TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                 11’inci Birleşim

                                                                                              8 Aralık 2015 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, 26’ncı Dönemin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını dilediğine ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne ilişkin konuşması

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, 17-25 Aralık süreciyle ilgili gizlilik kararı bulunduğundan fezlekelerin ve eklerinin incelemeye açılmadığına ve cumhuriyet savcılıklarınca yürütülen soruşturma sonuçlandıktan sonra Meclis soruşturmasına konu dosyaların milletvekillerinin incelemesine açıldığına ilişkin  konuşması 

 

IV.- ANT İÇME

1.- Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım’ın ant içmesi

 

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın, Hazreti Mevlâna’nın Hakk’a vuslatının 742’nci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Bursa Milletvekili Bennur Karaburun’un, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

 

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Başkan Vekili Ahmet Aydın’a görevinde başarılar dilediğine ve İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesine göre verilen sözlerde başkan vekilleri arasında uygulama birliği sağlanması gerektiğine ilişkin açıklaması

2.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, Başkan Vekili Ahmet Aydın’a görevinde başarılar dilediğine, bütün başkan vekillerinin İç Tüzük çerçevesinde ortak bir anlayışla Meclisi yönetmesi gerektiğine, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin bazı yerleşim yerlerinde uygulanan sokağa çıkma yasaklarının yaşamı felç ettiğine ve AKP Hükûmetinin devreye koyduğu darbe ve savaş konseptini kınadığına ilişkin açıklaması

3.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Başkan Vekili Ahmet Aydın’a görevinde başarılar dilediğine, bütün başkan vekillerinin İç Tüzük çerçevesinde ortak bir anlayışla Meclisi yönetmesi gerektiğine, Diyarbakır’da tarihî mirasımıza yapılan saldırılar ile Rus donanmasına ait bir geminin İstanbul Boğazı’ndan geçişi sırasında Montrö Anlaşması’nın ruhuna aykırı girişimini kınadığına ve NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’in Suriye’ye asker gönderilmesiyle ilgili bazı ifadelerini kabul edilemez bulduğuna ilişkin açıklaması

4.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Başkan Vekili Ahmet Aydın’a görevinde başarılar dilediğine, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne, devletin kendi sistemine yönelik tehditleri ortadan kaldırma hakkına sahip olduğuna ve terör örgütleri tarafından tarihî değerlerimize yapılan saldırıları kınadığına ilişkin açıklaması

5.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne ve öğrencilerin seçmeli dersleri kendi tercihleri doğrultusunda seçmelerinin sağlanması gerektiğine ilişkin açıklaması

6.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İstanbul Sultanbeyli’de engelli vatandaşların yaşadıkları sorunlara ve engelli kadrolarında engelli olmayanlar çalıştırıldığından haklarının ihlal edildiğine ilişkin açıklaması

7.- İzmir Milletvekili Musa Çam’ın, Türkiye’de ifade ve basın özgürlüğünün tamamen yok edilmek istendiğine ve tutsak gazeteci ve yazarlara sevgilerini gönderdiğine ilişkin açıklaması

8.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, kadın sığınmaevlerinden engelli kadınların da yararlanabilmesi için fiziksel düzenlemelerin yapılması gerektiğine ve Gemlik Belediyesinin bazı taşınmazları satışa çıkarmasının mülkiyet hakkına saygısızlık olduğuna ilişkin açıklaması

9.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne, kadın ceza infaz kurumlarında anneleriyle birlikte kalan çocukların durumuna ve Bodrum Geriş’te yapılmak istenen RES’e ilişkin açıklaması

10.- Bursa Milletvekili Ceyhun İrgil’in, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü ile 10 Aralık İnsan Hakları Günü’ne ve Bursa hızlı tren yolunun ne zaman biteceğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

11.- Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın, gazetecilerin tutuklanmaması için Meclisin hızlı bir şekilde gerekli düzenlemeleri yapması gerektiğine ilişkin açıklaması

12.- Konya Milletvekili Mustafa Hüsnü Bozkurt’un, Cumhurbaşkanının, Rusya’yla yaşanan uçak kriziyle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi ve Genel Başkanına yönelik ithamlarını haksız bulduğuna ilişkin açıklaması

13.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu’nun, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü ile 10 Aralık İnsan Hakları Günü’ne ilişkin açıklaması

14.- Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın, Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın yaptıkları açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

15.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, 17-25 Aralık süreciyle ilgili cumhuriyet savcılılıklarının gönderdiği fezlekelerin ve eklerinin milletvekillerinin tetkikine açılmamasının yanlış bir uygulama olduğuna ve bu konuyla ilgili Meclis soruşturması önergelerinin tekrar gündeme getirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

16.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, 17-25 Aralık süreciyle ilgili cumhuriyet savcılılıklarının gönderdiği fezlekelerin ve eklerinin milletvekillerinin tetkikine açılmamasının yanlış bir uygulama olduğuna ve bu konuyla ilgili Meclis soruşturması önergelerinin tekrar gündeme getirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

17.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, 17-25 Aralık süreciyle ilgili cumhuriyet savcılılıklarının gönderdiği fezlekelerin ve eklerinin milletvekillerinin tetkikine açılmamasının yanlış bir uygulama olduğuna ve bu konuyla ilgili Meclis soruşturması önergelerinin tekrar gündeme getirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

18.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, 17-25 Aralık süreciyle ilgili gizlilik kararı bulunduğuna, cumhuriyet savcılıklarınca yürütülen soruşturma sonuçlandıktan sonra belge ve bilgilere ulaşamama gibi bir durumun söz konusu olmadığına ve bu konuda Anayasa ile hukuka uygun işlem yapıldığına ilişkin açıklaması

19.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, ihtisas komisyonlarında başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimlerinde muhalefet partilerinden milletvekillerine görev verilmemesini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına şikâyet ettiğine ilişkin açıklaması

20.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu’nun HDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Açıklamalar

1.- Başkanlığın, 30/11/2015 tarihli 7’nci Birleşimde yapılan güven oylamasının açık oylama sonucunda sehven 194 olarak ifade edilen ret oylarının sayısının kâtip üyelerce 204 olarak tashih edildiğine ve siyasi parti gruplarına konu hakkında bilgi verildiğine ilişkin açıklaması 

 

B) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Kültür ve Turizm eski Bakanı Ertuğrul Günay hakkında Kültür ve Turizm Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığının raporu ve anılan Bakanlığın takdim yazısı ile Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı hakkında Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının 3 ayrı yazısı ve eklerinin, Anayasa’nın Meclis soruşturmasını düzenleyen 100’üncü maddesine göre gereği yapılmak üzere Başkanlığa intikal ettiğine; Anayasa’nın 100’üncü maddesine göre Meclis soruşturması açılmasının Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının en az onda 1’inin (55 üye) vereceği önergeyle istenebileceğine; böyle bir önerge olmadan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının mezkûr yazılar ve ekleriyle ilgili olarak Meclis soruşturmasına ilişkin bir işlemi resen yürütmesi mümkün bulunmamakla birlikte teamül doğrultusunda söz konusu evrakların milletvekillerinin tetkik ve takdirlerine açıldığına ilişkin tezkeresi (3/361)

2.- Anayasa Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/362)

3.- Adalet Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/363)

4.- Millî Savunma Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/364)

5.- İçişleri Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/365)

6.- Dışişleri Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/366)

7.- Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/367)

8.- Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/368)

9.- Çevre Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/369)

10.- Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/370)

11.- Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/371)

12.- Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/372))

13.- Dilekçe Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/373)

14.- Plan ve Bütçe Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/374)

15.- Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/375)

16.- İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/376)

17.- Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/377)

18.- Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/378)

19.- Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/379)

20.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Van Milletvekili Burhan Kayatürk, Osmaniye Milletvekili Suat Önal, Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ve Sinop Milletvekili Barış Karadeniz’in, 7-12 Aralık 2015 tarihleri arasında Kamboçya’nın başkenti Punon Pen’de düzenlenecek olan Asya Parlamenter Asamblesi 8’inci Genel Kurul Toplantısı’na katılmalarına ilişkin tezkeresi (3/358)

21.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Düzce Milletvekili Faruk Özlü’nün, Avrupa Birliği Konseyi Lüksemburg Dönem Başkanlığınca 10-11 Aralık 2015 tarihlerinde Lüksemburg’da düzenlenecek olan Kalkınma İşbirliği Komiteleri Başkanları Toplantısı’na katılmasına ilişkin tezkeresi (3/359)

22.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmail Kahraman başkanlığındaki bir heyetin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Senatosu Başkanı Sibel Siber ve Azerbaycan Millî Meclisi Başkanı Oktay Asadov’un vaki davetlerine icabet etmek üzere 9 Aralık 2015 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ve 15-16 Aralık 2015 tarihleri arasında Azerbaycan’a resmî birer ziyarette bulunmasına ilişkin tezkeresi (3/360)

 

C) Önergeler

1.- Başkanlığın, İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay (4/1) ile Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen’in (4/3), Millî Savunma Komisyonundan; İstanbul Milletvekili Hulusi Şentürk’ün (4/2), Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonundan istifa ettiklerine ilişkin önergesi

 

D) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Antalya Milletvekili Hüseyin Samani ve 23 milletvekilinin, seracılığın gelişmesi ve yaygınlaşması için yapılması gerekenlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1)

2.- Ardahan Milletvekili Orhan Atalay ve 25 milletvekilinin, ailelerin dağılmasına ve çocukların mağdur olmasına neden olan boşanma olaylarının ve sebeplerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/2)

3.- Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 21 milletvekilinin, kayısı üretiminde ve pazarlanmasında yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/3)

 

VIII.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Meclis Başkanlığının, Meclis soruşturmasına konu olabilecek dosyaların milletvekillerinin tetkikine açılması konusundaki uygulamalarının Anayasa ve İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

 

IX.- ÖNERİLER

A)      Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken tarafından, AKP Hükûmetinin politikalarıyla birlikte çeşitli valilikler tarafından hukuka aykırı bir biçimde ilan edilen sokağa çıkma yasakları boyunca yapılan operasyonlarda öldürülen sivillerin araştırılması amacıyla 8/11/2015 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 8 Aralık 2015 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

 

 

X.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın HDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

2.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Burdur Milletvekili Reşat Petek’in, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın HDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

4.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, Burdur Milletvekili Reşat Petek’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

8 Aralık 2015 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER : İshak GAZEL (Kütahya), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 11’inci Birleşimini açıyorum.

(HDP sıralarından pankart gösterilmesi)

BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Teşekkür ediyorum.

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, 26’ncı Dönemin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını dilediğine ilişkin konuşması

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 26’ncı Yasama Döneminin ülkemize, milletimize ve demokrasimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak millete hizmet yolunda bir araya geldiğimiz bu yasama döneminde hoşgörünün temel alınacağı, her türlü fikrin Meclisimizin mehabetine uygun bir adap ve üslup içerisinde tartışılacağı; nezaket, zarafet ve uzlaşı kültürünün en güzel örneklerinin yaşanacağı bir çalışma süreci diliyorum.

Bu bağlamda, millî iradenin daha da güçleneceği, yeni anayasa başta olmak üzere, milletimizin beklentilerini karşılayacak, huzurunu ve refahını artıracak reformların yapılacağı, cumhuriyetimizin tam anlamıyla demokrasiyle taçlanacağı bir dönem geçirmemiz temennisiyle iktidar, muhalefet, tüm gruplara ve siz değerli tüm milletvekillerimize şimdiden başarılar diliyorum.

Ayrıca, Başkanlık Divanına vereceğiniz her türlü destek ve katkı için de hassaten teşekkür ediyorum.

Bu vesileyle, millî iradenin tecelligâhı olan yüce Meclisimizin kurulduğu günden bugüne kadar bu çatı altında hizmet vermiş, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm Başkanlarımızı ve parlamenterlerimizi, şehit ve gazilerimizi minnetle anıyor, yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

IV.- ANT İÇME

1.- Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım’ın ant içmesi

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, Anayasa’mıza göre milletvekillerinin göreve başlamadan önce ant içmeleri gerekmektedir.

Şimdi, geçen birleşimlerde ant içmemiş olan Mardin Milletvekili Sayın Gülser Yıldırım’ı ant içmek için kürsüye davet ediyorum.

Buyurun Sayın Yıldırım.

GÜLSER YILDIRIM (Mardin) – Yemin etmeden önce şurada vurgulamak istediğim bir konu var: Biliyorsunuz, yemin gününde benim burada olmayışımın bir sebebi vardı.

BAŞKAN – Sayın Yıldırım, sadece yemin için davet ettim, yemininizi yaptıktan sonra, daha sonraki safhada açıklamalarınızı yapabilirsiniz.

GÜLSER YILDIRIM (Devamla) – Mardin’de maalesef sivillerin de katledildiği, her gün -ilçelerin etrafının- sokağa çıkma yasağının ilan edildiği günleri aşarak geldik. (Gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Yıldırım, henüz yemin etmemiş bulunuyorsunuz.

GÜLSER YILDIRIM (Devamla) – Bu tamamıyla insanlık ve hukuk dışı bir olay ve bunu kınıyorum.

BAŞKAN – Yemin etmeyen milletvekili yasama faaliyetlerine katılamıyor biliyorsunuz. Dolayısıyla, bu açıklamanız kabul edilmiyor. Yemine geçiyorsunuz.

Buyurun.

GÜLSER YILDIRIM (Devamla) – Şimdi de yemine geçiyorum.

(Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım ant içti)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi, değerli milletvekilleri, gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim, konuşma süreleri beşer dakikadır. Hükûmet bu konuşmalara cevap verebilir, süresi de yirmi dakikadır.

Gündem dışı ilk söz, Hazreti Mevlâna’nın Hakk’a vuslatının 742’nci yıl dönümü hakkında söz isteyen Konya Milletvekili Sayın Mustafa Kalaycı’ya aittir.

Buyurun Sayın Kalaycı, süreniz beş dakikadır. (MHP sıralarından alkışlar)

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın, Hazreti Mevlâna’nın Hakk’a vuslatının 742’nci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hazreti Mevlâna’nın Hakk’a vuslatının 742’nci yıl dönümü üzerine söz aldım. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Başkanı da yeni görevinden dolayı tebrik ediyorum, başarılar diliyorum.

Hazreti Mevlâna’nın 742’nci Vuslat Yıldönümü Anma Törenleri içinde bulunduğumuz 7-17 Aralık tarihleri arasında Konya’da gerçekleştirilmektedir. Mevlâna’nın evi Konya’ya herkesi bekliyoruz.

“İnsan yaratılmışların en şereflisidir.” düsturuyla her dilden, her dinden, her renkten insanı kucaklayan Hazreti Mevlâna sevginin, barışın, kardeşliğin, hoşgörünün sembolüdür. Hazreti Mevlâna Anadolu’nun kutlu bağrından insanlığa kollarını uzatan, evrensel mesajlarını ulaştıran devasa hidayet ve hikmet çınarıdır.

Mevlâna’da bütün insanlığı kucaklayan bir insan sevgisi vardır. Dünyayı hayranlığa düşüren bu sevgi İslamiyet’in öngördüğü insan sevgisinin ta kendisidir. Bir felsefi akım olan hümanizmde yüceltilen insan sevgisiyle Mevlâna’da yüceltilen insan sevgisi aynı değildir. Mevlâna’daki insan sevgisi “Yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü.” anlayışının bir ifadesidir. Mevlâna bu konudaki anlayışını şu sözleriyle açıkça ifade etmektedir: “Ben bu canı bu tende taşıdığım sürece Kur’an’ın bendesiyim, Kur'an’ın kölesiyim. Ben Hazreti Muhammed’in ayağının tozuyum. Benden bundan gayrısını nakleden olursa ondan da, o söylenen sözlerden de bizarım, şikâyetçiyim.”

Hazreti Mevlâna hem büyük bir mutasavvıf ve mütefekkir hem de âlim ve gönül eridir. Mevlâna bir sevgi ve hoşgörü elçisidir. Mevlâna aşktır, Mevlâna engin bir okyanustur. Şayet Konya bir âşıklar tekkesi olmuşsa, sevgi ve muhabbet çeşmesi hâline gelmişse bunun gerisindeki asalet en başta Mevlâna Celâlettin Rumi’dir. Şemsi Tebrizi’den Sadrettin Konevi’ye, Muhyittin İbni Arabi’den Sultan Veled’e kadar nice büyüklerimiz, nice ilim ve irfan ehlimiz vatan topraklarını sevgiyle sulamış, bağlılıkla yoğurmuş ve milletimize nurlu bir istikamet çizmiştir.

Değerli milletvekilleri, Mevlâna bütün insanları aynı aşkla sevmiştir, hiçbir insanı insan sevgisinin dışında bırakmamıştır, kötüyü, kötülüğü yermiştir ama hiçbir insanı insanlığın dışına itmemiş, kimse için yargılayıcı olmamış, hatta kucak açmıştır. Onun çağrısı kavuşmaya ve kucaklaşmayadır. Onun daveti aşkla buluşmaya ve imanla hâlden hâle girmeyedir. Ona öyle bir âşık gerektir ki kalktı mı her yandan ateşli kıyametler koparsın, cehennem gibi bir gönül gerektir ki ona cehennemi unuttursun, yüzlerce denizi yakıp kurutsun, bir dalgadan bir deniz meydana getirsin, gökleri eline alsın, sıksın, bir mendil gibi buruştursun, zevalsiz ışığı bir kandil gibi gök kubbeye asakoysun. İnsanda bu cesaret olmadıkça neye yarar? Gönlünü yıkamamış âdem istediği kadar yüzünü yıkasın, abdest alsın, namaz kılsın boştur. Onun deyimiyle insan, “Hırsla bir süpürge olduktan sonra elbette daima hep toz içindedir.”

Hazreti Mevlâna surete, şekle ve görünüşe bağlanmamayı bize vasiyet olarak bırakmıştır. Benlikten kurtulmaya, kendini bulmaya, dışa değil öze bakmaya davet etmiştir. Suretten sıyrılarak manaya varılacağını, böylece Hakk’ın bulunacağını müjdelemiştir. Bu büyük gönül ve ilim kutbumuz şekle ve benliğe kapılanların şeytanın izinden gidenler olduğunu ikazen ve önemle bildirmiştir.

Hazreti Mevlâna’nın yolu aşk ve edep yoludur. Hak yolunda olduğunu söyleyip bu yolun gerektirdiği edebi yerine getirmeyen, benliklerinde kalan kişilere söylediği şu sözlerle Hak yolunun tamamen edepten ibaret olduğunu belirtir: “Efendi, bilmiş ol ki edep, insanın bedenindeki ruhtur.

Efendi, edep, Hak erinin göz ve gönlünün nurudur. Eğer şeytanın başını ezmek dilersen, aç ve gör, şeytanın katili edeptir. İnsanoğlunda edep bulunmazsa o insan değildir. İnsan ile hayvan arasındaki fark edeptir.Gözünü aç da bak cümle Kelamullah’a Kur'an’ın bütün ayetlerinin manası edepten ibarettir.” Allah ile bakıp Allah ile gören Hazreti Mevlâna’da sevgi, bağlanış, hürmet, terbiye ve irşat gıpta edilecek seviyededir.

Bu duygularla Hakk’a vuslatının 742’nci seneidevriyesinde Hazreti Mevlâna’yı rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum.

Saygılar sunuyorum. (MHP, AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kalaycı.

Gündem dışı ikinci söz, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü üzerinde söz isteyen Bursa Milletvekili Erkan Aydın’a aittir.

Buyurun Sayın Aydın. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

ERKAN AYDIN (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. Geçtiğimiz hafta çeşitli etkinliklerle değerlendirilen 3 Aralık Engelliler Günü dolayısıyla gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Hepimizin günün birinde engelli olabileceğimizin bilinciyle sizlere sesleniyorum.

Toplumsal duyarlılığın bir göstergesi olan, toplumsal hassasiyetin vazgeçilmez yanını oluşturan engelli sorunları Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında da değerlendirilmesi gereken, ivedilikle çözüm bekleyen ana konulardan biridir çünkü çağdaş ve gelişmiş ülkelerin düzeyi dezavantajlı gruplara verdiği değerle, onların sorunlarına bulduğu kalıcı çözümlerle ölçülür. En temel hak yaşam hakkıdır. Engellilerin engelsiz yaşamaları da en temel hak ve hürriyetlerdendir.

Son yıllarda gerek bakanlık düzeyinde gerek yerel yönetimler düzeyinde bu konuda birçok projenin hazırlanarak uygulanması elbette sevindiricidir. Ben buradan engelli sorunlarına kulak veren, hangi partiden olursa olsun, tüm yetkililere teşekkür ediyorum. Ancak engelli örgütlerinin açıklamalarına bakılırsa bu çalışmalar günümüz için yeterli değildir, çözüm bulunması gereken ağır sorunlar hâlâ önümüzde bulunmaktadır. Anayasa’mızın ilgili maddesi; dini, dili, ırkı, cinsiyeti ne olursa olsun her türlü eğitim, sağlık, barınma ve can güvenliği devlet tarafından karşılanır. Bunları kendi imkânlarıyla sağlayamayan vatandaşlar devlet tarafından alınacak tedbirlerle sağlanır, der. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Beyannamesi, Avrupa Engelli Hakları Sözleşmesi gibi uluslararası sözleşmelerin altına imza atan Türkiye’de çalışmalar sürse de uygulama kısmında ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır.

Engellilerin sorunlarının başında hiç kuşkusuz geçim sıkıntısı ve işsizlik gelmekte; bir dönem evde bakım parası bağlandıysa da sistem şu anda sağlıklı bir şekilde işlemiyor. Bir engellinin kendisine maaş bağlatması, deyim yerindeyse deveye hendek atlatmaktan daha zor. Yapılması gereken, engel oranı yüzde 40 ve üzeri her engelli bireyin aile içinde herhangi bir gelir cetveline tabi olmadan maaşını almasıdır. Dışarı çıkabiliyor ve sosyal hayata katılabiliyorsa giderlerini bir şekilde karşılamalı ama bunu ailesine boyun bükmeden yapmalıdır.

Değerli milletvekilleri, her kesimin olduğu gibi engellilerin de en büyük sıkıntısı istihdam, işsizlik tüm toplumun içinde kanayan yaradır. Engelliler işsizlikten en mağdur olan kesimlerin başında geliyor. Rakamlara göre Türkiye genelinde engelli istihdam etmesi gereken her 100 kamu kurumundan 72’si bu kontenjanı doldurmamaktadır. Kurumların sadece yüzde 28’i kontenjanı doldurmuş olup yüzde 16’sı da kontenjan fazlası engelli istihdam etmektedir. Mevcut durumda kontenjan gereği istihdam edilmesi gereken engelli sayısı 61.386 iken bu kadronun 37.031’i dolu, 24.355’i ise açıktır. Kamu kurumları bile sorumluluklarını yerine getirmezken özel sektördeki sorunun ağırlığını siz düşünün.

Diğer yandan, engellilerin yaşadıkları en önemli sorunlardan biri de kurumların istedikleri raporlardır. Tespitlere göre, her kurum farklı uygulama yapmakta, ağır rapor şartları talep etmektedir. Sağlık kurulu raporları üzerinde birçok değişiklik yapılsa da ortaya konan sistemler henüz işlememektedir. Bir engellinin yıllar önce aldığı rapor son dönemde kriter dışında kalmakta, ciddi mağduriyetlere yol açmaktadır. Yıllardır engelli yakınlarının “Ben ölürsem çocuğum ne olacak?” kaygısı hâlen devam etmektedir. Ne denli önlem alırsak alalım bu kaygıyı gideremediğimiz açık bir gerçektir. Birçok bakım merkezinin de denetimi düzenli yapılmadığı için durumu içler acısıdır. Bakım merkezleri, rehabilitasyon merkezleri mercek altına alınmalı, velilerle mutlaka temasa geçilerek aldıkları hizmetin kalitesi ve verimliliğini mutlaka takip etmelidir.

Saygıdeğer milletvekilleri, Anayasa’mıza göre, eğitim, sağlık, barınma gibi temel ihtiyaçlardan tüm vatandaşlar eşit şekilde faydalanır. Bu, Türkiye Cumhuriyeti’nin esaslarından biridir.

Anayasa’mızda göz önüne alınan gruplardan biri de engellilerdir. Ancak, günümüzde çeşitli engel gruplarından oluşan bireyler hâlâ bu haklarını kullanamıyorsa ve yıllardır kaldırımlar, merdivenler konuşuluyorsa demek ki burada yolunda gitmeyen bir şeyler var demektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Özür diliyorum süreyi uzatmadan bir selamlama…

ERKAN AYDIN (Devamla) – Başkanım, hemen topluyorum.

25’inci Dönemde soru önergesi vererek Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığından görüş istedik, Bakanlık sağ olsun, cevap da verdiler -genelde cevap da gelmiyordu- verdiği yanıtta yasanın açık ve net olduğunu vurgulayarak, her kurumun yasalara uyması gerektiği yönünde görüş bildirdi ve Bursa Büyükşehir Belediyesi anonim şirketi olan BURULAŞ’IN uygulamasının, denetiminin valilikte olduğunu bildirdi; bu konuda da takipçisi olacağımızı söylüyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, sosyal devlet anlayışımız gereği, başta engelliler olmak üzere, tüm dezavantajlı grupların yanında olduğumuzu buradan vurgulamak isterim. Sorunları Meclis çatısı altında değerlendireceğimizi, çözüm yolları için her türlü girişimde bulunacağımızı tüm halkımıza duyurmak isterim. Engelli olarak bireysel ve sportif başarılara imza atan ve bizlere büyük onur yaşatan engellilerimizi de Meclis kürsüsünden kutluyor, beyindeki engellerin kalktığı bir dünya diliyorum.

Yüce Meclisimize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Erkan Bey, çok teşekkür ediyorum.

Gündem dışı üçüncü söz, yine 3 Aralık Dünya Engelliler Günü hakkında söz isteyen Bursa Milletvekili Bennur Karaburun’a aittir.

Buyurun Sayın Karaburun. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

3.- Bursa Milletvekili Bennur Karaburun’un, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

BENNUR KARABURUN (Bursa) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

Millet iradesinin en müşahhas ifadesi olan bu yüce çatı altında engelli vatandaşlarımızı temsilen söz almaktan büyük onur ve mutluluk duyduğumu söylemek isterim.

Engelli milletvekili olmam hasebiyle sadece engelli kitlesini temsil ediyor değilim. Engelli dost ve kardeşlerimizin oylarıyla olduğu kadar engelli olmayan vatandaşlarımızın da oylarıyla vekillik görevine seçilmiş olduğumuz hepimizin malumu. Bu, benim için olduğu kadar bütün milletvekillerimiz için de hiç kuşkusuz böyledir. Buna binaen bu çatı altında bütün vatandaşlarımızın hak ve hukuku için yapılacak her çalışmayla ilgili olarak sorumluluklarımız ve görüşlerimiz söz konusu olacaktır. Başta kendi bölgem olmak üzere bütün vatandaşlarımız adına söz sahibi olacağız. Bu çerçevede kendimi bir engelli ve hatta bir kadın olmaktan önce bir insan yerine koyuyorum. İnsan olmam, insanca yaşamam benim açımdan her şeyden daha önemli diye düşünüyorum. Allahutaala bizi eşrefi mahlukat olarak yaratmış ve inanıyorum ki, aramızdaki birtakım farklılıklar böylece teferruattan ibaret hâline gelmiştir. Bu itibarla, insanı eşrefi mahlukat olarak vasıflandıran dinimizin bizi her insanın hak ve hukukuna sahip çıkma göreviyle yükümlü kıldığına inanıyorum. Neticede halkımızın sorunları da bu Meclis çatısı altına taşınabildiği nispette siyasetimiz sağlıklı bir yapıya kavuşacak ve çözüm mekanizması etkisiyle de işleyecektir.

Bu anlamda, 9 milyonu aşkın engelli camiasının sorunları üzerine çalışmak ve çözüm aramak konusunda yüce Meclisimizin gereken hassasiyeti göstereceğine bütün kalbimle inanıyorum. Hiçbir ayrım gözetmeksizin sağlık ve eğitim gibi en tabii haklardan eksiksiz şekilde yararlanması için çalıştığımız engelli vatandaşlarımızın toplumun içinde aktif rol oynayarak gerek siyaset gerek sanat gerekse birçok istihdam alanında milletimizi başarıyla temsil etmeleri bizlerin gurur vesilesidir. Bu anlamda, gerek bir milletvekili gerekse engelli biri olarak yapmamız gereken en önemli şeylerden birinin empati yapmak olduğuna inanıyorum. Bilindiği üzere, kalıcı çözümlere ancak empati yapmak suretiyle ulaşabiliriz.

Saygıdeğer milletvekilleri, AK PARTİ, temsil mekanizmasının güçlendirilmesine yönelik çalışmalara başından beri önem veren bir partidir. İktidardaki devamlılığı, temsil noktasındaki bu dirayetin ve anlayışın bir sonucu olarak da değerlendirilebilir. Engelli milletvekillerini her dönem Meclise sokarak da bu özelliğini sürekli tezahür ettirmiştir. AK PARTİ, engelliler konusundaki hassasiyetinin temsil meselesinden ibaret kalmadığını yaptığı icraatlarla ve sağladığı kazanımlarla da ortaya koymuş bir partidir. Bu anlamda engelli vatandaşlarımıza pozitif ayrımcılık uygulayarak onları topluma kazandıran ve sorumluluk sahibi bireyler olarak ülkemize katkı sağlamalarını gözeten pek çok düzenleme ve proje hayata geçirmiştir. Bu çerçevede, engelsiz bir dünya için mücadele etmeyi kendimize bir vazife telakki ediyoruz.

AK PARTİ olarak on üç yıllık iktidar boyunca büyük işlere, önemli reformlara imza attık. Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ne 2007 yılında çekincesiz imza vererek engelliler hukukunun güçlendirilmesini sağladık. İstihdam, maaşların iyileştirilmesi, eğitim hakkı, kamu hizmetlerinden yararlanma, erişilebilirlik ve sosyal hayata katılımla ilgili birçok ilke gerçekleştirildi. Engelli istihdamındaki kontenjan oranı kamuda yüzde 4, özel sektörde yüzde 3’e çıkarıldı. 2010 yılında engellilere pozitif ayrımcılık anayasal güvence altına alındı. 2012 yılında dünyada bir ilke imza atarak Kamu Personeli Seçme ve Yerleştirme Sınavı engelliler için ayrı bir sınav uygulaması hâline dönüştürüldü. Bu uygulamaya bağlı olarak 2002 yılında 5.777 engelli memur sayısı bugün 41 bini aşmış bulunuyor. 7 katı bulan bu artış engelli istihdamı açısından tarihî bir kazanımdır.

2007 yılında başlattığımız evde bakım aylığı uygulamasıyla ağır engelli vatandaşların hayatı kolaylaştırıldı. Hâlen 467 binin üzerinde vatandaşımıza evde bakım desteği sağlanıyor. Bakım merkezlerimizde 2002 yılında 30 engelliye 1 bakım elemanı düşerken şimdi bu oran, 6’ya 1 olmuştur. Biz diyoruz ki: Kimse boynu bükük kalmamalı, hiç kimse umutsuzluk, eziklik içinde yaşamaya mahkûm olmamalı. Bu sebeple insanlara engelli kimliğiyle değil, kişiliği, çabaları ve ürettikleriyle bakılmasından yanayız. Toplumun böyle bir olgunluk düzeyine ulaşmasını istiyoruz. Yanlış ön yargı ve bakış açısından kurtulmayı ümit ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Karaburun, süre bitti ama bugüne mahsus olarak ve engellilere dönük olduğu için gündem dışılara birer dakika ilave veriyorum, size de bir dakika ilave ediyorum.

Buyurun efendim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - İki dakika ver Sayın Başkanım.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Yani cebinden zarar mı edeceksin Başkan, beş dakika versen ne olur?

BENNUR KARABURUN (Devamla) - Çok teşekkür ediyorum.

Bizim medeniyetimiz, kültürümüz, geleneklerimiz de bunu gerektirmektedir.

Hülasa, dünya tüm varlıkların geçici yaşam alanıdır. Engelli engelsiz herkesin özlemini çektiği ve uğruna mücadele ettiği yegâne amaç mutluluktur. Mutluluğun da çözüm formülü herkesin sahip olduklarından yararlanma çabasını göstermesi ve elde edebilirliklerinden tat almasıdır.

Bu duygularla Türkiye Büyük Millet Meclisi adına bütün engelli vatandaşlarımızın, kardeşlerimizin Dünya Engelliler Günü’nü kutluyor, herkese sağlık ve mutluluklar diliyorum.

Saygılarımla.

Allah’a emanet olunuz.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Karaburun.

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne ilişkin konuşması

BAŞKAN - Tüm engelli vatandaşlarımızın bu anlamlı gününü Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı olarak bizler de tebrik ediyoruz. Geleceğine, çevresine ve memleketine umutla bakan öz güvene sahip bireyler olarak gelecek günlerin başarı, mutluluk ve sağlık getirmesini temenni ediyoruz.

Gündem dışı konuşmalar sona ermiştir.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bazı milletvekillerinin sisteme girmiş olduğunu buradan görüyorum. İç Tüzük’ün 59’uncu maddesinde, birleşimi yöneten başkan vekilinin en fazla 3 milletvekiline beş dakikayı geçmemek üzere söz verilebileceği düzenlenmektedir. Gündem dışı konuşmalardan sonra İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesine göre kısa söz verilmesi gündem dışı konuşma şekline dönüşmektedir. Bu nedenle, gündem dışı konuşmalardan sonra kısa söz taleplerini karşılamayacağımı belirtmek istiyorum.

MUSA ÇAM (İzmir) – Neden? Neden vermiyorsun?

BAŞKAN – Sisteme giriş yapmış olan milletvekillerine söz vermeyeceğim.

MUSA ÇAM (İzmir) – Neden vermiyorsun? Niye keyfî davranıyorsun?

BAŞKAN – Keyfî davranmıyorum, İç Tüzük’e bakabilirsin. Sayın Çam, İç Tüzük’e bak.

MUSA ÇAM (İzmir) – Birer dakika verseniz ne olur!

BAŞKAN – Ancak daha önceki Meclis uygulamalarına dayanarak siyasi parti grup başkan vekillerinin söz talepleri olursa bunu yerine getireceğim.

Teşekkür ediyorum.

MUSA ÇAM (İzmir) – Birer dakika söz hakkımızı ver, keyfî kullanma.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, bizim de söz talebimiz vardı.

OKTAY VURAL (İzmir) – Biz de istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Grup Başkan Vekillerimizden Sayın Altay…

İki dakika arkadaşlar…

Buyurun Sayın Altay.

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Başkan Vekili Ahmet Aydın’a görevinde başarılar dilediğine ve İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesine göre verilen sözlerde başkan vekilleri arasında uygulama birliği sağlanması gerektiğine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Bize de mi Başkan?

BAŞKAN – Yok, size yok.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – İki dakikayla sınırladınız da…

BAŞKAN – İki iki artar bu.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Hayırlı uğurlu olsun, görevinizi tebrik ediyorum. Görevinizi ifa ederken Anayasa, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin oturmuş teamülleri çerçevesinde çalışacağınıza olan inancımı korumak istiyorum. Bu duygularla tekrar hayırlı olsun diyorum.

Sayın Başkan, Meclisimizin karşılaştığı en önemli sorunlardan birisi oturumu yöneten sayın Meclis başkan vekillerinin oturum yönetme tutumlarıyla, tarzlarıyla ilgili farklılıklar ve çelişkilerdir. Bu da, çok doğal olarak, başta muhalefet partisine mensup milletvekilleri olmak üzere, Genel Kurulda çeşitli ahenk ve uyum bozukluklarına yol açıyor.

Şimdi, biraz önce yeni seçilmiş bir Meclis Başkan Vekili olarak, 60’ıncı maddeye göre söz vermeyeceğinizi belirttiniz. Bu İç Tüzük size bu konuda bir takdir yetkisi tanımış, buna ben bir şey demem ama grup başkan vekilliğinden gelen tecrübeli bir milletvekili olarak çok iyi bilirsiniz ve bildiğinizi zannederim ki, bu, 60’a göre verilen -10 kişi, 15 kişi, 6 kişi, bunu bilmem, takdiri size ait- sözlerin, bir, Meclisin tansiyonunun düşmesine, dengelenmesine büyük yararı var; ikincisi, bu sözlerin verilmemesinden kaynaklı gereksiz usul tartışmaları, şu, bu derken Türkiye Büyük Millet Meclisi daha çok zaman israf etmektedir. Öte yandan -geçmişte de bilindiği ve görüldüğü gibi- kimi başkan vekilleri bu uygulamayı bir ritüel hâline getirirken, kimi başkan vekillerinin bu uygulamaya asla müsaade etmemesi, Türkiye Büyük Millet Meclisine dışarıdan bakıldığı vakit, hoş bir manzara olarak görülemez. Sizden, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak talebimiz ve ricamız, İç Tüzük’ün sizin takdirinize bıraktığı bu konuyu…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Açalım arkadaşlar.

ENGİN ALTAY (Devamla) – …Meclis Başkanlık Divanı toplantısında bir şekillendirmek, bu konuda bir ortak uygulama birliği sağlamaktır. Sayın Meclis Başkanına hayırlı olsun ziyaretimizde altını özenle çizerek belirttiğimiz bir husustur bu. Başkan vekillerinin oturum yönetme tarzlarında bir uyuma, bir birliğe ihtiyaç vardır.

Öte yandan, bazen -geçmişte olan örnekleri biliriz- sizin gibi 60’a göre söz vermeyen başkan vekillerinin de özel hâllerde, günlerde ve haftalarda 60’a göre söz verdikleri çok örnek vardır. Malumunuz, Engelliler Haftası ve İnsan Hakları Haftası’nı birlikte yaşadığımız günlerdeyiz. Takdir ederseniz, uygun bulursanız, arkadaşlarımızın çoğunluğunun engelliler ve insan haklarıyla ilgili söz talebi olduğunu biliyorum, takdirlerinize sunuyorum.

Şimdiden, 60’ı işleteceğinize olan inancımla, tekrar görevinizde başarılar diliyorum.

BAŞKAN – Çok teşekkür ediyorum Sayın Altay.

Tabii, bu konuda Meclis Başkanlık Divanının da yanında aslında tüm siyasi partilerin, belki grup başkan vekillerinin de oturup konuşacağı, Meclisin çalışma usullerine ilişkin birtakım kararlar alabileceği bir toplantı yapılabilir. Ama İç Tüzük’e ve Anayasa’ya mutlak surette sadık kalacağımızı bilmenizi isterim. Özel, istisnai hâller pekâlâ olabilir, o noktada da esneyecek hâller belki olabilir ama benim genel manada tutumum budur. Onu özellikle ifade etmek istiyorum.

Buyurun Sayın Baluken.

2.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, Başkan Vekili Ahmet Aydın’a görevinde başarılar dilediğine, bütün başkan vekillerinin İç Tüzük çerçevesinde ortak bir anlayışla Meclisi yönetmesi gerektiğine, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin bazı yerleşim yerlerinde uygulanan sokağa çıkma yasaklarının yaşamı felç ettiğine ve AKP Hükûmetinin devreye koyduğu darbe ve savaş konseptini kınadığına ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Öncelikle şahsınıza yeni görevinizde başarılar diliyorum. Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekilinin dile getirmiş olduğu, İç Tüzük’e uygun olarak Genel Kurulun yönetilmesiyle ilgili hususları ben de ifade etmek istiyorum, böyle bir beklentimizin olduğunu ifade etmek istiyorum.

Değerli Başkan, 7 Haziran seçimlerinden önce başlayan, AKP Hükûmetinin devreye koymuş olduğu darbe ve savaş konsepti maalesef can almaya devam ediyor. 1 Kasım seçimlerinden önce de, tek başına iktidar olması durumunda istikrar vadeden AKP Hükûmeti maalesef hem içeride hem dışarıda ülkemizi ve halklarımızı büyük bir kaos ve çatışmanın içerisine, bir savaş ortamının içerisine sürüklemeye devam ediyor. Dışarıda bir Rus uçağının düşürülmesiyle yaşanan siyasi kriz, yine Musul’a yönelik -Irak Hükûmetinin itirazlarına rağmen oraya asker gönderilmesiyle ilgili- ortaya konan serüvenci bir dış politika büyük bir bölgesel savaşın içerisine ülkemizi ve halklarımızı çekme riskini bütün dünyada maalesef gündemleştirmiştir. İçeride de bu darbe ve savaş konsepti, sokağa çıkma yasakları uygulamalarıyla, âdeta bütün kentlerde bir abluka ve kuşatma durumunu beraberinde getirmiştir. Konuştuğumuz saat itibarıyla, Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 5’inci defa “Sokağa çıkma yasağı” adı altında tam bir hukuksuzluk örneği sergileniyor ve bu sokağa çıkma yasağının bugün 7’nci gününü yaşıyoruz. Aynı şekilde, Mardin’in Nusaybin ilçesinde de 5’inci defa ilan edilen sokağa çıkma yasağının 3’üncü günü içerisinde bulunuyoruz. Bu uygulamalarla, âdeta tüm kent merkezi abluka altına alınıyor ve günlük yaşam tamamen felç durumuna getiriliyor. Bugüne kadar, Sur’daki ve Nusaybin’deki son sokağa çıkma yasağında da, Sur’da 3 sivil yurttaşımız, Nusaybin’de de 5 sivil yurttaşımız maalesef katledilmiştir, yaşamını yitirmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Sadece insanlara yönelik operasyonel süreçlerle karşı karşıya değiliz. Bu sokağa çıkma yasağının uygulandığı kent merkezlerinde aynı zamanda tarihî ve kültürel değerlerimiz de tek tek yok edilmekte, ifade ettiğim gibi, sadece canlıya, canlılara yönelik değil, bütün bir toplumun değerlerine yönelik âdeta bir saldırı geliştirilmektedir. Diyarbakır’ın Sur ilçesinde UNESCO’nun koruma listesinde olan Kurşunlu Camisi, Paşa Hamamı, Ermeni Katolik Kilisesi, Giragos Kilisesi, Diyarbakır Surları ve Hasırlı Mahallesi’ndeki pek çok tarihî eser maalesef bilinçli bir şekilde tahrip edilmiş, burada yapılan bombalamalarla çıkan yangınlara itfaiye ekiplerinin müdahale etmesine de izin verilmemiştir.

Biz, devrede olan bu darbe ve savaş konseptini kınıyor, AKP Hükûmetini bir an önce bu konsepti geri çekmeye, halkın taleplerini, demokratik, siyasi çözümü esas alacak bir politikaya davet ediyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Baluken.

Sayın Vural, buyurun efendim.

3.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Başkan Vekili Ahmet Aydın’a görevinde başarılar dilediğine, bütün başkan vekillerinin İç Tüzük çerçevesinde ortak bir anlayışla Meclisi yönetmesi gerektiğine, Diyarbakır’da tarihî mirasımıza yapılan saldırılar ile Rus donanmasına ait bir geminin İstanbul Boğazı’ndan geçişi sırasında Montrö Anlaşması’nın ruhuna aykırı girişimini kınadığına ve NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’in Suriye’ye asker gönderilmesiyle ilgili bazı ifadelerini kabul edilemez bulduğuna ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Görevinizde başarılar diliyorum.

Bundan sonra görev yapacak bütün Meclis başkan vekillerinin de İç Tüzük çerçevesinde ortak bir anlayışla Meclisi yönetmesi gerektiğini, bu konuda bir mutabakatın oluşması gerektiğini bu vesileyle ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; maalesef PKK terör örgütünün saldırıları, şehitlerimiz, sivil kıyafetli askerlerimize olan saldırı, polisimize olan saldırı… Maalesef bu kanlı saldırılar devam ediyor. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

Ama bunun ötesinde, aynı zamanda Diyarbakır’da tarihine ve manevi değerlerine dönük olarak da saldırılar gerçekleşmekte. 1516-1520 yıllarında Bıyıklı Mehmed Paşa tarafından yapılan ilk Osmanlı eseri Kurşunlu Camisi’nin PKK terör örgütünün attığı patlayıcı maddelerle yakılmış olması, gerçekten tarihe yönelik bir saldırı olmasıyla bunun bir münferit hadise olmadığını da görüyoruz. Tahir Elçi’ye yönelik saldırı sırasında, Akkoyunlu Hükümdarı Kasım Han’ın inşa ettirdiği Dört Ayaklı Minareye yönelik olarak yapılan saldırıyı da dikkate aldığımızda, bu saldırıların orada bir tarihe yönelmesini gerçekten bütün milletimizin de ibretle ve o yörede yaşayan insanlarımızın da ibretle takip ettiğini ve bu hususu kınadığını da biliyoruz. Bu bakımdan, hep birlikte, bu tarihî mirasımıza yapılan bu saldırıları kınamaya ve sahip çıkmaya davet ediyoruz.

Diğer taraftan, Boğaz’dan geçen Rus donanmasına ait bir gemiden omuza alınan bir füzenin kullanılması, gösteri amaçlı yapılmasını Türkiye’nin egemenlik ve hükümranlık haklarına yönelik bir hasmane tutum olarak değerlendirdiğimizi ifade etmek istiyorum. Türkiye’yi bir tehdit olarak mı gösteriyorsunuz yoksa Türkiye’ye yönelik bir tehdit misiniz? Eğer böyle ise Montrö Anlaşması bu tehditle nasıl baş edebileceğimizi zaten ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, Rusya’nın bu şekilde, Montrö Anlaşması’yla Türkiye’nin hükümranlık hakkı olan özellikle Boğazlar üzerinde, Montrö’nün ruhuna aykırı bu girişimini de kınıyorum. Bundan sonra tekerrürü hâlinde Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinin de Montrö’den kaynaklanan haklarını kullanması gerektiğini ifade etmek istiyorum.

Öte yandan, NATO Genel Sekteri Stoltenberg’in, özellikle NATO’nun IŞİD’e karşı savaşmak üzere Suriye’yle ilgili asker göndermeyeceğini söylerken “Bu mücadeleyi Müslümanlar için yürütemeyiz.” ifadesini çok talihsiz görüyorum. Dolayısıyla, NATO bir Hristiyan kulübü müdür? Bu konuda NATO ittifakının alacağı kararlar çerçevesinde nerede ne olursa bununla ilgili güvenlik tedbirlerini bu ittifakın belirleyeceği kararlar doğrultusunda almak durumundadır. Dolayısıyla, bu meseleyi “Müslümanlar için savaşmayız.” demek suretiyle âdeta bir dinler eksenine taşıması NATO’nun ruhuna aykırıdır. Dolayısıyla, bu bakımdan NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’in bu ifadesi çok talihsizdir. O zaman sormak gerekiyor: Libya’da ne işiniz vardı? Kuzey Kore’ye giderken biz ne amaçla gittik? Afganistan’da hangi amaçla bulunuyorsunuz? Dolayısıyla, Stoltenberg’in bu meseleyi Müslümanlar arasında bir mesele olarak gören yaklaşımını doğru bulmadığımızı ifade etmek istiyorum. Bu kategorik yaklaşım gerçekten kabul edilemez ve NATO’nun oluşturduğu güvenlik şemsiyesi anlayışına da aykırı olduğunu bu vesileyle ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan, söz verdiğiniz için teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Vural.

Sayın Canikli, buyurun.

4.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Başkan Vekili Ahmet Aydın’a görevinde başarılar dilediğine, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne, devletin kendi sistemine yönelik tehditleri ortadan kaldırma hakkına sahip olduğuna ve terör örgütleri tarafından tarihî değerlerimize yapılan saldırıları kınadığına ilişkin açıklaması

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Ben de tebrik ediyorum Sayın Başkan, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

Engelliler Haftası nedeniyle bütün engelli vatandaşlarımıza buradan sevgilerimizi, saygılarımızı gönderiyoruz. Tabii, engelli vatandaşlarımızın toplumda engelli olmayan diğer insanlarla birlikte, yan yana, aynı şartlarda ve aynı imkânlardan faydalanarak yaşaması gerekiyor. Devletin, toplumun temel görevlerinden bir tanesi budur, bu olması gerekir. Bunu hep söylüyoruz, bunu hep konuşuyoruz ama bunun realize edilmesinde, hayata geçirilmesinde zaman zaman birtakım engeller çıkabiliyor. Önemli olan bütün bu söylemlerin hayata geçirilmesi. Tabii, bu da devlet açısından, hükûmetler açısından bu engelli vatandaşlarımıza yönelik olarak ne yapılıyor, ne yapıldı sorusunun cevabıyla çok yakından bağlantılı, buna bakmak gerekiyor.

Herkes konuşur, herkes söyler ama esas olan engelli kardeşlerimizin, vatandaşlarımızın taleplerinin yerine getirilmesidir. Bu açıdan bakıldığında, son yıllarda, engelli vatandaşlarımıza yönelik olarak gerçekten çok ileri ve sosyal devlet kuralının da bir gereği olarak aynı zamanda, düzenlemeler yapıldığını biliyor ve görüyoruz. Bunun en somut yansıması hükûmetlerin bütçede bu amaçla ayırdıkları kaynaktır, rakamdır, somut olarak bununla ölçülür. Evet, konuşmalar güzel, hepsi önemli ama sonuç itibarıyla bunların nesnel, somut olarak yansıması gerekir. Bunun da yansıma yöntemi, biçimi ayrılan kaynaktır sonuç itibarıyla. Bu açıdan bakıldığında 2015 bütçesinde engelli vatandaşlarımız için doğrudan bunlara yönelik olarak ayrılan kaynağın miktarı 9,3 milyar lira civarındadır. Bu çok ciddi bir kaynaktır. Ha, yeterli midir? Elbette yeterli değildir ancak bir on yıl, on beş yıl öncesiyle kıyaslandığında “sıfır” denecek seviyeden bugün -9,3 milyar liralık- sadece engelli vatandaşlarımıza maaş, evde bakım yardımı, onun dışında diğer sorunlarının çözülmesine yönelik olarak aktarılan kaynaklarla birlikte toplam rakam 9,3 milyar liradır. Bunun not edilmesi gerekiyor. Elbette engelli vatandaşlarımıza bu bir hibe ya da bir ayrıcalık falan değildir, toplumun görevidir, kalanlarının görevidir ve o görevin bir gereği olarak yerine getiriliyor. Bunlar devam etmelidir, artarak devam etmelidir. Engelli vatandaşlarımız ancak bu şekilde toplumla, diğer bireylerle birlikte, yan yana, o farklılığı hissetmeden yaşayabilme imkânı elde edebilirler. Bunu da elbette yapmamız gerekiyor.

Tabii, devlet kendi sistemine yönelik olarak bir tehdit söz konusu olduğunda bu tehdidi ortadan kaldırma hakkına sahiptir ve bu refleksi her yerde gösterir Türkiye’de ve bütün dünyada. Son zamanlarda, biliyorsunuz, terör örgütünün buna yönelik olarak, bu amaca yönelik olarak yani sistemi bozmak ve devletin hâkimiyetini, egemenliğini en azından belirli bölgelerde ortadan kaldırmaya yönelik olarak birtakım çalışmalar ve faaliyet içerisinde olduğunu biliyoruz. Tabii, hiçbir devlet buna kayıtsız kalamayacağı gibi Türkiye Cumhuriyeti devleti de bu anlamda sistemin sürdürülmesi ve bunun ortadan kaldırılmasını amaçlayan bu tür faaliyetlerin bertaraf edilmesi noktasında doğal bir hakka sahiptir ve devlet bu hakkını kullanıyor. En meşru hakkıdır. Yapılan bütün çalışmalar doğu ve güneydoğuda terör faaliyetlerinin bu amacının bertaraf edilmesine yönelik çalışmalardır. Elbette desteklenmesi gerekiyor ve bunlar yerine getirilirken insan haklarının korunması noktasında gereken bütün hassasiyet, azami hassasiyet gösteriliyor. Demokratik kurallar çerçevesinde, hukuk kuralları çerçevesinde bu yerine getirilmeye çalışılıyor, öyle de olması gerekir zaten. Yani, terörle mücadele yapılırken o gerekçe gösterilerek insan haklarının ihlali hiçbir şekilde savunulamaz ya da haklı gösterilemez. Hükûmetimizin bu çalışmalarının bu konuda çok dikkatli olduğunu biliyoruz, zaten aksi olsaydı çok farklı ortamlar, durumlar söz konusu olabilirdi.

Tabii, terörün hiç kuralı yok, hiçbir ilkesi yok, her türlü şeye saldırıyor; nizamı ortadan kaldırmak, düzeni bozmak için her türlü şeye saldırıyor. Tarihî değerlerimize yaptıkları saldırı da bunlardan bir tanesi. Bu ilk defa olmuyor, geçmişte de bunun sayısız örneklerini biz yaşadık, gördük Türkiye olarak. Elbette mücadele, genel anlamıyla, bu nizamın tesisi çerçevesinde bunların da bertaraf edilmesidir. Ama kınıyoruz elbette bütün bunları, terör örgütünün özellikle camilerimiz ve diğer tarihî değerler başta olmak üzere, hepsine yönelik olarak yaptıkları bu haksız, ahlak dışı saldırılarını da elbette kınıyoruz.

Bu çalışmalar, esasında, bunların bu saldırılarını da ortadan kaldırmaya yöneliktir, o boyutu da vardır. Hepimizin, herkesin, her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının buna destek vermesi gerekir.

Ha, bu uygulama sırasında, ifade etmeye çalıştığım gibi, yanlışlıklar varsa elbette bunların üzerine gidilmesi gerekir, eleştirilmesi gerekir ya da hukuk ve demokratik kurallar çerçevesinde ne ile cezalandırılması gerekiyorsa mutlaka onun uygulanması gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bitiriyorum Sayın Başkanım.

Bundan taviz verilmesi mümkün değil. Ancak, temel olan, esas olan insan haklarının korunması ve terör faaliyetlerinin insanlarımızın o bölgede günlük hayatlarını çekilmez hâle getiren bu uygulamalarının bertaraf edilmesi. Çünkü en büyük sıkıntı, en büyük baskı terör örgütü tarafından o bölgede yaşayan vatandaşlarımıza yönelik olarak yapılmaktadır ve devletin yaptığı çalışmalar esas itibarıyla hem düzenin tesisi ama aynı zamanda ve esas olarak da o bölgedeki vatandaşlarımızın normal, insan haklarına uygun bir şekilde hayatlarını idame ettirmelerini sağlamaya çalışmaktır. Olay bundan ibarettir.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Canikli.

Evet, gündeme geçiyoruz.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – İnsan haklarına ve engelli haklarına saygınız, bunlara bakışınızla ilgili kötü bir sınav vermiş olacaksınız. İlk günden…

BAŞKAN – Alakası yok Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Özel bir haftadır, milletvekillerimize 60’ıncı maddeye göre birer dakika verseniz, Meclis bundan on dakika kaybediyor gibi görünse de aslında iki saat kazanmış olacaktır. Siz de tüm Türkiye’deki engellilerin gözünde bu zor durumda kalmayın istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Altay, şunu ifade edeyim: Konuyu farklı bir mecraya çekmeyin.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Engellilerin gözünde çok zor durumda kalacaksınız. Benden dostane bir uyarı!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkanım, istisnai bir durum olarak biz de destekliyoruz. Yani, istisnai bir durum olarak bugün özellikle engelli vatandaşlarımıza…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Bütün engelliler Meclisi izliyor Sayın Başkan.

BAŞKAN – Şimdi, bakın arkadaşlar, benim, gündem dışı konuşmalara verdiğim birer dakika ilave süre, engellilere istinaden vermiş olduğum ilave bir süreydi.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Gelin engellileri küstürmeyin! Gelin engellileri küstürmeyin!

BAŞKAN – İstisnai birtakım kaideleri göreceğiz ama tabii ki engellilere dönük olarak hepimizin ortak tavır içerisinde olması lazım.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Verin, 10 kişiye verin. 10 kişiye verin, ne olacak?

BAŞKAN – Öneme istinaden, söz talebinde bulunan ilk 10 kişiye, bugünün önemine, anlamına uygun düştüğü için söz vereceğim. Bunu istisna olarak görmenizi istiyorum. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

Evet, sırasıyla…

Sayın Atıcı…

5.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne ve öğrencilerin seçmeli dersleri kendi tercihleri doğrultusunda seçmelerinin sağlanması gerektiğine ilişkin açıklaması

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle, Engelliler Günü’nün anlamına yakışır bir şekilde idrak edilmesini ve onlara sahip çıkılmasını istirham ediyorum.

Sayın Millî Eğitim Bakanımız lütfeder, bir dakika dinlerlerse… Efendim, seçmeli, zorunlu seçmeli ders olarak Kuran-ı Kerim ve Hazreti Muhammed, Peygamber Efendimiz’in Hayatı konuları, biliyorsunuz, seçmeli oldu. Fakat, okullarda yeterli sayıda öğrenci yok diye diğer branşlara; beden eğitimi, müzik, resim gibi branşlara başvuran öğrencileri zorunlu olarak bu derslere alıyorlar. Mersin’de bunun örnekleri var. Bugün basına çok yansıdı. Efendim, bu konu önemlidir. “Dinde zorlama olmaz.” ilkesiyle de bağdaşmamaktadır. Bu konuya bir el atıp insanların istediği şekilde dinini yaşamalarını, istediği şekilde de derslerini seçmelerini sağlamamız gerekiyor. Bu konuda özel önem istirham ediyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Atıcı.

Şimdi Sayın Tanal’a söz veriyorum.

Buyurun Sayın Tanal.

6.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İstanbul Sultanbeyli’de engelli vatandaşların yaşadıkları sorunlara ve engelli kadrolarında engelli olmayanlar çalıştırıldığından haklarının ihlal edildiğine ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, İstanbul ili Sultanbeyli ilçesinde engelli vatandaşlarımızın kaldırımlarda yürüyebilecek ve eczaneye girebilecek, mağazalara girebilecek erişim hakkı yok, yürüyemiyor kaldırımlarda engelli vatandaşlarımız. Sultanbeyli ilçemizde engelli vatandaşlarımız ibadetini yapabilmek için camilere ulaşamıyor. Sultanbeyli ilçemizde engelli vatandaşlarımızın otobüs duraklarında bekleyebilecek alanları yok. İstanbul ili Sultanbeyli ilçemizde engelli kardeşlerimizin, evden çıktıktan sonra tuvalet ihtiyaçlarını giderebilecekleri medeni ve uygar ihtiyacı olan tuvalete erişim hakkı yok. Sizden istirham ediyorum.

Tabii, o kadar engelli kardeşlerimizin bir sorunu daha, engelli kadrosunda engelli olmayanlar çalıştırılıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Engelli kadrosunda engelli olmayan kişiler çalıştırılıyor. İş Kanunu’nda kamu kurumunda yüzde 3, özel iş yerlerinde yüzde 4 kontenjan var. Bu hakları ihlal ediliyor. Bununla ilgilenmenizi istirham eder, saygılarımı sunarım Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Tanal.

Sayın Çam, buyurun.

7.- İzmir Milletvekili Musa Çam’ın, Türkiye’de ifade ve basın özgürlüğünün tamamen yok edilmek istendiğine ve tutsak gazeteci ve yazarlara sevgilerini gönderdiğine ilişkin açıklaması

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Öncelikle tutumunuzla ilgili bir şey söyleyeceğim. Yeni bir dönem, milletvekili arkadaşlarımızın kendi yöresel sorunlarını dile getirmeleri için bir dakikalık hakkını lütfen kem etmeyiniz.

İkincisi, ünlü Fransız düşünürü Voltaire diyor ki: “Düşüncelerinizden nefret ediyorum ama o düşüncelerinizi özgürce ifade edebilmeniz için gerekirse canımı vermeye hazırım.” Türkiye’de ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ne yazık ki tamamen yok edilmek istenmektedir. Geçtiğimiz hafta içerisinde Silivri’de Can Dündar, Erdem Gül ve Nokta dergisi tutukluları Cevheri Güven ve Murat Çapan arkadaşlarımızı ziyaret ettik. Buradan, kendilerine, bir daha, tutsak gazetecilere, yazarlarımıza kucak dolusu selamlarımızı, sevgilerimizi gönderiyor ve “Özgür basın susturulamaz.” diyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Çam.

Sayın Kayışoğlu…

8.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, kadın sığınmaevlerinden engelli kadınların da yararlanabilmesi için fiziksel düzenlemelerin yapılması gerektiğine ve Gemlik Belediyesinin bazı taşınmazları satışa çıkarmasının mülkiyet hakkına saygısızlık olduğuna ilişkin açıklaması

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Buradaki ilk konuşmamda, engelli kadınların sığınmaevlerine alınmadığını söylemiştim ve Sayın Davutoğlu, Hükûmet programını açıklamadan önce, bu konuyu araştırdığını, böyle bir sorun olmadığını söylemişti.

Ben isim veriyorum: Bursa’dan ENKADER kurucusu Canan Hanım, kendisi bizzat bu sorunu yaşamıştır. Sonra tekrar araştırdım ve engelli kadınlar çifte dezavantajlı olarak -hem engelli hem kadın olarak- bu konuda mağdurdurlar. Sığınmaevlerinin, tekrar, bu konuda fiziksel olarak gözden geçirilmesinin takipçisi olacağımızı belirtmek istiyorum.

İkincisi: Yine, İnsan Hakları Haftası. Mülkiyet hakkına saygı duyulacağı Hükûmet programında belirtilmişti. Gemlik Belediyesi, 6360 sayılı Yasa’yla köylülerden kendilerine geçen ve çoğu zeytinlik olan yaklaşık 300 tane taşınmazı satışa çıkarmıştır. Köylülerin yıllardan beri, atalarından dedelerinden kalan, ortak bir şekilde kullandıkları, oradan ekip biçtikleri, faydalandıkları bu mülkiyetlerinin satılması da mülkiyet hakkına saygısızlıktır.

BAŞKAN – Teşekkürler…

Sayın Demir…

9.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne, kadın ceza infaz kurumlarında anneleriyle birlikte kalan çocukların durumuna ve Bodrum Geriş’te yapılmak istenen RES’e ilişkin açıklaması

NURETTİN DEMİR (Muğla) – Teşekkür ediyorum ben de Sayın Başkan, özellikle Engelliler Haftası nedeniyle verdiğiniz bu söz için.

2015 tarihi itibarıyla, 8 farklı ilde, kadın ceza infaz kurumlarında 0-6 yaş arasında yaklaşık 400 çocuk bulunuyor. Bu çocuklar en temel gelişim süreçlerini cezaevi koşullarında geçiriyorlar, her türlü olumsuzluğa tanıklık ediyorlar. Bu çocuklardan biri olan ve yüzde 40 engelli raporuna rağmen annesiyle hapiste olan Poyraz Ali özel eğitime muhtaç. Çocuklar tutsak değil özgür olmalıdır. Çocuklarıyla birlikte hapishanelerde olan annelere denetimli serbestlik verilmesi yönünde çalışmalarınız var mıdır?

Muğla-Bodrum-Yalıkavak-Geriş’te yapılmak istenen RES’e karşı yerleşik halk, Bodrum Belediyesi, Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından açılmış davalar vardır. Bu davaların bir kısmında karar verilmiş olmasına ve firma, kamulaştırma yapmadan inşaata başlayamayacağını belirtmesine rağmen…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkürler…

Sayın İrgil…

10.- Bursa Milletvekili Ceyhun İrgil’in, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü ile 10 Aralık İnsan Hakları Günü’ne ve Bursa hızlı tren yolunun ne zaman biteceğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

CEYHUN İRGİL (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlarım.

Bu İnsan Hakları Haftası nedeniyle ve Engelliler Haftası nedeniyle söz verdiğiniz için teşekkür ederiz.

Ben de insan hakları açısından, özellikle insan haklarından bir tanesi olan ulaşım hakkı ve doğru bilgi alma hakkı açısından bir soru sormak istiyorum. Bugün Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız birazdan sorulara cevap verecek, önergelere fakat burada görüyoruz ki 12 soruya cevap verecek ve 6 soru aynı milletvekiline, 6 soru aynı milletvekiline ait ve sadece İstanbul ve Bolu milletvekillerinin sorularına yanıt verecek.

O yüzden, ben, burada, bize yanıt vermeyeceğini düşünerek şimdiden Bursa adına kendisine bir şey sormak istiyorum: Üç yıl önce aralık ayında Bursa hızlı tren yolunun temelini attı Sayın Bakan ve dedi ki: “Üç yıl sonra bugün buraya açılışa geleceğiz ve Bursa hızlı trenini açacağız.” Ve 25 Şubat 2015’te açılışının yapılacağı ve süre uzatımının olmayacağı belirtiliyor. Bursa’nın tren özlemi ne zaman bitecek? Ve bir kez daha bu soruya mahal bırakmayacak şekilde net ve inanılır bir tarih verilirse Bursa için sevindirici bir haber olacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkürler…

Sayın Sarıbal…

11.- Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın, gazetecilerin tutuklanmaması için Meclisin hızlı bir şekilde gerekli düzenlemeleri yapması gerektiğine ilişkin açıklaması

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dün Silivri’deydik, Can Dündar ve Erdem Gül’ü ziyaret ettik. Maalesef hükümlü olmadıkları hâlde bir tecritle karşı karşıyalar, birbirleriyle görüştürülmüyorlar; diğer hiç kimseyle, başka insanlarla da görüştürülmüyorlar. Hüküm giymemiş, tutuklu olan bu arkadaşların basın özgürlüğü meselesi üzerinden tam bir sindirme, korkutma ve yıldırma operasyonuyla karşı karşıya olduklarını görüyoruz. Bu Meclisin çok hızlı bir şekilde karar alıp bir kanun teklifiyle gazetecilerin tutuklanmaması için gerekli düzenlemeleri yapmaları gerektiğini düşünüyoruz. “Erdem Gül ve Can Dündür’a özgürlük!” diyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bozkurt, buyurun.

12.- Konya Milletvekili Mustafa Hüsnü Bozkurt’un, Cumhurbaşkanının, Rusya’yla yaşanan uçak kriziyle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi ve Genel Başkanına yönelik ithamlarını haksız bulduğuna ilişkin açıklaması

MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT (Konya) – Sayın Başkan, sizi ve yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

İnsan Hakları ve Engelliler Haftası olmasına karşın, benim için çok önem taşıyan bir başka konuyu da gündeme getirmek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanlığı makamının mehabetiyle çok da bağdaştıramadığım bir biçimde, Cumhuriyet Halk Partisini ve Sayın Genel Başkanı, Rusya uçak krizi bağlamında, Putin’le aynı sırada, aynı yerde durmakla itham ettiler ki son derece haksız buluyorum. Cumhuriyet Halk Partisi elbette milliyetçi bir partidir, elbette bütün millî meselelerde bütün Meclisle birlikte olmayı onur sayar, elbette milliyetçiliği asla ayaklarının altına alacak bir parti değildir, elbette Cumhuriyet Halk Partisi milliyetçiliği ırkçılık olarak da bir ayrımcılık unsuru olarak da görmez. Ama sevgili arkadaşlar, değerli vekiller, Sayın Başkan; Cumhuriyet Halk Partisi, milliyetçiliği Sakarya’nın sularına, Kıbrıs’ın dağlarına, Ege’nin ovalarına kazımış bir partidir, oradan geliyoruz. Onun için, herkes Cumhuriyet Halk Partisine bu tür ithamları yaparken, lütfen, insan haklarına olduğu kadar partimizin özlük haklarına da saygılı olmalıdır.

Çok teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bozkurt.

Son söz Sayın Kerestecioğlu’nda.

Buyurun.

13.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu’nun, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü ile 10 Aralık İnsan Hakları Günü’ne ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Hem İnsan Hakları Haftası hem de Engelliler Günü nedeniyle söz almak istedim. İnsanın en önemli hakkı aslında yaşama hakkıdır ve maalesef biz son yedi ay içerisinde 301 sivilin hayatını kaybettiği, yaşam hakkının ihlal edildiği bir dönem yaşıyoruz.

Engelli vatandaşlarımızın çok ciddi, büyük sorunları var, bir dakika içerisinde ifade etmek mümkün değil ama ben sadece şunu ifade etmek isterim: Gerek Ankara gerek Suruç katliamı gerekse Kürt illerinde yaşanan katliamlarda çok sayıda engelli insan ortaya çıktı. Biz yeni engelliler yaratmaya devam ediyoruz maalesef. O nedenle, bir an önce, bu ülkede, eğer bu Mecliste konuşabiliyorsak gerçekten karşı karşıya, ön yargılarımızı bir kenara koyarak bunu yapmaya devam etmeli…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİLİZ KERESTECİOĞLU (İstanbul) - …ülkede çatışmasızlığı, barışı sağlamalıyız, yeni engellileri yaratmaya bir daha izin vermemeliyiz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyoruz.

Şimdi gündeme geçiyoruz.

Sayın Bakanımıza bir iki soru vardı, Sayın Bakanımızın da söz talebi var.

Buyurun Sayın Bakanım.

Millî Eğitim Bakanımız Sayın Nabi Avcı…

14.- Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın, Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın yaptıkları açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Önce bu zorunlu seçmeli derslerle ilgili soru: Tabir “seçmeli dersler”, “zorunlu seçmeli” yok, “seçmeli dersler” var.

Evet, Türkiye genelinde bazı okullarımızda, sadece Kur’an-ı Kerim veya Siyeri Nebi dersleriyle ilgili olarak değil, bütün diğer seçmeli derslerle ilgili olarak yöneticilerin kendi tercihlerini velilere ve öğrencilere değişik gerekçelerle, ya “O dersin öğretmeni yok.” diyerek veya “O derse yeterince talep yok.” diyerek velilerin ve öğrencilerin tercihlerini yönlendirmeye çalıştıklarına dair bilgiler geliyor. Hemen hemen her dersle ilgili, dediğim gibi, yöneticinin, müdürün, müdür yardımcısının veya konuyla ilgili öğretmen arkadaşların kendi tercihlerini empoze etme yönünde bazı şeyleri olduğunu biliyoruz. Bununla ilgili uyarılarımızı yapıyoruz.

Herhangi bir derste eğer öğretmen sıkıntısı varsa, o seçmeli dersi seçme konusunda öğretmen eksiği gerekçe olarak gösteriliyorsa onu velilerin bize bildirmeleri hâlinde… Bize nasıl bildirecekler? İlçe millî eğitim müdürlüğüne veya il millî eğitim müdürlüğüne “Ben çocuğumun şu dersi almasını istiyorum, oysa filanca okulda bu dersin öğretmeni olmadığı gerekçesiyle bu ders açılmıyor.” veya “Yeterince öğrenci müracaatı olmadığı için bu ders açılmıyor.” gibi bize bilgi vermeleri hâlinde biz bu gerekçelerin sağlıklı olup olmadığını -bazıları da hakikaten doğru olabilir- sağlıklı bir gerekçe mi yoksa yöneticinin kişisel tercihlerinden mi kaynaklandığını araştırıp gerekli düzenlemeleri yapıyoruz. Dolayısıyla, bu konuda bir hassasiyetimiz var ama bu vesileyle bu hassasiyetimizi bir kere daha buradan duyurmuş olalım. Eğer somut olarak “Şu filanca okulda şöyle bir uygulama oldu ve dolayısıyla çocuğumuz istediği seçmeli dersi değil, okul yönetiminin tavsiye ettiği bir başka dersi seçmek zorunda kaldı kendi isteği hilafına.” gibi bir bilgi varsa, o bilgiyi benimle paylaşırsanız ben gereğini araştırır, yaparım.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Makamınıza ileteceğim efendim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Avcı.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Eskişehir) – Bir de küçük bir şey Sultanbeyli’yle ilgili, zaten tutanaklara da geçti, zannediyorum Sultanbeyli Belediyesi de buradan mesajı almıştır, biz de ayrıca uyarırız.

Kadın cezaevlerinde anneleriyle birlikte yatmak zorunda olan çocuklarla ilgili alınabilecek tedbirler babında denetimli serbestlik uygulanması, bunu da Adalet Bakanımızla paylaşacağız.

Ulaştırma Bakanımız Bursa hızlı tren meselesiyle ilgili zaten burada gereken açıklamayı zannediyorum yapacaktır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Avcı.

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Açıklamalar

1.- Başkanlığın, 30/11/2015 tarihli 7’nci Birleşimde yapılan güven oylamasının açık oylama sonucunda sehven 194 olarak ifade edilen ret oylarının sayısının kâtip üyelerce 204 olarak tashih edildiğine ve siyasi parti gruplarına konu hakkında bilgi verildiğine ilişkin açıklaması (x)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Genel Kurulun 30/11/2015 tarihli 7’nci Birleşiminde yapılan güven oylamasında açık oylama sonucunda sehven 194 olarak ifade edilen ret oylarının sayısı 204 olarak kâtip üyelerce tashih edilmiş olup siyasi parti gruplarına da konu hakkında bilgi verilmiştir.

Sayın milletvekilleri, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Sayın Binali Yıldırım gündemin “Sözlü Sorular” kısmının 1, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57 ve 58’inci sıralarında yer alan önergeleri birlikte cevaplandırmak istemişlerdir. Sayın Bakanın bu istemini sırası geldiğinde yerine getireceğim.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının Anayasa’nın 100’üncü maddesi kapsamında bir tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize sunacağım.

B) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Kültür ve Turizm eski Bakanı Ertuğrul Günay hakkında Kültür ve Turizm Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığının raporu ve anılan Bakanlığın takdim yazısı ile Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı hakkında Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının 3 ayrı yazısı ve eklerinin, Anayasa’nın Meclis soruşturmasını düzenleyen 100’üncü maddesine göre gereği yapılmak üzere Başkanlığa intikal ettiğine; Anayasa’nın 100’üncü maddesine göre Meclis soruşturması açılmasının Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının en az onda 1’inin (55 üye) vereceği önergeyle istenebileceğine; böyle bir önerge olmadan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının mezkûr yazılar ve ekleriyle ilgili olarak Meclis soruşturmasına ilişkin bir işlemi resen yürütmesi mümkün bulunmamakla birlikte teamül doğrultusunda söz konusu evrakların milletvekillerinin tetkik ve takdirlerine açıldığına ilişkin tezkeresi (3/361)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Kültür ve Turizm eski Bakanı Ertuğrul Günay hakkında, Kültür ve Turizm Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığının raporu ve anılan Bakanlığın takdim yazısı ile Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı hakkında Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının üç ayrı yazısı ve ekleri, Anayasa'nın Meclis soruşturmasını düzenleyen 100’üncü maddesine göre gereği yapılmak üzere Başkanlığımıza intikal etmiştir.

Bilindiği gibi, Anayasa'nın 100’üncü maddesine göre Meclis soruşturması açılması, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az onda 1’inin (55 üye) vereceği önergeyle istenebilmektedir.

Böyle bir önerge olmadan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının mezkûr yazılar ve ekleriyle ilgili olarak Meclis soruşturmasına ilişkin bir işlemi resen yürütmesi mümkün bulunmamakla birlikte, teamül doğrultusunda söz konusu evraklar milletvekillerinin tetkik ve takdirlerine açılmıştır.

Yüce heyetin bilgilerine sunulur.

                                                                 İsmail Kahraman

                                               Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                  Başkanı

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

15.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, 17-25 Aralık süreciyle ilgili cumhuriyet savcılılıklarının gönderdiği fezlekelerin ve eklerinin milletvekillerinin tetkikine açılmamasının yanlış bir uygulama olduğuna ve bu konuyla ilgili Meclis soruşturması önergelerinin tekrar gündeme getirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, bilindiği gibi 17-25 Aralıkla ilgili cumhuriyet savcılığının gönderdiği fezlekeler vardı. O zaman Cumhuriyet Halk Partisi bir olağanüstü toplantıda bu fezlekelerin gündeme alınmasını istemişti. Daha sonra, Meclis Başkanlığı olarak, bu fezlekenin geldiği bilgisi paylaşılmış ancak bu fezleke ve eklerinin milletvekillerinin tetkikine açılmasına ilişkin bir ibare olmamıştı. Ben de bu konuda Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına başvurmuş ve değerli milletvekillerinin inceleme ve tetkikine açılmaması işleminin yanlış olduğunu ifade etmiştim ama görülmektedir ki, 17-25 Aralıkla ilgili bu fezlekenin milletvekillerinin tetkikine açılmaması iradesinin, bilerek ve istenerek soruşturmayı ve incelemeyi engellemek amacıyla yapıldığı ortaya çıkmaktadır. Gerçekten çok vahim bir durumla karşı karşıyayız.

Şimdi soruyorum: Siz bunları açıklarken milletvekillerinin inceleme ve tetkikine açık tutuyorsunuz da 19 Mart 2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuş fezleke ve eklerini neden milletvekillerinin tetkikine ve incelemesine açık tutmadınız? Bunun, Meclis Başkanlığının taraflı bir tutumla, yapılan bir soruşturmanın muhtevasını değerli milletvekillerinden saklamak iradesiyle Anayasa’nın ve İç Tüzük’ün Türkiye Büyük Millet Meclisine verdiği yetkileri, milletvekillerine verdiği yetkileri doğrudan kısıtlamak amacıyla yapıldığı gayet açık ve nettir. Şimdi ben soruyorum: Madem bu teamül idiyse 17-25 Aralıkla ilgili fezlekeleri niye teamülen milletvekillerinin incelemesine açmadınız? Neden? Böyle bir şey olabilir mi? (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Dolayısıyla, bu konu çok vahim bir konudur, teamül ve İç Tüzük’ün, Anayasa’nın milletvekillerine verdiği hak gasbedilmiştir. Bu ifadeniz doğrudan doğruya, zorakice bu hakların yönetim tarafından gasbedildiğini ortaya koyar. Ben bu konuda Ankara İdare Mahkemesi Başkanlığına dahi başvurdum. Şimdi soruyorum: Hangi çifte standarttır ki bunları incelemeye açıyorsunuz da AKP’li 4 bakanla ilgili fezleke ve eklerini incelemeden sakladınız? Dolayısıyla, bu konu tezekkür edilmesi gereken ve bu konuda bu idareyi kullanan kim ise o dönemin yöneticileriyle ilgili, Meclis Başkanlığının, fiilen milletvekillerinin bu fezleke ve eklerini inceleme hakkını ortadan kaldıran, gasbeden işlemi hakkında hukuki işlemleri dahi başlatması gerektiği gayet açık ve net. O bakımdan bunu grupların da dikkatine sunmayı görev addettim ama bütün huzurlarınızda şu görülüyor ki, 17-25 Aralıkla ilgili fezleke ve ekleri o günün yönetimi tarafından milletvekili incelemesinden bilerek ve istenerek, kasıtlı olarak saklanmıştır ve milletvekilinin milletin verdiği yetkiyi kullanması gasbedilmiştir; bu kadar açık ve nettir. Aziz milletim bu oyunu görsün. Bütün bunlarla ilgili, 17-25 Aralık süreciyle ilgili maalesef değerli milletvekillerinin hiçbirisi bu ekleri inceleyememiştir, bu fezlekeyi okuyamamıştır. Bunlarla ilgili Meclis Başkanına başvurduğumuz zaman, efendim, türlü türlü cevaplar verilmiştir ama bugünkü uygulamanız gösteriyor ki o günkü yönetim doğrudan doğruya aziz milletimin gözünden bu fezlekeleri kaçırmak için böyle fiilî bir durum yaratmıştır. Meclis fiilî durumlarla değil, İç Tüzük, Anayasa ve teamüllerle yönetilir. Dolayısıyla, bu yaklaşımınız karşısında değerli grupların da zannederim söyleyecekleri hususlar vardır. Ondan sonra nasıl bir davranış şekli benimseyeceğimiz hususunun da tezekkür edilmesi gayet açık ve nettir.

Milletvekillerinin inceleme ve tetkikine açılmamış fezlekeler konusunda milletvekillerinin irade beyanı kullanması da mümkün olmadığına göre, buna göre de muhtemelen bu soruşturma önergesine ilişkin uygulamanın da, Meclis Başkanlığının bu fiilî durumu ortaya koymasından dolayı yapılan uygulamanın da fiilen olmadığı anlamına gelir. Meclis soruşturma önergeleri de kadük olmadığına göre, bu Meclis soruşturma önergelerinin ivedilikle tekrar gündeme getirilmesi gerektiği açık olmaktadır.

Ben bunu ifade etmek istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Vural, teşekkür ediyorum.

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, 17-25 Aralık süreciyle ilgili gizlilik kararı bulunduğundan fezlekelerin ve eklerinin incelemeye açılmadığına ve cumhuriyet savcılıklarınca yürütülen soruşturma sonuçlandıktan sonra Meclis soruşturmasına konu dosyaların milletvekillerinin incelemesine açıldığına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın Altay, size de söz vereceğim ama öncelikle şunu ifade etmek istiyorum: Bir defa, tabii ki Meclis Başkanlık Divanı, oturumu yöneten hangi arkadaş olursa olsun Anayasa ve İç Tüzük’e göre tarafsız bir şekilde Meclisi yönetmek durumunda. O günkü Sayın Meclis Başkan Vekili de -oturumu yöneten Başkan da- buna ilişkin açıklamalarını yapmış. Kaldı ki iki dosya farklı ve önceki dosyaya ilişkin olarak üzerinde bir gizlilik kararı olduğunu da ifade etmiştir. Bu bağlamda bir açıklama gereği hissediyorum:

Sayın milletvekilleri, 24’üncü Yasama Döneminde, 19 Mart 2014 tarihli birleşimde 4 eski bakanla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisine cumhuriyet savcılığınca gönderilen fezlekelerle ilgili hazırlanan 2 adet Başkanlık tezkeresi Genel Kurulda okutulmuş ancak dosyalar daha önceki uygulamalardan farklı olarak milletvekillerinin incelemesine açılmamıştır. Oturumu yöneten Meclis Başkan Vekili tarafından yapılan uygulamanın gerekçesi “Söz konusu dosyaların devam etmekte olan başka bir hazırlık soruşturmasına konu olduğu ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 157’nci maddesi gereği gizliliği devam ettiği için dosyaların incelemeye açılmadığı” şeklinde ifade edilmiştir.

Başkanlığımıza, bugün Genel Kurulun bilgisine sunulan dosyalarla ilgili olarak yürütülmekte olan bir hazırlık soruşturması bilgisi ulaşmamıştır. Bu itibarla, teamül doğrultusunda dosyaların incelemeye açılmasında da bir sakınca görülmemektedir.

Yine, kaldı ki 24’üncü Dönemde hakkında Meclis soruşturması kurulan dosyalarla ilgili cumhuriyet savcılıklarınca yürütülen soruşturmalar sonuçlandırıldıktan sonra Meclis soruşturmasına konu dosyalar milletvekillerinin incelemesine de açılmıştır.

Konu bundan ibarettir. İki farklı dosya vardır ve tamamen bir avukat, bir hukukçu olarak aynı zamanda ifade ediyorum ki üzerinde “gizlilik” ibaresi olan bir dosyanın açılması da mümkün değildir.

Kaldı ki bir başka hazırlık soruşturmasına da konu olan bu dosyanın o günün şartları itibarıyla gizliliği devam ettiği için de milletvekillerinin incelemesine açılmamış ancak Meclis soruşturmasına konu dosyalar daha sonradan cumhuriyet savcılıklarıyla yürütüldükten sonra, sonuçlandırıldıktan sonra milletvekillerinin incelemesine açılmıştır.

Teşekkür ediyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, Anayasa ve İç Tüzük’ün verdiği yetkileri cumhuriyet savcılığı kısıtlayamaz. Benim burada söz hakkımı, yetkimi savcılık iradesi kısıtlayamaz. Ben burada…

BAŞKAN – Efendim, yargı konusu olan bir hususta.

OKTAY VURAL (İzmir) – …Meclis soruşturması yapmışım, adli tahkikat yapmıyorum. Dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisinin üzerinde sulh ceza hâkimliği ya da başka bir hâkimlik olamaz. Bu milletin iradesi vardır.

BAŞKAN – Mahkeme kararlarına hepimiz riayet etmek durumundayız.

OKTAY VURAL (İzmir) – Böyle bir irade vardır. Yani milletin iradesinin üstünde mi cüppeliler? (MHP sıralarından alkışlar) Bunu mu demek istiyorsunuz?

BAŞKAN – Yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı vardı hani Sayın Vural?

OKTAY VURAL (İzmir) – Biz de egemenliği kullanan milletvekilleriyiz, buraya gelen her türlü bilgi ve belgeyi inceleme hakkımız vardır. Bu da bu inceleme hakkımızın yönetim tarafından gasbedildiğini gayet açıkça ortaya koyuyor. Meclis soruşturma önergelerini incelemek ayrıdır, gizliliğini ihlal ayrıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisinde Meclis soruşturma komisyonu üyeleri incelerken gizliliği ihlal mi etmiş oldular?

BAŞKAN – Efendim, zaten soruşturmalar sonuçlandıktan sonra açıldı bu.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bu bir yasama faaliyetidir. Yasama faaliyeti gizli olamaz. Yani cumhuriyet savcılığı, şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisi hakkında bu oturumla ilgili gizlilik kararı aldığı zaman gizlilik kararı var, o bakımdan yayın yapamıyor muyuz diyeceğiz? Öyle bir şey olabilir mi ya.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – O ibareleri tutanaktan çıkarmanız gerekiyor.

BAŞKAN – Sayın Başkanım, bugün zaten…

OKTAY VURAL (İzmir) – Öyle şey olur mu ya.

BAŞKAN – Sayın Vural, zaten bugün bilgiye sunduğumuz dosyalar “incelemeye açıldı” diye ifade edildi, açıklandı.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır efendim, yok öyle bir şey.

BAŞKAN – Şimdi, incelemek için bugün sunduğumuz…

OKTAY VURAL (İzmir) – Bugün sunduğunuz dosyalar incelemeye açılmış.

BAŞKAN – Evet.

OKTAY VURAL (İzmir) - Bakın, benim o gün sunduğum, o gün yaptığım itiraz, denetimle ve… Ben bunu söylüyorum, diyorum ki bugüne kadarki teamül inceleme ve tetkikine açılmıştır ama siz bunu yapmadınız diye söylüyorum.

BAŞKAN – Bugün açılıyor. O gün de niçin açılmadığını o günkü oturumu yöneten başkan vekili zaten ifade etmiş.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, onların hiçbiri gerekçe değildir, öyle bir şey olamaz.

BAŞKAN – Nasıl gerekçe değil?

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Onu tutanaktan çıkartmanız gerekir Sayın Başkan.

OKTAY VURAL (İzmir) – Öyle bir şey olamaz. Savcılığın “gizlilik” ibaresi varmış, onun için görüşmeyelim, iyi o zaman, konuşmayalım.

BAŞKAN – Yargı kararlarını sonuçta…

OKTAY VURAL (İzmir) – Ne yapacaksınız? Diyelim ki savcılığın MİT tırlarıyla ilgili gizlilik şeyi var, burada bir değerli milletvekili çıktı, onunla ilgili konuşma yapıyor, ne yapacaksınız, karartma mı yapacaksınız, Meclisi mi kapatacaksınız? (AK PARTİ sıralarından “evet” sesi)

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – “Evet.” diyor.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, o sözlerinizi geri almanız lazım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Meclisi kapatacak, darbeci zihniyete bak, hâkimlik Meclisi kapatacak.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Altay önce söz istemişti, Altay’a verelim.

Sayın Altay, buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

16.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, 17-25 Aralık süreciyle ilgili cumhuriyet savcılılıklarının gönderdiği fezlekelerin ve eklerinin milletvekillerinin tetkikine açılmamasının yanlış bir uygulama olduğuna ve bu konuyla ilgili Meclis soruşturması önergelerinin tekrar gündeme getirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Benim sesim Oktay Bey kadar gür değil, şunu açıverseler daha iyi olur Sayın Başkan uygun görürseniz.

Şimdi, Sayın Başkan, ne kadar zor ve çaresiz bir hâl içinde olduğunuz, inanın, yüzünüze bile yansıyor.

BAŞKAN – Çaresiz değiliz. Kusura bakmayın, öyle bir algı operasyonu yapmayın, ben ne yaptığımı çok iyi biliyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Hayır, hayır, savunmaya çalıştığınız şeye kendinizin de inanmadığı en azından yüzünüze yansıdı, önce bunu bir söylemem lazım; birincisi bu. (CHP sıralarından alkışlar)

Bunu açma imkânı yok mudur Sayın Başkanım? Her hâl ve şartta ayaktayız.

Sayın Başkan, 17 ve 25 Aralık soruşturmalarıyla ilgili evraklar o dönemin Meclis Başkanı Sayın Cemil Çiçek’in şahsına gelmedi; Türkiye Büyük Millet Meclisinin 550 sayın üyesinin bilgi, ilgi, dikkatine ve bu çerçevede bir işlem yapılmasına yönelik olarak geldi. Şimdi, bu noktada, bugün İsmail Kahraman’ın uygulaması ile o gün Cemil Çiçek’in uygulaması arasındaki durum için şu söylenebilir: Aslında ha Cemil Çiçek ha İsmail Kahraman. O gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin iradesini hiçe sayan, saygısızlık yapan, gasbeden, dolayısıyla 78 milyona saygısızlık yapan, 78 milyonu hiçe sayan irade de AK PARTİSİ, Adalet ve Kalkınma Partisi, AKP iradesidir; bugün işin doğrusunu yapan da o iradedir. Bu, AKP için bir ayıptır, bir utanç vesilesidir.

VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) – Hayır.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Evet.

Gerçekten Cemil Çiçek’in şahsi kararı değildi, tıpkı bugün İsmail Kahraman’ın da şahsi kararı olmadığı gibi. Kaldı ki, sizin savunmanızda söylediğiniz Anayasa 138 “Yargı yetkisinin kullanılması bakımından Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşme yapılamaz.” demiştir. Dolayısıyla, bu işte Türkiye Büyük Millet Meclisinin sadece Başkanı bilecek, üyeleri bilmeyecek diye bir mantık olamayacağına göre, o dönemin Meclis Başkanı Sayın Cemil Çiçek, buradaki, başta AK PARTİ’li milletvekilleri olmak üzere, bütün Parlamentoyu oluşturan yüce milletin kıymetli temsilcilerinin hakkını gasbetmiştir. Bu milletvekillerinin tamamını yok saymıştır, hiçe saymıştır, daha vahim olmak üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisine saygısızlık yapmıştır. Bu şunu da doğurur: 17 ve 25 Aralık soruşturmalarının yeniden, sil baştan Türkiye Büyük Millet Meclisinde ele alınması hepimiz için, sadece muhalefet için değil, iktidar partisinin çok sayın milletvekilleri için de bir zorunluluk hâline gelmiştir. (CHP sıralarından alkışlar)

Buradan hem tutanaklara geçiriyorum hem Başkanlık Divanına hem Genel Kurula sesleniyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi, kendisine yapılan bu saygısızlığa, bu hiçe saymaya, bu hak gasbına karşı el birliği yaparak 17 ve 25 Aralığı yeniden ortaya koymalıdır.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Baluken, buyurun.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Bir yolsuzluk haftası ilan edelim.

17.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, 17-25 Aralık süreciyle ilgili cumhuriyet savcılılıklarının gönderdiği fezlekelerin ve eklerinin milletvekillerinin tetkikine açılmamasının yanlış bir uygulama olduğuna ve bu konuyla ilgili Meclis soruşturması önergelerinin tekrar gündeme getirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmasıyla ilgili bu Mecliste maalesef iktidar partisi eliyle bir aklama faaliyetinin yürütüldüğünü bütün Türkiye kamuoyu biliyor. O dönem, bu mevcut yolsuzluklar ortaya çıktığı zaman burada bir araştırma komisyonun hızla kurulması ve konuyu incelemesiyle ilgili talepler maalesef reddedilmişti. İktidar partisinin sayısal çoğunluğuna güvenilerek bu yolsuzlukların üstünün örtülmesiyle ilgili bir siyasi tutum ortaya konmuştu. Ancak daha sonra kamuoyundan yükselen tepkiler ve giderek dış kamuoyunda da bu yolsuzluklarla ilgili ciddi bir gündemin oluşması üzerine, Meclis Genel Kurulunda tartışılan bir soruşturma önergesi üzerine bir soruşturma komisyonu kurulmuştu. Maalesef, bu soruşturma komisyonunun yürütmüş olduğu bütün çalışmalar 17-25 Aralık yolsuzluklarını, hırsızlıklarını açığa çıkarma değil, tam tersine üstünü örtme girişimi olarak tarihe, kayıtlara geçmiştir. Öncelikle bunu ifade edelim.

Tabii, bu aklama faaliyetlerine Meclis Başkanının ya da Meclis Başkanlık Divanının bir şekilde dâhil edilmiş olması hiçbir şekilde kabul edilemez. Soruşturma Komisyonunu ilgilendiren bir konuyla ilgili, cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk ve hırsızlık iddialarıyla ilgili bir olayla alakalı olarak milletvekillerinin bilgi edinme haklarının Meclis Başkanı tarafından gasbedilmesi başlı başına bir garabettir. Şimdi, bu garabetin sizin tarafınızdan bir savcının Meclise göndermiş olduğu bir yazı üzerine gerekçelendirilmiş olması da ikinci ve daha vahim olan bir garabettir çünkü şöylesi bir durum ortaya çıkıyor: Meclisi, Parlamentoyu, halkın iradesini yargı vesayetine almanın yolunu açıyor. Bundan sonra, buradaki herhangi bir konuyla ilgili herhangi bir cumhuriyet savcısı yazı yazarak milletvekillerinin bilgi edinme hakkını ve burada sağlıklı bir tartışma yürütme, Meclisin sağlıklı bir sonuç çıkarma hakkını gasbetmek isteyecektir. O nedenle, demin kullanmış olduğunuz ibarelerin tutanaktan çıkarılması gerekiyor.

Darbe anlayışları, vesayet anlayışları salt militarist birtakım kurumların Parlamento üzerine kurmuş olduğu tahakkümlerle ifade edilemez. Siz de belirttiniz: Eğer Türkiye’de kuvvetler ayrılığı varsa, yargı, yürütme ve yasamanın kendi alanını ilgilendiren konularla ilgili bir bağımsızlığı varsa burada yasama organını yargının tahakkümü altına alacak olan bir gerekçeyi Meclis Genel Kurulunda sunamazsınız. O nedenle, ileride emsal olmaması adına da bu kullanmış olduğunuz cümlelerin tutanaktan çıkarılması, 17-25 Aralıkla ilgili Meclis Başkanı ve Başkanlık Divanının tutumlu tavırlarından dolayı da bir kez daha Türkiye Büyük Millet Meclisinde güncellenmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Canikli.

18.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, 17-25 Aralık süreciyle ilgili gizlilik kararı bulunduğuna, cumhuriyet savcılıklarınca yürütülen soruşturma sonuçlandıktan sonra belge ve bilgilere ulaşamama gibi bir durumun söz konusu olmadığına ve bu konuda Anayasa ile hukuka uygun işlem yapıldığına ilişkin açıklaması

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

17-25 Aralık olayları çok uzun bir zaman -hatta yıllar diyebileceğimiz- dilimi içerisinde belki de Türk siyasi tarihinde en çok tartışılan konulardan bir tanesi oldu.

Öncelikle, işin hukuki boyutunu biraz önce Sayın Başkan siz ifade ettiniz. Ayrıca, yani bir gizlilik kararı var ama buna rağmen biz biliyoruz ki, bütün o iddialarla ilgili tüm metinlerin, yine iddialarla ilgili –tırnak içerisinde söylüyorum, iddialarla ilgili- tüm konuşmaların, “tape”lerin hepsinin herkes tarafından bilindiği, servis edildiği ve ellerinde bulunduğunu biliyoruz. Yani, o gizlilik kararına rağmen o dosya münderecatı gizli kalmamıştır, hepsi, siyasi parti grupları da dâhil olmak üzere, herkesin rahatlıkla ulaşabileceği bir konuma getirilmiştir. Dolayısıyla, buradan yola çıkarak, yani o uygulama nedeniyle o iddialarla ilgili bilgi ve belgelere ulaşılamamıştır. Resmî olarak, resmî kanaldan ulaşılamamıştır ama bu bütün topluma servis edilmiştir, bunu da biliyoruz; bütün belgeler, bütün bilgiler, bütün “tape”ler. Yani şunu anlatmaya çalışıyorum: O değerlendirmeyi yapanlar, o konuda görüş, kanaat belirtenler bu bilgilerden rahatlıkla, özgürce düşüncelerini ifade edebilmeleri açısından bir mahrumiyet yaşamamışlardır, o bilgilere ulaşamama gibi bir durum, o belgelere ulaşamama gibi bir durum söz konusu olamamıştır. Dolayısıyla, konuşulmadık hiçbir şey kalmamıştır, bilinmeyen hiçbir şey yoktur.

Şimdi, biraz önce ifade edildi, bütün bu iddiaların AK PARTİ çoğunluğu tarafından kapatıldığı, ortadan kaldırıldığı ve örtbas edildiği şeklinde. Bugün, yeni değil, daha önce de sık sık gündeme gelen ifadeler biraz önce söz konusu oldu. Şimdi, bir sistem var, bir düzen var; bir iddia olduğu zaman işte, bakanlarla ilgili, nasıl yürütüleceği Anayasa’mızda belli harfiyen, hangi aşamada kim neler yapmaya yetkili, nasıl soruşturulacak, bu soruşturma nasıl olacak, nasıl Yüce Divana gönderilecek ya da gönderilmeyecek, oylama biçimi, hepsi belli. Ve soruşturma komisyonu da biliyorsunuz bir yargı yetkisi kullanıyor…

OKTAY VURAL (İzmir) – Yargı yolunu açıyor, yargı.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - …yargı gibi bu işlemleri yerine getiriyor.

Sonuç itibarıyla, Anayasa’mızda bu tür iddialar söz konusu olduğunda nasıl yürütülmesi gerekiyorsa ona uygun bir şekilde, harfiyen ona uygun bir şekilde bu işlemler yürütülmüştür. Burada herhangi bir itiraz var mı? Yok. Yani komisyonların kurulması, komisyonların karar alma biçimi, çalışma biçimi vesaire. Denilen şu: “Efendim, AK PARTİ’nin çoğunluğu var ve çoğunluğunu kullanarak Yüce Divana gidilmesi engellendi ve bu şekilde kapatıldı.”

Değerli arkadaşlar, eğer usulüne uygun, yönteme uygun, hukuka uygun, Anayasa’ya uygun bir şekilde bir işlem yapılıyorsa bunun sonucunda ortaya çıkacak olan kararın yasa dışı, hukuk dışı olduğunu hiç kimse söyleyemez, böyle bir iddiada bulunamaz. Yani eleştirebilirsiniz, kanaatinizi söyleyebilirsiniz; o ayrı bir konu ama sonuç itibarıyla, bugün ya da yarın, geçmişte, bizden önce, bizden sonra böyle bir konu gündeme geldiğinde yine aynı yöntemle soruşturulacak, yine aynı şekilde oluşturulacak soruşturma komisyonları tarafından, yine iktidar partisinin ya da çoğunluğu sağlayan partinin ağırlıkta olduğu bir soruşturma komisyonu tarafından yapılacak bu işlemler; orada oylamalar yapılacak, aynı, usulüne göre yapılacak. Dolayısıyla, bunun başka alternatifi yok, alternatifi yok.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Yani “Yine aklarız.” diyorsunuz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bakın, “bizden önce” diyorum, bizden sonrasını örnek için söylüyorum. Dolayısıyla, burada “aklama” ifadesi ne hukukidir ve kesinlikle gerçeği yansıtmamaktadır, doğru da değildir…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Niye Yüce Divana göndermediniz? Yüce Divana gönderseydiniz, neden korktunuz?

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Canikli.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - …bunun başka alternatifi yoktur. (CHP sıralarından gürültüler) Arkadaşlar, izin verin, bakın, lütfen… Kanaatimizi söylüyoruz burada, düşüncelerimizi ifade ediyoruz tıpkı sizler gibi. Yani buna katılırsınız, katılmazsınız; o ayrı bir konu ama kanaatlerimizi izin verirseniz paylaşalım burada, tabii, tamamlayalım.

Dolayısıyla, burada, bütün arkadaşlarımız, tıpkı geçmişte diğer siyasi partilerin iktidarda olduğu, başka bir siyasi partinin iktidarda olduğu dönemlerde kurulan soruşturma komisyonları gibi ve gelecekte de yine aynı şekilde kurulacak soruşturma komisyonları gibi, hangi hassasiyetle, hangi kaygıyla, hangi ahlaki değerlerle karar veriyorsa, vermişse, aynı şekilde 17 ve 25’e ilişkin de soruşturma komisyonu aynı mantıkla, aynı hassasiyetle karar vermiştir; arada hiçbir fark yoktur…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – “Beni yargılayın.” diye yalvarıyordu.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Çünkü kural Anayasa’da belirtilmiştir, kural bellidir, kural aynıdır. Dolayısıyla, yapılan hukukidir, hukuki olarak yapılmıştır.

İşin bir başka boyutu…

BAŞKAN – Sayın Canikli, bitirelim, konu uzadı.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

Bakın, hepsi iddiadır. Bir defa bunu hukukun en temel kuralı olarak iddia olarak almak durumundayız.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – İddiaların araştırılması için Yüce Divana göndermeniz gerekirdi.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Anayasa’da böyle bir iddianın hangi usule göre soruşturulması gerekiyorsa, o usule göre, en ufak bir usul hatası yapmadan soruşturma da tamamlanmıştır, olay budur.

İkincisi, bakın…

ALİ ÖZCAN (İstanbul) – Hırsızı savunma!

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Niye kaçtınız yargıdan?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Lütfen…

Siyasi açıdan da bu konu bugüne kadar hiç konuşulmadığı kadar konuşulmuştur, başka hiçbir konu bugüne kadar ayrıntılı bir şekilde, siyasi olarak… Seçim döneminde, seçim meydanlarında, Mecliste, dışarıda, içeride sayısız kereler, grup toplantılarında konuşulmuştur, konuşulmuştur, konuşulmuştur, gündeme getirilmiştir. Yani işin siyasi boyutunu söylüyorum, bakın, hukuki boyutunu biraz önce ifade etmeye çalıştım, işin siyasi boyutunu söylüyorum…

BAŞKAN – Sayın Canikli, teşekkür ediyorum.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, lütfen…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum, bitirelim.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, bir dakika… Sözlerimi tamamlayayım Sayın Başkan.

…siyasi olarak da gündeme getirilmiştir, her yerde tartışılmıştır ve milletimizin takdirine sunulmuştur.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Ya, bıraksaydınız da aklansalardı, niye engellediniz?

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Bıraksaydınız aklansalardı Sayın Canikli.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Milletimizin takdirine sunulmuştur ve milletimiz de takdirini kullanmıştır, takdirin nasıl olduğunu da 1 Kasım seçim sonuçları ortaya koyuyor.

Hepinize teşekkür ediyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Canikli.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Altay, herkes meramını ifade etti bence…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, hayır.

Şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisinde hiç yapılmaması gereken tek bir şey var, o ne diye size sorulsa eminim ki “Usul hatası” dersiniz.

Esasta herkes her şeyde hata yapabilir, ama kanun koyucu yerde usul hatası olmaz. Ortada çok açık bir Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının -şu anki oturumu yöneten Başkanlığı kastetmiyorum- hatanın da ötesinde bir usul yanlışı var. Bundan sonraki süreçlerde de Türkiye Büyük Millet Meclisinin itibarına halel getirmemek bakımından, siyasi partilerin Meclisin kürsüsünden bu konuyla ilgili bir değerlendirme yaparak, belki bir ortak noktada da buluşulmak suretiyle, Türkiye Büyük Millet Meclisini bu ayıptan kurtarmak maksadıyla bir usul tartışması açılmasını arz ve teklif ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Altay, öncelikle şunu ifade edeyim: Şimdi, en az kürsüde yapacağınız konuşma kadar her bir grup başkan vekili arkadaşımız meramını ifade etti.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Benim sesimi duymuyorlar, arkadakilerin hiçbiri duymuyor.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Usul tartışması açmak başka bir şey.

BAŞKAN – Kaldı ki usul tartışması gündeme davettir.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sadece gündeme davet değil Sayın Başkan.

BAŞKAN – Geçmişe ait olan bir konuya ilişkin olarak, bunun üzerinden fikir yürütülerek burada çalışmaları akamete uğratmayalım.

Bakın, her biriniz fikrinizi söylediniz. Ben hepinize teşekkür ediyorum. Takdir kamuoyunun olacaktır.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Söyleyemedik daha, söyleyeceğimiz bir sürü şey var.

BAŞKAN – Şimdi, değerli arkadaşlar, sayın milletvekilleri…

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, usul tartışması açılması gerekiyor çünkü Meclisin çalışma usulüyle ilgili daha önceki uygulamanın…

BAŞKAN – Çalışma usulünde problem yok.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Var.

BAŞKAN – Sayın Vural, çalışma usulünde problem yok. Zaten, sizin arzu ettiğiniz neticeyi bugün ifade ediyoruz, olması gerektiği gibi.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, biz zaten usulle ilgili… Bu durumda bir usul tartışmasıyla, Meclisin, daha sonraki keyfî uygulamalar açısından bu usulü belirlemesinde fayda vardır. Usulüne aykırı davranışın…

BAŞKAN – Sayın Vural…

OKTAY VURAL (İzmir) – Bu yönde bir usul tartışması yapılması gerekiyor çünkü benim bu konuda yargıya başvurduğum zaman belli bir konuda usul tartışması yapıldığını ifade ederek farklı noktaya çekerek bir savunma gerçekleştirilmiştir. Bu durumda bu usul tartışması bu açıdan da hukuki açıdan bizim Türkiye Büyük Millet Meclisinde kullandığımız en önemli konudur. Bu bakımdan bu usulünüzle ilgili, bu usulle ilgili daha önceki yapılan uygulamalarınızla farklılık konusunda…

BAŞKAN – Usulümüzde bir problem yok ama Sayın Vural.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sizin usulünüzde yok, Başkanlığın usulünde var.

OKTAY VURAL (İzmir) – …usul tartışması açılmasının faydalı olduğunu düşünüyorum. Ben, usul tartışması açacağınız zaman lehinde söz almak istiyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Aleyhte söz talep ediyorum.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Aleyhte.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Lehte Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Vural, sıkıntı şurada: Bizim yaptığımız uygulama burada dosyaların tetkike açılması. Yani, sizin arzu ettiğiniz neticeyi doğuran usulüne uygun bir işlem yapıyoruz burada. Bu işlem üzerinden usul tartışması açmak… Daha sonra başka bir konu için gene konuşalım, mutlaka olacak. Arzu ederseniz…

OKTAY VURAL (İzmir) – Ama bundan önceki uygulama…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Bu geçmişi ilgilendiren bir durum değil Sayın Başkan.

BAŞKAN – Bakın, arkadaşlar, burada doğru bir işlem yapalım, yoksa usul tartışmasından kaçtığım için değil. Veririm ancak…

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, bundan önceki uygulamayla farklılık arz ettiği için, bu uygulamanızın yerleşik hâle gelmesini teminen…

BAŞKAN – Zaten yerleşik hâlde.

OKTAY VURAL (İzmir) – …burada usul tartışmasının açılması gerektiğini düşünüyoruz.

BAŞKAN – Ama bu uygulamada bir problem yok ki. Bu uygulama, İç Tüzük’e, teamüllere uygun bir uygulama. Dolayısıyla, bakın, istirham ediyorum Sayın Başkanlar, beraber çalıştık orada, biliyorum, sizin…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sunuşlardan çekin bu yazıyı, usule gerek kalmaz.

BAŞKAN – Bu yazı, incelemeye açılmasına dönük. Sizin arzu ettiğiniz neticeyi doğuran, usulüne uygun bir işlem bu.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Efendim, arzu ettiğimiz oldu da geçmişin günahı ne olacak?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bu sadece bir sunuştur Sayın Başkan, sadece okuttunuz.

BAŞKAN – Usulüne uygun, bunu çekmeye gerek yok ki. Okundu, bilgilerinize sunuldu bu.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Burada geçmişe dair bir usul hatası diyerek bunun, bundan sonraki süreçte ortaya çıkacak yanlışların önünü açamazsınız. Sizin her bir cümleniz, kullandığınız her bir kelime tutanaklara geçiyor.

BAŞKAN – Doğrudur Sayın Baluken.

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan, usul tartışmasını aç kurtul!

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Burada bir savcının yazmış olduğu yazı üzerine bu fezlekelerin, fezleke dosyalarının milletvekillerine kapatıldığını gerekçelendiren bir tutumunuz bundan sonraki süreç için de Meclisin çalışmasıyla ilgili çok ciddi bir sıkıntıyı da beraberinde getirecektir.

BAŞKAN – Sayın Baluken, sizin bahsettiğiniz konu 24’üncü Döneme ait bir konu.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, bundan sonraki süreçleri de ilgilendiriyor.

BAŞKAN – O konuyla ilgili fikirler yürütüldü. Şu anda Meclis, gündemine hâkim bir şekilde, usulüne uygun devam ediyor. Yani, bizim yapacağımız usul tartışması usulsüzlük olur şu aşamada çünkü usule davet ediyorsunuz, usulü zaten uyguluyoruz.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Hayır, hayır… Sayın Başkan, bugünkü konuşmalarınıza bakarak, bugünkü tutanaklara bakarak önümüzdeki oturumlarda da bu tarz usulsüzlüklerin önü açılmış olur. Dolayısıyla, bu konuda bir usul tartışması açmaya ihtiyaç vardır.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sadece bir okutma söz konusu Sayın Başkan. Siz sadece bir sunuşu okuttunuz, başka bir şey yapmadınız. Bir usul de yok aslında ortada. Yani, konu Meclis Başkanlığıyla alakalı bir olaydır.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Varsayım üzerine tartışma açılmaz, varsayım üzerine olmaz.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Varsayım değil ya!

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, tutumunuzun lehinde istiyoruz.

BAŞKAN – Sayın Grup Başkan Vekilleri, bakın, ben hepinizden istirham ediyorum. Lütfen… Bakın, bu ilk nöbetimiz ve ilk günümüz, sizinle daha çok beraber çalışacağız. Emin olun, şu Anayasa’yı, İç Tüzük’ü en adil bir şekilde ne güzel uyguladığımı da göreceksiniz. Yeri geldiğinde, pekâlâ, sizlerin söz hakkını hiç kesmedim. Bakın, yerinizden altı dakika konuştunuz her biriniz, usul tartışması olsaydı üç dakika olacaktı.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Canikli yarım saat konuştu.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hatta siz uyarmak zorunda kaldınız, Sayın Canikli’yi uyardınız.

BAŞKAN – Yerinizden defalarca da konuşuldu. Kaldı ki ben Meclis teamüllerine uymak, Meclis geleneklerine uymak ve İç Tüzük’e uymak durumundayım.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Başkanım, usul tartışmasını açmaktan niye imtina ediyorsunuz?

BAŞKAN - Şu andaki usul tartışmasında bir usule aykırılık olmadığı için…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Ama üç siyasi partinin usul tartışması açılması talebi var.

BAŞKAN – Çünkü, biz, 24’üncü Dönemdeki bir konuyu getirip, bugün pişirip bununla ilgili bir usul tartışması açmak istiyoruz…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Biz gidelim buradan o zaman. Üç siyasi partinin böyle bir talebine… Zaten İç Tüzük bu konuda bir inisiyatif bırakmamış.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Yani illa ki AKP’den mi usul tartışması açtırmak gerekiyor?

BAŞKAN – Sayın Başkanlar, birleşime on dakika ara veriyorum, bir çay molasına da davet ediyorum sizi.

Kapanma Saati: 16.33

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.58

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara) -----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 11’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, yaklaşık kırk beş dakikadır Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda yapılan tartışmalar ve bu tartışmalar esnasındaki tutumunuz usul tartışmasına muhtaçtır; tartışma talep ediyor, aleyhte söz istiyorum efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, uygulamanın lehinde söz istemiştim.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Lehte…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Aleyhte…

BAŞKAN – Meclis soruşturmasına konu olabilecek, Başkanlığa intikal eden dosyanın bilgiye sunulması uygulaması hususunda usul görüşmesi talebi olmuştur. Uygulamanın lehinde ve aleyhinde ikişer milletvekiline üçer dakika söz vereceğim.

Lehte Oktay Vural.

Buyurun Sayın Vural.

VIII.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Meclis Başkanlığının, Meclis soruşturmasına konu olabilecek dosyaların milletvekillerinin tetkikine açılması konusundaki uygulamalarının Anayasa ve İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Aziz vatandaşlarımız, aslında tartışma şundan kaynaklandı: Bundan önce 4 Bakanla ilgili fezlekeler Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna gelmişti ama maalesef Meclis Başkanlığı bu fezleke ve eklerini milletvekillerinin tetkikine ve incelemesine açmamıştı. Oysa, bugün, Sayın Başkan bir başka eski bakanla ilgili fezleke ve eklerini inceleme ve tetkike açıyor. Bizim sorumuz şu: Madem öyle açacak idiyseniz 17-25 Aralıkla ilgili fezleke ve eklerini neden açmadınız milletvekillerine? Milletvekillerine bu fezleke ve eklerini açmayarak hem Meclis soruşturma önergesi vermesini engellediniz hem de değerli milletvekillerini bu fezleke ve eklerini inceleyerek karar vermesini sağlayacak bilgiden yoksun bıraktınız. Bu da ortaya koyuyor ki Sayın Başkanın bu davranışı Meclis teamüllerine, çalışma usullerine ve milletvekillerinin egemenlik yetkilerinin kullanılmasına uygundur. Eğer bu uygun ise daha önceki yanlıştır çünkü ben bu konuda Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına yazıyla başvurdum. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına “Bugüne kadar teamüller uyarınca milletvekili inceleme ve tetkikine açılırken bu fezlekeleri açmadınız, bana açın.” dedim. Reddettiler. Bunun üzerine Ankara idare mahkemesine başvurdum.

Bununla ilgili yapılan uygulama, tamamen Meclis faaliyetlerini engelleme uygulaması olmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisine gelen bu evrakların muhakkak surette milletvekillerinin incelemesine açılması gerekmektedir. Bunun gizlilikle alakası olamaz. Milletvekillerinin bir şeyi incelemiş olması gizlilik ihlali değildir. Milletvekillerinin inceledikleri evrakı diğerleriyle paylaşması hâlinde gizlilik ihlali olabilir. Bu bakımdan, bu bir denetim yoluydu, Anayasa ve İç Tüzük gereğince milletvekiline verilen denetim hakkı yok edilmiştir. Fiilî durumda zaten bu fezlekelerin başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmedi yani. Fezlekeler gitti, geldi; 35 klasör 10 klasöre indi, okundu, okunmadı; o kadar çok badireler atlattık ki karşımıza gelen fezlekenin ne olduğunu bile bilmiyoruz. Bununla ilgili gerçekten fiilî olarak Meclis iradesinin teşekkülünü engelleyen fiilî bir uygulama vardır.

Onun için, Sayın Başkan, bu uygulamanız önemlidir. Bu uygulamanızla Meclis Başkanlığına gelen fezleke ve eklerini milletvekillerinin incelemesine açması Meclis Başkanlığının görevidir. Bu, görevi ihmalin ötesinde, görevi kötüye kullanmaya kadar götürebilir. Fiilen benim bu konuda bilgi edinme hakkımı, denetim yollarıyla bilgi edinme hakkımı engelleyemezsiniz. Başkanın bu uygulaması, bundan önce 17-25 Aralık ve fezlekelerle ilgili uygulamanın milletvekillerinin denetim hakkını gasbettiğini, bilgi edinme hakkını ortadan kaldırdığını ve bu yönüyle fiilî olarak 17-25 Aralık soruşturmasına bir karartma uygulandığının da tescilidir.

Ben Sayın Başkanın bu uygulamasının doğru olduğunu ifade ediyorum. Bu uygulamanın Meclisin çalışma usulü olarak bundan sonraki dönemlerde benimsenmesi, bundan önceki uygulamanın bu şekilde tezahür etmiş olmasının hukuki sonuçlarının da daha sonra değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Saygılarımı arz ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Vural.

Aleyhte Sayın İdris Baluken.

Buyurun Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle yerimden söz isterken de bir hususu dile getirdim. Bu 17-25 Aralık dosyalarıyla ilgili AKP Grubunun müthiş bir korkusu var. Yani, ne zaman bu konuyla ilgili bir söz açılsa, Meclis bu konuyla ilgili bir çalışma yürütmeye kalksa, AKP Grubunda büyük bir panikle hemen bu olayın üzerini örtme ve gündemi farklı yere çekme arayışı oluyor.

Şimdi, bugün ifade edilen şey son derece net. Geçmişe dair burada, Mecliste usulsüz bir işlem yapılmış. Bir savcı Meclise fezlekeyle ilgili dosyaları gönderdiği zaman milletvekillerinin tamamının o dosyaları inceleme ve ona göre kendi denetim yetkilerini kullanma hakkı var. Örneğin, ben o 4 bakanla ilgili bir soruşturma önergesi hazırlamayı düşünüyorum. Bu soruşturma önergesiyle ilgili bilgilere ulaşabilmem için o dosyalardaki bilgilerin tamamının benim ulaşımıma, ulaşabilmeme açık olması gerekiyor. Savcı Meclise gönderdikten sonra siz burada gizlilik kararı üzerinden milletvekillerinin iradesini gasbeden bir tutum ortaya koyamazsınız. Savcı buraya göndermişse, 550 milletvekilinin tamamının bu konuda dosyaları inceleyebileceğini, bir yönüyle aslında Meclise ifade etmiş olarak kabul etmek zorundasınız. Dolayısıyla, buradaki asıl amaç, hem o dönemin Meclis Başkanının hem de oturumu yöneten Başkanlık Divanının ortaya koymuş olduğu tutum, milletvekillerinin o dosyaların içeriğine ulaşmasıyla ilgili duyulmuş olan bir korkunun yansımasıdır. Bunun kabul edilebilir bir yanı yok. Bu, geçmişi ilgilendiren bir durum değildir, geleceğe dair de bu tarz yanlış uygulamaların önünü açar. Demin de ifade ettim, bundan sonra, sizin görüşülmesini istemediğiniz herhangi bir konuda, talimatlandırdığınız bir savcı Meclise gizlilik yazısı yazar, Parlamentonun bütün faaliyetlerini bir şekilde tahakküm altına almış olursunuz. Bunun hiçbir şekilde halkın iradesiyle, milletin iradesiyle, Parlamentonun iradesiyle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur.

Ben demin kullanmış olduğunuz sözlerin de tutanaktan mutlaka çıkarılması gerektiğini ifade etmiştim. Dolayısıyla, hem o ifadelerin tutanaktan çıkarılması hem de bu soruşturma önergesinin tekrar Meclis gündemine getirilmesi son derece önemlidir. O dönem Başbakan da bu soruşturma komisyonu ilk kurulacağı dönemde “Biz, kim hırsızlık yapmışsa kolunu keseceğiz.” dedi ama bir süre sonra Başbakanın üstünden gelen talimatla da Başbakan söylediklerini maalesef yutmak zorunda kaldı. Ne soruşturma komisyonlarınız ne de seçim sonuçlarınız bu yolsuzlukların üstünü örtemeyecek, bunların sonuna kadar üzerine gitmek durumundayız.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Baluken.

Lehte ikinci söz Sayın Naci Bostancı’nın.

Buyurun Sayın Bostancı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, kıymetli arkadaşlar; tutumunuz bütünüyle usule uygundur, esasen, bir usul tartışmasını gerektirecek herhangi bir durum söz konusu da değildir. Siz, Başkanlığın sunuşlarını yaptınız, bu çerçevede, iki sayın bakana ilişkin dosyaların intikal ettiğini ve vekillerin incelemesine açık olduğunu söylediniz. Son derece usule uygun bir iş. Bunu açıklamanızdan sonra Sayın Oktay Vural bunun üzerinden kendisi bir tartışma başlattı. Başlattığı tartışma, 24’üncü Dönemde Başkanlığın uygulamasına ilişkin bir tartışma, kanaatleri de tamamen Sayın Oktay Vural’ın kendi kanaatleri, yaptığı yargılama tamamen kendi kanaatleri istikametinde bir yargılama. 24’üncü Dönemde Meclis Başkanlığı savcılığın ilişkili dosya konusunda gizlilik yazısı olduğu için bunu ancak soruşturma komisyonunun inceleyeceğinden bahisle –herkese kapalı değil- Meclis karar verirse, ciddi bulursa, soruşturma komisyonu kurulursa o çerçevede incelenebileceğini ifade ederek böyle bir karar almış. Geçmişte yapılmış bir uygulama, sizin buradaki uygulamanızı ilişkilendiren, uygulamanızla bağlantılı olan, sizin uygulamanıza yönelik yargı çıkartılabilecek hiçbir husus söz konusu değil. Eğer biz bu şekilde davranırsak “Geçmişte de şöyle bir şey olmuştu, burada da şu şekilde davranmaya sizin yol açmanız gerekir. Yeni yorumlara niye kapı açmıyorsunuz?” diye usul tartışmaları açmak gibi bir garabete kapılırız yahut da burada ifade edildiği gibi, çok çeşitli varsayımlar üzerinden “Ya, şöyle şöyle olursa onu engellemek amacıyla bir usul tartışması açalım.” Usul tartışmasını usulüne uygun bir şekilde açmak da kanaatimce doğrudur.

Evet, hukuk esnektir. Burada hukuk okumuş birçok arkadaş var. Biz de Mülkiyede okuduk hukuku. Okumaya da gerek yok, Türkiye’de zaten herkes hukukla dolmuş vaziyette -Anayasa tartışmaları, yasa tartışmaları- hukuk bilgisi olmayan hiç kimse yok. Maşallah, herkes her konudan anlıyor. Fakat, hukuk metinleri bu kadar da Kabala metinleri gibi okuyanın kendi keyfine göre yorumlayacağı metinler de değil, ucu belli, sonu belli, başı belli. Burada yapmış olduğunuz uygulama da tamamen İç Tüzük’ün ruhuna da, lafzına da uygun bir uygulamadır. Tabii, metinleri bu kadar esnetir, bu kadar genişletir, biraz da keyfî bir şekilde konuşmaya kalkarsak emin olun, bu yüce Meclisin, hepimizin meşruiyetini borçlu olduğumuz ve kendi görüşlerimizi anlatmaya kalktığımızda da hep kendisine atıf yaptığımız yüce Meclisin çalışmasına da mâni oluruz diye düşünüyorum.

Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bostancı.

Aleyhte son söz Sayın Engin Altay.

Buyurun Sayın Altay. (CHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, Meclisin kıymetli zamanını çalma meraklısı değiliz. Usul tartışmasından muradımız, Türkiye Büyük Millet Meclisinde keyfî uygulamaların son bulması, uygulama birliğine de yön açmaktır. Zira biraz önce Sayın Aydın’ın 60’ıncı maddeye göre söz vermesi konusundaki ricamda da aynı şeyi belirttim. Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanlarının usul ya da esasta uyacakları ellerinde bir şu kitap var, Anayasa ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü. “İşte efendim, Anayasa’nın 138’i şöyleydi, böyleydi.” Çok açık söylemek gerekirse -keşke kendisi de burada olsa cevap verse- Sayın Cemil Çiçek yasama yetkimize 24’üncü Dönemde fiilî darbe yapmıştır, bunun adı tam olarak budur. İçinizde yeni Parlamentoya gelen milletvekili arkadaşlarımız var, bu arkadaşlarımızın da önümüzdeki yıllarda, dönemlerde böyle darbelerle karşı karşıya kalmamaları için Meclis bu tartışmaya muhtaç.

Şimdi, Sayın Cemil Çiçek de Sayın İsmail Kahraman da aynı partinin oylarıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına seçilmişler. Biraz önce de söyledim -ne Sayın Çiçek ne de Sayın Kahraman- burada iktidar partisinin ortaya koyduğu bir iradeyle geçmişte büyük, tarihî, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve onun sayın üyelerine saygısızlık anlamı taşıyabilecek, yetkilerini, haklarını gasp anlamı taşıyabilecek bir uygulama yapılmıştır. Şu anki yapılan uygulama olması gereken, o zaman da bunun böyle olması gerektiğini söyledik. Sayın Vural söyledi: “Dosyalar gitti geldi, şöyleydi, böyleydi.” Bin dereden su geçirildi ve o zaman dedim ki bu kürsüden –dün gibi hatırlıyorum- Kâbe’den örtü getirseniz 17-25 Aralığın üstünü örtemezsiniz. (CHP sıralarından alkışlar) Bak iki sene geçti hâlâ konuşuyoruz. Yemin ediyorum, vallahi de billahi de bu işi, bu hesabı sormazsak, bu rüşvetin, bu yolsuzluğun hesabını sormazsak yirmi sene daha biz bu işi konuşuruz. Yazıktır, günahtır; orta yerde rüşvet, nüfuz suistimali var, görevi kötüye kullanma var, her şey var. Biz buraya bu milletin kör kuruşunu korumak için gelmedik mi, burada hepimiz yemin etmedik mi? Milletin huzuru, refahı, mutluluğu için Anayasa’ya sadık kalarak hukukun üstünlüğü çerçevesinde çalışacağız, namusumuz ve şerefimiz üzerine diye yemin etmedik mi? Ettik. Şimdi, biraz önce Sayın Canikli yerinden: “Daha önce bu işler yapıldı, konuşulmadık, bilinmedik bir şey kalmadı.” dedi. Sayın Canikli, bu “tape”ler konuşuldu, her şey yazıldı çizildi, siz o zaman “Bunlar montaj.” bilmem “Bunlar sahte.” falan diyordunuz, kabul etmiyordunuz hiçbir şeyi. Ondan sonra ne oldu? Gene o günleri eski vekiller hatırlamayacak mı, Allah var yukarıda yani “1’ini verelim, 2’sini kurtaralım.” , “3’ünü verelim, 1’ini kurtaralım.” muhabbetleri şu kulislerde günlerce yapılmadı mı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ALTAY (Devamla) – Allah için, yapıldı. “4 bakanın 3’ünü mü verelim, 1’ini mi verelim?” tartışmaları oldu.

Ben onu bunu bilmem, AKP burada Sayın Cemil Çiçek eliyle Türkiye Büyük Millet Meclisine bir yasama darbesi yapmıştır. Cemil Çiçek de hukuk fakültesi mezunu, Kahraman da hukuk fakültesi mezunu. Ya hukuk fakültelerini kapatalım ya da bu fakülteyi bitiren arkadaşlar hukukun üstünlüğünün dışında bir üstünlük tanımasınlar. Ayıp etmişlerdir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin iradesini, yasama yetkisini gasbetmek kimsenin hakkı ve haddi değildir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Altay.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan...

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, bir hukukçu olarak, Sayın Naci Bostancı hukuk mesleğimize gerçekten sataşmada bulundu, mesleğin vakarını, etiğini lekeleyecek şekilde sataşmada bulunduğu için ben söz almak istiyorum mümkünse.

BAŞKAN – Sayın Bostancı, sizi dinleyeyim.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Konuşmacının “AK PARTİ darbe yapmıştır.” şeklindeki cümlesini reddediyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Evet, yasama yetkimize darbedir.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Cevap verilmesi bile gerekmeyen bir siyasi spekülasyon olarak görüyorum. Bunu belirtmek için söz aldım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum değerli arkadaşlar.

Evet, konu açığa çıkmıştır. Konular, dosyalar arasında, hukuki durum ve nitelikleri arasında farklı olan iki durum söz konusu. 24’üncü Döneme ilişkin, Anayasa’nın 138 ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 157’nci maddeleri ortadadır. Aslında geçen dönemdeki uygulamanın bilgiye sunduğumuz bu konu üzerinde tartışılması birleşim gündemiyle de örtüşmemektedir.

Sayın milletvekilleri, Meclis soruşturmasına konu olabilecek dosyalar Meclis Başkanlığına gönderildiğinde Başkanlık tezkeresiyle Genel Kurul bilgilendirilmektedir. Gelen dosyaların hukuki durumları, hukuki içerikleri ve gönderen resmî merciler farklı olabilmektedir ancak Genel Kurulun bilgisine tüm dosyalar sunulmaktadır. 24’üncü Yasama Döneminde de 2 dosya üzerinde Başkanlıkça tetkike açılma noktasında soruşturma komisyonuna bu imkân tanınmıştır. Daha sonra, savcılıkla hazırlık soruşturması sona erdiğinde diğer milletvekillerinin de tetkikine açılmıştır. Bugünkü uygulamamız da tetkike imkân vermektedir. Uygulamada herhangi bir sorun bulunmamaktadır. Tutumumu bu açıdan değiştirmiyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sorun Sayın Cemil Çiçek’te yani.

BAŞKAN - Ve, bu bağlamda Sayın Tanal lütfen gündemimize kaldığımız yerden devam edelim, Başkanlığın Genel Kurula sunuşlarında kalmıştık.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, siz bir hukukçusunuz, ettiğiniz avukatlık yemini gereğince eğer Sayın Bostancı’nın sarf ettiği cümleleri Meclis Başkan Vekili olarak hazmediyorsanız, bilemiyorum ben de artık.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Tanal.

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

C) Önergeler

1.- Başkanlığın, İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay (4/1) ile Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen’in (4/3), Millî Savunma Komisyonundan; İstanbul Milletvekili Hulusi Şentürk’ün (4/2), Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonundan istifa ettiklerine ilişkin önergesi

BAŞKAN - Evet, arkadaşlar, Genel Kurulun sunuşlarından, kaldığımız yerden devam ediyoruz .

Sayın milletvekilleri, İzmir Milletvekili Sayın Mustafa Ali Balbay’ın Millî Savunma Komisyonu üyeliğinden istifasına ilişkin yazısı 1/12/2015 tarihinde; Trabzon Milletvekili Sayın Haluk Pekşen’in Millî Savunma Komisyonu üyeliğinden istifasına ilişkin yazısı 8/12/2015 tarihinde; İstanbul Milletvekili Sayın Hulusi Şentürk’ün Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu üyeliğinden istifasına ilişkin yazısı 4/12/2015 tarihinde Başkanlığımıza ulaşmıştır, bilgilerinize sunulmuştur.

Komisyonların başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip seçimine dair tezkereleri vardır, okutuyorum:

B) Tezkereler (Devam)

2.- Anayasa Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/362)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa Komisyonu Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçimi için 30/11/2015 Pazartesi günü saat 16.30’da toplanmış ve kullanılan (22) adet oy pusulasının tasnifi sonucu aşağıda adları ve soyadları yazılı üyeler karşılarında gösterilen oyu alarak İç Tüzük’ün 24’üncü maddesi uyarınca Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçilmişlerdir.

Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                       Oktay Öztürk

                                                                                            Mersin

                                                                              Komisyon Geçici Başkanı

 

Başkan: Mustafa Şentop                                   (İstanbul)            (15) oy

Başkan Vekili: Reşat Petek                                (Burdur)             (15) oy

Sözcü: Abdurrahman Öz                                     (Aydın)              (15) oy

Katip: Muhammet Emin Akbaşoğlu                      (Çankırı)           (15) oy

 

3.- Adalet Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/363)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Adalet Komisyonu Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçimi için 30/11/2015 Pazartesi günü saat 16.30'da toplanmış ve kullanılan (24) adet oy pusulasının tasnifi sonucu, aşağıda adları ve soyadları yazılı üyeler karşılarında gösterilen oyu alarak İç Tüzük'ün 24'üncü maddesi uyarınca Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçilmişlerdir.

Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                        Hakkı Köylü

                                                                                        Kastamonu

                                                                              Komisyon Geçici Başkanı

 

Başkan: Ahmet İyimaya                                 (Ankara)                 (17) oy

Başkan Vekili: Hakkı Köylü                           (Kastamonu)            (15) oy

Sözcü: Serap Yaşar                                      (İstanbul)                (15) oy

Kâtip : Adnan Boynukara                               (Adıyaman)             (15) oy

 

4.- Millî Savunma Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/364)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Millî Savunma Komisyonu, Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçimi için 30/11/2015 Pazartesi günü saat 16.30'da toplanmış ve kullanılan (23) adet oy pusulasının tasnifi sonucu, aşağıda adları ve soyadları yazılı üyeler karşılarında gösterilen oyu alarak İç Tüzük'ün 24'üncü maddesi uyarınca Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçilmişlerdir.

Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                Mustafa Hüsnü Bozkurt

                                                                                            Konya

                                                                              Komisyon Geçici Başkanı

                                                                                                 

 

Başkan : Faruk Özlü                                     (Düzce)                   (14) oy

Başkan Vekili: Hüseyin Şahin                       (Bursa)                    (15) oy

Sözcü: Murat Baybatur                                 (Manisa)                  (15) oy

Kâtip : Metin Akgün                                      (Tekirdağ)               (15) oy

 

5.- İçişleri Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/365)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İçişleri Komisyonu, Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçimi için 30/11/2015 Pazartesi günü saat 16.30'da toplanmış ve kullanılan (23) adet oy pusulasının tasnifi sonucu, aşağıda adları ve soyadları yazılı üyeler karşılarında gösterilen oyu alarak İç Tüzük'ün 24'üncü maddesi uyarınca Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçilmişlerdir.

Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                       Celal Doğan

                                                                                           İstanbul

                                                                              Komisyon Geçici Başkanı

                                                                                                 

Başkan: Celalettin Güvenç                            (Kahramanmaraş)            (14) oy

Başkan Vekili: Hüseyin Bürge       (İstanbul)          (15) oy

Sözcü: Mustafa Baloğlu                (Konya)                                          (15) oy

Kâtip: Ayhan Gider                       (Çanakkale)      (15) oy

6.- Dışişleri Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/366)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu, Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçimi için 30/11/2015 Pazartesi günü saat 17.00'de toplanmış ve kullanılan (22) adet oy pusulasının tasnifi sonucu, aşağıda adları ve soyadları yazılı üyeler karşılarında gösterilen oyu alarak İç Tüzük'ün 24'üncü maddesi uyarınca Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçilmişlerdir.

Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                          Ekmeleddin Mehmet İhsanoğlu

                                                                                           İstanbul

                                                                      Dışişleri Komisyonu Geçici Başkanı

Başkan :Taha Özhan                                        (Malatya)                   (17) Oy

Başkan Vekili:Cemalettin Kani Torun                (Bursa)   (15) Oy

Sözcü : Sena Nur Çelik                                   (Antalya)                   (17) Oy

Kâtip : Hasan Basri Kurt                                 (Samsun)                   (17) Oy

 

7.- Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/367)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu, Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçimi için 30/11/2015 Pazartesi günü saat 16.30'da toplanmış ve kullanılan (21) adet oy pusulasının tasnifi sonucu, aşağıda adları ve soyadları yazılı üyeler karşılarında gösterilen oyu alarak İç Tüzük'ün 24'üncü maddesi uyarınca Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçilmişlerdir.

Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                        Beşir Atalay

                                                                                              Van

                                                                              Komisyon Geçici Başkanı

        Başkan: Beşir Atalay                                (Van)                   (17) Oy

        Başkan Vekili: Burhanettin Uysal            (Karabük)               (12) Oy

        Sözcü: Ertan Aydın                                    (Ankara)             (13) Oy

        Kâtip: Mehmet Akif Yılmaz                         (Kocaeli)            (13) Oy

 

8.- Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/368)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu, Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçimi için 30/11/2015 Pazartesi günü saat 17.00'de toplanmış ve kullanılan (24) adet oy pusulasının tasnifi sonucu, aşağıda adları ve soyadları yazılı üyeler karşılarında gösterilen oyu alarak İç Tüzük'ün 24'üncü maddesi uyarınca Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçilmişlerdir.

Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                         Ali Özcan

                                                                                           İstanbul

                                                                              Komisyon Geçici Başkanı

Başkan: Erol Kaya                                        (İstanbul)                (17) Oy

Başkan Vekili: Ahmet Arslan          (Kars)        (17) Oy

Sözcü: Mustafa Ilıcalı                                   (Erzurum)                (17) Oy

Kâtip: Cesim Gökçe                      (Ağrı)         (17) Oy

 

9.- Çevre Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/369)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Çevre Komisyonu, Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçimi için 30/11/2015 Pazartesi günü saat 17.00’de toplanmış ve kullanılan (25) adet oy pusulasının tasnifi sonucu, aşağıda adları ve soyadları yazılı üyeler karşılarında gösterilen oyu alarak İç Tüzük'ün 24'üncü maddesi uyarınca Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçilmişlerdir.

Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

Hüseyin Çamak

Komisyon Geçici Başkanı

 Mersin

 

Başkan: Cihan Pektaş                                  (Gümüşhane)           (15) Oy

Başkan Vekili: Muhammet Balta                    (Trabzon)                (15) Oy

Sözcü: Sebahattin Karakelle                         (Erzincan )              (15) Oy

Kâtip: Bayram Özçelik                                   (Burdur)                 (15) Oy

 

10.- Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/370)

Millet Meclisi Başkanlığına

Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçimi için 30/11/2015 Pazartesi günü saat 17.00’de toplanmış ve kullanılan (25) adet oy pusulasının tasnifi sonucu, aşağıda adları ve soyadları yazılı üyeler karşılarında gösterilen oyu alarak İç Tüzük’ün 24’üncü maddesi uyarınca Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçilmişlerdir.

Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

 Ahmet Eşref Fakıbaba

Komisyon Geçici Başkanı

Şanlıurfa

 

Başkan: Vural Kavuncu               (Kütahya)                                  (15) Oy

Başkan Vekili: Celil Göçer             (Tokat)                                    (15) Oy

Sözcü : Mehmet Ali Pulcu               (İstanbul )                               (15) Oy

Kâtip : Mahmut Kaçar                      (Şanlıurfa)                               (15) Oy

 

11.- Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/371)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçimi için 30/11/2015 Pazartesi günü saat 17.00’de toplanmış ve kullanılan (24) adet oy pusulasının tasnifi sonucu, aşağıda adları ve soyadları yazılı üyeler karşılarında gösterilen oyu alarak İç Tüzük’ün 24’üncü maddesi uyarınca Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçilmişlerdir.

Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

Türabi Kayan

Komisyon Geçici Başkanı

Kırklareli

 

Başkan: Recep Konuk                                                                  (Karaman)                       (15) Oy

Başkan Vekili: Mehmet Öntürk      (Hatay)                                    (15) Oy

Sözcü : Mehmet Erdem                   (Aydın )                                   (15) Oy

Kâtip : Hüseyin Filiz                                                                       (Çankırı)                        (15) Oy

 

12.- Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/372)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Sanayi, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçimi için 30/11/2015 Pazartesi günü saat 16.30’da toplanmış ve kullanılan (24) adet oy pusulasının tasnifi sonucu aşağıda adları ve soyadları yazılı üyeler karşılarında gösterilen oyu alarak İç Tüzük’ün 24’üncü maddesi uyarınca Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçilmişlerdir.

Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

Necip Kalkan

Komisyon Geçici Başkanı

         İzmir

 

Başkan: Ziya Altunyaldız                            (Konya)                           (17) oy

Başkan Vekili: Harun Karacan                    (Eskişehir)                      (16) oy

Sözcü: Mehmet Galip Ensarioğlu (Diyarbakır)                 (15) oy

Kâtip: Şahin Tin                                         (Denizli)                         (17) oy

 

13.- Dilekçe Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/373)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Dilekçe Komisyonu Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçimi için 30/11/2015 günü saat 16.30’da toplanmış ve kullanılan 10 (on) adet oy pusulasının tasnifi sonucu aşağıda adları ve soyadları yazılı üyeler karşılarında gösterilen oyu alarak İç Tüzük’ün 24’üncü maddesi uyarınca Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçilmişlerdir.

Saygılarıyla arz olunur.

                                                                                                        Fikri Demirel

                                                                                                           (Yalova)

                                                                                                Komisyon Geçici Başkanı

 

Başkan: Mihrimah Belma Satır                    (İstanbul)                        (9) oy

Başkan Vekili: İsmail Bilen                        (Manisa)                         (8) oy

Sözcü: Canan Candemir Çelik                     (Gaziantep)  (8) oy

Kâtip: Ramazan Can                                   (Kırıkkale)    (8) oy

 

14.- Plan ve Bütçe Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/374)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Plan ve Bütçe Komisyonu Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçimi için 30/11/2015 Pazartesi günü saat 16.30’da toplanmış ve kullanılan otuz sekiz (38) adet oy pusulasının tasnifi sonucu aşağıda adları ve soyadları yazılı üyeler karşılarında gösterilen oyu alarak İç Tüzük’ün 24’üncü maddesi uyarınca Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçilmişlerdir.

Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                     Zekeriya Temizel

                                                                                                            (İzmir)

                                                                                                Komisyon Geçici Başkanı

 

 

Başkan: Süreyya Sadi Bilgiç                          (Isparta)                      (26) oy

Başkan Vekili: İbrahim Mustafa Turhan (İzmir)                (25) oy

Sözcü: Mehmet Şükrü Erdinç                          (Adana)                       (26) oy

Kâtip: Emine Nur Günay                                (Eskişehir)                   (26) oy

 

15.- Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/375)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip üye seçimi için 30/11/2015 Pazartesi günü saat 16.30’da toplanmış ve kullanılan (32) adet oy pusulasının tasnifi sonucu aşağıda adları ve soyadları yazılı üyeler karşılarında gösterilen oyu alarak İç Tüzük’ün 24’üncü maddesi uyarınca Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçilmişlerdir.

Saygıyla arz olunur.

                                                                                                        Tahir Öztürk

                                                                                                            (Elazığ)

                                                                                              Kamu İktisadi Teşebbüsleri

                                                                                              Komisyonu Geçici Başkanı

 

 

Başkan: Fatih Şahin                                   (Ankara)                         (20) oy

Başkan Vekili: Uğur Aydemir                       (Manisa)                         (21) oy

Sözcü: Kasım Bostan                                  (Balıkesir)                       (20) oy

Kâtip: Halil Eldemir                                    (Bilecik)                          (20) oy

 

16.- İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/376)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu; Başkan, 2 Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip üye seçimi için 30/11/2015 Pazartesi günü saat 16.30’da toplanmış ve kullanılan (22) adet oy pusulasının tasnifi sonucu, aşağıda adları ve soyadları yazılı üyeler, karşılarında gösterilen oyu alarak, TBMM İç Tüzüğü’nün 24’üncü maddesi uyarınca, Başkan, Başkan Vekili (2), Sözcü ve Kâtip üye seçilmişlerdir.

Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                Şenal Sarıhan

                                                                                    (Ankara)

                                                                        Komisyon Geçici Başkanı

Başkan: Mustafa Yeneroğlu                                    (İstanbul)                (20) oy

Başkan Vekili: Fatma Benli                                    (İstanbul)                (21) oy

Başkan Vekili: Şenal Sarıhan                                 (Ankara)                  (14) oy

Sözcü: Leyla Şahin Usta                                        (Konya)                   (21) oy

Kâtip: Ayhan Bilgen                                               (Kars)                     (14) oy

 

17.- Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/377)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Avrupa Birliği Uyum Komisyonu, Başkan, 2 Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçimi için 30/11/2015 Pazartesi günü saat 17.00’de toplanmış ve kullanılan (21) adet oy pusulasının tasnifi sonucu, aşağıda adları ve soyadları yazılı üyeler, karşılarında gösterilen oyu alarak 4847 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi uyarınca, Başkan, Başkan Vekili (2), Sözcü ve Kâtip seçilmişlerdir.

Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                Nurettin Demir

                                                                                     (Muğla)

                                                                        Komisyon Geçici Başkanı

                                                                                          

Başkan: Mehmet Kasım Gülpınar                            (Şanlıurfa)              (19) oy

Başkan Vekili: Şaban Dişli                                     (Sakarya)                (18) oy

Başkan Vekili: Özkan Yalım                                   (Uşak)                     (18) oy

Sözcü: Zehra Taşkesenlioğlu                                 (Erzurum)                (17) oy

Kâtip: Saadet Becerikli                                          (Batman)                 (18) oy

 

18.- Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/378)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu, Başkan, 2 Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçimi için 30/11/2015 Pazartesi günü saat 17.00’de toplanmış ve kullanılan (22) adet oy pusulasının tasnifi sonucu, aşağıda adları ve soyadları yazılı üyeler, karşılarında gösterilen oyu alarak İç Tüzük’ün 24’üncü maddesi uyarınca, Başkan, Başkan Vekili (2), Sözcü ve Kâtip seçilmişlerdir.

Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                            Aydın Uslu Pehlivan

                                                                                     (Adana)

                                                                        Komisyon Geçici Başkanı

 

Başkan: Radiye Sezer Katırcıoğlu           (Kocaeli)                              (18) oy

Başkan Vekili:Bennur Karaburun             (Bursa)                                (18) oy

Başkan Vekili:Candan Yüceer                 (Tekirdağ)    (18) oy

Sözcü:Murat Göktürk    (Nevşehir)                            (18) oy

Kâtip:Filiz Kerestecioğlu                        (İstanbul)                             (16) oy

 

19.- Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu Geçici Başkanlığının, komisyonun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/379)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu, Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçimi için 30/11/2015 Pazartesi günü saat 17.00’de toplanmış ve kullanılan on beş (15) adet oy pusulasının tasnifi sonucu, aşağıda adları ve soyadları yazılı üyeler karşılarında gösterilen oyu alarak, İç Tüzük’ün 24’üncü maddesi uyarınca Başkan, Başkan Vekili, Sözcü ve Kâtip seçilmişlerdir.

Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

                                  Ahmet Sorgun

                                  (Konya)

                                  Komisyon Geçici Başkanı

 

Başkan: Emrullah İşler                  (Ankara)                      (10) oy

Başkan Vekili: Veysi Kaynak         (Kahramanmaraş)        (10) oy

Sözcü: Mehmet Altay                    (Uşak)                         (10) oy

Kâtip: Murat Baybatur                   (Manisa)                      (10) oy

 

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Komisyona seçilen tüm Başkanlık Divanı üyelerine hayırlı olsun diyor, başarılar diliyoruz.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç adet önerge vardır…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, söz talebim var efendim.

BAŞKAN – Önergeleri okutmadan önce Sayın Özel’e söz veriyoruz.

Buyurun Sayın Özel, hayırdır?

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

19.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, ihtisas komisyonlarında başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimlerinde muhalefet partilerinden milletvekillerine görev verilmemesini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına şikâyet ettiğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, elbette hayır, Cumhuriyet Halk Partisinin şerle işi olmaz. (CHP sıralarından alkışlar) Buradaki tüm grupların da bu hakkı teslim edeceklerini tahmin ederiz.

Sayın Başkanım, 18 komisyonun görev dağılımlarıyla ilgili komisyonda tutulan tutanakları Meclisin bilgilerine sundunuz. 26 kişiden oluşan komisyonlarda partilere göre, Meclisteki sandalye dağılımına göre bir kompozisyon ortaya çıkıyor. Bu komisyonlardan sadece 3 tanesi, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği, Avrupa Birliği Uyum ve İnsan Hakları Komisyonunda, kiminde muhatabı olduğumuz dış mevzuat gereği, 1 tanesinde de gelenekselleşmiş, artık kurallaşmış katı bir yerleşik uygulama dışında, komisyonlarda tüm arkadaşlarımızın ısrarla taleplerine rağmen, mademki Sayın Başbakan seçimden sonra yaptığı konuşmasında, Mecliste güvenoyundan sonra yaptığı teşekkür konuşmasında ve basından izlediğimiz kadarıyla her yerde, bu dönem Adalet ve Kalkınma Partisinin 2011-2015 arasında yaşadığı süreçten, Meclise yaşattıklarından ve 7 Haziran günü iktidardan, tek başına iktidarı kaybetmekten gerekli çıkarımları yaptığı, öz eleştirisini yaptığı, bundan sonra istişareye, bundan sonra muhalefetle sürekli diyaloğa, bundan sonra karşılıklı iletişim ve etkileşimle ortak aklı aramaya önem vereceklerini, kendi deyimiyle –tırnak içinde söylüyorum, benim o ayarlarla ilgili bir yorumum olamaz ama- “fabrika ayarlarına döndüklerini” ve kendileri açısından başarılı gördükleri bir dönemdeki istişare, yumuşak üslup ve karşı tarafı anlamaya çalışan bir çizgide olacaklarını ifade ediyor.

Şimdi, lafa bakacak hâlimiz yok. Biraz önce okuttunuz; 15 tane komisyon görev dağılımı yapıyor, arkadaşlarımız ve diğer muhalefet partisinden arkadaşlarımız elbette ki komisyon başkanlığını çoğunluk partisinin oradaki çoğunluğuyla almasına bir şey söylemiyorlar ama bir ikinci başkanlık var, başkan vekilliği var, komisyonda sözcülük var, komisyonda kâtip üyelik var, bunlardan hiçbir tanesini Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri dışında 3 partinin, 3 muhalefet partisinin sayın milletvekillerine bu görevi vermeyip kendi çoğunluk oylarıyla tüm bu görev dağılımını Adalet ve Kalkınma Partisinin bünyesine alıyorsunuz.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Kâtipliği bile çok gördünüz!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Nasıl istişare edilecek? Nasıl birlikte yol yürünecek? Nasıl muhalefetle diyalog kurulacak? Nasıl bir bakış açısıdır ki bunu ilkokulda, anaokulunda bir çocuk yapsa, anaokulu öğretmeni der ki: “Ayıp değil mi evladım, arkadaşlarınla neden paylaşmıyorsun?”

Şimdi, Türkiye’yi yöneten ve bu dönemde de tek başına yönetme noktasında görev almış olan bir partinin bir kâtip üyeliği dahi…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Milletten isteyeceksiniz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - …muhalefet partileriyle paylaşmama noktasındaki iradesini bu iktidar partisine oy veren, tercihine saygı duyduğumuz seçmenlerimize, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına şikâyet ediyoruz. Durum aynen ortadadır.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Milletten isteyeceksiniz.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özel.

Komisyon seçimleri, millî irade ve İç Tüzük’e uygun olarak yapılmıştır. Tüm seçilenlere de bir kez daha hayırlı olsun diyoruz.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç adet önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

D) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Antalya Milletvekili Hüseyin Samani ve 23 milletvekilinin, seracılığın gelişmesi ve yaygınlaşması için yapılması gerekenlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizdeki seracılığı daha iyi bir yere getirmek, geliştirmek ve yaygınlaştırmak amacıyla Anayasa'nın 98’inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104’üncü ve 105’inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

 1) Hüseyin Samani                                                       (Antalya)

 2) Hasan Karal                                          (Rize)

 3) Şirin Ünal                                                                (İstanbul)

 4) Adem Yeşildal                                       (Hatay)

 5) Erkan Kandemir                                                       (İstanbul)

 6) Osman Boyraz                                       (İstanbul)

 7) Hilmi Bilgin                                          (Sivas)

 8) Mustafa Baloğlu                                                       (Konya)

 9) Halil Etyemez                                       (Konya)

10) Süreyya Sadi Bilgiç                                                 (Isparta)

11) Sebahattin Karakelle                                               (Erzincan)

12) Hüseyin Filiz                                        (Çankırı)

13) Erol Kaya                                                                (İstanbul)

14) Mehmet Erdoğan                                                     (Gaziantep)

15) Mehmet Altay                                       (Uşak)

16) Mehmet Babaoğlu                                                    (Konya)

17) Mücahit Durmuşoğlu                                                (Osmaniye)

18) Tülay Kaynarca                                                       (İstanbul)

19) Hüseyin Bürge                                                        (İstanbul)

20) Şahin Tin                                                                (Denizli)

21) Fatma Benli                                         (İstanbul)

22) Ziya Altunyaldız                                                      (Konya)

23) Oktay Çanak                                        (Ordu)

24) Ali Ercoşkun                                        (Bolu)

Gerekçe:

Toplam 78 milyon hektar alanı olan ülkemiz oldukça değişik ekolojik şartlara sahip olduğundan, gerek sıcaklık değerlerinin uygunluğu gerekse ışık miktarının yüksek seviyede olması, pek çok bahçe bitkileri türünün yetiştirilmesine olanak sağlar. Örtü altı yetiştiriciliği de bu grup içerisinde önemli bir yere sahiptir.

Sera işletmeciliğinde planlamanın gayesi, bitkilerin yetiştirilme, büyüme ve gelişmeleri için uygun olmayan çevre koşullarında en uygun bitki gelişme koşullarını yapay olarak oluşturmaktır.

Birim alandan yüksek verim alınmasını sağlayarak küçük alanların marjinal olarak değerlendirilmesine imkân veren örtü altı yetiştiriciliği, aynı zamanda yıl içerisinde düzenli bir iş gücü kullanımı sağlaması nedeniyle de ülkemizdeki en önemli tarımsal faaliyetlerden birisi hâline gelmiştir.

Ülkemiz örtü altı varlığı bakımından dünyada ilk 4 ülke arasında, Avrupa'da ise İspanya ile birlikte ilk sırada yer almaktadır. Günümüzde pek çok ülkede, seralarda üretimin büyük bir kısmı topraksız tarımla gerçekleştirilmektedir. Türkiye'de seracılık son yıllarda hızlı bir gelişim göstermiştir. Bunda iş dünyasının seracılığa artan ilgisi ve beraberinde getirdiği teknolojinin payı büyüktür. Türkiye'de seracılık yeni değildir. Geçmişi 1940'lı yıllara kadar uzanmaktadır. Seracılığın 1970'li yıllarda önemli gelişmeler kaydettiği bilinmektedir. Ancak asıl sıçrama 2002 tarihinden sonra yaşanmıştır. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve sivil toplum kuruluşlarının başlattığı, çiftçileri Avrupa standardında ürün yetiştirme konusunda bilinçlendirme projeleri, örtü altı tarımsal faaliyetler için hem yatırım hem de işletme aşamasında birçok kalemde sağlanan destek, hibe ve krediler vasıtasıyla teşvik edilen seracılık, ülkemiz ve üreticilerimiz için önemli bir gelir kapısı oluşturmaktadır.

Türkiye'de 2014 yılında toplam 28,6 milyon ton yaş sebze üretilmiş olup, bunun yüzde 21,7'sine tekabül eden 6,2 milyon tonu örtü altında gerçekleştirilmiştir. 2014 yılında örtü altı tarım alanlarımızda 2002'ye göre yüzde 21,1; 2013'e göre yüzde 5,5'lik artış gerçekleşmiştir.

TÜİK verilerine göre ülkemiz toplam örtü altı varlığı 649.118 dekar olup bunun örtü altı tarım alanlarımızın 379.627 dekarlık (yüzde 58,5) bölümü seralardan, 269.491 dekarlık (yüzde 41,5) bölümü de tünellerden oluşmaktadır.

2014 yılı itibarıyla örtü altı tarım alanlarımızda 6,56 milyon ton sebze ve meyve üretimi ile 1,18 milyar adet süs bitkisi üretimi gerçekleşmiştir. Bu miktarın yüzde 94,8’ine tekabül eden 6,22 milyon tonluk kısmı sebzelerden oluşmaktadır.

Seracılıkta topraksız üretimin, geleneksel (topraklı) üretime göre en büyük farkı verim ve kalitedir. Topraksız tarımda elde edilen ürün konvansiyonel yöntemlere göre yaklaşık iki üç kata yakın daha fazla olabilmekte bunun yanında daha kontrollü yetiştirme ortamında gübreleme ve ilaçlamanın gerektiği kadar yapılması ile daha sağlıklı ürün elde edilebilmesine olanak sağlamaktadır.

Ülkemizin örtü altı bitkisel üretim potansiyeli bakımından, birçok ülkede olmayan iklim avantajına, ekolojiye ve doğal kaynaklara (jeotermal enerji) sahip olması bu sektöre olan yatırımları daha da cazip hâle getirmektedir. Ülkemiz jeotermal enerji potansiyeli bakımından dünyada 7’nci Avrupa'da ise 1’inci sırada yer almaktadır. Mevcut Jeotermal enerjili seralarda yıllık ortalama 100 bin ton domates üretimi gerçekleştirilebilmektedir. Bu üretimin değeri yaklaşık 180 milyon TL'dir.

Seracılığın geliştirilmesiyle ekonomimize sağlayacağı katkının yanı sıra, özellikle doğu ve güneydoğudaki terör olayları nedeniyle terk edilen veya boşaltılan yerleşim yerlerinin yeniden canlandırılması ve on binlerce insanımıza iş ve aş sağlaması açısından da önemli olacağı muhakkaktır. Söz konusu yatırım kalemleri arasında seracılığın da bulunması ve yaygınlaştırılması da önemlidir. Bu konuyla ilgili bir Meclis araştırması açılması büyük yarar sağlayacaktır.

2.- Ardahan Milletvekili Orhan Atalay ve 25 milletvekilinin, ailelerin dağılmasına ve çocukların mağdur olmasına neden olan boşanma olaylarının ve sebeplerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/2)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aile kurumumuzun güçlendirilmesi için, ülkemizde meydana gelen, birçok ailenin dağılmasına ve çocuklarımızın mağdur olmasına neden olan boşanma olaylarının ve sebeplerinin araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla, Anayasa'nın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

1) Orhan Atalay                                          (Ardahan)

2) Hasan Karal                                           (Rize)

3) Adem Yeşildal                                        (Hatay)

4) Hüseyin Filiz                                         (Çankırı)

5) Şirin Ünal                                                                 (İstanbul)

6) Hüseyin Samani                                                        (Antalya)

7) Hacı Bayram Türkoğlu                            (Hatay)

8) Orhan Karasayar                                                       (Hatay)

9) Ali Ercoşkun                                          (Bolu)

10) Oktay Çanak                                        (Ordu)

11) Ömer Ünal                                           (Konya)

12) Erkan Kandemir                                                      (İstanbul)

13) Osman Boyraz                                                         (İstanbul)

14) Hilmi Bilgin                                         (Sivas)

15) Ziya Altunyaldız                                                      (Konya)

16) Nurettin Yaşar                                                         (Malatya)

17) Fatma Benli                                         (İstanbul)

18) Mustafa Baloğlu                                                      (Konya)

19) Halil Etyemez                                      (Konya)

20) Şahin Tin                                                                (Denizli)

21) Mehmet Altay                                       (Uşak)

22) Süreyya Sadi Bilgiç                                                 (Isparta)

23) Erol Kaya                                                                (İstanbul)

24) Mehmet Erdoğan                                                     (Gaziantep)

25) Mücahit Durmuşoğlu                                                (Osmaniye)

26) Tülay Kaynarca                                                       (İstanbul)

Gerekçe:

Toplumun en küçük birimi olan aile kurumunun temelini evlilik oluşturmaktadır. Milletlerin tarih sahnesindeki varlıklarını devam ettirebilmelerinin en sağlam ve sağlıklı yolu da bu kurumun canlılığını koruyabilmesidir. Sosyal yapıdaki bu önemi nedeniyle bütün ülkelerde ailenin kurulması veya aile birliğinin bozulması kanunlar çerçevesinde yapılan düzenlemelerle gerçekleştirilmektedir.

Ülkemizde artan genç nüfusa rağmen yeni bir ailenin ilk adımı olan evlilik oranlarında düşüş yaşanmaktadır. 2014 yılında evlenmelerde önemli bir değişim gözlenmezken boşanmalar yüzde 4,5 arttı. Evlenen çiftlerin sayısı bir önceki yıla göre yüzde 0,1 azalarak 2014 yılında 599 bin 704 oldu. Kaba evlenme hızı ise binde 7,8 olarak gerçekleşti. Boşanan çiftlerin sayısı bir önceki yıla göre yüzde 4,5 artarak 130 bin 913'e yükseldi. Kaba boşanma hızı binde 1,7 olarak gerçekleşti. Boşanmaların 2014 yılında yüzde 39,6'sı evliliğin ilk 5 yılı, yüzde 21,8'i ise evliliğin 6-10 yılı içinde gerçekleşti.

Bütün bu rakamsal değerler, toplumun temel taşı ve ana birimi olan aile kurumunun yara aldığını göstermekte ve tedbir alınmadığı takdirde de sıkıntılara sebep olacağı aşikârdır.

AK PARTİ iktidarı döneminde aile kurumunun güçlendirilmesi amacıyla pek çok kanuni düzenleme yapılmış, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kurulmuş, çeyiz, konut ve doğum yardımları çıkarılmıştır. Atılan bu yararlı adımlara rağmen aile kurumundaki bozulmanın nedenlerinin araştırılması faydalı olacaktır. Özellikle boşanma olayları, ailenin yıkımına ve pek çok çocuğun anne ve/veya baba sevgisinden mahrum kalmasına ve neticede çocuklarımızda tamiri mümkün olmayan psikolojik tahribatlara neden olmaktadır. Kimi zaman da tamamen sahipsiz kalan çocuklara devlet kol kanat germekte, aile sıcaklığı verilmeye çalışılmakta ama hiçbir zaman kendi ailesi gibi olmamaktadır.

Kısacası boşanma olaylarıyla ortaya çıkan aile dramlarının en büyük mağdurları çocuklar olmaktadır. Anne veya babasından ayrı kalmak zorunda kalan veya devletin kurumlarına verilen çocukların kişisel gelişimlerinde ciddi sorunlar ortaya çıkmakta ve bu nedenle ilerleyen yıllarda topluma entegre olma sorunu yaşamaktadırlar. Dolayısıyla boşanma hadiseleri, kişisel ve ailevi problemler olmaktan öte toplumun genelini ilgilendiren sonuçlar doğurmakta ve toplumumuzun aile yapısını derinden yaralamaktadır.

Toplumumuzun aile yapısının sağlam temeller üzerine kurulabilmesi için evlilik müessesinin güçlendirilmesi, ülkemizde meydana gelen, pek çok ailenin dağılmasına ve pek çok çocuğun mağdur olmasına neden olan boşanma olaylarının ve sebeplerinin araştırılması ve alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi için bir Meclis araştırma komisyonu kurulmasının toplum hayatımıza önemli katkılar sağlayacağından yararlı olacağı kanaatindeyiz.

3.- Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 21 milletvekilinin, kayısı üretiminde ve pazarlanmasında yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/3)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Bölge ve ülke ekonomisine ciddi katkılar sağlayan kayısının üretiminden pazarlanmasına kadar tüm sorunlarının tespit edilerek gereken önlemlerin alınması hususunda Anayasa’nın 98’inci ve İç Tüzük’ün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

 

1) Öznur Çalık                                           (Malatya)

2) Hasan Karal                                           (Rize)

3) Nurettin Yaşar                                        (Malatya)

4) Hüseyin Filiz                                         (Çankırı)

5)Orhan Karasayar                                                        (Hatay)

6) Hacı Bayram Türkoğlu                            (Hatay)

7) Mehmet Öntürk                                       (Hatay)

8) Ali Ercoşkun                                          (Bolu)

9) Ömer Ünal                                                                (Konya)

10) Osman Boyraz                                                         (İstanbul)

11) Hilmi Bilgin                                         (Sivas)

12) Mustafa Baloğlu                                                      (Konya)

13) Halil Etyemez                                      (Konya)

14) Süreyya Sadi Bilgiç                                                 (Isparta)

15) Oktay Çanak                                        (Ordu)

16) Mehmet Babaoğlu                                                    (Konya)

17) Mehmet Erdoğan                                                     (Gaziantep)

18) Mücahit Durmuşoğlu                                                (Osmaniye)

19) Ziya Altunyaldız                                                      (Konya)

20) Tülay Kaynarca                                                       (İstanbul)

21) Şirin Ünal                                            (İstanbul)

22) Hüseyin Bürge                                                        (İstanbul)

 

Gerekçe:

Kayısı Malatya ili ve içinde bulunduğu bölge için çok önemli bir ekonomik değerdir. Malatya halkının yüzde 80'inin geçim kaynağı doğrudan ya da dolaylı olarak kayısıdır.

Malatya ili ve bölge halkı için önemli bir ekonomik değer olan kayısı ülkemiz ekonomisi için de önemli bir gelir potansiyeline sahiptir. Ancak, çeşitli nedenlerle bu önemli ürün bugüne kadar yeterince değerlendirilememiş, bölge halkına ve ülke ekonomisine istenen düzeyde artı değer yaratılamamıştır. Çünkü, kayısı yetiştiriciliğinde kalitenin yükseltilmesi çalışmaları yetersizdir. Bu çalışmaların artırılarak sürdürülmesi, bunun için de kayısıya yönelik bilimsel araştırmalar yapılması gerekmektedir.

Kayısı ürününe zarar veren beyaz çil, larva gibi zararlılarla mücadele etkisiz kalmaktadır. Bu sorunun giderilmesi için üniversitelerle iş birliği içerisinde çalışmak zorunludur.

Kayısının geleneksel yöntemlerle yapılan hasadı ürüne önemli ölçüde zarar vermekte ve bu da ihracatımız yönünden büyük sorun teşkil etmektedir. Bu nedenle, kayısı hasadı için daha farklı bir yöntem bulunabilmesi amacıyla bilimsel çalışmalara hız verilmesi gerekmektedir.

Kayısı yetiştiriciliği, kayısının toplanması, kükürtlenmesi ve depolanması gibi konularda üreticinin eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi çalışmaları yetersizdir.

Kayısı üreticisine, hasattan önce gübre, zirai ilaç gibi harcamalarında destek verilmesinin sağlanması gerekmektedir.

Üretici, kayısının fiyat istikrarsızlığından korkarak kükürdü fazla vermekte ve bu fazla kükürtlü ürünse Avrupa Birliği ülkelerine ihracatta sıkıntı yaratmaktadır.

Kayısının ulusal ve uluslararası medyalarda reklamı ve tanıtımı ciddi bir şekilde yapılmamaktadır.

Kayısının yaş olarak satışına yeterince önem ve ağırlık verilmemektedir. Yaş kayısı gibi, kayısı çekirdeğinin de kabuk ve iç kabuk olarak değerlendirilmesi istenen seviyede değildir.

Kayısının uluslararası standartlarda ambalajlanması yapılamamakta, bu durum da kayısının ihracatının önünde büyük engel oluşturmaktadır.

Bütün dünyada artan natürel ürün eğilimine paralel olarak kükürtlü üründen vazgeçilerek kayısının doğal ortamda kimyasal işlem yapmadan kurutulması ve bunun için gereken bilimsel çalışmaların yapılması gerekmektedir.

Kayısının (konserve, reçel, marmelat, hoşaf ve meyve suyu gibi) ürün çeşitlemesiyle ulusal ve uluslararası pazarlara sunulması imkânları kısıtlıdır.

İhracatın artırılması için gerekli olan iade desteği kayısı ürününe sağlanmamaktadır.

Kayısı ürünü hem bölge halkına hem de ülke ekonomisine çok önemli katkılar yapabilecek, önemli bir ihracat potansiyeline sahip olabilecek iken bütün bu sorunlar ve yetersizlikler yüzünden yeterince değerlendirilememektedir.

Yukarıda saydığımız nedenlerle kayısının hem bölge hem de ülke ekonomisi için daha etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilmesi, gerekli araştırmaların yapılması ve sorunların giderilmesi için gerekli acil önlemlerin Meclisimiz tarafından tespit edilmesi amacıyla bu Meclis araştırması önergesi hazırlanmıştır.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler, gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının üç tezkeresi vardır, ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.

Buyurun.

B) Tezkereler (Devam)

20.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Van Milletvekili Burhan Kayatürk, Osmaniye Milletvekili Suat Önal, Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ve Sinop Milletvekili Barış Karadeniz’in, 7-12 Aralık 2015 tarihleri arasında Kamboçya’nın başkenti Punon Pen’de düzenlenecek olan Asya Parlamenter Asamblesi 8’inci Genel Kurul Toplantısı’na katılmalarına ilişkin tezkeresi (3/358)

03 Aralık 2015

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Asya Parlamenter Asamblesinin 7-12 Aralık 2015 tarihleri arasında Kamboçya'nın başkenti Punon Pen'de düzenlenecek olan 8’inci Genel Kurul Toplantısı’na Van Milletvekili Burhan Kayatürk, Osmaniye Milletvekili Suat Önal, Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ve Sinop Milletvekili Barış Karadeniz'in katılması hususu 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 9'uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                       İsmail Kahraman

                                                                     Türkiye Büyük Millet

                                                                        Meclisi Başkanı

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bir sonraki tezkereyi okutuyorum:

21.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Düzce Milletvekili Faruk Özlü’nün, Avrupa Birliği Konseyi Lüksemburg Dönem Başkanlığınca 10-11 Aralık 2015 tarihlerinde Lüksemburg’da düzenlenecek olan Kalkınma İşbirliği Komiteleri Başkanları Toplantısı’na katılmasına ilişkin tezkeresi (3/359)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Avrupa Birliği Konseyi Lüksemburg Dönem Başkanlığınca 10-11 Aralık 2015 tarihlerinde Lüksemburg'da düzenlenecek olan Kalkınma İşbirliği Komiteleri Başkanları Toplantısı’na Düzce Milletvekili Faruk Özlü'nün katılması hususu, 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 9'uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                     İsmail Kahraman

                                                     Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

22.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmail Kahraman başkanlığındaki bir heyetin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Senatosu Başkanı Sibel Siber ve Azerbaycan Millî Meclisi Başkanı Oktay Asadov’un vaki davetlerine icabet etmek üzere 9 Aralık 2015 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ve 15-16 Aralık 2015 tarihleri arasında Azerbaycan’a resmî birer ziyarette bulunmasına ilişkin tezkeresi (3/360)

4 Aralık 2015

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmail Kahraman Başkanlığındaki heyetin; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Senatosu Başkanı Sibel Siber ve Azerbaycan Millî Meclisi Başkanı Oktay Asadov'un vaki davetlerine icabet etmek üzere 9 Aralık 2015 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne ve 15-16 Aralık 2015 tarihleri arasında Azerbaycan'a resmî ziyarette bulunması hususu, 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 6’ncı maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                              İsmail Kahraman

                                                                Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

IX.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken tarafından, AKP Hükûmetinin politikalarıyla birlikte çeşitli valilikler tarafından hukuka aykırı bir biçimde ilan edilen sokağa çıkma yasakları boyunca yapılan operasyonlarda öldürülen sivillerin araştırılması amacıyla 8/11/2015 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 8 Aralık 2015 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

08/12/2015

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 08/12/2015 Salı günü (bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisini, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                      İdris Baluken

                                                                        Diyarbakır

                                                                      Grup Başkan Vekili

Öneri:

08 Kasım 2015 tarihinde Diyarbakır Milletvekili Grup Başkan Vekili İdris Baluken tarafından verilen (198 sıra no.lu), "AKP Hükûmetinin politikalarıyla birlikte çeşitli valilikler tarafından hukuka aykırı bir biçimde ilan edilen sokağa çıkma yasakları boyunca yapılan operasyonlarda öldürülen sivillerin araştırılması" amacıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis Araştırma Önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 08/12/2015 Salı günlü birleşiminde sunuşlarda okunması ve görüşmelerin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu önerisi üzerine lehte Ayşe Acar Başaran, Batman Milletvekili.

Buyurun Sayın Başaran. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şu anda burada anlatacaklarım üzerinde özellikle AKP milletvekilleri sıralarından yoğun olarak, bunu, anlatacaklarımızı inkâr etmek üzerine ve anlatacaklarımızı kabul etmemek üzerine birtakım girişimlerde bulunulacağını, birtakım cevaplar verileceğini şu andan biliyorum. Ancak sadece on dakika, bütün ön yargılarınızı bir tarafa bırakarak, siyasi ve kişisel kaygılarınızı bir tarafa bırakarak, bire bir yaşayan biri olarak, bire bir bu sokağa çıkma yasaklarında bu uygulanan antidemokratik uygulamalara maruz kalmış biri olarak beni sadece on dakika dinlemenizi istiyorum. Çünkü bu anlatacaklarım Suriye’den değil, Filistin’den değil, sizin iktidar olduğunuz ülkenin sınırları içerisinde uygulanan politikalardır.

MUHAMMET BALTA (Trabzon) – Siz hangi ülkedesiniz?

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – Biz bıkmadan usanmadan bunları anlatmaya devam edeceğiz. Biliyorum ki sizler bunlara kulaklarınızı tıkamaya devam edeceksiniz ancak şu anda son birkaç aydır kürdistanda on sekiz yerde il ve ilçeler olmak üzere… (AKP sıralarından gürültüler)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan… Öyle bir yer mi var Sayın Başkanım?

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – ...toplam 149 gün sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş ve bu sokağa çıkma yasaklarında AKP’nin bu savaş politikaları neticesinde 77 insan, 77 sivil yurttaş yaşamını kaybetmiştir. Bizler Cizre’deyken ben bizzat orada siviller olduğunu söylediğim zaman Sayın Başbakan sivil olmadığını söylemişti. Bu, sivil değildi, evet, sizin gözünüzde bu, sivil değildi ya da kendi çocuğunu, on yaşındaki Cemile’yi buzlukta saklamak zorunda kalan… Cemile, sivil değildi değil mi? Ya da kendi ellerimizle hastaneye yetiştirmeye çalıştığımız bu çocuk, sizin gözünüzde sivil değil, teröristti.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Onları, siz, kendiniz öldürüyorsunuz.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – Tüm bunların bire bir şahidi olarak sekiz gün Cizre’de, altı gün Silvan’da, bizzat, bu antidemokratik uygulamalara maruz kaldım.

Bizler, sokağa çıkma yasaklarının olduğu yerlerde, bire bir AKP’nin talimatıyla çalışan valiler ve kaymakamların eliyle halka yapılan katliamın bire bir şahidi olduk.

Çocuklar, keskin nişancılar tarafından katledildi. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Kürtler öyle demiyor… Kürtler öyle demiyor…

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – Çocuklar, sokakta oyun oynarken dizlerinden, bacaklarından vuruldu.

Çocuklar…

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Kürtler muzdarip… Zulmediyorsunuz Kürtlere… Kürtlere zulmediyorsunuz orada…

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – Dinlerseniz öğreneceksiniz!

Çocuk, annesinin kucağında, bu antidemokratik uygulamaya maruz kaldı. Buyurun…

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Kürtlere zulmediyorsunuz. Sizden şikâyetçi onlar.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – Sonra, burada, sizin yaptığınız bütün savunmalar, orada hendeklerin olduğuydu. Peki, hendeklere karşı bu şekilde mi savunma geliştirdiniz?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Siz zulmün yanındasınız. Zulmediyorsunuz Kürtlere.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, laf atmaları engeller misiniz?

BAŞKAN – Arkadaşlar, hatibi dinleyelim, sonra cevap vermek isteyen verebilir.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Kürtlere zulmediyorsunuz!

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – “Türk’sen övün, değilsen itaat et” midir? Bu mudur hendeklere karşı verilen mücadele?

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Sayın Başkan, bu ortamda böyle bir oturum olmaz. Eğer varsa bir cevabı kürsüye çıkar verir.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – Bu mesele hendek değildi. Bunu, sizler de, bire bir hepiniz biliyorsunuz.

BAŞKAN – Arkadaşlar, hatibi dinleyelim, daha sonra sözü olan cevap verebilir.

HARUN KARACA (İstanbul) – Mecbur muyuz saçma sapan sözleri dinlemeye!

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – Başkan, lütfen, müdahale eder misiniz?

BAŞKAN – Dinleyelim hatibi.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – Dinlemek zorundasınız!

BAŞKAN – Sayın Hatip, biz sizi dinleyeceğiz, Genel Kurul sizi dinleyecek. Yalnız, özellikle, İç Tüzük’e uygun olarak…

HARUN KARACA (İstanbul) – “Kürdistan” deme hakkı yok burada. O şekilde söylenemez.

BAŞKAN - …67’nci maddeye göre ülkenin belli bir bölgesini farklı bir nitelendirme yapmak suretiyle bir kısmı yaralayacak sözler de kullanmamanızı özellikle istirham ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, HDP sıralarından gürültüler)

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – Başkanım, lütfen, müdahale eder misiniz?

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, buna siz müdahale edemezsiniz.

BAŞKAN – İç Tüzük 67 yetki veriyor.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sizin grup toplantınızda Başbakan olarak Tayyip Erdoğan’ın kullanmış olduğu coğrafi, siyasi, tarihî bir coğrafya… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Bakın Sayın Baluken, kürsüde hatibiniz var. Hatibiniz konuşsun.

Arkadaşlar, hatibi dinleyelim.

Sayın milletvekilleri, lütfen…

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – İzin verirseniz Başkanım ve müdahalelere bir uyarı yaparsanız sevineceğim.

Evet, orada hendeklere karşı bir mücadele olmadığını hepiniz biliyorsunuz. Orada bir halkın iradesine…

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Ne işi var o hendeklerin orada?

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – Dinlerseniz öğreneceksiniz…

Bir halkın iradesine, bir halk sadece “Ben varım.” dediği için… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Ne işi var o hendeklerin orada?

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar… Sayın milletvekilleri… Hakan Bey, lütfen hatibi dinleyelim.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – …”Ben de kendi irademi beyan edebilirim.” dediği için, o “esedullah timi” denilen ve burada araştırılmasını istediğimiz, üstünü örttüğünüz o timler vasıtasıyla oradaki sivil halkın üzerinde birçok baskı uygulanıyor.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Niye kazdın hendekleri o zaman? Sokağa çıkma yasağı istemiyorsan kazma hendeği kardeşim!

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) - Evet, bu mudur hendeklerle mücadele? “Türk’sen övün, değilsen itaat et!” Bunların yazılımlarının hepsi sizin basın kuruluşlarınız tarafından çekilip Silvan’da sokağa çıkma yasağı kaldırılmadan bir gün önce servis edildi. Yapılan şuydu: Eğer siz muhalif ses çıkarırsanız, eğer siz “Benim iradem var.” derseniz, eğer siz “Bu tekçi zihniyete karşı mücadele ediyorum.” derseniz, “Ben bu tekçi zihniyeti kabul etmiyorum.” derseniz, işte o zaman “Sizin karşınızda sizi katlederiz.” dediler.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – O hendek ne olacak? Hendekten bahset!

BAŞKAN – Sayın Çavuşoğlu, lütfen…

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – “Türk’sen övün, değilsen itaat et.” denildi. Biz bu topraklar üzerinde birçok halkın olduğunu hepimiz biliyoruz. Bugün Sayın Cumhurbaşkanı çıkıp şunu söyledi: “Kürt halkı.” dedi. Mademki “Kürt halkı, biz onların yanındayız.” diyorsa eğer bununla ilgili neden şu ana kadar Mecliste herhangi bir çalışma başlatılmadı? Neden herhangi bir AKP milletvekilinin ağzından bununla ilgili tek bir cümle söylenmedi? Bunun hepsinin bire bir araştırılması gerekiyor.

Evet, sokağa çıkma yasaklarında neler yapıldı, anlatayım. Siz belki dinlemek istemiyorsunuz ama tutanaklara geçecek ve gerçekten 90’lı yıllarda yapılan bütün katliamlar gibi bu da Türkiye’nin tarihine kara bir leke olarak geçecek. Bunun geçmesi için de tutanaklara geçmesi gerekiyor.

Neler yapıldı sokağa çıkma yasaklarında? Su kesildi, elektrikler kesildi, hiçbir GSM operatörü çekmedi. AKP’nin iktidarının talimatıyla GSM operatörleriyle biz 112’ye bile ulaşamadık, 112’ye bile.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Hendek ne olacak? Bir kere de hendekten bahset!

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) - Çıkıp hiçbir şeyden haberi olmayan, oradaki hiçbir şeyden haberi olmayan, hiçbir inisiyatifi olmayan, hiçbir yetkisi olmayan valiler, kaymakamlar çıkıp şu açıklamaları yaptılar: “Biz halka ekmek, su dağıttık.” dediler. Ben sekiz gün kaldım Cizre’de, Silvan’da altı gün kaldım. Tek şunu gördüm ben: Altı saat kaldığım evde altı saat boyunca bomba atarlara maruz kaldım, altı saat boyunca silahlarla taramalara maruz kaldım. Bugün burada konuşuyorsam tamamen şans eseridir, çünkü orada bizim de hayatımıza kastedildi. Nasıl ki sokağa çıkma yasaklarının olduğu yerlere girmeye çalışan Sayın Figen Yüksekdağ’a karşı bu uygulama geliştirildiyse, içeride de bizim de hayatımıza kastedildi. O güvenlik görevlileri halkı koruyorsa madem, insanlar niye beyaz bayraklarla dışarıya çıkıyor, niye?

Düşünün ki Kızılay Meydanı’nda sokağa çıkma yasağı var…

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Orada hendek yok, hendek yok orada.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – …ve sizler milletvekilleri olarak oraya giremiyorsunuz.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Sayın Hatip, Kızılay Meydanı’nda hendek yok.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – Elektrik yok, su yok, hiçbir yiyecek yok. O halk tamamen kendi iradesini ortaya koyduğu için, tamamen “Ben kendi kendimi yönetebilirim.” dediği için, tamamen sizin ırkçı, faşist ve tekçi zihniyetinize karşı… (HDP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

Başkan, lütfen müdahale eder misiniz! (Gürültüler)

…“Ben sizin bu uygulamalarınızı kabul etmiyorum.” dediği için bu insanlara karşı bir imha ve katliam politikası geliştirilmiştir.

BAŞKAN – Sayın Hatip, bütün Meclisi ırkçı olarak, faşist olarak nitelendiremezsiniz.

Bakın, İç Tüzük 67’ye göre, kaba ve yaralayıcı sözler kullanamazsınız.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Meclise hitap etmiyor, laf atanlara söylüyor. Çıkıp cevap versinler.

BAŞKAN – Lütfen…

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – Başkanım, sürekli bana müdahale ediyorsunuz.

BAŞKAN – Lütfen… Temiz bir dille konuşmanızı istiyorum.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – Göreviniz gereği…

BAŞKAN – Sayın milletvekillerinden de…

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – Sayın Başkan, tek müdahaleniz bana karşı olmamalı, lütfen bu sıralara da müdahale edin.

Ben devam ediyorum.

BAŞKAN – Bir dakika, bir dakika, bir dakika…

Sayın milletvekillerinden de… Konuşmanın içeriğine katılmak durumunda değilsiniz ama kürsüye çıkan her hatibi dinlemek durumundayız. Her gruptan da konuşmacılar var. Gerekirse konuşmacılar cevaplarını verirler.

Lütfen değerli arkadaşlar, hatibi dinleyelim.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

NURETTİN YAŞAR (Malatya) – Ama bana “faşist” demeye hakkı yok ya, çok ayıp!

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – Bu uygulamalar…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, bir saniye… Bir süreyi durdurur musunuz.

İkinci defadır hatibin konuşmasına müdahale ediyorsunuz.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – Ben uygulamalardan söz ediyorum. Bu faşist bir uygulamadır.

NURETTİN YAŞAR (Malatya) – Faşist sensin! Faşist orada.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – Bu faşist bir uygulamadır, faşist bir uygulamadır.

NURETTİN YAŞAR (Malatya) – Faşistin kim olduğunu ben biliyorum.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – Ve şunu söylüyorum, bu uygulamalara karşı…

NURETTİN YAŞAR (Malatya) – Çok ayıp!

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, hatibi dinleyelim.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – …eğer orada ne olduğunu bilmek istiyorsanız biz oradayız, biz oradaki insanların yanındayız, biz onlarla beraber bu antidemokratik, bu gayrimeşru, bu hiçbir hukuka ve insanlığa sığmayan uygulamalara karşı o insanların yanında yer alıyoruz. Eğer sizler de orada ne yaşandığını görmek istiyorsanız, bir zahmet çıkalım odalarımızdan, hepimiz gidelim, orada ne yaşandığını bire bir kendiniz görün. Size gösterilen ve sürekli medyada gösterilenler üzerinden yorum yapacağımıza, buyurun, neler yaşanıyor, bu halk neler yaşıyor, bu 77 insan sivil miydi, değil miydi…

MUHAMMET BALTA (Trabzon) – Caminin içerisinde şehit edilen vatan evlatlarından bahset.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – 35 günlük bebeğe “sivil” demeyen bir zihniyetten söz ediyoruz. 35 günlük bebek hastaneye gidemediği için hayatını kaybetti.

MUHAMMET BALTA (Trabzon) – Caminin içerisinde şehit edilen vatan evlatlarından bahset.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – Bunun için de, buyurun, en kısa zamanda gerçeğin, hakikatin ne olduğunun ortaya çıkmasını eğer sizler de istiyorsanız, buyurun, bu araştırma…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – …komisyonunu oluşturalım ve bu sivillerin kimler tarafından ne şekilde öldürüldüğünü hep beraber görmüş olalım.

MUHAMMET BALTA (Trabzon) – PKK’lılar, teröristler öldürdü, teröristler.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, teşekkürler Sayın Başaran.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Bir hususu özellikle iletmek istiyorum. Şimdi, sayın hatip konuşurken, defalarca Genel Kuruldan konuşma düzenini bozacak şekilde laf atmalar oldu. Gürültüyle defalarca sayın hatibin konuşmasını bütün milletvekillerinin dinlemesini gasbedecek şekilde müdahaleler oldu.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Hatip de tahrik etmesin.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Siz bu laf atanları, bu gürültü yapanları uyaracağınız yere kürsüde konuşma yapan sayın hatibin sözünü 2 kez kestiniz.

BAŞKAN – Evet Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Her iki söz kesme girişiminiz de İç Tüzük’e uygun değildir, İç Tüzük’e aykırıdır.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Faşist kim?

AHMET YILDIRIM (Muş) – Onları yapanlar faşist.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Hendek kazanlar ne, hendek kazanlar?

AHMET YILDIRIM (Muş) – Zihniyetiniz faşist, zihniyetiniz.

BAŞKAN – Arkadaşlar, bir dakika. Sayın Baluken’i dinliyoruz.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Ya bir susun! Susun! Siz mi susturacaksınız!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Kim hendek kazanlar?

BAŞKAN – Hakan Bey, Sayın Çavuşoğlu…

Buyurun Sayın Baluken, dinliyorum sizi.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Ya bir Grup Başkan Vekili konuşuyor, hâlâ aynı şeyi gösteriyor.

BAŞKAN – Buyurun, sizi dinliyorum. Dinliyorum, tamam.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın hatibin belirttiği “Kürdistan” ismi bu toprakların siyasi ideali ve tarihî bir gerçekliğidir. (HDP sıralarından alkışlar) Bugüne kadar, Selçuklu Sultanı Sencer’den Yavuz Sultan Selim’e, ilk Meclis kuruluşundan bu Meclis tutanaklarına, şu anki Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın AKP Grubunda yapmış olduğu konuşmaya kadar da defalarca ifade edilmiştir ve hiçbir Meclis başkanı da sizin gibi İç Tüzük maddesini gerekçe göstererek o konuya müdahale etmemiştir. Dolayısıyla, bu tutumunuz yanlıştır.

BAŞKAN – Sayın Başkan…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – İkincisi: Sayın hatip orada “Türk’sen övün, değilsen itaat et.” yazısını göstererek bu yazının genel olarak bugün yaşanan sorunların kökeni olduğunu belirtmiş, oradan gelen tepkiler üzerine de “Bunu savunan ırkçı ve faşisttir.” demiştir. Bu tespiti de son derece yerindedir.

NURETTİN YAŞAR (Malatya) – Evet, bunu savunan ırkçı ve faşisttir ama öyle demedi.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Dolayısıyla, sizin ona müdahale etmeniz de İç Tüzük’e uygun değildir.

BAŞKAN – Sayın Baluken, ben İç Tüzük 67’ye istinaden, yine, İç Tüzük’ün 66’ncı maddesine göre…

NURETTİN YAŞAR (Malatya) – Bunu savunan ırkçı ve faşisttir ama aksini savunan da ırkçı ve faşisttir.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, kürsüdeki üyenin sözü ancak Başkan tarafından, kendisini İç Tüzük’e uymaya ve konudan ayrılmamaya davet için kesilebilir. Ben de bunun için, İç Tüzük’ten aldığım yetkiye dayanarak konuya davet ettim ve yaralayıcı sözler sarf etmemesini ifade ettim. Bu, Başkanın yetkisidir, İç Tüzük’ten aldığı yetkidir. (HDP sıralarından gürültüler)

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Bakın, Sayın Cumhurbaşkanının Başbakan olarak AKP Grubunda yapmış olduğu oturumu da yönetiyordunuz. Bu Meclisin tutanaklarında “kürdistan ve Lazistan mebusları” dediğinde müdahale etmediniz.

BAŞKAN – Doğrudur, kürdistan, Lazistan mebusları vardı geçmişte, tarihte, doğrudur.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Orada yapmadığınız müdahaleyi burada yapamazsınız. Kişilere göre burada tutum sergileyemezsiniz.

BAŞKAN – Doğrudur efendim, teşekkür ediyorum, tutanaklara geçmiştir.

Önerinin aleyhinde Niğde Milletvekili Sayın Alpaslan Kavaklıoğlu.

Buyurun Sayın Kavaklıoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

ALPASLAN KAVAKLIOĞLU (Niğde) – Sayın Başkanım, öncelikle yeni vazifenizi tebrik ediyorum. Allah hayırlı hizmetler yapmayı nasip etsin.

Sayın milletvekilleri, HDP’nin grup önerisi üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Toplumsal hayatın vazgeçilmez ilk ve temel esası, insanın en asli ve temel hakkı olan yaşam hakkının temin edilmesidir. Bir devletin ve ülkenin var olabilmesi ve varlığını devam ettirebilmesi, vatandaşlarının can ve mal güvenliğinin teminidir.

Bugün, maalesef, ülkemizin bazı bölgelerinde, bazı şehirlerinde ve bazı sokaklarımızda, vatandaşlarımızın günlük hayatlarını idame için gerekli olan faaliyetlerin yapılmasını engellemek isteyenler ve vatandaşlarımızı dehşete düşürüp terörize etmek isteyenler vardır. Çocuklarımızın okula gitmesini, vatandaşlarımızın semt polikliniğine, doktora gitmesini engelleyen, fırından ekmek almasını zorlaştıran unsurlar yetmezmiş gibi sokaklarda hendekler kazıp barikatlar kurmaya, çoluğun çocuğun geçeceği, oyun oynayacağı sokaklara bubi tuzaklı bombalar yerleştirmeye cüret etmektedirler. Vatandaşlarımızın günlük hayatlarını devam ettirmelerindeki rahatlığı, güvenliği ve esenliği yok etmek istemektedirler.

Bütün bunları bertaraf edip vatandaşlarımızın rahatça dolaşabilmeleri için o tuzakların, patlayıcıların temizlenmesi ve hendeklerin kapatılması gereklidir. Vatandaşlarımızın güvenliği bizim için her şeyden daha önemlidir.

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) – Hiç gittin mi o yöreye?

ALPASLAN KAVAKLIOĞLU (Devamla) – Vatandaşlarımızın istekleri doğrultusunda bu temizliğin yapılabilmesi, patlayıcıların etkisiz ve zararsız hâle getirilebilmesi için mülki idare amirleri, tedbir amaçlı, halkımızın can ve mal güvenliğine zarar vermeden, gündelik hayatın normal akışını temin için geçici olarak sokağa çıkma yasağı uygulamaktadırlar.

FERHAT ENCU (Şırnak) – 300 sivili katlederek mi yapıyorsunuz bunu?

ALPASLAN KAVAKLIOĞLU (Devamla) – Bu sokağa çıkma yasağı, ilan edilen sokak, cadde ve mahallelerde, değişik alanlarla sınırlı olarak uygulanmaktadır. Mülki amirlerce alınan bu kararların temel hukuki ve yasal dayanağı öncelikle Anayasa’mızın 23’üncü maddesi ve İl İdaresi Kanunu’nun…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – 23’üncü maddeyi oku, öyle bir yetki yok.

ALPASLAN KAVAKLIOĞLU (Devamla) – Var. Efendim, Anayasa’mızın 23’üncü maddesini hemen okuyayım ben size.

BAŞKAN – Sayın Tanal, lütfen kürsüdeki hatibe müdahale etmeyin.

Efendim, siz de Genel Kurula konuşun Sayın Kavaklıoğlu.

ALPASLAN KAVAKLIOĞLU (Devamla) – Başlığı “Yerleşme ve seyahat hürriyeti” biliyorsunuz. “Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi geliştirmek, kamu mallarını korumak; seyahat hürriyeti ise suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle genel sağlığı korumak yahut suç işlenmesini önlemek amacıyla sınırlandırılabilir.” diyor.

MİTHAT SANCAR (Mardin) – 13’üncü ve 15’inci maddeyi de okuyun lütfen.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – 13’üncü maddesi ne bu Anayasa'nın?

ALPASLAN KAVAKLIOĞLU (Devamla) – Yine, İl İdaresi Kanunu’muzun 11’inci maddesi valilerimize tanınan yetkileri ve görevleri belirlemekte.

TUĞBA HEZER ÖZTÜRK (Van) – Doğru, sizin valileriniz! AKP’nin valileri!

ALPASLAN KAVAKLIOĞLU (Devamla) – Bu 11’inci maddenin (A) fıkrasına göre “Vali, il sınırları içinde bulunan genel ve özel bütün kolluk kuvvet ve teşkilatının amiridir. Suç işlenmesini önlemek, kamu düzen ve güvenini korumak için gereken tedbirleri alır. Bu maksatla Devletin genel ve özel kolluk kuvvetlerini istihdam eder, bu teşkilat amir ve memurları vali tarafından verilen emirleri derhâl yerine getirmekle yükümlüdür.”

Yine, İl İdaresi Kanunu’nun 11’inci maddesinin (C) fıkrasında “İl sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi valinin ödev ve görevlerindendir.

Bunları sağlamak için vali gereken karar ve tedbirleri alır. Bu hususta alınan ve ilan olunan karar ve tedbirlere uymayanlar hakkında 66’ncı madde hükümleri uygulanır.”

Buna benzer bir yetki, yine -aynı kanunun- İl İdaresi Kanunu’nun 32’nci maddesinde kaymakamlara da tanınmıştır. Kaldı ki, Diyarbakır’da son alınan sokağa çıkma yasakları, biliyorsunuz Sur Kaymakamlığı tarafından alınmıştır. Burada da, (A) fıkrasında “Kaymakam, ilçe sınırları içinde bulunan genel ve özel kolluk kuvvet ve teşkilatının amiridir.” Yine (B) fıkrasında “Suç işlenmesini önlemek, kamu düzen ve güvenini korumak için gereken tedbirleri alır. Bu maksatla Devletin genel ve özel kolluk kuvvetlerini istihdam eder. Kanun, tüzük, yönetmelik ve Hükümet kararları hükümlerinin yürütülmesi için emirler verir. Bu teşkilat amir ve memurları kaymakam tarafından verilen emirleri derhâl yerine getirmekle ödevlidir.”

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) – Cezası nedir?

ALPASLAN KAVAKLIOĞLU (Devamla) – Yine -aynı maddenin- 32’nci maddenin (Ç) fıkrasında “İlçe sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi kaymakamın ödev ve görevlerindendir. Bunları sağlamak için kaymakam gereken karar ve tedbirleri alır. Bu hususta alınan ve ilan edilen karar ve tedbirlere uymayanlar hakkında 66’ncı madde hükümleri uygulanır.”

Peki, bu 66’ncı madde hükümleri nedir? 66’ncı maddede de “İl genel kurulu veya idare kurulları yahut en büyük mülki idare amiri tarafından kanunların verdiği yetkiye istinaden ittihaz ve usulen tebliğ ve ilan olunan karar ve tedbirlerin tatbik ve icrasına muhalefet eden veya müşkülat gösterenler veya riayet etmeyenler, mahallî mülki amir tarafından Kabahatler Kanununun 32’nci maddesi hükmü uyarınca cezalandırılır.”

FERHAT ENCU (Şırnak) – Kaç kişi cezalandırıldı?

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Kaç kişi cezalandırıldı?

DİRAYET TAŞDEMİR (Ağrı) – Sokağa çıkmanın cezası nedir, ihlal etmenin?

ALPASLAN KAVAKLIOĞLU (Devamla) – “Ancak, kamu düzenini ve güvenliğini veya kişilerin can ve mal emniyetini tehlikeye düşürecek toplumsal olayların baş göstermesi hâlinde vali tarafından kamu düzenini sağlamak amacıyla alınan ve usulüne göre ilan olunan karar ve tedbirlere aykırı davrananlar, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.” diyor 66’ncı madde.

TUĞBA HEZER ÖZTÜRK (Van) – Hapis değil, mezara koyuyorlar, mezara!

ALPASLAN KAVAKLIOĞLU (Devamla) – Bu hükümlere ve şimdiye kadar valilerimizin ve kaymakamlarımızın aldığı kararlara halkımız tamamen riayet etmiştir, burada bir sıkıntı yaşanmamaktadır.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Gördünüz mü acaba, orada mıydınız?

ALPASLAN KAVAKLIOĞLU (Devamla) – Halkımız, güvenlik güçlerimizin sokaklarımızı yaşanabilir hâle getirmesine yardımcı olmaktadır çünkü vatandaşlarımızın bakkala ekmek almaya gitmesi bile tehlikeli hâle gelmiştir.

TUĞBA HEZER ÖZTÜRK (Van) – Esedullah timi onlar.

ALPASLAN KAVAKLIOĞLU (Devamla) – Camiler bile terör unsurları tarafından kundaklanmaya ve işgal edilmeye başlanmıştır. Bunların temizlenmesi ve huzurun temini için devlet gereğini yapmaktadır.

Sayın milletvekilleri, bütün bu barikatların kaldırılması ve hendeklerin doldurulması sırasında terör unsurları, güvenlik kuvvetlerimize, çalışan kamu görevlilerine ve araçlarına silahlı saldırılarda bulunmaktadır. Yapılan bu faaliyetlerde Hükûmetimizin üzerinde hassasiyetle durduğu en önemli husus sivil kayıpların olmamasıdır. Bunun için güvenlik güçlerimiz tarafından çok hassas çalışmalar gerçekleştirilmektedir.

TUĞBA HEZER ÖZTÜRK (Van) – Çok hassas, çok!

ALPASLAN KAVAKLIOĞLU (Devamla) – Bu sebeple işler uzamakta, güvenlik kuvvetlerimiz maalesef çok sayıda yaralı ve şehit vermektedir. Sivil kayıp olarak nitelendirilenlerin çoğu da silahlı unsurlar olmaktadır. (HDP sıralarından gürültüler)

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Gel gidelim araştıralım o zaman.

ALPASLAN KAVAKLIOĞLU (Devamla) – Sivil kayıpların olmaması ortak temennimizdir.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Ayıp denen bir şey var ya.

ALPASLAN KAVAKLIOĞLU (Devamla) – Bu konuda gerekli hassasiyet gösterilmektedir.

BESİME KONCA (Siirt) – 35 günlük bebek hendek mi kazmış?

ALPASLAN KAVAKLIOĞLU (Devamla) – HDP’nin grup önerisine katılmadığımızı belirtir, hepinizi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kavaklıoğlu.

GÜLSER YILDIRIM (Mardin) – Cesaretiniz varsa gidin o sivil ölümleri araştırın, kaçmayın be!

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Hatip konuşması sırasında “o bölgede herhangi bir sivil kaybın olmadığı” demek suretiyle Genel Kurulu yanlış bilgilendirmiştir. Bu durumda bizim grup hatibimizin sokağa çıkma yasağının uygulandığı bölgelerdeki sivil kayıpla ilgili verdiği bilgiyi de yanlış bir yöne çekmiştir. Müsaade ederseniz bir açıklama yapacağım.

BAŞKAN – Sayın Baluken, açıklamaysa yerinizden bir dakika…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Yani kürsüden…

BAŞKAN – Tamam, yerinizden açıklama yapın. Bu sataşma olmadığı için… Bu, açıklama, açıklamayı gerektiriyor.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Hayır, hayır, şöyle Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bakın “açıklama” dediniz. Evet, size söz vereceğim.

Tamam, iki dakika yerinizden açıklama…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Bakın, burada sataşma olmayabilir ama bize atfolunan bir bilgiyi Genel Kurula farklı yansıtması vardır.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Baluken…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - İç Tüzük 69’a baktığınızda, bağlamdan koparılmış bir bilgiden bahsediyoruz.

BAŞKAN –İşte, açıklama hakkını kullanmanız… Açıklama olarak ben size yerinizden, açıklamayı ancak yerinizden verebiliyorum.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Hayır, Sayın Başkan, İç Tüzük 69’da nettir yani bizim bilgilerimizi bağlamından koparıp Genel Kurula farklı yansıtıyorsa…

BAŞKAN – Bakın, size ya da grubunuza sataşma…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - …kürsüden cevap verme hakkımız doğar.

BAŞKAN – İşte, açıklamayı gerektiriyor, tamam, yerinizden vereyim.

Sayın Baluken, lütfen buyurun.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Yani, İç Tüzük’ü doğru uygulayalım diyorum Sayın Baluken. Ben söz vermeme taraftarı değilim.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, bugün ilk yönetiminiz. En azından, umarım bundan sonraki yönetiminizde biraz daha dikkat edersiniz.

BAŞKAN – Tamam, rahat olun, ben dikkat ederim ama siz de dikkat edin. Hep birlikte bu Meclisi verimli bir şekilde çalıştıralım, temennim bu.

Yerinden, evet, Sayın Baluken’e söz verelim.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

20.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu’nun HDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Değerli milletvekilleri, bakın, çok önemli bir araştırma önergesini buraya getirip bir araştırma komisyonu kurulmasını bütün Meclise ifade ediyoruz.

Şimdi, bugüne kadar, bu sokağa çıkma yasağı uygulamalarının devreye girdiği tarihten bugüne kadar katledilen sivil sayısı 140’ı geçti. 7 Haziran öncesinden başlayarak bugüne kadar devreye konan savaş konseptinde de yaşamını yitiren sivil sayısı 300’ü geçti. Bu çok ciddi bir rakamdır.

Henüz, bakın, dün, Silopi’de 15 yaşında, yüzde 50 engelli olan Ferhat Kartal -yüzde 50 engelli arkadaşlar, 15 yaşındaki bir çocuk katledildi. Cizre’de 9 yaşındaki Baran, Nusaybin’de 60 yaşındaki Ahmet amca, Nusaybin’de 55 yaşındaki Selamet teyzenin katliyle ilgili buraya gelip gerçekleri çarpıtmanın bir anlamı yok.

REŞAT PETEK (Burdur) – Yasin Börü’nün de kafası ezildi değil mi.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Madem sivillerin katledilmediğini düşünüyorsanız, madem orada sivil bir can kaybı yok düşünüyorsanız, madem bütün sorun hendek meselesine indirgenecek şekilde eğer ele alınıyor diye düşünüyorsanız, gelin bu araştırma önergesine oy verelim, hep birlikte milletvekilleri olarak gidip o bölgede durumu yerinde tespit edelim, halkın taleplerini ve orada yaşanan sıkıntıları da birlikte getirip Genel Kurula sunalım. O zaman niye karşı çıkıyorsunuz?

Madem orada bu can kayıplarını yapanlar başka insanlarsa, madem orada sizin bahsettiğiniz tek bir sivil kayıp yoksa neden korkuyorsunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Bu araştırma önergesine en çok da sizin destek vermeniz gerekiyor.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Baluken.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

Önerinin lehinde ikinci söz Veli Ağbaba, Malatya Milletvekili.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, şimdi Anayasa’mızın 13’üncü maddesi diyor ki: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı kalmak kaydıyla kanunla sınırlanabilir.”

BAŞKAN – Doğru söylüyor.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Biraz evvel Sayın AKP’li hatibin dediği valilerin sokağa çıkma yasağını ilan ederken ne Anayasa’mızın 23’üncü maddesinde ne İl Özel İdaresi Kanunu’nda ne İl İdaresi Kanunu’nda, hiçbir kanunda böyle bir dayanağı yok. Kamuoyuna yanlış bilgi veriyor. Bu sokağa çıkma yasağını ilan eden valiler günün birinde mutlak suretle hukuka hesap vermek zorundadırlar.

BAŞKAN – Tamamdır Sayın Tanal.

IX.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken tarafından, AKP Hükûmetinin politikalarıyla birlikte çeşitli valilikler tarafından hukuka aykırı bir biçimde ilan edilen sokağa çıkma yasakları boyunca yapılan operasyonlarda öldürülen sivillerin araştırılması amacıyla 8/11/2015 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 8 Aralık 2015 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - Önerinin lehinde ikinci söz Veli Ağbaba, Malatya Milletvekili.

Buyurun Sayın Ağbaba. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Sizi de kutluyorum, başarılar diliyorum.

Tabii, biraz önce AKP Grubunun göstermiş olduğu tepkiyi hayretle izledim değerli arkadaşlar. Yani siyaseten bu kadar ikiyüzlü nasıl olunabilir anlamak mümkün değil. Birkaç örnek vereceğim. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

REŞAT PETEK (Burdur) – Hakarete başlama.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Bu siyasi eleştiridir Sayın Vekil.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Otur dinle, otur dinle! Siyaseten ikiyüzlü nasıl olunabilir, örnek vereceğim. Otur, dinle!

BAŞKAN – Arkadaşlar, hatibi dinleyelim.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Otur, dinle! Otur, dinle! Sen hiç konuşma, sen hiç konuşma Sayın Savcı! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Ağbaba…

VELİ AĞBABA (Devamla) - Sen daha düne kadar Gültekin Avcı’yla cellatlık yapan adam, sen sus! Sen sus, otur!

BAŞKAN – Sayın Ağbaba, Genel Kurula hitap edelim, kaba ve yaralayıcı sözler de sarf etmeyelim, temiz dile davet ediyorum, lütfen.

VELİ AĞBABA (Devamla) – Sen düne kadar vatanseverlere, solculara, insan hakları savunucularına cellatlık yapan adamsın Gültekin Avcı’yla! Sus, sus sen!

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – O yatay geçiş yaptı.

VELİ AĞBABA (Devamla) – Yatay geçiş yaptı, o, paralel değil, evet, yatay geçiş yaptı, her şekle bürünebiliyor.

BAŞKAN – Şahsiyatla uğraşmayalım Sayın Ağbaba, Genel Kurula hitap edelim lütfen.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Düne kadar Gültekin Avcı’yla, düne kadar o “paralel yapı” dediğiniz adamlarla kalkacaksınız, askerleri, bilim adamlarını katledeceksin, şimdi karşıma çıkıp konuşacaksın! Sus, konuşma, sus! (CHP sıralarından alkışlar)

REŞAT PETEK (Burdur) – Haddini bil, haddini bil!

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bakın, ben size örnek vereceğim, bu siyaseten ikiyüzlülük nasıl olmuş anlatacağım ben size, siyaseten ikiyüzlülük nasıl olur anlatacağım.

REŞAT PETEK (Burdur) – Bir milletvekiline “Sus!” diyemezsin, haddini bil! Cevabını vereceğim sana!

VELİ AĞBABA (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bakın, 2012’nin sonbaharında BDP milletvekilleri Hakkâri’de PKK’lı militanlarla kucaklaştılar. Burada Sayın Başbakan başta olmak üzere “BDP milletvekilleri Meclisten atılmalıdır, Öcalan idam edilmelidir.” diye bir tartışma başlatıldı, buradaki aynı grup alkışladılar bunu. Ardından tam kırk yedi gün sonra, 28 Aralık akşamı Başbakan bir konuşma yaptı, “Biz İmralı’yla görüşüyoruz.” dedi. Aynı grup, “BDP milletvekilleri atılsın.” diyen, “Öcalan idam edilsin.” diyen grup birden alkışlamaya başladı. Evet, çözüm süreci…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – BDP milletvekillerini atmak kimsenin haddi değil, değil; bunu bilin. Kimsenin haddi değil BDP milletvekillerini buradan atmak.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlar, aynı grup döndü, “Çözüm, mutlaka görüşülmelidir, İmralı’yla görüşülmelidir, BDP milletvekilleriyle görüşülmelidir.” diyen aynı grup. Şimdi, burada bir ikiyüzlülük var mı yok mu, takdirlerinize bırakıyorum.

Yine, bakın arkadaşlar, Sayın Kavaklıoğlu “Sokağa çıkma yasağını biz uygulamıyoruz, Sur Kaymakamlığı aldı.” dedi. AKP’yi kutlamak lazım, hakikaten bu konuda yarattığınız algının önünde saygıyla eğiliyorum, yaptığınız önemli bir şey. Bakın, ne diyor? Duble yolları AKP yapıyor. PKK’yla görüşmeyi kim yapıyor? Devlet yapıyor. Barajları kim yapıyor? AKP yapıyor. Sur ilçesindeki sokağa çıkma yasağı kararını kim alıyor? Devlet alıyor.

Değerli arkadaşlar, bakın, sizin yaratmış olduğunuz öyle algılar var ki, yani bunu nasıl beceriyorsunuz insan hayret ediyor! Bakın, sizin Hükûmetinizi kutlamak lazım. AKP Hükûmeti dünya tarihinde bir ilki yaptı ve başka yapan bir hükûmet de çıkamaz. Bakın, dağla ve adayla konuşabilen tek parti sizsiniz. Ne diyorsunuz? “İmralı’yla görüşmemiz sürüyor.” Adayla konuşulur mu? Ne diyorsunuz? “Kandil’le görüşmelerimiz sürüyor.” Sizi kutluyorum! Bakın, adayla ve dağla konuşan dünyadaki gelmiş geçmiş tek siyasi parti sizsiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

Size söyleyecek başka şeyler de var değerli arkadaşlar. Bakın, biz, bu gördüğünüz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu şu anda sokağa, herkesin önüne dimdik çıkan bir grup. Niye? 2011’de Balyoz, KCK, Oda TV, Devrimci Karargâh, Ergenekon, bugün utandığınız Askerî Casusluk davaları çıktığı zaman o davalara cesaretle gidebilen tek grup vardı, bu grup. Diğer hiçbir siyasi parti; sağımızdaki, solumuzdaki hiçbir siyasi parti bizim kadar cesaretle gidemediler. Ne dediniz bize? “Biz faili meçhullerle hesaplaşıyoruz, biz kireç kuyularına atılan insanların katilleriyle hesaplaşıyoruz.” Hadi oradan! Kireç kuyusuna atılan, 1990’lı yıllarda katledilen… Bir tane insanı cezalandırabildiniz mi? Kimi cezalandırdınız? İlker Başbuğ’u, Mustafa Balbay’ı. Şimdi, bazen düşünüyorum, şu Tuncay Özkan’ın yüzüne bakıp utanmıyor musunuz? Düşünüyorum. Bakın, Askerî Casusluk’ta, insanlar nişanlısıyla Facebook’a koymuş olduğu resimlerden dolayı fuhuş çetesinin üyesi olmakla suçlandılar. Bu grup, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu… Bütün siyasi davalardaki hukuksuzluğu ortaya koyan tek parti CHP. Şimdi, bu siyasi ikiyüzlülük değil mi? Aynı grup “Biz yapmadık, onlar yaptı.” diyor. “Fethullah Gülen Hoca Efendi hazretleri” diyenler, Zaman gazetesini göğsünün altına koyup Zaman yazısı görünsün diye gezen grup şimdi “paralel yapı” diyor. Bu, ikiyüzlülük değil mi?

AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) – Ama şimdi canciğer kuzu sarmasısınız!

VELİ AĞBABA (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bakın, eğer cesaretiniz varsa, eğer “Bu akan kanlarda parmağımız yok, bizim günahımız yok.” diyorsanız bu araştırma önergesinin lehinde karar verirsiniz, oy verirsiniz. PKK, başka güçler, kim yapmışsa bunların açığa çıkarılması lazım.

Orada bir şey gerçek, orada kucağında 10 yaşındaki Cemile’yle yatağa giren, buzdolabına giren anne gerçek. (CHP sıralarından alkışlar) 14-15 yaşındaki çocuğun yanında katledilen hamile kadın gerçek. Bunların PKK militanı olmadığını siz de adınız gibi biliyorsunuz ama eğer burada samimiyseniz, eğer bu akan kanlarda sizin talimatınız yoksa, gelirsiniz, araştırırsınız.

Değerli arkadaşlar, bakın, biz, şimdiye kadar her şeyde olduğu gibi bu noktada da doğruları söylüyoruz. Sizin Başbakanınız 28 Aralık akşamı “Bu süreç başlıyor.” dediği -barış süreci, çözüm süreci, ardından millî birlik, kardeşlik süreci- zaman bir şey söyledik: Eğer akan kan duracaksa destek vermeye hazırız. 4 tane şeyi söyledik. Ne dedik bunların başında, vazgeçilmez? Bu sorun mutlaka Türkiye Büyük Millet Meclisinde çözülmelidir dedik. Bazı gruplar -en fazla AKP- bizi bu çözüm sürecine karşı çıkmakla suçladınız. Ardından üç buçuk yıl geçti -nasıl bakıyorsunuz yüzümüze bilemiyorum- aynı grup çözüm yerinin -Cumhurbaşkanının- Meclis olduğunu söyledi. Biz bunu üç buçuk yıl önce, 5 Ocak 2013 tarihinde söyledik.

Değerli arkadaşlar, bu mesele en önemli meseledir. Şimdi, laf atıyorsunuz ya, kavga ediyorsunuz ya, bakın, geçmişte HDP milletvekillerine değil, geçmişte CHP milletvekillerine değil, MHP milletvekillerine değil ama bir yerlere laf söylüyordunuz. Ne diyordunuz? İsimleri siz bulun. “Öcalan’ın mesajları bizim de düşüncemiz.” Bunu söyleyen kim? Sizsiniz. Burada biri söylese kırk gün sokağa çıkarmazsınız bizi. Başka? “Öcalan, Türkiye’nin demokrasisine katkı sağlıyor.” Eyvah, eyvah! Başka? “Öcalan’ın olayları okuma kabiliyeti ve tecrübesi var.” Size danışmanlık yapıyor! “Öcalan, Orta Doğu’da Türkiye’nin önünü açıyor.” Bunu söyleyen herhangi bir milletvekili değil, herhangi, sıradan biri değil, bir bakan.

Değerli arkadaşlar, bakın, sizin Başbakanınız ne diyor? Diyor ki: “Çözüm süreci şu an Orta Doğu’nun tek barış projesidir.” Ne zaman söylüyor? Mart 2015’te. Geliyoruz, 7 Haziran seçimlerinden sonra, aldığınız sonuca bakıyorsunuz, Orta Doğu ve dünyanın tek barış projesi ne oluyor? 7 Hazirandan sonra kan akmaya başlıyor.

Bakın, burada haykırıyorum, yüzünüze vuruyorum: Suruç’ta 33 kişi öldürülmüşse, katledilmişse bunun sorumlusu sizsiniz, bunun sorumlusu sizsiniz. Bu akan kanda…

Bakın, bir rapor yazdık, Sayın Ahmet Aydın “Adıyaman’a laf atıyorsun.” dedi. Sayın Ahmet Aydın “Adıyaman’la ilgili olumsuz şeyler söylüyorsun.” dedi. Suruç’ta yaşananların Ankara’da yaşanacağını söyledik.

Değerli arkadaşlar, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu konuda her şeyi söylüyoruz. Suruç’ta sizsiniz…

Bakın, Iğdır’da öldürülen 13 polis var ya, 13 polis. 13 polis, gündüz, geçerken mayın patlatıldı, öldürüldü ya, onun sorumlusu da sizsiniz. Niye sizsiniz? Şimdi diyorlar ki: “Hendekler açıyorlar, mayınlar döşüyorlar.” O zaman hükûmet CHP miydi, MHP miydi? Kimdi o zaman hükûmet, hendekler açılırken?

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) – O mayınları döşeyenlerin yanına git.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Daha fazla bir şey söyleyeyim: O öldürülen 13 insanın kanında senin parmağın var, Hükûmetin parmağı var. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler) Daha ağırını söylüyorum, kalkar cevabını verirsiniz siz. Böyle bir şey olur mu? Adam hendeği açıyor, mayını döşüyor, sen uyuyorsun. Sen ne yapıyorsun? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Sen ne yapıyorsun? Ben sana söyleyeyim: İmralı’yla flört ediyorsun, flört, flört! Şimdi de kalkmışsın, ne zaman ki 7 Haziranda düştün çukura, oradan çıkmaya çalışıyorsun.

Değerli arkadaşlar, bakın, size…

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) – Mayın döşeyen arkadaşlarının yanına git.

VELİ AĞBABA (Devamla) – Söyleyeceğim, dur.

Siz var ya, vaadini en hızlı gerçekleştiren Hükûmet sizsiniz. “Beyaz Torosla geleceğiz.” dediniz ama onlar da sizin gibi büyük ciplere biniyor, 3 bin, 4 binlik motorlulara. Büyük ciplerle geldiler, ne yaptılar? Ne yaptılar değerli arkadaşlar? Esedullah, bakın, görüyorsunuz. Bu da sizin eseriniz. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, sizin demokrasi karneniz burada. Bir ülkede bu kadar sokağa çıkma yasağı ilan edilir mi yahu! Bir ülkede bu kadar insan öldürülür mü? Bir ülkede, demokrasi olan ülkede, gündüzün, bu kadar sivil, asker insan katledilir mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİM TUNÇ (Uşak) – Teröristse öldürülür.

VELİ AĞBABA (Devamla) – Askerse ne olur? Sivilse ne olur? Sivilse ne olur? Sivilse ne olur? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ağbaba.

VELİ AĞBABA (Devamla) – Sivil ölümlerde, akan her kanda sizin parmağınız var.

MUHAMMET BALTA (Trabzon) - CHP'nin parmağı var.

VELİ AĞBABA (Devamla) - …sizin parmağınız var, parmağınız. Her yeriniz kanlı. (CHP sıralarından alkışlar)

REŞAT PETEK (Burdur) - Sizin eseriniz.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bostancı.

REŞAT PETEK (Burdur) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Önce Sayın Bostancı’yı bir dinleyeyim.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, konuşmacı AK PARTİ Grubunu ikiyüzlülükle suçlamıştır, birçok başka hakaret de etmiştir; söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun, sataşmadan iki dakika süre veriyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

X.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın HDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ajitasyon ve provokasyon propagandada bir tekniktir. Bu tekniğe en çok müracaat edenlerden birisi Lenin’di, bunun kurucusu da odur. Bolşevikler de galiba bu yöntemle Sovyetler Birliği’nde bir iş yaptılar ama her zaman ajitasyon ve propaganda işe yaramaz.

Veli Bey burada, başka konuşmalarında da hep kışkırtıcı bir dil kullanıyor, kullansın. (AK PARTİ sıralarından “Görevi o.” sesleri) Bizi eleştirebilir ama hakaret etmek ancak zayıfların işidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Kışkırtıcılık, ancak kelimelerle başı hoş olmayan, söyleyebileceğini doğru bir şekilde bu Meclisin çatısı altında söyleme birikiminden, müktesebatından yoksun olanların işidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Veli Bey, elbette, burada, CHP’nin içerisinde başka konuşmacılar var, çok kıymetli konuşmacılar.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Veli Bey de kıymetlidir Sayın Bostancı.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Biz burada müzakere ederken nasıl bir dil kullanacağız? Eğer ben Veli Bey’in dilinin bir benzerini CHP Grubu için bu Meclisin içinde kullanmaya kalksam, herhâlde oradan bana ne tür sözler gelir, neler söylerler tahmin edersiniz Engin Bey.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sen söyleme, dur.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – İlginç bir gözlemimi de paylaşarak noktalayacağım: AK PARTİ Grubundan birtakım laflar atıldı, Veli Bey çok daha büyük bir öfkeyle buraya söylendi; buradan Sayın Baluken, “Haddini bil, HDP Grubuna laf söyleyemezsin.” dedi, son derece terbiyeli bir şekilde konuşmasına devam etti. Zannediyorum AK PARTİ Grubunun engin demokratik hoşgörüsü de bu cesareti artırıyor.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Ben öyle bir şey demedim canım. “HDP’lileri kimse buradan atamaz, haddi değildir.” dedim.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bostancı.

REŞAT PETEK (Burdur) – Sayın Başkanım…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ağbaba.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Şimdi, Sayın Hatip, Grup Başkan Vekili kışkırtıcılıkla suçladı beni, itham etti, hakaret etmekle itham etti; bu konuda söz almak istiyorum. (AK PARTİ sıralarından “doğru” sesleri)

BAŞKAN – Buyurun, iki dakika söz veriyorum ancak başka bir sataşmaya meydan vermeyelim. Kullandığımız dil gerçekten çok önemli, milletimize uygun bir dil kullanalım hep birlikte.

2.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, tabii, Sayın Grup Başkan Vekili benim kışkırtıcı bir dil kullandığımı söyledi. (AK PARTİ sıralarından “Doğru söyledi.” sesleri) Şimdi, tabii, insan geçmişe bakınca, siyaseti de biraz bilince, geçmişte yapılanları da görünce bazen bunları söylemek gerekiyor çünkü -bunu içtenlikle söylüyorum- Türkiye tarihinde hakikaten sizin kadar algı yöneten, sizin kadar dün “siyah” dediğine bugün “beyaz” diyen bir siyasi parti gelmedi. Bakın, siz, hepiniz, burada birçoğunuz -belki göz göze geliyoruz- bugün “paralel yapı” dediğiniz, “FET֔ dediğiniz, “terör örgütü” dediğiniz Hoca Efendi hazretlerinden -sizin deyiminizle söylüyorum, biz hiç öyle demedik- randevu talep ediyordunuz, araya gazeteci… (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bak, sen de almışsındır mutlaka, sen de istemişsindir mutlaka, belki vermemiştir.

BAŞKAN – Şahsiyetle uğraşmayalım, Genel Kurula hitap edelim.

VELİ AĞBABA (Devamla) – Sayın Aydın, sizin gidip gitmediğinizi bilmiyorum.

Bunları söyleyince siz bozuluyorsunuz, üzülüyorsunuz. Bunlar gerçek, bunlar gerçek. Bakın arkadaşlar, bunlar gerçek. Ya bu gerçek değil mi? AKP’li belediyelerde Zaman gazetesi zorla abone edilmiyor muydu Sayın Grup Başkan Vekili, siz rektörlük yaptınız?

ALİM TUNÇ (Uşak) – Şimdi size bedava geliyor, bedava, bedava!

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – “Ne istediniz de vermedik?” dedi, “Ne istediniz de vermedik?”

VELİ AĞBABA (Devamla) – “Ne istediniz de vermedik?” diyen o değil mi? Efendime söyleyeyim, daha mayıs ayında, 2013’ün Mayıs ayında gidip Hoca Efendi’yle konuşan Sayın Bülent Arınç değil mi? Şimdi bunları söyleyince üzülüyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Bakın, başka bir şey söyleyeyim ben size: Değerli arkadaşlar, bu çözüm sürecinde hani bizi çözüme karşı olmakla suçladınız ya -siz suçladınız Sayın Başkan- biz o zaman da aynı şeyleri söylüyorduk, “Kürt sorunu Türkiye’nin önündeki çözülmesi gereken en temel meseledir.” diyorduk, “Kan mutlaka durmalıdır.” diyorduk. Siz ne yaptınız? Bu meseleyi birilerine havale ettiniz. Ben, İmralı’yla flört ederken iyiydi, şimdi, 7 Haziranda aldığınız sonuçtan sonra memnun olmadınız, bozuştunuz diyorum.

ALİM TUNÇ (Uşak) – 1 Kasımda ne oldu?

VELİ AĞBABA (Devamla) – Başka bir şey söyleyeyim değerli arkadaşlar, başka bir şey söyleyeyim: Bakın, bunu yüzünüze vurmaya devam edeceğim, o geçmişte yaşanan hukuksuzluklarda, geçmişte yaşanan şeylerde yaptıklarınızı yüzünüze vurmaya devam edeceğim, bunu bilin. Buna öfke mi dersiniz, kışkırtıcılık mı dersiniz, ne derseniz deyin, bundan geri durmam.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Hakaret yok, hakaret yok.

VELİ AĞBABA (Devamla) – Bakın, o Balyoz davasını izledim, Askerî Casusluk davasını izledim, KCK’sini, Oda TV’sini, Devrimci Karargâhı’nı izledim ve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ağbaba.

MUHAMMET BALTA (Trabzon) – Siz önce kendi geçmişinize bakın.

VELİ AĞBABA (Devamla) – …bunun hesabını sizden sormak benim boynumun borcu. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Petek.

REŞAT PETEK (Burdur) – Sayın Başkanım, hatip bizzat şahsımı göstererek hakarette bulunmuştur, cevap hakkımı kullanmak istiyorum.

BAŞKAN – Tam olarak ne dedi efendim? İç Tüzük gereği…

REŞAT PETEK (Burdur) – “İkiyüzlü” tabirini, bizzat “Sensin” diyerek, göstererek söyledi, cevap hakkımı kullanmak istiyorum.

BAŞKAN – Yeni bir sataşmaya meydan vermeden, buyurun iki dakikada lütfen. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

3.- Burdur Milletvekili Reşat Petek’in, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın HDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

REŞAT PETEK (Burdur) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben kötü söz söylemeyeceğim, kem söz sahibine aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ancak burada, verilen araştırma önergesi vesilesiyle ben isterdim ki Diyarbakır’da tarihî Fatih Paşa Camimiz kundaklandı…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Siz kundakladınız, siz. Ayıp ya!

REŞAT PETEK (Devamla) – …bu araştırma önergesinin içinde bu tarihî camimizi kundaklayan teröristler de araştırılsın denilebilseydi…

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Siz istemediniz Sayın Petek.

REŞAT PETEK (Devamla) – …veya sokağa çıkma yasağı gündeme getirilip de konuşanlar, buradaki bir siyasi partinin eş genel başkanının çağrısıyla 3’üncü kattan yere atılıp kafası ezilen Yasin Börü’nün yaşam hakkını da gündeme getirebilseydi. (CHP ve HDP sıralarından gürültüler)

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Araştırılsın, siz “Hayır” dediniz siz!

REŞAT PETEK (Devamla) – Bugün, kazılan hendeklere “EYP” denilen el yapımı patlayıcıları oraya yerleştirip de devletin güvenlik kuvvetlerinin sokağa çıkmasına engel olan teröristlerin eylemlerinin hukuk içinde bir cevabının olduğu soruşturulup adalete teslim edilmesi gerektiğini de söyleyebilseydi. (CHP sıralarından “O da araştırılsın.” sesleri)

BAŞKAN – Lütfen hatibe müdahale etmeyelim değerli milletvekilleri.

REŞAT PETEK (Devamla) – Şimdi, bir konuya yargı el atmışsa… Yasama, yürütme ve yargı erkleri hukuk devletinde kendi görevlerini yerine getirirler.

Şimdi, siz çıkıp “Neden yaşam hakkını devlet korumuyor?” diyeceksiniz veya daha kürsüye çıkar çıkmaz “Faşist uygulama, katil Hükûmet, katil devlet.” diyeceksiniz, ondan sonra da “Yaşam hakkını neden korumuyor?” diyeceksiniz. Şimdi, insanın kendi söylemleriyle bu kadar çelişkiye düşmemesi gerekir. Elbette ki kamu düzenini korumak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinin görevidir. Yasaları kim ihlal ediyorsa, başkalarının yaşam hakkını ortadan kaldırmak için hendek kazanlarla, dinamit atanlarla, patlayıcı hazırlayanlarla devlet mücadele edecektir. Onun için, böyle bir önergenin lehinde olmak mümkün değildir.

Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, HDP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Petek.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Baluken…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın hatip açık bir şekilde grubumuza sataşmada bulunmuştur. Bir eş başkanın söylemiyle Yasin Börü’nün 3’üncü kattan atılıp katledildiğini söylemiştir. Müsaade ederseniz cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Baluken, iki dakika.

Lütfen, yeni bir sataşmaya meydan vermeyelim.

Sayın milletvekilleri, kürsüdeki hatiplerin sözlerine katılmayabiliriz ama her birimiz saygıyla dinlemek durumundayız. Hatip indikten sonra da eğer hakları haleldar olan gruplar ya da milletvekili arkadaşımız olursa da burada biz kendilerine zaten söz veriyoruz. Lütfen, değerli arkadaşlar… Ama bu işi de uzatmayalım, şu Meclisi de verimli bir şekilde çalıştıralım.

Teşekkür ediyorum.

Buyurun Sayın Baluken.

4.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, Burdur Milletvekili Reşat Petek’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

6-8 Ekim Kobani direnişinde yaşanan can kayıplarıyla ilgili bu kürsüden defalarca izahatlarda bulunduk. O can kayıplarının nereden başladığını, hangi provokasyonlarla nereye geldiğini defalarca buradan ifade ettik. Varto’da polis kurşunuyla katledilen 24 yaşındaki bir gencin, Van’da Dargeçit’te korucu ve asker kurşunlarıyla katledilen sivillerin olayından sonra o provokasyonların hangi boyuta geldiğini burada defalarca ifade ettik. Bunu ifade ederken de hiçbir ölüm arasına ayrım koymadığımızı, çok zalimane bir şekilde yaşamını yitiren Yasin Börü’nün acısını da yüreğimizde taşıdığımızı, o dönemde yaşamını yitiren 52 insanın nasıl yaşamını yitirdiğiyle ilgili Meclisin bir araştırma komisyonu kurması gerektiğini de defalarca söyledik. Yaşamını yitiren 52 kişiden 46’sı bizim partili arkadaşlarımızdı, parti üyelerimizdi. Polis, asker, korucu, sizin yönlendirmiş olduğunuz birtakım paramiliter çetelerin kurşunlarıyla katledildiler. Böyle olmasına rağmen, biz asla hiçbir ölüm arasına ayrım koymadan, Meclis, Yasin Börü cinayeti dâhil olmak üzere, bütün o cinayetleri araştırsın, provokasyonun arka planını açığa çıkarsın diye buraya önerge getirdiğimizde siz reddettiniz, tıpkı bugün olduğu gibi. Yani, bir konuyla ilgili eğer kendinizden bu kadar eminseniz niye o konunun araştırılmasından kaçıyorsunuz?

Bakın, Diyarbakır’da, Sur’da sivil katliamı yapmakla kalmıyorsunuz, Kurşunlu Cami, Paşa Hamamı…

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Oradaki camileri kim yaktı, camileri?

İDRİS BALUKEN (Devamla) – …tarihî Ermeni Kilisesi, Diyarbakır Surları ve Dört Ayaklı Minare’nin tamamını sizin talimatlandırdığınız o paramiliter çeteler ve şu anda güvenlik güçleri tahrip ediyor. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Camileri kim yaktı, camileri? Kurşunlu Camisi’ni kim yaktı?

BAŞKAN – Lütfen sayın milletvekilleri, lütfen…

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Eğer eminseniz onay verin, gidip soralım. Kurşunlu Camisi’ni kim bombaladı, Ermeni Kilisesi’ni kim bombaladı… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Devamla) – …Dört Ayaklı Minare’yi kim kurşuna dizdi? Korkmuyorsanız, gelin gidelim işte. Onay verin, gelin gidip soralım. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MUHAMMET BALTA (Trabzon) – Teröristler!

BAŞKAN – Evet, Sayın Baluken, teşekkür ediyorum.

(AK PARTİ ve HDP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

IX.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken tarafından, AKP Hükûmetinin politikalarıyla birlikte çeşitli valilikler tarafından hukuka aykırı bir biçimde ilan edilen sokağa çıkma yasakları boyunca yapılan operasyonlarda öldürülen sivillerin araştırılması amacıyla 8/11/2015 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 8 Aralık 2015 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu önerisi aleyhinde son söz Kırıkkale Milletvekili Sayın Ramazan Can’a aittir.

Buyurun Sayın Can. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. HDP grup önerisi aleyhinde söz almış bulunuyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslolan, normal olan, sokağa çıkma yasağının değil, sokakta gezmenin, özgürce dolaşmanın olduğu ortamlardır. Peki, sokağa çıkma yasağı niye ilan ediliyor? Bunun gerekçesi hiç burada konuşuldu mu? Hendek kazacaksın, belediye hendek kazmaya devam edecek… Hendekler niçin kazılıyor? Pusu kuracaksın, askerî, güvenlik görevlisini şehit edeceksin. Öyle yağma yok, bu hendekler kapanacak, operasyonlar devam edecek, hiç kimse rahatsız olmasın, hiç kimse rahatsız olmasın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, HDP sıralarından gürültüler)

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Gel sen kapat Ramazan!

RAMAZAN CAN (Devamla) - Şehitlerimize tekrar Allah’tan rahmet diliyoruz.

Demin, Sayın Kavaklıoğlu bana bir bilgi verdi kürsüye çıkarken: Nusaybin’de 2 şehit verdik, Allah rahmet etsin onlara. Evet, bu şehitler gelmesin diye, analar ağlamasın diye çözüm süreci vardı. Evet, bu süreci baltalayanlar kimler, onu da biliyorsunuz.

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Yarıştırın. Ne kadar şehit vereceksiniz, yarıştırın. Ne kadar sivil ne kadar polis öldü sayıp çakıştırın.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – Onların bu kirli savaşta katledilmesini sağlıyorsunuz.

RAMAZAN CAN (Devamla) - Sayın Başkanım, burada, bir hatip çıkıyor; AK PARTİ sıralarını eliyle göstererek “Akan kanlarda her birinizin parmağı var.” diyecek…

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Evet, yalan mı? Kararı siz veriyorsunuz.

RAMAZAN CAN (Devamla) - Bizim akan her kanda parmağımızın olup olmadığını milletin takdirine bırakıyoruz. Ama akan her kanda genel başkanınızın arkadaşlarının parmağı olduğunu herkes biliyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, HDP sıralarından gürültüler)

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) - O polislerin de, askerlerin de herkesin sorumlusu sizsiniz.

RAMAZAN CAN (Devamla) - Evet, Hakkâri’nin, Batman’ın, Şırnak’ın bütün dağlarında ve ovalarında insanların özgürce dolaşabildiği ortamlar sağlanıncaya dek bu operasyonlar devam edecek. Bu operasyonların devam etmesinden de kimse rahatsız olmasın.

TUĞBA HEZER ÖZTÜRK (Van) – Orada yaşayanlar rahatsız ama.

RAMAZAN CAN (Devamla) - Bütün bunlar…

TUĞBA HEZER ÖZTÜRK (Van) – Orada yaşayanlar rahatsız, orada yaşamıyorsunuz.

RAMAZAN CAN (Devamla) - …780 bin kilometrekare toprakta 78 milyon insanımızın güvenliğini ve huzurunu sağlamak içindir. Eğer bu güvenlik ve huzuru sağlamak devletin asli bir göreviyse tabii ki devlet… Devlet olmanın gereği nedir?

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Sen hayatında polis özel harekâtla hiç karşılaşmadın herhâlde. Katliam yapıyorlar be, haberiniz yok!

RAMAZAN CAN (Devamla) - Vatandaşlarının, bireylerinin güvenliğini ve huzurunu tesis etmektir. Türkiye Cumhuriyeti devleti de vatandaşının, her bir bireyinin güvenliğini ve huzurunu sağlamakla görevlidir ve devlet, bu görevini…

FERHAT ENCU (Şırnak) – O kadar erkeksen al silahını git, hendekleri temizle o zaman.

RAMAZAN CAN (Devamla) - Ona şüphen varsa başka mekânlarda görüşürüz.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, lütfen, kürsüdeki hatibe müdahale etmeyelim.

Buyurun Sayın Can.

RAMAZAN CAN (Devamla) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; gönül arzu eder ki bütün siyasi partiler, hep beraber, milletimizin her bir bireyinin güvenliğini, huzurunu ve bekasını sağlamak için seferber olalım. Çünkü hepimiz milletvekiliyiz, yasama ve denetleme görevini ifa ediyoruz ve milletimizin vermiş olduğu vergilerden maaşlarımızı alıyoruz. Ama, milletin vermiş olduğu maaşları ve yetkileri kullanırken milletin aleyhine de olmamak durumundayız. Ben diyorum ki: Buraya çıkan her hatip hendekler ve sokağa çıkma yasağından bahsediyor. Allah aşkına, Kurşunlu Camisi niçin yakılıyor, niçin bombalanıyor, hendekler niçin kazılıyor? Bunların cevabını vermek durumundasınız.

CEYHUN İRGİL (Bursa) - Hepsi araştırılsın işte!

RAMAZAN CAN (Devamla) – Evet, Cumhuriyet Halk Partili hatibe de geleceğim.

Siz burada tarafınızı ve konumunuzu belirleyin. Siz hendekler kapatılsın istiyor musunuz, istemiyor musunuz? Siz operasyonlar devam etsin istiyor musunuz, istemiyor musunuz? Bu konuda kararınızı netleştirmek durumundasınız.

TUĞBA HEZER ÖZTÜRK (Van) - Siz, siz istiyor musunuz?

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Hendek kapatacağız diye 14 gün insanları sen hapsedemezsin!

RAMAZAN CAN (Devamla) – Grup önerisi tamamen araştırmaya matuf cümleler de taşıyor.

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Hendek kapatacakmış! 14 gün insanlar orada aç susuz yaşıyor! Bu nasıl vicdan!

RAMAZAN CAN (Devamla) – Diyor ki grup önerisinde: “Vatandaşın elektrik, su, doğal ve zaruri ihtiyaçları karşılanamıyor.” Doğrudur.

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Burada konuşuyorsun bol bol! 14 gün, 14 gün insanlar evlerinden çıkamadı be! Bu ne vicdansızlık!

RAMAZAN CAN (Devamla) – Eğer bunlar karşılanamıyorsa ben de buraya çıkan hatibe diyorum ki Allah aşkına, hastaneler, trafolar, havaalanları niçin bombalanıyor? Bunlardan da söz etmeniz lazım.

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – İnsanlar doktora gidemedi be, öldüler! Vicdansızlar!

BAŞKAN – Sayın Milletvekili, lütfen…

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Göreceksiniz siz! Hesabını vereceksiniz bunun.

BAŞKAN – Sayın Milletvekili, müdahale etmeyelim.

RAMAZAN CAN (Devamla) – Grup önerisinin aleyhinde olduğumu belirtiyor…

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Aleyhinde olacaksın tabii…

RAMAZAN CAN (Devamla) - … Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Can.

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Göreceksiniz siz!

BAŞKAN - Halkların Demokratik Partisi Grubu önerisini…

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Siz 14 gün boyunca bir halkı eve hapsetmenin ne olduğunu göreceksiniz! Bu hesabı vereceksiniz!

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Baluken…

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Alçak alçak sırıtma oradan!

BAŞKAN - Ama, milletvekilinize önce bir söyleyin de sizi dinleyelim.

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Zevk mi alıyorsun sen 14 gün halkı eve kapatmaya?

BAŞKAN - Sayın Aydoğan, lütfen…

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Terbiyesiz! Ahlaksız! Vicdansızlar!

BAŞKAN - Sayın Aydoğan, Sayın Grup Başkan Vekiliniz ayakta ve konuşmak istiyor.

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Hesabını vereceksiniz tek tek!

BAŞKAN – Sayın Aydoğan, Sayın Grup Başkan Vekilinizi dinleyin lütfen.

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Sırıtma orada!

BAŞKAN - Sayın Aydoğan…

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Bu kadar insani ve vicdani bir konuda sırıtan insan bu ülkenin milletvekili olamaz!

BAŞKAN - Sayın Aydoğan, lütfen…

Sayın Baluken, siz de müdahale eder misiniz. Bakın, size söz verdim Sayın Baluken.

Buyurun Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, tutanaklara geçmesi açısından tekrar ifade edelim. Şu anda…

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Çok sırıtacaksın sen daha, sen gör! Bu sırıtmanın da hesabını vereceksin! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Aydoğan, Grup Başkan Vekiliniz konuşuyor. Sayın Aydoğan, lütfen…

Buyurun Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Şu anda kent merkezlerinde uygulanan sokağa çıkma yasaklarının tamamı Türkiye Cumhuriyeti’nin mevcut yasalarına ve Anayasa’ya açıkça aykırıdır. Anayasa’nın yaşam hakkı, sağlık hakkı, eğitim hakkı, seyahat özgürlüğü hakkının tamamı valilerin keyfî uygulamasıyla, hendekler gerekçesiyle gasbedilmiş durumdadır. Hiçbir gerekçe, bir kent merkezinin tamamını ya da büyük bir kısmını darbe dönemlerinde bile görülmeyecek şekilde sokağa çıkma yasağı uygulamasına maruz bırakmanın asla bir gerekçesi olamaz.

Bizim, bugün burada vermiş olduğumuz araştırma önergesi de bu mevcut hukuksuzluğa karşı Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosunun devreye girmesiyle ilgili bir taleptir. Burada dile getirilen hendekler meselesi bir sebep değil, bir sonuçtur, bunun altını açıkça çiziyorum. Bakın, bu hendekler meselesini çözüm süreci devam ederken de görüşmeler yoluyla defalarca halletmiş olmamıza rağmen, bu konuda Hükûmetle yapmış olduğumuz görüşmelerle sonuç almış olmamıza rağmen bugün Hükûmet, o bölgede bulunan insanların can güvenliğiyle ilgili herhangi bir güvence vermemektedir, o insanların yaşam hakkına saygıyla ilgili herhangi bir güvence vermemektedir. Kent merkezlerini abluka altına alıp orayı havan toplarıyla dövdüğünüz zaman, o insanları hendek kazmaya mecbur bırakan da AKP’nin kendisidir.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Tutanaklara geçmiştir.

Halkların Demokratik Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir. (HDP sıralarından gürültüler)

ALİ ÖZCAN (İstanbul) – Bugün burada parmak kaldıranlar muhakkak tarih önünde, hukuk önünde hesap verecektir. Al bu da benim sözüm.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gündemimizde Cumhuriyet Halk Partisinin grup önerisi vardı ancak on dakikadan az bir zaman kaldığı için bu grup önerisini görüşemeyeceğimizden…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Tam on dakika var.

BAŞKAN - Sürenin de sonuna yaklaştık.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Hayır, var.

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – On dakika var Başkan, on bir dakika var.

BAŞKAN – Dolayısıyla, bunu neticelendiremeyeceğimize göre…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Gündeme alınır, yedide bitirilir.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - İç Tüzük’ün 55’inci maddesi çok açık arkadaşlar: “Zorunlu hallerde, o birleşim için gerekli olmak kaydıyla ve sona ermek üzere olan işlerin tamamlanması amacıyla…” diyor. “Sona ermek…” Biz daha bu işe başlamadık.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Belki bitecek Başkan.

BAŞKAN – Bu işe daha başlamadık. Onar dakikadan konuşmacılar var, onar dakikadan…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Belki birer dakika konuşacağız.

BAŞKAN - …bu işin neticelenmesini beklemek durumundayız.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, belki birer dakika konuşacağız.

BAŞKAN – O zaman… Değerli milletvekilleri…

OKTAY VURAL (İzmir) – Yarın önerinizi yineleyin.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Başkan… Sayın Başkan… Böyle bir peşin hüküm vermeye şeyiniz yok.

BAŞKAN – Evet, Sayın Altay, dinliyorum sizi.

Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Başkan, gündemdeki bir işle ilgili, gündemdeki işin süresiyle ilgili bir hüküm verme yetkinizin olduğunu zannetmiyorum, bir.

İkincisi: Meclisteki bazı işler beklenenin çok üstünde sürerken bazı işler beklenenden çok kısa bir süre içinde bitebilir. Sizin şimdi “Şu kadar zaman kaldı, bu iş yetişmez, o zaman bırakalım.” demek gibi bir keyfî tutumunuz olamaz.

Üç: Bugünden başlar, kaldığı yerle ilgili konu daha sonra İç Tüzük’e göre yeniden değerlendirilir. Biz önergemizin sıraya göre görüşülmesini istiyoruz.

BAŞKAN – Tamam Sayın Altay.

Biz grup önerinizi tamamıyla görüşemeyeceğiz diye böyle bir kanaate vardık…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Başlayalım.

BAŞKAN - …ama siz gittiği yere kadar gitmek istiyorsanız…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Evet, uzatabiliriz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Vural, buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, saat yedide çalışma süresi sona eriyor. Tabii, Cumhuriyet Halk Partisinin önergesinin gündeme alınmasını ve konuşulmasını istemesi çok tabii. Ama takdir edersiniz ki bu grup önerisi üzerinde bizim grubun da konuşma hakkı var.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Gayet tabii.

OKTAY VURAL (İzmir) – Dolayısıyla, saat yedide kesildiği zaman bizim grubun konuşma hakkı ortadan kalkmış olacak.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Meclis Genel Kurulu bunu uzatabilir, “Bu iş bitinceye kadar…” diye Genel Kurul karar alabilir.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, kararınızı açıkladınız artık.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, o zaman, öncesinde uzatmayla ilgili işlemi önersinler, ondan sonra yapalım.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Şimdi alalım, şimdi alalım. Ama başlasın, Sayın Başkan Genel Kurula ondan sonra sunsun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Teklifim şöyle size: Bu grup önerinizi yarın getirin.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Yarın Danışma Kurulu var.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Yarın getirin Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Altay, Sayın Vural, sekiz dakika var, sekiz dakika konuşacaksanız ben hemen geçeyim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Yok, hayır.

BAŞKAN – O zaman, bunu görüşemeyeceğimize göre…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Çalışmaların bitimine kadar görüşülmesini siz Genel Kurula sunabilirsiniz, kabul edilir, edilmez; bilmem.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Kararlaştırıldı Sayın Başkan.

BAŞKAN – “Sona ermek üzere olan…” diyor orada, İç Tüzük’ün ifadesi çok açık, biz daha henüz başlamadık.

Dolayısıyla, sona ermek üzere olmadığına göre, çalışma süremizin de sonuna geldiğimize göre, gündemimizde yer alacak konuları görüşmek için 9 Aralık 2015 Çarşamba günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 18.53



(x) Bu açıklamaya ilişkin ifade 30/11/2015 tarihli 7’nci Birleşim Tutanağı’nın 146’ncı sayfasında yer almıştır.