TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

127’nci Birleşim

18 Ağustos 2016 Perşembe

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

 

İÇİNDEKİLER

 

 

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Başkanlık Divanı olarak Van ve Elâzığ’da meydana gelen terör saldırılarını lanetlediklerine ve şehitlere Allah’tan rahmet dilediklerine ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Bitlis’te bir patlama sonucunda şehit olan 3 askere Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin konuşması

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin, 15 Temmuz 2016 darbe girişimine ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın, Bartın ilinin Amasra ve Kurucaşile ilçelerinde yaşanan sel felaketine ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran’ın, gözaltı ve tutuklamalar sırasında yaşanan ihlallere ilişkin gündem dışı konuşması

 

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, FET֒nün ihanet eylemlerinin PKK’ya, PKK’nın ihanetinin FET֒ye hizmet ettiğine ve Van ile Bitlis’te hain FETÖ-PKK saldırılarında şehit olanlara Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

2.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, Elâzığ, Bitlis, Van ve Diyarbakır’daki terör saldırılarında şehit olanlara Allah’tan rahmet dilediğine ve Hükûmetin işsizliğin önlenmesi konusunda acil önlemler alması gerektiğine ilişkin açıklaması

3.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, bugünkü terör saldırılarında hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediğine ve AKP’nin Türkiye tarımını yönetemediğine ilişkin açıklaması

4.- Manisa Milletvekili Mazlum Nurlu’nun, darbe bahanesiyle okulların imam- hatipleştirilmesiyle yıllardır eğitime vurulan darbelere bir yenisinin daha ekleneceğine ilişkin açıklaması

5.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İstanbul’un Sultanbeyli ve Şile ilçelerinde yaşanan sorunlara ilişkin açıklaması

6.- Sivas Milletvekili Ali Akyıldız’ın, Toprak Mahsulleri Ofisi alım yapmadığı için Sivas’ta çiftçilerin yaşadığı mağduriyetlere ve desteklemeleri tapu sahiplerinin değil gerçek üreticinin alması gerektiğine ilişkin açıklaması

7.- Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı’nın, Van, Elâzığ ve Bitlis’te gerçekleştirilen menfur terör saldırılarını şiddetle kınadığına, şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ve Türkiye Büyük Millet Meclisindeki tüm siyasi partilerin bu konuda tek ses, tek yürek olduklarını tüm dünyaya duyurması gerektiğine ilişkin açıklaması

8.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın, Van, Elâzığ ve Bitlis’te hain terör saldırılarında şehit düşenlere Allah’tan rahmet dilediğine ve gelir uzmanlarının mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

9.- Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet’in, hain terör saldırılarını kınadığına, şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine, giyim, bilgisayar, el sanatları, makine nakışları, halk oyunları gibi branşlarda uygulamalı meslek eğitimi veren kadrosuz usta öğreticilere kadro verilmemesinin sebebini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

10.- Bursa Milletvekili Ceyhun İrgil’in, Van, Hakkâri, Elâzığ ve Bitlis’te teröre kurban gidenlere rahmet dilediğine ve ülkeyi yönetemeyen, istifa etmesi gerektiğini bile anlamayan bir Hükûmetle karşı karşıya olunduğuna ilişkin açıklaması

11.- Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak’ın, beden eğitimi dersleri kapsamında okullarda yüzme eğitiminin ve pratiğinin verilmesinin düşünülmesi gerektiğine ve şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

 

12.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, hain terör saldırılarını kınadığına, şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ve17-25 Ağustos İbni Sina Haftası’na ilişkin açıklaması

13.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, terörü lanetlediğine, şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ve Hükûmete, emeklilere Kurban Bayramı’nda ikramiye vermesi ve promosyonlarla ilgili beklentilerini sonuçlandırması çağrısında bulunduğuna ilişkin açıklaması

14.- Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek’in, AKP Hükûmetinin Meclisin verdiği tüm desteğe rağmen terör ve şiddetle mücadelede son derece başarısız olduğuna ve OHAL uygulamaları kapsamında hiçbir suçu olmayan, hakkında somut delil olmayan bazı insanların da gözaltına alındığına ilişkin açıklaması

15.- İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir’in, Hükûmete, kapatılan okullardaki öğrencilerin eğitimlerini tamamlamaları, malum cemaat yapılanmasıyla ilişkisi olmayan akademisyen ve idari personel hakkında adil bir soruşturma yürütülerek görevlerine dönmeleri konusunda gereğinin en kısa sürede yapılması çağrısında bulunduğuna ilişkin açıklaması

16.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Van, Elâzığ ve Bitlis’te yaşanan terör olaylarında şehit olanlara Allah’tan rahmet dilediğine, terör saldırılarına karşı önleyici tedbirler ile teknolojik imkânların bir an önce seferber edilmesi ve FET֒yle mücadele edilirken PKK’nın ihmal edilmemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

17.- Diyarbakır Milletvekili Çağlar Demirel’in, son bir hafta içerisinde Mardin Kızıltepe, Diyarbakır Sur, Van ve Elâzığ merkezde meydana gelen saldırıları kınadığına ve yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet dilediğine ve demokrasi olmadan barışın mümkün olmayacağını vurgulamak istediğine ilişkin açıklaması

18.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Van, Elâzığ ve Bitlis’te yaşanan terör olaylarında şehit olanlara Allah’tan rahmet dilediğine ve 15 Temmuz darbe girişiminden sonra alınan olağanüstü hâl kararının sadece FETÖ terör örgütüyle değil bütün terör örgütleriyle mücadeleyi de beraberinde getirdiğine ilişkin açıklaması

19.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Diyarbakır, Van, Elâzığ, Bitlis ve Mardin Kızıltepe’de yaşanan terör olaylarında hayatını kaybedenlere Alla’tan rahmet dilediğine ve Hükûmetin son günlerde yaşanan bu olaylarla ilgili derhâl bilgi vermesi gerektiğine ilişkin açıklaması

20.- Mardin Milletvekili Mithat Sancar’ın, İstanbul Milletvekili Halis Dalkılıç’ın HDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

21.- Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün, Elâzığ merkez, Diyarbakır Bismil ve Van merkezde meydana gelen olaylara ilişkin açıklaması

 

 

VIII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Antalya Milletvekili Ahmet Selim Yurdakul ve 21 milletvekilinin, hemşirelerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/303)

2.- Tokat Milletvekili Kadim Durmaz ve 24 milletvekilinin, Tokat’ta HES projelerinin yol açtığı sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/304)

3.- İzmir Milletvekili Tacettin Bayır ve 27 milletvekilinin, İşsizlik Sigortası Fonu’nun daha etkin kullanılmasının sağlanabilmesi amacıyla yapılması gerekenlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/305)

B) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden Pakistan Senatosu üyeleri ve Millî Meclis milletvekillerinden oluşan heyete “Hoş geldiniz" denilmesi

VIII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- MHP Grubunun, 30/6/2016 tarih ve 1791 sayıyla Grup Başkan Vekili Manisa Milletvekili Erkan Akçay tarafından, terör örgütlerinin ülkemizdeki finansal faaliyetlerinin araştırılarak terörizmin finansmanının önlenmesi için alınması gereken tedbirleri tespit etmek amacıyla verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin, Genel Kurulun 18 Ağustos 2016 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- HDP Grubunun, 16/8/2016 tarihinde, Grup Başkan Vekili Diyarbakır Milletvekili Çağlar Demirel tarafından, 11 Ocak 2016 tarihinde “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlığıyla yayınlanan bildirinin ardından çok sayıda akademisyenin maruz kaldığı işten çıkarma, görevden uzaklaştırma, adli ve idari soruşturma ile gözaltı ve tutuklama uygulamalarının araştırılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, Genel Kurulun 18 Ağustos 2016 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, 18/8/2016 tarihinde Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Engin Altay tarafından, son dönemde yüzlerce yurttaşımızın ve güvenlik personelimizin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan terör saldırılarına zemin oluşturan yanlış politikaların araştırılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, Genel Kurulun 18 Ağustos 2016 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/750) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; 19.4.2012 Tarihli ve 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/571) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 411)

2.- Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Kültür Yollarına İlişkin Genişletilmiş Kısmi Anlaşmayı Tesis Eden Kararına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/373) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 88)

X.- OYLAMALAR

1.- (S. Sayısı: 411) Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 13’üncü maddesinin oylaması

2.- (S. Sayısı: 411) Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 14’üncü maddesinin oylaması

3.- (S. Sayısı: 411) Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 15’inci maddesinin oylaması

4.- (S. Sayısı: 411) Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 16’ncı maddesinin oylaması

5.- (S. Sayısı: 411) Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 17’nci maddesinin oylaması

6.- (S. Sayısı: 411) Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 18’inci maddesinin oylaması

7.- (S. Sayısı: 411) Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 19’uncu maddesinin oylaması

8.- (S. Sayısı: 411) Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 21’inci maddesinin oylaması

XI.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, 2014-2016 yılları arasındaki bitkisel yağ ithalatına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/7236)

18 Ağustos 2016 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 127’nci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Başkanlık Divanı olarak Van ve Elâzığ’da meydana gelen terör saldırılarını lanetlediklerine ve şehitlere Allah’tan rahmet dilediklerine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Van ve Elâzığ illerimizde meydana gelen hain terör saldırılarını Divan olarak lanetliyoruz. Bu menfur saldırıda hayatını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Ailelerine ve yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyoruz. Yaralılara da acil şifalar diliyoruz. Çok üzgünüz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim. Gündem dışı ilk söz 15 Temmuz 2016 darbe girişimi hakkında söz isteyen Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin’e aittir.

Buyurun Sayın Bilgin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin, 15 Temmuz 2016 darbe girişimine ilişkin gündem dışı konuşması

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimin başında, dün ve bugün Van ve Elâzığ’da polis merkezine ve emniyet müdürlüğüne yapılan hain, alçak ve kalleş terör saldırısı neticesinde hayatını kaybeden şehitlerimize ve sivil vatandaşlarımıza rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.

Bölücü terör örgütü başta olmak üzere tüm terör örgütlerini ve bunları açıkça kınayamayan ve destekleyenleri bir kez daha nefretle kınıyorum. Milletimizin birlik ve beraberliği, devletimizin çelik yumruğu bu hainlerin, vatan, millet düşmanlarının sonunu getirecektir.

Yine, ayrıca on yedi yıl önce, 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen depremde hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Cenab-ı Hak’tan rahmet diliyorum. Rabb’im bir daha ülkemiz ve milletimize böyle acılar yaşatmaz inşallah. Bu konuda devlet ve millet olarak hepimiz gerekli dersleri çıkarıp gerekli tedbirleri almalıyız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 15 Temmuz tarihinde göz bebeğimiz, Peygamber ocağı ordumuzun içerisine sızmış, asker elbisesi giymiş, bir avuç Haşhaşi Fethullahçı terör örgütü mensubu teröristin milletimize ve ülkemize karşı giriştiği alçak, hain darbe girişimini, işgal hareketini şiddetle, nefretle kınıyorum.

Bu aziz millet, bu coğrafya bugüne kadar birçok darbe, darbe girişimi ve fitneye şahit olmuştur ancak hiçbir teşebbüs ve darbe FETÖ terör örgütünün yaptığı alçaklığı, hainliği bu millete yaşatmamıştır. Yıllar öncesinden başlayan süreçte dış odaklı olarak, başta ordumuz, emniyet ve yargı teşkilatımız olmak üzere, devlet mekanizmalarına sızarak dışarıdan aldıkları emir ve talimatla millî iradeye, istiklalimize ve istikbalimize kastetmek için kendilerine göre uygun zamanı beklemişler ve 15 Temmuz akşamı bu hain girişime teşebbüs etmişlerdir. Yıllardır pısırık, korkak ve kod adlarıyla yaşadıkları bir hayat neticesinde onurlarını ve şereflerini 1 dolara satan bu alçaklara en iyi cevabı milletimiz vermiştir. Bu terörist darbe girişimi Başkomutanımız, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde kendisini millî ve yerli hisseden milletimizin şanlı ve onurlu direnişiyle bertaraf edilmiştir. Büyük Türk milleti Cumhurbaşkanımızın cesur ve yürekli çağrısıyla kendi iradesine, kendi geleceğine, vatanına, bayrağına sahip çıkmak için ilk andan itibaren meydanlara çıkmış, âdeta ölümü korkuturcasına cesur duruşuyla vatan hainlerinin oyununu bozmuştur.

Milletimiz ikinci istiklal ve istikbal mücadelesinde 240 şehit vermiştir. Bu vesileyle vatanı, bayrağı, mukaddesatı için canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle, şükranla anıyorum. Mekânları cennet olsun, Rabb’im bizi şefaatlerine nail eylesin.

Bu milletin kahraman evlatları, vatan, bayrak, ezan söz konusu olduğunda zor şartlar altında neleri başarabileceğini yedi düvele bir kez daha göstermiştir. Bu millet, asıl gücün tankta, tüfekte değil imanlı ve inançlı bir nesilde olduğunu, namlusunu millete çeviren tanka selam durmayarak göstermiştir.

Değerli milletvekilleri, 15 Temmuz akşamı Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla meydanlara çıkan ve onun ikinci talimatına kadar meydanları terk etmeyen milletimizin, darbe girişimini silahlı terör örgütüne karşı bir kurşun dahi sıkmadan alt etmesinin temelinde vatan, millet, bayrak sevgisi ve inancı vardır. Şu hususa da dikkat çekmek isterim ki yirmi yedi günlük vatan nöbeti tutan milyonlar ne bir adli olaya neden olmuş ne bir cam kırmış ne de çevreye zarar vermiştir. Kendisini yerli ve millî hisseden herkes, milletin tüm renkleri, tüm kesimleri vatan nöbetinde hainlere, tüm gayrimillî unsurlara ve vatan düşmanlarına karşı gerekli cevabı vermişlerdir.

Sayın milletvekilleri, devlet ve millet olarak hepimiz yaşanan darbe teşebbüsünden ve bu teşebbüse karşı yürütülen cesur ve şanlı mücadeleden gereken dersi alıp önümüzdeki süreci bu doğrultuda yapılandırmalıyız. Bizler, iki yönden hiçbir zaman 15 Temmuzu unutmayacağız, unutturmayacağız: Birincisi, 15 Temmuzda vatana, millete karşı onur, şeref ve haysiyetlerini 1 dolara satmış vatan hainlerinin yaptığı alçak teşebbüsü unutmayacağız, unutturmayacağız.

İkincisi: Bu teşebbüsü bertaraf eden, millî şairimizin ifadesinde anlam bulan vatanını, bayrağını ve namusunu çiğnetmeyen Asım’ın neslini unutmayacağız, unutturmayacağız.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bilgin.

Gündem dışı ikinci söz, Bartın ili Amasra ve Kurucaşile ilçelerinde yaşanan sel felaketi hakkında söz isteyen Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’ya aittir. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Yalçınkaya.

2.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın, Bartın ilinin Amasra ve Kurucaşile ilçelerinde yaşanan sel felaketine ilişkin gündem dışı konuşması

MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bartın’ın Amasra ve Kurucaşile ilçelerinde yaşanan sel felaketiyle ilgili gündem dışı söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, dün Van’da, bugün Elâzığ’da eli kanlı teröristlerce yapılan hain saldırılar sonucu hayatlarını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Hepimizin başı sağ olsun.

Değerli arkadaşlar, ilimizde 12/8/2016 tarihinde akşam saatlerinde başlayan ve gece boyunca devam eden aşırı sağanak yağış nedeniyle birçok bölgede su baskınları ve heyelanlar meydana gelmiş, özellikle sahil kesimlerinde etkili olan aşırı yağış Kurucaşile ve Amasra ilçelerimizde büyük ölçüde ciddi hasarlar oluşturmuştur.

Bartın-Kurucaşile-Cide kara yolu heyelan ve toprak kayması nedeniyle altı gündür ulaşıma kapalı durumdadır. Kurucaşile’den Bartın’a ulaşım yapılamamakta, ulaşım Cide-Kastamonu üzerinden yapılmaktadır. İlçenin Karaman, Meydan, Kanatlı, Çayaltı, Aydoğmuş ve Kavaklı köylerinde heyelan ve toprak kayması nedeniyle bugün itibarıyla hâlâ yollar kapalı olup ulaşım yapılamamaktadır; bu köylerde elektrik ve su yoktur. Köylerde yaşanan heyelan ve toprak kayması nedeniyle bölge insanının geçim kaynağı olan fındık ekili alanlar tahrip olmuş, gerek heyelan gerek yaka selleri nedeniyle köylünün 200 tona yakın fındığı denize sürüklenmiştir.

Tekkeönü köyünde tüm iş yerleri sular altında kalmış, esnaf hiçbir şeyini kurtaramamıştır. Balıkçıların tekneleri, ağları; ahşap tekne ve yat yapımcılarının tersaneleri yıkılmış, parçalanmış, denize gitmiştir. Vatandaşlarımız çok mağdur durumdadır. Acilen yaralarının sarılmasını, zararlarının giderilmesini beklemektedirler. Buradaki vatandaşlarımızın boğazından altı gündür bir kaşık sıcak çorba geçmemiştir, dağıtılan kuru ekmekle karınlarını doyurmuşlardır. Evi çöken veya evi çökme tehlikesi içinde olan insanlara çadır dağıtılmamıştır. Kurucaşileli “Kendi kaderimize terk edildik.” diye üzülmektedir.

Amasra ilçesinin Çakraz, Kalaycı, Esenler, Acarlar, Cumayanı, Yahyayazıcılar, Göçkün, Gökçündemirci köyleri sular altında kalmıştır; bu köylerde yollar çökmüş, köprüler yıkılmıştır. Tatil merkezi olan Çakraz’da su şebekesi ve kanalizasyon altyapısı tamamen çökmüş, birçok turizmci ve işletme sahibi yaşananlar nedeniyle mağdur olmuş durumdadır. Amasra Kalaycı köyü yerleşim merkezinde 50’ye yakın iş yeri ve ev taşkın suları altında kalmış, vatandaşlarımız hiçbir şeyini kurtaramamıştır. Altı ay önce de yine bu bölgede sel felaketi yaşanmıştır. Su taşkınları altında kalan 7 köyün muhtarı, ilgililere bölgelerinde yaşanan su taşkınlarının önlenmesi için senelerdir yazılı başvuru ve şifahi görüşmeler yapmalarına rağmen köylerin içinden geçen derelerin ıslahının yapılmadığını söyleyerek “Alınmayan önlemler nedeniyle bu felaketleri yaşıyoruz.” demektedirler.

Değerli arkadaşlar, yaşanan sel ve heyelan felaketi nedeniyle bölge insanı çok mağdurdur. Bir an önce yaralarının sarılmasını, zarar ve ziyanlarının acilen karşılanmasını beklemektedirler. Banka borçlarının, kredi borçlarının, vergi ve sigorta borçlarının ertelenmesini talep etmektedirler. Hükûmetimizden bölge insanının mağduriyetlerinin giderilmesi konusunda daha fazla hassasiyet göstermesini, vatandaşlarımızın isteklerinin bir an önce hayata geçirilmesini rica ediyorum.

Bu vesileyle, bir kez daha bölgemizde yaşanan sel felaketi nedeniyle mağdur olan vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, afetin başından beri sorunların çözümü konusunda büyük özveriyle çalışan kurumlarımızın yöneticilerine ve çalışanlarına şahsım ve Bartın halkı adına teşekkürlerimi sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yalçınkaya.

Gündem dışı üçüncü söz, gözaltı ve tutuklamalar sırasında yaşanan ihlaller hakkında söz isteyen Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran’a aittir.

Buyurun Sayın Acar Başaran. (HDP sıralarından alkışlar)

3.- Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran’ın, gözaltı ve tutuklamalar sırasında yaşanan ihlallere ilişkin gündem dışı konuşması

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de özellikle son bir yıl içerisinde yaşanan bu savaş ortamında yaşamını yitirenlere; dün Van’da, bugün de Elâzığ’da bu şiddet ortamı nedeniyle yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet diliyorum.

Evet, biliyorsunuz -dediğim gibi- bir yıldır Türkiye’de devam eden bir savaş ortamı var ve bugün bu savaş ortamının her zamanki gibi bir yansıması, bir aynası olarak cezaevlerinde bir yıldır devam eden hak ihlalleri esasının üzerinden konuşacaktık.

Bunları bugün dışarıda yaşanan hak ihlallerinden, şiddet ortamlarından bağımsız olarak düşünmemek gerekiyor çünkü Türkiye’nin tarihinde kara bir leke olan, esasında -dediğim gibi- 1980 yılında, 1980 darbesinden sonra Türkiye’nin kara bir lekesi olarak tarihe not düşen Diyarbakır Cezaevinde yaşanan hak ihlallerinden sonra, bugün, yine, Türkiye’de cezaevlerinde biz hak ihlallerinin en yüksek noktaya taşındığı bir süreci yaşıyoruz.

Ben bu Mecliste İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunda yer alıyorum, bir de Diyarbakır Beş No.lu Cezaevi İnceleme Alt Komisyonunda yer alıyorum. Evet, biz bu Meclis çatısı altında Diyarbakır Beş No.lu Cezaevi İnceleme Alt Komisyonunu kurduk, doğrudur. Bu komisyonların bir amacı oradaki hak ihlallerini tespit etmek, belki oradakilerin bir şekilde o yaşadıkları hak ihlalleri nedeniyle yaralarına derman olmak ama bir taraftan da yüzleşme komisyonlarının en önemli amacı tarihten, yaşananlardan ders çıkarıp önümüzdeki süreçlerde aynı hataları yapmamak olmalıdır. Ancak -dediğim gibi- bir yıllık süreç içerisinde, dışarıdaki savaş ortamının içerideki yansımaları olarak 1980 dönemindeki Diyarbakır cezaevlerini aşan uygulamaların bugün yaşandığını görüyoruz.

Diyarbakır Cezaevinde “Burası bir cezaevi değil, burası bir askerî okul ve sen burada Türkleşeceksin.” deniyordu, Antalya L Tipi Cezaevinde zorla “Ne mutlu Türk’üm” dedirtilmeye çalışılıyor. Diyarbakır Cezaevinde “Seni yola getireceğim, hafızanı silip seni en yakınının bile tanımayacağı yeni kişiliğe büründüreceğim.” deniliyordu, yine “Allah yok, Peygamber izinde.” yazısı vardı, bugün yine Antalya L Tipindeki uygulamalarda “Allah’ınız benim.” gibi söylemlerle karşı karşıya kalıyor maalesef hükümlü ve tutuklular.

Evet, dediğimiz gibi, bir yıldır her defasında söylediğimiz ancak hiçbir şekilde gündeme gelmeyen, her defasında gündem dışı kalan ve bugün yine bu konuşmam da gündem dışında kalan hasta tutsakların durumu…

Buradan onlarca defa ifade ettik. Bugün, Menemen R Tipi Cezaevinde Sibel Çapraz var, her an durumunun daha kötüye gitme olasılığı var ancak bununla ilgili herhangi bir şekilde adım atılmamış durumda.

Yine, 78 yaşında, ağır hasta olup sürgün yollarında işkenceye maruz kalan Emin Özkan var.

Yine, dün bir grup aile, bir grup yakın gelip bize başvuruda bulundu özellikle burada, Meclis çatısı altında bir cezaevi araştırma komisyonunun olduğu ancak Meclis araştırma komisyonunun hiçbir şekilde işlevini yerine getirmediği… Çünkü, Sincan Cezaevinden Tekirdağ Cezaevine sürgünler esnasında, her türlü işkenceye maruz bırakılarak bu sürgünler gerçekleştiriliyor ve beyin ameliyatı olan bir hasta tutsak, özellikle kafasına vurularak özel darbedildiğini söylüyor.

Yine, Diyarbakır Cezaevinden hatırlayalım ve tarihe bir bakalım: Doluluk oranı yüzde 100’ü aşan, 200’lere varan Diyarbakır Cezaevinin bir benzerini şu anda, bu ortamda, 2016 yılında yine doluluk oranının yüzde 200’lere vardığını, 60 kişilik koğuşlarda 100-200 kişinin kaldığını görüyoruz. İnsanların yerde yattığını, hiçbir kişisel ihtiyaçlarının giderilmediğini, özellikle başka bir kuvvetin, kendilerine “hazır kuvvet” denilen bir kuvvetin cezaevi içerisinde örgütlenerek, cezaevindeki tutsaklara işkence yaptığını görüyoruz.

Ben İnsan Hakları Komisyonunun bir üyesi olarak bugün İnsan Hakları Komisyonuna çağrıda bulundum, buradaki 3 partinin İnsan Hakları Komisyonundaki üyelerine de bir daha seslenmek istiyorum: Eğer bugün bu hak ihlallerini araştırmayacaksak, otuz yıl sonra, tekrar, cezaevlerinde yaşananları araştırma komisyonu kurmayalım. Geçmişten ders çıkarıp, önümüzdeki süreçte hakikatleri araştırma komisyonu kuracağımıza, yüzleşme komisyonu kuracağımıza…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) - …gelin, hep beraber bu hak ihlaline uğrayanların dertlerine derman olalım, cezalandırılanlara bir daha cezalandırma yolunu açmayalım.

Ben, tekrar tüm Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Bitlis’te bir patlama sonucunda şehit olan 3 askere Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, biraz önce Bitlis’te de bir patlama sonucunda 3 askerimizin şehit olduğunu öğrendik. Gerçekten yüreğim daralıyor, hepiniz de aynı duygudasınız inanıyorum. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz.

Sayın milletvekilleri, sisteme giren 15 milletvekiline sırasıyla yerlerinden söz vereceğim.

Şimdi söz vereceğim sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum: Sayın Özkan, Sayın Aydın, Sayın Gaytancıoğlu, Sayın Nurlu, Sayın Tanal, Sayın Kayışoğlu, Sayın Ilıcalı, Sayın Akın, Sayın Hürriyet, Sayın İrgil, Sayın Çamak, Sayın Kılıç, Sayın Gürer, Sayın Erkek ve Sayın Özdemir.

Sayın Özkan, sizden başlıyoruz, buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, FET֒nün ihanet eylemlerinin PKK’ya, PKK’nın ihanetinin FET֒ye hizmet ettiğine ve Van ile Bitlis’te hain FETÖ-PKK saldırılarında şehit olanlara Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bilindiği üzere, FETÖ ile PKK ruh ikizidir. İkisi de vatanımıza, milletimize, devletimize ve medeniyet değerlerimize ihanet içerisindedir. İhanetleri sadece ve sadece emperyalizme ve vatanımızın sömürülmesine hizmet etmektedir. 2013 Aralık ayında İnternet’e düşen Pensilvanya ses kaydında PKK kongresinin Washington’da toplandığını, ruhunu satmış FETÖ öncülüğünde yapılan toplantıda artık kanlı ve çatışmalı döneme geri dönüleceğine karar verildiği ifade edilmekteydi. Demek oluyor ki FET֒nün ihanet eylemleri PKK’ya, PKK’nın ihaneti FET֒ye hizmet etmektedir.

Bugün Van ve Bitlis’te hain FETÖ-PKK saldırılarında 6 şehit verdik. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.

Birbirinin taşeronluğunu yapan FETÖ, PKK, DAİŞ, PYD terör örgütleriyle mücadele, ihanet ve vatan hainleriyle mücadeledir. Yılmadan, milletçe bu ihanet mücadelesini sürdüreceğimizi ifade eder, yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Aydın…

2.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, Elâzığ, Bitlis, Van ve Diyarbakır’daki terör saldırılarında şehit olanlara Allah’tan rahmet dilediğine ve Hükûmetin işsizliğin önlenmesi konusunda acil önlemler alması gerektiğine ilişkin açıklaması

ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle, bugün sabah Elâzığ’da, biraz önce Bitlis’te, akşam Van’da, bir gün önce Diyarbakır’da, 15 Temmuzdan bugüne kadar da 100’e yakın askerimizin, polisimizin şehit olduğu, yüzlerce vatandaşımızın da yaralandığı bu durumda şehit olanlara Allah’tan rahmet, yakınlarına ve ülkemize başsağlığı diliyorum.

Mayıs ayı dönemi TÜİK işsizlik raporları açıklandı. Gerçekten durum içler acısı. Bir ayda 146 bin kişi işsizler ordusuna eklenmiş, işsiz sayısı da devletin resmî rakamlarına göre 3 milyonu geçmiş bulunuyor. Eğer ekonomide gözle görünür bir canlanma olmazsa istihdam artışları bu gidişle gücünü yitirecek. Bu durumda da işsizlik artmaya devam edecek. Bir de bunun üzerine Türkiye’deki politik iklimi ekleyecek olursak durum gerçekten vahim demektir. Hükûmetin işsizliğin önlenmesi konusunda acil önlemler alması gerektiğini söylüyor, bu konuda da Bakanlığı göreve çağırıyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Gaytancıoğlu…

3.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, bugünkü terör saldırılarında hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediğine ve AKP’nin Türkiye tarımını yönetemediğine ilişkin açıklaması

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugünkü terör saldırılarından dolayı ölen yurttaşlarımıza ve güvenlik güçlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.

AKP Türkiye tarımını yönetemiyor diye yıllardır söylüyoruz. Artık bu söylem iyice kanıtlanmış durumda. Yıllardır buğday fiyatı aynı, patates fiyatları düşüyor, süt fiyatları düşüyor, çeltik fiyatları düşüyor, mısır fiyatları düşüyor, ayçiçeği fiyatları düşüyor, narenciye dalında kalıyor, fındık rekoltesi düşmesine rağmen fiyat yükselmiyor. Gübredeki KDV’yi sıfırlamanıza rağmen fiyat yükselmiyor. Et fiyatları ise ithalatçıya para kazandırıyor, bir türlü fiyatlar düşmüyor. Türkiye ithal ürün cenneti hâline geldi. Çiftçiyi borçlandırdınız, borçlandırıyorsunuz, köyden kente göçü âdeta teşvik ediyorsunuz, kısaca Türkiye tarımını yönetemiyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın Nurlu…

4.- Manisa Milletvekili Mazlum Nurlu’nun, darbe bahanesiyle okulların imam- hatipleştirilmesiyle yıllardır eğitime vurulan darbelere bir yenisinin daha ekleneceğine ilişkin açıklaması

MAZLUM NURLU (Manisa) – Sayın Başkan, FETÖ terör örgütüyle bağlantılı olduğu gerekçesiyle kapatılan özel okullar Millî Eğitim Bakanlığına devredilerek devlet okulu olarak hizmet vermeleri sağlanmıştır. Ancak, millî eğitim müdürlükleri, bölgelerindeki okul türü ihtiyacını dikkate almadan tamamına yakınını imam-hatip okulu olarak açmaya başlamıştır. Manisa Salihli ilçemizde kapatılan iki özel okul binasına imam-hatip tabelaları asılmıştır. İlçemizde motor teknik lisesi ihtiyacı varken ve üstelik Salihli’deki imam-hatip lisesi, kapasitesinin çok altında öğrenciyle eğitim yapmasına rağmen bu okulların da imam-hatip yapılması ilçe halkının haklı tepkisine neden olmuştur. Darbe bahanesiyle okulların imam-hatipleştirilmesiyle yıllardır eğitime vurulan darbelere bir yenisinin daha ekleneceğini belirtiyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Tanal…

5.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İstanbul’un Sultanbeyli ve Şile ilçelerinde yaşanan sorunlara ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, İstanbul ili Sultanbeyli ilçemizde oturan vatandaşlarımızın tapu sorunları, otopark sorunları, imar sorunları ve aynı zamanda hastaneyle ilgili epey sorunları var. Yine, aynı şekilde, İstanbul ilimizin Şile ilçesinde vatandaşın ulaşım sorunu, otopark sorunu var. Hastanede her branşta doktor olmaması nedeniyle hem Sultanbeyli’de oturan vatandaşlarımız hem de Şile’de oturan vatandaşlarımız mağdur. Yetkililerden bir an önce bu vatandaşlarımızın mağduriyetinin giderilmesini talep ediyorum.

Selam ve saygılarımı iletiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Akyıldız…

6.- Sivas Milletvekili Ali Akyıldız’ın, Toprak Mahsulleri Ofisi alım yapmadığı için Sivas’ta çiftçilerin yaşadığı mağduriyetlere ve desteklemeleri tapu sahiplerinin değil gerçek üreticinin alması gerektiğine ilişkin açıklaması

ALİ AKYILDIZ (Sivas) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Ürün hasat, harman dönemi olduğu şu dönemde çiftçilerimiz gerçekten mağdur edilmiş durumda. Şu an da Sivas’ın çiftçileri, Kangal tarafı Konyalı bir firmaya; Şarkışla, Gemerek tarafı da Kayserili bir firmaya teslim edilmiş durumda. Toprak Mahsulleri Ofisi alım yapmadığı için “lisanslı depoculuk” adı altında Sivas çiftçisini özel firmalara mahkûm etmiş ve Sivas çiftçisi buralarda çok ciddi şekilde mağduriyetler yaşamaktadır. Bir de uzak bölgelerden, bu ofisin alım merkezi olmadığı için buralara getirip mal teslim etmeyen çiftçiler de oralardan, uzak şekilde, nakliye parası veriyorlar ama getirip de ürünü teslim edemeden geri döndükleri için 2 kat bir nakliye parasıyla ürünü de teslim edemeden geri dönüyorlar. Bu konuda Toprak Mahsulleri Ofisinin taşın altına elini sokması gerekiyor.

Bir konu da desteklemeler. Desteklemelerde gerçek üretici, gerçek çiftçi destekleme almalıdır, tapu sahipleri değil. Çünkü, tarlalar çok hisseli ve bu nedenle de gerçek üretici desteleme alamıyor, mağdur ediliyor.

Teşekkürler, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Ilıcalı…

7.- Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı’nın, Van, Elâzığ ve Bitlis’te gerçekleştirilen menfur terör saldırılarını şiddetle kınadığına, şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ve Türkiye Büyük Millet Meclisindeki tüm siyasi partilerin bu konuda tek ses, tek yürek olduklarını tüm dünyaya duyurması gerektiğine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) – Dün Van’da, bugün Elâzığ’da, az önce Bitlis’te gerçekleştirilen menfur terör saldırılarını lanet ve şiddetle kınıyorum; şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.

15 Temmuzda 79 milyon vatandaşımızın, darbe kalkışmasına karşı Sayın Cumhurbaşkanımızın yönlendirmesiyle ellerini taşın altına değil, vücutlarını tankların altına koyarak gösterdikleri duruş ve devamında yaklaşık bir ay sürecinde ilk günkü gibi şevk ve coşkuyla tuttukları demokrasi nöbetleri tüm terör örgütlerine ders olmalıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisindeki tüm siyasi partiler de bu konuda tek ses, tek yürek olduklarını tüm dünyaya duyurmalıdır. Paralel terör örgütüne karşı gerekli dersi veren milletimiz tüm terör örgütlerine de aynı karşılığı verecektir. Bu hususta milletimizin sabrı tükenmiştir. Gün bu gündür. Tüm siyasi partiler olarak tepkimizi ortaya koyalım. Siyasi partilerimiz arasında oluşan uzlaşma iklimini daha da artırıp bugünkü Meclis çalışmalarında bunu somut olarak gösterelim diyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Akın…

8.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın, Van, Elâzığ ve Bitlis’te hain terör saldırılarında şehit düşenlere Allah’tan rahmet dilediğine ve gelir uzmanlarının mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

AHMET AKIN (Balıkesir) – Van, Elâzığ ve son olarak da maalesef Bitlis’te hain terör saldırılarında şehit düşenlere Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyor; terörü, destekçilerini ve alet olanları lanetliyorum.

Maliye Bakanlığının düzenleme yapması için dokuz ay daha süresi olmasına rağmen dün gece alelacele kabul edilerek geçirdiği madde 11’de çok kişi mağdur oldu. Bakanlığınız bünyesindeki uzmanların mağduriyetiyle ilgili konu gündeme geldiğinde çok sinirlendiğiniz ve önemsemediğiniz söyleniyor Sayın Bakan. Sadece 24 bin kişilik uzmanları değil, aileleriyle beraber mağdur olan çok geniş bir kesimin sorununu dile getiriyorum. Neticede uzmanlık, kariyer meslektir. Taşrada da olsa, merkezde de olsa aynı statüde olması gerekir. Gelir uzmanlarının bu konudaki mağduriyetinin giderilmesi gerekiyor. Hazine zararlarına karşı mali sorumluluğu bulunan tek uzman kadrosudur. Görüşülmekte olan bu torba tasarıda da mağdur olan Bakanlığınız elemanlarının mağduriyetlerinin giderilmesini bir kez daha yineliyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Kaplan Hürriyet…

9.- Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet’in, hain terör saldırılarını kınadığına, şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine, giyim, bilgisayar, el sanatları, makine nakışları, halk oyunları gibi branşlarda uygulamalı meslek eğitimi veren kadrosuz usta öğreticilere kadro verilmemesinin sebebini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Öncelikle, ülkemizde gerçekleştirilen hain terör saldırılarını kınıyor, şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum.

Türkiye’nin her ilinde, her köyünde görev yapan, Millî Eğitim Bakanlığının memur olarak görmediği, Çalışma Bakanlığının işçi olarak görmediği giyim, bilgisayar, el sanatları, makine nakışları, halk oyunları gibi branşlarda uygulamalı meslek eğitimi veren kadrosuz usta öğreticiler kadro beklemeye devam ediyorlar. Sayıları 22 bini bulan ve hiçbir iş güvencesi, kıdem tazminatı gibi hakları olmayan usta öğreticiler kadrolular gibi özlük haklarını çoktan hak etmiş durumdalar. Hükûmet istediği kurumdaki usta öğreticilere kadro veriyor. Örneğin, Diyanet İşlerindeki 20 bin usta öğreticiye tek bir KHK’yla kadro vermişken aynı statüdeki emsal olan ve çoğu üniversite mezunu olan usta öğreticileri görmezden gelmeye devam ediyor. Kurs yerlerini, kira, elektrik, su giderlerini kendisi ödeyerek kurs açan bu usta öğreticilere kadro verilmeyişinin sebebini merak ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın İrgil…

10.- Bursa Milletvekili Ceyhun İrgil’in, Van, Hakkâri, Elâzığ ve Bitlis’te teröre kurban gidenlere rahmet dilediğine ve ülkeyi yönetemeyen, istifa etmesi gerektiğini bile anlamayan bir Hükûmetle karşı karşıya olunduğuna ilişkin açıklaması

CEYHUN İRGİL (Bursa) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Ülkemizde bir canilik yarışı yaşanıyor. İki gün önce Bismil’deki bomba yüklü araçla yapılan saldırıda 5 yaşındaki Hüseyin Utku polis babasıyla birlikte yaşamını yitirdi. Bu küçük çocuğun, bu annenin tek suçu bu ülkede yaşamak mıdır? Dünden beri Van’da, Hakkâri’de, Elâzığ’da, biraz önce Bitlis’te birbiri ardına gerçekleşen terör saldırılarında ölen, yaralanan insanlarımızın suçu ne? Her gün bu sıralarda teröre, terör destekçilerine lanet okuyoruz. Bugün de teröre kurban giden masum insanlarımıza rahmet diliyoruz. Kol mesafesindeki tehlikeyi bile anlamayan Hükûmet bu ülkeyi yönetemiyor, istifa etmesi gerektiğini bile anlamayan bir hükûmetle karşı karşıyayız.

BAŞKAN – Sayın Çamak…

11.- Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak’ın, beden eğitimi dersleri kapsamında okullarda yüzme eğitiminin ve pratiğinin verilmesinin düşünülmesi gerektiğine ve şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

HÜSEYİN ÇAMAK (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede yaşıyoruz. Ülkemizin her yerinde göletler ve neredeyse her ilçede yüzme havuzları bulunmaktadır ancak vatandaşlarımızın çoğu yüzme bilmez, serinlemek amacıyla suya girince de boğulma vakaları sıklıkla görülmektedir. Dün de seçim bölgem olan Mersin’in Mut ilçesinde bir vatandaşımız serinlemek için girdiği Göksu Nehri’nde boğularak yaşamını yitirdi. Yüzme kursları gelişmiş ülkelerde eğitimin bir parçası olarak görülürken bizde sadece sınırlı sayıda kişi bu imkândan faydalanmaktadır. Bunun bir göstergesi olarak ülkemiz bugüne kadar yüzme sporlarında uluslararası anlamda ciddi bir başarı elde edememiştir. Beden eğitimi dersleri kapsamında çocuklarımıza okullarda yüzme eğitiminin ve pratiğinin verilmesi düşünülemez mi?

Bugün yaşamını yitiren şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diler, saygılar sunarım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Kılıç…

12.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, hain terör saldırılarını kınadığına, şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ve17-25 Ağustos İbni Sina Haftası’na ilişkin açıklaması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizin değişik yerlerindeki hain terör saldırılarını kınıyorum; şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar, milletimize sabırlar diliyorum.

17-25 Ağustos İbni Sina Haftası’dır. İslam düşünce tarihinin en büyük isimlerinden olup felsefe, matematik, astronomi, fizik, kimya, tıp ve müzik gibi bilgi ve becerinin çeşitli alanlarında seçkinleşmiş olan İbni Sina, matematik alanında matematiksel terimlerin tanımları, astronomi alanında ise duyarlı gözlemlerin yapılması konularıyla ilgilenmiştir. Her şeyden önce bir hekim olan İbni Sina “Hiç kimse görmek istemeyen kadar kör değildir.” der. “Aletlerin en faydalısı kalemdir, bir şişe mürekkep bir külçe altından hayırlıdır.” diyen İbni Sina, “Ben öküzden korkarım çünkü onun silahı var ama aklı yok.” demektedir. Teröristler de kendi akıllarıyla değil, üst akılla hareket etmektedirler.

Herkesi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Sayın Gürer…

13.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, terörü lanetlediğine, şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ve Hükûmete, emeklilere Kurban Bayramı’nda ikramiye vermesi ve promosyonlarla ilgili beklentilerini sonuçlandırması çağrısında bulunduğuna ilişkin açıklaması

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle, terörü lanetliyorum, şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, acılarını paylaşıyorum.

Emeklilerimiz için sosyal güvenlik, risklere karşı geleceği güvence altına alan sistemin adıdır. Ülkemizde 11 milyona yakın emekli vardır. Emekli aylıklarının hesaplanmasında bütünlük yoktur, gelir ve aylık alanlar arasındaki farklılık mağduriyet yaratmaktadır. Açlık sınırı altında önemli kesim maaş almaktadır. Emekliler için Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında 2 bayram ikramiyesi sözümüz vardır. Hükûmete de çağrımız Kurban Bayramı’nda emeklilere 1 ikramiye vermesidir. Emekliler kurban alamaz, hatta torununa bayram harçlığı veremez durumdadır. Emeklilerin sorununa çözüm getirilmesi yaşamlarını iyileştirecektir. Bu arada, promosyonlarla ilgili beklentileri devam etmektedir, bir an önce de bu konuda emeklilerin beklentisi sonuçlandırılmalı, emeklilerin daha iyi bir yaşama kavuşmaları için gerekli destek verilmelidir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Erkek…

14.- Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek’in, AKP Hükûmetinin Meclisin verdiği tüm desteğe rağmen terör ve şiddetle mücadelede son derece başarısız olduğuna ve OHAL uygulamaları kapsamında hiçbir suçu olmayan, hakkında somut delil olmayan bazı insanların da gözaltına alındığına ilişkin açıklaması

MUHARREM ERKEK (Çanakkale) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Dün Van, bugün Elâzığ ve Bitlis… Milletimizin başı sağ olsun. Terörü sonuna kadar lanetleyeceğiz, kınayacağız ama gerçeklerin de üstünü örtmeyeceğiz. AKP Hükûmeti Meclisin verdiği tüm desteğe rağmen terör ve şiddetle mücadelede maalesef son derece başarısız. AKP Hükûmeti aciz içinde ve artık Türkiye'yi yönetemiyor. Darbe tehditlerine, terör ve şiddete karşı yapmamız gereken laik, demokratik, sosyal hukuk devletine sonuna kadar sahip çıkmaktır, özgürlükleri daraltmak değil, özgürlükleri genişletmektir.

OHAL uygulamaları kapsamında fırsat bilinerek bazı şeyler… Çanakkale ilimizde de görüyoruz, EĞİTİM-SEN, EĞİTİM-İŞ, SES sendikalarına bağlı, hayatı laikliğe karşı eylemlerle, mücadelelerle geçmiş aydın birçok insanın açığa alındığını ve hiçbir suçu olmayan, hakkında somut delil olmayan bazı insanların da gözaltına alındığını takip ediyoruz. Bu insanlarla ilgili bir an önce adalet tecelli ettirilmelidir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Son olarak Sayın Özdemir…

15.- İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir’in, Hükûmete, kapatılan okullardaki öğrencilerin eğitimlerini tamamlamaları, malum cemaat yapılanmasıyla ilişkisi olmayan akademisyen ve idari personel hakkında adil bir soruşturma yürütülerek görevlerine dönmeleri konusunda gereğinin en kısa sürede yapılması çağrısında bulunduğuna ilişkin açıklaması

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Göreve başladığım ilk günden itibaren eğitim sistemimizdeki cemaat yapılanmasıyla ilgili kaygılarımızı her fırsatta gündeme getirdim. Bugün, eğitim sistemimizin çöktüğüne hep birlikte şahit oluyoruz. Neticede bu cemaat yapılanması nedeniyle kapatılan okullar, üniversiteler, sayıları on binleri aşan ve mağduriyet yaşayan öğrenciler, eğitmenler ve idari personel sorunuyla karşı karşıyayız. Akademisyen kökenli Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri olarak YÖK Başkanıyla dün yapmış olduğumuz görüşmede, kapatılan üniversitelerdeki öğrencilerin, akademisyenlerin ve idari personelin mağduriyetlerini, taleplerini ve çözüm önerilerimizi ilettik. Burada Hükûmete tekrar seslenerek, öğrencilerin eğitimlerini sorunsuz bir şekilde tamamlamaları, özellikle malum cemaat yapılanmasıyla ilişkisi olmayan akademisyen ve idari personel hakkında adil bir soruşturma yürütülerek görevlerine dönmeleri konusunda gereğinin en kısa sürede yapılması çağrısında bulunuyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, şimdi, söz talep eden grup başkan vekillerine talep sırasına göre söz vereceğim.

Sayın Akçay, buyurun.

16.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Van, Elâzığ ve Bitlis’te yaşanan terör olaylarında şehit olanlara Allah’tan rahmet dilediğine, terör saldırılarına karşı önleyici tedbirler ile teknolojik imkânların bir an önce seferber edilmesi ve FET֒yle mücadele edilirken PKK’nın ihmal edilmemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Terör örgütü PKK’nın hain saldırıları devam ediyor. Son dönemde neredeyse her geçen gün gördüğümüz bombalı araçla saldırı yöntemiyle dün Van’ın İpekyolu ilçesinde polis merkezine gerçekleştirilen saldırıda 1’i polis, 2’si sivil 3 vatandaşımız şehit olmuş, 20’si polis 73 vatandaşımız yaralanmıştı. Van’daki saldırının yaralarını sarmaya çalışırken bugün sabah da Elâzığ’da İl Emniyet Müdürlüğüne yapılan saldırıda 3 polisimiz şehit olmuş, 146 yaralımız vardır. Biraz önce de Bitlis’ten yine bir saldırı haberi geldi. 3 asker, 1 korucumuz şehit, 7 askerimizse yaralı. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli yakınlarına ve büyük Türk milletine başsağlığı diliyor, yaralılarımıza acil şifalar temenni ediyorum.

PKK’nın bu saldırılarını artık sürpriz olarak değerlendirmek mümkün değildir. Günbegün aynı yöntemle artan saldırıları görüyoruz. Bu saldırılarla PKK terörünün gerçek amacı tekrar tekrar kendini göstermektedir. PKK, dili, dini fark etmeden bütün vatandaşlarımızı hedef almaktadır. Bu saldırıların tek bir adı vardır, katliam. Önleyici tedbirlerin ve teknolojik imkânların, mutlaka, bir an önce seferber edilmesi gerekmektedir.

Öte yandan, bölücü terör örgütünün saldırıları, ülkemizin şiddetli bir terör dalgasıyla karşı karşıya olduğunu tekrar tekrar göstermektedir. Millî varlığımıza, birlik ve beraberliğimize yönelik tehditler her geçen gün artmaktadır. FET֒yle mücadele edilirken PKK ihmal edilmemelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Akçay, tamamlayın lütfen.

Bir dakika ek sürenizi veriyorum.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Türkiye'ye diş bileyenler ülkemizi boyunduruk altına almak istemektedir. 15 Temmuz kalkışması PKK tarafından haince sürdürülürken, mücadele terör örgütü ayrımı yapılmadan devam etmelidir. Bu saldırılar topyekûndur, FETÖ, PKK, IŞİD vesaire. Saldırı topyekûnsa savunma da topyekûn olacaktır. Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır; o satıh bütün vatandır, bütün millettir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akçay.

Sayın Demirel, buyurun.

17.- Diyarbakır Milletvekili Çağlar Demirel’in, son bir hafta içerisinde Mardin Kızıltepe, Diyarbakır Sur, Van ve Elâzığ merkezde meydana gelen saldırıları kınadığına ve yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet dilediğine ve demokrasi olmadan barışın mümkün olmayacağını vurgulamak istediğine ilişkin açıklaması

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Son bir hafta içerisinde, Mardin Kızıltepe, Diyarbakır Sur, dün Van’da, bugün de Elâzığ merkezde meydana gelen bombalı saldırılarda yaşamını kaybetmiş ve yaralanmış yurttaşlarımız vardır. Hangi şehirde olursa olsun, yurttaşlarımızın yaşadıkları yerleşim alanlarının içindeki bu tür saldırıların gerçekleştirilmesini kabul edilemez bulduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz ve bu saldırıları kınıyoruz.

Hayatını kaybeden ve yaralanan yurttaşlarımızın acılarını bütün halkımızla paylaşıyoruz. Yine yaşamını yitiren yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve yaralılara acil şifalar diliyoruz.

Patlamaların, şiddetin, bombaların ve ölümün günlük yaşantımızın kanıksanan bir parçası olmasını asla kabul etmiyoruz. Akan kanın bir an önce durması, şiddetin sona ermesi ve sorunlarımızı konuşarak, müzakere ederek çözme konusunda adımların atılması çağrımızı da bir kez daha yineliyoruz. Yaşadığımız bunca acıya rağmen hâlâ barış ve çözüm olmadan demokrasinin, demokrasi olmadan da barışın mümkün olamayacağı gerçeğini bir kez daha hatırlatmak ve vurgulamak istiyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Elitaş…

18.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Van, Elâzığ ve Bitlis’te yaşanan terör olaylarında şehit olanlara Allah’tan rahmet dilediğine ve 15 Temmuz darbe girişiminden sonra alınan olağanüstü hâl kararının sadece FETÖ terör örgütüyle değil bütün terör örgütleriyle mücadeleyi de beraberinde getirdiğine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Dün Van’da, bugün Elâzığ ve Bitlis’te meydana gelen terör hadiselerinde hayatını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, yaralılarımıza acil şifalar temenni ediyorum.

15 Temmuzda FETÖ terör örgütü vasıtasıyla Türkiye’de gerçekleştirilmeye çalışılan darbe girişimi, anlaşılan o ki dış ülkelerin maşası olarak kullanılan PKK terör örgütüyle birlikte el birliği içerisinde ülkemizin güneydoğusunda, o bölgedeki insanlarımıza karşı terör faaliyetlerini de götürerek şiddeti normal hâle getirmeye çalışıyor. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra alınan olağanüstü hâl kararı, sadece FETÖ terör örgütüyle ilgili değil, bütün terör örgütleriyle ilgili mücadeleyi de beraberinde getiriyor. Biz de Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bu konuda halkımızın birliği ve beraberliği ve özellikle de terörle mücadele konusunda mutabakatı çerçevesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bu mutabakatı en iyi şekilde ve Hükûmete katkı yapacak şekilde gösterme gayreti içerisinde olmalıyız.

Tekrar terörü ve teröristleri şiddet ve lanetle kınıyorum.

Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Elitaş.

Sayın Altay…

19.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Diyarbakır, Van, Elâzığ, Bitlis ve Mardin Kızıltepe’de yaşanan terör olaylarında hayatını kaybedenlere Alla’tan rahmet dilediğine ve Hükûmetin son günlerde yaşanan bu olaylarla ilgili derhâl bilgi vermesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; son günlerde yani özellikle 15 Temmuz kalkışmasından sonra tam toparlanıyoruz derken son dört günde Diyarbakır, Van, Elâzığ ve Bitlis, hatta Mardin Kızıltepe, hepimizi derin bir kaygı ortamına, endişe ortamına sevk etmiştir Sayın Başkan.

Bu Mecliste müteaddit defalar söyledim, bir kere daha söylüyorum: Ayıp ediyoruz, 4 siyasi parti grubu olarak ayıp ediyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisine bir saldırı yapıldığı vakit tek vücut olduk ve millî iradeye sahip çıktık, doğru yaptık. Meclisteki millî irade sembolik değildir. Türkiye'nin sahibi millet ve onun temsilcileri olan Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Böyle vahim bir tablo karşısında eli kolu bağlı oturmak, taziye dilemek benim ve partimin içine sinmemektedir. Bu Parlamento, Başkanlık, siyasi parti grupları bu tablo karşısında daha yüksek bir refleks göstermek zorundadır.

Dün patlamaları duyduk, Van’da. Allah için, bu kadar kutsadığımız, bu kadar önemsediğimiz -ki hak ettiği için önemsiyoruz tabii ki- bu millî iradenin kıymeti sadece bir kalkışma olunca mı anlaşılacak? Bu Hükûmetin bu Parlamentoya bilgi vermek gibi bir görevi yok mudur, böyle bir sorumluluğu yok mudur? Lafa geldiğiniz vakit “Fırat’ın kenarında kaybolan koyunun hesabını verme psikolojisiyle, ahlakıyla devlet yönetiyoruz.” diyenlerin onlarca asker, polis…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Ek sürenizi veriyorum.

Buyurun, devam edin.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Hayatını kaybeden onlarca asker, polis, sivil vatandaşımızın hayatı Fırat’ın kenarında kaybolan koyundan daha mı az değerlidir? Hükûmeti derhâl Türkiye Büyük Millet Meclisine bilgi vermesi, Hükûmet bilgi vermeden de gündeme geçilmemesi için size tavsiye ve öneride bulunuyorum. Parlamentoyla kimse daha fazla dalga geçemez. Derhâl Hükûmet gelip bu son günlerde yaşanan olaylarla ilgili bilgi vermelidir. (CHP sıralarından alkışlar) Ben de, ister istemez, Allah rahmet eylesin diyorum ama bu son olsun diyorum. Bunun son olmasını sağlayacak yegâne organ Türkiye Büyük Millet Meclisidir.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim ben de.

Evet, talebiniz yerine getirilirse memnun oluruz…

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Hükûmet yok ki. Nerede Hükûmet? Hükûmet yok.

BAŞKAN - …ama biz bu arada, çalışma ekonomisi anlamında, gündeme geçelim.

CEYHUN İRGİL (Bursa) - Temenni edilebilecek bir konu değil ki Başkan, Hükûmeti davet etmeniz lazım. Temenniyle olmuyor gördüğünüz gibi.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Gündeme geçiyoruz.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Hükûmeti arayabilirsiniz Sayın Başkan, Hükûmete telefon edebilirsiniz en azından.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) - Gündeme geçmeyelim bence Hükûmet gelmeden.

BAŞKAN - Teşekkür ederim, sağ olun.

CEYHUN İRGİL (Bursa) - Siz de saygınızı gösterin, gündeme geçmeden Başkan Vekilliği kredinizi kullanın.

BAŞKAN - Teşekkür ederim, sağ olun.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:

VIII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Antalya Milletvekili Ahmet Selim Yurdakul ve 21 milletvekilinin, hemşirelerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/303)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Hemşirelerin çalışma süreleri, nöbetleri ve özlük haklarıyla ilgili olarak var olan sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa’nın 98, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılması hususunda gereğini saygılarımızla arz ederiz.

1) Ahmet Selim Yurdakul                                           (Antalya)

2) Erkan Akçay                                                         (Manisa)

3) Oktay Vural                                                          (İzmir)

4) Ahmet Kenan Tanrıkulu                                         (İzmir)

5) Emin Haluk Ayhan                          (Denizli)

6) İsmail Faruk Aksu                          (İstanbul)

7) Edip Semih Yalçın                          (İstanbul)

8) Kadir Koçdemir                              (Bursa)

9) Mehmet Erdoğan                            (Muğla)

10) Ruhi Ersoy                                                         (Osmaniye)

11) Atila Kaya                                                          (İstanbul)

12) Deniz Depboylu                           (Aydın)

13) Saffet Sancaklı                            (Kocaeli)

14) İsmail Ok                                                           (Balıkesir)

15) Mustafa Mit                                                        (Ankara)

16) Erkan Haberal                              (Ankara)

17) Baki Şimşek                                                       (Mersin)

18) Zühal Topcu                                                       (Ankara)

19) Oktay Öztürk                                                       (Mersin)

20) Mehmet Necmettin Ahrazoğlu        (Hatay)

21) Zihni Açba                                                          (Sakarya)

22) Şefkat Çetin                                                       (Ankara)

Gerekçe:

Bugün itibarıyla Türkiye'deki açlık sınırı 1.391 TL, yoksulluk sınırı 4.530 TL'dir ve hemşirelerimiz yoksulluk sınırının altındaki maaşlarla geçinmek için uğraşmaktadırlar. Özveriyle çalışan hemşirelerimizin maaşları ve özlük hakları günümüz ekonomik koşullarıyla uyumlu değildir. Hemşirelerimizin ek göstergelerinin yetersiz olması nedeniyle almış oldukları maaşlar hak ettiklerinin çok altındadır.

Birçok sorumlulukla beraber cefakârca çalışan hemşirelerimizin kıdem ve unvanlarında yeni bir düzenlemeye ihtiyaç bulunmaktadır. Sağlık hizmeti tazminatı tüm hemşirelerimizin hakkıdır.

Zaten ağır koşullar altında çalışan hemşirelerimiz uzun mesai saatleriyle daha da yıpranmaktadırlar. Hemşirelerin mesai saatleri insani kıstaslar göz önüne alınarak sınırlandırılmalıdır.

Güvenlik, ekonomik, coğrafik, sosyal ve kültürel şartlar göz önüne alınarak hemşirelerin mahrumiyet yeri dereceleri yeniden düzenlenmelidir.

Hemşirelerin kendilerini mesleki anlamda geliştirebilmesi için yurt içi ve yurt dışı bilimsel toplantılara katılabilmeleri teşvik edilmeli, ilgili mevzuat buna göre düzenlenmelidir.

Hemşirelik eğitiminde, branşlaşma ihtiyacıyla birlikte, meslek tanımlarının net olarak belirlenmesi yönündeki ihtiyaç günden güne büyümektedir.

Aynı işte çalışan ve aynı işi yapan hemşirelerimizi farklı statüde, farklı ücret ve sosyal eşitsizliklere maruz bırakan uygulamaların iç barışı bozduğu görülmektedir. Farklı özlük ve ekonomik hakların meydana gelmesine neden olan mevzuat problemlerinin giderilmesi iç barışın sağlanmasında büyük bir öneme sahiptir.

Ek ödeneklerin ve primlerin emeklilik sonrası maaşlara yansıtılması hususundaki mağduriyetlerin giderilmesi ile sağlık çalışanlarının emeklilik sonrası için refah seviyeleri gözetilmelidir.

Yukarıdaki gerekçelere istinaden hemşirelerimizin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa’nın 98, Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını arz ederim.

2.- Tokat Milletvekili Kadim Durmaz ve 24 milletvekilinin, Tokat’ta HES projelerinin yol açtığı sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/304)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

2872 Sayılı Çevre Kanunu’nun 1’inci maddesi der ki: "Bu Kanunun amacı, bütün vatandaşların ortak varlığı olan çevrenin korunması, iyileştirilmesi; kırsal ve kentsel alanda arazinin ve doğal kaynakların en uygun şekilde kullanılması ve korunması; su, toprak ve hava kirlenmesinin önlenmesi; ülkenin bitki ve hayvan varlığı ile doğal ve tarihsel zenginliklerinin korunarak, bugünkü ve gelecek kuşakların sağlık, uygarlık ve yaşam düzeyinin geliştirilmesi ve güvence altına alınması için yapılacak düzenlemeleri ve alınacak önlemleri, ekonomik ve sosyal kalkınma hedefleriyle uyumlu olarak belirli hukuki ve teknik esaslara göre düzenlemektir."

Kanunun 1’inci maddesinde açıkça ifade edildiği gibi, doğayı ve çevreyi ilgilendirecek her türlü proje ve yatırımın sürdürülebilir kalkınma ilkelerine bağlı kalarak doğal kaynaklara, kentsel ve kırsal arazilere uygun şekilde hava, toprak ve su kirlenmesinin önlenmesi, bugünkü ve gelecek kuşakların sağlık ve yaşam düzeylerinin güvence altına alınması ilkesini dikkate alacak şekilde hukuki ve teknik esaslara uygun olmalıdır.

Bu ilkelere uymayacak nitelikteki çevreye zarar veren, geleceğimizi, yaşam alanlarımızı, sağlığımızı tehdit eden her türlü proje kanunlara aykırıdır. Yanı sıra, ülkemiz, doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilir kullanımı konusunda BM-Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, BM-İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, BM-Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi, Ramsar Sözleşmesi gibi birçok uluslararası sözleşmeye de taraftır. Bu çerçevede, arazi ve doğal kaynak kullanımı kararlarını veren yetkili kuruluşlar, karar alma süreçlerinde kamu dışı paydaşların (meslek odaları, yöre halkı, sivil toplum kuruluşları gibi) görüş ve önerilerini dikkate alarak katılımcı bir yaklaşımı tesis etmek durumundadır.

Aralık ayında düzenlenen Paris İklim Zirvesi raporlarında Türkiye'nin 2060 yılında çölleşme tehlikesi altında olduğu belirtilmiştir. Yine, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) çalışmalarına ve değerlendirme raporlarına göre, Akdeniz havzasında yarı kurak iklim özelliklerine sahip bir coğrafyada yer alan Türkiye, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini en çok yaşayacak ülkelerdendir. Dolayısıyla, ülkemizde akılcı doğal kaynak kullanımı politika ve stratejilerinin yürütülmesi elzemdir.

Doğu Karadeniz ile Doğu Anadolu Bölgeleri arasında geçiş özellikleri gösteren ve sahip olduğu flora ve fauna değerleriyle biyolojik çeşitlilik bakımından önemli bir nokta olan Kelkit Vadisi ülkemizdeki korunması gereken alanlardan bir tanesidir. Fakat herhangi bir üst ölçekli havza yönetim planı olmaksızın Kelkit Vadisi boyunca yer alan Erbaa, Niksar, Reşadiye ve Koyulhisar hattı üzerinde onlarca HES projesi başlatılmıştır.

Yüzyıllardır Tokat'a, halka ve doğaya yaşam veren Karakaya köyünden geçen Yeşilırmak Suyu hidroelektrik santrali (HES) projesiyle büyük tehdit altındadır. Devletin yetkili kurumları, ilgili bakanlıkları yazışmalar ve dava süreci devam ederken kamulaştırma kararı çıkarılmaksızın projenin inşaat çalışmaları başlatılmıştır. Yetkili kurumların "ÇED gerekli değildir." kararı ve kamulaştırma çalışmaları yapılmadan, ormanları ve dere yataklarını talan edecek bu proje inşaatının başlatılması hukuka aykırıdır.

Bu proje gerçekleşir ise Yeşilırmak'tan akan suyla can bulan köylerde yaşayan binlerce insan susuz kalacaktır. Suyu olmayan, deresi kurutulan halkın geçim kaynakları yok edilecek, bölgede tarım ve hayvancılık büyük ölçüde zarar görecek, yüzyıllardır kültürünün bir parçası olan doğal çevre yok edilecektir.

Su hayattır ve suyun plansızca, hesapsızca elektrik üretimi amacıyla şirketlere kiralanması doğal kaynaklarımızın, yaşam kaynağımızın talan edilmesidir.

Tokat'ta başlayan ve başlatılması planlanan HES projelerinin, arazilerin jeolojik, hidrolojik ve doğal özellikleri, ekosistem hizmetlerinin sağlığı ve bütünlüğü, yerel ekonomide su kaynaklarının önemi ve yeri, söz konusu projelerden akarsu sisteminin ve yöre halkının ne düzeyde etkileneceği ekseninde değerlendirilmesi, ülkemizin taraf olduğu ilgili uluslararası sözleşmelere, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve ÇED yönetmeliğine uygun olup olmadığının araştırılması, ortaya çıkan sorunların tespiti ve çözüm yöntemlerinin geliştirilmesi bağlamında Anayasa’nın 98’inci, TBMM İç Tüzüğü’nün 104’üncü ve 105’inci maddelerine göre Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1) Kadim Durmaz                                                          (Tokat)

2) Hüseyin Çamak                                                        (Mersin)

3) Ahmet Akın                                                               (Balıkesir)

4) Vecdi Gündoğdu                                                       (Kırklareli)

5) Aydın Uslupehlivan                                                   (Adana)

6) Nurhayat Altaca Kayışoğlu                                        (Bursa)

7) Şenal Sarıhan                                                          (Ankara)

8) Mahmut Tanal                                                           (İstanbul)

9) Mehmet Gökdağ                                                        (Gaziantep)

10) Haydar Akar                                                           (Kocaeli)

11) Özcan Purçu                                                           (İzmir)

12) Onursal Adıgüzel                                                    (İstanbul)

13) Devrim Kök                                                             (Antalya)

14) Lale Karabıyık                                                        (Bursa)

15) Erkan Aydın                                                            (Bursa)

16) Ceyhun İrgil                                                           (Bursa)

17) Kazım Arslan                                                          (Denizli)

18) Orhan Sarıbal                                                         (Bursa)

19) Tur Yıldız Biçer                                                       (Manisa)

20) Melike Basmacı                                                      (Denizli)

21) Hayati Tekin                                                           (Samsun)

22) Ömer Fethi Gürer                                                    (Niğde)

23) Bülent Yener Bektaşoğlu                                         (Giresun)

24) Haluk Pekşen                                                         (Trabzon)

25) Erdin Bircan                                                           (Edirne)

 

3.- İzmir Milletvekili Tacettin Bayır ve 27 milletvekilinin, İşsizlik Sigortası Fonu’nun daha etkin kullanılmasının sağlanabilmesi amacıyla yapılması gerekenlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/305)

24/12/2015

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Çalışma hayatımıza 4447 sayılı Kanun’la giren işsizlik sigortasında amaç, çalışanın çalıştığı süre boyunca ödediği primler karşılığında işsiz kaldığı sürede insanca bir yaşamdan mahrum kalmamasının sağlanmasıdır. Vatandaşın geleceğe umutla bakması çağdaş ve sosyal bir devletin görevidir. İşsizlik sigortası uygulaması da bu önlemlerden biridir. Kısaca işsizlik sigortası, bir iş yerinde çalışırken çalışma istek, yetenek, sağlık ve yeterliliğinde olmasına rağmen herhangi bir kasıt ve kusuru olmaksızın işini kaybeden sigortalılara işsiz kalmaları nedeniyle uğradıkları gelir kaybını belli süre ve ölçüde karşılayan, sigortacılık tekniğiyle faaliyet gösteren zorunlu sigorta olarak tanımlanmaktadır.

Her ay işveren tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen bildirgelerde gösterilen prime esas kazanç üzerinden sigortalı yani işçi yüzde 1, işveren ise yüzde 2 oranında işsizlik sigortası primi ödemekte, devlet de kendi payına düşen yüzde 1'i ödeyerek işsizlere çare olsun diye İşsizlik Sigortası Fonu'na aktarım yaparak fon birikimini oluşturmaktadırlar. Bu birikimlere nema gelirleri ve gecikme faizleri de eklenerek toplam fon geliri oluşmaktadır.

25/8/1999 tarihinde 4447 sayılı Kanun’la çalışma hayatımıza giren İşsizlik Sigortası Fonu’nda bugün itibarıyla amacı dışında kullanılan büyük bir parasal birikim ortaya çıkmıştır. Öyle ki İŞKUR'un son bültenine göre işsizlik sigortasının fon varlığı Kasım 2015 itibarıyla 92 milyar 108 milyon 527 bin TL’dir. İşsizlik sigortasının uygulamaya başladığı 2002 tarihinden 30/11/2015 tarihine kadar bu fona 6 milyon 234 bin 61 kişi başvuruda bulunmuş, 4 milyon 261 bin 48 kişi işsizlik ödeneği almaya hak kazanmıştır. Fonda biriken paradan 2002-Kasım 2015 tarihleri arasında toplam 10 milyar 429 milyon 735 bin 177 TL işsizlik parası ödemesi yapılmıştır. Yani, şu an ki fon varlığının sadece yüzde 10,8'i amacına uygun kullanılmıştır. İşsizliğin çift haneli rakamları bulduğu ve giderek artacağı Türkiye'de hâlâ amacına uygun kullanımı bekleyen 81 milyar 678 milyon 791 bin 823 TL gibi devasa bir fon birikimi söz konusudur.

Peki, bu birikim nasıl olmuştur? On üç yıllık dönemde fona girişler sürekli artarken işsizlik ödeneklerinin son derece sınırlı tutulmasından kaynaklanmıştır. Toplanan primler ile işsizlere yapılan işsizlik ödeneği ödemeleri arasında açıklığın büyümesinin asıl nedeni sisteme hak sahibi olarak girmenin güçlüğünden kaynaklanmaktadır. Buna sistemden yararlananlara yapılan ödemelerin tutarlarının düşüklüğü ve yararlanma süresinin kısalığı da eklenince fon miktarı ve ödemeler arasında büyük orantısızlık ortaya çıkmaktadır.

Bu fonla ilgili bir başka sorun ise yararlanma koşullarının çok ağır olmasının yanı sıra İşsizlik Sigortası Fonu’nun asıl işlevinin işsizlik sorunundan kaynaklanan sorunları çözmek yerine, başından beri kamu finansmanı ve bütçe açıklarını kapatmak için uygun koşullu bir borçlanma kaynağı olarak kullanılmasıdır.

4447 sayılı Kanun’un 53’üncü maddesinde "Bu fon bütçe kapsamı dışında olup, gelirlerinden hiçbir şekilde kesinti yapılamaz ve genel bütçeye gelir kaydedilemez" hükmü vardır. Gelin görün ki AKP hükûmetleri, yanlış ekonomi politikalarının açıklarını kapatmak adına 5763, 5920 ve 5921 sayılı kanunlarda yaptıkları değişikliklerle fon varlığının büyük bir kısmını teşkil eden fonun nema gelirlerinden dörtte 3’ünün genel bütçeye gelir kaydedilmesinin önünü açmışlardır. Öyle ki, bu kanunların yürürlüğe girmesiyle birlikte fonda biriken kaynaklardan işsizlere aktarılan ödenekten çok daha fazlası bütçeye yama yapılmaya başlanmıştır.

İşsizlik Sigortası Fonu'nun daha etkin, amacına uygun ve daha fazla kişinin kullanılmasının sağlanabilmesi amacıyla Anayasanın 98 ve İç Tüzük’ün 104 ve 105’inci maddelerine göre Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

1)      Tacettin Bayır                                                   (İzmir)

2)      Mustafa Sezgin Tanrıkulu                                (İstanbul)

3)      Mahmut Tanal                                                   (İstanbul)

4)      Haydar Akar                                                     (Kocaeli)

5)      Devrim Kök                                                       (Antalya)

6)      Çetin Osman Budak                                           (Antalya)

7)      Ceyhun İrgil                                                     (Bursa)

8)      Özcan Purçu                                                     (İzmir)

9)      Hayati Tekin                                                     (Samsun)

10)    Aydın Uslupehlivan                                           (Adana)

11) Şenal Sarıhan                              (Ankara)

12) Nurhayat Altaca Kayışoğlu            (Bursa)

13) Kadim Durmaz                              (Tokat)

14) Namık Havutça                             (Balıkesir)

15) Onursal Adıgüzel                          (İstanbul)

16) Lale Karabıyık                              (Bursa)

17) Erkan Aydın                                                        (Bursa)

18) Tur Yıldız Biçer                             (Manisa)

19) Kazım Arslan                                (Denizli)

20) Orhan Sarıbal                               (Bursa)

21) Melike Basmacı                            (Denizli)

22) Ömer Fethi Gürer                          (Niğde)

23) Bülent Yener Bektaşoğlu                                      (Giresun)

24) Haluk Pekşen                               (Trabzon)

25) Mehmet Gökdağ                            (Gaziantep)

26) Vecdi Gündoğdu                           (Kırklareli)

27) Erdin Bircan                                                        (Edirne)

28) Hüseyin Çamak                            (Mersin)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki ön görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Sayın milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VIII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- MHP Grubunun, 30/6/2016 tarih ve 1791 sayıyla Grup Başkan Vekili Manisa Milletvekili Erkan Akçay tarafından, terör örgütlerinin ülkemizdeki finansal faaliyetlerinin araştırılarak terörizmin finansmanının önlenmesi için alınması gereken tedbirleri tespit etmek amacıyla verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin, Genel Kurulun 18 Ağustos 2016 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

18/08/2016

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 18 Ağustos 2016 Perşembe günü (bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük'ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                   Erkan Akçay

                                                                                                       Manisa

                                                                                         MHP Grubu Başkan Vekili

Öneri:

30 Haziran 2016 tarih, 2016/1791 sayıyla TBMM Başkanlığına vermiş olduğumuz Manisa Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Erkan Akçay'ın, terör örgütlerinin ülkemizdeki finansal faaliyetlerinin araştırılarak terörizmin finansmanının önlenmesi için alınması gereken tedbirleri tespit etmek amacıyla verilen Meclis araştırma önergesinin 18 Ağustos 2016 Perşembe günü (bugün) Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bugünkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin lehinde ilk olarak Manisa Milletvekili Sayın Erkan Akçay konuşacak.

Buyurun Sayın Akçay. (MHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak, terör örgütlerinin ülkemizdeki finansal faaliyetlerinin araştırılarak terörizmin finansmanının önlenmesi için alınması gereken tedbirleri tespit etmek üzere bir Meclis araştırma komisyonu kurulmasına ilişkin verdiğimiz grup önerisi üzerine söz aldım. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz her Allah’ın günü pek çok terör örgütünün hain, alçak saldırılarıyla karşı karşıyadır ve bu terör saldırılarıyla sabah akşam sarsılmaya devam ediyoruz. Yaşananlar kamu güvenliği bakımından her geçen gün kötüye giden bir gösterge arz etmektedir.

Bu sabah Elâzığ’da Emniyet Müdürlüğüne yapılan bombalı araç saldırısıyla şehitler verdik ve çok sayıda yaralımız var. Hemen akabinde, Genel Kurul başlarken Bitlis’te yine hainane saldırılarla büyük üzüntü duyarak sarsıldık. Dün Van’da yine korkunç saldırılarına devam etti terör örgütü. Önceki gün Diyarbakır’da, daha evvel de hatırlıyorsunuz, İstanbul’da, Ankara’da pek çok katliama neden olan terör saldırıları devam ediyor. Âdeta, hem içimizden hem dışımızdan, Türkiye terör örgütlerinin bir saldırı alanı hâline gelmiştir. Bu, topyekûn Türkiye’ye bir saldırıdır. Bu, topyekûn bir değişik türde savaştır. Elbette, Türkiye Cumhuriyeti olarak, Türk milleti olarak bu saldırılara karşı topyekûn mücadele etmek durumundayız. Bu mücadelenin “ama”sı, “fakat”ı, “lakin”i, “çünkü”sü olamaz. Geldiğimiz nokta, maalesef, bunu göstermektedir.

20 Temmuzdan bu yana gerçekleşen terör saldırılarında toplam 1.180 askerimiz, polisimiz, korucumuz ve masum vatandaşlarımız hayatını kaybetmiş ve şehit olmuştur. Bunlar birer sayı değildir, bunlar her bir ocağa düşen birer ateştir ve bütün Türkiye’ye yayılan üzüntüdür, endişedir.

Terör örgütleriyle mücadele başta, öncelikli olarak elbette bir güvenlik sorunudur, önce güvenlik. Ancak, tek başına güvenlik tedbirleri almak, savunma pozisyonunda kalmak da terörü önlemekte ve terörle mücadelede yeterli olmamaktadır. Terör bir bataklıktır, bütün unsurlarıyla birlikte bu bataklığı kurutmak gerekmektedir. İşte, bu noktada, bu önergemizde de ifade ettiğimiz üzere, terörizmin finansmanıyla mücadele büyük bir önem arz etmektedir. Çünkü, terörü, terör örgütlerini ve teröristi besleyen en önemli unsurlardan birisi de terörizmin finansmanı konusudur. Terörle topyekûn mücadelenin en önemli aşamalarından birisi de mutlaka Türkiye Cumhuriyeti’nin ve bütün kurumların teksif olması ve mücadelede başarılı olması gereken alan terör örgütlerinin finansmanıdır. Eğer bu bataklığı kurutamazsak yok edilen sinekler tekrar hayat bulmaya başlayacaktır.

Türkiye, terörle gerek güvenlik düzeyinde gerekse de finansal düzeyde mücadeleyi çok boyutlu olarak görmek durumundadır. Ülkemiz, terörle ve terörizmin finansmanıyla mücadelede bölgeselden küresele uzanan PKK, FETÖ, IŞİD vesaireyle mücadele ederken ayrıca, Orta Doğu ve Avrupa’daki terör örgütleriyle mücadelede de Türkiye başat bir rol içerisindedir ve baş hedeftir. Terörle mücadelede Türkiye gerek iç politikada gerekse de uluslararası politikada etkin olmak zorundadır.

Değerli milletvekilleri, Bugün ülkemiz, PKK ve FETÖ örgütleriyle ve IŞİD terörüyle mücadelede en keskin dönemlerinden birisini yaşamaktadır. Gaflet, dalalet ve hatta ihanetin sebep olduğu bir ortamda bölücüler, teröristler, hainler şehirlerimizde ve ülkenin hemen hemen her sathında pek çok önemli kurumunun önemli mevkilerinde mevzilenmiş, saklanmış, şehirlerimize silah ve mühimmat depolamış, bombalar yığmış, teröristler devşirmiş ve âdeta meydanı boş bulurcasına terörist eylemler yapar duruma gelmiştir. 15 Temmuz akşamı kanlı darbe girişiminde FETÖ sivil vatandaşlarımızı hedef almış, kamu kurumları ve Türkiye Cumhuriyeti ateş altına alınmış ve Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalanmıştır. Terör örgütleri kaçakçılık, gasp, hırsızlık, dolandırıcılık, uyuşturucu ticareti yapmış ve “vergi” adı altında haraç toplamış, “himmet toplama” adı altında finansman sağlamıştır.

Olayın geldiği boyutları göstermesi bakımından size bir olay aktarmak istiyorum değerli arkadaşlar. Anadolu’muzun bir vilayetinde… Malumunuz, Maliye Bakanlığı şubat ayının son haftasını vergi haftası olarak ilan eder ve bu kapsamda da vergi daireleri, defterdarlıklar vergi bilincini artırmak amacıyla bilhassa ilköğretim okullarında çocuklara konferans verirler, onlarla çeşitli etkinlikleri gerçekleştirirler. Böyle bir konferans sırasında bir vergi uzmanı memur, ilköğretim çağındaki çocuklara soruyor: “Vergi nedir? Acaba kim anlatacak?” diyor çocukların kafasındaki vergi kavramı nedir, onu ortaya çıkarmak için. Her çocuk bir şeyler söylüyor, bir vergi tanımı yapıyor; yalnız, bir çocuk şöyle tarif ediyor: “Her ay bir akşam evimize bir amca gelir, babam ona zarf içinde bir para verir, vergi verir.” diyor.

Değerli arkadaşlar, bu Anadolu’nun ilinde PKK “vergi” adı altında haraç topluyor, evlerden zarf içerisinde vatandaşlardan alıyor ve masum çocuk da bunu kafasına vergi kavramı olarak yerleştiriyor. İşte terörizmin finansmanının geldiği boyutları göstermesi bakımından bu hadise çok vahim bir örnek teşkil ediyor.

Diğer bir konu da PKK’nın en önemli geçim kaynaklarından biri kaçakçılık ve kaçakçılıkta da çok etkili olduğumuz söylenemez. Eğer, Gümrük Bakanlığının verilerine girersek, elbette boş durmuyor Gümrük teşkilatı fakat bunun da yeterli olmadığını görürüz. Bu mücadele önce sınır güvenliğinden başlar. Sınırlarımız ne derece güvenli? Güneyde Irak ve Suriye sınırımız âdeta yolgeçen hanına dönmüşken biz etkin mücadeleden bahsedebilir miyiz?

Diğer bir konu da terör örgütü FET֒nün finansmanıyla mücadeledir. 15 Temmuz sonrasında Fethullahçı terör örgütüne yönelik mücadelenin en önemli ayaklarından birisi de finansal mücadeledir. FET֒nün yoğun bir finansal ağla terör örgütünü yapılandırdığı artık herkesin bildiği bir konu. FETÖ, çekler, senetler, nakitler, şirketler, markalar, zincir marketler, okullar, dershaneler vesaireden oluşan bir finansal ağ kurmuş, bu ağla Anadolu’dan çeşitli çok sayıda iş adamlarını, odaları âdeta mahalle baskısı altına alarak haraç toplamıştır ve bunun adına da “himmet” demiştir. “Himmet” adı altında kayıt dışı, şeffaflıktan uzak, denetimden uzak, hesabı verilmeyen paralar toplanmış, finansman sağlanmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Devamla) – Bu ağ içerisinde mesela Zaman gazetesi aboneliği âdeta esnaf ve tüccarlar için bir referans olmaya başlamıştır. Netice itibarıyla bu “network” ile iletişim ağıyla devasa bir finans ağı kurulmuştur, bu ağların kesinlikle çökertilmesi gerekmektedir.

Bu düşüncelerle muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akçay.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin aleyhinde ilk olarak Ankara Milletvekili Sayın Murat Alparslan konuşacak.

Buyurun Sayın Alparslan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MURAT ALPARSLAN (Ankara) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisinin, terörün finans kaynaklarının tespiti ve engellenmesi konusunda vermiş olduğu Meclis araştırma önergesi hakkında partim adına söz almış bulunmaktayım.

Bazen acılarımızı tarifte cümlelerin anlamsız kaldığı, kelimelerin kifayetsiz kaldığı zamanları yaşarız; içimizin acısını, ciğerimizin parçalanışını izah etmekte zorlanırız. Belki bugün o anlardan birini yaşıyoruz. Dün Van’da, bugün itibarıyla Elâzığ’da, Bitlis’te maalesef, hain terör örgütünün yaptığı saldırılar sonucu şehitlerimiz oldu, yaralılarımız var. Allah şehitlerimize rahmet etsin, yaralılarımıza da acil şifalar versin.

Değerli milletvekilleri, bu ülke, bu devlet büyük bir devlet, bu millet asil bir millet; şanlı bir tarihi, köklü bir medeniyeti, zengin bir kültürü, kadim bir devlet geleneği ve büyük bir medeniyet tasavvuru var. Tarihten bugüne kadar pek çok badireden, pek çok tertipten, pek çok tuzaktan atlayarak bugünlere gelmiş ve bugün itibarıyla da tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek vatan ülküsüyle kendi istiklal ve istikbaline dönük her türlü kalkışmayı, her türlü saldırıyı engelleme konusunda büyük bir azim ve samimiyet gösteren bir millet. Tabii, bu ülke, bu vatan, bu millet belki pek çok hainlik, pek çok terör saldırısına muhatap oldu fakat 15 Temmuz gecesi ve sonrasında yaşananlar belki o güne kadar gördüklerinin en acısı, en trajedisi, en haini, en kalleşi, en vahşisi idi. Hamdolsun, bu kalkışma da hem darbe teşebbüsü hem de işgal kalkışması da “Mesele vatansa gerisi teferruattır.” diyebilen aziz milletimizin o samimi, gayretli, onurlu duruşu sayesinde bertaraf edildi ve sonlandırıldı ama görünen odur ki bir şekilde bu terör örgütlerini maşa olarak kullanan yapılar ülkemizin istiklaline, milletimizin istikbaline, devletimizin varlığına dönük hamlelere farklı kulvarlarda, farklı şekillerde, belki terör kardeşliği de yapmak suretiyle devam ediyor. İşte terörün PKK, DEAŞ, FETÖ veya farklı bir isim altında olmakla beraber insanlığımıza, milletimize dönük saldırılarını en acı gerçekliğiyle bugünlerde görüyor ve yaşıyoruz. İnşallah bunların da üstesinden gelmek bu aziz milletin en önemli görevi. Biz, 15 Temmuz ve sonrasında oluşan, bir şekilde her türlü farklılıklarımıza, her türlü siyasi tandansımıza ve görüş açılarındaki farklılıklara rağmen bir olabilmeyi becerebilen ve bu anlamda “millî irade” diyebilen, millî egemenlik üzerinde hiçbir vesayet ve tahakkümü kabul etmeyen refleksler gösteren siyasiler ve millet olarak ne kadar onur duysak, şeref duysak azdır. Şu bir gerçektir ki hiçbirimiz “hepimiz” diyeceğimiz kadar güçlü değiliz. Bu “hepimiz”i muhafaza etmek ve bu “hepimiz” dediğimiz güçlü millet unsuruyla bu terör belasıyla hep beraber mücadele etmek durumundayız. Terörün, kardeşliğimize, birlik ve beraberliğimize dönük çok farklı saldırılarına daha da, belki saflarımızı sıklaştırarak, kol kola girerek, dimdik durarak inşallah devletimizin istiklalini ve milletimizin bekasını da muhafaza etmek durumundayız. Çünkü biz biliyor ve inanıyoruz ki bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır. İşte bizim ay yıldızlı al bayrağımız şehit kanlarıyla sulanmış ve inşallah ilelebet göklerden inmeyecek ve bizim bu vatanımızın her bir santimetkaresi şehit kanlarıyla sulanmış olarak bizlere emanet edilen bir vatan olarak bizler tarafından da hep muhafaza edilecek.

Bu anlamda, terörün, terörle mücadelenin de çok önemli olduğu mutlak bir gerçek. Terörün sadece silahlı unsurlarıyla değil belki onları besleyen, onlara can damarı olan, finansıyla da, sosyal boyutuyla da, kültürel yapısıyla da her alanında topyekûn mücadele yapmak da -kıymetli konuşmacının da ifade ettiği gibi- bu terör bataklığının kurutulmasıyla ilgili ciddi ve önemli adımlar olacaktır.

Bu kapsamda, belki, 1960 Paris Sözleşmesi’yle 1961’de kurulan OECD bünyesinde 1989 yılında vücut bulan bir kurul olan Mali Eylem Görev Gücü marifetiyle bu finansmanın uluslararası düzeyde bir şekilde engellenmesiyle ilgili konu başlıkları ortaya konulmuş, 1999 yılında Birleşmiş Milletler terörün finansmanıyla ilgili bir uluslararası sözleşme ortaya koyarak bunun şartlarını belirlemiş, biz de ülke olarak 2001 yılında imzalamış, 2002 yılında da Mecliste kabul ederek bir şekilde yasalaşmasına imkân sağlamışız. Sonrasında da özellikle 2006 yılında o güne kadar terörün finansmanının bir suç olduğu bilinmez iken bu kavramı Terörle Mücadele Kanunu’nun 8’inci maddesine ilave etmek suretiyle bu konudaki mücadelenin yasal zeminde oluşması anlamında da ciddi bir adım atılmıştır. Nihayetinde hem Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin hem Avrupa Birliğinin birtakım ilkelerinin ulusal mevzuatımıza uyarlanması konusundaki her türlü yasal değişiklikler ve çalışmalar yapılmış ve an itibarıyla 15 Temmuz ve sonrasında da ortaya konulan olağanüstü hâl ve kanun hükmünde kararnameler bünyesinde de terörün her türlü finansmanının engellenmesi, her türlü mali kaynağının kurutulması, bunlarla ilintili herkesin tespit edilmesiyle ilgili hem yargının hem idarenin hem de Mali Suçları Araştırma Komisyonunun ciddi bir gayreti söz konusudur.

İnşallah bu yapılan çalışmalar neticesinde bu ülkenin istiklaline, milletimizin birlik ve beraberliğine kasteden, terörün ne ad altında olursa olsun yaptığı bu insanlık dışı kalleş, hain saldırılarının tamamen sonlandırılması konusunda büyük bir yol alınmış, mesafe katedilmiş olacak ve terörün üstesinden de hep beraber gelinecektir. Ama bunda en önemli gayret, en önemli katkı hiç tereddütsüz milletimizin birliğidir. Zaten hem terörün hem terörü bir maşa olarak kullanan uluslararası kuruluşların da bize karşı ve milletimize, devletimize dönük oynadıkları oyunların en başta geleni de birlik ve beraberliğimizi bozmaktır. Bu oyuna gelmeksizin, birliğimizi, beraberliğimizi daha da kuvvetlendirerek, kardeşlik hukukumuzu pekiştirerek hem içeride hem bölgemizde hem de dünyanın dört bir yanında ülkemize, devletimize, milletimize kasteden hainlerle ciddi bir mücadeleyi, bir seferberliği, belki yeni bir istiklal mücadelesini hep beraber yapmak durumundayız. Zaten 15 Temmuz gecesi ve sonrasında milletimiz belki Türkiye Cumhuriyeti devleti tarihinden itibaren bugüne kadar yeniden bir kurucu iktidar olarak kendi iradesine, kendi egemenliğine sahip çıkmıştır. Bizler de siyasiler olarak ve milletin temsilcileri, egemenliğin temsil edildiği yer olarak burada onların bu iradesine sahip çıkarak taleplerini, isteklerini, arzularını yerine getirmek konusunda azami bir hassasiyet göstermeliyiz. Ben özellikle o günden bugüne gelene kadar bir şekilde milletin öznesi olan ve burada milletin tamamının temsil edildiği Millet Meclisindeki bu uzlaşmacı, samimi ve iyi niyetli yaklaşımlardan dolayı her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Özellikle Milliyetçi Hareket Partisinin terörün, terörle devletin ve milletimizin mücadelesi konusundaki her zaman samimi ve doğru yerde duruşundan dolayı da özellikle teşekkür ediyorum.

Bu konudaki Meclis araştırma önergesinin bir şekilde zaten bizim mevzuatımızda uyguladığımız ve Meclisin çalışma takvimi de dikkate alındığında yapılagelen çalışmalara da ışık tutacak tekliflerden olduğunu, lakin yapılıp devam eden işlemlerle ilintili olduğunu da ifade ediyor ve bu duygularla hepinizi selamlıyor, saygı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Alparslan.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin lehinde Ankara Milletvekili Sayın Bülent Kuşoğlu konuşacak.

Buyurun Sayın Kuşoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisinin terör örgütlerinin ülkemizdeki finansal faaliyetlerinin araştırılarak terörizmin finansmanının önlenmesi için alınması gereken önlemleri tespit etmek üzere Meclis araştırma önergesi vermesi lehinde grubum adına fikirlerimi açıklayacağım. Ama ondan önce, son günlerde terör örgütlerinin büyük zayiatları söz konusu oldu. Bugün de Elâzığ ve Bitlis’te maalesef şehitlerimiz var, yaralılarımız var çok sayıda. Şehitlerimize, Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına başsağlığı diliyorum, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum ve bunların tekerrür etmemesini niyaz ediyorum.

Terör, silahla oluşturulur değerli arkadaşlarım ama, terör silahla oluşturulurken terörün arkasında da finansman vardır, para vardır, parasız terör olmaz, olamaz, devam ettirilemez. Para ve terör arasında çok önemli bir bağlantı vardır. Parası olmayan hemen hemen hiçbir terör örgütü yoktur dünyada. Terör örgütleri, özellikle büyük istihbari kuruluşlardan yardım alırlar ve zaman içerisinde bu aldıkları yardımları -parasal yardımları, o finansal yardımları- düzenli hâle getirirler, özellikle, hukuki alanlarda paraya çevirip terör alanında kullandırırlar. Başarıları finans alanında elde ettikleri sürekli gelirlere bağlıdır. Onun için, çok fazla dikkat edilmesi gerekir. Terörün finansman ayağının, kaynağının kurutulması şarttır.

Biz -hepiniz biliyorsunuz- bu konuda, terör konusunda, maalesef, güzel bir jeopolitiğe sahip değiliz. Sıkıntılıyız, etrafımız terör örgütleriyle, içimiz belki de terör örgütleri ve teröristlerle çevrili maalesef, sıkıntılarımız var. Ama biz terörle mücadele konusunda da pek başarılı değiliz, olamıyoruz maalesef.

Şimdi, bakın, biraz önce iktidara mensup değerli arkadaşım konuştu, ama ben bazı bilgiler verilmesini de arzu ederdim, Hükûmet tarafından bu bilgilerin verilmesini arzu ederdim. Mesela, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun, 6415, 2013’te çıkardık bunu, 2013’te bu kanunu çıkarttık, üç sene geçmiş. Üç seneden beri, bakın, bu kanuna uygun olarak “mal varlıklarının dondurulması”, “terörizmin finansmanı suçu” gibi kavramların kullanıldığı kaç olay tespit edilmiş, bunlarla ilgili bir bilgi verebiliyor mu Hükûmet? Yok. Hükûmet de yok zaten ama. Böyle bir bilgi de veremez. Çünkü bu kanun çıktı, siyaseten kullanıldı ve olduğu gibi atıldı. Bununla ilgili hiçbir şey yapılmamış demektir bu. Hükûmetin, bununla ilgili verebileceği bir bilgi var mıdır? Ben isterdim ki Sayın Alparslan bu konuda bilgi versin ama kendisine de maalesef bilgi ulaşmamıştır, eminim çünkü Hükûmet bu konuları ciddiye almıyor, çünkü Hükûmet bu konularla ilgili uluslararası alanda maalesef ciddiye de alınmıyor çünkü ciddi bir çalışma yapılmıyor çünkü terörü, terör konusunu maalesef istismar ediyor, uluslararası alanda da istismar ediyor, siyaseti için kullanıyor. Dolayısıyla da terörle ilgili olarak yaptığımız taleplerin çoğu uluslararası alanda karşılanmıyor, çok azı karşılanıyor, ciddiye alınmıyor. Böyle bir Hükûmet anlayışı olur mu, böyle bir yönetim anlayışı olur mu? İktidar tarafından bu konularda, sizlere, bizlere, hepimize bilgi verilmesi lazım, ne yapılıyor anlatılması lazım. Bu kanunu çıkardık, çok da önemli bir kanun ama bakın, kanunla ilgili ne yapıldı üç sene içerisinde? Hiçbir şey yok. Olmaz böyle bir şey. Bu şekilde terörle mücadele edilemez.

Biraz önce Grup Başkan Vekilim Sayın Engin Altay da söyledi, Hükûmet terör konusunu ciddiye almıyor, buraya, Türkiye Büyük Millet Meclisine bilgi vermiyor, veremiyor. Bakın, bir siyasi parti grubu geliyor, bu konunun araştırılmasını istiyor, Hükûmetten kimse yok, bilgi verecek hiç kimse yok, kendi kendimize konuşuyoruz. Bilgi verilmesi lazım, istatistiklerle, rakamlarla bunu… Hepimiz teröre karşıyız, teröre karşı olmayan kimse yok burada. Ama bunlar ciddi ciddi konuşulması, tartışılması gereken işlerdir. Bizim terörle ilgili farklı bir düşüncemiz olabilir mi? Türkiye’yle ilgili farklı bir düşüncemiz olabilir mi? Hepimiz aynı şekilde düşünürüz. Ama otururuz, rakamları, yapılanları, Hükûmetin yaptıklarını, icraatlarını ortaya koyarız, onların lehinde veya aleyhinde konuşuruz. Ama Hükûmet maalesef bu konularla ilgili tek bir kere olsun tenezzül edip bilgi veremiyor ya da kendisi de bilmiyor herhâlde ya da yeterince iradesi yok herhâlde. Yani sorun bu. Bunu anlayabilmek mümkün değil.

Değerli arkadaşlarım, biraz önce söyledim: İşin bir uluslararası boyutu var, çok önemli bir boyut çünkü terör örgütleri, evet, muhakkak ki arkalarında bir finans gücü oluşturmak zorundadırlar ama o finans gücünü oluşturabilmek için de uluslararası desteğe muhtaçtırlar. O desteği de Türkiye’deki terör örgütleri maalesef alıyor. Bu konularla ilgili olarak da ciddi çalışmalar yapılması lazım. Ama maalesef bu alanda da Hükûmet gereken ciddi çalışmaları yapmıyor, eksik bırakıyor ve ciddiye alınmıyor ve biraz önce söylediğim gibi -eski istatistikler var bende, son durum söz konusu değil ama- terörle ilgili olarak uluslararası alanda talep ettiğimiz vakaların yüzde 90’ı geri çevriliyor, ciddiye alınmıyor. En son Amerika’dan yaptığımız talepte olduğu gibi, ciddi belgelerle bu talepleri yapmıyoruz, gerekeni yerine getirmiyoruz.

Bakın, Başbakan Yardımcımız Mehmet Şimşek, 2015 yılında… Biraz önce bahsettiğim 2013’te 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun çıkmış, tekrar söylüyorum 2013’te çıkardık bunu. Sayın Mehmet Şimşek, o zaman, ben hatırlıyorum, burada Hükûmet adına oturuyordu, bu konuyu savunan kişiydi. 2015’te diyor ki: “Kara para ve terörün finansmanıyla etkin mücadele etmemiz lazım.” Etkin mücadele etmemiz lazım diye yeniden demeç veriyor. Ee, etmemiz lazım Sayın Başbakan Yardımcısı, tabii ki etmemiz lazım. Hangi kanunu istediniz de çıkarmadık, hangi kanun çıkmadı? Hangi destek bu konuyla ilgili olarak İçişleri Bakanlığına, Emniyet Genel Müdürlüğüne, istihbarat teşkilatlarına verilmedi? Hangi araç gereç, hangi kadro, hangi personel desteği verilmedi, esirgendi Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından? Bu ülke, bu millet hangi desteği esirgedi? Niye kara para ve terörün finansmanıyla etkili mücadele etmiyoruz? Etmiyoruz, demektir bu.

Onun haricinde değerli arkadaşlarım, geçen hafta biliyorsunuz, 3 Ağustosta 6736 sayılı bir torba kanun çıkardık bu Genel Kuruldan. Bunun 7’nci maddesinde “bazı varlıkların millî ekonomiye kazandırılması” başlığıyla bir madde var. Bu kısaca kara para maddesi, bu meşhur madde. Bakın, onun (6)’ncı fıkrası “…madde hükmünden yararlananlar ve bunların kanuni temsilcileri hakkında, sırf bu işlemin yapılmış olmasından dolayı ve bu işlemden hareket edilerek, hiçbir şekilde vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı ile herhangi bir araştırma, inceleme, soruşturma veya kovuşturma yapılamaz, ceza kesilemez.” diyor. Şimdi, terörizmin bu kadar önemli olduğu, bu kadar sıkıntılı olduğu bir ülkede böyle bir kanun çıkar mı? Paranın nereden geldiğini bilmiyoruz, kimin için geldiğini bilmiyoruz, kimin adına geldiğini bilmiyoruz. Burada, yine, para bir kayıt altına alınmıyor, bir şirket adına gelip de şirketin kaydına geçmiyor, katiyen kayıt altına almıyorsunuz. Ondan sonra da banka sistemine bir kere giriyor, üç gün sonra, iki gün sonra hatta bir gün sonra, ertesi gün çıkarabiliyorsunuz. Böyle bir düzenleme olur mu? Ondan sonra “Terörizmle mücadele edeceğiz, teröristle mücadele edeceğiz...” Nasıl olacak bu iş? Bunlar ciddiye alınması gereken işler değil midir? Bunları biz ihmal edersek nasıl bununla mücadele ederiz?

Biraz önce Sayın Alparslan söyledi, Mali Eylem Gücü’yle ilgili olarak Türkiye sıkıntılı bir noktada FATF’la ilgili olarak çünkü bunlarla ilgili gereken görevleri yapmıyoruz, vazifelerimizi yapmıyoruz ve sıkıştık.

Bu, henüz, biraz önce bahsettiğim, Genel Kuruldan çıkan torba kanun ve ilgili bu 7’nci maddesi henüz yayımlanmadı Resmî Gazete’de. Bunun yayımlanmaması lazım, Türkiye’yi büyük sıkıntılara sokacaktır; Türkiye bundan sonra uluslararası eylem gücü nezdinde de uluslararası kurumlar nezdinde de bu konuyla ilgili olarak büyük sıkıntılara girecektir. Bunlara dikkat etmiyoruz, ondan sonra da Elâzığ’da, şurada, burada şehitlerimiz oluyor, yaralılarımız oluyor. Biz burada oturuyoruz, bunu değerlendirmeye çalışıyoruz ama Hükûmet yok, rakamlar yok, yapılan edilen yok, kendi kendimize sadece laf olsun diye konuşmuş oluyoruz.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kuşoğlu.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin aleyhinde son olarak İstanbul Milletvekili Sayın Tülay Kaynarca konuşacak.

Buyurun Sayın Kaynarca. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TÜLAY KAYNARCA (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi aleyhinde söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, şunu ifade etmem lazım: Hem dün Van’da bugün sabah itibarıyla hem Elâzığ hem de Bitlis’te gerçekleşen o hain, o alçak terör olaylarında hayatını kaybeden kıymetli vatandaşlarımızın her birine Allah’tan rahmet diliyorum, mekânları cennet olsun, milletimizin başı sağ olsun. Yaralılarımız var dün ve bugün, Allah’tan şifa diliyorum tüm yaralılarımız için de. Bu terör belasından kurtulabilmek adına elimizden ne geliyorsa hatta bu süre içerisinde hem Fethullahçı terör örgütü hem de özellikle bu dönemde PKK terör örgütüyle ilgili yapılacak, yapılması gerekenleri yapacağız ama birlik ve beraberliğimizle de güçlü bir şekilde çıkabilmek adına buradan tüm millet, hep birlikte inşallah bu beladan kurtulacağız.

Ben bu süre içerisinde öncelikle 15 Temmuzla ilgili de birkaç cümle ifade etmek istiyorum. 15 Temmuz darbe girişimi gerçekten bu dönemde bizim dünyaya gösterdiğimiz, Türk milleti olarak, millî irade olarak dünyaya verdiğimiz fotoğraf gerçekten o birliğimizi ve kardeşliğimizi gösteren çok önemli bir fotoğraftı. Allah’a çok şükür ki Gazi Meclisimizde milletvekillerimizle birlikte yaşanan, arkasından tanklara vücudunu siper eden, ardından kurşunlara rağmen canı pahasına, canını veren vatandaşlarımız, Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın işaretiyle meydanları günlerce, yirmi yedi gün boyunca hiç boş bırakmayan vatandaşlarımız hem iç politikada hem dış dünyaya çok önemli bir mesaj verdi.

Ama bugün bizim mücadelemiz sadece Fethullahçı terör örgütüne karşı değil, DAEŞ’i de bir, PKK’sı da bir, FET֒sü de bir. Bütün terör örgütlerine karşı birlik ve beraberlik içinde olmamız lazım. Biz mücadelemizi yaparken, bu finansı ortaya koyarken ki az önce Sayın Akçay çok güzel bir cümle söyledi teklif ettiği öneriyi ifade ederken “Bizim mücadelemiz birlikte ve topyekûn olacak.” dedi. 15 Temmuz işte bu topyekûn mücadelenin, millî iradenin en güzel cevabıydı. Evet, çıkarılan kanunlar var. Sayın Kuşoğlu’nun CHP’nin sözcüsü olarak ifade ettiği o bahsedilen, hep birlikte çıkardığımız, terörün finansıyla mücadeleyle ilgili çıkardığımız kanunlarda da yapılması gerekenler var. Bazen kanunu uygulanabilir kılan, kanunun yerine getirilmesiyle ilgili bu Meclis, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak verilen bu önergeye yönelik sorumluluğunu aslında hep birlikte de imza atarak belli bir noktaya getirdi.

Elbette yapılacak çok şey var, elbette bugünden sonra da anlatılacak çok şey var ama en önemlisi de 15 Temmuzun artık bir milat olduğudur. Evet, 15 Temmuz bir milattır, hiçbir şekilde bir öncesi ve bir sonrasıyla ilgili atacağımız adımları artık farklı değerlendirmek zorundayız; iktidar partisi olarak da muhalefet partileri olarak da biz bu sürece başka bakmak zorundayız çünkü milletimiz, aziz milletimiz bu oyunu bozdu, bu oyunu bozdu. Bu oyun sadece Türkiye için geçerli bir oyun değil, bozulacak; Suriye’deki de bir oyun, Afrika’da yaşananlar da üst akıl denen veya yapılar içerisinde oluşturulmuş bir…

Gerçekten, bu süre içerisinde atılacak adımları bir bütün olarak düşünerek hareket etmek gerekiyor. O yüzden, başka bakmak, bir bakmak, beraber bakmak zorundayız. O yüzden “Millî irade kazandı.” derken, bu millî iradenin bir ve beraberliği konusunda önümüzdeki süreci başka değerlendirmek zorundayız; kanunlarımızla birlikte, atacağımız adımlarla birlikte…

Bakın, daha bugün Elâzığ ve Bitlis’te yine canımız yandı. Yine bu süre içiresinde neden PKK bugün bunları yapıyor? Neden PKK bu canları alıyorken, bu terör var iken dün bu kürsüde tutup bir başkası terörist açıklamasını buradan hâlâ sunabiliyor. Daha yara kurumamışken, daha Meclis kendi yarasını bile, bu bomba atılmış yapıda, bu yapı devam ediyorken dün tüylerim diken diken oldu, bu kürsüde o konuşmayı dinlerken ve bugün hâlâ bununla ilgili bizim en büyük silahımızın, en değerli varlığımızın dua, birlik ve kardeşliğimiz olduğuna inanıyorum. Çünkü, dünya burayı takip ediyor; dünya, Türkiye Cumhuriyeti devleti ne yapıyor; dünya, Türkiye’yi hem bulunduğu coğrafya itibarıyla hem 15 Temmuzda yazdığı destanla hem devamındaki o dik yürüyüşü ve başarısını takip ediyor. Niye? İbni Haldun’un çok güzel bir cümlesi var, ben birçok konuşmamda, hem mesleki hem siyasi çalışmalarımızı yaparken hiç aklımdan çıkarmam; der ki: “Coğrafya bir kaderdir.” Gerçekten, Türkiye’nin bulunduğu coğrafya kaderini en iyi anlatan, bu kaderi neden, nasıl, hangi argümanlarla yaşattığını gösteren öyle değerli bir şey ki. O yüzden ben bu önergeyi önemsiyorum. Milliyetçi Hareket Partisinin verdiği, Sayın Akçay’ın ayrıntılarıyla işaret ettiği bu önergeyi önemsiyorum ama onun da söylediği gibi topyekûn mücadelenin değerinin de altını dikkatle çizmek istiyorum. Çünkü, ancak bu şekilde başarılı olabiliriz, ancak dünyaya 15 Temmuzda verdiğimiz o değerli millî irade zaferi mesajını devam ettirebiliriz, ancak yaralarımız birlikte sarabilirsek başarılı olabilir.

Ben bunun altını dikkatle çizerek ama bir taraftan da Meclisin gündemi var, Meclis çalışmaları içerisinde salı itibarıyla başladığımız bir çalışma var, 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine başladık, yatırımların proje bazında desteklenmesi ve diğer kanun hükmünde kararnameleri de içeren bu yasal çalışmanın, bu tasarı çalışmasının da 13’üncü maddesine geldik. Dolayısıyla, bu görüşmelerin devam etmesi açısından, bu çalışmalarımızın da sürmesi açısından bu duygu ve düşüncelerle de bu önergeye “hayır” dediğimizi ama Meclisin de salı itibarıyla başladığı yasal çalışmalara devam etmesi arzusunda olduğumuzu sizin takdirlerinize, Genel Kurulun da takdirlerine sunuyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza sunacağım:

III.- YOKLAMA

(HDP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi var.

Sayın Demirel, Sayın Beştaş, Sayın Kerestecioğlu, Sayın Kürkcü, Sayın Konca, Sayın Yıldırım, Sayın Sancar, Sayın Gaydalı, Sayın Taşçıer, Sayın Yıldırım, Sayın Başaran, Sayın Doğan, Sayın Becerekli, Sayın İrmez, Sayın Bilgen, Sayın Akdoğan, Sayın Taşdemir, Sayın Paylan, Sayın Zeydan, Sayın Botan.

Üç dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.39

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.57

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 127’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisinin oylamasından önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- MHP Grubunun, 30/6/2016 tarih ve 1791 sayıyla Grup Başkan Vekili Manisa Milletvekili Erkan Akçay tarafından, terör örgütlerinin ülkemizdeki finansal faaliyetlerinin araştırılarak terörizmin finansmanının önlenmesi için alınması gereken tedbirleri tespit etmek amacıyla verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin, Genel Kurulun 18 Ağustos 2016 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grup önerisini oylarınıza sunacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- HDP Grubunun, 16/8/2016 tarihinde, Grup Başkan Vekili Diyarbakır Milletvekili Çağlar Demirel tarafından, 11 Ocak 2016 tarihinde “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlığıyla yayınlanan bildirinin ardından çok sayıda akademisyenin maruz kaldığı işten çıkarma, görevden uzaklaştırma, adli ve idari soruşturma ile gözaltı ve tutuklama uygulamalarının araştırılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, Genel Kurulun 18 Ağustos 2016 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

18/8/2016

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 18/8/2016 Perşembe günü (bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisini İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                 Çağlar Demirel

                                                                                                    Diyarbakır

                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

16 Ağustos 2016 tarihinde Diyarbakır Milletvekili Grup Başkan Vekili Çağlar Demirel tarafından verilen 2665 sıra no.lu 11 Ocak 2016 tarihinde “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlığıyla yayınlanan bildirinin ardından çok sayıda akademisyenin maruz kaldığı işten çıkarma, görevden uzaklaştırma, adli ve idari soruşturma ile gözaltı ve tutuklama uygulamalarının araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclise verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 18/8/2016 Perşembe günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin lehinde ilk konuşmacı Mardin Milletvekili Sayın Mithat Sancar’dır.

Buyurun Sayın Sancar. (HDP sıralarından alkışlar)

MİTHAT SANCAR (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamuoyunun yakından takip ettiği Barış İçin Akademisyenler inisiyatifinin 11 Ocak 2016 tarihinde hazırladığı bir bildiri vardı, “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlığı altında yayınlandı. Ardından, bu bildiriyi imzalayanların kriminalize edilmesi süreci başladı. Barış İçin Akademisyenler girişimine destek olan, bildiriye imza atan çok sayıda akademisyen hakkında soruşturmalar başladı, üniversitelerde disiplin işlemleri yürütüldü, bazı akademisyenler hakkında da dava açma yoluna gidildi.

Bugüne kadar bu bildiriye imza atan akademisyenlerden birçoğu açığa alındı. Örnek olsun diye söyleyeyim: 17 akademisyen Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde açığa alınmıştı, ardından başka üniversitelerde de, mesela toplam 37 kişi işten çıkarılmıştı, 588 kişi hakkında adli soruşturma açılmış, 516 kişi de disiplin soruşturmasına maruz kalmıştı. Yine, kamuoyunun bilgisi dâhilindedir, 4 öğretim üyesi hakkında da tutuklama kararı verilmişti. Bu işlemler bir süredir durmuştu, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yeniden Barış İçin Akademisyenler Grubuna dâhil olan akademisyenler hakkında işlemler yapılmaya başlandı.

15 Temmuzdaki darbe girişimi elbette pek çok açıdan masaya yatırılmak zorunda, bunun bir boyutu da kamudaki tasfiyelerdir. Daha önce de belirttik, darbeyle doğrudan ilişkili olan, darbeye, darbenin planlamasına katılan, darbeye açık, doğrudan, fiilî destek veren kamu görevlileri hakkında disiplin soruşturması dâhil olmak üzere işlem yapmak bir haktır, meşru bir yöntemdir. Ancak, burada dikkat edilmesi gereken şey objektifliktir, adilliktir, tarafsızlıktır. Gerçekten, bu darbe girişimine doğrudan destek veren, bu girişimi örgütleyen örgüte doğrudan katılan, yöneticisi olanlar hakkında yapılabilir ve bunun mutlaka objektif bir süreç içinde gerçekleşmesi gerekir. Oysa, sık sık uyardığımız gibi, maalesef, Hükûmet ve pek çok kamu birimi bu ölçütlere riayet etmemiştir. Bir sürü, darbeyle ilişkisi olmayan pek çok insanın da bu süreçte mağdur edildiği bilgisi her gün kamuoyunun çeşitli araçlarından duyurulmaktadır.

Barış İçin Akademisyenler bu şekilde mağdur edilen grupların başında geliyor arkadaşlar. Biraz önce saydığım örnekleri 15 Temmuz sonrası için somutlaştırırsak, mesela, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesiyle ilgili verdiğim örnek 20 Temmuzdaydı. 21 Temmuzda akademisyenlere bir tebligat yapıldı ve bir iddia üzerine açılan soruşturma sonucunda “Görevden uzaklaştırıldınız.” şeklinde bir yazı verildi kendilerine.

Yine, yakın zamanda Eskişehir Anadolu Üniversitesinde de aynı şekilde bir işlem yapıldı, 21 öğretim elemanı hakkında açığa alma işlemi gerçekleştirildi. Hakkâri Üniversitesinde 2, Tunceli Üniversitesinde yine 2 akademisyen açığa alındı. Mersin Üniversitesinde de 2 öğretim üyesinin işine son verildi. Son olarak da, 11 Ağustos 2016 tarihinde Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesinden 2 akademisyenin, Sivas Cumhuriyet Üniversitesinden de 3 akademisyenin açığa alındığı bilgisi geldi.

Şimdi, bu insanların darbe girişimiyle bir ilişkisi olmadığını hem çalışma arkadaşları hem bu işlemi yürüten rektörlükler hem de burada oturan siz sayın milletvekilleri gayet iyi biliyorsunuz. Eğer bu şekilde darbe girişimini bahane ederek kamuda işinize gelmeyen veya muhalif saydığınız, hoşunuza gitmeyen görüşleri olan insanları da tasfiye edecekseniz darbe girişiminin yarattığı büyük yaraya yeni adaletsizliklerle başka yaralar eklemiş olursunuz. Zaten sürekli söylüyoruz, darbecilerin de esas yapmak istediği, hoşlanmadıkları her şeyi bastırmak, tasfiye etmekti; demokrasiyi askıya almak, özgürlükleri durdurmak ve baskıyı artırmaktı. Şimdi, eğer, aynı yöntem burada, bu gerekçeyle, daha doğrusu darbeyle mücadele bahanesiyle uygulanacak olursa, o zaman darbe zihniyetini sürdürmek anlamına gelen bir durum yaratılmış olur. Darbeler sadece fiziksel olaylarla açıklanamaz, aynı zamanda bir zihniyet meselesidir darbecilik. Darbeciliğin zihniyeti -biraz önce özetlediğim- siyasal alanı ilga etmek, tek tip bir toplum yaratmak, otoriter bir sistem oluşturmak ve özgürlükleri olabildiğince yok etmek, ellerinden geldiğince yok etmektir.

Bu darbe girişimini fırsat bilerek Barış İçin Akademisyenler girişimine katılanların tasfiye edilmesi kabul edilemez. Esasen zaten olağanüstü hâl döneminde, şimdi bir fırsat olarak kullanılan bu yöntem ileride ciddi sıkıntılar yaratacaktır; yeni sıkıntılar, krizler belki de kamu yönetiminde ve toplumda belli ölçülerde bir kaosa neden olacaktır.

Bakın, Barış İçin Akademisyenler inisiyatifine mensup olan akademisyenlerle ilgili açılan soruşturmalarda açığa alma işlemleri bir süre yapıldı ama sonra durduruldu. Tam yedi ay, sekiz ay geçtikten sonra, şimdi olağanüstü hâl rejimi bahane edilerek bu akademisyenlerin açığa alınmasına yönelik yeni işlemler yapılıyor. Peki, yedi ay boyunca kamuda kalmalarında bir sakınca yoktu da yedi ay sonra mı, şimdi sakıncalı hâle geldi kamuda kalmaları?

Üstüne üstlük bütün bu akademisyenlerin ortak talebi tam da özgürlükçü bir Türkiye, akademide özgürlük, Türkiye’de demokrasiydi. Barış çağrısı yapmışlardı, tam da darbecilerin istemediği şeyler. Darbecilerin istediği neydi? Demokrasiyi askıya almaktı elbette ve bunun yanında, ayrıca, toplumsal kutuplaşmayı derinleştirmek, mümkünse bir iç savaşın şartlarını yaratmaktı. Buna karşı yapılması gereken ise tam tersidir; demokrasiyi savunmak gerekiyor, özgürlükleri savunmak gerekiyor, darbecilerin beslendiği zemini, darbe heveslilerinin fırsat olarak beklediği ortamı ortadan kaldırmak gerekiyor. Aksi takdirde, darbeyle mücadelede samimiyet testinde bütün kamu yönetimi, en başta Hükûmet sınıfta kalmış olacaktır. Ne zaman ki bir fırsatçılık oluşturulursa, ne zamanki bu tür ortamlar bir fırsat olarak kullanılırsa, en çok onu fırsat olarak kullanmak isteyenlere zarar vermiştir.

FETÖ örgütlenmesiyle ilgili burada çok şey söyledik. Şunu belirteyim tekrar: Evet, asıl sorumluları ortaya çıkarmak için yapılması gerekenler yapılmıyor. Kimler bu örgütün kamuda bu kadar güçlü bir şekilde yerleşmesinde belirleyici rol oynadı? Hangi siyasal kararlar darbe ortamını oluşturdu? Bunları araştıralım diye Mecliste oy birliğiyle, dört partinin ortak imzasıyla bir komisyon kurulması kararı alındı ama AKP bu komisyona, bildiğim kadarıyla şu saate kadar, henüz üye bildirmediği için komisyon çalışmaya başlayamıyor. Herhangi bir şeyin üstünü örtmek konusunda bir kaygısı mı var AKP’nin? Gerçeklerin ortaya çıkması konusunda bir korkusu mu var? “Sorumluluk acaba parti içine, partinin tepelerine, geçmişteki ve bugünkü yöneticilerine uzanır mı?” diye bir endişesi mi var? Bu sorulara açık cevaplar bekliyoruz arkadaşlar, darbeyle mücadelede samimi olduğunuzu görmek istiyoruz. Biz samimiyiz; demokrasi, özgürlük, hukuk devleti çerçevesinde yapılması gereken her şeyi yapmaya da hazırız.

Bu duygularla hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sancar.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin aleyhinde ilk olarak Çorum Milletvekili Lütfiye İlksen Ceritoğlu Kurt konuşacaktır.

Buyurun Sayın Kurt. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

LÜTFİYE İLKSEN CERİTOĞLU KURT (Çorum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Halkların Demokratik Partisi önerisi aleyhinde söz almış bulunmaktayım, sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Öncelikle Bitlis ve Elâzığ’daki şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Biz, hepimiz onlar için üzülüyoruz, onlar bizim evlatlarımız. Nasıl 15 Temmuzda darbeye karşı hep birlikte tek bir vücut olmuşsak bundan sonraki süreçte de hep birlikte olacağız. Memleket bizim, bu toprak bizim, bu çocuklar, bu şehitler bizim. Bu minvalde çalışmalarımız devam etmektedir. Birlik, beraberliğimizi Allah bozmasın, evlatlarımıza iyi günler göstersin.

Gençlerimiz 15 Temmuzda memleketlerine sahip çıktılar. Sağduyu kazandı. O gün, kadınıyla erkeğiyle, çoluğuyla çocuğuyla herkes Türkiye’de olduğunu ve Türkiye’ye sahip çıktığını gösterdi. Herkese çok teşekkür ediyorum.

Çalışmalarımızda başarılar diliyor, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Teşekkürler. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ceritoğlu Kurt.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin lehinde son olarak Eskişehir Milletvekili Sayın Gaye Usluer konuşacak.

Buyurun Sayın Usluer. (CHP sıralarından alkışlar)

GAYE USLUER (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün Bitlis’te, Elâzığ’da yine şehitlerimiz var, yine yaralılarımız var ama yüce Meclisin görevi, bizlerin görevi bu kürsüden sadece ve sadece terörü lanetlemek, sadece ve sadece başsağlığı dilemek değildir. Bizlerin görevi, bu Meclis çatısı altında terör sorununa çözüm getirmektir.

Bugün Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu dedi ki: “Ne istediniz de yanınızda olmadık? Gelin, terörü bitirme eylemini hep birlikte gerçekleştirelim.”

Darbeyi Araştırma Komisyonu bu Meclis çatısı altında kurulsun kararı alındı. Meclisteki 3 partinin üyelerini belirlemesine karşın Adalet ve Kalkınma Partisi mevcut milletvekilleri içerisinde Komisyona üye olacak milletvekili bulamadı. Bırakın lanetlemeyi, gelin eyleme geçelim; bırakın üzgün olmayı, bırakın ağlamayı, gelin eyleme geçelim.

Barış İçin Akademisyenler birliği 11 Ocak 2016’da “Bu suça ortak olmayacağız.” bildirgesinin altına imza attılar. Ne oldu? Sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere Hükûmet yetkilileri, üniversite rektörleri bu akademisyenleri terör destekçisi, vatan haini ilan ettiler, açıkça hedef gösterdiler.

Değerli milletvekilleri, şiddetle ilgili endişelerin ifade edilmesi teröre destek olmak ile eş anlamlı değildir. Bu arada, bir büyük ne dedi: “Ya bendensin ya düşmanımsın.” Başka ne dedi: “Önünde profesör, doçent, bilmem ne olması kimseyi aydın yapmaz. Bunlar kapkaranlık insanlardır.”

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Doğru dedi.

GAYE USLUER (Devamla) – Başka ne dedi: “Karanlık, mandacı aydın müsveddeleri.”

Değerli milletvekilleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 10’uncu maddesi “Bir ülkede ifade özgürlüğü yoksa ne özgür bir ülkeden ne de demokrasiden söz edemezsiniz.” demektedir. Yine, aynı sözleşme içerisinde kanaat sahibi olma özgürlüğü, bilgi ve kanaatlere ulaşma özgürlüğü, bilgi ve kanaat açıklama özgürlüğü de yer almaktadır. Bilmiyorsanız buradan tekrar etmek istiyorum: Hükûmeti eleştirme özgürlüğü de bu kapsam içerisinde yer almaktadır.

15 Ocak 2016’da Cumhuriyet Halk Partisi parti meclisi bildirgesini bir kez daha sizlerle paylaşmak istiyorum. Ne dedik: “Her türlü terörü ‘ama, fakat, lakin’ olmaksızın kınıyoruz, lanetliyoruz. Terörün insanlık suçu olduğunu kabul ediyoruz. Ancak ifade özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmaz ilkelerindendir. Şiddet çağrısı olmazsa, şiddet çağrısı içermezse ifade özgürlüğünü destekliyoruz.” Başka ne oldu sürecin devamında? Kraldan çok kralcı geçinen rektörler, bu akademisyenler için soruşturmalar açtılar, işten atılmalar yaşadık ve tedbiren uzaklaştırmalar uygulandı.

15 Temmuzda evvelce adına “Fethullah Gülen cemaati” dediğiniz, evvelce adına “Fethullah Hocamız, efendimiz” dediğiniz, bugünse yine sizin tarafınızdan ismi konan FETÖ terör örgütünün darbe girişimiyle karşı karşıya kaldık, hepimiz karşı karşıya kaldık ve bugün şükürler olsun ki el birliğiyle bu darbe girişimi önlendi. Askerî darbe veya bir terör örgütünün girişmek istediği darbe önlendi. Sivil ve askerî önlemler aldınız, alıyorsunuz. Meclisi çalıştırmak yerine Meclis dışında bu işlerle uğraşıyorsunuz. Peki, soruyorum size: Bu süreçte Türkiye siyasetinde istikrar sağlanabildi mi? Türkiye siyasetinde yumuşama sağlanabildi mi? Ve yine sizlere soruyorum: Türkiye siyasetinde şiddette azalma oldu mu? Bunların cevabını sizlere bırakıyorum.

Gelelim bugüne. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında hızla OHAL ilanı oldu. Bir Başbakan Yardımcısı dedi ki: “OHAL’in ilanıyla birlikte Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni rafa kaldırıyoruz.” Bunu başkası demedi, bunu bir Başbakan Yardımcısı medyanın önünde söyledi ve gerçekten ifade özgürlüğü, akademik özgürlük hızla ve yeniden rafa kaldırıldı. Elbette ki Türkiye özel bir süreçten geçiyor. Elbette ki özel bir süreç içerisinde olağanüstü önlemlerin alınması doğrudur ancak âdeta ifade ve düşünce özgürlüğünün ezildiği, çiğnendiği günlerden geçiyoruz, giderek baskıların çoğaldığı günlerden geçiyoruz. 12 Eylül 1980 darbesini hatırlayın. O günlerin mağdurları sizler değildiniz, o günlerin mağdurları yine bu sıralarda oturan Cumhuriyet Halk Partililerdi. 12 Eylülün en büyük amacı üniversitelerde ifade özgürlüğünü yok etmek, biat kültürünü kalıcı olarak inşa etmekti. Ne oldu? Başaramadılar.

Değerli milletvekilleri, üniversiteler, siyasi baskılara karşı seslerini yükseltemezlerse kendi iplerini de kendileri çekmiş olurlar. Buradan bu kürsü aracılığıyla sadece sizlere değil üniversite rektörlerine de sesleniyorum. Baskı dönemleri gelip geçicidir, bu dönem de geçecektir, iktidar da değişecektir ama haysiyetsizlik baki kalacaktır.

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) – Bir de tarih ver.

GAYE USLUER (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bizleri ekranları başında izleyen akademisyenler, üniversite rektörleri, bırakın nabza göre şerbet vermeyi; bir bilim insanına ne yakışıyorsa, bir bilim insanı ne yapacaksa ona göre davranın. Bilin ki bağımsız ve demokratik akademik anlayış, her ne olursa olsun onurlu bir biçimde devam edecektir.

Değerli arkadaşlar, bir ülkede demokrasiden bahsedebilmek için, bir ülkede “demokratız” diyebilmek için meydanlara çıkıp demokrasi çığlıkları atan kişilerin aynı zamanda demokrat kişiler olması gerekir. Demokrat kişilerin olmadığı yerde demokrasi olmaz. Bilim insanının, sanatçının, basının susturulduğu ülkede hiç ama hiçbir şekilde demokrasiden bahsedilemez. Akademide hukuksuz soruşturmalar, gözaltına almalar, görevden uzaklaştırmalar derhâl ama derhâl son bulmalıdır.

Değerli milletvekilleri, demokrasi konusunda bir aya yakın sürece meydanlarda durdunuz, uykusuz kaldınız, haydi bakalım, ne kadar demokratsınız hep birlikte görelim.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Bu ülke hepimizin.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Usluer.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin aleyhinde son olarak İstanbul Milletvekili Sayın Halis Dalkılıç konuşacak.

Buyurun Sayın Dalkılıç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Ben de bugün ve dün Van’da, Bitlis’te ve Elâzığ’da yapılan hain, alçak terör saldırısında hayatını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet dilerken yaralılarımıza acilen şifalar diliyorum.

HDP’nin grup önerisini okuduğumda ve HDP’li hatibi dinlediğimde, ben, hatibin konuşmasının başında bu lanetli terörü ve yapanları lanetlemesini isterdim; bu çok önemliydi.

Şimdi, Ocak 2016’da bazı akademisyenlerin bir bildiriye imza attıklarını ve onlarla ilgili de gerekli soruşturmaların yapıldığıyla ilgili, haksızlık yapıldığıyla ilgili bir önerge söz konusu.

2016’da bu milletin, devletin güvenlik güçlerinin neyle mücadele ettiğini bir kere hafızalarımızda yoklayalım. 2016’nın Ocağında, âdeta özerklikten bahseden, devlete başkaldırmış, millete başkaldırmış, sivilleri bile gözünü kırpmadan katleden bir PKK terör örgütüyle ilgili verilen mücadelede güvenlik güçlerini, devleti, Hükûmeti suçlayan bir bildiriye imza atmayı akademisyenlik olarak, aydın olarak nitelemenin mümkün olmadığını bilmemiz lazım.

O gün o bildiride bir tane PKK cümlesi var mıydı, PKK’yı lanetleyen bir cümle var mıydı, terörü lanetleyen bir cümle var mıydı? Hayır. O bildiriyi okuduğumuzda direkt güvenlik güçlerini, mücadele eden Hükûmeti, devletin kurumlarını suçlayan ve buradan da âdeta teröre destek veren bir bildiriden bahsediyoruz. Bu bildiriye destek veren, o gün de bugün de benzeri bildirilere destek verenlerin mutlaka gereği şekilde takipleri, soruşturmaları yapılacaktır. Yoksa bu akademisyenler kalkıp da bilimsel bir bildiri mi yayınladılar? Değil. Yayınladıkları çok açık ve net; bu milletin birlik, beraberliğine göz dikmiş alçak terör örgütünün yaptıklarını destekleyen bir bildiriydi ve bununla ilgili de yapılanlardan rahatsız olmayacağız.

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır ) – Aydın olmak farklı bir şeydir. Siz aydın olmanın ne olduğunu bilmiyorsunuz.

HALİS DALKILIÇ (Devamla) – Bugün, bakın, doğu, güneydoğuda yeniden sivil vatandaşlar katlediliyor. Bakın, 15 Temmuz her vesileyle milat diyoruz. 15 Temmuz sadece AK PARTİ’ye değil, CHP, MHP, HDP dâhil bu ülkenin 79 milyon vatandaşının birlik, beraberliğini hedef almış bir alçak kalkışmaydı; bir alçak kuşatmaydı, bir emperyalizmin kuşatmasıydı. Bununla ilgili mücadelede gelin, omuz verin. “Bu milletin değerlerine, bu milletin birlik, beraberliğine hizmet edelim.” derken biz bunun bugün gereğini yapıyoruz. Destek veren muhalefet partisi genel başkanlarına, milletvekillerine, bu süreci iyi okuyup bu büyük mücadeleyi, bu büyük milletin üzerine konmak istenen vesayetle ilgili mücadeleyi yürüten her bir milletvekilimize çok teşekkür ediyorum ve bu mücadele devam edecek. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Ben HDP grup önerisinin aleyhinde olduğumu bir kere daha zikrediyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dalkılıç.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Demirel…

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Sayın hatip konuşmasında tamamen grubumuza ve hatibimizin bizim adımıza, grup adına konuşan akademisyenlere ilişkin bu bildirinin…

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Önergeyi veren sizsiniz. Neye karşı konuşacak?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Yani, HDP’yi, bu vermiş olduğumuz önergeyi küçümseyen, bu önergeyi hiçleştiren bir konuşma yaptı ve grubumuza direkt bir sataşma söz konusu. Buna ilişkin konuşma talebimiz olacak.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, sadece eleştiri var, sataşma yok.

BAŞKAN – Sayın Demirel…

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Eleştiri yok Başkan. Şöyle, çok net ifade edeyim: HDP bu akademisyenlerin bildirisini yani bizim araştırma önergesi vermiş olduğumuz bu bildirinin…

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – Hayır, ben akademisyenlere söyledim. “Akademisyenler destek veriyor o bildiriyle.” dedim, sizi kastetmedim.

BAŞKAN – Bakın, Sayın Demirel, gerçekten çok iyi dinledim.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Hem Mithat Hoca’yı hem Mithat Hoca’nın şahsını da ifade ederek “HDP’li hatip burada herhangi bir kınama ve lanetleme yapmadı.” da dedi aynı zamanda.

BAŞKAN – “HDP’li hatip.” demedi.

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – “Yapsaydı keşke.” dedim.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Hayır, “Yapmadı.” dedi.

BAŞKAN – “HDP’li” demedi, “benden önce konuşan hatip” dedi; bu bir.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – HDP’li dedi Başkan. Hayır, “HDP’li” dedi.

BAŞKAN – Hayır, demedi.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Ben not almışım. Başkan…

BAŞKAN – Sayın Demirel, talebinizi anladım. Müsaade ederseniz, ben de kendi yaklaşımımı özetleyeyim size.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Ben bitireyim isterseniz Başkan, bitireyim.

BAŞKAN – Buyurun.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Başkan, daha önceki taleplerimizde de “Tutanaklara bakalım.” dediniz, tutanaklara baktınız ve biz haklı çıktık çünkü bunda da konuşmaları…

BAŞKAN – Hayır, haklı çıktınız demedim size, öyle bir konuşma olmadı aramızda.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) - …bizzat dinledik ve not aldık.

Sonuçta hatip kim adına konuşuyor? HDP Grubu adına konuşuyor. “Hatip” de dese, “HDP’li” de dese aynı noktaya geliyor. Hani, bunda ne fark ediyor, anlamadım. Bizim araştırma önergemizdir ve konuşan bizim hatibimizdir, biz de HDP Grubuyuz yani “HDP” deyip dememesiyle ilgili herhangi bir durum söz konusu değil ama “HDP’li” olarak da ifade etti, ben bunu çok net ifade ediyorum.

BAŞKAN – Peki, diyelim ki “HDP’li” dedi; ne dedi “HDP’li vekil” olarak, ne dedi?

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – “HDP’li hatip buraya geldiğinde bugünkü durumu lanetleseydi…” dedi, lanetlemesiyle ilgili direkt…

BAŞKAN – Şimdi, bakın, sayın milletvekili…

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Bir dakika, bir dakika Başkan.

BAŞKAN – Ama dinledim sizi, aynı şeyleri tekrar ediyorsunuz Sayın Demirel.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Ama siz soruyorsunuz. Hani, anlaşılmıyorsa anlaştıracağız.

BAŞKAN – Konuşuyorsunuz, anladım, talebinizi anladım, bitirin siz de ben de cevabımı vereyim.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Şimdi, ben şunu söylüyorum: Hatibin konuşmasında grubumuza da, grubumuz adına konuşma yapan Mithat Hoca’ya da direkt bir sataşma söz konusu olduğunu ifade etmek istiyorum.

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – Ben teşekkür etsem sataşma algılayacaksınız siz.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Ve İç Tüzük haklarından konuşma talep ediyoruz.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Demirel, bakın, konuşmacıyı iyi dinledim. Hatibiniz için, Sayın Sancar için, ismini de zikretmeden “Keşke terör olaylarını -veya da işte bu bağlamda olan olayları- lanetleseydi.” dedi.

ABDULLAH BAŞCI (İstanbul) – Doğru söyledi, doğru söyledi.

BAŞKAN – Bu bir sataşma değil.

MİTHAT SANCAR (Mardin) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN – Müsaade eder misiniz, ben konuşayım.

Bu bir sataşma değil, bu bir.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Bir başkasının söylemiyle biz hareket edemeyiz Başkan.

BAŞKAN – Bakın, Sayın Demirel, ben sizi dinledim.

İkincisi, sizin grup önerinize karşı bir duruş sergiledi konuşmacı.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Tamam.

BAŞKAN – Eleştirmek en doğal hakkı. Oy vermediği, karşı durduğu bir grup önerisini veya da herhangi bir öneriyi eleştirebilir. Burada sataşmadan söz alabilmeniz için size ve grubunuza direkt bir hakaret ve temiz olmayan bir dille hitap etmesi gerekirdi. Burada öyle bir şey yok.

MİTHAT SANCAR (Mardin) – Şöyle bir itham var Sayın Başkan…

BAŞKAN – Eleştiri sınırı ile hakaret etmeyi birbirine karıştırmayalım lütfen.

MİTHAT SANCAR (Mardin) – Bir açıklayayım, bir itham var, şöyle bir itham var Sayın Başkan: “Çok manalı buluyorum terörü kınamadan konuşmaya başlamayı.” (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

NİHAT ÖZTÜRK (Muğla) – Sayın Başkan, beş dakika konuştular zaten.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen.

MİTHAT SANCAR (Mardin) – Bir dakika durun, sabırlı olun.

BAŞKAN - Ben dinliyorum sizi Sayın Sancar.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Başkan, o zaman şöyle yapalım, yerinden…

MİTHAT SANCAR (Mardin) – Ben bir dakika söz istiyorum çünkü “Çok anlamlı buluyorum.” dedi.

BAŞKAN - Sayın Sancar, sizi dinliyorum.

MİTHAT SANCAR (Mardin) – Bu, sanki, teröre destek olmak gibi bir ima, itham var yani töhmet altında bırakma niyeti var. İzin verin, iki dakika, oradan anlatayım.

BAŞKAN – O zaman, yerinizden, bir açıklama için size bir dakikalık söz vereyim. Bu, bir hakaret değil, açıklama yapma gereğini hissediyorsunuz.

MİTHAT SANCAR (Mardin) – Hayır…

BAŞKAN - Lütfen, buyurun, size yerinizden bir dakikalık söz vereyim.

MİTHAT SANCAR (Mardin) – Tamam.

BAŞKAN – Hakaret ile eleştiri sınırlarını iyi tayin edelim sayın milletvekilleri.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Evet, aynen.

BAŞKAN - Buyurun, sisteme girin Sayın Sancar, size söz vereceğim.

Elbette, karşı olduğu bir grup önerisini eleştirecek arkadaşlar.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) - O konuda bir problem yok Başkan, eleştiriler normaldir, olmalı yani ama itham altında bırakan bir durum var.

BAŞKAN – Ama hakaret de yok Sayın Demirel. Biliyorsunuz, bu konuda hassas davranıyorum, sataşmadan söz veriyorum ama bunun da bir sınırı var.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Ama itham altında bırakan bir durum var yani.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Sancar.

Süreniz bir dakika.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

20.- Mardin Milletvekili Mithat Sancar’ın, İstanbul Milletvekili Halis Dalkılıç’ın HDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MİTHAT SANCAR (Mardin) – Şimdi, sayın hatip, çok bildiğimiz bir yöntemi kullanıyor: “Önce başkalarını itham edin ki sorumluluğunuz örtülsün.” Oysa, grup adına, hepimizin imzasıyla, bugün ve bundan önce yaşanan bu saldırıları net ve açık bir şekilde kınadık. Benim de bunları sürekli tekrar etmemin gerekmediğini düşünüyorum çünkü tekrar ederek asıl sorumluluğu gizleme gibi bir sorun var.

Öte yandan, akademisyenlere ilişkin söylediği de, dünya standartlarında akademik özgürlük ve ifade özgürlüğü meselesi olarak kabul ediliyor.

Şunu soralım: Eğer teröre destek konusunda samimiyseniz, kendi içinizde araştırma yapın. Bugün “en kanlı terör örgütü” dediğiniz FET֒ye kaçınız, ne kadar yardım ettiniz? Bu konuda samimi olun, size, terör konusundaki söylemlerinize inanalım. Hayır, değilsiniz. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sancar.

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) - Muhatap kabul etmiyorum. Bu cümlenin burada muhatabı yok, o tarafa bak.

MİTHAT SANCAR (Mardin) – Önce siz… Bakın, siz, önce siz…

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- HDP Grubunun, 16/8/2016 tarihinde, Grup Başkan Vekili Diyarbakır Milletvekili Çağlar Demirel tarafından, 11 Ocak 2016 tarihinde “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlığıyla yayınlanan bildirinin ardından çok sayıda akademisyenin maruz kaldığı işten çıkarma, görevden uzaklaştırma, adli ve idari soruşturma ile gözaltı ve tutuklama uygulamalarının araştırılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, Genel Kurulun 18 Ağustos 2016 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunacağım.

III.- YOKLAMA

(HDP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi var.

Sayın Demirel, Sayın Danış Beştaş, Sayın Kerestecioğlu, Sayın Konca, Sayın Yıldırım, Sayın Sancar, Sayın Aydoğan, Sayın Gaydalı, Sayın Taşçıer, Sayın Taşdemir, Sayın İrmez, Sayın Irmak, Sayın Başaran, Sayın Becerekli, Sayın Paylan, Sayın Toğrul, Sayın Doğan, Sayın Akdoğan, Sayın Bilgen, Sayın Yıldırım.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.36

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.53

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 127’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu önerisinin oylamasından önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- HDP Grubunun, 16/8/2016 tarihinde, Grup Başkan Vekili Diyarbakır Milletvekili Çağlar Demirel tarafından, 11 Ocak 2016 tarihinde “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlığıyla yayınlanan bildirinin ardından çok sayıda akademisyenin maruz kaldığı işten çıkarma, görevden uzaklaştırma, adli ve idari soruşturma ile gözaltı ve tutuklama uygulamalarının araştırılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, Genel Kurulun 18 Ağustos 2016 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

3.- CHP Grubunun, 18/8/2016 tarihinde Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Engin Altay tarafından, son dönemde yüzlerce yurttaşımızın ve güvenlik personelimizin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan terör saldırılarına zemin oluşturan yanlış politikaların araştırılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, Genel Kurulun 18 Ağustos 2016 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 18/8/2016 Perşembe günü (Bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisini, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

 

                                                                                                   Engin Altay

                                                                                                      İstanbul

                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

İstanbul Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Engin Altay tarafından, son dönemde yüzlerce yurttaşımızın ve güvenlik personelimizin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan terör saldırılarına zemin oluşturan yanlış politikaların araştırılması amacıyla 18/8/2016 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin (772 sıra no.lu) Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 18/8/2016 Perşembe günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin lehinde ilk olarak İstanbul Milletvekili Sayın Engin Altay konuşacak.

Buyurun Sayın Altay. (CHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY(İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Önerinin mahiyetine geçmeden önce bir hususun altını çizmekte fayda görüyorum. Bir ülkede demokrasiye yönelik kalkışmalar olabilir, darbe teşebbüsleri olabilir, bunlar milletin demokrasi kültürü, parlamenter demokratik sistemin oturmuşluğu çerçevesinde, tıpkı 15 Temmuzda olduğu gibi geri püskürtülür, bundan da hepimiz iftihar ederiz ama bu olaylardan sonra “Demokrasi kazandı.” diyen iktidarın, şöyle kendine ve dünyadaki demokrasi algısına bir bakması lazım.

Elbette demokrasi kazandı, biz de bunun aksini söylemiyoruz ama bir ülkede sanatçılar, gazeteciler, akademisyenler sudan sebeplerle cezaevlerine atılıyorsa, karakollara tıkıştırılıyorsa yani iktidar sanattan, medyadan, bilimden ürker hâle geliyorsa o ülkede demokrasi, kazanan değil, kaybedendir; o ülkedeki demokrasi, sağlıklı ve nitelikli bir demokrasi de değildir. Hiçbir şüphem yok, iktidar partisine mensup siz sayın milletvekillerinin de Türkiye’de sağlıklı ve nitelikli bir demokrasi arzu ettiğinize inanıyorum, düşünüyorum, umuyorum ama ülkenin sanatçıları, gazetecileri, akademisyenleri elbette bir suç işlemişlerse gereği yapılsın ama sudan ve uyduruk sebeplerle, düşüncelerini ifade ettikleri için cezaevlerine atılıyorsa aslında 15 Temmuz, amacına ulaşmış demektir bir şekliyle. Onların amacı, zaten demokrasiyi tahrip etmekti, millî iradeyi gölgelemekti, Parlamentoyu itibarsızlaştırmaktı. Bir ülkenin Parlamentosu ülkenin sanatçılarına, gazetecilerine, akademisyenlerine yönelik yapılan bu basınca sessiz kalıyorsa şu veya bu saikle, 15 Temmuz amacına ulaşmış demektir. Dolayısıyla, Parlamentomuzun bu konuda bir parça daha –hiçbir siyasi parti ayrımı yapmıyorum- biraz daha yüksek hassasiyet göstermesi, Sayın Bostancı, bir zorunluluktur. Milletin bize verdiği emaneti layığıyla yerine getirmenin de bir gereğidir.

Sayın milletvekilleri, Sayın Başkan; saat 14.00’te Genel Kurulu açtık, görebildiğim kadarıyla Hükûmetin hiçbir sayın üyesi henüz Genel Kurulda değil. Son üç dört gündür üst üste Van’da, Mardin’de, Diyarbakır’da, daha bugün -çok taze- Elâzığ’da ve Bitlis’te alçakça, haince ve oldukça şiddetli terör saldırılarıyla Türkiye karşı karşıya.

Sayın milletvekilleri, bu koltuklarda otururken, Allah aşkına kendi kendinize şu soruyu sormuyor musunuz -yanlış anlamayın, kendim dâhil hepimize söylüyorum- kendimi eleştirerek söyleyeyim: Biz burada raf elması değiliz. Burada “millî irade”, “millî irade”, “millî irade” diye ahkâm kesmekle de millî iradeye saygı olmaz. Bir ülkenin şehirlerinde her gün bombalar patlıyorsa, birtakım odaklar bu bombaları patlatıyor, komut veriyorsa ve an itibarıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi olup biteni bilmiyorsa o Meclisin varlığının hiçbir değeri yoktur.

Ya, rica ediyorum sayın milletvekilleri, bizi dinleyen bir Hükûmet yok karşımızda. Hepimiz milletvekiliyiz. Bu millete gittiniz, köyüne, kasabasına, dağına gittiniz, siz bu millete ne dediniz ya? Ben size ne dediğinizi söyleyeyim. “Milletin malını, canını, namusunu koruyacağız.” dediniz, “Milletin huzurunu, refahını, mutluluğunu tesis edeceğiz.” dediniz, bunun dışında bir şey diyen varsa gelsin, söylesin. Mal, can, namus korumak için verdiğiniz sözle ilgili nasıl bu kadar duyarsız kalırsınız?

Ben, bu Parlamentonun, kendi içinde bulunduğum on dört yılda da, kurulduğu yıllarda da bu kadar reflekssiz, bu kadar uyuşmuş, afyon yutmuş âdeta bir hâlini, geriye dönük Türk siyaset hayatını bilen biri olarak hiç yaşamadım. Allah aşkına, sayın milletvekilleri, bir ayağa kalkın, içinizden çıkmış olsa da, güven oyu vermiş olsanız da, burada oturan -ruhları burada galiba, kendileri yok- Hükûmete nasıl bir soru soramazsınız? “Ne oluyor kardeşim?”, “Bu millet, bu ülke nereye gidiyor?” nasıl diyemezsiniz sayın milletvekilleri? Sizi vicdana davet ediyorum, insafa davet ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Ben kürsüden başsağlığı dilemiyorum, içimden Cenab-ı Allah’a niyetimi söylüyorum. Bu kürsü başsağlığı dileme kürsüsü değil kardeşim; bu kürsü bu ülkede olup bitenlere, yaşanan olumsuzluklara müdahale etme kürsüsüdür. Ayıptır, ben utanıyorum, vallahi de billahi de biraz da siz utanın, böyle şey olamaz! Bir kişi çıksın söylesin, Elâzığ’daki saldırıda kaç can kaybımız var, bilen var mı? Bitlis’teki saldırıda kaç can kaybı var, bilen var mı? Bu, ayıp değil mi? Bu, günah değil mi? Tamam, tanka, topa direndik, saygınlığımızı da bir parça muhafaza ettik böylece ama Türkiye’de olup bitenleri sade siz izlemiyorsunuz, Türkiye’nin yol gitmeyen en ücra köyünde, çok küçücük, eskiden “paska” diye tarif edilen evlerde bile şimdi çatıda bir çanak var. Yani Ankara’nın göbeğindeki vatandaş ile şimdi il statülerini ellerinden almak istediğiniz Hakkâri ve Şırnak’ın en ücra köyündeki vatandaş da olup biteni izliyor. Ücra bir köyde gariban bir çiftçi, köylü Mehmet amcadan daha çok şey bilmiyorsunuz ve bu, doğru değildir; burası Parlamentoysa, bu doğru değildir sayın milletvekilleri. Bir siyasi mülahaza, bir polemik yapmak istemiyorum. “Efendim, bu PKK’yı…”, “Şurada şunu yaptınız, burada bunu yaptınız.” demek istemiyorum, bugün o gün değil. İnsanlar ölmüş, üst üste bombalar patlamış, ağır yaralılar var, insanlar can çekişiyor, Türkiye Büyük Millet Meclisinin hâline bak. Yani, ben, şahsen, bunu, bugün meydana gelen bu olay sonrası, Parlamentonun açıldığı saat itibarıyla dört saat geçmiş, şuraya bir sayın Hükûmet üyesinin gelip bilgi vermemesini, bir Meclise yapılabilecek, dolayısıyla millî iradeye yapılabilecek en büyük hakaret olarak addediyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Ben addediyorum. Siz addeder misiniz bilmem. Hükûmetin buna hakkı yok. Burası çare müessesesi. Elbette tartışalım, münakaşa edelim, bundan korkmayalım.

Tabii, bu 15 Temmuz sonrası olan ilkbahar havası devam etsin istiyoruz, ama rahmetli Demirel’in bizzat bana söylediği bir söz var. Bir anıyı anlatayım size. Bir ziyaretimde, “Sizi Mecliste münakaşa ederken görünce, çok şükür demokrasi işliyor diye seviniyorum.” dedi.

Bu münakaşalar nezaket kuralları içinde olursa, ahlakı, edebi içinde olursa Türkiye'nin menfaatinedir. Yoksa, oturalım, çoğunluk, azınlık, odur, budur. Elbette münakaşa edeceğiz. Ettiğimiz münakaşa milletin menfaati içindir, ettiğimiz münakaşa Türkiye'nin geleceği içindir, ettiğimiz münakaşa milletin bize verdiği yetkiyi bihakkın kullanmak ve bu kürsüde ettiğimiz yemine sadakat içindir.

Sayın Başkan, sizden rica ediyorum, lütfen, bu Parlamentonun daha fazla küçümsenmesine riyaset makamı olarak seyirci kalmamalısınız. Bu Parlamentonun gerçekten bir Parlamento mu olduğunun, yoksa yürütme organının vesayetindeki bir manivela mı olduğunun –olmadığının- ispat edileceği gün bugündür. Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütün saygıdeğer üyelerini Türkiye Büyük Millet Meclisinin onurunu korumaya davet ediyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Altay.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin aleyhinde ilk olarak Bursa Milletvekili Sayın Kadir Koçdemir konuşacak.

Buyurun Sayın Koçdemir. (MHP sıralarından alkışlar)

KADİR KOÇDEMİR (Bursa) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; sözlerimin başında hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şairin,

“Bıçak soksan gölgeme,

Sıcacık kanım damlar.

Gir de bir bak ülkeme,

Başsız başsız adamlar.

 

Ağlayın, su yükselsin,

Belki kurtulur gemi.

Anne, seccaden gelsin,

Bize dua et, emi.” diye tarif ettiği günlerden birini yaşıyoruz. Bugün Elâzığ’da, Bitlis’te şehitlerimiz var. Bu akşam bazı sofralarda, bazı sinilerde bazılarının boşluğu hissedilecek. O sininin diğer oturanları için hayat bomboş, anlamsız gelecek. Bugün bazı evlerde, kız çocukları babasının sesini duyduğunda koşarak kapıya gidip onu karşılayamayacak. Bugün bazı evlerde, şehidin nereye defnedileceği konusunda gönlün sesi ile edep arasında sıkışacak bazı eşler. Bugün bazı binalara ambulanslar eşliğinde -başına bir hâl gelebilir diye- o acı haberi vermek için gidildiğinde, o giden heyeti utandırırcasına bazı babalar “Size de zahmet verdik, buraya kadar yorduk.” diyecekler. Bugün bazı yerlerde, en büyük hizmeti oraya anında gitmek olan Başbakan ve bakanları karşılama hazırlıkları yapılacak, “İyi karşıladık, kazasız belasız uğurladık.” diye teselli bulunacak. Bugün Mecliste, sökerek yerlere attığımız camları ve plastik duvar şeylerini sergilerken “Kanı yerde kalmayacak bu şehitlerin.” diye nutuklar atılacak. Bugün bazı evlerde, evlatlar üniformaya bakıp o üniformanın yarın giyilmediğini görecekler. Yarın sabahleyin bazı eşler, sabah kahvaltısında servise yetişip yetişememe telaşını duymayacaklar. Bazı evlerde bir ay, iki ay, üç ay sonra eşler “İbrahim…”, “Haydar…” diye çağırdığında, daha sonra, onu kaybettiğini hatırlayacak, dalgınlıkla çağırdığında yüreğinin bir yerinde yine boşluk olacak. Geçen okuduk, belki bu hafta sonu için hazırlanan düğün davetiyelerinin bir kısmı yırtılacak. Ama Meclis çalışacak ve bu Meclis çalıştığıyla övünecek. Meclis çalışacak, ek göstergeleri, ebedî hâle getirilen geçici maddeleri, kıdem tazminatını, eleman temininde güçlük tazminatına konulacak göstergeleri görüşecek. Yine bu Mecliste muhalefet milletvekilleri İç Tüzük’ten kaynaklanan yoklama isteme haklarıyla iktidar vekillerini, iktidar vekilleri de saat kaça kadar Meclisi açık tutma yetkilerinin tadını çıkarıp birbirimize güleceğiz ve bazen de birbirimizi alkışlayacağız.

Meclis çalışacak, “Sevmiyorsan çek git kardeşim.” diye çöplerin toplanmamasını hâlâ aklından çıkaramayan birinin bazı illeri ilçe ve ilçeleri de il yapıp, düne kadar ilçesi olan yerlere o illeri bağlama isteğiyle ilgili maddeleri burada görüşecek. Meclis çalışacak, kürsüde ettiği yeminle sanki dört yıl boyunca siyaset yapmayacağına yemin etmişçesine bazı arkadaşlarımız -kendim için söylüyorum- parmağından başka hiçbir fonksiyonu kalmayarak, burada kimden geldiğine, kime ait olduğuna bakarak tekliflere, hatta belki bazen de günün ilerleyen saatlerinde yanlışlıkla öbür tarafa oy verecek. Kanunen belirli bir sayıyı, yani 30 şehidi, 30 can kaybını aştığında belki bakanlarımız lütfedip buraya gelecek ama iktidar grubu onun konuşmasını, büyük bir başarıya imza atmışçasına, en az 3 kere kesip uzun alkışlarla onu tebrik edecek. O bakan muhalefet sıralarına dönüp “Biz işimizi çok iyi yapıyoruz, siz kendi işinizi yapın.” diyecek ve bu böyle devam edecek. Korkuyu sermaye eyleyenler yine bu süreçleri kendilerine evirmeye devam edecekler.

Taha Akyol’da okumuştum, 1917 Devrimi’nden sonra -Lenin’e atfen- şöyle bir sözü var Lenin’in: “Bırakın ölsünler çünkü bu, devrimi getirir.” diyor. Birinci Cihan Harbi sonrasında Rusya’da açlık, sefalet, salgın hastalıklar var, insanlar yardım kuruluşları örgütlüyorlar ve o “Biz ne yapalım?” diye sorulduğunda “Bu, devrimi getirir.” diyor. Hakikaten kutuplaşma, safları garantiye alıyor. Bu memleketi kutuplaştırmak, bu memleketi birbiriyle konuşamaz hâle getirmek belli şeyleri garanti altına alıyor. Çünkü tansiyon yükseldiğinde akıl tatile çıkıyor, akıl devre dışı kalınca duygular ve sembollerle kitleleri bir şekilde yanınıza koyuyorsunuz.

Meclis çalışacak, burada iktidar partisinin grup başkan vekilleri “Nasıl ben 49,5’u bu muhalefetin başına kakarım?” diye, “Nasıl iki partinin biri kucakladığımızda, biri de mücadele ettiğimizde karşı çıkıyor?” diye söz almak için benim sözlerimden nereyi gerekçe gösterebileceğini düşünecek. Ama, bu, şunu değiştirmeyecek arkadaşlar… Yabancı dil öğrenirken şunu fark etmiştim: Türkçedeki bazı kelimeleri Avrupa dillerine, Batı dillerine çeviremiyorsunuz. Mesela “gönül” kelimesi bunlardan birisi. Almancada, İngilizcede “Gel gönül, seninle muhabbet edelim.” diyemiyorsunuz. “Gönül” geçen pek çok cümleyi bizdeki anlamıyla çeviremiyorsunuz. “Hüzün” buna benzer bir kelime, çeviremiyorsunuz. Ama, 1 Kasımdan sonra şunu öğrendim: Bazı Batı dillerindeki kavramlar ve kelimeler de bugünün Türkçesine çevrilemiyor. Mesela, “siyasi sorumluluk.” Çocuklarımız için bu ne anlama geliyor? “Zayıflık, âcizlik” demek. Onun için, güçlü olan adamlar, büyük liderler ne olursa olsun buradan bir hasbihâl çıkarmazlar. Mesela, “geri çekilme, istifa etme, siyaseten istifa etme.”

Arkadaşlar, şunu birbirine karıştırmamak lazım: Türk Ceza Kanunu’nda tarif edilen “görevi ihmal” ve “görevi kötüye kullanma” suçları var. Biz ondan bahsetmiyoruz. Eğer ona inansak, gider savcılıklara suç duyurusunda bulunuruz. Biz diyoruz ki -Borçlar Kanunu’ndaki kusursuz sorumluluk hâllerindeki gibi- siyasi sorumluluğunuzun gereğini yapın. Bu memleket iyi yönetilmiyordu, bugün artık hiç yönetilmiyor. Bunun böyle devam etmesi mümkün değil çünkü birbirimizi dinlemiyoruz, burada bir müzakere etmiyoruz ve herkesin ocağını söndüren, herkesin yüreğini yakan, ocaklara od düşüren bu problemi biz burada problem olarak görmüyoruz. 15 Temmuzda melun bir girişimi yaşadık. Onun arkasından konuştuğumuz konular, “Aman, alelacele kanunlaştıralım.” diye Meclisi tatilden ayırdığımız konular maalesef kahvede, sokakta, evde bugün o birer kişi eksilen sinilerin etrafında hissedilen konular değil. Realiteyle, ülkeyle bağımızı kestiğimizde siyasetin hiçbir anlamı kalmayacaktır.

Unutmayalım ki terör bir iletişim vasıtasıdır. Terör eylemleriyle bazı mesajlar verilir ve son zamanlarda bizim başımızdaki muktedirler kabilihitap olmaktan çıktıkları için bütün dünya bizimle bu şekilde konuşmaya başladı. Göreve geldiklerinde “iç ve dış düşmanlar” söylemini yerden yere vuran -haklı olarak- AK PARTİ iktidarları bugün aynı yere geldiler ve kendi âcizliklerini “Bütün dünya bizimle uğraşıyor.” noktasına getirdiler. Nerede kaldı bizim “win win” politikalarımız; “Dostum Berlusconi”, “dostum filanca” diyen devlet başkanlarımız? Bu adamlar mı değişti?

O zaman, arkadaşlar, gelin, bu konularımızı gündemimize alalım, milletin bize verdiği vekâletin gereğini yerine getirelim. Hiç olmazsa bir şeyi yapamadık diyelim; yapmak için Meclis olarak irade ortaya koyalım, ondan sonra da bu olaylar olursa yapamadık diyelim. Ama bugün bu Meclisin -bırakın yaptığını, yapamadığı da bir şey- memleketin derdine merhem olma noktasında yaptığı bir şey maalesef yoktur. O açıdan, bu önergenin, bu sorunun anlaşılmasına katkı sağlaması dileğiyle hepinize saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Koçdemir.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin lehinde son olarak Kars Milletvekili Sayın Ayhan Bilgen konuşacak.

Buyurun Sayın Bilgen. (HDP sıralarından alkışlar)

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her şeyden önce, hâlâ kaybetmediğimiz insani değerlerimiz, hâlâ tüketmediğimiz, bitirmediğimiz onurumuz galiba yaşadıklarımız karşısında bizi daha sorumlu, daha dikkatli olmaya mecbur ediyor. Hiçbirimizin gelecek, ikbal kaygısı, korumaya çalıştıklarımız, makamlarımız, planlarımız, statülerimiz, bir çocuğun gözyaşını telafi edecek kadar değerli değil, 5 yaşında hayatını kaybeden, 70 yaşında hayatını kaybeden insanları geri getirecek kadar değerli değil. Dolayısıyla, üzerinde konuştuğumuz, üzerinde tartıştığımız meseleyle ilgili yaklaşım farklarımız ne olursa olsun, önerilerimiz, eleştirilerimiz ne olursa olsun bir çözüm arama niyeti, bir çare bulma iradesi ortaya koymak zorundayız.

Değerli milletvekilleri, konuşmakta, tarif etmekte zorlandığımız acılar yaşıyoruz ve bir acı yaşadığınızda, bir yeriniz acıdığında, yüreğiniz yandığında, bu konuda bir daha o acıyı yaşamamak için, bir daha canınız yanmasın diye çare ararsınız. Meşhur sözdür, biliyorsunuz: “Mümin feraset sahibidir ve aynı yerden 2 kez ısırılmaz.” Eğer biz barışa inanıyorsak, insanca yaşayabileceğimizi, bu ülkeyi birlikte paylaşabileceğimizi düşünüyorsak, çözüme de, bu kısır döngüden çıkabileceğimize de inanmamız gerekiyor ama en az inanmak kadar çözüm yolunu bilmek, çözüm için kafa yormak ve sorumluluktan da kaçmamak gerekiyor.

Değerli milletvekilleri, barış sadece silahların susması değildir, sadece kanın durması, gözyaşının durması değildir. Elbette, barış için bu şarttır, zorunludur ama yeterli değildir. Dünyada, hatta Türkiye tarihinde kanın durduğu, çatışmanın, kaosun olmadığı kimi dönemler vardır ki biz onları “barış dönemi” diye tarif etmeyiz; sadece, barışa evrilebilir, kalıcı, gerçek barışa, kabul edilebilir barışa, adil barışa evrilebilir bir ön şart olarak görürüz. Bu, elbette, çok değerlidir, önemlidir ve bugün Türkiye bunu bile kaybetmiştir. Ama, içinde bulunduğumuz dönemden çıkmak ve gerçekten kalıcı bir barışı tesis etmek konusunda nereden başlamalıyız, ne yapmalıyız, kimin üzerine nasıl bir sorumluluk düşüyor, galiba herkesin eteğindeki taşı ortaya koyması, bildiğini hiçbir hesap yapmadan, hiçbir kaygı, kişisel plan içerisine girmeden bütün çıplaklığıyla ortaya koyması gerekiyor.

Değerli milletvekilleri, elbette, bu konu da bir uzmanlık konusu. Ülkemizde de üniversitelerde çatışma çözümleriyle ilgili yüksek lisans programları var tıpkı dünyada olduğu gibi. Böyle sorunları dünyada yaşayan ülkeler nasıl çözmüşler, çatışmayı nasıl bitirmişler, barışı nasıl tesis etmişler, silahsızlanma ile demokratikleşmeyi birlikte nasıl gerçekleştirmek mümkün, buna dair tezler yazılıyor, araştırmalar yapılıyor. Ama, işin teorik tarafını bir kenara bırakalım, biliyorum ki her partinin içinde gerek bürokrasi deneyimi dolayısıyla gerekse doğrudan doğruya halkın gerçekliğini bildiği için bu sorunun nasıl çözülemeyeceğini bilen çok sayıda isim var. Eğer bu sorunun nasıl çözülemeyeceği konusunda hepimiz bildiğimiz gerçekleri kendi parti çıkarlarımızın üzerinde bir yere oturtup ifade edersek, ortaya koyarsak ben sağduyuyu ve ortak aklı kurabileceğimize, geliştirebileceğimize inanıyorum.

Hatırlayalım, bundan iki yıl önce, değerli milletvekilleri, bir diyalog süreci vardı ve 2 parti bu sürecin tarafıydı. Bu sürece eleştiri yapanlara, hangi niyetle ve nereden eleştiri yapılırsa yapılsın şöyle tarifler yapılıyordu: “Kandan beslenenler yani çözüm istemeyenler, çatışmanın bitmesi için irade ortaya koymayanlar.” diye tarifler yapılıyordu. Şimdi geldiğimiz noktada aynı soruyu bir kez daha soralım: Eğer gerçekten çözüm siyaset kurumundaysa, çözüm diyalogla mümkünse ve birbirimizi suçlamadan, birbirimizi itham etmeden çözümü bu çatı altında arayacaksak, herkesin, hepimizin nerede yanlış yaptık, nerede eksik yaptık, nerede yapmamız gerekeni yapmaktan kaçındık, bununla yüzleşmemiz gerekiyor. Dört beş yıl önce de başka ithamlar vardı, başka tarifler, başka kurgular yapılıyordu, başka beklentiler ifade ediliyordu. Nasıl birkaç gündür, hatta bugün sabah bile, Elâzığ’daki eylemden sonra, Elâzığ’daki patlamadan sonra bile analiz olsun diye birileri televizyon ekranlarına çıkıp işte “FETÖ bitti, dolayısıyla FET֒den istihbarat alan bu yapı da bitiyor, onun için saldırıyor.” diye bizim buna inanmamızı, bizim bununla tatmin olmamızı, böylece bu işe dair daha ciddi, daha esastan bir çalışmayı, yoğunlaşmayı yapmamızı aslında engelleyen söylemler geliştiriliyorsa, bugün nasıl bu geliştiriliyorsa, hatırlayın, beş yıl önce de Ergenekon, Balyoz davalarından sonra o süreçte birileri diyordu ki: “Bu sorunun sorumlusu, bu işin sorumlusu, KCK operasyonlarını yapan, FET֒dür ya da Ergenekonculardır, Balyozculardır. Dolayısıyla, onlar tutuklanıyor, onlar yargılanıyor. Bu sorun zaten kökten çözülecek.” Demek ki şimdiye kadarki tespitlerimiz doğru değilmiş, yeterli değilmiş ki hâlâ bombalar patlıyor, hâlâ çocuklar ölüyor, hâlâ anneler, babalar çocuklarının ölüm haberlerini almak zorunda kalıyor.

Değerli milletvekilleri, elbette zor bir konu ama ne olursa olsun, bizim bu zorluğu aşabileceğimize dair bir inancı önce geliştirmemiz, güçlendirmemiz gerekiyor. Eğer umutsuzluk, karamsarlık bizi sarmışsa yani bu ülkenin kaçınılmaz olarak bir felakete sürükleneceğine -belki daha önce buradan birkaç kez ifade ettim- darbeden daha kötü olan bir iç savaşa sürüklenme tehlikemizi fark etmeden, görmeden, aymazlık içerisinde hareket edeceğimize eğer teslim olmuşsak, bunu kaçınılmaz bir durum, bir kader, bir makus talih gibi görmeye başlamışsak elbette yapılacak bir şey yok. Ama, artık, güvenlik politikalarıyla yüzleşmek ve bu politikanın ne kadar gerçekten güvenliğe hizmet edip etmediği konusunda ciddi bir sorgulamayı gerçekleştirmek zorundayız.

Dünyada bu konuda iki yol var -çok kabaca tarif ediyorum- değerli milletvekilleri. Bu yollardan birisi, bildiğimiz, çok duyduğumuz, alıştığımız söylem; “kökünü kazıma” söylemi. Yani, sivil toplumu, sendikayı, gazeteyi, akademiyi, siyasi partiyi, belediyeyi, milletvekilini, herkesi aynı şiddet torbasının içerisine koyup hepsini birden bitirme iddiasıdır.

İkinci bir yöntem daha var; o yöntem de tam tersine, mümkün olduğu kadar şiddetin koşullarını ortadan kaldıracak, şiddete götüren nedenleri bitirecek bir demokratikleşme iradesini, insan haklarını, hukuk devletini egemen kılmak ve şiddetin ortamını aslında sonlandırmaktır. Şimdi, biz hangisini uyguluyoruz? Otuz yıldır neyi deniyoruz? Zaman zaman başka arayışlar, başka tartışmalar ve “Nasıl olmaz?” üzerinden bazı ortaklaşmalarla kimi alternatif girişimler olsa da daha çok neyi deniyoruz ortada ve denediğimiz yöntemle bu işin çözülmediğini hâlâ öğrenmemiş olmanın hâlâ aynı şeyi denemeye kalkmanın bedelini bu ülkenin çocukları, bu ülkenin sivil, masum insanları niye ödemek zorunda kalsınlar?

Değerli milletvekilleri, elbette çözüme dair de söylenecek çok şey var ama ben sadece birkaç noktaya değinerek sözlerimi bitireceğim. Anayasa işini böyle kotarılacak, kurtarılacak bir iş gibi görmek yerine, gerçekten yeni bir kurucu irade, yeni bir birlikte yaşama aklını egemen kılma işi olarak görmek zorundayız.

Suriye konusunu, sadece Esad’la uzlaşarak durumu kurtarma değil, bölgede barışın egemen olmasının bir yolu, yöntemi olarak görmek ve birlikte yaşamaya mecbur olduğumuz halklarla barışmayı içimize sindirmek zorundayız.

Değerli milletvekilleri, bugün yaşadığımız, yaşanılan acının son bulması için buranın sorumluluk alması gerekiyor ve Meclisin de görevden kaçmak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYHAN BİLGEN (Devamla) – …durumu kurtarmak değil, gerçekten inisiyatifle hareket etmesi gerekiyor.

Herkesi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bilgen.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin aleyhinde son olarak Samsun Milletvekili Sayın Hasan Basri Kurt konuşacak.

Buyurun Sayın Kurt. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisinin “Terör olaylarının arkasında yatan politikalar başlığı” altında vermiş olduğu grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum.

Öncelikle, son yirmi dört saat içerisinde Elâzığ, Van ve Bitlis’teki ayrı ayrı patlamalarda şehit olanlara Allah’tan rahmet diliyorum; yaralanan bütün vatandaşlarımıza ve ailelerine geçmiş olsun diyorum ve sabırlar diliyorum.

Gerçekten, böyle bir günde, terörle ilgili, terörün bu kadar şiddetli olduğu bir dönemde böyle bir coğrafyada bir parlamenter olarak veya iktidar partisinin bir mensubu olarak bu konularla ilgili hassasiyetimiz çok yüksek. Bütün Millet Meclisi üyelerinin de aynı hassasiyeti paylaştığını düşünüyorum, muhalefetiyle, iktidarıyla.

Şu anda, Meclis çalışmalarımız yatırımların teşvikiyle ilgili bir torba kanun üzerinden devam ediyor. Evet, ayağımıza çelme takmak isteyenler, bu ülkeyi terör bataklığıyla meşgul etmek isteyenler var ama diğer taraftan da bu ülkenin ilerlemeye, bu ülkenin kalkınmaya, bu ülkenin ayağındaki prangaları, bu terör prangasını kırmaya ihtiyacı var, bunun için Meclisimiz çalışacak. Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu bu grup önerisiyle ilgili biz aleyhte oy kullanacağız. Meclisimizin mevcut, önümüzdeki gündemine devam etmesi için bugün, belki bitiremezsek yarın veya pazar gününe kadar Meclisimizin mevcut gündemi devam ettireceğini grubumuz adına ifade etmek istiyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kurt.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunacağım.

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi var.

Sayın Gök, Sayın Özel, Sayın Bektaşoğlu, Sayın Arslan, Sayın Aydın, Sayın Yıldız, Sayın Tanal, Sayın Erkek, Sayın Kayışoğlu, Sayın Akaydın, Sayın Demirtaş, Sayın Akyıldız, Sayın Altay, Sayın Yarkadaş, Sayın Kara, Sayın Tümer, Sayın Turpcu, Sayın Tuncer, Sayın Bozkurt, Sayın Öztrak.

İki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, 18/8/2016 tarihinde Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Engin Altay tarafından, son dönemde yüzlerce yurttaşımızın ve güvenlik personelimizin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan terör saldırılarına zemin oluşturan yanlış politikaların araştırılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, Genel Kurulun 18 Ağustos 2016 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/750) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; 19.4.2012 Tarihli ve 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/571) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 411) (x)

BAŞKAN – 1’inci sırada yer alan Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin 19.4.2012 Tarihli ve 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Geçen birleşimde, İç Tüzük'ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın birinci bölümünde yer alan 12’nci madde kabul edilmiştir. Şimdi, 13’üncü maddeyi görüşeceğiz.

13’üncü maddede üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/571) 13’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

         Kadim Durmaz                  Selin Sayek Böke                      Mehmet Bekaroğlu

             Tokat                                İzmir                                     İstanbul

     Bihlun Tamaylıgil                  Utku Çakırözer                        Zekeriya Temizel

            İstanbul                            Eskişehir                                    İzmir

          Musa Çam

İzmir

MADDE 13- 14/1/1970 tarihli ve 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Kanununun 45’inci maddesinin (1)’inci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Banka, muteber saydığı asgari iki imzayı taşımak şartıyla kendi belirleyeceği esaslar dâhilinde bankalar tarafından verilecek ticari senet ve vesikaları reeskonta kabul edebilir. Reeskonta kabul edilecek ticari senet türleri ve diğer tüm hususlar Bankaca tespit edilir. Bu madde gereğince verilecek kredilerin en yüksek sınırı ve kredi türlerine göre limitleri, para politikası ilkeleri göz önünde tutulmak suretiyle Bankaca belirlenir. Bu amaçla bankada özel bir risk yönetimi birimi oluşturulur.”

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım önergeler aynı mahiyette olduğundan birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 13’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

        Çağlar Demirel                             Besime Konca                                   Saadet Becerekli

              Diyarbakır                                       Siirt                                                 Batman

         Abdullah Zeydan                             Ferhat Encu                                      Nihat Akdoğan

                Hakkâri                                       Şırnak                                               Hakkâri

            Aycan İrmez

                 Şırnak

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

   Mustafa Kalaycı                                   Erkan Haberal                                       Erhan Usta

          Konya                                               Ankara                                              Samsun

    Mehmet Günal                                   Kadir Koçdemir                                             

         Antalya                                               Bursa

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelere Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeler üzerinde öncelikli Antalya Milletvekili Sayın Mehmet Günal konuşacak.

Buyurun Sayın Günal. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, sizleri ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Yine, klasik torba kanunlara kapanış haftalarında devam ediyoruz. Maalesef, bu bir kötü âdet hâline geldi, suimisal misal olmaz ama misali bırakın, artık gelenek hâline geldi.

Burada, tabii, birtakım değerlendirmeler, acil maddeler var dedik. Onun için, yukarıda da uzun tartışmalar sonucu Genel Kurula indi. Bir kısmını ayıkladık, bazı maddeleri ama hâlâ burada bazı sıkıntılı hususlar var. Tabii ki arkadaşlarımız böyle bakınca maddeye, içinde güzel şeyler var, Merkez Bankasıyla ilgili, sanki teşvik, krediler verilecek gibi görüyor ama işin başka bir boyutu var. Zaten teşvikle ilgili hususlar düzenlenmiş, kimlerin ne teşviki vereceği, hangi konuların teşvik edileceği var, onlarla ilgili de maddeler var ama bu kanunda getirilen esneme avansa ve reeskonta kabul edilebilecek senetlerin imzalarıyla ilgili. Arkadaşlarımıza Komisyonda sorduğumuz zaman, daha yeni bazı çalışmalarla bunların kapsamının genişletilebileceğini, yeni reeskont kredilerinin Merkez Bankası kanalıyla verilebileceğini söylediler. Tabii, buna bağlı olarak başka maddeler de var. Hepsini topyekûn konuştuğumuz zaman, Merkez Bankasının yeniden, daha önce bırakmış olduğu bazı işlemlere, orta vadeli reeskont kredilerine ve kısa vadeli ihracata ilişkin reeskont kredilerine geri döneceği anlaşılıyor. Merkez Bankasının bu işlevi, 1990 yılında, -32 sayılı Karar’dan sonra, 1989’da çıkan- Merkez Bankasının asli işlevlerine dönmesi amacıyla çıkarılmıştı. Ben de Merkez Bankasında, başladığım anda mali tahliller servisinde bu reeskontla ilgili işlerde çalışıyordum. Yani, onun işlevini yitirdiğini ve Merkez Bankasının para politikasına ilişkin asli işlevlerini yapması gerektiğini söyleyerek Kalkınma Bankası kurulmuştu -Devlet Sanayi ve İşçi Yatırım Bankası- 2 banka birleştirilerek. Orta ve uzun vadeli reeskont kredileri Kalkınma Bankasına verildi onları yapması için, kısa vadeli ihracat reeskont kredileri de Eximbanka verilmişti.

Şimdi, ortada bu bankalar duruyor. Sistemde bir aksama varsa gidip Kalkınma Bankası üzerinden ve Eximbank üzerinden kısa, orta ve uzun vadeli reeskont kredileri verilebilir ama Merkez Bankası yeniden buraya girdiği zaman para politikası açısından, daha önce yapılan çalışmalar açısından bazı sakıncalar doğuracaktır çünkü bunun ötesinde, yine hatırlarsanız, 2001’de oluşturulan çalışmalardan sonra birtakım yasal düzenlemeler yapılmıştı, Merkez Bankasının hem Hazineye hem de kamu kurumlarına vermiş olduğu avanslara önce limit getirildi, sonra kaldırıldı. Neden yapıldı? Piyasada enflasyonu bozucu etki olmasın, para politikasını uygulamada sorun çıkmasın diye bu düzenlemeler yapılmıştı.

Şimdi, bu düzenlemeyle getirilmesi planlanan uygulamalar, maalesef, para politikası uygulaması açısından bazı sıkıntıları doğurabilecek. Evet “Teşvik verilsin.” Zaten veriliyor. İlgili kurumlar bunu yapar. Aksama varsa da o sistemin içerisinde bunları çözebiliriz. Yoksa sadece yasada bunu düzeltip eğer bankalar aracılığıyla buna başlarsak ve iyi kullanılmazsa sonucunda başka şeylere yol açar. Örnek olarak söyleyeyim: Onların yapıldığı dönemde, bazı bankalar çok iyi soruşturma yapmadığı için geri dönmeyen bazı kredilerinden dolayı belli sektörlerde bir sürü işletme sahibi oldular. Yani, bilen arkadaşlarımız biliyor, bir bankamızın Taksim Otelcilik diye iştiraki vardı; verdiği kredilerin büyük bir kısmı geri dönmeyince bu tür sıkıntılara yol açmıştı. Ama, bizim kaygımız… Şu anda, daha çok para politikasının uygulanmasıyla ilgili bazı zorluklara yol açacağını ve Merkez Bankasının asli işlevlerinden uzaklaşacağını; bir taraftan enflasyonu düşürelim, faizle ilgili sorunlar tartışılırken öbür taraftan böyle bir sorunla karşılaşabileceğimizi sizlerin dikkatine sunmak istedik. Bu hâliyle Merkez Bankasının asli fonksiyonlarından uzaklaşması mümkün hâle gelebilir. Önemli olan, Merkez Bankasının bankalara son borç verme merci olarak kaynak aktarmasıdır. Onun yolları zaten vardır, açık piyasa işlemleriyle, repo işlemleriyle, birtakım şeylerle Merkez Bankası son borç verme merci olarak likidite penceresi üzerinden bankaları zaten fonlamaktadır; bunları, sıkıştığı zaman, sistemde bir sorun olduğu zaman yine yapabilir.

Dolayısıyla, bu uygulamanın gözden geçirilmesi ve böyle bir şeye yol açılmaması gerektiğini düşünüyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde şimdi de Şırnak Milletvekili Sayın Aycan İrmez konuşacak.

Buyurun Sayın İrmez. (HDP sıralarından alkışlar)

AYCAN İRMEZ (Şırnak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun tasarısının 13’üncü maddesi üzerinde söz hakkı almış bulmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, bugün 18 Ağustos ve 18 Ağustos 1992 Şırnak katliamını anarak başlamak istiyorum. 18 Ağustos 1992’de Şırnak’ta devlet tarafından sivil halka, PKK’lilerin şehre indiği iddiasıyla -sonrasında gerek dönemin tugay komutanı ve gerekse dönemin Valisi Mustafa Malay’ın verdiği röportajlarda bunların asparagas olduğu ortaya çıkmıştır- büyük bir katliam maalesef yaşatılmıştır.

Bugün, yine 18 Ağustos 2016, aynı vahşet, aynı katliam ve daha büyük kıyımlarla Şırnak hafıza ve mekân olarak yerle bir edilmiş. “Sokağa çıkma yasağı” adı altında Şırnak’ta evler, iş yerleri, tüm yaşam alanları yerle bir edilmiştir. Yaşatılan yıkım dünya savaşları esnasında şehirlerde oluşan yıkımla eş değerdedir maalesef. Bunların bir kısmı tank ve top ile bir kısmı da devletin yıkması için emrettiği şirketlerin yıkım araçlarıyla gerçekleştirilmiştir.

Bugün, 157’nci gününde; Türkiye Cumhuriyeti’nin 81 ilinden olan Şırnak hâlen sokağa çıkma yasağından dolayı kapalı, hâlâ giremiyoruz, hâlâ yasaklı ve hâlâ bir halk evinden, yurdundan uzak bir şekilde maalesef, çadırlar ve barakalarda yaşatılmaktadır. Sizlere soruyoruz: Bir ilin yasağı altı ay sürer mi? Bir halk bu devirde altı ay evinden uzak durabilir mi? Siz çadırlarda insanların yaşadığını biliyor musunuz? Bu yetmiyormuş gibi, Şırnak halkını aylardır bu mağduriyetle baş başa bıraktığınız gibi, yine bu torba yasada, 72’nci maddeyle, maalesef, bu mağduriyet göz önünde bulundurulmadan Şırnak ve Hakkâri il statüsünden çıkartılarak ilçe statüsüne alınmak istenmektedir. Bu, halkımıza yönelik ayrı bir cezalandırma politikasıdır, herkes de bunun bilincinde, başta Şırnak halkı olmak üzere.

Hani, alanlarda “demokrasi, demokrasi” ve “millî irade,” dersiniz… Ama, Şırnak halkı her ne kadar alanlarda, sokaklarda ve buraya gelmekle gerçekleştirmiş oldukları eylemlerinde il olarak kalmak istemelerine rağmen, taleplerini bas bas bağırmalarına rağmen maalesef, iktidar hiçbir şekilde bu taleplerini göz önünde bulundurmamış ve Şırnak’ın şu an il statüsünden çıkarılarak ilçe statüsüne alınmasıyla ilgili madde torba tasarıda bulunmaktadır.

Mevcut durumda, Şırnak kent merkezi Hükûmetin emriyle dümdüz edilmiştir. Şırnak, Cizre ve Silopi’de binlerce kişi yaşamını yitirmiş, insanlar bodrumlarda diri diri yakılmış, cenazeler günlerce yerlerde çürümeye bırakılmış ve binlerce kişi göç ettirilmiştir. Darbeci oldukları gerekçesiyle tutuklanan generallerin komutasında dümdüz edilen bu iller… Şimdi de bu anlayıştan vazgeçmeyen iktidar, Hükûmet hukuki statüleri değiştirip bu işgalci ve katliamcı zihniyetin sürekliliğini artırmaktadır.

Siz hiç Şırnak halkına sordunuz mu? Hadi halkın talepleri sizin için çok geçerli olmasa da orada bulunan sivil toplum örgütlerine hiç sordunuz mu? İl olup olmamak ya da ilçeye çevrilip çevrilmeme, oradaki halkın hiçbir şekilde ne geleceğini ne de geleceklerine yönelik taleplerini göz önünde bulundurmayarak maalesef, böyle bir tasarı şu an hazırlanmış bulunmaktadır. Bu yapılanların hepsi bir zulümdür, bir vahşettir ve ayrıca, ayrı bir cezalandırma politikasıdır. Bunların hepsini göz önünde bulundurduğumuzda, Şırnak’ta hukuka, ahlaka ve insani tüm değerlere aykırı olarak ortaya konulan uygulamalara bir an önce son verilmesi gerekmektedir. İktidar olarak sizler Şırnak ve Hakkâri’nin geleceğine karar veremezsiniz. Eğer, siz, gerçekten millî iradeyi göz önünde bulundurmak istiyorsanız, Şırnak ve Hakkâri halkının taleplerini göz önünde bulundurup, dileklerini, fikirlerini, düşüncelerini baz alıp ona göre hareket etmelisiniz.

Biz, şunu da biliyoruz ki -tekrar söylemek istiyoruz- bu bir cezalandırma politikasıdır. Oradan vekil çıkartamadığınız için mi Şırnak ve Hakkâri illerini il statüsünden alıp ilçe statüsüne koymak istiyorsunuz?

Sizler “irade” diyorsunuz. Batı’daki halkın iradesi kıymetli de, Batı’daki halkın iradesi irade de ama kürdistan bölgesine geldiğimizde oradaki halkın iradesi kıymetli değil mi sizin için? Bunların hepsini bir kez daha halkımız adına buradan söylüyoruz ve umarız ki bu yanlıştan bir an evvel dönülerek o maddenin içeriği değiştirilerek ona göre kararlarınızı verirsiniz. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın İrmez, teşekkür ederim ama Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde “kürdistan” diye bir bölge olmadığını da tekrar vurgulamak isterim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, HDP sıralarından gürültüler)

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Bölgedir, Cumhurbaşkanı ifade etti.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Cumhurbaşkanı söyledi, kayıtlarda var.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Cumhurbaşkanı bile söyledi.

BAŞKAN – Cumhurbaşkanı onu öyle söylemedi, hepiniz biliyorsunuz, ben de çok iyi biliyorum. Onu tekrar açıp okuyun, Cumhurbaşkanı öyle bir şey söylemedi. (HDP sıralarından gürültüler)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Kürdistan bir bölgedir, bunu artık anlayın ya!

BAŞKAN - Cumhurbaşkanı öyle bir şey söylemedi, açıp okuyun. Ben çok iyi baktım çünkü o konuya, o yüzden konuşuyorum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Tarih kitaplarına bir bakın.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Bu Meclis memleket kadar özgür olmayacak mı?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Yazık, yazık!

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunacağım.

III.- YOKLAMA

(HDP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi var.

Sayın Beştaş, Sayın Demirel, Sayın Kerestecioğlu, Sayın Kürkcü, Sayın Konca, Sayın Yıldırım, Sayın Toğrul, Sayın Aydoğan, Sayın Gaydalı, Sayın Zeydan, Sayın Bilgen, Sayın Becerekli, Sayın Taşdemir, Sayın Paylan, Sayın İrmez, Sayın Taşçıer, Sayın Aslan, Sayın Başaran, Sayın Irmak, Sayın Öztürk, Sayın Ataş.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.52

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.10

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 127’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 13’üncü maddesi üzerinde aynı mahiyetteki iki önergenin oylanması sırasında istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/750) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; 19.4.2012 Tarihli ve 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/571) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 411) (Devam)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önergeler kabul edilmemiştir.

411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon burada.

Hükûmet burada.

Sayın milletvekilleri, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Faruk Özlü bir açıklama talebinde bulundu.

Buyurun Sayın Bakanım, iki dakika.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

21.- Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün, Elâzığ merkez, Diyarbakır Bismil ve Van merkezde meydana gelen olaylara ilişkin açıklaması

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biliyorsunuz bugün ülkemizin 3 ilinde terör olayları meydana geldi, bu olaylarla ilgili son bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum. Bugün Elâzığ Merkez, Diyarbakır Bismil ve Van Merkezde meydana gelen olaylarla ilgili son bilgileri sizlerle paylaşacağım.

Efendim, Elâzığ Merkezde 3 şehit polisimiz, 217 yaralımız var; yine, Diyarbakır Bismil’de 8 ölü, 43 yaralı; Van Merkezde 3 şehit, 67 yaralı var. Son durum bu şekilde.

Arz ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/750) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; 19.4.2012 Tarihli ve 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/571) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 411) (Devam)

BAŞKAN – 13’üncü madde üzerindeki diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı “Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/571)” 13’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

MADDE 13- 14/1/1970 tarihli ve 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Kanunu’nun 45’inci maddesinin (1)’inci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Banka, muteber saydığı asgari iki imzayı taşımak şartıyla kendi belirleyeceği esaslar dâhilinde bankalar tarafından verilecek ticari senet ve vesikaları reeskonta kabul edebilir. Reeskonta kabul edilecek ticari senet türleri ve diğer tüm hususlar Bankaca tespit edilir. Bu madde gereğince verilecek kredilerin en yüksek sınırı ve kredi türlerine göre limitleri, para politikası ilkeleri göz önünde tutulmak suretiyle Bankaca belirlenir. Bu amaçla bankada özel bir risk yönetimi birimi oluşturulur.”

Zekeriya Temizel (İzmir) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İzmir Milletvekili Sayın Zekeriya Temizel konuşacak.

Buyurun Sayın Temizel. (CHP sıralarından alkışlar)

ZEKERİYA TEMİZEL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 13’üncü maddesi üzerine verdiğimiz, Hükûmet ve Komisyonun katılmadığı önergemiz üzerinde konuşmak istiyorum. Ancak konuşmama başlamadan önce Elâzığ, Bitlis, Van saldırılarını lanetliyor, şehitlerimize rahmet, yaralılara sağlıklar diliyorum.

Değerli arkadaşlar, bu kürsüden her konuşmama lanetleme mesajıyla başlamak içimi parçalıyor. Oysa bu kürsüden halkımıza, hepimiz gibi “Bakın, yaptığımız yasalarla, ulusal gelirden ayırdığımız paylarla sizinle birlikte sizin geleceğinizi kurmaya çalışıyoruz.” diyebilmek istiyorum ama diyemiyorum. Onun yerine onlara gösterebildiğimiz, Meclisimizin boş sıraları; başka çare kalmadığı için Meclis çalışmalarını ilkel yöntemlerle engellemeye çalışma çabalarını gösterebiliyoruz. Gelecekle ilgili umut verecek çalışmalar yapmak, tavırlar sergilemek zorundayız. Terör örgütü tarafından yıllardır işgal altında tutulmuş idari yapının tüm seviyelerinde kaybedilen güveni yeniden tesis etmek zorundayız. Bunu da hesap verilebilirliği artırarak, saydamlık ve hukukun üstünlüğünü teşvik ederek gerçekleştirebiliriz.

Değerli milletvekilleri, bütün bunları yapma olanağımız yok. Bırakın toplumda yönetime karşı güven yaratmayı, Meclisin darbe teşebbüslerine karşı verdiği onurlu ve kararlı mücadeleyle edindiği güveni de törpülemekle meşgulüz. Yasa yapılmasını her beş dakikada bir istediğimiz yoklamalarla, karar yeter sayısı talepleriyle, açık oylama istekleriyle önlemeye çalışıyoruz; aslında komik duruma düşüyoruz, Meclisin itibarını erozyona uğratıyoruz, buna hakkımız yok. Birlikte demokrasi savaşı vermiş partilerden muhalefette bulunanlar, görüşülmekte olan yasa tasarısının 3-4 maddesine, toplumsal gerilimi artıracağı, toplumsal aidiyet duygularını zedeleyeceği, hakkaniyetle bağdaşmadığı gibi nedenlerle karşı çıkıyor.

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan, salonda uğultu var.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Temizel.

ZEKERİYA TEMİZEL (Devamla) – Sayın Başkan, konuşmak için ne kadar zorlandığımı umarım fark ediyorsunuzdur. Aslında, hitap etmek istemiyorum, sizi temin ederim konuşmak istemiyorum, zaten bir anlamı da yok. Ama, hiç değilse, şurada insanların birbirine saygısının sürdürülmesini talep ediyorum, başka bir şey istemiyorum arkadaşlar. (CHP, HDP ve MHP sıralarından alkışlar)

Şurada 3-4 tane maddeye, toplumsal gerilimi artıracağı, toplumsal aidiyet duygularını zedeleyeceği, hakkaniyetle bağdaşmadığı için karşı çıkıyoruz; 3-4 tane madde, 80 madde içinde 4 madde. Bu 80 madde içerisinde kesinlikle desteklediğimiz yasa maddeleri var, bunlara destek vermek için uğraşmak istiyoruz, çabalamak istiyoruz ama bu konudaki uzlaşmaz tavır ister istemez bizi tasarının tümüyle ilgili olarak böyle bir uğraşa sevk ediyor. Ne olursa olsun biz yine de elimizden geleni yapacak, dolayısıyla bunlara katkıları sağlamaya çalışacağız.

Değerli arkadaşlar, önerge verdiğimiz 13’üncü madde, Merkez Bankası Kanunu’nun 45’inci maddesinin değiştirilmesiyle ilgili. Bu, Türkiye ekonomisinin dönem ve eşiklerinden bir tanesidir. 1970’li ve 1980’li yıllara, bundan yirmi beş, yirmi altı yıl öncesine gidin zaman tüneline girmiş gibi, o zamanlar, bankaların müşterilerinden aldıkları senetleri reeskonta tabi tutarak Merkez Bankasında kırdırdıklarını bilirsiniz. Bu şekilde verilen senetlerin büyük bir kısmının hatır senedine dönüştüğünü, dağın taşın teminat gösterilerek bunlardan kredi alındığını, Merkez Bankasının bu şekilde senetle, emisyonla ve politik kredilerle ekonomiyi likiditeye boğduğunu hatırlarsınız. Bütün bunların sonuçları bize kriz olarak geri döndü; 1989, 1994 krizlerinin temel nedenleri. Daha sonra Merkez Bankası bu tür reeskont kredisi uygulamalarını kaldırdı, 1991 yılında.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Size bir dakika daha ek süre veriyorum Sayın Temizel.

ZEKERİYA TEMİZEL (Devamla) – 1991 yılında Merkez Bankası Eximbank kredileri hariç olmak üzere reeskont kredileri uygulamasını kaldırdı, o zamandan beri de Türkiye’de “politik krediler” denilen bu krediler kullanılmadı. Türkiye’nin ondan sonra geliştirdiği mali disiplin ve özellikle de emisyonun kontrolüyle ilgili uygulamaların altında işte bu madde yatmaktadır.

Değerli milletvekilleri, şimdi bu maddeyi yeniden kaldırıyorsunuz. Daha önce gördüğünüz, 2 defa çok net olarak gördüğünüz, diğer zamanlarda flu gördüğünüz bu filmi bir defa daha seyredeceksiniz. Biz bu filmi gördük. Bu film çok kötü bir filmdi, hiçbir şeye benzemiyordu, hiçbir şeye benzemiyordu. İnsanların hâkim olamadıkları bir belaydı bu, dalga dalga geliyordu Türk toplumunun üstüne. Bununla ilgili açıklamalar yapmak gerekiyor bu kürsüde, sizlere nasıl belalarla karşı karşıya kalacağımızı gerçekten anlatmak gerekiyor ama Sayın Başkanın verdiği bir dakikalık süre de bittiği için daha fazla da zorlamak istemiyorum şansımı.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Temizel.

Önergeyi oylarınıza sunacağım…

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Oylamadan önce bir yoklama talebi var.

Sayın Gök, Sayın Usluer, Sayın Tamaylıgil, Sayın Çam, Sayın Torun, Sayın Akın, Sayın Bektaşoğlu, Sayın Yalım, Sayın Arslan, Sayın Tarhan, Sayın Akaydın, Sayın Salıcı, Sayın Demirtaş, Sayın Özcan, Sayın Erdem, Sayın Tanal, Sayın Erkek, Sayın Yarkadaş, Sayın Temizel, Sayın Kuşoğlu.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/750) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; 19.4.2012 Tarihli ve 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/571) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 411) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

13’üncü maddenin oylamasının açık oylamayla yapılması şeklinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 13’üncü maddesinin oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasını arz ve teklif ederiz.

Meral Danış Beştaş, Adana? Burada.

Filiz Kerestecioğlu Demir, İstanbul? Burada.

Çağlar Demirel, Diyarbakır? Burada.

Ertuğrul Kürkcü, İzmir? Burada.

Nursel Aydoğan, Diyarbakır? Burada.

Mahmut Celadet Gaydalı, Bitlis? Burada.

Saadet Becerekli, Batman? Burada.

İmam Taşçıer, Diyarbakır? Burada.

Mahmut Toğrul, Gaziantep? Burada.

Selma Irmak, Hakkâri? Burada.

Müslüm Doğan, İzmir? Burada.

Dirayet Taşdemir, Ağrı? Burada.

Abdullah Zeydan, Hakkâri? Burada.

Kadri Yıldırım, Siirt…

BERDAN ÖZTÜRK (Ağrı) – Takabbül ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tamam, burada.

Behçet Yıldırım, Adıyaman? Burada.

Garo Paylan, İstanbul? Burada.

Lezgin Botan, Van? Burada.

Aycan İrmez, Şırnak? Burada.

Ayşe Acar Başaran, Batman? Burada.

Besime Konca, Siirt? Burada.

Açık oylamanın elektronik cihazla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için iki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 13’üncü maddesinin açık oylama sonucunu okuyorum:

“Kullanılan oy sayısı:   202

Kabul                         :                     184

Ret                             :                     18(X)

               Kâtip Üye                                                                             Kâtip Üye

             Fehmi Küpçü                                                                   Ali Haydar Hakverdi

                   Bolu                                                                                  Ankara”

Böylelikle, 13’üncü madde de kabul edilmiş oldu.

VIII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden Pakistan Senatosu üyeleri ve Millî Meclis milletvekillerinden oluşan heyete “Hoş geldiniz" denilmesi

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 15 Temmuz darbe girişimi ertesinde Pakistan halkı ve Parlamentosunun dayanışmasını göstermek amacıyla ülkemize ziyarette bulunan Pakistan Senatosu üyeleri ve Millî Meclis milletvekillerinden oluşan heyet Genel Kurulumuzu teşrif etmişlerdir, kendilerine Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu adına “Hoş geldiniz.” diyorum. (Alkışlar)

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/750) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; 19.4.2012 Tarihli ve 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/571) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 411) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 14’üncü madde üzerinde dört adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın çerçeve 14’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

    Mehmet Naci Bostancı                  Mehmet Doğan Kubat                         Ramazan Can

             Amasya                                     İstanbul                                    Kırıkkale

          Mehmet Muş                               Hilmi Bilgin                            Murat Alparslan

             İstanbul                                      Sivas                                       Ankara

         Mehmet Demir                              Fatih Şahin                            Hüsnüye Erdoğan

            Kırıkkale                                    Ankara                                       Konya

MADDE 14 – 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 13 üncü maddesinin (a) fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"a) Devlet üniversitelerinde rektör, Yükseköğretim Kurulu tarafından önerilecek, profesör olarak en az üç yıl görev yapmış üç aday arasından Cumhurbaşkanınca atanır. Bir aylık sürede önerilenlerden birisinin atanmaması ve Yükseköğretim Kurulu tarafından, iki hafta içinde yeni adaylar gösterilmediği takdirde Cumhurbaşkanınca doğrudan atama yapılır. Rektörün görev süresi 4 yıldır. Süresi sona erenler aynı yöntemle yeniden atanabilirler. Ancak aynı Devlet üniversitesinde iki dönemden fazla rektörlük yapılamaz. Rektör, üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü tüzel kişiliğini temsil eder.

Vakıflarca kurulan üniversitelerde rektörün atanması Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşü üzerine ilgili mütevelli heyet tarafından yapılır. Rektörün görevi atandığı usule göre sonlandırılabilir.

Rektörlerin yaş haddi 67 yaştır. Ancak rektör olarak atanmış olanlarda görev süreleri bitinceye kadar yaş haddi aranmaz.

Rektör, kendi görev süresince sınırlı olmak üzere çalışmalarında kendisine yardım etmek üzere, üniversitenin aylıklı profesörleri arasından en çok üç kişiyi rektör yardımcısı olarak seçer. Ancak, merkezi açıköğretim yapmakla görevli üniversitelerde, gerekli hallerde rektör tarafından beş rektör yardımcısı seçilebilir. Rektör yardımcıları, rektör tarafından atanır.

Rektör, görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından birisini yerine vekil bırakır. Rektör görevi başından iki haftadan fazla uzaklaştığında Yükseköğretim Kuruluna bilgi verir. Göreve vekalet altı aydan fazla sürerse yeni bir rektör atanır.

Bu maddeye göre atanan üniversite rektörleri, Yükseköğretim Kurulunun teklifi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından geçici olarak görevden uzaklaştırılabilir veya görevine son verilebilir."

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Gök.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkanım, az önce okunan ve bize de biraz önce…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayın Gök’ü duyamıyorum.

İsterseniz mikrofonunuzu açayım Sayın Gök.

LEVENT GÖK (Ankara) – Peki efendim, yalnız sürem bitene kadar da açık kalmasını rica edeyim.

BAŞKAN – Tamam, buyurun.

LEVENT GÖK (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, biraz önce bizlere sunulan ve okunduğu anda bizlerin de inceleme fırsatını bulduğu Adalet ve Kalkınma Partisinin 14’üncü maddeyi değiştiren önergesi Anayasa’ya aykırıdır. Bu önergeyle, Komisyonda görüşülmeyen, Komisyonda herhangi bir şekilde tartışması yapılmayan ve Komisyondan geçmemiş bir önerge, burada bir yeni madde ihdas edilmek gibi sunulmak suretiyle önümüze getirilmiştir. İçeriği itibarıyla Anayasa’ya aykırı olan bu önergenin işleme alınmaması gerekir.

Biz bunun işlemden çıkartılmasını öneriyoruz. Eğer Sayın Başkanlığınız bu görüşümüzün aksi yönde düşünceye sahip ise usul tartışması açmak istiyoruz.

BAŞKAN – Sayın Toğrul, siz de bir şey mi söyleyeceksiniz?

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Sayın Başkan, ben de grubumuz adına aynı konuyla ilgili…

BAŞKAN – Bir dakika, mikrofonunuzu açıyorum.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, ben de grubumuz adına aynı konuyla ilgili olarak endişelerimizi ifade etmek istiyorum.

BAŞKAN – Bir dakika…

(Pakistan Heyetinin Genel Kurul salonundan ayrılması)

(Alkışlar)

Kusura bakmayın Sayın Toğrul, buyurun.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Estağfurullah.

Sayın Başkanım, şimdi, gelen kitapçıkta bize önerilen, komisyonlarda tartışılan şey rektör yardımcılarının süresini belirleyen bir madde. Oysa bir kez daha değiştirildi, farklılaştırıldı, yine rektör yardımcılarının süresiyle ilgiliydi. Ama en son bir önerge verilerek, tamamen, Komisyonda tartışılmamış, konuşulmamış bir maddeyi yani rektörlerin atanmasını burada bir katakulliye getirerek önerge oyunlarıyla yeni bir şeyi tartışıyoruz.

Değerli Başkan, biliyorsunuz, 6 Kasım 1982 tarihinden bu yana YÖK Yasası’nın zaten bu ülkedeki üniversiteleri ne hâle getirdiğini hepimiz biliyoruz. Şimdi, orada, o tarihten bu yana rektörlük seçimlerinin nasıl yapıldığı ve aslında politize edilerek nasıl kadrolaşma aracı yapıldığı yine hepimizin malumu. Şimdi getirilen madde hiç ilgili alanlarda tartışılmadan, üniversite camiasının önerileri alınmadan, YÖK’ün bu konudaki önerisi alınmadan bambaşka bir şeyin burada bir önergeyle getirilmesi, gerçekten, aslında, AKP’nin millî iradeden ne anladığının da çok açık bir ifadesidir. Rektörlük seçimlerini, tamamen, ilgili alandaki öğretim üyelerinin, öğretim elemanlarının, memurların, çalışanların ilgi alanından çıkarıyor; tamamen Cumhurbaşkanının iki dudağı arasında bir atamaya dönüştürüyor. Bu kadar köklü bir değişikliğin ilgili komisyonlarda tartışılmadan, ilgili yerlerden görüş alınmadan, ilgili öğretim elemanlarının ne düşündüğü bilgisi alınmadan yapılmasıyla anayasal bir suç işlenmiş olur diye düşünüyoruz. Bunun geri çekilmesi gerektiğini ifade ediyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Bu konuda başka konuşmak isteyen?

Sayın Akçay…

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten hayretler içerisindeyim. Şu önergeyi okuyunca bunun bir mini darbe girişimi olduğunu, bir fiilî durum yaratma ve oldu bitti girişimi olduğunu ifade ediyorum ve daha da ağırını, maalesef, üzülerek söylemek durumundayım ki çok ciddi bir siyasi ahlaksızlıkla karşı karşıyayız; bu kadar açık, net. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

Üniversiteleri üniversite olmaktan tamamen çıkaran, rektörlük seçimlerini yine şahsi ve keyfî tasarrufa, insafa terk eden; daha evvel atanan rektörlerin, bu şahsi, keyfî atanan rektörlerin birçoğunun FET֒cü çıktığını dahi dikkate almayan; şimdi FET֒cü yerine metöcü rektör arayışı içerisinde olunduğunu ortaya koyan ve şu anda YÖK’ün ve mevcut iktidarın bu FET֒cü vakıf üniversitelerinin 14’ünü kurduğunu… 28 Mayısta Sayın Başbakan Diyarbakır’da “Ey aziz Diyarbakırlılar, Selahaddin Eyyubi Üniversitesini kurduk, kazandırdık. Hayırlı uğurlu olsun.” deyip bunun övgüsünü ve kazancını talep ederken kanun hükmünde kararnameyle 28 Temmuzda yani iki ay sonra 14 üniversite de kapatılmıştır. Yaşananlardan ders alınmadığı ortaya çıkıyor. Yani daha iyileştirme yapılacakken daha kötü bir duruma getiriliyor. Yani bu 15 Temmuz darbe girişiminden hiç mi ders alınmadı? Bu nasıl akıldır, mantıktır, muhakemedir Allah aşkına? Neye göre seçeceksiniz? Zaten…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen. Bir dakika daha veriyorum.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bunu kabul etmek mümkün değildir Sayın Başkan. Bunun Anayasa’ya uygun olmayışı bir tarafa, zaten eleştirdiğimiz kötü bir durum vardı üniversitelerde, bu rektör seçimleri fevkalade sorunlu, uygun olmayan bir durumdu. Fakat şu hâliyle tamamen keyfî ve şahsi bir tasarrufa bırakılıyor. Bu, ancak diktatörlüklerde olacak bir uygulamadır, bunu kabul etmek mümkün değildir. Bu önergeden vazgeçmeye davet ediyorum iktidarı.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Bostancı…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkanım, bir ara verin, arkadaşlar bir değerlendirsinler.

BAŞKAN – Bir dinleyelim Sayın Bostancı’yı.

RUHİ ERSOY (Osmaniye) – Naci Bey, sizin bilginiz var mı bundan?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, burada yapılan, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nda rektörlük seçimine ilişkin bir düzenlemedir, önergemiz buna yöneliktir. Anayasa’ya aykırı bir durum söz konusu değildir.

Ben de yirmi altı yıl hocalık yaptım, üniversitede hocalık yapanlar çok iyi bilirler ki rektörlerin üniversite içerisinde seçimle iş başına gelmeleri birçok problem doğurmaktadır. İş başına gelen… (CHP, HDP ve MHP sıralarından “Allah, Allah” sesleri, gürültüler)

“Allah, Allah” değil, bir dinler misiniz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, dinliyoruz.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – İş başına gelen rektörler, gelecek dönemde de tekrar görevlerinin devamını sağlamak kastıyla yardımcı doçentlik, doçentlik kadroları dağıtmakta âdeta ulufe gibi ve kendilerini destekleyecek kadrolar oluşturmaktadırlar.

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Şimdi kim dağıtacak? Cumhurbaşkanı.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Kendilerini desteklemeyen, kendilerine oy vermeyen çevrelere karşı da hasmane tutum sergilemektedirler. Buradaki bütün akademisyenler bu tür olaylara şahittir.

Ben, YÖK Kanunu’na ilişkin çalışmalara katıldım. Türkiye’nin bütün üniversitelerinin eski rektörleri, seçimle iş başına gelmiş rektörleri tamamıyla, hepsi seçimin yanlış olduğu ve üniversiteleri tahrip ettiğine ilişkin fikir beyan ettiler. Yaşanan durum budur. Sonuçta, dışarıdan, üniversitenin dışından bir insan getirilmiyor, bir seçimden bahsediyoruz. YÖK aday gösterecek, Sayın Cumhurbaşkanı da seçecek.

Durum bundan ibarettir, teşekkür ederim.

BAŞKAN – Ben de teşekkür ederim.

Yeteri kadar dinledim. Sayın milletvekilleri…

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Sayın Başkan, ben de birkaç şey söylemek istiyorum.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, 15 Temmuzdan sonra bu Mecliste önemli çalışmalar yapılıyor. Bence bu tip önergelere gerek yok. Eğer iktidar partisi Türkiye'nin karşılaştığı bir darbe girişiminden Türkiye'yi çıkarmak ihtiyacının içerisinde ise bunu çok soğukkanlı, serinkanlı yürütmek gereken bir sürecin içerisindeyiz. Böyle bir önerge Türkiye'de iktidar-muhalefet gerilimini artıracak, toplumumuzun beklediği huzur ve soğukkanlı ortamdan uzaklaşmasına neden olacak maddelerden bir tanesidir.

Şimdi, ben size bir öneride bulunuyorum, arkadaşlarımıza da bulunuyorum: Lütfen bir ara verin, on dakika bir tartışsınlar, bu maddeyi geri çekmek konusunda bir karara varsınlar. Aksi takdirde, tamamen Anayasa'ya aykırı olan ve yeni bir madde şeklinde getirilen bir önergenin önerge olarak görüşülmesi dahi mümkün değildir ancak yeni bir madde olarak görüşülebilir. Bu konu bizleri bir çatışmaya sürükler. Öncelikle, bir ara vermenizi ve iktidar partisinin iç dünyasında bir tartışma yapmasını bekliyorum; bunu yapmazlarsa Türkiye'nin bundan sonraki süreci içerisinde muhalefet partilerinin göstermiş olduğu yapıcı yaklaşımları ne yazık ki ellerinin tersiyle itmiş olacaklardır. Ben, kendilerine son bir uyarıda bulunuyorum: Sizlerin de şahsında, Meclis Başkanı olarak, Türkiye'nin huzurundan, sükûnundan sorumlu olan mevkide bulunan bir kişi olarak bu öneriyi dikkate almanızı ve öncelikle bir ara vermenizi, ara verdikten sonra eğer gerçekten kararlılarsa bu konudaki usul tartışmamızda kararlı olduğumuzu tekrar ifade ediyorum.

Vahim bir hata yapılıyor, hata üstüne hata yapılıyor.

BAŞKAN – Şimdi, sayın milletvekilleri...

LEVENT GÖK (Ankara) – Bizlerin görevi hatalardan korumaktır Meclisi.

BAŞKAN – Sayın Gök, talebinizi anladım.

Sayın Toğrul yani Halkların Demokratik Partisinin istemi ve açıklamalarını da dinledim, Milliyetçi Hareket Partisinin de. Tabii ki Adalet ve Kalkınma Partisinin grup başkan vekilinin de bir cevabı var. Ama, benim açımdan da şöyle bir durum var: Benim, Mecliste Türkiye Büyük Millet Meclisinin Genel Kurulunu yöneten bir Başkan Vekili olarak önergeyi kendi inisiyatifimle işlemden kaldırabilme durumum söz konusu değil.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Anayasa.

BAŞKAN – Tüzük’ün hiçbir yerinde önerge...

MUSTAFA AKAYDIN (Antalya) – Millî Eğitim Komisyonuna gelmeli Sayın Başkan.

BAŞKAN – Böyle bir şey yok. Eğer...

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Ara verme yetkiniz var.

BAŞKAN – Bakın, arkadaşlar, bir müsaade edin.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Ara vermenizden bahsediyorum.

BAŞKAN – Okuyun, Tüzük’ü okuyun o zaman.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Ara verme önerisi var.

BAŞKAN – Lütfen, benim böyle bir yetkim yok usuli olarak, şeklî olarak. Bunu, Sayın Gök, siz de gayet iyi biliyorsunuz.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – “Bunu çek.” diyen yok size Sayın Başkan, ara verin diyoruz, rica ediyorum.

LEVENT GÖK (Ankara) – Bir ara verin, bir değerlendirsinler.

BAŞKAN – Tüzük’te usule uygun olan, gelen her önergeyi ben burada inisiyatifimle işlemden kaldıramam, Tüzük’te böyle bir uygulama yok. (CHP, HDP ve MHP sıralarından gürültüler)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Böyle bir talep yok Sayın Başkan.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, bir ara verelim.

BAŞKAN – Ama, bu durumu düzeltmek için on beş dakika ara veriyorum, grup başkan vekillerini toplantıya davet ediyorum.

Kapanma Saati: 18.46

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.08

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 127’nci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

Birleşime bir saat ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.09

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 20.13

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara), Elif Doğan TÜRKMEN (Adana)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 127’nci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.14

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.30

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Elif Doğan TÜRKMEN (Adana)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 127’nci Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

Komisyon burada.

Hükûmet burada.

Tasarının 14’üncü maddesi üzerinde verilen değişiklik önergelerinin işlemlerinde kalmıştık ve 14’üncü maddede dört adet önerge olduğunu söylemiştim.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Başkanım, önergemizi çekiyoruz. (CHP, HDP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – 14’üncü maddede biraz önce okunan Naci Bostancı ve arkadaşlarının önergesi önerge sahiplerince geri çekildiğinden 14’üncü madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 14’üncü maddesinde yer alan “yardım etmek” ibaresinin “yardımcı olmak” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

   Mustafa Kalaycı                                      Erhan Usta                                       Mehmet Günal

          Konya                                               Samsun                                              Antalya

    Erkan Haberal                                    Kadir Koçdemir

         Ankara                                                Bursa

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin 19.04.2012 Tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin (2/571) 14’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

SaygılarımızIa.

      Aytuğ Atıcı                                   Mehmet Bekaroğlu                                 Kadim Durmaz

         Mersin                                              İstanbul                                               Tokat

   Utku Çakırözer                                 Selin Sayek Böke                                Bihlun Tamaylıgil

        Eskişehir                                              İzmir                                                İstanbul

       Musa Çam

          İzmir

MADDE 14- 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 13 üncü maddesinin (a) fıkrasının üçüncü paragrafının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Rektör, çalışmalarında kendisine yardım etmek üzere, üniversitenin aylıklı profesörleri arasından en çok üç kişiyi kendi rektörlük görev süresi ile sınırlı olarak görev yapmaları kaydıyla rektör yardımcısı olarak seçer.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 14’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

   Çağlar Demirel                                    Besime Konca                                   Saadet Becerekli

       Diyarbakır                                              Siirt                                                 Batman

   Nihat Akdoğan                                      Ferhat Encu                                      Mahmut Toğrul

         Hakkâri                                               Şırnak                                             Gaziantep

  Abdullah Zeydan

         Hakkâri

MADDE 14- 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 13 üncü maddesinin (a) fıkrasının üçüncü paragrafının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Rektöre, çalışmalarında yardım etmek üzere, üniversite senatoları tarafından aylıklı profesörler arasından en çok üç rektör yardımcısı olarak seçimle belirlenir. Ancak, merkezi Açıköğretim yapmakla görevli üniversitelerde, gerekli hallerde beş rektör yardımcısı seçilebilir. Rektör yardımcılarının görev süreci üç yıldır”

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayın Aytuğ Atıcı imzalı önerge geri mi çekildi?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Önergeyi çekiyoruz.

BAŞKAN – Geri çekildi.

Sayın Mustafa Kalaycı ve arkadaşlarının önergesi de geri mi çekildi Sayın Akçay?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Geri çekiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Geri çekildi.

O zaman bir önergemiz kalıyor. Çağlar Demirel imzalı önergeye Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Gaziantep Milletvekili Sayın Mahmut Toğrul…

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Gerekçeyi okumadınız Başkan.

BAŞKAN – Siz de mi çektiniz?

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Yok, yok, biz çekmedik.

BAŞKAN – Ha, gerekçe okutacaktınız.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Şeyi, maddeyi okumadınız.

MERAL DANIŞ BEKTAŞ (Adana) – Biz yukarı çağrılmadık, geri çekmiyoruz.

BAŞKAN – Okuduk, okuduk hepsini. İşlemimiz doğru.

MERAL DANIŞ BEKTAŞ (Adana) – Biz yukarı çağrılmadık.

BAŞKAN – Sayın Mahmut Toğrul konaşacak, tamam?

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Evet.

BAŞKAN – Anlaştık.

MERAL DANIŞ BEKTAŞ (Adana) – Yukarıda toplananlar geri çektiler Başkan.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, çarptırma var, öyle “yukarı çağrılanlar…”

MERAL DANIŞ BEKTAŞ (Adana) – Size değil.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Toğrul, Gaziantep Milletvekili. (HDP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında maddenin orijinaline bizim prensip olarak bir itirazımız yoktu. 3 rektör yardımcısının atanması ve bunun görev süresinin rektörün görev süresiyle sınırlı olmasına biz de prensip olarak olumlu bakıyorduk. Zaten fiiliyatta da uygulama aşağı yukarı bu yöndeydi. Her ne kadar beş yıllığına atanıyorsa da rektör yardımcısı, rektör değiştiği anda kendisi de, eğer beraber çalışmak istemiyorsa rektör, istifa ediyordu ama değerli arkadaşlar, AKP’nin son anda getirdiği öneri umut ediyoruz ki bir daha gelmemek üzere çekilmiştir. Eğer üniversitelerde rektörlük seçimleriyle ilgili bir problem varsa bunun kamuoyuyla, üniversitelerde ve ilgili organlarda, komisyonlarda tartışılması ve böyle bir değişikliğin gelmesi gerekiyor. Yapılmak istenen, üniversitelere resmen bir kayyum atamasıdır. AKP’nin, yarın tartışacağımız belediyelere kayyum atama meselesinde de aynı duyarlılığı göstermesini bekliyoruz. Yine, Şırnak ve Hakkâri’nin il statüsünden çıkarılıp ilçe statüsüne getirilmesi konusunda da bu duyarlılığı bekliyoruz.

Rektör yardımcılıklarının 3 olması olumludur. Aslında, yasa koyucu onun gerekçesini şöyle düşünmüştür: Genel olarak üniversitelerde 3 temel alan vardır; sağlık, sosyal ve fen bilimleri. Ancak, rektör yardımcılıklarında bu kurala uyulmamakta. Aslında, belki, bu yönlü bir değişim getirilmesi, önerilmesi gerekir. Çünkü, ben bunu bire bir yaşadım. Bakın, Dicle Üniversitesinde 2008 yılında Sayın Cumhurbaşkanı tarafından atanan rektör tıpçıydı, 3 rektör yardımcısının 3’ü de tıp kökenliydi. Böyle bir şey olmaz. Neden olmaz değerli arkadaşlarım? Biz, o dönem, “Dicle Üniversitesi Fen Fakültesine nükleer manyetik rezonans cihazı alınsın.” dediğimizde -ki modern bilimin yapıldığı tüm üniversitelerde, benzeri bölümlerde, nükleer manyetik rezonans cihazı, en az 2-3 tanedir- rektör yardımcıları olayı anlamadıkları için bize doğrudan şunu söylediler: “Bu cihaz ne kadar sürede kendisini finanse edecek?”

Değerli arkadaşlar, şimdi, fen bilimlerinde, temel bilimlerde bir değişim yaşanacaksa, bu değişim sadece o alanda bir değişim olmaz. Örneğin, nükleer manyetik rezonans frekansının tespiti 1951 yılında bir fizikçi tarafından, Bloch tarafından yapılmış ama nükleer manyetik rezonans şu anda kimya, eczalık, tıp başta olmak üzere birçok alanda kullanılıyor. Dolayısıyla, öyle bir çalışma yaparsınız ki bilimin yönünü değiştirirsiniz. Onun için, eğer rektör yardımcılıklarına bir düzenleme getirecekseniz bu kurala uyulmasını sağlayın. Yani, farklı alanlara hitap edebilen, yönetim kabiliyeti olan, geçmiş deneyimi olan insanların rektör yardımcısı olması gerekir. Değerli arkadaşlar, dediğim gibi, bu son derece önemlidir. Biz toplumsal olarak birbirimizin sorunlarını dinlersek, sadece ve sadece ön yargılarımızdan kurtulursak aslında birçok sorunu çözebiliriz. Bu belediyelere kayyum yasasından gelin, vazgeçin. Benzer bir duyarlılık gösterelim. Millî irade, o belediyeleri seçen insanlardır. O belediyeleri seçen insanların takdirini bir kaymakamın, bir valinin iki dudağı arasına vermeyelim. Zaten, eğer bir suç işlenme durumu söz konusuysa belediye başkanlarının veya bir suç işleyenin, onların şu anda mevcut olarak cezasını çekme yöntemi var. Dolayısıyla, belediyelere kayyum atamak, illeri ilçe statüsüne düşürmek bu ülkenin barışına hizmet etmez. Gelin, rektör seçimlerinde veya rektör atamasında nasıl bir uyum sağlandıysa bu konuda da 4 siyasi parti duyarlılık göstersin. CHP’den, MHP’den, AKP’den bunu bekliyoruz. Belediyelere kayyum yasanına beraber karşı çıkalım, bunu geri çekelim. Bu illerimiz 81 değil, 83 olsun. Bakın, bunda da uzlaşırsak yasa yapmanın zevkine hepimiz beraber varacağız.

Onun için, ben burada gerçekten bir kez daha duyarlılığınızı bekliyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Toğrul.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum….

III.- YOKLAMA

(HDP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Yoklama talebimiz var Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yoklama talebi var.

Sayın Demirel, Sayın Kerestecioğlu Demir, Sayın Kürkcü, Sayın Konca, Sayın Yıldırım, Sayın Toğrul, Sayın Aydoğan, Sayın Gaydalı, Sayın Sancar, Sayın Becerekli, Sayın Irmak, Sayın İrmez, Sayın Taşdemir, Sayın Paylan, Sayın Botan, Sayın Yıldırım, Sayın Doğan, Sayın Öztürk, Sayın Acar Başaran, Sayın Ataş.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

İki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.43

SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.04

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 127’nci Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – Tasarısının 14’üncü maddesi üzerine verilen değişiklik önergesinin oylamasından önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi yeniden elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/750) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; 19.4.2012 Tarihli ve 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/571) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 411) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon burada.

Hükûmet burada.

Sayın milletvekilleri, biraz önce Mustafa Elitaş ve arkadaşlarının verdiği önergenin geri çekildiğini belirtmiştim. Söz konusu önerge sahipleri, sehven geri çekme işlemi yapıldığını belirterek, bu defa önergelerini değiştirerek tekrar vermişlerdir. Gruplar arası konsensüsü de dikkate alarak emsal teşkil etmemek üzere aynı imza sahiplerince değiştirilerek verilen önergeyi işleme alıp okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın çerçeve 14’üncü maddesinin madde çerçevesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Mustafa Elitaş                                                            Mehmet Doğan Kubat

                       Kayseri                                                                          İstanbul

             Mücahit Durmuşoğlu                                                             Fehmi Küpçü

                     Osmaniye                                                                           Bolu

                Ahmet Gündoğdu

                       Ankara

"MADDE 14- 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 13 üncü maddesinin (a) fıkrasının üçüncü paragrafının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, dördüncü paragrafında yer alan "beş yıl için" ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.”

“Rektör, çalışmalarında kendisine yardım etmek üzere, üniversitenin aylıklı profesörleri arasından en çok üç kişiyi kendi rektörlük görev süresiyle sınırlı olmak kaydıyla rektör yardımcısı olarak seçer.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Olumlu görüşle takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesinin (a) fıkrasının üçüncü paragrafının birinci cümlesinde yapılan değişiklik doğrultusunda çelişkinin giderilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

14’üncü maddenin oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasına dair bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 14’üncü maddesinin oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasını arz ve teklif ederiz.

BAŞKAN - Meral Danış Beştaş, Adana? Burada.

Filiz Kerestecioğlu Demir, İstanbul? Burada.

Çağlar Demirel, Diyarbakır? Burada.

Ertuğrul Kürkcü, İzmir? Burada.

Nursel Aydoğan, Diyarbakır? Burada.

İmam Taşçıer, Diyarbakır? Burada.

Ayşe Acar Başaran, Batman? Burada.

Mahmut Celadet Gaydalı, Bitlis? Burada.

Saadet Becerekli, Batman? Burada.

Kadri Yıldırım, Siirt?

BERDAN ÖZTÜRK (Ağrı) - Tekabül ediyorum.

BAŞKAN - Tamam, tekabül edildi.

Müslüm Doğan, İzmir? Burada.

Selma Irmak, Hakkâri? Burada.

Dirayet Taşdemir, Ağrı? Burada.

Behçet Yıldırım, Adıyaman? Burada.

Abdullah Zeydan, Hakkâri? Burada.

Garo Paylan, İstanbul? Burada.

Aycan İrmez, Şırnak? Burada.

Mahmut Toğrul, Gaziantep? Burada.

Lezgin Botan, Van? Burada.

Besime Konca, Siirt? Burada.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. Oylama elektronik cihazla yapılacaktır.

İki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 14'üncü maddesinin açık oylama sonucunu okuyorum:

“Kullanılan oy sayısı:   218

Kabul   :                                            204

Ret      :                                            14(x)

               Kâtip Üye                                                                             Kâtip Üye

       Ali Haydar Hakverdi                                                                   Fehmi Küpçü

                 Ankara                                                                                  Bolu”

Böylelikle, kabul edilen önerge doğrultusunda 14'üncü madde de kabul edilmiş oldu.

15’inci maddede üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 15’inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesinde yer alan “veya belirlenecek bir devlet üniversitesine” ibaresinin “veya kapatılan üniversitenin bulunduğu ildeki diğer üniversitelere” şeklinde, dokuzuncu fıkrasının ilk cümlesinde yer alan “veya belirlenecek bir Devlet yükseköğretim kurumuna” ibaresinin “veya kapatılan üniversitenin bulunduğu ildeki diğer yükseköğretim kurumlarından birine” şeklinde değiştirilmesini ve maddenin son fıkrasının ilk cümlesinden sonra gelmek üzere “Kapatılan üniversitelerden diğer üniversitelere nakledilen öğrencilerden kapatılan üniversitede ödedikleri ücretlerin toplamından daha fazlası talep edilemez.” cümlesinin eklenmesini arz ve talep ederiz.

   Çağlar Demirel                                  Abdullah Zeydan                                  Nihat Akdoğan

       Diyarbakır                                            Hakkâri                                              Hakkâri

    Besime Konca                                      Ferhat Encu                                     Saadet Becerekli

           Siirt                                                 Şırnak                                               Batman

Meral Danış Beştaş

          Adana

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin (2/571) 15'inci maddesi ile 2547 sayılı Kanun’un ek 11’inci maddesinin ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen (1) ve (2) numaralı fıkranın aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

SaygılarımızIa.

       Musa Çam                                       Kadim Durmaz                                    Utku Çakırözer

          İzmir                                                 Tokat                                               Eskişehir

Bihlun Tamaylıgil                               Mehmet Bekaroğlu                                 Lale Karabıyık

        İstanbul                                             İstanbul                                               Bursa

  Selin Sayek Böke                                   Kazım Arslan

          İzmir                                                Denizli

"Yapılan denetimler sonucu düzenlenecek denetim raporu üzerine faaliyet izninin kaldırılmasını gerektiren durumlar tespit edilen vakıf yükseköğretim kurumları ile kurucu vakıflarına kayyım atanan vakıf yükseköğretim kurumlarının faaliyet izni, Yükseköğretim Kurulunun teklifi ve Bakanlar Kurulunun kararı ile kaldırılır. Bu durum, ilgili vakıf yükseköğretim kurumunun kuruluş kanununun yürürlükten kaldırılmasının sağlanması için Yükseköğretim Kurulu tarafından Millî Eğitim Bakanlığına bildirilir. Bu şekilde faaliyet izni kaldırılan vakıf yükseköğretim kurumlarında kayıtlı öğrenciler Yükseköğretim Kurulu tarafından garantör üniversiteye veya belirlenecek bir Devlet üniversitesine intikal ettirilir.

Denetim raporu bulguları da dikkate alınarak faaliyet izni kaldırılan vakıf yükseköğretim kurumlarının malvarlığı, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun resmî tasfiye hükümlerine göre tasfiye edilir. Resmî tasfiye süreci Yükseköğretim Kurulu tarafından başlatılır. Yetkili ve görevli mahkemece Maliye Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulunun birer temsilcisi tasfiye memuru olarak atanır. Tasfiye giderleri, tasfiye olunan vakıf yükseköğretim kurumunun malvarlığından karşılanır. Tasfiye işlemleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 15’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

   Mustafa Kalaycı                                      Erhan Usta                                       Mehmet Günal

          Konya                                               Samsun                                              Antalya

    Erkan Haberal                                    Kadir Koçdemir                                      Ruhi Ersoy

         Ankara                                                Bursa                                              Osmaniye

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Osmaniye Milletvekili Sayın Ruhi Ersoy konuşacak.

Buyurun Sayın Ersoy. (MHP sıralarından alkışlar)

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bugün memleketimizde çok acı yaşandı. Önce Elazığ’dan patlama haberleri, arkasından Van ve Bitlis. Terör Türkiye’nin dört bir yanını kuşatmış, sokaklarda kan ve gözyaşı. Malum asker kıyafetleri giymiş teröristler de 15 Temmuz darbesini yapanlar da aynı merkezler tarafından yöneltilerek… Türkiye Cumhuriyeti devletinin bekası, Türk milletinin geleceği ciddi bir tehdit altında. Türkiye Cumhuriyeti devleti de buna karşı tedbir olarak OHAL kanunlarını çıkarmış, mücadele etmekte.

Milliyetçi Hareket Partisi bu çerçeveyi ortaya koymuş ve sorumluluklarına buradan bakan bir parti olarak konulara yaklaşmakta. İşte, bu mücadeleler verilirken azim ve kararlılıkla terör örgütlerinin -birini diğerinden ayırt etmeden- üzerine sonuna kadar gidilmesi konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinin, Hükûmetin ve devletin gereğini yapmasını beklemekte; beklenti bu noktada. Özellikle de Yenikapı mitinginden sonra Türkiye’de tesis edilen millî birlik ve beraberlik ikliminin Meclise ve siyasete yansıyor olmasından da ayrıca memnuniyet duymakta.

Bu çerçeve bu şekilde okunurken herhangi bir şekilde Mecliste alt komisyonlarda görüşülmeden, hiçbir şekilde muhalefet partilerine beyan edilmeden “Rektörleri Cumhurbaşkanı atar.” diye bir önergenin getirilmesi doğrusu bir şok etkisi yaptı. Allah’tan bu şok etkisinin üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekilinin kararlı tavrı ve diğer siyasi muhalefet partilerinin de bu manadaki tutumlarıyla ortak akla doğru Hükûmetin yeniden bir hamle yapmış olduğunu görmekten ayrıca memnuniyetimizi beyan etmek istiyoruz.

Değerli milletvekilleri, “zamanın ruhu” diye bir kavram vardır Hegel’in zaman felsefesinde. Şu anki zamanın ruhu, millî birlik, beraberlik ve topyekûn Türk milletinin ve Türk devletinin üzerine gelen odaklara karşı hep birlikte ona azim ve kararlı bir şekilde durabilme. Bu konuda elbette ki demokrasi nöbetleri, millî irade nöbetleri anlamlıdır. Ama, bu, sadece meydanlarda kalır, Meclise ve Genel Kurula ve siyasete yansımazsa bir adım sonra “Güç bende, ben bilirim, ben istediğimi yaparım”a gider ve Sayın Genel Başkanımızın ifadesiyle, bu, ortak ve millî bir akla tekâmül etmez ise bunun bir adım sonrasında çok büyük problemler çıkar. İşte, üzerinde konuştuğumuz vakıf üniversitelerinin kayyumu ve vakıf üniversitelerini kuran vakıf ile devletin ilişkisini denetlemesini belirleyen kanun değişikliğine de bu çerçevede bakılmalıdır. Yapılan değişikliklerin, yapılmak istenen değişikliklerin daha sonra bir üst mahkemeyle veyahut da daha değişik hukuki ihlalleri meydana getirmeden ortak bir akılla yapılması lazım veya yapılacak kanunların sadece bir olay yaşandığında onun tecrübesiyle yaşanan olaylara göre değil, vakıf üniversitelerinin ve vakıf kültürünün bir bütün hâlinde değerlendirilerek, düşünülerek yapılmasını Milliyetçi Hareket Partisi teklif etmekte ve önermekte. Bu konuda Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının kapatılan vakıf üniversitelerindeki öğrencilerinin meselelerini kendine dert edinen siyasilerle bir araya gelip ortak akıl toplantıları yapması bu manada bizleri umutlandırmıştır. YÖK’ün ortaya koymuş olduğu ortak akıl toplantıları çerçevesinde Milliyetçi Hareket Partisi olarak görüş ve önerilerimizle onlara çok ciddi katkı sağladığı ifadelerini kendileri söylemiştir. Bunun ayrı bir memnuniyetini duyuyoruz ve bu uzlaşmacı tavrın, çözüm ortaklığı tavrının sonuna kadar devam etmesinin yanındayız. Milliyetçi Hareket Partisi ve ülkücü irade olarak sorumluluğumuzun sonuna kadar peşinde olduğumuzu hatırlatır, Genel Kurulu saygıyla selamlarım efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ersoy.

Önergeyi oylarınıza sunacağım...

III.- YOKLAMA

(HDP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Yoklama istiyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Yoklama talebi var.

Sayın Danış Beştaş, Sayın Kerestecioğlu, Sayın Kürkcü, Sayın Aydoğan, Sayın Toğrul, Sayın Yıldırım, Sayın Konca, Sayın İrmez, Sayın Irmak, Sayın Becerikli, Sayın Sancar, Sayın Gaydalı, Sayın Doğan, Sayın Demirel, Sayın Baydemir, Sayın Botan, Sayın Paylan, Sayın Taşdemir, Sayın Ataş, Sayın Öztürk.

İki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/750) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; 19.4.2012 Tarihli ve 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/571) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 411) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin (2/571) 15'inci maddesi ile 2547 sayılı Kanun’un ek 11’inci maddesinin ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen (1) ve (2) numaralı fıkranın aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

SaygılarımızIa.

Lale Karabıyık (Bursa) ve arkadaşları

"Yapılan denetimler sonucu düzenlenecek denetim raporu üzerine faaliyet izninin kaldırılmasını gerektiren durumlar tespit edilen vakıf yükseköğretim kurumları ile kurucu vakıflarına kayyım atanan vakıf yükseköğretim kurumlarının faaliyet izni, Yükseköğretim Kurulunun teklifi ve Bakanlar Kurulunun kararı ile kaldırılır. Bu durum, ilgili vakıf yükseköğretim kurumunun kuruluş kanununun yürürlükten kaldırılmasının sağlanması için Yükseköğretim Kurulu tarafından Millî Eğitim Bakanlığına bildirilir. Bu şekilde faaliyet izni kaldırılan vakıf yükseköğretim kurumlarında kayıtlı öğrenciler Yükseköğretim Kurulu tarafından garantör üniversiteye veya belirlenecek bir Devlet üniversitesine intikal ettirilir.

Denetim raporu bulguları da dikkate alınarak faaliyet izni kaldırılan vakıf yükseköğretim kurumlarının malvarlığı, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun resmî tasfiye hükümlerine göre tasfiye edilir. Resmî tasfiye süreci Yükseköğretim Kurulu tarafından başlatılır. Yetkili ve görevli mahkemece Maliye Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulunun birer temsilcisi tasfiye memuru olarak atanır. Tasfiye giderleri, tasfiye olunan vakıf yükseköğretim kurumunun malvarlığından karşılanır. Tasfiye işlemleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Bursa Milletvekili Sayın Lale Karabıyık konuşacak.

Buyurun Sayın Karabıyık. (CHP sıralarından alkışlar)

LALE KARABIYIK (Bursa) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 15’inci maddesiyle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi Grubu tarafından verilen önerge üzerine konuşacağım. Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Evet, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 15 vakıf üniversitesi kapatıldı değerli vekiller. Bu üniversitelerin 14’ünde öğrenci vardı ve öğrenci sayısı toplam 65.216’ydı. Bu öğrenciler 626 farklı programda eğitim görüyorlardı ve bir sabah uyandılar ki üniversiteleri kapanmış. Aynı şekilde bu üniversitelerde 2.892 öğretim elemanı ve 3.912 yabancı öğretim elemanı da görev yapmaktaydı 122 ülkeden gelmiş olan. 2.892 öğretim elemanının kanun hükmünde kararnameyle iş akitleri sonlandırıldı, SSK ilişikleri kesilmedi ve sosyal güvenlik imkânları kaldı, hak mağduriyetleri giderilmedi.

Şimdi, burada üç ayrı mağdur grup var: Bu vakıf üniversitelerindeki öğrenciler; bu kapanan vakıf üniversitelerindeki öğretim elemanları ve personel; üçüncü gruptakiler de kapanan vakıf üniversiteleri değil ama diğer üniversitelerde ayrıştırılmaya çalışılan ve mağdur olan akademisyenler var. Şimdi, az sonra onların rakamlarını da vereceğim.

Mağdur öğrenciler için 3 kere karar değişikliği yapıldı. Önce denildi ki: “İlindeki koordinatör üniversiteye gidecek, orada devam edecek.” Sonra denildi ki: “Tercih yapacak puanına göre ve tercih kılavuzunda girebildiği yerlere girecek.” Tabii, bu bir mağduriyet ortaya çıkardı, özellikle de maddi bir mağduriyet ortaya çıkardı. Sonra tekrar bir karar değişikliği: “Yönlendirildikleri üniversitede eğitim yapacaklar veya özel öğrenci statüsünde aynı ildeki koordinatör üniversiteye yönlendirilecekler.” Tabii, bu arada, özel öğrenci statüsünün kolaylıkları var ama başka sıkıntıları da var sayın vekiller. Burada muafiyet, muadelet sorunları var, 626 ana bilim dalına aktarma problemleri var, intibak problemleri var, yan dal, ana dal, çift ana dal, bunların nasıl aktarılacağı, diplomalarının nasıl olacağı… Bu öğrenciler her gün, yattılar ve sabah kalktıklarında bugün kendileriyle ilgili nasıl bir hayati karar alınacağını merakla izlediler ve ben burada şunu söylemek istiyorum: Alınan bütün kararların merkezinde öğrencilerin mağduriyetlerinin önlenmesi olması gerektiğini bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Evet, kapanan vakıf üniversitelerindeki 2.892 öğretim elemanı kanun hükmünde kararnameyle işten uzaklaştırıldı, iş akitleri bitti ve onlar şu anda -tamamı- suçlu bir konumda bekletiliyor. Peki, neden onlara da güvenlik soruşturması uygulanmıyor? Onlardan da suçlu olanlar ile olmayanlar ayrıştırılmalı. Çok iyi biliyoruz ki kadro olmadığı için oraya gidenler var. Hatta, ev kredisini ödeyebilsin diye bin lira daha fazla maaş verdiği için giden çok sayıda kişi var ve gelen bir mağdur aynen şunu söyledi: “Şu anda işsiz kaldım ve yeni açılan bir üniversiteye başvurdum, sınavına girdim, birinci oldum ama ben kapanan başka bir vakıf üniversitesinden geldiğim için sonuçlar iptal edildi ve oraya da giremedim.” dedi. O zaman, diyoruz ki: Onlar da bir inceleme geçirsinler ve kurunun yanında yaş da asla yanmasın; ayrıştırın, doğru ayrıştırın.

Peki, başka bir grup var demiştim; şu anda kapanan üniversiteler değil mevcut üniversitelerdeki, faaliyetlerine devam eden üniversitelerdeki akademik ve idari personel. Sayın vekiller, 5.482 akademik personel, 1.596 idari personel olmak üzere 7.078 kişi şu anda kanun hükmünde kararnameyle tüm üniversitelerde görevden uzaklaştırıldı ve haklarında işlem yürütülüyor. Ama bunların ne kadarı suçlu ne kadarı değil, burada sağlıklı bir ayrıştırma yapıldı mı, bu listeleri hazırlayanlara ne kadar güvenilir, bunları çok iyi düşünmek lazım. Mağdur olarak gelen bir akademisyen bana şunu söyledi, dedi ki: “Hocam, eğer hırsızlıkla suçlansaydım ne kadar utanırsam şimdi aynı şekilde utanıyorum.” Yani bu insanlar mağdur. Bu ayrıştırmaların sağlıklı olarak yürütülmesi ve bir an önce görevlerine döndürülmeleri gerektiğini düşünüyorum suçsuz olan kişilerin.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Karabıyık.

Önergeyi oylarınıza sunacağım…

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Başkanım, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Bir yoklama talebi var.

Sayın Altay, Sayın Tüm, Sayın Türkmen, Sayın Bingöl, Sayın Karabıyık, Sayın Bektaşoğlu, Sayın Altaca, Sayın Hürriyet, Sayın Akın, Sayın Aydın, Sayın Arslan, Sayın Yedekci, Sayın Özdemir, Sayın Tanal, Sayın Göker, Sayın Temizel, Sayın Topal, Sayın Yüksel, Sayın Yalım, Sayın Kesici.

İki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter Sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/750) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; 19.4.2012 Tarihli ve 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/571) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 411) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 15’inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesinde yer alan “veya belirlenecek bir devlet üniversitesine” ibaresinin “veya kapatılan üniversitenin bulunduğu ildeki diğer üniversitelere” şeklinde, dokuzuncu fıkrasının ilk cümlesinde yer alan “veya belirlenecek bir Devlet yükseköğretim kurumuna” ibaresinin “veya kapatılan üniversitenin bulunduğu ildeki diğer yükseköğretim kurumlarından birine” şeklinde değiştirilmesini ve maddenin son fıkrasının ilk cümlesinden sonra gelmek üzere “Kapatılan üniversitelerden diğer üniversitelere nakledilen öğrencilerden kapatılan üniversitede ödedikleri ücretlerin toplamından daha fazlası talep edilemez.” cümlesinin eklenmesini arz ve talep ederiz.

Meral Danış Beştaş (Adana) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon okunan önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Adana Milletvekili Sayın Meral Danış Beştaş konuşacak.

Buyurun Sayın Beştaş. (HDP sıralarından alkışlar)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de tasarının 15’inci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım.

Doğrusu, gündem ve gelişmeler, o kadar hızlı ki, tasarı üzerinde ama şu anda yaşadığımız ortamı da değerlendirmek aciliyet arz ediyor.

Gerçekten, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra çok hızlı bir süreç yaşadık. Gazetecilerin haber takip edemediği, insan hakları savunucularının ihlalleri neredeyse tam olarak tespit edemediği, gözaltında işkence merkezlerinde çok ağır insan hakları ihlallerinin işlendiği, gazetelerin kapandığı, üniversitelerin kapandığı, öğrencilerin üniversiteler dışına atıldığı bir ortamda -sadece sınırlı sayıda bu verdiğim örnekler- bir de şu anda içinde yerel yönetimlere kayyum öneren, demokrasinin aslında temel kurumunu ortadan kaldıran, içinde barındıran bir tasarıyı görüşüyoruz.

Bu da yetmiyormuş gibi bugün bir de üniversitelere kayyum önerisi geldi, rektörlük seçiminde. Her ne kadar önerge geri çekildiyse de bu önergeyi sunan zihniyetin aslında demokrasiden ne kadar uzak olduğunu, seçimin ve seçim sonucunda irade teslim edilenlerin iradesinin korunması gerektiğinden ne kadar uzak olduğunu bir kez daha gördük. Gerçekten Sayın Bostancı -beyanını dinlerken hangi duyguda olduğumu ifade edemeyeceğim ama- rektörlük seçimlerinin büyük bir problem yarattığını söyledi. Vallahi o zaman her türlü seçim problemdir. O zaman genel seçim yapmayalım, yerel seçim yapmayalım, cumhurbaşkanı seçimi yapmayalım; bir tane kral belirleyelim, o kral her yere atasın, yani her tarafı yönetsin, üniversitelere de kayyum atasın, belediyelere de atasın, Meclise de 550 kişi seçmeye gerek yok, buraya da atama usulüyle bir yönetim belirleyelim. Yani böyle bir şey olabilir mi?

Şu anda yerel yönetimlere yönelik getirilen öneri, tam anlamıyla, millete, iktidar partisinin ve diğer millî mutabakat bileşenlerinin deyimiyle bir darbedir. Bizim deyimimizle aynı zamanda halka bir darbedir, halkın iradesine bir darbedir. 15 Temmuzdan sonra milletin birliği konusunda, halk konusunda, irade konusunda bu kadar edebiyat yapanlar, bu kadar naralar atanlar, bugün milletin iradesine darbe vurmak için bu torba kanun tasarısını, gece yarılarına kadar Meclisi çalıştırarak geçirmeye çalışıyor. Neden? Darbeye teşebbüsü defetmek için mi? Daha fazla demokrasi için mi? Daha fazla hak için mi? Daha fazla özgürlük için mi? Hayır. Hiçbiri değil. Daha fazla merkeziyetçi, tekelden yönetimi, diktatörlüğü aslında kurumsallaştıran, halkı bir tarafa bırakan bir faşizm inşasıyla karşı karşıyayız ve bu nedenle, gerçekten 15 Temmuzun etkisi bitmemeli. O, bir darbe teşebbüsüydü, evet; korkunçtu, evet ama şu anda yaşadıklarımız da bu torba tasarıda yer alan öneriler de bir o kadar korkunçtur, bir o kadar vahimdir.

Evet, şu anda gündemde olan ama Meclisin konuşmadığı bir mesele var: Basın yayın özgürlüğü konusunda iki gündür bütün dünya, Özgür Gündem’in kapatılmasını tartışıyor. Bugün ABD Dışişleri Bakanı bile açıklama yaptı ama bizim dışımızda Özgür Gündem’in kapatılması, basın yayın özgürlüğü konusunda çok fazla ses de duymuyoruz.

Özgür Gündem gazetesi, gerçekten habercilik yaptığı için kapatıldı. Bugün 22 gazeteci serbest bırakıldı ama 3 gazeteci hâlâ içeride. İnan Kızılkaya, Aslı Erdoğan ve Bilir Kaya hâlâ gözaltında ve Aslı Erdoğan, şu anda hastanede tedavi altında.

Değerli arkadaşlar, Özgür Gündem gazetesi, 1990’lı yıllardan beri birçok badire atlatmış, merkezi bombalanmış, 70’i aşkın basın şehidi vermiş bir gazetedir. Bu gazete, kesinlikle ezilen bir halkın dişiyle tırnağıyla, emeğiyle yaşamını devam ettiren bir gazetedir. Bu gazete, muhabirleri 1990’lı yıllarda gözaltına alınıp faili meçhullere kurban edilmiş bir gazetedir. Bu gazeteyi başka gazetelerle ve gazetecileri de başka gazetecilerle sakın ola ki karşılaştırmayasınız. Asla gazetelerini ve gerçekleri sizin iktidarınıza bırakmazlar, size pabuç bırakmazlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Siyaset Bilimci Profesör John Keane şöyle der: “Bazıları bazı şeylerin bazı yerlerde yayınlanmasını istemez. İşte o şeylere haber diyoruz biz.” Bu haberler gerçekleri yansıtıyor diyor ve hepinize teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Danış Beştaş.

III.- YOKLAMA

(HDP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Yoklama talebimiz var.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım.

Yoklama talebi var.

Sayın Demirel, Sayın Beştaş, Sayın Kerestecioğlu, Sayın Kürkcü, Sayın Konca, Sayın Yıldırım, Sayın Toğrul, Sayın Aydoğan, Sayın Gaydalı, Sayın Sancar, Sayın Becerikli, Sayın Irmak, Sayın İrmez, Sayın Botan, Sayın Paylan, Sayın Taşdemir, Sayın Doğan, Sayın Bilgen, Sayın Baydemir, Sayın Ataş.

İki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/750) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; 19.4.2012 Tarihli ve 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/571) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 411) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, 15’inci maddenin oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasına dair bir istem vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 15’inci maddesinin oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasını arz ve teklif ederiz.

Meral Danış Beştaş, Adana? Burada.

Filiz Kerestecioğlu Demir, İstanbul? Burada.

Çağlar Demirel, Diyarbakır? Burada.

Ertuğrul Kürkcü, İzmir? Burada.

Nursel Aydoğan, Diyarbakır? Burada.

İmam Taşçıer, Diyarbakır? Burada.

Celadet Gaydalı, Bitlis? Burada.

Saadet Becerekli, Batman? Burada.

Behçet Yıldırım, Adıyaman? Burada.

Müslüm Doğan, İzmir? Burada.

Mahmut Toğrul, Gaziantep? Burada.

Dirayet Taşdemir, Ağrı? Burada.

Selma Irmak, Hakkâri? Burada.

Garo Paylan, İstanbul? Burada.

Abdullah Zeydan, Hakkâri? Burada.

Kadri Yıldırım, Siirt? Burada.

Lezgin Botan, Van? Burada.

Aycan İrmez, Şırnak?

Ayşe Acar Başaran, Batman? Burada.

Besime Konca, Siirt? Burada.

Açık oylamanın elektronik cihazla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için iki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 15’inci maddesinin açık oylama sonucunu okuyorum:

“Kullanılan oy sayısı:   207

Kabul                         :                     202

Ret                             :                     5(X)

               Kâtip Üye                                                                             Kâtip Üye

             Fehmi Küpçü                                                                  Ali Haydar Hakverdi

                   Bolu                                                                                  Ankara”

Böylelikle, 15’inci madde de kabul edilmiş oldu.

Sayın milletvekilleri, 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu’nda değişiklik içeren, yeni madde ihdasına ilişkin bir önerge verilmiştir. Söz konusu önergenin görüşülmekte olan tasarının kabul edilen maddeleriyle çok yakın bağlantısı olması ve gruplar arası konsensüs dikkate alınarak, emsal teşkil etmemek üzere bu önerge işleme alınacaktır.

Bu çerçevede, önergeyi okutup Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla, yani 21 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’na 15’inci maddeden sonra gelmek üzere 16’ncı madde olarak aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

          Mehmet Muş                            Mehmet Doğan Kubat                               Mustafa Elitaş

             İstanbul                                         İstanbul                                              Kayseri

          Engin Altay                                  Bülent Turan                                       Erkan Akçay

             İstanbul                                       Çanakkale                                             Manisa

        Mustafa Şentop                               İlknur İnceöz                                Mehmet Naci Bostancı

             İstanbul                                         Aksaray                                              Amasya

MADDE 16- 28/3/1983 tarihli ve 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

"İstanbul Kent Üniversitesi

EK MADDE 167- İstanbul'da Engelsiz Eğitim Vakfı tarafından 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi olmak üzere, kamu tüzel kişiliğine sahip İstanbul Kent Üniversitesi adıyla bir vakıf üniversitesi kurulmuştur.

Bu Üniversite, Rektörlüğe bağlı olarak;

a) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesinden,

b) Sanat ve Tasarım Fakültesinden,

c) Sağlık Bilimleri Fakültesinden,

ç) Sağlık Yüksekokulundan,

d) Sivil Havacılık Yüksekokulundan,

e) Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulundan,

f) Meslek Yüksekokulundan,

g) Sosyal Bilimler Enstitüsünden,

ğ) Sağlık Bilimleri Enstitüsünden,

oluşur."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Komisyonumuzun salt çoğunluğu mevcuttur, üyelerimizin salt çoğunluğuyla önergeye katılıyoruz.

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılmış olduğundan önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz isteyen? Yok.

Soru-cevap? Yok.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bu şekilde, 16’ncı madde olarak yeni madde ihdas edilmiştir. Bir karışıklığa mahal vermemek için, Komisyon metninin mevcut maddeleri üzerinden görüşmelere devam ediyoruz. Kanun yazımı sırasında madde numaraları teselsül edilecektir. Hayırlı olsun yeni üniversitemiz.

16’ncı maddede üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı "Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 19.04.2012 Tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/571)" 16'ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla

             Bülent Yener Bektaşoğlu                   Erkan Aydın                    Bihlun Tamaylıgil

                        Giresun                                   Bursa                               İstanbul

                       Musa Çam                           Gülay Yedekci

                          İzmir                                   İstanbul

 

MADDE 16- 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 65 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "koruma bölge kurullarından" yürürlükten kaldırılmış ve dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile bunların koruma alanları ve sit alanlarında (kesin inşaat yasağı getirilen yerler hariç olmak üzere), 3194 sayılı İmar Kanununun 21 inci maddesi kapsamına giren ruhsata tabi olmayan tadilat ve tamiratları, kültür varlıkları yönünden bünyesinde koruma, uygulama ve denetim büroları kurulmuş yerlerde yetkili idarelerden, koruma, uygulama ve denetim büroları kurulmamış yerlerde koruma bölge kurulu müdürlüklerinden; tabiat varlıkları ve doğal sit alanları yönünden ise çevre ve şehircilik il müdürlüklerinden izin almaksızın ya da izne aykırı olarak yapanlar veya yaptıranlar, altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır."

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım önergeler aynı mahiyette olduğundan birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 16’ncı maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

   Çağlar Demirel                                  Abdullah Zeydan                                  Nihat Akdoğan

       Diyarbakır                                            Hakkâri                                              Hakkâri

    Besime Konca                                   Saadet Becerekli                                     Ferhat Encu

           Siirt                                                Batman                                               Şırnak

  Osman Baydemir

        Şanlıurfa

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

   Mustafa Kalaycı                                      Erhan Usta                                       Mehmet Günal

          Konya                                               Samsun                                              Antalya

    Erkan Haberal                                    Kadir Koçdemir                                                                         Ankara                        Bursa                                                    

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelere Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeler üzerinde önce Antalya Milletvekili Sayın Mehmet Günal konuşacak.

Buyurun Sayın Günal. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, sizleri ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu 16 ve bundan sonra gelen maddelerde, burada Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nda değişiklikler yapılıyor. Bu madde, cezalarla ilgili ama yukarıda maddeyi kaç sefer okusak da tekrar tekrar tartışsak da ne dediği, maddenin lafzından da şu anda yapılan değişiklikten de olarak anlaşılmıyor. Hukukçu arkadaşlarımız var, tekrar okuyalım beraberce. Ben size şimdi buradan ne sonuç çıkabileceğini söyleyeceğim ama önce, bakın, diyor ki: “Taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile bunların koruma alanları ve sit alanlarında 3194 sayılı İmar Kanununun 21 inci maddesi kapsamına giren ruhsata tabi olmayan tadilat ve tamiratları, kültür varlıkları yönünden bünyesinde koruma, uygulama ve denetim bürosu kurulmuş yerlerde yetkili idarelerden, koruma, uygulama ve denetim büroları kurulmamış yerlerde koruma bölge kurulu müdürlüklerinden; tabiat varlıkları ve doğal sit alanları yönünden ise çevre ve şehircilik il müdürlüklerinden izin almaksızın ya da izne aykırı olarak yapanlar veya yaptıranlar…”

Şimdi, maddenin bir üstünde, bir altında ceza var. Arkadaşların…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Devam edin Mehmet Bey, devam et, orada devam et.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Hayır, işte duruyor yani “…adli para cezası ile cezalandırır.” diyor.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – “Veya” diyor.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Yani zaten “veya”yı diyor da benim asıl söyleyeceğim o değil Sayın Tanal.

Daha önce yapılan bir yanlışlığı düzeltmek üzere… Arkadaşlarımızın gerekçesi de şu: Yargıtay kararlar veriyormuş, cezayı az mı verelim, çok mu verelim derken ayrıştıramıyorlarmış, karışıklık oluyormuş. Gerekçe buydu. Yapılan yanlışı düzeltmek için, şimdi dediler ki: “Kanunda böyle bir düzeltme yapıyoruz.” Ama öyle bir hâle getiriyoruz ki bu maddeyi yeni yazımıyla, yeni hâliyle, yukarıdaki maddede, değerli arkadaşlar, tam tersine, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve 5 bin iş gününe kadar adli para cezası yerine, altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezasına düşürülmesine bu şekliyle imkân tanınıyor. Yani çok vereceğine, daha az vermek… Kurulları birbirine karıştırdığınız zaman tam tersini yapmış oluyoruz. Hâkim inisiyatifiyle… Bakın, cezaların arasındaki farkı bir daha söylüyorum: Cezanın birisi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve 5 bin iş gününe kadar adli para cezası, öbür ceza altı aydan üç yıla kadar hapis; hem para cezası hem hapis cezası daha ağır. Eğer “kurulmamış yerde” diye söylediğiniz zaman -bölge kurulu yerine “üst kurul” diye tabir edeyim anlamanız için- bu sefer daha ağır ceza vereceğine de hâkim, yorumla daha düşük ceza verebilecek duruma gelecek. Yani düzeltelim derken tam tersine yeni suistimallere yol açabilecek bir düzenleme yapıyoruz.

Bunun özü de şudur arkadaşlar: “Nereden çıktı bunlar?” diyeceksiniz. Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetleri, maalesef, bu tabiat ve kültür varlıklarıyla ilgili koruma kurullarını değiştirdi, il müdürlüklerinden bir sürü kurul kurdu. Daha önce bunun içerisinde odalar, mühendisler, mimarlar, yetkili hocalar, akademisyenler vardı. Buralardan izin çıkmadıkça, böyle yapınca da bu sefer işlem iyice içinden çıkılmaz hâle geldi. Dolayısıyla, bir taraftan bunları düzeltelim derken öbür taraftan tekrar bozmuş oluyoruz. Eğer bu madde bu hâliyle geçerse -yani Yargıtayın kararlarında, içtihatlarda farklı sonuçlara yol açıyor diye bu gerekçeyle getirilen madde- maalesef ileride daha büyük kargaşaya yol açacak. Orada en azından yanlışlıkla verilen kararlar yerine burada daha alt düzeyde cezalar verilerek birtakım kişilerin kayrılmasına yol açabilecektir.

Bu kapsamda bu maddenin yeniden düzenlenmesi, düzeltilmesi gerekiyor. Bu hâliyle yanlış uygulamalara yol açabileceğinden çıkarılmasını önerdik. İnşallah, bunlar son olur çünkü arkasından gelecek maddelerin tamamında tabiat ve kültür varlıklarıyla ilgili belediyelerin yetkilerini elinden alan, alan yönetimiyle ilgili birtakım çalışmalar var, hepsinin arka arkaya geldiğini görüyoruz. Onun için bunlardan vazgeçip bu kurulları aslında asli unsurlarına, eski hâline döndürüp gerçekten tabiat varlıklarını, kültür varlıklarını korumaya yönelik hâle getirmemiz lazım, bunların talan edilmesini önlememiz lazım. Dolayısıyla, cezaların da caydırıcı olması lazım diyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Günal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, özür dilerim.

BAŞKAN – Estağfurullah.

Buyurun.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ben, sayın hatibin konuşmalarında geçerken bu konu, 16’ncı madde… Mevcut Anayasa’mız afla ilgili düzenlemelerde nispi çoğunluk sistemi arar. Burada bir nevi kültür ve tabiat varlıklarıyla ilgili yapılan yapılaşmalarla ilgili örtülü yani zımni bir af getirilmekte. Bu, Anayasa’ya aykırı, aynı zamanda Anayasa’nın 63’üncü maddesi uyarınca “Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır.” Mevcut olan 16’ncı madde, Anayasa’nın 63’üncü maddesine aykırı. Meclis Başkanı yani Divan sıfatıyla, Meclis Başkan Vekili sıfatıyla bunun Anayasa’ya aykırı olduğunu… Bu maddenin geri çekilmesi gerektiğini söylemek istiyorum. Eğer izin verirseniz kürsüde daha açıklayıcı, daha bilgilendirici bir şekilde bunu dile getirmek isterim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Tanal, talebinizi anladım ama şu anda Anayasa’ya aykırılık iddiasıyla benim, oturumu yöneten Başkan olarak bu gerekçeyle herhangi bir önergeyi işlemden kaldırma yetkim yok. Biraz sonra Genel Kurula sunacağız, Genel Kurulun bu konuda takdir yetkisi var, kabul veya reddedecek.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Tabii, ben tutanaklara geçmesi açısından ama sizin de zatıalinizin bilgisi olması açısından ben bunu söyledim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ama bu, Anayasa’ya aykırı bir madde Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim, sağ olun.

Aynı mahiyetteki diğer önerge üzerinde Şanlıurfa Milletvekili Sayın Osman Baydemir konuşacak.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Saygıdeğer milletvekilleri, emin olun eğer atmosfer uygun olsaydı buradan Sayın Tanal’a sataşırdım ve en azından o sataşmadan dolayı iki dakikalık bir söz hakkı alsın, meramını dile getirsin diye bir imkân, bir fırsat sunardım. Hakkını helal et Sayın Tanal.

MUSA ÇAM (İzmir) – Bir Şanlıurfa dayanışması yaptınız yani.

BAŞKAN – Ben anladım onu Sayın Baydemir, talebini anladım ben.

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – Sayın Başkan, şüphesiz ki ilk etapta maddeye baktığımızda masumane görünebilir; ilk etapta maddeye baktığımızda hatta bir önleyici tedbir koyuyor gibi görünebilir. Ancak maddeyi ele aldığımızda 16, 17, 18, 19 ve 20’nci maddeleri birlikte ele almamız gerekir diye düşünüyorum ve özellikle 20’nci maddeyi okuduğumuzda bunun meramının ne olduğunu, nasıl bir sonuç doğuracağını hep birlikte görmüş oluyoruz.

20’nci maddeyi okuduğumuzda Sayın Başkan, “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte görev yapmakta olan alan başkanları, danışma kurulu üyeleri ile eşgüdüm ve denetleme kurulu üyelerinin görevleri sona erer. Görevi sona erenlerin yerine bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç altı ay içinde Bakanlıkça görevlendirme yapılır.” Yani, torba yasanın içerisinde bulunan kimi maddelerin temel amacı olan ademimerkeziyetçi yapının neredeyse kırıntılarını da ortadan kaldırma çabasıdır.

Bugün, kentlerde, şehirlerde, kasabalarda kültürel miras, tabiat varlıkları ya da doğal sit alanlarının tamamının korunması, kollanması, geliştirilmesi, tadilatı, bir bütün olarak yetkisi yerelden alınıyor, merkeze, Bakanlığa bağlanıyor.

Benden önceki hatibin ifade etmiş olduğu noktadan devam etmek isterim, o da şu ki: Daha önce koruma kurulları vardı ve yoğunluklu olarak akademisyenlerden oluşuyordu, o koruma kurulları lağvedildi. Bir önleme mekanizması olarak kentlerde alan yönetimleri oluştu ve o alan yönetimleri belediyelerin yoğunluklu olarak uhdesinde şu anda görev yürütüyorlar. Bugün itibarıyla bu madde ve bundan sonraki maddelerin yasalaşması durumunda alan yönetimlerinin tamamı lağvedilecek, iktidar partisi, ilgili bakanlık dilediğini dilediği şekilde -açık söylüyorum- yok etme imkânına sahip olacak.

Bu nasıl bir anlayıştır ki, bu nasıl bir bakış açısıdır ki, seçimle işbaşına gelmiş olan bir algı, bir yönetim biçimi seçimle işbaşına gelmiş bir yönetimi, yerindenliği ortadan kaldırma politikasını, perspektifini ortaya koyabiliyor? Bu itibarla da, bu maddeyi ele alırken tümden bağımsız olarak ele almamamız gerektiğine inanıyorum. Özün, sözün bir olması gerektiğine inanıyorum. Eğer gerçekten bu ülkede demokrasiye inanıyorsak, seçime inanıyorsak, halkın iradesine inanıyorsak o zaman bunun gereğini yerine getirmemiz lazım. Yüzde 49,5 oy almış olmak, başka bir yerde yüzde 50, 55, 60 oy almış olan bir iradeyi görevden alma hakkını size vermez, veremez; bu bir paradokstur. Yok eğer millî egemenlik… Ki demokrasinin beşiğidir yerel yönetimler, belediyeler, iradenin neredeyse tam merkezidir. Eğer ki bu iradeye saygı duyuyorsak, o zaman gelin -bir örnekseme yaşadık; demin bir önerge neredeyse oy birliğiyle geçti, biraz önce bir önerge geri çekildi- bu torba yasayı demokrasiyi ortadan kaldıracak, yeni çatışma alanlarını ortaya çıkaracak bütün bu maddelerden ayıklayalım ve geriye kalan bütün maddeler -tabiri caizse- oy birliğiyle geçsin eğer egemenlik kayıtsız şartsız milletinse. Yok, eğer “Egemenlik kayıtsız şartsız AKP’nindir.” diyorsanız, bence buna gerek yok, biz muhalefet partileri çıkalım, siz bu yasayı istediğiniz gibi çıkarın.

Vesselam. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Baydemir.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım, sayın hatip konuşmasında şöyle bir cümle sarf etti: Benim konuşabilmem için sataşmaya muhtaç olduğumu söyleyerek beni seçmenler nezdinde… (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Hayır, hayır, öyle demedi.

MUSA ÇAM (İzmir) – Evet, evet.

BAŞKAN – Sayın Tanal…

MUSA ÇAM (İzmir) – Çok kuvvetli sataştı, çok kuvvetli.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ama, daha ne olabilir? Yani, benim konuşabilmem için sataşmaya ihtiyacımın olduğunu…

BAŞKAN – Yani “Keşke sataşabilsem.” dedi Sayın Tanal, “Keşke sataşabilsem.” dedi, lütfen.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yani, sizden istirham ediyorum, bu açıdan gerçekten kabul edilemez bu.

BAŞKAN – Sayın Tanal, size sataşmadı, “Keşke sataşabilsem de söz hakkı olsaydı.” dedi. Ben de “Sayın Tanal’ı ben anladım.” dedim. Lütfen, rica ediyorum.

MUSA ÇAM (İzmir) – İyi niyetini itibarsızlaştırma var.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım, yani, bir milletvekilinin konuşabilmesi için başka birisinin sataşmasına ihtiyaç yoktur.

BAŞKAN – Sataşması gerekmiyor. Farkındaysanız, söz istediniz, sizi dinledim, söz verdim. Sizi dinledim Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ama, ben bir çay sohbeti için söz istemedim ki, Anayasa’ya aykırı olduğunu söylemek için söz istedim.

BAŞKAN – E, tamam, siz söylediniz, ben de size karşı düşüncemi söyledim, yapabileceğim ve yapamayacağım bir şey olup olmadığını söyledim, konu kapandı Sayın Tanal.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Ağır bir sataşma, ağır.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkanım, bakın, hatibin sarf ettiği cümle çok ağır. Aynen okuyorum, diyor ki: “Konuşabilmeniz için…” Benim sataşmaya muhtaç olduğumu… Benim konuşmam için birisinin bana sataşmasına gerek yok.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bu, seçmen nezdinde beni itibarsızlaştırıyor.

BAŞKAN – Sayın Tanal, size bir sataşma yok.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ben onun için 69’uncu maddeye göre söz istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Tanal, size bir sataşma yok. Lütfen, rica ediyorum… Vermeyeceğim bu konuda söz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Efendim, o zaman usul tartışmasını…

BAŞKAN – Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 22.06

DOKUZUNCU OTURUM

Açılma Saati: 22.13

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 127’nci Birleşiminin Dokuzuncu Oturumunu açıyorum.

16’ncı madde üzerindeki aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunuyorum…

III.- YOKLAMA

(HDP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi var.

Sayın Demirel, Sayın Beştaş, Sayın Kerestecioğlu, Sayın Toğrul, Sayın Paylan, Sayın Aydoğan, Sayın Gaydalı, Sayın Doğan, Sayın Baydemir, Sayın Bilgen, Sayın Becerekli, Sayın Yıldırım, Sayın Irmak, Sayın İrmez, Sayın Taşdemir, Sayın Konca, Sayın Kürkcü, Sayın Yıldırım, Sayın Botan, Sayın Öztürk.

İki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/750) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; 19.4.2012 Tarihli ve 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/571) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 411) (Devam)

BAŞKAN – Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin 19.4.2012 Tarihli ve 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin (2/571) 16’ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

SaygılarımızIa.

Gülay Yedekci (İstanbul) ve arkadaşları

MADDE 16- 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 65 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “koruma bölge kurullarından” yürürlükten kaldırılmış ve dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile bunların koruma alanları ve sit alanlarında (kesin inşaat yasağı getirilen yerler hariç olmak üzere), 3194 sayılı İmar Kanununun 21 inci maddesi kapsamına giren ruhsata tabi olmayan tadilat ve tamiratları, kültür varlıkları yönünden bünyesinde koruma, uygulama ve denetim büroları kurulmuş yerlerde yetkili idarelerden, koruma, uygulama ve denetim büroları kurulmamış yerlerde koruma bölge kurulu müdürlüklerinden; tabiat varlıkları ve doğal sit alanları yönünden ise çevre ve şehircilik il müdürlüklerinden izin almaksızın ya da izne aykırı olarak yapanlar veya yaptıranlar, altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Sayın Gülay Yedekci konuşacak.

Buyurun Sayın Yedekci. (CHP sıralarından alkışlar)

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla sevgiyle selamlarım.

Yağma ve rant politikalarında sınır tanımayan AKP maalesef darbeyi de ranta çevirmeyi başardı ve yağma ve talana hız verdi. Bu torba yasa da aslında bir talan yasa tasarısıdır.

Bu madde, öncelikle, 16’ncı madde Anayasa’ya aykırıdır, örtülü bir af niteliğindedir. Doğal sit alanlarında, tarihî ve kültürel taşınmazların bulunduğu alanlarda yapılaşma yapmak altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılırken, buraya bir “adli para cezası”, hem de “veya adli para cezası” denilerek bu alanlarda talan yapılmasının önü açılmıştır.

Bu düzenleme koruma amacından oldukça uzaktır. Bu alanlar uluslararası sözleşmelerle de koruma altındadır ve uluslararası sözleşmelerde ülkemizin sorumlulukları vardır ve Türkiye uluslararası platformlarda çevre notu açısından üçüncü dünya ülkelerinin çok altına düşmüştür. Yakında çevre notumuz sıfıra ulaşacaktır. Mevcut yasalarla bile bu alanlar korunamazken, Rumeli Hisarı’nın sahnesinin ortasına mescit yapılmışken -ki burada şunun da altını çizmek isterim; namaz sahnelik bir iş değildir- bugün bu yasayı çıkardıktan sonra tarihî, kültürel alanları, doğal sit alanlarını nasıl koruyacaksınız?

Şimdi, bir yönetmelik var, bu yönetmelik de çok tehlikeli bir yönetmelik ve bu yönetmelikte birinci derece doğal sit alanı, ikinci ve üçüncü derece sit alanlarının yanına bir de sürdürülebilir koruma alanları eklenmiş. Örneğin Ayder Yaylası ve Uzungöl bu durumda olan bir alan. Şu anda bile 2.800 civarında yatak kapasitesine ulaşan bir yapılaşma mevcutken bu yaylada, Ayder Yaylası’nda, bundan sonra, bu yasayla birlikte ne yapmayı planlıyorsunuz? Amacınızın ne olduğunu aslında biliyoruz.

17 Ağustos depreminden sonra yaklaşık on yedi yıl geçti ve siz, sizin bakanlarınız çıkıp “Biz deprem paralarıyla duble yol yaptık.” diyebildiler. Bugün hangi okul deprem için güvenli hâle geldi; hangi kamu yapısı, hangi konut deprem için güvenli hâle geldi?

“Biz ne aldatan en aldanan olduk.” diyen AKP Hükûmeti, hep aldatan ve hep aldanan oldu. Bir kez daha buradan uyarmak isteriz: Ülkelerin gelişmişlikleri yaptıkları talanla, AVM inşaatlarıyla değil, koruma alanlarıyla, tarihe, kültüre, sanata verdikleri değerle ölçülür.

15 Temmuz darbe sürecinden sonra bir uzlaşma kültüründen bahsettiniz. Şimdi sormak istiyoruz: Sizin uzlaşmadan anladığınız şey kendi dışınızdakileri yok edecek güce erişinceye kadar demokratikmiş gibi davranmak mıdır? Ordularla işgal edip zorla giremedikleri canım ülkemizi, yabancı sermaye, doğrudan ya da Türkiye’deki yerli kuklaları aracılığıyla işgal etmektedir. Bu durum millî duygularınızı birazcık da olsa incitmiyor mu?

Doğa talanı projelerini yapacak firmalar bedelsiz hazine arazisi sahibi olabilecek, üstlenici firmalar vergiden muaf olacak, firmaların işçi ücreti dâhil masraflarını devlet karşılayacak; idari izin, ruhsat, ÇED raporu istenmeyecek ve bütün hukuki prosedürler, bütün yasal yollar kapatılacak. Daha önce, 6306’da, Anayasa Mahkemesine verip iptal ettirdiğimiz yürütmeyi durdurma kararının alınamaması tekrar getirilmiştir, bu da Anayasa’ya aykırıdır.

Hazreti Mevlâna’nın söylediği gibi, biz ne söylersek söyleyelim, sizin anlayacağınız kadardır söylediklerimiz, biliyoruz ama en azından elinizi vicdanınıza koymanızda ve bu ülkeyi böyle talana, ranta teslim etmemenizde fayda vardır.

Bu ülke hepimizin. Yarın iktidardan düştüğünüzde siz de göreceksiniz ki talan büyük boyutlarda. Şimdi, belki, ceplerinize giren paralarla huzur içerisinde uyumaya çalışıyorsunuz ama üç gün sonra yaşayacak topraklar, nefes alacak alanlar kalmayınca hepiniz bu yaptıklarınızdan pişman olacaksınız ve tarih bunun hesabını size soracaktır ve biz de milletimiz adına bunların hesabını size soracağız.

Bu talan yasasına, tüm torbaya toptan “hayır” diyoruz.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MUSA ÇAM (İzmir) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı arayacağız.

Sayın Tüm, Sayın Çam, Sayın Yedekci, Sayın Altaca Kayışoğlu, Sayın Doğan Türkmen, Sayın Tanal, Sayın Kaplan Hürriyet, Sayın Bektaşoğlu, Sayın Aydın, Sayın Arslan, Sayın Akın, Sayın Öz, Sayın Torun, Sayın Yalım, Sayın Kayan, Sayın Tamaylıgil, Sayın Temizel, Sayın Karabıyık, Sayın Bekaroğlu, Sayın Çakırözer, Sayın Özdemir, Sayın Sarıbal.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/750) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; 19.4.2012 Tarihli ve 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/571) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 411) (Devam)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının 16’ncı maddesinin oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasına dair bir istem vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 16’ncı maddesinin oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasını arz ve teklif ederiz.

BAŞKAN - Meral Danış Beştaş, Adana? Burada.

Filiz Kerestecioğlu Demir, İstanbul? Burada.

Çağlar Demirel, Diyarbakır? Burada.

Ertuğrul Kürkcü, İzmir? Burada.

Nursel Aydoğan, Diyarbakır? Burada.

İmam Taşçıer, Diyarbakır? Burada.

Celadet Gaydalı, Bitlis? Burada.

Müslüm Doğan, İzmir? Burada.

Saadet Becerekli, Batman? Burada.

Dirayet Taşdemir, Ağrı? Burada.

Abdullah Zeydan, Hakkâri? Burada.

Behçet Yıldırım, Adıyaman? Burada.

Garo Paylan, İstanbul? Burada.

Aycan İrmez, Şırnak? Burada.

Ayşe Acar Başaran, Batman? Burada.

Lezgin Botan, Van? Burada.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İki dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 16’ncı maddesinin açık oylama sonucunu okuyorum:

 

“Kullanılan oy sayısı

:

:201

 

 

 

 Kabul

:

:194

 

 

 

 Ret

:

 : 7

(X)

 

 

 

       Kâtip Üye                                                  Kâtip Üye

Ali Haydar Hakverdi                                       Fehmi Küpçü

         Ankara                                                       Bolu”

Böylelikle, 16’ncı madde de kabul edilmiş oldu.

Sayın milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisinin Erzurum milletvekillerinin bütün sayın milletvekillerine bir ikramı olacakmış, bana bunu bildirdiler.

On beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 22.30

ONUNCU OTURUM

Açılma Saati: 22.58

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 127’nci Birleşiminin Onuncu Oturumunu açıyorum.

Komisyon burada.

Hükûmet burada.

Bu arada Erzurum milletvekillerimize teşekkür ediyoruz.

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) – Afiyet olsun.

BAŞKAN – 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 17’nci maddesi üzerinde verilen değişiklik önergeleri işlemlerinde kalmıştık.

Şimdi önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 19.4.2012 Tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin (2/571) 17'nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

          Musa Çam                             Kadim Durmaz                    Utku Çakırözer

              İzmir                                      Tokat                              Eskişehir

     Bihlun Tamaylıgil                      Selin Sayek Böke              Zülfikar İnönü Tümer

            İstanbul                                     İzmir                                Adana

     Mehmet Bekaroğlu                       Hüseyin Çamak

            İstanbul                                   Mersin

MADDE 17- 2863 sayılı Kanunun ek 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin birinci ve ikinci paragrafları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, üçüncü paragrafının birinci cümlesinde yer alan “, kentsel sitlerde ilgili belediye diğer yerlerde" ibaresi madde metninden çıkarılmış, üçüncü paragrafına birinci cümlesinden sonra gelmek üzere "Alan başkanının görev süresi üç yıldır. Görev süresi sona eren alan başkanı Bakanlıkça tekrar atanabilir." cümleleri eklenmiş, üçüncü paragrafının ikinci cümlesinde yer alan "Bakanlıkça belirlenen alan" ibaresi "Alan" şeklinde, "Kültür Bakanlığı" ibaresi "Kültür ve Turizm Bakanlığı" şeklinde ve dördüncü paragrafının birinci cümlesinde yer alan "Yönetim plan taslağı kapsamında" ifadesi "Bakanlık tarafından" şeklinde değiştirilmiştir.

"Yönetim alanları ile bunların bağlantı noktalarının korunması, değerlendirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla Bakanlıkça yönetim planı taslağı hazırlanır veya hazırlattırılır. Bakanlık, yönetim planlarının hazırlanmasına ilişkin olarak alanla ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşları ile her türlü işbirliği yapabilir.

Hazırlanan taslağın karara bağlanması ve uygulanması konusunda önerilerde bulunmak amacıyla alanda mülkiyet hakkı bulunanlardan, meslek odaları ve sivil toplum örgütleri üyeleri ile üniversitelerin ilgili bölümlerinin öğretim üyelerinden Bakanlıkça bir danışma kurulu oluşturulur."

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyette bulunduğundan önergeleri birlikte işleme alacağım.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 17’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

   Çağlar Demirel                                  Abdullah Zeydan                                  Nihat Akdoğan

       Diyarbakır                                            Hakkâri                                              Hakkâri

    Besime Konca                                   Saadet Becerekli                                     Ferhat Encu

           Siirt                                                Batman                                               Şırnak

   Nursel Aydoğan

       Diyarbakır

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

   Mustafa Kalaycı                                      Erhan Usta                                       Mehmet Günal

          Konya                                               Samsun                                              Antalya

    Erkan Haberal                                    Kadir Koçdemir

         Ankara                                                Bursa

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelere Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeler üzerinde, Bursa Milletvekili Sayın Kadir Koçdemir konuşacak.

Buyurun Sayın Koçdemir. (MHP sıralarından alkışlar)

KADİR KOÇDEMİR (Bursa) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Goethe diyor ki: “Göz görür ama bildiğini görür.” Şu anda, Türkiye’nin yürütmesini teslim ettiğimiz ancak kuvvetler ayrılığı değil, kuvvetler birliği istediğini bizzat, şifahen de söyleyen güç, erk, belediyecilikten gelmektedir ve yanında yer alan kadrolar da önemli oranda belediyeden beraberinde getirdiği kadrolardır. Onun için, Hükûmetimiz belediyelerde olan kamu hizmeti alanlarında başarılıdır nispeten. 10 liralık işi 15’e yapabilir ama yapmaktadır. Nedir bunlar? Yol, köprü, ulaşım, altyapı hizmetleri, sosyal yardım işleri. Ama belediyede olmayan alanlarda, mesela dış politikada çuvallamaktadır, yargıda çuvallamaktadır, eğitimde, bütün eğitim kademelerinde, ilk, orta, yüksek eğitim öğretim alanlarında uluslararası sıralamalarda ülkemiz sürekli aşağıya doğru gitmektedir. Yine, emniyet, asayiş konusunda başarılı değildir. Millî savunma ve ordu, ordunun yönetimi konusunda da başarılı değildir. Bütün bu başarısızlıklar en son 15 Temmuzda bir kere daha tescillenmiştir.

Yine, belediyede olmayıp Hükûmetin başarısız olduğu alanlardan birisi de kültürdür. Hakikaten kültür bakanları ve kültür konusunda, zannediyorum, AK PARTİ milletvekili arkadaşlarımız ve tabanı da 2000’li yıllardan bu zamana kayda değer, parayla ifade edilebilen hususlar haricinde bir değişimi ifade edemeyeceklerdir.

Kültüre de “Göz bildiğini görür.” gerçeğinden bakılmakta ve burada da yapılan düzenlemeler ya normal ihale mevzuatının dışına çıkarılmaya ya imarla ilgili yükümlülükleri ihlal edenlerin bundan kolayca kurtulabilmelerini sağlamaya dönük düzenlemeler olmaktadır.

Atalarımız demiş ki: “Tokum, diyenden kork.” Sayın Cumhurbaşkanımız belediyeden geldiği için, ilk günlerden itibaren yerel yönetimlere yetki aktarılmasından, yerel yönetim özerkliğinden, yerel yönetimlerin hizmet kapasite ve kabiliyetlerinin yükseltilmesinden söz etti ama söz ile eylem arasındaki uçurum diğer alanlarda olduğu gibi burada da kendisini gösterdi. Ben, Mahallî İdareler Genel Müdürlüğünde bürokratlık yapmış, daire başkanlığı, genel müdür yardımcılığı yapmış birisi olarak şunu samimi olarak söylüyorum ki: Zaman içinde, Türkiye’de yetkiler, yerel yönetimlerin yetkisi ve taşra idarelerinin, sadece belediye ve özel idarelerin değil kamu yönetiminin taşra birimlerinin de yetkisi merkeze geldi. O kadar ki hangi ilçede ne kadar kömür dağıtılacağından kaç öğrenciye yardım yapılacağına kadar artık Ankara belirler oldu ve bütün bunlar “yerelleşme” adı altında yapıldı. Bugün, burada, bu düzenlemeyle, bu maddede de yerel yönetimlerin yetkisinde olan alan başkanlarının atanması, eş güdüm denetleme kurulları ve danışma kurulları tamamıyla Kültür ve Turizm Bakanlığına verilmektedir.

Bizim imzaladığımız ve Anayasa’mıza göre Anayasa’mızın da üzerinde olan Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na hâkim olan bir prensip vardır; “subsidiarite ilkesi” diye ifade edilir, der ki: “Bir hizmet, prensip olarak vatandaşa en yakın birim tarafından yerine getirilmelidir.” Eğer bu birim bu hizmeti hiç yapamıyorsa ya da etkin bir şekilde yapamıyorsa ancak o zaman bir üst idari birim bunu üstlenmelidir. Siz büyükşehir belediyelerini, belediyeleri, ilçeleri, hepsini bir tarafa atarak bütün bu yetkileri Kültür ve Turizm Bakanlığına veriyorsunuz ve bunun adına da “yerelleşme”, “yerel demokrasinin gerçekleşmesi” diyorsunuz.

Arkadaşlar, ben o zaman taşradaydım, bu bütünşehir uygulaması olurken iktidar partisinin taşradaki birimleri, il genel meclisi başkanlarımız, üyelerimiz, diğer milletvekillerimizden buna sahip çıkan hiç kimse yoktu. Ama, burada, nasıl olduysa, bu, oylarınızla geçti, bugün de problemler var. Bu düzenlemeler de buna benzemektedir. O bakımdan, gelin, bu maddeyi kanun metninden çıkaralım diyorum.

Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Koçdemir.

Aynı mahiyetteki diğer önerge üzerindeki konuşmacı Diyarbakır Milletvekili Sayın Nursel Aydoğan olacak.

Buyurun Sayın Aydoğan. (HDP sıralarından alkışlar)

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, Mecliste, bu Genel Kurulda herhâlde, iktidara geldiğiniz günden bugüne kadar pek çok torba yasa çıkarıldı. Muhalefetin bütün eleştirilerine rağmen, bu torba yasalar sayısal çoğunluğunuza dayanarak çıkarıldı. Her zaman söyledik, şimdi de söylüyoruz: Bu zamana kadar çıkarılan torba yasaların her biri -içerikleri itibarıyla- Türkiye demokrasisine bir yara aldırmıştır yani yara açmıştır Türkiye demokrasisinde.

Şimdi, yine bir torba yasa geldi önümüze. Bu torba yasanın diğer torba yasalardan ayrı ve önemli bir özelliği var. Değerli arkadaşlar, bu torba yasa, Türkiye demokrasisine darbe vurmuştur, açık ve net bir darbe vurmuştur. Bunun adı siyasi darbedir. 7 Haziranda bir siyasi darbe olmuştu. Türkiye 7 Hazirana, seçimlere çok coşkulu bir şekilde girmişti, demokrasi kısmen de olsa işlemişti, iyi sonuçlar açığa çıkmıştı ama Parlamentodaki bütün arkadaşların da çok yakından bildiği gibi, seçim sonuçlarına, sandığa saygı duyulmadı, bir çatışma ortamında ülke seçimlere götürüldü. 1 Kasım seçimleri bu ortamda yapıldı. Tabii, partimize yönelik yapılmıştı. Neyse ki milletin iradesi üstün geldi, HDP’yi Parlamentodan atmak isteyenler bu siyasi darbede başarılı olamadılar.

Şimdi, değerli arkadaşlar, niye Türkiye demokrasisine darbe vuruyor bu torba yasa? Bütün arkadaşlar ifade ettiler, ben de ifade edeceğim. Düşünün yani demokrasiyle idare edilen bir ülkede bir belediye başkanı, hakkında açılan bir soruşturma nedeniyle, yargı kararı olmadan İçişleri Bakanlığı tarafından ya da bir vali ya da kaymakam tarafından görevden alınabilecek. Yetmiyor, belediye meclis üyeleri de görevden alınabilecek. Madem bu kadar meraklıydınız, 17-25 Aralık operasyonundan sonra böyle bir yasa çıkarsaydınız da biz de sevinseydik. Hakkınızda o kadar suçlamalar vardı, hırsızlık suçlamaları vardı, yolsuzluk suçlamaları vardı, o zaman böyle bir kanun çıkarsaydınız, deseydiniz ki “Belediye başkanlarından adı hırsızlıkta, yolsuzlukta anılanların, haklarında soruşturma açılanların hepsini -İçişleri Bakanlığı tarafından- görevden alacağız.” Biz de gelseydik, hep birlikte bu yasayı onaylasaydık. Bakın, böyle bir şey yapmıyorsunuz çünkü kendinize demokrat bir partisiniz. Şimdi, sırf DBP’li belediye başkanlarını görevden alabilmek için, halkın iradesini ortadan kaldırabilmek için, halkın moralini bozmak için, halkı umutsuzluğa sevk etmek için böyle bir yasayı önümüze getiriyorsunuz. Yetmedi, Şırnak’ı, Hakkâri’yi il olmaktan çıkarmaya çalışıyorsunuz. Sandık kurun o zaman, getirin, referandum yapın, bakalım oranın halkı ne diyecek? İstanbul’da insanların ne renk belediye otobüsüne bineceğiyle ilgili referandum yapan sizler, koskoca 2 tane ilin adını değiştiriyorsunuz, ilçe statüsüne döndürüyorsunuz, orada halka dönüp sormuyorsunuz. İşte, demokrasi anlayışınız bu.

Ama, demokrasi herkese lazım, hepimize lazım. Bugünler gelip geçecek tabii ki. Bugünlerin gelip geçtiğini hep birlikte izleyeceğiz, göreceğiz. Demokrasiye değer vermeyenler, demokrasiyi kurum ve kuruluşlarıyla bu ülkede inşa etmeyenler bu ülkenin geleceğinde neler olduğunu görecekler, hep birlikte göreceğiz. Ama, biz diyoruz ki vakit daha henüz geç değil, gelin hep birlikte demokrasiye sarılalım, demokrasiyi bu ülkede inşa edelim. Hepimizi kurtaracak olan, Türkiye’yi demokratik geleceğe kavuşturacak olan da budur.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum, sağ olun. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aydoğan.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunacağım.

III.- YOKLAMA

(HDP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yoklama talebi var.

Sayın Demirel, Sayın Danış Beştaş, Sayın Kerestecioğlu, Sayın Kürkcü, Sayın Yıldırım, Sayın Toğrul, Sayın Aydoğan, Sayın Gaydalı, Sayın Sancar, Sayın İrmez, Sayın Irmak, Sayın Paylan, Sayın Konca, Sayın Botan, Sayın Yıldırım, Sayın Baydemir, Sayın Doğan, Sayın Taşçıer, Sayın Bilgen, Sayın Ataş.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/750) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; 19.4.2012 Tarihli ve 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/571) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 411) (Devam)

BAŞKAN – Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 19.04.2012 Tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin (2/571) 17'nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

Hüseyin Çamak (Mersin) ve arkadaşları

MADDE 17- 2863 sayılı Kanunun ek 2 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin birinci ve ikinci paragrafları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, üçüncü paragrafının birinci cümlesinde yer alan “, kentsel sitlerde ilgili belediye diğer yerlerde" ibaresi madde metninden çıkarılmış, üçüncü paragrafına birinci cümlesinden sonra gelmek üzere "Alan başkanının görev süresi üç yıldır. Görev süresi sona eren alan başkanı Bakanlıkça tekrar atanabilir." cümleleri eklenmiş, üçüncü paragrafının ikinci cümlesinde yer alan "Bakanlıkça belirlenen alan" ibaresi "Alan" şeklinde, "Kültür Bakanlığı" ibaresi "Kültür ve Turizm Bakanlığı" şeklinde ve dördüncü paragrafının birinci cümlesinde yer alan "Yönetim plan taslağı kapsamında" ifadesi "Bakanlık tarafından" şeklinde değiştirilmiştir.

"Yönetim alanları ile bunların bağlantı noktalarının korunması, değerlendirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla Bakanlıkça yönetim planı taslağı hazırlanır veya hazırlattırılır. Bakanlık, yönetim planlarının hazırlanmasına ilişkin olarak alanla ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşları ile her türlü işbirliği yapabilir.

Hazırlanan taslağın karara bağlanması ve uygulanması konusunda önerilerde bulunmak amacıyla alanda mülkiyet hakkı bulunanlardan, meslek odaları ve sivil toplum örgütleri üyeleri ile üniversitelerin ilgili bölümlerinin öğretim üyelerinden Bakanlıkça bir danışma kurulu oluşturulur."

BAŞKAN – Okunan önergeye Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Kabul ediyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Mersin Milletvekili Sayın Hüseyin Çamak konuşacak.

Buyurun Sayın Çamak. (CHP sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN ÇAMAK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, son günlerde arka arkaya yaşanan terör saldırılarında hayatlarını kaybeden şehitlerimize rahmet, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum.

Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Yasa Tasarısı, genel itibarıyla, cumhuriyetle birlikte elde edilen tüm yer altı ve yer üstü varlıklarımıza, planlama süreçlerine ve kültürel varlıkların yönetimine yasaları hiçe sayan bir anlayışla zarar vermektedir. Darbe sürecine ne kadar karşıysak kamusal alanlarımızın ve kültürel varlıklarımızın elimizden alınmasına da o kadar karşıyız.

Değerli milletvekilleri, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 65’inci maddesinin dördüncü fıkrasında yapılmak istenen değişiklikle ilgili olarak “kesin inşaat yasağı getirilen yerler hariç olmak üzere” ibaresi mutlaka eklenmelidir. Korumanın amacı dünü bugüne bağlamanın yanı sıra, geçmiş ile geleceği bağdaştırarak kendi içinde varlığını sürdürebilen tarihî çevrenin oluşmasına yardımcı olmaktır. Bu çevrenin tarihsel görünümlerini yitirmemesi için de önlem alınması gerektiği açıktır. Bu nedenle, kurul üyeliklerine atanacak kişilerin hem korumanın kuramını hem de koruma uygulamalarını bilen yetkin kişilerden oluşması zorunludur. Aksi hâlde, sadece bitirdiği lisans diploması esas alınarak koruma faaliyetlerine yabancı kişilerin kurul üyesi olarak atanması dönüşü olmayan kültür varlığı kayıplarına ve kişisel mağduriyetlere yol açabilmektedir. Koruma Yüksek Kurulunun Koruma Bölge Kurulunun aldığı kararları yok sayarak farklı bir karar verebilmesi de yasanın kendi içerisinde çelişmesine neden olmaktadır.

Sayın milletvekilleri, nüfusun hızla artışıyla başta arsa ve inşaat olmak üzere gayrimenkul sektörü toplumun temel ekonomi unsuru hâline gelmektedir fakat bu duruma karşın restorasyon şirketlerinin yetersizliği, kentsel koruma konusunda duyarsızlık ve kuralsızlık kentlerimizin tarihî dokularını yok etmekte ve tarihî yapı restorasyonunu adi bir işçilik düzeyine indirgeyen uygulamalara yol açmaktadır. Restorasyon ve kentsel koruma, teknik bilgilerin yanı sıra, uzun bir deneyim gerektirir, çalışmalar özel bir öğretim ve uygulama üzerinde temellenir. Sanat tarihçisi ve arkeolog özel olarak eğitilmemişse bunları bilemez; mimar, iç mimar, planlama diplomaları alanlar da bilemez, deneyimsiz restoratörler de zorluk çeker. Her sanat tarihçisi, arkeolog, belediye mimarı ve avukat bir 14’üncü yüzyıl camisinin restorasyonunu, bir kent koruma planını irdeleyemez ve onaylayamaz; gerçi, sağduyulu davranabilir fakat sağduyu ve olumlu düşünme bilgi ve deneyimin yerine geçemez. Bu tarih bilgisi dışında gerçek bir tarih sevgisi, bir bakıma romantik bir tutku gerektirir. Tarihsel süreç kuru bir bilgi konusu olamaz.

Değerli milletvekilleri, tarih bir kez üretir, tarihî yapıtlar da tektir, koruma da bir kez yapılabilir. Yapıtlar paraya feda edilemeyecek bir değerdir. Tarihî kimliği yok etmeden ülkenin itibarını artıracak koruma ve kullanma yöntemleri geliştirmemiz gerekmektedir. Tarihî yapıtı seçen, koruyan, tamir eden, kontrol edenler tarihe en saygılı, en bilgili, en deneyimli uzmanlar olmak zorundadır.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çamak.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi var.

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Kabul edeceğiz Sayın Altay…

BAŞKAN – Önerge kabul edilecekmiş. Son kararınız nedir?

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ayağa kalktık Başkan ya.

BAŞKAN – Ben görmemiş olabilirim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Sayın Altay, Sayın Çam, Sayın Tanal, Sayın Hürriyet, Sayın Kayışoğlu, Sayın Bektaşoğlu, Sayın Yalım, Sayın Çamak, Sayın Yarkadaş, Sayın Arslan, Sayın Yedekci, Sayın Aydın, Sayın Emir, Sayın Türkmen, Sayın Erkek, Sayın Tarhan, Sayın Öz, Sayın Adıgüzel, Sayın Özdemir, Sayın Tuncer.

İki dakika süre veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/750) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; 19.4.2012 Tarihli ve 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/571) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 411) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

17’nci maddenin oylamasında oylamanın açık oylama şeklinde yapılmasına dair bir istem vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 17'nci maddesinin oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasını arz ve teklif ederiz.

BAŞKAN – Meral Danış Beştaş, Adana? Burada.

Filiz Kerestecioğlu Demir, İstanbul? Burada.

Çağlar Demirel, Diyarbakır? Burada.

Ertuğrul Kürkcü, İzmir? Burada.

Nursel Aydoğan, Diyarbakır? Burada.

İmam Taşçıer, Diyarbakır? Burada.

Mahmut Celadet Gaydalı, Bitlis? Burada.

Saadet Becerekli, Batman…

ERDAL ATAŞ (İstanbul) - Takabbül ediyorum.

BAŞKAN – Müslüm Doğan, İzmir? Burada.

Behçet Yıldırım, Adıyaman? Burada.

Kadri Yıldırım, Siirt? Burada.

Dirayet Taşdemir, Ağrı? Burada.

Selma Irmak, Hakkâri? Burada.

Garo Paylan, İstanbul? Burada.

Lezgin Botan, Van? Burada.

Abdullah Zeydan, Hakkâri? Burada.

Ayşe Acar Başaran, Batman? Burada.

Aycan İrmez, Şırnak? Burada.

Mahmut Toğrul, Gaziantep? Burada.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama işlemini başlatıyorum ve iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 17’nci maddesi açık oylama sonucunu okuyorum:

“Kullanılan oy sayısı    : 196

Kabul                                                : 186

Ret                                                    : 7

Çekimser                                           : 3 (X)

                         Kâtip Üye                                                        Kâtip Üye

                      Fehmi Küpçü                                              Ali Haydar Hakverdi

                            Bolu                                                             Ankara”

 

Böylelikle, tasarının 17’nci maddesi kabul edilen önerge doğrultusunda kabul edilmiş oldu.

18’nci maddede üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 19.4.2012 Tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin (2/571) 18'inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

       Musa Çam                                       Kadim Durmaz                                    Utku Çakırözer

          İzmir                                                 Tokat                                               Eskişehir

Bihlun Tamaylıgil                                Selin Sayek Böke                               Mehmet Bekaroğlu

        İstanbul                                               İzmir                                                İstanbul

                                                             Kazım Arslan

                                                                  Denizli

Madde 18- 2863 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

"EK MADDE 5- Bakanlıkça yapılan veya yaptırılan her türlü proje ve uygulamalarda bu Kanun ile koruma, uygulama ve denetim bürolarına verilmiş olan görev ve yetkiler, koruma bölge kurulu müdürlükleri tarafından yerine getirilir.”

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyette olduğundan birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 18’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

           Çağlar Demirel                           Abdullah Zeydan                                  Nihat Akdoğan

              Diyarbakır                                    Hakkâri                                              Hakkâri

           Besime Konca                            Saadet Becerekli                                     Ferhat Encu

                  Siirt                                         Batman                                               Şırnak

        Ayşe Acar Başaran

                Batman

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

          Mustafa Kalaycı                              Erhan Usta                                       Mehmet Günal

                 Konya                                        Samsun                                              Antalya

           Erkan Haberal                            Kadir Koçdemir                                   Saffet Sancaklı

                Ankara                                        Bursa                                                Kocaeli

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelere Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeler üzerinde ilk olarak Kocaeli Milletvekili Sayın Saffet Sancaklı konuşacak.

Buyurun Sayın Sancaklı. (MHP sıralarından alkışlar)

SAFFET SANCAKLI (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, Van’da, Bitlis’te ve Elâzığ’da hain saldırı sonucunda şehit olan kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, yaralılara da acil şifalar diliyorum. Tabii, bu çocuklarımız babasının tarlası için şehit olmuyor; vatanı korumak için, ülkemizin çıkarları için şehit oluyorlar. Dikkat ederseniz alışmaya başladık bu şehitlere, sayılarla vermeye başladık. Bu aslında çok büyük bir tehlike bizim için.

Geçen sene 20 Temmuzdan itibaren büyük bir mücadele verildi ve ciddi bir şekilde terörün beli kırıldı ama 15 Temmuz akşamından sonraki, o darbe girişiminden sonraki bir ay içerisinde, belki mecburiyetten belki de başka bir şeylerden asker kışlaya çekildi, önüne kamyonlar, iş makineleri kondu ve asker kışlaya çekildikten sonra da doğuda ve güneydoğuda terör örgütü tekrardan canlanmaya başladı, tekrardan bombaları elde etti, tekrardan tünelleri kazdı ve tekrardan şimdi şehitler gelmeye başladı. Aklımıza da şu geliyor: Bir senedir yaptığımız mücadele acaba boşa mı gitti?

Şimdi, bizim bir özelliğimiz var tabii: Biz bir şeye konsantre oluyoruz. İşte bu 15 Temmuz akşamından sonra tamamen oraya konsantre olduk, diğer tarafı unuttuk. 19 Temmuz akşamı burada bir konuşma yaptım ben de bu darbeyle ilgili, darbe girişimiyle ilgili, dedim ki: Buraya bakarken güneydoğuyu unutmayalım. Biz bir şeye konsantre olurken başka tarafları unutuyoruz ve bu soruna bizim acil bir şekilde çözüm bulmamız gerekiyor.

Buradan her gün şehit haberleri vererek, bu şehit yakınlarına başsağlığı dileyerek, yaralılara acil şifalar dileyerek geçirmememiz lazım. Acil bir şekilde, bu 15 Temmuzda darbe girişiminde gösterilen hassasiyet bu terör konusunda da gösterilmeli ve Hükûmet en başta öncü olmak üzere ne yapılması gerekiyorsa acil bir şekilde yapılmalı, terörün beli kırılmalı ve artık bu şehit haberleri gelmemeli arkadaşlar.

Tabii, bu 15 Temmuzdaki girişimden sonra -ikinci bir konuya da değinmek istiyorum- alınmaya başladı insanlar. İçlerinde suçlular var ama maalesef günahı olmayan insanlar da alınmaya başladı. Bu insanlar alınırken mutlaka ve mutlaka bir belge olmalı, bir suç teşkil eden bir veri olmalı ki bunlar alınsın, yoksa bu boşa alınan insanların günahlarının vebalini ödeyemeyiz.

Memurlar ve bürokratlar ve birçok kesimden insanlar işten el çektiriliyor, bunlara da çok dikkat etmemiz lazım, ama ikinci daha önemli bir konu: Bu insanlar alındıktan sonra bunların yerine kim gelecek? Bunların yerine konacak olan arkadaşlar, memurlar, bürokratlar, siviller eğer dikkatli bir şekilde konmazsa bütün bu yapılan operasyonun boşa çıkacağını şimdiden acı bir şekilde söylüyorum.

Tabii, bu insanlar konurken, göreve getirilirken neye bakmak lazım? Artık, Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük sorunu, güvenlik problemi ve ülkeye yerleşen vatan hainleridir. Onun için, iki şeye bakacağız: Bir tanesi, olmazsa olmaz, vatansever olacak. İkincisi, ehliyet ve liyakat sahibi olacak. Eğer bu iki kritere bakmaz da tekrardan bu bizim yakınımız, bu şu partili, bu bu partili diye yerleştirirsek inanın ki şu andaki tehlikeden daha büyük bir tehlike olacak.

Vaktim çok fazla yok da… Bu futbolda operasyon oraya da sıçradı. Federasyonda da bir şeyler yapılıyor. Ama alınanların çoğu memurlar ve alt kesimdeki insanlar. Eğer bu üst taraftakileri temizlemezsek bütün bunlar gene boşa gidecek. Benim eski takım arkadaşlarım… Şu anda televizyonlarda, basında bazı görüntüler var, bazı videolar var. Şu anda cadı avına çıkılmış, herkes birbirini satmaya başladı sağ olsunlar. Şuna da çok dikkat etmek lazım: Bu çocuklar İstiklal Marşı’nı onlarca defa okuttular. Bunların büyük bölümü millî kahramandır. Aralarında tabii ki hatalı olanlar da vardır, onlar da cezasını çekecektir ama unutmamamız gereken bir şey var, bu çocuklar 20 yaşında, bundan yirmi sene evvel belki de kandırılmışlar, bir şeyler olmuş, “Hadi buraya götürelim, hadi namaza gidelim, hadi para toplayalım garibanlara dağıtalım.” şeklinde ve bu çocukların büyük bölümü kandırılmıştır. Burada da dikkat etmek lazım. Ben de 1994-1995 sezonunda iki sene Galatasaray’da oynadım, o görüntülerin olduğu yerde. Çok şükür ki biz kandırılmadık, kandırılmamız da mümkün değildi ama bu çocuklara kimse vatan haini muamelesi yapmasın. Eğer elinde belgesi varsa, suç işlediyse cezasını çeksin ama hepsini toplu bir şekilde yargılamayalım.

Yakın bir zamanda tekrardan konuşma sıram gelecek, biraz daha devamı olacak. Size daha geniş haberler vereceğim.

Teşekkür ederim. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sancaklı.

Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ikinci konuşmacı Batman Milletvekili Sayın Ayşe Acar Başaran olacak.

Buyurunuz Sayın Acar Başaran. (HDP sıralarından alkışlar)

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, arkadaşlarımın da daha önce ifade ettikleri gibi biz bugün yine bir çorba yasa tasarısı üzerinden konuşuyoruz. Çünkü ben tasarıda hangi kanunların olduğunu saymaya kalksam zaten süremin bir bütünü ona gidecek. Bu kadar karışık, birbirinden alakasız kanunları toplayıp getirmişiz ve çoğumuzun tamamen buna hâkimiyeti de yok ama, işte, yapabildiğimiz kadar bazıları üzerinde konuşmaya çalışıyoruz.

Bugün bu Meclise bir önerge geldi rektörlerin atanmasıyla ilgili olarak, daha sonra geri çekildi. Çok isabetli oldu ama onun gerekçesi bu Meclisin sayfalarında kara bir leke olarak yazılmış oldu. Ben de buradan tutanaklara geçmesi adına tekrar okuyayım ve galiba bunun üzerinden de konuşmamız lazım: “Rektörlük seçimi üniversitede haksız uygulamalar, kırgınlıklar ve kişisel çekişmelere yol açmakta ve yükseköğretim kurumlarında kaos ortamının oluşmasına neden olmaktadır.”

Şimdi, arkadaşlar, esasında yanıldığımız şey bu; seçimler, demokrasi kaosu getirmez. Esasında kaosu getiren antidemokratik uygulamalardır, demokrasiden uzaklaşmaktır, tekçiliktir, inkârcılıktır, imhacılıktır. Bunu çok yakın bir süreçte gördük ve bu uygulamaların sonucunun getirdiği bu kaos ortamının getirdiği sonuç da 15 Temmuzda gördüğümüz darbe mekaniklerinin devreye girmesidir. Eğer biz gerçekten bu ülkede, o meydanlarda bağırdığımız gibi, bu halkın iradesine inanıyorsak, gerçekten demokrasinin gelmesini istiyorsak eğer, bunu, kendilerine oy alarak, seçimleri kazanarak elde etmiş oldukları belediye eş başkanlıkları ya da meclis üyeliklerinin görevlerine son vererek, onları uzaklaştırarak, onların yerine merkezî Hükûmetin elinde bütün yetkileri tutarak, elinde bütün yetkileri toplayarak kayyum ataması yoluna gidersek işte esas kaos o zaman gelecek. O zaman esasında biz 15 Temmuzdan ders çıkarmamış olacağız ve önümüzdeki süreçte de bu kaos ortamının daha da derinleşmesine buradan katkı sunmuş olacağız.

Şunu da net söylemek gerekiyor ki, esasında bu Meclis bu yasa tasarısına “evet” diyerek kendi kendini de lağvetmiş oluyor çünkü buradan seçime inanmayan, seçim yoluyla gelenlerin kayyumlarla, tekçi zihniyetle, teklikle yerinden edilmesine onay sunan bir Meclisin, vekillerin o halka dönüp verebilecekleri cevapları yoktur çünkü kendileri esasında bu sisteme inanmıyorlar demektir.

Onun için, dediğim gibi, aslında bu kanuna, bu tasarıya “evet” demek, demokrasiye vurulacak en büyük darbe ve önümüzdeki süreçte oluşabilecek kaoslara daha büyük zemin oluşturmaktır ve dediğim gibi, kendi kendimizi lağvetmektir, bu Meclis kendi iradesine bile sahip çıkamıyor demektir.

Dediğimiz gibi, bu kanunun içerisinde kayyumlar meselesi var. Bu kayyumların niye getirildiğini burada hepimiz biliyoruz. Çünkü o belediyelerin hiçbirini AKP kazanamadı, hiçbirinde halkın desteğini alamadı. Halkın desteğini yanına alamadığı yerlerde de bu şekilde, 15 Temmuzda püskürtmüş olduğu darbenin devamı olarak siyasi darbeyle yönetimlere el koymaya çalışıyor, halkın iradesine yönetimlerden el çektirmeye çalışıyor. Yani, dediğimiz gibi, 15 Temmuz darbesini bu Meclis el birliğiyle tamamlamaya çalışıyor demektir bu kanuna “evet” demek.

Yine, bu kanunun bir başka yerinde ekolojiyi yok sayan, insan hak ve özgürlüklerini yok sayan, insanların seçme ve seçilme haklarını yok sayan, dediğimiz gibi, tamamen demokrasiye vurulan en büyük darbe, şu sürekli okuduğunuz ama bir türlü içselleştiremediğiniz bu yazının burada durmasının sizin açınızdan ne kadar anlamsız olduğunu gösteren bir tablo olarak karşımıza çıkıyor.

Onun için, biz sadece bu önerge üzerinden değil, bütünüyle bu kanunun tamamına ret oyu veriyor ve muhalefet ediyoruz. Biz Meclisin içerisine girdiği bu utanca ortak olmayacağımızı bir daha buradan belirtmek istiyoruz.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de Sayın Başaran.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunacağım…

III.- YOKLAMA

(HDP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

BAŞKAN – Yoklama talebi var.

Sayın Demirel, Sayın Kürkcü, Sayın Beştaş, Sayın Kerestecioğlu, Sayın Yıldırım, Sayın Toğrul, Sayın Aydoğdu, Sayın Gaydalı, Sayın Sancar, Sayın Irmak, Sayın İrmez, Sayın Botan, Sayın Konca, Sayın Paylan, Sayın Taşdemir, Sayın Taşçıer, Sayın Doğan, Sayın Baydemir, Sayın Bilgen, Sayın Botan.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/750) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; 19.4.2012 Tarihli ve 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/571) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 411) (Devam)

BAŞKAN – Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 19. 4.2012 Tarihli ve 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin (2/571) 18'inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

MADDE 18- 2863 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

"EK MADDE 5- Bakanlıkça yapılan veya yaptırılan her türlü proje ve uygulamalarda bu Kanun ile koruma, uygulama ve denetim bürolarına verilmiş olan görev ve yetkiler, koruma bölge kurulu müdürlükleri tarafından yerine getirilir."

Musa Çam (İzmir) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon okunan önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Denizli Milletvekili Sayın Kazım Arslan konuşacak.

Buyurun Sayın Arslan. (CHP sıralarından alkışlar)

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 411 sıra sayılı Türkiye Varlık Fonu kurulması ve bazı kanunlarda ve kanun hükmünde kararnamelerde yapılacak değişiklikle ilgili 18’inci maddeyle 2863 sayılı Kanun’a ek bir madde eklenmiştir. Bu ek maddeyle, “Bakanlıkça yapılan veya yaptırılan her türlü proje ve uygulamalarda bu Kanun ile koruma, uygulama ve denetim bürolarına verilmiş olan görev ve yetkiler, koruma bölge kurulu müdürlükleri tarafından kullanılır.” denilmektedir. Yetki değişimi böylelikle yapılmıştır.

Ben, öncelikle, hem sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum hem de Van’da, Bitlis’te, Elâzığ’da terörden dolayı şehit olan askerlerimize ve polislerimize Allah’tan rahmet diliyorum, yaralılara da acil şifalar diliyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu düzenlemenin 2863 sayılı Kanun başlığıyla temel kanun olarak bu Meclisimize gelmesi gerekirken ek bir madde olarak torba yasayla gelmiş olmasının, kanunun bütünlüğü, birliği ve anlaşılmasına aksaklık yapacağını özellikle belirtmek istiyorum.

Yasa torba yasa; her türlü düşüncelerimizi de sizlere aktarabiliyoruz. Ben de bu maddenin konusu dışına çıkarak gündemde olan bazı konuları sizlere aktarmak istiyorum. Son zamanlarda, özellikle FET֒cülerin yapmış olduğu darbe girişimi sebebiyle yürütülen soruşturmalarda birçok yanlışlıkların yapıldığını söylemek istiyorum. Özellikle iktidar darbe girişiminden çok korkmuş olacak ki darbe girişiminden sonra 81 ilde olağanüstü hâl ilan ederek bu ülkeyi yönetmeye başlamıştır. Şimdi düşünün, Mecliste 317 tane milletvekiliniz var, tek başınıza iktidarsınız ama kendinizi güçlü hissedemiyorsunuz, olağanüstü hâlle bu memleketi, bu ülkeyi yönetmeye kalkıyorsunuz. Demek ki iktidarın zafiyeti var, eksikliği var, bu ülkeyi iyi yönetemiyor. İktidar 2002’de iş başına geldiğinde güneydoğuda 2 ilimizde olağanüstü hâl vardı, bunu kaldırdık diye övünüyordunuz ama şimdi 81 ilde olağanüstü hâl var, gıkınız çıkmıyor, hiçbir şey söylemiyorsunuz, memleketi idare ettiğinizi zannediyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, şimdi bu olağanüstü hâlle birçok kanun hükmünde kararname çıkarıyorsunuz; bu olağanüstü hâl yönüyle getirdiğiniz kararnameleri de Meclise getirip burada tartışmaya açmıyorsunuz. Uygulamalar o kadar yanlış gidiyor ki üniversitelerde FET֒cüleri her tarafa yığmışsınız, doldurmuşsunuz, şimdi temizlemeye çalışıyorsunuz. Darbe girişiminden sonra YÖK’ü toplantıya çağırıyorsunuz, bütün fakülte dekanlarını istifa ettiriyorsunuz. Böyle bir şey hiçbir zaman bu ülkede hem görülmedi hem de yaşanmadı değerli arkadaşlarım. Ayrıca, üniversitede gerçekten FET֒cülük yapan, terörizmle ilişiği olan, katkısı olan, yönetiminde olan insanların sorgulanması ve tutuklanması kesindir. Ancak bunun dışında olan insanların günlerce gözetim altında tutularak hem kendilerinin rahatsız edilmesi hem de görevlerinden alınmalarıyla birçok üniversitede öğretim üyeleri eksiğiyle bugün öğretim yılına başlayacak bir döneme de giriyoruz değerli arkadaşlarım. Onun için değerlendirmeleri, çalışmaları iyi yapmak, gerçekten bu darbe içine girmiş olan, FET֒cülüğün içine girmiş olanların sorgulamalarını yapmak, tutuklamak ama onun dışındaki insanlara zarar vermeden, fazla gözetim altında tutmadan; ailesine, çevresine, mesleğine, kimliğine, kişiliğine zarar vermeden bu soruşturmaları sürdürmek zorundasınız diye belirtmek istiyorum. Sözlerimi bu şekilde bitiriyorum.

Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Arslan.

Önergeyi oylarınıza sunacağım…

III.YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MUSA ÇAM (İzmir) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi var.

Sayın Çam, Sayın Hürriyet, Sayın Kayışoğlu, Sayın Bektaşoğlu, Sayın Yalım, Sayın Türkmen, Sayın Emir, Sayın Tüm, Sayın Akın, Sayın Arslan, Sayın Öz, Sayın Aydın, Sayın Tarhan, Sayın Erkek, Sayın Özdemir, Sayın Tuncer, Sayın Altay, Sayın Yedekci, Sayın Kara, Sayın Erdem.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/750) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; 19.4.2012 Tarihli ve 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/571) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 411) (Devam)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunacağım.

Sayın milletvekilleri, görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 18’inci maddesinin oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasına dair bir istem var.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 18’inci maddesinin oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasını arz ve teklif ederiz.

BAŞKAN – Meral Danış Beştaş, Adana? Burada.

Filiz Kerestecioğlu Demir, İstanbul? Burada.

Çağlar Demirel, Diyarbakır? Burada.

Ertuğrul Kürkcü, İzmir? Burada.

Nursel Aydoğan, Diyarbakır? Burada.

İmam Taşçıer, Diyarbakır? Burada.

Mahmut Celadet Gaydalı, Bitlis? Burada.

Osman Baydemir, Şanlıurfa? Burada.

Müslüm Doğan, İzmir? Burada.

Abdullah Zeydan, Hakkâri? Burada.

Mahmut Toğrul, Gaziantep? Burada.

Ayhan Bilgen, Kars? Burada.

Selma Irmak, Hakkâri? Burada.

Besime Konca, Siirt? Burada.

Aycan İrmez, Şırnak? Burada.

Garo Paylan, İstanbul? Burada.

Erdal Ataş, İstanbul? Burada.

Lezgin Botan, Van? Burada.

Ayşe Acar Başaran, Batman? Burada.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Oylama için iki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 18’inci maddesinin oylama sonuçlarını okuyorum:

“Kullanılan oy sayısı:   191

Kabul                             :                  188

Ret                                 :                  3         (x)

                          Kâtip Üye                                                             Kâtip Üye

                        Fehmi Küpçü                                                   Ali Haydar Hakverdi

                              Bolu                                                                   Ankara

Böylelikle 18’inci madde de kabul edilmiş oldu.

19’uncu maddede üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin 19.4.2012 Tarihli ve 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin (2/571) 19’uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                Musa Çam                                      Özkan Yalım                            Bihlun Tamaylıgil

                    İzmir                                               Uşak                                        İstanbul

      Bülent Yener Bektaşoğlu                        Mehmet Bekaroğlu                           Kazım Arslan

                  Giresun                                           İstanbul                                       Denizli

MADDE 19- 2863 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

"EK MADDE 6- Kamu düzeni veya güvenliğinin olağan hayatı durduracak veya kesintiye uğratacak şekilde bozulduğu ya da doğal afet yaşanan yerlerde özel mülkiyette bulunan korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının onarımı ile restorasyonuna yönelik proje ve uygulama işleri maliklerinin ve diğer ilgililerin muvafakatı alınmak şartıyla ve bedelsiz olarak Bakanlık tarafından gerçekleştirilebilir. Bu kapsamda yürütülen proje ve uygulama işlerinden bir mali yıl içinde tamamlanması mümkün olmayanlar için dört yılı geçmemek üzere gelecek yıllara yaygın yüklenmeye girişilebilir.”

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım önergeler aynı mahiyette olduğundan birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 19’uncu maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

             Çağlar Demirel                             Abdullah Zeydan                             Nihat Akdoğan

                Diyarbakır                                       Hakkâri                                         Hakkâri

              Besime Konca                                  Ferhat Encu                                   Garo Paylan

                     Siirt                                            Şırnak                                          İstanbul

            Saadet Becerikli

                  Batman

Aynı mahiyetteki diğer önerge imza sahipleri:

            Mustafa Kalaycı                                      Erhan Usta                             Mehmet Günal

                   Konya                                               Samsun                                     Antalya

               Kamil Aydın                                      Erkan Haberal                          Kadir Koçdemir

                  Erzurum                                              Ankara                                      Bursa

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelere Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeler üzerinde ilk olarak Erzurum Milletvekili Sayın Kamil Aydın konuşacak.

Buyurun Sayın Aydın. (MHP sıralarından alkışlar)

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Efendim, elimizde 411 sıra sayılı bir metin var. Gerçekten, metne baktığımızda -bazı konuşmacılar dile getirdiler şu ana kadar, gecenin bu saatine kadar- inanın baştan aşağı okuyunca bir sürü yazım hatası, imla hatası, harf hatası, içerik hatası hatta bir sürü tekrarlar var, kendi içerisinde çelişkiler ihtiva eden tekrarlar var.

Şimdi, tabii, doğaldır, bu kadar kısa zamanda bu kadar hızlı bir seri üretime geçmek bu hataların yapılmasını kaçınılmaz kılmakta. Bir de tabii bunların böyle alelacele yapıldığını görünce yani Bekri Mustafa fıkrası gibi… Hani, cenaze namazı kıldırıyor ya, “Soran olursa dünyanın hâli ahvalini ‘Bekri Mustafa artık imam olmuş, cenaze namazı kıldırıyor.’ deyin yeter, anlarlar.” Biz de şunun gerçekten kompoze edilmesine, yazılmasına, ifade edilmesine baktığımızda bu konudaki hassasiyetimizin hangi seviyede olduğunu görüyoruz.

Değerli milletvekilleri, gerçekten, şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisi yasama organı. Burada bir mutfak benzetmesinden, gerçekten lezzetli bir yemek hazırlama örneğinden hareketle şunu söylemek istiyoruz: Güzel bir şey hazırlayacaksak bunun yolu mutfaktan geçer. Serviste fazla lezzet öne çıkmaz ama mutfak çok önemlidir. Bu da komisyonlardır. Komisyonlarda ciddiyetle, özenle, bir de herkesin fikrini alarak, tuzunu, biberini, tadını, sebzesini, etini orantılı olarak koyarak ortaya güzel bir yemek hazırlamak, bunu da getirip burada çok güzel servis etmek gerekir. Ama biz, maalesef, mutfakta yapmamız gerekenleri buraya getiriyoruz, bütün malzemeleri yığıyoruz buraya; efendim, tuzunu, biberini, patlıcanını, böreğini, şuyunu, buyunu, “Haydi, buradan güzel bir şey çıkaralım...” Çıkmaz. Ne çıkar biliyor musunuz? Gecenin bu saatinde biraz da böyle rahatlatma adına söyleyeyim, Cem Yılmaz’ın o repliği çıkar; böyle, ortaya karışık bir şey çıkar ama karşılığı yok. Nedir bunun adı? Ortaya karışık bir şey; 411 sıra sayılı ortaya karışık bir şey koyduk, içinde her şey var.

Değerli milletvekilleri, bakın, gerçekten her şeyde böyle, bu da sıkıntı yaratıyor. Yaptığımız hatalar, aceleye getirip… Hani acele işe şeytan karışır ya. Bu, basit bir misal yani. Niye acele ediyoruz; kime, neyi yetiştirmeye çalışıyoruz? Ne olur, mutfakta derinlemesine, hep birlikte, enine boyuna, bütün özelliklerini katarak “Akıl akıldan üstündür.”, “Bir elin nesi, iki elin sesi var.” mantığıyla hareket edilse, ortaya daha sağlıklı bir şey çıksa şurada da vaktimiz alınmaz bu kadar, uğraşmayız. Dünyanın hiçbir parlamenter sisteminde, Allah aşkına, gecenin bu saatinde… Ben gerçekten takdir ediyorum ve endişe ediyorum; şu anda uyumamaya çalışan değerli milletvekili arkadaşlarımı takdir ediyorum çünkü gerçekten yani insani bir şeye karşı kendilerini direndirmeye çalışıyorlar. Allah korusun, inşallah, sağlıklarıyla ilgili bir olumsuzluk yaşanmaz. İlle de böyle bir şey mi yaşanması lazım? Neyi böyle aceleye getiriyoruz? Niye?

Hatırlayın, benzer bir çalışmayı vize muafiyeti için yapmıştık ama maalesef, o bir aylık emeğimiz boşu boşuna gitti. Ne oldu karşılığında? Yaptık, zayi oldu gitti, bir hükmü kalmadı. Biz, yavaş yavaş ama emin adımlarla, sağlıklı, torba yasayla tekrar düzeltme ihtiyacı duymadan, güzel güzel, üzerinde mutabık kaldığımız maddeleri gerçekten Türkiye’deki vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde düzeltirsek daha iyi olur. Yoksa efendim, sürekli “Bizim çocuk bina okur, döner döner yine okur.” misali olur; sürekli aynı şeyi tekrar ederiz, yeni torba yasalarla eski torba yasalarda yaptığımız hataları telafi etmeye çalışırız. Evet, “Parlamentoda gece sabahlara kadar çalışıyoruz.” imajı güzel bir şey ama inanın, ortada üretim yok; sadece efendim, kendimizi avutuyoruz ve kandırıyoruz diyorum.

Hepinizi gecenin bu saatinde saygıyla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aydın.

Aynı mahiyetteki önergeler üzerindeki diğer konuşmacı İstanbul Milletvekili Sayın Garo Paylan.

Buyurun Sayın Paylan. (HDP sıralarından alkışlar)

GARO PAYLAN (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

15 Temmuz darbesi büyük musibet. Büyük toplumlar ve üst aklı aramayan toplumlar yaşadıklarından ders çıkarırlar. Ama son günlerde ben gece gittiğimde televizyonu açtığımda her yerde bir üst akıl aranıyor; komplolar, efendim, emperyalistler, üst akıllar havada uçuşuyor. Oysa biz bir musibet yaşadık ve bu musibetin bir hazırlık dönemi vardı. Bu hazırlık dönemine, hazırlık döneminin aktörlerine bakmadığımız sürece de o musibet tekrarlar. Çünkü arkadaşlar, ortada bir darbe geleneği var ve ortalama her beş yılda bir darbe yaşadık.

2007 yılının e-muhtırasında hazırlık dönemiyle ilgili defalarca size uyarılar yaptık. Bakın, 2007 e-muhtırasının hazırlık döneminde neler olmuştu? Rahip Santoro öldürüldü, Danıştaya baskın oldu, Malatya Zirve’de katliam oldu ve Hrant Dink katledildi. Hrant Dink’le ilgili on yıldır diyoruz ki biz… Orada birkaç kamera kaydı kalmıştı, pek çok kamera silinmişti. O kamera kayıtlarında bazı şahıslar vardı; cinayeti işleyecek Ogün Samast’a gözcülük ediyorlardı, yol gösteriyorlardı, o koşarken arkasından koşuyorlardı. “Bu kişiler kim?” diye sorduk tam on yıldır Hrant’ın arkadaşları olarak ama on yıldır siz buna bakmadınız. Bugün, bu darbeden sonra, on yıl sonra diyorsunuz ki: “Meğer 9 tane jandarma görevlisi varmış orada, FET֒cülermiş onlar da.” Göreceğiz davada, eklenirse iddianameye. Tam on yıl sonra.

Bakın, 2007 e-muhtırasından hemen sonra, Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olunca dediniz ki: “Güç bizde, artık biz muktediriz, geçmişe bakmaya gerek yok.” Ama sonra bir baktık, güç sizde değilmiş çünkü darbeci gelenekle ve darbeci geleneğin işlediği suçlarla yüzleşmediniz.

Aynı şekilde, bugüne gelelim: 15 Temmuz darbe girişimi. Ya, darbe girişimi diye iş adamlarına saldırıyorsunuz. Eyvallah, varsa suçlu olanlar, tabii ki. Sağlık kuruluşlarını kapatıyorsunuz, tüp bebek merkezlerini. Bir gitarist, bir Ermeni gitarist, İstanbul Büyükşehir Belediyesinde -benim arkadaşım- görevden alıyorsunuz; Ermeni cemaatinin üyesidir yalnızca, başka bir suçu yoktur. Bu iş de manipüle ediliyor arkadaşlar; nasıl ki e- muhtıra darbesi manipüle edildiyse, Ergenekon sulandırıldıysa ve darbeci gelenekle yüzleşilemediyse bu darbe de manipüle ediliyor çünkü siz darbenin hazırlık sürecine bakmıyorsunuz.

Bakın, Oslo sürecinden beri, MİT krizinden beri, Kürt meselesinde çözüm olmasın, barış olmasın diye uğraşan bir darbeci gelenek var. Roboski’de, Roboski’yi bombalayanlara, biliyorsunuz, madalyalar verildi. Ceylânpınar’da 2 askeri öldüren, bir bakıyorsunuz, darbeci çıktı. İstihbaratı Davutoğlu’na veren, darbeci çıktı. Davutoğlu çıktı, “‘Kandil’den telsiz mesajı geçti.’ diye bana istihbarat verdiler, uçakları kaldırın.” diye emir verdi ve dün Osman Baydemir 2 polisin öldürülmesiyle ilgili araştırma önergemizde konuşurken “Buna bakın ki darbe süreciyle yüzleşebilelim.” dedi ancak reddettiniz ve buna da bakmıyorsunuz. Aynı hatayı yapmaya devam ediyorsunuz ve aynı hatayı yaptıkça, maalesef, aynı sonuçlar olur; darbeci gelenek yaşamaya devam eder.

Arkadaşlar, darbeci geleneği yakaladık artık. Bu darbeci gelenek de FET֒ye sığmaz, onu da söyleyeyim, bu bir gelenektir. Bunu mahkûm etmek istiyorsak el birliğiyle, bütün aktörleriyle yakalamalıyız. Bu da ancak hazırlık sürecindeki aktörleri yakalamakla olur.

Oslo sürecini kim devirmeye çalıştı? Habur’da kim manipülasyon yaptı? Roboski’yi kim bombaladı? Ceylânpınar’da 2 polisimizi kim katletti? Bunlara bakabilirsek, darbeci geleneği yakalayacağız, bütün aktörleriyle ortaya çıkaracağız. İş adamları değil şimdi uğraşmamız gereken. Şimdi darbe yasalarını çıkarmamız gereken bir durum yok. Darbeden bir ay sonra darbe yasaları çıkarılmaz, darbeden bir ay sonra darbeyle yüzleşilmeye çalışılır. El birliğiyle bunu yapalım arkadaşlar. Gelin darbe yasalarını geri çekin. Darbenin kuyruğunu yakalamışız, bedenini ele geçirelim, bir daha da darbe yaşamayalım.

Hepinize saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Paylan.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin (2/571) 19’uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

Bülent Yener Bektaşoğlu (Giresun) ve arkadaşları

MADDE 19- 2863 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

"EK MADDE 6- Kamu düzeni veya güvenliğinin olağan hayatı durduracak veya kesintiye uğratacak şekilde bozulduğu ya da doğal afet yaşanan yerlerde özel mülkiyette bulunan korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının onarımı ile restorasyonuna yönelik proje ve uygulama işleri maliklerinin ve diğer ilgililerin muvafakatı alınmak şartıyla bedelsiz olarak Bakanlık tarafından gerçekleştirilebilir. Bu kapsamda yürütülen proje ve uygulama işlerinden bir mali yıl içinde tamamlanması mümkün olmayanlar için dört yılı geçmemek üzere gelecek yıllara yaygın yüklenmeye girişilebilir.”

BAŞKAN – Komisyon okunan önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Sayın Mehmet Bekaroğlu konuşacak.

Buyurun Sayın Bekaroğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 411 sıra sayılı torba yasa tasarısının 19’uncu maddesi üzerine söz aldım.

Bu madde, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na ek bir madde ekliyor ve olağanüstü durumlarda kültür varlıklarının, maliklerinin izni olmadan, muvafakati olmadan onarabileceğini, Bakanlık tarafından onarılabileceğini öngörüyor.

Değerli milletvekilleri, aslında, bu torba yasa tasarısının bu maddesi ve birçok maddesinde bir tür paralel hukuk oluşturuluyor, daha sonra göreceğiz kayyum atamalarında, daha başka maddelerde. Aslında, ilgili yasa o sorunla ilgili nasıl bir çözüm bulunacağını ciddi bir şekilde, ayrıntılı bir şekilde yazmış ama Hükûmet bu torba yasa tasarısıyla geliyor karşımıza, diyor ki: “Ayrıca, şu durumlarda, olağanüstü hâllerde, İçişleri Bakanlığının güvenlik endişesi bildirdiği durumda, şu sebepten dolayı görevden alındığında şu şekilde davranılacak.”

Değerli milletvekilleri, sizin -özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerine söylüyorum- şiddetle karşı çıktığınız ve değiştirilmesini en büyük amaç olarak önünüze koymuş olduğunuz 1982 Anayasası’nın geleneğidir bu. 1982 Anayasası’nda bütün özgürlükler geniş bir şekilde, uluslararası anlaşmalarda nasılsa o şekilde yazılmıştır; arkasından “ama”, “ancak” denilerek bu özgürlükler, bu haklar kullanılmaz hâle getirilmiştir. Bu ek maddeyle de gerçekten insanların, o kültür taşınmazının sahiplerinin konut dokunulmazlığını, aile mahremiyetini, mülkiyet haklarını ciddi bir şekilde ihlal ederek Bakanlık “Olağanüstü durum var, güvenlik bozulmuştur.” gerekçesiyle değişiklikler yapacak, onarım yapacak onlara sormadan. Aslında, bunun Diyarbakır-Sur’la ilgili olduğunu da ifade etmek durumundayım.

Değerli milletvekilleri, bu bir alışkanlık hâline geldi, gelenek hâline geldi. Bunu diğer hükûmetler de yapardı ama özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmeti yapıyor. 15 Temmuzdan sonra böyle olmamasını beklerdik. Bakın, daha evvel de söylemiştim, arkadaşlar da çok kızmışlardı; yüzde 50’nin vermiş olduğu -tırnak içinde- bir kibir var: “Biz her şeyi yapabiliriz.” Sadece ben, buradan, en az 10 defa söyledim, demokrasilerde ülkeyi seçilmiş çoğunluklar yönetir. Buna hiç kimsenin itirazı yok. Hatta itirazı yokun ötesinde, bu tehlikeye girdiği zaman nasıl Türkiye birlik oldu, nasıl bu Mecliste hepimiz toplandık, o bombalar atıldığında bütün gruplar burada oturdu, bunu gördünüz değerli arkadaşlar. Biz, demokraside uzlaşmış vaziyetteyiz ama demokrasi için büyük bir bedel ödemiş olduğumuz 15 Temmuzun hemen sonrasında Meclisi bu şekilde devre dışı bırakacak yasaların çıkarılması gerçekten bize şaşkınlık veriyor değerli arkadaşlarım. Siz, sadece Meclisi değil belediyeleri, ilgili bütün kurumları devre dışı bırakıyorsunuz; bütün yetkileri merkeze topluyorsunuz, Bakanlar Kuruluna veriyorsunuz. Bakın, öyle maddeler var ki bu torba yasa tasarısında; örneğin 75/4. “Şu, şu, şu kanunlarda istisnalar getiriyoruz.” diyorsunuz. Kanunlar duruyor yerinde ama Bakanlar Kurulu kararıyla… Hâlbuki bu yetki Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkisidir ve yasa yapma yetkisi hiçbir şekilde devredilemez değerli arkadaşlarım.

Bakın, demokrasilerde -yani dünyayı yeniden keşfedecek değiliz- evet, seçilmiş çoğunluk yönetir ama seçilmiş çoğunluk hukuk içinde yönetir ve denetim esastır değerli arkadaşlarım. Sizin yaptığınız, sizin en büyük sorunlarınızdan biri bu. Bu düşünceden vazgeçmeniz gerekiyor gerçekten demokrasi diyorsanız. Bu duvara toslamalar… Ekonomide, demokraside, uluslararası ilişkilerde -bunu da kabul edin- gerçekten duvara tosladınız. Olabilir, büyük bir bedel ödedik ama kaybetmekte olduğumuz demokrasinin kendisidir. Bir daha duvara toslamamak için gerçekten demokrasinin asgari gereklerini yerine getirmeniz gerekiyor ama sizin yaptığınız şey bu değil; siz burada el kaldırıyorsunuz “Hükûmetten böyle geldi.”, “Yukarıdan böyle geldi.” diye. Kimden böyle geldiyse gelmiştir, el kaldırıyorsunuz; el kaldırırken de aslında demokrasiyi zedeliyorsunuz, bozuyorsunuz değerli arkadaşlarım.

İyi akşamlar. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bekaroğlu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

lll.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MUSA ÇAM (İzmir) - Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi var.

Sayın Çam, Sayın Türkmen, Sayın Akın, Sayın Tarhan, Sayın Yalım, Sayın Bektaşoğlu, Sayın Kayışoğlu, Sayın Hürriyet, Sayın Erkek, Sayın Emir, Sayın Tüm, Sayın Aydın, Sayın Akar, Sayın Tuncer, Sayın Bekaroğlu, Sayın Erdem, Sayın Tamaylıgil, Sayın Karabıyık, Sayın Tanal, Sayın Yarkadaş, Sayın Zeybek.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/750) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; 19.4.2012 Tarihli ve 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/571) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 411) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunmadan önce tasarının 19’uncu maddesinin oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasına dair bir istem vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 19’uncu maddesinin oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasını arz ve teklif ederiz.

BAŞKAN – Meral Danış Beştaş, Adana?

Filiz Kerestecioğlu Demir, İstanbul?

Çağlar Demirel, Diyarbakır? Burada.

Ertuğrul Kürkcü, İzmir? Burada.

Osman Baydemir, Şanlıurfa?

Biraz bekleyelim arkadaşlar gelsinler. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Sayın milletvekilleri, lütfen…

Evet, devam edelim.

Nursel Aydoğan, Diyarbakır? Burada.

Nihat Akdoğan, Hakkâri? Burada.

İmam Taşçıer, Diyarbakır? Burada.

Mahmut Celadet Gaydalı, Bitlis? Burada.

Ayhan Bilgen, Kars? Burada.

Müslüm Doğan, İzmir? Burada.

Selma Irmak, Hakkâri? Burada.

Meral Danış Beştaş burada.

Behçet Yıldırım, Adıyaman? Burada.

Garo Paylan, İstanbul? Burada.

Filiz Kerestecioğlu burada.

Lezgin Botan, Van? Burada.

Aycan İrmez, Şırnak? Burada.

Ayşe Acar Başaran, Batman? Burada.

Abdullah Zeydan, Hakkâri? Burada.

Mahmut Toğrul, Gaziantep? Burada.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Oylama işlemini başlatıyorum, iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 19’uncu maddesinin açık oylama sonucunu okuyorum:

“Kullanılan oy sayısı:   186

Kabul                         :                     182

Ret                             :                     1

Çekimser                    :                     3                    (x)

               Kâtip Üye                                                                             Kâtip Üye

             Fehmi Küpçü                                                                   Ali Haydar Hakverdi

                   Bolu                                                                                  Ankara”

Böylelikle 19’uncu maddeyi de kabul etmiş olduk.

20’nci maddede üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin (2/571) 20’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                Musa Çam                                  Kadim Durmaz                             Bihlun Tamaylıgil

                    İzmir                                            Tokat                                           İstanbul

          Mehmet Bekaroğlu                          Selin Sayek Böke                              Kemal Zeybek

                  İstanbul                                           İzmir                                           Samsun

             Utku Çakırözer

                 Eskişehir

Madde 20- 2863 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 11- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte görev yapmakta olan alan başkanları, danışma kurulu üyeleri ile eşgüdüm ve denetleme kurulu üyelerinin görevleri sona erer. Görevi sona erenlerin yerine bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç altı ay içinde Bakanlıkça ilgili belediyelerin görüşleri alınarak görevlendirme yapılır.”

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım önergeler aynı mahiyette olduğundan birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 20’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

   Çağlar Demirel                                  Abdullah Zeydan                                  Nihat Akdoğan

       Diyarbakır                                            Hakkâri                                              Hakkâri

    Besime Konca                                   Saadet Becerekli                                     Ferhat Encu

           Siirt                                                Batman                                               Şırnak

   Nursel Aydoğan

       Diyarbakır

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

   Mustafa Kalaycı                                      Erhan Usta                                       Mehmet Günal

          Konya                                               Samsun                                              Antalya

    Erkan Haberal                                    Kadir Koçdemir                                   Saffet Sancaklı

         Ankara                                                Bursa                                                Kocaeli

      Arzu Erdem                                               

        İstanbul

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelere Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeler üzerinde ilk olarak İstanbul Milletvekili Sayın Arzu Erdem konuşacak.

Buyurun Sayın Erdem. (MHP sıralarından alkışlar)

ARZU ERDEM (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, öncelikle, bugün yine hain saldırıda, Elâzığ’da hayatını kaybetmiş olan şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum; çok sayıda yaralımız var, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum. Bu vahim olayların tekrarlanmaması için de dualarımızı eksik etmemeyi buradan tekrar etmek istiyorum.

411 sıra sayılı Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 20’nci maddesindeki önergemiz üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Gazi Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Aslında, 19’uncu maddeyle ilgili benim ilave etmek istediğim birtakım hususlar var, şöyle ki: 1999 depremi sonrasında, özellikle insanlarda çok büyük umut oluşturan bir kentsel dönüşüm yasası oluşturuldu. Bu yasadan sonra, özellikle riskli binalarda oturan insanlar büyük umutla bu binaların onarılacağını, yıkımdan sonra sağlam binalarda oturacaklarını düşündüler. Ancak, millet yararına olan bu kanun, maalesef, bu nispette kullanılmadığı gibi, bu kanunun uygulaması rantsal bir dönüşüme dönüştü. Bunu hepimiz biliyoruz, özellikle İstanbul Milletvekili olarak… Birçok büyük alanda, önemli lokasyonlarda, ana caddeler üzerinde 40 dönümlük, 50 dönümlük büyük alanlar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından riskli alan ilan edilerek büyük büyük projeler hâline getirildi. Her bir daire 1 milyon, 2 milyon, 3 milyon TL’ye satılmak suretiyle, maalesef, zenginlere satışa sunuldu. Orada aslında amaç neydi? O alanlarda oturan insanların yani deprem riski altında olan kişilerin ev sahibi edilmesiydi. Maalesef bu yapılmadığı gibi, zenginlere daha fazla rant sağlandı ve büyük büyük emlak şirketleri de bunun rantını elde ettiler.

Şimdi, 19’uncu madde de aslında bende hemen aynı çağrışımı oluşturdu. Bu kez şöyle diyor: “Kamu düzeni veya güvenliğinin olağan hayatı durduracak veya kesintiye uğratacak şekilde bozulduğu ya da doğal afet yaşanan yerlerde özel mülkiyette bulunan korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının onarımı ile restorasyonuna yönelik proje ve uygulama işleri maliklerinin ve diğer ilgililerin muvafakati aranmaksızın ve bedelsiz olarak Bakanlık tarafından gerçekleştirilir. Bu kapsamda yürütülen uygulama işleri bir yıl içerisinde yapılır. Bir yıl içerisinde tamamlanmazsa bu süre dört yıla kadar uzatılabilir.”

Buradan ne anladığımıza, bir kez, bakmamız gerekiyor. Yine, aynı şekilde bu sefer gerekçe ne gösteriliyor? Terör olayları gösteriliyor. Gerekçe ne gösteriliyor? Olağanüstü hâl gösteriliyor. Gerekçe ne gösteriliyor? Yine, deprem gösteriliyor ama bu kez onarım ve restorasyon var. Peki, onarım ve restorasyon ne için yapılır normal koşullarda? Milletin menfaatleri için yapılır ancak milletin menfaatleri burada yine söz konusu olmayacaktır. Bu mesele de yine, bu alan da yine birtakım kişiler tarafından suistimal edilerek ranta dönüştürülecektir. İşte, burada dikkat çekmek istediğim, kentsel dönüşüm yasası nasıl ki rantsal dönüşüme dönüştüyse burada da restorasyonla ilgili atılacak olan, millet menfaatine atılması gereken adımların yine aynı şekilde rantsal dönüşüme dönüşmemesi.

Bizler Milliyetçi Hareket Partisi olarak özellikle milletimizin menfaatleri için çalışmalarımızı hep sürdürdük, bundan sonra da sürdürmeye devam edeceğiz. Bu tarz tehditleri gördüğümüz zaman özellikle depremzedelerin haklarının verilmediği bu dönemde, özellikle deprem riski altında olan binalarda hâlâ insanlar yaşamaya devam etmesine rağmen, özellikle hâlâ o binaların onarımı mümkün olmasına rağmen devlet ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı o binalara herhangi bir destek vermemesine rağmen biz bu restorasyonlarla ilgili rantsal bir dönüşüm tehlikesini göz önünde bulundurarak bunun önlenmesi için de gereğinin yapılmasını özellikle vurgulamak istiyorum.

Tekrar çok teşekkür ederim, sağ olun. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz biz de Sayın Erdem.

Aynı mahiyetteki önergenin ikinci konuşmacısı olarak Diyarbakır Milletvekili Sayın Nursel Aydoğan’ı dinleyeceğiz.

Buyurun Sayın Aydoğan. (HDP sıralarından alkışlar)

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir kez daha herkese merhaba. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, dört beş saat önce haber ajanslarına bir haber düştü. Haber şuydu. Çevre ve Şehircilik Bakanı Yüksekova’ya gitmişti. Yüksekova’da bu yakılan ve yıkılan mahalleri gezdikten sonra Yüksekova merkezinde esnaflarla bir süre görüştükten sonra basına yönelik bir açıklama yaptı. Yaptığı açıklamada şunu ifade ediyordu: Yüksekova’ya geliş nedeninin kamu kurum ve kuruluşlarına yer bakmak, yer tespiti yapmak olduğu söylüyordu. Bu arada Yüksekova için 2,5 milyar lira bir ödenek ayrıldığını, sıkıntılar olsa da bu ödeneğin ayrıldığını, kendisinin yirmi bir yıl Kayseri’de belediye başkanlığı yaptığını, o dönemde bile 2,5 milyar gibi bir paranın Kayseri’ye getirilmediğini, bunun çok önemsenmesi gerektiğini, buna değer verilmesi gerektiğini, bu gelen parayla Yüksekova’yı Paris yapacaklarını söyledi.

Tabii, Paris deyince benim aklıma aniden Sur geldi. Dönemin Başbakanı Sayın Davutoğlu da Diyarbakır’a gelmişti, Sur’un yasaklı olduğu bölgede bir açıklama yapmıştı Diyarbakırlılara ve tüm kamuoyuna. İşte, bu yasak kalktıktan sonra Sur’u Toledo yapacaklardı. Vallahi biz şaşırdık yani artık tercih yapmak zor olacak; acaba diyoruz Paris’e mi gitsek, Toledo’ya mı gitsek, hangi güzellikleri nasıl görsek(!) Ama tabii hayatın gerçeği böyle değil. Yaklaşık bir yıl oldu, Sur’da daha sokağa çıkma yasağı kaldırılmadı, ablukalar devam ediyor. Sur neredeyse yerle bir edilmiş, buna Sur’un içerisindeki tarihî yapılar da dâhil.

Tabii ki bununla ne yapılmak istendiğini biz biliyoruz, gayet iyi biliyoruz. Yani halkın üzerinde bir etki yaratılmak isteniyor, halkla bizim aramızdaki bu kopmaz bağ dediğimiz bağ bir şekilde koparılmaya çalışılıyor. Ama merak etmeyin yani Amedliler, Diyarbakırlılar partilerine, mücadelelerine, değerlerine son derece bağlıdır. Tüm bu yapılanlara rağmen partilerinin, mücadelelerinin yanındadır ve arkasındadır.

Aslında benim sormak istediğim şey şu AKP’li arkadaşlara: Biz daha bu yasayı burada yeni görüşüyoruz yani çıkıp çıkmayacağı belli değil. Yani, Yüksekova il olur mu, olmaz mı, daha henüz Meclisin iradesi, burada Genel Kurul iradesi açığa çıkmadı, ortaya çıkmadı ama Sayın Bakan Yüksekova’ya gidiyor. Yani, buradaki iradeyi, şu anda şurada yaptığımız toplantıyı, her şeyi boşa çıkaracak bir şekilde Yüksekova’da kamu binaları için yer arıyor. Yani, netleşmiş bir şey var, kesinleşmiş bir şey var, o kesinleşmiş durumla ilgili bir yer arayışına girmiş. Yani, bunu kabul etmek mümkün değil. Orada yapılan bu açıklamayı, ben, Parlamento iradesi adına, Parlamentoya saygı adına son derece yanlış bulduğumu ifade etmek istiyorum. Buradan çıkan sonuç mutlaka beklenmelidir, negatif olur ya da pozitif olur, o hiç önemli değil. Ama, buradan, bu Genel Kuruldan bir sonuç çıkmadan Yüksekova’ya gitmek, sanki buradan bir sonuç çıkmış gibi orada çalışmalara başlamak -bir kez daha söylüyorum- burada, Genel Kurulda şu anda bu çalışmayı yürüten milletvekillerinin iradesine saygısızlık demektir. Demokrasi böyle bir şeydir işte yani demokrat olmak böyle bir şeydir, bir başkasının iradesini, kararlarını hiçe saymamaktır. Ben, her birimizin bir kez daha demokrasi, demokratikleşme konusunda hassasiyetinin her geçen gün artmasının gerektiğini diliyorum.

Hepinize bir kez daha saygılar sunuyorum, sağ olun. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aydoğan.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı “Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin 19.04.2012 Tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/571)” 20’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Musa Çam (İzmir) ve arkadaşları

Madde 20- 2863 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 11- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte görev yapmakta olan alan başkanları, danışma kurulu üyeleri ile eşgüdüm ve denetleme kurulu üyelerinin görevleri sona erer. Görevi sona erenlerin yerine bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç altı ay içinde Bakanlıkça ilgili belediyelerin görüşleri alınarak görevlendirme yapılır.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Samsun Milletvekilimiz Kemal Zeybek konuşacak. (CHP sıralarından alkışlar)

KEMAL ZEYBEK (Samsun) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 411 sıra sayılı Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 20'nci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum.

“2863 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

GEÇİCİ MADDE 11- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte görev yapmakta olan alan başkanları, danışma kurulu üyeleri ile eşgüdüm ve denetleme kurulu üyelerinin görevleri sona erer. Görevi sona erenlerin yerine bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç altı ay içinde Bakanlıkça ilgili belediyelerin görüşleri alınarak görevlendirme yapılır.” der.

2863 sayılı Kanun’a 2004 yılında eklenen ek 2 maddede sit alanları, ören yerleri ve bunların etkileşim alanlarının doğal bütünlük içerisinde korunması, yaşatılması ve geliştirilmesi amacıyla oluşturulmuş ve alanlardan ekonomik ve kültürel olarak en üst seviyede yararlanma amaçlanmıştır.

Bakan ve iktidara soruyorum: Değişiklikle, yeni atamayla kimlere rant sağlamak amaçlanmaktadır? (CHP sıralarından alkışlar) Kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarının ülkemizin tarihî değerlerini, kültürel zenginliklerini ve doğal güzelliklerini koruma, gelecek kuşaklara aktarma, yaşatma görevleri vardır. İlgili geçici maddeyle kurulların görevlerini sonlandırmak doğru değildir. Burada yasayla kurulların görevlerinin sonlandırılmasına kuşkuyla bakıyoruz. Kıyım ve birilerini kayırma endişesi taşıyoruz. Yasayı doğru yapalım, kariyer ve liyakat esaslarını ön plana çıkaralım; tarihî, kültürel ve doğal zenginliklerimizi koruyalım.

Tarikat, siyaset, ticaret, güç, menfaat çatışmaları ülkemizi 15 Temmuz darbe girişimiyle karşı karşıya bırakmıştır. Ordunun içindeki millî duyguları yüksek, yurtsever üniformalı güvenlik güçlerimiz ve “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” diyen Atatürk’ün öğretisi ve halkımızın karşı koymasıyla darbe engellenmiştir. (CHP sıralarından alkışlar) Esas bu darbe girişimiyle ülkemizde iç ve dış çevrelerin çıkar menfaatleri için iç savaş çıkarılmak istenmiştir. Kurtuluş Savaşı ruhunu yaşamış halkımız iç savaşı engellemiştir.

15 Temmuz darbesi ülkemizde cemaatler yapısının devletin içinde ne hâl aldığını göstermiştir. “Millî irade” diyerek demokrasiyi akıllarına getirenler için, sokağa çıkmanın, gösteri yapmanın demokratik hak olduğu öğrenilmiştir. FETÖ cemaatine bağlı okulların devlet içine yerleşmesi 15 Temmuz darbesini getirmiştir. Ensar ve TÜRGEV’e bağlı okullar hangi cemaatleri temsil etmektedir? Ensar, TÜRGEV ve cemaatlere bağlı öğrenci evleri, okul ve yurtlarına yerleştirilen… Devlet içine, ülkemizin diktatörlük, anayasal monarşiye geçişini oluşturmak için Menzil tarikatı ve cemaatlerini yerleştiriyorsunuz. Darbe yapanlara karşı cumhuriyet, demokrasi, az da olsa laiklik, adalet, vicdan, hukuk kazanmıştır ve darbe girişimini, darbeyi getiren Ergenekon, Balyoz davaları, Deniz Feneri ve bunların savcıları 15 Temmuz darbesine günler öncesinden zemin hazırlamıştır. Ulusal bayramlarımızın kutlanması engellenmiştir, devlette laikliği yok etmek isteyenler 15 Temmuz darbesinin hazırlanmasına yol açmıştır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Zeybek.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 00.44

ON BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 01.23

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 127’nci Birleşiminin On Birinci Oturumunu açıyorum.

Komisyon burada.

Hükûmet burada.

411 sıra sayılı Tasarı’nın 21’inci maddesi üzerine verilen değişiklik önergelerinin işlemlerinde kalmıştık.

Şimdi önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 19.04.2012 Tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin (2/571) 21'inci maddesinin aşağıda şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

    Kadim Durmaz                                       Musa Çam                                       Utku Çakırözer

          Tokat                                                 İzmir                                               Eskişehir

Bihlun Tamaylıgil                               Mehmet Bekaroğlu                               Selin Sayek Böke

        İstanbul                                             İstanbul                                                İzmir

MADDE 21- 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun ek 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Belediyelerce" ibaresinden sonra gelmek üzere "veya sermayesinin tamamı belediyelere ait şirketler tarafından" ibaresi ile fıkraya son cümle olarak "Elektronik sistemlerin belediyeler tarafından hasılat paylaşımı yoluyla kurdurulması ve işlettirilmesi halinde belediyelere ödenecek tutar, elektronik sistemlerin yatırım maliyetine ulaşıncaya kadar %30, sonrasında %20 olarak uygulanır." cümlesi eklenmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 21’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

   Mustafa Kalaycı                                      Erhan Usta                                       Mehmet Günal

          Konya                                               Samsun                                              Antalya

    Erkan Haberal                                    Kadir Koçdemir

         Ankara                                                Bursa

MADDE 21- 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun ek 16’ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Belediyelerce" ibaresinden sonra gelmek üzere "veya sermayesinin tamamı belediyelere ait şirketler tarafından" ibaresi ve fıkraya "Elektronik sistemlerin belediyeler tarafından hasılat paylaşımı yoluyla kurdurulması ve işlettirilmesi halinde belediyelere ödenecek tutar %15 olarak uygulanır." cümlesi eklenmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 21’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

   Çağlar Demirel                                  Abdullah Zeydan                                  Nihat Akdoğan

       Diyarbakır                                            Hakkâri                                              Hakkâri

    Besime Konca                                   Saadet Becerekli                                     Ferhat Encu

           Siirt                                                Batman                                               Şırnak

  Osman Baydemir

        Şanlıurfa

BAŞKAN – Okunan son önergeye Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Sayın Osman Baydemir konuşacaktır.

Buyurun Sayın Baydemir. (HDP sıralarından alkışlar)

OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, müsaadenizle, ben, şu ana kadar ifade etmiş olduğumuz bütün hususlar, gecenin bu saatinde belirli bir birbirimizi anlama seviyesine gelmiş olmasından duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum her şeyden önce. Lakin, bir husus daha var ki neredeyse birkaç gündür en büyük sıkıntı, en büyük anlaşılamama zemini olan, yine halkın iradesiyle seçilmiş olan ve bir kamu kuruluşu olan belediyeler. Bu belediyelerin ha belediye başkanını görevden alıp onun yerine kayyum atamışsın, ha İçişleri Bakanlığı eliyle o belediyenin mal varlığına, hizmet binasına, aracına el koymuşsun; bu manada hiçbir farkı yok Sayın Başkan. Ben kendim de naçizane, on yıl boyunca belediye başkanlığı yapmış bir kardeşinizim. Kayyum maddeleri elbette ki kaldırılmalıdır, geri çekilmelidir ama kayyum bir bütün olarak geri çekilse bile 23’üncü maddenin ve 50’nci maddenin çekilmemesi durumunda bir kez daha kayyumun atanması kadar ihlal alanı yaratabilecek, ihmal alanı yaratabilecek ve hakikaten iradeyi yerle bir edebilecek bir zemindeyiz.

Ben bir kez daha grup başkan vekillerine çağrımızı yinelemek istiyorum: Hakikaten memnuniyet verici bir aşamaya gelmek üzereyiz. Belki de bir saat içerisinde, bu madde yani 23 ve 50 de geri çekme işlemine dâhil edilirse bir saat içerisinde gecenin bu saatinde geriye kalan tüm maddeleri uzlaşıyla, ortak paydayla, kimi yerlerde önerilerle gerçekleştirme imkânına sahip olacağız. Belki de bu akşamki uzlaşı bundan sonraki zaman dilimi içerisinde de bir gelenek olur, bir deneyim olur ve bir musibetten hayır çıkarmış olur.

Bir kez daha ifade etmekte fayda görüyorum: Darbe mekaniği bu Parlamentoyu bombaladığında HDP, MHP, CHP, AKP ayrımı yapmadı; dolayısıyla, bizim buradan bir ders çıkarmamız lazım. Bana göre o dersin bana göre başında da ortak paydalarda buluşabilme… Şüphesiz ki her birimiz, her bir siyasi parti, toplumun farklı ihtiyaç alanlarına yanıt olmaya çalışıyoruz ama bir kez daha söylüyorum, ortak akıl hâkim olduğunda, bakın üniversitenin kurulmasını hep beraber, oy birliğiyle geçirdik. Dolayısıyla, ortak aklı gelin hâkim kılalım. Şu an itibarıyla HDP’nin de bir talebi var, 23’üncü madde ve 53’üncü madde -diğer kayyum ve Hakkâri, Şırnak- bu torba yasa içerisinden çekilsin. Bu minvalde, ben bu çağrımıza bu Genel Kurulun grup başkan vekillerinin pozitif yanıt vereceği inancıyla hepinize saygıyla, sevgiyle, hürmetle selam ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Baydemir.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Geçti.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 21’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

MADDE 21- 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun ek 16’ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Belediyelerce" ibaresinden sonra gelmek üzere "veya sermayesinin tamamı belediyelere ait şirketler tarafından" ibaresi ve fıkraya "Elektronik sistemlerin belediyeler tarafından hasılat paylaşımı yoluyla kurdurulması ve işlettirilmesi halinde belediyelere ödenecek tutar %15 olarak uygulanır." cümlesi eklenmiştir.

Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Samsun Milletvekili Sayın Erhan Usta konuşacak.

Buyurun Sayın Usta. (MHP sıralarından alkışlar)

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepiniz saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, bu maddede yapılmak istenen şey şu: Biliyorsunuz bu elektronik denetleme sistemlerinin belediyeler tarafından kurulup işte Emniyet Genel Müdürlüğüyle ortak kullanımı durumunda belediyelere bir pay aktarılmasına yönelik 2011 yılında bir düzenleme yapılmıştı. Bu, ilk olarak 2011 yılında sisteme girmiş bir şeydir. Orada belediyelere, az önce çerçevesini koyduğum şekilde bu sistemi kurar veya kurdurursa hasılatın yani trafik cezalarının yüzde 30’unu aktarıyordu. Şimdi, burada ilk gelen hâliyle bu yüzde 30 oranı yüzde 5’e düşürülüyor, doğrudan yüzde 5’e gidiyor. Sonradan -önergeler burada var- ilk hazırlanan önergede yüzde 5’in yüzde 10’a çıkarılması, daha sonra yüzde 10’un da yüzde 15’e çıkarılması yönünde birtakım değişiklikler yapıldı Komisyonda.

Şimdi, burada benim olayın içeriğine gelmeden temel itirazım, daha önceki maddelerde de daha önceki kanunlarda da sıklıkla söylediğimiz şey, iyi çalışılmadan, hesap kitap yapılmadan düzenleme yapılıyor. Şimdi, yüzde 30’lar öyle bol bol gidince, oralarda işte belediyeler de yüzde 30’ların yüzde 15’ini geneli itibarıyla şirketlere aktarıyor. Burada ciddi bir para olmuş, bu görülünce şimdi direkt yüzde 5’e düşürme gibi acayip bir noktaya gidiliyor. Burada şimdi hesabını sormak lazım. Bu kadar yatırımcı var. Bir yandan yatırımcıyı mağdur ediyorsunuz, bir yandan fazla gönderdiğiniz paralarla devlete yazık ediyorsunuz, bir yandan şimdi orada alışılmış bir gelir var, ondan sonra tutuyorsunuz o geliri azaltıyorsunuz. Bir şey yüzde 30’dan yüzde 5’e düşer mi? Böyle bir şey olur mu? Bu, el yordamıyla, çalışılmadan, hesapsız kitapsız yapılan işler.

Bir haftadır şuna uğraşıyoruz: Bu kapsamda ne kadar gelir toplanıyor, ne kadar gelir belediyelere gidiyor, ne kadar şirketlere gidiyor? Bu rakamı Türkiye Cumhuriyeti devletinde bilen yok. Ciddi rakamlar.

Geçen geneli üzerinde konuşurken örnek olsun diye söylemiştim. Hele bir Ordu vakası var ki yani akıllara durgunluk veriyor. Ordu’da yıllık hasılat buradan 100 milyon lira, sadece Ordu gibi bir ilde. Düşünün 81 ilde siz bunu hesap edin ve sistem de sürekli gelişiyor. Zaten bunu şirketler şu anda almış başını götürüyor. Yani şirketler bu tür şeylerin kurulmasını, hani şirket odaklı bir yönetim anlayışının bizi getirdiği nokta.

Burada amaç şu değil, yani efendim trafiği kontrol edelim, kazaları önleyelim değil. Bir anda 110’dan hız sınırını 70’e düşürüyorsunuz, o radara girmeyen yok. Yani tuzak kurup vatandaştan ceza almaya yönelik bir şey.

Bakın, Fatsa girişiyle Bolaman arasında, Bolaman Tüneli’ne kadar, 8 kilometrelik mesafede 11 tane radar var. Böyle bir şey olabilir mi? İnsanlar orada kazandığını cezaya veriyor. Yani bunun, böyle trafiği denetleyelim, efendim hız sınırını kontrol edelim filan gibi bir mantığı yok. Sonra, daha geniş bir şeyde, Samsun-Ordu il sınırından Ordu şehir merkezine kadar 75 kilometrede 18 tane radar var. Tamamen şirketlerin sürüklediği bir şey ve ciddi bir şekilde devleti gelir kaybına uğratan, vatandaşa da zulüm bu. Yani tam bir soygun bu. Böyle bir şey olmaz.

Bu, yanlış kanun yapmaktan kaynaklanan bir şey. Yani çok doğru olan bir şeyi yanlış uygulamaktan kaynaklanan bir şey. Yüzde 30 gibi ciddi bir geliri oraya aktardığınız zaman adım başına bu sistem kurulmak durumunda kalınıyor. Hâlbuki bu, hem merkezin gelirini merkezde ciddi şekilde tutacak hem de belediyelere bu tür imkânı yapacak şekilde bir uygulama başından itibaren yapılırdı.

Şimdi, bir yanlış daha yapılıyor burada. Sistemin kendisini kuran belediyelere yüzde 30 olarak gönderilmeye devam ediliyor, sistemi yap-işlet-devret veya hasılat paylaşım usulüyle yapanlara yüzde 15. Niye bu ayrımı yapıyorsunuz? Yani Hükûmete yakın olan belediyeler, daha doğrusu Hükûmet partisinden olan belediyeler, iktidar partisinden olan belediyeler bir şekilde bir sürü kaynakları var, oradan kaynak alıyor, onların finansman durumu daha iyi, o belediyeler buradan hasılattan yüzde 30 alacak ama finansman durumu bu kaynak aktarmalarındaki sıkıntı nedeniyle daha zayıf olan muhalefet belediyeleri yüzde 15’te kalacak. Bu da açık bir haksızlık. Bu düzenlemeleri düzgün yapmamız lazım. İşi, başından itibaren düşünerek taşınarak, hesabını kitabını yaparak… İşte, “etki analizi” dediğimiz şey böyle bir şey. Yani bu çalışmalar başından itibaren yapılmış olsaydı bugün bunları konuşmayacaktık. Bunlar 2011’de konuşuldu, burada konuşuldu. Yani 3 tane, 4 tane ayrı önerge.

Bakın, tekrarlıyorum: Yüzde 30 oranı var, dört yıldır böyle kullanıyoruz. yüzde 5’e düşürüyoruz, “Olmadı.” diyoruz 10’a çıkartıyoruz, “Olmadı.” diyoruz 15’e çıkartıyoruz. Yarın tekrar ne geleceğini bilmiyoruz çünkü hiçbir hesap kitap yok. Devlet içinde de bunun hesabını kitabını bilen hiç kimse yok. Maliye Bakanlığı bunun hesabını kitabını bilmiyor, ne kadar para aktardığını bilmiyor. Onu bilmeden de şöyle bir sistem kuruyor: “Yatırım bedelini çıkarıncaya kadar yüzde 30 olarak devam eder.” diyor. Ya, sen ne hasılat aldığını bilmiyorsun, milletten yatırım bedelini bilmesini istiyorsun. Bu, son derece yanlış bir uygulama ama Adalet ve Kalkınma Partisinin uygulamaları maalesef böyle.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Usta.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 19.04.2012 Tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin (2/571) 21'inci maddesinin aşağıda şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Kadim Durmaz (Tokat) ve arkadaşları

MADDE 21- 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun ek 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Belediyelerce" ibaresinden sonra gelmek üzere "veya sermayesinin tamamı belediyelere ait şirketler tarafından" ibaresi ile fıkraya son cümle olarak "Elektronik sistemlerin belediyeler tarafından hasılat paylaşımı yoluyla kurdurulması ve işlettirilmesi halinde belediyelere ödenecek tutar, elektronik sistemlerin yatırım maliyetine ulaşıncaya kadar %30, sonrasında %20 olarak uygulanır." cümlesi eklenmiştir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Tokat Milletvekili Sayın Kadim Durmaz konuşacak.

Buyurun Sayın Durmaz. (CHP sıralarından alkışlar)

KADİM DURMAZ (Tokat) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 20’nci maddesindeki Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, ilimizde, ülkemizde, hepimizin yaşadığı kentlerde birçok acıyı trafikte birlikte yaşıyoruz. Bu, tartışmasız irdelenmesi, değerlendirilmesi gereken bir sorun. Bu anlamda, dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde kamera sistemiyle kontrol, önce cezai bir yaptırım, daha sonra da uzun bir süre geçtiğinde, bu, eğitimle beslendiğinde bu kazaların azaldığı, cezaların da düştüğü bir gerçek. Ülkemizde uygulamasıyla kısa mesafelerde çok cezanın yazıldığı da bir vakıa. Bu yüzden de yurttaşlarımızdan ciddi uyarıları, bu konuda daha titiz ve dikkatli olmamıza yönelik bilgileri almaktayız.

Ancak bu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ek 16’ncı maddesi Trafik Elektronik Denetleme Sistemleri, kısa adıyla TEDES, trafik akışının kontrol edilmesi, ulaşımın denetlenmesi, can ve mal emniyetinin sağlanması amacıyla geliştirilen bir trafik uygulaması. Bu sistem, ülkemizde yaşadıklarımızdan sonra asayiş ve güvenliğe katkı, trafik akışı yoğunluğunu izleme, kayıtları gözetleyerek, inceleyerek hukuki delillerin temini ve oluşturulması; yine, görüntü izleme sistemleri aracılığıyla plakaların emniyet bilgi sisteminden sorgulanması, çalıntı ve benzeri olaylar; toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde yasa dışı olayları önleme, toplulukların provoke edilişlerini engelleme ve kontrol açısından da yararlı bir sistem. Yüce Parlamentoya düşen, bu sistemi doğru analiz edip yerel yönetimlerin güçlendirilerek bu hizmeti vermesini de sağlamak.

Bu anlamda Hükûmetin Plan ve Bütçe Komisyonuna getirdiği teklifte yüzde 30 olan bu payın yüzde 5’e indirilmesi idi. Ancak, Komisyonda uzun süreli tartışmalardan sonra yüzde 15 gibi bir rakama çekildi. Bu rakamı irdelediğimizde, ülkemizde 6 büyükşehir, 1 il, 9 ilçe belediyesi kurmuş bu sistemi, çalıştırıyor. Yine, ayrıca, 1 büyükşehirde, 4 ilde, 11 ilçede de ihalesi yapılmış, kurulma aşamasında. Yine, 14 büyükşehirde, 21 ilde, 36 ilçe ve beldede kurulumun planlaması yapılmış, ihale sürecine gelmiştir. Hâl böyle olunca, Türkiye’de ortalamada düşük bir noktadayız.

Bunun beraberinde birçok getirisi de var değerli arkadaşlar. Hepinizin bildiği gibi, ülkemiz için büyük değeri olan birçok siyasetçiyi, sanatçıyı, bilim adamını trafik kazalarında kaybettik; hepsi tedbirsizlik, dikkatsizlik, kontrolsüzlük sonucu ve bunların da bir bölümü aydınlatılamadı. Aydınlatılamayışının nedeni de yollarımızda bu kameralı kontrol sistemlerinin olmayışı. Bunun için, buradaki yerel yönetimlerin payının yüzde 15’ten, bizim verdiğimiz önergeyle yüzde 20’ye çıkarılmasının daha yararlı olacağına inanıyorum. Kaynakları olan, geliri bol olan belediyeler kendi olanaklarıyla kuruyor; diğer belediyeler, Türkiye’deki kurulum sistemleriyle anlaşarak, bazıları üç yıl, bazıları beş yıl gibi bir anlaşmanın peşinde.

Çıkarılan, Komisyondan geçen taslakla da anlaşma süresince eski yüzde 30’luk anlaşmanın devam edeceği… Bunun da bir haksızlık olduğu, bunu da makul bir seviyeye indirip, Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu yüzde 20’lik önerinin yerinde olacağı kanaatindeyiz.

Yüce Meclisin bu makul öneriyi yerel yönetimleri güçlendirme, trafik akışını kontrol etme, asayişe ve benzeri olaylara da katkı sunma adına desteklemesinde yarar var diyorum, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

21’inci maddenin oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasına dair bir istem vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 21’inci maddesinin oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasını arz ve teklif ederiz.

Çağlar Demirel, Diyarbakır? Burada.

Meral Danış Beştaş, Adana? Burada.

Filiz Kerestecioğlu Demir, İstanbul? Burada.

Ertuğrul Kürkcü, İzmir? Burada.

Behçet Yıldırım, Adıyaman? Burada.

Lezgin Botan, Van? Burada.

Besime Konca, Siirt? Burada.

Aycan İrmez, Şırnak?

Selma Irmak, Hakkâri? Burada.

Ayşe Acar Başaran, Batman? Burada.

Osman Baydemir, Şanlıurfa? Burada.

Ayhan Bilgen, Kars? Burada.

Dirayet Taşdemir, Ağrı? Burada.

İmam Taşçıer, Diyarbakır? Burada.

Erdal Ataş, İstanbul? Burada.

Müslüm Doğan, İzmir? Burada.

Mahmut Celadet Gaydalı, Bitlis? Burada.

Nihat Akdoğan, Hakkâri? Burada.

Mehmet Ali Aslan, Batman? Burada.

Abdullah Zeydan, Hakkâri? Burada.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için iki dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 21’inci maddesinin açık oylama sonucunu okuyorum:

“Kullanılan oy sayısı:   193

Kabul                         :                     188

Ret                             :                     4

Çekimser                    :                     1                    (x)

               Kâtip Üye                                                                             Kâtip Üye

             Fehmi Küpçü                                                                   Ali Haydar Hakverdi

                   Bolu                                                                                  Ankara”

Böylelikle 21’inci madde de kabul edilmiş oldu.

22’nci maddede üç adet önerge var.

Sayın Mustafa Kalaycı imzalı önerge geri çekildi.

22’nci madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı "Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 19.04.2012 Tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/571)" 22'nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

MADDE 22- 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 8’inci maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Malik veya yetkili temsilcisi tarafından, bu yazının tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde, kamulaştırmaya konu taşınmaz malı pazarlıkla ve anlaşarak satmak veya trampa isteği ile birlikte idareye başvurulması halinde; komisyonca tayin edilen tarihte pazarlık görüşmeleri yapılır, tespit edilen tahmini değeri geçmemek üzere bedelde veya trampada anlaşmaya varılması halinde, yapılan bu anlaşmaya ilişkin bir tutanak tanzim edilir ve anlaşma konusu taşınmaz malın tüm hukuki ve fiilî vasıfları ile kamulaştırma bedelini, malikin kimlik bilgilerini ve taşınmazların tapuda tesciline veya terkinine dair kabul beyanlarını da ihtiva eden tutanak, malik veya yetkili temsilcisi ve komisyon üyeleri tarafından imzalanır. Bu tutanak malikin ferağ beyanı ve tapuda idare adına yapılacak tescilin hukuki sebebi sayılır.

İdarece, anlaşma tutanağının tanzim tarihinden itibaren en geç kırkbeş gün içinde, tutanakta belirtilen bedel hazır edilerek, idarenin anlaşma tutanağı ve kamulaştırma öncesi taşınmaz üzerindeki tüm takyidat ve haklardan arındırıldığını bildiren yazıya istinaden idare adına tapuya resen tescil veya terkin edilir. Tapuya resen tescil veya terkinden sonra kamulaştırma bedeli kendilerine ödenir."

    Kadim Durmaz                                       Musa Çam                                       Utku Çakırözer

          Tokat                                                 İzmir                                               Eskişehir

Bihlun Tamaylıgil                               Mehmet Bekaroğlu                               Selin Sayek Böke

        İstanbul                                             İstanbul                                                İzmir

 

    Gülay Yedekci

         İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 22’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

   Çağlar Demirel                                  Abdullah Zeydan                                  Nihat Akdoğan

       Diyarbakır                                            Hakkâri                                              Hakkâri

    Besime Konca                                   Saadet Becerekli                                     Ferhat Encu

           Siirt                                                Batman                                               Şırnak

                                                     Mahmut Celadet Gaydalı

                                                                   Bitlis

BAŞKAN – Okunan önergeye Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Bitlis Milletvekili Sayın Mahmut Celadet Gaydalı konuşacaktır.

Buyurun Sayın Gaydalı. (HDP sıralarından alkışlar)

MAHMUT CELADET GAYDALI (Bitlis) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; partim ve grubum adına, görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 22’nci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Sizleri ve kamuoyunu saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, AKP iktidarının alışılagelmiş uygulamalarından biri olan torba yasalarla birçok farklı uzmanlık alanı isteyen hususların tek komisyonda görüşülerek Meclise gelmesi, olağan bir durum hâline gelmiştir. Fakat en dikkat çekici kısmı, bu tarz torba yasalar hazırlanırken bile artık AKP milletvekilleri tarafından dahi kanunun ismi konusunda karmaşaların olduğu, adının “Varlık Yasası” olduğu ama varlıkla ilgili herhangi bir çalışmanın yer almadığı garip durumlar yaratmaktadır.

Değerli milletvekilleri, 22’nci madde incelendiği zaman bu maddede yapılan düzenlemeyle birlikte Kamulaştırma Kanunu’nda değişiklik öngörülmektedir. Fakat bu Kamulaştırma Kanunu üzerinde yapılması planlanan değişiklik, Plan ve Bütçe Komisyonunun uzmanlık alanında olmayıp aslında doğrudan ilgili komisyonda tartışılması gereken bir husustur. AKP’nin on dört yıllık iktidarı süresince uzmanlık gerektiren birçok çalışmayı kendi ihtisas alanları dışında bulunan komisyonlarda görüşmesi, uygulama konusundaki uzun ve kısa vadede meydana gelebilecek problemlerin önceden tespit edilmesini de imkânsız bir hâle getirecektir. Bu nedenle düzenlemenin tasarı metninden çıkarılarak ilgili ihtisas komisyonuna sevk edilmesi ve orada teknik bir çalışma yürütüldükten sonra Genel Kurul aşamasına gelmesi, yasama tekniği açısından kanun koyucu olarak Parlamentonun sorumluluğuna çok daha uygun olacaktır.

Tabii, geneli itibarıyla incelendiğinde birçok alanda problem yaratacağı kesin olan bu torba yasanın Kürt’ün yaşam tarzı ve kültürüne dokunmadan geçmesi de beklenemezdi. Özellikle çözüm süreci sonrası hayata geçirilen savaş konsepti sonucu Sur’u bir günde delil bırakmayacak şekilde temizleyen zihniyet, Hakkâri ve Şırnak’ta da kültürel bir enkaz yaratarak onu da temizlemenin peşindedir.

Demokrasinin en temel dayanağı toplumsal uzlaşmadır. Fakat bu hususta dahi yerel halkın düşüncesini önemsemeyen bir mekanizma hayata geçirilmiştir. Yine, Belediye Kanunu’nda değişiklik yapılarak İçişleri ve valiler aracılığıyla insanların demokratik kazanımlarını da ellerinden alabilecek hukuksuz bir ortam yaratılmaya çalışılmaktadır. Tabii, Belediye Kanunu’nda yapılması planlanan değişiklikle, zamanında Gülen’e övgüler yağdıran Ankara Belediyesi için bir tehdit değil, Bitlis Belediyesi, Diyarbakır Belediyesi, Van Belediyesi için bir tehdit oluşturmayı düşünmektesiniz ve bunları yaparken hâlâ demokrasiden bahsetmek gerçekten hayalcilikten başka bir şey değildir.

Bir bölge veya il üzerinde, halkın tarihsel, kültürel ve demokratik kazanımlarını değiştirmeyi öngörüyorsanız, o bölgenin insanıyla istişare yapmanız bir zorunluluktur. Fakat, bunu yapması gereken iktidar partisi, halkın Meclisini, protesto bahane edilerek Hakkâri’den, Şırnak’tan gelen ve haklarını savunmaya çalışan insanlara kapılarını kapatmıştır. Eğer böyle bir tasarıyla halk üzerinde hegemonya kurma ve yeniden dizayn etme düşüncesindeyseniz, gelecek tepkilerle de yüzleşecek kadar cesur olmanız gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, tasarıda yer alan en tehlikeli husus da yine Belediye Kanunu’nda yapılan değişiklikle, terörle ilişkilendirilen personelin vali ve kaymakamlar aracılığıyla görevden alınabileceği, geri dönebilmeleri için de bu görevden alan kaymakamın onayının getirilmesine çalışıldığı kısımdır. Yani hukuk yoluyla kazanım elde etseler dahi vali ve kaymakamın keyfî uygulamalarına tabi kalacakları kesindir. Bugüne kadar yaşanan her türlü acının temel sebebi, hukukun birçok alanda işlevini yitirmesinden kaynaklanmaktadır. Bu uygulamayla hukuk yeniden hiçleştirilmeye çalışılmakta ve yeni acılara çanak tutulmaktadır.

Sözlerimi bitirmeden önce şunu da hatırlatmak isterim: Nazi Almanyası’nda Hitler’in her yaptığı yasaldı çünkü yasaları da kendisi yapıyordu.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı "Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin 19.04.2012 Tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/571)" 22'nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

MADDE 22- 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 8’inci maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Malik veya yetkili temsilcisi tarafından, bu yazının tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde, kamulaştırmaya konu taşınmaz malı pazarlıkla ve anlaşarak satmak veya trampa isteği ile birlikte idareye başvurulması halinde; komisyonca tayin edilen tarihte pazarlık görüşmeleri yapılır, tespit edilen tahmini değeri geçmemek üzere bedelde veya trampada anlaşmaya varılması halinde, yapılan bu anlaşmaya ilişkin bir tutanak tanzim edilir ve anlaşma konusu taşınmaz malın tüm hukuki ve fiilî vasıfları ile kamulaştırma bedelini, malikin kimlik bilgilerini ve taşınmazların tapuda tesciline veya terkinine dair kabul beyanlarını da ihtiva eden tutanak, malik veya yetkili temsilcisi ve komisyon üyeleri tarafından imzalanır. Bu tutanak malikin ferağ beyanı ve tapuda idare adına yapılacak tescilin hukuki sebebi sayılır.

İdarece, anlaşma tutanağının tanzim tarihinden itibaren en geç kırkbeş gün içinde, tutanakta belirtilen bedel hazır edilerek, idarenin anlaşma tutanağı ve kamulaştırma öncesi taşınmaz üzerindeki tüm takyidat ve haklardan arındırıldığını bildiren yazıya istinaden idare adına tapuya resen tescil veya terkin edilir. Tapuya resen tescil veya terkinden sonra kamulaştırma bedeli kendilerine ödenir."

Kadim Durmaz (Tokat) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Sayın Gülay Yedekci konuşacak.

Buyurun Sayın Yedekci. (CHP sıralarından alkışlar)

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Gecenin bu saatinde yine büyük bir talan yasası konuşuluyor. 22’nci maddede de yönetim alanlarıyla ilgili bir sıkıntı var. Alan yönetimi, müze yönetimi ve anıt eser kuruluyla ilgili bir madde 22’nci madde. Ben, buradaki milletvekillerimizin bu saate kadar buralarda durması hasebiyle vicdanlarıyla hareket edeceklerini ve bu bazı maddelerin, bu kadar önemli maddelerin geri çekileceğine inananlardanım ama tabii ki Çevre Bakanımızın sözleri bizi çok endişelendirdi, buradan da bunu paylaşmak isterim. Aynen okuyorum, Sayın Bakanın sözlerini aynen okuyorum, diyor ki: “Put yapmışız çevreyi. Sermayenin önünü açacağım, gidip yapsınlar.” Çevreyi korumak için alınan kararları “taşkınlık” olarak nitelendiriyor ve doğa ve kent talanının önünü açacağını ve denize 100 metre alanda inşaat yapılmasına da izin vereceğini belirten cümleler kuruyor ve kıyıları turizme açacağını da ayrıca bildiriyor.

Şimdi, biz, AKP’nin bir rant ekonomisi iktidarı olduğunu zaten biliyoruz, bildiği en iyi şeyin de bu talanı yönetmek olduğunu biliyoruz. İnşaatı ve arazi rantını da çok iyi bildikleri için şimdilerde askerî arazilerin ranta açılmasını sağlıyorlar. Bir zamanlar “Biz, Türkiye’yi pazarlıyoruz.” diyorlardı, şimdi Türkiye’yi haraç mezat satıyorlar.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Park yapıyoruz onları, park, park. Farkında değilsiniz herhâlde.

GÜLAY YEDEKCİ (Devamla) – Terör olayları nedeniyle hasar gören binaların ve altyapısının bir an önce yenilenebilmesi için imar ve projelerle ilgili bütün yetkiler, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına devrediliyor. “Park yapılacak.” deniyor…

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Park yapıyoruz, park.

GÜLAY YEDEKCİ (Devamla) – …ama bir taraftan da şu ana kadar kenti yağmalayan bazı firmalar açıklama yapıyor, “Levent’teki alanı biz istiyoruz, 200 tane de şehitlere bina yaparız. Orası da hazır, Boğaz Köprüsü’nü görüyor.” diyorlar. Aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Beşiktaş ne yaptı, Beşiktaş?

GÜLAY YEDEKCİ (Devamla) – AKP’nin şimdiye kadar yaptığı uygulamalar ortadadır.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Sizlerin yaptığı da ortada.

GÜLAY YEDEKCİ (Devamla) – Şimdiye kadar yaptığı talanı devam ettirmek için yazık ki darbeyi bile kullanmaktadır ve burada da çok ciddi sıkıntılar vardır. Kamu konutlarına ilişkin OHAL düzenlemesiyle, cumhuriyetle birlikte elde ettiğimiz tüm kültürel varlıklarımız planlama sürecinde yağmalanacaktır.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Kim yağmalayacak?

GÜLAY YEDEKCİ (Devamla) – Fonlara aktarılacak parayla ayrıca otoyollar, Kanal İstanbul, üçüncü köprü ve havaalanı, nükleer santral gibi büyük altyapı projelerine finansman sağlanacaktır. Doğa talanı projelerini yapacak firmalar, bedelsiz -altını çiziyorum- hazine arazisi sahibi olabileceklerdir. Vicdanınız el verir mi buna?

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Ülkenin lehine olan her şeye vicdanımız izin verir.

GÜLAY YEDEKCİ (Devamla) – Üzerlerinde fabrika ya da ticarethane bulunan ancak mahkemelerce orman üzerine inşa edildiği belirlenen yerler orman olmaktan çıkarılacaktır. Bunlar bir memlekete yapılabilecek en büyük ihanettir. Biz bu ihanetten bir an önce vazgeçmenizi istiyoruz.

Firmaların işçi ücretini dahi bizim devletimiz ödeyecek. Kentsel sit alanlarında alan yönetimi, imar planları yapma hakkına sahip olacak, ayrıca koruma amaçlı imar planları ve diğer imar planlarını da yine bu Bakanlık yapacak. Bunlar vahamet durumudur, bunlar çok önemlidir. Koruma bölge müdürlüğü Bakanlığa bağlanacak; meslek odaları, sivil toplum kuruluşları bu müdürlüklerde yer edinmeyecek.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Kime bağlansın? Elbette ki Bakanlığa bağlayacağız.

GÜLAY YEDEKCİ (Devamla) – Çok kıymetli milletvekili arkadaşlarımız, “Belediyelerin yetkisini sınırlayacağız.” derken bütün bu koruma…

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – CHP’ye mi bağlayalım yani kime bağlayalım?

GÜLAY YEDEKCİ (Devamla) – Keşke CHP’ye bağlasanız. Cumhuriyet Halk Partisine bağlasanız bu ülkede talan olmaz…

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Yetki alın da bağlayalım.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen karşılıklı konuşmayın.

GÜLAY YEDEKCİ (Devamla) – …halk için, vatandaşımız için en doğru olan şey yapılır ve yeşil alanlar imara açılmaz. (CHP sıralarından alkışlar)

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Ya, yetki bizde kardeşim.

GÜLAY YEDEKCİ (Devamla) – İnsanımız huzurla, mutlulukla, keyifle yaşar ve herhangi bir sıkıntı olmaz.

Bir şahıssınız, bir mülkiyetiniz var ve Bakanlık dört yıl boyunca sizin malınıza el koyabiliyor, “Ben buraya Koruma Kurulunda tadilat yapacağım.” diyor. Dört yıl sonra ne olacağını siz de bilmiyorsunuz, Bakanlık da bilmiyor.

Şırnak ve Hakkâri’yle ilgili de bir şeyler söylemek isteriz. Bu vilayetler, vilayet olarak kalmaya devam etmelidir. Devletimiz oraya yatırım yapmalıdır.

NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Devletimiz çok yatırım yaptı oraya.

GÜLAY YEDEKCİ (Devamla) – İşte, çok güzel, sürekli yağan bir karı var. İlk yağan kar orada ve en son kalkan kar Hakkâri’de. Keza, Şırnak da biliyorsunuz Nuh’un kenti. 81 değil, 83 ilimiz olabilir ve bütün bu sorunlar da ortadan kalkabilir.

Özetle, bu torba yasanın toptan çekilmesi bütün vatanımız ve milletimiz için hayırlıdır. Dün uyarılarımızı dikkate almadınız, bugün geldiğimiz nokta ortada. Lütfen, siz de bir kez olsun elinizi vicdanınıza koyarak oylarınızı verin.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Yedekci, teşekkür ederim.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Bir tek sizde vicdan var yani başka kimsede yok.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 02.03

ON İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 02.41

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 127’nci Birleşiminin On İkinci Oturumunu açıyorum.

411 sıra sayılı Tasarı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon burada.

Hükûmet burada.

Şimdi 23’üncü maddeyi görüşüyoruz.

23’üncü madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin 19.4.2012 Tarihli ve 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin (2/571) 23’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

    Kadim Durmaz                                 Mehmet Bekaroğlu                                 Utku Çakırözer

          Tokat                                               İstanbul                                             Eskişehir

  Selin Sayek Böke                                Bihlun Tamaylıgil                                     Musa Çam

          İzmir                                               İstanbul                                                İzmir

MADDE 23- 2942 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"İçişleri Bakanlığının güvenlik gerekçesiyle ihtiyaç duyduğu, kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler ve il özel idareleri dahil mahalli idareler ve diğer kamu tüzel kişilerine ait taşınmazlar, kaynak veya irtifak hakları, Bakanlar Kurulu kararıyla resen Hazine adına tescil ve İçişleri Bakanlığına tahsis edilir. Taşınmazın bedeli, tescil işleminden itibaren altmış gün içinde bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen kriterler de dikkate alınmak suretiyle valiliklerce resen tespit edilir. Bedele ilişkin itirazlar Danıştaya yapılır. İtirazlar tescil işlemini durdurmaz. Mahkemelerce ihtiyati tedbir ve yürütmenin durdurulması kararları verilemez, 3533 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaz. Bu taşınmazlara ilişkin olarak ihtiyaç duyulan imar planı değişiklikleri Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca resen yapılır."

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir, birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 23’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

   Çağlar Demirel                                  Abdullah Zeydan                                  Nihat Akdoğan

       Diyarbakır                                            Hakkâri                                              Hakkâri

    Besime Konca                                   Saadet Becerekli                                     Ferhat Encu

           Siirt                                                Batman                                               Şırnak

    Mithat Sancar

         Mardin

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

   Mustafa Kalaycı                                      Erhan Usta                                       Mehmet Günal

          Konya                                               Samsun                                              Antalya

    Erkan Haberal                                    Kadir Koçdemir

         Ankara                                                Bursa

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelere Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeler üzerinde ilk olarak Bursa Milletvekili Sayın Kadir Koçdemir konuşacak.

Buyurun Sayın Koçdemir. (MHP sıralarından alkışlar)

KADİR KOÇDEMİR (Bursa) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; sözlerimin başında Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz 23’üncü madde, kamu kurumları arasında taşınmaz mal tahsisi değişikliklerine İçişleri Bakanlığının ihtiyacı bakımından yeni bir durum eklemektedir. Bu, hukuk tekniği bakımından yanlıştır çünkü hukukun en önemli ilkelerinden birisi genellik ilkesidir ve şu anda hukukumuzda kamu kuruluşları arasında, kamu kurumları arasında taşımaz mal ihtiyacı doğması hâlinde, bu taşınmaz başka bir kamu kurumuna ait ise bunun nasıl çözüleceği düzenlemiş bulunmaktadır. İçişleri Bakanlığının emniyetle ilgili olarak bir taşınmazı burada belirtilen kolaylaştırılmış bir vaziyette almasının terörle mücadeleye, emniyet ve asayişi sağlamaya nasıl bir katkısı olacağını anlamak mümkün değildir. Çünkü, özellikle içinde bulunduğumuz dönemde, olağanüstü hâl sebebiyle verilen yetkiler çerçevesinde eğer güvenlik güçleri bir taşınmaza ihtiyaç duyuyor ise o taşınmazı zaten kullanabilmektedirler. Yani, bunun pratikte nasıl gerçekleşebileceğini veya Türkiye’nin hangi ilinde, hangi somut olayda nasıl bir problem ortaya çıktığını anlamak mümkün değildir. Yıllarca mülki idare amirliği, valilik, kaymakamlık yapmış biri olarak ben bununla ilgili somut bir olayı tahayyül bile edemiyorum. Yani, nerede emniyeti, asayişi sağlamada bir taşınmaz engel olacak, o taşınmazın İçişleri Bakanlığına tahsis edilmesi hâlinde terörle mücadelede kapasitemiz, kabiliyetimiz daha da yükselecek? Böyle bir şeyi tahayyül bile etmek mümkün değil.

Yine, Bakanlığın görev alanındaki konularda acaba bunun aciliyeti nereden kaynaklanıyor? Yani, Bakanlığın yapacağı pek çok iş var. Yapamadığını gördüğümüz… İşte, bugün de Elâzığ’da, Bitlis’te, dün Van’da pek çok olaylar var. Türkiye güvenlik bakımından insanların kendini güvende hissetmediği bir ülke durumuna geldi ve biz, İçişleri Bakanlığının asli görevlerini, vatandaşın can ve mal emniyetini sağlama görevini yerine getiremediğine her gün şahit oluyoruz. Bununla ilgili pek çok konu var. Bu konular düzenlenmeyi beklerken başka kamu kurum ve kuruluşlarının elindeki taşınmaz malların bir bildirim, arkasından Bakanlar Kurulu kararıyla İçişleri Bakanlığına geçmesinin arkasındaki maksadı hakikaten anlayabilmiş değiliz.

Bütün bunlar şunu gösteriyor arkadaşlar: Hükûmetin bu konularla ilgili kafası karışıktır, bir kapasite problemi vardır, bir yetenek problemi vardır, ne yapacağını bilmemektedir. Akla gelen, bazı bürokratların telaffuz ettikleri şeyler, buradaki sayısal çoğunluğa da güvenerek ertesi gün kanun teklifi olarak buraya gelmektedir. İmla hataları, cümle kuruluş hataları ve mantık hatalarıyla birlikte buraya gelmektedir. Halka daha yakın olan, daha ehil ve daha emin milliyetçi kadroların iktidara gelmesinden başka bir çözüm yoktur. Çünkü bu sorunlara, bugün karşı karşıya kaldığımız sorunlara yol açan kadrolar yine yetkili yerlerde durdukça ne yargının terazisini düzgün tutma imkânı vardır ne de düzgün kararlar alma imkânı vardır.

Bu açıdan, ben, Meclisimizi meşgul eden ama somut olarak herhangi bir fayda sağlaması konusunda hiçbir hususu göremediğimiz bu tür düzenlemelere son verilip hakikaten gerçek gündemimizin ve Türkiye’nin realitesiyle bağını koparmamış, Türkiye’nin yaşadığı dertleri esas alan yasama düzenlemelerinin buradan geçmesinin uygun olduğunu düşünüyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Koçdemir.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Aynı mahiyetteki diğer önerge üzerinde Mardin Milletvekili Sayın Mithat Sancar konuşacak.

Buyurun Sayın Sancar. (HDP sıralarından alkışlar)

MİTHAT SANCAR (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, gecenin bu saatinde bu önemli teklifi görüşmeye devam ediyoruz.

Teklifin en kritik maddelerinin yerel yönetimlerle ilgili olduğu konusunda hem kamuoyunda hem Mecliste bir fikir birliği olduğunu görüyoruz.

Üzerinde tartışma yürüttüğümüz 23’üncü madde diğer kayyum ve benzeri maddelerle doğrudan ilişkili. Akşamdan beri bu konularda partiler arasında görüşmeler yürütülüyor. Bu 23’üncü maddenin de kayyum maddeleriyle doğrudan bağlantısı olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Kayyum maddelerinin tekliften çekilmesi konusunda partiler arasında bir uzlaşma sağlanmış. Bu, sevindiricidir ancak bunun tamamlanabilmesi için 23’üncü maddenin de bu uzlaşma kapsamına alınmasında sonsuz fayda vardır arkadaşlar. Biraz önce konuşan sayın hatip de belirtti, 23’üncü maddenin hangi pratik ihtiyacı karşılamak amacıyla buraya konulduğu konusunda yeterince bir açıklama yapılmıyor. Neyi karşılamak için, hangi ihtiyacı, hangi sorunu çözmek için 23’üncü madde konuldu buraya? Kimse buna doyurucu bir yanıt veremiyor. Peki, o zaman biz söyleyelim: Görebildiğimiz kadarıyla bu madde, merkezî idarenin yerel yönetimler üzerindeki yetkilerini ve otoritesini artırmak, pekiştirmek gibi bir amaca hizmet ediyor.

Yerel yönetimleri sürekli baskı ve tehdit altında tutmanın Türkiye’de demokrasiye de barışa da hiçbir katkısı olmayacağını tekrar belirtelim. Tam tersine, yerel yönetimler üzerinde böyle bir basınç oluşturacak, kanunsuz, daha doğrusu evrensel hukuk kurallarına kesinlikle uymayan aşırı vesayetçi bu düzenlemeler sadece demokrasiyi zedelemekle kalmayacak, yerel yönetimlere yapılacak müdahaleler, aynı zamanda başka konularda da gerilim sebebi olacaktır. Oysa şimdi bir şans yakalamış durumdayız, hem demokrasiyi yaralayacak, yerel demokrasi ayağını iyice sakatlayacak bu düzenlemeyi çıkarırsak demokrasi konusunda geriye gitmeyi, en azından birkaç adım geriye gitmeyi önlemiş oluruz.

Öte yandan, yine, eğer bu konuda bir uzlaşma sağlayabilirsek bir gerilim sebebini, yerel yönetimler üzerinden millî iradeye, halk iradesine, kendini yönetme hakkına müdahaleyi de önlemiş olacağız. İnanın, böyle bir uzlaşma, 23’üncü maddeyi bu tekliften çıkarmaya dönük bir uzlaşma önümüzdeki günlerde demokrasi açısından da, barış açısından da verimli görüşmeler ve iş birliği imkânlarını artıracaktır. Sadece belediyeleri rahatlatmakla kalmayacak, aynı zamanda, size şunu da rahatlıkla söyleyebilirim ki, Hükûmeti de ciddi bir baskı ve yükten kurtaracaktır. İçişleri Bakanlığına, İçişleri Bakanlığı dolayısıyla Bakanlar Kuruluna böyle bir yetki tanımak, aynı zamanda, Hükûmeti de, Bakanlığı da ileride nasıl gerçekleşeceğini bilemeyeceğimiz şartlardan dolayı zor durumda bırakacaktır.

Bu tür yetkilerin tanınmasının bugüne kadar hangi sıkıntılara yol açtığını görebilmek için sadece şu son bir yılda yaşadıklarımıza bakmak yeterlidir. Tanınan yetkilerin, mesela güvenlik kuvvetlerine dokunulmazlık getiren hükümlerin darbe girişiminden sonra nasıl bir anlamı olduğunu daha iyi görme imkânı yakaladık. Aynı şey bu maddeler için de geçerlidir. Merkezî idareye güvenlik gerekçesiyle böyle bir yetki tanıdığınız takdirde ileride bunu hangi bürokratın, hangi güvenlik ekibinin hangi gerekçelerle hazırlayacağını çok iyi bilemeyeceğimiz raporlarına dayalı olarak Hükûmeti bu yönde icraata sevk etmesi kuvvetle muhtemeldir. Yeni bir tuzağa düşmemek için, tekrar, bütün parti gruplarından, grup başkan vekillerinden özellikle talep ediyoruz, bu maddeyi bu tasarıdan çekelim, hayırlı bir iş yapmış oluruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sancar.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunacağım…

III.- YOKLAMA

(HDP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yoklama talebi var.

Sayın Demirel, Sayın Beştaş, Sayın Başaran, Sayın Kerestecioğlu, Sayın Kürkcü, Sayın Paylan, Sayın Yıldırım, Sayın Toğrul, Sayın Aydoğan, Sayın Gaydalı, Sayın Sancar, Sayın Bilgen, Sayın Doğan, Sayın Taşçıer, Sayın Baydemir, Sayın Akdoğan, Sayın Irmak, Sayın İrmez, Sayın Konca, Sayın Taşdemir, Sayın Ataş.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/750) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; 19.4.2012 Tarihli ve 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/571) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 411) (Devam)

BAŞKAN - Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin 19.4.2012 Tarihli ve 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin (2/571) 23’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

Kadim Durmaz (Tokat) ve arkadaşları

MADDE 23- 2942 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"İçişleri Bakanlığının güvenlik gerekçesiyle ihtiyaç duyduğu, kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler ve il özel idareleri dahil mahalli idareler ve diğer kamu tüzel kişilerine ait taşınmazlar, kaynak veya irtifak hakları, Bakanlar Kurulu kararıyla resen Hazine adına tescil ve İçişleri Bakanlığına tahsis edilir. Taşınmazın bedeli, tescil işleminden itibaren altmış gün içinde bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen kriterler de dikkate alınmak suretiyle valiliklerce resen tespit edilir. Bedele ilişkin itirazlar Danıştaya yapılır. İtirazlar tescil işlemini durdurmaz. Mahkemelerce ihtiyati tedbir ve yürütmenin durdurulması kararları verilemez, 3533 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaz. Bu taşınmazlara ilişkin olarak ihtiyaç duyulan imar planı değişiklikleri Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca resen yapılır."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde, İzmir Milletvekili Sayın Musa Çam konuşacak.

Buyurun Sayın Çam. (CHP sıralarından alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygıdeğer üyeleri; hepinizi selamlıyorum, iyi sabahlar diliyorum. 411 sıra sayılı Kanun… (Gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

MUSA ÇAM (Devamla) – Pardon?

BAŞKAN – Sayın milletvekillerinin sessiz olmalarını rica ettim sizi daha iyi duyabilmek için.

MUSA ÇAM (Devamla) - Çok teşekkür ederim, çok naziksiniz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Rica ederim.

Buyurun.

MUSA ÇAM (Devamla) - Çok teşekkür ederim ama arkadaşlardan aynı nezaketi göremiyorum ne yazık ki. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, Plan ve Bütçe Komisyonunda uzun bir süre bu konuyu tartıştık, muhalefet partisi milletvekilleri olarak bu tasarının en iyi şekilde geçmesi için elimizden gelen bütün çabayı ve gayreti gösterdik, iyi niyetle bütün uyarılarımızı yaptık. Ama, ne yazık ki Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul ettiremediğimiz bazı değişikliklerde biraz önce burada yapılan temaslar sonucunda -özellikle 35’inci madde ki özelleştirmeyle ilgili; 52, 53 ve 54’üncü maddelerdeki yerel yönetimlerde halk oyuyla seçilen belediye başkanının, belediye meclis üyelerinin kaymakam ve vali tarafından görevden alınarak yerlerine kayyum atanması ve özellikle 76, 77, 78’inci maddelerde kadim şehirler Hakkâri ve Şırnak ilinin ilçe yapılmasıyla ilgili itirazlarımızı yaptık- burada bir mutabakatın sağlanmış olmasından ve bizlerin de bu konuda katkımızın olmasından büyük bir sevinç ve mutluluk duyuyoruz. İstiyoruz ve diliyoruz ki: İktidar partisinin tabii ki mutlak bir çoğunluğu vardır, istediği her türlü yasa tasarısı ve teklifini gerek komisyonlardan gerekse Parlamentodan geçirebilir ama muhalefet partisi milletvekillerinin gerek komisyondaki gerekse Genel Kuruldaki itirazlarının, ikazlarının, uyarılarının ve önerilerinin mutlaka dikkate alınması gerekir ki daha kaliteli bir yasama görevini hep birlikte burada gerçekleştirebilelim. Amacımız daha güzel bir Türkiye ise daha mutlu bir Türkiye ise insanların daha özgür bir ülkede daha güzel yaşaması ise o zaman, bizim çok daha kaliteli yasa yapma koşullarını hep birlikte yaratmamız gerekiyor.

Bakın, bugün, gecenin bu saatinde, sizler, bizler milletvekilleri olarak seçim bölgemize gitmemiz gerekirken, bölgelerimize gitmemiz gerekirken -bana göre biraz gereksiz- çalışma koşullarının iyi planlanmaması nedeniyle buralardayız arkadaşlar. Stenografından bürokratına kadar, çaycısından aşçısına varıncaya kadar, kapıda bekleyen polisine varıncaya kadar, arkadaşlar, çok gereksiz bir mesai saatini üretiyoruz; bu doğru değil arkadaşlar. Bizlerin gerçekten zamanı çok daha iyi kullanmamız gerekiyor, çok daha kaliteli koşullar altında görev yapmamız gerekiyor arkadaşlar. Buna hepimizin çok özen ve dikkat göstermesi gerekiyor.

23’üncü madde, bana göre, çıkarılması gereken önemli maddelerden bir tanesi. 35, 52, 53, 54, 76, 77, 78’inci maddeler -75’in (4)’üncü fıkrası dâhil olmak üzere- gerçekten tasarıdan çıkarılması gereken önemli maddelerdir.

Burada, 23’üncü maddede yine İçişleri Bakanlığı belediyelerin taşınmaz mallarına, il özel idaresi mallarına gerekçe göstermeksizin el koyuyor arkadaşlar, kamulaştırıyor ve bu kamulaştırmayı yaparken yargı kararlarını ortadan kaldırıyor. İçinizde yerel yöneticilik yapmış olan arkadaşlarımız vardır, okuyun, o maddede diyor ki: “Mahkemelerce ihtiyati tedbir ve yürütmenin durdurulması kararı verilemez.” Yani, buna “evet” diyerek Türkiye'nin 81 ilinde ve ilçelerinde bu konuyla ilgili mahkemelerde bir dava açıldığında biz, buradan yaptığımız bu yasal düzenlemelerle mahkemelere talimat veriyoruz ve mahkemelere diyoruz ki: “Ey, mahkeme, benim, Bakanlık olarak yerel yönetimlerle ilgili el koyduğum mallara, taşınmazlara -il özel idarelerinin malları dâhil olmak üzere- sen ihtiyati tedbir kararı veremezsin.”

Değerli hukukçular, sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi burada kanun yaparak, yasa yaparak mahkemelere talimat veremez, vermemelidir. Bu çok önemli bir düzenlemedir ve yanlış bir düzenlemedir. Bunu sizden istirham ediyoruz: Türkiye Büyük Millet Meclisi mahkemelere, bağımsız yargıya bu düzenlemeyle böyle bir talimat veremez, vermemesi gerekiyor arkadaşlar.

O nedenle, AKP Grubunun çok değerli milletvekilleri, grup başkan vekilleri; herhangi bir siyasi düşünce aramaksızın sadece yargı nedeniyle bu maddeyi de gözden geçirmeniz ve bunu mutlaka çekmeniz gerekiyor.

Madenlerle ilgili 28’inci, 29’uncu maddeler var. Türkiye’de mimar ve mühendisler var, onların görevlendirilmesi gerekirken şimdi “UMREK” diye bir yeni kurum kuruluyor, oraya birtakım yetkiler devrediliyor ve Türkiye’de yaklaşık 50 bin jeofizik, jeoloji mühendisi ve maden mühendisi görev yapamaz hâle getiriliyor arkadaşlar.

Dolayısıyla, 23’üncü madde çok önemli bir maddedir ve hukuka, yargı kararlarına aykırı bir maddedir.

Bir kez daha gözden geçirilmesini diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyor, iyi sabahlar diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çam. (CHP sıralarından alkışlar)

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

MUSA ÇAM (İzmir) – Kabul edenler daha çoğunluktaydı Sayın Başkan.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

24’üncü maddede bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın çerçeve 24’üncü maddesiyle 2942 sayılı Kanun’a ilave edilmesi öngörülen ek madde 1’in birinci fıkrasındaki "asliye hukuk mahkemesinde taşınmaz bedelinin tespiti ve tescil davası" ibaresinin yerine "idari yargıda dava" ibaresinin eklenmesini; ikinci fıkrasındaki "taşınmaz veya hakkın bedelinin tespiti ve tescili davası açılması halinde, fiilen el konulan" ibaresinin "dava açılması halinde" ibaresiyle değiştirilmesini ve ikinci fıkrasının son cümlesinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

    Mustafa Elitaş                                     Ramazan Can                                      Bülent Turan

         Kayseri                                             Kırıkkale                                           Çanakkale

    Halis Dalkılıç                                Mehmet Doğan Kubat                             Adnan Boynukara

        İstanbul                                             İstanbul                                            Adıyaman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Kabul ediyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Kısıtlı alanlara ilişkin düzenlemelerin bir idari işlem niteliğinde olmasından dolayı, davaların idari yargıda açılmasına imkân tanınmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

25’inci maddede bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın çerçeve 25’inci maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenmesi öngörülen geçici 11’inci maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini ve ikinci fıkrasının madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

    Mustafa Elitaş                                  Hakan Çavuşoğlu                                 Murat Alparslan

         Kayseri                                               Bursa                                                Ankara

      Fatih Şahin                                      Adnan Günnar                                     Ramazan Can

         Ankara                                              Trabzon                                             Kırıkkale

     Hilmi Bilgin

          Sivas                                                    

"Bu Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında aynı fıkrada belirtilen süre, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle tasarının çerçeve 24’üncü maddesiyle 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenmesi öngörülen ek 1’inci maddenin birinci fıkrasında yapılan değişiklik ile ikinci fıkranın madde metninden çıkarılması yönünde yapılan değişiklikler doğrultusunda geçici 11’inci maddesinin birinci fıkrasının revize edilerek maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında aynı fıkrada belirtilen sürenin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlatılması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

26’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

27’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

28’inci maddede bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 28’inci maddesinde yer alan “sırasında” ibaresinin “esnasında” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

        Çağlar Demirel                        Abdullah Zeydan                   Nihat Akdoğan

           Diyarbakır                                 Hakkâri                             Hakkâri

        Besime Konca                         Saadet Becerekli                     Ferhat Encu

               Siirt                                      Batman                               Şırnak

     Meral Danış Beştaş

              Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş konuşacak.

Buyurun Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de iyi sabahlar diliyorum.

28’inci maddeyle ilgili önerge üzerine söz almış bulunmaktayım. 28’inci maddeye ilişkin, gerçekten yine torba kanunla ve iktidar partisinin kanun yapma geleneğine uygun bir öneriyle karşı karşıyayız. Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği yani kısa adıyla TMMOB ve bağlı odalarına verilen şöyle bir düzenleme var: Üyelerin mesleki sicillerin tutulması, kayıt, üye aidatı, mesleki uzmanlık alanına ilişkin düzenleyici ve denetleyici faaliyetlerin tümü ama tümü bu görevler, kimlerden oluşacağı bile belli olmayacak bir şekilde Bakanlık tarafından atanacak bir komisyona veriliyor. Bu, kesinlikle kabul edilebilir bir durum değildir ve bu şekilde, TMMOB’a bağlı maden, jeoloji ve jeofizik mühendisleri odaları gibi meslek odaları tümüyle işlevsiz hâle getiriliyor. Bu maddede önerilen komisyon ve sonrasında gelecek düzenlemelerle gerçekten odaların çalışma alanları, kapasiteleri, bağımsızlıkları, işlerini yapmaları ciddi bir şekilde sınırlanıyor ve tekleştirme, merkezileştirme, tek elde toplama iradesi burada da maalesef kendini gösteriyor. Biz, bu nedenle bu maddeye ilişkin verdiğimiz önergenin kabul edilmesini Meclisten talep ediyoruz ve bunun çok önemli bir madde olduğunu tekrar tekrar hatırlatmak istiyoruz önergemiz doğrultusunda.

Değerli arkadaşlar, ayrıca 23 ve 50 üzerine de söyleyeceğimiz sözleri arkadaşlarımız ifade etti. Ama, şu saate kadar yapılan görüşmelerde ve üç gündür, salı gününden beri yaptığımız mesaide nispeten olumlu bir neticeye ulaşmış durumdayız. Bu, gerçekten tabii ki sevindirici bir durum ama kayyum atanması meselesini ve diğer maddelerle arasındaki bağlantıyı umarım yarın aşabileceğiz. Çünkü -23’üncü maddede- belediyenin elindeki taşınmazların güvenlik sebebiyle ya da kamu yararı, kamu düzeni ve benzeri ölçülerin uygulamada, gerçek hayatta ve reel olarak nasıl uygulandığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Yetkiyi elinde bulunduran kurum ve irade “güvenlik sebebi” dedikten sonra akan sular duruyor zaten. Belediyelerin bütün mallarına el konulabilecek, kültür merkezlerine, diğer bütün alanlara el konulabilecek. Bu, gerçekten yerel yönetimlerin çalışmalarını sınırlayan, tümüyle hizmetlerini ortadan kaldıran ve bu konuda halkın özgür iradesiyle seçmiş olduğu temsilcilerinin aynı zamanda hizmetlerini de doğrudan engelleyen bir neticeye sebebiyet verecektir.

Burada kayyum geri çekilmiş olabilir, bu tabii ki olması gereken bir durum ama mallar üzerinde –tırnak içinde söylüyorum, tabir doğru olmayabilir- başka bir kayyum ve irade atanıyor. Yani, kamu idaresi diyecek ki güvenlik sebebiyle, örneğin ben, İstanbul’da şu merkeze, belediyenin elindeki şu işletmeye el koydum, şu alana el koydum; Diyarbakır’da Sümer Park’a -kültür merkezidir, birçok faaliyet yapılır, şehrin göbeğindedir- ben el koydum diyebilecek. Bu, demokratik işleyiş açısından ve demokrasiler açısından yerel yönetimlerin önemi ve yerinden yönetimin ne kadar hayati mesele olduğu açısından kabul edilemezdir ve bu, aynı zamanda tarafı olduğumuz Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na da tümüyle aykırıdır. Bu düzenlemenin gerçekten, milletvekili arkadaşlar tarafından çok çok ciddiye alınması... Bu çağrımıza yarın olumlu bir şekilde netice alacağımızı umut ediyoruz.

Diğer madde de 50’nci madde değerli arkadaşlar. 50’nci maddede de şu anda, bu kürsüden defalarca söylediğimiz... Örneğin, Şırnak’ta hâlâ sokağa çıkma yasağı var, Sur’un bir bölümünde devam ediyor. Nusaybin’de şehir ikiye bölünmüş durumda, tel örgülerle ayrılmış. Orada, bu alanların tümünün yetkisi yine idareye devrediliyor, merkezî idareye. Plan yapma Çevre ve Şehircilik Bakanlığına devrediliyor. Plan yapma, imar planı oluşturma, altyapı üstyapı kurumlarının tümü belediyelerden alınıyor Çevre ve Şehircilik Bakanlığına veriliyor. Bu da doğrudan yerel yönetime, belediyeye, belediye meclisine müdahale niteliğindedir, kabul edilemezdir. Bu maddedeki ısrarımızın da devam ettiğini paylaşmak istiyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, birinci bölümün görüşmelerini bitirdik.

Şimdi, ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

İkinci bölüm 39’uncu maddenin (a) bendi, (b) bendi ve (c) bendi dâhil olmak üzere 29 ila 54’üncü maddeleri kapsamaktadır.

İkinci bölüm üzerinde söz isteyen? Yok.

Soru-cevap da yok.

Şimdi, ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

29’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

30’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

31’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

32’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

33’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

34’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

35’inci maddede bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 35’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve talep ederim.

    Mustafa Elitaş                               Mehmet Doğan Kubat                              Ziya Altunyaldız

         Kayseri                                              İstanbul                                               Konya

     Erkan Akçay                                   Hakan Çavuşoğlu                                Kerim Ali Sürekli              

         Manisa                                                Bursa                                                 İzmir

Mahmut Atilla Kaya                            Mustafa Şükrü Nazlı

          İzmir                                               Kütahya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Kabul ediyoruz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Görülen lüzum üzerine metin tasarıdan çıkarılmıştır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 35’inci madde tasarıdan çıkmıştır.

36’ncı maddede bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 36’ncı maddesinde yer alan “tarihli” ibaresinin “tarih” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

   Mustafa Kalaycı                                      Erhan Usta                                       Mehmet Günal

          Konya                                               Samsun                                              Antalya

      Arzu Erdem                                     Deniz Depboylu                                   Kadir Koçdemir

        İstanbul                                               Aydın                                                 Bursa

İsmail Faruk Aksu

        İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde kim konuşacak?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – İsmail Faruk Aksu konuşacak.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu konuşacak.

Buyurun Sayın Aksu. (MHP sıralarından alkışlar)

İSMAİL FARUK AKSU (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; kanun teklifinin 36’ncı maddesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz madde ve müteakip maddelerde, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlarla ilgili ihbar ve şikâyetlerde yetkili merciler tarafından verilen işleme koymama kararına karşı şikayetçinin itirazda bulunmasına yasal imkân getirilmektedir. Denetim ve soruşturma elemanlarının işlemleri ile bunların raporlarına dayanarak tesis edilen karar ve işlemler nedeniyle haklarında açılacak tazminat davalarında husumetin yöneltileceği makam ve rücu hususu düzenlenmekte; 4483 sayılı Kanun ya da başka kanunlara göre ön inceleme, disiplin soruşturması veya diğer idari soruşturmaları yapmakla görevlendirilenler ile teftiş ya da denetim elemanlarının bu görevleriyle ilgili olarak yaptıkları işlemlerden, yürüttükleri faaliyetlerden, düzenledikleri raporlar ile görüş yazılarında belirttikleri kanaatlerinden veya kanunla verilen yetkilere dayanarak aldıkları tedbirlerden dolayı, kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere ancak idare aleyhine tazminat davası açılabileceği belirtilmektedir. Ancak, bu görevlilerin suç sayılan eylemleri ile kin, garaz ve hatıra dayalı olarak veya baskı veya telkinle kanaat oluşturduğu ya da değiştirildiğinin tespit edilmesi durumunda idare tarafından ilgililerine rücu edilebilecektir. Bu yönüyle, denetim ve soruşturma elemanlarına bir güvence getirilmektedir.

Değerli milletvekilleri, on dört yıldır çıkarılan yasalar, yapılan idari düzenlemeler ve uygulamalarla kamu yönetiminde onarımı zor bir tahribata imza atılmıştır. Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının ilk yıllarından itibaren, yönetimin temel fonksiyonlarından birisi olan denetim işlevsizleştirilmiş, denetim elemanlarının görev, yetki ve sorumlulukları da azaltılmıştır.

Dokunulmazlığın sadece milletvekillerinde olmadığı, memurların daha korunaklı olduğu yönündeki söylemler hafızalardadır. Bir yandan kamu yönetimindeki ve personel rejimindeki dengesizlik, verimsizlik ve kalitesizlikten, bürokratik oligarşiden şikâyet edilirken bir yandan da bu düzensizliklerden istifade edilerek eş dost kayırmak tercih edilmiş, temel sorunları giderme çabasında olunmamıştır. Kamu yönetimine ilişkin olarak yapılan düzenlemeler esas itibarıyla birlik ve bütünlük ilkesinden uzak, temel dengeleri bozan ve adaletsizliğe yol açan nitelikte olmuştur. Kamu yönetimi, mevzuat, teşkilat ve insan kaynaklarıyla içinden çıkılmaz, karmaşık bir hâle sürüklenmiştir. Yer yer devletin temel dinamiklerinin tahribine yönelik düzenlemeler, demokratikleşme, özgürlük ve yerelleşme kisvesi altında, karar alma, denetleme ve inisiyatif kullanmaya dönük işlevlerini etkisizleştirmek suretiyle devletin egemenlik alanının zaafa uğratılmasına zemin hazırlanmıştır. Kamu yönetimi disiplininden uzaklaşılmış, tüm idari gelenekleri, birikimleri ve kazanımlarına ilişkin ne varsa tahrip edilmiştir. Bürokratik oligarşi söylemleriyle kamu yönetimi ve bürokrasinin altüst edildiği bu dönemde, liyakat ilkesi yerine adamcılık ve siyasi memurluk hâkim olmuştur. Birçok kurumun teşkilat kanunları değiştirilerek yasayla çalışanlar görevlerinden alınmış ya da yerleri değiştirilmiştir. Bürokraside yıldırma ve yıpratma süreciyle birlikte milliyetçi, vatanperver kamu çalışanları yerinden yurdundan edilmiştir. Dün eş, dost ve yandaşların, filanca grubun kayrılması şeklinde tezahür eden uygulamalar kamu personel rejimini nesnellikten uzaklaştırmıştır. İş verimliliğini ve motivasyonunu etkilemesinin yanında bu uygulamalar aileleri perişan etmiş, kamu personeli arasında sosyal barışı ve huzuru tehdit etmiş, adalet ve güven duygusunu zedelemiştir. Bunlar yapılırken çoğu zaman, bugün terör örgütü olduğu anlaşılan yapıların referansları esas olmuştur. Gelinen noktada şunların sorulması gerekmektedir: Binlerce garibanın hakkı yenilerek yapılan bu işlemlerle neye ve kime hizmet edilmiştir? Bu yolla bürokraside çeteleşmeye, terör örgütü yapılanmasına ve paralel devlet oluşumuna hizmet mi edilmiştir? Hâl böyle ise bunlara ilişkin irade ortaya koyanların bir sorumluluğu olmayacak mıdır?

Bu düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Komisyon, bir açıklama mı yapacaksınız?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Evet Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Bu 24’üncü maddede bir cümle düşüklüğü nedeniyle düzeltme talep ediyoruz. “Malikleri” ifadesinden sonra gelmek üzere “tarafından” kelimesinin ilave olması lazım ki cümle düşüklüğü ortadan kalksın çünkü cümle “açılabilir” diye bitiyor, “malikleri açılabilir” düşük cümle, Türkçe kurallarına uymadığı için “malikleri tarafından açılabilir” şeklinde yani “tarafından” kelimesinin ilavesi gerekiyor.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – “Maliklerince” de olabilir Sayın Başkan.

BAŞKAN – 37’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

39’uncu maddenin (a) bendini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

39’uncu maddenin (b) bendini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

39’uncu maddenin (c) bendini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

40’ıncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

41’incı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

42’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

43’üncü madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin 19.4.2012 Tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin (2/571) 43'üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

    Kadim Durmaz                                 Mehmet Bekaroğlu                                Zekeriya Temizel

          Tokat                                               İstanbul                                                İzmir

       Musa Çam                                     Bihlun Tamaylıgil                                  Lale Karabıyık

          İzmir                                               İstanbul                                               Bursa

Madde 43- 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun 7’nci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

“8. (Il) sayılı listede yer alan kayıt ve tescile tabi mallardan; 87.03 (motor silindir hacmi 1.600 cm3'ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm3'ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun ek 1’inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde sayılan kişiler ile bunlardan hayatını kaybetmiş olanların eş veya çocuklarından birisi, eş ve çocuğu yoksa ana veya babasından birisi tarafından bir defaya mahsus olmak üzere ilk iktisabı,”

BAŞKAN – Okunan önergeye Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Tokat Milletvekili Sayın Kadim Durmaz konuşacak. (CHP sıralarından alkışlar)

KADİM DURMAZ (Tokat) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 43’üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun verdiği önergede söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, 14 Şubat 2016 tarihinde, Millî Savunma Bakanlığının bütçe görüşmelerinde şehit, gazi ve yakınları için tanınması gereken haklar konusunu dile getirmiştik. Öncelikle, gaziliğin doğru bir tanımının yapılması da vurgulanarak Komisyonda herkes tarafından kabul de görmüştü. Aradan geçen süreçte bu konuda çok yeterli bir çalışma maalesef yapılmadı. Şehit, gazi ve yakınlarının araç alımında ÖTV ve KDV’den muaf tutulması için 30 Mart tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına kanun teklifi verdim. Biz, şu anda görüşülen maddede bir eksiklik görüyoruz. Gerçekten bu vatan için canını feda eden şehitlerimize minnetle yaklaşırken, her zaman dua ederken, devamında yaşamını gazi olarak sürdürenlere de sağlık ve uzun ömürler diliyoruz. Bu yasanın bir eksiği kahraman gazilerin unutuluşudur. Bu noktada, tüm siyasi partiler olarak ortak bir anlayışla bu gazilerimizi bu kapsama aldığımız zaman çok büyük bir kaybımızın olmayacağı inancındayım. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda iktidar milletvekillerinin “ret” oylarıyla gündeme dahi alınmamıştı bu talebimiz ama bugün, kabul edilmeyen kanun teklifimizin şehit ailelerimizle ilgili kısmının düzenlemesini Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak olumlu buluyoruz. Gazilerimizle ilgili bölümünün de dikkate alınması gerektiğine inanıyoruz.

Vatanımızın ve milletimizin varlığını, devletin bütünlüğünü, yurttaşların huzur ve güvenini sağlayan, görevlerini üstün hizmet anlayışı içinde canlarını feda etmekten çekinmeyerek yaparken hayatını kaybeden şehitlerin geride kalan dul ve yetimleri ile malul ve gazilerin taleplerinin olabildiğince yerine getirilmesi her şeyden önce kutsal bir devlet ve yurttaşlık görevidir.

Özürlü araç kullanımından sol ayağından, kolundan özürlü olan, yatağa mahkûm olan malul gazilerimiz ile sakatlık oranı yüzde 90 ve üzeri olan gazilerimiz istifade etmekte olup vücut organlarından bazılarını yüzde 100 kaybetmiş olan gazilerimiz bu durumdan yararlanamıyor. Bu durum da gazilerimiz arasında sorun ve sıkıntı yaratmaktadır. Gazilerimizin sakatlık durumunda ulaşımlarını rahat sağlayabilmeleri, bundan sonraki yaşamlarında kaliteli bir hayat sürmeleri için araç alımında ekonomik rahatlık sağlayabilmeleri açısından bu düzenleme son derece önem arz etmektedir.

Şehit yakınlarına uygulanacak bu muafiyet, onlara da minnet borcumuzun bir gerekliliğidir.

Yapılacak düzenlemeyle malul gazilerimize pozitif ayrımcılık yapılarak vergi avantajı sağlanmalı, ayrım yapılmadan tüm harp ve vazife malulleri aileleri araç alımında ÖTV ve KDV muafiyetinden yararlandırılmalıdır.

Şu anda ülkemizde 3.072 Kore gazisi, 28.882 Kıbrıs, 13.639 dul eş ve 10.963 doğu, güneydoğu gazisi vardır. Ama şimdi doğu, güneydoğuda askerde askerlik görevini yaparken farklı şekilde gazi olan askerlerimiz var ve ayrıca 15 Temmuz demokrasi şehidi ve gazisi olan yurttaşlarımız var. Bunları da doğru değerlendirmek durumundayız.

Bu anlamda, grubumuzun verdiği önerge son derece önem arz ediyor. Genel Kuruldaki tüm milletvekili arkadaşlarımın bunu doğru değerlendirip bu önergeye “evet” oyu vermesini önemle arz ediyorum, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

44’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

45’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

46’ncı maddede bir adet önerge vardır, okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 46’ncı maddesinde yer alan “yük taşımacılığı faaliyeti dolayısıyla” ibaresinin “yük taşımacılığı faaliyetlerinden dolayı” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

       Çağlar Demirel                 Meral Danış Beştaş                 Filiz Kerestecioğlu Demir

          Diyarbakır                            Adana                                      İstanbul

      Ertuğrul Kürkcü                                                                    Garo Paylan

              İzmir                                                                              İstanbul

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Sayın Garo Paylan konuşacak.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, 80 madde; 19 bakanlık ve 38 kurumu ilgilendiren maddeler görüştük. Bizler, geçen hafta, Plan ve Bütçe Komisyonunda tam doksan saat mesai yaptık bütün partilerden Komisyondaki arkadaşlarımla ve anlamaya çalıştık gerçekten; defin ruhsatlarından Sağlık Bakanlığına savrulduk, ÖTV’lerden Şırnak ve Hakkâri’ye savrulduk ve hepsini anlamaya çalıştık. Ama gerçekten böyle yasa yapmayalım arkadaşlar bir daha, yapmayalım. İhtisas komisyonlarımız var, onları çalıştıralım.

Bakın, size şunu söyleyeyim: Biz her çalıştığımızda, iki saat daha fazla çalıştığımızda, arka odada, bakanlarımızla birlikte 4 parti bir araya gelip uzlaşmaya çalıştığımızda, anlamaya çalıştığımızda maddeler daha iyileşti. Her konuşmamızda bir cümle daha ekledik. Değerli Komisyon üyesi arkadaşım demin bir hata daha buldu. İnanın, üç saat daha çalışsak belki başka hatalar da bulacağız ve beş ay sonra bu maddeleri bir daha görüşmek zorunda kalmayacağız. Böyle torbalar yapmayalım arkadaşlar. Bakın, uzlaşarak konuşarak pek çok şeyi daha iyi hâle getirebiliyoruz. Toplumumuzun, bütün Türkiye toplumunun beklentisi de bu. İhtisas komisyonları çalışsın. Eğitim Komisyonu eğitim konusunda, Sağlık Komisyonu sağlık konusunda çalışsın; Plan ve Bütçeyi ilgilendiren şeyler neyse para pulla ilgili o da oraya gelsin. Her şeyi Plan ve Bütçe Komisyonuna atmayalım arkadaşlar bir daha, böyle çalışmayalım.

Değerli arkadaşlar, maddeyle ilgili şunu söyleyeceğim. Özel Tüketim Vergisinde ticari taksilere, ticari minibüslere bir hak tanıyoruz, bu araçlar yenilensin diyoruz. Bu araçlar zaten ortalama üç, dört veya beş yılda bir yenileniyor. Bu maddeyle yaklaşık 2 veya 3 milyar TL’lik, özel taksilere, minibüslere bir avantaj sağlıyoruz ama bir hata yapıyoruz. Bakın, komisyonda da uyardık, Maliye Bakanı “İlgileneceğim” dedi ama Genel Kurula kadar bu gelmedi. Bir üst limit yok. Bugün şunu görüyoruz. Bu üst limiti getirmedik ya, Passat taksiler görmeye başlayacağız -bu reklama girmiyorsa- çünkü 1,4 motorlu o araçlar, 1,6 motorun hepsinin altına işliyor. Mercedes taksiler göreceğiz. Türkiye’de üretim yapmıyor bunlar, yurt dışında ve yüz milyonlarca dolarlık araba ithal edeceğiz arkadaşlar. Gelin, yarın da bu mümkünmüş, tekrar müzakereyle bir üst limit koyalım, mümkün mertebe yerli üretimle bu araçlarımız yenilensin ama 20 bin lira yerine, 40 bin lira, 50 bin liralık ÖTV avantajı sağlamayalım hem de 100 milyonlarca dolar ithalat yapmayalım arkadaşlar.

Bu konuyu yarın tekrar -bugün herhâlde olmayacak ama bununla Maliye Bakanımız da ilgilenecekti- lütfen el birliğiyle yeniden müzakere edelim derim.

Değerli arkadaşlar, Hakkâri ve Şırnak il kalacak gibi duruyor, müzakerelerle bu şekilde gözüküyor, son dakika değişikliği olmayacağını düşünüyoruz. Ne mutlu Hakkâri ve Şırnak’a kutlu olsun. Bir daha da böyle bir önerge asla bu Meclise gelmesin. İl olma hakkını kazanmış hiçbir ilimiz, ne Gümüşhane’si ne Rize’si ne Muğla’sı, hiçbir ilimize ne Hakkâri’ye ne Şırnak’a bu hakkını kaybetme önerisi dahi bu Meclise bir daha gelmesin.

Kayyum yetkisi: Nasıl ki Meclisimize saldıranları geri püskürttüysek kayyum da yerel yönetimlere karşı bir saldırıdır. Ademimerkeziyetçi anlayışa hepimiz akmak istiyoruz, onun gelişmesini istiyoruz. Bu yönde önergeler buraya gelsin, bir daha ne merkezî ne yerel yönetimlere darbe yasaları bu Meclise gelmesin arkadaşlar. Başımıza yeni çoraplar örülmesine izin vermeyelim. Bakın, bu darbe yasalarını getirenler kimlerse yarın çıkacak bunlar. Bu önergeyi kim getirdiyse Hükûmetin karşısına onlar yeni dönemin darbecileri olabilir. Bu konuda yeniden bizler uyanık olalım.

Az önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımızı gördüm. Komisyonda şunu söyledi: Asgari ücret 1 Ekimde 1.230 liraya düşüyor arkadaşlar. AKP’nin, biliyorsunuz, vaadi 1.300 TL, 1 Ekimde 1.230 TL oluyor. Gelin, hep birlikte yarın bir önerge getirelim, şu 70 TL’yi milyonlarca asgari ücretliden lütfen esirgemeyelim arkadaşlar. Bakın, milyarlarca TL’yi, biliyorsunuz, faizle özel işletmelerden affettik; 1 milyar TL de asgari ücretten vazgeçmeyelim Sayın Süleyman Soylu, el birliğiyle bunu geçirelim yarın bir önergeyle.

Saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

47’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

48’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

49’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

50’nci maddede iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın (1/750) 50’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

    Kadim Durmaz                                 Mehmet Bekaroğlu                                Zekeriya Temizel

          Tokat                                               İstanbul                                                İzmir

    Lale Karabıyık                                  Bihlun Tamaylıgil                                     Musa Çam

          Bursa                                               İstanbul                                                İzmir

                                                                Ali Şeker

                                                                 İstanbul

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

   Çağlar Demirel                            Filiz Kerestecioğlu Demir                            Mahmut Toğrul

       Diyarbakır                                           İstanbul                                            Gaziantep

    Ayhan Bilgen                                    Ertuğrul Kürkcü                                  Osman Baydemir

           Kars                                                  İzmir                                               Şanlıurfa

Meral Danış Beştaş

          Adana

BAŞKAN – Komisyon okunan son önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Sayın Osman Baydemir konuşacak.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; öncelikle Mardinlilerin tamamının hakkını bana helal etmelerini istiyorum. Eğer burada, aramızda Mardinli milletvekili kardeşlerim varsa onlar da haklarını helal etsinler. Saat on ikiyi beş geçe Mardinliler derler ki: “Hadi gelin, şimdi gerçeği konuşalım.” “…”(x) Şimdi saat dörde yirmi var, hadi gelin, gerçekleri konuşalım.

Bir kere, parlamentoyu parlamento yapan nedir? Yasama yapma yetkisidir. Eğer siz yasama yapma yetkisini parlamentodan alırsanız parlamento neye dönüşür? Urfa Haleplibahçe’deki Yüksek Kahve’ye dönüşür; Arap’ı, Türk’ü, Kürt’ü, işçisi, emekçisi, herkes orada bir araya gelir, en yüksek düzeyde siyaset yapar, ondan sonra dağılıp evine gider.

Şu anda bu madde, 50’nci madde, belediyeyi belediye yapan -ki belediye ilin hükûmetidir, meclisi ilin parlamentosudur- bütün yasama ve icraat yetkisini belediyenin elinden alan bir maddedir. İmar ve planını yapmak, alt, üst ve sosyal donatı alanını düzenlemek, ruhsatlandırma yapma faaliyetini düzenlemek; bütün bunlar belediyeden alınıyor, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına veriliyor. Değerli kardeşlerim, eğer ben Çevre ve Şehircilik Bakanı olsam, emin olun böyle bir yetkiyi kullanmaktan korkarım çünkü bu ancak ve ancak diktatörlükte söz konusu olabilir. Düşünün, yasada, mevzuatta belediyeye, belediye başkanına, meclisine, encümenine verilen bütün yetkiler bir yasa maddesiyle elinden alınıyor ve bunu kim yapıyor? Seçimle gelen Parlamentonun kendisi, seçimle gelen bir diğer kuruma karşı âdeta darbe yapıyor. Biz neden “Bu madde çıksın.” diyoruz? Parlamento, Sayın Başkan, böyle bir ayıba imza atmasın diye söylüyoruz.

İkinci bir husus: Sadece belediye açısından değil, yurttaşın elindeki mülkiyeti, malı, mülkü alınıyor, hazine adına kaydediliyor ve açıkça şunu söylemek gerekirse; daha sonra akıbetinin ne olacağında da büyük bir belirsizlik var. Daha önce planlama yapılmış şehirde, örneğin, Diyarbakır Suriçi bölgesinde planlama yapılmış -aramızda belediye başkanları da var- ve burada DOP uygulanmış. Bakanlık dilerse DOP uygulanan bir yere bir kez daha DOP’u uyguluyor. Peki, bu kimden çıkacak? Yurttaşın elinden çıkacak. Hani mülkiyet hakkı kutsaldı, hani mülkiyet hakkı dokunulmazdı? Parlamento böyle bir ayıba daha imza atmış olacak.

Yine, bütün bu işlemlere ilişkin itiraz on beş gün süreyle sınırlandırılıyor. İtiraz reddedilirse Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından beş gün içerisinde bütün süreç kapanmış oluyor. İdare mahkemesine yapılacak başvuru süreci otuz günlük bir süre içerisinde noktalanmış oluyor. Ya, Allah aşkına, Peygamber aşkına, Muhammed aşkına, hangi hukukta, hangi akılda yargı yolu otuz gün içerisinde tamamen tüketilmiş olur?

Sıkı durun, bu madde, kamu ihale hukukunu tamamen devre dışı bırakıyor. Yani, Bakanlık dilediği imalatı, dilediği işi, işlemi, dilediği müteahhit firmaya yaptırıyor, herhangi bir kurula da tabi tutmuyor.

Sayın grup başkan vekilleri, memnuniyet verici bir gelişme yaşandı. Kimi maddeler, tarihimize, Parlamento tarihine ayıp olarak geçebilecek kimi maddeler geri çekildi. Niçin? Ortak akılda birleşildiği için. Benim size bir çağrım var: Gelin, bu ortak paydada, ortak akılda buluşmayı, Allah aşkına yükseltelim, büyütelim. Mümkün, bu mümkün, bunu başarabiliriz, bunu yapabiliriz. Bu maddeler niçin yapılıyor? Sur, Şırnak, Cizre, Hakkâri ve diğer yıkılan, yerle bir edilen yerler için yapılıyor. Peki, bu yetkiyi siz Bakanlığa verdiniz, Bakanlık oradaki yerel yönetim dinamikleriyle, STK’larla ortaklaşmazsa, yerel halkın sahiplik duygusu geliştirilmezse nasıl başarıya ulaşabilecek? Bu hafta başında, girişimlerimizle, çabalarımızla yerel yönetimler ile ilgili Bakanlığı bir araya getirme çabasını ortaya koyuyoruz. Eğer bu madde geçerse ve yasalaşırsa ortaklaşmanın hukuki zeminini ortadan kaldırmış oluruz. Gelin, daha büyüğünü yapalım. Bir deprem yaşandı, bir felaket yaşandı, bir akıl tutulması yaşandı ama her ne yaşandıysa gelin, bu yarayı birlikte saralım, el ele vererek saralım, dersler çıkararak, ortak dersler çıkararak saralım; gelin, öncelikle bugün yapmış olduğumuz gibi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OSMAN BAYDEMİR (Devamla) – …bugün kısmen başarmış olduğumuz gibi, akan kanı birlikte durduralım; o da diyalogla, o da istişareyle, o da ancak burada, böyle.

En derin saygılarımı sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Baydemir.

Aynı mahiyetteki önergenin diğer konuşmacısı İstanbul Milletvekili Sayın Ali Şeker. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 50’nci maddesi üzerine söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlamadan önce Elâzığ, Van ve Bitlis’te yaşanan terör saldırıları sonucunda hayatını kaybeden güvenlik görevlilerimize ve sivil vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Nereden gelirse gelsin terör bir insanlık suçudur. Terörü lanetliyor, yeni kaos planlarına daha fazla canlar vermeyelim diyorum. Meclisin bu konuda görevden daha fazla kaçmamasını özellikle istirham ediyorum.

Değerli milletvekilleri, verdiğiniz teklifle, keyfî olarak ilan ettiğiniz riskli alanların dönüştürülmesiyle ilgili tüm tasarrufları Çevre ve Şehircilik Bakanlığına devretmek istiyorsunuz ve teklifinizde Bakanlığı bu alanlardaki her türlü imar yetkisini oralarda yaşayan hak sahiplerine hiçbir şey sormadan resen yapılabileceğini ve bir yetkiyle bunun tümünün Bakanlığa verilmesini öneriyorsunuz. Milletimizi yani ağzınızdan düşürmediğiniz millî iradeyi yok sayıyorsunuz. Bu teklif doğa ve kent talanının önünü açacak bir yasa teklifidir ve derhâl geri çekilmelidir.

Değerli arkadaşlarım, İstanbul’da önce Gaziosmanpaşa, daha sonra Okmeydanı, Diyarbakır Sur ve Cizre’yi riskli alan ilan ettiniz. Bu tasarınızla Okmeydanı’nda riskli alan ilan edilen bölgede tüm imar yetkisini Ankara’daki Bakanlığa veriyorsunuz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı orada yaşayanlara, hak sahiplerine, yerel belediyeye bir şey sorma gereği duymadan yeni bir imar planı hazırlayacak, bu imar planı on beş gün askıda kalacak. Yapılacak olası itirazları Bakanlık beş gün içerisinde değerlendirecek ve itiraz edilse dahi, Bakanlık bu itirazları reddettiğinde dahi plan kesinleşecek. Neden sel felaketlerinin ve can kayıplarının yaşandığı Ayamama Deresi gibi yerleri riskli alan olarak teklif etmeyi düşünmüyorsunuz da üstelik çevresine çok sayıda gökdelen ve Fatih Koleji gibi devasa binalar yaptırıyorsunuz?

Bir cümle var teklifte, aynen okuyorum: “Bu alanlarda yapılacak uygulamalarda tüm tapu ve kadastro işlemleri ile yıkım ve yapıma ilişkin her türlü izin ve ruhsat gibi iş ve işlemler ilgililerin -yani mülkiyet sahiplerinin- muvafakati aranmaksızın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından resen yapılır.” Peki, nerede kaldı tapu güvencesi ve mülkiyet hakkı? Devlet yurttaşının tapu güvenliğini sağlamak ve saygı duymak zorunda değil mi? 15 Temmuz darbesinden önce Ankara’yı parsel parsel cemaate vermek, büyük kentlerdeki kupon arazilerin takibi gibi ifadeleri daha önceden biliyorduk ama siz bu teklifle Türkiye’nin herhangi bir yerinde herhangi bir yurttaşın malına da göz dikmiş oluyorsunuz. Terörden dolayı ülkede kimsenin can güvenliği yok. Geçirmeye çalıştığınız bu yasalarla da artık kimsenin mal güvenliği ve tapu güvenliği de kalmamış oluyor.

Yerelin güçlendirilmesinden, belediyelerin yetkilerinin artırılmasından bahseden sizler bu teklifle bırakın orada yaşayan hak sahiplerini, seçilmiş ilçe ve il belediyelerini ve belediye meclislerini devre dışı bırakıyorsunuz. 2009 yılında belde belediyelerini kapatmıştınız. Belde belediyeleri kendi bölgelerine sahip çıkıyordu, o bölgeler diğer şehrin parçaları içerisinde sahipsiz kaldı. Bu teklifle ilçeleri ve hatta il belediyelerini ve meclislerini de devre dışı bırakıyorsunuz, Bakanlığı sadece güçlendiriyorsunuz. Buradan iyi bir şey çıkmaz sayın milletvekilleri.

Biliyorsunuz, TOKİ projeleri yapı denetiminden muaf. Bu teklifle riskli alanların dönüştürülmesini de her türlü denetimden muaf tutmak istiyorsunuz. Peki, meslek kuruluşlarının ve hak sahiplerinin denetiminden muaf tutulan böyle bir işten olumlu bir sonuç çıkması mümkün mü? Ülkemizin yaşadığı 15 Temmuz darbe girişimi, iktidarınız döneminde devletin her türlü denetleme mekanizmalarının felç edilmesinin sonucu olarak bu ülkeye yaşatılmadı mı? Teklife Plan ve Bütçe Komisyonunda bir paragraf eklediniz son dakikada. Burası da çok vahim, bu paragrafta “Hak sahiplerinin ve seçilmiş belediyelerin her türlü katkı ve denetiminden muaf tutulan riskli alanların dönüştürülmesi sırasında yapılacak olan her türlü mal ve hizmet alımları ile yapım işleri kamu ihale hükümlerinden, kanun hükümlerinden istisnadır.” diyor. İktidarınız süresince 130’dan fazla değişiklik yaptığınız kanunu bile kendi ihtiyaçlarınızı karşılayacak bir hâle getiremediniz. O Kamu İhale Kanunu’ndan bile muaf tutuyorsunuz bu yapacaklarınızı.

Değerli milletvekilleri, bu teklif zaten içinden çıkılmaz bir hâle gelmiş olan kentleri daha da yaşanmaz hâle getirmek üzere kurgulanmış. İçinde yaşayanlara sorulmadan, hak sahiplerinin hakları korunmadan tüm yetkinin Bakanlığa verilmesiyle -riskli olsun olmasın- hiçbir şehir düzenlenemez. Bu teklifi derhâl geri çekin.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunacağım…

III.- YOKLAMA

(HDP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Yoklama talep ediyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yoklama talebi var.

Sayın Demirel, Sayın Danış Beştaş, Sayın Kerestecioğlu, Sayın Kürkcü, Sayın Aydoğan, Sayın Toğrul, Sayın Yıldırım, Sayın Paylan, Sayın İrmez, Sayın Irmak, Sayın Başaran, Sayın Bilgen, Sayın Baydemir, Sayın Ataş, Sayın Sancar, Sayın Taşdemir, Sayın Konca, Sayın Doğan, Sayın Akdoğan, Sayın Taşçıer, Sayın Zeydan.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/750) ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; 19.4.2012 Tarihli ve 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/571) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 411) (Devam)

BAŞKAN – Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önergeler kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

51’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

52’nci maddede bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 52’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve talep ederim.

      Engin Altay                                      Mustafa Elitaş                                Mehmet Doğan Kubat

        İstanbul                                              Kayseri                                              İstanbul

  Ziya Altunyaldız                                Hakan Çavuşoğlu                                Kerem Ali Sürekli

          Konya                                                Bursa                                                 İzmir

   Çağlar Demirel                                Mahmut Atilla Kaya

       Diyarbakır                                             İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Kabul ediyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Görülen lüzum üzerine metin tasarıdan çıkarılmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Madde metni tasarıdan çıkartılmıştır.

53’üncü maddede bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 53’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve talep ederim.

      Engin Altay                                      Mustafa Elitaş                                Mehmet Doğan Kubat

        İstanbul                                              Kayseri                                              İstanbul

       Şahin Tin                                          İmran Kılıç                                         İlyas Şeker

         Denizli                                         Kahramanmaraş                                         Kocaeli

                                                            Çağlar Demirel

                                                               Diyarbakır

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Görülen lüzum üzerine metin tasarıdan çıkarılmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Madde tasarıdan çıkartılmıştır.

54’üncü maddede bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 54’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve talep ederim.

      Engin Altay                                      Mustafa Elitaş                                Mehmet Doğan Kubat

        İstanbul                                              Kayseri                                              İstanbul

  Ziya Altunyaldız                                Hakan Çavuşoğlu                                Kerem Ali Sürekli

          Konya                                                Bursa                                                 İzmir

   Çağlar Demirel                                Mahmut Atilla Kaya                                 Necip Kalkan

       Diyarbakır                                             İzmir                                                  İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Takdire bırakıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Görülen lüzum üzerine metin tasarıdan çıkarılmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Madde tasarıdan çıkarılmıştır.

Şimdi üçüncü bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

Üçüncü bölüm 60’ıncı maddenin (a) bendi, (b) bendi ile geçici 1’inci madde dâhil 55 ila 80’inci maddeleri kapsamaktadır.

Üçüncü bölüm üzerinde söz isteyen? Yok.

Soru-cevap? Yok.

Şimdi üçüncü bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yapıp ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

55’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

56’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

57’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

58’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

59’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

60’ıncı maddenin (a) bendini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

60’ıncı maddenin (b) bendini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

61’inci maddede iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 61’inci maddesinde yer alan “bendine” ibaresinin “bendinde yer alan” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

   Mustafa Kalaycı                                      Erhan Usta                                       Mehmet Günal

          Konya                                               Samsun                                              Antalya

     Erkan Akçay                                  İsmail Faruk Aksu

         Manisa                                              İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 61’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

    Mustafa Elitaş                                   Murat Alparslan                                    Ramazan Can

         Kayseri                                              Ankara                                             Kırıkkale

      Fatih Şahin                                    Haydar Ali Yıldız                                 Tülay Kaynarca

         Ankara                                              İstanbul                                              İstanbul

   Abdullah Ağralı                                 Hakan Çavuşoğlu                                   Halil Eldemir

          Konya                                                Bursa                                                Bilecik

  Abdurrahman Öz

          Aydın

MADDE 61- 5520 sayılı Kanunun 32/A maddesinin ikinci fıkrasına, birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiş, aynı fıkranın (c) bendine "her bir il grubu" ibaresinden sonra gelmek üzere ", bölgesel, büyük ölçekli, stratejik ve öncelikli yatırımlar ile konusu, sektörü ve niteliği itibarıyla proje bazında desteklenmesine karar verilen yatırımlar" ibaresi eklenmiş ve aynı bentte yer alan "%80'e" ibaresi "%100'e" şeklinde değiştirilmiştir.

"Yatırımın tamamlanması şartıyla, indirimli kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle yararlanılan kısmı hariç olmak üzere kalan yatırıma katkı tutarı, yatırımın tamamlandığı hesap dönemini izleyen yıllarda Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre bu yıllar için belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak dikkate alınır."

BAŞKAN – Komisyon okunan son önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bizim önerge mi?

BAŞKAN – Bizim önerge. (Gülüşmeler, CHP sıralarından “Yaa!” sesleri)

E doğru, ne yapayım.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bu saatte normal Sayın Başkan.

BAŞKAN – Bu saatte normal.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Yine de siz sözünüzü geri alın Sayın Başkan.

BAŞKAN - “Sizin” dedim ben, “bizim” demedim, “sizin.”

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Tutanaklara bakalım.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Aslında “b” ile “s” karıştı.

BAŞKAN - Gerekçeyi mi okutuyoruz?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 32/A maddesi uygulamasında yararlanılacak yatırıma katkı tutarının endekslenmesi yönünde bir düzenleme bulunmaktadır. Yapılan düzenlemeyle, yatırımın tamamlanması şartıyla, indirimli kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle, yararlanılan kısmı hariç olmak üzere, kalan yatırıma katkı tutarının, yatırımın tamamlandığı hesap dönemini izleyen yıllarda, bu yıllar için belirlenen yeniden değerleme oranında endekslenme suretiyle güncellenmesi sağlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 61’inci maddesinde yer alan “bendine” ibaresinin “bendinde yer alan” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Samsun Milletvekili Sayın Erhan Usta konuşacak.

Buyurun Sayın Usta. (MHP sıralarından alkışlar)

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Hayırlı sabahlar.

Sabahın dördü; teşvik konusunu konuşacağız, çok sıkıcı ancak Sayın Sanayi Bakanımız uzun süredir burada; şu vakte kadar kendisini ilgilendiren bir madde olmadı. Hiç olmazsa, biraz teşvik konusunu görüşerek Sayın Sanayi Bakanımızın da dikkatini çekebiliriz diye düşünüyorum.

Şimdi, Türkiye’de maalesef –son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim- teşvik sistemi çalışmıyor. Yani teşvik sistemiyle, biz, yatırımları teşvik edemiyoruz. Tabii, bunun temel bir yapısal sorun kısmı var. Yani tasarrufu olmayan bir ülkede yatırımın yeteri kadar olması zaten beklenemez. Bakın, son çeyrek, son 2015 yılında toplam yatırımların -özel artı kamu yatırımlarının- millî gelire oranı yüzde 20,3; özel sektör yatırımları da yüzde 15,9, bunun da 10,5’lik kısmı makine teçhizat. Yani Türkiye’de aslında makine teçhizat yatırımları olarak baktığımızda millî gelirin sadece yüzde 10’u kadar yatırım yapılıyor. Bunun temel nedenlerinden bir tanesi, az önce bahsettiğim gibi, tasarrufların olmaması ama ikinci nedeni de aslında, belki, ona göre daha az önemli olan nedeni, sistem, yatırım ortamıyla ilgili sorunlar.

Şimdi, teşvik sistemi yeterince çalışmıyor. Bunu nereden görüyoruz? Mesela, biz teşvikleri veriyoruz fakat bizim ihracatımızın, üretimimizin teknoloji seviyesi düşüyor, bu son derece kritik. Sayın Bakanım, özellikle 2007-2014 mukayesesini yaptığımızda bütün şeylerde, yüksek teknoloji, orta üstü, orta altı ve düşük teknolojilerde yani hepsinde teknoloji seviyesinin düştüğünü görüyoruz. 2007-2014, bakın, yedi yıllık bir trendi veriyorum. Burada hem yüksek teknolojili seviyeler düşmüş hem de ortanın üstünden ortanın altına ve düşük teknolojiye doğru bir kayış var. Bu kadar para veriyoruz fakat teşvik sistemimiz çalışmıyor. Bu, üzerinde mutlaka ve mutlaka durulması gereken bir noktadır. Ben bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum çünkü ciddi vergi indirimleri yapıyoruz, ciddi transferler yapıyoruz fakat iş bir türlü çalışmıyor.

Tabii, yatırımların az olmasının… Yatırım bir defa… Şimdi, dünyada yapılan çalışmalar var, ampirik çalışmalara baktığınızda bu tür teşviklerin yatırımları etkilemede de birincil derecede önemli olmadığı görülüyor. Daha önemli hususlar, aslında bir defa, güven ve istikrar, öngörülebilirlik yani yatırımcının kendisini o ülkede güvende hissetmesi, o ülkenin politik istikrarının olması, ekonomik istikrarının olması yatırımlar açısından son derece önemli. Hukuk tabii, hukuk sisteminin çalışması lazım. Burada zafiyetler varsa bir ülkede yine buralarda da yatırımların az olduğunu görüyoruz.

Daha da kötü bir şey, son yıllarda biz kaynak sıkıntısı çekiyoruz diyoruz, hep konuşuyoruz bunu. Yurt dışından yatırımcı getirmeye çalışıyoruz ancak son yıllarda özellikle kendi yatırımcılarımızın da yurt dışına çıktığını görüyoruz. Bakın, sadece 2014 yılı rakamını vereyim: Doğrudan yatırım anlamında 12,5 milyar dolar giriş varken 7 milyar dolar çıkış var. Ya, bunlar çok yüksek rakamlar.

Tabii, keşke, biz şunu elbette isteriz: Yani kendimize yetecek kadar yatırım yapalım, üretim yapalım, istihdamımızda sorun olmasın, ondan sonra bizim zenginlerimiz, bizim sermayedarlarımız yurt dışına gitsin, oralarda yatırım yapsın, oralardan kârlarını ülkemize transfer etsin ama maalesef bu, bizim ülkemizde yeteri kadar yatırım yapıldığından değil, ülkemizin yeteri kadar yatırımcı dostu olmamasından kaynaklanıyor. Bu, üzerinde mutlaka durulması gereken bir şey. Hükûmeti bu konuda ben ciddi olarak tedbir almaya davet ediyorum. Yani teşvik sisteminde sürekli bir arayış içerisindeyiz.

Şimdi, bu kanunda üç tane teşvik maddesi var, bir maddede daha konuşacağım. Ama geçtiğimiz iki maddede, mesela stratejik yatırımlar diye bir şeyi biz teşvik sisteminde bundan birkaç yıl önce koymuştuk fakat şimdi ondan yavaş yavaş vazgeçildiğini görüyoruz. Mesela stratejik yatırımlara has verdiğimiz bazı hususlar var. Neydi bunlar? İşte, inşaatta KDV iadesini sadece stratejik yatırımlar için yapıyorduk. Bunu şimdi bütün yatırımlara teşmil ettik. Yani diğer, stratejik olmayan yatırımlara da teşmil ettik. Veya mesela, 500 milyon TL sınırı vardı inşaat istisnası alabilmesi için, bunu 50 milyon TL’ye düşürdük. Dolayısıyla bir arayış içerisindeydik. Bunu bayağı ciddi olarak Hükûmet lanse etmişti, konuşmuştu stratejik yatırımları getiriyoruz diye fakat bunun çalışmadığını maalesef üzülerek görmüş oluyoruz.

Bu yatırım indirimi konusu da sistemdeki sıkıntılardan bir tanesidir. Yatırım indirimi sistemde 2006 yılında kaldırıldı maalesef. Ondan sonra daha karmakarışık bir sistem getirildi. Bakın, bunu muhasebeciler dahi anlamıyor. Sayın Bakandan ben istirham ediyorum, Sanayi Bakanısınız, bu konuda biraz daha gayret gösterilmesinin ben faydalı olacağını düşünüyorum. Anlaşılabilir, basit, sade bir yatırım indirimi sistemini, teşvik sistemini mutlaka uygulamak durumundayız.

Ben Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Usta.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

62’nci maddede bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun’un 62’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ederiz.

       Bihlun Tamaylıgil                         Bülent Kuşoğlu                           Utku Çakırözer

             İstanbul                                     Ankara                                    Eskişehir

            Musa Çam                               Lale Karabıyık

               İzmir                                        Bursa

15.2.2011 tarihli ve 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanunun 19. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi madde metninden çıkartılmıştır.

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Eskişehir Milletvekili Sayın Utku Çakırözer konuşacak.

Buyurun Sayın Çakırözer. (CHP sıralarından alkışlar)

UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, sözlerime başlarken son günlerde tırmanan terör eylemlerini lanetliyor; Van, Bitlis, Hakkâri ve Elâzığ’da şehit düşen yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza ise acil şifa diliyorum.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizin karşı karşıya kaldığı terör, darbe girişimi gibi tehlikeler karşısında cumhuriyetimizin, birlik ve beraberliğimizin, kardeşliğimizin, demokrasimizin üzerine titrediğimiz şu günlerde Parlamentomuzda hepimize düşen önemli bir görev var, o da kanunları mümkün olan en büyük uzlaşıyla çıkarmak. Torba yasa mantığına ilişkin tüm eleştirilerimiz saklı kalmakla birlikte, halkın yararına olan, toplumsal gerilimi azaltacak, ekonomik istikrara ve büyümeye katkıda bulunacak yasalara eğer hukuk devleti ilkelerine ve Anayasa’ya da uygunsa destek veriyoruz. İktidar partisinin tercihlerinde katılmadıklarımıza ise eleştiriler yapıyor, önerilerimizi getiriyoruz. Karşıtlığımız, özellikle, demokratik cumhuriyetin kazanımlarını yok eden, hakkaniyete ve adalete aykırı, Anayasa’yı ihlal eden, genellik ilkesi taşımayan, toplumda gerilim yaratan, toplumu ayrıştıran yasalarda ortaya çıkmaktadır. Üzerine söz aldığım bu madde de işte böyle, hakkaniyete, eşitlik ilkesine aykırı, genellik ilkesi taşımayan bir düzenlemeyi içeriyor.

Hepimizin bildiği gibi, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un 19’uncu maddesinde “Siyasî partiler, sendikalar, meslek kuruluşları, kooperatifler, birlikler, dernekler, vakıflar, mahallî idareler ve bunlar tarafından kurulan veya bunların doğrudan veya dolaylı ortağı oldukları şirketler ile sermaye piyasası kurumları ve bunlara doğrudan veya dolaylı ortak olan gerçek ve tüzel kişilere yayın lisansı verilemez.” deniliyor. Niçin böyle diyor, bir anımsatmakta fayda var. O da hem Avrupa Birliği kriterleri hem de bu kanunu yani Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’u Meclise gönderirken, dönemin Başbakanı, şu andaki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla gönderilen yazıda gerekçe olarak şu vurgu yapılmaktaydı: “Medya, diğer sektörlerden farklı olarak kültürel boyuta sahiptir. Medya özgürlüğü ifade özgürlüğünün bir uzantısı olarak temel insan hakları kapsamında değerlendirilmektedir. Bu yönüyle medya sektörüne dair düzenlemelerin çoğulculuğu ve içerik çeşitliliğini gözeterek yapılması gereği genel kabul görmektedir.” İşte bu yüzden bu kısıtlamalar getirilmişti. Şimdi ne yapıyoruz? Bunlardan bir tanesini cımbızla çekiyoruz, vakıflara özel izin getiriyoruz. Şimdi böyle olduğunda, vakıf gibi belli bir alanda çalışmayı amaç edinmiş yapıların yayın faaliyetini istenen çoğulculuk ve çok seslilikten uzak, tek yönlü bir şekilde sürdürmeleri gibi bir durum ortaya çıkacaktır. Özellikle maddi yönü ağırlıklı eğitim gibi alanlarda faaliyet göstermeleri durumunda ortaya çıkacak haksız rekabet ve kazancın nasıl önleneceği sorusu akıllarda oluşmaktadır. Yani bir vakıf alacak, kurmuş olduğu radyo ve televizyonda eğitimle ilgili akıl almaz derecede istediği gibi yayın ve kampanya yapacak, diğer okullar, diğer kurumlar bununla rekabet edemeyecek, burada çok büyük bir haksızlık ve adaletsizlik vardır. Hayır işleriyle daha çok uğraşması gereken bu vakıfların bu sektöre, bu alana girmeleri ister istemez birçok spekülasyonu beraberinde getirecektir.

Yine, insanın aklına ister istemez “Neden sadece vakıflara istisna?” sorusu geliyor. “İktidar partisine yakın belli bir vakfa ya da birkaç vakfa adrese teslim sipariş kanun mu çıkarılıyor?” kuşkusu bütün akıllarda yer etmektedir. Kamuoyunda Ensar Vakfı, TÜRGEV vakfı gibi birtakım vakıflara özel olarak ayrıcalık getirildiğine dair ciddi kuşkular vardır.

Değerli arkadaşlarım, eğer gerçekten Türkiye’de çoğulculuğu, özgürlükçülüğü, haber alma özgürlüğünü sağlayacaksak Türkiye’de bulunan siyasi partiler başta olmak üzere sendikalar, meslek örgütleri, esnaf ve sanatkâr odaları, Odalar ve Borsalar Birliği, TÜSİAD, MÜSİAD dâhil olmak üzere bütün kurum ve kuruluşlardan isteyen herkes özgürce radyo ve televizyon kurma lisansını eline alabilmelidir. Arkadaşlarım, işte o zaman ülkemizde gerçek anlamda bir demokrasi olabilir. İşte bu yüzden biz diyoruz ki: Eğer böyle bir ayrıcalık, istisna getirilecekse bu daha önce kısıtlama getirilen tüm kurum ve kuruluşlara getirilmelidir yani yasak kaldırılmalıdır. Sendikalar da kurabilmelidir, belediyeler, kooperatifler de kurabilmelidir, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği de kurabilmelidir, başka vakıflar da başka dernekler de kurabilmelidir.

Değerli arkadaşlarım, son olarak dikkatinize getirmek istediğim bir husus da: Basın özgürlüğünün 15 Temmuz darbe girişimi karşısındaki önemini hep birlikte burada idrak etmiştik. Biliyorsunuz, bir sonraki maddede -yani 63’üncü maddede- radyo ve televizyonlardan Üst Kurula yapılan kesintiler yarı yarıya indirilmekte. Bu çok önemli ama en az bunun kadar önemli olan bir başka husus daha var, o da verilmiş olan idari para cezaları. Yaklaşık 45 milyon liraya ulaşan bu idari para cezalarının da silinmesi yönünde mutlaka bir iyileştirmeye ihtiyacımız var.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

63’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

64’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

65’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

66’ncı maddede bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 66’ncı maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                Çağlar Demirel                         Meral Danış Beştaş                   Selma Irmak

                   Diyarbakır                                    Adana                              Hakkâri

         Filiz Kerestecioğlu Demir                                                           Ertuğrul Kürkcü

                    İstanbul                                                                              İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Sayın Filiz Kerestecioğlu konuşacak.

Buyurun Sayın Kerestecioğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 66’ncı maddede İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda değişiklik öngörülüyor. Madde şöyle: 38’inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan 1 Temmuz 2016 tarihi 1 Temmuz 2017 diye değiştirilmiştir deniyor. Aslında, çok basit bir değişiklik değil mi? Sadece bir yıl ertelenmiş, bir değişiklik yapılmış ama gerçek öyle değil. Bu yürürlük, tasarıdaki 6’ncı ve 7’nci maddelere ilişkin, bu maddeler ise iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin sunulması için iş yerlerine iş güvenliği uzmanı, iş yeri hekimi ve sağlık personelinin görevlendirilmesi yükümlülüğünü getiriyor ancak maddenin süre uzatma gerekçesinde, kamu kurumlarındaki uygulamalardaki sorunlar ve 50’den az işçi çalıştıran yaklaşık 1 milyon iş yerinin ekonomik olarak kendini ayarlayamaması gerekçe gösterilmekte ve iş yerlerine iş güvenliği uzmanlarını sağlamaları için tanınan süre de bir yıl uzatılmakta.

Evet, özellikle sonda söylenecek hususu başta söylemek gerekir, işverenlerin ekonomik olarak kendilerini ayarlayamaması yani esasında, kârını azalttığı için yapılan bu düzenlemenin sonucu daha fazla iş cinayetiyle sonuçlanacaktır. İşçilerin doğrudan yaşamlarını ilgilendiren iş güvenliğine dair düzenlemelere bir yıl daha uzatma süresi vermenin işçilerin yaşamlarına mal olacağı ortadadır. 2012 yılında çıkarılan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’yla “işçi” olarak tanımlananlar dışında, kamuda çalışan memur, sözleşmeli personel de İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamına alınmıştı ancak kamu için uygulanma süresi ertelenmekteydi, en son 1 Temmuz 2016 tarihinde uygulamaya geçilecekti. Bu maddeyle kamu iş yerlerinde, 50’den az işçi çalıştıran “az tehlikeli” sınıftaki iş yerlerinde iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi çalıştırılması zorunluluğu uygulaması, yine önceki başka torba yasalarda olduğu gibi, işverenler lehine değiştiriliyor. “50’nin altında ve sanayiden sayılmayan işletmelerde iş sağlığı ve iş güvenliğine ihtiyaç yoktur.” anlayışı bugüne kadarki iş cinayetlerinin temel sebebidir. Zaten Türkiye’nin en temel problemlerinden biri de “küçük ve orta ölçekli işletme” dediğimiz “1-49”, “50-150”, “150-200” diye sınıflandırdığımız şirketlerde ortaya çıkan kötü çalışma koşullarıdır. İş cinayetlerinin yüzde 82,7’sinin küçük ve orta ölçekli işletmelerde gerçekleştiği bilinmektedir. Bu nedenle, bu yasanın yürürlüğünün yeniden ertelenmesinin yeni iş cinayetlerine sebebiyet vereceği açıktır.

2016 yılının ilk altı ayında 912 işçi öldü arkadaşlar. 912 işçi. Her ay 100’den fazla işçi ölüyor. Haziran ayında 200 işçi öldü iş cinayetlerinde. Bir ayda 200 işçi öldü ve onların evlerinde ne hayatlar sönüyor, gerçekten hiçbirimiz bunu yeterince hissedemiyoruz.

Şu anda, bu torba yasanın içerisinde, dediğim gibi, sanki küçücük bir şey olarak görünüyor bir yıllık değişiklik, ama o bir yılda, sadece altı ayda 912 işçi ölmüşse, gene bunun 2 katı fazlası iş cinayetlerine neden olacak bir değişiklikten söz ediyoruz. Gelin, bunu yapmayın, gene bu maddeyi de çekelim ve yarın bu konuda da uzlaşalım.

Vatan sevmek öyle kolay olmuyor. Herkes “vatan”, “vatan” diye çıkıyor, buradan konuşuyor, ama biraz da gerçekten vatanın sermaye sahiplerini değil, işçilerini sevin arkadaşlar. Sizleri buna davet ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kerestecioğlu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

67’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

68’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

69’uncu maddede bir adet önerge vardır.

Sayın milletvekilleri, birleşime beş dakika ara vermek istiyorum, lütfen anlayışla karşılayın bizi.

Kapanma Saati: 04.19

ON ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 04.28

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 127’nci Birleşiminin On Üçüncü Oturumunu açıyorum.

411 sıra sayılı Tasarı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

Hükûmet yerinde.

69’uncu maddenin önerge işleminde kalmıştık.

Şimdi önergeyi okutup işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/750) esas numaralı, 413 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 69’uncu maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

   Bülent Kuşoğlu                                  Zekeriya Temizel                                Bihlun Tamaylıgil

         Ankara                                                İzmir                                                İstanbul

       Musa Çam                                    Mehmet Bekaroğlu

          İzmir                                               İstanbul

BAŞKAN –Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Ankara Milletvekili Sayın Bülent Kuşoğlu konuşacak.

Buyurun Sayın Kuşoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; sabah beşe geliyor saat. Hepinizi sabahın bu saatinde saygıyla selamlıyorum.

Yaptığımız iş önemli, onun için sizleri bu saatte rahatsız ettim. 69’uncu madde, Sağlık Bakanlığınca kamu-özel iş birliği modeliyle tesis yaptırılması, yenilenmesi, hizmet alınması gibi bazı konuları düzenliyor; daha doğrusu, bununla ilgili 6428 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinin (4)’üncü fıkrasını düzenliyor. Daha önce bu fıkra Anayasa Mahkemesince iptal edilmişti. İptal gerekçesi de denetimle ilgili hükmün doğru dürüst yazılmamasıydı, “Bir başkasına denetletir.” ifadesinin olmasıydı, denetleyicilerin niteliklerinin, şartnamesinin tam belli edilmemesiydi.

Şimdi, burada da bir düzenleme yapılmış ama bu, denetimi hiç bilmeyen birileri tarafından yapılmış, yanlış bir düzenleme yapılmış. Bu, yine, yazık tabii, önümüze tekrar gelecek, hiçbir işe yaramayacak. Hâlbuki kamu-özel iş birliğiyle çok büyük meblağlar söz konusu. Yıllara sâri işler yapılıyordu. Yirmi beş yıl yapılan işlerin denetimi söz konusu olacak. Bununla, bu denetimin yürümesi mümkün değil.

Bakın, diyor ki, şimdiki -kabul edersek- şu ifadeye bakın: “İdare, yüklenicinin sözleşme kapsamına giren faaliyetlerini bütün aşamalarda denetler veya denetletir.” Bir daha “denetletir” demiş, hâlbuki Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçelerinden bir tanesi bu “denetletir” ifadesiydi. Sonra “idare” yerine bu sefer “Bakanlık” demiş: “Bakanlık, yüklenicinin performans denetimi ve işin yönetimine ilişkin olarak bir denetim ve yönetim sistemi kurabilir.” Düşük bir cümle. “Denetimle yetkilendirilecek isteklilerden, ekonomik ve mali yeterlik ile mesleki ve teknik yeterliklerinin belirlenmesine ilişkin…” Denetleyicinin ekonomik ve mali yeterliliğinin araştırılmasına, belgelendirilmesine gerek yok ki; denetlenecek kişinin denetlenmeyle ilgili bilgiye, beceriye, birikime sahip olup olmadığına bakacaksınız. Yani o bir firmaysa diyeceksiniz ki: “En az 20 kişinin çalıştığı bir yer olsun ya da en az 10 yeminli mali müşavir, SMM ya da başdenetçi istiyoruz, denetçi istiyoruz, sorumlu başdenetçi istiyoruz.” Bütün bunlar olur; bunlar olmaz ki, bunlarla denetim yapmak mümkün değil. Onun için, bu yanlış yazılmıştır, bu konuları bilen arkadaşlarımız da var, bunun düzeltilmesi lazım. Çok basit.

“…iş ile ilgili taahhüdü altındaki ve bitirdiği iş miktarını gösteren belgeler…”, “…ilgili taahhüdü altındaki ve bitirdiği iş miktarını…” Denetlemede “iş bitirme” diye bir şey söz konusu değil ki müteahhitlik hizmetleri gibi. Düzenli olarak denetim yapılır, yıllık olarak bu işler rapora bağlanır. İş bitirme değil de rapora bağlama söz konusudur.

Sonuç olarak bir de diyor ki: “…ihale dokümanında belirlenen oranda gecikme cezası uygulanmak üzere, idarenin en az on gün süreli ve nedenleri açıkça belirtilen ihtarına rağmen aynı durumun devam etmesi hâlinde…” Denetçiye en ağır cezaları veriyor, en ağır cezaları, altından kalkılması mümkün değil. Ya denetçi bulunmayacak bu şartlar altında… Bir de denetim ilke ve esaslarına göre denetimden on beş yıl süreyle sorumludur. Denetim ilke ve esaslarında on beş yıllık bir süre sorumluluk asla söz konusu olamaz, bu da çok yanlış. Onun için, bu maddenin gerçekten geri çekilmesi ve bilen arkadaşlar tarafından tekrar yazılması gerekiyor.

Değerli arkadaşlarım, ben hazır kürsüye gelmişken, yine uzlaşma ortamı içerisinde, özellikle ülkemizdeki bu birlik ve beraberliği bozacak, sıkıntıya sokacak, özellikle son günlerde yaşadığımız olaylardan sonra, Hakkâri ve Şırnak’ın ilçe yapılmasının kaldırılması durumunun çok olumlu olduğunu belirtmek istiyorum. Doğru bir iş yaptık. Plan ve Bütçe Komisyonunda biz bu konuyla ilgili olarak epey ikazda bulunmuştuk ama Genel Kurulun bunu dikkate alması çok doğru oldu.

Bu vesileyle, sabahın bu saatinde tekrar hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kuşoğlu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

70’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

71’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

72’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

73’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

74’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

75’inci maddede üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Tasarı’nın 75’inci maddesinin 4’üncü fıkrasının tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

              Kadim Durmaz                     Muharrem Erkek                        Mehmet Bekaroğlu

                    Tokat                               Çanakkale                                   İstanbul

              Utku Çakırözer                         Musa Çam                               Lale Karabıyık

                  Eskişehir                                İzmir                                        Bursa

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 75’inci maddesinin birinci fıkrasında geçen “desteklenmesine karar verilen” ibaresinden sonra gelmek üzere “yeni” ibaresinin eklenmesini ve aynı fıkranın (ç) bendi ile üçüncü, dördüncü ve yedinci fıkraların madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

   Mustafa Kalaycı                                      Erhan Usta                                       Mehmet Günal

          Konya                                               Samsun                                              Antalya

     Erkan Akçay                                     Saffet Sancaklı

         Manisa                                              Kocaeli

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 75’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

   Çağlar Demirel                                Meral Danış Beştaş                                Ertuğrul Kürkcü

       Diyarbakır                                             Adana                                                 İzmir

Filiz Kerestecioğlu Demir                          Selma Irmak

         İstanbul                                              Hakkâri

BAŞKAN – Okunan son önergeye Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Hakkâri Milletvekili Sayın Selma Irmak konuşacak.

Buyurun Sayın Irmak. (HDP sıralarından alkışlar)

SELMA IRMAK (Hakkâri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sabahın bu saatine kadar gerçekten bu ülkeyi yeni bir sürece evriltecek bir yasa tasarısı üzerinde tartışmalarımıza devam ediyoruz.

Sözlerime başlamadan önce günlerdir geç saatlere kadar bize eşlik eden Meclis emekçilerine teşekkür etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bu yasa tasarısı konusunda pek çok söz söylendi. Ben de 75’inci madde üzerinde grubumun düşüncelerini ifade etmek istiyorum fakat tasarının tamamının mantalitesinin daha az toplum, daha çok devlet üzerine kurulu olduğunu belirtmek gerekiyor. Tasarının bütün maddelerinde devletin ve Hükûmetin yetkilerini artıran, bütün kurumların yetkilerini azaltan, merkeziyetçiliği, tekçiliği, tek elden yürütmeyi üst perdeye çıkaran bir mantık görmekteyiz ve bunu zamanla göreceğiz, hak ve özgürlükler tamamen kısıtlanmış olacak. Zaten bu ülkenin temel sorunu hak ve özgürlüklerin daha fazla kısıtlanması, hak ve özgürlüklerin askıya alınması ve hukukun işletilmemesi değil midir? Sorunlarımızın kaynağında bu varsa bu sorunu daha da derinleştirecek olan bu yasa tasarısı bizi nereye götürecek? Bu, gerçekten bir soru işaretidir. Ben öyle inanıyorum ki, tıpkı biraz önce uzlaşmayla geri çekilen maddeler gibi, bu ülke kendi sorunlarını uzlaşmayla, müzakereyle, hak ve özgürlükleri daha fazla artırarak ve bu ortak aklı büyüterek ve birleştirerek çözebilme yetisine sahiptir. Ama ne yazık ki bu ortak aklı işletmek yerine üst bir akılla ya da yetkileri kısıtlayan, demokrasiyi göz ardı eden bir tutum sürdürülmekte ve bunda ısrar edilmektedir. Bunun bizi götüreceği sonuç daha fazla acı, daha fazla kan, daha fazla gözyaşı, daha fazla can kaybı ve geriye giden bir ülke gerçekliği olacaktır.

Değerli milletvekilleri, dünyanın her tarafında demokrasiler yerelin inisiyatifinin artırılması, demokrasinin teamüllerinin en ince ayrıntılarına kadar, toplumun kılcal damarlarına kadar götürülmesiyle mümkün oluyor. İleri demokrasi dediğimiz şey budur. İleri demokrasi dediğimiz şey, devletin kendini en ileri noktaya götürmesi, yetkilerini artırabildiği kadar artırması anlayışı değildir ve artık dünya kendini yeniden dizayn etmek durumuyla karşı karşıyadır ve her gün bunun örneklerini yaşamaktayız.

Ama ne yazık ki bu ülkede demokrasi kültürü darbelerle şekillenen bir gerçekliğe sahiptir. Biz biliyoruz ki İttihat ve Terakkiden beri bu ülke ne yazık ki demokrasiyi ayaklar altı eden bir kültüre sahiptir ve bu anlayış her zaman için çatışmalara zaten mahal vermiştir. O nedenle, biz grup olarak söylediklerimizi tekrar etmek istiyoruz: Uzlaşıyla, müzakereyle, demokrasiyi güçlendirerek ancak biz sorunlarımızı çözebiliriz. Şu anda bu ülkede bu kadar kanın dökülmesinin tek sebebi budur. Müzakereye yeniden dönmek, demokrasiyi yeniden işler hâle getirebilmek, daha çok toplum, daha az devlet anlayışını esas almak ancak bizi kurtaracak olan yol ve yöntem olacaktır.

Bu anlamda, bu yasa tasarısının yeniden gözden geçirilmesi ve 75’inci maddede olduğu gibi Bakanlar Kuruluna daha fazla yetki vermek değil, Bakanlar Kurulunun temsil ettiği topluma daha fazla yetki vermek ancak akılcı ve daha mantıklı bir sistem, daha mantıklı bir usul olacaktır. Bu anlamda da yeniden şu anda elimizde bulunan yasa tasarısının maddelerini gözden geçirmek ve bunu askıya alarak yeniden Meclisi işler hâle getirebilmek önemli diye düşünüyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu ülkede çok farklı zenginliklere sahibiz, bu zenginlikleri açığa çıkaracak güce de sahibiz. Ancak bunu görmez bir biçimde hareket etmek yarınlarımızı karartacak olan bir tutum olacaktır. Çocuklarımız yarın bizden utanmamalıdır. Çocuklarımız ileri giden dünyanın gerisinde kaldıklarında dönüp bize reddimirasta bulunmamalıdırlar. Yarın çocuklarımıza vereceğimiz demokrasisi gelişkin bir ülke, kendini çağdaş dünyaya ulaştırmış bir ülke ancak yüzümüzü ak çıkaracak ve onların yüzüne bakabilecek bir pozisyon yaratacaktır. Ancak şu anda sergilediğimiz pozisyon tarih karşısında sorumluluk alacağımız bir pozisyon, belki de başımızı öne eğeceğimiz bir pozisyon olacaktır. Bu anlamda yeniden bir barış ortamının, müzakere ortamının oluşması için herkesi ortak akla davet etmek tarihî bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır.

Saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Irmak.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 75’inci maddesinin birinci fıkrasında geçen “desteklenmesine karar verilen” ibaresinden sonra gelmek üzere “yeni” ibaresinin eklenmesini ve aynı fıkranın (ç) bendi ile üçüncü, dördüncü ve yedinci fıkraların madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Erhan Usta (Samsun) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Samsun Milletvekili Sayın Erhan Usta konuşacak.

Buyurun Sayın Usta. (MHP sıralarından alkışlar)

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlarım.

Şimdi burada aslında teşvik sistemine çok radikal bir ekleme yapılıyor. Az önce yatırımları konuştuk yani Hükûmetin tabii ki yatırım ihtiyacı olduğunu hep söylüyoruz, yatırım konusunda aslında bir arayış içerisinde olmasını da işin doğrusu takdirle karşılıyoruz. Ancak şunu ifade edelim ki: Burada aslında bu madde kendisi bir kod kanun olabilecek bir madde ama tek maddede düzenleniyor ve baktığımızda son derece muğlak yazılmış, kötü kullanıma açık ve Anayasa’ya aykırı unsurlar taşıyor.

Şimdi, ciddi bir teşvik kullanımında, ciddi bir esneklik veriyor fakat bu esnekliği dengeleyici şeffaflık, hesap verebilirlik anlamında madde bu tür unsurlar taşımıyor; bu ciddi bir zafiyet.

Şimdi, mesela projelerin seçilmesi hususu var. Projelerin seçilmesi hususunda madde ilk hâlinde Ekonomik Koordinasyon Kurulunu yetkili kılıyordu. Biliyorsunuz, Ekonomik Koordinasyon Kurulu aslında karar alma yetkisi olmayan, altında uzman çalıştırılmayan, bunun uzun dönem yatırımlar için bir hafıza oluşturması gerekir; o tür imkânları olmayan bir kuruldur. Biz buna itiraz ettik Plan ve Bütçe Komisyonunda. Yüksek Planlama Kurulunun burada seçici kurul olması gerektiğini ifade ettik. Bizim dediğimiz şekilde bir değişiklik olmasa da yine bizim dediğimiz mahzurları ortadan kaldırmaya yönelik olarak Ekonomi Bakanlığı burada seçici organ oldu.

Şimdi, burada diğer bir sıkıntı, işletme dönemine ilişkin olarak agresif teşvikler içeriyor burası, bunun haksız rekabete yol açma endişesini taşıyoruz.

Diğer bir sıkıntılı olabilecek husus. Büyük yatırımlara devletin yüzde 49’una kadar ortak olma imkânı getiriliyor burada fakat bu yapılırken buna ilişkin hiçbir kriter ortaya konulmuyor. Yani hangi şartlarda bu yatırımlara ortak olunabilir, bunlar burada düzenlenmiyor. Bunların aslında mutlaka düzenlenmesi gerekir.

Diğer bir husus: İşte “Devlet kırk dokuz yıllığına arsa, arazi tahsisi yapabilir.” diyor. Burada şöyle bir hüküm var: “Yatırımın tamamlanması ve öngörülen istihdamın sağlanması durumunda beş yıl sonra o araziyi bedelsiz olarak devredebilir.” deniliyor. Bu da yine son derece suistimale açık, iyi düzenlenmemiş ve hazine arazilerinin peşkeş çekilmesine müsait bir hükümdür. Bunun düzeltilmesini talep ettik ancak bunlar düzeltilmedi.

Diğer bir husus: Ucu açık bir şekilde devlet alım garantisi veriyor. Yani bir yatırım yaptıracaksınız, ürettiğiniz malı da ben alacağım diyor. Bu, belli sektörlerde, belli mallarda olabilir, bunu anlayabiliriz, örneğin kan ürünlerinde bu örnek verildi fakat bununla ilgili de herhangi bir düzenleme olmaması devleti ciddi olarak ileride yükümlülük altına sokabilir. Bu endişeyi taşıyoruz. Keşke aslında bunlar düzeltilseydi, bunların düzeltilmesini hep talep ettik ancak bunlar düzeltilmedi.

Diğer bir husus: Burada şimdi, ciddi vergi indirimleri var. Türkiye’de sistemdeki bir sıkıntı da şu: Değerli milletvekilleri, biz, verdiğimiz teşvikler nedeniyle ne kadar bir –“vergi harcaması” diye adlandırılıyor bu- gelirden vazgeçtiğimizi devlet olarak bilmiyoruz yani teşvik ediyoruz, birtakım işler yapıyoruz fakat bunun devlete maliyeti nedir, bilinmiyor. Bu, 21’inci yüzyılda olacak bir şey, kabul edilecek bir şey değil. Şunu önerdik biz: Hiç olmazsa bu madde kapsamında yapılacak işlerde sistemimizi öyle kuralım ki yaptığımız… Çünkü, bir yatırım yaptırıyoruz, yatırımın devlete bir maliyeti olacak. Bunun devlete maliyetinin ne olduğunu net olarak görebilecek şekilde buraya hükümler konulsun dedik, bunu da maalesef kabul ettiremedik.

Son husus da, Anayasa’ya aykırılık açısından son derece önemli olan şöyle bir hüküm var: “Kanunlarla getirilen izin, tahsis, ruhsat, lisans ve tesciller ile diğer kısıtlayıcı hükümler için Bakanlar Kurulu kararı ile istisna getirilebilir.” Bu olacak iş değil, net bir şekilde Anayasa’ya aykırı. Ciddi olarak tartışıldı fakat burada da yine Hükûmeti ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunu ikna etme imkânımız olmadı.

Bu mahzurların ortadan kaldırılması durumunda bu maddenin ülkemiz açısından faydalı olabileceğini düşünüyoruz ancak bu mahzurlar ortadan kaldırılmadı. Umarım, önümüzdeki dönemde bunları düzeltici tedbirler alınır.

Ben Genel Kurulu saygıyla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Usta.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Tasarı’nın 75’inci maddesinin (4)’üncü fıkrasının tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Mehmet Bekaroğlu (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Sayın Mehmet Bekaroğlu konuşacak.

Buyurun Sayın Bekaroğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hayırlı sabahlar diliyorum.

75’inci madde cumhuriyet tarihinde görülmemiş teşvikleri getiren bir madde. Tabii Hükûmetsiniz, siyasi bir karar alıyorsunuz; riski de sizin, getirisi de sizin. Bir diyeceğimiz yok. Netice itibarıyla, bu Hükûmet hesap verecek ama gerçekten görülmemiş teşvikler. Fakat, bunun (4)’üncü fıkrası sadece sizle ilgili değil değerli arkadaşlarım; bu, gelecek kuşakları ilgilendiren bir madde.

Değerli arkadaşlarım, çevre mücadelesinden Bergamalı Asteriks’i hatırlayanlar vardır, Orhan Konyar.

MUSA ÇAM (İzmir) – Oktay Konyar.

MEHMET BEKAROĞLU (Devamla) – Oktay, evet.

Peki, Kavrun Yaylası’ndan Havva Ana’yı da hatırlıyoruz. Vatandaş Kazım var bir de Rize’den, ineğini satıp HES’i mahkemeye veren Vatandaş Kazım. Bunlar bu gece uyumuyorlar, bizi dinliyorlar.

Değerli arkadaşlarım, fıkra şöyle: “Proje bazlı yatırımlara diğer kanunlarla getirilen izin, tahsis, ruhsat, lisans ve tesciller ile diğer kısıtlayıcı hükümler için Bakanlar Kurulu kararı ile istisna getirilir.” Öyle bir şey olamaz değerli arkadaşlarım. Dünya kadar kanun, Mera Kanunu, Orman Kanunu, Çevre Kanunu, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma, Boğaziçi ön görünüm, ne aklınıza geliyorsa bütün kanunları bir tarafa koyuyoruz ve böyle bir yetki veriyorsunuz Bakanlar Kuruluna. Bu, bir defa Anayasa’ya aykırı, dönecek Anayasa Mahkemesinden; bunu siz de biliyorsunuz ama o arada siz bu yatırımlara çevre konularıyla ilgili dünya kadar istisna getireceksiniz.

Başka bir şey daha diyor bu madde değerli arkadaşlarım: “Yatırımları hızlandırmak ve kolaylaştırmak amacıyla yasal ve idari süreçlerde düzenleme yapabilir.” Bakanlar Kurulu nasıl bir yasal düzenleme yapabilir? Elbette, bu Anayasa Mahkemesinden dönecek.

Değerli arkadaşlarım, bu bir hırsızlık arkadaşlarım; öyle ondan bundan falan değil, gelecek kuşaklardan, çocuklarımızdan çalıyoruz; havasını, suyunu çalıyoruz değerli arkadaşlarım. Burada öyle bir hak var ki gelecek kuşakların hakkı, bunlar kolay kolay ödenmeyecek haklar.

Değerli arkadaşlarım, Doğu Karadeniz bölgesini hiç gezdiniz mi? Artvin’e gittiniz mi? Çok tartışıldı, Cerattepe’yle ilgili tartışmalar, Kamilet Vadisi’ni, Fındıklı, Abu Deresi, Pishala Deresi, Fol Deresi, Tonya, Gökçe Çay, Kemaliye, Alakır Antalya, bütün bunları duymuşsunuzdur, buraları gezmişsinizdir değerli arkadaşlarım. “Ne olacak? Bizim enerji ihtiyacımız var.” diyorsunuz. Öyle değil. Bakın, uzmanlar bildiriyor, yapmışlar çalışmaları, araştırmalarını: Doğu Karadeniz’deki bütün HES’ler bitse bile, hepsi üretime geçse bile Türkiye'nin enerji ihtiyacının yüzde 1,5’unu karşılayabiliyor ancak. Bu yüzde 1,5 için değer mi arkadaşlarım? Bu bölge, bütünüyle bu vadiler, bütünüyle elimizden gidiyor. Efendim, “Can suyu verilecek, şöyle olacak, böyle olacak.” Bunların hepsi hikâye; verilmedi, örnekleri var, gördük değerli arkadaşlarım. Bu bir cinayet, gerçekten bu bir cinayet. Bugüne kadar bir çevre mücadelesi veriliyordu burada, hukuk devletiydi, mahkemelere gidiyordu çevreciler. Hiçbiri eşkıyalık yapmadı, normal, demokratik yollarla haklarını arıyorlardı, mahkemelere gidiyorlardı. Burada mahkemelerin de önünü kesiyoruz. Bakanlar Kurulu, sadece yasama görevini üstlenmiyor yürütme; yargının da, mahkemelerin de önünü kesiyor. Bu yapılacak iş değil arkadaşlar.

Burada bir uzlaşma ortamı oluştu, gerçekten iyi bir şey oldu, Hakkâri’yle ilgili, Şırnak’la ilgili, kayyum atamalarıyla ilgili, özellikle, özelleştirmelerle ilgili önemli uzlaşma noktaları oluştu. Ama esas uzlaşma yapacağımız madde bu maddeydi ama ısrarla, maalesef, Adalet ve Kalkınma Partisi grup yöneticileri bunu kabul etmediler. Şimdi rica ediyoruz, kabul etmediler ama -bir dakikamız daha var- bir dakika sonra bu fıkranın maddeden çıkarılmasıyla ilgili oy kullanabilirsiniz ve bütün bu insanları sevindirebilirsiniz.

Değerli arkadaşlarım, çevre mücadelesi deyince böyle, işi gücü olmayan insanların ilgilendiği, böcekten, kuştan, çiçekten meseleler gibi görülüyor, öyle meseleler değil.

Sabah namazı oluyor, siz biraz sonra sabah namazına gideceksiniz biliyorum.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Yatsıyı zor kıldık, yatsıyı.

MEHMET BEKAROĞLU (Devamla) – Öyle mi? Tahmin ediyorum.

HASAN TURAN (İstanbul) – Beraber gidelim.

MEHMET BEKAROĞLU (Devamla) – Beraber gidelim ama orada durunca da şunu gözünüzün önüne getirin: “Biz ne yaptık, bu maddeye el kaldırarak ne yaptık? Gelecek kuşakların neyini çaldık?” Bakın, havasını dedim değerli arkadaşlarım, suyunu dedim değerli arkadaşlarım, hayatını çaldık, hayatını. Peki, vicdanınız buna el verecek mi? Sizden rica ediyorum, önergemizi destekleyin.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bekaroğlu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

76’ncı maddede bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 76’ncı maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve talep ederim.

    Mustafa Elitaş                               Mehmet Doğan Kubat                                 Erkan Akçay

         Kayseri                                              İstanbul                                              Manisa

  Hakan Çavuşoğlu                                    Fuat Köktaş                                          Şahin Tin

          Bursa                                               Samsun                                               Denizli

  Ziya Altunyaldız                                 Abdullah Ağralı                                    Cemil Yaman

          Konya                                                Konya                                               Kocaeli

      Engin Altay                                      Çağlar Demirel                                      Selma Irmak

        İstanbul                                            Diyarbakır                                            Hakkâri

     Aycan İrmez                                  Ayşe Acar Başaran                               Abdullah Zeydan

          Şırnak                                               Batman                                              Hakkâri

       Musa Çam                                       Nihat Akdoğan                                      Zeki Aygün

          İzmir                                                Hakkâri                                              Kocaeli

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Görülen lüzum üzerine metin tasarıdan çıkarılmıştır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Çok güzel bir manzara. Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir ve bu önerge doğrultusunda madde tasarıdan çıkarılmıştır. (CHP, HDP ve MHP sıralarından alkışlar)

77’nci maddede bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 77’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve talep ederim.

         Mustafa Elitaş                           Mehmet Doğan Kubat                                 Erkan Akçay

              Kayseri                                         İstanbul                                              Manisa

          Engin Altay                               Hakan Çavuşoğlu                                Abdulkadir Akgül

             İstanbul                                          Bursa                                                Yozgat

         Necip Kalkan                               Ziya Altunyaldız                                    Cemil Yaman

               İzmir                                            Konya                                               Kocaeli

       Abdullah Ağralı                              Çağlar Demirel                                       Musa Çam

              Konya                                        Diyarbakır                                              İzmir

          Aycan İrmez                                  Selma Irmak                                   Ayşe Acar Başaran

              Şırnak                                          Hakkâri                                              Batman

       Abdullah Zeydan                             Nihat Akdoğan

             Hakkâri                                         Hakkâri

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Görülen lüzum üzerine metin tasarıdan çıkarılmıştır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir ve madde tasarıdan çıkarılmıştır. (CHP, HDP ve MHP sıralarından alkışlar)

78’inci maddede bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 78’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve talep ederim.

         Mustafa Elitaş                                 Erkan Akçay                                       Engin Altay

              Kayseri                                          Manisa                                              İstanbul

        Çağlar Demirel                          Mehmet Doğan Kubat                                 Fuat Köktaş

           Diyarbakır                                       İstanbul                                              Samsun

      Abdulkadir Akgül                          Ali Cumhur Taşkın                                  Cemil Yaman

              Yozgat                                          Mersin                                               Kocaeli

         Necip Kalkan                               Abdullah Ağralı                                     Selma Irmak

               İzmir                                            Konya                                               Hakkâri

          Aycan İrmez                                    Musa Çam                                      Abdullah Zeydan

              Şırnak                                            İzmir                                                Hakkâri

                                                         Ayşe Acar Başaran

                                                                  Batman                                                     

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Görülen lüzum üzerine metin tasarıdan çıkarılmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir ve böylelikle madde tasarı metninden çıkarılmıştır.

Geçici 1’inci maddede bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın geçici 1’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve talep ederim.

           Mustafa Elitaş                               Engin Altay                                        Erkan Akçay

                Kayseri                                      İstanbul                                              Manisa

           Çağlar Demirel                                Şahin Tin                                   Mehmet Doğan Kubat

              Diyarbakır                                     Denizli                                              İstanbul                     

        Ali Cumhur Taşkın                           Fuat Köktaş                                       Cemil Yaman

                Mersin                                       Samsun                                              Kocaeli

            Necip Kalkan                            Ziya Altunyaldız                                  Abdullah Ağralı

                  İzmir                                         Konya                                                Konya

             Selma Irmak                                Aycan İrmez                                   Ayşe Acar Başaran

                Hakkâri                                       Şırnak                                               Batman

         Abdullah Zeydan                           Nihat Akdoğan

                Hakkari                                      Hakkâri

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Görülen lüzum üzerine metin tasarıdan çıkarılmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir ve bu doğrultuda madde tasarıdan çıkarılmıştır.

79’uncu maddede bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 411 sıra sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi, İki İl Merkezinin Değiştirilmesi ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 79’uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde geçen “56’ncı” ibaresinin “57’nci" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Naci Bostancı                              Mehmet Muş                                      Ramazan Can

         Amasya                                             İstanbul                                             Kırıkkale

   Tülay Kaynarca                                 Hakan Çavuşoğlu                                 Abdurrahman Öz

        İstanbul                                               Bursa                                                 Aydın

                                                           Abdullah Ağralı

                                                                  Konya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Kurumun bilgi işlem alt yapısının yapılan düzenlemeye uygun hâle getirilebilmesini sağlamak ve prim tahakkuklarının ay başı itibarıyla hesaplanması nedeniyle maddenin yürürlük tarihinin 01/10/2016 olarak değiştirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 79’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

80’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, üçüncü bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

İç Tüzük’ün 86’ncı maddesine göre de söz talebi yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 04.58

ON DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 04.59

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 127’nci Birleşiminin On Dördüncü Oturumunu açıyorum.

411 sıra sayılı Tasarı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

88 sıra sayılı Tasarı’nın görüşmelerine başlıyoruz.

2.- Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Kültür Yollarına İlişkin Genişletilmiş Kısmi Anlaşmayı Tesis Eden Kararına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/373) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 88)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Bugünkü gündemimizde başka bir iş bulunmamaktadır.

Alınan karar gereğince, kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri görüşmek için, 19 Ağustos 2016 Cuma günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum; milletvekili arkadaşlarıma, grup başkan vekili arkadaşlarıma, personelimize ve sayın basın mensuplarına günaydın diyorum, iyi dinlenmeler diliyorum.

Kapanma Saati: 05.01



(x) 411 S. Sayılı Basmayazı 16/8/2016 tarihli 125’inci Birleşim Tutanağı’na eklidir.

(X) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

 

(X) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(X) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(X) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.