TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                   6’ncı Birleşim

                                                                                        12 Ekim 2016 Çarşamba

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Miryokefalon Savaşı’nın 840’ıncı yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, Şırnak ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

 

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, hayatını kaybeden eski Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’a Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilediğine ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, başta Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olmak üzere darbeye karşı bombalar altında ciddi bir mücadele veren, kararlı bir duruş gösteren tüm gruplara, ayırt etmeden tüm milletvekillerine bir kez daha teşekkür ettiğine ilişkin konuşması

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- İzmir Milletvekili Hamza Dağ’ın, Irak’ta ortaya çıkan, Demokratik Bölgeler Partisi Şırnak il yöneticisi Hurşit Külter’le ilgili algı operasyonu yapıldığına ilişkin açıklaması

2.- Kırklareli Milletvekili Vecdi Gündoğdu’nun, esnaf ve sanatkârların bozulan ticari sicillerinin yeniden değerlendirilmesi konusunda bir çalışma olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

3.- Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer’in, taşeron işçilere kadro verilmesi sözünün yerine getirilmesi için Hükûmetin bir an önce harekete geçmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

4.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, Niğde’nin Ulukışla ilçesinin içme suyu sorununa ilişkin açıklaması

5.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Cumhurbaşkanlığı için yapılan sarayla ilgili Sayıştay raporuna ilişkin açıklaması

6.- Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak’ın, Avrupa’ya ihraç edilmek üzere yollanan 164 ton limonun tarımsal ilaç kalıntısı nedeniyle iade edildiğine ve bu ürünlerin geri dönmesi hâlinde nasıl bir prosedür izlendiğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

7.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Irak Başbakanı İbadi ile ABD’nin Musul operasyonlarına ilişkin sözlerini kınadığına ilişkin açıklaması

8.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, Mersin’in Erdemli ilçesinin Sarıkaya köyündeki 2/B arazilerine devletin belirlediği rakamın düzeltilmesini beklediğine ilişkin açıklaması

9.- Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım’ın, Adıyaman E Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan siyasi tutukluların durumuna ilişkin açıklaması

10.- Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan’ın, Kocaeli’deki okulların sorunlarına ilişkin açıklaması

11.- Mersin Milletvekili Serdal Kuyucuoğlu’nun, Millî Eğitim Bakanından, eğitim politikalarında bilimsel, laik ve çağdaş eğitim anlayışı yönünde yeni değişiklikler düşünülüp düşünülmediğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

12.- Denizli Milletvekili Kazım Arslan’ın, PKK terörüne karşı mücadele eden tüm şehitlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilediğine ve FET֒ye yardım eden AKP’li yerel yöneticiler hakkında bir işlem yapılıp yapılmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

13.- Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet’in, taksici cinayetlerinin önlenmesi için yapılması gerekenlere ilişkin açıklaması

14.- Adana Milletvekili İbrahim Özdiş’in, devlet erkânının “Kandırıldık.” diyerek FETÖ soruşturmasından sıyrıldığına ancak on binlerce kişinin soruşturulduğuna ilişkin açıklaması

15.- Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı’nın, hayatını kaybeden eski Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’a Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilediklerine ilişkin açıklaması

16.- Artvin Milletvekili İsrafil Kışla’nın, hayatını kaybeden eski Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’a Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilediklerine ilişkin açıklaması

17.- Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun, Ordu-Giresun Havaalanı’nın durumuna ilişkin açıklaması

18.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 12 Eylül darbesine ilişkin otuz yıllık zaman aşımının dolması sebebiyle takipsizlik kararı verdiğine, 15 Temmuz darbesiyle ilgili şikâyetlerin ciddiye alınarak mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğine ve hayatını kaybeden eski Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’a Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilediğine ilişkin açıklaması

 

19.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, CHP Grubu olarak, hayatını kaybeden eski Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’a Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilediklerine ve Dışişleri Bakanının Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinde yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

20.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, AKP Hükûmetinin Halkların Demokratik Partisine yönelik devam eden siyasi soykırım operasyonlarını şiddetle kınadıklarına, 12 Eylül darbesiyle ilgili yürütülen soruşturmanın zaman aşımına uğrayarak düşmesinin AKP Hükûmetinin darbelerle hangi ölçüde mücadele ettiğini gösterdiğine, eski bir AKP milletvekilinin çatışmalarda yaşamını yitiren askerlerle ilgili sözlerini Halkların Demokratik Partisi olarak kınadıklarına, sarayla ilgili Sayıştay raporuna ve hayatını kaybeden eski Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’a Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilediklerine ilişkin açıklaması

21.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, hayatını kaybeden eski Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’a Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilediğine; PKK terör örgütünü lanetlediğine, tüm eylemlerini kınadığına ve Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in gündem dışı yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

22.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz ile İzmir Milletvekili Hamza Dağ’ın yaptıkları açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

23.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

24.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Haymanalıların, Haymana kara yolu üzerinde iki canlı bombanın kendini patlattığı yerle Haymana’nın ilgisinin olmadığının açıklanmasını istediklerine ilişkin açıklaması

25.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, AKP Hükûmetinin yürütmüş olduğu yanlış dış ve iç politikanın ülkeyi büyük bir ekonomik krizin içerisine soktuğuna ilişkin açıklaması

26.- Denizli Milletvekili Kazım Arslan’ın, Başbakandan, olağanüstü hâlin uzatılmasıyla başkanlık sisteminin altyapısının mı hazırlandığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

27.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, İstanbul Milletvekili Hurşit Yıldırım’ın 412 sıra sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin tümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

28.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, İstanbul Milletvekili Hurşit Yıldırım’ın 412 sıra sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin tümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

29.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, İstanbul Milletvekili Hurşit Yıldırım’ın 412 sıra sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin tümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

30.- İstanbul Milletvekili Hurşit Yıldırım’ın, Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in yaptıkları açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

31.- Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan’ın, Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in yaptıkları açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

 

 

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklaması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 26 milletvekilinin, mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/321)

2.- Çanakkale Milletvekili Bülent Öz ve 28 Milletvekilinin, jeotermal enerjinin yaygınlaşması ile ilgili sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/322)

3.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan ve 25 milletvekilinin, zorunlu trafik sigorta primlerinin fahiş miktarlarda artmasının sebeplerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/323)

B) Önergeler

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, (2/285) esas numaralı İbadet Yerlerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/57)

 

VIII.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Hüseyin Bürge’nin, kayıt dışı istihdamla mücadeleye ilişkin sözlü soru önergesi (6/14) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

2.- İstanbul Milletvekili Hüseyin Bürge’nin, asgari ücret ile emekli maaşlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/15) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

3.- Yozgat Milletvekili Ertuğrul Soysal’ın, istihdam teşviklerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/16) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

4.- Yozgat Milletvekili Ertuğrul Soysal’ın, Genel Sağlık Sigortası ile ilgili çeşitli verilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/17) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

5.- Yozgat Milletvekili Ertuğrul Soysal’ın, istihdam artışının sağlanmasına yönelik çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/18) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

6.- İstanbul Milletvekili Hüseyin Bürge’nin, sosyal güvenlik prim borçları ile ilgili yapılan düzenlemelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/19) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

7.- Aydın Milletvekili Abdurrahman Öz’ün, kamu personelinin hakları ile ilgili çalışmalara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/20) Cevaplanmadı

8.- Aydın Milletvekili Abdurrahman Öz’ün, istihdam verilerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/21) Cevaplanmadı

9.- Aydın Milletvekili Abdurrahman Öz’ün, istihdam verilerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/22) Cevaplanmadı

10.- Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen’in, engelli istihdamına ilişkin sözlü soru önergesi (6/82) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

11.- İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu’nun, kamuda istihdam şekilleri ile ilgili iddialara ve Devlet Memurları Kanunu’nda yapılacak değişikliklere ilişkin sözlü soru önergesi (6/98) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

12.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, taşeron işçilerin kadroya alınmalarına yönelik bir çalışma bulunup bulunmadığına ilişkin sözlü soru önergesi (6/108) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

13.- İstanbul Milletvekili Ali Özcan’ın, 2015 yılında meydana gelen iş kazalarına ve alınan önlemlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/141) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

14.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, Niğde’nin yöresel mutfak kültürünün tanıtılması ve yaşatılması adına açılan aşçılık kurslarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/153) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

15.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın, yaş şartı nedeniyle emekli olamayanlara yönelik çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/163) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

16.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, Niğde’de kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan taşeron işçilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/170) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

17.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, 7 Haziran 2015-1 Kasım 2015 tarihleri arasında Niğde’de kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen işçilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/171) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

18.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, esnaflar için bazı teşviklerin uygulanmasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/176) Cevaplanmadı

19.- Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak’ın, BAĞ-KUR sigorta primlerindeki artışa ilişkin sözlü soru önergesi (6/183) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

20.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, doğu ve güneydoğudaki çatışmalardan etkilenen bölgelerdeki vatandaşların SGK ödemelerinin ertelenmesine yönelik çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/195) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

21.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, çocuk işçiliği ile ilgili denetimlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/228) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

22.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, çocukların bedenen gelişimini ve sağlığını etkileyecek işlerde çalıştırılmasının önlenmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/229) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

23.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, kaçak çocuk işçiliğine karşı alınan önlemlere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/230) Cevaplanmadı

24.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, çocuk işçiliğine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/231) Cevaplanmadı

25.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, çocuk işçilerin çalışma sürelerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/232) Cevaplanmadı

26.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın, Balıkesir’de İŞKUR tarafından Toplum Yararına Program kapsamında istihdam edilen kişilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/259) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

27.- Ağrı Milletvekili Dirayet Taşdemir’in, Ağrı ilinde kadın istihdamının artırılmasına yönelik yapılan çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/269) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

28.- Balıkesir Milletvekili İsmail Ok’un, işsizlik oranındaki artışa ve alınacak önlemlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/337) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

29.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, Suudi Arabistan’da işçi olarak çalışan Türk vatandaşlarının sigorta primlerinin yatmadığı yönündeki iddialara ilişkin sözlü soru önergesi (6/413) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

30.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, son beş yılda yabancılara verilen çalışma izinlerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/442) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

31.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, Niğde’de İŞKUR tarafından istihdam edilen kişilere ve açılan kurslara ilişkin sözlü soru önergesi (6/444) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

32.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, yabancılara verilen çalışma izinlerinin sınırlandırılmasına yönelik uygulamalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/445) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

33.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, esnaf ve sanatkârların prim borçlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/463) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

34.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, 4/C statüsünde çalışan üniversite mezunu personelin memur kadrosuna alınmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/490) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

35.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, İŞKUR tarafından bazı illerde istihdam edilen kişilere ve açılan kurslara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/510) Cevaplanmadı

36.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, meslek lisesi öğrencilerinin staj yaptıkları iş yerlerinde mesleki eğitimlerini geliştirecek işlerde çalıştırılmalarının sağlanmasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/511) Cevaplanmadı

37.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, işçilere normal çalışma süresinin üzerinde yaptırılan çalışmalara ve iş kazalarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/512) Cevaplanmadı

38.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, toplu iş sözleşmesinde yetki sisteminin değiştirilmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/513) Cevaplanmadı

39.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nda yer alan teşmil sistemine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/514) Cevaplanmadı

40.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, sendikal yasaların ILO normlarına uygun hale getirilmesi ve sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması adına yürütülen çalışmalara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/515) Cevaplanmadı

41.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, ticari faaliyetlerine devam eden emekli esnaf ve sanatkârlardan sosyal güvenlik destek primi kesilmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/516) Cevaplanmadı

42.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, inşaatlarda meydana gelen asansör kazalarına ve alınan önlemlere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/517) Cevaplanmadı

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 667 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (1/746) ile İç Tüzük’ün 128’inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi (S. Sayısı: 412)

2.- Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Kültür Yollarına İlişkin Genişletilmiş Kısmi Anlaşmayı Tesis Eden Kararına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/373) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 88)

3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Su Temini ve Yönetimine İlişkin Hükümetlerarası Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/719) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 406)

 

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Gülay Yedekci’nin, sit alanlarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin cevabı (7/7315)

2.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Şanlıurfa’nın Harran ilçesinde imar uygulaması ve satışı yapılan kamuya ait taşınmazlara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin cevabı (7/7318)

3.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Şanlıurfa’nın Eyyübiye ilçesinde bulunan Şahin Tepesi’nin mülkiyetine ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin cevabı (7/7319)

4.- Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul’un, Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesine bağlı köylerden geçen Söğütlü Çayı’na zehir katıldığına dair iddialara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin cevabı (7/7320)

5.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, deniz kirliliğine neden olan teknelere ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin cevabı (7/7321)

6.- Şırnak Milletvekili Aycan İrmez’in, Şırnak kent merkezindeki yıkımlara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin cevabı (7/7374)

7.- Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım’ın, Mardin’in Nusaybin ilçesindeki bazı mahallelerde yapılan yıkım çalışmalarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin cevabı (7/7375)

8.- İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkcü’nün, İzmir Valiliğince 21 Temmuz 2016 tarihinde dokuz proje için verilen ÇED gerekli değildir kararına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin cevabı (7/7376)

9.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın, Balıkesir’de arazi satın alan yabancılara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin cevabı (7/7445)

10.- Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp’in, Diyarbakır’ın Sur ilçesinde bazı mahalleler için alınan acil kamulaştırma kararıyla ilgili yaptırıldığı iddia edilen bir ankete ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin cevabı (7/7446)

11.- Denizli Milletvekili Melike Basmacı’nın, Denizli’de heyelan sebebi ile TOKİ afet konutlarına yerleştirilen ailelere ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin cevabı (7/7447)

12.- Konya Milletvekili Mustafa Hüsnü Bozkurt’un, Emekli Sandığı iştirakçilerinin emeklilik ikramiyeleriyle ilgili bir düzenlemeye ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/7478)

13.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Borçka ilçesine bağlı Kale köyünde kömür tesisinden kaynaklanan çevre sorunlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin cevabı (7/7553)

14.- Ankara Milletvekili Necati Yılmaz’ın, Ankara’da bulunan Çaldağ Tepesi’nin kentsel dönüşüm projesine dahil edilmesine ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin cevabı (7/7574)

15.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin tapu müdürlükleri tarafından malvarlıklarının araştırılmasına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin cevabı (7/7576)

16.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Bafa Gölü’nün kirlenmesine ve Büyük Menderes Nehri’ne bırakılan zehirli atıklara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin cevabı (7/7643)

17.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Maltepe Küçükyalı’da bulunan Karayolları arazisin TOKİ’ye devredilmesine ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin cevabı (7/7706)

18.- Mardin Milletvekili Ali Atalan’ın, Batman, Diyarbakır, Mardin, Şırnak ve Şanlıurfa’da yapılan kadastro çalışmalarında yaşanan mağduriyetlere ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin cevabı (7/7707)

19.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, TBMM Ana Bina’da yapılan tamirat ve tadilatlar ile ilgili iddialara ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın cevabı (7/7775)

12 Ekim 2016 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Elif Doğan TÜRKMEN (Adana), Mücahit DURMUŞOĞLU (Osmaniye)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6’ncı Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Miryokefalon Savaşı’nın 840’ıncı yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Denizli Milletvekili Cahit Özkan’a aittir.

Sayın Özkan, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

Sayın milletvekillerinin de uğultuyu kesmelerini, kürsüdeki hatibi saygıyla dinlemelerini istirham ediyorum.

Buyurun.

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Miryokefalon Savaşı’nın 840’ıncı yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Miryokefalon Zaferi’nin 840’ıncı yıl dönümü münasebetiyle söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Aziz milletimizin tarihi, ülkemizi ve dünyayı etkileyen pek çok büyük zaferlerle doludur. Hele hele bu zaferler içerisinde öyleleri var ki ülkemizin, bölgemizin ve dünyanın geleceğini etkileyecek çok büyük sonuçlar ortaya çıkarmıştır; sadece askerî ve siyasi sonuçlar değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal olarak dünyayı etkileyen sonuçlar da ortaya çıkarmıştır. İşte Malazgirt Savaşı, İstanbul’un Fethi, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşları gibi zaferlerden biri de Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan ile Bizans Kralı I. Manuel arasında 17 Eylül 1176 tarihinde Denizli’mizin Çivril ilçesi Düzbel mevkisinde kazanılan Miryokefalon Zaferi’dir.

Bizans İmparatoru I. Manuel, Türkleri Anadolu’dan tamamen söküp atmak, Anadolu’dan Türk İslam varlığını silmek için Malazgirt yenilgisinin rövanşını almak istiyor, bu vesileyle büyük bir Haçlı ordusu organize ediyordu. Tüm Haçlı dünyasını ikna ederek tarihin en büyük Haçlı ordularından birinin hazırlıklarına başladı. Mutlak zafer için donanımlı, en iyi şekilde teçhiz edilmiş, devasa bir Haçlı ordusu oluşturdu. Anadolu Selçuklu Devleti’nin başkenti olan Konya'yı almak üzere yola çıkan Haçlı ordusu, Türk ordusuyla 17 Eylül 1176 günü Çivril Düzbel mevkisinde karşılaştı. İki ordu arasında büyük ve şiddetli çarpışmalar meydana geldi. Anadolu'yu vatan edinmiş Müslüman Türk devleti karşısında ne yapsalar boş, artık tarihin seyri değişmiş ve rüzgâr farklı esmektedir. O devasa Haçlı ordusuna karşı Kurtuluş Savaşı’ndaki gibi, 15 Temmuz zaferi gibi halk vatanını, bayrağını, devletini ve milletini canını siper ederek korumaya kararlıdır.

Il. Kılıçarslan'ın askerî ve stratejik dehası ve milletimizin kararlı mücadelesi karşısında bozguna uğrayan Bizans ordusu dağıldı. Selçuklu Devleti mutlak bir zafer elde etti. Böylece Haçlılar Anadolu topraklarından püskürtüldü. Malazgirt zaferiyle kazanılan Anadolu'daki Müslüman Türk hâkimiyeti Miryokefalon zaferiyle mutlak bir şekilde kabul edildi. Avrupalı tarihçiler de bu zaferin ardından Anadolu'ya "Türkiye" ismini verdiler. Bu zafer aziz milletimizin hiçbir engel tanımama konusundaki azminin ve kararlılığının açık bir göstergesidir. Bizlere emanet edilmiş olan bu toprakların günümüzde ve gelecekte de Türk toprağı olarak kalacağının bir güvencesidir.

Değerli dostlar, Miryokefelon adını, savaş esnasında Bizans ordusunun dinlenmek için konakladığı Çivril ilçesinin Düzbel mevkisindeki Sarıbaba Dağı’nda bulunan yıkık bir kaleden almaktadır. Yine, Bizans Kralı Manuel barış teklifini bu kalede vermiştir. Uzun, dar bir dağ geçidi girişini denetleyen Miryokefalon Kalesi üzerinde birçok kanlı savaşlar gerçekleşmiş yani tam anlamıyla bu zaferin adını aldığı Binbaşlar Kalesidir.

Değerli dostlar, bu önemli zaferin nerede gerçekleştiği konusunda yıllardır hep tartışmalar meydana gelmiştir. Ancak son zamanlarda bilim adamlarımızın ortaya çıkardığı üzere Manuel'in saray tarihçisi Joannes Kinnamos, "Manuel, ordusuyla Laodikeia'dan Menderes’in bulunduğu yere geldi ve tarihin rolü burada son buldu" demektedir.

Savaş tarihçisi Honazlı Niketas da savaştan üç yıl sonra yazdığı "Tarih" adlı eserde savaş yerini tarif etmiştir ve yer birebir Çivril ilçemizin Düzbel mevkisini işaret etmektedir. Yani Çivril ilçesi Türk İslam tarihine yön veren, Anadolu'nun tapusunu kazandıran zafere ev sahipliği yapması açısından tarihî öneme sahiptir.

İşte, tıpkı Miryokefalon gibi 20’nci yüzyılın başlarında benzer doğrultuda Haçlı dünyasının yeni hevesleri var olageldi. 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi, PKK saldırıları işte bu emperyal heveslerden birkaçıdır. Ancak, sekiz yüz kırk sene önce olduğu gibi, 15 Temmuzda da aziz milletimiz birlik ve beraberliğiyle haçlı ittifakın tüm saldırılarını defetmiş, defetmeye devam edecektir.

Bu düşüncelerle, 840'ıncı yıldönümü olan Miryokefalon Zaferi’ni kutluyor, bu coğrafyayı kanlarıyla ebedî Türk yurdu hâline getiren tüm şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, benim sizden bir istirhamım var: Gündem dışı müracaatlarımız oluyor. Türkiye ekonomisi batıyor, adalet batmış durumda. Bu kadar olumsuzluk var, sekiz yüz kırk sene öncesine gidiyoruz. Ne olur, bu gündem dışı konuşmaları belirlerken; 1) Sırasına, 2) Güncelliğine, 3) Seçildiğimiz bölgenin sorunlarıyla ilgili olmasına dikkat edelim.

BAŞKAN – Sayın Tanal, herkesin iradesine biz hükmetmeyelim, geçmişi bilmek geleceğe vizyon çekmek adına çok önemlidir diye düşünüyorum.

Gündem dışı ikinci söz, Artvin’in sorunları hakkında söz isteyen, Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’a aittir.

Buyurun Sayın Bayraktutan. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Tanal’ın söylemlerini de dikkate alarak veciz bir konuşma bekliyoruz inşallah.

2.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Tanal’ın dediklerini dikkate alarak güncel bir konuyu değerlendireceğim.

Artvin konuşulunca Cerattepe konuşulur. Artvin’in şu andaki en büyük sorunu Cerattepe değerli milletvekilleri. Bakın, şu anda, televizyonları başında Artvinliler de burayı dinliyorlar.

Başımızda bir bela var, Cerattepe belası var, kurtaramıyoruz. Bakın, yirmi beş yıldır mahkeme kararlarıyla mücadele ediyoruz. Mahkeme kararlarına herkes uyuyor devlet uymuyor. “Devlet” demeyeyim, Hükûmet uymuyor. Daha önce alınmış olan -daha iki yıl evvel alınmış olan- bir mahkeme kararı var. Lehimizde mahkeme kararı verildi. Lehimizde mahkeme kararı verilen heyetteki hâkimlerden 1 tanesi şu anda Akşehir Cezaevinde yatıyor, diğer 2 tanesini ise tenzilirütbeyle başka illere sürdüler, yeni bir heyet oluşturuldu Rize’de, yeni bir heyet oluşturuldu ve sonunda istediğiniz kararı aldınız, tebrik ediyorum. Sanmayın ki Artvinliler bu kararı yuttu, önce onu ifade edeyim. Rize İdare Mahkemesinin vermiş olduğu karar mahkeme kararı değildir, o kararı tanımıyoruz, açıkça buradan, Parlamentodan bütün Türkiye’ye ilan ediyorum değerli arkadaşlarım.

Bakın, gelinen tabloda, mahkeme gününü, size mahkemede neler yaşadığımızı anlatmak istiyorum. Ben ilin milletvekiliyim. Artvin’den Rize’ye daha önce de duruşmalara gittik değerli milletvekilleri. 6 kere arandık, 6 kere durdurulduk, 6 kere bazı arkadaşlarımız çoraplarına varıncaya kadar arandılar. Artvin Valiliği duruşma gününden önce -19’unda duruşma vardı- 19’undan itibaren bir ay süreyle olağanüstü hâl ilan etti.

Değerli arkadaşlarım, ben yirmi beş yıl avukatlık yaptım. Bir ağır ceza duruşmasında eğer birini tutuklayacaksanız önce polisi çağırırsınız karardan evvel, dersiniz ki: “Aman bir infial oluşmasın diye...” Artvin Valiliği, Rize Valiliği, Trabzon Valiliği gerçekten olağanüstü hâl ilan etti çünkü bu kararı idare biliyordu, bu kararı veren hâkimin nasıl karar vereceklerini biliyorlardı. Aynı olaydan bir ay önce Artvin’de Sayın Genel Başkana karşı bir saldırı olayı yapıldı, ortada ne polis gördük ne jandarma gördük, güvenlik güçlerini görmedik değerli arkadaşlar. Ama ne yazık ki, bu karardan önce, bir ay önceden, kararın verilmiş olduğu gün olağanüstü hâl önlemleri alındı. Kararın nasıl yapıldığını biliyorduk.

Bakın, bir yıldır Artvinliler ormanı devletten korumaya çalışıyorlar. Veysel Eroğlu, Sayın Bakan geçen gün burada değerlendirme yaptı. Ormanı Orman Bakanından korumaya çalışıyorlar. Bir yıldır nöbet tutuyorduk. Bu heyetin başındaki hâkime yürütmeyi durdurma konusunda, ret veya kabul konusunda bir karar verdirdik, bir yıldır kararı sakladı, Artvin’de Artvinli ile jandarmayı, polisi karşı karşıya getirdi. Rize Valisini aradım, “Sayın Vali…” dedim, “…bakın, 08 plakaları ayırt ediyorlar.” Polise söyledim yolda, “08’i gördüğünüz zaman, doğum yerinde Artvin yazan birini gördüğünüz zaman GBT sorgulaması yapmayın. Artvinlilerin cumhuriyetle, milletle, devletle problemi yoktur.” diye. Ama öyle bir talimat verilmiş ki, konvoyda 08 plakaları durduruyorlar ve onların içinden Artvin arabalarını ayırt ederek kimlik soruyorlardı. Bunu kabul etmek mümkün değil. Sayın Rize Valisine söyledim, “Hangi yetkiyle Artvinlileri duruşmaya almıyorsun?” dedim, “Ben sadece tarafları alırım.” dedi. Benim bildiğim -ben yirmi beş yıl avukatlık yaptım- tarafların dışında, dava eğer aleniyse, bir gizlilik kararı verilmemişse herkes duruşmaya alınır. Ama, gördüğüm kadarıyla, Rize Valisi sarayın valisi olduğu için ne yazık ki bu şekilde bir tasarrufta bulundu. (CHP sıralarından alkışlar) Ona alışan, onun yanında bir de Trabzon Valisi var. Trabzon Valisine de buradan sevgilerimi, saygılarımı gönderiyorum. Beyefendi lütfetmiş, demiş ki: “Madene karşı çıkanların kafasını kopartırım.” O zannediyor ki ben Fransız Devrimi’nde Bastille Hapishanesi’nde giyotin cellatlığı yapıyorum. Kimin kafasını kopartacaksa Sayın Vali önce benden başlasın bakalım gücü yetiyor mu! (CHP sıralarından alkışlar) Trabzon Valisine de buradan saygılarımı gönderiyorum.

Artvin Valisine de söyleyeceğim bir şey var: Sayın Vali, siz geleli daha iki gün oldu. İki gün içinde, gelir gelmez Artvin’le alakalı bir olağanüstü hâl kararı aldınız. Bu karar yanlıştı. Artvin’i önce bir tanısaydınız, Artvinlinin cumhuriyetle, milletle, asayişle bir problemi var mı yok mudur diye bir değerlendirme yaptırsaydınız.

Sayın Bakanı aradım bir gün evvelden “Bakın, Rize’de afişler yapıştırılıyor.” dedim. Sakın ola yanlış anlamayın, Rizelilerle alakalı değil, Rizelilerle alakalı asla değil. Rize ile Artvin kardeştir, bunu öncelikle ifade edeyim. Birtakım kendini bilmeyen, haddini bilmeyenler Rize’de sokaklara şunları yapıştırdılar: “ABD köpekleri Cerattepe bahanesiyle şehri karıştırmaya geliyorlar. Yardımcı envanterinizle gelin de duruşma salonunda bekleyin.” diye afişler yapıştırıldı değerli arkadaşlarım.

Yeşil Artvin Derneği yöneticileri ilin valisine, Emniyet Müdürüne gittiler, dediler ki: “Bakın, böyle böyle provokasyon yapılıyor. Biz sadece duruşmayı izlemeye gidiyoruz.” Vali onlarla görüşmedi. Sayın Valiye buradan hatırlatıyorum, ondan bir ay önce Sayın Bakan, Sayın Başbakan Ahmet Davutoğlu o Yeşil Artvin Derneği yöneticilerini Ankara’da kabul etti. Bunlar terör grupları ise Ankara’da bunlarla niye görüştü Başbakan ve bakanlar? Değerli arkadaşlarım, bunu ifade etmek istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın İçişleri Bakanına da söyleyeceğim bir söz var: Dedim “Sayın Bakan, niye bu kadar büyük önlemler alıyorsunuz?” Dedi ki: “Rize’ye Cerattepe duruşması nedeniyle PKK’lılar gelecekmiş.” Sayın Bakana dedim ki: “Eğer PKK’lılar Rize Cerattepe duruşmasını izlemeye geleceklerse siz bu işleri bırakın, bu iş bitmiştir. Sen de bırak görevi, ben de bırakayım.” Bakan, daha önce, 2008 yılında Artvin’e yaptığı ziyarette ne diyordu biliyor musunuz, Yeşil Artvin Derneği yöneticilerini ziyaret ettiğinde: “Sizler vatan müdafaası yapıyorsunuz, sizleri içtenlikle kutluyorum.” diyordu. Sayın Bakan bu lafları eğer dememişse ben milletvekilliğini bırakacağım. Eğer biz vatan müdafaası yapıyorsak siz ne müdafaası yapıyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar) Kimin sermayesinin bekçiliğini yapıyorsunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Şunu açıkça ifade ediyorum: Bu mahkeme kararını tanımıyoruz. Sayın Hükûmetin, Sayın Başbakanın daha önce vermiş olduğu bir söz var, o söz şudur: Diyor ki “Mahkeme kararının sonucu beklenecektir.” Sayın Ahmet Davutoğlu’nun sözünü şeref ve namus sözü olarak Artvinliler bekliyor.

Gereğini yapacağınızı umuyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bayraktutan.

Şimdi gündem dışı üçüncü söz, Şırnak’ın sorunları hakkında söz isteyen Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’e aittir.

Buyurun Sayın Baluken. (HDP sıralarından alkışlar)

3.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, Şırnak ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Artvin’de Artvinlilerin yaşam alanlarına ve doğaya yönelmiş olan talanı buradan kınadığımızı ve orada direnen Artvin halkını selamladığımızı ifade etmek istiyorum.

Yaşam alanı ve doğa talanı sadece Artvin’de değil, Türkiye'nin birçok yerinde AKP Hükûmeti tarafından maalesef çok pervasız bir şekilde sürdürülmeye devam ediyor. Bunların başında gelen illerden birisi de Şırnak. Dün burada OHAL’le ilgili konuşurken özellikle ifade etmiştim. Şu anda Türkiye'de fiilî olarak 80 ilde olağanüstü hâl, Şırnak’ta ise insanlığın ve tarihin henüz isimlendirmediği bir zulüm ve ölüm rejimi vardır. Şırnak’taki mevcut rejimi henüz insanlık ve tarih isimlendirmemiştir. İki yüz on üç gündür yani tam yedi ayı aşkın bir süredir Şırnaklılar Şırnak’a ayak basamıyor. Yedi aydır bir kentte sokağa çıkma yasağı ve ablukalarla belli bir zihniyeti oraya taşıyıp kent merkezini tamamen âdeta haritadan silecek şekilde talan eden bir rejimle, bir zihniyetle karşı karşıyayız.

Bakın, bugüne kadar Şırnak’la ilgili yapılan bütün yardımları engelleyen bir anlayış var yani Şırnak’ı yakan, yıkan, talan eden zihniyet Şırnak’a en küçük yardımların gitmesine bile engel çıkarıyor. Bugüne kadar giden bütün gıda malzemelerine, bütün ihtiyaç malzemelerine, buradan verilen talimatla valilik tarafından el konuldu. Hiçbir sivil toplum örgütünün, bırakın siyasi partiyi, hiçbir sivil toplum örgütünün Şırnak’a yardımları ulaştırmasına müsaade etmiyorlar.

Aynı şekilde, yaklaşan kış nedeniyle, şu anda çadırlarda yaşayan Şırnaklılar için orada bir barınak, bir ev kurma adına sivil toplumun malzemesini sağladığı, belediyenin altyapısını ve arsasını, arazisini tahsis ettiği çalışmaya da AKP Hükûmeti bizzat Erdoğan’ın talimatıyla çok bilinçli bir şekilde engel koyuyor. Yani Şırnaklıların kışı orada, çadırlar altında, soğukta geçirmesi için özel bir çaba, özel bir çalışma yürütüyor. Bunun kabul edilebilir hiçbir yanı yok. Bir kere sizin çıkıp burada bize cevap vermeniz lazım. Hükûmetseniz, bu devletin başında varsanız Şırnak’la ilgili projeniz nedir, çalışmanız nedir? Şu anda dışarıda bulunan 400 aile kışı hangi koşullarda karşılayacak? Eğer bize izin vermiyorsanız siz bu ailelerle ilgili nasıl bir proje önünüze koydunuz, nasıl bir çalışma önünüze koydunuz, bunu çıkıp burada mutlaka izah etmeniz gerekiyor. Biz biliyoruz niye yapmadığınızı, çünkü Şırnak’a konteyner kurduğunuzda, Şırnak’a prefabrik kurduğunuzda kendi toprağında kendi yurttaşını mülteci pozisyonuna getiren o resimden korkuyorsunuz. Onun için, bakın, buradan defalarca çağrı yaptık, bir daha yapıyoruz: Siz o resimden korkup eğer Şırnak’la ilgili herhangi bir şey yapmıyorsanız, bırakacaksınız, orada sivil toplum örgütü yapacak, halk kendisi yapacak ve Şırnaklılar bu kışı bir çatı altında geçirecek.

Değerli arkadaşlar, Şırnak’ta şu anda eğitim yok, Şırnak’ta eğitim durmuş durumda. Hani hep okulların sorunlarını, öğrencilerin, öğretmenlerin sorunlarını konuşuyoruz ya, Şırnak’ta eğitim yok, eğitim, sorunları konuşacak bir zemin yok. 64 bin Şırnaklı yedi aydır Şırnak’a ayak basamıyor. Ya, tarihin hiçbir döneminde böyle bir şey yok; Kenan Evren bile bunu yapmadı; hiçbir ilde, Saddam rejimi, Orta Doğu’nun en kanlı diktatörleri bile böyle bir zulmü reva görmediler. Çıkıp Halep için sahte gözyaşı döküyorsunuz, “Halep’e -bilmem- yıkım yapıldı, Halep’e insani yardım gitsin.” diyorsunuz. Ya, Halep’ten önce bir Şırnak’a bakın siz, Şırnak’a insani yardıma izin vermiyorsunuz. Şırnak’a insani yardıma izin vermeyenler çıkıp Halep’e insani yardım çağrılarıyla kendi ikiyüzlülüklerini ortaya koyuyorlar. Biz bu durumu kabul etmiyoruz.

Bakın, buradan bütün duyarlı Türkiye kamuoyuna, Türkiye halklarına seslenmek istiyorum: AKP Hükûmeti bilinçli bir şekilde Şırnak’ı insansızlaştırmak, Şırnak üzerinden bütün Botan’ı insansızlaştırmak istiyor. Eğer bununla ilgili zerre kadar bir duyarlılığı olsaydı bugüne kadar yapardı. O nedenle, Hükûmetten ya da devletten beklenti içerisinde değiliz. Türkiye halklarının, mutlaka, bir an önce ayağa kalkması ve Şırnak’a elini uzatması gerekiyor.

Bir çağrım da Birleşmiş Milletleredir: AKP Hükûmeti elinde bulundurduğu devlet imkânlarıyla Şırnak’a özel bir konsept uyguluyor. Halep’e yapılan insani yardımların aynısını Birleşmiş Milletler bir an önce Şırnak için devreye koymalıdır. Bakalım Birleşmiş Milletler eliyle insani yardım gelince siz yine çıkıp o insani yardımları tıpkı Esad rejimi gibi engelleyecek misiniz, engellemeyecek misiniz.

Hepinize saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, hayatını kaybeden eski Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’a Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilediğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, yakın siyasi tarihimizde önemli görevler üstlenmiş, mizacı ve tavrıyla gönülleri fetheden, gayreti ve özverisiyle ülke ekonomisine ciddi katkılar sunan 58’inci, 59’uncu ve 60’ıncı AK PARTİ Hükûmetlerinde Maliye Bakanlığı görevinde bulunan Sayın Kemal Unakıtan Hakk’ın rahmetine yürümüştür. Kemal Ağabey’imize Allah’tan rahmet diliyoruz. Yakınlarına, AK PARTİ camiasına ve tüm milletimize baş sağlığı diliyorum.

Cenazesi yarın öğle namazını müteakip Süleymaniye Camisi’nde kılınacak cenaze namazı ardından defnedilecektir. Ruhu şad olsun diyorum.

Değerli milletvekilleri, şimdi sisteme giren sayın milletvekillerine, ilk 15 kişiye, İç Tüzük 60’a göre gündem dışı birer dakika süreyle söz vereceğim.

İlk söz Sayın Dağ’a aittir.

Buyurun Sayın Dağ.

V.- AÇIKLAMALAR

1.- İzmir Milletvekili Hamza Dağ’ın, Irak’ta ortaya çıkan, Demokratik Bölgeler Partisi Şırnak il yöneticisi Hurşit Külter’le ilgili algı operasyonu yapıldığına ilişkin açıklaması

HAMZA DAĞ (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Terör örgütü PKK’nın lojistik destekçisi olan Demokratik Bölgeler Partisinin Şırnak il yöneticisi Hurşit Külter’le ilgili Genel Kurulda çokça söz söylenmiş, devletimize ve Hükûmetimize atılmadık iftira kalmamıştı. Burada, çıkan bir milletvekilli bas bas bağırarak “27 Mayısta gözaltına alınan Hurşit Külter’e nerede işkence yapılıyor, durumu ne?” gibi sorularla burada algı oluşturmaya çalışmıştı. Hatta saçmalığına daha devam ederek sözde yapılan işkenceyle ilgili bilgi almak istediğini ifade etmişti. Bunun üzerine bakanlık her tür idari işlemleri devreye sokmuş ve araştırmalarda bulunmuştu. Bakanlık konunun gerçek dışı olduğunu ifade etmesine rağmen gerek sosyal medyada gerekse buralarda algı operasyonları devam ettirilmişti. Söz konusu kişi Irak’ta yeni yalanlarıyla ortaya çıktı. Bu konuyla ilgili soru önergeleri verenlerin, buradan iftira atanların acaba zerre kadar yüzleri kızardı mı? Terör örgütü PKK, bölgede sadece demokratik hakkını kullanarak siyaset yaptığı için masum insanları şehit etmeye devam ederken…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAMZA DAĞ (İzmir) – …susanlara, yalan ve iftiralar üzerinden devlet aleyhine algı oluşturmaya çalışanlara lanet ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Gündoğdu, buyurun.

2.- Kırklareli Milletvekili Vecdi Gündoğdu’nun, esnaf ve sanatkârların bozulan ticari sicillerinin yeniden değerlendirilmesi konusunda bir çalışma olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

VECDİ GÜNDOĞDU (Kırklareli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayıları 2 milyonu geçen kayıtlı esnaf ve sanatkârlar, yanlarında çalışanlar ve aileleriyle birlikte ülkemizin neredeyse dörtte 1’ini oluşturmaktadır. Esnaf ve sanatkârların işlerini yürütebilmesi için zaman zaman krediye ihtiyaç duyması da kaçınılmaz bir ticari gerçektir. Esnafımızın şahsi ve kurumsal ticari sicilinin bir kereye mahsus yeniden değerlendirilmesi, kısa süreli sıkıntılardan, ekonomik krizlerden ve terörden kaynaklanan sıkıntılar nedeniyle bozulan sicilinin yeniden değerlendirilmesi konusunda çalışmalarınız var mıdır? Var ise ne zamandır ve neler yapacaksınız?

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Tümer…

3.- Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer’in, taşeron işçilere kadro verilmesi sözünün yerine getirilmesi için Hükûmetin bir an önce harekete geçmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ZÜLFİKAR İNÖNÜ TÜMER (Adana) – Sayın Başkan, ülkemizdeki taşeron işçiler, seçim vaatlerinde dile getirilen sözlerin yerine getirilmesini beklemektedir. Kasım 2015’te Başbakan seçilen Sayın Ahmet Davutoğlu üç ay içerisinde taşeronların kadro alacağını belirtmiş ancak aradan geçen sekiz aya rağmen herhangi bir gelişme yaşanmamıştır. Ardından göreve gelen Başbakan Sayın Binali Yıldırım da taşeronlara dikkat çekmiş ve kısa süre içerisinde kadro alacakları sözünü vermiştir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Mehmet Müezzinoğlu da “Taşeron işçilerin kaderi belli olacak.” gibi bir cümle kullanmıştır. Tüm bu sözlerin ışığında ülkemizdeki 720 bin taşeron işçiye kadro sözünün yerine getirilmesi için Hükûmet bir an önce harekete geçmelidir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Gürer…

4.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, Niğde’nin Ulukışla ilçesinin içme suyu sorununa ilişkin açıklaması

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkür ederiz Sayın Başkan.

Niğde ili Ulukışla ilçesinde içme suyu önemli sorundur. Kışın nüfusu 5 bin, yazın da 20 bine ulaşan ilçede kaliteli içme suyu olmadığı gibi, su yetersiz kalmaktadır. Sayın Bakan Veysel Eroğlu nisan ayında ziyaret ettiğinde bölgede ambalajlı su kaynağı da olan Şekerpınar su kaynağının Ulukışla’ya getirileceği yönünde değerlendirmelerde bulunmuştu. Bu konuda bir teknik çalışma da sürdürüldü ancak şu anda 2017 yatırım planında bu suyun bölgeye getirilmesi yönünde bir çalışma olmadığını öğrendik. Ulukışla ilçesinin bu suya şiddetle ihtiyacı var. Kendilerine gidildiğinde valisi, bakanı söz veriyor ancak uygulamaya geldiğinde bölgenin ihtiyacı olan içme suyu ne yazık ki bölgeye getirilmiyor. Bu bağlamda uyarıcı olmak istiyoruz. 2017 yılında Şekerpınar suyunun Ulukışla’ya getirilmesi yönünde Bakanlığın söz verdiği biçimde uygulama içinde olmasını temenni ediyoruz çünkü bölge her gün göç almaktadır…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Atıcı…

5.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Cumhurbaşkanlığı için yapılan sarayla ilgili Sayıştay raporuna ilişkin açıklaması

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Cumhurbaşkanlığı için yapılan ve kaçak olduğu tescillenmiş saraya halkımız “israf saray” da demektedir. Bu durum şimdi Sayıştay raporlarında da tescil edilmiştir. Sayıştay raporlarındaki rakamlara göre birçok harcamanın yani israfın şaibeli ve ayrımcı harcamalar olduğu anlaşılmıştır. Çeşitli dernek ve kuruluşlara 4,5 milyon yani 4,5 trilyon TL aktarıldığı rapor edilmiştir. Hangi dernek ve kuruluşlara harcanmıştır? Cumhurbaşkanı halkın vergilerini kime harcamıştır, halktan neyi ve neden saklamaktadır? Vergiler açık açık toplanırken neden gizli harcanmaktadır? Ayrıca hane halkına 3,5 milyon yani 3,5 trilyon dağıtıldığı tespit edilmiştir. Bakanlar ve belediyeler bu yardımları ihtiyaç sahiplerine yaptığına göre Cumhurbaşkanı hangi ölçülere göre ve kime yardım yapmaktadır? Bu hane halkı kimdir? Bu vesileyle Cumhurbaşkanını şeffaf olmaya, Meclisi de denetlemeye davet ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Çamak…

6.- Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak’ın, Avrupa’ya ihraç edilmek üzere yollanan 164 ton limonun tarımsal ilaç kalıntısı nedeniyle iade edildiğine ve bu ürünlerin geri dönmesi hâlinde nasıl bir prosedür izlendiğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

HÜSEYİN ÇAMAK (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Geçtiğimiz haziran ayında Avrupa’ya ihraç edilmek üzere yollanan 164 ton limonda tarımsal ilaç olan pestisit kalıntısına rastlandığından bu limonlar iade edilmiştir. Özellikle biber ve limonlarda tespit edilen ilaç kalıntısı Avrupa Birliği mevzuatında yer alan sınırların 10 katı, hatta 50 katı fazlasıyla olabiliyor. Avrupa Birliği zehirli olduğu ve insan sağlığını tehdit ettiği için bu ürünleri vatandaşlarının tüketmesine engel oluyor.

Sayın Bakana soruyorum: İade edilen bu 164 ton limonun akıbeti ne olmuştur? Bu zararlı ürünler imha mı edildi yoksa bile bile tüketime mi sunuldu? İnsan sağlığı açısından ciddi risk barındıran ürünlerin geri dönmesi durumunda nasıl bir prosedür izlenmektedir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Özkan…

7.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Irak Başbakanı İbadi ile ABD’nin Musul operasyonlarına ilişkin sözlerini kınadığına ilişkin açıklaması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Irak Başbakanı İbadi Musul operasyonlarına ilişkin ülkemizi tehdit ederek “Irak’taki Türk askerlerinin yerinden kıpırdamamaları tavsiyesinde bulunuyoruz.” şeklinde hadsiz açıklamalarda bulunmuştur. Irak’ı 3’e bölen ABD de Irak’ı sözde savunarak müttefiki Türkiye’ye yönelik “Irak’ın toprak bütünlüğüne saygı gösterin.” demektedir.

Irak ve ABD iyi bilsin ki artık eski Türkiye yok. Birilerinin sözleriyle hareket edecek değiliz. Meşru müdafaa hakkımızı kullanarak bin yıldır beraber, kardeşçe yaşadığımız bu gönül coğrafyasında tek gayemiz kendi topraklarımızın güvenliğini sağlamak ve bölge halklarının barış ve güvenliğini tesis etmektir. Irak ve Suriye’de terörle mücadele için bulunduklarını söyleyenlerin, altı yıldır gözyaşlarını dindiremedikleri gibi, bölgeyi kan gölüne çevirdikleri de bir vakıadır. Bu sebeple, İbadi’nin ve ABD’nin bu hadsiz sözlerini kınıyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Şimşek…

8.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, Mersin’in Erdemli ilçesinin Sarıkaya köyündeki 2/B arazilerine devletin belirlediği rakamın düzeltilmesini beklediğine ilişkin açıklaması

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Erdemli Sarıkaya köyünde vatandaşlar köyün girişine “satılık köy” levhası asarak Sayın Bakanımıza ve Başbakana seslerini duyurmamızı istediler.

Sarıkaya köyü Erdemli’ye 30 kilometre mesafede, 1.300 rakımlı bir köydür. 2B arazilerine devletin belirlediği rakam; 1’inci bölge 60 bin TL, 2’nci bölge 50 bin TL, 3’üncü bölge 38 bin TL’dir. Köylülerin bu rakamlarla arazileri satın almaları mümkün değildir. Yeniden fiyat tespiti yapılarak hatanın düzeltilmesini bekliyoruz. Bu bedellerle satıldığı takdirde bu köydeki araziler toplam 50-60 milyon TL’yi bulmaktadır. Bu köy 50-60 milyonu bırakın, 5 milyon TL’yi bile toplayacak kapasitede değildir. Bu arazilerin çoğunluğu kuru tarım arazileridir, bu yanlışlığın bir an önce düzeltilmesini bekliyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Yıldırım…

9.- Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım’ın, Adıyaman E Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan siyasi tutukluların durumuna ilişkin açıklaması

BEHÇET YILDIRIM (Adıyaman) – 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL ile birlikte cezaevlerinde baskılar had safhaya ulaşmış durumda. AKP iktidarı darbe bahanesiyle tüm halkı potansiyel suçlu olarak görmüş, en ufak bir ifade özgürlüğüne, muhalif sese tutuklamalar getirip cezaevlerini tıklım tıklım doldurmuş vaziyette.

Adıyaman E Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan siyasi tutukluların hukuki hakları olan günlük basın-yayın organları, sosyal etkinlik süreleri, telefonla görüşme süreleri, kapalı görüş süreleri gibi birçok hakları ellerinden alınmış veya kısıtlanmıştır. Adıyaman E Tipi Kapalı Cezaevinde siyasi tutuklular bu hak ihlallerinin düzeltilmesi amacıyla 30 Eylülden itibaren dönüşümlü-süresiz açlık grevine başlamışlar. Geçen yıldan beri Adıyaman’daki tutsaklarla görüşmek için defalarca Adalet Bakanına başvurduk, maalesef başvurularımız onaylanmadı. Adalet Bakanlığına cezaevindeki bu keyfî uygulamalara ve hak ihlallerine son vermesinin, gerekli denetimleri yapmasının ve önlem almasının acil olduğunu belirtip, Adalet Bakanlığını göreve davet ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Tarhan…

10.- Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan’ın, Kocaeli’deki okulların sorunlarına ilişkin açıklaması

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yeni eğitim ve öğretim yılı başlayalı yirmi günü geçti ancak okullarda sınıf mevcutları, öğretmen sıkıntısı ve kitap eksikliğiyle ilgili çok sayıda şikâyet iletiliyor. Özellikle, milletvekili olduğum Kocaeli’de sınıf mevcutlarının 50 kişiyi bulduğu iletiliyor. Kocaeli’de bu sorunun yaşandığı okullarda yeni derslik açılmasıyla ilgili bir çalışma var mı? Ders kitaplarındaki eksiklik ve öğretmen sıkıntısı ne zaman giderilecek?

Teşekkürler.

BAŞKAN – Sayın Kuyucuoğlu…

11.- Mersin Milletvekili Serdal Kuyucuoğlu’nun, Millî Eğitim Bakanından, eğitim politikalarında bilimsel, laik ve çağdaş eğitim anlayışı yönünde yeni değişiklikler düşünülüp düşünülmediğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

SERDAL KUYUCUOĞLU (Mersin) – Sayın Başkan, yaşadığımız 15 Temmuz Fetullahçı terör örgütü darbe girişimi ile gerçek Müslümanlar olarak lanse edilen, şimdiyse vatan haini ilan edilen teröristler bize bir kez daha eğitimin önemini göstermiştir. Bilime önem veren, demokrasiden yana, ahlaki, vicdani ve millî değerlere sahip hiçbir güç tarafından ihanete düşürülemeyecek, hiçbir maddi gücün satın alamayacağı, kendinden farklı düşünce ve inançlara saygı duyan gençler yetiştirmek üzere bir eğitim duruşu sergilenmelidir.

Bu bağlamda Millî Eğitim Bakanımıza sormak istiyorum: Yeni dönemde okulları kapatmak ve öğretmenleri tasfiye etmek dışında eğitim politikalarında bilimsel, laik ve çağdaş eğitim anlayışı yönünde yeni değişiklikler düşünülmekte midir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Arslan…

12.- Denizli Milletvekili Kazım Arslan’ın, PKK terörüne karşı mücadele eden tüm şehitlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilediğine ve FET֒ye yardım eden AKP’li yerel yöneticiler hakkında bir işlem yapılıp yapılmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Öncelikle, Şemdinli şehidimiz Denizli Çivrilli olan Mustafa Dobur’u rahmet ve minnetle anıyorum. Her bir şehidimiz bizim ortak acımızdır. PKK terörüne karşı mücadele eden tüm asker ve polislerimize Allah'tan rahmet, aile ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Başbakana soruyorum: PKK terör örgütüne karşı mücadele ederken bir de FETÖ terör örgütü 15 Temmuzda darbe girişiminde bulunmuştur. FETÖ terör örgütüne yerel yönetimlerde üye olan, yardım ve yataklık yapan AKP’li belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, il genel meclis üyeleri hakkında bir işlem yapılmış mıdır? Yapılanların sayısı ne kadardır? FETÖ terör örgütünden kaç kişi tutuklanmıştır? Devlet kadrolarında FETÖ temizliği yapılırken yerel yönetimlerde ve Meclisimizde bu temizlik ne zaman bitirilecektir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Hürriyet…

13.- Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet’in, taksici cinayetlerinin önlenmesi için yapılması gerekenlere ilişkin açıklaması

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Büyük zorluklar içerisinde gece gündüz demeden çalışan taksi şoförlerimizin canlarının ve mallarının büyük bir tehlike altında olduğu, Kocaeli’de bir taksi şoförünün cinayete kurban gitmesiyle bir daha gündeme gelmiştir. Ali Özkaraman isimli masum taksicimiz, sırf akşam evine ekmek götürebilmek adına gece saatlerinde aldığı müşteriler tarafından katledilmiştir. Meydana gelen bu acı olayda görüldüğü gibi, herhangi bir güvenlik sistemi bulunmayan taksilerde taksicilerimiz kelle koltukta çalışmaktadır.

Taksici cinayetlerini önlemek, taksici esnafımızın can güvenliğini sağlamak adına çalışma yapılması, araçlara kurşun geçirmez cam ya da güvenlik kamerası takılması suretiyle kötü niyetli insanlar için caydırıcı önlemler alınması artık elzem hâle gelmiştir.

BAŞKAN – Sayın Özdiş…

14.- Adana Milletvekili İbrahim Özdiş’in, devlet erkânının “Kandırıldık.” diyerek FETÖ soruşturmasından sıyrıldığına ancak on binlerce kişinin soruşturulduğuna ilişkin açıklaması

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sorum Sayın Adalet Bakanına: Cumhurbaşkanı bugün yaptığı konuşmada “FETÖ soruşturmalarında mağdur olan kimse yoktur.” dedi. Adalet Bakanı olarak bu konuda siz ne düşünüyorsunuz? On binlerce kişi bu soruşturma kapsamında. Devlet erkânı olarak sizler “Kandırıldık.” diye işin içinden sıyrılabiliyorsunuz da yıllar önce cemaat dershanesine gitmiş bir memur veya sendikaya üye olmuş öğretmen mi terörist oluyor veya EĞİTİM-SEN’li binlerce yurtsever, solcu, Atatürkçü öğretmen size göre hangi terör örgütüne mensuptur?

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Ilıcalı…

15.- Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı’nın, hayatını kaybeden eski Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’a Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilediklerine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) – Teşekkür ederim Değerli Başkanım.

Kemal Unakıtan Abi’mizin vefatını bugün büyük bir üzüntüyle öğrendim. Kendisiyle 22’nci Dönemde birlikte çalışma ve yakından tanıma fırsatı bulmuştum. Bilindiği gibi 58, 59, 60’ıncı Hükûmetlerde Maliye Bakanı olarak önemli görevlerde bulundu, özelleştirmenin patronu olarak tanınırdı. Mütevazı, esprili, güler yüzlü, çok sayıda meziyetini bizzat yakından gördüm ve bölgemizin sorunlarıyla da çok yakından ilgilenirdi, hiçbir talebimizi geri çevirmezdi. Kemal Abi’mize tekrar Allah’tan rahmet diliyorum; partimize, ailesine, milletimize başsağlığı diliyorum, mekânı cennet olsun.

BAŞKAN – Sayın Kışla…

16.- Artvin Milletvekili İsrafil Kışla’nın, hayatını kaybeden eski Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’a Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilediklerine ilişkin açıklaması

İSRAFİL KIŞLA (Artvin) – Sayın Başkanım, 1980 yıllarında üniversite öğrenciliği dönemimde tanışmış olduğum ve benim gibi pek çok öğrenciyi burslarıyla, yardımlarıyla okutmuş olan, onun emekleriyle okumuş olduğum, daha sonra İlim Yayma Cemiyeti Genel Başkanlığı, İlim Yayma Vakfı Genel Başkanlığı yapmış olarak birlikte mesai yapmış olduğum değerli Maliye Bakanımız Kemal Unakıtan Bey’i bugün kaybetmiş olduk. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum, mekânı cennet olsun. Camiamıza, AK PARTİ camiasına ve ailesine sabırlar diliyorum. Yarın Süleymaniye’den cenazesi kalkacak öğlen namazında, bunu da duyurmuş olayım. Allah rahmet eylesin.

BAŞKAN – Son olarak Sayın Bektaşoğlu…

17.- Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun, Ordu-Giresun Havaalanı’nın durumuna ilişkin açıklaması

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sorum Ulaştırma Bakanımıza.

Bildiğiniz gibi, Ordu-Giresun Havaalanı 2 ilin 1 milyonu aşkın nüfusunun ulaşım ihtiyacını karşılamaktadır. Yaz döneminde yeni olmasına rağmen âdeta bir talep patlaması yaşanmış, özellikle İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya başta olmak üzere uçuşları tam dolulukla gerçekleştirmiştir. Ancak Türk Hava Yolları yönetimi hiçbir gerekçe göstermeden, geçtiğimiz günlerde, uçuş planlamasını daraltmış, Ankara’yı tek uçuşa indirmiş, Antalya’yı ise hep kaldırmıştır. Oysa aynı nüfusa sahip Trabzon’da aynı düzenleme yapılmamış, hatta zaman zaman ek seferler de konularak yolcular bu ile yönlendirilmiştir. Kendileriyle görüştüğümüz Türk Hava Yolları yetkilileri, bana bu düzenlemenin gerekçelerini makul bir nedenle açıklayamamış; kârlılık, vesaire gibi sudan sebeplerle geçiştirmiştir. Devlet hizmetlerinde kârlılık aranmaz, daha çok para kazanma arzusu taşınmaz. Zarar edilse de uçuşların düzenli ve eski hâline getirilmesini, sefer sayılarının artırılmasını istiyoruz. Havaalanımız şu anda atıl durumdadır. Bu görüntü iki ilimize de yakışmamaktadır. Dünya birinciliği iddiasında olan Türk Hava Yollarına yakışıp yakışmadığına siz karar verin.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Grup başkan vekillerimizden Sayın Akçay, buyurun.

İki dakika süre veriyorum.

18.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 12 Eylül darbesine ilişkin otuz yıllık zaman aşımının dolması sebebiyle takipsizlik kararı verdiğine, 15 Temmuz darbesiyle ilgili şikâyetlerin ciddiye alınarak mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğine ve hayatını kaybeden eski Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’a Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilediğine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugünlerde ülkemizde FETÖ'nün darbe girişimi gündemi yoğun meşgul ediyor ve bu arada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 12 Eylül darbesine ilişkin otuz yıllık zaman aşımının dolması sebebiyle takipsizlik kararı verdiğini öğreniyoruz. Böylece 4 Nisan 2012'de başlayan süreç dün itibariyla bitmiştir. 2010'daki anayasa referandumunda istismar malzemesi hâline getirilen 12 Eylül davası, darbeyle hesaplaşılamadan bitti. Böylece, referandum öncesinde defalarca vurguladığımız gibi milletimizin 12 Eylül davasıyla gerçek dışı beklentilerle meşgul edildiği ortaya çıkmış oldu.

Sayın Genel Başkanımız 5 Nisan 2012'de yaptığı bir açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı: "Şayet Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinde darbe kovuşturmasının sonuç alması ve dönemin tüm faillerinin cezai yaptırıma uğraması hâlinde, Milliyetçi Hareket Partisi geçmişteki beyanlarından dolayı özür dilemeye hazırdır. Ancak bu mahkeme sürecinden herhangi bir sonuç çıkmaz ve darbeci anlayışın hak ettiği hukuki sonuç elde edilemezse dönemin Sayın Başbakanı Erdoğan'ın Türk milletinden açıkça özür ve af dilemesi gerekir.” Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ilgili kararı sonrasında iktidar kanadından yapılacak açıklamaların, Sayın Genel Başkanımızın 2012’de yaptığı açıklama çerçevesinde olmasını bekliyoruz.

Bir diğer husus da Sayın Cumhurbaşkanı bugün konuşmasında “Zaman zaman mağdurlar var deniyor. Kusura bakmayın mağdur falan yok. Bütün mesele yargı, kolluk kuvvetleriyle birlikte burada samimi davrandığı sürece burada mağdur yok.” ifadelerini kullanmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakikada tamamlayın lütfen.

Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bu ifadeleri, tabii, hâkim ve savcı adaylarına söylenecek sözler olarak kabul etmek mümkün değil. Öncelikle bu hâkim ve savcılara “mağdur yok” sözlerini çalışmalarında dikkate almamalarını tavsiye ediyorum. Onlar adalet terazisinin dengeleridir. Bu dengede esas olan hukuktur, kanunlardır. Hukuk ve kanunların dışarısında bir telkin kabul edilemez.

Öte yandan, suçlu ile suçsuzun birbirine karıştırıldığına yönelik toplumun ve siyasetin her kesiminden sesler gelmektedir. Kaldı ki at izinin it izine karıştığını söyleyen kendileridir. Kurunun yanında yaşın yanmaması gerektiğini ifade eden Sayın Başbakandır. Dolayısıyla, bu şikâyetlerin ciddiye alınarak giderilme gayreti içerisinde olunması gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Ve bunlarla uğraşmak yerine, yurtta sulh konseyinin kimlerden oluştuğu, kripto FET֒cülerin kimler olduğu gibi sorulara yoğunlaşılmasında fayda görüyoruz. Hukuk sistemimizin suçluyla suçsuzu ayırt edecek birikimi ve bilgisi vardır ve bırakın mahkemeler işlerini yapsın diyoruz.

Ayrıca, bu vesileyle, 58, 59 ve 60’ıncı Hükûmetlerin Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın vefat ettiğini de öğrenmiş bulunuyoruz.

Merhum Kemal Unakıtan renkli kişiliği ve veciz sözleriyle siyasetimize damga vurmuş simalardan birisidir. Merhum Unakıtan’a Allah'tan rahmet, kederli yakınlarına ve Adalet Kalkınma Partisine başsağlığı diliyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Akçay.

Sayın Gök, buyurun.

İki dakika…

19.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, CHP Grubu olarak, hayatını kaybeden eski Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’a Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilediklerine ve Dışişleri Bakanının Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinde yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

LEVENT GÖK (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biz de Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak bu sabah hayatını kaybeden eski Maliye Bakanlarından Kemal Unakıtan’a Allah’tan rahmet diliyoruz; ailesine ve Adalet ve Kalkınma Partisi camiasına da başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.

Sayın Başkan, aşağı yukarı bir iki saat önce Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde Dışişleri Bakanı açıklamalarda bulunuyordu. Sayın Dışişleri Bakanının açıklamalarından bir bölümü sizlerle paylaşmak istiyorum. İktidar partisi her zaman dış ülkelerin, yabancı ülkelerin Türkiye’yi anlamadığını ifade ederken sanırım Dışişleri Bakanının bu açıklaması niçin anlaşılamadığımıza da bir örnek teşkil etmektedir. Sayın Dışişleri Bakanı sorulan bir soru üzerine yaptığı açıklamada aynen şunları ifade etti: “İdam cezasına karşıyım ama eşim geldi, ‘İdam cezasına karşı olduğunu söylersen seninle ilişkilerimi gözden geçiririm.’ dedi.”

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yani orada Türk Hükûmetinin düşüncesi hangisidir; Sayın Dışişleri Bakanının görüşü müdür ya da siyaseten tartışmanın içerisine girmekten kesinlikle kaçındığım sevgili eşini tenzih ederek ifade ediyorum, o görüş müdür? Bu nasıl bir tutarlılıktır? Yani bir Dışişleri Bakanı, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde idam cezasıyla ilgili bir soruya böyle mi cevap vermelidir? Avrupa Parlamenterler Meclisindeki parlamenterler bu sorunun cevabını nasıl algılamışlardır? Böyle bir devlet yönetilebilir mi, böyle bir ciddiyet olabilir mi?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Baluken, size de iki dakika süre veriyorum.

20.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, AKP Hükûmetinin Halkların Demokratik Partisine yönelik devam eden siyasi soykırım operasyonlarını şiddetle kınadıklarına, 12 Eylül darbesiyle ilgili yürütülen soruşturmanın zaman aşımına uğrayarak düşmesinin AKP Hükûmetinin darbelerle hangi ölçüde mücadele ettiğini gösterdiğine, eski bir AKP milletvekilinin çatışmalarda yaşamını yitiren askerlerle ilgili sözlerini Halkların Demokratik Partisi olarak kınadıklarına, sarayla ilgili Sayıştay raporuna ve hayatını kaybeden eski Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’a Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilediklerine ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

AKP Hükûmetinin partimize yönelik sürdürmüş olduğu siyasi soykırım operasyonları devam ediyor. Partimizi demokratik siyaset alanından tamamen tasfiye etmeyi amaçlayan bu siyasi soykırım operasyonları neticesinde dün, Diyarbakır, Bitlis ve Dersim’de çoğunlukla il ve ilçe eş başkanlarımızın ve yöneticilerimizin olduğu 100’ü aşkın arkadaşımız gözaltına alınmıştı. Bu saate kadar herhangi bir avukat görüşüne de izin verilmedi. Bugün de Van, Hakkâri ve Kars’ta birçok parti binamıza yönelik baskınlar yapılmış, birçok parti binamız hukuksuz bir şekilde aranmaya başlanmış ve 60’ı aşkın arkadaşımız da gözaltına alınmıştır. Bu siyasi soykırım operasyonlarını şiddetle kınadığımızı, demokratik, siyasi çözümde ısrarımızı ve demokratik siyasetteki gücümüzü bir kez daha buradan ifade ettiğimizi belirtmek istiyorum.

Sayın Başkan, AKP Hükûmeti darbeyle mücadele ettiğini hep söyleyegeldi ancak kamuoyunun dikkatinden kaçan bir şey var. AKP Hükûmetinin duyarsızlığı neticesinde bugün 12 Eylül darbesiyle ilgili yürütülen soruşturma zaman aşımına uğrayarak düştü. Bu davanın düşmesi bile AKP Hükûmetinin darbelerle hangi ölçüde mücadele ettiğini ve ne kadar samimi olduğunu ortaya koymaya yetiyor diye düşünüyoruz.

Diğer taraftan, dün kamuoyuna yansıyan, geçmiş dönemde AKP’nin milletvekilliğini de yapan bir kişinin yapmış olduğu açıklamaları büyük bir ibretle takip ettik. Çatışmalarda yaşamını yitiren askerler için “O insanların görevi hayatını vermek, onun için maaş alıyorlar.” şeklinde ifade ettiği söz tarihe geçecek bir utanç vesikası olarak görülmeli.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen bir dakikada tamamlayın siz de.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - HDP olarak kınadığımızı ifade etmek istiyoruz.

Bakın, bugün Sayıştay raporlarına yansıyan maliyetler açıklandı. Sarayın bir aylık elektrik faturasının 800 bin TL olduğu bir ortamda yaşamını yitiren askerlerin maaşlarını sorgulamak, her şeyden önce ahlaksızlıktır. Kaldı ki kamuoyuna yansıyan bu fotoğrafları -bakın, basın da görsün- Meclise de gösteriyorum. Bakın, o, hani “Para alıyor.” diye suçladıkları askerlerin aileleri nerede yaşıyorlar. O kesit ile savaşla birlikte ışıkları daha çok parıldayan sarayın resmini bütün Türkiye kamuoyunun vicdanına göstermek istiyorum.

Diğer taraftan, geçmiş Maliye Bakanı Sayın Kemal Unakıtan’ın yaşamını yitirmesinden dolayı kendisine Allah’tan rahmet, yakınlarına, sevenlerine başsağlığı dileklerimizi iletmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın İnceöz, iki dakika süre veriyorum.

21.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, hayatını kaybeden eski Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’a Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilediğine; PKK terör örgütünü lanetlediğine, tüm eylemlerini kınadığına ve Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in gündem dışı yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de sözlerimin başında, 58, 59 ve 60’ıncı Hükûmetlerimiz döneminde Maliye Bakanlığı yapan Kemal Unakıtan Ağabey’imize Allah’tan rahmet diliyorum, kederli ailesine de başsağlığı diliyorum.

Bununla beraber, dün, dava arkadaşlarımızdan Diyarbakır Dicle İlçe Başkanımız Deryan Aktert’in cenazesine katıldık. Burada Genel Başkan Yardımcılarımız Sayın Mehdi Eker, Fatih Şahin, Cevdet Yılmaz; Sosyal Politikalar Başkan Yardımcılarımız da olmak üzere ve Sayın Bakanımız Bülent Tüfenkci’yle beraber geniş bir katılımla orada dava arkadaşımız…

Bundan önce, biliyorsunuz, yine, Van Özalp İlçe Başkan Yardımcımız Aydın Muştu Hakk’ın rahmetine kavuştu, Allah’tan ona da rahmet diliyorum. Burada, aynı şekilde, benzer bir şekilde PKK terör örgütü tarafından siyasi parti temsilcilerimize karşı acımasızca, hunharca… Özellikle Aydın Muştu kardeşimiz çocuklarının önünde, ailesinin gözleri önünde hunharca katledilmiştir.

Bir kere, PKK ve türevleri de dâhil olmak üzere, terör örgütünün tüm eylemlerini lanetlediğimizi, kınadığımızı belirtiyor ve terör örgütüne karşı dünkü cenaze töreninde de gösterdikleri haykırışları da dâhil olmak üzere, o dimdik duruşları, teröre lanet okuyan duruşları ve tavırlarından dolayı da buradan Dicle’deki partili kardeşlerimize ve bölgedeki vatandaşlarımıza selamlarımı iletiyorum; onlarla bir olduğumuzu, acılarının acılarımız olduğunu tekrar tekrar söylemek istiyorum.

Bu konuda, terörle mücadelede 79 milyondan 1 fert dahi kalsa, sonuna kadar bu kararlı mücadelemiz sürecektir ve 780 bin kilometrekare vatan toprağının bir parçası dahi verilmeyecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen bir dakikada siz de.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Buradan, teröre sırtını dönen ve dimdik duruş sergileyen, özellikle bölgedeki partili kardeşlerimiz ve vatandaşlarımızı tekrar tekrar saygıyla ve muhabbetle selamladığımı özellikle belirtmek istiyorum.

Hiçbir kutsalı yok, hiçbir değeri yok, insani ve ahlaki hiçbir değeri yok; lanetliyoruz.

Bununla birlikte, tutanakları biraz evvel elimize geçen, az evvel HDP Grup Başkan Vekilinin konuşmasında belirttiği birkaç konuya özellikle değinmek istiyorum. Şırnak ilinin sorunlarını anlatırken… Şırnak’ta durup dururken bu noktaya gelinmedi. Şırnak’ta, özellikle biraz evvel söylediğim örneklerden de anlaşılacağı üzere, terör örgütünün Şırnak’tan tamamen temizlenmesine yönelik, biraz evvel söylediğim o vakur duruşu sergileyen halkımızın can ve mal güvenliğini temin edebilmek amacıyla orada uzun süredir sokağa çıkma yasakları dâhil olmak üzere, bölgenin terör unsurlarından arındırılması…

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Yedi ay oldu İlknur Hanım, yedi ay oldu.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bakın, ikiyüzlülük nedir biliyor musunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sesini açabilir misiniz? Sataşmadan…

BAŞKAN – Açamıyoruz Sayın İnceöz, Sayın Akçay’a da açamamıştık. Lütfen…

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – İnsaf ya! İnsanları gündüz cezaevine koyuyorsunuz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkanım, az evvel hatibin konuşmasına o zaman kürsüden cevap vermek zorunluluğu doğmuştu. Ben yerimden cevap verecektim ama az evvel konuşması içerisinde çok açık ve net hem Hükûmetimize hem Sayın Cumhurbaşkanımıza her şekilde bir sataşma…

BAŞKAN – Sayın İnceöz, tutanaklara geçiyor, lütfen öyle konuşun.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Sataşmadan dolayı söz talebi var Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yerinizden konuşun lütfen Sayın İnceöz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Efendim, az evvel hatibin konuşmasını külli reddettiğimizi özellikle belirtmek istiyorum. Çünkü, Şırnak’ta, evet, sokağa çıkma yasağı bir tedbir olarak alınmıştır. Bunun bir tek sebebi vardır; biraz evvel konuşmamda da söylediğim gibi PKK terör örgütünün oradaki vatandaşlarımıza tehditlerini savurmasıdır, oradaki tehditleri bertaraf etmek, can ve mal güvenliklerini temin etmektir. Eğer bugün oradan 45 bin vatandaşımız ayrılmak zorunda kaldıysa bunun bir tek sebebi vardır, PKK terör örgütünün şehir içerisindeki yapılanması ve… Oradaki bir tek vatandaşımızın dahi can kaybı olmaması için bir güvenlik tedbiridir.

Efendim, yardımlar gelmiyor, vesaire… Biz bunları kabul etmiyoruz. Az evvel vali beyle de görüştüm ki oradaki yardımlar tek tek kontrol edilmek suretiyle her bir vatandaşımıza ulaştırılmaktadır. Bunları kabul etmediğimizi, bu yalan beyanları aynen kendilerine iade ettiğimizi…

İkiyüzlülüğün ne olduğunu ben söyleyeyim: İkiyüzlülük, milletten oy alıp milletin sözcülüğünü değil, terör örgütünün sözcülüğünü yapmaktır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HÜDA KAYA (İstanbul) – Yanlış konuşuyorsun, yanlış.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 14.52

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.06

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Elif Doğan TÜRKMEN (Adana), İshak GAZEL (Kütahya)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6’ncı Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, deminki yerinden söz almalarda hem AKP Grup Başkan Vekili Sayın İnceöz hem de ilk olarak söz alan İzmir Milletvekili partimize yönelik çok ağır hakaretlerde bulunmuştur. Sataşma demiyorum, ağır hakaretlerde bulunmuştur. Şimdi, bu hakaretlerle ilgili herhangi bir cümle kullanmadan, herhangi bir cevap hakkımızı kullanmadan, bir gerginlik ortamı, bir kavga ortamı da oluşmadan ara vermiş olmanız partimizin cevap hakkını doğrudan gasbetmeye yönelik bir fiil olarak tarafımızdan değerlendirilmiştir.

Biz, bunun böyle olmadığına inanmak istiyoruz. Onun için de hem ikiyüzlülük olarak ağır hakaretlere maruz kaldığımız hem de terör örgütlerine lojistik destek sağlayan parti olarak suçlanmış olduğumuz o durumlarla ilgili, o söylemlerle ilgili cevap hakkımızı kullanmak istiyoruz.

Eğer “İç Tüzük’te ara verildikten sonra böyle bir hakkınız yok.” derseniz, biz, sözü gasbedilmiş, sözü kesilmiş bir siyasi parti olarak sizin tarafsız bir yönetim sunmadığınızı ifade ederek usul tartışması açmak durumunda kalacağız.

BAŞKAN – Sayın Baluken, şimdi, benzer eleştiriler ya da hakaretse kastınız, aynı şekilde karşı tarafta Sayın İnceöz de benzer eleştirilerden dolayı sataşmadan söz istedi dikkat ederseniz.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Alabilirdi, gündem dışı konuşmalardan hemen sonra verebilirdiniz.

BAŞKAN – Ben, şimdi, bakın, yerinden sözlerle alakalı olarak mümkün mertebe bu, usulsüz diyeyim ya da bir şekilde polemiklere girmeden tartışmalar sürsün istiyorum. Ama kalkıp da yerinde bir dakika, iki dakika söz alarak da sürekli sataşarak karşı tarafa… Bunu da bir yerde kesmemiz lazım.

Ben aynı şekilde, aynı gerekçelerle Sayın İnceöz’e de söz vermedim ve bu arada, bu polemikleri bitirmek adına da zaman zaman bu da olan bir usuldür. Dolayısıyla, şu anda ta baştaki söylemden dolayı, bir dakikalık konuşmadan dolayı da şimdi sataşmadan söz istemeniz, o da doğru değil, o da hakkaniyete uygun değil, ki bunlar konuşulduğunda da buradaydınız. Aynı şekilde, siz konuştuğunuzda Sayın İnceöz buradaydı ve biz bir noktadan sonra bu polemikleri kesmek durumundayız Sayın Baluken. Bunu sürdürmenin ne size ne bize ne de herhangi bir partiye katkısı veya faydası da yoktur diye düşünüyorum.

Mümkün mertebe, yani hakkaniyete uygun bir şekilde isteyen her gruba uygun bir şekilde uygun sürelerle söz veriyorum, yani söz sürelerini dahi uzatmıyorum; aynı şekilde, iktidar muhalefet ayrımı yapmadan. Dolayısıyla zaman zaman karşı tarafın talepleri olduğu hâlde gene… Bunlar olağan şeyler. Buradan dolayı kalkıp da… Ki İç Tüzük gereği zaten ara verdikten sonra benim böyle bir durumda sataşmadan dolayı söz vermem mümkün değil. Ama ben yerinizden size söz veririm, siz gerekçeleriyle ifade edin. Ben veririm size yerinizden, buyurun oturun.

Yani yoksa benim herhangi bir kastım kesinlikle yok ve bu noktada da bütün siyasi parti gruplarına aynı düzeyde, aynı şekilde adaletli davranmaya çalışıyorum. Yani oraya nasıl uyguluyorsam size de aynı şekilde, diğer gruplara da aynı şekilde uygulamada bulunmaya çalışıyorum. Ama böyle bir şeyi de ifade etmek istiyorsanız ben mikrofonu açayım, buyurun yerinizden ifade edin.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, ben konuşmamı kürsüden yaptım, gündem dışı konuşma yaptım ve bu esnada hem AKP grup başkan vekilleri hem de milletvekilleri buradaydılar. Eğer bir sataşma olduğunu ve yanlış bilgi verdiğimi düşünmüşlerse çıkıp kürsüden cevap verebilirlerdi. Biz de cevap hakkımızı kullanırdık.

Ancak ben özellikle ilk söz alan İzmir milletvekilinin gerek partimize yönelik, partimizin en büyük bileşeni olan Demokratik Bölgeler Partisine yönelik ortaya koyduğu ithamlara gerekse Hurşit Külter’le ilgili hem burada konuşma yapan hem de önerge veren bir milletvekili olarak bana yöneltmiş olduğu hakaretlere sataşmadan cevap vermek üzere notlarımı aldım. Ancak, Sayın İnceöz’ün de yerinden aldığı sözle aslında hiç gereği yokken ağır hakaretler üzerinden bize yöneltmiş olduğu o suçlamalar neticesinde siz bizim cevap hakkımızı en azından beklemek durumundaydınız. Yani şunu yapsaydınız anlardım: Mesela biz çıkar cevap hakkımızı kullanırdık, arkadaşlar cevap verirlerdi. Yani işin belli bir girdaba girdiğini, çözümsüzlüğe girdiğini görmüş olsanız, buna kanaat getirmiş olsanız, Genel Kurulda bundan dolayı gerilimin yükseldiğini tespit etmiş olsanız bunda haklı olurdunuz ama bizim hiç cevap hakkımızı kullanmamıza fırsat vermeden âdeta söz hakkımızı gasbedecek şekilde yapmanız doğru olmamıştır.

BAŞKAN – Sayın Baluken, ben cevap hakkınızı kullanmaya imkân vereyim. Buyurun mikrofonunuzu açayım, yerinizden söz vereyim. Lütfen bu işi bitirelim.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Yani ben zaten İç Tüzük 60’a göre de Grup Başkan Vekili olarak söz alabiliyorum. Ancak hani siz niyetinizi beyan ettiniz, ben ona güvenerek… Bundan sonraki tartışmalarda lütfen bu şekilde davranmayın, siyasi partiler arasında eşit bir tartışma zemininin ve süresinin olması da…

BAŞKAN – Eyvallah, onu uygulamaya çalışıyorum gerçekten, başka da bir kastım yok benim.

Çok teşekkür ediyorum.

Ben o zaman mikrofonunuzu açıyorum yerinizden.

Buyurun.

22.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz ile İzmir Milletvekili Hamza Dağ’ın yaptıkları açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum.

Öncelikle şunu söyleyeyim: Yani PKK’ye lojistik destek veren bir siyasi parti tanımlamasını tamamen reddettiğimizi, aylardır orada bulunan İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin raporlarında buna dair tek bir kanıt bulunmadığını, bulunamayacağını ifade etmek isterim.

Terör örgütlerine lojistik destek meselesine girersek IŞİD’le ilgili lojistik destekleri, işte, sizin “FET֔ olarak adlandırdığınız darbeci yapılanmalara, bırakın lojistik desteği, her türlü benliğiyle destek verenlerin kim olduğunu Türkiye kamuoyu ve dünya kamuoyu çok iyi biliyor.

Şimdi, Hurşit Külter meselesine gelince. Biz Hurşit Külter’in sağ olarak ortaya çıkmasından utanç değil onur duyuyoruz, gurur duyuyoruz. Yürütmüş olduğumuz kampanyaların neticesinde Hurşit Külter sağ kurtulmuştur. On üç gün boyunca, orada bir çete yapılanması tarafından resmî kayıtlara geçmeyecek şekilde gözaltına alınmış, ağır işkencelere maruz kalmış, yürütülen kampanyalar neticesinde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - …infaz edilememiştir ve daha sonra tutulduğu bir bodrum katından canını kurtararak zorlu bir yolculuktan sonra da kamuoyuna o açıklamayı yapmıştır. Hurşit’in kemiklerini değil canlı sözlerini duymaktan büyük bir onur duyduğumuzu ifade etmek istiyorum. Keşke Cizre’de katledilen 141 Hurşit’i de bu şekilde kurtarabilmiş olsaydık.

Diğer taraftan, sayın grup başkan vekilinin cevaplandırması gereken iki soru var: Bir, Şırnak’ta barınak yapılacak, ev yapılacak, niye engelliyorsunuz? İki, Şırnak halkına gidecek olan yardımlara niye engel koyuyorsunuz? Aylardır operasyon bitmiş, hendek, çukur mukur işi yok, aylardır bitmesine rağmen bu engelleme niye var?

Şimdi –sürem kısıtlı olduğu için- ikiyüzlülük meselesine de gelince. Şırnak halkının yaşadığı sorunları buraya dürüst bir şekilde taşımak asla ikiyüzlülük değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Hemen bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Baluken, lütfen. Tamamlayın, şeye geçiyor zaten.

Buyurun.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – İkiyüzlülük, kendilerinin terör örgütü olarak, darbeci olarak ifade ettikleri bir yapılanmaya karşı onun liderinin önünde, ona bir kutsallık atfederek, başörtü takarak boy boy fotoğraf göstermek ve sonra burada çıkıp konuşmaktır.

Teşekkür ediyorum.

HAMZA DAĞ (İzmir) – Senin yaptığına bel altı vurmak denir.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Evet, sayın milletvekilleri…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Baluken’in özellikle son söylediği konu kişisel bir sataşmadır.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Doğru değil mi?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sataştığı kişi buradadır ama kendisi bu cevabı vermeyecek, ben vereceğim, yerimden söz verirseniz.

BAŞKAN – Açalım arkadaşlar.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Ben sataştım yani kürsüden de cevap hakkını kullanabilir.

23.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Baluken, öncelikle konuyu kişiselleştirdiğiniz için sizi kınıyorum.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Kendisi kişiselleştiriyor.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Biraz önceki tartışmalar dolayısıyla, sanıyorum, duymuş olduğunuz öfke ve hınç dolayısıyla “Buradan ne söyleyebilirim?” muhakemesi neticesinde işi buraya bağladınız. Bir kere, böyle bir bağlamda, bakın, böyle bir bağlamda buna cevap verilmesini zül addederim. Elbette konuşulur, tartışılır ama şu bağlamda bunun cevabı olmaz. Bunun, eminim, sizin vicdanınızın en derinlerinde bir yerde buna tekabül eden bir anlamı varsa siz de takdir edersiniz. Bunu geçiyorum.

Şırnak meselesine gelince. Şırnak’ta yıkım yapan PKK’dır.

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Biz onu mu söylüyoruz ya? Biz onu mu söylüyoruz ya?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Baluken bir kere oradaki insanların evlerini yağma ve talan eden, yıkım yapan, sadece Şırnak değil, birçok yerde oradaki insanlara yaşadıkları şehirleri dar eden PKK’ya bir laf söylesin, hiç duymadık. Ayrıca…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Ya, onlar yıktı diye siz yaptırmayacak mısınız? Hayret bir şey ya!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Bir dakika Sayın Başkan.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bir dakika daha vermeniz gerekiyor.

BAŞKAN – Peki, artı bir dakika daha.

Buyurun.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, Türkiye Cumhuriyeti devleti devrimci halk savaşı yapmaya çalışan PKK’ya bu kasabalarda, şehirlerde haddini bildirmiştir. PKK, oradaki sivilleri kendi çatışmasının bir parçası yaparak kamuoyu oluşturmak, kendisine destek sağlamak, tıpkı HDP’nin ifade ettiği dil gibi bu tür anlatımların ortaya çıkmasını temin ederek kendisine bir meşruiyet alanı sağlamak istemiştir ama PKK bir terör örgütüdür…

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Ya, PKK’yi mi tartışıyoruz Allah aşkına ya! Onu mu tartışıyoruz yani şimdi!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – …ve ne yaparsa yapsın hiçbir biçimde meşruiyete tekabül eden bir durumu olmaz. Türkiye Cumhuriyeti devleti terörle sonuna kadar mücadele edecek, kendi halkının da hiçbir biçimde kimliğine bakmaksızın hepsine sahip çıkacaktır, Şırnak halkına da sahip çıkıyor.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – E tamam, tamam, 3 bin kişi orada niye köle gibi yaşıyor o zaman?

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Baluken…

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Burada PKK’yi mi tartışıyoruz?

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Bostancı beni…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Orada 3 bin kişi köle statüsünde yaşıyor ya.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Ya Nursel Hanım…

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Yemek yok, ekmek yok, para yok.

BAŞKAN – Sayın Aydoğan, Sayın Baluken konuşuyor, onu dinliyorum.

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Kadınlar çadırlarda doğuruyor ya.

BAŞKAN – Sayın Aydoğan…

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Çadırlarda doğum yapıyor kadınlar. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MAHMUT POYRAZLI (Balıkesir) – Otur, otur yerine, otur!

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – 3 bin kişi orada, kadınlar çadırlarda doğum yapıyor.

BAŞKAN – Sayın Aydoğan…

MAHMUT POYRAZLI (Balıkesir) – Otur yerine ya!

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Burada onu tartışmıyoruz.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Baluken, lütfen milletvekilinizi uyarın. Sizi dinliyorum ben.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Nursel Hanım…

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – 3 bin kişi sekiz aydır orada öyle yaşıyor.

MAHMUT POYRAZLI (Balıkesir) – PKK’ya söyle PKK’ya onu sen.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Siz Şırnak’ı kapatıyorsunuz, siz Şırnak’ı açmıyorsunuz.

MAHMUT POYRAZLI (Balıkesir) – Otur yerine, otur!

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Bostancı beni…

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Terbiyesizlik yapma!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen.

MAHMUT POYRAZLI (Balıkesir) – Otur yerine!

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Bağırma öyle, bağırma öyle!

BAŞKAN – Buyurun Sayın Baluken, sizi dinliyorum.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Bostancı beni…

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Sen bana öyle hitap edemezsin!

BAŞKAN – Sayın Aydoğan, lütfen ama.

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Bir erkek olarak Mecliste nasıl konuşacağını bileceksin!

BAŞKAN – Sayın Aydoğan…

MAHMUT POYRAZLI (Balıkesir) – Otur yerine!

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Bir milletvekiliysen bir kadın milletvekiline nasıl hitap etmesini bileceksin! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Nursel Hanım…

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Sen de ayrım uyguluyorsun. Kadın-erkek yok, eşitiz. Ayrımcılık yapma, ayrımcılık yapıyorsun.

BAŞKAN – Sayın Aydoğan, lütfen.

Bakın, Grup Başkan Vekilinizi dinlemeye çalışıyorum.

Buyurun Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Bostancı beni tartışmayı kişiselleştirmekle ve vicdansız değerlendirmeler yapmakla hem suçladı hem kınadı.

Sataşmadan söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun sataşmadan iki dakika süre veriyorum.

Lütfen yeni bir sataşmaya meydan vermeyelim.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklaması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Öncelikle Sayın Bostancı’ya şunu ifade edeyim: Ben tartışmayı falan kişiselleştirmedim. Sayın grup başkan vekili benim Şırnak’la ilgili yapmış olduğum değerlendirmeler üzerinden, terör örgütüne destek çerçevesi çizerek beni ikiyüzlülükle suçladığı için ben kendisinin içerisinde bulunduğu çelişkiyi gözler önüne serdim. Dolayısıyla, ortada kişiselleştirilen ve vicdansız olarak değerlendirilecek bir durum varsa o sayın grup başkan vekilinize aittir.

Şimdi, diğer taraftan, Şırnak’ta operasyon bitmiş, bitmiş, aylardır orada herhangi bir şey yok. Hani hep bağırıyorsunuz ya “Hendek var, çukur var, barikat var; yok şöyle oldu…” Ya, böyle bir durum yok, yok, aylardır öyle bir mesele yok.

Şu anda orada kış koşullarına -ki Şırnak’ta kış çok sert geçer- göğüs germek durumunda olan, dışarıda kalmış binlerce insan var, insan. Biz onlarla ilgili Başbakan Yardımcısıyla görüştük. Ya, sizin bir projeniz var mı? Yok. Ne yapacaksınız? Cevap yok. E, bırakın biz yapalım, sivil toplum örgütleri yapsın. Bak, malzeme hazır, altyapı hazır, arazi tahsisi hazır. Hatta karşı karşıya gelerek değil, ortaklaşarak yapalım diyoruz. Valiliğe talimat verin, ortaklaşarak bu binlerce insanın mağduriyetini giderelim diyoruz, cevap yok. Siz de buraya gelmiş şimdi meseleyi yok şu yaktı yok bu yaktı tartışmasına hapsetmek istiyorsunuz. Ya, bizim sorularımıza cevap verin. Biz kimin yaktığını çok iyi biliyoruz. 80 bin insanın yaşadığı bir şehri, binlerce konutun yıkıldığı bir tabloyu, kim, hangi silahlarla, hangi imkânlarla yapar, aklı, zekâsı olan her insan bunu çok iyi bilir. O nedenle, bu dar tartışmalara değil, Şırnak halkının bu mağduriyetiyle ilgili Hükûmetinizin mevcut projesini ve çalışmasını burada, kürsüde açıklamaya sizi davet ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Şırnak’ta dışarıda olan halk kışı nasıl geçirecek? Ev yapacak mısınız yapmayacak mısınız? Sivil toplum örgütlerine, halka, birtakım yardım kuruluşlarına, siyasi partilere bu konuda çalışmalarda engel çıkaracak mısınız çıkarmayacak mısınız? Bu kadar basit. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Baluken.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın İnceöz…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Adımı zikretmek suretiyle direkt sataşmada bulunmuştur, cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Size de iki dakika süre veriyorum.

Lütfen bu polemiği bitirelim artık.

2.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; az evvel ben konuşmayı dinleyemediğim için tutanaklar geldikten sonra oturduğum yerden cevap vermek istemiştim ancak buna sürem yeterli olmadı. Daha sonra söz istedim ve siz buna “Ayakta, tutanaklara geçiyor.” diye kürsüden söz vermemiştiniz. Onun üzerine, ayakta söylenenlere cevap vermek zorunluluğu doğmuştu.

Şimdi, ben, konuşma içerisinde, benden önce konuşan grup başkan vekilinin kürsüde özellikle söyledikleri birkaç cümleye açıklık getirmek istedim. Çok ağır ithamlarda bulunuyor. Yani bu ağır ithamlar, hakaretler bizim konuşmamızda yok. Kendi konuşmasına baktığımızda, âdeta Saddam rejimiyle, Kenan Evren… Kenan Evren kim? Yani darbe ve darbe dönemine, darbe zihniyetine karşı durmuş, on dört yıldır bu konudaki duruşları, tavırları net olan kurucu Genel Başkanımıza, Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik buradaki atıfları doğru bulmadığımızı söyledik.

İkiyüzlülükten bahsediyorsunuz; yardımlar, Şırnak’ın durumuyla ilgili. Ben sadece şöyle bir şey söyledim, bunu niye üzerinize alınıyorsunuz? “İkiyüzlülük, terörle arasına mesafe koyamamak, terör örgütüne söz söyleyememektir.” dedim. Burada söylediğim ifade çok net. Sizi göstererek, grubunuza atfederek söylemedim ama siz, bu sözü her seferinde üzerinize alınıyorsunuz. O zaman bir düşünmek lazım.

Şimdi, Şırnak’taki durum çok açık ve net. Şırnak’ta oradaki vatandaşlarımız terör örgütünün tehdidi altındaydı. Öyle söylediğiniz gibi değil, 45 bin-50 bin. Kalanlar arasında da vatandaşlarımızın bir kısmı da dönmektedir.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Nereye dönmektedir?

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Hiçbir yardım engellenmemektedir, gelen yardımlar tek tek kontrol edilmektedir. Orada yaşayan vatandaşlarımızın herhangi bir ihtiyaçları olduğunda irtibatlı bir şekilde, güvenli bir şekilde, bir terör tehdidi olmaksızın ulaşımları ve ihtiyaçları karşılanmaktadır.

Bakın, neden oraya vatandaşımız hemen alınamamakta, onu da söyleyeyim. Oradaki binalar, yaklaşık 7 bin tane bina terör örgütünün tehditleriyle ağır hasar almıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – “Acaba buralarda tuzaklar var mı?” diye orada güvenlik güçleri hâlâ bu binaları kontrol etmektedir vatandaşımızın can ve mal güvenliğini sağlayabilmek için.

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Bitti, bitti, onların hepsi bitti.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Ayrıca, oradan göç eden her bir vatandaşımıza da yardım yapılmaktadır.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Ya, bunu buradan söylemekle olmuyor. Ne yardımı yapıyorsunuz?

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – 79 milyon vatandaşımızın da bu konuda hiçbir endişesi olmasın. Hükûmetimiz de bu konuyla ilgili çalışmalarını hangi yol haritası içerisinde yürüteceğimizi en kısa zamanda açıklayacaktır.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın İnceöz.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Baluken…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın İnceöz, benim Cumhurbaşkanına hakaret ettiğimi ifade etti. Ben öyle bir şey söylemedim. Ondan dolayı söz istiyorum.

BAŞKAN – Tamam o zaman, tutanaklara geçti Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Hayır, hayır, sataşmadan… Açık bir sataşma var.

BAŞKAN – Yani hayır, söylemediğinizi ifade ettiniz, o söyledi.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, bakın, yani siyaset…

BAŞKAN – Yani şunu diyorum Sayın Baluken…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Dün de ben belirttim…

BAŞKAN – Bir saniye, tamam, konuşacağım, dinleyeceğim sizi.

Şimdi, siz söyleyeceğinizi söylediniz, bu taraf söyleyeceğini söyledi. Takdir kamuoyunundur. Aynı polemikleri…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Ama bana atfen yapmadığım değerlendirmeleri kürsüden kamuoyuna aktardı.

TAHİR ÖZTÜRK (Elâzığ) – Tutanaklardan söyledi ya, tutanaklardan söyledi.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Bizi bütün Türkiye izliyor. Yani müsaade edin bir cevap vereyim.

BAŞKAN – Şimdi, bir saniye… Tamam, müsaade edeceğim.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Yeni bir tartışmaya mahal vermeyecek şekilde…

BAŞKAN – Eyvallah, eyvallah, vereceğim, tamam ama şunu diyorum: Yani aynı düşünmek zorunda değilsiniz. O sizin değerlendirmenizi farklı şekilde değerlendirdi, siz onun değerlendirmesini farklı şekilde değerlendirdiniz. Sürekli bu polemiklerle “Benim kastımın dışında başka bir şey söyledi...” Şimdi, vatandaş sizi de dinliyor, orayı da burayı da, hepimizi dinliyor. Takdir o yüzden…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Ben başka bir tartışma açmayacak şekilde düzeltme yapacağım.

BAŞKAN – Sayın Baluken, buyurun.

İki dakika süre veriyorum.

Lütfen yeni bir sataşmaya meydan vermeyelim.

3.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Değerli arkadaşlar, Şırnak’la ilgili bağcıyı dövmek gibi bir derdimiz yok. Oradaki sorunlarla ilgili, bir an önce harekete geçmekle ilgili, iktidar partisini de bu konuda uyarmakla ilgili, muhalefet partilerini bu konuda duyarlılığa geçirmekle ilgili bir derdimiz var.

Dolayısıyla, sayın grup başkan vekili buraya gelip değerlendirme yaparken bile mevcut durumdan hiç haberi olmadığını ele veriyor. Diyor ki: “Şırnak’a geri dönüş…” Yahu Şırnak’a geri dönüş yok. Sokağa çıkma yasağı devam ediyor.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Ben öyle bir ifade kullanmadım.

İDRİS BALUKEN (Devamla) – İki yüz on üç gündür -şu anda- Şırnak’a giremiyorsunuz, giremiyorsunuz. Eğitim yok, bir şey yok.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bilgileri çarpıtmayın.

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Sayın Başkan, bilgileri siz çarpıtıyorsunuz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Siz çarpıtıyorsunuz her zaman yaptığınız gibi.

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Bunları çarpıtmak yerine, buraya gelip Şırnak’taki barınak ve konut sorununu nasıl çözeceksiniz, oradaki yardımlarla ilgili neler yapacaksınız…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Açıklayacağız.

İDRİS BALUKEN (Devamla) – …bunları bize izah etmeniz lazım.

Ben burada herhangi birisine hakarette de bulunmadım. “İki yüz on üç gün yani yedi ay boyunca bir kentin tamamına yasak konulması Saddam döneminde de, Kenan Evren döneminde de görülmemiştir.” dedim. Görülmüş mü? Söyleyin, “Kenan Evren şu kente yedi ay boyunca sokağa çıkma yasağı getirdi.” deyin beni çürütün. Siz yapıyorsunuz işte.

Dolayısıyla, bakın, ben tekrar söylüyorum. Bu konuda söyleyecek çok şeyimiz var yani iktidar partisini, sizi fazlasıyla eleştireceğimiz çok konu var ama Şırnak meselesini böyle birtakım tartışmalara hapsederek işin içerisinden sıyrılmaya çalışmayın. Buradaki tartışmaları siz de bir an önce Hükûmet yetkililerinize götürün.

Bizim isteğimiz şudur: Halkın ve sivil toplum örgütlerinin orada Şırnaklılar için yapacakları barınak ve ev çalışmalarına engel değil, tam tersine destek olun. Valiliğe talimat verin, valilik de o konuda yürütülecek olan çalışmalara engel değil, destek olsun, bu sorunu birlikte çözelim. Bu kadar açık ve net konuşuyorum.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Sayın milletvekilleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Mehmet Müezzinoğlu gündemin “Sözlü Sorular” kısmının 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 41, 49, 56, 85, 96, 102, 109, 110, 114, 120, 132, 162, 163, 164, 165, 166, 193, 203, 269, 342, 368, 370, 371, 387, 411, 428, 429, 430, 431, 432, 433, 434 ve 435’inci sıralarında yer alan önergeleri birlikte cevaplandırmak istemişlerdir. Sayın Bakanın bu istemini sırası geldiğinde yerine getireceğim.

Şimdi, Meclis araştırması açılmasına ilişkin 3 adet önerge vardır, önergeleri ayrı ayrı okutacağım.

İkinci sırada okutacağım Meclis araştırma önergesi 500 kelimeden fazla olduğu için önerge özeti okunacaktır ancak önergenin tam metni Tutanak Dergisi’nde yer alacaktır.

Önergeleri okutuyorum:

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 26 milletvekilinin, mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/321)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı sorunların sebeplerinin araştırılarak bu sorunların önlenmesi için alınacak tedbirlerin tespiti amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğü’nün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereği Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

1) Mustafa Sezgin Tanrıkulu                           (İstanbul)

2) Veli Ağbaba                                              (Malatya)

3) Kazım Arslan                                             (Denizli)

4) Çetin Osman Budak                                   (Antalya)

5) Aydın Uslupehlivan                                    (Adana)

6) Ahmet Akın                                               (Balıkesir)

7) Nurhayat Altaca Kayışoğlu                         (Bursa)

8) Şenal Sarıhan                                           (Ankara)

9) Mahmut Tanal                                           (İstanbul)

10) Hüseyin Çamak                                       (Mersin)

11) Kadim Durmaz                                         (Tokat)

12) Onursal Adıgüzel                                     (İstanbul)

13) Mehmet Gökdağ                                       (Gaziantep)

14) Ceyhun İrgil                                            (Bursa)

15) Devrim Kök                                             (Antalya)

16) Vecdi Gündoğdu                                      (Kırklareli)

17) Erkan Aydın                                             (Bursa)

18) Lale Karabıyık                                         (Bursa)

19) Özcan Purçu                                            (İzmir)

20) Tur Yıldız Biçer                                        (Manisa)

21) Orhan Sarıbal                                          (Bursa)

22) Melike Basmacı                                       (Denizli)

23) Hayati Tekin                                            (Samsun)

24) Ömer Fethi Gürer                                     (Niğde)

25) Bülent Yener Bektaşoğlu                          (Giresun)

26) Haluk Pekşen                                          (Trabzon)

27) Erdin Bircan                                            (Edirne)

Gerekçe:

Türkiye'de mevsimlik tarım işçileri açısından yaşam çok zor koşullar altında devam etmektedir. Her yıl hasat mevsimine yakın zamanlarda kamyon kasalarında taşınan, beslenme ve barınma koşulları sağlanamayan, sağlık ve emeklilik güvencesinden yoksun, sosyal hakları olmayan vatandaşlarımız düşük ücretler karşılığında uzun saatler çalışmaktadır.

Özellikle, doğu ve güneydoğu bölgelerinden gelen mevsimlik tarım işçilerinin temeldeki sorunları, yaşadıkları bölgede geçimlerini sağlayabilecekleri, üretim yapabilecekleri bir iş alanlarının olmamasıdır. Bu nedenle, yılın belli dönemlerinde ortalama dört ay süreyle yaşadıkları yerden ayrılarak, daha çok Ege, Çukurova ve Karadeniz Bölgelerinde çalışmaktadırlar. Bu süre zarfında kazandıkları para onların bir yıl boyunca geçimlerini sağlayacakları paradır. Barınma koşulları yetersiz olup, çadırlarda ya da barınaklarda kalan bu işçiler, temiz içme ve kullanma suyuna da sahip değildir. Bu sağlıksız ortam ve koşullar, anne, babalarıyla birlikte gelen çocuklar için de tehlike oluşturmaktadır. Uygun altyapı koşulları olmayan yerlere kurulduğu için yaygın olarak salgın hastalıklara rastlanılmaktadır. Bu hastalıklar, beslenmeleri de yetersiz olan çocukları daha fazla etkilemektedir.

Uzun vadede bulundukları yerlerde iş ve üretim olanakları yaratılmalı, kısa vadede ise sosyal güvenceleri sağlanarak sağlık ve emeklilik gibi özlük haklarını içeren düzenlemeler yapılmalıdır. Çalışma ve barınma koşulları iyileştirilmelidir. Çalışma saatleri düzenlenmeli, ücretleri artırılmalı, çalıştıkları yerlerde barınmalarına olanak sağlayacak sosyal tesis ve yurtlar yapılmalıdır. Beslenmeleri konusunda desteklenmeleri gerekmektedir. Temiz içme ve kullanma suyuna rahatça ulaşabilmeleri gerekmektedir. Bu sayede salgın hastalıkların önü alınmış olacaktır. Aileleriyle birlikte geldikleri yerlerde çocuklar için eğitim verilebilecek birimlerin oluşturulması gerekmektedir. Böylelikle mevsimlik tarım işçilerinin çocukları açısından ortaya çıkan eğitimdeki eşitsizlik belli bir oranda giderilmiş olacaktır.

Mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı sorunların sebeplerinin araştırılarak bu sorunların önlenmesi için alınacak tedbirlerin tespiti amacıyla Meclis araştırması açılması elzemdir.

2.- Çanakkale Milletvekili Bülent Öz ve 28 Milletvekilinin, jeotermal enerjinin yaygınlaşması ile ilgili sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/322) (x)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Enerjide dışa bağımlılığımızı azaltacak yeni jeotermal sahaların keşfedilmesi, jeotermalle elektrik üretim miktarının, konut ısıtma sayısının, sera ısıtmasında büyüklüğünün artırılması, işletmedeki jeotermal kuyuların kullanımı ve denetimine kadar olan süreçlerdeki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98 ve TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırma komisyonu kurulmasını saygılarımla arz ve talep ederiz.

1) Bülent Öz                                                  (Çanakkale)

2) Aylin Nazlıaka                                           (Ankara)

3) Mehmet Gökdağ                                         (Gaziantep)

4) Kadim Durmaz                                           (Tokat)

5) Mustafa Sezgin Tanrıkulu                           (İstanbul)

6) Kazım Arslan                                             (Denizli)

7) Mahmut Tanal                                           (İstanbul)

8) Haydar Akar                                              (Kocaeli)

9) Vecdi Gündoğdu                                        (Kırklareli)

10) Aydın Uslupehlivan                                  (Adana)

11) Özcan Purçu                                            (İzmir)

12) Çetin Osman Budak                                 (Antalya)

13) Ahmet Akın                                              (Balıkesir)

14) Ceyhun İrgil                                            (Bursa)

15) Şenal Sarıhan                                         (Ankara)

16) Namık Havutça                                        (Balıkesir)

17) Onursal Adıgüzel                                     (İstanbul)

18) Devrim Kök                                             (Antalya)

19) Erkan Aydın                                             (Bursa)

20) Lale Karabıyık                                         (Bursa)

21) Orhan Sarıbal                                          (Bursa)

22) Tur Yıldız Biçer                                        (Manisa)

23) Melike Basmacı                                       (Denizli)

24) Hayati Tekin                                            (Samsun)

25) Ömer Fethi Gürer                                     (Niğde)

26) Bülent Yener Bektaşoğlu                          (Giresun)

27) Haluk Pekşen                                          (Trabzon)

28) Erdin Bircan                                            (Edirne)

29) Hüseyin Çamak                                       (Mersin)

Özet:

Ülkemiz, enerji kaynakları göz önünde bulundurulduğunda dışa bağımlı bir ülkedir. Dünyada son yıllarda fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltmak için alternatif enerji kaynaklarına doğru hızlı bir yöneliş söz konusudur. Jeotermal enerji yeni, yenilenebilir, sürdürülebilir, tükenmeyen, ucuz, güvenilir, çevre dostu, yerli ve yeşil bir enerji türüdür. Türkiye'nin sahip olduğu alternatif enerji kaynakları açısından jeotermal yadsınamayacak bir yer tutabilir.

Jeotermal enerji kaynakları, başta elektrik üretimi olmak üzere, merkezî ısıtma olarak konutlarda ve sera ısıtmalarında, düşük sıcaklıklarda, kültür balıkçılığı alanlarında, karbondioksit gazı elde edilmesinde, kuru buz, lityum, gübre, ağır su, hidrojen gibi kimyasalların üretimi, termal ve sağlık turizmi faaliyetlerinde kullanılabilmektedir.

İtalya Larderello sahasında 1904 yılından beri, Kaliforniya Geyser sahasında seksen yıldır jeotermal elektrik üretilmektedir. Filipinler'de toplam elektrik üretiminin yüzde 27'si, Kaliforniya eyaletinde yüzde 7'si, İzlanda'da toplam ısı enerjisi (şehir ısıtma) ihtiyacının yüzde 86'sı jeotermalden karşılanmaktadır.

ABD, Filipinler, Endonezya, Meksika ve İtalya jeotermal elektrik üretiminde dünyada ilk 5 arasında yer almaktadır. Ülkemiz jeotermal ısı ve kaplıca uygulamalarında ise ABD, Çin, İsveç ve Almanya’yla birlikte ilk 5 ülke arasında yer almaktadır.

Türkiye Jeotermal Derneğinin yaptığı bir çalışmaya göre Türkiye'de şu anda 103.320 konut jeotermal ısıyla ısıtılmakta, buna ilave olarak da 46.400 konut eş değeri ısıtma işlemi, kaplıca tesisleri, termal oteller ve devre mülk tesislerinin ısıtmasında yapılmaktadır. Türkiye'de teknik, ekonomik potansiyel olarak ısıtılabilecek konut sayısı şu an için 1 milyon olarak kıymetlendirilmektedir.

Bugün Almanya'da jeotermal elektrik enerji üretimi, 25+5 euro sent/kilovatsaat, Fransa’da 20 euro sent/kilovatsaatle desteklenirken, Türkiye'de 10,5 dolar sent/kilovatsaat gibi kıyaslandığında oldukça düşük bir rakamdır. Jeotermal ısıtmaya teşvik uygulanmalıdır. Bu ısıtma modeli doğal gazla ısıtma maliyetleriyle kıyaslandığında yüzde 65-70 oranında daha ucuzdur ve halkın yararınadır. Yerli, yenilenebilir, millî enerji kaynağımızı destekleyerek enerjide dışa bağımlılığımızı azaltmak mümkündür.

Bugün ülkemiz jeotermal elektrik üretimi 650 megavatsaat olup teknik ekonomik potansiyel olarak üretim kapasitesini 2 bin megavatsaat boyutuna çıkarabilecek konumdadır. Türkiye'nin EGS jeotermal elektrik üretim ekonomik potansiyeli 15 bin megavatsaat civarında hesaplanmaktadır ve EGS sistemiyle üretim dünyada özellikle Fransa, Almanya, ABD, Avustralya ve Japonya'da yüksek teşvikli (30 eurocent/kilovatsaat) ticari uygulamaya başlamışlardır. Ülkemizde ise henüz bu konuya ilişkin bir teşvik yoktur.

Türkiye Petrollerinin petrol amaçlı açtığı derin kuyularda sıcaklıklar, su değerleri ve jeotermale yönelik bilgiler bulunmaktadır. Türkiye Petrollerinin, bu bilgileri jeotermal sektörüne açması lazımdır. Türkiye'de jeotermal sahalarda yapılan aramalar, açılan kuyulardan elde edilen bilgileri içeren bir bilgi sistemi mevcut değildir. Bu bilgi sisteminin kurulması sağlanmalıdır.

Özel sektörün jeotermal sahalarda yürüttüğü sondaj faaliyetlerinde sondaj mühendislerinin bulundurulması ve denetiminin yapılması gerekmektedir. Jeotermal rezervuarlardan yapılan sondajlı üretimlerde akışkanın çevreye atılmaması ve rezervuarı beslemesi bakımından işlevi tamamlandıktan sonra reenjeksiyon yapılmalıdır.

Türkiye ısrarla jeotermal dememiz gereken bir konjonktürle karşı karşıyadır. Jeotermal, yenilenebilir, sürdürülebilir, tükenmez ve çevre dostu bir enerji kaynağıdır. Jeotermal kaynaklar diğer yenilenebilir enerji sistemleri; rüzgâr, güneş ve hidroelektrik santraller gibi meteorolojide meydana gelen değişikliklerden etkilenmezler. Yangın, patlama, zehirlenme gibi riskler olmadığı için son derece güvenli bir enerjidir ve ülkemizin enerjide dışa bağımlılığını göz önünde bulundurur isek ivedilikle Türkiye'nin jeotermal sahalarının tamamının tespiti ve ekonomiye kazandırılması için kamunun bütün olanaklarıyla devreye girmesi ve özel sektöre yönelik cesaretlendirici adımların atılması gerekmektedir.

Jeotermal sahalardaki enerjinin konut ısıtmasında kullanımı, ülkemizin doğal gaz kullanımını azaltacak ve milyarlarca dolarlık kaynak ülke içinde kalacaktır.

3.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan ve 25 milletvekilinin, zorunlu trafik sigorta primlerinin fahiş miktarlarda artmasının sebeplerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/323)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Zorunlu trafik sigorta primlerinin fahiş miktarlarda artmasının sebeplerinin tespit edilmesi ve yurttaşlarımız üzerindeki etkisinin araştırılması amacıyla Anayasa'nın 98’inci ve İç Tüzük’ümüzün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırma komisyonu kurulmasını saygılarımızla arz ederiz.

1)     Uğur Bayraktutan                                   (Artvin)

2)     Özcan Purçu                                          (İzmir)

3)     Mustafa Sezgin Tanrıkulu                       (İstanbul)

4)     Ceyhun İrgil                                          (Bursa)

5)     Mahmut Tanal                                        (İstanbul)

6)     Mehmet Gökdağ                                     (Gaziantep)

7)     Haydar Akar                                          (Kocaeli)

8)     Aydın Uslupehlivan                                (Adana)

9)     Çetin Osman Budak                                (Antalya)

10)   Şenal Sarıhan                                        (Ankara)

11)   Barış Karadeniz                                     (Sinop)

12)   Nurhayat Altaca Kayışoğlu                      (Bursa)

13)   Kadim Durmaz                                       (Tokat)

14)   Namık Havutça                                      (Balıkesir)

15)   Devrim Kök                                            (Antalya)

16)   Lale Karabıyık                                       (Bursa)

17)   Erkan Aydın                                           (Bursa)

18)   Kazım Arslan                                         (Denizli)

19)   Orhan Sarıbal                                        (Bursa)

20)   Melike Basmacı                                     (Denizli)

21)   Hayati Tekin                                          (Samsun)

22)   Ömer Fethi Gürer                                   (Niğde)

23)   Haluk Pekşen                                        (Trabzon)

24)   Vecdi Gündoğdu                                    (Kırklareli)

25)   Erdin Bircan                                          (Edirne)

26)   Hüseyin Çamak                                      (Mersin)

Gerekçe:

Son yıllarda kamu kaynaklarının savurganca harcanması, makam araçlarının lüks standartlarının bile üstünde olması, devlet binalarının ve makam odalarının yenilenmesi bütçeye büyük yük getirirken, ayrıca büyük bir ihtiyaçmış gibi, Ankara Beştepe'de sarayın yapılması ülke ekonomisini olumsuz yönde etkilemiştir. Tüm bu masraflar üreten ülke gereksinimleri olarak değil; aksine, tüketen ülke olarak vatandaşın sırtına yüklediği yükle hörgüçlü kambur oluşturmuştur. Yapılan bu gereksiz harcamaların ve israfın vergi artışları ile yüksek zamlarla karşılanıp vatandaşlara ödetildiği görülmektedir.

Son olarak ise zorunlu trafik sigortasına bir yıl içerisinde 3-4 kez zam yapılmasından dolayı vatandaşlarımız infial noktasına gelmiştir. Binek bir aracın zorunlu trafik sigortası 200-250 TL iken Aralık 2015 itibarıyla 750 TL civarına çıktığı kamuoyunun malumudur. Yapılan bu vergi zammı, vatandaşın zor kanaat sahip olduğu aracın vergisini ödeyemeyecek duruma gelmesine neden olmuştur. Devlet yönetiminde yaşanan Lale Devri için yapılan lüks harcamaların bedelini, maalesef, yine vatandaşlarımız çekmektedir. Sadece zorunlu trafik sigortasında yapılan yüzde 200 civarında yapılan fahiş zamlar vatandaşın belini ciddi ölçüde bükmüştür. Bir kısım yurttaşlarımız bu artış karşısında taşıt kredilerini ödeyememe noktasına gelmiştir. Bu denli artışın emsal bir başka ülkede olması mümkün değildir.

Devlet kaynaklarının ve kamu harcamalarının savurganca tüketilmesinin vatandaş üzerine etkilerinin araştırılması, özellikle de zorunlu trafik sigorta primlerinin hangi nedenlere bağlı olarak artırıldığının tespit edilmesi, varsa bir yanlışlık veya hataların giderilmesi amacıyla Anayasa’nın 98’inci, İç Tüzük’ün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırması komisyonu kurulmasını saygılarımızla arz ederiz.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki ön görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Şimdi, gündemin “Sözlü Sorular” kısmına geçiyoruz.

VIII.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI (x)

1.- İstanbul Milletvekili Hüseyin Bürge’nin, kayıt dışı istihdamla mücadeleye ilişkin sözlü soru önergesi (6/14) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

2.- İstanbul Milletvekili Hüseyin Bürge’nin, asgari ücret ile emekli maaşlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/15) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

3.- Yozgat Milletvekili Ertuğrul Soysal’ın, istihdam teşviklerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/16) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

4.- Yozgat Milletvekili Ertuğrul Soysal’ın, Genel Sağlık Sigortası ile ilgili çeşitli verilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/17) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

5.- Yozgat Milletvekili Ertuğrul Soysal’ın, istihdam artışının sağlanmasına yönelik çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/18) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

6.- İstanbul Milletvekili Hüseyin Bürge’nin, sosyal güvenlik prim borçları ile ilgili yapılan düzenlemelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/19) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

7.- Aydın Milletvekili Abdurrahman Öz’ün, kamu personelinin hakları ile ilgili çalışmalara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/20) Cevaplanmadı

8.- Aydın Milletvekili Abdurrahman Öz’ün, istihdam verilerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/21) Cevaplanmadı

9.- Aydın Milletvekili Abdurrahman Öz’ün, istihdam verilerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/22) Cevaplanmadı

10.- Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen’in, engelli istihdamına ilişkin sözlü soru önergesi (6/82) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

11.- İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu’nun, kamuda istihdam şekilleri ile ilgili iddialara ve Devlet Memurları Kanunu’nda yapılacak değişikliklere ilişkin sözlü soru önergesi (6/98) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

12.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, taşeron işçilerin kadroya alınmalarına yönelik bir çalışma bulunup bulunmadığına ilişkin sözlü soru önergesi (6/108) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

13.- İstanbul Milletvekili Ali Özcan’ın, 2015 yılında meydana gelen iş kazalarına ve alınan önlemlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/141) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

14.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, Niğde’nin yöresel mutfak kültürünün tanıtılması ve yaşatılması adına açılan aşçılık kurslarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/153) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

15.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın, yaş şartı nedeniyle emekli olamayanlara yönelik çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/163) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

16.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, Niğde’de kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan taşeron işçilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/170) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

17.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, 7 Haziran 2015-1 Kasım 2015 tarihleri arasında Niğde’de kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen işçilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/171) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

18.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, esnaflar için bazı teşviklerin uygulanmasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/176) Cevaplanmadı

19.- Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak’ın, BAĞ-KUR sigorta primlerindeki artışa ilişkin sözlü soru önergesi (6/183) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

20.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, doğu ve güneydoğudaki çatışmalardan etkilenen bölgelerdeki vatandaşların SGK ödemelerinin ertelenmesine yönelik çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/195) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

21.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, çocuk işçiliği ile ilgili denetimlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/228) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

22.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, çocukların bedenen gelişimini ve sağlığını etkileyecek işlerde çalıştırılmasının önlenmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/229) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

23.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, kaçak çocuk işçiliğine karşı alınan önlemlere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/230) Cevaplanmadı

24.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, çocuk işçiliğine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/231) Cevaplanmadı

25.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, çocuk işçilerin çalışma sürelerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/232) Cevaplanmadı

26.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın, Balıkesir’de İŞKUR tarafından Toplum Yararına Program kapsamında istihdam edilen kişilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/259) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

27.- Ağrı Milletvekili Dirayet Taşdemir’in, Ağrı ilinde kadın istihdamının artırılmasına yönelik yapılan çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/269) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

28.- Balıkesir Milletvekili İsmail Ok’un, işsizlik oranındaki artışa ve alınacak önlemlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/337) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

29.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, Suudi Arabistan’da işçi olarak çalışan Türk vatandaşlarının sigorta primlerinin yatmadığı yönündeki iddialara ilişkin sözlü soru önergesi (6/413) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

30.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, son beş yılda yabancılara verilen çalışma izinlerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/442) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

31.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, Niğde’de İŞKUR tarafından istihdam edilen kişilere ve açılan kurslara ilişkin sözlü soru önergesi (6/444) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

32.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, yabancılara verilen çalışma izinlerinin sınırlandırılmasına yönelik uygulamalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/445) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

33.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, esnaf ve sanatkârların prim borçlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/463) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

34.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, 4/C statüsünde çalışan üniversite mezunu personelin memur kadrosuna alınmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/490) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

35.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, İŞKUR tarafından bazı illerde istihdam edilen kişilere ve açılan kurslara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/510) Cevaplanmadı

36.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, meslek lisesi öğrencilerinin staj yaptıkları iş yerlerinde mesleki eğitimlerini geliştirecek işlerde çalıştırılmalarının sağlanmasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/511) Cevaplanmadı

37.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, işçilere normal çalışma süresinin üzerinde yaptırılan çalışmalara ve iş kazalarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/512) Cevaplanmadı

38.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, toplu iş sözleşmesinde yetki sisteminin değiştirilmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/513) Cevaplanmadı

39.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nda yer alan teşmil sistemine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/514) Cevaplanmadı

40.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, sendikal yasaların ILO normlarına uygun hale getirilmesi ve sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması adına yürütülen çalışmalara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/515) Cevaplanmadı

41.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, ticari faaliyetlerine devam eden emekli esnaf ve sanatkârlardan sosyal güvenlik destek primi kesilmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/516) Cevaplanmadı

42.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, inşaatlarda meydana gelen asansör kazalarına ve alınan önlemlere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/517) Cevaplanmadı

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, soru-cevap işlemine ayrılan süreyi daha verimli kullanmak için önergelerin okunması işlemi yapılmayacaktır. Önergeler tam metin hâlinde Tutanak Dergisi’nde bastırılmaktadır.

Ayrıca, cevaplanacağı önceden bildirilen soru önergelerinin özet bilgilerini içeren liste de gruplara dağıtılmıştır.

Sözlü soru önergelerini cevaplandırmak üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Mehmet Müezzinoğlu’nu kürsüye davet ediyorum.

Buyurun Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz altmış dakikadır.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak tarafımdan cevaplanması istenen bir kısım sözlü soru önergelerine cevap vermek üzere huzurlarınızdayım. Sizleri ve bizleri izleyen değerli vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

İstanbul Milletvekilimiz Sayın Hüseyin Bürge’nin (6/14) esas numaralı sözlü soru önergesinin cevabı: Kayıt dışı istihdam oranı 2002 yılında yüzde 52,14 iken 2016 Haziran ayı itibarıyla yüzde 34’e düşmüştür. Sosyal güvenlik reformuyla kayıt dışı istihdamla mücadele konusunda yapılan düzenlemeler, hizmet kalitesinin artırılması, veri bilgi paylaşımı, denetim sisteminin etkinliğinin artırılması, teşvik uygulamaları, bilgilendirme, bilinçlendirme çalışmalarıdır.

Bu temel stratejiler kapsamında yapılan çalışmalar: Sosyal Güvenlik Kurumunda Kayıt Dışı İstihdamla Mücadele Daire Başkanlığı kurulmuştur.

5 ve daha fazla işçi çalışan iş yerlerinde ücretlerin bankalar aracılığıyla ödenmesi zorunluluğu getirilmiştir.

5510 sayılı Kanun’un 102’nci maddesinde yer alan düzenlemelerle hem kayıt dışılığın tespiti durumunda uygulanan idari para cezaları artırılmış hem de denetimde kolaylık göstermeyen veya zorluk çıkaranlara ayrıca idari para cezası uygulanması öngörülerek idari para cezalarının kayıt dışılığı önlemede caydırıcı bir rol oynaması sağlanmıştır.

Meslek kodu uygulaması hayata geçirilmiştir. Bu uygulamayla ücretlerin SGK’ya eksik bildirilmesi önlenmiştir.

Kayıtlı İstihdamın Teşviki Projesi KİTUP’un ikinci fazı, Avrupa Birliğiyle ortaklaşa finanse edilen etkin rehberlik ve denetim yoluyla hazırlanarak uygulamaya başlanmıştır.

Yine İstanbul Milletvekilimiz Sayın Hüseyin Bürge’nin (6/15) esas numaralı sözlü soru önergesinin cevabı: Asgari ücretteki artış oranı 2015 yılında nominal yüzde 12,3; reel olarak ise yüzde 5,5 olarak gerçekleşmiştir. 2016 yılında asgari ücretin net 1.300,99 TL olduğu göz önüne alındığında nominal artış oranı yüzde 29,3 olarak gerçekleşmiştir.

2002-2016 döneminde statülerine göre ocak ayı itibarıyla aylıklara yapılan artış oranları nominal ve reel olmak üzere, diğer bir ifadeyle enflasyondan arındırılmış olarak aşağıda sunulmuştur.

2002-2016 aylık seviyeleri ve artış oranları asgari olarak: SSK işçisi 2002 yılının Aralık ayında 257 TL aylık alırken 2016 Ocak-Haziran itibarıyla 1.339 TL; nominal artış oranı yüzde 421, reel artış oranı yüzde 64. Emekli Sandığına baktığımızda, 2002 yılının Aralık ayında 367 TL aylık alırken 2016 Ocak-Haziran itibarıyla 1.698 TL ve nominal artış oranı yüzde 351, reel artış oranı yüzde 42. Diğer bütün tabloyu tam olarak okumayacağım zaman kaybı olmasın diye. Aylık miktarlarına ek ödeme tutarları dâhildir.

TÜİK tarafından 2015 yılı için açıklanan enflasyon oranı yüzde 8,81 ve Kalkınma Bakanlığınca yayınlanan 2016-2018 Orta Vadeli Program’da 2016 yılı için öngörülen enflasyon oranının ilk altı aya denk gelen kısmı için yarısı dikkate alınarak reel artış hesaplanmıştır. Aylık seviyeleri gösterge sisteminde bağlanan aylıkların aylık artışları ile 2016 Ocak ayına taşınmış değerleri olup 5510 sayılı Kanun’da yaşlılık aylıkları için alt sınır uygulaması bulunmamaktadır.

Emeklilik hizmetleri alanında vatandaşlara kolaylık sağlayan yeni uygulamalar ise şunlardır: Sadece emeklilere hizmet vermek üzere Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü kurulmuştur.

Hiçbir koşula tabi tutulmadan isteyen aylığını konutundan herhangi bir ücret ödemeden alabilmektedir.

Emekli ve hak sahipleri aylıklarını PTT ve 22 banka aracılığıyla almaktadır.

Sigortalılar emeklilik mevzuatı konusunda istedikleri bilgileri Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER), Cumhurbaşkanlığı, bilgi edinme aracılığıyla gönderebilmekte ve kendilerine e-posta yoluyla bilgi verilmektedir. Ayrıca, “Alo 170” hattından telefonla da sorularına yanıt verilmektedir.

Yetki devri çalışmaları çerçevesinde emeklilik işlemleri yerinde ve en hızlı şekilde yapılmaktadır.

Emekli aylıklarına konulacak hacizler için muvafakat şartı getirilmiş, aylıklara izinsiz haciz konulması uygulamasına son verilmiştir.

Değişik nedenlerle alınamayan emekli aylıklarının kuruma iadesi için öngörülen altı aylık süre on iki aya çıkarılmıştır.

Kurumun hatalı işlemi nedeniyle emekliye yersiz ödenen aylıklara ilişkin borcun yirmi dört ay içinde ödenmesi hâlinde faiz alınmaması sağlanmıştır.

Kamuya ait iş yerlerinde çalışmasına son veren emekliye yeniden aylık bağlanması için aranan yazılı talep şartı kaldırılarak mağduriyet giderilmiştir.

13/2/2014 tarihinde yürürlüğe giren Toplu Konut İdaresi Tarafından Şehit Ailelerine, Harp ve Vazife Malulleri ile Dul ve Yetimlerine Açılacak Faizsiz Konut Kredisi Hakkında Yönetmelik’le, faizsiz konut kredisinin kapsamı genişletilerek tüm vazife ve harp malulleri ile bunlardan kredi kullanmadan hayatını kaybedenlerin dul ve yetimlerine faizsiz konut kredisinden faydalanma imkânı getirilmiştir.

Şehit dul ve yetimlerine ödenen ek ödemenin kapsamı genişletilmiştir. 6495 sayılı Kanun’la “tütün ikramiyesi” olarak adlandırılan ek ödemeden tüm vazife malulleri yararlandırılacaktır.

Şehit dul ve yetimlerine ödenen eğitim öğretim yardımları artırılmış ve kapsamı genişletilmiştir. Özel eğitim kurumlarında eğitim gören çocuklar da eğitim öğretim yardımı yapılacak çocuklar kapsamına alınmıştır.

SSK, BAĞ-KUR veya Emekli Sandığından emekli olduktan sonra 5510 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinin (b) bendi kapsamında çalışmaya başlayan kişilerden sosyal güvenlik destek primi kesintisi kaldırılmıştır.

Yurt dışı borçlanması yaparak emekli olanlara Türkiye’de çalışmaları durumunda aylıkları kesilmeksizin çalışabilme imkânı tanınmıştır.

Yurt dışı borçlanma talep tarihinde Türk vatandaşlarının yanı sıra, sadece talep tarihinde Türk vatandaşı olmamasına rağmen izinle Türk vatandaşlığını kaybeden sigortalıların kendilerine yurt dışında Türk vatandaşı olarak geçen süreleri borçlanma hakkı verilmiştir.

Sosyal güvenlik sözleşmesinde özel hüküm bulunan 18 ülkedeki sigortalılık sürelerini borçlananların, bu ülkelerdeki ilk işe başlama tarihinin, Türkiye’de hiç çalışma yoksa ya da Türkiye’deki sigortalılığın başlangıç tarihinden önce ise aylığa hak kazanılıp kazanılmadığının tespitinde Türkiye’de ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilmesi sağlanmıştır.

Sigortalılar, e-devlet şifresini kullanarak “www.turkiye.gov.tr” adresinden kurum uygulamalarına erişebilmekte ve aşağıdaki işlemleri kendileri yapabilmektedir:

Emeklilik müracaatlarını İnternet ortamında yapabilmektedir.

Sigortalılar hizmet bilgilerine ilişkin başlangıç ve prim gün sayılarını belirtmek suretiyle İnternet ortamında ne zaman emekli olabileceklerini öğrenmektedir.

Sigortalıların tahsis talebinde bulunmadan taraflarına bağlanacak aylığın miktarı hakkında bilgi sahibi olmaları amacıyla kurum web sayfasında aylık hesaplama programı yapılmıştır.

SGK’dan aylık alan emekli ve hak sahipleri, banka, PTT şubelerini değiştirme işlemlerini İnternet ortamında yapabilmektedir.

Kurum uygulamalarında ve e-hizmet uygulamalarında vatandaşlara kolaylık sağlayan yeni uygulamalar da getirilmiştir.

Yozgat Milletvekilimiz Sayın Ertuğrul Soysal’ın (6/16) esas numaralı sözlü soru önergesine cevap: Sosyal Güvenlik Kurumunca uygulanan ve hâlen yürürlükte olan 11 farklı sigorta primi teşviki hükmü yer almakta olup söz konusu sigorta primi teşviklerinden 5510 sayılı Kanun’un 81’inci maddesinin (1)’inci fıkrasının (ı) bendinde öngörülen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi işveren hissesinden 5 puanlık prim indirimi 1/10/2008 tarihi itibarıyla; 5510 sayılı Kanun’un 81’inci maddesinin (1)’inci fıkrasının (i) bendinde öngörülen yurt dışına götürülen, gönderilen sigortalılar hakkında genel sağlık sigortası primlerinin işveren hissesinden 5 puanlık prim indirimi 1/6/2013 tarihi itibarıyla; 5510 sayılı Kanun’un 81’inci maddesinin (2)’nci fıkrasında öngörülen 10 ve üzerinde sigortalı çalıştıran işverenlere yönelik 5 puanlık prim indirimine ilave 6 puanlık sigorta primi teşviki 1/1/2013 tarihi itibarıyla; 5510 sayılı Kanun’un ek 2’nci maddesinde öngörülen Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar çerçevesinde işverenlere sağlanan sigorta prim teşviki 18/8/2009 tarihi itibarıyla; 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 50’nci maddesinin (5)’inci fıkrasında öngörülen işsizlik ödeneği alan sigortalıları istihdam eden işverenlere yönelik sigorta primi teşviki 1/10/2009 tarihi itibarıyla; 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun geçici 10’uncu maddesinde öngörülen genç ve kadın istihdamı ile mesleki eğitimin özendirilmesine yönelik sigorta primi teşviki 1/3/2011 tarihi itibarıyla; 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun geçici 15’inci maddesinde öngörülen İşbaşı Eğitim Programı’nı tamamlayanları 5510 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinin (1)’inci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı çalıştıran işverenlere sağlanan sigorta primi teşviki 23/4/2015 tarihi itibarıyla; 4857 sayılı İş Kanunu’nun 30’uncu maddesinin (6)’ncı fıkrasında öngörülen engelli sigortalıların istihdamına ilişkin sigorta primi teşviki 1/7/2008 tarihi itibarıyla; 5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun’un 3’üncü maddesinde öngörülen araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesine yönelik sigorta primi teşviki 1/4/2008 tarihi itibarıyla; 5225 sayılı Kültür Yatırımları ve Girişimlerini Teşvik Kanunu’nun 5’inci maddesinde öngörülen kültür yatırım ve girişimlerinin desteklenmesine yönelik sigorta primi teşviki 1/8/2004 tarihi itibarıyla; 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu’nun ek 5’inci maddesinde öngörülen nakdî, düzenli sosyal yardımlardan yararlananların istihdamına yönelik sigorta primi teşviki 26/4/2016 tarihi itibarıyla uygulamaya konulmuştur.

Diğer taraftan, 5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 4’üncü maddesinde öngörülen yatırımların ve istihdamın teşvikine yönelik sigorta primi teşviki 6/2/2004 tarihi itibarıyla uygulamaya konulmuş, 31/12/2012 tarihi itibarıyla, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun geçici 7’nci maddesinde öngörülen 18-29 yaş aralığında olan erkek ve 18 yaşından büyük kadın sigortalıların istihdamına yönelik sigorta primi teşviki 1/7/2008 tarihi itibarıyla uygulamaya konulmuş, 30/6/2015 tarihi itibarıyla 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun geçici 9’uncu maddesinde öngörülen sigorta primi teşviki 18/8/2009 tarihi itibarıyla uygulamaya konulmuş, 1/7/2011 tarihi itibarıyla uygulama süresi sona ermiş bulunmaktadır.

2004-2016 -temmuz- yılları arasında kamu tarafından sigorta primi teşvikine aktarılan kaynakların toplam tutarı 67 milyon 696 bin TL, sigorta prim teşvikleri kapsamında bildirilen toplam iş yeri sayısı 1 milyon 345 bin 3 ve sigorta prim teşvikleri kapsamında bildirilen toplam sigortalı sayısı 9 milyon 551 bin 883’tür.

Yine, Yozgat Milletvekilimiz Sayın Ertuğrul Soysal (6/17) esas numaralı sözlü soru önergesinde, genel sağlık sigortası kapsamındaki kişilere ilişkin bilgileri oransal olarak yıllara dağılımını istemektedir. Bu anlamda birkaç örneği vererek tabloyu kendisine takdim edeceğim: 2008 yılında GSS kapsamında 66 milyon 676 bin 304, değişim oranı yüzde 1,3. 2014 yılında 76 milyon 445 bin 720, değişim oranı yüzde 1,7.

Sağlık giderleriyle ilgili yine 2008 yılında 25 milyar 345 milyon 913 bin TL, 2011 yılında 36 milyar 500 milyon 373 bin TL sağlık gideri. 2015 yılını da söyleyeyim: 44 milyar 603 milyon 779 bin TL şeklinde. Tabloyu kendilerine de takdim edeceğim.

Yine, bu anlamda reçete sayısı ve sağlık hizmetlerine müracaat sayısı: Sağlık hizmetlerine müracaat sayısı 2008’de 216 milyon 977 bin, fatura tutarı 13 milyar 774 milyon 843 bin; 2011’de müracaat sayısı 317 milyon 362 bin; 2015 yılında müracaat sayısı 314 milyon 363 bin, fatura tutarı 24 milyar 103 milyon 851 bin. Sağlık hizmeti sunucularıyla ilgili.

Reçete sayısıyla ilgili bir bilgi vererek tabloyu kendisine takdim edeyim. 2008 yılında SGK’lı olarak 240.453, devlet memuru 19.667, yeşil kartlı 42.292, toplam 302 milyon 412 bin. SGK’lı 240 milyon... 2015 yılını verdiğimde 226 milyon 232 toplam reçete sayısı.

Yine, Yozgat Milletvekilimiz Sayın Ertuğrul Soysal’ın (6/18) esas numaralı sözlü soru önergesine... Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) tarafından düzenlenen aktif iş gücü programları yerel düzeyde iş gücü piyasası ihtiyaçları dikkate alınarak düzenlenmektedir. Bu kapsamda, mesleki eğitim kurslarından 2014 yılında 109.666, 2015 yılında 169.402, 2016 Ocak-Ağustos döneminde 81.674 kişi; girişimcilik eğitim programlarından 2014 yılında 31.648, 2015’te 41.907, 2016 Ocak-Ağustos döneminde de 44.417 kişi; son dönemde üzerinde önemle durulan staj ve deneyim kazandırma amacıyla düzenlenen iş başı eğitim programından 2014 yılında 59.456, 2015 yılında 159.076 ve 2016 Ocak-Ağustos döneminde 213.484 kişi yararlanmıştır. İşini kaybedenlere işsiz kaldıkları dönemde gelir desteği sağlayarak işsizliğin sebep olduğu sosyal risklerin etkisini kısmen azaltmak adına pasif istihdam politikaları uygulanmakta ve bu kapsamda 2014 yılında 512.894 kişi, 2015 yılında 591.552 kişi, 2016 Ocak-Ağustos döneminde 540.017 kişi işsizlik ödeneğine; 2014 yılında 66 kişi, 2015’te 115 kişi, 2016 Ocak-Ağustos döneminde 258 kişi kısa çalışma ödeneğine; 2014 yılında 8.196 kişi, 2015 yılında 5.547 kişi, 2016 Ocak-Ağustos döneminde 3.271 kişi ücret garanti fonu ödemesine; 2014 yılında 3.701 kişi, 2015’te 779 kişi, 2016 Ocak-Ağustos döneminde 234 kişi iş kaybı tazminatına ve 2016 Şubat-Ağustos döneminde 567 kişi yarım çalışma ödeneğine hak kazanmıştır.

İstanbul Milletvekilimiz Sayın Hüseyin Bürge’nin (6/19) esas numaralı sözlü soru önergesi… BAĞ-KUR sigortalılarının 31/3/2002 tarihine kadar olan birikmiş prim ve gecikme…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Sayın Bakanım, yarısı bitti, hâlâ AKP Grubununkini cevaplandırıyorsunuz, onlar size ulaşamıyor mu? Biz ulaşamadığımız için soruyoruz. Yarım saat geçti, şimdi bizim sorulara vakit kalmayacak Sayın Bakanım.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Devamla) - Şimdi, şöyle: 9 AK PARTİ, 29 CHP, 2 MHP, 2 HDP…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Ama, 9’da yarım saat bitti Sayın Bakanım.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Devamla) - Şimdi, o yarım saatte onları toparlarım merak etme.

BAŞKAN – Soruların yüzde 70’i de Ömer Fethi Gürer’e aittir.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Ama, bizimkiler cevap alamıyor.

BAŞKAN – Bekleyin, sabredin.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Devamla) - Olabildiğince özetleyerek gideyim.

1479 sayılı Kanun’a eklenen geçici 19’uncu maddeyle 1479 ve 2926 sayılı kanunlara göre tescil edilmiş olup 30/6/2013 tarihleri itibarıyla prim ve gecikme zammı borcu bulunan sigortalıların borçları ve kanunun yayımlandığı tarihten itibaren otuz gün içinde kuruma başvurmaları hâlinde yönetim kurulunca yeniden yapılandırılmıştır.

Ben itirazı değerlendirmeye alayım, vakit kalırsa tekrar AK PARTİ Grubundan soru soran arkadaşlara döneyim.

CHP Trabzon Milletvekilimiz Sayın Haluk Pekşen’in (6/82) esas numaralı sözlü soru önergesine cevabımız: Bakanlığımıza elektronik ortamda intikal ettirilen bilgiler çerçevesinde Aralık 2015 tarihi itibarıyla hazırlanan kamu kurum ve kuruluşlarında engelli personel istihdamı ve engellilere tahsisli kadro kontenjanlarının karşılaştırmalı durum cetveline göre kamu kurum ve kuruluşlarında engelli çalıştırma yükümlülüğü kapsamında kabul edilen dolu memur kadro sayısı toplam 2.132.637’dir. Bu çerçevede engellilere tahsis edilmesi gereken kadro sayısı 64.191 olup, bu kadroların 43.151’i dolu, 21.040’ı boş bulunmaktadır. Ayrıca, 2016 yılı Ağustos ayında 6.113 kadro belirlenmiş ve bu kadroların 5.812’sine yerleştirme yapılmıştır. Bu nedenle yerleşen tüm adayların ataması yapıldığından engelli personel sayısı 48.963’e ulaşacaktır. 2016 yılı Temmuz sonu itibarıyla 50’den fazla işçi çalıştıran işverenlerin çalıştırmakla yükümlü olduğu engelli işçi sayısı kamu sektöründe 8.709, özel sektörde 107.116 olup işçi statüsünde engelli açık kontenjan sayısı kamuda 414, özelde ise 24.637 kişidir. Bununla birlikte zorunlu olmadığı hâlde kontenjan fazlası olarak kamu sektöründe 2.388, özel sektörde ise 6.444 engelli işçi istihdam edilmektedir. Engelli işçi açığı bulunan özel sektör işverenleri veya kamu kurum ve kuruluşlarından alınan engelli iş gücü talepleri Türkiye İş Kurumu İnternet sayfasında yayınlanmakta ve açık kontenjanların kapatılmasına çalışılmaktadır.

MHP İstanbul Milletvekilimiz Sayın İsmail Faruk Aksu’nun (6/98) esas numaralı sözlü soru önergesi… 1/1/2016-5/10/2016 tarihleri arasında kamu kurumlarına 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 59’uncu maddesi kapsamında istisnai memurluklara verilen atama izni sayısı 110, 2013 yılında 6495 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesine göre 103.728 sözleşmeli personel memur kadrolarına atanmıştır.

2/11/2011 tarihli ve 28103 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış olan 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 357 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de ve bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde kamu görevlilerinin mali haklarına ilişkin çeşitli düzenlemeler yapılmıştır. Bu kapsamda, kurumlar arasında aynı unvanda görev yapan memurların farklı maaş almalarına yol açan düzenlemeler yürürlükten kaldırılmıştır.

2016 yılı Temmuz ayı itibarıyla kamuda en yüksek memur olan 4/1 derecede Başbakanlık Müsteşarının net maaşı 9.271 TL, en düşük maaş olan 15/1 veya 5/15 derecedeki hizmetlinin net maaşı ise 2.512 TL’dir.

CHP Niğde Milletvekilimiz Sayın Ömer Fethi Gürer’in (6/108) esas numaralı sözlü soru önergesi… Alt işveren işçilerinin kamuda istihdam edilmesine yönelik çalışmalar devam etmektedir. Bu çalışmalarda sorumlu kuruluş Maliye Bakanlığı olarak belirtilmekle birlikte eylemle ilgili diğer kurum ve kuruluşlar ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Enerji Bakanlığı, Kalkınma, Sağlık Bakanlığı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme, Hazine Müsteşarlığı, SGK, TÜİK, Türkiye Belediyeler Birliği, İşçi ve İşveren Sendikaları Konfederasyonları, ilgili meslek kuruluşları, ilgili STK’lardır.

Yine, CHP İstanbul Milletvekilimiz Ali Özcan’ın (6/141) esas numaralı sözlü soru önergesi… Çalışma hayatında iş sağlığı ve güvenliğinin geliştirilmesi ve tüm toplumda güvenlik kültürünün yaygınlaştırılması birden fazla faktöre bağlı bir konudur. Bu konuda yapılan çalışmalar ülkemizin iş sağlığı ve güvenliği alanındaki politikaları Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi tarafından belirlenmekte, politika belgesi ve eylem planında belirlenen hedeflere ulaşma yolunda ilgili kamu kurum ve kuruluşları ve sosyal tarafların sorumluluklarındaki eylemlerin gerçekleşme durumları izlenmekte ve gerekli koordinasyon sağlanmaktadır. Ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile AB müktesebatıyla uyumlu hâle getirilmiş ve kanun sonrası kanunun uygulamasına yönelik ikincil mevzuat çalışmaları tamamlanmıştır. Mevzuat, gelişen ve değişen koşullar doğrultusunda ihtiyacı karşılayacak şekilde sürekli değiştirilmektedir. Sahada iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin sunumunu gerçekleştirecek iş sağlığı ve güvenliği profesyonelleri ve profesyonellerinin eğitimlerini gerçekleştiren eğitim kurumları ve iş yerinin iş sağlığı ve güvenliği hizmeti alabilecekleri ortak sağlık güvenlik birimleri genel müdürlüğümüz tarafından yetkilendirilmektedir.

CHP Niğde Milletvekilimiz Sayın Ömer Fethi Gürer’in (6/153) esas numaralı sözlü soru önergesine… Aşçı çırağı ve aşçı mesleğinde Niğde’de açılan kursların tanıtımı ve duyurusu İŞKUR ve iş meslek danışmanları ve iş birliği yapılan kurum olan halk eğitim merkezi tarafından yapılmaktadır. Söz konusu kurslar İŞKUR web sitesi üzerinden de görülebilmektedir. Yeterli başvuru olmaması durumunda basın yoluyla duyuru yapılmaktadır. Niğde ilinde bu zamana kadar aşçı mesleğinde açılan meslek edindirme kurslarına 105 aşçı, yamağı mesleğinde açılan meslek edindirme kurslarına ise 184 kişi katılmıştır. Kendi işini kurmak isteyen ve kurs bitirme belgesini alan kursiyerler, ilde düzenlenen girişimcilik eğitim programlarına yönlendirilmekte ve programı bitirmelerine müteakip iş kurmada KOSGEB tarafından sağlanan finansal desteklere başvurabilmektedirler. İşverenlerin istihdam edecekleri işçiler için 4447 sayılı Kanun’la getirilen işveren sigorta prim teşviki 2020 yılına kadar uzatılmıştır.

CHP Balıkesir Milletvekilimiz Ahmet Akın’ın (6/163) esas numaralı sözlü soru önergesi… Söz konusu önergede belirtilen hususlara ilişkin kurumca yürüttüğümüz bir çalışma yoktur.

CHP Niğde Milletvekilimiz, yine, Fethi Gürer’in (6/170) esas numaralı sözlü soru önergesi… 2016 Ocak itibarıyla Niğde ilinde kamu kurum ve kuruluşlarında alt işverene bağlı çalışan toplam sigortalı işçi sayısı 2.007’dir.

CHP, Niğde, yine Ömer Fethi Gürer, (6/171) esas numaralı sözlü soru önergesi… İŞKUR kayıtlarına göre, 07/06/2015 ve 01/11/2015 tarihleri arasında Niğde ilinde, kamu kurum ve kuruluşlarına 61 işçi alınmıştır.

Niğde’yi atlayayım mı biraz?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – İŞKUR dâhil mi Sayın Bakanım?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Devamla) – Efendim?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – İŞKUR’un aldığı dâhil mi? Seçim öncesi aldıkları burada yok, 61’den fazla.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Devamla) – İŞKUR kayıtlarına göre.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Orada kayıtta problem var.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Devamla) – Bunu tekrar şey yapalım sorunuza göre.

Niğde’yi atlayayım mı biraz, devam edeyim mi?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Esnafımız filan var, söyleseniz.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Devamla) – Bunu yana koyalım.

CHP Antalya, Sayın Çetin Osman Budak, (6/183) esas numaralı sözlü soru önergesi… 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı bulunanların (BAĞ-KUR) sigorta prim tutarları 5510 sayılı Kanun’un hükümlerine istinaden hesaplanmakta ve kendilerinden tahsil edilmektedir. 31/12/2015 tarihli ve 29579 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 30/12/2015 tarihli ve 2015/1 sıra numaralı Asgari Ücret Tespit Komisyonunun kararına göre, 01/01/2016 ve 31/12/2016 tarihleri arasında prime esas günlük kazanç alt sınırı 54,90 TL tespit edilmiş olup buna göre ödenecek en düşük prim tutarı 568,22 TL’dir.

Bununla birlikte, 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 62’nci maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 81’inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen bent gereğince, 4/b kapsamındaki sigortalılar, kuruma prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması şartıyla, 01/10/2016 tarihinden itibaren, aylık 568,22 TL yerine 485,87 TL ödeyebileceklerdir. 5 puanlık indirim sonucu 4/b kapsamında ödenecek prim tutarına 82,35 TL’lik indirim uygulanacaktır.

2016 yılı Eylül ayı itibarıyla BAĞ-KUR sigortalılarının prim borcu yaklaşık 10 milyar TL’dir.

HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın (6/195) esas numaralı sözlü soru önergesine… Sosyal Güvenlik Kurumunun 21/12/2015 tarihli 2015-466 sayılı kararıyla Şırnak, Kilis ve Hakkâri illerinin tamamı, Siirt ilinin Eruh ilçesi, Mardin ilinin Nusaybin, Derik ve Dargeçit ilçeleri, Diyarbakır ilinin Sur ve Silvan ilçelerinde ikamet eden sigortalıların ve işverenlerin 5510 sayılı Kanun gereğince yasal verilme süresinin son günü 1/12/2015 ile 30/11/2016 tarihleri arasına rastlayan bildirimleri 23/12/2016 tarihine kadar yapılması hâlinde yasal süresi içerisinde yapılmış sayılacaktır. Belirtilen yükümlülüklerin 23/12/2016 tarihine kadar yerine getirilmesi hâlinde, yasal verilme süresinin son gününde geçerli olan asgari ücret üzerinden idari para cezası uygulanacaktır.

5510 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine tabi sigortalıların 6552 sayılı Kanun’a istinaden yapılandırılan borçlarına ilişkin 1/12/2015 ile 30/11/2016 tarihleri arasında ödemek durumunda oldukları taksitlerinin de 2/1/2017 tarihine kadar ödenmesi hâlinde taksit ödemelerinin yasal süresi içerisinde yapıldığının kabul edilerek 1/12/2015 ile 2/1/2017 tarihleri arasındaki geçen süre için vade farkı alınmaması ve bu durumun ihlal nedeni sayılmaması ve yapılandırmalarının bozulmaması, yapılandırılmış olan borçlar yönünden anılan döneme denk gelen taksitlerin yönetim kurulu kararıyla ödeme vadesinin 2/1/2017 tarihine kadar ötelenmiş yani yeni bir vade belirlenmiş olduğu dikkate alınarak, alınan tarih itibarıyla taksit ödemelerinin yapılanmamış olması hâlinde ödenmemiş taksitler bakımından ödenmemiş olan taksit sayısı kadar ihlal yapılmış olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan, 5510 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine tabi sigortalıların 1/12/2015 tarihi itibarıyla ödeme vadesi geçmiş prim borçları ile 30/11/2016 tarihine kadar tahakkuk etmiş ve edecek prim borçları erteleme kapsamına alınacaktır. Erteleme kapsamına giren borçlara 1/12/2015 ile 2/1/2017 tarihleri arasında gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanmayacaktır. Bahse konu borçların bu süreler içerisinde ödenmemesi hâlinde 3/1/2017 tarihinden itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanacaktır.

CHP Niğde Milletvekilimiz Sayın Ömer Fethi Gürer’in…

MUSA ÇAM (İzmir) – Ömer Bey burada, sizi selamlıyor Sayın Bakanım.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Devamla) – Zaten yüzde 50 ona çalışacağız, yüzde 50 diğer arkadaşlara.

…(6/228) esas numaralı sözlü soru önergesinin cevabı: 2016 Ocak-Eylül döneminde teftişi yapılan iş yerlerinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Çalıştırma yaşı ve çocukları çalıştırma yasağı” başlıklı 71’inci maddesi ile Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hükümlerini ihlal eden toplam 32 iş yerine idari para cezası uygulaması istenilmiştir. Bunun yanında, İş Teftişi Tüzüğü’nün 55’inci, 15’inci ve İş Teftiş Kurulu Yönetmeliği’nin 11’inci maddeleri gereği iş yerlerinde işçilerin yaşına ilişkin mevzuata aykırılıklar tespit edilmesi hâlinde ilgili mülki amire gönderilecek bir yazıyla işçilerin çalışmaktan alıkonulması istenebilmektedir.

Evet, yine Niğde’den devam ediyoruz.

Niğde Milletvekilimiz Sayın Ömer Fethi Gürer’in (6/229) esas numaralı sözlü soru önergesinin cevabı: 1/1/2012 ile 5/10/2016 tarihleri arasında işin yürütümü ile iş sağlığı ve güvenliği yönünden “programlı” ve “program dışı” olmak üzere 123.844 teftiş gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen tüm teftişlerde 15.989 genç, 6.448 çocuk işçiye rastlanılmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Çalıştırma yaşı ve çocukları çalıştırma yasağı” başlıklı 71’inci maddesi ile Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hükümlerini ihlal eden 208 iş yeri hakkında idari para cezası uygulanması istenmiştir.

Ömer Bey, biraz atlayayım mı?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Benden başka yok ki zaten.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Devamla) - Var, var.

CHP Balıkesir Milletvekilimiz Sayın Ahmet Akın…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Bakanım…

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Devamla) - Tekrar size döneriz.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Sayın Bakanım, bir de kaçak çocuklar vardı ya, kaçak çocuk işçiler…

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Devamla) - Yine döneceğim ama olanları bir iki bitireyim.

Balıkesir Milletvekilimiz Sayın Ahmet Akın’ın (6/259) esas numaralı sözlü soru önergesinin cevabı: Balıkesir ilinde 2009 yılından 2016 sonuna kadar TYP katılımcı sayısı 17.146’dır. Aktif İşgücü Hizmetleri Yönetmeliği’nin 68’inci maddesinde belirtildiği üzere, TYP’nin niteliğine ve özelliğine uygun katılımcıların belirlenmesi amacıyla katılımcı seçiminde noter kurası yöntemi veya liste yöntemi kullanılabilir ya da katılımcıların yüzde 80’i noter kurası yöntemiyle, yüzde 20’si ise liste yöntemiyle belirlenebilir. TYP’ler Yönetmeliği’nin 65’inci maddesinde belirtilen alanlarda olmak üzere tamamı yüklenici aracılığıyla uygulanmıştır.

HDP Ağrı Milletvekili Sayın Dirayet Taşdemir’in (6/269) esas numaralı sorusunun cevabı: Türkiye İş Kurumunun 2015'te yaptığı Ağrı İli İş Gücü Piyasa Araştırması sonucuna göre inşaat sektöründeki açık işlerin yüzde 5,3'ünde, toptan ve perakende ticaret sektöründeki açık işlerin ise yüzde 25'inde kadın iş gücü talep edilirken, açık işlerin yüzde 25'inde cinsiyet fark etmemektedir.

Ağrı Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünce 2016 Ocak-Ağustos döneminde işe yerleştirilen toplam 1.108 kişinin 201'ini, 3.538 bireysel danışmanlığın 873'ünü kadınlar oluşturmakta olup, 873 kadınla 930 bireysel görüşme gerçekleştirilmiştir.

Ağrı Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünce aktif iş gücü programları kapsamında 2015 yılında düzenlenen kurs ve programlardan yararlanan 1.359 kişinin 637'si kadınlardan oluşmaktadır.

Kadınların istihdam edilebilirliklerini ve istihdamını artırmak amacıyla Ağrı ilinin de dâhil olduğu çeşitli projeler uygulanmış olup, hâlihazırda Kadın İşletmelerine Finansman ve Danışmanlık Desteği Programı yürütülmektedir.

2015 yılında Ağrı ilinde kadınlara yönelik olarak hizmet vermek amacıyla toplumsal cinsiyet gündemli toplantılar yapılmıştır.

MHP Balıkesir Milletvekilimiz Sayın İsmail Ok’un (6/337) esas numaralı sorusunun cevabı: Bakanlığımızca yürütülen ulusal istihdam stratejisinde, eğitim-istihdam ilişkisinin güçlendirilmesi, iş gücü piyasasında güvence ve esnekliğin sağlanması, özel politika gerektiren grupların istihdamının artırılması ve istihdam sosyal koruma ilişkisinin güçlendirilmesi olmak üzere dört temel politika ekseni; ayrıca büyüme potansiyeli veya büyümenin istihdam esnekliği yüksek olan veya gelecekte yüksek olacağı öngörülen turizm, inşaat, finans, bilişim ve sağlık sektörleri ile istihdam kapasitesi yüksek emek yoğun tarım, tekstil ve hazır giyime yönelik sektörel istihdam stratejileri yer almaktadır.

İstihdamın artırılması ve kayıt dışı istihdamın kayıt altına alınabilmesini sağlamak amacıyla 5510, 5746, 4447, 4857, 5225 ve 6331 sayılı kanunlar ile sigorta primi teşvik ve desteklerine ilişkin yasal düzenlemeler yapılmıştır. Sosyal Güvenlik Kurumunca uygulanan ve hâlen yürürlükte olan 10 farklı sigorta primi teşviki bulunmaktadır. Ayrıca, 5510 sayılı Kanun’un 81’inci maddesinde, 6663 sayılı Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 28’inci maddesiyle yapılan değişiklikle ilave 6 puanlık indirim uygulamasında aranan ilgili ayda 10 ve üzerinde sigortalı çalıştırma şartı 2016 Mart ve sonraki aylara ilişkin bildirimler de kaldırılmıştır.

Mesleki eğitim kursları, işbaşı eğitim programları, girişimcilik eğitim programlarından oluşan aktif iş gücü hizmetleri kapsamında 2016 yılı Ocak-Ağustos döneminde 133.717 kurs ve program düzenlenmiş, toplam 349.575 kişi kurslara katılmıştır. Türkiye’nin kamu istihdam kurumu olarak İŞKUR, iş gücü piyasasının ihtiyaçları doğrultusunda aktif ve pasif iş gücü programları, yürüttüğü ulusal ve uluslararası projelerle kadınların ve gençlerin istihdam edilebilirliğini artıracak ve girişimcilik konusunda onları her alanda destekleyecek olan sektörel yatırım alanlarında genç istihdamının desteklenmesi operasyonu, Kadın İşletmelerine Finansman ve Danışmanlık Desteği Programı, OECD LEED Türkiye'de Yerelde İş Oluşturma Kapasitesinin Araştırılması Projesi, ILO SIDA Kadınlar İçin Daha Çok ve Daha İyi İşler: Türkiye'de İnsana Yakışır İş İçin Kadınların Güçlendirilmesi Projesi, Yüksek Genç İstihdamı İçin Sosyal Duygusal Becerilerin Geliştirilmesi Projesi ve İş ve Meslek Danışmanlığı Hizmetlerinin Geliştirilmesi projeleri yürütülmektedir.

2011 yılında 6111 sayılı Kanun’la getirilen, kadınlar, gençler ve mesleki yeterlilik belgesi sahipleri için istihdam teşvikine göre 31/12/2020 tarihine kadar özel sektör işverenlerince işe alınan kişilerin işverenin son altı ayda çalıştırdığı ortalama işçi sayısına ilave olarak işe alınmaları kaydıyla bu kişilerin özelliklerine göre altı aydan elli dört aya kadar değişen sürelerle sigorta primlerinin işveren hissesine ait kısmının İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanması olarak düzenlenmiştir. Ayrıca, kurumca engelli ve eski hükümlü çalıştırmayan işverenlerden tahsil edilen idari para cezaları fonu kaynaklarıyla kendi işini kurmak isteyen ve projeleri kabul edilen engellilere 36 bin TL’ye kadar hibe desteği sağlanmaktadır. 6645 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun’un geçici 15’inci maddesi kapsamında 31/12/2016 tarihine kadar başlayan işbaşı eğitim programlarını tamamlayan 18 yaşından büyük 29 yaşından küçük kişilerin program sonrasında üç ay içinde işe alınması durumunda işe alan işverenler imalat sanayi sektöründe faaliyet gösteriyorsa kırk iki ay, diğer sektörlerde faaliyet gösteriyorsa otuz ay süreyle SGK işveren primi İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanmaktadır.

Evet, bundan sonra hep Ömer Bey’le devam edeceğiz. Onun için, tekrarlamayalım isterseniz Ömer Bey.

(6/413) esas numaralı sözlü soru önergesi CHP Niğde Milletvekilimiz Ömer Fethi Gürer’in.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 5’inci maddesinin (g) bendiyle ülkemizle sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki iş yerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçileri hakkında kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümleri, sigortalıların uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmayı istemeleri hâlinde ise isteğe bağlı sigorta hükümleri uygulanmaktadır.

Yurt dışındaki iş yerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçilerin işverenleri tarafından sadece yüzde 12,5’u GSS primi ve yüzde 2 oranında kısa vadeli sigorta kolları pirimi ödenmekte olup, bu kapsamda isteğe bağlı sigorta hükümlerinden yararlanmak isteyen yüzde 20 oranındaki uzun vadeli sigorta kolları primini isteyenlerden ayrıca GSS primi alınmamaktadır.

Diğer yandan, bu kapsamda yurt dışındaki iş yerlerinde çalışan sigortalıların, bu sürede ödedikleri isteğe bağlı sigorta primleri 5510 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinin 1’inci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalılık şeklinde değerlendirilmektedir.

(6/442) esas numaralı sorunun cevabı: Türkiye dışında ikamet eden yabancıların son üç yıldaki başvurularının ağırlıklı olarak lise, yüksekokul ve üniversite mezunu olduğu görülmüştür. 2013’te 6.019’u erkek, 9.192’si kadın olmak üzere toplam 15.211; 2014’te 6.648’i erkek, 12.755’i kadın olmak üzere toplam 19.403; 2015’teyse 11.805’i erkek, 19.003’ü kadın olmak üzere toplam 30.808 yabancıya izin verilmiştir. Son üç yılda ağırlıklı olarak konaklama ve yiyecek hizmetleri faaliyetleri hane halklarının işverenler olarak faaliyetleri imalat ve inşaat sınıflarında olmak üzere 2013’te 17.426’sı erkek, 28.402’si kadın olmak üzere toplam 45.828; 2014’te 20.999’u erkek, 31.307’si kadın olmak üzere toplam 52.306; 2015’teyse 26.908’i erkek, 37.632’si kadın olmak üzere toplam 64.080 yabancıya izin verilmiştir.

(6/444) esas numaralı sorunun cevabı: Niğde ilinde işsiz ya da daha iyi şartlarda iş arayanlardan 2013’te 8.431, 2014’te 9.211, 2015’te 12.330, 2016 Ocak-Ağustos döneminde 8.252 kişi Türkiye İş Kurumuna başvurmuştur. Kamuda işe yerleştirme sayısı 2013’te 119, 2014’te 121, 2015’te 80, 2016 Ocak-Ağustos döneminde 13 kişidir. Özel sektörde işe yerleştirme sayısı 2013’te 2.732, 2014’te 3.345, 2015’te 3.717, 2016 Ocak-Ağustos döneminde 2.331 kişidir.

Niğde ilinde anılan yıllarda düzenlenen 590 kurs ve programa 1.677 erkek, 1.294 kadın olmak üzere toplam 2.971 kişi katılmış; bu kurslar için toplam 6 milyon 446 bin 248 TL harcama yapılmıştır.

Niğde ilinde 2013-2016 döneminde istihdam garantili mesleki eğitim kurslarından mezun olanların ortalama yüzde 79’u istihdam edilirken iş tecrübesi kazandırma programı olarak uygulanan işbaşı eğitim programını başarıyla bitirenlerin ortalama yüzde 75’i istihdam edilmektedir.

İşsizlik ödeneği için 2013’te 1.529, 2014’te 2.526, 2015’de 3.101, 2016 Ağustos ayı itibarıyla 4.033 kişi başvuruda bulunmuş; 2013’de 1.072, 2014’te 1.247, 2015’de 1.509, 2016 Ağustos ayı itibarıyla 1.823 kişi işsizlik ödeneğine hak kazanmıştır.

(6/445) esas numaralı sorunun cevabına geçiyorum Ömer Bey.

4817 sayılı Kanun’un “Türkiye’nin taraf olduğu ikili veya çok taraflı sözleşmelerle sağlanan haklar saklı kalmak kaydıyla ve karşılıklılık ilkesi çerçevesinde çalışma izinleri, iş piyasasındaki durum ve çalışma hayatındaki gelişmeler, istihdama ilişkin sektörel ve ekonomik konjonktür koşullarının gerekli kıldığı hâllerde belirli bir süre için tarım, sanayi veya hizmet sektörleri, belirli bir meslek, iş kolu veya mülki ve coğrafi alan itibariyle sınırlandırılabilir.” hükmü gereğince son beş yılda çalışma izinlerinde herhangi bir sınırlandırma getirilmemiştir.

(6/463) esas numaralı sorunun cevabı: 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 62’nci maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 81’inci maddesinin (1)’inci fıkrasına eklenen bent gereğince 4/B kapsamındaki sigortalılar, kuruma prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması şartıyla 01/10/2016 tarihinden itibaren aylık 568,22 TL yerine 485,87 TL ödeyebileceklerdir. 5 puanlık indirim sonucu 4/B kapsamında ödenecek prim tutarına 82,35 TL indirim uygulanacaktır.

(6/490) esas numaralı sorunun cevabı: Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2016 ve 2017 Yıllarını kapsayan 3’üncü Dönem Toplu Sözleşme’nin Genel Hükümler kısmının…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bakanım, siz de yoruldunuz, saatimiz de doldu.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Devamla) – Soruyu bitireyim.

BAŞKAN – Bu sorunun cevabını bitirelim.

Buyurun.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Devamla) – …“Bazı işçilerin kamu görevlisi ve geçici personelin sözleşmeli personel statüsüne geçirilmesi” başlıklı 36’ncı maddesinde; “(1) Kamu kurum ve kuruluşlarının fabrika, şantiye, atölye, çiftlik ve arazi gibi işçi istihdamının zorunlu olduğu yerlerde istihdam edilen işçiler hariç olmak üzere ilgili yer ve birimlerinde memur veya sözleşmeli personel eliyle yürütülmesi gereken işlerde sürekli işçi kadrolarında çalışmakta olanların, KİT’lerde sözleşmeli personel pozisyonlarına, diğer idarelerde ise memur kadrolarına geçirilebilmeleri konusunda çalışma yapılacaktır.

(2) 657 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinin (C) fıkrası kapsamında tam zamanlı çalışan geçici personelin sözleşmeli personel pozisyonlarına geçirilebilmeleri konusunda çalışma yapılacaktır.” hükümlerine yer verilmiştir. Bu hükümler çerçevesinde Bakanlığımızca çalışmalar sürdürülmektedir.

Değerli arkadaşlar, sabırla dinlediğiniz için Başkanımıza da sizlere de teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bakanım, bir dakikanızı istirham edecektim.

Sayın Gürer bugünkü gündemde olan 42 sorudan 24 sorunun sahibi. Yetmemiş herhâlde, kısa bir açıklama istiyor.

Buyurun Sayın Gürer.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Sayın Bakanım, öncelikle teşekkür ediyorum.

Şimdi, kamuoyunda sürekli gündemde olan bir konu. Biraz evvel teknik olarak geçildi ama bu taşeron işçilerin kadroya alınmasıyla ilgili verilen bir söz vardı, hâlâ bu yaşama geçmedi ve aradan geçen üç aylık süreden bir üç ay süre daha geçti. Bu konuda bir net bilgi verirseniz. Ne zaman geçerler? Bununla ilgili çalışmalar ne aşamada?

İkincisi, 4/C’lilerin statüleriyle ilgili düzenlemenin ne zaman yapılacağı konusunda net bir yanıt ve emeklilikte yaşa takılanlar. Bunlarla ilgili bir çalışma olacak mı, olmayacak mı? Çünkü sürekli bir umut var, umutla bekleyiş sürüyor. Bu üç konuda net olarak yanıt verirseniz memnun olacağım.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Gürer.

Sayın Bakan, varsa bir yanıtınız şimdi, yoksa sonra cevap verebilirsiniz, takdir sizin.

Buyurun efendim.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Bursa) – Her üç konuda da net cevabım: Biraz sabır.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bakanım, siz iki dakika bekleyin. Sayın Aksu’nun da bir ek açıklama talebi var.

Buyurun Sayın Aksu.

İSMAİL FARUK AKSU (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Sayın Bakana da teşekkür ediyorum öncelikle.

Sorulan sorulara değil de Sayın Bakan, oradan ne anladıysanız ona veya rakamsal olarak sorduğumuz şeylere cevap verdiniz. Şunu sormuştum ben: Sayın Bakanın, sizden evvelki Çalışma Bakanının kamuoyuna “Artık kamuda güvenceli memuriyet sistemi olmayacak, yeni bir sisteme geçeceğiz.” gibi bir açıklaması olmuştu. Daha sonra bunu teyit eden açıklamaları da oldu.

Benim sözlü sorum da… Gerçekten memur güvencesini kaldıracak mısınız? Merkezî sınav uygulamasının kaldırılacağı da o tarihte söyleniyordu. Hâlâ bu konuda ısrarlı mısınız? Bunu aslında kamuoyu da merak ediyor. Özellikle kamu çalışanlarının güvenceli memuriyet sisteminin kaldırılacağı konusunda ciddi endişeleri var. Bu konuda bilgi verirseniz seviniriz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Bursa) – Şu anda bu yönde bir çalışma yok. Çalışma başladığı andan itibaren kamuoyuyla paylaşırız. Ama çok net söyleyeceğim cümle: Önümüzdeki süreçte kamu çalışanı reformu çalışmalarının çalıştaylarını başlatıyoruz. Bu çalıştaylarda karşımıza ne gelecek, onları değerlendireceğiz. Kamuoyuyla şeffaf bir şekilde paylaşarak bir süreci götüreceğiz. Ama şu anda herhangi bir çalışma başlamadı.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Bu yanıtlanmayan sorular yazılı mı cevaplandırılacak?

BAŞKAN – Yanıtlanmayan sorular bir dahaki seferde inşallah yanıtlanacaktır. Bunlar işaretlendi tek tek. Yanıtlanmayan sorular gündemdeki yerinde kalacaktır.

Teşekkür ediyorum.

Böylece soru önergeleri cevaplandırılmıştır.

Şimdi gündemin “Oylaması Yapılacak İşler” kısmına geçiyoruz.

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Önergeler

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, (2/285) esas numaralı İbadet Yerlerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/57)

BAŞKAN - Bu kısımda yer alan, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun İbadet Yerlerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Teklifi’nin, İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergenin oylamasını yapacağız.

Geçen birleşimde önerge üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştı.

Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.49

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.11

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Elif Doğan TÜRKMEN (Adana), İshak GAZEL (Kütahya)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6’ncı Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri İle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, 667 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (1/746) ile İçtüzük’ün 128’inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 667 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (1/746) ile İç Tüzük’ün 128’inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi (S. Sayısı: 412) (X)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmet burada.

19/08/2016 tarihli 128’inci Birleşimde, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 412 sıra sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin tümü üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına yapılan konuşma tamamlanmıştı.

Şimdi söz sırası, yine tümü üzerinde Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Mardin Milletvekili Mithat Sancar’a aittir.

Buyurun Sayın Sancar. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi dakikadır.

HDP GRUBU ADINA MİTHAT SANCAR (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 15 Temmuzda kanlı bir darbe girişimi yaşandı. Bu darbe girişimiyle ilgili pek çok boyut, pek çok mesele aylardır, haftalardır konuşuluyor. Kanlı darbe girişiminin püskürtülmesinde sokaklarda gösterilen direnişin payı kadar siyasi partilerin tümünün karşı duruşu da önemli rol oynamıştır. Bu darbe girişiminin demokratik bir yenilenmeye, demokratikleşme reformlarına vesile olması pekâlâ mümkündü; hatta çok da iyi olurdu, elzemdi ama maalesef öyle olmadı. Darbe girişiminin amacı demokratik sistemi ortadan kaldırmaktır. Bu, her zaman böyledir. Askerî darbeler veya siyasi darbeler öncelikle demokratik işleyişi bitirmek isterler. Ona karşı alınması gereken tedbir ise demokrasiyi güçlendirmektir. Demokrasiyi güçlendirmek amacıyla bazı olağanüstü tedbirler alınması da çağdaş hukuk sistemlerinde kabul gören bir yöntemdir. Bu anlamda, olağanüstü hâl ilan edilmesine de çağdaş anayasaların büyük bir kısmı imkân vermektedir.

Olağanüstü hâlin çağdaş demokratik anayasalarda tanımı, çerçevesi ve sınırları da belirlenmiştir. Bu konuda özellikle Avrupa hukukunun evrensel sayılabilecek, evrensel olarak nitelenebilecek standartları vardır. Olağanüstü hâl rejimi bir keyfîlik rejimi değildir çağdaş demokrasilerde. Olağanüstü hâl rejimi hukuk dışı bir rejim değildir. Tam tersine, hukuka saygıyı sağlamlaştırmak amacıyla belirlenmiş temel ilkelere uygun tedbirlerin alınmasına imkân tanımak amacıyla kurumsallaştırılmış bir rejimdir.

Olağanüstü hâl rejimlerinin kökünü eski Roma’da bulmak mümkün. Roma’da bu rejime “diktatör” ismi veriliyordu. Bütün yetkinin Sezar’a devredildiği, imparatora devredildiği bir yönetimdi söz konusu olan. O günden bugüne, hukukla bağlı olmayan, hukukla kayıtlı olmayan sistemlere “diktatörlük” adı verilir.

Bu uygulama, bu örnek daha sonra 20’nci yüzyılda çağdaş demokrasilerde farklı yönleriyle ele alınmış, 20’nci yüzyılın başında bazı anayasalar bu rejimin devamı anlamına gelecek olağanüstü hâl hükümleri içermişlerdir. Mesela Almanya’nın 1919’da yürürlüğe giren Weimar Anayasası’nda olağanüstü hâlle ilgili hükümler ve rejimin bütünü daha çok Roma sistemini çağrıştırıyordu, Roma sistemine benziyordu. Hukukla kayıtlı olma imkânları neredeyse bütünüyle ortadan kaldırılmış bir yönetim anlayışına imkân veren düzenlemelerdi Weimar Anayasası’ndaki olağanüstü hâl düzenlemeleri.

Bu düzenlemelerin kullanılmasıyla ortaya çıkan sonuçlar, insanlık açısından şimdiye kadar yaşanmış felaketlerin en büyüğü oldu. 1920’lerin sonlarından başlayarak, bu Anayasa’nın 48’inci maddesi, olağanüstü hâli düzenleyen 48’inci maddesi işletilmiştir. Adım adım parlamenter sistemi ortadan kaldıracak bir diktatörlüğe gidişin yolları böylece açılmıştır.

Kendisine bu yetkiyi tanıyan anayasayı askıya alacak şekilde kullanımın en uç örneğini ise Naziler sergilemişlerdir. Hitler de 48’inci maddeyi kullanarak diktatörlüğünü ilan etmiş, Parlamentoyu feshetmiş, siyasi partileri yasaklamış, bütün özgürlükleri askıya almış, anayasayı ilga etmiştir. Ardından, bu keyfîlik, bu geniş yetkilerin yarattığı sarhoşluk yeni maceralara da zemin hazırlamıştır. Hatırlayalım, İkinci Dünya Savaşı bu saldırganlık ve yayılmacı politikalar sonucu başlamıştır. İkinci Dünya Savaşı’nda hem soykırım yaşanmış hem de savaşın getirdiği yıkımlar çok büyük olmuştur.

15-16 Temmuzda yaşanan darbe girişimini püskürtmek amacıyla olağanüstü hâl ilan edilmesi kısmen anlaşılabilirdi, belli bir süre bazı tedbirlerin hızla alınması için olağanüstü hâl uygulamasından yararlanmak anlaşılır bir durum olurdu. Nitekim Hükûmet, olağanüstü hâlin ilk ilanında üç ay süreyle geçerli olacağını belirtse de bunu en fazla iki ayda yani üç ayı tamamlamadan bitirmeyi öngördüğünü söylemişti. Yani Hükûmetin temsilcilerinin burada yaptığı açıklamalar “Üç ayın bütünüyle kullanılması gerekmeyecek, gerekli tedbirler alındıktan sonra olağan yönetime geçilecek.” şeklindeydi ama öyle olmadı.

O zaman bir önerimiz oldu. Olağanüstü hâl döneminde alınacak tedbirler kanun hükmünde kararnamelerle hayata geçirilebiliyor, Anayasa bu imkânı tanıyor. Fakat bizim 1982 Anayasası Roma’daki diktatörlük uygulaması ile çağdaş olağanüstü hâl rejimlerinin arasında bir yerde duruyor; ne tam diktatörlüğe imkân veriyor ne de tam olarak çağdaş, evrensel olağanüstü hâl standartlarına uygun bir rejim öngörüyor. Dolayısıyla keyfî uygulamalara, keyfî politikalara elverişli yanları var. Bu imkânları tanıyan bir olağanüstü hâl sistemi yer alıyor 1982 Anayasası’nda. Biz 1982 Anayasası’nı yıllardır eleştirirken, en çok, olağanüstü hâli bu şekilde keyfî bir yönetime evrilecek bir düzen, bir rejim olarak düzenlemesinden dolayı da eleştiriyorduk, bunların mutlaka değiştirilmesi gerektiğini söylüyorduk. Hatta AKP’nin hazırlattığı anayasa taslaklarında da olağanüstü hâlin keyfî olmaktan çıkarılmasını sağlayacak öneriler yer alıyordu. Yani, AKP de 1982 Anayasası’ndaki olağanüstü hâl düzenlemelerinden rahatsızdı, şikâyetçiydi, değiştirilmesini istiyor ve vadediyordu. Ama pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da eline imkân geçtiğinde eski vaatlerini, eski tespit ve görüşlerini hemen unutuverdi.

Olağanüstü hâl ilan edildikten sonra neler yapıldığını burada haftalardır konuşuyoruz, kamuoyunda da bunlar tartışılıyor. Hatırlatalım yine de: Öncelikle, kamuda tasfiyeler başladı. Kamuda on binlerle başlayan işten atmalar ve açığa alınmalar yüz bin sınırına vardı, yüz bin insanın işinden, görevinden edildiği, gelirden yoksun bırakıldığı bir tasfiye süreci yaşandı. Mecliste, bu sürecin kontrolü için de yaptığımız bütün öneriler AKP çoğunluğu tarafından reddedildi. “Hangi ölçütlere göre yapıyorsunuz bu tasfiyeleri; neye göre, hangi delillerle, hangi ölçütlerle bu kararları alıyorsunuz?” diye soruyoruz, bir açıklama yok.

Mesela, defalarca söylendi, Bank Asyada hesabı olmak işten atılmak için yeterli sebep sayılıyor veya cemaatin yurdunda çocuğunu barındırmış olmak işten atılma sebebi sayılıyor. Defalarca soruldu, bıkmadan, usanmadan sormaya devam edeceğiz.

Bu darbe girişimine gelinceye kadar yapılan bütün işlemlerde son on dört yılın Hükûmeti olarak AKP’nin çok belirleyici bir rolü vardır, bir sorumluluğu vardır. Bank Asyanın açılış törenindeki fotoğraflara bir bakın, hangi sevinç ve heyecanla kimler bir arada o bankayı açmış ve kutlamışlardır? Taraftarlarını o bankaya yatırım yapmaya yönelten AKP yönetimiydi. O gün bankanın kurulmasını sağlayan, bütün işlemlerin altında imzası yer alan siyasilerin hiçbiri hiçbir şekilde hesap vermeyecek ama orada hesap açmış, küçük ya da büyük mevduat tasarruf hesabı açmış bir insan terör örgütü üyesi olduğu suçlamasıyla işinden edilecek. (CHP sıralarından alkışlar) Böyle bir adaletsizliği nasıl kabul edebildiğinizi anlayamıyoruz gerçekten.

Sadece o mu? 15 üniversite kapatıldı. Bu üniversitelerin kuruluşunda kimin imzası var, kim bu üniversiteleri denetlemekle yükümlüydü? Hangi siyasi kararlar, hangi idari makamlar burada görevlerini yerine getirmemişlerdir en hafif deyimiyle veya iş birliği yapmışlardır? Diyorlar ki: “Geçmişe sünger çekelim, 17-25 Aralığı esas alalım.” Nasıl geçmişe sünger çekebiliriz. Eğer bu Türkiye tarihinin en kanlı terör örgütüyse -ki sık sık böyle söylüyor iktidar sözcüleri- onu…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Değil mi?

MİTHAT SANCAR (Devamla) – Evet, kanlı.

…bugüne kadar besleyen, koruyan, bilerek bilmeyerek güçlenmesini sağlayan, devlete yerleşmesini sağlayan kim varsa öncelikle onların hesap vermesi gerekiyor. Allah katında da bu hesap verilecek ama çağdaş hukuk sistemleri hesap vermeyi öbür dünyaya havale etmiyorlar. Kaldı ki zaten sizler de “Hesabı soracağız, bu dünyada soracağız, hukuk çerçevesinde soracağız.” diyorsunuz ama hukuku uygulamıyorsunuz. Bu dünyada sorduğunuz hesabın da şu kadar adaleti yoktur. Asıl sorumlular burada otururken, asıl sorumlular mevcutken, her gün gözümüzün önündeyken yüz binlerce insanı mağdur etmek adaletsizliklerin en büyüğüdür. Bu adaletsizliği gidermediğiniz sürece, bu adaletsizliği düzeltmediğiniz sürece sizin darbe girişimiyle mücadele ettiğinize kimseyi inandıramazsınız, en azından bizi inandıramazsınız.

Olağanüstü hâlin ilan amacı darbe girişimini püskürtmek değildi, gördük bunu, kayyum uygulamasında gördük. Burada, Meclis tatile girmeden önce, saatlerce AKP grup başkan vekilleriyle müzakereler yürütüldü; CHP grup başkan vekilleri buradaydı, MHP grup başkan vekilleri buradaydı. Bize söz verdiler, dediler ki: “Çekiyoruz kayyum düzenlemesini, getirmeyeceğiz. Diğer maddelerin hızla geçmesini sağlarsanız, orada engelleme yapmazsanız başta kayyum olmak üzere bir iki düzenlemeyi daha bu torba yasadan çıkaracağız.” Çıkardılar. Biz, diğer partiler verdiğimiz sözü tuttuk fakat AKP yine kandırdı. Aslında “Kandırıldık.” diyorsunuz ama galiba “Kandırıldık.” diyerek bu halkı kandırmaya devam etmek istiyorsunuz. Asıl kandıran sizsiniz çünkü cemaatin örgütlenmesine teşvik verirken, destek olurken bilmezlikten yapmıyordunuz bunu, işinize geldiği için böyle yapıyordunuz, iktidarınızı sağlamlaştırmak için böyle yapıyordunuz. Bugün insanlara “Cemaatçi.” diye, “Terör örgütü mensubu.” diye sövenler -dönün geriye, bakın- küfredenler, hakaretler yağdıranlar, işlerinden edenler boy boy resimler çektirmişler Fetullah Gülen’le, sıraya girmişler, yaranmak için neler yapmamışlar. Fotoğraflara baktığınızda görürsünüz; sanki bir mehdinin huzuruna çıkar gibi başlarını da örtmüşler başları açık olanlar, el pençe divan durmuşlar ve şimdi, “Kandırıldık.” diyerek bundan sıyrılacaklar. Hayır, sıyrılamazsınız. Olağanüstü hâli bu şekilde kullanmak da hesabı verilmeyecek bir dönemin sonsuza kadar süreceğini sanmak da büyük bir saflık, hatta büyük bir aptallık olur arkadaşlar. Çünkü bütün keyfî yönetimler ebediyen devam edecekleri zehabuzannıyla işe koyulurlar. 12 Eylül, 1982’de anayasayı yaparken Türkiye’yi yüz yıl dizayn edeceğini düşünüyordu. Ama o sistem en fazla yedi sekiz yıl sürdü, çatırdamaya başladı. 12 Eylülü düzenleyenler, başsorumlusu olanlar hangi şartlarda hayata veda etmek zorunda kaldılar gördünüz, mahkemelerden kaçmak için neler yaptılar gördünüz. Sadece onlar değil arkadaşlar, anlı şanlı on sekiz yıl diktatörlük süren Pinochet, son yıllarında evden dışarıya adımını atmıyordu çünkü adım attığı anda Şili mahkemeleri yargılayacaktı. Şili mahkemeleri el koymadan önce Londra’da yine insan hakları aktivistlerinin mücadelesi sonucu aylarca göz hapsinde tutuldu ama o sanıyordu ki Şili’yi yüz yıl sürecek bir düzene sokmuştu.

Aynı şey Arjantin’de de oldu, okuyun bakın. 1982’de bitti darbe yönetimi, yedi yıl sürdü. O darbede sorumluluk alanların, yönetici olanların; bırakın onları, işkence yapan özel kuvvetlere, güvenlik görevlilerine kadar peşlerine düştüler. Ve bugün, şu gün bile hapiste yatan 80-90 yaşında işkenceciler var, darbeciler var.

“Eğer adaletsizlikten vazgeçer, adaletsizlikten vazgeçip demokratik yola girerseniz, hesap sorma konusunda objektif ilkelere uygun davranacağınıza burada söz verirseniz hepimiz yardımcı olacağız.” dedik. Her türlü öneriyi getirdik, “Şurada komisyon kurun, ortak bir komisyon olsun, işten atmaları birlikte konuşalım, denetleyelim.” dedik. Biz de istemeyiz bir devletin içinde herhangi yasal bir dayanağı ve yasal hesap verebilirlik imkânı olmayan bir yapının yerleşmesini. Devlet içinde bir illegal yapılanmadan en çok şikâyet eden, buna en çok karşı çıkan biz ve geleneğini sürdürdüğümüz siyasi düşüncedir. Bu, Fetullah olabilir, başka cemaat olabilir, gladyo olabilir, Ergenekon olabilir, adına ne derseniz deyin, her şey. Devlet içinde bu tür illegal yapılanmalara kesinlikle karşı çıktık, bugün de karşıyız. Bu illegal yapılanmanın tasfiyesi için hukuk çerçevesinde hareket edildiği takdirde elbette destek verirdik ama asla hukuk içinde kalmaya niyetiniz yok. Öyle anlaşılıyor ki 1930’da Almanya’da yapıldığı gibi, olağanüstü hâl ilanını tek adam yönetimine, diktatörlük rejimine gidişin bir fırsatı olarak görüyorsunuz.

Kürt sorununda yapılanlara bakın, alınan tedbirlere bakın, kapatılan televizyonlara bakın. Zarok TV’den ne istediniz? Sizin Fetullah Gülen’le ilişkinizin milyonda birini tespit edin, Zarok TV’nin kapatılmasına “Eyvallah.” diyeceğiz. Hayır, Zarok TV’nin kapatılması nedir biliyor musunuz? Zarok TV’nin, sadece onun değil, bütün Kürtçe yayın yapan kanalların kapatılması, fırsat bulduğunda, devletleştiğinde AKP’nin de Şark Islahat Planı’ndan başka bir yol tanımadığını gösterir. Evet, Şark Islahat Planı bütün dönüp dolaşıp geleceğiniz yer miydi? Bunu vicdanlı bütün AKP’lilere soruyorum: Karşı çıktığınız bütün o uygulamalar bugün sizin oylarınızla, sizin rızanızla, sizin omuzlarınız üzerinden mi hayata geçirilecekti?

Kayyumlar… Bu nasıl bir demokrasi anlayışıdır? Kanunlar zaten izin veriyor. İspat edin, tespit edin, belediye başkanını, belediye meclisini de görevden alabiliyorsunuz, suçluluğunu ispat edin. Bugün Belediye Kanunu’nda da hüküm var, yerel yönetimlerle ilgili diğer kanunlarda da hüküm var ama hayır, ispat edemiyorsunuz çünkü amaç, hukuk içinde kalmak, hukuka uygun bir yönetim sürmek değil; burada amaç, tasfiyedir, halk iradesini tasfiyedir, demokrasiyi tasfiyedir, tek adam rejimini kurumsallaştırmaktır.

Ama, tekrar hatırlatayım: Bu çabalar, iktidar sarhoşluk verir; derinlik sarhoşluğu tehlikelidir, müthiş vurmalarla kendinize gelmek zorunda kalmadan bu yoldan vazgeçin.

Saygılarımla efendim. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Söz sırası Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu’ya aittir.

Buyurun Sayın Aksu. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA İSMAİL FARUK AKSU (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 667 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ile 412 sıra sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Genel Kurulu ve aziz Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Ne yazık ki FET֒nün bıraktığı yerden bölücü terör örgütü PKK katliama devam etmekte, kahpe saldırıların ve şehadetlerin ardı arkası kesilmemektedir. 9 Ekim 2016 tarihinde Hakkâri’nin Şemdinli ilçesinde Durak 2. Hudut Bölüğü önündeki kontrol noktasına PKK’lılar tarafından düzenlenen canlı bomba saldırısında 10 askerimiz şehit olmuş, 5 vatandaşımız yaşamını yitirmiş ve 27 kişi yaralanmıştır.

Dün Beytüşşebap’ta bir köy korucumuz PKK tarafından şehit edilmiştir. 10 Ekimde Silvan’da 1 askerimiz şehit olmuş, 6 askerimiz yaralanmıştır. 7 Ekim 2016 tarihinde İstanbul Yenibosna’da 75. Yıl Polis Merkez Amirliği yakınlarındaki patlamada 10 kişi yaralanmıştır. Yine, Ankara’da Haymana yolu civarında bombalı araçla eylem hazırlığındaki 2 terörist düzenlenen operasyonda kendilerini patlatmış ve muhtemelen bir facia önlenmiştir.

Geçen yıldan bu yana, Ankara Merasim Sokak’ta, Tren Garı’nda ve Kızılay Güvenpark’ta, İstanbul Sultanahmet ve İstiklal Caddesi’nde yapılan bombalı eylemlerde ve 15 Temmuz hain darbe girişiminde yüzlerce asker, polis ve vatandaşımız şehit olmuş, yüzlercesi de yaralanmıştır.

Bir kez daha, 15 Temmuzdaki meşum girişimi, bölücü terör örgütü PKK, IŞİD ve diğer terör örgütlerinin hain saldırılarını lanetliyor, şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar, milletimize başsağlığı diliyorum.

Demokrasinin güçlendirilmesi, terörün bitirilmesi, huzurlu ve güvenli bir geleceğin tesisi ancak bu yöndeki kapsamlı proje ve politikaların uygulanmasıyla mümkün olabilecektir.

Bu çerçevede, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli, 29 Eylül 2016 tarihinde yaptığı basın toplantısıyla Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesini Kalkındırma Programı’nı kamuoyuna açıklamıştır. Milliyetçi Hareket Partisinin bu programının temel amacı, bölgedeki 23 ilde ekonomik büyümeyi, sosyal gelişmeyi, toplumsal uzlaşmayı ve nihayet, millî birlik ve bütünleşmeyi temin etmektir, terörü besleyen kaynakların kurutularak teröre müsait ortam hazırlayan sosyoekonomik sorun ve sıkıntıların köklü ve kalıcı çözümlere kavuşturulmasıdır.

Program kapsamında 4 adet alt program uygulanması hedeflenmektedir. Bunlar, terörle mücadele programı, kırsal kalkınma merkezleri programı, bölgesel gelişmişlik farklarının giderilmesi programı, katılımcı ve kapsayıcı ekonomik büyüme programıdır. Bu şekilde öncelikle bölgede yaşayan kardeşlerimizin PKK tasallutundan kurtarılması ve devlet otoritesinin tam olarak tesis edilmesi sağlanacak, ekonomik ve sosyal tedbirlerin alınması suretiyle de kardeşliğin güçlendirilmesi temin edilecektir.

Kuşkusuz bu tür programların başarılı olabilmesi, ekonomik ve sosyal politikalar ile güvenlik politikalarının bir bütün hâlinde ve eş zamanlı olarak ele alınması ve uygulanmasıyla mümkün olabilecektir. Bu nedenle Hükûmeti, Genel Başkanımızın açıkladığı söz konusu program içeriğini ve mesajlarını dikkate almaya davet ediyorum.

Değerli milletvekilleri, görüştüğümüz kanun hükmünde kararname ve Başkanlık tezkeresini, darbe girişimi ve onun zaruri kıldığı olağanüstü hâl ilanı ile bu kapsamda çıkarılan kanun hükmünde kararnameler ve uygulamaların ortaya çıkardığı sorunlar şeklinde değerlendirmek yerinde olacaktır.

Bilindiği gibi, 15 Temmuz hain darbe girişimi Türk milletinin engin feraseti ve demokrasiye olan bağlılığı sayesinde önlenmiştir. Demokrasi uçurumdan dönmüş, millî iradeye sürülmek istenen kara leke yine Türk milletinin azim ve kararlılığıyla engellenmiştir. Bu hain saldırı, parti ayrımı gözetmeksizin bütün siyaset kurumlarına, Türk devletinin kuruluş esaslarına ve son tahlilde milletimizin tamamına yapılmıştır. Yıllarca Türk Silahlı Kuvvetlerine ve diğer kurumlara ahlak ve yasa dışı yollarla sirayet eden FET֒cü hainler Türkiye’yi ateşe vermek, vatana ve millete kastetmek amacıyla Türk milletine silah doğrultmuş, Türk tarihinde nadir görülebilecek bir ihanete imza atmışlardır. Bu nedenle, 15 Temmuzdaki FET֒cü kalkışmaya karışan kim varsa ismi, unvanı, sıfatı ve mevkisi ne olursa olsun hesap vermeli ve bedelini ödemelidir.

Olağan dışı bu gelişme sonucu Anayasa’nın 120’nci maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, 21 Temmuz 2016 gününden itibaren ülkenin bütününde doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan etmiş, olağanüstü hâl kararı aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından da onaylanmıştır. Dün de Bakanlar Kurulunun olağanüstü hâl uygulanmasının 19 Ekim 2016’dan itibaren doksan gün süreyle uzatılması kararı Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilmiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak, bilindiği gibi, olağanüstü hâl uygulamasına ilişkin her iki kararı da Türkiye Büyük Millet Meclisinde destekledik çünkü ülkemizde olabilecek en olağan dışı durum vuku bulmuş, Türk devletini ve Türk milletini hedef alan bu saldırıya maruz kalınmıştır. O sebeple, bunlarla yapılacak mücadelenin de ancak olağanüstü hâl şartlarında mümkün olabileceği değerlendirilmiştir. Olağanüstü hâl, millete pusu kuran ve devlete ağır zayiat verdirmek isteyen odaklara karşı bir güvence ve anayasal bir tedbir olarak görülmüş, toplumsal huzurun temini ve asayişin sağlanması maksadıyla Türkiye’nin beka düzeyinde tehditlerle karşı karşıya olduğu bir dönemde devletin elinin güçlendirilmesi istenmiştir.

Alınan olağanüstü hâl kararı çerçevesinde Anayasa’nın 121’inci maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından bugüne kadar toplam 8 adet kanun hükmünde kararname çıkarılmıştır. Görüşmekte olduğumuz kanun hükmünde kararname, olağanüstü hâl kapsamında alınan tedbirlere ilişkin ilk kanun hükmünde kararnamedir. Kararnameyle; FET֒yle irtibatı ve iltisakı bulunan bazı eğitim ve sağlık kurumları, öğrenci yurtları, üniversite, vakıf, dernek ve sendikalar kapatılırken yargı ve Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının meslekten, diğer kamu çalışanlarının kamu görevinden çıkarılmasına yönelik tedbirlerin nasıl uygulanacağı düzenlenmiştir. Kararname, ayrıca, yürütülen soruşturmalar kapsamında alınacak tedbirleri, soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin yürütülmesi şeklini, darbe girişimi nedeniyle hayatını kaybedenlerin yakınlarına ve malullere tanınan hakları, terör örgütleriyle ilişkili şahıs ve kurumlarla olan irtifak ve intifa hakları ile kira sözleşmelerinin iptaline ilişkin hususları, 667 sayılı KHK kapsamında yapılacak işlemler ve alınacak kararlardan dolayı görevlilerin sorumsuzluğunu ve alınan kararlar ve yapılan işlemler nedeniyle açılan davalarda yürütmenin durdurulmasına karar verilemeyeceğini düzenlemiştir.

Kanun hükmünde kararnamenin 3’üncü maddesi, yargı mensupları ile bu meslekten sayılanların meslekten nasıl çıkarılacağını düzenlemektedir. Bu çerçevede bugüne kadar 3.458 hâkim, savcı meslekten çıkarılmıştır. 4’üncü maddesinde ise Bakanlık bağlı ve ilgili kuruluşlarında terör örgütlerine mensubiyeti, irtibatı ve iltisakı olan kamu görevlilerinin kamu görevinden nasıl çıkarılacağına yer verilmiştir. Bu düzenlemeye göre kamu görevinden çıkarılmalar kurumlarda oluşturulacak kurulların teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla gerçekleşecek olup kamu görevinden çıkarma yönündeki bir tespitin inceleme ve soruşturmayı gerekli kıldığı da açıktır. Ancak, bu maddeye istinaden bazı kurumlarda kamu görevinden çıkarma yönünde kararlar alınırken, sonradan çıkarılan kararnamelerle farklı bir uygulamaya gidilmiş ve belirtilen usule uyulmayarak kanun hükmünde kararname ekine konulan listelerle 56.449 kişi kamu görevinden çıkarılmıştır. Bazı kurumlarda 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kamu görevinden çıkarılmış olanlar, daha sonrasında 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye ekli listelere dâhil edilirken, bazıları bu listelerde yer almamıştır. Bu durum, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle meslekten ve kamu görevinden çıkarılanlarla diğer KHK eki listelerde meslekten ve kamu görevinden çıkarılanlara ayrı uygulamaların söz konusu olmasına yol açmıştır. Burada dikkat çekilmesi gereken husus, esasen bir soruşturma yapmayı emreden 4’üncü maddenin fiilen uygulanmıyor olmasıdır. Sonradan çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle bu madde uygulanamaz hâle getirilmiştir. Bu da hak arama yollarının kişiler bakımından farklılaşmasına ve kısıtlanmasına sebep olmaktadır. Öte yandan, olağanüstü hâl ilanı sonrasında çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin yer yer olağanüstü hâl ilanını gerektiren konular dışındaki konuları da düzenlediği görülmektedir. Nitekim, ÖYP kapsamında alınan araştırma görevlileri, sözleşmeli öğretmen ve kadro artırımına ilişkin çeşitli hükümler, çıkarılan kararnamelerden bazılarında yer alan bu çerçevedeki düzenlemelerdendir.

Değerli milletvekilleri, Türk Silahlı Kuvvetleri ve kamu kurumları içinde 15 Temmuz FETÖ darbe girişimine adı karışan, göz yuman veya görevinin sorumluluklarına riayet etmeyen kim varsa devlet kurumlarından ayıklanması yerindedir. Tabii, bu tespitlerin bir soruşturmaya dayanması ve bu soruşturma süreçleriyle somutlaştırılması gerekmektedir. Yeterli inceleme ve soruşturma yapılmadığı için boşu boşuna kimsenin itibar ve saygınlıklarıyla oynanmamalıdır. İtiraz mekanizmaları sağlıklı bir şekilde ve talepler ciddiye alınarak işletilmelidir. Uygulamada özellikle itirazlar konusunda bir belirsizlik bulunmakta, her kurum farklı uygulama yapmaktadır. Acilen kamuda bir uygulama birliğine ihtiyaç bulunmaktadır. Hangi kurumların soruşturmaları yürüteceği, hangi makam ya da kurulların itiraz merci olacağı, bunların hangi kriterlerle bir soruşturma ya da itirazları değerlendireceği ortaya konulmalıdır. “Olan yine garibana oldu; yöneticilere, vekillere, bakanlara bir şey olmadı; onlar kendilerini kurtardı, diyeti halk ödedi.” fikri kamuoyunda oluşmamalı, bu süreçte kazanılan halk desteği kaybedilmemeli, devlete olan inanç bu sebeple zedelenmemelidir. Haksız ve mesnetsiz yere açığa alınan veya ihraç edilenler daha fazla mağdur olmadan eski konumuna getirilmelidir. Devletimizin bunları tespit edebilecek, doğruyla yanlışı ayırabilecek ve gerçek suçluyu yakalayarak mazlumu mağdur etmeyecek gücü ve yeteneği olduğuna inanıyoruz. Yeter ki, yönetsel hatalar yapılmasın, siyasi ve ideolojik koruma anlayışı içinde hareket edilmesin. Bunun yerine, vatandaşların muhbirliğe sevk edilmesi toplumda ispiyon fırsatçılarının ortaya çıkmasına, FETÖ mücadelesinin istismarına ve sulandırılmasına yol açacaktır. Savunma hakkını kısıtlayarak yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar suçlunun suçsuzdan ayrılmasını imkânsızlaştıracak, gerçeği açığa çıkarmayacak ve terör örgütüyle mücadeleye zarar verecektir. Gelen şikâyetler maalesef FET֒den zarar görmüş birçok milliyetçi vatanperver kişinin de iftiraya maruz kaldığını göstermektedir.

Değerli milletvekilleri, “Sistem darbe üretiyor.” diyerek yönetim sorumluluğundan kaçınma arzuları gerçekleri ortadan kaldırmamaktadır. Ülkenin bu hâle gelmesinden kuşkusuz ülke yönetiminde bulunanlar öncelikle sorumludur. “Aldanan olmayacağız.” dediniz, şimdi “Aldatıldık.” diyorsunuz. “Aldatan olmayacağız.” dediniz, ama daha 31 Mart 2011 tarihinde Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli, Gülen Cemaati hakkında yazılı basın açıklaması yaparak faaliyetlerini durdurduğunu veya askıya aldığını açıklamasında yarar olacağını ifade ettiğinde ve müteakiben “Okyanus ötesi millî güvenlik tehdididir.” dediğinde, yine bazı dava süreçleriyle ilgili olarak “Gülen Türkiye'ye gelsin, hakkındaki iddiaları aydınlatsın.” açıklamasını yaptığında, AKP ve Hükûmet yetkililerince “Hoca efendiye ‘çete’ denemez, o, başımızın üstündedir, kırk yıldır tanırız. Cemaat devleti ele geçirmiş, devlete sızmış, bunlar kargaları güldürür.” dediniz ve milleti aldattınız. Şayet, cemaat devlete kafileler hâlinde yerleştirilirken, okyanus ötesi devlete sızarken Sayın Genel Başkanımızın söyledikleri dikkate alınmış olsaydı, hainler derhâl devletten ayıklanacak ve alçak kalkışma yaşanmayacaktı. Yıllarca milliyetçi, vatanperver bürokratlar bürokrasiden dışlanıp eziyet ve suçlamalara maruz kalırken, olmadık oyunlarla görevlerinden alınırken AKP Hükûmeti maalesef buna sessiz kalmış ya da ortak olup yönlendirmiştir. Bunun görülememesi ya da görülüp ihmal edilmesi “Yanıltılmışız.” diyerek geçiştirilebilecek bir durum değildir. FET֒nün devleti ele geçirmeye çalıştığı sırada ikazlara rağmen bunun fark edilmemesi ülkeyi yönetenlerin devlet aklını yitirmiş, öngörüsüz bir yönetim sergilediklerini göstermektedir. Bu nedenle, ülke yönetiminde gösterilen zaafın tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılması, kastı ve ihmali olan her alandaki sorumluların tespit edilmesi, Türkiye’nin ve Türk milletinin huzurlu ve güvenli geleceği ve güçlü bir demokrasinin inşası için zorunlu bulunmaktadır. Yıllardır vatansever gençlerimiz sokaklarda işsiz güçsüz gezerken terör örgütü FET֒nün Türk Silahlı Kuvvetlerine ve kamu kurumlarına türlü yollardan girip yerleşmesi, Türkiye’ye topyekûn saldırma aşamasına gelmesi hafife alınacak ve affedilecek bir durum değildir. Bu süreç bir kez daha göstermiştir ki ülke yönetiminde liyakatli, “önce Türkiye”, “önce Türk vatanı”, “önce Türk milleti” diyenlerin bulunması şarttır ve önümüzdeki süreçte bu kriterlerin dikkate alınması zorunludur.

Değerli milletvekilleri, demokrasimiz üzerinde dolaşan kara bulutları kovmak ve antidemokratik eğilimlerin önünü kesmek siyasetçilerin önde gelen sorumluluğudur. Bugünlerde birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirmemizin bu sorumluluğun gereği, aynı zamanda tarihî bir zorunluluk olduğuna inanıyoruz. Zira, devletin ve milletin bekası her türlü siyasi gayenin üstündedir. Esas olan, Türkiye’nin varlığı ve bağımsızlığında mutabakat sağlamak, Türk vatanının bölünmez bütünlüğünü sarsılmaz esas ve teminatlara bağlamak, 1 Kasım seçim beyannamemizin adını ve ana fikrini oluşturan, Türkiye’nin huzurlu ve güvenli geleceğini temin etmektir. Bu sorumluluktan hareketle, siyasi iktidarın demokrasiye karşı bütün yasa dışı oluşumları ortaya çıkarması ve hukuk içinde çözerek sonuçlandırması beklentimizdir. Milliyetçi Hareket Partisi hukukun üstünlüğüne inanan, demokrasi ve insan hakları gibi vazgeçilmez ilkeleri savunan bir siyaset çizgisinin takipçisidir. Bu süreçte adaletin gecikmeden tecelli etmesi ve adil yargılama hakkına titizlikle uyulması, hukuk devletinin vazgeçilmez bir gereğidir. Bu sebeple, partimiz, mağdur ve mazlum vatandaşlarımızın yararına elini taşın altına koymaktan, sorumluluk almaktan ve mağdurların haklarını savunmaktan geri durmayacaktır.

Değerli milletvekilleri, Türk devletine ve Türk milletine kasteden hainlerin tamamen temizlenmesi ve bertaraf edilmesi şarttır. Bu çerçevede, en alt düzeyde memur, işçi veya diğer mesleklerden kişilerle uğraşıldığı kadar 15 Temmuzun sevk ve idaresini yapan lider kadrosu da sıfatı, mevkisi ve görevi ne olursa olsun aynı titizlikle değerlendirilmeli, soruşturulmalı ve temizlenmelidir. Aksi takdirde, mücadelenin kamu vicdanında inandırıcılığı kalmayacaktır. Mağdur kitlesinin büyüyerek soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin sekteye uğraması, suyun bulandırılmasına ve gerçek suçluların gözden kaçırılmasına sebep olacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi, bu süreçte her gelişmeyi devlet ve millet yararına, hak, hukuk ve adalet adına titizlikle izleyip doğru gördüklerini desteklerken yanlış bulduklarını sonuna kadar eleştirmeyi sürdürecektir.

Bu düşüncelerle, Gazi Meclisin siz değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aksu.

Sayın Gök, buyurun, 60’a göre bir dakika süreyle söz veriyorum.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

24.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Haymanalıların, Haymana kara yolu üzerinde iki canlı bombanın kendini patlattığı yerle Haymana’nın ilgisinin olmadığının açıklanmasını istediklerine ilişkin açıklaması

LEVENT GÖK (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, kendi seçim bölgem de olan Ankara’mızın şirin ilçesi Haymana’yla ilgili bir değerlendirmeyi paylaşmak istiyorum. Bildiğiniz gibi, birkaç gün önce iki canlı bombanın Haymana kara yolu üzerinde kendisini patlatmasıyla basında çıkan haberlerden dolayı Haymana’da yaşayan tüm hemşehrilerimiz bu konunun dile getirilmesini benden özellikle talep etmiştir. İki canlı bombanın kendisini patlattığı yer, Haymana ilçesine 50 kilometre mesafede olup Haymana’yla ilgisi yoktur, Haymanalılarla ilgisi yoktur. Haymana, Türkiye mozaiğinin çok önemli bir ilçesidir. Türk, Kürt, Çerkez, Boşnak, Tatar, herkesin ciddi hiçbir sorun ve olay olmadan yaşadığı ve kaplıcasıyla ünlü çok değerli bir ilçemizdir. Haymanalılar basında çıkan bu haberlerden dolayı rahatsızlık duymakta, bu olayın Haymana ve Haymanalılarla ilgisi olmadığını açıklamamı istemekte ve tüm yurttaşlarımızı Haymana’mızın şifalı kaplıcalarına beklemektedir.

BAŞKAN – Çok teşekkür ediyorum.

Böyle şifa kaynağı güzel bir ilçede bu tür sorunlar olmaz zaten. Biz de Haymana’yı ve Haymanalıları burada tekrardan selamlıyoruz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 667 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (1/746) ile İç Tüzük’ün 128’inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi (S. Sayısı: 412) (Devam)

BAŞKAN – Evet, şimdi söz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan’a aittir.

Buyurun Sayın Sarıhan. (CHP sıralarından alkışlar)

Sizin şahıslar adına da söz hakkınız var, onu da birleştirerek otuz dakikaya çıkarıyorum sürenizi.

CHP GRUBU ADINA ŞENAL SARIHAN (Ankara) – Değerli Başkan, değerli kâtip üyesi arkadaşlarım, değerli yazman arkadaşlar ve Meclisimizin burada oturmakta olan çok saygın milletvekilleri; burada oturmanın bugün gerçekten bir saygınlık olgusu var. Neden? Çünkü Türkiye'nin kaderini çok yakından ilgilendiren bir konu üzerinde, Türkiye Büyük Millet Meclisine kendilerini temsil etmek üzere göndermiş olduğu kişiler buradalar, böyle bir konuyu konuşuyorlar, geleceğimizle ilgili bir konu. 15 Temmuzu hep birlikte yaşadık. 15 Temmuzda başımıza inen bombaların ne anlama geldiğini, ne yapılmak istendiğini hepimiz derinden hissettik ve bu belayı defetmek üzere de buraya gelebilen arkadaşlarımız gerçekten yiğitçe burada oturdular; Meclisin hakkını, hem milletvekili olarak hem de halkın temsilcileri olarak savundular.

Şimdi, bir darbe girişimi vardı. Bu darbe girişiminin, bütün darbeler gibi, herhangi bir yerini onaylamamız mümkün değil. Ancak, ben yaşı epeyce ilerlemiş bir arkadaşınız olarak, Türkiye'nin kırk bir yıl süren olağanüstü hâl ilanı ya da sıkıyönetim -her ikisi de olağanüstü hâl hukukunun çerçevesindedir- sürelerine tanıklık etmiş olan bir arkadaşınız olarak son darbe girişiminden çok korktum çünkü diğer darbecilerin bazı açıklamaları vardı; sözüm ona, bir kısmımız adına, parlamenter sistemi uygulamak yerine kendi egemenliklerindeki bir düzeni kurmaya çalışıyorlardı. Biz yine de iyi kötü, işkenceye rağmen, kötü muameleye, cezaevlerine rağmen hayatta kalabilme şansına sahiptik ama son darbe hepimizin canına da kastetmiş olan bir darbeydi ve bizim en değerli kurumlarımıza yönelmiş bir darbe girişimiydi, engellendi. Bu, çok değerli bir olay. Halk tepki verdi, Meclis tepki verdi; insanlar, kırk bir yıl üzerlerinden geçmiş olan olağanüstü dönemleri yaşamış olsalar da olmasalar da yeni bir olağanüstü dönemi, yeni bir darbe dönemini yaşamak istemediklerini ifade ettiler.

Adli Tıp Kurumundaydım. Adli Tıp Kurumunda özel harekâtçı gençlerin ailelerinin çocuklarının vücut parçalarını nasıl beklemekte olduklarına tanıklık ettim. Onların ayak bileklerinin, onların kol bileklerinin, onların vücutlarının herhangi bir bölümünün DNA testiyle kendi çocuklarına ait olduğunu öğrendiklerinde âdeta sevindiklerine de tanıklık ettim. Çünkü, yaşayan insanlarımız, çocuklarımız, kardeşlerimiz kadar ölülerimizin de bizim kendi geleneklerimiz, göreneklerimiz içinde birer mezarı olması gerekir; onları oralarda anmak isteriz, oralarda bulunmak isteriz, onların acısını bir daha yaşamak ya da onların bize bıraktığı güzellikleri anımsamak isteriz.

Bu, çok hain bir darbeydi fakat bu darbe engellendi. Bu darbe girişimi gerçek bir darbeye dönüşmedi yani devletin gücü bir darbeyi engelleyebilecek durumdaydı çünkü darbenin hedefleri arasında 3 büyük kent vardı esas olarak ya da şimdiki bilgilerimiz içinde. Mevcut devlet, mevcut iktidar bu darbeyi engelledi. O zaman ne yapmak gerekiyordu? Diğer darbelerden sonra ilan edilmiş sıkıyönetim ilanı ya da olağanüstü hâl ilanı gibi bir ilanı mı yapmak ve halkın bütün nefes alma organlarını sıkıştırmak, onları, bütün bir halkı, bütün bir yurttaş kesimini âdeta bir kafese mi doldurmak ya da “Demokrasimiz kendini koruyabilecek durumdadır. Bizim mahkemelerimiz var, bizim güvendiğimiz güvenlik güçlerimiz var, bir kısmı gerçekten çok önemli hatalar yapmış olsa da bir yargı sistemimiz var.” diyerek OHAL ilanı yerine gereken hukuki önlemlerin alınması konusunda çaba göstermek mi gerekiyordu? Değerli arkadaşlar, bana kalırsa yapılması gereken şey olağanüstü hâl ilanı değildi. Buradan birçok arkadaşımız “evet”, “belki” gibi açıklamalar yaptılar, ben onlara katılmadığımı ifade etmek isterim. Bu darbeyi engellemişse bir iktidar, bir devlet gücü bunu hukuk içinde yürütmelidir.

Evet, başka bir şey daha var: Olağanüstü hâl ilanı da bir hukuk rejimidir, hukuki bir olaydır, bizim Anayasa’mıza girmiş, 1982’de girmiş olan bir düzenlemedir, birçok ülkenin anayasasında da vardır, hukuk rejimidir. Eğer olağanüstü hâl ya da sıkıyönetim ilanı bir hukuk rejimi ise o zaman onun hukukla sınırlı olması gerekir, hukuk içinde hareket etmesi gerekir. Ama bugünkü uygulamalara baktığımızda, hepimizin ortak tepki verdiği, hepimizin büyük bir acıya gark olduğu olayların ertesinde yaşanan tabloda… Ne yazık ki bu hukuk rejiminin zaten kendi içinde taşıdığı bir tehlike de vardır; daima hukuksuzluklara olanak tanıyabilir, daima yanlışlıklara, birtakım yasal düzenlemelerin olağanüstü hâlin ilan edildiği bir günle sınırla tutulmayarak daha geniş bir şekilde gelecek günlere doğru da sirayetine ve o ülkede antidemokratik uygulamaların çoğalmasına neden olabilir. Bu tehlike varken olağanüstü hâl ilanını yaptığımız zaman, olağanüstü hâli uluslararası sistemde “Sirakuza İlkeleri” diye ifade ettiğimiz ilkeler çerçevesinde, yani temel hak ve özgürlüklerin korunması çerçevesinde yani yaşam hakkının, yani düşünce özgürlüğünün, inanç özgürlüğünün, basın özgürlüğünün ve diğer özgürlüklerin korunması çerçevesinde, askıya alma işlemlerine rağmen, buna özen göstererek olağanüstü hâli, hukuk rejimi içinde uygulamaya çalışmak gerekir.

Bugün ne yazık ki, buradan seslenen arkadaşlarımızın, ister MHP’den ister HDP’den olsunlar, muhtemelen AKP’den arkadaşların da aynı biçimde sorunları var. Bugün bu olağanüstü hâlin uygulanması ve bunun arkasından çıkarılan kararnamelerin yarattığı ciddi bir hukuksuzlukla karşı karşıyayız. 667, bu koşullarda kabul edilmiş olan bir kararnamedir arkadaşlar. Şimdi size genel gerekçeden bir bölüm okumak istiyorum, deniliyor ki: “Anayasal -darbeler için- düzeni askıya alarak demokrasimizi kesintiye uğratan, temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldıran, Meclisin kapatılmasına neden olan 1960 ve izleyen darbelere atıfla milletin bu dönemlerde çektiği acı, ızdırap ve hukuksuzluklar hatırda tutularak bu düzenleme yapılmış ve son darbe girişimine karşı aşağıdaki önemler alınmıştır.” Acı ve ızdırabın önüne geçilecek ise, geçmiş OHAL durumlarındaki hatalar yapılmayacak ise bu kararnamenin metni içine de bu hatalara izin vermeyecek düzenlemeleri koymak gerekirdi.

Değerli arkadaşlar, 1’inci madde ne diyor? Bu darbeye yönelik olarak önlemin alındığını söylüyor, hemen arkasından da Terörle Mücadele Yasası kapsamında önlemlerin alındığını söylüyor. Bizim bir Terörle Mücadele Yasamız var, bir kenarda duruyor, bununla ilgili zaten özel düzenlemeler var. Son ve ilan sebebi ne? Son ve ilan sebebi bu FET֒cü darbe. O zaman oku atacağımız hedef neresi? FET֒cü darbe, bu girişimin altındaki örgütlenmeleri bulmak, o örgütlenmeleri yargı önüne getirmek ve yargı önünde bunların hesap vermelerine olanak tanımak.

Sonra ne yapıyor? FET֒cü gruplarla ilişkisi olduğu iddia edilen birtakım vakıfların, birtakım derneklerin, birtakım okulların kapatılması konusunda düzenleme getiriyor, bu konuda yetkiler veriyor.

Değerli arkadaşlar, size bir anımı izin verirseniz anlatacağım. Belki buralar, gerçekten hepimizin kendi insanlığımızı, kendi geçmişimizi, kendi yaşantılarımızı da aklımızda tutarak karar vermemiz gereken yerler. Yıl 1980, 1 yaşında olan bir oğlum var; eşim öğretmen, ben de mesleğe yeni başlamış olan bir öğretmenim. Aldığımız maaşın birisi, doğrudan doğruya kiramıza gidiyor. Bir sabah uyandık, 22 Nisan sabahı, eşim okula gitti geldi. İyi bir haber getirdi o küçük çocuğumuza, 23 Nisan haberi getirdi, haber şuydu: Eşimin görevine son verilmişti. Birçok aydınla birlikte eşimin görevine son verilmişti. Dedim ki: “Evet, bize güzel bir Çocuk Bayramı armağanı verildi.” Sıkıyönetim şartları. Sıkıyönetim şartları içinde 2 öğretmen maaşıyla geçinmeye çalışan bir ailenin, çocuğunun süt istediği, et istediği, evinin kirasının ödenmesi gerektiği bir ailenin hiçbir idari, adli soruşturma olmaksızın sadece solcu bir öğretmen olmasından ötürü görevine son verildi.

Yalçın Küçük’ler, Haldun Özen’ler ve benzeri çok sayıda -şimdi isimlerini tek tek hatırlayamıyorum- insanın görevine son verildi. Ben onların bir kısmının avukatlığını da yaptım, ilk avukatlık deneyimlerim bu, 1402’liklerin avukatlıklarını da yaptım. Ne kadar sıkıntıda olduklarını, nasıl yoksulluğa düştüklerini ama hepsinden önemlisi, eşimin öğrencilerine ulaşamadığı için gözyaşları döktüğüne de tanıklık ettim.

Sevgili arkadaşlar, bugün Cumhuriyet Halk Partisinin mağdurlar bürosuna, bugün hepinizin bürosuna -tek tek biliyorum- hepinizin vekil ya da bulunduğunuz illerdeki odalarınıza insanlar geliyor ve de haksızlığa uğradıklarını söylüyor. Haklıdırlar, haksızdırlar, bunu bütünüyle kapatıyorum. Haklı olan nedir, biliyor musunuz? Varsa kuşkunuz, varsa kaygınız bir insanla ilgili; nedir bizim hukuk sistemimiz? Bir şikâyet var ya da kuvvetli şüphe var, her ne varsa, eğer memursa açığa alırsınız, üçte 2 maaşını verirsiniz, üçte 2 maaşı cebine girer. Onu açlığa bırakmazsınız çünkü o, sizin yurttaşınızdır ve siz ondan sorumlusunuzdur. Onun yaşama hakkından, onun sağlık hakkından sorumlusunuzdur.

Şimdi, biz, bu kararnamelerle ne yaptık sevgili arkadaşlar? Bu insanları tamamen yoksulluğun ve yalnızlığın… “Yalnızlık”ın da altını çiziyorum. Hangi yalnızlıktır o? “Aman bana dokunmayan yılan bin yaşasın. O, benim dostumdu ama şimdi dostum değil, çünkü kuşkuludur.” diye mimlenen insanların yalnızlığı. Bakın, bunu yapabilirdik, yapamaz mıydık? Açığa alırdık, soruştururduk, varsa suçu -kimseyi savunmuyorum- adliyse adli, idariyse idari -özellikle memur kesimi, kamu kesimi için söylüyorum- doğrudan doğruya onlarla ilgili işlemleri hukuk sınırları içinde yapardık ve kimse buna itiraz etmezdi ama elimizdeki kararnameler, ne yazık ki, bize hukuka uymayı değil, hukuka uymamayı âdeta öğütleyen, âdeta düzenleyen kararnameler durumunda.

Sevgili arkadaşlarım, şimdi tekrar sormak istiyorum: Bu kararnamenin tarihi 21/07/2016. Aradan üç aya yakın zaman geçmiş. Ne der hukuk sistemi? Der ki: “Türkiye Büyük Millet Meclisine Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren hemen gelir. Meclis Başkanı da bunu komisyonlara verir. Yirmi günde komisyonlar eğer gereğini yapmazsa Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülür.” Niye görüşmedik arkadaşlar? Üç aydır neredeyse ve son üç haftadır, biz geliyoruz, gidiyoruz, hazırlanıyoruz, bu konuda konuşacağız diyoruz, bu konuda düşüncelerimizi söyleyeceğiz diyoruz. Neden Türkiye Büyük Millet Meclisinde bunları görüşmekten, konuşmaktan kaçıyoruz?

Burası, bir denetim organı değil mi aynı zamanda sevgili arkadaşlar? Böyle bir görevimiz de yok mu? Bu kararnameler, Sultan Süleyman’ın kanunnameleri falan değil ki; bu kararnameler, hukuk sistemi içinde konuşulacak, tartışılacak, düzenlenecek kararnameler. Bunu yapmadık. Bugün artık bunu görüşüyor olmamızın bir değeri de var elbette, hiç değeri yok değil ama niye bugüne kadar görüşmedik? Şöyle düşündüm: Acaba iktidar, eleştirilmekten mi korkuyor? Ama eleştiri öyle bir şey ki sevgili arkadaşlar, bütün radyoları, bütün televizyonları kapatsanız dağlardan yansır gelir, insanın derdi ve feryadı her yere yansır. Şimdi o feryat, her yere yansımış durumda. Gazeteleri kapatıyor iseniz, vakıfları kapatıyor iseniz, sendikaları kapatıyor iseniz durum son derece vahimdir.

Size birkaç rakam sunmak isterim değerli arkadaşlar. Bakınız, 12 Eylül, demin size anlattığım sahne, sonunu da söylemeliyim: Sonuçta 1402’liklerin hepsi geri döndüler, hepsi çünkü haklarında suçlanacak hiçbir şey yoktu ve hukuk, o arı duru hukuk onları iade etti. Kenan Evren, bu işin başında duran Kenan Evren, son günlerini hastaneden duruşmalara katılarak geçirdi. Onun için acıdım inanın, onun için acıdım -duruşmalara giriyordum partimiz adına- “Susma hakkımı kullanacağım, konuşmuyorum.” diyordu, genç avukat arkadaşlar durmadan soru soruyorlardı. Söz aldım ve dedim ki: Size acıyorum çünkü sizin susmak gibi bir hakkınız var, bu, hukuka uygun bir hak. Onun için dahi acıdım, bu, belki fazla bir şeydi ama çocuklarım, benim o 2 çocuğum daha sonra da bu hayata tanıklık eden, olağanüstü hâlin bir aileyi, bir toplumu nasıl ezip geçtiğini, ne gibi yaralar bıraktığını bilen çocuklarım, sizin çocuklarınız, hepimizin çocukları herhâlde Kenan Evren’i bağışlamayacaklar.

Şimdi Fetullah’ı da bağışlamayacağız. Fetullah, sadece ülkemize değil, bütün dünyaya bir mikrop yayıyor; bu çok açık, mutlaka böyle. (CHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ama sevgili arkadaşlar, yapılması gereken, “Fetullah’la mücadele edelim.” derken başka haksızlıklara fırsat vermemek. Bu haksızlıkları yaparsak bu, zararımıza olur. Bakınız, unutmayın, nerede baskı varsa o baskıya karşı bir direnç doğar. Bu direncin bazısı haklıdır, doğru taleplerle yükselir, ona “devrim” denir ama bazıları gerici ayaklanmalardır. Türkiye için bu tehlikeyi aklımızda tutmak gerekir. Yarının neye açık olacağı, bizim önümüze neyi getireceğini bilemiyoruz.

Şimdi, küçük ilkeler var olağanüstü dönemlerde. Ne yaparsınız? Olağanüstü hâlin ilanı neyi gerektiriyorsa o alanla ilgili düzenlemeler yaparsınız ve olağanüstü tehlikenin -ki ona biz kriz diyoruz- kriz döneminin aşılmasıyla orantılı düzenlemeler yaparsınız. Eğer bunu yapamazsanız, orantısız davranırsanız biraz önce söylediğim tehlike karşımıza çıkar. Şimdi biz, hepimiz, keşke bütün arkadaşlarım şurada olsalar ve kendi isyanları olarak da bildiğim ve söylemekten çekinmediğim bu doğruları hep birlikte dinlesek, hep birlikte, yanlış olan maddeler üzerinde değişiklikler önersek, düzenlemeler yapsak; örneğin, açığa alsak bu insanları, görevlerine son verilen o kadar kişiyi.

Bağışlayın, rakamlar okuyacağım dedim, oradan uzaklaştım, şimdi bu rakamları dikkatinize sunuyorum. 12 Eylül neydi? Korkunçtu. 12 Eylül, bütün Türkiye'nin işkencehaneye döndüğü bir zamandı, 12 Mart da öyle ama bakınız, 12 Eylülle bugün arasında bazı rakamlar -biri yıllarca sürdü, biri henüz üç aydır yürürlükte- ne çıkarıyor önümüze? Arkadaşlar, 71 bin kişi gözaltına alınmış bugün, bu üç ayda, diğerinde sadece 650 bin kişi, on yıla yakın bir süreçte. Tutuklamalar, 32.001 kişi tutuklanmış şu anda. Tabii, bunları açık kaynaktan aldığım bilgilerle söylüyorum, resmî olan bilgiler değildir. 52 bin kişi tutuklanmış 12 Eylülde. Düşünün otuz üç yıl süren yargılamalar falan vardı, ben onların da avukatıydım, o davalara da girdim. O davalarda da, aman ha, zaman aşımı uygulamayın, beraat ettirin, insanlar onursuz kalmasın, zaman aşımı tehlikeli bir olgudur.” dedim. Bu kadar sürebilir, bu davalar bu kadar sürebilir. 51 bin insanı siz elli bir yıl yargılamak zorunda kalabilirsiniz ve -hukukçu arkadaşlarım da bilirler, hepinizin vicdanı da bilir- bu tür toplu yargılamalarda hiçbir zaman toplu bir adalete ulaşmak da mümkün değildir.

Devam ediyorum. 12 Eylülde açığa alınan yok, bugün 93.166 kişi, dün itibarıyla açığa alınmış olan insanlar. İhraç edilenler 62.782 kişi, 12 Eylülde demin söylediğim 1402’liklerin sayısı 4.891. Biz üç ayda, üç aylık bir sürede elimizdeki kararnameye dayalı olarak 62.782 kişiyi ne yazık ki ihraç etmişiz. Hakkında işlem yapılan -bir kısmı da bırakılıyor- 70 bin kişi. Kapanan gazete 45, televizyon 30, dergi 15, yayınevi 29, kapanan dernek ve federasyon sayısı -sadece bu kararnameyle kapanan- 1.152 dernek, federasyon ve görevden alınan öğretmen sayısı 12 Eylülde 3.854 iken ihraç ve açığa alma, şu anda 28.163 kişi. Akademisyenler 3 bin kişi, şu anda hakkında işlem yapılan akademisyen. Hâkim ve savcı geçmişte 12 Eylülde 47, şimdi 3.456 kişi.

Koşulların farklı olduğunu biliyorum. Herhangi bir haksızlık ve abartı yapmak istemiyorum ama hepimizin elinde son derece değerli bir kuyumcu terazisi var arkadaşlar. Bu da insan hakları temelinde, insan hakları üzerinden yürüyecek olan uygulamalar. Bütün yasaların, bütün düzenlemelerin sadece bu ölçütle, yandaşlıkla değil, taraflılıkla değil, düşmanlıkla ve öfkeyle değil... Eğer Fetullah’a karşı öfke duyacak arkadaşlarımız varsa herhâlde bunlar öncelikle Cumhuriyet Halk Partisi kadrolarındaki, HDP kadrolarındaki arkadaşlarımız. Çok zarar gördük arkadaşlar, hepimiz çok zarar gördük ama şunu ayırmalıyız: Belki yadırgayacaksınız, bir insan, Fetullah’a yakınlık da duyuyor olabilir, fikren duyuyor olabilir ama bir insanın hiç eylemsiz böyle bir yakınlığı suç olamaz sevgili arkadaşlar.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Birçoğu öyle onların zaten.

ŞENAL SARIHAN (Devamla) – Şimdi o öğretmenler, o görevlerinden aldığınız öğretmenlerin önemli bir bölümü...

Açtınız AKTİF-SEN’i, yasal izinler verdiniz, sonra bu AKTİF-SEN’e üye olan insanları almak durumunda kaldınız. EĞİTİM-SEN öyle, diğerleri de öyle; bütün sendikalar, bütün vakıflar, bütün dernekler, okullar, açılan okullar. Ve ne yapıyor şimdi bizim bu kararnamemiz? Özel mülkiyete de el koyuyor. Buna da hakkımız yok. Olağanüstü hâlin bize böyle bir yetki verdiğini de söylemek mümkün değil.

Değerli arkadaşlarım, şimdi yapılacak şeyler konusunda, burada Anayasa Mahkemesi kararları var, geçmişe ilişkin verilmiş olan kararlar var. Diyeceksiniz ki yeni bir Anayasa Mahkemesi kararı da çıktı, henüz onun gerekçesini bilmiyoruz, kendimi de onun üzerinde tartışabilecek durumda hissetmiyorum fakat bazen vicdanlar mahkemelerin önüne geçer sevgili arkadaşlar, en değerli mahkeme, sizin kendi aklınız ve yüreğinizdir. Şimdi, buradaki arkadaşların, Parlamentoda halk adına görev yapmakta olan arkadaşlarımızın öncelikle bu noktadan hareket etmeleri gerekiyor.

Şimdi, burada benim bildiğim hem AKP içinden hem HDP, CHP içinden arkadaşlarım var, 12 Eylüllerde hep birlikte işkenceye karşı mücadele ettik, önemli de kazanımlarımız oldu. 2002 yılından bu yana çok nadir bir biçimde bu tür yakınmalar gündeme geldi; bu, hepimizin başarısı. Biz böyle bir ülke istiyoruz, işkencesiz, kötü muamelesiz, hukuk sınırları içinde bir ülke istiyoruz, bunun için mücadele ettik. Çok fazla çile çeken arkadaşlarımız oldu, acılar çeken arkadaşlarımız oldu ama kazandık; her şey mücadeleyle kazanılır.

Şimdi, bu olağanüstü hâl durumunda darbecilerin eyleminin ağırlığı ifade edilerek onlar üzerinden işkenceyi mazur görmeye çalışmak gibi bir suçu, katiyen Parlamentomuz üzerine düşürmemeliyiz sevgili arkadaşlar; bu, çok tehlikeli olur. Biz, ancak yanlış yapanla mücadele ederek önümüzü açabiliriz, yanlışın üzerine giderek, doğru olanı, doğru uygulamayı söyleyerek yapabiliriz.

Ve şimdi ne yapıyoruz, bakın, başka bir şey… Bunu görmüyoruz, peki, “Bu, hakkıdır.” diyoruz. Bir şey anlatacağım izin verirseniz, belki bir sürü hukuk yazdım şuraya ama Mithat arkadaşımız bir dolu kısmını zaten ifade etti: Darbeden sonraki pazar günü avukat arkadaşlar telefon ettiler, dediler ki: “CMK’yı işletemiyoruz Şenal Hanım, buraya bir gelir misiniz, bir yol bulalım, ne yapalım?” Atlayıp gittim arkadaşlar pazartesi günü, dediler ki: “Biz emniyete gidiyoruz, emniyette sadece bir eksiği tamamlıyoruz; yardımcı olamıyoruz, insanlarla konuşamıyoruz, gözümüzün önünde kötü muamele yapılıyor, bu kötü muamele karşısında bir şey söylesek tepki alıyoruz.” Bir arkadaş, gözyaşları içinde şunu anlattı, bir avukat arkadaş dedi ki: “Dün -daha doğrusu eylem günü, saldırının olduğu, darbenin olduğu gün- yeğenimi, özel harekâtçı olan kız yeğenimi kaybettim. Onun taziyesindeyken telefon geldi, CMK görevine çağrıldım. CMK görevine gittim emniyete ve gördüğüm, yaşadığım olaylar karşısında onlara şöyle seslendim: ‘Arkadaşlar, ben yeğenimi, canımın parçasını kaybettim. Ben, sizden daha az öfkeli olamam ama ne olur öfkenize hâkim olun ve bize görev yapma hakkı verin, bu insanlara da normal koşullarda savunma hakkı verin.’ Bunu söyledim.” dedi ve bütün vücudu titriyordu benimle konuşurken.

Biz bunları anlatırsak ülkemizin aleyhine mi konuşmuş oluyoruz sevgili arkadaşlar? “Bir yanlışı düzeltin.” demek, “Doğruyu yapalım.” demek, “Hukuka uygun olanı yapalım.” demek, kime kötülük olabilir? Ben şahsen Türkiye Cumhuriyeti’nin başının hep dik olmasını istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Çünkü ben bu cumhuriyetin bir yurttaşıyım, bu ülkenin bir yurttaşıyım; bu sebeple düşüncelerimi, eleştirilerimi söylemek istiyorum. Bunları burada da söyleyemezsek, karnımızdan konuşmaya devam edersek biz doğruyu nasıl bulabiliriz sevgili arkadaşlar?

Bu önümüzdeki günlerde diğer kararnameler gelecek ya da yarın oturup maddeleri tekrar tartışacağız, arkadaşlarım her madde üzerindeki düşüncelerini geniş bir şekilde ifade edecekler. Şimdi, sizden rica ediyorum burada doğru olanı yapmak için hareket edelim, arka odada kararlar verip sonra başka kararlara doğru yönelmeyelim, birbirimize karşı aldatıcı olmayalım. Bakın, bir kardeşlik varsa -hani o Yenikapı ruhu denilen bir şey var ya- asıl kardeşlik burada darbe gecesi parti temsilcilerimizin bombaların altındaki kardeşliğidir, gerçek olan kardeşlik budur. Bu çünkü neyi savunuyor? Bu, bir şahsın çıkarını değil, Parlamentonun çıkarını savunuyor. Niçin Parlamentonun çıkarını savunuyor? Çünkü Parlamento, Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün yurttaşlarını temsil ediyor. Az oy, çok oy ama seçilerek gelmiş olan bizler -biz değiliz, onların birer parçasıyız ve onların menfaatleriyle ilgilenmek durumundayız- o kardeşliği korumak için ne mahkeme kararları, sevgili arkadaşlar, ne başkasının bühtanı, suçlaması; sadece gerçeğin bize gösterdiği yol üzerinden yürüme imkânımız var. O yolu geçmişte çok öğrendik, çok biliyoruz, bir dolu deneyim var, bir dolu güzellik var kendi tarihimiz içinde, oradan yararlanalım, oradan ışık alalım ve ülkede ancak etnik kökenine, dinî inancına göre farklı farklı insanlar var ve bu farklılıkları durmadan çoğaltıp da önümüzü bir karanlığa mahkûm edelim demeyelim.

Bakınız, muharrem ayı, çok susadım, su içmek istemiyorum çünkü saygım var onlara. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ramazan ayında da Sünni arkadaşlarımızın Alevilere, Alevilerin Sünnilere saygıları var. Bu o kadar güzel bir şey ki bu güzelliği niye korumayalım ki? Biz Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları olarak hep böyle bir ruhu geliştirmek durumundayız, demokrasiye dayalı, özgürlüğe dayalı, eşitliğe dayalı, kardeşliğe ve barışa dayalı bir ruhu.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Çok teşekkür ederim (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ediyorum Sayın Sarıhan.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Baluken…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – İç Tüzük 60’a göre bir söz talep ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun 60’a göre.

Bir dakika süre veriyorum.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

25.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, AKP Hükûmetinin yürütmüş olduğu yanlış dış ve iç politikanın ülkeyi büyük bir ekonomik krizin içerisine soktuğuna ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, maalesef, AKP Hükûmetinin yürütmüş olduğu yanlış dış ve iç politika, ülkeyi büyük bir ekonomik krizin içerisine sokmuştur. Şimdi son dakika haberleri geçiyor, dolar, tarihî bir rekora doğru hızla koşuyor, 3,094 sınırını aştı, 3,1’i geçeceği anlaşılıyor.

Dün olağanüstü hâlin uzatılması, başkanlık sistemiyle ilgili gereksiz yine ısıtılan gündem, bütün Orta Doğu siyasetinde dünyaya kafa tutan dış politika çıkışları, maalesef, ülkeyi büyük bir ekonomik istikrarsızlığın içerisine sokmuştur. Belli ki AKP’nin böyle bir derdi yok, insanların canlarını bugüne kadar yürüttükleri iç ve dış savaş politikasıyla yaktılar, şimdi de bütün insanların ceplerini de yakmaya kararlı görünüyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Bunun son derece yanlış bir yol olduğunu, ülkenin bu şekilde göz göre göre ekonomik olarak batırılmayacağını buradan gerekli uyarılarla birlikte bir kez daha ifade etme ihtiyacı hissettim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 667 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (1/746) ile İç Tüzük’ün 128’inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi (S. Sayısı: 412) (Devam)

BAŞKAN – Şimdi, kanun hükmünde kararnamenin tümü üzerinde şahısları adına ikinci ve son konuşmacı, İstanbul Milletvekili Hurşit Yıldırım.

Buyurun Sayın Yıldırım. ( AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

HURŞİT YILDIRIM (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun hakkında şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygı ve hürmetle selamlıyorum.

15 Temmuz darbe girişiminden sonra, hepimizin bildiği gibi, ülkemiz bambaşka bir döneme girmiştir. Ülkemizin bekasına, milletimizin canına kasteden FET֒cüler, âdeta devletimizin her yerine sızmış ve neredeyse her kademeyi bir mikrop gibi sarmıştır. Bize düşen de bu mikropları bünyeden acilen temizlemek ve ülkemizi başta FETÖ, DAEŞ, PKK olmak üzere tüm teröristlerden kurtarmaktır. Bu anlamda olağanüstü durumlarda acilen ve yıldırım hızıyla kararlar alınması gerekmektedir. İşte dün gece Gazi Meclisimizde üç ay daha uzatılmasını kabul ettiğimiz OHAL ve OHAL gereği alınan kanun hükmünde kararnameler, bu noktada hayati önem taşımaktadır çünkü zaman az, teröristler ve ülkemizin bekası, milletimizin birlik ve beraberliği için alınması gereken kararlar ise çoktur.

OHAL, kanun hükmünde kararnamelerle Anayasa’mızın 119, 120 ve 121’inci maddelerinde yer almaktadır. Anayasa’mızın 121’inci maddesi de OHAL süresince kanun hükmünde kararname çıkarılabileceğini düzenlemiştir.

Sayın milletvekilleri, 15 Temmuz gibi hain ve sinsi bir darbe girişiminden sonra hiçbir şey olmamış gibi davranamayız. 15 Temmuzda bize destek veren milletimizin isteklerini görmezlikten gelemeyiz. 15 Temmuz, Türkiye için bir milattır. Olağanüstü dönemlerde olağanüstü kurallar geçerlidir. OHAL durumu uzatılmasıyla siyasetin ve millet iradesi üzerinde yeni bir vesayete izin vermeyecek düzenlemeleri yapmak zorundayız. Devletimizin ve milletimizin bekası için gerekli düzenlemeleri yapmak zorundayız.

Sinsi ve gizli yapılara değil sivil, şeffaf ve demokratik bir kurumsallaşmaya ihtiyaç bulunduğu açıktır. Devletin demokratik işleyişini bozma tehdidi taşıyan kamu personeli ve unsurlarının bürokrasiden temizlenmesi gerekir. Başka bir ifadeyle devlete sadakatle bağlı olmayan bürokrasiyle devletin beraber çalışması düşünülemez. OHAL, toplumun gündelik, rutin yaşantısını asla etkilememektedir. OHAL, demokratik bir düzenin tesis edilmesi önünde engel teşkil eden vesayetçi aktör ve yapıların ortadan kaldırılmasını hedeflemektedir.

Sayın milletvekilleri, daha önce de OHAL, siyaset tarihimizde pek çok defa uygulanmıştır. Merhum Cumhurbaşkanımız Sayın Özal döneminde, 19 Temmuz 1987 tarihinde, doğudaki 14 ili kapsayacak şekilde yürürlüğe konulan OHAL, tam 46 kez uzatılmış, 30 Kasım 2002 tarihinde ise AK PARTİ tarafından kaldırılmıştır. Bu, aslında, AK PARTİ’nin, ihtiyaç olmadığı takdirde OHAL’i gündemden kaldırmakla ilgili özgürlükçü bir yaklaşım içerisinde olduğunu da göstermektedir.

Sık sık OHAL düzenlemesi ve kanun hükmünde kararnamelerle bizi eleştiren Avrupa’daki Fransa, Charlie Hebdo ve Paris katliamı gibi iki yerel bazdaki terör olayını yaşamış ve hemen ardından OHAL düzenlemesine geçmiştir. Bir yılı geçmiş olmasına rağmen, Fransa, hâlen, OHAL kararını sürdürmektedir, üstelik sadece iki terör saldırısı sebebiyle. Pekâlâ, bizde, 15 Temmuz öncesi sayısız karşılaştığımız, yaşadığımız terörist olaya rağmen, OHAL ilan edilmemişti. Ama 15 Temmuz darbe girişiminden sonra OHAL ilan etmeyeceğiz de ne zaman edeceğiz sayın milletvekilleri?

Değerli arkadaşlar, son dönemde yaşadığımız meselelerin hiçbiri iç siyaset, iktidar, muhalefetin ideolojik görüşleri veya parti politikalarıyla ilgili değildir. Yaşadığımız veya yaşattırılmaya çalışılan hususlar, bizim aslında son dönemde güçlü bir Türkiye olarak ortaya çıkmamız sebebiyledir. Uluslararası küresel şer güçler, güçlenen ve bağımsız hareket eden, mazlum milletler içinde rol model olan Türkiye'nin önünü kesmek ve Türkiye karşısında pazarlık payını artırmak için her gün yeni bir oyun, yeni bir tezgâh kurmak istemektedirler. MİT krizi, Gezi olayları, 17-25 Aralık hukuk darbesi, nihayetinde 15 Temmuz gecesi yaşadığımız hain FETÖ girişiminin sebebi hep Türkiye'yi hizaya getirme arayışıdır.

Ben de, o gece, darbe girişiminin olduğu o gece İstanbul’da bulunan bir kişi olarak Kartal’da, Kadıköy’de ve Ataşehir’de, gerek parti teşkilatlarımla gerekse sahada, meydanda olan milletimin yanında gördüğüm bu manzara karşısında, insanımızın, millî birlik ve beraberlik içinde, korkusuzca, özgürlüğü için, demokrasi için, ülkesi için mücadele ettiğine şahit olmuş birisiyim. O gece millet ile devlet ilk defa bu kadar yakın bir araya gelmiş, görüş farklılıklarına, modellerine, rollerine, siyasi kimliklerine aldırmadan herkes ama herkes bu darbeye karşı gelmiştir. Milletin vekilleri de bombalanan bu Meclisi çalıştırmış, darbeye karşı millî iradeyi yere düşürmeyeceklerini beyan etmişlerdir.

Sayın milletvekilleri, darbe girişimine karşı ayakta kalan kurumlardan biri de hiç şüphesiz ki siyaset kurumudur. Darbe girişiminin ilk hedefi, millî egemenlik, millî irade ve biz, seçilmiş olan siyasetçilerdir. Özellikle biz siyasilerin, kahraman halkımıza, gazilerimize ve şehitlerimize karşı can ve şükran borcumuz bulunmaktadır. Özellikle biz siyasiler, 15 Temmuzdan sonra ortaya çıkan ve hepimiz için büyük bir memnuniyet oluşturan Yenikapı ruhunu da korumalıyız diyorum.

Küresel güçler dün Kuzey Afrika’da, Ukrayna’da, Mısır’da, Suriye’de, Irak’ta yaptığının aynısını bugün Türkiye’de yapmanın çabası içerisindedir. Kavganın zemini Anadolu, muhatabı ise tüm medeniyet coğrafyamız ve tüm ümmettir. Hâl böyleyken, içerideki ideolojik bakış açılarının yerine, hepimizin dışarıya karşı millî ve yerli bir duruş sergilememiz yolundan geçmektedir.

Sayın milletvekilleri, Suriye’de savaştığını iddia edenler aslında birbirine lojistik destek sağlamaktadır. PKK’nın bıraktığı yerde DAEŞ, DAEŞ’in bıraktığı yerde FETÖ, FET֒nün bıraktığı yerde PKK bu terör nöbetini devralıyor ve her gün başka bir maske ve başka bir tarzda ülkemizi hedef alıyorlar.

Nitekim, terör örgütünün son saldırısında, AK PARTİ ilçe başkanımız ve başkan yardımcımız şehit oldu. AK PARTİ teşkilatlarının her kademesinde görev almış biri olarak diyorum ki: AK PARTİ teşkilatları kefenleriyle yola çıkmıştır. Kefenleriyle yola çıkmış dava adamları terörden ve tehditten asla korkmazlar.

Haince saldırarak çocuklarının gözleri önünde babalarını öldürenler, insanlarımızı evsiz yurtsuz bırakanlar, hendek açanlar, milletin tankını millete karşı çeviren terör örgütleri, adı FETÖ, PKK, DAEŞ, ne olursa olsun asla bizi yıldıramayacaklar ve asla vatanımızı bölemeyeceklerdir.

Sayın milletvekilleri, FETÖ, bir cemaat değildir; FETÖ, aynı zamanda, dini tahrif etmek isteyen, Haşhaşi ruhlu, sinsi, cani bir yapıdır.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Cemaat… Cemaat o, cemaat.

HURŞİT YILDIRIM (Devamla) – Aynı zamanda kaset, kumpas ve şantaj yoluyla ekonomiyi, siyaseti, bürokrasiyi hedef alan, devletin tankını millete çeviren silahlı bir örgüttür.

Sayın milletvekilleri, FETÖ, sadece AK PARTİ zamanında ortaya çıkmış bir örgüt de değildir; tam aksine, diğer siyasi iktidarlar zamanında mücadele edilmeyip AK PARTİ zamanında kararlılıkla mücadele edilmiş olan bir örgüttür.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – On dört yıl, on dört yıl…

HURŞİT YILDIRIM (Devamla) – FETÖ, kırk yılı aşkın bir süredir sinsice, parlamenter sistemin de zayıflığından ve bürokratik oligarşiden de faydalanarak devlet kurumlarına yerleşmiş hain bir örgüttür. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, şunu da çok açık ve net olarak ifade etmek istiyorum ki böylesine hain ve sinsi bir örgüte karşı eğer AK PARTİ ve onun kurucu lideri Recep Tayyip Erdoğan olmasaydı hiç kimse bu millî mücadeleyi bu kadar başarılı sürdüremezdi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Ayıp be! Utan be! Utan be! Böyle şey olur mu ya?

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Ayıp, ayıp!

HURŞİT YILDIRIM (Devamla) – İlk defa darbe girişimine karşı direnen, şapkasını alıp gitmeyen bir lider ve onun etrafında kenetlenen aziz millet vardı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Böyle konuşma olur mu ya?

HURŞİT YILDIRIM (Devamla) – Eğer 27 Mayısta, 12 Eylülde veya siyasi tarihimizde tüm darbelere karşı siyasi liderler karşı çıkmış olsaydı belki bugün Türkiye, darbeler tarihi olan bir Türkiye olmayacaktı.

Sözlerimi bitirirken, şu anda terörle mücadelede eden, her terörist ittifakla boğuşan Türkiye millî bir beka sorunu yaşamaktadır. Bu mücadeleyi kazanmanın en güvenli yolu millî birlik ve beraberliğimizdir.

Bu mücadelemizde birlik ve beraberlik ruhunu sağlamak için OHAL ve kanun hükmünde kararnameler, işte bu anlatmaya çalıştığım sebeplerle çok önemlidir ve hepimiz tarafından desteklenmelidir diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Gök…

LEVENT GÖK (Ankara) – Efendim, sayın hatip konuşmasında 15 Temmuz darbe gecesinin önlenmesinde diğer karşı koyan herkesi dışarıda tutarak…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Açık sataşma, açık.

BAŞKAN – Sayın Gök, size de yerinizden söz vereyim.

LEVENT GÖK (Ankara) - Peki, tamam.

BAŞKAN - Sayın Akçay da istemiş ama önce, ben Sayın Arslan’a bir söz vermiştim 60’a göre.

Buyurun Sayın Arslan.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

26.- Denizli Milletvekili Kazım Arslan’ın, Başbakandan, olağanüstü hâlin uzatılmasıyla başkanlık sisteminin altyapısının mı hazırlandığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Başbakana soruyorum: FET֒cülerin 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen olağanüstü hâl kararı gereğince, öncelikle üç ay için bu kararın alındığı, hatta bu süre beklenilmeden “Kırk beş gün içinde biter.” diye söylendiği hâlde, yeniden üç ay daha olağanüstü hâl ilan edildiği dün Meclisimizde kabul edilmiştir. Ancak, ne var ki, bu olağanüstü hâl süresi uzadıkça ülkemizde güvenin yok edildiği, itibarın giderek azaldığı, ülkemizde korkuların ve kuşkuların arttığı bir dönemi yaşıyoruz. Böyle bir yönetimle yurt dışı itibarımızın da yok edildiğini göz önünde tutmak zorundayız. Olağanüstü hâli uzatmak suretiyle ve uygulamalarıyla başkanlık sisteminin altyapısı mı hazırlanıyor? Saray ne isterse o istemlerin yerine getirilmesi için mi ses çıkarmıyorsunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAZIM ARSLAN (Denizli) – İş başına geldiğinizde 2 ilde olağanüstü hâl vardı, kaldırırken övünmüştünüz; şimdi 81 ilde olağanüstü hâl var, şimdi buna da neden karşı çıkmıyorsunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Birer dakika grup başkan vekillerine de…

Buyurun Sayın Akçay.

27.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, İstanbul Milletvekili Hurşit Yıldırım’ın 412 sıra sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin tümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biraz evvel kürsüde konuşan değerli hatip, konuşmasında, 15 Temmuzdan sonra ülkemizde oluşan atmosferin ne kadar uzağında olduğunu ve bunu bir türlü idrak edemediğini gösteren bir konuşma yapmıştır ve gerçeklerden de uzaktır. 246 şehide, yaralılara ve o darbe gecesinde aynı anda, spontane refleks veren tüm kesimlere ve 78 milyona saygısızlık sayabileceğimiz ifadelerdir. Böyle, kişi kültünü yücelterek… Daha ağır ifadeler de kullanmak istiyorum. Bu üsluptan, Adalet ve Kalkınma Partisinin değerli sözcülerinin -geçtiğimiz günlerde de zaman zaman rastlıyoruz- bunları tekrar etmekten kendilerini alıkoymalarına ve bunların hiçbir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Manisa) - …faydasının da olmayacağına ve bu 15 Temmuz sonrası oluşan birlik, beraberlik ruhuna da aykırılık teşkil edeceğine dikkatlerini çekiyor, konuşmalarında özenli ve hassas olmalarını tavsiye ediyorum Sayın Başkan.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz.

Sayın Gök, buyurun, size de bir dakika süreyle söz veriyorum.

28.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, İstanbul Milletvekili Hurşit Yıldırım’ın 412 sıra sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin tümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

LEVENT GÖK (Ankara) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

15 Temmuzu, öncesini ve sonrasını doğru anlamak hepimizin başlıca sorumluluğunda olan bir konu. Bu konunun ciddiyeti ve önemine ulaşanlar, bunun, 15 Temmuzda yaşanan o darbe teşebbüsünün yarattığı travmayı Türkiye’de en iyi yorumlayacak durumda olanlar siyasetçiler olmalıdır. Bu tablo karşısında AKP’nin, özellikle sözcülerinin, kendi yarattıkları ve himaye ettikleri ama sonradan kendilerine doğrudan doğruya tehdit oluşturan bir FETÖ örgütlenmesi karşısında, FET֒yle hiçbir bağı olmamasına karşın o gün burada, Meclisin bombalanmasında canı pahasına, canlarını ortaya koyan bütün diğer partilerdeki milletvekillerine yapacağı en büyük saygısızlık, o darbe teşebbüsünde buluşan bütün siyasetçilerden ayrı tutarak AKP’yi bir kenarda tutmak, diğerlerini dışlamaktır. Böyle bir üslubu kabul etmiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LEVENT GÖK (Ankara) - Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak FET֒nün de, her türlü darbe girişiminin de karşısındayız. Biz AKP’yi iktidardan uzaklaştırmak istiyoruz, evet, doğrudur ama meşru sınırlar içerisinde, millî egemenliğin sınırları içerisinde, halk oyuyla uzaklaştırmak istiyoruz.

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz.

LEVENT GÖK (Ankara) - FET֒yle bizim asla yakından uzaktan ilgimiz yoktur ama FET֒yle yakından uzaktan ilgisi olan AKP’nin dahi uğradığı bu darbe teşebbüsünde en başta Cumhuriyet Halk Partililer canlarını ve bütün her şeylerini ortaya koymuşlardır. Bunları ifade etmek istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Çok teşekkür ediyorum.

Sayın Yıldırım, Sayın Baluken’e de bir dakika süreyle söz vereyim, sonra, en son size de söz vereceğim.

Buyurun.

29.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, İstanbul Milletvekili Hurşit Yıldırım’ın 412 sıra sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin tümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Demin kürsüden konuşan sayın hatibin, darbeyle ilgili mücadelede Erdoğan ve AKP’yi öne çıkararak diğer muhalefet partilerini dışlayan bir üslup içerisinde konuşmasını kabul edilemez bulduğumuzu ifade etmek istiyorum. Biz HDP olarak darbeye karşı en başından beri son derece net bir tutum ortaya koyduk ve bunu yaparken de Erdoğan ya da AKP iktidarı için değil, bu ülkenin demokrasisi için, hukuk devleti için, toplumsal barışı için, var olduğumuz günden bugüne kadar sahip olduğumuz ilkesel değerlere bağlılık için bu duruşu gösterdik. Bundan sonra da darbe nereden gelirse gelsin HDP, bu duruşunu ortaya koymaya devam edecektir. 15 Temmuz darbe uygulamalarına nasıl karşı çıktıysak, 15 Temmuzdan sonra Erdoğan ve AKP tarafından devreye konan karşı darbeye de, sivil darbe uygulamalarına da karşı çıktık, karşı çıkmaya devam edeceğiz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Sayın Yıldırım, buyurun.

30.- İstanbul Milletvekili Hurşit Yıldırım’ın, Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in yaptıkları açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

HURŞİT YILDIRIM (İstanbul) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; ben konuşmamda kesinlikle hiçbir partiyi dışlamadım. 15 Temmuz darbe girişimine karşı topyekûn mücadele ettiğimizi ifade ettim. O ruhu da savunduğumu söyledim, Yenikapı ruhunun da devam etmesi gerektiğini ifade ettim. Sözlerim herhâlde ya yanlış anlaşıldı… Ben “O gecede CHP’li, MHP’li bütün millet…” dedim, “Bütün arkadaşlarımızla beraberdik.” dedim, “Aynı yerdeydik.” dedim. “Yenikapı ruhunu devam ettirmeliyiz.” dedim ve Mecliste de AK PARTİ, CHP, MHP, HDP’li gruplar da zaten bildiri yayınlandı, bildiri buradan okundu. Kesinlikle ben 15 Temmuz darbe girişimine karşı sadece AK PARTİ’lilerin sahada olduğu gibi bir beyan vermedim, vermek de istemem.

BAŞKAN – Çok teşekkür ediyorum Sayın Yıldırım.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – “Erdoğan olmasaydı bu darbe önlenemezdi.” dedin ya, millî iradeye saygısızlıktır bu.

BAŞKAN – Hükûmet adına Sayın Bakan da bir söz talebinde bulunuyor sayın milletvekilleri.

31.- Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan’ın, Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in yaptıkları açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Sayın Başkan çok teşekkür ediyorum.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Herkes dikkat edecek konuşmasına. Millet kaçacak delik ararken Milliyetçi Hareket Partisinin Genel Merkezinin ışıkları yanıyordu, hepimiz oradaydık, buraya öyle geldik.

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – 15 Temmuz akşamında, Mecliste grubu bulunan…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Özen göstereceksiniz, özen!

BAŞKAN – Sayın Akçay, Sayın Bakan konuşuyor.

Buyurun Sayın Bakan.

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – 15 Temmuz darbe girişimi karşısında, Mecliste grubu bulunan tüm partiler bu darbe girişimine karşı dik bir duruş sergilemişlerdir, bunu özellikle ifade etmek istiyorum. Tabii, bu Fetullahçı terör örgütüne yönelik mücadelenin ve bu terör örgütünün ne kadar tehlikeli, hain bir terör örgütü olduğunun hepimiz tarafından önemi kavranmış diye düşünüyorum açıkçası ve bu mücadelenin devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. Yenikapı ruhunun da, o yaşanan Yenikapı ruhunun da devam ettirilmesinin önemli olduğunu düşünüyorum.

OHAL’e yönelik, OHAL’in uzatılmasına yönelik bir eleştiri geldi. Fetullahçı terör örgütünün ne kadar hain bir terör örgütü olduğunu, nasıl gizli bir yapılanma içerisinde çalıştığını hep birlikte gördük. Bu terör örgütünün tamamıyla yok edilmesi, kökünün kazınması için de bu mücadelenin sürdürülmesi gerekiyor. Olağanüstü hâlin uzatılmasının tek ve tek nedeni, bu Fetullahçı terör örgütünün tamamıyla ortadan kaldırılmasıdır.

Ben hepinize çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, başta Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olmak üzere darbeye karşı bombalar altında ciddi bir mücadele veren, kararlı bir duruş gösteren tüm gruplara, ayırt etmeden tüm milletvekillerine bir kez daha teşekkür ettiğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ben de başta Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız olmak üzere, darbeye karşı bombalar altında ciddi bir mücadele veren, kararlı bir duruş gösteren tüm gruplara, ayırt etmeden tüm milletvekillerine bir kez daha teşekkür ediyorum. Çünkü, şuna inanıyoruz ki farklı görüşlerimiz, ideolojilerimiz, düşüncelerimiz olabilir, farklı partilerde siyaset yapabiliriz ama söz konusu vatansa, söz konusu bayraksa, söz konusu milletse gerisi teferruat diyorum, tekrar hepinize teşekkür ediyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 667 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (1/746) ile İç Tüzük’ün 128’inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi (S. Sayısı: 412) (Devam)

BAŞKAN – Soru yok.

Soru-cevap işlemi tamamlanmıştır.

Böylece kanun hükmünde kararnamenin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.44

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.47

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Elif Doğan TÜRKMEN (Adana), İshak GAZEL (Kütahya)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6’ncı Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

412 sıra sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan 88 sıra sayılı Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

2.- Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Kültür Yollarına İlişkin Genişletilmiş Kısmi Anlaşmayı Tesis Eden Kararına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/373) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 88)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan 406 sıra sayılı Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Su Temini ve Yönetimine İlişkin Hükümetlerarası Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/719) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 406)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Bundan sonra da komisyonların bulunamayacağı anlaşıldığından, kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için, 13 Ekim 2016 Perşembe günü, alınan karar gereğince saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Hayırlı akşamlar diliyorum.

Kapanma Saati: 18.48



(x) (10/322) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin tam metni tutanağa eklidir.

(x) Sözlü soru önergeleri Genel Kurulda okunmamış olup tutanağa eklidir.

(X) 412 S. Sayılı Basmayazı 19/8/2016 tarihli 128’inci Birleşim Tutanağı’na eklidir