TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                 51’inci Birleşim

                                                                                          3 Mart 2016 Perşembe

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/529) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 118)

2.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/297), 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2014 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/32), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 208 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/33), 2014 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/34), 2014 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/35), 2014 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/36), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan Kalkınma Ajansları 2012 Yılı Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/28), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2013 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/31), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2014 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/37) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 119)

 

A) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) REKABET KURUMU

1) Rekabet Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ

1) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

III.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Metiner’in basında yer alan bir beyanına ilişkin açıklaması

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Metiner’in, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

3.- Tokat Milletvekili Kadim Durmaz’ın, 3 Mart hilafetin kaldırılması ve eğitim öğretimin birleştirilmesiyle ilgili devrim yasalarının kabullerinin 92’nci yıl dönümlerine ilişkin açıklaması

4.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, AKP’nin genel siyasetiyle ilgili Cumhurbaşkanlığı ile Hükûmetten farklı açıklamalar yapıldığına ve Hükûmetin çözüm süreciyle ilgili tutumunu, bundan sonraki yol haritasını ve çözüm süreciyle ilgili bir politika değişikliği olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

5.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, İskenderun Demir Çelik Fabrikası özelleştirildiğinde işçilere verilen hisselerin değerinin sermaye artırımı nedeniyle düşmesinin mağduriyet yarattığına ve bu konuda Hükûmetten bir çözüm beklediklerine ilişkin açıklaması

6.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, İzmir Milletvekili Murat Bakan’ın 118 sıra sayılı 2016 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 119 sıra sayılı 2014 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

7.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Manisa Milletvekili Uğur Aydemir’in 118 sıra sayılı 2016 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 119 sıra sayılı 2014 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

8.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, Dolmabahçe mutabakatıyla ilgili Hükûmetin mevcut pozisyonunu ve Cumhurbaşkanlığı ile Hükûmet tarafından yapılan farklı açıklamalardan hangisini dikkate almaları gerektiğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

9.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

10.- Artvin Milletvekili İsrafil Kışla’nın, Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın 118 sıra sayılı 2016 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 119 sıra sayılı 2014 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

11.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin 118 sıra sayılı 2016 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 119 sıra sayılı 2014 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

12.- Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin, Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

13.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın 118 sıra sayılı 2016 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 119 sıra sayılı 2014 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

14.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın 118 sıra sayılı 2016 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 119 sıra sayılı 2014 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

15.- İstanbul Milletvekili Gülay Yedekci’nin, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun 118 sıra sayılı 2016 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 119 sıra sayılı 2014 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

16.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Manisa Salihli Kurşunlu termal bölgesinin yakınına HES yapılmasının doğru olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

 

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun, Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın 118 sıra sayılı 2016 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 119 sıra sayılı 2014 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde MHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Gümüşhane Milletvekili Cihan Pektaş’ın, Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın 118 sıra sayılı 2016 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 119 sıra sayılı 2014 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde MHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

4.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Gümüşhane Milletvekili Cihan Pektaş’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

5.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in 118 sıra sayılı 2016 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 119 sıra sayılı 2014 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

6.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

7.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun 118 sıra sayılı 2016 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 119 sıra sayılı 2014 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

8.- Kırklareli Milletvekili Türabi Kayan’ın, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun 118 sıra sayılı 2016 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 119 sıra sayılı 2014 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

9.- Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun, Kırklareli Milletvekili Türabi Kayan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

V.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın tutumunun İç Tüzük’ün 64 üncü maddesine uygun olup olmadığı hakkında

 

VI.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'ın, 2002-2016 yılları arasında gerçekleştirilen temsil gideri harcamalarına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın cevabı (7/2096)

 

3 Mart 2016 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 11.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 51’inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, gündeme geçiyoruz.

Sayın milletvekilleri, gündemimize göre 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.

Program uyarınca bugün altıncı turdaki görüşmeleri yapacağız.

Altıncı turda Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Rekabet Kurumu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve Türkiye Su Enstitüsü bütçe ve kesin hesapları yer almaktadır.

II.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/529) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 118) (x)

2.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/297), 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2014 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/32), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 208 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/33), 2014 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/34), 2014 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/35), 2014 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/36), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan Kalkınma Ajansları 2012 Yılı Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/28), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2013 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/31), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2014 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/37) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 119) (x)

 

A) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) REKABET KURUMU

1) Rekabet Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ

1) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Sayın milletvekilleri, bilindiği üzere turda yer alan bütçelerle ilgili soru sormak isteyen milletvekillerinin sisteme girmeleri gerekmektedir.

Altıncı turda grupları ve şahısları adına söz alan sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum:

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına: Mevlüt Karakaya, Adana Milletvekili; İzzet Ulvi Yönter, İstanbul Milletvekili; Mustafa Mit, Ankara Milletvekili; Seyfettin Yılmaz, Adana Milletvekili; Muharrem Varlı, Adana Milletvekili.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına: Ayhan Bilgen, Kars Milletvekili; Erol Dora, Mardin Milletvekili; Sırrı Süreyya Önder, Ankara Milletvekili; Mehmet Ali Aslan, Batman Milletvekili.

AK PARTİ Grubu adına: Harun Karacan, Eskişehir Milletvekili; Ziya Altunyaldız, Konya Milletvekili; Özcan Ulupınar, Zonguldak Milletvekili; Faruk Çaturoğlu, Zonguldak Milletvekili; Mehmet Uğur Dilipak Kahramanmaraş Milletvekili; Zeki Aygün, Kocaeli Milletvekili; Ahmet Tan, Kütahya Milletvekili; Hacı Osman Akgül, Gümüşhane Milletvekili; Mustafa Şükrü Nazlı, Kütahya Milletvekili; Ejder Açıkkapı, Elâzığ Milletvekili; Uğur Aydemir, Manisa Milletvekili; İbrahim Aydın, Antalya Milletvekili; Hacı Bayram Türkoğlu, Hatay Milletvekili, Halil Eldemir, Bilecik Milletvekili; Ali Cumhur Taşkın, Mersin Milletvekili; Fehmi Küpçü, Bolu Milletvekili.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına: Çetin Osman Budak, Antalya Milletvekili; Murat Bakan, İzmir Milletvekili; Ahmet Akın, Balıkesir Milletvekili; Tacettin Bayır, İzmir Milletvekili; Namık Havutça, Balıkesir Milletvekili; Barış Karadeniz, Sinop Milletvekili; Şerafettin Turpcu, Zonguldak Milletvekili; Uğur Bayraktutan, Artvin Milletvekili; İrfan Bakır, Isparta Milletvekili; Erdin Bircan, Edirne Milletvekili; Türabi Kayan, Kırklareli Milletvekili.

Şahısları adına: Lehinde Cihan Pektaş, Gümüşhane Milletvekili; aleyhinde Erdal Ataş, İstanbul Milletvekili.

Şimdi ilk söz, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Adana Milletvekili Mevlüt Karakaya’ya aittir.

Buyurun Sayın Karakaya. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi dakikadır.

MHP GRUBU ADINA MEVLÜT KARAKAYA (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, dün Mardin Dargeçit’te operasyonlar sırasında çıkan bir çatışmada birisi üsteğmen olmak üzere 3 askerimiz şehit oldu. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır, Türk milletine başsağlığı diliyorum.

Değerli milletvekilleri, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının 2016 yılı bütçesinin hayırlara vesile olmasını öncelikle diliyorum. Gümrük Bakanımız burada mı bilmiyorum, başta kendisine bir teşekkürle başlamak istiyorum. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı… Aslında ikisini bir arada söylemek biraz uygun görünüyor olsa da Bakanlığın işlev ve görevlerine baktığınızda aslında pek bir uyumun olmadığını görüyoruz. “Gümrük” dediğimizde sanki dış ticaret de içinde var gibi ama sadece iç ticaret var, dış ticaret başka bakanlığa bağlı. Bunlar komisyonlarda da dile getirilmiş, ben üzerinde çok fazla durmayacağım ama teşekkürüm şu. Bir açıklaması var, diyor ki: “İş âleminde müthiş sıkıntı var, çekleri ve senetleri kimse ödemiyor. Aslında çekin senedin bugünlerde yüzüne bakan da yok, nakit para da kimsede yok.” Onun için, en azından bu gerçekleri ifade ettiğinden dolayı teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, biraz ticari konular, günlük yaşamla ilgili yaşanan sıkıntılar üzerinde değerlendirmeler yapmak istiyorum. Tabii, ticarette kâr önemli ama kâr etmek kadar önemli olan bir başka şey de nakit akışlarıdır. Bir işletme, bir firma, bir esnaf kâr etse de eğer nakit akışlarında bir sorun varsa, alacağını tahsil edemiyor, borcunu ödeyemiyorsa iflasa kadar giden kötü sonuçlara ulaşabilir ya da kötü sonuçlarla karşılaşabilir.

Ülkemizde ticaretin finansmanı, ağırlıklı olarak firmaların birbirine, yine firmaların müşterilere açmış oldukları kredilerle, borçlarla yapılmaktadır. Son günlerde, dikkat ederseniz, tüm güven endekslerinin, ticarete, ekonomiye güven endekslerinin düştüğünü görüyoruz. En son, Şubat Ayı Ekonomik Güven Endeksi’nde yüzde 15 civarında bir düşüş oldu; ki bu, son dört yıl içerisindeki en kötü durumu gösteriyor. Bu güven endeksindeki düşüş, piyasalara, ticarete olan, pazara olan güvensizliği gösteriyor ve insanlar burada ticareti yavaşlatıyorlar. Bugünlerde yaşadığımız durum bunun aynısı.

Değerli milletvekilleri, gerçekten bir yangın var. Bunların farkına varmalıyız, gerekli tedbirleri bir an önce almalıyız.

Bakın, icra iflas dosyalarına baktığımızda, hani buraya çıkan tüm iktidar mensupları, hep bir takıntıyla, 2002 takıntısıyla başlıyorlar, her şeyi 2002’ye göre ölçüyorlar, Gümrük Bakanımız da bir konuşmasında gümrüklerdeki denetimde kullanılan teknolojiyi bundan on altı, on yedi yıl öncesi teknolojiyle karşılaştırarak başarıyı ortaya koymaya çalışıyor ama birçok konuda da 2002’ye, 2003’e göre kötü duruma gidişi kimse söylemiyor. Elbette bir bardağın dolu tarafı da vardır, boş tarafı da vardır. Dolu tarafının söylenmesine kimsenin itirazı yok ama dolu tarafını söylerken boş tarafını yok göstermek de hakkaniyetli bir durum değil.

Değerli milletvekilleri, bakın, icra iflas dosyalarına baktığımızda, 2003 yılında 9 milyon civarında olan dosyanın 2015 yılında 24 milyona çıktığını görüyoruz. Mahkemelerde ciddi bir yük oluşturmaya başladı. Yine, senetlerin protesto sayısına baktığımızda, 2003 yılında 816 bin senet protesto edilirken, ki o zamanki gayrisafi yurt içi hasılanın binde 1,7’sine, yani 2’sinden daha az bir seviyeye denk gelirken, bu dönemde, Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidar olduğu dönemde bu oranlar binde 7’lere kadar çıkmış, en son 2015 yılında da binde 5,1 civarındadır.

Çekler önemli bir sorun yaratmaya başladı. Biliyorsunuz, 2009 yılı Aralık ayında çıkarılan bir yasayla çeklerdeki hapis cezaları kaldırıldı ve bu hapis cezaları kaldırıldıktan sonra ticarette çeklere olan güven azaldı ve bununla birlikte çekler üzerinden yapılan hata -“hata” demeyeyim- hile ve dolandırıcılık gibi konuların da arttığı yine ticaret erbapları tarafından, esnaf tarafından ifade edilen önemli sorunlardan bir tanesi ve bu konuyla ilgili bir tedbirin alınması gerektiğini ifade ediyorlar. Çeke, senede güvenen yok. Bu, ekonominin zor olduğu, zora girdiği dönemlerin bariz bir çıktısı, görüntüsüdür.

Değerli milletvekilleri, iflasın ertelenmesi, yine ticari yaşamamızda önemli bir sorun olarak, şikâyet olarak bizlere iletiliyor. Biliyorsunuz, borca batık olma durumunda firmalar asliye hukuk mahkemesine müracaat ederek, asliye ticaret mahkemesine müracaat ederek ve geleceğe yönelik bir proje sunarak iflasın ertelenmesini isterler. Bu konuyla ilgili de ciddi şikâyetler var. Hatta bunların anahtar teslimi yapıldığı konusunda önemli şikâyet ve sızlanmalar var. 2009 yılında 5.500 olan iflasın ertelenmesi talebi, 2014 yılı rakamlarına göre 12.339 civarında ve bunun da sürekli arttığı söyleniyor.

Yine, Türk Ticaret Kanunu’nda tek ortaklı anonim şirketler getirildi. Bu tek ortaklı anonim şirketler de aslında sermayenin parçalanmasına neden olacağı yönünde önemli şikâyetlere tabi tutuluyor.

Biliyorsunuz, biz, tarımda topraklar parçalanmasın diye uğraşıyoruz, ölçek ekonomisinden istifade edemediğimizi her fırsatta söylüyoruz ama tek ortaklı anonim şirket uygulamasını -belki dünyada bazı ülkelerde var ama- bunları getirmeye çalışıyoruz, gerekçe olarak da aile şirketlerini gösteriyoruz, ama 2’nci, 3’üncü nesilden sonra bu, ortaklık kültürünün gelişmesinde önemli bir husus olacaktı.

Yine, şu anda, bu şirketlerin denetimi, maalesef, yapılamamakta, bunların farklı amaçlarla kullanılabileceği konusu riskli bir durum olarak ortada durmakta.

Değerli milletvekilleri, bugün 110 bin civarında anonim şirket var; bunun ancak 5 bini denetlenebiliyor, geri kalan kısmının bağımsız denetimle denetleneceği ifade edildi. O 5 bin de Kamu Gözetimi Kurumu kapsamında denetleniyor ve bunun da önemli bir kısmı zaten kamu yararına çalışan vakıflar veya benzeri birtakım işletmeler. Bu anlamda ciddi bir denetim boşluğunun olduğunu da ifade etmek istiyorum.

Vergi mevzuatımıza ilişkin bazı sorunlar, yine ticaret yaşamında önemli bir sorun olmaya başladı. Kazanılmayan kazançlar üzerinden vergi alınmasına devam ediliyor. Bugün vadeli satışlara baktığımızda, vadeli satışlarda işletmeler, esnaf alacağını tahsil etmeden bunlara ilişkin vergilerini ödemekte. Katma değer vergisini hemen ertesi ay, yine geçici vergi uygulamasıyla üçer aylık dönemlerde, realize olmayan, gerçekleşmeyen gelirlerin, kazançların vergilerini daha alacağı tahsil edilmeden ödemek durumunda kalıyorlar. Dolayısıyla, bu konularda da bir düzenlemenin yapılması gerekiyor. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak vadeli satışlardaki katma değer vergisi… Yine, vadeli satışlardaki gelirler gerçek anlamda gerçekleşmeden, kazanılmadan, realize olmadan vergilendirilmeyeceğini seçim beyannamemizde ifade etmiştik.

Bakın, Adalet ve Kalkınma Partisinin, AKP’nin bir klasiği şudur: Bu kısa dönem içerisinde de bunu bu Meclis çatısı içerisinde daha yakından tespit imkânı bulabildim. O da bir şeyi bir taraftan verirken aslında öbür taraftan aldığıdır. Daha bu ilk yıllarda, örneğin 2003 yılında bir enflasyon muhasebesi uygulaması getirildi. O dönemin Maliye Bakanı, Allah selamet versin, Sayın Unakıtan çıktı, bunları televizyonlarda sürekli anlattı, gazetelerde boy boy resim vererek bu enflasyon muhasebesi uygulamasının ticari hayata ne kadar faydalı olacağını anlattı. Evet, öyle de olacaktı ama bu uygulama ancak iki yıl uygulanabildi. Bu uygulamayı getirirken, enflasyon muhasebesini getirirken ticari hayattaki firmalarımızın, işletmelerimizin ellerindeki yeniden değerleme, maliyet endekslemesi ve benzeri lehlerine olan birtakım uygulamaları da maalesef aldılar, stok değerleme yöntemlerindeki LIFO yöntemini aldılar. Dolayısıyla, iki yıl sonra işletmeler enflasyon muhasebesi uygulayamadıkları gibi, yirmi yıl ve daha uzun süre ellerinde lehlerine olan enflasyonun kârlar üzerindeki etkisini düzeltmeye yarayan birtakım uygulamaları da kaybetmiş oldular.

Bakın, on bir yıl içerisinde yayımlanan yeniden değerleme oranlarının bileşik oranına baktığınızda yüzde 125’lik bir artış olduğunu, düzeltme katsayısı olarak ifade edecek olursak 2,15’lik bir düzeltme katsayısına denk geldiğini ve bu uygulamayla birlikte vergi yüklerinin arttığını ifade etmek istiyorum. Bu konuda da çok ciddi şikâyetler var. Yani, bir taraftan veriyor gibi görünürken diğer taraftan da ellerinden geri alıyoruz.

Aynı şeyi geçen gün burada asgari ücretin artışında yaşamadık mı? Bir tarafta asgari ücreti artırdık. Asgari kelimesinin anlamı nedir? En az demektir, değil mi; bir limit, sınırdır aşağı taraftan. Peki, 1.300 lira yaptık, çok güzel. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak bunu 1.400 olarak seçim beyannamemizde ifade etmiştik ama bu uygulama da hadi 1.300 olsun dedik. Ne oldu? Arkasından, gelir vergisi tarifesinde yapılmayan gerekli artıştan dolayı yani vergi marifetiyle, eskilerin dediği müteharrik vergileme sistemiyle, tarifeleriyle bir taraftan geri almaya başladık. Yılın son üç ayına baktığımızda, asgari diye bir şey kalmıyor. Şimdi size 2016 yılı asgari ücreti nedir desek “1.300” diyeceksiniz ama böyle bir şey söz konusu değil.

Yine, memura, emekliye verdiğiniz ücretlere, yaptığınız zamlara bakın Allah aşkına. İşte, bu ay çıktıktan sonra, mart ayından sonra bunlar da tekrar geriye düşmeye başlıyor. Yani, bir taraftan veriyor gibi görünürken diğer taraftan maalesef alıyorsunuz.

Ticaret Bakanlığı lisanslı depoculuktan bahsediyor. Aslında şunu ifade edeyim: Aynı 2023 hedeflerinde olduğu gibi… Biliyorsunuz, 2001 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi daha ortalıkta yokken, Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı o tarihlerde hapiste iken 2023 hedefleri devlet politikası hâline geldi. 8’inci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda yazılarak arşivlerde yer aldı. Ama, ona rağmen, 2023 hedefleri sürekli Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) temsilcileri tarafından “kendileri tarafından konulan hedefler” olarak ifade edildi. Lisanslı depoculuk da bunun gibi bir şey. Lisanslı depoculuk, daha Adalet ve Kalkınma Partisinin adı ortada yokken, 57’nci Hükûmet döneminde Milliyetçi Hareket Partisinin sorumluluğunda olan bakanlıklar tarafından altyapısı hazırlanmış, tüm mevzuatları hazırlanmış olan bir uygulamaydı. Ama bu süre içerisinde lisanslı depoculuğun ne anlama geldiğini, maalesef -bakıyorum- anlamadıklarını, lisanslı depoculuğu sadece modern bir depolama birimi olarak gördüklerini görüyoruz. Oysa biz, lisanslı depoculuğun hedeflerini piyasayı regüle etme, uzun vadeli işlemlerle, vadeli piyasalarla, “forward”, “futures” piyasalarla, opsiyon piyasalarıyla bir şekilde cari piyasayı da regüle edebilecek, geleceğe yönelik özellikle de tarım ürünlerinde fiyat regülasyonunu yapabilecek, fiyat istikrarını sağlayabilecek bir yapıya götürmek istedik. Bunun ürün borsalarıyla birleştirilmesi gerekirdi; bunun vadeli işler borsalarıyla bir şekilde desteklenmesi gerekirdi. Ama ürün borsaları da kurmayla olmuyor; vadeli işlem borsaları da söylemeyle, maalesef olmuyor. Niye? Çünkü bunların sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi için sağlıklı bir ekonomik yapının geliştirilmesi gerekiyor.

Bakın, bugünlerde fiyatlar üzerinde konuşuyoruz. Fiyatlar; et fiyatları yükseliyor, ekmek fiyatları yükseliyor, süt fiyatı düşüyor. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak tarım ürünleri müdahale kurumunu önerdik ve bununla ilgili çalışmaları da Toprak Mahsulleri Ofisinde 2002 yılından önce yaptık, hazırladık, bıraktık ama, nedendir bilmiyorum, bunu uygulamaya almadınız.

Sayın milletvekilleri, bakın, bugünlerde et fiyatları artıyor, süt fiyatları artıyor, sebze fiyatları artıyor. Bakıyorum ki AKP bakanları şunu yapıyorlar: Piyasalara doğrudan müdahale ediyorlar, narh getirmeye çalışıyorlar, yukarıdan fiyat koymaya çalışıyorlar. Yani zannediyorlar ki talimatla piyasalar fiyatlama yapacak. Serbest piyasa ekonomisine geçeli otuz yıl oldu. Dolayısıyla “Fiyatlar düşecek.” demeyle fiyatlar düşmüyor; dediniz ne oldu, düştü mü? Düşmedi. Elin oğlu “Düşürmüyorum, uygulamıyorum.” dediğinde ne yapacaksınız? Dedi, peki, ne yapabilirsiniz? “Satmıyorum.” dedi, nasıl sattıracaksınız? Bunlar öyle söylemeyle, talimatla, bağırmayla çağırmayla, korkutmayla, tehdit etmeyle olmaz; bunlar politika işidir. Bakın, bunlar bir sonuçtur, bunların sebebi geçmişte uyguladığınız yanlış politikalardır, Geçmişteki bu uygulamalarınız, maalesef, bugün bu sonuçları ortaya çıkardı. Bunlar sizin kendi eserlerinizdir.

Değerli milletvekilleri, bakın, bu kafayla gidilirse öyle zannediyorum ki Adalet ve Kalkınma Partisinin sayın bakanları, 1970’lerdeki karne uygulamasını da -ete, ekmeğe- getirecekler gibi görünüyor. Yani belki de büyük konuştular, sürekli bu kürsülerden 1940’lardaki uygulamaları bugünle karşılaştırmaya çalıştılar ama geldiğimiz nokta da neredeyse budur. Biz eğer buralarda bir yanlış, bir suçlu arıyorsak önce dönüp kendimiz aynaya bakmak zorundayız. Bakın, et fiyatlarının yükseldiğini -süt ineklerinin- kasaba gittiğinizde farkına varacaktınız. Çiftçiyi desteklemediğinizde, hani sıfır kredi verip de batırdığınızda bunun farkına varacaktınız.

Değerli milletvekilleri, tabii ticaretle ilgili, K belgeleriyle ilgili çok ciddi sorunlar yaşıyorlar. Bugün bir K belgesinin bedeli 20 bin TL. Yani uluslararası taşımacılık firmalarına bu da bir davettir, bankacılık sisteminde ve diğer taraflarda olduğu gibi.

Yine, ticaretle ilgili, ticari yaşamla ilgili gerçekten çok ciddi sorunlarla karşı karşıyayız. Bir an önce bunlara tedbir alınması gerekiyor.

Ben, dinlediğiniz için hepinize tekrar saygılarımı sunuyorum. Daha iyi bir ticari yaşamın olması dileklerimle teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Karakaya.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Başkan...

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına ikinci söz...

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

III.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Metiner’in basında yer alan bir beyanına ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Başkan, hep söylüyorum “Siyaset, nezaket ve vicdan işidir.” diye. Bugün gazetelerde, Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul Milletvekili Sayın Metiner’in bir beyanatı var, bir haberi var. Eminim, umarım ki kastı aşan bir haberdir, beyanattır. Kendisi bu konuda bir düzeltme yapmazsa öğleden sonra kendisine uygun bir cevap vereceğim.

Arz ederim.

METİN METİNER (İstanbul) – Nedir, hangi açıklama?

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bilmem ben, sen ne söylediğini bilirsin.

BAŞKAN – Peki Sayın Altay.

METİN METİNER (İstanbul) – Hangi açıklama? Söyleyin, bileyim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Vatan gazetesini al bak. Ayıp ya.

METİN METİNER (İstanbul) – Hangi açıklama, hangi açıklama?

BAŞKAN – Ona daha sonra bir bakalım sayın milletvekilleri.

 

II.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/529) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 118) (Devam)

2.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/297), 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2014 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/32), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 208 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/33), 2014 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/34), 2014 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/35), 2014 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/36), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan Kalkınma Ajansları 2012 Yılı Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/28), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2013 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/31), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2014 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/37) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 119) (Devam)

 

A) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına ikinci söz, İstanbul Milletvekili İzzet Ulvi Yönter’in.

Buyurun Sayın Yönter. (MHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Çok ayıp, çok.

METİN METİNER (İstanbul) – Öğleden sonra yokum, buradayken söyleyin, konuşalım.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bilmem ben. Sen istediğin zaman mı konuşacağım ben! Ayıp ya!

METİN METİNER (İstanbul) – Söyleyin bilelim, hangi gazetede?

BAŞKAN – Süreniz on sekiz dakikadır.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Ya, Vatan gazetesini gönderin şuna bir tane. Kavasların biri gelsin.

METİN METİNER (İstanbul) – Getir gazeteyi bakayım. Buradayken yüzüme söyleyin ki...

BAŞKAN – Buyurun.

MHP GRUBU ADINA İZZET ULVİ YÖNTER (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçtiğimiz hafta cumartesi gününden beri 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nı bu kutlu çatı altında görüşüyor, konuşuyoruz. Bugün bütçe sürecinin altıncı turundayız. Bu kapsamda, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu ve Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun bütçe ve kesin hesap görüşmeleri kapsamında parti grubumuzu temsilen huzurlarınızdayım. Sözlerimin başında muhterem heyetinizi ve ekranları başında bizleri izleyen değerli vatandaşlarımızı saygılarımla selamlıyorum.

AKP hükûmetlerinin hazırladığı 13’üncü bütçeyi müzakere ediyoruz. Yine sıradan, yine baştan savma, yine biteviye bir bütçe süreci geçiriyoruz. (Gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen… Kürsüde hatip var, hatibin insicamını bozmayalım.

Buyurun Sayın Yönter.

İZZET ULVİ YÖNTER (Devamla) – AKP’nin heyecansızlığı, hedefsizliği, heves yoksunluğu bütçenin tümüne sinmiş, her şeyine sirayet etmiştir. 2016 yılı bütçesinde bir defa samimiyet yoktur, umut pırıltısından da eser görülmemektedir. Hepsinden önemlisi, Meclis Genel Kurulunda bile AKP sıralarının hemen hemen tümden boşluğu bütçenin ne kadar önemsendiğini, ne dereceye kadar değer verildiğini çarpıcı bir şekilde bizlere işaret etmektedir. Biz Türk milletine bütçe yapıyoruz, biz Türk devletinin bir yıllık rotasını çiziyor, önünü açıyor, millî kaynak dağılım ve yönetimi konusunda Hükûmeti yetkilendiriyoruz fakat Hükûmet iştahsız, hazırlıksız, vizyonsuz ve yetersizdir. Bütçe âdeta yük, âdeta kamburdur çünkü bütçe ilkelerine bağlılık ve riayet hiç yoktur.

Biliyoruz ki bütçeler devletin hangi alanlara ne kadar kaynak ayıracağını, hangi alanlardan ne kadar gelir toplayacağını gösteren, ekonominin yıl içindeki seyrini sayısal olarak ifade eden hem mali hem hukuki hem de siyasi bir belgedir. Bu nedenle bütçeler, ekonomik olduğu kadar sosyal yönleriyle de önem arz etmektedir. Bütçelere güven duyulması için bunların öngörülebilir hedeflere ve sağlam kaynaklara dayanması gerekmektedir. Hepsinden önemlisi, hazırlanan bütçenin toplumsal ihtiyaç ve talepleri kavraması, dikkate alması şarttır. Bu yüzden, bütçenin gerçekçi ve samimi olması da elzemdir.

Bunun tam tersine, AKP’nin tüm bütçeleri duvara toslamış, milletimize bir yarar ve refah sağlamamıştır. On dört yıldır AKP bütçe patinajı yapmış, ne çiftçiyi ne emekliyi ne işçiyi ne memuru ne esnafı ne de dar ve orta gelirli vatandaşlarımızı hatırlayabilmiştir. Bütçe, bir avuç kaymak tabakanın, sonradan görme küçük bir azınlığın emrine, insafına ve keyfine tahsis edilmiştir. Enerji politikalarını konuşmadan evvel bu gerçekleri hepimizin vicdan terazisinde tartması en içten dilek ve beklentimdir.

Değerli milletvekilleri, enerjiyi konuşacağız, ama enerjimizi boşaltanlara bir şey söylemeyeceğiz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının bütçesi hakkında fikirlerimizi paylaşacağız, ama millî enerjimizi tüketenleri, değerlerimizi yiyip bitirenleri görmezden geleceğiz. Böyle bir dünya nerede vardır? Böyle bir sapma ve yanlışa kim ortak olabilecektir?

Farkında mısınız ruh trafolarımız bozuldu, ahlak ve adalet santrallerimiz çöktü. Biliyor ve görüyor musunuz, birlik ve kardeşlik hatlarımız saldırıya uğradı, dürüstlük mumla aranır, hukuk feryatla çağrılır oldu. Maneviyat sömürüsü yapanlar enerjimizi kuruttu, birlikte var olma irademizi çökertti. “Doksan yıllık enkazı kaldırdık.” diyenler enerjimizi azaltıyorlar, bunu ibretle izliyoruz. “Doksan yıllık parantezi kapatıyoruz.” diyenler enerjimizi çalıyor, buna ibretle şahit oluyoruz. “Doksan yıllık reklam arası bitti.” diyen gafiller aramıza yüksek gerilim hattı çekiyorlar, bunu da kaygıyla takip ediyoruz. Meğer cumhuriyetin varlığına ne kadar hazımsız, ne çok kin duyan varmış. Türkiye'nin enerjisi açıkça heba ve israf edilmektedir. Türkiye'nin ufku kirletilmekte, kapatılmaktadır. Türkiye kilitlenmekte, küresel şiddet ve saldırı planlarıyla azmi kırılmakta, mücadelesi zedelenmektedir. Bugün, hem üzerimizde oynanan oyunların hem de komşu coğrafyalarda sahnelenen vahşiliklerin dayandığı zemin şüphesiz enerjidir. Asırlardır emperyalizmin kanlı yüzü enerji kaynaklarına dönüktür. Asırlardır, her satırı kinle, düşmanlıkla, daha fazla alma daha çok kazanma hevesiyle yazılmış ve sürekli güncellenen bir oyun içimizde ve çevremizde sahnelenmektedir. Bunun adı kimi zaman “Doğu sorunu” kimi zaman “tarihî Şark meselesi” kimi zaman da “Büyük Ortadoğu Projesi”dir.

Sayın Başbakan geçtiğimiz günlerde Erzincan’da “Şark meselesi bitmiştir.” derken boşa konuşmuş, boş yere kürek çekmiştir. Yıllar geçmiş, takvim yaprakları kurumuş yapmak gibi kopmuş, ama aktörler ve zalim hedefler hiç değişmemiştir. Petrol uğruna medeniyetler boğuşmuş, devletler çatışmış, mazlumlar katledilmiştir. Enerji kaynaklarına ulaşma ve hâkimiyet mücadelesi insanlığın nadiren şahit olduğu Vandallıklara her devirde zemin ve ortam açmıştır. Biliyoruz ki millî gücün belirlenmesinde ham madde kaynakları önemli bir faktördür. Bunlar arasında hayati bir yeri olan enerji, bütün insanlığı doğrudan doğruya etkileyen önemli bir konu başlığıdır. Dünya siyasetine yön verme amacı güden devletler Orta Doğu’dan Afrika’ya kadar enerji zengini ülkelere tuzaklar kurup hassasiyetleriyle oynayarak emellerini bugüne kadar diri tutmuşlardır. 1920’lerde dönemin Fransa Başbakanı Clemenceau “Bir damla petrol, askerlerimizin bir damla kanı kadar değerlidir.” diyebilmiştir. Petrolün ortaya çıkışı devletlerin güç dengesinde önemli değişikliklere yol açmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu üzerinde yapılan hesapların, Orta Doğu’daki bitmeyen ayak oyunlarının, bölücü, yıkıcı ve parçalayıcı dinamiklerin harekete geçmesinin altında esasen enerjiye egemen olma gayesi etkili, belirleyici olmuştur. Bugün “Arap Baharı” isimli isyan dalgasının derinlerinde enerji rezervlerine yön verme, elde etme, tamamen sömürme arayışı belirleyicidir. Kafkaslarda süren gerilimin esas nedeni de burada aranmalıdır. Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri eski Bakanı Kissinger’in 14 Kasım 1974’te dünyanın en önemli stratejik maddesi olarak petrolü tanımlaması da boşuna değildir. Bu stratejik mesele nedeniyle Orta Doğu sürekli çatışma girdabında, sürekli husumet kuşatması altında tutulmuştur. Petrolü stratejik madde olarak tanımlayan Amerika Birleşik Devletleri yeri gelmiş özgürlük, yeri gelmiş kimyasal silahları ele geçirme, yok etme amacıyla Orta Doğu’ya, Orta Doğu’daki Müslüman coğrafyasına maalesef Haçlı Seferleri’ni aratmayan saldırılarını arka arkaya düzenlemiştir. Buna da AKP Hükûmeti bugüne kadar hep göz yummuş, hatta Büyük Orta Doğu eş başkanlığıyla da bu şirret planlara ortak olmuştur. (MHP sıralarından alkışlar) PKK, PYD, IŞİD, El Nusra, El Kaide ve diğer terör örgütleri enerji kaynaklarını kontrol etmek isteyen küresel güçlerin yeri gelmiş kuklası, yeri gelmiş tetikçisi olarak kullanılmıştır. Orta Doğu’ya nüfuz etmek, rakip devletleri, bölge ülkelerini susturmak, etkisizleştirmek maksadıyla terör örgütleri taşeron olarak kullanılmıştır. Amerika Birleşik Devletleri’nin PYD’ye silah yardımı başka türlü yorumlanamayacaktır. Rusya’nın terör örgütleriyle iş birliği yapıp IŞİD bahanesiyle Türkmenleri ve Orta Doğu’yu bombalamasının izah ve açıklaması da bu çerçevede ele alınmalıdır. Amaç, enerji kaynakları ile enerji akışını sağlayan yol ve boğazların denetimini sağlamaktır. Bunun için de Orta Doğu’da enerji havzasının güvenilir, iş birlikçi ve Batı uydusu yönetimlere zimmetlenmesi, bunlara emaneti devamlı gaye edilmiştir.

Orta Doğu’da yüz milyonlarca insan aç ve açıktadır. Sefalet şartları Orta Doğu’nun her yerindedir. Toprağın altı cevherdir, toprağın üstü fakirlik, yoksulluk, açlık, işsizlik, bitkinliktir. Biraz demokrasi, bir parça özgürlük, bir dilim ekmek isteyen yüz milyonlarca insan karşımızdadır ve her gün bunların feryatları kulaklarımızda çınlamaktadır. Buna karşılık, Batı planlarına kuryelik yapan, hiçbir insani ve vicdani çağrıyı duymayan yönetimlerin varlığı da karşımızda bir gerçektir. Bu haksızlık, bu zorbalık, bu duyarsızlık Orta Doğu’nun perişanlığını, acziyetini, tavan ve taban kopukluğunu göstermesi bakımından son derece anlamlıdır.

Yıllardan beri saraylarında petrodolarlarını sayan, lüks içinde yaşayan, israfın dibini boylayan krallar, şeyhler, emirler kendi halklarına yüz çevirmişler, vahşet planlarına konu mankenliği yapmışlardır. Bunları görmek, bu tarihî gerçekleri doğru tahlil etmek, hepimiz adına millî ve insani bir vazifedir.

Komşu coğrafyalarda insani dramlar yaşanmaktadır. Komşu coğrafyalarda ekonomik çöküş, sosyal çalkantı had safhadadır. “Ben Müslümanım.” diyen hiçbir vicdan sahibinin bu gelişmelere duyarsız kalması da mümkün olamayacaktır. “Orta Doğu’da ön alıyoruz.” “Yüz yıllık parantezi kapatıyoruz.” “Bizden habersiz yaprak kımıldamaz.” diyenler maalesef küresel şiddet, küresel vahşet planlarına payandalık yaparak Orta Doğu’ya zalimin hançerini arka arkaya saplamasına hem izin vermiş hem de destek çıkmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, stratejik önem ve değerde bir coğrafi özelliğe sahiptir. Maalesef enerji konusunda her ne kadar konuşulacak, tartışılacak birçok şey olsa da şu anda doğal kaynak itibarıyla çok da yeterli durumda olduğumuz söylenemeyecektir. Fakat buna rağmen, enerji konusu, yani en başta doğal kaynak konusu her ne kadar açık veriyorsa da beşerî zenginlikle, beşerî enerjiyle, millî enerjiyle bunu aşmak, bunu tamamlamak ve telafi etmek mümkündür. Enerji ithalatımızın gittikçe arttığı da ortadadır. Türkiye enerji bağımlısı bir ülkedir. Türkiye, AKP hükûmetleri döneminde terminal ülke, köprü ülke, geçiş ülke pozisyonlarına baştan talip olmuş, âdeta enerjinin geçiş güzergâhı olmaya baştan adaylığını ilan etmiştir. Şu anda toplam ithalat içinde enerjinin payı yüzde 18 civarındadır ve bu ciddi oran da gün geçtikçe artmaktadır.

“Enerji” denilince biz aydınlanan vicdanları, ısınan yuvaları anlarız. Maalesef, AKP Hükûmeti “enerji” denilince ihalelerden alınan komisyonları, şalteri inik ahlakı anlamaktadır. Biz “enerji” denilince kömürün karasına düşmüş alın terini, suyun yüzüne vurmuş umutları görürüz. AKP Hükûmeti “enerji” denilince rüşvet kuyruklarını, zillet kuyularını, haram kuytularını görür. Velhasıl, biz enerjiye bakınca işlenmeyi bekleyen kaynakları, çıkmak için can atan madenleri, siz ise yani Hükûmet ise yağma sırasını gözleyen ganimet avcılarını ve fırsatçı asalakları görür. Bizim baktığımız yer başka, Hükûmetin durduğu ve baktığı yer bambaşkadır. Enerji politikaları dışında şu anda her şey vardır, bir tek olmayan, enerjiye doğru ve millî bir şekilde yaklaşmaktır. Helal bizim rehberimizdir, haram ise reddiyemizdir. Başkalarının petrolü varmış, olsun, bizim de güneşimiz vardır. Huzurlarınızda bir şeyin altını özenle çizmek istiyorum: Almanya’da yıl içerisinde güneşli gün sayısının ne kadar az olduğunu biliyorsunuz ve Almanya güneş enerjisinden en çok istifade eden ülke olarak dikkat çekmektedir. Başkalarının doğal gazı varmış, ne gam ne tasa; bizim derelerimiz, nehirlerimiz, göllerimiz, kısacası suyumuz vardır. Yine yeri gelmişken bir örnek vermeyi, bir hatırlatma yapmayı uygun buluyorum. Norveç, elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 90’ını aşan bir bölümünü de hidroelektrik santrallerinden sağlamaktadır. Başkalarının topu var, tüfeği varmış, bizim de dönülmez yolumuz, bükülmez kolumuz vardır ve her şey meydandadır.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız burada. Kendisi yeni Bakan oldu. On dört yıldır enerji alanında götüren götürmüş, köşeyi dönen dönmüştür. Şimdi bunları çıkarmak, hatta adalete teslim etmek kendisinin boynunun borcudur. Hangi vicdan sahibi bunlara yalan diyecektir? Hangi izan ve insaf ehli bunlara abartı, boş söz deyip çamur atabilecektir? Termik santrallerin bacalarından sadece duman değil Sayın Bakan, on dört yıllık usulsüzlük, haksızlık, kayırmacılık tütmedi mi? Yandaş iş adamlarının birisi gitti, diğeri gelmedi mi? Tamamı millete ait olan enerji cevheri on dört yıldır soyulmadı mı? Biz kuldan utanıyor, Allah'tan korkuyoruz çünkü biz hem maherî vicdanda hem de mahkemeyikübrada hesap vereceğimizi biliyor, buna inanıyoruz, kararlarımızı buna göre alıyoruz.

Değerli milletvekilleri, enerji alanında söylenecek elbette çok çok şeyler vardır. Türkiye yenilenebilir enerji kaynaklarına mutlaka ama mutlaka eğilmeli, özen göstermelidir. Elimde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 2015-2019 Stratejik Planı’nda yer alan hedefleri vardır. Bu hedefler arz güvenliğinin yapılması için planlanmıştır. Mesela, doğal gaza bağımlı elektrik enerjisi üretim yapısı önemli bir risk taşıdığından doğal gazın elektrik üretimindeki payının azaltılmasına, ithalatta kaynak ülkelerin çeşitlendirilmesine imkân ve zemin hazırlanacağı, bunun hedeflendiği ifade edilmektedir.

Değerli arkadaşlar, şu anda Türkiye stratejik olarak doğal gaz bağımlısı bir ülkedir. Yaklaşık yüzde 55 Rusya’ya, önemli bir oranda da, yüzde 20’ye, yüzde 25’e yakın oranda da İran’a bağımlı bir konumdadır. Millî güvenliğimiz açısından bu bağımlılık tehlike arz etmektedir ve Türkiye'nin gerek dış siyasetinde gerek iç politikasında özelde doğal gaza, genelde ise enerjiye bağımlılığı elini kapatmakta ve kilitlemektedir. Dolayısıyla, manevra kabiliyetimizin artırılması amacıyla doğal gaz bağımlılığının azaltılarak yenilenebilir enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi mutlaka sağlanmalıdır. Ama, bunun yolu “Doğal gaz yoksa tezek yakarız.” mantığı değildir.

Elektrik enerjisi ve doğal gazda sektörel büyümeyi desteklemek üzere iletim ve dağıtım altyapısı yatırımlarının devam etmesi ve zamanında tamamlanması Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından hedeflenmiştir. Fakat bugüne kadar bu konuda doyurucu, tatmin edici herhangi bir gelişme de yaşanmamıştır. Mevcut durumda doğal gaz depolama kapasitesi yeterli değildir, bu önemli bir tespittir. Doğal gaz depolama konusundaki eksikliklerin ve yetersizliklerin süratle giderilmesi sağlanmalı ve milletimizin bu konudaki beklentisi giderilmelidir.

Güneş, rüzgâr, hidroelektrik, jeotermal, biyokütle, dalga ve akıntı gibi yenilenebilir enerji kaynaklarında hem elektrik enerjisi üretimi hem de ısı üretimi açısından önemli bir potansiyelimiz bulunmaktadır. Mesele potansiyeli konuşmak değil, mesele bu potansiyeli harekete geçirebilecek ufuk derinliği, siyasi ve vizyoner görüş zenginliğidir. Maalesef bu da AKP Hükûmetinde yoktur. Bu potansiyelin tam anlamıyla hayata geçmesi için finansal imkânların geliştirilmesinden bahsediyor Hükûmet. Peki, Sayın Bakan, temsilen siz burada olduğunuz için size söylüyorum: Sizin elinizi tutan mı var? Siyasi gücünüzün farkındayız, AKP’deki etkinliğinizi de görüyoruz. O zaman gereğini lütfen derhâl yapın. Bu potansiyeli harekete geçirin, finansman kaynaklarını bulun, geliştirin.

Mevzuatın güncellenmesinden bahsediliyor, yani yenilenebilir enerji kaynaklarının mevzuatından. İletim altyapısının güçlendirilmesi ve yatırımcı farkındalığının artırılması hedefleniyor. Ülkemiz konumu gereği bir enerji geçiş merkezi olmaya elverişlidir, evet ama Türkiye tamamıyla köprü, terminal olmaya aday olmamalıdır. Aynı zamanda enerjiyi doğu batı koridoru arasında stratejik olarak emniyetle taşıyabilecek, aynı zamanda bundan azami fayda ve gelir sağlayabilecek bir politikaya da kavuşabilmelidir. Fakat ne yazık ki AKP’nin bunu yapabilmesi de şu anda pek mümkün değildir.

Petrol ve doğal gazda önemli bir dışa bağımlılık söz konusudur. Bu dışa bağımlılığın kısa vadede giderilmesi de umut verici değildir, imkân dâhilinde de görülmemektedir.

Değerli milletvekilleri, söyleyeceğim çok şey var fakat sürem de bitti. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. Hayırlı bir bütçe süreci diliyorum. Bu bütçenin de milletimize hayırlı olmasını ve umutlar getirmesini temenni ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yönter.

Sayın Metiner, Sayın Altay’ın talebi üzerine bir düzeltmede bulunacaksınız.

Buyurun, açıyorum, bir dakika…

III.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Metiner’in, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET METİNER (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İki gün önce Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul kürsüsünde, adını anmayacağım bir CHP’li vekil Sayın Cumhurbaşkanımız için çok galiz bir saldırıda bulundu. “Psikiyatrik tedaviye alalım.” beyanında hakaretamiz laflar etti. Ben buna cevaben dün düzenlediğim basın toplantısında şunu söyledim… CHP’de çok saygın siyasetçiler var, hepsini tenzih ederek söylüyorum. Sadece, Cumhurbaşkanımıza hakaret eden, adını anmaya değer bulmadığım bu milletvekilini ve benzer bir anlayışla saldırıda bulunan bir kısım milletvekillerini kastederek tımarhaneden çıkmış, ar damarı çatlamış, ağzının ayarı ne kadar bozuk insan varsa CHP milletvekili seçildiğini söyledim. Kastettiğim CHP Grubunun tamamı değildir. Böyle bir algı oluşmuşsa CHP Grubundan özür dilerim ama Cumhurbaşkanımıza bu şekilde hakaret eden herkesi anladığı dilden cevaplamayı da kendimiz, grubumuz adına bir zorunluluk addederiz. Umarım bu sözlerimiz bu çerçevede anlaşılır. Hürmetler karşılıklıdır.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Metiner.

II.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/529) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 118) (Devam)

2.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/297), 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2014 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/32), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 208 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/33), 2014 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/34), 2014 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/35), 2014 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/36), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan Kalkınma Ajansları 2012 Yılı Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/28), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2013 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/31), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2014 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/37) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 119) (Devam)

 

A) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına üçüncü söz Ankara Milletvekili Mustafa Mit’e aittir.

Sayın Mit, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

Sizin süreniz on iki dakikadır.

Buyurun, sürenizi başlatıyorum.

MHP GRUBU ADINA MUSTAFA MİT (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken terörle mücadelede şehit düşmüş bütün şehitlerimize Tanrı’dan rahmet diliyorum. Aynı mücadelede yaralanmış gazilerimize acil şifalar diliyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün burada 2016 yılı bütçesini görüşüyoruz. Bu bütçe görüşmelerinin başladığı günden bu tarafa burada siyasi partilere mensup arkadaşlarımız bu kürsüden kanaatlerini belirtiyor. Bu konuşmalar sırasında Hükûmet ve Komisyon konuşmaları dinlememekte, kendi aralarında sohbet etmekte ve hiç ilgilenmemektedir. Dolayısıyla, bunu böyle görünce aklıma Homongolos’un “Ölüye Mektuplar” diye bir dizisi var, o aklıma geldi. “Homongolos” diye bir yazar ölüye mektuplar yazıyor, diyor ki: “İşte, şöyle yap, böyle yap, şunlar iyidir; sabahları uyanınca şöyle yürü, böyle gez, böyle toz.” En sonunda da “Ya, sen zaten ölüydün, ben sana bunları niye anlatayım?” diye kendi kendine cümleyi bağlıyor.

Değerli milletvekilleri, şimdi, sözlerime başlarken sizi tekrar selamlıyorum. Bor Enstitüsü ve MTA hakkında partimizin görüşlerini size anlatmaya çalışacağım.

Değerli arkadaşlarım, burada bütçeyi konuşuyoruz. Bütçeyi konuşurken de Meclisimizin bu anayasal hakkı olan bütçeyi konuşuyoruz. Bütçe yapmak yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisine aittir. Meclisimiz bu yetkiyi 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’ndan almaktadır. Bütçe tekniği açısından ödeneklerin tespitinde kurumların 2016 yılı için ihtiyaçlarının açıkça gösterilmesi gerekirken bu kanunda iz değeri olarak kabul edeceğimiz sembolik rakamlar konulmuş, gerçek dağıtım da bakanlara bırakılmıştır. Yani Meclisin kaynak dağıtmayı içeren bütçe hakkı hukukun arkadan dolanmak suretiyle zapt edilmiştir. Sarf yerlerinin bugün bu bütçede açıklanması lazımdı. Aksi hâlde, yıl sonunda fiilî gerçekleşmelerdeki sapmaları mukayese edemeyeceğiz. Keza, bu metotla bütçeye uygun olmayan davranışlar denetim dışı bırakılmaya çalışılmaktadır.

Diğer bir konu da, Meclisin denetleme fonksiyonunu yerine getiren Sayıştayın bu yapısıyla Meclis üyelerini ve kamuoyunu tatmin etmekten çok uzak olmasıdır. Sayıştay tartışmaların konusu olmaktadır. Bundan herhâlde Sayıştay da memnun değildir. Denetim raporlarının yüzeysel olduğu kadar yasak savma yönünde olduğu da açıkça görülmektedir.

Burada tekrar yer altı kaynaklarımızdan bor madenine gelmek istiyorum. Değerli milletvekilleri, bor stratejik öneme sahip madenlerden birisidir. Bor üzerinde uzun yıllardır değerlendirmeler yapılmaktadır, tartışmalar yapılmaktadır. Bunun ne kadar önemli olduğunu hepinizin bildiğine inanıyorum. Dünyada bor rezervlerinin yüzde 74’ü ülkemizde bulunmaktadır. Bunun önemine binaen 1983 yılında çıkarılan 2840 sayılı Kanun’la bor devletçe işletilecek madenler kapsamına alınmıştır. Bugün bor Eti Maden tarafından işletilmektedir.

Türkiye'de ve dünyada borun ürün ve teknolojilerinin geniş bir şekilde kullanımını, yeni bor ürünlerinin üretimini ve geliştirilmesini teminen değişik alanlarda kullanıcıların araştırmaları için gerekli bilimsel ortamı sağlamak, bor ve ürünlerini kullanan veya bu alanda araştırma yapan kamu ve özel sektörle iş birliği yaparak bilimsel araştırmalar yapmak, yaptırmak, koordine etmek ve bu davranışlarla… Bu araştırmaları 4865 sayılı Kanun’la Bor Araştırma Enstitüsü yapmaktadır. Kamuoyunun konuya ciddiyetle sahip çıkması da Enstitüye olan ümit ve alakayı bir o kadar da artırmaktadır.

Çeşitli üniversiteler, kamu kuruluşları, özel sektör ile birtakım şahıs şirketleri de yürütülen bu projelerle ilgili ayrı projeler yürütmekte olup 18 adet patent alınmıştır. Bunların üretime dönüştürülmesi için Hükûmet politikası şarttır. Yani Hükûmetin patent alınan bu 18 tane araştırmayı desteklemesi ve üretime geçirmesi lazım.

Bor ürünlerinin çeşitlendirilmesi, yeni ürünlerin ortaya çıkarılması, bunların üretime dönüştürülmesi, teknolojinin geliştirilmesi ve bu çalışmaların ticarileştirilmesi için gerekli çalışmaların yapılması ve devam etmesi gerekmektedir. Bor türevlerine ilişkin AR-GE çalışmaları millî politika anlayışı içerisinde değerlendirilmelidir. Bugün bütçe cetvelinde bu Enstitüye 13,9 milyon ödenek ayrılmıştır. Merkezî bütçeden de 9,76 milyon lira ayrılmıştır. Kalanını da Eti Maden kendi kaynaklarından, kendi imkânlarından aktarmaktadır. Çok mütevazı bütçelerle çalışmalar yürüten ancak kendisinden çok şeyler beklenen Enstitü Hükûmetçe her açıdan teşvik edilmeli ve desteklenmelidir.

Şu anda kullanıldığı alanlar itibarıyla yapılan bilimsel çalışmanın sonucu göstermektedir ki geleceğin en kritik madeni bordur. Şu anda üretimin yüzde 54’ü cam sektöründe, yüzde 12’si tarımda, yüzde 13’ü de seramik ve emaye sektöründe kullanılmaktadır. Katma değer yaratma kapasitesi düşük olmasına rağmen buradaki üretimleri asla durdurmamalı ve devam ettirmeliyiz.

Gelecekte kullanım alanıyla alakalı olarak 2 konuda örnek vermek istiyorum. Yapılan araştırmalarda ülke topraklarının yaklaşık yarısında bor eksikliği görülmüştür. Mikro besleyici olan bor mineralleri ürün kalitesi ve üretim miktarlarını artırıcı özelliği dolayısıyla da önemlidir. Bu gerçeklerle Eti Maden Bandırma’daki işletmesinde üretilen ETİDOT-67 borlu gübreyi tarımda kullanmaya başlamıştır. Bu yaygınlaştırılmalıdır.

Bir diğer alan ise enerji sektörüdür. Pil, akü ve uzay sanayisinde yakıt olarak kullanılan hidrojenin elde edilmesi, depolanması ve nakli çok yüksek maliyetlidir, bir o kadar da tehlikelidir. Çünkü hidrojen gaz hâlindeyken çok hacimli, çok patlayıcı ve parlayıcı olup eksi 252 derecede de sıvılaşmaktadır. Ancak bor bileşiklerinin hidrojen taşıma kapasitesinin çok yüksek oluşu, elde etme, depolama ve nakil konusunda hiçbir tehlike yaratmamaktadır. Enerji üretme, depolama ve naklinde yeni ufuklar açmaktadır.

Ekonomi üzerindeki baskı unsuru olan cari açığın önemli sebebi olarak gösterilen enerji ihtiyacını yerli kaynaklardan karşılama adına bu alandaki çalışmalar hızlandırılmalı, AR-GE çalışmalarına gerekli destek verilmelidir. 2013-2017 stratejik plan hedeflerinin de bu manada yeniden revize edilerek vakit geçirmeksizin millî politika anlayışı içerisinde yerine getirilmesini talep ediyoruz.

Yukarıda bahsedildiği gibi, yer altı kaynaklarımızın rezerv tespiti geleceği planlaması önemlidir. Ülkemizde bu görevi MTA yapmaktadır. Devletimiz yer altı kaynaklarımızın tespit ve işletmesinin önemini 1935 yılında kavramış ve MTA’yı kurmuştur.

Ülkemizin jeolojik yapısının, yer altı kaynaklarımızın tespiti geçmişte ne kadar önemliyse bugün de o kadar önemlidir. Ülkenin kendi güç ve zenginlikleri, zenginlik kaynaklarımıza yönelmesi, gelecek tasavvurunun oluşturulmasında temel güç kaynağı olacaktır. Yer altı kaynaklarımızın yeni teknolojik imkânlar da kullanılarak görülür rezerv hâline getirilmesi için MTA’nın çalışmalarını desteklemekteyiz.

Denizlerimizin jeolojik ve deniz alanlarının yer altı kaynaklarının tespiti maksadıyla başlatılmış bir proje olarak MTA Turkuaz Araştırma Gemisi’nin çalışmalarını önemsemekteyiz. Bu geminin çalışmalarına hız vermemiz gerekir çünkü dört tarafımızda yabancı ülkeler petrol ve doğal gaz bulurken mutlaka bizim denizlerimizde de buna benzer zengin kaynakların olduğuna inanıyoruz. Onun için, devlet hiç çekinmeden bu gemiye destek olmalı, uzmanlarını, ehlini işin başına getirerek bu araştırmalara hız vermelidir.

Stratejik plan hazırlamakla görev ifa edilmiş olmuyor. O planda gösterilen hedeflerin gerçekleştirilmesi şarttır. Bu sebeple MTA’nın gelişen teknoloji, yeni ihtiyaçlar, yeni kaynaklar dikkate alınarak, yeniden organize edilerek sürekli, daha aktif çalışan imkânlara kavuşturulması gerekmektedir. Sermaye birikimi açısından sıkıntılı olan ülke ekonomisinin ihtiyacı olan kaynaklarımızın tespiti ve ortaya çıkarılması gerekmektedir. Yer altı kaynaklarımızın bugün için moral sermaye olması, üretildiğinde ise reel sermaye olarak ekonomiye katılması gerekmektedir.

Son zamanlarda MTA’nın jeotermal enerji kaynaklarının tespitine yönelik çalışmalarını takdirle karşılıyoruz. Bu araştırmaların yaygınlaştırılması gerekmektedir. Tespit edilen jeotermal kaynakların işletilmesi, önündeki bir sürü bürokratik işlemlerin kaldırılması, teşvik edilmesi ve desteklenmesi çok önemlidir. 2016 yılı bütçe ödeneğine de baktığımızda bu kuruma atfedilen öneme uygun olmadığını görmekteyiz. Ödenek kalemlerinin bütçenin yönlendirici özelliğiyle kurumu yukarıda bahsettiğimiz konularda araştırmaya sevk etmekten uzak yapısı bizi ümitsizliğe düşürmektedir.

Ekonomide zamanın faktör olarak yer aldığı gerçeğinden hareketle yer altı zenginliklerimizin acilen tespiti ve üretime alınması gerekmektedir. Kaynak sıkıntısı çeken ülkemizin yer altı zenginliklerinin tespiti, çıkarılması, işletilmesi ve nihai ürün hâline getirilmesi yüksek katma değer yaratması, sermaye yaratması açısından ihmal edilmeyecek, geciktirilmeyecek bir zarurettir.

Değerli milletvekilleri, partimin bu konular hakkındaki görüşlerini size arz etmeye çalıştım.

Eniştemiz de Enerji Bakanı. Dolayısıyla geçmişte de enerji şirketlerinde çalışmış birisi olarak inşallah Türkiye’nin enerji açığını kapatacak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA MİT (Devamla) – …çalışmaları yapar diye düşünüyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’a aittir.

Sayın Yılmaz, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

Sizin süreniz on sekiz dakikadır.

MHP GRUBU ADINA SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Orman ve Su İşleri Bakanlığının bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Biliyorsunuz, bugün dünyayı tehdit eden en önemli unsur küresel ısınma ve iklim değişikliği. Hızlı nüfus artışı, plansız sanayileşmenin hızla artması, karbondioksit salınımının küresel ısınma ve ilkim değişikliğinde çok önemli rolleri var. Karbondioksit salınımının en önemli panzehri ormanlardır. Yaklaşık 1839 yılında kurulan Orman Genel Müdürlüğü yüz yetmiş yedi yıldır kuş uçmaz, kervan geçmez yerlerde canını dişine takarak Türkiye’nin ormanlarının korunması, planlanması, orman yangınlarıyla mücadele, erozyonla mücadele, kumul ağaçlandırması gibi tarihe geçecek çok önemli projelere imza atmıştır bu Bakandan önce.

Bunlardan birkaçını sayacak olursak, İstanbul’un su ihtiyacının yüzde 50’sini karşılayan Terkos ağaçlandırması, Ankara’yı çepeçevre saran 550-600 bin dönümlük yeşil kuşak ağaçlandırması, Adana Akyatan kumul ağaçlandırması, Antalya Belek kumul ağaçlandırması, Pozantı-Ulukışla Çakıt Çayı erozyon kontrolü, Trakya Koru Dağları ağaçlandırması, Aydın Menderes havzası erozyon kontrol ağaçlandırmaları.

Değerli arkadaşlar, bunlar ormancılık tarihine mal olmuş, ormancıların gurur kaynağı olan projelerdir ama şimdi bütçesini görüştüğümüz Orman ve Su İşleri Bakanı -yaklaşık dokuz yıldır görev yapıyor- ormancılık tarihinin kendisiyle başladığını düşünüyor. Niye başladığını düşünüyor? Çünkü ormancılıkla ilgili çok fazla bilgisi yok; suya dalmış, bir türlü sudan çıkamayan bir bakanla karşı karşıyayız. Şimdi, burası Orman ve Su İşleri Bakanlığı değil değerli arkadaşlar, Veysel Hocanın çiftliği gibi kullanılıyor. Buna alınganlık göstermeyin, Sayın Bakan da alınganlık göstermesin, şimdi nedenlerini açıklayacağım.

Bir: Bakın, Sayın Bakan göreve geliyor. Bu memlekette birçok işsizimiz var, güçsüzümüz var, açlıkla mücadele ediyorlar, üniversiteyi bitirmişler, KPSS sınavlarına hazırlanıyorlar. Binlerce orman mühendisinin anası, babası dişinden tırnağından artırmış, çocuklarını okutmuş, sınavdan sınava Ankara’ya, memleketlere koşturup duruyorlar. Bu çocuklar bir yerde iş bulamazken Sayın Bakan öyle bir çiftlik kurmuş, öyle bir düzen kurmuş ki ağabeyinin oğlunu özel kadrodan işe alıyor. Yetmiyor, geçen kızını evlendirdi -Allah mesut etsin- kayınbiraderini basın müşavirliğine atıyor; bir başka kuzenini danışman olarak atıyor. Yetmiyor, milletvekilinin çocuğunu özel kalemden işe alıyor, maaşı düşük diye Enerji Üst Kuruluna atıyor.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Güvendiği kişilerle çalışıyor!

OKTAY VURAL (İzmir) – Bakan iyi çevreciymiş vallahi!

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Milletvekilinin çocuklarını, yandaş atadığı bürokratların çocuklarını, KPSS yapıyor, KPSS’de bir sözlü koymuş, dozer, greyder operatörü alacak ya, sözlüyle alıyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Çevreci Bakan!

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Bizim gariban işçi, Adana’da, Muğla’da, Artvin’de, Sinop’ta 100 puan alıyor, mülakata geliyor, dozer, kepçe operatörü olacak, orada bir komisyon var, 40 veriyor, o eleniyor. Kim giriyor? Yandaş bürokratın çocukları giriyor.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bunların, konuşmanızla ne alakası var? İç Tüzük gereğince konuşmanıza dönün lütfen.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Başkanım, bütçeyle ilgili konuşmuyor, bir…

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Şimdi, şunu ifade ediyorum.

Bakın, burası çiftlik değil Hanımefendi, burası çiftlik değil.

OKTAY VURAL (İzmir) – Neye müdahale edecek?

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Neye müdahale edecek?

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Yetmiyor, bakın, yetmiyor, özel kalem müdürünü atıyor.

BAŞKAN – Sayın Yılmaz, burada olmayan şahısları da anarak şahsiyatla lütfen uğraşmayalım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, Bakanın icraatları ya.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Süremi, süremi…

Cevap verin Sayın Bakan.

Bakın, burada olanı da söylüyorum. Özel kalem müdürü, ben buradan…

BAŞKAN – İç Tüzük’e göre söylüyorum, kaba ve yaralayıcı sözler kullanmayalım.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Seyfettin Bey, devam et sen.

Şuna bak ya, gözünü kapatacaklar, konuşturmayacaklar ya!

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Konuşmuyorum. Şimdi, Sayın Başkan…

Bakın, bunu niye anlatıyorum söyleyeyim: Atadığı yeğeni, Türker Eroğlu, özel kalemden atıyor, tamam mı, ne yapıyor onu? Tutuyor, onu İstanbul Belediyesine geçiş yaptırıyor. Nereye geçiş yaptırıyor? Toprak döküm sahalarının başına şube müdürü olarak atıyor. Ben bunu üç sene söyledim değil mi burada? Orada 900 trilyonluk rant var. Bu mu itibar zedelemesi? Kimin malı bu? Kamunun malı. Bu kürsü, milletin hakkını savunma kürsüsüdür. Siz abinizin oğlunu alacaksınız öyle kadrodan, götüreceksiniz İstanbul Belediyesine… Ormanın yeri olan maden döküm sahaları, ormanın yeri buralar. Orman buralara hafriyat döktürüyor. İstanbul milletvekilleri bilir, inşaatçılar bilir, hafriyatın çok pahalıdır dökümü. Onun başına Türker Eroğlu’nu getiriyor. Ormandan alıyor bunu, belediyeye veriyor. Belediye kime veriyor? Üçüncü şahıslara veriyor değerli arkadaşlar. Rant ne kadar biliyor musunuz? 300 milyon dolar, 1 katrilyon paradır. Kime verdi açıklasın buradan Veysel Eroğlu. Bu, kamunun malı. Bunu söylüyorum.

Şimdi ben bunu söyledim, hata mı ettik Sayın Ahmet Başkan? Bunun ne alakası var? İşte Danıştay kararı. Orman Mühendisleri Odası dava açtı ve ranta dur dedi yani -yapılan- benim söylediklerimi Danıştay onayladı, “Ranta geçit vermiyorum. Üçüncü şahıslara bunu veremezsin.” dedi. Ama, dört yıl boyunca bu rantı kim yedi değerli arkadaşlar, kimler zengin oldu? Yarpuzlu... Yarpuzlu... Kimdir onlar? Sayın Bakan gelsin açıklasın burada, cevap hakkı var. Ben Bakanı suçluyorum. Burada Danıştay kararı.

BAŞKAN – Sayın Yılmaz, şahsiyatla uğraşmamak gerektiğini biliyorsunuz, lütfen...

OKTAY VURAL (İzmir) – Bakanın icraatı, niye müdahale ediyorsunuz ya!

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Şimdi, böyle bir çiftlik olur mu değerli arkadaşlar? Ben üç senedir burada söyledim, dedim ki: Özel kalem müdürünü -İSKİ’de özel kalem müdürü, DSİ’de özel kalem müdürü, Orman Bakanlığında özel kalem müdürü- çok sevebilirsin, getirirsin özel kalem müdürlüğünü yapar, maaşını oradan alır. Doğru mu? Doğru. Bürokraside çalışanlar bilir; Strateji Geliştirme Başkanlığı vardır, 6400 ek göstergesi yani bürokrasinin en tavanıdır, en tepesidir. Özel kalem müdürü üç buçuk yıl özel kalem müdürlüğü yapıyor, 6400’den maaşını alıyor. Özel kalemin maaşı kaç lira Sayın Bakan? 3 bin lira. Strateji geliştirmenin maaşı ne kadar? 6.500 lira. Aradaki fark kaç lira? 3.500 lira. Çarp on iki ayla, çarp üç buçuk yılla, 150 milyar. Bir gün bile ya, bir gün bile yapmadan o maaşı alıyor.

Şimdi, bana dava açmış, 10 milyarlık tazminat davası açmış, milletvekili şu anda kendisi. Diyor ki: “Ben AKP’nin milletvekili adayıyım, beni itibarsızlaştırdın.” Dava burada. Ben de cevap verdim. Demek ki ben itibarsızlaştırmamışım ki şu anda geldi kendisi milletvekili oldu. Sayın özel kalem müdürü milletvekilliğine geldi, demek ki bir itibarsızlaştırma yok, bir itibar meselesiymiş yani.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bununla da mı yetiniyorlar? Danışmanını alıyor, personel daire başkanlığına atıyor. Oranın maaşı yüksek ya 1 milyar. Sonra, kanun hükmünde kararnameyle Teftiş Kurulundaki müfettişlerin maaşını artırıyor, oraya atıyor. Ne bir gün daire başkanlığı yapıyor bu danışmanı -açıkla ismini gel Sayın Bakan- ne bir gün müfettişlik yapıyor. Şimdi, kamunun malı burada yenirken benim söylediğimde ne var Allah aşkına? Benim söylediğimde ne var?

Şimdi bunları ifade ediyorum yani toprak dökümüyle ilgili bu rantın hesabını kim verecek? Ben söylüyorum Sayın Bakana. Bununla ilgili gensoru verdim hatırlarsınız “Toprak dökümünde rant var. Sen kardeşinin oğlunu 1 katrilyonluk toprak dökümün başına getiremezsin.” dedim, bunu ifade ettim. Şimdi, AK PARTİ’nin parmaklarıyla aklandınız, değil mi? Ama ben size buradan söylüyorum: Yüce adaletten kurtuluş yok. Adalet geç işler, geç işler ama mutlaka yerini bulur. O Bakanı Yüce Divana göndereceğim, nokta. Çünkü kamunun malı var burada. (MHP, CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

Yine, dedim ki… Kendisi üst katta oturuyor, alt katında 10 trilyonluk yolsuzluk oluyor. 10 trilyonluk yolsuzluk; belgelerle konuşuyorum, 10 trilyonluk. Bunun altında kimin imzası var? En yakın çalışma arkadaşları olan genel müdürler. Dedim ki: Ya, burada gerçekleştirme görevlisi olarak devletin 10 trilyonu iç edilmiş, yok edilmiş. Bu genel müdürün dahli yoksa bile ihmali var.

Sen, Sayın Bakan, ormancılıktan çok anlamazsın ama orman muhafaza memuru İbrahim Aydın var orada, yanında, o iyi bilir.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Çok ayıp konuşuyorsun ama ya! Çok ayıp! Yapma ya!

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – 2 tane ağaç kestiği zaman…

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Sen de aynı kurumdan çıktın ya!

BAŞKAN – Bakın, Sayın Yılmaz “Sen anlamazsın”, “çiftlik…” Lütfen kaba ve yaralayıcı sözler kullanmayalım Sayın Yılmaz.

MUHAMMET BALTA (Trabzon) – Ne biçim konuşma bu!

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, müdahale etmeyin. Anlamadığını söylüyor.

BAŞKAN – Bu Meclis açıldığından beri geldiğiniz her kürsüde aynı şey…

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Lütfen Sayın Başkan, müdahale etme.

BAŞKAN – Ama lütfen… Sözlerinize dikkat etmek zorundasınız.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Lütfen Sayın Başkan, müdahale etme. Müdahale etme Sayın Başkan.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Öyle şey yok ya!

BAŞKAN – Hayır, dikkat etmek durumundasınız.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ne dedi ki Sayın Başkan, ne dedi?

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Ben burada bütçe üzerine konuşma yapıyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – “Anlamaz” dedi ya.

BAŞKAN – Ya “Sen, Sayın Bakan…” Bakın, bu şekilde tehditvari, bu şekilde karalayıcı, saldırgan ifadeler kullanılamaz. Siz biliyorsunuz, idare amirisiniz, şahsiyatla uğraşmak yasaktır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ne karışıyorsunuz? Bakan orada, Bakan cevap verir. Anlamıyorsa anlamıyor, anlıyorsa anlıyor.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Seyfettin Bey, devam et.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Süremi, bir iki dakika isterim.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bakın… Değerli arkadaşlar, Sayın Bakan; 21 milyon hektarlık bir orman arazisinde, 2 ağaç kesildiği için oradan sorumlu olan muhafaza memurları vardır, şefler vardır, müdürler vardır. “Sen sorumluluk sahanda niye ağaç kesildiğini görmedin, niye suçluyu yakalamadın?” diye soruşturma açılır. Bir sürü müfettiş raporu vardır. Senin alt katında, senin genel müdürünün olduğu imzayla, senin müsteşarının olduğu imzayla 10 trilyon para gidiyor? Nerede 10 trilyon para arkadaşlar? Ya, ben devletin, kamunun hakkını savunuyorum.

MEVLÜT KARAKAYA (Adana) – Nerede?

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Nerede 10 trilyonluk para? Üç sene oldu gideli. Çıkarabildiniz mi Sayın Bakan 10 trilyonu? Ne yaptılar? Dava açtılar değerli arkadaşlar, dava açtılar. Bana, müsteşarına dava açtı ve Sayın Bakan buraya çıktı, -şimdi bunu bana söyleyenlere söylüyorum- dedi ki: “Sayın vekili dava ettim, kuyruk acısı var, ceza verildi.” Sayın Bakan söyledi bunu, tutanaklarda var.

Sayın Bakan, Yargıtay ilamını göstereyim size, o davayı kazandım; Sayın Bakan, o davayı kazandım, Yargıtay ilamı da burada: “Milletvekili kamunun haklarını savunmakla mükelleftir, aleyhinizde verilen 8.750 lirayı…” (MHP sıralarından alkışlar) Ödemiştim, bunlar icraya verdiler beni Müsteşarla.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hemen de tahsilata giriyorlar, çok paraya ihtiyaçları var.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) - Geldi bu kürsüde ifade etti ama bugün itibarıyla davayı kazandım, ben de bugün itibarıyla icraya verdim, geri alacağım şimdi oradan paramı.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bir “ORBİS” bilgi sistemi var. Sayın Bakan bu nedir? Bilgi işlemle ilgili bir husustur. 41,5 milyon ödeneği aktarıyor. Bir firma ihaleye giriyor, bir firmaya veriliyor bu. Firmanın adı ne? “Konumsal.” Kaç liraya alıyor bunu biliyor musunuz? 41,5 milyon ya ödeneği, 35 trilyona alıyor, artı yüzde 18 KDV: 42,5 trilyon. Motamot. Kim almış bu ihaleyi? Konumsal. Alabilir, gayet doğal, değil mi? Motamot da olur kamu ihalelerinde yüzde 50, yüzde 60, yüzde 40 indirim olmasına rağmen. Alan firmayı araştırıyoruz, firma Afyonlu çıkıyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Allah Allah!

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) - Yeni kurulan bir inşaat firması. Yani tesadüf olabilir, belki Sayın Bakan Afyon Milletvekili olduğu için tanıyabilir; tanıyabiliyorsunuzdur muhtemelen. Bu işi almadan önce bir tane iş yapmış değerli arkadaşlar. Ne işi yapmış biliyor musunuz? Bir iş yapmış, başka işi yok; o da Su Yönetimi Genel Müdürlüğünden yaptığı bir iş. Bakıyoruz, Su Yönetimi Genel Müdürlüğü nereye bağlı? Orman ve Su İşleri Bakanlığına bağlı.

OKTAY VURAL (İzmir) – Tesadüf! Manidar.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) - Şimdi, bu 41,5 trilyon hiçbir deneyimi olmayan inşaat firmasına veriliyor, inşaat firmasına! Bir tane iş yapmış, o da Bakanlıktan. Yani adamın aklına…

Sayın Bakan, bunun cevabını bekliyorum ben sizden. Yani bir iş bitirme yapsın diye, Su Yönetimi Genel Müdürlüğünden 21/b’yle mi, doğrudan teminle mi, neyle verdiniz bu işi? Yoksa giremez o işe.

Şimdi bu yetmedi, 5 milyonluk -aynı iş devam ederken- danışmanlık ücreti ödeniyor. O danışmanlar kimler Sayın Bakan, bir açıklarsanız memnun olurum.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bu yapılırken ne oluyor? Bir de tutuyorlar, soyadı Topbaş olan çok önemli bir siyasetçi İstanbul’da, Bakanın “ağabeyim” dediği, oğluna aynı iş kapsamında 1 trilyonluk iş veriliyor, 1 trilyonluk iş veriliyor. Şimdi, işin enteresanı, bu işlerin süre bitimi, bakın, işin başlama tarihi Ocak 2014, Aralık 2015’te süre bitiyor, ortada bir şey yok. Çalışıyor mu sistem Sayın Bakan? Çalışmıyor. Ne zaman süre uzatımı verdiniz? Bu süre uzatımı tarihini de burada açıklarsanız çok memnun olurum. Yetinmemiş…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bize bakarak konuşun Sayın Hatip.

MUHAMMET BALTA (Trabzon) – Genel Kurula hitap eder misin ya?

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Sakin ol, sakin ol, alışırsın sen bunlara!

MUHAMMET BALTA (Trabzon) – Genel Kurula hitap et!

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Çok ayıp ya!

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Yetinmemiş, yetinmemiş…

OKTAY VURAL (İzmir) – Soru soruyor ya, ne var bunda?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sonunda mahcup olabilirsiniz, öğrenmeden işin iç yüzünü…

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Doğruluğunu, yanlışlığını bilmiyorum ama onun ağzına yakışıyor, onda bir sıkıntı yok!

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, benim sözlerim birilerini rahatsız eder, ben kamuyu savunuyorum.

MUHAMMET BALTA (Trabzon) – Rahatsız etmiyor!

OKTAY VURAL (İzmir) – Git Bakanına sor bu soruları, “Nedir, bunların hesabını ver.” diye sor!

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Bu kadar kamuyu peşkeş çeken, söylediklerime cevap vermeyen bir Bakanın bunlara cevap vermesini istediğim için bunları konuşuyorum. Şey bilir, ben bunları daha önce de konuştum ama hiçbirine cevap vermiyor. Biraz sonra çıkacak “Şu kadar ağaçlandırma yaptık, şu kadar şunu yaptık.” diyecek.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Yaptıklarını anlatacak.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Şimdi, bir başka konuya geliyorum değerli arkadaşlar: Parkorman meselesi. Parkorman neresi? İstanbul milletvekili var mı içinizde? Fatih Ormanı, İstanbul’un ciğeridir, İstanbul’un ciğeri. Burası Milli Parklar statüsünde, daha önce Borusan diye bir firma yıllığı 4,5 milyon liraya kiralamış. Sayın Bakan, Egehan diye bir firmaya bunu ihale ediyorlar. Bakın, değerli arkadaşlar, kaç liraya? 740 bin liraya. 4,5 milyondan… Bu da önemli değil, bu ufak para, ufak para.

OKTAY VURAL (İzmir) – Vay! Ufak, çerez!

MUSA ÇAM (İzmir) – Çerez!

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Şimdi, bu dosya geldiği zaman İstanbul Bölge Müdürü, oradaki 4 kişilik ormancı teknik heyet, çevreci teknik heyet diyor ki: “Burası İstanbul’un akciğeridir. Burası doğal bitkilerin olduğu yerdir. Burası endemik bitkilerin olduğu yerdir. Burada bu izin verilirse ormanlar tahrip olur, ormanlar yok olur.” İzin vermiyor. Sayın Bakanlığa geliyor, Bakanın ivedi yazısıyla diyor ki: “Derhâl izin vereceksiniz.” ve buraya izin veriliyor değerli arkadaşlar. İstanbul Bölge Müdürü görevden alınıyor. Peki, şimdi ne yapılıyor buraya biliyor musunuz? Ne yapılıyor, ben size söylüyorum: İki kat çok amaçlı salon, 1.525 metrekare. Kapalı otopark, beş kat, yerin dibinde. Ormanlar tarumar oluyor. Her biri 200 metrekare olan 108 adet bungalov tipi villa arkadaşlar. İstanbul’da Fatih ormanları’nı İstanbul milletvekilleri iyi bilirler. 108 villayı oraya yerleştiriyorlar. 2 adet restoran, 15 bin kişilik kongre salonu yapılıyor değerli arkadaşlar, 15 bin kişilik.

MUSA ÇAM (İzmir) – Ormanın içine?

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Evet, ormanın içerisine.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sen bilmezsin, İzmir değil burası, İstanbul, sen anlamazsın! İstanbul’dan bahsediyor, İzmir’den değil.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Orada bir tek ağaç kesilmedi.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – “Bir tek ağaç kesilmedi.” diyor Sayın Bakan, aynı cümleyi Gazi yerleşkesini verdiğinde de yaptı. Yaptı orada, aynen, Mecliste çıktı “Bir tane bile ağaç kesilmeyecek.” dedi, burada kendisine, kesilen binlerce, 15 bin adet ağacın resmini gösterdim.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Bir tek ağaç kesilmedi, rahat olun. Haberin yok!

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Şimdi, kimdir bu Egehan firması, niye burayı veriyorsun Sayın Bakan? Bunlarla ilgili bir bilgi ver Sayın Bakan!

BAŞKAN – Genel Kurula hitap eder misiniz Sayın Yılmaz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bakana söyle, Bakana!

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Niye rahatsız oldun Ahmet Başkan?

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Bakın, şimdi çok zıplayacaksınız. Söğütözü, Adalet ve Kalkınma Partisinin olduğu yer değil mi? Burası neresi biliyor musunuz? Burası Adalet ve Kalkınma Partisinin otoparkı. Bakın, burada 3.600 metrekare yeri Adalet ve Kalkınma Partisi binasının yeşil alan ve parkı olarak kullanılması için veriyor Sayın Bakan. Niye veriyor? İnşaat mühendisi, mimar var mı aranızda? Çünkü, bir binanın ruhsat alabilmesi için yeşil alan ve otopark yapması lazım. Ormanın yeri Adalet ve Kalkınma Partisinin… Aha burada bak, çevirmiş etrafını. Burası şimdi Adalet ve Kalkınma Partisinin mi? Yetmedi değerli arkadaşlar, burası neresi biliyor musunuz? Çukurambar’ın alt tarafında, AK PARTİ binasının arka tarafında Söğütözü Millî Parkı. Atatürk’ün çorak olan araziyi orada ihya ederek, imar ederek yeşerttiği yer değerli arkadaşlar. Ben burada geçen sene gene konuştum, “Sen, Atatürk’ün yadigârı olan yeri bir balıkçıya, ünlü bir balıkçıya restoran yapıyorsun, kebapçı yapıyorsun Sayın Bakan.” dedim, “Nereden çıkardın?” dedi. Şimdi, o ünlü balıkçıyı, “Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın balıkçısı” diye adlandırılan o balıkçıyı Orman ve Su işleri Bakanlığı balıkçı yaptı ve şu anda çalışıyor. Sizin göreviniz balıkçılık yapmak mı Sayın Bakan, sizin göreviniz kebapçılık yapmak mı? Yani, Atatürk’ün yadigârının yerine balıkçı ile kebapçı yapılabilir mi değerli arkadaşlar? Böyle bir şey olabilir mi? (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Senin görevin de çemkirmek mi ya?

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Böyle bir şey olabilir mi değerli arkadaşlar?

JÜLİDE SARIEROĞLU (Ankara) – Böyle bir şey olmaz, çamur at izi kalsın; aslı astarı olmayan şeylerle…

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Şimdi bunların bir tanesi yalansa Allah rızası için Bakan gelsin, cevap versin, hepsinin belgeleri bende.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Tamam, getir, ne bağırıyorsun?

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Ya ne kadar çok nefret biriktirmişsiniz içinizde siz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bir on dakika daha verin siz.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Süre bitti, hadi, hadi.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Sen yönetmiyorsun burayı, Başkan yönetiyor burayı.

BAŞKAN – Süreniz bitti Sayın Yılmaz.

Buyurun…

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Hayır kardeşim, o yönetiyor, bizler de dinliyoruz, benim hakkıma tecavüz edemezsin.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Sayın Başkan, sözümü 2 defa kestiniz…

BAŞKAN – Benim ne zaman ne şekilde keseceğimi İç Tüzük söylüyor Sayın Yılmaz.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Süreniz bitti.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Ben, burada…

BAŞKAN – Yani, tenkit edebilirsiniz, eleştirebilirsiniz eyvallah ama kimseyi tahkir edemezseniz, kimseyi itham edemezsiniz.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Benimki de eleştiri.

BAŞKAN – Yani, bu şekilde şahsiyatla uğraşmanın doğru olmadığını İç Tüzük emrediyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ne itham etmesi? Allah Allah, bütçe denetim aracı ya.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurun.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Siz uğraşıyorsunuz şahsiyatla Sayın Başkanım.

OKTAY VURAL (İzmir) – “Parayı nereye harcadı?” diye sorma hakkı…

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Bakın…

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Yılmaz, süreniz doldu.

Buyurun, lütfen…

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Süresi bitti Sayın Başkan, işgal ediyor şu anda.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Tamam, yeter.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bütçe konuşmasıdır bu, tam bir bütçe, ideal bir bütçe görüşmesidir. Bütçe böyle konuşulur arkadaşlar.

ORHAN KIRCALI (Samsun) – Süreniz doldu, süreniz doldu.

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Seyfettin Bey, süre bitti.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Siz yönetmiyorsunuz beyler.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Dinlemek zorunda değiliz, süren bitti.

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Bu ne biçim konuşuyor ya, bu nasıl bir konuşma ya?

BAŞKAN – Sayın Yılmaz, İdare Amirisiniz, idare amirini mi göreve çağırayım?

Kendiniz amirsiniz, buyurun…

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Çok ayıp ya!

BAŞKAN – Lütfen…

Süreniz doldu Sayın Yılmaz.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Efendim, benim sözümü kestiniz.

ORHAN KIRCALI (Samsun) – Ayıp ya, çıktığından bu yana hakaret ediyorsun ya.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Süremi istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tamam, buyurun oturun yerinize, nerede istiyorsunuz?

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Efendim, benim süremi kestiniz.

BAŞKAN – Bırakın Allah aşkına, kesmedim, araya…

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Süre bitti, bütçe görüşmeleri kardeşim.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – 2 defa araya girdiniz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Araya gireceğimi İç Tüzük emrediyor bana, sizi de İç Tüzük’e uygun konuşmaya davet ediyorum ben.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ben sizi davet ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Lütfen…

Buyurun Sayın Yılmaz…

OKTAY VURAL (İzmir) – Ben sizi İç Tüzük’e uymaya davet ediyorum. Hatiplere sataşmada bulunmayın. Bakanın yanında pozisyon almayın, milletin Meclisinin vekilisiniz.

BAŞKAN – Sayın Vural, ben bu İç Tüzük’ün nasıl uygulanacağını çok iyi biliyorum ve ona göre herkesi de İç Tüzük’e uymaya davet ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Siz Bakanın vekili misiniz?

BAŞKAN – Sizi de aynı şekilde İç Tüzük’e uygun bir şekilde pozisyon almaya davet ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Siz Bakanın vekili misiniz?

BAŞKAN – Buyurun…

OKTAY VURAL (İzmir) – Kürsüdekine sataşmayın.

BAŞKAN – Sayın Vural, istirham ediyorum…

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani bu kürsüye çıkartacaksınız, Meclis Başkan Vekili sataşmasından dolayı…

BAŞKAN – Sayın Yılmaz, buyurun, lütfen…

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Süremi verir misiniz Sayın Başkan?

BAŞKAN – Sayın Yılmaz, lütfen, istirham ediyorum, buyurun…

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Bu yaptığınız adaletli değildir.

BAŞKAN – Ben bugüne kadar hiç kimsenin süresini uzatmadım, sizinkini de uzatmıyorum.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Adaletli yönetmiyorsunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Bırakın Allah aşkına, ben çok adaletli yönetiyorum, nasıl yöneteceğimi de çok iyi biliyorum, sizden öğrenecek değilim.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Hiç bilmiyorsun.

BAŞKAN – Sizden öğrenecek değilim ben, kusura bakmayın.

Sayın Bakan, yerinizden mi?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Hayır, kürsüden.

BAŞKAN – Buyurun.

Sataşmadan dolayı iki dakika süre veriyorum.

Lütfen siz de yeni bir sataşmaya meydan vermeden süresinde bitiriniz.

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun, Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın 118 sıra sayılı 2016 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 119 sıra sayılı 2014 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde MHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekilleri; özellikle şunu belirteyim, arkadaşımız bizde bölge müdürüydü, sonradan vazifeden alındı. Onun isyanını gerçekleştiriyor. (MHP sıralarından gürültüler)

Bir kere, şunu söyleyeyim…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Milletvekili şu anda.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Şimdi milletvekili Sayın Bakan.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Allah’a şükürler olsun, biz, Bakanlıktaki her şeyi kanuna ve mevzuata uygun yapıyoruz.

Bir kere, benim defalarca…

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Niye görevden aldın? Yolsuzluk mu yaptı?

OKTAY VURAL (İzmir) – Ne yaptı?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, müdahale etmeyelim.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Defalarca benim ağabeyimden bahsediyor, benim ağabeyim yok. Sadece bir yakınım on iki yıllık çevre mühendisiydi, ben Çevre ve Orman Bakanıyken “Gel, bana yardım et.” dedim -çok iyi bir çevre mühendisi- geldi. Sonra, Çevre ve Orman Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı olunca, çevre başka kuruma gitti. “Ben burada faydalı olamıyorum.” diye, hafriyat işine değil, tamamen oradaki çöp yani katı atık bertaraf tesisleriyle alakalı birime gitti, daha önce orada çalışıyordu zaten. Yapılan şey bu; bir.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Hafriyat o demek zaten.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla)- İkincisi, Parkormandan bahsetti. Parkorman’da şu ana kadar bir tek ağaç kesilmiş değil, herhangi bir şey yapılmış değil.

İZZET ULVİ YÖNTER (İstanbul) – Ağaç kalmadı, ağaç!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Bir çocuk parkı yapılacak. Bir tek ağaç kesilmiyor orada.

İZZET ULVİ YÖNTER (İstanbul) – Gördüm ben, gördüm.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Üçüncü husus, bizde bir eleman, maalesef, zimmetine para geçirmiş. Bunu benim Genel Müdürüm ve Müsteşarım tespit etti. Şu anda, o eleman kodeste. Onun dediği şey bu.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Para nerede, para?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Gereğini yaptık, şu anda hapiste. Ne yapabilirdik?

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Para nerede, para?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Neticede, bu konuda da dava açıldı.

Kaldı ki hafriyatla alakalı şunu söyleyeyim: Hafriyatla alakalı daha önceki dönemde bütün grup başkanları dedi ki: “Bu ihale edilmesin, İzmir’de de, İstanbul’da da, Mersin’de de hafriyat döküm yerleri için ihtiyaç var, bunu belediyelere verelim.” Oy birliğiyle burada bir kanun çıktı, belediyeye verildi.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) –Kim dedi ya? Biz öyle bir şey demedik.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Hatta geçmişte alınan paradan çok daha fazlasını biz büyükşehir belediyelerinden alıyoruz. Daha yeni İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına bir alan tahsis ettik, tamamen bu. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bakan.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Başkan…

CİHAN PEKTAŞ (Gümüşhane) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yılmaz.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – “Orman bölge müdürlüğünden aldığım için onun acısıyla konuşuyor.” diyor. Sataşmadan dolayı bir…

BAŞKAN – Buyurun.

Yeni bir sataşmaya meydan vermeden…

Cihan Bey, sizi de dinleyeceğim.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – İkisine beraber cevap verseydi, o da cevap verseydi Başkanım. İç Tüzük’ü uygulamıyorsunuz Sayın Başkan(!)

BAŞKAN – Yeni bir sataşmaya meydan vermeyelim.

Buyurun.

2.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Bakan burada bile yanlış bilgi veriyor. Orman Genel Müdürü arkada, kayıtlarını incele. Ben Adana Orman Bölge Müdürüydüm, doğrudur, çok başarılı bir Orman Bölge Müdürlüğü yaptım. Çalıştığım süre içerisinde her yıl en başarılı bölge müdürü seçildim, takdirnamelerim var, validen var, genel müdürden var, bakandan var.

ORHAN KIRCALI (Samsun) - Onun için mi görevden alındın?

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Onu herkese veriyorlar.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Alınmadım işte, bir dinlersen anlayacaksın.

Sayın Bakan göreve geldi değerli arkadaşlar. Baktım ki, Sayın Bakanın görev anlayışı, ormancılığın dışında, tamamen politik, politize; yandaş bürokratlarla çalışma arzusunu gördüm, ben gittim kendim dilekçe verdim “Sizinle çalışmam mümkün değildir.” diye, dilekçem vardır Sayın Bakan. Bak oraya, bak, bak oraya; öyle sen almadın, ben dilekçe verdim, ben. (MHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, yeğenini nereye getirdin, yeğenini? Yeğenin kadar bu ülkede binlerce işsiz var, bizi izliyorlar, binlerce işsiz var. Ben de sana adam göndereyim, onlar da çok başarılı, 3 yabancı dil bilen, 13 yabancı dil bilen, bilgisayarı iyi bilen, dünyayı iyi tanıyan mühendisler var, onları da göndereyim, bir iyilik yap da onları da al. Alıyor, diyor ki, ben nereye… Toprak Döküm Şube Müdürlüğüne getiriyor ve akabinde değerli arkadaşlar, İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü, kendisi döktürüyor, trilyonlar kazanıyor. Sayın Bakan göreve gelince…

Ondan önce de AKP’li bakan vardı, Osman Pepe vardı, o zaman para nereye gidiyordu? Ormana gidiyordu, Ormanın kasasına gidiyordu. Ama Sayın Bakan geldi ne yaptı? Belediyeye verdi, yeğenini bu işin başına getirdi, taşeronlara verilerek 3-4 kişi… Gel, o isimleri bir açıkla bakalım, ne kadar para kazandılar, kimler aldı, onları bir açıklasana. Sayın Bakan, onları Allah rızası için bir açıkla, AK PARTİ milletvekillerini bir ikna et, bizi zaten ikna etmeye gerek yok. Bir ikna et bakalım, bu para nereye gitti? Bunları bir ortaya çıkaralım değerli arkadaşlar.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

CİHAN PEKTAŞ (Gümüşhane) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Pektaş…

CİHAN PEKTAŞ (Gümüşhane) – Efendim, sayın hatip benden bahsederek sataşma yapmıştır.

BAŞKAN – Buyurun, size de iki dakika süre veriyorum, yeni bir sataşmaya meydan vermeyelim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

3.- Gümüşhane Milletvekili Cihan Pektaş’ın, Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın 118 sıra sayılı 2016 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 119 sıra sayılı 2014 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde MHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

CİHAN PEKTAŞ (Gümüşhane) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Az önce kürsüde konuşan hatip daha önce ben burada olmadığım zamanlarda, bürokratken de birkaç kez benim bu kürsüden ismimi zikretti. Kendisi Adana Orman Bölge Müdürü iken, kendisiyle alakalı bazı menfi ihbarlar geldi ve kendisinin o zaman görevden alınması gündeme geldi…

MEHMET PARSAK (Afyonkarahisar) – Ne gibi?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Söyle, söyle!

CİHAN PEKTAŞ (Devamla) – Görevden alınması gündeme geldi.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Öyle olmaz! Nedir, söyle!

İSMAİL FARUK AKSU (İstanbul) – Çamur atma, söyle!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, müdahale etmeyelim.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Tutanakları oku…

MEHMET PARSAK (Afyonkarahisar) – Öyle olmaz, “Şu disiplin cezasını aldı.” diyeceksin o zaman.

BAŞKAN – Sayın Pektaş, siz Genel Kurula hitap edin.

MEHMET PARSAK (Afyonkarahisar) – “İhbar gelmiş.” diyor, şuna bak!

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Söyle, söyle!

BAŞKAN – Siz konuşun, Genel Kurula hitap edin.

CİHAN PEKTAŞ (Devamla) – Kendisinin görevden alınması gündeme geldi, ancak Bakanlıktaki bazı kuşlar görevden alınacağını söyleyince, arkadaş, maalesef kaçıp Adana Belediyesine geçti.

OKTAY VURAL (İzmir) – Başkan, uyarsana, nasıl…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Açıkla, söyle!

CİHAN PEKTAŞ (Devamla) – Bakın, biz, eleştiriye açığız, ama ben eleştirenden önce eleştiriye bakarım.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Nasıl konuşuyor, uyarsana, müdahale etsene.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, istirham ediyorum. İstirham ediyorum…

CİHAN PEKTAŞ (Devamla) – Eleştirinin mahiyetine, eleştirinin kalitesine bakarım, eleştirinin verdiği mesaja bakarım.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Söyle, seninle ilgili olan doğru mu değil mi?

BAŞKAN – Bir saniye…

CİHAN PEKTAŞ (Devamla) – Eleştirinin mahiyeti de zaten eleştirenin çapını gösterir.

Teşekkür ederim.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – İddialar neydi, iddialar? İddiaları söyle!

MEHMET PARSAK (Afyonkarahisar) – Çamur at, ondan sonra yerine otur, “Çapına bakarım.” Böyle şey mi olur ya?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yılmaz.

İki dakika…

Lütfen yeni bir sataşmaya meydan vermeyelim. (MHP ve AK PARTİ sıralarından gürültüler)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Seyfettin Bey, sakin ol! Sakin, sakin!

4.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Gümüşhane Milletvekili Cihan Pektaş’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sakin, sakin…

Şimdi, gelen arkadaş kim, anladınız değil mi? Özel kalem müdürü.

Şimdi, sen Strateji Geliştirme Daire Başkanlığından üç buçuk yıl maaş aldın mı, çıkıp buraya açıklaması gerekmiyor mu değerli milletvekilleri? Benim iddiam ne? Bu değil mi? Açıkladı mı?

OKTAY VURAL (İzmir) – Açıkla! Açıkla!

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – İkincisi, bakın, bir şey söyleyeceğim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Çık açıkla!

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Bir dakika arkadaşlar…

Onu açıklasın, onu bir açıklasın.

İkincisi, ben dilekçe verdim, kaçmadım, ASKİ Genel Müdürü oldum. Bu Sayın Bakan, bana on sekiz ay boyunca 12 tane müfettiş gönderdi, 12 tane. 12 tane müfettiş gönderdi. Doğru mu Sayın Bakan?

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Ne oldu?

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Müfettişinin biri gitti, biri geldi, biri gitti, biri geldi. Ortada ne var?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Hiçbir şey!

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Ortada hiçbir şey yok. Alnı açık olanın korkusu olmaz. Müfettişler emrinde, teftiş kurulu emrinde, altı buçuk yıl bölge müdürlüğü yaptım orada, neyim varsa çıkarın! Bugüne kadar boğazımdan haram lokma geçmedi ki hesap veremeyecek bir işim olsun! Ama şimdi buradan çıkıp da bu iddialara cevap vermeden… Ne iddiası gelmiş? Sen özel kalem müdürüsün, Bakan orada… On sekiz ay boyunca 12 tane müfettiş değerli arkadaşlar.

ORHAN KIRCALI (Samsun) – Senin bu söylediklerinin hiç inandırıcılığı yok. Senin bunları niye konuştuğun çok iyi anlaşıldı! Zorlama kendini!

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Buldu, buldu, kayıtlı! O müfettişleri kim gönderdi? Sayın Bakan gönderdi. “Bununla ilgili bir şey bulun.” dediler, bana müfettiş bunu söyledi. Ne oldu, bir şey bulabildiniz mi? Hiçbir şey bulamazsınız. Yetki elinizde. Allah nasip eder de o yetki benim elime geçerse Yüce Divanın yolu nasıl görünür şu belgelerle hep beraber göreceğiz.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 12.28

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 12.38

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara) ----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 51’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerine devam edeceğiz.

II.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/529) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 118) (Devam)

2.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/297), 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2014 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/32), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 208 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/33), 2014 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/34), 2014 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/35), 2014 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/36), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan Kalkınma Ajansları 2012 Yılı Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/28), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2013 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/31), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2014 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/37) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 119) (Devam)

 

A) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi, söz sırası Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına son konuşmacı olarak Adana Milletvekili Muharrem Varlı’ya aittir.

Sayın Varlı, buyurun.

Süreniz on iki dakikadır.

MHP GRUBU ADINA MUHARREM VARLI (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve Türkiye Su Enstitüsü bütçeleri üzerinde grubumuz adına görüşlerimi belirtmek adına söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, 2 tane kurumla ilgili söyleyebileceğim çok fazla bir şey yok ama Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüyle alakalı söylemek istediğim ve burada daha önce de söylediğim ve buna rağmen hiçbirinin gündeme alınmadığı ve bugüne kadar hayata geçirilmediği konularla alakalı düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum, bizi ekranları başında izleyen değerli hemşehrilerimizle paylaşmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bizim Adana’da 750 bin dönüm araziyi ilgilendiren ve gerçekten çok da mümbit, çok da güzel bir araziyi ilgilendiren bir Yedigöze Barajı yapımı var. Sayın Bakan, Bakanlar Kurulunun en eski üyelerinden bir tanesi. Ben de aşağı yukarı kendisi kadar burada milletvekilliği yapan bir arkadaşınızım. Her dönem bu barajı gündeme getirdim. Her defasında da Sayın Bakan “Yapacağız, bitireceğiz.” sözleriyle burada bizi de oyaladı, orada yaşayan ve çiftçilik yapan insanlarımızı da oyaladı.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) - Hangi baraj?

MUHARREM VARLI (Devamla) - Şu ana kadar, Yedigöze Barajı’nın sadece yüzde 10’luk bir kısmı… Sulamayla alakalı kısmını söylüyorum, enerjiyle alakalı kısmını söylemiyorum. Orası sizi biraz daha fazla ilgilendirdiği için enerjiyle alakalı kısmını bir an önce tamamlattırdınız. Çünkü oradan para akışı var. Bilemiyorum nereye gidiyorsa o para akışı. Orada biraz erken davrandınız ama sulamayla alakalı kısmı… Sadece Musullu-İmamoğlu arasındaki 20 bin dönüm araziyi sulayacak bir kısmı tamamlandı. Daha, 730 bin dönümlük arazide şu ana kadar, hâlâ, hiçbir tesis kurulamamış ve bir damla su akıtılamamış durumda.

Şimdi, 2007 yılından bu yana her defasında gündeme getirdim, her defasında “Bir iki seneye kadar bitecek.” dediniz -bunların hepsi tutanaklarda da var, tutanakları da getirip size gösterebilirim- ama şu ana kadar Yedigöze Barajı, ne yazık ki, atıl durumda. Yetkililere soruyorum, “Ne durumda?” diyorum, “Yapılacak ihalelerde eğer bir aksilik olmazsa, bu ihaleleri yapabilirsek 2020 yılında bitirmeyi düşünüyoruz, tamamlamayı düşünüyoruz.” diyorlar. Yani, 2002 nere, 2020 nere? On sekiz yıl olmuş. Ama sizin siyasetçileriniz ve siz, her defasında, o bölgeye gittiğinizde “Bir sene sonra suyunuz geliyor. Bir sene sonra sizi susuzluktan kurtaracağız.” dediniz; o insanları hep aldattınız ve kandırdınız. Şimdi, artık insanların size inancı kalmadı; 250 metre derinliğe sondaj vurup kendi tarlalarını sulamaya çalışıyorlar, mazot yakarak sulamaya çalışıyorlar üstelik. Hâlbuki, bu baraj bitmiş olsa, o mümbit araziler sulanmış olsa hem o bölgede çiftçilik yapan insanların ekonomisi güçlenecek hem de Türkiye ekonomisine çok büyük katkı sağlayacak. Ama çiftçi sizin umurunuzda olmadığı için, tarla ekip diken insanlar sizin umurunuzda olmadığı için, sizi daha çok enerji ilgilendirdiği için enerji kısmını tamamladınız, “Ondan sonrası ne olursa olsun.” dediniz. Hâlbuki, binlerce insan o topraklardan ekmek yiyor, binlerce insan o topraklardan çoluk çocuğunun geçimini sağlamaya çalışıyor. Sizin umurunuzda değil tabii bunlar, her defasında anlattım, her defasında söyledim ama bu kulağınızdan girdi, bu kulağınızdan çıktı. Hani bir atasözü var ya “Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.” diye, bir dahaki geldiğimde davul zurna çaldıracağım burada Sayın Bakan, anlayabilesiniz diye. (MHP sıralarından alkışlar) Yoksa anlayamıyorsunuz ya da anlamak istemiyorsunuz.

Şimdi, yine sulama birlikleriyle alakalı burada yasalar çıkardık ve o yasaya biz de olur verdik, biz de destek verdik sulama birliğiyle ilgili yasaya ama bugüne kadar o yasayı ne yazık ki lehinde kullanmadınız. Bakın, Ceyhan Ovası’nı sulayan, Osmaniye Cevdetiye’den başlayıp Yumurtalık’a kadar devam eden ana hatta şehir atık suları dökülüyor Sayın Bakan. Bunu da defalarca söyledim burada. Bununla ilgili DSİ’nin bir projesi var. DSİ diyor ki: “Sulama birlikleri yapsın.” Sulama birlikleri kendi kendini idare edebilecek durumda değil ki sulama birlikleri bunu yapsın. Niye DSİ’ye yaptırmıyorsunuz, neden yaptırmıyorsunuz?

Her yıl birkaç defa su kesintisi uygulanıyor. Niye? Çünkü kanaletler yosun tutuyor, yosunu temizlemek için ilaç atması gerekiyor sulama birliklerinin, dolayısıyla ilaç attıkları dönemde de su kesiliyor. Tam çiftçinin mısırını, pamuğunu sulama ihtiyacı duyduğu dönemde birdenbire su kesintisi uygulanıyor ve çiftçi bundan mağdur oluyor. Geçen yıl bundan dolayı çiftçinin en az 250-300 kilo mısır kaybı var. Geçen yıl bundan dolayı çiftçinin en az 100 kilo pamuk kaybı var. Sayın Bakan, kulağınız duysun bunları, lütfen bunları ciddiye alın ve bunlarla ilgili projeleri bir an önce gerçekleştirin. Ben, burada söylerken bunların hepsini bilerek, yaşayarak söyleyen bir insanım, afaki konuşan bir insan değilim.

Bakın, yine, sulama birliklerinin bu enerji işini özelleştirdiniz. Az evvel Enerji Bakanı da buradaydı, şu anda yok, nereye gitti bilmiyorum. Şimdi, sulama birliklerinden aylık tahsilat istiyorlar. Sulama birliklerinin aylık tahsilat yapma gücü yok. Niye? Çünkü sulama birlikleri çiftçiden yıldan yıla para topluyor. Dolayısıyla, yıldan yıla ödeme şansı var sulama birliklerinin ama Enerjisa şimdi sulama birliklerinden aylık tahsilat bekliyor, dolayısıyla da birçok yerde cereyan kesintisi, enerji kesintisi yapılıyor ve bundan da diğer çiftçilerimiz, köylülerimiz mağdur oluyorlar. Şimdi, bununla ilgili de lütfen not alıp eğer bir düzenleme yapar ve bu konuda çiftçilerimizi ve sulama birliklerini rahatlatırsanız memnun olacağız. Ben, sulama birliklerinin hakkını savunmak adına konuşmuyorum, sulama birliklerinden dolayı çiftçi mağduriyet yaşadığı, köylü mağduriyet yaşadığı için bunları söylüyorum.

Sayın Bakan, yine, bu elektrik… Tarımsal sulama olarak sulama birliklerine bir katkı sağlanabilir mi? Eğer bu katkı sağlanırsa sulama birlikleri çiftçiye daha ucuz yolla su verme imkânına kavuşacak, dolayısıyla çiftçimiz kazanmış olacak. Yani enerjiyi tarımsal elektriğe çevirmekle ilgili bir projeniz var mı, bunu gerçekleştirmek istiyor musunuz? Bunu da lütfen bir not alırsanız sevineceğim.

Yine, geçenlerde, tarım kredilerden bahsettim, böbürlenerek “Bana ait.” dediniz. Doğru mu Sayın Bakanım? “Tarım krediler bana ait.” dediniz. Yanlış anlamadım herhâlde, doğru mu?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Tarım krediler mi?

MUHARREM VARLI (Devamla) – Evet, ben buradan konuşurken siz oradan böbürlenerek “Tarım krediler bana ait” dediniz. Şimdi, tarım krediler, bu ülkede gübre fiyatlarını sübvanse etmesi gerekirken, gübre fiyatlarını çiftçinin lehine değiştirmesi gerekirken ne yazık ki şu anda tarım kredide gübre fiyatları serbest piyasanın 200 bin lira, 300 bin lira daha üzerinde; insanlarımızın daha rahat anlaması için eski rakamlarla konuşuyorum. Hâlbuki tarım kredi piyasaya girmiş olsa… Üstelik bir de diyorlar ki: “Biz kendi fabrikalarımızdan gübre getiriyoruz.” Peki, kendi fabrikalarınızdan gübre getiriyorsanız neden çiftçiye daha ucuz gübre sunmuyorsunuz? Serbest piyasanın neden altında gübre fiyatlarını sübvanse etmek istemiyorsunuz? Demin de söylediğim gibi çiftçiyle alakalı, çiftçiyi korumakla alakalı bir projeniz ve düşünceniz olmadığı için bunların hiçbirisi sizin için önem arz etmiyor.

Yine, bu taş ocakları… Bir bakıyorsunuz, köy yerleşiminin hemen üstünde taş ocaklarına müsaade edilmiş ve üstelik oraya yirmi yıl önce ağaç ekilmiş, ormanlaştırılmış -çok da güzel orman olmuş, ağaçlar oluşmuş- orayı taş ocaklarına veriyorsunuz. Ya, niye yapıyorsunuz bunu Sayın Bakan? Yani, buradan üç beş kuruş para elde edilecek diye, üç beş kuruş para kazanılacak diye o güzelim yerleşim yerlerini, o güzelim ormanları yok etmekten hiç mi sıkılmıyorsunuz ya? Yani, değerli arkadaşlarım, bakın, bunların hepsi, ne yazık ki günlük olarak yaşadığımız ve her gün bize sıkıntı veren şeyler. O köyde yaşayan insanlar köylerini terk etmek istiyorlar. O ağaçlık alan, orman tamamen taş ocaklarının yoluyla, yıkımıyla yok olmaya yüz tutmaya başladı. Şimdi, bir taraftan “Orman yapalım.” diyoruz, “Ağaç yetiştirelim.” diyoruz, öbür taraftan ormanların içerisine taş ocaklarına izin veriyoruz.

Yine, 2008 yılında burada hep birlikte çıkardığımız bir yasa vardı, geçmişe dönük BAĞ-KUR’la ilgili. Eğer bir kişinin yatırmış olduğu bir miktar varsa gerisini tamamlamak kaydıyla emekli olma hakkını verdik. Güzel, doğru da bir uygulama. Şimdi, Adana bölgesinden bahsediyorum, sadece Adana bölgesinden Sayın Bakan. Belki sizin konunuz değil ama bu Hükûmetin en eski üyelerinden bir tanesisiniz, az çok da çiftçiyle, tarımla da alakanız var. Şimdi, kişiler 1997 ile 2008 arasındaki primi gittiler, peşinen yatırdılar. Bakın, burada belgesi de var, size vereceğim biraz sonra. Yani, kaç yıllık oldu? Aşağı yukarı on yıllık primini peşin yatırmış oldu çiftçi. Tarım BAĞ-KUR’undan kayıt yaptırdı ve bütün aylık ödemelerinin hepsini yaptı, sağlık hizmetlerinden faydalandırıldı, eşi ameliyat oldu, kendisi ameliyat oldu, hastaneye gitti, BAĞ-KUR’dan faydalandı ama yaşı doldu, günü doldu, şu anda emekli olamıyor. Niye? Efendim, her yıl ziraat odasına kayıtlarınızın yenilenmesi gerekir. Peki, böyle bir uyarı yapıldı mı? Böyle bir uyarı yapılmadı. Şimdi, bu, haksızlık değil mi Sayın Bakan? On sekiz sene, yirmi sene prim yatırmış ve bunun on yıllığını peşin almışsınız. İşte, burada, Ağaçpınar köyünden Halil Değer, 10 bin, 20 bin insandan bir tanesi. Şimdi, bu hak mahrumiyeti değil mi, bu haksızlık değil mi? Niye bu insanların emekliliğine mâni oluyorsunuz, niye bu insanları emekli etmiyorsunuz? Hepsi mahkemedeler şu anda, hepsi sizi, Hükûmetinizi, o yasadan kaynaklanan haklardan ve bu elde etmiş oldukları haklardan dolayı mahkemeye verdiler. İnşallah yakın zamanda da kazanırlar diye ümit ediyorum ama burada çıkarttığınız her yasanın arkasında duramadınız, burada çıkarttığınız her yasadan sonra o yasayı yenilemekle ilgili, değiştirmekle ilgili yeni yeni yasalar çıkarttınız.

2/B yasası da aynı. 2/B yasasıyla ilgili de bir sürü eksiklikler var, her defasında söyledik, ne yazık ki hiçbirini dikkate almadınız.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Varlı.

Söz sırası Halkların Demokratik Partisi Grubuna geçmiştir.

Grup adına ilk söz Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’e aittir.

Sayın Bilgen, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

Sizin ve bundan sonra Halkların Demokratik Partisi Grubu adına konuşan tüm konuşmacıların süresi yirmi dakikayla sınırlıdır.

HDP GRUBU ADINA AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de dün gece geç saatlerde bir fıkra anlattım. Burada daha önce bir tartışma yaşandı, işte Sayın Cumhurbaşkanı üzerinden, biraz önce de bir milletvekili bir açıklama yapma ihtiyacı hissetti.

Biz, aynı zamanda insan hakları savunucusuyuz, sadece resmî olarak İnsan Hakları Komisyonunda bulunmaktan bahsetmiyorum. Dolayısıyla da hasta hakları insan haklarının bir parçasıdır. Hasta olmak insan olmanın bir gereğidir. Fiziğiniz rahatsız olabileceği gibi, ruh sağlığınızda da sıkıntı olabilir. Yani bu ayıplanacak, bu kınanacak, bu utanılacak bir şey değil. Ama insanlık tarihi, İslam tarihi…. Bu coğrafyada daha önce kurulan devletlerin de bazen yöneticilerinin ruh sağılıklarıyla ilgili sıkıntılar yaşanmıştır. Dolayısıyla, bu meseleyi asla bir şahsi mesele falan gibi görüp bir polemiğe neden olacak yaklaşıma girmemek lazım.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Arkadaşım, yapma, hiç gerek yok, hiç gerek yok. Tamam, gazetelere ilan olmak istiyorsan biz söyleyelim manşet yaparlar seni başka konularda, başka konularda manşet olursun, bırak bu konuları, bırak, bırak bunları.

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Tam tersine, bir halkın kaderi, bir ülkenin kaderi bir şahsın pozisyonuna terk edilemez. Dolayısıyla da bu konudaki girişimleri; bu konudaki yaklaşımları yadıramak yerine...

ABDURRAHMAN ÖZ (Aydın) – Bütçeyle ilgili konuyu konuş.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Bırak bunları, bırak. Ayıp ya ayıp! Türkiye’yi yöneten devlet başkanı hakkında konuşuyorsun.

AYHAN BİLGEN (Devamla) - …aslında ülkenin geleceğini, her şeyin üzerinde tutmak…

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan, müdahale eder misiniz.

BAŞKAN – Sayın Kurt… Sayın milletvekilleri… Lütfen müdahale etmeyin.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Sayın Başkanım…

AYHAN BİLGEN (Devamla) - …kişisel hırsların, kişisel hesapların üzerinde görmek lazım.

ABDURRAHMAN ÖZ (Aydın) – Bütçeyle ilgili konuş, bütçeyle ilgili.

AYHAN BİLGEN (Devamla) - Dolayısıyla, tepki vermek yerine, son derece insani olan bu durumla ilgili ülkenin zarar görmemesi için yapılacak bir şey varsa buna odaklanmak gerekiyor.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Ya, manşet olmak istiyorsan farklı yöntemleri var.

AYHAN BİLGEN (Devamla) - Yani, ben bu polemiği çok uzatmak istemiyorum, sadece bu konudaki yaklaşım üzerinden…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Neyi uzatacaksın? Söyleyeceğini söylüyorsun zaten.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Yapılacak bir şey var, teröristlere destek vermemek. Yapılacak bir şey var, yapılacak çok şey var.

ABDURRAHMAN ÖZ (Aydın) – Bütçeyle ilgili konuş, bütçeyle ilgili. İki dakikan boşa gitti.

AYHAN BİLGEN (Devamla) - Şimdi, biraz sonra da o konulara geleceğim zaten, sabredip dinlerseniz anlayacaksınız.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Geldik, sabah sabah dinliyoruz, saçma sapan şeyler…

GARO PAYLAN (İstanbul) – Ya, biraz susun ya!

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Ne demek sus ya! Ne demek sus!

GARO PAYLAN (İstanbul) – Başkan, böyle bir usul yok ya!

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Önüne dön, önüne!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Bütçe görüşmeleri Parlamentonun bir sorumluluğu ise parlamentolarda…

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Herkes haddini bilecek!

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sen de haddini bil!

BAŞKAN - Sayın Bilgen, siz buyurun, Genel Kurula hitap edin. Yalnız, sözlerinizin gideceği yeri de lütfen tartarak düşünürsek...

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Hayır, ben insan haklarının en temel şeylerinin birinden bahsettim; bunda yadırganacak, alınganlık gösterilecek hiçbir şey yok.

ABDURRAHMAN ÖZ (Aydın) – Bütçeyle ilgili konuş.

AYHAN BİLGEN (Devamla) - Magna Carta, biliyorsunuz, parlamentoların ilki sayılır, modern parlamentoların ilki sayılır ve aslında Magna Carta’yla birlikte başlayan şey, kararları tek başına krallar almasın, o ülkede yaşayanlardan kimin ne kadar gücü varsa, karar süreçlerine ne kadar katılabiliyorlarsa vergi salınırken, para harcanırken yani maliyeyle ilgili ve ikinci kısmı da düşman belirlenirken, birine savaş ilan edilirken nasıl savaşılacak, ne kadar asker gönderilecek, bununla ilgili kararı… Yani, birisi güvenlikle ilgilidir, aslında parlamentonun asıl sorumluluğu, varlık sebebi; birisi de maliyeyle ilgilidir, bütçeyle ilgilidir. Bu iki görev yapılırken, bu iki karar alınırken, bu iki iş ifa edilirken kararı, inisiyatifi tek kişi mi kullansa daha iyidir? Kral mı bilir ne kadar para toplanacak ve nereye harcanacak konusunu; yoksa halk da bilir mi, halkın içinden seçilenler de bilir mi? İkincisi: Düşman belirleme konusunu, hani iç tehdit, dış tehdit, düşman falan var ya, bunları belirleme konusu acaba kralın yetkisinde olursa mı ülke güvende olur, huzurda olur, barış olur; yoksa, ahali de bilir mi kendi düşmanını, kimin tehdit olarak tarif edileceğini, silaha ayrılacak paranın kime yönelik kullanılacağına halk karar verebilir mi? Parlamentoların bütün esprisi, bütün varlık sebebi, değeri, meşruiyeti buna dayalıdır. Aslında bu toprakların tarihini birazcık okuduğunuzda görürsünüz ki Osmanlı İmparatorluğu’nun zirvede olduğu dönem diye kabul edilen Kanuni döneminde bile yani Sultan Süleyman döneminde bile vergi salmaların ağırlaşması dolayısıyla, haksız para toplama dolayısıyla, sarayın savaşlara bütçe ayırması dolayısıyla yani zar zor geçinen Anadolu üreticisinin sıkıntıya girdiği, bunalıma girdiği dönemler Anadolu’da isyanların başladığı dönemlerdir. İşte, “Baba Zünnun Ayaklanması” diye ders kitaplarında da okuttuğumuz ayaklanma Bozok Türkmenlerinin salınan ağır vergilere isyanıdır ve bu paraların da sadece sefer için, sadece savaş için kullanılıyor olmasına verilen bir tepkidir. Yine, başka ayaklanmalar da var. Kalenderoğlu Ayaklanması Dulkadir Türkmenlerinin desteklediği büyük ayaklanmalardan birisidir. Yine, aynı tepkiden, aynı rahatsızlıktan kaynaklıdır. Tabii, nasıl o dönemlerde, karşı duran, itiraz eden, savaşa emek ve alın terinin ayrılmasına tepki gösterenler “asi” diye, “şaki” diye, “fitneci” diye tarif edilmişse bugün de kim neye itiraz etmişse, kim neye karşı çıkmışsa, neye muhalif olmuşsa “terörist” diye damga vurup işin içinden çıkmak iktidarların alışkanlığı hâline gelmiş. Bu kavramı kullanırken lütfen, hiç olmazsa, Parlamentodaki milletvekilleri biraz daha dikkatli olsunlar. Sadece… Hadi tarihe bakmıyorlar, tarihte bu kavramların nasıl kullanıldığını önemsemiyorlar, bari dünyaya baksınlar. Şu anda Amerika Birleşik Devletleri’nde alt komisyonda İhvan-ı Müslimin’in terör örgütü sayılmasıyla ilgili karar çıktı. Belki Temsilciler Meclisinde belki Senatoda da çıkacak. Çin’de Doğu Türkistanlılar, Uygur Müslümanları zaten peşinen terörist sayılıyorlar Bulgaristan’da Türklerin geçmişte böyle sayıldıkları gibi. İşte, İran’da, Suudi Arabistan’da, Yemen’de, Rusya’da, Kafkasya’da, Balkanlarda kim içinden geçtiği dönemde egemen iktidara karşı çıkmışsa, itiraz etmişse bunu “terörist” diye yaftalamak, tarif etmek bir alışkanlığa dönüşmüş. Evet, “terör” diye bir şey var, “kör şiddet” diye bir şey var, “tedhiş” diye bir şey var ama hepsini aynı kefeye koymak ve bunu kuralsız, ilkesiz, keyfî biçimde kullanmak durumunda, gerçekten terörle karşılaştığınızda o zaman bunu tarif edecek kelime, cümle bulamazsınız.

O dönemde de, Kanuni döneminde de bu yanlışlara, bu yönetim biçimine ciddi itirazlar var, ciddi tepkiler var ama çok küçük bir anekdotu aktarayım bugüne çok ciddi ışık tuttuğu için. O zamanın veziriazamlarından birisi, Sadrazam İbrahim Paşa Alman elçisiyle konuşuyor -çok ilginç, aslında bugünkü siyasi tartışmalara çok net bir mesaj içerdiği için söylüyorum- Alman elçisine diyor ki: “Kanuni kanunlara çok bağlı birisi, kurallara çok bağlı birisi, çok iyi düzenlemeler yapıyor; öyle ki sadrazam olarak, veziriazam olarak benim yetkilerime karışmıyor.” Ama Alman elçisi bu durumu aktarırken diyor ki kendi ülkesine: “Ya, her ne kadar Veziriazam İbrahim Paşa padişahın, kendi yetkilerine karışmadığını söylese de aslında sadrazam sadece gururundan dolayı böyle söylüyor, yoksa herkes biliyor ki padişah veziriazam, sadrazam falan dinlemiyor.” Kanuni döneminde çok net uyarılar var, Kanuni’den sonra da var. Duraklama, çöküş, bütün bu dönemlerdeki uyarıları bir tarafa bırakıyorum ama mesela, buradaki değerli milletvekilleri mutlaka okumuşlardır, Koçi Bey Risaleleri tamamen, devletin şatafata, lükse, israfa düşmesi ve bunun toplumda doğurduğu infialin saraydan görülmemesi, farkına varılmamasıyla ilgilidir. Başkaca da bir sürü bu konuda devlet adımlarına öğüt niteliğinde yazılmış şeyler var.

Mesela, israfla ilgili tartışmalar yapılmış, dönemin şeyhülislamı fetva vermiş; rüşvetle ilgili tartışmalar yapılmış, fetva verilmiş. Mesela, “Ne rüşvete girer, ne girmez? Hani, bulunduğu konum ve makam dolayısıyla -komisyon alma diyorlar ya şimdi, öyle tarif ediyorlar- bu paranın alınması caiz mi?” diye sormuşlar, verilen fetva şöyle: “Eğer o parayı o makamda oturmasaydınız size vermeyecektilerse o para haramdır ve rüşvettir.” Dolayısıyla, kendinize uygun ilahiyatçılara köşeler tahsis ederek uygun fetvalar verdirseniz de bu gerçek değişmiyor. Eğer o makamdan dolayı o komisyonu almışsanız buna “rüşvet” diyorlar, Osmanlı’da böyle demişler, Kanuni döneminde bile şeyhülislamlar cesaret göstermiş, bunu söyleyebilmişler. O dönemde yapılan ilginç uyarılar var, mesela birisi Defterdar Sarı Mehmet Paşa’nın uyarısı, aynen cümlesini okuyorum: “Memleketin gidişatında düşkünlük olursa idareciler sahip oldukları makamları servet toplama ve yeni hazinelere sahip olmaya vasıta kılma yoluna gitmemeliler; aksine, haksızlıkları ortadan kaldırmaya, bozukluk ve zulmü gidermeye çalışmalılar.” Biliyorsunuz, Hazreti Ali’nin bu konuda çok güzel sözleri var, Mısır Valisine yazdığı mektupta aynen kullandığı ifade şöyle: “Etrafındakilerden, ileri gelenlerden ve akrabalarından hiçbirine katiyen devlet imkânlarını kullandırma, verme.” Mısır Valisine mektubu. Başka bir ifade yine Mısır Valisine mektubunda: “Sakın şahsi yakınlık ve tesir altında kalarak hiç kimseye vazife tevdi etme.” Bugünden bahsetmiyoruz, kimsenin alınganlık göstermesine, tepki göstermesine gerek yok, sadece ders çıkaralım diye, sadece ibret alalım diye hatırlatma ihtiyacı duydum.

Gümrük ve Ticaret Bakanının güvenlik, barış ve ticaret ilişkisiyle ilgili aslında kısmen haklı, yerinde değerlendirmeleri var, diyor ki: “Huzur yoksa, güven yoksa ticarette de başarı olmaz.” Bunun için de çok ciddi bir uyarı yapıyor, diyor ki: “Bizi Suriye batağına çekmek isteyenler var, bu oyuna asla düşmeyeceğiz.” Alkışlanacak bir cümle, basiretli, öngörülü bir cümle. Ama, ne yazık ki Sayın Bakan da o meşhur alışkanlığa uymuş ve demiş ki: “Son terörist kalana kadar da terörle mücadele edeceğiz.” Galiba dil sürçmesi “Son terörist ölene kadar, öldürülene kadar.” falan demek istemiştir herhâlde, yoksa son teröristi ne yapacağız? Bir tane teröristle falan herhâlde devlet çok uğraşmaz. Dolayısıyla, burada güvenlik ile ticaret ilişkisini, barış ile aslında ekonomik kalkınma ilişkisini doğru kurmak gerekiyor.

Rusya’nın uçağının düşürülmesiyle ilgili yine Sayın Bakanın güzel bir cümlesi var, diyor ki: “Biz sorun yaşanmasını zaten istemezdik, tercih etmezdik ve tırmandırmama konusunda da asla bir yanlış yapmadık yani tırmandırma konusunda taraf olmadık.” Sayın Bakana sormamız gerekiyor: Daha, gerilimi tırmandırma konusunda Türkiye ne yapabilirdi de yapmadı? Yani uçak düşürmüşsünüz ve “Tırmandırma konusunda başka bir şey yapmadık.” diyor.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Kendi kafamıza göre düşürmüşüz uçağı, kendi kafamıza göre uçak düşürmüşüz!

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Ama iş ortada, siyaset odur ki siyasette basiret, öngörü odur ki…

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Sadece 200 bin Kürt’e kapıları açtık Suriye’den gelen, PYD’den kaçan 200 bin Kürt’e kapıyı açtık. Burada bu savunma değil ki. 3 milyon Suriyeliye kapıları açmamalı mıydık?

AYHAN BİLGEN (Devamla) – …attığınız adımın bir sonrasının neye mal olacağını düşünürsünüz, hesap edersiniz: Bu bana ne getirir, ne götürür, acaba ben hamaset yaptığımda, ben büyük laflar, iri laflar ettiğimde bunun bedelini turizmci öder mi, tüccar öder mi, bunu düşünürsünüz, hesap edersiniz…

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Bırakın bunları CHP konuşsun ya.

AYHAN BİLGEN (Devamla) – …gücünüz yetiyorsa, imkânlarınız varsa, kapasiteniz buna uygunsa buna göre davranırsınız.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Ya Sayın Başkan, bu arkadaşımız susacak mı?

BAŞKAN – Sayın Kurt, lütfen müdahale etmeyelim.

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Ama hem beylik yapıp hem cesaret gösterip, meydan okuyup sonra da Rus bürokratlarının peşinde lobi lobi dolaşmazsınız. “Nasıl temas kurarız, acaba özrümüzü nasıl kabul ettiririz?” diye amuda kalkmazsınız. Ülkenin itibarı için, onuru için düşürmüşseniz arkasında durursunuz ama otelciler isyan hâlinde ise, sizin gazeteleriniz de şöyle manşetler atıyorsa: “Limon stratejik bir üründür, Ruslar asla bize kafa tutamazlar çünkü limon fiyatları artar ve Ruslar diz çökerler.” Şimdi, limona güvenerek yola çıktıysanız yapacak bir şeyiniz yok, kusura bakmayın, siz de katlanacaksınız, bu halk da ne yazık bunun bedelini çok ağır biçimde ödemek zorunda kalacak. Ama -hadi büyük otel sahiplerini, turizm acentelerini falan geçtik bir tarafa- bu sıkıntının bedelini küçük esnaf ödüyor. Küçük esnaf bile ödüyor ve küçük esnafın çok da dayanacak, çok da direnecek imkânları ne yazık ki yok. Bakın, her sene Türkiye’de Ahi törenleri yapılır, çok da önemlidir aslında. Bu coğrafyadaki en değerli geleneklerden birisidir Ahi geleneği, denetim mekanizmasıdır tüccar, ticaret erbabı açısından. İşte, bozuk mal satmayı, haksız rekabeti falan, bütün bunları önlemeye dair ciddi bir gelenektir. Hatta dilimizdeki meşhur, işte “pabucu dama atılmak” deyimi de Ahi deyimidir. Yani, bir esnaf, bir ticaret erbabı yalan söylerse, hileli mal satarsa yani kazancına haram karıştırırsa onun pabucunu dama atıyorlarmış; damda pabucu görünen hırsız ya da kötü ürün satan esnafla alışveriş yapılmıyormuş. Şimdi, galiba, ticari hayata, ticari ahlaka baksak, herhâlde ayağında ayakkabısı olan zengin kalmazdı; bütün çatılar, o büyük alışveriş merkezlerinin çatıları herhâlde ayakkabı mezarlığına dönerdi.

Ahi geleneğinde başka ciddi şeyler de var. Ülkeler kaosa girdiğinde, Anadolu toprakları fetret dönemi yaşadığında, savaşla karşı karşıya kaldığında Ahilik sadece bir esnaf örgütlenmesi olmamış, aynı zamanda, evet, duyunca şimdi çok kızacaksınız ama bir öz yönetim modeli olmuş, hatta bir adım sonrası, Ahilik aynı zamanda bir öz savunma olmuş Sayın Milletvekili, öz savunma olmuş.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Teröristlere karşı, isyancılara karşı!

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Ne zaman ki saray taht kavgasına düşmüş, o zaman Anadolu halkı başının çaresine bakmış; kendisini korumuş, değerlerini korumuş, ekmeğini korumuş, ilkelerini korumuş, her şeyini korumuş ve kendini savunmuş.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Teröristlere karşı!

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Şimdi, yani siz Ahilik tarihiyle ilgili ne biliyorsunuz bilmiyorum ama Ahilik tarihini biraz okusaydınız böyle, bu kavramları bu kadar kolay kullanmazdınız.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Ahilik kavramı çukur mu?

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Size bir şey hatırlatayım: Bu topraklarda esnaflar çok ciddi şeylere imza atmışlardır. Mesela, yüzde 40’larda oy almış rahmetli Ecevit’in partisi bir yazar kasayla devrildi, hatırlıyorsunuz değil mi, sonra yüzde 2’lere indi. Dolayısıyla, küçük esnafı bu kadar mağdur edecek, bu kadar sıkıntıya sokacak, hem güvenliği, barışı tehdit altına sokacak hem de aynı zamanda ticareti sıkıntıya sokacak yaklaşımlardan özellikle kaçınmak gerekiyor.

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Esnafın camlarını kırarken, kepenklerini kapattırırken, ticaretini engellerken bunları düşüneceksin!

LÜTFİYE İLKSEN CERİTOĞLU KURT (Çorum) – Esnafın güvencesi AK PARTİ’dir.

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Büyük alışveriş merkezlerinin küçük esnafı ne hâle getirdiğini gayet iyi siz de biliyorsunuz, ben de biliyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Biraz da izninizle kaçakçılık konusundan bahsedeyim çünkü bu Bakanlığın bütçesiyle ilgili.

Şimdi, kaçakçılık meselesi eğer sadece bir mali konu olsaydı hadi diyelim ki üstü örtülürdü ama kaçakçılık konusu Türkiye açısından -özellikle akaryakıt kaçakçılığı konusu- sadece mali bir konu değil, aynı zamanda dış politikada ciddi bir kriz konusu. Neden dış politikada kriz konusu? Ruslar uçaklarıyla vurmadan, işte, tırları bombalıyorlar ve diyorlar ki: “Ya, bu tırlar bu kaçak akaryakıtı IŞİD ve benzeri örgütlerin yönettiği, kontrol ettiği yerlerden alıyorlar ve bunlar Türkiye’ye getiriliyor, Türkiye’de satılıyor.” Bunlar çok ciddi iddialar. Uluslararası dergilerde, güvenlik dergilerinde, savunma dergilerinde bununla ilgili makaleler çıkıyor. Dışişleri kendini savunmuyor, Dışişleri demiyor ki: ”Hayır, ya bunların bizimle bir ilgisi yok.” Sadece iç kamuoyuna sesleniliyor, içeride bir şey deniliyor ama dışarıda bir savunma bile yapılmıyor.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Bunlar, PKK’nın kontrolünde gelip Türkiye’de satılırken iyiydi değil mi? Lojistik destek sağlıyordu o zaman, PKK kontrolünde gelirken.

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Bakın, bu kaçakçılık işiyle ilgili size başka bir örnek vereyim: Eski bir siyasetçi Şevket Bülent Yahnici, bakın, şimdi dinleyin, kimin kontrolünde gelişiyor. Yıllar önce verdiği bir röportajda diyor ki, 90’lı yıllarda, aynen bugünlere benzeyen 90’lı yıllarda: ”Önden beyaz Toros gitmeden -hani Sayın Başbakanın beyaz Torosu var ya- bu ülkede ne uyuşturucu kaçakçılığı yapılır ne de akaryakıt kaçakçılığı yapılır, önden bir beyaz Toros eskortluk yapar ve bu işler böyle yapılır.”

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Dağlarda koridor açar…

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Mesaj alındı değil mi? Herhâlde beyaz Toroslar örgüte eskortluk yapmıyordu değil mi? Beyaz Toroslar başkalarına… Özellikle akaryakıt kaçakçılığıyla ilgili…

LÜTFİYE İLKSEN CERİTOĞLU KURT (Çorum) – Siz sahip çıktınız.

AYHAN BİLGEN (Devamla) – …firmalara bakın, o firmaların yönetim kurullarında kim var, ondan sonra bana cevap verin olur mu? O firmaların yönetim kurullarına baktığınızda hangi eski siyasetçi arkadaşlarınızın ya da güvenlik birimlerinden emekli olanların bulunduğunu çok net biçimde göreceksiniz.

SALİH CORA (Trabzon) – Gerekçen varsa söyle, boş konuşma.

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Boş mu, dolu mu onu seçmen takdir ediyor. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Etti zaten, 1 Kasımda takdir etti. Seçmen takdir ettiği için biz buradayız.

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Sizin temsilcileriniz de buraya çıkıyor, çok dolu konuşmalar yapıyorlar, herkes çok ikna oluyor, çok mutlu oluyor, çok inanarak zevkle dinliyorlar!

BAŞKAN – Müdahale etmeyelim sayın milletvekilleri.

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Irak’la sınırımızda iki ay boyunca insanlar tırların içinde yaşadılar. Irak’la bizim bir sorunumuz yok benim bildiğim kadarıyla. Ama, var, küçük sorunlarımız var, nedir? Burada yine bir dönem bir milletvekili ifade etti, bazı partilere döndü, dedi ki: “Siz Baascılar…” Şimdi, Türkiye’de benim bildiğim kadarıyla bir Suriye Baası biliniyor, bir de Irak Baası biliniyor. Suriye Baası tamam, Esad, zaten hani önce tatil yapıyordunuz, şimdi savaş ilan ettiniz. Ama, Irak Baasının kalıntısı olan bir tek kişi var, kim? Tarık Haşimi.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – O da burada. Bunlar Baascı, bunlar.

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Tarık Haşimi’yi Türkiye’de saklayan -ki kendisi Irak Merkezî Yönetimi tarafından açıkça terörist ilan edilmiştir ve aranan kişidir- yetmedi, kongresinde çıkartıp boy gösterten, alkışlatan sizsiniz.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Cumhurbaşkan Yardımcısı değil miydi o zaman?

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Şimdi, Baas’a, kongresinde yer veren buradaki partiler mi, siz misiniz? Irakla ilişkilerimizin neden bozulduğunu anlatıyorum.

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Zihniyettir, zihniyet. Zihniyet olduğunun farkında bile değilsiniz.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sizin zihniyetleriniz de aynı, onu söylüyor, zihniyetler de aynı, mesele kişi değil.

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Irak’la ilişkilerimizin neden bozuk olduğunun, tırların neden iki ay boyunca sınırlarda kaldığının göstergesi. Ama, on üç yıl, on dört yıl, on beş yıl, on altı yıldır iktidardasınız. Bakın, ticaretle ilgili, gümrükle ilgili küçücük bir şey söyleyeyim: İran’la kayıt dışı altın ticaretimiz var değil mi? Bunu biliyoruz. Yakalandılar, 17-25 falan, bir sürü karışık işler ama İran’la Türkiye sadece tatil günlerini bile ayarlayıp ticareti geliştiremiyor. Perşembe-cuma öğleden sonra İran tatile giriyor, cumartesi-pazar biz tatildeyiz, İran’la ticaret yapanlar üç gün içinde ticaret yapıyorlar; bu konuyu bile on altı yıl içinde çözemiyorsunuz.

Ben sözlerimi bitirirken Hazreti Ali’den bir söz daha okumak istiyorum çünkü dün akşam burada ciddi bir tartışma oldu İçişleri Bakanı ile CHP’li vekiller arasında “kim bozdu” diye. Hazreti Ali diyor ki: “Düşmanla aranızda bir sözleşme addettiysen yahut ona karşı bir taahhüdün varsa yapılan sözleşmeye riayette bulun, ahdini yerine getir, verdiğin sözü muhafaza için icap ederse hayatınla bile öde.”

Herkesi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Çam, buyurun.

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Bilgen, konuşmasının bir bölümünde eski Başbakanlardan Sayın Bülent Ecevit’e yazar kasayla ilgili bir ironi yaptı; biz o ironiyi anladık ama kayıtlara geçmesi açısından şunu söylememiz gerekir ki, evet, o günlerde esnaf çok sıkıntılı bir dönemdeydi ve vatandaş demokratik hakkını kullanarak Başbakanın önüne gelip yazar kasayı atmış ve protesto etmişti ama bugün, bırakın Başbakanın önüne gelmeyi, Kızılay Meydanı’na yaklaşmak bile mümkün değildir.

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Hadi canım…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Koruma ordularından mümkün değil.

MUSA ÇAM (İzmir) – İnsanlar tepkilerini ve hassasiyetlerini dile getiremez durumdadır. O günkü Başbakan ile bugünkü dönemin, geçmişin başbakanlarını mukayese etmemek gerekiyor; bunu da tarihe bir not olarak düşüyorum Sayın Başkan.

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – O yüzden seçim sonuçları hep böyle çıkıyor.

BAŞKAN – Sayın Çam, o gün de millet karar verdi, bugün de millet karar veriyor. Milletin kararı hepimizin başının üstündedir. Milletin kararını eleştirecek de değiliz, saygı duyacağız, hepimiz saygı duyacağız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Başkan ya, bir milletvekili tutanağa not düşüyor, sen yorum yapıyorsun ya!

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Elbette, millet karar verecektir fakat şu mukayeseyi de yapmak gerekiyor: O gün yazar kasa atılıyordu, şimdi zaten 5 kilometre ötesine yaklaşması mümkün değil esnafın da. Fakat esnafın kendini yaktığını ve intihar ettiğini de biliyoruz. Aradan geçen zaman içerisinde bu mukayeseyi de yapmak lazım.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Evet, Sayın Akçay.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın İnceöz…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkanım, hatibin aslında konuşmasının sadece bir kısmı değil baştan sona bir ironi teşkil etmekteydi ve grubumuza, politikalarımıza ciddi bir sataşma vardır. Sataşmadan 69’a göre de söz talep ediyorum.

BAŞKAN – Sayın İnceöz, tam olarak ne söyledi, onu bir sormam gerekiyor size lütfen.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bir kere, öncelikle konuşmasının giriş kısmında bir önceki toplantılara, Meclis toplantılarına atıf yapmak suretiyle sadece milletvekili arkadaşlarımızı değil devlet başkanları da dâhil olmak üzere “Fiziksel anlamda rahatsızlığı olabilir ama ruh sağlığı da bozuktur.” şeklindeki bir ifadeyle bir kere grubumuzu, Sayın Başbakanımızı, Sayın Cumhurbaşkanımızı zan altında bırakmış. Artı, konuşmasının içerisinde Türkiye Cumhuriyeti devleti Hükûmetini terör örgütleriyle ilişkilendirmek, petrol satmak gibi…

BAŞKAN – Sayın İnceöz, iki dakika vereceğim ama lütfen yeni bir sataşmaya meydan vermeyelim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurun.

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

5.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in 118 sıra sayılı 2016 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 119 sıra sayılı 2014 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; elbette ki milletin kürsüsünden konuşacağız ama bu konuşmalarımızı yaparken kendi ülkemizi, devletimiz, milletimizi savunacak şekilde… Politikalarımız elbette ki eleştirilebilir ama Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak kendi ülkesinden şikâyet eder, kendi ülkesini acziyet içerisine düşürmeye gayret eden konuşmalar yapılır ve bir ironi içerisinde de bunu yaparsanız, buna elbette ki itiraz etmek ve kayıtlara girmesi anlamında da muhakkak konuşma gereği olacaktır.

Öncelikle “Rus uçağı düşürüldü ve bugün âdeta durumu toparlamak için amuda kalkıyorsunuz.” gibi ifadeleri reddettiğimizi özellikle belirtmek istiyoruz. Ülkemizin güneyinde, Suriye’de birtakım gelişmeler olurken, burada Rus uçakları hava sahamızı ihlal ederken, topraklarımızı ihlal ederken, kendisine gerekli ihtarlar yapılırken elbette ki Türkiye Cumhuriyeti devleti bir muz cumhuriyeti değildir ve gerekeni yapacaktır ve yapmıştır da. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT (Konya) - 16 ada işgal altında!

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) - Bunun dışında, bütün konuşması içerisinde bir önceki toplantılara atıf yapmak suretiyle burada ironi bir şekilde Sayın Cumhurbaşkanımıza ve milletvekili arkadaşlarımıza…

BAŞKAN – Sayın Bozkurt, lütfen…

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) - …âdeta hakaretvari bir şekilde ruh sağlığının bozukluğundan bahsetmesini, bu konuşmayı yapan hatibin öncelikle aynaya bakmasını tavsiye ediyorum. Böyle bir konuşma yapmakla kendini bu anlamda teşhir etmiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Yine, esnaftan ve ahilikten bahsederken, aslında, bana göre, çok daha büyük bir gafın içerisine girdiniz. Bilinçaltı mesajlarınızla bu ülkeyi bölemeyeceksiniz, bu ülkeyi size böldürtmeyeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

GARO PAYLAN (İstanbul) – Bölen sizsiniz.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Siz böleceksiniz!

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Esnafımızı gündeme getirirken, Ahilik, keşke, bir de doğuda ve güneydoğuda yaşayan vatandaşlarımıza, esnaflara… Biz, o kepenkler açılsın, esnafımız kazansın, bölgesel farklılıklar giderilsin diye bugüne kadar yapılmamış tüm işleri on dört yıl boyunca terörle mücadelede ekonomik, sosyal, siyasal her alanı devreye soktuk. Dolayısıyla, burada esnaflardan bahsetmeniz, oradaki esnaf kardeşlerimizin yaşadığı zulmü, teröristler, PKK terör örgütü tarafından yaşatılan zulmü görmezden gelmesi de ayrıca bir ironiydi.

Saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın İnceöz.

Sayın Bilgen…

AYHAN BİLGEN (Kars) – Doğrudan şahsımı hedef alarak sataşıldı, cevap vereceğim.

BAŞKAN – Size tam olarak ne söyledi?

AYHAN BİLGEN (Kars) – Ülkeyi acz içerisinde bırakmak, şikâyet etmek, ülkeyi zor duruma düşürecek eylemler içerisinde bulunmak.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – “Demedim mi?” diyeceksin?

AYHAN BİLGEN (Kars)- Yani, Başkan izin verirse cevap vereceğim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bilgen, size de iki dakika süre veriyorum, lütfen yeni bir sataşmaya meydan vermeyelim.

6.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

AYHAN BİLGEN (Kars) – Şimdi, önce bu akıl sağlığı işiyle ilgili ben konuyu kapatmak istiyorum ama siz açtığınız için ifade edeyim: Bakın, şu anda buna dair yorum yapan, Facebook’ta bir şeyler paylaşan doktorlar var, tutuklular. Oysa hem doktorun görevidir hem de hastanın hakkıdır.

Ama eğer sizin için bir anlam ifade ediyorsa hatırlatayım: İmametin şartlarından birisi olarak -İslam siyaset felsefesinde kimi okursanız okuyun- akıl sahibi olmak gelir. Şimdi, benim ruh sağlığımla ilgili bir sorun varsa bir hakem heyeti kurulur; Tabipler Birliği, Sağlık Bakanlığı, uluslararası uzmanlar, benim ruh sağlığımla ilgili tedavi yapar, teşhis koyar, muayene yapar bir karar verir. Sayın Cumhurbaşkanı ya da başka birileri -benim hiç kişilerle işim yok ama- ülke siyasetiyle ilgili olan, yöneten, sorumluluk almış olanların eğer bir sorunları, sıkıntıları varsa bunun bedelini de izin verin de ülke ödemesin.

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Sıkıntı sizsiniz sadece.

AYHAN BİLGEN (Devamla) - Ya, biz bir şey demiyoruz, tamam, yok, olmayabilir.

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – O zaman konuşmayacaksın.

AYHAN BİLGEN (Devamla) - Ama diyoruz ki: “Böyle bir şey olduğunda bunun bedelini… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Konuşmayacaksın… Konuşmayacaksın o zaman.

AYHAN BİLGEN (Devamla) - Ya değerli milletvekilleri, bakın, bu ülkede “Deli İbrahim” diye bir padişah vardı, bana şimdi hikâyelerini anlattırmayın bu bir dakika içerisinde. (HDP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Bir dakika ya! Ne alakası var!

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Ya, Sayın Başkan, böyle bir usul olabilir mi?

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Böyle konuşma olur mu be! Bu ne ya!

AYHAN BİLGEN (Devamla) - Hayır, sözlerimi bitireceğim, izin verin, sürem var. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Böyle konuşma olur mu? Bu ne ya!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Ayıptır ya!

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Böyle bir şey olabilir mi? Sistematik bir şekilde bunu devam ettiriyor. Bu kabul edilebilir bir durum mudur yani?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bitirsin.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

Otur yerine.

BAŞKAN – Bir saniye Sayın İdris Baluken.

Sözlerini bitirsin, bir saniye.

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Sayın Başkan, kırk yedi saniye sürem var. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Sayın Başkan, böyle bir konuşma olmaz Başkan! Yeter ya!

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Otur yerine, otur, sakin ol!

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Otur yerine, otur! Bağırma öyle!

BAŞKAN – Buyurun bitirin.

Sayın milletvekilleri…

Sayın Bilgen, bitirin lütfen.

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Sakin olun!

BAŞKAN – Sizi kaba ve yaralayıcı sözler söylemekten de men ediyorum, lütfen, lütfen.

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Deli İbrahim’e sataştığım için savunma mı yapacaksınız, ne diyeceksiniz?

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Tarihte Deli İbrahim yok mu?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Siz de oturun. Sakin olun, sakin olun.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Hâlâ hakaret ediyorsun!

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Ülkeyi acz içine düşürme konusuna gelince… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Ayıp be! Utanmıyorsunuz!

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Bu ne ya? Ayıptır!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Hâlâ konuşuyorsun ya! Cumhurbaşkanına hakaret ediyorsun. Ayıptır!

Sayın Başkan…

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Sayın Başkan, sükûneti sağlayacak mısınız?

BAŞKAN – Siz buyurun devam edin, sözünüzün gideceği yeri de lütfen düşünerek konuşun.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sayın Başkan… Ayıp ya!

ZEKERİYA BİRKAN (Bursa) – Cumhurbaşkanına hakaret edemezsin!

Sayın Başkan…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan…

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Ülkenin tam da acz içine düşmemesi için konuşuyoruz burada. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri… Sayın milletvekilleri…

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Sizin kendi ceplerinizi doldurmak uğruna ülkeyi yakmanıza “Hayır.” demek için konuşuyoruz burada. Hoşunuza gitse de, gitmese de bu böyle, ne yazık ki böyle.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Edepsizlik yapıyor Sayın Başkanım, lütfen susturun hatibi.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Hâlâ daha hakaret ediyorsun!

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – İftira atıyorsun bütün millete.

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Eğer ülke acz içerisindeyse bugün, uluslararası arenada bu ülke rezil olmuşsa, bir tane komşumuz kalmamışsa bunun sorumlusu sizsiniz.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Oturun yerinize be!

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Bunu şikâyet etmiyoruz, tam tersine, bunu düzeltin ki bu ülke rezil olmasın diyoruz, tamam mı?

AHMET YILDIRIM (Muş) – Başkan biz de kalkalım mı?

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Saygılar sunuyorum. Sağ olun.

SUAT ÖNAL (Osmaniye) – Adam gibi konuş! Yeter ya! Adam gibi konuşmuyorsun! Yakışmıyor sana! Ayıp denen bir şey var ya!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Yakışıyor, yakışıyor…

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Biz adam gibi konuşuyoruz, adam gibi!

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – İdris Bey, susturun lütfen.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bir dakika, oturun.

Sayın İnceöz…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Hiçbir hakaret yok Sayın Başkan, yaptığı konuşmada hiçbir hakaret yok. Böyle şey mi olur ya?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan…

AYHAN BİLGEN (Kars) – Siz İbrahim Paşa’nın avukatı mısınız ya? Deli İbrahim’in avukatı mısınız siz ya?

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Tutanakları açın bakın, hiçbir hakaret yok.

BAŞKAN – Lütfen sayın milletvekilleri…

AYHAN BİLGEN (Kars) – Deli İbrahim’i boğdurtmuşlar, siz de boğdurtmak mı istiyorsunuz adamı? İyilik yapmıyorsunuz.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Siz de boğacaksınız.

BAŞKAN – Siz oturun, söz vereceğim, buyurun oturun.

Şimdi, öncelikle, kötü söz sahibini bağlar, sözünü bağlar, hatibi bağlar, muhatabı değil. Bunu herkesin bilmesi gerekiyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AHMET YILDIRIM (Muş) – Başkan siz yorum yapıyorsunuz.

BAŞKAN – Tenkit edebilirsiniz, eleştirebilirsiniz, bu doğal hakkınız, ama hiç kimseyi bu kürsüde tahkir edemezsiniz, tahkir edemezsiniz, ne bu millet ne bu Meclis ne de bu Divan bunu kabul edemez, müsaade edemez. Kusura bakmayın.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Siz kime söylüyorsunuz bunları? Hangi cümlede tahkir var?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bakın, geçen de konuştum, bakın, birtakım ithamlarla…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – O tutanakları çıkarın.

BAŞKAN – Birisi size “Şuurunuzu kaybetmişsiniz, psikolojik tedaviye ihtiyacınız var.” derse, ne dersiniz? Kabul eder misiniz bunu? Kabul eder misiniz?

GARO PAYLAN (İstanbul) – Teşekkür edersiniz.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Hayır, onu genel bir değerlendirme olarak yaptı.

BAŞKAN – Siz kabul edebilirsiniz, o sizin sorununuz. Ama burada bu şekilde ifadeler kullanamazsınız.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Ya, bu bir hasta hakkı ya, anlamıyor musunuz? Ruh sağlığı hastaneleri var.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Tutanakları çıkarıp bakın, şahsiyatla ilgili herhangi bir şey yok.

BAŞKAN – Bakın sayın milletvekilleri, Anayasa’nın 104’üncü maddesine göre “Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder” Yine “Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanlığını temsil eder.” Bu kapsamda hem devletin başı hem milletin yüzde 52’siyle seçilen Sayın Cumhurbaşkanımıza, lütfen, beyanlarımızı kullanırken ithamdan uzak, iftiradan uzak, onu yaralayıcı ve onunla birlikte milleti temsil ettiği için milletimizi yaralayıcı sözlerden kaçınmanızı istirham ediyorum.

Sayın Cumhurbaşkanımızı pekâlâ eleştirebilirsiniz ancak ağır eleştiriyi de aşacak şekilde ithamlarla onu hiç kimse tahkir edemez. Eleştirmek ayrı bir şeydir ancak yapılan açıklamaların her biri âdeta sabit suç isnadı varmış gibi ve özellikle de bir algı operasyonu yürütülerek Sayın Cumhurbaşkanımızı halkın nezdinde karalamaya yönelik bu propagandanızı ne bu millet ne de bu Meclis kabul etmez, bunu bilmenizi istiyorum ve halkın gönlünde de karalayamazsınız.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Bu şekilde yorum yapamazsınız Sayın Başkan.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Ya, ne yapacağına karar verme! Otur, otur!

BAŞKAN – Sonuç olarak, unutulmamalıdır ki devletin başı Cumhurbaşkanıdır.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Buraya geçin, buradan konuşun.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Kâğıttan okuyor, Meclis Başkanı kâğıttan okuyor şu anda.

BAŞKAN – Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk milletinin birliğini Sayın Cumhurbaşkanı temsil eder.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, buraya geçin, buradan okuyun. Meclisi yönetiyorsunuz. Ayıp, ayıp!

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Kâğıttan okuyor, hazırlık yapmış önceden!

BAŞKAN – Lütfen, kastı aşacak cümlelerinizi makul düzeyde kullanmanızı istirham ediyorum. Bakın, burada ben bunu bu Anayasa’dan ve İç Tüzük’ten alarak söylüyorum.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Yorum yapamazsın.

BAŞKAN – İç Tüzük’ün 161’inci maddesi Cumhurbaşkanına, Meclis Başkanına, Meclis Başkanlık Divanına karşı yapılacak olan saldırılardan, ithamlardan men ediyor ve buna ilişkin olarak da Başkanlık Divanına yetki veriyor.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Ne saldırısı Başkan?

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Bize objektif olarak…

BAŞKAN – Lütfen, sayın milletvekilleri, bundan sonra herkes kullanacağı sözü ve bu sözün nereye varacağını düşünerek kullanmalı. İtham, iftiraya…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Yeni bir dönem mi başlatıyorsun Sayın Başkan Mecliste? Ne demek bundan sonra?

BAŞKAN – Bakın, “Kaba ve yaralayıcı sözler kullanamazsınız.” diyor.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Bize objektif olarak hangi cümleyle bunları, bu açıklamaları yaptığınızı söyler misiniz?

BAŞKAN – Şimdi, bakın, İç Tüzük’ün…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Hatibin orada yaptığı konuşmanın hiçbir tanesinde şahsiyatla ilgili bir hakaret yok.

BAŞKAN – Örneklendirerek, Sayın Cumhurbaşkanıyla ilgili, ruh sağlığıyla ilgili burada kalkıp da itham edecekse…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Tarihsel olarak, tarihten bugüne kadar devlet yöneticilerinin…

BAŞKAN – …eğer gerçekten bir algı operasyonu yürütecekse bu kürsüde ben buna müsaade etmem, ben değil, hiçbir başkan vekili müsaade etmez, bunu bilmenizi istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, şahsiyatla ilgili hangi cümleyi bu açıklamaya gerekçe yaptınız, bize söylemeniz gerekiyor. Hangisi, hangisi? Söyleyin.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Pek çok benzetmeleri, ironilerle bir şekilde kullanarak burada ifade etti…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Bu şekilde kişisel yorumunuzu katarak yapamazsın. Siz Meclisi yönetiyorsunuz, AKP grup başkan vekili değilsiniz.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Hâlâ itiraz ediyorsun. Otur yerine!

BAŞKAN - …ve dünkü tartışmadan da bahsederek burada Genel Kurulun kararıyla ceza verilmesine karşın Genel Kurulun kararına rağmen aynı tarzda yaklaşımı göstermesini de doğru bulmuyorum.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – AKP grup başkan vekili değilsiniz.

BAŞKAN - Ben Meclis Başkan Vekiliyim.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Bize o konuşmayla ilgili somut cümle söylemek zorundasınız.

BAŞKAN - Ben Meclis Başkan Vekiliyim ve bu konudaki kanaatimi, düşüncemi de çok açık ve net bir şekilde ifade ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 64’üncü maddesinin (2)’nci fıkrası hükümlerini ihlal ettiğiniz için Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 63’üncü maddesine göre usul tartışması açılmasını talep ediyorum, tutumunuz aleyhinde söz istiyorum.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Asıl sen ihlal ediyorsun şimdi.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Aleyhinde…

AHMET YILDIRIM (Muş) – Tarafsızlık kalmadı Sayın Başkan, tarafsızlık yok.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Açmıyorum!

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Altay, burada 161’inci maddeyi açın okuyun. Bakın, 161’inci madde burada bir görev, bir yetki veriyorsa, bu yetkiye dayanarak burada oturan Meclis Başkan Vekili gerekli düzeltmeleri yapmak durumundadır.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – 64’ün ikinci paragrafını okuyun Sayın Başkan. herkes de duysun.

BAŞKAN – 161’in üçüncü paragrafını okuyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Hepsini oku, herkes duysun.

BAŞKAN – Bakın, bu, özelde Meclis Başkan Vekiline, Başkanlık Divanına verilen bir yetki. “Görüşmeler sırasında Cumhurbaşkanına, Türkiye Büyük Millet Meclisine, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanına, Başkanlık görevini yerine getiren Başkanvekiline hakarette bulunmak, sövmek veya onları tehdit etmek yahut Türkiye Cumhuriyetine veya onun Anayasa düzenine sövmek.” Burada bir suç düzenlenmiş ve bu Meclisten geçici çıkarma cezası dün bu olayla ilgili olarak Genel Kurul tarafından -Meclis başkan vekilinin teklifiyle- uygulanmış. Aynı ithamlarda, aynı benzer ifadelerle, dünkü tartışmaya dayanarak bugün farklı benzetmeler de kullanmak suretiyle bu tür ithamlarda bulunursa ben buna dayanarak kalkarım, İç Tüzük’teki yetkimi kullanırım ve bu noktada da gerekli düzeltmeleri yaparım.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Ya öyle bir itham yok. Sayın Başkan, nasıl aynı diyorsun sen ya? Ne öyle bir itham var ne öyle bir cümle var. Öyle bir itham da yok, öyle bir cümle de yok. Hangi cümle var?

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Yok öyle bir yetkin. Öyle bir yetkin yok.

Sayın Başkan, 64’üncü maddeyi okumanızı talep ediyorum.

BAŞKAN - Bir saniye…

66’ncı maddeyi okuyun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – “64” diyorum ben, “66” diyorsun.

BAŞKAN – 64’e de gelirim, bir saniye.

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Bağırma be! Ne bağırıyorsun! Bağırma!

ENGİN ALTAY (İstanbul) - “Lan” mı dedin bana?

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Sana dedim sana.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - “Lan” mı dedin, “lan” mı dedin bana?

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Bağırma, insan gibi konuşun ya!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Bağırmayacaksın!

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Terbiyesizlik yapma. Başkanla konuşuyorum ben, sesimi duymuyor.

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Kiminle konuşursun konuş, bağırmadan konuşacaksın.

BAŞKAN – Sayın Altay, Sayın Erdinç, lütfen…

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Terbiyesiz adam! (CHP sıralarından gürültüler, sıra kapaklarına vurmalar)

BAŞKAN – Sayın Altay, lütfen…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Otur yerine be! Kaç gündür öyle kaba kuvvetle burayı şey yapacaksınız!

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ne yapacaksınız!

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Sen ne yapacaksın!

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, 64 çok açık, usul tartışması talep ediyorum.

BAŞKAN - Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 13.25

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 13.37

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 51’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerine devam edeceğiz.

BAŞKAN – Komisyon, Burada.

Hükûmet, burada.

Evet Sayın Altay…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Talebimi yineliyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Usul tartışması talebiniz vardı, talebi yerine getireceğim.

İLNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Lehte…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Lehte…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Aleyhte…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Aleyhte…

BAŞKAN – Lehte, İlknur İnceöz, Yılmaz Tunç; aleyhte, Engin Altay, İdris Baluken.

Evet, lehte ilk söz Sayın Yılmaz Tunç’a aittir.

Buyurun Sayın Tunç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Üç dakikadır süreniz.

V.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın tutumunun İç Tüzük’ün 64 üncü maddesine uygun olup olmadığı hakkında

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; usul tartışması üzerine lehte söz aldım. Bu vesileyle Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Usul tartışması, bir konuşmacının, HDP’li bir milletvekilinin Cumhurbaşkanımıza hakaret içeren sözler sarf etmesinden sonra yapılan tartışmalar ve akabinde Meclis Başkan Vekilimizin tutumuyla alakalı Cumhuriyet Halk Partisi grup başkan vekilinin talebi üzerine açıldı.

Şimdi, öncelikle şunu ifade edelim: Bakınız, Anayasa ve İç Tüzük’le bağlıyız. Anayasa’mızın 104’üncü maddesi açık. Anayasa’mızın 104’üncü maddesi “Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir…” diye devam ediyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’müzün yine 161’inci maddesi açıktır. 161’inci madde hepimizi bağlar. 161’inci maddenin üçüncü fıkrasında “Görüşmeler sırasında Cumhurbaşkanına, Türkiye Büyük Millet Meclisine, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanına, Başkanlık görevini yerine getiren Başkanvekiline hakarette bulunmak…” Meclisten üç birleşim çıkarma cezasını gerektirir.

Önceki günlerde burada bir Cumhuriyet Halk Partili milletvekili Cumhurbaşkanımıza ağır hakaretlerde bulunmuştu -hiçbirimiz de tasvip etmedi o cümleleri, hatta kendi partisi grup başkan vekili de tasvip etmedi- ve Meclisten iki birleşim çıkarma cezası verildi. Bugün HDP’li milletvekilinin yaptığı da o milletvekilinin hakaretlerini bugün de burada sürdürmek. Aslında Meclisten çıkarma cezasını gerektiren bir durumla, İç Tüzük’ün 161’inci maddesinin 3’üncü fıkrasına uyan bir durumla yine karşı karşıyayız.

Bakınız, bu hakaretler geçmişte de başka liderlere yapıldı. Kimlere yapıldı? Milletin gönlünde taht kuran hangi lider varsa belli kesimler o liderlere aynı hakaretleri yaptılar. Celal Bayar’a yaptılar, rahmetli Adnan Menderes’e yaptılar, “diktatör” dediler; rahmetli Turgut Özal’a da yaptılar, ona da “diktatör” dediler, “Çankaya’dan indireceğiz.” dediler, “Çankaya’nın şişmanı.” dediler. Şimdi aynı hakaretleri yine milletin gönlünde taht kuran Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a karşı sürdürmek istiyorsunuz. Ama, bu hakaretlerinizi millet ibretle izliyor ve milletin gönlünden onu silemeyeceksiniz. Bunu buradan bir kez daha tekrar ediyoruz ve bu hakaretlerinizi size iade ediyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Meclis Başkanımızın tutumu yerindedir. Lehinde olduğumuzu belirtmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YILMAZ TUNÇ (Devamla) – Meclisten çıkarma cezasının da bu milletvekiliyle ilgili olarak düşünülmesini talep ediyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aleyhte ilk söz, Sayın Engin Altay.

Buyurun Sayın Altay. (CHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, benim ısrarla talebime rağmen 64’üncü maddeyi okumadınız, ben size söyleyeyim: “Başkan veya başkanvekilleri, görevlerinin yerine getirilmesinin gerektirdiği haller dışında tartışmalara katılamazlar; kişisel savunma hakları saklıdır.”

Şimdi, Sayın Başkan, elbette Cumhurbaşkanına hakaret benim de tasvip etmediğim, bizim de tasvip etmediğimiz bir iştir. Hakaret olup olmadığıyla ilgili kamuoyunda geniş ve uzun bir tartışma olacağı görülüyor bu tarz ifadelerin, o ayrı. Yalnız, Sayın Başkan, Cumhurbaşkanıyla ilgili yapılan her eleştiride özellikle iktidar partisi menşeli Meclis başkan vekillerinin bu tür müdahaleleri, yorumları doğru değil; buna hakkınız yok. Siz İç Tüzük'ü uygulamakla mükellefsiniz, görevleriniz İç Tüzük’te yazılmış. Yani, elbette, Sayın Cumhurbaşkanına büyük bir saygı beslemenizi, bağlı olma arzusu içinde güdünüzü normal bir anlayışla ve insani buluyorum ama lütfen buradayken… Nöbetçi değilken çıkarsınız Sayın Cumhurbaşkanını savunacaksanız savunursunuz. Bu duruma müsaade edebilmemiz, bu durumu bizim kabullenmemiz mümkün değil. Hep söyledim, kanunların en son çiğneneceği yer Türkiye Büyük Millet Meclisidir.

Sayın Cumhurbaşkanına hakarete gelince; Yılmaz Tunç ne güzel burada Anayasa okudu. İçime su serptin, çok teşekkür ederim. Bu okuduğunuz Anayasa’nın 101’inci maddesi de seçilen Cumhurbaşkanının partisiyle ilişiğini keseceğini söyler.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Kesildi zaten.

ENGİN ALTAY (Devamla) – 103’üncü maddesine göre de milletvekillerinin ettiği yeminden farklı olarak tarafsız olacağına dair namusu ve şerefi üzerine yemin eder. Biz Cumhurbaşkanının tartışılmasını istemiyoruz. Bu tartışmadan beslendiğini de biliyoruz. Bilakis, Cumhurbaşkanı bu ülkede tartışılmamalı, tartışacaksak bütçesini görüştüğümüz Ahmet Davutoğlu’nu tartışmalıyız burada.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Ama siz tartışıyorsunuz.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Ama şu demek değil, geçen de söyledim, Cumhurbaşkanı eleştirilecektir, bütün Cumhurbaşkanları eleştirilmiştir.

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Eleştirmek başka bir şey, hakaret başka bir şey.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Bu ülkede Mustafa Kemal eleştirildi. Daha dün bir milletvekiliniz İsmet İnönü’yle ilgili “faşist” eleştirisinde bulunmuş. Bizim milletvekillerimiz beni uyardı, “Siyasi eleştiridir, yapabilir." dedim. Siyasetse eleştiri olacak. Ben buradan en az 10 defa Sayın Erdoğan için “diktatör” dedim. Kızdınız. Dedim ki: Bu bir siyasi eleştiridir. Ve bu konuda bir oturmuşluk oldu ama diğer konularda, hakaret, ben doğru bulmuyorum. Sayın Cumhurbaşkanına değil, herkese, kim olursa olsun, buradaki kavas arkadaşımıza dahi bir hakareti… “Dahi” derken küçümsediğimden değil, kavas arkadaşımız ile Cumhurbaşkanı benim için aynıdır, aynı haklara sahiptir. (CHP sıralarından alkışlar) Aynı haklara sahiptir.

Dolayısıyla, Cumhurbaşkanı bu Anayasa’da da yazıldığı gibi yürütmenin başı sıfatıyla iş ve işlem yapıyorsa bu bütçe görüşmelerinde Sayın Cumhurbaşkanının eleştirilmesinden daha doğal bir şey olamaz. Bunu sizin artık kabullenmeniz lazım.

Hakaret... Samimiyetle söylüyorum, söz veriyorum, hakaret olursa sizden önce ben yerimden söz alıp müdahale edeceğim.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Biz de onu bekliyoruz.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Ama siz Sayın Cumhurbaşkanının ismi zikredildiğinde hoplarsanız, zıplarsanız bu olmaz. Arzum hâlâ odur ki… Recep Tayyip Erdoğan milletin oyuyla seçilmiştir. Ben bu kürsüden dedim ki: “Eyvallah, seçildi, hayırlı olsun. Başımızın üstünde yeri var.” İyi hatırlayın. Ama, gelinen noktada muhalefet partilerine…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ALTAY (Devamla) – …kendinden olmayan herkese karşı Sayın Erdoğan’ın keşke ağzından o cümleler çıkmasaydı.

Siz -süre yetmedi ama- Sayın Erdoğan’a öyle benzetmeler yaptınız ki -burada var- öyle benzetmeler yaptınız ki yani ne Peygamber çocukluğunu bıraktınız ne ikinci peygamberliğini. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BENNUR KARABURUN (Bursa) – Yapmayın Allah aşkına!

ENGİN ALTAY (Devamla) – Ve Sayın Cumhurbaşkanı biraz da sizin bu abartınız yüzünden bu hâle geldi.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

ADNAN GÜNNAR (Trabzon) – Sizin kıskançlığınız yüzünden bu hâle geldi.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Bir gün söyleyeceğim neler söylediğinizi.

SUAT ÖNAL (Osmaniye) – Engin Bey, kavas arkadaşı savunuyorsunuz ama kavas arkadaş kürsüyü temizledi diye sizin arkadaşınız hakaret etmedi mi?

BAŞKAN – Lehte ikinci söz Sayın İnceöz size aittir.

Buyurun.

Sayın milletvekilleri, lütfen müdahale etmeyelim.

Kürsüdeki hatibin insicamını bozmayalım.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; biraz evvel Cumhuriyet Halk Partisinin usul konusunda tartışma istemesiyle beraber usul üzerinde söz almış bulunuyorum.

Öncelikle söylediklerinize gerçekten içten katılıyorum ama uygulamaya gelince aynı sesi çıkarmamanızı da eleştiriyorum. Özellikle belirtmek istiyorum. Elbette ki bu ülkede herkes eleştirilebilir, elbette ki konuşulabilir ama eleştiri tahkir edecek şekilde, hakarete varit olacak şekilde ve bu kürsüden her seferinde sistematik bir şekilde yapılacaksa itirazımız buna. Az evvelki konuşmacı sadece Sayın Cumhurbaşkanımızın adını zikretmemiştir ama buradaki herkesin zekâsı, algısı, konuşma içerisinde geçmiş örneklerle beraber kimi kastettiğini anlayacak düzeydedir. Aksi takdirde, bu, milletvekili arkadaşlarımıza ayrıca bir hakaret olarak kabul görür.

Bunu söylemekle birlikte, evet, 64’ü kabul ediyorum -64’ün ikinci fıkrası- başkan, başkan vekillerinin görevlerini yerine getirirken tarafsız olmasını. Ama Sayın Başkanım az evvel, biraz evvel İç Tüzük’ün bu hükmünü uygularken, beraber, İç Tüzük’te -Yılmaz kardeşimin de bahsettiği- 161’in 3’üncü fıkrası varken, Meclis başkan vekili, eğer 64’ün ikinci fıkrası orada dururken 161/3’ü görmezden gelip hiçbir şekilde ses çıkarmasaydı, o zaman İç Tüzük hükümlerine aykırı davranmış olurdu. 161/3: “Görüşmeler sırasında Cumhurbaşkanına, Türkiye Büyük Millet Meclisine, Meclis Başkanına ve Türkiye Büyük Millet Meclis Başkanlık Divanına, Başkanlık görevini yerine getirirken Başkanvekiline hakarette bulunmak, sövmek veya onları tehdit etmek yahut Türkiye Cumhuriyetine veya onun Anayasa düzenine…” İşte, biraz evvel, İç Tüzük hükümlerini Sayın Başkanım burada uygulamak için…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Uygulama ayrı, Sayın Başkan yorum yapmayacak.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) - 161/3 oradayken başka türlü bir tutum olsaydı, o zaman İç Tüzük hükümlerini uygulamamaktan aynı şekilde usul tartışmasını biz açmak isterdik; bu, bir.

Bununla beraber, aslında bu sistematik hakaretlerle beraber, bilinçaltı mesajlarla beraber, yüzde 52 oyla seçilmiş, gerçekten, bugüne kadar sadece Cumhurbaşkanımız sıfatıyla da değil -bunu özellikle belirtiyorum- buradaki her bir milletvekili arkadaşımız, 2001’de kurulmuş partimizin doğal lideri, Kurucu Genel Başkanı sıfatıyla birlikte, on dört yıl ülkeye değişim ve dönüşüm getirmiş, her alanda hizmet etmiş ve ilk kez Anayasa’da yapılan değişiklikle milletin oyuyla seçilmiş Cumhurbaşkanımıza ve seçilirken de elbette ki tarafsız kalmayacağını ve tarafının milletten taraf olacağını deklare eden Sayın Cumhurbaşkanımıza bu kürsüde yapılan hiçbir hakarete de sessiz kalmayacağımızı da özellikle belirtmek istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Tutumunuzun lehinde, tutumunuzun doğru olduğunu düşünüyorum. Buradaki her bir hakarette hedefin aslında yüzde 52 millet olduğunu…

GARO PAYLAN (İstanbul) – Yüzde 48…

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) - …millete de hakaret kastı içerdiğini de göz ardı etmemek gerekiyor diyor, saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aleyhte ikinci ve son söz Sayın İdris Baluken.

Buyurun Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Açılan usul tartışmasındaki maddenin içeriği son derece net: Başkan veya başkan vekilleri görevlerini yerine getirmesi gerektiği hâller dışında tartışmalara katılamazlar.

Ne hikmetse AKP’li Meclis başkan vekilleri Genel Kurulu yönettikleri zaman, kendi siyasi partilerine ya da Cumhurbaşkanına yönelik en küçük bir eleştiri olduğu zaman, orada, tamamen politik düşünceleri doğrultusunda yorumlar yapıp siyasi partilere cevap yetiştirme gibi bir zorunluluk içerisine, böyle bir ruh hâli içerisine giriyorlar, böyle bir zorunluluk hissediyorlar.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) – Eleştiri değil, hakaret.

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Şimdi, bu tartışma dün de yapıldı. Dün de yine AKP’li Meclis başkan vekili bizim yapmış olduğumuz her yoruma mutlaka bir kişisel yorum, mutlaka bir politik cevapla birlikte, oradan, Başkanlık Divanından durmadan cevap yetiştirdi. Şimdi, bu tutum bir kere doğru değil.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sayın Baluken, biri sana “akıl hastası” dese kızar mısınız?

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Bakın, ben en başından beri söyledim, biz bugüne kadar HDP olarak Cumhurbaşkanının şahsiyatıyla ya da ailesiyle ilgili burada hakarete girecek herhangi bir tartışmanın içerisinde olmadık, olmayı da düşünmüyoruz ama Cumhurbaşkanının kendi görev çerçevesi dışında ortaya koyduğu tutumla ilgili, Hükûmete vermiş olduğu talimatlarla, belirlemiş olduğu politikalarla ilgili en sert, en ağır eleştirileri yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. Bu, bizim en doğal hakkımız. Bugün sayın hatibimizin yaptığı konuşmayla ilgili ben arkada tutanakları istedim; getirin, Cumhurbaşkanına hangi kelimeyle, hangi cümleyle hakaret etmiştir dedim; o tutanakları getiremediniz.

ADNAN BOYNUKARA (Adıyaman) – Biz de istedik, bekliyoruz.

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Tutanak zaten gelmedi ya, biz de istedik tutanakları.

İDRİS BALUKEN (Devamla) - Sayın hatip, grubumuz adına konuşan sayın vekil, Osmanlı’dan bugüne kadar…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Demirtaş’ı mı kastetti, kimi kastetti Deli İbrahim derken?

İDRİS BALUKEN (Devamla) - …devletin yönetim sistemiyle ilgili olması gereken ve olmaması gereken çerçeveyle ilgili bir konuşma yaptı ve bunu da güncelle özdeşleştirerek politik eleştirileriyle birlikte Genel Kurula sundu. Siz buna katılırsınız ya da katılmazsınız; katılırsanız onunla ilgili zaten mevcut durumunuzu oradan kabullenerek herhangi bir cevap verme durumuna girmezsiniz ama katılmazsanız, buradan, gelip o politik eleştirinin neresine katılmadığınızı ifade edebilirsiniz. Grubunuz öyle bir hassasiyet içerisinde ki Cumhurbaşkanı herhangi bir cümlede geçtiği anda bile hemen böyle bir ayaklanma, bir kaba kuvvet hazırlığı yapmayla Meclis içerisinde…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Öyle değil, öyle değil; hakaret olduğu zaman tepki gösteriyoruz.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Arkasını bilmiyoruz, geliyor arkası Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Devamla) - …bir etkinlik kurma zorunluluğu, böyle bir arayış içerisindesiniz; bu, yanlış bir tutumdur. Hatibimizin, Cumhurbaşkanın şahsiyatıyla ilgili, ailesiyle ilgili hiçbir hakareti yoktur. Yapmış olduğu konuşmadaki tarihsel tespitler ve güncel eleştirilerin tamamı HDP’nin dile getirmiş olduğu politik eleştirilerle de örtüşen eleştirilerdir.

Sayın Başkanın bu konuda yorum yapması da doğru olmamıştır.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum sayın milletvekilleri.

Sayın milletvekilleri, 64’üncü maddenin ikinci fıkrasını okuyorum, Sayın Altay ısrarla söylemişti, doğal olarak: “Başkan veya başkanvekilleri, -altını çizerek okuyorum- görevlerinin yerine getirilmesinin gerektirdiği haller dışında tartışmalara katılamazlar...“ Görevin gerektirdiği hâller nerede düzenlenmiş? Yine, akabinde 65’inci, 66’ncı, 67’nci ve 68’inci madde ile 161’inci madde var. 65’inci madde ne diyor? “Genel Kurulda söz kesmek –yine altını çiziyorum- şahsiyatla uğraşmak ve çalışma düzenini bozucu hareketlerde bulunmak yasaktır.” Bu, bir.

66’ncı madde de Başkanın söz kesmesi durumunu düzenliyor. “Kürsüdeki üyenin sözü ancak Başkan tarafından, kendisini İçtüzüğe uymaya ve konudan ayrılmamaya davet etmek için kesilebilir.”

67’nci madde, yine Başkana görevinin gerektirdiği bir hâl olarak bu yetkiyi veriyor, konuşma üslubunu düzenliyor. “Genel Kurulda kaba ve yaralayıcı sözler söyleyen kimseyi Başkan derhal, temiz bir dille konuşmaya, buna rağmen temiz bir dil kullanmamakta…” diye devam ediyor.

68’de devamı var, “Gürültü ve kavga”, onu okumuyorum.

161’inci maddeyi de… Bu usuli bir işlem değil. Yani 161’inci maddenin okunması tabii ki usule ilişkin bir işlemden ziyade esasa müteallik bir konudur.

Dolayısıyla bütün bu yetkileri, bütün bu görevleri İç Tüzük Başkana veriyor. Demek ki görevimin gerektirdiği hâllerden biri olarak bu maddelerin her birinde aslında bu zikrediliyor; bu, bir.

İkincisi: Tabii ki burada hiç kimsenin konuşmasına müdahale etmek ne arzusundayım ne de böyle bir görevim var bu İç Tüzük dışında. Biz, sadece bu Meclis çatısı altında âcizaneyi taciz etmeden, hakikaten milletimizin saygınlığına, hepimizin onuruna yakışır bir şekilde, Meclisimizin mehabetine yakışır bir şekilde güzel bir çalışma süreci yaşayalım diyoruz, tek istediğimiz bu. Ve bu noktada kürsüdeki her hatibin azami dikkati göstermesini, kürsüye çıkan her hatibe karşı Genel Kuruldaki saygıdeğer milletvekillerinin azami saygıyı göstermesini arzu ediyoruz. Tamamen niyetimiz buna ilişkindir ve bu bağlamda da bundan sonraki süreçte de diliyoruz ve umuyoruz, buradaki bütün hükümlerin… Tabii ki her hükmü uygulama zevkinde de değiliz ya da her hükmü uygulamak gibi böyle bir arzumuz, düşüncemiz yok. Ama, burada, karşılıklı anlayış içerisinde, içeriği sert ama üslubu uygun olan ifadelerle farklı farklı hakikatleri herkes kendi düşüncesi itibarıyla dile getirebilir, herkes kendi arzusunu yerine getirebilir ama bir başkası bir diğerine katılmak zorunda değil, saygıyla da dinlemek durumunda.

Dolayısıyla da sayın milletvekillerimiz, niyetimiz bundan ibarettir. Burada verimli bir çalışma esasının düzenlenmesi, devam etmesi… Bütçeye ilişkin insicamın bozulmaması adına hepimiz azami tutumu gösterelim diyorum. Tekrar, hepinize, tüm gruplara gösterdiğiniz hassasiyetten dolayı da ayrıca teşekkür ediyorum.

Bu bağlamda da tutumumda bir değişiklik olmadığını ifade ediyorum.

II.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/529) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 118) (Devam)

2.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/297), 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2014 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/32), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 208 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/33), 2014 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/34), 2014 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/35), 2014 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/36), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan Kalkınma Ajansları 2012 Yılı Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/28), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2013 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/31), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2014 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/37) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 119) (Devam)

 

A) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına ikinci söz Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’e aittir.

Sayın Önder’i kürsüye davet ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz de yirmi dakikadır.

Buyurun Sayın Önder.

HDP GRUBU ADINA SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli üyeler; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ayhan Bilgen arkadaşımız Hazreti Ali’nin (RA) bir sözüyle bitirmişti, onun devamıyla başlamak istiyorum. O sözün devamı, o komutana telkin ve tavsiyesi şöyle devam eder, savaşacağı insanlara dair, o savaş, savaşın ahlakı, kendi içinde savaşın hukuku bahsinde “Unutma ki karşındaki ya hilkaten eşin ya dinen kardeşindir.” der. Yani dini bile tek bir şey olarak almaz, bir insan olarak halk edilmiş olmanın bir hukuku olduğundan bahseder.

Sayın Başkanın son konuşmasına katılmamak mümkün değil, o öneri ve tespitleri yerindedir. Kendisi Anayasa ve İç Tüzük’ten aldığı yetkiyle buradaki müdahalelerini yaptığını söyledi fakat keşke Sayın Cumhurbaşkanı da Anayasa’ya ve anayasal kurumlara en az Sayın Meclis Başkan Vekilimiz kadar bağlı olsaydı. Malumunuz “Saygı da duymuyorum, uymayı da düşünmüyorum.” diye bir değerlendirmesi oldu.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) – Öyle demedi kardeşim ya!

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Şimdi, sevgili arkadaşlar, Orman ve Su İşleri Bakanlığının bütçesi hakkında konuşmaya, partim adına görüşlerimizi aktarmaya çalışacağım. Fakat, bunun için 2002’den bu yana AK PARTİ’nin gerek kuruluş bildirgesi gerek seçim beyannameleri gerek Hükûmet eylem programları ve Hükûmet programları bakımından kapsamlı bir araştırma yaptım bu konuşmaya hazırlanmadan önce.

Sürdürülebilir çevre ve ekoloji duyarlılığı bu partinin sadece kuruluş bildirgesinde var. Hemen onu takip eden Hükûmet programında izi tozu siliniyor, bir daha da ağza alınmıyor, bir pratik tutum olarak da herhangi bir Hükûmet icraatına sindiğini ya da onu etkilediğini görmüyoruz. Burada, malum, Orman Yasası, Mera Yasası ve Büyükşehir Yasası 24’üncü Dönemde görüşüldü. Biraz buradan ele almak istiyorum.

Şu anki Hükûmetin ve onun temsil ettiği siyasi çizginin, tutumunun özeti, kendilerinin “modern muhafazakârlık” olarak tanımladıkları şey neoliberal politikalarla, piyasacı neoliberal politikalar ile AB gerekleri, Avrupa Birliği mevzuatı arasına sıkışmış durumda. Bu on yıldan fazla süren Hükûmet serencamına baktığımızda insanlığın, sürdürülebilir bir çevrenin, ekolojik hakların ve diğer kültürel ve sosyal varlıklarımızın korunmasına dönük iyiymiş gibi gözüken tüm çabaların Avrupa Birliği mevzuatına uyum zorunluluğuyla getirildiğini görüyoruz ama pratik bir tutum söz konusu olduğunda süratle serbest piyasacı, neoliberal bir anlayışa kaydıklarını görüyoruz. İzlediğimizin, gördüğümüzün özeti bu.

Şimdi, Orman Yasası, Kıyı Yasası -kıyı ve sahilleri koruma yasası- limanlara dair yapılan düzenlemeler, Büyükşehir Yasası… Özellikle Büyükşehir Yasası görüşülürken muhalefet hep bir ağızdan bunun bir bölünme ve özerkliğe giden bir kapı açma hazırlığı olduğunu söylemişti. Halkımızın bir deyişi vardır: “Yârimin düşündüğü, dostlar başına.” denir. Ah, keşke öyle olaydı. Ne oldu? Büyükşehir Yasası’yla özellikle çevre ve büyükşehir kapsamı içerisine alınan meralar ve varsa ormanlık alanlar önemli bir mevzuat işleyişi bakımından belediyelere bağlandılar. Ama yine çevre açısından ele alacak olursak kamu, bu konudaki yükümlülüğünü belediyelere devretti fakat kaynak aktarımı konusunda sadece kendisine yakın belediyelere ve kendi makro politikasına uygun politikaları finanse etti, diğerlerini olduğu gibi ortada bıraktı.

Burada orman, ağaç, çevre söz konusu olduğunda sayın Hükûmet yetkililerinde, bunlarda travma oluşturan 2 tane büyük olay yaşandı: Birisi Gezi hareketeydi, diğeri de son, malum, Artvin Cerattepe’deki gelişimdi. Bu, Sayın Bakanı o kadar telaşlandırdı ki Sayın Başbakan ilk defa ve olumlu olarak “Ben oradaki sivil toplumu ve itiraz edenleri dinleyeyim.” dediğinde bu görüşmeyi sabote edecek geri adım atılmayacağını söyleyecek bir ön alma konuşması yaptı. Bu, en başta Sayın Başbakana dönük bir haksızlıktı ve aynı zamanda hadsizlikti çünkü siyasi sorumlu bu ülkede Başbakandır ama Bakan kendi kırmızı çizgilerini hatırlatan bir ön alma içerisine girdi. Bu kırmızı çizgilerin en başta geleni ne? Zannettiğiniz gibi maneviyat ya da muhafazakârlık değil, piyasacılık.

Millî Görüş hareketi, Millî Görüş hareketinden buraya kadar evrilen hareket… AK PARTİ öncüleri tarafından “Millî Görüş gömleğini biz çıkardık.” dendiğinde muhalefet hep onları riyakârlıkla suçlamıştı: “Hayır, siz aslında zihnen, bilinçaltı olarak Millî Görüşçüsünüz.” Hükûmet doğru söylüyordu. Gerçekten Millî Görüş ve millîliğe dair her şeylerinden soyunarak neoliberal bir politik hat üzerine oturdular.

Artvin’de ne oldu, oradan başlayalım. Sonra Gezi hareketinde ne oldu, ona bağlayacağız ve Millî Görüş hareketinden nasıl bütün bağlarını kopardıklarını, ideolojik olarak da pratik olarak da, bir birlikte görmeye çalışacağız.

Daha önce Millî Görüş… Benim yaş grubumda olan herkesin hatırlayacağı gibi, okullara giderken, böyle, nal gibi tablolarla karşılaşılırdı ve hepimizin çevre, orman, ağaç duyarlılığını artıran bir levhaydı. Ne diyordu o levhada, Fatih Sultan Mehmet Han’ın bir fermanı asılıydı, diyordu ki: “Ormanlarımdan bir dal kesenin başını keserim.”

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – İyi ki bu Bakan o dönem yaşamamış.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Sayın Bakanla muhtemelen aynı yaş kuşağındayız, belki bizden birkaç yaş büyüktür. Allah uzun ömür versin.

Şimdi, AK PARTİ bu Fatih Sultan fermanıyla bütün ilgisini kesti, Millî Görüş buna çok hassastı. Şimdi söyledikleri türkü “Baltalar elimizde, uzun ip belimizde, biz gideriz ormana hey, ormana.” Çünkü burada “Ormanlarımdan bir dal kesenin başını keserim.” fermanını unuttuk. “Onlara bir kötü söz söylerim.” dense, kriter olarak bu belirlense bu kötü sözden bile mahvolacak bu ülkede bir sürü bu neoliberal anlayışın yeşerttiği köksüz, yeni, hoyrat bir sermaye sınıfı var.

Cerattepe için savunma kabîlinden söyledikleri şeyler şunlar… Şimdi, Artvin halkının ve demokratik güçlerin başlattığı direniş Hükûmeti Gezi hafızasına döndürünce büyük bir vesvese peyda oldu ve yirmi beş yıldır altın madeni olarak kodlanan yeri bir anda bakır madeni yaptılar; gören, bilen gözlerin hiçbirinden kaçmadı bu. Peki, niye o altın madeni bakır madeni oldu? Hassasiyet siyanür konusundaydı, altın yerin altındaysa siyanür kullanılmadan çıkarılmaz, bakır için öyle bir zorunluluk gerekli değildir. Bir anda altını bakır ettiler “Con Ahmet”in devridaim makinesi gibi; bir şeyi sokuyorlar, başka bir şeye dönüştürüyorlar, bu konuda çok mahirler, haklarını teslim etmek lazım. Bundan dolayı bu yirmi beş yıllık ruhsat bir anda çevrildi. Tamamen gerçeğe aykırı bir beyan, Sayın Bakan biliyor, aslında biraz önce belki biraz günahını aldım, Başbakana diyorlar ki: “Ya, bu mızrak bu çuvala sığmaz, boşuna bunlarla görüşme çünkü kapalı galeri yapacağız.” Kapalı olamayacağını ilkokul düzeyinde matematik bilgisine sahip herkes bilir. 17 milyon ton bir rezervden söz ediliyor; hepsi altın değil, boşuna sevinmeyin, rezerv olarak böyle. Şimdi, 2 tonu…

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Demek ki bakır da varmış.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) - Tabii ki bakır var. Arkadaşlar, altın çıkarılırken bir sürü yan ürün çıkar ama bir maden adlandırılırken oradaki kullanılacak yöntem ve hâkim, hedef maden adıyla anılır yani yoksa, kömür de çıkar bu yapılırken, belki nasipliyseniz petrol de çıkar ama bütün çalışma esasları, ekipmanlar, altyapı altın madeni dediğinizde ona göre kurulur.

Şimdi, 2 tonu kabaca 1 metreküp olarak hesaplarsak ve 17 milyon tonluk bir rezervden bahsedersek, yer altında aşağı yukarı 8,5 milyon metreküplük bir alan oluşacak. Sayın Bakan, icrada çok çalıştığı için yani pratik olarak sahayı bildiği için Sayın Başbakana belki de bunu demeye çalıştı: “8,5 milyon metreküp biz orayı oyarsak yerin altından, hiçbir şey kalmaz. Dolayısıyla, sen, aman ha, bu çevrecilere ‘Kapalı yapacağız.’ falan deme.” Cengiz İnşaat da, adı geçen firma da bu duyuruyu aldı ve şöyle bir şey söyledi: “Buradan çıkacak boşluk ne olacak?” Artvin’i görenler bilirler, Artvin öyle düzlük bir yer değildir, topoğrafyası, coğrafyası çok inişli çıkışlı, bu yeryüzünün en cennet tasvir edilen bölgelerinden birisidir. Şimdi, “Ağaç kesimi yapmayacağız kapalı galeri olursa ve niyet olarak siyanür kullanmayabiliriz.” diyor ama “Kullanmayacağız.” diye ne bir taahhüde giriyor ne de sözleşmeyle bunun güvenceye alınmasını talep ediyor.

Peki, yalnız şöyle bir -adı üstünde- Ali Cengiz oyunu yapıyor Cengiz İnşaat: “Ağaç kesimi yapmayacağız ama heyelana neden olabilecek toprak 5 metreye kadar sıyrılacak.” Lütfen, tasavvur etmenizi istirham ediyorum hepinizden. Bu 5 metre toprak nasıl sıyrılacak? Sayın Bakana şöyle anlatayım: Yani, mesela, sizin başınızı tıraş edecekler. O zaman bu telleri de ağaç kabul edersek yani “Orayı kelleştireceğiz.” diyorlar, o da ayrı bir şey. 5 metreye kadar sıyırdın, buradan doğacak toprak -kaba bir hesapla- 385 bin metreküp. Bilmiyorum, Sayın Bakana bu rakamlar getirildi mi? Ben bu rakamları oradaki çevre örgütlerinin, çevreye duyarlı örgütlerin ve meslek odalarının dokümanlarından aldım. 77 bin metrekare, kabaca 378 bin metreküp, böyle bir şey. “Ülke ekonomisine katkısı yüzde 2.” diye iddia ediyorlar. Yani muhayyel hesap çünkü altın çıkacak mı, o kadar çıkacak mı? Ama bir an için kendilerinin maksimize ettikleri rakamda olduğunu düşünelim, yüzde 2. İşte, Millî Görüş’ten ayrılan en önemli bir nokta da burası.

Sayın Bakan zannetmem ki çevre ve orman konusunda… Biz o pratiklerini görmedik, görmediğimiz kadarıylasını söylüyorum yani aşağı yukarı beş yıldır beraber teşrikimesai yapıyoruz, iki günlük düşündüğüne hiç şahit olmadık biz, iki günlük. Bugün önümüze bu gelmiş, buna söz verilmiş. Adı geçen firmaya bakıyoruz, madencilik konusunda bir müktesebatı var mı? “…”(x) Hiç, eser yok. Madenden ben ne kadar anlıyorsam -getirin altın ile bakırı, ben birbirinden ayırt edemem- bu firma da o kadar anlıyor. İftira etmiyoruz. Firmaların kendileri ve iştigal alanlarıyla ilgili değerlendirmeleri vardır. Onlara baktığımızda bu firmanın madenle maden suyu içmek dışında bir alakalarına ben rastlamadım. Dolayısıyla, ne kadar hoyrat yaklaşacaklarını bu yüzde 2’lik hesapta görmüyoruz.

Çok basit bir şey söyleyeyim: “Çevreye zarar vermeyecek.” diyorlar. Dikkatinizi üçüncü havalimanı konusunda sayın Hükûmet sözcülerinin ve Sayın Cumhurbaşkanının yaptıkları değerlendirmelere çekmek istiyorum. Diyor ki: “Efendim, orası madenciler tarafından kelleştirilmiş, çoraklaştırılmış.” Öyle demedi mi Sayın Cumhurbaşkanı? Üçüncü havalimanının yapılma gerekçesi olarak, her birimiz onlarca defa bu değerlendirmeyi duymadık mı? Artvin’in geleceğini merak edenler, bu üçüncü havalimanı yerinin, daha önce, Artvin’i bile kıskandıracak yeşillikte bir orman vasfına sahip olduğunu sadece küçük bir Google taramasıyla görebilirler. Artvinliler sizde olmayan bu hassasiyetin sahibi oldukları için, kendi yurtlarının gelecekte ne hâl alacağını öngörebiliyorlar. Yaptıklarınız yapacaklarınızın teminatı çünkü.

Şimdi, hesap edilmeyen ne? Bunun toplumsal maliyeti. Bu kafa merkantilist bir kafa, tecirliği iyi biliyorlar: “Yüzde 2 ulusal ekonomiye katkısı, işte, şu kadar milyar dolar eder…” “Oo, haydi hurra!”

Şimdi, üstelik bu firmanın sahibinin, hepimizin muhterem ve müberra annelerimiz hakkındaki fikrini de bir vesileyle öğrenmiş olduk. Annelerimize bu rikkati göstermeyenin toprağa nasıl yaklaşacağını tahmin etmek güç değil.

Sayın Cumhurbaşkanı kalktı dedi ki: “Yavru Geziciler bunlar.” Pek sinirlendi. Hâlinden, beden dilinden, söylediğinin tınısından anlıyoruz ki Sayın Başbakanın görüşmesinden pek sinirlenmiş. Eğer Millî Görüş’le ufak bir ünsiyeti kalmış olsaydı, kurdun, kuşun, karıncanın hakkı da bu yüzde 2’lik değerlendirmenin içerisine dâhil edilirdi. “Millîlik” gibi görüşten vazgeçtim, eğer, sık sık atıf yaptığınız “yerlilik ve millîlik” gibi bir kaygınız olsaydı, siz, bunun ülkeyi nasıl çoraklaştırdığını, bu yılın ya da on iki yılın bütçesine böyle bir katkı yapacağını ama ileride bunun onulmaz ve yerine konulmaz zararlar getireceğini görebilirdiniz. Bugünü yaşayan, günlük yaşayan, kendinden emin olamayan… Niye bir insan kendinden emin olamaz? Yüzde 50 oy almışsınız. Hiç yüzde 50 oy almış bir partinin öz güveni var mı? Artvin’de ağacına, kuşuna, karıncasına sahip çıkan insanlardan bile bir darbe vesvesesi çıkaracak kadar sizi hassas olmaya iten şey, yaptığınız politikanın matah bir şey olmadığını, piyasacı, neoliberal bir yaklaşım olduğunu, bunun da gayriinsani bir şey olduğunu biliyor olmanızdan kaynaklanıyor.

Gezi’yi başka bir vesileyle konuşuruz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Birleşime otuz dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 14.16

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 14.52

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 51’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi söz sırası Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Mardin Milletvekili Erol Dora’ya aittir.

Buyurun Sayın Dora.

Sizin süreniz de yirmi dakikadır.

HDP GRUBU ADINA EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2016 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı kapsamında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bütçesi üzerinde Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, büyük ölçüde endüstrileşmiş bir dünyada enerji kaynakları siyasi, askerî ve ekonomik stratejileri belirleyen ana faktörlerin başında gelmektedir. Son iki yüz yıldır tüm büyük savaşların, uluslararası büyük ittifak ve siyasi hamlelerin temelinde büyük ölçüde, enerji kaynaklarına egemen olma isteğinin yattığı bilinmektedir. Bugün, dünyanın en önemli petrol ve doğal gaz rezervlerinin bulunduğu Orta Doğu’da hepimizin yakından takip ettiği büyük bir savaş sürmektedir. Hem Orta Doğu’nun hem de dünyanın siyasi dengeleri yeniden oluşturulmaya çalışılmakta, sınırlar, iktidar paylaşımları ve yönetim yeniden belirlenmektedir. Başta ABD, Rusya, Çin ve AB olmak üzere dünyanın en büyük ekonomilerine sahip emperyalist güçleri hesaplarını yirmi yıl sonrasını öngörecek enerji ihtiyaçlarına göre yapmaktadırlar.

Değerli milletvekilleri, olup bitenleri daha iyi anlamlandırabilmek için dünyadaki enerji kaynaklarının durumuna ve önümüzdeki on yıllarda enerji tüketimindeki öngörülere yakından bakmak gerekiyor. Bugün, dünya tükettiği enerjinin yüzde 87’sini petrol, doğal gaz ve kömür gibi fosil yakıtlardan karşılamaktadır. Birincil enerji kaynakları arasında stratejik konuma sahip olan petrol, 2013 verilerine göre dünya enerji talebinin yüzde 33’ünü, doğal gaz ise yüzde 24’ünü karşılamaktadır. Enerji kaynakları arasında nükleer enerji yüzde 4,5; hidroelektrik enerji yüzde 6,7 ve yenilenebilir enerji ise yüzde 1,9 oranında enerji talebini karşılayabilir durumdadır. Bugüne kadar çeşitli uluslararası kurum ve kuruluşlar, örneğin Uluslararası Enerji Ajansı, ABD Enerji Bakanlığı, BP, Exxon Mobil ve Gazprom tarafından yapılan birçok çalışmaya göre petrolün ve doğal gazın birincil enerji tüketimi içindeki payını uzun yıllar koruyacağı öngörülmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünyanın günlük petrol tüketimi 90 milyon varil olarak gerçekleşmektedir. Bunun ise yaklaşık 30 milyon varili Orta Doğu ülkelerince karşılanmaktadır. Dünya petrol rezervlerinin yüzde 56’sı Irak, İran, Katar, Kuveyt ve Suudi Arabistan’ı kapsayan Körfez ülkelerinde bulunmaktadır. Kanıtlanmış doğal gaz rezervlerinin ise yaklaşık olarak yüzde 43’ü Orta Doğu’da, yüzde 29’u Rusya ve eski Sovyetler Birliği ülkelerinde, yüzde 8’i Asya Pasifik ülkelerinde, yüzde 6’sı ise Kuzey Amerika’da bulunuyor.

Değerli milletvekilleri, Türkiye doğal gaz ihtiyacının yüzde 55’ini Rusya’dan sağlamaktadır, geriye kalan kısım ise İran ve Azerbaycan’dan tedarik edilmektedir. Rusya’dan alınan gaz miktarını kısa sürede başka bir alternatifle sağlamak mümkün değildir. Hâl böyle iken Hükûmet yetkililerinin “Alternatifsiz değiliz. Katar, Türkmenistan gazı var.” deyip, bu ülkelere seferler düzenleyip açıklamalar yapmaları kamuoyunu yanıltmak anlamına gelmektedir. 1990’lardan itibaren ne zaman Türkiye'nin enerji ihtiyacı söz konusu olmuşsa yetkililer hep hamasete başvurmuşlardır. AKP hükûmetleri dönemine baktığımızda ise Rusya’yla sıkıntı yaşanan her durumda Hükûmet yetkililerinin benzer açıklamalarını görmekteyiz. Tüm bu açıklamalarla “Büyük devletiz, taviz vermeyiz.” biçiminde duygular oluşturularak toplum manipüle edilmek istendi, ne var ki Türkiye enerjiyle her geçen gün Rusya’ya daha bağımlı hâle gelmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’de elektrik üretiminde alternatif olarak geliştirilen nükleer santral projesi de Rus şirketler tarafından yapılmaktadır. Örneğin, Akkuyu’da yapılacak olan nükleer santralin yüzde 51’i Rusya’nın olacak ve Rusya burada ürettiği elektriği alım garantisiyle Türkiye’ye satacaktır. Enerjide dışa bağımlı bir ülke olmamız çerçevesinde, son olarak Rusya’yla yaşanan uçak krizinden sonra da kaygıyla tanıklık ediyoruz ki AKP Hükûmetinin diplomatik hataları nedeniyle, Türkiye uluslararası alanda itibarsızlaşmakta ve eli kolu bağlı hâle gelmektedir. Petrol ve doğal gaz, bugünün dünyasında sadece arabamızda yakıt, kombimizde ısı kaynağı değildir. Dünya siyasetindeki dengeleri belirleyen önemli ekonomik, siyasi ve hatta askerî bir güç hâline gelmiştir. Bu bağlamda, AKP Hükûmetinin petrol ve doğal gaz gibi büyük ölçüde ithal ettiğimiz enerji kaynakları konusunda öngörülemez siyasi, diplomatik hamleler yapmak gibi bir lüksü bulunmamaktadır. Bu konuda Türkiye ve bölge halklarının yararına akılcı ve barışçı politikalara ihtiyaç vardır.

Değerli milletvekilleri, önemli başlıklardan birisi de hiç kuşkusuz madenlerdir. Türkiye’de madencilik faaliyetlerinin teknik altyapı yetersizliği, çalışma ortamının büyük ölçüde güvenlikten yoksun oluşu, Soma ve Ermenek facialarıyla hiçbir şüpheye yer bırakmayacak bir biçimde yüzlerce insanımızın canı pahasına bir kez daha kanıtlanmıştır. Soma’da 2014’te meydana gelen facia neticesinde 301 madenci işçinin kıyımını elbette basit bir iş kazası gibi görmek ve yaşanan durumu “kaza” kavramı üzerinden okumak, yaşamını yitiren işçilerimizin yakınlarına tazminat gibi iyileştirme çabalarından bahsetmekle yetinmek, madenlerde süregiden köle işçi koşullarının devam ettirilmesi anlamına gelmektedir.

Diğer hatırlanması ve belirtilmesi gereken bir nokta, Soma’da gerçekleşen facianın Hükûmet tarafından günümüzden bir asır önce farklı ülkelerde gerçekleşmiş benzer olaylarla karşılaştırılarak kamuoyuna sunulması, aslında ülkemizdeki maden işçilerinin yüz yıl önceki köle mantığıyla çalıştırıldıklarının da bir itirafıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’de maden ocaklarında meydana gelen patlamalar ve yangınlar konusuna ilişkin uzman örgütlerin raporları incelendiğinde, üretim yönetiminin gereklerinin tam olarak yerine getirilmemesi, üretim plan ve projesinin bulunmaması ve havalandırmadaki eksiklik ve aksaklıklar ilk sırada yerini almaktadır. Maden Mühendisleri Odasının konuyla ilgili raporunda da kazaların başlıca nedenlerini altyapı ve teknolojiyle ilgili önlenebilir sorunlardan kaynaklandığı, taşeronlaşma, özel sektöre devir politikaları, Hükûmetin ve bakanlıkların denetleme fonksiyonlarını da yerine getirmemesiyle birlikte işçilere yaşam odalarının bile çok görülmesi neticesinde toplu bir işçi kıyımına dönüştüğü açıkça görülmektedir.

Maden facialarından sonra gerekli önlemlerin alınması gerekçesiyle değiştirilen Maden Kanunu ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, maden kazalarının azaltılmasına yönelik Türkiye Büyük Millet Meclisinde kurulan komisyonun önerilerini, Soma faciasının araştırılmasına ilişkin Komisyon raporundaki tespitleri, TMMOB’a bağlı odaların olumsuzlukların çözümüne yönelik önerilerini dikkate almayarak bu amaca hizmet etmesinin çok uzağında bırakılmıştır. Bu bağlamda, Türkiye’deki maden işçilerinin çalışma koşulları ve maden ocaklarının teknik yeterlilikleri uluslararası alanda tartışılmaya açılmalı ve uluslararası standartlara evrilmelidir. Bu konunun ertelenemeyecek kadar can alıcı olduğunu tüm ülke olarak defalarca tecrübe etmiş durumdayız. Her an hatırımızda tutmalıyız ki AKP Hükûmetinin her seferinde övünç duyduğu, göklere erişen yüksek kulelerin, kurulan her bir ışıltılı AVM’nin, devasa büyüyen TOKİ’lerin, HES’lerin altında işçi emeği, işçi kanı ve işçi canı vardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanlığın faaliyet alanında yer alan bir diğer maden alanı, siyanürle çıkarılan madenlerdir. Bu konuda öncelikle Anayasa’ya atıfta bulunmak istiyorum. Anayasa’nın 56’ncı maddesinde herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı güvence altına alınmış ve çevreyi geliştirme, çevre sağlığını koruma ve çevre kirlenmesini önlemenin devletin ve vatandaşların ödevi olduğu öngörülmüştür. Ayrıca, 2872 sayılı Çevre Yasası’nın 1’inci maddesinde yasanın amacının, çevrenin korunması, iyileştirilmesi, kırsal ve kentsel alanda arazi ve doğal kaynakların en uygun biçimde kullanılması ve korunması, su, toprak ve hava kirliliğinin önlenmesi, ülkenin bitki ve hayvan varlığı ile doğal, tarihsel zenginliklerinin korunarak bugünkü ve gelecek kuşakların sağlık, uygarlık ve yaşam düzeyinin geliştirilmesi ve güvence altına alınması için yapılacak düzenlemeleri ve alınacak önlemleri, ekonomik ve toplumsal gelişme erekleriyle uyumlu olarak belirlemek ve hukuksal ve teknik esaslara göre düzenlemek olduğu belirlenmiştir.

Değerli milletvekilleri, siyanürle maden üretimi konusunda ortaya çıkacak tehlikenin yalnızca siyanürden kaynaklanacak bir tehlike olmadığı anlaşılmaktadır. Kanser yapıcı ağır metaller olan arsenik, cıva, kurşun gibi zehirli maddelerin açığa çıkarılarak topluma uzun yıllar boyunca yer altı sularıyla ulaştırılması sonucu insanlar ve diğer canlılar üzerinde bırakacağı etkiler ile on-on beş yıl sonra ortaya çıkacak kanser olayları hafife alınmaktadır.

Ulusal Patoloji Kongresi’nde sunulan verilere göre, kanser son kırk yılda ölüm nedenleri arasında 2’nci sıraya yükselmiştir. Yine, verilere göre, Türkiye 2012 yılında kanser ilaçlarına yaklaşık 457 milyon TL ödemiş bulunmaktadır. Bu rakam, Sağlık Bakanlığının 2012 bütçesinin yaklaşık beşte 1’ine denk düşmektedir.

Ayrıca, madenin işletilmesi süresince patlama nedeniyle gürültü kirliliği ve ağır metallerin havaya karışması sonucu hava kirliliği ortaya çıkmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu anlamda kamuoyuna yansıyan son örnek, Artvin Cerattepe’de Cengiz Holding tarafından açılmak istenen siyanürlü maden işletmesine karşı Artvin halkının ve yaşam alanı savunucularının gösterdiği büyük direniştir. Artvinliler ağaçları kadar şehirlerine, geleneklerine, kültürlerine, sağlıklarına, sağlıklı su ve havaya erişim haklarına, dağlarına ve yaban hayvanlarına, kısacası hem maddi hem manevi yaşam alanlarına sahip çıktılar. Burada Artvin halkının bu duyarlılığını bir kez daha selamlıyoruz.

Altını çizerek belirtmemiz gerekir ki doğaya ve insana yarardan çok, zarar sağlayacak, öncelikli olarak etrafında yaşayan insanların rıza göstermediği, amacı, müşterek refah değil, kişisel çıkar olan her türlü maden faaliyetine, her türlü rant projesine karşı durmak meşrudur ve çevreye duyarlılığın bir tezahürüdür. Güvenlik güçlerinin, Artvin halkının yaşam alanlarını savunmasına ilişkin geliştirdiği saldırılar kesinlikle kabul edilemez. Zira, hukuki sürece riayet etmeyen, Artvinliler değil, şirket ve ardındaki siyasi iradedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cengiz Holding, Artvinlilerin, Rize İdare Mahkemesinde 2014 Aralık ayında kazandığı davayı Danıştaya taşımıştı. Danıştay, bu yürütmeyi durdurma talebini reddetmiş, böylece şirketin Cerattepe’ye çıkma dayanağı tamamen ortadan kalkmıştı. Danıştay, davanın esasını değerlendirmeyi henüz sonuçlandırmamışken yürütmeyi durdurmama kararını kendisi için olumsuz bir sinyal olarak gören şirket, yeni bir ÇED için Çevre Bakanlığına başvuru yaptı. Böylece, şirket, yasal boşluklardan faydalanmak yoluyla Çevre Bakanlığından yeni bir ÇED olumlu kararı alarak Artvin’e dönüş yaptı. Bu süreci anlatmamızın sebebi, Çevre Bakanlığının çevreye karşı, yaşam alanlarına karşı ne denli acımasız yaklaştığını bir kez daha ifşa etmektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ÇED raporları Türkiye’de amacından saptırılmıştır. Çevresel etki değerlendirmesi, formalite bir aşamaymış gibi ele alınmakta, çevrenin her türlü talanına alet edilmektedir. Yale Üniversitesinin her yıl güncellediği Çevre Performans Endeksi’ne baktığımızda, Türkiye'nin, doğa koruma kategorisinde 180 ülke arasında 177’nci sırada kaldığını görüyoruz. Biyoçeşitliliğin bu kadar zengin olduğu bir ülkede doğaya karşı bu kadar acımasız olmanın anlamı nedir, buradan Sayın Bakana bir kez daha sormak istiyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; enerji kaynaklarının nispeten küçük bir bölümünü oluşturan kaynaklardan birisi de hidroelektrik santralleridir. Türkiye’de yapımı biterek üretime geçen, yapımı devam eden ve yapılması planlanan yaklaşık 2.500 HES projesi mevcuttur. Bu HES projelerinin tamamının 2023’te tamamlanması öngörülmektedir. Bu santrallerin tümü tamamlanıp üretime geçtiğinde bile Türkiye’deki enerjinin sadece yüzde 5’ini karşılayacaktır, üstelik sadece yirmi beş ile otuz yıl için. Hidroelektrik santraller, yaratacağı sözüm ona ekonomik değer ile birkaç bireysel çıkar dışında yöre halkına hiçbir katkı sağlamamaktadır. Ekolojik dengeyi onarılamaz biçimde bozmakta, doğanın insana doğrudan sunabileceği sürdürülebilir ekonomik faydayı zaafa uğratmaktadır.

Diğer taraftan, HES alanında karşılaştığımız uygulamaların özelleştirmeci bir boyutu da var ancak HES yapım süreçlerini “özelleştirme”, “ranta açma gibi” ekonomi terimleriyle tanımlamak yeterli değildir. Bu sürecin adı, deyim yerindeyse, tam bir yağmadır; doğanın yağmasıdır, yaşam alanlarının yağmasıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; madenler ve HES’lerden bahsederken fütursuzca uygulanagelen bir kanundan, acele Kamulaştırma Kanunu’ndan söz etmek istiyorum. Bildiğiniz gibi, İkinci Dünya Savaşı öncesi Türkiye'nin savaşa girme olasılığı gözetilerek 1939 yılında çıkarılan acele Kamulaştırma Kanunu’yla savaş koşullarındaki acil askerî ihtiyaçların karşılanması için, Bakanlar Kuruluna, yurt savunması gerekçesiyle ihtiyaç duyulan taşınmazlara el koyma yetkisi verilmişti ancak AKP Hükûmeti “yurt savunması” adı altında çıkarılan yasayı âdeta yurdu talan etme yasasına dönüştürmüş; acele kamulaştırma, Türkiye’de kamu mallarını, nehirleri ve doğayı acele talan etme ve acele vurgun yapma yasası hâline getirmiştir. EPDK, enerji, madencilik, doğal gaz ve petrol sektörlerinde bu yetkiyi hiçbir yasal sınırlama ve denetim olmadan kullanmıştır.

Değerli milletvekilleri, tüm dünyada yeni ve yenilenebilir enerji teknolojilerine yatırım yapılırken AKP iktidarı, bunu göz ardı etmiş, yenilenebilir kaynaklardan biri olan jeotermal kaynaklar unutulmuş, rüzgâr ve güneş enerjisi teknolojilerinin geliştirilmesi ve kullanılmasında ülke geri bir noktada bırakılmıştır. Gelişmiş ülkelerde konut ısıtma ve soğutma sistemlerini jeotermal ısı pompalarıyla sağlama yolunda önemli çalışmalar yürütülürken, Türkiye’de bu konuda gözle görülür bir çalışma bulunmamaktadır. Bu bağlamda, Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü yeniden yapılandırılarak başta jeotermal kaynaklarımızın sevk ve idaresi olmak üzere diğer yenilenebilir kaynakların ülke ekonomisine kazandırılması konusunda çaba sarf eden, strateji ve politikaların oluşmasını sağlayan bilimsel ve teknolojik projelere katkı veren bir yapıya dönüştürülmelidir.

Değerli milletvekilleri, enerjide dışa bağımlılığın azalması için ülkemiz koşullarına uygun yenilenebilir enerji konusunda bilgi üretimi ve teknolojiye yatırım yapılmalı, öncelikle bir ulusal enerji stratejisi ortaya konulmalıdır. Başta gaz alımı olmak üzere, uzun vadeli kontrat anlaşmaları yerine kontratların kısa zaman dilimleri içinde gözden geçirilebileceği bir sözleşme düzenlemesi yapılmalıdır. Türkiye Taşkömürü Kurumu ve Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu bünyesinde faaliyet yürüten işletmelerde redevans, hizmet alımı, devir gibi özelleştirme ve taşeronlaşmaya hizmet eden politikalar terk edilerek kömür işletmelerinin bu kamu kuruluşları eliyle işletilmesi sağlanmalıdır.

Ölümlü maden facialarına sıfır tolerans gösterilmeli, bu vakaların yaşanmaması için her türlü tedbir titiz bir biçimde alınmalıdır. Bu çerçevede, uluslararası iş güvenliği sözleşmelerine koşulsuz riayet edecek kapsamlı bir iç hizmet, mevzuat acilen hayata geçirilmelidir. Bakanlığa bağlı Türkiye Atom Enerjisi Kurumuna ilişkin önerimiz çok açıktır, nükleer santral kurma macerasından mutlaka vazgeçilmelidir. Madenlerinde işçilerin can güvenliğini korumaktan âciz bir yönetim anlayışının nükleer santralleri yönetmesi mümkün değildir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son olarak, doğa talanına ilişkin, Hükûmete çağrılarımızı yinelemek istiyorum. Her dağı, her taşı, her dereyi metaya ve kâra dönüştürebileceğinden zerre miktar şüphe duymayan, sözüm ona “kalkınma” adı altında üç beş sermaye elitini kalkındırmaktan başka bir amacı olmayan politikalardan bir an önce vazgeçilmelidir. Hiçbirimizin halkın ve doğanın yaşam alanlarını katletmeye hakkı yoktur. Özellikle, yerel yatırımlarda halkın rıza göstermediği projeleri merkezî kararlarla hayata geçirmekten vazgeçmeliyiz diyor, bu duygularla tekrar Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Grubumuzun bir meramı vardır. İç Tüzük 60’a göre pek kısa bir söz talep etmekteyim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Grubumuz adına Sayın Kadim Durmaz, uygun görürseniz…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Durmaz.

III.- AÇIKLAMALAR (Devam)

3.- Tokat Milletvekili Kadim Durmaz’ın, 3 Mart hilafetin kaldırılması ve eğitim öğretimin birleştirilmesiyle ilgili devrim yasalarının kabullerinin 92’nci yıl dönümlerine ilişkin açıklaması

KADİM DURMAZ (Tokat) – Sayın Başkanım, yüce Meclisin değerli üyeleri; bugün, cumhuriyetimizin en temel iki devrim yasasının kabulünün 92’nci yılı. Hilafetin kaldırılması, eğitim ve öğretimin birleştirilerek laik, çağdaş bir yapıya kavuşturulması, din işlerinin siyasetten ayrılması ülkemiz tarihinin en önemli dönüm noktasıdır. Eğitimi, hukuku ve yönetimi laik olmayan ülkelerin etnik, dinsel ve mezhepsel kargaşa ortamından kurtulmadıkları, yönetim aygıtlarının başka ülkelerin ve egemen güçlerin elinde olduğu, yakın coğrafyamızda acı bir şekilde görülmektedir. Ülkemizin kurucusu büyük Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, cumhuriyet rejimini salt bir yönetim aygıtı ve şekli olarak görmemiş, cumhuriyeti bir aydınlanma ve modernleşme projesi olarak değerlendirmişlerdir, bu yönde büyük devrimler gerçekleştirmişlerdir. Atatürk’ün 1 Mart 1924 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin Beşinci Yasama Yılı dolayısıyla yaptığı konuşma, nasıl bir ülke hedeflediğinin ve vizyonunun görülmesi, anlaşılması için ibret dolu bir konuşmadır. “Ulus, cumhuriyetin bugün ve gelecekte bütün saldırılardan kesin olarak ve sonsuza değin korunmasını istemektedir.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Durmaz.

KADİM DURMAZ (Tokat) – Hemen tamamlıyorum Sayın Başkanım.

“Ulusun isteği, cumhuriyetin, hiç zaman geçirilmeden denenmiş ve kanıtlanmış bütün temeller üzerine oturtulması diye biçimlenebilir. Kamuoyunun eğitim ve öğretimin birleştirilmesinden yana olduğu saptanmış olduğundan, bunun, hiç zaman geçirilmeden uygulanmasını gerekli görüyoruz.” demiştir. Çıkış yolumuzun fikri hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmek, bu neslin dışında, kindar bir anlayışın bilimselliğin ikamesi olamayacağını söylemiştir. Yolumuz, kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk ve değerli arkadaşlarının yoludur.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Durmaz.

II.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/529) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 118) (Devam)

2.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/297), 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2014 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/32), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 208 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/33), 2014 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/34), 2014 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/35), 2014 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/36), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan Kalkınma Ajansları 2012 Yılı Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/28), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2013 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/31), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2014 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/37) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 119) (Devam)

 

A) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına son söz, Batman Milletvekili Sayın Mehmet Ali Aslan’a aittir.

Sayın Aslan, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

Sizin de süreniz yirmi dakikadır.

HDP GRUBU ADINA MEHMET ALİ ASLAN (Batman) – Sayın Başkan ve Sayın Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

27 Şubatta hayatını kaybeden Sayın Necmettin Erbakan’a biz, Allah’tan rahmet diliyoruz ve Türkiye siyasetinde çok önemli bir çığır açtığına inanıyoruz. Onun fikirleri belki de bugünkü savaşı durdurabilecek nitelikteydi. Umarım, onun Türk-Kürt kardeşliğine, bütün Türkiye halklarının kardeşliğine dair önerileri ve çözüm metotları uygulamaya konulur.

Aynı şekilde, yine şubat ayında hayatını kaybeden, şehit edilen Malcolm X’e de Allah’tan rahmet diliyoruz. Malcolm X’in çok ibret verici bir sözü vardı, hepimizin belki de bugün ihtiyaç duyduğu, anlaması gereken bir söz: “Medyaya çok dikkat ediniz. Eğer medyanın her verdiğini alırsanız medya sizin zalimleri sevmenizi, mazlumlardan da nefret etmenizi sağlayabilir.” diyor.

Yine aynı şekilde, şubat ayı içinde hayatını kaybeden Yaşar Kemal’e de biz, Allah’tan rahmet diliyoruz.

“Enerji ihtiyacımız var mı?”, “Türkiye'nin enerji açığı var.”, “Elektriksiz mi kalalım?” gibi hemen her fırsatta kamuoyuna yansıtılan bu tabirlerin gerçek dışı olduğu, resmî üretim ve tüketim rakamlarıyla da gözler önüne serilen bir tablo var. Aslında, ülkenin bir enerji açığı olmadığı gibi, enerji fazlalığı söz konusudur. Şu anda üretilen enerjinin neredeyse yüzde 33 gibi büyük bir kısmını kullanmamaktayız. Buna rağmen, sürekli termik santral, HES, RES, nükleer santral ve diğer elektrik yatırımları yapıyoruz. Bunun nedeni acaba artık kendi topraklarını kirletmek istemeyen Avrupa’ya enerji satmak niyetiyle midir; bunu Sayın Bakanlara da soruyoruz.

Hasankeyf’le ilgili daha önce de konuşmuştuk, yine konuşacağız çünkü Hasankeyf, böyle bir elektrik enerjisi için bir baraj bahanesiyle yok edilecek, geçiştirilecek bir konu değildir. Anayasa’nın 63’üncü maddesine de aykırı bir şekilde bir kanun geçirilmiştir, aslında Anayasa’ya aykırı kanun çıkarmak için kalkan eller yargılanmalıdır ve yargılanacaktır. Çünkü sadece bunun hukuki değil, vicdani yönü de vardır, vicdani yönünü söyleyeyim size: Hazreti Ömer döneminde İslam topraklarına katılmıştır. Halid Bin Velid, Muaz Bin Cebel gibi, İyaz Bin Ganem gibi komutanların öncülüğünde birçok sahabe şehit olmuştur. Şu anda oranın sular altında kalması demek, bütün o mezar sahiplerinin sular altında gömülmesi demektir. Peygamber (AS)’ın bir hadisişerifi vardır: “Ölüye yapılan eziyet, diriye yapılan eziyet gibidir.” demektedir ve aynı şekilde yine bir hadis: “Ölünün kemiğine verilen zarar, dirinin kemiğine verilen zarar gibidir.” Onun dışında şu anda Hasankeyf’te yerli halk olarak yaşayanların annesi, babası, kardeşleri, akrabaları şu anda o mezarlarda yatmaktadır. O mezarların da hepsi sular altında kalacaktır.

Sizler elinizi vicdanınıza koyun ve sorgulayın. Yani sizin annelerinizin, babalarınızın, kardeşlerinizin, çocuklarınızın mezarına bir daha hiç ulaşamayacağınızı düşünün, deniz altında, su altında, baraj altında kalacağını düşünün yani bu, gerçekten sizin hoşunuza gider mi? O anlamda, bizim, Hasankeyf halkına sormamız gerekiyordu, referanduma gitmemiz gerekiyordu. Eğer demokrasiyse, hukuksa bu yolları tüketmemiz gerekiyordu.

Kamuoyu sürekli şu şekilde yanıltılıyor: “Hasankeyf taşınmıyor, Hasankeyf insanı taşınıyor.” Hasankeyf’te sadece sembolik birkaç tarihî eserin taşınması ihaleye verilmiş. Bunlardan biri Zeynel Bey Türbesi’dir. Sadece Zeynel Bey Türbesi, 16 trilyon liraya yani eski para, yeni para 16 milyon liraya taşınacak. Zeynel Bey Türbesi gibi binlerce tarihî eser vardır. Yani, siz bu binlerce tarihî eseri taşımaya kalkışırsanız altmış yılda elde edeceğiniz enerjinin katbekat daha fazlası para harcayacaksınız ki bütün Hasankeyf’i taşıyabilesiniz ve taşıma işlemi de çok risklidir yani dağılma, yıkılma, parçalanma ihtimali her zaman vardır.

Hasankeyf’in tarihî yönünü bir tarafa bırakırsak, sadece maketini yapmaya kalkarsak yine de barajın sağlayacağı enerji gelirinden katbekat daha fazla bir gelir harcamamız gerekiyor. Altmış yıl sonrasını düşünelim. Altmış yıl sonra torunlarımıza ne enerji kalacak ne de Hasankeyf. Yani, altmış yıllık bir enerji için, gerçekten, Hasankeyf gibi antik bir yerin yok edilmesi, akıl ve izanla bağdaştırılacak bir şey değil.

Şu anki Hasankeyf bu ve resmî makamların son çizimlerine göre de barajdan sonraki hâli bu. Yani, dünyaya, torunlarımıza biz bunun hesabını nasıl vereceğiz?

Ben geçen de söyledim, ben inanıyorum ki zorla da sular altında bırakılsa bile, birkaç yıl sonra büyük bütçeler harcanarak yine Hasankeyf’i su altından kurtarma projeleri için bu sefer hükûmetler gereğini yapacaktır, Meclis yine bu şekilde Hasankeyf konusunu gündem yapacaktır. Hasankeyf, sadece Zeynel Bey Türbesi’nden ibaret değildir, sürekli olarak Zeynel Bey Türbesi’nin taşınacağından söz ediliyor ama gördüğünüz gibi burada irili ufaklı binlerce tarihî yapı vardır. Hasankeyf halkı ve tarihî eserlerle ilgili duyarlılıkları olan insanlarımız sürekli olarak Hasankeyf’te Hasankeyf için gösteriler yapmaktadır. Sayın Bakan Bey, bunu da iyi görün lütfen, halk istememektedir. Bir halkın coğrafyasında, köyünde, toprağında yapılacak yatırımlar için o halkın mutlaka rızasının alınması lazım çünkü onlar orada yaşıyor. Burada da yine gördüğünüz gibi, sayın bakanlar müze açılışı falan yapmıyor, Hasankeyf gibi tarihî, antik bir kenti sular altında bırakmak için bir açılış merasimi yapılıyor. Bu, günün birinde komedi ile ilgili eserlerde mutlaka yer alacaktır.

Hasankeyf’in bir özelliği daha: On iki bin yıllık bir geçmişe sahip olan Hasankeyf, hem suyun hem havanın ve değişik iklim koşullarının aşındırması sonucu doğal bir güzelliğe kavuşmuştur yani burada sadece tarih de değil, doğal bir güzellik var; dünyanın hiçbir yerinde bu güzelliği bulamazsınız. Ve UNESCO dünya kültür mirasında 10 kriterden 9’unu taşıyan dünyadaki tek yerleşim birimi Hasankeyf’tir. Onlarca medeniyet gelip geçmiştir Hasankeyf’ten ama Hasankeyf’i yıkmamıştır, Moğollar bile yıkmamıştır; yıksaydı bugün binlerce yıllık o kent bugüne ulaşmazdı. Moğolların yıkmadığını bizlerin yıkması, utanç verici bir durum olur, Türkiye’ye de yakışmaz, bu Meclise de yakışmaz, bu Hükûmete de yakışmaz.

Yine, Hasankeyf, sürekli “Hasankeyf” diyoruz çünkü Hasankeyf, sadece “Enerji elde ederiz.” bahanesiyle yok edilmemesi gereken bir yerdir, endemik hayvan türleri, bitki türleri vardır, onlar da yok olacaktır; o, ayrıca bir cinayettir. Biz, çevreye, ekolojiye, tarihe, kültüre değer vermek zorundayız ve bunu biz Mecliste, bütün Türkiye halklarına ve dünya halklarına göstermek zorundayız.

Dicle Nehri, maalesef, bu aralar -özellikle Cizre’den geçen Dicle Nehri’ni kastediyorum- kanla bulanmış durumda. Cenazeler, sivil cenazeler, valiliğin, il özel idaresinin iş araçlarıyla cenazeler oraya dökülmekte. Cenazelerin uzuvları, Dicle’de su yüzüne çıkmaktadır. Bu da -dün Cizre’den geldim- bu gördüğünüz yıkılan inşaatlar, tanklarla toplarla yıkılan inşaatlar, kepçelerle Dicle Nehri’ne boşaltılıyor; Sayın Bakan Bey, bu konuda bir an önce girişimlerde bulunmanızı rica ediyoruz. Sadece, sadece bu beton değil, işte patlamış ve patlamamış cisimler var; bu, bir tanka ait patlamamış bir mermi; dün bunu çektik. Bunlar da, Dicle Nehri’ne dökülüyor. Hem Dicle Nehri’ndeki canlılara zarar veriyor hem Irak, Suriye’ye giden tarafında insan hayatını da, yaşamını da tehlikeye sokuyor.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Terör örgütünün mermilerini çekmediniz mi?

MEHMET ALİ ASLAN (Devamla) – Yine, bunlar, orada görüntülediğimiz inşaatlarda, muhtemelen, Avrupa’dan, Amerika’dan alınmış bir çeşit gazlar; bunlar da maalesef, o Dicle Nehri’ne dökülüyor ve şu anda da sokaklarda bunlardan görmek çok mümkün. Bu konuda da bakanlar gereken tedbirleri, Hükûmet gereken tedbiri almalıdır.

Türkiye Su Enstitüsüne de biraz değinelim. Tabii, unutmadan şunu da söyleyeyim: Enerji için alternatif enerji yolları var, GES var, güneş enerjisi santralleri sistemi. Türkiye’nin güneydoğusu, Türkiye’de en fazla güneş alan yerdir; Urfa, Mardin, Diyarbakır, Batman. Hasankeyf Barajı iptal edilip bu güneş enerjisinden Hasankeyf’ten katbekat daha fazla enerji üretimi sağlanabilir. Hem kimseye zararı yok hem de herkese faydası olacaktır. Bu tür enerjiler üzerinde yoğunlaşılmalıdır. Birçok Avrupa ülkesi doğru dürüst güneş görmüyor ama birçok yerde güneş enerjisi sistemi kurmuşlar, birçok yerde işte havayla enerji elde etme sistemi kurmuşlar.

Türkiye Su Enstitüsü, uluslararası sözleşme ve kuruluşların paralelinde bir bilgi üretmek, bu bilginin en yaygın biçimde dolaşıma girmesini sağlamak, kamuoyu ve toplumu bilgilendirmek, Hükûmetin ve ilgili kamu kurumlarının yanlış politikaları karşısında durmak gibi görevlerle de yükümlü olmalıdır.

Yine aynı şekilde, değindiğimiz gibi, özellikle bazı fabrikaların, birçok fabrikanın kimyasal atıkları akarsulara doğru yönlendirilmektedir. Bununla ilgili tedbirler acilen başlatılmalıdır.

Yine Türkiye’nin COP21’i imzalayarak üstlendiği sorumluluk dikkate alındığında, Türkiye’nin karbon salımını azaltmak için benimsediği politikaları biz merak ediyoruz. 2014 Yılı Sayıştay Denetim Raporu’nda Ceylânpınar bölgesi yer altı suyunun modellenmesi ve yönetim planının hazırlanması işinde mevzuata uyulmadığı belirlenmiştir. Bu konuda idarenin sorumluluğu konusunda bir işlem yapılmış mıdır; onu da öğrenmek istiyoruz.

Yine AB müzakere sürecinde olan Türkiye’nin su mevzuatının, AB Su Çerçeve Direktifi’ne göre düzenlenmesi için herhangi bir misyon ve çalışması bulunmakta mıdır? Biz bunların da kamuoyuna bir şekilde açıklanmasını istiyoruz.

Su kaynaklarının bilinçsiz tüketilmesinin önüne geçilmesi için Bakanlık tarafından yürütülen çalışmalar konusunda bilgi istiyoruz.

Türkiye genelinde şu an hizmete açılmış kaç HES bulunmaktadır? Hâlihazırda işler durumda olan HES ve barajların yeterli enerjiyi sağladıkları, ülkede enerji eksikliği değil fazlası olduğu konusundaki bilgilerle ilgili gerçek istatistikler istiyoruz.

Yaşam alanlarına büyük zararlar veren HES’ler, barajlar, maden ocakları ve diğer alanlarda bugüne kadar sürdürülen yanlış uygulamalar yerine Bakanlığınızın ekolojik dengeyi ve insan yaşamını merkezine koyan yeni bir çevre anlayışı olacak mıdır? Onu da merak ediyoruz.

Ve kısa bir şeye değineceğim. Biz bölgedeyken, böyle, Ankara’da hep fezlekeler konuşulmuş. Benim hakkımda da iki tane fezleke, yani fezleke demeye utandığım aslında, belgeler… İkisi de kaldırımda yürümediğim için. Biz arkadaşlarla eş başkanlarımızın görevden alınmasını yolda yürüyerek protesto ederken bizi uyarmışlar, milletvekillerini, “Kaldırımdan yürüyün.” diye, biz de yürümemişiz, onlar da kalkmış demiş ki: “Bundan dolayı yasama dokunulmazlığının kaldırılmasını talep ediyoruz.” Şimdi, Türkiye halkı zannediyor ki “Ya, bu fezlekelerde ne var? Acaba bunlar ne cinayet işlemiş, ne cürüm işlemiş, ne yolsuzluk yapmış, ne hırsızlık yapmış?” Öyle bir şey yok ha; ayakkabı kutusu, para sayma makinesi falan bulunmadı evimizde. “Niye kaldırımdan yürümüyorsun?” Ve birinde de -hepinize verebilirim- polislere dedim ki: “Sizlerin de ölmesini istemiyoruz. Biz sizler için de buradayız.” Onlar da burada yer almış. Bunlardan dolayı hakkımızdaki yasama dokunulmazlığının kaldırılması talep ediliyor.

Ben bunlarla iftihar duyuyorum. Her zaman, polis olsun, gençlerimiz olsun, çocuklar olsun, kim olursa olsun, ölmemesi için biz her zaman demokratik eylemlerimizi yapacağız; yeri geldi mi kaldırımlarda yürüyeceğiz, yeri geldi mi sokaklarda, caddelerde. Ama bunu hazırlayanlar ve bunu hazırlayanlara zemin sunanlar için bu vesikalar büyük bir utanç kaynağı olacaktır. Ben bunları çerçeveletip odama asacağım. Hepinizi de çay içmeye beklerim. Bunlar, benim için ve arkadaşlarımız için medarıiftihar belgelerdir.

Batman Valisine de buradan bir şey söylemek istiyorum: Hem Figen Yüksekdağ Eş Başkanımızın hem Selahattin Demirtaş Eş Başkanımızın mitingini iptal ettiler, izin vermek istemediler. Yürütmeyi durdurma için başvurduk, yürütmeyi durdurma talebi de reddedildi. Ama, sağ olsun Batman halkı, 50 bin kişiyle yürütmeyi durdurmuştur. (HDP sıralarından alkışlar) Batman Valisi, milletvekilinin nereden yürüyeceğine karar vereceğine, polislerle bize plastik mermi sıktıracağına, gaz sıktıracağına… Batman ili geçen yıl sınavlarda Türkiye'de sondan 2’nci il olmuştur -yani 80’inci il olmuştur- bu konuda önlem alacağına, eğitimi güçlendireceğine, barış isteyen öğretmenleri, eğitimcileri de görevden alıyor, haklarında soruşturma ve takibat başlatıyor.

Yine, geçen yıl Batman, yine 81 il içinde işsizlik anlamında 2’nci sıradaydı. Sayın Mehmet Şimşek Batmanlıdır, hem Maliye Bakanlığı hem Ekonomi Bakanlığı yapmış hem şu anda Devlet Bakanı. Orada halkın taleplerini görmezden gelip bastıracağınıza lütfen Batman için bir şeyler yapın; işsizlik için çözüm önerilerinizi görelim; eğitim için, öğretmenleri görevden alacağınıza öğretmen ataması yapın. Aynı şekilde Mardin’de ve Türkiye'nin birçok yerinde görevden alınan birçok öğretmen ve memurun gerekçesinde “Ankara patlamasını kınadıkları için, barışı istedikleri için -tırnak içinde- bunlar terör örgütü üyesi olmuş.” diyor. Yani, bunlar ayıptır, yazıktır.

28 Şubatı geçen hafta geride bıraktık. 28 Şubatta başörtüsü için yürüyen öğretmen arkadaşları, üniversitelerde ceza alan arkadaşları şu anda bu Hükûmet yargılıyor, işten atıyor. Bu gerçekten bu Hükûmete yakışmaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ALİ ASLAN (Devamla) – Nasıl ki 28 Şubatın hesabı soruluyorsa, günün birinde bunların da hesabı sorulacak.

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Terör ile 28 Şubatı bir tutamazsın, karşılaştıramazsın, ikisi çok farklı.

CİHAN PEKTAŞ (Gümüşhane) – Sorarsınız, sorarsınız!

MEHMET ALİ ASLAN (Devamla) – Biz sormasak da Allah soracak. Biz Allah’a inanıyoruz, güveniyoruz ama sözde değil, özde. (HDP sıralarından alkışlar)

CİHAN PEKTAŞ (Gümüşhane) – Allah kime soracağını iyi biliyor.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Aslan.

Böylece, Halkların Demokratik Partisi Grubuna ait konuşmalar tamamlanmıştır.

Şimdi söz sırası Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna aittir.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına konuşan her konuşmacının süresi beş dakikayla sınırlandırılmıştır.

İlk söz Eskişehir Milletvekili Harun Karacan’a aittir.

Buyurun Sayın Karacan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA HARUN KARACAN (Eskişehir) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Gümrük ve Ticaret Bakanlığının bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığımız, ülkemizde gerçekleştirmiş olduğu düzenlemelerle, esnaf ve sanatkârımıza, tüccarımıza, kooperatiflere, gümrük uygulamalarına, genç girişimcilere, üreticiden tüketiciye kadar her kesime yenilikler getirip büyük katkı sağlamıştır.

Ülkemizde her sektörde faaliyet gösteren ve 7 milyondan fazla vatandaşımızın ortak olduğu 56 bin kooperatif bulunmaktadır. Kooperatiflerin işlemlerini kolaylaştıracak elektronik uygulamalar ile Kooperatif Bilgi Sistemi Projesi hizmete girmiştir.

Ticaret hayatımızın reel durumunun ortaya konulabilmesi için gayrifaal ya da münfesih durumda olan anonim, limitet şirket ve kooperatiflerin kısa yoldan tasfiyesi de sağlanmıştır.

MERSİS Projesi, ticaret sicili kayıtları ile şirket kuruluş ve ticaret sicili işlemlerinin elektronik ortamda, belli standartta ve modern bir şekilde yapılabilmesi amacıyla, 238 ticaret sicili müdürlüğünde uygulama başlamıştır. Anonim şirket ortaklarına elektronik ortamda Genel Kurula katılma imkânı sağlanmıştır. Sebze ve meyve ticaretinin izlenmesi ve kayıt altına alınması amacıyla hal kayıt sistemi kurulmuştur. Ürünlerin pazarlanmasında yeni bir sistem olan lisanslı depoculuk çeşitli illerimizde uygulanmaya başlamış. Ayrıca yeni bir sistem olan lisanslı depoculuk da gerçekleştirilmiştir. Lisanslı depolara yönelik olarak vatandaşımızın ödediği kiranın da yarısı devlet tarafından karşılanmaktadır. Lisanslı depoculukta elektronik ürün senedi uygulamasına da geçilmiştir.

Başbakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu, tarım piyasalarının uzun süredir beklediği ürün ihtisas borsasının birkaç ay içerisinde kurulacağı müjdesini de vermiştir. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin ve ticaret borsalarının da içinde yer alacağı bu yeni yapının piyasaları artık daha etkin hâle getireceği de kesindir.

6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’la esnaf ve sanatkârlarımıza birçok yenilik getirilmiş ve bu yasa da geçtiğimiz yıl yürürlüğe girmiştir. Bunlardan biri, alışveriş merkezlerinde esnaf ve sanatkâr işletmecilerine, rayiç bedel üzerinden kiraya verilmek üzere, toplam satış alanının yüzde 5’i oranında yer ayrılmasıdır. Diğeri ise, alışveriş merkezlerinde, geleneksel, kaybolmaya yüz tutmuş meslekleri icra eden esnafımıza verilmek üzere toplam satış alanının en az binde 3’ü oranında da yer ayrılacaktır.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; esnaf ve sanatkârlara Halk Bankasından kullandırılan kredilerin bakiyesi Ocak 2016 itibarıyla 16,5 milyara ulaşmış durumdadır. 2002-2015 döneminde yaklaşık 1 milyon 220 bin esnaf ve sanatkârımız 50 milyar TL kredi kullanmıştır.

Sayın Başbakanımızın öncülüğünde Bakanlar Kurulu kararıyla esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri kredilerine ilişkin önceki yıllardan farklı olarak da iki yeni imkân getirilmiştir. Birincisi, esnaf ve sanatkârlarımız, makine, ekipman, demirbaş alımları, iş yeri modernizasyonları için 30 bin TL’ye yakın faizsiz kredi kullanabilecektir. İkincisi ise, KOSGEB Girişimcilik Destek Programı’nı bitiren, başvuru tarihinde 30 yaşını aşmamış olan genç girişimciler 100 bin TL’ye kadar faizsiz kredi kullanabileceklerdir. Bu kapsamda şu ana kadar 5.060 kişi 146 milyon TL kredi kullanmıştır. KOSGEB destekleri kapsamında 2015 sonu itibarıyla 9.206 esnafımız da 86,5 milyon tutarında destekten yararlanmıştır.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan iyileştirmeler doğrultusunda, toplumumuzun belkemiğini oluşturan esnafa, tüccara, tüketiciye, kooperatiflere, genç girişimcilere, halkımıza daha iyiye yönelik uygulamalar yoğun bir şekilde devam ediyor, bundan sonra da devam edecektir. Burası milletin kürsüsü, biz de milletimiz için buradayız.

Sözlerime son verirken, 2016 yılı bütçesinin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. AK PARTİ Grubumuz adına hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Karacan.

Şimdi, grup adına ikinci söz Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız’a aittir.

Buyurun Sayın Altunyaldız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulumuzu ve aziz milletimizi saygıyla ve hürmetle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, küresel ticaret ile ülkelerin ekonomik konumu, gücü, zenginlik ve refahı arasında çok önemli bir ilişki var. Özellikle G20 ülkelerine bir baktığımız zaman, küresel hasılanın yüzde 85’ini G20 ülkelerinin ortaya koyduğunu, yine, küresel ticaretin yüzde 80’inin G20 ülkeleri tarafından gerçekleştirildiğini görüyoruz.

Ayrıca, özellikle 1960’lı yıllarda toplam küresel hasıla içerisinde yüzde 9-10’lardayken küresel ticaretin payı, bugüne geldiğimizde yaklaşık yüzde 25’lere gelmiştir. O hâlde ülkelerin zenginliği ve refahı ile küresel ticaret arasında doğrudan bir ilişki vardır.

Ülkemizin bir taraftan üretim ülkesi -üretim bilgi ve becerisiyle, onun derinliğiyle- diğer taraftan da bir ticaret ülkesi olma zorunluluğu vardır ve bu kapsamda AK PARTİ hükûmetleri döneminde özellikle ticarete dönük parametremizde bize iki husus öncülük etmiştir ve yön vermiştir. Bunlardan birisi hız, diğeri güvenliktir.

Evet, bir ticaret içerisinde çok farklı aktörler vardır. Bu aktörlerin bir kısmında hızı dikkate almak ve küresel arenada rekabetçi olmak zorundasınız, ticaret erbabının önünü açmak durumundasınız, küresel aktör olması için ona her türlü desteği vermek zorundasınız; ama diğer taraftan da içerideki üreticileri korumak, tüketicilerin sağlık ve güvenliğini korumak ve aynı zamanda üreticilerin de önünü açmak durumundasınız. İşte, iki hususu dengelemek durumundayız; hız ve denge. AK PARTİ hükûmetlerinin çalışmalarında bu iki unsur öne çıkmış ve bunlar üzerinde yürümüşüzdür.

Değerli arkadaşlar, bir ticarette üretim bandından nihai tüketiciye ulaşana kadar tüm süreçleri yönetemezseniz ticareti yönetemezsiniz. Ticaret bir arz zinciri yönetimidir. Arz zincirindeki tüm unsurları doğru yönetmek, entegre etmek, sistem kurmak ve sistem yönetmek durumundasınız. Bilişim sistemleri ile yönetim sistemlerini entegre etmek durumundasınız. O hâlde, anı değil tüm süreci yönetmek zorundasınız, filmin bir karesine değil tamamına odaklanmak zorundasınız.

AK PARTİ hükûmetleri döneminde sürdürülebilir, izlenebilir ve öngörülebilir bir ticaret hayatını milletimizle buluşturduk ve rekabetçi bir ekonominin küresel ticaretinde de önemli başarılar elde ettik. Bu kapsamda özellikle bilişim sistemleriyle entegre ettiğimiz sistemi yüzde 100 elektronik gümrük uygulamalarına geçirdik. Artık ticaret erbabı, gümrük gümrük dolaşmak yerine ofisinden tüm ticaretini gerçekleştirebilecek hâle geldi.

Diğer taraftan, risk yönetimine dayalı çalışma esasıyla denetleyeceğiniz, kırmızı hatta alacağınız, mavi hatta alacağınız eşyaları da, Çin’den çıkan eşyayı… Özellikle, özet beyan sistemiyle eşyaya ilişkin ve taşıyıcıya ilişkin tüm bilgilerin önden gelmesi sistemini kurmak suretiyle, eşyaya dair muameleyi önceden görmek durumundasınız.

Yine, diğer taraftan, değerli arkadaşlar -ticaret hayatında bir paradigma değişikliğidir, ezberi bozan bir uygulamadır- artık ticaret erbabının gümrük gümrük dolaştığı bir çalışma hayatından, çalışma alışkanlığından, çalışma retoriğinden, ticaret erbabının bir anlamda hizmeti ayağına, bir anlamda yerinde sunan bir anlayışla “yetkilendirilmiş yükümlü” ve “yerinde gümrükleme” uygulamasını hayata geçirdik. Bu sayede, ticaret erbabını tüm işlemlerini ofisinden, deposundan, fabrikasından yapabilir duruma getirdik. Gümrüklemeyi ayağına getirdik ve orada yaptığı gümrüklemeyi transite kadar, nihai destinasyona kadar götürme imkânını getirdik.

Yine bu kapsamda, değerli arkadaşlar, AB ve EFTA ülkeleriyle ortak transit rejimini getirmek suretiyle 3 bina, 1 gümrük idaresiyle 32 ülkeyi entegre ettik ve tek beyannameyle, rekabetçiliği sağlayan ve zamanı minimize eden bir anlayışla, gümrük işlemlerini entegre ettik.

Sonuç itibarıyla, değerli arkadaşlar -evet, ticarette rekabetçilik, güven ve hız- bütün bu entegrasyonu sağlamak suretiyle gümrük işlemlerinde ilk…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – …otuz dakikada yüzde 34 yapılabilecek işlem hacmini ilk bir dakikada yüzde 64’e çıkardık ve aynı zamanda, değerli arkadaşlar -değerli Başkan, bitiriyorum- Ticaretin Kolaylaştırılması Endeksi’nde 2012’deki 62’nci sırayı 2014’te 46’ncı sıraya indirmek suretiyle 16 basamak birden yükselttik.

Evet, ticaret ülkesi ve rekabetçilik…

Hepinizi saygıyla sevgiyle ve hürmetle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Altunyaldız.

Şimdi söz sırası Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar’a aittir.

Buyurun Sayın Ulupınar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2023’te 2 trilyon dolar millî gelir ve 500 milyar dolar ihracat hedefiyle dünyanın 10’uncu büyük ekonomisi olma yolunda hızla ilerleyen Türkiye Cumhuriyeti’nin 64’üncü Hükûmetinin merkezî yönetim bütçe tasarısı görüşmelerinde Rekabet Kurumu bütçesi hakkında AK PARTİ Grubum adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, terörle mücadeleyi büyük bir fedakârlık ve azim içerisinde sürdürürken şehit olan güvenlik güçlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyor, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum.

3 Mart 1992 tarihinde TTK Kozlu Müessesesinde meydana gelen grizu faciasında kaybettiğimiz 263 maden şehidimize ve bütün maden şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum.

Dünyanın 10’uncu büyük ekonomisi olma yolunda ilerleyen ülkemizde yatırımlar hızlı bir şekilde devam etmektedir. Zonguldak’ımıza da Hükûmetimiz döneminde 6,5 katrilyonluk yatırım yapılmıştır, yapılmaya devam edilecektir.

Anayasa’nın 160’ıncı maddesi devlete, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alma, piyasalarda fiilî veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önleme görev ve sorumluluğu yüklemiştir. İşte, bu anayasal temele dayanarak ekonomik etkinliğe dayalı rekabetçi piyasa düzeninin tesisi, korunması ve geliştirilmesi suretiyle başta tüketici refahı ve toplumsal refahın artmasına hizmet edecek olan 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun 13/12/1994 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu kanun çerçevesinde teşkilatlanmasını tamamlayan Rekabet Kurumu 5/11/1997 tarihi itibarıyla fiilen faaliyetlerine başlamıştır. Rekabet Kurumu, 4054 sayılı Kanun’un 20’nci maddesine göre, mal ve hizmet piyasalarının serbest ve sağlıklı bir rekabet ortamı içinde teşekkülünün ve gelişmesinin temini ile bu kanunun uygulanmasını gözetmek ve kendisine verdiği görevleri yerine getirmek üzere kurulmuştur. Bu çerçevede, kuruluşundan bugüne değin kendisine intikal eden başvurular üzerine ya da kendiliğinden harekete geçmek suretiyle çeşitli sektörlerde faaliyette bulunan teşebbüsler hakkında inceleme, araştırma, soruşturmalar yaparak kararlar almış, gerekli durumlarda kanunda öngörülen cezaları uygulamıştır.

Ülkemiz ekonomisinde son yıllarda önemli gelişmeler yaşanmıştır. Nitekim, Rekabet Kurumunun ilk yıllarında, 1998 yılında yaklaşık 270 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklüğe sahip olan ülkemiz, gelinen noktada ekonomik yapısında serbestleşme sürecini büyük ölçüde tamamlamış ve dünyanın önde gelen ekonomilerinden biri olmuştur. Ulusal ekonominin eskiye göre daha rekabetçi, dış dünyaya daha açık ve serbest piyasa ekonomisinin tüm kurum ve kurallarıyla daha iyi işliyor olmasında rekabet kurallarına uyumun rolü büyüktür. Ekonomide piyasa mekanizması dışında gerçekleşen suni müdahaleleri bertaraf etme çabası içinde olan Rekabet Kurumu da bu istikamette çalışmalarına başarılı bir şekilde devam etmektedir.

Hükûmetimiz döneminde, özellikle tüketici haklarının korunması ve tekelleşmenin engellenmesine yönelik önemli adımlar atılmış ve atılmaya devam etmektedir. Serbest piyasa ekonomisinin işlerliğinin sağlanması noktasında dünya üzerinde pek çok ülkenin, denetim mekanizmalarını, idari ve mali açıdan özerkliğe sahip düzenleyici ve denetleyici kurumlar aracılığıyla gerçekleştirdiği açıktır. Bilindiği gibi, rekabet kurallarında temel olarak, en ağır rekabet ihlali olarak kabul edilen kartellerin ve diğer rekabet kısıtlamalarının önüne geçilmesi, hâkim durumda olan teşebbüslerin bu hâkimiyetlerini kötüye kullanmalarının engellenmesi ve piyasalarda rekabetin sınırlanması sonucunu doğuran yoğunlaşma işlemlerinin kontrol edilmesi esas alınmaktadır.

On dokuz yıllık faaliyet dönemi incelendiğinde, Rekabet Kurumu ve kurumun karar organı olan Rekabet Kurulunun toplamda 236 adet soruşturmayı sonuçlandırdığı ve bu soruşturmalar sonucunda rekabet ihlali gerçekleştirdiği tespit edilen teşebbüs ve teşebbüs birliklerine yaklaşık 2,5 milyar TL para cezası verdiği görülmüştür.

Bu on dokuz yıllık dönemde haklarında en çok soruşturma yürütülen ilk dört ana sektör grubuysa sırasıyla ulaştırma, gıda, tarım, yiyecek-içecek, inşaat malzemeleri ve ilaç, sağlık hizmetleri ve ürünleridir. Özellikle Rekabet Kurumu, on dokuz yıllık faaliyet dönemi süresince, piyasalardaki rekabetin önündeki engelleri kaldıran, tüketicilere ekonomik fayda sağlayan önemli karar ve uygulamaların altına imza atmıştır. Rekabet Kurumu, yine bu dönemde, uluslararası camiada örnek bir kurum olarak ülkemizi çeşitli platformlarda başarıyla temsil etmiştir. Diğer yandan, çevre ülkelerdeki rekabet otoritelerinin kurulmasında ve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZCAN ULUPINAR (Devamla) – …kapasitelerinin geliştirilmesinde de önemli görevler üstlenmiştir.

Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bütçenin ülkemize, milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ulupınar.

Şimdi söz sırası Zonguldak Milletvekili Faruk Çaturoğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Çaturoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA FARUK ÇATUROĞLU (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, muhterem hazırun; heyetinizi ve yüce milletimizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, Zonguldak Taşkömürü Kurumu Kozlu Müessesesinde 3 Mart 1992 tarihinde meydana gelen ve Türkiye'nin en büyük maden facialarından biri olan grizu patlamasında şehit olan 263 madencimizi minnet, rahmet ve şükranla anıyorum.

Değerli arkadaşlar, tüm ülkeler için enerji en riskli alandır ve yönetilmesi de risklidir çünkü dünya milletlerinin birbirine göbekten bağlı olduğu yegâne konu enerjidir. Ülkemizin kalkınması için ekonomik büyümeye, büyümek için üretim artışına, üretim artışı için ise daha fazla enerji ve ham madde tüketimine ihtiyaç vardır. Bundan dolayı, enerji ve ham madde ithalatından kaynaklanan artış da doğal olarak dış ticaret açığını ve cari açığı artırmaktadır. Bu sonuç, bizim yerli kaynaklarımıza ne kadar önem vermemiz gerektiğini bize apaçık bir şekilde göstermektedir.

Bizim olağanüstü petrol ve cevher rezervlerimiz yok, sömürgeci bir geçmişimiz olmadığı için fevkalade bir sermaye birikimimiz de yok. Kalkınmak için çok çalışmak ve sahip olduğumuz yer altı ve yer üstü kaynaklarını en etkin bir şekilde değerlendirmek zorundayız. Ancak, bu konuda, değerli arkadaşlar, hem iç hem de dış çevreler enerji ve maden cevherlerimizin çıkarılması noktasında ülkemizi engellemeye çalışmaktadırlar.

“Çevre korumacılığı” adı altında -ki ben samimi çevrecileri bunun dışında bırakıyorum- nükleer enerjiye, hidroelektrik santrallere, termik santrallere hayır diyorlar.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Nasıl oluyor samimi olan, samimi olmayan?

FARUK ÇATUROĞLU (Devamla) – “Yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelelim.” diyorlar ama “Rüzgâr ve jeotermal enerji bizim ilimizde de olmasın.” diyorlar. Bize kala kala güneş enerjisini bırakıyorlar.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'yi boydan boya, baştan başa güneş panelleriyle donatsak Türkiye'nin enerji ihtiyacını karşılamamız zaten mümkün değil. O zaman, kusura bakmayın değerli arkadaşlar, beş dakika bile elektrik kesildiğinde “Nerede bu Hükûmet, nerede bu devlet?” demeyeceksiniz, gaz lambasıyla ve mumla idare edeceksiniz.

Türkiye nükleer enerjiye sahip olmadan asla ve asla yoğun enerji tüketimi gerektiren sınai malların üretiminde maliyet kontrolünü sağlayıp uluslararası arenada rekabet edemez. Sadece Akkuyu santrali Türkiye'nin cari açığını 3 milyar dolar civarında aşağıya düşürecektir değerli arkadaşlar. Çok özendiğimiz Fransa, enerjisinin yüzde 77’sini nükleerden sağlamaktadır. Öte yandan Almanya, enerjisinin yüzde 37’sini de kömüre dayalı cevherlerden sağlamaktadır. Bizim de bu konuda almamız gereken daha çok yol vardır.

Her türlü engellemelere rağmen enerjide yenilenebilir ve yerli kaynaklara öncelik vererek enerji verimliliğini ve enerji çeşitliliğini sağlamaya devam edeceğiz. Yerli kaynaklarımız, linyit ve taş kömürü başta olmak üzere, desteklenecektir. Enerji üretiminde yerli kömürleri kullanan santrallere ilave desteklerin sağlanması Bakanlığımızca planlanmaktadır.

Birinci ve İkinci Dünya Savaşları, değerli arkadaşlar, petrol sebebiyle çıkmıştır. Bugün Suriye ve Irak’ta süregelen savaşlar basit bir savaş değil, yine enerji kaynaklıdır. ABD ve Rusya’nın bölgede ne işi vardır? PKK, PYD, IŞİD ve diğer terör örgütleri bu enerji savaşının sadece birer piyonlarıdır ve zamanları bitince kullanılmış bir kâğıt mendil gibi bir kenara atılacaklardır. Şahsi görüşümü söylüyorum, ben ne Sykes Picot’u ne de yeni bir paylaşımı bu bölgede kabul etmiyorum. Oyunu Türkiye açısından değerlendirmek durumundayız.

Peki, Türkiye’nin kalkınmasını istemeyen çevreler başka ne diyorlar? “Altın, gümüş, bakır cevherlerinizi çıkarmayın, çevre kirliliği yapar.” diyorlar. Ama biz kararlıyız, yerin üstünü koruyarak altında ne varsa çıkarıp değerlendireceğiz değerli arkadaşlar. Bütün bunları yaparken de Batı ne der, dünya ne der diye düşünmeyeceğiz, milletimiz ne der diye düşüneceğiz değerli arkadaşlar.

Hani, alkışlayan yok mu ya? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir) – Bravo Çaturoğlu!

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bravo!

FARUK ÇATUROĞLU (Devamla) – Anadolu’nun, Trakya’nın, Mezopotamya’nın, bu coğrafyanın çocuklarını…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FARUK ÇATUROĞLU (Devamla) – …hiç kimseye ezdirmedik, ezdirmeyeceğiz. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Bu vesileyle, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın ve diğer bakanlıklarımızın 2016 bütçelerinin hayırlı hizmetlere vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan temenni ediyor, hepinize sevgi ve saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir) – Bravo Çaturoğlu!

ATİLA SERTEL (İzmir) – Bakan Bey dinlemedi ama! Muhabbet etti.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ya diğer bakanlara ayıp oldu, diğer bakanların da ismini say.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz. Sayın Çaturoğlu’nu alkışlarla yerlerine uğurluyoruz.

Şimdi söz sırası Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Uğur Dilipak’a aittir.

Buyurun Sayın Dilipak. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 2016 yılı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyor; sözlerime başlamadan önce, vatanı için canlarını feda eden şehitlerimizi rahmetle anıyorum.

Değerli arkadaşlar, on üç yıllık AK PARTİ iktidarımız döneminde, her alanda olduğu gibi enerji alanında da çok büyük yatırımlar yaptık. Kısaca özetlersek; 2002 yılında 31.846 megavat olan kurulu gücümüzü 2016 yılı ocak ayı sonu itibarıyla 73.427 megavata yükselttik.

Doğal gaz sektöründe, 2002 yılında 5 şehrimizde doğal gaz varken şu anda 77 ilimizde ve birçok ilçemizde, yüzlerce ilçemizde doğal gaz vardır.

Petrol arama yatırımlarına baktığımızda, 2002 yılı yatırımı 35 milyon dolar iken, 2015 yılı yatırımı 424 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.

Maden ihracatımız ise 2002 yılında 700 milyon dolar seviyesindeyken şu anda 3 milyar 900 milyon dolar seviyesine yükselmiştir. Bunların hepsini bizler çıkartacağız arkadaşlar. Ülkemizi geliştirmek için bunlara da mecburuz.

Diğer yandan, Bakanlığımızın gerçekleştirdiği uluslararası, reform niteliğindeki projelerle -mesela TANAP projesi bunlardan bir tanesidir, Bakü-Ceyhan Boru Hattı bunlardan bir tanesidir- ülkemizi enerji köprüsü hâline getirmek için elimizden geleni yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz.

Değerli arkadaşlar, ülkemizin yarınları için enerji çeşitliliğini artırmamız gerekiyor. Bunun için nükleer santrallar yapalım dediğimizde, “GES, HES, RES yapın.” diyorlar ama RES, GES yapalım dediğimizde de karşı çıkıyorlar. Bu arkadaşlara diyoruz ki: Dedelerinizin zamanında yaşamaya devam ediniz.

Arkadaşlar, şu iyi bilinmelidir ki dünden bugüne, dünyada yaşanan tüm mücadelelerin ana kaynağında, enerji ve tabii kaynaklara hâkim olma kavgası vardır. Şu anda Orta Doğu’da ve bölgemizde yaşanan istikrarsızlığın ana sebebi de budur. Petrol ve diğer doğal kaynakların paylaşım mücadelesi bir asır öncesinden yaşanmış, Sykes-Picot ve bazı anlaşmaların yüz yıllık geçerli hükümlerinin bitmesi gündeme gelince yeniden şer ittifakları düğmeye basmaya başlamıştır. Bölgenin yeni yapılanmasında dış güçler bir senaryo ortaya koymuş, PYD, PKK, IŞİD ve diğerleri bunların gönüllü taşeronluğunu yapmaya başlamışlardır.

Bölgeye bakıldığında, yüz yıllardır iki medeniyetin kavgasına şahit oluyoruz. Birisi, Churchill’in ifadesiyle anlam bulan “Bir damla petrol, bir damla kandan daha değerlidir.” zihniyeti, diğeri “Bir damla masum insan kanı, dünya ve içindekilerden daha kıymetlidir.” diyen İslam Peygamberi’nin bakış açısıdır. Yani, bugün Suriye’de 400 bin insanın hayatını kaybetmesinde bu emperyalist güçler açısından hiçbir anlam ve ifade yoktur. Meseleye bu bakış açısıyla bakıldığında sorun kendiliğinden çözülür.

Değerli arkadaşlar, bu vatanda Türk’üyle, Laz’ıyla, Kürt’üyle, Çerkez’iyle, Sünni’siyle, Alevi’siyle et ile tırnak gibi, bölünmez bir parçayız. Bu coğrafya bizim ortak kaderimizdir.

Bizim “millî birlik ve kardeşlik projesi”, sizin “çözüm süreci” dediğiniz süreçte bizler baldıran zehri içmeye razı idik ama birileri süreci sürekli baltaladı, gelinen durum ortada. Bu süreci dış güçler adına baltalayanlar, dış güçler adına enerji koridoru oluşturmaya çalışanlar, ölen her masum candan ve şehitlerimizin vebalinden kurtulamayacaktır.

Bölgemizde emperyalistlere enerji koridoru oluşturmak için çalışan zavallı taşeronlara, devletimizle, milletimizle el ele, en iyi cevabı vereceğiz. Bu çabaların beyhude çabalar olduğunu göreceksiniz. Sözde öz yönetim çabalarınızın bu emperyalistlerin bir oyunu olduğunu, bir parçası olduğunu göreceksiniz. Bölgede emperyalistlerin taşeronluğuna soyunanlar tarih önünde ve milletimizin vicdanında mahkûm olacaklardır.

Genel Kurulu saygıyla selamlar, sözlerime son veririm. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Dilipak.

Şimdi söz sırası, Kocaeli Milletvekili Zeki Aygün’e aittir.

Sayın Aygün, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sizin de süreniz beş dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA ZEKİ AYGÜN (Kocaeli) - Sayın Başkan değerli milletvekilleri; Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 yılı bütçesi için AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2001 yılında kuruluşundan bugüne, on beş yıldır, elektrik, doğal gaz, petrol ve LPG piyasalarını düzenleyip denetlemektedir. Bu doğrultuda, düzenleme, izleme ve denetleme sorumluluğunun bulunduğu piyasalarda şeffaf, adil ve rekabetçi bir piyasa yapısının oluşturulmasının önündeki engellerin kaldırılması, buna ek olarak tüketicilerin yeterli, sürekli, kaliteli mal ve hizmetlerden istifade etmesi kurumun temel önceliklerindendir. EPDK kurulduğu günden bugüne, sorumluluğu altındaki piyasaların gelişimi konusunda yoğun bir mesai harcayarak enerji piyasalarının gelişiminin önünü açmıştır.

Bu bağlamda, bugün yürürlükte olan petrol piyasasında 13.608, elektrik piyasasında 1.948, doğal gaz piyasasında 308 ve LPG piyasasında 10.914 olmak üzere toplam 26 bin adet lisans verilmiştir. Söz konusu lisanslama faaliyetleriyle piyasa katılımcıları kayıt altına alınmış ve lisans sahibi şirketler gözetim altına alınmıştır.

Elektrik sektöründe arz güvenliği düşünüldüğünde, EPDK tarafından lisans verilen projelerle son on yılda yaklaşık 34.676 megavat kurulu gücündeki yeni kapasite sisteme dâhil edilmiştir. Bu kapasite artışında hidroelektrik, rüzgâr, jeotermal, güneş gibi yenilenebilir enerji kaynakları payının günden güne artması memnuniyet verici bir gelişmedir.

Bununla birlikte, elektrik dağıtım sektörünün özelleştirilmesini müteakip elektrik dağıtım ve perakende satış faaliyetleri ayrıştırılarak bu kapsamda yürürlüğe konulan mevzuatlar aracılığıyla sektörde hizmet kalitesine yönelik standartlar hayata geçirilmiş ve ürün ve hizmet kalitesinin yükseltilmesi için çalışmalar ve yatırımlar devam etmektedir.

Devletçi bir piyasa modeli kapsamında, faaliyet gerçekleştiren elektrik sektörünün ayrıştırılan üretim ve tedarik faaliyet alanındaki rekabetin tesis edilmesine yönelik önemli aşamalar kaydedilmiştir.

EPDK lisanslama faaliyetleri kapsamında, doğal gaz piyasasında bugüne kadar 69 adedi dağıtım lisansı olmak üzere toplam 308 adet lisans verilmiştir.

Doğal gaz piyasasına yönelik çalışmalarda öne çıkan husus, şehirlerde doğal gaz dağıtımına yönelik faaliyetlerdir. 2002’de sanayi ve konutta 5 şehirde, sadece sanayide ise 9 şehre giden doğal gaz iletim hattı, 2015 yılı sonu itibarıyla doğal gaz dağıtım ihaleleri ve BOTAŞ iletim hattı genişlemesine bağlı olarak 77 şehre ulaşmıştır. Ayrıca, 328’in üzerinde ilçemizde doğal gaz kullanılmaktadır.

Petrol ve LPG piyasalarında yürürlüğe konulan teknik düzenlemeler yoluyla akaryakıt ve LPG ürünlerinde ürün kalitesi artırılmış ve piyasaya arz edilen ürünlere dair standartlar yürürlüğe konulmuştur.

Petrol Piyasası Kanunu kapsamında ulusal marker uygulamalarıyla dolaşımda olan akaryakıtın piyasaya yasal yollardan girip girmediği tespit edilerek kaçak ve standart dışı ürün satışının önlenmesi amaçlanmıştır. Bununla beraber, petrol piyasasında istasyon otomasyon sistemiyle kayıt dışı akaryakıt satışının önlenmesi amacıyla dağıtıcı lisansı sahipleri EPDK tarafından sürekli olarak denetlenmektedir. Bu sayede, ülkemizin ekonomisine zarar veren kaçak akaryakıtın önüne geçilerek vatandaşların yüksek kalitede akaryakıt ve LPG kullanması sağlanmıştır.

Çalışmalarına hızla devam eden EPDK, bugünden sonra da aynı özveriyle piyasaların gelişimi için çalışmaya devam ederek tüketicilerin sürekli ve kaliteli hizmetlerden istifade etmesini sağlayacaktır.

2016 yılı bütçemizin hayırlara vesile olmasını diler, yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Aygün.

Yedinci söz, Kütahya Milletvekili Ahmet Tan’a aittir.

Sayın Tan, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET TAN (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı içerisinde yer alan Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü bütçesi üzerine Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Dünyadaki 3 milyar tonluk bor rezervinin yüzde 72’si ülkemizde olup tinkal yatakları Kırka’da, kolemanit yatakları ise Emet, Hisarcık ve Bigadiç’tedir. Bor madenini araştırma ve teknoloji geliştirme amacıyla Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 4865 sayılı Kanun’la 2003 yılında kurulmuş ve 2004 yılından bu yana faaliyetlerini sürdürmektedir.

Bu kapsamda, BOREN tarafından 2004-2015 yılları arasında 229 adet proje desteklenmiş, 179 adedi tamamlanmıştır. Bor ve türevlerinin geliştirilmesi kapsamında 6 adet yetkinlik merkezi kurulmuştur. Bununla birlikte, kurumumuz bünyesinde oluşturulan AR-GE merkezinde bor izotop zenginleştirmesi ve uluslararası iş birliği modeliyle bor katkılı ileri metal alaşımları konularında çalışmalar sürdürülmektedir.

BOREN tarafından desteklenen olumlu proje sonuçları doğrultusunda bor karbürden zırh üretimi başarıyla tamamlanmıştır. Ahşap emprenye sektöründe, radyasyona karşı direnç sağlamada, çimento, sağlık, yapı malzemeleri ve seramik başta olmak üzere sanayicilerle yatırıma dönük bilgilerin paylaşılması hedeflenmektedir. Ayrıca, TÜBİTAK iş birliğinde, bor temelli hidrojen üretim sistemi ve yakıt pili üretimi tamamen yerli olarak gerçekleşmiş ve insansız hava araçlarında uygulanmıştır. Buna ilave olarak bor organize sanayi ihtisas bölgesi kurulmasına ilişkin faaliyetler devam etmektedir.

Değerli milletvekilleri, ülkemizdeki bor madeninin merkezi olan Kütahya’mız, başta borik asit fabrika tesisleri olmak üzere bölünmüş yollarıyla, havaalanıyla, hastane ve okullarıyla, baraj ve göletleriyle, organize sanayi bölgeleriyle, kamu kurum ve kuruluşlarının hizmet binalarıyla, köylerine kadar altyapı yatırımlarıyla AK PARTİ döneminde çok büyük hizmetler almış durumdadır. İlimizin gelişmesi için emek verenlere ve tüm milletvekillerimize huzurlarınızda hassaten çok teşekkür ediyor, ayrıca hizmetlerini yakinen bildiğimiz, Rahmetirahman’a kavuşan Ahmet Derin ve Halil İbrahim Yılmaz ağabeylerimi hayırla anıyor, Allah’tan rahmet diliyorum.

Kütahyalı hemşehrilerimizin tulum çıkartıp 4 AK PARTİ milletvekili olarak bizleri buraya göndermelerinin manasını, değerini ve kıymetini biliyoruz. Bizler de gece gündüz demeden, devletine ve milletine bağlı, ilim ve irfan şehri olan Kütahya’mızı birlik, beraberlik içerisinde yeni yatırımlarla buluşturmak ve güzel ülkemize hizmet etmek için çalışıp gayret göstereceğiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hedefimiz, ülkemizin bor rezervleriyle birlikte bütün madenlerini ortaya çıkarmak ve verimli bir şekilde işletmektir. Göreve geldiğimiz 2002 yılından itibaren, her dönem ekonomik ve siyasi istikrarı sağlamaya yönelik adımları attık, atmaya da devam ediyoruz. Ekonomimizin, demokrasimizin ve milletimizin önünde duran en önemli engel terördür ve teröre destek verenlerdir. Çukur kazanların, barikat kuranların oyunları bozulmuş, barikatların altında kalmış, kendi kazdıkları çukurlara düşmüşlerdir. Bu topraklarda yaşayan ve Allah’ı bir, kitabı bir, peygamberi bir, kıblesi bir, ezanı bir, vatanı bir, bayrağı bir, devleti bir olan kadim bir medeniyet ve kültüre sahip Anadolu medeniyeti mensupları olarak bizler bu topraklarda kavgaya, husumete asla fırsat vermeyecek, aramıza nifak tohumları atmak isteyenlerin karşısında dimdik durmaya devam edeceğiz.

Unutulmamalıdır ki AK PARTİ ülkemizin özüdür, mayasıdır, çimentosudur.

Bu duygu ve düşüncelerle, 2016 yılı bütçesinin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Tan.

Söz sırası, Gümüşhane Milletvekili Hacı Osman Akgül’e aittir.

Sayın Akgül, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HACI OSMAN AKGÜL (Gümüşhane) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2016 yılı bütçesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, bu kurumda 1990’lı yılların başında üç yıl çalışmış olmaktan büyük bir onur duyuyorum.

Bölgemizde ve dünyada politik ve ekonomik önemli değişimlerin yaşandığı kritik süreçlerden geçmekteyiz. Enerji alanında yeni dinamiklerin oluşumuna ve önemli gelişmelere tanıklık etmekteyiz. Türkiye hem kendi gelişimi ve sürdürülebilir kalkınması açısından hem de önemli enerji çatışmalarının yaşandığı bir bölgede bulunması sebebiyle enerji sektöründe güçlü bir oyuncu olma gayretindedir. Bu kapsamda, enerji sektöründeki küresel gelişmeleri de dikkate alarak yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarımızdan azami düzeyde yararlanma çalışmalarımızın yanı sıra nükleer enerjinin de enerji arz güvenliğindeki yerini alması hedeflenmektedir. İthal kaynaklara bağımlılığın ve arz güvenliğindeki risklerin azaltılması açısından bu durum büyük önem arz etmektedir. 2690 sayılı Kanun’la, barışçıl amaçlarla Türkiye’de atom enerjisinin kalkınma planlarına uygun olarak ülke yararına kullanılmasını sağlamak, temel ilke ve politikaları belirleyip önermek, bilimsel, teknik ve idari çalışmaları yapmak, düzenlemek, desteklemek, koordine etmek ve denetlemek üzere Türkiye Atom Enerjisi Kurumu yapılandırılmıştır.

Ülkemizin nükleer enerji teknolojisi alanında söz sahibi ülkeler arasına girmesini sağlamak, insan ve çevrenin radyasyondan korunmasının temininde güvenilir ve etkin bir kurum olma vizyonuyla çalışmalarını sürdüren Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanımının sağlanması kapsamında iki ana görevi üstlenmiştir. Bunlardan birincisi, nükleer enerjiyle ilgili faaliyetler ve radyasyon uygulamaları sırasında nükleer ve radyasyon güvenliğinin sağlanması, gerekli düzenleme ve denetleme faaliyetlerini yürütmek, diğeri de nükleer enerji kullanımına ve radyasyon uygulamalarına ilişkin araştırma, geliştirme çalışmalarına öncülük etmektir. Bu bilinçle, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, ülkemizin nükleer güvenlik ve radyasyon güvenliği alanındaki düzenleyici ve denetleyici kurumu olarak ülkemizde kurulacak nükleer santrallerin güvenli bir şekilde uluslararası standartlara uygun olarak kurulması ve işletilmesinin sağlanması amacıyla özenli çalışmalarına devam etmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; enerjide atılan kararlı adımlarla 2023 hedeflerimize ulaşacak, ekonomik kalkınmanın ve sosyal gelişmenin ihtiyaç duyduğu enerjiyi sürekli, güvenli ve asgari maliyetle temin edebilen, enerji üretiminde kaynak ve teknoloji çeşitliliğini artırarak enerji arz güvenliğimizi sağlayan bir ülke konumuna geleceğiz. AK PARTİ’nin ortaya koyduğu hedefler doğrultusunda, 2023 Türkiyesi’ne güçlü bir enerji potansiyeline sahip olarak erişebiliriz.

Bu bağlamda, 2002 yılından günümüze, diğer enerji alanlarında olduğu gibi nükleer enerji alanında da önemli çalışmalara imza attık. Bu bağlamda, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarımızı mümkün olan en üst düzeyde değerlendirmeyi ve nükleer teknolojiyi elektrik üretiminde kullanmayı öngörmekteyiz.

AK PARTİ iktidarı, kararlı adımlar atarak Akkuyu’da 4.800 megavat ve Sinop’ta 4.480 megavat gücünde olmak üzere 2 adet nükleer santral ihalesini gerçekleştirmiştir. Bu 2 santrale ek olarak 3’üncü santralin yapılması için de çalışmalar kısa süre içerisinde tamamlanacaktır. Yine, 2012 yılında nükleer ve atom enerjisi alanında ülkemizde ilk olma özelliğini taşıyan proton hızlandırıcı tesisleri hizmete almıştır. Bu tesis nükleer enerji alanında kilit bir beyin rolü oynuyor, bir diğer yandan nükleer tıp alanında yapılan çalışmalarla insanımıza hizmet ediyor. Burada yapılan çalışmalarla nükleer ve atom enerjisi alanında daha fazla söz sahibi olacak, alanında uzman kişileri ülkemize kazandıracağız.

Bu vesileyle, Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun 2016 yılı bütçesinin hayırlı çalışmalara vesile olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Akgül.

Söz sırası, Kütahya Milletvekili Mustafa Şükrü Nazlı’ya aittir.

Sayın Nazlı, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA ŞÜKRÜ NAZLI (Kütahya) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekilleri; Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün 2016 yılı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Doğal kaynakların insan ve toplum hayatındaki önemi hepimizce bilinmektedir. Hayatı fonksiyonel hâle getiren araç ve gereçlerin yüzde 99’u doğal kaynaklardan ve özellikle de madenlerden sağlanmaktadır. Ülkelerin kalkınması, sahip olunan doğal kaynakların harekete geçirilmesiyle ilişkilidir. Madencilik, üretime dayanan ve aynı zamanda üretimin itici gücü olan bir sektör olarak ülkelerin gelişimi, kalkınması, sanayileşmesi ve gelişen teknolojiyi yakalamasına katkı sağlaması açısından çok önemli bir unsurdur. Maden ürünleri, bütün ana yatırım alanlarının temel girdilerini oluşturmaktadır.

Madencilik, döviz kazandırması, istihdam yaratması, hizmet ve yan sanayi sektörlerini teşvik etmesi, özellikle de bölgesel gelişmeyi sağlaması bakımından çok önemlidir. Maden kaynaklarının toplumsal, toplumdaki vazgeçilmez önemini kavrayan ülkeler, sahip oldukları kaynakların en iyi şekilde değerlendirilmesi ve doğal kaynakların açığa çıkarılması için yoğun bir çaba içerisindedir. Gelişmiş sanayi ülkelerinin çoğunda, madencilik ekonomik kalkınmayı başlatan öncü bir sektör olmuştur.

Gelişmiş ülkeler kalkınmalarını, sahip oldukları ham madde kaynaklarını en etkin ve verimli bir şekilde değerlendirmelerine borçludur. Anadolu’da madencilik binlerce yıl öncesinden beri süregelmektedir ancak teknik ve bilimsel anlamda madencilik faaliyetleri 1935 yılında MTA Genel Müdürlüğümüzün kurulmasıyla birlikte başlamıştır. MTA, ülkemizin karmaşık jeolojik yapısına rağmen, teknolojik ve ekonomik anlamda madenciliğin değer kazanmasına yönelik çok büyük hizmetler yapmış bir kurumdur.

Ülkemiz, madencilikte adı geçen 132 ülke arasında 28’inci sırada yer almaktadır, üretilen madenlerin sayısı itibarıyla ise 10’uncu sırada yer almaktadır. Dünyadaki metalik malzemelerin binde 4’üne, endüstriyel ham madde rezervlerinin yüzde 2,5’uğuna sahip olan ülkemizin dünya maden rezervleri içerisindeki payı da yaklaşık binde 5 mertebesindedir. Türkiye, maden ve metal ithalatına her yıl bütçesinden 35-40 milyar dolar ayırmak zorunda kalmaktadır. Oysa, madencilik potansiyelimiz göz önüne alındığında, ithal edilen maden ve metallerin büyük bir kısmını biz yerli kaynaklarımızdan üretebiliriz. İthalatımızın yüzde 73’ü ara malı ithalatıdır. Sanayi üretimi arttıkça ara malı ithalatımız daha da çok artacaktır; çözüm için, madencilik sektöründe yönetim anlamında köklü değişikliklere gitmemiz gerekir: Büyük yatırımların önünü açacak ve sermaye girişini sağlayacak tedbirler almamız, ülkemizde jeoloji mühendislerine gereken önemi vermemiz ve aynı zamanda, MTA’nın ekonomik anlamda daha fazla desteklenmesiyle yer altında gömülü bulunan madenlerimizin ve cevherlerimizin derhâl, bir an önce çıkartılarak ülke ekonomisine kazandırılması gerekir.

AK PARTİ olarak 2023 yılı hedeflerimiz doğrultusunda, kendi otomobilimizi, tankımızı, uçağımızı ve beyaz eşyalarımızı üretme iddiamız gereği, söz konusu araç ve gereçlerin yapılmasında kullanılan madenlerin ülke içinde aranması, yine ara mallarının ülke ekonomisinde üretimi teşvik edilerek bu alanda büyük yatırımların yapılmasını gerçekleştirecek politikalar izlememiz gerekmektedir.

MTA bütçesi 2015 yılında 353 milyon TL olarak gerçekleşmiş; bunun 195 milyon TL’si -personel- cari giderler, 155 milyon TL’si ise deniz jeolojisi araştırma gemisi yapımı, maden ve jeotermal aramaları, jeolojik ve jeofizik bilimsel ve teknolojik harcamalar için harcanmıştır. 2016 yılında ise MTA bütçesi 442 milyon TL olarak planlanmıştır.

Son olarak, maden denince ülkemizde ilk akla gelen illerden biri olarak, Kütahya’nın bir milletvekili olarak, MTA verilerine göre 232 ayrı noktasında 36 çeşit madeni coğrafyasında barındıran, fedakârca, alın teriyle bu madenleri canları pahasına çıkartan işçilere sahip bir ilde olmak bizlere ayrı bir sorumluluk yüklemektedir. Bor madenlerinin yüzde 60’ı, manyezitin yüzde 50’si, linyit rezervlerinin yüzde 20’si yine Kütahya’da bulunmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ŞÜKRÜ NAZLI (Devamla) – Bu vesileyle, Sayın Başbakanımıza, Hükûmetimize, Enerji Bakanımıza ve MTA Genel Müdürlüğümüze hem Kütahya’mıza hem ülkemize yaptıkları hizmetlerden dolayı teşekkür ediyor, bütçemizin hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Nazlı.

Şimdi söz sırası, Elâzığ Milletvekili Ejder Açıkkapı’ya aittir.

Buyurun Sayın Açıkkapı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Orman ve Su İşleri Bakanlığının 2016 bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunuyorum.

Ben burada, AK PARTİ öncesi ülke insanımızın yakasından düşmeyen 2 haneli enflasyonlardan, yüksek faizlerden, binlerle ifade edilen gecelik repo faizlerinden IMF’e olan borçlardan, en küçük olaylarda bile ekonominin nasıl bir anda kırılgan yapıya düştüğünden ya da batık bankalardan bahsetmeyeceğim.

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru imkânı sağlanmasından, askerî vesayetin kaldırılmasına yönelik dik duruşumuzdan, demokratikleşme çalışmalarından, devlet güvenlik mahkemeleri ve özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasından, millî birlik ve kardeşliğimiz için ortaya konulan gayretlerden, parti kapatmaların zorlaştırılmasından, yargı reformlarından da bahsetmeyeceğim.

İnsani yardımlarda örnek ülke olduğumuzdan, ensar anlayışımızla 3 milyona yakın misafiri ağırladığımızdan, on üç yılda dünyada en hızlı büyüyen ülkeler arasında yer aldığımızdan, kişi başı millî gelirimizin 10 bin doların üzerine çıkarılmasından, gayrisafi yurt içi hasılanın 230 milyar dolardan 850 milyar doların üzerine çıkarılmasından da bahsetmeyeceğim.

Türkiye ekonomisinin iç ve dış şoklara karşı direncinin arttığından, borcunu ödeyen ve IMF’e borcunu sıfırlayan bir Türkiye’ye ulaştığımızdan da bahsetmeyeceğim.

Faizlerin tek haneli rakamlara düşürüldüğünden, milletimizin hakkının faiz lobisine yedirilmemesi için yaptığımız gayretli çalışmalarımızdan da bahsetmeyeceğim.

6 bin kilometreden 24 bin kilometreye çıkarılan duble yollardan, 2002’de 26 olan, 2015’te 55’e çıkarılan havalimanlarıyla hava yolunun halkın yolu hâline getirildiğinden ve yine, kendi vilayetim olan Elâzığ’da 2002’de sadece 42 bin yolcu taşınmışken bu rakamın 2015 tarihinde 955 bin kişiye ulaştığından da bahsetmeyecek ve Orman ve Su İşleri Bakanlığımızın bazı çalışmalarını yüce Meclisimizle paylaşacağım.

MUSA ÇAM (İzmir) – Ejder Bey, iyi ki bahsetmedin ya! Hepsini tekrarladın ya!

EJDER AÇIKKAPI (Devamla) – Orman ve Su İşleri Bakanlığının son on üç yıl içerisinde yaptığı yatırımlar 123 milyar Türk lirasını bulmuştur. Bu rakamlar, 2002 öncesinde hayal bile edilemeyen, inanılması güç rakamlardır. Bir hayalin gerçeğe dönüştürüldüğü asrın projesi olan ve bitirilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Su Temin Projesi’yle, dünyada ilk ve tek olma özelliğine sahip askıda borulu deniz geçiş sistemiyle yıllık 75 milyon metreküp su Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne iletilecektir.

“Birinci GÖL-SU Bin Günde Bin Gölet Projesi” kapsamında 1.001 projenin gölet olarak gerçekleştirildiğini ve yine 2019 yılına kadar ilaveten 1.071 göletin daha inşa edileceğini buradan ifade etmek istiyorum.

Dünyanın çölleşme, kuraklık ve arazi tahribatıyla tehdit altında olduğunu biliyoruz, bu doğrultuda çalışmalarımıza devam ediyoruz. Erozyonla taşınan toprak miktarını azaltıyoruz; 2000 yılında 226 milyon ton olan bu miktar 2015 yılında yıllık 168 milyon tona düşürülmüştür, 2019 hedefi 140 milyon ton, 2023 hedefi ise 130 milyon ton/yıl olarak belirlenmiştir.

On üç yılda yaklaşık 3,5 milyar fidanı toprakla buluştururken 49,5 milyon fidanı da Elâzığ olarak toprakla buluşturduk. Bugüne kadar Türkiye’de yaklaşık 1 milyon 262 bin hektarlık alanda yapılan toprak muhafaza çalışmalarının 781 bin hektarı Hükûmetimizin çalışmalarıyla gerçekleşmiştir.

Su biriktirme kapasitemiz 157 milyar metreküpe ulaşmış, bunun 44 milyar metreküpü sulama, içme suyu ve sanayi suyu ihtiyaçlarında kullanılmaktadır. Bu sulamayla tarım alanlarını artıran Bakanlığımız, ülkemizi dünyada tarım alanlarında 7’nci sıraya yükseltmiştir. Bu anlamda, sonuç olarak laf değil, iş üreten bir iradenin adıdır AK PARTİ.

Bütçemizin hayırlı olmasını diliyor, yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Açıkkapı.

Söz sırası, Manisa Milletvekili Uğur Aydemir’e aittir.

Sayın Aydemir, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Orman ve Su İşleri Bakanlığının 2016 yılı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubum adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi ve yüce milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin hemen başında, Mardin Dargeçit’te hain teröristlerle girdikleri çatışmada şehit olan askerlerimize ve vatan sevdalısı bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet, milletimize de başsağlığı diliyorum ve ayrıca hem teröristleri hem de teröristleri destekleyenleri bir kez daha lanetliyorum.

Sayın milletvekilleri, AK PARTİ iktidarlarımızın gerçekçi politikalarıyla her yıl büyüyen bütçe imkânlarımız sayesinde Orman ve Su İşleri Bakanlığımız da son on üç yılda gerçekleştirdiği çalışmalar ve yatırımlarla cumhuriyet tarihi boyunca yapılamayanları yapmıştır. İktidarlarımız döneminde 63,5 milyonu Manisa’mızda olmak üzere 3 milyar 500 bin fidanı toprakla buluşturduk. İnşallah, 2019 yılına kadar da 87 milyonu Manisa'da olmak üzere 1 milyar fidanı daha toprakla buluşturacağız. Dünyada orman alanları azalırken ülkemizde ise büyük oranda artış sağlanmıştır. Biz sadece orman alanlarını artırmakla kalmıyoruz, tohumlarımızın fidanlara, fidanlarımızın ağaçlara dönüşmesi için ve mevcut orman varlığımızın korunması için orman yangınlarıyla profesyonel olarak mücadele ediyoruz. Bu takdire şayan mücadele sayesinde ülkemiz orman yangınlarıyla mücadelede Avrupa’nın en başarılı ülkesi konumuna yükselmiştir. Tabiatı korumaya da âdeta ant içmiş Bakanlığımız millî park sayısını 40’a çıkarmıştır. Bunlardan bir tanesi de Manisa’mızda Spil Dağı’nda bulunmaktadır. Spil Dağı’nda her birisi mesir macunu yapımında kullanılan 41 çeşit baharatın isminin verildiği orman köşkleri yapılmıştır. Spil Dağı’na daha kolay bir şekilde ulaşmak ve bu muazzam tabiatla daha çok doğaseveri buluşturmak için teleferik ve 2 adet otel yapımında da yer teslimi yapılmıştır; inşallah, yerli ve yabancı turistlerimize hizmet verecek şekilde kısa sürede hayata geçirilecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; “Su varsa hayat vardır.” diyerek bir damla dahi suyun boşa akmaması, mümbit toprakların suyla buluşması için büyük çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Biz, milletimiz için çalışıyoruz. Eskiden 30 metre yüksekliğindeki bir gölet, sulaması hariç yirmi iki yılda 44 milyon liraya tamamlanıyordu. Şimdi ise aynı özellikteki bir gölet, sulaması dâhil on sekiz ayda sadece 4,5 milyon liraya yapılmaktadır. İşte, bütçemizin 1 lirasını dahi en verimli şekilde kullanmanın ve israf etmemenin en bariz örneği bu olsa gerek.

Devlet Su İşlerinin kurulduğu 1954 yılından 2011 yılı sonuna kadar elli yedi yılda 461 gölet yapılmış sadece. Sadece 2012 ile 2014 yılları arasında yani “Bin Günde Bin Gölet Projesi” adı altında 1.001 gölet yaptık. İnşallah, 2019 yılına kadar da 1.071 göleti tamamlayacağız.

ERHAN USTA (Samsun) – Kaç tane Keban yapıldı ya, konuşuyorsun. Kaç tane Atatürk Barajı yaptınız? Ayıp ya!

UĞUR AYDEMİR (Devamla) – Bir yandan dünyanın en yüksek 3’üncü barajı olan Yusufeli Barajı çalışmaları devam ederken, diğer bir yandan da asrın projesi olan Kıbrıs Su Temin Projesi’yle yavru vatanımızı suyla buluşturuyoruz. Bir yandan Afrika’da gönül coğrafyamızda su kuyuları açarken, bir yandan da çiftçilerimizin alın terlerinin karşılığını alabilmesi için sulama kanalları inşa etmeye devam ediyoruz.

Değerli milletvekilleri, üzülerek ifade etmek istiyorum ki tarım şehri olan Manisa’mızda 1982 yılından 2003 yılına kadar, ne bir tane baraj ne bir tane gölet ne de bir tane sulama tesisi yapılmamış, maalesef yapamamışız. Bütçe elvermemiş olabilir ama AK iktidar yıllarında sadece Manisa’mıza 1 milyar lira yatırım getirdik. Buradan Sayın Bakanımıza, sayın Hükûmetimize bu yapmış olduğu güzel çalışmalardan dolayı çok çok teşekkür ediyoruz.

Ben burada 2016 yılı bütçemizin Bakanlıklarımıza, Hükûmetimize, milletimize ve ülkemize hayırlı olmasını Cenab-ı Allah’tan temenni ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Aydemir.

Söz sırası Antalya Milletvekili İbrahim Aydın’a aittir.

Sayın Aydın, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA İBRAHİM AYDIN (Antalya) – Değerli milletvekilleri, yüz yetmiş yedi yıllık köklü bir teşkilatımız olan, şahsımın da otuz yıl çalıştığı, hizmet ettiği ve mensubu olmaktan şeref duyduğum Orman Genel Müdürlüğü bütçesi üzerine AK PARTİ Grubum adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Orman Genel Müdürlüğünün misyonu, orman ve orman kaynaklarını her türlü tehlikelere karşı korumak, doğaya yakın bir anlayışla geliştirmek, ekosistem bütünlüğü içinde ve topluma çok yönlü sürdürülebilir faydalar sağlayacak şekilde yönetmek, Anayasa ve kanunların kendisine tanıdığı yetkiler çerçevesinde ormanların korunması, geliştirilmesi ve sürdürülebilir şekilde faydalanılması hizmetlerini yürütmektir.

Ülkemiz 1963 yılından itibaren planlı ormancılığa geçmiş, on yıllık bir sürede, 1972 yılında bitirmiştir. İlk envanter rakamlarına göre 20,2 milyon hektar olan orman varlığımız, 2015 yılında 22,3 milyon hektara ulaşmıştır. Orman alanlarımız 2,1 milyon hektar artmıştır. Bu da son on üç yılda yapılan gayretli çalışmalarla 1 milyon 500 bin hektar ormanlarımız artmıştır. Aynı zamanda, servetimiz de 936 milyon metreküpten 1,6 milyar metreküpe yükselmiştir. Yani dünyada ormanlar azalırken hem alan bakımından hem de servet bakımından ülkemizde artmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ormanların geliştirilmesi ve genişletilmesine yönelik olarak ağaçlandırma, erozyonla mücadele, bozuk orman alanlarının iyileştirilmesi gibi bir dizi ormancılık faaliyetleri yürütülmektedir. Millî Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberliği -2008 ve 2012- kapsamında 2 milyon 429 bin hektar alanda rehabilitasyon ve ağaçlandırma çalışmaları yapılmıştır. Bu alan, Trakya büyüklüğünde ve Belçika’nın yüzölçümüne yakındır. Ayrıca ağaçlandırma çalışmaları kapsamında ceviz, badem, dut eylem planları yapılmış, Yol Kenarı Ağaçlandırma Eylem Planı, Maden Sahalarının Rehabilitasyonu Eylem Planı hazırlanarak uygulamaya konulmuştur. Toprağın muhafaza edilmesi, havzaların ıslahı ve erozyonla mücadele çalışmaları kapsamında da Erozyonla Mücadele Eylem Planı, Yukarı Havza Sel Kontrolü Eylem Planı, Baraj Havzaları Yeşil Kuşak Ağaçlandırma Eylem Planı hazırlıkları uygulamaya konulmuştur.

Odun dışı orman ürünleri ülke ekonomisine ve orman köylüsünü doğduğu yerde doyurmak, göçlerin önüne geçmek ve maddi imkânlar sağlamak maksadıyla Trüf Ormanı Eylem Planı, Salep Eylem Planı, Sakız Eylem Planı, Bal Ormanları Eylem Planı -249 adet bal ormanımız var- Yabanıl Meyveli Türler Eylem Planı, Yabani Zeytin (Delice) Rehabilitasyon Eylem Planı, Keçiboynuzu Eylem Planı ve Kestane Eylem Planı hazırlanarak uygulamaya geçilmiştir.

Biz, orman köylümüzü de yerinde kalkındırıp, hasım değil hısım olarak geçinmek için elimizden gelen gayretleri son yıllarda gösterdik.

Yine, toplumun çeşitli dinlenme, eğlenme ve spor ihtiyaçlarını, halkın günübirlik ihtiyaçlarını karşılayan mesire yerleri, şehir ormanları kurduk. Şu ana kadar 130 şehir ormanı, 1.444 mesire yeri kurulmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1939 yılında orman kadastrosunu beş yılda bitirmek için yola çıkmışız fakat 2005 yılına gelinceye kadar orman kadastrosu ayrı çalışmış, tapu kadastrosu ayrı çalışmış, bir sürü hukuki sorunlar çıkmış, ülkemizin her tarafında bu türlü davalar olmuş ve insanlarımız da mahkemelere gittiği zaman, maalesef, hep devlet tarafı tutulduğu için insanlarımıza, işin açıkçası, orman köylülerine ve ormana bayağı zulmetmişiz ama 2005 yılından sonra bu ortadan kalkmıştır çünkü iki kadastro da beraber çalışıyor.

Yangın Yönetim Sistemi olarak çalışmalarımız, Türkiye, gerçekten son yıllarda büyük atak yaptı, yerli ve millî kendi mühendisleriyle… Ben, ilk şeflik yıllarımda tahrayla, tırmıkla yangın söndürürken şimdi, helikopterlerle, uçaklarla ve gözetleme kulesinde on beş saniyede yangını görüp on beş dakikada yangına ulaşabiliyoruz ve bu konuda da çok başarılı çalışmalarımız oldu. Özellikle Akdeniz ülkelerinde, 2004-2014 yılları arasında on yıllık dönemde, Portekiz’de 105 bin hektar, Yunanistan’da 50 bin hektar, İtalya’da 78 bin hektar yanarken bu rakam ülkemizde yalnızca 8.800 hektardır.

Bu çalışmaları yapan arkadaşlarıma, meslektaşlarıma ve katkısı bulunan herkese, kuleciden yerdeki işçiye varıncaya kadar, arazi üzerindeki dozer operatöründen helikopter pilotuna varıncaya kadar hepsine buradan ayrı ayrı teşekkür ediyorum ve son günlerde şehit olan, ülkemiz için şehit olan silahlı kuvvetlerimize ve polislerimize ve özellikle de orman yangınlarında şehit olmuş 112 kişiye Allah’tan rahmet diliyorum ve hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Aydın.

Şimdi, kürsüye Hatay Milletvekili Hacı Bayram Türkoğlu’nu davet ediyorum.

Buyurun Sayın Türkoğlu, söz sırası sizde. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HACI BAYRAM TÜRKOĞLU (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 2016 Mali Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı’nın Orman Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Orman Genel Müdürlüğü, ülkemizin orman kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir yönetimini sağlayarak kaynakların milletimizin menfaatine sunulmasından sorumlu, Orman ve Su İşleri Bakanlığına bağlı yüz yetmiş yedi yıllık geçmişi olan önemli bir kurumumuzdur. Ormanlar toprak ve su rejiminin korunmasından, iklimi dengelemeye kadar pek çok hayati fonksiyonu bulunan insanoğlunun vazgeçilmez en değerli kaynağıdır. Bütün insanlığın ortak değeri olup gelecek nesillere bırakmamız gereken müşterek servetimizdir. Ormanların ekonomik, ekolojik ve sosyal boyutlarının ekosistem hedefleri ve bütünlüğü içerisinde ele alınması günümüz ormancılık anlayışının temel yaklaşımı hâline gelmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün dünya orman alanı yaklaşık 4 milyar hektardır. Son açıklanan 2015 yılı envanter rakamlarına göre, 2002 yılında 20,8 milyon hektar olan orman alanımız bugün 22,3 milyon hektara ulaşmış olup ülke alanının yüzde 28,4’ünü kaplamaktadır. Son on üç yılda 1 milyon 500 bin hektar artış olmuştur. Orman Genel Müdürlüğü yılda yaklaşık 250-300 milyon fidanı toprakla buluşturmaktadır. Bu artışla, ülkemiz dünyada orman varlığını artıran önemli ülkeler arasında yer almaktadır. Orman Genel Müdürlüğümüz 2003-2015 yılları arasında ağaçlandırma, erozyonla mücadele, rehabilitasyon ve orman ıslahı çalışmalarında önemli başarılara imza atmış olup bu kapsamda yaklaşık 4,4 milyon hektar alanda çalışma gerçekleştirmiştir. Bunun için, 2003 yılından bugüne kadar toplam 3 milyar 500 milyon fidanı toprakla buluşturmuş ve bu alanda bir rekor gerçekleştirmiştir.

Hükûmetimiz, orman köylümüze ve orman kooperatiflerine destek olmakta ve onlara ormancılık faaliyetleri karşılığında ve doğrudan desteklerle önemli bir gelir kapısı oluşturmaktadır. Ayrıca, orman köylülerimizin yerinde kalkındırılması maksadıyla Hükûmet programında da yer alan beş yıllık dönemde 5 bin köye 5 bin orman kurulmasına başlanmıştır.

Diğer taraftan, orman sınırlarının korunması ve mülkiyet problemlerinin çözümüne yönelik 2015 yılı sonu itibarıyla toplam 21 milyon 850 bin hektar orman alanının kadastrosu yüzde 98 oranında tamamlanmıştır. Teknik ve hukuki problemlerin azalması yönünden bu sonuç çok önemlidir. Yargıya intikal eden davalarda da ciddi düşüşler olmuştur.

Orman yangınlarıyla mücadelede ise 19 bin Orman Genel Müdürlüğü personeli görev almaktadır. Yanan alanların 1 metrekaresi dahi başka maksatla kullanılmamakta, bir yıl içinde ağaçlandırılmaktadır. Orman yangınlarıyla etkin mücadele edebilmek için Yangın Yönetim Sistemi kurulmuştur. Ormanlarımız, 1.573 adet koruma biriminde görev yapan 5.091 orman muhafaza memuru tarafından 7/24 saat esasına göre korunmaktadır. Bu ekipler aracılığıyla ormanlara yapılan kanunsuz müdahaleler yakından takip edilmektedir. Nitekim, 1995-2002 yılları arasında yıllık ortalama 38 bin olan orman suçu 2003-2014 yılları arasında ortalama 17 bin adede düşmüştür. Bakanlığımız tarafından alınan tedbirler sayesinde orman suçlarında yüzde 70’e varan oranlarda azalma görülmektedir. Ulusal ve uluslararası mevzuatlar gereğince bilgi işlem altyapısının oluşturulması ve var olan yapının iyileştirilmesini sağlayacak ORBİS, yani Orman Bilgi Sistemi’nin 2016 yılı sonuna kadar da tamamlanması hedeflenmiştir.

Orman Genel Müdürlüğümüzün 2016 yılı bütçesinin milletimize hayırlı olmasını temenni ediyor, tüm aziz şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyor, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Türkoğlu.

Şimdi, söz sırası Bilecik Milletvekili Halil Eldemir’e ait.

Buyurun Sayın Eldemir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HALİL ELDEMİR (Bilecik) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün 2016 yılı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle sizleri, sizlerin nezdinde de aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, yatırımlarıyla halkımızın takdirini kazanmış, ülkemizin en büyük yatırımcı kamu kuruluşlarından biridir. Hükûmetlerimiz döneminde Devlet Su İşleri tarafından toplam 101 milyar lira yatırım yapılmıştır. 25 nehir havzasının tamamında havza koruma eylem planları hazırlanmıştır. 320’si baraj olmak üzere toplam 3.107 tesis milletimizin hizmetine sunulmuştur.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, 320 baraj bir Keban etmiyor. Oturdum, hesapladım.

HALİL ELDEMİR (Devamla) – Devlet Su İşleri, kendi seçim bölgem Bilecik ilinde de hükûmetlerimiz döneminde 200 milyon liranın üzerinde yatırım yapmıştır. Yıllardır tamamlanması beklenen Kurtköy Barajı, Sölöz Barajı, Günyurdu Barajı, Kızıldamlar Barajı, Zeyve Barajı ve Yenipazar Barajı tamamlanmıştır.

Ülkemiz genelinde son on üç yıldır işletmeye alınan 98 içme suyu tesisiyle, takriben 41 milyon kişiye içme suyu temin edilmiştir. İllerimizin 2040, 2050, hatta 2071 yıllarına kadar içme suyu ihtiyaçları planlanmış ve içme suyu olmayan şehir bırakılmamıştır. Bu dönemde yapılan 75 adet modern içme suyu arıtma tesisiyle Avrupa Birliği standartlarında, günde 7,7 milyon metreküp su arıtılarak milletimizin tüketimine sunulmuştur.

Dünyada ses getiren tesisler bir bir tamamlanmıştır. Birkaçını örnek vermek gerekirse: 249 metre gövde yüksekliğiyle şimdilik Türkiye'nin en yüksek gövdeli barajı olan Artvin Deriner Barajı, 218 metre yüksekliğindeki Ermenek Barajı, Ege’nin yüz kırk bir yıllık hayali Çine Adnan Menderes Barajı, Ege’nin en büyük barajı Dalaman Akköprü Barajı hizmete alınarak ülke ekonomisine kazandırılmıştır.

Konya’nın yüz yıllık rüyası Mavi Tünel Hükûmetimiz döneminde tamamlanmıştır.

Yaşanan kuraklığa rağmen, 15 milyonu aşan nüfusuyla İstanbul’umuz susuz bırakılmamıştır.

Melen Projesi bünyesinde dünyada iki kıtayı birbirine bağlayan ilk ve tek Boğaziçi Su Tüneli’yle Asya ve Avrupa denizin 135 metre altından birbirine bağlanmıştır.

Gördes Barajı ve isale hattıyla İzmir’in 2040 yılına kadar içme suyu ihtiyacı karşılanmıştır.

Bununla birlikte, tamamladığımız daha nice projeleri burada vakit darlığı sebebiyle zikredemiyorum.

Değerli milletvekilleri, Devlet Su İşleri 2015 yılında 9 milyar 233 milyon 725 bin 277 liralık yatırımı gerçekleşmiştir ve 2016 yılında da yapacağı yatırımlar için bütçeden 10 milyar 908 milyon 235 bin lira ödenek ayrılmıştır. Bu yıl içerisinde 27 adet baraj, 2 adet hidroelektrik santrali, 52 adet sulama, 13 adet büyük taşkın koruma tesisi, 29 adet içme suyu, 7 adet atık su tesisi olmak üzere 130 adet tesisin hizmete alınması planlanmaktadır. Ayrıca, 2019 yılına kadar da 10 milyon dekar arazi sulamaya açılacaktır. Hükûmetlerimiz döneminde Devlet Su İşleri âdeta destanlar yazmıştır; destanlar yazmaya da devam edecektir.

Bu vesileyle, Sayın Bakanımıza, Sayın Bakanımızın şahsında da bu başarıda emeği olan, gayretle çalışan Devlet Su İşleri teşkilatının her ferdine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Devlet Su İşlerinin 2016 yılı bütçesinin hayırlı olması dileğiyle, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Eldemir.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Sayın Başkan, İç Tüzük 60’a göre yerimden söz istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Baluken.

Pek kısa bir söz talebi var.

III.- AÇIKLAMALAR (Devam)

4.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, AKP’nin genel siyasetiyle ilgili Cumhurbaşkanlığı ile Hükûmetten farklı açıklamalar yapıldığına ve Hükûmetin çözüm süreciyle ilgili tutumunu, bundan sonraki yol haritasını ve çözüm süreciyle ilgili bir politika değişikliği olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, dünkü tutanakları incelediğimde tutanaklardan ulaştığımız bir bilgi üzerine söz aldım.

Dün burada çözüm süreciyle ilgili bir tartışma yürütülüyorken Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisinin ısrarlı soruları üzerine İçişleri Bakanı Sayın Efkan Ala’nın “Dolmabahçe mutabakatı doğruydu. Bugüne kadar yaptığımız her işin arkasında imzamız vardır.” açıklamasını son derece önemli, tarihî ve dikkate değer buluyoruz.

Bugün ülkemizin yaşadığı sıkıntıların birçoğu, çözüm sürecinin bitirilmesiyle ilgili sürecin başı olan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Dolmabahçe mutabakatını reddetmesiyle birlikte başladığını ifade etmiştik. Önce izleme heyetini reddeden, sonra oradaki mutabakatı yanlış gördüğünü ifade eden ve sonrasında “Kürt sorunu yoktur.” noktasına gelen bir yaklaşım, bu anlamda bugün yaşadığımız sıkıntıları da âdeta beraberinde getirmişti. O nedenle, bugüne kadar da ısrarla Sayın Başbakan Davutoğlu’nun Dolmabahçe mutabakatı ve izleme heyetiyle ilgili resmî görüşünü sormuştuk ama Sayın Başbakan bugüne kadar bize herhangi bir yanıt vermemişti. Tabii, şimdi Kabinede olan bir bakan olarak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – …Sayın İçişleri Bakanının hem Hükûmeti temsilen hem de Başbakanı temsilen Dolmabahçe’yi -Cumhurbaşkanının açıklamasına rağmen- olumlayan ve arkasında imzasının da olduğunu söyleyen yaklaşımı, son derece önemli bir yaklaşım ve açıklamadır. Tabii, burada bir kafa karışıklığı oluşuyor yani uzun süredir, AKP’nin genel siyasetiyle ilgili, Erdoğan’dan ve saraydan yapılan açıklamayı mı, yoksa Kabine ve Davutoğlu’ndan yapılan açıklamayı mı baz alacağımızı bilmiyoruz. Bu yönüyle, hem sayın Kabine üyeleri hem de AKP grup başkan vekilleri bu konudaki yaklaşımlarını net olarak, herhangi bir yere sığınmadan ortaya koyarlarsa bundan büyük bir memnuniyet duyacağız. Türkiye'nin en temel sorunuyla ilgili mevcut Hükûmetin tutumu nedir, Hükûmetin bundan sonraki yol haritası nedir, çözüm süreciyle ilgili yeni bir politika değişikliği mi var sorusunun cevabını rica ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Baluken.

Sayın Altay, sizin de mi söz talebiniz var?

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Efendim, uygun görürseniz Serkan Bey pek kısa bir şey söylemek istiyor.

BAŞKAN – Grubunuz adına Serkan Bey buyursunlar.

5.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, İskenderun Demir Çelik Fabrikası özelleştirildiğinde işçilere verilen hisselerin değerinin sermaye artırımı nedeniyle düşmesinin mağduriyet yarattığına ve bu konuda Hükûmetten bir çözüm beklediklerine ilişkin açıklaması

SERKAN TOPAL (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Hükûmet yetkililerine seslenmek istiyorum: Hatay’ımızın İskenderun ilçesinde, biliyorsunuz, demir çelik fabrikası var. 2002 yılında özelleştirilmişti. Özelleştirildiği zaman yüzde 11’lik hissesi emekçilerine, işçilerine verilmişti. Fakat, alınıp satılır hâle gelmeden yani borsaya girmeden, sermaye artırımı bahanesiyle, iş büyütümü bahanesiyle işçilerin hissesi yaklaşık yüzde 4,93’e indi. 11 bin işçi şu anda mağdur, bu konuda bir çözüm bekliyoruz, kendileri de bir çözüm bekliyor. Hâlâ şu ana kadar hisselerini alıp satamıyorlar. Bu konuda sayın Hükûmet yetkililerinden bir çözüm bekliyoruz, duyarlılığa davet ediyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Topal.

II.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/529) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 118) (Devam)

2.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/297), 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2014 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/32), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 208 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/33), 2014 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/34), 2014 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/35), 2014 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/36), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan Kalkınma Ajansları 2012 Yılı Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/28), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2013 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/31), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2014 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/37) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 119) (Devam)

 

A) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Şimdi, söz sırası, Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’a aittir.

Sayın Taşkın, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Meteoroloji Genel Müdürlüğümüzün 2016 yılı bütçesi üzerine grubum adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, dün Mardin’in Dargeçit ilçesinde bölücü terör örgütü mensuplarıyla çıkan çatışmada şehit olan Mersinli hemşehrim Jandarma Üsteğmen Emrah Şahin’e, Astsubay Abdil Kadir Çelik’e ve Uzman Onbaşı Mehmet Karadal’a ve tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve Silahlı Kuvvetlerimize başsağlığı ve sabırlar diliyorum, milletimizin başı sağ olsun.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemiz ve vatandaşımıza büyük hizmetler sağlayan bir kamu kuruluşumuz olan Meteoroloji Genel Müdürlüğü, sahip olduğu ileri teknolojiyi kullanma kapasitesi ve uzman personeliyle başta ulaştırma, tarım, orman, enerji, millî savunma, çevre, turizm, sağlık, şehircilik, adalet, spor ve afet yönetimi olmak üzere pek çok sektöre hizmet vermektedir.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, meteorolojik ürün ve hizmetlerin temeli olan gözlemlerin yapılması için ülke geneline yayılmış farklı tip ve özelliklerde sistemlerden oluşan bir gözlem ağını işletmektedir. Bu gözlem ağında, 1.237 adet otomatik meteorolojik gözlem istasyonu, 72 adet havaalanı otomatik meteorolojik gözlem istasyonu, 78 adet deniz otomatik meteorolojik gözlem istasyonu, 16 adet meteoroloji radarı, 2 adet deniz radarı, 10 adet yüksek atmosfer gözlem istasyonu, 35 adet yıldırım tespit ve takip sistemi bulunmaktadır.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 yılı sonuna kadar, yukarıda saydığım envantere ilave olarak 215 adet otomatik meteorolojik gözlem istasyonu, 4 adet havaalanı otomatik meteorolojik gözlem istasyonu, 2 adet meteoroloji radarı, 6 adet yıldırım tespit ve takip sistemi, 1 adet yüksek atmosfer gözlem sistemi kurulmasını hedeflemektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Meteoroloji Genel Müdürlüğünün kendi çalışanları tarafından geliştirilen web sayfasından kolaylıkla erişilebilen Karayolları Tahmin Sistemi’yle vatandaşlarımızın hava ve yol bilgilerini öğrenmeleri ve gerekli tedbirleri almaları sağlanmaktadır. Bunun yanı sıra, havacılık sektörünün ve güvenli hava yolu ulaşımının en temel faktörü olan meteorolojik ürün ve hizmetleri havaalanlarında sürekli ve güvenilir bir şekilde ilgililere sunmaktadır. Denizyolu Tahmin Sistemi’yle seyahatlerin planlanmasına ve deniz ulaşımının güvenliğine katkı sağlanmaktadır. Ayrıca, kuvvetli yağmur, fırtına, dolu, kar yağışı, zirai don, toz taşınımı gibi şiddetli meteorolojik hadiselerin sebep olabileceği can ve mal kaybını en aza indirmek gayesiyle meteorolojik hadiseler konusunda 2015 yılında toplam 362 adet meteorolojik uyarı yayınlanmıştır.

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün yaptığı önemli hizmetlerden birisi de ülkemizin orman varlığını ve doğal hayat dengesini tehdit eden orman yangınlarına karşı Orman Genel Müdürlüğüyle iş birliği yaparak geliştirdiği orman yangını riski olan alanların belirlenmesini sağlayan orman yangınları Meteorolojik Erken Uyarı Sistemi’dir. Bu uygulamayla orman yangını risk alanları belirlenmekte ve ilgili kurum ve kuruluşlar uyarılarak gerekli tedbirlerin önceden alınabilmesi sağlanmaktadır.

Bununla birlikte hizmet sunulan önemli sektörlerden birisi de tarım sektörüdür. Ekim, dikim, gübreleme, ilaçlama, sulama ve hasat gibi tarımsal üretimin her aşamasında çiftçilerimizin hizmetinde olan Meteoroloji Genel Müdürlüğü, zirai hava tahmin raporları, hasat zamanı tahmin programı ve ürünlerinin zarar görmemesi maksadıyla geliştirilen zirai don tahmin sistemiyle üreticilerimize destek olmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime son verirken Bakanlığımız bünyesinde önemli çalışmalar yapan Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğümüzden de bir cümleyle bahsetmek istiyorum. Ülkemizin doğal kaynak değerlerinin sahip olduğu biyolojik çeşitliliğinin ve yaban hayatının korunması, korunan alanların tespiti, yönetimi ve korunarak gelecek nesillere aktarabilmek maksadıyla çalışmalarını yürüten Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğümüze çalışmalarında başarılar diliyorum.

2016 yılı bütçesinin Meteoroloji Genel Müdürlüğümüze ve ülkemize hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Taşkın.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına son konuşmacı Bolu Milletvekili Fehmi Küpçü olacaktır.

Sayın Küpçü, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA FEHMİ KÜPÇÜ (Bolu) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; öncelikle heyetinizi ve aziz milletimizi baki muhabbetle selamlıyorum. 2016 yılı merkezî bütçemizin milletimize hayır getirmesini, bereket getirmesini Rabb’imden murat ediyorum.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı Su Enstitüsü bütçesi üzerine söz aldım grubum adına. 2011 yılında kısa adıyla SUEN olarak, küresel su meselelerinin çözümüne katkı sağlamak, su ile ilgili geleceğe yönelik çalışmaları yönlendirmek, ülkemizin sürdürülebilir su politikalarını uygulamak muradıyla kurulmuştur.

Değerli milletvekilleri, su, bizim havsalamızda, küresel dünyanın tanımıyla sadece beyaz enerji olarak bir silah değil, değerler üzerinden bir medeniyet tanımının adıdır. Duygu ve düşünce dünyamızda suyun adı, rahmetin, merhametin, kadim medeniyeti besleyen pınarların adıdır. “İki damla gözyaşı gönlümden”in, “kalbimden”in, yani değerin diğer adıdır su. Toprağın ve insanın suyla buluşması, Ferhat’ın Şirin’e ulaşmak için şehre su getirmenin ön şartı olan kavuşmanın adıdır su. İçenin ikram edene “Su gibi aziz ol.” dediği, velhasıl medeniyet tanımımızdır su.

AK PARTİ iktidarında kadim medeniyetimizi temsilen de “Su akar ve Türk yapar elhamdülillah.” diyebileceğimiz yatırımlar yapıldı hamdolsun ülkemizde. Sadece Türkiye'nin değil, dünyanın da en yüksek barajlarını, en büyük sulama tesislerini açtık. Örneğin 218 metre yükseklikteki Ermenek Barajı’nı; yine, ülkemizin en yüksek, dünyanın 6’ncı en yüksek barajı Deriner’i; Çine Adnan Menderes Barajı’nı, Dalaman Akköprü’yü, Muratlı’yı, Borçka’yı, hasılıkelam Türkiye'nin ve dünyanın “en”lerini açtık.

Değerli milletvekilleri, benim seçim bölgem olan Bolu’nun coğrafyasının yüzde 18’i tarım arazisi, yüzde 64’ü orman. Yapılan barajlar marifetiyle 200 bin dekarlık bir alan, hamdolsun, AK PARTİ devriiktarında sulu tarıma kavuşacaktır. Yine, dere ıslahları, bina ve tesisler, taşkın koruma, Gölcük, Abant, Yedigöller içme suyu projeleri, 49 adet baraj ve gölet olmak üzere son on dört yılda şehrimize 6 milyar TL yatırım yapılmış ve 200 bin dekar alan suyla buluşmuş olacaktır.

Sadece AK PARTİ döneminde yapılan 8 temel barajdan bahsedersek; aşçılar diyarı Mengen’imiz 330 milyon TL bedelli Köprübaşı Barajı’yla -ki üzerinde 2 adet HES göleti vardır- yine, Haliç’in zincirlerle kaplı sularına dönüp dönüp bakıp “Ya sen beni alırsın ya da ben seni.” diyen o Fatih’teki iman coşkunluğunu veren Hoca Akşemseddin diyarı Göynük’ümüz Gökçesaray, Yeniköy, Dedeler, Değirmenözü, Bulanık, Hasanlar barajlarıyla; yine, Alan Bölgemiz, Kıbrıscık ilçemiz, 15 bin dekarlık bir alan sulu tarıma kavuşturacak. Alanhimmetler Göleti’yle yine, Bolu’nun Çukurova’sı olan Seben ilçemiz Abant’ın 7 büyüklüğünde 40 milyon metreküp su depolayan ve 30 bin dekarlık alanı sulayacak Seben Taşlıyayla Göleti’yle; yine, Dörtdivan ve Gerede, Yeniçağa Ovası’nı sulu tarıma kavuşturacak 270 milyon TL bedelli Tekkedere Barajı’yla, -yine, rahmetli Menderes’in projesi olan ve yapımına ancak kırk yıl sonra başlanan- 55 milyon metreküp suyla, 155 bin dekar alan, üç ilçe ve köylerimiz içme suyu ve toprağımız bereketle tanışmış olacaktır inşallah.

Ezcümle, kadim milletimiz suyu, aziz olanı toprakla, milletle, yatırımla buluşturmuş, enerjiyle taçlandırmıştır. Bu anlamda, Hükûmetimiz milletinden aldığı güçle, millet adına her türlü vesayete, paralele karşı millet merkezli siyasetini, duruşunu devam ettirirken elbette boş durmamış, dün Hicaz’a giden hacıların tarif ettiği gibi “Bak, ecdat ne keremli, hikmetli adammış, Hicaz’a su yolu yapılmış.” deyip sadece mazisine atıfla övünmeyen, elbette ki ecdadının keremine, hikmetine inanan ama o ecdadın da keremli, hikmetli çocukları olarak, yeni Türkiye yolunda, milletimizin kadim hikâyesiyle barışık, Mersin’den, denizin altından Kuzey Kıbrıs’a su götürebilmenin, hizmetin aziz olanıyla, bereketli olanıyla milleti buluşturmanın adıdır AK PARTİ.

Ben bu hayırlı hizmetler vesilesiyle, başta Orman ve Su İşleri Bakanımız olmak üzere Bakanlığımıza ve Hükûmetimize milletimiz adına teşekkür ediyorum. Bütçemizin milletimizin birlik beraberliğine, rahmetine, merhametine emek ve katkı vermesini, yeni Türkiye yolunda kadim hikâyesiyle barışık mazisinden aldığı güçle istikbale giden yolda umutlar yeşertmesini murat ediyor, tekraren heyetinizi ve aziz milletimizi baki muhabbetle selamlıyorum vesselam. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Küpçü.

Böylece Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun konuşmaları tamamlanmıştır.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ilk söz, İzmir Milletvekili Tacettin Bayır’a aittir.

Buyurun Sayın Bayır. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz yedi dakikadır.

CHP GRUBU ADINA TACETTİN BAYIR (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2016 Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu bütçesi üzerine söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, tüm halkımızı ve siz değerli vekillerimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi dağı taşı, suyu, havayı ve özellikle de enerji sektörünü salt rant gözüyle gören bir dönemden geçiyoruz. Özelleştirme işlemlerinin en yoğun olduğu bir süreçteyiz. Çoğunluğunu kendine yakın firmalara gerçek değerleri altında satarak kamu zararı oluşmasına ne yazık ki göz yumuyoruz. Hükûmet döneminizde yapılan enerji özelleştirme işlemlerine, özellikle yandaş gruplarınızı palazlandırmaya dönük, kamu varlıklarının peşkeş çekilmesine de seyirci kalıyoruz. İhalelerin kimlere verildiğine bakıldığı zaman, enerji sektöründe özelleştirmelerden en büyük payın, hükûmetleriniz döneminde ortaya çıkan havuz medyası tarafından alındığını tespit ettik. Bu nasıl bir özelleştirme mantığıysa, enerji alanında elektrik dağıtım sektörünün yüzde 60’ı sizlere yakın iki grubun tekelinde bulunmaktadır. Kısacası, daha önce devlet tekelinde olan elektrik dağıtım sektörü, AKP’ye yakın sermaye gruplarının tekeline geçmiştir. Kaldı ki özelleştirme sonrası ülkemizin çeşitli yerlerindeki elektrik kesintileri ve arızaları da bu özelleştirmeler sonrasında vatandaşın canına tak etmiştir.

Değerli arkadaşlar, değinmek istediğim bir başka nokta ise EPDK’nın sorumluluk alanlarından biri olan lisans verme yetkisinin ülkemizde nasıl yanlış kullanıldığıdır. Hepinizin de bildiği gibi, temiz enerji üretim alanlarından bir tanesi de rüzgâr enerji santralleri yani RES’lerdir. Doğru yerde, doğru planlamayla yapılması hâlinde hiç kuşkusuz ki tercih edilen, yenilenebilir bir enerji türüdür. Biz, enerjide dışa bağımlı olmaktan kurtarabileceğini düşündüğümüz RES’leri aslında destekliyoruz. Ancak, ne yazık ki, seçim bölgem olan İzmir’de Hükûmetin yanlış tercihleri nedeniyle birkaç yıldır yaşam alanları içine kurulan RES’lere karşı direnişler başlamıştır. Karaburun Yarımadası birinci derecede doğal sit alanlarıyla Türkiye'nin önemli doğa alanlarından birisidir. Zengin ekosistemiyle önemli bir biyolojik çeşitliliğe sahiptir. Yarımada, nesli tükenmekte olan türler de dâhil olmak üzere nadir bitki ve hayvan türlerine ev sahipliği yapmaktadır. Bunların bilinmesine rağmen, Bakanlık ve yandaş firmalar RES konusunda tüm iştahlarını Karaburun Yarımadası’na çevirmişlerdir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının verdiği ÇED kararları, Enerji Bakanlığı ve EPDK’nın yargı kararlarını hiçe sayması, iptal edilmesine rağmen aynı firmalara yeni üretim lisansları vermesinin sonucu olarak dünya mirasları ve ülke değerlerinin bu bölgede yok edilmesi insanlık suçu işlenmesinden başka nasıl açıklanabilir?

Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; İzmir Milletvekili ve Yarımadalı biri olarak bizler asla “istemezük”çü değiliz, tabii ki enerji bize lazım, enerji için dünyada güç savaşlarının yaşandığı bir gerçek. Biz RES’e karşı değiliz, biz RES’lerin plansız bir şekilde yapılmasına, yaşam alanlarımıza çok yakın olmasına, ÇED raporu olmadan, doğanın dengesini bozmasına karşıyız, ağaçların katledilmesine karşıyız. (CHP sıralarından alkışlar) Araştırdık, Avrupa’da hiçbir yerde RES direkleri yerleşim birimine 1.800 metreden yakına yapılamıyor ama bugün Karaburun Yarımadası’nda köylerimizin göbeğine RES direkleri dikiliyor.

NECİP KALKAN (İzmir) – Okullara kuruyorlar, okullara.

TACETTİN BAYIR (Devamla) – Değerli arkadaşlar, Çeşme, Karaburun, Mordoğan, Ovacık, Urla, Aliağa, Güzelbahçe, Foça’da neredeyse köylerin içinde. Bu projelerin yaşam alanlarına uzak bölgelerde ağaçları katletmeden, insanın yaşam hakkına saygılı davranılarak yapılmasını talep ediyoruz.

Değerli milletvekilleri, geleceğimiz olan çocuklarımıza, torunlarımıza daha iyi bir çevre, yaşanabilir bir Türkiye bırakmak zorundayız. (CHP sıralarından alkışlar)

Bütçe üzerindeki değerlendirmelerimizde bir miktar da örtülü ödenek uygulamalarınızdan bahsetmek istiyorum. Daha önce sadece Başbakanın kullandığı örtülü ödenek yani sorgulanamaz, denetlenemez olan bu ödenek bir gece ansızın AKP’nin son dakikada verdiği bir önergeyle, Mart 2015’te Cumhurbaşkanımızın da kullanımına sunuldu. Herkes gibi ben de çok merak ediyordum “Yeni Cumhurbaşkanımızın bu ödeneğe neden ihtiyacı olur?” diye. Döndüm geriye baktım, eski Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmet Necdet Sezer bütçeden yedi yılda 197 milyon yani yıllık ortalaması 25 milyon harcama yapmış. Daha sonra, Sayın Abdullah Gül yedi yılda 746 milyon harcamış yani ortalaması yıllık 106 milyon lira. Bu, bir önceki Cumhurbaşkanının harcadığının 4 katı. Gelelim şimdiki Sayın Cumhurbaşkanımıza: Bütçe ve örtülü ödenek toplamı bir yılda 2 milyar 950 milyon harcama yapmıştır. Bu bir cumhuriyet tarihi rekorudur arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) Örtülü ödeneği çıkartıp salt bütçe açısından değerlendirdiğimizde, Erdoğan bir yılda 546 milyon TL bütçe kullanmış olup yıllık harcama düzeyi Sayın Sezer’in 22 katıdır, Sayın Gül’ün 5 katıdır. Bu paralar halkımızın ödediği vergilerdir.

Değerli arkadaşlar, bir ülkenin itibarı sarayın büyüklüğü ya da muhteşemliğiyle değil, yoksulunun ve aç insanının az olmasıyla, eğitim seviyesiyle, düşünce ve ifade özgürlüğünde uygar ülkeler düzeyine gelmesiyle ölçülür. Bir Cumhurbaşkanına gösterilecek saygı da onun ülkeyi nasıl bir anlayışla, nasıl davranışlarla yönettiğiyle eş orantılıdır. Bu nedenle, cumhuriyet tarihimizin en fazla vatandaşla davası olan kişisi olan Sayın Cumhurbaşkanımız tam 1.845 kişiyle davalıdır, bu da bir cumhuriyet tarihinin rekorudur.

Değerli arkadaşlar, sözlerime son verirken, 2016 bütçesinin, hem bütçe yapma tekniği açısından hem de bütçenin hâkimiyeti, bütçe yönetiminin tarafsızlığına olan inancımızın kaybolması nedeniyle, halkımız adına, 2016 bütçesine ret oyu veriyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.13

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.27

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 51’inci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi, söz sırası Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak’a aittir.

MUSA ÇAM (İzmir) – Şu an yoklar.

BAŞKAN – İkinci sırada, Sayın Murat Bakan vardır.

İzmir Milletvekili Sayın Murat Bakan’ı kürsüye davet ediyorum.

Buyurun Sayın Bakan. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz yedi dakikadır.

CHP GRUBU ADINA MURAT BAKAN (İzmir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teoride bağımsız idari otoriteye sahip Rekabet Kurumu, elindeki yetki ve yaptırım gücüyle Türkiye’de rekabetçi bir piyasa ekonomisinin ve ekonomik özgürlüklerin gelişmesini sağlamalıdır. Bu işlevi yerine getirebilmesi için de teoride değil, uygulamada da bağımsız olması gerekir. Gerekir diyorum çünkü Rekabet Kurumu adil ve şeffaf kriterlerle oluşmamış, siyasi erkçe belirlenmiştir. Tek kişi sultasının hâkim olduğu devlette, bu tür kurumların, bağımsız ve şeffaf ve denetlenebilir olması mümkün değildir. Denetleme ve cezalandırma yetkileri sonsuz olan Rekabet Kurumunun bağımsız olması şarttır. Peki, nasıl oluşmalı ki bağımsız, özerk ve şeffaf olsun. Kurumun oluşumu, bilhassa üyelerinin kim olacağı özgür basın aracılığıyla kamuoyunda tartışılmalıdır. Peki, basın özgür müdür? İktidarın, AKP’nin, Cumhurbaşkanının lehine yazmakta, söylemekte basınımız hiçbir ülkede olmadığı kadar özgürdür. Eğer olana bitene muhalif gözle bakan, eleştirel gözle bakan bir basın mensubuysanız, Can Dündar’ın Sayın Cumhurbaşkanına yazdığı mektupta olduğu gibi cezaevinde özgürleşebiliyorsunuz. Demek ki, bu tür kurumların özerk olabilmesi, ülkemizde basın başta olmak üzere bütün kurum ve kuruluşların özgürleşmesi ve özgürlükçü demokrasinin yerleşmesiyle doğru orantılıdır. Seçimi kamuoyunda tartışılan ve Parlamento tarafından seçilen üyelerin de daha adil ve cesur davranacakları bir gerçektir. Bu, ülkemizde bulunan tüm bağımsız idari otoriteye sahip kurumlar için de geçerlidir ve siyasi erki de rahatlatır. Kaynağı Amerika olan bu kurumlar, Amerika’da ve Avrupa’da bu şekilde işliyor. Böyle oluştuğu için, devlet başkanına, iktidar yanlısı şirketlere, iktidara muhalif olanlara da eşit şekilde davranıyor.

Sevgili arkadaşlar, bakınız, kâğıt üzerinde yasa ne diyor: “Rekabet Kurumu bağımsızdır. Hiçbir organ, makam, merci ve kişi, Kurumun kararını etkilemek amacıyla emir ve talimat veremez.” Bunu söylerken şaka yaptığımı düşünebilirsiniz; şaka yapmıyorum, küçük bir istisna dışında bu gerçektir arkadaşlar. Cumhurbaşkanı dışında hiçbir makam, merci zaten etkilemiyor kurumun kararlarını. Rekabet Kurumunun bağımsız olmadığını pratik bize göstermiştir. Bunun en somut örneği Gezi’dir. Gezi direnişinde gazdan, coptan, TOMA’dan kurtulmak isteyen, canını kurtarmak isteyen gençlerin sığındığı Divan Oteli’ne -biliyorsunuz Koç grubunun Divan Oteli- arkasından dönemin Başbakanının kini Koç grubuna, Rekabet Kurumunun okları da Koç grubuna ait TÜPRAŞ’a yöneldi ve adilce 412 milyon lira cezayı kesiverdi!

Esnafımızı silindir gibi ezen, neredeyse köylerde bile açılan AVM’leri görmezden gelen Rekabet Kurumu, devletten sürekli ihale alan firmalara hiç uğramamaktadır. Sayın Başbakan bu kürsüden Ahi geleneğinden hararetle söz etmekte, esnafa Ahi duasıyla dükkânlarını açmalarını öğütlemektedir. Sahi, bu acımasız, kontrolsüz rekabet ortamında esnaf kaldı mı?

Sayın Başbakan, hangi Ahilik değerlerinden bahsediyorsunuz? Toplumumuzun ortak manevi değerlerini yerli yersiz dillendirerek yıpratmayın, Ahi Evran’ın kemiklerini de sızlatmayın. (CHP sıralarından alkışlar)

AKP Kırşehir Milletvekili bu kürsüden birkaç gün önce Ahi Evran’ın sözlerini paylaştı. Ben de Ahi Evran’ın bir sözünü bu kürsüden dile getirmek istiyorum: “Kimseyi kandırma, kanaatkâr ol, harama bakma, haram yeme, haram içme.”

Değerli arkadaşlar, Rekabet Kurumu, bakanların yüzüne, Sayın Cumhurbaşkanının gözünün içine ve ağzından çıkan söze bakmaktadır, tıpkı sulh ceza hâkimlerinin yaptığı gibi. Aldığı sinyallerle, ezilmesi gereken kurumlara bir bahaneyle yönelmektedir. Hikâyeyi hepiniz bilirsiniz, kurt kuzuyu yemeyi kafaya koyarsa bahanesi çoktur. Bizim kurumlarımız da böyle yapmıyor mu? Ülkenin en bağımsız kurumu olması gereken yargımız, gazetecilerimizden casus, sanatçılarımızdan, yazarlarımızdan sudan bahanelerle hain yaratıp yargılamıyor mu?

Rekabet Kurumu “Bir musibet bin nasihatten iyidir.” prensibiyle bilinçli seçtiği kuruluşlara öyle cezalar kesiyor ki bu durum şirketleri ürkütüyor. İktidarda yeni Osmanlıcılık hayali var. Kimisi kendisini sultan, kimisi kendisini sadrazam, kimisinin kendisini şeyhülislam gördüğü bir dönemde Rekabet Kurumunun da kendisini Deli Dumrul gibi görmesi doğaldır. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, sağlıklı bir rekabetin olduğu ülkelerde yoksulluk, yolsuzluk azalır. Örneğin Transparency International’ın Yolsuzluk Algı Endeksi’ne göre ülkemiz 2014 yılında 64’üncü sıradan 66’ncı sıraya gerilemiştir. Yolsuzluk endeksine göre en temiz ilk beş ülke Danimarka, Yeni Zelanda, Finlandiya, İsveç ve Norveç; en kötü durumdaki beş ülke ise Libya, Sudan, Afganistan, Kuzey Kore ve Somali’dir. Ülkemiz bu hızlı düşüşle son beşte yer alamamıştır ama 17-25 Aralıkla dünyada reytingde birinci sıraya oturmuştur sevgili arkadaşlar. Yani rekabet koşulları adil oldukça yolsuzluk da azalıyor, bunu görüyoruz. Bu endekse göre en temiz 5 ülke aynı zamanda rekabetçi serbest piyasaya sahip en iyi 20 ülkenin arasındadır. En kötü durumdaki son 5 ülke ise rekabetin özgürce yürütülmediği en kötü 20 ülke arasındadır.

Önerimiz: Avrupa Birliğinde son 15 yılda rekabet hukukunda çok şey değişti. Türkiye’nin bu değişikliklere ayak uydurabilmesi, Rekabet Kurumunun da evrensel demokrasi kurallarına göre kamuoyunda tartışılarak yeniden yapılanması gerekir. Üyelerin seçimi de kamuoyunda tartışılmalı ve Parlamentoda nitelikli çoğunlukla seçilmelidir. Böylelikle kamuoyunun karşısına değil, kamuoyunun yanında duran, cesur, adil, şeffaf bir kurum olur.

Mevcut Rekabet Kurumunun 90 sayfalık bir stratejik planı var, 2014-2018 yılına ait. Ben bu 90 sayfalık stratejik planı okudum. Bu 90 sayfalık stratejik plan yerine Rekabet Kurumu stratejisini tek cümleyle özetleseydi daha hayırlı bir iş yapmış olurdu. Rekabet Kurumu -bu yılın gerçeği, ben bu kürsüden ifade etmek istediğimi sizlerle paylaşayım- yeniden yapılanırken siyaset buna önayak olmalıdır fakat daha sonrasında ayak bağı olmamalıdır.

Sevgili arkadaşlar, yukarıda izah ettiğimiz gerekçelerle Rekabet Kurumunun bütçesine olumsuz oy vereceğimizi söylüyor ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bakan.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın İnceöz…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - İsterseniz mikrofonla, isterseniz şuradan…

BAŞKAN – Tamam, mikrofonu açalım.

Buyurun yerinizden Sayın İnceöz.

III.- AÇIKLAMALAR (Devam)

6.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, İzmir Milletvekili Murat Bakan’ın 118 sıra sayılı 2016 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 119 sıra sayılı 2014 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkanım, az evvelki hatip konuşmasında özellikle gazetecilerin casus, sanatçıların hain olarak addedildiği, işte padişah, sultan vesaire birtakım tanımlamalarda bulundu. Bunları özellikle reddettiğimizi belirtmek istiyorum. Bugün gazetecilik mesleği ve yaptığımız işler hiçbir şekilde suç işlemeye engel değildir ve gazeteciliğe de yapılanları hoşgörüyle karşılamak mümkün değildir. Eğer, bugün, ülkemizde topyekûn terörle mücadele ettiğimiz bir süreçte birtakım bu şekilde açıklamalarla terörü görmezden gelerek bir duruş sergileniyorsa -vatana ihanet, casusluk, bunlar işleniyorsa- meslek bunu örtmez. Bunu özellikle belirtmek istiyorum.

Bir de, tabii, ülkemizde milletimizin oyuyla seçilmiş Cumhurbaşkanımız, yine partisiyle girmiş Başbakanımız ve parlamenterler mevcuttur. Dolayısıyla, ülkemizde bu sistem içerisinde bunların söylenmesi -darbe, sultan, padişah vesaire gibi- bir algı yönetimidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Milletimiz her şeyi görmekte ve bilmektedir. Bunları kabul etmek mümkün değildir. Özellikle bunu belirtmek istedim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın İnceöz.

II.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/529) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 118) (Devam)

2.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/297), 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2014 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/32), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 208 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/33), 2014 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/34), 2014 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/35), 2014 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/36), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan Kalkınma Ajansları 2012 Yılı Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/28), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2013 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/31), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2014 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/37) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 119) (Devam)

 

A) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Şimdi, söz sırası Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak’a aittir. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Budak, buyurun.

Sizin süreniz sekiz dakikadır.

CHP GRUBU ADINA ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, değerli bakanlar; öncelikle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığının bütçesiyle ilgili söz aldım. Bu konuyla ilgili görüşlerimi sunacağım.

Özellikle sayın bakanlar bütçe sunuşları sırasında bir rutini tekrarlıyorlar; 2002’den itibaren neler yaptıklarını, 2015 yılına kadar neler yaptıklarını tekraren söylüyorlar. Güzel; güzel şeyler de yapıldı bu arada. Ama eksiklerin de söylenmesi lazım, gelecek için projelerin söylenmesi lazım. Mevcut sorunları söylerken çözüm önerilerini de söylemek lazım. Yani, şöyle bakıyorum: Üniversitede bir öğrenci bir ödev alsa, böyle bir ödev hazırlasa sanıyorum kırık not alır. Çünkü bunu bir hamaset olarak düşünüyorum. Şimdi, ben, gerçek rakamlarla konuya biraz açıklık getireceğim.

Şimdi, değerli arkadaşlar, Aralık 2002’de devletin borcu 242,7 milyar lira -katrilyon lira-, Aralık 2015’te devletin borcu 677,7 milyar lira. Aralık 2002 iç borç stoku 149,9 milyar lira, Aralık 2015 iç borç stoku 440 milyar lira. Aşağı yukarı 3,5 kat artmış.

Aralık 2002, kişi başına kamu borcu 3.677 lira; Aralık 2015, kişi başına kamu borcu 8.717 lira.

Aralık 2002 yine, aile gelirinin borca oranı -dikkat edin arkadaşlar buraya- yüzde 4,7; bugün, Aralık 2015, aile gelirinin borca oranı yüzde 55,2’ye çıkmış.

Aralık 2002, özel sektörün dış borcu 43 milyar dolar; Aralık 2015, özel sektörün dış borcu 289,6 milyar dolara çıkmış. Yani devlet yerine özel sektör borçlanmış, bu borç 78 milyonun borcu devletin borcuyla birlikte.

1988-2002 arasında ortalama işsizlik oranı yüzde 8 değerli arkadaşlar, 2003-2015 arasında ortalama işsizlik 10,2. İş bulmaktan ümidini kesmiş olanları saymıyorum; 1 milyon 250 bin kişi de iş bulmaktan ümidini kesmiş, iş aramıyor, istatistiklerin içinde yok. Genç işsizliği de bu arada yüzde 20 seviyesinde dolanıyor.

Aralık 2002’de elli iki yılda verilen cari açık 43,7 milyar toplam rakam ama Aralık 2015’e kadar, 2002’den itibaren, toplam rakam 472,2 milyar dolar, 10 kat, 10 kattan fazla.

Bunu uzatmak mümkün ama burada özellikle şunu izah etmek istiyorum: Eğer bir tablo açıklıyorsanız 2002’den itibaren 2015’e kadar bunları da konuşmanız gerekiyor.

Şimdi, bir de Ekonomik Sosyal Konsey meselesi var. Bununla bağlantılı olarak söylüyorum. Son derece iyi düşünülmüş, Anayasa’ya konmuş 2010 yılında ve tam altı yıldır Ekonomik ve Sosyal Konsey toplanmıyor, tam altı yıl. Ekonomik ve Sosyal Konseyin üç ayda 1 toplanması kuralı getirilmiş, anayasal bir kurum.

Şimdi, özellikle Beştepe’de yeni bir yapı oluşturuluyor; Ekonomi ve Dış Ticaret Konseyi. Şimdi, burada bir konsey var, anayasal konsey ama orada bir… Demek ki yani burada biz yasama görevini yaparken bu işi tam yapamıyoruz; özellikle çoğunluk için söylüyorum, bunu biz sarayda yapıyoruz. Ekonomiyle ilgili ve dış ekonomiyle ilgili sarayda kurallar konulacak, maalesef, sayın bakanlar da bunları onaylayacak.

Şimdi, efendim, bakın, özellikle Ticaret Bakanımızın alanı; yenisiniz o yüzden çok fazla bir şey söylemeye hakkım yok size ama Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığını aşağı yukarı sekiz sene yaptım. Sekiz sene boyunca, 2009 yılında, hiç unutmuyorum sadece Antalya bölgesinden 10 bin civarında imza topladım. Ne için? Bu büyük mağaza kanunu, AVM kanunu çıksın diye ve dönemin Sayın Bakanına bu dosyayı verdik. Tam 7 defa tasarı yapıldı, tam 7 defa; her seferinde bir yerlerde bekletildi, bir sümenin altında kaldı, Başbakanlığın önünde kaldı ve kanun çıkamadı.

Şimdi, kanun çıktı ve önceki Sayın Bakan Hayati Yazıcı, aslında mükemmele yakın bir kanun tasarısı hazırlamıştı ve orada çok önemli bir konu vardı. Ekonomiyle ilgili kentlerin planlanması, stratejik plan; bu yok edildi. Şimdi, belediyeler stratejik ticari plan yapamazlar; kamu yapar, devlet yapar ve uygulatır. Şimdi, her yerde, Antalya’dan bir örnek ya da İzmir’den bir örnek verelim, bir caddenin üzerinde yüzlerce, aynı işi yapan esnaf var ve burada özellikle şunu da ifade edeyim: Ali Coşkun Bakanımızın zamanından beri bu yapılmaya çalışılan kanun, ne özel markaları önleyebildi ki Türkiye’de ticareti de yerle bir eden bir durumdur ve şu anda marketlerin raflarına gidin bakın yerli markayı göremeyeceksiniz, çok az sayıda yerli marka göreceksiniz; zaten genel olarak da marka yoktur, kendi markaları var ve sanayiyi de böylece zorluğa sokmuş. Bunları acilen -“Yeni yasa yapacağınızı” söylediniz- aslında yeni yaptığınız yönetmeliklere ilave etmenizde fayda var.

Tabii, bu arada bu durum neyi yarattı? Şimdi, bir market, zincir market, uluslararası sermayeyle oluşmuş zincir market aşağı yukarı 10 bin civarında… Bir bakkalın sağına bir tane, soluna bir tane, aradaki bakkalı boğmak üzere yapılmış bir yapı, şimdi bunun düzeltilmesi lazım. Tabii ki, bu, büyük bir esnaf işsizliğine sebep oldu, aşağı yukarı 350 bin kişi son on üç yılda işsiz kaldı. Esnaf ne iş yapar? Kepengini kapatır, işsiz kalır. Mevcut esnafın da yüzde 35 BAĞ-KUR primleri artırılmış son dönemde, bu vicdanen kabul edilebilir bir şey değil.

Şimdi, bir de, çek senet konusu var, yine alanınıza giriyor. Önceki dönemde Sayın Bakan Ali Babacan’ın bir tasarıyla… Ve orada verilen bahane de şu: “Çek suçlularını eğer biz bugün hapse atsak 140 bin kişi hapse girer. O yüzden bu çekteki hapsi kaldırıyoruz.” dediler ve piyasa çöktü. Alacaklı alacağını alamadı, zaten borçlu borçlu, battı gitti ama alacaklı da battı. İnşallah, bununla ilgili de bir düzenleme yaparsınız, düzenleme de kolay; tekrar aynı cezayı getirmek.

“Tüketici yasası çıkaracağız.” diyorsunuz, tüketici yasası değil, sivil toplum örgütleri zaten şu anda söz söyleyebilecek durumda değil. Tüketici yasasını çıkardınız ama tüketici dernekleri eğer devlet tarafından destek verilmezse onun da yürümesi söz konusu olamaz.

Hal Yasası’yla ilgili -söyleyecek çok zaman kalmadı ama- şikâyet ediyorsunuz, Ekonomi Bakanı şikâyet ediyor “Et ithal edeceğiz.” diyor, Tarım Bakanı et fiyatlarından şikâyet ediyor “Yanlarına dükkân açacağız, 160 dükkân açarız.” diyor, Gümrük ve Ticaret Bakanımız da domates fiyatlarından şikâyetçi. Antalya’da domates 1 lira, halde 5 lira. Yani bu şikâyet mercisi değil, çözüm mercisidir. Sürem bitti.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Budak.

Şimdi, söz sırası Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’a aittir.

Sayın Akın, sizin süreniz sekiz dakikadır. Sizden sonra konuşacak olan Namık Havutça’nın yerine de konuşacağınız için yedi dakika da oradan ilave ediyoruz, toplam süreniz on beş dakikadır.

Buyurun.

CHP GRUBU ADINA AHMET AKIN (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 2016 yılı bütçesi üzerine grubumuz adına söz aldım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakan, elimde bir fatura var. Tüketici harcaması 53 lira, toplamda 102 lira. Bu aradaki farkı biz anlayamıyoruz. Bunu halkımız da anlayamıyor. Burada neye, ne ödüyorsak, bunu açıklamanızı sizden rica ediyoruz çünkü bunların bilinmesine ve halkımızın bilmesine ihtiyacımız var. Bunları, özelleştirmeden önce de aynı şeyleri söylüyordunuz. Siz, şimdi, bunları özelleştirdiniz, normalde bunların ucuzlaması gerekir.

Ne oldu biliyor musunuz sayın milletvekilleri? AKP Hükûmeti elektrik üretim ve dağıtım şirketlerinin kasalarını doldurdu, halkımızın cebini boşalttı. Bugün elektrik dağıtımında yapılan düzenlemelerle yargı kararları hiçe sayılarak kayıp kaçak bedelleri faturalarda -halkımız görmesin ve bilmesin diye- karartıldı. Maalesef, dağıtım şirketlerine çanak tutuldu ve bunu kabul etmemiz mümkün değil.

Bir de TRT payı var. Değerli milletvekilleri, keşke TRT gerçek ve tarafsız olsa da isteyerek desteklesek ama ne durumda olduğunu anlatayım. Bu ülkenin kurucusu ve kurtarıcısına utanmadan hakaret edebilen, sadece AKP’nin yayın organı hâline gelmiş, yakınlık ilişkileriyle kadrolaşan ve yolsuzlukların kol gezdiği iddia edilen bir kurum.

Parayı kim ödüyor? Türkiye. Yani siz kendi yayın organınıza zorla halkımızdan para topluyorsunuz ve kendi reklamınızı yaptırıyorsunuz. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Siz paraları toplarken evlerde büyük yangın var ve elektrik faturaları halkımızı bezdirmiş ve isyan ettirmiş durumda. Halkımız zaten faturalarını ödeyemediğinden elektrikleri kesik, TRT’yi nasıl seyredecek Sayın Bakan?

Sayın Bakan, siz iyi eğitim almış, bu konuda iş tecrübeleri iyi olan birisiniz, saygı duyuyorum ama çok da merak ettiğim bir konu var. Nasıl böyle bir hatanın içinde olabilirisiniz? AKP’nin kurduğu elektrik piyasasının halka değil dağıtım şirketlerine çalıştığını gösteren, adınıza imzalanmış olan bir somut belgeyi buradan göstermek istiyorum. Elektrik faturalarıyla ilgili sorduğum bir soruya Bakanlığınızın -altına imzası şekliyle- gönderdiği yazı aynen şu şekilde: “Geçmiş dönemlerde bu bedellerin iptaline ilişkin pek çok dava açılmış, bu bedelleri mevzuat kapsamında uygulamak zorunda olan piyasa oyuncuları ciddi tutarlarda davaları kaybetmiştir. Devam eden davaların da kaybedilmesi ya da diğer davaların açılması hâlinde faaliyetleri düzenlenen dağıtım şirketlerinin, görevli tedarik şirketlerinin ya da benzer davalara muhatap olan diğer tedarik şirketlerinin mali sürdürülebilirliği olumsuz yönde etkilenecektir.” Gördüğünüz gibi, değerli arkadaşlar, AKP’de mahkeme kararlarını ve hukuku tanımama geleneği yukarıdan aşağıya her kademeye sirayet etmiş durumda. Oysa, herkes tarafından çok net bilinir ki mahkeme kararları istisnasız herkesi bağlar. “Bu kararı sevmedim, uygulamıyorum, tanımıyorum.” diye bir keyfiyet hukuk devletlerinde olamaz. Sizin adınıza imzalanarak gelen bu belgeden bilginiz var mı Sayın Bakanım? Bu sorularımıza sizden lütfen cevap bekliyoruz. Halkımızın ödediği faturaların içindeki unsurları net olarak bilmemiz gerekiyor. Halkımızın da ne kadar kazıklandığını bilmesi gerekiyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Bakan, geçen yıl itibarıyla cari açığımız 32 milyar dolardı, enerji ithalatı için ödediğimiz para da yaklaşık 38 milyar dolar. Alternatif enerji kaynakları konusunda neler yapıyorsunuz Sayın Bakan? Güneş ve rüzgâr için nasıl yatırımlar yapıyorsunuz? Yenilenebilir potansiyelimizin çok yüksek olduğunu biliyoruz, ölçülmüş potansiyelimiz nedir? Mevcut potansiyelimizin ne kadarını kullanıyoruz?

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Hem “yapın” diyorsunuz hem karşı çıkıyorsunuz. Nasıl olacak o iş?

AHMET AKIN (Devamla) – Bu konuyla alakalı gelecek planlarınız neler? Enerjinin yüzde 95’ini ithal eden Fas, daha on gün önce dünyanın en büyük güneş tarlasını kurdu. Danimarka şu anda elektriğinin yüzde 40’ını rüzgâr enerjisinden elde ediyor ve 2020 yılına da hedef koydu, yüzde 50’sini elde edecek. Bir Almanya, bir Danimarka kadar olamıyoruz, Fas kadar da mı olamayacağız Sayın Bakan?

Eğer bir projeksiyonunuz varsa önümüzdeki on yıl içinde yapacağımız ciddi yatırımlarla güneş panellerini, güneş pillerini ve diğerlerini de kendimiz üreterek enerji ithalatının cari açık üzerindeki etkisini ortadan kaldırabiliriz.

Sayın Bakan, bunları üretmek için ne yapıyorsunuz? Bir on yıllık projeksiyonunuz var mı? Her konuda “2023 hedefleri” deyip, koyup duruyorsunuz. Yenilenebilir enerji konusunda 2023 hedefleriniz nelerdir? Gelecek kuşaklar için, bu ülke için lütfen bunları ortaya koyun ki şu bağımlılığımız ortadan kalksın.

Sayın Bakan, 2023 hedeflerinden bahsetmişken, Plan Bütçedeki sunumunuzda 2023 yılına kadar 2 nükleer santralin daha devreye alınacağını, 3’üncüsünün de inşaatının başlayacağını söylediniz. Enerji arz güvenliği diyoruz, yerli kaynaklarımızı öne çıkaralım diyoruz, yenilenebilir enerji kaynaklarımıza yatırım yapalım diyoruz, Bakanlar Kurulu da bağımlılığımızın ülke güvenliğimize tehdit oluşturduğunu kabul ediyor ama a’dan z’ye bağımlı olacağımız bir enerji kaynağına yatırım yapıyoruz. Daha birincisiyle ilgili olarak halkımızı ikna edememişken 2 nükleer santral daha yapmayı planlıyorsunuz, bu ciddi bir çelişki değil midir? Eğitilmiş kadro yok, bu santralin vidasını sıkmak için bile eğitim gerekiyor. Atık sorunu hâlâ çözülememiş ve sorunları giderilememiş bir bombayı ülkemize kendi elinizle yerleştirmek için mücadele ediyorsunuz. Gönlünüz rahat mı Sayın Bakan? Ayrıca, bu santrallerin ülkemize kurulması da bağımlılığımızı büsbütün artırmayacak mı? Bu ülkenin gelecekte müreffeh ve büyük bir ülke olmasını istiyorsanız, enerji politikalarının arz güvenliğimize dönük olması gerekir. Dışa bağımlılığımızın çok çok azaltılması, hatta sona erdirilmesi için bir hedefin ortaya konması gerekir. Bu şekilde gidersek maalesef bir arpa boyu yol alamayacağız.

Sayın Bakan, üniversitelerimizi işin merkezine koyalım, AR-GE yapalım; evler, apartmanlar, fabrikalar kendi elektriğini üretsin. Kendi elektriğini üretene ve üretmek isteyene zorluk çıkarmayalım. Faizsiz kredi verelim. Devlet eliyle kısım kısım hibelendirelim, halkımızı da buna teşvik edelim. Hiçbir şey yapılmadı demiyorum, bu alanda bazı düzenlemeler elbette yapıldı fakat çok az ve yeterli değil. Gelin, bunu ön plana alacak bir çalışmayı hep birlikte yapalım. Biz de destek olalım, beraberce önümüze bir hedef koyalım ve şu dışa bağımlılıktan kurtulalım.

Değerli milletvekilleri, bakın, bir uçak düşürüldü, elimiz yüreğimizde, doğal gaz ne zaman kesilecek? Kesilecek mi kesilmeyecek mi? Eğer o elektrik kendi tarafımızdan üretiliyor olsaydı Rusya kim, İran kim. Cari açığımız olmayacak, kendimize yeten bir ülke olacağız, her şeyimiz çok farklı olacak, başımız dik gezeceğiz. Bunlar için neden çalışmalar yapmıyorsunuz veya yapıyorsanız açıklar mısınız Sayın Bakanım?

Bugün enerjide dışa bağımlılığımız yüzde 72’yi aşmış ve ulusal güvenliğimizi tehdit eder duruma gelmiştir. Aceleyle, kapı kapı gezip bağımlığımızı daha da artıracak anlaşmalar yapmak yerine “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.” diyen, cumhuriyetin ve devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü örnek almanızı ve bu yönde çalışmalar yapmanızı öneriyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

AKP’nin enerji üretiminde termik santralleri öne çıkardığını, termik santral yatırımlarının önümüzdeki dönemde yaygınlaşarak artacağını biliyoruz. 2000 ile 2013 yılları arasında elektrik enerjisi üretiminde yerli kömürün payı da 30’lardan 13’e geriledi. Enerji arz güvenliğimizin sağlanmasında ithal kömüre dayalı termik santrallerin de çare olmayacağı açıktır. Ayrıca, termik santrallerin çevreye olan etkisi de bir gerçek.

Değerli milletvekilleri, dünyada ham petrol fiyatları hızla düştü. Hem akaryakıt hem doğal gaz fiyatları ham petrol fiyatlarına bağlantılı olduğundan her yerde düşerken bizde değişen bir şey yok. Özellikle akaryakıt fiyatlarındaki değişiklikleri takip edemez olduk. Gece 2 kuruş indirim yapılıyor, öğlen 5 kuruş zam yapılıyor, zam mı yapıldı indirim mi yapıldı bir türlü anlayamıyoruz, kimse anlayamıyor. Sayın Bakan, doğal gaz fiyatlarında hâlâ bir düşme olmadı. Doğal gazda indirim yapılacağını siz söylemiştiniz. Uzun bir zaman oldu, ne zaman çalışmanızı tamamlayıp indirimi yapacaksınız? Halkımız evinde doğal gazı açamıyor, ısınamıyor. Yoksa, haziran, temmuz aylarını mı bekliyorsunuz? Bu konuda elinizi vicdanınıza koymanızı rica ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Başta akaryakıt olmak üzere, elektrik ve doğal gazdan alınan vergiler çok fazla. Ülkemizde 1 litre benzinden yüzde 65 vergi alınıyor. Benzin istasyonlarını vergi daireleri yaptınız. Enerji tüketimini bir vergi kaynağı olarak görmekten vazgeçin.

Burada belirtmek istediğim ve önemli bir kaynak olarak gördüğüm bir başka husus da enerji verimliliği konusu. Enerjide bu derecede yoksunluk çekiyoruz, dışarıya -deyim yerindeyse- çuvalla para ödüyoruz ama gözümüzün önündeki kaynağı görmüyoruz. Bu konuda birtakım hedefler konmuş fakat ilerleme yok. Türkiye birim gayrisafi millî hasıla için OECD ülkelerinden yüzde 30 fazla enerji harcamaktadır.

Sayın Bakan, binalarda yüzde 30, sanayide yüzde 20, ulaşımda yüzde 15 olmak üzere 4 Keban Barajı’na eş değer enerji tasarrufu potansiyelimiz var. Burada size ve Bakanlığınıza düşen görev de enerji verimliliğini devlet eliyle sağlamak ve teşvik etmektir.

Bakanlığınızla ilgili konuşacak çok konu var, süremiz kısıtlı. Madenler var mesela, doğanın ve toprağın talanı var, lisansla tahsis edilen ancak faaliyete geçmeyen alanlar konusu var, madencilik sektöründeki aşırı kâr hırsının bedelini maden emekçilerimizin canlarıyla ödüyor olması var.

Sayın Bakan, madenlerimizde insanlarımız ölmesin. “Bu işin fıtratında ölüm var.” diyerek ocaklar sönmesin. (CHP sıralarından alkışlar) Gelin, önlem alın çünkü yetki de sizde sorumluluk da sizde. Ama, şunu belirtmeden geçemeyeceğim: Cerattepe’de Artvinliler yaşam alanlarını, taşını toprağını, ormanını, doğal varlıklarını korumak için çok saygıdeğer bir mücadele verdiler. Yandaşlara sunulan talan olanağına vatandaşımız dur dedi. Hoyratça maden kaynaklarını kullanıyorsunuz. Cerattepe’de doğası için mücadele eden kişilerle görüşen Başbakanı eleştirdiniz. Başbakan oradaki insanlarla konuştu ve açıklama yaptı. Biz şimdi merak ediyoruz, acaba ne olacak? Başbakanın dediği mi olacak, Cumhurbaşkanının dediği mi olacak? Bunu hep birlikte göreceğiz. Lütfen doğanın katledilmesine müsaade etmeyin.

Elbette enerjiye ihtiyacımız var, madene ihtiyacımız var. Çok dengeli bir biçimde doğayı katletmeden madeni çıkartın, zenginliklerimizi değerlendirelim ama minicik minicik derelere de elektrik santralleri koyup doğamızı mahvetmeyin Sayın Bakanım. Kaz Dağlarımızı mahvetme yolunda çalışmalar yapıyorsunuz. Yapmayın. Bakın Cerattepe’de aşağılayıcı bir dille “yavru Geziciler” deyip onları yok saydınız. Oysa doğayı korumaya çalışıyorlar. Burada hiç kimse eline silah alıp doğayı korumaya çıkmadı.

Sonuç itibarıyla sizden isteğimiz şu: Kendi kaynaklarımıza yönelelim. Enerjimiz bizim olsun. Ne Rusya’ya ne Amerika’ya ne de İran’a bağlı kalalım. Ülke ülke gezip olmayacak işlerle uğraşmayalım. Bor rezervlerinin de yüzde 73’ünün ülkemizde olduğunu biliyoruz. Gelin bunu hep birlikte değerlendirelim, en verimli bir şekilde nasıl kullanırız beraber çalışalım. Bakın, Arapların petrolü, Rusya’nın doğal gazı neyse bizim için de bor odur. Bor madenlerimizi en üst düzeyde kullanmak için neler yapıyorsunuz? Yoksa “Biz beceremiyoruz, Amerika’ya yollayalım, onlar yapsın, onlar değerlendirsin.” mi diyeceksiniz Sayın Bakanım?

Değerli milletvekilleri, burada bir konuyu arz etmek istiyorum: Yoksul milyonlarca vatandaşımız var ve kömür dağıtılıyor. İyi, güzel, gayet güzel. Dağıttığınız kömürlerin üzerindeki yazan kilogram ağırlığı ile halkımızın evine giden kömürün ağırlığı aynı değil. Bu aradaki rant yoksul halkımızın sırtından kimlere aktarılıyor? Neden halkımızı ranta kurban ediyorsunuz? Yoksul vatandaşlarımıza kömür dağıtıyorsunuz, gelin bedava elektrik de verelim. Bu konuyla ilgili yakın zamanda tamamlanacak kanun teklifi çalışmamız var. Gelin bunu hep birlikte hazırlayalım, gerekirse teklifi siz sunun, biz destek verelim. Hep birlikte, iktidarı muhalefetiyle birlikte halkımıza destek olalım. Sayın Bakanım, sizden rica ediyorum, halkımızı ranta kurban etmeyin. Genç yaşta Bakan oldunuz, ne mutlu size ama o koltuğun hakkını verin. Ufkunuz ve vizyonunuz geniş olsun. 21’inci yüzyılda enerji bağımlılığına çözümünüz tezek olmasın.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Evet, şimdi söz sırası Sinop Milletvekili Barış…

Pardon, bir saniye Sayın Karadeniz, Sayın Akçay sisteme girmiş.

Buyurun.

III.- AÇIKLAMALAR (Devam)

7.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Manisa Milletvekili Uğur Aydemir’in 118 sıra sayılı 2016 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 119 sıra sayılı 2014 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biraz evvel kürsüde konuşma yapan Manisa Milletvekilimiz değerli Sayın Uğur Aydemir arkadaşımızın konuşmasının sonunda -tutanaklardan okuyorum- “Manisa’mızda 1982 yılından 2003 yılına kadar ne bir tane baraj ne bir tane gölet ne de bir tane sulama tesisi yapılmamış, maalesef yapamamışız.” şeklinde bir ifadesi var. Buradan kısaca şunu söylemek istiyorum: Bu yanlış bir yaklaşımdır ve yanlış sözlerdir. Bütün cumhuriyet hükûmetleri, ülkemizin her köşesine imkânları nispetinde bu hizmetleri yapmıştır ve hepsini de şükranla anıyoruz. Buna Adalet ve Kalkınma Partisi de dâhildir.

Tabii, bu, çok uzun zaman alacağı için, sadece, kısaca 57’nci Hükûmet döneminde ve daha evvelki yıllarda, 1980’li yıllarda yapılan hizmetleri…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Akçay.

Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – …sadece isimleriyle, Demirci-Köprübaşı-Salihli yolu, Akhisar-Gölmarmara yollarının başlanması… Ki on dört yıldır bu Akhisar-Gölmarmara yolu tamamlanamadı. Ayrıca, Turgutlu-Manisa yolu 27 kilometredir değerli milletvekilleri ve on dört yıldır daha bu yol tamamlanamamıştır. Bunu da unutmamak lazım. Gördes Barajı, Karayakup köyü kamulaştırması daha henüz yapılamadı. Gördes Barajı çok uzun yıllara sari, çok önemli, büyük bir barajdır. Avşar Barajı, Kula Barajı, diğer bazı hizmetler, devlet hastaneleri, okul, hastane, sağlık hizmetleri, Celal Bayar Üniversitesine yapılan yatırımlar, pek çok hizmetler yapılmıştır. Bunları inkâr etmek doğru bir yaklaşım değildir. Bu hizmetleri yapan bütün hükûmetleri, bu hizmetleri veren bakanları ve bürokratları, vatandaşlarımızı da şükranla yâd etmekte fayda var.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Akçay.

II.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/529) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 118) (Devam)

2.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/297), 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2014 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/32), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 208 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/33), 2014 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/34), 2014 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/35), 2014 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/36), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan Kalkınma Ajansları 2012 Yılı Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/28), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2013 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/31), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2014 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/37) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 119) (Devam)

 

A) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Şimdi söz sırası Sinop Milletvekili Barış Karadeniz’e aittir.

Sayın Karadeniz, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz yedi dakikadır.

CHP GRUBU ADINA BARIŞ KARADENİZ (Sinop) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2016 Bütçe Kanunu Tasarısı’nın Türkiye Atom Enerjisi Kurumu bütçesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi ve televizyonları başındaki vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bir ağaç için ağacı değil de köşkü yerinden oynatan Türkiye Cumhuriyeti ve partimizin kurucusu, dünya lideri Mustafa Kemal Atatürk’ü saygıyla bir kez daha anarak sözlerime başlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, başta Sinop olmak üzere Karadeniz halkı ve tüm Türkiye nükleer santral istemiyor. Bu konuda sesini duyurmak için her şeyi yapıyor. Ancak, ne yazık ki, ya sesleri zorla kısılıyor ya duymazdan geliniyor ya yok sayılıyor. Bizi yok sayarsanız, biz de sizi yok sayarız zaten.

Değerli milletvekilleri, Çernobil kazasından sonra kameraların karşısına çıkıp, çaydaki radyasyonun tehlikeli olmadığını iddia eden merhum Bakan Cahit Aral’ı hatırlarsınız. Otuz yıl önce televizyon ile bir torba çayı gazeteciler önünde ölçtüren Bakan “Televizyonun yaydığı radyasyon daha fazla.” demişti. Bugün de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Albayrak, radyasyonu küçümseyerek, nükleer santralleri MR cihazıyla kıyaslıyor. Bu nasıl bir zihniyet? Bunun mutlaka bir izahı gerekir.

Bu ülke, kayınbiraderler, yengeler, eşler, damatlar ve çocuklara teslim edilmeyecek kadar onurlu ve değerli bir ülkedir. Bu ülke, aile şirketi değildir. Bu aile, bu ülkenin yönetim kurulu değildir; malum şahıs da yönetim kurulu başkanı hiç değildir. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Kime diyorsun bunu, söyler misin?

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Neyi kastediyorsun sen?

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sen neyi kastediyorsun?

BAŞKAN – Sayın Karadeniz, lütfen, istirham ediyorum, yaralayıcı sözler kullanmayalım. Burada olmayanlara ilişkin olarak şahsiyatla uğraşmayalım.

BARIŞ KARADENİZ (Devamla) – Hiç kimseye bir şey demiyorum.

Sayın milletvekilleri, Çernobil kazasından hemen sonra Karadeniz’de günlerce gökyüzünden çamur gibi radyasyon yağdı.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Barış, lafın tamamını söyle!

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Atomu kim buldu, onu biliyor musun sen?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, sayın milletvekiline müdahale etmeyelim.

BARIŞ KARADENİZ (Devamla) – Çernobil faciasının üzerinden otuz yıl geçti. Yıllardır Karadeniz’de her evde en az 2 adet kanser hastası var. Yazık değil mi?

Değerli milletvekilleri, AKP Hükûmeti Sinop’ta, Akkuyu’da ve İğneada’da nükleer katliamın hazırlığını yapıyor. Bu katliamı gerçekleştirmek için halk kandırılmaya çalışılıyor. Nükleer lobilerin oyunları, harfi harfine halk üzerinde oynanıyor.

Sayın Bakan, nükleer lobinin algı operasyonu tekniğini kullanarak Türkiye'nin enerji bağımlılığından kaynaklanan riskleri azaltacaklarını iddia ediyor. Oysa uranyumu olmayan Türkiye, sadece Sinop’ta yapılacak nükleer santrali çalıştıracak yakıt için yaklaşık 3,5 milyar dolar harcayacak. Sinop nükleer enerji santralinin elektrik üretimi açısından dışa bağımlılığını azaltacak söylemi AKP’nin koskoca bir yalanıdır.

Sayın milletvekilleri, Japonya’daki Fukuşima kazası, nükleer santrallerin güvenilir olmadığını bir kez daha acı şekilde göstermiştir. Bu kaza, nükleer alanda dünyanın en ileri teknolojisinin bile nükleer felaketlerde savunmasızlığını ortaya koymuştur. Bakan Albayrak, Sinop ve Mersin için “En güvenli yer.” diyor. Japonya ve Rusya en büyük nükleer darbeyi yemiş sabıkalı iki ülkedir. Siz kalkıp onlara nükleer santral yaptırarak üstüne bir de güvenlikten söz ediyorsunuz.

Bir başkanlık hırsı uğruna her gün evlatlarımız, kardeşlerimiz, çocuklarımız şehit düşüyor. Türkiye'nin kalbi Ankara’da, Meclisin 300 metre ilerisinde, Türkiye'nin en güvenlikli bölgesinde teröristler bomba patlatıyor, siz seyrediyorsunuz.

ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Teröristleri siz destekliyorsunuz.

BARIŞ KARADENİZ (Devamla) – Bir dinle ya!

Hangi istihbaratla, hangi önlemeyle Sinop’taki, Akkuyu’daki nükleer santrali terör saldırılarından koruyabileceksiniz?

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Dünyada kaç tane nükleer santral var, biliyor musun onu? Kaç tane nükleer santral var?

BARIŞ KARADENİZ (Devamla) – Siz kimi kandırıyorsunuz Osman Bey?

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Fransa’da yok mu nükleer santral? Japonya’da yok mu? Nükleer santral gördün mü hiç sen konuşuyorsun?

ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Teröriste terörist demediniz, savundunuz…

BARIŞ KARADENİZ (Devamla) – Sayın milletvekilleri, Atom Enerjisi Kurumu bugün AKP’nin çiftliğidir. Denetlemesi olmayan, bağımsız olmayan, siyasi erke bağlı…

İSRAFİL KIŞLA (Artvin) - Askerin teröristle mücadelesini destekliyor musun, desteklemiyor musun?

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Fransa yüzde 40’ını elektriğinin nükleerden üretiyor.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, müdahale etmeyelim.

Sayın Bak…

BARIŞ KARADENİZ (Devamla) - Sen de Karadenizlisin, sen de yedin o radyasyonu.

…bilimsellikten uzak bir kurumun bütçesini konuşuyoruz.

Ülkemizde Atom Enerjisi Kurumu var da temiz enerji kurumu niye yok? Temiz, yerli ve yenilenebilir enerji kaynakları…

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) Almanya üretiyor, Japonya üretiyor. Konuşuyorsun ya!

BAŞKAN – Sayın Bak… Lütfen sayın milletvekilleri müdahale etmeyelim.

BARIŞ KARADENİZ (Devamla) - …güneşi, rüzgârı, denizi olan bir ülkeyiz. Avrupa’da, Amerika’da yeni nükleer santral kurulması yasaklanmış, yenilenebilir temiz enerjiye geçiş yapılmıştır. Bizim ülkemizde neden bol temiz kaynakları tercih edilmemektedir Sayın Bakan?

Değerli milletvekilleri, Karadeniz’de Çernobil’den sonra avlanacak balık kalmadı. 52 olan balık türü 26’ya düştü. Yıllık 300 bin ton yakalanan Karadeniz’de her geçen gün daha az balık avlanıyor. Sinop’ta kayıtlı 4.300 tane balıkçı, nükleer santral yüzünden işlerinden, ekmeklerinden olacağının korkusunu yaşıyor. Siz gereksiz yere milyar dolarları nükleer santrale yatırıyorsunuz, balıkçılığı yok edersiniz, bir de buradan bütçe açığı vereceğiniz zaten belli.

Değerli milletvekilleri, AKP Hükûmeti Manisa’da ağaç katliamını; Artvin Cerattepe’de, Zonguldak’ta, Bursa’da, İstanbul’da, Balıkesir’de, Kaz Dağlarında çevre katliamlarını teşvik etmiş, karşı çıkanların üzerine gazla, copla yürümüştür.

ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Yalova’da CHP’li belediye kesti ağaçları, niye bir şey demiyorsun?

BARIŞ KARADENİZ (Devamla) – Topraklarını, ağaçlarını koruyan halkını rant uğruna güvenlik güçleriyle karşı karşıya getirenler, o insanları “yavru Gezici” ve “terörist” diye adlandıran ne devlet adamıdır ne de dünya lideri.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Yalova’da yüz elli yıllık ağaçları kestiler de…

BARIŞ KARADENİZ (Devamla) – Sayın milletvekilleri, sözlerime son verirken, buradan AKP Hükûmetine soruyorum…

ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Yalova’daki ağaç değil miydi?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

BARIŞ KARADENİZ (Devamla) – Nükleer santrali yaparken kime ne diye söz verdiniz? Neyin hesabını yaptınız?

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Genel Kurula hitap et, Genel Kurula, Genel Kurula.

BARIŞ KARADENİZ (Devamla) – Japonlar, Sinop nükleer santralinin maliyetini 16 milyar dolar olarak açıklarken 22 milyar dolardan söz ediyorsunuz. Kimlerin cebini dolduracaksınız? (AK PARTİ ve CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – 1 Kasımda ne oldu, onu söyle sen! 1 Kasımda ne oldu seçimde, onu söyle! Sandıkta ne oldu? Ne oldu sandıkta? 11 seçimdir ne oldu sandıkta?

BAŞKAN – Sayın bak, lütfen, istirham ediyorum…

BARIŞ KARADENİZ (Devamla) – Son Sinopluyu, son Karadenizliyi nükleere kurban verdiğinizde o elektriği kime satacaksınız? Bir de onu soruyorum size.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Ne oldu sandıkta? Bütün seçimleri kaybettiniz ya!

BAŞKAN – Sayın Bak… Sayın Bak… Bakar mısın bana Sayın Bak, lütfen, sesinizi çıkarmayın.

BARIŞ KARADENİZ (Devamla) – Açık ve net söylüyorum: Sinop, Akkuyu, Türkiye haykırıyor; tüm Türkiye size diyor ki: “Nükleer santrali yaptırmayacağız. Nükleer santral istemiyoruz.”

Ülkemizi, çocuklarımızı çok seviyoruz, nükleer santral istemiyoruz.

Yüce heyetimizi saygıyla selamlıyorum, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Millet ne diyor, ona bak sen, millet ne diyor! Millet ne diyor, ona sen bir bak, ona! Yetmiş senedir iktidar olamadınız be! Millet ne diyor, sen ona bak!

BAŞKAN – Söz sırası Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpcu’ya aittir.

Sayın Turpcu, buyurun…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, bütün konuşmacıları uyarıyorsunuz. Şu üslup var mı, rica ederim ya? Böyle bir üslup var mı ya? Konuşturmadılar bile adamı ya.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – “Millet ne diyor, sen ona bak.” dedik, bir şey demedik ya.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, hatibi kürsüye davet ettim, istirham ediyorum.

Söylenecek bir söz varsa, grup adına ya da şahsa sataşma varsa zaten cevap verilir. Lütfen, hatibin insicamını bozmayalım.

Buyurun Sayın Turpcu.

Süreniz yedi dakikadır.

CHP GRUBU ADINA ŞERAFETTİN TURPCU (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü bütçesi üzerine CHP Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi ve halkımızı saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, Zonguldak kömür havzasının yüz yetmiş yıla yaklaşan tarihinin en büyük felaketleri olan ve bugün yıl dönümü olan 3 Mart 1992 Kozlu faciasında hayatını kaybeden 263, 7 Mart 1983 Armutçuk faciasında hayatını kaybeden 103 maden şehidimizi saygıyla anıyorum.

Değerli milletvekilleri, yüz ölçümü 783 bin kilometrekare olan ülkemizin, ortalama 200 metre derinliğine kadar sondajlar yapılarak yer altı kaynakları bilinmektedir. Daha altında ne olduğunu bilmiyoruz. Gelişmiş ülkelerde ortalama, Sayın Bakanım, bin metre derinliğe kadar sondajlama çalışmaları tamamlanmıştır. Ülkemizin maden varlıklarının ortaya çıkarılması için yoğun bir sondaj faaliyeti yürütülmesine ihtiyaç vardır. Bu konuda kuruma önemli görevler düşmektedir.

Bu noktada, yüz yetmiş yıllık üretim kültürü olan ancak bugün bitme noktasına gelen taş kömürü üretimine ayrı bir parantez açmamız gerektiğini düşünüyorum. Cumhuriyet sonrası kurulan ilk il olma unvanına sahip Zonguldak, taş kömürünü çıkartmak için 5 binden fazla madencisini şehit verdi, 10 binlerce madencimiz sakat kaldı. Taş kömürü tozunun sebep olduğu meslek hastalıklarından dolayı binlerce insanımız hayatını erken kaybetmiştir. Yani Zonguldak, ülkemizin sanayisini kurmak ve geliştirmek uğruna bugüne kadar çok ağır bedeller ödemiş bir kentimizdir.

Emeğin başkenti Zonguldak, maalesef bugün emeklinin ve işsizliğin başkenti hâline getirilmiştir. Bunun nedeni, iktidarın Zonguldak’a on dört yıldır kalıcı yatırım yapamamasıdır. İstihdam imkânı olmadığı için Zonguldak göç vermekte ve günden güne küçülmektedir. 2002’de iktidarınızda, 616 bin olan Zonguldak’ın nüfusu her yıl göç vermiş, 2015’te 595 bine gerilemiştir. Ekonomideki rolü giderek azalan şehrimiz şimdi ise suyu çekilmiş değirmene benzemiştir. İktidar bilmelidir ki Zonguldak sadaka istemiyor, yüz yetmiş yıldır ekonomiye kazandırdıklarının karşılığını istiyor, hak ettiğini istiyor, yatırım istiyor, iş istiyor.

Değerli milletvekilleri, cumhuriyetin ilk yıllarından beri faaliyet gösteren Türkiye Taşkömürü Kurumu, Türkiye sanayisinin gelişmesinin lokomotifi işlevini görmüş, aynı zamanda ülke ve bölge ekonomisine büyük katkı yapmış, istihdam açısından bölgemizin temel kurumlarından biri olmuştur. Türkiye Taşkömürü Kurumu, ülkemizde derin kuyu kömür madenciliği yapan ve deniz altı sahalarda kömür madenciliği yapan tek kurumdur. Bununla birlikte, Türkiye Taşkömürü Kurumu ilk tahlisiye yani yer altı kazaları kurtarma istasyonu kuran ve ülke çapında bugüne kadar 10 bin tahlisiyeci yetiştiren, eğiten bir kurumdur. Bu kadar önemli, bu kadar stratejik ama iktidar tarafından bitme noktasına getirilen bir kurumdan bahsediyoruz. Bu önemli kurum, bugün tarihinin en az sayıda işçisiyle en az miktarda üretim yapar hâle gelmiştir.

1970-1980 arası 42 bin çalışan bugün, 2002’de 16 bine, şu anda da 8.900’lere düşmüştür. Kurumun norm kadrosu ise 14 bindir. Bu nedenle mevcut durumda ihtiyaç olan iş gücü açığının acilen giderilerek norm kadronun tamamlanması, bu seviyenin korunması için her yıl ihtiyaç olacak şekilde işçi alımının tamamlanması gerekmektedir.

Havzamızda yaklaşık 1,3 milyar ton rezerv olduğu bilinmektedir. İşçi açığı giderilerek kurum, üretim hedefi olan yılda 5 milyon ton üretim için büyük bir ivme kazanacaktır. Sayıştayın TTK’ya ilişkin 2014 yılı denetim raporunda, Zonguldak taş kömürü havzasında üretim faaliyetlerinin gerekli yatırımlar yapılarak sürdürülmesi ve teşvik edilmesi gerektiği söylenmekte, tüm hazırlıklar tamamlansa bile yeterli üretim işçisi alınmadığı takdirde üretim miktarının artırılmasının mümkün olmadığı vurgulanmaktadır.

Taş kömürü rezervlerini en iyi şekilde değerlendirmek ve ülkenin taş kömürü ihtiyacını karşılayarak yurt ekonomisine katkıda bulunmak zorundayız. Bu gerçeklere rağmen, sürekli yerli kaynak vurgusu yapan iktidar TTK’nın işçi açığını neden gidermiyor? Kurumun yeniden yapılandırılmasıyla ilgili atması gereken adımları neden atmadığını anlamak mümkün değildir.

Sayın Bakanım, yeterli yer altı işçisi olmadığı için üretimin artırılması zaten mümkün değildir. Yeterli yerli üretim olmaması nedeniyle ithal edilen kömür miktarının cari açık üzerindeki etkilerini hiç hesaba katmakta mısınız? Sayın Bakan, Türkiye Taşkömürü Kurumuyla ilgili 2010 yılında mevcut durum tespit raporu hazırlandığını ancak rapor üzerinde kurumlar arası bir mutabakata varılamamış olması nedeniyle günümüze kadar herhangi bir gelişme kaydedilmediğini söylemektesiniz. Sayın Bakanım, kurumların altı yıldır TTK’ya ilişkin mutabakata varamadığı hususlar acaba nelerdir, lütfen konuşmanızda açıklayınız, bunu biz de bilelim. Yeri geldiğinde saatler içerisinde yasa çıkaran iktidarınız, konu TTK’ya yatırım yapmak, yeniden yapılandırmak ve işçi almak olunca neyi beklemektedir?

Değerli milletvekilleri, 1970’li yıllarda yaklaşık 5 milyon ton kömür çıkarırken Taşkömürü Kurumu, bu yıldan yıla azalmaya başlamış, sizin iktidarınızda 2,2 milyon ton olmuş 2002 yılında, 2015 yılı sonu itibarıyla da bunu 948 bin tona düşürmüşsünüz. 1980 yılında Türkiye’nin taş kömürü ihtiyacının yüzde 80’ini Zonguldak karşılamaktayken maalesef bugün bu oran yüzde 6 civarlarına düşmüştür.

AKP döneminde üretimdeki dibe vuruş dikkat çekici olduğu kadar ithalatın her yıl devasa oranda katlanması da dikkat çekicidir. 1980’de 0,9 milyon ton olan taş kömürü ithalatı bugün 32 milyon ton seviyesine ulaşmıştır. Yerin altında kömürümüz, yerin üstünde işsizlerimiz var ama sizlerin politikası yüzünden bu kömür çıkarılamıyor. Mayıs 2015 raporu, son dönemde uluslararası kömür pazarında yaşanan gelişmeler, tedarik güçlükleri ve aşırı yükselen kömür fiyatları yerli üretimin öneminin bir kez daha ön plana çıktığının altını çizmektedir. Sayın Bakan, bu tabloya rağmen Zonguldak taş kömürüne bu kadar uzak durmanızın nedeni nedir?

Sözlerime son verirken şunları söylemek istiyorum: TTK’nın işçi açığı acilen giderilmeli, yeniden yapılandırarak, sermayesini güçlendirerek ayağa kaldırmak lazım. Bunun için yapılması gereken çalışmalar acilen tamamlanmalıdır. Burada sağlanacak istihdam ve dışarıya verilecek dövizin önlenmesi bile başlı başına bir kazançtır. Bu gerçekler ışığında yapılandırma çalışmalarının bir an önce bitmesini diliyorum.

Hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Turpcu.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Baluken…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – İç Tüzük 60’a göre söz talep ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

III.- AÇIKLAMALAR (Devam)

8.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, Dolmabahçe mutabakatıyla ilgili Hükûmetin mevcut pozisyonunu ve Cumhurbaşkanlığı ile Hükûmet tarafından yapılan farklı açıklamalardan hangisini dikkate almaları gerektiğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, bir önceki oturumda bir sorum olmuştu, o soruma cevap alamadım. Dolmabahçe mutabakatıyla ilgili Hükûmetin mevcut pozisyonunu öğrenme adına sorduğum sorunun önemli olduğu kanaatindeyim. Biz, çözüm sürecinin bitiş sürecinin tamamen Dolmabahçe mutabakatı ve izleme heyetinin reddi üzerinden geliştiğini düşünüyoruz ve bunu defalarca yaptığımız konuşmalarda da ifade ettik. Dün Hükûmeti ve Başbakanı temsil eden Sayın İçişleri Bakanı burada, mutabakatın arkasında olduklarını, yaptıkları her şeyin doğru olduğunu ifade ettiler. Dolayısıyla, bu önemli bir tespittir. Bu, AKP açısından bir politika değişikliği midir, yoksa Cumhurbaşkanının “Dolmabahçe mutabakatını doğru bulmuyorum.” yaklaşımına rağmen Hükûmetin içerisinde bulunduğu pozisyonda bir ısrar mıdır? Bunu öğrenmek istiyoruz. Bu konuda, hem sayın bakanlar burada hem grup başkan vekilleri burada, soruma cevap alırsam sevinirim.

Bir ikinci konu da: Sayın Başkan, birkaç gündür özellikle Sayın Cumhurbaşkanının başdanışmanlarının yaptığı açıklamalar ve Hükûmetten gelen açıklamaların çelişkili yanlarını burada irdelemeye ve “Nereyi dikkate almamız gerekir?”i öğrenmeye çalışıyoruz. Bugün de Cumhurbaşkanının danışmanı Bülent Gedikli, Cumhurbaşkanının Anayasa Mahkemesiyle ilgili yaptığı değerlendirmelerin kişisel yorum değil…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Toparlıyorum hemen Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Baluken, bitirelim.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – …bulunduğu makam itibarıyla kamu vicdanını yansıttığını söyledi. Bu, bildiğim kadarıyla Bakanlar Kurulunun iradesini yansıtan, Bakanlar Kurulunun sözcüsü, Hükûmet sözcüsü Sayın Numan Kurtulmuş’un yapmış olduğu açıklamaların 180 derece tersi bir açıklama. Şimdi, mevcut durumda biz hangi açıklamayı esas almalıyız? Onu da yine Kabine üyelerine sormak istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Evet.

Şimdi, söz sırası Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’a aittir.

II.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/529) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 118) (Devam)

2.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/297), 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2014 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/32), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 208 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/33), 2014 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/34), 2014 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/35), 2014 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/36), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan Kalkınma Ajansları 2012 Yılı Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/28), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2013 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/31), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2014 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/37) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 119) (Devam)

 

A) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN - Sayın Bayraktutan buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz sekiz dakikadır.

CHP GRUBU ADINA UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Orman Bakanımızla bugün burada karşı karşıya gelmek bizim Artvinliler için bir onur, önce onu ifade edeyim Sayın Bakan. Ben buraya gelmeden evvel, Sayın Bakanın orman konusundaki derin bilgisini, oradaki CV’sine bakarak TBMM’de -bir orman mühendisi zannediyordum- öğrendim ki Sayın Bakan, edebiyat fakültesi tarih bölümü mezunu.

MUSA ÇAM (İzmir) – İnşaat mühendisi.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Aynı zamanda inşaat mühendisi. Ormanı, böyle bir CV’nin savunması karşısında da ancak karşısında bir avukat ona cevap verebilir diye düşündüm Sayın Bakan. Önce onu ifade edeyim.

Sayın Bakanın, bu olaylar ortaya çıkmadan evvel yani Cerattepe’yle alakalı karşı karşıya gelmeden evvel bu 3 milyar ağaçla alakalı söylemleri var “3 milyar ağaç diktik.” diyor Sayın Bakan. Bakın, 2014 yılında ben size 4 tane soru sormuşum, “On yılda 3 milyar fidanı nereye diktiniz? İl il, bölge bölge belirtir misiniz nerelere diktiniz? Bunları da ayrıntılı olarak açıklar mısınız.” diye sorular sormuşum. Siz bana cevap vermişsiniz. Cevabınız şu Sayın Bakan, diyorsunuz ki: “Biz 3 milyar fidan diktik.”

Şimdi, Sayın Bakan, Nasrettin Hocanın bir fıkrası var. Nasrettin Hocaya sormuşlar “Dünyanın merkezi neresidir?” diye. Affedersiniz, yanında eşek varmış demiş ki: “Dünyanın merkezi bu eşeğin arka sağ ayağıdır.” Merak etmişler “Nasıl ölçeceğiz?” diye. “Erinmiyorsanız ölçün.” demiş. Şimdi de Sayın Bakan diyor ki: “Erinmiyorsanız sayın 3,5 milyar ağacı.” Öyle değil mi Sayın Bakan? Erinmeden sayalım.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Gökte de 3 milyar yıldız var.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) – Şimdi bunu niye anlatıyorum? Sayın Bakan, bakın... Yani, aslında size “Sayın Bakan” değil “Sayın bakmayan” demem lazım Artvinliler adına. Neden böyle demem lazım onu ifade etmek istiyorum.

KEMALETTİN YILMAZTEKİN (Şanlıurfa) – Hiç komik değil.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) – Hiç komik olmayabilir sizin için, Artvin’de yaşananların ne olduğunu bilmediğiniz için.

Bakın, şöyle bir ifade var değerli Bakanım: Artvin’de benim avukatlık yaptığım yıllarda -bunu geçen de söyledim- devlet, ormanı vatandaştan korurdu. 6831’e ihlallerden dolayı, giderdik onların avukatlığını yapardık. Şimdi, devir değişti arkadaşlar. İnsanlar, altı aydır, ormanı Sayın Orman Bakanından -Orman Genel Müdürü burada mıdır bilmiyorum, o da özel bir şey- Orman genel müdür yardımcılarından, Orman Bölge Müdüründen koruyorlar. Talimat büyük yerden. Orman Bölge Müdürlüğü içerisinde yurtsever insanlar var, onları kenara koyuyorum. İnsanlar altı aydır Artvin’de ormanı bekliyorlar. Geçen hafta kırdınız, tebrik ediyorum, insanlara gaz sıktınız. Bir cumhuriyet kentinde mahvettiniz insanları, tebrik ediyorum Sayın Bakan! Olacak şey değil, bunu kabul etmek mümkün değil.

Gelinen tabloda, Orman Bakanının Orman Genel Müdürü, yer teslimi yapılmadan bir ilgili şirkete... Yer teslimi dosya üzerinde yapılarak ilgili şirkete yer teslimi yaptınız, bunu kabul etmek mümkün değil. Bunun bir tek karşılığı var Sayın Bakan, zaman içerisinde her şey gelişir ama sahte evrak tanzimidir bunun Türk Ceza Kanunu’nda karşılığı. Kamu görevlisine talimat verdiniz “Yerine gitmeden yeri ilgili şirkete teslim et.” diye. Bunu kabul etmek mümkün değil. Ne gerek vardı bunlara? Bir şirkete bir kenti niye yok ettirdiniz, bunu anlamakta zorlanıyorum. Bunu niye yaptınız yani ben bunu anlayamıyorum. Bu nasıl bir kamu yararıydı, bu nasıl bir güçtü, bu nasıl bir siyasi iradeydi? Bir iş adamının ihtiraslarına bir kenti niye kurban ettiniz? Niye kurban ettiniz Sayın Bakan, bunu söyleyin.

Bakın, biz geçen hafta içerisinde size geldik. Sayın Başbakana buradan teşekkür ediyorum yani bizi, Artvin heyetini gönderdi ama iyi niyetinin ne olduğunu önümüzdeki günlerde göreceğiz. Oradaki heyetle olan görüşmemizde de “En iyi niyetli sizin olduğunuza inanıyorum Sayın Başbakan.” dedim. Bakın, bu görüşmeyi yaptıktan sonra Sayın Cumhurbaşkanı çıktı, dedi ki: “Efendim, Artvin’de yavru Geziciler var.” Şimdi, masanın etrafındaki yavru Gezicileri Sayın Bakan biliyor, ben de Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu yavru Gezicilerin kim olduğunu söyleyeyim arkadaşlar, onların adına geldik çünkü. Burada, iktidar partisi milletvekili var, iktidar partisinin belediye başkanı var, il başkanı var, 2 tane eski il başkanı var iktidar partisinin, CHP’nin il başkanı var, Milliyetçi Hareket Partisinin il başkanı var, EĞİTİM-BİR-SEN’in temsilcisi var. Arkadaşlar, bunlar mı yavru Geziciler?

ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – “Artvin, Cizre’dir.” diyenler ne olacak? Orayı yakıp yıkanlar var orada.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) – Böyle böyledir diye, böyle böyledir diye... Bakın, oraya girmiyorum.

Şimdi, gelinen nokta da şu…

FARUK ÇATUROĞLU (Zonguldak) – Gir, gir. Niye girmiyorsun?

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) – Hayır, ona da girerim. Artvin bir cumhuriyet kentidir. Sayın Başbakana şunu söyledim: “Bu kentten bir…”

ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Bütün şehirler cumhuriyet kentidir, bütün şehirler.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) – Söyleyeyim, söyleyeyim; siz söyleyin. Bakın, bütün şehirler cumhuriyet kentidir, aynen öyle, ona yürekten katılıyorum ama şunu iyi bilin, Sayın Başbakana söyledim: “Artvin’den bir vatan haini çıkmaz, bir de hırsız çıkmaz.” dedim. Bunu açıkça ifade ettim Başbakanlıkta, öyle mi? (CHP sıralarından alkışlar) “Artvin’den bir vatan haini çıkmaz, bir de hırsız çıkmaz.” dedim.

Gelinen tabloda, bakın, Cerattepe’deki olay böyle, Geziciyle, yok şuna, buna havale edilerek kalkılacak bir olay değildir.

ABDURRAHMAN ÖZ (Aydın) – O zaman, Artvin’e dışarıdan adamlar mı geldi?

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) – Türkiye Büyük Millet Meclisinden, Atatürk’ün Parlamentosundan bütün Türkiye’ye sesleniyorum: Biz Artvin’de gezici değiliz…

ABDURRAHMAN ÖZ (Aydın) – Onları niye ayırmadınız o zaman, eylemde olanları?

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) – …biz Artvin’de kalıcıyız arkadaşlar, bunu zaman içerisinde göreceksiniz. (CHP sıralarından alkışlar) Artvin’de kalıcı olduğumuzu, cumhuriyetin değerlerine bağlı olduğumuzu, doğamızı sevdiğimizi, cumhuriyeti, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve onun değerlerini asla tartışmadığımızı zaman içerisinde yedi düvele ispatlayacağız değerli arkadaşlarım.

Şimdi, gelelim başka şeylere. Bakın, Orman Genel Müdürlüğüyle de alakalı bazı bilgiler aldım, bu kadar ayrıntılara sahip değildim. Mesela, müsteşar yardımcılarından sadece bir tanesinin orman mühendisliğine ilişkin bilgi aldım, doğru mudur bilmiyorum.

Mesire yerlerine ilişkin ilginç düzenlemeler var. Bakın, İzmir’de çok ilginç bir örnek, doğru mudur yanlış mıdır, bunu da bilmiyorum. İzmir’de ilginç bir mesire yeri var değerli arkadaşlar, bunun Artvin’le bir alakası yok. Bakın, bu, Cennet Vadisi diye tabir edilen bir yer. Bu yer, yıllık 25 bin liraya bir müstecire -ki 90 hektarı aşan bir yer- kiraya veriliyor değerli arkadaşlarım. Bu müstecir bunu alıyor. Buraya günlük araç girişi; küçük araç 20 lira, minibüs 30 lira, otobüs 60 lira. Hafta sonları günde 2 bin tane araç giriyor değerli arkadaşlarım, bakın, dikkat edin rakamlara. İçinde, normalde orman alanında beton arazi yapılmaması gerektiğine rağmen 4 tane düğün salonu var, 1 tanesi bir gecede 25 bin liraya kiraya veriliyor. Sayın Bakan, çıkın -Sayın Genel Müdür muhtemelen orada Bölge Müdürü, ayrıntılı bilgileri vardır- deyin ki: “Yıllığı 25 bin lira olan bir yeri…” Hangi özel kişidir, onu aslında alkışlamak lazım, öyle bir müteşebbisi. Keşke öyle birisi Artvinli de olsa, ne kadar büyük müteşebbis bir adam yani inanılmaz bir rakam ortaya çıkıyor.

Şimdi, helikopterlerin alımıyla, helikopterlerle alakalı da ilginç bilgiler var ama çok fazla zamanım kalmadı. Onlarla da -özellikle yangınlarda helikopter kiralamasına- ilginç ihalelerin yapıldığına ilişkin elimde ayrıntılı doküman ve bilgiler var. Yangınları karşılaştırdığım zaman, muhtemelen biraz sonra çıkacaksınız, diyeceksiniz ki “Burada yangınlar azalmıştır.”, diyeceksiniz, bunları da değerlendireceğiz.

Bir başka ilginç bilgi daha var Sayın Bakan. Şimdi, biraz önce, Engin Altay’a buraya gelmeden önce sordum, Sinop’ta orman bölge müdürlüğü kapandı mı? Sayın Engin Altay dedi ki: “Kapandı.” Sinop’taki orman alanı, Sayın Bakan, bütün Sinop’un mülki sınırlarının yüzde 64’ü. Siz Sinop’ta orman bölge müdürlüğünü kapatmışsınız, gerisini boşverelim, orman bölge müdürlüğünü kapatmışsınız.

Çanakkale’de, Çanakkale’nin bütün orman alanı yüzde 64, orman bölge müdürlüğünü önce kapattılar, arkasından orman bölge müdürlüğünü şimdi yeni seçimlerde açtılar. Ona da teşekkür etmek lazım yeniden açıldığı için yani her şeyi eleştireceğiz diye bir şey söz konusu değil. Ama şunları demek lazım: Kayseri’de, Kayseri’nin bütün orman alanı, -niye kapattınız diye demiyorum- yüzde 7,3’ü orman alanıyken önce şefliğe indirip sonra neden orman bölge müdürlüğü açtınız? Kentin yüzde 7,3’ü… Sayın Bakan, bunu unutmayacağınızı umuyorum.

Bir başka örnek daha vereceğim. Şanlıurfa’da, Şanlıurfa’nın binde 7’si orman. Şanlıurfa’da niye orman bölge müdürlüğü açtınız Sayın Bakan?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sadece Şanlıurfa’da değil, GAP Bölgesi’nde.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) – Hayır, diğerlerinde de var.

Peki, Sinop’la, Çanakkale’yle alakalı tercihte yerel yönetimlerin Cumhuriyet Halk Partili olması gibi bir illiyet bağı olabilir mi veya ben mi felaket tellallığı yapıyorum? Acaba böyle bir felaket tellallığı mı yapıyorum? (CHP sıralarından alkışlar)

Bir de Sayın Bakan -bunları kaçırdım- dediniz ki: “Artvin’dekileri cezalandıracağız.” Keşke o eylemler yapılıyorken göstermiş olduğunuz o duyarlılığı… Orada, Sayın Başbakan “3.500 ağaç” dedi, ilgili şirket “50 bin ağaç” diyor. Bakın, orası komple 4.400 hektarlık bir alan.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – 3.500.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) – 3.500 de olsa niye orada göstermiyorsunuz Sayın Bakan? Veya bu cezalandırmayla alakalı kararı verecek olan siz misiniz, savcı mıdır, hâkim midir Sayın Bakan? Sizi bu konuda uyarıyorum.

Buradan bir kere daha sesleniyorum: Cerattepe geçilmez, Artvin halkı yenilmez. Bunu bütün Türkiye bilsin. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi söz sırası…

İSRAFİL KIŞLA (Artvin) – Sayın Başkan…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, tutanaklara geçmesi açısından bir hususu ifade etmek istiyorum.

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Tutanaklara geçmesi açısından.

BAŞKAN – Evet.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın hatip hem kürsüde belirtmiş olduğu konuşmada hem de daha önce basına yansıyan bazı görüşlerinde Artvin’in cumhuriyet kenti olduğunu ifade ederek, bu tarz toplumsal gösterilere müdahale edilen başka kentlerin sanki cumhuriyet kenti olmadığı şeklinde bir izlenim uyandırıyor. Eminim ki herhâlde niyeti bu değildir.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Değil.

BAŞKAN – Değildir, değildir.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Bunu kabul etmemiz mümkün değil.

BAŞKAN - Bütün kentler, bütün iller, ilçeler, beldeler, köyler cumhuriyet kentidir, cumhuriyetin yerleşim yerleridir, bölünmez bir bütündür.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Yani daha önce de Cizre’yle ilgili, Sur’la ilgili basına yansıyan benzer değerlendirmeler vardı.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Açıklama yaptı zaten.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – O nedenle, o yaklaşım sorunlu bir yaklaşım.

BAŞKAN – Onu düzeltti zaten, konuşması esnasında düzeltti.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Şöyle de bir durum ortaya çıktı: Artvin’den “Vatan haini ya da hırsız çıkmaz.” şeklinde bir tespit yaptı. “Suçların şahsiliği” diye bir kavram var hukukta, her suç, her tanımlama için, herhangi bir şehir için bu şekilde tanımlamalar yapıp “Buradan çıkmaz.” demek, “Diğer şehirlerden bu çıkar.” anlamını doğurabilir.

BAŞKAN – Kastı o değildi Sayın Baluken. Tutanaklara geçmiştir.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – O nedenle, tutanaklara geçmesi açısından, bu ifadelerin kamuoyunda…

BAŞKAN – Tutanaklara geçmiştir, kastı o değildir.

FARUK ÇATUROĞLU (Zonguldak) – İdris Bey, ilk defa size katılıyorum.

BAŞKAN - Sayın Altay…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, şüphesiz Sayın Baluken’in bu tespitinde bir art niyet aramamakla birlikte… (Gürültüler)

Ya, arkadaşlar…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayın Altay’ı dinliyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – …Sayın Bayraktutan’ın konuşmasını izlemeyip de Sayın Baluken’i izleyen vatandaşlarımız şöyle bir intibaya kapılırlar: “Uğur Bayraktutan konuşmasında hemşehricilik ayrışması yaptı, vatanseverlik ayrışması yaptı.” gibi bir algı oluşur. Ki parti olarak bunu kabul edemeyiz.

Sayın Bayraktutan’ın, Sayın Baluken’in iddialarını düzeltmek ve yanlış anlamaya meydan vermemek bakımından iki dakika sataşma gerekçesiyle söz alması gerekir.

BAŞKAN – Ben de aynen katılıyorum. Böyle bir şey de yoktur. Zaten Sayın Bayraktutan’ın da böyle bir kastı yoktur.

Sayın Bayraktutan, yerinizde bir açıklama yapın. Böyle bir kastınızın olmadığını zaten siz de söylediniz.

Sisteme girin Sayın Bayraktutan, ben size söz vereceğim.

Bu arada, Sayın Kışla sizin?

ENGİN ALTAY (İstanbul) – “Yavru Gezici değilim.” diyecek Sayın Kışla.

İSRAFİL KIŞLA (Artvin) – Başbakanımızla görüşmeye katılan heyetin içerisinde ismim geçerek… Bir açıklık getirmek istiyorum ve yanlış anlaşılmayı…

BAŞKAN – Size de yerinizden bir dakika...

Evet, Sayın Bayraktutan’a önce söz verelim.

Sayın Bayraktutan, buyurun.

III.- AÇIKLAMALAR (Devam)

9.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sur ve Cizre’yle alakalı laf atıldı. Ben herhangi bir kitleyi kastetmedim. Artvin’i şöyle tarif ettim: Artvin’in sokaklarında… Artvin bir cumhuriyet kentidir, bir kere daha söylüyorum, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kentidir. Biz al bayrağımızı severiz, cumhuriyet değerlerini tartışmayız.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Bütün kentler gibi.

BAŞKAN – Bütün kentler gibi.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Bütün kentler öyledir ama Artvin’i diyorken diğerleri değildir diye demiyorum yani onu düzelteyim. Bütün kentler Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü sever. Biz Atatürk’ün Parlamentosunda olmaktan… Artvinliler olarak cumhuriyet değerlerini asla tartışmayız. Bizim kentlerimizde devlete karşı çıkılmaz…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Devlete karşı çıkılıyor işte yani, Allah Allah!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Ama siz meşrulaştırıyorsunuz yani, böyle bir şey olur mu?

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – …hendekler açılmaz, terör grupları yoktur, cumhuriyeti ve Atatürk’ü severiz, başka bir kusurumuz yoktur. Onu ifade etmek istiyorum.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Cerattepe’yle ilgili şey devlete karşı çıkmaktır zaten yani.

BAŞKAN – Sayın Kışla, buyurun.

10.- Artvin Milletvekili İsrafil Kışla’nın, Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın 118 sıra sayılı 2016 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 119 sıra sayılı 2014 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İSRAFİL KIŞLA (Artvin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Başbakanımızın daveti üzerine Artvin’deki siyasi parti temsilcileri ve STK temsilcileriyle görüşme yaptık. Görüşmemiz çok faydalı olmuştur. O görüşmede Artvin halkının hassasiyetlerini dinleme konusunda, anlama konusunda ve bir taraftan da Hükûmetimizin Artvin’i peşkeş çekme gibi bir anlayışının olmadığını bizzat Hükûmet yetkililerinden ve Başbakanımızdan öğrenme açısından çok faydalı bir görüşme olmuştur. Burada Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği şey, Artvin’deki o halkın tepkilerine sızmak isteyen illegal örgütlerin ve suistimal etmek isteyen aşırı marjinal sol örgütlerin yapmış olduğu işlerdir. Ve diğer taraftan da PKK sempatizanları oraya geldiklerinde de Uğur Bey onların orada bulunmasından bile rahatsız olmuştur çünkü Kürt halkına zarar verdikleri kadar bir de Artvin’e zarar vermelerini istemedik. Onun için, kastedilen Artvin halkı değildir burada.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kışla.

II.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/529) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 118) (Devam)

2.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/297), 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2014 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/32), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 208 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/33), 2014 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/34), 2014 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/35), 2014 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/36), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan Kalkınma Ajansları 2012 Yılı Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/28), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2013 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/31), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2014 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/37) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 119) (Devam)

 

A) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Söz sırası Isparta Milletvekili İrfan Bakır’a aittir.

Sayın Bakır, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz yedi dakikadır.

CHP GRUBU ADINA İRFAN BAKIR (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın hazırlanmasında emeği geçen tüm arkadaşlarımı ve ekranları başında bizleri izleyen değerli vatandaşlarımı sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Bugün şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabırlar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun.

Devlet kurumlarının hepsi elbette ayrı bir öneme sahiptir ancak Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün ülke ekonomisinde, tarımda, sosyal hayatta ve doğal hayatta ne denli bir öneme sahip olduğunu hepimiz iyi bilmeli ve duyarlı olmalıyız. Devlet Su İşleri ülkemizde enerjiden sulamaya, taşkın korumadan içme sularına, barajlardan göletlere kadar birçok projeye damgasını vurmuş, yaklaşık olarak 11 milyar lira yatırım bütçesi olan en köklü kurumlardan biridir.

En az DSİ kadar öneme sahip olan bir başka şey de DSİ personelidir. DSİ personelinin bir an önce özlük haklarının yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Ekonomik nedenlerle teknik personel sürekli ayrılmakta, bu da DSİ’nin kan kaybetmesine neden olmaktadır. Tüm kurumlarda olduğu gibi DSİ’de de temizlik, güvenlik, şoför ve nitelikli eleman pozisyonunda taşeron olarak çalışanlar mevcuttur. Milyarlık projeler üzerinde çalışan bu arkadaşlarımız her taşeron işçi gibi sıkıntı çekmektedir. Bir an önce bu işçilerin asıl işlerinin belirlenip kadroya alınması gereklidir.

HES’lerden sürekli olarak bahsediyoruz. HES projelerinin çevreye ve doğaya duyarlı olması, tarımsal sulama, içme-kullanma suyu temini ve doğal hayatı koruma bilinciyle yapılmalıdır.

Ülkemizin bilhassa batı tarafındaki HES’lerin pompaj depolamalı HES’lere dönüştürülmesi, yeni yapılacak HES’lerin pompaj depolamalı olarak, rüzgâr ve güneş enerji santralleriyle birlikte planlanması önem arz etmektedir.

Devlet Su İşleri, inşa ettiği tesislerin çoğunu sulama birliklerine, kooperatiflere, köylere ve belediyelere devretmiştir. Sulama birliklerinin kapalı sisteme geçebilmesi için ödemesi gereken katkı payını ödeyememesi durumunda meclis kararı ile fesih kararı alınıp il özel idaresine devredilmesi söz konusudur. Birçok sulama birliği il özel idaresine devredilmek üzere fesih kararı almıştır. Ancak devir işleminin gerçekleşebilmesi için birliklerin borçsuz olması şartı aranmaktadır. Bu kürsüden sesleniyorum: Enerji maliyetlerinin bu kadar yüksek olduğu ve çiftçinin para kazanamadığı bir ülkede bu birliklerin borçsuz olması sizce mümkün müdür? Bu duruma daha ne kadar sessiz kalacasınız? Bu noktada, maliyetin yüzde 1’nin katılımcı, yüzde 99’unun devlet tarafından karşılandığı bir sistemde bu sorunun çözülmesi gerektiğini düşünüyorum. Devlet eliyle karşılanan maliyetin ise yirmi beş yılda değil, gerekirse elli yılda geri ödenmesi doğru olacaktır.

Sulama sezonu yaklaşırken bakım onarım çalışmalarına bir an önce başlanması gerekmektedir. Çözüm üretilmez ise araziler sulanamayacak, zaten yüksek girdi maliyetleriyle boğuşan çiftçilerimizin sorunlarına bir de sulama sorunu eklenerek büyük bir mağduriyet yaşanacaktır.

Fesihlerle birlikte personelin durumunda da belirsizlik söz konusudur. Durumları tartışmalı konuma gelen sulama emekçilerinin ve TEDAŞ’ın özelleştirilmesinden sonra bünyesine alınan ve iş akitleri feshedilen tüm taşeron işçilerinin kadroya geçirilmesi veya başka kurumlara atanması da çok önemlidir.

Yer altı sulama kooperatiflerinin durumu da farklı değildir. İl özel idaresi bedelsiz yaparken DSİ’nin yaptığı sulama şebeke maliyetlerinin on beş yıl olan geri ödeme süresi tekrar otuz yıla çıkarılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, sulama konusu hayati bir konudur; direkt vatandaşın işi, aşı, ekmeğiyle ilgilidir. Vatandaş tarlasını zamanında sulasın ki, gelir sağlayabilsin. Birlikler su veremediğinde üretici bu durumdan kötü bir biçimde etkilenecektir. Köklü çözümleri devlet üretmek zorunda. Sulama sistemlerinde yapılacak yatırımlar vatandaşın da, birliklerin de gücünün çok üzerinde. Şu anda kullanılan kırk elli yıllık şebekelerle verim alınamayacağı çok açıktır. Unutmayalım, gübresiz, ilaçsız ekolojik bir tarım yapabilirsiniz ama susuz yapamazsınız. Dolayısıyla, modern sulama sistemlerine geçişi hızlandırmalıyız.

Ülkemizdeki enerji maliyetlerinin yüksekliğinden had safhada etkilenen sulama birlikleri ve kooperatiflere yüzde 30 oranında destekleme ve enerjide KDV’nin yüzde 1’e indirilmesi hususunda mutlaka bir adım atılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, birliklerin enerji dağıtım şirketlerine biriken borcu ödenemez duruma gelmiştir. Bu borçlara bir çözüm üretilip kurumsal yapıları güçlendirilmeden su yönetiminde yeniden yapılandırma çalışmaları çok büyük bir eksiklik taşıyacaktır. Bunun için öncelikle birliklerin ve sulama kooperatiflerinin yüksek miktardaki borçlarının faizlerinin silinip takside bağlanması, tarım destekleme kapsamında kullandıkları enerjide birim fiyatının düşürülmesi, tükettikleri enerjiyi kendilerinin üretebilmesi için rüzgâr ve güneş gibi yenilenebilir enerji sistemlerinin devlet tarafından desteklenerek yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, çiftçinin kullandığı her türlü girdinin minimum düzeye indirilmesinden yanayız. Küçük çiftçilerimizi desteklemeyi başaramazsak köyden kente göçün de önüne geçemeyeceğimiz çok açıktır. 2002 yılından bu yana tarım sektörünün istihdama katkısı yüzde 34,9’dan yüzde 20,4’e kadar gerilemiştir. Bunun sonucunda il merkezleri hızla büyürken bazı köylerimizde neredeyse ikamet eden kalmamıştır.

Sayın milletvekilleri, Su Kanunu’na da değinmek istiyorum. Yasa tasarısında sulama birlikleri ve kooperatifler yeterli yer bulamamaktadır. Oysa, ülke su kaynaklarının yaklaşık yüzde 64 gibi büyük bir bölümü tarımda kullanılmaktadır. Sulama birlikleri ve kooperatifler de tarımsal sulamayı kullanan çiftçilerin temsil edildiği en önemli temsilci durumunda olup su yönetiminin planlamasının her aşamasında yer almalıdır.

Bir başka konu da kaçak kuyu meselesidir. Bizim yeni Su Kanunu’ndan beklentimiz, kaçak kuyuların kayıt altına alınarak tekniğe uygun su kuyularının açılması, yer altı suyu kirliliğinin ve aşırı su çekiminin önlenebileceği bir düzenlemedir. Sulama birliklerinin ve kooperatiflerin borçlarından dolayı çalışamaz hâlde olması vatandaşı kaçak kuyu açmaya teşvik etmektedir. Sulama sahaları içerisinde sondaj kuyusu açmanın yasak olduğu bilinmesine rağmen vatandaşlarımız çaresizlikten kaçak kuyu açmaktadırlar. Dolayısıyla, yasaklamak yerine çözüm üretmemiz gerekmektedir. Kaçak kuyuların önünü açan bir diğer uygulama da havzaların sondaj iznine kapatılmasıdır. Bakanlar Kurulu kararıyla zirai amaçlı sayaçların takılması 2 Nisan 2016’ya kadar ertelenmiştir. Ancak takılan sayaçlarda DSİ, uygulayıcı firmalar ve üreticiler sıkıntılarla karşılaştı. Sayaçların maliyetinin yanında arazide dondan korunması, hırsızlık ve montajının da sorun olması sebebiyle daha uygulanabilir, daha düşük maliyetli sistemlerin gündeme gelmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak, DSİ Genel Müdürlüğünün vatandaşın işini zorlaştıracak değil, kolaylaştıracak çözümler üretmesi önemlidir. Tabii bu projeler üretilirken doğaya ve çevreye de azami özen gösterilmelidir. Bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi olarak doğaya ve çevreye zarar vermeyen politikalara her zaman katkı koyacak, yanlışlarınızı da her zaman söylemeye devam edeceğiz.

Sözlerime son verirken bütçe görüşmelerinde emeği geçen herkese teşekkür ediyor, ülkemize hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bakır.

Şimdi söz sırası Edirne Milletvekili Erdin Bircan’a aittir.

Sayın Bircan, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz yedi dakikadır.

CHP GRUBU ADINA ERDİN BİRCAN (Edirne) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Meteoroloji Genel Müdürlüğü bütçesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Meteoroloji, döner sermaye ve reklam gelirleri olan bir kuruluş olmasına rağmen, bunu çalışanlarıyla paylaşmayan bir kurum. Daha önce arazi tazminatları kaldırılan kurum çalışanları, hakları olan havacılık tazminatını da alamıyor. Kurum çalışanlarının mağduriyetlerinin son bulması için çalışma yapılmasını özellikle rica ediyorum.

Meteoroloji denince aklımıza hemen hava durumu geliyor. Hava durumu deyince de benim aklıma hemen Keşan’ımızın kirli havası geliyor.

Değerli arkadaşlar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının resmî ölçümlerine göre, Türkiye'nin en kirli havası maalesef Edirne’mizin Keşan ilçesindedir. Bu yönüyle, halk sağlığı da ciddi tehlike altındadır. Doğal gaz olmayan ilçemizde kükürtdioksit oranı zaman zaman 2.740’a çıkmaktadır. Bu oran, Amerika Birleşik Devletleri’nin üst sınırına göre 9 kattan, Türkiye standartlarına göreyse 2 kattan daha fazladır. Keşan’ın havası için herhangi bir çalışma yapılmamaya da devam edilmektedir. Havada kanserojen partiküldeki 2,5 ve partiküldeki yüzde 10 oranları Türkiye standartlarının çok üzerindedir ve bu yönüyle de çok tehlikelidir. Keşan’daki hava kirliliği kroniktir ve maalesef çok büyük sağlık sorunlarına neden olacaktır.

Bölgemizde hava kirliliği var da su kirliliği yok mu? Maalesef, bu konuda da büyük bir sorun yaşıyoruz. Bugün kirliliğin lafı geçince herkesin aklına Ergene geliyor. 90’lı yıllara kadar yüzülen ve balık tutulan bir nehir olan Ergene, 90’lı yıllardan sonra ciddi şekilde kirlenmeye başladı. Bir dönem Trakya tarımsal sulamasının simgesi olan Ergene, bugün ülkemizdeki nehir kirliliğinin maalesef sembolü oldu. Ergene’nin kirliliği bu yüzden Trakya’nın da en büyük sorunu hâlindedir.

Sayın Bakan burada Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu 2011’den önce “Bizim hedefimiz 2014 yılında Ergene Nehri’ni temiz bir hâle getirmek.” dedi. Daha sonra, “Biz Haliç’i temizlemişiz, bizim için bu çocuk oyuncağı.” diyen Sayın Bakan, 2015 yılında Ergene’nin tertemiz akacağını iddia etti. Ve Sağlık Bakanı Müezzinoğlu da 2013 yılında yaptığı bir açıklamada “İnşallah iki yıl sonra hep birlikte Ergene’de balık tutacağız.” demişti ve Sayın Bakanım, siz de yüzeceğinizi iddia etmiştiniz 2015 yılında Ergene’de. Ne oldu değerli arkadaşlar? İntihar eden bir kardeşimizin cesedinin aranması için bile özel kıyafetli dalgıçlar maalesef kimyasal atıklardan şu anda Ergene’ye giremiyorlar.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Bütün arıtma tesislerini biz yapıyoruz.

ERDİN BİRCAN (Devamla) - Verilen bu tarihler üzerinden bir yıl geçti, şimdi de “2019” diyor Sayın Bakan sanıyorum. Sayın Bakanım, hani Ergene çocuk oyuncağıydı? Hani Haliç’ten daha iyi temizlenecekti?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) - Cevap vereceğim ama 13 tane arıtma tesisinin 11 tanesini biz yaptık siz yapacakken.

ERDİN BİRCAN (Devamla) – Lütfen… Evet, “Biz yaptık.” ama öncelikle kimyasalı orada temizleyelim. Şu anda dalgıçlar giremiyor, resmî olarak, parmağını dahi sokamıyorlar, her yer kanser alanı.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Biz yaptık bu yatırımları.

ERDİN BİRCAN (Devamla) – Yaptınız da ne oldu, hangisi çalışıyor, hangisini çalıştırdınız? Hepsini verdiğiniz müteahhitler yanlış. Her fırsatta...

BAŞKAN – Sayın Bakan, müdahale etmeyelim. Sayın Bircan, siz de Genel Kurula hitap edin.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Sayın Başkan, süre gitti ama süre.

ERDİN BİRCAN (Devamla) – Arkadaşlar, Ergene’nin sorunu, temizlenmesi… Uzunköprü’yü, Meriç’i ve Saros Körfezi’ni kirletiyorsunuz şu anda.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Uzunköprü su arıtma tesisini kim yaptı söyler misiniz?

ERDİN BİRCAN (Devamla) – Yapacağınız şeyler de, “deşarj” dediğiniz şey de çok farklı. Marmara’yı batıracaksınız, Marmara’yı batıracaksınız bundan da.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Bir soru soruyorum size, Uzunköprü arıtma tesisini kim yaptı?

ERDİN BİRCAN (Devamla) – Uzunköprü’de şu anda dalgıçlar, resmî dalgıçlar giremiyor Sayın Bakan.

BAŞKAN – Sayın Bakanım, Sayın Bircan, karşılıklı konuşmayalım, Genel Kurula hitap edelim, Sayın Bakan, müdahale etmeyelim.

ERDİN BİRCAN (Devamla) – Neyse, sonuç olarak Ergene’de su çürüdü su, şu anda sivrisinek yaşamıyor Sayın Bakanım. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Bakanım, sizi bulmuşken bir de devam edeyim, Uzunköprü’müzün bir de Çakmak Barajı var. 522 bin dekar bir alanı sulayacak olan bir baraj yapmaya kalktınız ama “Bu baraj bitti.” diyorsunuz, “Bitti.” diyorlar. Evet, gövdesi bitti ama sulaması bitmedi. “Bitti.” diye böyle bir algı yaratılıyor, bitmedi. Sizin Devlet Su İşleri Bölge Müdürünüzün ağzından söylenen şey şudur ki, “Dünyanın en iyi müteahhitleri gelse, müteahhit firması gelse, beş-altı yıldan önce burası bitmez.” deniliyor ama siz “Bitti.” algısı yaratıyorsunuz hâlâ.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Baraj bitti, baraj. Baraj bitmedi mi?

ERDİN BİRCAN (Devamla) – Evet, bitmedi. Suyu akmayan barajı baraj mı sayarsınız? Altyapısı bitmiş, “Beş-altı yıl…” diyor, sizin Bölge Müdürünüz diyor Sayın Bakanım.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Baraj bitti.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Sayın Bakanım, karşılıklı konuşma olmasın.

ERDİN BİRCAN (Devamla) – Ne güzel ama, ne güzel bak, sorabiliyorsunuz. Demek ki olmamış.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Çakmak Barajı bitti, sulaması devam ediyor.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Sayın Bakanım, sataşmayın.

BAŞKAN – Efendim, konuşmadan sonra dışarıda kuliste bir çay içerek birlikte sohbet edebilirsiniz.

Buyurun, siz Genel Kurula hitap edin lütfen.

ERDİN BİRCAN (Devamla) – Evet, Sayın Bakan, ne güzel! Güzel, güzel!

Sayın Bakan, gövdesi bittiği için “Baraj bitti.” diyemezsiniz. Baraj bitmez.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sulaması devam ediyor.

ERDİN BİRCAN (Devamla) – Arkadaşlar, tekrar Keşan’dan bir örnek vermek istiyorum: Saros Körfezi turizm bölgesi olmasına rağmen Mecidiye’de taş ocakları yapılmak isteniyor ve yapılıyor zaten. Çevre Bakanlığı bu işe dünden razı, Turizm Bakanlığı da neden anlaşılmaz bir olumlu görüş vermiş onu da bilmiyoruz. Mecidiye’yi, Erikli’yi ve Saros’u gelsinler görsünler ve buraya bir tek kişi imza vermez. Denizin 300 metre yanında şu anda taş ocakları yapılıyor, 300 metre. Gelsinler görsünler ve deniz gidiyor.

Meriç Nehri’mizin taşkınları yüzünden yurttaşlarımızın yaşadığı mağduriyeti anlatmaya ne dakikalar yeter ne de saatler yeter. Bir şehir her kış, her kış 3 defa, 4 defa sular altında kalıyor Sayın Bakanım.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Kanal Edirne’yi…

ERDİN BİRCAN (Devamla) – Evet, evet.

Size açık çağrım Sayın Bakanım: Ormanları ve su kaynaklarını korumakla görevli Bakan olarak Cerattepe katliamını değil, ormanları savunun. Gelin, taş ocaklarını değil, ağaçları savunun. Hidroelektrik santralleri değil, termik ve nükleer…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERDİN BİRCAN (Devamla) – …santralleri değil, doğayı savunun. Karadeniz’de yolları değil, yeşili savunun.

Biz Edirneliler olarak, sizlere taşkınlardan dolayı teşekkür ediyoruz.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına son konuşmacı Kırklareli Milletvekili Türabi Kayan’dır. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Kayan, buyurun.

Sizin de süreniz yedi dakikadır.

CHP GRUBU ADINA TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Su Enstitüsü bütçesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyeti sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce Mardin Dargeçit’te hain bir saldırı sonucu hayatını kaybeden askerlerimize Allah’tan rahmet, acılı ailelerine ve tüm ulusumuza başsağlığı diliyorum.

Ayrıca, geçmişimizde 3 Mart tarihi milletimiz için önemli gelişmeleri beraberinde getirmiştir, o zamanın Meclisini buradan kutluyorum. Halifeliğin kaldırılması, Şeriye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılması, Erkân-ı Harbiye Vekaletinin kaldırılması ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun çıkarılması…

Değerli dostlar, Sayın Bakan Tarım Komisyonuna bir kahvaltı vermişti ve bu kahvaltıda da yapılan işlemleri gösterdi bize. Ben o yapılan işlemleri gördükçe “Acaba biz Türkiye'de mi yaşıyoruz, yoksa Sayın Bakan başka bir ülkeden mi bahsediyor?” diye endişeye kapılmıştım ve kendisine o zaman da sormuştum. Trakya’da Ergene Nehri var. Ergene Nehri Trakya’yı ikiye böler ve bir uçtan bir uca yaklaşık 250 kilometredir. “Bu nehir şu anda zehir saçıyor ama sizin bize gösterdiğiniz hiç de öyle değil.” dedim.

Ben size göstereyim arkadaşlar, işte Ergene’nin bugünkü durumu.

Manavgat Çayı’ndan daha fazla debisi vardır, fakat bu debi tamamen zehir akıtıyor, hem Trakya’nın en mümbit topraklarına hem de demin konuşan hatibin de söylediği gibi, Erdin arkadaşımızın söylediği gibi Körfez’e akıyor, Körfez’i zehirliyor.

Değerli arkadaşlar, su hayattır, hayat verir; bitkiye hayat verir, bütün canlılara hayat verir. Biz bu suyun kıymetini biliyor muyuz, bu suyu en sağlıklı, en iyi bir şekilde koruyor ve kolluyor muyuz, bu konuda ciddi endişelerimiz var. Su yerin altından önceden 30 metreden çekiliyordu bugün 300 metreden, 400 metreden çıkarılıyor benim bölgemde. Bu suyu çıkarıp kirlettikten sonra hazindir ki tekrar yerin dibine salan işletmeler var. Bunların büyük bir kısmı bu suyu Ergene Nehri’ne boşaltıyorlar. Ergene Nehri sadece Ege Denizi’ni kirletmiyor, sadece Saros Körfezi’ni kirletmiyor, Ergene Nehri’nin geçtiği, yatağının bulunduğu yerin altını da kirletiyor çünkü o yataktan sızan sular, o yataktan emilen sular yerin altındaki suları da zehirliyor.

Değerli dostlar, Trakya’nın bildiğiniz gibi bir tarafında Trakya Ovası, Ergene Nehri, bir tarafında da Istranca Dağları vardır, İstanbul’dan başlayıp Bulgaristan sınırına kadar yaklaşık 200 kilometrelik bir orman bölgesidir. Bu bölgede son zamanlarda özellikle yandaşlara verilen taş ocakları sayesinde bu bölgenin yapısı değişmiştir, toprak yapısı değişmiştir, toprağın emme özelliği kalmamıştır. Ondan dolayı da yağan yağmurlar aşağıya emilerek yer altı sularını değil beslemek, seller hâlinde ortalığı kasıp kavuruyor.

Bir örnek vereyim size. Trakya’nın en büyük su kaynağı olan Kaynarca kaynağının yaklaşık on dört yıldan bu yana debisi yüzde 50 düşmüştür. En büyük ve çok da tatlı bir su kaynağıdır. Bu su kaynağı sayesinde pancar ve çeltik ekimi yapılıyordu, bugün ne çeltik ekimi kalmıştır ne de pancar ekimi kalmıştır. Buradaki taş ocaklarından elde edilen taşlar dinamit patlatılarak elde ediliyor. Dinamitle elde edilen taşlar o sarsıntı sonucu yer altındaki jeolojik yapıyı bozuyor, çatlaklar oluşturuyor. Bu çatlaklara giden su şimdiki mevcut yatağını kaybetmiş durumdadır ve bu, sadece Trakya’ya, sadece Istranca Dağları’na ait de değildir; bu, Türkiye’nin her yerinde yapılıyor. Azgın ve kârdan başka bir şey düşünmeyen işletmeler, maalesef, bunu ülkenin başına bela ettiler.

Değerli dostlar, Ege Bölgesi’nde de, İç Anadolu Bölgesi’nde de su yerin altında 2 kattır. Bu 2 katın altındaki katlar tatlı sudur. Bu tatlı suyu alıp tarlalarımızı suluyoruz. Tarlaları sürekli suladığımız zaman su buharlaşıyor yerin üzerinden. Buharlaşan su yerinde tuz bırakır ve bu tuz zamanla da çölleşmeye sebebiyet verecektir. Onun için, yerin altındaki suyu değil, yerin üstündeki suyu en iyi bir şekilde kullanmamız gerekir. Dünyada bütün gelişmiş ülkeler yer altından bir gram dahi su çekmiyorlar. O suyu en iyi bir şekilde yerin altında muhafaza ediyorlar ki kaynakları tekrar eski hâliyle devam etsin diye. Biz yerin altını çekiyoruz, yerin üstündeki suyu da kollamayarak sellere sebebiyet veriyoruz.

Biz bu suları, özellikle Ergene Nehri’nin suyunu temizleyip, yatağına bırakıp çiftçilerin sulama imkânına kavuşturulmasını sağlayacağımız yerde, biz bunları Marmara Denizi’ne ve Ege Denizi’ne kolektörlerle boşaltmaya çalışıyoruz. Ergene’yi, Trakya havzasını kirlettiğiniz yetmiyor, şimdi de Marmara Denizi’yle Ege Denizi’ni kirletiyoruz. Yarın Ege Denizi’ni kirlettiğimizde Yunanistan “Benim suyumu kirletiyorsun.” diye uluslararası kurumlara başvuracak ve buradan ceza alacağız arkadaşlar. Onun için, şimdiden uyarıyorum: Bunu kolektör vasıtasıyla değil, temizleyerek, arıtarak yatağına salmak en sağlıklı yöntemdir. Bunu yapmalarını salık veriyoruz.

Ayrıca, derelerin üzerinde HES’ler yapılıyor arkadaşlar. Bu HES’lere ne diyeceğimizi şaşırıyorum ben.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TÜRABİ KAYAN (Devamla) – Dilimden maskaralık demek geliyor ama terbiyem müsaade etmiyor, onu da söyleyemiyorum.

Değerli arkadaşlar, Ergene’den başka örnekler göstereceğim size. Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar) Ağzı ve burnu kapanmış insanlar, çünkü bu kokuya tahammül edemiyorlar.

Sayın Bakan, gülüyorsunuz.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Dalgıç o, dalgıç!

TÜRABİ KAYAN (Devamla) - Evet, aynı şekilde…

BAŞKAN - Sayın Kayan, süreniz dolmuştur.

TÜRABİ KAYAN (Devamla) - Görüyorsunuz, burada, değerli milletvekilleri, Ergene’de kaybolan bir insanımızı dalgıçlar girip de arayamıyorlar.

Sayın Bakan, bunu da bilgilerinize arz ediyorum.

Hepinize sevgi ve saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) - Sayın Vekil, Kırklareli, Pınarhisar, Vize, Babaeski, Lüleburgaz’ın arıtma tesislerini kim yaptı? Bize ait.

BAŞKAN - Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.56

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 19.13

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mücahit DURMUŞOĞLU (Osmaniye), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 51’inci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon burada.

Hükûmet burada.

Şimdi, gruplar adına sözler tamamlanmıştı, şahıslar adına ilk söz, lehinde olmak kaydıyla, Gümüşhane Milletvekili Cihan Pektaş’a aittir.

Sayın Pektaş, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

CİHAN PEKTAŞ (Gümüşhane) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan bütçeyle alakalı lehte söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan evvel, Mardin’in Dargeçit ilçesinde bölücü terör örgütü mensuplarıyla çıkan çatışmada şehit olan, aslen Gümüşhane Torul nüfusuna kayıtlı Jandarma Üsteğmen Emrah Şahin’e, Astsubay Abdil Kadir Çelik’e ve Uzman Onbaşı Mehmet Karadal’a ve tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun.

AK PARTİ iktidarları döneminde sağlık, eğitim, ulaşım, enerji temini, sulama projeleri, içme suyunun temini, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, demokratik hakların geliştirilmesi ve benzeri sahalarda çok önemli reformlar gerçekleştirilmiş, ülkemizin birçok kronik problemine yerinde ve kalıcı çözümler getirilmiştir.

Çok önemli çalışmalar yürüten ve büyük projeleri ülkemize kazandıran, benim de bir dönem hizmet verdiğim Orman ve Su İşleri Bakanlığıyla alakalı bazı hususları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bu Bakanlığımız, bir taraftan orman yangınlarıyla, diğer taraftan da sel felaketleriyle mücadele etmektedir. Esasen bu konuda büyük başarılara imza atılmıştır. Bu başarının arka planında, çok önemli yatırımlar gerçekleştiren ve kurumlar arası iş birliğini iyi koordine eden güçlü ve dinamik bir yönetim anlayışı vardır.

Orman Genel Müdürlüğü yangınla mücadelede en ileri teknolojileri kullanmakta, araç, gereç ve teçhizat yönünden her geçen gün daha da güçlenmektedir. Meteoroloji Genel Müdürlüğümüz ülkemizin her tarafına meteoroloji radarları ve gözlem istasyonları kurarak, mevzi ve anlık meteorolojik verileri Orman teşkilatına bildirerek yangınlara karşı tedbir alınmasında büyük rol oynamaktadır. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ise yapmış olduğu baraj ve göletlerle yangına müdahale araçlarına su temin ederek yangınların büyümeden kontrol altına alınmasında etkili olmaktadır. Yangına müdahale süresinin kırk dakikadan on beş dakikaya düşürülmesi ve yangın başına yanan alan miktarının yaklaşık 4 hektardan 1,5 hektara düşürülmesi, işte, bu iş birliği ve koordinasyonun eseridir.

İnşa edilen barajlar ve göletler sel taşkınlarıyla mücadelede âdeta can simidi vazifesi yapmaktadır. Bir örnek verecek olursak Aydın Menderes Ovası her yıl taşkınlara maruz kalır ve on milyonlarca liralık ekonomik kayıplar olurdu. Çine Adnan Menderes Barajı’nın yapılmasıyla bu taşkınlar son bulmuş hem ekonomik kayıplar hem de çevre tahribatı önlenmiştir. Barajların yapılmasına karşı olmak, aynı zamanda sel taşkınlarıyla meydana gelecek çevre felaketlerine de onay vermek olacaktır.

AK PARTİ iktidarlarından önce baraj ve sulama projeleri yüksek rakamlara mal edilmekteydi. DSİ’nin büyük projelerinin tamamına yakını dış kredi temin edilerek yabancı ortaklıklar marifetiyle yaptırılıyordu; proje bedeli, kredi geri ödemeleri ve faiziyle birlikte ağır bir fatura olarak milletimizin önüne koyuluyordu. İkili protokollerle yapılması planlanan birçok proje kapsamdan çıkarılarak ülkemiz 45 milyar dolar borç yükünden kurtarılmıştır. Bu projelerden bir tanesi olan ve Fransız ortakla yapılması planlanan Yusufeli Barajı, keşif artışları, kredi maliyetleri ve faiz ödemeleri hariç eğer yapılmış olsaydı 2 milyar liraya mal olacaktı ancak protokol iptal edilince millî bütçeyle 486 milyon lira bedelle yerli firmalara ihale edilmiş ve maliyeti dörtte 1 fiyatına düşürülmüştür.

2001 yılında inşasına başlanan Şanlıurfa Yaylak Ovası Sulama Projesi İsrail ortaklığıyla yapılmıştır. Son teknoloji kullanılarak yapılan bu işin hektar başına inşaat maliyeti 14 bin dolardır. Aynı teknoloji kullanılarak -SCADA sistemi de dâhil olmak üzere- daha zor coğrafya ve zemin şartlarına rağmen 2012 yılında yapımına başlanan ve 2015’te bitirilen Antalya Korkuteli sulamasının hektar başına maliyeti ise sadece 3.500 dolardır. Projelerin yapım süreleri kısaltılarak maliyetler aşağıya çekilmiştir.

Bütün bunlar, AK PARTİ’nin millet eksenli siyaset yaptığının en somut tezahürüdür. İşte yerlilik budur, millîlik budur. AK PARTİ’nin ülkeyi yönetemediğini iddia edenlere bu millet her seçimde cevabını vermektedir. Ben, bu rakamları sonraki nesiller bilsin ve tarihe not düşülsün diye veriyorum.

Ülkemizde son on üç yılda yaşanan bu büyük değişim ve devrim niteliğindeki dönüşümün mimarı, hiç şüphesiz Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Başbakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu bu dönüşüm hamlesini devam ettirmektedir. “Su” denilince akla gelen ilk isim olan Sayın Veysel Eroğlu ise ülkemiz için bir şanstır.

2016 yılı bütçemizin hayırlı ve bereketli olmasını diliyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Pektaş.

Sayın milletvekilleri, şimdi söz sırası Hükûmettedir.

Hükûmet adına üç saygıdeğer bakan sırasıyla söz alacaktır.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Sayın Bülent Tüfenkci, yirmi beş dakika; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Berat Albayrak, yirmi beş dakika; Orman ve Su İşleri Bakanı Sayın Veysel Eroğlu, otuz dakika süreyle konuşacaklardır.

Hükûmet adına ilk söz, Gümrük ve Ticaret Bakanımız Sayın Bülent Tüfenkci’ye aittir.

Sayın Tüfenkci, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi beş dakikadır.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI BÜLENT TÜFENKCİ (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün şehit olan askerlerimiz ile bütün şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.

2016 Mali Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı kapsamında Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bütçesini sunmak ve bu vesileyle Bakanlık faaliyetleri, hedefleri hakkında bilgi vermek üzere huzurlarınızda bulunmaktayım.

Bakanlığımız iç ticaretin tüm yönleri ve gümrükler aracılığıyla da dış ticaretin tüm akışını düzenlemektedir. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı olarak iç ticaretten dış ticarete, gümrük işlemlerinden lojistik merkezlerine, kaçakçılıkla mücadeleden tasfiyelik hâle gelen eşyanın ekonomiye tekrar kazandırılmasına kadar, esnaf ve sanatkârlardan kooperatiflere, tüketici haklarından piyasa gözetimi ve denetimine kadar birçok alanda önemli yetki ve görevler üstlenmiş bulunmaktayız.

Bakanlık olarak önceliklerimiz, yasal ticareti kolaylaştırmak, yasa dışı ticaretle daha etkin mücadele etmek, gümrük işlemlerinden kaynaklanan bürokratik işlemleri azaltarak işlem maliyetlerini minimum düzeye indirmek, iç ve dış ticarette tam otomasyonu sağlayarak ticaret erbabımızın rekabet gücünü artırmak, böylece ülkemizi daha kolay ve daha güvenli ticaret merkezi hâline getirmektir. Çalışmalarımızı, elektronik sistemleri esas alan ve sınır geçişlerini hızlandıran, bu sayede tüm işlemlerin mümkün olan en kısa sürede ve en güvenilir şekilde tamamlanmasını sağlayan projeler ve faaliyetler üzerinde yoğunlaştırdık.

2015 yılında tüm kapılarımızdan 8 milyon 303 bin 275 araç, 113 milyon 481 bin 318 yolcu giriş ve çıkışı olmuştur. Gümrüklerimiz aracılığıyla, 2015 yılında, ülkemiz merkezî yönetim vergi gelirlerinin yüzde 20,82’sine tekabül eden 84 milyar 851 milyon lirayı da tahsil ettik. 2015 yılında 69.330 firmamız ihracat, 77.077 firmamız ise ithalat işlemleri yaparak toplamda 351 milyar dolarlık dış ticaret hacmi gerçekleştirilmiştir. Bugün ülkemiz 220 ülkeye ihracat yapar hâle gelmiştir. 2002 yılında 1 milyar doların üzerinde ihracat yaptığımız ürün sayımız 9 iken 2015 yılında 31 üründe 1 milyar doların üzerinde ihracat yaptık. 1 milyar doların üzerinde ihracat yaptığımız ülke sayısı 2002 yılında 8 iken bugün 32’ye çıkmıştır. 2002 yılında 1 milyar doların üzerinde ihracat yapan 5 şehrimiz varken bugün bu sayı 15 şehrimize ulaşmıştır.

Birileri özellikle Türkiye’yi çukurlarla kendi kabuğuna kapatma senaryoları yazarken biz Türkiye'nin kapılarını dünyaya açıyoruz. Gümrük kapılarımızı artan dış ticaret hacmimize, ihtiyaç ve taleplere göre yeniliyor, tam otomasyona kavuşturuyoruz. Bunun son dönemlerdeki örnekleri Dilucu ve Çıldır Aktaş gümrük kapılarımızdır. Yeniden inşa çalışmaları devam eden Halkalı Gümrük Müdürlüğü ile Esendere Gümrük Kapısı’nı ise 2016 yılında hizmete alacağız. Bundan sonraki dönemde öncelikle Sarp, Hamzabeyli, Gürbulak, Kapıköy ve Dereköy gümrük kapılarını da yeniden inşa ediyoruz. 2015 yılında Gürbulak Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünü; Bolu, Kütahya, Iğdır, Niğde, Aktaş gümrük müdürlüklerini de faaliyete geçirmiş bulunmaktayız. Buna ilaveten, yeni olarak Adıyaman, Sinop, Ordu Giresun Havalimanı’nı, Amasya Gümrük Müdürlüğünü de kurmuş bulunmaktayız.

Bakanlık olarak hedefimiz tüm gümrük işlemleri açısından maliyetleri düşürmek, kırtasiyeciliği bertaraf etmek, işlem sürelerini azaltarak eşyanın bir an önce nihai varış noktasına ulaşmasını sağlamaktır. 35 ülkenin elektronik ağlarla birbirine bağlandığı Ortak Transit Sözleşmesi’ne taraf olmamızla, taşımacılarımız ülkemizin en doğusundan Avrupa’nın en batısına kadar yaklaşık 5.500 kilometreyi tek bir beyannameyle geçebilmektedir.

Tek Durak çalışmalarımızla kara hudut kapılarımızda hâlihazır durumda altı yedi aşamada yapılan kayıt ve kontrol işlemlerini asgari düzeye indirmek istiyoruz.

Yetkilendirilmiş yükümlü uygulamasıyla ticaret erbabımıza ihracat ve ithalat işlemlerini kendi tesislerinde gerçekleştirebilme, daha az ve öncelikli muayene kolaylıkları ve teminat avantajları başta olmak üzere, pek çok basitleştirilmiş ve hızlandırılmış usulle zaman ve maliyet tasarrufu kazandırmak istiyoruz.

64’üncü Hükûmet Eylem Planı’nda da yer alan Tek Pencere gümrük işlemleri sırasında istenen tüm belgelerin tek noktadan temin edilmesini ve işlemlerin tek noktaya yapılacak başvuruyla tamamlanmasını öngörmektedir. 14 kurum ve kuruluşu Tek Pencere Sistemi’ne entegre etmiş bulunmaktayız.

2016 Eylem Planı’mızda yer aldığı üzere, TIR Sistemi’ne ilişkin teknik altyapısı hazırlanan elektronik TIR’a dünya çapında da öncülük ediyoruz. Bu çerçevede, İran ve Gürcistan’la e-TIR pilot projelerini başlattık. E-TIR projeleriyle ulusal gümrük sistemleri ve diğer paydaşlar arasında güvenli veri değişimini sağlamayı ve eşyanın ülkeler arası düzenli, güvenli ve hızlı aktarımını mümkün kılmayı amaçlıyoruz. Dünyada ilk defa TIR Sistemi’nde gümrükler arası veri paylaşımını da bu projeyle ortaya koymuş bulunmaktayız.

Son dönemde, dünyanın önde gelen ülkelerinin de üzerinde hassasiyetle durduğu bir konu olan yolcu bilgilerinin seyahat öncesi risk analizine tabi tutulması için Varış Öncesi Yolcu Bildirim Projesi’ni de ülkemizde hayata geçirmiş bulunmaktayız. Varış Öncesi Yolcu Bildirim Projesi’yle yolcu bilgileri seyahat öncesi alınarak risk analizleri yapılmaktadır.

Taşıt onay belgeleri elektronik ortama aktarılmış, transfer bildirim formlarının elektronik ortama aktarılmasıyla kıymet kontrolünün daha etkin yapılması sağlanmakta ve kâğıt ortamında beyannameye eklenmesi zorunlu belgeler ortadan kaldırılmaktadır. Turistik kolaylıklar kapsamında getirilen kişisel kullanıma mahsus taşıtlar için ön beyan uygulamasıyla ülkemize özel araçlarıyla giriş yapan tüm kişilerin, bilhassa da yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın beklemeksizin yurda girişi sağlanmaktadır. Bunun için, kişilerin seyahat öncesinde kendilerine ve taşıtlarına ait bilgileri kaydettikleri ve gümrük kapısına gelindiğinde görevli memur tarafından beyan edilen bu bilgilerin kontrol edildiği bir ön beyan uygulaması oluşturulmuştur.

Konteyner ve Liman Takip Sistemi’nin kurulmasıyla ülkemize giriş yapan eşyanın limanlarımıza gelişinden limanlardan ayrılışına kadar liman idaresince gerçekleştirilen tüm işlemlerin gümrük idaresince elektronik ortamda takibi amaçlanmaktadır. Sistem sayesinde, gümrük denetimlerinin etkinliği artırılacak, limanda işlemlerin hız kazanmasıyla firmalara zaman ve maliyet avantajı sağlanacaktır.

Gümrük laboratuvarlarımızın yenilenmesiyle gümrük laboratuvarlarındaki iş ve işlem süreçleri hızlandırılmakta ve diğer gümrük işlemlerinde olduğu gibi, gümrük laboratuvarlarında da kâğıt ortamındaki tüm işlemler aşamalı olarak elektronik ortama taşınmaktadır. Bu amaçla oluşturulan Laboratuvar Analiz ve Raporlama Programı yani LARA’yla, tescil edilmiş gümrük beyannamesi, muhteviyatı, eşyanın laboratuvara sevkinden itibaren tüm işlemler elektronik ortamda yürütülmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanlığımızca gümrükler alanında yürütülen çalışmalar sonucunda gümrük işlemleri gözle görülür biçimde azalmış, ticaret erbabının gümrük işlemleri daha hızlı tamamlanarak zaman ve maliyetten tasarruf sağlanmıştır.

2002 yılında ihracat beyannamelerinin yüzde 3’ünün işlemleri ilk bir dakikada sonuçlanırken 2015 yılında bu oran yüzde 64’e çıkmıştır. İlk yarım saatte işlemleri tamamlanan beyannamelerin oranı 2002’de yüzde 35 iken 2015 yılında bu oran yüzde 81’e ulaşmıştır.

2015 yılı verileri ile 2002 yılına ilişkin veriler kıyaslandığında bir ihracat beyannamesinin ortalama işlem süresinin önemli ölçüde kısaldığını görmekteyiz. 2002 yılında bir ihracat beyannamesinin işlemleri ortalama olarak on saat on dakika iken bu süre şu anda iki saat otuz yedi dakikaya düşmüştür.

2015 yılında ithalatta işlem gören gümrük beyannamesinin yüzde 56’sının işlemleri ilk sekiz saatte, yüzde 71’inin işlemleri ise ilk yirmi dört saat içinde tamamlanarak eşyası teslim edilebilir hâle gelmiştir.

Sayın Başkan ve değerli milletvekilleri; Bakanlığımızca hedefimiz, ülkemizi dış politika önceliklerimizle uyumlu olarak gümrük hizmetlerinin ve ticaretin daha kolay ve güvenli yapıldığı dünyanın sayılı ticaret merkezlerinden biri hâline getirmek, ikili bölgesel ve çok taraflı uluslararası platformlarda aktif politika takip edebilmektir.

Suriye’de yaşanan olumsuzluklar nedeniyle bu ülkeye açılan hudut kapılarımızda en üst düzeyde güvenlik tedbirleri alınarak hizmet verilmektedir. Suriye kapılarımızı personel takviyesi ve teknik cihazlarla güçlendirdik. Bu kapsamda, eşyalar tamamıyla fiziki muayeneye tabi tutulmakta, kişilerin girişinde ise biyometrik veriler alınarak ve yüz tarama sistemleri kullanılarak ülkeye girişlere izin verilmektedir. Cilvegözü ve Öncüpınar’da “Back Scatter” mobil tarama sistemlerimiz mevcut olup gözün göremeyeceği, ulaşamayacağı yerleri görecek teknik cihazlarımız, yoğunluk ölçüm cihazlarımız ve radyoaktif madde kontrolü sağlayan cihazlarımız mevcuttur. Ayrıca, özellikle patlayıcı maddeler konusunda uzman detektör köpeklerimizi de bu kapılarımızda kullanmaktayız.

Rusya’yla yaşanan gelişmeler sonrasında ihracatçılarımızın mağdur olmaması adına Hükûmetimizce alınan önlemlere Bakanlık olarak da katkıda bulunduk. Bu noktada şunu da ifade etmek isteriz ki biz, bu ülkenin bir karış toprağını hiçbir ticari faaliyetle değişmeyi düşünemeyiz.

Sayın Başkan ve değerli milletvekilleri; dış politikamıza uygun olarak bölge ülkelerinin kurumsal kapasitelerinin geliştirilmesine de katkı sağlamaktayız. Bu kapsamda, kaçakçılıkla daha etkin mücadele etmek amacıyla, Bakanlığımızın diğer ülke gümrük idareleriyle doğrudan iş birliğine imkân sağlayan ve karşılıklı idari ve teknik iş birliğinin yasal altyapısını oluşturan 63 gümrük alanında iş birliği ve karşılıklı idari yardım anlaşmalarını imzalamaktayız. Başta Türki cumhuriyetler olmak üzere Balkan ülkeleri, İslam ülkeleri ve Afrika ülkelerine yönelik teknik yardım faaliyetlerimize de devam etmekteyiz.

Tarihî İpek Yolu’nu tekrar canlandırmak amacıyla İpek Yolu güzergâhındaki gümrük idareleri arasında oluşturulan İpek Yolu girişiminin başlatılmasında Bakanlığımız öncü rol oynamıştır. 2008 yılında Bakanlığımızca başlatılan bu girişimle gümrük idarelerinin ticaretin kolaylaştırılmasındaki kilit rolü de dikkate alınarak hudut kapılarında gümrük işlemlerinin iş birliği içerisinde yürütülmesi ve tarihî İpek Yolu’nun ticaret erbabı için tercih edilebilir olması hedeflenmektir.

Yine, ülkemizin önerisiyle hayata geçirilen Kervansaray Projesi ise İpek Yolu üzerinde bir rota ve bu rota üzerinde çalışma yapılacak sınır kapılarının belirlenmesi ve sonradan da sınır geçişlerine engel teşkil eden unsurların bertaraf edilmesine yönelik eylem ve proje tesislerini içermektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanlığımızın asli görevlerinden birisi olan kaçakçılıkla mücadele kapsamındaki çalışmalarımız etkin ve kararlı bir biçimde devam etmektedir. Kaçakçılıkla mücadele ederken ülkemizin ekonomik hedeflerinde herhangi bir sapma, ticaret akış hızında yavaşlama olmamasına da ayrıca özen göstermekteyiz. Teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek kaçakçılıkla mücadelede kullanılan teknik cihaz ve sistemleri hem nitelik hem nicelik olarak geliştiriyoruz.

İzmit Yarımca Limanı’nda ülkemizde ilk kez kullanılan araç ve konteyner hızlı tarama sistemi faaliyete geçirilmiştir. Dilucu ve Çıldır Aktaş Gümrük Sahaları ile Tekirdağ Asyaport Limanı’na kurulan araç ve konteyner tarama sistemleri ile x-ray tarama sistemlerinin sayısı 42’ye yükseltilmiştir. Öte yandan, Habur Gümrük Sahası’nda güvenliğin sağlanmasına yönelik özellikle patlayıcı ve mühimmat tespitinde etkin kullanılan “back scatter” türü tarama sistemleri temin edilerek alana kurulmuştur.

Yine, teknik kapasitemizi güçlendirme kapsamında geçtiğimiz yıl Dilucu, Çıldır Aktaş Gümrük Sahalarına üçer adet olmak üzere toplamda 6 adet bagaj tarama cihazının kurulumu da tamamlanmıştır.

Yüz tarama sistemleri kara kapılarımızda kullanılmaktadır.

18 mobil bagaj sisteminin kurulumuna mart ayı içerisinde başlanılmıştır.

Transit eşya taşıyan araçların uydu üzerinden takibini sağlayan 6 bin mobil ünitelik ilave araç takip sisteminin alımı tamamlanarak mobil ünite sayımız 9.250’ye çıkarılmıştır.

2014-2015 yıllarında 10 adet devriye botu ve 25 adet de kara devriye aracı alınmıştır.

Değerli arkadaşlar, Komuta Kontrol Merkezi’mizi son teknolojiyle tümüyle yeniledik. Merkezimizde kaçakçılıkla mücadele ile saha güvenliği, yoğunluk açısından önemli geçiş noktaları ve riskli alanlar yirmi dört saat canlı olarak izlenilmektedir. Tüm bu teknik altyapı ve insan kaynağımıza yaptığımız bu yatırımlarla doğru orantılı olarak 2015 yılında…

ATİLA SERTEL (İzmir) – Sayın Bakanım, canlı okuyun biraz, canlı! Uykumuz geldi Sayın Bakanım. Biraz yüksek okuyun.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI BÜLENT TÜFENKCİ (Devamla) – Peki… Fıkra da anlatabilirim isterseniz.

BAŞKAN – Müdahale etmeyin Sayın Sertel, lütfen…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Bakanım, dinliyoruz…

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Uykunuz geldiyse evinize gidin ya!

ATİLA SERTEL (İzmir) – Bak, kimse dinlemiyor. Kimse dinlemiyor, tek taraflı uyuyorlar.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Gayet de güzel dinliyoruz.

BAŞKAN - Sayın Bakan, siz Genel Kurula hitap edin.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI BÜLENT TÜFENKCİ (Devamla) – Siz uyumaya devam edin, uyanıklar bize yeter.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Biraz yüksek söyleyin Sayın Bakanım, duymuyoruz yani duymuyoruz.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI BÜLENT TÜFENKCİ (Devamla) - 2015’te bir önceki yıla göre yüzde 70 artışla 2 milyar 688 milyon TL değerinde kaçakçılık olayı ortaya çıkarılmıştır. Bakanlığımızca yürütülen çalışmalar sonucunda…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Dinliyoruz, dinliyoruz. Gürültü yapmayın.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bakanı dinliyoruz.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI BÜLENT TÜFENKCİ (Devamla) - Bak, nasıl uyandın.

…2015 yılında toplam uyuşturucu yakalama miktarı 2,7 tona ulaşmıştır. Bu miktarın yaklaşık yarısı narkotik dedektör köpekleri tarafından bulunmuş sayın vekilim.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Tamam.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI BÜLENT TÜFENKCİ (Devamla) - Uyuşturucu maddeyle, silahla, çayla, tütünle kaçakçılığın önlenmesi noktasında da ayrıca dedektör köpeklerimiz de mevcuttur. Buyurursanız, onları da köpek eğitim merkezimizde gösterebiliriz, ağırlayabiliriz. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Değerli arkadaşlar, akaryakıt kaçakçılığıyla mücadele çalışmaları Bakanlığımız koordinasyonunda devam etmektedir. 2014 yılında 157,5 milyon TL değerinde 48.952 ton akaryakıt kaçakçılığı ortaya çıkarılmış, bu değer 2015’te 825 milyon TL’ye ulaşmıştır. Akaryakıt kaçakçılığıyla mücadele konusunda oluşturulan özel ekibin etkin çalışmalarıyla özellikle sahte fatura, belge, teminat düzenlemek suretiyle yapılan suistimallerin ortaya çıkarılması konusunda önemli sonuçlar elde edilmiş, çalışmalar neticesinde de yaklaşık 850 milyon TL değerinde usulsüzlük ortaya çıkarılmıştır. 2015 yılında bu kapsamda toplamda 88,1 milyon TL değerinde eşya Tasfiye Hizmetleri Genel Müdürlüğümüz tarafından imha edilmiştir. 2015 yılında döner sermaye işletmelerinin geliri de 187,5 milyon TL’dir.

Sayın Başkan ve değerli milletvekilleri, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı olarak insanımızın, şirketlerimizin, paydaşlarımızın sorunlarını çözmede, ülkemizi geleceğe taşıyacak politikaları üretmede piyasadaki tüm aktörlerle birlikte hareket ederek bürokrasiyi azaltmakta ve sonuç odaklı çalışma kültürünü geliştirmeyi hedeflemekteyiz. Bu bağlamda, ticaret erbabıyla birlikte çalışmayı, onlarla stratejik iş birliği geliştirerek birlikte değer üretmeyi hedeflemekteyiz.

Mevzuat ve uygulamaların, paydaşlarımızın hazır bulunduğu bu platformda karşılıklı etkileşim ve müzakerelerle oluşturulmasını ve belirlenmesini de esas alıyoruz. Bakanlık olarak kamu ve özel sektörün güçlü bir iş birliğinin önemine inanıyor ve politikalarımızı da bu çerçevede belirliyoruz. Hedefimiz, markası olan ve önemli katma değer oluşturan birçok küresel şirketimizin dünya pazarlarında yer alması. Bunun yanı sıra küçük ve orta büyüklükteki işletmelerimizin de özellikle istihdam ve kalkınmada önemli roller üstlenmesini istiyoruz.

Bu kapsamda, 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Ticaret Kanunu ve onun ikincil düzenlemeleri, yine sistem ve işleyiş, kuruluş ve diğer işlemlerin basitleştirilmesine yönelik MERSİS sistemi, dünyada ilk kez anonim şirket ortaklarına elektronik ortamda Genel Kurula katılma imkânını getirdik. Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’la da perakende sektörü uzun yıllardır beklenen yasa tasarısına kavuşmuş oldu. Kanunun ikincil mevzuat çalışmaları bu tarihten itibaren Bakanlığımız bünyesinde devam etmektedir.

Yine, Alışveriş Merkezleri Hakkında Yönetmelik de 26 Şubat 2016 tarihinde yürürlüğe girerek bu alandaki boşluğu doldurmuş oldu.

Lisanslı depoculuk sistemini bizim Bakanlık bünyesinde, özellikle Tarım Bakanlığımızla beraber çalışarak TMO’nun da bu sistem içerisine dâhil edilmesiyle birlikte lisanslı depoculuğun yeni bir dönemine de inşallah bu dönemde imza atacağız. Bununla beraber, ürün ihtisas borsasını da kısa zamanda hayata geçirmiş olacağız.

Özellikle sebze ve meyveleri kayıt altına alacak Hal Kayıt Sistemi’ni kurduk. Bu sistem 2015 yılında 37.385 gerçek ve tüzel kişi tarafından… 2015 yılında ise bu rakam 2 kat artarak bildirimlerin arttığını da görüyoruz. Bu sistem sayesinde vatandaşlarımızın tükettikleri sebze ve meyvelerin nerede ve ne zaman üretildiğini bilmelerine imkân sağlayacak ürün künyesini uygulamaya koyduk. Tüketicilerimiz açısından devrim niteliğinde haklar getiren yeni Tüketici Kanunu’nu da 28 Mayıs 2014’te hayata geçirmiştik. Bununla ilgili ikincil düzenlemelerin 23 tanesi de hayata geçirilerek, Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiş oldu.

Değerli arkadaşlar, Bakanlık olarak hedefimiz hem iç piyasadaki hem de ithalat aşamasındaki tüm tüketici ürünlerinin insan sağlığı, can ve mal güvenliğiyle tüketicinin korunması ve yüzde 100 güvenli olmasını sağlamaktır. Bakanlığımız 2015 yılında 2,6 milyon ürünü denetlemiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI BÜLENT TÜFENKCİ (Devamla) – 2011 yılında Bakanlığımızın sorumluluğundaki ürünlerdeki…

Bir dakika efendim…

BAŞKAN – Sayın Bakan, tamamlayın lütfen. Kimseye süre uzatımı vermedim, siz de tamamlayın. adaletin gereğini yerine getirmiş olalım. Sözlerinizi tamamlayın.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI BÜLENT TÜFENKCİ (Devamla) – 2011 yılında Bakanlığımız sorumluluğundaki ürünlerin güvensizlik oranı yüzde 38,6 iken 2015’e geldiğimizde bu rakam yüzde 2,9’a gerilemiştir.

Değerli arkadaşlar, tabii, süre kısaldı, esnaflarla ilgili de çok şey söyleyecektik ama onu da öbür sefer…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI BÜLENT TÜFENKCİ (Devamla) – Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok sağ olun, çok teşekkür ediyorum.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Baluken…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Yerimden çok kısa bir söz istiyorum.

BAŞKAN – Peki, bir dakika kısa bir söz veriyoruz.

Buyurun Sayın Baluken.

III.- AÇIKLAMALAR (Devam)

11.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin 118 sıra sayılı 2016 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 119 sıra sayılı 2014 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, Sayın Bakan konuşurken Suriye sınırındaki sınır kapılarıyla ilgili bilgileri ben derledim, onu Genel Kurulla paylaşmak istiyorum.

Şu anda Suriye’yle olan sınır kapılarımızdan, Sayın Başkan, Antep’te olan Karkamış Kapısı Suriye’deki Cerablus’a komşu, oraya açılıyor ve Cerablus’ta IŞİD denetimi var, bu kapı açık. Hatay Yayladağı’ndaki Suriye Kesep’e açılan kapı kapalı, sanırım orada rejim var. Hatay Cilvegözü Suriye Babel Hava’ya açılıyor. Orada Ahrar-uş Şam ve El Kaide çeteleri var. Kilis’te Öncüpınar Kapısı Azez’e açılıyor, orada El Nusra çeteleri var. Nusaybin’de Kamışlı Kapısı var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Orada rejim var ve açık.

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

Mardin’de Şenyurt Kapısı Kürtlerin elinde, kapalı. Şanlıurfa’da Ceylanpınar ve Serekaniye sınırı Kürtlerin elinde, kapı kapalı. Mürşitpınar’da yine Kobani’ye açılan kapı var ve kapalı. Yani bu kapıların ticaretle ilgili durumuna bakınca yine çetelere açılan kapıların açık, Kürtlere açılan kapıların kapalı olduğunu görüyoruz. Bunun bir ticari mantığı mı var, yoksa dış politikada izlenen çete yanlısı, Kürt karşıtı politikanın bir yansıması mı?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Bakan…

12.- Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin, Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI BÜLENT TÜFENKCİ (Malatya) – Teşekkür ederim Başkanım.

Sayın Başkan herhâlde yanlış biliyor, bizim şu anda Suriye’ye açık olan sadece 2 kapımız var; Cilvegözü ve Öncüpınar. Cilvegözü de insani yardım için açık tutuluyor, Öncüpınar sadece açık, diğerleri kapalı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, fiilî olarak verdiğim bilgilerin hepsi doğrudur, açıktır. Çetelerle iş birliği…

II.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/529) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı 118) (Devam)

2.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/297), 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2014 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/32), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 208 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/33), 2014 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/34), 2014 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/35), 2014 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/36), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan Kalkınma Ajansları 2012 Yılı Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/28), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2013 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/31), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2014 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/37) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 119) (Devam)

 

A) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN - Hükûmet adına ikinci söz Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Berat Albayrak’a aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Albayrak, sizin de süreniz yirmi beş dakikadır.

Süreyi başlatıyorum.

Buyurun.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi en içten dileklerimle selamlarken 2016 yılı Bakanlık bütçemizin milletimize ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Enerji alanında 2015 yılı küresel çalkantılar ve küçülmelerle geçerken Türkiye olarak hedeflerimiz doğrultusunda büyümemizi sürdürdük. Öyle ki bu büyümeyi küresel enerji piyasalarındaki krizlerin yanında çevremizde yaşanan büyük bölgesel krizlere rağmen gerçekleştirdik. Özellikle Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesi, ticarette önemli bir ortağımız olan Irak’ta DAEŞ terör örgütünün eylemleri ve Suriye’de yaşanan, her geçen gün insanlığın yüreğini parçalayan iç savaşın bölgedeki enerji iş birliğine ve bölgenin arz güvenliğine etkisine hep birlikte şahit olduk. İşte böylesine bir ateş çemberi içinde çok şükür ülkemizin ve milletimizin enerji ihtiyacını karşıladık, ihtiyacı olan enerjiyi sağladık. Yaşadığımız bu süreçler, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının sorumluluğunu bir kat daha artırırken özellikle arz güvenliği noktasında omuzlarımızdaki yükü de net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Bölgenin içine düştüğü durum ve yaşanan gerilimlerin yakın gelecekte kesin bir çözüme kavuşması zor görünüyor. Öte yandan, önümüzdeki on yılda enerji talebinin 2 kat artması gözle görünür bir gerçek. Bütün bunlarla birlikte, Türkiye’nin arzu ettiği büyümeyi yakalaması için ihtiyacı olan enerji alanındaki büyüme hedeflerimizdense asla vazgeçmiyoruz. Çok değerli hazırun, bu büyümeyi, dışa bağımlılığı azaltarak, yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızdan azami ölçüde yararlanarak, rekabetçi, şeffaf, tüketiciyi koruyan ve çevresel sürdürülebilirliği dikkate alan bir yaklaşımla karşılamayı hedefliyoruz.

Sayın Başkan, değerli vekiller; Bakanlığımız, ihtiyaç duyulan enerji arzının sağlanması için gerekli stratejiyi belirlerken bu strateji çerçevesinde ilgili kurumalarımız ve özel sektör iş birliğiyle enerji alanında önemli proje ve yatırımların hayata geçmesi için uğraş vermektedir. Bu çerçevede, arz güvenliğimizi önceleyen stratejimiz kapsamında ele alınan alanlara geçmeden önce, stratejimizi belirlerken bize yön veren hassasiyetlerimizden bahsetmek isterim. Ülkemizin, enerji kaynakları bakımından zengin bir ülke olmadığı hepimizin malumu. Önümüzdeki on yılda, Türkiye’nin bu hızla büyümesi çerçevesi içerisinde, en fazla yatırım yapması gereken alanların başında da malum, enerji geliyor.

Sanayinin bir numaralı ham maddesi olan enerjiyi ne kadar ucuza alabilirsek yatırımların da, buna bağlı büyümenin de hızlanacağına inanıyoruz. Bu kapsamda, arzu edilen büyüme rakamlarının karşılanması, Türkiye’nin orta vadede hedeflerine ulaşması için önümüzdeki on yılda asgari 100 milyar dolarlık enerji sektöründe yatırıma ihtiyacımız var. İşte bu yatırımları sağlamak için ulusal ve uluslararası iş dünyasına, enerji alanına güvenilir, şeffaf bir yatırım ortamını sağlamamız elzemdir.

2002 yılından bu yana yaptığımız tüm bu düzenlemeler, teşvik ettiğimiz yatırımlar ve hayata geçirdiğimiz projelerle Türkiye’nin enerji kapasitesini kat kat büyüttük. Burada, hepinizle bazı rakamlar paylaşmak istiyorum; malum, rakamlar yalan söylemez: Ülkemizin birincil enerji talebi 2014 yılında 123,9 milyon TEP -ton eş değer- dediğimiz rakamda gerçekleşti. Birincil enerji talebi içerisinde doğal gazın payı yüzde 32,5; kömürün payı yüzde 29,2; petrolün payı yüzde 28,5; hidroelektrik enerjinin payı yüzde 2,8’dir. Hidrolik dışı yenilenebilir enerji kaynaklarının payı ise yüzde 6,7 ve diğer kaynaklar 0,3 civarında gerçekleşmiştir. Birincil enerji talebimizin sektörlere göre dağılımı ise yüzde 30’u çevrim sektöründe, yüzde 24’ü konut ve hizmet sektöründe, yüzde 23’ü sanayide, yüzde 19’u ulaştırma, yüzde 4’ü de diğer sektörlerde gerçekleşmiştir. 2023 yılına doğru giderken, bu oranda büyümeye bağlı olarak asgari 218 milyon TEP’e ulaşacak bir enerji, birincil enerji talebinden bahsediyoruz arkadaşlar.

Elektrik enerjisine geldiğimizde, son on üç yıllık süreçte artış oranımız yıllık yüzde 5,5 büyümeyle gerçekleşmiştir. Peki, bunu karşılamak için ne yaptık? 2002 yılında 132,6 milyar kilovatsaat olan tüketimimiz, 2015 yılına geldiğinde yaklaşık 2 kat artarak 264 milyar kilovatsaate ulaşmıştır. 2002 yılında 129 milyar kilovatsaat olan elektrik üretimi, yüzde 100 artarak, bu da benzer oranda, 2015 yılında 259,7 milyar kilovatsaate ulaşmıştır. Bu üretimin yüzde 37,8’i doğal gazdan, yüzde 28,4’ü kömürden, yüzde 25,8’i hidroelektrikten, yüzde 4,4’ü rüzgâr ve yüzde 3,6’sı ise diğer kaynaklardan sağlanmıştır.

2015 yılı Ağustos ayında puan talep 43.289 megavata ulaşarak cumhuriyet tarihinin rekoru kırılmıştır. 2002 yılında 31.846 megavat olan elektrik enerjisi kurulu gücümüz, yüzde 131 artışla, 2016 Ocak ayı sonu itibarıyla 73.427 megavata ulaşmıştır.

Sayın Başkan, değerli vekiller; önümüzdeki on yıllık periyotta enerji talebimizin yaklaşık 2 kat artacağını düşündüğümüzde, çok önemli bir yatırım ihtiyacıyla karşı karşıya olduğumuz çok net bir şekilde görülmektedir. Biz, bu yatırımları -başta da bahsettiğim gibi- dışa bağımlılığı azaltacak, yerli ve yenilenebilir kaynakları azami ölçüde kullanacak ve bunların yanında yabancı teknolojiye bağımlılık oluşturmayacak bir stratejiyle ele alıyoruz. Burada en büyük hassasiyetimizin de çevre duyarlılığı olduğunu vurgulamak isterim. Bundan önceki dönemlerde olduğu gibi, bundan sonraki süreçte de iktidarımızda yatırımların çevreyle uyumu en önemli önceliklerimizden biri olacaktır. Bu kapsamda, hayata geçireceğimiz yeni termik santraller başta olmak üzere, tüm yatırımlarda çevreye olabilecek olumsuz etkiyi minimuma indirecek en yeni teknolojideki filtrelemeleri projelerimizde uygulayacağız. Hâlihazırda işletme hâlindeki santrallerimizin de bu teknolojilere hızla geçmesi için çalışmaları hayata geçirmeye devam edeceğiz. Hem ülkemizin gelişmesine katkıda bulunacağız hem doğal kaynaklarımızı sonuna kadar kullanacağız hem de çevreyle de barışık bir Türkiye’ye yatırım yapacağız, bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Buna müteakip, zaten ÇED dediğimiz çevre etki değerlendirme süreçlerine tabi olan yatırımlarımızı AB standartları çevre duyarlılığı çerçevesi içerisinde yürütmeye hâlihazırda devam ediyoruz.

Çevreyle birlikte bir diğer hassasiyetimiz de işçi sağlığı ve güvenliği meselesi olacak. Başta maden işçilerimiz olmak üzere, tüm işçilerimizin çalışma şartlarının ve imkânlarının iyileştirilmesi için bir dizi düzenlemeyi hayata geçirdik. Yaptığımız düzenlemelere rağmen gelinen noktanın bizler için yeterli olduğunu elbette söyleyemeyiz. Bu çerçevede, önümüzdeki dönemde, özellikle madenlerde iş güvenliğini daha da artıracak yasal düzenlemeleri Meclisimize getireceğiz. Bu noktada, önümüzdeki dönemde Meclisin gündemine getireceğimiz düzenlemelerin bir iki tanesinden bahsetmek istiyorum.

Kömür kanunu. Mevcut Maden Kanunu’muz daha çok ruhsat işletmesiyle alakalı konuları içeriyor. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, biz de kömürü ayrı bir kanun içerisinde ele alacağız ve bununla ilgili çalışmalarımız Bakanlığımızda devam ediyor.

Metan drenajı. Bu konu ülkemizde meydana gelen maden facialarının ana nedeni olan grizuyla bire bir alakalı bir konudur. Bu arada, bu vesileyle 3 Mart 1992 yılında yaşanan Zonguldak’taki grizu faciası vesilesiyle şehit olan 263 madencimizi de rahmetle anıyorum.

MUSA ÇAM (İzmir) – Nihayet.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) – Bu vesileyle, ülkemizdeki maden kazalarının ana nedeni grizu patlamaları çerçevesi içerisinde, metan gazın kömür üretiminden önce ve üretim esnasında metan drenajını drene edecek şekilde, aynı zamanda, ülkemizin ekonomisine de kazandıracağız.

Karot ve veri bankası. Bu konuyla ilgili de madencilikteki karotları millî varlık olarak görüp madencilik veri bankasıyla ilgili çalışmaları yürütüp bunu da yasal düzenlemesiyle Meclise getireceğiz.

Şimdi, bu kapsamda, gerek çevre bilinci ve hassasiyeti gerekse işçi sağlığı ve güvenliği konularında çok daha iyi bir noktaya geleceğimizi buradan söyleyebilirim. Enerji alanında hedeflediğimiz projeler, bugünden yarına çok kısa sürede hayata geçecek projeler değil, orta vadede, uzun soluklu projelerdir. Sabır isteyen, siyasi iktidarların sahip çıkması gereken stratejik projelerdir. Bu kapsamda, AK PARTİ iktidarları döneminde başlattığımız büyük enerji yatırımlarının hızlandırılması, hedeflenen tarihlerde hayata geçmesi yakın dönemde en önemli gündem maddemiz olacaktır. Bu çerçevede, TANAP projesi, birinci ve ikinci nükleer santrallerimiz, LNG terminalleri, kapasite artışı noktasında oluşturduğumuz doğal gaz depolamaları, tüm bunların hepsi en önemli gündem maddelerimiz arasında olacaktır bu dönemde.

Bakanlığımızın yeni dönem stratejisi kapsamında bahsettiğim arz güvenliği hususu çok büyük bir önem arz ediyor. Yakın dönemde yaşanan bölgesel gelişmelerin de etkisiyle kamuoyunda doğal gaz arz güvenliğimize ilişkin endişeler yer almıştı malumunuz. Bununla ilgili, biz, sürecin en başında da doğal gaz ve petrol ticaretinin uluslararası anlaşmalarla yürütüldüğünü ve anlık kriz anlaşmazlıklarından etkilenmesini beklemediğimizi ifade etmiştik.

Bugün itibarıyla, özellikle yoğun kış şartlarının yaşandığı dönemlerde, tüketimimizin çok yoğun yaşandığı, sadece ısınma amaçlı değil, elektrik tüketiminde de yoğun olarak kullandığımız gaz noktasında bu dönemlerde dahi çok şükür doğal gaz arz ve temininde ülkemizde herhangi bir sıkıntıyla karşılaşmadık. Bunu sadece kriz ve anlaşmazlıklar bağlamında değerlendirmememiz gerekir. Her koşulda, her senaryoya hazır ve tedarikli bir altyapı oluşturmak için A, B, C, D, tüm senaryoları çalışmaya devam ediyoruz.

Net ithalatçı olduğumuz doğal gazda kaynak çeşitliliğini sağlamak adına enerji diplomasisi adımlarına hız kesmeden devam ediyoruz. Hükûmetimizin kurulduğu 24 Kasımdan bugüne, bölgemizdeki tüm doğal gaz tedarikçi ülkeleriyle, bölgelerdeki oyuncularla görüşmelerimizi sıkılaştırıp enerji arz güvenliğinde atılacak adımlarla ilgili her türlü çalışmayı kapsamlı bir şekilde, detaylı bir şekilde yürütüyoruz; milletimiz müsterih olsun.

Arz güvenliği stratejimizde kaynak çeşitlendirilmesi önemli bir yer tutarken en az o kadar değer verdiğimiz, önem verdiğimiz bir diğer konu da demin bahsettiğimiz depolama kapasitemiz. Doğal gaz depolama kapasitesi noktasında 2011 yılında kararını aldığımız, 2015 yılında finansmanı da çıktıktan sonra inşaatına başlanan Tuz Gölü Doğal Gaz Depolama Tesisimizin inşaatına tüm hızıyla devam edilmekte.

2017 yılında ilk fazı, 2020 yılında da ikinci fazı devreye girmek suretiyle Türkiye’deki doğal gaz depolama kapasitemizi artırmaya son hızıyla devam edeceğiz.

Bunu müteakip, mevcut, Silivri’de bulunan TPAO’nun doğal gaz depolaması için kullandığı bölgedeki sahaların -2021 yılına kadarki süreçte- bugün itibarıyla çalışmalarını başlatarak daha geniş bir doğal gaz depolama kapasitesine sahip olmak için yatırımlarımıza devam ediyoruz.

Dünyada özellikle yakın dönemde önemi gitgide artan LNG alanındaki depolama ve sisteme gaz basma kapasitelerinde genişletmeye, eş zamanlı olarak, boru gazının dışında devam ediyoruz.

Boru hattıyla aldığımız gazın dışında son yıllarda ehemmiyeti her geçen gün artan LNG sistemini, Türkiye’mizdeki mevcut 2 LNG terminalinin kapasitesini genişletmek ve yenilerini yapmak noktasında da -halkımız müsterih olsun- devam ediyoruz.

Enerji arz güvenliği çerçevesinde önem verdiğimiz bir diğer konu, uluslararası petrol ve doğal gaz ticaretinde ülkemizin jeopolitik konumunun avantajını kullanmaktır. Özellikle, bölgeden geçen doğal gaz boru hatlarının kesişim ve dağıtım noktası hâline gelmeyi amaçlıyoruz.

Bu kapsamda sadece Türkiye'nin değil, başta Avrupa Birliği olmak üzere bölgedeki tüm ülkelerin doğal gaz ticaretinde ihtiyaç duydukları iş birliklerini, ülkemiz çıkarları ve öncelikleri doğrultusunda değerlendiriyoruz.

Arz güvenliğinde doğal gazla birlikte ikinci kaynak, malumunuz, elektrik. Biz, elektriğin arzı konusunda da vatandaşlarımızın bu kaynağı en kaliteli ve en ucuza almaları için çalışmalarımızı son sürat devam ettiriyoruz. Elektrik arzı noktasında 2016 yılını önemli bir yıl olarak gördük. Son dönemde yaşanan kesintilerle ilintili olarak önemli bir çalışmanın startını verdik. Bildiğiniz gibi, Türkiye’deki elektrik iletim ve taşıma altyapısı ömür itibarıyla çok yaşlı. Otuz ila kırk yıllık bir elektrik şebeke sistem altyapısından bahsediyoruz. Kendi döneminin şartlarına göre yapılmış bu yatırım bugün itibarıyla 73 bin megavata ulaşmış; sistem, kurulu gücüne hizmet etme noktasında, bu yükü taşıma noktasında artık yeterli hizmeti ortaya koymuyor. Bu sebeple özel sektörle, Türkiye’nin altyapısını 2020 yılına kadar, bugün itibarıyla yaklaşık yüzde 15-20’ye yakın yenilediğimiz bu altyapıyı 2020 yılına kadar oluşturduğumuz yeni bütçeyle yüzde 75-80 bandına çekmek için altyapı yenileme hamlesinde mutabakata vardık. Beş yıl sürecek bu yatırım hamlesi kapsamında Türkiye’nin elektrik altyapısının modernizasyonu çerçevesi içerisinde 18 milyar TL’lik yani eski para birimiyle 18 katrilyon TL’lik bir altyapı yatırımı gerçekleştireceğiz. Bu kapsamda da gerek yatırımların takibi gerekse dağıtım şirketlerinin verdikleri hizmet kalitesi açısından müşteri memnuniyetinin ölçülmesi için bir dizi mekanizmayı hayata geçireceğiz. Bu alanlarda üzerine düşen yatırım ve iyileştirmeyi yapmayan, öte yandan müşteri memnuniyetinde istenilen standartları yakalayamayan dağıtım şirketlerini yakından takip edecek ve mevzuattaki tüm mekanizmaları işleteceğiz.

Sayın Başkan, değerli vekiller; arz güvenliği açısından önem verdiğimiz bir diğer konu da yerli ve yenilenebilir kaynakların elektrik üretimindeki payının artırılması. 2015 yılında işletmeye alınan yeni santraller ve bu kapasitelerin artışı 4.288 megavat. Ülkemizde 2002 yılında 300 adet elektrik enerjisi üretim santrali varken bu sayı 2016 yılında 1.566’ya ulaştı. Mevcut santrallerin dağılımı: 561 hidroelektrik, 235 doğal gaz, 114 rüzgâr, 36 kömür, 21 jeotermal ve 156 adediyse diğer kaynak türlerine aittir. Biz 2016 yılında enerji stratejimiz çerçevesi içerisinde yenilenebilir enerji alanında gelinen noktayı daha da ileriye taşımayı amaçlıyoruz. Daha büyük ölçüde yenilenebilir enerji tesislerinin daha rekabetçi bir yapıyla yerli imalatı önceleyen planlamayı hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu planlamayla hem yenilenebilir enerjinin üretimdeki payı artacak hem bu alanda üretilen elektriğin fiyatı düşecek hem de kullanılan teknolojinin yerli üretim olması sağlanacaktır.

Enerji verimliliği alanında da 2002’den bugüne kadar çok önemli bir mesafe katettik. Enerji verimliliğinin artırılması noktasında çok önemli yatırımlar ve iyileştirmeler yaptık. Bundan sonraki süreçte de Avrupa Birliği ilişkisinde, Avrupa Birliği verimlilik standartları çerçevesi içerisinde üniversiteler, iş dünyası ve sivil toplumla birlikte bilinçlenme hamlesi başlatarak gerek hanede gerekse sanayide enerji tasarruf ve verimliliğinde arzulanan noktaya ulaşmak için çalışmalara hız verdik.

Enerji stratejimizin bir diğer önemli konusu nükleer enerji santralleridir malumunuz. Tüm dünyada kabul gören bir teknoloji olarak, nükleer enerji, artan enerji talebimizi karşılama noktasında önem verdiğimiz bir kaynak durumundadır. Bilindiği üzere birinci santralimiz için Akkuyu’da süreç başladı ve devam ediyor. Öte yandan Sinop Nükleer Santrali’nde de süreç devam etmekte. Ülkemizin enerji stratejisindeki nükleer yatırımları bir yandan büyüyen sektörün ihtiyaçlarını karşılarken diğer yandan kaynak çeşitlendirilmesi açısından da önemli bir rol oynayacaktır. Aynı zamanda nükleer enerji alanına geç girecek olmamız bize başka avantajlı bir noktayı ortaya koyuyor. Ülkemizde inşa edilecek olan bu santraller dünyadaki birçok santralin aksine 2000’li yılların teknolojisini ihtiva etmesi noktasında hem güvenlik hem verimlilik açısından dünyadaki birçok santralden daha iyi bir noktadadır.

Sayın Başkan, değerli vekiller; ülkemiz, enerji alanında iki açıdan hem yerli hem de uluslararası yatırımcılar için sağlıklı bir yatırım iklimine sahip. Türkiye hem büyüyen enerji sektörüyle hem de Avrupa’nın arz güvenliğini sağlama noktasında sahip olduğu konumla büyük bir yatırım potansiyeline sahiptir. Tabii ki enerjide olduğu gibi büyük ölçekli yatırımlara ev sahipliği yapabilmemiz için birtakım şartlara sahip olmamız gerekiyor. Bunun en öncelikli hususu istikrar. Yaklaşık on dört yıldır devam eden istikrar, beraberinde ülkemizde ekonomik istikrarın oluşmasına da yardımcı oldu. Belki de bu sayede küresel ekonomik daralmalara karşı doğru pozisyon alabildik, büyümemizi sürdürdük ve enflasyon da tek hanelerde devam etti. Bu noktada, 2014 yılının ortalarından itibaren sınırın hemen ötesinde baş gösteren DAEŞ sorunu ve aynı dönemde petrol fiyatlarının düşmeye başlaması hem bölgedeki petrol üreticisi ülkeleri hem de dünya ekonomisinde önemli bir yer tutan küresel petrol şirketlerini zor duruma soktu. 2015 yılına baktığımızda, bölgemizde yaşanan krizlere rağmen ülkemizdeki yatırımlar yol kazası yaşamadan devam etti. Mart ayında Kars’ta TANAP’ın temel atma töreni gerçekleştirildi. Proje, malum, ortaya konulan proje takvimi çerçevesi içerisinde gayet başarılı bir şekilde devam ederken 2018 yılında, inşallah, ilk gazı Türkiye’ye, 6 milyar metreküplük ilk kapasiteyi devreye almayı düşünüyoruz. Yaklaşık iki yıldır, özellikle son iki yıldır, altı yıldır başlayan ama son iki yıldır artan, bölgemizde yaşanan bu çalkantılara rağmen Türkiye’deki yatırım iklimini muhafaza etmeyi başardık. Bundan sonraki süreçte de bunu korumak için enerji, stratejimizdeki önemli başlıklardan biri olmaya devam edecek.

Yapılan çalışmalarla Türkiye’de elektrik enerjisi kurulu gücündeki yenilenebilir payı, özel sektörün payı, yerli kaynakların payı on üç yıllık süreçte rakamsal bazda her oranda arttı, tek tek hepsine girmek istemiyorum.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Dışa bağımlılık da arttı tabii bu arada.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) - Liberalleşme noktasında birçok özelleştirme, verimlilik artışının önünü açtık. Elektrik dağıtım bölgelerinin özelleştirilmesiyle müşteri memnuniyetinin artırılmasının, piyasanın liberalleşmesinin önünü açtık. Piyasanın liberalleşmesi noktasında enerji borsasını oluşturduk, geçtiğimiz yıl itibarıyla EPİAŞ’ı devreye soktuk. Sektördeki regülatör düzenleyici işlevindeki EPDK tüm bu fonksiyonlarını, rolünü ifa ederken yoğun bir mesai ortaya koyarak piyasadaki iki yönlü yaklaşımımızı başarılı bir şekilde ortaya koydu. Büyük ve uzun vadeli yatırımların devamlılığı için yatırımcılara destek olurken son kullanıcıyı, tüketiciyi koruyucu yaklaşımımızı sürdürüyoruz. Önümüzdeki süreçte de bu yaklaşımı koruyup ülkemizdeki enerji sektörünün ekonomik alt yapısını güçlendirmeye devam edeceğiz.

2016 yılı bütçesi kapsamında hedeflerimizi ve Bakanlığımızın stratejilerini zaman el verdiği ölçüde paylaşmaya çalıştım. Sadece bütçe ile Bakanlığımıza ayrılan ödenek değil, aynı zamanda enerji sektörüne giren her kuruşun sorumluluğu üzerimizdedir. Biz hem bu alanı adil, müşteri memnuniyeti öncelikli ve Türkiye’nin yarınlarını güven altına alacak şekilde büyütürken hem de gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre, daha müreffeh bir toplum bırakmanın gayreti içerisindeyiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Son olarak şunu belirtmeliyim ki, güçlü ve müreffeh bir Türkiye için enerji alanında da yatırımlar olmazsa olmazdır.

Sözlerimi bağlamadan önce, konuşmamızın içeriğinde, bugünkü yapılan konuşmalar üzerinde birçok mevzu geçti. Olumlu, olumsuz; yapıcı, yapıcı olmayan birçok eleştiri gündeme geldi. Ben halkımıza buradan çok net, açık, sarih bir şekilde şunu ifade etmek istiyorum. Birçok konuda, birçok hususla ilgili birçok şey söylenebilir ama biz iktidarımız döneminde hep şunu öncelikledik: Ne aldanan olacağız ne aldatan olacağız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, bu bağlamda hep şunu söylüyorum. Mesela, gündeme gelen, sıkça kamuoyunda, medyada gündeme gelen en önemli konulardan bir tanesi, bu elektrik dağıtımıyla ilgili alınan bedeller. Gizli zam yapılmış, yüzde 100 zam yapılmış! Aslında, EPDK’mızın İnternet sitesine girilirse bununla ilgili hesaplama ve metodolojiyi görmek aslında çok basit ama ben burada çok kısa, kalem kalem bahsedeceğim. Nedir bu? Türkiye’de aktif enerji bedelinin yanında alınan bedeller var: Perakende satış hizmet bedeli, sayaç okuma bedeli, kayıp kaçak bedeli, iletim bedeli, dağıtım bedeli. Tüm bunların hepsi iktidarımız döneminde değil bakın, ülkemizde elektrik satışı başladığından beri alınan bedeller. Şimdi, bunu bir kenara koyalım. Sonra, enerji fonu diye bir şey var. İktidarımız döneminde mi geldi bu, söyleyeyim mi size? 1986 yılındaki 3291 sayılı torba kanunda koyulmuş bir bedeldir.

TRT payı var, diyorlar ki: “TRT payı…” TRT payı, 1984 yılında 3093 sayılı Kanun’la oluşturulmuş bir bedeldir, ki 2003 yılında iktidarımız döneminde bunun payı yüzde 3,5’tu, yüzde 2’ye düşürdük, bunu da halkımızın bilmesinde fayda var. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sonuncusu da, elektrik ve havagazı tüketim vergisi. 1981 yılında 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nda oluşturulmuş bir bedeldir.

Bugün olan nedir? Bugün olan, geçtiğimiz yıl yasama noktasında, hayata geçirdiğimiz yasal düzenleme kapsamında, demin saydığım bu bedeller var ya, perakende satış hizmet bedeli, sayaç okuma, kayıp kaçak, iletim ve dağıtım bedellerinin hepsinin bir kalemde birleştirilmesi noktasında yapılmış bir düzenlemedir.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Sayın Bakan, süreniz bitiyor, maden işçilerinden tek kelime söz etmediniz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) - Bugün, Türkiye’de yüzde 6,8 düzenleme zammı yapılmıştır.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Sayın Bakan, maden işçileri ölüyor. Ölümleri nasıl önleyeceksiniz? Sayın Bakan, süreniz bitiyor.

BAŞKAN – Sayın Sertel, lütfen müdahale etmeyin efendim.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) – Aslında, Türkiye’de…

ATİLA SERTEL (İzmir) – Maden işçilerinin ölümlerini nasıl önleyeceksiniz?

BAŞKAN – Müdahale etmeyelim Sayın Sertel, lütfen.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) – … çok önemli bir husus var, o da nedir?

ATİLA SERTEL (İzmir) – “Kömür kanunu” dediniz ama açmadınız Sayın Bakan.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) – 2002 yılında Türkiye’de asgari ücretli bir hane halkının 200 kilovat…

MUSA ÇAM (İzmir) – Soma’yla ilgili taziye bile dilemediniz.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Soma’yı anmadınız Sayın Bakan. Soma’ya taziyede bulunmadınız.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) – Bakın, burası çok önemli, 200 kilovat elektrik tüketen asgari ücretli bir ailenin 2002 yılında elektrik faturasına ödediği oran yüzde 20’dir.

MUSA ÇAM (İzmir) – Ağzına almadı; Soma’dan, Ermenek’ten bir tek kelime yok.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Ermenek’ten, Soma’dan bir kelime etmediniz Sayın Bakan.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) – Asgari ücretinin yüzde 20’sini 200 kilovat elektriğe harcıyordu. Bugün, bu oran ne biliyor musunuz? Yüzde 6,3’tür. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – “Bütün maden işçileri” dedi.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Hayır, sadece Zonguldak’ı söyledi.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) – Doğal gazı söyleyeyim mi? Bakın, 2002 yılında doğal gazın asgari ücretteki payı -ortalama bir ailenin ödediği- yüzde 32,2 iken bugün bu oran yüzde 11,5’tir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ATİLA SERTEL (İzmir) – Maden işçilerine rahmet dileyin.

BAŞKAN - Sayın Albayrak, siz de tamamlayın sözünüzü lütfen, toparlayın. Arzu ederseniz, diğer Sayın Bakandan da süre alabiliriz.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) – Bugün, Türkiye, hem gelişmektedir hem yatırımını yapmaktadır hem altyapısını yenilemektedir hem artan elektrik enerjisi, doğal gaz enerjisi, bilumum enerji yatırımları özel sektörle, piyasanın liberalleşmesini de destekleyecek şekilde gerçekleşmektedir.

Nükleer enerjiden bahsediyoruz. Bazı arkadaşlarımızın kuzeydeki soğuk ülkelere muhabbet beslediği malumunuz; temiz enerji, o enerji, bu enerji diyorlar, değil mi? (AK PARTİ sırlarından alkışlar) Ben, bunu Bütçede de söylemiştim, bugün, burada da söylüyorum. Bakın arkadaşlar, dünyada 442 adet nükleer santral var, 100’den fazla inşaat hâlinde, devam ediyor. Diyorlar ki birileri: “Dünyadaki ülkelerde yok.” Fransa, elektrik enerjisinin yüzde 70’inden fazlasını nükleerden karşılıyor. Paris’in 60-70 kilometre dibinde nükleer santral var, New York’un 100 küsur kilometre etrafında nükleer santral var. Bilgi sahibi olacağız ki fikir sahibi olalım ama bilgi sahibi olmadan konuşursak ancak cehalet üzerine konuşuruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) – Türkiye nükleer santralleri yapacak arkadaşlar, kömür santrallerini yapacak, hidroelektrik santrallerini yapacak ama on üç yıldır yaptığımız gibi hem çevreye hem topluma hem millete taşıdığımız sorumluluk gereği sonuna kadar bunun mücadelesini vereceğiz. Hem muasır medeniyet seviyesine taşıyacağız bu ülkeyi hem de Türkiye'yi AK PARTİ iktidarıyla…

BAŞKAN – Sayın Bakan, Sayın Albayrak, ben mikrofonu açayım isterseniz, diğer Sayın Bakandan süre alabiliriz eğer uygun görürse kendisi.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) – Sayın Başkanım, konuşacak çok şey var.

BAŞKAN - Tamamlayacaksanız, konuşacaksanız birkaç dakika Sayın Eroğlu’ndan alabiliriz.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Niye zorluyorsunuz Sayın Başkan?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) – Tamamlıyorum.

Ben bu düşüncelerle 2016 yılı Hükûmetimizin bütçesinin, Bakanlığımızın bütçesinin hayırlı olmasını diliyor…

MUSA ÇAM (İzmir) – Madenlerde ölmek bu işin fıtratında mı var? Bir taziye bile dilemedin, bir taziye bile. Soma’yı, Ermenek’i bir kez anmadın, anmadın.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) – …AK PARTİ iktidarıyla çok daha fazla çalışıp çok daha az konuşarak bu millete hizmet etmeye devam edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Albayrak.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Akçay…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Grubumuz adına söz talebimiz var.

BAŞKAN – Grubunuz adına pek kısa söz talebiniz mi var?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Evet

BAŞKAN – Kimin?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Erhan Usta.

BAŞKAN – Mikrofonunuzu açıyorum.

MUSA ÇAM (İzmir) – Ayakta alkışlamanız lazımdı arkadaşlar, niye kalkmadınız ya? Niye kalkmadınız ya? Bir dahaki listeyi, milletvekili listesini o yapacak, hepinizi çizecek ayağa kalkmayanların, hepinizi çizecek. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen müdahale etmeyelim.

III.- AÇIKLAMALAR (Devam)

13.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın 118 sıra sayılı 2016 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 119 sıra sayılı 2014 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim.

Sayın Bakan konuşmasında 2015 yılında elektrik enerjisi tüketiminin 2002’ye göre yaklaşık 2 kat arttığını ifade etmiş.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Aynı alkışı Orman Bakanımıza da istiyoruz, aynı alkışı.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Daha fazlasını.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Bakan konuşmasında 2015 yılında elektrik enerjisi tüketiminin 2002 yılına göre 2 kat arttığını söyledi, büyük bir başarı olarak bunu söyledi, AKP Grubu da bunu coşkuyla alkışladı. Hayatın normal akışı içerisinde olan bir şeyi marifetmiş gibi söylemenin bir anlamı yok, hele bir Enerji Bakanına hiç yakışmıyor. Niye? Çünkü ben de size Bakanlar Kurulu kararı eki olan şu rapordan bir rakam okuyacağım. On üç yıldır, 2015-2002 arası, önceki on üç yılla aradaki farka bakalım. 2015 yılında 2002 yılına göre elektrik enerjisi üretimi yüzde 94,7 artmıştır. 2002 yılında da ondan önceki on üç yıla göre, 1989 yılına göre yüzde 149 artmıştır. Yani kimin performansının iyi olduğuna burada bakmak lazım. Bu marifet değil, burada enerji arz güvenliğine bakmak lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum, konu anlaşılmıştır, ifade ettiniz.

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan, çok kısa.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Devamı var ama Sayın Başkan.

BAŞKAN – Arkadaşlar, tamamlayın hemen, toparlayın.

Buyurun.

ERHAN USTA (Samsun) – Burada özellikle yerli kaynakların payı nedir ona bakmak lazım. Örneğin -elimde geriye doğru fazla rakam olmadığı için sadece 1998’i söyleyeceğim- hidroelektrikten ürettiğimiz enerjinin toplam içindeki payı 98 yılında yüzde 38’ken, 2014 yılında yüzde 16’ya düşmüştür. Dolayısıyla, buna bakmak lazım. Sayın Bakanın bu tür rakamları kullanmasında fayda var diye düşünüyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Baluken, siz…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Biz de Sayın Bakanın yapmış olduğu konuşma üzerine Genel Kurula grubumuz adına çok kısa bir bilgilendirme yapmak istiyoruz.

BAŞKAN – Pek kısa bir söz veriyorum.

Buyurun efendim.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Filiz Kerestecioğlu…

BAŞKAN – Buyurun, bir dakika.

Daha soru-cevap faslımız var arkadaşlar.

14.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın 118 sıra sayılı 2016 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 119 sıra sayılı 2014 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTİCİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Ben öncelikle, iş cinayetlerinde yitirdiğimiz bütün işçilerin ailelerine başsağlığı dilemek istiyorum.

Her yıl, adalet arayan işçi aileleri ve avukatları “İş Cinayetleri Almanağı” çıkartıyorlar. Burada, iş cinayetlerinde, işte, barajlarda, inşaatlarda, madenlerde -tıpkı Soma’da, Ermenek’te olduğu gibi- ölen işçilerin hikâyeleri, davaları anlatılıyor, süreçler anlatılıyor. Bu yıl da -2015’te- maalesef, 1.700 işçi hayatını kaybetti ve bu “2015 İş Cinayetleri Almanağı” arkadaşlar. Ben, başta Sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olmak üzere diğer bütün bakanlara bu kitabı hediye etmek istiyorum. Kendileri de ilgilenir ve bakarlar.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Biz de hayatını kaybeden tüm işçilere Allah’tan rahmet diliyoruz.

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Bakan söylemeliydi konuşmasında; Ermenek’i, Soma’yı hatırlaması gerekirdi.

II.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/529) (S.Sayısı: 118) (Devam)

2.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2014 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2014 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2014 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2014 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan Kalkınma Ajansları 2012 Yılı Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2013 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2014 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Plan ve Bütçe Komisyonunca Kabul Edilen Metne Ekli Cetveller (Gider ve Gelir Cetvelleri) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/297), (3/32), (3/34), (3/35), (3/36), (3/28), (3/31), (3/37) (S.Sayısı: 119) (Devam)

 

A) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

BAŞKAN – Hükûmet adına son söz, Orman ve Su İşleri Bakanı Sayın Veysel Eroğlu’ya aittir. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Bravo Hocam! Barajlar kralı.

BAŞKAN - Sayın Eroğlu, sizin süreniz otuz dakikadır ancak bir dakikasını Sayın Albayrak’a kullandık; adaletin gereği olarak yirmi dokuz dakika veriyorum.

Buyurun.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekilleri; tabii, Orman ve Su İşleri Bakanlığının 2016 yılı bütçe tasarısı için söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

MUSA ÇAM (İzmir) – Ama listeyi Enerji Bakanı yapacak, boşuna alkışlıyorsunuz. Söyleyeyim buradan çünkü o yapacak.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen… Hatip kürsüde, müdahale etmeyelim.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Su gibi aziz olun efendim, su gibi aziz olun. Ben de sizin adınıza su içeyim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Hocam, İSKİ’de destan yaZdın, İSKİ’de. Onlar İSKİ’yi batırdı, sen destan yazdın.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sağ olun.

Şimdi, efendim, tabii, Orman ve Su İşleri Bakanlığı en büyük yatırımcı bakanlıklardan birisidir. Bizim Bakanlığımız, hakikaten, ağaçlandırmadan, erozyon kontrolünden tutunuz da su işlerine, meteorolojiye, biyolojik çeşitliliğin korunmasına, tabiatın korunmasına kadar çok büyük hizmetler yapıyor, şevk ve heyecanla çalışıyor Allah’a şükür. Ben, bu konuda bütün Bakanlık mensuplarına teşekkür ediyorum, hatta bütçe tasarısını hazırlayan komisyonlara ve burada daha önce konuşma yapan bütün gruplara, vekillerimize gönülden teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Tabii, yapıcı tenkit ve tavsiyeler mutlaka dikkate alınacak, teşekkür ediyoruz elbette, ama şunu söylemek lazım, bir de sadece tenkit etmek yetmiyor, marifet iltifata tabidir. Burada arkadaşlarımız mesai mefhumu gözetmeden gece gündüz çalışıyor, mesai mefhumu diye bir şey yok bizde, hatta bizim Bakanlığımızın sloganı “Orman ve Su İşleri Bakanlığı zamanla yarışıyor.” Allah’a şükürler olsun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, ben ormancılıktan başlayayım isterseniz.

Bakın, değerli dostlar, değerli milletvekilleri; Türkiye ağaçlandırmada gerçekten rekorlara imza atıyor. Dünyada orman varlığı pek çok ülkede azalırken Türkiye'de orman varlığı hem alan hem de odun serveti olarak artıyor, bunu gururla ifade ediyorum. Son on iki yılda 1,5 milyon hektar alan arttı, yani 15 milyon dekar, odun serveti de biz aldığımızda 1 milyar 200 milyon iken şu anda 1 milyar 600 milyon metreküpe yükseldi. Gerçekten bu gurur duyulacak bir hadisedir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Biz seferberlik yapıyoruz.

Şimdi deniliyor ki “3,5 milyar fidan nasıl dikildi?” Efendim, Türkiye'nin istatistik kayıtlarına bakarsanız -arzu eden varsa e-posta adresini versin, onlara göndereyim- şu anda elimde TÜİK’ten aldığım değer var, nerede hangi ilde ne kadar fidan dikildiği var, bu devletin kayıtları, neticede 3 milyar 500 milyon 34 adet fidanı toprakla buluşturmuşuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu gerçekten muhteşem bir şey.

Efendim, bakın, hem odun serveti artıyor hem de sanayimizin ve vatandaşlarımızın bütün kereste, odun ihtiyacını karşılıyoruz. Sanayimizin 20 milyon metreküp odun ihtiyacını da karşılamışız. Gerçekten bu da takdire şayan husustur yani 7 milyon metreküpten 20 milyon metreküpe çıktı, bunu da ifade etmek istiyorum.

Peki, fidan üretimi? Geçmişte biliyoruz ne kadar fidan üretildiğini ama biz geçen sene 333 milyon adet fidanı ürettik. Hatta bir kısmını biz kendimiz diktik; bir kısmını da bütün kamu kurum ve kuruluşlarına, bütün belediyelere, hatta okullara, sivil toplum kuruluşlarına dağıtıyoruz yani Türkiye’yi velhasıl yeşillendiriyoruz. Belki bazı arkadaşlar takdir etmeyebilir ama bakın, OECD Genel Sekreteri Angel Gurria bundan dört yıl önce geldiği zaman aynen şunu söyledi: “Türkiye ağaçlandırma ve erozyon kontrolünde dünya lideridir.” Ben söylemedim, o söyledi. Bunu sadece gurur duyasınız diye söylüyorum, başka bir şey değil. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Kaldı ki değerli milletvekilleri, bakın, üç yılda bir Dünya Ormancılık Zirvesi, forumu yapılıyor. Bu sürekli, yirmi yedi yıldır Amerika’da, Birleşmiş Milletlerin New York’taki merkezinde yapılıyordu. Ben gittiğim zaman Türkiye’de yapılan çalışmaları anlattım. Genel Kurulda bir ülkenin muhalefetine rağmen -o ülkeyi tahmin ediyorsunuz- bütün ülkeler “Önümüzdeki Dünya Ormancılık Forumu ve zirvesi 2013 yılında Türkiye’de yapılsın.” diye oy birliğiyle karar aldılar ve Türkiye’de yaptık. Birleşmiş Milletler… Neticede bakın, sadece o değil…

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Niye Melih Gökçek İtalya’dan getiriyor ağaçları o zaman?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bir müsaade ederseniz, ben sizi dinledim, hiç cevap vermedim.

Bir de biliyorsunuz, aynen iklim değişikliği konferansları gibi, COP gibi, bir de…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ya, Sayın Bakan, şu hesaba takıldık, 1 metrekareye kaç ağaç düşüyor?

ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Sayın Bakanım, Yalova’ya da gönderin, Yalova’da kestiler ağaçları, Yalova’ya da gönderin!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Hayhay, göndereyim onlara da. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele 12’nci Taraflar Konferansı’nı bütün ülkeler talep etti ama Birleşmiş Milletler başarımızdan dolayı “Bu Türkiye’de yapılsın.” dedi ve 12-24 Ekim 2015 tarihlerinde Ankara’da yapıldı. 195 ülke katıldı ve değerli dostlar, bu konferansta, tabii, oylama yapıldı, Türkiye Dönem Başkanı olarak seçildi. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Biz şu anda Birleşmiş Milletlerin Çölleşmeyle Mücadele Dönem Başkanlığını aldık Türkiye olarak. Ben de şu anda Dönem Başkanıyım bütün Birleşmiş Milletler müştemilatının. İşte bu, fark bu işte, farkımız bu. Nereden nereye… Yanlışsa düzeltirsiniz.

MUSA ÇAM (İzmir) – Yandı, yandı Sayın Bakan, orası da yandı!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Efendim, bakın, şehir ormanları kuruyoruz 133 tane. Mesire yerleri çoğaldı. Eskiden ormanlara arıcılar sokulmazdı. Arıcıları da kucakladık ve bal ormanları kuruyoruz. Şu ana kadar 249 bal ormanı kurduk.

Bir de şunu söyleyeyim: Bazı arkadaşlar diyebilir ki: “Ya, sen sucusun, ormandan ne anlarsın!” Ama biz ormanda tarihî, muhteşem bir dönüşüm yaptık. Nasıl mı? Eskiden, 2011 yılından önce, Orman Genel Müdürlüğü sadece ormanlık alanlarda, işte, ağaçların dikim, bakım ve bir de yangınla mücadelesine bakıyordu. Ama 2011 yılında, Orman Genel Müdürlüğü artık bütün Türkiye’de hizmet eder hâle geldi. Artık yol kenarları, okul bahçeleri, hastane avluları, açık alanlar, her tarafa fidan dikiyoruz. Allah’a şükürler olsun. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Çünkü, bizim kültürümüzde şu var: Elinizde bir fidan varsa yarın kıyamet kopacağını bilseniz elinizdeki fidanı dikin. İşte fark bu.

Değerli kardeşler, bakın, orman teşkilatını çok büyüttük. Eskiden orman teşkilatı böyle derme çatma binalarda otururdu ve şu gördüğünüz çok katlı bina da depreme dayanıksız yapıldığı için -bizden önce- oturulmuyordu. Yıktık geçtik ve Türkiye’nin en muhteşem kamu binasını yaptık işte, fark bu. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Şu binalar, bakın, muhteşem binalar. İşte, çünkü biz elemanımızı bu şekilde koruyoruz ve şunu da söylüyorum: Sadece bu artmadı, özlük hakları tam 6 misli arttı, maaşlar 6 misli arttı. İşte memuru düşünen, işçiyi düşünen Hükûmet bizim Hükûmetimizdir, bunu vurgulamak istiyorum.

Bunun dışında, tabii ki eylem planları yoktu daha önce. Efendim, ben planlamacı bir insanım; üniversitede bu dersleri okutuyordum, arkadaşlar bilir. Biz şu anda 26 tane eylem planı yapıyoruz. Kim, neyi, ne zaman yapacak, neler var biliyor musunuz bu konuda. Badem eylem planı, ceviz eylem planı, trüf mantarı, sakız eylem planı, sakız ağacı, fıstık çamı, defne ve bunlar 26 tane. Her yıl, yıl sonunda -üç ayda, altı ayda- bunun hesabını mutlaka görüyoruz ve hedeflerimizi de aştığımızı belirtmek istiyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Sakın ha, “eylem planı” falan deme, Sayın Bakan duymasın bak.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Gaz sıkarlar, Sayın Bakan, gaz sıkarlar.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Bunun dışında, eski maden ocakları rehabilitasyonu, hatta baraj ve göletler etrafında yeşil kuşak ağaçlandırması, yukarı havzalarda taşkını korumak için DSİ, Orman Genel Müdürlüğü, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü, bu şekilde, yukarı havzalarda taşkın koruma çalışmaları yapıyor.

ATİLA SERTEL (İzmir) - Sayın Bakan, o zaman niye her yeri sel götürüyor Türkiye’de?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Tabii, ayrıca, bir de hiç el atılmayan bir konuya el attık. Tıbbi…

ATİLA SERTEL (İzmir) - Karadeniz’i, Ankara’yı, her yeri.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Bakın, müsaade ederseniz.

ATİLA SERTEL (İzmir) - Sel götürüyor Sayın Bakan.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Ya, bir dinleyin de ondan sonra. Vaktimiz yok, yoksa ben sabaha kadar anlatırım.

ATİLA SERTEL (İzmir) - Her yeri sel götürüyor Sayın Bakan.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Sabaha kadar anlatırım, ben böyleyim.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - İzmir’i götürüyor Hocam, İzmir’i. Oraya da el at Hocam, oraya da. İzmir’e de el at Hocam.

MUSA ÇAM (İzmir) - Yakmayın. Türkiye’yi yaktınız, bari İzmir’i yakmayın.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Ben dün yediğim yemeği bilmem ama ta Ilısu Barajı’nda veyahut da herhangi bir barajda durum nedir, onları ezbere bilirim.

Şimdi, netice itibarıyla, bakın, eylem planları devam ediyor. Orman köylülerine bizim dönemimizde 11,5 milyar TL -yaklaşık 12 katrilyonluk- destek vermişiz. Ayrıca, şu anda Hükûmet eylem planına girdi. Değerli milletvekilleri, 5 bin köye 5 bin tane gelir getirici orman kuruyoruz. (AK PARTİ sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar) İşte, vatandaşı düşünmek bu. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. İşte, biz “Her şey millet için.” düsturuyla hareket ediyoruz.

Ve hatta şunu yapıyoruz: En yakın köy veya büyükşehirlerde mahallenin yakınındaki bozuk orman alanında, orada zeytin mi, ceviz mi, badem mi, fıstık çamı mı, dikiyoruz, parselliyoruz, herkesin gözü önünde kura çekerek o parselleri, bakımı üç yıl bize ait, geliri kendisine ait olmak üzere kırk dokuz yıllığına veriyoruz. Bunu her yerde yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir) – Parselleyip parselleyip ne yapıyorsunuz?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) –Yangınlara gelince… Yangınları söylemeye gerek yok. Akdeniz ülkeleri raporuna bakın, en başarılı ülke Türkiye’dir. Hatta, 1947’den bu yana kayıtlar var, geçen sene kurak yıl olmasına rağmen gerçekten en az yangınla atlattık. Bir de şunu söyleyeyim: Yanan orman alanını bir yıl içinde ağaçlandırıyoruz. Aksini iddia eden varsa hodri meydan, buyurun.

MUSA ÇAM (İzmir) – Hocam, yaktıktan sonra kıymeti yok.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Hiçbir başka maksatla vermiyoruz. Dolayısıyla, bunu da vurgulamak istiyorum.

ATİLLA SERTEL (İzmir) – Ovacık köylülerinin ağaçlarını kesiyorsunuz İzmir’de.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Erozyonla ilgili mücadelede çok büyük mesafe katettik. Her tarafı teraslandırıp ağaçlandırıyoruz. Eskiden yılda 500 milyon ton toprak denizlere, göllere akardı, şimdi bunu 168 milyon tona indirdik. İnşallah çok daha güzel bir çalışma yaparak daha da geliştireceğiz.

Korunan alanlarla ilgili kısa bir bilgi vereyim. Biz bütün illerde, 81 ilde, biyolojik çeşitlilikle ilgili çalışma yapıyoruz. Hatta, tabiat turizmi eylem planları hazırladık. Bunun dışında, korunan alanlar geçmişe göre yüzde 100 arttı alan olarak, sulak alanları koruyoruz.

Bir de tarihî mekânlara sahip çıkıyoruz. Biliyorsunuz, Gelibolu Tarihî Millî Parkı’ndaki bütün şehitlikleri ihya ettik, orada “Çanakkale geçilmez.” dediğimiz Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi’ni kurduk. Çanakkale geçilmeyecek hiçbir zaman, geçirtmiyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, Polatlı Sakarya’da, biliyorsunuz, bir heykel ve yanında kaba inşaat vardı. Bakanlar Kurulundan gerekli kararlar çıktı, orası da Bakanlığımız uhdesine alındı. Oraya da çok muhteşem bir Sakarya Meydan Muharebesi Tarihî Millî Parkı’nı kurduk. Onun inşaatı da şu anda sürüyor efendim.

Sarıkamış, Nenehatun, Kop Dağı, Başkomutanlık ve İstiklal millî parkları için de muhteşem bir İstiklal Tanıtım Merkezi kuruyoruz. Sizleri de davet ediyorum, lütfen… 25 Ağustosu 26 Ağustosa bağlayan gece, şanlı ordumuz, benim de doğduğum Şuhut’tan hareketle, Atatürk ve silah arkadaşları, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları Kocatepe’ye doğru yürüdüler ve 26 Ağustos sabahı kahraman ordumuza taarruz emrini verdi. Neticede, 26 Ağustos sabahı, Sinanpaşa Ovası’nda çok güzel bir alanı tabiat parkı olarak hazırladık, onun içine muhteşem bir İstiklal Tanıtım Merkezi kuruyoruz. Sayın başkanlarım, sizleri de davet ediyoruz, hepimizin gururu bu.

MUSA ÇAM (İzmir) – Ecdadımızı anmak için geliriz Sayın Bakan, siz davet edin.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – 26 Ağustos 2016’da sizleri de bekliyoruz, tamam mı efendim.

MUSA ÇAM (İzmir) – Geliriz Sayın Bakan.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bunun dışında, tabii ki biraz da özellikle su yönetiminden bahsedeyim.

Geçmişte, efendim, yönetim havza bazında alınmıyordu. Benim de ihtisas konum, hatta doktora dersleri verdiğim konu… Biz artık bütün planlamayı nehir havzası esasına göre alıyoruz. Şu anda 25 havzanın bütün planlamaları bitiyor, bunun müjdesini vermek istiyorum.

Tabii, bu arada, Türkiye’nin en büyük yatırımcı kurumu, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü. Gerçekten, Devlet Su İşleri, çok çalışıyor ve ülkemizin gurur duyduğu, Orman teşkilatı gibi gurur duyduğu kurumların başında.

Efendim, şu ana kadar 3.107 tane büyük dev tesisi açarak…

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – Bu ne tesisi? Hiç birini görmedik.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – …aziz milletimizin hizmetine sunduk. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bunun 320’si baraj. Bakın, “bin günde bin gölet” ve sulamasıyla destan yazdık, bu gerçekten…

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – Tesis yok.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Şu anda bir müjde daha veriyorum sizlere… Sayın vekillerim, sizlerin de talepleri varsa lütfen bildirin, hepinizin talebi…

MUSA ÇAM (İzmir) – Hangi birini yapıyorsun Sayın Bakan! “Ağaçları kesmeyin.” diyoruz, ağaç kesiyorsun, yapma!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Tabii, siz de milletin vekilisiniz, elbette sizlerin taleplerini de yerine getirmek bizim boynumuzun borcudur.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Aydın’da on binlerce incir kesildi, incir!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Neticede, şimdi müjdeyi veriyorum: 2019 yılı sonuna kadar 1.071 gölet ve sulama tesisini bitirme sözünü veriyoruz; buradan milletime söz veriyorum, Allah’a şükür. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) - Ergene’yi temizleyecek misiniz, Ergene’yi!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Peki, size şunu soruyorum, Allah aşkına: Yani, şehirlerde, pek çok şehirde su yoktu. Bakın, Şırnak’ta su var mıydı, Mardin’de, Kızıltepe’de, Kilis’te?

MUSA ÇAM (İzmir) – Ya, Hocam, etmeyin, susuzluktan ölüyor muyduk biz, ne oldu bize? Yapma, etme, eyleme ya!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Ya, bir dakika, müsaade et, müsaade et.

İstanbul’da, İzmir’de su var mıydı Allah aşkına? Yapmayın ya! Afyonkarahisar’da…

MUSA ÇAM (İzmir) – Yapma, eyleme ya! Biz ne içiyorduk o zaman?

ATİLA SERTEL (İzmir) – Olmaz mı? Biz de hiç susuzluk çekmedik İzmir’de, biz hiç susuzluk çekmedik!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Şimdi, bakın, şu ana kadar, sayın vekillerim, biz eylem planı hazırlayarak…

ATİLA SERTEL (İzmir) – Size rağmen biz susuzluk çekmiyoruz İzmir’de!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - 2014 yılında susuz kalacaklardı haberleri yok. Ama, Allah’a şükürler olsun, biz 81 ille ilgili büyük bir eylem planı hazırladık. Bu, benim ihtisas konum. Neticede…

TAMER DAĞLI (Adana) - Sayın Bakanım, size kadar su içtiklerini sanıyorlardı, suyu şimdi içiyorlar!

ATİLA SERTEL (İzmir) – Suyumuzu kesmek dışında başka işiniz yok!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Şimdi, dolayısıyla bütün şehirlerin suları mevcut ve kırk elli yıl sonraki su ihtiyaçlarını, nüfusu, su kaynaklarının hepsini planladık, büyük bir eylem planı hazırladık, şu ana kadar 76 şehirde su olmadığını gördük. Mardin’de yaz aylarında sıkıntı çekiliyordu, öbür tarafta bizim Afyonkarahisar’da, Şırnak’ta, Kars’ta, Edirne’de. Edirne milletvekillerim, biz o isale hatlarını yapmasaydık…

ERDİN BİRCAN (Edirne) - Edirne’de taşkın var!

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Ergene’yi başlat, Ergene’yi! Ergene Sayın Bakan!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Biliyorsunuz, ben DSİ Genel Müdürüyken Edirne’nin Belediye Başkanı o zaman kalp krizi geçirdi susuzluktan. Ben İSKİ Genel Müdürüydüm… (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bakın, sorun, işte susuzluk böyledir yani. Dolayısıyla, biz dedik ki: “Su medeniyettir.”

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) - Edirne’nin suyu yer altı suyundan geliyor Sayın Bakan! Ergene’yi duymuyorsunuz!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Ona da geleceğim, merak etmeyin.

Netice itibarıyla bütün şehirlere su verdik. Şu anda 41 milyon vatandaşa ilave su vermenin mutluluğu içindeyiz. 25 milyon da inşa hâlinde. Tabii, vaktimiz yok, bunları söylemeyeceğim ama gerçekten içinden otomobil geçen dev isale hatlarını biz yaptık. İşte, Van’da Şamran kaynaklarından bir buçuk yılda 48 kilometre mesafeden suyu getiriverdik. İzmir’de Gördes Barajı’nda 115 kilometre, tüneli de var, 2 metre çapında dev isale hattı. Mersin’e, Sinop’a… Sinop’ta, biliyorsunuz, Veysel köyümüz var orada, Erfelek Barajı’nı yaparak oradan Erfelek, Veysel köy ve Sinop’a suyu getiriverdik. Herhâlde, Sayın Başkanım, siz takdir ediyorsunuz, o bakımdan teşekkür ediyorum.

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) - Sayın Bakan, Ergene, Ergene...

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bunun dışında, sulama...

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) - Bakanım, Kıbrıs’ı unuttunuz.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Kıbrıs, tabii ya, o, bizim için çocuk oyuncağı. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Allah’a şükürler olsun ki dünyada ilk defa deniz içinden askıda boruyla su götürdük, bu şeref bize ait, bunun mimarı da Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır, onu da söyleyeyim. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Başbakanın hakkı yok mu?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Yalnız, başka ülkeler su istemeye başladı, işin kötüsü, onlara da... Şu anda Afrika’ya 1 milyon 700 bin kişiye su götürmenin şerefi bizde ama daha da...

MUHAMMET BALTA (Trabzon) – Suyu da memnun ettiniz, milleti de Sayın bakan.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Allah’a şükürler olsun.

Bunun dışında, sulamalarda destan yazdık. Yaklaşık 6,5 milyon hektar, 65 milyon dekarlık alanı sulamaya açmanın gururu bizde ama yeterli mi? İnşallah, 2019 yılının sonuna kadar 85 milyon dekarlık alanı... Ki Türkiye’de bu fizibil olan, ekonomik sulanabilir alanın tamamını sulayacağız, bunun sözünü verdik. Bu maksatla neler yapıyoruz bakın. Şu anda GAP’tan bahsedeyim. Bütün içme suyu problemi halloldu GAP’ın.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – GAP ağır gidiyor biraz Sayın Bakanım.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Yok, şimdi, çok hızlı gidiyor Başkanım.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Haydi bakalım.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Şimdi, şöyle, sadece özetle söyleyeyim, içme suyu halloldu, baraj ve göletlerin yüzde 80’i bitti. Sulamada şu anda 1 milyon 58 bin hektarın 500 bin hektarını bitirdik ama 2019 yılına kadar ana kanallar bitti. Mesela efendim, Şanlıurfa’dan...

ERDİN BİRCAN (Edirne) - Sayın Bakanım, “bitti” dedikleriniz bitmemiş, 2012 bitmemiş, beş altı yıl sonra bitecek.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Müsaade et, müsaade et, heyecanlanma, müsaade et.

ERDİN BİRCAN (Edirne) – İnan ki bitmemiş, beş altı yıl sonra bitecek, bölge müdürünüz söylüyor.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bakın, Şanlıurfa’dan Mardin’e kadar olan 225 kilometrelik nehir var ya, suni bir nehir, suni nehir 225 kilometre.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Bitip bitmediğini yerinde tespit edelim Sayın Bakanım.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bir dakika heyecanlanma.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Yerinde tespit edelim Sayın Bakan, yerinde, gidelim bakalım.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Gidelim, bakalım.

Şimdi, bir dakika müsaade et, vaktimiz yok, hızla geçeyim.

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) - Sayın Bakan, Ergene’ye gelin Ergeneye.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Şimdi, efendim, onu bitiriyoruz.

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Ergene’ye gelin.

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) - Mudanya’ya da bekliyoruz.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – KOP… Daha geçen gün Konya’ya gittik Başbakanımızla, 41 tesisin açılışını yaptık. İnşallah, KOP, 2019 yılının sonunda bitiyor. DAP, DOKAP…

KADİM DURMAZ (Tokat) – Süreyyabey’den Zile’ye bir şey var mı Sayın Bakanım?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Şimdi, sıkı durun, daha önce olmayan bölge projeleri vardı; Akdeniz Gelişim Projesi -yürüyor- Ege Gelişim Projesi, İç Anadolu, Doğu Karadeniz Gelişim Projesi, Batı Karadeniz, Marmara Gelişim Projesi…

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Trakya’ya da gel.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – …ve Trakya. TRAGEP de yürüyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Hadi bakalım.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Anlatacağım, heyecanlanma. Trakya, bizden önce unutulmuş bir bölgeydi, biz hatırladık Trakya’yı, biz hatırladık! (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Benim bir dedem, orada, Edirne’de -biliyorsun- Birinci Balkan Harbi’nde şehit düşmüş, dolayısıyla oraya hizmet etmek de bizim boynumuzun borcu. Biraz sonra anlatacağım. Yani, netice itibarıyla…

ATİLA SERTEL (İzmir) – Bir dahaki dönem Edirne’ye Sayın Bakan! Sayın Bakan, bir dahaki dönem Edirne’den aday olun!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Efendim, bunun dışında 1.909 dere ıslahı… Bunları bitirdik. HES’lerde destan yazdık. Şu anda 500’e yakın hidroelektrik santralini açarak 26 milyar kilovatsaatlik üretimi 91 milyar kilovata çıkardık. İnşallah…

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – Kaç yandaş şirkete verdiniz HES’leri? Hepsi köşeyi döndü HES’çilerin. Balıklar öldü, balıklar.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Balık falan ölmez. Biz balıkların da sahibiyiz, merak etme. Biz yaban hayatının da sahibiyiz; balıkların da, kedilerin de, köpeğin koruyucusu biziz.

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Ergene’de balık yaşamıyor.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Tabii, söylenecek çok şey var ama meteorolojiden bahsedeyim biraz. 1.400 tane… Bakın, daha önce otomatik ölçüm istasyonu yoktu -Allah aşkına, Meteoroloji teşkilatına bir sorun- elle yazılır günde 3 defa, sonra, üç gün sonra merkeze gelirdi. Şimdi, biz, dünyada ilk 7’ye giren bir Meteoroloji teşkilatı kurduk.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Bakanım, dünyada ilk 3’tük. 3’tük ya, ne zaman 7’ye düşürdüler?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – 1.450 otomatik meteoroloji ölçüm istasyonu var. Daha önce radar yoktu, 16 tane meteoroloji radarı… Denizde 78 meteoroloji ölçüm istasyonu ve 72 tane, havaalanında, özellikle hava raporlama sistemi var. Bunları özetle bir belirteyim.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Sayın Bakanım, bunlar, meteoroloji balonlarını UFO zannediyor!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Şimdi, efendim, isterseniz Hasankeyf’ten bahsedeyim önce. Hasankeyf, Artuklu’nun, Artuklu Türklerinin bize emaneti. Hasankeyf’i ben de çok seviyorum. Bakın, Ilısu Barajı daha önce, bizden önce ele alınmış fakat bununla ilgili arkeolojik çalışmalar, tarihî eserlerin ihyası konusu hiç dikkate alınmamış ama biz dedik ki… Önce, Ilısu Köyü’nden başladık. Ilısu Köyü böyle bir köydü ama biz oraya şu resimdeki şekilde villalar yaptık, köylüler çok memnun.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – İstemiyoruz, tarihi bozmayın, villa yapmayın!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bir dakika, bir dakika, heyecanlanma.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Bozmayın ya!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bakın, şimdi, Hasankeyf… Efendim, Hasankeyf’in daha önce gidip ben resimlerini çektim, tebdilikıyafet giderek DSİ Genel Müdürüyken bütün resimlerini çektim. Artuklu tarihi…

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Maşallah!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Hanımefendi, bir dakika, lütfen, ben size bir şey demedim.

BAŞKAN – Müdahale etmeyin ama ya lütfen.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Müdahale etmeyin, dinleyecekseniz dinleyin.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan, millet sizi dinliyor.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Artuklu Köprüsü’nün taşları sökülerek gecekondu yapılmış. Bakın şuna, Hasankeyf buydu ama biz Hasankeyf’i bu resimdeki hâle getiriyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Türkiye'nin en güzel ilçesi olmazsa bana gelin…

AYHAN BİLGEN (Kars) – Tarih, suyun altında kaldı Sayın Bakan, tarih, suyun altında kaldı!

AHMET YILDIRIM (Muş) – Üç yıl sonra da yok olacak!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Öyle yok, su altında kalmıyor, yanlış biliyorsunuz.

Bakın, ilköğretim okulu, iptidaiydi, muhteşem…

AYHAN BİLGEN (Kars) – Bina mı dikilir tarihî şehre ya?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Efendim, cami… Aynı camiyi yapıyoruz, buyurun aynı cami.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Hangi bakan böylesi bir şehre bina diker Sayın Bakan ya? Bu mu sizin tarih şuurunuz?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Ayrıca, bakın, orada derme çatma…

ATİLA SERTEL (İzmir) – Sayın Bakan, Sünger Bob’u da siz yaptınız, Sünger Bob’u! Bodrum Kalesi…

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Siz aslen Batmanlısınız, Hasankeyf’i biliyorsunuz, sizin konuşma hakkınız yok.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sizin bina dikme hakkınız var, bizim konuşma hakkımız yok Sayın Bakan!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Neden biliyor musun? Çünkü Hasankeyf’teki derme çatma çarşıyı, böyle tarihî bir kapalı çarşı hâline getiriyoruz. Daha var mı yani? İşte bu. (AK PARTi sıralarından alkışlar)

Yani, netice itibarıyla, Hasankeyf’i biz muhteşem bir ilçe yapacağız. Ayrıca şunu söyleyeyim: Hepsi su altında da kalmıyor bakın, o tarihî yukarı şehir var ya, o, tamamen çöküyormuş! İyi ki… Ilısu Barajı sayesinde biz orayı tahkim ediyoruz. O yukarı, tamamen kayıp gidiyordu. Ben iyi bir mühendisim.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Peki, suyla mı durdurulacak?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bir dakika müsaade et.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Yok böyle bir şey Sayın Bakan!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Evet var bu, raporları göndereyim.

Ayrıca, taşınabilen bütün tarihî eserler taşınacak.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Taşıyamazsınız, mozaik eser, taşıyamazsınız!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Hatta dünyada bir örnek, bütün arkeolojik kazılar yapıldı, tarihî eserler ortaya çıktı, şimdi var ya, Zeynel Bey Türbesi’ni dünyadaki en modern teknolojiyle kaydırarak kurtaracağız, restorasyon yapıldı, onu özellikle belirtmek istiyorum.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Bravo Hocam.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Kot mesafesi çok yüksek, taşıyamazsınız.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Gelelim şimdi, Trakya’ya, Ergene’ye.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ergene’ye gelelim.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Ergene’yi çok özetle anlatayım, size özel bir brifing vermek istiyorum, kabul ederseniz.

ERDİN BİRCAN (Edirne) – Şehirler kirletiyor değil mi?

MUSA ÇAM (İzmir) – Heyeti oraya götürmeniz lazım, heyeti.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Efendim, bir Kurban Bayramı’nın dördüncü günüydü, Cumhurbaşkanımız, Başbakanken beni aradı, “Veysel Hoca, neredesin?”, “Efendim, ben Afyonkarahisar’da bayramlaşmadayım.”, televizyonda görmüş, “Bu Ergene’nin hâli ne olacak?” dedi, dedim ki: “Efendim, orada hiçbir CHP’li belediyenin arıtma tesisi yok.” Ben, o zaman Çevre ve Orman Bakanıyım, “Ben ancak ceza keserim.” dedim, “Ya, onlar yapamaz, bunu sen yap.” dedi. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

ERDİN BİRCAN (Edirne) – Kim ödüyor? Arıtma tesisi yapamadınız.

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Sayın Bakan, arıtma tesislerini belediyelerin hepsi yaptı, belediyelerin hepsi yaptı ve Avrupa Birliği projeleri çerçevesinde yaptılar.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Sayın Başkan, CHP Grup Başkan Vekili olarak siz de takdir ettiğim bir başkansınız, bunu size vereceğim. Bakın, şu anda, biz demin…

ATİLA SERTEL (İzmir) – Sayın Bakan, belediyeler arıtmaları yapıyor, arıtmaları tam yapıyor, sizde eksiklik var.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bir dakika, müsaade et.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Onlar yapamaz Hocam, sen yap Hocam!

ATİLA SERTEL (İzmir) – İzmir de arıtmada şampiyon, 54 arıtması var, 54.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bakın, Kırklareli, Pınarhisar, Vize, Babaeski, Lüleburgaz arıtma tesisleri bitti mi? Evet.

ERDİN BİRCAN (Edirne) – Tamamı çöktü, tamamı; çalışmıyorlar.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Türkiye’de 604 arıtma var, 54’ü İzmir’de.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen müdahale etmeyin.

Sayın Bakan, buyurun.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Öbür taraftan, Edirne’de Uzunköprü ve Keşan arıtma tesisleri bitti mi? Şimdi, Tekirdağ’da ise Hayrabolu, Muratlı, Malkara bitti…

ATİLA SERTEL (İzmir) – 604 atık su arıtma tesisinin 54’ü İzmir’de.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – …Saray da hemen hemen şu anda yüzde 99 bitti, Çerkezköy ile Çorlu kaldı.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Gediz’i soracağım size Gediz’i Sayın Bakan.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – 13 tane ileri biyolojik arıtma tesisinin projesi -ki ben bu işin mimarıyım, hatta örnek projeyi kendi kitabıma koydum, merak edene gösteririm- en ileri proses, “Bardenpho prosesi” diye, biyolojik azot ve fosfor gideren, yüzde 99 arıtma yapan teknolojileri biz getirdik, 13 tane de…

ERDİN BİRCAN (Edirne) – Tuzlu kalıyor mu, kalmıyor mu? Tuz kalıyor mu, kalmıyor mu Sayın Bakanım? Nasıl temizliyor?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bakın, bir dakika… Karıştırıyorsun Sayın Vekilim, bir dakika, karıştırıyorsun; sen çok sert bir kayaya çarptın. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Neden? Şimdi, ben size Edirne’de…

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Hocam, onlar uzman!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Edirne vekilisin değil mi?

ERDİN BİRCAN (Edirne) – Evet efendim..

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Allah aşkına, şuna bir bak da Edirne’de bir şey yoktu –burada sadece isimleri var- kaç gölet, kaç baraj, kaç dere ıslahı, ağaçlandırdık...

ATİLA SERTEL (İzmir) – Ergene’de yüzersin, gel.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Hocam, gezdir onları, gezdir, tut elinden, göster.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Arkadaşlar, bunu sayın vekilimize gönderebilirseniz hemen… Vaktimiz sınırlı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu nota bir bak Allah aşkına. Buyur, “Çakmak barajı bitmedi.” dediniz, Çakmak Barajı bitti, sulamasını ihale ediyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ver, bunu da ver, görsün.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Onları da ver.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bu, baraj, baraj; gölet değil. İşte biz böyleyiz. Biz yaparız, yaptık, yapıyoruz, yapacağız, onun için millet bizi seviyor.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Hocam, onlar İSKİ’yi batırdı, İSKİ’yi; sen kurtardın.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Ergene’de yüzersiniz inşallah Sayın Bakanım.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – İnşallah, Edirne’ye geleceğim bak, göreceksin. Gel, sokakta beraber Edirne’de gezelim.

Bunu da verelim.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Sayın Bakanım, Ergene’de inşallah yüzersiniz. İnşallah, bir girin oraya.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – İnşallah.

Şimdi, burada bir de şunu ifade edeyim: Değerli arkadaşlar, birkaç tane husus var ama bu hafriyat meselesi çok önemli olduğu için söylemek istiyorum. 2010 yılına kadar bu, ihale ediliyordu ama on üç yılda sadece 35 milyon 200 bin TL’lik ihale yapılmış ve sadece 48 kuruş…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Başkanım, son, toparlayayım, bir teşekkür edeyim.

BAŞKAN – Sayın Bakanım, lütfen... Süre uzatmıyoruz. Sözlerinizi toparlayın diye ben açıyorum. Sözlerinizi toparlayın, bir selamlama yapın.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Ama, daha sonra bütün grupların iştirakiyle bunlar büyükşehir belediyelerine verilmeye başlandı, İstanbul, İzmir, Mersin, Muğla, hatırladığım pek çok büyükşehir belediyesine… Belediyelerden de altı yılda 186 milyon TL alınmış, üstelik ağaçlandırması caba. Yani, netice itibarıyla, ihalelerden bir kâr edilmedi.

Bir de Türker Eroğlu’nun da bu işle hiçbir alakası yoktur, hiçbir firmaya da ihale etmemiş. O, şu anda su ürünleri biriminde, onu da özellikle vurgulamak istiyorum.

Diğerlerine yazılı olarak cevap vereceğim.

Hepinize çok teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – İSKİ’de destan yazdın, efsanesin Hocam. İSKİ’yi batırdılar, sen kurtardın Hocam.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Evet, Sayın Baluken…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, Sayın Bakan konuşması sırasında özellikle Hasankeyf’le ilgili, grubumuza dönerek “Sizin, Hasankeyf hakkında konuşma hakkınız yok.” demek suretiyle açık bir sataşmada bulundu.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Baluken, şunda anlaşalım: Bir defa ne grubunuza ne şahsınıza bir sataşma yok. Hasankeyf’le ilgili kamuya yansıyan açıklamalar üzerine, ben, size bir dakikalık yerinizden söz vereyim, siz bir açıklama yapın, buyurun.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, hayır, hayır.

BAŞKAN – Ya da grup adına kim konuşacaksa ben ona vereyim.

Buyurun.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Başkanım, cevap hakkım var değil mi?

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Şöyle bir durum var Sayın Başkan: Sayın Bakan, Hasankeyf’le ilgili heyelan tehlikesinden başlayarak yaptıkları teknolojik çalışmalara kadar bazı bilgiler verdi ve biz de o verdiğimiz…

BAŞKAN – Evet, doğrudur.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Ya onun doğru olup olmadığını siz takdir edemezsiniz.

BAŞKAN – Hayır, yani o bilgileri verdi diyorum ben de. Siz söylediniz, ben de sizi tasdik ediyorum, tamam.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Şimdi, o bilgiler üzerine bizim yaptığımız itirazlara…

BAŞKAN – Evet.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - …“Sizin Hasankeyf hakkında konuşma hakkınız yok.” dedi.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Baluken…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Şimdi, biz milletvekili olarak her konuda konuşabildiğimiz gibi…

BAŞKAN – Evet.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – …özellikle duyarlı olduğumuz Hasankeyf’le ilgili de doğru bilgileri bu sataşmadan dolayı kürsüden paylaşmak istiyoruz.

BAŞKAN – Tamam, yani ısrar ediyorsanız eyvallah ama şunu söyleyeyim: Asıl, Sayın Bakana sataşma sizin gruptan geldi. O sataşmaya cevap verdi Sayın Bakan.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Ama “Bir grubun konuşma hakkı yoktur.” demek sataşmadır.

BAŞKAN – Oturduğu yerden sataşıldı. Ben iki dakika veriyorum ama yeni bir sataşmaya meydan vermeyin.

Kim konuşacak?

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Ahmet Yıldırım.

BAŞKAN – Sayın Yıldırım, buyurun lütfen.

İki dakika süre veriyorum.

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

7.- Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun 118 sıra sayılı 2016 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 119 sıra sayılı 2014 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

AHMET YILDIRIM (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Bakanım, aslında siz sert kayaya çarptınız. Bakın, ben doktoramı, Hasankeyf üzerine yaptım.

Şimdi, Allah aşkına, hepinize soruyorum: Siz, İstanbul’daki tarihî yarımadaya gökdelen dikmekle övünebilir misiniz? Hayır. Siz, Konya Alâeddin’e plaza yapmakla övünebilir misiniz?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – İşte kitap gönderdim, ona bir bakın.

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Oraya bakın, oraya. Bakan, kitap gönderdi, oraya bakın.

AHMET YILDIRIM (Devamla) – On iki bin yıllık Hasankeyf, insanlık mirası, dünya kültür hazinesi… Binalar dikmekle övünülebilinir mi?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sayın Vekil, oradaki bilgilere bir bak, bir bak da ondan sonra…

AHMET YILDIRIM (Devamla) – İkinci bir husus: Bakın, değerli arkadaşlar, Hasankeyf’teki ana kaya ve bütün tarihî yapılar, yüzlerce metre derinliğe kadar uzanan ve kalsiyum karbonattan oluşan, kireç taşı olan kalker taşıdır ve bu kalkerin en önemli özelliği -kireç taşı- suyla reaksiyonunda hemen erimeye başlar. Sizin, elli yıllığına yapacağınız Ilısu Barajı’nı hiç elli yıl beklemenize gerek yok. Emin olun Sayın Bakan, üç yıl su tutulsun, üç yıl baraj kapaklarını açın, ortada sadece erimiş kireç yığınları kalır. Bunlar, insanlık tarihinin bize emaneti olan kültür hazinesidir. Siz bana binalar gösterdiniz Sayın Bakan. Ben baksam ne olur, bakmasam ne olur?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) - Bakın, bakın.

AHMET YILDIRIM (Devamla) - Allah aşkına siz, Efes Antik Tiyatro’nun yerine bir AVM dikebilir misiniz? Bununla övünen bir bakan olabilir mi Sayın Bakan?

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Bunlar yaparlar, yaparlar…

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – AVM dikmiyoruz.

AHMET YILDIRIM (Devamla) - Onun için, Hasankeyf’in bütün hepimizden tarihin emaneti olarak bir beklentisi var: Hasankeyf çığlık atıyor. Gölge etmeyin başka ihsan istemem. Bana dokunmayın başka hiçbir şey istemem. Hasankeyf, on iki bin yıllık bir çığlıktır. Onun için, oraya yapılacak binalarla ne olursunuz övünmeyelim.

Bütün Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Altay…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, 3 Kasım 2002 tarihinde yapılan seçimlerden sonra oluşan Parlamentomuzda -ki ben de o günden beri buradayım- Türkiye Büyük Millet Meclisine verilen ilk Meclis araştırması önergesi Ergene havzasının kirliliğiyle ilgiliydi. O günden bu yana Mecliste bu konuda kurulmuş bir komisyon da var. Partimize mensup ve diğer muhalefet partilerine mensup milletvekillerince Ergene’yle ilgili Meclis kayıtlarında -benim zannımca- 100’ü aşkın araştırma önergesi var.

Yalnız, Sayın Bakan, on dört yıllık iktidarlarınız sonunda, nehirde boğulan bir çocuğu dalgıçlar bile nehrin kirliliğinden mütevellit nehre elini sokamaz bir hâldeyken bu nehir kirliliğini de her şeyde olduğu gibi, “Bu nehri de CHP kirletmiştir.” diyerek partimizi zan altında bırakmıştır. Cevap vermek icap eder.

BAŞKAN – Buyurun.

İki dakika süre veriyorum. Yeni bir sataşmaya meydan vermeyelim.

8.- Kırklareli Milletvekili Türabi Kayan’ın, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun 118 sıra sayılı 2016 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 119 sıra sayılı 2014 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Ergene Nehri’ne akan suların, kirli suların tamamının şehirlerden geldiğini söylüyor Sayın Bakan. Bu bahsettiği şehirlerin yaklaşık yüzde 70’inde arıtma tesisi kurulmuştur AB kaynakları vasıtasıyla ve bunların hepsini de belediyeler kurmuştur. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Atma, atma!

TÜRABİ KAYAN (Devamla) - Sayın Bakan, bu belediyeler, Cumhuriyet Halk Partisinde olduğundan dolayı “Ergene’yi Cumhuriyet Halk Partisi kirletmiş.” diyor.

MUSTAFA YEL (Tekirdağ) – Yalan söyleme be!

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Hangi belediye?

TÜRABİ KAYAN (Devamla) - Bugün o arıtma tesisleri vardır ama Ergene’de hâlâ zehir akmaktadır. Burada 1.500 tane sanayi vardır ve bu sanayinin yaklaşık yüzde 90’ı da tekstil ve boya sanayisidir. Bu boya sanayisi, sadece Ergene’yi kirletmiyor, sadece Trakya’yı kirletmiyor, Marmara’yı da, Ege’yi de kirletiyor.

Sayın Bakana özellikle söylüyorum: Bu proje hafife alınacak bir proje değildir, Türkiye'nin en ciddi bir şekilde ele alması gereken bir projedir. Bu projeyi sağlıklı bir şekilde ele almak yerine, belediyelere, Cumhuriyet Halk Partisine bir şekilde laf atarak ele almak, çok hafif bir şekilde bu olayın üzerine gitmemek demektir, gitmeye niyeti yok demektir. Nedenini söyleyeyim size, nedenini söyleyeyim…

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Lafla olmaz…

TÜRABİ KAYAN (Devamla) - Çünkü AKP, Trakya’dan oy alamıyor. Bunun için de Ergene’yi ve Trakya’yı kirletmek istiyor. Siz ne kadar da kirletseniz bizden oy alamayacaksınız, alamayacaksınız, alamayacaksınız Sayın Bakan.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Trakya’yı da alacağız.

BAŞKAN – Evet, takdir kamuoyunun.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, söz istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Bakan, lütfen yeni bir sataşmaya meydan vermeden buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Size de iki dakika süre veriyorum.

9.- Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun, Kırklareli Milletvekili Türabi Kayan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; merak etmeyin, hiç kimseye sataşmayacağım, gerçekleri söylüyorum.

Şöyle: Bir eylem planı var. Normalde 3 milyar 200 milyon TL’si Bakanlığımıza ait. Neler var? Bütün 13 tane, Kırklareli de dâhil olmak üzere, o Ergene’deki bütün 10 bin nüfustan büyük yerleşimlerin atık su ileri biyolojik arıtma tesisleri DSİ tarafından yapılıyor. Bunun sadece 2 tanesi kaldı, o da bu sene bitiyor.

Öbür taraftan Islah Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu’yla oraya bir düzenleme getirildi, kanun çıkarıldı. Arkadaşın dediği, tabii, sanayi de kirletiyor.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Evet.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Yalnız onun için şu anda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 800 milyon TL kredi tahsis etti ve orada çok muhteşem, üniversitede bu işin duayenleriyle bir proje hazırlandı. Onlar da şu anda inşa hâlinde ve neticede Ergene’yi kurtarmanın devlete maliyeti 4 milyar TL, bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Avrupa Birliğiyle alakası yoktur, tamamen öz kaynak.

Lüleburgaz’la ilgili daha önce Avrupa Birliğinden bir miktar kredi alındı ama onun öz kaynak kısmını da ben Çevre Orman Bakanıyken biz Bakanlıktan karşıladık. Dolayısıyla, orada dere ıslahları hemen hemen bitti. Ağaçlandırma, erozyon kontrolü, zirai ilaçların kontrolü, tarım ilaçlarının kontrolü çalışmaları yapıldı. Hatta, sanayi için Ergene havzasında ölçüm sayaçları takılma mecburiyeti getirildi. Yer altı suyu da kontrol ediliyor. Bütün baraj ve göletleri yapıyoruz. TRAGEP’te bütün bunlar var, vaktinizi almak istemiyorum.

Size sadece şunu söyleyeyim: Yapılacak, eksik bir şey varsa söyleyin, onu da yaparız.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Yahu, Ergene’yi temizlediniz mi?

ERDİN BİRCAN (Edirne) – Sayın Bakanım, ne zaman yüzeceksiniz?

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – 60’ıncı maddeye göre söz alabilir miyim Sayın Başkan?

II.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/529) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 118) (Devam)

2.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/297), 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2014 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/32), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 208 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/33), 2014 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/34), 2014 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/35), 2014 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/36), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan Kalkınma Ajansları 2012 Yılı Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/28), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2013 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/31), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2014 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/37) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 119) (Devam)

 

A) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Evet, sayın milletvekilleri, böylece Hükûmetin söz talepleri karşılanmıştır.

Şahıslar adına son söz, aleyhte olmak kaydıyla İstanbul Milletvekili Erdal Ataş’a aittir.

Buyurun Sayın Ataş. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

ERDAL ATAŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütçesini değerlendirdiğimiz her üç alan da yani gümrük ve ticaret, orman ve su işleri…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, hatip kürsüde, lütfen insicamını bozmayalım, sessizlik.

ERDAL ATAŞ (Devamla) - …enerji ve tabii kaynaklar alanı da hem halklarımız açısından hem ekonomi açısından hem de yaşamımız açısından oldukça önemli yer kaplamasına rağmen, mevcut iktidarın bugüne kadar -yani geçmiş süreç de dâhil olmak üzere- sürdürmüş olduğu anlayıştan kaynaklı, halkın ve bütün emekçilerin büyük çabalarla yaratmış olduğu değerlerin, bütçe dâhil olmak üzere, doğal yaşamlarımız dâhil olmak üzere, bunların bir bütününü tahrip edecek biçimde maalesef hâlâ planlanarak yürütülmektedir.

Bugün de aynı politikayla üç alan, önemli oranda birbirine bağlı olan ve yaşamımızı etkileyen bu alanlar aynı bütçe ve aynı ekonomik yaklaşımla, aynı siyasetle tahrip edilmekte ve yanlış politikalar sürdürülmektedir. Nedir bu yanlış politikalar? Kitlelerin çıkarlarını, sağlık ve diğer meseleleri hiçbir şekilde gözetmeden, doğal yaşam alanlarımız gözetilmeden, sadece küçük bir sermaye kesiminin çıkarları uğruna her üç alan ekonomik tahribat üzerine şekillendirilmekte ve halkların bütçesi, paraları da bu alanda çarçur edilmektedir.

Gümrük ve ticaret alanında uygulanan yanlış politikalarla son yirmi yıl içerisinde küçük üreticinin tamamı iflas ettirildi. 23 bin büyük işletme, yani büyük tekel bizim coğrafyamıza gümrük ve ticaret anlaşması sonrasında geldiler ve onun sonrasında, coğrafyamıza giren…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, çok uğultu var, yani biraz saygılı olsunlar hatibe.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen uğultuyu keselim.

Buyurun.

ERDAL ATAŞ (Devamla) – …gümrük üzerinden bu ülkeye taşınan mallar üzerinden küçük üreticilerin tümü iflasa sürüklendi. 2000’de atılan yazar kasalar da dâhil olmak üzere, bu coğrafyada yaşanan bu krizlerin tümü, uygulanan bu gümrük siyaseti ve uygulanan genel ekonomik politikaların sonucu ortaya çıktı.

Yine, dış politikada, özellikle diğer ülkelerle ittifak kurmak, onlarla ticaret yapmak yerine, savaş, işgal ve benzeri politikalar uygulanıyor. Rusya’nın uçağı düşürülüyor, gümrük sınırları kapanıyor; Ermenistan’la başka bir problem, Suriye’yle başka bir problem, Irak’la başka bir problem ve maalesef, bu ülkelerdeki halklarla dostluk, kardeşlik ve belki demokrasi mücadelesi yürütülebilir, bunu sürdürmek yerine, tam tersine, burada bir gerginlik ve savaş politikası sürdürülerek yine ekonomik alanda da buradaki emekçilerin ve diğer bütün kesimlerin darbelenmesi sağlanmış oluyor.

450 milyar dolar iç ve dış borç var. Bu, bizim ticaret alanında geldiğimiz başarının bir ürünüdür; giderek de artıyor, bunun görülmesi gerekiyor.

Orman ve su işleri de aynı durumda, bu alanda da aynı şekilde… Diyor ya “1,5 milyon hektar orman alanı arttırılmıştır.” Tam tersine, enerjinin, özellikle elektrik ve daha değişik enerji kaynaklarının kullanılmasından kaynaklı, ormanın önemli oranda azaldığı yani bu ihtiyaçlar çerçevesinde azaldığı bir konuda çevrecilerin mücadelesi olmasa bu alanda hemen hemen hiçbir şey çoğalmamış oluyor. Tam tersine, Dünya Doğal Kaynaklar Enstitüsü bu alanda Türkiye’de 165 bin dönüm arazinin önemli oranda ormansız alana çevrildiğini de gösteriyor.

Aynı durum enerji ve tabii kaynaklar açısından da böyledir. Bu alanda da HES’ler ve diğer meseleyle önemli oranda tahribatlar devam ediyor.

Özellikle Cerattepe meselesi büyük bir problem olarak bugün bizim açımızdan önemli bir yansıma olarak önümüzde duruyor. Altın, bakır oyunları yapılıyor, ÇED raporları kelime oyunlarıyla düzeltiliyor ve bunun üzerinden bir politika uygulanıyor. Vali, Bakan, Orman Müdürü ve benzerlerinin hepsi, hiçbir sağlık alanını gözetmeksizin, insanların göç ve tarım alanlarını gözetmeksizin, bu alanı tahrip etme, küçük bir sermaye grubunun çıkarı için bu alanı tahrip etme siyaseti gütmektedir.

Son şey olarak da şunu söylemek istiyorum: Özellikle Gezi’ye yönelik, yani bu alanda, Cerattepe’nin, bu alanın özellikle Gezi’yle bütünleştirilmemesi üzerine bir politika sürdürülüyor. Bu yanlış bir politikadır. Tam tersine, bizim coğrafyamızda, Bergama, Gezi, Cerattepe, Dersim’de Munzur ve diğer alanlarda, Hasankeyf ve benzerlerinde sürdürülen mücadeleler olmamış olsaydı bugün bu sermaye kesimleri ve bu Hükûmet daha büyük tahribatları beraberinde getirecekti. Bütün halkımız şunu bilmelidir ki eğer Gezi’de o küçücük park için, oradaki ağaçlar için direniş olmasaydı bugün Cerattepe de hiçbir koşulda direnemezdi. Bütün mücadelelerin tümünü birleştirmek bizim sorumluluğumuzdur. Bu çerçevede, sürdürülen bu ekonomik politikada, bu bütçeyle de ve bu anlayışla da sürdürülecek anlayışla bu coğrafyada tahribattan başka bir şey yaratılamaz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ataş.

Sayın Altay, bir söz talebiniz olmuştu galiba.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Pek kısa bir söz. Grubumuz adına, böyle, bir dakika.

BAŞKAN – Grup adına bir dakika, pek kısa söz.

Buyurun Sayın Yedekci.

III.- AÇIKLAMALAR (Devam)

15.- İstanbul Milletvekili Gülay Yedekci’nin, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun 118 sıra sayılı 2016 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 119 sıra sayılı 2014 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Şimdi, öncelikle Sayın Bakanın sunumuyla ilgili konuşmak istiyorum.

Sayın Bakan, tabii, suyla çok ilgileniyor. Dere ıslahlarıyla ilgili önce söylemek isterim. İSKİ bir yönetmelik çıkardı, 100 metrelik dere taşma sınırını 10 metreye indirdi ama derelerin bundan haberi yok; bunu söylemek isterim. Ayrıca, bütün dere ıslahlarını beton dökerek yapıyorsunuz ve o dere ıslahı yaptığınız yerlerin üzerine de bina yapıyorsunuz. İstanbul’da dere ıslahı yapılan yerlerin üzerinde okul bile var, üzerinde cami var. O kadar ranta açık yerler hâline getiriyorsunuz.

Hasankeyf’le ilgili şunu söylemek isterim: Eğer Kültür Bakanlığı başvuruda bulunmuş olsaydı UNESCO listesine girecekti. 10 kriterinden 9’unu yerine getirebilen on iki bin yıllık bir yerleşim. Kaç tane villaya bedel olabilir Hasankeyf? O “villa” dediğiniz nedir? Her yerde vardır ve yapılır ve siz bir Bakan olarak o villaları sanki bir maharetmiş gibi gösteriyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) - Biz tarihimize, kültürümüze, millî değerlerimize sahip çıkmanızı bekliyoruz sizin.

Saygılar sunarım. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yedekci.

Sayın Akçay, sizin de pek kısa bir söz talebiniz var.

Buyurun.

16.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Manisa Salihli Kurşunlu termal bölgesinin yakınına HES yapılmasının doğru olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Orman Bakanının Manisa’da Gediz Nehri’nde balık tutma sözü vardı, bu söz verileli zannediyorum beş altı yılı buldu. Bu Gediz Nehri’nde ne zaman balık tutacağız Sayın Bakan?

Salihli ile Kurşunlu termal bölgesinin hemen yanında, Bozburun, Kömürcü ve Kurşunlu Derelerinin üzerine Kocayatak Hidroelektrik Santrali yapılması yönünde bir karar alınmıştır. Bu 3 dere Salihli’nin hem içme suyu hem sulama suyu ihtiyacının önemli bir kısmını karşılıyor. Ayrıca, Kurşunlu kaplıcalarının üstündeki şişe suyu işletmesi de aynı suyu kullanıyor. Kocayatak HES Projesi hayata geçirildiğinde Kurşunlu, Bozburun, Kömürcü Derelerinin akışı ve yatağı değişecek, binlerce ağaç kesilecek, derelerin ve çevresindeki havzanın ekosistemi bozulacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Bu Manisa Salihli Kurşunlu termal bölgesi 2008 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla turizm merkezi ilan edilmişken şimdi Kurşunlu termal bölgesinin hemen yanına HES yapılmasını doğru buluyor musunuz?

2 Sayın Bakana da –Orman Bakanına da Enerji Bakanına da- soruyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Akçay.

II.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/529) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 118) (Devam)

2.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/297), 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2014 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/32), Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 208 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/33), 2014 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/34), 2014 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/35), 2014 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/36), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan Kalkınma Ajansları 2012 Yılı Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/28), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2013 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/31), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2014 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/37) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 119) (Devam)

 

A) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, altıncı turdaki konuşmalar tamamlanmıştır.

Şimdi yirmi dakika süreyle soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz. Bu sürenin on dakikasını sorulara, geri kalan on dakikasını da cevaplara ayıracağız. Dolayısıyla, sisteme giren sayın milletvekillerine sırasıyla ilk on dakika içerisinde soru için söz vereceğim.

Sayın Özdiş, buyurun.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Sorum Enerji Bakanına.

Adana’da özellikle yaz aylarında veya aşırı yağışlı kış günlerinde sık sık elektrik kesilmektedir. 2015 yazında bunun soru önergesini de vermiştim, “Aşırı yoğunluktan dolayı.” diye cevap gelmişti. Ancak ben bu cevabı kabul etmiyorum. Bir haftayı geçen kesintilerin olduğu mahalleler var. Yaşlılar, hastalar, makineye bağlı olarak yaşamını sürdürenler neler çekiyor, fikriniz var mı? 2016 yılında bu konuda ne tür tedbirler alacaksınız?

Bir diğer sorum: Elektrik faturalarında “dağıtım bedeli” altında birleştirilen çeşitli kalemler vatandaşı mağdur etmektedir. Yanımda bulunan bir faturayı göstermek istiyorum. Tüketim bedeli 42 TL olan faturada, dağıtım bedeli 23 TL alınmakta, vergilerle beraber fatura toplamı 81 TL olmaktadır. Bu apaçık bir soygundur. Bu konuda bir düzenleme yapacak mısınız?

BAŞKAN – Sayın Gürer…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Sayın Bakan, Akkaya Barajı Niğde’de, Niğde-Bor arasında, kirliliğiyle on yıldır gündemde olan bir yer. Burası üniversitenin yanında, kokudan geçilmiyor. Buraya müdahale edildiği hâlde sorun çözülemiyor. Burası da bildiğiniz gibi, AKP’li Niğde Belediyesinin arıtma tesisi çalışmadığı için bu hâle gelmiş yerlerden birisi. Bu konuda halkımız oldukça rahatsız.

Ayrıca, Niğde’den Ecemiş suyu çıkıp Akdeniz’e akıyor. Bu suyun, Niğde’nin ve Bor’un ovalarına gelmesi yönünde yirmi yıl önce hazırlanan bir proje vardı. Bu projenin yaşama geçirilmesi düşünülüyor mu?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Bir de sayın milletvekilleri, hangi sayın bakana sorduğunuzu söylerseniz herhâlde daha kolay cevaplandırılır.

Sayın Parsak…

MEHMET PARSAK (Afyonkarahisar) – İlk iki sorum Enerji Bakanına. Daha önce de sormuştum, şimdi tekrar soruyorum: Başta, Afyon İscehisar olmak üzere, maden ruhsatlarının Başbakanlık denetimine bırakılması uygulaması ve yaşanan mağduriyetler ne zaman giderilecektir?

İkinci sorum: AKP milletvekilleri tarafından Dinar ilçemizde yapılacağı açıklanan termik santralin, enerji ve kömür potansiyeli, çevreye olası etkileri konularında bir çalışma var mıdır? Santralin yapımına ne zaman başlanacaktır?

Bundan sonraki sorularım da Orman ve Su İşleri Bakanına. Bugün TÜİK, Afyon’un en çok göç veren 41’inci il olduğunu açıkladı. Bu göçün engellenmesiyle ilgili hangi tedbirler alınacaktır?

Sayın Bakan tarafından defalarca açılışı yapılan Hocalar Yeşilhisar Barajı’nın yapımına ne zaman başlanacaktır? Gelen taleplere göre de MHP’nin birinci parti olmasından hareketle “Oyu kime verdiyseniz barajınızı da o yapsın.” denildiği doğru mudur?

Diğer soru: Orman işletme müdürlüklerinde, fidan dikimi ve benzeri işler için taşeron işçi kullanımı yerine, yılın altı ayı görev yapan yangın işçilerinin kullanılmasına yönelik bir çalışma var mıdır?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yılmaz...

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Orman Bakanına soruyorum: Yangınlarda başarıyla çalışan bu 8.500 geçici işçiyi kadroya almayı düşünüyor musunuz? Bu orman mühendisleri alımında KPSS’yle sözlü yaptınız, bunu mahkeme iptal etti. Bunlarla ilgili bir düşünceniz var mı? Orman mühendisi alacak mısınız?

Bir üçüncü sorum da, Ankara Yenimahalle ilçemizin Varlık Mahallesi’nde DSİ’nin mülkiyetindeki yeri ihale ettiğiniz, buraya yaklaşık 294 adet konutun yapılacağı iddia ediliyor ve bunların her birinin 280 bin liraya -başta Özel Kalemde çalışanlar olmak üzere- daire başkanı ve üstüne satılacağı söyleniyor. Bunlar bittiğinde de 1 milyon lira değerinde olacağı söyleniyor. Böyle bir ihale yaptınız mı? Buradaki amacınız nedir? DSİ’nin sahasını konut yapmaktaki amaç, oradan çalışanlara mı katkı sağlamak yoksa birtakım bürokratları ev sahibi yapmak mı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Koçdemir...

KADİR KOÇDEMİR (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Eroğlu, Bursa Orhaneli Fadıl Darıtarladere, Kovalıdere, Dağdere ve Büyükorhan Aktaş ve Durhasan gölet ve sulamaları ile Cuma Barajı sol sahil sulaması işleri ne zaman hizmete girecektir?

Sayın Albayrak, Bursa’da elektrik dağıtımı yapan UEDAŞ, ilçe işletme şefliklerini Keles’te kapatmış, Büyükorhan ve Harmancık’ta ise kapatma sürecindedir. Kış aylarında elektrik arızaları bilhassa küçük yerleşim yerlerinde çok geç giderilirken, bu uygulamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yine, UEDAŞ’ın asgari ücret artışından yararlanmamaları için çalışanlarına zorla ikale sözleşmesi imzalattığından haberiniz var mı?

BAŞKAN – Sayın Tüm...

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dünya bor madeninin yüzde 72’si Türkiye’dedir, tarımdan uzay sanayisine kadar birçok alanda kullanılmaktadır. ABD uzay sanayisinde kullanırken, Türkiye ağırlıklı olarak ne yazık ki sabun ve cam elyafı sanayisinde kullanmaktadır.

Sorum Enerji Bakanına. Türkiye bor pazarının bu yılki müşterileri kimlerdir? Yabancı firmalar var ise hangi ülkelere aittir? Bor Enstitüsü Eti Madene ne gibi katkılar sunmaktadır, açıklar mısınız? Bor madenlerinin özelleştirilmesi gündeminizde var mıdır? Bor işletmelerinde çalışan taşeron işçilerine kadro vermeyi düşünüyor musunuz? Kaç tane termik santrale ÇED izni verdiniz?

BAŞKAN – Sayın Sertel…

ATİLA SERTEL (İzmir) – Sayın Orman Bakanına soruyorum. Sayın Bakan, ben Eskişehir’de doğdum, gençliğim Eskişehir’de geçti. Porsuk’ta çok balık tuttum, çok yüzdük, sonra Porsuk hızla kirlendi ve yaşam öldü. Allah’ı var ve iyi ki var, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen Eskişehir’i turizm kenti yaptı, arıtmalar sayesinde Porsuk’u kurtardı. (CHP sıralarından alkışlar) Şimdi Porsuk’ta plaj var, hemşehrilerim denize girer gibi giriyor ve yüzüyorlar.

Yaşadığım kent İzmir’de de Belediye Başkanımız Aziz Kocaoğlu atık su arıtma tesislerinin 54’üncüsünü geçen hafta açtı. Bütün Türkiye’de 604 atık su arıtma tesisi var, bunun 54’ü İzmir’de. Başkanımız tüm sorumlulukları yerine getirdi. Bütün bunları Gediz Nehri için söylediğimi anladınız Sayın Bakan. 2012 yılına kadar Gediz Nehri’nin tamamen temizleneceğini söylemiştiniz, Emiralem regülatöründe bizleri balığa davet etmiştiniz. Ben de sizi sözünüzü tutmaya davet ediyorum ve size söz veriyorum, ben oltayı satın alacağım, size armağan edeceğim, beraber balık tutacağız.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Teşekkür ederim, sağ olun, çok memnun oldum.

BAŞKAN – Sayın Kayışoğlu…

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Teşekkür ediyorum.

Bugün Hükûmetin göreve başlamasının tam yüzüncü günü. Yüz gün için verilen vaatler ile yapılanlara baktım, zayıf veriyorum, karne zayıf.

CİHAN PEKTAŞ (Gümüşhane) – Karneyi millet verir, siz değil.

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Enerji Bakanına iki soru yöneltiyorum. Bu yüz günde yapılacaklardan bir tanesi, ruhsatsız yapılara elektrik ve su bağlanmasıydı. Bursa’da, özellikle Yıldırım ilçesi Şirinevler Mahallesi’nde çok yoğun yaşanan bir sorun. 40 bin ailenin bu devirde elektriği ve suyu yok. Oralarda dolaşırken gökyüzüne baktığınızda, elektrik telleriyle ve su borularıyla örümcek ağı gibi kaplanmış olduğunu görürsünüz. Bu sözünüzü ne zaman yerine getireceksiniz?

İkincisi: Dünyada son yirmi yılda yapılmış yeni nükleer santral var mıdır?

Üçüncüsü: Orman Bakanına soruyorum. Yazın Mudanya’da çok büyük bir yangın çıktı, tam 170 hektar alan yandı, 110 bin ağaç yandı; altı ay oldu. Seçim öncesi böyle göstermelik birkaç şey dikildi. Mudanya Belediyesi “Verin, biz dikelim.” dedi, ona da “Hayır.” dediniz. Bu ağaçlar ne zaman dikilecek?

Gece görüşlü helikopter olmadığı için bu kadar büyük bir yangın olmuştur, onu da belirteyim.

BAŞKAN – Sayın Turpcu…

ŞERAFETTİN TURPCU (Zonguldak) – Sorum Sayın Enerji Bakanımıza. Grizu faciasında ölen işçilerimize rahmet dilediler ama Zonguldak’ta yaşayanlarla ilgili ve iş bekleyenlerle, işsizlerimizle ilgili bir çözüm bulamadık.

Sayın Bakanım, dünyada kömür üretimi yıldan yıla artıyor ve ona bağlı olarak termik santraller işliyor. Fakat, Türkiye’de 1980’lerde yüzde 80 olan kömürün Türkiye sanayisine yeterliliği maalesef şu anda yüzde 6’ya düşmüş durumda. Zonguldak’ta da -kömür memleketi fakat- 3,9 milyar kilovatsaat, ithal kömüre dayalı santraller mevcut. Dolayısıyla, Rusya kriziyle birlikte, yüzde 70’lerde olduğunu bildiğimiz enerjide dışa bağımlılık… Taş kömürü bir tek Zonguldak’ta var. Bununla ilgili sizlerden de hiçbir şey duyamadık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ŞERAFETTİN TURPCU (Zonguldak) – Dolayısıyla, ne olacak diyoruz Zonguldak’ın hâli, taş kömürünün hâli?

BAŞKAN – Sayın Çam…

MUSA ÇAM (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Kızılderililer diyor ki: “Son ağaç kesildiğinde, son nehir kuruduğunda, son balık öldüğünde beyaz adam paranın yenmeyecek bir şey olduğunu anlayacaktır.” Biz de bunu er veyahut da geç anlayacağız ve anlamamız gerekiyor. Dolayısıyla, Enerji Bakanı ve Orman Bakanı yan yana, ikisi birbirine tezat. Birisi taş ocaklarının, mıcır ocaklarının, granit ocaklarının, RES’lerin, HES’lerin ruhsatını veriyor; diğer Bakan da ormanların kesimine izin veriyor. İki bakan yan yana.

Sayın Bakan, İzmir’de yarımadada… RES’lere prensip olarak karşı değilim, Enerji Bakanı, karşı değiliz ama bu projelerin doğru yerlerde, doğru mekânlarda yapılması gerekiyor, ormanların kesilmemesi gerekiyor.

Sayın Orman Bakanımız, Seyfettin Yılmaz arkadaşımız, konuşmasında -MHP’li milletvekili arkadaşımız- bu kürsüde çok ciddi iddialar söyledi. Bu iddiaların hiçbirine cevap vermediniz. Veysel Eroğlu’ndan biz bu soruların yanıtını duymak isteriz ve bu konuda akçeli ve kirli ilişkilerin ne olduğu burada duymak isteriz. Yüce Parlamentoda bunlara mutlaka cevap vermenizi istiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSA ÇAM (İzmir) – Diğer Sayın Bakandan da yazılı olarak istiyorum.

Bir şey soracağım Enerji Bakanımıza…

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Çam.

MUSA ÇAM (İzmir) – Plan ve Bütçe Komisyonunda Enerji Bakanımıza şu soruyu sordum -değerli milletvekilleri, lütfen dinleyin, Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi olarak sordum- sorum şu: “IŞİD petrolüyle ilgili çok ciddi spekülasyonlar var ülkemizde. IŞİD petrolünü alan, satan, Türkiye’deki, ülkemizdeki firmalarla ilgili herhangi bir bilgi, belge var mıdır? Hangi şirketler bu işin ticaretini yapmaktadır?” Sorum bu.

Sayın Bakan, teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Şimdi, soruları cevaplandırmak üzere…

MUSA ÇAM (İzmir) – Bir dakika Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sorunuzu sordunuz. Bakın ama bir dakika da öyle gitti.

MUSA ÇAM (İzmir) – Hayır, verdiği cevabı söyleyeceğim.

BAŞKAN - Süre geçiyor.

MUSA ÇAM (İzmir) – Verdiği cevabı söyleyeceğim.

BAŞKAN – Baştan söyleseydiniz. Sordunuz, o da cevabını verecek.

MUSA ÇAM (İzmir) – Verdiği cevabı soracağım size. Diyor ki Sayın Bakan…

BAŞKAN – Sayın Çam, lütfen ama.

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Bakanın soruya verdiği cevabı…

BAŞKAN – Şimdi soruları cevaplandırmak üzere Hükûmet adına ilgili bakanlara söz vereceğim, ilk olarak hangi Sayın Bakan söz istiyorsa çünkü süremiz az kaldı -dokuz dakika- soru çok.

Orman ve Su İşleri Bakanı Sayın Veysel Eroğlu’na ilk sözü veriyorum.

Sayın Eroğlu, buyurun.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Şimdi, efendim, Niğde Akkaya Barajı hakikaten kirleniyor. Hatta onun temizlenmesiyle ilgili, biliyorsunuz, iki yıl önce bir program yapmıştık. Tabii, bununla ilgili Niğde’ye atık su ileri biyolojik arıtma tesisi yapılması lazım. Projeleri hazırladık, Kalkınma Bakanlığına teklif edeceğiz. Bunu özellikle müjde olarak vermek istiyorum. Bize yetki verilirse kısa zamanda yaparız.

Ecemiş suyu… Haklısınız yani gerçekten zor bir proje, büyük proje ama master planını hazırladık. Ben de o bölgeye Ecemiş suyunu getirmeyi arzu ediyorum.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Aksaray’dan mı?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) –Şimdi, tabii, Sayın Yılmaz’ın sorusuyla alakalı: Tabii, orman mühendisleri alacağız muhakkak.

DSİ’nin Etlik’te bir tesisi var. Bunlar tamamen bizim gerek Orman Genel Müdürlüğündeki gerek DSİ’deki ve Orman ve Su İşleri Bakanlığındaki elemanlar için yapılıyor, onu da özetle vurgulamak istiyorum.

Ayrıca, az önce, biliyorsunuz, ben hafriyata cevap verdim ama Orman Bilgi Sistemi (ORBİS) Projesi için İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ile Orman Genel Müdürlüğü arasında protokol imzalanmış. Tabii, denildi ki: “Üniversite bir firmaya bunun bazı hizmet alımını ihale etmiş.” Bir defa, firmanın ismi “Konumsal Bilgi Sistemleri Limitet Şirketi.” Ben de yeni öğreniyorum. Bu bir inşaat firması değil, Ankara merkezli bir firma, Afyon’la alakası yok. Ayrıca, firmanın bilişim firması olduğunu, referansları arasında, il özel idareleri, KÖYDES Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) Yazılım Projesi, Kadıköy-Ataşehir Arası CBS Yazılım Projesi, Kartal-Adalar CBS Yazılım Projesi, birçok belediyenin altyapı, bilgi işlem projesini yapmış, bunu özetle vurgulamak istiyorum.

Bunun dışında, Afyonkarahisar’la alakalı, efendim, orada açılışı yapılan bir tesise tekrar açılış yapmayız, varsa ispat edin. Kaldı ki Afyonkarahisar’da biz kesinlikle bütün göletleri yapıyoruz; onu zaten Afyonkarahisarlılar biliyor, zaten takdiri de yapıyor Afyonkarahisar. Nitekim, yüzde 63,5’la 1950’den bu yana en yüksek oyu veren gerçekten önemli bir şehrimiz; ben de seviyorum, onlar da seviyor.

MEHMET PARSAK (Afyonkarahisar) – Ben Yeşilhisar Barajı’nı sordum, somut sordum.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) - Bursa’daki göletlerin hepsini yapıyoruz. Bakın, daha önce Bursa’da göletlerin sayısı bir elin parmakları kadar değildi ama şu anda 15 tane işletmede, 4 tane iş hâlinde, ayrıca plan ve projede olan göletler var. Bütün göletleri yapacağız. Hatta Bursa’nın, biliyorsunuz, içme suyunu elde etmek için Nilüfer Barajı’nı yaptık, Çınarcık Barajı’nı bitirdik, bütün dereleri ıslah ediyoruz.

Eskişehir’de Porsuk… Efendim, Eskişehir’deki Porsuk -benim de doktora tezim Porsuk- zamanında kirliydi ama orada…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Efendim, süre…

BAŞKAN – Sayın Bakan, bu arada hızlı gidersek… Diğer 2 sayın bakan da cevaplandıracak, bir dakikaya bitirin siz efendim.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Tamam, peki.

Yani, dolayısıyla, orada tabii ki devletin yaptığı lokomotif fabrikaları, Sümerbankın kaldırılması, onlardan gelen kirlilik vardı, onlar kalktı, dereler düzenlendi ve membasındaki kirlilikler giderildi.

“İzmir’de atık su arıtma tesisi” diyorsunuz ama Körfez’in kirliliği ortada, onu da bir dikkate almanızı özellikle rica ediyorum.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Gediz Sayın Bakan, Gediz’i cevaplayın. 2012’de…

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) - Son olarak da -diğerlerine kalmayayım- Mudanya yangını. 170 hektar yandı. Sahanın tamamı dikildi, 107.500 adet fidan dikildi.

“Karne zayıf.” diyene, karneye herhangi bir not vermek sizin vazifeniz değil, bu notu millet verir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Millet de veriyor bize yüzde 49,5’la; her 2 kişiden 1’i AK PARTİ’li.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – 1 Kasım mı Hocam, 1 Kasım sonuçları mı Hocam?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) - 2019’da da bütün Türkiye’nin tamamı inşallah AK PARTİ’ye oy verecek.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Hocam, 1 Kasım sonuçları mı?

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bakan.

Şimdi, Enerji ve Tabii Kaynaklar…

ATİLA SERTEL (İzmir) – Hocam, Gediz, Gediz… Hocam, Gediz girsin rüyanıza. Rüyanıza Gediz girsin inşallah. İnşallah rüyanızda Gediz’i görün.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Bir de Hasankeyf, tabii, girsin inşallah; kâbusunuz olsun.

ATİLA SERTEL (İzmir) – İnşallah rüyanıza girer.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (İstanbul) – Sayın Başkan, lütfen süreyi hızlı bir kullanayım da. Sonra süre bitti olacak.

Şimdi, Sayın Özdiş iki tane soru sormuş, “Elektrikler kesiliyor, elektrik faturaları…” Ben, tabii, orada anlatırken arkada olduğu için herhâlde kendisi kaçırdı ama ben tekrardan, hızlıca kendisine çok basit bir şekliyle hemen anlatayım. Birincisi şu: Türkiye’deki elektrik şebeke sistem altyapısı otuz kırk yıllık. Türkiye’nin 15-20 bin megavat kapasitesine göre yapılmış olan bu şebekeleri, bugün itibarıyla artık bu kapasiteye ihtiyaç noktasında karşılık vermiyor. Bugün 73 bin megavat kurulu gücü olan Türkiye’nin, bölgesinde veya Anadolu’nun farklı bölgelerindeki, yerlerdeki -yoğun talebe bağlı- trafo, şebeke iletim hatlarında kaçaklar, çatlamalar, patlamalar, trafo noktasında bu sıkıntıları beraberinde getiriyor. Biz bununla ilgili 2016 yılı başı itibarıyla 21 dağıtım bölgesine dayalı -önümüzdeki beş yıllık- 18 katrilyonluk yatırım planı açıkladık. Beş yıl boyunca bunu devam ettirip, takip edip bu elektrik talebinin karşılanması…

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Sayın Bakan, özelleştirmeden önce…

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (İstanbul) – Dinlerseniz oturup -ben sizi dinledim- ben devam edeceğim.

BAŞKAN – Lütfen, sorunuzu sordunuz, cevabı bekleyin. Lütfen müdahale etmeyin.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (İstanbul) – Süre yetmiyor, bakın, süreyi bitiriyorsunuz. Hem cevap alamayacaksınız hem de süreyi bitiriyorsunuz.

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Sayın Bakan, bu, halkın cebinden para çalınmasını gerektirmiyor.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkanım…

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (İstanbul) – Gelelim, elektrik faturaları düzenlemesi... Yine buna cevap verdim. Bakın, Türkiye’de bugün itibarıyla, 1 Ocak 2016 itibarıyla elektrik faturasındaki son kaleme bakın, kullanılan elektrik kilovatsaatine bölün, 1 kilovat elektrik ne kadar, bunu hesaplayın, bir de 2015 yılını. Kalemlerin toplanmış olduğu… Yani geçtiğimiz yıl çıkan yasayla birlikte… Sekiz tane kalem saydım: Perakende satış hizmet bedeli, sayaç okuma, kayıp kaçak, iletim bedeli, dağıtım bedeli, bunlar bir kalemde, dağıtım bedeli kaleminde toplanarak bir kalemde gösteriliyor artık. Bunu topladığınızda ortaya çıkan faturaya göre, kilovatsaat olarak, on üç sene önceye göre Türkiye hâlâ Avrupa’nın 3’üncü veya 4’üncü en ucuz elektrik tüketen -hane halkına göre- ülkelerinden biri.

Geçelim diğer soruya. Bursa UEDAŞ’la ilgili, yazılı bir şekilde de detaylı verebilirim. Bununla ilgili olarak yapılan düzenlemeyle ilgili çalışmaları da gönderebilirim.

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Herkes sizin gibi Bakan değil, asgari ücretle ödüyorlar onları.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (İstanbul) – Borla ilgili bir soru soruldu. Dünyadaki bor tüketiminin yüzde 85’i cam, seramik, tarım, temizlik sektöründe kullanılıyor. 110 ülkeye, 400’den fazla kuruma, müşteriye biz bor ihraç ediyoruz. Türkiye’de bor madenlerinin özelleştirilmesiyle ilgili bir gündemimiz de yok, herkes müsterih olsun, yerli olarak üretmeye devam edeceğiz.

Bor Enstitüsü ve Eti Maden… Bir ürünün sizde olması değil, o ürünün geliştirilmesidir önemli olan. Bor Enstitüsü de bunu yapıyor. Yani, yüzde 60-70 fındık sizde var, e, fiyatını… Piyasa ve pazarı belirlemek, AR-GE’yi, teknolojik yatırımı geliştirmektir önemli olan. Türkiye buna yatırım yapıyor, buna yapmaya da devam edecek. Belirleme noktasında, katma değeri yüksek, kâr marjı yüksek ürünlere döndürme, basit bir camdan, savunma sanayisi, endüstriyel anlamda otomotiv endüstrisinde katma değerli ürünleri yapmaya devam edecek.

Onun dışında, nükleer santraller hemen soruldu. Bugün 100’den fazla inşaat hâlinde nükleer santral var. İngiltere dâhil, Avrupa’nın birçok ülkesi dâhil, kendi ülkelerinde, topraklarında nükleer santral inşa ediyorlar. Bugün deniyor ki Fukuşima… Evet, Fukuşima’da kaza oldu. Sonra? Japonya bütün santralleri kapadı.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Evet.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (İstanbul) – Biraz yakın takip edelim.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Takip ediyoruz.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (İstanbul) – Aralık ayı itibarıyla durdurduğu santrallerin hepsini tekrar faaliyete geçirip elektrik üretimine devam ediyor.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Bir hafta sonra tekrar kapattı Sayın Bakan, sızıntı olduğu için tekrar kapattı.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (İstanbul) – Bugün, Norveç, İsveç, Finlandiya, Baltık ülkeleri dahi…

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Yanlış, Almanya 2022’de tamamını kapatıyor.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (İstanbul) – Bakın, İsveç elektrik ihtiyacının yüzde 40’tan fazlasını nükleerden, Finlandiya yüzde 35’ten fazlasını nükleerden, Fransa yüzde 70’ten fazlasını nükleerden karşılamaktadır.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Bence siz yakın takip etmiyorsunuz Sayın Bakan!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (İstanbul) – Onun için, kuru hamasetle, sadece ve sadece şu…

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Vazgeçiyorlar artık, o bölgeyi de yeşillendiriyorlar.

BAŞKAN – Arkadaşlar, müdahale etmeyin ama, lütfen… Sorunuzu sordunuz, cevabınızı alacaksınız. Buyurun lütfen yerinize.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (İstanbul) – Arkadaşlar, bundan sonraki süreçte, Türkiye’ye o olmasın, bu olmasın. Bu, şuna… Rüzgâr yapmayalım, kuş yollarına; güneş yapmayalım, bilmem nereye, hidroelektrik yapmayalım buraya… O zaman bütün bu ışıkları söndürelim, Genel Kurulu bir tane ampulle ışıklandıralım, gaz lambasıyla ışıklandıralım.

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Rüzgâr santraline kim itiraz ediyor?

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Sarayın yaktığı ampulleri kapatın yeter!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (İstanbul) – Şimdi, arkadaşlar, hem muasır medeniyet seviyesine çıkmamızı her dem dile getirecek birileri hem de “Muasır medeniyetin yaptığı santralleri, nükleer santralleri, enerji santrallerini biz yapalım.” dediğimiz zaman karşı çıkacaksınız. Bu, tabii, statükocu, yasakçı zihniyettir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) – Nükleer santral istemiyoruz; çevreyi, doğayı yok eden santraller istemiyoruz; önce insanca yaşamak istiyoruz Sayın Bakan.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (İstanbul) – Şimdi, gelelim en son, en can alıcı noktaya. Musa Bey’e bunun cevabını verdim, Başkan söylemedi, yine aynı cevabı vereceğim. Türkiye Cumhuriyeti devletinin dünyada ilk terör örgütü ilan ettiği DAEŞ örgütüyle ticaret ilişkisi içerisinde bulunduğu iddiası bu ülkeye ihanet içerisinde olan paralel başta olmak şerefsiz örgütlerin propagandasıdır. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Bu propagandayı bu çatı altında dillendirip Türkiye Cumhuriyeti devletini terör örgütüyle ilişkilendirmek, en ufak tabiri itibarıyla, maalesef ve maalesef acziyettir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri…

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Çam, bakın, böyle bir usul yok.

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, soru-cevap kısmında sorunuzu sorarsınız, cevabını alırsınız.

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan, bir dakika, bir açıklama…

Zaten soruyu sorarken soruyu tam soramadım.

BAŞKAN – Evet…

MUSA ÇAM (İzmir) – Şimdi, Sayın Bakanın söylemiş olduğu şeye vermiş olduğu cevabın bir paragrafı var.

BAŞKAN – Sayın Çam…

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Ya, cevabı verdi kardeşim.

MUSA ÇAM (İzmir) – Ben “IŞİD’le ticaret yaptınız, yapmadınız.” demiyorum.

BAŞKAN - Sayın Çam, onu daha sonra çıkarsınız, açıklarsınız neyse.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – IŞİD terör örgütüdür, petrol alan yoktur.

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan…

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Bunu söyleyenler de paralelcidir, bu ülkeye ihanet edenlerdir.

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, soru-cevap işlemi tamamlanmıştır. Dolayısıyla, görüşmelerin sonuna geldik.

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan, böyle bir şey yapamazsınız, söz hakkımızı kem edemezsiniz.

BAŞKAN – Şimdi sırasıyla altıncı turda yer alan bütçelerin bölümlerine geçilmesi hususunu…

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan, sataşma var, söz hakkı vermeniz gerekiyor.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Ne sataşması ya!

BAŞKAN - …ve bölümlerini ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2016 yılı merkezî yönetim bütçesinin…

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan, söz hakkımızı alamazsınız, yapamazsınız bunu!

BAŞKAN - …bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum…

MUSA ÇAM (İzmir) – Yaptığınız doğru bir şey değil, görevi kötüye kullanıyorsunuz!

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Ne alakası var?

BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

MUSA ÇAM (İzmir) – Görevi kötüye kullanıyorsun!

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Yahu, ne söyledi?

MUSA ÇAM (İzmir) – Cevap vereceğim.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Ne söyledi ama?

MUSA ÇAM (İzmir) – Vereceğim işte, okuyacağım burada, okuyacağım.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Ne dedi? “IŞİD terör örgütüdür.” dedi.

MUSA ÇAM (İzmir) – Okuyacağım, bunları okuyacağım, verdiği cevabı okuyacağım, niye okumuyorum?

BAŞKAN - Bölümleri okutuyorum:

 

31) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                  856.069.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                     Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                             89.270.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                     Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                                                         107.427.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            1.052.766.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2016 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2014 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)                                                      CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                     791.215.929,00

Bütçe Gideri                                                                                                                                                          744.860.042,98

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                                 46.355.886,02

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2014 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Rekabet Kurumu 2016 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

42.07) REKABET KURUMU

1) Rekabet Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                    39.903.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                     Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                                                           29.597.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                                 69.500.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

 

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                     Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                                          1.526.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                     Diğer Gelirler                                                                                                                   67.974.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                            69.500.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Rekabet Kurumu 2016 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Rekabet Kurumu 2014 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Rekabet Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)                                                      CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                       73.200.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                                                                            56.705.009,60

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                                 16.494.990,40

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B)                                                       CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                                                                  58.800.000,00

Tahsilat                                                                                                                                                                       49.111.834,95

Ret ve İadeler                                                                                                                                                                  415.352,90

Net Tahsilat                                                                                                                                                                48.696.482,05

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler … Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Rekabet Kurumu 2014 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2016 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

20) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                  452.611.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       02                                     Savunma Hizmetleri                                                                                                                38.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

       03                                     Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                               3.059.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

       04                                     Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                                                         397.838.500

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

       06                                     İskân ve Toplum Refahı Hizmetleri                                                                            1.135.284.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            1.988.830.500

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2016 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2014 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)                                                      CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                  1.764.276.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                                                                       1.544.807.006,25

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                               219.468.993,75

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2014 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

42.05) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                    14.501.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       02                                     Savunma Hizmetleri                                                                                                                65.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                     Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                               2.500.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                     Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                                                         200.224.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                               217.290.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                     Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                                      199.001.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                     Diğer Gelirler                                                                                                                   20.289.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       09                                     Ret ve İadeler                                                                                                                    -2.000.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                          217.290.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2016 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)                                     CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                     294.721.784,26

Bütçe Gideri                                                                                                                                                          252.136.656,25

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                                 42.585.128,01

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                                                                152.022.000,00

Tahsilat                                                                                                                                                                     264.983.622,64

Ret ve İadeler                                                                                                                                                             12.846.966,39

Net Tahsilat                                                                                                                                                              252.136.656,25

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2016 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.26) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Kodu

Açıklama

(TL)

       04                                     Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                                                           13.962.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                                 13.962.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       04                                     Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                                      9.762.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                     Diğer Gelirler                                                                                                                     4.200.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                            13.962.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2016 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2014 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)                                     CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                       11.969.109,00

Bütçe Gideri                                                                                                                                                              7.901.977,76

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                                   4.067.131,24

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                                                                  11.739.000,00

Net Tahsilat                                                                                                                                                                  4.817.045,18

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2014 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2016 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.27) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2016 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                    12.168.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                     Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                               2.311.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                     Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                                                         152.277.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                               166.756.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                     Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                                        13.758.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                     Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                                  152.756.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                     Diğer Gelirler                                                                                                                        242.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                          166.756.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2016 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2014 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)                                     CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                     134.892.113,93

Bütçe Gideri                                                                                                                                                          106.952.548,39

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                                 27.939.565,54

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                                                                  4.296.241,69

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ