TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

73’üncü Birleşim

10 Mart 2015 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın, Kocaeli ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz'ın, çiftçiler, besiciler ve süt üreticilerinin sorunları ve çözüm önerilerine ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi'nin, Ağrı ilinde yapılan yatırımlara ilişkin gündem dışı konuşması

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz'ın, Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi’nin yaptığı gündem dışı konuşması sırasında şahsına ve Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- Amasya Milletvekili Avni Erdemir'in, Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın HDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın, Amasya Milletvekili Avni Erdemir’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

4.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Amasya Milletvekili Avni Erdemir’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

5.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Isparta Milletvekili Recep Özel’in HDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

6.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın, Amasya Milletvekili Avni Erdemir ile Isparta Milletvekili Recep Özel’in HDP grup önerisi üzerinde yaptıkları konuşmaları sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

7.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

8.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

9.- Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın, Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ eski Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

10.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal'ın, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın sataşma nedeniyle ve Antalya Milletvekili Sadık Badak’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptıkları konuşmaları sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

11.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker'in, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

12.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, İstanbul Milletvekili Sedef Küçük’ün 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 52’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

13.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, Ankara Milletvekili Levent Gök’ün yaptığı açıklaması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

14.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

15.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

16.- Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ'ın, Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 52’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

17.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın, Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 52’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat’ın Turhal ilçesindeki isteğe bağlı sigortalıların, Hükûmetten borçlarının faizlerinin kaldırılmasını ve yeniden yapılandırılmasını istediklerine ilişkin açıklaması

2.- Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin'in, Bursa Yenişehir Havaalanı’ndan Trabzon ve Erzurum uçuşlarının tekrar başladığına ve bu konuda emeği geçen herkese şükranlarını sunduğuna ilişkin açıklaması

3.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın, Mersin Büyükşehir Belediyesinin tutumu nedeniyle Mersin Otogarı’nın işletilemediğine ve Hükûmetin Mersin’in otogar sorununa acilen el atması gerektiğine ilişkin açıklaması

4.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, KPSS’nin nisan ayında yapılmasının birçok mağduriyete yol açacağına ilişkin açıklaması

5.- Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz'ın, nüfusları 2 binin altında olduğu için belediye tüzel kişilikleri kapatılan yerleşim birimlerinin sorunlarına ilişkin açıklaması

6.- Ankara Milletvekili Haluk Özdalga'nın, Suriye’de öldürülen 300 bin kişinin yaklaşık yarısının AKP iktidarının desteklediği fanatik militanlar tarafından katledildiğine ilişkin açıklaması

7.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, Parlamentonun 10/3/1972 tarihinde Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkındaki idam cezalarını onaylamasının üzüntüsünü bir kez daha yaşadıklarına ve iç güvenlik paketinin derhâl geri çekilmesini talep ettiğine ilişkin açıklaması

8.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Adana-Kozan yolunun yapılması gerektiğine ilişkin açıklaması

9.- Mersin Milletvekili Ali Öz'ün, Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

10.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, dolar ve euro arasındaki parite değişikliğinin hacca gidecek vatandaşlara menfi etkilerinin ortadan kaldırılması için bir düzenleme yapılması gerektiğine, İzmir Valiliğinin özgürlükleri kısıtlayan bazı uygulamalarına ve Çanakkale’de yolsuzlukları eleştirdiği için işten çıkarılan taşeron işçisine yapılan işlemin geri alınması gerektiğine ilişkin açıklaması

11.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, Türkiye Büyük Millet Meclisine 9-20 Mart tarihleri arasında ziyaretçi yasağı getirilmesiyle ilgili karara ilişkin açıklaması

12.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, Türkiye Büyük Millet Meclisine 9-20 Mart tarihleri arasında ziyaretçi yasağı getirilmesiyle ilgili karara ilişkin açıklaması

13.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel'in, Antalya Milletvekili Sadık Badak’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

14.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 52’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

15.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

16.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

17.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, kadına uygulanan şiddeti, aşağılamayı ve tacizi ortadan kaldıracak bir yasayı derhâl çıkarmaya hazır olduklarına ilişkin açıklaması

18.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 53’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

19.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 54’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

20.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, Genel Kurulda uygulanan kölelik düzenindeki çalışma tarzını insan onuruna aykırı bulduğuna ilişkin açıklaması

21.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin, Genel Kurulda çalışanlara fazla mesai ücreti verilmeden insanlık dışı bir tempoda çalıştırıldıklarına ilişkin açıklaması

22.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

23.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, çalışanların hukukunu korumak zorunda olduklarına ve temel hak ve hürriyetleri ilgilendiren bir konuda iktidar partisinin uzlaşma araması gerektiğine ilişkin açıklaması

24.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, yürütmenin Parlamentoya bu şekilde bir dayatmada bulunmasının milletvekillerinin durumlarını istismar etmek amacı taşıdığına ilişkin açıklaması

25.- Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner'in, Meclis Başkanlığının, sadece milletvekillerinin değil, stenografların, kavasların, aşçıların, garsonların, polislerin ve diğer görevlilerin de hukukunu koruması gerektiğine ilişkin açıklaması

26.- Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu'nun, genişletilmiş ekonomi zirvesinde alınan kararlarla ilgili Hükûmetin detaylı bir açıklama yapması gerektiğine ilişkin açıklaması

27.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın, Genel Kuruldaki çalışma düzeninin dünyanın hiçbir ülkesinde olmadığına ilişkin açıklaması

28.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın, Meclisin denetim faaliyetlerini yapamadığına ve çalışmaların bu kadar uzun süreli olmaması gerektiğine ilişkin açıklaması

29.- Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ'ın, Genel Kurul çalışmalarının bu kadar uzun süreli olmaması gerektiğine ve görüşülmekte olan tasarıya toplumun her kesiminin karşı çıktığına ilişkin açıklaması

30.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Meclise bu çalışma şartlarının dayatılmasının normal bir uygulama olmadığına ilişkin açıklaması

31.- İstanbul Milletvekili Binnaz Toprak'ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

32.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Genel Kuruldaki çalışma düzeninin insan haklarına aykırı olduğuna ilişkin açıklaması

33.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal'ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

34.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz'ın, İç Tüzük’ün herkesin kendi kafasına göre yorumladığı bir kitapçık şeklinde kaldığına ve bu çalışma düzeninin dünyada eşi benzeri görülmediğine ilişkin açıklaması

35.- Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün, Merkez Bankası Başkanıyla ilgili Bakanın bir açıklama yapması gerektiğine ilişkin açıklaması

36.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in, Cumhurbaşkanının, bu yasanın çıkması konusunda yaptığı değerlendirmelerle aslında bu Meclise hakaret ettiğine ilişkin açıklaması

37.- Bilecik Milletvekili Fahrettin Poyraz'ın, muhalefet partilerinin bir taraftan engelleme yaparken bir taraftan da çalışma düzeninden şikâyet ettiklerine ilişkin açıklaması

38.- Mersin Milletvekili Ali Öz'ün, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığına gölge düşürecek bir çalışma yürütüldüğüne ilişkin açıklaması

39.- Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin'in, vatandaşların görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın bir an önce çıkmasını beklediklerine ilişkin açıklaması

40.- Konya Milletvekili Faruk Bal'ın, Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

41.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün, iktidar partisi milletvekillerinin muhalefetin konuşmasını hakkın suistimali olarak değerlendirmelerinin haksızlık olduğuna ve Genel Kuruldaki çalışma düzenine ilişkin açıklaması

42.- Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin'in, muhalefete, Meclisin onuruna yakışır şekilde muhalefet yapmasını ve yapmış olduğu işi ciddiye almasını önerdiğine ilişkin açıklaması

 

 

VII.- GEÇEN TUTANAK HAKKINDA KONUŞMALAR

1.- Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner'in, 9/3/2015 tarihli 72’nci Birleşimdeki bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin konuşması

VIII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İzmir Milletvekili Oğuz Oyan ve 24 milletvekilinin, Maliye Bakanlığının belediyelere yönelik vergi incelemelerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1245)

2.- Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu ve 21 milletvekilinin, akademik ve idari personel ile öğrencilerin sorunlarına çözüm bulunması ve haklarının korunması amacıyla Mustafa Kemal Üniversitesi Rektörünün icraatlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1246)

3.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş ve 20 milletvekilinin, 18 Mart Çan Termik Santrali’nin çalıştırılamaması nedeniyle meydana gelen üretim kaybından kaynaklanan kamu zararı ile sorumluların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1247)

B) Duyurular

1.- Başkanlıkça, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonlarında siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerine düşen birer üyelik için aday olmak isteyen siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerinin yazılı olarak müracaat etmelerine ilişkin duyurusu

C) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Kenya’nın başkenti Nairobi’de 21-23 Nisan 2015 tarihlerinde düzenlenecek olan Engellilerin Katılımı İçin Küresel İttifak konulu konferansa katılım sağlanmasına ilişkin tezkeresi (3/1713)

2.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Almanya Federal Cumhuriyeti Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Meclis Başkanlığı tarafından 17/3/2015 tarihinde Almanya’nın Düsseldorf şehrinde düzenlenecek olan Kuzey Ren Vestfalya ve Türkiye Arasında Kardeş Şehirler Uygulaması- Parlamenter Görüşmesi konulu toplantıya katılım sağlanmasına ilişkin tezkeresi (3/1714)

3.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Avrupa Parlamentosu (AP) Katılım Öncesi Eylem Birimi tarafından Avrupa Parlamentosu Anayasal İşler Komitesi ve Dışişleri Komitesi iş birliğiyle 23-24 Mart 2015 tarihlerinde Belçika’nın başkenti Brüksel’de düzenlenecek olan Sürdürülebilir Demokrasi İçin Siyasi Kültürün Geliştirilmesi ve Siyasi Diyalogun Arttırılması konulu parlamentolar arası seminere katılım sağlanmasına ilişkin tezkeresi (3/1715)

4.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Amerika Birleşik Devletleri’nin New York şehrinde 9-13 Mart 2015 tarihlerinde Birleşmiş Milletler (BM) Kadının Statüsü Komisyonunun 59’uncu Dönem Toplantısına milletvekillerinden oluşan bir heyetin katılmasının Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 4/3/2015 tarihli 95 sayılı Kararı’yla uygun bulunduğuna ilişkin tezkeresi (3/1716)

D) Önergeler

1.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, (2/428) esas numaralı Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/243)

IX.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken tarafından, Bingöl Üniversitesindeki baskılar, yolsuzluk iddiaları ve rektör yönetiminden kaynaklı sorunların araştırılması amacıyla 5/3/2015 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak Genel Kurulun 10 Mart 2015 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- MHP Grubunun, Kütahya Milletvekili Alim Işık ve arkadaşları tarafından, ASELSAN’da görevli mühendislerin zamansız ve endişe verici ölümlerinin arkasındaki nedenlerin ve gerçeklerin tespit edilerek kamuoyunda oluşan şüphelerin giderilmesi, çalışanların güvence içinde projelerini gerçekleştirebilmelerinin sağlanması ve yaşadıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla, 10/3/2015 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak Genel Kurulun 10 Mart 2015 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker ve 19 milletvekili tarafından, Hükûmet temsilcilerinin faiz lobisine yönelik iddialarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 13/6/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak Genel Kurulun 10 Mart 2015 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

X.- SEÇİMLER

A) Radyo Ve Televizyon Üst Kuruluna Üye Seçimi

1.- Radyo ve Televizyon Üst Kurulunda boşalan üyeliklere seçim

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/742) (S. Sayısı: 616)

4.- Askeri Hakimler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/1008) (S. Sayısı: 685)

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684)

6.- Konya Milletvekili Kerim Özkul ve Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ile 45 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkereleri (2/2616) (S. Sayısı: 688)

XII.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Meral Akşener'in, her türlü toplumsal olayda kadınların örnek verilmesinin doğru olmadığına ilişkin konuşması

XIII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, yabancı uyruklu gerçek kişilerin ülkemizde taşınmaz edinmesine ilişkin sorusu ve Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın cevabı (7/61164) (Ek Cevap)

10 Mart 2015 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 73’üncü Birleşimini açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre vereceğim.

Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını görevli personel aracılığıyla üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.06

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.18

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 73’üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – Açılışta yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Sayın milletvekilleri, bütün gruplar açısından söylüyorum, gündem dışı konuşma yapacak üç arkadaşımızın konuşmalarını sükûnet içerisinde, sağlıklı bir şekilde dinleyebilmek, onları izleyebilmek için -bu tarafa da söylüyorum, o tarafa da; tur atanlar var- gürültüyü hafifletirsek iyi olacak.

Gündem dışı ilk söz, Kocaeli ilinin sorunları hakkında söz isteyen Kocaeli Milletvekili Sayın Haydar Akar’a aittir.

Buyurunuz Sayın Akar. (CHP sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın, Kocaeli ilinin sorunlarına, ilişkin gündem dışı konuşması

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, bugün Kocaeli’nin sorunlarını -daha önce de çok defa konuşmuştum- yine konuşmaya devam edeceğim çünkü sorunlar çözülmediği için konuşuyoruz.

Ama önce, geçen hafta Kartepe bölgesi Derbent Mahalle Muhtarı Turan Yılmaz’ı, “Toto Turan” lakaplı Turan ağabeyimizi kaybettik; ailesine başsağlığı diliyorum, sabırlar diliyorum. Çünkü elli dört saat elektrik kesintisine uğradığımız bölgede, bir daha bu olayları yaşamamak için bizzat başında bulunup hatları onartmak üzereyken, o çalışmayı yaparken hayatını kaybetti.

Yine, bir başka konu: Şu anda AKP’li Belediye tarafından, İzmit’teki Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından Alikahya Merkez Mahallesi’nde, Orduluların yaşadığı mahallede şu ana kadar 3-4 bina yıkıldı, 100’e yakın bina yıkılmak üzere. Çünkü orası “çalılık alan” diye geçiyor, aslında çalı falan kalmadı, imara açılması gerekiyor. Bir an evvel bu vatandaşlarımızın mağduriyetinin de giderilmesi gerektiğini söylüyorum. Niçin böyle söylüyorum? Çünkü yolunu yapmışız, elektriğini vermişiz, asfaltı var, her şeyi var, tüm donanımlar var mahallede; “çalılık” diye geçtiği için tapuda ve imara açık olmadığı için yirmi yıllık, otuz yıllık, kırk yıllık binalar yıkılıyor, aslında imara açılması gerekiyor ve iyi bir çalışmanın orada yapılarak bu vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesi gerekiyor.

Kocaeli, hepinizin bildiği gibi, Türkiye’de en çok üreten kentlerden bir tanesi, Türkiye bütçesine muazzam katkı veren bir kent ama bir o kadar da kötü yönetilen, problemleri giderilmeyen bir kent. Bunun bir örneği de hastane ihtiyacı Kocaeli’nde. Gerçekten, on iki yıllık AKP iktidarı döneminde Körfez, Kandıra, Dilovası’nda 50 yatak kapasitesini geçmeyecek 3 hastane yapıldı, bir de Farabiye ek ilave hastanelerle 500’e yakın yatak ilave edildi yaklaşık on iki senede. Yalnız, garip tarafı işin, on iki senede Kocaeli yaklaşık 500 bin büyüdü çünkü diyoruz ya “Kocaeli her yıl bir Bayburt kadar büyüyor.” ve 500 bine yakın Kocaeli büyüdü. Kocaeli’nin sadece yatak ihtiyacı yok.

Kocaeli’nde, hepinizin bildiği gibi, kanser oranları yüzde 200 oranında artmış ve kanser vakaları çığ gibi büyümüştür. Onun için, Kocaeli’nde donanımlı bir onkoloji hastanesine acil ihtiyaç vardır çünkü hayatını kaybeden 4 kişiden 1’i kanser nedeniyle hayatını kaybetmektedir Kocaeli’nde. Sadece bu değil, Kocaeli’nde yoğun bakım ünitesine ihtiyacımız vardır. Yaklaşık 1 milyon 700 bin kişinin yaşadığı Kocaeli’nde sadece 200 adet yoğun bakım ünitesi vardır. Kocaeli’nde hastalar Yalova’ya, Bolu’ya, Düzce’ye, hatta İstanbul’daki hastanelere yollanmaktadır yoğun bakım için; yoğun bakım ünitesine ihtiyaç vardır.

Sanayinin kalbinin attığı, “sanayinin başkenti” dediğimiz Kocaeli’nde mikrocerrahi ve yanık ünitesi bulunmuyor arkadaşlar, çok ilginç, mirkocerrahi ve yanık ünitesi bulunmuyor. İş kazalarının yoğun yaşandığı Kocaeli’nde bu ünitelere de acil ihtiyaç var diyorum.

Tabii, biz bunları söyleyince bu yatırımı yapamayan AKP hükûmetleri ne yaptı? 12 Eylül 2013’te “Şehir hastanesi yapacağım." dedi ve bizim “Cephanelik” dediğimiz bir kesimde şehir hastanesi yapma kararı verildi. Önce 350 dönüm bir arazide yapılması kararlaştırıldı, daha sonra eski Başbakanınızın talebiyle 500 dönüme çıktı ama bir türlü buraya bu hastane yapılmadı ve yapılmamaya devam ediyor. Ben, yılbaşından önce, yerinde var mı yok mu diye hastaneyi incelemeye gittiğimde, çöplerin olduğunu gördüğümde hangi şirket almışsa, protokolü yapmışsa o şirketi aradım. Niye yapmıyorsunuz bu hastaneyi dedim. “Daha henüz protokolde anlaşma yapamadık yani protokol maddelerinde anlaşamadık.” dedi. Ama ne talihsiz bir kentiz ki biz, iki Sanayi Bakanımız vardı -ilki de aynı, ikincisi de aynı- kentin problemleriyle yakından uzaktan ilgileri yok. Çıkıyorlar, aynı, nasıl yalan konuşuyorlarsa bu bakanlar da yalan konuşuyor. Aynen böyle söylüyorum, bir sataşma olarak kabul etsinler, burada açıklasınlar. Geliyorlar, vatandaşa “Prosedürleri tamamlıyoruz, şimdi hastanenin temelini atacağız.” diyorlar. Yine, ortada hastane yok. Yine, bu Sayın Bakan gitmiş, demiş ki: “Burası cephanelik bölgesi, burada mayın taraması yapacağız.” Yahu, mübarek, orası cephanelik bölgesi de orada spor tesisleri yapıldı, başka tesisler yapıldı da hiç mayın araması yapılmadı, şimdiye kadar da 1 tane mayın patlamadı. Orayı Suriye sınırıyla karıştırdı herhâlde benim Bakanım çünkü tatillerini memleketinde geçiriyor o Sayın Bakan, orasıyla karıştırdı ve böyle bir beyanatla mayından dolayı hastaneyi yapmadıklarını ifade etti. Vatandaşın aklıyla dalga geçiyorlar diyorum.

Bu Sayın Bakan, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı, biliyorsunuz, önce hissetti, sonra hayali tramvaydan el salladı tüm Kocaeli’ye, şimdi de mayına çarptı tıpkı Amiral Battı oyunundaki gibi diyorum. Bizim Bakan, anca karavana atar diyor, hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akar.

Gündem dışı ikinci söz, çiftçiler, besiciler ve süt üreticilerinin sorunları ve çözüm önerileri hakkında söz isteyen Afyonkarahisar Milletvekili Sayın Kemalettin Yılmaz’a aittir.

Buyurunuz Sayın Yılmaz. (MHP sıralarından alkışlar)

2.- Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz'ın, çiftçiler, besiciler ve süt üreticilerinin sorunları ve çözüm önerilerine ilişkin gündem dışı konuşması

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarımız; bu kürsüden onlarca defa tarımın ülkemiz ve dünya için önemini ülkemizde tarımla uğraşan çiftçimizin, et ve süt üreticilerimizin sorunlarını ve çözüm yollarını defalarca dile getirmiş olmanın ve bunları da yakın takip etmiş olmanın vicdani rahatlığı içerisindeyim. Benim vicdanım rahat da sizlerin vicdanları rahat mı bilmiyorum.

Zira, tekrar tekrar söylüyorum: Ülkemizde tarımın, çiftçinin, et ve süt üreticisinin hâli perişandır. Tarım arazileri her geçen gün tarım dışı kalmaya devam ediyor. Meralar, mera kapsamından çıkartılarak ahbap çavuş ve yandaşa âdeta peşkeş çekiliyor. Çiftçi üreteceğine âdeta pişman ediliyor. Bakanlıktan teknik destek alamayan üretici ne yapacağını âdeta şaşırmış vaziyettedir.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, eleman eksikliği ve olanların da yetkisizleştirilmesi ve koordinasyon eksikliğinden maalesef atıl vaziyettedir. On üç yıldır araştırma, üretim ve yayın koordinasyonu hâlâ sağlanamamıştır. Araştırma enstitülerinde ve üniversitelerde üretilmiş olan yeni teknolojiler halkımızla buluşturulamamıştır. Atama bekleyen ziraat mühendisleri, veteriner hekimler, gıda mühendisleri, su ürünleri mühendisleri, teknisyen ve teknikerler yıllarca uyutulmuş, âdeta kandırılmışlardır.

Tekrar söylüyorum Sayın Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanıma: Eleman eksikliğiniz hizmetleri aksatmaktadır. Bu yanlış tercih ve politikalarınızın olumsuzluklarını önümüzdeki yıllarda hem çiftçimiz hem üreticimiz ve de neticede ülkemiz çekecektir.

Çiftçimiz, üreticimiz sözde desteklerle oyalanmaktadır. Çıkartılan Tarım Kanunu’na göre -ki kanunu bile uygulamıyorsunuz- millî gelirimizin yüzde 1’inin tarıma destek olarak verilmesi gerekirken bu oran yıllardan beridir yüzde 0,5’i yani binde 5’i geçmemiştir. Çiftçiye hak ettiği desteği ne zaman vereceksiniz? Can çekişmekte olan tarım sektörüne desteği, soruyorum, musalla taşında mı vereceksiniz? Çiftçi, besici, süt üreticisi banka faizi, banka borcu, kredi taksiti, icra, ipotek ve hapishane kıskacında âdeta inim inim inlemektedir. Girdi maliyetleri çiftçinin belini bükmüştür değerli milletvekilleri. Tarımsal girdiler olan mazot, ilaç, gübre, tohum, fidan, fide, yem, tarımsal sulamada kullanılan elektrikten alınmakta olan ÖTV ve KDV acilen kaldırılmalıdır. Bunların sözünü zamanında verdiniz ama hepsini unuttunuz. İnşallah, Milliyetçi Hareket Partisinin iktidarında bu tarımsal girdilerin hepsinden ÖTV ve KDV kaldırılacaktır.

Değerli milletvekilleri, özellikle elektrik borçları konusu çiftçimizi perişan etmektedir, acilen bu borçların yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Çiftçiye söz verdiğiniz yeşil mazotu unuttunuz, unutturmaya çalışıyorsunuz. Denizcilik sektörüne, gemiciklere vermekte olduğunuz ucuz mazotu, traktöre, sulama motoruna, patpata, biçerdövere yani çiftçimize, üreticimize çok gördünüz. Dörtçeker lüks cipe konulan mazot ile traktöre konulan mazotun aynı fiyattan satıldığı belki de tek ülke Türkiye'dir. Avrupa Birliği çiftçilerinin aldığı desteğin hiç olmazsa yarısını çiftçimize verdiğinizde ciddi bir katkısı olacaktır. Çiftçimizin el emeği göz nuru, alın terinin karşılığını alması en tabii hakkıdır değerli milletvekilleri.

Petrol ve doğal gazdan sonra en çok dövizi, ithal ettiğimiz yağ ham maddesi ve yem ham maddesi için ödemekteyiz. Ham yağ açığının ve yem açığının kapatılması için her türlü imkân, -ki, insanımız, güneşimiz, toprağımız, suyumuz var- altyapı mevcuttur. Sadece doğru tercih ve politikalarla alım garantili sözleşmeli üretim sistemiyle milyarlarca döviz ülkemizde kalacaktır. Bu suretle diğer ülkelerin üreticisi, çiftçisi yerine, ülkemizin üreticisi, çiftçisi, besicisi desteklenmiş olacaktır.

“Ülkemizde tarım hasta” dedik inanmadınız, “can çekişiyor” diyoruz, “SOS veriyor” diyoruz inanmıyorsunuz. Tarım ölünce, tarım bitince her türlü gıda ithaline, canlı hayvan, et, süt ithaline, yağ ve yem ham maddesi ithaline, kurbanlık ve saman ithaline mecbur ve mahkûm olunca mı inanacaksınız? Gelin, doğumdan ölüme her insanın ihtiyacı olan, olmazsa olmazı olan tarım sektörüne, üreticimize, çiftçimize, besicimize, süt üreticimize sahip çıkalım.

Yüce heyetinizi saygılarla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yılmaz.

Gündem dışı üçüncü söz, Ağrı ilinde yapılan yatırımlar hakkında söz isteyen Ağrı Milletvekili Sayın Ekrem Çelebi’ye aittir.

Buyurun Sayın Çelebi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

3.- Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi'nin, Ağrı ilinde yapılan yatırımlara ilişkin gündem dışı konuşması

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ağrı iline yapılan yatırımlar hakkında gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, hafta sonu şehit olan 4 pilotumuza buradan Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyor, kederli ailelerine başsağlığı dileklerimi sunuyorum.

Şimdi, benden önce tabii bir arkadaş çıktı burada konuşma yaptı, çiftçilerle ilgili sorunları söyledi. Hani, biz, daha önceki tabii MHP iktidarlarını da gördük, çiftçilere ne verdiler, bunu da gerçekten sizlerin vicdanına bırakıyorum, yüce milletimiz herhâlde bu değerlendirmeyi yapar.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sizin ne verdiğiniz önemli, sizin. Öncekiler on beş sene önceydi. Siz ne verdiniz, onu söyle.

EKREM ÇELEBİ (Devamla) - Şimdi, Hükûmetimiz, tüm Türkiye'de olduğu gibi Ağrı ilinde de neler getirmiş? Biz, yaklaşık olarak üç hafta önce Ağrı il merkezimize neler yaptığımızı burada sizlere arz etmiştik. Şimdi bir de ilçelerimize bakalım. Ağrı’mıza, güzel Ağrı’mıza, ilçe merkezlerimize biz neler getirmişiz?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Millet işsiz geziyor, aç Ağrı’da.

EKREM ÇELEBİ (Devamla) - Ağrı merkezimize yeni bir adliye sarayı yapılmak üzere Adalet Bakanlığımıza 33 dönümlük arsa tahsis işlemlerimiz devam etmektedir. Bunun yaklaşık olarak yüzde 90’ı bitti, inşallah önümüzdeki 2016 yılı yatırım programına biz bunu almayı hedefliyoruz. Bizim şu andaki Ağrı Adliyesinin bulunduğu yeri de inşallah bir müze hâline getirip geri kalan bölümlerini ise bir sosyal donatı merkezi hâline getirmeyi düşünüyoruz.

Yine Ağrı il merkezinde 2014 yılında hâkim ve savcılarımıza 96 adet lojman aldık. Bu da yaklaşık olarak eski maliyetle 13 trilyon 158 milyar 160 milyon TL’lik bir mali unsur yapmaktadır.

ALİM IŞIK (Kütahya) – 6 lojman 13 trilyon mu? 2 trilyonluk bir lojman… Neresi burası? İstanbul mu? 6 lojmana 12 trilyon… Ne para, ne para!

EKREM ÇELEBİ (Devamla) - Yine bizim Ağrı’mızın güzel bir ilçesi Diyadin: 16 derslikli imam-hatip lisesi ve 100 öğrencilik pansiyonun ihale süreci devam ediyor.

İsaağa Mahallesi’nde 2 trilyon 338 milyar TL maliyetli 200 kişilik öğrenci yurdu yapımına başladık.

Yine Fatih Mahallemizde 12 derslikli ilkokul bu sene tamamlandı. Bunun maliyeti 1 trilyon 156 milyar TL.

Diyadin ilçemize, inşallah bundan sonraki dönemde, 2016 yılı içerisinde, 58 dönüm arsa tahsisini yaptık, buraya da Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesine bağlı iki yıllık yüksekokul veya dört yıllık bir tane yüksekokul getirmeyi düşünüyoruz.

Yine, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımıza SHM yapılmak üzere 8 dönümlük arsa tahsisi yapıldı. Diyanet İşleri Başkanlığına diyanet yerleşkesinin yapılması için 4 bin metrekarelik arsa tahsisi yapıldı. Millî Eğitim Bakanlığına okul yapılmak üzere 44 dönüm arsa tahsisi, Adalet Bakanlığına yeni bir adliye sarayı yapılmak üzere 8 dönüm arsa tahsisi, Sosyal Güvenlik Bakanlığına SGK binası yapılmak üzere 5 bin metrekare arsa tahsisi… 500 seyirci kapasiteli kapalı spor salonu ile sentetik çim sahamız bitti. Köy yollarına sadece iki yıl içerisinde 40 kilometrelik sıcak asfalt atıldı. 50 yataklı Diyadin Devlet Hastanemiz bitti, taşındılar, hayırlı uğurlu olsun.

Tutak ilçemize, aynı şekilde, bir yüksekokulun getirilmesi için şu anda yine çalışmalarımız devam ediyor, inşallah bu da, bu sene içerisinde sonuçlanacak. 24 derslikli imam-hatip lisemizin geçen sene temelini attık, bu sene bitti, taşınacağız. 200 öğrenci kapasiteli pansiyonumuz, 24 derslikli sağlık meslek lisemiz, sentetik çim sahamız yaklaşık olarak 969 milyar liraya mal oluyor, 2015’in altıncı veya yedinci ayında bitiyor. Tutak Devlet Hastanemiz bitti, taşındık, hayırlı uğurlu olsun. Tutak Anadolu Lisesinde 1.000 kişilik kapalı spor salonu yapıldı, yaklaşık maliyeti eski parayla 1 trilyon 782 milyar lira. 37 kilometre sadece Tutak ilçemize sıcak asfalt yaptık. SGK binamız bitti, inşallah önümüzdeki aylarda açacağız.

Taşlıçay'da, burada, Nur Ali Turan Meslek Yüksekokulunu bir iş adamımız yaptı, ben huzurlarınızda kendilerine teşekkür ediyorum. 16 derslikli, 100 öğrenci kapasiteli imam-hatip lisemiz ve 16 derslikli ortaokul.

Şirin ilçemiz Eleşkirt. Eleşkirt’te, yine, Celal Oruç Bey’e ben buradan şükranlarımı sunuyorum huzurlarınızda. Orası Türkiye’de hayvancılık alanında açılmış ilk ve tek okul. Dört yılık fakültemiz, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesine bağlı. Yine, aynı şekilde, Eleşkirt ilçemize devlet hastanemizi yapıyoruz, 2015 yılında bitiyor. Yine, 24 derslikli endüstri meslek lisemiz ihale aşamasında. 24 derslikli ve 300 kapasiteli imam-hatip lisemiz ihale aşamasında. Yine, aynı şekilde, SGK binamız bitti, hayırlı olsun ve köy yollarına 53 kilometre sıcak asfalt yapıldı. Yani üç buçuk yıl içerisinde Ağrı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EKREM ÇELEBİ (Devamla) - …il merkez ve ilçelerine yaklaşık olarak 450 kilometre sıcak asfalt yapıldı.

Yüce Meclise saygılarımı sunuyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım, konuşmacı benim konuşmamı saptırarak “57’nci Cumhuriyet Hükûmeti döneminde neler yapıldı?” diye sordu. Ben de, o dönemin Tarım Bakanlığının bir bürokratı olarak, bir genel müdürü olarak cevap vermek istiyorum efendim sataşmadan dolayı.

BAŞKAN – Buyurun.

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz'ın, Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi’nin yaptığı gündem dışı konuşması sırasında şahsına ve Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın konuşmacı “Devriiktidarları döneminde Tarım Bakanlığı olarak neler yaptılar, çiftçiye neler verdiler?” dedi. Sadece şunları ifade etmek bile, şu rakamları paylaşmak bile gerçekten ibretle takip edilecek konulardır.

Milat kabul ettiğiniz 2002’de, tarımın en önemli girdilerinden biri olan 1 litre mazotu alabilmek için çiftçimizin 2,5 kilo buğday satması yeterliydi. Bugün 6 kilo buğday satabilecek ki 1 litre mazot alabilsin.

Yine, 2002 yılında, çiftçimiz, pancar üreticimiz 10 kilo pancar teslim ettiğinde 1 litre mazot alabiliyordu. Bugün 30 kilo, 35 kilo pancar teslim etmesi gerekiyor ki 1 litre mazot alabilsin.

Yine, besicimiz, süt üreticimiz 1 litre ham süt sattığında 2,5 kilo kesif yem alabiliyordu. Bugün gelinen noktada, 1 litre ham süt sattığında ancak 750-800 gram -1 kilo bile yapmıyor- kesif besi yemi alabiliyor.

Hani, “Nereden nereye?” dediğiniz olaylar bu.

Buradan, bu kürsüden Tarım Bakanına seslendim, komisyon sırasında oturuyordu Sayın Bakan, “Buyurun gelin, buradan, Polatlı’dan, Emirdağ’dan, Çay’dan Konya Ovası’na kadar, oradan da hatta Toroslara, Akdeniz’e kadar uzanalım, bir tebdilikıyafet yapın, Tarım Bakanı Sayın Mehdi Eker’i çiftçi, üretici, besici, arpa üreticisi, buğday üreticisi, narenciye üreticisi nasıl görüyor, ne söylüyor? Altın çağını mı yaşatıyorlar, yoksa gerçekten can mı çekişiyorlar olduğunu bir noktada gözlemleyelim.” dedim, cesaret edemedi. Aracılığınızla tekrar davet ediyorum: Cesareti varsa, buyurun, çiftçimizin, besicimizin, üreticimizin önüne bir çıkalım bakalım, kimin dedikleri doğru.

Saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Şimdi 60’ıncı maddeye göre 10 arkadaşımızın pek kısa söz talebini yerine getireceğim. Ondan sonra, Sayın Öner, 58’inci maddeye göre size söz vereceğim. Yani önceden bildireyim de bir şey olmasın.

Sayın Doğru…

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat’ın Turhal ilçesindeki isteğe bağlı sigortalıların, Hükûmetten borçlarının faizlerinin kaldırılmasını ve yeniden yapılandırılmasını istediklerine ilişkin açıklaması

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Ekonomik tablonun çok ağır olması, esnaf, işçi, çiftçi, emekli, çeşitli sosyal katmanları perişan ediyor. İnsanlar borçlarını, sosyal güvenlik primlerini ödeyemiyorlar. Bunlardan birileri de Turhallı hemşehrilerimiz. Tokat ili Turhal ilçesinden arayan isteğe bağlı sigortalılar Hükûmet tarafından Meclis gündemine getirilen torba kanunda borçların faizlerinin kaldırılmasını ve yeniden yapılandırılmasını istiyorlar. Yeniden yapılandırma yapılmaz ise borçlarını ödeyemeyeceklerinin, ödemelerinin mümkün olmadığının… Acilen konunun öneminin anlaşılması ve torba kanunda mutlaka bu yönlü düzenleme yapılması bekleniyor.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Şahin…

2.- Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin'in, Bursa Yenişehir Havaalanı’ndan Trabzon ve Erzurum uçuşlarının tekrar başladığına ve bu konuda emeği geçen herkese şükranlarını sunduğuna ilişkin açıklaması

HÜSEYİN ŞAHİN (Bursa) – Sayın Başkanım, bugün Bursa’da Trabzon ve Erzurum uçuşları hava yoluyla tekrar başlamıştır. Bugün Bursa’da Yenişehir Havaalanı’na Erzurum ve Trabzon’dan gelen uçaklar inmiş ve Bursalı hemşehrilerimizin tekrar ülkemizin kuzeyine ve doğusuna doğru hava yoluyla ulaşımı yolunu başlatmışlardır. Bu konuda özen gösteren Anadolu Jet Genel Müdürüne ve yetkililerine şükranlarımızı sunuyoruz ama beklentimiz o ki bu uçuşlardan sonra, yine aynı şekilde, Diyarbakır, Şanlıurfa, Van, Muş, Ağrı, Antalya ve Kıbrıs uçuşlarının da başlatılmasıdır. Bu konuda çok büyük emeği geçen başta Sayın Başbakan Yardımcımız Bülent Arınç Bey’e, Çalışma Bakanımız Faruk Çelik Bey’e, milletvekili arkadaşlarımıza ve Sayın Valimize, Büyükşehir Belediye Başkanlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz.

Bursa’da uçmayan kalmasın diyor, bütün Bursalı hemşehrilerimizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Atıcı…

3.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın, Mersin Büyükşehir Belediyesinin tutumu nedeniyle Mersin Otogarı’nın işletilemediğine ve Hükûmetin Mersin’in otogar sorununa acilen el atması gerektiğine ilişkin açıklaması

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, Mersin’de CHP’li Belediye Başkanı Mersin’e yakışır bir otogar yaptı. Yerel seçimler geçtikten yaklaşık bir yıl sonra otogar ancak hizmete sokulabildi ancak otogar işletilemiyor. Neden? Çünkü Türkiye’nin en pahalı kiraları isteniyor. Taşıma şirketleri bu fahiş kiralara direniyor; yolcuları Tarsus’a taşıyıp oradan otobüslere bindiriyor ancak otogar tekeli yaratan Mersin Büyükşehir Belediyesi, çok çeşitli zorluklar çıkararak şirketleri sindirmeye çalışıyor. Yolcular ciddi şekilde mağdur, bürolar çalışmayınca yüzlerce insan işsiz kaldı, otogarda istenen fahiş fiyatların bilet ücretlerine yansıması kaçınılmaz yani halk iki kere mağdur olacak. Büyükşehir Belediye Başkanı da kalkmış “Halkın yararına iş yaptık.” diye algı yönetmeye çalışıyor. Belediyeler, algı değil, barış ve huzur içerisinde kenti yönetmelidirler. Mersin iyi yönetilmemektedir. Hükûmetin Mersin otogar sorununa acilen el atması gerekmektedir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Işık…

4.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, KPSS’nin nisan ayında yapılmasının birçok mağduriyete yol açacağına ilişkin açıklaması

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

KPSS birinci dönem personel atamaları şimdiye kadar, daha önceki yıllarda haziran, temmuz aylarında yapılırken 2015 yılı için birinci dönem KPSS atamalarının Devlet Personel Başkanlığı tarafından nisan ayına çekildiği duyurulmuştur. 7 Haziran 2015 tarihinde yapılacak genel seçimler öncesinde AKP’nin siyasi rant elde etmeye yönelik bu girişimi hâlen KPSS’ye girmiş ama üniversite son sınıfta olup da mezuniyet hakkı kazanamamış binlerce gencimizi mağdur etmektedir. Daha önce yaptığım uyarıyı tekrarlıyorum, Hükûmeti bu personel alımını tekrar eskiden olduğu gibi haziran, temmuz aylarına çekerek bu mağduriyeti gidermeye davet ediyorum; aksi takdirde gençlerimizin mağduriyeti ciddi sorunlara yol açacak ve birçok insanımızı gerçekten üzecektir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Yılmaz…

5.- Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz'ın, nüfusları 2 binin altında olduğu için belediye tüzel kişilikleri kapatılan yerleşim birimlerinin sorunlarına ilişkin açıklaması

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Nüfusları 2 binin altına düştüğü gerekçesiyle ve pek çok vaatlerle belediye tüzel kişiliklerini kapattığınız yüzlerce yerleşim birimini köye dönüştürdüğünüz bir gerçek. Gelinen noktada hepsinde, çöpten susuzluğa kadar onlarca sorun var. Buralarda yaşayan insanlarımız âdeta bir yıldır eziyet çekiyorlar. Bu kapatılan belediyelerden 49 tanesi Afyonkarahisar’da. Afyonkarahisar’da Şuhut ilçesine bağlı Balçıkhisar köyünde devam etmekte olan sağlık ocağı inşaatı bile durdurulmuş vaziyettedir. Halkımız burada çok mağdurdur. Köylülerimizden onlarca telefon aldık, “Sizin vereceğiniz kaliteli hizmet bu mu?” diye soruyorlar ve sağlık ocağı inşaatının bir an evvel tamamlanarak hizmete açılmasını bekliyorlar.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

BAŞKAN – Sayın Özdalga…

6.- Ankara Milletvekili Haluk Özdalga'nın, Suriye’de öldürülen 300 bin kişinin yaklaşık yarısının AKP iktidarının desteklediği fanatik militanlar tarafından katledildiğine ilişkin açıklaması

HALUK ÖZDALGA (Ankara) – Teşekkür ederim.

Suriye halkının Beşar Esed rejimine direnişi tam dört yıl önce bugünlerde başladı. Aradan geçen süre içinde yaklaşık 300 bin Suriyeli katledildi. Bu katliamda masum insanlara ağır silahlarla ateş ettiren, sivillerin üstüne fıçı bombası atılması emrini veren Esed’in ağır sorumluluğu vardır ve Esed eli kanlı bir katildir ancak AKP sözcülerinin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hep ileri sürdüğü gibi, hayatını kaybeden 300 bin kişinin hepsi Esed tarafından katledilmiş değildir, yaklaşık yarısı AKP iktidarının desteklediği fanatik militanlar tarafından katledilmiştir. 300 bin kişinin hepsinin Esed tarafından katledildiğini söylemek, Nusra Cephesi ve IŞİD militanları tarafından sadece Alevi olduğu için canlı canlı ciğerleri deşilerek katledilen sivilleri görmemek demektir. AKP bu büyük yalana herhâlde Suriye’deki ağır sorumluluğunu örtmek için başvuruyor ama bilsinler ki o sorumluluktan asla kurtulamayacaklar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Son kullanım tarihiniz geçti sizin.

BAŞKAN – Sayın Gök…

7.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, Parlamentonun 10/3/1972 tarihinde Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkındaki idam cezalarını onaylamasının üzüntüsünü bir kez daha yaşadıklarına ve iç güvenlik paketinin derhâl geri çekilmesini talep ettiğine ilişkin açıklaması

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, bundan tam kırk üç yıl önce, 10 Mart 1972 tarihinde bu Parlamento Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkındaki idam cezalarını onayladı. Aradan geçen süre içerisinde idam cezalarının yarattığı mağduriyet ve haksızlık herkes tarafından benimsenmiş durumda. Bugün Parlamentomuz bu kararı almanın büyük üzüntüsünü bir kez daha yaşıyor. Ancak Sayın Başkan, bugünlerde görüşülen iç güvenlik paketiyle, yargı kararı olmaksızın dahi polise ve valilere verilen yetkilerle, Türkiye'de yaşayan 77 milyon insanımız etkisiz kılınabileceği bir ortama doğru çekilmek isteniyor. Böyle bir ortama Parlamentonun izin vermemesi gerekir. Kırk üç yıl önce yaşanmış bu acı olayın bugün de hatırlanması ve iç güvenlik paketinin derhâl geri çekilmesini talep ediyoruz.

BAŞKAN – Sayın Halaman…

8.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Adana-Kozan yolunun yapılması gerektiğine ilişkin açıklaması

ALİ HALAMAN (Adana) – Başkanım, teşekkür ederim.

Başkanım, ben bunu çok da söylüyorum ama bir türlü de yapan da olmuyor. Bizim bu Adana-Kozan arası var, 55 kilometre. Bu Hükûmet duble yol yapacağım dedi. Bu yolun kenarlarına da -bizim Hacıbeyli ile Sarıçam mahallesi var, köydü mahalle oldu, buraya- refüj, ondan sonra bir de istinat duvarı… Ya, yapmadıkları için sürekli kaza bela çok oluyor. Muhtarlar sürekli şikâyetçi. Karayolları 5. Bölge Müdürlüğü var, bu da Mersin’de. Ya, sürekli de söylememize rağmen yapmıyorlar, sizin aracılığınızla söylesek acaba yaparlar mı Sayın Başkanım?

BAŞKAN – Bir bakalım.

ALİ HALAMAN (Adana) – Oldu, teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Öz…

9.- Mersin Milletvekili Ali Öz'ün, Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ALİ ÖZ (Mersin) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Mersin Milletvekili Sayın Aytuğ Atıcı’nın Mersin Şehirlerarası Terminal İşletmeciliğiyle alakalı vermiş olduğu bir bilgi üzerine söz aldım. Doğrudur. Mersin Şehirlerarası Terminal İşletmeciliği bundan önceki süreçte Mersin’de yerel yönetimden sorumlu olan Cumhuriyet Halk Partisi tarafından yapılmış ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı, özellikle eski Büyükşehir Belediye Başkanını ve yardımcısını açılışında birlikte olmaya davet etmiş nezaket gereği fakat kendileri katılmayı uygun bulmamışlardır. Sonuçta, bu yapılmış olan Şehirlerarası Terminal İşletmeciliği bir ihale karşılığında verilmiş, daha önceki terminal fiyatından çok daha misli misli fazla bir paraya verildiği doğrudur ancak burada kazanan Mersin ve Mersin Büyükşehir Belediyesi olmuştur. İhaleyle verildiği için -ihaleye girenler arasında- yüksek meblağlı bir alım olduğu için daha önceden Mersin’deki bu işletmenin ne kadar ucuza kiralandığını da Mersin halkı görmüş oldu. Bunun fiyatlara yansıyıp yansımayacağını zaman gösterecektir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Vural...

10.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, dolar ve euro arasındaki parite değişikliğinin hacca gidecek vatandaşlara menfi etkilerinin ortadan kaldırılması için bir düzenleme yapılması gerektiğine, İzmir Valiliğinin özgürlükleri kısıtlayan bazı uygulamalarına ve Çanakkale’de yolsuzlukları eleştirdiği için işten çıkarılan taşeron işçisine yapılan işlemin geri alınması gerektiğine ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, vatandaşlarımız hac görevini yerine getirecekler, bunun için kuraya girenler, çıkanlar büyük umutla hac görevini yerine getirme heyecanı içerisinde, şimdiden hepsini kutluyorum ancak maalesef, dolar-euro paritesinden dolayı euro yerine dolar paritesiyle bu yükümlülüğün yerine getirilmesi yaklaşık 1,5 milyar TL her bir vatandaşın üzerinde bir mali yük teşkil edecektir. Dolayısıyla, dolar ve euro arasındaki bu parite değişikliğinin hac farizasını yerine getirecek vatandaşlarımıza menfi etkilerinin ortadan kaldırılması amacıyla bir düzenleme, bir yaklaşım tarzının benimsenmesi gerekir.

Bir diğer konu da, İzmir’de, maalesef, açıkçası AKP İl Başkanı gibi hareket eden vali, siyasi parti, dernek, STK’ların kendi binalarının önünden farklı yerde basın açıklaması yapmasını engellemiştir, yasaklamıştır. Gerçekten, İzmir bir özgürlük ortamıdır. Dolayısıyla, bu konuda STK’lara, partilere getirilen bu kısıtlama bir sıkıyönetim yasası gibidir.

Bir diğer taraftan da Çanakkale’de, maalesef, bir taşeron işçi bir hanımefendi yolsuzlukları eleştirdi diye ekmeğinden edilmiştir. Böyle zulüm kesinlikle kabul edilemez, yazıklar olsun diyorum! Bu bakımdan da ivedilikle Çanakkale’de asgari ücretle çalışan bu taşeron işçisine yapılan işlemin ileriye alınması gerektiğini bu vesileyle de ifade etmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Öner, buyurunuz.

VII.- GEÇEN TUTANAK HAKKINDA KONUŞMALAR

1.- Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner'in, 9/3/2015 tarihli 72’nci Birleşimdeki bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin konuşması

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

72’nci Birleşimde yanlış ifadelerim var, onları düzeltmek üzere söz aldım. Öncelikle, Isparta Milletvekilimiz -çok da kısmetsiz- Sayın Recep Özel’e çok çok teşekkürler ediyorum.

Sayın Bülent Turan’la ilgili olarak “Sen bir yandan Mekke’de bir yandan Mecliste görünen adamsın.” demiştim. Recep Özel düzeltmiş: “Bülent Turan değildi o, yanlış hatırlıyorsun.” Gerçekten Bülent Turan değil, bir başka arkadaşımızmış. Ancak, 128’inci Birleşim, 4 Ağustos 2014 Pazartesi günü Başkan Sayın Ayşe Nur Bahçekapılı yoklama üzerine “Toplantı yeter sayısı vardır.” diyor. “Önergeyi oylarınıza sunuyorum:” derken CHP ve MHP sıralarından “Okutun.” çağrısı var; Grup Başkan Vekili Sayın Muharrem İnce, Grup Başkan Vekili Sayın Oktay Vural. “Başkan - Peki, pusulaları okuyalım. Mehmet Erdoğan? Burada. Bülent Turan? Yok.” Bir arkadaşımızın ismi daha okunuyor: “Yok.” Bir milletvekilimiz de “Vay sahtekârlar, vay!” diye sesleniyor.

Gerçekten burada olmadığı hâlde burada görünen arkadaşlarımızdan biri Bülent Turan Mekke’de değilmiş. Zaten Mekke’de olmasına şaşırırdım, nasıl böyle bir adam aynı zamanda hem Mekke’de olabilir diye. (x)Bunu düzeltiyorum, Recep Özel’e teşekkür ediyorum.

RECEP ÖZEL (Isparta) – İlk defa teşekkür ediyorsun.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Evet efendim, candan.

Bir de Berkin Elvan maddesiyle ilgili olarak, iki yıl altı aydan başlıyor. Sebep? “tutuksuz yargılanmak” diye çıkmış, hâlbuki “tutuklu yargılanmak” olacaktı, bunları düzeltiyorum.

Eskiden bir türkü vardı “Gece gelme gündüz gel, horozdan korkan oğlan.” diye, şimdi yeni türkü çıkacak “Yeni yasalarla gel, sapandan korkan adam.” diye.

Saygılar sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:

VIII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İzmir Milletvekili Oğuz Oyan ve 24 milletvekilinin, Maliye Bakanlığının belediyelere yönelik vergi incelemelerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1245)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Maliye Bakanlığı vergi müfettişlerinin 21/12/2011 tarihli raporlarıyla İzmir Büyükşehir Belediyesinin kira ve benzeri gelirlerinin haksız bir biçimde kurumlar vergisine tabi tutulmak istenmesi ve ilgili belediyenin bir daire başkanlığına bağlı ticari olmayan faaliyet yürüten -yani kamu iktisadi kuruluşu olmayan- katı atık imal tesislerinin kurumlar vergisi mükellefi addedilmesi gibi uygulamaların Türkiye'de başka belediyelerde emsallerinin bulunup bulunmadığını, vergide genellik ve eşitlik ilkelerinin gözetilip gözetilmediğini Maliye Bakanına 8/2/2012 tarihli yazılı soru önergemizle sormamıza rağmen, Maliye Bakanı imzasıyla verilen 13/3/2012 tarihli yanıtta 213 sayılı VUK'un 5’inci maddesinde düzenlenen "vergi mahremiyeti" gerekçesine sığınılarak yanıt vermekten kaçınılmıştır.

Son olarak Konak Vergi Dairesi Müdürlüğünün 14/9/2012 tarihli yazısıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Sağlığı Daire Başkanlığına bağlı olarak faaliyet gösteren Doğal Yaşam Parkı’nın hizmete girdiği 30/11/2008 tarihi itibarıyla kurumlar vergisi mükellefi yapıldığı İzmir Büyükşehir Belediyesine bildirilmiştir. Bu arada, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu gereğince 6/4/2012 tarihi itibarıyla İzmir Milletvekili Oğuz Oyan tarafından Ankara ve İstanbul büyükşehirlerinin kira ve benzeri gelirlerinin ayrıntılı dökümü istenmiş, her iki belediyeden de Nisan ve Mayıs 2012'de yanıtlar gelmiştir. Buna göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin kira, kullanım hakkı geliri, taşınır kira geliri, park yerleri işletme geliri, hal araç geçiş geliri, tahsis geliri olmak üzere esas olarak kira, hak ve ücret kapsamına giren türdeki gelirleri toplamının 2011 yılında 166.173.489 TL olduğu bildirilmiş; Ankara Büyükşehir Belediyesininse kira gelirlerinin 2011 yılında 32.833.862 TL olduğu bildirilmiştir.

İlgili belediyelere bu gelirlere karşılık bir kurumlar vergisi ödeyip ödemedikleri, ödedilerse miktarının ne olduğu, Maliye Bakanlığı vergi denetim elemanları tarafından belediyelerinde bu konularda bugüne kadar bir inceleme yapılıp yapılmadığı 5 Eylül 2012 tarihi itibarıyla gene İzmir Milletvekili Oğuz Oyan tarafından sorulmuş, Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediyelerinden sırasıyla 2 ve 9 Ekim 2012 tarihlerinde gelen yanıtlara göre, her iki belediyenin de kira ve benzeri gelirleri üzerinden kurumlar vergisi vermedikleri ve bu konuda vergi incelemesine tabi tutulmadıkları anlaşılmıştır. Ankara Büyükşehir Belediyesi, 2/9/2012 tarihli yanıtında daha şümullü bir sonuca ulaşarak "Belediye kira gelirleri 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 4. maddesinin (ı) bendi gereğince kurumlar vergisinden muaftır." yanıtını verebilmiştir. (Oysa 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun ilgili madde ve bendinde düzenlenen, belediyelerin su, yolcu taşıma ve mezbaha işletmeleridir. Burada kira gelirleriyle ilgili hüküm yoktur) Ama demek ki bu belediyelerde ne bu gelirlerden kurumlar vergisi talep edildiğine dair bir iz ne de vergi müfettişlerinin herhangi bir izi bulunmaktadır.

Bütün bunlar ayrımcı ve baskıcı vergi operasyonlarının sistematik olarak İzmir Büyükşehir Belediyesini hedef aldığını göstermektedir. Bu belgelenmiş çelişkili uygulamalar dikkate alınarak, Maliye Bakanlığının belediyelere yönelik vergi incelemelerinde çifte standart uygulayıp uygulamadığını, belediyelerin ve benzeri faaliyetlerinin vergi karşısında eşit konumda tutulup tutulmadıklarını yani vergide genellik ve eşitlik ilkelerinin layıkıyla uygulanıp uygulanmadığını, Maliye Bakanının elindeki vergileme aracını muhalif belediyeler üzerinde baskı kurmak, onları vergi kaçakçısı gibi gösterip kamuoyu önünde yıpratmak ve onların gelirlerini haksız, eşitsiz uygulanan vergilerle aşındırıp hizmetlerini sınırlandırmak amacını taşıyan sistematik siyasi operasyonların bir parçası olup olmadığını araştırmak üzere Anayasa’nın 98, İç Tüzük’ün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

1) Oğuz Oyan                                                           (İzmir)

2) İhsan Özkes                                                         (İstanbul)

3) Ali Serindağ                                                         (Gaziantep)

4) İlhan Demiröz                                                      (Bursa)

5) Celal Dinçer                                                         (İstanbul)

6) Candan Yüceer                                                     (Tekirdağ)

7) Mustafa Sezgin Tanrıkulu                                      (İstanbul)

8) Hasan Akgöl                                                         (Hatay)

9) Ali İhsan Köktürk                                                  (Zonguldak)

10) Ali Özgündüz                                                      (İstanbul)

11) Ali Demirçalı                                                      (Adana)

12) Tanju Özcan                                                       (Bolu)

13) Mehmet Ali Ediboğlu                                           (Hatay)

14) Hülya Güven                                                       (İzmir)

15) Emre Köprülü                                                     (Tekirdağ)

16) Mehmet Şevki Kulkuloğlu                                    (Kayseri)

17) Gürkut Acar                                                        (Antalya)

18) Haydar Akar                                                       (Kocaeli)

19) Ali Sarıbaş                                                         (Çanakkale)

20) Hurşit Güneş                                                      (Kocaeli)

21) Turgay Develi                                                     (Adana)

22) Namık Havutça                                                   (Balıkesir)

23) Doğan Şafak                                                      (Niğde)

24) Osman Kaptan                                                    (Antalya)

25) Ramazan Kerim Özkan                                        (Burdur)

2.- Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu ve 21 milletvekilinin, akademik ve idari personel ile öğrencilerin sorunlarına çözüm bulunması ve haklarının korunması amacıyla Mustafa Kemal Üniversitesi Rektörünün icraatlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1246)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

1992 yılında kurulan Mustafa Kemal Üniversitesi 20’nci kuruluş yılını kutlarken gerek üniversite akademik ve idari personeli gerekse öğrenciler, Hatay kamuoyunda tartışılan çok ciddi iddialarla birlikte anılmakta ve bu kutlama aktiviteleri de gölgede kalmaktadır. Nitekim, üniversitenin 2012-2013 eğitim öğretim yılı akademik açılış töreninin yapıldığı 15 Ekim 2012'de EĞİTİM SEN, SES, DİSK, GENEL-İŞ, TMMOB İl Temsilciliği ve Hatay Tabip Odasının ortak bir açıklama yaparak Mustafa Kemal Üniversitesinde (MKÜ) korku cumhuriyeti yaratıldığını belirterek üniversitede gerek akademik gerek idari personele uygulanan baskılara, açılan hukuksuz soruşturmalara ve bunun sonucunda verilen haksız cezaları protesto etmesi dikkat çekmiştir.

Bu çerçevede;

1- 20’nci kuruluş yılını kutlayan MKÜ'de Profesör Doktor Hüsnü Salih Güder'in görev yaptığı son iki yıl içinde gerek idari gerek akademik personelle ilgili kaç soruşturma açılmış ve bu soruşturmalar sonucu ne gibi cezalar verilmiştir?

2- Son iki yıldaki soruşturma sayısıyla üniversitenin önceki on sekiz yıllık tarihindeki soruşturma sayısı arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır? Son iki yıldaki soruşturma sayısının, önceki dönemlerden fazla olduğu doğru mudur? Doğruysa nedenleri nelerdir?

3- Profesör Doktor Hüsnü Salih Güder'in göreve geldiği son iki yıllık süre zarfında kaç akademik ve idari personelin üniversite ile ilişkisi kesilmiştir? Gerekçeleri nelerdir?

4- Profesör Doktor Hüsnü Salih Güder'in göreve geldiği son iki yıllık süre zarfında kaç akademik ve idari personel emekliye ayrılmak zorunda kalmıştır?

5- Profesör Doktor Hüsnü Salih Güder'in Rektör olarak görev aldığı dönemde kaç akademik ve idari personel MKÜ'den başka bir kuruma geçiş yapmıştır? Bu kurum değişikliği yapmak zorunda kalmasının nedeni nedir?

6- Kendi yandaşlarına kadro sağlamada çok başarılı olan Rektör, kendinden görmediği öğretim üyelerine kadro vermekte neden zorlanmaktadır? Başka bir ifadeyle kendi yandaşı olmadığı için kadro alamayan ve kimi profesör kimi doçent kadrosuna atanmayı bekleyen kaç öğretim üyesi bulunmaktadır? Bazı öğretim üyelerinin beş yıldır kadro beklediği doğru mudur? Bu beş yılın üç yılı, Profesör Doktor Hüsnü Salih Güder'in önceki Rektör Şerafettin Canda'nın danışmanlığını yaptığı dönem midir?

7- Profesör Doktor Hüsnü Salih Güder'in Rektör olarak görev aldığı dönemde, öğretim elamanı alımı, atanma ve yükseltilmesi ile süre uzatımları konusunda uyguladığı nesnel kriterleri nelerdir?

8- Profesör Doktor Hüsnü Salih Güder'in Rektör olarak görev aldığı dönemde yurt dışı görevlendirmelerde uygulanan nesnel kriterleri nelerdir? Rektör, kendisine yakın öğretim elemanlarını yurt dışı görevlendirmede cömert davranırken kendisine yakın görmediği öğretim üyelerini görevlendirmede neden oldukça cimri davranmaktadır? Bu konuda yaşanan taraflı tutumların nedenleri nelerdir?

9- MKÜ'de, Profesör Doktor Hüsnü Salih Güder'in görev yaptığı son iki yıl içinde öğrencilerle ilgili kaç soruşturma açılmış ve bu soruşturmalar sonucu ne gibi cezalar verilmiştir?

Yukarıda belirtilen sorulara cevap bulunması, olumsuzluklar ve taraflı uygulamalarla ilgili mağdur olan gerek üniversite akademik ve idari personeli gerekse öğrencilerin sorunlarına çözüm bulmak ve haklarının korunması amacıyla; MKÜ Rektörü ve icraatlarının araştırılarak, alınabilecek tedbirlerin, çözüm önerilerinin belirlenmesi ve uygulanması konularında, yüce Meclisimizin ve halkımızın bilgilendirilmesi amacıyla, Anayasa’nın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

1)              Mehmet Ali Ediboğlu     (Hatay)

2)               Ali Serindağ                                                          (Gaziantep)

3)               Candan Yüceer                                                    (Tekirdağ)

4)               İlhan Demiröz                                                      (Bursa)

5)               Celal Dinçer                                                         (İstanbul)

6)               İhsan Özkes                                                          (İstanbul)

7)               Ali Demirçalı                                                        (Adana)

8)               Ali İhsan Köktürk                                                  (Zonguldak)

9)               Mustafa Sezgin Tanrıkulu                                  (İstanbul)

10)            Emre Köprülü                                                       (Tekirdağ)

11)            Hülya Güven                                                        (İzmir)

12)            Tanju Özcan                                                         (Bolu)

13)            Hasan Akgöl                                                         (Hatay)

14)            Mehmet Şevki Kulkuloğlu                                  (Kayseri)

15)            Gürkut Acar                                                           (Antalya)

16)            Haydar Akar                                                         (Kocaeli)

17)            Ali Sarıbaş                                                            (Çanakkale)

18)            Turgay Develi                                                       (Adana)

19)            Namık Havutça                                                    (Balıkesir)

20)            Doğan Şafak                                                        (Niğde)

21)            Osman Kaptan                                                     (Antalya)

22)            Ramazan Kerim Özkan                                      (Burdur)

3.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş ve 20 milletvekilinin, 18 Mart Çan Termik Santrali’nin çalıştırılamaması nedeniyle meydana gelen üretim kaybından kaynaklanan kamu zararı ile sorumluların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1247)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Çanakkale ili Çan ilçesinde yer alan 320 megavat gücündeki, 18 Mart Çan Termik Santrali’nde kullanılan, kömüre karıştırılan kireç taşının temininde yaşanan sorunların çözülememesi nedeniyle, santral 28/8/2012'den bu yana çalıştırılmamaktadır. Çalıştırılamamanın sonucunda meydana gelen üretim kaybı, kireç taşının temin edilememesine bağlı olarak, santralin üretim kaybından kaynaklanan kamu zararının ve sorumlularının tespiti ile santralin uzun vadeli tedarik sorunlarının çözümündeki engellerin giderilmesine yardımcı olmak amacıyla TBMM İçtüzüğü'nün 104’üncü ve 105’inci maddeleri ve Anayasa'nın 98’inci maddesi uyarınca bir Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

1) Ali Sarıbaş                                                                      (Çanakkale)

2) Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                                 (İstanbul)

3) İzzet Çetin                                                                       (Ankara)

4) Osman Taney Korutürk                                                (İstanbul)

5) Orhan Düzgün                                                               (Tokat)

6) Turgut Dibek                                                                  (Kırklareli)

7) Hasan Ören                                                                    (Manisa)

8) Ömer Süha Aldan                                                         (Muğla)

9) İhsan Özkes                                                                   (İstanbul)

10) Kazım Kurt                                                                   (Eskişehir)

11) Rahmi Aşkın Türeli                                                     (İzmir)

12) Muharrem Işık                                                             (Erzincan)

13) Musa Çam                                                                   (İzmir)

14) Müslim Sarı                                                                  (İstanbul)

15) Aydın Ağan Ayaydın                                                   (İstanbul)

16) Gürsel Tekin                                                                (İstanbul)

17) Doğan Şafak                                                               (Niğde)

18) Ali Rıza Öztürk                                                             (Mersin)

19) Engin Altay                                                                   (Sinop)

20) Haydar Akar                                                                 (Kocaeli)

21) Namık Havutça                                                           (Balıkesir)

Gerekçe:

Çanakkale ili, Çan ilçesinde Elektrik Üretim A.Ş'ye (EÜAŞ) bağlı olarak faaliyette bulunan 18 Mart Çan Termik Santrali (Santral), katı yakıtlı bir enerji üretim tesisi olup, yakıt olarak kömür kullanmaktadır. Santral, akışkan yataklı bir termik santral olması nedeniyle yakma esnasında kükürtdioksidin tutulması amacıyla belirli oranda kömürle kireç taşı karıştırılarak yakma işlemi gerçekleştirilmektedir.

Kireç taşı temini sağlayan firmayla sözleşme süresinin 2011 yılı sonunda bitmesi üzerine 13/12/2011 tarihinde yapılan ihale, 9/1/2012 tarihinde idare tarafından iptal edilmiş, aynı konuda bir firmanın şikâyeti üzerine Kamu İhale Kurulunun (KİK) 19/1/2012 tarih ve 2012/UM.I-425 sayılı Kararı’yla da aynı kanıya varılarak ihalenin iptal edilmesi gerektiği öngörülmüştür.

Aynı gelişmeler 28/2/2012 tarihinde ilan edilen kireç taşı temini ihalesi için de geçerli olmuş, 17/5/2012 tarihinde aynı firmanın itirazı üzerine KİK tarafından 4/6/2012 tarihinde karara bağlanmadan önce idare tarafından iptal edilmiştir.

Son olarak, santralin bağlı olduğu EÜAŞ Genel Müdürlüğü tarafından 2/9/2012 tarihinde ilana çıkılarak 27/12/2012 tarihinde yapılacak ihaleyle 1,5 milyon ton kireç taşı alınacağı duyurulmuştur.

İdarenin her iki ihaleyi de iptal ettiği ve nedenlerini 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun ilkinde 16, ikincisinde de 5’inci maddesine dayandırdığı dikkate alındığında idarenin basiretsizliği olarak değerlendirilebilecek bu tutumu doğrulayan başka gelişmeler de bulunmaktadır. Sözgelimi, aynı dönemde Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketince muhtelif illerdeki bağlı fabrikalar için kireç taşı temini amacıyla 21 ihale yapılmış ve bu ihalelerde 13 bin-50 bin ton arasında kireç taşı temin edilmiştir. Sözü edilen miktarlardaki kireç taşı alımları santralin uzun vadeli ihtiyacını karşılayacak yeterlikte olmasa da, Şeker Fabrikaları örneğinde olduğu gibi, kısa vadeli benzer miktardaki alımlarla santralin 28/8/2012 tarihinden bu yana çalışması sağlanabilirdi.

Ancak 27/12/2012 tarihinde yapılacak olan kireç taşı alım ihalesiyle ilgili sözleşme tasarısının 10.3.1. maddesinde yüklenicinin sözleşmenin imzalanmasını müteakip yüz elli gün içinde işe başlayacağı ve kısmi teslimatlar hâlinde işi altmış ay içerisinde tamamlayacağı öngörülmüştür. İhaleyi alan yüklenicinin işe başlaması süresini sonuna kadar kullanması durumunda santralin Mayıs 2013'e kadar faaliyete geçemeyeceği, dolayısıyla 320 megavat gücündeki bu santralin yaklaşık dokuz ay boyunca devre dışı kalmış olacağı açıktır.

Şeker Fabrikaları örneğinde olduğu gibi, kireç taşı ihtiyacı olan diğer kamu kurum ve kuruluşlarında (Örneğin EÜAŞ'a bağlı Kemerköy ve Yeniköy Santralleri vd.) herhangi bir tedarik sorunu yaşanmazken sadece söz konusu santralde yaşanan bu soruna bağlı olarak oluşan kamu zararının ve sorumlularının tespiti ile santralin uzun vadeli tedarik sorunlarının çözümündeki engellerin giderilmesine yardımcı olmak amacıyla bir Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bir konuyu arz etmek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

11.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, Türkiye Büyük Millet Meclisine 9-20 Mart tarihleri arasında ziyaretçi yasağı getirilmesiyle ilgili karara ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Şimdi, milletvekillerine ve gruplara 20 Marta kadar vatandaşın Meclise ziyareti yasaklanmış. Yani ben halkla böyle bir dönem içerisinde ziyaretini kesen bir Parlamentonun doğru olmadığını düşünüyorum. Bu kadar, milletvekilinin seçim dönemi, dertleri olacak, bunları anlatacak da yani böylesine bir dönem içerisinde vatandaş varlığını Mecliste hissettirmezse nerede hissettirecek? Bununla ilgili ziyaretçi yasağı geliyor. Bu ziyaretçi yasağının anlamı nedir? Parlamentoya ziyaretçi yasağıyla ilgili husus sadece ve sadece, ancak ve ancak belki bütçe sırasında bir gelenek oluştuğu için yapılabilmektedir. Ama böylesine bir dönem içerisinde ziyaretçilere yasaklanması uygun değil.

Ayrıca, bir de gruplara da gönderiliyor. Bizim temsil görevimiz var. Böyle bir şey olabilir mi? Yani ben Milliyetçi Hareket Partisi Grubunu temsil ediyorum, ziyaretçi yasağı var diye… Partimin temsil görevi var. Sivil toplum örgütleri geliyor, derdi olanlar geliyor, komisyonda olanlar geliyor. Bir partinin kendisiyle ilgili bir temsil görevini bile engelleyecek şekilde ziyaretçilerin yasaklanması ve bu konuda parti gruplarının âdeta birilerini ricacı konumuna düşürmesi kabul edilebilir gibi değil. İvedilikle bu konuda bu yanlıştan dönülmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bunu arz etmek için söz aldım. Çok teşekkür ediyorum.

12.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, Türkiye Büyük Millet Meclisine 9-20 Mart tarihleri arasında ziyaretçi yasağı getirilmesiyle ilgili karara ilişkin açıklaması

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, biz de az önce, koridorda, tesadüfen, bir emniyet mensubu arkadaşımızın getirdiği bir yazıyla bunu öğrendik. Yani bu davet ne zaman yapıldı? Ve bizim idare amirimizin de olmadığı bir ortamda, 9 Mart-20 Mart arasında ziyaretçi yasağının getirilmiş olduğunu tesadüfen Meclise girerken öğrenmiş bulunuyoruz.

Şimdi, Meclisimizin artık son dönemi. Bu Meclisin bütçe dönemlerinde belki çalışması için hep beraber ortaklaşa aldığımız bir kararın şimdi artık son aya, son günlere şamil edilmesini haklı kılacak hiçbir gerekçe yoktur. Birçok seçmenimiz bu konuda tepki göstermeye başlamıştır çünkü öğrenmişler bu kararı. Bizim önümüzdeki haftalarda grup toplantılarımız var. Milletvekillerimiz her gün odalarında seçmenleriyle buluşmak için onları bekliyorlar yani kapıları kapalı değil ki milletvekillerimizin. Doğal olarak seçmenler de milletvekillerini ziyaret etmek istiyor, sorunlarını anlatmak istiyor ama böyle bir uygulama bir anda kapıda polislerle, emniyet güçleriyle ziyaretçileri ve bizleri karşı karşıya getirecektir. Benim az önce haberim oldu. Yani ana muhalefet partisinin grup başkan vekilinin az önce, tesadüfen haberinin olduğu bir konuyu konuşuyoruz.

Böyle bir uygulamayı kabul etmemiz mümkün değildir. Bizim ziyaretçilerimiz gelecektir ama Meclisimiz bu kararı derhâl geri almalı ve değiştirmelidir.

BAŞKAN – İleteceğim.

Teşekkür ederim.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Yani AKP milletvekilleri ziyaretçi istemiyorsa…

OKTAY VURAL (İzmir) – Onlara ayrı bir önlem alsınlar, yasak konsun.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Bizimkilere engel olamazlar.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Kendi adamlarına yasak koysunlar yani tutamıyorlar herhâlde.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bize, benim milletvekilimin halkla görüşmesini hangi sıfatla engelliyorlar? Böyle bir şey olur mu!

BAŞKAN – İleteceğim.

VIII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

A) Meclis Araştırması Önergeleri (Devam)

3.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş ve 20 milletvekilinin, 18 Mart Çan Termik Santrali’nin çalıştırılamaması nedeniyle meydana gelen üretim kaybından kaynaklanan kamu zararı ile sorumluların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1247) (Devam)

BAŞKAN – Araştırma önergeleri bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

B) Duyurular

1.- Başkanlıkça, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonlarında siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerine düşen birer üyelik için aday olmak isteyen siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerinin yazılı olarak müracaat etmelerine ilişkin duyurusu

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği ve İnsan Haklarını İnceleme Komisyonlarında siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerine de birer üyelik düşmektedir. Bu komisyonlara aday olmak isteyen siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerinin 16 Mart 2015 Pazartesi günü saat 18.00’e kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına yazılı olarak müracaat etmelerini rica ediyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının dört tezkeresi vardır, ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.

C) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Kenya’nın başkenti Nairobi’de 21-23 Nisan 2015 tarihlerinde düzenlenecek olan Engellilerin Katılımı İçin Küresel İttifak konulu konferansa katılım sağlanmasına ilişkin tezkeresi (3/1713)

4/3/2015

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Kenya'nın başkenti Nairobi'de 21-23 Nisan 2015 tarihlerinde "Engellilerin Katılımı İçin Küresel İttifak" konulu bir konferans düzenlenecektir.

Söz konusu konferansa katılım sağlanması hususu, 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 9'uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                                                                      Cemil Çiçek

                                                                                                          Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                          Başkanı

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Tezkereyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.12

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.34

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 73’üncü Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının ilk okunan tezkeresinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi tezkereyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım. Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir, Karar yeter sayısı vardır.

Diğer tezkereyi okutuyorum:

2.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Almanya Federal Cumhuriyeti Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Meclis Başkanlığı tarafından 17/3/2015 tarihinde Almanya’nın Düsseldorf şehrinde düzenlenecek olan Kuzey Ren Vestfalya ve Türkiye Arasında Kardeş Şehirler Uygulaması- Parlamenter Görüşmesi konulu toplantıya katılım sağlanmasına ilişkin tezkeresi (3/1714)

4/3/2015

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Almanya Federal Cumhuriyeti Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Meclis Başkanlığı tarafından 17 Mart 2015 tarihinde Almanya'nın Düsseldorf şehrinde "Kuzey Ren Vestfalya ve Türkiye Arasında Kardeş Şehirler Uygulaması- Parlamenter Görüşmesi" konulu bir toplantı düzenlenecektir.

Söz konusu toplantıya katılım sağlanması hususu, 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 9'uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                                                                      Cemil Çiçek

                                                                                                          Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                          Başkanı

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Diğer tezkereyi okutuyorum:

3.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Avrupa Parlamentosu (AP) Katılım Öncesi Eylem Birimi tarafından Avrupa Parlamentosu Anayasal İşler Komitesi ve Dışişleri Komitesi iş birliğiyle 23-24 Mart 2015 tarihlerinde Belçika’nın başkenti Brüksel’de düzenlenecek olan Sürdürülebilir Demokrasi İçin Siyasi Kültürün Geliştirilmesi ve Siyasi Diyalogun Arttırılması konulu parlamentolar arası seminere katılım sağlanmasına ilişkin tezkeresi (3/1715)

5/3/2015

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Avrupa Parlamentosu (AP) Katılım Öncesi Eylem Birimi tarafından Avrupa Parlamentosu Anayasal İşler Komitesi ve Dışişleri Komitesi iş birliği ile 23-24 Mart 2015 tarihlerinde Belçika'nın başkenti Brüksel'de "Sürdürülebilir Demokrasi için Siyasi Kültürün Geliştirilmesi ve Siyasi Diyalogun Arttırılması" konulu Parlamentolar Arası Seminer düzenlenecektir.

Söz konusu seminere katılım sağlanması hususu, 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 9'uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                               Cemil Çiçek

Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                               Başkanı

LEVENT GÖK (Ankara) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Elektronik cihazla oylama yapacağım, karar yeter sayısı arayacağım.

İki dakika süre veriyorum ve başlatıyorum.

Buyurunuz.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.38

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.52

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 73’üncü Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının üçüncü okunan tezkeresinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi tezkereyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir, karar yeter sayısı vardır.

Diğer tezkereyi okutuyorum:

4.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Amerika Birleşik Devletleri’nin New York şehrinde 9-13 Mart 2015 tarihlerinde Birleşmiş Milletler (BM) Kadının Statüsü Komisyonunun 59’uncu Dönem Toplantısına milletvekillerinden oluşan bir heyetin katılmasının Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 4/3/2015 tarihli 95 sayılı Kararı’yla uygun bulunduğuna ilişkin tezkeresi (3/1716)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Amerika Birleşik Devletleri’nin New York şehrinde 9-13 Mart 2015 tarihlerinde Birleşmiş Milletler (BM) Kadının Statüsü Komisyonunun 59’uncu Dönem Toplantısına milletvekillerinden oluşan bir heyetin katılması Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 4/3/2015 tarihli ve 95 sayılı Kararı’yla uygun bulunmuştur.

Söz konusu programa katılım, 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 10'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulur.

                                                                               Cemil Çiçek

                                                               Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                               Başkanı

III.- YOKLAMA

(CHP ve MHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

LEVENT GÖK (Ankara) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi vardır.

Sayın Gök, Sayın Şeker, Sayın Toprak, Sayın Küçük, Sayın Çetin, Sayın Atıcı, Sayın Aygün, Sayın Haberal, Sayın Ağbaba, Sayın Tayan, Sayın Aksünger, Sayın Bayraktutan, Sayın Öner, Sayın Günal, Sayın Tamaylıgil, Sayın Özkes, Sayın Akar, Sayın Işık, Sayın Türkoğlu, Sayın Belen.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum ve başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

C) Tezkereler (Devam)

4.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Amerika Birleşik Devletleri’nin New York şehrinde 9-13 Mart 2015 tarihlerinde Birleşmiş Milletler (BM) Kadının Statüsü Komisyonunun 59’uncu Dönem Toplantısına milletvekillerinden oluşan bir heyetin katılmasının Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 4/3/2015 tarihli 95 sayılı Kararı’yla uygun bulunduğuna ilişkin tezkeresi (3/1716) (Devam)

BAŞKAN – Tezkereyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

IX.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken tarafından, Bingöl Üniversitesindeki baskılar, yolsuzluk iddiaları ve rektör yönetiminden kaynaklı sorunların araştırılması amacıyla 5/3/2015 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak Genel Kurulun 10 Mart 2015 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

10/3/2015

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 10/3/2015 Salı günü (bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                               İdris Baluken

                                                                               Bingöl

                          Grup Başkan Vekili

Öneri:

5 Mart 2015 tarihinde Bingöl Milletvekili Grup Başkan Vekili İdris Baluken tarafından verilen (1721 sıra no.lu), Bingöl Üniversitesindeki baskılar, yolsuzluk iddiaları ve rektör yönetiminden kaynaklı sorunların araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 10/3/2015 Salı günlü birleşiminde sunuşlarda okunması ve görüşmelerin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu önerisinin lehinde Bingöl Milletvekili Sayın İdris Baluken.

Buyurunuz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, salonda uğultu var. Eğer müdahale ederseniz… Bu şekilde konuşamayacağım.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, sohbetleri dışarıda yapalım lütfen.

Buyurunuz Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Burada çok önemli bir konu görüşeceğiz. Duyarlı olan milletvekillerinin cankulağıyla bu önergeyle ilgili konuşmaları dinlemelerini ve ona göre bir tutum belirlemelerini özellikle rica ediyoruz.

Bingöl Üniversitesinde yaşanan sorunları anlatabiliriz ama aslında Türkiye’nin her tarafındaki üniversitelerde yaşanan sorunlar, öğrenciler üzerindeki baskılar ve bugün gelmiş olduğu aşamayı burada mümkün olduğunca sizlerle paylaşacağız.

Değerli milletvekilleri, Bingöl Üniversitesinde tam on beş gündür 16 öğrenci süresiz, dönüşümlü açlık grevine başlamış durumda. Bu ülkedeki demokrasi ayıplarına iktidarınız döneminde bir ilki daha eklemeyi başardınız. Bu ülkede, baskılardan dolayı, rektörlerin, üniversite yönetimlerinin keyfî tutumlarından dolayı üniversite öğrencilerini açlık grevine götüren bir iktidar olarak tarihe isminizi yazdırdınız.

Bingöl Üniversitesinde başlayan bu açlık grevi direnişi, şu anda giderek yaygınlaşarak, Türkiye’nin neredeyse pek çok üniversitesinde büyüyerek bir gündem yaratma durumuna gelmiştir. Kocaeli Üniversitesinde, Çanakkale Üniversitesinde, Çorum’daki, Adana’daki, İskenderun’daki, Bitlis’teki pek çok üniversitede şu anda yüzlerce öğrenci genç bedenlerini açlığa yatırmış, sesini Hükûmete ve Meclise duyurmanın çabası içerisinde kendi taleplerini haykırmaya çalışmaktadır. Maalesef bu konuda ne Hükûmetten ne Meclisten bugüne kadar Halkların Demokratik Partisinin söylemleri ya da burada, kürsüde ifade ettikleri dışında hiçbir şey duymuş değiliz.

Öğrencilerin talepleri son derece nettir. Bingöl Üniversitesindeki öğrencilerin talepleri, aynı zamanda Kocaeli Üniversitesindeki, Çorum Üniversitesindeki, Çukurova Üniversitesindeki öğrencilerin de talepleridir.

Dört temel talep dile getiriyor bu öğrenciler. İnanın ki bu talepleri buradan dile getirirken ben bir milletvekili olarak hicap duyuyorum, utanıyorum. Öğrencilerin özgürce basın açıklaması yapma hakkıyla ilgili talebini, bu ülkenin demokratik geleceğini düşünen bir milletvekili olarak burada, bu kürsüden bir talep olarak dile getirmekten utanıyorum.

Öğrencilerin özel güvenlik elemanlarının baskılarının devre dışı kalmasıyla ilgili taleplerini dile getirirken burada ben utanıyorum.

Öğrencilerin üniversiteye rastgele polisin girmemesi, polisin girdiği durumlarda üniversite kampüsünde öğrencilere işkence uygulamamasıyla ilgili taleplerini burada dile getirirken ben utanıyorum.

Yine, öğrencilerin katıldıkları bir basın açıklamasından dolayı rektörün ve üniversite yönetiminin keyfî tutumundan kaynaklanan uzaklaştırma cezaları başta olmak üzere antidemokratik uygulamalarının kaldırılmasıyla ilgili taleplerini buradan dile getirirken utanıyorum.

Bir üniversitede zaten bunlarla ilgili talepler yerine getirilmemişse o üniversitenin üniversite olma hüviyeti ortadan kalkmıştır. Dediğim gibi, sadece Bingöl Üniversitesinde değil, Çorum’da da, Çanakkale’de de, Kocaeli’nde de, Çukurova’da da aynı durum söz konusu. Öğrenciler, rektör ve rektör yönetiminin keyfî baskıları, uygulamaları, uyguladıkları cezalar, polisin kampüs içerisinde terör derecesine varacak olan işkence yöntemleri ve demokratik haklarını kullanmayla ilgili Meclise, Hükûmete seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Bugüne kadar bu sesin duyulmamış olması çok büyük bir ayıptır.

Bu araştırma önergemizle, biz, Türkiye’deki bütün üniversite öğrencilerinin taleplerine bu Meclisin kayıtsız kalamayacağını, duyarlı olacağını göstermek zorundayız. Dolayısıyla, başta iktidar partisi olmak üzere diğer muhalefet partilerinden de bu önergemize destek beklediğimizi ifade etmek istiyorum.

Bakın, değerli milletvekilleri, Bingöl Üniversitesinde başlayan sürecin özeti şudur: Bingöl Üniversitesinde öğrenciler, Dicle Üniversitesinde katledilen bir arkadaşları için, Aydın Erdem’in polis kurşunuyla infaz edildiğini protesto etmek için basın açıklaması yaptılar, o basın açıklamasından dolayı uzaklaştırma cezaları aldılar; 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü vesilesiyle -ki, şu anda Türkiye’nin en önemli gündemi kadına yönelik şiddettir- kadına yönelik şiddetle ilgili bir basın açıklaması yaptılar, uzaklaştırma cezalarıyla karşılaştılar; 21 Martta üniversite kampüsünde herhangi bir şiddet olayının olmadığı “Nevroz” kutlamalarında bulundular, üniversite rektörünün ve üniversite yönetiminin soruşturma süreçleriyle karşı karşıya kaldılar. Şimdi, bu üniversite yönetimi hem YÖK’e hem de Hükûmet yetkililerine yalan yanlış bilgiler aktararak orada sanki farklı birtakım şeyler varmış gibi birtakım algılar yaratmaya çalışıyor. Güya bazı öğrenciler “Burası Kürdistan’dır, burada batıdan gelen öğrenciler okuyamaz.” demiş de, o nedenle bazı öğrencilere şiddet uygulamış da, akademik personele, akademisyenlere bu yönlü baskı uygulamış da üniversite yönetimi de bununla ilgili bir süreç geliştirmiş. Bunun tamamının yalan yanlış bilgiden kaynaklandığını ve sizi yanıltmaya yönelik olduğunu ifade etmek istiyorum.

Bakın, elimde bir belge var, bu belge Bingöl Üniversitesi Rektörlüğü tarafından öğrencilere gönderilmiş bir belge -utanç duyuyorum yani bunu buradan okurken de utanç duyuyorum- Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Dayanışma Günü kapsamında üniversite yerleşkesinde izin verilmeyen toplu yürüyüşe katıldığınız, basın açıklamasına katıldığınız için hakkınızdaki soruşturma süreciyle ilgili bir belge. Bu, sizin adınıza bir utanç belgesidir. Bu süreçle ilgili ben YÖK Başkanıyla görüştüm. YÖK Başkanı basın açıklamasıyla ilgili, öğrencilerin demokratik hakkını kullanmasıyla ilgili durumdan utanç duyduğunu ifade ediyor.

Bakın, hem Hükûmetinizi hem rektörü, üniversite yönetimini uyarıyoruz. Açlık grevinde olan bu öğrencilerin bir kılına zarar gelirse inanın ki bu durumun altında kalırsınız. Hepimiz özellikle öğrencilerin karşı karşıya kaldığı bu baskılar ve özellikle on beş gündür bedenlerini açlık grevine yatırmalarıyla ilgili sabrımızın son noktasındayız. Bu duruma başta Millî Eğitim Bakanı olmak üzere, Başbakanın derhâl el atması lazım. Bir ülkede üniversite öğrencileri açlık grevindeyse, bir Hükûmet sırtını dönüp duyarsız bir yaklaşım içerisinde olamaz. Ben burada Bingöl Üniversitesiyle ilgili defalarca, yapılan yolsuzlukları, usulsüzlükleri, rektörün aile şirketi uygulamasını dile getirdim, onların yazılı belgeleri bizde. Akademiden gelen Bingöl milletvekiliniz var, ona sorun. Bingöl Üniversitesinin nasıl aile şirketine döndüğünü, rektörün soyadından kaç akademisyenin o üniversitede nerede istihdam edildiğini, rektörün oğlunun bir günlük bir çalışmayla nasıl usulsüz bir şekilde öğretim görevlisi kadrosuna alındığını, Bingöl Üniversitesi bünyesinde kurulan fizik tedavi rehabilitasyon bölümüyle ilgili elde edilen döner sermayenin nasıl rektörün hesabına yatırıldığını, rektörün usulsüz nasıl makam aracı aldığını, Cumhurbaşkanı sarayını kıskandıracak şekilde, üniversite kampüsü içerisinde nasıl trilyonluk konut yaptırdığını bize güvenmiyorsanız kendi milletvekilinize sorun. Bu yolsuzluklar ve usulsüzlükler almış başını gidiyor. Orası bir ailenin üniversitesi değil. Hele hele bir polis üniversitesi yapılmaya çalışılan antidemokratik bir kurum hiç değil. Eğer öyle bir gayret varsa o gayretin önünde en önce bizim durmamız lazım, bütün Meclisin durması lazım. O nedenle burada kısıtlı bir süre içerisinde özetlemeye çalıştığım bu yolsuzluklar, usulsüzlükler, öğrencilere baskı ve zulümle ilgili Bingöl Üniversitesi başta olmak üzere…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Devamla) - …bütün üniversiteleri incelemek üzere bir araştırma komisyonunun kurulmasını talep ediyoruz. Bu konuda da başta akademisyen olan milletvekilleri olmak üzere her 4 siyasi partinin ortak bir şekilde destek vermelerini talep ediyoruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Baluken.

Halkların Demokratik Partisi Grubu önerisinin aleyhinde Amasya Milletvekili Sayın Avni Erdemir…

Buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; HDP Grubunun, Bingöl Üniversitesindeki yolsuzlukların araştırılmasıyla ilgili vermiş olduğu önerge hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla, muhabbetle selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, AK PARTİ iktidarları olarak biz, ülkenin kaderi ve geleceğiyle eğitim arasında yakın bir ilişki olduğuna yürekten inanıyoruz ve bu inançla eğitime hep büyük önem verdik, bütçeden en büyük payı hep eğitime ayırdık.

Değerli arkadaşlar, hepimiz biliyoruz ki üniversiteler bilimi üreten, öğreten ve bilimi toplumla paylaşan kurumlardır. Bu yönüyle beşerî ve iktisadi kalkınmanın ancak bilimsel kalkınmayla, üniversitelerin varlığıyla mümkün olduğuna da inanıyoruz. Bu anlayışla, 2002’den beri yükseköğretimde de önemli gelişmeler yaşandı. İllerimizi üniversite ile buluşturmak istedik ve her ile üniversite açtık, üniversitesi olmayan ilimiz kalmadı. Evet, AK PARTİ’nin üniversite vizyonu sayesinde bugün üniversitesi olmayan ilimiz yok.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, 2002 yılında, maalesef, 53 devlet, 23 vakıf üniversitesi olmak üzere toplam 76 üniversitemiz vardı. Bugün, 104’ü devlet, 72’si vakıf olmak üzere toplam 176 üniversitemiz var. AK PARTİ iktidarı öncesi Türkiye’de 76 üniversite vardı; evet, 176’ya çıktı bu sayı. Bu şu demek, AK PARTİ iktidarı Türkiye’de 100 yeni üniversite kurdu demek.

Değerli arkadaşlar, hedefimiz, üniversite çağına gelmiş her evladımıza üniversite kapısını sonuna kadar açmak; bütün hedefimiz bu.

Değerli arkadaşlar, evet, personel yapısına baktığımız zaman, 2002 yılında 76 bin olan öğretim elemanı sayısı, bugün 143 bini aşmış durumda.

Değerli arkadaşlar, evet, 2002’de YÖK bütçesi 2,5 milyar liraydı; 2015 yılındaysa bütçemize baktığımızda 18,5 milyar. Evet; 2,5 milyar liradan 18,5 milyar liraya çıkmış bir yükseköğretim bütçesi var. Yani 7,5 kat artmış bir yükseköğretim bütçesi var AK PARTİ iktidarında.

Değerli arkadaşlarım, yine, 2002’de üniversite bütçesinin gayrisafi yurt içi hasılaya oranı 0,71 idi; bugün, 2015’te 0,95’e yükselmiştir bu oran.

Değerli arkadaşlar, 2002’de YÖK bütçesinin konsolide bütçe içerisinde payı 2,54 idi; 2015 yılında bu oran 3,91’e yükselmiştir.

Diğer taraftan, öğretim elemanlarımızın özlük haklarında önemli iyileştirmeler yapılmıştır. Kısaca, son on üç yılda, üniversitelerimizde hayal edilemeyecek gelişmeler yaşandı.

Değerli milletvekilleri, değerli arkadaşlarım; HDP Grubunun Bingöl Üniversitesindeki yolsuzluk iddialarını da elbette önemsiyoruz. Zira biz, yolsuzluk ile bilimin, yolsuzluk ile kalkınmanın bir arada olamayacağını da biliyoruz. Yolsuzluğun, toplumun maddi, manevi bütün değerlerini kemiren bir hastalık olduğunu da biliyoruz. Yolsuzluğun yoksulluğun davetçisi olduğunu biliyoruz.

Değerli arkadaşlarım, yine, şunu unutmamamız gerekiyor ki yargıya intikal etmiş olan bu konunun da AK PARTİ iktidarı olarak sonuna kadar takipçisi olacağız.

Elbette, üniversitenin olmazsa olmazı özgür düşüncedir, buna da inanıyoruz ancak özgürlük-güvenlik dengesinin de önemli olduğunu biliyoruz. Güvenliğin olmadığı, şiddetin egemen olduğu yerde özgür düşüncenin, bilimin asla olamayacağını da biliyoruz, bunu da unutmamamız gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, siz de takdir edersiniz ki bir ay sonra Türkiye’de seçim çalışmaları başlayacak, Türkiye Büyük Millet Meclisi tatile girecek. Bugün kuracağımız bir araştırma komisyonunun faaliyetini yürütme imkânının olmadığını da görüyoruz. Bir ay sonra hiçbirimiz burada yokuz, hepimiz alandayız, arazideyiz.

Değerli arkadaşlarım, evet, milletimizin yasalaşmasını beklediği, sabırsızlandığı yasalar var bugün. Onun için, Meclisimiz bir an önce gündemine geçmelidir diyorum ve AK PARTİ Grubu olarak araştırma önergesinin aleyhinde olduğumuzu bildiriyor, hepinizi saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Erdemir.

Halkların Demokratik Partisi Grubu önerisinin lehinde Mersin Milletvekili Sayın Aytuğ Atıcı...

Buyurunuz.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bilimi yaşamın rehberi edinen, üniversiteleri kadro, rant ve ailesi için çıkar kapısı değil de bilim yuvası olarak kabul edenleri ve siyasi kariyerlerini ve kazanımlarını sözde sağlam iradenin gölgesine borçlu olmayan milletvekillerini saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bingöl’den bir çığlık yükseliyor. Ben de dört yıldır Bingöl’ün gönüllü milletvekili olarak görev yapıyorum. Çığlığı atan kim? Çığlığı atan Bingöl üniversite öğrencileri yani geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerimiz. Ne diyor bu gençler korkusuzca ve yiğitçe? Diyorlar ki: “Bingöl Üniversitesinde baskılar var, Bingöl Üniversitesinde yolsuzluk iddiaları var, Bingöl Üniversitesinde rektörlük yönetiminden kaynaklı sorunlar var.” Bu çığlığı duyan milletvekilleri de diyor ki: “Gençlerin bu çığlığını duyalım, kafamızı kuma gömmeyelim, gelin, bir araştıralım.” Birazdan AKP milletvekilleri büyük ihtimalle -umarım yapmazlar ama, buraya not düşmek üzere söylüyorum- hayır, buna gerek yoktur diyecekler. Neden? Çünkü AKP Grubu adına konuşan hatip bu iddiaların çok da önemli olmadığını, 17-25 Aralıkta bu Türkiye'nin neler görüp geçirdiğini, bunların devede kulak tüyü bile olmadığını burada bizlere farklı cümlelerle anlatmaya çalıştı.

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Yanlış anlamışsınız.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Peki, üniversite öğrencilerinin bu çığlığını kimin duyması gerekiyor? Elbette öncelikle Hükûmetin duyması gerekiyor. Duyuyor mu Hükûmet yetkilileri ve Hükûmetin milletvekilleri? Hayır. Sıralara bakacak olursanız, kimisi yeniden milletvekili olabilmek için çalışmalar yapıyor, sarayın kapısını aşındırıyor, kimisi de eğer milletvekili olma ümidini kaybetmişse “Acaba saraya girebilir miyim?”in derdine düşmüş duruma.

Bingöl Üniversitesi özelinde yaşanan ve birazdan sizlere anlatacağım bu konular aslında ülkemizdeki bütün üniversitelerin sorunlarıdır ve ne yazık ki, ne acıdır ki, ne vahimdir ki, sizin “İleri demokrasi getirdik.” dediğiniz ülkemde bu gençler seslerini duyurabilmek için o gencecik bedenlerini ölüme yatırmak zorunda kalıyorlar. Hiç utanma olmaz mı acaba insanlarda, bu sesi duymayanlarda? Hiç zerre kadar sıkılma olmaz mı arkadaşlar? Nasıl bir demokratik ülke yarattınız siz? Ne hâle getirdiniz ülkeyi? İnsanlar orada bağırıyorlar, “Yolsuzluk var.” diyorlar, belgeleriyle size gösteriyorlar, “Üniversite Rektörü aynı soyadından pek çok insanı aldı işe, akademisyen yaptı, yolsuzluk var, hukuksuzluk var.” diyorlar, siz “Boş ver.” diyorsunuz. Üniversite öğrencileri kalkmışlar, diyorlar ki: “Burada bize baskı var, biz fikirlerimizi özgürce dile getiremiyoruz.” “Boş ver sen onları, otur yerine.” diyorsunuz. Üniversite öğrencileri “Bütün üniversitenin her noktasında polis var. Burası karakol mu, üniversite mi belli değil. Sivillerden vazgeçtik, resmî üniformalı polisler kışkırtırcasına kantinlerimize geliyorlar, burada bize küfür ediyorlar, rektörlük binasının önünde TOMA’lar bekliyor, bizi kışkırtıyor. Bizi duyun.” diyorlar, “Boş ver.” diyorsunuz, “Zamanımız yok.” diyorsunuz, az önce konuşan hatibin sözlerinden alıyorum “Zamanımız yok, bunlardan daha önemli konularımız var.” diyorsunuz. Neymiş daha önemli konunuz? İç güvenlik paketi. Yazıklar olsun size!

RECEP ÖZEL (Isparta) – Öyle bir şey demedi kimse.

AYTUĞ ATICI (Devamla) - Adam diyor ki: “Polis beni öldürüyor.” Sen diyorsun ki: “Bekle, polise daha ağır yetkiler vereceğim ki senin kökünü kazısın.” Söylediğiniz şey bu.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hiç de öyle değil.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Yazıklar olsun size!

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ya, doğru konuş. Allah, Allah!

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Bunu yapmamanız gerekiyor. O gencecik öğrencilerin seslerini duymanız gerekiyor. Duymadığınız takdirde bunun bedelini halkımız size misliyle ödetecektir.

Üniversite öğrencileri diyor ki: “Bizi fişliyorlar, ‘Alevi’ diye, ‘Kürt’ diye fişliyorlar. Basın açıklaması yaptığımız için isimlerimizi yazıyorlar.” Ve bunlar gerçek ve siz kılınızı bile kıpırdatmıyorsunuz. Ne oldu size arkadaşlar ya! Ne oldu size ya! AKP’li olabilirsiniz ama hepinizin içinde insanlık damarı var. Ne oldu size! Bu öğrenciler öldükten sonra mı aklınız başınıza gelecek? Ölüm orucuna yatmışlar diyorum size, anlamıyor musunuz? Hiç mi kılınız kıpırdamayacak? Bu kadar yolsuzluğu, bu kadar hukuksuzluğu nasıl görmezden geleceksiniz? Aynı duyarsızlığı sizler cezaevlerinde bedenlerini ölüme yatıran insanlar için de yapmıştınız. O insanlar ölüme gittiler, bedenleri perişan oldu, beyinleri eridi ondan sonra lütfedip de seslerini duymaya çalıştınız, bizim bu kadar kışkırtmamızdan sonra. Bunları yapmaya hakkınız yok. Bunları yapıyorsanız da kalkıp burada ileri demokrasi naraları atmaya hakkınız yok. Öğrenciler diyorlar ki: “Bütün temizlik şirketleri, bütün kantin ihaleleri yandaşa veriliyor, çığlığımızı duyun.” diyor, beyefendi buraya gelmiş, diyor ki: “76 üniversite vardı, 176’ya çıkardık.” Ee, niye çıkardığınız belli! 100 tane daha üniversite kurup, 100 tane daha rant kapısı oluşturmuşsunuz.

“76 binden 143 bin öğretim üyesine çıkardık.” diyorsunuz. Güzel gibi geliyor kulağa. Bu öğrenciler buradan mezun olunca ne hâle geliyorlar? İş bulabiliyorlar mı? Bulamıyorlar.

Peki, siz diyorsunuz ki: “Bu kadar eğitime para aktardık.” Sizin rakamınız, az önce arkadaşınız söyledi, “2,5 milyardan 18,5 milyara çıkardık YÖK bütçesini.” diyorsunuz.

Peki, eğitimde PISA sonuçları ne diyor? Yani kafa hiç bunları muhakeme etmiyor mu? Bu kadar parayı harcıyorsunuz ve uluslararası arenada eğitimimiz geriye gidiyor arkadaşlar ya, bunu değerlendiremiyor musunuz? Paraları harcıyorsunuz, harcıyorsunuz, ama eğitim geriye gidiyor.

Bakın, bunlar bir muhalefet milletvekili olarak benim söylemlerim değil, sizin söylemleriniz, uluslararası kuruluşların değerlendirmeleri. Yani sizin anlayışınıza göre üniversitelere paraları basalım, bu paralar birilerinin cebine gitsin, ama eğitim kimsenin umurunda olmasın.

Kalkmışsınız, “Öğretim elemanlarında hayal edilemeyecek düzeltmeler yaptık.” diyorsunuz. Allah aşkına, içinizde bir sürü öğretim üyesi insan var, ya hiç mi hicap duymazsınız, öğretim üyelerini perişan ettiniz be! Üniversitelerde “performans sistemi” diye bir sistem getirdiniz; hocalar birbirine düşman oldu sizin sayenizde, kalkıp “Özlük haklarını ilerlettik.” diye, burada açıkça yalan söylüyorsunuz. Bunu söylemeye hakkınız yok, sizler milletvekilisiniz, milleti temsil ediyorsunuz ve doğruları söylemek mecburiyetindesiniz. Mecbursunuz doğruları söylemeye, acıtsa bile. Ama sizler, kalkıp burada halkın gözünü boyamaya çalışıyorsunuz, diyorsunuz ki: “Şiddetin olduğu yerde özgür düşünce olmaz.” Ya, ne kadar güzel bir laf, kim buna hayır diyebilir? Mecliste şiddet, sokakta şiddet, üniversitede şiddet, ee, özgür düşünce tabii ki olmaz.

Bakın, size birkaç tane rakam vereceğim. Önce birkaç tane iş söyleyeceğim, niye öğrencileri cezalandırıyorsunuz?

Bakın, öğrenciler Kürtçe ders okutulmasını talep etmişler, cezalandır; izinsiz dergi dağıtmışlar, cezalandır; pankart açmışlar, döviz açmışlar, cezalandır. Öğrenciler YÖK’ü protesto etmişler. E, Allah’tan korkmazlar, YÖK’ü protesto eden sizsiniz aynı zamanda. Siz değil miydiniz YÖK’ü protesto eden? Şimdi, gençler YÖK’ü protesto ediyor diye kalkmışsınız cezalandırıyorsunuz. İzinsiz bildiri okuma; vay, seveyim sizin demokrasinizi! İzinsiz bildiri okudu diye… Bakın, YÖK raporlarını okuyorum size, birazdan rakamları da vereceğim kaç öğrencinin canını yaktığınızla ilgili. Üniversitenin uygun gördüğü koşu törenlerine katılmama; törene katılmadı diye kalkmışsınız öğrenciye ceza veriyorsunuz, Allah’tan korkun.

Bakın, 2003 yılından itibaren giderek artan sayıda soruşturma, 3 binden başlıyor. 2004’ten 2011’e kadar 6 bin küsur öğrenci hakkında her yıl soruşturma açıyorsunuz. Bu öğrencileri konuşturmuyorsunuz, bu öğrencilerin yurt sorununu çözmüyorsunuz, bu öğrencilerin özgür düşüncelerini engelliyorsunuz, burs sorunlarını çözmüyorsunuz, ondan sonra da haklarında soruşturma açıyorsunuz. Bir tek amacınız var, diyorsunuz ki: “Ya benim gibi düşüneceksin ya da senin kelleni koparırım.” Bunu yapmayın, bu ülkeye bunu yapmayın. Bu gençler, bu öğrenciler sizler gibi düşünmeyecekler, çok şükür ki sizler gibi düşünmeyecekler.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Atıcı.

AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Efendim?..

AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Sayın Başkanım, konuşmamla ilgili olarak bu iddiaları önemli bulmadığımı ifade etti. Ben konuşmamda bu yolsuzluk iddialarını önemli bulduğumu ifade ettim. Bu konuyla ilgili açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- Amasya Milletvekili Avni Erdemir'in, Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın HDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şair diyor ki:

“Muradını anlarız ol gamzenin biraz izanımız vardır.

Beli söz bilmeziz amma biraz irfanımız vardır.”

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – İrfanınız olsa üniversite öğrencilerine bunu yapmazsınız.

AVNİ ERDEMİR (Devamla) – Değerli milletvekilleri, biz ne söylediğimizi biliyoruz. Söylediğim cümle aynen şu: Yolsuzluk iddialarını önemsiyoruz ve bunun sıkı takipçisi olacağız diyorum.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Önemsiyorsanız niye önünü açmadınız? Kuvvetli şüphe var, makul şüphe var, ret oyu verdiniz.

AVNİ ERDEMİR (Devamla) - Ve yine, yolsuzluk ile bilimin bir arada olması mümkün değil diyorum.

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Neden akladınız, neden?

AVNİ ERDEMİR (Devamla) – Yolsuzluğun toplumun maddi manevi bütün değerlerini kemirdiğini ifade ediyorum.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Takiye, takiye. Dediğin başka, yaptığın başka.

AVNİ ERDEMİR (Devamla) - Özgürlük diyorsunuz, özerk üniversite diyorsunuz, siyasi iktidardan üniversiteye müdahale bekliyorsunuz diğer taraftan da. Nasıl, çelişmiyor musunuz kendinizle? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Bravo Hocam.

AHMET YENİ (Samsun) – Bravo sana Hocam.

AVNİ ERDEMİR (Devamla) – Evet, üniversiteler özerktir ve siz siyasi iktidardan üniversiteye müdahale bekliyorsunuz. Evet, yargıya intikal etmiş bir konudur, yargı bunun takipçisidir.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Üniversiteye müdahale eden sizsiniz, üniversiteye müdahale eden Sayın Recep Tayyip Erdoğan. Müdahale etmedik yer bırakmadı.

AVNİ ERDEMİR (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, evet, PISA sonuçlarından söz edildi. Hiçbir kimse 2002’den bugüne PISA sonuçlarının geriye gittiğini söyleyemez ama PISA sonuçları şunu söylüyor: “OECD ülkelerinde alt gelir grupları ile üst gelir grupları arasındaki puan farkını en iyi noktaya getiren ülke Türkiye’dir.”

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Evet, onu söylemezler.

AVNİ ERDEMİR (Devamla) - Evet “Türkiye’de fırsat eşitliği, OECD ülkelerinden daha iyidir son on iki yıl içerisinde.” diyor.

Değerli arkadaşlar, kısaca, AK PARTİ iktidarı olarak bizler neler yaptığımızı da iyi biliyoruz, milletimiz de iyi biliyor. 2,5 milyarı 18,5 milyara çıkaran AK PARTİ iktidarını milletimiz sandıkta ödüllendiriyor ve ödüllendirmeye devam edecek diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Göreceğiz, göreceğiz. 7 Haziran son tarih.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, sayın konuşmacı “Siyasi iktidarın üniversiteye müdahale etmesini istiyorsunuz.” diye bir sataşmada bulundu. İzin verirseniz…

BAŞKAN – Buyurunuz.

3.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın, Amasya Milletvekili Avni Erdemir’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, siyasi iktidardan üniversiteye müdahale etmesini filan istemiyoruz. Gölge etmeyin, başka ihsan istemez. (CHP sıralarından alkışlar) Elinizi çekin, o üniversitelerden polisinizi çekin kardeşim. Biz bunu istiyoruz. Müdahale değil, yaptığınız müdahaleyi geri çekin diyoruz. Burada halkı yanıltmayın.

Şimdi, Bingöl’den bahsediyoruz. Bakın, önemli bir konu üzerinde konuşuyoruz. Ben isterim ki AKP’nin Bingöl milletvekili gelsin, burada konuşsun. Bir akademisyen milletvekiliniz var. Bingöl’ün milletvekili konuştu. Ben Bingöl’ün fahri milletvekiliyim, ilime sahip çıkıyorum. Nerede sizin Bingöl milletvekiliniz kardeşim? Üstelik akademisyen. Birazdan Sayın Özel gelip konuşma yapacakmış Bingöl adına. Hiç mi utanmıyorsunuz ya?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Fahri milletvekiliyim ben.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Ya, Bingöl’ün bir milletvekili yok mu? Bingöl size 2 tane milletvekili verdi. Burada biz Bingöl’de açlık grevinden ölüme yatan çocukları konuşuyoruz, siz keyif yapıp burada zaman geçiriyorsunuz. Bakın…

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Bağırma ya, niye bağırıyorsun Hocam? Bağırarak olmuyor Hocam, bağırarak olmaz.

AYTUĞ ATICI (Devamla) - Bakın, Bingöl’de rektörünüz, sizin atadığınız rektör kalkıyor kendine bir saray yapıyor ve bu sarayı siz alkışlıyorsunuz. Bir yıl içerisinde üniversite rektörlüğüne yavru bir saray yapıyor. Kimden alıyor bu cesareti? Tabii, imam böyle yaparsa cemaatin böyle yapması çok doğaldır.

Aynı rektör yıllarca süren kültür merkezinin inşaatını tamamlamıyor. Kültüre ne gerek var efendim, kültüre ne gerek var?

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sizin Bingöl milletvekiliniz yok mu?

AYTUĞ ATICI (Devamla) - “Ben rektörlük binasını yapayım, içinde keyfimi süreyim. Önüne panzerleri koyayım. Nasıl olsa beni savunacak milletvekilleri vardır; onları görevlendiririz, beni savunur.” diyor.

PISA sonuçları… Sayın milletvekili, PISA sonuçlarında geriye gidiyoruz.

AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Kesinlikle hayır.

AYTUĞ ATICI (Devamla) - Diğer ülkelerle mukayese edeceksiniz; onlar ilerliyor, onlara göre biz geri kalıyoruz. Değerlendirmeyi doğru yapın. (CHP sıralarından alkışlar)

AVNİ ERDEMİR (Amasya) – OECD ülkelerinin önündeyiz.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – CHP’nin Bingöl’den milletvekili yok mu?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Evet…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Aynı gerekçeyle ben de söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

4.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Amasya Milletvekili Avni Erdemir’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, biz bilimsel, özerk, demokratik, tarafsız bir üniversite ortamına müdahale edin demiyoruz. Sorun, öyle bir üniversite ortamının, şu anda, ortadan kaldırılmış olmasıdır. Şu anda, Bingöl Üniversitesi başta olmak üzere Kocaeli, Çanakkale, Çorum, bu ülkenin pek çok üniversitesinde bilimsel, özerk, demokratik üniversite anlayışı rektörlerin baskı ve keyfî tutumları neticesinde tamamen rafa kaldırılmıştır.

Burada çok ciddi yolsuzluk iddialarını dile getiriyoruz. 1 milyon liraya –bizim bildiğimiz rakam- bir konut yapılmış. Ak saray değil bu, Baydaş saray, Bingöl’ün merkezinde. Bingöl’de 1971 depreminden dolayı 50 metrekarelik geçici, prefabrik evlerde yaşayan insanlar var. 2003 depreminden dolayı binlerce liralık faturayı ödeyemeyen depremzedeler var. Böyle bir kentte siz bir rektöre 1 milyon TL’ye konut yaptırırsanız, 350 bin TL’ye altına makam aracı çekerseniz, makam aracı varken ayda 10 bin TL’ye yeniden bir makam aracı kiralarsanız, kusura bakmayın, bunlara siz duyarsız kalabilirsiniz ama biz duyarsız kalamayız, biz müdahale ederiz. Hele hele bu öğrencilerin genç bedenlerini açlığa yatırmaları vicdanları kanatacak bir boyuta gelmiş. Bu öğrencilerde kalıcı nörolojik hasarlar her an ortaya çıkabilir. Hepinizin çocukları var, illa ki bu çocuklar ölümün sınırına gelince mi duyarlı olacaksınız? Bizim dediğimiz bu, yoksa olması gereken, bir üniversite ortamının sağlanması durumunda üniversitenin özerkliğini hepimiz savunuyoruz. Size de yakışan, iktidar partisine de yakışan hem bu öğrencilerin durumuyla ilgili hem de bu yolsuzluk iddialarıyla ilgili duyarsız davranmak değil, tam tersine bu önergemize destek sunmaktır.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Baluken.

IX.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken tarafından, Bingöl Üniversitesindeki baskılar, yolsuzluk iddiaları ve rektör yönetiminden kaynaklı sorunların araştırılması amacıyla 5/3/2015 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak Genel Kurulun 10 Mart 2015 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu önerisinin aleyhinde son söz Isparta Milletvekili Sayın Recep Özel’de.

Buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Halkların Demokratik Partisi tarafından Bingöl Üniversitesindeki baskılar, yolsuzluk iddiaları ve rektörlük yönetiminden kaynaklı sorunun araştırılması amacıyla verilmiş olan araştırma önergesinin aleyhinde söz almış bulunmaktayım. Gerek araştırma önergesinin gerekçesinde gerek içeriğinde, muhteviyatında çok ciddi, gerçekten araştırılması, incelenmesi gereken hususlar var. Hiçbirini basite almıyoruz ama bu tür eylemler, bu tür fiiller eğer orada işlenmişse de -zannedersem bunlarla ilgili bir yargı süreci de başlamış- yargı sürecine müdahale etmeden en sağlıklı bir şekilde devam etmesi, bitmesi, eğer bir sorumlusu varsa da sonuna kadar ceza alması hepimizin ortak dileğidir. Hepimiz, bu Mecliste bulunan bütün milletvekilleri de yolsuzluk yapanın arkasında durmaz.

Biraz önce CHP adına konuşan sözcü burada “Siz şunu yaptınız, bunu yaptınız; şurada şu oldu, bu oldu…” Bütün idaredeki yapılan işlemlerin sorumlusu olarak AK PARTİ Grubunu gösteriyor. “Siz yaptınız, siz yaptınız, siz yaptınız…” Kardeşim, bir bürokrat bir yerde bir yanlış yapıyorsa yanlış yanlıştır, biz de savunmayız, kimse savunmaz.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Bütün yolsuzlukları akladınız, bunu mu aklamayacaksınız?

RECEP ÖZEL (Devamla) - Eğer bir yerde, bir üniversite yönetiminde, sadece Bingöl Üniversitesinde değil, Türkiye'deki bütün üniversitelerde, bir baskı, eğer rektörlerin yanlış yönetimi, bir israf yönetimi varsa hepsinin hep birlikte karşısında durmamız lazım ve dururuz.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Gereğini yap, gereğini yap, sen iktidarsın.

RECEP ÖZEL (Devamla) – Buradan bütün üniversite rektörlerine de sesleniyoruz: Bu tür iddiaları biz burada duymak istemiyoruz. Biz, bilimin konuşulduğu, ilimin konuşulduğu, gerçekten dünyada marka olan üniversitelerin konuşulduğu bir ülke istiyoruz, bir coğrafya istiyoruz. Ölüm orucuna yatan kardeşlerimiz de, oradaki öğrencilerimiz de bir an önce bu ölüm orucunu sonlandırsınlar. Buradan sesleniyoruz yetkililere, orada bulunan bütün kamu görevlilerine: Üniversite öğrencilerinin dile getirmiş olduğu bu eyleme son verme noktasında gerek rektör gerek üniversite yönetimi gerek oradaki mülki idare dertlerini gidip dinlesinler, bunlara bir çözüm bulalım. Ölüm orucundan bir netice almak için de lütfen kendi bedenlerine zarar vermemelerini buradan kendilerine salık veriyoruz.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Gereğini yapın, gereğini yapın; iktidar partisisiniz, gereğini yapın.

RECEP ÖZEL (Devamla) – İsteğimiz özgür bir üniversite, talebimiz özgür bir üniversite. Özgür bir üniversite de inşallah kuruluyor. Bunda ufak tefek aksaklıklar varsa da en kısa zamanda giderilmesi için gereken bütün yasal mevzuat, idari mevzuat anlamında elimizden gelen her şeyi AK PARTİ olarak yapıyoruz. Tabii ki bu iddiaların üzerine gidilmesin değil, sonuna kadar üzerine gidilsin. Nerede bir yolsuzluk varsa sonuna kadar üzerine gidilsin, cezalarını çeksinler. Baskıcı bir ortamda üniversite öğrencilerimiz okumasın diyoruz.

Özgür bir üniversite için hepinize saygılar sunuyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Birazdan oylamada göreceğiz!

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, sayın hatip konuşması esnasında bu konuların yargıya yansıdığını ve dolayısıyla yargının bu süreci yürüttüğünü ifade etti. Sanki bütün bu dile getirdiğimiz iddialarla ilgili sağlıklı bir yargı süreci işliyormuş gibi bir algı yarattı. Ben Genel Kurulu bu konuyla ilgili bilgilendirmek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sataşma yok ama...

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Genel Kurulu yanlış yönlendirdi, bilgilendirmek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

5.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Isparta Milletvekili Recep Özel’in HDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Değerli milletvekilleri, bakın, Bingöl’le ilgili burada özellikle son üç aydır karanlık birtakım planlamaların olduğunu ifade ediyoruz. Hükûmetle yaptığımız bütün görüşmelerde de bu karanlık planlamaların merkezinde Bingöl Emniyet Müdürünün, Bingöl Savcılığının ve Bingöl Üniversitesi Rektörünün bilinçli olarak yer aldığını söylüyoruz, ifade ediyoruz. Üniversitedeki durum da bundan kaynaklanıyor. Rektör fişleme listesini hazırlayıp Emniyet Müdürüne veriyor; Emniyet Müdürü polisi üniversiteye gönderip öğrencilere kampüs içerisinde işkence uyguluyor; sonrasında da o listeler Rektör ve Emniyet Müdürü tarafından savcıya veriliyor; gece yarısı ev baskınlarıyla o öğrenciler gözaltına alınıyorlar, tutuklanmaya çalışılıyorlar.

Bakın, bu dile getirdiğimiz usulsüzlükler ve öğrencilere yapılan baskılarla ilgili mahkemede verilmiş hiçbir ceza yok. 3 öğrenci tutuklanmıştı, onlar da beraat etti, tahliye edildi. Yani yargı “Herhangi bir cezaya gerek yok.” diyor, Üniversite Rektörü ise 130 öğrenciye soruşturma açıp ceza veriyor. Bingöl Savcılığı ise sanki Rektörün avukatıymış gibi açıklama yayınlıyor. Orada “Üniversite öğrencilerinin yapmış olduğu şeyler Anayasa’ya aykırıdır.” diye, Bingöl Savcılığı mahkemenin beraat kararına rağmen Bingöl basınında yer alan açıklamayı yayınlıyor. Açık bir şekilde, bakın, sizi uyarıyoruz: Emniyet Müdürü, Savcı ve Rektörden oluşan, orada Emniyet Müdürüne suikast dâhil olmak üzere, yargısız infazlar, üniversite öğrencilerine baskı dâhil olmak üzere karanlık bir tezgâh var. Bu paralel midir, sizinle kesişen midir, sizin bileşeniniz midir, bilmiyoruz ama bunu açığa çıkarmak sizin görevinizdir.

Üniversite öğrencilerinin sorunlarıyla ilgili de “Katılıyoruz, inşallah çözülecek, yetkililer duyarlı olsun.” deme durumunda değilsiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Siz, iktidarsınız. Bu önergeye destek vererek duyarlılığınızı ortaya koyabilirsiniz diyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Baluken.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, az önce AKP adına konuşan her iki hatip de bu konuların ciddi şekilde araştırılması gerektiğini ifade ettiler, tutanaklarda var. Her ikisi de bunun üzerine gidilmesi gerektiğini söylediler, ancak aleyhte söz alarak böyle bir komisyonun kurulmasına karşı olduklarını söylüyorlar. Yani ikircikli bir tutum içerisinde halkı yanıltıyorlar. İzin verirseniz bu konuyu gündeme getireceğim.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Efendim, böyle bir şey var mı ya?

Bunda da söz verirseniz pes doğrusu!

BAŞKAN – Şimdi, size söz vereceğim ama bundan sonra gerekçeleri daha doğru hazırlamakta fayda var.

Buyurunuz Sayın Atıcı. (CHP sıralarından alkışlar)

6.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın, Amasya Milletvekili Avni Erdemir ile Isparta Milletvekili Recep Özel’in HDP grup önerisi üzerinde yaptıkları konuşmaları sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Değerli arkadaşlar, sadece konuşmak için bu kürsüye çıkmıyoruz. Yüzlerce konuşma yaptık, tek derdimiz şu: Acaba gerçekten bizi anlayabilir misiniz? Şuraya çıkıp alaycı gülümsemelerle halkla dalga geçer gibi laflar söyleyip “Efendim, bunlar çok önemli şeyler, araştırılması gerekir.” deyip arkasından burada “hayır” oyu vermek bana göre ikircikli, ikiyüzlü bir politikadır.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Efendim, alaycı konuşmakla itham ediyor.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Halkı yanıltmaya hiçbir şekilde hakkınız yoktur. Siz Hükûmet partisisiniz, sizin sorumluluklarınız var, icra makamısınız. Biz gelip burada derdimizi anlatacağız, biz, siz değil. Biz gelip burada size öneri sunacağız. Siz geliyorsunuz, kendi kendinize öneri sunuyorsunuz ya. Daha dünya böyle bir şey görmedi. Bizim sunduğumuz önerilerle sizlerin çözüm bulmanız gerekiyor. Halk sizi bunun için seçti, halk sizi bunun için iktidar yaptı, dedi ki: “Muhalefet size önerecek, siz çözeceksiniz.” Şimdi, siz bizden daha çok ağlıyorsunuz. Böyle bir politika, böyle bir hükûmet etme yöntemi dünyanın hiçbir yerinde yoktur. İkircikli, ikiyüzlü politikaları bırakın, yiğitçe, delikanlıca çıkın “Bunların araştırılması gerekiyor.” diyen 2 milletvekilinize sahip çıkın, bu komisyonu kuralım. İlla, üç ay içinde bitmesi gerekmiyor, bir ay içinde bunu sonuçlandırırız. Eğer siz bunu yaparsanız bütün üniversiteler teeddüp eder, bütün üniversiteler ayaklarını denk alırlar. Yeter ki siz buradan “Türkiye Büyük Millet Meclisi, üniversitelerin özgür olması için, çocuklarımızın haklarına sahip çıkmak için bir komisyon kurmuştur.” deyin, bakın bakalım, Türkiye’de bir şeyler değişiyor mu? Bizim derdimiz, sizlerin karşısına çıkıp konuşmak filan değil, sadece olayları iyi anlamınızı sağlamaktır.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – İkiyüzlü politika uyguladığımızı ifade etti.

BAŞKAN – Buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

7.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; biz herkesi dinlemeye çalışıyoruz ama şunu ifade edeyim: Sayın Atıcı’yı dinlemek çok zor, insanı yoruyor oturduğu yerden, âdeta kendi kendisiyle kavga eder gibi konuşuyor. Böyle bir konuşma tarzı... Hukukla da ilgisi var tabii Sayın Atıcı’nın, Roma mahkemelerindeki drama yapan avukatlar gibi konuşma tarzı iyi bir tarz değil. Meramını anlatmaya çalışmak, karşı tarafa söylediklerini iletmenin bir yolu bence bu değil. Sürekli bir tür aşağılayarak bir tür vesayet kurmaya çalışarak, “Siz yanlışsınız ancak benim söylediklerime uyarsanız doğru davranırsınız.” tarzındaki tahakkümcü anlayış iyi bir tarz değil Sayın Atıcı, önce bunu belirteyim.

İkincisi, kimse Genel Kurulun iradesi üzerine ipotek koyamaz, “Böyle karar verirseniz siz ikiyüzlü olursunuz.” diyemez. Burada hep Meclisin Genel Kurulundan, vekillerin özgür iradesinden bahsedeceğiz, sonra da diyeceğiz ki: Benim dediğimi yapmazsanız ikiyüzlüsünüz. Bu, vekillerin iradesine karşı bir saygı değil, bir saygısızlıktır. Bırakın, vekiller sizin söylediklerinizi dinliyor, takdir edecekler, o çerçevede ortaya bir irade koyacaklar. “Reddederseniz ikiyüzlüsünüz.” Affedersiniz, böyle bir tavır olmaz. Buranın adı ne? Yasama organı, yasama.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) - Keşke öyle olsa.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Burası, buraya gelen her konuyu inceleme, araştırma ve sonuca vardırma organı değil. Biz bir kabile devletinde değiliz, devletin kendi denetim kuralları var. Üniversitede bir yolsuzluk var ise onu incelemenin yolları var, Sayın Atıcı siz de üniversiteden geldiniz, yani bu ülkede başka kurumlar var. Bütün kurumları biz kendi uhdemize mi alacağız? “Her şeyi biz araştırırsak ancak bir neticeye varırız.” gibi bir yaklaşım doğru değil arkadaşlar.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bostancı.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, sayın konuşmacı benim saygısızlık yaptığımı ve aşağılayarak konuştuğumu ifade ederek sataştı açık bir şekilde. Yani, gerçekten istemezdim tekrar söz almayı ama...

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – İkiyüzlülükten bahsettiniz Sayın Atıcı.

BAŞKAN – Buyurun.

8.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Gerçekten söz almak istemezdim ama bu şekilde bir sataşma karşısında susmamız mümkün değil. Öncelikle dinlemeyi bir öğrenmekte çok büyük yarar var.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Konuşmayı da.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – “Beni dinlemek zor.” dedi sayın konuşmacı. Evet, beni dinlemek zordur, bana tahammül etmek de zordur çünkü ben gerçekleri söylüyorum, bir tokat gibi yüzünüze çarpıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Benim burada bulunuş sebebim budur. Ben hiçbir konuşmamda hiçbirinize hakaret etmedim, etmem de, ama yeri geldiği zaman lafı öyle bir söylerim ki hakikaten beni dinlemek zor olur. Bunu tespit ettiğiniz için gerçekten sizi tebrik ediyorum.

Ayrıca, kendimle kavga ettiğimi söylüyorsunuz. Ben kendimle barışık bir insanım. Benim kavgam sizinle, kendimle değil. Ben sizinle kavga ediyorum, bu alaycı gülüşlerle, bu tavırlarla, bu ahlaka sığmayan gülüşlerle kavga ediyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sayın Başkan, böyle bir ifade olmaz.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Benim kavgam sizinledir. Burada bir milletvekili konuşurken burada saygısızca gülenlerledir benim kavgam. Bunu anlayın. Başka kimseyle kavgam yoktur.

Ayrıca, benim hukukla ilgim olduğunu zannediyor -demek ki hakikaten burada kala kala biraz öğrenmişiz- hiçbir ilgim yoktur.

Ben şunu söyledim: Benim dediğimi yapmazsanız ikiyüzlüsünüz demedim. Burada iki kardeşiniz konuştu, iki milletvekiliniz konuştu, ikisi de dedi ki: “Bunları araştırmak lazım.” Şimdi kalkıp da “hayır” derseniz, budur ikiyüzlü politika dedim. Yine diyorum, yine diyeceğim. Benim dediğimi yapmazsanız değil, siz kendi kendinizle çelişirseniz bunun adı ikircikli politikadır, bunun adı “Tavşana kaç, tazıya tut.” demektir. Ama halkımız bunları anladı. Hem yüzünüzü gördü hem de içyüzünüzü gördü. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

IX.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken tarafından, Bingöl Üniversitesindeki baskılar, yolsuzluk iddiaları ve rektör yönetiminden kaynaklı sorunların araştırılması amacıyla 5/3/2015 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak Genel Kurulun 10 Mart 2015 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - Halkların Demokratik Partisi Grubu önerisini...

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Karar yeter sayısı...

BAŞKAN – Tamam, karar yeter sayısı arayacağım.

...oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık olduğundan elektronik cihazla oylama yapacağım.

İki dakika süre veriyorum ve de başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.48

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati:18.07

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 73’üncü Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

Halkların Demokratik Partisi Grubu önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Öneriyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, kabul edilmemiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- MHP Grubunun, Kütahya Milletvekili Alim Işık ve arkadaşları tarafından, ASELSAN’da görevli mühendislerin zamansız ve endişe verici ölümlerinin arkasındaki nedenlerin ve gerçeklerin tespit edilerek kamuoyunda oluşan şüphelerin giderilmesi, çalışanların güvence içinde projelerini gerçekleştirebilmelerinin sağlanması ve yaşadıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla, 10/3/2015 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak Genel Kurulun 10 Mart 2015 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

10/3/2015

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 10 Mart 2015 Salı günü (bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük'ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                               Oktay Vural

                                                                                     İzmir

                                                                  MHP Grup Başkan Vekili

10 Mart 2015 tarih, 5433 sayıyla TBMM Başkanlığına; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve arkadaşlarınca, "ASELSAN'da görevli mühendislerin zamansız ve endişe verici ölümlerinin arkasındaki nedenlerin ve gerçeklerin tespit edilerek kamuoyunda oluşan şüphelerin giderilmesi, çalışanların güvence içinde projelerini gerçekleştirebilmelerinin sağlanması ve yaşadıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi” amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması açılması önergemizin 10 Mart 2015 Salı günü (bugün) Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bugünkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisinin lehinde Kütahya Milletvekili Sayın Alim Işık.

Buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu tarafından verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin Genel Kurul gündemine alınması talebimizi içeren grup önerimiz hakkında söz aldım. Bu vesileyle yüce Meclisi ve bizleri izleyen değerli vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Önergemizin konusu, biraz önce de Divan üyemizin okuduğu şekliyle, ASELSAN’da yani Askerî Elektronik Sanayii AŞ olarak bilinen ve kısaca ASELSAN olarak isimlendirilen kurumda meydana gelen ve son dönemde birçok ailemizi üzen mühendis ölümlerinin arkasındaki gerçeklerin araştırılıp alınması gereken önlemlerin belirlenmesi içeriğindedir. Bu konuyu, özellikle en son 15 Ocak 2015 tarihinde meydana gelen, Erdem Uğur isimli 28 yaşındaki bir mühendisimizin hayatına son vermesi olayıyla tekrar kamuoyunun gündemine gelen ASELSAN konusunu yüce Meclisin gündeminde tartışıp alınması gereken önlemler ne ise, bu konunun gerçek taraflarını ortaya çıkarıp Türkiye Cumhuriyeti devletinin çok önemli bir kurumu olan ASELSAN’da varsa, son dönemin güncel tabiriyle, bir paralel yapılanma, onun da ortaya çıkarılması lazım. Bu memleketin genç evlatları ASELSAN gibi güzide bir kurumda değişik sınavlardan geçerek… Çok önemli noktalarda çok önemli projelerin sahibi olan, bu projelerde çalışan, özellikle F-16 uçaklarının düşmanı tanıma amaçlı elektronik sistemlerini geliştirip tasarlayan mühendisler arkası arkasına neden intihar ediyor, neden ölüyor veya öldürülüyor; bunun arkasında kim var, Hükûmet bu konuda 2006 yılından beri ne yaptı, nelere ulaştı; savcılık soruşturmaları bugüne kadar neden sonuçlandırılamadı; onların içerisinde, o dosyalarda hangi gerçekler gizlendi, üzerine gidilmedi veya gidilemediyse bunların araştırılması gerekiyor.

Değerli milletvekilleri, 15 Ocak 2015 tarihinde Ankara’da, Çankaya, Cebeci Mahallesi, Akat Sokak 4/2 adresinde meydana gelen ve iki gün işe gitmediği için arkadaşları tarafından “Acaba ne oldu bu arkadaşımıza?” diye evini kontrol etmeye geldiklerinde, ASELSAN Mühendisi Erdem Uğur’un yatağının üzerinde battaniye örtülü ve ağzına dayanmış büyük tüp hortumuyla ölü bulunmasının arkasındaki gerçeğin, yine şüpheli ölümler içerisinde yer aldığı için, kamuoyu tarafından bilinmesi talebi vardır.

Bu ölümle beraber, unutulmuş, eski tarihlerde yani önce 7 Ağustos 2006 tarihinde başlayan ve arkası arkasına 5 mühendisimizin ölümüyle sonuçlanan olayın üzerine bir kez daha gidilmesi gerektiğini ortaya çıkarmıştır.

Bu olayla birlikte yani Erdem Uğur isimli gencimizin yatağında ölü bulunmasının ardından, daha önce ASELSAN’da meydana gelen şüpheli ölümler tekrar hem medyanın hem kamuoyunun gündemine gelmiştir. Ben de bu vesileyle bu önceki şüpheli ölümleri bir kez daha sizlerle ve kamuoyuyla paylaşmak istiyorum.

7 Ağustos 2006, Ankara-Pursaklar-Aydıncık yolunda Hüseyin Başbilen isimli bir mühendis kardeşimiz, 31 yaşında, aracının içinde ölü bulunuyor. Orta Doğu Teknik Üniversitesi mezunu mühendisin sol el bileğinde ve boynunda kesik izlerine rastlanıyor, otopsi sonucunda “İntihar etmiştir.” deniliyor. Ancak savcılık soruşturmasında söz konusu mühendisin ölümüyle ilgili değişik şüpheler ortaya çıkıyor fakat sonuçlandırılamıyor.

Tarih 16 Ocak 2007, yine yer Ankara, Gölbaşı, Halim Ünsem Ünal isimli bir başka mühendis kardeşimiz, ODTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü mezunu, yine ASELSAN’da çalışan bir gencimiz, aracının içinde tabancayla intihar ediyor veya intihar ettiği söyleniyor. Üç yıldır ASELSAN’da çalışan mühendis bir şekilde kaybediliyor.

Tarih 26 Ocak 2007, yer gene Ankara, Batıkent, 26 yaşında, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği mezunu Evrim Yançeken yine evinde intihar ediyor. İki yıldır ASELSAN’da görev yapan 26 yaşındaki Evrim Yançeken 7’nci kattaki evinin penceresinden atlıyor ve hayatına kıyıyor.

Bir başka şüpheli ölüm: 7 Ekim 2007 tarihinde, yine Ankara’da, Bando Okulları Komutanlığında meydana geliyor. Burhaneddin Volkan isimli gencimiz, Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü mezunu, yine ASELSAN’da iki yıl boyunca Komuta Kontrol Haberleşme ve Yazılım Mühendisliği Bölümünde çalışmış, Uçak Komuta Kontrol Merkezi Bölümünde üstün başarılar göstermiş, 8 mühendisten en başarılı 2 mühendis olarak kurumundan seçilmiş ancak 7 Ekim 2007 tarihinde nöbetçi subay odasında Vizör marka silahla intihar ettiği kamuoyuyla paylaşılmıştır. Komutanlarının Volkan’a intihar ettiği gün izin vermediği ortaya çıkmış, eşi ve ailesinin şikâyeti üzerine Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askerî Savcılığı soruşturma başlatmış, Askerî Savcı Ömer Taha Özkan, Volkan’ın eşinin, babasının ve birlikte çalıştığı arkadaşlarının ifadelerine başvurarak olayın üzerine gitmiş ama daha fazla gidememiş, bir yerde durmuş, olay aydınlığa kavuşturulamamış.

Tarih 25 Ocak 2012, yer yine Ankara Güney Çevre Yolu, Hakan Öksüz isimli yine genç bir mühendisimiz, -ASELSAN Akyurt Tesislerinde, ASELSAN’da çalışan- idaresindeki 06 GGR 85 plakalı otomobilinin direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu Eskişehir yolu kavşağında bariyerlere çarparak hayatını kaybettiğini görüyoruz.

Bunlarla ilgili hayat hikâyelerinde çok değişik ifadeler ve sırlar söz konusu ancak hepsinin ortak noktalarından birisi ASELSAN gibi Türk Silahlı Kuvvetlerinin çok önemli bir kuruluşunda, çok üstün zekâlı kişiler tarafından yönetilen projelerde görev almaları, örneğin Türk F-16’sının bir uçakla karşılaştığında karşısındakinin dost mu, düşman mı olduğunu gösterebilecek bir sisteme imza atmış olmaları ve bunu başarmış olmaları. Uçak tanıma sistemlerini millîleştirdikten sonra benzer bir başarıyı ABD ve İsrail güdümlü elektronik sistemlerin kontrol dışı bırakılması konusunda göstermelerine az bir zaman kalmışken ölümle hayatlarına son verilmesi konusu. Yani bu özel kurumda çalışan çok özel nitelikli gençlerin ölümlerinin aydınlatılamaması, otopsi raporlarında yer alan ifadelerle savcılık soruşturmalarında elde edilen bulguların birbirlerini doğrulamamış olması, ama ne hikmetse bir şekilde bu ölümlerin bir sonuca kavuşturulamadan bir sır perdesinin arkasında gizli tutulması, gerçekten üzerine gidilmesi ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin önemli bir kuruluşunda, bir vakıf kuruluşunda, 1975 yılından bu yana başarılı hizmetlerde bulunmuş ve dünyanın özellikle savunma sanayisi konusunda birçok projesinde isim sahibi olmuş kuruluşunda bu gençlerimizin hayatlarının neden sona erdirildiği konusunun mutlaka bu yüce Meclis tarafından ortaya konacak bir iradeyle, geniş kapsamlı yapılacak bir çalışma sonunda elde edilecek verilerle kamuoyunun aydınlatılması ve o kurumun bundan sonraki çalışmalarında buna benzer ölümlere neden olmayacak gerekli tedbirlerle donatılması konusunda bir çalışmaya ihtiyaç vardır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu önerimizin dikkate alınmasını talep ediyor, hayatlarını kaybeden gençlerimize Allah’tan bir kez daha rahmet, ailelerine de geç de olsa acılarını tazelememek için tekrar başsağlığı diliyorum ama acılarını da paylaştığımızı ifade etmek istiyorum.

Desteklerinizi bekliyor, saygılar sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Işık.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisinin aleyhinde İstanbul Milletvekili Sayın Şirin Ünal. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz.

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin ASELSAN’da yaşanan mühendis ölümlerinin araştırılmasına yönelik vermiş olduğu önergenin aleyhinde söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’nin savunma ihtiyaçlarının millî imkânlarla karşılanması için 1970’li yıllarda halkımızın bağışlarıyla Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri güçlendirme vakıfları kurulmuştur. ASELSAN, 1975 yılında, Kara Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı öncülüğünde faaliyetine başlamıştır. Günümüzde, ASELSAN, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfına bağlı bir kuruluştur. Elektronik teknolojileri alanında, Türk Silahlı Kuvvetleri başta olmak üzere, tüm müşterilerine millî kaynakları etkin kullanarak, beklentilerin ötesini hedefleyen özgün ürün ve sistemler sunmakta olan ve varlık ve kaynaklarının değerini sürekli artırmakta olan kuruluş, 2013 yılında dünyanın ilk 50 savunma sanayisi şirketinden biri olma yönündeki tırmanışını sürdürerek savunma cirosunda dünyanın en büyük 74’üncü şirketi olmuştur.

Değerli milletvekilleri, yazılı ve görsel basında “ASELSAN çalışanlarından çok sayıda intihar olduğu” şeklinde haberler yer almaktadır. Türkiye’nin savunma sanayisi alanında lider kuruluş olan ASELSAN çalışanlarının vefatlarıyla ilgili halkımızın ve basın kuruluşlarının duyarlılıklarını son derece doğal karşılamak gerekmektedir. Ancak, bu yönde çıkan haberlerin hepsinin sağlıklı olmayışı, çalışanların bir kısmının ölümlerinin gerçekleştiği tarihte aslında bu kuruluşun çalışanı olmayışı görmezden gelinmemelidir.

Değerli milletvekilleri, yüksek müsaadenizle, mühendis ölümlerine ilişkin edinebildiğim doğru bilgileri sizlerle paylaşmakta fayda görüyorum.

Birincisi: Vefat eden Hüseyin Başbilen. Vefat tarihi 4 Ağustos 2006. Hüseyin kardeşimizle ilgili adli süreç henüz devam ediyor, sonuçlanmadı.

İkincisi: Evrim Yançeken. Vefat tarihi 24 Ocak 2007. Adli süreç intihar tespitiyle sonuçlanmıştır.

Üçüncüsü: Erdem Uğur. Vefat tarihi 25 Ocak 2015. Bu da çok taze, adli süreç henüz devam ediyor.

Ayrıca, Hakan Öksüz isimli ASELSAN çalışanı 26 Ocak 2013 tarihinde Ankara’da çevre yolunda kendi kullandığı araç ile yaptığı trafik kazasında hayatını kaybetmiştir.

Değerli milletvekilleri, az önce isimlerini sizlerle paylaştığım ASELSAN çalışanlarının dışında basında yer alan ve vefat tarihinde ASELSAN çalışanı olmadığı hâlde ASELSAN çalışanı olmadığı hâlde “ASELSAN çalışanı” olarak ifade edilen kişilerin isimleri ve vefat tarihleri de şu şekildedir:

Birincisi: Halim Ünsal Ünal, vefat tarihi 16 Ocak 2007. ASELSAN’dan bu kardeşimiz yaklaşık yedi sene önce, 31 Aralık 2000 tarihinde ayrılmıştır.

İkincisi: Burhanettin Volkan, vefat tarihi 7 Ekim 2007. Bu kardeşimiz de ASELSAN’ın iş gücü temin ettiği Biometri-CS firmasının çalışanı olup 15 Temmuz 2007 tarihinde bu şirketten ayrılmıştır.

Üçüncüsü: Zafer Oluk, vefat tarihi 5 Mayıs 2008. Yaklaşık on ay önce, 16 Temmuz 2007 tarihinde askerlik görevini yerine getirmek için ASELSAN’dan istifa etmiştir.

Değerli milletvekilleri, 1 milyar doları aşan cirosu ve 5 binin üzerinde çalışanıyla Türkiye’nin en büyük savunma sanayisi kuruluşu olan ASELSAN’da tüm cihaz ve sistemler iyi eğitimli, profesyonel ekipler tarafından geliştirilmekte ve üretilmektedir. Yani buradaki üretimi tek kişinin üzerine bağlamak imkânsızdır. Tüm süreçler ile ilgili detaylı dokümantasyon ASELSAN tarafından gerçekleştirilmekte olup, bazı haberlerde yer aldığı şekliyle bir projenin tek bir kişi tarafından gerçekleştirildiği senaryoları gerçek dışıdır. Meclis araştırılması açılıp açılmamasını Genel Kurulun takdirine bırakıyorum.

Müsaadenizle, bir iki dakika da, son dokuz gün içerisinde maalesef 3 F-4 uçağımızı ve 6 pilotu yitirdiğimiz kazalara ayırmak istiyorum. Sözlerimin başında, F-4 pilotlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.

Malatya’da düşen ikili kolumuz F-4 uçaklarımızın RF-4 tipindendir. Konya’da düşen ise F4 2020 olarak adlandırdığımız F-4 uçaklarımızın av bombardıman tipindendir.

Değerli milletvekilleri, Hava Kuvvetleri Komutanlığımızın muharip gücünü F-16 uçaklarımız ve F-4 uçaklarımız oluşturmaktadır. F-16 uçaklarımızın yarı ömür modernizasyonları, “Mid-Lıfe Upgrade” dediğimiz MLU programları tamamlanmıştır. Amerika Birleşik Devletleri’yle koordineli olarak yaptık. F-4 uçaklarımızdan ise 54 adedini İsrail’in IAI firması modernize etmiş. Bunlara “F-4 2020” diyoruz. 2020’nin anlamı, en az 2020 yılına kadar bu uçakları kullanacağımız manasına geliyor. Bu modernizasyonda biz İsrail’e 28 Şubat sonrası her bir F-4 uçağı için 18,3 milyon dolar para ödedik. Yani neredeyse bir yeni uçak parası ödedik. Diğer F-4 uçaklarımızı ise TAI firmamız ve 1. Hava İkmal Bakım Merkez Komutanlığımız, İsrail modernizasyonundan elde edilen deneyimler doğrultusundaki mühendislerimizin tecrübeleriyle kendimiz bunların modernizasyonlarını yaptık.

Jet uçaklarımızın bakımları Hava Kuvvetlerimizde NATO standartlarında ve NATO standartlarının üzerinde yapılmaktadır. Bundan hepimiz emin olabiliriz, hiçbir sıkıntımız yoktur Allah’a şükür.

F-4’ler uçmaktan onur duyduğumuz 2 muharip uçağımızdan biridir. Böyle basında çıktığı şekilde kesinlikle “uçan tabut” falan da değildir. Her bir uçağımızın bakımı zamanında yapılır, uçuş saatine göre değiştirilmesi gereken parça değiştirilir ve uçak tekrar sıfır, ilk anındakine döner, yenilenir yani. Türkiye, 2006 yılında Genelkurmay Başkanlığı ve Hükûmetimizin de onayıyla -Hava Kuvvetleri Komutanlığımız- JSF Programı’na dâhil oldu. JSF Programı, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Kanada, İngiltere, Hollanda gibi gelişmiş Batı ülkelerinin kurduğu bir konsorsiyum. Biz başlangıçtan itibaren bu programa girdik. Maksadımız da 2020 yılı ve sonrasında ömrünü tamamlayacak olan F-4 uçaklarımızı ve filolarını bu “JSF” dediğimiz F-35 uçaklarıyla modernize etmekti.

Burada -Hava Kuvvetlerinin hesapları- ihtiyaç 120 uçaktı ancak dönemin Genelkurmay Başkanı “Şimdilik 100 uçak yeter, 20 uçak da opsiyon olsun.” şeklinde Hükûmete tavsiyede bulununca Bakanlar Kurulu kararı “100 uçak” şeklinde çıktı. Şu anda programın bir parçasıyız. Uçaklar sıfırdan üretiliyor. Basından duymuşsunuzdur, F-35 uçaklarının 3 tipi var: Bir, klasik normal uçaklar gibi piste iniş kalkış yapanlar; bir, uçak gemisini kullanarak kısa mesafede iniş kalkış yapabilenler; bir de İngilizlerin “Harrier”leri gibi, helikopter gibi dikine iniş kalkış yapabilenler. Biz, Hava Kuvvetlerinin ihtiyacı olarak, pistleri kullanacak olan tipi seçtik. Şu anda projemiz yürüyor, bu proje karşılığında da TAI ve TEI firmalarımız proje maliyetinin yaklaşık yüzde 50 oranında iş payı aldılar. Bu proje çok güzel projelerimizden bir tanesidir. İnşallah en kısa zamanda Türk Hava Kuvvetlerinin vurucu gücü F-35 ve F-16 uçaklarımızdan oluşacak.

Değerli milletvekilleri, Türk Hava Kuvvetleri gerçekten NATO standartlarının üzerinde bir kuvvettir. 141’inci Filo’da harekât subayı olduğum süreçte Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk Filo Komutanımızdı ve NATO denetlemesinden “excellent” derecesi aldık biz yani hem pilotlarımız hem silah sistemlerimiz gerçekten çok güzeldir.

90’lı yılların sonundan bu tarafa KC-135 uçaklarıyla uçaklarımıza havada yakıt ikmali verebiliyoruz. Uçaklarına havada yakıt, pilotlarına havada yakıt ikmali yaptırabilen dünyadaki 8-10 tane ülkeden biriyiz.

A400M gibi stratejik nakliye uçaklarından -ilk uçağı aldı Hava Kuvvetlerimiz birkaç ay önce- inşallah 10 tane uçağımız olacak. Türk Hava Kuvvetleri, Türkiye, dünyadaki AWACS uçağına sahip 5 tane ülkeden bir tanesidir; Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, İngiltere, Fransa, Türkiye. Bizden sonra da Avustralya inşallah havada uçar radar AWACS uçaklarını alacak.

Değerli milletvekilleri, Türk Hava Kuvvetlerine hem Genelkurmayımız hem de Hükûmetimiz gözünün bebeği gibi bakmaktadır.

Sözlerime son verirken, vefat eden mühendis kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve çalışma arkadaşlarına sabır ve metanet diliyor, hepinize saygılarımı sunuyorum.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ünal.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisinin lehinde İzmir Milletvekili Sayın Erdal Aksünger.

Buyurunuz. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

ERDAL AKSÜNGER (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, Şirin Bey’i dinlerken, bir iki kelime söyledi çok ilginç geldi, “Uçmaktan onur duyduğumuz…” demek… Ya, düşenler var, o yüzden problem var zaten. Yani uçaklar uçmalı zaten, düştüğü zaman problem oluyor.

İkincisi, uçak satın almayla övünülmez. Yani üreteceksin bu ülkede, ondan sonra onur duyacaksın. Uçak satın almayla gerçekten onur duyulmaz yani.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Üretmeye başladık.

ERDAL AKSÜNGER (Devamla) - Bunu üretmeye başlamak başka bir konu arkadaşlar, bakın, burada “millî” diye başına koyduğunuz, her şeyi ürettiğiniz konuyla ilgili her türlü tartışmayı yaparız burada. Neyin millî olup olmadığı; millî tank, millî yazılım, millî tren, millî uçak, millî uydu… Ya, böyle bir şey yok. Milleti niye böyle kandırıyorsunuz? Çin’de yaptırıyorsunuz, uzaya atıyorsunuz, “millî” diye geçiniyorsunuz. Böyle bir şey olur mu ya? Böyle bir mantık olmaz.

Ama şöyle bir durum var ortada: Şimdi, bunların hepsi, bu ölümlerin hepsinin aslında ortak bir özelliği, tabii ki, oradaki savunma sanayisini ilgilendiren konularda çok üstün başarıyı haiz insanların üzerinde gerçekleşmesi, sorun burada yatıyor. Türkiye’nin faili meçhulleriyle ilgili bugüne kadar ne yaptınız, neyi aydınlattınız? Özellikle 2 arkadaşın ölümüyle ilgili, bakın, 2008-2009 yılındaki raporda, Başbakanlık Teftiş Kurulunun hazırladığı raporda bu, Ergenekon’a dayandırılıyor. Şimdi Ergenekon da kalmadı. Bak, oradaki soru işareti var, rapor da var ortada. Ergenekon kalmadı. Zekeriya Öz millî kahramandı -o da millî- şimdi millî olmaktan ötelendi, o gitti, başkaları geldi.

Şimdi, burada özellikle söyleyeyim; o gün o 2 arkadaşın ölümüyle ilgili şaibeler orada yazıyor. Aynı gün, dört gün öncesine kadar olan kamera kayıtları ortada yok. Savcının kendisi söylüyor bunların hepsini. Başbakanlık Teftiş Kurulu bununla ilgili Recep Tayyip Erdoğan’ın önüne koyuyor bir tane rapor ve önünde sonunda diyorlar ki: “Bu işin içinde Ergenekon var.”

Şimdi, bakın, geriye dönelim şöyle: Türkiye’nin karanlık bir tarihi var, bu karanlık tarihinde de çok ciddi faili meçhuller var. Çok yakın tarihimize bakalım. Sizin çok böyle övünerek de bahsettiğiniz… Yani ben şunu anlamıyorum ya: Meydanlarda konuşurken faili meçhullerden bahsettiğinizde solcu musunuz, milliyetçi misiniz yoksa Güneydoğu’daki bir vatandaşı mı savunuyorsunuz, ben anlayamıyorum. Ama hiçbirisi de aydınlanmadı bunların. Örneklerden bazılarını söyleyeyim çünkü yakın tarih örnekleri. 6-7 Ekim olaylarıyla ilgili, kim öldürdü, kimse bilmiyor. Sivas olayları burada. Bundan önce bunları da Ergenekon’a bağladınız, o çöktü. Şimdi ne olacak? “Bunları araştırmak lazım.” deyince gelip burada savunma mekanizması yaratmak bir anlam ifade etmiyor, bir şeyi de çözmüyor zaten.

Şimdi, aynı konuyla ilgili şunu söyleyeceğim, bunu biz söylemiyoruz aslında veya arkadaşlarımız, Alim Bey söylemiyor, bunu Avrupa söylüyor, bunu gerçekten Amerika söylüyor. Neden söylüyor, biliyor musunuz? Mesela İran’la ilişkiler sıcak olmaya başladıktan sonra, Amerika’dan rapor çıkıyor ve Türkiye'deki ASELSAN ölümlerini de bu raporun içine ekliyorlar, diyorlar ki: İran’da nükleer araştırmalarla ilgili gerçekleşen ölümlerin Türkiye'dekine benzeşik bir durum olduğunu ifade edecek bir rapor çıkıyor. Araştırılmalı, doğru mudur, yanlış mıdır, onu bilmem ama bu rapor ortada mevcut, var yani bu rapor. İspanya’da da bu rapor çıkartıldı. Ayrıca, Şeffaflık Örgütü bazı raporlar çıkardı, bununla ilgili. Amerika’da da, İran’la bu kadar husumet içinde olmasına rağmen, İran’daki nükleer çalışmalarda yer almış ölen bilim adamlarının ölümleriyle ilgili bir faili meçhul iddiasında bulunuyor. Bakın, ne diyorum, husumet sahibi olmasına rağmen Amerika, İran’da nükleer araştırmalarda ölenlerle, ölümlerle ilgili diyor ki: “Bunların hepsi soru işareti getiren konulardır.”

Ayrıca, bu davalara bakıyorsunuz 4 tane savcı değişmiş, 5’inciye gitmiş en son, 5’inci savcıda da bazı dosyalar duruyor. Ya, bunları gelin, araştırın, bunda araştıracak veya araştırmaktan imtina edecek konu nedir, bunu anlamakta gerçekten güçlük çekiliyor yani. Hepsi de savunma sanayisinde çalışan insanlar baktığınız zaman.

Şimdi biz, mesele millî meselelere gelince, teknolojiyle ilgili meselelere gelince şunu söylüyoruz: Buradaki arkadaşların neden nadide olduğu şuradan çıkıyor ortaya. O eğitim sisteminde, daha önceki örgün eğitimde yetişmiş bu arkadaşların hepsi aynı eğitime tabi tutulmuş, ODTܒde olsun, diğer yerlerde olsun aynı eğitimlere tabi tutulmuşlar. Dünyanın ileri gelen ülkelerinde aslında geleceğe yönelik know-how üretmek için neler varsa bu arkadaşların çoğu biliyordu. Özellikle o kamera kayıtlarının kayıp olduğu söylenen 2 arkadaşın ölümünü… Zaten Başbakanlık Teftiş Kurulu da bunun intihar mı, yoksa bir komplo mu veya faili meçhul bir cinayet mi olduğunu ortaya koyamadı zaten. Koyamadığı için de bunun araştırılması gerektiğini söyledi. Temelinin de savunma sanayisiyle ilgili olduğunu herkes biliyordu. Bunun isimleri de bende mevcut bu arkadaşların, rapor da burada var: Hüseyin Başbilen, Evrim Yançeken. Bunların ölümlerindeki kamera kayıtları yok, hepsi yok edilmiş. Neden yok edildiğini araştırmak lazım tabii, belki dediğiniz gibidir, belki intihardır.

Tabii, bunların çoğu psikolojik tedavi de görmüşler. Ama, neden görmüşler? Dört ay öncesinden bazı baskılar varmış, çok ciddi baskılar varmış, görevlerinden özellikle ayrılmaları konusunda ciddi bir şekilde kurum dışında baskı varmış, bunlar da o raporda yazıyor arkadaşlar.

Şimdi, biz bu kadar şeyi araştırırken şunlara bir bakmak lazım: Biz böyle adamlar yetiştiriyoruz mu, yetiştirmiyoruz mu? Şuna değinmek istiyorum: Bu çocukların yetiştiği tabloya bakarsanız en azından geleceği olan çocuklarımızla ilgili önümüzde karanlık bir tablo gözüküyor ortada. Onu da şuradan söyleyeceğim: Millî eğitim şûralarında bilim yuvası olacak okulların hepsine de özel okulların hepsine de bu çocukları yetiştirecek olan okulların hepsine de bilim laboratuvarları için 20 puan verdiğinizde “Orada bir ibadethane açarsan sana 20 puan da bunun için vereceğim.” diyorsun ama ikisi birbiriyle eş değer şeyler değil. Artık, bilimden uzaklaşan bir eğitime doğru şûralarda kararlar çıkartıyorsunuz. Bu çocuklar oralardan yetişmedi. Yani, şimdi, konuyu getirip getirip şu ibadete dayandırmak kadar garip bir şey görmüyorum bu memlekette. Ya, dışarıda yeteri kadar cami yok mu arkadaşlar ya? Yeteri kadar ibadet alanı yok mu arkadaşlar ya? İmam-hatipler meselesine getiriliyor, türbana getiriliyor, ona getiriliyor, buna getiriliyor. Ya, yazık değil mi bu memleketin çocuklarına, yazık değil mi yani yok mu böyle bir şey, ibadet alanlarında özgürlük yok mu? Peki, neden o zaman Millî Eğitimin şu andaki şûrasından çıkan özellikle özel okullara getirdiğiniz puanlama sisteminde “Eğer sen bir seccade, bir tespih koyarsan oraya ibadethane olarak, sana 20 puan veriyorum; laboratuvar kurarsan da 20 puan veriyorum.” demek ne demek ya? Bunlar birbiriyle çelişen şeyler mi? Hayır, değil ama toplumu bu tarafa doğru itelenen veya algı yöneten bir tavra doğru götürüyorsunuz yani.

Bakın, Türkiye’de bilim derslerinin hepsi seçmeli duruma geçmiş vaziyette, bunlara çok dikkat etmek lazım, biz burada anlattık bunu. Bakın, matematik zekâsındaki çocukların oranı gitgide düşüyor bu ülkede, çok ciddi bir şekilde düşüyor, bunu daha önce de anlattık burada.

Şimdi, dünyanın herhangi bir yerini örnek vereyim, Çin’den bahsediyorsunuz, oradan bahsediyorsunuz, böyle çocuklar yetişmeyecek artık; bilimle, fenle, matematikle. Çünkü 15 yaşındaki çocukların -daha önce de söyledim- başarı oranı, çok başarılı olma ihtimali olan oran Türkiye için yüzde 1 arkadaşlar, yüzde 1 bu. Avrupa’da, İskandinavya ülkelerinde yüzde 32 olmuş. Çin’de, Şanghay’da yüzde 20. Biz teknoloji satın alıyoruz veya işte uçakları uçuruyoruz, bununla övünüyoruz. Ya, övüneceğiz tabii, burada bir problem yok ama son zamanlarda düşen uçaklarla ilgili de eğer burada gerçekten çok ciddi bir ihmal varsa bunların da araştırılması lazım. Bu uçaklar nasıl düşüyor böyle? Araştırılması lazım yani bunda ne var, bunlar övünülecek konu mu yani? “Uçaklar uçuyor, uçuyor.” tamam, güzel. “AWACS’larımız var.” güzel. Ben anlamam onlardan, yani kaç tane uçak nereden alınmış, onları bilmem. Bunlar övünülecek konu değil ki zaten uçması lazım. Öyle bir konjonktürde duruyorsun ki, zaten senin savunma mekanizmaların güçlü olmazsa o zaman yapacağın bir şey de yok.

Ama şunu da söyleyeyim: Şimdi, İsrail’le ilgili konuyu söylediniz, bizim savunma sanayimizde bir sürü yazılımın hepsi dışarıya bağımlı. Peki, ben soruyorum o zaman: Bizde yer istasyonu var mı, izleme istasyonu? Yok, yok bizde. Yani bir afet zamanında yer istasyonu var mı, böyle bir yer istasyonumuz? Hayır, yok. Kime bağlıyız? Daha öncesinde dediniz, kabul ediyorum, insansız hava araçlarının hepsi İsrail’e bağımlıydı, hâlâ bağımlı, oraya bağımlı değilse dolaylı olarak bağımlı. Siz bunu övünecek bir konu olarak getirirseniz, “Bu memlekette insan yetişmesine ihtiyaç yoktur”a getirirsiniz. Savunmayı buradan kurmayalım, bu çocukların canları boşuna gitmedi bence, bunları araştırmak lazım, ister intihar olsun ister faili meçhul olsun araştırmak gerektiğini söyleyip hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aksünger.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisinin aleyhinde, Kırıkkale Milletvekili Sayın Ramazan Can.

Buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. MHP grup önerisi üzerine söz almış bulunuyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ASELSAN, 1975 yılında Türk Silahlı Kuvvetlerine askerî haberleşme ve elektronik ekipman sağlanması amacıyla kurulmuş yerli bir savunma kuruluşumuzdur.

ASELSAN, son yıllarda yerli savunma sanayisine gurur veren bir kuruluşumuz olmuştur. Özellikle ASELSAN, son yıllarda bu çalışmalarla Türk savunma sanayisinin dünyanın çeşitli ülkelerine ihracat yapan değerli, millî bir kuruluşudur. Aynı zamanda, Türkiye için stratejik bir sanayi kuruluşu olduğu gibi, AR-GE anlamında hayati önemi haiz çalışmalar da yapmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grup önerisinde de dile getirildiği gibi, ASELSAN’da son zamanlarda, çalışan mühendislerin kamuoyuna yansıdığı üzere şüpheli ölümleri intihar-kaza ikileminde ölüm nedenlerinin açıklanması bilgi eksikliğinden mi yoksa gerçekten bir sır perdesi olduğu için midir ki kamuoyunda bu ölümlere şüpheli bakılmıştır. ASELSAN’ın son zamanlarda dünya silah ve savunma sanayisiyle rekabet edecek seviyeye getiren ve savunma sektöründe dışa bağımlılıktan kurtaran, çok sayıda ülkeye ihraç ürünleri satacak düzeye getiren başarılı mühendislerin ölümleri kamuoyunda bilgi kirliliği ya da sağlıklı, doyurucu açıklamalar yapılmadığı için acaba sorularını, şüpheleri, vehimleri artırmıştır. Netice olarak, ölümler normal de olabilir, şüpheli ölümler de olabilir ama asıl olan, burada bir bilgi kirliliği olduğu aşikârdır. Gerek ölenlerin yakınlarıyla gerekse kamuoyuyla bu bilgilerin yeterince paylaşılmadığı kanaatindeyim. Bir milletvekili olarak, bir şahıs olarak bu konuyu araştırmadan evvel bende bu şüpheler vardır diye düşünüyorum. Özellikle ASELSAN’ın son zamanlarda dünya silah sanayisiyle, savunma sanayisiyle rekabet edecek seviyeye gelmesinde başarılı mühendislerin ölümleri kaza-intihar ikileminde yeterince açıklığa kavuşturulmamış olması bu vehimleri artırmaktadır. Netice olarak, adli tahkikat devam etmektedir. Eğer burada bir sır perdesi varsa bu aralanmalıdır. Netice itibarıyla, tutanaklar, adli tıp raporları, ifade beyanları, bütün bunlar yeniden tetkik edilmelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 7 Nisanda listeler Seçim Kuruluna verilecek, dolayısıyla bu konuyu araştırmamız ve araştırma neticesinde kurulacak komisyona yeterli zaman verilemeyeceğinden fiilen ve hukuken mümkün gözükmemektedir. Bu nedenle, bunun araştırılmasının gerekli olduğunu kabul ediyorum. 25’inci Yasama Döneminde değerlendirmelidir diye düşünüyor, grup önerisini Genel Kurulun takdirine sunuyor, hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Can.

III.- YOKLAMA

(MHP ve CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi var.

Sayın Bal, Sayın Halaçoğlu, Sayın Akçay, Sayın Günal, Sayın Erdoğan, Sayın Türkoğlu, Sayın Yılmaz, Sayın Oral, Sayın Işık, Sayın Kutluata, Sayın Çınar, Sayın Erdem, Sayın Alan, Sayın İrbeç, Sayın Başesgioğlu, Sayın Halaman, Sayın Gök, Sayın Serindağ, Sayın Susam, Sayın Şeker, Sayın Toprak, Sayın Torlak…

İki dakika süre veriyorum ve de başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.46

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 18.55

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 73’üncü Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi grubu önerisinin oylamasından önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum ve de başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- MHP Grubunun, Kütahya Milletvekili Alim Işık ve arkadaşları tarafından, ASELSAN’da görevli mühendislerin zamansız ve endişe verici ölümlerinin arkasındaki nedenlerin ve gerçeklerin tespit edilerek kamuoyunda oluşan şüphelerin giderilmesi, çalışanların güvence içinde projelerini gerçekleştirebilmelerinin sağlanması ve yaşadıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla, 10/3/2015 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak Genel Kurulun 10 Mart 2015 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

3.- CHP Grubunun, Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker ve 19 milletvekili tarafından, Hükûmet temsilcilerinin faiz lobisine yönelik iddialarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 13/6/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak Genel Kurulun 10 Mart 2015 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

10/3/2015

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun, 10/3/2015 Salı günü (Bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                       Levent Gök

                                                                                                                          Ankara

                                                                                                                 Grup Başkan Vekili

Öneri:

Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker ve 19 milletvekilinin "Hükûmet temsilcilerinin faiz lobisine yönelik iddialarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi" amacıyla 13/6/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin (961 sıra no.lu), Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 10/3/2015 Salı günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin lehinde Gaziantep Milletvekili Sayın Mehmet Şeker.

Buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞEKER (Gaziantep) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmet temsilcilerinin faiz lobisine yönelik iddialarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge üzerine söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, sizleri ve ekranları başında bizi izleyen tüm vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, iktidarın izlediği tuhaf bir yöntem var ortada. Eğer herhangi bir alanda ortada bir başarı varsa “Bu bizim başarımızdır.” diyor, eğer ortada bir başarısızlık varsa, bir kötü sonuç var ise bunu da uydurduğu bir lobiye bağlıyor. Bakın, bugüne kadar patates lobisinden kuru fasulye lobisine, vaiz lobisinden robot lobisine kadar yirminin üzerinde lobi yarattınız. Bu lobiler kimlerden oluşmakta, hangi yöntemleri izleyerek ne yapmaktalar? Siz de dâhil, maalesef, kimsenin bildiği yok. Sizin de bunları araştırmak gibi bir derdiniz yok.

Yarattığınız bu lobilerden en ilgi çekici olanı da faiz lobisi. Ekonominin iyi gitmediği dönemlerde kurmaylarınız çıkıyor ve bundan faiz lobisinin sorumlu olduğunu açıklıyor. Bu iddiayla birlikte kamuoyunda faiz lobisinin bankalar mı, şirketler mi, yabancı veya yerli tasarruf sahipleri mi olduğuna ilişkin bir tartışma gündemi meşgul etmeye başlıyor. Söz konusu lobinin Türkiye’den ne kadarlık bir kâr elde ettiğine ilişkin hesaplamalar yapılmaya başlanıyor. Birkaç gün süren bu tartışmalar bir sonuca ulaşmıyor ve yeni bir faiz lobisi iddiası gündeme gelene kadar da rafa kaldırılıyor.

Faiz lobisi iddialarını ortaya atanlar bir kenara çekiliyorlar. Bu lobinin araştırılması, faaliyetlerinin ortaya çıkarılması için herhangi bir adım maalesef atmıyorlar. Neden bu adımlar atılmıyor? İktidarın elinde yargı gücü var, polis gücü var, her türlü teknolojik imkânı da var. Bu iddialarınızı kanıtlamanız, bahsettiğiniz lobinin üyelerini, gerçekleştirdiği eylemleri, kazançlarının miktarını ortaya çıkarmanız çok kolay ancak nedense buna yanaşmıyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, burada Hükûmet temsilcilerinin ikircikli bir tavrı da var. Bir yandan, Türkiye’yi “güvenli liman”, “sağlam, güçlü ekonomi” “dünyanın tercih ettiği ülke” olarak tesis ettiklerini ifade ediyorlar; diğer yandan, öne sürdükleri lobi iddialarıyla Türkiye’nin aslında bahsedildiği kadar sağlam bir ekonomiye sahip olmadığını, kolaylıkla manipüle edilebilen, küçük olaylarda bile sarsıntı geçirebilen, kırılgan bir yapıya sahip olduğunu ima ediyorlar. Dolayısıyla kamuoyunda bir kafa karışıklığı yaratıyorlar. Aynı şekilde ortaya attıkları, ama sonrasında sonuç getirecek bir girişimde bulunmadıkları faiz lobisi iddialarıyla da vatandaşın kafasında ciddi soru işareti bırakıyorlar. Vatandaş diyor ki: “Madem böyle bir lobi var, niye bu lobinin üyeleri bulunmuyor, bunların eylemleri neden araştırılmıyor?” Böyle bir araştırma girişiminde bulunulmadığına göre, demek ki bu “faiz lobisi” denilen şey aslında iktidarın ekonominin darboğazında sarıldığı popülist bir siyasi söylemden fazlası değil değerli arkadaşlar. Vatandaşta yarattığınız bu kafa karışıklığını gelin bu önergeyle çözelim.

Bakın değerli arkadaşlar, 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonu sonrasında İçişleri Bakanı TRT’ye bir röportaj verdi. O röportajında 90’lı yıllardaki yolsuzlukları anımsatarak “O zaman sistematik yolsuzluk vardı. 40-50 milyar dolar, bankalar battı gitti. Böyle sefil bir durum yaşadık. Son operasyonun maliyeti 104 milyar dolar. Nasıl ki o zaman bu işi tezgâhlayanlar dolar almıştı, şimdi dolarları kim aldı? Sadece şüpheyle söylemiyorum bunu. Bu nasıl bir ihanettir, ortaya çıkacak. Bu bilgiler önceden sızdırılıyor ve kim ne alıyor?” ifadelerini kullandı. Dikkatinizi çekiyorum, İçişleri Bakanı bu sözleri şüphe üzerine söylemediğini ifade ediyor yani elinde kesin, net bilgi ve belgeler olduğunu ima ediyor.

Bu açıklamalarından sonra kendilerine bir soru önergesi verdim. Tarih: 8 Ocak 2014. “17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonu kim tarafından, hangi tarihte, kimlere sızdırılmıştır? 17 Aralık operasyonunu önceden haber aldığı iddia edilen kişiler hangi tarihlerde, ne kadarlık döviz alımı yapmışlardır? 17 Aralık operasyonu bilgisini önceden birilerine sızdıran ve edindiği bu bilgiyle döviz alımı yaparak para kazanan kişiler hakkında bugüne kadar nasıl bir işlem yapılmıştır?” diye sordum. 10 Mart 2015’teyiz, aradan on dört ay geçti, bu soru önergem cevaplanmadı. Anlaşıldı ki bu da popülist söylemlerden, maalesef, birisiymiş.

Değerli milletvekilleri, son zamanlarda dolarda engellenemeyen bir tırmanış var. Bu tırmanışın vatandaşın bütçesine; sanayicinin, iş adamının, esnafın faaliyetlerine ciddi faturaları var. Peki, dolar niye yükseliyor? Normal, iyi yönetilen bir ülkede döviz artışının birkaç nedeni vardır. Nedir bunlar? Ekonominin büyüdüğü, üretimin arttığı, dolayısıyla ithal girdi talebinin yükseldiği dönemlerde döviz ihtiyacı artar ve döviz de artar. Şirketlerin döviz talebi arttığı için kur da artar. Döviz artışında şu anda yaşadığımız senaryo bu değil. Peki, başka bir nedenden daha bahsedelim. Enflasyonun kontrolden çıktığı, paranın değer kaybettiği, vatandaşın sağlam paraya yöneldiği dönemlerde de döviz artar. Yaşadığımız süreç buna da uymuyor. Ekonomi büyümüyor ise o hâlde dolar niye tırmanıyor? Çünkü saray sakininin kibri büyüyor, egosu büyüyor. Enflasyon kontrolden çıkmadıysa dolar niye artıyor? Çünkü maalesef, saray sakini kontrolden çıkıyor.

Bakınız değerli arkadaşlar, Cumhurbaşkanı çıkıyor, Merkez Bankası Başkanına suçlamalarda bulunuyor. Dikkatinizi çekiyorum, eleştiri değil, suçlamalarda bulunuyor, dolar tırmanışa geçiyor. Cumhurbaşkanı 6-7 defa konuştu, her seferinde dolar yükseldi, TL dolar karşısında değer yitirdi. Kapalı kapılar ardında yapılması gereken konuşmalar neden ısrarla mikrofonlar ve kameralar önünde yapılıyor? Bu konuşmalardan sonra doların yükselişe geçeceği bilinmesine rağmen bu açıklamalar neden yapılıyor? Dolar sürekli yükseltilerek kimlere kazanç sağlanıyor? Bu konuşmalardan önce kimler dolar alıyor, sonrasında kimler dolar satıyor? Diğerlerinden emin değiliz ama burada kesinlikle bir lobi var. Bu lobi kime çalışıyor, Cumhurbaşkanının konuşması kimleri zengin ediyor? Bu soruların cevaplarının acilen bulunması gerekiyor.

Bir diğer aydınlatılması gereken konu: Bakın, Merkez Bankasının net hata ve noksan kaleminde yani kaynağı belirsiz döviz girişinde her seçim öncesi olağanüstü bir artış meydana geliyor. Şimdi sizlere bunları tek tek vereyim değerli arkadaşlar.

2009 yılında yerel seçimler vardı, Türkiye’ye 4,9 milyar dolarlık kaynağı belirsiz para girişi oldu. 2010 yılında Anayasa referandumu vardı, yine kaynağı belirsiz 5,6 milyar dolar Türkiye’ye girdi. Haziran 2011 seçimlerinde kaynağı belirsiz döviz girişi 12,2 milyar dolar. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin gerçekleştiği geçen yıl 8,8 milyar dolarlık kaynağı belirsiz para girişi oldu. 2012 ve 2013 yılında seçim yoktu, kaynağı belirsiz döviz girişi de neredeyse yok düzeyinde. Şimdi tekrar genel seçimlere giriyoruz. 2015’in ilk üç aylık dönemindeki toplam kaynağı belirsiz girişlerin miktarı 6 milyar 635 milyon dolara çıktı arkadaşlar.

Tüm bunları birleştirdiğimizde, “Dövizin yükselmesine neden olan açıklamalar bilerek yurt dışından para getirenlerin daha fazla kazanç elde etmesi için mi yapılıyor?” soruları gündeme gelmektedir.

Değerli arkadaşlar, Gezi olayları sırasında da gündeme getirildi, bu ülkede bir faiz lobisi var fakat ortaya çıkarılamıyor. Herkes konuşuyor, kimse bu faiz lobisinin ne yaptığını, kim olduğunu bilemiyor. Son üç ay içerisinde dövizin Türkiye’de Türk lirası karşısında kazandığı rakam yüzde 12, sanayicinin cebinden çıkan para yaklaşık 100 milyar TL’ye dayanmış durumda.

Peki, ne yapılıyor bunlarla ilgili? Hiçbir şey yapılmıyor. Sayın İçişleri Bakanı -geçmiş dönemdeki- ”Kimlerin döviz alıp sattığını, kimlerin bu işten rant elde ettiğini biliyoruz.” demişti ama bir türlü bulamadı. Ya elinde yeterli istihbarat elemanı, polisi, görevlisi yok ya da yargı elamanlarına güvenmiyor, bunları ortaya çıkartmadı ya da bir başka yönü daha var, bu döviz kazancından kimin cebine para girdiğini, bunların kim olduğunu biliyor ama ortaya çıkartmıyor.

Değerli milletvekilleri, eğer samimiyseniz bununla ilgili bir komisyon kurulabilir ve bu kurulan komisyon da, paralel midir, üçgen midir, dikdörtgen midir, lobi midir, kimse ortaya çıkartır. Hodri meydan, desteğinizi bekliyoruz, bir ayda da bu sorunu çözeceğimize inanıyoruz.

Hepinize saygılarımı sunuyorum.

Desteğinizi bekliyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şeker.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin aleyhinde Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan, buyurunuz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına hepinizi selamlıyorum.

“Ne lehinde ne aleyhinde…” diye İç Tüzük’e konulan hüküm var ya, aslında üzerinde konuşmak üzere söz aldım. Çünkü bunu bu Mecliste herkesin istemesi gerektiğini düşündüm. Ya, bir faiz lobisi var, kimdir bu ya! Arkadaşlar, merak etmiyor musunuz? Gezi’de faiz lobisi, 17-25 Aralıkta faiz lobisi, dünyada finansal kriz oluyor, faiz lobisi. Bu yetmiyordu, faiz lobisi, bir de döviz lobisi çıktı. Bu döviz lobisi kim?

Cumhurbaşkanı konuşuyor, Merkez Bankasına bir parmak sallıyor, döviz fırlıyor arkadaşlar. Ya, böyle bir sistem dünyada var mı, düşünebiliyor musunuz? Kaç gündür bütün Merkez Bankası, Sayın Babacan, ekonomi bakanları, hepsi sarayda brifing veriyorlar. Kime? Cumhurbaşkanına. Yanlış yerde yapıyorsunuz brifingi arkadaşlar, gelip bu Mecliste vereceksiniz; halkın Meclisinde, milletin Meclisinde milletin vekillerine vereceksiniz, çözümü burada arayacaksınız, çözümü burada.

Döviz lobisi kim? Döviz lobisi, faiz lobisi, dolar, sıcak para, likitide hangi ülkeleri seviyor? Çok basit, FED’den veya Dünya Bankasından, Avrupa Merkez Bankasından kredi olarak parayı yüzde 1 faizle alıyorlar, geliyorlar, Türkiye’de yüzde 7,5 faiz var, vergisini de verse, masrafını da yapsa, bilmem ne yapsa Türkiye’ye yatırdığı zaman bilmem kaç katı kâr elde ediyor. Onun için, şu aşamada Türkiye’de 131 milyar doların -faiz lobisi derler- 62 milyarı hisse senetlerine yatırılmış, bankalarda; 52 milyarı hazine bonosuna yatırılmış –hazine bonosuna arkadaşlar, resmî hazine bonosuna- 17 milyarı da piyasada.

Peki, bu para burada yatarken kısa bir süre önce bir çalkalanma oldu ve Türkiye’de bir sıcak para kaçışı oldu, farkında mıydınız? IMF 3 bankayı riskli banka ilan etti, Maliye Bakanı 3 bankada kara para riskinden bahsetti. Ne oldu ondan sonra? Bir efsane çıktı arkadaşlar, IMF’ye borç vermiştik 5 milyar dolar, bütün borçlarımızı ödemiştik. Türkiye şu an IMF’nin kapısında borç alma noktasına geldi. Bunu, bu söylediklerimizi ciddiye alın, bunun şakası yok arkadaşlar. Bu ekonomik dalgalanmada eğer bunun sadece ve sadece doları olan, olmayan kesimler üzerinden etkisini ararsanız şunu görürsünüz: 2023 hedeflerinizde kişi başına gayrisafi millî hasılanın 25 bin dolar olacağını iddia eden iktidarınız değil mi? 25 bin dolar. Şimdi dolar 2,62 liraya çıkınca şu an 2015 itibarıyla gayrisafi millî hasıla kişi başına kaça düştü biliyor musunuz? 8.763. Yani 2013’te kişi başına 10.753; 2015’e gelirken tam 2.000 dolar düştü. Fakirleşti yurttaş, cebinden 2.000 dolar gitti, cebinden uçtu, liranın alım gücü düştü, asgari ücretlinin maaşının değeri düştü. Ve iç artı dış borç 600 milyar dolar arkadaşlar. İç borç 200 milyar, dış borç 400 milyar dolar. Bu rakamlar çok ciddi rakamlardır arkadaşlar. İthalatın ihracatın önüne geçtiği bir Türkiye’den bahsediyoruz.

Bakın, G-20 zirvesi Türkiye’de toplanıyor. Beşli kırılganın en kırılgan ülkesi Türkiye. Yani burada siyaseten haz almıyoruz, Türkiye ekonomisinin kötüye gitmesinden haz almıyoruz ama ya Cumhurbaşkanının görevi her gün Merkez Bankasıyla -bağımsız madem- kavga etmek değildir arkadaşlar, niye kavga eder? Niye Merkez Bankası Başkanını her gün tehdit eder, her gün kavga eder? Anlatır mısınız, Cumhurbaşkanı yürütmenin başı değil mi? Ya git kardeşim Köşk’te otur, ülkenin birliğiyle, bütünlüğüyle, temsiliyle uğraş, elçileri ağırla, git dış ülkeleri gez, geziyorsun. Yani şimdi yaptığın ne? Gidip meydan meydan açılış yapıyorsun. Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra şimdi de 2015 genel seçimlerine karışıyorsunuz. Paket görüşülüyor, burada pakete karışıyorsunuz.

Şimdi, burada bir terslik var arkadaşlar: Hükûmet varsa bu Hükûmetin de Başbakanı yok mu? Var. Davutoğlu değil mi? Davutoğlu. Bu Hükûmetin bakanları Başbakana mı hesap verir, Cumhurbaşkanına mı hesap verir? Eğer bu Anayasa ve yasalara göre alırsanız -Parlamentoya göre- ha Cumhurbaşkanına gitmiş hesap vermiş Merkez Bankası Başkanı veya uzmanları veya Ekonomi Bakanı veya ekonomiden, koordinasyondan sorumlu Bakan ha bekçi Murtaza’ya(x) gitmiş brifing vermiş hiçbir farkı yok çünkü bir hükûmet yürütmedir, yürütme. Yürütme anayasal bir kurumdur. Yürütmenin başı temsildir. Temsilin başı o ülkenin ekonomisiyle uğraşmaz çünkü Cumhurbaşkanı sorumsuzdur. Onun için 417 milletvekilinin oyu gerekiyor burada sorumluluğuna ihanetten gitmek için ama biz Mecliste Ekonomi Bakanının, Kalkınma Bakanının, ekonomiden sorumlu, koordinasyondan sorumlu Bakanın -Babacan’ın- her 3’ünün de hesabını bu Anayasa'ya göre gensoruyla sorabiliyoruz. Nitekim, Halkların Demokratik Partisi her 3 bakanla ilgili gensoru vermiştir Meclise ve bu hafta içerisinde görüşeceğiz. Niye? Hükûmet sorumlu. Eğer Cumhurbaşkanı sorumlu olsa, sorumluluğu varsa ona soralım ama Cumhurbaşkanı değil Anayasa'ya göre. Anayasal denetim mekanizmaları belli; Meclis araştırması, genel görüşme, gensoru, bir de -siyasetin sorumluluğuna gidersin Yüce Divan için- soruşturma ama vatana ihanet kavramının içine bu ülkenin tek kuruşu, tek taşı, bir karış toprağı, her şey dâhildir. Eğer bir faiz lobisine kurban gidiliyorsa hesabı sorulur, eğer bir dolar lobisi varsa, ona gidiliyorsa bunun hesabı sorulur çünkü bu hazineye giren para ne Cumhurbaşkanının ne o bakanların ne Merkez Bankasının parası pulu değildir. O yurttaşın verdiği vergilerle hazineye giren paranın bugün burada hesabını sormak biz muhalefetin görevidir.

Şimdi, buradan çok açık bir şekilde ifade etmek istiyoruz. Arkadaşlar, ya sıcak para, likidite bu güvensizlik ortamında çekilip giderse ne yapacaksınız Hükûmet olarak? Yani, bu para giderse brifing üstüne brifing de verseniz faiz lobisi siyaset borsasına girecek. Dikkat edin, siyaset borsası öyle bir etkilenir ki, 2015 seçimlerine de üç ay var. Siz hiç “Bu, faiz lobisidir; bu, faiz lobisinin yanında döviz lobisidir…” Kimdir, bunları açığa çıkarma konusunda gelin bizim yanımızda yer alın. Şu Mecliste de 5 Nisana kadar vakit var, hemen alelacele bir komisyon kuralım, şunların yakasına yapışalım da sizi de kurtaralım. Daha ne istiyorsunuz siz Allah’tan? Bu kadar iyilik üstüne iyilik muhalefetten, artık eliniz bu sefer de iyiliğe kalksın. Şu faiz lobisini kaldırmak istiyorsanız ellerinizi kaldıracaksınız, “evet” diyeceksiniz arkadaşlar. Ey iktidar, faiz lobisi için “evet” diyeceksiniz, başka şansınız yok.

Teşekkür ederim. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaplan.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin lehinde Antalya Milletvekili Sayın Mehmet Günal.

Sayın Günal’dan sonra ara vereceğim, bir saat aradan sonra Sayın Sadık Badak hazır olsun.

Buyurunuz Sayın Günal.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu son günlerin sıcak tartışması diyelim, değerli konuşmacılar burada değindiler ama defalarca uyardık. Aslında ne olduğunu sizler de, Türk milleti de gayet iyi biliyor. Açıkçası, bunun artık bir hata olmadığını ve Sayın Erdoğan’ın bunu kasıtlı olarak, sürekli olarak söylediğini net bir şekilde anlamış bulunuyoruz. çünkü bunu sadece bugün söylemedik. Bu tutanaklardan çoğu zaman AKP’nin grup başkan vekili arkadaşlarımız gidip gidip çıkarıp bizim konuştuklarımızı burada söylüyorlar ama nedense bu konulardaki söylediklerimize hiç bakmıyorlar, hâlâ bir faiz lobisi tartışması devam ediyor.

Bakın, evet, yani buradan biz size artık mecburen söyleyeceğiz. Defalarca yazdık, defalarca söyledik, burada bütçe konuşmalarında dile getirdik; hâlâ bir faiz lobisi lafı gidiyor hatta faiz lobisinin ötesinde “Vatana ihanettir.” diye suçlamalar geliyor. Açıkçası, size buradan A3 kâğıtlarla da göstermiştim, faiz lobisi lafı henüz dönemin Başbakanı Sayın Erdoğan tarafından Gezi olaylarından sonra söylenmeden önce, aslında 2012 yılında Ekim ayı içerisinde Başbakanın damadının da bulunduğu ve sıkça yazı yazdığı Sabah gazetesinde finans sayfasında manşette söylenmişti ilk defa. Faiz lobisi olarak nitelendirilen kişiler, bugün Sayın Cumhurbaşkanının vatan haini ilan ettiği Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’ydı. Resimlerini defalarca “Aranan faiz lobisi içeride mi dışarıda mı?” diye size de sundum.

Hâlâ bir arpa boyu yol gidilememiş. Sıkıştıkça dönüp dönüp temcit pilavı gibi eski şeyleri söylemekten Sayın Erdoğan -Cumhurbaşkanı oldu- maalesef hâlâ vazgeçmiyor. Yani, bakın, o zaman söylediğini kısa bir cümleyle size tekrar edeyim, diyor ki: “Bizim karşımıza geldikleri zaman -Gezi olaylarıyla ilgili şikâyetini dile getiriyor Sayın Erdoğan, dönemin Başbakanı- ‘Sizin zamanınızda 5 kat zengin olduk.’ diyenler işte bugünlerde bizimle uğraşmaya başladılar.” Tekraren söyleyeyim, kimin zamanında 5 kat zengin olmuşlar? Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidarında. Peki, kim vermiş onlara bu hakkı? Başta Sayın Erdoğan olmak üzere AKP hükûmetleri vermiş.

Şimdi garip bir şey var. Arkasından tekrar faiz lobisine karşı “Kendine çekidüzen ver, çok sabrettik. Olay sadece bu lobiyi oluşturan bir banka, üç banka, kim varsa hepsi için aynı şeyi söylüyorum. Siz ki bize karşı böyle bir mücadeleyi başlattınız, bunun bedelini ağır ödeyeceksiniz.” demiş. Ne zaman demiş? 2013 yılının ortasında. Peki, sene kaç? 2015 yılının başı yani. Peki, iki yıldır sadece dönüp dolaşıp Ali Babacan’ı ve Erdem Başçı’yı, zaman zaman da Mehmet Şimşek’i faiz lobisi ilan edip “Vatana ihanet ediyorlar.” demenin ötesinde ne yapıldı, ben anlamıyorum.

Açıkçası, burada demin söylediğim gazete haberinden, ondan bir hafta on gün sonra yeniden ilgili Başbakan Yardımcısının resmi verilerek “Frenciler frene basmaya devam ediyor.” diye tekrar haber yapılmıştı. Şimdi, yeniden dönüp dolaşıyorsunuz, bu ekonomideki başarısızlıkların üzerini kapatmak üzere, tabii bir taraftan da her yükselişte birileri para kazansın diye, yeniden bu tartışmaları ortaya koyuyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, her seferinde oran söylüyor. Efendim, diyor ki: “Bizim faiz giderlerimiz bütçenin şu kadarı oldu.” Peki, mutlak olarak baktınız mı kaç para faiz lobisine ödemişsiniz? Her sene bütçeden faiz gideri kaç para harcanıyor? 620 milyar liraya yakın, on iki senede ödediğiniz faiz. Her sene 50-55 milyar lira faiz ödüyoruz.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Peki, on iki yılda kaçtan kaça düştü? Yüzde 44’ten yüzde 13’e düşmedi mi faize giden para?

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Dolara dönüştürürseniz, o yılın ortalama kuruyla dönüştürürseniz, 400 milyar dolar parayı on üç yılda faiz lobisine siz ödediniz. Biz ödemedik yani.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Yüzde 44’ten yüzde 13’e düşmedi mi?

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Bakın, söylüyorum, miktarı söylüyorum: Mutlak anlamda borçlandırdınız…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Bak, bütçeden faize ayrılan pay yüzde 44’ten yüzde 13’e düşmedi mi?

MEHMET GÜNAL (Devamla) - Dur, daha söyleyeceğim şimdi. İtirazın varsa şimdi sen konuş grup önerisinin aleyhinde, çıkarsın söylersin.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Bunlar malı götürüyor, malı!

MEHMET GÜNAL (Devamla) - Bakın, her sene 50 milyar lira civarında, 55-54 -bu sene ayrılanlar 53, gidiyor- faiz ödeniyor, faiz!

Şimdi, bunu hem ödenirken seyredeceksiniz, gerekli yapısal önlemleri almayacaksınız, biz burada bağırırken bırakın bu yapısal önlemleri almayı, sürekli olarak bölücü unsurla pazarlık edip bir buçuk ay burada, üç ay burada başka kanunlarla bizi oyalayacaksınız, yapısal önlemleri almayacaksınız, istihdam teşvikleri duracak, Turizm Kanunu’nu on senedir çıkarmayacaksınız, biz size dar bölgeli sektörel teşvik derken bunların esamesi okunmayacak, hâlen daha rantçılara, inşaat müteahhitlerine, yandaş müteahhitlere kıyak geçmek için bir taraftan kanun getireceksiniz, sonra da konuşacaksınız, bu faiz nasıl düşecek? Sonra da kalkıp iki tane bakanı, bir Başbakan Yardımcısı bakanı, bir de Merkez Bankası Başkanını günah keçisi ilan edeceksiniz. Kim atadı bunları?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Alsın görevden.

MEHMET GÜNAL (Devamla) - Defalarca soruyorum, kanunu burada çıkarıyorsunuz, burada metazori bütün antidemokratik kanunları çıkarıyorsunuz, söyledim, nerede o arkadaşlarımız, yeni bir torba vermişsiniz, içine bir madde, Merkez Bankası Kanunu’nun 4’üncü maddesini niye eklemiyorsunuz? Değiştirin, fiyat istikrarını değiştirdiniz mi bu iş biter, hiçbir şey yapamaz. Yazın oraya, “Merkez Bankası Başkanı, Hükûmet ne görev verirse onu yapar.” deyin, biter o zaman. Niye faiz lobisi diye karnınızdan konuşuyorsunuz? Her konuştuğunda Recep Tayyip Erdoğan dövizler çıkıyor. Kim kazanıyor, kim alıyor, kim satıyor hani biliyordunuz, hani, hani?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – O dövizler kimde?

MEHMET GÜNAL (Devamla) - “Alanları biliyoruz, kimlerin döviz aldığını biliyoruz.” diyordu, hani nerede, biz hiç duymadık, ne oldu bu soruşturmalar? Yapamazsınız, yapamazsınız, geçen hafta Başbakan Davutoğlu’yla beraber Sayın Babacan ve Şimşek’in gidip konuşmuş olduğu CFR’ın patronlarına karşı hiçbir şey yapamazsınız, yine döndünüz onlara yalvarmaya başladınız.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Ne alakası var?

MEHMET GÜNAL (Devamla) - Kuruluşunuzda elinize memorandumu verenler… Daha Hükûmet kurulmadan bir ay içerisinde 3 milyarını sildiğiniz Citibank’ın patronlarına maalesef bir şey yapamazsınız çünkü baştan teslim olduğunuz için yapamazsınız.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ne sildiler, ne sildiler?

MEHMET GÜNAL (Devamla) - Bu kanunları eğer getirseydiniz şimdiye kadar, bizim söylediğimiz, ekonomik, sosyal konulardaki yapısal önlemleri alsaydınız… Defalarca burada söyledik, MHP olarak yapıcı, yol gösterici bir anlayışımız var dedik, gelin, ekonomik olarak çıkarılması gereken kanunları çıkaralım hep beraber. Siz ne yaptınız? Sürekli olarak oraya rant, buraya peşkeş, ötekileri koru, 17-25’i tersine çevirelim, başka bir şey lazım değil. E, şimdi böyle olursa bu faiz düşmez. Düşmüyor diye de sorumlu aramayın. Temel sorumlusu, bu politikalara izin veren Hükûmettir, onun başında da iki üç dönem bulunan Recep Tayyip Erdoğan Bey’in kendisidir. Sayın Cumhurbaşkanı bu işlerde günah keçisi arayıp kendi döneminde sanki çok başarılıymış da ekonomi yönetimi bunu sarpa sarmış, krizden dolayı da şimdi sanki dünyada bir şey var, “Benim yaptığım işi bunlar bozuyor.” havasında. Böyle olmaz. Bu bakanlar yeni bakanlar değil, bu bakanların atanmasında kendisinin imzası var ve bu faiz lobisi lafını da bugün söylemiyor, senelerdir söylüyor. Madem biliyorsun da niye atadın? Yani, imzası var; Cumhurbaşkanı olarak gelirken de imzası var, öbür Cumhurbaşkanı Sayın Gül’e sunarken de kendisi sundu. Ali Babacan yeni Bakan olmadı, Mehmet Şimşek de yeni Bakan olmadı, Erdem Başçı da Merkez Bankasına yeni Başkan olmadı arkadaşlar, daha önce de Başkan Yardımcısıydı. Sizin döneminizde geldi. Ben Merkez Bankasında çalışırken orada Erdem Başçı diye birisi yoktu, Bilkent’te hocalık yapıyordu. Ya, siz getirdiniz, siz koydunuz. Eğer varsa, bunlar hainse, o zaman kardeşim, soruşturun, soruşturmanın selameti açısından görevden alın. Araştırın, nerede var, kim ne yapıyor, manipülasyon mu yapıyor, borsada mı alıyor, satıyor mu, kim aldı sattı? Son üç ay içerisinde Sayın Erdoğan’ın konuşmasından önce ve sonra kimler borsada, kimler bankacılık sistemi aracılığıyla Merkez Bankasının döviz ihalelerinde döviz aldı, kimler sattı? Hazine ihalelerinde kim kâğıt aldı? Buyurun, SPK da sizde, BDDK da sizde, bütün kurumlar sizde. Araştırın, biz de öğrenelim. Eğer varsa ihanet eden, biz de onlar için gerekli, yapılması gereken ne varsa burada imza atmaya, el kaldırmaya hazırız. Aksi takdirde, karnımızdan bir faiz lobisi uydurup günah keçisi aramaktan vazgeçelim diyor, hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Ünal…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, kurucu genel başkanımız hakkında sayın hatip ciddi imalı ifadeler kullanmıştır. Müsaade ederseniz…

BAŞKAN – Buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – İmalı değil, doğrudan söyledi.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Kurucu genel başkan değil o, Cumhurbaşkanı, dönemin Başbakanı.

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

9.- Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın, Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ eski Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle burada Türkiye Cumhuriyeti devleti Cumhurbaşkanı hakkında imalı ve sanki bir döviz ya da bunun üzerinden spekülasyon yapıyor imasında bulunmak doğru değil. Bunu şiddetle reddediyorum.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Ortaya çıkaralım kim almış.

MAHİR ÜNAL (Devamla) – Bakın, biz iktidara geldiğimizde bütçeden faize ayrılan pay yüzde 44’tü, bütçenin yüzde 44’ü faize gidiyordu.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Kaç liraydı?

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Büyümeye göre değişir.

MAHİR ÜNAL (Devamla) – Biz on iki yılda bunu yüzde 13’e indirdik ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin cebinde, hazinede 1 katrilyonun üzerinde para kaldı.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Hiç de öyle olmadı. Söyledim rakamları, 620 milyar para gitti.

MAHİR ÜNAL (Devamla) - Ve bakınız, Gezi olaylarından önce bu ülkede faiz 4,64’e kadar düşmüştü, Gezi olaylarından sonra faiz 10’un üzerini gördü. (CHP sıralarından “Ne alakası var?” sesleri)

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Gezi’yle ne alakası var? Şu anda Gezi mi var?

MAHİR ÜNAL (Devamla) - Ve o günden bugüne kadar biz tekrardan istikrarlı bir şekilde faizi yüzde 7’lere kadar çektik.

Şimdi, bizim faize bakış açımız ve ekonomik politikalarımız içerisinde faizle ilişkimiz ortadayken burada hatibin Sayın Cumhurbaşkanımız ve bizim ekonomi politikalarımız hakkında söylediği sözlerin aslı astarı yoktur. Ayrıca, Cumhurbaşkanımızın Ali Babacan ve Erdem Başçı’yla ilgili de “Vatan hainidir.” diye bir ifadesi olmamıştır.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Nasıl olmadı ya, hangi ülkede yaşıyorsun? “Vatana ihanettir, vatan hainidir bunlar.” diyor.

MAHİR ÜNAL (Devamla) – Tam tersine, “Bu konuda gerekli hassasiyeti göstermeyen bürokraside bir yapılanma mı var? Bunun üzerine gitmek gerekir.” ifadesini kullanmıştır. Dolayısıyla, hatibin sözlerini bu anlamda son derece talihsiz buluyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Birleşime bir saat ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.32

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.31

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 73’üncü Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

IX.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker ve 19 milletvekili tarafından, Hükûmet temsilcilerinin faiz lobisine yönelik iddialarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 13/6/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak Genel Kurulun 10 Mart 2015 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisi üzerinde görüşmelere devam edeceğiz.

Şimdi, önerinin aleyhinde olmak üzere söz sırası Antalya Milletvekili…

MEHMET ŞEKER (Gaziantep) – Sayın Başkanım…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Bir saniye, konuşturalım isterseniz…

Peki, buyurun.

MEHMET ŞEKER (Gaziantep) – Kapanmadan önce Sayın Mahir Ünal konuşmasında Cumhurbaşkanı için söylediğimiz sözlerin doğru olmadığını ve bizi yalancılıkla itham etti.

BAŞKAN – Size demedi de Sayın Günal’la ilgili doğru olmadığını söyledi, yalancı da demedi.

MEHMET ŞEKER (Gaziantep) – “Hatipler” dedi efendim.

BAŞKAN – Bir saniye.

Şimdi ben size İç Tüzük’e göre sataşmadan söz veremem. Her ikiniz de sisteme girin, size 60’ıncı maddeye göre söz verebilirim. Ona göre, en azından İç Tüzük’ü uygun şekilde uygulayarak halledelim işleri.

Bu arada, Sayın Badak’ı çağırayım arzu ederseniz. Ondan sonra da bitmiş olur, hep beraber...

Evet, burada mı?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Burada, burada.

BAŞKAN – Tamam.

Evet, Sayın Badak, buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SADIK BADAK (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi tarafından verilmiş bulunan grup önerisinin aleyhinde şahsım adına söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, grup önerisinde, bu faiz lobisini sanki değerli arkadaşlarımız, milletvekillerimiz bilmiyormuş gibi ve sanki bu tabir AK PARTİ mensuplarınca bulunmuş gibi bir yaklaşımla faiz lobisinin ne olduğu ve araştırılması isteniliyor. Tecahülüarif, edebiyatımızda güzel bir tabirdir. CHP’nin önerisi bir anlamda tecahülüarif olarak da görülebilir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ben yine de ülkelere, toplumlara zarar veren faiz lobisini kısa başlıklarla özetlemek isterim.

Öncelikle, konunun önemine vurgu yapmak isterim. Devletlere faizle borç vermeyi, borç para vermeyi ticari faaliyet hâline getirmiş kesimlere faiz lobisi diyebiliriz. Bu ekonomik bir tanım. Reel sektörlerde ticari ve sektörel faaliyetlerini takip eden petrol lobisi, çelik lobisi, ilaç lobisi gibi lobiler var, kazançlarını artırmaya çalışırlar. Mesela, ilaç lobisinden örnek vermek istersek, benim kış aylarında grip olduğum zaman kullandığım “Augmentin” diye bir antibiyotik var.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Reklamlara girdi, reklamlara. Araya ürün yerleştirdi.

MEHMET ŞEKER (Gaziantep) – Reklama girmeyin.

SADIK BADAK (Devamla) - 1990’lı yıllarda, hatta 2003, 2004 yıllarında bugünkü rakamla 38 liraydı, daha sonra hükûmetlerimizin yaptığı gayretlerle, çabalarla bu ilaç lobisinin Türkiye’deki faaliyetleri engellendi, şimdi Augmentin 9 lira. İşte bu lobinin faaliyetlerini önleyebilmek müşahhas bir örnek. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Faiz lobisinin faaliyetlerini de bizim ülkemizde büyük ölçüde engelledik.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Kaç senede artmış o ilaç fiyatı ben onu da anlamadım.

SADIK BADAK (Devamla) - Şimdi, finans sektöründe de kazancını artırmak için çalışan lobiler var. Finans sektörünün temel işlevi reel sektöre, üretim sektörüne, fabrikalara piyasanın norm ve standartlarında bir bedelle para vermek, bir kira bedeli karşılığında para vermek. Üretim sektörüne kredi veren müesseselerle bugün üzerinde konuşmakta olduğumuz faiz lobisini birbirinden ayırmalıyız. Bunların birbirlerinden farklı ortam ve parametrelerle çalıştığını biliyoruz.

18’inci yüzyıldan sonra bazı finansörlerden bir kesim, devletlere, hazinelere para vermeye ve özellikle savaşları finanse etmeye başlamışlar. 1800’lü yıllarda Osmanlı Devleti’ne borç para verenler de bunlar. Bunlar ülkelerde iyi yönetim ve istikrar istemezler, ülkelerdeki kaos ortamları onların faiz gelirlerini artırır. 1990’lı yıllarda ülkemizdeki siyasi ve ekonomik istikrarsızlığın getirdiği bütçe problemleri devlet bono faizlerinin yüzde 150’lere yükselmesine yol açarak faiz lobisine büyük kazançlar sağlamıştır. Buna karşılık 2002’den sonra ülkemizdeki siyasi ve ekonomik istikrarla 2013 yılında devlet bono faizlerinin 4,61’e kadar düşmesi elbette bu kesimlerin hoşuna gitmemiştir. Son iki yüz yılda sanayileşmiş ülkelerin kurduğu ekonomik ve finans sistemi içerisinde gelişmekte olan devletlere uluslararası finans çevrelerince verilen kaynaklardan manipülasyonlarla daha fazla gelir elde etme gayretleri zaman zaman yatırımları engelleyen boyutlara ulaşmaktadır. Son elli altmış yılda dünya ekonomi sistemine bileşik kaplar misalince entegre olmuş… Gelişmekte olan bazı ülkelerde görüldüğü gibi 2013 Haziranında ülkemizde Gezi olaylarıyla uluslararası faiz lobisinin, uluslararası medyayla iş birliği içerisinde kazancını artırma manipülasyonlarına hepimiz şahit olduk.

LEVENT GÖK (Ankara) – Ya, tam bir tecahülüarif yaptınız. Tam tecahülüarif bu işte.

SADIK BADAK (Devamla) – Şöyle ki: 31 Mayıs 2013 tarihinde ülkemizin uluslararası finans çevrelerinde 1,31 olan risk puanı, on gün sonra, 11 Haziranda 1,84’e yükselmiştir. Böylece nükleer santrallerimiz, üçüncü köprü, üçüncü havaalanı, Kanal İstanbul gibi; hızlı tren, Marmaray, 3 katlı büyük İstanbul tüneli, Anadolu’da planlanan barajlar, sulama sistemleri, otoyollar, hızlı trenler gibi, yaklaşık 140 milyar dolarlık temel yatırımlarımızın finansmanının faizinin maliyeti yaklaşık on gün içerisinde yüzde 45 artmıştır.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Toplumu geren buna sebep olmuştur. Kim toplumu germişse o sebep olmuştur.

SADIK BADAK (Devamla) – Son haftalarda bazı çevrelerde yine benzer kafa karışıklıkları yaratmaya dönük gayretler görülmektedir.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Havaalanında kim toplantı yaptıysa, kim orada esti gürlediyse o zaman faiz lobisinin içinde o var.

SADIK BADAK (Devamla) – Ben bu arkadaşlara sadece, bu kısa vakit çerçevesinde şunu hatırlatmak isterim.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Siz iktidar değil misiniz yakalayın bu lobiyi, çıkarın meydana.

SADIK BADAK (Devamla) – 2002 yılında toplam vergi gelirlerinin yüzde 85,7’si faiz ödemelerine gidiyordu. Devlet, gelirlerinin yüzde 85’ini faize veriyordu.

GÖKHAN GÜNAYDIN (Ankara) – On iki yılda 600 milyar lira faiz ödediniz, 600 milyar lira on iki yılda.

SADIK BADAK (Devamla) – Bugün bu oran yüzde 14,3’e düşmüştür. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

GÖKHAN GÜNAYDIN (Ankara) – Rakamlara bak biraz, on iki yılda 600 milyar lira.

SADIK BADAK (Devamla) – Değerli milletvekilleri, 24’üncü Dönem yasama faaliyetlerinin bitmesine yaklaşık üç hafta bulunuyor. Bu konu elbette ciddi, araştırılmasında daima fayda bulunan bir konudur. Meclis araştırması açılması konusunda takdir yüce Meclisimizindir.

LEVENT GÖK (Ankara)- Siz ne düşünüyorsunuz, ne yapacaksınız?

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Öneriyi destekleyin, faiz lobisini yakalayalım.

SADIK BADAK (Devamla) - Ancak Meclisimizin gündeminde Plan ve Bütçe Komisyonundan ve diğer komisyonlardan geçerek Meclisimizde görüşülmeyi bekleyen torba kanun ve perşembe günü yine Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşeceğimiz öğretmenlerimize yeni kadro verilmesi gibi halkımızı yakından ilgilendiren yeni düzenlemeler varken bilinen gerçekler üzerinden ayrıca bir Meclis araştırmasına bugün için mesai harcanmasını doğru bulmadığımı, bu çalışmanın seçimlerden sonra yapılabileceğini belirtmek isterim.

Bu düşüncelerle yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MEHMET ŞEKER (Gaziantep) – Sayın Başkan….

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Şimdi işte ne güzel oldu.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Şimdi İç Tüzük’e uydu.

BAŞKAN – Evet, her şey İç Tüzük’e uydu.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sataştığı için artık…

BAŞKAN – Evet, evet, evet.

Şimdi Sayın Günal’la başlayalım Sayın Şeker.

Buyurunuz Sayın Günal.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sayın Günal, yerinizden...

BAŞKAN – Yo, yo, şimdiden sonra…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Badak sataştı.

BAŞKAN – Evet.

Buyurunuz.

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

10.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal'ın, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın sataşma nedeniyle ve Antalya Milletvekili Sadık Badak’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptıkları konuşmaları sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, öncelikle Sayın Ünal’ın söylediğini düzeltmem gerekiyor, bayağı düzelteceğim çünkü gerçekle ilgisi yok, aslında bir şey de söylemedi ama… Bu konuda sadece şunu söyleyeyim: “Faiz lobisi” diye diye… Şimdi Sayın Badak da aynısını söylüyor. Yahu, ne zaman çıktı bunlar? Ben hâlâ merak ediyorum, siz iktidar mısınız, değil misiniz? Yani paralele mi benzedi? Yani şimdi “On iki sene beraber olduk, vallahi haberimiz yokmuş.” diyorsunuz. Millet malı götürmüş, siz uyudunuz mu yani nereye gitti bu? 2003’tekini söylüyorsunuz…

Bakın, size rakamı söylüyorum: 2003’te 58,6; 56,5, gidiyor… Bu sene 54, geçen sene 52 milyar TL, toplayınca 610 milyardan fazla para ediyor.

SADIK BADAK (Antalya) - Ekonomi büyüdü.

MEHMET GÜNAL (Devamla) - Eğer yıl içerisinde dolara bölerseniz 400 milyar dolar ediyor. Bu, sizin ödediğiniz faiz rantı.

Değerli arkadaşlar, Sayın Erdoğan dönemin Başbakanıyken yaptığı konuşmada bankalara çatıyordu “Bunlar faiz lobisi.” diye. Önceki yıl en fazla vergi veren on kurumun sekiz tanesi banka, bunun üç tanesi de kamu bankasıdır. Şimdi, kime, kime şikâyet ediyorsunuz, ben bilmiyorum.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Görev zararı yazılmıyor artık.

MEHMET GÜNAL (Devamla) - Dolayısıyla vatandaşı da faizcilerin kucağına ittiniz. Bakın, vatandaşın borcu 60 kat arttı on iki sene içerisinde. Vatandaş 200 milyardan fazla faiz ödedi. Borcu devam ediyor. Onları da faiz lobisine muhtaç ettiniz o zaman. Kim etti, biz mi ettik? Yani iktidarda siz vardınız. Onun için, tabii, buraya çıkıp söylemesi kolay. Arkadaşlarımız tabii haklı olduğumuzu bildikleri için konuları başka şekillerde söylüyor. Sayın Badak da edebiyat yapıyor, ekonomi kısmına girmiyor. Sayın Ünal, zaten, o, müzakere masalarında daha çok şey yapıyor. Bence herkes kendi asli fonksiyonlarına dönsün, müzakere işlerine baksın. Bir daha söylüyorum: Çoğunluğunuz var, torbanın içine Merkez Bankası Kanunu’nu da ekleyin, gelin burada değiştirelim.

Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Şeker buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

11.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker'in, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET ŞEKER (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Hatip arkadaşımız bizim bilip bilmezden geldiğimizden bahsetti. Çok şey biliyoruz ve burada söylediğimiz çok şey de gerçekleşti değerli arkadaşlar. Kusura bakmayın, eğer sizin tasarrufunuz yoksa, paranızı biriktiremiyorsanız, geliriniz de azsa, dünyanın gelişmiş ülkeleri paralarını size borç verirler, siz de aslan gibi faiz ödersiniz. Bunda kimseyi suçlamaya da hakkınız yoktur. Tasarrufunuzu arttırın, kimseden de borç para almayın. Bunu böyle yapmanız da çok doğru değil. Gezi olaylarıyla bu işi bağladınız, güzel. Biz o zaman da söyledik. Gezi olayları olduğu zaman da “Kim çıkartıyor bunları? Gelin kardeşim, gündeme getirelim.” dedik. Getirebildiniz mi? Hayır.

Çok değerli milletvekili arkadaşlarım var aranızda, beraber çalıştık. Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonunda birlikte çalıştık. Bu ülkede darbeler niye oluyor, neden oluyor, kim bu parasal işleri çeviriyor, öncesinde neler yapıyor, faiz lobisi kimdir, bu paraları çalanlar kimlerdir, darbeyi planlayanlar kimlerdir, hep konuştuk, bununla ilgili bir komisyon kurduk, getirdiniz mi Meclise? Getirmediniz. Bugün ama diyorsunuz ki: “Zaman kısıtlı, efendim, Meclisin kapanmasına bir ay kaldı.” İki sene önce yaptık biz bunları, getirseydiniz değerli arkadaşlar, sizler getirmediniz. Kusura bakmayın, burada bizi suçlamaya hakkınız yok. Eğer bu ülkede faiz lobisi varsa, bu ülkede birileri bir şeyler planlıyorsa, gelin birlikte ortaya çıkartalım. Ucu da kime değiyorsa, bunları ortaya çıkartalım. Sayın Cumhurbaşkanı telefon açıp Merkez Bankası Başkanını veya Bakanı çağırıp konuşabilir, basının önünde konuşmasına gerek yok. O zaman, siz bunu yapıyorsanız, gerçekten lobi nerede oraya bakmak lazım, gerçekten kim kimi finanse ediyor, kim bundan kazançlı çıkıyor, oraya bakmak lazım değerli arkadaşlar. Onun için gelin, buyurun, bu komisyonun kurulmasına onay verin, “Evet” deyin, ellerinizi kaldırın, kimin lobici olduğunu, kimin lobiye karşı olduğunu da tespit edelim.

Hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şeker.

IX.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker ve 19 milletvekili tarafından, Hükûmet temsilcilerinin faiz lobisine yönelik iddialarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 13/6/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak Genel Kurulun 10 Mart 2015 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

III.- YOKLAMA

(CHP ve MHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

LEVENT GÖK (Ankara) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Grup önerisini oylarınıza sunmadan evvel yoklama talebi var.

Sayın Gök, Sayın Çıray, Sayın Serindağ, Sayın Bayraktutan, Sayın Şeker, Sayın Öner, Sayın Günaydın, Sayın Günal, Sayın Akçay, Sayın Tayan, Sayın Aydın, Sayın Susam, Sayın Haberal, Sayın Kaleli, Sayın Akar, Sayın Kaplan, Sayın Tamaylıgil, Sayın Toprak, Sayın Öztürk, Sayın Özgündüz. Tamamdır.

İki dakika süre veriyorum ve başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)                                    

3.- CHP Grubunun, Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker ve 19 milletvekili tarafından, Hükûmet temsilcilerinin faiz lobisine yönelik iddialarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 13/6/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak Genel Kurulun 10 Mart 2015 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Şimdi, İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VIII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

D) Önergeler

1.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, (2/428) esas numaralı Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/243)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(2/428) esas numaralı Kanun Teklifi’min İç Tüzük 37’nci maddeye göre doğrudan Genel Kurulun gündemine alınmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                 Hasan Hüseyin Türkoğlu

                                                                               Osmaniye

BAŞKAN – Evet, teklif sahibi Osmaniye Milletvekili Sayın Hasan Hüseyin Türkoğlu.

Buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Türk milletinin saygıdeğer milletvekilleri, polislerimizin ek göstergelerinde düzenleme içeren kanun teklifimin ilgili komisyonda gündeme alınmaması sebebiyle İç Tüzük’ün 37’nci maddesi çerçevesinde söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Kanun teklifim 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun ek gösterge cetvelinde Emniyet Genel Müdüründen başlayarak en alt rütbedeki personele varıncaya kadar bütün Emniyet çalışanlarının ek göstergelerini hak ettikleri seviyeye getirmeyi amaçlamaktadır.

Teklifimizin en önemli gerekçesi, terörle mücadele eden, kamu düzenini koruyan, asayiş ve esenliği sağlayan polisin hak ettiği özlük haklarına kavuşmasıdır. Türk polisi, var olduğu günden bu yana saydığım bu vazifeler için kanını ve canını tereddüt etmeden vermiştir. Bu konuda AKP yöneticileri de Türk polisinin bilinen sıkıntılarını görmekle beraber kayıtsız kalmışlardır.(X) Türk polisinin özlük hakları ve çalışma şartları konusunda düzeltme sözü bizzat dönemin Başbakanı ve ilgili bakanları tarafından verilmiş olmasına rağmen tutulmamıştır. AKP iktidarı, sözünü tutmak yerine, verdiği emirlerle, polisi AKP muhaliflerinin üzerine göndermiştir. AKP Hükûmeti, polisi, verdiği emirlerle, arkadaşlarını şehit eden teröristlere seyirci hâle getirmiştir. AKP Hükûmeti, polisin sorunlarını çözmekten çok polisi bir maşa gibi kullanmayı tercih etmiştir. AKP Hükûmeti, polisi iktidarının devamı için bir araç hâline getirmiştir.

Türk polisi, çalışma şartları açısından hem uluslararası sözleşmelere aykırı hem de bizim Anayasa ve kanunlarımıza aykırı bir şekilde çalıştırılmaktadır. Stresli bir meslek olarak polislik, zamanla şiddetin ortaya çıktığı bir alandır. Özellikle toplantı ve gösterilerde çok önceden pozisyon alan polislerin ikinci bir emre kadar görev sahasında kalmak zorunda olmaları, çalışma şartlarının ve saatlerinin belirsizliği, izinlerinin ve dinlenme zamanlarının kesintiye uğraması polislerimizi olumsuz etkilemektedir. Üzerlerindeki baskı dolayısıyla polis amirleri emri altındaki personele zaman zaman keyfî yaklaşmakta, bu durum polis üzerinde ciddi bir yılgınlığa sebep olmaktadır. Polis Disiplin Tüzüğü’ndeki hassas hükümler sürekli tahkikat geçirme endişesine sebep olmakta, toplumsal olaylarda kameraların sürekli önünde bulunmaları, polisin sürekli medyada haksız ithamlara da maruz kalması şevk ve heyecanını azaltmaktadır. Polisin bu sorunlarından dolayı intiharlara varan bunalımlar ortaya çıkmaktadır.

AKP’nin eski Genel Başkanı, şimdiki fiilî genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan söz vermiş olmasına rağmen polis sekiz yıldır aldatılmaktadır. İstedikleri, bu kanun teklifimin de konusu olan ek göstergelerinin düzeltilmesi, özellikle üniversite mezunu polis memurları için 3600 ek gösterge rakamının verilmesidir. İstedikleri, insanca çalışmak, insanca dinlenmek ve izin kullanmaktır. AKP hükûmetleri bu tekliflere kör ve sağırdır, duymazdan gelmektedir. AKP hükûmetlerinin önceliği kendi iktidarlarını devam ettirmektir. Bunun için millî, manevi, dinî, hukuki, insani değerlerin hiçbir anlamı yoktur. AKP’ye göre gerekirse değerler ayaklar altına alınarak iktidar devam ettirilmelidir. AKP böylesine bir anlayışla Türkiye’yi yönetmektedir.

Polisin, emniyet teşkilatının yoğun olarak tartışıldığı bir dönemdeyiz. İç Güvenlik Yasa Tasarısı polis teşkilatı, polisin yetkileri konusunda yoğun tartışmalara ve müzakerelere bir zemin oluşturmuştur. Bu vesileyle polisin sorunları çözülmesi gerekirken AKP bu tasarıyla kendi sorunlarını çözmeyi tercih etmiştir. AKP Hükûmeti kurduğu düzene, tercih ettiği politikalara ve aldığı kararlara itiraz edenleri, muhalefet edenleri sindirmek için polisi ümüğünden sıkarak kendine bağlı hâle getirmektedir. AKP, 17-25 Aralık soruşturmalarını yaptığı için polisi darmadağın etmiştir. İç güvenlik paketiyle AKP, yolsuzluğa ve rüşvete, hırsızlığa, bölücülüğe razı olmayanları, itiraz edenleri polisi kullanarak sindirmek istemektedir. AKP, polis olabilmek için, terfi edebilmek için ve polis kalabilmek için AKP’li olmanın şart olduğu bir düzen tesis etmek istemektedir. İç güvenlik paketinin amacı, polisin sorunlarını çözmek için değil, AKP’nin iktidarını devam ettirmektir. AKP, iç güvenlik tasarısıyla polisin imajını daha da bozmakta, polisin başını daha çok belaya sokmak istemektedir.

Bu düşüncelerle kanun teklifimin doğrudan gündeme alınması hususunda Genel Kurulun kabulünü istirham eder, Türk milletinin milletvekillerini saygıyla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Türkoğlu.

Bir milletvekili olarak Muğla Milletvekili Sayın Mehmet Erdoğan.

Buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vermiş olduğumuz kanun teklifi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına ben de söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii ki vatandaşın huzur ve güven içinde yaşayabilmesi için sağlıklı, güçlü, sorunsuz bir emniyet teşkilatına ihtiyaç vardır. Emniyet teşkilatının sorunsuz olması için, emniyetin hizmet kalitesinin artırılabilmesi için emniyet çalışanlarına değer ve destek verilmesi gerekir. Ancak, bunu yapması gerekenler emniyet teşkilatını tamamen devletin güvenlik birimi olmaktan çıkartıp, iktidarın güvenlik birimi hâline getirecek birçok çalışmayı yapmaktadır. Bu iç güvenlik paketi bu şekliyle çıkarsa artık bundan sonra sokakta polisin itibarı sıfırlanacaktır çünkü bugün yaşadığımız birçok olayda polisle ilgili vatandaşın kafasında çok ciddi olumsuz algılar oluşmaktadır. Türk Bayrağı’nın olmadığı bir yerde mitingler yapılmakta, İstiklal Marşı’nın söylenmediği bir yerde birtakım usulsüz paçavralar açılmakta, birilerinin posterleri açılmakta, buralarda sanki Türk devletinin polisi yokmuş gibi hiçbir müdahalede bulunmazken, Meclisin kapısına gelen 4 emekli polise yeteri kadar gaz bulunabilmekte, biber gazı bulunabilmekte, TOMA’lar bulunabilmekte, coplar bulunabilmektedir. Bu algı da toplum da maalesef çok ciddi bir sıkıntıya sebep olmaktadır. Bu algının ortadan kalkması için bu iç güvenlik paketinin buradan çekilmesi ve polisin Türk devletinin güvenlik birimi olarak bu ülkedeki yerini yurdunu alabilmesi lazım.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Nasıl alabilecekmiş yerini?

MEHMET ERDOĞAN (Devamla) – Şimdi, arkadaşlar tabii ki laf atma alışkanlığına devam ediyorlar ama çıkarttıkları 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle aynı işi yapan polisleri farklı maaşlarla çalışır hâle getirdiler. Bilmem istihbarat şubesinde çalışırsa şu kadar maaş, karakolda çalışırsa bu kadar maaş, trafikte çalışırsa bu kadar maaş ama nerede çalışırsa çalışsın herhangi bir polis memuru, polis amiri AKP’nin ayağına basarsa hemen oradan al, tayin et, açığa al, sür. Tabii ki bu şubeler arası maaş farkının hiç savunulacak bir tarafı yok. Polis her yerde polistir ve polisin yaptığı her iş en az bir diğeri kadar önemlidir. Bu ayrımı bir babanın evlatları arasında ayrım yapması gibi algılamaktayız ve bu yanlışlığın düzeltilmesi gerektiğine inanmaktayız.

Şimdi, bir diğer sorun: Emniyet teşkilatı içerisinde -işte, bu kanunla gene bir sürü düzenleme yapıyorsunuz ama- ne polis memurlarının ne polis amirlerinin sorununu çözüyorsunuz. Dördüncü sınıf bir emniyet müdürü ile polis memuru arasındaki maaş farkı hemen hemen yok mesabesinde. Dördüncü sınıf bir emniyet müdürünün sorumluluğuyla bir polis memurunun sorumluluğu eşit mi? Değil. Bunların da çözülmesi lazım.

Yine, görevde olan polislerimizin maaşlarını iyi kötü değişik tazminatlarla belli bir noktaya getirdiniz ama emekli olan bir polis şu anda çalışırken aldığının yüzde 40’ını bile alamaz hâle geldi. Dolayısıyla, zaten 55 yaşında yaş haddinden emekli oluyor polis, yaş haddinden emekli olmasa bile insanlar emekliliği hak edince bu çalışma şartları içerisinde “Artık yeter!” deyip emekli oluyorlar ama emekli olunca tam “Bu işten kurtulduk, mobbing’den kurtulduk.” derken bundan sonra zaten ayakta duramaz, karnını doyuramaz, çocuğunu okutamaz hâle geliyor, yeniden iş aramaya çıkıyor ve maalesef yıllarca mücadele ettiği birtakım yakışıksız insanların yanında silahlı güç olarak çalışmaya başlıyor, bu da düzeltilmesi gereken bir konu.

Yine, polisin çalışma saatleri; mesaiye gideceği saat belli, çıkacağı saat belli değil ama fazla çalışma ücreti yok, bunların da muhakkak düzeltilmesi lazım.

Tabii ki bu zor şartlar altında çalışan polislerimizin başka sorunları da var. İşte, polisi gönderiyoruz Hakkâri’ye, polisi gönderiyoruz çevik kuvvet olarak Kızılay’da, Güvenpark’ta günlerce bekletiyoruz, bekletiyoruz; insanlar yıpranıyor, depresyona giriyor, sıkıntıya giriyor. Ama bu insanlara bugüne kadar emniyet teşkilatı hiçbir psikolojik destek vermedi, o yüzden de bu insanlar zaman zaman yapmaları gerekenin dışına çıkarak yanlışlara sebebiyet veriyorlar, intihar ediyorlar, aile huzurları bozuluyor, yuvaları dağılıyor, çoluğu çocuğuyla sıkıntıya giriyorlar. Bu insanların ekonomik sorunları çözülerek bu diğer sorunlarının da bununla birlikte giderilmesi gerekiyor diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

III.- YOKLAMA

(MHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi var.

Sayın Türkoğlu, Sayın Halaçoğlu, Sayın Akçay, Sayın Günal, Sayın Dedeoğlu, Sayın Erdoğan, Sayın Işık, Sayın Torlak, Sayın Oral, Sayın Yılmaz, Sayın Demirel, Sayın Çınar, Sayın Şandır, Sayın Kutluata, Sayın Kalaycı, Sayın Varlı, Sayın Yeniçeri, Sayın Belen, Sayın Bal, Sayın Halaman, Sayın Başesgioğlu, Sayın İrbeç, Sayın Şimşek.

Evet, yoklamayı başlatıyorum ve iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

D) Önergeler (Devam)

1.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, (2/428) esas numaralı Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/243) (Devam)

BAŞKAN – İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş doğrudan gündeme alınma teklifini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Polislere verdiğiniz sözler ne olacak?

BAŞKAN – Şimdi, buyurunuz Sayın Demirel.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

13.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel'in, Antalya Milletvekili Sadık Badak’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

RUHSAR DEMİREL (Eskişehir) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum söz verdiğiniz için.

Ben iki yoklama öncesinde söz istedim hem bir hekim olarak hem de Sağlık Bakanlığı eski çalışanı olarak. Belki televizyon göstermiyor diye bizi burada çoğu insanın izlemediği düşünülse de İnternet üzerinden çok izleyen var.

Az önce burada bir Antalya milletvekili arkadaşımız -ki mesleği hekimlik değilmiş, ben sonradan öğrenince hak verdim ama- vatandaşı yanlış bilgilendirmek bir yana… Gripte antibiyotik kullanılmaz beyefendiler. Akılcı ilaç kullanımıyla ilgili çalışmalar Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığının 57’nci Hükûmetten beri yapmaya çalıştığı çalışmalardır. Bu, hem israfı önlemek hem sağlığımızı koruma adına. Kaldı ki, sağlıkta şiddetin en çok konuşulduğu bir Meclisiz biz, bu konuda çalışmalar yapmış bir Meclis. 14 Mart da gelmekteyken “Grip oldum, bana antibiyotik yazmadın.” diye sağlık çalışanlarının üzerine gidecek külfeti de düşünerek ve halk sağlığını korumak adına, grip olduğunda antibiyotik kullanımı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ederim.

Gündemin “Seçim” kısmına geçiyoruz.

X.- SEÇİMLER

A) Radyo Ve Televizyon Üst Kuruluna Üye Seçimi

1.- Radyo ve Televizyon Üst Kurulunda boşalan üyeliklere seçim

BAŞKAN – Şimdi, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunda 10 Şubat 2015 tarihinde boşalan 1 üyelik için 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un 35’inci maddesi gereğince seçim yapacağız.

Üst Kurulda boşalan ve Halkların Demokratik Partisi Grubuna düşen 1 üyelik için aday gösterilmiştir. Adayların adları oy pusulası şeklinde düzenlenmek suretiyle bastırılmıştır. Toplantı ve karar yeter sayısı mevcut olmak şartıyla seçimde aday listesinden en çok oyu alan aday seçilmiş olacaktır.

Şimdi adayların adlarını soyadı sırasına göre okuyorum:

Halkların Demokratik Partisi Grubu tarafından gösterilen adaylar: Ersin Öngel, Nevruz Uğur.

Oylamanın ne şekilde yapılacağını arz ediyorum: Herhangi bir tereddüde mahal vermemek için komisyon ve Hükûmet sıralarında yer alan kâtip üyelerden komisyon sırasındaki kâtip üye Adana’dan başlayarak Denizli’ye kadar, Denizli dâhil ve Diyarbakır’dan başlayarak İstanbul’a kadar, İstanbul dâhil; Hükûmet sırasındaki kâtip üye ise İzmir'den başlayarak Mardin'e kadar, Mardin dâhil ve Mersin’den başlayarak Zonguldak’a kadar, Zonguldak dâhil, adı okunan milletvekilinin adını defterden işaretleyecek ve kendisine mühürlü oy pusulası ve bir zarf verecektir. Oy pusulasını ve zarfı alan sayın üye, Halkların Demokratik Partisi Grubu aday listesinden bir adayın isminin karşısındaki kareyi çarpı işaretiyle işaretleyecek ve oy pusulasını zarfa koyarak zarfı Başkanlık Divanı kürsüsünün önüne konulmuş olan oy kutusuna atacaktır. Aday listesinden birden fazla adayın işaretlendiği oy pusulaları geçersiz sayılacaktır. Bu hususlar oy pusulasında da dipnot olarak açıkça belirtilmiştir.

Sayın kâtip üyelerin yerlerini almalarını rica ediyorum.

Şimdi oylamanın sayım ve dökümü için ad çekme suretiyle 5 kişilik bir tasnif komisyonu tespit edeceğim:

Sayın Uğur Bayraktutan? Yok.

Sayın Ali Serindağ? Yok.

Sayın Seyit Sertçelik? Yok.

Sayın Nihat Ergün? Yok.

Sayın Ayşe Eser Danışoğlu? Yok.

Sayın İdris Şahin? Burada.

Sayın Pelin Gündeş Bakır? Burada.

Sayın Gökhan Günaydın? Yok.

Sayın Mehmet Ali Susam? Yok.

Sayın Murat Göktürk? Burada.

Sayın Lütfü Türkkan? Yok.

Sayın Leyla Zana? Yok.

Sayın Bülent Belen? Yok.

Sayın Mehmet Altay? Burada.

Sayın Aysel Tuğluk? Yok.

Sayın Halil Ürün? Yok.

Sayın Bülent Tezcan? Yok.

Sayın Rıza Türmen? Yok.

Sayın Mehmet Haberal? Yok.

Sayın Sakine Öz? Yok.

Sayın Mehmet Şandır? Burada.

Tasnif komisyonuna seçilen üyeler oylama işlemi bittikten sonra komisyon sıralarında yerlerini alacaklardır.

Oylamaya Adana ilinden başlıyoruz.

(Oylar toplandı)

BAŞKAN – Oyunu kullanmayan sayın üyemiz var mı? Yok.

Evet, oy verme işlemi tamamlanmıştır.

Tasnif Komisyonu üyeleri lütfen yerlerini alsınlar.

Sayın İdris Şahin, Çankırı; Sayın Murat Göktürk, Nevşehir; Sayın Mehmet Şandır, Mersin; Sayın Pelin Gündeş Bakır, Kayseri; Sayın Mehmet Altay, Uşak; buyurunuz lütfen.

(Oyların ayrımı yapıldı)

BAŞKAN – Radyo ve Televizyon Üst Kurulu üyeliği için yapılan seçime ilişkin Tasnif Komisyonu tutanağı gelmiştir, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Radyo ve Televizyon Üst Kurulunda boş bulunan ve Halkların Demokratik Partisi Gurubuna düşen 1 (bir) üyelik için yapılan seçime 216 üye katılmış, kullanılan oyların dağılımı aşağıda gösterilmiştir.

Saygıyla arz olunur.

Tasnif Komisyonu

           Üye                                                   Üye                                                   Üye

     Recep Özel                                     Murat Göktürk                                  Mehmet Şandır

         Isparta                                            Nevşehir                                             Mersin

           Üye                                                   Üye

Pelin Gündeş Bakır                             Mehmet Altay

        Kayseri                                               Uşak

 

Kullanılan oy sayısı                        : 216

Ersin Öngel                                    : 203

Nevruz Uğur                         : 4

Boş                                     : 1

Geçersiz                              : 8

BAŞKAN – Buna göre, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunda 10 Şubat 2015 tarihinde boşalan 1 üyeliğe Ersin Öngel seçilmiştir. Hayırlı olmasını diliyorum.

Şimdi birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.36

SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.48

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 73’üncü Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince, sözlü soru önergeleri ile diğer denetim konularını görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1'inci sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2'nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

3.- Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/742) (S. Sayısı: 616)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

4’üncü sırada yer alan, Askeri Hakimler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

4.- Askeri Hakimler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/1008) (S. Sayısı: 685)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

5’inci sırada yer alan, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Sayın Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Sayın Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili Sayın İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Sayın Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Sayın Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Sayın Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Sayın Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Sayın Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Sayın Engin Altay, Ankara Milletvekili Sayın Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Sayın Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasarının geçen birleşimde üçüncü bölümde yer alan 51’inci maddesinin oylaması tamamlanmıştı.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair iki önerge vardır.

Birinci önergeyi okutup Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla, 14 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi ilk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları'nın (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) "2803 sayılı Kanunun 17 nci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Görevden uzaklaştırmanın hukuki ve mali sonuçları

MADDE 17- Görevden uzaklaştırılanlar, yapmakta oldukları görevden alıkonulurlar. Bu kişilerin görev yerleri değiştirilebilir veya başka görev verilmeyebilir.

Görevden uzaklaştırılanlara bu süre içinde 657 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre aylık ödenir. Ancak, bu kişilerden haklarında soruşturma izni verilmemesine, soruşturmaya veya kovuşturmaya yer olmadığına, beraatına, her ne sebeple olursa olsun kamu davasının düşmesine veya ortadan kaldırılmasına karar verilenlerin ödenmeyen veya noksan ödenen her türlü özlük hakları ödenir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurtdışı kadrolarında görevliyken görevden uzaklaştırılanlara da yurtiçinde bir kadroya atanıncaya kadar bu fıkra uyarınca yurtdışı aylığı ödenir.

Ön inceleme veya soruşturmaya konu olan fiillerinin hizmetlerine devama engel olmadığı anlaşılanların görevden uzaklaştırma tedbirleri, haklarında karar verilmesi beklenmeksizin kaldırılabilir.

Bu Kanun kapsamındaki görevden uzaklaştırma tedbiri iki ayı geçemez. Bu süre zorunlu hallerde iki ayı geçmemek üzere bir defa uzatılabilir. Görevden ayrı kalınan bu süreler hizmetten sayılır." şeklindeki 51 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin ihdas edilmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Erdoğan                               Yusuf Halaçoğlu                        Hasan Hüseyin Türkoğlu

     Muğla                                                  Kayseri                                           Osmaniye

Bülent Belen                                            Alim Işık

    Tekirdağ                                              Kütahya

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Başkanım, önergemizi çekiyoruz.

BAŞKAN – Evet, diğer önergeyi okuyun.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun 51 inci Maddesinden sonra aşağıdaki maddenin eklenmesi ve madde numaralarının buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

    Ali Serindağ                                      İzzet Çetin

      Gaziantep                                           Ankara

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Çekiyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge çekildi.

Sayın milletvekilleri, bizi izleyenlerin bu önerge çekilmesine ilişkin, konuyu bilmedikleri için bir eleştirileri var, ben onları bilgilendirmek için bir açıklama yapmak istiyorum.

91’inci maddeye göre işlem yaptığımız, bölümler hâlinde görüştüğümüz her kanunun, her bölümünde -eğer işleme alınırsa- yeniden madde ihdasına ait her grup sadece bir önerge verebilir. Önergeleri okutup işleme aldırmadan çektikleri takdirde de bu önerge sayılmadığı için diğer önergelerin devamı sağlanabilir. İzleyenleri İç Tüzük hakkında bilgilendirmek istedim. Bu konuda geri bildirimler var, herkes için…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Başkanım, işlem görüyor ama.

BAŞKAN – Hayır, o başka bir şey.

RECEP ÖZEL (Isparta) – “İşlemden kaldırılmıştır.” diyorsunuz ama.

BAŞKAN – Yani şimdi size tartışmaya açmadım, o ayrı. Bu, herkes için, yani sizin grup için de muhalefet için de aynı. Bu bilinmediği için, bana gelen bazı sorular var, onları bilgilendirmek amaçlı cevapladım.

Evet, şimdi, madde 52’de biri Anayasa’ya aykırılık olmak üzere üç adet önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun 2803 sayılı Kanunun 16 ncı maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Görevden uzaklaştırma

MADDE 16- Askeri nitelikte olmayan görevleri sebebiyle işledikleri iddia edilen bir suçtan dolayı görevi başında kalmasında sakınca görülen jandarma personeli, İçişleri Bakanı tarafından görevinden uzaklaştırılabilir. Gerektiğinde Jandarma Genel Komutanı da bu konuda teklifte bulunabilir. İl jandarma komutanı hariç olmak üzere il jandarma komutanlıklarında görevli personel, vali tarafından görevden uzaklaştırılabilir. Gerektiğinde il jandarma komutanı da bu konuda teklifte bulunabilir. Görevden uzaklaştırılan personel hakkında en geç on gün içinde ön inceleme veya soruşturmaya başlanır.

25/10/1963 tarihli ve 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ve 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunundaki geçici olarak işten el çektirme, açığa çıkarma, açığa alınma ve geçici süre ile görevden uzaklaştırmaya ilişkin hükümler ile Jandarma Genel Komutanının görevden uzaklaştırılmasına dair özel hükümler saklıdır.

Sivil memurların görevden uzaklaştırılmaları, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir."" şeklindeki 52 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Erdoğan                              Yusuf Halaçoğlu                        Hasan Hüseyin Türkoğlu

         Muğla                                              Kayseri                                           Osmaniye

    Bülent Belen                                  Mesut Dedeoğlu                                     Alim Işık

       Tekirdağ                                     Kahramanmaraş                                     Kütahya

“MADDE 52- 2803 sayılı Kanunun 16 ncı maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Görevden uzaklaştırma

MADDE 16- Askeri nitelikte olmayan görevleri sebebiyle işledikleri iddia edilen bir suçtan dolayı görevi başında kalmasında sakınca görülen jandarma personeli, Jandarma Genel Komutanının teklifi ile İçişleri Bakanı tarafından görevinden uzaklaştırılabilir. İl jandarma komutanı hariç olmak üzere il jandarma komutanlıklarında görevli personel, il jandarma komutanının teklifi ile vali tarafından görevden uzaklaştırılabilir. Görevden uzaklaştırılan personel hakkında en geç on gün içinde ön inceleme veya soruşturmaya başlanır.

25/10/1963 tarihli ve 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ve 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunundaki geçici olarak işten el çektirme, açığa çıkarma, açığa alınma ve geçici süre ile görevden uzaklaştırmaya ilişkin hükümler ile Jandarma Genel Komutanının görevden uzaklaştırılmasına dair özel hükümler saklıdır.

Sivil memurların görevden uzaklaştırılmaları, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir.””

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun,

"2803 sayılı Kanunun 16 ncı maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Görevden uzaklaştırma

MADDE 16- Askerî nitelikte olmayan görevleri sebebiyle işledikleri iddia edilen bir suçtan dolayı görevi başında kalmasında sakınca görülen jandarma personeli, İçişleri Bakanı tarafından görevinden uzaklaştırılabilir. Gerektiğinde Jandarma Genel Komutanı da bu konuda teklifte bulunabilir. İl jandarma komutanı hariç olmak üzere il jandarma komutanlıklarında görevli personel, vali tarafından görevden uzaklaştırılabilir. Gerektiğinde il jandarma komutanı da bu konuda teklifte bulunabilir. Görevden uzaklaştırılan personel hakkında en geç on gün içinde ön inceleme veya soruşturmaya başlanır. 25/10/1963 tarihli ve 353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu ve 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunundaki geçici olarak işten el çektirme, açığa çıkarma, açığa alınma ve geçici süre ile görevden uzaklaştırmaya ilişkin hükümler ile Jandarma Genel Komutanının görevden uzaklaştırılmasına dair özel hükümler saklıdır. “Sivil memurların görevden uzaklaştırılmaları 17/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir.” şeklinde 52’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

    Ali Serindağ                                    Ahmet Toptaş                                    Tanju Özcan

      Gaziantep                                     Afyonkarahisar                                         Bolu

 

     Ali Sarıbaş                                      Celal Dinçer                                  Ali Haydar Öner

      Çanakkale                                          İstanbul                                             Isparta

 

    Sedef Küçük

        İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair -Torba- Kanun Tasarısının 1 inci maddesi; Anayasa ve İçtüzük Hükümleri ile evrensel hukuk normlarına ve temel insan haklarına aykırı olup tek parti-tek adam-diktatörlük rejimi ve polis devletinin ötesinde, fiili "savaş hali" uygulaması getirdiğinden kanun tasarısının 52 inci maddesinin Anayasa'ya aykırılık nedeniyle tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

   Pervin Buldan                          Hüsamettin Zenderlioğlu                             Nazmi Gür

           Iğdır                                                 Bitlis                                                  Van

  Gülser Yıldırım                           Abdullah Levent Tüzel                                Erol Dora

         Mardin                                             İstanbul                                             Mardin

     Demir Çelik

           Muş

BAŞKAN – Anayasa’ya aykırılık önergesine Komisyon katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI SEBAHATTİN ÖZTÜRK – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Levent Tüzel…

BAŞKAN – Sayın Tüzel, buyurunuz. (HDP sıralarından alkışlar)

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinize iyi akşamlar.

İç güvenlik eziyeti sürmeye devam ediyor. Hükûmet, iktidar, Başbakan, Sayın Cumhurbaşkanı bu işi bilek güreşine dönüştürmüş durumda. Üç haftayı geride bıraktık ve bu iç güvenlik paketinin çıkartılması konusunda talimatın gereğini yapmak üzere AKP vekilleri görev başında.

Değerli milletvekilleri, bu 52’nci madde jandarma personeliyle ilgili. Gerek İçişleri Bakanının gerek valinin sakınca görmesi hâlinde görevden uzaklaştırmasına dair düzenleme. Yani, bir kez daha kolluk üzerinde yürütmenin yetkilerini genişleten, artıran bir düzenleme. Biz başından beri bu “iç güvenlik” adı verilen antidemokratik uygulamaların yoğunlaştığı pakete bütün itibarıyla karşı çıktık, Anayasa’ya aykırılıktan söz ettik, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırılıktan, uluslararası hukuka aykırılıktan, fakat bunları bir türlü dinlemeniz mümkün olmadı.

Aradan geçen zaman içerisinde Türkiye’de yaşananlar aslında bütün bu baskı yasasına rağmen AKP iktidarına dönük muhalefetin daha da çok yoğunlaştığını gösterdi. İşte, iktidar, ak valiler istiyor, ak polisler istiyor. Cumhurbaşkanı, valileri toplayıp ha bire talimatlar veriyor. Aslında bu yasa çıkmadan bu yasayı uygulamaya dönük ve görev tevdi alanlar, hemen, işte, İzmir Valisinin yaptığı gibi “Siyasi partilerin, kamu binalarının, sendikaların, meslek odalarının önünde basın açıklaması yapılamaz.” diye kendince genelge çıkartıyor ve bir fetva veriyor. Nerede bunun Anayasa’da, yasalarda, uluslararası hukukta karşılığı, var mı? Yok. Tepki üzerine İzmir Valisi bir kez daha açıklama yapıyor, “Toplantı, gösteri hakkını kim gasbedebilir, kim yasaklayabilir? Biz onu demek istemedik, herkes gösteri yapabilir ama işte şöyle, şöyle, şöyle olmaz.” diyerek buna açıklama getirmek istiyor.

Bakın, günlerdir dolar lobisi gibi çalışan, her konuştukça doları fırlatan ama işçinin, emekçinin, sabit ücretlinin cebinden para çalanlar sayesinde bu ülkenin emekçileri iktidara öfke duyuyor. Bu ülkede küçük üretici, memur, işinden atılan, iş cinayetlerine uğrayan herkes, bu iktidara tepki duyuyor. İşte, bu yasayı ısrarla getirme çabası, hele hele seçimden önce getirme çabasının arkasında da bu korku var. Bir yandan korkuluyor, bir yandan iktidarı bu şekilde bir despotizmle ayakta tutma çabası var, öbür taraftan da topluma korku yayılmak isteniyor.

Geçtiğimiz gün 8 Marttı, kadınlar kişiliklerine, bedenlerine, cinsel tercihlerine, özgürlüklerine, inançlarına dönük saldırılar karşısında meydanları doldurdular ama akıllanmayan bir yönetim, aynı şekilde konuşmayı, aynı eşitsizlik lügatını devam ettirmeyi sürdürdü.

Bu iktidarın zihniyeti bakıyoruz Türk Dil Kurumunda karşımıza çıkıyor. Bugün sosyal medya âdeta çalkalandı. Türk Dil Kurumunda “müsait” kavramının karşılığı -parantez içerisinde- “kadın” diyor ve “Flört etmeye müsait” diyerek bir kez daha kadını hakir gören, aşağılayan, eşitsizliğinin üzerine vurgu yapan, cinsiyetçi sömürüye açık bir söylem.

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Aa, rezalet!

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Ayıp ya...

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (Devamla) - İşte, on iki yıllık iktidarın kadınlara, işçilere, emekçilere, köylülere, ekonominin bu krizi üzerinden yok olmaya mahkûm edilmiş esnafa davranışı karşısında herkes bu iktidara muğber olmuştur, husumet duymaktadır ve bu yasal düzenleme de, siz ne kadar isterseniz isteyin, sizi kurtarmayacaktır. İktidarı eleştirenler Facebook’tan tespit ediliyor, Çanakkale’de halk sağlığında görevli bir taşeron kadın işinden atılıyor. Neden? Başbakanı, Cumhurbaşkanını eleştirdi diye. Böyle bir şey mümkün müdür? Nerede düşünce özgürlüğü? Nerede sizin yüksek demokrasi standartlarınız? Ama tahammül gösteremiyorsunuz. Sonra, o taşeron firma, işçisine sahip çıktığı için ona ihale vermiyorsunuz. Açın, bakın, gazeteler sayfa sayfa bundan söz ediyor. Şimdi, demokrasi adına da sonra dönüp Anayasa değişikliği veriyorsunuz. Neymiş? “Siyasi partiler kapatılmasın.”mış, “Halk kapatır.”mış.” Başbakan Ala (X)öyle söylüyor. Hazırladığınız yasada o da yok ya. Niye baraj duruyor? Niye, peki bu iç güvenlik yasasını getiriyorsunuz madem bu kadar demokrasiye düşkünsünüz? Bütün bunlar gerçek dışı, tıpkı Kabataş yalanı gibi, tıpkı Sümeyye Erdoğan’a suikast yalanı gibi bir Goebbelsvari propagandayla bu iktidar gücünü korumaya çalışıyorsunuz ama boşuna. Hak arayan yurttaşlarımız adalet, özgürlük, barış, emek hakkı için bu yasayı tanımayacaktır. Bu yasayı geri çekiniz. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tüzel.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun,

"2803 sayılı Kanunun 16 ncı maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. "Görevden uzaklaştırma

MADDE 16- Askerî nitelikte olmayan görevleri sebebiyle işledikleri iddia edilen bir suçtan dolayı görevi başında kalmasında sakınca görülen jandarma personeli, İçişleri Bakanı tarafından görevinden uzaklaştırılabilir. Gerektiğinde Jandarma Genel Komutanı da bu konuda teklifte bulunabilir. İl jandarma komutanı hariç olmak üzere il jandarma komutanlıklarında görevli personel, vali tarafından görevden uzaklaştırılabilir. Gerektiğinde il jandarma komutanı da bu konuda teklifte bulunabilir. Görevden uzaklaştırılan personel hakkında en geç on gün içinde ön inceleme veya soruşturmaya başlanır. 25/10/1963 tarihli ve 353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu ve 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunundaki geçici olarak işten el çektirme, açığa çıkarma, açığa alınma ve geçici süre ile görevden uzaklaştırmaya ilişkin hükümler ile Jandarma Genel Komutanının görevden uzaklaştırılmasına dair özel hükümler saklıdır. “Sivil memurların görevden uzaklaştırılmaları 17/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir.” şeklinde 52’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Ali Serindağ (Gaziantep) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet, katılıyor musunuz?

İÇİŞLERİ BAKANI SEBAHATTİN ÖZTÜRK – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Sedef Küçük konuşacak.

BAŞKAN – Sayın Küçük, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

SEDEF KÜÇÜK (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 52’nci maddesi üzerine söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, önümüze gelen tasarı ve teklifleri değerlendirirken topluma, hayatımıza ve geleceğimize ne katıyor, neyi düzeltiyor diye bakmamız lazım ama aynı zamanda, bu değerlendirmeyi yaparken söz konusu tasarı ve tekliflerin neleri getirdiğinden öte neleri götürdüğüne de bakmak gerekir. Bu açıdan ele alındığında, bu tasarının bazı maddelerinin insanlarımıza daha demokratik, daha özgür, daha müreffeh bir Türkiye vadetmediğini, insanlarımızın hayatını kolaylaştıracak, onları daha iyi yaşatacak düzenlemeler içermediğini rahatlıkla görebiliriz.

Mesela bu maddede, görevden uzaklaştırılacak jandarma subay ve astsubayları için sıralı amirinin öneride bulunması hiyerarşik olarak daha uygun olmasına rağmen düzenleme öyle değildir. Aslında bu tasarı, abartılmış bir güvenlik anlayışının insanların temel hak ve özgürlüklerinden daha değerli kılındığı bir rejimi dayatmaktadır. Hem de niçin? Birileri iktidarını kaybetmekten korktuğu için; birileri sokakları, meydanları tehdit olarak gördüğü için; birileri hak arama mücadelelerine tahammül edemediği için. Hiç lafı uzatmaya gerek yok. Böyle bir rejim otoriter bir rejimdir, getirilen bu tasarıyla kurulmak istenen devletin adı da “polis devleti”dir.

Bu tasarıyla yaratılmak istenen Türkiye nereye savrulacaktır? Her muhalifi, her aykırı ses çıkaranı böyle bir yasayla, bu yasanın getirdiği baskıyla susturabileceğinizi mi zannediyorsunuz? Bunu, başarabilseydi, 12 Eylülde sıkıyönetim yasalarıyla ülkeyi idare edenler, bu yasalarla sessiz bir Türkiye yaratmaya çalışanlar başarırdı. Bunu, başarabilseydi, vatandaşlarına ibret olsun diye bu ülkenin gençlerini darağacına yollayan cuntacılar başarırdı. Bugün ibretlik olanlar, o gün o baskıyı uygulayanlar, gencecik fidanları hayattan koparanlardır. Bugün tek bir Allah’ın kulu bile o günleri hayırlarla yâd etmiyorsa bundan alınacak dersler çoktur. Emin olun, bu tasarı yasalaşırsa, toplum 12 Eylül günlerine benzer bir cendereye yeniden sokulursa geleceğin Türkiye’si de bu günleri asla hayırla yâd etmeyecektir.

Değerli milletvekilleri, bu topraklar üzerinde yaşayan insanlar çok acı gördü, darbeler gördü, işkence altında yaşadı, baskı ve yıldırma politikaları gündelik hâle getirildi. İhtiraslarına ve güç zehirlenmesine yenik düşmüş yöneticilerin insanları kamplaştırdıklarına tanık oldu bu ülke insanları. Eğer ülkeyi bir açık hava hapishanesine çevirecek bu tasarı hayata geçirilirse inanın insanlarımız daha çok acı görecek. Buna izin vermemek bir hak olmanın ötesinde onurlu bir görevdir. Bu, yalnızca muhalefetin değil, yalnızca Cumhuriyet Halk Partisinin değil, MHP’nin ve HDP’nin de, aslında her bireyin de asli görevidir.

Şunu hatırlatmak isterim ki aidiyetiniz neye, sadakatiniz kime ait olursa olsun eninde sonunda vicdanınızla baş başa kalırsınız, gün gelir yaptığınız seçimler, verdiğiniz kararlar karşınıza dikilir. Şimdi kaldırdığınız bu parmaklar yüzünden incinen insanları göreceksiniz. O insanların incinmesinde, zarar görmesinde payınız olduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalırsınız. İnanın bu kolay taşınacak bir yük değildir, vebali de çok ağır olur.

Değerli milletvekilleri, kamu düzeniyle bireysel mağduriyet arasındaki sınır çok incedir ve giderek sizin de yapmak istediğiniz tam olarak budur. Önce basını baskı altına aldınız, yetmedi; toplumu senden benden diye böldünüz, yetmedi; muhalif her sesi baskıladınız, bu da yetmedi. Şimdi, bu tasarıyla otoriter bir yönetim kurmak istiyorsunuz ama bunu başarmaya gücünüz yetmeyecek diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı mı, yoklama mı?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Ama önce sataşmadan söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Ama şimdi oylamaya sunayım, sonra sataşma işini yaparız.

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

LEVENT GÖK (Ankara) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Gök, Sayın Serindağ, Sayın Küçük, Sayın Kaplan, Sayın Öner, Sayın Öğüt, Sayın Atıcı, Sayın Toprak, Sayın Kaleli, Sayın Seçer, Sayın Çetin, Sayın Öztürk, Sayın Özgündüz, Sayın Tamaylıgil, Sayın Susam, Sayın Haberal, Sayın Akar, Sayın Sarı, Sayın Şeker, Sayın Kuşoğlu.

İki dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Sayın Halaçoğlu, buyurunuz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkanım, sayın konuşmacı bizim partiye görev biçti. Yani hiç kimsenin bizim partinin hangi alanda, nasıl hareket edeceğini söyleme hakkı yoktur. Bununla ilgili sataşmadan söz istiyorum.

BAŞKAN - Buyurunuz.

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

12.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, İstanbul Milletvekili Sedef Küçük’ün 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 52’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, muhakkak ki her siyasi parti kendi tüzel kişiliğine sahip, kendi özgür iradesiyle siyaset yapmaktadır. Dolayısıyla bir siyasi partinin diğer bir siyasi parti üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunması yakışık almıyor maalesef.

Şimdi, Cumhuriyet Halk Partili sayın milletvekili burada bir konuşmada Milliyetçi Hareket Partisini de göreve davet ettiğini ve bu görev içerisinde Milliyetçi Hareket Partisinin de yer alması gerektiğini ifade etti. Ki bizim hangi şekilde hareket edeceğimizi sadece biz kendi tüzüğümüz çerçevesinde, plan ve programımız çerçevesinde çizeriz ve hareket ederiz. Yani özgür bir siyasi parti bu şekilde hareket eder. Biz kimsenin tasarrufu altında ve tekellümü altında değiliz.

Şimdi, tabii ki, burada söz konusu olan maddelere baktığımız zaman bu maddelerde her şeyden önce şunu gözlemliyoruz: Tıpkı 16 Mart 1919’da Damat Ferit Hükûmeti döneminde Kuvayımilliye’ye karşı oluşturulmak üzere Jandarma Genel Komutanlığının, jandarmanın Dahiliye Nezareti bünyesine alınması ve bunun karşısında Kuvayımilliye’ye karşı “Kuvayıinzibatiye” adı altında bir oluşum hâline sokulması aslında millî mücadelede işgal altındaki topraklara karşı mücadele eden bir millî kuvvete karşı devlet millî bir orduyu yine aynı şekilde tıpkı bugün sizin yapmak istediğiniz tarzda bir biçime sokuyor. Dolayısıyla, bunun kabul edilmesi mümkün değil. Yani siz jandarmayı kime karşı kullanacaksınız? Jandarma zaten bugün hangi sebeple ve hangi şartlarda kurulduğunu ortaya koymuştur. Dolayısıyla, bundan dolayı yanlış bir politika izlediğinizi özellikle size de belirtmek istiyorum.

Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bostancı, açıyorum sisteminizi.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

14.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 52’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Biraz önce Levent Bey konuşma yaparken Türk Dil Kurumunun sözlüğündeki bir ifadeden bahsetti. Burada “müsait” kelimesinin karşılığı olarak ikinci açıklamada “Flört etmeye hazır olan, kolayca flört edebilen -parantez içerisinde- ‘kadın’ şeklinde bir ifade mevcut. Bu ifade kadını hakir gören, kadını aşağılayan tavrın, anlayışın, zihnin uzantısı olan bir ifade ve Türk diline ilişkin bir kamusta olmaması gereken bir cümle. O bakımdan, Levent Bey’e teşekkür ediyorum, bunu sosyal medyada dile getiren arkadaşlara da çok teşekkür ediyorum.

Kadının toplumsal hayata katılması ve fırsat eşitliğinin sağlanması konusunda modern hayatın sunduğu imkânlar var; şehirleşme, sanayileşme, toplumsal dönüşüm. Bütün bu gelişmeler aynı zamanda kadının rolünü, statüsünü, toplumsal hayattaki yerini radikal bir şekilde geçmişe göre dönüştürüyor. Hepimiz aslında o modernlik dalgası üzerinde şekilleniyoruz, siyasetlerimiz farklı olabilir ama bazı konuların ortak olduğu kanaatindeyim. Bunlardan birisi de kadının toplumsal hayata katılması ve fırsat eşitliği konusu. İktidarın buna ilişkin olarak yapmış olduğu hususları, herhâlde, her vicdan sahibi, çevre, siyaseti farklı da olsa takdir eder diye düşünüyorum. Ancak, kadına ilişkin bu anlayış, bu zihniyet, değiştirilmesini talep ettiğimiz yaklaşım hem geleceğe ilişkin bir perspektif, bir projeksiyon taşıması gerekiyor kastettiğim tarzda hem de geçmişte bu…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Gök, siz eğer sataşmadan dolayı söz istiyorsanız burada konuşacaksınız, bilgilendirme için ise orada.

Buyurunuz.

15.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Tabii, devletin denetimindeki Türk Dil Kurumunda kadına yönelik böyle bir -hepimizin de üzüntüyle karşıladığı- ifadenin geçmesi aslında siyasal iktidarın da sahiplendiği bir anlayışı yansıtıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Eşitlik fıtrata ters.” derken neyi kastediyordu acaba? “Varsın onlar inadına dekolte, inadına mini etek giyerek feveran etsinler.” derken neyi kastediyordu acaba? “Ananı da al, git.” derken neyi kastediyordu? “Her kürtaj bir Uludere’dir.” derken neyi kastediyordu? Yine, Sayın Bülent Arınç “Kadınsa iffetli olacak, herkes içinde kahkaha atmayacak.” derken neyi kastediyordu? “Ben eş demem. Eş yoktur, eşitlik yoktur. Ben karımla çocuğuma eşit demem. Eşim değil, zevcem olur.” derken, “Çalışan kadından bahsediyorum, patronun hizmetini yapıyor.” derken AKP sözcüleri ve onların referans aldığı yazarlar… Bunlar basit, sıradan değerlendirmeler değil, siyasal iktidarın desteği ve himayesi olmasa bunlar da yazılmazdı. Herkes önce bir kere, önündeki pisliği temizlesin.

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu, siz de sisteme girdiniz.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Efendim, affedersiniz…

BAŞKAN – Bir saniye…

Sataşmadan söz isteyecekseniz, tamam.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Evet, çok açık.

BAŞKAN – Bir saniye, şimdi sisteme girdi.

Siz hangi konuda…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Efendim, aynı konuda…

BAŞKAN – Hayır, bir dakika, önce dinleyeyim.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – “Hakir” kelimesi üzerine, “müsait” kelimesi üzerine…

BAŞKAN – Ha, yani sözlük üzerinden konuşacaksınız, anladım.

16.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – “Müsait” kelimesi üzerine…

Sayın Başkan, şimdi, tabii ki “müsait” kelimesinin karşılığı “uygun, uygun olan kişi” anlamına gelir. Yani, siz “Müsait misiniz?” diye sadece… Yani verilen örnek biraz hoş olmamıştır tabii ki Dil Kurumunun o ifadesinde. Yani bir makama müracaat edersiniz, görüşmek istediğinizde de müsait olup olmadığını sorabilirsiniz yani onu örnek de verebilirdi. Burada pek hoş olmamak durumundadır, hoş değildir.

Ama bakın, bu türden kelimeleri kullanırken, Türkçe’de, çok önemli birtakım değerler vardır, bu değerleri çok düzgün kullanmak gerekiyor. Yani, bir bakıma Türkçe’deki elastiki kelimelerde, hem kullanmayı, dikkatli, diğer başka kelimelerle kullanmak gerekir hem de telaffuzu doğru yapmak gerekir. Yani “hakîr” diyemezsiniz “hakir” kelimesine, “fakir” kelimesine de “fakîr” diyemediğiniz gibi. Dolayısıyla, bunların çok doğru bir şekilde telaffuz edilmesi gerekir. Maalesef, eskiden olduğu gibi harfleri uzatacak işaretler konmamış olması büyük bir eksiklik olarak ortaya çıkıyor bununla birlikte.

Teşekkür ediyorum.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

XII.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Meral Akşener'in, her türlü toplumsal olayda kadınların örnek verilmesinin doğru olmadığına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Size söz vereceğim ama önce şunu söyleyeyim: Son zamanlarda bütün kadınların dikkatini çeken ve her anlamda çeşitli sivil toplum örgütleri, yazarlar, çizerler, kadın siyasetçiler açısından hem çok incitici bulunan hem de itiraz edilen bir konu var. Rica ediyorum ben, Meclisimizi tenzih ederek ama erkekler genellikle örneklerini kadınlar üzerinden veriyor. Bu konuya, biz milletvekilleri olarak, seçilmiş insanlar olarak -kadınıyla, erkeğiyle- eğer dikkat edebilirsek, bunu ortadan kaldırmanın bir yolunu bulmamız lazım. Yani, bir kavga ediliyor, kadın örnek, iyi bir şey konuşuluyor, kadın örnek. İstemiyoruz kardeşim, yapmayın. Yani, bunu kimse, hiçbir kadın istemiyor. Yani bununla ilgili biber mi süreceğiz, şu tokmakla bir şey mi yapacağız, onu bilmiyorum. (Alkışlar)

Evet, hocam, buyurun.

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

13.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, Ankara Milletvekili Levent Gök’ün yaptığı açıklaması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; maksadımız üzüm yemek, bağcı dövmek değil. Bağcı dövmeye kalkarsak bizim heybemizde de laf çok ama niyetimiz o değil. Niyetimiz, bu memleketin geleceğine ilişkin herkesin kabul ettiği, üzerinde uzlaştığı, anlaştığı, arasında derece farkı olsa bile mahiyet farkının olmadığı konulara ilişkin ortak hedefleri göstermek. Biraz önce de yerimde açıklamayı yaparken hiç kimsenin alınabileceği sataşmalar olmasın diye dikkatli bir tutumla bu meselenin mevcut telaffuz edilme biçimi üzerinden kadın meselesine biz nasıl bakıyoruz, geleceğe ilişkin yaklaşımımız nedir ve bu mevcut zihniyetin geçmişteki yansımaları konusunda da çok rehabilite edici bir yaklaşımın gerekli olduğunu vurgulayacaktım, o arada mikrofon kesildi. Tabii, mesele iki dakikada toparlanacak bir mesele değil. Ama Sayın Levent Bey’in fırsat bu fırsat diyerek birtakım cümleleri aradan alıp onun üzerinden bir siyasal eleştiri getirmesini, eleştirinin ötesinde, sataşma boyutunda sözler söylemesini reddediyorum.

Bakın, AK PARTİ’yi doğru okumanız gerekir. AK PARTİ, modern Türkiye’nin siyasetidir, tıpkı sizlerin olduğu gibi. Hepimiz modernliğin çocuklarıyız, hepimiz modern dünyanın verileriyle muhakeme eden; geleneğe, geçmişe bakarken de böyle bir muhakeme üzerine geleneği yeniden inşa etmeye çalışan bir bağlamda konuşuyoruz. Kadın erkek eşitliği, eşitsizliği; bunlar literatürde “reification” diye geçer. Şimdi, burası tabii akademik bir kürsü değil ama böyle ucuz polemikçi bir dille de bunları tartışamayız, özür dilerim. Önemli olan doğru, tutarlı bir şekilde kadın meselesine yaklaşmaktır, iktidar bunu ortaya koymuştur.

Saygılarımla. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ UZUNURMAK (Aydın) – Recep Tayyip Erdoğan’ı ikna edin önce.

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Şimdi, ilk ayağa kalkan Sayın Tüzel olduğu için, ben Leventleri karıştırdım demin.

Buyurunuz Sayın Tüzel.

14.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (İstanbul) – Sayın Başkan, AKP Grup Başkan Vekili, bu kadınlara dönük hitap meselesini “bir fırsatçılık ve ucuz politika” olarak nitelendirdi, ben öyle düşünmüyorum, söylemleriyle ters ne yazık ki. Öncelikle, bu konuda yani kadınların bu kadar eşitlik talebi varken, daha dün 8 Martta bütün meydanlarda iktidar bu yönüyle eleştirilmişken, başta kadına dönük şiddet, cinayetler, tacizler, tecavüzler ve bütün bunların üstüne bu cinayetlerin arkasındaki faillere getirilen aflar, iyi hâller, takdir indirimleri…

Şimdi, Sayın Başkan, yani “Kadınları siyasetçiler diline dolamasın.” diyorsunuz ama bu ülkenin yarısı kadın nüfus ve özellikle kadın mücadelesi, kadın hareketi son on iki yıl boyunca iktidarın izlediği politikalar nedeniyle en üst mertebeye çıkmış durumda. O nedenle, burada bu meseleyle ilgili konuşulması aslında bir fırsatçılık değil, aynı zamanda yani “Modern çağın gereklerini yapıyoruz.” söylemiyle de AKP'nin politikalarını izah etmek hiç mümkün değil. Kadına bakış açısı “Dizini kır, evde otur, çalışacaksan da esnek çalışma modelleriyle sermayeye hizmet et.”tir.

MEHMET CEMAL ÖZTAYLAN (Balıkesir) – Eskidendi o, eskiden.

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (Devamla) – İşte, “aile paketi” diye yarın öbür gün getirecekleri paketin de özelliği budur aslında. O nedenle de kadınların, ülkemiz kadınlarının hem sermaye iktidarına hem sermayenin fıtratına hem de muhafazakâr bir toplum yaratma hevesindeki iktidarın anlayışına karşı 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü’nde bu taleplerle alanlara çıkmıştır ve hepsinin özellikle gelip birleştiği nokta iktidar bu zihniyetini değiştirmediği sürece yani örneğimizdeki Türk Dil Kurumunda kadın meselesini, “müsait” kavramını, kadına cinsiyetçi bir yaklaşımla “flört etmeye müsaitlik” olarak algılayan bir zihniyetin ha bire tabii ki kadını hem aşağılayan hem de ona dönük şiddeti teşvik eden bir yaklaşım olduğu çok açıktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (Devamla) – O nedenle buna karşı eleştiri getirenlere dikkat etmeli ve kulak kabartarak mücadele etmelidir diyorum, teşekkür ediyorum. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tüzel.

Buyurunuz Sayın Gök. (CHP sıralarından alkışlar)

15.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında Sayın Naci Bostancı’nın ilk konuşmasını ben bütünüyle benimsiyorum ve katılıyorum yani kendisi burada önemli bir konuşma yaptı ve Türk Dil Kurumunun sözlüğünde geçen bir söze katılmadığını da açık yüreklilikle belirtti. Ben kendisine teşekkür ederim.

Şimdi, sorun tabii, Sayın Bostancı’nın sahiplenmesiyle çözülecek bir konu değil, ben öyle görmüyorum meseleyi. Şimdi, eğer şöyle olsaydı: “Hamile kadın sokakta gezemez.” diyen bir kişiyi devletin televizyonunda her hafta konuşma yapmaya bu iktidar davet etmeseydi ben size hak verirdim Sayın Naci Bostancı. (CHP sıralarından alkışlar)

Televizyonlarda kadınları aşağılayan konuşmaları yapan, yazılar yazan yazarlara sürekli açık oturumlarda ya da başka platformlarda onları bütün Türkiye'nin göreceği ve dinleyeceği bir şekilde değerlendirmek bir siyasal iktidarın sahiplenmesidir. Şimdi, belki burada bir yol ayrımındasınız. Bence siz de tavrınızı koyun. Bakın, bu kırılmalar belki doğruyu bulmamıza da yardımcı oluyor. Şimdi, önceki gün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü niye kutladık? Kadına yönelik şiddet, kadına yönelik aşağılık muameleler sona ersin diye kutladık ve kadınların yanında saf tuttuk. Ben burada hiçbir siyasi polemiğe girmiyorum. Biz -kendimi de katıyorum- erkeklerin kafalarını değiştirmesi gerekiyor değerli arkadaşlarım, Türkiye'de kadın sorunun çözümünde önce biz erkekler zihniyetimizi değiştirmemiz gerekiyor; bunun AKP’lisi de öyle, CHP’lisi de öyle, MHP’lisi de öyle, HDP’lisi de öyle, herkes öyle. Genetik anlayışımızı toptan değiştirmemiz ve önce kendimizle mücadele etmemiz gerekiyor. Ben bunun altını çiziyorum. Bu anlayışla mücadele edersek Türkiye’de kadın hak ettiği yeri bulacaktır diyor, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, aynı konuda Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini de belirtmek istiyorum.

BAŞKAN – Ama siz biraz evvel…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – O kelime üzerineydi.

BAŞKAN – Bir saniye… Siz kelime üzerinde konuştunuz, sonra Sayın Bostancı sataşması sebebiyle söz istedi. Ben size sataşmadan söz veremem. Açın, sisteme girin, oradan söz vereyim.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Ucuz politikadan bahsetti de bizim ucuz politikayla alakamız yok.

BAŞKAN – Hayır, o MHP’yi kastetmedi. Yani bazı şeyleri bükmeyelim ne olur. Sisteme girin, iki dakikalık süreyi başkan vekillerine veriyoruz zaten.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Peki.

BAŞKAN – Buyurunuz.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

17.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, kadına uygulanan şiddeti, aşağılamayı ve tacizi ortadan kaldıracak bir yasayı derhâl çıkarmaya hazır olduklarına ilişkin açıklaması

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkanım, şimdi, AKP modern bir siyasi parti olarak tabii ki ucuz politika yapıldığından bahsediyor. Şimdi, mademki modern bir siyasi parti, o zaman Allah’ın yarattığı insanları birbirinden ayırt etmeden -kendi zamanlarında 290 civarında kadın tacize uğradı ve katledildi şu son bir yıl içerisinde- gelsinler, işte biz hepimiz burada söz veriyoruz, onlarla ilgili, bu taciz ve tecavüzlerle ilgili gereken her şeyi yapmak konusunda bir yasa teklifi hazırlayalım, birlikte hemen çıkaralım, bir gün sonraya bırakmadan.

Bakın, aynı şekilde, ama bununla beraber, şimdi tutup onların çocuk doğurmaları sebebiyle işte çalıştırılmamalarını öneren kim? Bunları da göz önüne almak durumundayız.

Diğer taraftan, Dil Kurumunun yaptığını savunmak mümkün değil. Pekâlâ, bu açıdan bakacak olursak flört etmeye müsait erkekler için ne diyeceğiz? Neden örnek olarak o yazılmamış? Yani onların hakkı var da ötekilerin hakkı yok anlamında mı getiriliyor? Böyle bir şey söz konusu olmaz. Hepimizin bir ahlaki düzeni varsa, değeri varsa bu değer üzerinden kadını kimsenin aşağılamaması gerekir. Dolayısıyla bu türden ucuz politika yapıldığı iddiasını reddediyorum ve tekrar ediyorum: Bu konuda kadına uygulanan şiddeti, aşağılamayı ve tacizi ortadan kaldıracak bir yasayı derhâl çıkarmaya hazırız.

Hepinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Hadi bakalım iman tazeledik kadın konusunda. Ne kadar var, dört hafta mı var tatil olmaya? Ben de dört hafta boyunca her bir adamın ağzından çıkanı kontrol edeceğim.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684) (Devam)

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları’nın (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) "2803 sayılı Kanunun 16 ncı maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Görevden uzaklaştırma

MADDE 16- Askeri nitelikte olmayan görevleri sebebiyle işledikleri iddia edilen bir suçtan dolayı görevi başında kalmasında sakınca görülen jandarma personeli, İçişleri Bakanı tarafından görevinden uzaklaştırılabilir. Gerektiğinde Jandarma Genel Komutanı da bu konuda teklifte bulunabilir. İl jandarma komutanı hariç olmak üzere il jandarma komutanlıklarında görevli personel, vali tarafından görevden uzaklaştırılabilir. Gerektiğinde il jandarma komutanı da bu konuda teklifte bulunabilir. Görevden uzaklaştırılan personel hakkında en geç on gün içinde ön inceleme veya soruşturmaya başlanır.

25/10/1963 tarihli ve 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ve 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunundaki geçici olarak işten el çektirme, açığa çıkarma, açığa alınma ve geçici süre ile görevden uzaklaştırmaya ilişkin hükümler ile Jandarma Genel Komutanının görevden uzaklaştırılmasına dair özel hükümler saklıdır.

Sivil memurların görevden uzaklaştırılmaları, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir."" şeklindeki 52 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 52- 2803 sayılı Kanunun 16 ncı maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Görevden uzaklaştırma

MADDE 16- Askeri nitelikte olmayan görevleri sebebiyle işledikleri iddia edilen bir suçtan dolayı görevi başında kalmasında sakınca görülen jandarma personeli, Jandarma Genel Komutanının teklifi ile İçişleri Bakanı tarafından görevinden uzaklaştırılabilir. İl jandarma komutanı hariç olmak üzere il jandarma komutanlıklarında görevli personel, il jandarma komutanının teklifi ile vali tarafından görevden uzaklaştırılabilir. Görevden uzaklaştırılan personel hakkında en geç on gün içinde ön inceleme veya soruşturmaya başlanır.

25/10/1963 tarihli ve 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ve 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunundaki geçici olarak işten el çektirme, açığa çıkarma, açığa alınma ve geçici süre ile görevden uzaklaştırmaya ilişkin hükümler ile Jandarma Genel Komutanının görevden uzaklaştırılmasına dair özel hükümler saklıdır.

Sivil memurların görevden uzaklaştırılmaları, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir.””

Hasan Hüseyin Türkoğlu (Osmaniye) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

İÇİŞLERİ BAKANI SEBAHATTİN ÖZTÜRK – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Osmaniye Milletvekili Sayın Hasan Hüseyin Türkoğlu.

Buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Türk milletinin saygıdeğer milletvekilleri, 684 sıra sayılı Tasarı’nın 52’nci maddesi üzerine vermiş olduğumuz önergeden dolayı söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Tasarının 49’uncu maddesinden başlayarak 68’inci maddesine kadar olan hükümler, 49 ile 68 arasındaki maddeler içerdikleri hükümleri itibarıyla İçişleri Bakanlığının bağlı kuruluşlarından olan Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığının özellikle personeliyle ilgili iş ve işlemler konusunda İçişleri Bakanlığının ve il valilerinin daha etkin, daha yetkili hâle gelmesini sağlayan maddeleri içermektedir.

Bu düzenleme yapılırken iktidar partisinin hem komisyon üyeleri hem kamuoyuna beyanda bulunan sözcüleri hem de Genel Kurulda beyan eden milletvekili arkadaşlarımız hep şunu söylediler, dediler ki: “Bu tasarı Jandarmanın, askerî kuruluşların sivilleşmesi adına bir özellik taşıyor.” Ya da “Terörle mücadelede daha etkin ve daha hızlı, daha çabuk karar alabilmek adına bu işler yapılıyor, bu düzenlemeler yapılıyor.” gibi gerekçeleri ortaya koydular. Ancak, geçtiğimiz haftalarda bir açık oturumda hem İçişleri Komisyonu üyesi olan hem de bu tasarının moderatörlüğünü yapan, Adalet ve Kalkınma Partili bir milletvekili arkadaşımız şunu söyledi, dedi ki: “Hayır, bu, terörle mücadeleyle ilgili bir tasarı değil. Bu tasarı, Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetlerine karşı yönelecek bir toplumsal tepkiyi önceden haber almak ve onu önlemek gayesiyle hazırlanmış bir tasarı. Onun için uğraşıyoruz.” Ve dolayısıyla, iktidar partisinin bu konularla görevli milletvekili de bizim söylediğimiz noktaya geldi, bizim eleştirdiğimiz açıdan o da değerlendirmeye başladı.

Bu tasarı aslında bu söylenen, yazılı gerekçelerinin dışında, Oslo’da PKK’ya verilen sözlerin, orada varılan mutabakatın bir parçası olarak bugün gündemimizde. PKK, Jandarma teşkilatını istemiyor. PKK, terörle mücadelede Türk devletinin en kıymetli kurumlarından biri olan Jandarmanın bir şekilde -affınıza sığınarak söylüyorum- iğdiş edilmesini, terörle mücadeleden alıkonulmasını, tarumar edilmesini istiyor. Bu söz PKK’ya verilmiş ve o çerçevede bu tasarı gündemimize geliyor. İlahi bir tecelli olsa gerek, 1919 yılında itilaf devletlerinin çok sevdiği, Osmanlı topraklarını işgal eden devletlerin kucakladığı Damat Ferit de 15 Mart 1919’da böyle bir teşebbüste bulunmuştu. Onun karşılığında, o günkü Osmanlının diğer bürokrasisi jandarmanın siyasallaşacağından bahsetmişti. Bu teşebbüs nakıs kalmıştı.

Şimdi, “Bu işi PKK istiyor.” dedik, evet, PKK istiyor. Nitekim, 28 Şubat günü Dolmabahçe’de HDP ile AKP’nin ortak girişimiyle ortaya çıkan o 10 maddelik müzakere metni, mutabakat metninden de anlaşılıyor ki HDP ile AKP bu tasarı konusunda zaten çoktan anlaşmışlar. Cumhuriyet Halk Partisinin de içinde belli mahfiller bu tasarıya “evet” diyor, belli mahfiller de “hayır” diyor, onların da kafası karışık. Dolayısıyla bu tasarıya net olarak karşı çıkan bir tek Milliyetçi Hareket Partisi var ve bu duruşumuzu değiştirmeye niyetimiz yok.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu tasarıyla jandarma siyasallaşacak. Eğer jandarma teşkilatının askerî görevleri de olduğu göz önüne alınmadan böyle bir düzenleme yapılırsa ilçe jandarma komutanları iktidar partilerinin -bugün Adalet ve Kalkınma Partisi, yarın inşallah biz ya da bir başka parti- onların ilçe başkanlarının etkisi altında kalacak. İl jandarma komutanları il başkanlarının etkisi altında kalacak. Dolayısıyla bu tasarı bu yönüyle hepimiz için arızalı bir tasarı.

Bakın, bu tasarıyla ilgili “Jandarma tarumar ediliyor.” diyorum. Bir önceki madde, 51’inci maddede öyle bir düzenleme geçti ki evlere şenlik bir düzenleme geçti. Jandarmanın generalleri üçlü kararnameyle atanacak, il ve ilçe jandarma komutanları Bakan tarafından atanacak, diğer personel Jandarma Genel Komutanı tarafından atanacak. Allah aşkına, Hükûmet yetkililerinden birisi gelsin, bana izah etsin, diyelim ki bir ilin jandarma komutanını İçişleri Bakanı istemiyor, onu görevden aldı, yerine birini getirdi. O il jandarma komutanını başka bir göreve nasıl ve kim atayacak? Bu kanunun 51’inci maddesinin bu hâliyle bana bir Hükûmet yetkilisinin bunu özellikle açıklamasını istiyorum. Dolayısıyla bu düzenleme, Jandarma Genel Komutanlığının personelinin her birini ayrı ayrı kıblelere yöneltecek, her bir personel başka merkezlere, atama işlemleri açısından başka yerlere doğru yönlenecek. Dolayısıyla, jandarmanın hiyerarşik…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Devamla) – …disiplinel ve duygusal açıdan bağları kopacak ve jandarma personeli tarumar edilecek, teşkilatı tarumar edilecek.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Devamla) – Bu açıdan, tekrar bu konudaki kanaatlerin, düşüncelerin özellikle Hükûmet tarafından gözden geçirilmesini diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Serindağ, önce…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkanım, Sayın Türkoğlu, ifadesinde Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde bazı mahfillerin bu tasarıyı desteklediğini, bizim de…

BAŞKAN – Buyurunuz.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Teşekkür ederim.

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

16.- Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ'ın, Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 52’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Türkoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde bazı mahfillerin bu tasarıyı desteklediğini, bazı mahfillerin de bu tasarıya karşı çıktığını ifade etti. Gerçek şudur: Hiçbir Cumhuriyet Halk Partili bu tasarıyı desteklememektedir çünkü bu tasarı temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan bir tasarıdır, çünkü bu tasarı toplumu baskı altına almak isteyen, baskıcı, despotik, faşist bir yönetim kurmak isteyen bir tasarıdır, bu tasarının özü budur. Bu tasarının bu özü sağlayabilmesi için de bugüne kadar görevlerini bihakkın yerine getirmiş olan kurumların bir bir içi boşaltılmakta ve iktidara bağımlı iktidar kurumu hâline getirilmek istenmektedir. Bunlardan biri de Jandarma Genel Komutanlığıdır.

Bakın, jandarmadan ne istiyorsunuz, ne oldu da bugüne kadar, yani jandarma hangi görevi aksattı da, jandarmanın aksattığı görevden ötürü hangi devlet işi aksadı da siz jandarmayı böyle bir operasyona tabi tutuyorsunuz? Acaba bu operasyonun sebebi MİT tırları mı değerli arkadaşlarım? Bunu açıkça ortaya koyalım. Siz bu tasarıyla jandarmadaki hiyerarşik düzeni bozuyorsunuz, jandarmadaki disiplini bozuyorsunuz, jandarmada görev yapma aşkını bozuyorsunuz. Siz bu tasarıyla, iç güvenliği sağlamak yerine iç güvenliği bozucu hareketlere tevessül etmiş oluyorsunuz ve biz buna şiddetle karşıyız. Tüm Cumhuriyet Halk Partililer buna karşıdır. Özellikle güvenlik güçlerinin ve özellikle de jandarmanın siyasallaşmasını asla istemiyoruz çünkü jandarma Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir parçasıdır. Jandarmanın siyasallaşması demek Türk Silahlı Kuvvetlerinin siyasallaşması demektir, bu da ülke için felaket anlamına gelmektedir. O nedenle, bırakın jandarmayı jandarma teşkilatı yönetsin ama İçişleri Bakanlığının da denetiminde olsun, olması gereken budur diyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz.

17.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın, Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 52’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Türkoğlu yapmış olduğu konuşmada HDP ve AKP’nin anlaştığını ve MHP dışında bu yasaya hiçbir grubun, hiçbir partinin karşı çıkmadığını ifade etti. Doğrusu, bu yasa görüşülmeye başladığı günden beri Halkların Demokratik Partisi olarak bu yasanın Türkiye’deki özgürlükleri kısıtladığını, Türkiye’deki demokrasiyi kısıtladığını ifade ettik ve engellemek için de bu yasanın çıkmaması için de her türlü pozisyonu ortaya koyduk ama ne yazık ki AKP bu yasayı çıkarmakta ısrarlı, ne muhalefetin ne de sokakta sesini yükselten insanların ifadelerini ve karşı duruşlarını dikkate almayan bir pozisyon içerisinde.

Bir kere şunu açıkça ifade etmek istiyoruz: Bu yasa çıktıktan sonra Türkiye faşizan bir ülke durumuna gelecek değerli arkadaşlar. Bu ülkede demokrasiyi kısıtladığınız zaman, bu ülkede eylem yapmayı, etkinlik yapmayı, sokaklara çıkmayı kısıtladığınız zaman bu ülkeye demokrasiyi zor getirirsiniz.

Bir de ayrıca sayın konuşmacı, HDP ve AKP’li yetkililerin Dolmabahçe Sarayı’nda vermiş olduğu görüntünün de yansımasıyla birlikte ortak hareket ettiklerini ifade etti. Şunu çok açık ifade etmek istiyoruz değerli arkadaşlar: O görüntü aynı zamanda barışa olan inancın görüntüsüydü. AKP Hükûmeti iktidarda olduğu için biz onlarla aynı görüntüyü verdik, onun yerine CHP iktidarda olsaydı, MHP iktidarda olsaydı bu sürecin bir barış sürecine evrilebilmesi için aynı görüntüyü sizlerle de verirdik değerli arkadaşlar. O yüzden, biz bu ülkeye barışın gelmesi için, biz bu ülkeye demokrasinin gelmesi için, eşitliklerin ve kardeşliğin gelmesi için iktidar partisi kimse o görüntüyü vermek durumundayız. Şu anda muhatabımız onlar olduğu için bu durumda bulunuyoruz. Dolayısıyla, böyle bir haksızlığı kabul etmediğimizi ifade ediyoruz ve bu yasanın çıkmasına da karşı olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684) (Devam)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum.

III.- YOKLAMA

(MHP ve CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yoklama talebi vardır.

Sayın Türkoğlu, Sayın Halaçoğlu, Sayın Erdoğan, Sayın İrbeç, Sayın Çirkin, Sayın Korkmaz, Sayın Belen, Sayın Şandır, Sayın Kutluata, Sayın Varlı, Sayın Oral, Sayın Öz, Sayın Adan, Sayın Uzunırmak, Sayın Dedeoğlu, Sayın Serindağ, Sayın Kalaycı, Sayın Çınar, Sayın Oğan, Sayın Işık.

İki dakika süre veriyorum ve de başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Yeni bir madde ihdası için iki adet önerge vardır, ilk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları'nın (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) "2803 sayılı Kanunun 16 ncı maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Görevden uzaklaştırma

MADDE 16- Askeri nitelikte olmayan görevleri sebebiyle işledikleri iddia edilen bir suçtan dolayı görevi başında kalmasında sakınca görülen jandarma personeli, İçişleri Bakanı tarafından görevinden uzaklaştırılabilir. Gerektiğinde Jandarma Genel Komutanı da bu konuda teklifte bulunabilir. İl jandarma komutanı hariç olmak üzere il jandarma komutanlıklarında görevli personel, vali tarafından görevden uzaklaştırılabilir. Gerektiğinde il jandarma komutanı da bu konuda teklifte bulunabilir. Görevden uzaklaştırılan personel hakkında en geç on gün içinde ön inceleme veya soruşturmaya başlanır.

25/10/1963 tarihli ve 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ve 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunundaki geçici olarak işten el çektirme, açığa çıkarma, açığa alınma ve geçici süre ile görevden uzaklaştırmaya ilişkin hükümler ile Jandarma Genel Komutanının görevden uzaklaştırılmasına dair özel hükümler saklıdır.

Sivil memurların görevden uzaklaştırılmaları, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir."" şeklindeki 52 nci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin ihdas edilmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Erdoğan                              Yusuf Halaçoğlu

         Muğla                                              Kayseri

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Geri çekiyoruz.

BAŞKAN – Geri çekildi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun 52. Maddesinden sonra aşağıdaki maddenin eklenmesi ve madde numaralarının buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

    Ali Serindağ                                      İzzet Çetin

      Gaziantep                                           Ankara

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Çekiyoruz efendim.

BAŞKAN – Geri çekildi.

Madde 53’te biri Anayasa’ya aykırılık olmak üzere üç adet önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun "2803 sayılı Kanunun 17 nci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Görevden uzaklaştırmanın hukuki ve mali sonuçları

MADDE 17- Görevden uzaklaştırılanlar, yapmakta oldukları görevden alıkonulurlar. Bu kişilerin görev yerleri değiştirilebilir veya başka görev verilmeyebilir.

Görevden uzaklaştırılanlara bu süre içinde 657 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre aylık ödenir. Ancak, bu kişilerden haklarında soruşturma izni verilmemesine, soruşturmaya veya kovuşturmaya yer olmadığına, beraatına, her ne sebeple olursa olsun kamu davasının düşmesine veya ortadan kaldırılmasına karar verilenlerin ödenmeyen veya noksan ödenen her türlü özlük hakları ödenir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurtdışı kadrolarında görevliyken görevden uzaklaştırılanlara da yurtiçinde bir kadroya atanıncaya kadar bu fıkra uyarınca yurtdışı aylığı ödenir.

Ön inceleme veya soruşturmaya konu olan fiillerinin hizmetlerine devama engel olmadığı anlaşılanların görevden uzaklaştırma tedbirleri, haklarında karar verilmesi beklenmeksizin kaldırılabilir.

Bu Kanun kapsamındaki görevden uzaklaştırma tedbiri iki ayı geçemez. Bu süre zorunlu hallerde iki ayı geçmemek üzere bir defa uzatılabilir. Görevden ayrı kalınan bu süreler hizmetten sayılır." şeklindeki 53 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Erdoğan                              Yusuf Halaçoğlu                        Hasan Hüseyin Türkoğlu

         Muğla                                              Kayseri                                           Osmaniye

Seyfettin Yılmaz                                   Emin Çınar                                         Alim Işık

         Adana                                           Kastamonu                                          Kütahya

"MADDE 53- 2803 sayılı Kanunun 17 nci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Görevden uzaklaştırmanın hukuki ve mali sonuçları

MADDE 17- Görevden uzaklaştırılanlar, yapmakta oldukları görevden alıkonulurlar. Bu kişilerin görev yerleri değiştirilebilir veya başka görev verilmeyebilir.

Görevden uzaklaştırılanlara bu süre içinde 657 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre aylık ödenir. Ancak, bu kişilerden haklarında soruşturma izni verilmemesine, soruşturmaya veya kovuşturmaya yer olmadığına, beraatına, her ne sebeple olursa olsun kamu davasının düşmesine veya ortadan kaldırılmasına karar verilenler ile bu kanun hükümlerine göre göreve alınmasına engel teşkil etmeyecek bir suçtan hüküm giyenlerin ödenmeyen veya noksan ödenen her türlü özlük hakları ödenir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurtdışı kadrolarında görevliyken görevden uzaklaştırılanlara da yurtiçinde bir kadroya atanıncaya kadar bu fıkra uyarınca yurtdışı aylığı ödenir.

Ön inceleme veya soruşturmaya konu olan fiillerinin hizmetlerine devama engel olmadığı anlaşılanların görevden uzaklaştırma tedbirleri, haklarında karar verilmesi beklenmeksizin kaldırılabilir.

Bu Kanun kapsamındaki görevden uzaklaştırma tedbiri iki ayı geçemez. Bu süre zorunlu hallerde iki ayı geçmemek üzere bir defa uzatılabilir. Görevden ayrı kalınan bu süreler hizmetten sayılır.""

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun,

"2803 sayılı Kanunun 17 nci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Görevden uzaklaştırmanın hukuki ve mali sonuçları

MADDE 17- Görevden uzaklaştırılanlar, yapmakta oldukları görevden alıkonulurlar. Bu kişilerin görev yerleri değiştirilebilir veya bu kişilere başka görev verilmeyebilir. Görevden uzaklaştırılanlara bu süre içinde 657 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre aylık ödenir. Ancak, bu kişilerden haklarında soruşturma izni verilmemesine, soruşturmaya veya kovuşturmaya yer olmadığına, beraatına, her ne sebeple olursa olsun kamu davasının düşmesine veya ortadan kaldırılmasına karar verilenlerin ödenmeyen veya noksan ödenen her türlü özlük hakları ödenir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurt dışı kadrolarında görevliyken görevden uzaklaştırılanlara da yurt içinde bir kadroya atanıncaya kadar bu fıkra uyarınca yurtdışı aylığı ödenir.

Ön inceleme veya soruşturmaya konu olan fiillerinin hizmetlerine devama engel olmadığı anlaşılanların görevden uzaklaştırma tedbirleri, haklarında karar verilmesi beklenmeksizin kaldırılabilir.

Bu Kanun kapsamındaki görevden uzaklaştırma tedbiri iki ayı geçemez. Bu süre zorunlu hâllerde iki ayı geçmemek üzere bir defa uzatılabilir. Görevden ayrı kalınan bu süreler hizmetten sayılır.""

şeklindeki 53. maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

    Ali Serindağ                                    Ahmet Toptaş                                    Tanju Özcan

      Gaziantep                                     Afyonkarahisar                                         Bolu

     Ali Sarıbaş                                      Celal Dinçer                                      Levent Gök

      Çanakkale                                          İstanbul                                             Ankara

BAŞKAN – Şimdi Anayasa’ya aykırılık önergesini okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na

Görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair -TORBA- Kanun Tasarısının 1 inci maddesi; Anayasa ve İçtüzük Hükümleri ile evrensel hukuk normlarına ve temel insan haklarına aykırı olup tek parti -tek adam- diktatörlük rejimi ve polis devletinin ötesinde, fiili "savaş hali" uygulaması getirdiğinden kanun tasarısının 53 üncü maddesinin Anayasa'ya aykırılık nedeniyle tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

   Pervin Buldan                                               Nazmi Gür                           Gülser Yıldırım

           Iğdır                                                            Van                                       Mardin

Hüsamettin Zenderlioğlu                       Abdullah Levent Tüzel                   Hasip Kaplan

          Bitlis                                                        İstanbul                                    Şırnak

       Erol Dora                                                 Demir Çelik                                     

         Mardin                                                          Muş                                           

BAŞKAN – Komisyon katılıyor musunuz?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

İÇİŞLERİ BAKANI SEBAHATTİN ÖZTÜRK – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hasip Kaplan, buyurunuz. (HDP sıralarından alkışlar)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Değerli arkadaşlar, AK PARTİ Hükûmeti 2008’de Üçüncü Ulusal Program’ı burada şaşalı bir şekilde dağıttı, biliyor musunuz? İnanın okumamışsınızdır çünkü size okuma fırsatı da tanımadıkları için şimdi sorsam Üçüncü Ulusal Program’da… Başta grup başkan vekillerine sorsam, desem ki: “Silahlı güçlerin sivil otoriteye bağlanması konusunda o zaman Avrupa Birliğine ne söz verdiniz? Şimdi bu paket onu karşılıyor mu?” Vallahi, bu sorudan çakarsınız çünkü Üçüncü Ulusal Program’da yazılan ile bu pakette yazılan birbirini tutmuyor arkadaşlar. “Niye?” diyeceksiniz. Şimdi, Üçüncü Ulusal Program’da iç güvenlik hizmetlerinin sorumlu olan kolluk birimlerinin profesyonelliği var. Sivil idareye bağlılık ve sorumluluğu güçlendirme… Şimdi, güvenlik, adalet, özgürlük sadece öyle üniforması olan, silahı olan herkese teslim edilecek bir şey değil, bunu anlamanız gerekiyor. Yani, şimdi, eskiden bir EMASYA vardı, o EMASYA’ya göre olağanüstü bir durumda valiler askere bağlanıyordu. Şimdi, diyorsunuz ki: “Devrim yaptık, ‘AKMASYA’yı getirdik bu yasayla, şimdi askeri valiye bağladık.” Yo, öyle değil. Bakın, siz Fransa modelini örnek almışsınız jandarmada. “Jandarma” kelimesi de zaten Türkçe değil.

İstediğin kadar Türk Dil Kurumu Başkanlığı yapın, “jandarma”nın Türkçe olduğunu söyleyemezsiniz Sayın Hocam. Çıkarsınız burada doğruyu söylersiniz. Böyle ithal edersiniz, ondan sonra da şunu söyleyeyim, İtalya’nın “carabinieri”lerine de benzemiyor. Hatta hatta bir şey daha söyleyeyim, orman polisi vardı, orman jandarması, orman kolluğu. Burada bilmiyorum, kaç tane orman mühendisi var. Hakikaten, niye ormanlar korunmuyor, ben onu da anlamış değilim. Ama gerçekten şunu size söylemek istiyorum: Eğer samimiyseniz JİTEM’in faili meçhul cinayetlerini korumazsınız, dosyalarını sürgüne göndermezsiniz, Hükûmetiniz faillerin korunmasına yardımcı olmaz çünkü JİTEM derin devlet yapılanmasıdır, 90’ların faili meçhul cinayetlerinin adıdır, asit kuyularında insanların kaybedildiği olaydır ve derin devletin içindeki çeteleşmenin adıdır. Şimdi, bu getirdiğiniz paket, Allah aşkına, bunun neresini, bunun neresini düzeltiyor, söyler misiniz? Şimdilik dosyalara bakınız, hepsi teker teker zaman aşımına uğratılıyor. Hadi, 90’lı yıllar sizin zamanınız değildi, peki, sizin zamanınızda -siz 3 dönemdir Hükûmetsiniz- JİTEM istihbaratı adı altında bir örgüt var mıdır, yok mudur?

Sayın Mahir Ünal, çık bu kürsüde söyle, var mıdır, yok mudur JİTEM?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Bana niye attın o topu sen ya?

HASİP KAPLAN (Devamla) – JİTEM var mıdır, yok mudur?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Bunun muhatabı ben miyim?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Sizin imzanız var bu pakette, sizin Hükûmetiniz…

Sayın Şahin, (x)Komisyon olarak çıkın söyleyin bakayım, JİTEM var mıdır, yok mudur? Uluslararası mahkeme kararlarında, şurada, burada, her yerde var, JİTEM’in kurucuları, Cem Ersever, Yeşiller, bilmem, faili meçhul cinayet, hepsi var kardeşim.

Şimdi, biz sizle ne konuşalım, ne anlatacağım size Allah aşkına, oturup oturup duruyorsunuz, herkes de dışarıda çay istiyor, bu kadar…

Karar yeter sayısı Sayın Başkan. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Efendim?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Doğrudan doğruya sataşmada bulundu sayın hatip.

BAŞKAN – Anladım ama şimdi oya sundum.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 23.14

DOKUZUNCU OTURUM

Açılma Saati: 23.33

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 73’üncü Birleşiminin Dokuzuncu Oturumunu açıyorum.

684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 53’üncü maddesi üzerindeki Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi, önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

LEVENT GÖK (Ankara) – Yok efendim, gene yok efendim.

BAŞKAN – Elektronik cihazla oylama yapacağım.

İki dakika süre veriyorum ve de başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Tasarının görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu, buyurunuz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Bir şeyi düzeltmek gerekiyor Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Buyurunuz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Şimdi, demin, kapanmadan önceki hatip benim Dil Kurumu Başkanı olduğumu söyledi. Ben hayatımda hiç Dil Kurumu Başkanlığı yapmadım ve bununla bağlantılı olarak da “jandarma”yı sordu bana, “Hangi dildendir?” diye. Onunla ilgili bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Yerinizden girin.

Şimdi, tabii, bazı şeyleri hep yapalım da bazı şeylere de dikkat edersek iyi olur çünkü bir de burası dışarıdan izleniyor -Sayın Şimşek’in yakından bildiği gibi- “tweet”ler geliyor, yanlış anlaşılıyor. Dolayısıyla, onun için dikkat etmekte fayda var.

Buyurunuz Sayın Halaçoğlu.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

18.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 53’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Zaten, Sayın Başkanım, ben de bunun için istedim. On beş sene Tarih Kurumu Başkanlığı yaptım. Dışarıdakiler diyecek ki: “Yani ne zaman Türk Dili Kurumu Başkanlığı yaptı bu?” En azından düzeltmem gerekiyordu. Sayın Hasip Kaplan “Türk Dil Kurumu Başkanı oldunuz bu kadar, hâlâ jandarmanın da ne demek olduğunu bilmiyor musunuz?” dedi bana. Bir defa, ben hiç Türk Dil Kurumu Başkanlığı yapmadım, Türk Tarih Kurumu Başkanlığı yaptım. Dil meseleleri üzerine çalışmadım ama jandarma yabancı menşeli kelime ve İtalyancadır. Dolayısıyla, onun da buradan açıklamasını yapayım. Ama, Türk Tarih Kurumu Başkanlığı yaptığım için şunu söyleyebilirim: Jandarmanın kuruluşu Osmanlı dönemindedir, Zaptiye teşkilatı olarak adlandırılır ve 1853’te kurulmuştur ama bugüne kadar jandarma, iç güvenlik meselesinde son derece önemli bir rol oynamıştır. Ve bu Silahlı Kuvvetlerimizi siyasi niteliğe sokmak ve siyasetin içerisine sokmak vebalini taşımak durumundadır AKP’liler. Silahlı Kuvvetleri siyasete hiçbir şekilde alet etmemek gerekir çünkü yarın göreceksiniz jandarma laçka hâle gelecek ve siyaset içerisinde, nasıl bugün polis teşkilatında paralel yapılanma arıyorsanız, yarın aynı şekilde siyasi bir nitelik kazandığında da aynı sıkıntıyı çekeceksiniz; buradan uyarıyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Ne güzel bir şey Hocam, bir taraftan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Kaplan.

Ne güzel bir şey aslında, her şeyin, her kurumun yani bu kültüre ait her kurumun başkanı zannediyorlar sizi, bu da iyi bir şey.

Buyurun Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ben buradan düzelteyim.

BAŞKAN – Buyurun.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Hocam yani jandarmayı İtalyanca bir kelime olarak söyledi. Latince kökeninde Fransızlar “jandarma” der, İtalyanlar da “carabinieri” der.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Jandarma İtalyanca. İsterseniz tartışalım.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ama şimdi İtalyanlarla Fransızları karıştırdı Hocam, kayda geçsin diye söyledim yani ben.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Ama İtalyanca olduğu kesin, bakın isterseniz lügate, isterseniz tartışalım bu konuyu.

BAŞKAN - Neyse ben sizi dışarıya alayım, orada tartışın.

Diğer önergeyi okutuyorum.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684) (Devam)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun,

"2803 sayılı Kanunun 17 nci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir."

Görevden uzaklaştırmanın hukuki ve mali sonuçları

MADDE 17- Görevden uzaklaştırılanlar, yapmakta oldukları görevden alıkonulurlar. Bu kişilerin görev yerleri değiştirilebilir veya bu kişilere başka görev verilmeyebilir. Görevden uzaklaştırılanlara bu süre içinde 657 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre aylık ödenir. Ancak, bu kişilerden haklarında soruşturma izni verilmemesine, soruşturmaya veya kovuşturmaya yer olmadığına, beraatına, her ne sebeple olursa olsun kamu davasının düşmesine veya ortadan kaldırılmasına karar verilenlerin ödenmeyen veya noksan ödenen her türlü özlük hakları ödenir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurt dışı kadrolarında görevliyken görevden uzaklaştırılanlara da yurt içinde bir kadroya atanıncaya kadar bu fıkra uyarınca yurtdışı aylığı ödenir.

Ön inceleme veya soruşturmaya konu olan fiillerinin hizmetlerine devama engel olmadığı anlaşılanların görevden uzaklaştırma tedbirleri, haklarında karar verilmesi beklenmeksizin kaldırılabilir.

Bu Kanun kapsamındaki görevden uzaklaştırma tedbiri iki ayı geçemez. Bu süre zorunlu hâllerde iki ayı geçmemek üzere bir defa uzatılabilir. Görevden ayrı kalınan bu süreler hizmetten sayılır.""

şeklindeki 53. maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Ali Serindağ (Gaziantep) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet?

İÇİŞLERİ BAKANI SEBAHATTİN ÖZTÜRK – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Gök, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bundan tam kırk üç yıl önce 10 Mart 1972 tarihinde bu Parlamento önemli bir karar aldı ve darağacına 3 fidanı gönderdi. 10 Mart 1972’de Türkiye Büyük Millet Meclisinde Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkındaki idam kararları onandı ve bu kararlar çerçevesinde 3 fidan darağacına gönderildi. O gün yapılan oylamada 53 ret, 6 çekimser, 238 kabul oyu kullanıldı.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bundan tam kırk üç yıl önce verilmiş olan bir karar bugün Parlamentoda konuşuluyor ve kamuoyunda tartışılıyorsa o gün o karara imza atan, oy veren parlamenterlerin bugün içinde bulunduğu durumu belirlemek açısından bugünkü Parlamentonun konumu da çok önemli bir durum arz etmektedir. O gün idam kararlarına el kaldıran Parlamento, kırk üç yıl sonra bugün Türkiye’de 77 milyon insanın temel hak ve hürriyetlerini, insan haklarını ve demokrasiyi ortadan kaldıracak kararların kaldırılmasına ve bunların Meclisten geçirilmesine izin veren bir Parlamento hüviyetine bürünmüştür. Yazıktır ve hazindir, yazıktır ve üzüntü vericidir.

Kırk üç yıl önce, Parlamento, bir mahkeme kararını onaylamıştı. Bugünkü Parlamento, mahkeme kararına dahi gereksinme duymadan valilere, kolluk kuvvetlerine kişileri etkisiz kıldırma, öldürme yetkisi vermek için toplanmaktadır değerli arkadaşlarım. Bunun kabul edilmesi mümkün değildir. Türkiye nereye gidiyor değerli arkadaşlarım? Bir akıl tutulması yaşanıyor. Hepimizin aklımızı başımıza almamız gerekiyor. Türkiye’de valilere, kolluk kuvvetlerine zaten fazla olan yetkileri arttıran bir yasayla bugün burada çalışmalar yapıyoruz. Bugün, bu Parlamentoda polisin silah kullanma yetkisinin kaldırılması tartışılmalıydı, valilerin olağanüstü hâl yetkilerinin ellerinden alınması konuşulmalıydı. Bunları yapmalıyız. Demokrasiyi, özgürlük alanlarını genişleteceğimize daraltıyoruz, içini boşaltıyoruz ve Türkiye’yi yaşanılmaz bir ülke hâline getiriyoruz. Bunu yapmaya hakkımız yok değerli arkadaşlarım, bunu yapmaya hakkımız yok. Üzerimizdeki ölü toprağını yırtalım lütfen. Vesayeti kaldırın. Bir cumhurbaşkanı istiyor diye “Muhalefet ne kadar engellerse engellesin bu yasa Meclisten çıkacak.” diye sizi vesayet altına alıyorsa da bunu reddedin. Türkiye’nin buna ihtiyacı var, Türkiye’nin önünün açılmasına ihtiyacı var. Yarın, bir kırk yıl sonra sizler de böyle bir Parlamentoda bu konuşmaların muhatabı olmayın. Buradan geçirilecek her madde çok önemli. Sanki millî eğitim müdürü, tapu müdürü atıyormuşuz gibi İçişleri Bakanına il jandarma alay komutanını, ilçelerde jandarma bölük komutanını atama yetkisi veriyoruz.

Değerli arkadaşlarım, daha dün MİT Müsteşarı çıktı, görevinden istifa etti, AKP’ye üye oldu, aday oldu.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Üye olmadı.

LEVENT GÖK (Devamla) – Üye olmadıysa daha vahim, üye olmadıysa daha vahim. Üye olmadıysa nasıl aday oldu?

Değerli milletvekilleri, üye oldu, olmadı. Sonuçta “Ben milletvekili adaylığımı koyuyorum.” dedi mi? Dedi. Başbakan “Hayırlı olsun.” dedi mi? Dedi. Sonra, bir bakıyorsunuz Cumhurbaşkanı karşı çıktı ve MİT Müsteşarını aldınız, tekrar görevine iade ettiniz. Şimdi…

GÜLAY DALYAN (İstanbul) - Özgürlük var.

LEVENT GÖK (Devamla) – Bunun özgürlükle alakası yok, bunun özgürlükle alakası yok. Bütün teamülleri, bütün demokratik kuralları altüst eden bir devlet anlayışı vardır. Bunun altında hepiniz kalırsınız. Bakın, sizleri uyarıyoruz, bunlar yanlış işlerdir, bu yanlışlardan kaçının. Türkiye’yi yanlışlardan kurtaralım değerli arkadaşlar. Lütfen, bir vesayetten kurtulun ve silkinin. Biz, muhalefet olarak ne yapalım? Bunları anlatıyoruz, kibarca anlatıyoruz, yüksek sesle anlatıyoruz, anlamıyorsunuz ama halk size bunu anlatacaktır. Bütün halkımız bilsin ki 8 Haziranda Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında buradan geçirilmeye çalışılan iç güvenlik paketi çöpe atılacaktır, çöpe.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Sen inanıyor musun?

LEVENT GÖK (Devamla) – Çöpe atacağız ve halkımızı özgürleştireceğiz.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Sen Halk Partisinin iktidara geleceğine inanıyor musun?

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Bravo sana!

LEVENT GÖK (Devamla) – Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun "2803 sayılı Kanunun 17 nci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Görevden uzaklaştırmanın hukuki ve mali sonuçları

MADDE 17- Görevden uzaklaştırılanlar, yapmakta oldukları görevden alıkonulurlar. Bu kişilerin görev yerleri değiştirilebilir veya başka görev verilmeyebilir.

Görevden uzaklaştırılanlara bu süre içinde 657 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre aylık ödenir. Ancak, bu kişilerden haklarında soruşturma izni verilmemesine, soruşturmaya veya kovuşturmaya yer olmadığına, beraatına, her ne sebeple olursa olsun kamu davasının düşmesine veya ortadan kaldırılmasına karar verilenlerin ödenmeyen veya noksan ödenen her türlü özlük hakları ödenir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurt dışı kadrolarında görevliyken görevden uzaklaştırılanlara da yurt içinde bir kadroya atanıncaya kadar bu fıkra uyarınca yurtdışı aylığı ödenir.

Ön inceleme veya soruşturmaya konu olan fiillerinin hizmetlerine devama engel olmadığı anlaşılanların görevden uzaklaştırma tedbirleri, haklarında karar verilmesi beklenmeksizin kaldırılabilir.

Bu Kanun kapsamındaki görevden uzaklaştırma tedbiri iki ayı geçemez. Bu süre zorunlu hâllerde iki ayı geçmemek üzere bir defa uzatılabilir. Görevden ayrı kalınan bu süreler hizmetten sayılır.” şeklindeki 53. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Erdoğan (Muğla) ve arkadaşları

"MADDE 53- 2803 sayılı Kanunun 17 nci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Görevden uzaklaştırmanın hukuki ve mali sonuçları

MADDE 17- Görevden uzaklaştırılanlar, yapmakta oldukları görevden alıkonulurlar. Bu kişilerin görev yerleri değiştirilebilir veya başka görev verilmeyebilir.

Görevden uzaklaştırılanlara bu süre içinde 657 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre aylık ödenir. Ancak, bu kişilerden haklarında soruşturma izni verilmemesine, soruşturmaya veya kovuşturmaya yer olmadığına, beraatına, her ne sebeple olursa olsun kamu davasının düşmesine veya ortadan kaldırılmasına karar verilenler ile bu kanun hükümlerine göre göreve alınmasına engel teşkil etmeyecek bir suçtan hüküm giyenlerin ödenmeyen veya noksan ödenen her türlü özlük hakları ödenir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurtdışı kadrolarında görevliyken görevden uzaklaştırılanlara da yurtiçinde bir kadroya atanıncaya kadar bu fıkra uyarınca yurtdışı aylığı ödenir.

Ön inceleme veya soruşturmaya konu olan fiillerinin hizmetlerine devama engel olmadığı anlaşılanların görevden uzaklaştırma tedbirleri, haklarında karar verilmesi beklenmeksizin kaldırılabilir.

Bu Kanun kapsamındaki görevden uzaklaştırma tedbiri iki ayı geçemez. Bu süre zorunlu hallerde iki ayı geçmemek üzere bir defa uzatılabilir. Görevden ayrı kalınan bu süreler hizmetten sayılır.""

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

İÇİŞLERİ BAKANI SEBAHATTİN ÖZTÜRK – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

Sayın Seyfettin Yılmaz, Adana Milletvekili.

Buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 53’üncü maddesi üzerinde verdiğimiz değişiklik önergesi hakkında söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu 53’üncü madde ve devam eden maddelerde Jandarmayla ilgili düzenlemeler var. Şimdi, bu kanun tasarısında -ana gerekçe şu- Jandarmanın sivilleşmesinden bahsediliyor. Şunu açık yüreklilikle ifade edeyim değerli milletvekilleri: Burada ne Jandarmanın sivilleşmesi ne demokratikleşmenin önünün açılması gibi bir niyetiniz yok. Günlük anlayışlarla, günlük ihtiyaçlarla kendinizi koruma adı altında politikalar yapıyorsunuz ve bugün gelinen noktaya baktığımızda, dün, iktidara geldiğiniz 2002’nin sonunda, otuz yıl rahmetli Necmettin Erbakan’ın dizinin dibinde siyaset yaptığını ifade eden Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve yol arkadaşları “Günün şartları onu getirdiği için millî görüş gömleğini çıkardık.” deyip, uçağa binip Avrupa Birliği kapısında yasal düzenlemelerden, demokratikleşmelerden bahsetti ama kurumları ve kuruluşları ele geçirdikçe… Dün mağdur oldu, basında her gün kendisi ve yol arkadaşları hakkında haberler çıkarken basından dert yanıyordu, askerden dert yanıyordu, polisten dert yanıyordu, hukuktan dert yanıyordu.

Evet, dün haklı olarak çığlık attığınız konuların bugün bir benzerini kendiniz yapıyorsunuz. 28 Şubattan daha ağır şartlarda medya üzerinden algı operasyonu yapıyorsunuz. Bugün gelinen noktada sivilleşmeden bahsediyorsunuz. Sizin derdiniz sivilleşme değil, sizin derdiniz demokratikleşme değil. İktidarınızı, on üç yıldır sürdürdüğünüz iktidarı -artık korku dağları aşmış- “Bu iktidarımızı hukuk dışı da olsa, ne yoldan olursa olsun nasıl koruruz?” anlayışının içerisinde, gelen kanunların özüne bakın, hepsi bunlarla ilgili, poliste yaptığınız değişiklikler… Dün kahraman ilan ettiğiniz polislere, dün kahraman ilan ettiğiniz savcılara, dün altına Mercedes çektiğiniz savcılara bugün hain muamelesi yapıyorsunuz ve bunun ana nedeni ne? 17-25 Aralık asrın yolsuzluğu. Bugün sayısal çoğunluğunuzla yok sayabilirsiniz, atadığınız mahkemelerle buralarda beraat etmiş olabilirsiniz ama Allah da biliyor, kulu da biliyor ki 17-25 Aralıkta kamunun malı iç edilmiştir. Bu kamunun malını kim iç etmişse mutlaka bunun hesabını verecektir. Bakın değerli milletvekilleri, devletin varlığı her şeyin önünde gelir. Devletin kurumlarını çökertiyorsunuz. Devletin kurumlarını çökertirseniz, devleti çökertirsiniz. Kendi ikballerimiz için, kendi geleceklerimiz için, kendi korkularımız için, kendi kaygılarımız için veya birilerinin –onu anlamanız lazım- kaygıları için devletin kurumlarını çökertmeye hakkınız yok. Bu devletin varlığında binlerce şehidin mücadelesi var, binlerce insanın alın teri var, emeği var. Kurumları çökertirseniz, devleti çökertirsiniz. Bunu görmeniz lazım.

Biraz önce düzeltmede Mahir Ünal Cumhurbaşkanlığının saygınlığından bahsetti. Evet, Türk devlet geleneğinde Cumhurbaşkanlığı saygın bir kurumdur ama Allah aşkına -bir tane de Hükûmet yetkiliniz, bir tane AKP sözcünüz- bugüne kadar “Sayın Cumhurbaşkanı siz Anayasa gereği tarafsız olmanız gereken, orada tarafsız durmanız gereken bir kurumdasınız, oranın saygınlığını rencide etmeyin.” diyebilecek bir kişi çıktı mı içinizden? Yani bir Cumhurbaşkanı televizyonlara çıkacak, alenen siyaset yapacak, muhalefet partilerinin liderlerine olabildiğince hakaret edecek, ondan sonra grup başkan vekili çıkacak Cumhurbaşkanlığının saygınlığından bahsedecek. Evet, devlet geleneğine göre Cumhurbaşkanlığı saygınlık makamıdır ama o makamı önce o koltukta oturan kişinin koruması ve muhafaza etmesi lazım.

MİT Müsteşarı… Bu siyaseten doğru bulsanız bile ahlaken doğru değildir. Dün haberlerde çıkan “MİT, Milliyetçi Hareket Partisinin içini karıştırmaya çalışıyor. MİT, Milliyetçi Hareket Partisiyle ilgili operasyon yapıyor.” haberleri bugün yapılan atamalarla doğruluğunu teyit eder. MİT… Millî İstihbarat Teşkilatını tartışılır hâle getirirseniz devletin geleceğini tartışılır hâle getirirsiniz. Bundan da çocuklarımız zarar görür, Türk devleti zarar görür.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Yeni madde ihdası için iki adet önerge vardır, birincisini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları'nın (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) "2803 sayılı Kanunun 17 nci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Görevden uzaklaştırmanın hukuki ve mali sonuçları

MADDE 17- Görevden uzaklaştırılanlar, yapmakta oldukları görevden alıkonulurlar. Bu kişilerin görev yerleri değiştirilebilir veya başka görev verilmeyebilir.

Görevden uzaklaştırılanlara bu süre içinde 657 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre aylık ödenir. Ancak, bu kişilerden haklarında soruşturma izni verilmemesine, soruşturmaya veya kovuşturmaya yer olmadığına, beraatına, her ne sebeple olursa olsun kamu davasının düşmesine veya ortadan kaldırılmasına karar verilenlerin ödenmeyen veya noksan ödenen her türlü özlük hakları ödenir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurtdışı kadrolarında görevliyken görevden uzaklaştırılanlara da yurtiçinde bir kadroya atanıncaya kadar bu fıkra uyarınca yurtdışı aylığı ödenir.

Ön inceleme veya soruşturmaya konu olan fiillerinin hizmetlerine devama engel olmadığı anlaşılanların görevden uzaklaştırma tedbirleri, haklarında karar verilmesi beklenmeksizin kaldırılabilir.

Bu Kanun kapsamındaki görevden uzaklaştırma tedbiri iki ayı geçemez. Bu süre zorunlu hallerde iki ayı geçmemek üzere bir defa uzatılabilir. Görevden ayrı kalınan bu süreler hizmetten sayılır." şeklindeki 53 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin ihdas edilmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

    Hasan Hüseyin Türkoğlu                     Alim Işık                                     Mehmet Erdoğan

                Osmaniye                                 Kütahya                                              Muğla

               Emin Çınar                          Ruhsar Demirel

               Kastamonu                               Eskişehir

"Madde 54- 10/3/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat Görev ve Yetkileri Kanunu'nun 24 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Kanunun" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve bu Kanunda…

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Geri çekiyoruz.

BAŞKAN – Geri çekildi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun 53 Maddesinden sonra aşağıdaki maddenin eklenmesi ve madde numaralarının buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

    Ali Serindağ

      Gaziantep

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Geri çekiyoruz.

BAŞKAN – Geri çekildi.

Madde 54’te biri Anayasa’ya aykırılık olmak üzere üç adet önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun "2803 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin (b) fıkrasının (4) numaralı bendine "5442 sayılı İl İdaresi Kanununun" ibaresinden önce gelmek üzere "Disiplin hükümleri saklı kalmak kaydıyla" ibaresi eklenmiştir." şeklindeki 54 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz

Mehmet Erdoğan                               Yusuf Halaçoğlu                        Hasan Hüseyin Türkoğlu

         Muğla                                              Kayseri                                           Osmaniye

Mesut Dedeoğlu                                     Alim Işık                                        Bülent Belen

Kahramanmaraş                                     Kütahya                                            Tekirdağ

"Madde 54-2803 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin (b) fıkrasının (4) numaralı bendine "5442 sayılı İl İdaresi Kanununun" ibaresinden önce gelmek üzere "Disiplin hükümleri dahil olmak üzere" ibaresi eklenmiştir."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun “2803 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin (b) fıkrasının (4) numaralı bendine “5442 sayılı İl İdaresi Kanununun" ibaresinden önce gelmek üzere “Disiplin hükümleri saklı kalmak kaydıyla" ibaresi eklenmiştir." şeklindeki 54. maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

    Ali Serindağ                                      Ali Sarıbaş                                      Tanju Özcan

      Gaziantep                                        Çanakkale                                             Bolu

   Ahmet Toptaş                                 Ali Haydar Öner                                  Celal Dinçer

  Afyonkarahisar                                       Isparta                                             İstanbul

     Levent Gök

         Ankara

BAŞKAN – Şimdiki önerge Anayasa’ya aykırılık önergesidir, okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair -torba- Kanun Tasarısının 1 inci maddesi; Anayasa ve İçtüzük Hükümleri ile evrensel hukuk normlarına ve temel insan haklarına aykırı olup tek parti-tek adam-diktatörlük rejimi ve polis devletinin ötesinde, fiili "savaş hali" uygulaması getirdiğinden kanun tasarısının 54 üncü maddesinin Anayasa'ya aykırılık nedeniyle tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

   Pervin Buldan                          Hüsamettin Zenderlioğlu                             Nazmi Gür

           Iğdır                                                 Bitlis                                                  Van

  Gülser Yıldırım                                   Demir Çelik                                        Erol Dora

         Mardin                                                Muş                                                Mardin

Abdullah Levent Tüzel

        İstanbul

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

İÇİŞLERİ BAKANI SEBAHATTİN ÖZTÜRK – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Tüzel, buyurunuz. (HDP sıralarından alkışlar)

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, kabul edelim ki ülkemizin bir iç güvenlik problemi yok ama iş güvenlik problemi var. Bu problemi olduğu için ve bunun üzeri örtülmediği için Hükûmetiniz bu konuda yeni bir torba yasa hazırladı ama bu yasa da tabii, aynı sakat mantıkla hazırlandığı için yine fedakârlık işçiden bekleniyor ama işverenlere, bu iş cinayetlerine yol açanlara da âdeta taltif edercesine birtakım imtiyazlar, aflar getiriliyor. Onu tartışacağız yeri geldiğinde ama bakın, bugün hâlâ işçiler ölmekte. Zonguldak’ta bir işçi göçük nedeniyle öldü. Mart ayı içerisinde -daha mart ayının ortasına bile gelmedik- inşaatlarda, madenlerde ölen işçi sayısı 15’i şimdiden geçti. Ama ilginçtir, Çalışma Bakanlığı müfettişleri yerinde oturuyor. Onlara üstü kapalı bir şekilde “Madenleri, inşaatları denetlemeye gitmeyin.” deniyor, bunu iş müfettişleri ifade ediyor.

Değerli milletvekilleri, bakın, Soma’nın üzerinden üç yüz bir gün geçti, 301 madenci toprak altında kaldı ve Hükûmet birçok sözler verdi, torba yasa çıktı, işte, Soma’yı Araştırma Komisyonu Raporu hâlâ okunmadı ama şimdi TKİ önünde madenciler direniyor, bir hafta oldu tam. Niçin direniyor? İşsizlik yardımıyla borçlarını çeviremiyorlar, sözler yerine getirilmedi, kıdem tazminatları, ihbar tazminatları verilmedi. Kim peki bu işçilerin muhatabı, o Soma Holding mi? Değil tabii ki. Soma Holding ne yapıyordu? TKİ’ye hizmet üretiyordu. Yani asıl işveren, asıl patron, işçilerin muhatabı TKİ, onun için önünde bu karda, kışta, soğukta, gece gündüz oradan sesimiz duyulsun diye direniyorlar.

Şimdi, biraz önce ekonomi zirvesi bitti. Ne dediler: “Bizim bankalarımız sağlamdır, bu tür şoklara dayanıklıdır. Avrupa’daki dalgalanmalara karşı hazırlıklı…” Doğru, hazırlıklılar çünkü onlar mudilerinden topladıkları paralarla dolar biriktirmeye, dolar vurgununa devam ediyorlar, ciroları artıyor. Onlara olan biten yok. Olan biten neye? İşte Somalı madencilere, Zonguldaklı madencilere; her gün işten atılan, sendikalaştıkları için işten atılan işçilerin başına gelenler ortada. İşte asıl bunların derdine yanıt verilmesi gerekiyor. Atanamayan öğretmenler, atanma bekleyen nakış öğretmenleri, 776 bin, iki yıllık yüksekokul mezunu atama bekliyor. Bakın, 2014 Kasım atamasında bunun binde 1’i, 770 kişi atanmış ve Hükûmete diyorlar ki: “Hiç değilse nisan atamasında 20 bin ön lisans kadrosu açılsın.” Şeker fabrikalarında çalışan geçici 3.500 işçi “Kadromuz nerede?” diye soruyor.

Değerli milletvekilleri, bugün Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda Bakırköy Belediyesindeki işçiler, BELEDİYE-İŞ Sendikasında örgütlü işçiler basın açıklaması yaptılar, ben de oradaydım. Neydi dertleri? Dertleri, geçen mart seçimlerinde yönetime gelen CHP’li belediye başkanı ve ekibi, işi gücü yokmuş gibi, tasarruf tedbirlerini hayata geçirmek için önce işçinin ekmeğine, alın terine, aldığı düşük ücrete göz koydu. Taşeron işçisi, belediyeye bağlı bir şirketin işçisi; belediye, önce baş temsilciyi attı, işte üç tane işçiyi attı… Neden? Çünkü işçi hak istiyor, çalışma koşulları düzeltilsin diyor ama sürgün, mobing, tehdit ve en son işten atılma ama biliyoruz ki CHP’nin en çok kullandığı şey “Emek en yüce değerdir.” sözü. Burada CHP’li vekil arkadaşlarımın ve grup yönetiminin bu konuyu ele almaları yönünde dikkatlerini çekmek istiyorum. Bir yıldır Bakırköy işçileri kan ağlıyor. Örgütlü, sendikalı ve insanca çalışma istedikleri için bu muamelelerle karşı karşıyalar. O nedenle patron tutumu, işveren tutumu taşeron çalıştırma tutumu, şu, bu fark ettirmiyor. Bu kapitalizmin lanet, melanet yüzü burada da karşımıza çıkıyor.

Değerli milletvekilleri, kapitalizmden söz edince, kriz fırsatçılığı doğdu; işte Hükûmeti arkasına aldı, metal işçilerinin grevi yasaklandı, ardından patron krizi bahane edip Eskişehir’de 34 işçiyi kapıya koydu, metal işçilerini kapıya koydu. Arkası gelecek. Yapılan toplu sözleşmelere bile razı gelmeyen bir patron sınıfı var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (Devamla) – Değerli milletvekilleri, onun için bu ülkenin iç güvenlik değil, işçilerin, emekçilerin can güvenliği, örgütlenme hakkı ve emek mücadelesi esas itibarıyla gündemde. Buna dikkatlerinizi çekmek istedim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Gök…

LEVENT GÖK (Ankara) – Levent Bey’in dile getirdiği konu hakkında ben de görüşlerimi söylemek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

19.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 54’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; az önce konuşan Halkların Demokratik Partisi Milletvekili Sayın Levent Tüzel’in dile getirdiği ve partili bir belediye başkanımız tarafından yönetilen Bakırköy Belediyesinde yaşanılan sorunla ilgili olarak, ben de, burada, kendisi konuştuğu zaman muttali oldum.

Elbette “Emek en yüce değerdir.” diyen bir partinin mensubu olarak, böyle bir konunun Meclis kürsüsünden dile getirilmesini önemserim ve bu konuda, gerek Belediye Başkanımızla gerek sendikayla gerekse çalışanlarla ilgili bir bilgi alıp bu durumu değerlendirerek emekten yana olan tavrımızı bundan sonra da sürdürme kararlılığı içerisinde olduğumuzu sizlere bildirir, hepinizi saygıyla selamlarım.

Sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684) (Devam)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 00.14

ONUNCU OTURUM

Açılma Saati: 00.31

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 73’üncü Birleşiminin Onuncu Oturumunu açıyorum.

684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 54’üncü maddesi üzerindeki, İstanbul Milletvekili Sayın Abdullah Levent Tüzel ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, kabul edilmemiştir.

Tasarının görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun “2803 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin (b) fıkrasının (4) numaralı bendine “5442 sayılı İl İdaresi Kanununun" ibaresinden önce gelmek üzere “Disiplin hükümleri saklı kalmak kaydıyla" ibaresi eklenmiştir." şeklindeki 54. maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Ali Serindağ (Gaziantep) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SERMİN BALIK (Elâzığ) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Levent Gök, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; “insan hakları” tarihî gelişim içerisinde devletin sınırlandığı, bireyin hak ve özgürlüklerinin korunduğu bir kavramdır. Devlet bireye karşı korunmayacaktır, birey devlete karşı korunacaktır. Devlet bireyin hak ve özgürlükler alanına giremez.

Türkiye'nin yetiştirdiği en ünlü bilim adamlarından Sayın Profesör Doktor Tarık Zafer Tunaya yıllar önce Paris’te bir müzeyi gezerken gözleri küçük bir kitaba takılır, 1791 Fransız Anayasası. Eserin biraz daha altına baktığında okuduğu şu cümle kanını dondurur: “Bu kitap insan derisiyle kaplanmıştır.” Bu söz hürriyet savaşlarının derinliğini, uzunluğunu, “özgürlük” denilen şeyin bedava olmadığını o kadar anlamlı anlatıyor ki hür yaşamanın bedeli açıkça anlaşılıyor.

Bu mücadeleler bizi günümüzün demokrasi anlayışına ulaştırmıştır. Amaç, insanın insan olmak onuruyla birtakım haklara ve hürriyetlere sahip bulunduğunu kabul etmektir. İnsanın, içinde serbestçe hareket edeceği bir alan vardır. Bu hakları ona iktidar vermemiştir, o onlara doğuştan, insan olarak doğduğu için sahiptir. Yönetenler bu hakları tanımalı, korumalı ve geliştirmelidir. Fert fert, kitle kitle yapılmış olan bu ihtilallerin ortak amacı bu fikirlerde toplanmıştır. Tarihin bize sunduğu iktidar türleri krallar, emirler, sultanlar yurttaşların haklarını bir bahşiş, bir ulufe gibi görmüşlerdir. Ne demektir insan hakları? Ancak insanlar o haklardan onların dağıttığı oranda hak sahibi olabilirlerdi. İnsanlar birer kuldurlar, hak istemeye hakları yoktur. Görevleri, iktidarın yüceliğini ve gücünü arttırmaktır, o kadar. İşte bu fikirlerle savaşılmıştır. Bütün ihtilallerin amacı, bu otoriter kuralları yıkmak, bu yolda elde edilmiş sonuçlara yeni gelişmeler eklemek olmuştur. Hürriyet mücadelesi, insan derisiyle kaplı anayasalar içinde bizi bugüne kadar devam eden uzun bir gelişme çizgisine itmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, özellikle AKP milletvekilleri; iç güvenlik paketinde vereceğiniz her kabul oyu faşizmin ayak seslerini hızlandıracak, polis devletinin kapısını korkunç bir şekilde aralayacaktır; vereceğiniz her kabul oyu vali ve mülki amirleri bir derebeyi hâline getirecektir, yargı mekanizmasını devre dışı bırakacaktır; vereceğiniz her kabul oyu kişi özgürlüğü ve güvenliğini ortadan kaldıracak, devlet güvenliği adına ülkeyi korku imparatorluğuna dönüştürecektir; vereceğiniz her kabul oyuyla gözaltılar ve tutuklamalar bir azgın dalgaya dönüşecek, zaten demokratik olmayan cumhuriyetin bir uçtan bur uca “F” tipi zindanlar cumhuriyetine dönüşme olanağını getirecektir; vereceğiniz her kabul oyuyla demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan demokratik muhalefet hakkı ortadan kalkacak, kaldırıldığı ileri sürülen askerî vesayetin yerini tekçi polis ve istihbarat vesayeti oluşturacaktır; vereceğiniz her kabul oyuyla polis hem savcı hem yargıç olacaktır. Değerli milletvekilleri, vereceğiniz her kabul oyuyla suç işleyen görevlilerin yargılanması imkânsız hâle gelecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Benjamin Franklin’in şu sözünü size hatırlatmak isterim: “Biraz güvenlik için özgürlükten vazgeçebilenler ne özgürlüğü ne de güvenliği hak ederler.” (CHP sıralarından alkışlar) Ama yurttaşlarım merak etmesinler, bizler Pir Sultan Abdal geleneğinden geliyoruz. Ne diyor Pir Sultan:

“Kadılar, müftüler fetva yazarsa,

İşte kement, işte boynum asarsa,

İşte hançer, işte kellem keserse,

Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan.” diyen bir gelenekten geliyoruz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gök.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Sayar mısınız?

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Elektronik oylama yapalım.

BAŞKAN – Elektronik oylama yapıyorum.

İki dakika süre veriyorum.

Buyurunuz.

(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Oylamada bir milletvekili kalkıyor, “Ret.” diye bağırıyor, burada milletvekili iradesinin üzerine etki yapıyor. Bırakın, milletvekilleri özgür iradesini kullansın, isteyen kabul kullanır, isteyen ret kullanır, isteyen çekimser. Hangi İç Tüzük’te var Sayın Başkan? Bunu uyarın. Yani Ramazan Can’ı kim görevlendirdi arkadaşlar, hangi grup başkan vekili görevlendirdi? Yani şimdi, tellallık yok İç Tüzük’te yani eskiden böyle bağırırlardı.

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı vardır, önerge reddedilmiştir.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bu oylamalar yapılırken kaç ret, kaç çekimser, kaç kabul, bilmiyoruz Sayın Başkan, kamuoyu izliyor bizi İnternet üzerinden. Her ne kadar iktidar partisi kapatmışsa da halkımız İnternet’ten izliyorlar.

BAŞKAN – 177 ret vardı, 3 de pusula var, diğerleri kimse girmemiş yani kabul yok, sisteme giren de yok.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Madem öyle bir de kabulü görelim.

BAŞKAN – Çıktı, kabul sıfır, ret 177, çekimser sıfır, toplam 177. (AK PARTİ sıralarından gülüşmeler)

Önergeyi okutuyorum:

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun ‘2803 sayılı Kanunun…’”

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Sayın Başkan, anlamıyoruz okunanları. Sayın Başkan, anlayamıyoruz, bir dakika tutar mısınız.

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Hatay) – Biraz hızlı okuyor Bayram Bey, Sayın Başkan.

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Anlayamıyoruz ne söylendiğini efendim.

BAŞKAN – Bayram Bey, yavaş yavaş lütfen.

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…25 inci maddesinin (b) fıkrasının (4) numaralı bendine "5442 sayılı İl İdaresi Kanununun" ibaresinden önce gelmek üzere "Disiplin hükümleri saklı kalmak kaydıyla" ibaresi eklenmiştir." şeklindeki 54 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Erdoğan (Muğla) ve arkadaşları

“Madde 54-2803 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin (b) fıkrasının (4) numaralı bendine "5442 sayılı İl İdaresi Kanununun" ibaresinden önce gelmek üzere "Disiplin hükümleri dahil olmak üzere" ibaresi eklenmiştir.""

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SERMİN BALIK (Elâzığ) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

Sayın Belen, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Sayın Başkan, ben bir şey sorabilir miyim?

BAŞKAN – Sayın Belen konuşsa, buraya getirdik şimdi, ayıp olur. Ondan sonra sizi dinlerim.

Buyurunuz.

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 54’üncü maddesiyle ilgili Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Başkan, sözlerime başlamadan evvel -dün oldu artık, gece yarısını geçtik- 17.15 sıralarında cep telefonuma Kuzey Irak’ın Kerkük kentinden bir Türkmen’in mesajı geldi, onu okumak istiyorum. Türkmen sesini duymayan Hükûmetin kulakları belki bu feryadı duyar. Muhammed Faik adlı bir Türkmen kardeşimiz: “Selamünaleyküm ağabey. Acımız çok büyük. Lütfen dinleyin bizi. PKK, bu akşam Irak Türkmen Cephesine saldırı yaptı ve Kerkük Kalası’nda Türkmen Bayrağı’nı yakıp Peşmerge Bayrağı çektiler. Ya, ağabey, 10 çalışan silah yok elimizde. Boğulduk kahırdan, elimizden bir şey gelmiyor. Lütfen cevap verin.”

Evet, değerli AKP’li milletvekilleri arkadaşlarım, Türkmenler feryat ediyor ve maalesef sizin kulaklarınız duymuyor.

Evet, Sayın Başkan, 19 Şubat tarihinden beri ülke gündemini meşgul eden ve kamuoyunda “iç güvenlik paketi” olarak bilinen kanun tasarısının görüşmelerine devam ediyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak tasarıda karşı olduğumuz maddelerle birlikte, desteklediğimiz ve “evet” oyu verdiğimiz maddeler de var. Bunlara örnek olarak, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na “havai fişek, molotof, demir bilye ve sapan” ibarelerini ekleyerek bunlarla toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılmayı yasaklayan tasarının 7’nci maddesine, bunun dışında, bu tür toplantılara, bu malzemelerin dışında örgüt ve toplulukların kıyafetleriyle toplantı ve gösterilere katılanların cezalandırılmasıyla ilgili 8’inci maddesine, yine 2911 sayılı Kanun çerçevesinde şiddet olaylarında ortaya çıkan zararın zararı verenler tarafından ödenmesine ilişkin rücu maddesi olan 9’uncu maddesine, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun içine dercedilen molotof ve kimliğini gizlemek amacıyla yüzünü kapatanların cezalandırılmasına ilişkin 10’uncu maddesine, bonzaiyle ilgili 11’inci ve 12’nci maddelerine, toplantı ve gösteri yürüyüşlerine yukarıda sayılan materyallerle katılanları tutuklamaya ilişkin bir hüküm içeren 14’üncü maddesi ile terörden doğan zararların rücusuna ilişkin 17’nci maddesi ve taşıt kiralamalarıyla ilgili 18, 19 ve 20’nci maddeleri Milliyetçi Hareket Partisi tarafından desteklenmiş ve “evet” oyu verilmiştir.

Buna rağmen -17 ve 25 Aralık- Erdoğan ve onun emanetçisi Davutoğlu, katıldıkları programlarda sürekli Milliyetçi Hareket Partisini ve Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’yi molotofkokteyli ve bonzainin yasaklanmasına karşı çıkmakla suçlamaktadır. Bu tamamen yalandır, Başbakan ve Cumhurbaşkanı milletin gözünün içine baka baka yalan ve iftiralarına devam etmektedir. Bizim karşı çıktığımız konu, tasarının genel itibarıyla kolluk kuvvetlerini iktidarın kapı kulu askerine çevirmesinedir. Şu anda görüştüğümüz maddelerin ilgili olduğu Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlıkları, askerî görevleri göz önüne alınmadan, hiyerarşik yapısı bozulacak şekilde iktidarın kontrolüne verilmektedir diyor, iyi akşamlar diliyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Belen.

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Karar yeter sayısı…

III. YOKLAMA

(MHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

OKTAY VURAL (İzmir) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi var.

Sayın Erdoğan, Sayın Vural, Sayın Günal, Sayın Korkmaz, Sayın Türkoğlu, Sayın Işık, Sayın Dedeoğlu, Sayın Belen, Sayın Yılmaz, Sayın İrbeç, Sayın Çınar, Sayın Kalaycı, Sayın Şandır, Sayın Öz, Sayın Varlı, Sayın Adan, Sayın Çirkin, Sayın Uzunırmak ve Sayın Torlak ve de Sayın Şimşek.

İki dakika süre veriyorum ve de başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza…

LEVENT GÖK (Ankara) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı da arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

Sayın Toprak…

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Bu önergeleri okuyan arkadaşımızı defalarca uyardık. Gerçekten hangi önerge okunuyor, bunu anlayabilmek mümkün değil. Yani, acaba birisiyle en hızlı önerge okuma yarışmasına mı girdi, düşünmüyor değilim.

İkincisi, bakın, daha önce önergeler okunduğunda kim imzalıyor, bu imzalar okunurdu. “Arkadaşları” diyor. Bir kere, o imzalayan insanlara ayıp “arkadaşları” diye geçiştirilmesi.

Üçüncüsü de, ben şahsen -belki arkadaşlar da- bilmek istiyorum yani bu önergeleri kimler imzalamış? Bu bizim hakkımız diye düşünüyorum.

BAŞKAN – Hocam, bir saniye.

Şimdi, şöyle usul: Hızlı okuma konusunda uyardınız, kendisini uyardım.

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Ama kaç kere uyarıyoruz.

BAŞKAN – Anladım da kendisini uyardım, ben de dikkat edeceğim.

Ama, şimdi, önergelerin… Üç önerge var, üçü birden önce birer kere okunuyor, hepsinde imzaların kimlere ait olduğu söyleniyor. Sonra, ikinci defa yani aynı önerge ikinci kere okunduğunda konuşma yapacak arkadaş için, mesela siz konuşacaksanız o önergede “Sayın Binnaz Toprak, İstanbul Milletvekili ve arkadaşları” deniyor. Bugüne kadar böyle olmuştu ama arzu ediyorsanız hepsini beraber okuturuz yani ikinci kerede de.

LEVENT GÖK (Ankara) – Okusun efendim.

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Evet, lütfen okusun. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Kimi reddedeceğimizi bilelim yani.

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Hayır, bir de yani orada olmaması gereken bir imza olabilir o önergede, bilmiyoruz ki.

BAŞKAN – Şimdi Hocam, bakın, bu son cümle uymadı. Söylemeye çalıştığım şey şu: Bugüne kadar bütün herkes…

İHSAN ŞENER (Ordu) – Yazılı verelim Hocam, yazılı!

BAŞKAN - Yani, ben 2007’den beri Meclis Başkan Vekilliği yapıyorum, benden önce de benden sonra da aynı şey olacak.

Tabii, bu kanun farklı şekilde algılandığı için -yani muhalefet tarafından ve de iktidar tarafından, iki taraf da ayrı ayrı bakıyor- dolayısıyla, yani bu talebiniz, bugüne kadar uygulananların dışında bir talep. Tamamdır yani değerlendireceğim ama yani tekrar ediyorum -hem tutanaklara girsin- yapılan şey yanlış değil. Önce bütün önergeler tek tek bütün imzalarıyla beraber okunuyor, ikinci kere de okunuyor, sadece orada, konuşma yapacak arkadaşın adı söyleniyor ama dediğim gibi. Yani usul buna göre. Hayır, dağıtılma kısmı ayrı yani onu grup başkan vekilleri biliyor da. Yani bugüne kadar uygulanan budur.

Tamam mı Hocam?

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Peki.

BAŞKAN – Yani orada bir usulsüzlük yok.

LEVENT GÖK (Ankara) – Efendim, bir ara verin on dakika.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Yeni madde ihdasına dair iki adet önerge vardır, ilkini okutuyorum:

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile…”

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Hah, bravo!

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları'nın (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) "2803 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin (b) fıkrasının (4) numaralı bendine "5442 sayılı İl İdaresi Kanununun" ibaresinden önce gelmek üzere "Disiplin hükümleri saklı kalmak kaydıyla" ibaresi eklenmiştir." şeklindeki 54 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin ihdas edilmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Erdoğan                                 Bülent Belen                                  Seyfettin Yılmaz

         Muğla                                             Tekirdağ                                             Adana

       Alim Işık

       Kütahya”

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Çekiyoruz.

BAŞKAN – Geri çekildi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun 54. Maddesinden sonra aşağıdaki maddenin eklenmesini ve madde numaralarının buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                               Ali Serindağ

                                                                                 Gaziantep

LEVENT GÖK (Ankara) – Geri çekiyoruz.

BAŞKAN – Geri çekildi.

Madde 55’te biri Anayasa’ya aykırılık olmak üzere üç adet önerge vardır. Sırasıyla okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun 2803 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"EK MADDE 1- Jandarmanın askeri görevleri haricindeki diğer görevleriyle ilgili eylem ve işlemleri İçişleri Bakanlığı, valiler ve kendi amirleri tarafından denetlenir ve teftiş edilir."" şeklindeki 55 inci maddesinin Jandarma Teşkilatında siyasallaşmaya neden olacağından aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Erdoğan                              Mesut Dedeoğlu                               Yusuf Halaçoğlu

         Muğla                                       Kahramanmaraş                                      Kayseri

       Alim Işık                              Hasan Hüseyin Türkoğlu                      S. Nevzat Korkmaz

        Kütahya                                          Osmaniye                                            Isparta

"MADDE 55- 2803 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"EK MADDE 1- Jandarmanın mülki görevleriyle ilgili eylem ve işlemleri İçişleri Bakanlığı, valiler ve kendi amirleri tarafından denetlenir ve teftiş edilir.""

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun,

"2803 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"EK MADDE 1- Jandarmanın askerî görevleri haricindeki diğer görevleriyle ilgili eylem ve işlemleri İçişleri Bakanlığı, valiler ve kendi amirleri tarafından denetlenir ve teftiş edilir."" şeklindeki 55. maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Ali Haydar Öner                                  Celal Dinçer                                     Tanju Özcan

         Isparta                                             İstanbul                                               Bolu

   Ahmet Toptaş                                     Ali Sarıbaş                                       Ali Serindağ

  Afyonkarahisar                                    Çanakkale                                         Gaziantep

BAŞKAN – Şimdiki önerge Anayasa’ya aykırılık önergesidir, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair -torba- Kanun Tasarısının 1 inci maddesi; Anayasa ve İçtüzük Hükümleri ile evrensel hukuk normlarına ve temel insan haklarına aykırı olup tek parti - tek adam - diktatörlük rejimi ve polis devletinin ötesinde, fiili "savaş hali" uygulaması getirdiğinden kanun tasarısının 55 inci maddesinin Anayasa'ya aykırılık nedeniyle tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

   Pervin Buldan                                     Nazmi Gür                                     Gülser Yıldırım

           Iğdır                                                  Van                                                Mardin

Hüsamettin Zenderlioğlu              Abdullah Levent Tüzel                              Demir Çelik

          Bitlis                                               İstanbul                                               Muş

       Erol Dora

         Mardin

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SERMİN BALIK (Elâzığ) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Erol Dora, buyurunuz. (HDP sıralarından alkışlar)

EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 55’inci maddesi üzerine Halkların Demokratik Partisi adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

55’inci maddede jandarmanın askerî görevleri haricindeki diğer görevleriyle ilgili eylem ve işlemlerinin İçişleri Bakanlığı, valiler ve kendi amirleri tarafından denetleneceği ve teftiş edileceği biçiminde bir düzenlemeye gidilmektedir. Bu maddeyle yapılmak istenen de diğer maddelerle bağlantılı biçimde AKP iktidarının bir kolluk gücü olan jandarmanın görevlerini insan hak ve özgürlükleri temelinde yeniden tanımlamak yerine jandarmanın tüm yetkilerini koruyarak kendi egemenliğine alma biçiminde yorumlanabilecek bir hamle niteliğindedir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’de polis de, jandarma da toplumun güvenlik gücü olamamıştır. Bu tasarının tümüyle ve bu maddenin jandarmaya ilişkin muhtevasıyla AKP iktidarını koruyacak bir güvenlik teşkilatı dizayn edilmek istenmektedir. Bu tasarı, sadece AKP siyasal iktidarının toplumsal özgürlükleri daraltma, toplumsal muhalefeti bastırma ve kolluk güçlerinin yetkilerini artırma girişimi değildir. Bu tasarı, aynı zamanda üç önemli erkten biri olan yargıyı bütünüyle tasfiye etme çabasıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’de hak ve özgürlüklerin kullanılması önünde, yasal engeller yanında uygulamadan kaynaklanan çok sayıda hak ihlali fiilen yaşanıyorken bu hak ve özgürlükleri daha da kısıtlayacak ve kolluk güçlerinin keyfî tutumlarına yasal dayanak oluşturacak otoriter, iptidai düzenlemelerin Meclis gündemine getirilmesini kaygı verici ve siyaseten utanç verici bir gelişme olarak değerlendirdiğimizi bir kez daha belirtmek durumundayız.

Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz, Türkiye, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı sağlanana kadarki dönemde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde sözleşmeyi en fazla ihlal eden devlet konumundadır. Yine Türkiye, en fazla kendisi aleyhine karar çıkan devlet durumundadır ve en fazla bekleyen davası bulunan devlet konumundadır. Yani Türkiye, yurttaşlarının haklarını koruyamayan ve kendi yurttaşlarının haklarını en fazla ihlal eden devlettir.

Jandarmanın denetimi ve teftişinin valilere verilmesinin ne anlama geldiğini bu toplum olağanüstü hâl dönemlerinde çok iyi kavramıştır. Bu tasarıyla her bir valiye olağanüstü hâl bölgesi valilerinde bile olmayan yetkiler verilmektedir.

Değerli milletvekilleri, devletin hak ihlallerine bulaşmasının en büyük nedeni, bu tasarıda da olduğu gibi, kamu gücünü kullananlara verilen sınırsız ve muğlak yetkiler ve suça bulaşmış kamu görevlilerinin etkin biçimde yargılanmaması ve cezalandırılmamasıdır. 17.500 faili meçhul cinayet valilerin, jandarmanın, polisin sınırsız yetkilerle donatıldığı bir dönemde yaşanmıştır. AKP Hükûmeti olağanüstü hâl uygulamasını kaldırmakla övünmekteyken olağanüstü hâl uygulamalarının daha da gerisinde uygulamalara girişmektedir. Oysa olağanüstü hâl uygulamalarının bu ülkeye, bu ülke yurttaşlarına nasıl travmalar yaşattığını burada grubu bulunan partilerin milletvekilleri çok iyi bilmektedirler.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisine son yıllarda “reform paketleri” adı altında AKP Hükûmetince sunulan tasarı ve tekliflerin, iktidarın o andaki ihtiyaçlarına endeksli ve halkın muhalefet etme özgürlüğünü tümüyle ortadan kaldırmayı hedefleyen, esas olarak hukuk devleti ilkesini işlevsiz kılan, yargı bağımsızlığı ve erkler ayrılığı ilkelerini tümden yok sayan, sonuçta yargının, yasamanın ve zaten alabildiğine antidemokratik işleyen sistemin meşruiyetini ortadan kaldırdığı aşikârdır.

Değerli milletvekilleri, bu tasarının lafzına ve ruhuna bakacak olursak, AKP’nin meydanlarda sıkça dillendirdiği yeni Anayasa’dan ne anladığını da açıkça görebiliyoruz. Şunu açıkça belirtmeliyiz ki: Bir siyasi partinin güvenlik kavramından ne anladığı, güvenliği sağlamak konusunda nasıl yöntemler izlediği aslında o siyasi zihniyetin demokrasiden de ne anladığının en açık ifadesidir. AKP’nin güvenlikten anladığı, toplumu eve hapsetmek ve itirazı olan her yurttaşı potansiyel suçlu görmek biçimindedir. Bu tasarı da tıpkı 1925 tarihli Takriri Sükûn Yasası gibi muhalefete tahammül edemeyen bir iktidar inşa etmek isteyen zihniyetlerin ürünüdür. Bu bağlamda, AKP Hükûmetini otoriter rejimleri örnek almak yerine demokratik rejimleri örnek almaya bir kez daha davet ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dora.

LEVENT GÖK (Ankara) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun,

"2803 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"EK MADDE 1- Jandarmanın askerî görevleri haricindeki diğer görevleriyle ilgili eylem ve işlemleri İçişleri Bakanlığı, valiler ve kendi amirleri tarafından denetlenir ve teftiş edilir."" şeklindeki 55. maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Ali Serindağ (Gaziantep) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SERMİN BALIK (Elâzığ) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Serindağ, siz mi konuşacaksınız?

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Evet efendim.

BAŞKAN – Buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, yavaş yavaş tasarının önemli maddelerinin sonlarına doğru geliyoruz. Ta, baştan bu yana uyarılarımızı yapmaya gayret ediyoruz. Biz bu uyarıları yaparken hem sizi hem bizi hem ülkemizi hem de ülkemizin geleceğini, gelecek nesilleri düşünüyoruz.

Şimdi, yeteri kadar bir sebep yoksa yerleşmiş kuralların değiştirilmesi çok doğru değildir ama her zaman veya zaman zaman idarede reform yapma gereği duyulabilir; geçmişte de bu olmuştur ve bunun için ayrıntılı çalışmalar da yapılmıştır. Bunun en bariz örneği MEHTAP Raporu’dur, ondan sonra da KAYA Raporu’dur, bir de İçişleri Bakanlığında yapılan iç düzen çalışmalarıdır. İçişleri Bakanlığında görev yapmış olan arkadaşlarım bunu da hatırlarlar yani şayet idarede bir reform yapılması gerekiyorsa uzun vadeli çalışmaların yapılması, değişik aktörlerin, akademik çevrelerin ve o hizmete muhatap olanların katkılarını almak suretiyle bu çalışmaların yapılması lazım. Böyle alelacele kurumları değiştirmek, farklı bir fonksiyon yüklemek veya farklı bir duruma getirmek hepimiz için olumlu neticeler vermez.

Şimdi şunu samimiyetle size soruyorum: Yani jandarma teşkilatındaki bu değişiklik neden icap etti? Jandarma bugüne kadar kendi üzerine düşen görevleri yapmadı da mı öyle bir gereklilik duydunuz? Öyle bir şey varsa burada çıkın açıklayın, biz de ona göre görüşümüzü ifade edelim. Hiçbir şey demiyorsunuz, “E, biz değiştireceğiz.” diyorsunuz. Yani bir şeyi değiştirmek için değiştirmek gerekmez ki, onun bir sebebi olmak gerekir. Nedir? Acaba MİT tırları mı?

Şimdi, bakınız, il ve ilçe jandarma komutanlarının göreve atanmalarında, yer değiştirmelerinde, disipline tabi tutulmalarında, görevden uzaklaştırılmalarında Jandarma Genel Komutanlığını tamamen devre dışı bırakıyorsunuz. Siz olsanız, sizin bir şirketiniz varsa, siz şirketinize eleman alırken veya şirketinizin departmanları arasında personel aktarımı yaparken o şubenin sorumlusunun görüşünü almaz mısınız? Yani orada alıyorsunuz da koca bir devlet teşkilatında bu gerekliliği niye duymuyorsunuz?

Değerli arkadaşlarım, bu çok yanlıştır, bu çok yanlıştır. Jandarma Genel Komutanı hakkında her türlü tasarrufta bulunabilirsiniz ama onun dışındaki jandarma personeliyle ilgili tasarruf Jandarma Genel Komutanlığına ait olmak gerekir. Jandarma Genel Komutanlığı, devamlı söylüyorum, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Öyle mi? Zaten Teşkilat Kanunu’nda öyle yazıyor. O zaman Teşkilat Kanunu’ndaki o hükmü değiştirin.

Peki, Kara Kuvvetleri Komutanlığında bir albay atanırken veya bir alay komutanı atanırken Genelkurmay Başkanının onayı mı anlıyor? Yo, kuvvet, kendi içerisinde -hangi kuvvetse- o atamayı yapıyor, yer deştirmeyi yapıyor. Peki, jandarmada niye farklı bir yol izliyorsunuz?

Şimdi, efendim, askerî görevleri dışındaki bir nedenle işte görevden uzaklaştırmalarda… Peki, adli görevle ilgili bir konuda niye vali ya da kaymakam görevden uzaklaştırsın? O, adli bir görev? Jandarmanın mülki görevi var mı, var; adli görevi var mı, var; askerî görevi var mı, var; bir de “diğer görevler” diye sayılmış. Şimdi, adli bir görevden ötürü bir jandarma subayının veya jandarma astsubayının görevden uzaklaştırılmasını siz hukukla bağdaştırabiliyor musunuz? O zaman ne yapacak? İşte Adana’da olduğu gibi, sizin hoşunuza gitmeyen bir davranışta bulunan, kanuna uygun olarak görevini yapan jandarma subayını ne yapıyorsunuz? Görevden uzaklaştıracaksınız, ondan sonra dilediğinize o görevi vereceksiniz. Böyle bir şey olabilir mi arkadaşlar?

Bakın, biz bu konuda sizi iyi niyetle uyarıyoruz. Bunu kendimiz için de söylemiyoruz, kendimiz için söylemiyoruz ama ülkemizin geleceği açısından bu önemlidir. Bakın, Türkiye’nin tarihsel mirası, güvenlik deneyimi, ekonomik, jeopolitik, stratejik, tarihsel sosyal ve kültürel özellikleri devletin üniter yapısının ve buna paralel olarak sorumluluk sahasına dayalı ikili bir kolluk sistemi Türkiye için faydalıdır. Bu, aynı zamanda demokrasiler için tehlikeli olan bir güç birikimini de önler. Bakın, demokrasilerde güç birikimi çok zararlıdır şimdi olduğu gibi, şimdi olduğu gibi. O nedenle, ikili kolluk sistemini muhafaza etmemiz ve jandarmayı da ona göre teşkilatlandırmamız lazım diyorum, hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Serindağ.

III.- YOKLAMA

(CHP ve MHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

LEVENT GÖK (Ankara) - Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi vardır.

Sayın Gök, Sayın Şeker, Sayın Serindağ, Sayın Öner, Sayın Demirçalı, Sayın Atıcı, Sayın Özgündüz, Sayın Kaleli, Sayın Günal, Sayın Danışoğlu, Sayın Küçük, Sayın İrbeç, Sayın Çirkin, Sayın Seçer, Sayın Haberal, Sayın Susam, Sayın Kuşoğlu, Sayın Öztürk, Sayın Akar, Sayın Şimşek.

İki dakika süre veriyorum ve de başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun 2803 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"EK MADDE 1- Jandarmanın askeri görevleri haricindeki diğer görevleriyle ilgili eylem ve işlemleri İçişleri Bakanlığı, valiler ve kendi amirleri tarafından denetlenir ve teftiş edilir."" şeklindeki 55 inci maddesinin Jandarma Teşkilatında siyasallaşmaya neden olacağından aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"MADDE 55- 2803 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"EK MADDE 1- Jandarmanın mülki görevleriyle ilgili eylem ve işlemleri İçişleri Bakanlığı, valiler ve kendi amirleri tarafından denetlenir ve teftiş edilir.""

Mehmet Erdoğan (Muğla) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SERMİN BALIK (Elâzığ) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Nevzat Korkmaz, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben gecenin bu saatinde bazı rakamları paylaşmak istiyorum sizinle. Zaman zaman Adalet ve Kalkınma Partisi 2002’yle günümüz arasını kıyaslayarak “Nereden nereye” tabirini kullanır; gelin, biz de böyle bir kıyaslama yapalım bakalım özellikle suç ve suçluluk konusunda.

2002’de öldürme, cinayet 2.964, 2011’de 3.484, 2013’te 6.534; cinsel suçlar, 2002’de elimizde bir rakam yok ama 2011’de 828, 2013’te 4.143; uyuşturucu, 2002’de 3.450, 2011’de 4.131, 2013’te 11.851; hırsızlık 2002’de 5.898, 2011’de 6.445, 2013’te 22.343. Toplamda değerli arkadaşlar, 2011’deki 14.888 rakamı 2013’te tam 3 kat artarak 44.871’e çıkıyor.

ALİM IŞIK (Kütahya) – 17-25 dâhil mi?

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) – İnsanların suç işleme gerekçeleriyle ilgili olarak bilim adamları tespitler yapıyorlar, bu tespitleri hepiniz de az çok tahmin edebiliyorsunuz. Özellikle hırsızlık, yağmalama, yaralama, öldürme, uyuşturucu ve kaçakçılık gibi suçlarda esas faktör fukaralık, yoksulluk. İnsanca yaşayabilecek bir gelir ve sosyal güvenceye sahip olan toplumlarda bu suçların hemen hemen sıfıra yakın olduğunu görüyoruz. Yani eğer Başbakan, Cumhurbaşkanı ve AKP yetkililerinin iddia ettikleri gibi AKP iktidarı döneminde aş ve iş sorununa çözüm bulunmuş, yoksulluk ortadan kaldırılmış, insanların yaşam kaliteleri yükselmiş, seksen yıllık cumhuriyet döneminde yapılanlardan daha çok iş yapılmış olsaydı hırsızlık, yağmalama, yaralama, öldürme, uyuşturucu ve kaçakçılık suçlarını işleyenler oranında bir artış olmazdı, aksine bu suçları işleyenlerin sayısı azalırdı. Herkes bilir ki işi olan, düzenli bir gelire ve sosyal güvenceye sahip olan bir kişi bu suçları kolay kolay işlemez. Suç oranlarındaki artış “Biz, cumhuriyet döneminden bugüne kadar yapılanlardan daha çok iş yaptık, ekonomiyi düzelttik, aş ve iş sorunlarını çözdük, haksızlıklara ve eşitsizliklere son verdik, adil ve eşit bir düzen kurduk.” diyen Erdoğan’ı da Davutoğlu’nu da doğrulamıyor. Aksine AKP iktidarı döneminde suç oranlarındaki artış, ülkenin AKP tarafından iyi yönetilmediğini, eşit ve adil bir yönetim sergilenmediğini gösteriyor.

Bu meselelerle uğraşmak yerine “Yüz yetmiş yıllık polis teşkilatını nasıl politize ederim, nasıl devletin polisini parti polisi hâline getiririm, “ak polis” hâline getiririm?” çabası içerisinde bir iktidarla karşı karşıyayız. Kanunları uygulayan devletin ve milletin polisi değil, sürekli olarak iktidar partisinin siyasi çıkarlarını gözeten yandaş polis istemektedir AKP. Halkının parasını çaldıktan sonra kamyonlarla evine taşırken arkasını dönecek olan bir polis istemektedir. İktidar tarafından yapılan hırsızlık ve yolsuzlukların hiçbirini görmeyecek bir polis hayal etmektedir. İktidar partisi milletvekilinin çocuğu karşısında teşhise konu yapılan bir polis arzulamaktadır AKP. Anayasa ve yasalarla güvence altına alınmış olan barışçıl gösteri ve protesto yapmayı sadece iktidarın yandaşı olan kesimler için bir hak olarak gören, diğer kesimlere sabredemeyen bir polis teşkilatı istemektedir. Tarafsızlığı, dürüstlüğü ve suçla etkin mücadele etmesiyle kamuoyuna güven veren bir polis değil, biati esas alan, iktidar partisinin çıkarlarını koruyan ve emirleri sorgulamaksızın uygulayan bir polis öngörmektedir. Otoriter rejimlerde olduğu gibi sadece iktidarın çıkarlarını koruyan, toplumdaki çok sesliliğe tahammül edemeyen ve “emret Başbakanım” sloganıyla hareket edecek olan âdeta devrim muhafızı türü güvenlik birimi arzulamaktadır.

Bugün itibarıyla haftalardır görüştüğümüz bu tasarının aslında özü budur değerli arkadaşlar. Yaptığımız muhalefetin, aslında niye muhalefet ettiğimizin de sebeplerini biraz önce sıralamış oldum.

Hepinize iyi akşamlar diyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Sayar mısınız?

Elektronik oylamayla yapıyorum.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Bir dakika verin Sayın Başkanım.

BAŞKAN – İki dakika da olur, bir dakika da olur. Yani sizden kıymetli mi?

Peki, bir dakika olsun.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı vardır, önerge reddedilmiştir.

Şimdi maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Yeni madde ihdasına dair iki önerge vardır, ilkini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir’in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun 55. Maddesinden sonra aşağıdaki maddenin eklenmesi ve madde numaralarının buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

    Ali Serindağ                                   Binnaz Toprak                                     İzzet Çetin

      Gaziantep                                          İstanbul                                             Ankara

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Geri çekiyoruz.

BAŞKAN – Geri çekildi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları'nın (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) "2803 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"EK MADDE 1- Jandarmanın askeri görevleri haricindeki diğer görevleriyle ilgili eylem ve işlemleri İçişleri Bakanlığı, valiler ve kendi amirleri tarafından denetlenir ve teftiş edilir."" şeklindeki 55 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin ihdas edilmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

Hasan Hüseyin Türkoğlu                   Yusuf Halaçoğlu                              Mehmet Erdoğan

      Osmaniye                                           Kayseri                                              Muğla

    Bülent Belen                                        Alim Işık

       Tekirdağ                                           Kütahya

"Madde 56- 10/3/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat…”

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Geri çekiyoruz.

BAŞKAN – Geri çekildi.

Birleşime yirmi dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 01.33

ON BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 01.54

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 73’üncü Birleşiminin On Birinci Oturumunu açıyorum.

684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet burada.

Şimdi, madde 56’da üç adet, biri Anayasa’ya aykırılık olmak üzere önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun "2803 sayılı Kanunun ek 2 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"EK MADDE 2- İl jandarma komutanı ile merkez ilçe jandarma komutanı hakkında il valisince, ilçe jandarma komutanı hakkında kaymakamın değerlendirmesi alınarak il valisi tarafından her yılsonunda söz konusu kişilerin askeri görevleri haricindeki diğer görevleri ile ilgili olarak değerlendirme raporu düzenlenir.

Değerlendirme raporları; personelin terfi, ödüllendirme, atama ve yer değiştirmesinde dikkate alınır.

Değerlendirme raporlarının içeriği ve düzenleme esasları, Genelkurmay Başkanlığının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir."" şeklindeki 56 ncı maddesinin; hukuka aykırı bir düzenleme olması nedeniyle aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Hasan Hüseyin Türkoğlu                   Yusuf Halaçoğlu                              Mehmet Erdoğan

      Osmaniye                                          Kayseri                                              Muğla

Mesut Dedeoğlu                               Seyfettin Yılmaz                                   Emin Çınar

Kahramanmaraş                                       Adana                                           Kastamonu

       Alim Işık

        Kütahya

"MADDE 56- 2803 sayılı Kanunun ek 2 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"EK MADDE 2- İl jandarma komutanı ile merkez ilçe jandarma komutanı hakkında il valisince, ilçe jandarma komutanı hakkında kaymakamın değerlendirmesi alınarak il valisi tarafından her yılsonunda söz konusu kişilerin mülki görevleri ile ilgili olarak değerlendirme raporu düzenlenir.

Değerlendirme raporlarının içeriği ve düzenleme esasları, Genelkurmay Başkanlığının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.""

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun,

"2803 sayılı Kanunun ek 2 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"EK MADDE 2- İl jandarma komutanı ile merkez ilçe jandarma komutanı hakkında il valisince, ilçe jandarma komutanı hakkında kaymakamın değerlendirmesi alınarak il valisi tarafından her yıl sonunda söz konusu kişilerin askerî görevleri haricindeki diğer görevleri ile ilgili olarak değerlendirme raporu düzenlenir.

Değerlendirme raporları; personelin terfi, ödüllendirme, atama ve yer değiştirmesinde dikkate alınır.

Değerlendirme raporlarının içeriği ve düzenlenme esasları, Genelkurmay Başkanlığının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir."" şeklindeki 56. maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

    Ali Serindağ                                    Ahmet Toptaş                                    Tanju Özcan

      Gaziantep                                     Afyonkarahisar                                         Bolu

Ali Haydar Öner                                   Ali Sarıbaş                                      Celal Dinçer

         Isparta                                           Çanakkale                                          İstanbul

BAŞKAN – Şimdiki önerge Anayasa’ya aykırılık önergesidir, okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair -TORBA- Kanun Tasarısının 1 inci maddesi; Anayasa ve İçtüzük Hükümleri ile evrensel hukuk normlarına ve temel insan haklarına aykırı olup tek parti-tek adam-diktatörlük rejimi ve polis devletinin ötesinde, fiili "savaş hali" uygulaması getirdiğinden kanun tasarısının 56 ıncı maddesinin Anayasa'ya aykırılık nedeniyle tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

   Pervin Buldan                                     Nazmi Gür                                     Gülser Yıldırım

           Iğdır                                                  Van                                                Mardin

Hüsamettin Zenderlioğlu              Abdullah Levent Tüzel                              Demir Çelik

          Bitlis                                               İstanbul                                               Muş

       Erol Dora                                    Nursel Aydoğan

         Mardin                                           Diyarbakır

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Önergeye geçmeden önce 60’a göre söz talebim var Sayın Başkan.

BAŞKAN – 60’a göre söz talebiniz var?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Evet.

BAŞKAN – Buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

20.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, Genel Kurulda uygulanan kölelik düzenindeki çalışma tarzını insan onuruna aykırı bulduğuna ilişkin açıklaması

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Evet, gecenin şu an saat ikisi, sabahın ikisi pardon ve yirmi dört saat üzerinden bu paketin, güvenlik paketinin görüşmelerini yapıyoruz. Tesadüf Sayın Dışişleri Bakanı burada. Avrupa Birliği üyelik sürecindeyiz. Sözleşmeyi, angarya yasağını biliyor. Anayasa’mızın 18’inci maddesinde var. Ama sadece milletvekilleri ve bürokratlar, komisyon değil. Burada gerçekten insan vicdanının dikkat etmesi gereken bir şeyler var. Burada 7 kavas arkadaşımız çalışıyor, 7 arkadaşımız, 7 kişi var. 7 kadro var ve bu 7 kadro, hem iktidara hem muhalefete bakıyor. Biraz eğer vicdanımız nasır tutmamışsa…

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Ne gezer… Ne gezer…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – …eğer insafımızı yitirmemişsek, çay ocağından tutun da lokantaya kadar, lokantadan tutun da, şoförden, bizim grup çalışanlarına kadar, burada hizmet sektöründe çalışan bütün… Ve basın emekçileri, sadece fotoğrafçılar değil, şu an basın emekçileri odalarından da aynı şekilde İnternet üzerinden gözlüyorlar.

Şimdi, size şu anda hitap etmek istediğim şeyi… Sadece şu Genel Kurul Salonunda 7 sınırlı kavas görevlisi hiç uyumadan, sürekli olarak hep ayakta ve bize koşturuyorlar. Hiç gözlerinizle dikkat ediyor musunuz? Bu saatte dışarıda nereler açıktır diye düşündünüz mü? (HDP ve CHP sıralarından alkışlar) Hastanelerin acil servisleri açıktır.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – Dış kapı da açık, dış kapı!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – İşkembe salonları da açıktır. Bakın, size işkembe salonlarını da hatırlatayım. Pavyonlar açıktır, barlar da daha açıktır. Ben size açık söyleyeyim, bu saatte çalışan sektörler belli.

Şimdi, Meclis elbette ki kanun yapacak, yasama görevini yapacak ama kölelik düzeninde bir çalışma tarzını insan onuruna aykırı buluyoruz. Hadi, kendimizden –milletvekilleri- geçtik, hakkı var mıdır bu bürokratlara, hizmetlilere, Meclis personeline, stenograflara… Stenografların ne kadar zaman, nasıl çalıştıklarını hepimiz gözlerimizle görmüyor muyuz? Tutanak Dairesi öyle değil mi? Yani burada, biraz, gerçekten insafa davet ediyorum, vicdana davet ediyorum. Yoksa sizin İç Tüzük…

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Bir saatte bitirelim, bir saatte…

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, İç Tüzük konusunda biz engellemelerin tamamını kullanmadık. İç Tüzük’teki engellemeleri su gibi okuduk, su gibi çalıştık, biliyoruz ve istesek… İstiyoruz, bunu seviyeli bir şekilde tamamlayalım. Yoksa, gensorularla, genel görüşmelerle, soruşturma önergeleriyle siz 7 Nisan aday listesinin teslimini bulursunuz, bakın açık söyleyeyim size.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Tehdit mi ediyorsun ya?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ve burada, Sayın Başkan, Başkanlık Divanı olarak Sayın Çiçek’e, Meclis Başkanına bunu değerlendirmeniz gerekiyor. Bu şekilde bir tarzla, bir çalışmayla insanlar mazoşist bir siyaset uygulamak zorunda değil. Kendine uygulayabilir ama bir başkasına uygulama hakkı yok. Ne günahı var? Allah’ını severseniz, 7 görevli kavas var. Eğer ihtiyaç varsa, çok çalışmak istiyorsanız 10 kişi daha alın; stenografları çoğaltın, bir kat daha artırın.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Engellemeyin.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Yani şimdi kapalı oturum istemeye başlasak, bir kapalı oturum, bir açık oturum; ne yapacaksınız? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Ha, yani kusura bakmayın.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Engellemeyin.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Şimdi, her şeyi seviyede tutmak için sizi sağlıklı düşünmeye davet ediyorum,

RECEP ÖZEL (Isparta) – Daha bir madde geçirdik be!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sizi vicdanlı durmaya davet ediyorum, sizi başkalarının insan hakları konusunda duyarlı olmaya davet ediyorum. Sayın Başkan, takdir sizlerindir. Bize gelince, biz İç Tüzük’ten kaynaklanan haklarımızı korumaya devam ederiz. Allah kerim, sonu bakalım nerede bitecek.

Teşekkür ederim. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Bravo.

BAŞKAN – Sayın Kaleli…

21.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin, Genel Kurulda çalışanlara fazla mesai ücreti verilmeden insanlık dışı bir tempoda çalıştırıldıklarına ilişkin açıklaması

SENA KALELİ (Bursa) – Ben de aynı konuya değinecektim. Burada çalışan arkadaşlarımız fazla mesai ücreti almıyorlar, vardiyalı çalışmıyorlar, iş güvenlikleri yok; dolayısıyla, insan haklarına, en temel hak ve özgürlüklerine sahip olamıyorlar. Bu arkadaşlarımız insanlık dışı bir tempoda çalışmak zorunda kalıyorlar. Biz İç Tüzük’ten gelen haklarımızı kullanıyoruz, temel anayasal haklarımıza sahip çıkıyoruz. Dolayısıyla, burada bu mücadeleyi sürdürürken diğer çalışan arkadaşlarımızın haklarını ihlal ediyoruz. Arkadaşlarımızın fazla mesai ücretlerini de vermeden burada çalıştırmak yazıktır, vicdansızlıktır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Bostancı…

22.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum.

Hasip Bey çok duyarlı bir konuşma yaptı, bütünüyle katılıyorum. Bu…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Katılıyorsan gereğini yap o zaman Hocam.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Bu ne samimiyetsizlik ya!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Tamamlayayım, tamamlayayım.

Keşke Hasip Bey bu konuşmayı saat 18.00’de yapmış olsaydı, bizim duygularımıza tercüman olurdu.

Meclisin olağan çalışmasını Hasip Bey ve arkadaşlar gayet iyi bilirler. Partiler grup önerilerini getirirler, normalde 17.00-17.30 gibi yasaya geçilir ve yasalar görüşülür. Biz bugün yasaya 23.00’te geçtik.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Arada seçim vardı, seçim.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Tabii ki makul, mantıklı bir biçimde engelleme de yapılır, İç Tüzük’ün her türlü hakları da kullanılır ama sonuçta Meclis yasaları görüşmek üzere teşekkül etmiş bir yapıdır. Dolayısıyla bu yasaların görüşülmesi için de vicdanlı, insaflı, mantıklı bir tarzla o çalışma düzeninin bir parçası olmak gerekir.

Gece, affedersiniz, 23.00’e kadar yasanın görüşülmesini her türlü yöntemle arkadaşlar engelledikten sonra 1-2 madde görüşüp peşinden insanları vicdana, insafa çağırmak, angaryaya itiraz etmek haklı ve meşru addedilemez.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Allah Allah!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Çünkü gece 23.00’e kadar burada her türlü engellemeleri dinleyen bu grup yapılanları angarya olarak görmektedir. “Angaryaya hayır.” diyorsak -bizim görüşümüzü anlatıyorum- biz de buna “hayır” diyoruz.

Bir İngiliz lordu “Çalışmak insanın doğasına ters düşer, aykırıdır.” der. “Niye?” derler, “Çünkü yorulur.” der. Gerçekten de çalışmak insanın doğasına ters düşer. Eski Yunanlılar çalışmayı sevmezlerdi.

MUHARREM VARLI (Adana) – Ya, Hocam, sen hep niye bu Yunanlılardan, İngilizlerden örnek veriyorsun? Bizlerden versene.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sen anlamazsın, dinle.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Bir Hintli bilge de “Eğer insan sevdiği bir işte çalışıyorsa hayat boyu çalışmaz.” der. Biz yasayı görüşürken sevdiğimiz bir işte çalışıyormuş gibi, hiçbir angarya, hiçbir yüksünme duymuyoruz. Eminim ki muhalefet de gece 23.00’e kadar bu engellemeleri yaparken, aklına ne angarya geliyor ne yüksünme geliyor. İki farklı zamanı yaşıyoruz burada. Lütfen anlayışla yaklaşalım.

Hasip Bey’e katılıyorum ama gece on bire kadar, 23.00’e kadar Hasip Bey keşke bizim adımıza yapsaydı bu konuşmayı, gece 02.00’de yapmasaydı. Yarın yine aynı manzarayı görürsek, Hasip Bey’den, akşam 18.00 civarında “Nedir bu muhalefetin yaptığı? İktidara niçin bu angaryayı çektiriyor?” diye duyarlı bir konuşma bekliyoruz.

Saygılarımla…

BAŞKAN – Sayın Gök…

23.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, çalışanların hukukunu korumak zorunda olduklarına ve temel hak ve hürriyetleri ilgilendiren bir konuda iktidar partisinin uzlaşma araması gerektiğine ilişkin açıklaması

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, bizim çalışmaktan yana en ufak bir sıkıntımız yok. Çalışalım, sabaha kadar da çalışalım, ülkemizin menfaatleri neyi gerektiriyorsa onu yapalım. Ama kabul edilmelidir ki böyle, temel hak ve hürriyetleri ilgilendiren bir konuda iktidar partisi önce bir uzlaşma aramalıdır.

Şimdi, burada 4 değişik siyasi parti var. 4 değişik siyasi partinin 3 tanesi iktidar partisinin bu dayatmasına, kendine göre herkes haklı nedenlerden ötürü bir karşı duruş sergiliyor. Bunun bir anlamı olmalıdır, bunun bir uyarıcı görevi olmalıdır. Böyle, temel hak ve hürriyetleri ilgilendiren temel konularda iktidar partisi değişik, diğer muhalefet partilerinin görüşlerini dikkate almaz ve bir dayatma içine girerse karşılaşılan tablo bu olur.

Biz elbette ki İç Tüzük’ten kaynaklanan haklarımızı kullanacağız ve bu antidemokratik hükümlere, antidemokratik yasalara, dayatmalara karşı ülkemizin esenliği adına bir direnişi gerçekleştireceğiz. Bundan daha doğal ne olabilir? Bundan ders alması gereken iktidar partisidir. Bizim kendimizle ilgili bir tereddüdümüz yok ama burada çalışan, Meclisin diğer personelinin hak ve hukukunu gözetmek öncelikle bizlerin de görevidir. Yani yazıktır bu arkadaşlarımıza, günahtır. Yani bir Cumhurbaşkanı istedi diye, Cumhurbaşkanının vesayeti altındaki bir iktidar grubu istedi diye burada sabahlara kadar çalışan personel mahkûm edilemez, onların hukukunu korumak da bizim görevimizdir. En başta, eğer iktidar partisi iktidar olma erkini kullanmak istiyorsa herkesin dirliğini, düzenini korumak durumundadır.

Bu arada bence size de bir görev düşüyor, böyle bir durumda Başkanlık yetkilerinizi kullanmanız gerekiyor. Yani bu arkadaşlarımıza yazıktır, günahtır Sayın Başkanım. Yani bu arkadaşlarımızın dinlenme ihtiyaçları yok mu? Saatlerdir yazıyorlar çiziyorlar, dışarıda çalışan arkadaşlar… Yani onlara bir fırsat tanımayacak mıyız? Biz çalışalım, varsa arkadaşların yerine yedekleri, başka elemanları varsa gelsinler ama değerli arkadaşlar, insan hakları açısından olaya baktığım zaman bu arkadaşlarımızın hukukunu korumak da hepimizin görevidir. Biz sabaha kadar çalışalım, ertesi gün de çalışalım, ben varım, biz varız, Cumhuriyet Halk Partisi olarak varız ama diğer arkadaşların hukukunu korumak da hepimizin görevidir, sizin de görevinizdir Sayın Başkan.

İsterseniz bir ara verin, bir konuşalım, bunu değerlendirelim ama bu çalışma usulleri artık arkadaşlarımız açısından çekilmez bir hâle gelmiştir, bunu dikkatlerinize sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Vural…

24.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, yürütmenin Parlamentoya bu şekilde bir dayatmada bulunmasının milletvekillerinin durumlarını istismar etmek amacı taşıdığına ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tabii, hayırlı işlerde beraber, birlikte hareket etmek lazım. Açıkçası buradaki muhalefetimizin temel sebebi şu: Doğrudan doğruya hukuk devleti ve vatandaşlarımızın temel hak ve özgürlüklerini -bürokratik oligarşi tarafından kısıtlanmak istenen- ve bu Parlamentonun varlık sebebi olan ve temsil etmesi gereken milletin egemenliğini kısıtlamaya yönelik gerçekten keyfî tutuma karşı biz millet adına elbette bu irademizi kullanacağız. Bu konuda Adalet ve Kalkınma Partisinin itirazı olabilir ama biz defalarca söyledik Sayın Başkan: 25’inci Döneme geliyoruz, muhtemelen buradaki milletvekillerinin birçoğunun temayül yoklaması ve diğer işleri vardır. Milletvekillerinin yüzde kaçının değiştiğini bütün şey biliyor ama bir dönem sonuna yaklaşıldığı zaman yürütmenin sürekli olarak yasaları buraya dayatıp “Hemen bunu çıkartın.” diyerek milletvekillerinin seçme ya da seçilme durumunun olduğu bir ortamda böyle bir ortamı kullanması dahi doğru değildir. Dolayısıyla, her şeyden önce bu konuda dayatmayı yapan yürütmedir ve saraydaki kimsenin de Parlamentoya talimat verme hakkı yoktur. Bu Parlamento kimseden talimat almaz, hangi partiden olursa olsun, yazık, günah. Kendi partisi seçmiş olabilir ama milletvekillerini, burada sanki onun talimatıyla hareket ediyormuş konumuna düşürmesi bile saygısızlıktır. O bakımdan, bu Parlamentonun saygınlığını korumak bize düştüğü kadar, bu konuda, malum zirvelerde oturanlara da düşüyor. Böyle dışarıdan vesayetle, talimatla çıkacak diye Parlamentonun böyle bir vesayet altında, baskı altında olduğuna ilişkin bir kanaatin oluşturulması da doğru değildir.

Bu Parlamentoda Türk Ticaret Kanunu’nu, Borçlar Kanunu’nu, Medeni Kanun’u, 2.500-3.000 maddeyi hep beraber, birlikte geçirdik, bunları yaptık. Şimdi kalkıp, bütün bunlarla ilgili ortam olurken, bunlarla ilgili uzlaşma arayışlarımızı dile getirmişken, “Bakın, bunlar sıkışacak, gelin hayırda olan maddelerde uzlaşalım, Parlamentoya kutuplaştırmayı getirmeyelim.” diye defalarca söyledik, bu öneriler reddedildi.

Şimdi, sürekli torba yasa getiriliyor. Bu bakımdan Parlamentoya yürütmenin bu şekilde dayatması, böyle bir ortam içerisinde milletvekillerinin gerçekten durumlarını da istismar etmek amacı taşıyor. Adalet ve Kalkınma Partisinin bu konuda bir iradesi olabilir. Sayın Başkan, bizim da zatıalinizden isteğimiz bu konuda İç Tüzük’ün verdiği imkânları kullanma konusunda hiçbir tereddüde düşmeyin. Bizim burada söz hakkımızı kesenler, karar yeter sayısı, yoklama istememizi göz ardı edenler Başkanlık Divanında da delilsiz bir şekilde reddedenlere karşı şu İç Tüzük’ten kaynaklanan hakların kullanılması ve böyle bir ortamın sağlanması gerektiğini biz de Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak istirham ediyoruz.

Teşekkür ederim. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Asıl dayatma, yasama çalışmasını engellemektir Sayın Başkanım. Yasama çalışmasını engelleyenlerdir dayatmada bulunanlar.

BAŞKAN – Sayın Öner…

25.- Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner'in, Meclis Başkanlığının, sadece milletvekillerinin değil, stenografların, kavasların, aşçıların, garsonların, polislerin ve diğer görevlilerin de hukukunu koruması gerektiğine ilişkin açıklaması

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Birileri, Sokrates’e bir bilgi ve haber getirecek olmuş, Sokrates üç filtreden geçirip geçirmediğini sormuş. Bunlardan birisi doğruluk filtresi: ““Anlatacağın şeylerin doğru olduğuna inanıyor musun?” İkinci filtre iyilik filtresi: “Anlatacağın gerçekten iyi şeyler mi?” Üçüncü filtre faydalılık filtresi: “Anlatacağın şeylerin topluma, kişilere bir faydası var mı?”

Bu yasa bu üç filtreden de geçmemiş bir yasa, milletin hayrına olmayan bir yasa, milletin talebi olmayan bir yasa. Doğru, iyi ve faydalı olmayan bir yasanın dayatıldığı anları yaşıyoruz.

Sayın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının milletvekillerinin hukukunu korumasını bekliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Sadece milletvekillerinin değil, stenografların, kavasların, aşçıların, garsonların, polislerin ve diğer görevlilerin de hukukunu korumak Meclis Başkanlığına düşmektedir.

BAŞKAN – Sayın Kuşoğlu...

26.- Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu'nun, genişletilmiş ekonomi zirvesinde alınan kararlarla ilgili Hükûmetin detaylı bir açıklama yapması gerektiğine ilişkin açıklaması

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, delaletinizle Hükûmet üyelerine, Sayın Bakana ve nöbetçi bakana bir soru sormak istiyorum: Bugün, Sayın Başbakan başkanlığında genişletilmiş bir ekonomi zirvesi yapıldı, sekiz saat sürdü bu toplantı, çok önemliydi. Biraz önce de bir açıklama yapıldı. Bu açıklamada, Merkez Bankasının yasasına göre araç bağımsızlığına sahip olduğu belirtiliyor ve geçmiş deneyimler nedeniyle bundan sonra daha bağımsız hareket edebileceği açıklanıyor. Bu -biliyorsunuz, bugün de döviz yine zirve yapmıştı- bundan sonra Hükûmet baskısının faiz konusunda kalkacağı anlamına mı geliyor? Piyasalar bu konuyla ilgili olarak beklenti içerisinde. Sayın Bakan veya nöbetçi bakan biraz daha detaylı açıklama yapabilirse memnun oluruz. Çok önemli bir konudur. Daha detaylı açıklama yapılması, bu resmî açıklamanın dışında piyasaları...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – İç Tüzük’te nerede var bu, Başkan?

BAŞKAN – Sayın Akar...

27.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın, Genel Kuruldaki çalışma düzeninin dünyanın hiçbir ülkesinde olmadığına ilişkin açıklaması

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir çalışma düzeni yoktur, işçi için de yoktur, memur için de yoktur. Normal bir gün içerisinde sekiz saatlik çalışma süresi vardır, vardiyalı çalışma şartlarına göre çalışan işçilerin de bu sekiz saatin dışında dört saatlik mesaileri vardır, onun dışında yaptırılacak tüm çalışmalar insan haklarına aykırıdır. Emeğe karşı bir hareket olarak düşünmek lazım. Yine, vardiyalı çalışsak bile bu vardiya saati içerisinde -biraz önce de belirtmiştim- bir yemek molası bir saatlik, en az 2 kez de çay ve kahve molası verilmesi gerekir. Siz bunları belki karar yeter sayısı çıkmadığı zaman, yoklama yapıldığı zaman ara vererek değerlendiriyorsunuz ama bu doğru bir usul değil bence, böyle bir çalışma yapılamaz. Eğer, gerçekten, adam gibi çalışmak istiyorlarsa otururlar, konuşurlar ve herkes de birlikte ortak karar verir.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sayın Başkanım, İç Tüzük’te var mı böyle? Soru-cevaba mı geçtik?

BAŞKAN – Sayın Uzunırmak…

28.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın, Meclisin denetim faaliyetlerini yapamadığına ve çalışmaların bu kadar uzun süreli olmaması gerektiğine ilişkin açıklaması

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Türkiye Büyük Millet Meclisi sadece yasama faaliyeti yapmaz, denetim de yapar. Yasamanın dışındaki birtakım faaliyetleri görmemezlikten gelmek bir defa Türkiye Büyük Millet Meclisini inkârdır.

İki: Arkadaşlarımız öyle felsefi şeyler konuşuyorlar ki Kur’an’dan ayet okuyorlar ama başka kitaplara göre amel ediyorlar. Bu da çok yanlış bir şey, çok ayıp bir şey yani bu bir münafıklık alametidir.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Sayın Başkan, konuşmasını düzeltsin, ne demek istiyor ya?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Böyle bir şey olabilir mi ya?

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Sayın Başkan, bu konuşma doğru bir konuşma mı?

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Aynı zamanda, eğer o kadar felsefi şeyler konuşuyorlarsa ben onlara bir tavsiyede bulunuyorum.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sayın Başkan, nasıl müsaade edersiniz böyle bir konuşmaya?

RECEP ÖZEL (Isparta) – “Başka kitaptan amel ediyor.” diyor, olabilir mi böyle bir şey ya?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Böyle tahrikçilere nasıl müsaade edersiniz?

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Böyle bir konuşma olabilir mi?

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Hitler de diyor ki: “…”(x) Yani, iş özgürleştirir. Acaba o felsefeye mi inanıyorlar? Çalışmak özgürleştirir. Yani, Türkiye Büyük Millet Meclisi geçmişte de bu özel zamanlarda böyle uzun süreli çalışmalar yapmıştır, uzun saatli çalışmalar yapmıştır ama bu uzun saatli çalışmalar bu kadar bir aya, iki aya tesadüf etmemiştir, yayılmamıştır. Elbet bazı acil yasalar için kısa süreli uzun vakitli çalışmalar olabilir ama bu kadar uzun süreli olmaz bu.

BAŞKAN – Sayın Serindağ…

29.- Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ'ın, Genel Kurul çalışmalarının bu kadar uzun süreli olmaması gerektiğine ve görüşülmekte olan tasarıya toplumun her kesiminin karşı çıktığına ilişkin açıklaması

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Aynı zorluk sizin için de geçerli, bir toplantıyı gerçekten on dört saat idare etmek büyük bir efor ister, bilmiyorum, siz kendinizi nasıl görüyorsunuz. Aslında, sizin de bu duruma müdahale etmeniz lazım. Şimdi, elbette Türkiye Büyük Millet Meclisi zaman zaman uzun süre çalışabilir. Demin Sayın Uzunırmak’ın da söylediği gibi, bu, aylarca olmaz yani günlerce olmaz, bir gün olur, iki gün olur.

Şimdi, bu tasarıya herkes karşı, sadece biz değil. Bakın, Adem Sözüer Adalet ve Kalkınma Partisi yönetiminin değer verdiği, fikirlerine değer verdiği bir bilim insanıdır. Onunla beraber pek çok bilim insanının müştereken hazırladığı bir görüş vardır, zannediyorum bu, Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerine de iletilmiştir. Yani, şimdi, toplumun her kesimi buna karşı çıkıyorsa, bu tasarıya karşı çıkıyorsa, ilgili birimler karşı çıkıyorsa yani yeniden düzenlenen kurumlar da buna karşı çıkıyorsa Adalet ve Kalkınma Partisinin de bunu göz önünde bulundurması lazım diye düşünüyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Işık…

30.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Meclise bu çalışma şartlarının dayatılmasının normal bir uygulama olmadığına ilişkin açıklaması

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

İnsanlık ayıbı çalışma şartlarının bu Meclise dayatılması normal bir uygulama değildir. Anormal şartlarda normal işlerin yapılması da mümkün değildir. Kendi hakkını koruyamayan bir yüce Meclis, milletin hakkını asla koruyamaz.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Mesele çalışmamak değil Sayın Başkan, mesele yasayı çıkarmamak, bu kadar açık ve net olay.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı tanımadığını ifade eden bir İçişleri Bakanının dayattığı yasayı, bu yüce Meclisin buradan uzlaşmayı aramadan geçirmeye çalışması gerçekten bir ayıptır. O zatı muhterem bugün yatağında yatarken, dayattığı yasayı burada geçirmeye çalışan arkadaşlarımı yasama faaliyeti yapmaya ve denetime davet ediyorum. Hiç kimse burada Hükûmetin marabası değildir.

Üç haftadır her gün on beş-on altı saati bulan yani günde çift vardiya çalışan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİM IŞIK (Kütahya) – …bir maraba ekibi olamayız, olmayız; direnmeye davet ediyorum. Hakkımı da helal etmiyorum bu Anayasa’yı tanımayan Sayın Bakana.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Millet de size helal etmiyor.

BAŞKAN – Sayın Toprak…

31.- İstanbul Milletvekili Binnaz Toprak'ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, benim AKP’li yetkililerde gözlemlediğim şu: Aynen Sayın Naci Bostancı’nın yaptığı gibi, sessiz sakin bir şekilde, sanki böyle çok mantıklı konuşuyorlarmış gibi sözler sarf edip aslında geçirmek istedikleri meseleyi veya yönetmek istedikleri meseleyi çarpıtıyorlar.

Şimdi, Naci Bey de bir İngiliz lordundan örnek verdi, efendim, insanlar tembelmiş, çalışmak istemezlermiş. Bir kere, insanların neden diğer hayvanlardan farklı olduğuna dair yazılmış çok şey vardır, Naci Bey de onları pekâlâ bilir. Onları değil de ismi bile bilinmeyen bir lordu örnek göstererek burada herkese hakaret ediyor, sabahlara kadar, sekiz buçuklara kadar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Öğüt…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Efendim?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Çok açık bir talebim var.

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN - Ben şimdi grup başkan vekillerini davet edeceğim ama 60’ıncı maddeden söz istendi, onları veriyorum.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Niye davet ediyorsunuz Sayın Başkanım? Devam edelim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ya, sadece söz…

BAŞKAN - Ama açtık şimdi. Şu anda Sayın Öğüt’ü açtım.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bununla bağlantılı olarak bir talebim var. İç Tüzük’e göre Meclis uyuma yeri değildir.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Uyuyanları atın dışarı.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Kim uyuyor ya?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – İktidar partisi milletvekillerinin hepsi uyuyor. Uyuyanları lütfen dışarı çıkarın

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Niye yalan söylüyorsun? Nerede, uyuyan mı var?

ALİM IŞIK (Kütahya) – Arka tarafta uyuyanları lütfen dışarı atın.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Uyuyorlar yani uyuyorlar.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Çok ayıp ya!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Otel değil burası, Meclis. Eğer otelse otel deyin. İç Tüzük’e göre burada oturulur mu, yatılır mı? Mecliste yatılıyor, iktidar yatıyor efendim yani.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Sayın Başkanım, bütün bu konuşmaların tek amacı vardır, bu yasayı engellemektir.

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Engelleyeceğiz tabii.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Şimdi böyle olmaz ki. İç Tüzük’te yatmak yok. Dışarı çıkarın.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Yorgunluk bahanedir, çalışmamak istemektedirler, mesele budur. Bu Meclis daha önce sabahlara kadar çalıştı, gene çalışacak.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bunlar açık açık yatıyorlar, dışarı çıkarın.

BAŞKAN - Sayın Öğüt, buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, biz çalışalım. Siz yetkinizi kullanın. Hiç önemli değil.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Bu suistimale izin vermemeniz lazım Başkanım.

32.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Genel Kuruldaki çalışma düzeninin insan haklarına aykırı olduğuna ilişkin açıklaması

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Sayın Başkan, arkadaşlar…

Sayın Başkan, sükûnet olursa konuşayım.

Değerli Başkanım…

OKTAY VURAL (İzmir) – Tamamlanmasına kadar karar alındı. Siz İç Tüzük’ten kaynaklanan yetkinizi kullanın.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Arkadaşlar, Meclis uyuma yeri midir?

BAŞKAN – Sayın Öğüt, açtım.

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Tamam.

Sayın Başkanım, arkadaşlar; Erzurumlular biliyor. Karslıların, eskiden İstanbul’a gelirken Erzurum’da otobüsleri durduruluyordu…

ADNAN YILMAZ (Erzurum) – Kim durduruyordu ya, kim durduruyordu? Allah’tan kork. (Gülüşmeler)

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) - …diyorlardı ki: “Elhamı okuyun.”

Ya, bir şu şey…

BAŞKAN – Açık açık.

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Açık mı? Açık değil. Duyuyor musunuz?

BAŞKAN – Sayın Öğüt, açık.

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Diyorlar ki Adnan: “Hele bir elhamı okuyun.” Vallahi biz okuyorduk. Okutan adam diyordu ki: “Ağabey, hele gel, bir sor, bu doğruyu mu okuyor?”

ADNAN YILMAZ (Erzurum) - Etme eyleme. Bir de hacısın.

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) - Şimdi bak ama, ne oldu sonradan? Gürcistan Kapısı açılınca bu defa Erzurumlular Kars’tan geçip Gürcistan’a gitmek mecburiyetinde kaldı. Bizim Karslılar da durdurdular Erzurumluyu, dediler ki: “Siz Müslüman mısınız?” “Tabii, Müslümanız; elhamdülillah 5 vakit namazı da kılıyoruz.” “O zaman âyet-el-kürsîyi okuyun.” dediler.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Gündeme gelin Sayın Başkan. Bu nedir Allah aşkına ya!

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Dedi “Ağabey, biz size hiç böyle zulüm ettik mi? Biz elhamı soruyorduk, siz niye âyet-el-kürsîyi soruyorsunuz?” Siz bize hakikaten zulüm ediyorsunuz arkadaşlar ya. Yemin ediyorum zulüm ediyorsunuz ya.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Yani onun için, bu zulmü ortadan kaldırın. İnsan haklarına aykırı.

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Günal…

33.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal'ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim.

Değerli arkadaşlarım, ben Sayın Bostancı’ya şaşırdım, herhâlde sabahtan beri oturumu izlememiş. Yani “Saat 23.00’te başladı.” diyor ama bugün salı Sayın Bostancı, Genel Kurul 15.00’te başladı, üzerine bir tane de seçim yapıldı galiba.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Seçim yarım saat sürdü ya.

MEHMET GÜNAL (Antalya) - Onları siz izleyemediniz, bunların tamamı yasama faaliyetidir.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Yasama mı, seçim yapmak?

MEHMET GÜNAL (Antalya) - Yani, araştırma önergeleri de yasama faaliyetidir, yapılan seçimler de yasama faaliyetidir. Herhâlde siz o kısımlarını yeni olduğunuz için tam idrak edemiyorsunuz veya nöbet değişimlerine denk geliyor sürekli olarak.

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Farkındayız, farkındayız, her şeyin farkındayız.

MEHMET GÜNAL (Antalya) - Dolayısıyla, burada da yapılan angaryayı savunmak için “Muhalefet çalışmıyor, bu saatten sonra da çalışırız.” ya da Başbakanın tabiriyle “Öyle ya da böyle çıkacak.” veya “İllaki de çıkacak.” diye Sayın Erdoğan’ın tabiriyle devam ederseniz siz daha onları angarya olarak görmeye devam edersiniz, İç Tüzük de böyle uygulanır.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Bu angaryanın hesabını soracak size millet, angarya nasıl oluyormuş 7 Haziranda millet size gösterecek.

MEHMET GÜNAL (Antalya) - Şimdi soruyorum, bu saatte devam ediyoruz: Sayın Başkanım, bizi yarın Komisyon Başkanımız ön görüşmeye çağırıyor, ertesi gün de bir torba daha var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Sayın Başkan, gündeme geçebilir miyiz?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Burada görüşülürken bir taraftan bu torbayı nasıl değerlendireceğiz, sabah yatıp tekrar nasıl geleceğiz yani?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Seni zorla kimse buraya getirmedi, sen aday oldun; kalkacaksın, geleceksin buraya, çalışacaksın burada; eğer istemiyorsan aday olmayacaksın.

BAŞKAN – Sayın Korkmaz... Sayın Korkmaz…

34.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz'ın, İç Tüzük’ün herkesin kendi kafasına göre yorumladığı bir kitapçık şeklinde kaldığına ve bu çalışma düzeninin dünyada eşi benzeri görülmediğine ilişkin açıklaması

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkanım, ortada bir İç Tüzük var, ancak bu İç Tüzük -şu anda gözümün önünde sarı bir kitapçık- okuyan okur ama asla uygulamaya konmayan, herkesin kendi kafasına göre yorumladığı bir kitapçık şeklinde kaldı.

RECEP ÖZEL (Isparta) – HDP'nin arkasına iyi takıldın ha. Hasip Bey’in arkasına hepiniz takıldınız, tebrik ederiz sizi.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ha, takıldık, sizden öğrendik Recep, sizden öğrendik Recep.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Dünyada eşi benzeri görülmemiş bir Meclis çalışmasına şahit oluyoruz. Sadece kendi hukukunu korumak demokratlık değil, özellikle iktidar partisi milletvekili arkadaşlarımıza söylüyorum.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Vallaha, Hasip Bey’e bravo, hepinizi arkasında götürüyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sizden öğrendik, ne var bunda?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hiç aklınıza gelmiyordu, değil mi, Hasip Bey aklınıza getirdi bunları?

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Bizden iyi şeyler öğren sen.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hep kötü yapıyorsunuz demek ki, bravo, itiraf ettin yani kötü yaptığını.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Şimdi, Sayın Bostancı 23.00’e kadar yapılan çalışmaları eğer yasama faaliyetleri olarak nitelendirmiyorsa zaten muhalefetin hukukuna saygı göstermiyor demektir. Ayrıca, bu tür böyle uzun çalışmaların önce yorgunluklara, sonra gerginliklere, daha sonra da kavgalara kadar gittiği herkesin malumudur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Düzgün...

35.- Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün, Merkez Bankası Başkanıyla ilgili Bakanın bir açıklama yapması gerektiğine ilişkin açıklaması

ORHAN DÜZGÜN (Tokat) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Sayın Başkanım, biz çıkalım buradan, kaç saat sürecek daha?

BAŞKAN – Şimdi bitiyor, sizden de 2 kişi var, ondan sonra grup başkan vekillerini çağıracağım.

ORHAN DÜZGÜN (Tokat) – Sayın Başkanım, geçtiğimiz...

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Hatay) – Ben de istedim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Onlara itiraz etmedim ki Sayın Çirkin.

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Hatay) – Milletvekilinin söz hakkı var Sayın Başkanım.

ORHAN DÜZGÜN (Tokat) – Devam edebilir miyim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun.

ORHAN DÜZGÜN (Tokat) – Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Türkiye Cumhuriyeti’nde faizlerin düşürülmemesinin gerekçesini vatan hainliğiyle izah etti.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Doğru söylemiş.

ORHAN DÜZGÜN (Tokat) – Bugün bir ekonomi toplantısı yapıldı. Bu konuyla ilgili hiçbir şey açıklanmadı şu ana kadar. Biz şimdi ana muhalefet olarak şunu merak ediyoruz: Gerçekten, Türkiye Cumhuriyeti’nin Merkez Bankası Başkanı vatan haini mi değil mi? Ülkenin parasını pulunu biz bir vatan hainine mi emanet ettik, yoksa işini yapmaya uğraşan namuslu bir bürokrat mı bu bankayı yönetiyor şu anda? Bu konuyla ilgili Sayın Bakandan bir açıklama bekliyoruz.

BAŞKAN – Sayın Çirkin…

36.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in, Cumhurbaşkanının, bu yasanın çıkması konusunda yaptığı değerlendirmelerle aslında bu Meclise hakaret ettiğine ilişkin açıklaması

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Şimdi, Sayın Başkanım, burada gecenin bu saatinde şekeri olan var, tansiyonu olan var, kalbi olan var. Yani, bir doktora sorulsa böyle bir çalışma sistemi olmaz.

AHMET YENİ (Samsun) – Hastaysan doktora gidelim.

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Hatay) – Bir dakika kardeşim, konuşuyoruz ya, bir şey söyleyeceğiz. Sen de bas konuş.

Şimdi, Sayın Cumhurbaşkanı bu yasanın çıkması konusunda yaptığı değerlendirmelerle aslında bu Meclise hakaret etmiştir. İktidar partisi sıralarında oturan arkadaşların Sayın Cumhurbaşkanına doğal olarak –bunu samimi bir şekilde ifade ediyorum- bir vefa borçları vardır ve bunu sindirebilirler ama biz muhalefet milletvekiliyiz, “Ya Rabb’i şükür” diyeceğimiz yok, demeyiz bunu. Yani, şu Meclisin saygınlığı, ülkenin itibarı dedik dedik dedik, Tayland Meclisini geçti, itibar kalmadı.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sayenizde…

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Hatay) – Lütfen, dikkat edelim. Bu Meclis bu saatlere kadar çalışmaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Poyraz…

37.- Bilecik Milletvekili Fahrettin Poyraz'ın, muhalefet partilerinin bir taraftan engelleme yaparken bir taraftan da çalışma düzeninden şikâyet ettiklerine ilişkin açıklaması

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Muhalefet milletvekili arkadaşlarımızı dakikalar değil, saatler değil, günlerdir dinliyoruz.

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Sen de konuş, seni de dinleyelim.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – Yani, kürsüyü kullanan, mikrofonu kullanan milletvekilinin dağılımına baktığımız zaman, muhtemeldir ki özgür biçimde, sürenin yüzde 99’unu muhalefet milletvekili arkadaşlarımız kullandılar.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sen de kullan, engel mi var? Sen istedin de vermedik mi kürsüyü?

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Ağzını kapayan mı var? Sen de söz al, konuş.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – Bir yere kadar hak veriyoruz ama bir taraftan kürsüyü kullanıp, İç Tüzük’ün bütün haklarını hakkı suistimal edercesine kullanıp, bir taraftan da nasıl şikâyet ediyorlar, hep birlikte şaşkın vaziyette sizi izliyoruz. Halk da izliyor, millet de izliyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Ya, bu Fahrettin üç dönemdir milletvekili, kaç defa kürsüye çıkmış?

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – Millet de izliyor arkadaşlar. Çıkın kamuoyuna bakın, bu kanunu vatandaşlarımızın en az yüzde 75’i, 80’i istiyor.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Kaç defa kürsüye çıkmış bu vatandaş? Kaç dönemdir milletvekili bu ya?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, Divan da uyuyor, olmuyor.

BAŞKAN – Yok, yok, Divan uyumuyor. O bir şey okuyor, ona haksızlık yapmayın.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – Arkadaşlar, bir taraftan engelleme yapmaya çalışıyorsunuz, diğer taraftan da şikâyet ediyorsunuz. Kendinizle çelişiyorsunuz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Kaç defa çıktın kürsüye? 3 dönemdir milletvekilisin. Ayıp, utan!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sen utan.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Utan, 3 dönemdir milletvekilisin, kaç defa çıktın kürsüye?

BAŞKAN – Sayın Öz…

38.- Mersin Milletvekili Ali Öz'ün, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığına gölge düşürecek bir çalışma yürütüldüğüne ilişkin açıklaması

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Gerçekten, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığına gölge düşürecek bir çalışma burada yürütüyoruz. Adalet ve Kalkınma Partisi içerisinde de gerçekten çok sayıda hekim tandanslı milletvekili arkadaşlarımız var. Yani insanların gerçekten biyolojik bir ritmi var. Bu çalışma şekli herkesin biyolojik ritmini bozuyor. Burada Parlamentonun kapanacağı son zamana geldiğimiz şu günlerde doğal olarak bu yüklenme sonucunda, belki de ağzımızdan normalde söylemememiz gereken çok farklı sözleri birbirimizi incitecek şekilde, birbirimizi kırarak söylemek zorunda kalıyoruz. Onun için, bu çalışma şekli doğru bir çalışma şekli değil; insan vücuduna, biyolojik ritme, insan anatomisine aykırı olan bir çalışmayı burada gerçekleştiriyoruz. Ben bu konunun özellikle…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Şahin…

39.- Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin'in, vatandaşların görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın bir an önce çıkmasını beklediklerine ilişkin açıklaması

HÜSEYİN ŞAHİN (Bursa) – Sayın Başkanım, yaklaşık üç haftayı geçti, burada kısa adı “iç güvenlik paketi” olan tasarıyı kanunlaştırmak için çalışıyoruz ve hafta sonu da seçim bölgelerimize gidiyoruz. Edindiğimiz bir izlenim var, vatandaşlarımız bizden bu yasanın bir an önce çıkmasını bekliyor. (CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler) Bizler de buraya gelirken, seçilmiş milletvekilleri olarak bu dönem ve bundan önceki dönemlerde de çalışma şartlarını hepimiz biliyorduk. Gecelerin sabahlarına kadar, bizden önceki dönem milletvekillerinin çalışma şartlarını da biliyorduk ve bunu bilerek buraya geldik. Durmak yok, çalışmaya devam.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Yolmaya devam, yolmaya devam!

OKTAY VURAL (İzmir) – Devam edeceğiz Sayın Başkan, çalışmaya devam edeceğiz.

BAŞKAN – Sayın Bal…

40.- Konya Milletvekili Faruk Bal'ın, Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, biraz önce konuşan AKP’li vekil “Vatandaş bu yasanın çıkarılmasını dört gözle bekliyor.” dedi. Ben şaşırdım, dört gözlü vatandaş var mı diye, herhâlde farklı bir vatandaş açısından bakıyor. Ama işin doğrusu ve gerçeği şudur…

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – AK PARTİ’ye 21 milyon 500 bin dört gözlü vatandaş oy veriyor Sayın Bal. 21 milyon 500 bin, sizin rüyanızda göremeyeceğiniz sayı bu.

FARUK BAL (Konya) - Bütün askerî, istihbari ve siyasi operasyonlar gece yapılır. AKP de muhalefet partilerinin İç Tüzük’ten doğan denge ve denetim çerçevesi içerisinde engelleme hakkından yararlanarak vatandaşa karşı özgürlüklerini yok edecek, kurduğu sinsi planı geceleri bu saate kadar taşımaktadır. Lütfen, biraz vatandaşın özgürlükleriyle ilgili bu tasarının gündüz geçirilmesi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Özgündüz…

41.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün, iktidar partisi milletvekillerinin muhalefetin konuşmasını hakkın suistimali olarak değerlendirmelerinin haksızlık olduğuna ve Genel Kuruldaki çalışma düzenine ilişkin açıklaması

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkanım, iktidar partisinden arkadaşlar bizim, muhalefetin konuşmasını hakkın suistimali olarak değerlendirdiler. Bu haksızlıktır yani bu Mecliste bulunan milletvekilleri, bu kürsüyü millet adına kullanarak görüşlerini söylüyorlar, dolayısıyla bunu hakkın suistimali olarak değerlendirmek aslında bir milletvekiline yakışmıyor.

İkincisi: Vatandaşların hak ve özgürlüğünü yok edecek böyle bir yasanın vatandaşlar tarafından dört gözle beklenmesi herhâlde sadece gecenin bu saatinde arkadaşımızın aklına geldi. Siz de görüyorsunuz ki Sayın Başkanım, şu anda Meclisi, bu yüce Parlamentoyu idare ediyorsunuz ve arkadaşlar arkada uyuyorlar. Yani bu koşullarda bu yasa çıkmaz, burada yasa görüşmesi yapılmıyor ve Parlamentonun itibarını da bu uyuyan arkadaşlar zedeliyor. Dolayısıyla artık çalışma ortamı kalmamıştır, lütfen ara verin diyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – İşte şimdi, bu 60’ıncı maddeler bitse.

Sayın Bilgin…

42.- Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin'in, muhalefete, Meclisin onuruna yakışır şekilde muhalefet yapmasını ve yapmış olduğu işi ciddiye almasını önerdiğine ilişkin açıklaması

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Sayın Başkanım, görüştüğümüz kanunun 54’üncü maddesinde muhalefet partisinin verdiği önergede, muhalefet partisinin sayın sözcüsü kürsüye çıkıp önergelerini savunmuş olmasına rağmen oylama sonucunda 177 ret, 0 kabul oyu çıkıyor. Bu durum muhalefetin ciddiyetini gösteriyor. Biz muhalefeti cidden yasamanın, Meclisin onuruna yakışır şekilde muhalefet yapmasını, yapmış olduğu işi ciddiye almasını öneriyoruz. Bu durumu da milletimizin takdirine bırakıyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Grup başkan vekillerimizi arkaya davet ediyorum ve birleşime yarım saat ara veriyorum.

Kapanma Saati: 02.38

ON İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 03.06

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 73’üncü Birleşiminin On İkinci Oturumunu açıyorum.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684) (Devam)

BAŞKAN - 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet burada.

Tasarının 56’ncı maddesi üzerindeki, en son okunan ve Anayasa’ya aykırılık önergesi olan Iğdır Milletvekili Sayın Pervin Buldan ve arkadaşlarının önergesinde kalınmıştı.

Komisyon ve Hükûmet önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

İÇİŞLERİ BAKANI SEBAHATTİN ÖZTÜRK – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Aydoğan, buyurunuz.

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Hasip Bey’e teşekkür ederim tartışmaya açtığı konuyla ilgili olarak. Zira, Meclisin yarısı uyuyordu. Bu akşam İdris Bey olmadığı için, grup başkan vekilimizin yanında oturuyordum ve iyi izliyordum ama o tartışmadan sonra hâlen uyuyan arkadaşlar var, onları da uyanmaya davet ediyorum.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Uyuyan falan yok.

NURSEL AYDOĞAN (Devamla) - Var var, arkalarda var bak, orada var. Çok iyi gözlüyorum, benim gözlerim uzağı çok iyi görüyor, yakın konusunda sıkıntım var da uzağı çok iyi görüyorum.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Benim de gözlerim çok iyi görüyor. Siz, milletvekili arkadaşlarınıza saygısızlık yapmayın.

NURSEL AYDOĞAN (Devamla) - Tamam yani herkesin uyuduğu bir yerde konuşmanın bir anlamı yok aslında ama yine de geldik madem, konuşalım burada. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Konuşma, konuşma. Herkes uyumuyor.

NURSEL AYDOĞAN (Devamla) - Tamam, konuşma! Uyuyorsunuz ya, gözümüz kör mü? Arkaya bak hâlen uyuyorlar. Hâlen uyuyorlar daha, Allah Allah! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

NURSEL AYDOĞAN (Devamla) - Hem diyorsunuz “Çalışalım.” hem de geliyorsunuz, orada uyuyorsunuz. Sen konuşma!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen… Rica ediyorum, lütfen…

NURSEL AYDOĞAN (Devamla) – Ne zır zır zır konuşuyorsun? Yeter ya, bıktık sizden!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Size yeter!

BAŞKAN – Lütfen sayın milletvekilleri, lütfen…

LEVENT GÖK (Ankara) – Bravo Nursel Hanım.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – “Meclisin yarısı uyuyor.” diyor Başkanım.

NURSEL AYDOĞAN (Devamla) – Yarınız uyuyordunuz, yalan mı?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Başladınız hakarete…

NURSEL AYDOĞAN (Devamla) – Hakaret etmiyorum. Allah Allah!

LEVENT GÖK (Ankara) – “Uyuyorsunuz” diyor, daha ne desin yani uyumak hakaret değil ki.

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Bir de hanımefendisiniz ya…

NURSEL AYDOĞAN (Devamla) – Bir gerçeği söylüyorum ben, bir gerçeği söylüyorum, bu gözler var, bu gözler görüyor.

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Bari siz biraz düzgün konuşun, hanımefendisiniz ya.

NURSEL AYDOĞAN (Devamla) – Ben nasıl konuşacağımı senden öğrenecek değilim!

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Biraz öğrenmeye ihtiyaç var.

NURSEL AYDOĞAN (Devamla) – Ben 50 yaşındayım, biliyorum nasıl konuşacağımı. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Tamam, Allah Allah…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lüften…

Buyurunuz.

NURSEL AYDOĞAN (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlar, 14 Ocak günü 2015’te Nihat Kazanhan isimli 12 yaşındaki bir ortaöğretim öğrencisi -hepinizin bildiği gibi- Cizre’de polisin açtığı ateş sonucu katledildi. Katledildikten sonra, tabii ki o dönemki İçişleri Bakanı, çocuğun katledilmesiyle ilgili “Bizim polisimiz yapmamıştır, bizim polisimizin silahından çıkan kurşunla bu çocuk öldürülmemiştir.” dedi. Tabii ki basın, ulusal medya bu sorunun üzerine çok gitti. Şahitler vardı, tanıklar vardı ve bizim de yoğun, konunun üzerinde durmamız nedeniyle İçişleri Bakanlığı bir müfettiş tayin etti, soruşturma başladı, soruşturmanın sonucunda nihayet polisin açtığı kurşunla 12 yaşındaki çocuğun katledildiği anlaşıldı. Balistik tetkiklerden sonra da silahın üzerine kayıtlı olduğu polis tutuklandı, Malatya Cezaevine konuldu. Konulduktan yaklaşık bir ay sonra açılan dava nedeniyle, çocuğu katleden polis “Bunu ben katletmedim, benimle birlikte aynı arabada görev yapan polis katletmiştir.” diyerek samimi itiraflarda bulundu ve mahkeme, çocuğu öldüreni götürdü cezaevine attı, öldürmeyeni de cezaevinden çıkardı. Tabii, soruyor hâkim “Niçin bu zamana kadar bunu söylemediniz?” diye. “Vallahi, biz polisiz yani böyle bir olay oldu, biz bu olaydan çabuk kurtulacağımızı zannediyorduk, hakkımızda bir soruşturma açılmayacağını düşünüyorduk, çok da iyi gizledik, sakladık. Çocuk öldürüldükten sonra arkadaşımız kar maskesini giydi, çocuğun öldürüldüğü yere gitti, oradaki bütün silahları topladı, getirdi, emniyetin bahçesine bir yere gömdük ama ne yazık ki işte oradaki görgü tanıklarının ve bir kişinin cep telefonuna çektiği görüntülerden sonra biz tutuklandık.” diyor.

Şimdi, tabii ki burada polisin yetkilerinin artırılmasıyla ilgili bir yasayı konuşuyoruz. Bu, yetkilerin artırılmamış hâlidir. Bu yetkiler artırılmadan 12 yaşındaki bir çocuk duvarın kenarında arkadaşlarıyla oynarken bir polis tarafından katlediliyor. Şimdi, bu yasa çıktıktan sonra nice çocuklar katledilecek. Ben bilemiyorum. Zaten bu zamana kadar, on iki yıllık iktidarınız döneminde 200’ye yakın çocuk polisin silahından çıkan kurşunlarla katledildi. Şu ana kadar da en az yüzde 90’ının diyeyim yani katleden, yüzde 90, güvenlik görevlileri hakkında da herhangi bir dava açılmamıştır. Bu çocukları öldürenler bulunup yargı önüne, adalet önüne çıkarılmamışlardır. Bu yasanın da bu hâliyle çıkmasından sonra yani neler olabileceğini hep birlikte göreceğiz.

Ben, çocukların öldürülmediği bir dünya, bir Türkiye özlemiyle diyorum ve bu yasanın da geri çekilmesini bir kez daha tekrardan ifade ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NURSEL AYDOĞAN (Devamla) – Yasanın geri çekilmemesi durumunda da bundan sonraki yaşanacaklardan AKP Hükûmetinin sorumlu olacağını, bu yasaya onay veren herkesin tek tek sorumlu olacağını da ifade ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aydoğan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun,

"2803 sayılı Kanunun ek 2 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"EK MADDE 2- İl jandarma komutanı ile merkez ilçe jandarma komutanı hakkında il valisince, ilçe jandarma komutanı hakkında kaymakamın değerlendirmesi alınarak il valisi tarafından her yıl sonunda söz konusu kişilerin askerî görevleri haricindeki diğer görevleri ile ilgili olarak değerlendirme raporu düzenlenir.

Değerlendirme raporları; personelin terfi, ödüllendirme, atama ve yer değiştirmesinde dikkate alınır.

Değerlendirme raporlarının içeriği ve düzenlenme esasları, Genelkurmay Başkanlığının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir."" şeklindeki 56. maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Ali Serindağ (Gaziantep) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz önergeye?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet?

İÇİŞLERİ BAKANI SEBAHATTİN ÖZTÜRK - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Öner, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Bu saate uygun bir şeyler yapacaktım ama…

RECEP ÖZEL (Isparta) - Roman mı okuyacaktın?

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) - …kanunun kendisiyle ilgili bazı konuları görüşeceğim. Bugün bizi buraya icbar eden nedenleri okuyacaktım, muhtemelen kısmetse yarın okuruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; jandarmayla ilgili düzenlemeler… 12 Eylülden sonra jandarmanın kendi başına buyruk hâle gelmesine yönelik bazı düzenlemeler yapıldı. Ancak 507 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle 20 Ağustos 1993’te eklenen maddelerle hatalar düzeltildi; o zaman mülki amirlere jandarma yetkilileri hakkında sicil düzenleme yetkisi verildi; ayrıca, jandarmanın izni konusunda yetkili olmayan mülki amirler yeniden yetkilendirildi. Bu maddeyle ifrattan tefrite varan bir uygulamaya geçilmek isteniyor; jandarmayı siyasallaştırma, iktidara bağlama, yandaş kolluk kuvvetlerine bir diğer kolluk kuvvetini ekleme amaçlanıyor. O bakımdan bunun doğru bir düzenleme olmadığını düşünüyoruz, mevcut düzenlemenin yeterli olduğunu değerlendiriyoruz.

Sayın milletvekilleri, jandarma komutanını İçişleri Bakanı doğrudan atayacak. Jandarma komutanı il idare şube başkanıdır. İl idare şube başkanları 5442 sayılı Yasa’ya göre, Devlet Memurları Yasası’na göre, Personel Yasası’na göre, ilgili yasalara göre üçlü kararnameyle atanır. Valinin kırsal alandaki kolluk gücü jandarmadır, kentteki kolluk gücü emniyet teşkilatıdır. Emniyet müdürü İçişleri Bakanının inhası, Başbakanın imzası ve Sayın Cumhurbaşkanının onayıyla atanırken jandarma komutanı niye sadece İçişleri Bakanı tarafından atanıyor? Bu yanlış bir uygulamadır. İçişleri Bakanı bu yetkisini son dönemde bazı İçişleri Bakanının kullandığı gibi kullanacak olursa, savcıları da, jandarmaya, tutuklatma emri verebilecektir. Bu çok tehlikeli bir yaklaşımdır.

Aynı şekilde, görüş alma söz konusudur. Bir yetkili, bir il idare şube başkanı bir vilayete atanacağı zaman, söz gelişi bir bayındırlık müdürü, bir millî eğitim müdürü, bir emniyet müdürü, bir vali yardımcısı atanacağı zaman valinin görüşü alınır. Ancak, AKP hükûmetleri bunu terk etti. Jandarma komutanının atanması bakımından da bu görüşün alınması lazım. Şimdilerde çok komik bir görüş alınma uygulaması yapılıyor; vali yardımcılarının kararnamesi çıkıyor, ondan sonra İçişleri Bakanlığı valiye soruyor: “Aksaray Vali Yardımcısı filanı iliniz vali yardımcılığına atıyoruz, görüşünüz nedir?” Kararname çıkmış, Cumhurbaşkanlığınca onaylanmış, değil mi Sayın Ersoy, Sayın Valim?

MEHMET ERSOY (Sinop) – Yayınlanmadan yapılıyor.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Yayınlandıktan sonra, kararname çıktıktan sonra… Ben de inadına son güne kadar bekletiyordum, süre dolarken “Makamın takdirlerine maruz.” diyordum. Yalnız, bir yerden gelen belalı bir vali yardımcısını… Aradım müsteşarı “O adamı vilayetime sokmam.” dedim, sokmadım. Sonra Sakarya’ya gitti, üç gün sonra tutuklandı. Yani bir yasa çıkıyorsa onu içtenlikle uygulamak lazım.

Şimdi, jandarmayı bu hâle getirirseniz zaten yargıda Bangalor Deklarasyonu, Budapeşte Deklarasyonu, Kopenhag Kriterlerini, bağımsız, tarafsız yargıyı ortadan kaldırdınız; yargıya giden, yargıya açılan ilk kapıyı da adaletli olmaktan çıkaracaksınız.

Polis teşkilatında Balyoz davasında, Ergenekon davasında, bazı davalarda ek deliller uyduruldu ama jandarma, Ali İsmail davası başta olmak üzere içimizi yakan bir diğer olay, Özgecan olayında da çok sistemli çalıştı, sorunları çözdü. Ama Ali İsmail olayında olduğu gibi jandarma da davranırsa adaleti ara ki bulasın. Bu adaletsizliğe katkı verilmemesini bekliyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Tasarı’nın aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"MADDE 56-2803 sayılı Kanunun ek 2 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"EK MADDE 2- İl jandarma komutanı ile merkez ilçe jandarma komutanı hakkında il valisince, ilçe jandarma komutanı hakkında kaymakamın değerlendirmesi alınarak il valisi tarafından her yılsonunda söz konusu kişilerin mülki görevleri ile ilgili olarak değerlendirme raporu düzenlenir.

Değerlendirme raporlarının içeriği ve düzenleme esasları, Genelkurmay Başkanlığının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.".""

Hasan Hüseyin Türkoğlu (Osmaniye) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

İÇİŞLERİ BAKANI SEBAHATTİN ÖZTÜRK – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Işık, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 56’ncı maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önergeyi sizlere açıklamaya çalışacağım gecenin bu vaktinde.

Bu bölüm, bilindiği gibi, Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığının yeniden yapılandırılması yani siyasetin emrine sokulmasını amaçlayan düzenlemelere ait bir bölüm. Bu maddede de ciddi bir değişiklikle jandarma teşkilatı 1839 yılından bu yana tam yüz yetmiş altı yıllık bir geleneğini bırakıyor, AKP özel güvenlik ekibi şekline dönüşüyor.

Şimdi, bu maddede 2803 sayılı Kanun‘un mevcut maddesini nasıl değiştiriyoruz, onu sizlere açıklamaya çalışacağım. Ek madde 2 mevcut hâliyle: “İl Jandarma alay ve ilçe jandarma bölük komutanları hakkında mesleki sicillerinden ayrı olarak, valilerce mülki sicil düzenlenir. Mülki sicilin düzenleme usul ve esasları Subay ve Astsubay Sicil Yönetmeliklerinde belirlenir.” Mevcut hâli bu. Siz, şimdi, bu tasarıyla yani Anayasa’yı tanımayan Sayın İçişleri Bakanının getirdiği tasarıyla “İl jandarma komutanı ile merkez ilçe jandarma komutanı hakkında il valisince, ilçe jandarma komutanı hakkında kaymakamın değerlendirmesi alınarak il valisi tarafından her yıl sonunda söz konusu kişilerin askerî görevleri haricindeki diğer görevleri ile ilgili olarak değerlendirme raporu düzenlenir. Bu değerlendirme raporları personelin terfi, ödüllendirme, atama ve yer değiştirmesinde dikkate alınır. Yine yönetmelikte bu esaslar belirlenir.” şeklinde bir düzenleme getiriyorsunuz. Yani diyorsunuz ki: “Vali ve kaymakam senin terfinde, atanmanda, yer değiştirmende, eğer hakkında bir kötü ibarede bulunmuş ve şerh düşmüşse senin geleceğini karartır, aman ha dikkat et, AKP’nin valilerine yani il başkanlarına, AKP’nin kaymakamlarına yani ilçe başkanlarına saygıda kusur etme değerli kardeşim. Çoluğunu çocuğunu düşünüyorsan AKP’nin özel güvenlik gücü gibi çalış.” Buna hakkınız yok, bu doğru bir düzenleme değil.

Bizim önergemizde, söz konusu raporlarda sadece mülki görevlilerle ilgili düzenlemelere müsaade ediliyor, jandarmanın asli görevi olan diğer adli ve askerî konularda herhangi bir valinin veya kaymakamın düzenleme hakkında görüş bildirmesinin doğru olmadığını düşünüyoruz. Bu düzenlemelerle özellikle AKP Türkiye'nin bir millî güç unsuru olan jandarma teşkilatını tasfiye etmeyi amaçlamaktadır. Yani Türkiye'nin NATO dışındaki tek askerî güç unsurunu tasfiye etmek istemektedir. Subayları olmayan silahlı bir güç ordu değil sivil bir güvenlik birimi olabilir. Bu tasarıyla PKK’nın yıllardır talep ettiği özellikle il ve ilçe merkezleri dışındaki yerleşim birimlerinde yaşayan vatandaşlarımızın mal ve can güvenliğini sağlamaktan sorumlu jandarmanın bölgeden çekilmesi yönündeki talebi yerine getirilmiş oluyor. Bunu evlatlarınıza övünecek bir eser olarak sizler düşünebilirsiniz ama biz asla bunu kabullenemeyiz. Bu tasarının geri çekilip yeniden komisyonda görüşüldükten sonra bu Genel Kurula getirilmesi teklifimizi bir kez daha size hatırlatıyorum. Ama, amacınız belli, 67’nci maddeye kadar söz konusu güvenlikle ilgili düzenlemeler bitiyor, anladığımız kadarıyla 67’nci maddeden sonra kısa bir operasyonla bu işi bitireceksiniz. Size hayır getirmeyecek, ülkeye de hayır getirmeyecek bir tasarıdır.

Hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir önerge.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 03.25

ON ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 03.27

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 73’üncü Birleşiminin On Üçüncü Oturumunu açıyorum.

684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

6’ncı sırada yer alan, Konya Milletvekili Sayın Kerim Özkul ve Kırıkkale Milletvekili Sayın Ramazan Can ile 45 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

6.- Konya Milletvekili Kerim Özkul ve Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ile 45 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkereleri (2/2616) (S. Sayısı: 688)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Bundan sonra da komisyonların bulunmayacağı anlaşıldığından, alınan karar gereğince, kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 11 Mart 2015 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

İyi geceler.

Kapanma Saati: 03.28



(x) Bu düzeltmelere ilişkin ifadeler  9/03/2015 tarihli 72’nci Birleşim Tutanağı’nın 336’ncı sayfasında yer almıştır.

(x) Bu ifadeye  ilişkin düzeltme 11/3/2015 tarihli 74’üncü Birleşim Tutanağı’nın 47’nci sayfasında “Geçen Tutanak Hakında  Konuşmalar” bölümünde yer almıştır.

(X) Bu ifadeye ilişkin düzeltme 11/3/2015 tarihli 74’üncü Birleşim Tutanağı’nın 178’inci  sayfasında “Geçen Tutanak Hakkında Konuşmalar” bölümünde yer almıştır.

(x) 684 S. Sayılı Basmayazı 19/2/2015 tarihli 58’inci Birleşim Tutanağı’na eklidir.

(X)  Bu ifadeye ilişkin düzeltme 11/3/2015 tarihli 74’üncü Birleşim Tutanağı’nın 92’nci sayfasında “Geçen Tutanak Hakkında Konuşmalar” bölümünde yer almıştır.

(x) Bu ifadeye ilişkin düzeltme 11/3/2015 tarihli 74’üncü Birleşim Tutanağı’nın 47’nci sayfasında  “Geçen Tutanak Hakkında Konuşmalar” bölümünde yer almıştır.

(x) Bu bölümde Hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.