TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                 4’üncü Birleşim

                                                                                       25 Kasım 2015 Çarşamba

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın, 26’ncı Yasama Döneminin milletimiz ve ülkemiz için hayırlı olmasını dilediğine ilişkin konuşması

III.- AÇIKLAMALAR

1.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne ilişkin açıklaması

2.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, 26’ncı Yasama Döneminin hayırlı olmasını ve Meclis Başkanına görevinde başarılar dilediklerine ve 24 Kasım Öğretmenler Günü ile 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ne ilişkin açıklaması

3.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken'in, 26’ncı Yasama Döneminin hayırlı olmasını ve Meclis Başkanına görevinde başarılar dilediklerine ve 24 Kasım Öğretmenler Günü ile 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ne ilişkin konuşması

4.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ne ilişkin açıklaması

5.- İstanbul Milletvekili Pervin Buldan'ın, 26’ncı Yasama Döneminin hayırlı olmasını ve Meclis Başkanına görevinde başarılar dilediklerine ve 24 Kasım Öğretmenler Günü ile 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ne ilişkin açıklaması

6.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz'ün, 26’ncı Yasama Döneminin hayırlı olmasını ve Meclis Başkanına görevinde başarılar dilediklerine ve 24 Kasım Öğretmenler Günü ile 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ne ilişkin açıklaması

7.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu'nun, 26’ncı Yasama Döneminin hayırlı olmasını ve Meclis Başkanına görevinde başarılar dilediğine, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ne ilişkin açıklaması

8.- Aydın Milletvekili Deniz Depboylu'nun, 26’ncı Yasama Döneminin hayırlı olmasını ve Meclis Başkanına görevinde başarılar dilediklerine ve 24 Kasım Öğretmenler Günü ile 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ne ilişkin açıklaması

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Cumhurbaşkanlığının, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun önerisi üzerine kurulan yeni Bakanlar Kurulunda yer alan bakanlıklara, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 109’uncu maddesi gereğince ekli listede gösterilen kişilerin atandığına; 27/9/1984 tarihli ve 3046 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi uyarınca, Başbakan Yardımcısı unvanıyla görev yapmak üzere 5 bakanın görevlendirilmesinin onaylandığına ilişkin tezkeresi (3/3)

V.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- AK PARTİ Grubunun, 64’üncü Bakanlar Kurulu Programı’nın, Genel Kurulun 25 Kasım 2015 Çarşamba günkü birleşiminde okunmasına, üzerindeki görüşmelerin 28 Kasım 2015 Cumartesi günü yapılmasına ve güven oylamasının 30 Kasım 2015 Pazartesi günü yapılmasına; Genel Kurulun çalışma gün ve saatleri ile gündemin belirlenmesine; Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı üyelerinin siyasi parti gruplarına dağılımına; ihtisas komisyonlarının oluşumu ile siyasi parti gruplarına düşen üyeliklere ilişkin önerisi

 

 

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in AK PARTİ Grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken'in, İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın AK PARTİ Grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

VII.- SEÇİMLER

1.- Başkanlık Divanı üyeliklerine seçim

VIII.- HÜKÛMET PROĞRAMI

1.- Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından Bakanlar Kurulu Programı’nın okunması

25 Kasım 2015 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: İsmail KAHRAMAN

KÂTİP ÜYELER : Geçici Kâtip Üye Dilek ÖCALAN (Şanlıurfa),

Geçici Kâtip Üye Sena Nur ÇELİK (Antalya)

-------0-------

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 4’üncü Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, gündeme geçiyoruz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ama toplantı yeter sayısı yok Başkanım.

BAŞKAN – Görüyorum efendim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bir sayın Sayın Başkan.

BAŞKAN – Görüyorum Beyefendi, var.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – 184 kişi yok.

BAŞKAN – Mahmut Bey, toplantı yeter sayısı vardır efendim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Elektronik oylama yapın Sayın Başkanım.

MUSA ÇAM (İzmir) – Elektronik oylama yapalım.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – İç Tüzük öyle diyor, itiraz varsa elektronik oylama yapılır.

BAŞKAN – O okuduğunuz İç Tüzük’te, tereddüte düştüğüm takdirde yoklama yaparım. Tereddüte düşmüyorum ve toplantı yeter sayısı var. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

II.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın, 26’ncı Yasama Döneminin milletimiz ve ülkemiz için hayırlı olmasını dilediğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, öncelikle siz değerli milletvekillerini ve şahsınızda necip milletimizi saygıyla selamlıyorum. Milletimiz ve ülkemiz için hayırlı çalışmalar ve başarılarla dolu bir dönem olmasını temenni ediyorum.

Sayın milletvekilleri, Meclisimizin temeli Birinci Meşrutiyet’te açılan Meclis-i Mebusana dayanır. Arada kesinti ve aksamalar olsa da yüz otuz sekiz yıllık bir maziye sahibiz. 23 Nisan 1920 Cuma günü dualarla açılan millî Mecliste Meclis-i Mebusandan gelen 88 milletvekili doğrudan yer almışlardır. Meclisimiz İstiklal Harbi’ni bizzat yönetmiş gazi bir Meclistir ve dünya parlamentolarındaki tek örnektir.

Meclisimiz, 1911 ila 1918 arasındaki üç harbin açtığı yaraları sarmak, dünya ülkeleri içinde yeniden layık olduğumuz konuma ulaşabilmemizi sağlamak için, yokluklar içinde milletimizle birlikte büyük fedakârlıklarla çalışmıştır. Meclisin elektrikle aydınlatılması açılıştan dört yıl sonradır. Zorluk ve yokluklar içinde… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Hoş geldiniz Sayın Başbakanımız.

Zorluk ve yokluklar içinde, hak için, halk için mücadele edenleri hürmet ve minnetle yâd ederim. Bu mücadelede yer alanları, başta Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, hiçbir dünyevi düşünce taşımadan fedakârca gayret gösteren birçok meçhul kahramanı saygıyla anıyorum.

Sayın milletvekilleri, bu dönemde oldukça yüklü bir gündem bizi beklemektedir. Türkiye’mizin huzur ve dayanışma içinde, insan haklarına ve hürriyetlerine dayalı, çağdaş, demokratik bir hukuk devleti olması için gereken düzenlemeleri yapmalıyız. En öncelikli konularımızdan biri yeni bir anayasa yapmaktır, bunun yanında yeni bir iç tüzük tanzim etmektir. Mevcut 1982 Anayasası’nda otuz üç yılda 17 ayrı tarihte değişiklikler yapılmıştır. Anayasa’nın 84 ayrı maddesinde 113 ayrı değişiklik yapılmıştır. Bu, 19’u geçici olmak üzere 196 maddeden oluşan Anayasa’nın yüzde 43’ünün değiştiği anlamına gelir. Anayasa’nın yenilenmesi konusu toplumumuzun ve partilerimizin ortak talebidir. Mümkün olan en geniş mutabakatla bu görevi yerine getirmeliyiz. Mevcut İç Tüzük’ümüz 1973 tarihinde kabul edilmiştir. 186 maddedir ve 13 ayrı tarihte -bazı maddeleri birkaç kere ele alınarak- 155 madde de değişikliğe gidilmiştir.

Ele alınması gereken kanunlardan birisi Siyasi Partiler Kanunu’dur ve diğeri de Seçim Kanunu’dur.

Türkiye’mizin birlik ve bütünlüğünü, kalkınmasını ve misyonunu ifa etmesini engellemek isteyenlere karşı mücadele verilecek, terörün sona erdirilmesi için gereken çalışmalar yapılacaktır.

Millet, vatan, devlet ve ay yıldızlı bayrağımızın tekliğini –inşallah- ilelebet sürdüreceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, Meclisimizin 26’ncı Yasama Döneminde yapacağımız çalışmalarla yüz akı olarak hatırlanacak bir dönemi birlikte tamamlamamızı niyaz ediyorum.

Sizler üstün şahsiyetleriniz, bilgi ve becerilerinizle kendini topluma kabul ettirip illerimizden, milletimiz tarafından seçilen, gelen milletvekillerisiniz.

Naçiz şahsıma karşı gösterdiğiniz itimat ve teveccühe, tekrar, teşekkür ediyorum. Yüklendiğim sorumluluğun idraki içinde yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi gündeme geçiyoruz.

Sayın milletvekilleri, 24 Kasım, Öğretmenler Günü idi. Toplantı olmadığı için, grup başkan vekillerimiz arzu ederlerse, ikişer dakikalık, bulundukları yerden konuşma yapabilirler.

Böyle bir istekte bulunuyorsanız ben söz vereceğim efendim.

Adalet ve Kalkınma Partisi…

Buyurun efendim.

III.- AÇIKLAMALAR

1.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

24 Kasım Öğretmenler Günü’nü tebrik ediyoruz, bütün öğretmenlerimizin ve elbette öğretmeni olan herkesin günü olan bu günü tebrik ediyoruz.

Büyük medeniyetler öğretmenlerine her zaman büyük değer veren bir anlayışla davranmışlardır. Tarih boyunca o büyük Roma İmparatorluğu’nda, Osmanlı İmparatorluğu’nda öğretmenleriyle, hocalarının ilişkilerinin nasıl olduğunu anlatan sayısız anekdot vardır. Biz, insanlığın bu ortak mirasını bilen bir anlayışla 24 Kasıma, 24 Kasımlara ve bu ülkenin geleceğine bakıyoruz.

Esasen, öğretmenlerimizin sosyoekonomik şartlarına ilişkin durumlarının da farkındayız ve bunları iyileştirmek doğrultusunda elbette genel manada çabalarımız söz konusudur ve “geçmişte yaptıklarımız, gelecekte yapacaklarımız” hususları detaylı bir şekilde ortaya konulacaktır. Şu anda mevcut olan öğretmenlerin büyük bir kısmının on üç yıllık AK PARTİ iktidarı döneminde atanmış olduklarını hatırlatmak isterim. Bu atamalar elbette imkânlar çerçevesinde devam edecektir. Yeni kadrolar var, onlara ilişkin atamalar da yapılacaktır. Hükûmet programında muhakkak bunlara da değinilecektir.

Biz, hem öğretmenlerin toplumlar için taşıdığı o büyük anlamın ve değerin farkında olan hem de bu değere tekabül eden o sosyoekonomik şartları sağlama gerekliliğini bilen bir anlayışla bundan sonra da yolumuza devam edeceğiz.

Bu vesileyle saygılarımı sunuyorum. Teşekkürler. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ediyorum efendim.

Cumhuriyet Halk Partisi…

Özgür Bey, buyurun efendim.

2.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, 26’ncı Yasama Döneminin hayırlı olmasını ve Meclis Başkanına görevinde başarılar dilediklerine ve 24 Kasım Öğretmenler Günü ile 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ne ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bir kez daha şahsınızı yeni seçildiğiniz görevinizden dolayı kutluyoruz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına.

Birazdan, Danışma Kurulunda uzlaşıya varamadığımız için iktidar partisi grubunun grup önerisi üzerinde onar dakika konuşacağız. Çünkü yeni yasama dönemiyle ilgili, özellikle sizin yönetiminizle ilgili, çoğunluk partisinin Meclisi işletmesindeki yükümlülükleriyle ilgili fikirlerimizi paylaşacağız.

Ancak iki önemli günden bahsetmek durumundayız. Dün 24 Kasım Öğretmenler Günü’ydü. Bugün de 25 Kasım, kadına karşı şiddetin önlenmesi konusunda duyarlılığın en üst düzeyde olması gereken bir gün. 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde önce Başöğretmen Atatürk’ü Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak burada saygıyla ve minnetle anıyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

24 Kasım Öğretmenler Günü’nde, Türkiye’nin en büyük sorunlarından bir tanesi olan, atanamayan, daha doğrusu ataması yapılmamış öğretmenler sorununa bir kez daha dikkat çekmek istiyoruz. Geçmiş yıllarda herkesin hayallerini süsleyen bir mesleğin mensuplarının şu anda KPSS engeliyle karşı karşıya olduğunu, atanamadıklarını, sadece yüzde 17’sinin ilgili sınavlarda başarılı sayıldığını, intihara kadar uzanan bir süreci yaşayan yoksul öğretmenlerin bir yandan da iktidar partisi eliyle tek tipleştirici bir eğitimin dayatılması noktasında da zorlandıklarını görüyoruz.

Kadına karşı şiddetin önlenmesinde ise, bugün programı okunacak olan Adalet ve Kalkınma Partisinin yeni Hükûmetinin programını bu gözle de dikkatle okuyacağız ve takip edeceğiz. Çünkü on üç yılda Türkiye’nin kadına karşı şiddette, kadın ölümlerinde, kadın cinayetlerinde geldiği noktanın istatistik bilimi açısından önümüze koyduğu nokta bazı politikaların, bazı yanlış giden işlerin kadın cinayetlerini arttırdığı, neredeyse azmettirdiği yönündedir. Bu konudaki hassasiyetin sadece ayrı ayrı grupların hassasiyetlerinden öte Meclisin siyasetüstü ele alması gereken bir hassasiyet olduğunu ancak kadın cinayetlerinin de eninde sonunda politik cinayetler olduğunu ve siyasi kökleri olduğunu da dikkatinize sunmak isterim.

Verdiğiniz fırsat için teşekkür ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum efendim.

Halkların Demokratik Partisi…

İdris Bey, buyurun efendim.

3.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken'in, 26’ncı Yasama Döneminin hayırlı olmasını ve Meclis Başkanına görevinde başarılar dilediklerine ve 24 Kasım Öğretmenler Günü ile 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ne ilişkin konuşması

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, öncelikle ben de yeni yasama yılının hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.

Şahsınıza da bu önemli görevde şimdiden başarılar diliyorum.

Sizin de ifade ettiğiniz gibi bugün 24 Kasım vesilesiyle eğitim emekçilerinin sorunlarını dile getirmek üzere grup başkan vekillerine söz verdiniz. Ancak biz Halkların Demokratik Partisi olarak şunu ifade etmek istiyoruz: 24 Kasım tarihi 12 Eylül darbesini yapanlar tarafından Öğretmenler Günü olarak belirlenmiş bir tarihtir. Özellikle darbe anlayışına karşı mücadele ettiğini söyleyen bir iktidar partisi döneminde de hâlen darbe mirası olan bu anlayışın devam ettiriliyor olmasını kabul edilemez buluyoruz. Bizim açımızdan bütün öğretmenlerin evrensel olarak Öğretmenler Günü’nü kutlamış olduğu tarih esastır.

Ancak bu vesileyle öğretmenlerimizin ve eğitim emekçilerimizin yaşamış olduğu sıkıntıları burada kısaca ifade etmek isterim. Birçok öğretmenimiz, birçok eğitim emekçisi geçim sıkıntısı altında maalesef işini yapmak zorunda kalıyor. Türkiye’de kendi görevini yaparken en fazla mutsuz olan meslek grubuna maalesef öğretmenler ve eğitim emekçileri dâhil olmuş durumdalar ve hatta bu konuda başı çekiyorlar. Pek çok öğretmenimiz geçinemediği için ek iş yapmak zorunda kalıyor. Emekli olan birçok eğitim emekçisi yine ek iş yaparak kendi yaşamını idame ettirmek zorunda kalıyor. Ataması yapılmayan öğretmenler sorunu çok önemli bir sorundur. Yüz binlerce ataması yapılmayan öğretmenlerden gün yok ki çaresizlikten intihar etmiş olan gençlerimizin, çocuklarımızın haberlerini duymayalım.

O nedenle, sorunlar yumağının çok fazla olduğu, bir darbenin tanımladığı bir günde de ifade edilmeyecek düzeyde yığınlarla çözüm bekleyen sorunların olduğu bir alan olduğunu ifade etmek istiyoruz. Bu konuda yeni yasama yılında, döneminde de Halkların Demokratik Partisi olarak öğretmenlerimizin ve eğitim emekçilerimizin sorunlarını Meclis gündemine getirerek burada çözüm arayışı içerisinde olacağız. Umarız ki bütün siyasi partiler de bu konuda aynı duyarlılık içerisinde olurlar.

Son olarak, bugün kadına karşı şiddetin kınandığı bir gün. Halkların Demokratik Partisi, demokratik, ekolojik çizgiyi, özgürlükçü çizgiyi paradigma olarak benimseyen bir parti, aynı zamanda kadın özgürlüğünü de temel mücadele alanı olarak belirlemiştir. Biz kadına karşı her türlü şiddeti bu gün vesilesiyle bir kez daha kınıyoruz. Bu konuda belki kadın arkadaşlarımız biraz daha detaylı açıklamalar yaparlar. Mecliste de kadına karşı şiddeti önleyecek yasal düzenlemelerin hızla Genel Kurula getirilmesi, bu konuda etkin tedbirlerin alınması gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Bu arada şunu belirtmek isterim: Güzellik kimin tarafından ne zaman yapılırsa yapılsın güzeldir.

Otuz dördüncü yıldayız, 1981’den itibaren, böyle bir gün seçilmesi de güzel bir şeydir. Darbe yaptı, darbe dönemi yaptı diye… Değil mi?

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Eğitim emekçileri evrensel 5 Ekim gününü kabul ediyor Sayın Başkan.

BAŞKAN – Bir parantez açalım müsaadenizle lütfen.

Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi adına Erkan Akçay Bey, buyurun efendim.

4.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ne ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutluyoruz. Yeni öğretim yılı bu vesileyle maalesef eğitim camiasının ve eğitimcilerin büyük temel sorunlarıyla birlikte başlamıştır ve bu yeni dönemin de eğitimcilerimizin, öğretmenlerimizin ve eğitim kurumlarımızın temel sorunlarının ele alınacağı bir dönem olmasını diliyorum. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu konuda gereken bütün çalışmalarımızı yaptık, yapıyoruz ve bu konudaki bütün düzenlemelere de destek vereceğimizi ifade etmek istiyorum.

Buna ilişkin olarak yine, Türkiye Büyük Millet Meclisine de öğretmenlerimizin başta özlük ve sosyal hakları olmak üzere, bunlara ilişkin 5 kanun teklifimizi de Meclis Başkanlığına sunmuş bulunuyoruz. Gerek ek göstergeleri gerek tazminatlarının düzenlenmesine, onun dışında, nöbet tutan öğretmenlere nöbet ücretlerinin verilmesine ve diğer bazı önemli düzenlemelere ilişkin kanun tekliflerimizi de verdik.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü idrak ettiğimiz dün itibarıyla, maalesef Türkiye’mizin bazı illerinde öğretmenlerimize ve eğitimcilerimize yönelik üzücü ve hukuk dışı uygulamalar meydana gelmiştir. Bunlardan birincisi de Manisa’da bir liseye emniyet güçleri tarafından baskın yapılmak suretiyle, ders sırasında öğrencilerin gözü önünde öğretmenler tahkir edilerek gözaltına alınmışlardır ve bu, hem velileri hem öğrencileri âdeta bir baskı ve korkutma eylemine dönüşmüştür. Öğretmenlere, okulda ders sırasında, öğrencileri nezdinde yapılan bu girişimi hukuk dışı bulduğumu belirtiyor ve kınıyorum. Yine, dün Bursa’da Öğretmenler Günü kutlama programına TÜRK EĞİTİM-SEN mensuplarının alınmadığını öğrenmiş buluyoruz.

Ayrıca bir diğer önemli konu da, malumunuz bundan yaklaşık bir yıl evvel binlerce okul müdürü ve müdür yardımcıları, yapılan düzenlemelerle, ilgili görevlerinden alınmışlardı. Bunların önemli bir kısmı yargıda davalarını kazandılar. Fakat bu yargı kararları idare tarafından uygulanmamaktadır ve Hükûmetin de bu yargı kararlarının uygulanması konusunda gereken hassasiyeti göstermesini diliyoruz.

Yine, eğitimle alakalı olarak dile getirmek istediğim son bir husus da şudur: YÖK, pedagojik formasyon kadrolarını 15 binle sınırlamıştır. Bu son derece yetersiz bir sınırlamadır, sayıdır. Bu sayının artırılması da önümüzdeki dönem çalışmalarında dileğimizdir ve gayretimiz olacaktır.

Ayrıca, 25 Kasım vesilesiyle kadına şiddetin kınanması gerekir. Her zaman kınanması gereken bir durumdur ancak 25 Kasım vesilesiyle de kadınlara yapılan -bütün- her türlü şiddeti kınadığımı belirterek sözlerimi tamamlıyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Efendim, teşekkür ediyorum.

Öğretmenler Günü yanında bir de kadına şiddet mevzusu gündemimizde mevcut.

Söz isteyen hanım milletvekillerimiz var.

MİZGİN IRGAT (Bitlis) – “Kadın” diyeceksiniz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Ben, yine ikişer dakika olmak üzere gruplarımızdan birer hanım milletvekiline söz vereceğim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – “Kadın” denilir Sayın Başkan. Teknik literatürde “kadın” geçiyor, “hanım” geçmiyor.

BAŞKAN – Pervin Hanım, öncelik sizde, önce siz istediniz.

Buyurunuz efendim.

5.- İstanbul Milletvekili Pervin Buldan'ın, 26’ncı Yasama Döneminin hayırlı olmasını ve Meclis Başkanına görevinde başarılar dilediklerine ve 24 Kasım Öğretmenler Günü ile 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ne ilişkin açıklaması

PERVİN BULDAN (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle “hanım” değil, “kadın” Sayın Başkan. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – “Kadın”, “hanım”, “hanımefendi...”

PERVİN BULDAN (İstanbul) – “Kadın” Sayın Başkan.

BAŞKAN – “Kadın”, “hanım”, “hanımefendi”, “kız” bir aile ve bir bütünlüktür efendim.

Teşekkür ediyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – “Hanım” ifadesi tek başına bir şiddeti içeriyor Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun lütfen.

PERVİN BULDAN (İstanbul) – Evet, teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben de öncelikle yeni görevinizde başarılar diliyorum, hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Hep birlikte yeni yasama yılının kavgasız, gürültüsüz ve şiddetsiz bir yasama yılı olmasını özellikle temenni ettiğimi ifade etmek istiyorum.

Ayrıca, Öğretmenler Günü’nü ben de kutluyorum fakat bugün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü. Dolayısıyla, bugün Türkiye'de kadının iradesi, bedeni ve emeği sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik alanda çok boyutlu şiddet, sömürü ve ayrımcılıkla kuşatılmıştır. 2014 yılında 300’ü aşkın kadının sırf kadın olduğu için erkek şiddetiyle katledildiği, bir o kadarının da yaralandığı, taciz ve tecavüze uğradığı Türkiye'de, 2015’in sadece ilk on ayında 255 kadının katledilmesi, tek başına devletin kadına yönelik şiddeti ciddiyetiyle ele almadığı, önleyici tedbirler geliştirmediğinin bir göstergesidir. Dolayısıyla, yeni yasama yılında özellikle siyasi iradenin kadın meselesinde daha duyarlı ve caydırıcı yasaları çıkarması konusunda büyük bir beklenti içerisinde olduğumuzu ve olacağımızı ifade ediyor, erkek şiddetiyle yaşamını yitiren tüm kadın yoldaşlarımızı saygıyla ve minnetle andığımızı da ifade ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum efendim.

Adalet ve Kalkınma Partisi…

Buyurun İlknur Hanım.

6.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz'ün, 26’ncı Yasama Döneminin hayırlı olmasını ve Meclis Başkanına görevinde başarılar dilediklerine ve 24 Kasım Öğretmenler Günü ile 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ne ilişkin açıklaması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkanım, ben de öncelikle yeni görevinizin ve yeni yasama dönemimizin ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum.

İnşallah, öncelikle şiddetin Parlamentoda hiç yaşanmamasını temenni ediyorum çünkü geçtiğimiz dönemler içerisinde burada çeşitli şiddetlere maruz kalındı. Bu anlamda da öncelikle milletimizin temsilcisi olan milletvekili arkadaşlarımızdan, burada her biri çok önemli görevleri üstlenmiş arkadaşlarımızdan bu nezaket ve zarafet içerisinde bir yasama dönemi dilediğimi de belirtmek istiyorum.

Bununla beraber, 24 Kasım Öğretmenler Günü vesilesiyle tüm öğretmelerimizin, eğitime emek veren tüm öğretmenlerimizin, insan yetiştirilmesine önem veren, değer veren öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü’nü kutluyorum. Bununla beraber, özellikle şunu belirtmek istiyorum: Eğitimde, özellikle geriye doğru gittiğimizde, bugüne kadarki yatırımlar hem insani anlamda, insan yetiştirilmesi, insan kaynağı anlamında hem de fiziki koşulların iyileştirilmesi anlamında ciddi bir mesafe almıştır ve önümüzdeki dönemde atanacak öğretmenlerimizle beraber, öğretmenlerle beraber de çok ciddi anlamda bir öğretmenimiz istihdam edilecektir.

Bununla beraber, 25 Kasım, bugün kadına karşı uluslararası anlamda da şiddetle mücadele günü. Biraz evvel söylediğim gibi, öncelikle meseleye kadın ve insan olarak yaklaşmak lazım, en başta Parlamentonun bu konuda her yerde olduğu gibi örnek olması lazım. Yine, bugüne kadar kadına karşı şiddet konusunda, aile içi şiddet konusunda yapmış olduğumuz pek çok düzenleme var. Bu konuda samimi bir şekilde yasal düzenlemelerin gerçekleşmesi ama bununla beraber toplumsal anlamda bilincin, zihinsel dönüşümün ne kadar etkili ve önemli olduğunu -geçtiğimiz dönemlerde aslında çok ciddi yasal düzenlemeler yapılmış olmasına rağmen hâlâ günümüzde bu haberleri alabiliyorsak- bir oturup düşünmemiz lazım. Burada her şeyden önce toplumun zihinsel dönüşümünü gerçekleştirmemiz lazım. Ve bu yük sadece iktidar partisinin değil, tüm partilerin ve buna partilerüstü bir mesele olarak bakılması gerekmekte.

Bununla beraber, gerek medyanın dilini gerekse söylem anlamında dilimizi de değiştirmemiz gerektiği kanaatindeyim ki bu zihinsel dönüşümü hep birlikte gerçekleştirebilelim. Yoksa, yasal tedbirler anlamında, Parlamentoda samimi bir şekilde bundan önce kadına karşı aile içi şiddetin düzenlenmesi -6284 sayılı Kanun’un gerçekleştirilmiş olması- burada çok ciddi tedbirlerin, dünyadaki örneklerin Türkiye’de uygulanır olması, ülkemizde uygulanır olması… Yasal anlamda tedbirlerin değil, bununla beraber medya da dâhil olarak dilimizin ve davranışlarımızın hep beraber, toplumsal algının değişmesi konusunda birlik ve beraberlik içerisinde ve siyaset üstü bir mesele olarak bu işin çözümünün bütün tarafları olarak bir arada olmamız gerektiği kanaatindeyim.

Bu anlamda, şiddetin her türüne -kadına ve insana- bugün coğrafyamızda yaşanan insana karşı şiddete, masum insanların ölümüne karşı da özellikle bir kez daha bu vesileyle “Dur.” demek ve sesimizi daha çok yükseltmek temennisi içerisinde, umarım şiddetsiz, şiddete sıfır tolerans anlayışı içerisinde karşı durulduğu bir ülke ve dünya anlayışı içerisinde insan yetiştirebilmemiz temennisi içerisinde hem Öğretmenler Günü’nü kutluyor hem de şiddete bir kez daha “Hayır.” diyoruz.

Bu anlamda da Sayın Başbakanımıza bugün kadına karşı şiddet konusunda vermiş olduğu destekten dolayı da yürekten teşekkür ediyorum.

Çok teşekkürler. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim efendim.

Cumhuriyet Halk Partisi adına Nurhayat Altaca Kayışoğlu.

Buyurunuz Hanımefendi.

7.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu'nun, 26’ncı Yasama Döneminin hayırlı olmasını ve Meclis Başkanına görevinde başarılar dilediğine, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ne ilişkin açıklaması

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan, öncelikle yeni görevinizde başarılar diliyorum. Tüm yasama üyesi arkadaşlarıma da yeni dönemde başarılı çalışma dönemi diliyorum.

Bugün, 1990 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü ilan edilmiştir. Biz bu sorunun elbette ki partilerüstü ve evrensel bir sorun olduğunu biliyoruz ve bu sorunla mücadele için Cumhuriyet Halk Partisi olarak hem önerilerimiz hem çalışmalarımız olmuştu. Bu anlamda yasama üyesi bütün arkadaşlarımızdan her zaman destek bekliyoruz.

Sorunun elbette ki çok farklı boyutları var. Öncelikli olarak eğitim sistemiyle ve diğer toplumsal, sosyal tedbirlerle bu sorunun önüne geçilmesi gerektiğini düşünüyoruz ve eğitim sisteminde çocukların bir birey olarak eğitilmesi, toplumsal cinsiyet rollerinin ötesine geçilerek bir birey olarak yetiştirilmesi gerektiğini ve bu yönde politikaların değiştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ki bu tedbirlerin alınması hâlinde dahi biz bu sorunun ancak uzun yıllar sonra çözülebileceğini düşünüyoruz.

Bunun yanında, elbette ki sorunun ekonomik boyutu, sosyal boyutu, başka boyutları da vardır ve bunun yanında da bugün acil olarak cezai yönden de kamuoyunun beklentileri vardır. Cezaların caydırıcı olması açısından “Özgecan yasası” diye bilinen ve cezai konularda bir an önce caydırıcılık anlamında yasalarda değişiklik içeren teklifler sunulmuştu -bizim de sunduğumuz teklifler vardı- ve bu yasal değişikliklerin, daha fazla uzatılmadan bir an önce bütün Meclis tarafından desteklenerek yüce Meclisimizden geçirilmesini istiyoruz ve zaman aşımının kaldırılmasını, birtakım işte tahrik indirimi vesaire gibi konuların, ertelemenin, uzlaşmanın, bazı hükümlerin kaldırılmasını… Ve bir nebze olsun caydırıcılığın ön plana çıkarılarak en azından hani bir kadını olsa dahi şiddetten, cinayetten kurtarabilirsek bunun çok önemli bir adım olacağını düşünüyoruz.

Bunun yanında, birçok kadın cinayetini gözlemlediğimizde genellikle fiziki koşulların da buna sebebiyet verdiğini görüyoruz. Örneğin sokak aydınlatmalarının olmaması, örneğin ulaşım sorunu gibi birtakım sorunlar hem cinayet işleyenlere cesaret vermektedir hem kadınlarımızın her an korku içinde yaşamasını sağlamaktadır.

Bunun yanında aile içi şiddetle birlikte maalesef kadınlarımızın, çocuklarımızın bazı noktalarda güvenlik güçleri tarafından da şiddete maruz bırakıldığını ve insan haklarının bu anlamda da ihlal edildiğini hepimiz görüyoruz, yaşıyoruz. Bu anlamda da hassasiyetlerin göz önünde bulundurulmasını ve insan hakları temelli bakış açısının geliştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Ve bazı sorunlar var ki bir an önce çözülmesi gerekiyor. Örneğin, sayın milletvekillerimiz biliyorlar mı bilmiyorum ama engelli kadınlarımız şiddete maruz kaldıklarında sığınmaevlerine kabul edilmiyorlar. Bununla ilgili, sığınmaevleri konusunda çok yetersiz bir altyapımız var, bir an önce bunların da giderilmesi gerekiyor.

Ekonomik anlamda gelirdeki adaletsizlik şiddetin artmasına sebebiyet veriyor, bu anlamda tedbirlerin alınması gerektiğini düşünüyoruz ve son yıllarda şiddetin, kadın cinayetlerinin çok fazla arttığını, yüzde 1.400 gibi bir rakama ulaştığını… Biraz önce bir kadın arkadaşımın söylediği, son on yılda 200’lü bir rakamdan bahsetti fakat verilere baktığımızda 300’lerden, 400’lerden… 100’lerden çok farklı rakamlardan bahsediliyor. Bununla ilgili maalesef görüyoruz ki elimizde çok sağlıklı veriler dahi yok. Bu dahi aslında mücadele azmimizin ne kadar yetersiz olduğunu ortaya koyuyor yani verileri bile bilmiyoruz ki biz nasıl bu konuyla mücadele edeceğiz.

Bu anlamda, bahsettiğimiz gibi, eğitimden cezai anlamda caydırıcılığa kadar, diğer fiziki koşullara kadar bütün tedbirlerin bir an önce alınması için yüce Meclisimize ne düşüyorsa bunu yerine getirmesini talep ediyoruz. Bu konuda hiçbir şekilde siyasi çıkarımız, beklentimiz yoktur, kim bunu samimi bir şekilde yaparsa -ki bizim verdiğimiz de teklifler vardır- tabii ki destek oluruz ve herkesi bu anlamda mücadeleye destek vermeye bekliyoruz.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi adına Deniz Depboylu, buyurunuz Hanımefendi.

8.- Aydın Milletvekili Deniz Depboylu'nun, 26’ncı Yasama Döneminin hayırlı olmasını ve Meclis Başkanına görevinde başarılar dilediklerine ve 24 Kasım Öğretmenler Günü ile 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ne ilişkin açıklaması

DENİZ DEPBOYLU (Aydın) – Sayın Başkanım, konuşmama başlamadan önce yeni görevinizin hayırlı olmasını ve başarılarınızı temenni ediyorum.

Bilindiği gibi, bu gün 1999’dan beri Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen, 25 Kasım “Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Mücadele Günü” olarak andığımız bir gün ama maalesef ülkemizde duruma baktığımızda, özellikle son beş yılda artan kadın cinayetleri -ki bu 1.134 olarak belirtilmiş- bizim en büyük kanayan yaramız olarak gördüğümüz bir sorun.

1 Ocak 2015’ten itibaren sadece 255 kadınımız hayatını kaybetmiş. Ülkemizde yaşanan kadına yönelik bu işlenen cinayetlerin yanı sıra aynı zamanda cinsel şiddet, psikolojik şiddet ve ekonomik şiddet kadınlarımızın uğradığı haksızlıkların başında geliyor. Biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak sadece kadına yönelik şiddet değil, aile içerisinde yaşanan, ailenin tüm bireylerine yönelik şiddet, toplumda diğer fertlere yönelik yaşanan şiddet ve çevreye duyarsızlıkla ilgili her türlü sorunla mücadelede alınan kararların yanında olacağımızı ve özellikle hukuksal alanda alınacak olan kararların yanında olacağımızı belirtmek istiyoruz.

Burada, tabii ki eğitimde de yapılması gereken çalışmalar var. Kabul edelim ki ülkemizdeki eğitimde maalesef ortaya çıkan eğitimle ilgili bu sorunlarda fertlerimize verilen psikolojik yardım, yine aileye verilen psikolojik yardımlarda oldukça kalitesiz bir yaklaşım söz konusudur. Özellikle alan dışı atamalarla ortaya çıkan sorunlarda bu sorunun yaşanması ve yaşanmaya devam etmesi olası görünmektedir. Şiddete uğrayan fertlerin yanı sıra şiddete maruz kalan ailelerin tamamının psikolojik yardım alması bizim öngördüğümüz hedeflerden birisidir.

Bu gün kadına yönelik şiddetin kınandığı bir gün. Bunun yanı sıra, dün de öğretmenlerimizin gününü kutlamıştık ancak öğretmenlerimizin yaşadığı sorunları da dile getirmek istiyorum. Burada, biliyorsunuz ki, atanamayan öğretmenlerle ilgili sorunların çözülmesi konusunda biz özellikle tedbirlerin en uygun şekilde alınmasını istiyoruz.

Yine, görevden alınan idareci arkadaşlarımızın yargı sonuçlarının belli olmasına rağmen bu yargı sonuçlarının uygulamaya geçirilmemesiyle ilgili de sıkıntılarımızı iletmek istiyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Efendim, teşekkür ediyorum.

Her iki konuda da siyasi partilerimize görüşlerini ifade etmeleri için söz vermiş bulunduk.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Bu arada, grup başkan vekillerini seçmiş oldu siyasi partilerimiz, yeni seçilen arkadaşlarımıza başarılar diliyoruz. Diğer milletvekillerimize de bütün heyetimize de hayırlı çalışmalar temenni ediyorum.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşlarına geçebiliriz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım, özür diliyorum…

BAŞKAN – Buyurun Mahmut Bey.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesine göre kısa bir söz almak istiyorum, konu da şundan ibaret: Şimdi…

BAŞKAN – Gördüm efendim ve ikişer kişiye, sizin partinizden de 1 kişiye söz verdim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – …Nusaybin’in 3 mahallesinde sokağa çıkma yasağı var. Kadına yönelik şiddeti biz burada Meclis olarak siyasi grubu bulunan 4 parti kınamakta ama oradaki kadınlar şu anda bu mevcut olan sokağa çıkma yasağı nedeniyle bu baskı ve şiddetle karşı karşıya. Yani, güvenlik politikası uğruna insan haklarından vazgeçemeyiz; insan hakları uğruna güvenlikten vazgeçemeyiz. Bu dengeyi kurma adına mümkünse ben kısa bir söz istiyorum, bu bir.

İkincisi, Rusya’nın uçağı düşürüldü. Hakikaten çok sıcak bir gündem. Bununla ilgili, mümkünse -yeni Kabine de hayırlı olsun, kutluyorum ben- en azından yeni Kabine Meclise bilgi verirse kamuoyu açısından yararlı olur. Bu anlamda, pek kısa bir süre istiyorum 60’ıncı maddeye göre.

BAŞKAN – Efendim, teşekkür ediyorum, beyanlarınız tutanaklara geçti.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşlarına geçiyorum…

Yemin davetimiz var, önce yemin davetimizi yapacağız.

Anayasa’ya göre milletvekillerinin göreve başlamadan önce ant içmeleri gerekmektedir.

Şimdi, geçen birleşimlerde ant içmemiş olan sayın milletvekillerinin adlarını sırasıyla okuyup, ant içmek üzere kürsüye davet edeceğim.

Ağrı Milletvekili Sayın Leyla Zana…

İstanbul Milletvekili Sayın Selahattin Demirtaş…

Mardin Milletvekili Sayın Ali Atalan…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Nusaybin’de…

BAŞKAN – Ve Mardin Milletvekili Sayın Gülser Yıldırım…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – O da Nusaybin’de.

BAŞKAN – Ant içmemiş milletvekillerimiz katıldıkları oturumda ant içebilirler.

Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından kurulan Bakanlar Kurulunun atandığına dair bir Cumhurbaşkanlığı tezkeresi vardır, okutuyorum:

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Cumhurbaşkanlığının, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun önerisi üzerine kurulan yeni Bakanlar Kurulunda yer alan bakanlıklara, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 109’uncu maddesi gereğince ekli listede gösterilen kişilerin atandığına; 27/9/1984 tarihli ve 3046 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi uyarınca, Başbakan Yardımcısı unvanıyla görev yapmak üzere 5 bakanın görevlendirilmesinin onaylandığına ilişkin tezkeresi (3/3)

24/11/2015

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: 17/11/2015 tarihli ve 68244839-150.01-7-620 sayılı yazımız.

Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu’nun önerisi üzerine;

1- Yeni Bakanlar Kurulunda yer alan Bakanlıklara, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 109’uncu maddesi gereğince ekli listede gösterilen kişiler atanmıştır.

2- 27/9/1984 tarihli ve 3046 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi uyarınca, Başbakan Yardımcısı unvanıyla görev yapmak üzere beş bakanın görevlendirilmesi onaylanmıştır.

Bilgilerinize sunarım.

                                                                               Recep Tayyip Erdoğan

                                                                                    Cumhurbaşkanı

Bakanlar Kurulu Listesi

1) Konya Milletvekili         Ahmet Davutoğlu             Başbakan

2) Ordu Milletvekili           Numan Kurtulmuş            Başbakan Yardımcısı

3) Gaziantep Milletvekili    Mehmet Şimşek               Başbakan Yardımcısı

4) Ankara Milletvekili        Yalçın Akdoğan               Başbakan Yardımcısı

5) Ankara Milletvekili        Yıldırım Tuğrul Türkeş     Başbakan Yardımcısı

6) Mersin Milletvekili         Lütfi Elvan                      Başbakan Yardımcısı

7) Yozgat Milletvekili         Bekir Bozdağ                  Adalet Bakanı

8) Denizli Milletvekili        Sema Ramazanoğlu         Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı

9) İstanbul Milletvekili       Volkan Bozkır                  Avrupa Birliği Bakanı

10) Kocaeli Milletvekili      Fikri Işık                         Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı

11) Trabzon Milletvekili     Süleyman Soylu              Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı

12) Adana Milletvekili       Fatma Güldemet Sarı       Çevre ve Şehircilik Bakanı

13) Antalya Milletvekili      Mevlüt Çavuşoğlu            Dışişleri Bakanı

14) Kayseri Milletvekili      Mustafa Elitaş                 Ekonomi Bakanı

15) İstanbul Milletvekili     Berat Albayrak                Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı

16) Samsun Milletvekili     Akif Çağatay Kılıç          Gençlik ve Spor Bakanı

17) Şanlıurfa Milletvekili   Faruk Çelik                     Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı

18) Malatya Milletvekili     Bülent Tüfenkci               Gümrük ve Ticaret Bakanı

19) Bursa Milletvekili        Efkan Ala                        İçişleri Bakanı

20) Bingöl Milletvekili       Cevdet Yılmaz                 Kalkınma Bakanı

21) Kahramanmaraş Milletvekili                               Mahir Ünal                    Kültür ve Turizm Bakanı

22) Bayburt Milletvekili     Naci Ağbal                      Maliye Bakanı

23) Eskişehir Milletvekili   Nabi Avcı                        Millî Eğitim Bakanı

24) Sivas Milletvekili         İsmet Yılmaz                   Millî Savunma Bakanı

25) Afyonkarahisar Milletvekili                                Veysel Eroğlu               Orman ve Su İşleri Bakanı

26) Bursa Milletvekili        Mehmet Müezzinoğlu       Sağlık Bakanı

27) İzmir Milletvekili         Binali Yıldırım                 Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı

(AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Başbakan, zatıalinizi ve şahsınızda Bakanlar Kurulu üyelerini tebrik ediyorum.

Bilgilerinize sunulmuştur.

Anayasa'nın 110’uncu maddesi ve İç Tüzük’ün 123’üncü maddeleri uyarınca, Hükûmet programının Bakanlar Kurulunun kuruluşundan en geç bir hafta içinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde okunması gerekmektedir.

Sayın Başbakan, Hükûmet programını Genel Kurula sunmak için 1 Aralık 2015 Salı gününden önce olmak üzere düşündüğünüz bir tarih var mı efendim?

BAŞBAKAN AHMET DAVUTOĞLU (Konya) – Bugün…

BAŞKAN – Bugün… Peki efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başbakan Hükûmet programını Türkiye Büyük Millet Meclisine bugün sunmak istiyorlar.

Bu konuyla ilgili Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun bir önerisi vardır. Önerinin işlemi tamamlandıktan sonra gereği yerine getirilecektir.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Buyurun.

V.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- AK PARTİ Grubunun, 64’üncü Bakanlar Kurulu Programı’nın, Genel Kurulun 25 Kasım 2015 Çarşamba günkü birleşiminde okunmasına, üzerindeki görüşmelerin 28 Kasım 2015 Cumartesi günü yapılmasına ve güven oylamasının 30 Kasım 2015 Pazartesi günü yapılmasına; Genel Kurulun çalışma gün ve saatleri ile gündemin belirlenmesine; Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı üyelerinin siyasi parti gruplarına dağılımına; ihtisas komisyonlarının oluşumu ile siyasi parti gruplarına düşen üyeliklere ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 25/11/2015 Çarşamba günü (bugün) yaptığı toplantıda siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince grubumuzun ilişikteki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

İlknur İnceöz

   Aksaray

        AK PARTİ Grup Başkan Vekili

Öneriler:

64'üncü Bakanlar Kurulu Programı'nın 25 Kasım 2015 Çarşamba günkü birleşimde okunması; 25 Kasım 2015 Çarşamba günü Bakanlar Kurulu Programı'nın okunması ile Bakanlar Kurulu Programı üzerinde 28 Kasım 2015 Cumartesi günü yapılacak görüşmeler ve 30 Kasım 2015 Pazartesi günü yapılacak güven oylamasının gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmında yer alması ve bu günlerde Başkanlığın Genel Kurula sunuşları ve işaret oyuyla yapılacak seçimler hariç başkaca konuların görüşülmemesi,

Genel Kurulun 28 Kasım 2015 Cumartesi günü saat 14.00'te, 30 Kasım 2015 Pazartesi günü ise saat 18.00'de toplanması, Bakanlar Kurulu Programı üzerinde 28 Kasım 2015 Cumartesi günü yapılacak görüşmelerde Hükûmet ve siyasi parti grupları adına yapılacak konuşmaların kırkar dakika (bu süre, iki konuşmacı tarafından kullanılabilir) kişisel konuşmaların onar dakika olması, bu birleşimde program üzerinde görüşmelerin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılması,

Genel Kurulun 26 Kasım, 1 Aralık, 2 Aralık ve 3 Aralık Salı, Çarşamba ve Perşembe günkü birleşimlerinde Başkanlığın Genel Kurula sunuşları ve işaret oyuyla yapılacak seçimler hariç başkaca konuların görüşülmemesi,

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının Başkan dahil 23 üyeden kurulması ve görev yerleri dağılımının; Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna 2 başkan vekili, 6 kâtip üye, 4 idare amiri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna 1 başkan vekili, 4 kâtip üye, 1 idare amiri; Halkların Demokratik Partisi Grubuna 1 başkan vekili, 1 idare amiri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubuna 1 kâtip üye, 1 idare amiri şeklinde oluşması;

Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonlarından; Dilekçe Komisyonunun 13 üyeden, Plan ve Bütçe Komisyonunun Anayasa’nın 162'nci maddesi gereği 40 üyeden, Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonunun 3346 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesi gereği 35 üyeden, Güvenlik ve İstihbarat Komisyonunun 2937 sayılı Kanun’un ek 2'nci maddesi gereği 17 üyeden, Avrupa Birliği Uyum Komisyonunun 25 üyeden, diğer komisyonların 26 üyeden kurulması ve komisyon üyeliklerinin siyasi parti gruplarına dağılımının ilişik listedeki şekilde olması,

önerilmiştir.

KOMİSYON ÜYELİKLERİNİN SİYASİ PARTİ
GRUPLARINA GÖRE DAĞILIM LİSTESİ

Komisyonlar

Komisyonun

Üye Sayısı

Siyasi Parti Grupları ve Bağımsızlara
Düşen Üyelik Sayısı

AK PARTİ          CHP         HDP            MHP  BAĞIMSIZ         

Anayasa Komisyonu

26

15

6

3

2

 

Adalet Komisyonu

26

15

6

3

2

_

-

Millî Savunma Komisyonu

26                               -

15

6

3

2

-

İçişleri Komisyonu

26

15

6

_

3

2

-

Dışişleri Komisyonu

26

15

6

3

2

-

Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu

26

15

6

3

2

-

Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu

26

15

6

3

2

-

Çevre Komisyonu

26

15

6

3

2

-

Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal işler Komisyonu

26

15

6

3

2

-

Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu

26

15

6

3

2

-

Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu

26

15

6

3

2

-

Dilekçe Komisyonu

13

8

3

1

1

-

Plan ve Bütçe Komisyonu

40

25

9

4

2

O

Kamu iktisadi Teşebbüsleri Komisyonu

35

20

8

4

3

O

İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

26

15

6

3

2

O

Avrupa Birliği Uyum Komisyonu

25

14

6

3

2

O

Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu

26

15

6

3

2

O

Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu

17

10

4

2

1

-

BAŞKAN – Öneri hakkında -lehinde, aleyhinde- konuşmak isteyen varsa söz vereceğim efendim.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Lehte...

LEVENT GÖK (Ankara) – Aleyhte Özgür Özel…

BAŞKAN – O hâlde, lehinde Mehmet Doğan Kubat, Adalet ve Kalkınma Partisi.

Buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; grubumuzun önerisi lehinde görüşlerimi ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım.

Değerli Başkanım, seçilmiş olduğunuz bu yüce görevde sizlere ve yine, 26’ncı Dönemde seçilen bütün milletvekili arkadaşlarıma çalışmalarında üstün başarılar dilerim.

Değerli arkadaşlar, grup önerimizde Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu hafta ve önümüzdeki hafta çalışma gün ve saatleri ile gündemine dair bir değişiklik önerisi söz konusudur.

Bilindiği üzere, 64’üncü Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti kurulmuş ve biraz önce burada sizlere takdim edilmiştir. Anayasa’nın 110’uncu, İç Tüzük’ün 123 ve 124’üncü maddelerine göre hükûmet programının okunması ve güven oyu işlemlerinin de yapılması lazımdır. Anayasa’nın 110’uncu maddesi gereğince hükûmetin kuruluşundan itibaren en geç 1 hafta içerisinde programının okunması, okunmadan itibaren 2 tam gün geçtikten sonra görüşmelerinin yapılması, görüşmelerinin bitiminden itibaren 1 tam gün geçtikten sonra da güven oylamasına başvurulması gerekmektedir. İşte grup önerimizde bu sürece ilişkin takvimin belirlenmesini teklif etmekteyiz. Buna göre 64’üncü Bakanlar Kurulu Programı’nın “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” bölümüne alınmak suretiyle bugün okumasının yapılması, müzakerelerinin cumartesi günü yapılması, güven oylamasının ise pazartesi günü saat 18.00’de yapılmasını önermekteyiz.

Bu cumartesi günü yapılacak program görüşmelerinde Hükûmet ve siyasi parti grupları adına kırkar dakikalık bir süre öngörmekteyiz. Bu süre 2 konuşmacı tarafından bölünerek de kullanılabilecektir. Kişisel konuşmaların da onar dakika olmasını önermekteyiz.

Genel Kurulun önümüzdeki hafta da… Şu anda zaten Meclisin ihtisas komisyonları ve diğer süreçlerin tamamlanması arifesinde olduğumuz için ve gündemimizde başkaca iş olmadığından dolayı çarşamba, perşembe ve salı günleri sadece -varsa- seçimlerin yapılması ve sunuşların yapılması, diğer konuların ise görüşülmemesini önermekteyiz.

Yine, değerli arkadaşlarım, Başkanlık Divanı İç Tüzük’ün 9 ve 11’inci maddeleri uyarınca kural olarak 15 kişiden oluşmakla birlikte Danışma Kurulu kararıyla bu sayı artırılabilmektedir. Biz Başkanlık Divanının 23 üyeden teşekkül ettirilmesi ve burada siyasi partilerden AK PARTİ Grubuna 2 başkan vekili, 6 kâtip üye, 4 idare amiri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna 1 başkan vekili, 4 kâtip üye, 1 idare amiri; Halkların Demokratik Partisi Grubuna 1 başkan vekili, 1 idare amiri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubuna da 1 kâtip üye, 1 idare amiri şeklinde bu üye görev dağılımının yapılmasını önermekteyiz.

İhtisas komisyonları da… Yine, İç Tüzük’ümüzün 20’nci maddesi ve kuruluşu düzenleyen özel kanunlarda yer alan bazı hükümler gereğince, sayıları kanunla belirlenmiş olan komisyonların dışındaki ihtisas komisyonları üye sayılarının da, tıpkı 24’üncü Dönemde olduğu gibi, prensip olarak 26 üyeden oluşmasını ve bunun, biraz önce kürsüden okunan şekilde siyasi parti gruplarına dağılımını önermekteyiz.

Önerimize desteklerinizi bekler, yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Mehmet Doğan Kubat Bey’e teşekkür ediyorum.

Aleyhinde, Sayın Sırrı Süreyya Önder, Ankara Milletvekili. (HDP sıralarından alkışlar)

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; öncelikle bu yasama yılının barışa, demokrasiye, özgürlüğe, eşitliğe, adalete katkı sunmasını diliyoruz. Sayın Başkana, oluşacak olan Başkanlık Divanına ve programı görüşülecek olan Kabineye de bu duygularla başarılar diliyoruz.

Sayın Başkan, keşke biraz önce… Öncelikle sizinle başlayacağım ve bir cümlenizin tutanaklardan çıkarılmasını dikkatinize sunacağım.

Dünya tarihinde ormancılık faaliyeti, orman oluşturulması ya da orman vasfına yakın ağaçlık oluşturulmasının bilinen en büyük mimarı Adolf Hitler’dir. “Her şeyin iyisi Almanlara layıktır.” diyerek Almanya’da muazzam bir ağaçlandırma ve orman faaliyeti başlamıştır. Fakat o meşum günden sonra, sadece Almanya’da değil dünyanın hiçbir orman toplantısında Hitler’in bu vasfına atıf yapılmaz. Antifrizi bulmuşlardır; bugün kış şartlarında yolculuk yapıyoruz, kimse atıf yapmaz. Siz, Sayın Başkan, bu ülkenin tarihinde en kanlı, en zalim, en faşist cuntayı “Canım, onlar da güzel bir şey yapmışlarsa anmayalım mı?” diyerek olumladınız. İlk işi Parlamentoyu feshetmek, halkın iradesini yere sermek olan faşist bir cuntayı bu kürsüden olumladığınız için sizi kınıyoruz. (HDP sıralarından alkışlar) Bu sözlerinizin öncelikle tutanaklardan çıkarılmasını talep ediyoruz. Bu kürsüde, bu çatının altında bu çatıyı yıkan bir diktatör olumlandırılamaz. Üstelik bu Türk sağı, riyakârlık konusunda dünyadaki bütün sağcılara tur bindirir. E, siz daha düne kadar İskilipli Atıf Hoca’ya burada ağıtlar yakıyordunuz. Siz 24 Kasımın hangi gün olarak seçildiğine de bir bakın. Bence mürtetliğe kadar gider -tebliğ vazifemi de yapayım- haşa, dinden çıkmış olabilirsiniz. Geri dönmeye niyetiniz varsa onu da hatırlatmış olayım. Neyin müminliği bu? 24 Kasım iyi bir şeymiş, cunta, faşist Evren bunu getirmiş. Vel hayâ, vel iman diyorum, bu konuda başka da bir şey demiyorum, utanç verici.

Şimdi, hakkaniyetle işe başlanmazsa hakkaniyetle gidilmez. Ben burada -Sayın Başbakan gitti sanırım ama- hem AK PARTİ’lilere hem CHP’lilere şunu sormak istiyorum: Geçen dönem Başkanlık Divanı kaç kişiydi? 18 kişiydi. Ondan önceki dönem kaç kişiydi? 17 kişiydi. Sayın üyeler, niye bu dönem -yani bu bizim kendi işleyişimizi tek tek, birey birey, vekil vekil ilgilendiriyor- 23? Niye 22 değil, 24 değil, 23 diye mesela siz kendi grup başkan vekillerinize bir sorma ihtiyacı hissetmelisiniz. Niye? Bu Bakanlar Kurulu mu? Yani, Başkanlık Divanı 18 kişi olunca, 15 kişi olunca bu Meclisin işleyişi sakata mı gelecek, yani bir zaafa mı uğrayacak? Yok. Bunun sebebini ben söyleyeyim: Bunun sebebi bir partiye ta RTÜK üyeliğinden beri bugün gelinen Başkanlık seçiminde gösterilen özveriden dolayı bir diyet ödemedir. Biz bütün partilerin eşit temsiline bile saygı gösteriyoruz yani bunu da arzuluyoruz ama limitlerine bakılıyor. Ben ümit ediyorum ki Milliyetçi Hareket Partisi bu 1 üyeliği, bu kadar zorlama 1 üyeliği kendisine zül addetmelidir ve reddetmelidir bunu.

CELAL ADAN (İstanbul) – Sana ne ya!

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Bana ne değil. Hak ve adalet söz konusuysa... Çünkü Sayın Vekil, insanları söyledikleri bağlar. Sizin temsilciniz burada RTÜK üyeliğinin kurayla mı, yoksa seçimle mi yapılacağı zaman daha tutanaklarda mürekkebi uçmamış laflar etti. Bana ne değil. Evvela hepimizi ilgilendiriyor, daha çok da sizi ilgilendiriyor. İnsan sözüyle tartılır. Ayıptır! Hele hele böyle bir, kendinize bu kadar hasletler atfediyorsunuz… Ne olur yani, 1 tane fazla olsa ne olur, 1 tane eksik olsa ne olur? Ama bunu 23’e çıkarmak hiçbirinizin dikkatinden kaçmaması gereken bir şey. Bana ne… Evet, beni ilgilendiriyor çünkü bu memlekete biraz önce olumlanan o faşist cunta lideri bu seçim barajını da… Bir halkın iradesi Meclise yansımasın diye getirtildi ve böyle dillendirildi. İnsansak, demokrasiye inanıyorsak hepimizi ilgilendiren, ilgilendirmesi gereken bir şeydir. Yoksa tabii ki size ne, bana ne. Bizim açımız…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Sırrı Bey, elektrik veriyor, personel veriyor; devletin geliri ya!

BAŞKAN – Sayın milletvekili…

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Sayın Tanal, CHP de buna “Okey.” dedi. Sen hele önce bir kendi grup başkan vekiline sor.

BAŞKAN - Sırrı Bey, Genel Kurula hitap ediniz efendim.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – “Niye ‘18’ demedik de ‘23’ dedik?” diye kendi grup başkan vekilinize de bir sorun.

İş; bir halkı, yoksulları, mazlumları, emekçileri bu Parlamentoda az temsiliyet alanına hapsetmeye geldiğinde muazzam bir ittifak oluyor. Bütün bunlar bir fayda sağlamaz.

Değerli vekiller, kaç gündür Sayın Tanal… O konuda da hem teşekkür ediyoruz hem eksik verdiği bir bilgiyi düzeltiyoruz. Nusaybin’de 3 mahallede değil, 11 mahallede sokağa çıkma yasağı var. O 3 mahalle kaldırılmayan mahalle. Şimdi, birçok yurttaşımız, sivil yurttaşımız hayatını kaybetti.

Fazlaca bir vaktimiz yok ama yeni yasama döneminin ilk kürsü konuşmasında bir şeyi sizin ve değerli Kabinenin dikkatine sunmak istiyorum. Sayın Başbakanın, Cumhurbaşkanının, güvenlik bürokrasisinin bu operasyonları, bu zulümleri, bu katliam girişimlerini meşrulaştırma cümleleri: “Biz bu meseleyi kökünden halledeceğiz.” Ben de…

Sayın Başkan, şu bakanlar sırasına biraz sessizlik telkin edebilir misiniz.

Arkadaşlar, sonra gider, odalarında tebrik edersiniz.

BAŞKAN – Devam ediniz Beyefendi, devam ediniz.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Biz sizi dinliyoruz efendim.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Can.

Sayın arkadaşlar, felaket nerede biliyor musunuz? Felaket şurada: Siz PKK’yi bire kadar, bütün yöneticisiyle, sempatizanıyla, ona gönül vereniyle bire kadar kırdınız diyelim, ortada hiçbir ferdi kalmadı; siz ona sempati duyan bölge halkının tamamını sindirdiniz ya da yok ettiniz diyelim, hiçbir gölgesi kalmadı, hep birlikte felaketimizin başladığı gün o gündür. Dolayısıyla, bu yöntemde ısrarın beyhudeliğini böyle bir örnekle anlatayım size. Dediklerinizin tümüne nail olsanız, bu memleketteki bu zulmün, bu meselenin, bu kanayan yaranın çözümüne dair en ufak bir şey yapmamış olursunuz; bu memleketi -hiç sevmiyorum bu deyimi ama kestirme olduğu için kullanayım- Suriyelileştirirsiniz çünkü bu yöntemi daha önce faşist cunta liderleri de denedi, “temsilî düşman kuvveti” diye Kürt şalvarı giydirilip tatbikat yaptırdı. Sorun, içinizdeki değerli vekiller size bunu bütün ayrıntılarıyla anlatırlar. Bir cezaevinde Türk olmaya zorlandılar, tıpkı buradaki bu yemin meselesindeki garabet gibi. Ama ne oldu? 300 kişiydi, 300 bin kişi oldu; 300 bin kişiydi, 3 milyon kişi oldu. Bu yol, yol değil arkadaşlar.

Hele bizim Meclis...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Terör de yol değil, terör de yol değil.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – ...olarak elimizde bir tek yol var: Demokratikleşme ve bu meseleyi müzakere etme. Bu, asırlar da sürse...

BAŞKAN – Efendim, müddetiniz bitti.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – ...şu an yürütülen yöntemlerden daha hayırlıdır. Bana laf atmanıza gerek yok, bunun böyle olduğunu kalbinizde siz de biliyorsunuz, bilmelisiniz...

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Teröristi savunmayın bari.

BAŞKAN – Sırrı Bey, teşekkür ediyorum efendim.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – ...eğer bilmiyorsanız veyl size.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Size yazık olsun.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Başkan, ne ekleyeceksiniz?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Konuşmacı, “Türk sağının riyakâr hâli” diyerek çok geniş kesimleri töhmet altında bırakıcı ve Meclisin nezaketine uymayan bir ifade kullanmıştır.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Nezaket kısmı hariç, Türk sağının hepsini töhmet altında bırakıyorum, tekrar ediyorum.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Buna ilişkin olarak söz hakkı istiyorum.

BAŞKAN – Zapta bir bakayım efendim.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Efendim, tekrar ediyor arkadaşımız gördüğünüz gibi.

BAŞKAN – Anlıyorum, bir dakika, benim söyleyeceğim bazı hususlar var Sırrı Bey’e.

Şimdi, bir Aristo mantığı var: “Güneş doğudan doğar, batıdan batar.” Küba’da da böyledir. O hâlde, Küba Türkiye’ye eşittir. Şu mantığa bakın. Ne biçim mantık.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Efendim, Meclis Başkanı tartışmalara katılamaz. Sayın Başkan, 64’üncü madde var.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Olamaz Beyefendi. Hayır, öyle şey yok. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Kınamanızı size iade ediyorum.

Ve bir beyanınız var: “Utanç verici” diyorsunuz, yanlış ediyorsunuz.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Sayın Başkan, Aristo’nun mantığında öyle değil. İlkokul düzeyinde bilgilerle bize yanlış şeyler anlatmaya kalkışmayın.

BAŞKAN – Hayır efendim.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Aristo’nun mantığı öyle değil. Bakın, Sayın Naci...

BAŞKAN – Böyle polemiklere müsaade etmem Sırrı Bey.

HİKMET AYAR (Rize) – Otur, otur, otur!

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Konuşma! El kol hareketi...

BAŞKAN – Sırrı Bey, lütfen... Beyefendi...

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Sayın Naci Bostancı, kalksın, Aristo mantığını hepimize anlatsın. Ben kabul ediyorum.

BAŞKAN – Efendim, lütfen oturun da...

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Bakın, Aristo sizin anlattığınız gibi bir şey değil.

BAŞKAN – Demin ben size müdahale etmedim. Lütfen buyurun.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Ama siz yanlış bilgi veriyorsunuz.

BAŞKAN – Ama olmaz. Beyanınıza bakın: “Utanç verici”, “kınıyorum”, “Hitler”, “odun”, “orman...”

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Yanlış bilgi veriyorsunuz. Siz burada faşist cunta liderini olumladınız.

BAŞKAN – Ne alakası var Beyefendi?

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Olur mu efendim!

BAŞKAN – Yani, 1980’de doğanlar suçlu mudurlar? Siz darbe yılında doğdunuz, suçlusunuz...

MAHMUT TANAL (İstanbul) – İddianame düzenlendi, suçlu o.

BAŞKAN – İyi bir iş yapıldı. 1982 Anayasası’na göre burada bulunuyorsunuz. O da doğru mudur?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – İddianame düzenlendi Sayın Başkan.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Ben darbe yılında cezaevine girdim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Başkan, iddianame düzenlendi darbeyi yapanlar hakkında. Suçlu o!

BAŞKAN – Sırrı Bey, böyle polemiklere girmeyelim efendim ve sözünüz, sizinki öneri hakkındaydı.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Bence tutanaklardan çıkartın, olsun bitsin. Ayıptır. Bu çatı altında siz gelene kadar bir tek Celal Şengör sizin mantığınıza yakın bir kavram kullandı. Bugüne kadar burada faşist cuntayı olumlayan ilk insan olma şerefi size ait. Olur mu böyle şey efendim! Tutanaklardan çıkarın.

BAŞKAN – Beyefendi, ben ikili polemiğe girmeyeceğim de... Yalnız şunu söyleyeyim, okuyorum benim söylediğimi: Güzellik kimin tarafından ne zaman yapılırsa yapılsın güzeldir.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Olmaz.

BAŞKAN – Bu, 1980’de veya 80’li yıllarda yapılan her şeyin reddini -sizin mantığınıza göre- gerektirir.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Evet, doğrusu.

BAŞKAN – Bana göre öyle değildir.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Size göre değildir. Bu ayıp size yeter.

BAŞKAN – Ve darbe o sene yapıldı diye, o seneyi mahkûm mu edeceksiniz?

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Orhan Miroğlu’na sorun, size anlatsın. Ben onun da kefaletini kabul ediyorum.

BAŞKAN – Beyefendi, ikili polemiklere girme yeri değil yüce Meclis ama ben rica ediyorum: Böyle “kınama” gibi, “utanç” gibi birbiriyle bağdaşmayan -“Hatasız teşbih olmaz.” derler ama- bu kadar büyük hatalı teşbihleri ve benzetmeleri yapmamanızı tavsiye ediyorum bir arkadaşınız olarak.

Teşekkür ediyorum.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Ben aynen aynı ricayı size yöneltiyorum. Burada faşist cunta olumlanamaz.

BAŞKAN – Kim onayladı ki? Kim yüceltti ki?

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Siz dediniz...

BAŞKAN – Yok efendim, sizin mantığınız o. O, zatıalinize ait bir görüş.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – 24 Kasımı darbeciler getirmiş diyoruz Sayın Başkan.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Kötü insanla iyi şey beraber olmaz, olmaz efendim!

BAŞKAN – Görüş size ait Beyefendi, bu görüşünüzü…

Sırrı Bey, bu görüş size ait ve ben sizin görüşünüzdeki gibi onamıyorum, kabul etmiyorum, 80 darbesini uygun bulmuyorum.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Bize dayatmayın bize.

BAŞKAN – Bu, ayrı bir iş ama ben bir güzel günü kurdular diye, böyle bir şey ihdas edildi diye ben bunu yok sayamam.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Bakın, o gün Atatürk Başöğretmen seçilmiştir. Atatürk niye Başöğretmen seçilmiş? Eski yazıyı lağvettiği için. Buyurun, ondan sonra, size pişmişse bize soğumuştur. Hayırlı, uğurlu, mübarek olsun!

BAŞKAN – Yine devam ediyorsunuz. Ben sizinle ikili görüştüğümde çok iyiydiniz de burada biraz tuhafsınız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Kamusal alan… Cunta, cunta.. Böyle bir şey olmaz Başkan, böyle bir şey olmaz!

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, bu sözünüzü geri alın lütfen.

PERVİN BULDAN (İstanbul) – Bu yaklaşımınız doğru değil.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – İdris Bey, lütfen buyurun efendim, buyurun, fikirler şahıslara aittir. Lütfen, buyurun.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Hayır, Meclis Başkanı milletvekiline “Tuhafsınız.” diyemez.

BAŞKAN – Der efendim. O, Meclis Başkanına “Kınıyorum, utanç duyuyorum utanç.” derse…

Bana dediği söz bütün heyetedir.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun İdris Bey.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Fikirlerinden dolayı bir milletvekili utanç duyabilir, bu normaldir, sizi kınayabilir de.

BAŞKAN – Muhatabı kim?

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Ama size “Tuhafsınız.” demedi, siz de diyemezsiniz.

BAŞKAN – Muhatabı kim? Meclis. İdris Bey, rica ediyorum, öyle bir şey olmaz.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Milletvekiline “Tuhafsınız.” diyemezsiniz.

BAŞKAN – Olmaz efendim, olamaz efendim.

Biz ne deneceğini bilen tecrübeye de sahibiz.

Teşekkür ediyorum.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Neyin müminisiniz, karar verin kardeşim!

BAŞKAN – Naci Bey, buyurunuz, iki dakika müddet tanıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Yalnız, Naci Bey Türk sağının temsilcisi mi? AKP’ye bir şey demedim ben, Türk sağı adına niye konuşuyor?

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in AK PARTİ Grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Sırrı Bey Hitler’den bahsetti, Hitler hakkında bir yargısı olduğuna göre “Kavgam”ı okumuştur. “Kavgam”da Hitler şöyle bir üslup kullanır: Bu iş şu şekilde anlaşılabilir, başka türlü de asla anlaşılamaz. Mesele Hitler’e karşı olmak değil genel birtakım ifadelerle, bazen Hitler’e karşı olursunuz ama mantık ve muhakeme olarak Hitler’le paralel düştüğünüzü görmeyebilirsiniz, Sırrı Bey’in yaptığı gibi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sırrı Bey sadece bir partinin sözcüsü olarak değil, âdeta, affedersiniz, Meclisin orkestra şefi gibi her şeyi düzenlemeye kalkıyor, kendisi konuştuğu gibi, başkalarının da nasıl konuşması gerektiğini ifade ediyor; bahsettiğim paralellik buna ilişkin Sırrı Bey. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – 24 Kasımı söyle, 24 Kasımı.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Türk sağının riyakârlık meselesine gelince: “Türk sağı” dediğiniz geniş bir coğrafya, Türkiye’de çok çeşitli istatistiklerde yüzde 65 ile yüzde 70 civarında halk desteği olan bir sosyal ve politik mecradan bahsediyoruz. Siz elinizdeki hangi kılıçla buradaki insanları şu veya bu şekilde riyakârlıkla bağdaşır bir siyasetin arkasında görüyorsunuz? Ben şimdi Türk solunun riyakâr sureti gibi bir genelleme yapsam bu ne kadar akla ters bir yorum olur, yaklaşım olur. O yüzden, bu tür genelleyici, küçümseyici, hakir görücü ifadeler karşıdakine bir şey yapmaz ama konuşanı küçültür.

Saygılar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sırrı Bey.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Sayın Hatip ismimi de geçirerek bir sataşmada bulundu, cevap vermek istiyorum.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Hitler’le benzeştirdi Sayın Başkan.

BAŞKAN – Efendim, inceleyeyim, bilahare kararımı vereceğim.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Ama Sayın Bostancı’yı inceleyecektiniz, incelemeden verdiniz Sayın Başkan. Dün bir, daha bugün bismillah.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, sataşma açık, net, ortada. Yani “Hitler’le aynı mantıkla…

BAŞKAN – İdris Bey, müsaade ediniz, bakacağım efendim. Sataşma maddesini okuyunuz, “Başkan inceler, oturum içinde gereken kararı verir.”

Lütfen buyurun.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – …aynı paralelle düşünüyor.” dedi.

BAŞKAN – Rica ediyorum, İdris Bey, lütfen buyurun efendim.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, o zaman lütfen oturumları takip edin, böyle olmaz ki.

BAŞKAN – Olur efendim, olur.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Yani Hitler’le özdeşleştiriyor, siz “Sataşma yoktur.” diyorsunuz, “İnceleyeceğim.” diyorsunuz.

BAŞKAN – Efendim, gördüm, gereken bilgiyi aldım, onun için söz verdim.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – O zaman, sizin takip etmeniz lazım.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Sayın Başkan, adilliğiniz hakkında epey fikir verdiniz. Bir “tuhafsınız” efendim.

BAŞKAN – O sizin görüşünüz.

V.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- AK PARTİ Grubunun, 64’üncü Bakanlar Kurulu Programı’nın, Genel Kurulun 25 Kasım 2015 Çarşamba günkü birleşiminde okunmasına, üzerindeki görüşmelerin 28 Kasım 2015 Cumartesi günü yapılmasına ve güven oylamasının 30 Kasım 2015 Pazartesi günü yapılmasına; Genel Kurulun çalışma gün ve saatleri ile gündemin belirlenmesine; Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı üyelerinin siyasi parti gruplarına dağılımına; ihtisas komisyonlarının oluşumu ile siyasi parti gruplarına düşen üyeliklere ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Oktay Bey, öneri hakkında lehte söz veriyorum.

Buyurun Sayın Oktay Vural, İzmir Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, öncelikle bütün milletvekillerimize 26’ncı Dönemin şahsınızda ve temsil ettiğiniz aziz milletimiz nezdinde hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Sayın Başkan da ilk oturumu yönetiyor. Sayın Başkan, sizi de tebrik ediyorum. İnşallah, hepimiz bizi buraya gönderen aziz milletimizin menfaatleri doğrultusunda, kendi siyasi görüşlerimizi de dikkate alarak, hep beraber, birlikte hizmet etme imkânı buluruz.

Bakanlar Kurulu listesi de açıklandı, atanan bakanlara da başarılar diliyorum. Gerçekten, parlamenter demokrasi içerisinde Parlamentoda sorumluluklarını hissederek görev yapmalarını içtenlikle diliyorum.

Sayın Başkan, ilk oturumun polemiklerle ve tartışmalarla başlamasını arzu etmezdik tabii. Tabii, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizim İç Tüzük’ten ve hukuktan kaynaklanan hakkımız var. Dolayısıyla, Adalet ve Kalkınma Partisinin grup önerisinin hangi ihtiyaca binaen verildiği konusunu zaten grupları açıkladı. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak Başkanlık Divanının teşekkülü konusunda “bir eksik, bir fazla” gibi bir yaklaşım içerisinde olmadık. İç Tüzük’te 15 üyeden oluşur diyor. Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz 15 üyeden oluşmasını arzu ettik. 15 üyenin dağılımı nasıl olacaksa İç Tüzük’te öyle olsun diye söyledik ama Parlamentoyu çalıştıracak çoğunluk iradesinin, açıkçası bu konuda tercihinin Meclisi çalıştırmak açısından da kendi tercihleri olduğunu ifade etmek isterim. “Bir eksik olsa, bir fazla olsa ne ifade eder?” diyenlerin aslında bir eksik ya da bir fazla olmasını sorun yapmasını da kendi takdirlerine bırakıyorum tabii. Doğrusu, Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz İç Tüzük’ten kaynaklanan hakkımızı, hukukumuzu siyasi partilerin isteklerine, arzularına bırakamayacağımız gayet açık ve net.

Radyo ve Televizyon Üst Kuruluyla ilgili konuda da Milliyetçi Hareket Partisi ilkesel tutumunu ortaya koymuştur. Milliyetçi Hareket Partisi olarak RTÜK üyeliği konusunda, eşit olması hâlinde tercihin nasıl olması gerektiğine ilişkin bir sav dikkate alındığında, Milliyetçi Hareket Partisi olarak Siyasi Partiler Kanunu’nun 35’inci maddesine göre, ana muhalefet partilerine ait milletvekillerinin eşit olması hâlinde en fazla oy alanın ana muhalefet olacağına ilişkin hususun kriter olarak ele alınması ve RTÜK dağılımında da bunun yapılmasını istemiştik. Ne enteresandır ki o zaman Başkanlık Divanında –zannederim Naci Bey de oradaydı- bu savı kabul etmediniz, Milliyetçi Hareket Partisinin bu iddiasını Başkanlık Divanında kabul etmediniz. Dolayısıyla, öyle olunca da bu durumda da belki de o sonucu dikkate aldığımızda, Milliyetçi Hareket Partisinin Siyasi Partiler Kanunu’na dayalı olarak haklı olan isteğini Başkanlık Divanında çoğunlukla kabul etmeyen de Adalet ve Kalkınma Partisiydi. Bu durumda Adalet ve Kalkınma Partisinin kimin lehinde hareket etmiş olduğunu da sizlerin takdirine bırakıyorum.

Tabii, riyakârlık meselesi... Değerli arkadaşlar, riyakârlığın gruplara, kişilere atfedilmesi çok büyük talihsizliktir; partilere, gruplara atfedilmesi talihsizliktir. Tabii, riyakârlık konusunda çok çeşitli örnekler vermek mümkün olabilir. Tabii, bir taraftan terörü bir araç olarak kullanıp da ondan sonra “Barış istiyoruz.” diyenler; diğer taraftan terör örgütünün acımasız talimatlarıyla, baskıları karşısında bölgede, çeşitli bölgelerde yaptığı uygulamaları dikkate almayıp da “Demokrasi istiyoruz.” diyenlerin de riyakârlığının takdirini zannederim aziz milletimiz dikkate alacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak şunu ifade etmek istiyorum: Bu yeni dönemde, bundan önceki dönemde olduğu gibi, diyalog ve uzlaşmayla Parlamentonun yönetilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Danışma Kurulunda Sayın Başkana da ifade ettim. Bu eksende, Sayın Başkanın da özellikle Parlamentoda iktidarın sayısal çoğunluğu olmakla birlikte muhalefetin de İç Tüzük ve Anayasa’dan kaynaklanan hakları olduğunu, İç Tüzük ve Anayasa’dan kaynaklanan haklarını da özellikle ortadan kaldıracak girişimler karşısında Başkanlığın da inisiyatif oluşturması gerektiğini belirttim. Bu çerçevede de grup başkan vekillerine ve Meclis başkan vekillerine İç Tüzük’ün uygulanması ve muhalefet partilerinin bu konudan kaynaklanan haklarının sayısal çoğunlukla değil tamamen hukuk çerçevesinde ele alınması ve uygulamanın bu şekilde yapılması gerektiğini de belirttim. İnşallah bundan sonraki dönemde bu konuda diyalog ve uzlaşma temin edilir.

Tabii, Türkiye Büyük Millet Meclisinin muhabbeti ve saygınlığı çok önemli. Dolayısıyla, hepimiz aynı gemideyiz. Aziz milletimizin iradesiyle burada bulunduğumuza göre, aziz milletimizin terbiyesi istikametinde de hareket etmemiz, millî terbiyemizi, aile terbiyelerimizi dikkate alarak gerçekten üslubumuzun da bu şekilde oluşması gerektiğini bu vesileyle ifade etmek istiyorum.

Biraz önce ifade ettiğim gibi, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizler, gerçekten, Parlamentoda iktidar ya da muhalefet çatışması yerine, tamamen kendi partimiz zaviyesinden aziz milletimizin menfaatleri, ihtiyaçları, değerleri doğrultusunda tercihlerimizi ortaya koyup görüşlerimizi ifade edeceğiz. Burada bulunan 40 milletvekilim de, kendilerini Parlamentoya gönderen aziz milletimizin sorunlarını ve aziz milletimizin menfaatlerini ve değerlerini dikkate alarak Milliyetçi Hareket Partisinin kırk altı yıllık şerefle yürüttüğü mücadeleyi burada demokrasi içerisinde dile getirme konusunda kararlı bir tutum sergileyecektir. Bu yeni dönemin bu vesileyle hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Ben, bu çerçevede güncel birkaç konu hakkında da görüşlerimi ifade etmek istiyorum. Özellikle, maalesef Suriye’de meydana gelen gelişmeler, PKK ve PYD’nin sınır bölgemizde egemenlik alanı oluşturmasının yanında Türkmenlerin tehcire zorlanması, yurtlarından edilmesi, Bayır Bucak Türkmenlerine yönelik Esad rejiminin ve özellikle Rusya’nın da müdahil olmasından sonra burada güçler dengesi içerisine Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya’nın yaptığı uygulamalar Türkiye’nin millî menfaatlerini ve millî güvenliğini tehdit ettiği gibi Türkmen varlığını da yok edecek noktaya götürmüştür. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, bu son gelişmeler istikametinde 23-24 Kasım 2015 tarihlerinde bölgede inceleme yapmak üzere milletvekillerimiz Sayın Genel Başkanımız tarafından gönderildi. Sayın Profesör Doktor Ümit Özdağ Genel Başkan Yardımcısı Başkanlığında, Sayın Ruhi Ersoy Osmaniye Milletvekili, Sayın Fahrettin Oğuz Tor Kahramanmaraş Milletvekili ve Mehmet Necmettin Ahrazoğlu Hatay Milletvekili bölgede araştırmalar yaptılar. Türkmen Dağı’nda verilen mücadelede özellikle 19 ve 22 Kasım tarihleri arasında yapılan saldırılarda 70’in üzerinde şehit 250’nin üzerinde de yaralı olduğu bilgisi edinildi.

Özellikle bu vesileyle ifade etmek isterim ki Türkiye sınırına yakın birkaç yüz metrede kurulan Yamadı Kampı’na da 500 aile sığınmış, yaklaşık 2 bin kişi kampta yaşamaktadır. Maalesef, Rusya ve Suriye güçleri, bölgede âdeta bir etnik temizlik girişiminde bulunmaktadır. Ne kadar ilginçtir ki PKK, PYD egemenlik alanında da bu tehcir ve temizlik girişimi önemli ölçüde göçlere yol açmıştır. Bölgede Türkmenler, tıpkı millî mücadele yıllarını andıran bir direniş göstermektedir. Bu çerçevede yaptığımız incelemelerde, arkadaşlarımızın yaptığı incelemelerde, bu bölgede Türkmenler arasında IŞİD ve benzeri örgütlerin yer almadığı, aslında iki yıl önce bölgeden IŞİD terörünün Türkmenler tarafından defedildiği bilgisine ulaşılmıştır. İnsani yardımların, onların hayati varlığının artırılması, hayati varlığının sağlanması, hayatlarının idame ettirilmesi için destekler çok önemli. Bu çerçevede, Ülkü Ocaklarının yaptığı desteklerin önemli boyuta ulaştığını Sayın Hatay Valisi de ifade etmiştir.

Ayrıca şunu ifade etmeliyim ki Rus hava kuvvetlerinin 16-22 Kasım arasındaki saldırılarında 5 kilometre angajman kuralına uymadığı bu saldırıdan bir gün önce öğrenilmiştir. Bu bakımdan, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, sınır güvenliğimiz çok önemli, millî güvenliğimiz çok önemlidir. Sınır güvenliğimizi ihlal eden girişimler karşısında ortaya konulmuş, angajman kurallarına uymayanlarla ilgili verilen karar… Açıkçası herkes tarafından bilinmelidir ki Türkiye’nin millî güvenliği ve sınır güvenliği bizim en temel vazgeçilmez menfaatlerimizdir. Bu konuda kim ne yaparsa yapsın, bu ihlali yapanlar karşısında da elbette gerekli tedbirlerin alınması kaçınılmazdır. Bu bakımdan da bu Rus uçağının düşürülmesi münasebetiyle meydana gelen gelişmeler karşısında Türkiye-Rusya ilişkilerinin, ikili ilişkilerinin diplomatik alanda karşılıklı bir soruna yol açmadan çözülmesi ama Suriye’de de özellikle Türkmen bölgesine yönelik olarak da yapılan bu girişimler karşısında Türkiye’nin caydırıcılığını kullanmak suretiyle bu bölgede Türkmen varlığının…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OKTAY VURAL (Devamla) – …hayatiyetini devam ettirecek tedbirler alması gerektiğini bu vesileyle ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan, hayırlı uğurlu olsun.

Tekrar hepinize saygılarımı arz ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Vural.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – AK PARTİ Grubunun önerisinin aleyhinde Sayın Özgür Özel, Manisa milletvekili.

Buyurun Özgür Bey. (CHP sıralarından alkışlar)

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, söz talebimiz var, önce o… Bir siyasi partinin Grup Başkan Vekili olarak söz talebinde bulunuyoruz, hiç dikkate almıyorsunuz.

BAŞKAN - Buyurun İdris Bey, buyurun söyleyin efendim.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın hatip konuşması sırasında “Terör örgütüne destek verip barış diyenler.” demek suretiyle grubumuza sataşmada bulunmuştur, ona cevap vereceğiz.

BAŞKAN - Efendim, Sırrı Bey’in de, sizin de talepleriniz var, inceleyeceğim, ara vermeden önce düşüneceğim efendim.

Buyurun.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, “riyakârlık” kelimesini kullanan hatibimize cevap verirken terör örgütüne destek verip de barış diyenleri riyakârlıkla itham etti. Dolayısıyla grubumuza sataşmada bulundu.

BAŞKAN – İdris Bey, herhâlde tekrar ifade etmem lazım, oturuma ara vermeden önce sizin de, Sırrı Bey’in de talebini inceleyip ona göre kararımı vereceğim efendim.

Sayın Özgür Bey, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, yönetim anlayışınızla ve bundan sonrasıyla ilgili temennilerimiz, beklentilerimiz var, bunları dile getireceğiz. Ama bir hatırlatmayla başlamak durumundayım. Zatıaliniz, geçmişten bu Meclis çatısına yabancı birisi değil ama üstlenmiş olduğunuz görev açısından, ben de sizin önerilerinize açık olacak ve kendi yürütmekte olduğu görevinde yeni olan birisi olmanın verdiği yeniler dayanışması içinde size şunu hatırlatmak isterim: İç Tüzük’ümüzün 64’üncü maddesi, ki bu İç Tüzük’e sadakat, bu İç Tüzük’ten uzaklaşmama hepimiz için aslında sorunların başlanmadan çözülebileceği doğru bir yaklaşım olacaktır. İç Tüzük’ün 64’üncü maddesinin ilk iki fıkrası, Genel Kurula Başkanlık eden Başkan ve Başkan Vekilinin asıl konu görüşülürken ve oylanırken hiçbir surette görüşünü açıklayamayacağını, Başkan ve Başkan vekillerinin görevlerinin yerine getirilmesinin gerektirdiği hâller dışında tartışmalara katılamayacağını ifade ediyor. Şimdi, bu durumda, biraz önce yaşanan olaylarda zatıalinizin İç Tüzük’ün 64’üncü maddesinden uzaklaşmak yerine, eğer düzeltilmesi gereken, müdahale edilmesi gereken bir şey varsa onu siyasi partilerin sayın grup başkan vekillerine, değerli milletvekillerine ve Bakanlar Kuruluyla ilgili bir konuysa Bakanlar Kuruluyla ilgili sayın bakanlara bırakmanız bence sorunu ilk baştan çözerdi.

Bitmekte olan bir tartışmayı alevlendirmek için değil ama Cumhuriyet Halk Partisi Grubu iki grup arasında yaşanan tartışmalara hiçbir zaman taraf olma ve orada iki grubun arasındaki bir tartışmadan bir siyasi rant elde etme çabasında olmadığından bu nezaketi geçmiş dönem olduğu gibi bu dönemde de göstermeye devam edeceğiz. Ancak, kullanılan ifadeler sırasında, başta zatıalinizin bulunduğu makamın ilk seçilmiş temsilcisi, sonra ülkenin ilk Cumhurbaşkanı ve Cumhuriyet Halk Partisinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, 24 Kasım 1928’de Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul ettiği günün yıl dönümü olan bir günle ilgili, iki taraf arasında maksadının ne olduğunu bilemediğimiz ama bizleri fevkalade rencide eden bir tartışma yaşanmıştır. Bu tartışmanın bu boyutuyla esas tarafından tarafıyız ve bu konuda her iki taraftan da düzeltme talep ediyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, yeni göreve geldiniz. Yeni göreve gelen sayın bakanların heyecanını, tebrik etmek telaşını anlıyoruz ama kürsüdeki hatibe saygısızlık boyutunda yaşanan bu duruma da ilk günlerden müdahale ederseniz… (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Genel Kurulu sükûnete davet ediyorum.

Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Şimdi, Sayın Başkanım, sizden en önemli beklentilerimizden bir tanesi, geçen dönem ayaklar altına alınmış olan kuvvetler ayrılığına sahip çıkmanız, saygı duymanız ve görevinizin gereğini yapmanızdır. Yasama ile yürütmenin ayrı ayrı organlar olduğu ve bunların arasındaki ayrılığın anayasal bir zorunluluk ve modern hukuk devletinin bir gereği olduğunu baş olarak gözetecek kişinin siz olduğunu hatırlatmak istiyoruz.

Biz geçen dönem, sizler buralarda yokken yine bir yemin kriziyle, bu Parlamentonun 8 milletvekili hapishanelerde tutulurken ve 3 muhalefet partisi bu işten mahrumken bir yemin kriziyle açılmıştı. O dönem Sayın Meclis Başkanı verdiği sözü, hatta altına imza attığı, atılmasına refakat ettiği protokolü, yürütmenin başındaki, Bakanlar Kurulunun başındaki kişiden gelen bir telefondan sonra o sözünü çiğnemeseydi bu Parlamento yemin krizini yaşamayacak, üyeleri çok uzun süre demir parmaklıklar altında kalmayacaktı. (CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, “Hatibe saygı yok mu?” sesleri)

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan, kuyruğa girdiler.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Burada konuşmacıya saygı yok mu?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sükûneti muhafaza edelim, sükûnete avdet edelim, rica ediyorum efendim, lütfen efendim, lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Size görevinizi hatırlatmak bizim işimiz olmamalı ama eğer buna bugünden müsamaha gösterirseniz daha sonra sayın milletvekillerini, sayın bakanlara illeriyle ilgili talepleri aktardıkları ve dışarıdan altına “Yine filanca milletvekili iş takibinde.” diye bu Parlamentonun tamamını rencide edecek başlıkların atılmasına sebebiyet verirsiniz. İlk günden buna izin vermeyiniz efendim, çok rica ediyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özel, endişe etmeyin efendim, endişenizin yersiz olduğunu ileride anlarsınız.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Bu yemin krizinin devamında burada bir İç Tüzük değişikliği için geldi bu sefer iktidar partisi ve İç Tüzük’ü değiştirip muhalefetin konuşma sürelerini kısaltmaya çalışıyorlardı. O gün Cumhuriyet Halk Partisinin milletvekilleri milletin kendilerine vermiş olduğu, halkın kendilerine vermiş olduğu görevi yerine getirmek, söz haklarını korumak ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde muhalefet olma sorumluluğunu yerine getirmek için burada çok önemli bir direniş gerçekleştirdiler. O gün eğer yürütmeden gelen talebi yasamanın başı “Ne münasebet, böyle bir şeye izin veremem.” deseydi o gün bu Mecliste yaşanan kavgalar, darplar ve dünyaya rezil olduğumuz, unutmak istediğimiz o utanç gecesi yaşanmazdı. Bugün gelinen noktada 4+4+4 geçerken ilk 7 maddenin saatlerce müzakere edilip dönemin Başbakanı “Bu işi pazar günü bitirecek inşallah arkadaşlar.” dedikten sonra, yukarıda 20 maddenin yirmi dakikada tekme tokatla geçtiğini ve oradaki tutanaklarda “Söz isteyen var mı?” derken, 25 milletvekilinin “Evet, istiyorum Sayın Başkan.” dediğini stenograflar yazmış ama o Komisyonun Başkanı “Söz isteyen olmadığına göre maddeyi oyluyorum.” demiş ve Sayın Cemil Çiçek’in önüne bu tutanaklar geldiğinde kararı, Komisyonun işlevinin tamamlandığı yönünde olmuştu.

Sayın Başkan, bunların hiçbir tanesi kuvvetler ayrılığıyla ve sizin bulunduğunuz makamla ilgili değil. İlk başta gördüğümüz tablo bu konuda endişe yaratıyor ama biz sizin görevinizi hakkaniyetle yapacağınıza, tarafsızlık ilkesinden ayrılmayacağınıza, geçmişte hangi gömleği giymiş olursanız olun -bugün bir başka gömlek giydiniz mi giymediniz mi bilmem ama- o gömleği çıkarıp bir tarafsızlık gömleği giyeceğinize inanmak istiyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

Elbette sadece sizden beklentilerimiz olamaz. Parlamentonun tamamından çok yüksek beklentileri var bizi seçen halkın. Biz, 550 milletvekilinin her bir tanesinin kendi vicdanlarıyla, kendi kalpleriyle, kendi beyinleriyle burada görev yapacaklarına, demokrasimizi geçmişte eleştiri aldığımız parmak demokrasisinden uzaklaştırıp yürek ve vicdan, akıl ve bilim demokrasisi noktasına yaklaştıracaklarına, bir lidere, bir isme bağlılıktan ziyade halka ve halkın verdiği göreve bağlılık içinde davranacaklarına, sayısal üstünlüğü konuşturmak yerine fikirlerin üstünlüğünden kaliteli bir yasama çıkarmaya çalışacaklarına ve bu Meclise yakışanın tekme tokat değil, fikir çatışmaları olduğuna ve buna 550 milletvekilinin de yürekleriyle, gönülleriyle katkı vermek istediklerine inanmak istiyoruz.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu kürsüyü bugün sizin Başkanlığınızda ilk kez kullandığımız bu anlarda bu hatırlatmaları yapıyor ve böyle davranılacağına yürekten inanıyor, aksi davranışlar gerçekleşene kadar da gerçek anlamda parlamenter demokrasiye, gerçek anlamda, birilerinin Meclise verdiği, dayattığı görevlere, verdiği istikamete uygun hareket etmek değil, sadece ve sadece halktan alınan yetkinin kullanıldığı bu makamların hakkını vereceklerine inanıyoruz. Ayrılıkları değil birliktelikleri savunmak istiyoruz, tek bir kişinin, zümrenin değil Türkiye’nin dört bir yanındaki insanların menfaatlerini savunmak istiyoruz.

Koltuklarıyla, parmaklarıyla değil yürekleriyle, kimsenin kurşun askeri değil demokrasinin, cumhuriyetin bekçisi, yolsuzlukları örten değil üzerine giden, namuslu ve dürüst bir yasama ortamının bu Mecliste sağlanması için hem size hem siyasi partilere hem de bugün programı okunacak olan Hükûmete çok önemli görevler düşüyor. Bu konuda geçmiş pratiklerimize bakarak iyimser değiliz ancak ön yargılarımızla davranmak yerine demokrasiye bir şans verme, etkin, içerik olarak yoğun, üslup olarak düzeyli ama haksızlığın karşısında dimdik duran ve bu Meclisi, halk iradesini tahakküm altına almaya çalışacak her ne güç her ne kuvvet olursa olsun ona direnen bir Cumhuriyet Halk Partisini göreceksiniz.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ediyorum Sayın Özgür Özel.

Efendim, başlangıçta bir beyanınız var Özgür Bey. O maddeyi tekrar sizinle bir aklıselimle, şöyle bir rahat okuyalım: “Genel Kurula başkanlık eden Başkan veya Başkanvekili, asıl konu görüşülürken ve oylanırken hiçbir surette görüşünü açıklayamaz.” Gayet tabii, çok tabii, açıklayamaz çünkü tarafsızdır ama bizzat “Sayın Başkan, size söylüyorum.” diyen bir beyana karşı da herhâlde sessiz kalmamalıdır. Bunu hatırlatayım; bir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İki; kuvvetler ayrılığı, demokrasinin temel prensiplerindendir. Yasama, yürütme, yargı birbirine karışmamalıdır. Demokrasi varsa, bu, bir esastır. Bendeniz hem tecrübemle hem de hukuk tahsilimle, endişe etmeyin, endişe buyurmayın -bunu ileride göreceksiniz- buna çok hassasiyetle riayet edeceğim.

Gömlek meselesinde de… Yine benzetme yaptınız. Yine, benim gömleğim… Benim gömleğim beyaz ve “gömlek” tabiriyle ifade etmek istediğiniz hedefleri de ben, bence bir daha gözden geçirin derim.

MUSA ÇAM (İzmir) – Her şeye cevap vermeyin.

BAŞKAN – Sizi ilgilendirmez beyefendi, sizi ilgilendirmez.

MUSA ÇAM (İzmir) – İlgilendirir, grup başkan vekilleri var, orada oturuyor, her şeye cevap veriyorsun. Başkan, her şeye cevap veriyorsun.

BAŞKAN – Sırrı Bey, zatıalinize de İdris Bey’e de ikişer dakikalık bir konuşma hakkı vereceğim.

Affedersiniz… Ne dediniz beyefendi?

MUSA ÇAM (İzmir) – Her şeye cevap veriyorsunuz. Grup başkan vekilleri cevap verir.

BAŞKAN – Beyefendi, ben bana ait olanları konuşurum.

MUSA ÇAM (İzmir) – Ne sizinle alakalı? Her şeye müdahale ediyorsunuz.

BAŞKAN – Siz kendinize ait olan fikirleri kendiniz müdafaa ediniz. Bana karışmayın, olmaz mı? Sizden akıl istemiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir) – Vereceğiz, akıl vereceğiz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, orası karar makamı, burası talep makamı. Yani “Akıl istemiyoruz.” deme hakkına sahip değilsiniz siz.

BAŞKAN – Beyefendi, Sırrı Bey, buyurun efendim, lütfen buyurun. Yeni bir sataşmaya meydan vermemenizi istirham edeceğim.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Tabii ki, tabii ki. Süremi yeniden başlatırsanız… Mahmut Tanal gasbetti.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; derdimiz burada retorik ya da böyle sert tartışmalar üzerinden bir gerginlik yaratmak değil. Sayın Bostancı Kavgam’a bir atıf yaptı, onu bile talihsiz kabul ediyorum. Hepimiz insan isek -yani sadece bu kadarcık payda yeterli; sağcı, solcu, Kürt, Laz, Türkmen, bunlar ikinci planda- insan olmamız referanslarımızı ortak iyilik değerleri üzerinden oluşturmamızı gerektirir.

Benim derdim, burada, Sayın Başkanın bu kadar ısrar etmesine gerek yoktu aslında, bir irfan göstermesini bekliyoruz. Bir faşist cunta liderine referans iyi değil, üstelik bu Parlamentoyu lağvetmiş, itibarsızlaştırmış, üyelerini hapse atmış bir faşist cunta liderinden bahsediyoruz, bu birincisi.

İkincisi: Riyakârlık meselesinde bir dikkat çektim, şu: Siz bu faşist cuntanın seçtiği günü olumluyorsanız İskilipli Âtıf Hoca’ya burada ağlayamazsınız; ona ağlıyorsanız bunu olumlayamazsınız, riyakârlık dediğim bu. Benim kendi düşüncelerim ayrı, burada kimseyi ilzam ediyor falan da değilim, düzeltilecek bir şey yok -bir riyakârlığa işaret var Sayın Özel- o anlamda bu tartışmayı ben daha fazla uzatmayacağım. Faşizm dünyanın en utanç verici, en ayıp olgusudur.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

İdris Bey, buyurun.

3.- Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken'in, İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın AK PARTİ Grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, burada Sırrı Bey’in dile getirdiği konuya önce bir açıklık getireyim. Neden 18 değil de 23 Başkanlık Divanı üyesi meselesi. Hepiniz bir araştırın, bir sorun. Yani geçmiş yıllarda 18 iken niye aynı rakamda kalmadı ya da 25 olmadı da 23 oldu diye bir bakın. Tesadüftür ki, işte, yedi aydır çözülmeyen RTÜK’te de birdenbire bugün AKP ve MHP grubunun anlaşmasıyla RTÜK Başkanı seçiliyor, başkan vekili seçiliyor ve böylece bunun da burada bir yansıması oluyor. Buna bütün milletvekillerinin bakma hakkı var.

Diğer taraftan, bu, Suriye’yle ilgili söylenen söylemler tamamen yalan spekülasyonlardan ibarettir. PYD’nin öyle şu anda Türkmen halkıyla falan bir çatışması yok. Türkmen halkının şu anda katliam tehlikesiyle PYD’nin bir ilgisi yok. Eğer oradaki gelişmeleri yakından takip etmiyorsanız açın okuyun. Orada rejim ve Rusya ordusunun aslında o kırsal alandaki çete yapılarına yapmış olduğu bir operasyonel süreç var. Siz bunu getirip burada, Türkmen halkı üzerinden, bir PYD karşıtlığı, bir Kürt-Türkmen karşıtlığı üzerinden sunmaya çalışıyorsunuz. Bakın, Türkmen konusunda bu kadar hassassanız 2014’te Musul’da, Telafer’de IŞİD Türkmen halkını katletti, ne yaptınız? Tuzhurmatu’da günlerce Türkmen halkı katliam tehlikesinden geçti, hangi grup ne yaptınız? Yine Beşir kasabası iki ay boyunca kuşatma altında tutuldu, ne yaptınız? Oradaki Türkmenleri katliamdan kurtaran yine Kürtlerdi. Şu anda da Suriye’de Kürtlerin Türkmen halkıyla herhangi bir düşmanlığı falan yok, tam tersine Kürtlerin olduğu yerde, PYD’nin olduğu yerde kurulan halk meclislerinde Türkmenler en üst düzeyle temsil ediliyorlar. Irak’ta Türkmen halkının kendi ana…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Devamla) – …dilinde eğitimden tutun da kamusal alanda kendi bütün haklarını kullanmasına kadar bütün hakkına hukukuna saygı gösteriliyor, riayet ediliyor. Dolayısıyla, bu kürsüden, var olan algıları çarpıtıp halkları düşmanlaştırmanın hiç kimseye bir faydası yok diyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum İdris Bey.

V.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- AK PARTİ Grubunun, 64’üncü Bakanlar Kurulu Programı’nın, Genel Kurulun 25 Kasım 2015 Çarşamba günkü birleşiminde okunmasına, üzerindeki görüşmelerin 28 Kasım 2015 Cumartesi günü yapılmasına ve güven oylamasının 30 Kasım 2015 Pazartesi günü yapılmasına; Genel Kurulun çalışma gün ve saatleri ile gündemin belirlenmesine; Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı üyelerinin siyasi parti gruplarına dağılımına; ihtisas komisyonlarının oluşumu ile siyasi parti gruplarına düşen üyeliklere ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Efendim, AK PARTİ’nin vermiş olduğu öneri hakkında lehte, aleyhte konuşmalar yapıldı ve şimdi öneriyi reylerinize sunacağım.

Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir efendim.

Gruplar arası bir mutabakat var gündemin “Seçim” kısmının hükûmet programından önce görüşülmesi hakkında. Dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı üyelikleri için seçim yapacağız.

VII.- SEÇİMLER

1.- Başkanlık Divanı üyeliklerine seçim

BAŞKAN – Başkanlık Divanı üyeliklerine siyasi parti gruplarınca belirlenen adayları içeren listeyi okutup oylarınıza sunacağım.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunca bir kâtip üyeliki için daha sonra aday bildirimi yapılacaktır.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, o konuya bir açıklık getirme ihtiyacı var.

BAŞKAN – Buyurun efendim, hayhay, lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Şimdi, burada Cumhuriyet Halk Partisi tarafından aday gösterilememe durumu bizi olumlu anlamda ayıran bir durumdur. Cumhuriyet Halk Partisi tüm görevlere kendi grup iç yönetmeliği gereğince kendi grubunda yaptığı bir kapalı toplantıda tüm grup üyelerinin kullandığı oylarla karar verebilir. Bugünkü farklılıktan dolayı grubumuza düşen bir kâtip üyelik artışını da önümüzdeki günlerde yedi gün önceden ilan ederek yapacağımız bir seçimle belirleyeceğimizden bugün bu adayı burada söyleyemiyoruz. Bunun grubumuza yönelik bir eksiklik değil, grup içi demokrasinin bir yansıması olarak Meclis tarafından telakki edilmesi için durumu izah ettim.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Grubunuza ait takdir hakkıdır, zatıalilerinize aittir efendim.

Teşekkür ediyorum, kararınız hayırlı olsun.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı Üyelikleri
Aday Listesi

Başkan Vekillikleri

Adı-Soyadı

Seçim Çevresi

     Siyasi Parti Grubu

 

 

 

Ahmet Aydın

Adıyaman

AK PARTİ

Ayşe Nur Bahçekapılı

İstanbul

AK PARTİ

Pervin Buldan

İstanbul

HDP

Mehmet Akif Hamzaçebi

İstanbul

CHP

 

Katip Üyelikler

Adı-Soyadı

Seçim Çevresi

Siyasi Parti Grubu

Ali Haydar Hakverdi

Ankara

CHP

Sema Kırcı

Balıkesir

AK PARTİ

Fehmi Küpçü

Bolu

AK PARTİ

Ömer Serdar

Elâzığ

AK PARTİ

Özcan Purçu

İzmir

CHP

İshak Gazel

Kütahya

AK PARTİ

Mustafa Açıkgöz

Nevşehir

AK PARTİ

Mücahit Durmuşoğlu

Osmaniye

AK PARTİ

Zihni Açba

Sakarya

MHP

Emre Köprülü

Tekirdağ

CHP

 

İdare Amirlikleri

Adı-Soyadı

Seçim Çevresi

Siyasi Parti Grubu

 

 

 

Seyfettin Yılmaz

Adana

MHP

Ahmet Gündoğdu

Ankara

AK PARTİ

Sırrı Süreyya Önder

Ankara

HDP

Tufan Köse

Çorum

CHP

Salim Uslu

Çorum

AK PARTİ

Orhan Karasayar

Hatay

AK PARTİ

Erdoğan Özegen

Niğde

AK PARTİ

 

BAŞKAN – Evet efendim, Başkanlık Divanı için bildirilen adayların isimleri okundu, takdirlerinize sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Başkanlık Divanı üyeliklerine seçilen sayın milletvekillerini kutluyor ve kendilerine başarılar diliyorum.

Birleşime saat 17.00’ye kadar ara veriyorum efendim.

Kapanma Saati: 16.44

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.05

BAŞKAN: İsmail KAHRAMAN

KÂTİP ÜYE: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Özcan PURÇU (İzmir)

---o---

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 4’üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmına geçiyoruz.

VIII.- HÜKÛMET PROĞRAMI

1.- Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından Bakanlar Kurulu Programı’nın okunması

BAŞKAN – Şimdi, Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından kurulmuş bulunan Bakanlar Kurulunun Programı okunacaktır.

Bakanlar Kurulu Programı’nı okumak üzere Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu’nu kürsüye davet ediyorum.

Buyurun Sayın Başbakan. (AK PARTİ sıralarından ayakta alkışlar)

BAŞBAKAN AHMET DAVUTOĞLU (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; cumhuriyetimizin 64’üncü, Adalet ve Kalkınma Partisinin 6’ncı Hükûmeti adına aziz milletimizi ve siz değerli vekillerini saygıyla selamlıyorum.

Meclisimizin 26’ncı Döneminin milletimize, ülkemize ve demokrasimize hayırlı olmasını Cenab-ı Allah’tan temenni ediyorum.

Sözlerime başlarken, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü vesilesiyle, kadına yönelik her türlü şiddetin son bulmasına yönelik temennilerimi ve kararlılığımızı bir kez daha vurgulamak istiyorum. Bu vesileyle, Bakanlar Komitesi Başkanlığını yaptığım dönemde, Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesiyle İlgili Avrupa Konseyi Sözleşmesi yani İstanbul Sözleşmesi’nin oluşmasında bizzat öncülük etmekten gurur duyduğumu da ifade etmek istiyorum.

Biraz önce bir milletvekili arkadaşımız, şiddet mağduru engelli kadınların konukevlerine kabul edilmediklerini burada ifade etti, iddia etti. Bu arada bunu bizzat tetkik ettim. Şunu bir kez daha söylüyorum: Bu, kesinlikle doğru bir bilgi değildir. Şiddet mağduru engelli kadınlar konukevlerine, sığınmaevlerine kabul edilmektedirler. İlk birkaç günlük misafirlikten sonra, bu engelli kadınlarımız engelli bakım merkezlerine yollanarak orada rehabilitasyonları ve bakımları sağlanıyor.

Ayrıca, dün bütün öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü’nü kutlamıştım, bir kez daha kutluyorum. Dün 81 vilayetten konuk ettiğimiz öğretmenlerimizin şahsında bütün öğretmenlerimizin gününü kutlamış, öğretmenlerimizle ilgili gerçekleştirdiğimiz politikaları ve gelecek vizyonumuzu ayrıntılı bir şekilde anlatmıştım. Bugün, tekrar, öğretmen olmaktan gurur duyan biri olarak meslektaşlarımın gününü kutluyor, her an yanlarında olacağımızı vurgulamak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, 1 Kasım 2015 seçimleriyle Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsil yetkisi alan bütün siyasi partileri ve milletvekillerini yürekten tebrik ediyor, hep birlikte milletimize yapacağımız hizmetlerde başarılar diliyorum. Huzur ve güven ortamı içerisinde gerçekleşen, hızlı bir şekilde sonuçlandırılan adil ve özgür bir seçim süreci yaşadık. Yüce heyetiniz önünde, seçim sürecine katkıda bulunan tüm kişi ve kurumlara bir kez daha teşekkür ediyorum.

1 Kasım seçimleri, 7 Haziranda yapılan seçimlerin bir anlamda tamamlayıcı devamı niteliğinde gerçekleşmiş, 7 Haziran sonrası sürdürülebilir bir hükûmet yapısının oluşmaması sonrasında halkımızın hakemliğiyle bugünlere gelmiş bulunuyoruz. Bu süreçte, AK PARTİ olarak kendi iç muhasebemizi yapma fırsatı bulduk. Aynı zamanda bu süreçte, ülkemizde bir yönetim boşluğu oluşmasına asla müsaade etmeyerek siyasi sorumluluk içinde hareket ettik. Tüm bu çabaların halkımızda geniş bir teveccüh gördüğünü memnuniyetle müşahede etmiş bulunuyoruz. Bu yönüyle, halkımıza şükranlarımızı bir kez daha ifade ediyorum.

1 Kasım seçimleriyle oluşan bu Meclis, yurt içinde yüzde 87,4 gibi oldukça yüksek düzeyde bir katılım oranıyla şekillendi. Meclisimize girmeye hak kazanan milletvekillerinin temsil ettiği seçmen oranı ise yüzde 97,5 gibi yine uzun zamandır dünyada dahi eşine az rastlanır bir seviyede gerçekleşti. Bu şekilde hem istikrar hem de güçlü temsil milletimiz tarafından teminat altına alınmış oldu.

Meclisimizin, milletimizin beklentileri doğrultusunda dört yıl boyunca büyük bir özveriyle çalışacağına inancımız tamdır. Milletimiz her konuda çözüm bekliyor ve bu Meclis de inşallah bu beklentiyi en iyi şekilde karşılayacaktır. 1 Kasım seçimlerinde halkın tercihi yönetime güçlü bir şekilde yansımış ve demokrasimiz seçimlerden güçlenerek çıkmıştır. 1 Kasım 2015 seçimlerinin asıl galibi hiç ama hiç şüphesiz Türkiye’dir, ve Türk demokrasisidir, bu aziz millettimizdir. Hayırlı olsun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, daha önceki dönemlerde demokratik siyaset kurumunu zayıflatmaya yönelik her türlü tahrik ve tertibi büyük bir sağduyuyla aştık. Bundan sonra da millî irade önüne çıkarılan her engeli, kararlı ve cesur bir duruşla, milletimizin desteğiyle aşma noktasında hiçbir tereddüt göstermeyeceğiz.

Bundan önceki dönemlerimizde sorunlardan değil, çözümlerden beslenen ve büyüyen bir iktidar olduk. Tüm reform ve dönüşüm süreçlerinde gücümüzü milletimizden ve onun temsilcisi Türkiye Büyük Millet Meclisinden aldık. Yeni Türkiye, cumhuriyetimizin yüzüncü yılına yürürken insana, zamana ve mekâna hakkıyla hitap eden kapsayıcı bir yenilenmenin ve süreklilik içinde yeniden inşa sürecinin eseri olacaktır.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin en temel ilkesi insan onurunun korunmasıdır. Bu ilkeyi, Şeyh Edebali’nin siyasal bilincimizin ve devlet ahlakımızın temelini dokuyan “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” ilkesinin çağdaş siyaset dilindeki karşılığı olarak görüyor ve gelenek ile çağdaşlığı bu çerçevede bir zıtlık içinde değil, ayrılmaz bir bütünlük içinde değerlendiriyoruz.

Bu çerçevede, 1 Kasım seçimleri sonrasında oluşan Meclisimizde ortak değerlerimizi koruyacağımıza, kardeşlik iklimini tesis edeceğimize ve hukuk devletini güçlendireceğimize inancımın tam olduğunu belirtmek isterim.

Bu Meclis, Türkiye’nin ve 78 milyonun Meclisidir. 6’ncı AK PARTİ Hükûmeti de hiç kuşkusuz partimize oy vermiş olsun veya olmasın tüm vatandaşlarımızın hükûmetidir.

Yeni dönemde de Meclisimiz içinde birlikte çalışma, uzlaşma arayışı ve iş birliğine önem vereceğiz. Tüm siyasi partilerle yakın bir diyalog ve iş birliği içinde olacağımızı buradan bir kez daha ifade etmek isterim. Hükûmetimiz ülkemizin ve siyasetin normalleşmesini hayati bir mesele olarak ele almaktadır. Bu hususta üzerimize düşen sorumlulukları yerine getireceğimizden milletimiz emin olmalıdır. Aynı şekilde, siyasi partilerimizin insicam içerisinde çalışacağı bir yasama dönemi yaşama arzumuzu da bir kez daha tekrar etmek isterim.

Özellikle, geçen sene milletimizin büyük bir teveccühü ile seçilen Sayın Cumhurbaşkanımıza, Meclis çalışmalarımız başta olmak üzere, kurumlarımızın uyumlu ve etkin çalışması için vereceği destekten dolayı şimdiden teşekkür ediyorum. Aynı şekilde, 2002’den sonraki büyük dönüşümü gerçekleştiren Sayın Cumhurbaşkanımızdan devraldığımız güçlü mirası aynı doğrultuda geleceğe taşıyacağımızdan emin olunmasını rica ediyorum.

Değerli milletvekilleri, 1 Kasım seçimleriyle Türkiye’de yeni bir atılım döneminin önü sonuna kadar açılmıştır. Bu çerçevede, 64’üncü Hükûmet de önceki AK PARTİ hükûmetleri gibi ülkemizin kritik bir döneminde tarihî bir sorumluluk üstlenmektedir. Geçmişteki hükûmetlerimizden aldığımız güç ve tecrübeyle, ülkemizi belirlemiş olduğumuz hedefler doğrultusunda çok daha parlak bir geleceğe taşıyacağız. Son on üç yılda gerçekleştirilen reformlar zemininde, inşa edeceğimiz yeni nesil reformlar ile 2023 hedeflerimize ve ötesine yürüyüşümüz güçlü ve kararlı bir şekilde devam edecektir.

AK PARTİ hükûmetleri, cumhuriyet tarihinde hiçbir partiye nasip olmamış bir kurumsal sürekliliğe, reform hafızasına ve tecrübesine sahiptir. 64’üncü Hükûmetimiz, bu engin ve sağlam tecrübeden de istifade ederek Türkiye’nin hedeflerine yürümesinin devamlılığını sağlayacaktır.

Önümüzdeki dönemde de ülkemizi zenginleştiren, demokratik standartlarını yükselten, ülkemizin itibarını daha da artıran politikalarla, daha güçlü bir Türkiye için milletimizden aldığımız yetkiyi yine milletimizin hizmetine sunacağız. Son on üç yılda yapılanları yeni bir atılım dönemiyle taçlandırmak Hükûmetimizin temel görevi olacaktır. Amacımız; çok daha güçlü, müreffeh, saygın ve demokratik bir Türkiye’ye ulaşmak, ekonomisi, bilim ve teknolojisi, siyaseti, sosyal ve kültürel politikalarıyla örnek olarak alınan bir ülke hâline gelmektir.

Genç ve dinamik nüfusu ile bu milletin sahip olduğu muazzam enerjiyi iç çekişmelere değil, cumhuriyetimizin 100’üncü yılında 2023 vizyonuyla çerçevesi çizilen yeni hedeflere yönlendireceğiz.

Meclis içinde olduğu kadar Meclis dışında da tüm kesimlerle yakın bir istişare içinde politikalarımızı şekillendirecek ve hayata geçireceğiz. Sivil toplum, meslek kuruluşları, akademik dünya, iş dünyası, çalışan kesimler, kültür ve sanat insanları, basın ve medya ile yerel yönetimler başta olmak üzere katılımcı bir anlayış içinde toplumun tüm yelpazesini kucaklayacak şekilde çalışacağız.

Tüm vatandaşlarımızın diline, inancına, kültürüne, değerlerine, yaşam tarzına, tüm farklılıklarına saygı göstermeye devam edeceğiz. Fırsat eşitliğini ve sosyal adaleti en üst düzeyde yaşayan bir ülkede, vatanımızın her karışını, milletimizin her kesimini kucaklayan bir hükûmet olma azmindeyiz. Bir tek insanımız bile kendisini kıyıda köşede kalmış hissetmeyecektir.

Değerli milletvekilleri, halkımız, 1 Kasım seçimlerinde istikrar içinde yenilenmeye verdiği desteği açıkça ortaya koydu. Hepimize düşen görev, işte bu çatı altında milletimizin kutlu çağrısına cevap vermektir. Milletimizin sandıkta verdiği mesajı en iyi şekilde okuyarak ülkemizi her alanda güçlendirmek üzere programımızı hazırladık.

Sizlere sunmakta olduğum 64’üncü Hükûmet Programı’mız, son seçim beyannamemizde yer alan hedeflerimizi, 10’uncu Kalkınma Planı’mızı, yapısal dönüşüm programlarımızı, projelerimizi, kamuoyuyla paylaştığımız çeşitli strateji belgelerimizi ve taahhütlerimizi esas almaktadır. Geçmişte olduğu gibi, bugün de halkımıza verdiğimiz sözleri esas alıyor, siyasete olan güveni bu zeminde daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Güven ve istikrarı pekiştirerek öngörülebilir bir ortam içinde ülkemizi hızlı bir şekilde büyütme kararlılığındayız.

Takdirinize sunduğumuz ve güveninizi beklediğimiz bu program, yeni bir hamle döneminin perdesini açacak ve yeni yüzyılın yükselen ülkesi Türkiye’yi, bölgesinde ve dünyada hak ettiği konuma ulaştıracaktır.

Ülkemiz, 2002’den bu yana, AK PARTİ hükûmetleriyle oluşan istikrar ve liderlikle, hem bölgesindeki kaostan hem de küresel ekonomik krizlerden pozitif bir şekilde ayrışmayı başarmıştır. 64’üncü Hükûmet döneminde de küresel ve bölgesel anlamda en değerli sermayeye dönüşen istikrarımızı koruyacağımızı, zorlu süreçlerde liderlik göstereceğimizi milletimizin bilmesini isterim. Türkiye tarihî bir dönemeçte istikrar ve güven adası olmaya devam edecektir. Aynı şekilde dinamik nüfus ve ekonomisiyle kurumlarını güçlendirirken, ihtiyaç duyduğumuz reformlar da bir bir hayata geçirilecektir.

64’üncü Hükûmet tam anlamıyla bir reform hükûmeti olacaktır. Dünyanın ve ülkemizin değişen şartları ve 2023 vizyonumuz çerçevesinde, kritik alanlarda yapacağımız reformlar ile milletimizin bize verdiği emanete en güçlü şekilde sahip çıkacağız. Bugünün ihtiyaçlarına cevap vermenin ötesinde, başta çocuklarımız ve gençlerimiz için olmak üzere, geleceğin Türkiye’sini inşa edeceğiz. Reformlarımız sonucunda daha özgür, daha rekabetçi ve insan odaklı bir anlayış içerisinde refahını daha adil paylaşan bir Türkiye’ye kavuşma idealini sürdüreceğiz.

Bu kapsamda, 6 temel alanda reformlarımızı yoğunlaştıracağız. Bunlar; demokratikleşme ve adalet, eğitim, kamu yönetimi, kamu maliyesi, reel ekonomide köklü değişim ve öncelikli dönüşüm programları alanında gerçekleştireceğimiz reformlardır.

Değerli milletvekilleri, demokratikleşme ve adaleti insan onurunun yüceltilmesinin bir gereği olarak gördüğümüz gibi ekonomik ve sosyal gelişmemizde de kritik bir zemin olarak değerlendiriyoruz. Öncelikle, demokratikleşme perspektifimizin odağında insan onuru bulunduğunun altını çizmemiz gerekiyor. İnsan onurunu zedeleyen hiçbir uygulama ve politika meşru görülemez ve gösterilemez. İnsan onuru ile taçlandırılan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kimliği taşıyan hiç kimse, hiç bir makam ve güç sahibi tarafından tahkir edilemez; inancı, rengi, cinsiyeti, dili, ırkı, siyasi düşüncesi, felsefi anlayışı ve hayat tarzı sebebiyle ayrımcılığa maruz bırakılamaz, herhangi bir şekilde nefret söylemine muhatap kılınamaz.

Özgürlük alanlarını genişletmenin yanı sıra, diğer bir temel önceliğimiz, insanımıza yapacağımız yatırımlar olacaktır. İçinde bulunduğumuz yüzyılda gerçek rekabet üstünlüğü insan unsurundan bağımsız düşünülemez. Eğitimde erişim meselesini büyük oranda çözmüş hükûmetler olarak, önümüzdeki dönemde temel önceliğimiz eğitimin her seviyesindeki kaliteyi artırmak olacaktır. Çocuklarımızı ve gençlerimizi, ortak değerlerimizi özümsemiş olarak bilgi tabanlı ekonomiye ve geleceğe en iyi şekilde hazırlayacağız. Devletin millet için var olduğu anlayışı içinde, kamu yönetiminde ve kamu maliyesinde halkımızın ve ekonomimizin ihtiyaçları doğrultusunda reformlar gerçekleştireceğiz. Devletin gerçek ve tek sahibi olarak gördüğümüz vatandaşlarımız adına kamu yönetiminin tüm işlerinin şeffaf, katılımcı ve hesap verebilir bir biçimde gerçekleştirilmesi temel şiarımızdır.

Kamu maliyesinde yapacağımız reformların hedefi, değişen koşullara uygun olacak şekilde daha etkin, hesap verebilir ve şeffaf bir mali yönetim sistemini sağlamak olacaktır.

Bir diğer reform alanımız ise reel sektördür. Bu sektörde köklü değişimler gerçekleştirmek ana hedeflerimiz arasındadır. Üreten, istihdam oluşturan, ihracatını artıran bir ülke olma yolunda, reel sektörün yatırım ve işletme aşamalarında çok daha güçlü ve rekabetçi olmasını amaçlıyoruz. Bu çerçevede atacağımız adımlarla, üretim yapımızda ileri teknolojiye dayalı, yüksek katma değerli ürünlerin payını artıracağız. İnsan gücümüzün niteliğini geliştirecek, iş ve yatırım ortamını iyileştirecek, stratejik sektörlerde dönüşümü gerçekleştirecek ve bilgi toplumuna dayalı bir altyapı oluşturacağız.

Bütün bu alanları kapsayan, ekonomimizin kılcal damarlarına dokunan, çok daha ayrıntılı bir reform paketi olarak, öncelikli dönüşüm programlarımızı da kararlı bir şekilde hayata geçireceğiz. Bu programlarımızla tasarruf oranlarımızı artırmayı, artan tasarrufları daha üretken alanlara yönlendirmeyi ve potansiyel büyümemizi daha üst noktalara yükseltmeyi hedefliyoruz.

Değerli milletvekilleri, yeni anayasa ve yargı reformu başta olmak üzere yapacağımız çalışmalarda, en geniş uzlaşma arayışı içinde ülkemizin uzun zamandır beklediği adımları atacağız. Böylece, özgürlük alanlarının daha da genişletileceği, herkesin birlik içinde farklılığını yaşamasının mümkün olacağı, çok daha yenilikçi ve rekabetçi bir toplumsal düzen de oluşmuş olacaktır.

Bu bağlamda, geleneksel irfan merkezleri ve Alevi vatandaşlarımızın inanç ve kültür temelli talepleri karşılanacaktır. Cemevleri, eğitim sisteminde bilgilendirme, üniversitelerde araştırma ve uygulama merkezleri oluşturma gibi çeşitli konularda Alevi kanaat önderleri ile diyalog içinde, demokratik uzlaşı temelinde gerekli adımları atacağız. Geleneksel irfan merkezleri ve cemevlerine bu çerçevede hukuki statü tanıyacağız.

Başta eğitim, istihdam ve iskân sorunları olmak üzere, Roman vatandaşlarımızın sorunlarının çözümüne hız vererek her türlü ayrımcılık zeminini ortadan kaldıracağız.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan gayrimüslim azınlıkları herhangi bir ayrımcılığa maruz bırakmayacak şekilde bütün hukuki ve fiili tedbirleri almaya devam edeceğiz. Temel hak ve özgürlükler alanında uluslararası normlar tüm politikalarımıza esas teşkil edecektir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Kamu Denetçiliği Kurumu ve Türkiye İnsan Hakları Kurumunu etkinleştirecek ve uluslararası düzeyde üstlendikleri sorumlulukları güçlendireceğiz.

Yeni dönemde temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelerin iç hukuka dâhil edilmesine devam edilecek, özgürlükçü demokratik anlayışla bağdaşmayan bütün şerhler kaldırılacaktır. Benzer şekilde, mevzuatımızda anti-demokratik dönemlerden kalan düzenleme ve uygulamaların ayıklanması süreci tamamlanacaktır. Ekonomik ve Sosyal Konsey ile ilgili yasal düzenlemeyi gerçekleştirerek konseyi yönetim, yönetişim ilkeleri çerçevesinde etkin bir biçimde çalıştıracağız. Sivil toplumun geliştirilmesi ve güçlendirilmesine dair çerçeve yasa çıkaracağız. Bu kapsamda, sivil toplum kurumlarının hukuki statülerinin, kurumsal yapılarının, faaliyetlerinin, kamu kurumlarıyla ilişkilerinin, mali kaynaklarının düzenlenmesini sağlayacağız.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin demokratikleşmesinde ve refahının artmasında millî birlik ve kardeşlik süreci tarihî bir çabaya karşılık gelmektedir. AK PARTİ olarak ilk günden itibaren millî birlik ve kardeşlik perspektifiyle şekillendirdiğimiz siyasetle, vatandaşlarımızın devletimize aidiyetini zedeleyen, milletimizin farklılıklarını zenginlik yerine tehdit olarak gören anlayışların terkedilmesi için büyük çaba gösterdik. Yakın tarihimiz boyunca hiçbir seçilmiş hükûmetin gösteremediği cesaret ve kararlılıkla sorunların üzerine gittik. Çözüm iradesini ortaya koyduğumuz millî birlik ve kardeşlik sürecinde dönüm noktası, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakan olarak 2005 yılında Diyarbakır’da yaptığı konuşma olmuştur. Bu konuşmayla tabular yıkılmış, etnik temelli sorunlara demokratik süreç içerisinde çözüm bulunacağı açık bir şekilde dile getirilmiştir. İlk kez bir hükûmet bu sorunla açıkça yüzleşme cesaretini göstermiştir. AK PARTİ hükûmetlerinin halkımız tarafından destek gören bu cesur adımları, çeşitli terör saldırıları ve provokatif eylemler ile sekteye uğratılmaya çalışılmış, buna rağmen ülkemizin bu temel ve tarihî sorununun çözümü için kararlılıkla bu politika sürdürülmüştür. Hükûmetimiz bir yandan terörle kararlı bir şekilde mücadele edecek, diğer yandan demokratikleşmeyi ve çözüm iradesini sürdürecektir. Demokratikleşme ile eş zamanlı olarak yatırım, üretim ve istihdam imkânlarının geliştirilmesi başta olmak üzere, terörden etkilenen yörelerimizin ekonomik ve sosyal rehabilitasyonuna dönük çalışmaları hızlandırarak devam ettireceğiz. Kalıcı huzuru tesis etmek amacıyla çıkardığımız 6551 sayılı Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun ile silahın tamamen gündemden çıktığı bir noktaya ulaşmak için gereken tüm tedbirleri alacağız.

Süreci sabote etmeye, akamete uğratmaya çalışan terör örgütü, kamu düzenini bozmaya çalışarak silahlı çatışmaya geri dönmüştür. Özellikle, doğu ve güneydoğuda yaşayan insanlarımıza yönelik her türlü baskı, şiddet ve illegaliteye başvuran örgüt, Türkiye’yi terk etmemiş, silah bırakmaya direnç göstermiştir. Terör örgütünün eylem ve sabotajları, süreci sürdürülebilir olmaktan çıkarmıştır.

Halkın hakkını, hukukunu koruyabilmek için kamu düzenini tahkim ederek özgürlük, güvenlik dengesini kurmak mutlak gerekliliktir. Daha önce olduğu gibi 64’üncü Hükûmet olarak da hukuk içinde yürüttüğümüz terörle mücadelede, vatandaşın mağduriyet yaşamamasını, aksine vatandaşların temel haklarını garanti altına alacak bir kamu düzeninin tesis edilmesini amaçlamaktayız. Bu anlayışla, reformlardan, hizmetlerden, yatırımlardan asla vazgeçmeyecek, geri adım atmayacağız.

Süreçte, farklı sebeplerle oluşan güvenlik risklerini gidermek, bölge insanını ceberut ve zalim örgütün baskısından korumak, devletimizin en öncelikli görevidir. Akan kan duruncaya ve kamu düzeni tesis edilinceye kadar terörle mücadelemize, hukuk ve kardeşlik tam anlamıyla tesis edilinceye kadar da çözüm irademize ve demokratikleşme sürecimize devam edeceğiz.

Değerli milletvekilleri, önümüzdeki dönemde, demokratikleşme çabalarımızı sürdürürken tüm meşru toplumsal kesimleri muhatap alan bir anlayış içinde hareket edecek, hiçbir kesimin tek tipçi bir anlayışı vatandaşlarımıza dayatmasına izin vermeyeceğiz. İktidara geldiğimiz günden beri, bütün AK PARTİ hükûmetlerinin programlarında “çoğulcu ve özgürlükçü yeni bir anayasa” vaadi bulunmaktadır. Önümüzdeki dönemde sivil, katılımcı, çoğulcu, özgürlükçü bir demokratik ve sivil anayasanın yapımına öncülük etmeye kararlıyız. Bu dönemin yüce Meclisini de Türkiye’nin ilk sivil anayasasını demokratik şartlarda yapmış olan bir Meclis olarak taçlandırmak istiyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Diğer siyasi partileri de aynı anlayış içinde katkı vermeye davet ediyoruz.

Yeni anayasa, çağdaş demokrasi anlayışını yansıtmalı, mümkün olan en geniş mutabakatla ve demokratik yöntemlerle hazırlanmalı, geniş toplumsal kesimlerce sahiplenilmelidir.

Yeni anayasa, bireysel özgürlüklere dayanmalı, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını sağlamaya yönelik kurumsal güvenceleri içermeli ve siyasi sistemin işleyişindeki belirsizlikleri ortadan kaldırmalıdır. Bu anlayışla, yeni dönemde yeni anayasayı Türkiye’de demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğünün kökleşmesi bakımından hayati bir aşama olarak görmekteyiz.

Yeni anayasa, cumhuriyetimizin insan hakları ve demokrasi konularındaki kazanımlarını geleceğe taşımalı ve vesayetin izlerini kökten silmelidir.

Hükûmetlerimizin öncülüğünde gerçekleştirilen 2004, 2007 ve 2010 Anayasa değişikliklerini ve Mecliste oluşturulan Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmalarını yeni anayasa için güçlü bir zemin olarak görüyoruz.

Yeni ve sivil anayasamız, bireysel hak ve özgürlükleri esas alırken, Türkiye’nin birikimi üzerine inşa edilecek, taraf olduğumuz uluslararası normları gözeterek demokratik bir anlayışla hazırlanacaktır.

Yeni anayasa, milletimizin kültürel ve toplumsal çeşitliliğini tanıyan, kapsayıcı ve kuşatıcı bir vatandaşlık tanımını temel alacaktır.

64’üncü Hükûmet döneminde doğrudan anayasal sistemle bağlantılı seçim kanunları, Siyasi Partiler Kanunu ve sair temel kanunlar yeni anayasa metniyle birlikte bir bütün olarak yenilenecektir.

Yeni anayasayla Türkiye’nin, katılımcılığı ve çoğulculuğu esas alan ve etkili işleyen bir hükûmet modeline kavuşmasını elzem görüyoruz. Sadece temsilin değil, istikrarın da oluşmasına imkân sağlayan, vesayet odaklarının önünü tamamen kapatan çağdaş ve etkin bir hükûmet sisteminin hayata geçmesini arzu ediyoruz.

AK PARTİ hükûmetleri döneminde hayata geçirilen demokratik reformlar, vesayete karşı mücadelede elde edilen kazanımlar ve Mecliste sağlanan güçlü temsil sayesinde mevcut sistemin zaafları dönemsel olarak aşılarak istikrarlı ve etkin bir yönetim imkânı sağlanmıştır ancak mevcut sistemin yetki, görev ve sorumluluk paylaşımında pek çok muğlaklıklar barındırması, siyasal sistemin şümullü bir yaklaşımla yeniden düzenlenmesini zorunlu kılmaktadır. Bir yandan vesayetçi bir şekilde kurgulanarak demokratik doğasından koparılmış parlamenter sistemin yol açtığı siyasal istikrarsızlıklar, öte yandan yeni Türkiye vizyonumuzun ihtiyaç duyduğu etkin ve dinamik yönetim dolayısıyla başkanlık sisteminin daha uygun bir yönetim modeli olduğuna inanıyoruz. Bu konuda hiçbir dayatma tutumu içine girmeden, farklı önerilere açık olarak, tam bir özgürlük ortamı içinde, meseleyi kişiselleştirmeden verimli bir tartışmanın gerçekleşmesini arzu ediyoruz. Milletimizin teveccühüyle hazırlayacağımız özgürlükçü ve insan odaklı yeni anayasayla seçimlerin istikrar üretebildiği, yasama ve yürütmenin müstakil olarak etkin olduğu, güçler ayrılığının tahkim edildiği, demokratik denge ve kontrol mekanizmalarının öngörüldüğü, toplumsal farklılıkların siyasal temsilinin sağlandığı, ademimerkeziyetçi bir idare sisteminin güçlendirildiği, karar alma süreçlerinin hızlandığı yeni bir siyasal sisteme geçebiliriz.

Adaleti mülkün ve meşruiyetin temeli, hukuk devletinin esası olarak görüyoruz. Bizim için yargı sistemi, hukukun üstünlüğüne dayalı, herkesin güven duyduğu, her türlü güç odağından bağımsız, tarafsız, vatandaş taleplerine hızlı cevap verebilen bir yapıda olmalıdır. Yargının hukuk güvencesi oluşturması, uluslararası standartlarda ve demokratik usullerle işlemesi temel prensibimizdir. Yargı erkinin güven veren, öngörülebilirliği sağlayan, ideoloji, siyasal tasavvur veya inanç dikte etmeyen ve bunların etkisinde kalmayan bir çerçeveye kavuşması gerektiğine inanıyoruz.

Değerli milletvekilleri, önümüzdeki dönemde 64’üncü Hükûmet olarak temel önceliklerimizden biri, yargı sistemimizde köklü düzenlemeler yaparak ileri standartlarda bir yapı oluşturmak olacaktır. Yargı sistemimizi, başta Avrupa Birliği olmak üzere, uluslararası norm ve standartları esas alarak hazırlayıp daha önce ilan ettiğimiz yargı reform stratejisi çerçevesinde yeniden yapılandıracağız. Demokratik bir ülke olarak Türkiye, hukuk düzeniyle kendi yurttaşlarının özgürlüklerini korumaya, uluslararası topluma güven vermeye, yerli ve yabancı yatırımcılar için güvenli bir liman olmaya devam edecektir. İkincil düzenlemelerle oluşturulabilecek detayları yasalardan ayıklayacak ve mevzuat enflasyonuna son vereceğiz. Yeni Yargı Reform Stratejisi Belgesi’ni etkin bir biçimde uygulayarak hayata geçireceğiz. 64’üncü Hükûmet olarak yargıda etkinlik, hızlılık, hesap verebilirlik, ekonomiklik ve şeffaflığı sağlayacağız.

Anayasal değişikliklere bağlı olarak yüksek yargıda içtihat düzeyindeki dağınıklığı gidereceğiz. Bu çerçevede, askerî yargı, disiplin mahkemeleri çerçevesinde sadece faaliyet gösterecektir. Temyiz mahkemelerinin alt dereceli mahkemeler üzerindeki hukukilik denetiminin ötesine taşan etkilerini azaltacağız ve temyizi hukuki denetim ile sınırlandıracağız.

Yargı üst yönetiminin oluşumunda bu yüce Meclisin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin rolünü güçlendireceğiz. Böylece yargının toplumsal meşruiyetini artıracağız. Yüksek mahkeme üyeliğini Avrupa örneklerine benzer şekilde makul sürelerle sınırlayacağız. HSYK’yı yeniden yapılandırarak Hâkimler Yüksek Kurulu ve Savcılar Yüksek Kurulunu ayrı ayrı kuracağız.

Hukuk eğitimini güçlendireceğiz. Adalet alanında meslek içi eğitimi, meslek hayatı boyunca ölçme ve değerlendirmeyi mümkün kılacak şekilde yeniden düzenleyeceğiz. Yargı mensuplarının alanlarında uluslararası gelişmeleri yakından takip etmelerini sağlayacak çalışmaları da artıracağız.

Bilirkişilik müessesesini yeniden yapılandıracağız. Hukukun tüm dallarında alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına ağırlık verecek, yargıya ulaşılabilirliği kolaylaştırmak amacıyla savunma hakkı ve adli yardımı güçlendireceğiz.

Koruyucu ve önleyici hukuk yaklaşımını yaygınlaştıracağız. Bireysel başvurunun Anayasa Mahkemesine getirdiği aşırı iş yükünün mahkemenin işlevselliğine zarar verme ihtimali karşısında bu uygulamayı gözden geçireceğiz.

Ülke genelinde ideal yargılama sürelerinin belirlenmesini ve yargıda zaman yönetiminin uygulanmasını sağlayacağız. Adli ve idari yargıda istinaf mahkemelerinin hayata geçmesini temin edeceğiz.

Ceza infaz sistemini mükerrer suçluluğu önleyecek şekilde etkili hâle getireceğiz. Denetimli serbestlik sistemini daha etkin hâle getirecek ve kamu-sivil toplum iş birliğinin artırılmasını sağlayacağız.

Adli Tıp Kurumunun kapasitesini geliştireceğiz. Bu alandaki hizmetleri ülke geneline yaygınlaştıracak, dosya ve raporların bekleme sürelerinin daha da kısalmasını sağlayacağız. Ayrıca, Adli Bilimler Akademisini kurarak bu alandaki ileri araştırmalara ve eğitimlere ortam hazırlayacağız.

Değerli milletvekilleri, siyaset anlayışımız insanı, insan onurunu merkez kabul eder. Bu onurun güvencesi ise özgürlük ve güvenlik dengesidir. Bunlar birbirini dışlayan değil birbirini bütünleyen kavramlardır. Geçmişte kaygılar ve korkularla şekillenen devletin güvenliği yaklaşımını vatandaşa güven temelinde yeniden ele alarak devlet-toplum-fert ilişkisini güçlendirecek bir yaklaşımı öne çıkaracağız.

64’üncü Hükûmet döneminde de icraatlarımızda özgürlüklerin güven içinde ve hukukun üstünlüğü çerçevesinde yaşanmasına yönelik prensibimizi hayata geçirmeye kararlıyız. Etnik, dinî veya mezhebî kavramları suistimal eden tüm terör örgütlerine yönelik mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu duruş ve mücadelemizde hukukun üstünlüğünü temel alacak, güvenlik hizmetlerini şeffaflık, katılımcılık ve hesap verebilirliği artıracak mekanizmalarla daha fazla destekleyecek, masum vatandaşlarımızın zarar görmemesi için azami hassasiyeti göstermeye devam edecek ve güvenlik birimlerine olan güveni daha da pekiştireceğiz. Önümüzdeki dönemde de terörizm, örgütlü suçlar, siber suçlar, narkotik suçlar ve kaçakçılıkla mücadelede ulusal ve uluslararası kuruluşlar arasındaki iş birliğini güçlendirecek, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu suçlarla ilgili kararlı mücadelemizi sürdüreceğiz.

Uyuşturucu ile mücadeleye yönelik güvenlik önlemlerini artıracak, bu alandaki suç örgütlerinin üzerine kararlılıkla gitmeye devam edeceğiz. Önleyici ve koruyucu güvenlik hizmetlerine öncelik verecek ve risk yönetimine geçeceğiz. Önümüzdeki dönemde de vatandaşla kolluk güçleri arasındaki ilişki güven esasına dayalı olacaktır.

Toplum destekli kolluk yaklaşımını güçlendireceğiz. Sınırlarımızın korunmasından sorumlu olacak yeni, profesyonel bir sınır kolluğu teşkilatının da kurulmasını sağlayacağız.

Ülkemizde vesayetçi aktör ve kurumların siyaset üzerindeki nüfuzunu kırmak üzere kararlı bir irade sergilenmiş ve siyasal sistemi demokratikleştirme hedefinde ciddi ilerlemeler kaydedilmiştir ancak geleneksel vesayetçi aktör ve kurumlarla yürüttüğümüz mücadele neticesinde ülkemiz millî iradeye dayalı demokratik bir siyasal sistemi inşa etme hedefine odaklanmışken yeni bir vesayet odağının saldırılarına maruz kalmıştır. Millî güvenliğimizi ve meşru demokratik sistemimizi tehdit eden bu yeni vesayet odağı paralel devlet yapılanmasıdır. Yargı ve güvenlik bürokrasisini, sivil toplumun çeşitli kesimlerini ve iş dünyasını tesiri altına almaya çalışan bu yeni vesayet odağının siyaseti kendi hedefleri doğrultusunda dizayn etme çabaları, bürokrasi içinde şeffaflığı yok eden gayretleri ve vesayetçi anlayışı millî güvenliğimizi tehdit etmektedir. Millî iradeden aldığımız güçle bu ve benzer yapıları tamamen ortadan kaldıracak şekilde kararlı mücadelemize devam edeceğiz. Kamu yönetimi reformunu etkili bir şekilde hayata geçirmeye ve koordinasyonu güçlendirmeye yönelik olarak bir başbakan yardımcısı koordinatörlüğünde reform görev gücü oluşturacağız. Avrupa Yerel Yönetimler Şartı’yla uyumlu olarak merkezî idare ve yerel yönetimler arasındaki ilişkileri yeniden düzenleyeceğiz. Ayrıca yerelleşmeyi, yerel yönetimlerin güçlendirilmesini sağlamak üzere etkin bir denetimi esas alan yasal düzenlemeleri hayata geçireceğiz. Merkezî yönetim ve mahallî idarelerin sundukları hizmetler için ülke çapında asgari hizmet standartları belirleyerek standartlara uygunluk denetimini merkezî idare eliyle yapacağız. Devlet personel rejimimizi etkinleştirecek, kamuda insan gücü planlaması yapacağız. Nispeten geri kalmış yörelerimizde yeterli ve nitelikli personel istihdamına yönelik tedbirleri geliştireceğiz.

Değerli milletvekilleri, güvenlik ve adalet dengesini gözeterek özgürlük alanlarını genişleteceğimiz 64’üncü Hükûmet döneminde diğer bir temel önceliğimiz insanımıza yapacağımız yatırımlar olacaktır. İçinde bulunduğumuz yüzyılda gerçek rekabet üstünlüğü insan unsurundan bağımsız düşünülemez. Eğitimde erişim meselesini büyük oranda çözmüş hükûmetler olarak önümüzdeki dönemde temel önceliğimiz eğitimin her seviyesinde kaliteyi artırmak olacaktır. Ülkemizin insan kaynağını çağdaş dünya ile rekabet edebilir donanıma kavuşturan ve hayat boyu süren bir süreç olarak eğitimi insani kalkınmamızın odağına yerleştiriyoruz. AR-GE ve yüksek teknoloji yatırımlarına büyük destekler vererek teknoloji tüketen değil, teknoloji üreten bir ülke olacağız. Niceliksel kalkınma niteliksel derinlik kazanacaktır. 64’üncü Hükûmet olarak da eğitim kalitesini yükselten; etkili sağlık hizmeti sunan; nüfusun dinamizmini ve aile yapısını koruyarak geliştiren; kadınına, gencine, çocuğuna ve çalışanına hak ettiği yeri, önemi ve desteği veren bir yaklaşımda olmayı benimsiyoruz. Bu yaklaşımla Türkiye’nin yüksek insani gelişmişlik kategorisinden çok yüksek insani gelişmişlik kategorisinde olan ülkeler arasına girmesini hedefliyoruz. Devletin gerçek ve tek sahibi olarak gördüğümüz vatandaşlarımız adına kamu yönetiminin tüm işlerinin şeffaf, katılımcı ve hesap verebilir bir biçimde gerçekleştirilmesini sağlayacağız. Bu çerçevede, kamu yönetimindeki politika uygulamalarımızda yolsuzlukla mücadeledeki kararlılığımız sürecektir. Halkımızı gerektiğinde en üst siyasi ve bürokratik düzeyde bilgilendirmeyi ve onlara hesap vermeyi demokratik hukuk devleti anlayışımızın bir parçası olarak görüyoruz. Geçtiğimiz dönemde kamuoyuyla paylaştığımız şeffaflık paketini süratle hayata geçireceğiz. Siyasi partilerin ve seçim kampanyalarının finansmanının şeffaflaştırılmasına yönelik Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Siyasi Partiler Kanunu’nda değişiklikler yapacağız. Mal bildirimlerinin şeffaf olmasını sağlayacağız. Yüksek mahkeme başkan ve üyeleri ile daire başkanlarının Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına mal bildiriminde bulunmasını sağlayacağız.

Değerli milletvekilleri, her alanda olduğu gibi ekonomi alanında da yeni bir döneme giriyoruz. AK PARTİ hükûmetleri olarak sürdürülebilir bir ekonomik kalkınma için ileri demokratik standartları ve evrensel hukuk normlarına dayalı olarak işleyen adil bir yargı düzenini esas aldık. Yargı reformu başta olmak üzere katılımcı demokrasi ve yönetim alanında sağlamakta olduğumuz ilerlemeler önemli bir aşamaya gelmiş olan ekonomik dönüşüm sürecimizi sağlamlaştırmak ve geliştirmek açısından da kritik bir rol oynamaktadır. 64’üncü Hükûmet döneminde de bir yandan makroekonomik istikrar ve kazanımlarımızı güçlendirirken diğer yandan da mikroekonomik ve sektörel dönüşümlere odaklanacağız. Son on üç yılda üst-orta gelir grubuna yükselttiğimiz ülkemizin yüksek gelir grubu ülkeleri arasına girmesi temel amacımızdır. Güven ve istikrar içerisinde büyüyecek olan ekonomimizin temelini nitelikli, girişimci ve yenilikçi insanımız, bilgi ve teknoloji ile katma değeri yükselten işletmelerimiz oluşturacaktır. Yeni dönemde de ekonomide temel prensibimiz enflasyonun kalıcı bir biçimde düşük, tek haneli oranlara çekilmesidir. Para politikalarının temel amacı fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmektir. Bu dönemde de para politikası finansal istikrarı gözetecek ve fiyat istikrarını sağlama amacıyla çelişmemek kaydıyla uygulayacağımız büyüme ve istihdam politikalarını destekleyecektir. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da mülkiyet hakkı ve girişim özgürlüğünü koruyacağız. Mevzuatın öngörülebilir ve sarih olmasını sağlayacak, kazanılmış hakların korunmasını temin edeceğiz. Kamunun etkin olarak işletilmesini ve öngörülebilirliği sağlayacağız. Özel sektörün ihtiyaç hissettiği hizmetlere yönelik temel fiziki ve sosyal altyapıyı da sunacağız. Üretken alanlarda yenilikçi ve girişimci özel sektör öncülüğünde büyüyeceğiz. Dışa açık bir ekonomi olarak her alanda rekabetçiliği geliştirecek, küresel yatırımları ve nitelikli insan gücünü cezbedeceğiz.

Bir diğer reform alanımızsa reel sektördür. Bu sektörde köklü değişimler gerçekleştirmek ana hedeflerimiz arasındadır. Üreten, istihdam oluşturan, ihracatını artıran bir ülke olma yolunda reel sektörün yatırım ve işletme aşamalarında çok daha güçlü ve rekabetçi olması için gerekli tedbirleri alacağız.

Değerli milletvekilleri, günümüzde ekonomik gelişmenin ana dinamiğini bilgi üretimi ve bilginin katma değere dönüşümü oluşturmaktadır. Doğal kaynaklara ve geleneksel üretim biçimlerine dayalı ekonomik yapıların sürdürülebilir olmadığını görüyoruz. Geleceğin dünyasını, insana ve insanla var olan bilim ve teknolojiye, bunların ticarileşmesine ortam hazırlayan bilgi tabanlı bir ekonomi inşa eden ülkeler kuracaktır.

64’üncü Hükûmet olarak, kalkınma stratejimizin özünü; daha donanımlı, daha yenilikçi ve girişimci, bilgi üreten ve bunu yüksek katma değere dönüştüren insanımız ve işletmelerimiz kuracaktır. Büyük ekonomiler arasına girme hedefimize ulaşmak için teknoloji üreterek katma değeri yüksek ürünler ihraç eden bir konuma hızlı bir şekilde ulaşmayı planlıyoruz. Bunun için bilgi üreten ve bilgiyi nitelikli bir biçimde kullanarak ticari değere dönüştüren, etkin işleyen bir AR-GE ve yenilik ekosistemini oluşturacağız. Yeni dönemde AR-GE ve yenilik faaliyetlerinin artırılmasına yönelik destek sağlayan kurumlar arasında koordinasyonu güçlendirecek ve desteklerin etkinliğini artıracağız. Dışa bağımlılığın yüksek olduğu sektörlerde yerli ürün ve teknolojiler geliştirilmesine yönelik araştırma programlarını destekleyerek etkinleştireceğiz.

Küresel kriz sanayisi güçlü olan ülkelerin dayanıklılığını bir kez daha ortaya koymuştur. Sanayi başta olmak üzere, üretken alanlara yatırım yapan ülkeler zor dönemlerde gerekli esneklikleri gösterebilmekte, yeni üretim biçimleriyle krizleri aşabilmektedir. Sanayinin geliştiği ülkeler aynı zamanda iş gücü donanımının ve iş yapma disiplininin yüksek olduğu ülkelerdir. Sanayisi yükselen bir ülke olarak, gelecekte de güçlü bir sanayi ve üretim kültürünün destekleyicisi olacağız.

Önümüzdeki dönemde büyük çaplı ve yatırım niteliğindeki kamu alımlarında alıcı kurumların yerli sanayiyi geliştirecek yönde kamu alım sürecini yönetme kapasitesini geliştireceğiz.

Kamunun oluşturduğu uygun ortamda girişimcilik kültürünün güçlenmesi ve girişimci dostu bir ekosistemin oluşması temel politikamızdır.

64’üncü Hükûmet olarak, hızlı büyüyen ve büyüme potansiyeline sahip girişimler ile yenilikçi KOBİ’leri desteklemeyi istikrarlı ekonomik büyümenin ve sosyal gelişmenin önemli bir gereği olarak görüyoruz.

Yeni dönemde bilgi toplumuna dönüşüm sürecimizi daha da hızlandırmayı temel bir amaç olarak benimsiyoruz. Bilgi ve iletişim teknolojilerinden etkili bir araç olarak faydalanarak bilgi tabanlı ekonomiye dönüşümü ve nitelikli istihdamı geliştirmeyi hedefliyoruz.

Değerli milletvekilleri, çevreyi gelecek nesillere karşı bir sorumluluk bilinciyle ele almakta ve bir emanet olarak görmekteyiz.

Diğer yandan, dünyada giderek artan oranda nüfusun şehirlerde yaşadığını, zenginliğin ve kültürün şehirlerde geliştiğini dikkate aldığımızda, yaşanabilir şehirler oluşturmak temel önceliğimizdir. Bu süreçte medeniyetimizin üzerinde yükseleceğini düşündüğümüz şehirlerimizin kültürümüzün renklerini yansıtan ve yaşadığımız zamanın çizgilerini barındıran, altyapısı sağlam, afetlere dayanıklı ve çevreye duyarlı bir biçimde gelişmesini hedefliyoruz.

64’üncü Hükûmet olarak, ülkemizin bölgeleri arasındaki farklılıkları azaltarak, yaşam standartlarını birbirine yaklaştırarak topyekûn kalkınmayı sağlama anlayışını sürdürmekteyiz.

Şehirlerimizin sosyal ve iktisadi durumuna bakmadan her insanı kuşatan, kucaklayan mekânlar olması gerektiğine inanıyoruz. Sadece bugünün şehirlerine, bugünün insanına, bugünün Türkiye'sine karşı sorumlu değiliz. Bugünden yarını inşa etmenin, yarını imar etmenin sorumluluğunu omuzlarımızda taşımanın bilinciyle, insanımızı şehrin odağı hâline getirmek, şehirlerimizi huzurlu, mutlu ve özgüven içinde yaşayan insanlardan oluşan kaliteli birer yaşam merkezi hâline dönüştürmek mekân planlamamızın temel prensibidir. Önümüzdeki dönemde, başta kadim şehirlerimiz olmak üzere tüm mekânlarımızda politikamız, dikey değil yatay yapıyı desteklemek olacaktır. Şehirlerimizi tabiat ve kültürle iç içe yaşanacak ortamlar olarak korumak ve geliştirmek en önemli önceliklerimiz arasında yer alacaktır. Hedefimiz, şehirlerimizi insan dostu, çevre dostu, estetik, katılımcı ve müreffeh marka şehirler hâline getirmektir. Bu doğrultuda, imar mevzuatını günün ihtiyaçlarına uygun olarak revize edeceğiz. Kentsel tasarım ilkelerini ve uygulamalarını, engelli, yaşlı, hareket kısıtlılığı olanlar gibi özel ilgi bekleyen kesimlerin hizmetlere erişimini kolaylaştırmak üzere geliştireceğiz.

Değerli milletvekilleri, AK PARTİ iktidarları olarak, ilk günden itibaren adaleti sadece ekonomik ve sosyal hayatta değil, siyasette ve dış politikada da tesis etmeyi görev edindik. Kutsal bildiğimiz bu görev bilincini iç ve dış şartlar ne olursa olsun hiç bırakmadık. Dış politikamızı hakkaniyet eksenine oturttuk. Modern Türkiye tarihinde geçmiş hükûmetlerle mukayese götürmeyecek şekilde dış politikamıza etkinlik kazandırdık. Dış politikada hem süreklilik hem de değişimi esas aldık. Türkiye’yi hükûmetlerimiz döneminde bağımsız, etkin ve perspektif üreten bir dış politikaya kavuşturduk. Bölgemizde krizlerin yoğunlaştığı bir dönemde krizlere dirayetli bir şekilde muhatap olmaktan imtina etmedik. Siyasi istikrara dayalı güçlü sivil yönetimimiz diğer alanlarda olduğu gibi, dış politikada da büyük bir avantaj oluşturdu. Dış politika alanında Türkiye pasif bir izleyici değil, inisiyatif ve sorumluluk alan bir ülkedir. Bölgemizdeki gelişmelere cevap üretmenin ötesine geçerek, küresel meselelerde pozisyonlarını belirlemiş olan Türkiye, insanların hak ve hukuk taleplerini merkeze koyan, ahlaki ve vicdani yaklaşımı samimiyetle içselleştiren çok boyutlu dış politikasıyla, son derece çalkantılı bir dönemde unutulmuş veya dışlanmış mazlum halklar için bir ümit ışığı olmuştur. Türkiye’yi öncü bir ülke hâline getirmeyi hedefledik. Gücümüzü şefkat, merhamet ve adalet ekseninde büyütme ilkesinden hareket ettik. Dünyadan kopuk değil, her alanda dünyayla bütünleşen bir ülke olmayı şiar edindik.

Dış politikamız vizyona dayalı ve çok boyutlu olmuştur, çok boyutlu olmaya devam edecektir. Yeni dönemde de al bayrağı dünyanın her köşesinde dalgalandırabilmek için Türkiye’nin çevresindeki bütün havzalarda etkin ve sonuç alıcı, vicdani bir dış politika takip etmek için gece gündüz çalışacağız. Ümitlerini bize bağlamış hiçbir kardeş halkı yalnız bırakmayacağız. Küresel çapta, bölgesel etkinlikte uyguladığımız politikalarımız, oluşturduğumuz bölgesel ve ulusal iş birlikleriyle önümüzdeki dönemde de ülkemizin itibarını artırmayı ve küresel kalkınmaya daha fazla katkı vermeyi sürdüreceğiz. Dış politikada elde ettiğimiz kazanımlar öncelikli olarak ticareti ve uluslararası doğrudan yatırımları artırarak ekonomik refahımızı ileriye taşımakta ve karşılıklı etkileşime dayalı olarak sosyal gelişimimizi beslemektedir.

Değerli milletvekilleri, adil bir dünya tasavvurumuz dış politikamızı hem güçlendirmiş hem de zenginleştirmiştir. Bugün Türkiye’nin dünyanın her tarafındaki mazlumların, mağdurların, mültecilerin ve muhtaçların yardımına koşmasının temelinde tarihî misyonumuz olan adalet ve yardımlaşma ilkeleri yatmaktadır. Bu açıdan, ülkemizin ısrarla takip ettiği değer odaklı dış politika; dünyada giderek yükselen uluslararası sistemin demokratikleştirilmesi, adalet ilkesinin hem siyasete hem de ekonomiye hâkim kılınması taleplerine önemli bir güç katmaktadır.

MUSA ÇAM (İzmir) – İflas etti dış politika, iflas etti.

BAŞBAKAN AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – Son G20 Zirvesi’nde de bu yöndeki çabalarımızın ne ölçüde güç kazandığını bütün dünya ve ülkemiz, toplumumuz görmüş bulunmaktadır.

64’üncü Hükûmet döneminde de, uzun dönemli bir perspektifle sağlam değerlere dayalı olarak geliştirdiğimiz dış politikamızı, önümüzdeki dönemde de dünya ve ülke şartlarını da dikkate alarak geliştirmeye devam edeceğiz. Tarih önünde doğru yerde duruyoruz, doğru yerde durmaya devam edeceğiz. (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından alkışlar) Bu duruşumuzu daha geniş, etkili ve fazla çabayla önümüzdeki dönemde de sürdüreceğiz.

Kıbrıs’ta müzakere edilmiş bir çözüm ve Kıbrıs Türk halkının uluslararası toplum içerisindeki haklı yerini alabilmesi temel önceliklerimizden biridir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ekonomik altyapısının güçlendirilmesi ve refahının artırılması için bugüne kadar kararlılıkla attığımız adımlara devam edeceğiz. Ve nitekim yakın zamanda ana vatan ile yavru vatanı su üzerinden, su borularıyla birleştirip ana vatandan yavru vatana aziz Anadolu suyunu da götürme imkânına kavuştuk. (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından alkışlar) Kıbrıs’ta her iki halkın asli kurucu iradelerini, siyasi eşitliklerini ve Ada’nın ortak sahibi olmalarını temel alan, müzakere edilmiş, adil ve kalıcı bir çözüm için garantör ülke olarak yapıcı katkımızı sürdüreceğiz ve Birleşmiş Milletlerin bu yöndeki çabalarını destekleyeceğiz.

2011 yılından bu yana sancılı bir dönüşüm sürecinden geçmekte olan Kuzey Afrika ve Orta Doğu coğrafyasında, geçmiş iktidarlarımız döneminde olduğu gibi birleştirici ve yapıcı bir rol oynamaya devam edeceğiz. Bölgedeki kriz ve çatışmalara adil, kalıcı ve sürdürülebilir siyasi çözümler üretilmesi yönündeki çabalarımız da sürecektir. Orta Doğu’da etnik ve mezhebi ayrılıklara dayalı çatışmaların ve dışlayıcı yaklaşımların karşısında sosyal bütünleşmeyi ve kapsayıcı siyasi birliği destekleyeceğiz.

Suriye’de dört buçuk yıldır devam eden ihtilaf, her geçen gün daha da derinleşen insani yıkıma ilave olarak, bölgesel olarak başlayan ve giderek küresel bir hâl almakta olan güvenlik ve istikrar açısından oluşturduğu tehditler bakımından da gündemimizde en öncelikli konumda bulunmaktadır. Bu ülkede siyasi bir dönüşüm sağlayacak gerçek bir geçiş sürecinin hayata geçirilmesi için çabalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. 64’üncü Hükûmet olarak da insani ve vicdani sorumluluk gereği, rejimin zulmünden ve terörden kaçarak ülkemize sığınan Suriyeli ve Iraklı kardeşlerimizin yaralarının sarılması için gerekli yardımı sağlamaya, zor günlerinde Suriyeli ve Iraklı kardeşlerimizin yanında yer almaya devam edeceğiz.

Orta Doğu’da kalıcı istikrarın sağlanmasının en önemli koşullarından birisi olan Filistin sorununun adil, kapsamlı ve yaşayabilir bir çözüme ulaştırılması amacına yönelik gayretlerimiz da sürecektir, Filistin Ulusal Birlik Hükûmetine yönelik güçlü desteğimiz de devam edecektir. Başta Haremi Şerif’in kutsiyetinin ve statüsünün muhafazasına yönelik gayretlerimiz olmak üzere, Filistin makamları ve İslam ülkeleriyle yakın iş birliği içinde tarihî bir miras ve emanet olarak gördüğümüz Mescidi Aksa’nın ve Kudüs’ün özgürleştirilmesi için her türlü çabayı göstermeye devam edeceğiz. (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından alkışlar)

Köklü tarihî, insani ve kültürel bağlarımızın bulunduğu Balkanlarda, güzelim Rumelimizde barış ve istikrar ortamının korunması Hükûmetimizin öncelikleri arasında yer almaktadır. Bu çerçevede temel hedefimiz, bölgedeki bu ortamı tehdit etme potansiyeli barındıran etnik, dinî, toplumsal ve siyasi gerginliklerin önlenmesine katkıda bulunmaktır.

Avrupa Birliğine tam üyeliğimiz stratejik hedeflerimiz arasında en öncelikli sıralarda yer almaktadır.

Hükûmet olarak Avrupa Birliği müktesebatına uyum sürecini hızlandıracağız. Bu önceliğimizin de güzel bir yansıması olarak, hükûmet programını sunduktan hemen sonra, bu hafta sonu pazar günü inşallah Türkiye-Avrupa Birliği zirvesini de gerçekleştirmiş olacağız. (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından alkışlar)

Ancak, Hükûmetimizin göstermiş olduğu samimi yaklaşıma Avrupa Birliği kurumlarının ve üye ülkelerin de gerekli karşılığı vermesi gerekmektedir. Avrupa Birliği müktesebatına yüksek oranda uyum sağladığımız hâlde belirli fasılların siyasi mülahazalarla açılmaması Avrupa Birliğinin temel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Önümüzdeki dönemde AB’yle uyum sürecini devam ettirirken Meclisteki tüm partilerimizin desteğini göreceğimize inanıyoruz. Geniş bir kabul gören üyelik hedefimiz yasal düzenlemelerde partiler arası iş birliği için güçlü bir zemin oluşturmaktadır.

Son dönemlerde Suriye’de yaşanan iç çatışmaların etkisiyle artan mülteci akını, bölge ülkelerini aşarak başta Avrupa Birliği olmak üzere uluslararası ölçekte bir meseleye dönüşmüş bulunmaktadır. Bu alanda Avrupa Birliği ile Türkiye diyaloğu ve iş birliğinin önemi giderek artmaktadır. Avrupa Birliğiyle sürdürdüğümüz ilişkiler bütünlüğü içinde bu alanda da yeni inisiyatifler geliştirilmesi önem arz etmektedir. Bu çerçevede, AB sürecine yeni bir ivme kazandırmak ve her alanda reform çalışmalarını hızlandırmak amacıyla hazırlanan AB’ye Katılım İçin Ulusal Eylem Planı’nı titizlikle hayata geçireceğiz. Avrupa Birliği sürecine ve bu süreçte yaşanan değişime, dönüşüme inanan Hükûmetimiz, Avrupa Birliği üyeliği konusunda kararlı ve istikrarlı politikasını sürdürecektir. Sürecin tüm zorluklarına rağmen, bizim için Avrupa Birliğiyle yürütülen müzakerelerin amacı tam üyeliktir.

Geniş bir coğrafyada yakın iş birliği yaptığımız, bölgesel ve uluslararası sorunlara karşı dayanışma içinde bulunduğumuz, müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri’yle ilişkilerimizi ve iş birliğini karşılıklı saygı ve güven temelinde geliştirmeye devam edeceğiz. Önemli ortağımız ve bölgesel iş birliği bakımından önem taşıyan bir komşumuz olan Rusya’yla ilişkilerimizin dinamiği, merkezinde bulunduğumuz geniş coğrafyayı yakından ilgilendirmektedir. Önümüzdeki dönemde, enerji ve ticaret başta olmak üzere, Rusya’yla ilişkilerimizi karşılıklı hassasiyetlere saygı içerisinde ve müşterek menfaatler doğrultusunda güçlendirmeye gayret göstereceğiz.

Bu vesileyle, dün sabah saatlerinde Hatay Yayladağı bölgesinde Türk hava sahasını ihlal eden, müteaddit uyarılara rağmen hava sahamızı terk etmeyen ve o dakika itibarıyla milliyeti bilinmeyen bir uçağın Hava Kuvvetlerimizce düşürülmesiyle ilgili birkaç hususu da huzurunuzda ifade etmek istiyorum.

İhlali yapan uçak beş dakikada 10 defa uyarılmış, sonuç alınamayınca uluslararası angajman kuralları çerçevesinde F-16’larımız tarafından kendilerine verilen talimatla müdahale gerçekleştirilmiştir. Suriye hava sahasından ülkemiz hava sahasına giriş yaparak ihlalde bulunacak hava araçlarına yönelik angajman kurallarımız ilgili bütün ülke ve taraflara açık bir şekilde defaatle izah edilmiştir. Buna rağmen kara ya da hava sahamızda bir ihlal gerçekleşiyorsa ona karşı her türlü tedbiri almak bizim hem hakkımız hem de görevimizdir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Burada bir noktayı özellikle kaydetmek istiyorum. Bizim Rusya’yla ekonomik, siyasi, ticari ve kültürel bağlarımız son derece güçlüdür. Ancak, ulusal güvenliğimiz de her dost ülke arasında olduğu gibi uluslararası hukuk çerçevesinde saygı esasına dayalı olmak zorundadır. Ülkemizin çevresinde âdeta bir ateş çemberi bulunmaktadır. Bu ateş çemberi içinde ülkemizin bekası, vatandaşlarımızın hayatı ve izzeti söz konusu olduğunda her türlü tedbiri alacağımızı da buradan bütün dünyaya ilan ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bugün Türk hava sahasını ihlal eden uçaklara Silahlı Kuvvetlerimizin gösterdiği tepkiyi de bu çerçevede ele almak gerekir. Türkiye’nin hiçbir ülkenin toprağında gözü yoktur. Kendi topraklarını ve hava sahasını korumak ise uluslararası hukuktan kaynaklanan en doğal hakkıdır. Türkiye bölgede her gerilime karşıdır. Rusya yahut bir başka ülkenin hedef alınması söz konusu değildir, herhangi bir ülkeyle de gerilim yaşama arzumuz yoktur. Buna karşılık, bu ülkenin her karış toprağının güvenliğini sağlamak noktasında hiçbir tereddüt göstermedik, göstermeyeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Kardeş devlet can Azerbaycan’la ilişkilerimiz dış politikamızda müstesna bir yere sahip olmaya devam edecektir. Kardeş Azerbaycan’la tarihî ilişkilerimizi Kafkasya jeopolitiğine, her iki ülkenin çıkarına olacak şekilde yansıtmaya devam edeceğiz. Ülkemiz Güney Kafkasya’daki anlaşmazlıkların barışçı yollardan çözümü doğrultusunda Yukarı Karabağ başta olmak üzere Azerbaycan topraklarındaki işgalin sona erdirilmesi ve Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki gerginliklerin sonlanması için çaba göstermeye devam edecektir. Önümüzdeki dönemde Ermenistan’la ilişkilerin normalleşmesine yönelik adımlarımız da sürecektir. Ermenistan’ın karşılıklı yarar ve iş birliğinin önünü açacak, kapsayıcı, adil hafıza arayışı içerisinde tarihi araştıran bir anlayışa yönelmesini ve açılımlarımıza ileri görüşle mukabelede bulunmasını bekliyoruz. Barış, istikrar ve refah ortamının Kafkaslara teşmilinin ancak böylelikle mümkün olabileceğini düşünüyoruz.

Kafkasya’da oluşturduğumuz Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan, Türkiye-Azerbaycan-İran ve Türkiye-Azerbaycan-Türkmenistan üçlü mekanizmaları da meyvelerini vermeye başlamış, Kafkasya ve Orta Asya ülkeleriyle ticaret hacimlerimiz istikrarlı bir artış göstermiştir. Kafkasya ve Orta Asya ülkeleriyle ilişkilerimizin daha da geliştirilmesi ve geçtiğimiz dönemde kurduğumuz Türk Konseyinin daha da güçlendirilmesi temel hedeflerimiz arasında yer almaktadır.

Afrika bizim için çok önem verdiğimiz önceliklerimizden biridir. Önümüzdeki dönemde de Türkiye için dünyanın her yerinde mevcut ilave iş birliği imkânlarını tespit etmeyi hedefleyen bu yaklaşımımızı sürdüreceğiz. Geride bıraktığımız beş yıllık dönemde sayılarını 12’den 39’a yükselttiğimiz Afrika kıtasındaki büyükelçiliklerimizin sayısını daha da arttıracağız. Türk firmalarının ve iş adamlarının Afrika pazarında etkin hâle gelebilmeleri ve pazar payını artırmaları için sarf ettiğimiz gayretler neticesinde 20 milyar dolar seviyesini aşan toplam ticaret hacmimizi daha da yukarılara taşımak için gayret göstereceğiz.

Başta İslam İşbirliği Teşkilatı olmak üzere, bütün bölgesel ve küresel örgütlerde aktif olmaya özen göstereceğiz ve dünyada doğrudan üye olmadığımız ya da ortaklık geliştirmediğimiz hiçbir küresel ya da bölgesel örgüt, yapı kalmayacaktır.

Yeni coğrafyalara erişim sağlama politikamız çerçevesinde ticari ve diplomatik bağlarımızı güçlendirdiğimiz bir diğer bölge olan Latin Amerika ve Karayipler’le ticaret hacmimiz son on yılda 9 kat artarak 8 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Bu yaklaşımımızı muhafaza edecek, ilişkilerimizi karşılıklı saygı ve iş birliği temelinde geliştirmeyi sürdüreceğiz. Özetle dış politikamızda al bayrağın ulaşmadığı hiçbir kıta, hiçbir ülke, hiçbir bölge, hiçbir havza kalmayacaktır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, bütün bu reformları, vaatlerimizi ve projelerimizi belirli bir takvime bağlayan, sorumlulukları netleştiren, hesap verebilirliği sağlayacak olan eylem planımızı da ayrıca halkımızla paylaşacağız. Üç ay, altı ay ve bir yıl içinde ayrıntılı ve şeffaf bir şekilde neleri yapacağımızı içeren eylem planımız uygulamanın etkinliği ve takibi bakımından da sağlam bir zemin oluşturacaktır. Geçmişte olduğu gibi bugün de, yarın da halkımıza verdiğimiz her sözü mutlaka hayata geçireceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

64’üncü Hükûmet, Türkiye'nin reformlarla birlikte siyasi istikrar ve ekonomik büyüme sürecinin tahkim edilmesi için çalışacaktır. Bu sorumluluğu alırken milletimizin desteğine, siyasi partilerimizin basiretine ve kurumlarımızın enerjisine duyduğumuz güven tamdır.

64’üncü Hükûmet Programı’mızın insan onurunu esas alan müreffeh Türkiye hedefimiz için hayırlara vesile olmasını diler, saygılar sunarım. (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından ayakta alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Başbakan.

Sayın milletvekilleri, Bakanlar Kurulunun programı Sayın Başbakan tarafından Genel Kurula sunulmuştur.

Anayasa’nın 110’uncu ve İç Tüzük’ün 124’üncü maddeleri Bakanlar Kurulu programı üzerindeki görüşmelerin programın okunmasından iki tam gün geçtikten sonra yapılmasını öngörmektedir. Buna göre, program üzerindeki görüşmeler 28 Kasım 2015 Cumartesi günü yapılacaktır.

Gündemimizde görüşülecek başka bir konu bulunmamaktadır.

Sayın milletvekilleri, gündemimizde yer alacak konuları görüşmek üzere 26 Kasım 2015 Perşembe günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Teşekkür ederim.

Kapanma Saati: 18.03