiğini de asla kabul etmedik, etmiyoruz. Bunun iyi bilinmesi lazım ya değilse, işte sıradan herhangi bir siyasi yorumu getirip burada arkadaşlarımız da biz de dinletmedik diyorum. Bütün Genel Kurulu tekrar saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Gök…

27.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, kürsünün hatip tarafından kullanılmasının esas olduğuna ilişkin açıklaması

LEVENT GÖK (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, daha önce almış olduğumuz ilke kararları çerçevesinde, kürsünün hatip tarafından kullanılması esastır. Tabii, burada, bugün, bir partinin eş başkanlarına ait olan seslerin dinletilmesi, partinin şu anda bir yargı sürecinden geçmesi, belki bir insani boyut çerçevesinde, kısa sürede tutulan bu çerçevede anlaşılabilir gibi gözükebilir ancak bundan sonraki tüm Meclis konuşmalarında kürsünün hatip tarafından kullanılmasının esas olduğunun altını çizmek istiyoruz.

Teşekkür ederiz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gök.

Sayın Bostancı…

28.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, İç Tüzük’te açık bir biçimde kürsünün hatibe ait olduğu hususunun yer aldığına, bir başkasının konuşmasını dinletmenin hukuki mahiyetinin meçhul olduğuna ve prensip olarak buna izin vermemek gerektiğine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, teşekkürler.

Biraz önce içeride de müzakere ettik, siz de o müzakerelere ilişkin temel bir unsuru vurguladınız. Burada hatibin konuşmaları kayda geçiyor, tutanaklara geçiyor fakat elektronik aletlerle verilen sesler ve anlatımlar geçmiyor dolayısıyla bunun ayrıca hukuki problemlere yol açma durumu söz konusu. Hepsinin ötesinde, mesele, içeriğinden, gerekçelerinden bağımsız olarak temelde, prensipte böyle bir uygulamaya izin verilip verilemeyeceği. Eğer biz sayın vekillerin kürsüden iPad marifetiyle farklı dinletiler sunmalarına imkân verecek bir uygulama yapacak olur isek yarın nelerle karşılaşacağımızı bilemeyiz ve esasen, bu bilememekten öte -herkes kendine göre gerekçeler söyleyebilir- İç Tüzük’e baktığımızda İç Tüzük’te de açık bir biçimde kürsünün hatibe ait olduğu hususu sarahatle yer alıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Mikrofonunuzu açıyorum.

Buyurunuz Sayın Bostancı.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Madde 60’ın başlığı “Söz alma, konuşmalar ve yazılı konuşmalar” dedikten sonra, madde 60: “Adını önceden kaydettirmeyen veya oturum sırasında Başkandan söz almayan hiç kimse konuşamaz.” Sayın konuşmacı sizden söz alarak oraya geldi, konuşmaya başladı; kendisinin konuşması gerekir. 60’a göre söz alarak, izin alarak gelmiş olduğu, yapacağı konuşma kendisine ait bir konuşmadır. Eğer burada herhangi bir biçimde izin almaksızın bir başkasının konuşmasını verdiğinde, üstelik tutanaklara geçmediği için hukuki mahiyeti de meçhuldür. Uygun bir durum ortaya çıkmamaktadır. Yarın başka partiler başka gerekçelerle benzeri yöntemi kullanabilirler. Bu bakımdan, prensip olarak buna izin vermemek Meclisin çalışma selameti bakımından, birbirimizi anlamamız bakımından uygundur.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bostancı.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan, ben sadece kayıtlara girmesi açısından söylüyorum. Elimde geriye dönük Meclis çalışmalarında buraya kürsünün tamamını kapatacak şekilde bizzat Naci Bey’in partisinden kişilerin pankartlarla çıktığı, farklı seslerin dinletildiği deneyimler vardır. Bu ilk kez yaşanan bir durum değildir, birincisi bu.

İkincisi, mevcut hâle son vermek istiyorsa siyasi iktidar, nasıl ki arkadaşlarımızı rehin almışlarsa…

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Ne rehini be!

AHMET YILDIRIM (Muş) – …onlar dışarıda olurlar, gelir kendileri konuşurlar diyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yıldırım.

Tutanaklara geçmiştir.

SEBAHATTİN KARAKELLE (Erzincan) – Ne rehini be! Suçlarından dolayı tutuklular.

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Rehin değil tutuklu onlar be!

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, kayıtlara geçsin diye söylüyorum. Bu tür uygulamalar farklı biçimlerde kullanıldığı için Meclis başkan vekilleri işin nasıl yürüyeceğine ilişkin -her şey İç Tüzük’te geçmediğinden- bazı prensip kararları aldılar ve Meclis içerisine, özellikle kürsüye birtakım eşyaların, emtiaların çıkmaması konusunda bir prensip kararları da var. Dolayısıyla, bunları da hatırlamak lazım.

Ayrıca, konu HDP’li arkadaşların hassasiyetinin ötesinde, bu içerikten bağımsız, herkesi ilgilendiren hukuki bir problemdir. Uygun değildir elektronik bir aletle bu tür konuşmaları yapmak. Bundan sonra buna dikkat etmek çalışmaların İç Tüzük’e uygun bir şekilde sürdürülmesi bakımından önemlidir.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bostancı.

Tutanaklara geçmiştir.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Çözümü belli Naci Hoca, çözümü belli bu işin.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Sayın Başkan, İç Tüzük 60’a…

BAŞKAN – Sayın Demirel, şimdi, her siyasi parti grubundan bir kişiye söz verdim.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Ama, ben grup adına söz istiyorum Başkan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, gündeme geçmemiz lazım.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – İç Tüzük 60’a göre grup başkan vekili olarak söz istiyorum.

BAŞKAN – Hayır Sayın Demirel.

Sayın Yıldırım ayağa kalktı, dahası oturduğu yerden söz alınca siz herhâlde söz hakkınızı kendisine devrettiniz dedim.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Biz çıkalım o zaman Sayın Başkan, konuşsunlar o zaman!

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Sayın Başkan… Hayır Başkan, ben İç Tüzük hakkımdan kaynaklı grup adına söz hakkı talep ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Demirel, her gruptan bir kişiye söz verdim.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Sayın Başkan, bu kadar değerlendirme bizim için yapıldı. Onun için söyleyecek bir dakikalık sözümüz vardır Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Demirel, bakın, lütfen, bir hakkın suistimali diye bir şey söz konusu olamaz, asla.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bakın, her gruba söz verdim, sizin gruptan da Sayın Ahmet Yıldırım söz aldı, konuştu. Ben düşündüm ki siz grup başkan vekili olarak Sayın Yıldırım’ı görevlendirdiniz, o konuştu.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Sayın Başkan, ben 60’a göre, İç Tüzük hakkımı kullanarak yerimden bir dakikalık söz talep ediyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz, veriyorum.

29.- Diyarbakır Milletvekili Çağlar Demirel’in, kürsüden sesi dinletilen kişinin şu anda yasama faaliyetine devam eden eş başkanları olduğuna ilişkin açıklaması

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, kürsüde konuşan hatipti, sözünü söyleyen de hatipti, aynı zamanda, Halkların Demokratik Partisinin Eş Genel Başkanıydı ve şu anda burada olması gerekirken rehin durumundadır.

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Tutuklu, onu bir değiştirelim, tutuklu.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Ne rehini be! Rehin ne ya! Herkes gibi tutuklu ya, ne rehini!

SEBAHATTİN KARAKELLE (Erzincan) – Terörden!

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – İsrail’le mi savaşmışlar da…

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – O yüzden, bir dakika bile sürmeyen bir konuşmaya tahammül edemeyen yasamadaki parti organlarının ben bundan sonraki süreçte nasıl davranacaklarını merak ediyorum. Onların bugün cezaevinde değil, sözlerini söyleyecekleri yasama organında olmaları gerekiyordu, bunu ifade ediyoruz. Kürsüden şimdiye kadar birçok kişi birçok konuşmayı dinletti ama şu ayrıntıyı görmek lazım ki: Bu sesini dinlettiğimiz eş başkanlar şu anda yasama faaliyetine devam eden eş başkanlarımızdır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Demirel.

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı 433) (Devam)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 434) (Devam)

 

A) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

J) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına son konuşmacı Mahmut Celadet Gaydalı, Bitlis Milletvekili.

Süreniz on dakikadır.

Buyurunuz Sayın Gaydalı. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA MAHMUT CELADET GAYDALI (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2017 yılı bütçesi üzerine Halkların Demokratik Partisinin görüşünü ve önerilerini sunmak üzere söz almış bulunmaktayım. Sizleri ve kamuoyunu saygıyla selamlarım.

Bütçeye ilişkin görüşlerimizi ifade etmeden önce Türkiye’de emek, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin öncü kurumlarından biri olan KESK’in kuruluşunun 21’inci yılını kutluyorum.

Ülkemiz, tarım ve hayvancılık açısından oldukça zengin bir potansiyele sahiptir fakat bu potansiyel, yanlış politikalar ve plansız çalışmalar nedeniyle etkin bir şekilde geliştirilememiştir. Türkiye dünyada tarım ve hayvancılık alanında kendi kendine yeterli olma özelliği taşıyan nadir ülkelerden biri olmasına rağmen, bugün yurt dışına bağımlı hâle getirilmiştir, AKP iktidarları döneminde ise bu bağımlılık kronikleşmiştir. Tohumda dışa bağımlılık, artan mazot ve gübre fiyatları, döviz kurundaki artış, desteklemelerin azalması, çiftçinin çoğu zaman elde ettiği ürünü maliyetinin altında bir fiyata satmak zorunda kalması, birçok nedenle birlikte çok sayıda çiftçinin tarım faaliyetlerini sürdürülemez noktaya getirmiştir.

Sayın Faruk Çelik’in son iki yılki Plan ve Bütçe Komisyonunda Bakanlığının bütçesi üzerine yaptığı konuşmalar karşılaştırıldığında çiftçi sayısında 1 milyona yakın bir düşüş olduğu görülmektedir. Tarım alanında yaşanan bu daralma tarımsal istihdama da yansımaktadır. 2002 yılında tarımsal istihdam yüzde 35 iken bugün bu rakam yaklaşık olarak yüzde 20’ye gerilemiştir.

Yine, çiftçiler için getirilen BAĞ-KUR’a bildirme zorunluluğu prim ödeme açısından sıkıntı yaratmaktadır. Vatandaşın bir yıllık geliri sigortanın iki aylık primine denk düşmektedir. Devletin verdiği tarım desteği sigorta ödemesine gitmekte, devlet kaşıkla verip kepçeyle geri almaktadır.

Değerli milletvekilleri, AKP iktidarının tarım alanında yarattığı en büyük tahribatlardan biri hiç şüphesiz, tarım arazilerinin hızla yok edilmesidir. Burada erozyonla etkin mücadele yapılamaması kadar tarım arazilerinin imara açılmasının da büyük payı bulunmaktadır. Çukurova başta olmak üzere Türkiye'nin en verimli toprakları imara açılmakta, yılda 3 farklı ürün verebilen binlerce dekar arazi üzerinde inşaatlar yükselmektedir. Ne yazık ki ayrılan kaynak ve desteklerin tarım alanında niteliğe ve istihdama dönüşmediği aşikârdır. Kendi topraklarını imha eden anlayış bugün Sudan ve benzeri Afrika ülkelerinden tarım alanları kiralayarak özel sektörü o bölgelere taşıyacaktır. İktidar bu duruşuyla sömürgeci bir zihniyet sergilemektedir.

Mazotun litre fiyatı Ocak 2002’de 94 kuruştu, bu rakam Ocak 2015’te 3,7 lira oldu ve bugün bakıldığı zaman 4 liranın üzerinde. On dört yıllık AKP iktidarı süresince mazotun litre fiyatı yüzde 300’ün üzerinde bir artış sergilemiştir.

Yıllık et tüketimine baktığımız zaman, 1 milyon 300 bin ton ülkemizde et tüketilmekte, ne yazık ki yıllık 300 bin ton et ithal edilmek durumunda kalınıyor. Bu sadece satın alınan etin miktarı, alım gücünün yetersizliğinden herkes et tüketemiyor. Türkiye nüfusuyla kıyaslandığı zaman bu sayı reel bir sayı değildir, gelişmiş ülkelerle mukayese edildiğinde en az 2 katı olması gerekmektedir. Türkiye’de hayvancılığın beşiği Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’dir. Bu ülkenin en önemli sorunu olan Kürt sorunu güvenlikçi politikalarla derinleştirilmesi Kürt illerinde hayvancılığı da bitirme noktasına getirmiştir. İlan edilen sayısız askerî güvenlik bölgeleri nedeniyle meralar, yaylalar kapatılmaktadır, köylülere bu alanlar yasaklanmakta ve meralar, ormanlar yakılmaktadır. 2023 hedefleri dışa bağımlılığın minimuma indirilmesi, kendi kendine yeten bir ekonomik yapılanma gibi hayalî fikirler pratikte yok hükmündedir.

Şimdi, bir yetkilinin beyanatı var, “Rant hayattır.” diye bir beyanat vermiş bir yetkilimiz. Tabii, yaşamı avanta olanlar için rant da hayattır. Rant ekonomisi olduğu sürece insanları üretime yöneltemezsiniz çünkü rant ekonomisinde üretim geri planda kalır, üretici ve emekçi para kazanamaz. Ekonominin tek çıkış yolu vardır, insanları üretken hâle getirip üreticiyi de para kazanır kılmakla sağlam ekonomik temelleri sağlamış olursunuz. Geçen yıl bu kürsüden hitaben Sayın Ali Babacan’ın “Ekonomi, adalet ve hukuk temelleri üzerine oturtulmalıdır.” bağlamındaki ifadesi, adalet ve hukuk temellerine oturtulmayan yapıların çökeceğinin net bir ifadesidir. Bunu sağlamak için kalkınmanın kırsal alandan başlatılması şarttır. Kırsal alandaki insanların refahının artması ve zenginleşmesi demek kaza ve şehir merkezlerinin de otomatikman zenginleşmesi anlamına gelir. Sosyal dengeyi sağlamak ve sosyal barışı sağlamak istiyorsak bu kural çok önemlidir. Aksi takdirde, ne sosyal denge sağlanır ne de toplumsal barış sağlanabilir. Kırsal alanda para kazanan insan bu parayı merkezlerde harcayacaktır. Aksi takdirde, şehirlerde zenginleşen insanlar hiçbir zaman kırsal alanda para harcamazlar. Kırsal alan insan vücudundaki kılcal damarlar gibidir. Kılcal damarlar nasıl hücrelere oksijen taşıyıp bünyeyi canlı tutarsa kırsal alandaki üretim de toplumsal bünyeyi dinamik ve sağlıklı kılar. Kırsal alanda altyapısı sağlam, yol, su, elektrik, konut, su ve sulama olan yerleşim alanları yaratır, üretim ve pazar konusunda bilinçli bir toplum inşa edebilirsek bu ekonomik kriz sarmalından kurtulabiliriz. Aksi takdirde, her defasında suçladığınız gibi, dış güçlerin ürettiği GDO’lu mamulleri satın alarak toplumu tek şükrettiği sağlığından da mahrum bırakırız.

Gerçi bu soruyu İçişleri Bakanına soru önergesi olarak yöneltmiştim ama henüz cevap alamadım, Sayın Bakanım belki bir açıklama yapar: Köylere hizmet götürme birliği fonundan güvenlik güçleri için alınan insansız hava araçları köylere ne gibi bir kalkınma sağlar, bunu lütfen izah edebilirler mi?

Değerli milletvekilleri, elli altmış yıldır “Hangi ırk hayvanı memleketimizin hangi yöresinde yetiştirirsek et ve süt kalitemizi artırır?” sorusuna hâlâ bir cevap bulunamamışa benziyor. Havza bazlı tarımsal destekleme modeline yeni geçiliyor, bence geç bile kalındı. Devlet patates, domates yetiştirmez ama bu üretimin trafiğini yönlendirebilir, üretim-tüketim dengesini sağlar. Devletin belirlenmiş bir tarım ve hayvancılık politikasının olmadığı bariz olarak görülmektedir. Planlı bir çalışma olmazsa, iç talep ve ihracat miktarları belirlenmezse bütün emekler heba olur; geçmiş yıllarda bu çok yaşandı. Üreticiye “saldım çayıra Mevla’m kayıra” mantığıyla bakarsanız her yıl bir önceki yılın etkisinde kalarak… Soğan iyi para getiriyorsa üretici soğan üretimine yöneliyor ve üretim fazla olunca fiyat düşüyor. Dolayısıyla, üretim fazlası da tarlada çürümeye bırakılıyor. Bu piyasa düzeniyle üretici piyasaya yıllarca ezdirildi, tek kazanan her zamanki gibi aracı oldu; emekçinin alın teri para olarak aracının cebini doldurdu.

Değerli milletvekilleri, Bakanlığın bütün sorunlarına buradan değinmek için yeterli süremiz yok fakat özellikle mevsimlik işçilerin sorunlarına da değinmek istiyorum. Mevsimlik gezici tarım işçiliği çalışma koşulları, aldıkları ücretler ve maruz kaldıkları ayrımcı politikalar nedeniyle en güvencesiz işçiliktir. Bu nedenle, mevsimlik gezici tarım işçiliğine yol açan neden ve koşulların ortadan kaldırılması, köylere dönüşlerin etkin biçimde gerçekleştirilerek bu insanların kendi topraklarında kendilerinin yöneteceği üretim faaliyetlerinin önünün açılması, mevsimlik gezici tarım işçilerinin kaçınılmaz olduğu hâllerde demokratik örgütlülük ve bilinç temelinde onurlu yaşam ve çalışma koşullarının sağlanması gerekmektedir.

Zamanım çok az kaldı, bazı konulara değinmek istiyordum ama… Bir de güvenlik hususunda, yapılan bazı inşaatlar hakkında bazı şeyler söylemek istiyorum. Dünyanın hiçbir yerinde olmayan güvenlik yolu Bitlis’te iki yerde uygulanıyor ve ucu açık, açık çekle yandaş müteahhitlere veriliyor. Biz talebeyken bir hocamızın mühendis tarifini size anlatayım: “Bir aptalın 2 liraya yaptığı işi 1 liraya…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT CELADET GAYDALI (Devamla) -…yapan bir insandır.” derdi. Yani, ekonomi mühendisin temel taşıdır. Bırakın, 2 lirayı sizin 3, 4, 5 liraya da bazı işleri yaptırdığınız durumları biliyoruz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gaydalı.

Siyasi parti grupları adına yapılan konuşmalar sona ermiştir.

Şimdi, şahsı adına lehinde konuşmak isteyen Kırıkkale Milletvekili Mehmet Demir’e söz vereceğim.

Buyurunuz Sayın Demir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Demir, süreniz beş dakikadır.

MEHMET DEMİR (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2017 yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın üçüncü turunda şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. 2017 yılı bütçe görüşmelerinin ülkemize, milletimize, demokrasimize ve ekonomimize hayırlı olmasını Yüce Allah’tan temenni ediyorum.

Geçen hafta Kırıkkale’mizden 2 genç kardeşimizi, İsa Nazlım ve Özgür Mutlu kardeşlerimizi şehit olarak Hakk’ın rahmetine uğurladık. Buradan şehit kardeşlerimin ailelerine ve ülkemize başsağlığı diliyorum, Allah rahmet eylesin diyorum.

Konuşmamın hemen başında, 2017 yılı Bütçe Kanunu Tasarısı’nın hazırlanmasında emeği geçen başta Maliye Bakanımız olmak üzere Bakanlığın tüm mensuplarına, Plan ve Bütçe Komisyonunun Başkan ve üyelerine, tüm bakan ve milletvekili arkadaşlarıma, bürokratlarımıza teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla 15 Temmuz darbe girişimi gecesi sokağa çıkan milletimiz, tanklara, uçaklara, helikopterlere karşı göğsünü siper ederek ülkemizin bağımsızlığına, birliğine sahip çıkmıştır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) yediden yetmişe milletimizin destansı girişimiyle püskürtülen, darbe girişiminde başarılı olamayan şer odakları, Türkiye aleyhine, özellikle ekonomik alanda birtakım girişimlerle operasyon yapmaya çalışıyorlar. 2002 yılından bugüne değin uygulamaya koyduğumuz reformlar sayesinde ülkemiz ekonomisinin güçlü temellere dayalı sağlam bir ekonomi olduğu içinden geçtiğimiz bugünlerde bir kez daha ortaya çıkmıştır.

2008 yılındaki küresel krizi hafif atlatan ülkemiz, son zamanlardaki ekonomik hareketlenmeleri, kur dalgalanmalarını da hafif şekilde atlatacaktır. Ne Avrupa Birliği ne uluslararası derecelendirme kuruluşları ne başka bir örgütlenme bizim bu kutlu davada yürüyüşümüzü engelleyemeyecek, bu şer odakları diğer alanlarda başarılı olamadıkları gibi ekonomik alanda da başarılı olamayacaklar, bizi mağlup edemeyeceklerdir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; daha önce denediler, başaramadılar çünkü milletine inanan bir liderimiz var, liderine güvenen de bir milletimiz var. Ne yapsalar boş, bu ülkeyi zafiyete düşüremeyecekler, bu ülkeyi bölemeyecekler. Bu da böyle biline! (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; on dört yıllık AK PARTİ iktidarlarında ülkemiz çağ atladı, gerek demokratikleşmede gerekse ekonomik gelişmelerde ülkemiz dünyanın sayılı ve saygın bir ülkesi hâline geldi.

Sayın milletvekilleri, bu, hiç de kolay olmadı. Hafızamızı tazelersek: 27 Nisan e-muhtırasını yayınladılar. 363 kişilik AK PARTİ Grubuna Cumhurbaşkanını seçtirmemek için 367 garabetine imza attılar. AK PARTİ’yi kapatma davası açtılar. Gezi ayaklanmasına kalkıştılar. 6-7 Ekimde haince milleti sokaklara çağırdılar. 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişiminde bulundular ama liderimizin cesaretiyle, milletimizin de büyük desteğiyle başaramadılar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Çünkü AK PARTİ, milletten yetki alan, milletin ta kendisidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 3 Kasım 2002’den önce ekonomik krizlerin yaşandığı, Anayasa kitapçıklarının havada uçuştuğu, IMF kapısında yatıp kalkan bir Türkiye’den IMF’ye borç veren, IMF’ye borcunu kuruşuna kadar ödeyen, katrilyonluk nemaları ödeyen, uzaya uydu gönderen, yerli savaş helikopterlerini üreten, yerli tankları üreten, ilk yerli savaş gemilerini yapan, ilimiz Kırıkkale’nin de gururla ürettiği, gururu olan millî piyade tüfeğini yapan, insansız hava araçlarını üreten, Marmaray’ı yapan, Avrasya Tüneli’ni yapan, havaalanları yapan, duble yollar yapan bir ülke hâline geldi. Ülkemizi dünyanın sayılı ülkelerinden biri hâline getiren liderimiz Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bu duygu ve düşüncelerle bakanlıklarımızın ve ilgili, bağlı kurumlarının 2017 bütçesinin hayırlı olmasını, bakanlıklarımızın daha nice günler hizmet vermesini diliyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Demir.

Bugün en çok alkışı siz aldınız Sayın Demir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi Hükûmete söz vereceğim.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Hükûmet adına ilk konuşmacı Başbakan Yardımcısı Sayın Nurettin Canikli.

Buyurunuz Sayın Canikli. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, benim bir söz talebim vardı.

BAŞKAN – Sayın Gök, hükûmete söz verdim. Lütfen efendim.

Sayın Bakan, konuşma süreniz yirmi dakikadır.

BAŞBAKAN YARDIMCISI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Başbakan Yardımcılığıma bağlı Sermaye Piyasası Kurulu ve BDDK’nın bütçeleri, faaliyetleriyle alakalı huzurlarınızdayım. Bunların ayrıntılarına geçmeden önce izin verirseniz ve âdet olduğu üzere genel küresel ekonomiyle ilgili, daha önce çok konuşulan ayrıntılara elbette girmeden, onları tekrar etmeden birkaç boyutunu, hususunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bunlardan bir tanesi, genel anlamda biliyorsunuz reel piyasalarda bir aşağı yönlü hareket söz konusu. Yani büyüme, istihdam piyasalarında, özellikle ihracatta negatif küresel bir gelişme söz konusu. Bunların hatırlatılması önemli çünkü sonuç itibarıyla bir değerlendirme yapılırken küresel gelişmelerden bağımsız bir ekonomi analizi ve tahlili yapmak mümkün değil, doğru da değil çünkü sonuç itibarıyla dünyanın herhangi bir ekonomisinde meydana gelen göreceli olarak, küçük olarak nitelendirebileceğimiz, tanımlayabileceğimiz bir ekonomi için de geçerli bu. Böyle bir ekonomide dahi meydana gelen çok ufak sarsıntılar, bütün küresel ekonomilerde çok ciddi dalgalanmaları, sarsıntıları ve gelişmeleri beraberinde getirmektedir. Yani bunların son dönemlerde yaşadığımız en ilginç örneklerinden bir tanesi, Avrupa Birliği üyesi olan Yunanistan ekonomisinde nispeten yine küçük boyutta diyebileceğimiz bir hareketlenme, özellikle finans piyasalarıyla alakalı normalin ötesinde bir gelişme, dünyadaki bütün gelişmiş ekonomiler dâhil hepsini, Avrupa Birliği üyesi bir ülkedeki bu gelişmeler bütün küresel ekonomilerde ciddi sıkıntıları, tartışmaları ve dalgalanmaları beraberinde getirmiştir.

Son dönemde yaşadığımız dalgalanma faktörleri, gerekçeleri, dalgalanmayı tetikleyen faktörler daha büyük boyutludur. Özellikle Amerika’yla alakalı beklentiler, biliyorsunuz, faiz artırımları, reel verilerle ilgili olumlu gelişmeler, burada, özellikle uluslararası alandaki sermayenin, başta gelişmiş ülkeler ama özellikle Amerika’ya dönme eğiliminin artması, gelişmekte olan, sadece gelişmekte olan değil bütün piyasalarda bu anlamda finansal bir daralmanın, darlığın da kapısını aralamıştır. Bunun da altını çizmekte fayda var.

Bütün bunlara bağlı olarak, Amerika piyasalarındaki bütün rakamlar en üst seviyeye çıkma eğilimindedir. Trump’ın başkan seçilmesinden sonra, Wall Street’in dört temel endeksi son on yedi yılın en yüksek düzeyine ulaşmış ve seçim sonrası Amerikan hisse senedi piyasalarına 1 trilyon dolar dışarıdan taze para girişi gerçekleşmiştir.

Tabii, bu gelişmelerin diğer bütün ülkelerde ve buna bağlı olarak Amerika’da aynı zamanda, istisnasız bütün piyasalarda, beklenti yoluyla reel piyasalarda ama o anda da finansal piyasalarda dalgalanmaları da beraberinde getirdiğini hep birlikte görüyoruz. Zaten bu gelişmelerden sonra başka bir beklenti oluşması söz konusu değil ve yine aynı şekilde para piyasalarında da bu dalgalanma geçerli. İşte, TL’nin biliyorsunuz dolar karşısında bir değer kaybı son ayda diyelim, söz konusu ama sadece TL değil, diğer yabancı para birimleriyle kıyaslandığında bir miktar daha fazla olmak üzere ama esas itibarıyla, ağırlıklı olarak tamamen bu küresel gelişmelerden kaynaklanan bir erozyon söz konusu. Fakat bunu başka türlü tanımlamamak gerekiyor. Bu bir dalgalanmadır, bu bir “cycle”dır, yani dalgalanmanın bir noktasıdır. Bu, şunun için önemli: Yani “değer kaybetti.”, “Şu oldu bu oldu.” gibi ya da şu anda ismini bile tekrarlamayacağım bazı tanımlamalar yapmak bu gelişmeye doğru değil, ekonomik olarak doğru değil. Esasında bu tür “cycle”lar, bu tür dalgalanmalar açık ekonomilerde belirli dönemlerde belirli periyotlarla bütün ekonomileri -bütün piyasalar için, sadece para piyasaları için değil- gelir yoklar ve etkisini gösterir, sonra sakinleşir.

Ha, geldiğimiz bu aşama itibarıyla şunu söyleyebiliriz: Bu dalgalanmanın dip noktası geçmiştir, Türkiye açısından söylüyorum, Türkiye ekonomisi açısından söylüyorum, dip noktası görülmüştür. Yani, bütün piyasalar için söylüyorum. Bu, TL’nin ya da dövizlerin fiyatlarının dalgalanması için bir fiyat tahmini falan değildir kesinlikle. Yani buradan yola çıkarak “TL şöyle olmaz, dolar şu şekilde olabilir.” falan gibi bir tahmin yapmak veya bir belirleme yapmak anlamına gelmez. Böyle bir şey de yapılamaz zaten özellikle uygulanan serbest piyasa ekonomisi çerçevesinde, dalgalı kur politikaları çerçevesinde dövizle ilgili ya da TL’yle ilgili, TL’nin fiyatıyla alakalı bir tahminde bulunmak, bir öngörüde bulunmak kesinlikle hem doğru değildir hem de mümkün değildir. Bu anlama gelmez.

Şimdi, elbette bu gelişmeler birçok ülkede birtakım makro göstergelerle alakalı hem beklentiler açısından tahminleri değiştiriyor hem de bazılarında da günlük cari rakamları etkileyebiliyor ama burada önemli olan şu: Bakın, bütün bu gelişmeleri bir tarafa bırakalım, bu sarsıntının ortasında, kamu borçları açısından değerlendirildiğinde -ki önemli bir kriterdir sonuç itibarıyla, çok belirleyici bir göstergedir- kamu borçları açısından bakıldığında, bütün dünyada -gelişmekte olan piyasalar, gelişmiş piyasalar, hepsi için geçerli- kamu borcunun millî gelire oranı trendi yukarı yönlüdür ve bu, bu şekilde devam etmektedir yani hem yüksektir hem yükselme trendi artarak devam etmektedir. Sadece Türkiye bu trendin dışındadır, pozitif olarak ayrışmıştır; yani uzun yıllardan beri, son on dört yıldan beri bu trend sürekli aşağı yönlüdür Türkiye için, Türkiye ekonomisi için, hem düşmüştür hem de düşmeye devam etmektedir. Bu, gerçekten, sarsıntıların da minimum seviyede hissedilmesini sağlayacak, ona katkı sağlayacak çok önemli bir gelişmedir, bunun da altının çizilmesi gerekiyor. Diğerleri daha kolay esnetilebilir; bütün makrolar için geçerli, yani istihdam piyasaları için geçerli, diğer büyüme beklentileri ya da gerçekleşmeleri için geçerli ama kısa, hatta orta vadede esnetilmesi hemen hemen mümkün olmayan kamu borç stoklarıdır, kamu borç stoku eğilimidir, trendidir. Bunun yönünü değiştirmek, hem oranı, rakamı düşürmek hem de yönünü değiştirmek gerçekten çok zordur. O açıdan, Türkiye ekonomisi, bu yönüyle bakıldığında, riski en az olan ülkelerden, ekonomilerden bir tanesidir. Buna bir de, özellikle bankalar başta olmak üzere finansal kuruluşlar ve finansal piyasalarla alakalı bir rakamı da eklediğimizde bunun ne kadar önemli olduğu, ne kadar kıymetli olduğu bir kez daha anlaşılır, o da şudur: Gelişmiş ekonomilerde reel sektör ile finansal sektör arasındaki kaldıraç oranı -ya da oran- yaklaşık 1/8, 1/9 oranındadır. Şöyle söyleyelim: Yani, millî gelirin karşılığı olarak ya da millî geliri temsil eden menkul kıymetlerin, ihraç edilen menkul kıymetlerin oranı 1/8, 1/9 civarındadır. Bunun anlamı şudur: Çok ciddi bir şişkinlik, fiktif, sanal bir alan söz konusudur finansal piyasalarda ve mali alanda, bütün ekonomiler için. Mesela, Amerikan ekonomisi için bu oran 1’e 9’dur. Bunun anlamı şudur: Bu 1’den fazlası yani 8’lik kısım, 8 katlık kısım sanal, reel olmayan, fiktif bölümü tanımlamaktadır. Bu şekilde ihraç edilen menkul kıymetler büyük oranda bu ülkelerin bankalarının aktiflerinde yer almaktadır. Yani bu menkulleri aktiflerinde taşıyan finansal kuruluşların esasında çok “fragile”, çok kırılgan bir yapılarının olduğunun kabul edilmesi gerekir. Türkiye'de bu oran 1’e 1,1’dir yani hemen hemen eşittir. Yani köpük yoktur, sanal, reel olmayan bir alan yoktur mali alanda, Türkiye için söylüyorum. Bu anlamda, bankalarımız da bu şekilde fiktif olan ve ciddi anlamda şişkinlik içeren menkul kıymetleri taşımamaktadır, Türk bankaları ama buna mukabil diğer bütün bankalar, gelişmiş ekonomilerdeki bütün bankalar 1’e 8’lik, 1’e 9’luk gerçek olmayan, fiktif, reeli tanımlamayan, reeli temsil etmeyen aktiflerle doludur. Bu, gerçek anlamda bir sanal âlemdir ve en ufak bir dalgalanmada zaten yapısı itibarıyla çok hassas olan bankacılık sektörünün gelişen piyasalarda, gelişen ekonomilerde çok hızlı bir şekilde, olumsuz bir şekilde etkilenebileceğini göstermektedir. Nitekim, isim vermeyelim, bazı büyük ülkelerin, gelişmiş ülkelerin bazı büyük bankalarıyla ilgili en ufak bir problem gündeme geldiğinde, spekülasyon söz konusu olduğunda kısa zamanda mali yapılarında çok ciddi, çok güçlü bozulmalar meydana gelebilmektedir. Tekrar banka ismi vermeyelim. Bunlar, o tarafta bu gelişmeler yaşanırken Türkiye finansal sistemi ve bankaları özellikle, yaşanan inanılmaz çalkantılara ve finansal sektörü çok derinden etkileme kapasitesi olan gelişmelere rağmen zerre kadar etkilenmemiştir, göstergelerinde en ufak bir bozulma yaşanmamıştır. Dünyanın hiçbir ülkesinde, mesela 2016 yılında çok kısa bir zaman dilimi içerisinde karşı karşıya kaldığımız siyasi ve ekonomik, dışarıdan ve içeriden gelen şokları birlikte düşündüğünüzde, o sistemin finansal kesiminin ya da bankaların bu gelişmelerden etkilenmemesi hemen hemen imkânsızdır. Ama Türkiye bankaları -saymaya gerek yok- 2016 yılı içerisinde gerçekten finansal sektörü çok kuvvetli bir şekilde etkileme kapasitesi, potansiyeli olan bu gelişmelerin hiçbir tanesinden yara almadan, en ufak bir olumsuzluk yaşamadan sağ salim çıkabilmiştir. Stres testlerini biz aslında gerçek olaylarla yapıyoruz, sonuçlandırıyoruz Türkiye bankaları açısından. O nedenle zaten bütün bu gelişmeler sonucunda Türkiye'de bu alanda herhangi bir olumsuzluk yaşanmıyor, bunun da çok önemli bir kıymet olduğunun, ayrıcalık olduğunun ve münhasıran Türkiye finans sektörü ve Türk bankalarına ait olduğunun altını çizmek gerekiyor. Yani bunu kesinlikle bir siyasi söylemin bir parçası olarak ifade etmiyorum, hepsi reel datalarla, rakamlarla beslenen, desteklenen hususlar, ayrıca fiilî olarak da zaten test edilmiş. 2008’den beri Türkiye finans sektörü, bankacılık kesimi inanılmaz sarsıntılarla, gerçek olaylarla test ediliyor. Yani bir taraftan, bakın, işte, ciddi anlamda çok büyük bir mücadele veriyoruz doğu ve güneydoğuda, Türk Silahlı Kuvvetleri Suriye’de ve Irak’ta yani bir açıdan bakıldığında savaşın ortasındayız; içeride inanılmaz siyasi dalgalanmalar söz konusu olabiliyor, işte, bunlardan bir tanesi 15 Temmuzda yaşanan hadiseler -biliyorsunuz- ve dışarıdan kaynaklanan şoklar; bütün bunların hepsi 2016 yılı içerisinde gerçekleşiyor ve Türkiye bankacılık sistemi, Türkiye ekonomisi bunlardan hemen hemen hiç etkilenmiyor. Bu, gerçekten çok önemli bir değerdir, bu kıymeti hepimiz paylaşabilmeliyiz; hem kabullenmeliyiz hem de paylaşabilmeliyiz, göğsümüzü gere gere her yerde bunu söyleyebilmeliyiz. Yani bunu şunun için de özellikle vurgulamaya çalışıyorum çünkü hep olumsuz şeyler ifade ediliyor, satın alınmaya çalışılıyor, hâlbuki gözümüzün önünde cereyan eden, tamamen bize ait olan ve doğru politikalar nedeniyle bu şekilde güçlü mali yapısını sürdüren bir finansal sistem söz konusu ve bu finansal sisteme zaman zaman yöneltilen saldırılar söz konusu. Bütün bunlara rağmen ayakta kalabiliyor ve biz bunu her anlamda, muhalefetiyle iktidarıyla değerlendirmeliyiz yani bu, sonuç itibarıyla ülkenin bir mekanizmasıdır, müessesesidir. Hepimizin sahip çıkması gerekiyor, hepimizin buna destek olması gerekiyor. Bütün bu olaylar yaşanırken, finansal kesim, bankalar bu şekilde; reel anlamda da güçlü büyüme performansımızdan da taviz vermemek için, onu aşağıya çekmemek için her türlü tedbiri aldık, her türlü çalışmayı yaptık, orada da kararlıyız. Yani küresel büyüme beklentileri sürekli olarak aşağı yönlü revize ediliyor, istihdam piyasalarında sıkıntı var, koruma eğilimleri var vesaire ama bunlar olurken biz, güçlü büyüme trendimizi de sürdürmemiz gerektiğine hem yeni istihdam imkânları oluşturmak açısından hem de büyümeyi, geliri artırabilmek açısından…

Bakın, 2017 bütçesi hazırlanırken bütçe açığı gayrisafi yurt içi hasıla oranı normalde başlangıçta 1,6 olarak planlanmıştı –tabii, 2’nin altında kalması da son derece önemli, onun altında kalmasına da dikkat ediyoruz- 1,9’a çıkardık. Aradaki 0,3’lük fark tamamen yatırım harcamalarına ilave kaynak olarak konuldu. Yani bu güçlü büyümeyi desteklemek açısından, bu da gerçekten son derece önemli.

Yine, tabii, küresel plandaki gelişmeleri elbette hepsini tamamen yönlendirme ve kontrol altına alma imkânınız olamayabiliyor. Elbette tedbirlerinizi alıyorsunuz ya da tahribatın en az seviyede kalması için gereken her türlü tedbir alınıyor.

Yine, özellikle bu döviz piyasalarında yaşanan son gelişmelere bağlı olarak Türkiye'de genel olarak -içeride ve dışarıda- TL’nin kullanım alanının genişletilmesine yönelik biliyorsunuz, yoğun bir çaba da var. Özellikle Sayın Başbakanımızın bu konudaki talimatları neticesinde burada ciddi adımlar atıldı, ciddi mesafe katedildi. Bu da son derece ekonomik ve mantıklı bir öneridir ve bir politikadır. Yani, Türkiye’de elbette TL kullanılacak ya da şöyle söyleyelim: TL’nin diğer yabancı paralar karşısındaki dalgalanmalarının oranını, boyutunu azaltmak amacıyla TL’nin kullanımını ne kadar yaygınlaştırabilirsek o kadar bu dalgalanmanın boyutu düşük olur yani bu açıdan gerçekten son derece güçlü bir ekonomik hedeftir ve argümandır. Bununla ilgili olarak da son günlerde alınan tedbirlerle önemli adımlar atıldı. İşte, başta, bundan sonra yapılacak olan tüm kamu ihaleleri zorunlu hâller dışında TL cinsinden yapılacaktır, hatta şu an ilana çıkmış olanlarda döviz cinsinden ilana çıkmış olanların zarfı açılmadığı takdirde henüz gerçekleşmemiş, tahakkuk etmemiş, tamamlanmamış olan ihale süreçleri iptal edilmekte ve onların TL cinsinden ihaleye çıkması sağlanmaktadır. Birçok kurum bununla ilgili gereken tedbirleri aldı; ayrıntılara girmeyeceğim, zamanım da kalmadı.

Sadece bugün Sayın Başbakanımız tarafından açıklanan son olarak birkaç tedbir var. Onlarla ilgili, daha iyi anlaşılmasını sağlamak amacıyla bazı bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum. Ama, oraya geçmeden önce, biliyorsunuz, FETÖ terör örgütünün finansman kaynaklarının kurutulması çerçevesinde yine çalışmalar yapılıyor çünkü terör örgütüne kaynak aktarmak, finansman sağlamak suçtur. Bu çerçevede bugüne kadar TMSF bünyesine 46 grup olarak toplam 692 şirket devredildi. Bu şirketlerde -toplam istihdam kapasitesi- 37.850 kişi çalışıyor şu anda. Enerjiden, tarımdan, gıda, tekstil, madencilik vesaire… Bu şirketler ceza soruşturması, yargılaması sonuna kadar TMSF tarafından rasyonel ilkeler çerçevesinde yönetilecek, zarar edip içi boşalanlar hariç; onun dışındakiler mahkeme sonucuna kadar yönetilecek. Bu şirketlerin toplam aktif büyüklüğü 34,1 milyar lira civarında, ciroları 14,2 milyar ve öz kaynakları toplamı da 16 milyar liradır. Bunlar son derece önemli kuruluşlardır ve bu önemlerine binaen o anlamda çok dikkatli bir şekilde TMSF tarafından yönetilmektedirler. Eğer TMSF’ye devredilmemiş olsaydı genel kurallar çerçevesinde bunların kayyum sıfatıyla yönetilmeleri sistemi müdahale edilmeden devam ettirilmiş olsaydı, bunların önemli bir bölümünün mali yapısında çok ciddi bozulmalar meydana gelebilecekti.

Evet, şimdi, bugün 250 milyar lira tutarında bir kredi kapasitesi oluşturulduğunu Sayın Başbakanımız kamuoyuyla paylaştı. Bunun toplam üç yıl içerisinde kamuya maksimum maliyeti, yani bütün risklerin gerçekleşmesi hâlinde maksimum maliyeti 17,5 milyar liradır; üç yıl içerisinde yani 2017, 2018, 2019 içerisinde. Bununla ilgili gerekli kaynak tahsisleri de yapılmıştır, onu da söyleyelim. 250 milyar lira özellikle bu dalgalanmalar nedeniyle ya da nakit dengesinde bozulmalar nedeniyle finansman ihtiyacı içerisinde olacak olan firmalara bu kaynaklar Hazine garantisi, Kredi Garanti Fonu’nun garantisi altında aktarılacaktır, kullandırılacaktır, kullanacaklardır. Dolayısıyla, bu son derece önemlidir. Bir başka ifadeyle, bu dalgalanmalardan hiçbir firma olumsuz yönde etkilenmeyecek…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bakan, mikrofonunuzu açıyorum.

Buyurunuz.

BAŞBAKAN YARDIMCISI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bu gelişmelerden reel sektörün, imalattaki firmaların, üretim yapan firmaların hiçbir tanesinin olumsuz yönde etkilenmemelerini sağlamak amacıyla bu imkân getirilmiştir ve bu nedenle hiçbir firma iflas etmeyecektir. 250 milyar liralık, gerçekten inanılmaz bir kaynaktır bu. Kredi Garanti Fonu üzerinden kullandırılacağı için, kullanacak olan firmaların teminat bulma gibi ya da ilave teminat sağlama gibi bir yükümlülükleri –işte, ipotek veya buna benzer- olmayacaktır çünkü bu işlem Hazine tarafından Kredi Garanti Fonu vasıtasıyla yapılacaktır. Bu, gerçekten, reel sektörün bu gelişmelerden etkilenme, olumsuz etkilenme ihtimalini tamamen ortadan kaldırmakta, sıfırlamaktadır; bu da son derece yerinde, zamanında, önemli bir tedbirdir.

Yine, özellikle istihdamda yeni kapasiteler oluşturmak amacıyla bugün Sayın Başbakanımız tarafından yine bir açıklama yapılmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bakan, bir dakika daha ilave süre veriyorum.

Buyurunuz.

BAŞBAKAN YARDIMCISI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bununla da 2017 yılında özel sektörün 500 bin kişilik yeni iş kapasitesi oluşturmak için gerekli bütün teşvik mekanizmaları devreye sokulacaktı, sokulmuştur, yani şu andan itibaren yürürlüğe girmiştir. Ayrıca, 100 bin kişilik yeni, toplum yararına çalışma kapasitesi oluşturulmuştur. Bunun anlamı şudur: 2017 yılında, diğerleri hariç, bu iki mekanizmayla en az 600 bin kişilik ilave istihdam kapasitesi; 500 bini özel sektör olmak üzere 100 bini de kamu tarafından sağlanmak üzere en az 600 bin tane yeni istihdam kapasitesi oluşturulmuştur.

MUSA ÇAM (İzmir) – Nerden alacaksınız onları?

BAŞBAKAN YARDIMCISI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Son olarak, evet, kaynağını da söyleyeyim…

MUSA ÇAM (İzmir) – İşsizlik Sigortası…

BAŞBAKAN YARDIMCISI NURETTİN CANİKLİ (Devamla)) – Bunlarla ilgili kaynak İşsizlik Sigortasının gelirlerinden finanse edilecektir.

MUSA ÇAM (İzmir) – Yapmayın.

BAŞBAKAN YARDIMCISI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Evet, İşsizlik Sigortasında biriken fonları burada kullanmayıp nerede kullanacağız Allah aşkına? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Oraya değmeyin, oraya değmeyin.

MUSA ÇAM (İzmir) – Yapmayın, yapmayın, İşsizlik Sigortası Fonu’na dokunmayın.

BAŞBAKAN YARDIMCISI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Tamamen istihdamla alakalı; tamamen kullanım amacına uygundur, teoriye uygundur, pratiğe uygundur, bu bakımdan hiçbir sıkıntı yoktur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir) – AKP ilçe binalarından alıyorsunuz işçileri toplum yararına.

BAŞKAN – Başbakan Yardımcısı Sayın Nurettin Canikli’ye teşekkür ediyorum.

Şimdi Hükûmet adına ikinci olarak Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Sayın Ahmet Arslan konuşacaktır.

Buyurunuz Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Bakan inşallah demir yollarından da bahseder.

BAŞKAN – Sayın Bakan, süreniz yirmi dakikadır.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Kars) – Sayın Başkanım, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bakanlığımız, Bakanlığımızın bağlı kuruluşu Karayolları Genel Müdürlüğü, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ve ilişkili kuruluşu Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun bütçeleriyle ilgili görüşlerimi sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

Tabii ki sabahtan beri birçok değerlendirme, birçok öneride bulunuldu. Bunları da dilimin döndüğünce cevaplayacağım, elbette ki demir yollarından da bahsetmek şartıyla.

Tabii ki yol boylarında 81 ilin her yerinde 100 bin kişisi kendi çalışma arkadaşım, 100 bin kişisi yüklenici elemanı, 40 bin de hizmet aldığımız eleman olmak üzere 240 bin kişiyle iş yaptığımızı, buradan onlara selam ve saygılarımı ilettiğimi, teşekkür ettiğimi bir kere de sizin huzurlarınızda belirtmek isterim.

Değerli Başkanım, biz bütün bu çalışmaları yaparken şunu öngörüyoruz, şuna göre planlamalarımızı yapıyoruz: Bulunduğumuz coğrafyada üç ila dört saatlik uçuş mesafesinde 1,5 milyon insan, 35 trilyon dolarlık gayrisafi yurt içi hasıla, 7 trilyon dolarlık bir ticaret hacmi var. İşte, ulaştırmayla ilgili, haberleşme ve denizcilikle ilgili bütün planlamaları yaparken bu pazara erişme, bu pazarın içerisinde Anadolu coğrafyasının Asya ile Avrupa arasındaki köprü konumunu pekiştirme gayretimiz var.

Peki, bu gayret çerçevesinde bugüne kadar ne yaptık? Ulaştırma, denizcilik ve haberleşme alanında on dört yılda harcadığımız para 308 milyar 700 milyon -eski parayla 308 katrilyonluk yapıtım yapmışız- ve bunun ulaştırma artı bilgi ve iletişim sektörünün gayrisafi yurt içi hasıla içindeki payı yüzde 13,7’lerden bugün yüzde 14,7’ye gelmiş durumda. Bu memnuniyetimi özellikle ifade etmek istiyorum. Bunun için, Cumhurbaşkanımız -ki dönemin Başbakanı- ve Başbakanımız başta olmak üzere, bütün hükûmetlerimize, bütün paydaşlara çok teşekkür ediyorum.

Kara yollarında bugüne kadar 196 milyar para harcamış durumdayız ki ülkemizin her yerinde insanlar yolları kullanarak bunu görüyor. Ne yapmışız? 6.100 kilometrelik bölünmüş yolun üzerine 18.900 kilometre yapmışız. Bugün itibarıyla 25 bin kilometreyi 34 kilometre de geçmiş durumdayız. Yine, 6 ilimiz bölünmüş yolla birbirine bağlanırken bugün itibarıyla 76 ilimiz birbiriyle bağlanmış hâle gelmiş, yakıt ve iş gücü tasarrufundan yılda 16.7 milyar tasarruf yapıyoruz.

Değerli arkadaşlar, bizden önce trafikteki ortalama seyir hızı 40 kilometre/saatken bugün 80 kilometre/saate gelmiş durumda. Taşıt hareketliliği çok artmış olmasına rağmen, 100 milyon taşıt/kilometre başına düşen kazada yüzde 60’lık azalma olmuş, 100 milyon taşıt/kilometreye 5,2 -ne yazık ki- ölümcül kaza oluyorken bugün bu oran 2,6’ya düşmüş durumda. Yine, otoyollarda 1.714 kilometrelik otoyol ağımız 2.489 kilometreye gelmiş, şu anda 631 kilometre inşaat çalışmalarımız devam ediyor ve 1915 Çanakkale Köprüsü Malkara’ya kadar 98 kilometre. Menemen-Aliağa-Çandarlı 76 kilometre ve burada çok konuşuldu, Ankara-Niğde’nin YPK’sını ve Bakanlar Kurulu kararını tamamladık, bugünlerde -inşallah- ihalesine çıkıyoruz.

Tabii ki Aydın-Denizli’yle ilgili de YPK süreci devam ediyor, ihaleye çıkacağız. Ankara-Kırıkkale-Delice’de hakeza, ihale süreciyle ilgili hazırlıklarımızı yapıyoruz. Mersin-Erdemli-Taşucu da onun devamında yapacağımız iş.

Burada sorularla özellikle Akdeniz Sahil Yolu’nun yürümediği söylendi. Akdeniz Sahil Yolu’nun hepsinde tüneller, viyadükler, köprüler, bölünmüş yollar dâhil çalışmalarımız devam ediyor. 2018 sonuna kadar yüzde 90 üzerinde, 2019’da da tamamını bitirmiş olacağız.

Özellikle bölünmüş yollardan bahsetmişken İstanbul-İzmir Otoyolu’nu -ki Osmangazi Köprüsü’nü içine alıyor- 30 Haziranda açtık. Dünyanın orta açıklık anlamında 4’üncü köprüsü. Ve yine, Orhangazi’ye kadar olan 58 kilometre şu an hizmette. Sene sonunda Bursa kısmını bitireceğiz ve inşallah, İzmir tarafından da 25 kilometresini hizmete açmış olacağız.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü sadece köprü değil, beraberinde 215 kilometrelik bölünmüş yolu da bitirdik. 215 kilometre bölünmüş yolu hiç kimse gündeme getirmiyor, bunun da bilinmesinde fayda var. Üzerinde raylı sistem de olan dünyanın en geniş köprüsü. Dünyanın raylı sistem olan ayak açıklığı en uzun köprüsü ve kule yüksekliği en yüksek olan köprüsü.

Hakeza “Tüneller yapılmıyor." dendi. Bizim iktidarlarımıza kadar ülkemizin sahip olduğu tünel miktarı 50 kilometre iken -Bolu Dağı Tüneli 3.250 metre, on yedi yıl sürmüşken- biz bunu bugün 314 kilometreye çıkarmış durumdayız. Sadece 2016’da yaptığımız tünel uzunluğu 52 kilometre. Henüz Avrasya’ya gelmedim. Köprü için de aynı şey geçerli. Özellikle köprüde bugün itibarıyla 198 kilometre, ülkemizde toplam köprü uzunluğuna sahibiz. Ve yine Avrasya Tüneli -20 Aralıkta açacağız inşallah- dünyanın en derin tüneli olacak; iki kıtayı birleştiren, günde 120 bin aracın geçeceği bir tünel. Ovit ışık gördü, Zigana başlandı, Ilgaz inşallah açılmaya hazır, yakında açacağız, Cankurtaran hakeza, Geminbeli hakeza.

Özellikle kara yollarından bahsetmişken; çok eleştirildi, Osmangazi ve Yavuz Sultan Selim köprüleriyle ilgili, “Niye köprüler bitiyor da otoyollar bitmeden açılıyor?” Önce köprüyü yapacaksınız, sonra otoyol. Bu işin mantığı bu; bir.

İkincisi, garantilerle ilgili burada çok eleştiri yapıldı. Elbette ki garantileri verirken projenize güveninizi ortaya koyacaksınız. Otoyolun tamamı bittiğinde beraberinde trafiğini oluşturacak, bunu da ortaya koyacaksınız. Çanakkale, Osmangazi, Yavuz Sultan Selim köprüleri bağlantı otoyollarıyla birlikte Marmara etrafında bir ring oluşturuyor, bunu hesaba katacaksınız. Daha da önemlisi, biz bir yolu yaparken sadece yolun üzerinden geçen araçlardan elde ettiğimiz parayı değil, onun bulunduğu mahalle ticaret ve ekonomik olarak katma değerini, insanımızın sosyal yaşamını, refahını ne kadar artırdığını da hesaba katıyoruz, bütün planları, programları buna göre yapıyoruz; bunu özellikle vurgulamak isterim.

Ve yine, burada -Aladağ yangını keşke olmasaydı- özellikle hayatını kaybeden çocuklarımıza rahmet, ailelerine sabır diliyoruz. Ancak, Aladağ, Karayolları Genel Müdürlüğü yol ağında olan bir proje değil. Büyükşehir belediyesinin yapması gereken bir şey; kaldı ki aynı gün biz, “Karayolları olarak size ne tür destek verebiliriz, yollarla ilgili ne yapabiliriz?” diye aynı gün bölge müdürümüzü gönderdik, araçlarımızı gönderdik. Onun müsebbibi Karayolları Genel Müdürlüğü değildir, bunun böyle bilinmesini -özellikle yüce heyetin bilmesini- isterim.

Ve yine, demir yolları konusu çok konuşuldu. Demir yollarına on dört yılda harcadığımız para yaklaşık 55 milyar Türk lirası.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, demir yollarının ihmal edildiği bir vakıa; Osmanlı’dan başlayarak cumhuriyetin ilk dönemlerinde demir yolu seferberliği yapılmış, ancak AK PARTİ hükûmetlerine kadar (1950-2003) demir yolları kaderine terk edilmiş. AK PARTİ’yle birlikte -biz demir yolcular müteşekkiriz ki- demir yolları tekrar devlet politikası hâline geldi. Nasıl geldi? 10.950 kilometrelik demir yolu ağı 12.532 kilometreye çıkarıldı. 2.100 kilometrelik elektrikli kısmı 3.338 kilometreye çıkarıldı, 2.300 kilometresinde şu an inşaat devam ediyor. Sinyalli hat uzunluğu 2.449 kilometreyken 5.008 kilometreye çıkarıldı, şu an 2.889 kilometresinde çalışmalar devam ediyor. Yol yenileme kapsamında, Kars’ın Ermenistan sınırındaki Akyaka’ya kadar olan demir yollarına 1950’den beri el vurulmamıştı. Size bir örnek vermiş olayım; burası da dâhil, 9.880 kilometresini yeniledik, yenilemeye devam ediyoruz.

Yüksek hızlı tren hepimizin gururu, herkes yaşayarak görüyor. 1.213 kilometrelik yüksek hızlı treni haiziz ve 30 milyon insanı taşıdık, 30 milyon insan. Yüksek hızlı tren de artık ülkemizin gurur duyduğu, özellikle birçok projenin inşaatının devam ettiği bir sektör. Ankara-Sivas devam ediyor, Ankara-İzmir devam ediyor, Bursa-Bilecik devam ediyor, Konya-Karaman devam ediyor; Karaman’dan başlayarak Mersin’e, Adana’ya çalışma devam ediyor, Gaziantep istikametinde devam ediyor.

Ve yine burada değerli bir hatip dedi ki: “Efendim, bakanlar Erzincanlı, Karslı; onun için sadece o hatları düşünüyorlar, hâlbuki ana arterleri düşünmeleri lazım.” Tam da bunu yapıyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Edirne’den Kars’a demir yolu ülkemizin ana omurgasını oluşturuyor. Sebebi ne? Başlangıçta bir ticaret rakamından bahsettim. Ondan yararlanabilmemiz için, ülkemizin köprü konumundan yararlanabilmemiz için Avrupa’yı Asya’ya kesintisiz bağlamamız lazım; bağlarken bölünmüş yol, bağlarken demir yolu, bağlarken deniz limanı, bağlarken havalimanı yapmanız lazım ki coğrafyanın hakkını verelim. Tam da bunu yapıyoruz.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Sayın Bakan, Doğu Karadeniz var mı efendim?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Devamla) - Biz coğrafyanın hakkını verdiğimiz için birileri rahatsız oluyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Birileri rahatsız olduğu için de “İstanbul-İzmir otoyolu yapılmasın, üçüncü havalimanı yapılmasın, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve bağlantı yolları yapılmasın.” dendi.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Onu diyen kim Sayın Bakan? Onu diyen yok.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Devamla) - Ve yetmedi, “Bakü-Tiflis-Kars demir yolu da yapılmasın.” dendi.

MUSA ÇAM (İzmir) – Yapıyorsunuz da cebinizden mi yapıyorsunuz? Ödediğimiz vergilerle yapıyorsunuz.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Devamla) - Değerli milletvekili arkadaşlarım, Kazakistan’a gidiyorum Bakü-Tiflis-Kars deniyor, Azerbaycan’a gidiyorum Bakü-Tiflis-Kars deniyor, Türkmenistan’a gidiyorum Bakü-Tiflis-Kars deniyor. Neden? Biliyorlar ki Türkiye, Orta Asya ile Avrupa arasındaki ulaştırma koridorunu tamamlayarak bu koridordaki süreyi çok kısaltmış olacak. Kısaltmakla yetinmeyecek, hem insanına hizmet edecek hem ülke olarak gelir elde edecek. Bu konuda bir şeyi daha söyleyeyim değerli milletvekilleri, demir yollarında şu an 3.387 kilometrede inşaat çalışmalarımız devam ediyor. Bunu özellikle vurgulamış olayım.

Yine, Marmaray… Elbette ki emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Marmaray’da şu an 172 milyon yolcu taşımış durumdayız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Dünyanın projesi, dünyanın gıptayla izlediği proje.

Bakü-Tiflis-Kars’ı söylemiştim.

Yüksek hızlı tren garı yaptık. Gerçekten hepimizin, Türkiye’nin neresine yolculuk edersek edelim gideceğimiz, huzurla bekleyeceğimiz, trenimize bineceğimiz, yolcumuzu karşılayacağımız, uğurlayacağımız bir yer.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Doğu Karadeniz’i unuttunuz Bakanım, Doğu Karadeniz’i.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Devamla) - Yine, demir yollarını ihmal etmediğimizi vurgulamak adına bir şey söyleyeyim: Avrupa Birliği hibe fonlarından yararlanırken 585 milyon Euro kullanmışız, tamamını demir yollarına ayırmışız. Bu konuyu herkes bilsin ki demir yolları AK PARTİ’yle birlikte tekrar devlet politikası hâline gelmiştir, tekrar öncelikli sektör hâline gelmiştir.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Kaç işletmeyi kapattınız Sayın Bakan, onu da söyleyin.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Devamla) - Yetinmiyoruz, demir yollarını organize sanayi bölgeleriyle bağlamak için lojistik merkezleri yapıyoruz ki 7 tanesi işletmeye açıldı, 20 tane planladığımız var. Sadece bunların kapasitesi yılda 27 milyon ton. Yine, Yenice lojistik merkezi burada konuşuldu. Evet, 2017’de bitiyor, 2018’de inşallah ikinci etabını yapacağız. Yerli demir yolu sanayisiyle ilgili, millî vagonu yaptık, önümüzdeki yıl bitiyor; millî elektrikli dizel tren setini yaptık, 2018’de bitiriyoruz; yetinmiyoruz, artık millî yüksek hızlı treni konuşuyoruz ve onun da konsept tasarımlarını tamamladık.

Yük taşımasında, 16 milyon ton yük taşıyorken bugün 26 milyon tona gelmiş durumdayız. Blok tren taşımacılığıyla, on beş günde gidilen bir mesafeyi üç güne indirmiş durumdayız. Şehir içi raylı sistemlerinde de bütün şehirlere katkı veriyoruz. Keçiören metrosunu da inşallah bu sene sonunda açıyoruz. Gayrettepe-üçüncü havalimanı metrosu da bu anlamda yaptığımız bir metrodur. Bir an önce bitip bir buçuk sene sonra bitecek olan üçüncü havalimanına yolcuların daha kolay erişimi ve o havalimanının hakkını vermek adına da davetiye usulü gittik ve bu tip bir projeyi yapabilecek Türkiye’de ne kadar firma varsa hepsini davet ettik. Herkes bilsin ki bu konuda bizim önceliğimiz insanımız, insanımızın hizmetini yerine getirmektir.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Sayın Bakanım, Karadeniz’e bir şey yok mu, Karadeniz’e?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Devamla) – Hava yolu sektöründe… Şöyle bir ifade kullanıldı, dendi ki: “Havacılığın geldiği nokta dehşet verici.” Arkadaşlar, doğrudur, dehşet verici. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Niye?

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Zarar ediyor.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Devamla) - 34 milyon kişi Türkiye’de hava yoluyla yolculuk yaparken biz bunu 181 milyona çıkarmışız, dehşet verici.

KAMİL AYDIN (Erzurum) – 4 milyon zarar ediyor.

LEVENT GÖK (Ankara) – Kâr var mı, kâr var mı Sayın Bakan, hava yollarında kâr var mı?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Devamla) - Dünyanın 60 noktasına uçarken bugün 283 noktasına uçuyoruz, dehşet verici. 26 havalimanı varken 55 havalimanına çıkarmışız, dehşet verici.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Ama çok zarar ettiniz, çok.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Devamla) – 65 bin kişiyi istihdam ederken 192 bin kişiyi istihdam ediyoruz, dehşet verici.

ZİYA PİR (Diyarbakır) – Zararınız da dehşet verici, zararınız.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Devamla) - Ülkemizin 2 merkezinden 26 merkezine uçuluyorken bugün 7 merkezden 6 hava yolu şirketiyle uçuyoruz. Dünya gıptayla izliyor bizi, bunu bilesiniz.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Uçak seferlerini kaldırdınız Bakan.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Devamla) - Üçüncü havalimanıyla ilgili dendi ki: “Birilerine peşkeş çektiniz.” Doğrudur, kömür çıkarılan bataklıkları dolduruyoruz, 10 milyar euroluk yatırım yaptırıyoruz, yirmi beş yılda da 25 milyar dolar kira alacağız. Doğrudur… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Zafer Havalimanından burada bahsedildi. Arkadaşlar, 10’un üzerinde yap-işlet-devret modeliyle yaptığımız havalimanı var, garantiden kaynaklı bugüne kadar ödediğimiz para 41 trilyon veya 41 milyon dolar, garantiden kaynaklı ödediğimiz 41 milyon. Ancak aldığımız 411 milyon. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) 41 milyon para ödemişiz, 411 para almışız.

LEVENT GÖK (Ankara) – Arada bize de bakın.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Devamla) - 411’i görmeyip sadece 40’tan bahsederseniz söyleyecek bir şeyim yok.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Bize de bakın Sayın Bakan.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Devamla) - Size de bakayım.

Değerli bir milletvekili, sizden, çıktı dedi ki: “Türkiye, Avrupa Birliğinin havacılık otorite birliğinden çıktı.” Avrupa Birliğinin havacılık otorite birliğinde olabilmeniz için Avrupa Birliği üyesi olmanız lazım. Bugüne kadar hiç orada değildik ki. Ancak Avrupa Birliğinin özellikle teşkilat konsey başkanı kim biliyor musunuz? Türkiye’den Sivil Havacılık Genel Müdür Yardımcısı. Eurocontrol’ün Başkanı Türkiye’den. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – On dört senedir Başkan Vekili hâlâ, on dört senedir.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Devamla) - Avrupa’nın değil dünyanın sivil havacılık teşkilatının konsey üyeliğine Türkiye 172 üyeden 156’sının oyunu alarak seçilmiştir. Geldiğimiz nokta budur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Avrupa Havacılık Otoritesine Avrupa Birliği dışında hiç kimseyi almadıkları hâlde, biz oradayız, sadece oy hakkımız yok üye olmadığımız için ama bütün kararlarında etkiniz.

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Başka neyiniz var oy hakkınız yoksa?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Devamla) – Yine, dendi ki: “Zonguldak-Çaycuma’ya uçuş yok.” Uçuş var, 26 bin kişi uçmuş durumda ancak serbest rekabette arz-talep dengesiyle olabilir.

Çukurova Havalimanı burada konuşuldu. Çukurova Havalimanıyla ilgili, ihalesini yaptık. Kamu İhale Kurumuna itirazda bulunuldu, idare tekrar kararını verdi, sözleşmeye davet etti. Bunu da söylemiş olayım.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Doğu Karadeniz’e bir şey var mı? Tren yolu…

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Devamla) – Doğu Karadeniz’e olmaz mı? Hemen gelelim Doğu Karadeniz’e. Doğu Karadeniz’de Ordu-Giresun Havalimanı yapıldı, malumunuz. Rize-Artvin Havalimanı yapılıyor.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Demir yolu, demir yolu…

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Devamla) - Samsun Havalimanıyla ilgili de burada bir paylaşımda bulunayım:

Değerli Grup Başkan Vekiliyle biz bürokratlığımızdan tanışırız. Beni aradılar, aramışlar. Ben, Cep telefonundan aradım, Grup Başkan Vekilimizin telefonu cevap vermedi, bir kere daha aradım, cevap vermedi, arkadaşlara dedim ki: “Numarayı bir teyit edin, numarayı yanlış almış olabilirim.” Numarayı teyit ettiler, numaranızı aradım, tekrar cevap vermeyince size mesaj attım “Değerli Başkanım, hayırlı akşamlar, ben Ahmet Arslan, selamlar.” Bunu söyleyeyim, ben nezaketsizlik yapmam hiçbir zaman. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Samsun havalimanıyla ilgili yine size bir eksik bilgi verilmiş. Samsun havalimanı için şöyle denir: “Pist kapatılıncaya kadar yapacağınız işlerde havalimanında uçuşlara engel olmayacaksınız. Kapandıktan sonra da bir yıl kapalı kalacak.” Biz havalimanında uçuşlara engel olmayacak şekilde her şeyi altı ayda yaptıracağız, hatta altı ayda değil, dört ayda yaptıracağız, inşallah mart ile mayıs arasında da bir yılda yapılması gereken işi üç ayda yapacağız ki, Samsun’u, Samsunluyu mağdur etmeyip tam tersine bir an önce havalimanını en iyi şekilde hizmetlerine sunalım. 2’nci pistle ilgili, elbette ki bütün havalimanlarımızda olduğu gibi, havalimanları büyüdükçe inşallah 2’nci pist ihtiyacı da olacak, onun da gereğini yerine getireceğim.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Ordu-Giresun hatları, Ordu-Giresun hatları…

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Devamla) – Denizcilikte çok şey vardı, haklarını helal etsinler, PTT’de çok şey vardı, haklarını helal etsinler.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Sayın Bakan, açığa aldığınız kamu görevlileriyle ilgili bir soru sormuştum

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Devamla) – Özellikle bilişim sektöründe çok şey vardı, arkadaşlar haklarını helal etsinler.

PTT’yle ilgili tek şey söyleyeyim: PTT, asırlık…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Mikrofonunuzu açıyorum, son cümlelerinizi alayım Sayın Bakan.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Devamla) – Çok teşekkür ediyorum Başkanım.

PTT’yle ilgili tek cümle söyleyeyim: PTT, bu ülkenin istikbal ve istiklali her neyi gerektirmişse bir buçuk asırdır buna göre davranıyor, bugün de neyi gerektiriyorsa ona göre davranacak. Arkadaşlar, şüpheniz olmasın, biz inşallah 250 bin kişiyle birlikte sizin hizmetinizde olmaya devam edeceğiz. Sizin bize verdiğiniz yetki çerçevesinde bütçemizi en iyi şekilde kullanarak, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da en iyi işleri yapacağız diyorum.

Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Sayın Kazım Arslan’a teşekkür ediyorum.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Sayın Bakan, açığa aldığınız kamu görevlileriyle ilgili bir cümle söylemediniz.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Sayın Bakan, demiryollarında bir şey yok mu Karadeniz’e, Giresun’a?

MUSA ÇAM (İzmir) – Açığa aldığınız PTT memurlarını ne yapacaksınız Sayın Bakan?

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN - Sayın Usta, buyurunuz, mikrofonunuzu açıyorum.

Pardon, Arslanlar çok olunca karışıyor, özür diliyorum. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız Sayın Ahmet Arslan’a teşekkür ediyorum.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Bir kelime Karadeniz’den bahsetmediniz demiryolunda.

BAŞKAN - Sayın Usta, buyurunuz.

İnşallah ileride Sayın Kazım Arslan bakan olur.

NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Çok çalışması lazım, çok!

BAŞKAN – Buyurun Sayın Usta.

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan, ayrıca bir başka söz talebim olacak.

Şimdi, Sayın Bakan, benim…

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Usta, bir saniye…

Mikrofonunuzu açtım…

ERHAN USTA (Samsun) – Hayır, ben burada sataşmadan söz isteyecektim, onun için ayağa kalkmıştım. Ayrıca, Sayın Canikli’nin açıklamalarına ilişkin yerimden bir söz talebim var.

İkisini birleştireceksek iki dakika süre verebilirseniz.

BAŞKAN – Buyurunuz, yerinizden.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

30.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptıkları konuşmalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Tamam.

Önce Sayın Canikli’yle ilgili olan kısmı söyleyeyim o zaman Sayın Başkan.

Şimdi, Sayın Canikli çok hoş bir üslupla, bankaların bugün sağlamlığının ülkemizin bir varlığı olduğunu ve iktidarıyla muhalefetiyle hepimizin buna sevinmemiz gerektiğini ifade ettiler.

Tabii, bu üslubun bir devamı olarak ben şunu da söylemesini beklerdim. Bankalarımız bugün bu kadar sağlamsa, bu sağlamlığı ortaya çıkaran reformlar ne zaman yapıldı? 1999 yılının Haziranında, daha iki aylık hükûmet döneminden başlanarak bir dizi reformlar sonrasında, bu bankaların bugünkü sağlamlığı ortaya çıkmıştır, bunu mutlaka söylememiz gerekirdi. Hatta burada bir de şöyle bir şey var: Tabii ki bu reformlar yapıldı, çok sancılıydı, yılların birikmiş sorunları halloldu, bunun bir siyasi ve ekonomik maliyeti oldu. O siyasi ve ekonomik maliyet üzerinden sürekli siyaset yaptılar, sürekli “O günkü hükûmet şu kadar borçlandırdı.”, “Şu kadar banka battı.” şeklinde siyaset yapıldı, ama o reformların ürünü olan sağlam bankacılık sistemiyle bugün övünülüyor. Burada, ben biraz daha dengeli olmaya davet ediyorum Sayın Bakanı.

Şimdi, Sayın Ulaştırma Bakanımıza da teşekkür ederim, hakikaten bürokrasiden tanışırız. Yani “Ben nezaketsizlik yapmam kimseye.” dedi. Ben nezaketsizlik yaptığını filan söylemedim. Ancak ben, kendisini, yaklaşık bir ay boyunca neredeyse 3-4 defa aradım. Hakikaten, sonra baktım, kendisinin bir mesajı var. Numarası bende kayıtlı değil. “İyi akşamlar Başkanım. Ahmet Arslan.” demiş. Herhâlde 100 bin tane filan Ahmet Arslan vardır Türkiye'de, hem Ahmet hem Arslan çok yaygın bir isim. Belki tevazusundan “Ulaştırma Bakanı” şeklinde bir şey söylememiştir, ben hakikaten onun farkında değilim.

Bu işin bir yanı, ama diğer taraftan 5 şartname benim elimde. Sayın Bakan şunu ifade etti: Şimdi, şartnameye göre, bir yıl içerisinde, 1 Ekim 2016’dan başlayıp 5 Ekim 2017’ye kadar havaalanı kapatılmadan oradaki hizmet verilecek, o tadilat yapılacak diye…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz, tamamlayınız Sayın Usta.

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan, hemen bitiriyorum.

Yani, bir yılda tamamlanması ve hava ulaşımının engellenmemesi söyleniyor. Şartname böyle bizim bildiğimiz ama başka bir maddesi varsa bizim bilmediğimiz, lütfen söylesinler. Ama, şu anda yapılan şey… Hatta basına şöyle düştü, doğru mudur bilmiyorum, “Biz o şekilde ihaleye uymayacağız, bu işi üç ayda bitireceğiz.” şeklinde bir şey söylendi. Bilmiyorum, belki o gazetelerde yanlış da olabilir, orada Sayın Bakanı suçlamak istemiyorum ama şu anda yapılan odur. Üç ay içerisinde bitirilmek isteniyor fakat üç ay da havaalanı trafiğe kapatılacak, 500 bin yolcu kaybı olacak demektir. Biz burada şunu söylüyoruz: Yani, ihaledeki orijinal şartlara uygun olarak -çünkü zaten öyle ihale edilmiştir bu- hava trafiğine kapatılmadan, aslında hemen bu Ekimde başlaması gereken işe başlanmış olsaydı zamanında bu yapılabilirdi, hiçbir aksama olmazdı. Hiç aksama olmadan bu tür tamiratların yapıldığına ilişkin de birçok örnek var.

İkinci husus da şu: Zaten ikinci pistin de bugüne kadar planlanmış olması gerekirdi.

Bunu ifade etmek istedim, teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Usta.

Sayın Gök, buyurunuz.

31.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, PTT’nin neden döviz hesabı olduğunu öğrenmek istediğine, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yaşanan elektrik kesintilerine ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın hakkındaki iddialarla ilgili kamuoyunu aydınlatmasını beklediğine ilişkin açıklaması

LEVENT GÖK (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, ben Sayın Ulaştırma Bakanı konuşmadan önce PTT’nin bugün açıklamış olduğu bir habere ilişkin de görüşünü öğrenmek isterdim. Millî bir kuruluşumuz olan PTT, bugün yaptığı açıklamada, hesabında bulunan 171 milyon dolar ve 20 milyon avroyu Türk lirasına geçirdiğini ifade etti. Ben de şunu ifade ettim: Yani, bir millî kuruluş hesabındaki parasını niye kendi parasında tutmuyor da bir yabancı döviz üzerinden tutuyor? Bunun açıklanması gerekiyor çünkü bu Hükûmet sürekli millîlikten bahsediyor ama millî olunca, önce, bir millî kuruluşun kendi parasına itibar etmesi gerektiği çok açıktır.

Sayın Enerji Bakanı burada yoktu, arkasından konuşmuş gibi olmayayım. Sayın Bakan, ben geçen hafta Hakkâri Yüksekova’daydım. Doğu’nun en büyük sorunu elektrik kesintisi yani günde sayısız defalar elektrik kesintisi var. Bu, bütün ekonomiyi çok olumsuz yönde tahrip ediyor ve çok ciddi şikâyetler var.

İkincisi -bu konuya umarım değinirsiniz- bugün gazetelerde hakkınızda çok önemli iddialar var. Ben bu iddiaları dile getirmeyi uygun bulmuyorum ama sizin okumuş olabileceğinizi düşünüyorum. Bu konuda da -yani, diplomanızdan tutun, birçok konuda yayınlanan birtakım belgeler var- kamuoyunu bir aydınlatmanızı sizlerden bekliyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gök.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Kars) – Sayın Başkan, çok özür diliyorum ama bir açıklama yapmam lazım, çok eksiklikler var.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Bakan.

32.- Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın, Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Kars) – Sayın Başkanım, sadece açıklığa kavuşması adına Samsun’la ilgili kısmını söyleyeyim.

Orada iki madde vardır, 1’inci maddesi şunu der: “Pist onarılıncaya kadar onun dışında yapılması gereken işleri öyle yapacaksınız ki uçuşlar engellenmeyecek.” Buna yüzde yüz uyuyoruz, uyacağız. 2’nci maddesi de der ki: “Bütün bunları bitirdikten sonra pisti kapatacaksın, onaracaksın.” Oradaki süre de bir yıldır. Ben Samsun’da bunu açıkladım, “Biz bu bir yıla uymayacağız, üç ay içerisinde bitireceğiz.” diye. Dolayısıyla, ayrı iki maddesi vardır, iki maddeyle ilgili cümlem vardır. Birinde “Süreyi kısaltacağız.”, birinde de “Üç ayda bitireceğiz, o maddeye uymayacağız.” dedim ama o yanlış algılandı; sanki kurum aleyhine, Samsunlular aleyhine biz şartnameye uymayacakmışız gibi. Hayır, Samsunlular ve kurumlar lehine şartnameye uymamak adına her türlü zorlamayı yapacağız ki yüklenici bir an önce bitirsin.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Sayın Başbakan Yardımcısına söz veriyorum.

33.- Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli’nin, Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BAŞBAKAN YARDIMCISI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Usta biraz önce bankacılık sektörünün gerçekten çok güçlü bir yapısı olduğunu, bu noktaya gelmesinde AK PARTİ iktidarından önceki dönemde yapılan reformların da bunda önemli ve belirleyici olduğunu, bunun da söylenmesi gerektiğini ifade etti.

2002 yılının sonunda AK PARTİ hükûmetleri devraldığında kamu bankalarının takibe dönüşüm oranı ortalama olarak yüzde 24’ün üzerindeydi Sayın Usta, siz de biliyorsunuz; hatta Halk Bankasında bu oran -yanlış hatırlamıyorsam- yüzde 40’ın üzerindeydi. Yani uluslararası alanda normal takibe dönüşüm oranı yüzde 3,5-4 civarındadır. Devraldığımızda kamu bankalarında yüzde 24 olan takibe dönüşüm oranı yani batak oranı -öyle söyleyelim- yani AK PARTİ iktidarlarının yönetimi döneminin sonunda bugüne geldiğimizde ortalama olarak yüzde 3,5 civarındadır. Bu, çok önemli bir gelişmedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz, mikrofonunuzu açıyorum Sayın Bakan.

BAŞBAKAN YARDIMCISI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ayrıca, elbette, düzenlemeler önemli, regülasyonlar önemli, onların önemsiz olduğunu söylememiz kesinlikle söz konusu değil, orada ciddi kararlar alındı. Ancak, yine daha önceki dönemde çok kısa -yani, bir spekülasyon yapmak amacıyla söylemiyorum bunları, bir tartışma alanı ama bir vakıa olarak ifade etmeye çalışıyorum- zaman dilimi içerisinde, dört ya da beş yıllık zaman dilimi içerisinde, geçmiş dönemde kamu bankalarında bu şekilde inanılmaz bir batak oranı ortaya çıkarıldı, âdeta mali yapıları tamamen çöktü. Demek istediğim şu: Elbette, kurallar önemlidir, yapılan düzenlemelerin yerinde olması son derece önemlidir ama esas olan yönetimdir yani uygulamadır, yönetimdir. Eğer burada yanlış yapılırsa, yanlış kararlar uygulanırsa, yanlış şekilde uygulanırsa sonunda kamu bankalarının ve bankacılık sisteminin ne hâle geldiği görülüyor. Dolayısıyla, on dört yıllık uygulama döneminin sonu ise gerçekten parlak bir sondur, başarılıdır ve parlaktır; yüzde 24 olan oran 3,5’a düşürülmüştür, normalleştirilmiştir, kurtarılmıştır, güçlendirilmiştir.

KAMİL AYDIN (Erzurum) - Teorik bir katkınız yok, onu kabul ediyorsunuz. Uygulamada varsınız ama teoride hiçbir katkınız yok.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Sayın milletvekilleri, şimdi bir konuyu açıklığa kavuşturalım. Bütçe görüşmelerini yürütüyoruz. Siyasi parti grupları adına yapılan konuşmalar tamamlandı. Şahsı adına lehte konuşmak isteyen sayın milletvekiline söz verdim, ondan sonra sıra Hükûmete geldi. Şimdi, Hükûmet konuşma yaparken sayın grup başkan vekilleri söz istedi. Belli bir esneklik çerçevesinde bu sözü kendilerine verdim. Ama, şöyle bir usul yoktur sayın milletvekilleri: Sayın bakanların, Hükûmetin konuşmasını müteakip aleyhte olmak üzere bir sayın milletvekiline daha söz vereceğim, ondan sonra yirmi dakikalık soru-cevap işlemi vardır. Sayın grup başkan vekillerine verdiğim sözün bir soru-cevap yöntemine dönüşmesi İç Tüzük’e aykırı sayın milletvekilleri. Yani, göstermiş olduğum esnekliği lütfen başka bir alana taşımayın.

Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisi Grubuna söz vermiştim, Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna söz verdim, eşitliği sağlamak açısından HDP Grubundan da Sayın Toğrul’a söz vereceğim.

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan, söz vermeden önce tutanaklara geçmesi açısından o zaman ayakta ifade edeyim.

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Usta.

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Bakanın söylediği o sıkıntıları çözmek için zaten o reformlar yapılmıştır. Sayın Bakan yanlış hatırlıyor, o 2002’de değil, o 1999’daki rasyolardır kamu bankalarında. O sorunlar çözülmüştür, ciddi bir sermaye ilavesi yapılmıştır oralara, özerkleştirilmiştir. Bugün övündüğü yönetim de 2001 yılında yapılmıştır, 57’nci Hükûmet döneminde yapılmıştır. Bunlara dikkat etmemiz lazım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Usta.

BAŞBAKAN YARDIMCISI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – O rasyolar 2002 rasyolarıdır.

ERHAN USTA (Samsun) – Ya, yapmayın. Bunları çözün, gözünüzü seveyim, getirin o zaman rasyoyu.

BAŞKAN – Sayın Toğrul, buyurunuz.

Mikrofonunuzu açıyorum.

60’ıncı maddeye göre bir dakika süreyle söz veriyorum.

34.- Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul’un, Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli’nin 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ve PTT çalışanlarının durumunu Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın dikkatine sunmak istediğine ilişkin açıklaması

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Başbakan Yardımcımız kurdaki dalgalanmayı ve ekonomik sıkıntıların tamamını yurt dışındaki gelişmelere bağladı. Herkes biliyor ki bu ülkede ciddi bir istikrarsızlık var ve istikrarsızlığın temeli de siyasi istikrarsızlıktır. Bunu görmeden, ülkenin yatırım yapılamaz hâlini göz önünde bulundurmadan bu mevcut dalgalanmanın devam edeceği anlaşılıyor. Yani bu istikrarsızlık siyasi bir istikrarsızlıktır, siyasi istikrarsızlığın devamı yatırımsızlık ve buna bağlı olarak da ekonomik istikrarsızlıktır, bunu özellikle belirtmek isterim.

Sayın Ulaştırma Bakanımıza bir sorum olmuştu, kürsüde de sormuştum ama maalesef cevap vermedi. Kamu çalışanları, PTT çalışanları bir an önce görevine dönmek istiyor ve “15 Temmuzun sorumlusu olarak...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - ...bizi mi gördü Hükûmet?” diye ifade ediyor. Ben bunu Sayın Bakanın dikkatine sunmak istedim.

Tekrar teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Toğrul.

VIII.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Başkanlık Divanı olarak UEFA Avrupa Ligi’nde bir üst tura çıkan Osmanlıspor’u kutladıklarına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Osmanlıspor UEFA Avrupa Ligi birinci grubundaki son maçında İsviçre temsilcisi Zürih’i 2-0 yenmiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu sonuca göre, Osmanlıspor grubunu 10 puanla lider tamamlayarak bir üst tura çıkmıştır. Osmanlıspor’u, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı olarak kutluyoruz, bir üst turdaki mücadelesinde başarılar diliyoruz. (AK PARTİ, CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı 433) (Devam)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 434) (Devam)

 

A) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

J) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Şimdi, Hükûmet adına üçüncü konuşmacı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Berat Albayrak.

Buyurunuz Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Bakan, süreniz yirmi dakikadır.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (İstanbul) – Saygıdeğer Başkan, kıymetli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Malumunuz, enerji önemli; Türkiye'nin büyümesinde, gelişmesinde, ekonomik istihdam sürecine katkısında önemli. Tabii, birileri rahatsız oluyor, sürekli “Ya, on dört yılı niye kıyaslıyorsunuz?” Hafızayı beşer nisyan ile maluldür. On dört senede neler yaptık? Hatırlamamız açısından, Türkiye'nin büyümesi noktasında, enerji noktasında nereden nereye geldiğini ifade ederek başlamak önemli.

On dört yıllık iktidarımızda, enerjide, Türkiye ekonomisinde olduğu gibi yaklaşık 3 katı bir büyüme gerçekleştirirken hep bir düsturumuz vardı, politikalarımızı her zaman şunun üzerine inşa ettik: Türkiye büyüyecekse enerji alanında da yatırımlarıyla birlikte büyümeli. Büyüme için hep yeterli miktarda ve düşük maliyetle elektrik enerjisi üretiminin gayretinde olduk. 2003 yılı başından bu yana yaklaşık 75 milyar dolarlık yatırımla, özel ve kamu birlikte, Türkiye'nin kurulu gücünü 32 bin megavattan bu yıl sonu itibarıyla 80 bin megavata ulaştırdık. Strateji ve politikalarımız kaynak çeşitliliğinin sağlanması, yerli ve yenilenebilir kaynakların ekonomiye kazandırılması, sürdürülebilirlik, enerji piyasalarında serbestleşme, enerji verimliliği, enerji üretiminde teknoloji transferi ve yerli teknolojinin geliştirilmesi temelleri üzerine kuruldu. Stratejimizin başında enerji arzı ve güvenliği var. Bölgemizdeki çalkantılara, dünyadaki ekonomik istikrarsızlığa rağmen ihtiyacımız olan enerji kaynaklarının teminini en doğru, en güvenli ve en düşük maliyetle sağlamak, ithalatımızı azaltmak, bunun yanında ülkemizin potansiyelini kullanarak enerji alanında kullanılan teknolojilerin ülkemizde üretilmesi noktasında önümüzdeki dönemdeki stratejimiz bu haritanın özetini oluşturuyor.

Doğal gaz enerji arz güvenliği… Altyapıyı güçlendirerek daha çok vatandaşımıza doğal gaz konforunu yaşatmak durumundayız. 2015’e kadarki süreçte Türkiye’de 78’e yakın ile doğal gaz getirdik. Yaklaşık 13 milyon aboneyle Türkiye’de doğal gaz seferberliğini yıllık 13 milyar metreküp tüketimle şehirlerimizin ve ilçelerimizin temiz bir enerjiyle de tanışması noktasında büyük yatırımlar gerçekleştirdik. Sadece 2016’da, bu yıl sonu itibarıyla 600 milyon TL’yi geçen bir yatırım ortaya koyduk. 351 kilometre yüksek basınçlı doğal gaz boru hattı döşedik. 5 ile daha, Tunceli, Sinop, Mardin, Muş ve Bingöl’e arzı sağladık. 17 ilçeyi doğal gaz arzı noktasında hazır hâle getirdik. 2 yeni OSB’ye ve birçok farklı noktaya doğal gaz sağladık.

2016 yılında yapım çalışmaları sürdürülen Tuz Gölü Doğal Gaz Yeraltı Depolama Projesi’nde birinci grup depolamanın kaverninin açılışını inşallah önümüzdeki ay gerçekleştireceğiz.

İktidarımız döneminde arz güvenliği için gelişen teknolojilerin ve pazarın kaymakta olduğu LNG teknolojileriyle ilgili önemli yatırımlar, önemli adımlar attık. Sadece LNG terminallerinin genişletilmesi noktasında değil “FSRU” denilen mobil gemilerin içerisinde farklı noktalara götürüp altyapıyı doğal gaz arzının acil talebini karşılayacak teknolojileri ilk defa Türkiye’ye getirdik ve bu ay, yıl sonu bitmeden, bu yıl bitmeden onun da açılışını inşallah İzmir’de gerçekleştireceğiz.

Doğal gaz alımında arz güvenliğimizi garanti altına alma, altyapıyı geliştirmenin yanında stratejik konumumuzu da güçlendirme noktasında avantajlı kazan-kazan projelere daha fazla odaklanmaya başladık.

Üç tane kriterimiz var dedik, bölgesel çerçevedeki uluslararası projelerin içerisinde yer almak noktasında Türkiye'nin olmasını istiyorsak. Bir: Bir proje Türkiye için, taraflar noktasında, her iki tarafın kazanmasını ortaya koymalı. İki: Bölgenin enerji arz güvenliğine katkı sağlamalı. Üç: Bölgesel ve küresel barışa katkı sağlamalı. Bunları sağlayan her projenin içerisinde Türkiye olarak oluruz dedik. Nitekim, TANAP bu stratejinin uygulanması noktasında son on yılda dünyada gerçekleşen en başarılı projelerden bir tanesi. Bunu müteakip, bununla ilişkili baktığımızda, TürkAkımı sahneye geliyor. Malumunuzdur, ekim ayında, Dünya Enerji Kongresi vesilesiyle, Rusya’yla çok önemli bir anlaşma olan TürkAkımı’nı imzalamış olduk. TürkAkımı’yla Türkiye, Rusya’ya doğal gaz bağımlılığı noktasında bir artışa gitmemektedir. Tam tersine, Batı Akımı’ndan Türkiye’ye tedarik edilen gazın -aradaki ülkelerin baypas edilerek artık- direkt üreticiden Türkiye’ye girmesini sağlaması noktasında arz güvenliğini, Türkiye üzerinden ikinci ve üçüncü pazarlara taşınmasıyla ilgili de Türkiye’yi önemli bir bölgesel merkez hâline getirecek önemli bir proje olarak karşımıza çıkmıştır.

Bir diğer proje, Doğu Akdeniz gazı. Doğu Akdeniz gazı son yıllardaki keşifleriyle birlikte bölge tüketimi açısından ciddi bir önem arz ediyor. Nitekim, bu projede de son birkaç aydır önemli görüşmelerle ciddi adımlar atmaya başladık. Ki bu projenin de başta saydığım üç amaca hizmet edecek olması itibarıyla Türkiye'nin enerji piyasasında sadece bölgenin en büyük tüketicisi değil, bölgede istikrarlı ekonomisi ve altyapısıyla alternatif pazarların önünü açacak bir proje olması itibarıyla ve bu projenin Türkiye’ye katma değeri itibarıyla önemli bir gündemimizi teşkil ediyor. Sadece iş birlikleriyle değil, sahip olduğumuz kaynakların çıkarılması ya da yurt dışında arama, üretim çalışmaları için de hız kesmeden çok önemli, yoğun bir mesai ortaya koyuyoruz.

Stratejimizin ikinci ayağı elektrik arz güvenliği. Demin bahsedildi ve benzeri sorular sıklıkla geliyor. Türkiye bu büyümesini gerçekleştirirken sadece kapasite artışı değil, altyapısını da iyileştirmek zorunda. Türkiye'nin yaşlı altyapısı ve büyümeye dayalı kapasite artışı ihtiyacını karşılamak için bu yıl beş yıllık yatırım planı çerçevesi içerisinde, 18 milyar TL’si özel sektör, 21 dağıtım şirketi eliyle, 12 milyar TL’si de TEİAŞ, kamu eliyle, yaklaşık 30 milyar TL’lik iletim hattı altyapısı, kablolama, direkler, trafolar dâhil olmak üzere, bir bütçe açıkladık. Bu tabii ki Türkiye'nin büyümesi ve bölgesel yaşanabilecek geri kalmışlıkların da iyileştirilmesine dayalı. Önümüzdeki yıllarda Türkiye'nin özellikle -farklı bölgelerden bahsedildi- tüm bölgelerini kuşatacak iyileştirmelerle inşallah, her sektörde olduğu gibi bu alanda da Türkiye’yi yeniden başarılı kılacak bir noktaya taşıyacak. Diğer bakanlıklarımızda olduğu gibi Enerji Bakanlığında da bunu hayata geçireceğiz inşallah.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Şu anda ne kadar yapıldı Sayın Bakan?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla)- Bu çerçevede, 2016 yılında sadece 36 adet, 380 kilovatlık, 1.444 kilometrelik enerji üretim hattı altyapı yatırımı yaptık, sadece 41 adet 380 kilovatlık 4.975 megavatamper/trafo gücünde trafo merkezi tamamladık, sadece kamu-özel eliyle, 2,5 milyarı TEİAŞ, yaklaşık 3 küsur milyarı da özel sektör eliyle, 6 milyar TL’ye yakın, eski parayla 6 katrilyonluk iletim hattı altyapı yatırımları ortaya koyduk. Peki, bu kadar mı kaynak çeşitliliği? İlk günden beri hep şunu söylüyoruz: Daha çok yerli ve daha çok yenilenebilir. Kaynak çeşitliliğinin Türkiye’nin potansiyeli noktasında dışa bağımlılığı düşürme noktasında Türkiye özellikle yenilenebilir noktasında da önemli adımlar atmak zorunda. Nitekim, güneş ve rüzgâr potansiyelinin sadece üretim kapasitesi olarak hayata geçirilmesi noktasında değil, aynı zamanda üretim kapasitesinin dışında Türkiye’de yerli teknoloji ve yerli mühendislerin de işin içine sokularak Türkiye’nin bir yenilenebilir üretim merkezi olmasıyla alakalı YEKA Projesi’mizi anons ettik. İlk anonsumuz, bir kısmınızın malumudur, Konya Karapınar’daki güneş YEKA’sı çerçevesindeki açıkladığımız projeydi. Burada biz yerlilik ve yerli üretim noktasında ilk yıl için yüzde 65, ikinci yıl için yüzde 75 yerli üretim standardı koyduk, bunun içerisinde montaj yok. Birileri diyor ya: “Geliyorlar, montaj yapıyorlar, yerli üretim.” Öyle değil, en az yüzde 80 yerli mühendis şartı koyduk, bunun benzerini önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde inşallah rüzgâr enerjisi üretimindeki yerlilerde de devreye alacağız.

Peki, yerli? Yerli deyince kömür dedik. Kömürle alakalı şu resmi çok net görmemiz lazım: Dünyada elektrik üretiminde yüzde 40’dan fazla bir kömür kaynağı söz konusu. Birincil enerji tüketimine baktığımızda bile kömür yüzde 30’larda. Bize birileri hep akıl veriyor, “temiz enerji, Avrupa” falan diyor ama şu rakamları ben -insan nisyan ile malul- yine ifade etmem lazım. Avrupa’nın elektrik üretimindeki kömür payı, Polonya yüzde 84, Almanya yüzde 45, İngiltere yüzde 39, Romanya yüzde 38, Danimarka yüzde 34 -dünyaya dönelim- Çin yüzde 75, Hindistan yüzde 73, Amerika yüzde 35. Peki, bizde? 15,5 milyar ton kömürümüz var, kurulu gücümüzün en az bir misli daha yani 10 bin megavatın üzerine bir 10 bin megavat daha yapabilecek kapasitemiz varken “Aman, yok.”, nereye dokunsak “Yok.”

Şimdi, geçen seneye kıyasla yüzde 13’ten 18’lere çıkardığımız yerli kömürden üretim elektrik portföyü oluştu. Bu sene yüzde 13’leri yüzde 18’lere çıkardık, güzel bir noktaya doğru taşıyoruz; daha artıracağız bunu, bundan herkes müsterih olsun, hele de yeni yatırımlarımız. Ancak, tüm bu çerçevede, temiz enerjiden, çevre faktörlerinden -diyor ya birileri bize, bunu da ifade etmek lazım- yeni kaynaklarımızdan ki hakikaten son yıllarda bulduğumuz yaklaşık 7,5 milyar tonluk kömür rezervi ile sadece son on yılda bulduğumuz; Afyon, Eskişehir, Trakya, Konya, bu bölgelerdeki kömürlerimizi daha fazla ekonomiye kazandırma stratejisi çerçevesi içerisinde çevresel faktörlerden taviz vermeyeceğiz. Bakın, son termik santral şartnamemizdeki çevresel faktörleri ifade edeyim hızlıca: Avrupa’nın 2024 ve sonrası için kriter aldığı 1 metreküp normal hava için sınır değerlerine baktığımızda partikül maddede günlük 40 mikrogram, bizim şartnamemizde 23 mikrogramı geçemez. Kükürt, yine 1 metreküp havada 125 mikrogram, bizde üst sınır 33,7. Azot oranı 200 mikrogram, bizde 134. Şimdi, kim daha fazla çevreci noktasına herhâlde bu rakamlar çok ciddi bir ışık tutuyor ve tutacak. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, bu keşifler yeterli mi? Değil. Büyük bir sondaj hamlesi süreci başlattık. Cumhuriyet tarihi boyunca yaklaşık 25 milyon metre sondaj yapan bir Türkiye ve derinlik ortalama 200-300 metre. Bugün Kanada’da yılda 10 milyon metre, Avustralya’da 6 milyon metre maden arama sondajı yapılıyor. Bu rakam bizde toplam kamu, özel 2 milyon metre. Bunun 350 bin metresi... Ki AK PARTİ iktidarında yine büyük bir başarı ortaya koyduk, 2002 yılında 30 bin metrelerde sondaj yapan Türkiye geçmiş dönem bakanlarımızın da üstün performansıyla yıllık 300-350 bin metrelere çıkarak çok başarılı bir performans sergiledi. Ama, yeni dönem dedik ki artık AK PARTİ olarak kendimizi aşmak zorunda olduğumuzdan hareketle, bunu artık en az yılda 1 milyon metre kamu (MTA) özelle birlikte 3 milyon metre hedefine çıkarmalıyız. 2017’de 3 milyon metreye, 2018’den sonra en az 5 milyon metrelere çıkma hedefiyle bu süreci Türkiye’nin yer altı zenginliklerini, sondaj faaliyetlerini artırmak zorundayız.

Şimdi, madencilikte 2016’da çok önemli iki hususu hayata geçirdik. Biri: Maden arama ve üretimi esnasında elde edilen verilerin ve karotların arşivlenmesi amacıyla Türkiye yer bilimleri veri ve karot bilgi bankasını kurduk, inşallah Temmuz ayında, fiziksel mekân olarak da açılışı bu yaz itibarıyla gerçekleşecek. Ve bunun dışında, madencilik sektöründeki faaliyetlerin uluslararası standartlara göre yapılmasını teminen ulusal madenlerde kaynak ve rezerv raporlama sistemlerini UMREK’i kurarak Mart ayında faaliyetlerini hızlı bir şekilde başlatacağız. Yeterli mi? Hayır. Havadan ve karadan jeofizik ve jeokimya haritalarını, inşallah 2018’e kadar tüm Türkiye haritasını çıkararak tamamlayacağız.

Yeni dönemde hedeflerimizin ve stratejilerimizin ana başlıklarını değerlendirdiğimiz şu çerçevede genel olarak bahsetmek istediğimiz husus, birçok eksenli birçok konuyu Türkiye’nin ali menfaatlerine hizmet edecek şekilde kurgulayıp, planlayıp bu stratejiyi uygulamak. Bu çerçevede, önemli bir birlik olarak değerlendirdiğimiz ve yakından takip ettiğimiz birliklerden biri olan Şanghay İşbirliği Teşkilatında diyalog ortaklığında olan Türkiye’ye 2017 yılı itibarıyla Enerji Kulübü’nün Başkanlığını aldık. Bu ne demek? Şanghay İşbirliği Teşkilatı, özellikle enerji alanında belki de dünyanın en büyük teşkilatlarının başında geliyor. Özellikle, elektrik üretiminde dünya elektrik üretiminin yüzde 36’sı, doğal gaz üretiminin yüzde 23’ü, ham petrolünün de yaklaşık yüzde 21’ini üreten bir teşkilat.

Tabii, süremin sonuna yaklaşırken konuşacak birçok konu var. Türkiye olarak biz, hele de enerji alanında son dönemde çok önemli adımlar atıyoruz, atmaya da devam edeceğiz.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – O kadarı da fazla efendim, çok fazla o kadarı da.

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) – Kapalı kapılar ardında bizi tehdit etmeye çalışsalar da, gölgelerden, gölgelerin arkasından kahpece tehditleriyle korkutmaya çalışsalar da Allah’ın izniyle biz hiçbir şeyden korkmayacağız. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Burada, çok önemli bir nokta var. Biz önce kendimizi bileceğiz, milletimizi bileceğiz, Rabb’imizi bileceğiz, söylenen söze bakacağız bir muhatap var mı? Gölgelerden havlayanlara değil, o havlayanların ipini elinde tutan kahpelere mesaj vereceğiz. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Ne mesajı vereceğiz biliyor musunuz? Önümüzdeki dönemde bu kahpeleri daha da kudurtacak bir gelişme açıklayacağım şimdi size.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Bu konuşma pek iyi olmadı Bakan. O iyi bir konuşma olmadı.

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) – Ne açıklayacağım biliyor musunuz? Önümüzdeki dönemde Türkiye enerji ticaretinde özellikle ve özellikle…

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Üzerine alınanlar var.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Mesela, tezi açıkla da öğrenelim madem. (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) – Yarası olan gocunur. Yarası olan gocunur, kimin yarası varsa o gocunur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Yarası olan gocunur. Müstemlekeciler!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Tezi açıklasın, tezi, tezi açıklasın.

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Ya seni ilgilendirmiyor, bırak sen ya! Sen müstemlekeci misin, sömürgeci misin!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bırakın Allah aşkına ya, bırakın ya! Bırak ya, bırak Metin Külünk be! Tezi açıkla burada tezi!

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) – Özellikle bakın, özellikle karşınızda bir muhatap olur onu muhatap alırsınız. İnsan olan, adam olan karşınıza gelir, varsa bir iftirası, varsa bir ispatı... (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Bağımsızlıktan bahsediyor, özgürlükten bahsediyor.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen efendim.

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) – Biz bunlara pabuç bırakmayız, biz kendimizi de, aslımızı da, Rabb’imizi de biliyoruz, geçelim.

Şimdi, o birilerini kudurtacak bir adım daha atıyoruz, Bakın, herkes burada dinlesin, millî muhalefete de sesleniyorum yani millî olan muhalefet varsa onlar da dinlesin, ülkenin ali menfaatine bir şey söylüyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Önce millî bir iktidar lazım.

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) – Şimdi, Türkiye özellikle enerji politikalarında yeni dönemde büyük enerji hacmi oluşturduğu ülkelerle millî parayla ticarete başlıyor. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Bu ne demek biliyor musunuz?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bunu on dört senedir yapmadınız. Gayrimillî miydi o zaman?

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Ne kadar dolar biriktirdiniz bu arada?

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) – Bu çok önemli bir şey demek. Ha, biz yine korkmuyoruz. Ben, yine, o iplerini, havlattıklarının iplerini elinde tutanlara sesleniyorum: Biz Allah’tan başka hiçbir şeyden korkmayız.

Allah’ın izniyle Allah’a emanet olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Niye tezini açıklamadın Allah’tan başka korkmuyorsan? Nasıl yaptığını açıklasana.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Hiç elektrik fiyatlarından bahsetmediniz, tüketimden bahsetmediniz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Her şeyiniz sahte be! Diplomanız da sahte, teziniz de sahte!

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Çok sıradan bir konuşma.

BAŞKAN - Şimdi, söz sırası Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Sayın Faruk Çelik’te.

Buyurunuz Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızın 2017 bütçesi vesilesiyle huzurlarınızdayız. Sizleri saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Öncelikle, burada söz alan muhalefetiyle iktidarıyla bütün arkadaşlara çok teşekkür ediyorum. Tarım, tabii ki, takdir edersiniz, stratejik bir sektör ve alan, millî bir mesele ve geleceğimizi de yakinen ilgilendiren bir konu. Onun için, burada ne bugün ne dün ne gelecekte tarımla ilgili konu gündeme geldiği zaman politik bir yaklaşım içerisinde olmayacağımı ifade etmiştim, aynen tekrar ediyorum ve bundan sonra da olmayacağımızı ifade ediyorum.

Bu tarım meselesi ve tarımın geleceği meselesi hepimizin meselesidir. Burada olumlu, yol gösterici, deneyimlerine dayanarak fikirlerini ortaya koyan arkadaşlara çok teşekkür ediyorum. Bunlardan yararlanacağımızı ifade ediyorum ama politik bazı değerlendirmeler de oluyor. Bunların bütçede olabilirliği çerçevesinde bunları da saygıyla karşıladığımı belirtmek istiyorum.

Şimdi, burada yapılan değerlendirmelere geçmeden önce, tarımla ilgili, madem stratejik bir sektör, bu sektörün bugünü ve geleceğiyle ilgili birkaç hususa değinip, daha sonra burada söz alan değerli arkadaşlara cevap olsun değil, bir aydınlığa kavuşturmak açısından konulara değineceğimi ifade etmek istiyorum.

Sanayileşme devrimi sonrası bildiğiniz gibi tarım biraz ikinci sınıfa itilmiş, biraz geride bırakılmış, sanayi daha öne çıkmış ve bunun neticesinde böyle gider diye düşünülürken, böyle gitmeyeceği görülmüş. Neden? Artan dünya nüfusu var, dolayısıyla gıdaya ihtiyaç var. Tarım arazilerinde küçülme var dünyada. Bu çerçevede sıkıntı oluşuyor. İklim değişiklikleri var, su kısıtı var ve gıdaya erişimde ciddi zorluklar var. İşte bunları dikkate aldığınız zaman tarımın önemi gün geçtikçe daha da artmaya başlıyor.

Dünya nüfusunun yüzde 40’ı tarımda istihdam ediliyor. Dünyadaki yoksulların yüzde 75’inin ise birincil geçim kaynağı tarım sektörü. Bunun yanında 1 milyar insan aşırı yoksul, 800 milyon insan aç, resmen aç, açlıkla karşı karşıya, iç içe. Buna mukabil 1,4 milyar insanın da aşırı kilolu olduğunu görüyoruz. Her yıl 1,4 milyar ton gıda israf ediliyor ve dünyadaki en zengin yüzde 20’lik dilimde yer alanlar toplam gıdanın yüzde 77’sini tüketiyor; yüzde 20’lik zengin dilim yüzde 77’lik gıdayı tüketiyor. 34 ülkede gıda, 80 ülkede ise su sorunu var. Eşitsizliklerle dolu bir dünyada yaşıyoruz. Bu mevcut hâlimizin tespitidir. Peki, yarınlarda tarım konusunda, gıda konusunda bizi, dünyayı, insanlığı neler bekliyor? Baktığımız zaman, 2030 yılına kadar 700 milyon insanın yaşadığı yeri terk edeceği tahmin ediliyor. 2050’de dünya nüfusu 9,5 milyara ulaşacak, tarımsal üretimin yüzde 60 oranında artmaması hâlinde dünya insanlığının daha büyük açlıklarla, büyük felaketlerle karşı karşıya kalacağını bütün ilgili kesimler ve araştırmalar ortaya koymaktadır. Bugün petrol ve gaz için kopan fırtınaların çok yakın bir gelecekte gıda ve su için kopacağı gerçeğiyle karşı karşıyayız. İşte, bu çerçeveden kendi ülkemize bakmamız gerekiyor.

“Biz neyiz?” diye baktığımız zaman, 24 milyon hektarlık tarıma elverişli bir arazimiz var, 14,6 milyon hektarlık meramız var, 1 milyon hektarlık su alanımız var, 2 milyonun üzerinde ÇKS’ye kayıtlı çiftçimiz var ve bunun neticesinde de 115 milyon ton bitkisel üretim gerçekleştiriyoruz, 24 milyon ton hayvansal üretim gerçekleştiriyoruz, 147 milyar TL’lik tarımsal hasılamız var, 16,8 milyar dolarlık da ihracatımızı gerçekleştirmiş bulunuyoruz ve bunları yaparken, tarım kesimine 90 milyar liralık, yani AK PARTİ iktidarları döneminde, on dört yıllık dönem içerisinde tarım kesimine 90 milyarlık bir destek verdiğimizi burada belirtmek istiyorum.

Şimdi, burada söz alan değerli arkadaşlarımızın yine sözüne geçmeden önce, 1 Kasım seçimlerinden önce, biliyorsunuz, aldığımız bazı kararlar vardı, dedik ki: “Gübreden KDV’yi kaldıralım, yemden KDV’yi kaldıralım.” Yemden yüzde 8, gübreden yüzde 18’lik KDV’leri kaldırdık.

Sertifikalı fidan üretimini, zeytin bahçelerinin rehabilitasyonunu, 5 dekarın altında olan tarımsal arazilerde meyve ve sebze yetiştiriciliği yapan işletmeleri ilk kez 2016 yılında destek kapsamına almış bulunduk.

Fındıkla ilgili: Üreticilere dekar başına 170 TL destek vermeye devam ediyoruz. Şu anda fındık fiyatları çok iyi.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Yok, değil.

GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) –Fındıkla oynayanlarla oynayacağımızı ifade ediyorum. Bunu da açıkça burada ifade ediyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Genç çiftçilere hibe projesi çerçevesinde 2016’da 15 bin proje destek kapsamına alındı ve 450 milyon TL’lik bir hibe desteği 2016, 2017, 2018’de devam edecek.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Ürün bazlı yapalım, ürün bazlı.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) - Bu hibe çerçevesinde çiftçiliği özendirmek, çiftçilik yapan kardeşlerimize destek verme adına devletimizin, Hükûmetimizin uzatmış olduğu bir el olduğunu burada belirtmek istiyorum ve burada bir pozitif ayrımcılık da yaptık, yüzde 80 bayan çiftçilerimize bu pozitif ayrımcılığın neticesinde bayan çiftçilerimizi desteklediğimizi de bu vesileyle belirtmek istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Ürün bazlı destek verelim Bakanım.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlar, burada tabii ki değerlendirme yapan arkadaşların yaptıkları değerlendirmelerde haklı bazı hususlar var, onları da hakkı teslim ederek ifade etmem gerekiyor. Deniliyor ki “Topraklarımızın korunması gerekiyor.” Burada hemen hemen bütün konuşmacılar bunu ifade ettiler. Çok haklı bir eleştiri, doğru bir eleştiri ama dedim ya, bu, bir millî mesele; bu, şu dönemin bu dönemin, bu partinin şu partinin meselesi değil, çocuklarımızı ve nesillerimizi ilgilendiren bir mesele.

Şimdi ben rakamlara bir bakıyorum, 1989-2002 arasında yani on üç yıllık dönemde tarım dışı kalan arazinin toplamı 1,5 milyon hektar. Şimdi, 2002-2016 arasında, yine on üç yıllık dönemde -ki ağırlıklı olarak bizim dönemimiz- bu bizim dönemde de 1,2 milyon hektarlık arazi tarım dışı kalmış. Efendim, bizde 300 bin hektar daha düşük, sizde 300 bin hektar daha fazla gibi bir yaklaşım doğru değil. Netice itibarıyla, tarım arazileri gitgide daralıyor, azalıyor. Nerede? Dünyada. Nerede? Türkiye’de. O hâlde ne yapmamız gerekiyor? Bunları konuşmaktan ziyade almamız gereken önlemleri almamız gerekiyor. Şu an itibarıyla 184 ova tespit ettik ve bu tespitlerimiz devam ediyor. 184 ovanın 140’ı şu anda Bakanlar Kurulunda imzaya açıldı ve buraları tarımsal sit alanı olarak ilan ediyoruz ve buraya bir çivi dahi çakılamayacağını özellikle belirtmek istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İkincisi, toprağın bize değil bizim toprağa ihtiyacımız var; topraktan geldik netice itibarıyla toprağa gideceğiz. Ee, bizim toprağa ihtiyacımız var, o hâlde toprağı iyi korumamız gerekiyor. Yalnız ölçek itibarıyla, büyüklük itibarıyla tarımsal arazileri korumamız güzel ama aynı zamanda toprağın niteliği de son derece önemli. Eğer toprak niteliğini kaybederse, verimsiz olursa bunun hiçbir anlamı yok; toprak ha var ha yok anlamındadır. Onun için, 941 havza belirledik, bu 941 havzada gübre kullanım kılavuzunu her havza için şu anda belirliyoruz. Neden? Toprağın niteliği açısından bunu sağlamak durumundayız. Onun için, toprağın ihtiyacına göre organik, mikrobiyal ve kimyasal gübrelerin formüle edildiği, o havzada nasıl bir formatta gübreye ihtiyaç varsa onu formüle eden o kılavuzu çiftçilerimize ulaştıracağız. Yani, toprağı korumak birinci görevimiz ama toprağın niteliğini korumanın da çok daha önemli bir durum olduğunu belirtme adına bunu ifade ediyorum.

“Üretimin planlaması yapılmıyor.” dedi burada arkadaşlarımız. E, şimdi, bizim havza açığımız olan ürünler var; bunun yanında, stratejik ve bölgesel ürünler var. Bunları dikkate alarak Türkiye’yi 941 havzaya böldük ve Havza Bazlı Destek Modeli’ne geçmemizin sebebi bu bahsedilen hususu, eksikliği giderme adınadır. Onun için, şu anda “Uygulamaya girecek.” filan demiyoruz, uygulamaya girdi; Türkiye, Havza Bazlı Destekleme Modeli’ni uygulamaya koydu. Bu destekler kapsamında 19 ürün vardı, 2 ürün daha ilave ettik. Nevşehir’e, Niğde’ye selam olsun; patates ile soğanı da bu destek kapsamına aldığımızı belirtmek istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir) - Mandalinacılar ne olacak, mandalinacılar?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) - Şimdi, tabii, hayvancılıkta, kırmızı ette açığımız var. Yani, dedik ya, bu hepimizin meselesi, birlikte konuşmamız gerekiyor. Daha çok et tüketiyoruz, kişi başı 15 kiloya kadar geldi tüketim, 7 kilolardan 15 kilolara kadar geldi.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) - Yapmayın Bakan, yapmayın.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) - Turizm bu yıl belki iyi geçmedi ama turizm açısından baktığınız zaman çok ciddi bir tüketim söz konusu. Mülteciler var. Bunları dikkate alınca, Türkiye 1 milyon 150 bin ton et üretiyor, 1 milyon 300 bin ton da et tüketiyor; arada ne kadar açığımız var? 150 bin ton açığımız var. İşte, biz Millî Tarım Projesi çerçevesinde 30 ilde şimdi mera hayvancılığını teşvik ediyoruz. Çok ciddi destekler var. Çok değerli konuşmacı arkadaşlarımız burada ifade ettiler. 30 ilde düve merkezleri oluşturuyoruz. Yine, koç, teke merkezleri ve damızlık manda merkezleri oluşturuyoruz 11 ilde. Amacımız ne? Amacımız, hayvancılık yapmak isteyen vatandaş gidip bu merkezlerden dilediği ırktan, cinsten hayvanı alıp aracısız ve çok uygun bir fiyatla -çünkü desteklediğimiz için uygun bir maliyet var- bunları alacak.

Yine, önemli bir husus var. Buzağı ölümleri burada ifade edildi. Doğrudur, önemli bir sorundur. Nasıl çocuk ölümlerini engelleme konusunda uzun yıllar çalışma yapıp bugün dünya standardından daha olumlu bir noktaya geldiysek hayvan yavrularıyla ilgili, buzağılarla ilgili de çalışmalarımızı çok ciddi bir şekilde gerçekleştirdik ve inşallah bu konudaki ciddi kayıplarımızı, ekonomimiz açısından da dezavantajlı durum oluşturan kayıpları önleyecek teşvikler veriyoruz.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Doğumlar bitti Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) - Yani siz aşılar yaptıracaksınız, dört aya kadar büyüteceksiniz, 750 TL’ye kadar da desteği alacaksınız gibi.

Yine, başka konu, “Tarımsal desteklerin gayrisafi millî hasıla içerisindeki payı yüzde 1’in altındadır.” eleştirisi. Arkadaşlar, Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesi çok açık, diyor ki: “Tarımsal destekleme.” Demiyor ki “Nakdî destekleme.” Tarımsal desteklemeden kasıt ne? 12,8 milyar liralık bizim nakdî desteğimizin yanında ihracat teşvikleri, kredi sübvansiyonları, TMO’nun ve ESK’nın gerçekleştirmiş olduğu alımlar, arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme gibi birçok kaleme dikkat ettiğiniz an 2015 yılında 1 trilyon 953 milyar TL olan gayrisafi yurt içi hasıla karşısında 19,592 milyon TL’lik bir tarımsal destek ki yüzde 1’e tekabül etmektedir. Yani bu hesabı da dikkatle yaptığımızı ifade etmek için bunu özellikle ifade ediyorum.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Yani gıda sıkıntımız yok!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) - “Girdi maliyetleri çok yüksek.” Doğrudur, girdi maliyetleri yüksekse Hükûmet var; iktidar var, Bakanlık var. Yani gündemine hâkim bir Hükûmet olduktan sonra bir şeyin yüksek olması, alçak olması çok önemli değil ki. Bugün mesela Ekonomik Kurul toplandı; Türkiye'deki malum süreçlerden dolayı Türk ekonomisine dönük saldırılar, salvolara karşı önlemleri alıyor. Niye? Gündemine hâkim Hükûmet çünkü. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHARREM ERKEK (Çanakkale) – Hâkim olmasa yandık. Hâkim hâli buysa hâkim olmasa ne olacaktı?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – Ee, şimdi, burada da ne yapıyoruz? Gübrede yüzde 18 KDV inmiş, yemde yüzde 8 KDV inmiş, mazotta da demişiz ki biz devlet olarak, Hükûmet olarak çiftçimizin yanındayız ve yüzde 50 desteği vereceğimizi ifade ediyoruz. Tarım kredi kooperatifleri mazotla ilgili beş ay kadar faizsiz mazot veriyor. Ayrıca belki önümüzdeki günlerde açıklayacağımız tohumla ilgili destek ve gübreyle ilgili yeni değerlendirmeleri de sizlerle paylaşmış olacağız.

Tarımda dışa bağımlılığımız ifade ediliyor. Arkadaşlar, Türkiye net tarımda ihracatçı bir ülkedir. Yani böyle bilgiye dayalı olmayan değerlendirmeler yapıp ülkemize yanlışlık yapmayalım.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Domatesin tohumunu bile dışarıdan alıyoruz Bakanım.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – Mesela özellikle buğdayla ilgili örnek verdiniz. Ben de şu örneği vereyim: Buğday dış ticaretinde 7,5 milyar liralık artı var bu dönemimiz içerisinde. Efendim, mamul madde neyse…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Niye ithal ediyoruz? Tohum ithal ediyoruz Sayın Bakanım. Domatesin tohumunu bile İsrail’den alıyoruz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) –Bakın, buğday ticaretinde, artı eksi çıktıktan sonra kalan 7,5 milyar lira var. Dolayısıyla bu konularda keyfî bir değerlendirme değil, işe bakmak gerekiyor.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Tohumu dışarıdan alıyoruz. 136 üniversitemiz var.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – Müsaade edin.

Şimdi, Hollanda örnek veriliyor. Arkadaşlar, Hollanda’nın tarımsal hasılası 14,5 milyar dolar. Tarımsal ithalatı ne kadar?

MUHARREM ERKEK (Çanakkale) – Aman “dolar” kelimesini kullanmayalım lütfen!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – 62,5 milyon dolar. Tarımsal ihracatı ne kadar? 92,5 milyon dolar. Şimdi, 30 milyon dolar artıları var. Nereden? Ham maddeyi mamul maddeye dönüştürüyor Hollanda. Bu, tarımsal hasılası değil. Yani Hollanda’nın 100 milyar dolarlık bir tarımsal hasılası yok, Hollanda’nın 14,5 milyar dolar hasılası var.

MUHARREM ERKEK (Çanakkale) – Sayın Başkan, Türk lirasına çevirip söyleyelim.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) –Sizin tenkit ettiğiniz yani “Buğdayı alıyorsunuz, una dönüştürüyorsunuz.” Dönüştürüyoruz da 7,5 milyar liralık bir kâr elde ediyoruz yani. Bu yanlış bir bakış açısı değil, onu ifade etmek için söylüyorum.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Hollanda yanlış mı yapıyor?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) –Burada saman alımıyla ilgili bir şey söylendi. Arkadaşlar, bakınız, 2015 yılında Türkiye 26 milyon ton saman üretmiş. Yani 4 bin ton bir işletmeci -bir vatandaş- saman almış, dillere dolanmış bu. 4 bin ton nere, 26 milyon ton nere!

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Açılalı on sene oldu, onu anlatıyor Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) - Bu bilgi eksikliğini gidermek için bunu ifade ettim. Ya, söyleyeceksiniz tabii, muhalefetin görevi söylemek, biz de bunu düzeltmek ihtiyacı açısından söylüyoruz yani. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Susalım bari Bakanım!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) - Tarım envanteri çalışmasını 2017 yılında yapacağımızı, bu konuyla işletme bazlı bir yönetim anlayışını geliştirdiğimizi daha önce de ifade etmiştim, bunu ifade edeyim: Yani tarım envanteri 2017’de yapılıyor, bunu sizlerle paylaşmış olacağız.

“Meralar yağmalanıyor…” Doğru değil, çok hassas davranıyoruz. Bütün milletvekili arkadaşlarımızın “sanayi bölgesi olacak”, “organize sanayi bölgesi olacak” şeklinde yoğun bir şekilde, Türkiye'nin dört bir yanında talepler var ama meralar -önümüzdeki günlerde kanun önünüze gelecek- hayvancılık yapanlara tahsis edilecek. Yalnız hayvancılık yapanlara tahsis edileceğini buradan belirtmek istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Et ve Süt Kurumu önemli görevler görüyor.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Hayır hayır, oturur konuşuruz, hayır.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) - Cumhuriyet tarihinde ilk kez, bakın, Et ve Süt Kurumu tarihinde ilk kez regülasyon olarak, süt fiyatlarındaki düşüşten dolayı müdahale etti. Ulusal Süt Konseyi’nin belirlediği fiyat var.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Kaç para?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) - 1 lira 15 kuruş.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – “40 kuruş” diyor ya, bugün birisi.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – Şimdi, fiyatı belirliyor. Kim? Süt Konseyi, orada biz yokuz. Orada sektörün temsilcileri var, bunu belirliyorlar.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Arkadaşın birisi “40 kuruş” dedi.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) - Bu düştüğü an, bunun regülasyonu için Et ve Süt Kurumu geçtiğimiz yıl devreye girdi. Önümüzdeki yıllarda da devam edecek, üreticimizi koruyacağız. Ama arkadaşlar bir de Avrupa’daki gelişmelere bakın, etrafımızdaki gelişmelere bakın. Avrupa’da yüzde 20’nin üzerinde süt fiyatlarında düşüş meydana geldi. Fiyatlar orada düşünce, ister istemez bütün piyasaların etkilendiği de gerçek.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Et ve Balık Kurumunun Sayıştay raporlarını okuyun Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) - Bir diğer konu -son dakikalarım- bakın, satın alma paritesi. Dediler ki: “Tarımda şöyle şöyle oluyor.” Ee? “Satın alma paritesine baktığınız zaman çiftçi kesimi dezavantajlı.” Yok böyle bir şey. Bak, bir örnek vereyim. Buğdayla traktör alacaksınız.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Mazota bakalım, mazota.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) - Eğer 2001’de, 2002’de alacaksanız, 65 ton buğday vereceksiniz ki 1 traktör alasınız. Şimdi ne kadar? 44 ton. Şimdi, 44 tonla 1 traktör alıyorsunuz.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Mazottan hesap yapın.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) - İki: Buzdolabı alacaksınız. Buzdolabı alacaksanız 4 ton, 4,5 ton buğday vereceksiniz.

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Sayın Bakan, mazotu hesapla mazotu! Bırak onu, mazotu hesapla!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) - Ama şimdi 2 ton buğdayla buzdolabını alma imkânınız var. Bu rakamlar çok, bu rakamlar çok.

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Mazotu kıyasla, mazotu kıyasla!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – Efendim, “Çiftçi 1 milyon azalmış.” Böyle bir şey söz konusu değil. “1 milyon azalmış.” Böyle bir rakam yok.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – 1,5 milyon çiftçinin bıraktığı köyler boşaldı.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – Efendim, “Sudan’da ne işiniz var?” deniyor. Arkadaşlar, eğer sizin ülkenizin ekolojisinde bir ürünü üretemiyorsanız, yeteri kadar üretme imkânınız yoksa neden istifade etmeyeceksiniz?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Hayır, araziyi kiraya veriyor Sayın Bakanım, olur mu öyle şey? Hayır Sayın Bakanım, özel sektör Sudan’a gidiyor. Yapmayın! TİGEM’i bir gün oturalım konuşalım.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – Dünyadaki gelişmiş ülkeler, kalkınmış ülkeler Afrika’yı parsel parsel parsellerken sizin izlemeniz doğru olur mu? Ben muhalefetin de ufkunun açılacağı inancı içerisindeyim. Biraz bakalım, ne oluyor ne bitiyor bakalım yani. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Çok pembe oldu Bakanım, çok pembe!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – Şimdi, kırsal kalkınmada…

BAŞKAN – Sayın Bakan, son cümleleriniz lütfen, bir dakika ek süre veriyorum.

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Ama, mazotu da bir kıyaslasın Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – Efendim, tabii, tarımda söylenecek sorunlar bitmez ama şunu ifade edeyim…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Gıdayı da konuşalım Sayın Bakanım.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) –…2017 yılı bütçemiz 19 milyar 537 milyon 920 bin liradır. 12 milyar 838 milyon TL’si çiftçiye destek yani yüzde 66’sı destek.

Ben burada Meclis Divanımıza ve parti gruplarına, Bakanlığımızın çok değerli çalışanlarına, Plan ve Bütçe Komisyonumuza ve Maliye Bakanlığının tüm bürokrasisine, emeği geçen buradaki çalışan bütün arkadaşlara ve milletvekillerimize şükranlarımı sunuyorum.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Muhalefete yok mu?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) –Hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Sağ olun, var olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi aleyhte olmak üzere…

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) – Sayın Başkan, 60’a göre söz istiyorum.

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan, madde 69’a göre sataşmadan söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bir saniye efendim.

Şimdi aleyhte söz vereceğim. Dinleyeceğim sizleri.

Şimdi aleyhinde olmak üzere Burdur Milletvekili Sayın Mehmet Göker’e söz veriyorum.

Buyurunuz Sayın Göker. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Göker, süreniz beş dakikadır.

MEHMET GÖKER (Burdur) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Az önce bakanları dinledikten sonra şahsen aynı ülkede mi yaşıyoruz merak içerisindeyim. Bizim gördüğümüz, karşılaştığımız tablolarla bunların hiçbir alakası yok. Zira, bütçe bir öngörüdür, bir hedeftir. Peki, size soruyorum: Geçmiş dönemlerde yaptığınız bütçelerde enflasyonu, büyümeyi, işsizlik öngörülerinden hangi birini tutturabildiniz, hangi birinde başarı sağladınız? Hatta, “Dolara yatırım yapan yaya kalır.” dediniz, gelinen nokta itibarıyla vatandaş yaya kaldı.

Az önce Bakan ifade etti, “Duruma hâkimiz.” dedi. Eğer ki hâkimiyet buysa, biz hâkim olmadığınız durumu düşünemiyoruz bile. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Sayın Cumhurbaşkanının kendi beyanına göre, seçime girmeden önceki tarihte, bankada 200 bin doları olduğunu öğrenmiş bulunmaktayız. Bu beyan ile bozdurulduğu iddia edilen tarih arasında kur farkından dolayı 280 bin lira kazanç elde etmiştir. Şimdi buradan sormak istiyorum: Bir ülkenin millî Cumhurbaşkanı, kendi parasına yatırım yapmak yerine, başka bir ülkenin parasına mı yatırım yapar? (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Cumhurbaşkanına buradan bir çağrıda bulunuyorum: Bu parayla terörle mücadele ederken şehit olan askerlerimizin sıvasız evlerde oturan ailelerine yardım yapması bizce çok uygun olacaktır.

Yaptığınız düzenlemelerle verginin vergisini alıyorsunuz, ÖTV’nin KDV’sini alıyorsunuz; yetmedi, boğaz köprüsü yapıyorsunuz, geçişi dolar kuruna bağlıyorsunuz; adınızda adalet var, uygulamalarınızda yok.

Sayın Başbakanın açıklamalarından öğreniyoruz ki Genelkurmay Başkanı FET֒cü bir astsubaydan emir aldığını söylediği bir albaya söz geçiremiyor. Bu, aslında en ufak tabirle görevi ihmal suçuna girer. Şimdi, “Dere geçilirken at değiştirilmez.” tabirinize biz de katılıyoruz ancak bu kafayla bu at, bu dereden geçer mi? (CHP sıralarından alkışlar)

LEVENT GÖK (Ankara) – Geçmez Mehmet.

MEHMET GÖKER (Devamla) - Bildiğiniz üzere, Burdur tarım ve hayvancılık kenti. Et ve süt deposu olan Burdur’da üreticimiz sorunlarla boğuşuyor. Sayın Bakan, bundan önceki, bir yıl önceki bütçede de buradan iletmiştim “Sütün üst fiyatı 1,15” diye ve hâlâ süt 1,15’ten üst limit olarak satılıyor. Çiftçi bunca mazot, bunca gübre zammı karşısında eziliyor, giderlerini karşılayamıyor. Gelen artışların dikkate alınmadığının zaten farkındayız. Ayrıca, 1 lira 15 kuruşluk fiyatın tavan fiyat olup serbest piyasada çiğ sütün litresinin ortalama 80-90 kuruştan alıcı bulduğu düşünüldüğünde durumun vahameti daha net bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Unutulmasın ki köylü milletin efendisidir, köylü biterse hepimiz biteriz. Hadi diyelim üretici bir şekilde sütünü sattı, bedelini zamanında alamıyor, üç aya kadar uzayan vadelerle karşı karşıya kalıyor. Çiftçi ekonomik olarak zarara girmekte. Ek olarak, bazı firmalar “Sütünü alırım ama karşılığında benim yemimi alırsan.” dayatmasını getiriyor ve bu yöntemi hâlâ uyguluyor. Üstelik verilen yemin kalitesi ve içeriği konusunda süt üreticilerinin ciddi endişeleri ve şikâyetleri bulunmaktadır.

Gelelim sona. Bu bütçeyi çözemediğim gibi bana üç gün önce bir seçmenim tarafından sorulan bilmeceyi de çözemedim. Bütçeyi yapanlar olarak burada bizlere yardımcı olursanız bu bilmeceyi çözmede sizlere minnet duyacağız.

Soru ve bilmece şu: Sarayı var, kral değil; uçakları var, kaptan değil; parası var, helal değil; diploması var, gerçek değil. (CHP sıralarından alkışlar)

HİKMET AYAR (Rize) – Hadi oradan be!

AHMET GÜNDOĞDU (Ankara) – Yüzde 52 de oyu var, onu da söyle.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Yüzde 52 oyu var, Cumhurbaşkanı. Bunu da ekleyin oraya, olmuyor yani böyle. Yüzde 52, Cumhurbaşkanı, bunu da ekleyin.

AHMET GÜNDOĞDU (Ankara) – Hiç şık olmadı.

MEHMET GÖKER (Devamla) - Beyler, biliyorsanız cevaplayın.

İnanın ki üç gün düşündüm arkadaşlar, cevabını bulamadım. Bugün aynı seçmenimi tekrar aradım, dedim ki: “Bir ipucunuz var mı? Bize bu ipucunu verebilir misin?” Bana şunu söyledi: “Telefonu var kriptolu, kasası var dolar dolu, pek uzundur eli kolu, etrafı FET֒cü dolu.”

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Yüzde 52 oyu var, Cumhurbaşkanı.

FATMA BENLİ (İstanbul) – Hiç yakışmıyor.

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Bunların Genel Başkanının danışmanı FET֒cü çıkmadı mı?

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Göker.

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Usta, buyurunuz, dinliyorum.

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan, Sayın Enerji Bakanı konuşmasında Grubumuza bakarak “Millî muhalefet varsa…” şeklinde bir ifadesi oldu, biraz müstehzi, biraz kinayeli. Buna ilişkin sataşmadan 69’a göre söz istiyorum.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Usta, Enerji ve Tabii Kaynaklar Sayın Bakanı bir “millî muhalefet” kavramını kullandı. Siz onu sizin grubunuza bakarak söylediği için sizin grubunuza yönelik bir sataşma olarak mı alıyorsunuz?

ERHAN USTA (Samsun) – Evet efendim, sataşmadan söz istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Usta, ben sadece bakışlardan dolayı bir sataşma olduğunu düşünmüyorum.

ERHAN USTA (Samsun) – Cümlenin içerisinde de var efendim.

BAŞKAN – Efendim?

ERHAN USTA (Samsun) – Sadece bakış değil; bakış ve cümle, ikisi birlikte konsepti içerisinde düşündüğünüz zaman.

BAŞKAN – Yani, “millî muhalefet” diyerek… Siz de bir muhalefet partisi olduğunuz için kendinize pay çıkartıyorsunuz.

ERHAN USTA (Samsun) – Evet.

BAŞKAN – Böyle derseniz söz verebilirim tabii ki ama “Bakarak bizi kastetti.” derseniz veremem.

ERHAN USTA (Samsun) – Evet, aynen dediğiniz gibi diyorum efendim.

BAŞKAN – Buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz iki dakikadır.

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

10.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın 433 sıra sayılı 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 434 sıra sayılı 2015 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim.

Bizim millî olduğumuz konusunda herhâlde hiç kimsenin şüphesi yoktur.

Şimdi, bu yerli para üzerinden ticaret meselesinde öncelikle şunu söyleyeyim: Şu, bizim 1 Kasım seçim beyannamemiz. Bunun 124’üncü sayfasında şöyle bir ifade var, politika var: “Türk lirasına istikrar kazandırılarak dış ticarette ikili anlaşmalar çerçevesinde millî paranın daha fazla kullanımı sağlanacaktır.” Yani, zaten bu bizim politikamız, bizim taahhüdümüz; bu bir.

İkincisi: Tabii, Sayın Bakanın bu politikasını ben doğru buluyorum, destekliyorum. AKP'nin veya Sayın Bakanın da bu noktaya gelmiş olması sevindirici, takdire şayan. Yoksa, biz onların milliliğe, milliyetçiliğe bakış açısını biliyoruz yani nerede konumlandırdığını biliyoruz. Ama, bu durum, bizim açımızdan gayet takdire şayan bir durum, mutlu oluruz.

Yalnız, burada iktisaden bir sorun olduğunu da bilmenizi isterim. Şimdi, örneğin, Rusya’ya ihracatımız, 2015 rakamını söylüyorum, 3,6 milyar dolar, ithalatımız 20,4 milyar dolar. Ciddi bir dış ticaret açığımız var. Şimdi, ithalat yaparken ruble vereceksiniz, ihracatta TL alacaksınız. 17 milyar dolar açık var. Bu rubleyi nereden bulacağız? Yani, TL vererek… Sizin TL’nizi ne yapsın, 17 milyar dolar karşılığı TL’yi? Dolar bozdurarak o rubleyi alacaksınız. Dolayısıyla, bu doğru bir politika olmakla birlikte, bu politikanın sınırının da olduğunu bilmenizi isterim.

MUHARREM ERKEK (Çanakkale) – Milleti kandırıyorlar işte.

ERHAN USTA (Devamla) – Şimdi, Sayın Ulaştırma Bakanıyla az önceki tartışmamızdaki belgeyi getirdim, kendisinden de belge istiyorum.

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Nerede o 2’nci madde?

ERHAN USTA (Devamla) – Burada ifade şu: “Şartname konusu işlerin yapımı esnasında hava limanı, yolcu ve hava trafiğinin aksatılmaması için gerekli tedbirler yüklenici firma tarafından alınacaktır.” Bu şartname. Yani “aksatılmayacak” deniliyor fakat şu anda yapacakları uygulamada üç ay aksatmayı söylüyorlar. Videoyu da kendisine gönderdim. Videoda da “Ben şartnameye uymayacağım zaten kardeşim." diye görüntüsü var, kendisine gönderdim, isteyen milletvekilleri varsa onlara da gönderebilirim.

Diğer bir husus: Şununla övünmenizi anlıyorum Sayın Bakan, şimdi, diyorsunuz ki, bunu Sayın Cumhurbaşkanı da dedi, Sayın Başbakana da söylettirdiniz bu ifadeleri: Hükûmetimiz döneminde elektrik enerjisi üretimi yüzde 102,3 artmıştır.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERHAN USTA (Devamla) – Bitireceğim Sayın Başkan.

Doğru, güzel, on üç yıl ama şimdi, bunu söylerken, bununla övünürken bir önceki on üç yıla bakmak lazım. Önceki on üç yılda ne kadar artmış? Yüzde 149,6 artmış. Yani onu görmeyip öyle sadece kendi dünyanızda bir şeyler ortaya koyup hiç kimseyi de rakamdan anlamıyor gibi konumlandırmanız son derece yanlıştır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Usta.

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/774) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı 433) (Devam)

2.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/733), 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2015 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/828), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 211 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/829), 2015 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/830), 2015 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/831), 2015 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/832), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2015 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/834) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 434) (Devam)

 

A) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

J) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, üçüncü turdaki konuşmalar tamamlanmıştır.

Şimdi, soru-cevap işlemine geçiyoruz.

Soru işlemini başlatıyorum.

Sayın Bayraktutan…

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Ulaştırma Bakanına soru soruyorum: 29 Ekim 2010 tarihinde Artvin’de Cankurtaran Tüneli’nin açılış töreninde ben de il başkanı olarak bulunuyordum. O dönemin Ulaştırma Bakanı, şimdiki Başbakan dedi ki: “İhale şartnamesine göre dokuz yüz on günde teslim edilecek.” Bu ihale şartnamesinde yüklenici firmanın sahiplerini çağırdı, isimlerini de vereyim: Biri Esat Ulu, biri de Bilal Çelik diye bir beyefendi. Pazarlık yaptılar. Dedi ki: “Yedi yüz doksan günde teslim edeceksin.” Bu iki ihaleyi alan şirket temsilcileri Sayın Başbakanı yanılttılar. Aradan iki bin yüz altmış gün geçti, yetmiş iki ay geçti ortada tünel diye bir şey yok Sayın Bakan. Ne diyeceksiniz merak ediyorum. Demin çok pembe tablo çizdiniz, “Avrasya Tüneli” dediniz, şunu dediniz, bunu dediniz. Cankurtaran Tüneli’ni niye açmıyorsunuz? Yetmiş iki ayda niye açmadınız? Başbakanı yanıltan, kandıran iş adamları da acaba FET֒cü müydü merak ediyorum çünkü herkes herkesi kandırıyor o nedenle merak ediyorum bu bir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Gaytancıoğlu…

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Ben Tarım Bakanına soruyorum.

1) 2017 yılı için kaç tane ziraat mühendisi, veteriner, su ürünleri mühendisi ve gıda mühendisi atamayı düşünüyorsunuz?

2) Çiftçiler düşük piyasa fiyatlarından oldukça mağdur oldular. Zaten birçoğu ipotekli krediler kullanarak ciddi olarak borçlular. Acaba, çiftçi borçlarını silme, erteleme ya da taksitlendirme düşünüyor musunuz?

3) 356 yetkilendirilmiş veterinerin görev süresi 20 Mart 2017’de bitiyor. Bunların durumu hakkında bilgi verebilir misiniz?

4) Geçtiğimiz günlerde tüm Türkiye genelinde hazine arazileri satışı yapılmıştır. Hazine arazileri öncelikle işledikleri kişilere satılmıştır, ancak bu şahıslar ürünlerdeki düşük fiyatlar karşısında çok zor durumda kalmışlardır. Satın aldıkları arazilerin bedellerini ya da taksitlerini ödeyememişlerdir. Bu şahısların hak kaybına uğramaması için borçların yeniden yapılandırılması hakkında yeni bir düzenleme yapmayı düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Necati Yılmaz….

NECATİ YILMAZ (Ankara) – Sayın Bakan, bir iktidarın meşruiyetinin en önemli ölçütü insan haklarına dayalı olmasıdır. Siz duymaktan rahatsız olsanız da ben hatırlatmak istedim. 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’ne sadece iki gün kaldı. O gün tüm dünya, insan haklarını ihlal eden zalim ve despotik yönetimlerin zulmünü ve yolsuzluklarını konuşacak, maalesef iktidarınızı ve eserlerinizi de çok konuşacaklar.

72.104, 440 bin, 5.406, 7 milyon, 20 milyon, 18.502… Bu rakamlar sadece rakam değil Sayın Bakan, aynı zamanda insan; işten atılmış çalışan, anne olmuş çocuk, cinayete kurban giden kadın, işsiz, yoksul, iş kazasından ölen insan; hatırlatmak istedim Sayın Bakan. Dünya sizi, yani OHAL’i, yani tutuklu 146 gazeteciyi, yani bilim insanlarını, yani kapatılan basın kuruluşlarını, yani milletvekillerini çok konuşacak; hatırlatmak istedim.

BAŞKAN – Sayın Doğan Türkmen…

ELİF DOĞAN TÜRKMEN (Adana) – Teşekkür ederim Başkanım.

Son iki seçimdir bölgemize verilen sözler var; bölgesel Çukurova havalimanı, Adana hızlı tren -bu arada Bursa hızlı treni de soracağım- bunların akıbeti ne durumdadır? Adana mitingi için hemşehrilerime gönderdiğim davet mektupları ne yazık ki Adana PTT tarafından engellenmiş ve bugünden sonra dağıtılmaya başlanmıştır. Bu konuda sorumlular hakkında herhangi bir şey yapacak mısınız?

Ve yine, arazi toplulaştırmalarının başarılarından bahsedildi. Adana Karataş, Tuzla’da ne yazık ki tüm vatandaşlarımız mağdur durumdadır ve hepsi isyan etmektedir. Bu konudaki mağduriyeti gidermek için bir şey yapmayı düşünüyor musunuz?

720 bin taşeron işçisine kadro sözü verdiniz. Geçen yıl kasım ayında sözünüzü yerine getirecektiniz. On üç ay oldu, ne yapacaksınız?

BAŞKAN – Sayın Mehmet Erdoğan…

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

İlk sorularım Sayın Ulaştırma Bakanına: Muğla’daki vatandaşlarımız Göcek Tüneli’nden ne zaman bedava geçecekler?

Gene, Muğla’da 2 tane havalimanımız var, ancak Ankara ve İstanbul dışında hiçbir büyük şehrimize yaz döneminde uçuş yapılmadığı için turizmcilerimiz iç turizmden hiçbir pay alamamaktadır.

Yine, nakliyeciler alfabenin harflerinin yetmediği belgelere verdikleri paralardan, efendim, sigorta primlerinden ve mazot fiyatlarından dolayı size sevgi ve saygılarını iletiyorlar.

Sayın Tarım Bakanı, yine, seracılar ve narenciye üreticileri eğer paraları olsaydı bugün Meclisin kapılarını satamadıkları ürünleriyle kapatmak istiyorlardı. Bal üreticileri de maalesef, ürünlerini satamıyorlar, ürettikleri balın kilosu Muğla’da şu anda 6-7 liraya kadar düşmüş durumda. Bu çiftçilerimizin, üreticilerimizin sorunlarını çözmek konusunda verdiğiniz desteklerin hiçbirisinin üreticiye hayrı yoktur. Pazarlama konusunda destek bekliyorlar.

BAŞKAN – Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Kamu İhale Yasası bugüne kadar kaç sefer değişti?

Soru 2) Şanlıurfa ili Eyyübiye Belediyesinde kaç personel çalışıyor? Bu çalışan personelden kaç kişi Belediye Başkanı ve Belediye Başkan Yardımcısının akrabaları?

Soru 3) Eyüp Belediyesindeki araç ihalesi yasaya uygun yapılmış mıdır?

Soru 4) Cumhurbaşkanı bas bas bağırıyor, “Dolar bozun, bozun, bozun.” diyor. Fakir fukara, eğer varsa dolarını bozuyor. Ancak, Türk Hava Yolları 78 milyon dolarla uçak ihalesi alıyor. Bu, halkı aldatmak mıdır?

Soru 5) 4 bakan da devlet işlerinde, yazışmalarında kendi şahsi mail’lerini mi kullanıyorlar; yoksa devlete ait, bakanlığa ait tüzel mail’ler mi kullanılıyor?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Aksu…

İSMAİL FARUK AKSU (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Osmangazi Köprüsü için, ilk rakamlara göre, haftalık 10 milyon dolar garanti kapsamında firmaya ödeniyor. Bu durum iki yıl içinde köprü maliyetinin ödeneceği anlamına geliyor. Yol bağlantılarının sürdüğünü ifade ettiniz. O hâlde, iki yıl içinde önceden bu kadar garanti paranın ödenmesi bir planlama hatası, bir kaynak israfı değil midir?

Piyasa faiz hadlerinin artması durumunda, bankalarımızın sermaye yeterlilik rasyoları üzerindeki etkileri ne olacak? Bankacılık sektörüyle ilgili bir risk analizi yapılıyor mu, bunlarla ilgili bir çalışma var mı, varsa bizimle de paylaşır mısınız?

İthalatta Rusya’ya ilave bağımlılık yerine Türkmen ve Azerbaycan gazına yönelmeyi neden düşünmüyorsunuz? Kaynak ülke tercihinizde Hazar’ın statüsüyle ilgili problemlerin etkisi var mıdır?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Çamak…

HÜSEYİN ÇAMAK (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakana iki sorum var. Bir: Turunçgillerin ana zararlısı Akdeniz meyve sineğiyle başta Mersin ve çevre illerde zamanında ve toplu mücadele yapılmakta olduğunu sunumuzun 75’inci sayfasında belirttiniz. Önümüzdeki yıl üreticilerimiz Akdeniz meyve sineği dolayısıyla gördükleri olumsuzluklardan kurtulabilecekler mi? Bilinçsiz ilaç kullanımı deneniyle ihraç ürünlerinin iadesi son bulacak mı?

İki: Sağlık Bakanlığı ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı arasında mekik dokuyan laborant ve veteriner sağlık bölümü mezunları büyük bir umutsuzluk içindeler. İş tanımlarının yapılmasını bekliyorlar. Büyük umutlarla bu bölüme giren gençlerimiz mezun olduktan sonra iş bulamadıkları için hayal kırıklığına uğruyorlar. Bu hâliyle devam edecekse, mademki bu bölüme ihtiyaç yok, kapatılması gerekmez mi?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Gökdağ…

MEHMET GÖKDAĞ (Gaziantep) – Sayın Bakan, Diyanet İşleri Başkanlığı ile İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu bütçelerini görüştük. Bu görüşmelerde hatırlamak istemediğiniz önemli bir konu var: Sayın Bakan, bu ülkenin milyonlarca Alevi inançlı yurttaşı var. Onlar da diğer tüm yurttaşlarımız gibi vergilerini tıkır tıkır ödüyor, bütçeye katkı sunuyorlar. Ancak, Alevi inancı hükûmetleriniz tarafından görmezden gelinmeye devam ediyor. Yüksek mahkeme içtihatları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla cemevlerinin Alevilerin inanç merkezi olduğu yargısal anlamda da tescil edilmiş durumda. Bir önceki Hükûmet programında cemevlerine yasal statü verileceği taahhüt edilmişti, bu Hükûmet konuyu programına dahi almadı. Aleviler cemevlerine yasal statü istiyor. Bu, en temel insan haklarındandır. Daha ne kadar kulaklarınızı tıkayacaksınız, daha ne kadar görmezden geleceksiniz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Turpcu…

ŞERAFETTİN TURPCU (Zonguldak) – 32 milyon ton taş kömürünün ülkemize maliyeti yaklaşık 4 milyar dolardır. Bu anlamda, TTK’nın işçi açığını giderip Türkiye’nin ihtiyacı olan taş kömürünün ekonomiye kazandırılmasıyla ilgili düşünceleriniz nelerdir? Yani millî olmada sözde değil, özde olma noktasına gelecek misiniz?

Zonguldak Çaycuma Saltukova Havaalanı yurt içi seferlere açılacak mıdır, Bakanlığın bununla ilgili bir çalışması var mıdır?

Zonguldak ilimizin kara yolu altyapısının tamamlanamamasının ve iktidarınızın bu konuda yeterince katkıda bulunamamasının nedeni nedir?

Gayrettepe-üçüncü havaalanı metrosuyla ilgili de, bu, niye davetiye usulüyle yapılmıştır? Dünyadaki ortalama birim fiyatları kilometre ve istasyon başına nedir? Bu işin aceleye getirilmesiyle ilgili, Gayrettepe orada durduğuna göre, üçüncü havaalanının yeri mi değişmiştir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Sayın Gürer…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Ulaştırma Bakanına soruyorum: Niğde on dört yıldır havaalanı için umutla bekliyor. 2017 yılında Niğde’ye havaalanı yapılması konusunda kesin bir şey söylüyor musunuz?

Niğde Merkez ilçe yüksek hızlı tren projesi var mı?

Niğde-Ankara otoyolunun yapılacağını söylüyorsunuz, 2017 yılında ne kadar, kaç kilometre Niğde sınırları içinde yapılacak?

Enerji Bakanına soruyorum: Niğde Bor Enerji İhtisas Bölgesi için 2017 yılında herhangi bir yatırım yapılacak mı?

Bunun dışında, Niğde’deki Zengen-Pozantı arasındaki yolun duble yol yapılması düşünülüyor mu?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gürer.

Şimdi, cevaplar için Hükûmete söz vereceğim.

LEZGİN BOTAN (Van) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – İlk söz Sayın Başbakan Yardımcısının.

LEZGİN BOTAN (Van) – Sayın Başkan…

BAŞBAKAN YARDIMCISI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Başbakan Yardımcısı…

LEZGİN BOTAN (Van) – Van’ın çok önemli bir sorunu var.

BAŞKAN – Şimdi, sayın milletvekilleri, bakınız, soru-cevap işlemine…

LEZGİN BOTAN (Van) – Sıra gelmedi, Bakanı bulmuşken mutlaka sormam lazım.

BAŞKAN – Efendim?

LEZGİN BOTAN (Van) – Sayın Bakanı bulmuşken mutlaka soruyu sormam lazım.

BAŞKAN – Duyamadım söylediğinizi.

LEZGİN BOTAN (Van) – Sayın Bakana soru sormak istiyorum Van’la alakalı, Van’ın çok önemli bir sorunu var.

BAŞKAN – Şimdi, sayın milletvekilleri, soru-cevap işleminin süresi yirmi dakikadır.

LEZGİN BOTAN (Van) – Ben sizden bir tolerans istiyorum, Van’ın ciddi bir sorunu var.

BAŞKAN – Bunun on dakikası sorulara ayrılmıştır, on dakikası da cevaplara ayrılmıştır; on dakikalık süre bitti.

LEZGİN BOTAN (Van) – Ulaştırma Bakanımızı bulmuşken sormam lazım.

BAŞKAN – Lütfen, bakın, sırada birçok milletvekili var, kimseye söz vermedim.

LEZGİN BOTAN (Van) – Ben çok kısa okuyacağım.

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başbakan Yardımcısı.

BAŞBAKAN YARDIMCISI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Aksu’nun “Bankacılık sektörünün sermaye yeterlilik rasyosuyla ilgili olarak gelişen olaylar çerçevesinde değerlendirmeler yapılıyor mu ve tedbirler alınıyor mu?” şeklinde, özellikle dövizdeki gelişmeler nedeniyle…

Tabii, bu çalışmalar sürekli olarak yapılıyor. Şu an itibarıyla, biliyorsunuz, sektörün SYR oranı yüzde 16 civarında yani bu gelişmelerin yansımaları, onların nasıl etkileyeceği, etkileme ihtimali söz konusu olduğunda tekrar yükseltmek için hangi tedbirlerin alınacağı, bütün bunlar sürekli olarak çalışılıyor. Şu an itibarıyla, bu anlamda herhangi bir risk yok yani çok daha ileri noktalar için dahi tehlike sınırına bile yaklaşmıyor sistem sermaye yeterlilik rasyosu itibarıyla. Ayrıca, özellikle reel sektör üzerinden olumsuz yönde yani gelişmelerin reel sektörü, onun üzerinden de bankacılık sektörünü etkilemesi ihtimali için de bu çalışmalar yapılıyor, ayrıca tedbirler de alınıyor. Bugün, kürsüde de arz etmeye çalıştım, Sayın Başbakanımızın açıkladığı 250 milyar liralık kredi hacmi, esas itibarıyla, bu anlamda muhtemel riskleri de büyük oranda ortadan kaldıracak bir düzenlemedir. Dolayısıyla, orada herhangi bir sıkıntı yok.

Sayın Tanal’ın “Hep ‘Dolar bozdurun.’ deniliyor ama Türk Hava Yolları en son ihalesini, THY uçak alımıyla alakalı dövizle yaptı.” şeklinde… Başka çaresi yok bildiğim kadarıyla, birkaç firma var zaten dünyada, onların da hangi para cinsinden satış yaptıkları belli. Dolayısıyla, orada başka bir seçenek yok. Bu uygulama, şu andaki genel uygulamaya bir aykırılık teşkil etmiyor.

Yine, Hanımefendinin -alamadım soy ismini, kusura bakmasın- 720 bin taşeron işçisiyle alakalı olarak “Onların durumu ne olacak?” sorusu…

Tabii, takdir edersiniz ki çok önemli bir düzenleme, bu gerçekten, 720 bin civarında bir taşeron işçisinin kamuya aktarılmasını konuşuyoruz.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) - Söz verildi.

BAŞBAKAN YARDIMCISI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Elbette.

Kesin olarak bu yerine getirilecektir. Bundan yana hiçbir kuşku söz konusu değil ancak bunun teknik düzenlemeleri için ciddi çalışmalar yapılıyor. Yani orada genel sistemi bozmayacak şekilde mevcut şu anda sisteme entegrasyonunun en sancısız şekilde yapılmasını sağlayacak çalışma yapılıyor.

ELİF DOĞAN TÜRKMEN (Adana) – Bir süre verecek misiniz?

BAŞBAKAN YARDIMCISI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sona gelindi, onu söyleyeyim, sona gelindi. İnşallah en kısa süre içerisinde verilen söz harfiyen yerine getirilecektir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın bakanlardan başka söz isteyen? Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Sayın Ahmet Arslan’a söz veriyorum.

Buyurunuz Sayın Bakan.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Kars) – Değerli Başkanım, teşekkür ediyorum.

Ben hemen Sayın Toğrul’un sorusuna cevap vereyim. HABER-SEN üyesi 51 kişiyle ilgili sormuşlardı, zamanım yetmemişti. Soruşturması devam edip açıkta olan 168 kişi var, soruşturma bittikçe gereği yapılıyor. Sorunun devamı, “Darbeyi PTT çalışanları mı yaptı?” şeklindeydi. Elbette ki, 40 bin kişilik PTT çalışanları ülkesinin hizmetindedir ama içinde her yerde olduğu gibi FET֒ye iltisak etmiş yanlış kişiler varsa onunla ilgili de gereği yapılmaktadır.

Sayın Levent Gök’ün sorusu vardı “PTT, millî kuruluştur, hesabında niye döviz tutuyor?” diye. Özellikle PTT’nin son yıllarda yaptığı işlemlerin çok yükseldiğini biliyoruz. Yurt dışından döviz geliyor, kişi eğer karşılığında Türk lirası almak istiyorsa döviz PTT’nin hesabında kalıyor veya bir kişi gelip Türk lirası yatırıp “Bunu dövize çevirin, başka yere gönderin.” derse PTT yine bunu yapıyor. PTT’nin yaptığı günlük hesaplarında bu işlemleri yapabilmek için, cari işlemleri için dolar ve euro tutmak şeklindedir. Onun dışında bir hesabı yoktur, cari işlemleri yapmak amaçlıdır bu paralar, onu söyleyelim.

Yine, Sayın Bayraktutan’ın sorusu vardı Cankurtaran Tüneli’yle ilgili. Tünel bitti ancak devamında 2 tane tünel ve viyadük vardı, onların çalışmaları nedeniyle ihale yaptık ve ihale süreçlerine itirazlardan dolayı çok uzadı, bunu daha önce ben kendilerine de arz etmiştim. Özellikle 2017 yılında altyapı tamamen bitmiş olacak, diğer ihalenin sonuçlanmasını bekliyoruz.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Kırk ay gecikti Sayın Bakan, kırk ay, hâlâ bekliyoruz.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Kars) – Sizinle paylaşmıştık, oradan çok fazla söz atabilirsiniz ama...

Sayın Doğan Türkmen’in Çukurova Havalimanı’yla ilgili sorusu vardı, ben konuşmamda söylemiştim. İtirazlar bitti, Kamu İhale Kurumundan bize dönüş oldu, idare kararını verdi, şu an yükleniciyi belirledi, ancak yine yasal süreçleri var, onlar devam ediyor.

Adana hızlı trenle ilgili -ben yine konuşmamda söyledim- Adana Mersin arası, tabii ki Konya’ya kadar bağlanacak olan hızlı trenle ilgili çalışmalar başladı, 2019’da inşallah bitirmeyi hedefliyoruz. Bursa hızlı treninde de diğer etabının ihaleleri şu an yapılıyor, işlem yürüyor.

Süremin ne kadar olduğunu bilmiyorum, ama “Zonguldak’a hiçbir şey yapılmadı.” dedi Sayın Turpcu. Sayın Turpcu, 155 kilometre bölünmüş yol…

BAŞKAN – Kalan beş dakikalık süreyi iki Sayın Bakana vereceğim.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Kars) – …2,6 milyar para harcandı, yarın 500 milyon liralık Filyos Limanı’nın temelini Zonguldak’ta atıyoruz. Bu, iş yapıldığının göstergesidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Diğerlerine ben uygun görürseniz yazılı cevap vereyim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Niğde’yle ilgili de söyleyin Sayın Bakanım, yalnızca söz veriyorsunuz, yapmıyorsunuz on dört yıldır. Yalnızca demeç verdiniz, yalnızca demeç!

BAŞKAN – Şimdi, söz sırası Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Berat Albayrak’ta.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Kars) – Yaptıklarımız ortada, söz verip yapıp yapmadığımızı vatandaş biliyor.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Ne yaptınız? Niğde’ye bir şey yapmadınız. Yüksek hızlı treni bile geçirmiyorsunuz, havaalanını yapmadınız, otoyolları söylüyorsunuz…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

Lütfen, Hükûmet konuşacak.

Buyurunuz Sayın Bakan.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (İstanbul) – İki tane soru vardı, bir tanesi Niğde Bor konusu. GES’le ilgiliydi soru zannediyorum. Bu çerçevede, biz GES ihalelerinin ilkini Konya Karapınar’da yaptık.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Yok, Enerji İhtisas Bölgesi Sayın Bakan.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (İstanbul) – Enerji İhtisas Bölgesi içerisinde, Niğde Bor’da ilk değerlendirilen husus, güneş enerjisi potansiyelinin hayata geçirilmesi. Bununla ilgili olarak Türkiye'deki ilkini Konya Karapınar’da başlattık, ilk çeyrek içerisinde bu tamamlandıktan sonra, ikinci ihaleyi 2017’nin ikinci yarıyılında inşallah yapacağız. Niğde Bor da bunlardan bir tanesi. Tüm Türkiye haritası içerisinde en verimli, yani üç altyapı kriteri içerisinde en verimli hangi il çıkarsa ki Niğde Bor kapasitesi itibarıyla çok ciddi, inşallah, ikinci ihaleyi de Niğde Bor’da yapacağız.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – İnşallah.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (İstanbul) – Taş kömürü konusu, yerli, millî enerji konusu noktasında çok önemli. Türkiye'nin zaten kısıtlı linyit, düşük kalorili kömür kaynakları içerisinde taş kömürünün çok daha fazla ve yoğun bir şekilde kullanılması bizim en önemli önceliklerimizden bir tanesi.

Bu çerçevede, Zonguldak’ın dönüşümünde çok önemli bir yere sahip. Tabii, burada, on yıllardır süregelen, maalesef, farklı paydaşların uyguladığı yanlış stratejilerin ortaya koyduğu olumsuz bir resim var, inşallah, tüm paydaşlarla 2017 içerisinde bunu tamamlayıp, güzel, pozitif bir dönüşümü hayata geçireceğiz ve daha fazla Zonguldak’ın taş kömüründen daha güvenli, daha fazla istihdamı da öncelikleyerek ve üretim kapasitesinin daha da artırıldığı bir modelle -ismini tanımlamıyorum- inşallah hayata geçireceğiz.

Teşekkür ederim.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Şu elektrik dağıtım şirketlerinin de kulağını çekin biraz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Son olarak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanına söz vereceğim.

Buyurunuz Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

2017 yılında tahsis edilecek açıktan atama kontenjanı henüz açıklanmadığı için personel alımıyla ilgili net bir şey söylemenin mümkün olmadığını ifade etmek istiyorum.

İkinci sorunuzda ürün alımlarındaki fiyatların düşüklüğünü ifade ettiniz. 1.675 TL çeltiğin alımı, 910 TL buğdayın alımı. Dünya fiyatları ortada bildiğiniz gibi. Burada üreticilerin memnuniyetini bizzat gelip Edirne’de de, Konya’da, Kars’ta da gördüğümü ifade etmek istiyorum. Böyle bir sorun yaşamıyoruz çok şükür.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Karadeniz’de de var mı?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Tarımsal borçların ertelenmesiyle ilgili olarak bir yıl ertelendiğini, bir yıl ötelendiğini burada belirtmek istiyorum.

Bu mezbahalardaki veterinerlerle ilgili Anayasa Mahkemesinin iptali var.

Hazine arazileriyle ilgili konu ise Maliye Bakanlığını, Millî Emlakı ilgilendiren bir konu. Arazi toplulaştırılmasıyla ilgili 5,3 milyon hektarlık araziyi toplulaştırdık, 1,7 milyon hektarlık arazi şu anda devam ediyor, 7 milyon hektarlık arazinin ise 2023 yılına kadar toplulaştırmasını tamamlayacağız. Bir diğer konu, malum, bu Adana’daki yer ise… Adana’daki toplulaştırma DSİ tarafından yapılmaktadır. İlgileneceğimizi ifade ediyorum.

Ürünlerin ihracatla ilgili sorun yaşadığı, piyasayla ilgili… Bu doğrudur -etrafımız ateş çemberi- Irak, Suriye ve Rusya’yla yaşadığımız krizlerden dolayı bazı sıkıntılar yaşandı. Bu çerçevede destekler önemlidir. “Önemsiz.” dediniz ama destekler aksine çok önemlidir. Bu destekleri sürdüreceğiz ama Tarım İş Forumu çerçevesinde Ukrayna’yla, Gürcistan’la, İran’la ve Çin de başta olmak üzere diğer ülkelerle şu anda pazar çeşitlenmesi konusunda yoğun bir çalışma içerisinde olduğumuzu belirtmek istiyorum.

Turunçgillerle ilgili, Akdeniz meyve sineğiyle ilgili hem biyolojik hem biyoteknik olarak topyekûn bir çalışmayı sürdürdüğümüzü belirtmek istiyorum.

İlaçların bilinçli kullanılması meselesi son derece önemli. Bununla ilgili, az önce bahsettim, havza bazlı destekleme modelimizin amaçlarından bir tanesi de… Ürünlerimizin dış piyasaya gidişte ve iç piyasada kendi vatandaşlarımıza sunarken her türlü atıktan, kimyasaldan arınmış sağlıklı ürünler olarak, güvenli gıda olarak sofraya gelmesi konusunda bilinç son derece önemlidir. Bu konudaki eğitim çalışmalarımızı hızlandırdığımızı belirtmek istiyorum.

Sayın Başkan, genelde sorulan sorular bunlar. Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Kars) – Sayın Başkan, vakit varsa bir soruya cevap verebilir miyim?

BAŞKAN – On iki saniye var.

Buyurunuz Sayın Bakan.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Kars) – On iki saniyeyi değerlendireceğim.

Sayın Usta’nın bir cümlesi vardı burada: “Samsun’da şartnameye uyacak mısınız?” dediler. Ben de dedim ki: Şartnameye uyarsam bir yıl sürecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Kars) – Ben dolayısıyla üç ayda gereğini yapacağım, şartnameye uymayacağım. Bu cümle bu anlamdadır.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Soru-cevap işlemi sonuçlanmıştır.

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan, kayıtlara geçmesi açısından…

Şimdi, bir yıllık süreyi üç aya düşürürse burada şartnameye uymasın, burada kamu yararı var. Bir yıllık süreyi üç aya düşürüyor ama şartnamede havalimanının kapatılmaması var. Bir yılda yapılacak, havalimanı kapatılmayacak, bunun üzerinden bir ihale yapılıyor. Bakın, belgesini gösterdim ben, belgesi burada. Aksi bir belge varsa bana göstersin Sayın Bakan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Usta.

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkanım, bitmedi.

Şimdi, “Ben şartnameye uymayacağım…” Evet, ne olur? Evet, bir yıldı, üç ay; buna kimsenin itirazı yok ama üç ay da kapatıyorsunuz. Biz havalimanının kapatılmasını istemiyoruz, şartnamede kapatılmaması yönünde.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI AHMET ARSLAN (Kars) – Erhan Bey, böyle bir şey mümkün değil.

BAŞKAN – Tutanaklara geçmiştir.

Teşekkür ederim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın bakanlar sorularımıza cevap vermediler ancak yazılı mı cevap verecekler?

BAŞKAN – Sanıyorum yazılı cevap vereceklerdir, değil mi? Sayın bakanlara soralım.

BAŞBAKAN YARDIMCISI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Evet.

Eğer süreyi uygun görürseniz şimdi cevap verelim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Mesela “Kamu İhale Kanunu kaç sefer değişti?” Buna cevap verilmedi.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Tanal, Sayın Başbakan Yardımcısı diyor ki: Soru-cevap için ayrılmış olan İç Tüzük’ün belirlediği zaman kısıtlı. On dakika Hükûmete söz hakkı düşüyor. “Eğer siz zaman verirseniz ben memnuniyetle cevaplandırırım.”

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Verelim bence.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ama İç Tüzük’ün bir kuralı var.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – O zaman yazılı cevap versin hepsi.

BAŞKAN - On dakikalık cevap süresini Danışma Kurulunda siz bu şekilde belirlediniz, grupların mutabakatıyla belirlendi.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkan, o zaman yazılı cevap versinler.

BAŞKAN - Sayın bakanlar bu sorulara yazılı cevap vereceklerdir.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Tamam yani bunu istiyoruz.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, şimdi sırasıyla 3’üncü turda yer alan bütçelerin bölümlerine geçilmesi hususunu ve bölümlerini ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2017 merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

III.- YOKLAMA

(HDP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Yoklama talebimiz var Başkanım.

KEMALETTİN YILMAZTEKİN (Şanlıurfa) – Artık oylamaya geçtik Başkanım.

BAŞKAN – Hayır, oylamaya geçmedim daha sayın milletvekilleri.

Oylamadan önce bir yoklama talebi olmuştur.

Yoklama talebinde bulunan sayın milletvekillerini ismen tespit edeceğim, daha sonra da yoklama işlemini gerçekleştireceğim.

Sayın Taşdemir, Sayın Demirel, Sayın Botan, Sayın Toğrul, Sayın Yıldırım, Sayın Konca, Sayın Ataş, Sayın Adıyaman, Sayın Yıldırım, Sayın Özkan, Sayın Başaran, Sayın Atalan, Sayın İrmez, Sayın Dilek Öcalan, Sayın Önlü, Sayın Becerekli, Sayın Yıldırım, Say