TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

62’nci Birleşim

23 Şubat 2015 Pazartesi

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un 21/2/2015 tarihli 60’ıncı Birleşimdeki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

2.- Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, gündem dışı konuşma için talepte bulunan milletvekillerine söz verilmesi ve Süleyman Şah Türbesi’ne yapılan operasyonla ilgili bilgi sunulacağından bugünkü birleşimin TV 3’ten yayınlanması gerektiğine ilişkin açıklaması

3.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, Millî Savunma Bakanının gündem dışı konuşma yapacağından grupların daha önceden haberdar edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

4.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani'nin, Süleyman Şah Türbesi’ne yapılan operasyonla ilgili bilgi sunumunun İç Tüzük’ün 50’nci maddesine göre özel bir gündemle yapılması gerektiğine ilişkin açıklaması

5.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının Başkanlık Divanını görevlendirmesine ilişkin açıklaması

6.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

7.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, Kırım Halk Cumhuriyeti ilk Başkanı Numan Çelebi Cihan’ın 97’nci ölüm yıl dönümüne ilişkin açıklaması

8.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 11’inci maddesini olumlu bulduklarına ve kabul oyu verdiklerine ilişkin açıklaması

9.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 11’inci maddesini olumlu bulduklarına ve kabul oyu verdiklerine ilişkin açıklaması

10.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 11’inci maddesine muhalefet partilerinin verdiği desteğe teşekkür ettiğine ve bu tutumlarını diğer maddelerde de göstermelerini beklediğine ilişkin açıklaması

11.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Halkların Demokratik Partisinin özellikle uyuşturucuyla mücadele konusunda son derece hassas olduğuna ve Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

12.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

13.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

14.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın AB kriterleri ile Avrupa Konseyi ülkelerindeki hukuk standartlarına uymadığına ve Uluslararası Af Örgütünün dünya genelinde bu yasa tasarısına karşı imza kampanyası başlattığına ilişkin açıklaması

15.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, TBMM Başkan Vekillerinin milletvekillerine karşı şiddet, hiddet ve lakayıt davranışlardan vazgeçmesini tavsiye ettiğine ilişkin açıklaması

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut'un, Başkanlık Divanının, Hükûmetin gündem dışı konuşma talebini gruplara bildirme yükümlülüğü olmadığına ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut'un, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin konuşması

VI.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Hükümetin Gündem Dışı Açıklşmaları

1.- Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın, Süleyman Şah Türbesi’ne yapılan operasyona ilişkin gündem dışı açıklaması ve HDP Grubu adına Van Milletvekili Nazmi Gür, CHP Grubu adına Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu, MHP Grubu adına Ankara Milletvekili Yıldırım Tuğrul Türkeş ve AK PARTİ Grubu adına İstanbul Milletvekili Şirin Ünal'ın konuşmaları

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu’nun Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın gündem dışı konuşmasından sonra CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

4.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın, Ankara Milletvekili Yıldırım Tuğrul Türkeş’in Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın gündem dışı konuşmasından sonra MHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

5.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın gündem dışı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

6.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın gündem dışı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

7.- Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın, İzmir Milletvekili Oktay Vural ile İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin sataşma nedeniyle yaptıkları konuşmaları sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

8.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın, İzmir Milletvekili Oktay Vural ile İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin sataşma nedeniyle yaptıkları konuşmaları sırasında AK PARTİ Grubuna ve AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

9.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

10.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal'ın, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında MHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

11.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani'nin, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

12.- Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Hakkâri Milletvekili Adil Zozani’nin sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

13.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu'nun, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında MHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

14.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

15.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani'nin, Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

16.- İstanbul Milletvekili Melda Onur'un, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında hayvanlara sataşması nedeniyle konuşması

17.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

18.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

19.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in, Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

20.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

21.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına ve HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

22.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, İstanbul Milletvekili Melda Onur’un sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

23.- Konya Milletvekili Faruk Bal'ın, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

24.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın yerinden sarf ettiği bazı ifadeleri sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

25.- Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

26.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

27.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz'ın, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

28.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal'ın, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

29.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

VIII.- GEÇEN TUTANAK HAKKINDA KONUŞMALAR

1.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, 21/2/2015 tarihli 60’ıncı Birleşimdeki bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin konuşması

2.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani'nin, 21/2/2015 tarihli 60’ıncı Birleşimdeki bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin konuşması

3.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, 21/2/2015 tarihli 60’ıncı Birleşimdeki bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin konuşması

IX.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 25 milletvekilinin, Hakkâri ilinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1221)

2.- Mersin Milletvekili Ali Öz ve 19 milletvekilinin, S-70 Skorsky helikopter kazalarının sebeplerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1222)

3.- HDP Grubu adına, Grup Başkan Vekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, araştırma görevlilerinin çalışma hayatında yaşadıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1223)

B) Gensoru Önergeleri

1.- MHP Grubu adına Grup Başkan Vekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, kamu düzenini sağlamada görevlerini yürütemediği, PKK/KCK’nın faaliyetlerini engelleyemeyerek paralel devlet yapılanmasına zemin hazırladığı, rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını akamete uğratma girişimlerinde bulunduğu iddiasıyla İçişleri Bakanı Efkan Ala hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/45)

C) Çeşitli İşler

- Gösteri ve Protestolar

1.-                       Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu'nun, kürsüde ağzını siyah bantla kapatması

2.- Muş Milletvekili Demir Çelik'in, kürsüde ağzını siyah bantla kapatması

3.-    Antalya Milletvekili Gürkut Acar'ın, ayağa kalkarak "Angarya yasaktır, Anayasa Md.18" yazılı pankart açması

4.-              Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, "Angarya yasaktır, Anayasa Md.18" yazılı dövizi göstermesi

X.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken tarafından, AKP Hükûmetinin sağlık politikaları alanında uygulamaya koyduğu özelleştirme politikalarının araştırılması amacıyla 18/2/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak Genel Kurulun 23 Şubat 2015 Pazartesi günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- MHP Grubunun, Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz ve arkadaşları tarafından, ülkemizde pancar üretiminin ve üreticilerinin sorunlarının araştırılması, alınması gereken önlemlerin tespit edilmesi ve bunlara ilişkin yapılacak düzenlemelerin ele alınabilmesi amacıyla 12/7/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak Genel Kurulun 23 Şubat 2015 Pazartesi günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 23/2/2015 tarihinde saat 19.00’a kadar çalışmasına ilişkin önerisi

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/742) (S. Sayısı: 616)

4.- Askeri Hakimler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/1008) (S. Sayısı: 685)

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684)

6.- Kültürel İfadelerin Çeşitliliğinin Korunması ve Geliştirilmesi Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/292) (S. Sayısı: 54)

XII.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın Genel Kurulun 21/2/2015 tarihli 60’ıncı Birleşiminde söz ve karar yeter sayısı taleplerinin karşılanmadığıyla ilgili başvurusunu ve 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 110’uncu maddesinin 1’inci maddesinden önce görüşülmesine dair önergesini işleme almamasının İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 12’nci maddesinin 11’inci maddesinden önce görüşülmesine dair önergesini işleme almamasının İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı üzerinde vermiş olduğu önergeleri işleme almamasının İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

4.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’na İçişleri Komisyonunda eklenen maddelerin gerekçeleri raporda yer almadığı hâlde eksik rapor üzerinden görüşmelere devam etmesinin İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

5.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Komisyon ve Hükûmet yetkililerinin Genel Kurulda hazır bulunmamasına rağmen 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 15’inci maddesinin açık oylama işlemine devam ederek sonucunu açıklamasının İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

XIII.- OYLAMALAR

1.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 11'inci maddesinin oylaması

2.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 12'nci maddesinin oylaması

3.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 13'üncü maddesinin oylaması

4.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 14'üncü maddesinin oylaması

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 15'inci maddesinin oylaması

6.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 16'ncı maddesinin oylaması

XIV.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Bakanlığın 2014 yılı bütçesinden yapılan harcamalara ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli’nin cevabı (7/59693)

2.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, 2002-2015 yılları arasında TBMM ile bağlı kurum ve kuruluşlarca satın alınan hukuk, muhasebe ve mali hizmetlere ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Sadık Yakut’un cevabı (7/59777)

3.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Rekabet Kurumunun 2014 yılı bütçesinden yapılan harcamalara ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli’nin cevabı (7/59916)

4.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in, bir Sayıştay denetçisi hakkındaki iddialara ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Sadık Yakut’un cevabı (7/60071)

5.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Sayıştay 2014 yılı bütçesinden yapılan harcamalara ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Sadık Yakut’un cevabı (7/60072)

23 Şubat 2015 Pazartesi

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Muharrem IŞIK (Erzincan)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 62’nci Birleşimini açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN - Yoklama yapacağım.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN- Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

Gündeme geçiyoruz.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, İç Tüzük’ün 59’uncu maddesiyle gündem dışı konusunda size elbette bir takdir hakkı bırakılmış ama ben bildim bileli bu Parlamentoda çok istisnai hâller dışında gündem dışı konuşma Başkanlık Divanınca hep verilmiştir.

Bugün baktığım zaman, gündem dışı yok görülüyor. Bunun, teamülleri yıkmak, değiştirmek konusundaki tavrınızın bir açıklaması olsa gerek diye düşünüyorum.

BAŞKAN – Sayın Altay, bugün televizyonlar vermediği için, televizyonların vermediği günlerde arkadaşlarımızın, sayın milletvekillerinin talepleri olmadığı için verilmemiştir.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Talep olmadığı için…

BAŞKAN – Evet.

Ayrıca Millî Savunma Bakanı Sayın İsmet Yılmaz’ın 59’a göre söz talebi var, bu görüşülecek efendim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Müsaade etmediniz ki ben şu şeyi bir görüşseydim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Müsaade etmeden, önemli bir konu var.

BAŞKAN – Hayır, Sayın Altay’a verdim ama…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Cevap verin o zaman, benim söz talebim var.

BAŞKAN - Sizin için söylemiyorum ama ben gündem dışına geçmemdeki, gündem dışındaki konuyu gündeme getiremedim, söyleyemedim ki.

Buyurun Sayın Baluken.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ben bitirmedim Başkanım.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Şimdi, 21 Şubattaki İç Tüzük ve…

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Baluken.

Açıklama yapayım: Cuma günü televizyonlar vermediği hâlde sayın milletvekillerinin gündem dışı sözleri varsa müracaatlarını yapsınlar.

Buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Şimdi verecek misiniz?

ENGİN ALTAY (Sinop) – Şimdi de talep olursa vereceksiniz o zaman.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Baluken.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Gündem dışı talep ediyoruz.

ENGİN ALTAY (Sinop) – 2 milletvekilimiz de talep ediyor.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Gündem dışı talep ediyoruz.

BAŞKAN – Hayır, cuma günü için diyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Talep ediyoruz.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – “Vereceğiz.” dediniz, kabul ettiniz.

BAŞKAN - Lütfen efendim… Hükûmetin talebi var efendim, cuma günü için söyledim ben açıklamayı.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Gündem dışı talep ediyoruz.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul)- Sayın Başkan, bugün için gündem dışı söz istiyoruz.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Gündem dışı söz istiyoruz.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Böyle bir şey yok! Tüzük’te nerede yazıyor?

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Biz de gündem dışı talep ediyoruz yani daha önce talep ettik ama talebimizi değerlendirmediniz.

BAŞKAN – Efendim, müracaat edilmediği hâlde burada bu konuyu gündeme getirmek bu konuyu istismar etmek demektir. Lütfen… Şimdiye kadar gündem dışılar değerlendirilmiştir. Hükûmetin gündem dışı söz talebi var.

DEMİR ÇELİK (Muş) – Talep ediyoruz.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Bundan daha iyi gündem dışı mı olur?

BAŞKAN - Sayın Baluken, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un 21/2/2015 tarihli 60’ıncı Birleşimdeki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, 21 Şubat 2015 tarihindeki hemen hemen bütün oturumlarda oturumu yöneten Meclis başkan vekilleri İç Tüzük’ü ve Anayasa’yı hiçe sayarak keyfî bir yönetim göstermişlerdir. Bu yönetimle ilgili sizin de bulunmuş olduğunuz oturumlarda mevcut durum bir türlü aşılamadığı için, İç Tüzük’ten kaynaklı haklarımızı kullanmadığımız için grubumuz Divan önünde bir oturma eylemi gerçekleştirmiştir. Bu oturma eylemi sırasında diğer muhalefet partilerinin kürsüyü kullanma hakkına karşı da herhangi bir fiilî durumumuz söz konusu olmamıştır. Ancak, siz, İç Tüzük’ün 68’inci maddesine de uygun olmayarak, gürültü ve kavga ortamında, oturumun kapatılması gereken durumda oturumu yönetmeye devam ettiniz.

O günkü tutanakları incelediğimizde, 209’uncu sayfada, Milliyetçi Hareket Partisi adına konuşan Sayın Sinan Oğan, size hitaben, grubumuzu göstererek şu cümleleri sarf ediyor: “Yalan konuşuyorsun.” Bunu size söylüyor. “Sayın Sadık Yakut, yalan konuşmayın. Biraz önce geldiğimizde aynen dediniz ki: ‘Biz bu Meclisi bunlara mı teslim edeceğiz? Birazdan kapatıp gideceğiz.’(x) Böyle demediniz mi?”

Şimdi, bizim merak ettiğimiz şey şu: Milyonlarca oy alarak bu Meclise gelen, halkın iradesini temsil eden Halkların Demokratik Partisiyle ilgili, bir, “bunlar” diyerek üstten bakan, hiçe sayan, halkın iradesini esas almayan bir söylem içerisinde bulundunuz mu?

İki: HDP’nin tavrıyla ilgili arka odada diğer grup başkan vekilleriyle birlikte böyle bir pazarlığın içerisine girdiniz mi? Eğer girmemişseniz, HDP’ye “bunlar” diyerek aşağılayıcı bir üslupla bir söylem kullanmamışsanız bunu düzeltmenizi bekleyeceğiz, eğer bu cümleleri sarf etmişseniz Halkların Demokratik Partisinden özür dilemenizi isteyeceğiz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkanım, ben meramımı bitirmemiştim efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) - Yani bana söz verdiniz, meramımı tamamlamadan Sayın Baluken’e söz verdiniz.

BAŞKAN – Öyle mi?

Buyurun.

2.- Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, gündem dışı konuşma için talepte bulunan milletvekillerine söz verilmesi ve Süleyman Şah Türbesi’ne yapılan operasyonla ilgili bilgi sunulacağından bugünkü birleşimin TV 3’ten yayınlanması gerektiğine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, öncelikle, gündem dışı konusundaki olumlu yaklaşımınıza teşekkür ediyorum. Arkadaşlarımız müracaatlarını da yaptılar.

BAŞKAN – Bugün için değildi.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Bildiğiniz gibi, gündem dışının müracaatının bir gün önce yapılması diye bir usul yok. Yani, dolayısıyla, söz vereceğinizi umuyorum, bu bir.

İkincisi de: Bizdeki gündeme göre, Millî Savunma Bakanının, Süleyman Şah Türbesi’nin nakli ve oraya yapılan operasyonla ilgili Genel Kurula bilgi sunacağına dair bir bilgiye sahibiz.

Şimdi, kamuoyumuzun da, vatandaşlarımızın da, 77 milyonun da orada olup bitenle ilgili, bildiğiniz gibi, kafaları son derece karışık; o müdahaleye menfi bakanlar var, müspet bakanlar var. Daha doğrusu, ne olup bittiği konusunda kamuoyumuzda bir algı sorunu var. Bu bakımdan, takdir eder ve uygun görürseniz, bu kadar önemli bir konuyu görüşeceğimiz -TBMM TV’yle yapılan sözleşme, anlaşma da belli, orada da buna açık hüküm var- bugünkü birleşimin TRT 3 tarafından yayınlanması konusunda girişim başlatmanızı da talep ediyoruz efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Bakanın gündem dışı söz talebi olduğunu ilk defa şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda duyduk. Böylesine önemli bir konuda uluorta bir şekilde “Bakan bilgi verecek.” demek… Başkanlık Divanının bu konuda haberi yok muydu? Başkanlığa müracaat daha önce yok muydu?

BAŞKAN – Haberi var efendim, işte, okuyorum, müsaade etmediniz ki.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, okuyorsunuz ama, Bakanın gündem dışı konuşma yapacağını da… Siz “Gündem dışı vermeyeceğim.” dediniz.

BAŞKAN – Hayır, efendim, gündem dışı vermeyeceğim demedim Sayın Vural. Sayın Altay’ın…

Sayın Altay bir defa müsaade etmedi. Çünkü, toplantı yeter sayısı vardır, gündeme geçiyoruz dedim. Müsaade edilmedi, müsaade edilmiş olsaydı “Sayın milletvekilleri, Hükûmet adına, Suriye topraklarında icra edilen Şah Fırat…”

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye… Bunu okuyacaktım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bakın…

BAŞKAN – Gündem dışı müracaat olmadığı için vermedim dedim.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Okuyun efendim, biz de öğrenelim. Okuyun da öğrenelim efendim, kimsenin müsaadesini beklemeyin.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bakın…

BAŞKAN – Bir saniye efendim, ben meramımı ifade edeyim.

Ama cuma günü için… Televizyonlar yayın yapmadığı için, sayın milletvekillerinin talepleri yok, vermedim. Cuma günü için, televizyon yayın yapmadığı hâlde sayın milletvekilleri istiyorlarsa müracaatlarını yapsınlar dedim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Pazartesi günü için televizyon yayını var mı?

BAŞKAN – Yok efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – “Onun için vermedim.” diyorsunuz.

BAŞKAN – Müracaat olmadığı için diyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Müracaat ettiler efendim, ettiler.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Müracaat ettik, müracaatımız var.

BAŞKAN – Hayır efendim, müracaat yoktu şimdiye kadar.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Var, var önünüzde.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ettiler, var Sayın Başkan.

BAŞKAN – Vermiyorum efendim, verilmedi, vermiyorum çünkü benim takdirimde.

OKTAY VURAL (İzmir) – Peki, tamam, peki.

BAŞKAN – Çünkü benim takdirimde, konu bu.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bir “ulan” demediğiniz kaldı zaten, bir o kaldı.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Ama Hükûmete nasıl veriyorsunuz?

BAŞKAN – Sayın Vural, sayın milletvekili arkadaşlar, siz de dâhil, Başkanlık Divanına ve şahsıma her şeyi söyleme hakkını kendinizde görüyorsunuz. Ben “sayın” demeden hiçbir milletvekiline şimdiye kadar hitap etmedim. Bu durum, kişilerin…

OKTAY VURAL (İzmir) – “Vermiyorum, vermeyeceğim.” diyerek talimatla hitap etmeniz karşısında…

BAŞKAN – Sayın Vural, izah ettim ama, 3 defa, 4 defa söyledim.

Sayın Altay…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, şu kadar söylemek istiyorum sadece. Şimdi, siz samimiyetle dediniz ki… Yani kendinizle çelişmeyin diye bunu söylüyorum: Siz “Bir talep olmadığı için gündem dışı yok.” dediniz ancak Divana intikal etmiş gündem dışı talepleri var. Hayır, takdir sizin ama kendinizle çelişmeyesiniz diye bir yapıcı uyarıda bulunmak istiyorum.

BAŞKAN – Efendim, çelişmiyorum, çelişmediğim için de cuma günü vereceğim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Başkanım, “Talep olmadığı için vermiyorum.” dediniz. E, talep var. O vakit kendi söylediğinizi çürütmüş oluyorsunuz.

BAŞKAN – Talebin yapılması lazımdı daha önce, değerlendirirdik efendim doğrusu.

Buyurun Sayın Vural.

3.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, Millî Savunma Bakanının gündem dışı konuşma yapacağından grupların daha önceden haberdar edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, gündem dışı konuşmaları verdiğiniz zaman Hükûmeti haberdar ediyorsunuz gündem dışı konuşmalarla ilgili.

BAŞKAN – Evet.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bir Bakanın gündem dışı talebi size gelmişse, gruplara da söz hakkı düşeceğinden, grupları da haberdar etmeniz gerekirdi ayrıca. Dolayısıyla -çünkü bu konuda ona söz hakkı düştüğü zaman gruplara da söz hakkı düşer- bu durumda, grupların bu söz hakkını kullanması için de önceden haberdar etmeniz gerekirdi, bizi haberdar etmediniz.

BAŞKAN – Sayın Vural, ben, başlamadan önce, gruplar müracaat etti mi, konuşmacılar kimdir diye istedim Kanunlardan. Ancak Kanunlar, henüz müracaat edilmediğini söyledi.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır efendim, ben onunla ilgili demiyorum. Verirsiniz, vermezsiniz.

BAŞKAN – Hayır, gruplar konuşacak tabii, gruplara söz verilecek, burada problem yok ki.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, ben şunu söylemek istiyorum: Bakın, bir milletvekilinin gündem dışı konuşma yapacağını, hangi konuda konuşma yapacağını yürütmeye bildiriyorsunuz, değil mi?

BAŞKAN – Evet.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ben de diyorum ki bir sayın bakanın bu konuda yapacağı bir konuşma varsa gruplara da bildirmeniz gerekirdi, gruplar da bu konuda hazırlıklarını yapsaydı. Böyle oldubittilerle yani yürütmeyi haberdar edip Parlamentoyu haberdar etmemeniz, grupları haberdar etmemeniz doğru bir şey değil. Yani biz burada öğreniyoruz. Böylesine önemli bir konuda, müsaade edin de, eğer bir bakanın bu konuda gündem dışı talebi varsa, bilgi vermek istiyorsa grupları haberdar edin, bununla ilgili milletvekilleri vardır, söz hakları olacaktır, bu konuda bir değerlendirme yapma imkânı olacaktır. Yani takdir edersiniz ki böylesine ciddi meseleler uluorta değerlendirilecek meseleler de değildir. Sayın Bakanın bu konuda hazırlığı var, bizim de her milletvekilimizin hazırlığı var ama böylesine önemli bir konuyu ciddiye almamak demektir, Parlamentoyu ve grupları ciddiye almamak demektir. O bakımdan bununla ilgili talep…

4.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani'nin, Süleyman Şah Türbesi’ne yapılan operasyonla ilgili bilgi sunumunun İç Tüzük’ün 50’nci maddesine göre özel bir gündemle yapılması gerektiğine ilişkin açıklaması

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, Süleyman Şah Türbesi’yle ilgili burada yapılacak konuşmalar son derece önemlidir. Hükûmetin böyle bir talebi olmuşsa tabii ki Hükûmet Meclise bu konuda bilgi vermekle yükümlüdür, itirazımız buraya değil. Ancak -İç Tüzük’ün 50’nci maddesi- bunu özel bir gündemle yapmamız gerekliydi. Siz Hükûmete burada söz hakkı verip ardından gruplara da söz hakkı verecek iseniz -ki eğilim o yönde- o zaman bunu Sayın Bakanın gündem dışı konuşma talebi olarak alıp burada gruplara da ayrıca söz verme yetkiniz yok. Bir taraftan “Ben gündem dışı taleplerini kabul etmiyorum.” diyorsunuz, “Reddediyorum.” diyorsunuz…

BAŞKAN – Öyle bir şey söz konusu değil efendim. Kullanmadığım cümleleri kullanmayın lütfen.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Öyle dediniz: “Talepler olmadı.”

Şimdi, İç Tüzük 50’nci maddeye dayalı olarak bu birleşimi özel gündemle yapmanız gerekiyor, gruplara da hazırlık yapma zamanı tanımanız gerekiyor. Başka türlü, grupların mutabakatı olmadıkça, Danışma Kurulu kararı olmadıkça bu konuyu bu şekilde gündeme alamazsınız.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bu konu da çok önemli bir konu, elbette Türkiye’nin önemli bir konusu. Siyasi parti gruplarıyla, Danışma Kurulu aracılığıyla yarın bu konuda bir genel görüşme niteliğinde ön görüşmeleri yapmak üzere bir gündem tayin edelim, özel gündem olsun. Bu mesele gündem dışı bir konuşmayla geçiştirilecek kadar hafife alınacak bir mesele değildir, önemli bir meseledir. Bu önemli mesele hakkında da bu konuda Parlamento özel bir gündem oluşturmak için bir zemin oluşturmalıdır.

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut'un, Başkanlık Divanının, Hükûmetin gündem dışı konuşma talebini gruplara bildirme yükümlülüğü olmadığına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın Vural, önce, İç Tüzük’ün 59’uncu maddesinin ikinci fıkrasını bir okuyayım: “Hükümet, olağanüstü acele hallerde gündem dışı söz isterse, Başkan, bu istemi yerine getirir. Hükümetin açıklamasından sonra, siyasî parti grupları birer defa ve onar dakikayı aşmamak üzere, konuşma hakkına sahiptirler. Grubu bulunmayan milletvekillerinden birine de beş dakikayı geçmemek üzere söz verilir.”

Şimdi, birincisi, olağanüstü acele bir hâl ve Hükûmet 59’uncu madde gereğince gündem dışı söz istemiş; vermek durumundayız. Diğer taraftan, Hükûmetin açıklamasından sonra, açıklama yaptıktan sonra gruplara da söz verilecek. Gruplara bildirme yükümlülüğü de yok, daha önceki uygulamalarda söz konusu değil efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, ne yapmak?

ENGİN ALTAY (Sinop) – Hükûmete bildirme var, gruplara da olmalı.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, bir saniye…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, yani “Gruplara bildirme yükümlülüğü yok.” deyip, grupları bu konuda dışlama talebiniz son derece yanlış.

BAŞKAN – Efendim, dışlama talebi değil, ben İç Tüzük’ü okuyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bakın, benim söz hakkım varsa…

BAŞKAN – İç Tüzük diyor ki: “Hükümet açıklama yaptıktan sonra, gruplar söz isterlerse verilir.” Bunu anlatıyorum ben size.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ben de diyorum ki Hükûmetin bu konuda gündem dışı talebi olduğunu gruplara bildirmeniz gerekiyordu. Benim söz hakkımı…

BAŞKAN – İşte, değil efendim. Uygulamalarda, 59’uncu madde gereğince gündem dışı söz istemişse, Hükûmetin söz istemesi durumunda değil diyorum; onu söylüyorum.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, müsaade ederseniz…

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani Hükûmet söz istemedi mi?

RECEP ÖZEL (Isparta) – İstedi, istedi.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, bu husus İç Tüzük 59’a girmez.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hüküm yok.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Gündem dışını bildirmek üzere hüküm mü var?

BAŞKAN – Evet efendim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Başkanım, şimdi…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, bir saniye… Sayın Başkan, ben, müsaade ederseniz…

BAŞKAN – Hanginizin konuşacağını önce bir kendi aranızda isterseniz kararlaştırın.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, bu, olağanüstü hâli gerektiren bir durum değildir. Bu durum dört gün önceden Grup Başkan Vekilimiz Sayın İdris Baluken tarafından Meclis Genel Kurul gündemine taşınmış bir konudur.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani bu kadar da olmaz be! Yani bu da bir rezalet! “Ben bildirmem. Bildirmeye lüzum yok. Kim takar sizi.” Üsluba bakın ya!

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Defaatle, aynı günkü oturumda Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Engin Altay da bu hususu gündeme getirdi. Dolayısıyla olağanüstü durum söz konusu değildir. Genel görüşme gerektiren bir hususu içeriyor, özel gündemle, sizin İç Tüzük 50’ye göre işlem yapmanız gerekir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Olmuş bitmiş, zaten kaçılmış oradan.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ederim.

Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkanım, çok kısa…

Başkanım, şimdi, İç Tüzük’ün size verdiği takdir hakları var, elbette buna hiçbir itirazım olmaz. Gündem dışı söz vermiyorum derseniz biz bunun için burada bir usul konusu, mevzusu yapamayız.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Olmuş bitmiş efendim onlara göre. Onların öyle bir derdi yokmuş efendim, “Olmuş bitmiş.” diyorlar.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ancak, Sayın Vural’ın işaret ettiği konu çok açık. Parlamento uygulamalarında -yani uygulamalar da İç Tüzük’tür bence- bizim milletvekillerinin şahsi olarak gündem dışı taleplerini Hükûmete, ilgili bakana Meclis haber veriyor, veriyor. Bu konuda da aslında çok açık İç Tüzük’te bir hüküm ben hatırlamıyorum. Orada verilen haber, Sayın Vural’ın işaret ettiği gibi, eğer Hükûmetin şimdi bize, Meclise vereceği bilgi Süleyman Şah Türbesi’nin dışındaki bir konuysa eyvallah, çok yenidir, çok tazedir, çok sıcaktır, Hükûmet de Genel Kurulu bilgilendirir ama belli ki Süleyman Şah Türbesi’yle ilgili Hükûmet bilgi verecek. Bunu Başkanlığınızın gruplara… Ben şimdi Grup Müdürünü aradım, bir yazı gelmemiş, bir telefon gelmemiş.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Gündeminizde var.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Grupları bu kadar ciddiye almamak, küçümsemek çok etik değil, çok şık değil. Bu bakımdan bu tutum için bir usul tartışması gerekir diye düşünüyorum takdir ederseniz.

BAŞKAN – Hayır efendim, usul tartışması açacak herhangi bir şey söz konusu değil, lütfen.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Niye efendim? Başkanım, grupları yok sayıyorsunuz, hiçe sayıyorsunuz.

BAŞKAN – Hayır, yok saymıyorum efendim. Hükûmet 59’uncu madde gereğince…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ama Süleyman Şah’la ilgiliyse… Yok sayıyorsunuz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Lütfen Sayın Altay…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Bir usul tartışması talebimiz var.

BAŞKAN – Lütfen ama Sayın Altay…

OKTAY VURAL (İzmir) – Biz Kanunlar Kararlara sorduk, Meclis Başkanlığına sorduk, “Bugün neler var?” dedik. Bunlarla ilgili sunuşlardan bir tanesinin olduğunu söylediler. Bununla ilgili gündemimizi oluşturduk. Yani, bununla ilgili, yürütmenin güdümünde değil Sayın Başkan, burası…

BAŞKAN – Efendim, kanunlardan geçmişteki uygulamaları da isteyeyim, biraz sonra sizlere burada takdim edeyim, bildireyim yani.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, burası milletin Meclisi. Yürütmenin Meclisi değil, milletin Meclisi. Milletin Meclisinde birisi bir konuşma yapacaksa, önceden haberiniz varsa bunu bize bildirin. Yani gecekondu Meclisi değil. Parlamentoyu, milletvekillerini ciddiye alın.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut'un, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın Baluken, biraz önceki söylediğiniz konuyla ilgili, arka odada bu konuyla ilgili herhangi bir görüşme ve kimseyle de herhangi bir konuşma olmamıştır. Burada Sayın Vural’la ve Sayın Oğan’la… Buradaki kastım, tabii, “bunlar” derken eylem yapan şahıslar ve sayın milletvekilleri için “Ara vereceğim.” dedim, “Kapatacağım.” sözü de değil. Onun haricinde… Çünkü Meclisin çalışması gerekir. Mecliste bir eylem yapılıyorsa bu eylemi sonlandırmak için de “Bir madde daha görüşüp ara vereceğim, grup başkan vekillerini arkaya davet edeceğim.” dedim. Konuştuğum bu.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Bunlara cevap vereceğim tabii ki ama...

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Hükûmet adına Suriye topraklarında icra edilen Şah Fırat Operasyonu hakkında Genel Kurulu bilgilendirmek üzere…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Bir saniye Sayın Başkan!

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, bir saniye!

BAŞKAN - …Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın İç Tüzük’ün 59’uncu maddesine göre söz talebi vardır.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, usul tartışması talebimiz var.

BAŞKAN - Gündeme geçmeden önce bu talebi yerine getireceğim.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Sayın Başkan, usul talebi var.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Bakanın açıklamasından sonra istemleri hâlinde siyasi parti gruplarına ve grubu bulunmayan milletvekillerinden birine söz vereceğim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Usul talebimiz var. Tutumunuzla ilgili usul tartışması açıyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, tutumunuzla ilgili usul tartışması istiyoruz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, şuna ne yaptınız, şu önergeye ne yaptınız?

BAŞKAN – Konuşma süreleri Hükûmet için…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Şu önergeye ne yaptınız?

BAŞKAN – Biraz sonra cevap veririm efendim neyse.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Hayır, usul tartışması talebimiz var! Bu önergemize ne yaptınız?

BAŞKAN – …yirmi, siyasi parti grupları için on, grubu bulunmayan milletvekilli için beş dakikadır.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) –Arkadaşlar, önergeyi işleme koymuyor! Usul talebini kabul etmeyen bir Başkan var burada!

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VI.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Hükümetin Gündem Dışı Açıklamaları

1.- Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın, Süleyman Şah Türbesi’ne yapılan operasyona ilişkin gündem dışı açıklaması ve HDP Grubu adına Van Milletvekili Nazmi Gür, CHP Grubu adına Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu, MHP Grubu adına Ankara Milletvekili Yıldırım Tuğrul Türkeş ve AK PARTİ Grubu adına İstanbul Milletvekili Şirin Ünal'ın konuşmaları

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 21 ve 22 Şubat 2015’te Süleyman Şah Saygı Karakolu’na yönelik olarak gerçekleştirilmiş Şah Fırat Operasyonu hakkında yüce Meclisimize Hükûmet olarak bilgi sunmak amacıyla söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisi ve sayın milletvekillerini saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu coğrafyanın bin yıldan beri bu aziz millete vatan olduğunun göstergelerinden biri de Süleyman Şah Türbesi’dir. Bilindiği üzere, Osman Gazi’nin dedesi Süleyman Şah’ın 13’üncü yüzyıldan bu yana Caber Kalesi eteklerinde bulunan ve Türk mezarı olarak bilinen kabri, Türkiye ile Fransa arasında imzalanan 1921 Ankara Antlaşması uyarınca Türk toprağı olarak kabul edilmiş, Lozan Barış Antlaşması’nda da Ankara Antlaşması’nın hükümlerinin aynen geçerli olduğu teyit edilmiştir. Süleyman Şah Türbesi ata emaneti olarak dönem dönem yenilenmiş, bakım ve onarımı yapılmıştır. Bu türbenin yeri, önce, 1939 yılında kale içerisinde değiştirilmiş, daha sonra Suriye hükûmeti tarafından Fırat Nehri üzerine yapılan barajın dolarak sularının Caber Kalesi’ni su altında bırakacağının görülmesi üzerine 1975 yılında Süleyman Şah Türbesi Caber Kalesi’nden Halep’e bağlı Karakozak köyündeki Fırat’ın doğu yakasına taşınarak ikinci kez değiştirilmiştir. Bu arada, Caber Kalesi’nin en yakın Türk sınırına olan uzaklığının yaklaşık 90 kilometre, Karakozak köyündeki karakolun en yakın Türk sınırına olan uzaklığının ise yaklaşık 30 kilometre olduğunu da belirtmek isterim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu bir millî davadır, her partinin ortak sorumluluğunda olan bir davadır. Bu operasyona karşı çıkan dış güçlerin kim olduğuna bakıldığında bu operasyonun ne kadar yerinde ve doğru olduğu da görülecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti hükûmetleri, cumhuriyetin kuruluşundan bu yana kadar -Mustafa Kemal Cumhurbaşkanımız döneminde de dâhil olmak üzere- ata emaneti olarak gördüğü Süleyman Şah Türbesi’ne hizmet etmeyi, ecdada saygının bir gereği olarak görmüş ve yerine getirmiştir. Bu aziz millet, bu yurdu kendisine vatan yapanları her zaman hayırla yâd etmiştir. Bugün bu topraklarda özgürce, başımız dik olarak yaşıyorsak bunu ecdadımıza borçlu olduğumuzu biliyoruz. Bu bilinçle onların hatırasına sahip çıkmayı bir borç, bir görev olarak görmekteyiz. Onların tarihe sığmayacağını, bir gül bahçesine girercesine bu kara toprağa girenlerin aziz hatırasına her ne yapılsa az geleceğini, onları ancak ebediyetlerin istiap edeceğini, Orhan Şaik Gökyay’ın ifadesiyle “Bu vatan toprağın kara bağrında/ Sıradağlar gibi duranlarındır.”

OKTAY VURAL (İzmir) – Vay, vay, vay!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – “Bir tarih boyunca onun uğrunda,”

OKTAY VURAL (İzmir) – Sıra dağlar gibi…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – “Kendini tarihe verenlerindir.”

OKTAY VURAL (İzmir) – Yapma ya! Nerede durdunuz?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – “Ardına bakmadan yollara düşen,”

OKTAY VURAL (İzmir) – O dağı sınırımıza mı getirdiniz?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – “Huduttan hududa yol bulup koşan/ Her taşı yakut olan bu vatan/ Can verme sırrına erenlerindir.” olduğunu çok iyi bilmektedir. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – İstifa et, özür dile! Demagoji, polemik yapma! Hiçbir söylediğin doğru değil!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisinin…

OKTAY VURAL (İzmir) – Yüz karası, yüz karası, tarihin yüz karası!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Yaptığınız hıyanettir, vatan hainliğidir!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – …2 Ekim 2014 tarih ve 1071 sayılı Kararı’yla kabul edilen Hükûmet tezkeresinde…

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – 70 kilometre öteyi muhafaza edemiyorsun 80 milyon nüfuslu bir Türkiye’de, utanın!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – …Türkiye’nin güney kara sınırları boyunca ulusal güvenliğimize dönük risk ve tehditlerin önemli oranda arttığı…

OKTAY VURAL (İzmir) – Korkaklar! Teslimiyetçiler!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – …uluslararası hukuk uyarınca Türk toprağı kabul edilen Süleyman Şah Saygı Karakolu’na dönük…

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Ricat ettiniz, ricat! Ayıp, ayıp!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – …güvenlik riskinin de artığı açıkça belirtilerek…

OKTAY VURAL (İzmir) – Taşımacılık şirketine haber verseydin getirilmesi işini!

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Lozan’da aldığımızı verdiniz geriye; Lozan’da aldık, geriye verdik.

OKTAY VURAL (İzmir) – Devletimizi düşürdüğünüz raddeye bakın!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – …Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerektiği takdirde sınır ötesi harekât ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi hususunda Hükûmete yetki verilmesi talep edilmiş ve bu talep Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından da kabul edilmiştir.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Beğenmediğiniz Lozan’da aldığımızı geri iade ettiniz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Seni türbeyi korumak için gönderdik, kaç diye değil!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Bu tezkerenin kabul edildiği tarihten sonra güney sınırımızda ortaya çıkan gelişmeler, bu tezkerede ileri sürülen hususlarda Hükûmetimizin haklılığını ortaya koymuştur. Güney sınırlarımızın ötesinde bulunan DEAŞ terör örgütü…

OKTAY VURAL (İzmir) – Onlarla iş birliği yaptınız.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – …uluslararası toplum tarafından da bir tehdit olarak görülmüş…

OKTAY VURAL (İzmir) – Musul’da konsolosluğumuzu teslim ettiniz.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Bütün bunların altında kaldınız, bütün bunların! Kendi elinizle Süleyman Şah’ı havaya uçurdunuz!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – …bununla ilgili olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları çıkartılmış, bu kararlar çerçevesinde…

OKTAY VURAL (İzmir) – Terör örgütüne teslim ediyorsunuz!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – …70’e yakın ülke uluslararası bir koalisyon oluşturarak…

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Bir de konuşuyorsunuz!

OKTAY VURAL (İzmir) – Hangi yüzle konuşuyorsunuz!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Yetmiş iki milletten kişinin de katıldığı bu tehdide karşı mücadele vermeye başlamıştır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ne mücadelesi? Şu mücadeleye bakın be!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Bak, bak, bak, bak! Bak, bak, bak!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Bu süre içinde Japonya, Ürdün ve Amerikan vatandaşlarının da arasında bulunduğu…

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) –Şu hâle bak!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – …birçok rehineye ve insanlara karşı yapılan cinayetler bu tehdidin boyutunu apaçık ortaya koymuştur. Türkiye, uluslararası koalisyonun bir parçası olduğunu açıkça beyan etmiş…

OKTAY VURAL (İzmir) – Aciz içerisinde!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – …ve bu tehdide yönelik olarak yapılacak çalışmalara katkı vermek amacıyla da sözleşme imzalamıştır.

Suriye’de her geçen gün artan güvenlik sorunları ve askerî zaruretler de dikkate alınarak uluslararası hukuktan doğan haklarımız saklı kalmak kaydıyla…

OKTAY VURAL (İzmir) – Koalisyonla birlikte toprağımızı terk ettiniz. İsrail’in isteğiyle hareket ediyorsunuz.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bu Şah Fırat Operasyonu değil, kedi tırnağı operasyonu, kedi tırnağı!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - …uluslararası antlaşmalarla Türk toprağı olan Süleyman Şah Saygı Karakolu’ndaki manevi değerleri, yüksek ecdat yadigârı emanetlerin, geçici olarak yine Suriye’de bulunan Eşme köyü sınırları içinde kalan ve güvenlik güçlerimizce koruma altına alınacak bir yere taşınmasına Hükûmetimizce karar verilmiştir.

OKTAY VURAL (İzmir) – İsrail’in isteğiyle yaptınız bunları.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Ecdadın kemikleri sızlıyor, kemikleri.

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Ecdattan bahsetmeye hakkınız yok.

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Bu karar uyarınca Şah Fırat Operasyonu adı verilen bir harekâtla 21 Şubat 2015 tarihi saat 21.00’de eş zamanlı olarak iki operasyon birden başlatılmıştır.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Tabansızlar! Tabansızlar! Yüreksizler!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Yazıklar olsun size.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Yazıklar olsun size.

OKTAY VURAL (İzmir) – ABD, İsrail tavsiyesine uymuşlar.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Birincisi, Mürşitpınar’dan birliklerimiz Suriye’ye girmiş ve süratle Karakozak köyüne doğru hareket etmiştir.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Tamamen palavra, ne anlatıyorsun sen be! Sen oradan çekil, gel konuş bir de burada.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Bu birliklerimiz 22 Şubat 00.30 sularında Süleyman Şah Saygı Karakolu’na ulaşmıştır. Yine saat 21.02’de başka bir tank birliğimizse Eşme civarında yine Suriye topraklarına girerek yakın bir mekânda Süleyman Şah’ın yeni kutsal mekânının tanzimi ve naklikubûrun gerçekleştirilmesini teminen gerekli toprak parçasını kontrol altına almıştır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bu Hükûmet hangi yüzle konuşuyor burada? Bu rezaleti nasıl savunabilirler? Nasıl savunabilirler ya?

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Yazıklar olsun! Bin defa yazıklar olsun!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Bu birliklerimiz saat 21.02 itibarıyla bayrağımızı bu toprak parçası üzerinde dalgalandırmıştır.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Ecdadı havaya uçuruyorsunuz, gelip burada konuşuyorsunuz, utanmıyorsunuz!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Buradan ekmek çıkmaz size, ekmek çıkmaz!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Ekmeği bırak… Siz ayakkabı kutularından çıkan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sizin işiniz gücünüz yemek değil mi? Hep yemektesiniz, hep yeme içme. İşiniz gücünüz yemek. (AK PARTİ ve MHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Karakozak’taki Süleyman Şah Saygı Karakolu’na varan birliklerimiz ecdadımızın bize emaneti olan Süleyman Şah’ın naaşı ile diğer emanetleri, karakolda görev yapan 38 Mehmetçiğimizi alarak 06.03 sularında Türkiye’ye güven içinde gelmişlerdir. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Bayrağı oradan indirdin mi indirmedin mi? PKK’yla birlikte yaptın mı, yapmadın mı?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Zillete düşürdünüz bizi.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Süleyman Şah’ın naaşı seni çarpacak, cin çarpar gibi çarpacak!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Operasyon 22 Şubat 2015, 10.12 itibarıyla tamamlanmıştır.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Koca devleti, koca Türkiye Cumhuriyeti’ni terör örgütlerine peşkeş çekiyorsunuz.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Şah Fırat Operasyonu’na 39 tank, 57 zırhlı araç, 100 araç ve 572 personel katılmıştır.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – PKK’nın önünde boyun eğdiniz, yetmedi, şimdi IŞİD’in önünde boyun eğiyorsunuz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Nakliye şirketi! Millî Savunma Bakanı değil, nakliye şirketi sahibi. İki sandukayı getirmeyi başarı diye sunuyor ya!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Yeni ulaştırma bakanı!

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Yaptığınız IŞİD açılımı.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Bu operasyon, Kara Kuvvetleri unsurlarımızca icra edilmiş, Türk Hava Kuvvetlerine bağlı unsurlarsa ülke içinde hazır durumda bekletilmiştir. Her türlü risk içeren bir bölgede çatışma dahi olmaksızın…

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Allah, Allah!

OKTAY VURAL (İzmir) – Vay anasını ya! Kahramana bak, kahramana!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Tabana kuvvet nasıl kaçtığını anlatıyorsun değil mi? Utanın, utanın!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – …bu operasyonun gerçekleşmiş olması Türk Silahlı Kuvvetlerimizin caydırıcı gücünü ve harbe hazırlık derecesini göstermektedir. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Alkışlayın, alkışlayın! Damat Ferit gibisiniz! Damat Ferit Sevr’i imzaladığı zaman da alkışlayanlar vardı!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Bu operasyonu başarıyla gerçekleştiren Türk Silahlı Kuvvetlerimizin Genel Kurmay Başkanı ve kuvvet komutanları başta olmak üzere, tüm mensuplarını tebrik ediyoruz, milletimizin haklı güvenine mazhar olduklarını bir kez daha gösterdiler. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; MHP sıralarından gürültüler)

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Hani Avrupa’yı yönetiyordunuz, hani dünyayı yönetiyordunuz, hani Orta Doğu’yu yönetiyordunuz, ne oldu?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Şah Fırat Operasyonu’nun başlangıcında, intikal sırasında bir personelimiz geçirdiği bir kaza neticesinde şehit olmuştur.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bravo! Bravo Bakan, iyi kaçtınız! Helal olsun size! Çok başarılı kaçak operasyonu yaptınız!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Bu vesileyle, şehidimize Allah'tan rahmet, ailesine ve Silahlı Kuvvetlerimize başsağlığı diliyorum. [CHP sıralarından alkışlar(!)]

OKTAY VURAL (İzmir) – Yüz karasısınız, yüz karası!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Bravo size!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu operasyon Mehmetçik’imizin can güvenliği ve askerî gereklilik de dikkate alınarak gerçekleştirilmiştir.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – AKP'nin mal güvenliği için yaptınız, ne Mehmetçik’in can güvenliği!

OKTAY VURAL (İzmir) – Mehmetçik vatan toprağını korumak için var, senin gibi kaçırmak için yok!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – “Mehmetçik rehin” diye daha önce açıklama yapanlara bugün Mehmetçik’imizin rehin olmadığı gösterilmiştir.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – İyi ki İstiklal Savaşı’nda yoktunuz ya, iyi ki yoktunuz!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Türkiye güçlüdür, millî hak ve menfaatlerini koruma gücüne sahiptir.

OKTAY VURAL (İzmir) – “Çanakkale geçilmez.” diyenler boşu boşuna mı öldü? Sizin zihniyetinizle bırakın Çanakkale’yi korumayı…

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Türk askerinin başına çuval sizin zamanınızda geçirildi. Alıp gelseydiniz ya, başına çuval geçirilmiş Türk askerini alıp gelseydiniz ya!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Bugün Orta Doğu’da yaşanan gelişmelerin geçmişte bir örneği görülmemiştir. Bu istisnai duruma karşı istisnai tedbirlerin alınması da doğaldır. Kaybedilen bir vatan toprağı yoktur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

OKTAY VURAL (İzmir) – Yoktur! Yuh olsun size! Yuh olsun size be! Alkışlayanlara da yuh olsun be!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – He ya yoktur! Terkedilen, kaçılan toprak vardır!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Türkiye egemenlik hakkından vazgeçmemiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar; CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Millî gururumuza kadar, millî onurumuza kadar ne varsa yok ettiniz!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Birçok askerî gereklilikten biriyle ilgili olarak kısa bir açıklama yapmak isterim. Süleyman Şah Saygı Karakolu’na her an bir baskın olma ihtimali de göz önüne alınarak savaş uçaklarımız havada devriye görevi yapmaktadır…

OKTAY VURAL (İzmir) – Ya, orada baskın için karakol kapatıyorsunuz, PKK için askeri çektiğiniz gibi yapıyorsunuz!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – …ve bu bölge yirmi dört saat boyunca insansız hava araçlarıyla da gözlemlenmekteydi.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Zillete düştünüz, zillete!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Ancak, gözlem hava şartları müsait olduğunda yapılmakta, kötü hava şartlarında bu dahi yapılamamaktaydı.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Bak, bak, bak! Meteoroloji bakanı, meteoroloji! Hava tahmin raporu sunuyor!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Bu da mevcut riski artırmaktaydı. Bu tehdidin ne kadar süreceği de bilinmemektedir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bravo! Havanın durumunu da dikkate almışsınız! Ne kadar önemli bir tedbir almış ya!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – “Beş yıl sürer.” diyen de var, “Otuz yıl sürer.” diyen de var. Hangisi olursa olsun, bulunduğu yerde verilecek güvenlik hizmeti ilave risk taşımaktadır. (AK PARTİ ve MHP sıralarından karşılıklı laf atmalar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Vallahi helal olsun ya! Şu zilleti yaşattınız!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Orada ne kuruluyor, onların önünü açtınız!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Bu riski ortadan kaldırmak bu ülke çıkarlarına daha uygundur, burada yapılan da budur. Bir saldırı hâlinde mukabelede bulununcaya kadar geçecek sürede Mehmetçik’imizin kalacağı riskin ise karşılığı yoktur.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Ecdadın kemikleri sızlıyor, kemikleri!

ERKAN AKÇAY (Manisa) –Amerikan, İsrail uşakları!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu operasyonun gerekliliğini Yozgat’ın Yerköy’ünden Seyit Ahmet’in Babası Hacı Osman anlamıştır, Antep’ten Ökkeş anlamıştır, Maraş’tan Ecder, Sivas’tan Ahmet Turan anlamıştır… (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sizin nasıl kaçak olduğunuzu anlamıştır!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Malatya’dan Hocaların Zeynep’in kızı Kudret Ana anlamıştır…

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Sizin ne olduğunuzu anlamıştır!

OKTAY VURAL (İzmir) – Sütçü İmam seni iyi anladı, iyi anladı!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Çanakkale’den Asım, Sakarya’dan Mehmet anlamıştır. Oflu Çakırların Hasan anlamıştır, kısaca milletimiz anlamıştır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sütçü İmam iyi anladı!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Hasan Tahsin ile Nene Hatun anlamıyor, problem orada sizin yaptığınızda.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türkiye daha önce de DEAŞ terör örgütünün rehinesi olan Musul Başkonsolosluk personelinin tecrübesini yaşamıştır.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Sizi Balkan bozgununa uğramış siyasi…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Bu aziz millet, DEAŞ terör örgütü mensupları tarafından Musul Başkonsolosluğu işgal edilip…

OKTAY VURAL (İzmir) – Medine Muharebesi’nde savunan Fahrettin Paşa seni iyi anladı! O muharebede çekirge yiyerek savunanlar iyi anladı!

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – İyi anlar!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – …personeli rehin alındığında “Konsolosluk niye daha önce boşaltılmadı?” diye suçlama yapıldığını hatırlamaktadır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Teslimiyetçi! Çekirge yiyerek korudular be!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – O gün o suçlamayı yapanların bugün niçin karakol boşaltıldı demeye hakkı yoktur.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Karakolu da boşalt! Kimsenin sizi eleştirmeye hakkı yok, bir sizin ihanet etmeye hakkınız var!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – O gün Musul Başkonsolosluğundaki vatandaşlarımızın rehin alınması olayında gerekli tedbirleri almadı diye Dışişleri Bakanımız hakkında gensoru verenlerin…

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Ne kadar haklıymış o gensoru. O gensorunun altında kalsaydınız keşke!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – …bugün Süleyman Şah Karakolu’ndaki personelimizin can güvenliği için alınan tedbirler için niçin alındı demeye de söz hakkı yoktur.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Gazi Osman Paşa lanetliyor sizi!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu aziz millet, Dışişleri Bakanlığında Dışişleri Bakanı, Dışişleri Müsteşarı, MİT Müsteşarı ve Genelkurmay İkinci Başkanı arasında yapılan güvenlik toplantısının…

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Hepiniz istifa edeceksiniz, toptan, hepiniz! Hepiniz istifa! Gözden düştünüz, meşruiyetinizi yitirdiniz! Vatana kasttan istifa etmeniz lazım. Utanın, utanın!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – …dinlenilerek dış güçlere servis edilmesi üzerine yapılan tartışmaları da hatırlamaktadır. O gün “Devlet Süleyman Şah Karakolu’nu bahane ederek Suriye’de savaşa girecek.” diyenleri bu millet unutmamaktadır. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Utanmadan, sıkılmadan, toprağı koruyamadın, bir de bunu eleştirenlere “Haksızlık ediyorsun.” de!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – O gün bu asılsız iddiaları yapanların bu iddialarının bugün boşa çıkmış olduğunu bu millet görmektedir. Olaylar ve gelişmeler o iddia sahiplerini yalanlamıştır.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Tezkereyi sana kaçman için vermedik, orada olup muharebe etmen için verdik. Muharebe edemediniz, sonucuna da katlanacaksınız!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – İddiaları boşa çıkanların ve olayların iddialarını yalanladığı kişilerin bugün yine söz söylemeye hakları yoktur.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Hükûmetimiz her bir vatandaşımızın Hükûmetimiz, her bir vatandaşımızın can güvenliğini koruyacak tedbirleri alır, her bir karış vatan toprağını korumak için gereken tedbirleri de alır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

OKTAY VURAL (İzmir) – Vay, vay, vay! Korumaya bak!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Büyüklere masallar! Uyuyacaklar var! Çocuklara, yavrucaklara masallar anlatıyor!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Biz hep söyledik. Hiç kimse Türkiye’nin ülke topraklarını ve vatandaşlarının can güvenliğini koruma yolundaki kararlılığını test etmesin. Bu kararlılığımızı gerçekleştirdiğimizi bu operasyonda gösterdik.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Selanik’i teslim eden Hasan Paşa’nın heykelini yaptı Yunanlılar; IŞİD de, İsrail de sizin heykelinizi yapar artık.

OKTAY VURAL (İzmir) – IŞİD, PKK seninle gurur duyuyor!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Bu operasyona 39 tank, 57 zırhlı araç, 100 araç ve 572 personel katılmış ise bu ulusal çıkarlarımızı korumak için gereken kararlılığımızı göstermektedir.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Ulusal çıkarla ne alaka sizin yaptığınız? Ulusal çıkar sizin için teslim olmak, “Ver kurtul!” demek, bir adım önde olmak için baş eğmek! Baş eğe eğe boynunuz bastonu geçti, bastonu!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Her türlü tedbiri almaktan çekinmeyeceğimizin de apaçık bir göstergesidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – İçeride faşizm, dışarıya teslimiyet!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Bugünden sonra da bu vatanın ve bu milletin her türlü hakkı ve hukukunu korumak için her ne gerekiyorsa gereğini yapacağız. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Mecliste faşizm uygulayın, IŞİD’e gelince kedi gibi pısın!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Yeni Suriye Eşme’sindeki Süleyman Şah Türbesi ülkemize yaya yürüme mesafesinde.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Geliyor IŞİD, geliyor!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Ecdadına bir Fatiha okumak isteyenleri Süleyman Şah Türbesi’ni ziyaret etmeye davet ediyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Bari Uşak Eşme’ye getireydiniz, daha yakın!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Orada da görülecektir ki bayrak dalgalanmakta, ecdat emanetlerine sahip çıkılmaktadır. Bundan sonra da sahip çıkmaya devam edilecektir.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – İhanetinizi saklamayacağız. Vatan toprağına kastettiniz, vatan toprağını terk ettiniz! Suç işlediniz, suç!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Bize güvenin! Bu güveni bu ana kadar hiç boşa çıkarmadık, bundan sonra da boşa çıkarmayacağız.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Allah bu ülkeyi sizin düştüğünüz duruma düşürmesin! Ne zor iş, ne zor iş!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Suç işlediniz, suç! Yargılanacaksınız!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Sözlerime son verirken bir kez daha Şah Fırat Operasyonu’nun başarıyla gerçekleşmesinde görev alan başta Silahlı Kuvvetlerimiz olmak üzere herkese teşekkür ediyorum.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Bakan olmanız sizi kurtarmayacak. Kim altına imzayı attıysa hepiniz çıkacaksınız Yüce Divanın karşısına.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Bu operasyonun intikali aşamasında bir kaza sonucu şehit olan şehidimiz başta olmak üzere tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, mekânları cennet olsun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sizin mekânınız neresi olur, onu bilemeyiz yani.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Sözlerime Abdurrahim Karakoç’un şiiriyle son veriyorum: “Nusret versin yeri göğü yaratan/ Çekip çıkaralım akı karadan…”

OKTAY VURAL (İzmir) – Vay, vay, vay! Kahramana bakın ya! Kahramana bakın!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – “Ertuğrul Bey, Osmangazi, Murat Han/ Susarsam hakkını helal etmesin.”

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Millete yalan söylüyorsunuz!

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Bakana IŞİD üstün hizmet madalyası versin; PKK, YPG üstün hizmet madalyası versin. Vatan toprağını bırakıp kaçmış, vatan toprağını koruyamamış bir Bakan! Koruyamadınız bir toprağı! Yazıklar olsun size! Yazıklar olsun!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Mezarı koruyamadınız, mezarı!

OKTAY VURAL (İzmir) – Sandukayı getirip de kahramanlık taslıyorsunuz! Şunlara bakın be! Hangi yüzle çıkıyorsunuz!

BAŞKAN – Gruplar adına söz talebi var mı? Soruyorum. (Gürültüler)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Nazmi Gür, Van Milletvekili…

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Gündem dışı ver önce!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Emreder gibi konuşma Özcan!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Ama “Vermiyorum, kesiyorum.” diyor. Burası Meclis.

BAŞKAN – Hakların Demokratik Partisi Grubu adına Nazmi Gür, Van Milletvekili.

Buyurun Sayın Gür. (HDP sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkan, İç Tüzük 67’yi lütfen değerlendirin efendim.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Bakan yalan söylüyor, biz de burada dinlemek durumundayız.

HDP GRUBU ADINA NAZMİ GÜR (Van) – Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, biraz önce Sayın Bakan Genel Kurula bilgi verdi. Biz de Süleyman Şah Operasyonu’yla ilgili gerçekleri, düşüncelerimizi, görüşlerimizi sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Değerli arkadaşlar, böylesi bir operasyon sonucu Süleyman Şah, maalesef, mezarında rahat uyumamış, 3’üncü kez mezar yeri değiştirilerek Suriye’nin ve bizim “Rojava Kürdistan” dediğimiz Kobani kantonunun bir köyüne nakledilmiştir.

Bu olayı baştan itibaren takip ettik, Genel Kurulu Grup Başkan Vekilimiz aracılığıyla bilgilendirdik, Hükûmetten bilgi istedik ve biliyorsunuz, biz burada bir yasayı tartışırken eş zamanlı bir şekilde de bu operasyon gerçekleştirildi fakat bu operasyonu tek başına Türkiye yapmadı. Bu gerçeği sizlerle, arkadaşlarımızla paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, önce, 1923’ten itibaren, Lozan’da Caber Kalesi’nin bir bölümü Türkiye toprağı sayıldı. 1921’de Ankara Antlaşması’yla, Türkiye-Fransa arasındaki bir antlaşmayla, bu Türkiye toprağı orada korundu fakat bir baraj yapımıyla nakledildi. Daha sonra, nakledildiği yerde -yine 2’nci bir baraj- Tabka Barajı yapılırken yerini değiştirme olanağı doğdu ve bu nedenle, bir kez daha, 1995 yılında mezarın yeri değiştirildi. Şimdi, başka bir nedenle, yeni bir baraj yapılmıyor ama başka bir gerekçeyle Hükûmet karar verdi ve Süleyman Şah Türbesi bulunduğu yerden taşınarak Kobani kantonunun Eşme köyüne nakledildi. Geçici olduğunu söylüyor Hükûmet bunun ama bunun yaratacağı hukuki sorunları, uluslararası hukuku da göz önünde bulundurmakta fayda var.

Baştan itibaren, bu operasyon yapılırken değerli arkadaşlar, başta Kobani kantonu yetkilileri olmak üzere, PYD ve YPG yetkilileriyle de görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Olması gereken de buydu aslında çünkü Türkiye'nin Kobani’den bu kadar zırhlı aracı, bu kadar silahlı bir gücü 35-40 kilometre öteye kadar götürmesinin imkânı yoktu dolayısıyla Kobani kantonu yetkilileri PYD ve YPG güçleri bu konuda bilgilendirilmiş, onların onayı, onların katılımı ve desteğiyle bu operasyon gerçekleştirilmiştir.

Bu gerçeği -isterseniz, kısaca- YPG’nin yaptığı basın açıklamasında görmek gerekir; olduğu gibi okuyorum: “Türk ordusuna bağlı zırhlı araçlar ve askerlerin katılımıyla dün gece Süleyman Şah Türbesi'ne yönelik bir operasyon düzenlenmiştir. Bu operasyon, YPG Komutanlığımızın bilgisi dâhilinde ve YPG Kobani güçlerimizin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Türk devletinin talebi ve koalisyon güçlerinin isteğini değerlendiren komutanlığımız insani boyutları ön planda olan operasyonda bir sakınca görmemiş ve onay vermiştir. YPG Kobani Komutanlığımızca belirlenen yetkili arkadaşlarımız ile Türk devlet yetkilileri arasında yürütülen dört günlük tartışmaların ardından operasyon planlaması yapılmıştır.” Bu, ortak bir operasyon elbette ki.

“Bu çerçevede, dün gece saat 21.00'de Türk ordusuna bağlı zırhlı araçlar ve belli sayıda asker Mürşitpınar Kapısı’ndan Kobani kantonu sınırları içine girmiştir. Türk ordusu, daha önce belirlenen yol hattı üzerinden güçlerimize ait araçlar eşliğinde ilerleyerek Süleyman Şah Türbesi’ne ulaşmıştır. Güçlerimizin denetiminde bulunan alanlar içinde Türk askerlerinin mevzilendirilmesi ve ikmalinde sorumluluk alan güçlerimiz geri çekilme esnasında da bu görevini eksiksiz yerine getirmiştir.”

OKTAY VURAL (İzmir) – Bravo! PKK’yla birlikte iş birliği yapıyorsunuz! YPG’nin savunma bakanı mı oldunuz?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sizi Mondrosçular sizi!

NAZMİ GÜR (Devamla) – “Güçlerimizin aktif katıldığı operasyon tamamlanmıştır.”

Bu, tabii, YPG’nin açıklaması değerli arkadaşlar.

Şimdi, bu operasyon sonucu, böyle bir operasyon sonucu taşınmıştır.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Bak, ne hâllere düştünüz? Ne hâllere düştünüz? YPG’den yardım dileniyorsunuz! Sizi sünepeler sizi!

NAZMİ GÜR (Devamla) – Taşınmanın her aşamasında Kobani’de bulunan bütün yetkililer gerekli desteği sağlamıştır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Alkışlasanıza! Alkışlasanıza ya! Ya, alkışlasanıza AKP Grubu! Birlikte operasyon yapmışlar!

NAZMİ GÜR (Devamla) – Değerli arkadaşlar, ikinci önemli konu, elbette ki hukuki durumdur.

OKTAY VURAL (İzmir) – Paşa, arkanı dönsene!

NAZMİ GÜR (Devamla) – Uluslararası hukuka göre, Türkiye defakto bir durum yaratmış ve aslında kendisine ait bir toprak parçasından başka bir toprak parçasına, Kobani’nin Eşme köyündeki toprak parçasına bunu taşımıştır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Arkanı dönsene Paşa! Dönsene!

NAZMİ GÜR (Devamla) – Bu, tümüyle defakto bir durumdur. Kobani’deki Eşme köyü on gün önce yeniden, biliyorsunuz, DAİŞ güçlerinden, çetelerinden temizlendi; çatışa çatışa temizlendi, orada YPG güçleri onlarca şehit verdi. Eşme köyünün bir Suriye toprağı olduğunu ve aynı zamanda Kobani kantonunun bir parçası olduğunu asla unutmamamız lazım. Sınıra yakın, 100 metre, 180 metre uzaklıktaki bu alan elbette ki Kobani kantonunun yetkililerinin izniyle ve desteğiyle gerçekleştirilmiştir. (MHP sıralarından gürültüler)

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Yazıklar olsun!

OKTAY VURAL (İzmir) – Bravo, AKP Grubundan alkışlar!

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Sayın Paşa, Sayın Bakan, duyuyor musun?

NAZMİ GÜR (Devamla) – Oradaki toprak parçasının defakto bir durumla Süleymah Şah Türbesi’ne dönüştürülmesi bundan sonra elbette ki hem kanton yönetimi hem de Kürtler açısından son derece önemli bir tarihî durumdur. (MHP sıralarından gürültüler)

OKTAY VURAL (İzmir) – Kahraman Millî Savunma Bakanı! Kahraman Millî Savunma Bakanı, IŞİD’le, PKK’yla nasıl anlaşma yaptığını açıkla!

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Bu millete, bu büyük devlete bu zulüm, zulüm!

NAZMİ GÜR (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bundan sonra Süleyman Şah Türbesi’nin yapılacağı alan elbette ki, söylediğimiz gibi, Eşme köyünün toprakları ve Kobani kantonuna bağlı bir toprak parçası.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Acaba YPG’ye bunun karşılığında ne verildi, hangi sözler verildi?

NAZMİ GÜR (Devamla) – Oranın da aynı zamanda, Sayın Bakan, bir özel mülkiyet konusu olduğunu da sizlere belirtmek lazım. Bu geçici durum, defakto durum Hükûmetin kibir dolu açıklamalarına yansıtılmış, bu bir zafer olarak ilan edilmiştir ama orada bulunan güçlerin, yerel(x) güçlerin; orada bulunan, iş birliği yaptığı bütün güçlerin bu operasyondaki başarısını göz ardı ederek dile getirilmesi elbette ki üstten bakıcı, elbette ki kabul edilemez bir durum ve tutumdur.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bak, bak, bak, bak! Ey milletim, duyun! Yazın bunu yandaş, candaş medya, yazın!

NAZMİ GÜR (Devamla) – Şimdi, önümüzde önemli bir konu daha var değerli arkadaşlar; o da iki aşamada gerçekleştirilecek bu operasyon henüz bizce bitmemiştir çünkü birinci aşamada orada görevli olan askerler geri çekilmiş, ikinci aşama ise türbenin Türkiye sınırına yakın olan bir bölgeye taşınma işidir. Bu iş uluslararası hukuka gerçekten ne kadar uygundur, ne kadar değildir, önümüzdeki günlerde son derece tartışma konusudur. Dediğimiz gibi, uluslararası hukuka karşı defakto bir durum söz konusudur. Bu defakto durum karşısında, elbette ki Süleyman Şah, Eşme köyünde yapımı devam edecek olan bu türbeye defnedildiğinde, aynı zamanda demokratik ve özgür Suriye güçleriyle bundan sonra ve rejim değişikliği gerçekleştirildiğinde, yeni bir mutabakat zaptının uluslararası hukuk konusu olacağı da kesindir. Bu taşınma işinin uluslararası hukuk boyutunu da bu şekilde dile getirebiliriz.

Diğer önemli bir konu değerli arkadaşlar, o bölgede Kobani kantonu ile Türkiye arasındaki ilişkilerdir. Biz öteden beri, Rojava bölgesinde kurulan 3 kantonun Türkiye’yle olan iyi ilişkilerinin sürdürülmesini, geliştirilmesini istedik ama her zaman Hükûmet arkasını döndü, her zaman Hükûmet bu güçlerle ilişkilerde son derece ketum davrandı. Örneğin, Kobani’de altı aydır savaş sürerken Kobani’de insani bir kantonun açılması konusunda da son derece ketum davrandı ama işte, görüyorsunuz, Kürtler insani bir durum söz konusu olduğunda iş birliğinden kaçınmıyorlar.

Bu, elbette ki Türkiye-Kobani kantonu ilişkileri açısından son derece önemli bir dönüm noktasıdır; bizim açımızdan, bundan sonra, Türkiye Hükûmetinin Kobani’yle birlikte 3 kantonu tanıması, onlarla ilişkilerini sürdürmesi, 3 bölgede de 3 resmî kapının açılmasıdır. Mürşitpınar Sınır Kapısı artık, bundan sonra resmî bir gümrük kapısı olarak açılmalı, sadece insani yardım ya da insan geliş gidişlerinden çıkarılmalı, Kobani Hükûmetiyle resmî ilişkiler düzeyinde bu Mürşitpınar Kapısı gümrük kapısı olarak, resmî gümrük kapısı olarak aynı zamanda ticari ilişkilere de, ticarete de açılmalıdır.

Bu ilişki tarzı elbette ki bölgede yeni bir durum yaratacaktır. Böyle bir durum üzerinden Hükûmetin ilişkilerini geliştirmesini, Hükûmetin her 3 kantonu tanımasını ve bundan sonra demokratik ilişkilerin sürdürülmesini, elbette ki biz, Türkiye’nin yararına, Türkiye’nin çıkarına görüyoruz. Kantonlarla böylesi bir ilişkinin, böylesi bir yapıcı ilişkinin elbette ki iki yıldır sürdürdüğümüz demokratik çözüm sürecine, barış sürecine de olumlu katkıları olacağını düşünüyoruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ederim.

OKTAY VURAL (İzmir) – AKP Grubu, alkışlayın! İşte ortağınız, alkışlasanıza!

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Getirdiğiniz manzara bu işte, yazıklar olsun!

BAŞKAN – Sayın Vural, biraz önce Hükûmete yirmi dakika verilmesinin yanlış olduğunu beyan ettiniz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet.

BAŞKAN – Yanlışlık varsa düzeltiriz, size de yirmişer dakika yani gruplara da yirmişer dakika veririz. dedim. Ancak -örnekleri gelecek ama- iki tane örnekte gündem…

OKTAY VURAL (İzmir) – Var, örnekleri gördüm efendim. Bunlar yanlış örnekler. Çünkü, Sayın Başkan, madde üzerinde de, tümü üzerinde de grupların ne kadar söz hakkı varsa Hükûmetin de o kadar söz hakkı vardır. Dolayısıyla, bu uygulama yanlış olabilir. Hükûmet Parlamentonun üzerinde değildir.

Maddelerde on dakika veriyorsunuz, bizim de on dakikamız var; tümünde yirmi dakika veriyorsunuz, bizim de yirmi dakikamız var. Sadece ve sadece soruşturma önergelerinde sınırsızdır, diğerlerinde eşitlik vardır.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Nerede yazıyor?

OKTAY VURAL (İzmir) – Yürütmeyi bu konuda yasamanın üzerinde göstermek doğru değildir. O bakımdan ben söyledim. Yoksa uygulamaların bir kısmından haberdarım.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ederim.

Ama, şimdiye kadar uygulamalar bu. Bundan sonrası için, sayın grup başkan vekilleri toplanalım…

OKTAY VURAL (İzmir) – Böyle vereceğinizi söylediniz ama.

BAŞKAN – Tekrar bu kararlaştırılabilir efendim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, daha önce şu uygulamalar yapıldı: Hükûmete yirmi dakika süre verildi; İç Tüzük’te muhalefet partilerine onar dakika süre verileceği yazılı olmakla birlikte, uygulamada bu on dakikalık süreyi aştık. Ben bunun tanığıyım, burada bunu yaptık. O nedenle, ben bu on dakikalık sürenin siyasi parti gruplarının mutabakatıyla artırılmasını ve yirmi dakikaya çıkarılmasını öneriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum Sayın Hamzaçebi.

Şimdi, gruplar adına ikinci konuşmacı…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, bu önerime bir değerlendirme yapmayacak mısınız?

BAŞKAN – Ama efendim, öneri…

Sayın Hamzaçebi, iki tane örnek geldi. Ben örnekleri de daha çoğaltabilirim yani.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, ama…

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Viskoelastik ve antik önergeler! Diğer milletvekili onar dakika…

BAŞKAN – Hükûmetin gündem dışı konuşmalarında daha önce gündeme getirilmeyen bir konu, özellikle bugün getirildi. Doğrusu, biraz önce ben Sayın Vural’a yaptığım açıklamada, grup başkan vekilleriyle toplanılıp bundan sonra bu konu kararlaştırılır dedim. Başka nasıl cevap verebilirim ki?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, benim dediğimi bir araştırın efendim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, İç Tüzük 59 Hükûmete de yirmi dakika verileceğini yazmıyor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, benim dediğimi de araştırın, bu uygulama da yapıldı.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bakın, Sayın Başkan, “Ben aynı süreyi veririm.” dediniz.

BAŞKAN – Yanlışsa düzeltirim dedim efendim, söylediğim sözlerin arkasındayım, yanlışsa düzeltirim dedim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, benim dediğimi de araştırın.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, İç Tüzük 59 Hükûmete yirmi dakika vereceğinizi yazmıyor.

BAŞKAN – Sayın Zozani, uygulamadan bahsediyorum ben.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Uygulama değil, İç Tüzük’ü uygulamak zorundasınız. Yazmıyor öyle bir şey ya!

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, şimdi, siz 2 uygulama getirdiniz. Kanunlar ve Kararlar Başkanlığına söyleyin, benim dediğimi de araştırsınlar, bu uygulamayı da göreceksiniz efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Şimdi, ikinci konuşmacı grup adına kim efendim, hangi grup söz istiyor?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, devam etmekte ısrar ederseniz tutumunuz üzerinde usul tartışması talep ediyorum.

BAŞKAN – Efendim, istemiyorsa geçeceğim ben, ne yapayım, geçmek zorundayım yani.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, tutumunuz üzerinde usul tartışması talep ediyorum.

BAŞKAN – Efendim, usul tartışması açacak herhangi bir söz…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Efendim, yanlış uyguluyorsunuz İç Tüzük’ü. Tutumunuz üzerinde usul tartışması talep ediyoruz Sayın Başkan, İç Tüzük’ü yanlış uyguluyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın Altay, siz söz mü istiyorsunuz?

ENGİN ALTAY (Sinop) – Faruk Loğoğlu…

BAŞKAN – İkinci konuşmacı Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Faruk Loğoğlu, Adana Milletvekili.

Buyurun Sayın Loğoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz rahatsız olduğum için sesim tam çıkmayabilir ama konu çok önemli.

Öncelikle, Sayın Millî Savunma Bakanını dikkatle dinlediğimi söyleyemeyeceğim, hatta dinlemediğimi söyleyeceğim çünkü Sayın Bakanın buraya çıkıp gazetelerde yer alan haberlerden müteşekkil bir sunum yapmasını kınıyorum ama Adalet ve Kalkınma Partisi yetkilileri her zaman bunu yapıyorlar, kapalı oturumlarda da bunu yapıyorlar, böyle hayati konularda da aynı şeyi yapıyorlar.

OKTAY VURAL (İzmir) – O da bilmiyor ki zaten, YPG’nin isteğiyle hareket ediyor!

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Benim Millî Savunma Bakanından beklediğim şuydu: Türk milletinden bu vahim hata için, bu vahim operasyon için, sonuçları Türkiye Cumhuriyeti’nin üstüne bir kara leke olarak kalacak olan bu vahim operasyon için keşke özür dileseydi. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar) Neden bir kara leke? Çünkü, ilk defa askerimizin eliyle bir vatan toprağının parçası, belirsiz, muhatabı belli olmayan bir kişilere teslim edilmiştir, vatan toprağı teslim edilmiştir. Operasyon için Suriye hükûmetinin rızası alınmamıştır.

Şimdi, konunun çok ayrıntıları var, lütfen, çok ayrıntıları var; uluslararası hukuka aykırılık bunlardan bir tanesi. Uluslararası hukukta, bir ülkeye bir askerî operasyon düzenleme hakkı ancak meşru savunma durumunda ortaya çıkar. Suriye’den Türkiye’ye yönelik bir saldırı yok, bildiğimiz kadarıyla AKP iktidarının yakın dostu olan IŞİD’den de henüz bir saldırı yok. O bakımdan, bu askerî operasyon yani Suriye topraklarına çok sayıda asker ve tankla girilmesi, bir defa, Suriye hükûmetinin yaptığı açıklamalara da bakarsanız, Suriye’ye bir saldırıdır, Suriye topraklarına karşı bir saldırıdır.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın vekil, sen Suriye’nin vekili misin? Sen Suriye’nin vekili misin ya “Suriye’ye saldırdın.” diyor ya?

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – İkincisi, bu iktidar…

Lütfen laf atmayın, laf atmayın.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Dinle de anla, dinle!

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Sanki Suriye’ye saldırmış zannediyor kendini.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Siz IŞİD’in vekili misiniz?

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Suriye’ye sanki bir şey yaptınız da, hava atmaya kalkmayın bari.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Bu iktidarın istismar etmediği hiçbir şey kalmamıştır bu ülkede. En son istismar ettikleri de Türkiye Cumhuriyeti’nin, halkımızın kanıyla, canlarıyla boyadığı bayrağımızdır. Hangi anlamda istismar edilmiştir? Çünkü, öncelikle, yine asker eliyle bu bayrak gönderinden indirilmiş, başka bir yere nakledilmiş, nakledildiği yer -dikkatinizi çekiyorum, ikinci uluslararası hukuka aykırılıktır- Suriye toprağıdır. Suriye bizim arka bahçemiz mi? Suriye, bizim istediğimiz an istediğimiz yere girebileceğimiz, üzerinde hâkimiyet kuracağımız, askerî alanlar kuracağımız bir komşu ülke mi?

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın konuşmacı kimin adına konuşuyor? (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Türk ulusunun adına konuşuyorum. Türk ulusunun adına konuşuyorum. Siz kimin adına konuşuyorsunuz? Ben Türk ulusunun adına konuşuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Suriye adına konuşuyorsunuz sanki, konuşmalarınızı gözden geçirin. Suriye adına mı konuşuyorsun sen?

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Siz İsrail adına konuşuyorsunuz!

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Devlet adamı gibi konuşuyor devlet adamı! Hukuk adına, ahlak adına doğruyu konuşuyor! Sanki gitmiş de Suriye’ye girmiş de bir şey yapmış gibi! Hani bıçak kemiğe dayanmıştı ne oldu?

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Bu hukuk dışılığa ilk defa Türk askeri ortak edilmiştir, Türk askeri ortak edilmiştir. Biz, sizin, siyasetçiler olarak yaptığınız yanlışların, hataların altından kalkarız ama askeri, Türk askerini, Mehmetçik’i hatalarınıza ortak edemezsiniz.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Burası aşiret devleti mi? Ders veriyor, dinleyin de öğrenin. Ders veriyor bedavaya.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Suriye’ye danışmanlık yapıyordur!

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – “Uluslararası hukuk” denilen bir şeyden haberiniz olsun! Bir gün size de lazım olacak.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Bu hatayı da bu durumda yapmışsınız, bunu Türk milleti asla, asla affetmeyecektir. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, Süleyman Şah Türbesi uzun geçmişi olan bir...

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Mevlâna Türbesi’ni ne zaman taşıyacaksınız, onu da merak ediyorum.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Bu konuda benim kanaatim, milletimizin büyük bir kısmının bu operasyondan rahatsızlık duyduğu kesindir ama Mustafa Kemal Atatürk ve bu konuya Lozan’da sahip çıkan, 1939 yılında sahip çıkan İsmet İnönü’nün herhâlde kemikleri bugünün koşullarında bayağı sızlıyordur; bunu da hatırlatmak isterim.

Bugün öyle bir Hükûmet var ki başımızda, vatandaşını, toprağını, bayrağını koruyamayan bir Hükûmettir. (CHP sıralarından alkışlar)

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Satar! Satar! 50 kere bayrak indirdiniz!

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Bunu Musul’da gördük, bunu Mavi Marmara olayında gördük. Gemiler gidecekti, ne oldu? 7 vatandaşımız öldürüldü. Bunları sineye çekebiliyor musunuz?

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Çeker onlar Hocam!

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Bunun sorumluluğunu üstünüze alabiliyor musunuz? Onun için, lütfen, ağzınızı açmadan doğru düşünün.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Uluslararası sularda saldırılmıştır.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – E, tamam, ne oldu? Biz de onu söylüyoruz.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Ne oldu? Onu söylüyoruz.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Hani siz dünyayı yönetiyordunuz?

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Şimdi, deniyor ki: “Askerlerimizin canları tehlike altındaydı.” Evet, bir IŞİD tehlikesi var ama IŞİD’ten hiç bahsetmeyen, hiç karşısına almayan, her türlü yardımı, her türlü manevi desteği veren bir AKP Hükûmeti var.

AHMET YENİ (Samsun) – Nereden biliyorsun?

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – IŞİD lafı ağzınızdan çıkıyor mu? Çıkmıyor. Onun için -herhâlde diyorum- yani vatanını korumak için canını veren bu ülke, bu insanlar, oradaki askerlerimiz de herhâlde buna hazırdılar ama AKP’nin fıtratında vatan için can vermek diye bir şey yok anlaşılan. (CHP sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Aynen iade ediyoruz size, aynen iade ediyoruz!

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Burada, tabii, Türk Silahlı Kuvvetleri kendisine verilen bir emri icra etmiştir.

İSMAİL AYDIN (Bursa) – İran ve Suriye karşı.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – İbretlik bir konuşma yapıyor şu anda!

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Bu emrin her bakımdan yanlış olduğunu herhâlde sadece biz görmüyoruz, sizler de görüyorsunuz ama buna ses çıkartamıyorsunuz, keşke sesiniz çıksa.

AHMET YENİ (Samsun) – İran niye karşı bize?

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Bütün bunlar…

AHMET YENİ (Samsun) – İran niye karşı?

ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) – İran niye karşı çıktı?

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Buraya nasıl geldik, onu bir irdeleyelim. Buraya nasıl geldik, buraya böyle kendi kendimize mi geldik?

AHMET YENİ (Samsun) – Esad karşı, İran karşı, siz karşısınız.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Adalet ve Kalkınma Partisinin Suriye ve Irak bağlamında izlediği yanlış politikalar nedeniyle bugüne geldik.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – İsrail niye destekliyor? Siz onlara bakın. Topraklarınızı terk etmiş… İran niye, İran? İran “Ankara’dan çekil, çok iyi olacak.” dese yanına mı gideceksin?

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Bugüne gelmemizin sebebi izlenen yanlış politikalardır, bunu asla unutmayın. Türkiye sıfır sorunla başladı komşularıyla, ne oldu, tam tersi bir noktaya geldi. Ayıptır! Yani, Türk askerinin bayrağını indirmesi, Türk toprağını kime teslim ettiği belli olmayacak şekilde -herhâlde IŞİD’e teslim ettik çünkü ona da kısaca değineceğim birazdan- oradan çekilmesi bu milletin alnına sürülmüş kara bir lekedir, buna hakkınız yok.

Şimdi, Musul Başkonsolosluğumuzun zamanında tahliye edilmemesi ne kadar yanlış idiyse Süleyman Şah Türbesi’ndeki askerlerimizin -askerlerimizin diyorum- tahliye edilmesi veya geri çekilmesi yani bir ricat anlayışı, bir korku anlayışı içinde geri çekilmesi daha da vahim bir yanlış olmuştur. Şimdi, basın ve medyada bunun tartışmaları çok yapılıyor, bu gerçekler de ortaya çıkacak. Bu memlekette hiçbir gerçek, sizin bütün gayretlerinize rağmen, gizli kalmayacak, bütün bunlar gün ışığına çıkacak. IŞİD’le yapılan iş birliği, PYD’yle yapılan iş birliği… Üç gün önce Cumhurbaşkanınız gürlüyor “Efendim, işte PYD şöyledir, böyledir.” diyerek. Ondan sonra bakıyoruz, böyle bir operasyon için PYD’den yardım alıyoruz. IŞİD ortada yok, IŞİD’e bir laf söylenmiyor. Niçin? Bu, IŞİD nedeniyle çekilmedi mi? Niçin Sayın Savunma Bakanı bu konuyu anlatırken IŞİD’den bahsetmiyor? Niçin IŞİD’in karşımızda olduğunu, bir terörist örgütü olduğunu anlatmıyor bize?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Tüm IŞİD müttefikleri, o nedenle Sayın Loğoğlu.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Onun için yani bizimle burada paylaşılan fikirleri, bilgileri ben… Bilgi olarak da kabul etmiyorum, bilgi olarak da kabul etmiyorum.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Şiir okudu, şiir.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Yani, bu, Meclise karşı, Meclis üzerinden Türk milletine karşı bir saygısızlıktır. Siz kendinize göre bir siyaset oyunu oynuyorsunuz, sözde başarılı olduğunuzu düşünüyorsunuz. Geçen akşam, geç saatlerde iç güvenlik paketi burada konuşulurken, baktım, efendim, Cumhurbaşkanının, “Bu yasa geçecek.” lafını duyunca herkes, sizler alkış tutuyorsunuz.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Biz de geçmesini istiyoruz da ondan.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Aynı sözler Başbakanın ağzından tekrarlandığında alkış tutuyorsunuz. Biraz kendinize güvenin, biraz kendinize saygı duyun.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Emekli büyükelçilerin hepsi “Doğru.” diyor da…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Biz kendimize saygı duyuyoruz. Biz kendimiz de yasanın çıkmasını istiyoruz da onun için alkışlıyoruz.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Yani, bu memleketin sahipleri sadece Tayyip Erdoğan ve sadece Davutoğlu değil. (CHP sıralarından alkışlar) Bu memleketin sahipleri buradaki bizleriz, bu memleketin sahipleri milletvekilleri olup bizleriz. Onun için bu memlekete, bu insanlara, halkımıza ve halkımızın çıkarlarına sahip çıkacaksınız; bunu unutmayın. Ha, yapmıyorsunuz, keyfiniz bilir ama bunun maliyetini, bunun faturasını ödeyeceksiniz.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Suriye’den yana konuşuyorsun, “Sahip çıkın.” diyorsun ya .

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Ben Suriye’nin sözcüsü falan değilim; biz uluslararası hukukun sözcüsüyüz, uluslararası hukukun sözcüsüyüz.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – “Suriye’nin sözcü gibi konuştun.” diyen yok. Tutanaklardan bir oku.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Onun için biraz kitap karıştırın, biraz şey yapın, sağa sola sorun uluslararası hukuk nedir diye.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Kitapları karıştırırken kafan karışmış senin.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Benim kafam tertemiz, benim kafam tertemiz. Onun için…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Karışmış, karışmış; sen kitapları karıştırırken kafanı karıştırmışsın.

AHMET YENİ (Samsun) – Türk milletinin sözcüsü olun.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Efendim?

AHMET YENİ (Samsun) – Türk milletinin sözcüsü olun.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Yani, lütfen, sakin olun.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sen şu tutanaklardan bir oku, ondan sonra gel özür dile bakalım milletten.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Benim sakin konuşmam durumun vahametiyle orantılı bir sükûnet değil, sadece meselenin vahametini tam olarak anlatmak, paylaşmak için sesimi yükseltmemeye çalışıyorum. Onun için, sakin konuşmak meselenin önemli olmadığı anlamına gelmiyor. Bu sözlerle, vatanınıza sahip çıkın, askerinize sahip çıkın, bayrağınıza sahip çıkın, toprağınıza sahip çıkın diyorum.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Suriye’den yana olma.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Tutanakları oku ve gel, özür dile.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bostancı.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Efendim, sayın konuşmacı “AKP’nin fıtratında vatan için ölmek yoktur.” diye bir hüküm ifade etti.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Doğru söyledi.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Doğru söyledi.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Bu çerçevede, arkadaşları da “Doğru söyledi.” diyorlar.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Onu bir ortaya koy da bir görelim ya. Çekildiniz mi, çekilmediniz mi? Süleyman Şah’ı koruyabildiniz mi, koruyamadınız mı, onu söyleyin ve gidin.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bostancı, iki dakika süre veriyorum sataşma nedeniyle. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu’nun Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın gündem dışı konuşmasından sonra CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Özcan Bey’i biraz sükûnete davet ediyorum. Sağlığından ciddi olarak endişe edeceğim. Biraz öncesinden beri çok hararetli bir şekilde konuşuyor.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Ruh sağlığı mı?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Bizim için kıymetli, sağlığına bir şey olsun istemeyiz.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sağlığımız feda olsun ülkeye. Biz ülke adına endişe ediyoruz.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Sayın Loğoğlu diplomat, öyle bir gelenekten geliyor. Diplomatlar çok rasyonel insanlardır, ne hamasi kışkırtmalara gelirler ne de siyasi angajmanlar esasen onların değerlendirmelerini etkiler.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Tüm bu gelenekleri bozdunuz işte.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Ancak öyle anlaşılıyor ki Meclisin atmosferi ve bu siyasi münakaşalar, biraz, diplomat geleneğinden gelen arkadaşları da etkiliyor.

Sayın Loğoğlu’nun müktesebatında var olan rasyonelliğe sesleniyorum: “AKP’lilerin fıtratında vatan için ölmek yoktur.” cümlesi, doğru bir cümle olabilir mi?

AHMET YENİ (Samsun) – İade ediyoruz kendisine.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Aynen doğru, çok doğru.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Bu ülkenin yarısı ya.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Oy verenleri kastetmiyoruz, kimleri saydığımız belli.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Pazarlama var, pazarlama.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Bakın arkadaşlar, AK PARTİ, “AKP’liler” dediği, bu milletin yarısıdır.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Bu milletin yarısıdır.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – “AKP’liler” dediği, bu milletin yarısıdır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Vatan için ölmek lazım geldiğinde, biz inanıyoruz ki…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Kaçarsınız, kaçarsınız.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – …hangi partiden olursa olsun herkes kendisine düşen görevi yapar…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – “Analar ağlamasın, analar ağlamasın!”

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Savaşmazsınız sıvışırsınız.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – ...ancak AK PARTİ’nin önemli bir farkı var, o fark da şu.

OKTAY VURAL (İzmir) – “Analar ağlamasın!”

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Savaşma, sıvış.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Siyasetin asli görevi herkese ölüm yolunu göstermek değildir, insanları yaşatabilmektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Gerektiğinde ölürüz…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Ne için ölürsünüz?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – …ama her vesile hamasi bir kışkırtmayla insanları ölüme çağıran bir siyasi dil, uygun bir dil değildir.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Ne için ölürsünüz? Dolarlar için mi, vatan için mi?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - Sayın Loğoğlu, bir de Türk milletine saygısızlıktan bahsetti…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – …öyle suçladı bizi ama kendi konuşması o saygısızlığın bir işaretiydi bence.

Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Sayın Başkan, doğrudan doğruya, sayın konuşmacı şahsımı, ismimi anarak bana sataşmıştır.

BAŞKAN – Şahsınız adına?

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Evet.

BAŞKAN – Ne söyledi efendim?

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Ne demedi ki.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – “Sağlığından endişe ediyorum.” dedi yani “Sağlıksız.” demek istedi. Ben şimdi kimin sağlıklı, kimin sağlıksız olduğunu…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – “Bizim için kıymetli.” dedim. Ne takılması? Özcan, çok ayıp.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yeniçeri. (MHP sıralarından alkışlar)

2.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Evet, böyle bir fırsatı verdiği için önce teşekkür ediyorum.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Aslan gibi, aslan!

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) - Sayın Başkan…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Niye o kadar neşelisin?

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) - …şunu çok açık bir şekilde söyleyeyim ki öfkemiz çok büyüktür, hiddetimiz çok büyüktür. (AK PARTİ sıralarından “Oo” sesleri) Bu öfke ve hiddet sizi milletin önünde mahvedecektir, bunu böyle bilin!

Sizin, Süleyman Şah Türbesi’nin terkini ve Türk askerinin onurunu ve haysiyetini ayaklar altına alan bu tutumunuz, hiçbir suretle, hiçbir gerekçe altına alınarak savunulamaz; AKP Hükûmetinin Türkiye sınırına 100 kilometre mesafedeki bir toprak parçasını koruyamadığının net ve açık kanıtıdır.

Ayrıca, bu çekiliş, AKP iktidarının Türkiye’nin egemenliğini ve çıkarlarını koruma iradesinin olmadığını göstermiştir; Kerkük, Musul, Telafer, Tuzhurmatu ve Süleyman Şah Türbesi’nin bulunduğu bölgeye kadar uzanan coğrafyada yaşayan Türkmen nüfusunun tamamının mahvedilmesi ve yok edilmesine giden yolu açmıştır. “Kobani düştü, düşecek.” diyen Erdoğan, Süleyman Şah Türbesi’ni IŞİD havaya uçurmadan proaktif davranarak kendisi havaya uçurmuştur.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Süleyman Şah düştü.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) - Kobani’deki teröristler direnerek IŞİD’i durdururken AKP kaçarak IŞİD ile PYD’nin önünü açmıştır.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Aynen öyle olmuştur.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) - Süleyman Şah Türbesi’nin bulunduğu alan Kobani’nin devamı olan bir bölgedir. Kobani’de egemenliğini direnerek pekiştiren PKK, PYD önünde engel olan Süleyman Şah’taki Türk egemenliğini de sona erdirmiştir ve PKK ve PYD’nin önü açılmıştır. Ruhsuz ve şuursuz AKP’nin palavracı yöneticilerinin ecdat edebiyatı, terk edilen türbenin enkazı altında kalmıştır. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) – Aynaya bak, aynaya!

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkan…

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) - Geri çekiliş, büyük bir başarısızlık ve onur kırıcı bir yenilginin adı hâline gelmiştir. Gazze’yi kurtarmak için yola düşen Erdoğan, Süleyman Şah Türbesi’nden ancak yakarak, yıkarak ve kaçarak kendisini kurtarmıştır. Erdoğan ve Davutoğlu ikilisinin genelde Orta Doğu, özelde ise Suriye’de izlediği politikanın iflası bu çekilişle tamamen tescillenmiştir. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) – Aynaya bak, aynaya!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Aynaya baksam, benim aynada Alparslan, Fatih, Yavuz çıkar; siz bakın, Mondros'un imzacıları çıkar ve siz bakın, Damat Ferit çıkar. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Yürü! Yürü!

OKTAY VURAL (İzmir) – Damat Ferit’in milletvekilleri!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bir saniye…

Sayın Loğoğlu, buyurun, siz niye söz istiyorsunuz?

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Adana) – Sayın Başkan, sözlerim çarpıtıldı, sataşma var, ismen defalarca zikredildim; onun için söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Loğoğlu, sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum.

3.- Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Adana) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Öncelikle, burada hamasetten bahsediyor isek bunun ustaları bu sıralarda oturan, birazda arkamızda oturan Sayın Bakanımızdır.

AHMET YENİ (Samsun) – Ayıp, ayıp, şu yaptığına bak!

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – İkincisi: Sayın Bostancı her zaman yaptığı gibi bilgili bir edayla ama içeriğinin tümüne baktığınız zaman içinde terslikler olan, tutarsızlıklar olan bir konuşma yapmıştır.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Yapmayın!

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Şu anlamda, onu söyleyeceğim: Rasyonalite, diplomasi mesleğine has ve onunla sınırlı bir olay değildir.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Tabii ki.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Rasyonalite, şurada en fazla hâkim olması gereken unsurdur. (CHP sıralarından alkışlar) Ama şu sıralardan en az gördüğümüz unsur feraset, rasyonalite ve buna benzer diğer değerlerdir.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Yapmayın, yapmayın!

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Onun için, evlerinize döndüğünüzde lütfen bu hesabı yapın, ellerinizi vicdanınıza koyun, hakikaten rasyonel mi hareket ediyoruz, vicdanlı mı hareket ediyoruz; bu soruları sorduğunuz zaman cevaplar gayet açıktır.

Sataşma oluyor, “Efendim, siz Suriye’nin sözcüsü durumunda mısınız?” diye.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Suriye de çok rahatsız, siz de rahatsızsınız.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Şimdi, yani, bu, bir milletvekiline, Türkiye Cumhuriyeti halkı tarafından seçilmiş bir milletvekiline söylenecek bir söz mü?

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Ya, ben sataştığımda siz konuşuyor muydunuz?

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Rasyonel bir söz mü? (CHP sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Konuşmalarınıza bakın, konuşmalarınıza!

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Onun için, lütfen yani, her şeyi dengeli görelim, her şeyi kendi çapında görelim.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Konuşmalarınıza bakın da özür dileyin bir.

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Suriye’yle paralelsiniz, Suriye’yle paralel.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) – Ağzınızı tutun lütfen, ağzınız çok konuşuyor, ağzınız yanlış konuşuyor. Onun için, lütfen, lütfen…

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

OSMAN ÇAKIR (Düzce) – Türkiye’nin yarısından özür dileyin.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Tutanakları okuyun da gelin özür dileyin.

VI.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Hükümetin Gündem Dışı Açıklamaları (Devam)

1.- Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın, Süleyman Şah Türbesi’ne yapılan operasyona ilişkin gündem dışı açıklaması ve HDP Grubu adına Van Milletvekili Nazmi Gür, CHP Grubu adına Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu, MHP Grubu adına Ankara Milletvekili Yıldırım Tuğrul Türkeş ve AK PARTİ Grubu adına İstanbul Milletvekili Şirin Ünal'ın konuşmaları (Devam)

BAŞKAN - Gruplar adına üçüncü konuşmacı Tuğrul Türkeş, Ankara Milletvekili.

Buyurun Sayın Türkeş.

MHP GRUBU ADINA YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Ankara) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Süleyman Şah Saygı Karakolu’yla ilgili dün sabahtan itibaren -evvelden de duyduk ama- takip ettiğimiz konular ve bugün Sayın Millî Savunma Bakanının burada yaptığı açıklamaların hiçbiri maalesef tatmin edici değildir ve gerçeği de tam olarak yansıtmıyor.

Şimdi, dün, Sayın Başbakan, Genelkurmay karargâhında sabahtan açıklama yapacak. Anonslar yapılıyor altıdan, altı buçuktan itibaren; yedi buçukta yapıldı, yapılamadı; sekizde, sekizi on geçe, bir heyecan yaratılıyor. Ondan sonra, Sayın Başbakan çıktı, tarih, coğrafya, hamaset… Allah aşkına, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı Genelkurmay karargâhında siyasi şov içinde olmalı mı böyle? Oradaki konuşma ciddi bir askerî operasyonun izahı mı, yoksa malumatfuruş şeklinde “Ben bunları bilirim, ben oranın coğrafyasını da bilirim, tarihini de bilirim.” mi?

Değerli arkadaşlar, bir kere neyi yaşadık? Neyi yaşadığımıza bir bakalım: Türkiye Cumhuriyeti topraklarının dışındaki tek toprağımızı -Musul’daki konsolosluk rezaletini konuşmuyorum, bugün ona çok fazla vaktimiz yok ama- Türkiye’nin dışındaki tek toprağımızı terk ettik. Türkiye hududunun dibine de Amerikanvari Iwo Jima taklidi bir bayrak kaldırma hareketini de marifet olarak kamuoyuna sundunuz. Ya, utanmıyor musunuz? Ayıp değil mi bu?

SONER AKSOY (Kütahya) – Sen utan!

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Devamla) – Hakikaten utanmıyor musunuz?

SONER AKSOY (Kütahya) – Sen utan!

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Devamla) – Yani, oralardan, arkadan görünmeden laf etmek o kadar problem değil.

SONER AKSOY (Kütahya) – Ayıp, ayıp, utanmıyorsun!

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Ar damarları çatlamış, ar damarları çatlamış.

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Devamla) – Ama Diyarbakır’daki 2’nci Hava Kuvvet Komutanlığının…

SONER AKSOY (Kütahya) –“Utanmıyor musunuz?” ne demek, adam gibi konuş!

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Devamla) – Ah keşke bilginiz olsa, keşke anlasanız bunları da zatıaliniz de gelip buradan konuşsanız. Oradan öyle üfürmek o kadar kolay ki, bilgisiz olunca öyle oluyor, bilgisiz olunca öyle oluyor.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Size bir şey demiyorum, Ahmet kardeşimin hatırı var; yüzüme bakarak söylüyorsunuz da.

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Devamla) – 2’nci Hava Kuvvet Komutanlığının bayrağını hâlâ bulabilmiş değilsiniz, bulamadınız daha ve Türkiye'nin dışındaki tek toprağımızı kaybettiniz, boşalttınız, geldiniz.

Ha, bunun üstüne de seçim arifesi, seçime dört ay var diye bir şov yapacaksınız, bir miğfer edebiyatına gireceksiniz. Bu millet yemez onu, bu millet onu kabul etmez. Ben, size gayet açık ve net söyleyeyim. 1974’te rahmetli Ecevit Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında miğfer giydi, haklıydı; siz haksızsınız. 1996’da Sayın Tansu Çiller, Kardak olayları sırasında dedi ki: “O bayrak inecek, o asker oradan gidecek.” Ona da miğfer giydirdiler kampanyada, o da haklıydı; siz, gene haksızsınız. 1996’da Sayın Mesut Yılmaz, bu teröristbaşının Suriye’de baba Esad tarafından himaye edildiği dönemde uyarılarını yaptı, ona da bir miğfer giydirdiler, o da haklıydı; siz, hâlâ haksızsınız. Siz, Türk askerini çektiniz, Türk toprağını boşalttınız. Sadece Türk toprağını boşaltmadınız, orada 14 tane Türkmen köyünü de sahipsiz bıraktınız. Farkında mısınız yaptığınızın siz?

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – YPD var, merak etmeyin onlar sahipli.

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Devamla) – Ondan sonra da Sayın Başbakan başta olmak üzere, burada Sayın Bakan çıkıp, bunu bir askerî başarı, bir ulusal kabiliyet, filan… “Biz onu yaparız, bunu…” Ya insanların gözünün içine baka baka hezimeti, yanlışı, ayıbı, utanılması gereken bir şeyi “başarı” diye, “marifet” diye sanki bir iş yapmışsınız gibi anlatamazsınız, anlatamazsınız arkadaşlar. Bu, mümkün değil. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

Ha, Sayın Bakan gelip burada, bize birtakım şeyleri kendince anlatıyor. Sayın Başbakan meydan meydan geziyor, parti içi çalışmalarında bile bunun ne kadar başarı olduğunu anlatıyor ama kendi partiliniz bile inanmamış, iştahsız alkışlıyorlar, iştahsız alkışlıyorlar. Yani parti çalışmasında da bugün büyük başarısını anlattı, onlar bile yemedi.

Şimdi, Türk askerlerini kurtardınız. Orada, ateş hattının içinde PYD ile IŞİD’in çatıştığı bölgede Türk askerinin tehlikede bulunması hepimizin yüreğini havada tutuyordu. Türk askeri oradan çekildi. Ama başarı değil; toprak kaybettiniz, “presence”nızı kaybettiniz, oradaki mevcudiyeti kaybettiniz, en önemlisi oradaki Türkmenleri sahipsiz bıraktınız.

OKTAY VURAL (İzmir) – Onun için yaptılar, ben açıklayacağım, PKK’yla beraber, birlikte…

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Devamla) - 14 tane köy: Büyük Hammam, Küçük Hammam, Büyük Hayye, Küçük Hayye, Kabir, Harfen, Cub El Kadir, El Cofe, El Tugal, Bir Hallo, Ed Tavşan… Hepsi Türkmen köyü bunların Sayın Bakan. Bunlar, Süleyman Şah Saygı Karakolu’nun etrafındaydı ve oradaki Türk askerinin manen, psikolojikman oradaki Türkmenlere bir güven vermesi vardı. Siz, kolay bir başarı, Esad’ı itivereceğiz oradan büyük bir başarı elde edeceğiz diye girdiğiniz yerde bir askerî birliğinizin dahi güvenliğini koruyamaz hâle geldiniz. Ondan sonra da bunu burada bir basit açıklamayla geçiştiremeyiz.

Bu HDP'li milletvekillerinin burada yaptıkları açıklamalar var, inkar ediyorsunuz. Onların açıklamasını biz tekrar etmeye kalktığımızda “Ee, ona mı itimat edeceksiniz bana mı itimat edeceksiniz?” diyorsunuz.

Peki, gelin, bir genel görüşme yapalım. Bu kadar basit bir açıklamayla bunu geçiştiremezsiniz. Sizin yandaş basınınız bunu büyük bir zafer, yani imkân bulsalar dördüncü miğfer giydirme olayı… Sayın Davutoğlu’nun başında bir miğferle seçim kampanyası yapmak için yapıyorsunuz bunu, onun farkındayız. Ama olmaz, asker çektiniz, toprak kaybettiniz; tekrar tekrar söylüyorum, bunu yapanın kafasına miğfer geçmez, başka şey geçmesi lazım…

FARUK BAL (Konya) – Çuval geçer, çuval!

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Devamla) - …ama bu Meclisin kürsüsünden söylemeye açıkçası ben utanıyorum, ben ar ediyorum.

Çok değerli milletvekilleri, çok kıymetli arkadaşlarım; bu, buradaki bir Bakanımızın sade, basın haberlerinden derlenmiş açıklamasıyla geçiştirilecek bir konu değildir. Bunun -madem o kadar, sabaha kadar ceketini çıkartıp izlemiş ve etkilenmiş- Sayın Başbakanın dâhil teşrifiyle birlikte, burada bir genel görüşmede toprak mı kaybettik, kazandık mı… Türkiye hududuna bağlı bir yere, “Suriye Eşmesi” denilen yere -haritaya meraklı olanınız var mı bilmiyorum- aldık bayrağımızı; naaşları da getirdik, Türkiye’ye koyduk. Bu da başarı ha, bu da başarı(!) Bunların burada daha ciddi konuşulması lazım. Bu HDP’li milletvekillerinin, oradaki Kürt unsurlarının onayı, müsamahası, desteği, neyse, onunla geçtiğinizi söylüyorlar…

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Başka nasıl olacak, başkasının topraklarına girerken izin almayacak mı yani?

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Devamla) - …bu, Türkiye Cumhuriyeti devleti açısından da Türk Silahlı Kuvvetleri açısından da züldür, zül. Bu konuların Mecliste bir genel görüşme altında doğru dürüst görüşülmesi lazım.

Evet, bir başarınız yok, yeni ve büyük bir hezimetiniz var, dünyanın gözü önünde büyük bir ayıbınız var ve bunu sakın savunmaya kalkmayın. Hani Erzurum’un bir tabiri var “Sin külahın görünmesin.” diyor, ya hiç sesiniz çıkmayacak, külahınızı bile göstermeyeceksiniz ya da eğer hakikaten bunun iyi bir şey olduğuna inanıyorsanız burada bir genel görüşme yapılması lazım.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye, “Başka söz talebi var mı?” diye sorayım.

Başka söz talebi var mı?

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, Sayın Bakanın konuşmasında…

BAŞKAN – Sayın Vural, bir saniye, Sayın Baluken sizden önce söz istemişti, onu vereyim.

Buyurun.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, demin kürsüde konuşma yapan sayın hatip, HDP milletvekilleri… Birilerinin onayına, bilgisine ihtiyaç olunmuş gibi, böyle farklı bir algı yaratan cümleler kullandı, grubumuza sataştı. Grubumuz adına bir açıklama yapacağız sataşmadan dolayı.

BAŞKAN – Buyurun.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Ayla Akat Ata konuşacak.

BAŞKAN – Sataşma nedeniyle Ayla Akat Ata, Batman Milletvekili.

Buyurun Sayın Ata.

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

4.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın, Ankara Milletvekili Yıldırım Tuğrul Türkeş’in Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın gündem dışı konuşmasından sonra MHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

AYLA AKAT ATA (Batman) – Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, bir milletvekilinin, burada grubu bulunan bir siyasi parti için “Bu HDP milletvekilleri” şeklinde bir cümle kullanması, Parlamentonun itibarına da ne yazık ki halel getirmiştir, bunu belirterek başlamak istiyorum.

Diğer bir boyutu, arkadaşlar: Biraz önce grubumuz adına konuşma yapan Van Vekilimiz Sayın Nazmi Gür, HDP Grubunun açıklamasını sizinle paylaşmadı; bizzat, bugün, Kobani kantonu yönetiminin ve askerî gücünün yapmış olduğu açıklama bu kürsüden okundu.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – O daha vahim!

AYLA AKAT ATA (Devamla) – Bugün, kabul edilir ya da edilmez Kobani’de bir yönetim var. İlk kabul etmesi gereken ülke Türkiye Cumhuriyeti’ydi, çünkü Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde de Kürt halkı yaşıyor, Türkiye'nin de bir Kürdistan’ı var; nasıl ki Suriye’nin varsa, nasıl ki Irak’ın varsa, nasıl ki İran’ın bir Kürdistan’ı varsa Türkiye sınırları içerisinde de bir Kürdistan var.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Çok vahim!

AYLA AKAT ATA (Devamla) – Ve bugün, bu Parlamento çatısı altında, dünyanın en örgütlü, 2015 yılında en örgütlü, artık eylemleriyle hiçbir tartışma götürmeden terör örgütü olarak kabul edilen bir örgüt karşısında dünyanın takdir ettiği bir direnişi ortaya koymuş bir örgütten bahsederken biraz daha saygıyla, biraz daha o direnişin gereklerini anlayarak ifade etmek lazım. İnanıyorum ki bugün, bu Parlamento çatısı altında oturan her milletvekilimiz, eğer bir terör örgütü “Sizin toprağınız, sizin kadınlarınız, sizin inancınız da dâhil olmak üzere her türlü değeriniz, bizim tarafımızdan alaşağı edilecek, bize helaldir.” dediğinde, sanıyorum bu Parlamentodaki herhangi bir milletvekili, durup yerinde bunu seyretmeyecektir, direnecektir…

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – PKK terör örgütü müdür, değil midir?

AYLA AKAT ATA (Devamla) – …toprağını savunacaktır, içinde bulunduğu kültürünü…

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – PKK terör örgütü müdür, değil midir; bunu söyle.

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Değildir.

AYLA AKAT ATA (Devamla) – Ben çok açık söylüyorum, hiçbir koşulda da bunun aksini söylemedik; bugün Türkiye toplumuna empoze edilmek istenen bir “terör” ve “terörizm” kavramı var. Biz bunun doğru olmadığını söylüyoruz.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – PKK terör örgütü müdür, değil midir?

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Değildir.

AYLA AKAT ATA (Devamla) – Bugün PKK etrafında…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – PKK terör örgütü müdür, değil midir? Buradan değil oradan seslenin.

AYLA AKAT ATA (Devamla) – Ben açık bir şekilde söylüyorum, PKK bir terör örgütü değildir, ben görmüyorum ama sizler tarafından da…

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Mesele yok o zaman!

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – AKP vekillerine söyle.

AYLA AKAT ATA (Devamla) – …bunun tartışılabileceği her zeminde tartışmaya hazırız. (HDP sıralarından alkışlar)

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Mesele yok o zaman!

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, tabii “PKK bir terör örgütü değildir.” diyenlere karşı Hükûmetin suspus kalması gerçekten bunu aynı zamanda onayladığını gösteren bir suskunluktur.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Aynen öyle.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bize göre PKK bir terör örgütüdür.

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Ankara) – Millî Savunma Bakanına soralım.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Hükûmet bir cevap versin.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hem de kundaktaki Kürt kökenli insanları, Mazıdağı’nda, Ağrı’da, Diyarbakır’da, mezralarda öldürülen kadınları, çocukları katletmiş, uyuşturucu ticareti yapan, zulmeden bir terör örgütüdür. Milletin vicdanında bir terör örgütü olarak yaşamıştır.

MÜNİR KUTLUATA (Sakarya) – Bakan açıklasın.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kürt kökenli kardeşlerimiz nezdinde de PKK bir terör örgütüdür. Bunu tarih yazmıştır.

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Hayal görüyorsunuz siz.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Senin yeğenin de oradadır biliyorsun değil mi? Senin yeğenin de şu anda PKK saflarındadır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Orada bu ölen çocuklarımızın, öldürülen çocuklarımızın, bunların hepsi Kürt kökenliydi ama bu zalim örgüt başta Kürt kökenli insanları öldürdü; onları koruyan askeri, polisi, onlara hizmet gönderen mühendisimizi, öğretmenimizi öldürdü. Dolayısıyla, PKK, cumhuriyet tarihinin en kanlı terör örgütüdür.

FAYSAL SARIYILDIZ (Şırnak) – Şu an dünyanın onurunu PKK koruyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Üstelik, gerçekten, o çocuklara yazık, günah; onlar şu bu değil, Kürt kökenli çocuklar hem de. Böyle bir terör örgütüdür.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, Sayın Bakan konuşmasında, bu operasyona karşı çıkanları dış güçlerle ilişkilendirdi, bu çerçevede Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu operasyonla ilgili eleştirilerimizi ilettik. Bu konuda Sayın Bakanın bu sataşmasıyla ilgili söz almak istiyorum.

AYLA AKAT ATA (Batman) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye. Sayın Akat’a…

Buyurun Sayın Akat.

AYLA AKAT ATA (Batman) – Sayın Başkanım, biraz önce sataşmadan dolayı söz aldık ve konuştuk. Çok açık ve nettir ki partimizin de, benim şahsımın da üzerine siyaset yaptığımız değerler vardır. Bunlar bedel ödenerek yaratılmıştır; birincisi bu.

İkincisi: sayın Başkan, bugün burada gündemimiz, benim, sataşmaya konu olan Sayın hatibin yapmış olduğu açıklama esasında bir gündem çarpıtma pratiğidir, bütün dünyanın önünde eğildiği bir direnişi bu çatı altında terörize etme girişimidir. Buna asla ve asla Türkiye toplumunun “Evet.” demediğini bir kez daha belirtmek istiyoruz.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Sizce, sizce.

AYLA AKAT ATA (Batman) – Bugün YPG öncülüğünde YPJ’yle birlikte orada açığa çıkan koalisyon, insanlık değerlerinin tamamına karşı koruma amacıyla IŞİD’e karşı direnen ve büyük bir zafer kazanan bir örgüttür.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

AYLA AKAT ATA (Batman) – Bir kez daha belirtelim. Burada hiçbir siyasi partinin “Kürt kökenli vatandaşlarımız böyle düşünüyor, Kürt kökenli vatandaşlarımız böyle takdir ediyor.” deme hakkı yoktur.

BAŞKAN – Öyle demedi zaten efendim, dinledim ben. Öldürüldüğünü söyledi sadece.

AYLA AKAT ATA (Batman) – Önce Kürt kökenli vatandaşlarımıza sormaları, Kürt kökenli vatandaşlarımızın bugüne kadar ortaya koymuş olduğu iradeyi tanımaları ve görmeleri gerekir. Bugün burada yapılan açıklama bir kez daha ortaya koymuştur ki inkâr devam ediyor…

BAŞKAN – Evet, teşekkür ederim.

AYLA AKAT ATA (Batman) – …düşünceyi inkâr, siyasi iradeyi inkâr, ortaya koyulan eylemi inkâr devam ediyor.

Teşekkür ediyorum.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Meclis Başkan Vekilinin bu propagandaya müsaade etmemesi lazım.

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Ne propagandası, gerçekleri söylüyor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Vural, sataşmadan dolayı söz istemiştiniz.

Sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum.

Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bakanın açıklama yapması lazım. Orada suspus oturuyor ya; ipliğini, yakasını PKK’ya kaptırmış. “Türkiye Kürdistan’ı” diyor, gıkı çıkmıyor. Yazıklar olsun size be! Hükûmet olarak söyleyeceğiniz iki çift laf yok mu? Çık burada, kürsüden açıklama yap. Siz nasıl Bakansınız? Yazıklar olsun size!

BAŞKAN – Sayın Akçay, lütfen.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Bir sözünüz olsun AKP vekilleri, hadi bakalım!

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Niye suspus oldunuz? Sesiniz çıksın, hadi!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Bunlar PKK’yla değil, MHP’yle anlaşıyorlar zaten.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, bizim ne söyleyeceğimize Hükûmet karar veremez, hiçbir siyasi parti karar veremez. Biz doğru bildiğimiz her şeyi o kürsüden özgürce söyleriz. Hiç kimsenin düzeltme hakkı da haddi de yoktur.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural, sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum.

Buyurun efendim.

5.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın gündem dışı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce yeni Türkiye’nin sıvışma bakanının gündem dışı yaptığı konuşma… Türkiye, bugün, maalesef yenik bir Türkiye, Bakan da sıvışma bakanıdır. Kendisinin bu başarılı sıvışmadan dolayı gerçekten ödüllendirilmesi gerektiğini söylüyor, gerçekten. (MHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, arkadaşlara müdahale eder misiniz.

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Alkışlıyoruz, sıvışma bakanını alkışlıyoruz(!)

OKTAY VURAL (Devamla) – Şimdi, Medine Savunması’nı…

BAŞKAN – Sayın Vural, Türkiye Cumhuriyeti Savunma Bakanlığına, lütfen, öyle bir tabir… (AK PARTİ sıralarından “O şekilde hitap edemezsiniz.” sesi)

OKTAY VURAL (Devamla) – Evet, evet.

BAŞKAN – Sayın Bakanla ilgili söyleyebilirsiniz ama…

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Bakanlık yapmış birisin. Bunlar sana yakışmıyor.

OKTAY VURAL (Devamla) – Sayın Başkan, Türk toprağını terk eden ve bunu onaylayan bir zihniyet sıvışan bir zihniyettir. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – “Sıvışma bakanı” ne demek ya! Ne kadar ayıp bir şey.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Aynen, sıvışma bakanı!

OKTAY VURAL (Devamla) – Bugün, Türk toprağını terk etmiş bir Bakan olarak bunu Parlamentoda savunuyor. Ne dememi bekliyorsunuz? Savundunuz mu? Savundu mu Sayın Bakan? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Bakan dinliyor efendim, evet.

OKTAY VURAL (Devamla) – Sizin vicdanınız da sızlıyordur, buradaki milletvekillerinin de vicdanı sızlıyordur. Bu millet, vicdanı olan herkes, onun vekili olan herkes bundan gerçekten sızı duyuyordur.

Evet, bugün burada gördük ki PKK’yla birlikte hareket etmişler. Bugün gördük ki 21 Ağustos 2014’te “Süleyman Şah IŞİD’e veriliyor.” denilen haber, IŞİD’le yapılan anlaşmayla terk edilendir. Şimdi, bununla ilgili olarak sizden orada istenen neydi biliyor musunuz, neydi? Aslında, burada kale filan… Ama siz ne yaptınız biliyor musunuz…

Çanakkale şiirinde şunu diyor:

“Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;

Alınır kala mı göğsündeki kat kat iman?

Hangi kuvvet onu, haşa, edecek kahrına ram?

Çünkü tesis-i ilahî o metin istihkâm.”

Siz bugün o milletin içindeki imanı geri çektiniz biliyor musunuz, asıl kahreden odur biliyor musunuz, asıl kahreden odur. Asıl kahreden, bu milletin imanına aykırı bir adım atmanızdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ERDOĞAN (Adıyaman) – Haydi oradan!

OKTAY VURAL (Devamla) – Ve buradan ben sesleniyorum… Sezai Karakoç’tan okudu, ben de Mehmet Akif’ten okuyayım.

Sayın Başkan, sataşmalardan dolayı şey oldu, müsaade ederseniz iki mısra okuyup bitireceğim.

BAŞKAN – Sayın Vural, usulümüzü biliyorsunuz, lütfen…

FARUK BAL (Konya) – Tercümeye süre veriyordu başkan vekili.

OKTAY VURAL (Devamla) – Sezai Karakoç’tan okudu, ben de Mehmet Akif’ten okuyayım. Anlayana saz, anlamayana… (AK PARTİ sıralarından gülüşmeler) Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.

“Bakmayın, hem tükürün çehre-i murdarımıza!

Tükürün, belki biraz duygu gelir arımıza!

Tükürün cephe-i lakaydına Şark’ın, tükürün!

Kuşkulansın, görelim, gayreti halkın, tükürün!

Tükürün milleti alçakça vuran darbelere!

Tükürün onlara alkış tutan kahpelere!

Tükürün Ehl-î Salib’in o hayâsız yüzüne!

Tükürün onların asla güvenilmez sözüne!

Medeniyet denilen maskara mahluku görün,

Tükürün maskeli vicdanına asrın, tükürün!”

Hepinize saygılarımı arz ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Aynen katılıyorum, aynen katılıyorum! Ve biz de tükürüyoruz!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi söz istedi, lütfen…

Sayın Hamzaçebi, buyurun.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Kayıtlara geçmesi için...

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi söz istedi.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Tamam, ondan sonra…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, efendim, Sayın Bakan konuşmasında şöyle bir cümle kullandı: “Bu bir millî davadır. Bu operasyona karşı çıkan dış güçlerin kim olduğuna bakıldığında bu operasyonun ne kadar doğru olduğu ortaya çıkacaktır.” Bu cümleden sonra konuşmasının diğer bölümlerinde sanki bu operasyona Türkiye'de karşı çıkanlar da bu dış güçlerle beraber gibi bir izlenim verecek şekilde grubumuza sataşmıştır efendim. Söz istiyorum.

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Hâlâ anlayamadınız mı, öyle zaten.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

Onu kastetmiyor doğrusu ama…

Buyurun, sataşma nedeniyle söz veriyorum.

6.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın gündem dışı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; zamanım çok kısa, hemen konuya giriyorum.

Şimdi, Süleyman Şah’la ilgili ilk haber gazetelerde yer aldı. 13 Mart 2014 tarihinde Süleyman Şah Türbesi’nin olduğu bölgenin IŞİD kontrolüne geçtiği haberi basında yer aldı. Onun üzerine zamanın Başbakanı Sayın Erdoğan şunu söyledi: “Böyle bir yanlışlık olacak olursa gereği neyse yapılacaktır. Bu topraklar bizim toprağımızdır. Bu topraklarda yapılacak bir saldırı aynen Türkiye'ye yapılmış bir saldırıdır.” Müthiş bir kararlılık ifade eden bir cümle. Sayın Davutoğlu o zaman bakan, o da aynı cümleleri tekrarlıyor, Türkiye'nin kararlılığını vurguluyor “Topraklarımıza, Süleyman Şah’a bir şey olursa yapanları perişan ederiz.” anlamında bir değerlendirme yapıyor.

Tezkereyi görüşüyoruz, Suriye tezkeresi. Tarih: 2/10/2014. Suriye tezkeresinin gerekçesinde deniliyor ki: Süleyman Şah Karakolu tehdit altında.

Onun için yetki aldınız Meclisten. Gerçekte tezkereye gerek yoktu. Türk toprağı, vatan toprağına saldırı olursa gidip Silahlı Kuvvetlerimizin cevabını vermesi lazım. Şimdi, tezkere görüşülürken ben bunları söylüyorum.

Sayın Bakan şu cümleyi kullanıyor: “IŞİD’in Türkiye-Suriye sınırına 37 kilometre mesafede bulunan Süleyman Şah Saygı Karakolu bölgesindeki mevcudiyeti ulusal güvenliğimize yönelik apaçık bir risk, apaçık bir tehdit oluşturmaktadır. Türk ana vatanının ayrılmaz bir parçası olan Süleyman Şah Saygı Karakolu’nu korumak devletimizin asli vazifesidir.”

Bu devletin asli görevi Süleyman Şah’ı korumaktır, askerimizi oradan çekmek değildir. “Şam’a gidip Emevi Camisi’nde cuma namazı kılacağız.” diyen Sayın Davutoğlu, Süleyman Şah Türbesi’ni IŞİD’e teslim etmiştir, türbeden olduk.

Teşekkür ederim.

Hepinize saygılar sunuyorum.(CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkanım, kayıtlara geçmesi için söylüyorum efendim, söz talebim yok.

Biraz önce benim bulunduğum yerden HDP sözcüsü Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasası’ndaki temel kabullere aykırı bir konuşma yaparken siz sustunuz, Milliyetçi Hareket Partisi Sayın Grup Başkan Vekili Millî Savunma Bakanına yönelik bir eleştiri getirdiğinde müdahale ettiniz. Ben Genel Kurul huzurunda soruyorum: Acaba Türkiye Cumhuriyeti’ni bu kadar zor duruma düşürmüş Millî Savunma Bakanının itibarı Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarından daha mı önde geliyor? Niye sustunuz? Niye bir açıklama yapmadınız?

BAŞKAN – Evet, teşekkür ederim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan, söz talebiniz var galiba.

Sataşma nedeniyle mi efendim? Niçin efendim? Ne söyledi?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Evet.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakanım.

İki dakika da size söz veriyorum sataşmadan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Sayın Başkan, ifadeyi duymadık, niçin söz istiyor? Sayın Başkanım, Sayın Bakan niye söz istedi, duymadık, “sıvışma” kavramından mı?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Sayın Başkan, söz istemiştik, bize vermiyorsunuz. Hükûmetin türbeyi turneye çıkardığı söyleniyor, doğru mudur? Sayın Bakan cevaplasın.

7.- Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın, İzmir Milletvekili Oktay Vural ile İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin sataşma nedeniyle yaptıkları konuşmaları sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmetimiz Mehmetçik’in canını korumuştur.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Kaçarak korudu, kaçarak!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Hükûmet Türk milletinin onurunu korumuştur, Hükûmetimiz Türk milletinin hak ve hukukunu korumuştur.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Erkekliğin onda 9’u kaçmaktır. Sizin düşünceniz bu!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Dışişleri Bakanlığındaki dinlenme ifşa edildiğinde “Mehmetçik’in kanı üzerine siyaset yapmayın.”, burada “Mehmetçik’in cesetlerini buraya göndermeyin, tabutların gelmesini istemiyoruz.” diyenler, şimdi kalkıp da IŞİD tehdidinin 72 milletin katılımıyla ne hâle geldiğini gördükten sonra da 1 Mehmetçik can verseydi o zaman demeyecek miydiniz…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Vatanı verin o zaman! Mehmetçik neden var orada? Bayrak neden dalgalanıyor? Yazıklar olsun sana!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – …“Dört bir tarafı IŞİD’le çevrili -nasıl ki Musul Başkonsolosluğuna dediğiniz gibi- niye boşaltmadınız? Gerekli tedbirleri niye almadınız?” Yaptığımız doğrudur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar; MHP sıralarından gürültüler)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Bundan mı korktunuz!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Biz Mehmetçik’imizi koruduk.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sen nasıl Mehmetçik’i koruyorsun!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Bayrağımız da Suriye sınırları içerisindeki Süleyman Şah Türbesi’nin bulunduğu yerde dalgalanıyor.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Bayrağı Türkiye sınırına getirseydiniz, içeride dalgalandırsaydınız!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Dolayısıyla, bu aziz milletin gönlü ferah olsun. Bu Hükûmet, bu milletten aldığı yetkiye dayanarak da bu milletin zerre kadar hakkını kaybettirmez.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Ne hakkı kaldı be!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Bir başka husus da: Hangi örgütün terör örgütü olup olmadığına, hangisinin olup olmadığına, açsınlar, Birleşmiş Milletlerin kabullerine, Avrupa Birliğinin kabullerine ve Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına baksınlar.

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Bir defa da siz söyleyin burada, siz söyleyin!

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Bir defa da siz söyleyin!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Dolayısıyla, Birleşmiş Milletler tarafından terör örgütü kabul edileni, Türkiye Cumhuriyeti tarafından terör örgütü kabul edileni, dolayısıyla biz de terör örgütü olarak kabul ederiz.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – İsmini ver! İsmini ver, ismini!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Bir başkasının kendi fikirlerini bize empoze etme yükümlülüğü yoktur.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Niye korkuyorsun! İsmini versene!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - PKK da terör örgütüdür, DEAŞ da terör örgütüdür, biz korkmuyoruz.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) –“PKK terör örgütüdür.” de!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - PKK da terör örgütüdür ama sizin söylediğinizi söylemek zorunda değiliz.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Niye iş birliği yapıyorsunuz o zaman?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Biz bu milletin desteğini aldığımız sürece, bu milletin her bir ferdinin hakkını korumaya devam edeceğiz.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Niye iş birliği yaptınız o zaman!

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Terör örgütüyle niye iş birliği yapıyorsunuz o zaman!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Aydın, daha önce söz talebiniz vardı.

Buyurun.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, konuşmacılar hem grubumuzu hem de grup başkanımızı ilzam ederek “Süleyman Şah Türbesi’ni IŞİD’e teslim ettiniz.” gibi haksız bir ithamda bulunmuştur. Sataşmadan dolayı söz istiyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kime teslim ettiniz ya?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Kime teslim ettin o zaman?

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Bakan, bayrağı sınırın bu tarafına getirseydin, bu tarafa getirseydin daha güvenli olurdu.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Kime teslim ettiğinizi de söyleyin o zaman.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Yazık! Yazık!

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Musul Konsolosluğunu kime teslim ettiniz?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Aydın.

8.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın, İzmir Milletvekili Oktay Vural ile İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin sataşma nedeniyle yaptıkları konuşmaları sırasında AK PARTİ Grubuna ve AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Öncelikle, bu onuru Türkiye Cumhuriyeti’ne çok gören ve bu millet adına değil de aslında Esed rejimiyle ortak dil kullananların kınanması lazım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bir tek Esed rejimi çıktı, bunu inkâr etti. Esed rejimi çıktı, böyle bir ikazda, böyle bir ihtarda Türkiye Cumhuriyeti’ne âdeta bulundu.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Kaçtınız, kaçtınız, IŞID’e teslim ettiniz orayı!

AHMET AYDIN (Devamla) - Ama, maalesef, burada Türkiye Cumhuriyeti’nin bu millî onurunu yaşayacağınıza kalkıp Esed rejimiyle ortak dili kullanmanız, asıl kahreden bu millet adına budur. Bunun bilinmesi lazım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar; MHP sıralarından gürültüler)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Erkekliğin onda 9’u kaçmaktır, diyorsun Ahmet Aydın!

AHMET AYDIN (Devamla) - İkincisi: Masa başında Musul’u, Kerkük’ü verenlerin kalkıp bu kürsüde konuşmaya hakları yoktur. Masa başında Musul’u verdiniz, Kerkük’ü verdiniz, Süleymaniye’yi verdiniz. Kalkıp şimdi de “Türkiye Cumhuriyeti toprak kaybediyor, bayrağı indirdiniz.” demeye hakkınız yok. Türkiye Cumhuriyeti tek bir karış toprak kaybetmemiştir.

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Deli misin!

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Ya, sen rüya mı görüyorsun!

OKTAY VURAL (İzmir) – Bu ne diyor ya!

AHMET AYDIN (Devamla) - O yangının içerisinde bir tek askerini vermeden, bir tek kaza şehidimiz hariç, tereyağından kıl çeker gibi o emanetleri almıştır, o emanetleri getirmiştir ve istediği yere de o bayrağı dikmiştir, bunun alkışlanması lazım, bunun takdir edilmesi lazım arkadaşlar. Lütfen, elimizi vicdanımıza koyalım.[AK PARTİ sıralarından alkışlar; CHP sıralarından gülüşmeler(!)] Biz bu ülkenin onurunu her beraber korumak zorundayız. Kalkıp başkalarının ağzıyla, başkalarının söylemleriyle hareket edemeyiz.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Kaçırın, kaçırın! Kıbrıs’ı da daha güvenli bir yere taşıyın!

AHMET AYDIN (Devamla) - Bu ülkede tek bir karış toprağı kaybettirmemişiz, kaybettirmeyiz; o bayrağı dalgalandırmışız...

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Kıbrıs’ı başka bir yere taşıyın, daha güvenli olur!

AHMET AYDIN (Devamla) - ...dalgalandırmaya devam edeceğiz.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) - Ege adaları ne oldu Ahmet Bey, Ege adaları? Ege adalarını nasıl teslim ettiniz Ahmet Bey?

AHMET AYDIN (Devamla) - Ama sizlere rağmen de biz bunu yapmaya devam edeceğiz diyorum, hepinize teşekkür ediyorum.

PKK’nın terör örgütü olduğunu da bütün dünya biliyor, malumun ilamına gerek yok. Evet, PKK, zalimane bir terör örgütüdür ve bu manada...

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Ama görüşmeleri yaparsınız PKK’yla.

AHMET AYDIN (Devamla) - ...son otuz yılda 40 bine yakın canın kaybına vesile olmuştur, sebep olmuştur.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - Niye anlaşma yapıyorsunuz?

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Niye görüşüyorsunuz o zaman PKK’yla?

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Niye onlarla pazarlık yapıyorsun o zaman?

AHMET AYDIN (Devamla) - Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Niye anlaşma yapıyorsunuz o zaman? Niye mücadele etmiyorsunuz?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Biz terör örgütüyle anlaşma yapmıyoruz.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Mücadele niye etmiyorsunuz? Resmen anlaşıyorsunuz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Siyasetçilerle görüşüyoruz bir daha bu acılar yaşanmasın diye.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – ...biraz önce Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ve Türkiye, PKK’yı ve onun PYD ve YPG’sini bir terör örgütü olarak gören Türkiye Cumhuriyeti devleti bu konuşmalarla ilgili yapılan bu konuşmada YPG’nin, yani PKK’nın yan kolu YPG’yle beraber, birlikte bu operasyonu düzenlediklerine ilişkin ifadede bulunmuştur.

Sayın Bakanın bu konuda herhangi bir açıklama yapmaması, bugün Millî Savunma Bakanının sıvışma bakanı olarak PKK, PYD ve YPG’yle birlikte bu operasyonu yaptığını da kabul etmiştir. Benim sataşmama, bizim sataşmamıza söz veren, cevap veren bakan, bu konuda YPG’yle, PKK’nın yan kolu YPG’yle birlikte hareket ettikleri iddiasına cevap vermeyerek aslında ne yaptığını açıkça kabul etmiştir. Aziz milletim bunu görsün.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan...

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Bir yalanı tekrar ederek yalan söylüyorsunuz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Cevap bile veremediniz, biliyor musunuz, cevap bile veremediniz.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Erkekliğin onda 9’u kaçmak!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi, siz ne için söz istediniz?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Ahmet Aydın, konuşmasında, benim konuşmamı kastetmek suretiyle Esad’la bizim iş birliğimiz yönünde...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

İki dakika söz veriyorum.

9.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Aydın benim eleştirilerime cevap vermedi, başka bir şeyler söylüyor; “Musul” diyor, “Kerkük” diyor. Sayın Aydın, sizin -“sizin” derken şahıs olarak, şahsınızı kastetmiyorum ama- Hükûmetinizin, hükûmet etme anlayışınızın cumhuriyetle, Atatürk’le bir problemi var.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Yok, bir problemimiz yok.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Ne alakası var ya.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bakın, Türkiye Cumhuriyeti 1923 yılında Lozan Anlaşması’yla kurulduğunda bu Süleyman Şah Türbesi cumhuriyetin sınırları içerisine alınmıştı.

Daha eskiye gidelim: Cumhuriyet henüz kurulmuş değil.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – 1939’da, 1975’te taşındı. Taşınmadı mı?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – 1921 yılında, Ankara Anlaşması’yla, onun 9’uncu maddesiyle, Mustafa Kemal Atatürk, Osmanlıdan miras bu Süleyman Şah Türbesi’ni Türkiye Büyük Millet Meclisi ile Fransa arasında yapılan anlaşmaya konu ederek Türkiye'nin görevlendireceği, o zaman Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmetinin görevlendireceği muhafızlar tarafından korunacağı yönünde bir hükmü oraya yerleştiriyor.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – 1939’da niye taşındı? 1975’de niye taşındı?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bakın, Atatürk’ün Osmanlıdan miras Süleyman Şah Türbesi’ne karşı olan tutumuna bakın, bir de kendi Hükûmetinizin tutumuna bakın. (CHP sıralarından alkışlar) Süleyman Şah Türbesi’ni IŞİD’e teslim etmişsiniz, IŞİD’e teslim olmuşsunuz. Türk tarihinin en büyük lekesidir bu, tarihimizin en büyük lekesidir. Bunu burada bir kahramanlık, övünç gibi anlatıyorsunuz. Ben üzüntü duyuyorum. Bu milletin alnına bir leke sürülmüştür, bu lekeyi siz sürdünüz.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Milletin alnı aktır, ak. Siz kendinize bakın.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, söyleyeceğim çok şey var.

Bakın, Taraf gazetesinin...

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Hangi taraf o?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – ...bir haberi vardı Ağustos 2014 tarihinde, Musul Konsolosluğundaki 49 görevlimiz rehin alındığı zaman dendi ki: “Süleyman Şah Türbesi verilecek, 49 rehine kurtarılacak.” İşte, o pazarlık bugün gerçek olmuştur, o pazarlık bugün tahakkuk etmiştir. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Gündem dışı konuşma…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Lütfen, Sayın Altay ama…

Buyurun.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Başkanım, şunu merak ediyorum artık… Beni çıldırtmayın yani!

BAŞKAN – Neyi merak ediyorsunuz Sayın Altay?

Buyurun, sizi dinliyoruz.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Bir grup başkan vekili ayağa kalkmış, “Lütfen, Sayın Altay…” diyorsunuz, ben doğal hakkımı kullanıyorum.

İktidar partisi grup başkan vekili, kürsüde, “Musul’u, Kerkük’ü masa başında verenlerden bahsedin.” diyerek kimi kastettiğini söylesin. Zannımca partimizin ikinci genel başkanını, hatta Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü kastetti. Böyleyse, bu sadece Cumhuriyet Halk Partisine değil, Türkiye Büyük Millet Meclisine de bir hakaret.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – O zaman, sataşmadan söz istiyoruz.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ya, bir dakika ya!

Önce sizin ona bir cevap vermeniz lazım, oturduğunuz koltuktan sizin ona bir cevap vermeniz lazım, sonra biz de parti olarak söz talep ediyoruz.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Bilse verir, bilmiyor ki.

BAŞKAN – Evet, Sayın Hamzaçebi cevap verdi ama Sayın Aydın burada yok.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Hamzaçebi kendi konuşmasıyla ilgili hususa cevap verdi.

BAŞKAN – Sayın Aydın geldiğinde soralım efendim, ona göre cevap verelim.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Senin cevap vermen gerekir Meclisi temsilen. Bilmiyorsun mademki söz ver, bilmiyorsan söz ver, açıklayalım.

BAŞKAN – Bir saniye efendim… Neyi kastettiğini kendisine soracağız.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Hayır, çok açık, “Masa başında Musul’u, Kerkük’ü verenler…”

BAŞKAN – Evet, dinledik, Sayın Aydın gelsin soralım kendisine efendim.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Ya, nesini soracağız bunun?

ENGİN ALTAY (Sinop) – Kimi kastediyorsunuz?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Ahmet Aydın gelsin, soralım.

BAŞKAN – Gündem dışı söz üzerine Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz isteyen Şirin Ünal, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Ünal. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bakın, konuşmalar bitince…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkan, kürsüde hatip var, lütfen…

OKTAY VURAL (İzmir) - …”Başka grup adına söz var mı?” dediniz, “Yok.” dediniz, sataşmadan dolayı söz aldıktan sonra söz veriyorsunuz.

VI.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Hükümetin Gündem Dışı Açıklamaları (Devam)

1.- Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın, Süleyman Şah Türbesi’ne yapılan operasyona ilişkin gündem dışı açıklaması ve HDP Grubu adına Van Milletvekili Nazmi Gür, CHP Grubu adına Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu, MHP Grubu adına Ankara Milletvekili Yıldırım Tuğrul Türkeş ve AK PARTİ Grubu adına İstanbul Milletvekili Şirin Ünal'ın konuşmaları (Devam)

AK PARTİ GRUBU ADINA ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Değerli Başkan, sayın milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – İyi ki bu terfi etmemiş ha! İyi ki almışsınız bunu ha!

ŞİRİN ÜNAL (Devamla) – Sözlerime başlamadan evvel, 21-22 Şubat tarihinde Süleyman Şah Türbesi’nin ve Saygı Karakolu’nun taşınması, bir diğer adıyla “Şah Fırat Operasyonu” sırasında yaşanan elim kaza sonucunda hayatını kaybeden şehidimiz Başçavuş Halit Avcı’ya Allah’tan rahmet, ailesi ve silah arkadaşlarına sabır ve metanet dilerim.

Değerli milletvekilleri, malumunuz, Süleyman Şah Türbesi Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin büyükbabası Süleyman Şah ve 2 askerinin naaşlarının bulunduğu mukaddes bir varlığımızdır. Anadolu Selçuklu Devleti’nin kurucusu Süleyman Şah, amcası Sultan Melikşah’ın kardeşi Tutuş’la yaptığı savaşta burada vefat etmiştir. Bu topraklar ise Yavuz Sultan Selim zamanında 16’ncı yüzyılda yeniden fethedilmiştir.

Değerli milletvekilleri, 1921 yılında Fransa ile Türkiye arasında imzalanan Ankara Anlaşması’nın 9’uncu maddesine göre, Süleyman Şah Türbesi ve üzerinde bulunduğu Caber Kalesi Türk toprağı olarak sayılmıştır. Suriye sınırları içerisinde Türkiye'nin toprağı olarak uluslararası anlamda kabul edilen tarihî bir türbe özelliği taşımaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri, görevli personel sayısını bir süre önce artırarak 50 civarında personel görevlendirmiştir. Personelin yarısı Özel Kuvvetler Komutanlığına bağlı bordo berelilerden, diğer yarısı da astsubaylarımızdan ve subaylarımızdan oluşmaktadır.

Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolu, bilindiği üzere, Suriye sınırları içerisinde bulunan, uluslararası hukuk temelinde anlaşmalarla kayda geçirilmiş bir Türk toprağıdır. Türbe ve müştemilatı, Caber Kalesi eteklerinde ilk yapım tarihinden bu yana bir dizi yıkım, taşınma ve yeniden inşa faaliyetleri geçirmiştir. Son olarak, baraj inşaatı nedeniyle 1975’te sınırlarımızdan 37 kilometre uzaklıktaki Münbiç ilçesinin Karakozak köyüne taşınmıştır. Suriye’de devam eden çatışmalar ve süregelen istikrarsızlık ortamı mukaddes bir değerimiz olan Süleyman Şah Türbesi’nin, Saygı Karakolu’nun ve büyük bir fedakârlık ve kahramanlık örneğiyle burayı bekleyen Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin güvenliğine yönelik ciddi bir risk oluşturmuştur. Bilhassa son dönemlerde görülen zaruret üzerine gerekli tedbirlerin alınması uygun görülmüştür. Süper güç olan Amerika Birleşik Devletleri de zaman zaman bu tür kararlar alarak büyükelçiliklerini veya konsolosluklarını daha emniyetli ve güvenli bölgelere taşıyabilmektedir. Hükûmetimiz 76 milyon vatandaşımızın emniyet ve refahından doğrudan sorumlu olarak Şah Fırat Harekâtı’nı planlamış ve icra etmiştir. Millî harekât olarak icra edilen bu harekât kapsamında hiçbir ülkeye bilgi verilmemiş ve PKK, IŞİD ve YPG gibi terör örgütlerine karşı Türk Silahlı Kuvvetleri gerekli ve yeterli güvenlik tedbirlerini de almıştır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Vay!

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Ankara) – Ne yaptınız, askeri geri çektiniz.

ŞİRİN ÜNAL (Devamla) – Manevi emanetlerin korunması ve Silahlı Kuvvetler mensuplarımızın güvenliklerinin alınması için…

OKTAY VURAL (İzmir) – Senin Genelkurmay Başkanı da istifa etsin.

ŞİRİN ÜNAL (Devamla) – …Türk Silahlı Kuvvetlerine direktif verilmiştir.

Değerli milletvekilleri, başarılı operasyonun ayrıntılarından bahsetmek gerekirse…

OKTAY VURAL (İzmir) – Genelkurmay da, Millî Savunma Bakanı da istifa etsin.

ŞİRİN ÜNAL (Devamla) – …operasyon 21 Şubat Cumartesi günü saat 18.30 sularında başlamıştır. Bu operasyon için bilhassa gece saatleri tercih edilmiştir. Zira, bölgede gerek YPG unsurları gerekse IŞİD unsurlarının gece saatlerinde harekât kabiliyetlerinin daha az oluşu göz önünde bulundurulmuştur. Öncesinde Türk Silahlı Kuvvetleri, insansız hava araçları, termal kameralar ve bazı özel teçhizat ile bir dizi operasyon düzenlemiştir. 18.30 sularında Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolu’nda bulunan bölgeden bir tim Genelkurmay Başkanlığımızın Görüntü İzleme Merkezine görüntü aktarmaya başlamıştır. Karargâhta Silahlı Kuvvetler Komuta Harekât Merkezi içinde bir operasyon merkezi oluşturulmuş ve buradan bu görüntüler takip edilmeye başlanmıştır. Operasyonun sevk ve idaresini buradan Sayın Başbakanımız bizzat kendisi takip etmiş ve yönetmiştir. Şanlıurfa’da bulunan 20. Zırhlı Tugay Komutanlığından çıkan Süleyman Şah operasyonunun birlikleri Suruç ilçesindeki Mürşitpınar Sınır Kapısı’ndan saat 21.00’de çıkış yapmışlardır. Tank ve zırhlı personel taşıyıcılarının da aralarında bulunduğu yaklaşık 100 araç ve özel birlikler Halep’in Münbiç ilçesine bağlı Karakozak köyü yakınlarındaki 10 dönümlük bir arazide bulunan Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolu’na doğru ilerleyişe geçmişlerdir. Türkiye’den yirmi dört saat izlenen türbeye hareket eden özel birlikler, yola çıktığı andan itibaren insansız hava araçlarımız tarafından takibe alınmıştır. İnsansız hava araçlarımızdan elde edilen görüntüler Genelkurmay Başkanlığı Silahlı Kuvvetler Komuta Harekât Merkezinde Sayın Başbakanımız, Millî Savunma Bakanımız, Genelkurmay Başkanımız ve kuvvet komutanlarımız tarafından saniye saniye izlenmiştir. Diyarbakır’dan kalkan F16 uçaklarımız, operasyon süresince muharebe hava devriyesi görevleri kapsamında verilecek her türlü görevlere hazır olmak üzere havada hazır beklemişlerdir. Bomba ve füze yüklü savaş uçaklarımız, sınır boyunca keşif uçucu yapmış, askerlerimize tehdit oluşturabilecek her türlü gruplara karşı da kesin olarak vur emri almışlardır. Türkiye sınırında konuşlandırılan fırtına obüslerinin yönü topçu kalkanı oluşturulmak için bölgeye çevrilmiştir.

Şah Operasyonu’na aralarında zırhlı araçların da olduğu yaklaşık 100 aracımız katılmış, Türk Silahlı Kuvvetlerinin seçkin birliklerinin yer aldığı konvoydaki tank sayısı da yaklaşık 40 olarak kaydedilmiştir. İlaveten, operasyonda 572 personelle Suriye’ye giriş yapılmıştır. Operasyon planlanırken tankların ve birliklerin yaklaşık iki saatlik sürede Süleyman Şah’a ulaşması hedeflenmiş ancak IŞİD’in tuzaklaması nedeniyle asfalt yollar kullanılamayınca zırhlı birlikler ve tanklar devreye girmiştir. Fırat Nehri kıyısındaki Süleyman Şah’a çamurlu araziden tanklarımız ulaşıp türbenin güvenliğini sağlamışlardır. Daha önce yeri iki kez değişen türbede yer alan Ertuğrul Gazi’nin babası Süleyman Şah’ın ve 2 askerin naaşları dualar eşliğinde araçlara yüklenmiştir. Naaşlar dâhil türbe içerisindeki kıymeti eserler…

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Tam bir pandomim yaşattınız, pandomim.

ŞİRİN ÜNAL (Devamla) - …herhangi bir saldırı hâlinde zarar görmemesi için çelik kasalara konulmuş, Süleyman Şah ve 2 askerinin naaşları alınarak Türkiye’ye getirilmiş ve bir karargâhımızda koruma altına alınmıştır.

Ankara Antlaşması’ndan kaynaklanan haklarını kullanan Türkiye, Süleyman Şah Türbesi’nin geçici olarak yapılması planlanan sınırın 200 metre ötesindeki Suriye Eşmesi bölgesine tanklarını göndermiş ve 10 dönümlük araziyi çevirmiştir; tepenin bulunduğu hâkim noktaya konuşlanmış ve türbenin geçici olarak inşa edilmesi planlanan Suriye Eşmesi’ne törenle Türk Bayrağı çekilmiştir.

Değerli milletvekilleri, son derece başarılı bir operasyon daha gerçekleşmiştir. Bildiğiniz gibi, milletimizin Anadolu’ya yürüyüşünün öncüsü olan Kayı boyunun lideri Süleyman Şah’ın Fırat kenarında vefat etmesi, Caber Kalesi’ne defnedilmesi suretiyle orada bizim için son derece mukaddes bir mekân oluşmuştur.

Ben, bu uğurda kahramanca görev yapan askerlerimizi büyük bir özveri ve emekle çaba harcayan kuvvet komutanlarımızı, Genelkurmay Başkanımızı, Millî Savunma Bakanımızı ve bizzat sevk ve idaresini başarıyla yürüten Sayın Başbakanımızı yürekten kutluyor, huzurunuzda bir kez daha teşekkür ediyorum.

Sayın Başbakanımızın da ifadesiyle, Şah Fırat Operasyonu bizim için bir onur gecesidir.

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Ankara) – Ya bırak, “şah mat” oldunuz.

ŞİRİN ÜNAL (Devamla) – Aziz bayrağımız Suriye semalarında ebediyete kadar dalgalanmaya devam edecektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sözlerime son verirken, merhum Mithat Cemal Kuntay’ın şu dizeleriyle sözlerime son vermek istiyorum.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Ancak şiir okursunuz, başka bir şey yapmazsınız siz.

ŞİRİN ÜNAL (Devamla) – “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır; / Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır!”

Hepinize saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Ancak şiir okursunuz, bayrağın kıymetini ne bilirsiniz siz?

OKTAY VURAL (İzmir) – Sana göre, toprak, eğer uğruna kaçan varsa vatandır. Buna göre, kaçan varsa…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Korkmuşsun, kaçmışsın!

OKTAY VURAL (İzmir) – Kaçmışsın be!

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

İç Tüzük’ün 58’inci maddesi gereğince Sayın İdris Baluken, Sayın Adil Zozani ve Sayın Hasip Kaplan söz istemişlerdir; söz vereceğim.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati : 15.56

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.11

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK(Burdur), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 62’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Şimdi, İç Tüzük’ün 58’inci maddesine göre söz isteyen İdris Baluken, Bingöl Milletvekili.

Buyurun Sayın Baluken.

İki dakika söz veriyorum.

VIII.- GEÇEN TUTANAK HAKKINDA KONUŞMALAR

1.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, 21/2/2015 tarihli 60’ıncı Birleşimdeki bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin konuşması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Geçen oturumdaki tutanakta 97’nci sayfada, MHP Grubu adına konuşan Hasan Hüseyin Türkoğlu’na yönelik “AKP’yle anlaştınız mı?”(x) şeklinde bir beyanım olmuş. Bundan rahatsızlık duyan Milliyetçi Hareket Partililer bize ulaştılar ve kurumsal olarak MHP’nin böyle suçlanamayacağını söylediler. Buradaki kastım, tabii, genel politikalarda kurumsal olarak MHP’nin AKP’yle anlaştığı şeklinde değil, Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun şahsının usul tartışmasıyla ilgili bir anlaşma yaptığı şeklindedir. Dolayısıyla bunun kayıtlara geçmesi için bu düzeltmenin önemli olduğunu düşünüyorum.

Tabii, biraz önce önemli bir tartışma yürütüldü. Aslında buradaki tartışma düzeyini, biz, çok geri bulduğumuzu ifade etmek istiyoruz. Dünyanın gelmiş olduğu düzey açısından, artık, toprak alma, toprak verme üzerinden bir tartışmanın demokratik değerlerle örtüşmediği kanaatindeyiz. Biz, Orta Doğu coğrafyasında bu halkların başına bela olan en önemli şeyin emperyal güçlerin dayattığı ulus devlet sınırları olduğunu düşünüyoruz. Mayınlar, sınırlar, tel örgüler bu halkları karşı karşıya getirmek için, birbirine boğazlatmak için özel olarak devreye girmiş planlardır. Bugün Avrupa Birliği ülkelerine baktığınızda bu ülkelerin arasında bu sınırların halkları birbirine karşıt pozisyona getiren, boğazlatan sınırların kalktığını görürsünüz. Dolayısıyla, Ortadoğu’da da kalıcı bir barış için, demokratik bir gelecek için halkların bir arada yaşama iradesine saygı duyulmalı, dış politikada yapılan yanlışlar dürüstçe ortaya konmalı ve dünyanın vardığı demokratik değerler açısından da rasyonel birtakım önermeler ortaya konmalı diye düşünüyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Şimdi, 58’inci madde gereğince söz isteyen Hakkâri Milletvekili Adil Zozani.

Buyurun Sayın Zozani. (HDP sıralarından alkışlar)

2.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani'nin, 21/2/2015 tarihli 60’ıncı Birleşimdeki bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin konuşması (x)

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Teşekkür ederim.

21 Şubat günlü 60’ıncı Birleşimde biz burada eylemdeyken bize bulunduğu yerden nahoş sözler söyleyen bir AKP milletvekiline sarf ettiğim sözleri düzeltmek için söz aldım.

Esasında sevimli bir hayvana benzettim. Ona ilişkin, nasıl, bir insana “aslan” demek hakaret değilse başka bir şekilde bir benzetme yapmak da hakaret sayılmaması gerekir diye düşünüyoruz.

Ayrıca, oturumu gayrimeşru bir şekilde İç Tüzük’ün bütün kurallarını hiçe sayarak yöneten Sayın Sadık Yakut’un, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili Oktay Vural ve Sinan Oğan’la kürsü önündeki yaptığı pazarlık ve bu pazarlığa ilişkin olarak grubumuza yönelik sarf ettiği sözleri henüz geri almadığını bir kez daha ifade edeyim.

Şimdi, o arada, esasında, bize sarf edilen sözler çok önemli değil; Sayın Sadık Yakut’un, MHP Grubunu saf duruma düşürmüş olması bizim garibimize gitti.

Şunu bilmeniz gerekirdi diye düşünüyorum: Siz, yuva kaçkını Sadık Yakut’un size sadık kalacağını nasıl düşünebilirsiniz bilmiyorum; böyle bir saflığı o esnada, o hengâmede nasıl kabullendiğinizi anlamış değilim. Açıkça size yönelik bir kumpas kurdu, siz de bu kumpası görmediniz ve size sarf edilen, size çekilen kumpas, maalesef, üzerinize atılı olarak kaldı Sayın Oktay Vural. Sizi saf yerine koydu Sadık Yakut.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Bunu burada bir kez daha ifade etmiş olayım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Siz söz istiyor musunuz?

Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, siz bir cevap verecek misiniz?

BAŞKAN – Yok, ben cevap vermeyeceğim.

Buyurun siz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bu sataşmayı cevap vermeye değer görmüyorum.

BAŞKAN – Ben de zaten değer görmediğim için vermedim.

Buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ama, açıkçası, orada bulunarak bu tabloyu yaşatanların ve bu tablonun yaşatılması karşısında İç Tüzük hükümlerini kullanmayanların esas, beraber, birlikte hareket ettiklerini düşünüyorum. Dolayısıyla, benim asıl yadırgadığım konu hem orada böyle bir eylemin olması hem de buna izin verilmesidir. Bu konudaki tavrımızı her zaman sürdüreceğiz.

Asıl sorgulanması gereken, Meclis idare amirleri, yöneticileri ne iş yapar? İç Tüzük’e göre hareket etmezse ne iş yapar?

Bu tabloları yakıştıramadığımızı ifade etmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

İç Tüzük’ün 58’inci maddesi gereğince söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili.

Buyurun Sayın Kaplan.

3.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, 21/2/2015 tarihli 60’ıncı Birleşimdeki bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin konuşması

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, önceki birleşimde Başkanlık Divanına hitaben “Önergemiz var.” dedim. Fakat o kadar gürültü patırtı içinde Başkanlık Divanı kendinden geçmişti ki, Başkanlık Divanına yazılı verdiğimiz önergenin hangi önerge olduğunu dikkate almamıştı. Şimdi tekrar o önergeyi okuyorum, bahsettiğim önerge: “684 sıra sayılı Tasarı’nın 110’uncu maddesinin, 1’inci maddeden önce, İç Tüzük 83’üncü madde uyarınca görüşülmesini arz ve teklif ederiz.” (x)

Sayın Başkan, bu 83’üncü madde uyarınca, “kamu ve ahlak düzeni” kavramının 1’inci maddeden önce görüşülmesi gerekirdi ki bu güvenlik paketi hangi kamunun, hangi ahlak düzeninin korunmasına özgürlük getiriyor, baskı getiriyor, totaliter bir rejim getiriyor, bunun net anlaşılması için. Ancak benim tutanaktaki “Önergem vardır” sözü -nokta nokta- tamamlanmasına dahi izin verilmediği için ne tür bir önerge olduğu da anlaşılmıyor. Şimdi, Meclis Başkanlık Divanının benim önergemi görmeme, işleme koymama gibi bir keyfiyeti, lüksü yoktur. Bu önergem 83’üncü madde uyarınca verilen bir önergeydi. Bu önergemin dikkate alınarak tekrar görüşülmesini Sayın Başkanlık Divanından istiyorum çünkü tutanakta, o karmaşada önergeler birbirine karışıyor. Benim madde önergelerimi ise Başkanlık Divanının okumasının yanlış olduğunu, kâtip üyenin okuması gerektiğini de ifade ediyorum. Durum bundan ibarettir.

Ayrıca Sayın Başkan, karambole gelmemesi için, bir önergem daha vardı, onu ne yapacaksınız?

BAŞKAN – Sayın Kaplan, önergelerin her ikisi de geldi, tasarıyla ilgili olduğu için tasarı görüşülürken görüşeceğiz efendim.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Usul… Tamam, tamam, sağ olun.

BAŞKAN – Hayır, konuşacağım, cevap vereceğim size.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır. Ayrı ayrı okutuyorum:

IX.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 25 milletvekilinin, Hakkâri ilinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1221)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Hakkârili yurttaşlar ekonomik, sosyal, siyasal, psikolojik alandaki binlerce sorunla boğuşurken, ciddi bir yalnızlık ve sahipsizlik duygusu içinde yaşamakta, aidiyet duygularını yitirmekte ve sorunlarına karşı kendi çarelerini üretmenin peşine düşmektedirler. Bu bakımdan Hakkâri ilimizin sorunlarının araştırılması ve çözüm önerilerinin sunulması amacıyla Anayasa'nın 98’inci ve TBMM İçtüzüğü’nün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereği, bir Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

Saygılarımızla.

1)     Mustafa Sezgin Tanrıkulu                                      (İstanbul)

2)     Sena Kaleli                                                           (Bursa)

3)     Ali Rıza Öztürk                                                      (Mersin)

4)     Kamer Genç                                                          (Tunceli)

5)     Veli Ağbaba                                                          (Malatya)

6)     Gürkut Acar                                                          (Antalya)

7)     Ramazan Kerim Özkan                                           (Burdur)

8)     Kadir Gökmen Öğüt                                               (İstanbul)

9)     Recep Gürkan                                                       (Edirne)

10)   Mehmet Şeker                                                       (Gaziantep)

11)   Ahmet Toptaş                                                        (Afyonkarahisar)

12)   Mehmet Hilal Kaplan                                             (Kocaeli)

13)   Hülya Güven                                                         (İzmir)

14)   İhsan Özkes                                                          (İstanbul)

15)   Osman Kaptan                                                      (Antalya)

16)   Levent Gök                                                           (Ankara)

17)   Ali İhsan Köktürk                                                   (Zonguldak)

18)   Mustafa Serdar Soydan                                         (Çanakkale)

19)   Ali Demirçalı                                                        (Adana)

20)   Metin Lütfi Baydar                                                 (Aydın)

21)   Yıldıray Sapan                                                      (Antalya)

22)   Sedef Küçük                                                         (İstanbul)

23)   Selahattin Karaahmetoğlu                                     (Giresun)

24)   Ramis Topal                                                         (Amasya)

25)   Namık Havutça                                                      (Balıkesir)

26)   Hasan Ören                                                          (Manisa)

Gerekçe:

Ülkemizin İran ve Irak sınırında bulunan ve 2010 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre 251.302 kişilik nüfusu barındıran Hakkâri'de nüfusun yüzde 54'ü şehirde, yüzde 46'sı da köylerde yaşamaktadır. 1990'lı yıllarda pek çok köyün boşaltıldığı Hakkâri'de temel geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılık, mera ve yayla yasaklarından ötürü hızlı bir inişe geçmiştir.

TÜİK'in tespitlerine göre Hakkâri'de şehirleşme oranı, nüfus artış hızı, kişi başına gayrisafi yurt içi hasıla, sanayi iş kolunda çalışanların toplam istihdama oranı bakımından Türkiye ortalamasının altındadır. Tarım kolunda çalışanların toplam istihdam oranı ise Türkiye ortalamasının üstündedir. Ancak tarım kolundaki istihdam oranının yüksekliği, yurttaşların geçim koşullarını düzeltmeye yaramamaktadır. Zira bu iş kolunda çalışanlar başka hiçbir istihdam alanı bulamamakta ve bu şekilde temel geçimlerini bile sağlayamamaktadırlar.

TÜİK'in 2010 tarihinde yaptığı ve dört ili kapsayan (Van, Muş, Bitlis ve Hakkâri) "Bölgesel Göstergeler" araştırmasına göre bu illerdeki işsizlik oranı yüzde 17 iken, Türkiye ortalaması yüzde 11'dir. Aynı araştırma, iş gücüne katılım konusunda da Hakkâri'nin Türkiye ortalamasının altında olduğunu ortaya koymaktadır. Söz konusu araştırmaya göre maaşlı çalışan sayısı yüzde 0,4, maddi mallara ilişkin brüt yatırımların Türkiye toplamı içindeki payı da yüzde 0,7'dir. Hakkâri'de yıllık nüfus artış hızının yüzdelik oranının eksi 21,5 olması da dikkat çekicidir.

Ülkemizde sanayi tesislerinin en az olduğu illerden Hakkâri'nin hava kalitesi bakımından Türkiye'nin en düşük ili olması da ayrıca dikkatlere şayandır. Hava kalitesi istatistikleri 2010-2011'e göre kükürtdioksit (S02) ortalamasının en yüksek bulunduğu il ve ilçe merkezleri içinde Hakkâri birinci sıradadır. Hava kalitesindeki bu düşüklüğün özellikle çocuklarda ve yaşlılarda ne tür sağlık sorunlarına yol açtığına dair net bir veriye sahip değiliz. Bu konunun araştırılması ve Hakkâri ile ilçelerindeki hava kirliliğine karşı önlem alınması elzem görünmektedir.

Hakkârili öğrencilerin özellikle üniversite sınavlarına hazırlık sürecinde eğitim olanaklarına erişim konusunda yaşadıkları sıkıntılar, bu ilimizin başarı oranını da açık bir biçimde etkilemekte, Hakkâri, üniversite sınav sonuçları sıralamasında neredeyse istikrarlı bir biçimde Türkiye'nin en başarısız illeri içinde yer almaktadır.

Kürt sorununun en fazla görünür olduğu illerden Hakkâri'de sivil halkın gündelik hayatta ticaret ilişkileri, eğitim, sanat, sosyal aktiviteler, sağlık ve suya erişim konusunda ciddi sorunlar yaşadığı bilinmektedir. Bu sorunların tespiti ve çözüm için gerekli önerilerin ortaya konması gerekmektedir.

Bölgede yaşanan çatışmalardan en fazla kadın ve çocukların etkilendiği varsayıldığında, ciddi psikososyal problemler de yaşanmaktadır. Özellikle kadınların yaşadıkları travmalara karşı çözüm arayışlarına girmek elzemdir.

Öte yandan, mera ve yayla yasaklarının, keza mülki amirliğin sivillere yasakladığı alanların ve mayın riskinin bulunduğu yörelerin, yöre halkının gündelik hayatını, ticari aktivitelerini nasıl etkilediğini, bölgedeki hayvancılık ve tarım faaliyetlerini ne hâle getirdiğini tespit etmek gerekmektedir.

Yüksekova ilçemizde, 1980'li yıllara kadar Türkiye'nin sayılı kuş cennetlerinden biri olan Nehil Irmağı'nın önünün açılarak Zap Suyu'na karışmasına sebebiyet verildiği için kuşların yaşam alanı olan Nehil Sazlığı'nın kurutulduğu bilinmektedir. Nehil Sazlığı'nın yeniden eski hâline getirilmesi ve doğu ile batı arasında yolculuk yapan kuşlar için elzem bir duraklama mekânına yeniden kavuşturulması gerekmektedir.

Özellikle yoğun çatışmaların ve coğrafi koşulların yarattığı olumsuzluklar neticesinde Çukurca ilçesinin neredeyse dış dünyadan yalıtıldığı bilinmektedir. Burada işsizlik had safhada olup yöre köylülerinin neredeyse tek geçim kaynağı geçici köy koruculuğundan elde ettikleri maaştır. Gençler ise eğitim olanakları da olmadığı için ülkenin batısına göç etmek dışında bir seçeneğe sahip değillerdir. Göçün sadece il dışına değil, il içinde de devam ettiğini vurgulamak gerekir. Çukurca'dan Yüksekova veya Hakkâri merkeze, Şemdinli'den Yüksekova'ya veya köylerden il ve ilçelere doğru sürekli bir göç yaşanmakta, yöredeki halk âdeta geçinmek için yarı göçebe bir hayat sürdürmektedir.

Hülasa, Hakkârili yurttaşlar ekonomik, sosyal, siyasal, psikolojik alandaki binlerce sorunla boğuşurken, ciddi bir yalnızlık ve sahipsizlik duygusu içinde yaşamakta, aidiyet duygularını yitirmekte ve sorunlarına karşı kendi çarelerini üretmenin peşine düşmektedirler.

2.- Mersin Milletvekili Ali Öz ve 19 milletvekilinin, S-70 Skorsky helikopter kazalarının sebeplerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1222)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Doğu ve güneydoğuda terörle mücadele kapsamında artış gösteren aynı tip ve marka S-70 Skorsky helikopter kazalarının sebeplerinin araştırılarak alınacak önlemlerin belirlenmesi konusunda Anayasanın 98’inci ve İç Tüzük’ün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince ekte sunulan gerekçe çerçevesinde Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1) Ali Öz                                                                  (Mersin)

2) Mehmet Şandır                                                     (Mersin)

3) Oktay Vural                                                          (İzmir)

4) S. Nevzat Korkmaz                                               (Isparta)

5) Özcan Yeniçeri                                                     (Ankara)

6) Yusuf Halaçoğlu                                                   (Kayseri)

7) Muharrem Varlı                                                    (Adana)

8) Mesut Dedeoğlu                                                   (Kahramanmaraş)

9) Ali Halaman                                                         (Adana)

10) Seyfettin Yılmaz                                                 (Adana)

11) Emin Çınar                                                         (Kastamonu)

12) Hasan Hüseyin Türkoğlu                                     (Osmaniye)

13) Mehmet Erdoğan                                                 (Muğla)

14) Mehmet Günal                                                    (Antalya)

15) Ahmet Duran Bulut                                              (Balıkesir)

16) Lütfü Türkkan                                                     (Kocaeli)

17) D. Ali Torlak                                                       (İstanbul)

18) Ali Uzunırmak                                                     (Aydın)

19) Alim Işık                                                            (Kütahya)

20) Kemalettin Yılmaz                                               (Afyonkarahisar)

Gerekçe:

Türk Silahlı Kuvvetlerinin 1990 yılından itibaren Skorsky helikopterlerinin bilinen 17 adet kazası bulunmaktadır ve bu kazalarda 87 asker şehit olmuştur.

Siirt'in Pervari ilçesinde 17 askerin şehit olmasına yol açan helikopter kazası yakın zamanlardaki diğer kazaları da akıllara getirmiştir. Kazalar hakkında yapılan yorumlar rahatsız edici boyutlardadır.

Diyarbakır-Lice: 1 şehit, 7 yaralı (11/10/2012)

Diyarbakır'ın Lice İlçesi Abalı köyü üs bölgesinde personel değişimi sırasında Skorsky tipi helikopter, kalkışı sırasında kuyruk kısmı tele çarpınca kontrol kaybına uğramış ve acil iniş sırasında gövdesi üzerine düşmüştür. Kazada, Uzman Çavuş İlyas Genel şehit olurken, biri ağır 7 asker yaralanmıştır.

Dağlıca: 5 şehit, 7 yaralı (22/07/2012)

Hakkâri Dağlıca'da 4 mürettebat ve 11 kişilik emniyet timini taşıyan askerî helikopter inişe geçtiği sırada düşmüştür. 5 asker şehit olurken 7 asker de yaralanmıştır.

Kabil: 5 şehit (16/03/2012)

Afganistan'da bir Türk helikopterinin düşmesi sonucu 5 Türk askeri şehit olmuştur. Helikopter, Kabil'e bir buçuk saat uzaklıktaki Bagrami kasabasında teknik bir arıza sonucu bir evin üzerine düşmüştür. Olayda evdeki 2 Afgan vatandaşı da hayatını kaybetmiştir.

Helikopterlerin düşüş nedenleri arasında teknik arıza öne çıkıyor. Oysa sabotaj, saldırı, tedbirsizlik, dikkatsizlik ve ihmal seçenekleri de göz ardı edilmemelidir. Aynı tip helikopterlerin arkası arkasına kaza kırıma uğraması uyarıcı olmalı ve alarm vermelidir.

S-70 Skorsky helikopterlerin metal yorgunu ve uçuş saatlerini doldurmuş olmaları ve ek olarak helikopter sayısındaki yetersizlikle birlikte mevcut taşıma kapasitelerinin aşılarak kullanılması felaketlere davetiye çıkarmaktadır.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin hava ve kara taşıt araçlarının yenilenmesi ve çağın şartlarına uygun donanıma sahip olması acil alınacak tedbirler içerisinde yer almalıdır.

S-70 Skorsky helikopterleri hangi ülke tarafından ve hangi yıldan bu yana yapılmaktadır? Bu helikopterleri bizim dışımızda kullanan kaç ülke vardır? Bu ülkelerde de bizde olduğu gibi sık ve benzer kaza kırım olmakta mıdır?

Konunun TBMM tarafından da araştırılması, son dönemlerde S-70 Skorsky helikopterlerinin kaza kırım sayılarının artması, tüm ayrıntı ve yönleriyle incelenmesini ve derinlemesine araştırılmasını sağlayacaktır.

Helikopter kazalarına son vermek için sorumluluk mevkisinde bulunan herkesin harekete geçmesi gerekmektedir. Bu kapsamdaki kazaların önüne geçilmesi için gerekli önlemler alınmaz ve tedbirler adım adım uygulanmazsa, bundan sonra ortaya çıkabilecek her kayıp ve acının vebali bu duruma göz yuman ve ağırdan alan herkesin üzerine olacaktır.

Önergemiz bu amaçla hazırlanmıştır.

3.- HDP Grubu adına, Grup Başkan Vekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, araştırma görevlilerinin çalışma hayatında yaşadıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1223)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Araştırma görevlilerinin çeşitli sorunlarına eğilmek, bugün diğer dünya ülkelerinin de karşılaştığı, kaliteli elemanların üniversiteden ayrılıp endüstriye kaymaları, gelecekte araştırmacı ve öğretim üyesi sıkıntısı yaşanması sorunlarına çözüm olacaktır. Bu nedenle ülkemizde araştırma görevlilerinin çalışma hayatında yaşadıkları sorunların araştırılması ve çözüm yollarının tespiti için Anayasa'nın 98’inci ve İç Tüzük’ün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince "Meclis araştırması" açılmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                Pervin Buldan

                                                                                Iğdır

                                                                                HDP Grup Başkan Vekili

Gerekçe:

Üniversitelerimizdeki öğretim elemanları, 2547 sayılı Yasa’da öğretim üyeleri, öğretim görevlileri, okutmanlar ve öğretim yardımcıları olmak üzere dört grupta sınıflandırılmıştır. Bunlardan öğretim yardımcıları grubunu araştırma görevlileri olarak adlandırılan kesim oluşturmaktadır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 33’üncü maddesinde araştırma görevlilerinin görev tanımları açık olarak yapılmıştır: "Araştırma görevlileri, yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen ilgili diğer görevleri yapan öğretim yardımcılarıdır." Bu yasa maddesi açık ve net olarak belirtmese de araştırma görevliliğinin üniversite öğretim üyeliğinin temel basamağını oluşturduğu ve öğretim üyeliğinin genelde araştırma görevliliğinden başladığı uygulamada en sık rastlanan durumdur. Üniversitelere alınan araştırma görevlileri yurt içinde lisansüstü eğitim için kurulan enstitülerde, yurt dışında ise 2547 sayılı Yasa’nın 33’üncü ve 35’inci maddelerinin öngördüğü biçimde lisansüstü öğretim yoluyla yetiştirilmektedirler.

Her şeyden önce, "araştırma görevlisi" kavramının, "kimdir ve yetki ve sorumlulukları nelerdir" anlamında açıklığa kavuşturulması gereği açıktır. Ülkemizde, araştırma görevlileriyle ilgili uygulamada karşılaşılan sorunlar, bu görevlerin tanımlarının açık olarak yapılmayışından kaynaklanmaktadır. Araştırma görevlileri, yasada görev tanımının net olmamasından kaynaklı olarak, görevlerinin dışında da birçok iş yapmak zorunda kalmaktadırlar.

Görev tanımı ile ilgili olarak yaşanan zorlukların yanı sıra, maddi konularda ve olanakların yetersizliği de yaşanan sorunlar arasındadır. Lisansüstü eğitimi en iyi koşullarda tamamlayabilmek için yeterli maddi ortamın -laboratuvar ve araç-gereç, bilgisayar, fotokopi, kütüphane kaynakları gibi- ve olanakların -tatmin edici ücretler, araştırma fonundan katkı, konaklama ve ulaşım desteği gibi- olmaması da mesleklerini ifa ederken araştırma görevlerinin yaşadıkları sıkıntılar arasındadır.

Ayrıca, gerek yurt içinde gerekse yurt dışında lisansüstü eğitimlerini tamamlayanların göreve başlatılmaları konusunda yaşanan isabetsizlikler konusunda gerekli önlemler alınmalı ve üniversitelerin bu elemanları ellerinden kaçırmaları önlenmelidir.

Araştırma görevlilerinin görev tanımlarının yapılması, yurt dışına gönderilme olanaklarının artırılması -özellikle kısa dönemli görevlendirmeler- doktora sonrasında yardımcı doçent kadrolarının yeterli düzeyde artırılması, üniversitelerin bünyesinde yabancı dil merkezleri açılıp bunlardan ücretsiz yararlanma olanağı sağlanması, laboratuvar, araç-gereç, kütüphane, bilgisayar, İnternet, fotokopi gibi olanakların artırılması, kısa dönem askerlik tazminatı ödenmesi, araştırma ve doktora tezlerinin TÜBİTAK, araştırma fonları veya çeşitli bakanlıklarca finanse edilmesi, yılda bir defa olmak üzere eğitim-öğretim-yayın tazminatı ödenmesi, araştırma fonları ve döner sermayeden yararlanma olanağının arttırılması ve bu şekilde ek gelir sağlayamayanların maaşlarında ayarlama yapılması, bir kurumda araştırma görevlisi olarak çalışırken başka bir kurumda lisansüstü öğrenim görenlere ulaşım ve konaklama için ek maddi yardım yapılması, lisansüstü eğitimin özlük haklarına ve maaşlara yansıtılması ve maaşların özendirici düzeye getirilmesi, araştırma görevlilerinin yönetimde temsil edilmesi olarak sıraladığımız istekler, gerçekten araştırma görevlilerinin günlük yaşamlarında açıkça görülen, karşı karşıya bulundukları sorunlarla ilişkilidir. Bu koşulların düzeltilmesi geleceğin öğretim üyelerinin daha iyi koşullarda yetişmesine fırsat verecektir. Bu sorunların ve yaşanan diğer sorunların tespiti ve çözüm yollarının araştırılması için bir Meclis araştırması açılmasının fayda sağlayacağı kanaatindeyiz.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Bir gensoru önergesi vardı, önerge daha önce bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.

Şimdi, önergeyi okutuyorum:

B) Gensoru Önergeleri

1.- MHP Grubu adına Grup Başkan Vekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, kamu düzenini sağlamada görevlerini yürütemediği, PKK/KCK’nın faaliyetlerini engelleyemeyerek paralel devlet yapılanmasına zemin hazırladığı, rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını akamete uğratma girişimlerinde bulunduğu iddiasıyla İçişleri Bakanı Efkan Ala hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/45)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Kamu düzenini sağlamada görevlerini yürütemediği; terör örgütü ve uzantılarıyla kamu düzeninin sağlanması pazarlığı yapılmasına zemin hazırladığı; PKK/KCK'nın sözde mahkeme kurmasını, vergi toplamasını, asayiş birimleri kurmasını, İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin raporlarında yer aldığı hâlde kamu ihalelerinin ve sosyal yardımların kendilerinin belirlediği kişilere dağıtılmasını engelleyemeyerek paralel devlet yapılanmasına zemin hazırladığı; rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında adli kolluğa emir ve talimat verdiği, görev yerlerini değiştirerek kanunen suç sayılan hususlarının soruşturulmasını akamete uğratma girişimlerinden dolayı İçişleri Bakanı Sayın Efkan Ala hakkında Anayasa’nın 98'inci ve 99'uncu, İç Tüzük’ün 106'ncı maddeleri uyarınca gensoru açılmasını Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına arz ve talep ederiz.

                   Oktay Vural                                                               Yusuf Halaçoğlu

                        İzmir                                                                           Kayseri

Gerekçe:

Egemenlik hakkının kayıtsız şartsız millete ait olduğu ve egemenliğin kullanılmasının hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamayacağı Anayasa’nın benimsediği hükümlerdir.

1982 Anayasası’nın da benimsediği üniter hukuki modelde yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılacağı ve vergilerin ancak kanunla konulabileceği, millî güvenliğin sağlanmasından da Bakanlar Kurulu ve ilgili bakanların TBMM'ye karşı siyaseten sorumlu olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu görev ve yetkileri kullanacak devlet organlarının kuruluşu ve işleyişiyse kanunlarla düzenlenmiştir.

İç güvenliğin ve asayişin sağlanması ile kamu düzeninin korunması İçişleri Bakanlığı Teşkilat Kanunu'nun temel amacı olarak belirlenmiştir. Aynı kanunun 2'nci maddesiyle iç güvenlik kuruluşlarını idare etmek suretiyle devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, yurdun iç güvenliğini ve asayişini, kamu düzeni ve genel ahlakı koruma görevi İçişleri Bakanlığına verilmiştir. Bu görevlerin yerine getirilmesindense İçişleri Bakam sorumlu tutulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'nin iç ve dış tehditlerle ne şekilde mücadele edeceği ve bu görevin sorumluları gerek Anayasa’mızda gerekse ilgili kanunlarda açıkça belirtilmiştir.

Kamu düzeni ve millî güvenliği sağlamakla görevli makamların bu görevleri yürütemediği anlaşılmaktadır. Terör örgütünün şehir yapılanması olan KCK'nın şehir merkezlerinde mahkemeler kurduğu, Kandil’deyse üst mahkeme kurularak yargı fonksiyonu yürütüldüğü ifade edilmektedir.

Terör örgütünün doğu ve güneydoğu illerimizde asayiş birimleri ve karakollar kurarak kolluk faaliyeti üstlendiği, askerî makamların ve emniyetin bu bölgelere karadan giremediği ve insansız hava uçakları kullanmak zorunda kaldıkları, vergi toplayıp adli ve idari para cezaları verdiği Genelkurmay Başkanlığının açıklamaları arasında yer almaktadır.

Kamu ihalelerinin terör örgütü tarafından dağıtıldığı ve sosyal yardımların YDG-H onayını alan kişilere verildiği iddialarıysa Bakanlık müfettişlerinin 28 Ekim-3 Kasım 2014 tarihli denetimlerinde tespit ettiği bulgular olarak basın organlarında yer almıştır. Bakanlık bu iddiaları yalanlamamıştır. İllerdeki idarecilerin toplumsal olayları öngöremediği, terör örgütünün okul, mahkeme ve güvenlik birimleri oluşturduğu, bölgelerde kamu görevlilerinin hizmet binaları ve lojmanlarından çıkamadıkları raporda yer aldığı iddia edilen konulardır.

Türkiye gündemini uzun süre meşgul eden 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarında soruşturmayı yürüten adli kolluk görevlilerine İçişleri Bakanı tarafından emir ve talimat verildiği, kolluk görevlilerinin haklarında soruşturma açılarak görev yerlerinin değiştirildiği iddiaları ülke gündemindeki yerini korumaktadır. Buna karşın, TSK'nın Şırnak'taki operasyon taleplerinin Bakan emriyle vali tarafından reddedildiği ve Diyarbakır Emniyet Müdürünün terör örgütünün sözde liderinden eylemlerde fazla olay çıkmaması için ricacı olduğu iddiaları da gündemde yer almıştır.

Bakan Ala, PKK elebaşlarından Sabri Ok'un 2006 yılında Ankara'ya geldiği ve yetkililerle görüşmesini “Bu olaylar sizin çok ilginizi çeken teferruatlardır ama biz detaylarla ilgilenmiyoruz. Biz genel siyaseti ve genel yönlendirmeyi yapıyoruz." diyerek hukuka aykırılığı meşrulaştırmıştır.

Yukarıda yer alan hususlar hem gündemde yer almış hem de bölgede yaşayan vatandaşlarımızın yaygın şikâyet ve endişelerine konu olmuştur.

İçişleri Bakanı Sayın Efkan Ala, sorumlu olduğu kamu düzeni, huzur ve asayişin sağlanmasında acz gösterdiği gibi kanunen sahip olduğu yetkileri kullanmayarak üniter yapının fiilen bozulmasına ve ülkemizin belirli bölümlerinde paralel bir devlet yapılanması kurulmasına zemin hazırlamaktadır.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Gensorunun gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmenin günü daha sonra Danışma Kurulu önerisiyle onayınıza sunulacaktır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Biz bu gensoru önergesini verdiğimiz zaman imzalarımız Oktay Vural, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili, İzmir Milletvekili; Yusuf Halaçoğlu, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili, Kayseri Milletvekili olarak yazıldı.

BAŞKAN – Tabii.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ama, maalesef, yazılan metinde Oktay Vural, İzmir… İzmir ne yani? Tasarruftan dolayı mı basmadı bunları? Dolayısıyla tutanaklara da bu şekilde geçmesini teminen -muhtemelen bir hatadır- ben sadece ifade ettim.

BAŞKAN – Sayın Vural, yanlışlık düzeltilecek, tutanaklara düzgün geçecek ve bundan sonra da yapılmayacaktır.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

5.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının Başkanlık Divanını görevlendirmesine ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, 19 ve 20 şubat tarihinde yapılan Genel Kurul görüşmelerinde Meclis Başkan Vekili olarak Sayın Ayşe Nur Bahçekapılı’nın yönettiği oturumlarda bir nöbet değişiminiz söz konusu olmuştu. Hatırlarsanız, her üç siyasi partinin grup başkan vekilleri de bu nöbet değişimiyle ilgili bir yazılı talimatın olup olmadığını, Meclis Başkanı Sayın Cemil Çiçek’in bir yazılı nöbet kâğıdı, evrakı imzalayıp imzalamadığını sorgulamışlardı. O gün her üç siyasi partinin grup başkan vekilleri de Sayın Meclis Başkanına ulaşarak böyle bir yazılı kâğıdın düzenlenip düzenlenmediğini sorduğunu ve bu bilgiyi sizinle paylaştığımızı biliyorsunuz.

Sayın Meclis Başkanı böyle bir kâğıdı imzalamadığını ve bugün idare edilmesi gerektiğini bizim grup başkan vekillerimize ve diğer siyasi partilerin grup başkan vekillerine iletmiştir. Genel Kurulda yapılan tartışmalarda da size yöneltilen bu soru üzerine siz Meclis Başkanından telefonla olur aldığınızı ve herhangi bir sorun olmadığını ifade ettiniz ve bu Meclis tutanaklarında da var. Ancak, bir gün sonra yapılan oturumda yani 21 Şubat 2015 tarihli oturumda ise elimdeki belgede Sayın Cemil Çiçek’in ıslak imzasıyla tanımlanmış olan bir görev kâğıdı var ve bu görev kâğıdında da Meclis Başkanlık Divanında görev alacak olan Meclis Başkan vekillerinin isimleri de “Sayın Ayşe Nur Bahçekapılı ve Sayın Sadık Yakut” diye özellikle açık olarak belirtilmiş ve altına da ıslak imzayla Meclis Başkanı bu evrakı imzalamış.

Şimdi, tabii, burada bir çelişki ortaya çıkıyor. Yani eğer Meclis Başkanı size telefonla “Bu oturumu yönetebilirsiniz.” gibi bir şey ifade etmişse, doğal olarak, ertesi gün de böyle bir görevlendirme kâğıdına ihtiyaç duymadan telefonla bu görev yetkisini bildirmesi gerekirdi. Ancak bizim düşüncemiz odur ki bir gün sonra Meclis Başkanı ıslak imzasıyla bu görevlendirme kâğıdını, görev yetki kâğıdını eğer göndermişse bir önceki gün sizin yazılı görev kâğıdınız olmadığı için yönetmiş olduğunuz oturumdaki bütün düzenlemeler geçersiz sayılmalıdır. İç Tüzük’ün 15’inci maddesine, biz, 21 Şubattaki bu evrakın uygun olduğunu, sizin “Telefon aracılığıyla ben görevlendirildim, yetkilendirildim.” şeklinde ifade etmiş olduğunuz beyanatın da uygun olmadığını düşünüyoruz. Dolayısıyla yazılı görev kâğıdı olmadan burada nöbet değişimi şeklinde yapmış olduğunuz Genel Kurul oturumlarındaki bütün o görüşmelerin geçersiz sayılması gerektiğini, bu konuda Meclis Başkan Vekili olarak da yetkinizi kullanmanız gerektiğini ifade ediyorum.

Eğer bu konuyla ilgili aksi bir durumunuz olursa da tutumunuzla ilgili usul tartışması açılmasını talep ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

O gün de açıklamada bulunmuştuk; Sayın Meclis Başkanıyla da telefonla görüşüldü, grup başkan vekilleriyle toplantı yapıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisinin açıldığı günden itibaren tüm uygulamalarda zaman zaman Meclis başkan vekillerinin ve zaman zaman da kâtip üyelerin gerek rahatsızlıkları sebebiyle gerek mazeretleri sebebiyle nöbet değiştirmelerinin geçmişten bu tarafa gelen bir teamül olduğu, Sayın Meclis Başkanının da nöbet değişimiyle ilgili…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – O zaman bir gün sonra bu kâğıdı niye gönderdi?

BAŞKAN – …herhangi bir problemin olmadığını söylediğini burada ifade ettim ben. Dolayısıyla yapılacak herhangi bir işlem yoktur.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Usul tartışması açıyoruz.

BAŞKAN – Usul tartışması açacak bir şey yok efendim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Yok efendim. Bunu konuştuk daha önce.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, madde 15’te…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hayır, bir grup başkan vekili usul tartışması istiyor.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Baluken, bunu o gün konuştuk ve konu çözüldü efendim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – O gün konuşmamız meselenin bittiği anlamına gelmiyor ki. Biz bu konuda tatmin değiliz. Usul tartışmasıyla ilgili talepler diğer işlerden öne alınır.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, İç Tüzük 15 gayet açık. İç Tüzük 15’te Başkanın görevlendirilmesinin yazılı olarak yapılacağına dair bir ifade yok.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – O zaman bir gün sonra niye bu yapılıyor Sayın Başkan?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Ama Sayın Başkan Meclis grup başkan vekillerinin talebini dikkate almış ve bir yazı göndermiştir. Bunu uzatmaya gerek yok efendim.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Önceki birleşimlerdeki usul tartışmasını şimdi açamayız efendim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, hayır hayır, bu usul tartışması yapılmadı.

BAŞKAN - Sayın Baluken, teşekkür ediyorum.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

X.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken tarafından, AKP Hükûmetinin sağlık politikaları alanında uygulamaya koyduğu özelleştirme politikalarının araştırılması amacıyla 18/2/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak Genel Kurulun 23 Şubat 2015 Pazartesi günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

23/02/2015

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 23/02/2015 Pazartesi günü (bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisini, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                     Pervin Buldan

                                                                                                                            Iğdır

                                                                                                                 Grup Başkan Vekili

Öneri: 18 Şubat 2013 tarihinde, Bingöl Milletvekili Grup Başkan Vekili İdris Baluken tarafından verilen (2620 sıra no.lu), “AKP Hükûmetinin sağlık politikaları alanında uygulamaya koyduğu özelleştirme politikalarının araştırılması” amacıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 23/02/2015 Pazartesi günlü birleşiminde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Demir Çelik, Muş Milletvekili.

Buyurun Sayın Çelik. (HDP sıralarından alkışlar)

DEMİR ÇELİK (Muş) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son otuz yıldır küreselleşmenin açığa çıktığı neoliberal politikaların bütün dünyayı kasıp kavurduğu bir sürecin Türkiye’deki son on üç yıllık versiyonunu ya da siyasal travmalarını tartışmak üzere gündeminize bir araştırma önergesi taşımış bulunmaktayız.

AKP’nin on üç yıllık tarihi, iktidara ve sermayeye hizmeti esas alan, toplumun ve toplum dinamiklerinin ihtiyaçlarını ise göz ardı eden bir yaklaşım ve zihniyetle geçmiştir. Neoliberal politikaların piyasalaştırma, taşeronlaştırma ve metalaştırma anlayışı ve zihniyeti, AKP’nin Türkiye’de on iki yıl boyunca savunduğu, 13’üncü yılında da savunmaya devam ettiği bir politik hat ve çizgi olmuştur. Özellikle sağlık gibi, insanın da, toplumun da olmazsa olmaz, temel ihtiyaçlarına metavari ya da alınıp satılan bir mal olarak yaklaşıyor olması kabul edilmezdir. Sağlıksız birey sağlıksız toplum demektir, sağlığından yoksun toplum ise hem siyaseten hem kültürel ve sosyal politikaları itibarıyla da üretkenlikten alıkonulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti devletinin 1982 Anayasası’nın 2’nci maddesindeki sosyal ve hukuk devleti olma vurgusuna rağmen -özelleştirmenin haddi var, hesabı yok, önüne geçilmez- özelleştirme politikalarıyla da insanlar, toplumlar ve topluluklar sağlık gibi temel ihtiyaçlarından alıkonulan bir noktada kalmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünya literatüründe sağlık denilince, ruhsal, bedensel olduğu kadar insanın siyasal, sosyal ve kültürel iyi hâli olarak anlaşılmalıdır. Düşününüz ki ülkemizde dillerin yok sayıldığı, inkâr edilip asimilasyonist politikalara tabi tutulduğu bir süreçte ruhsal, kültürel ve sosyal iyi hâl olabilir mi? Yine, ülkemizde birçok dinin yanı sıra birçok inancın olması gerçeğine karşın inançların inkâr edilip asilimisyonist politikalara tabi tutulduğu ve bu manada birçok inancın, kültürün mevcut var olan taleplerinin karşılanamadığı ortamda iyi hâlden, sağlığın iyi hâlinden bahsedilebilir mi? Ruhsal, sosyal ve kültürel haklarından mahrum kalmış kitlelerin taleplerini karşılamak var iken, Sağlıkta Dönüşüm Politikası adı altında ve buna da “reform” söylemini ve yaftasını yapıştırarak bizler, halklar, inançlar aldatılmıştır. Sağlıkta Dönüşüm Politikası adı altında yapılmak istenen bir reform değil, aksine sosyal devletin yerine getirmesi gereken görev ve kamusal hizmet özelleştirilerek parayla alınıp satılan bir metaya dönüştürülmüştür. Parası olanın hizmeti görme hakkına sahip olduğu, parası olmayanla birlikte sosyal güvenlikten yoksun olanlarınsa ölüme terk edildiği bir anlayış hem sosyal devlet hem de hukuk devletiyle bağdaşmaz. Ama görünen o ki bu uygulamayı devam ettirmekte beis görmeyen AKP, mevcudu da süsleyerek elmalı şekerler olarak bize sunmaya da devam ediyor. Son iç güvenlik paketinden de anlaşılacağı gibi, özgürlük ve barış yanlısı olunması gereken bir süreçten geçiyor olmamıza karşın, yetkilendirilmiş ve vazife salahiyetiyle toplum üstünde önemli bir erke sahip olan polise yeni görevler, yeni sorumluluklar, yeni haklar verilerek var olan, kadim olan(´) haklara da el konuluyor, gasbediliyor. Bunu en çok sağlıkta hissetmek mümkündür.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamu hastanelerinin hiçleştirildiği, özel sağlık hizmetlerinin de kutsandığı bir süreçte sağlık ve sosyal güvenlikten yoksun insanların, parasız, mülksüz insanların bu hizmeti almadığı gerçeğini ne zaman göreceksiniz? Parası olmayanın sağlık güvenlik hakkı ve sağlık güvenlik sahibi olmasına karşın, üç aydan daha uzun süreyle buna erişmeden yoksun kalan insanlarımız var. Röntgen, MR çekimi, ultrason başta olmak üzere, insanlara eğer referansı yoksa, eğer torpili yoksa üç aydan daha kısa bir süre verilemez; kanser gibi, şeker hastalığı, kolesterol, tansiyon gibi önemli hastalıklarda, anın, dakikanın ve saniyenin bile önemli olduğu bu hastalıkların tedavisinde göz ardı ediliyor. Parası olmayanın sosyal güvenlikten yararlanma hakkına sahip olması gerekirken Abdullah amcanın Ayşe kızı Ankara’da tedavi görecek, yatacak hastane bulamadığı için ölüme terk edilmiştir. Üç yıl öncesinde Van’ın Gürpınar ilçesinde hava nakil aracıyla ulaştırılması, nakledilmesi gereken Muharrem çocuğumuz babasının sırtında 16 kilometre boyu saatlerce taşınıp ölüme terk edilmiştir. Yakın zamanda birçok insanımız İstanbul’da, İzmir’de yatacak ve tedavi görecek hastane bulamadığı için ve aynı zamanda acil müdahaleye maruz kalan hastalık sahibi olmasından kaynaklı mağduriyetler yaşamıştır, yaşıyorlar.

Sağlıkta dönüşüm olacaksa parasız olmalı, sağlıkta dönüşüm olacaksa ana dilde sağlık hizmeti olmalıdır, sağlıkta dönüşüm olacaksa, sağlık reformu yapılacaksa herkesin kimliğine, diline, dinine, ırkına, mezhebine ya da zengin yoksul olduğuna bakmaksızın, sosyal devlet olmanın, hukuk devleti olmanın gereği bu sağlık hizmetinin yapılmasıdır; erişilemeyen, ulaştırılamayanın da eriştirilmesi, ulaştırılması hakkıdır.

Bakınız, kış ayı içindeyiz. Ardahan’da, Kars’ta, Ağrı’da, Muş’ta, Van’da, Hakkâri’de hüküm süren ağır kış şartlarında doğum hastası kadınlar maalesef hava nakil araçlarıyla ulaştırılamadığı, yollar da kapalı olduğu için ilkel araçlarla, kızaklarla ya da omuzdaki bir kısım araçlarla taşınmak durumunda kalmışlardır. Bu insanın kendisiyle birlikte taşıdığı can hiçe sayılmıştır, ölüme terk edilmiştir.

Yine, görüyoruz ve izliyoruz ki birçok hastanenin kalorifer sistemi, ısıtma sistemi felç olmuş, ısıtılamamış olmaktan dolayı yoğun bakım ünitesi hastaları ve serviste birçok yatan hastalar buz ve donmayla karşı karşıya kalmışlardır ama iş saraya gelince, elektrik faturası 1 milyon 150 bin olduğunda, doğal gaz harcamalarında 10 binin üzerinde evin ısınmasına yetecek bir faturayla karşı karşıya kaldığında onu harcamakta, bu kaynağı oluşturmakta beis görmüyor devlet. Devlet sadece Cumhurbaşkanı için, Başbakanı için, Meclisi için yoktur, devlet iktidar dışı kalmış, yönetim dışı kalmış tüm emekçilerin, ezilenlerin, yoksulların devletiyse onlara karşı da adil olup bu haklarını kullanma fırsatını vermelidir. Devlet kimliklere, inançlara, siyasal düşüncelere karşı nötr olacağına tarafgir olmuştur, tarafgir davranmaya devam ediyordur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu manada, herkesi ama herkesi adalet, eşitlik, hukuk arayışı içerisinde duyarlılığa davet ediyoruz. Bu duyarlılığın gereği olarak, sağlıkta dönüşümün, radikal dönüşümün olabilmesine fırsat veren ama buna rağmen de AKP iktidarı tarafından yürütülen bir kısım hukuk dışı uygulamalarla emekçilerin, sağlık çalışanlarının özlük haklarından yoksun bırakılıp sürgüne ve mağduriyete tabi tutuldukları bu süreci göz önünde bulundurarak herkesi AKP’nin sağlık politikalarının araştırılması yönlü verdiğimiz araştırma önergesine desteğe davet ediyor, saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Ali Öz, Mersin Milletvekili.

Buyurun Sayın Öz. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İç Tüzük gereği Halkların Demokratik Partisinin vermiş olduğu grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum ama tabii ki Türkiye’deki sağlık sorunlarının araştırılmasıyla alakalı lehte konuşacağımı da ifade etmek istiyorum.

Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara geldiği 2002 yılından itibaren “Sağlıkta Dönüşüm Programı” adı altında, Türkiye’de sağlık politikalarının yeniden şekillendirilmesi uğruna yeni birtakım değişiklikler yapmış. Adalet ve Kalkınma Partisinin her zaman yaptığı, bizim de sık sık şahit olduğumuz bir hususu özellikle vurgulayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Sağlıkta, nitelikli ve kaliteli bir hizmetin sunulması için tüm dünyanın evrensel kurallarıyla kabul edilen temel realiteler var. Bunların başında da anne ölüm hızı, bebek ölüm hızı gibi ifadeler, değerler yer almakta. Yüce Parlamentoyla paylaşmak isterim ki: Türkiye’de bebek ölüm hızı 1993 yılında binde 52,6; 1998 yılında binde 42,7; 2003 yılında yani Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidarının ilk yılında binde 28,5; 2008 yılında binde 17; 2012 yılında binde 7,4; 2013 yılında da binde 7,8. Yani burada ifade etmemiz gereken şu ki: Siz, henüz daha parti olarak bile kurulmadan, 1993 yılı ile 2003 yılları arasını analiz ettiğimizde, bebek ölüm hızının hızlı bir şekilde, tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de düşmüş olduğunun net rakamlarıdır. Oysa ki siz, sağlıktaki bu dönüşüm programının başarısını anlatırken bu rakamlara maalesef her şeyde milat kabul ettiğiniz 2002 yılından başlayarak yüce halkımızı aldatmaya ve kandırmaya devam etmektesiniz.

Yine, anne ölüm hızına baktığımızda 1998 yılında binde 70; 2006 yılında binde 28,5; 2013 yılında binde 15,9. Özellikle, yapılan araştırmalar göstermiştir ki anne ölüm hızı noktasından baktığınız zaman Türkiye’de bölgeler arasında ciddi bir fark var. Oysa ki Türkiye’yi tüm coğrafi bölgeleriyle, 77 milyon insanıyla bir bütün olarak değerlendirdiğinizde bölgeler arası farkın… Sizin uygulamış olduğunuz dönüşüm programı gerçekten gerçekçi ve Türkiye’deki sağlık alanındaki hizmet kalitesini artırıcı nitelikte olsa tüm bölgelerde bu anne ölüm hızının aynı oranda düşmesini beklemek herhâlde en doğal hakkımız olması gerekir. Peki, bunun karşılığında ne yapılmış? Bunun karşılığında, Sağlıkta Dönüşüm Programı’yla beraber başlayan, sağlık harcamalarında her yıl üzerine ilave olarak yüksek oranda bir artış olduğunu görüyoruz. Sadece, devletin genel bütçeden sağlık harcamalarındaki artış yükünün artmasıyla beraber, aynı zamanda, vatandaşlarımızın cepten yapmış olduğu sağlık harcamalarında da kendilerine günden güne bir külfet geldiğini ifade etmek lazım. Artık, iş, Sosyal Güvenlik Kurumunun sağlık harcamalarını karşılayamayacağı duruma gelmiş olmalı ki, sağlıkta temel bazı hizmetlerin alınması noktasında özel sigortalar devreye girmek durumunda kalıyor. Dolayısıyla, vatandaşların, gerçekten eşit, ulaşılabilir, nitelikli sağlık hizmeti alması anayasal hakları olmasına rağmen, sağlıktaki bu dönüşümle vatandaşlarımıza günden güne artan bir yük binmekte.

Sağlıkta Dönüşüm Programı’yla beraber hemen ilk başlattığınız şeylerden bir tanesi, hastanelerde, gerek eğitim ve araştırma hastanelerinde gerekse üniversite hastanelerinde performansa dayalı bir sistem başlatmak oldu.

Biz, muhalefet partileri olarak, özellikle sağlık alanında yapmış olduğumuz her konuşmada, performans sisteminin sağlıkta kaliteyi yakından etkilediğini, sağlık hizmet sunucularının bu sistemden memnun olmadığını, yapılan anketlerde bunun net olarak ortaya çıktığını, bu sağlıktaki performans sistemi uygulamasının defaten yeniden gözden geçirilmesini talep etmemize rağmen, bu konuyla alakalı bugüne kadar bir gelişme olmadığını belirtmek istiyorum.

Yine, sağlık hizmetleri noktasında, ülkemizdeki tüm sektörlerde olduğu gibi sağlık alanındaki taşeronlaşma Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidarı döneminde âdeta pik yapmış, rekor üzerine rekor kırmıştır.

Sağlık çalışanlarının özlük haklarındaki iyileşme, Hükûmetiniz tarafından -Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Hemşireler Günü’nde yapmış olduğu bir konuşmada da ifade edildiği gibi- fiilî hizmet zammının, yıpranma payının en kısa zamanda mutlaka verileceği ifade edilmiş olmasına rağmen, maalesef, iktidarınız tarafından bu söz de askıda bırakılmıştır.

Tabii ki sağlık harcamaları içinden çıkılmaz bir hâle gelince, sağlık uygulama tebliğinde vatandaşlarımızın normal şartlarda alması gereken sağlık hizmetlerine sürekli olarak bir kısıtlama yoluna gidiyorsunuz. Mesela, son yapmış olduğunuz uygulamada, özellikle fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında vatandaşların alması gereken sağlık hizmetlerinden birtakım hizmetleri Sosyal Güvenlik Kurumunun ödemeleri dışına çıkarttınız. Dejeneratif hastalıkların, çok önemsediğiniz obeziteyle mücadele, toplumun, belki de tüm dünyanın önemli bir bulaşıcı hastalığı olarak kabul edilen obezitenin önlenmesi noktasında devletin ödemesi gerekenleri ödeme kapsamı dışına çıkarttınız.

Sağlıktaki sağlık hizmet sunucuları arasındaki kadrolaşma sağlığın önemli sorunlarından bir tanesidir. Her ne kadar kabul etmekte zorlansanız da Türkiye’deki tüm kamu kurumlarında yapmış olduğunuz siyasi kadrolaşma -ister adını sadece “sendika”, “AKP” veya “paralel cemaat olgusu” olarak vurgulayın- sağlık alanında da kendisini oldukça belirgin hâlde göstermekte, maalesef, liyakat esasına dayalı olmayan bir kadrolaşmayı burada da yapmaktasınız. Bunun örneğini çıkartmış olduğunuz kanunlarla millî eğitimde yaptınız. Biz sizleri uyarıyoruz, sağlıktaki yapmış olduğunuz bu kadrolaşma, tıpkı bugün başınıza musallat olmuş olan ve siz kabul etmeseniz de birlikte yol yürümüş olduğunuz cemaat benzeri bir yapılanmanın sağlık kadrolaşması içerisinde de yer aldığını her biriniz görmezlikten gelmeyin, geç olmadan bununla alakalı da gereken önlemlerin alınması lazım.

Dünyada, belki de Türkiye kadar, yeni kurulmuş olan bir sendikanın, hızlı bir şekilde kadrolaşması, üyeye sahip olması, yandaş sendika dışında örneği olmayan bir sendikal tutum olarak karşımıza çıkmakta. Burada da bu sendikadaki kadrolaşmayla beraber sağlıkta hizmet sunucularının kadrolaşmasına sürekli fırsat tanıdınız. Sağlık çalışanlarının ücret artışı yetersizliği önemli bir sorun olmasına rağmen, özellikle sağlık çalışanlarının büyük çoğunluğu emekli olduktan sonra çok düşük ücretler aldıklarından, yaşamlarını idame ettirebilmek adına başka işlerle uğraşmak zorunda bırakıldığından, oradaki yeni alanın, yeni istihdam alanının oluşmaması da önemli sorunlardan bir tanesi.

Türkiye’de, hepimizin bildiği gibi, bu dönemde, son on yıl içerisinde ilaç fiyatlarında ciddi manada bir düşüş oldu. Bu kabul edilebilir ve gerçekte de doğru olan bir yaklaşım. Ancak, aslında ilaç fiyatlarında bu kadar düşüş olmasına rağmen, devletin ilaca ödemiş olduğu miktarın bununla paralel düşmeyişini de sorgulamak mecburiyetindeyiz. Yani, kurmuş olduğunuz, o çok övündüğünüz, sadece birkaç haftalık eğitimden sonra bir sertifika vererek sizin uydurduğunuz aile hekimliği uygulamasından sonra, ilaç tüketim sayısında, kutu bazında ülke nüfusuyla orantısız olarak ciddi manada bir artış var. Manzara şu ki vatandaş kalkıyor aile hekimine veya hastaneye gidiyor ama orada hekimin hastasına ayıracağı yeterli zaman olmadığından hastanın şikâyeti, derdi doğru düzgün dinlenmediğinden bir reçeteyle vatandaş geri gönderiliyor. Bakın, bu, ülke ekonomisine zarardır. Bu, sağlıkta kaliteyi düşüren bir metot ve yöntemdir. Bunun mutlaka önüne geçme adına hekimin merkezinde olduğu sağlık hizmet sunumunu önceleyen yeni bir yapıyı kurmak zorundayız.

Tabii ki bunun dışında, övünerek “Özel hastaneleri tüm vatandaşımızın hizmetine açıyoruz.” dediniz. Ama özel hastanelerden Sosyal Güvenlik Kurumu kapsamında olanlar bile çok ciddi manada fark ücretleri ödemeden buradan yararlanamıyorlar. Yani, bu sorunların hiçbirisi yokmuş gibi “Sağlıkta çağ atladık.” demeniz yapmış olduğunuz iyi hizmetleri gölgeler niteliktedir. Dolayısıyla, bu konunun detaylı bir şekilde araştırılmasının gerçekten Türkiye için elzem olduğuna inanıyoruz. Dolayısıyla, verilen grup önerisinin lehinde olduğumuzu ifade ediyor, yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.07

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.17

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 62’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin lehinde ikinci konuşmacı Aytun Çıray, İzmir Milletvekili.

Buyurun Sayın Çıray. (CHP sıralarından alkışlar)

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce önerge üzerinde konuşan meslektaşımın da söylediği gibi, sağlık sadece Sağlık Bakanlığının ya da Sosyal Güvenlik Bakanlığının sorumluluğundan ibaret bir hadise değildir. Aslında insan sağlığını hükûmetlerin politikalarının tümü belirler. Yani, insanların ekonomik ve sosyal seviyelerini yükseltirseniz, refah dağılımını düzeltirseniz, gelir dağılımındaki adaletsizliği giderirseniz insanlar ruh ve beden sağlığı açısından, koruyucu sağlık hizmetleri açısından çok daha iyi durumda olurlar.

Sağlıkla ilgili diğer sözlerime geçmeden önce, Sayın Bakan buradayken bir iki cümle ifade etmek istiyorum. Kendisine bir soru önergesi vermiştim, “2014 yılında ne kadar Türk Bayrağı indirildi?” diye sormuştum. Kendisi de cevabında 51 defa Türk Bayrağı’nın indirildiğini, böyle bir girişimde bulunulduğunu söylemişti. 52’ncisi de bu Hükûmet olmuştur. Bu Hükûmet, Süleyman Şah Türbesi’ndeki Türk Bayrağı’nı indirmiş ve haklarımızı koruyamamıştır. Şimdi, Sayın Erdoğan’ın çıkıp “CHP, CHP, CHP” diye böyle vurgulayarak, şeddeli konuşarak söylediği CHP’ye baktığımız zaman, CHP, Lozan’la ve Ankara Anlaşması’yla Süleyman Şah Türbesi’ni ve oradaki toprak haklarımızı korumuştur. Hatay yine Cumhuriyet Halk Partisi döneminde savaşmadan Türkiye topraklarına katılmıştır. (CHP sıralarından alkışlar) Aynı şekilde, Montrö Anlaşması’yla 1936 yılında yine Boğaz’daki haklarımız sonsuza kadar bizim egemenliğimiz altına girmiştir. AKP iktidarında ise aslında bu ilk toprak kaybımız değildir, esasen ülkenin bir bölümünde egemenlik devrinde bulundunuz, orada bayraklarımızı -biraz önce ifade ettiğim gibi- koruyamıyorsunuz, diğer yandan Annan Planı’yla birlikte Kıbrıs’taki haklarımızdan vazgeçtiniz ve şimdi de Süleyman Şah yani AKP iktidarında Türkiye üçüncü defadır toprak kaybına uğruyor. Böyle politikaların olduğu bir ülkede ve bu ülkede herkesin Cumhurbaşkanı olması gereken bir şahsiyetin sürekli gerginlik politikası uyguladığı bir ülkede insanların ruh sağlığının ve beden sağlığının normal olmasını bekleyemezsiniz. Bir ülkenin en üst seviyesindeki devlet adamı ülkenin yarısını yok farz ederek siyaset yaparsa, diğer yarısı üzerinde sürekli baskı yaratılırsa ve şimdi “İç Güvenlik Yasa Tasarısı” adı altında bir yasayı getirip buradan yeni bir baskı yasasını çıkarmaya çalışıyorsanız toplumsal depresyonun kapısını açmışsınız demektir. Nitekim bunların işaretleri var burada. Bakınız, devletin verilerine, TÜİK’in verilerine göre uyuşturucuyla ilgili suçlardan cezaevlerine girenlerin sayısı 2009-2013 yılları arasında yüzde 355 oranında artış kaydetmiş ve 2.601’den 11.500’e çıkmış.

Değerli arkadaşlar, sentetik uyuşturucuda yani bonzai filan diye adını söylediğimiz uyuşturucuda artış oranı AKP iktidarı döneminde yüzde 300.(x) Bütün bunlar AKP siyasetinin genelinin insan sağlığını bozduğunu gösteren veriler.

NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Sentetik uyuşturucu iki üç yıldır var Sayın Çıray.

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlar, narkotikteki artışı söyledik.

Doğrusu, değerli mevkidaşım, daha önce de size ifade ettiğim gibi, Adalet ve Kalkınma Partisi başlangıçta bizim de desteklediğimiz politikalarla sağlıkta dönüşüme başladı. Hastanelerin tek çatı altında toplanması, hastane eczanelerinde sıraların kaldırılması yani ilaç alımlarının eczanelere devredilmesi ve benzeri uygulamaları biz desteklemiştik fakat ne zamana kadar?

NECDET ÜNÜVAR (Adana) – CHP karşı çıkmıştı biliyorsunuz o düzenlemeye. Hayır, CHP karşı çıkmıştı 2005’te.

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Sağlıkta ne zaman ki finansman kontrolünü elinizden kaçırdınız, ne zaman ki sağlığın temel yapısını unuttunuz… Yani, sağlık diğer sektörlere benzemeyen, arz-talep dengesinin farklılık arz ettiği, yani talebin zorunlu olduğu, bir insanın hasta olduğu zaman talep etmek zorunda olduğu bir sektör olduğunu unuttu AKP iktidarı ve özelleştirme konusunda işi kontrolden kaçırdı, performans konusunda tıp etiğini ve her türlü ahlakı ortadan kaldırdı ve işte o zaman sistem çöktü.

Değerli arkadaşlar, üstelik öyle bir çöküş ki, Türkiye’de bu çöküşü örtbas etmek için geçmiş Başbakan, bir önceki Başbakan kürtaj tartışması açmak zorunda kaldı. Bu kürtaj tartışmasının açılmasının nedeni şuydu: 2002’de yüzde 21 olan sezaryen oranı, 2011’de yüzde 47’ye sıçramıştı. Bunun durdurulması gerekiyordu. Bu hatayı ikrar etmek yerine, başka bir tartışmayı bahane ederek sözde manevi duygular adı altında, hepimizin paylaştığı manevi duygular adı altında böyle bir viraj alınmaya çalışıldı.

Bakın arkadaşlar, performans sistemi o kadar yanlış bir sistem ki, biliyorsunuz, bütün dünya sağlıkta teşhise dayalı sistemlerle satın alma modellerine geçti istismarları önlemek için. Sağlık Bakanlığı hastanelerinde performans sisteminden sonra 2002-2013 yılları arasında yapılan ameliyatlarda artış oranı yüzde 114’tür.

NECDET ÜNÜVAR (Adana) – İnsanlar hizmet almaya başladı.

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Üniversite hastanelerindeki ameliyatların artış oranı yüzde 116’dır. Özel hastanelerde yapılan ameliyatların sayısındaki artış oranı yüzde 561’dir. Bu artışlar Türkiye’nin nüfus artış oranlarıyla bağdaşmıyor. Bu artışların bilimsel izahı yok. Bu artışlar tamamen bir sistemin istismarından ibaret. Bakınız, bana kim anlatabilir Türkiye’de 2011 yılında ortalama her 9 kişiden 1’ine bilgisayarlı tomografi çekilmesinin bilimsel olduğunu? Bana kim anlatabilir her 10 kişiden 1’ine de MR çekilmiş olmasının bilimsel olduğunu? Bu, AKP sisteminin ortaya çıkardığı sağlıksız bir durumdur. Sağlığı düzeltmek demek, sadece güzel fiziki yapılar yapmaktan ibaret değil. Sayın Müsteşar, siz de çok iyi biliyorsunuz, o dönemde görevde değildiniz, hastaneler sistemi getirildi, şehir hastaneleri sistemi. Türkiye'nin sağlığını aldınız, yirmi-yirmi beş senelik borçlandırıyorsunuz, önceden yiyorsunuz. Bugünün parasıyla 25-26 milyar lira -eski parayla katrilyon lira- bu ülkeyi borçlandırıyorsunuz. Sonra da işin kötüsü, onları yaparken de diğer hastaneleri yıkma kararı alıyorsunuz yani yatak sayısında bir artış da sağlanamayacak. O hâlde, bunu yapmanın, bu işi böyle götürmenin anlamı ne? Üstelik 21’inci yüzyılda artık devasa hastaneler dönemi bitti, kompakt, ulaşılabilir, semtlere dağıtılmış hastanelere ihtiyacımız var. Yani, şunu söylemeye çalışıyorum: Sonuçta, iş geldi dayandı, Adalet ve Kalkınma Partisi sağlık politikalarının yanlış finansman modeli yüzünden elini milletin cebine attı. Eski Bakan da dâhil olmak üzere en çok övündükleri şey ne: “Biz muayenehaneleri kapattık, millet ile sağlık personeli arasındaki para alışverişini bitirdik.” deniyordu değil mi? Bakın, tam aksi oldu, 2002 senesinde, sabit kurlara göre 92 dolar olan cepten sağlık harcamaları bugün 169,5 dolara çıktı kişi başına. Bunlar TÜİK’in raporları, devletin raporları.

Hani millet rahat edecekti? Hani sosyal adalet? Biraz önce, değerli meslektaşım burada konuşurken ifade etti, yeni kısıtlamalara gittiniz fizik tedavide. İşte bizim kaçak saraya itirazımız buradan. Milletin bir kısmı fakir, ilaçsız, 300’e yakın ilaç piyasada olmayacak, mukopolisakkaridoz hastalığı yüzünden 1 kız çocuğumuz ölecek, hâlâ kan fabrikası kurulmamış olacak; böyle bir ülkenin saray yaptırmak gibi bir hakkı olabilir mi?

Değerli arkadaşlar, onun için, söylemek istediğim şey şu: Cumhuriyet Halk Partisi olarak buradan Türk milletine sesleniyoruz: Gelince bu bozuk sağlık düzenini düzelteceğiz ve ilk yapacağımız iş, performans sistemi yerine başka bir sistem ortaya koyup sağlıkta katkı payını kaldıracağız.

Ey Türk milleti, senin cebinden alınan 16 milyar lira katkı payını Cumhuriyet Halk Partisi kaldırmaya söz veriyor.

Hepinize en derin saygılarımı sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Salih Koca, Eskişehir Milletvekili.

Buyurun Sayın Koca. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SALİH KOCA (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekillerimiz; Halkların Demokratik Partisi grup önerisi aleyhine söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

AK PARTİ’nin en güçlü olduğu, vatandaşlarımız tarafından da en yüksek teveccüh aldığı alanlardan biri de sağlık sistemimizdir. Bu anlamda, sağlık, AK PARTİ Hükûmetimizin en önemli önceliklerinden olmuştur ve bugüne kadar en yüksek bütçelerden biri de sağlığa ayrılmıştır. Sağlık alanında insanımıza daha kaliteli, daha adil ve kolay ulaşılabilir hizmet sunma yolunda hayal edilemeyen birtakım başarılar bu dönemde gerçekleştirilmiştir. Sağlık hizmetlerini temel bir insan hakkı olarak kabul eden iktidarımız, Sağlıkta Dönüşüm Programı’yla sağlık alanında pek çok yapısal düzenlemeler gerçekleştirmiştir. Kamu hastanelerini tek çatı altında birleştirerek bütün vatandaşlarımızın bu hastanelerden hizmet almalarına imkân sağlanmıştır. Üniversite ve özel hastane kapıları bütün vatandaşlarımıza açılmış, vatandaşlarımızın sağlık sigortalarıyla tüm sağlık kurumlarından hizmet almaları sağlanmıştır.

Modern sağlık anlayışının temel unsurları arasında yer alan aile hekimliği uygulamasına bu dönemde geçilmiştir. Halkımızın tümünün sağlık hizmetlerinden aynı standartlarda faydalandığı, yoksulların primlerinin devletimizce karşılandığı, 18 yaşın altındaki çocuklarımızın tamamının sağlık güvencesi altında olduğu sağlık sigortası sistemi hayata geçirilmiştir. Tüm vatandaşlarımızın birinci basamak sağlık hizmetlerini ücretsiz almaları sağlanmıştır. Yalnızca şehirlerde değil, köylerde de 112 acil sağlık hizmeti sunmaya başlanılmıştır. Bu kapsamda, istasyon sayıları artırılıp ambulanslarımız en son teknolojilerle donatılırken sisteme hava ve deniz taşıma araçları eklenmiştir. Böylece, gelişmiş ülkelerin otuz yılda ulaştığı hedeflere AK PARTİ iktidarıyla on yılda ulaşılmıştır. Herkes için ulaşılabilir, nitelikli, sürdürülebilir ve güçlü bir sağlık sistemi kurulmuştur. Gelişmiş ülkelerde toplumun ancak bir kısmının satın alabildiği hizmetler yeni Türkiye’de halkın tamamına büyük ölçüde bedelsiz olarak sunulmaktadır. Sosyal kimliğine, gelir durumuna, siyasi eğilimine, bölgesel konumuna bakılmaksızın milletimizin her kesiminin her türlü sağlık hizmetine eşit ve adil erişimi sağlanmıştır.

Bu düşüncelerle, bundan sonra yapacağımız çalışmalarla da sağlıkta daha iyi noktaya geleceğimize inanıyor, HDP grup önerisinin aleyhinde olduğumuzu bildiriyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Hamzaçebi, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

6.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Benim kürsüden yaptığım bir konuşmada yaptığım eleştiriler üzerine Sayın Ahmet Aydın söz alarak bir konuşma yaptı ve Cumhuriyet Halk Partisini kastederek dedi ki: “Masa başında Musul’u verdiniz, Kerkük’ü verdiniz, Süleymaniye’yi verdiniz.” Buna yönelik Sayın Engin Altay’ın eleştirisi, itirazı üzerine siz de “Sayın Ahmet Aydın’a soralım.” dediniz ama şu ana kadar Sayın Ahmet Aydın Genel Kurula gelmiş değil.

Ben şunu söylemek istiyorum: Kurtuluş Savaşı Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş mücadelesidir, bir imparatorluğun yıkıntıları üzerine yeni bir devletin bir millet olarak doğuşunun mücadelesidir. Bu soru son derece anlamsız. Bu soru şöyle de sorulabilir: “Neden Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırlarına Türkiye Cumhuriyeti, Mustafa Kemal Atatürk sahip çıkmadı? Neden Irak’ı verdiniz, neden Suriye’yi verdiniz, neden Balkanları kaybettiniz, neden Filistin’i kaybettiniz, neden Arabistan’ı kaybettiniz?” Böylesi büyük bir mücadelenin yıllarıdır o yıllar, masa başında verilen bir şey yoktur, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması, var olması, bir devletin, bir milletin doğuşu mücadelesidir. Ama öyle anlıyorum ki, Sayın Aydın bu cümlesiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin o zaman bir toprak kaybettiğini düşünerek “Biz de bugün Süleyman Şah’ı verdik.” demek istiyor, oraya sığınmak istiyor. Oysa o tarihte verilen hiçbir şey yoktur, bir millet, devlet olarak, cumhuriyet olarak doğmuştur o tarihte.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

X.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken tarafından, AKP Hükûmetinin sağlık politikaları alanında uygulamaya koyduğu özelleştirme politikalarının araştırılması amacıyla 18/2/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak Genel Kurulun 23 Şubat 2015 Pazartesi günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – HDP grup önerisini…

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Evet, yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Çıray, Sayın Yılmaz, Sayın Öner, Sayın Şeker, Sayın Erdemir, Sayın Acar, Sayın Öz, Sayın Tamaylıgil, Sayın Akar, Sayın Öztürk, Sayın Loğoğlu, Sayın Demiröz, Sayın Çetin, Sayın Türeli, Sayın Aldan, Sayın Özkan, Sayın Aygün, Sayın Öztrak, Sayın Susam.

Evet, iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

X.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken tarafından, AKP Hükûmetinin sağlık politikaları alanında uygulamaya koyduğu özelleştirme politikalarının araştırılması amacıyla 18/2/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak Genel Kurulun 23 Şubat 2015 Pazartesi günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubunun önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, kısa bir söz talebim var efendim.

BAŞKAN – Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

7.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, Kırım Halk Cumhuriyeti ilk Başkanı Numan Çelebi Cihan’ın 97’nci ölüm yıl dönümüne ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugün 23 Şubat. 23 Şubat 1918’de Numan Çelebi Cihan Kırım Halk Cumhuriyeti’nin ilk başkanı. Numan Çelebi Cihan eğitimini İstanbul’da yapmış, Vefa Lisesinde okurken Tatar Gençlik Örgütünü kurmuş, Kırım Tatar Öğrenci Birliği ve Vatanın kurulmasında rol almış, 1917’de Millî Partiyi kurmuştur. Daha sonra Kırım Halk Cumhuriyeti’nin ilk başkanı olmuştur. Ancak, Ocak 1918’de Bolşevik güçlerinin Kırım’ı ele geçirmesi esnasında tutuklanmış, kurşuna dizilmiş ve denize atılmıştır.

Bu ölüm yıl dönümünde Numan Çelebi Cihan’ı saygıyla, rahmetle anıyor, Kırım Tatar Türklerini bu şanlı mücadelesinde… Bundan sonraki dönemde de bu şanlı mücadelesinin bağımsız bir cumhuriyete doğru gitmesini diliyorum.

Teşekkür ederim.                

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

X.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- MHP Grubunun, Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz ve arkadaşları tarafından, ülkemizde pancar üretiminin ve üreticilerinin sorunlarının araştırılması, alınması gereken önlemlerin tespit edilmesi ve bunlara ilişkin yapılacak düzenlemelerin ele alınabilmesi amacıyla 12/7/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak Genel Kurulun 23 Şubat 2015 Pazartesi günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

BAŞKAN – Öneriyi okutuyorum:

23/2/2015

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 23 Şubat 2015 Pazartesi günü (bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

                                                                               Oktay Vural

                                                                               İzmir

                                       MHP Grup Başkan Vekili

Öneri:

12 Temmuz 2013 tarih ve 2013/16290 sayı ile TBMM Başkanlığına Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz ve arkadaşlarınca ülkemizde pancar üretiminin ve üreticilerinin sorunlarının araştırılması, alınması gereken önlemlerin tespit edilmesi ve bunlara ilişkin yapılacak düzenlemelerin ele alınabilmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırma önergemizin 23 Şubat 2015 Pazartesi günü (bugün) Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bugünkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Kemalettin Yılmaz, Afyonkarahisar Milletvekili.

Buyurun Sayın Yılmaz. (MHP sıralarından alkışlar)

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şeker, oluşturduğu katma değer, tarımda ve sanayide sağladığı istihdam nedeniyle ülkemizde üretilen ve stratejik öneme sahip temel gıda maddelerinden biridir. Şeker sektörü ise ülkemizde ithalata gerek kalmaksızın kendi kendine yeterliliği sağlayan ender sektörlerimizdendir. Dünyada yılda 170 milyon ton civarında üretilmekte olan beyaz şekerin yaklaşık beşte 1’i pancardan, beşte 4’ü ise kamıştan elde edilmektedir. Bu iki ham maddeden elde edilen şekerler arasında tat, kalite ve görünüm bakımından bir fark bulunmamaktadır. Kristal şeker üretimi yapan 111 ülkenin 69’u kamış, 35’i pancar ve 7’si hem kamış hem de pancar yetiştiricisidir. Dünyanın en büyük şeker üreticisi ve ihracatçısı, kamış üretimi şeker üreticisi olan Brezilya’dır. 160 milyon ton civarında olan dünya yıllık şeker tüketiminde ise sırasıyla Hindistan, Avrupa Birliği, Çin ve Brezilya en büyük paya sahiptir. Dünya pancar şekeri üretiminde ülkemiz, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, Rusya ve Almanya’nın ardından 5’inci, Avrupa’nın ise 4’üncü büyük ülkesidir. Ülkemizde son tamamlanan 2013-2014 pazarlama yılında 16,5 milyon ton pancardan 2 milyon 390 bin ton pancar şekeri üretimi gerçekleştirilmiştir ve bu üretim 57 vilayete bağlı 3.665 ayrı yerleşim biriminde 126 bin çiftçi tarafından ve de toplam 291 bin hektar alanda gerçekleştirilmiştir. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) 2013 verilerine göre hektar başına pancar verimi ülkemizde 53 tondur. Bu oran Fransa’da 85 ton, Almanya’da 64 ton, İngiltere’de 68 ton, Polonya’da ise 55 tondur.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde tarım ve sanayi entegrasyonunun en güzel örneklerinden biri olan pancar tarımı ve şeker sanayisi, geçmişten günümüze kalkınma yolunda sağladığı çok yönlü katkılarıyla stratejik konumunu bugün de hâlâ korumaktadır. Türk şeker sektörü ve pancar üretimi, yalnız şeker üretmek için ham madde kullanmakla kalmayıp yarattığı istihdam ve yan sektörlerle sağladığı önemli katkılarla da tarım sektörümüzün içerisinde en fazla çiftçi geliri sağlamaktadır. Şeker sanayisi ve pancar tarımının ülke tarımına, hayvancılığa, taşımacılık sektörüne, kimya, ilaç, alkol, yem ve maya sektörüyle ilgili geniş ve kapsamlı bir alana hitap ettiği gerçeği gözden kaçırılmamalıdır. Bu yollarla doğrudan ve dolaylı olarak ilişkilendirilen 10 milyon insanımıza iş ve aş imkânı sağlayan şeker sektörü, ülkemizin ekonomik ve sosyal gelişimi bakımından karşılaştırmalı bir üstünlüğe de sahiptir.

Şeker üretimi, şeker pancarı üreticisi çiftçiyle birlikte organize edilen bir sanayi faaliyetidir. Bu üretim, bir yönüyle tarladaki tarımsal faaliyet, diğer yönüyle de ağır sanayiye dayanmaktadır. İkisini de birbirinden ayırmak mümkün değildir. Pancar üretimi dışındaki tarımsal ürünleri üreten çiftçi bu ürününü rekabet şartları içerisinde tercih ettiği, dilediği alıcıya satabilmektedir. Oysa şeker pancarının tek alıcısı vardır, o da şeker fabrikasıdır. Pancar üreten çiftçinin ürettiği pancarı fabrika dışında başka bir alıcıya satması mümkün değildir. Tek bir alıcının olması, fiyat politikası bakımından da bağımlılığı beraberinde getirmektedir. Pancarın saklanmasının, depolanmasının güçlüğü, kısa sürede bozulması nedeniyle pancarın bir an önce şeker fabrikasına satılıp işlenmesi gerekmektedir. Bu sürenin kısalığı çiftçiyi fabrikaya daha da bağımlı hâle getirmektedir. Fabrika da sürekli olarak aynı üreticiyle beraber çalışmak zorundadır. Pancarın şeker fabrikalarına uzak yerlerden getirilmesinin güçlüğü ve yüksek maliyetli olması fabrika civarındaki üreticiyle karşılıklı bir çıkar bağımlılığını beraberinde getirmektedir, devam ettirmektedir. Bundan dolayı da fabrika çiftçilere tohum, fide, ilaç, gübre gibi girdileri temin etmek durumunda kalmaktadır. Tarım ve sanayinin bu derece karşılıklı olarak birbirine sıkı bir şekilde bağlı olduğu başka bir sektör bulunmamaktadır. Bu organik bağ şeker fabrikalarının çiftçiler tarafından kooperatif şeklinde örgütlenmesini de zorunlu hâle getirmiştir. Kooperatif çiftçiyi şeker fabrikasına bağlamakta ve bu organik bağın sürekliliğini sağlamaktadır.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde 1990’lı yıllardan başlayan nişasta bazlı şeker üretimi, toplam kapasitesi 1,3 milyon tona ulaşan 9 fabrikada sürdürülmekte olup bunların 4’ü sadece ihracata yönelik faaliyet göstermektedir. Şeker Kurumu tarafından nişasta bazlı şeker üreticileri için tespit edilen kotanın Bakanlar Kurulu kararıyla geçmiş yıllarda sürekli olarak yüzde 50 arttırıldığı gerçeği pancar şekeri aleyhine olmuştur. Daha net bir ifadeyle ülkemizde son iki yılda yapılan nişasta bazlı şeker uygulamalarıyla milletimizin ağzının tadı kaçırılmaya devam etmektedir. Bu arada yanlış tercih ve uygulamalarınızla 2,5 milyon tonluk şeker üretilememiştir. Yine bu yanlış uygulamalarla 320 bin hektar alanda pancar tarımı yapılamamıştır. 4,4 milyar dolarlık katma değer kaybına uğranmıştır. 80 bin tarım işçisi maalesef işini kaybetmiştir. 6,3 milyon ton küspenin ve 840 bin ton melasın üretilememesi ve dolayısıyla besicilik sektörü olumsuz etkilenmiş ve 210 bin tonluk et açığı oluşmuştur. Pancar şekeri sanayisinin yüzde 60 kapasiteyle çalışmasına neden olunmuş ve neticede maliyetlerin artmasına neden olmuştur.

Değerli milletvekilleri, tüm çiftçilerimiz ve üreticilerimizde olduğu gibi pancar üreticisi de tedirgindir. Dünyanın en pahalı girdileriyle üretim yapmak mecburiyetinde kalmaktadırlar. Milat kabul ettiğiniz 2002 yılında çiftçimiz 1 litre mazot almak için 10 kilogram pancar teslim etmesi yeterliyken bu sene 1 litre mazot alabilmek için 28-30 kilogram pancar teslim etmek zorunda kalmıştır. Çiftçilerimiz maalesef başka yapacak işi olmadığından boğaz tokluğuna üretmeye devam etmektedirler. Bu sene Orta Anadolu’da pancar ekim bölgelerinde görülen hastalık nedeniyle de polar oranlarının oldukça düşük çıkması üreticimizi ciddi bir gelir kaybına uğratmıştır. Yine, 16 polar 1 ton pancar 144 liradan alınmıştır. Bu ücret çiftçimizin masraflarını karşılamaktan çok uzaktır. Avrupa Birliği ülkelerindeki üreticiler gibi ülkemiz çiftçisi de girdi fiyatları konusunda mutlaka sübvanse edilmeli, desteklenmelidir.

Tarımın –üreticinin- en büyük girdileri olan mazot, ilaç, gübre, tohum, fide, fidan, yem ve sulamada kullanılan elektrikte ÖTV ve KDV mutlaka sıfırlanmalıdır. Yoksa, zaten SOS vermekte olan çiftçilerimizin cenaze namazını hep beraber kılacağız.

Değerli milletvekilleri, şeker fabrikalarının özelleştirme kapsamında olması gerek fabrika çalışanlarını gerekse şeker pancarı üreticilerini son derece tedirgin etmektedir. TÜRKŞEKER’in olası özelleştirilmesi durumunda ülkemizde büyük kayıplar yaşanacaktır. Kurulu yatırım değerleri yaklaşık 3 milyar dolar civarında olan fabrikalarımızın kapanmakla karşı karşıya olması, başta doğu illerimiz olmak üzere bölgede kalkınmayı sekteye uğratacak, ülkenin göç ve güvenlik sorunlarını hızla artıracaktır. Yaklaşık 1 milyon dekar alanda pancar tarımı yapılamayacak ve şeker üretimi 650 bin ton daralacaktır.

Şeker üretimi azalmış ve tarım alanları daralmış bir konumda iken o çok istediğiniz Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleşmesi durumunda, Avrupa Birliği Şeker Rejimi Reformu gereği ülkemiz şeker sektöründen tamamen çekilmek zorunda kalabilecektir.

Modern dünyanın gelişmiş ülkelerinde şeker sektörü devletlerin eliyle desteklenmekte, mümkün olduğunca korunmakta ve teşvik edilmektedir. Ülkemizde ise şeker sektöründe dünyadaki gelişmelerin tam aksine bir süreç yaşanmakta, 2003 yılında özelleştirmeye ilişkin yol haritası belirlenen TÜRKŞEKER hızlı ilerleyen bir özelleştirme sürecindedir. Ancak, yapılagelen uygulamaların günümüz koşullarında yetersiz kaldığı ve değişen dinamiklere göre yeniden ele alınması ve güncellenmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır. TÜRKŞEKER’in özelleştirme programında bulunduğu 2008-2014 yılları arasında -altı yıllık dönemde- TÜRKŞEKER’e ait fabrikaların coğrafi bazlı portföy grupları hâlinde, varlık satışı yöntemiyle yapılan özelleştirme ihaleleri sonuçlandırma aşamasına gelindiğinde, gerek mahkeme kararları gerekse Özelleştirme Yüksek Kurulu kararlarıyla iptal edilmiştir. Özelleştirme Yüksek Kurulunun 18 Ağustos 2011 tarih ve 2011/67 sayılı Kararı’yla özelleştirme işlemlerinin 31 Aralık 2014 tarihine kadar tamamlanması kararlaştırılmış idi. Bugüne kadar portföy gruplarından hiçbirisinin satılması mümkün olmamıştır. Bu arada, Özelleştirme Yüksek Kurulu, TÜRKŞEKER’in özelleştirme işlemlerinin 31/12/2014 tarihinden itibaren iki yıl uzatılmasına karar vermiştir. Yani, TÜRKŞEKER’in özelleştirilme süreci maalesef ısrarlı bir şekilde devam ettirilmektedir.

Değerli milletvekilleri, sektördeki sorunların tespiti ve çözülmesi, ülke ekonomisinde yaşanacak ve telafisi imkânsız kayıpların önlenmesi için özelleştirme sürecinin acilen durdurulması gereklidir. Diğer taraftan, sektörün dünyayla rekabet gücü kazanması için, pancar üreticileri, şeker işçileri ile kamunun birlikte yer aldığı yeni bir model oluşturulması için ciddi bir çalışma yapılmalıdır.

Bu amaçla, Milliyetçi Hareket Partisi olarak vermiş olduğumuz bu önergeye desteklerinizi bekliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Nurdan Şanlı, Ankara Milletvekili.

Buyurun Sayın Şanlı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

NURDAN ŞANLI (Ankara) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; bugün Genel Kurulda görüşülmek üzere Milliyetçi Hareket Partisinin talep etmiş olduğu grup önerisinin üzerinde söz aldım ve Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisinin vermiş olduğu bu öneri, ülkemizde pancar üretiminin ve üreticilerinin sorunlarının araştırılması, ele alınması ve gereken önlemlerin tespit edilmesi ve bunlara ilişkin yapılacak olan yasaların ve düzenlemelerin ele alınmasıyla ilgili.

Değerli milletvekilleri, tabii ki bu konu Genel Kurulda görüşülebilecek bir konu. Hatta, sadece pancar üretimi ve üreticilerinin sorunları değil, başka alanlarda da faaliyet gösteren, üretim yapan, üretimin ve üreticilerin sorunlarını da tabii ki doğal olarak burada hep birlikte konuşacağız ve paylaşacağız. Ancak, bugünün gündemi çok daha önceden belirlendiği için onu yerine getirmek durumundayız ve ben, bu nedenle, bu önerinin aleyhinde olduğumuzu belirtiyor, Genel Kurulun takdirlerine sunuyorum.

Saygılarımla. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen İlhan Demiröz, Bursa Milletvekili.

Buyurun Sayın Demiröz. (CHP sıralarından alkışlar)

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; şeker pancarı ve şeker üretimiyle ilgili Milliyetçi Hareket Partisinin, sorunları araştırarak, önlemlerin tespiti amacıyla vermiş oldukları araştırma önergesi üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlarım.

Sözlerime başlamadan önce, benden önce çıkan hatibin konuşmasıyla ilgili bir şey söylemek istemiyordum ama bugünlerde hep moda oldu, “Efendim, bugünkü gündem farklıdır ve şeker pancarı ile şeker pancarı üreticilerinin sorunları önemsizdir. Onun için, böyle bir araştırmaya ve böyle bir araştırma önergesine...” Nedir? Aleyhte olduklarını ifade ediyor. Arkadaşlar, ileriki bölümde geleceğim, eğer daha önceki dönemlerde de bizim, şeker pancarıyla ve şeker üreticileriyle ilgili verdiğimiz araştırma önergelerine AKP Grubu sahip çıksaydı bugün bunlarla karşılaşmamış olacaktık.

Değerli arkadaşlar, yıllık üretimi ve tüketimi 160 milyon tonun üzerinde olan şekerin dünyada, yaklaşık olarak yüzde 28’i şeker pancarından, yüzde 72’si şeker kamışından üretilmektedir. Hâlbuki ülkemizde şekerin tamamı şeker pancarından üretilmektedir. Ülkemizde yaklaşık 100 bin çiftçi ailesi, yılda 170-180 bin hektar arasında değişen ekim alanlarında pancar yetiştirmekte ve bu pancarlar TÜRKŞEKER’e bağlı 23 fabrikada işlenmektedir. Benden önceki konuşmacı arkadaşımızın da ifade ettiği gibi, şeker pancarı tarımı ve sanayisi her yıl yaklaşık 400 bin pancar ekicisi ile 250 bin tarım, 30 bin sanayi işçisi ve alt sektör çalışanlarının aileleriyle birlikte toplam 10 milyon insanımızı doğrudan ilgilendirmektedir. Bunun yanı sıra, pancar tarımı, hayvancılık, ilaç, et, süt, nakliye ve hizmet sektörleriyle de iç içe geçmiş durumdadır.

Şeker Yasası’yla şekerde başlanan ekim alanlarının azaltılması küçük aile çiftçilerine büyük zararlar vermiştir. Değerli milletvekilleri, şeker fabrikaları çok önemlidir. Bulunduğu bölgede, sanayinin olmadığı bir bölgede, âdeta üniversite gibi, örnek tarım uygulamalarıyla, sosyal faaliyetleriyle o bölgeye büyük kazanç olmuştur ama gelin görün ki bu Hükûmet şeker fabrikalarının özelleştirilmesi konusunda hâlâ ısrar etmektedir. Korkarım ki bu ısrarla -daha önce TEKEL’le, tütünle ilgili yapılan, fabrikalarının kapanması gibi- TÜRKŞEKER fabrikalarının özelleştirildikten sonra kapanması durumunda bütün sıkıntıyı şeker pancarı üreticisi, köylüsü, çiftçisi ve ona bağlı diğer kolların çekeceğini burada belirtmek isterim.

Ayrıca, değerli milletvekilleri, şeker fiyatlarıyla ilgili alım fiyatlarının düşük tutulması da yavaş yavaş şeker pancarı çiftçilerinin bu sektörden uzaklaşmasını sağlamaktadır.

Şeker pancarıyla ilgili, bu sektörlere ve toprağa vermiş olduğu fayda konusunu çok belirtmek istemiyorum ama şunları da söylemeden geçemeyeceğim: Şeker pancarı kendinden sonra ekilen ürünlerde verim artışı sağladığı gibi, kırsal kesimde ayçiçeğine göre 4,4 kat, buğdaya göre de 18 kat fazla istihdam oluşturmaktadır.

Değerli milletvekilleri, 2002 ile 2014 yılları arasında, şeker pancarının Türkiye Şeker Fabrikası Anonim Şirketi tarafından belirlenen fiyatı yüzde 113 artmıştır. Buna karşılık, girdi fiyatlarının artış miktarı yüzde 300’dür. Değerli arkadaşlar, bunu şunun için söylüyorum: 2014 yılında Şeker Kurumunun açıklamış olduğu fiyat 137 kuruş/kilogram. Peki, bu rakam 2013’te kaçtı? 144 kuruştu. Yani 2013’ten sonra, 2014 yılında hiçbir girdi fiyatında artış olmadı, bundan dolayı 137 kuruşa çekildi!

Başka ne oldu arkadaşlar? 2014 yılında yağışlar ve bölgede görülen hastalıklar nedeniyle şekerde polar düşüşü yaşandı. Bu ne anlama gelmektedir? Polar düşüklüğü açıklandığı takdirde belirtilen bu fiyatın altında alım gösterir. İşte, örneğin, benim bölgem Bursa Yenişehir’de -ziraat odası başkanından aldım bu rakamı- 97 kuruşa düştü arkadaşlar. Yani 137 kuruş ilan ettiniz ama polardan dolayı 97 kuruşa düşürdünüz.

İşte, az önce bahsettiğim gibi, eğer verdiğimiz bu önergeleri zamanında dikkate alsaydı AKP sıralarındaki milletvekili arkadaşlar, bugün bu çiftçilerin, pancar ekicilerinin bu sıkıntılarını bir nebze de olsa gidermiş olurduk. Hatta, şunu da özellikle söylemek istiyorum, AKP döneminde değil çünkü AKP çiftçinin, köylünün dostu değil, ondan önceki dönemlerde polar düşüklüğünde şu yapılmıştır: Polar 14 baz alınmış, onun altındaki polar düşüklükleri dikkate alınmadan fiyatlar ödenmiştir. İnanın, bugün bu konuyla ilgili, Türkiye’deki tüm pancar üreticileri çok sıkıntılı ve aynı zamanda da zor durumdadır.

Değerli arkadaşlar, devlet desteği olmayan, tarımı desteklemeyen bu Hükûmet, yine, her zaman olduğu gibi başka bir şey daha yapmaktadır. Ne yapmaktadır? Nişasta bazlı şeker üretimini teşvik etmektedir. Peki, nişasta bazlı şeker üretimi nedir? Nişasta bazlı şeker üretimi, mısırdan glikoz, fruktoz şeker üretmektir. Peki, kabul ediyoruz. Bu, AB ülkeleri içerisindeki kota ile bizi karşılaştırğıdınız zaman bizde yüzde 10 ve Bakanlar Kurulunun yüzde 50 artırmasıyla devam etmektedir yani 250 bin ton Türkiye’de ortalama nişasta bazlı şeker üretilmektedir. Nereye gelmek istiyorum? Arkadaşlar, nişasta bazlı şekeri ürettiriyorsunuz, çok güzel, şeker pancarından uzaklaşıyorsunuz. Peki, ne yapıyorsunuz? Mısır. Mısırda ne yapıyorsunuz? Mısırda da ithalat yapıyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar) Ne kadar yaptınız değerli arkadaşlar? AKP döneminde 10 milyon ton mısır ithal edildi, biz üretemiyor muyuz? 10 milyon tona ödediğiniz para 5,6 milyar TL ithalat için ödenmiştir.

ÖNDER MATLI (Bursa) – Dünyanın en büyük 2’nci yumurta ihracatçısı oldu bu ülke, İlhan Bey’im unutma.

İLHAN DEMİRÖZ (Devamla) – ABD’den, Brezilya’dan, Arjantin’den mısır ithal eden Hükûmet kendi üreticisini desteklemeyip dışarıdakilere destek sağlamaktadır.

ÖNDER MATLI (Bursa) – Bak, ben buradayım İlhan Bey.

İLHAN DEMİRÖZ (Devamla) – Arkadaşlar, nişasta bazlı şekerdeki kota kimle ilgili? Çok uluslu şirketlerle ilgili olduğunu ifade etmek istiyorum.

Evet, Bursa milletvekili her zaman olduğu gibi yandan parazitlik yapıyor ama ona şunu söylüyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Bursa’da kendisi tarımcı, bir Cargill var, Cargill, çok uluslu nişasta bazlı bir şeker fabrikası. Hangi dönemde, nasıl kurulduğunu, bugüne kadar nasıl ruhsatlı çalıştığını ve Karacabey’de mısır üretilip oraya geldiğini biliyor mu arkadaşımız?

ÖNDER MATLI (Bursa) – Ne zaman kuruldu, ne zaman?

İLHAN DEMİRÖZ (Devamla) – Maalesef bilmiyor. Bunların işi gücü bu şekilde hareket etmek. Buraya gelir konuşursunuz.

Arkadaşlar, bu kadar karamsar bir tablo çizmek istemezdim ancak bu bir gerçek, bunu söylememiz lazım. Buradan pancar üreticilerimize, köylülerimize, çiftçilerimize şunu söylemek istiyorum: Bu karamsar tablo gerçektir ama biz CHP iktidarında, Sayın Kılıçdaroğlu’nun başbakanlığı döneminde... 6-7 Aralıkta Ankara’da hiçbir partinin olmayan tarım programını biz açıkladık. Burada bu programımızla pancar üretimine ve size gereken desteği vereceğiz. Ne yapacağız? Ülkemizin şeker politikası kendine yeterli ve dünya piyasalarında önemli bir üretim aracı olacak. Türkiye’de nişasta bazlı kotaları durduracağız, AB kotalarını getireceğiz. Şeker üretiminin maliyetlerini düşürecek ve şeker pancarı tarımını destekleyeceğiz diyorum ve size de bu kürsüyü bırakıyorum, gel cevap ver.

Saygılar ve sevgiler sunuyorum. (CHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Şeker fabrikalarını kapatmayacağız, özelleştirmeyeceğiz!

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Ali Ercoşkun, Bolu Milletvekili.

Buyurun Sayın Ercoşkun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ ERCOŞKUN (Bolu) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi aleyhinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, benden önce söz alan Ankara Milletvekilimiz Sayın Nurdan Şanlı’nın ifadesini tekrarlamak istiyorum çünkü şeker üretimi, şeker pancarı üretimi gerçekten Türkiye’de oldukça geniş kesimleri ilgilendiren, üretim miktarı olarak ve üretim tekniği olarak da oldukça önemle değerlendirilmesi gereken bir konu. Nurdan Hanım da bu konunun değerlendirilmesi gerektiğini, konuşulması gerektiğini ifade ettiler. Bunun bir kez daha burada altını çizmek isterim.

Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu olarak 2014 yılı içerisinde şeker pancarı ve buna dayalı sanayiyle ilgili oldukça fazla çalışmayı iktidarıyla muhalefetiyle birlikte gerçekleştirdik. Yani, konuyla alakalı, gerek şeker üreticileri gerekse şeker pancarı üreticileri, bunun sanayi ayağı ve malumunuz olan konuyla ilgili kotalar, bu kotaların nasıl dağıtıldığı, bunların ne zaman gerçekleştirildiği noktasında tüm Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu üyelerinin iktidar ve muhalefet partisi milletvekilleri dâhil olmak üzere bilgileri oldu. Evet, önümüzdeki dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi içerisinde en önemli konulardan birisinin bu Şeker Kanunu ve buna bağlı kotalarla alakalı düzenlemeleri olduğunu söyleyebiliriz. Bu manada bu çalışmaları da iktidar ve muhalefet olarak hep birlikte siyaset üstü değerlendirmemiz lazım. Bu konuya katılıyoruz.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Destekliyor musunuz?

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Yalnız, dolar düşüklüğüyle çiftçiler zor durumda.

ALİ ERCOŞKUN (Devamla) - Fakat, malumunuz olan noktada iç güvenlik yasasıyla alakalı, bu reformla alakalı başlamış olduğumuz bir yasa var.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Ya, bu reform değil, reform deme sen.

ALİ ERCOŞKUN (Devamla) - Dolayısıyla, bu yasayı devam ettirip bitirdikten sonra, bunların hepsini görüşebileceğimizi ümit ediyorum. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Araştırma komisyonu kurulmasının ne gibi bir sakıncası var?

ALİ ERCOŞKUN (Devamla) - Ben, bu görüş ve düşüncelerle Milliyetçi Hareket Partisinin grup önerisini Genel Kurulun takdirlerine arz ediyor, sizleri saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.04

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.17

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 62’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Elektronik cihazla oylama yapacağız ve iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır.

Öneri kabul edilmemiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

3.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 23/2/2015 tarihinde saat 19.00’a kadar çalışmasına ilişkin önerisi

Sayı: 1147                                                                                      23/2/2015

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 23/2/2015 Pazartesi günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisini İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                               Engin Altay

                                                                                  Sinop

                                                                    Grup Başkanvekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 23/2/2015 tarihinde saat 19.00’a kadar çalışması önerilmiştir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grup önerisi lehinde söz isteyen Sinop Milletvekili Engin Altay.

Buyurun Sayın Altay. (CHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, salı gününden beri yani yedi günden beri sözde iç güvenlik paketi kanun tasarısını görüşmeye çalışıyoruz. Elbette muhalefetin rezervleri var, çekinceleri var. Bu rezerv ve çekinceler sırf salt muhalefet olsun, muhalefet yapalım anlayışından kaynaklı değil; bunu sanırım siz de anladınız. Esasen, kendi kendinize kaldığınızda, vicdanlarınızla baş başayken bu Yasanın demokrasiyi rafa kaldırdığını, askıya kaldırdığını siz de kabul ediyorsunuz. Ancak, bununla beraber gerek Sayın Cumhurbaşkanının gerek Sayın Başbakanın bu yasayla ilgili inadına da -inat da bir murattır mantığından kaynaklı inadına da- teslim olmuş bir grup hâliniz var. Olabilir, iktidar partisinin Hükûmetten gelen kanun tasarılarını desteklemek gibi bir geleneği de, usulü de, mecburiyeti de vardır; bunlara bizim hiçbir itirazımız yok. Burada itirazımız olan konu… Muhalefet partileri olarak bizler de diyoruz ki: Kanun koyucu, Anayasa koyucu Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nü yaparken iktidar muhalefet dengesini gözetmiş, iktidarın kullanabileceği imkânları da, muhalefetin kullanabileceği imkânları da İç Tüzük’e yerleştirmiş.

Şimdi, burada hepimize düşen, burası dağbaşı olmadığına göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğuna göre, kanun koyma yeri olduğuna göre, bir kere Başkanlık Divanının -özellikle Başkanlık Divanının ki İç Tüzük de bizce bir kanundur- bu İç Tüzük’e mutlak suretle uyması lazım. Daha önce söyledim ama anlaşılmadığı için tekrar söylemek zorundayım: Bu İç Tüzük, Başkanlık Divanına bazı tasarrufları bırakmış, takdir yetkilerini bırakmış ama keyfî uygulamanın da kapısını kapatmıştır. Sayın başkanların, oturumu yöneten sayın Meclis başkan vekillerinin “Efendim, siz bunu bi hakkın suistimali olarak kullanıyorsunuz, kötü niyetle kullanıyorsunuz.” diyerek, İç Tüzük’te yazılı hakları muhalefetin kullanmasına karşı bir tavır geliştirme, bir keyfî uygulama yapma hakkı yoktur. Bu Parlamentoda bir hafta boyunca hem Türkiye’ye hem dünyaya yeteri kadar rezil olduk. Yani Parlamentoya yakışmayacak görüntüler yaşandı; gasp yaşandı, şiddet yaşandı, argo yaşandı, küfür yaşandı, ne yaşandıysa yaşandı.

Şimdi, burada yapılması gereken bir şey var, aslında iki şey var. Hükûmetin de şunu anlamış olması lazım, Hükûmetten de Sayın Bakan burada: Yani 3 ayrı siyasi parti bir araya gelebiliyorsa, burada bir şey var. Milliyetçi Hareket Partisiyle, özellikle Halkların Demokratik Partisinin kolay kolay aynı noktada durduklarına son üç buçuk yıldır pek tanık olmadık.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Hiç tanık olmadık, hiç tanık olmadık.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Yani, buradan bile Hükûmetin bir şey anlaması lazım. Bizim samimi, yapıcı bir önerimiz var. Başından beri söylüyoruz. Başbakan ya da İçişleri Bakanı her vesileyle diyor ki: “Ee, muhalefet önerilerini getirsin bakalım, oturalım, konuşalım.” Ya, bu böyle olmaz. Burada ayaküstü bu işler “Öneri getir, ha beğendik, beğenmedik...” Bu olmaz. Bir tane şey yapılması lazım. Aksi takdirde, eminim ki muhalefet partileri dirençlerini göstermeye devam edecek.

Hükûmet, bu tasarıyı geri çekebilir, Komisyon geri çekebilir. Hızlı bir şekilde -öyle, uzun, birkaç gün demiyorum- bir günde, bilemediniz iki günde 4 siyasi partinin temsilcileri oturur, bu tasarıdaki çekinceler, bizim çekincelerimiz doğrultusunda tasarı demokrasiye ve Anayasa’ya uygun bir hâle getirilebilir ya da Komisyon geri çekmez, Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmalarına bir gün ara verir, 4 siyasi parti gene ister Komisyon Başkanı nezaretinde, başkanlığında, ister İçişleri Bakanının nezaretinde, başkanlığında bir araya gelinir, bu yasa tasarısının muhalefetçe sakıncalı görünen unsurları, Anayasa’ya aykırı görünen unsurları olabildiğince temizlenmeye çalışılır ve buradan bu kanun geçer. Çok değil daha bir ay önce, hep söylüyorum bunu, Sayın Nurettin Canikli’nin bir kanunu buradan bir günde geçti, madde sayısı da oldukça fazlaydı. “Hayır, yok, bizim çoğunluğumuz var, biz bu çoğunlukla bu yasayı geçiririz.” derseniz, geçirirsiniz. Ben “Bu yasa buradan zinhar geçmez.” demem. Bu yasa buradan geçer ama çok geç geçer, sıkıntılı geçer. Gene söylüyorum, bunu bu kürsüden söylemekten de hicap duyuyorum, üzülüyorum ama Parlamento rezil oldu, itibarını kaybetti, itibar zafiyeti geçirdi. Siz biz bu yasayı geçirelim de Parlamentonun itibarı bizim için önemli değil diyorsanız, onu bilemem. Ama buranın üyesi olarak toplumda bir karşılığınız var. İtibarsız bir Parlamentonun üyeleri de toplum nezdinde doğal olarak itibar kaybına uğrar. Size samimi bir çağrı yapıyoruz. Bu şekilde sabah 5’lere kadar Meclisi çalıştırmak zaten hem en basit tabiriyle insan haklarına da aykırı, çok yanlış, ruh sağlığı bozuluyor insanların, gereksiz sıkıntılar çıkıyor burada. Gelin, bunlara gerek yok, samimi, yapıcı bir el uzatıyoruz ana muhalefet partisi olarak. Yani bu yasa bu şekilde buradan üç haftada geçer, bir haftada geçer ama bir günden bir şey olmaz. Parlamento çalışmalarına ara vermeli, partiler bir araya gelmeli ve bu konuda bir çözüm bulunmalı. Aksi takdirde, hem Meclisin zamanını israf etmiş olursunuz hem de görünen yani basına, kamuoyuna yansıyan manzara itibarıyla da Türkiye Büyük Millet Meclisinin itibarını zedelemeye devam etmiş olursunuz. Buradan samimi bir çağrı yaptım.

Bir samimi talebim ve çağrım da tabii ki Başkanlık Divanına; oturumu yöneten, yönetmiş olan, bundan sonra yönetecek olan bütün başkan vekillerine diyorum ki: İç Tüzük’ün size verdiği takdir haklarını kullanırsınız, saygı duyarız ama İç Tüzük’ün amir hükümlerini… “Ben burada usul tartışması açmaya gerek görmüyorum.” diyemezsiniz, böyle bir hakkınız yok. Hele hele usul tartışmasını açmak isteyen bir grup başkan vekiliyse -bir siyasi partinin grup başkan vekiliyse- o tartışma açılmak zorundadır. Biz vara yoğa da usul tartışması istemeyiz. İçimize sinmeyen bir durum için usul tartışması isteriz ve açarız. Açmazsanız burayı gene germiş olursunuz.

68’i -lütfen- Meclisi yöneten bütün başkan vekillerinin uygulaması lazım. Yani, “Efendim, orada 55 var, ben 55’e göre işlem yapıyorum.” diyemezsiniz. Burada milletvekillerinin kafası gözü yarılırken 55’e göre orada ara vermeye hakkınız yok Sayın Başkan. Sayın başkanlar, burada insanların kafası yarılırken “Birleşime on dakika ara veriyorum.” deme hakkınız yok. Ayağa kalkacaksınız: “Genel Kurulu, oturumu kapatırım, ayrılın, sakinleşin, sükûneti sağlayın…” İdare amirlerini göreve çağıracaksınız. Buna rağmen gürültü devam ediyorsa kapatacaksınız. İkincisinde de gene gürültü devam ediyorsa temelli yani bir günlüğüne birleşimi kapatacaksınız. “Ee, ben bunu yapmam.” “Niye yapmazsın?” “Muhalefet suistimal ediyor.”

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Doğru.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Ya, muhalefet niye suistimal etsin? Muhalefet, yapıcı, kendince haklı olduğu önerilerini getiriyor. Gülüp durmayın, gülüp durmayın, şuranın iklimini bozmayın yani şuna güvenmeyin: Dün Halkların Demokratik Partisine mensup milletvekilleri burada oturdu. Çok şükür, iyi bir iş yaptınız yani haddinizi bildiniz.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Güleriz bak.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Ama şimdi Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisine mensup milletvekillerine yönelik bir anda efeleşiyorsunuz.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Efe değil, çalı kakıcı bunlar.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Öyle demeyin, güleriz.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Yani bunun tadı kaçacak, onu söylüyorum. Siz de, biz de buna uyacağız, buradaki haklarımızı kullanacağız.

Kanun geçmez demiyorum, geçer, üç hafta sonra geçsin, bir şey olmaz. Polisin zaten yüzüne peçe takanı, molotof atanı yakalamaması ve hâkimin, savcının Türk Ceza Kanunu’ndan onlara ceza vermemesi diye bir şey söz konusu değil, bunların hepsi var.

Bu bakımdan, bizim grup önerimiz, bugün Meclisin çalışmalarını 19.00’a kadar sürdürmesi ve kapanmasıdır. Bu, Parlamentonun bundan sonraki çalışma iklimine yönelik bir olumlu doping yapacaktır ve bu olumlu dopinge, Parlamento ikliminin yumuşamasına herkesin ihtiyacı var. Ben burada, tabii, MHP ve HDP grup başkan vekillerine de işin doğrusu çok görüyorum. Yani muhalefetin görevlerinde bu kanunla ilgili olarak zaman zaman aksamalar olduğunu, yaptıklarını da düşünüyorum. Takdir kendilerinindir ben onu bilmem.

Bu arada Süleyman Şah Türbesi’yle ilgili sadece bir şey söyleyeceğim. Ortada bana göre bir kepazelik var. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının, Millî Savunma Bakanının söyledikleri burada, zamanımız yok, bunları okumayacağım. Ama Hükûmetin bu son yaptığı şuna benzedi. Anadolu’da itfaiyecilerin kullandığı bir tabir vardır. Yangın çıkar, itfaiye yangını söndüremez, ev yanıp biter, kül olur. İtfaiyeciler şehre geri döner -özellikle bu köylerde çok yaygındır- itfaiyecilere sorarlar: Ne oldu? İtfaiyeciler “Evi kurtaramadık.” demez, “Ev yandı.” demez. “Tarlayı kurtardık.” der. Siz Süleyman Şah Türbesi’ndeki tarlayı bile kurtaramadınız. Hükûmeti bu aczi için de kınıyorum, açıktan kınıyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkanım, Sayın Altay konuşması sırasında iki defa grubumuzu töhmet altında bırakacak açıklamada bulunmuştur “Zaman zaman görevlerini yapmıyor.” diye. Müsaade ederseniz 69’a göre…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Efe değil bunlar, çalı kakıcı, eşkıya!

BAŞKAN – Buyurun Sayın Günal.

Sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum.

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

10.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal'ın, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında MHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Altay “zaman zaman” dedi ama biz görevimizi yapıyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu kanunun neresine karşı olduğumuzu, içerisinde kullandığınız bonzai gibi, peçe gibi şeylerin zaten kanunlarda mevcut olduğunu, Terörle Mücadele Kanunu’nda mevcut olduğunu, bu kanun içerisinde temel özgürlükleri, hakları yasaklayan; idarecilere, valiye, kaymakama bütün özgürlükleri kısıtlama, hâkim, savcı yerine geçme yetkisi veren; polis teşkilatını yok eden, Jandarmayı yok eden, bir süre sonra federal bir yapının altyapısını oluşturarak jandarma komutanını dahi valinin atamasına cevaz veren düzenlemeler var. Onun için Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekilinin söylediği şey gerçek dışıdır. Milliyetçi Hareket Partisi her zaman bunu söylüyor.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Kendilerine baksınlar.

MEHMET GÜNAL (Devamla) - Ben aynen kendilerine baksınlar diliyorum. Yani “Bize efeleniyorlar” diyorlar ama bize efelenemediler.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bunlar efelenemezler, çalı kakıcı onlar!

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Bilmiyorum yani, efelik ayrı bir şey. Bir de efelik Aydın’ın doğasında var.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Bize efelenemezler. Çalı kakıcı onlar, çalı kakıcı. Bunlar zalim, namert. AKP için söylüyorum ben bunu.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Bunu efelik diye nitelendirmek de doğru değil Sayın Altay bence. O, efelik olmuyor; o, kaba kuvvete başvurmak oluyor. Efelikte biraz delikanlılık oluyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – 300 kişiyle saldırmazlar. Bravo. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Hani Sayın Cumhurbaşkanının Fuat Avni’ye dediği gibi, hani “Delikanlıysan çık.” diyor, o başka bir şey oluyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Fuat Avni, neredesin?

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Maalesef bu kanunla ilgili, değerli arkadaşlar… Yalnız, Sayın Altay’ın diğer söylediğine katılıyorum. Yani MHP Grubuyla ilgili söylediklerini kendisine iade ediyoruz ama çalışma düzeniyle ilgili, verilen önergeyle ilgili hakikaten bu işi bir gözden geçirmek gerekiyor. Çoğunlukçu anlayışla, dayatmayla bunların olmayacağını biliyorsunuz. Onun içerisindeki tekliflerimizi daha önce de söyledik. Onunla ilgili bir şey varsa ayırt edin, bunlara biz destek olalım. Terörle mücadele etme niyetiniz olmadığını biliyoruz ama samimiyetiniz varsa getirin onlara destek olalım, onun dışında özgürlükleri yasaklayan maddelere karşı çıkmaya her zaman devam edeceğiz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, yani önemli bir yasa tasarısı görüyoruz; ülkenin demokratik geleceğini karartabilecek, mevcut özgürlükleri sınırlandırabilecek bir yasa tasarısı. Bu yasa tasarısıyla ilgili hem komisyon aşamasında hem de kamuoyuyla yaptığımız paylaşımlarda biz Halkların Demokratik Partisinin ne düşündüğünü ve nasıl bir muhalefet göstereceğini ortaya koymuştuk. Nitekim, Genel Kurul aşamasında da AKP’nin şiddet ve zor yöntemlerine rağmen Halkların Demokratik Partisi olarak biz bu yasa tasarısına karşı en etkin muhalefeti geliştirmek için büyük bir çaba içerisindeyiz. Hâl böyleyken, HDP’nin duruşu bu kadar ortadayken demin Cumhuriyet Halk Partisi adına konuşan Grup Başkan Vekili Sinop Milletvekili Sayın Engin Altay “Muhalefet partileri zaman zaman işlerini iyi yapmıyorlar.” demek suretiyle Halkların Demokratik Partisinin de Genel Kuruldaki çalışmalarını iyi yapmadığını, buradaki muhalefet duruşunu iyi ortaya koymadığını ifade etmiştir. Dolayısıyla, grubumuza açıktan bir sataşmada bulunmuştur. Müsaade ederseniz grubumuz adına Sayın Adil Zozani bir cevap verecek.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Zozani, sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum.

11.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani'nin, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Grup Başkan Vekili, Sayın Altay, 21 Şubat günü tüm Türkiye kamuoyu HDP Grubunun burada AKP Grubunun despotik yöntemlerle uygulamaya çalıştığı yasama çalışmalarına karşı nasıl direnç gösterdiğini yedi saat boyunca gördü. Tüm Türkiye kamuoyu bir şeyi daha gördü: AKP Grubu her türlü hakarete yüzünü yere eğerek karşılık vermiştir. Ne söylersen söyle her şey…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hakaret yaptığını söylüyorsun.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Mahkemede bu delil olacak.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – AKP Grubuna ne söylersen söyle “Nisan yağmuru, Yarabbi şükür!” diyor. Öyle bir noktaya geldiler. Öyle bir noktaya geldiler. Bu size yeter, fazla bile!

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hadi oradan! Hadi oradan!

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Bakın, 21 Şubat tutanağından okuyorum size…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Oku bakalım!

ADİL ZOZANİ (Devamla) – 21 Şubat tutanağından okuyorum…

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Davalar açılınca görürsün, tebligatlar gelince…

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Bir saniye…

“Biz erkek adamın, sözünde duran adamın bu Mecliste Başkan Vekilliği yaptığını zannediyorduk.” dedi. Bu tutanaktadır, tutanakta.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – O hakaretlerin hepsinin bedelini ödeyeceksiniz.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – “Yarabbi şükür!” dediniz, “Bu da bize geldi, bize bunu da gösterdiniz.” dedi. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Burada var, burada var. Her şeye, her şeye “Nisan yağmuru, deyip Yarabbi şükür!” dediniz ya biz bunu gördük, Türkiye kamuoyuna bu yüzünüzü gösterdik. En büyük direniş budur!

Cumhuriyet Halk Partisi eğer 21 Şubat günü yarım saat daha direnç göstermiş olsaydı, çekilmeseydi, kürsü hevesine kapılmamış olsaydı biz bugün daha iyi bir noktada olurduk bu yasaya karşı.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Anlaşmayı bozmuşsunuz! Sözünüzde durmamışsınız!

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Esas görevlerini biraz daha dirençle yapmış olsalardı biz size o direnci gösterirdik.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ya ne yapsan da bu yasa bitecek.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Evet, siz şunu gördünüz…

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Anlaşmıştınız değil mi?

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Siz şunu gördünüz: HDP geleneğinde direniş olduğunu gördünüz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Bizim fıtratımızda direnmek vardır, sizin fıtratınızda da oy vermek vardır. İşte bu! (HDP sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bunlar yenilir yutulur laflar değil Sayın Başkan, davet edin burayı.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkanım, sayın hatip konuşmasında…

BAŞKAN – Konu anlaşıldı Sayın Altay, buyurun. Sormuyorum. Sataşma nedeniyle söz istiyorsunuz.

Buyurun efendim.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ama bir açıklasın Sayın Başkan.

12.- Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Hakkâri Milletvekili Adil Zozani’nin sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

ENGİN ALTAY (Sinop) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Halkların Demokratik Partisi sözcüsü, bizce bu kanuna kamuoyunun büyük çoğunluğu karşı olduğu için bizi kamuoyunda bu kanunun geçmesine gereği kadar direnç göstermemekle itham etti.

Şimdi, “direnç” diyorum, “direnme hakkı” diyoruz. Demokrasi tepki ve protesto rejimidir. Eğer bir memlekette bir iktidar gerek Parlamentoda gerek sokakta tepki ve protestoya tahammül edemez hâle geldiyse, işte bu getirdiğiniz yasa ve benzeri yasalarla diktatörlüğünü pekiştirmek için, kendine yönelik eleştirileri sıfırlamak için tedbirler alır. Bu yasa da odur zaten. Bu ayrı bir boyutu.

Cumhuriyet Halk Partisi bu yasaya başından beri, gerek komisyon aşamasında gerekse Genel Kurulda gereği gibi karşı çıkmaktadır. Halkların Demokratik Partisini, biz, Cumhuriyet Halk Partili üyeler, Komisyonda yeteri kadar mücadele ederken keşke görebilseydik de bu yasa bu Genel Kurula bu şekilde belki gelmezdi diye de düşünüyorum. Takdir kendilerinin. Ama direnmenin değişik yol ve metotları vardır. Her siyasi partinin de kendisine göre bir direnme stratejisi vardır. Elbette muhalefet direnecek, iktidar bastıracak. İktidar bastırırken, muhalefet direnirken de herkesin -biz ne dedik- uyması gereken, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’dür.

Ancak bu konuda metot olarak, Milliyetçi Hareket Partisinin metodu farklıdır, ki bana göre pasif bir metottur Milliyetçi Hareket Partisinin metodu, doğru bir metot değildir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Bunları uyarmanız lazım Sayın Başkan.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkanım, pasif kalmayın, müdahale edin. Bize “pasif” diyor.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Halkların Demokratik Partisinin metodunun kendilerine göre kendi içinde bir bütünlüğü vardır.

Cumhuriyet Halk Partisinin direnişi, direnci, kanunlardan, Anayasa’dan ve Türkiye Büyük Millet Meclisinden aldığı imkânlar nispetindedir.

Biz hep şunu söylüyoruz, “Kimse kanun dışına çıkmasın!” diyoruz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Kimse de kürsüye çıkmasın. Kimse oraya çıkmasın!

ENGİN ALTAY (Devamla) - Geçen oturumda, nitekim, oturumu yöneten Meclis Başkan Vekilini de kanun dışılıkla itham ettim. Niye itham ettim? İç Tüzük’e uymadığı için itham ettim. Yine uymazsa yine itham ederim.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Biz de diyoruz ki: “Kimse kanun dışına çıkmayacağı gibi kürsüye de çıkmasın! Başkanlık makamına çıkmasın!”

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Tabii, bu böyle süre gelmesi… Ama, yani, kürsüde, açıkçası, pasif davranmakla bir şey yapıldı. Milliyetçi Hareket Partisi olarak hem Komisyonda hem Parlamentoda neleri yaptığımızı, neleri ettiğimizi kürsüden milletimize herhangi bir başka sataşmaya da yer vermeksizin ifade etmek durumunda kaldığımızı ifade etmek istiyorum.

Sataşmadan dolayı söz talebimiz var.

BAŞKAN – Sayın Vural, buyurun sataşma nedeniyle.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Hasan Hüseyin Türkoğlu konuşacak.

BAŞKAN – Aslında, söylemeseniz de siz el kaldırınca ben sataşma olduğunu anlıyorum.

Buyurun Sayın Türkoğlu.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Hayır, normalde sormayınca vermiyorsunuz ya, onun için yani, “İllaki bir söyle.” diyorsunuz.

13.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu'nun, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında MHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, Türk milletinin saygıdeğer milletvekilleri; bu, biraz sonra müzakere etmeyi düşündüğünüz tasarıyla ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Engin Altay, Milliyetçi Hareket Partisinin bu konudaki tavrıyla ilgili, tarzıyla ilgili “pasif” nitelemesinde bulundular. Bu nitelemeye katılmak mümkün değil. Bu tasarı Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine, (1/995) sayısı ile Komisyona geldiği günden itibaren Milliyetçi Hareket Partisinin iki Komisyon üyesi olarak Muğla Milletvekili Sayın Mehmet Erdoğan ve ben aralık ayının başından bu yana hem esas Komisyonda hem de alt komisyon üyesi olarak ayrıca ben olabildiğince Milliyetçi Hareket Partisinin bu konudaki değerlendirmelerini hem kamuoyuyla hem Komisyon üyeleriyle hem de tasarı sahibi Hükûmetle paylaştık ve fikirlerimizi beyan ettik. Biz bu fikirlerimizi beyan eder iken ortada Adalet ve Kalkınma Partisinden, maalesef, fikirlerimizi dinleyen ve anlayışla karşılayan ne Komisyon üyesi insanlar vardı ne de Hükûmet vardı. Onlar sadece şu anda olduğu gibi cep telefonlarıyla oynuyorlardı, mesaj çekiyorlardı ve önergelerimize sadece Başkanın gözüne bakmak suretiyle “evet” ya da “hayır” şeklinde cevap veriyorlardı.

Ayrıca, Halkların Demokratik Partisi Grubundan olan milletvekili arkadaşlarımız da Komisyon çalışmalarına neredeyse hiç katılmadılar, çok az katıldılar. Ancak bir gün HDP Eş Genel Başkanı çıkıp “CHP, MHP, biz buna hep beraber karşıyız.” deyince o günden beri Başbakan “Bakın, görüyor musunuz, MHP, HDP, CHP aynı tarafta.” diye değerlendirmelerde bulunmaya başladı. Burada bir danışıklı dövüş olduğunu değerlendiriyoruz. Milliyetçi Hareket Partisinin bu konudaki tavrı İç Tüzük ve Anayasa hükümlerine göre devletin ve milletin menfaatleri doğrultusundadır. Bunun aksini düşünen de söyleyen de yalan söylüyordur. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Yalan söylüyor Başbakan, yalan!

BAŞKAN – Buyurun Sayın Baluken, sataşma nedeniyle söz veriyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ama iki ayrı sataşma var, öyle yani.

BAŞKAN – Buyurun efendim, buyurun, sataşma…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – İki ayrı sataşma var.

BAŞKAN – Aynı şeyi Sayın Altay’a da yaptık efendim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – CHP adına olan sataşmaya ben cevap vereceğim; Sayın Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun da sataşması var, Adil Bey cevap verecek.

BAŞKAN – Buyurun.

14.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten siyasi partilerdeki paniği, telaşı görünce ne kadar doğru yolda olduğumuzu biz bir kez daha görme fırsatını yakalıyoruz.

Biz şu bilgiyi biliyoruz: Saraya giden anketlerde, Başbakana giden anketlerde, AKP’de tarihin belki de en dramatik düşüşünün olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Yüzde 39’lara doğru hızla düşen bir oy oranına sahipsiniz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Daha da aşağı, 35. 39 büyük bunlar için artık.

MUHAMMET BİLAL MACİT (İstanbul) – On iki yıldır aynı cümleler, her seçim aynı cümleler.

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Aynı şekilde Cumhuriyet Halk Partisini de, on üç yıldır, muhalefet yapamamaktan kaynaklı,(´) sizi sürekli iktidara getirip bu şekilde antidemokratik yasaları halkın gündemine getirmekten dolayı Türkiye halkı önemli oranda cezalandırmaya başlamış. Dolayısıyla, CHP’de de aynı oranda düşünün yaşandığını çok iyi biliyoruz.

Yine, on üç yıllık iktidarınıza büyük katkısı olan, etkin bir muhalefet yapamayan Milliyetçi Hareket Partisi de bu kadar olumsuzluk içerisinde bu anketlerde yerinde saymaya devam ediyor.

Özellikle o anketleri -bilenleriniz kaç kişidir bilmiyorum ama- bir inceleme şansınız olursa Türkiye’de yeni bir muhalefet partisinin yükseldiğini, Halkların Demokratik Partisinin giderek Türkiye’nin bütün illerinde âdeta bir parlayan yıldız şeklinde halkımızın umudu hâline geldiğini görürsünüz.

Dolayısıyla, burada “Komisyonda etkin çalışmadı.” demekle ya da HDP’yi zan altında bırakacak birtakım söylemlerle hem AKP’ye ait hatipler hem CHP’ye ait hatipler konuşabilirler. Biz bu paniğinizi anlıyoruz, telaşınızı anlıyoruz, 8 Haziranda inşallah burada görüşeceğiz diyoruz. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sataşma nedeniyle Sayın Zozani, buyurun.

Sataşma nedeniyle son konuşmacı efendim, çok net söyleyeyim.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Nasıl yani Sayın Başkan? Öyle şey mi olur Sayın Başkan ya?

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ara verirsen olur.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Ara verin Sayın Başkan, ara verin. Öyle şey olur mu ya?

BAŞKAN – Buyurun.

15.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani'nin, Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Esasında biraz önce bıraktığım yerden devam etme arzusundayım çünkü bu konu değişmedi. Biraz önce de gördüğümüz kadarıyla sizin 20 ve 21 Şubattaki tavrınız devam edecek, ne söylenirse söylensin, burada “Nisan yağmuru, Yarabbi şükür.” diyeceğinizi biliyoruz. Bu sizin çöküşünüzün göstergesidir, bu sizin çöküşünüzün başlangıcıdır. Bu paket, bu darbe paketi, AKP Hükûmetinin, AKP iktidarının başlangıcı oldu, siz de bunu biliyorsunuz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – AKP iktidarının sonunun başlangıcı.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – O nedenle burada her şeye artık “Yarabbi şükür.” demek durumunda kaldınız, bu bir.

MUHAMMET BİLAL MACİT (İstanbul) – Hakaret etmeye utanmıyorsun!

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Biz bulunduğumuz komisyonlara bir kişi dahi gitsek sokağın sesini Meclise taşıdığımız için, komisyonlara taşıdığımız için, halkın sesini taşıdığımız için, halkın duygularını taşıdığımız için Türkiye kamuoyunun önünde başımız dik dolaşabiliyoruz. Biz Türkiye’nin her tarafında dolaşabiliyoruz; Rize’de dolaşabiliyoruz, İstanbul’da dolaşabiliyoruz, Tekirdağ’da dolaşabiliyoruz. Bize oy veren vermeyen Türkiye Cumhuriyeti mensubu her vatandaş “Türkiye’de onurlu, başı dik siyaset.” deyince Halkların Demokratik Partisi olduğunu ifade eder. Herkesin gündemidir. Eğer bugün 30 milletvekiliyle burada temsil edilen bir parti Türkiye kamuoyunun gündeminde MHP’ye, CHP’ye, AKP’ye oy vermiş herkesin birinci gündemi pozisyonundaysa bu, HDP’nin bu Parlamento çatısı altında başı dik, onurlu muhalefetinden geçiyor.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Küfürlü muhalefetinden, küfürlü, küfürlü!

ADİL ZOZANİ (Devamla) - Bunu biliyorsunuz, bunu biliyorsunuz ama öyle görünüyor ki ar damarınız o kadar esnemiş ki her şeyi kabul etmek durumunda kalıyorsunuz. (HDP sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hayda!

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Hadi oradan!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Evet, konu kapanmıştır efendim, teşekkür ediyorum, lütfen…

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Ahlaksız şey!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ar damarından bahsetti ya Başkan.

BAŞKAN – Efendim tartışma bitmiştir, teşekkür ediyorum.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Başkanım, Sayın Başkanım…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, müsaade eder misiniz. Sayın Başkan, terbiyesizce konuşmaya müsaade ediyorsunuz. Terbiyesizce konuşmayı sataşma olarak kabul etmiyorsunuz.

BAŞKAN – Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Vermeyeceğim efendim, lütfen.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Bunu da dinlemek zorundasınız!

BAŞKAN – Tutanakları isteyeceğim ondan sonra efendim.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen, Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili.

Buyurun Sayın Kaplan.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Bunu nasıl vermeyeceğinizin usulü, oturuma ara verirsiniz, vermezsiniz. Bu keyfîlik olmaz. Ara verirsen vermezsin. Böyle bir sataşmaya nasıl cevap vermez? Ara ver Başkan, bana ne ya. Ya sataşma var.

BAŞKAN – Sayın Kaplan buyurun lütfen.

ENGİN ALTAY (Sinop) – On üç yıldır muhalefet…

BAŞKAN – Sayın Kaplan, buyurun.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Nereye gidiyorsun, bir dakika ya!

BAŞKAN - Sayın Altay, böyle bir usul var mı yani? Lütfen Sayın Altay. (Gürültüler)

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Yanılıyorsunuz Başkan, İç Tüzük 68’e göre ara ver.

BAŞKAN – Niye ara vereceğim, tutanakları istedim.

Sayın Kaplan, buyurun.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Biraz önce…

BAŞKAN - Siz bilirsiniz Sayın Kaplan.

Sayın Altay, böyle bir usul…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Başkanım, biraz önce dedim ki, bu kürsüden söyledim: Bunu keyfî kullanamazsın Başkan! Ara ver, verme. Ara verirsen olur.

BAŞKAN - Efendim, tutanakları istemek için ara vermedim. Sayın Altay, tutanakları istedim efendim, vereceğim diyorum, tamam. (Gürültüler)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, Sayın Kaplan vazgeçti.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Nasıl istiyorsun, duymadın mı ya? O zaman demin nasıl söz verdin? Duymuyor musun, ne tutanağı ya? Demin dinlemeden veriyordun!

BAŞKAN - Tamam efendim konu anlaşıldı, tutanakları istedim, gelince okuyacağım.

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, “ar damarı” diye söyledi ya.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Daha ne söyleyecek?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sana ne kardeşim ya, sana ne!

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Size ne, size ne?

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kaplan.

X.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 23/2/2015 tarihinde saat 19.00’a kadar çalışmasına ilişkin önerisi (Devam)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Arkadaşlar, altıncı günde Mecliste herkes tırlatmaya başladı.

Açık söyleyeyim bakın: 20 Şubatta bu psikolojik ve patolojik durumu gördüm ve bu dilekçeyi verdim Başkana, Başkanlık Divanına. O zaman “Korsan Başkanlık Divanı” diyordum, şimdi de diyorum. Diyorum ki: Günde 15 saat çalışmak ve sürekli sabah dörtlere, beşlere kadar çalışmak Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 4’üncü maddesine göre zorla çalıştırmaya girer, angaryadır dedim angarya! Kulak asmadınız.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Babaları için çalışmazlar bu kadar be!

HASİP KAPLAN (Devamla) – “Sözleşmenin 3’üncü maddesine göre bu, milletvekillerine kötü muameledir, işkencedir.” dedim, dilekçe verdim, cevap vermediniz. Sayın Başkan, niye cevap vermiyor Başkanınız? (AK PARTİ sıralarından gülüşmeler)

TÜLAY KAYNARCA (İstanbul) – İşi var.

BAŞKAN – Yasaya gelince vereceğiz.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Ya, bunu nereye koyacaksınız, bunu nereye koyacak Başkanlık Divanı? Ne zamana kadar? Al bunu götür nereye götürürsen, Kanada’ya mı götürürsün...

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sakin... Sakin... Sakin ol.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Bakın arkadaşlar, burada -çok açık söylüyorum- yaşananlar rezalettir tek kelimeyle. Bir milletvekili çıkıyor “Ben psikopatım, böyle vurdum, böyle vurdum.” diyor. Birisi çıkıyor “Elim taş gibi, böyle vurdum kadınlara.” diyor. Birisi çıkıyor... Yaşananları bu tutanaklardan anlatırsam yüzünüz kızarır.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Buna sebep ne?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Bakın şu an canlı yayındayız.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Canlı yayın yok.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Psikopat olan milletvekili hakkında işlem yapmadınız Başkanım, kadın döven Elitaş hakkında da yapmadınız.

HAYDAR AKAR (Kocaeli)­ – Onlar dedelerinden alışık kadın dövmeye.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Ondan sonra, grup haklarını vermediniz. Grup haklarını vermeyince ne oldu biliyor musunuz? Soru-cevaba da izin vermediniz. Arkasından, bölüm üzerinde konuşmaya da izin verilmedi, karar yeter sayısı istendi, uygulanmadı. Ve buradaki manzara neydi en son, en son neydi biliyor musunuz? Biz, burada oturmuş alkışlarla, sloganlarla protesto ederken Oktay Vural’ın saçları diken diken olmuştu, kapışıyordunuz. Bu tutanaklardan çıkan sözlere iyi bir bakın, şu tutanaklardaki sözlere çok iyi bakın. Bu tutanaklarda yüz kızartıcı kelimeler var.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hep sizin konuşmalarınız.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Şimdi, bir taraftan Engin Altay’a baktım, Sinoplu sakin bir insan Diyojen gibi ama gitmiş o sakinlik, Karadeniz’in fırtınaları gibi dalgalı, kıpkırmızı, kürsünün önünde kıyamet kopuyor. (CHP sıralarından “Vay vay vay!” sesleri) Ya, psikolojisini görünce şaşırdım kaldım. Mahir Ünal’a baktım, kaşlarını çatmış, etrafa bakıyor. Grup başkan vekillerimiz havale geçiriyorlar. Bu Mecliste en hanımefendi Mihrimah Hanım’dı, sakindi diye bakıyordum, o bile buradaki hatibe “Yürü, yürü, yürü!” demeye başlamıştı. (Gülüşmeler)

Söylenen kelimelere baktığımız zaman, bunların hepsi, hepsi eksi notlarınızdır. Bakın, açık söyleyeyim, en kötüsü ne biliyor musunuz? Şu Meclis Başkanlık kürsüsünden şu sözleri nasıl bulursunuz, bir bakın Allah’ınızı severseniz? Okumak zorundayım arkadaşlar, sabırla…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Oku, oku, oku, bekliyoruz.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Meclis Başkan Vekilinin tutumunu görsünler.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Bir meclis başkan vekili hatibe ne diyor biliyor musunuz kürsüden? “Eşkıya da sensin, ahlaksız da sensin.”

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Hatip ne dedi önce?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Peki, hatip ne diyor ona? Hatip ne diyor?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Şimdi, ha, dur…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hasip, hatip ne diyor?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Hayır, hayır…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hasip, hatip ne diyor, onu söyle. Hasip, onu söyle.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Hatip ne diyor, hatip?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Şimdi, bir başkan vekili çıkıyor bir başka milletvekiline ne diyor?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Hatibin söylediğini de söylesene Hasip.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Bakın, muhalefet elbette ki İç Tüzük haklarını kullanacak. Oynatırsanız da bakın… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Cumhurbaşkanı Elâzığ’da “Bu paket geçecek.” dedi, sonra Davutoğlu “Geçecek.” dedi. E, siz de, 7 Haziranda seçim var, aday olacaksınız. “Terracotta” askerler gibi dizildiniz hepiniz, ayrılamıyorsunuz da, öyle bu paket geçmezse hiçbiriniz milletvekili olamayacak, yüzde 80’iniz burada görülmeyecek.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Ben aday değilim, ne olacak? Ben aday değilim.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Zaten senin şeyin kaynamış.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Senin işin bitti zaten. “Senin işin bitmiş.” de… İmam işini bitirmiş.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Elitaş aday değil, Elitaş.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Şimdi, bir Bursa, bir Kocaeli sataşması, çatışması yaşandı burada.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Hasip Bey, siz de aday mısınız? Siz de aday değilsiniz, siz de gidiyorsunuz.

HASİP KAPLAN (Devamla) – “Dangalak” kelimesinden tutun “Sen git Bursa’ya misket oynamaya.”, oradan tutun da bilmem neye, arkasından da söylenen sözler ve burada Başkanlık Divanı seyrediyor. Ya, bu tırlatma değil de nedir? Tımarhaneye döndü Meclis.

OSMAN ÇAKIR (Düzce) – Sayenizde, sayenizde!

HASİP KAPLAN (Devamla) – Milletin iradesinin bu kutsal mekânını buna çevirmeye hakkınız var mı Sayın Başkan? Ey milletvekilleri, kimin hakkı var? Kimin köle çalıştırmaya hakkı var burada? Kim bu şekilde insanları çalıştırabilir? Burada yüzüm kızarıyor, bazı sözler var ki okuyamayacağım.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Oku, oku, kim söylemiş?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Okuyamayacağım ama tutanakları alın okuyun.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Kim söylemiş? Oku.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Çünkü orada birbirine söylenen bu sözlerin içinde hakikaten çok çok ilginç sözler var.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – İşine gelenleri okuyorsun gelmeyenleri okumuyorsun be!

HASİP KAPLAN (Devamla) – Şimdi, Sayın Ahmet Aydın çıktı, en sakin adamdır dedik, burada bütün muhalefete hakaret etti. Allah’tan özür diledi de hadi onun yakasını bıraktık. E, millet sizin yakanızı bırakır mı şimdi? Bu “özgürlük paketi” dediğiniz bu faşizm paketinin içinde, bu cehennem paketinin içinde bütün bunlar olurken bu Meclisin psikolojisini, sağlığını siz bozarken…

Biz öğle namazında geliyoruz dikkat ettiniz mi arkadaşlar? Mesaimiz başlıyor, 2’de namazdan sonra buraya giriyoruz. Sabah namazı, ezan okunuyor, eve giriyoruz.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Doğru.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Şimdi, bu çalışma tarzına insan hakları, hukuk, demokrasi…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sen Allah için kılıyorsun, onlar Tayyip için!

HASİP KAPLAN (Devamla) – Milletvekili kendi hakkını koruyamayınca yurttaşın hakkını korur mu? Korumaz arkadaşlar, korumaz. Ha, dişinizi sıkarsınız, belki bu dönemde milletvekili olacaksınız diye bekliyorsunuzdur ama yüzde 80’i buradan gidecek; gideceksiniz ve gelmeyeceksiniz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Elitaş kesin yok.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Bakın, inanın, şu altıncı günde milletvekilleri artık sabahları evden çıkarken çocuklarıyla helalleşerek buraya geliyor; ya merdivenden düşürürler ya kürsüde vururlar.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sayenizde!

ÖMER SELVİ (Niğde) – Millet için fedakârlık ağrınıza mı gidiyor, millet için fedakârlık?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Ya, şu çiçekler var ya, şu çiçekler tehlike arz ediyor. İktidar boğa gibi saldırıyor.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Ayıp, ayıp!

HASİP KAPLAN (Devamla) – Ya, buraya kim düşürdü Çam’ı? Şu çiçeklerin içinde Çam’ın ne işi vardı Allah aşkına? Hiç mi bu fotoğraf sizi utandırmadı?

SEDEF KÜÇÜK (İstanbul) – Kendi kendine düşmüş o!

HASİP KAPLAN (Devamla) – Peki, Sayın Başkan, hiç mi sizi ilgilendirmiyordu bu kadar darbın, bu kadar yaralamanın…

İZZET ÇETİN (Ankara) – O zevk alıyor.

HASİP KAPLAN (Devamla) – O tokmak kanlıdır, hâlâ niye orada duruyor? Değiştirdiniz mi tokmağı?

SAKİNE ÖZ (Manisa) – Şiddete eğilimi var…

HASİP KAPLAN (Devamla) – Kanlı bir tokmak duruyor orada. Kaç kişi yaralandı biliyor musunuz?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Şiddete eğilimli insanlar var, tokmağı saklayın.

HASİP KAPLAN (Devamla) – E, yani, Başkan seyirci; kim küfreder, kim vurur, kim kırar, kim döker, böyle bir Meclis düzeni olabilir mi? Böyle bir olay hangi dünya meclisinde var? İlkel kabilelerden alın Romalılardan girin; Antik Yunan’a gelin Spartaküs’e gidin; Uganda’ya gelin, Zelanda’ya gidin, dünyanın en ilkel kabilesine gidin bu kadar ilkel çalışma koşulları olan bir meclis yoktur. Bu ilkel çalışma koşullarını da…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sayenizde.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Başkanın sayesinde.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Nedir, biliyor musunuz?

HÜSEYİN ÜZÜLMEZ (Konya) – İç Tüzük’ü değiştirelim, daha rahat olsun.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Size kısa özet diyeyim: Neoosmanlı jingoizm siyaset propaganda tarzı size hâkim olmaya başladı. Bu jingoist propaganda tarzı kibir taşıyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kötü bir şey mi söylüyorsun bunlara sen?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Jingoizmi, girin Google’dan öğrenin. Aşırı ırkçı, şoven, hükümran, başkalarını küçümseyen, ayrımcılık yapan, hakaret eden, tahakküm eden, zorbalık uygulayan yayılmacı politikaların adı Jingoizmdir.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Tam kendinizi tarif ediyorsunuz.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Jingoizmin bugün temsilciliğini yapmaya soyunan bir iktidarın karşısında direnmek…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ya, olanı veriyorlar, kaçıyorlar, kahramanlık türküleri söylüyorlar türbeyi yıktık diye.

HASİP KAPLAN (Devamla) – …en namuslu duruştur, en onurlu duruştur, en ahlaklı duruştur, en hukuki duruştur. Bu duruşu sergileyenlere selam olsun. (HDP ve CHP sıralarından sürekli alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bu duruşa selam duran sendikalara selam olsun, sivil toplum örgütlerine selam olsun, aydınlara selam olsun. Hırsızlara lanet olsun, yolsuzluk yapanlara lanet olsun, işkencecilere lanet olsun, çakallara(x) lanet olsun…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hayvanları karıştırmayın, onlar masum.

HASİP KAPLAN (Devamla) – …bu ülkeyi soyanlara lanet olsun, bu ülkenin parasını çalanlara lanet olsun, vergi vermeyenlere lanet olsun, zekât vermeyenlere lanet olsun, milletine, vatandaşına zulmedenlere lanet olsun; lanet olsun insan gibi yaşamayana, insan gibi davranmayana, insan gibi onurlu, dik ve özgür duramayanlara; lanet olsun zulme boyun eğenlere, lanet olsun teslim olanlara, lanet olsun bir milletvekili adaylığı için buna “evet” diyenlere; lanet olsun, lanet olsun, lanet olsun! (HDP ve CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Olsun, olsun!

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, tutanaklar geldi mi efendim?

BAŞKAN – Efendim?

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, “Tutanakları isteyeceğim.” demiştiniz. Geldi mi?

BAŞKAN – İstedim, gelmedi efendim; gelince izah edeceğim, merak etmeyin, okuyacağım tutanakları. Okuyacağım efendim, okuyacağım.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım, Başkanın sözünü kesmek nerede var Allah aşkına?

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Sayın Başkan, hatip tırlattığımızı iddia etti, sataşmadan söz almak istiyorum.

BAŞKAN – Efendim?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım, başlayalım…

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Tırlattığımızı iddia etti hatip, sataşmadan söz almak istiyorum.

BAŞKAN – Sayın milletvekilim, “Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi” diyorum, bir işlem yapacağız. Lütfen ama…

İZZET ÇETİN (Ankara) – Ya, ne işlemi?

MELDA ONUR (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Grup önerisi lehinde söz isteyen Oktay Vural, İzmir Milletvekili.

Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Seyfettin Yılmaz konuşacak.

MELDA ONUR (İstanbul) – Sayın Başkan, söz istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Seyfettin Yılmaz, Adana Milletvekili.

Buyurun Sayın Yılmaz.

MELDA ONUR (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Lütfen efendim, işlem bitsin, ondan sonra…

İZZET ÇETİN (Ankara) – Milletvekilini dinlemek zorundasınız.

MELDA ONUR (İstanbul) – Sayın Başkan, her defasında burada hayvanların konu edilmesinden rahatsızım. Görüyorum, çakallardan söz etti.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Yılmaz.

MELDA ONUR (İstanbul) - Her defasında milletvekilleri çıkıp sataşmadan söz alıyor. Sataşmadan söz istiyorum.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Milletvekilini dinlemek zorundasınız.

BAŞKAN – İşlem yapıyorum efendim, sayın milletvekilinin de ona müsaade etmesi lazım. (CHP sıralarından gürültüler)

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Başkan…

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Sayın Başkan, herkesin tırlattığını kabul mu ediyorsunuz? (AK PARTİ sıralarından “Otur yerine!” sesleri)

BAŞKAN – Sayın Yılmaz, buyurun.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Sayın Başkan…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sen devam et kardeşim, sen devam et.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Sayın Elitaş, sen yönetmiyorsun Meclisi.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sen devam et.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Anladım, orası yönetiyor, senin emrinle mi hareket edeceğiz?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, diyor ki: “Benim konuşmama müsaade edin, bunları susturun.”

BAŞKAN – Sayın Yılmaz, buyurun, tekrar ediyorum, buyurun.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, Elitaş’la yerinizi değiştirir misiniz, çok meraklı, giderayak bir otursun orada biraz.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin verdiği grup önerisi hakkında söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu önerge de bugün saat yediye kadar çalışmayı öngörüyor. Saat de yaklaşık yediye yaklaştı.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Tam yedi.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Yedi olmuş.

Şimdi, buradan şunu ifade etmek istiyorum: Yani, bu çalışma düzeni doğru bir çalışma düzeni değil. Bir talimat geldi, bu talimat gereği bu yasanın çıkarılması için Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuyla beraber Meclisi yöneten başkan vekilleri…

HAMZA DAĞ (İzmir) - Size nereden talimat geldi?

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Biz hayatımızda hiçbir yerden talimat almayız ama sizin nereden talimat aldığınız ortadadır.

HAMZA DAĞ (İzmir) – Nereden talimat geldi, söylesene.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Bakın, açık ve net söylüyorum: Şimdi, bu yasa tasarısı geldiği andan itibaren Meclis başkan vekilleri önce bir iki gün sakin bir şekilde, muhalefetin İç Tüzük’ten ve Anayasa’dan kaynaklanan haklarını kullanması noktasında adil bir şekilde…

HAMZA DAĞ (İzmir) – Kandil’den mi geldi talimat?

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Senin talimatı aldığın yer Kandil’dir! Senin aldığın yerdeki talimatlara bak sen! (Gürültüler)

HAMZA DAĞ (İzmir) – Sana nereden geldi?

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Senin aldığın talimatlara bak, biz yüce Türk milletinden talimat alırız, senin gibi emir eri olmayız!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Türk milletinin yüzde 50’si bize talimat veriyor, yüzde 10’u sana veriyor.

HAMZA DAĞ (İzmir) – Ben emir eri olmuyorum ki… Emir erisin işte.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, niçin bu milletvekiline müsaade ediyorsunuz?

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Seyfettin, o, TÜRGEV’den harçlığını alıyor, harçlığını.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Şimdi, sayın başkan vekillerine şunu söyleyeceğim: Ne zaman ki bununla ilgili olay normal, bu başkan vekilleri olayı sükûnetle götürüp muhalefetin bu yasayla ilgili İç Tüzük’ten ve Anayasa’dan kaynaklanan hakları karşısında olumlu bir duruş sergilediler, demokratik bir tavır içerisine girdiler ama ne zaman ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Elâzığ ve Malatya’dan… Cumhurbaşkanlığı tarafsız bir makamdır. Cumhurbaşkanlığı Türk devlet geleneğine göre, bizim anlayışımıza göre saygı duyulması gereken bir makamdır ama en önemli husus da şudur ki bu koltuklarda bulunan devlet büyüklerinin de bulundukları koltuklardaki saygınlığı muhafaza etmeleri, en başta onların görevidir. Bizim anlayışımızda, bizim devlet geleneğimizde büyüklere saygı vardır ama oradan, Elâzığ’dan, Malatya’dan, bu yasa önüne geldiğinde onaylayacak olan tarafsız bir Cumhurbaşkanı “Bu yasa ya çıkacak, ya çıkacak.” dedikten sonra bir baktık ki 2 tane Meclis başkan vekilinin tavrı da demokrasiden uzaklaştı, İç Tüzük’ten uzaklaştı, Adalet ve Kalkınma Partisinin tutumu da uzaklaştı.

Şimdi, buradan sormak istiyorum: Ey Meclis başkan vekilleri -hem Bahçekapılı için söylüyorum hem Yakut için söylüyorum- şu bir hafta içerisinde Meclisi yönettiğinizdeki yönetim tarzınızı bir gün Allah rızası için alın, televizyonlardan bir izleyin bakalım. Ondan sonra vicdan muhasebesi yapın.

Gelelim Adalet ve Kalkınma Partisine. Ondan sonra, burada bu kanunun çıkmaması için muhalefetin kullandığı hakları yok saymaya çalışan ve bunu da buradaki sayısal çoğunluğuyla burada 3 kişiye, 5 kişiye, 10 kişiye 30 kişilik bir ekiple hücum ederek bir sindirme pozisyonu izlendi. Şimdi, buradan soruyorum: Burada, bu süre içerisinde, beş altı günlük süre içerisinde 7-8 tane milletvekili yaralandı.

HAMZA DAĞ (İzmir) – Nasıl anlatacaksın HDP’yle kürsü önünde oturduğunuzu.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Bir milletvekili şuradan aşağı düştü. Allah göstermesin, onun başına bir şey gelmemesi… Ben verilmiş sadakası vardır diye düşünüyorum. Allah göstermesin, ölüme neden olabilirdi veya felç olarak kalabilirdi.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Ne işiniz vardı orada?

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Burada itilenler, kakılanlar, dövülenler, tokmakla dövülenler… Şimdi, ey Meclis Başkan Vekili, bu İç Tüzük’teki disiplin cezaları ne zaman işlem görecek, ne zaman işlem yapılacak? Burada insanlar ölüm noktasına geldiğinde, ağır yaralananların olduğu yerde, tokmakla saldırıldığı hâlde, sandalyeyle saldırıldığı hâlde, iktidarıyla muhalefetiyle kim haksızsa ceza verilmesi lazım.

HAMZA DAĞ (İzmir) – HDP’yle iş yapıyorsunuz.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Evet, bakın, HDP’ye gelelim. Şimdi, ne zaman ki bu ülkede seçim zamanı başladığı zaman, şu anda, Cumhurbaşkanı çıkıyor…

HAMZA DAĞ (İzmir) – Anlatacağız herkese hepsini.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Biz de anlatacağız.

Bir Cumhurbaşkanı, bir Başbakan diyor ki: “MHP ile HDP aynı saftadır.”

AHMET YENİ (Samsun) – Doğru, öyle değil mi?

HAMZA DAĞ (İzmir) – Evet.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – İnsan Allah’tan korkar. Milliyetçi Hareket Partisi hep haklının ve milletin yanında olmuştur ama birileri gibi siyasi cambazlık yapmamıştır.

HAMZA DAĞ (İzmir) – Göreceksin!

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı seçiminde Meclise girdiğimizde bize şunu söylediler: “AKP’nin koltuk değneği.” dediler; 4+4+4’te, inandığımız hususta Adalet ve Kalkınma Partisiyle oy kullandığımız için birileri tarafından “Adalet ve Kalkınma Partisinin koltuk değneği.” dediler.

HAMZA DAĞ (İzmir) – Siz asıl HDP’nin kuyruğu oldunuz, şimdi HDP’nin kuyruğu oldunuz.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Diğer bir hususta Cumhuriyet Halk Partisinin yanında oy kullandığımız için Cumhuriyet Halk Partisinin vagonuna şey yaptılar ama bizi kendileriyle karıştıranlara şunu söylemek istiyorum: Biz milletin yanındayız, biz doğrunun yanındayız. Bu doğruyu Adalet ve Kalkınma Partisi söylerse o doğruya yine “doğru” deriz, Cumhuriyet Halk Partisi söylerse yine “doğru” deriz.

KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) – Söylüyoruz işte şimdi.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Ama sizin gibi otuz yıl dizinin dibinde büyüdüğünüz, siyasi rehber olarak kabul ettiğiniz… Bu Adalet ve Kalkınma Partisini kuranlar gibi “Bizim liderimiz Erbakan’dır.” diyenlerden, Erbakan dışındaki liderleri lider kabul etmeyenlerden, düşünceleri düşünce kabul etmeyenlerden, otuz yıl boyunca dizinin dibinde siyaset yapıp ondan sonra da “Biz, Millî Görüş gömleğini çıkardık.” diyenlerden hiçbir zaman için olmadık.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ne oldunuz?

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – On üç yıl boyunca, “Hoca Efendi’nin bir emri varsa yerine getirmeye hazırız…” Fethullah Gülen’e Devlet Bahçeli “Okyanus ötesi.” dediği zaman, Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ona söz söylemek ihanettir, bu ihaneti ülkücü tabana nasıl anlatacaksınız?” diye ifadeleri var. Ondan sonra, grubunuzun içerisinde o Pensilvanya’ya akın akın giden, onun görüşmelerine katılan ama ne zaman ki işinize gelmediğinde, 17-25 Aralık çıktığında, hepsi hain ilan edildiğinde suspus olanlardan asla olmadık, olmayacağız da. Dün, bizi HDP’yle bir tutanlara şunu söylüyorum, Sayın Genel Başkanımız grup toplantısında da söyledi, bu konudaki konuşmamız nettir, biz diyoruz ki: Yer yarılsa, gök çatlasa HDP anlayışıyla kıyamette bile bir araya gelmemiz mümkün değildir. Ama Abdullah Öcalan’la pazarlık yapan sizsiniz, görüşmelerde bulunan sizsiniz, pazarlıkları yürüten sizsiniz. Bugün, seçim yaklaştığında, her dönemdeki gibi, oylarınızın düştüğü ortamda, şahin politikalara sığınıyorsunuz. Şunu söylüyorsunuz: “Bu ülkede barışı getirmek için, çözümü getirmek için her yolu deneyeceğiz, tabii ki görüşeceğiz.” Böyle onlarca açıklamanız var, Başbakanın da açıklaması var, Cumhurbaşkanının da açıklaması var.

AHMET YENİ (Samsun) – Doğru, doğru.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Ama şimdi bakıyoruz, yine Elâzığ meydanlarında, efendime söyleyeyim, Malatya meydanlarında, PKK terör örgütünü de bırakmış, HDP’ye diyor ki: “Onlarla beraber olanların, onların amacı terörü önlemek değil.” Elinizi vicdanınıza koyun. Biz bu hususta ne diyoruz? Biz, poşu mu, getirin bir saniyede kabul edelim; molotofkokteyli mi, getirin bir saniyede kabul edelim; bonzai mi, getirin bir saniyede kabul edelim diyoruz. İnsan Allah’tan korkar bunları söylerken.

AHMET YENİ (Samsun) – Geçti, geçti, onlar kabul edildi.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Sizin terörle mücadele etmek için hangi yasaya ihtiyacınız varsa getirin burada uygulayalım. (*)

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Getirdik.

OKTAY VURAL (İzmir) – Uygulamadılar ki.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Ama şunu yapacaksanız, devletin kurumlarını yok edecekseniz, devletin kurumlarını çökertecekseniz, birileri hırsızlık yaptığında işinize gelmediği zaman da o soruşturmayı yürütecek polis teşkilatını ortadan kaldıracaksanız, terörle mücadelede jandarmayı kontrolünüz altına alıp da terörle mücadeleyi aksatacaksanız o zaman sizin işlemlerinizde bir tutarlılık yok.

Şimdi, poşudan bahsediyorsunuz, molotofkokteylinden bahsediyorsunuz. Allah’ınızı severseniz ben size soruyorum: Şırnak’ta, Cizre’de, ülkenin belli bir bölümünde uzun namlulu silahlarla, roketatarlarla cirit atanlara niye sesinizi çıkarmıyorsunuz? Onlar orada kuş mu avlıyor, kuş mu avlıyor? Poşuyla mı bu işi çözeceksiniz? (MHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – İş birliği hâlindeler, iş birliği. PKK’dan asayiş dileniyor bunlar, asayiş.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Çözecekseniz yine getirin ama insanda tutarlılık olur.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Kamu düzeni istiyorlar Kandil’den.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) - Bunları bir irdeleyin, bunları bir vicdanınızda potadan geçirin, ondan sonra, gelin konuşalım. Bizim, hayatta talimat aldığımız bir yer olmaz. Bizim talimatımız milletin talimatıdır. Siz de keşke iradenizi ortaya koysanız da doğruya doğru, haklıya haklı diyebilseniz. On üç yıllık bir vicdan muhasebesi yaptığımızda, bu kürsüden birçok doğruyu söylediğimizi göreceğiz ama iradeyi ipotek altına alırsanız, emin olun, yarın…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – …vicdanı mahşerde hesap verirsiniz, çocuklarınıza karşı mahcup olursunuz.

Onun için, hep beraber, gelin, doğruyu yapalım.

Teşekkür ediyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkan, sayın hatip, biraz önceki konuşmasında grubumuza sataşmada bulunmuştur. Grubumuz adına Sayın Sebahat Tuncel cevap verecek.

BAŞKAN – Ne diye sataştı?

PERVİN BULDAN (Iğdır) - Ayrıca, grubumuz adına konuşma yapan Sayın Hasip Kaplan yanlış bir değerlendirmede bulundu. Buna ilişkin de yine Sebahat Tuncel açıklamada bulunacak.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Açıklamaya açıklama yapmak. Burası, avukatlık değil Sayın Başkan, mahkeme değil. Basın toplantısı yapar, kendisi açıklar.

MELDA ONUR (İstanbul) – Sayın Başkan…

PERVİN BULDAN (Iğdır) – “Kadın milletvekillerimiz dayak yedi, biz dayak yemedik.” Buna ilişkin Sayın Sebahat Tuncel açıklama yapacaklar.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Elitaş, bu sefer kılıç mesafesini geçmeyesin ha!

BAŞKAN – Bir saniye… Sayın Onur’u bir dinleyelim önce.

Buyurun Sayın Onur.

MELDA ONUR (İstanbul) – Sayın Başkan, defalarca burada aynı şey yapıldı, artık dayanamıyorum. Ben, Hayvan Hakları Alt Komisyonu Sözcüsüyüm ve her defasında, burada, hayvanlar malzeme ediliyor. “Çakallar gibi” dedi. Ben, hayvanlar hakkında söz almak istiyorum. Sataşmadır, ben de onların burada temsilcisiyim.

BAŞKAN – Sataşma nedeniyle.

MELDA ONUR (İstanbul) – Evet, sataşma nedeniyle.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Onur. (CHP sıralarından alkışlar)

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

16.- İstanbul Milletvekili Melda Onur'un, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında hayvanlara sataşması nedeniyle konuşması

MELDA ONUR (İstanbul) – Değerli arkadaşlar, ben, Çevre Komisyonu üyesiyim ve orada kurulan hayvan haklarıyla ilgili bir alt komisyonun üyesiyim, Başkanımız da Selçuk Özdağ, bilmiyorum burada mı.

Burada, çeşitli defalarda, 24’üncü Dönemde gelen çeşitli arkadaşlar çok kötü bir şey söyleyecekleri zaman “Ya, hayvanlar bile yapmaz.” Affedersiniz şu, affedersiniz ayı, affedersiniz eşek, affedersiniz domuz… Az önce, Sayın Hasip Kaplan “çakallar gibi” dedi. Ben, hayvan hakları savunucusu olarak, insanların hayvanları hiçbir şekilde konuşmalarına malzeme etmelerini istemiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu yüzden de Sayın Hasip Kaplan’ı kınıyorum; bir.

Bakınız, çok çeşitli defalar hayvanlar küfür olarak getirilirler. Efendim “köpekler gibi.” Köpekler kendi kendilerine dövüşmezler, köpekleri insanlar dövüştürür, burada sizi kim dövüştürüyor? Çakallar, sırtlanlar, bunların ekolojik dengede bir rolleri vardır, bunların her biri o sistemden beslenirler. Hiçbir hayvan, ne çakal ne sırtlan, ihtiyacından fazlasını yemez bazıları gibi beyler, sakın onlara da sataşmayın bundan sonra. (CHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Saldırmaz konuşana, konuşana da saldırmaz.

MELDA ONUR (Devamla) - Ve siz bunları söylediğiniz müddetçe ben her defasında sataşmadan, hayvanlara sataşmadan dolayı söz alacağım.

Sayın Hasip Kaplan, sizi de kınıyorum. Ayrıca, burada, domuzlara da, eşeklere de çakallara da laf edenleri kınıyorum. Çakallar ihtiyacını yer, çakal olmayan insanlar, çakallara benzemeyenler ihtiyacından fazlasını yer. Onların kim olduğunu biliyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Efendim, şimdi tutanağa…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Altay ve…

Bir saniye efendim, tutanak geldi, okutayım, ondan sonra, en son efendim, oturun lütfen, vereceğiz, merak etmeyin.

Sayın Baluken’in konuşmasından dolayıydı değil mi Sayın Altay?

ENGİN ALTAY (Sinop) – Evet.

BAŞKAN – “Biz şu bilgiyi biliyoruz, saraya giden anketlerde, Başbakana giden anketlerde AKP’de tarihin belki de en dramatik düşüşünün olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Yüzde 39’lara doğru hızla düşen bir oy oranına sahipsiniz. Aynı şekilde, Cumhuriyet Halk Partisini de on üç yıldır muhalefet yapamamaktan kaynaklı, sizi sürekli iktidara getirip bu şekilde antidemokratik yasaları halkın gündemine getirmekten dolayı Türkiye halkı önemli oranda cezalandırmaya çalışmış, başlamış, dolayısıyla CHP'de de aynı oranda düşüşün yaşandığını çok iyi biliyoruz.

Yine, on üç yıllık iktidarınıza büyük katkısı olan, etkin bir muhalefet yapamayan Milliyetçi Hareket Partisi de bu kadar olumsuzluk içerisinde bu anketlerde yerinde saymaya devam ediyor. Özellikle, o anketleri bilenleriniz kaç kişidir bilmiyorum ama bir inceleme şansınız olursa Türkiye'de yeni bir muhalefet partisinin yükseldiğini, Halkların Demokratik Partisinin giderek Türkiye'nin bütün illerinde âdeta parlayan…” diye devam ediyor.

Benim okuduğum bu cümlelerde her 3 partiye de eleştiriler var.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Başkanım, şimdi, bu…

BAŞKAN - Sataşma olarak kabul ettiniz.

Buyurun efendim, iki dakika söz veriyorum.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Akif Bey cevap verecek.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi. (CHP sıralarından alkışlar)

17.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim muhalefet anlayışımızda muhalefet partilerine muhalefet etmek diye bir şey yoktur. Biz Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetlerinin yanlış uygulamalarını halkımıza anlatırız, bunun karşısında da Cumhuriyet Halk Partisinin çözüm önerilerini anlatırız.

Ama mecburum, şimdi, Sayın İdris Baluken Cumhuriyet Halk Partisine yönelik çok ağır bir eleştiride bulundu, Cumhuriyet Halk Partisinin on üç yıldır yapmış olduğu muhalefeti beğenmiyor, kendilerinin etkin muhalefet yaptıklarını söylüyor. Elbette, kendi muhalefetlerini kendileri değerlendirebilir ama ben şimdi bizim muhalefet ettiğimiz bazı konularda Halkların Demokratik Partisinin nasıl muhalefet ettiğine ilişkin birkaç örnek vermek istiyorum size: Örneğin 4+4+4 millî eğitim temel sisteminde değişiklik öngören, Türkiye’yi laik eğitim sisteminden, modern sistemden uzaklaştırıp daha geri bir konuma taşımak isteyen bu yasa tasarısına, yasaya karşı Cumhuriyet Halk Partisi günlerce Komisyonda ve Genel Kurulda etkin bir muhalefet göstermiştir ama ben, doğrusu, Halkların Demokratik Partisinin orada etkin muhalefetini hatırlamıyorum.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkan, özellikle sataşıyor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Hemen 17 Aralık soruşturmasından sonra getirilen HSYK düzenlemesi Hükûmetin yargıya açıkça müdahalesini kapsayan düzenlemeler içeriyordu, o yasada Halkların Demokratik Partisi oylamada dahi bulunmadı. Sabahlara kadar burada görüşmeler yaptık gelip hayır oyu vermeye bile üşendiler, oy vermediler. Bakanların yolsuzluk iddialarıyla ilgili olarak burada tek bir söz etmediler. Hatta gruba mensup bir milletvekili “Türkiye Cumhuriyeti’nin parası çalınmıştır, bizi ilgilendirmez.” anlamında bir konuşma yaptı. Tutuklu milletvekilleriyle ilgili, biz ayrım yapmaksızın bütün milletvekillerini sahiplendik ama onların…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - …sahiplenişini ben tüm milletvekilleri için görmedim.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Erkan Akçay, Manisa Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkan, söz hakkımızı vermeyecek misiniz?

BAŞKAN – Vereceğim efendim, tutanakla ilgili konuşuyoruz, bir saniye.

18.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, her partinin, eğer iktidarsa bir iktidar anlayışı, politikası olur, muhalefetse de bir muhalefet anlayışı olur. Kırk altı yıldır Türk siyasi hayatında aktif bir şekilde ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubuyla temsil edilen Milliyetçi Hareket Partisi de ilkeli, sorumlu, sorun çözen, çözüm üreten bir siyaset anlayışını yürütmektedir ve bunun gayreti içerisindedir. Kırk altı yılın Meclis tutanakları da ortada. Biz, iyiye “iyi”, eğriye “eğri”, doğruya “doğru”, yanlışa “yanlış” deriz. Biz kediye “kedi”, hırsıza “hırsız” deriz. Eğer bir yanlışlık varsa -bu pakette olduğu gibi- millet yararına görmediğimiz şeylere karşı çıkarız, “hayır” deriz ve bunun mücadelesini veririz; bu paketle ilgili görüşme tutanaklarını, oylama tutanaklarını da lütfen inceleyin, bunları görürsünüz.

Biz, Milliyetçi Hareket Partisi ve milletvekilleri olarak, fikri hür, vicdanı hür milletvekilleriyiz, sizler gibi kişiye tabi, köle olmuş, iradesini satmış kişi ve gruplar değiliz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bunu bileceksiniz. Kendinizle çelişki hâlindesiniz.

Bizim partimizin sivri ucu, (X)Türk milletinin ve Türkiye'nin yarar ve çıkarlarına doğru saplanmıştır, kişilere ve şahıs iradelerine göre bu şekillenmez, bunu bileceksiniz. Biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, tavrımızı şu partiye, bu partiye göre belirlemeyiz, bizim bir programımız ve tüzüğümüz vardır, kırk altı yıldır bu çizgi içerisinde devam ederiz. Milliyetçi Hareket Partisi, bütün meselelere diğer siyasi partilerden farklı olarak bir tarih şuuru içerisinde bakar, bizim programımız da, politikamız da bu şekilde hayat bulur.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Tuncel.

19.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in, Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında burada iç güvenlik yasa tasarısı görüşülürken gerçekten ciddi anlamda bir insan hakları ihlali var. Âdeta, AKP Grubu bütün gruplara, CHP’ye, MHP’ye ve Grubumuz HDP’ye “mobbing” uyguluyor ve bu konuda sağlıklı çalışma koşullarını ortadan kaldırıyor. On dört-on beş saat çalıştırarak sağlıklı değerlendirilemiyor. Biraz önce Hasip Kaplan arkadaşımız da sanırım bunun psikolojik durumunu ifade etti.

Önce şu durumu düzeltelim: Doğru, burada HDP’li kadınlara yönelik, bu kürsüde durmasından dolayı AKP Grubu tarafından, Mustafa Delitaş(x) tarafından bir şey düzenlenmiştir, biz buna karşı tavrımızı koyduk. (HDP sıralarından alkışlar) Ama, kadınların dövülmesi mümkün değildir, kimsenin haddi değildir, bunun altını çizmek istiyoruz, böyle bir durum yok. (HDP sıralarından alkışlar)

Sevgili arkadaşlar…

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – O zaman niye “Dayak yedik.” deyip duruyorsunuz?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Niye “Dayak yedim.” diye yalan söylüyorsun?

SEBAHAT TUNCEL (Devamla) – Biz dayak falan yemedik.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Televizyonlarda “Dayak yedik.” diyorsunuz!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Niye yalan söylüyorsun peki?

PERVİN BULDAN (Iğdır) – İtelediniz Sayın Elitaş.

SEBAHAT TUNCEL (Devamla) – Bunu siz televizyon televizyon gezip anlattınız, acizliğinizi, zavallılığınız anlattınız.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Niye yalan söylüyorsunuz?

SEBAHAT TUNCEL (Devamla) – Size cevap vermek zorunda değilim.

Sayın Başkan, lütfen…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sen benim adımı niye kullanıyorsun?

SEBAHAT TUNCEL (Devamla) – Muhatap almıyorum sizi.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – “Dayak yedim.” diye yalan söylüyorsun bir de!

SEBAHAT TUNCEL (Devamla) – Diğer bir konu: Yine, Milletvekili arkadaşımız Melda Hanım’ın bu türcülük konusunda, hayvan hakları konusunda söylediklerine katılıyorum. Hasip Bey bu konuda zaten bir düzeltme yapacak.

Değerli arkadaşlar, Halkların Demokratik Partisi Türkiye’nin demokrasi, eşitlik ve özgürlük meselesinde olmazsa olmaz partisidir. Bugün burada direnişin, mücadelenin, halktan, emekten, özgürlükten, barıştan yana olmanın ne demek olduğunun pratiğini sergilemektedir. Kadınıyla erkeğiyle biz burada milletvekiliyiz, cinsiyet ayrımcılığı yapmıyoruz. AKP Hükûmetinin milliyetçilik yedirilmiş cinsiyetçi politikalarına karşı burada direnmek bizim en temel hakkımızdır. Şimdiye kadar direndik, bundan sonra da direneceğiz. Halkımız için, kadınlar için, gençler için, bir daha bu ülkede savaş olmasın diye eğer bugün Halkların Demokratik Partisi Sayın Öcalan’la görüşüp barış için emek harcıyorsa herkes teşekkür etmelidir. Kalkıp burada hamaset yaparak olmaz bu iş. Barış herkesin ihtiyacıdır, yarın sizin de ihtiyacınız olacak. Her gün çocuklarımız ölüyor. Eğer çocukların ölmesini istemiyorsanız, yapacağınız şey barıştan yana tavır almaktır.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bostancı.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Efendim, biraz önceki hatip AK PARTİ Grubunu göstererek …

ENGİN ALTAY (Sinop) – Hangi hatip “biraz önceki” derken?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sebahat Hanım mı?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – …“Köleleştirilmiş, iradesi elinden alınmış…” Erhan Bey, MHP’den milletvekili.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – “Erkan Akçay” Sayın Başkan!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Evet. O konuda sataşmadan söz istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Bostancı, iki dakika süre veriyorum sataşma nedeniyle.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

20.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bu sözlere ve benzeri sözlere karşı tavrımız çok açık. Buraya, esasen, buna mukabil etmek, cevap vermek amacıyla çıkmış değilim. Bundan sonra da bu tür sözler söylendiğinde kesinlikle bu sözlerin sahiplerini grup olarak mahkemeye vereceğiz, kişi olarak mahkemeye vereceğiz, haklarımızı mahkemelerde arayacağız.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Hayhay, memnuniyetle Sayın Başkan Vekili.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Ondan da para kazanırsınız. Para kazanmanın yolunu öğrenmişsiniz siz.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – İkaz ediyorum arkadaşları. Çünkü, şöyle bir strateji var: AK PARTİ Grubu sabırla, yasaya geçilsin, yasa müzakere edilsin diye beklerken sürekli kışkırtılarak “Olay çıksın, yasaya geçilmesin.” stratejisi uygulanıyor. Biz de buna sessizlikle mukabele ediyoruz. Ne kadar kışkırtma tekniği kullanılırsa kullanılsın, sabırla yasayı müzakere etmek üzere bekliyoruz, bizim tavrımız bu.

Muhalefete ayrıca şunu hatırlatayım: İç Tüzük size birtakım haklar veriyor. Bu hakları kullanabilirsiniz.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Lütfettiniz Sayın Bostancı, lütfettiniz.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Bu haklar çerçevesinde elbette söz alırsınız, itiraz edersiniz, engellemeye çalışırsınız ama İç Tüzük size burada iktidar olan bir iradeye karşı fiilî durum yaratarak iktidar olma hakkını vermez; Meclisin çalışmalarını tayin etme, dilediğiniz gibi kanunları geçirme veya kanunlara mâni olma hakkını vermez.

FARUK BAL (Konya) – Cumartesi akşam ne yaşandı Sayın Bostancı? Cumartesi akşam fiilen Meclisi ıskat ettiniz.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Eğer böyle davranırsanız, burada yasaların müzakere edilmesine mâni olucu şekilde İç Tüzük’ü sonuna kadar istismar ederseniz yaptığınız, demokrasiye, hakka, hukuka, yasaya, hiçbir şeye uymaz.

MUHARREM VARLI (Adana) – Hangi demokrasiden bahsediyorsun, hangi demokrasiden bahsediyorsun Sayın Bostancı?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Çünkü, bu insanlar sokaktan gelmedi, bunlar tıpkı sizler gibi milletin iradesini temsil ediyor, üstelik, yüzde 50’nin iradesini temsil ediyor. Dolayısıyla, bu yasa İç Tüzük çerçevesinde elbette görüşülecek ama İç Tüzük haklarını kullanarak siz bu yasanın görüşülmesine engel olamazsınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Bu, hukuka uymaz, bunu da bilin.

SEDEF KÜÇÜK (İstanbul) – Bak, Allah bile sesini kesti.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Baluken, buyurun. Siz niye söz istemiştiniz efendim?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Akif Hamzaçebi, konuşması sırasında ismimi de anarak 4+4+4 yasa tasarısı sırasında ve HSYK’yla ilgili yasa tasarısı sırasında etkin muhalefet yapmadığımızı ifade etti.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Baluken.

21.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına ve HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sürekli bu kürsüye çıkıp cevap verme merakımız yok. Yani, biz burada belli eleştirileri dile getiriyoruz.

Cumhuriyet Halk Partisine yönelik de ben burada çok objektif bir eleştiri ortaya koydum. Bu ülkede sosyal demokrat bir partinin iktidar olması için bütün koşulların uygun olduğunu düşünüyorum. Yani, bu ülkede açlık var, yoksulluk var, yolsuzluk var, savaş var, sokak ortası infazları var, işkence var; bir sosyal demokrat partinin iktidar olması için gerekli olan bütün koşullar olmasına rağmen on üç yıldır iktidarda AKP var. Yani, bu tablonun sorumluluğunda, biz, Cumhuriyet Halk Partisinin direkt olarak ana muhalefet partisi görevini yerine getirmediğinin katkısı olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla, dile getirdiğim eleştiriler de bu çerçevedeydi.

Sizin 4+4+4 ve HSYK’yla ilgili ortaya koyduğunuz tavrı -halkımız takip ediyor- kimin etkin muhalefet yapıp yapmadığını, bırakın, halkımız takdir etsin. HSYK seçimlerinde siz bir yıl boyunca AKP’yi yargıda kadrolaşmakla suçladınız, AKP’yi yargıyı yürütmenin emrine vermekle suçladınız ama HSYK seçimlerinde her üç siyasi partiye yakın olan bileşenler bir araya geldi, hep beraber orada âdeta bir koalisyon oluşturdunuz. Dolayısıyla, daha önce AKP’nin yargı kadrolaşması üzerine söylemiş olduğunuz bütün cümleleri de elinizin kenarıyla bir tarafa ittiniz.

Dolayısıyla, dediğim gibi, buraya sürekli çıkma meraklısı değiliz ancak objektif olarak da hangi siyasi parti hakkında eleştirel bir bakış açımız varsa onu burada ortaya koymaktan çekinmeyeceğiz diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Başkanım, yerimden…

BAŞKAN – Sayın Altay, lütfen ama artık…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkanım, ama tutanağa geçmesi gerekir, takdir ederseniz.

BAŞKAN – Konu anlaşıldı efendim, karşılıklı sözler verdim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Yani, Cumhuriyet Halk Partisinin HSYK seçimlerine yönelik bir tasarrufu olmamıştır, kimseyle bir iş birliği, ittifak yapılmamıştır. Parti olarak, kurumsal olarak böyle bir yaklaşımımız olmamıştır. Tutanaklara geçsin.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Kimse kurumsal olarak yapamadı zaten.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Kaplan, buyurun.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Melda Hanım, adımı vererek gerçekten, çok açık bir şekilde, çakallarla ilgili söylemimi çarpıtarak beni özür dilemeye davet etti ve ismimi zikretti. Bu konuda…

BAŞKAN – Yerinizden açıklama yapın efendim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Niye yerimden yapayım ki?

BAŞKAN – Efendim, sataşma söz konusu değil yani.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sataşma için kendisi oraya, kürsüye çıksın, ben niye yerimden yapayım?

BAŞKAN – Sataşmadan söz istemediniz, sataşma da söz konusu değil.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Özür dilememi istedi, kürsüden özür dilemem gerekebilir.

BAŞKAN – Yerinizden yapın.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sataşma 69’a göre, Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kaplan, sataşmaysa buyurun.

22.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, İstanbul Milletvekili Melda Onur’un sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Tabii, arkadaşlar, atasözleri vardır. İnsan haklarının olmadığı Mecliste Melda Hanım hayvan haklarını korumayı gündeme alarak üstelik soyadı “Kaplan” olan bana çok ağır bir sataşmada bulundu. (HDP, CHP ve MHP sıralarından gülüşmeler) Önce, şu sözlerine katılıyorum: “Çakal da olsa doyacağı kadar yer veya çalar.” Bu konuda katılıyorum. Zaten çakallarla ilgili bu atasözlerimiz bizi perişan etti, çakallarla ilgili atasözlerimiz var ya. Diyor ki: “Akıllı olmayanı neylesin sakal, kayışı tarladan götürür çakal.” Aslında, o atasözlerine istinaden biraz da “çakallar gibi götürenleri, yiyenleri, yolsuzluk yapanları” dedim fakat burada bir düzeltme yapmam gerekiyor hakikaten. Çakal ihtiyacı kadar çalıyor; yol yapıp götüren -rüşvet, ihale, şu bu- kendisine değil, sülalesine yetecek kadar götürüyor. O yönden hakikaten o hayvanları korumak gerekiyor. O diğer insanlara da gereğini yapmak gerekiyor. Bu Meclisin aslında onun için kanun çıkarması gerekiyor ama bu Mecliste bir baktık ki tekme, tokat atma, vurma, kırma, hakaret… Bu torba kanun, güvenlik paketi geldi, bu Mecliste terör estiriliyor ve olan oluyor. Onun için, “Çakal eniği kurt olmaz, çarşı iti koyun beklemez.” gibi atasözleri de çok çapraşık şeyler ve bunları dikkate alınca çakalların da tilkileri perişan ettiğini bilirsiniz. Buradan dikkat çekiyoruz ama hayvanları da korumak adına olsun, ben özür diliyorum hayvanlar adına, hepsini korumak adına.

Teşekkür ederim. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

X.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 23/2/2015 tarihinde saat 19.00’a kadar çalışmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Öneri üzerinde söz isteyen Ramazan Can, Kırıkkale Milletvekili.

Buyurun Sayın Can. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bu kürsüden beş günde çok ilginç sözler çıktı: “Bu kanunu çıkartamazsınız.” “Bu kanuna geçit vermeyeceğiz.” “Boşa uğraşıyorsunuz, bu kanun çıkmaz, çıkartmayacağız.” Arkadaşlar, kime söylüyorsunuz siz bu sözleri? Türkiye'de 2 kişiden 1 kişinin oyunu almış, 312 kişilik bir gruba söylüyorsunuz.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Diktatör, faşist kanun çıkmaz bu Meclisten.

RAMAZAN CAN (Devamla) - Anayasa’da kanun çıkarma yetkisi düzenlenmiştir. Peki, kanunu çıkarmama yetkisi düzenlenmiş midir? Kanunu çıkarmama yetkisi diye bir yetki ben hatırlamıyorum. Demokrasilerde böyle bir ifade olabilir mi? Böyle bir ifade olamaz. Efendim, “Talimat aldınız.” Evet, biz talimat aldık. Kimden aldık?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Kimden?

RAMAZAN CAN (Devamla) - Aziz milletimizden yüzde 50’lik oyla aldık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Geç onu, geç, palavra, palavra, sallıyorsun! Talimatı nereden aldığınızı biliyoruz.

RAMAZAN CAN (Devamla) - Efendim, bizim milletvekili sayımız 312. Netice itibarıyla 184’ün olduğu bir yerde 139’la kanun çıkabilir. O zaman şöyle bir tersinden değerlendirelim: 20 kişilik bir grup gelsin buraya, biz kanun çıkartmayız… Sevsinler sizi, öyle şey olabilir mi? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Ya, üç ay sonra “Yanlış yaptık.” diyeceksin, üç ay, üç ay.

RAMAZAN CAN (Devamla) - Bu millete 9 seçimde hesap verdik, yine 7 Hazirana kadar olan süreçte de hesap vereceğiz, biz bunları anlatacağız.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Üç ay sonra değişiklik önergesi vereceksiniz. Üç ay sonra “Hata yaptık.” diyeceksiniz, daha önce yaptığınız gibi.

RAMAZAN CAN (Devamla) - “Efendim, çok çalışıyoruz, yoruluyoruz.”

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Yüzde 51 istemiyor, yüzde 49 istiyor.

RAMAZAN CAN (Devamla) - Biz çalışacağız, bunun için milletten oy istedik, millet bize bu yetkiyi bu şekilde verdi. Gerekirse evlerimizi, ailemizi unutacağız, çocuklarımızı unutacağız, kimin için? Aziz milletimiz için. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Palavra! Palavra! Palavra! Kendinize çalışıyorsunuz, kendinize.

RAMAZAN CAN (Devamla) - “Efendim, haklarımızı kullanıyoruz.” Tabii ki hakkınızı kullanacaksınız, bir şey mi dedik? Biz de hakkımızı kullanacağız. İç Tüzük’ten kaynaklanan boşluklarla ya da bir hak olmadığı hâlde hakkı kullanmakla ya da bir hak varken bu hakkı istismar etmekle kanun engellenemez.

“Efendim, Anayasa’ya aykırı.” Arkadaşlar, Anayasa’ya aykırılık iddiası komisyonlarda dile getirilir. Komisyon reddetti, Genel Kurulda dile getirilir. Genel Kurul da reddedebilir, bu bir siyasi değerlendirmedir.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Müzakere edilmedi Anayasa’ya aykırılık, müzakere edilmedi. Önerge işleme bile alınmadı.

RAMAZAN CAN (Devamla) - Bunun hukuki değerlendirmesi, Anayasa’nın kanunlara uygunluğu murakabesi, kanunların Anayasa’ya murakabesi… Anayasa Mahkemesi niye kurulmuş?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – İptal ettiriyoruz, Anayasa’ya aykırı, söylüyoruz. Bunu da iptal ettireceğiz, iptal! Bir ay içinde iptal olacak.

RAMAZAN CAN (Devamla) - Netice itibarıyla, bunun yargısal denetiminin yeri Anayasa Mahkemesidir. Netice itibarıyla, Anayasa Mahkemesi hep birlikte, oy birliğiyle çıkarmış olduğumuz kanunu dahi iptal edebilir. Mevhumu muhalifinden aldığımız takdirde…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Yargı yetkisi yürütmeye devrediliyor, olmaz!

RAMAZAN CAN (Devamla) - …meclisler anayasaya aykırı kanun çıkarma yetkisini de haizdir.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Öyle mi? Ya, yazıklar olsun! Bir milletvekili nasıl söyler? Anayasa’ya aykırı kanunlar çıkarıyorsunuz bile bile.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Anayasa’ya aykırı yasa mı çıkarmış!

RAMAZAN CAN (Devamla) - Bu şu demek değildir: İlla ki Anayasa’ya aykırı kanun çıkar. Bunların hepsi bir denetimden geçmek durumuyla olabilir. Netice itibarıyla, komisyonlar, Genel Kurul ve Anayasa Mahkemesi bunun için vardır. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

“Efendim, biz hakkımızı kullanıyoruz.” Peki, Medeni Kanun’un 1’inci maddesi: “Kanun, lafzıyla ve ruhuyla temas ettiği bütün meselelerde meridir." Pozitif hukuk, meri hukuk… Neye uygulanacak bu? Medeni Kanun’un 2’nci maddesi. Ne diyor 2’nci madde? “Bir hakkın sırf gayri ızrar eden suistimalini kanun himaye etmez.” Haklar ve borçlar kullanılırken dürüstlük kurallarına riayet etmek durumundayız. Peki, biz dürüstlük kurallarına riayet ediyor muyuz?

OKTAY VURAL (İzmir) – Etmiyorsunuz! Etmiyorsunuz!

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Siz ediyor musunuz?

RAMAZAN CAN (Devamla) - Riayet ediyorsak problem yok.

OKTAY VURAL (İzmir) – Etmiyorsunuz! Etmiyorsunuz!

RAMAZAN CAN (Devamla) - Peki, biz beş günde, Allah aşkına, beş günde kanuna geçememişiz. Ben 22’nci Dönemde de milletvekiliydim, 23’te ara verdik, 24’te de milletvekiliyim. Ben gündem dışı konuşmalara dört saat geç çıkıldığına hayret ediyorum. Yani, böyle bir şey olabilir mi?

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) - Bakarsan var! Fazilet Partisinin ne yaptığına bak! Sen Meclis tutanaklarına bak!

RAMAZAN CAN (Devamla) - Bu Meclis nasıl kanun çıkaracak? Bu milletin problemlerini nasıl çözeceğiz arkadaşlar? Allah aşkına, bir empati yapın! (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Çıkardı, çıkardı! Yüzlerce kanun çıktı! Yüzlerce geçmişte kanun çıktı! Binlerce maddelik kanun çıktı 22’nci, 23’üncü Dönemde. Bilmiyor musun?

RAMAZAN CAN (Devamla) - Bir sitemim de Divana olacak. Şimdi, arkadaşlar, İç Tüzük 19’uncu madde 63’üncü maddeye atıf yapıyor.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Anayasa’ya aykırı kanun çıkarmayı da kendinde hak görüyorsan yazık olsun o diplomaya!

RAMAZAN CAN (Devamla) - 63’üncü maddeye yapmış olduğu yollamayla grup önerileri üzerinde 4 söz var; 2 leh, 2 aleyh.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – En fazla, en fazla.

RAMAZAN CAN (Devamla) - Hâlbuki 63’üncü maddeye bakıldığında 2 kişiye söz veriliyor, 4 kişiye kadar, 2 kişiye de söz verebilir; beş dakikaya kadar, üç dakika ile beş dakika arasında da söz verebilir.

SAKİNE ÖZ (Manisa) – Onu da kısıtlayacaksınız ha!

RAMAZAN CAN (Devamla) - Ama, bu, 4X10=40 dakika olarak kullanılıyor. Buna da bir şey demiyoruz, bir teamül oluşmuş, kullanılsın, muhalefet sözlerini yerine getirsin.

OKTAY VURAL (İzmir) – Senin deme hakkın var mı buna ya?

RAMAZAN CAN (Devamla) - Arkadaşlar, şu söze katılıyorum: “Eğer iktidarların olduğu yerde muhalefet yoksa orada demokrasi yoktur.” Doğrudur, muhalefet olacak. Muhalefet olursa bizim saygınlığımız artar.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Muhalefet sizin istediğiniz gibi olacak ama!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Muhalefetin sesini kısmayacaksın!

RAMAZAN CAN (Devamla) - Fakat muhalefet de muhalefetliğini hukuk ve teamül kuralları içerisinde yerine getirecek. İç Tüzük’te, kanunda Anayasa’da olmayan bir yetkiyi kullanmaya kalkarsa orada kaos olur.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Olan yetkiyi kullandığı zaman ne yapıyorsunuz?

RAMAZAN CAN (Devamla) - Ne demek “Siz kanunu çıkartamazsınız.” Biz bu kanunu çıkartırız.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Senin çıkardığın kanunun nesi Anayasa’ya uygun ya!

RAMAZAN CAN (Devamla) - Çünkü millete borcumuz var, millete sorumluluğumuz var ve millete vermiş olduğumuz sözleri yerine getireceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Biz de Anayasa Mahkemesine iptal ettiririz, bunun da hesabını sorarız.

RAMAZAN CAN (Devamla) - Bu nedenle şu sözleri de söyleyerek…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Siz burada çoğunluğa dayanarak Anayasa’yı ihlal edici kanun çıkaramazsınız! Anayasa’ya aykırı kanun çıkaramazsınız! İptal ettiririz! Yaptık, geçmişte de yaptık!

RAMAZAN CAN (Devamla) - Arkadaşlar, burada o kadar nahoş hadiseler oluyor ki, o kadar galiz, çirkin hadiseler oluyor ki bir an bir düşünün, empati yapalım, bu sözleri aile ortamında sarf edebilir miyiz? Sarf edemeyiz. Bu manada ben kendi adıma ve grubumuz adına bu sözlerden dolayı da özür diliyorum, inşallah muhalefet partileri de özür diler.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, Milliyetçi Hareket Partisinin bu kanunla ilgili görüş ve düşünceleri açıktır. “Kullandıkları hususlar bu kanunu çıkartmamak amacına yönelik.” olarak hatip tarafından yanlış bir şekilde değerlendirilmiştir. Milliyetçi Hareket Partisinin bu konudaki görüşünü izah etmek üzere sataşmadan dolayı söz talep ediyorum.

BAŞKAN - Buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Faruk Bal efendim.

BAŞKAN - Sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum.

Sayın Bal, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

23.- Konya Milletvekili Faruk Bal'ın, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu dediklerimi anlayabilmeniz için demokrasinin denge ve denetim mekanizmasından kısaca söz etmem lazım. Siyasi partiler, parlamenter demokrasi içerisinde Meclisten hükûmet çıkarır. O hükûmeti ilk denetleyecek olan, hükûmeti kuran partidir. Bu, AKP içerisinde işlememektedir.

Diğer taraftan, denge denetim mekanizması olmak üzere, Mecliste muhalefet partisinin Anayasa’dan, İç Tüzük’ten doğan hakkı vardır. Ne hakkı vardır? Kanunun esası hakkında genel konuşma hakkı vardır, maddeleri üzerinde önerge verme hakkı vardır, sataşma üzerine söz alma hakkı vardır, bir konu gündeme geldiğinde önemli ise o konu hakkında görüşlerini bildirme hakkı vardır. Bütün bunların hepsi cumartesi günü fiilen işgal edilmiş, AKP’nin dayatmacı, despot ve fiilen saldıran hâli ile ortadan kaldırılmıştır. Cumartesi günü yaşanan olay, dünyanın hiçbir ülkesinde ortaya çıkmamıştır. Muhalefet partilerinin söz hakkını, muhalefet partilerinin bakana soru sorma hakkını, önerge verme hakkını ve oylamada karar yeter sayısı talep etme hakkını Sayın Başkan ortadan kaldırmış ve meşruiyetini yitirmiştir. Bütün bunlar ortada iken, Adalet ve Kalkınma Partisi adına biraz önce konuşan hatibin muhalefet partisini suçlamasının bir tek anlamı vardır, o da Goebbels politikasıdır “Savunmanın en uygun yolu taarruzdur.” anlayışıyla sağa sola sataşıyorsunuz. Bu sataşmalar size bir fayda sağlamayacağı gibi, getirilen ve inşa edilmek istenen polis devletine demokratik ve hukuki bir anlam da yüklemeyecektir.

Bu çerçeve içerisinde Milliyetçi Hareket Partisi bu kanunda olumlu bulduğu maddelere oy vermişti; siz farkında bile değilsiniz. Hedef olarak Milliyetçi Hareket Partisini görmekten ve iftiranın en büyüğünü, en aşağılığını, en münafıklığını yapıp, bizi başka bir partinin safında görmekle itham edecek alçaklığı iddia edebiliyorsunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

X.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 23/2/2015 tarihinde saat 19.00’a kadar çalışmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - Öneriyi oylarınıza sunuyorum...

III.- YOKLAMA

(MHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

OKTAY VURAL (İzmir) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Vural, Sayın Akçay, Sayın Bal, Sayın Oral, Sayın Erdem, Sayın Erdoğan, Sayın Dedeoğlu, Sayın Bulut, Sayın Korkmaz, Sayın Şandır, Sayın Akşener, Sayın Demirel, Sayın Kutluata, Sayın Işık, Sayın Torlak, Sayın Yılmaz, Sayın Türkoğlu, Sayın Varlı, Sayın Şeker, Sayın Günal.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

X.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 23/2/2015 tarihinde saat 19.00’a kadar çalışmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Bir saat ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.42

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.46

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 62’nci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyondan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1'inci sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2'nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

3.- Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/742) (S. Sayısı: 616)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

4’üncü sırada yer alan, Askeri Hakimler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

4.- Askeri Hakimler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/1008) (S. Sayısı: 685)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

5’inci sırada yer alan, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684) (x)

BAŞKAN - Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasarının 21/2/2015 tarihli 60’ıncı Birleşimde birinci bölümde yer alan 10’uncu maddesi kabul edilmişti.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Kaplan, iki dilekçeniz var, birincisi: “684 sıra sayılı Tasarı’nın 110’uncu maddesinin 1’inci maddeden önce İç Tüzük 83’üncü madde görüşülmesini arz ve teklif ederiz.”

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bir de 63’e göre…

BAŞKAN – Evet.

İkincisi: “Önceki birleşimde grup adına söz hakkım, önergeler üzerine konuşmalarım, karar yeter sayısı talebi ve 110’uncu maddenin öncelikli görüşülmesi talebimiz işleme alınmamıştır.

Bu nedenle, İç Tüzük 63’üncü madde uyarınca usul hakkında söz istiyorum.”

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, bizim de taleplerimiz var.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – İki önerge hakkında beraber söz almak istiyorum.

BAŞKAN – Efendim?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – İkisini birleştirerek…

BAŞKAN – Önce birinci dilekçenize cevap veriyorum: Sayın Kaplan’ın Genel Kurulun 21 Şubat 2015 tarihli 60’ıncı Birleşiminde gerçekleştirilen bazı işlemlerden dolayı Birleşim Başkanlık Divanına bir başvurusu olmuştur. Sayın Kaplan başvurusunda bahsettiği birleşimdeki söz ve karar yeter sayısı taleplerinin karşılanmadığını, bir maddenin diğerinden önce konuşulmasına dair önergenin işleme alınmadığını belirterek usul hakkında söz istemektesiniz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Evet.

BAŞKAN – Sayın Kaplan’ın görüştüğümüz 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 110’uncu maddesinin 1’inci maddeden önce görüşülmesine dair İç Tüzük’ün 83’üncü maddesine göre bir talebi olmuştu. İç Tüzük’ün 83’üncü maddesinde: “Genel Kurulda bir maddenin diğerinden önce konuşulmasına işaret oyuyla karar verilebilir.” denilmektedir. Görüştüğümüz kanun tasarısının İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilmiştir. Malumunuz, temel kanun yönteminde tasarı ve teklifler maddeler hâlinde değil bölümler hâlinde görüşülmekte. Konuşmalar maddeler üzerinde değil bölümler üzerinde yapılmaktadır. Temel kanun şeklinde görüşülen bir tasarı ve teklifte İç Tüzük’ün 83’üncü maddesinin uygulama imkânı bulunmadığından talebinizi yerine getiremiyoruz, işleme alamıyoruz efendim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – 60’ıncı Birleşimde gerçekleştirilen işlemle de ilgili olarak bu birleşimde Başkanlık Divanı olarak yapabileceğimiz bir işlem değildir. Bu talebiniz için Meclis Başkanlığına başvurmanız uygun olacaktır Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Hayır Sayın Başkan, siz Başkanlık Divanısınız.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, uygulamanız doğru değil efendim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bu konuda 63’e göre usule ilişkin talepte bulunuyorum ve siz Başkanlık Divanısınız, size başvuruyoruz, bu önergeleri size veriyoruz. Siz, aynı zamanda Meclis Başkanlık Divanı olarak görev yapıyorsunuz. Burada İç Tüzük 13’e göre çok açık bir hüküm var. Bu konuda talebimiz vardı, talebimiz doğrultusunda söz istiyoruz Sayın Başkan. Söz vermeyecekseniz aleyhinizde usul tartışması açmak zorunda kalacağım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ama hayır efendim vermek…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Vermek zorundasınız.

BAŞKAN – 13’üncü maddenin ikinci fıkrasını okuyorum.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, bana okumayın.

BAŞKAN – Kime okuyayım o zaman Sayın Kaplan, Genel Kurula okuyorum.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Zaten Genel Kurula okuyacak.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, kendi bildiğinizi okuyamazsınız. Ben talepte bulunuyorum.

BAŞKAN – Tamam, ben de okuyorum efendim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Diyorum ki: Talepte…

BAŞKAN – Sayın Kaplan, bunu İç Tüzük hükümlerine göre yapmayacak mıyız?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkanım, bir önceki oturumda karar yeter sayısı istiyoruz, Başkanlık Divanı işleme koymamış. Bir önceki oturumda önergemiz var diyoruz, görüşülmemiş. Bir önceki oturumda yoklama diyoruz, dikkate alınmamış ve 63’e göre İç Tüzük’te usulsüzlük olduğu zaman bu konuda söz ister. Başkanlık Divanının usulsüzlüklerine karşı bir milletvekili ister.

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) – Başkanın takdirindedir efendim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Burada takdir durumunuz yoktur. Biz bunu 13’üncü maddeye göre gerekçelendireceğiz, eğer tutumunuz buysa aleyhte söz istiyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Divan toplansın, kararını versin.

BAŞKAN – Evet, efendim müsaade eder misiniz 13’üncü maddenin ikinci fıkrasını bir okuyayım.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Müsaade etmiyorum efendim.

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) – Bu ne ya, yeter be!

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Allah Allah!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ben size takdir yetkisi vermiyorum.

BAŞKAN – Okuyacağım ben efendim.

“Başkanlık Divanı kanunlar ve İçtüzük gereğince verilen görevleri yerine getirir.” (Gürültüler)

Niye okutmuyorsunuz siz 13’üncü maddenin ikinci fıkrasını?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, ben usul tartışması açıyorum 63’e göre, takdiriniz yok.

OKTAY VURAL (İzmir) – Okuyun, okuyun.

BAŞKAN – Siz usul tartışması açamazsınız, sadece talep edersiniz Sayın Kaplan. Benim okuduğumu bir dinleyin önce.

“Genel Kuruldaki oylamalarda ve seçimlerde önemli bir yanlışlık olduğu iddia edilirse, Başkan usul görüşmesi açabilir ve gerekirse oya başvurarak düzeltme yapar.” Biz bunu geçen birleşimde yaptık.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yapmadık.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Hayır, hayır.

BAŞKAN – Hayır, bunun için değil, sizin itiraz ettiğiniz konuyla ilgili değil, başka konuda diyorum.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Hayır. Efendim yok, işte benim talebimle yapılmadı.

BAŞKAN – Efendim, müsaade edin lütfen, devam ediyorum: “Yanlışlık birleşimden sonra anlaşılırsa Meclis Başkanı, Divanı toplayarak takip edilecek yolu kararlaştırır.”

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Evet, işte bunu…

OKTAY VURAL (İzmir) – Tamam.

BAŞKAN – Efendim, “Meclis Başkanı” diyor “Başkan Vekili” demiyor efendim burada.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Mesele bu, bunu istiyoruz, bunu istiyoruz.

BAŞKAN – “Başkan kendisine ait görevlerin yerine getirilmesi bakımından gerekli görürse, Divanın görüşünü alabilir.”

OKTAY VURAL (İzmir) – O ayrı bir konu, o ayrı bir konu.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, mesele budur zaten. Bu takdire…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Yanlış bir işlem yapıldığı söyleniyor…

BAŞKAN – O ayrı, tamam ama ikinci fıkrasının son cümlesi çok net bir şekilde Meclis Başkanının toplayacağını…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, sizin yorumladığınız gibi yazmıyor İç Tüzük, çok açık. Yani burada İç Tüzük’ü uygulamak zorundasın.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, birleşim içinde yapılacak olanı belirlemiş, birleşimden sonra yapılacak olanı belirlemiş. Birleşim bitmiştir, yeni birleşim olduğuna göre Sayın Meclis Başkanının yapacağı şey, Divanı toplayarak bununla ilgili karar oluşturacak, bu kadar açık.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Düzelteceksiniz yani.

BAŞKAN – Evet, Meclis Başkanı yapacak bunu.

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet, yapmadan geçemezsiniz.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sizin bu konuda karar verme yetkiniz yok.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yok. “Meclis Başkanını çağırır” diyor, açık hüküm var.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Başkanlık Divanı kararı verildikten sonra ancak görüşme yapılabilir.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, ben de geçen birleşimde yapılan yanlışlıkları bir tutanağa geçirmek istiyorum.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Gök, Sayın Vural ve Sayın Kaplan; bir defa birleşim Başkanlık Divanı ile Meclis Başkanlık Divanı farklı farklı şeylerdir.

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, sizin hatanızı Başkanlık Divanı tamir edecek, siz değil.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – “Aynı şey” mi dedik ya?

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Siz yanlış yapmışsınız, yanlışınıza karşı Başkanlık Divanını istiyoruz. İç Tüzük öyle diyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, yanlışlığı düzeltmek için size verilen yetki ayrıdır, Meclis Başkanına verilen yetki ayrıdır. Biz de diyoruz ki: Meclis Başkanı bu yanlışlığı düzeltsin, sonra görüşülsün.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Yani sorun bu. Bu konuda ya taleplerimi kabul edersiniz ya da usul tartışması açarsınız.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bir karar vereceksiniz. Yani buna siz karar veremezsiniz, doğru…

BAŞKAN – Efendim, karar verecek durumdayım ama usul tartışması açıyorum.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Hayır, usul tartışmalık bir durum yok.

BAŞKAN – Buyurun, lehte aleyhte söz isteyenler… (Gürültüler)

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Lehte.

LEVENT GÖKT (Ankara) – Sayın Başkan…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Hayır, açık bir ihlal var, ne usul tartışması! Geç orayı sen!

BAŞKAN – Ne yapacağım?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sen kalkacaksın oradan, Meclis Başkanı gelecek, seni düzeltecek.

BAŞKAN – Nasıl konuşuyorsunuz siz? Sayın Zozani, bir oturur musunuz lütfen, ona göre.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Öyle şey mi olur? Sen kalkacaksın, ben kalkmayacağım.

BAŞKAN – Sizin dediğiniz mi olacak yani?

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Nasıl şey olur peki?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Karar yeter sayısı istenmiş mi, istenmemiş mi, incelensin; yoklama istenmiş mi, istenmemiş mi? Sayın Başkan, çok açık bir şekilde…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Yanlış yapmışsın bir de şey… Ara ver! Ara ver!

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan… Sayın Başkan, bir de beni dinleyin!

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, Meclis Başkanı var.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – “Başkan - Sayın Kaplan…” diyor ve oradan hemen karar yeter sayısı istiyorum, uygulamadan geçiyorsunuz; hemen arkasından, “Sayın Başkan…” yine…

BAŞKAN – 13’ün ikinci fıkrasını okur musunuz, üçüncü fıkrasını okur musunuz Sayın Kaplan? Hep siz söylüyorsunuz ama.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, 75’inci sayfayı açın, “Hasip Kaplan (Şırnak) – Karar yeter sayısı…” diyor. Önergem oylanıyor, dikkat edin.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Diğer grupların da benzer talepleri var.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hasip Bey, diğer gruplar da…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Aynı şeyi Oktay Vural istemiş.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Yani tek bir grubun dile getirdiği bir husus değil.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Üç grup istemiş. Buna keyfiniz yok ki. Buna takdiriniz yok ki.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Dört gruptan üç tanesi “İç Tüzük’e açıkça aykırılık var.” diyor. Bunu siz çözemezsiniz.

BAŞKAN – Efendim, benim burada yapabileceğim bir şey yok. (CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Var, var.

BAŞKAN – Meclis Başkanlığına dilekçe vereceksiniz. Teşekkür ediyorum.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, biz dilekçe verdik.

BAŞKAN – Evet, 11’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Hayır Sayın Başkan…

Arkadaşlar, Başkanlık Divanında toplanalım, versin veya kapatsın.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, biz Meclis Başkanlığına dilekçe verdik. Sayın Başkan olumlu…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – 13’üncü maddeyle ilgili buna yetkiniz yok.

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önerge okunmasına başlandı)

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684…”

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, yapamazsınız! Yapamazsınız!

(Bir grup milletvekilinin Başkanlık Divanı kürsüsü önünde toplanmaları, gürültüler)

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, biz Meclis Başkanlığına dilekçe verdik.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, ne yapmamız lazım? Yanlışlarınızı nasıl düzelteceğiz?

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, biz Meclis Başkanlığına dilekçe verdik. Yanlış yapıyorsunuz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, ben geçen birleşimde yapılan yanlışlıkları burada anlatmak istiyorum. Tutanaklar elimde. Tutanakların hepsi elimde.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, geçen birleşimde yaptığınız yanlışlıkları anlatmak istiyorum.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Levent, yanına git.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, usulsüz oylama var.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kime başvuralım ya? Yargıya mı başvuralım?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Despot musun, nesin ya? Bu ne biçim iş?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, ama bakar mısınız…

BAŞKAN – Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ama bakın...

BAŞKAN – Sayın Tanal, lütfen…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Ya oku işte. Öğren. Öğren Başkan, öğren. Öğrenmek ayıp değil.

BAŞKAN – Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.58

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 21.45

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 62’nci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Sayın Hasip Kaplan’ın İç Tüzük’ün 13’üncü maddesinde belirtilen, 60’ıncı Birleşimde gerçekleştirilen işlemlerle ilgili olarak itirazının neticesi incelendi.

Başkanlık Divanı olarak yapacağımız bir işlemin bulunmadığı…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Kaplan, bir sözümüz bitsin lütfen ya!

Sayın Kaplan, biz herkesi sonuna kadar dinliyoruz ama.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Siz bizi dinlemeden karar veriyorsunuz ama.

BAŞKAN – …yetkinin Meclis Başkanında… Meclis Başkanının Divanı toplayarak takip edilecek yolu kararlaştıracağı anlaşıldığı, zaten dilekçenin Meclis Başkanlığına yazıldığı, bizim de Meclis Başkanına hitaben üst yazıyla itirazları göndereceğimizi bilgilerinize sunuyorum.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Peki, Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bu konuda usul tartışması açalım, siz de karar verin, Başkanlık Divanına gönderin.

BAŞKAN – Usul tartışması olur mu Sayın Kaplan?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, Sayın Kaplan usul tartışması istedi.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, 63’e göre bir talebim var.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kaplan, usul tartışması açıyorum.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Aleyhinizde…

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Lehte…

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Lehte…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Aleyhte…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Aleyhte…

OKTAY VURAL (İzmir) – Aleyhte…

BAŞKAN – Birer tane vereyim size. Anlaşın, konuşun, kendi aranızda.

Evet, talepleri okuyorum: Lehte, Doğan Kubat, İstanbul Milletvekili; Oktay Vural, İzmir Milletvekili. Aleyhte, Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili; Akif Hamzaçebi, İstanbul Milletvekili.

Şimdi, ilk söz Mehmet Doğan Kubat, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Kubat. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

XII.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın Genel Kurulun 21/2/2015 tarihli 60’ıncı Birleşiminde söz ve karar yeter sayısı taleplerinin karşılanmadığıyla ilgili başvurusunu ve 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 110’uncu maddesinin 1’inci maddesinden önce görüşülmesine dair önergesini işleme almamasının İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; açılan usul görüşmesinde Başkanlığımızın tutumu lehinde görüşlerimi ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, geçen hafta da buna benzer bir tartışma yaşadık. Başkanlık Divanı dayanağını Anayasa’dan alan bir kuruluştur, organdır. Yine, İç Tüzük’ün 9’uncu maddesinde ne şeklide kurulacağı belirlenmiştir. Başkanlık Divanı 1 başkan, 4 başkan vekili, 7 kâtip üye ve 3 idare amirinden kurulur. Şimdi, 13’üncü madde Başkanlığın yapmış olduğu, seçimler veya oylamalardaki, yanlışlıklar sebebiyle bunların düzeltilmesine ilişkin usulün ne şekilde olacağına dair bir düzenleme getirmiş. Eğer bu oylama ve seçimlerdeki yanlışlıklar hemen o oylama veya seçimin akabinde, o anda Başkanlık yani oturumu yöneten Başkanlık tarafından tespit edilirse buna ilişkin usul görüşmesi açılıp anında oya başvurmak suretiyle gerekli düzeltmeyi yapacağını belirtiyor 13’üncü maddenin ikinci fıkrası. Ki bu uygulamayı geçen hafta yaptık.

Yine ikinci fıkranın son cümlesinde yanlışlığın birleşimden sonra anlaşılması hâlinde uygulanacak yöntem de açıklıkla düzenlenmiş. Bu durumda Meclis Başkanına salt yetki verilmiş ve Meclis Başkanına, böyle bir iddia var ise yani seçimlerde veya oylamalarda bir yanlışlık olduğu iddia edilirse -ki bu iddiayı araştırıp, inceleyip, netice itibarıyla Divanı toplayıp bir karara bağlama yetkisi salt Meclis Başkanına verilmiş- Meclis Başkanı bu iddiaları değerlendirip Divanı toplayarak ona göre takip edilecek usulü belirleyecektir.

Dolayısıyla, şu anda oturumu yöneten Sayın Başkanımızın da belirttiği üzere bu konuda Meclis Başkanlığına yazılı talepler ve Başkanlığa da resen havalesi söz konusu. Bu noktada Genel Kurulun bu çalışmasını sürdürmesinde İç Tüzük’e ve Anayasa’ya aykırı herhangi bir yön yoktur. Başkanlık bu iddiaları araştıracak, ama üç gün sonra, ama beş gün sonra, eğer varsa böyle bir yanlışlık, iddialar doğruysa buna göre izlenecek usulü de 13’üncü maddenin ikinci fıkrasına göre belirleyecek ve Genel Kurula arz edecektir, Genel Kurul da ona göre takdir hakkını kullanacaktır. Dolayısıyla, Başkanımızın tutumu yerindedir.

Yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aleyhte söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili.

Buyurun Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, Başkan Vekili olarak göreviniz şu İç Tüzük’ü uygulamaktır. Muhalefet partileri demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Muhalefet partilerinin bir talebi söz konusu olduğu zaman bu İç Tüzük’e göre Başkanlık Divanınızın bunu dikkate alıp gereğini İç Tüzük uyarınca yapması gerekir.

Bakın, benim önergem okunduğu zaman bir önceki birleşimde –dikkat edin, bu birleşimde değil- aynen tutanakta, bende gözüken 75’inci sayfada “Hasip Kaplan: ‘Karar yeter sayısı.’” diye söylüyorum, stenograflar geçiyor, tutanakta var, arkasından “Oktay Vural, İzmir: ‘Karar yeter sayısı.’” diyor, o da geçiyor. Başkanlık Divanı ne yapıyor? Karar yeter sayısı istemeden “Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir…”

Arkadaşlar, bu İç Tüzük’te karar yeter sayısı diye bir madde var mı? Var. Yoklama istenmesine ilişkin bir madde var mı? Var. Peki, Meclis başkan vekilinin “Ben bunu uygulamam.” keyfiyeti var mı? Yok. İç Tüzük’te böyle bir takdir keyfiyeti başkan vekiline verilmemiş. Burada, oylamada usulsüzlük var, usulsüzlük var oylamada. Bu oylama nedir? Muhalefet milletvekili olarak Hasip Kaplan’ın istediği karar yeter sayısının uygulanmamasıdır. Nedir? Yoklamanın uygulanmamasıdır. Sonra bakıyoruz ki, tartışmamız devam ediyor, yine 76’ncı sayfada “Hasip Kaplan: ‘Yoklama isteğimize cevap vereceksiniz.’” diyorum Sayın Başkan. Buna cevap verilmiyor. “Sayın Başkan, siz Başkansınız, Divan kâtipleri önergemizi okur.” Ona da cevap vermiyor.

Şimdi, bunun örnekleri çok ama İç Tüzük’te ikinci fıkrada çok açık bir hüküm var: Bir önceki birleşimden sonra anlaşılırsa bu sorunu Başkanlık Divanı çözer arkadaşlar, burası değil. Şimdi, Başkan, bu usul tartışması geçti, ondan önceki fıkraydı, burada oylatamazsınız. Bir tek yapacağınız şey var, aslında hemen oturumu kapatıp Başkanlık Divanına talebimizi iletmek. Ayrıca, Başkanlık Divanına talep verdik, sizin de burada yapmanız gereken karar Başkanlık Divanına bu talebi iletmek. Bunun dışında yapacağınız her talep bir başka usulsüzlük, bir başka hak gasbı, bir başka tür İç Tüzük çiğnemesi olacaktır. Takdir yetkiniz yok, kesinlikle yok, bu konuda hemen karar veriniz, Meclisi de bu sorunlarla meşgul etmeyiniz diyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Şimdi, lehte söz isteyen Oktay Vural, İzmir Milletvekili.

Buyurun Sayın Vural. (MHP sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi biz burada neyi tartışıyoruz? Aslında cumartesi günü çoğunluk iradesinin ve Meclisi yöneten başkan vekilinin İç Tüzük’e aykırı hukuksuzluklarını ve usulsüzlüklerini konuşuyoruz.

Aziz vatandaşlarım, maalesef burada hukuk ayaklar altına alınmıştır. Maalesef, burada, İç Tüzük'ün gerektirdiği karar yeter sayısı olmadan, toplantı yeter sayısı olmadan, oldubittilerle maddeler geçirilmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi Grubuna ait söz hakkı tanınmamıştır. Önergeler gerekçe okutulmadan oylanmıştır, olmayan milletvekili sayısıyla “Kabul edilmiştir.” denilmiştir. Vahim bir hukuk hatası vardır. Milletin hukukunu ayaklar altına alan bir çoğunluk iradesine karşı biz milletin hukukunu savunuyoruz. Milletin hukukunu ayaklar altına alan bir Parlamento bunu düzeltmeden çalışmalarına devam edemez. Açıkça İç Tüzük’te bütün bunlar olmasına rağmen, Milliyetçi Hareket Partisinin söz hakları kesilmiştir, milletvekillerinin soru sorma hakları gasbedilmiştir, milletvekillerinin ve grupların karar yeter sayısı hakları gasbedilmiştir, toplantı yeter sayısı hakları gasbedilmiştir. Neden? Çünkü, yeterli sayıda milletvekili olmadığı için oradaki kişi “Var.” diyerek bunu gözden kaçırmıştır.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Başkan vekili sürekli anons yaptı ama çıkmadınız.

OKTAY VURAL (Devamla) – Bize göre yapılması gereken işlem nedir? 13’üncü maddeye göre, aynı birleşimde -tespit edildiği zaman- Meclis Başkanının gerekli düzeltmeyi yapması lazım. Peki, birleşim bittiğine göre ne yapılması lazım? Meclis Başkanının Başkanlık Divanını toplaması lazım.

Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak diyoruz ki bu hukuksuzluğu gidermek için yapmanız gereken işlem, Meclis Başkanının Başkanlığında Başkanlık Divanını toplamak suretiyle takip edilecek yolu belirleyiniz; yapmanız gereken işlem, bu kanuna göre, bu İçtüzük’e göre uygun hareket etmeyi sağlamaktır. Çünkü, eğer bir maddede karar yeter sayısı yoksa o maddeden diğer maddeye geçemezsiniz, toplantı yeter sayısı yoksa yine toplantı yapamazsınız. Bu durumda, Meclis başkan vekilinin bu talepleri göz ardı etmesi, olmayan bir karar yeter sayısını, olmayan bir toplantı yeter sayısını var gibi kabul etmiş olması, doğrudan doğruya, bu maddelerin keenlemyekûn yok kabul edilmesini ve aynen başa dönülerek bunlarla ilgili tekriri müzakereyle bunların yeniden ele alınmasını gerektirmektedir. Hukuku düzeltmek lazım. Bu Parlamentonun, hukukuna sahip çıkması lazım.

Burada, kanun koyucu şunun için yapmış, diyor ki size: “Hukuksuzluk yaparsan Parlamentoda hukuksuzluğa izin vermem, Parlamento hukuksuz bir şekilde devam edemez. Sen tespit ediyorsan sen ama bununla ilgili müracaat varsa Divan toplanacak, karar verecek.” Aksi takdirde, Parlamento hukuksuzluğun devam etmesini kabul ederse, o zaman Parlamento…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OKTAY VURAL (Devamla) - …milletle, egemenlikle, hukukla bağlantısını kesmiş demektir.

Onun için, yapılması gereken işlem, birleşim bittiğine göre bu usulsüzlükle ilgili Divanın karar vermesidir. Bununla ilgili yapmak, bundan sonraki hukuksuzlukları da önlemek için… Aynı zamanda baskılayıcı bir unsurdur, çoğunluk iradesi ve Meclis başkan vekili buna göre hareket etmek zorunda, mecbur kalacaktır. Bu mecburiyeti sağlamanın yolu… Aksi takdirde, bundan sonra da aynısını yaparsınız, aynısını yaparsınız, bunun garantisi yok ki. İşte bundan dolayı Meclis Başkanı “Toplanalım.” diyor, yapalım. O bakımdan, yapılması gereken işlem hukuka uygun bir şekilde hareket etsin. Burası İçişleri Bakanının talimatıyla hareket eden bir Meclis değildir, milletin iradesi vardır, birilerinin keyfi için bu yasa hukuka aykırı bir şekilde geçmez, zorla da, dayatmayla da bu şekilde olmaz. Bu dayatmadan vazgeçilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Müsamahanıza sığınarak, özür dileyerek teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Vural.

Şimdi, aleyhte söz isteyen…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, bir cümle efendim.

BAŞKAN – Bir saniye ama, söz vereceğiz.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Peki, tamam.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Levent Gök’e devrediyorum efendim.

BAŞKAN – Levent Gök, Ankara Milletvekili.

Buyurun Sayın Gök. (CHP sıralarından alkışlar)

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının daha maddelerinin tümü üzerindeki görüşmeler…

OKTAY VURAL (İzmir) – Tümü tamamlanmadı daha.

LEVENT GÖK (Devamla) – …birinci bölüm üzerindeki görüşmeler dahi usulsüzdür. Burada Parlamentonun bütün hukuku gasbedilmiştir ve şu anda bulunduğumuz taleple, 13’üncü maddeye göre Başkanlık Divanının acilen karar vermesi gerekmektedir. Sorun, Başkanlık Divanının yanlışlık tespit edildikten sonra ne zaman toplanıp karar vereceğidir.

Değerli arkadaşlarım, ciddi bir yanlışlık var. 21 Şubat tarihindeki oturumda, tümü üzerindeki görüşmelerde Başkan, Cumhuriyet Halk Partisinin sözcüsünü davet ediyor: “Sayın Ali Serindağ, geliyor musunuz?” Levent Gök, Grup Başkan Vekili olarak “Gelecek efendim, gelecek.” diyorum. Ali Serindağ “Geliyorum Sayın Başkan.” diyor. Ondan sonra, Başkan derhâl diğer sözcüye geçiyor.

Değerli arkadaşlar, böyle bir şey olabilir mi? Tutanaklarda var bunların hepsi. Bakın, daha sonra, sözlü sorularda, değerli arkadaşlarım, bizim söz isteyen arkadaşımıza söz veriyor Sayın Başkan: “Gürkut Acar, lütfen sözünüzü konuşunuz.” Gürkut Acar da diyor ki “Sayın Başkan, sistemi açmadınız ki, benim söz hakkımı kestiniz.” “Olur mu, açın lütfen konuşacağım.” diyor. Değerli arkadaşlarım, sistem açılmadan sözlü soruların görüşülmesinin teminine çalışılmış.

1’inci maddede, değerli arkadaşlarım, Başkan “Kabul edenler…” demeden Oktay Vural MHP adına karar sayısı istiyor, tutanaklarda var. Başkan “Kabul edenler… Etmeyenler..” diye diğer maddeye geçiyor. 2’nci maddeye geçtiğinde de bana bizzat soruyor, beni ayakta görmüş “Karar sayısı mı yeter sayısı mı Sayın Gök?” diyor. “Efendim, toplantı sayısı.” diyorum. “Toplantı sayısı mı?” diyor. Bunu dahi gerçekleştirmiyor ve oylamayı gerçekleştiriyor.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, karar sayısı istemek bizim hakkımızdır, yoklama sayısı istemek hakkımızdır. Sözlü sorularda bir arkadaşımıza söz geldiği zaman, Başkanın ses cihazını açması bir kere hakkımızdır. Bütün bunların tamamında usulsüzlük yapılmıştır.

Şimdi, Başkan diyebilir ki “Ben duymadım.” Duyacaktınız Sayın Başkan. Siz eğer duyamadıysanız demek ki bir itiraftır bu, Meclisin düzenini sağlayamamışsınız, gürültüyü engelleyememişsiniz. Bu sizin kusurunuz, sizin kusurunuzdan kaynaklanan bir durumu bizlere yöneltemezsiniz.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, 1’inci maddesinde, 2’nci maddesinde, 3’üncü maddesinde tutanaklara geçmiş ciddi hatalar var. Bunların düzeltilmesinin talebi için Meclis Başkanına dilekçe verdik. Kaldı ki görüşülmekte olan bu kanun tasarısının 1’inci, 2’nci maddeleri diğer maddeleri etkileyecek önemde yani birbirine bağımlı maddeler. Bunların görüşülmesindeki usulsüzlüğün derhâl giderilmesi, Başkanlık Divanının derhâl toplanması, karar alması ve bir yol haritası çizmesi gerekiyor, söylediğimiz budur. Tüzükten kaynaklanan bir yetkiyi bugün tartışıyoruz ve Başkandan da bunun yerine getirilmesini istiyoruz. Acilen Başkanlık Divanı toplanmalı, bu usulsüzlükler hakkında karar almalıdır. (CHP sıralarından alkışlar)

İHSAN ŞENER (Ordu) – Tutanakları alıp seçim mailine gidersiniz, bunları anlatırsınız, millet görmedi çünkü.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, iki birleşim öncesinde gerçekleştirilen bazı oylamalarda yanlışlık iddiasının bu birleşimi yöneten Başkanlık Divanınca değerlendirilmesi, İç Tüzük’ün 13’üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca mümkün bulunmamaktadır.

Bu konuda değerlendirme yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına ait olup…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, usulsüzlüklerle devam edilebilir mi? Usulsüzlük yaparak devam edilebilir mi?

BAŞKAN - …Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı yanlışlık başvurusunu değerlendirerek…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Nasıl devam eder?

OKTAY VURAL (İzmir) – Hukuksuzluk nasıl devam eder?

BAŞKAN - …gerekirse Başkanlık Divanını bu gündemle toplayacaktır. Divanın kararı doğrultusunda Genel Kurul işlem yapacaktır. Başkanlığa başvurulduğu zaten ifade edilmiştir.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – 3’üncü madde görüşülmeden 4’üncü madde görüşülmeden, 11’i, 13’ü nasıl görüşürsünüz?

BAŞKAN - Yanlışlık iddialarının görüşmelerimize engel hâli bulunmamaktadır.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, diğer maddeleri etkileyecek yanlışlıklar bunlar. Diğer maddeleri etkileyecektir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Usulsüz uygulamasını devam ettirme kararınız bir dayatmadır. Bu kanunu hukuka uygun bir şekilde çıkarmamak için bir dayatma yapıyorsunuz. Türkiye Büyük Millet Meclisine bu dayatmayı yapma hakkınız yok. Burada İçişleri Bakanı dahi, Millî Savunma Bakanı dahi otursa bu dayatmayı kabul edemezsiniz.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ederim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, 2’nci, 3’üncü maddedeki usulsüzdür.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yürütmenin dayatmasıyla hareket edemezsiniz.

BAŞKAN – Efendim, usul tartışması açtık, konuştuk konuyu, fikrimizi söylüyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, ne usulü? Esas bu, esas.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Esas usulsüzlük değil, sizin İç Tüzük’ü çiğnemeniz, Başkanlık Divanınızın İç Tüzük’ü çiğnemesi sonucu 2’nci, 3’üncü madde…

BAŞKAN – Evet, konu değerlendirilmiştir.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, Başkanlık Divanının tutumu…

BAŞKAN – Efendim, aynı konuyu saatlerce konuşacak değiliz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Hayır, devam edemezsiniz.

BAŞKAN - Sayın Kaplan, konuşuldu, usul tartışması istediniz, açtık, söz verdik iki lehte, iki aleyhte.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Niye böyle yapıyorsunuz Başkan?

BAŞKAN – Efendim, diğer konular var.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Hukuku çiğnemek üzere yemin mi ettiniz? Allah Allah!

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, başka bir konuda beni dinler misiniz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Osmaniye Milletvekili Sayın Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun tasarının 12’nci maddesinin 11’inci maddeden önce görüşülmesine dair İç Tüzük’ün 83’üncü maddesine göre bir talebi gelmiştir.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, biz ayaktayız, siz ne okuyorsunuz?

BAŞKAN – Bir saniye efendim, Sayın Altay da istedi.

Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan’ın 110’uncu maddenin 1’inci maddeden önce görüşülmesine dair talebi üzerine biraz önce bir açıklamam olmuştu.

Tekrar edecek olursak, İç Tüzük’ün 83’üncü maddesinde “Genel Kurulda bir maddenin diğerinden önce konuşulmasına işaret yoluyla karar verilebilir.” denilmektedir.

Görüştüğümüz kanun tasarısının İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilmiştir. Malumunuz, temel kanun yönteminde tasarı ve teklifler maddeler hâlinde değil, bölümler hâlinde görüşülmekte; konuşmalar maddeler üzerinde değil, bölümler üzerinde yapılmakta; temel kanun şeklinde görüşülen bir tasarı veya teklifte İç Tüzük’ün 83’üncü maddesinin uygulanma imkânı bulunmadığından bu taleplerin işleme alınması imkânı bulunmamaktadır.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, tutumunuz hakkında usul tartışması, tutumunuz hakkında… Yanlış bu.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bu, doğru bir uygulama değil, biliyorsunuz.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sayın Başkanım, bunlar iyi niyetli değil. Bunlar altı gündür aynı şeyi yapıyor.

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, bu konuşulma, bir maddenin önceden konuşulması demek önergelerle birlikte ele alınması demektir.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

OKTAY VURAL (İzmir) - Yani, siz konuşmayı yaptırmayacaksınız ama varsa önergeleri işleme alacaksınız ondan önce.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Bunlar İç Tüzük falan tanımaz. Altı gündür engellemeye çalışıyorlar, Meclisi çalıştırmamaya çalışıyorlar, tek niyetleri bu.

OKTAY VURAL (İzmir) - Bununla ilgili yapılan şey konuşmak değildir, görüşmektir. Eğer siz konuşulup da maddelerin önergelerini oylatmazsanız bütünü olmaz. Dolayısıyla, bu maddeyi yani eğer bir başka kanunda konuşulması dediniz, konuştuk. Peki, önergeleri ne zaman görüşeceğiz? Ondan sonraki maddede mi görüşeceğiz? Böyle bir mantıksızlık olabilir mi? Dolayısıyla, burada konuşmak görüşmektir.

BAŞKAN – Temel kanun görüşüyoruz efendim.

Bir de Sayın Baluken’in bir dilekçesi vardı.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, onu tüketmedik.

BAŞKAN – Sayın Baluken, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun görüşmelerinde her madde üzerinde en fazla iki değişiklik önergesi verilebilmektedir.

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, tüketmedik bunu.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Her parti grubunun önerge hakkı saklı olduğundan bu sayı, parti grubu sayısı kadar artırılabilmektedir. Grubunuz üyesi Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan 9 Şubat 2015 tarihinde tasarının her maddesine bir önerge vermiştir. Bu nedenle sizin ve arkadaşlarınızın imzalarının olduğu diğer önergeleri işleme alamıyoruz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hayır, ne alakası var?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Ne alakası var? Sayın Başkan, biraz çıtayı fazla aştın sen.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bir önceki konuyla ilgili usul tartışması açıyorum çünkü uygulamanız yanlıştır, çok vahimdir.

BAŞKAN – Yapılacak bir şey yok efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, usul tartışması açıyorum. Bizim konuşma önergemizi…

BAŞKAN – Söz isteyen lehte, aleyhte?

OKTAY VURAL (İzmir) – Aleyhte.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Lehte.

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Lehte.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Aleyhte.

BAŞKAN – Aleyhte Oktay Vural.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, 83’le ilgili tartışma açıyoruz, usul tartışması ve tutumunuz hakkında.

OKTAY VURAL (İzmir) – 83’üncü maddeyle ilgili bizim önergemiz. 83’üncü madde, 83’le ilgili.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, İç Tüzük’ü çiğnemek için yapılmış… Siz onu aşmadan buna geçiyorsunuz.

BAŞKAN – Aleyhte Engin Altay.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Aleyhte.

BAŞKAN – Doğan Kubat…

Sayın Baluken, sizden söz isteyen lehte…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ben.

BAŞKAN – Siz misiniz?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hayır, hayır, Hasip Bey de…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Aleyhte istiyorum ben.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – 91’inci maddeyle ilgili…

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, şu anda 83’le ilgili.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Bu, 83.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hasip Bey konuşacak.

BAŞKAN – 83’üncü maddeyle ilgili usul tartışması açıyorum.

Söz isteyenler: Lehte Sayın Kubat ve Sayın Kaplan, aleyhte Sayın Vural ve Sayın Altay.

Önce, lehte Mehmet Doğan Kubat, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Kubat. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 12’nci maddesinin 11’inci maddesinden önce görüşülmesine dair önergesini işleme almamasının İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; açılan usul görüşmesinde Başkanlığın tutumu lehinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, İç Tüzük’ün 81’inci maddesi, kanun tasarı ve tekliflerinin Genel Kurulda görüşülmesine ilişkin temel esasları belirlemiştir. 91’inci madde ise özel bir yasama yöntemi olan temel kanunların ne şekilde görüşüleceğine ilişkin detayları düzenlemiştir ki bununla ilgili 6-7 tane Anayasa Mahkemesi kararı vardır. Temel kanunların görüşülmesine ilişkin, örneğin önergeler bakımından da 87’de 7 iken bu 91’inci maddede önerge sayısı 4’e düşmektedir. Yani, temel kanunlardaki görüşme yöntemleri farklıdır ve 91’e tabidir. Eğer 91’de özel olarak düzenlenmemiş bir konu var ise o zaman genel hükümler “Diğer hükümler saklıdır.” hükmü atfı gereğince, birinci fıkranın (a) bendinin beşinci bendi gereğince bu hükümlere başvurulabilir.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Kubat, 93’ü tartışıyoruz. Kubat, kardeşim…

MEHMET DOĞAN KUBAT (Devamla) – Şimdi, 91’inci maddede bölümlerin maddeler okunmaksızın temel…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Kubat’ı uyarsana Sayın Başkan, 83’ü konuşuyoruz.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – 83’ü konuşuyoruz.

MEHMET DOĞAN KUBAT (Devamla) – Biraz sabırlı olursanız…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, hatip istediğini konuşur, ne karışıyorlar?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – 83’ü tartışıyoruz.

MEHMET DOĞAN KUBAT (Devamla) – Hasip Bey, merak etme, biliyorum, biliyorum.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ama uyarın yani.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – 83’üncü madde üzerinde görüşülüyor.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Siz ne karışıyorsunuz ya?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sana ne, istediğini konuşur!

MEHMET DOĞAN KUBAT (Devamla) – Temel kanunlar bölümler hâlinde görüşülür. Bu temel kanun da, 684 sıra sayılı temel Kanun da 5 bölüm hâlinde görüşülüyor…

AHMET HALUK KOÇ (Samsun) – Tanımı ne, tanımı, temel kanunun tanımı ne?

MEHMET DOĞAN KUBAT (Devamla) –…ve bölümler maddelerin görüşülmesindeki usule göre ayrı ayrı görüşülür ve bölümlerdeki maddeler ayrı ayrı oylanır. Bölüm görüşmeleri maddeye göre yapılıyor. 81’deki madde görüşmelerindeki süreleri uyguluyoruz. Maddeler üzerinde sadece önerge işlemi yapılıyor, siz de bunu çok iyi biliyorsunuz. 83’üncü madde, “Genel Kurulda bir maddenin diğerinden önce konuşulmasına işaret oyuyla karar verilebilir.” Konuşma yapmaksızın normal, 81’e göre yapılan görüşmeler bakımından 83 uygulanabilir ama 91’deki özel usul gereğince, temel kanunların bölümleri maddelerdeki usule göre görüşüldüğünden, 83 ile 91 karşılaştırıldığında özel hüküm olan 91’e göre 83’ün uygulanma olanağı olmadığından dolayı Başkanlığın tutumu yerindedir diyorum, yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Aleyhte söz isteyen, Oktay Vural, İzmir Milletvekili.

Buyurun Sayın Vural. (MHP sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

83’üncü madde “Genel Kurulda bir maddenin diğerinden önce konuşulmasına işaret oyuyla karar verilebilir.” diyor.

Şimdi, temel yasalar bölümler hâlinde görüşülüyor. Maddeler önergeleriyle birlikte birdir. Şimdi, siz eğer “Efendim, bu temel kanun olduğu için burada konuşma yok, maddenin bir önceye alınması mümkün değil.” derseniz, bu durumda, temel kanun olmayan bir maddede, faraza, 4’üncü maddeyi 2’nci maddeden önce görüşüp de önergelerini ne yapacaksınız? Ne zaman görüşeceksiniz yani 4’te mi görüşeceksiniz?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Eve götürecekler!

OKTAY VURAL (Devamla) – Dolayısıyla, bu kadar açık seçik. Böyle bir mantıksızlık olabilir mi?

Varsayalım temel kanun değil, önerge geldi, ne yapacaksınız? “Konuşma” dedi, madde üzerinde gurupları konuşturmayacak mısınız? Önerge var, önergeyi oylatmayacak mısınız? Dolayısıyla, burada konuşulma… Meclis konuşmaz, Meclis müzakere eder Sayın Başkan, istirham ediyorum. Burası kahvehane değil, burada amaca yönelik bir görüşme yapılır, müzakere yapılır. “Konuşun.” E, boşa konuşmanın bir anlamı mı var? Yani, Türkiye Büyük Millet Meclisini boşa konuşuyorlar bunlar gibi görmek doğru değil. Bu durumda yapılması gereken işlem nedir? Temel kanun olduğu için, madde üzerinde konuşma hakkı olmadığına göre, maddede eğer önerge varsa önergeler üzerinde konuşmalar yapılır ki “konuşma” demek sadece maddede mi konuşmaktır? Önergede de konuşmaktır yani önergeleri müzakere edecek. Buna konuşma demiyor musunuz? O zaman oylamayı da öyle yapacaksınız. Bununla ilgili usul tartışması açmaya da gerek yok. Yapılacak işlem gayet açık ve nettir. 12’nci maddenin 11’den önce konuşulmasını, önergelerinin birlikte ele alınmasını istiyor muyuz? Yapacağınız iş -bu kadar zorlamaya ne gerek var- çok basit bir işlem: “Böyle bir önerge vardır, oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.” Bu kadar açık ve seçik. Neden hukuku zorluyorsunuz? Neden milleti zorluyorsunuz? Lütfen, hukuk bu kadar zorlanmaz, hukuk zorbalığı kabul etmez. Kanun koyucunun muradını istediğiniz gibi algılamak olamaz. “Konuşulması, konuşma olmadığına…” Önergede konuşma hakkımız var. Önergede konuşma hakkımızı biz şimdi görüşmek istiyoruz, belki Parlamento öyle karar alacak. Genel Kurulun vermesi gereken bir kararı siz Genel Kurulun yerine geçerek nasıl veriyorsunuz? Siz Genel Kuruldan üstün müsünüz, milletvekillerinden üstün müsünüz? Böyle bir yetkiniz yok ki sizin. Onun için, hukuku zorlamayın, buna göre işlem yapın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OKTAY VURAL (Devamla) - Bununla ilgili yapacağınız işlem sadece oylamaya sunmaktır, bundan öteye başka yapacağınız bir işlem yoktur. Bununla ilgili bir takdir hakkınız yok. Böyle bir işlemle kendinizi çoğunluk iradesinin üstünde görmeniz de son derece yanlıştır.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Lehte söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili.

Buyurun Sayın Kaplan. (HDP sıralarından alkışlar)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, Allah aşkına sizin nerenizi düzeltelim yani? Her çıktığımız yer usulsüzlük, her çıktığımız yer İç Tüzük’e aykırılık; her adımınız hukuka aykırı. Bu kadar da hukuksuz yönetim, bu kadar da zulüm, bu kadar da baskı, bu kadar da partizanlık olmaz. Çıkarın üstünüzdeki o kıyafeti, AKP’nin cübbesini giyin, rozetini takın, AK PARTİ’li gibi davranın, anlayalım sizi. 83’üncü maddeyi -otuz yıllık hukukçuyum, siz de o kadar hukukçusunuz- utanmıyor muyuz burada tartışmaya?

OKTAY VURAL (İzmir) – Vallahi yahu, açıkça yazılı yahu.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Ne diyor 83’üncü madde? “Bir sonraki madde bir önceki maddelerle görüşülebilir.” Niye? İhtiyaç varsa.

OKTAY VURAL (İzmir) - Genel Kurul karar verir.

HASİP KAPLAN (Devamla) - Ben 110’uncu maddenin öne alınıp tartışılmasını istemişim. Ne diyor 110? Kamu düzeni ve ahlakı.

Arkadaşlar, bu güvenlik paketi hangi kamu düzeni ve ahlakını koruyacak? Mesele bu. Bunu önden konuşalım diyoruz. Ne kaybedeceksiniz 110’uncu maddede konuşulursa, 10’uncu maddede... Ne kaybınız olacak? Hangi treni kaçıracaksınız? Neyi kaçıracaksınız Allah aşkına? 110 görüşülmeyecek mi? Niye muhalefetin makul bir talebine hemen karşı çıkıyorsunuz, hemen reddediyorsunuz, hemen külliyen karşısınız? Bu kadar katılımcılıktan uzak, çoğulculuktan uzak, ortaklaşmaktan uzak, demokrasi kültüründen uzak, çoğunlukçu, parmakçı diktatörlüğünüzü nereye kadar götüreceksiniz?

Açık söylüyoruz: Burada, akıl, izan, mizan, hakkaniyet, adalet kalmamış. Burada, oylayacaksınız şimdi, birazdan, usulen Genel Kurula… Çoğunluk burada var. Böyle, böyle yapmaya başladınız ya! Yoruldunuz arkadaşlar. Yeni kol, bilek kuvvetleri gelecek yerinize. Bu kadar biat eden bir parti grubunun Türkiye demokrasisine zerre kadar katılımı olmaz. Niye kamu düzeni ve ahlakını tartışmaktan korkuyorsunuz? Kendinize güvenmiyor musunuz? Allah’tan korkun! Hiç mi güvenmiyorsunuz kendinize? Nasıl bir kamu düzeni istiyorsunuz? Nasıl bir ahlak istiyorsunuz? Sizin güvenliğiniz hangi kamu düzenini ve ahlakı koruyacak? Çıkın, harbi harbi konuşun, tartışalım. Var mı yüreğiniz? Yüreğiniz varsa bu kürsüde konuşursunuz, yoksa eliniz kalkar.

AHMET HALDUN ERTÜRK (İstanbul) – Çok… Çok…

HASİP KAPLAN (Devamla) – Tulumba gibisiniz. Tulumba gibi milletvekili, eliniz kalkar, buraya bakarsınız, böyle yapar, siz de kalkarsınız, böyle yapar, öyle… Yapmayın arkadaşlar! Yakışmıyor. Ya, doğru bir önergeye niye karşı çıkarsınız? Ne olacak 110’uncu madde 10’da görüşülürse? Kıyamet mi kopar ha? Yok.

Haydi, buyurun bildiğinizi okuyamaya devam edin. Allah size selamet versin. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aleyhte son söz, Engin Altay, Sinop Milletvekili.

Buyurun Sayın Altay. (CHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, bugün, yemekten önce, grup önerimiz görüşülürken de bir hatırlatma yapmıştım. İç Tüzük’ün size verdiği takdir hakları var ama bununla sınırlı kalmak zorundasınız.

Ben, bu 83’le ilgili oylama yapmamanızı çok garipsedim. Temel kanunda bölüm madde yerine geçer, bunu herkes biliyor, bu Parlamentodaki herkesin bildiği şey bunlar. Kaldı ki, yanlış dinlemediysem önergelerinde de aynı bölüm içinde bir maddenin bir maddeden önce görüşülme… Şöyle olsa anlarım: İkinci bölümdeki bir maddeyi birinci bölümdeki bir maddeden önce görüşelim diye önerge gelse orada bir çelişki olabilir. Her vesileyle diyorsunuz ya, özellikle iktidar partisinin grup başkan vekilleri “Genel Kurul gündemine hâkimdir.” diye. Ee, zaten 83 de bir cümlelik bir hüküm: “Genel Kurulda bir maddenin diğerinden önce konuşulmasına işaret oyuyla karar verilebilir.” Sayın Başkan, böyle bir takdir hakkınız filan burada yok. Yok yani bunu yapamazsınız.

Gelelim ana konuya, 13’üncü madde tartışmalarına: Şimdi, burada da atlanılan bir şey var sayın milletvekilleri.

Şimdi, herkes okumuştur, bu 13 epey konuşuldu. Aynı birleşim içinde bir seçim ve oylamada bir yanlışlık tespit edilmiş ya da iddia edilmişse bütün takdir Divanındı, fakat bu yanlışlık… O hengâme içinde biz can korkusundan, kendi can güvenliğimiz endişesinden o yanlışlığın teknik ayrıntılarına bakamadık, dolayısıyla bu sonra çıktı.

Şimdi, Sayın Başkan, sonra çıkınca da… İç Tüzük bunu çok net düzenlemiş, yanlışlık iddia edildi, tutanaklarla edildi. Yani Sayın Gök de Sayın Kaplan da Sayın Vural da tutanaklarla orta yerde oylamalarda bir yanlışlık olduğunu… Tutanaklar kayıt altına almış İç Tüzük ne diyor burada? İç Tüzük size bu konuda bir tasarruf bırakmamış, demiş ki, sonra anlaşılırsa, yani “Yanlışlık birleşimden sonra anlaşılırsa Meclis Başkanı -siz değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ya da vekalet bıraktığı başkan vekili- Divanı toplayarak takip edilecek yolu kararlaştırır.”

Ha, şimdi, buradan şu çıkar: Sizin açınızdan gidecek yol yoktur. Yani Divan toplanıp takip edilecek yolu kararlaştırmadan siz bu kanunu burada görüşmemelisiniz, görüşemezsiniz de. Çünkü iddia somut, tutanaklardan alınmış ve bu maddelerin sakat çıkması… Biraz önce bir arkadaşımız söyledi, örneğin, karar yeter sayısı yokken Başkan oldubittiyle oylattı, geçildi. Olsaydı, olmasaydı zaten diğerine geçilemeyecekti. İlaveten, maddeler arasında bağıntı var. Ben onun için o oturumu yöneten Başkana o oturumda “Kanun dışısın sen.” dedim. Yani sokaktaki dilini de söyledim onun “Sen eşkıyalık yapıyorsun.” dedim, pişman da değilim, aynı şey olsa gene söylerim. Orada oturanların kanun dışılık yapmaya, kanunun dışına çıkmaya hakkı yok, İç Tüzük çok açık, takip edilecek yolu Başkanlık Divanı kararlaştıracaktır…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ALTAY (Devamla) - …sizin yapmanız gereken oturumu Divan kararı gelene kadar sonlandırmaktır; olması gereken budur bu İç Tüzük’e göre.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, kanun tasarı ve tekliflerinin tümü ve maddeleri; üzerindeki görüşmeleri, konuşmalar, soru-cevap işlemi, değişiklik önergesi işlemleri ve oylamadan teşekkül etmektedir. Temel kanunlarda ise madde yerine bölümler üzerinde konuşma yapılmaktadır. 83’üncü maddede madde üzerinde konuşmadan söz edildiğinden temel kanun yönteminde uygulama imkânı olmadığı noktasındaki tutumumda usul görüşmesindeki…

OKTAY VURAL (İzmir) – Vahim hata yapıyorsunuz.

BAŞKAN - …görüşleri değerlendirdiğimde değişiklik olmamıştır.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684) (Devam)

BAŞKAN - Şimdi 11’inci madde üzerinde dört adet önerge vardır okutuyorum…

OKTAY VURAL (İzmir) – Vahim bir hata yapıyorsunuz, hukuka aykırı davranıyorsunuz.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, grup önergelerimiz var.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Lütfen, konu kapanmıştır.

Önergeleri okutuyorum efendim:

(Bir grup milletvekilinin kürsü önünde toplanması)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen yerinize oturur musunuz.

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına başlandı)

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde…”

(CHP ve HDP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – 91’inci madde üzerindeki dilekçemizi görüşmedik.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Hukuk dışına çıkıyorsunuz.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Böyle yönetemezsiniz.

BAŞKAN- Lütfen sayın milletvekilleri, oturur musunuz.

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun teklifi…”

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Ne yapıyorsunuz?

BAŞKAN – Ne demek “Ne yapıyorsunuz?”

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Biz ayaktayız, bir şey söyleyeceğiz.

BAŞKAN – Lütfen, konuştuk.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Hayır efendim, böyle yönetemezsiniz.

BAŞKAN – Neyi yönetemem ya!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Dur, dur.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Yeter, okuma!

(Hakkâri Milletvekili Adil Zozani’nin Kâtip Üye Bayram Özçelik’in üzerine yürümesi)

BAŞKAN – Lütfen ama, doğru değil yaptığınız sayın milletvekilleri.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Kime vurmaya çalışıyorsun! Kafanı kırarım.

KÂTİP ÜYE BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) – Ne yapıyorsun sen ya?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, kürsüye hakaret ediliyor, İç Tüzük’ü uygulayın.

BAŞKAN – Oku sen Bayram Bey. Kırdınız şeyi.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sayın Başkan, dışarıya çıkartın.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – 91’e göre…

BAŞKAN – Hayır, cevap verdim ben efendim, cevap verdim. Lütfen, yapamazsınız.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, önerge…

BAŞKAN – Verdim önergeyi efendim, konuştum, cevap verdim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – 91’inci maddeye…

BAŞKAN – Evet, konuştum, cevap verdim efendim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Önergem var Sayın Başkan.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Grup önergelerimiz var.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Grup önergemizi dikkate almamışsınız, onunla ilgili itirazımızı dinlemek zorundasınız.

BAŞKAN – Biraz önce sizinle ilgili cevap verdim ben, 91…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Böyle devam edemezsiniz.

BAŞKAN – Tutanakları isteyin efendim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, Başkanlık Divanına şiddete prim vermeyin.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Başkan, önergem var.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Önergeyle ilgili arkadaşımız söz istedi, HDP’nin önergesi…

BAŞKAN – Hayır, tutanakları isteyin efendim önergelerle ilgili.

Lütfen sayın milletvekilleri, oturur musunuz yerinize.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Düzeltmeni yap, ondan sonra oturalım.

BAŞKAN – Neyin düzeltmesini yapacağım? Ben konuştum…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Başkan, önergem var.

BAŞKAN – Cevap verdim ben.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Başkan, önergemiz var.

BAŞKAN – Çağırıyorsunuz ancak Sayın Kaplan, tutanakları isteyelim, 91’inci maddeyle ilgili cevap verdim ben size, konuştum. Ben gerekli açıklamaları yaptım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır efendim, neye cevap verdiniz?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – 132 tane vermişiz! Grubun var!

BAŞKAN – Hayır efendim, açıklamaları yaptım, tekrar ediyorum.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Arkadaşlar, çıkarın şu önergeleri ya! AK PARTİ’ninkini de, bizimkini de…

BAŞKAN – Tekrar ediyorum efendim, siz oturun, açıklama yapacağım.

Tekrar ediyorum, açıklama yaptım daha önce.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Önerge hırsızlığı yapılıyor! 132 önerge çalınıyor ya! Bu kadar olmaz ya! Önerge hırsızlığını da gördük yani!

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Ayrıca benim de bir itirazım var, o itirazımı dinlemeden geçemeyeceksiniz!

BAŞKAN – Ben 91’inci maddeyle ilgili…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Evet, mikrofon kırıldığı için birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 22.23

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 22.59

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 62’nci Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Sayın Baluken’in İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre verdiği önergeyle ilgili usul tartışması açıyorum.

Lehte ve aleyhte…

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Lehte.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Aleyhte.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Lehte.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Aleyhte.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Aleyhte.

BAŞKAN – Evet, lehte Sayın Kubat.

Buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, 91’inci maddeyle ilgili iradenizi bir beyan eder misiniz? Yani, 91’inci maddeyle ilgili talepleri ne oldu da ne yapmadınız?

BAŞKAN – Beyan ettim efendim, tutanaklarda var, beyan ettim ben daha önce.

OKTAY VURAL (İzmir) – Tutanaklarda var da biz duymadık.

BAŞKAN – İki defa izah ettim.

Peki, Sayın Kubat, oturun lütfen, ben izah edeyim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Lütfen efendim.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Biz de duymadık Sayın Başkan, çok memnun oluruz.

BAŞKAN – İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun görüşmelerinde her madde üzerinde en fazla 2 değişiklik önergesi verilebilmektedir. Her parti grubunun önerge hakkı saklı olduğundan, bu sayı, parti grubu sayısı kadar artabilmektedir. Grubunuz üyesi Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, 9 Şubat 2015 tarihinde tasarının her maddesine bir önerge vermiştir. Bu nedenle, sizin ve arkadaşlarınızın imzalarının olduğu diğer önergeleri işleme alamıyorum. Tutumum bu efendim.

Buyurun Sayın Kubat, lehte söz isteyen.

XII.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER (Devam)

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı üzerinde vermiş olduğu önergeleri işleme almamasının İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; açılan usul görüşmesinde Başkanlığın tutumu lehinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, aynı konuda daha önce 3 tane usul görüşmesi yapılmış ve Başkanlığın da Genel Kurulda bu konudaki uygulamaları aslında yerleşik hâle gelmiştir. 9 Şubat 2011, yine, 28 Mart 2012 tarihli birleşimlerden de görüleceği üzere İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre geçici madde eklenmesine dair önerge sayısı 2’yle sınırlıdır. Ancak, siyasi parti grup sayısı ve ilk 2 önergeyi bağımsız milletvekillerinin vermesi durumuna göre bu sayı artabilir. Bağımsız milletvekilleri ile -yine diğer bir birleşimde alınan kararı okuyorum- grubu olmayan siyasi partiler tarafından verilen değişiklik önergeleri geliş sırasına göre ilk iki sırada işleme alınır. Yani, bağımsız ilk önce vermişse, siyasi parti gruplarından önce, bağımsız artı azami sayıda 4 siyasi parti verir ama önce siyasi partiler vermişse artık bağımsızın 5’inci olarak önergesinin işleme alınması mümkün değil.

İç Tüzük’ün 87’nci maddesine göre, kanun tasarı ve teklifinde bir maddenin reddi, tümünün veya bir maddenin komisyona iadesi, bir maddenin değiştirilmesi, metne ek veya geçici madde eklenmesi hakkında milletvekilleri, esas komisyon ve hükûmetin değişiklik önergeleri verebileceği, bu esaslar dâhilinde milletvekilleri tarafından her madde için 7 önerge verebileceği belirtilmiş. Bu madde hükmünden geçici yeni madde ihdasına ilişkin önergenin de sınırının 7 olduğu anlaşılmaktadır.

Yine, temel kanunları düzenleyen 91’inci maddede, milletvekilleri, esas komisyon veya hükûmet tarafından değişiklik önergesi verilebileceği ancak bu önergelerin mahiyetinin ne olduğu hakkında açık bir düzenleme olmadığından ve maddenin yine (a) bendinin beşinci fıkrasında yapılan atıf uyarınca, 87’nci maddede öngörülen bu sınırlamanın temel kanunlar açısından da uygulanmasının zaruri olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, 87’nci maddedeki sınırlama uyarınca yeni madde ihdasına ilişkin olarak sınırlamanın da burada geçerli olduğunun kabulü gerekir.

91’inci maddeye göre her madde üzerinde 2 önerge verilebildiğine göre, tasarı üzerinde ancak 2 yeni madde ihdasına ilişkin önerge verilebileceğini kabul etmek gerekir. Ancak her siyasi parti grubunun 1 önerge verme hakkı saklıdır ve bağımsızlar en önce vermek kaydıyla elbette onların da haklarının mahfuz olduğu, daha önceki uygulamalardan da yerleşik hâle gelmiş bir Başkanlık uygulamasıdır. Dolayısıyla, Başkanımızın tutumu yerindedir.

Yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aleyhte söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili.

Buyurun Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesi “Temel Kanun”, fakat bu, bir torba kanun. Getirdiniz bir önerge, burada oy çokluğuyla kabul ettiniz, tamam. Bunun kabulünden sonra elbette ki milletvekillerinin, grupların her birinin birer hakkı var, önerge hakkı var. Bir de “iki milletvekili” diye yazıyor 91’inci maddede, “Temel Kanun”da.

Şimdi, ben size bir gerçekliği anlatacağım ve vicdanınıza bırakacağım sadece, vicdanlarınıza bırakacağım. İçişleri Komisyonunun raporu, 27 Ocak 2015… Sayın Komisyon Başkanı, doğru mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Doğru.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Doğru. Bunu koydum buraya arkadaşlar. Şimdi, ben buradan CHP ve MHP’li komisyon üyelerine soruyorum: Arkadaşlar, komisyon raporundan sonra size beş gün süre tanındı mı? Gerekçenizi vermeniz için beş gün tanındı, değil mi? (CHP ve MHP sıralarından “Evet” sesleri)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Evet.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Beş gün sonra gerekçenizi verdiniz. Matbaa da diyelim ki ertesi gün hemen bastı yani şu tasarınızı 6’ncı gün bastı diyelim. Bu, 2 Şubatta Meclis Başkanlığına gelir, değil mi? Peki, Meclis Başkanlığına bu gelmeden bir milletvekili önerge verebilir mi? Veremez. Ama AK PARTİ o kadar aceleci ki 30 Ocak tarihinde önerge vermiş -komisyon rapor yazmış- tasarı daha Meclise gelmeden. Bu telaşınız neydi, tek milletvekiliyle 132 önerge verdiniz?

Sayın Beyefendi, siz verdiniz, değil mi, sizin adınızaydı?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Ben vermedim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Recep Özel, Recep Özel.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Ya sensindir ya Recep’tir, Recep’in adınadır. Recep’ler çok joker oluyorlar.

Şimdi, 30 Ocak, bakın, daha Meclise gelmeden bu. Ben ne zaman vermişim? 9 Şubatta. Peki, bağımsızlar ne zaman vermiş? 16 Şubatta. Demişler ki: “İki milletvekili kapattı, alamazsınız.” Ve önergeler dağıtılıyor, grubumuzun hakkı saklı, iki milletvekili, AKP kapatmış, ben kapatmışım -AKP’nin sayılmaz aslında, bir tek ben vermişim- grubumuz da önerge vermiş, grubumuzun önergesi yok.

Arkadaşlar, 91’inci madde çok açık. Bu konuda tartışılmayacak kadar açık Anayasa Mahkemesi kararıyla her grubun 1, ayrıca milletvekillerinin 1 önerge hakkı var. Her maddede önergeler gelir, bakarız, eksikse, diğer partiler kullanmamışsa benim önergem geçerlidir, ben konuşurum ama öbür durumlarda partimin grup önergelerine olur veriyorum. Bunun dışında bir işlem hukuka aykırıdır. Bunu daha fazla tartışmanın da bir gereği yok. Sizi hukuka davet ediyorum, diyeceğim bu. (HDP sıralarından alkışlar)

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Mersin) – Çok güzel açıkladın, bravo!

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Lehte söz isteyen Oktay Vural, İzmir Milletvekili.

Buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Süleyman Nevzat Korkmaz konuşacak.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Süleyman Korkmaz, Isparta Milletvekili.

Buyurun.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten, şu anda, Genel Kurul görüşmeleri hangi usule, hangi yönteme göre yapılıyor, hayretler içerisindeyim. Ortada bir İç Tüzük var ama her Meclis başkan vekilinin bu İç Tüzük’ü yorumlaması farklı. İç güvenlik tasarısıyla alakalı olarak, AKP Grubu tarafından Meclis Başkan Vekili olarak gösterilen ve Meclis Genel Kurulunun da onayladığı hem Ayşe Nur Bahçekapılı Hanımefendi hem Sadık Yakut Bey özellikle İç Tüzük’ü kendi siyasi parti emelleri doğrultusunda kullandı ve zaten Genel Kurulun içine düşmüş olduğu bu kaotik ortam da bundan kaynaklanıyor. Yani hem Sayın Bahçekapılı hem Sayın Yakut, ortada bir İç Tüzük varken, âdeta, kendisini Meclis başkan vekili yapan iradeye karşı bir vefa borcu ödemek istercesine kendi kafalarına göre yorumluyorlar. Ayrıca, Meclis Başkanlık Divanını sürekli yanlışa iten AKP Grubunun da doğrudan baskıları bunda çok önemli rol oynuyor kıymetli arkadaşlar. Yani, özellikle, grup başkan vekillerinin elini kolunu sallaya sallaya Meclis Başkanlık Divanına âdeta talimat vermeleri hem Meclis Genel Kurulunu geriyor hem Meclis Başkanlık Divanı üzerinde büyük tesir yaratıyor.

Şimdi, arkadaşlar, bakın, size sadece şu kadarını söyleyeyim: Eğer Başkanlık Divanında Meral Akşener Hanımefendi olsaydı ve sizin yapmış olduğunuz bu el kol hareketlerini ola ki Milliyetçi Hareket Partisi yapsaydı, Meral Akşener Hanımefendi’nin ne yapacağını, bakın, benim söylememe gerek yok, sizler tahmin edebilirsiniz. Bu baskıya asla müsaade etmeyecekti. Ama, maalesef, AKP’nin başkan vekilleri, âdeta, o siyasi kimliklerini orada kullanmaya devam ediyorlar.

Değerli arkadaşlar, bakın, kanunun lafzı önemli ama ruhu da önemli. Eğer sizin dediğiniz gibi her siyasi parti grubu birer konuşma yapacak olsa idi arkadaşlar, o zaman kanun koyucu şunu yazardı: “Milletvekilleri tarafından Anayasa’ya aykırılık önergeleri dâhil, madde üzerinde iki önerge verilebilir.” diye yazmayıp “Her siyasi parti grubuna mensup milletvekilleri birer önerge verir.” der işi bitirirdi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) - Bunu yazdığına göre arkadaşlar, bunda bir hikmet var, bunu niye anlamıyorsunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Aleyhte söz isteyen Engin Altay, Sinop Milletvekili.

Buyurun Sayın Altay. (CHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bu 91’inci madde, aslında yılan hikâyesine dönmüş bir meseledir. Uzun yıllardır ben bunun yanlış uygulandığını iddia edegeldim fakat bir türlü çoğunluk grubuyla bu konuda bir mutabakat sağlayamadık. Nitekim, bu konuda Anayasa Mahkemesinin 31/1/2002’de, 10/4/2003’te, 29/4/2003’te, 30/6/2005’te verilmiş kararları var. Yani bir türlü bu temel kanunun –o, bir safsata zaten- görüşülmesiyle ilgili de… Adalet ve Kalkınma Partisinin çok klasik, bilinen bir zaafıdır, kanun yapma tekniği sıfırdır. Yaptığı her kanun ya mahkemeden döner, sonra üstüne 5-6 kanun daha yaparlar… Çok yapıcı eleştirilerimize rağmen de bunu dikkate almazlar. Bu vesileyle bunun yeniden gündeme gelmesi bence faydalı oldu.

Burada Halkların Demokratik Partisinin talebi çok net ve haklı bir talep, doğru bir talep.

Şimdi, ben, öğretmenim yani Türkçem biraz iyidir, anlama yeteneğim iyidir, anlatmayı bilmem de.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Bizde de tersi, Türkçeye tam hâkim değiliz.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Şimdi, çok açık, diyor ki: “Milletvekilleri iki önerge verebilir. Siyasi partilerin önerge verme hakkı saklıdır.” Bitti. Bu, şudur, bunun açıklaması şudur: Bir, iki, üç, dört grubun birer önergesi bir kere banko. Bunun dışında, bir milletvekili Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna mensup olabilir, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna mensup olabilir, Milliyetçi Hareket Partisi Grubuna ya da Halkların Demokratik Partisi Grubuna ya da bağımsız, verecek önergesini. Bunu iktidar çoğunluğu eğdi, büktü –sanıyorum, Divanda da bu konuda bir karar alındı, yanlış hatırlamıyorsam- böyle bir uygulama öteden beri süregeldi, gidiyor.

Şimdi, hazır bir fırsat. Bir musibet bin nasihatten iyidir Sayın Başkan. Şu Meclisin hâli ortada. Hem bence iktidar grubunun da bir iyi niyet gösterisi olur bu, bir iyi niyet olarak algılanabilir, bu vesileyle bu sorunu çözelim. Konu önemli, konu Türkiye için önemli.

Sayın Hasip Kaplan, grubunun dışında ayrıca önerge vermiş, çok doğal olarak bu 91’inci maddeye göre vermiş. Bu maddede Hasip Kaplan’ın dilekçelerini işleme almamayı gerektirecek bir hâl ben göremiyorum, gören varsa gelsin, burada anlatsın. Doğan Bey, bir şeyler anlattı, ben anlamadım. Ya gelsin Doğan Bey bir daha yeniden anlatsın ya da Sayın Başkan siz yeniden anlatın.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Biz de anlamadık. Doğan Bey’in söylediklerinden hiçbir şey anlamadık.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Ama, bu, yanlış, meşru bir talep, haklı bir talep, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’ne uygun bir talep. Buna göre işlem yapılması grubumuzun görüşüdür.

Bu bakımdan tutumunuzun aleyhinde söz aldım. Bu vesileyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanını, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 91’inci maddesini doğru algılayıp, doğru yorumlayıp işlem yapmaya davet ediyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, İç Tüzük’ümüzün 91’inci maddesindeki her madde hakkında iki önerge sıralaması konusunda Başkanlığımızın bugüne kadar uyguladığı tutumu kısaca açıklamak istiyorum; İç Tüzük’ümüzün 91’inci maddesine göre, her madde hakkında milletvekillerince iki önerge verilebilmekte. Ancak her siyasi parti grubuna mensup milletvekillerinin birer önerge verme hakkı saklı tutulmaktadır. Uygulamada ise, ilk 2 önerge, geliş sırasına göre işleme alınmaktadır. Önerge hakkını kullanmamış gruplara mensup milletvekillerinin daha sonra önerge vermesi hâlinde, en son verilen önerge çekilerek parti gruplarının birer önerge verme hakkı korunmaktadır. Grubu bulunmayan siyasi partiler ile bağımsızların önergelerinin işleme girebilmesi için, önergelerin siyasi parti grubu mensubu milletvekillerinin verdiği önergelerden önce verilmiş olması gerekmektedir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Recep Özel imkân tanımıyor ki, sıra sayısından önce gidiyor.

BAŞKAN – Bu yöndeki uygulama, İç Tüzük’ümüzün 91’inci maddesi hükmüne uygundur, maddenin gerekçesi de bu yöndedir. Dolayısıyla, tutumumuzda bir değişiklik söz konusu değildir.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684) (Devam)

BAŞKAN - Şimdi, 11’inci madde üzerinde dört adet önerge vardır, okutuyorum...

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bu durumda, grubumun önergelerinin dağıtılmasını istiyorum, talep ediyorum. Grubumun çoklu imzalı önergelerinin dağıtılmasını istiyorum.

BAŞKAN – O zaman beş dakika ara veriyorum, dağıtılsın efendim.

Kapanma Saati: 23.16

SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 23.23

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 62’nci Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi, 11’inci madde üzerinde dört adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun,

"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasına "morfin" ibaresinden sonra gelmek üzere, “sentetik kannabinoid ve türevleri" ibaresi eklenmiştir."

şeklindeki 11. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

MADDE- 11- "26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 188. Maddesinin 4. fıkrasına 'Morfin' sözcüğünden sonra gelmek üzere 'sentetik kannabionid. ve türevleri' ibaresi eklenmiştir."

     Engin Altay                                      Ali Serindağ                                    Ahmet Toptaş

          Sinop                                            Gaziantep                                     Afyonkarahisar

 

Mehmet Hilal Kaplan                           Celal Dinçer                                  Ali Haydar Öner

        Kocaeli                                             İstanbul                                             Isparta

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun 11. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

              Reşat Doğru                        Mehmet Erdoğan                                   Mustafa Kalaycı

                    Tokat                                      Muğla                                                    Konya

    Hasan Hüseyin Türkoğlu             Ahmet Duran Bulut                                     D. Ali Torlak

                Osmaniye                                Balıkesir                                                İstanbul

         S. Nevzat Korkmaz

                     Isparta

"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasına "morfin" ibaresinden sonra gelmek üzere ",sentetik kannabinoid ve türevleri ile diğer uyuşturucu maddeler" ibaresi eklenmiştir."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 685 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 11 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Naci Bostancı                  Mehmet Doğan Kubat                               Mahir Ünal

        Amasya                                            İstanbul                                     Kahramanmaraş

     Hilmi Bilgin                                 Hakan Çavuşoğlu                              Osman Kahveci

          Sivas                                                Bursa                                              Karabük

MADDE 11- 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 188 inci maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

(4) a) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin eroin, kokain, morfin, sentetik kannabionid ve türevleri veya bazmorfin olması,

b) Üçüncü fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askeri ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi,

halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır."

BAŞKAN – Şimdi okutacağım önerge Anayasa’ya aykırılık önergesidir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair -TORBA- Kanun Tasarısının 11 inci maddesi; Anayasa ve İçtüzük hükümleri ile evrensel hukuk normlarına ve temel insan haklarına aykırı olup tek parti -tek adam- diktatörlük rejimi ve polis devletinin ötesinde, fiili "savaş hali" uygulaması getirdiğinden kanun tasarısının 11 inci maddesinin Anayasa'ya aykırılık nedeniyle tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

   Hasip Kaplan                                     Adil Zozani

         Şırnak                                              Hakkâri

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Adil Zozani, Hakkâri Milletvekili.

Buyurun Sayın Zozani.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Meclis tarihî, son on günkü işlemlerin büyük bir çoğunluğunun hükümsüz olduğunu mutlaka günün birinde yazacaktır. Özellikle 21 Şubat ve bugün gerçekleşen işlemlerin hükümsüzlüğü Meclis tarihine geçecektir, eninde sonunda geçecektir. Bu adaletsizlik, bu hukuksuzluk, bu keşmekeşlik, bu zorba uygulamalar günün birinde mutlaka ama mutlaka tescillenecek ve tarihe öyle geçecektir. Siz AKP Grubu ve AKP Grubunu temsilen Meclis Başkanlık Divanında bulunan ve şu anda esasında AKP Grubuna başkanlık eder durumda olan Meclis Başkan Vekili, bu tarihî vebalin altında imzası olan kişiler olarak geçeceksiniz. Eninde sonunda bu böyle olacaktır.

Yanlışta ısrar, sizin açınızdan her geçen gün bataklığa biraz daha saplanmadır; her geçen saat bataklığa biraz daha saplanmadır. Sizi bu yanlıştan, bu bataklıktan kurtarmaya çalışıyoruz. Derdimiz sadece biz değiliz, Parlamentonun doğru işler yapmasına olanak yaratılmasını arzu ediyoruz. Çıkıyorsunuz, burada diyorsunuz ki: “Muhalefet engelleme hakkına sahiptir.” Muhalefet engelleme hakkını kullanmıyor, böyle bir şey söz konusu değil. Muhalefet partisi burada yapılan yanlış işlerin doğrultulması üzerinde muhalefetini yapıyor. Yanlış işlere “yanlış” dediği için muhalefet ediyor. Siz iktidarsınız diye, siz getirmişsiniz diye, doğru olacak diye bir kaide söz konusu değildir. Sayısız örnekler gördük ve siz sürekli “Biz çoğunluğuz, biz doğrusunu yaparız.” dediniz. Aynı kanunda, aynı maddede bu Parlamento bir yıl içerisinde 5 defa değişiklik yaptı. Neyin sonucuydu bu değişiklik? Siz her defasında yanlış yaptınız, uygulamada yanlışlığı açığa çıktı, tekrar bir ay sonra Meclis gündemine getirdiniz, “Efendim, kusura bakmayın yanlış oldu, düzeltiyoruz.” dediniz. Şimdi, biz size yanlışlıklarınızı söylüyoruz. Bir haftadan beridir biz yanlışlığınızı yüzünüze söylüyoruz, size ayna tutuyoruz ama kendinizi görmemekte ısrar ediyorsunuz. Bu yanlıştan dönülecek, eninde sonunda bu yanlıştan dönülecek, şu ya da bu şekilde bu yanlıştan dönülecek, bunu bilesiniz.

Bu vesileyle, söz almışken bir hususu daha düzelteyim, basına yanlış yansımalar söz konusu. Biraz önce grubumuzun önergelerinin gündeme alınmaması üzerine Divanın tutumuna itiraz ederken Meclis Başkanlık Divanı Üyesi Sayın Bayram Özçelik mikrofonuyla bize saldırıda bulundu.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Aboo, ne yalan ya! Allah Allah, mikrofonla nasıl saldırıyor ya? Mikrofonu kırdın ya! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Recep Bey, görüntüyü beraber inceleyeceğiz.

RECEP ÖZEL (Isparta) – İncele.

ADİL ZOZANİ (Devamla) - Bakın, eğer Bayram Özçelik önce mikrofonuyla bize vurmaya yeltenmişse yalanınla birlikte mikrofonu da sana yedireceğim!(x)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Allah Allah! Tersi olursa?

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Buradan özür dileyeceğim. Evet, mikrofonuyla birlikte sana yedireceğim, bunu unutma.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Tersi olursa biz de sana yedireceğiz. Sen de yiyeceksin mikrofonu! Hayret bir şeysin ya! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Kesinlikle, bakın kesinlikle. Sizinle peşin konuştuk, bununla peşin konuştuk. Bu yanlışınızda ısrar etmeyin. Bu saldırgan tutumunuzdan vazgeçin. Bu saldırgan tutumunuzdan vazgeçmenizi size tavsiye ediyoruz; tamam mı, bu saldırgan tutumunuzdan vazgeçmenizi… Diyorum ki: Bu saldırgan tutumu…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Saldırgan sensin. Saldırdın gözümüzün önünde be. Ayıptır, bu kadar da yalan konuşulmaz!

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Yalanı sen söylüyorsun. Yalancı sensin! Yalanı sen söylüyorsun! Yalancı sensin!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Saldıran sensin ama. Herkes gördü. Herkesin önünde oldu, herkesin önünde. Yalan söylüyorsun!

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Evet, görüntüler ortada, birlikte inceleriz. Yalancı sensin! Yalancı sensin! Yalancı sensin!

BAŞKAN – Lütfen Sayın Zozani…

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Biraz sonra ortaya çıkacak.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Çıkacak ortaya, göreceğiz. Özür dileyecek misin?

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Eğer benim dediğim şekilde değilse özür dileyeceğim, ama benim dediğim şekildeyse o mikrofonu sana yedireceğim. Gel birlikte izleyeceğiz.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Herkes gördü.

MUHAMMET BİLAL MACİT (İstanbul) – Herkesin gördüğünü başkalarına satıyorsun.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Elektronik cihazla oylama yapacağız.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına başlandı)

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi…”

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Biraz yavaş okur musunuz, anlaşılmıyor.

SAKİNE ÖZ (Manisa) – Biraz bağırın sesiniz duyulmuyor.

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun 11. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Hasan Hüseyin Türkoğlu (Osmaniye) ve arkadaşları”

MELDA ONUR (İstanbul) – Hiçbir şey anlaşılmıyor. Sayın Başkan, böyle bir şey olur mu?

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasına "morfin" ibaresinden sonra gelmek üzere“, sentetik kannabinoid ve türevleri ile diğer uyuşturucu maddeler" ibaresi eklenmiştir."

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Sayın Başkan, başını duymadık. Başından okuyabilir mi? O kadar hızlı okudu ki anlayamadık. Lütfen başından okur musunuz doğru dürüst? Böyle pırr makineli tüfek gibi okuma olmaz ki.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Reşat Doğru, Tokat Milletvekili.

Buyurun Sayın Doğru. (MHP sıralarından alkışlar)

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 11’inci maddesi üzerine vermiş olduğumuz önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Önergemizde, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188’inci maddesinin (4)’üncü fıkrasına “morfin” ibaresinden sonra gelmek üzere “sentetik kannabinoid ve türevleri ile diğer uyuşturucu maddeler” ibaresinin ilave edilmesini istiyoruz.

Saygıdeğer milletvekilleri, tabii, bir garabet kanun görüşülüyor. Kanunun içerisinde bazı konuları kabul etmemek mümkün değil. Bunlardan bir tanesi de madde bağımlılığıyla ilgili, madde kullanımıyla ilgili olan bu kanun maddesidir. Dolayısıyla sunulan bu maddeyi kabul ediyoruz.

Ancak şurası gerçektir ki ülkemizin ve dünyanın önündeki en önemli sorunlarının başında madde bağımlılığı yani sigara, alkol ve uyuşturucu kullanımının gelmiş olduğunu da bilmek mecburiyetindeyiz. Madde bağımlılığından ülkemiz genç nüfusu ile en fazla etkilenen ülkelerin başında gelmektedir. Bağımlılık, başta büyük şehirler olmak üzere ülkemizin her tarafında korkutucu boyutlara ulaşmıştır. Şayet önümüzdeki zaman içerisinde süratli şekilde önlemler alınmaz ise korkarım ki çok geç kalmış olacağız.

Toplumun yapısını bozan, insanların amaçlarını, umutlarını, beklentilerini yok eden bu maddeleri en çok gençler kullanıyor. Ancak bunun yanında, 15-25 yaştaki yoğunluğun dışında, 11 yaşa kadar kullanılan, hatta 65 yaşın üzerinde kullanan insanları da ülkemizde maalesef görüyoruz. Ancak şurası bir gerçektir ki hiçbir anne ve baba çocuğunu esrar içerken veyahut da damarına eroin enjekte ederken yahut extacy tableti kullanırken hayal edemez ama gerçektir ki onların bunu öğrenmesiyle veyahut da bunların ortaya çıkmasıyla epey bir zamanın geçmiş olduğu da bir gerçektir.

Ondan dolayı da akıl ve beynin en büyük düşmanı olan uyuşturucular insanın uyum gücünü zarara ve iflasa uğratarak onu ailesinden, çevresinden, toplumdan, okuldan uzaklaştırmaktadır. Son zamanlarda bunlarla ilgili çok ciddi bazı, işte, yeni türevlerin de eklenmekte olduğunu görüyoruz. Bunların başında da bonzai geliyor. Bonzai, tabii, çok kolay bir şekilde ulaşılabilen ve ucuz olması münasebetiyle de insanların ele geçirmiş olduğu uyuşturucu maddelerinin başında gelmektedir. Şöyle ki: Dünyada da bunun çok yoğun bir şekilde kullanılmasının yanında, ülkemizde de kullanılmakta olduğunu görüyoruz. Yani tehlike çok süratli bir şekilde, okullarımız başta olmak üzere, birçok yere yayılıyor.

İşte bu meyanda, insanlarımızın ve daha doğrusu toplumun bu konuları çok ciddi manada gündeme getirmesi gerekmektedir. İşte, bakınız, kaç günden beri bu kanunlar tartışılırken, hâlbuki, böyle, uyuşturucuyla ilgili bu şekilde, bu nevi kanunlar getirilmiş olsa, tahmin ediyorum ki, herhâlde daha farklı durumlar meydana getirilebilirdi.

Bakınız, bununla ilgili, uyuşturucu kullanımı ve madde bağımlılığıyla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisinde araştırma komisyonları kurulmuş, araştırma komisyonlarında çok ciddi çalışmalar yapılmış, onların önerileri de bir bir kamuoyuna sunulmuştur. Ancak görüldüğü kadarıyla, böyle, parça bölük şeklinde bazı kanunlar içerisine konularak bunların çözümleri beklenilmeye çalışılmaktadır ki bunun ne kadar yanlış olmuş olduğunu da burada hep beraber görüyoruz.

Hâlbuki, uyuşturucuyla ilgili, mesela uyuşturucuyla mücadele üst kurulunun kurulması bu komisyonlarda ortaya konulan en önemli önerilerden bir tanesidir. Yine, bunlardan bir tanesi bununla ilgili ihtisas mahkemelerinin kurulması, ayrı birimler oluşturulması, yani bir noktada mücadelenin belli, derli toplu bir şekilde yapılması öngörülmüş olmasına rağmen, maalesef, parçalar hâlinde bunları getirerek bir konuyu çözmeye çalışıyoruz ama ben bunların yeterli olmadığı kanaatindeyim.

Hâlbuki araştırma komisyonlarının çalışmaları çok yoğun şekilde yapılmaktadır. Araştırma komisyonlarında çok değerli arkadaşlarımız, uzmanlar gelip hep beraber çalışmalar yapmaktadır. Onların getirmiş olduğu o öneriler belki de bu şekilde tartışacağımız bir sürü konuların veyahut da toplumun kabul etmediği veyahut da bir sürü gündem sıkışıklığı içerisinde yaratılmaya çalışılan… Bu ortamlar içerisinde getirilmiş olsa toplumun birçok sorununun da çözümlenebilmiş olduğunu göreceğiz. Ancak enteresandır, bu konuların hiçbirisi getirilmiyor. Toplum geriliyor, insanlar geriliyor, Mecliste insanlar birbirleriyle kavga eder pozisyona geliyor ve maalesef çok kötü görüntülerle dışa doğru yansımaları da hep beraber yaşıyoruz. Bunu bizim yüce Türk milleti ve yüce Türk Meclisi bu şekilde hak etmiyor değerli milletvekilleri.

Buradan şunu söylemek isterim ki, hâlbuki her şey bir tarafa bırakılmalı, iktidar, özellikle AKP iktidarı, yani, Türkiye’nin esas gündemini oluşturan konuları buraya getirerek onları tartışmalı, onları kanunlaştırmalıdır diyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Vural, bir açık oylama talebiniz var.

İç Tüzük’ün 87’nci maddesinin son fıkrası: “Daha sonra önergeler işaret oyuyla ayrı ayrı oylanır.” 143’üncü maddede de “Anayasa, kanunlar ve İçtüzük gereğince işaret oyuna yahut gizli oya başvurulması zorunlu olmayan hallerde açık oylama yapılması en az onbeş milletvekilinin yazılı istemine bağlıdır.” demektedir. Dolayısıyla, değişiklik önergelerinde açık oylama yapılması söz konusu değildir. Maddenin oylamasında isteyebilirsiniz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Peki, ne önergesi açık oylamayla yapılacak?

OKTAY VURAL (İzmir) – Zorunlu olduğunu nerede yazıyor?

BAŞKAN – 87’nci maddenin son fıkrası efendim, “Daha sonra önergeler işaret oyuyla ayrı ayrı oylanır.”

OKTAY VURAL (İzmir) – Tamam, “İşaret oyuyla oylanır.” diyor. Açık oylama yapılsın, zaten açık oylama da işaret oyu demektir, işari oydur açık oylama.

BAŞKAN – Şimdi, anladım da Sayın Vural, açık oylamayla ilgili maddede “Anayasa, kanunlar ve İçtüzük gereğince işaret oyuna yahut gizli oya başvurulması zorunlu olmayan hallerde açık oylama yapılması en az onbeş milletvekilinin yazılı istemine bağlıdır.” diyor.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Evet, tamam.

BAŞKAN - Son madde ise “Önergeler işaret oyu ile ayrı ayrı oylanır.” Diyor, 87’nin son fıkrasında. Dolayısıyla…

FARUK BAL (Konya) – Bizim önerge ayrı oylanırken bu şekilde oylansın.

BAŞKAN – Evet, maddede isteyebilirsiniz efendim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun, "26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasına "morfin" ibaresinden sonra gelmek üzere", sentetik kannabinoid ve türevleri" ibaresi eklenmiştir." şeklindeki 11. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Madde- 11- "26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 188. Maddesinin 4.fıkrasına 'Morfin' sözcüğünden sonra gelmek üzere 'sentetik kannabionit ve türevleri' ibaresi eklenmiştir.”

Engin Altay (Sinop) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Sayın Altay...

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Mehmet Hilal Kaplan...

BAŞKAN – Mehmet Hilal Kaplan, Kocaeli Milletvekili.

Buyurun Sayın Kaplan. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vermiş olduğumuz önerge doğrultusunda söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara gelirken ne dedi biliyor musunuz? “Manevi değerlerimizde büyük bir yozlaşma ve bir çürüme var. Toplum huzursuz ve mutsuz. Bunun için de manevi değerlerimizi güçlendirmemiz lazım.” dedi. On iki yıldır iktidardasınız değerli milletvekilleri, yaptıklarınızın manevi değerleri nasıl yükselttiğini hatırlatmak istiyorum size.

Her 5 evlilikten 1’i boşanmayla bitiyor, her 4 vatandaştan 1’i antidepresan ilaç kullanıyor. 5,5 milyon işsiz var, 30 milyon kişi yoksulluk sınırının altında yaşam savaşı veriyor. Kadınlara yönelik şiddet yüzde 1.400 artıyor. Soruyorum size değerli milletvekilleri: Keyiften mi bu boşanmalar? Antidepresan kullanmaları mutluluklarından mı? İş olmayınca, aş olmayınca huzur olmaz. Geçim zorluğuna düşen vatandaş, önce aile içinden başlayan bir şiddetle toplum içerisinde. Şimdi, manevi değerleri güçlendirme mi bu?

Bakın, size hatırlatmak istiyorum: Yoksulluk, yolsuzluk döneminizde yol oldu. Rüşvet döneminizde yüzde 685 oranında arttı ve bunu koruma altına aldınız. Hırsızlık yüzde 286 arttı, gasp ve yağma yüzde 325 arttı, zimmet yüzde 550 arttı, madde bağımlısı gençlerimizin sayısı yüzde 658 arttı; sentetik uyuşturucu sizin döneminizde olmaya başladı, üç yıl içerisinde 67 kat arttı. Sadece 2013 yılında madde bağımlılığından dolayı 638 gencimiz yaşamını yitirdi. Türkiye'de yakalanan uyuşturucu Avrupa Birliği ülkelerinde yakalanan uyuşturucunun 3 katı oldu. Fuhuş arttı. Bu mu manevi değerleri yüceltmek?

Değerli milletvekilleri, din diyorsunuz, ahlak diyorsunuz, iman diyorsunuz, namus diyorsunuz, vicdan diyorsunuz ama on iki yılda bu ülkeyi, bu toplumu getirdiğiniz nokta ne yazık ki bu, tam da bir toplumsal çöküntü, bir tükenmişlik. Yazık değil mi? Bu gençler bizim çocuklarımız, bunlar bizim yarınlarımız. Bu çocukları ölüme terk etme, seyretme hakkınız var mı? İnancı kullanarak olup bitenleri seyretmek hiçbir şekilde kabul edilir bir durum değildir. Değerli milletvekilleri, sizin iktidarınız döneminde oldu, bunun büyük bir çoğunluğuyla tek suçlusu sizsiniz.

Bakın, bir de ayrıca ne yapıyorsunuz? Diyorsunuz ki: Bu iç güvenlik paketinde, antidemokratik bir pakette bir tane iyi madde koyuyorsunuz, o da bu bonzai maddesi. Biz, bakın, Cumhuriyet Halk Partisi olarak şimdi getirdiğiniz önergeye de, bu maddeye de olumlu oy vereceğiz, bunu meydanlarda da söyledik. Siz getirdiğiniz 9 kötü maddenin yanında bir iyisini söylüyorsunuz, sonra çıkıp diyorsunuz ki meydanlarda: “Bakın muhalefete, bonzaiyi ve uyuşturucuyu biz kaldırmak istiyoruz, yok etmek istiyoruz, muhalefet buna karşı çıkıyor.” Bu doğru değil. Eğer sizin getirdiğiniz bu 9 tane kötü maddeye biz “evet” dersek demokrasi rafa kalkacak, antidemokratik uygulamalar olacak, özgürlükler yok olacak, polis devleti olacak, insanlar sokak ortasında vurulacak. Şimdi, bu söylediğimiz diktatörlük değil mi? Bu, faşizmin ayak sesleri değil mi? Cumhuriyet Halk Partisinin ya da muhalefetin faşizmin ayak seslerinin resmîleşmesine “evet” demesi mümkün mü? Mümkün değil değerli milletvekilleri.

Ama, bu yetmiyormuş gibi çıkıp şunu da söylemeyi ihmal etmiyorsunuz, diyorsunuz ki: “Biz uyuşturucuyla ilgili bir düzenleme yapıyoruz ama muhalefet buna karşı çıkıyor.” Sayın Başbakan da, değerli temsilcileriniz de, sayın bakanlarınız da söylüyor. Değerli arkadaşlarım, bu külliyen yalan. Biz başından beri, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, sentetik uyuşturucunun çocuklarımızı getirdiği bu noktadan kurtarmak için destek vereceğimizi söyledik, şimdi kanıtını göstereceğiz ama siz iki gün önce, başka bir muhalefet partisinin verdiği bu konuda Meclis araştırma önergesine Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri olarak ret oyu verdiniz. Şimdi size soruyorum sınav kısmında: Samimi misiniz? Hep beraber birazdan göreceğiz.

Ben bu duygularla, sizin dediğiniz gibi, iki gün önce verdiğiniz önergeye ret verdiğinizi… Şimdi sizi test etmiş olacağız ve bunu kamuoyunda, halkın vicdanında seslendireceğiz.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Çok araştırdık onu, o yüzden.

MEHMET HİLAL KAPLAN (Devamla) – Sizin getireceğiniz bu önergeye muhalefetin destek vereceğini bilmenizi istiyorum. Uyuşturucuyu kaldırmak hepimizin boynunun borcu. Bu siyasi bir olgu değil, partiler üstü bir karar.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum

ENGİN ALTAY (Sinop) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Elektronik cihazla oylama yapacağız.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 11 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Doğan Kubat (İstanbul) ve arkadaşları

“MADDE 11- 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 188 inci maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

(4) a) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin eroin, kokain, morfin, sentetik kannabionid ve türevleri veya bazmorfin olması,

b) Üçüncü fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askeri ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi, halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır."

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, buyurun, söz talebiniz vardı.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz madde, bu tasarının en olumlu maddesi olarak ifade edebileceğimiz bir maddedir. Sentetik uyuşturucuların da Türk Ceza Kanunu kapsamına alınmak suretiyle cezalandırılmasını öngören bir maddedir. Hem maddeyi hem de şimdi okunmuş olan Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun önergesini Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak desteklediğimizi ifade etmek istiyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, bizim de zaten açık oylama talebimiz var. Dolayısıyla, açık oylamayla, bununla ilgili, uyuşturucuyla ilgili, bu konuda Milliyetçi Hareket Partisinin durduğu nokta gayet açık ve nettir. Umarım, Hükûmet Sözcüsü ile Başbakan bu tavrı dikkate alarak bir daha partilerin hiçbirini uyuşturucu ya da molotofla ilişkilendirmez, böyle haksız bir değerlendirme yapmaz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Uyuşturucuyla mücadeleyle ilgili, Halkların Demokratik Partisinin Meclis Genel Kuruluna getirdiği önergeler ve kanun teklifleri bugüne kadar zaten milletvekillerinin bilgisine sunulmuştu. Uyuşturucuyla mücadelenin biz Türkiye’de önemli bir eksiklik olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla, bu konuda çok kapsamlı çalışmalara ve kanun tasarılarına ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Ancak böylesi, bütün toplumda tepki yaratan bir yasa tasarısının içerisine yedirilmiş olarak muhalefeti yıpratma aracı olarak kullanılmasını, Hükûmet tarafından, Başbakan tarafından böyle bir tutum ortaya konmasını büyük bir talihsizlik olarak değerlendiriyoruz. Tabii ki biz, uyuşturucuyla ilgili maddelerde, mücadeleyi artıracak olan maddelerle ilgili olumlu oy kullanacağımızı grup olarak ifade etmek istiyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Katılıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerle mücadelenin daha etkin yürütülebilmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunacağım, ancak 11’inci maddenin oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasına dair bir istem vardır. Şimdi istem sahibi sayın milletvekillerinin adlarını tespit ettireceğim.

Hasan Hüseyin Türkoğlu, Osmaniye? Burada.

Mehmet Erdoğan, Muğla? Burada.

Alim Işık, Kütahya? Burada.

Nevzat Korkmaz, Isparta? Burada.

Kemalettin Yılmaz, Afyonkarahisar? Burada.

Mustafa Kalaycı, Konya? Burada.

Reşat Doğru, Tokat? Burada.

Mustafa Erdem, Ankara? Burada.

Ahmet Duran Bulut, Balıkesir? Burada, takabbül ettiler.

Emin Çınar, Kastamonu? Burada.

Münir Kutluata, Sakarya? Burada.

Seyfettin Yılmaz, Adana? Burada.

Celal Adan, İstanbul? Burada.

Bahattin Şeker, Bilecik? Burada.

D. Ali Torlak, İstanbul? Burada.

Ali Öz, Mersin? Burada.

Özcan Yeniçeri, Ankara? Burada.

Zühal Topçu, Ankara? Burada.

Mehmet Şandır, Mersin? Burada.

Faruk Bal, Konya? Burada.

Açık oylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım. Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 11’inci maddesi açık oylama sonucu:

 

“Kullanılan oy sayısı

:

308

 

 

 Kabul

:

308 (x)

 

 

 

 

 

 

 

Kâtip Üye

Muhammet Rıza Yalçınkaya

Bartın

Kâtip Üye

Bayram Özçelik

Burdur

 

Böylece, madde kabul edilmiştir. (Alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

8.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 11’inci maddesini olumlu bulduklarına ve kabul oyu verdiklerine ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biraz önce ifade etmiştim, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, molotof, bonzai ile toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde maske takanlarla ilgili, yakıcı maddeler bulunduranlarla ilgili maddeler konusunda yetersiz bulduğumuzu ancak bunlara olumlu baktığımızı ifade etmiştik ve bunlarla ilgili kabul oyu verdik. Ama maalesef, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı konuşmalarında, bugünkü konuşmalarında da grupları, Milliyetçi Hareket Partisini, diğer grupları “Molotof ve bonzaiye hayır.” dediler suretiyle yalan bilgi vermektedir. Dolayısıyla, bu yalan bilgiyi yüzlerine çarpıyorum. Sayın Başbakanı da düzgün konuşmaya, doğru konuşmaya davet ediyorum. Tavrımız açık ve net olmuştur. Dolayısıyla, bu konuda, umarım, bu yanlış bilgilerle milleti kirletmeye devam etmesin.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Hamzaçebi, buyurun.

9.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 11’inci maddesini olumlu bulduklarına ve kabul oyu verdiklerine ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Kabul edilen maddenin hayırlı olmasını diliyorum. Bundan sonra benzer mahiyette bir madde daha oylayacağız. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ona da destek verecektir ve bu tutumumuzla şu çok açık bir şekilde ortaya çıkmıştır ki: Muhalefet; uyuşturucu, sentetik, adı ne olursa olsun, gençlerimizi, vatandaşlarımızı kötü yola iten bütün maddelere ilişkin mücadele konusunda Hükûmetin atacağı her türlü adıma destek vermeye hazırdır. Bunu burada çok açık bir şekilde ifade ediyoruz. Sayın Başbakanın bunu görmezlikten gelip diğer bütün demokrasi dışı, hukuk dışı düzenlemeleri “molotof” ve “bonzai” gibi kelimelerin arkasına saklamasını ben doğru bulmuyorum. Sayın Başbakan umarım bugünden sonra tutumunu değiştirir ve hukuk dışı diğer maddeleri bir kez daha gözden geçirir. Bunu tavsiye ediyorum.

Sağ olun.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bostancı, buyurun.

10.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 11’inci maddesine muhalefet partilerinin verdiği desteğe teşekkür ettiğine ve bu tutumlarını diğer maddelerde de göstermelerini beklediğine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, çok teşekkürler.

Muhalefetin 11’inci maddeye vermiş olduğu destek dolayısıyla her bir parti grubuna ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Teşekküre gerek yok.

ALİ ÖZ (Mersin) – Bizim baştan beri fikrimizdi zaten. Niye teşekkür ediyorsun?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Elbette, bu yasaya ilişkin olarak şu 11’inci maddedeki ortak tavrın bütün yasa boyunca gösterilmesini isterdik. (CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

ALİ ÖZ (Mersin) – Yok ya!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Her konuda anlaşmamız gerekmez.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Ciddiyet biraz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Grup Başkan Vekilisiniz ya!

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkan, Genel Kurul salonunda bonzai içmek yasaklansa iyi olacak! Bonzaililer var aramızda.

BAŞKAN – Bir şey demiyor “İsterdik.” diyor.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Bizler farklı siyasi partileriz. Doğru olanın, yanlış olanın ne olduğu hususunda görüşlerimiz farklı olabilir ama bunları müzakere edersiniz nezaketle, tartışırsınız, sonra da kurallar çerçevesinde bir karar verirsiniz. Bizim de yasanın müzakeresiyle kastımız budur. Muhalefet partilerinin diğer maddelere ilişkin olarak yanlışlık iddialarında bulunmaları olağandır ama yanlışlık iddiasını dayatmaları ve bizim kabul etmemizi beklemeleri hiçbir şekilde olağan değildir.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Milletvekilleri hastaneden gelemiyor ya!

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, sataşmadan dolayı…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Biz, müzakereye yönelik olarak o medeni tavrın devamını çok uygun buluruz, Meclisin atmosferine de uygun buluruz.

Bu yasanın kamuoyunda tartışılmasında da kimler, neler söylüyor, belki toplamına bakmak gerekir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ne anlatıyor Sayın Başkan?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Meclisin iradesine yönelik ne tür dayatmalar olduğunu da biliyoruz kamuoyunda yapılan görüşmelerde ama şu uygun ve olumlu havanın hiç olmazsa bundan sonra devam etmesinin faydalı olacağı inancındayım.

Tekrar teşekkürlerimi ifade ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Baluken…

11.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Halkların Demokratik Partisinin özellikle uyuşturucuyla mücadele konusunda son derece hassas olduğuna ve Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, siyasi mücadelesini politik ve ahlaki toplumun özgür bireylerini hedefleyerek yürüten Halkların Demokratik Partisi özellikle uyuşturucuyla mücadele konusunda son derece hassas tutumlar ve politikalar üzerinde çalışmaktadır. Biz, politik bir toplum oluşturmak kadar ahlaki bir toplumun oluşmasını da aynı derecede önemsiyoruz. Bugüne kadar hemen hemen Türkiye'nin pek çok ilinde uyuşturucuyla mücadele konusunda sadece Meclis çalışmasıyla sınırlı bir pratiğimiz olmadı; aynı zamanda, dediğim gibi, pek çok ilde uyuşturucuyla mücadele çadırları kurarak bu konudaki toplumsal bilinçlenmeyi ve toplumsal mücadeleyi artırma şeklinde bir tutum içerisinde olduk. Ama maalesef -Sayın İçişleri Bakanı da burada- bu uyuşturucuyla mücadele çadırlarımıza bugüne kadar hep gazla, copla, tazyikli sularla müdahale edildi. Bu, tabii, bir samimiyet sorununu da beraberinde getiriyor. Özellikle Sayın Başbakanın da bizim bu konudaki duruşumuz ve bu kanun tasarısı içerisindeki irademiz ortada olmasına rağmen bu konuyla ilgili partimizi zan altında bırakan açıklamalarıyla ilgili partimize bir özür borcu olduğunu düşünüyoruz. Umarım ki, Sayın Başbakan bugünkü oylamanın sonuçlarını ister, değerlendirir ve Halkların Demokratik Partisinden bugüne kadar kullanmış olduğu cümlelerle ilgili özür diler.

Aynı zamanda, AK PARTİ Grup Başkan Vekili Sayın Naci Bostancı’nın da bu madde üzerinden diğer maddelerle ilgili tutumla ilişkilendirerek bir konuşma yapmasını da burada biz büyük bir ciddiyetsizlik olarak değerlendiriyoruz. Aslında, diğer maddelerde muhalefetin dayatma içerisinde olduğunu söylemesi de grubumuza açıktan bir sataşmadır. Sataşmadan söz almak için de takdirinize sunuyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Gök, buyurun.

12.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, Adalet ve Kalkınma Partisinin daha önceki yasalarda ve hatta daha önceki Anayasa değişikliklerinde olduğu gibi, bizim de destekleyeceğimiz birtakım olumlu maddelerin dışında, kendi dayatmak istediği antidemokratik maddelere karşı bizim bir tutum almamız son derece doğaldır, o hem parti politikamız hem de ideolojimizin gereğidir. Şimdi, bu konuda gerek Başbakan ve gerekse şu anda Mecliste bulunan İçişleri Bakanı da bonzai üzerinden benim de canlı izlediğim bir konuşmasında yine muhalefete bonzai üzerinden çatarak sanki bonzaiyle mücadelede muhalefetin böyle bir değişikliğe karşı çıktığı algısını yaratmaya çalışmıştır. Bugün burada bütün muhalefet partileri istisnasız bu değişikliği desteklemişlerdir ve gerek Başbakandan gerekse İçişleri Bakanından çok haklı ve yerinde bir özür beklemektedirler. Sanırım, bu İçişleri Bakanımız da bu özrü bugün burada gerçekleştirecektir ve teşekkür edecektir muhalefet partilerine.

Şimdi, böylesine bir tablo içerisinde yaşanılan gerginliklerin içerisinden dahi sıyrılarak bir maddede destek olunmasının iktidar partisindeki karşılığının adı tam anlamıyla teşekkür olmalıdır. Sayın Naci Bostancı’nın yaptığı konuşma kışkırtıcıdır, partimize sataşmaktır. Böyle bir konuşma şu anda yapılmamalıydı. Böyle bir konuşmanın ne yeridir ne gereğidir. Böylesine bir desteğin olduğu bir yerde ancak ve ancak teşekkür edilir ve muhalefet partilerinin eli sıkılır. Biz, herkes bilsin ki kendi doğrultumuzda, ülke çıkarlarımız doğrultusunda, çocuklarımızın geleceğinde ve tüm insanlarımızın geleceğinde olumlu gördüğümüz her şeyi destekleriz ama antidemokratik olan konularda da tavrımızı net bir şekilde belirtiriz, bundan da bizi kimse alıkoyamaz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gök.

LEVENT GÖK (Ankara) – Ama Bakandan teşekkür bekliyoruz ve özür bekliyoruz. Sayın Bakan, duymazlıktan gelmeyelim.

BAŞKAN – Sayın Vural, sizin de söz talebiniz var.

Buyurun.

13.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, özür dilerim, yani şimdi, bununla ilgili tavrımız açıkken AKP Grup Başkan Vekilinin kalkıp “Umarım diğerlerinde destek olursunuz…” Umarım siz muhalefetin ortaya koyduğu noktaya gelirsiniz, dayatma yapmazsınız. Vatandaşın özgürlüklerini kısıtlayan, hukuk devletinden çıkartan ve vatandaşı sindiren ve korkutan maddelerden bir an önce vazgeçin. Bir an önce vazgeçin. Tavsiyemiz odur. Vazgeçin ya. Dolayısıyla, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu konuda açık çağrımız şudur: Bunlarla ilgili zaten tereddüt yoktu ama insanların özgürlüğünü kısıtlayan, hukuk devletinden uzaklaştıran, Jandarmayı PKK isteğiyle tasfiyeye götüren maddelerle ilgili hususlarda Adalet ve Kalkınma Partisi bununla ilgili maddeleri çeksin. Dolayısıyla, bu kadar gerilim de olmaz. Türkiye’nin hayrına olan bazı maddelerde hep beraber, birlikte adım atmış oluruz. Bu bakımdan, iktidarı, hayırlı olan maddelerde, hayırlı olan değişikliklerde muhalefetle birlikte hareket etmeye davet ediyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Vereceğim birazdan, tutanakları istedim Sayın Baluken.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, özür dilerim…

BAŞKAN – Lütfen, konuşmaya başladık ama Sayın Zozani…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, önce bir dinleyin, haksız bir talepse…

BAŞKAN – Ama Sayın Zozani, işleme başladım, bitireyim, dinleyeceğim.

Sayın milletvekilleri, Başkanlığımıza yeni madde ihdas edilmesiyle ilgili olarak, Milliyetçi Hareket Partisi Grubuna mensup milletvekillerince dokuz adet önerge intikal etmiş bulunmaktadır. Ancak İç Tüzük hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, İç Tüzük’ün 91’inci maddesi hükümlerine göre, bölümler hâlinde görüşülmekte olan temel kanunlar üzerinde, her bölümde sadece iki yeni madde ihdası önergesi verilebilmesi mümkündür.

Nitekim, benzer şekilde temel kanun olarak görüşülen işlerde, metne yeni geçici madde ilavesine yönelik değişiklik önergelerinde de Genel Kurulun 9 Şubat 2011 tarihli 62’nci Birleşiminde yapılan usul görüşmesi sonrasında iki önerge sınırlaması uygulanmıştır.

İç Tüzük değişiklik önergeleriyle ilgili 87’nci maddesine göre, kanun tasarı veya teklifinde bir maddenin reddi, tümünün veya bir maddenin komisyona iadesi, bir maddenin değiştirilmesi, metne ek veya geçici madde eklenmesi hakkında, milletvekilleri, esas komisyon ve hükûmet değişiklik önergeleri verebilir. Bu esaslar dairesinde milletvekilleri tarafından Anayasa’ya aykırılık önergeleri dâhil, her madde için yedi önerge verilebilir.

Dolayısıyla, bu madde hükmünden açıkça çıkan sonuca göre, metne yeni madde eklenmesine ilişkin önergenin sınırı yedidir.

İç Tüzük’ün 91’inci maddesi ise, milletvekilleri, esas komisyon ve hükûmet tarafından değişiklik önergesi verilebileceğini öngörmektedir. Ancak değişiklik önergelerinin hangi amaçla verilebileceği hususunda hüküm içermemektedir. Maddenin beşinci fıkrasında ise diğer hükümlerin saklı olduğu belirtilmektedir.

Dolayısıyla, burada da önergelerin bir maddenin reddi, tümünün veya bir maddenin komisyona iadesi, bir maddenin değiştirilmesi, metne ek veya geçici madde eklenmesi hakkında verilebilmesi gerekir. Bu durumda, 87’nci maddede olduğu gibi yeni madde sayısına ilişkin sınırlamanın burada da geçerli olması gerekir.

91’inci maddede, her madde üzerinde 2 önerge verilebildiğinden, her bölüm üzerinde ancak 2 yeni madde ihdasına ilişkin önerge verilebileceğini kabul etmek gerekir. Ancak, bu durumda her siyasi parti grubunun 1 önerge verme hakkı saklıdır. Yani, yeni madde önerge sayısı grup sayısıyla orantılı olarak da 4’e ve ilk 2 önerge grubu olmayan partiler ile bağımsızlar tarafından kullanılmışsa 6’ya çıkabilir.

Diğer taraftan, Anayasa Mahkemesinin temel kanunlarla ilgili olarak verdiği 2001/129 esas ve 2002/24 karar no.lu kararında “Yasama etkinliklerinde asıl olan, kamusal yararı gerçekleştirmek amacıyla yapılan görüşmeler sonucunda Meclis'in gerçek iradesinin oluşmasıdır. Bu iradenin oluşmasında, yapılan görüşmeler kadar verilen önergelerin de büyük katkısı olduğu bir gerçektir. Ancak, milletvekillerine sınırsız sayıda önerge verme imkânının tanınmasının da yasama çalışmalarını olumsuz yönde etkileyerek gereksinim duyulan yasaların çıkarılmasını engelleyeceği açıktır.” dendikten sonra, metne ek veya geçici madde eklenmesinin bu kapsamda değerlendirilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir.

Bu nedenlerle, bir bölüm üzerinde 2’den fazla yeni madde önergesini işleme alma imkânı bulunmamaktadır. Bu konuda 28/3/2012 tarihli birleşimde de bu uygulama ve açıklama yapılmış, usul tartışması dahi yapılmaksızın yeni madde ihdası önergeleri geri çekilmiştir. Bu nedenle, yeni madde ihdası önergelerinden ancak ilk 2’sini işleme alacağım. Yeni madde…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Evet…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bu tasarıda kaç kanun değiştiriliyor?

BAŞKAN – Bilemiyorum efendim kaç kanun değiştirildiğini.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Nasıl bilemiyorsunuz ya?

BAŞKAN – Komisyon cevap verebilir efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – 21 kanun. Dolayısıyla, bunun amacı ve hedefi, eğer bir kanun kapsamlı olarak değiştiriliyorsa bununla ilgili her madde… Ama, 21 tane kanun var. Yani, bununla ilgili önergeleri kısıtlamak şeyin ruhuna aykırı. 21 kanun var, benim 21 kanunla ilgili 42 tane önerge verme hakkım var demektir bu.

Sayın Başkan, yani kanun…

BAŞKAN – Onun için temel kanun olarak görüşülüyor, evet.

OKTAY VURAL (İzmir) – Şimdi istirham ediyorum, bu bölümde 9 kanun var, 9 kanun.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – 9 kanun değiştiriliyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – 1 kanun olsa tamam ama 9 kanun var.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, beş dakika ara ver, tezekkür edelim.

OKTAY VURAL (İzmir) – 9 Kanun efendim, 9 kanun. Yani, bunlardan hangi birini seçeceğim? Ben bunlarla ilgili ikişer önerge verdim, bu şey çerçevesinde. Çünkü, bu kanun bir torba kanun. Böyle bir torba kanunun gelmeyeceğine Sayın Başbakan Davutoğlu söz vermişti, Sayın Bülent Arınç da “Bundan sonra gelmeyecek.” demişti. Bütün bunlara rağmen geldi ama 21 tane kanunda değişiklik…

BAŞKAN – Evet, Sayın Vural, teşekkür ediyorum. Açıklamasını yaptım. Yapabileceğim bir şey yok.

OKTAY VURAL (İzmir) – Usul tartışması açıyorum.

BAŞKAN – Zaten daha önce de 28/3/2012 tarihli birleşimde…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, o yaptığınız açıklama torba kanunlar için geçerli değildir.

BAŞKAN – Hayır efendim, şey için geçerli, tabii.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yok, yok, torba kanunlar değil, temel kanunlarla ilgili.

BAŞKAN – Temel kanunlar için efendim, temel kanun diye bahsettik.

OKTAY VURAL (İzmir) – Temel kanun olarak düzenlenmemiş bu.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – İç Tüzük, torba kanuna göre düzenlenmemiş Sayın Başkan.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bu, torba kanundur. Dolayısıyla, torba kanunda 21 kanun varsa ben her kanun üzerinde isterim. Öyle bir şey olur mu Sayın Başkan ya!

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Zaten ne olduğunu bilmediğini itiraf etti.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Diyor ya: “Kaç kanun olduğunu bilmiyorum.”

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – “Bilmiyorum.” dedi ya zaten.

BAŞKAN – Benim bahsettiğim, 28/3/2012 tarihinde görüşülen kanun da temel kanun, şimdiki görüştüğümüz kanun da temel kanun.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Başkan hâkim değil.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Zaten Başkan gündeme hâkim değil bir kere.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, torba kanun, 21 tane kanun. Şimdi, bunun ilk 2’sini neye göre seçeceksiniz? Yani, 21 adet kanun. Her bir kanunla ilgili madde varsa ben onunla ilişkili olarak 2 tane verebilmek konusunda kendi kendimi sınırlandırıyorum zaten. Bu bir torba kanun Sayın Başkan, bir kanunu kapsamlı olarak değiştiren değil. Doğrudur bu konuda. Çünkü, böyle olduğu zaman, bir kanun 130 madde olsa bütün maddeleri değiştirmek için önerge verilebilir.

BAŞKAN – Sayın Vural, değişiklik önergelerini madde bazında verebilirsiniz efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim?

BAŞKAN – Maddeyi değiştirmek için verebilirsiniz, madde bazında verebilirsiniz.

OKTAY VURAL (İzmir) – İşte, efendim, kanunla ilgili…

BAŞKAN – Yeni madde ihdası olarak değil efendim. Ancak…

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim?

BAŞKAN – Yeni madde ihdası olarak değil, madde bazında verebilirsiniz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Benim madde ihdasıyla ilgili yetkimi, hakkımı alamazsınız ki. Benim hakkım var.

BAŞKAN – Efendim, daha önce bunun uygulaması yapılmış.

OKTAY VURAL (İzmir) – Okudunuz.

BAŞKAN – Okudum ben size. Anayasa Mahkemesinin kararında…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, gündeme hâkim değilsin. Ara verelim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, ben de diyorum ki: O, bir torba kanun değil. Torba kanun olmadığı için böyle oldu.

BAŞKAN – Usul tartışması açayım, buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ama Sayın Başkan…

BAŞKAN – Ama yapabileceğim bir şey yok ki, daha önce yapılmış bir şey Sayın Vural. Yani, bu, böyle gitmez ki.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, gündeme hâkim değilsiniz. Gündeme hâkim değil, itiraf etti.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Kaç kanun değiştiğini bilmiyor.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Bu, tek başına yeterlidir zaten, gündeme hâkim değil.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Onu önceden söyleyecektiniz.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Gündeme hâkim değil ya. Bunu yapamaz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Madde ihdası isteyemez miyiz? İsteriz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – İsteriz.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Ya, gündeme hâkim değil, gündeme hâkim değil, bilmiyor ki.

BAŞKAN – Evet, temel kanunda da yeni geçici madde ihdasıyla ilgili 9/2/2011 tarihinde yine sınır konulmuş.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – O karar torba kanunla ilgili değil yalnız.

BAŞKAN – Aynı şekilde.

OKTAY VURAL (İzmir) – Temel kanun Sayın Başkan, bu torba kanun.

BAŞKAN – Temel kanunda da aynı. Geçici maddeyle ilgili yani.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, bir istişare edelim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Israr etmeyin Sayın Başkan.

OKTAY VURAL (İzmir) – 21 kanunda değişiklik yapıyorsunuz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – O torba kanunla ilgili Anayasa Mahkemesi kararı değil Sayın Başkan, onu bir gösterir misiniz?

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Bir bölümde 9 ayrı kanun değişiyor. Siz “Bunun içinden iki tanesini seç.” diyebilir misiniz?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Hâkim değilsiniz, kabul ettiniz zaten.

OKTAY VURAL (İzmir) – Torba kanun değil o efendim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Hâkim olmadığınızı itiraf ettiniz zaten.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Anayasa Mahkemesi kararı torba kanunla ilgili değil.

OKTAY VURAL (İzmir) – Torba kanun değil o, onu diyorum.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Yanıltıyorlar sizi.

BAŞKAN – Efendim, her ikisi de temel kanun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bakın, Sayın Başkan…

BAŞKAN - Hem biraz önceki verdiğim örnek temel kanun hem şimdiki temel kanun. Dolayısıyla…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Normal kanun farklı bir şey, torba kanun farklı bir şey, onu ikiye ayıracaksın Sayın Başkan.

BAŞKAN – Maddeler üzerinde değişiklik önergeleri verebilirsiniz, bunun sınırlaması yok…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bakın…

BAŞKAN – …ama yeni madde ihdasına dair değişiklik önergeleri…

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Niye veremeyelim?

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bakın…

BAŞKAN - …91’inci maddede net bir şekilde belirtilmiş. İki…

OKTAY VURAL (İzmir) – Şimdi, şöyle bir yanlışlık yapıyorsunuz: Bununla ilgili karar torba kanunla ilgili değildir, bir kanunla ilgilidir.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Her temel kanun torba kanun da değil Sayın Başkan. Sizin yaptığınız torba kanun.

OKTAY VURAL (İzmir) – O bakımdan, şimdi, ben dokuz tane önerge vermişim bu bölümde dokuz tane kanun olduğuna göre. Siz bunun iki tanesini neyine göre seçeceksiniz. Böyle bir şey olabilir mi?

BAŞKAN – Geliş sırasına göre efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Böyle bir mantık olabilir mi ya?

BAŞKAN – İlk iki önergeyi işleme koyacağız, geliş sırasına göre.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ya, bunda bir mantık var mı?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Hepsini birlikte vermiş, aynı anda, aynı saatte, aynı saniyede.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Doğru, geliş sırası var.

OKTAY VURAL (İzmir) – Geliş sırası…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Geliş sırası nasıl tespit edilecek?

OKTAY VURAL (İzmir) – Onun için, sizden istirhamım…

BAŞKAN – Evet, usul tartışması açayım Sayın Vural. Konuşacaksanız buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, bakın…

FARUK BAL (Konya) – Beş dakika ara verin efendim, beş dakika ara verin.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – İstişare edelim Sayın Başkan.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, bakın, Sayın Başkan, bizim buradaki amacımız molotofla, bonzaiyle, uyuşturucuyla ilgili daha kapsamlı değişiklikler yapılmasına ilişkin önerilerimizdir. Bu önerilere AKP Grubu destek verir mi vermez mi bilmiyorum. Okuyacaksınız…

BAŞKAN – Maddeler üzerinde önerge verebilirsiniz, burada problem yok ki.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır efendim, kapsamıyor. Eğer gerçekten molotofa, yanıcıya, bonzaiye, uyuşturucuya karşı bir tutum varsa bizim verdiğimiz bu maddelerin de desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Yapacağınız şey şu: Okuyun, Komisyon yoksa işlemden kalkar, görüşme yok, bir şey yok.

FARUK BAL (Konya) – Okumaktan ne çıkar Sayın Başkan?

BAŞKAN – Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 00.28

DOKUZUNCU OTURUM

Açılma Saati: 01.10

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Dilek YÜKSEL (Tokat), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 62’nci Birleşiminin Dokuzuncu Oturumunu açıyorum.

684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır.

İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre yeni bir madde olarak görüşülmesine komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde görüşme açılır ve bu maddede belirtilen sayıda önerge verilebilir. Bu nedenle önergeyi okutup Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla, 14 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları’nın (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) "26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Tük Ceza Kanununun 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasına "morfin" ibaresinden sonra gelmek üzere "sentetik kannabinoid ve türevleri" ibaresi eklenmiştir." şeklindeki 11 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin ihdas edilmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Erdoğan                                    Alim Işık                               Hasan Hüseyin Türkoğlu

         Muğla                                             Kütahya                                           Osmaniye

Ahmet Duran Bulut                             Mustafa Erdem

       Balıkesir                                            Ankara

"MADDE 12- 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 188 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"(9) Bu madde kapsamında hüküm giyenler hakkında ayrıca güvenlik tedbiri uygulanabilir.""

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Sayın Başkanım, izin verirseniz Komisyon üyelerini davet etmek istiyorum.

İçişleri Komisyonunun değerli üyeleri, madde ihdası için arzu eden arkadaşlarımız buyursunlar efendim.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – “Arzu eden” deme ya, “Buraya davet ediyorum.” de, gelmeyen gelmez. İmada bulunmayalım Başkanım, lütfen.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bu uyuşturucular için güvenlik tedbiri uygulanmasına niye karşı çıkıyorsunuz ya?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Efendim, salt çoğunluğumuz yoktur, katılamıyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, uyuşturucuyla ilgili güvenlik tedbirine niye karşı çıkıyorlar ya?

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılmamış olduğundan önergeyi işlemden kaldırıyorum.

12’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun,

"5237 sayılı Kanunun 191 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir."(10) Birinci fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.” şeklindeki 12. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

MADDE- 12 "5237 sayılı Kanunun 191 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"(10) Birinci fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına üç yüz on metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek ceza 3/4 oranında artırılır.”

      Mustafa Sezgin Tanrıkulu                           Ali Serindağ                                     Celal Dinçer

                    İstanbul                                          Gaziantep                                           İstanbul

             Ali Haydar Öner                                 Mahmut Tanal                                     Engin Altay

                     Isparta                                             İstanbul                                              Sinop

               Ahmet Toptaş

              Afyonkarahisar

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun 12’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

             Mehmet Erdoğan                Hasan Hüseyin Türkoğlu                           Ahmet Duran Bulut            Muğla                      Osmaniye                                   Balıkesir

                D. Ali Torlak                         S. Nevzat Korkmaz                                  Mustafa Erdem

                    İstanbul                                      Isparta                                                   Ankara

Madde 12:

5237 sayılı Kanunun 191 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"(10) Birinci fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kamu binaları, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askeri ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır."

BAŞKAN – Bu önerge Anayasa’ya aykırılık önergesidir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair -Torba- Kanun Tasarısının 1 inci maddesi; Anayasa ve İçtüzük Hükümleri ile evrensel hukuk normlarına ve temel insan haklarına aykırı olup tek parti-tek adam-diktatörlük rejimi ve polis devletinin ötesinde, fiili "savaş hali" uygulaması getirdiğinden kanun tasarısının 12 nci maddesinin Anayasa’ya aykırılık nedeniyle tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

   Pervin Buldan                                     Nazmi Gür                                     Gülser Yıldırım

           Iğdır                                                  Van                                                Mardin

     Demir Çelik                            Hüsamettin Zenderlioğlu                    Abdullah Levent Tüzel

           Muş                                                  Bitlis                                               İstanbul                     Erol Dora

         Mardin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Levent Tüzel, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Tüzel. (HDP sıralarından alkışlar)

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi selamlıyorum.

Görüşülmekte olan iç güvenlik paketinin bu maddesi uyuşturucuyla ilgili verilecek cezalarda bir ağırlaştırma hükmünü taşıyor. Biraz önce grup başkan vekilimizin de söylediği gibi, aslında bu paketteki uyuşturucuyla ilgili düzenlemelere bir itirazımız olmasa gerek. Bu yönde olumlu bir destek vereceğimizi söyledik. Ancak paketin Türkiye’deki tartışılan boyutuyla bir bütün olarak insan hak ve özgürlüklerine karşı saldıran bir tutumu nedeniyle bu madde için de bir Anayasa’ya aykırılık önergesi vermiş durumdayız.

Değerli milletvekilleri, getirilen bu paketi aslında AKP iktidarının “Yeni Türkiye”, “ileri demokrasi” adı altında söylemlerle, hatta Sayın İçişleri Bakanının bunu bir özgürlükler reformu olarak ilan etmesi karşısında, aslında tarihin tekerini âdeta geriye döndürmek isteyen büyük bir geri sıçrama olarak da nitelendirmek mümkün.

Türkiye’de polisin yetkisi az mıydı? Polis sokaklarda gerektiği kadar suçu önleyici yetkiyi kullanmaktan geri mi kalıyordu da bu düzenlemeler getirildi? Böyle olmadığını hepimiz biliyoruz. Aslında, sokaklardaki kamu görevlilerinin, başta kolluk olmak üzere, devlet adına yetki kullananların işledikleri suçlar, orantısızlık, keyfîlik, hukuk dışılık, hepsinin cezasızlıkla yanıtlandığını biliyoruz. O nedenle, burada bir ileriye doğru gitmekten söz etmek mümkün değil.

Hemen aklımıza tabii, Antep’teki görüntüler geliyor. Antep’te esnaf hakkı için alana çıktığında, bir amirin, polis memurunun ensesinden tutup “Sık ulan, sık!” dediği, kameralara yansıyan görüntüyü hepimiz gördük. Oradaki esnafın ne elinde molotof vardı ne de kafaları, üstleri sarılıydı ne de yasa dışı bir üniforma giyiyorlardı. Aslında, bu yasayla birlikte getirilmek istenen çok açık ki sokaklardaki polis şiddetine, keyfîliğe bir yasal meşruiyet kazandırmak. Ama bu arka planda olup işte, böyle uyuşturucu maddeleriyle, nüfus düzenlemeleri, kimlik düzenlemeleri gibi toplumsal meşruiyet taşıyan birtakım düzenlemelerle, makyaj maddelerle bu paket benimsetilmek isteniyor. Oysaki bu gerekçeler gerçekten kabul edilebilir değil.

Bütün Türkiye, demokrasi isteyen, toplumsal barış isteyen, çözüm isteyen, insan hakları isteyen herkes bu yasaya muhalif olduğu için, şimdi, en tepeden talimat yoluyla Meclis de kıskaca alınarak bu saatlerde, sabaha kadar, gergin bir ortamda, gerginlik ne kelime, âdeta sokaktaki şiddetin, baskının buraya yansıtılmış hâliyle milletvekillerine, kadın milletvekillerine saldırarak milletvekillerinin yaralanması pahasına bu yasa geçirilmek isteniyor. Bunu kabul etmemiz mümkün değil değerli milletvekilleri.

Bir defa, hukuksuzluk ve darbeci mantık, bu keyfiyet, bu hukuksuzluk buradaki Meclis yönetiminden başlıyor. Şimdi, sokaklarda hırsızlık, yolsuzluk, tecavüz, katil, bütün bunlar varsa bunların nedenlerini nerede aramak gerekiyor? O suçu işleyenlerde, o bıçağı çekenlerde, o tetiği kullananlarda değil, onlara bu fikri aşılayan bu yönetim aygıtını, bu devlet anlayışını, bu iktidar politikasını sorgulamamız gerekiyor. Katil, tecavüzcü ve şiddet üreten bir iktidara sahibiz.

Değerli milletvekilleri, “Polis yetkileri kısıtlansın.” derken yeniden daha artıran, polisinden amirine, kaymakamından valisine bütün yürütmeyi yargı yetkisiyle donatan; arama, tutuklama, gözaltına alma, süreleri uzatma, bunlar kabul edilebilir şeyler değildir. 12 Eylül rejiminden, Kenan Evren’den şikâyet edenler bugün aynı rejimin yasalarına sahip olmak istiyor. Nerede, hani ileri demokrasi? Neden buna ihtiyaç duyuluyor, bütün Türkiye korkuya, endişeye, işkenceye alınmak isteniyor? Çünkü normal bir şekilde yönetme gücünü kaybetmiş durumda AKP iktidarı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (Devamla) - …olağanüstü yetkiler elde etmek istiyor özellikle seçimlere gittiğimiz bu dönemde. Bu kabul edilebilir bir şey değildir. Bu yasa bütün maddeleriyle geri çekilmeli, Komisyonda yeniden görüşülmeli, muhalefet partilerinin önerileri, eleştirileri dikkate alınarak toplumdaki bütün bu infial hâli, itiraz dikkate alınarak toplumsal bir uzlaşma ve barış ortamında bu yasa yeniden ele alınmalı diyorum.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun 12’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Erdem (Ankara) ve arkadaşları

Madde 12:

5237 sayılı Kanunun 191 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"(10) Birinci fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kamu binaları, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askeri ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Mustafa Erdem, Ankara Milletvekili.

Buyurun Sayın Erdem. (MHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ERDEM (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 12’nci maddesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına verdiğimiz önerge üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu kanunları niçin çıkarıyoruz bilmiyorum. Bugüne kadar çıkardığınız kanunları da niçin çıkardığınızı anlamış değilim. Her kanun uygulanmak üzere çıkarılıyor ama ne hikmetse AKP birilerine verdiği sözleri yerine getirmek, bir başka ifadeyle, birilerinden aldığı talimatları harfiyen uygulamak adına bu kanunları hiçbir zaman uygulama cesaretini, basiretini, iradesini kullanamıyor.

Bir başka husus, bu kanunu yarın hangi gerekçeyle hangi yeni kanunla değiştireceğinizi de merak ediyorum. Zira, bugüne kadar yüce Meclisin iradesi yapboz tahtasına çevrilmiş ve her çıkan kanun uygulamadaki aksaklıkları veya maksadını aşan bölümlerinin tamamlanması dolayısıyla yeni bir kanun çıkarılması gerçeğini bu milletin huzuruna getirmeye mecbur bırakmıştır. Bugüne kadar çıkan kanunlar uygulanmış mıdır? Ne kadarını uygulayabildiniz? Örnek olsun diye size söylüyorum: AKP iktidarı Kenarı Dicle’de PKK’lıları korurken, onların haklarına sahip çıkarken, İzmir’de Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun şehit edilmesine göz yummuş ve bu konuda kanunu uygulama iradesini bilerek veya bilmeyerek, kasten veya iradi bir şekilde, maalesef bu acının yaşanmasına vesile olacak şekilde uygulamamıştır.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Kasti uygulamaması olabilir mi ya?

MUSTAFA ERDEM (Devamla) – Değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti devletinde terörden sorumlu veya PKK’yla yapılan pazarlıklardan sorumlu geçmişteki bir bakan, yasaların uygulanmaması gerektiği hususunda valilere, kaymakamlara talimat verdiğini televizyonlardan ifade ederken, bizatihi kanunların uygulanmamasından kaynaklanan sebeplerle alçaklar Türk Bayrağı’nı gönderden indirmiş ve bu kanun çıkarılamamıştır. O zaman size soruyorum: Bu kanunları niye çıkarıyorsunuz? Uygulamayacaksınız niçin bu milletin vaktini meşgul ediyor, bu yüce Meclisi bunlarla oyalıyorsunuz?

Değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi olarak her yararlı işte bu milletin yanında olduk, bu devlete sahip çıktık, bu Meclisin haklarını korumaya çalıştık, hakkın yanında, haksızın karşısında, batılın karşısında olduk. Ama bugün muhataplarımız kimin yanındalar, ne için buradalar, hangi kanunun içerisine hakla batılı karıştırarak buraya getiriyorlar, bunun cevabını sizler veriniz. Ama şunu unutmayınız ki, şu anda da biz, Sayın Başbakan, kendisine yakışmayan bir üslupla, birilerine şirin gözükme ve bu masum milletin duygularını sömürebilme adına bonzaiye karşı çıktığımızı veya bir şekilde uyuşturuculara karşı çıktığımızı, ne bileyim, molotofkokteyllerine karşı çıktığımızı söylemek suretiyle bir duygu sömürüsü yapıyor ama görünüz ki bu şerefli millete her zaman hakkın yanında olduğunu ispat edebilme duygusuyla molotofkokteyline de, poşuya da, bonzaiye de burada dik durmuş, bu milletin evlatlarını gelecek adına tehdit eden ne varsa hepsine karşı çıkmıştır.

Ama sizler, hakla batılı iç içe girdirmek suretiyle neyin iyi, neyin kötü olduğunu bu milletten saklarsanız o zaman güvenilirliğinizi kaybedeceksiniz. Ama gelin, bu millete samimi olun. Zira samimiyetten kimseye zarar gelmez ama siz sadakat ehli olmaz, samimiyete sahip çıkmazsanız bunun bedelini yarın ağır ödeyeceksiniz. Unutmayınız ki kendiniz için yapılmasını istemediğiniz bir şeyi başkaları için yapmayın. Şu anda memlekette uyuşturucudan mahkûm olanların, Batı’da Türk milletine mensup olanların uyuşturucu mahkûmiyetlerinin ve uyuşturucunun, ahlaksızlığın, bonzainin her gün artan bir trendle arttığını düşündüğünüzde siz hangi misyonu sağlamak, hangi güvenliği temin etmek ve bu milletin geleceğini hangi duygularla korumak istediğinizi burada ifade edin ve o zaman göreceksiniz ki bu millet de en az MHP kadar size sahip çıkacak ve sizin kurtuluşunuz MHP’nin elinde olacaktır. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunacağım…

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN - Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Altay, Sayın Hamzaçebi, Sayın Yılmaz, Sayın Akar, Sayın Ören, Sayın Tanal, Sayın Acar, Sayın Özcan, Sayın Kaplan, Sayın Çıray, Sayın Şeker, Sayın Öner, Sayın Öz, Sayın Küçük, Sayın Tanay, Sayın Demiröz, Sayın Toprak, Sayın Sarı, Sayın Kuşoğlu, Sayın Serter.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun,

"5237 sayılı Kanunun 191 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir."(10) Birinci fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.” şeklindeki 12. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

MADDE- 12 "5237 sayılı Kanunun 191 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"(10) Birinci fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına üç yüz on metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek ceza 3/4 oranında artırılır.”

Mahmut Tanal (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mahmut Tanal, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Tanal. (CHP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, ceza kanunlarının amacı suç işleme oranını azaltmak, suç işleme olayını caydırmak. Biraz önce Milliyetçi Hareket Partisinin getirmiş olduğu önerge kamu alanlarında uyuşturucunun satışı, satılması, içilmesi, bulundurulmasıydı ancak bunu reddettiniz, bir çelişkiye burada düştünüz.

Şimdi, bizim buradaki önergemiz nedir? Mevcut olan Ceza Kanunu’nun 191’inci maddesi: “Uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri kullanan kişiye iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.” Maddenin hükmü bu. Sizin getirmiş olduğunuz önergede bu 191’inci maddeye (10)’uncu fıkra eklenmesine ilişkin olarak bir artırım getirdiniz. “Bu fiil, okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunan bina ve tesislerle, bunların varsa çevre duvarı, tel örgü ve benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına 200 metre…” olarak siz önergeyi getirmişsiniz, Komisyonun kabul ettiği 200 metre, biz bunu 300 metre olarak öneriyoruz ve “Yakın mesafe içindeki umumi ve umuma açık olan yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranda artırılır.” demişsiniz sizler, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak en azından -bu suçtan caydırma amacıyla- cezanın 3/4 oranında artırılmasını öngörüyoruz biz. Buradaki amaç uyuşturucuyla mücadele etmektir.

Bakalım kimler bonzainin ekonomisinden yararlanıyor? Kimler bonzaici? Bu bonzainin arkasından hani araştırma önergesi verilmişti ya, bonzai sosyal, ekonomik ve ekonomik uzantısı olarak hangi siyasi partilere uzanıyor, araştırma önergesi de buydu, siyasi iktidarın oylarıyla reddedilmişti. Gerçekten, hani Başbakan suçluyordu: “Efendim, muhalefet partileri bonzaicidir.” Şimdi, bakacağız, burada biz şunu göreceğiz tabii ki: İktidar mı bonzaici, yoksa muhalefet partileri mi bonzaici? Burada, bu, gerçekten bu işin turnusol kâğıdıdır.

Evet, bugüne kadar “iç güvenlik paketi” deniyordu ama aslında bu bir sıkıyönetim yasası, içerisinde de sos olarak koymuş olduğunuz biraz önceki 11’inci madde ve şimdiki 12’nci madde var. Daha önceleri de muhalefet partilerinin vermiş olduğu kanun teklifleri vardı ancak bu kanun teklifleri bugüne kadar Genel Kurula getirilmedi ama burada sos maddesi olarak bunlar konulduğu için topluma bu lanse ediliyor. Şimdi bunu test edeceğiz.

Sayın milletvekilleri, Sayın Bakan, Değerli Başkan; mevcut olan iç güvenlik yasasındaki hükümlere baktığımız zaman, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasının neyle yapılması lazım? Yasa diyoruz, Anayasa’mız çünkü böyle öngörüyor. İki: Orantılılık ilkesine uygun olması lazım, mevcut olan düzenlemeler orantılılık ilkesine uygun değil. Elverişlilik ilkesine uygun olması lazım yani hangi koşullar sizi bu düzenlemeleri yapmaya sevk etti? Toplumun aslında buna ihtiyacı var mı? Yasa, toplumun ihtiyacı varsa yapılır. Burada aslında toplumun ihtiyacı yok. Toplumun asıl ihtiyacı, bonzaiyle ilgili cezanın ağırlaştırılması gerekirken, caydırılması için hükümler getirilmesi gerekirken siyasi iktidar maalesef bunu yapmıyor. Çünkü bizim kendi düşüncemiz, şimdi, bunun arkasından mutlak suretle siyasi iktidardan birilerinin ekonomik anlamda ona uzanacağını bildiğimiz için kabul etmiyor. Üçüncüsü: Zorunluluk olacak. Dördüncüsü: Temel hak ve özgürlüklerin çekirdek ilkesi ihlal edilmemiş olacak ama getirilen bu düzenlemelere baktığımız zaman gerçekten temel hak ve özgürlüklerin asıl çekirdek ilkesi ihlal edilmiş durumda ve netice itibarıyla önergemizin kabul edilmesi toplumun yararınadır, toplumsal menfaat açısından olmazsa olmazıdır ama eğer kabul edilmezse vallahi hepinizi bonzaici diye halka da şikâyet edeceğiz.

Ben teşekkür ediyorum, saygılarımı sunarım. İyi çalışmalar diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunacağım:

III.- YOKLAMA

(MHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

OKTAY VURAL (İzmir) – Yoklama talep ediyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Vural, Sayın Günal, Sayın Erdoğan, Sayın Türkoğlu, Sayın Bal, Sayın Yılmaz, Sayın Dedeoğlu, Sayın Erdem, Sayın Doğru, Sayın Türkkan, Sayın Kalaycı, Sayın Korkmaz, Sayın Bulut, Sayın Akçay, Sayın Şandır, Sayın Öz, Sayın Şimşek, Sayın Yılmaz, Sayın İrbeç, Sayın Çınar.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, 12’nci maddenin oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasına dair bir istem vardır. Şimdi istem sahibi sayın milletvekillerinin adlarını tespit ettireceğim.

Fatma Nur Serter, İstanbul? Burada.

Aytun Çıray, İzmir? Burada.

Haydar Akar, Kocaeli? Burada.

Mevlüt Dudu, Hatay? Burada.

Mehmet Şeker, Gaziantep? Burada.

Ayşe Eser Danışoğlu, İstanbul? Burada.

Mahmut Tanal, İstanbul? Burada.

Turgay Develi, Adana? Burada.

Rıza Türmen, İzmir? Burada.

Tanju Özcan, Bolu? Burada.

İzzet Çetin, Ankara?

ENGİN ALTAY (Sinop) – Takabbül ediyorum.

BAŞKAN – Takabbül ettiler.

Ali Özgündüz, İstanbul? Burada.

Sedef Küçük, İstanbul? Burada.

Sakine Öz, Manisa? Burada.

İlhan Demiröz, Bursa? Burada.

Binnaz Toprak, İstanbul? Burada.

Melda Onur, İstanbul? Burada.

Aytun Çıray, İzmir? Burada.

Açık oylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 12’nci maddesi açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı

:

297

 

 

Kabul

:

297

 

(x)

 

 

 

 

 

Kâtip Üye

Muharrem Işık

Erzincan

Kâtip Üye

Dilek Yüksel

Tokat”

 

Böylece madde kabul edilmiştir. (CHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Bakın, doğrularda buluşuyoruz değil mi?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Demek ki muhalefet engellemiyormuş hepsini Başkan.

BAŞKAN - Sayın Baluken, söz talebiniz vardı.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Grubumuz adına Adil Bey...

BAŞKAN – Devrediyorsunuz, evet.

Buyurun Sayın Zozani.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, elimizdeki raporla ilgili yeni bir durum söz konusu, yeni tespit ettiğimiz bir durum söz konusu.

İç Tüzük 73’ün birinci bendi der ki: “Hükümetçe hazırlanan kanun tasarıları bütün bakanlarca imzalanmış olarak ve gerekçesi ile birlikte Meclis Başkanlığına sunulur.”

İkinci fıkrasında da şunu ifade eder: “Gerekçede tasarının tümü ve maddeleri hakkında bilgiler, kaldırılması veya eklenilmesi istenilen hükümlerin neler olduğu ve neden kaldırılması, değiştirilmesi veya eklenmesi gerekli görüldüğü açıkça gösterilmek lâzımdır.”

Bu İç Tüzük 73’e dayalı olarak 2005 yılında Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’i bu Parlamento kabul etmiş. Bu Yönetmelik’in 21’inci maddesinin (2)’nci bendinde der ki: “Madde gerekçelerinde, her maddenin düzenleniş nedenleri açıklanır. Kaldırılması, değiştirilmesi veya eklenmesi istenen hükümlerin neler olduğu ve kaldırma, değiştirme veya ekleme sebepleri açıkça belirtilir. Madde gerekçeleri, her madde için ayrı ayrı düzenlenir. Bu Madde gerekçeleri, madde metninin tekrarı biçiminde hazırlanamaz.”

Bu husus göz önünde bulundurulduğunda, hem yönetmeliğin 21’inci maddesi hem de İç Tüzük’ün 73’üncü maddesine bakıldığında Komisyonun elimizdeki bu raporunda Hükûmetin daha önce 43 madde şeklinde Meclise sunduğu, Meclis Başkanlığının da İçişleri Komisyonuna havale ettiği 43 maddelik Hükûmet tasarısının madde gerekçeleriyle birlikte genel gerekçesi yer almaktadır. Ancak, komisyon çalışmaları esnasında bu tasarıya 89 madde eklenmiştir. Bu 89 maddenin raporda gerekçeleri olmadığı gibi Komisyonun raporunda bu değişikliklerle ilgili açıklayıcı herhangi bir bilgi söz konusu değildir. Dolayısıyla, eksik rapor üzerinden işlem yapıyoruz. Bu hususu dikkate almanızı rica ediyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Görüşmeye devam edilemez tabii Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın milletvekili eğer 74’üncü maddeyi okumuş olsaydı meramının orada açık bir şekilde olduğunu görürdü, 73’üncü maddede kanun tasarılarının maddeleriyle birlikte gerekçeli verileceğini ama 74’üncü maddede sadece genel gerekçeyle iktifa edileceğini bilirdi. O anlamda yapılan itiraz İç Tüzük’e aykırı bir itirazdır.

Teşekkür ediyorum.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Elitaş yanlış madde okuyor. Biz tasarıyı konuşuyoruz, biz kanun teklifini konuşmuyoruz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Tasarıda bütün gerekçeleri var.

OKTAY VURAL (İzmir) – Esas, kanun tasarısıdır efendim.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Esas alınan kanun tasarısıdır.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Kanun tasarısı, tasarı.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Hükûmetin hazırladığı, bir tasarıdır, kanun teklifi değildir.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Teklifle birleşmiştir.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Baltayı yanlış yere vuruyor, yanlıştır. Siz de bu hususu dikkate almak durumundasınız.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Zozani.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ve görüşmeye devam edilmemesi lazım Sayın Başkan.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Bu şekilde görüşmeye devam edemeyiz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Komisyon Başkanının fikrini soralım efendim.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Başkanım, bu konu Komisyon raporumuzda da açıkça ifade edilmiştir. Komisyonumuzda alt komisyon metninin maddelerinin görüşülmesinden sonra Başkanlığımıza verilen ve metnin genelini ilgilendiren önerge, Milliyetçi Hareket Partili ve AK PARTİ’li Komisyon üyelerimizce imzalanarak işleme alınmış ve kabul edilmiştir.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Tamamı mı?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Bu önerge doğrultusunda, alt komisyon metninin çerçeve maddelerinde ve ayrı birer çerçeve madde altında düzenlenmesi gereken fıkralar, ek maddeler ve geçici maddeler kanun yapım tekniğine uygun olarak ayrı birer çerçeve madde altında olmak üzere bölünmeleri sonucu 43 madde olan metin 132 madde olmuştur. Bu husustaki gerekçe de komisyon raporumuza dercedilmiştir.

Saygılarımla arz ediyorum efendim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, böyle bir şey söz konusu değil.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Kanun tasarısı 132 madde, gerekçesi yok ki.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Burada öyle bir şey söz konusu değil Sayın Başkan.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, görüşülmüş, Meclis Başkanlığının bastırıp dağıttığı şeyi… Yani, ara ara öyle tartışmalar olur mu?

BAŞKAN – Sayın Zozani, zaten…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Eğer biz göremediysek müsaade edin, ara verin, bize de göstersin. Böyle bir şey söz konusu değil.

BAŞKAN – Lütfen Sayın Zozani. Meclis Başkanlığı havale etmiş komisyonlara, komisyonlardan Genel Kurula intikal etmiş efendim, 12’nci maddeye gelmişiz.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, müsaade edin, bitireyim.

BAŞKAN – Yapılacak herhangi bir işlem söz konusu değildir.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, yeni fark edilmiş bir durum söz konusudur.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Yeni fark edilen bir durum var, görüşülemez.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Meclis Başkanlığının, 14’üncü maddenin 6’ncı bendinde komisyon çalışmalarını denetleme yetkisiyle birlikte, aynı maddenin 10’uncu bendinde Anayasa’ya uygunluk kriterleri çerçevesinde İçişleri Komisyonunun bu kanun yapma tekniğine aykırı bir şekilde Meclis gündemine taşıdığı bu tasarıyla ilgili olarak işlem yapması gerekmektedir.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Kanunlara sorabilirsiniz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, komisyon raporunun tekemmül etmemesi nedeniyle görüşülemeyeceğine ilişkin, itiraza ilişkin tutumumu kısaca açıklamak istiyorum.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye, bir açıklayayım efendim, konuşurken söz aldınız.

Bakanlar Kurulunca 24/11/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan (1/995) esas numaralı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, Başkanlıkça esas olarak havale edildiği İçişleri Komisyonunda söz konusu tasarı esas alınarak ve 8 kanun teklifiyle birleştirilerek görüşülmüş, rapora bağlanmış, rapor Başkanlığa 27/1/2015 tarihinde sunulmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca komisyon raporu bastırılarak milletvekillerine dağıtılmış, Genel Kurulun gündemine girmiştir, şu anda 12’nci maddesi de kabul edilmiştir.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Olabilir, yeni fark edildi.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Yeni fark edilen bir durum bu, olabilir Başkanım.

BAŞKAN - Gerekçeleri, genel yetersizliği öne sürülerek görüşülmeyeceği iddiası doğru değildir efendim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, usul tartışması açıyoruz.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, usul tartışması talep ediyoruz.

BAŞKAN – Efendim, neyin usul tartışması? 12’nci maddeye gelmişiz Sayın Zozani. Lütfen efendim!

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Israr edemezsiniz, bu yanlıştır Sayın Başkan. En azından bir usul tartışmasında bizim bunu paylaşmamız…

BAŞKAN – Yeni madde ihdasına dair…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Hayır efendim…

BAŞKAN – Görüşümü bildirdim efendim, siz söylediniz, ben de söyledim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Tutumunuz hakkında usul tartışması talep ediyoruz.

BAŞKAN – Yeni madde ihdasına dair…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Hayır, bunu yapamazsınız Sayın Başkan.

BAŞKAN – Neyi yapamam Sayın Zozani?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Bu kadar aykırılığı yapamazsınız.

BAŞKAN – Lütfen ama…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Size lütfen ama… İzah edeceğiz.

BAŞKAN – Söz aldınız yerinizden, verdim, ben de görüşümü bildirdim, Sayın Elitaş da fikrini bildirdi, başka…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Hayır efendim, bu kadar yanlış, bu kadar…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Şimdi, arkadaşımız gerekçeleriyle bu yasa tasarısının şu anda görüşülemeyeceğine dair yeni tespit ettiğimiz bir durumu İç Tüzük ve yönetmeliğe dayanarak Genel Kurulun bilgisine ve sizin bilginize sundu.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, İç Tüzük’te olmayan bir usulle devam ediyoruz. Hep tüzük, tüzük, kurallar diyorlar ama şu anda her şey kural dışı gidiyor.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Siz bununla ilgili mevcut tasarının görüşülmesiyle ilgili bir tutum belirlediniz.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkan, aynı konuda aynı usul tartışmasını açmıştı.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Dolayısıyla, biz bu tutumunuzun doğru olmadığını düşünüyoruz ve bir usul tartışması istiyoruz. İç Tüzük’ün 63’üncü maddesine göre de usul tartışmasıyla ilgili süreçler diğer işlerden önceye alınır. Yani, bu konudaki talebimizde ısrarcıyız.

BAŞKAN – Sayın Baluken, Meclis Başkanlığına gelmiş, Meclis Başkanlığı Komisyona havale etmiş, görüşülmüş…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Olabilir.

BAŞKAN - …komisyon raporu yazılmış, Genel Kurula intikal etmiş ve 5’inci gün, 6’ncı günden bu tarafa devam ediyor görüşmeler, 12’nci maddeye gelmişiz. Biraz önce de görüşlerimi açıkladım, usul tartışması açacak herhangi bir konu yoktur.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Hayır, Sayın Başkan…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Başkanım, olabilir, Genel Kurulun gündemine gelmiş olabilir, 100’üncü maddeye de gelmiş olabilir, bir usulsüzlük varsa bizim görüşmemiz…

BAŞKAN – Bu usul nasıl, nerede var yani şimdi?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Her tarafında var Sayın Başkan. Siz incelediniz mi bunu?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Yani müsaade edin de usul tartışması açın, milletvekillerini bilgilendirelim. Milletvekillerini bilgilendirmek istiyoruz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Milletvekilleri biliyor ki, okuduk gerekçeleri.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Gündeme hâkim misiz gerçekten? İncelediniz mi Sayın Başkan?

BAŞKAN – Sizin hiç kimseye, hiçbir sayın milletvekiline “Buna hâkim misiniz, biliyor musunuz…” Bunlar soru değil yani.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Siz buna hâkim misiniz Sayın Başkan, gündeme hâkim misiniz?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hâkimiz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, bu, Meclis Başkanlığına hakarettir.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, bakın, şu anda saat iki.

BAŞKAN – Olabilir, iki de olabilir canım.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Hâkim olmadığınız bir gündeme…

BAŞKAN - Grup olarak anlaşırsınız…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Yarın grup toplantılarımız var ve hiçbirimiz bu Genel Kurulun devam etmesi, uzamasıyla ilgili bir çaba içerisinde değiliz ama tespit ettiğimiz usulsüzlükleri…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – En azından burada tartışmamız gerekiyor.

ALİ ERÇOŞKUN (Bolu) – Çok inandırıcı oldu.

BAŞKAN – Buyurun efendim, usul tartışması…

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Lehte…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Lehte…

LEVENT GÖK (Ankara) – Aleyhte…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Aleyhte…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Aleyhte…

BAŞKAN – Birer tane yazıyorum.

Lehte, buyurun Sayın Kubat. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, şu, hiç usule uygun bir hareket değil.

XII.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER (Devam)

4.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’na İçişleri Komisyonunda eklenen maddelerin gerekçeleri raporda yer almadığı hâlde eksik rapor üzerinden görüşmelere devam etmesinin İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; açılan usul görüşmesinde Başkanlığın tutumu lehinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım.

Biraz önce Komisyon Başkanımız da açıklama yaptı. Değerli arkadaşlar, İç Tüzük’ün 73’üncü maddesi kanun tasarılarının nasıl hazırlanacağını, buna ilişkin usul ve esasları, şeklî unsurları belirtmiştir. Gerekçeli olarak, genel gerekçe, madde gerekçeleri ve bunun tümünün Bakanlar Kurulu tarafından imzalanması gerekliliği açıkça ifade edilmiştir. Sayın Zozani’nin belirttiği mevzuat hazırlama usul ve esasları hakkında yönetmelik, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından değil, Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilmiş, kamu kurum ve kuruluşlarına bu yolda hazırlanacak mevzuatlara ilişkin yön gösterici bir mevzuattır, ikincil mevzuattır ve Türkiye Büyük Millet Meclisini kesinlikle bağlamaz. Dolayısıyla, buna aykırılığı iddia etmek zaten hukuk tekniğine de aykırıdır.

Değerli arkadaşlar, eğer geçmişteki yerleşik Genel Kurul uygulamalarından örnekler verecek olursak, bakın, 24 Haziran 2010 tarihli Genel Kurul birleşiminde de burada uygulama yapılmış. Eğer bir maddeyle birden fazla kanunda değişiklik öngörülmesi durumu varsa her bir fıkra üzerinde ayrı madde gibi görüşme açılır Genel Kurulda.

Şimdi, bu tasarı 43 madde olarak Bakanlar Kurulu kararıyla Komisyona gönderilmiş. İçişleri Komisyonunun alt komisyonu bunu 43 madde görüştükten sonra tümü üzerinde üst komisyonun görüşmeleri sırasında -168 ile 172 sayfaları eldeki tasarıdan incelenebilir- alt komisyon metninin görüşmeleri tamamlandıktan sonra verilen bir önerge üzerine çerçeve 43 maddenin… Genel Kurulda maddenin birden fazla kanunda değişiklik yaptığından dolayı fıkraların burada ayrı madde olarak görüşülmesi zorunluluğundan kaynaklı olarak görüşmenin daha kolay ve bütünlük içerisinde yürütülebilmesi bakımından 43’üncü maddede yer alan fıkralar ayrı madde hâline getirilmek suretiyle kanun tekniği bakımından da daha uygun bir sistematik benimsenmiştir. Dolayısıyla, bunun İç Tüzük’e aykırı bir yönü yoktur.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Doğan Bey, sizin hukuk bilginize ne oldu ya? Şaşırtıyorsunuz.

MEHMET DOĞAN KUBAT (Devamla) - Şu anda da görüşmelere devam edilmesi noktasında yasal ve anayasal açıdan, İç Tüzük açısından herhangi bir engel bulunmamaktadır. Bu vesileyle, yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aleyhte söz isteyen Adil Zozani, Hakkâri Milletvekili.

Buyurun Sayın Zozani.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Evet, biraz önce, İç Tüzük’e alenen aykırı bir durumu gündeminize getirdik. Esasında, gündeminize getirirken de sizin tutumunuzda ısrar edeceğinizi biliyorum, biraz sonra yapacağınız açıklamayı da biliyorum ama en azından, bu itirazlarımızın kayda geçmesi ve yarın öbür gün Başkanlık Divanı sizin tutumunuzu veya uygulamalarınızı incelediğinde ne kadar İç Tüzük’e uygun hareket ettiğinizi görmesi açısından iyi olur diye düşündük, bu nedenle getirdik.

Efendim, evet, bu yönetmeliği Hükûmet 2005 yılında hazırlamış. Hangi hükûmet hazırlamış? AK PARTİ Hükûmeti bir yönetmelik hazırlamış demiş ki: “Ben, bundan sonra kanun, tasarı, yönetmelik vesaire hazırlarken buna uygun davranacağım.” Kaynağını nereden alıyor? İç Tüzük 73’üncü maddeden alıyor, tasarılar için. Biraz önce Sayın Elitaş 74’e atıfta bulundu, onun üzerinden geçiştirmeye çalıştı ancak 74 milletvekillerinin vereceği kanun teklifleriyle ilgilidir. Hükûmetin vereceği tasarıların tamamıyla İç Tüzük 73’e göre değerlendirilmesi gerekiyor. Yönetmelik de İç Tüzük 73’e göre belirlenmiş. Zaten yönetmeliğin 1’inci maddesini okuduğunuz zaman açıkça ifade etmiş, Hükûmet kendisini bağlamış, “Bu yönetmeliğin amacı, Başbakanlık, bakanlıklar, bağlı, ilgili, ilişkili kurum ve kuruluşlar…” deyip geçiyor, bundan sonra kanun teklifi hazırlarlarken buna uygun olarak hazırlayacaklar diyor.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Yani kimin 74’ü okumadığı belli.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Bunu da geçtik, bunu kim ne zaman yapmış? 2005 yılında AK PARTİ Hükûmeti yapmış, ben buna göre hazırlık yapacağım, geleceğim demiş.

Ancak 43 maddelik tasarı, etki analizi olmaksızın Meclis gündemine gelmiş, etki analizi olmadığı için Meclis Başkanının etki analizi yok deyip… Çünkü bu yönetmeliği Meclis Başkanlığına sunmuş, Kanunlar Kararlarda var bu yönetmelik, herkeste yok, Kanunlar Kararlar önlerine bir tasarı ya da teklif gittiği zaman bu yönetmeliğe bakarak karar veriyorlar. Kanunlar Kararlar, Hükûmet tasarısı Meclisin ilk gündemine geldiği zaman, efendim, bu tasarının etki analizi yoktur deyip Meclis Başkanlığı marifetiyle Hükûmete tasarının iadesini önermesi gerekirdi. Burada bir görevsizlik durumu söz konusudur, bu bir.

İkincisi, ikinci önemli husus: Komisyon çalışmaları esnasında Hükûmetin önerdiğinin 2 katı kadar daha madde eklenmiş ve şimdi Meclis Genel Kuruluna gelmiş. Bakıyoruz, ne bir etki analizi var… Madde gerekçesi yok her şeyden önemlisi, çünkü madde gerekçesi şunun için önemlidir: Uygulayıcı ola ki madde metnini okuduğunda tereddüde düştü… Doğan Bey, siz hukukçular çok daha iyi bilirsiniz, bu sizin konunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Bilir de okumuyor işte, 74’ü okumadan konuşuyor.

ADİL ZOZANİ (Devamla) - Uygulayıcı madde metnini değerlendirdiğinde eğer tereddüde düşerse referans olarak nereye bakar? Yasa yapıcının maddeye ilişkin olarak getirdiği gerekçeyi okuyarak karar verir. Siz bunu ortadan kaldırarak, bu imkânı ortadan kaldırarak yasayı eksik yapıyorsunuz.

Ben bir hukukçu değilim ama siz bir hukukçu olarak gelip burada zevahiri kurtarmak için bu tarz savunmaların içine giriyorsanız en azından hukukçu kimliğinizi tartışmaya açmış olursunuz.

Tekrar ediyorum: Uygulayıcı, Parlamentonun kabul ettiği bu yasalarda…

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum Sayın Zozani.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - …herhangi bir cümlede tereddüde düştüğü zaman kanun yapıcının kanunun gerekçesini okuyarak karar verir. Siz bu imkânı ortadan kaldırıyorsunuz. Buna dikkatinizi çekiyorum.

BAŞKAN – Lehte söz isteyen Engin Altay, Sinop Milletvekili.

Buyurun.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Levent Bey konuşacaklar.

BAŞKAN – Levent Gök, Ankara Milletvekili.

Buyurun Sayın Gök. (CHP sıralarından alkışlar)

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii, gecenin bu ilerleyen saatlerinde biz de Sayın Başkan bir usul tartışması açınca belki Meclisimizi doğruya sevk eder düşüncesiyle ve Sayın Başkana güvenerek lehinde söz aldık ama incelediğimiz zaman baktık ki bizim de lehinde olacağımız bir husus değildir değerli arkadaşlar.

Şimdi, sevgili arkadaşlar, gerçekten “Bu yasanın neresini düzeltelim?” diye baktığınızda, bir kere, başından beri ciddi hatalar var. Böylesine temel hakları ilgilendiren bir yasa 43 maddeyle geliyor ve vardığı sonuç 132 madde. 43 maddenin gerekçesi var, diğerleri nerede? Yani neyi anlatmak istiyorsunuz o maddede, milletvekilleri okuduğu zaman o yasanın ruhunu nasıl anlayacak? Gerekçesini yazarsanız anlayacak. Yani Hükûmet ne düşünüyor, Plan ve Bütçe Komisyonunda ya da diğer komisyondaki arkadaşlarımız neler düşünüyor? Bunu bilmemiz lazım değerli arkadaşlar, hangi gerekçeyle geldi bu, hangi gerekçeyle geldi?

Şimdi, esas komisyon İçişleri Komisyonu; bu yasanın Adalet Komisyonuna gitmesi lazım, Anayasa Komisyonuna gitmesi lazım, Avrupa Birliği Uyum Komisyonuna gitmesi lazım, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonuna, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna, Millî Savunma Komisyonuna, Plan ve Bütçe Komisyonuna gitmesi lazım. Tam 7 tane tali komisyonu var bu yasanın, hiçbirine gitmiyor değerli arkadaşlarım. İçişleri Komisyonundan geçiyor, 43 maddeyle geliyor, 132 maddeye çıkıyor; tali komisyonların hiçbirinde tartışılmıyor, tali komisyonlardan gelen bir düşünce yok ve İçişleri Komisyonu alıyor bunu, yasa tekniğine de aykırı olarak -ki tasarılar hükûmetçe getirildiği zaman, bunların uzmanlarca, bilim adamlarınca, herkesçe tartışılarak gelmesi gerekiyor- oradan verilen önergelerle bir torba yasa geliyor.

Torba yasa, bir kere Başbakanın sözüne aykırı bir yasa, Başbakan “Bir daha getirmeyeceğiz.” diyor, ama bu torba yasayla karşımızdasınız.

Tam 21 kanun değerli arkadaşlarım, birbirleriyle ilgisi yok. Bu aykırılıklar o kadar fazla ki, bu konuda söyleyecek o kadar çok söz var ki. Bunların gerekçesinin olmaması, kanun tekniğine aykırı olması, tali komisyonlardan görüşülmeden gelmesi, 43 maddeyle başlayıp 132 maddeye kadar giden ve 21 kanunu ilgilendiren bir torba yasayla, Anayasa’ya, insan haklarına, Avrupa’daki bütün sözleşmelere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne, İnsan Hakları Mahkemesinin bütün kararlarına aykırı bir kanun tasarısı çıkıyor karşımıza.

“Bunları düzeltsin.” diyoruz, ama bu saatte de dinleyeceğinizden hiç umudumuz yok. Bu nedenle, biz de bunun aleyhinde olduğumuzu belirtiyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aleyhte söz isteyen Mehmet Günal, Antalya Milletvekili.

Buyurun Sayın Günal. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, burada öncelikle şunu söyleyeyim: Komisyon Başkanı “Arkadaşlarımız imzaladı.” derken, sanki hepsini kabul etmiş der gibi söyledi. Muhalefet şerhinde, “Şekil açısından, tasarı mevzuat hazırlama kurallarına uygun hazırlanmamıştır.” diye cümlemiz başlıyor, arkadaşlarımızın o şerhini önce bir söyleyeyim aynı konuda.

Bu, sizin yaptığınız ilk şey değil arkadaşlar. İç Tüzük’ün bir yerini okuyor arkadaşlarımız -Sayın Kubat da aynı şekilde bakıyor- devamında diyor ki: “Gerekçede, tasarının tümü ve maddeleri hakkındaki bilgiler, kaldırılması veya eklenmesi istenen hükümlerin neler olduğu ve neden kaldırılması, değiştirilmesi veya eklenmesi gerekli görüldüğünün açıkça gösterilmesi lazım.” Sizin gerekçelerde, şu yapılmaktadır, bu yapılmaktadır, hiçbirisi yok.

Artı, sizin tasarınızda kaç tane gerekçe var? 43. Peki, sonra böldüğünüz maddelerin gerekçesi var mı? Yok. Neden böyle oluyor? İç Tüzük’e aykırı olduğunu bile bile “Çabuk geçirelim, 43 maddeyi üçte 1 oranında geçiririz.” diye getiriyorsunuz. Meclis Başkanlığına sesleniyorum, Kanunlar ve Kararlara seslenmiyorum çünkü Kanunlar ve Kararların söylediğini, Meclis Başkanının da söylediğini komisyon başkanları dinlemiyor, sorun burada.

Bakın, tekrar söylüyorum, Kanunlar ve Kararların “İç Tüzük’e aykırı.” diye tespit ettiği şeyi komisyon başkanları dinlemiyor. Sayın Bilgiç orada gülüyor, bakıyor, o biliyor ne dediğimi.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Çok iyi anladım.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Daha yeni bir tane daha yazı geldi. Meclis Başkanlığı maalesef artık evrak sevk memurluğu hâline gelmiş. Komisyonlar kafasına göre, İç Tüzük’e aykırı yapıyor. Bu kanun teklifi siz de kabul ettiniz ki 132 madde. Neden 43 maddelik kanun teklifini Meclis Başkanlığı kabul ediyor, İç Tüzük’e aykırı? Biz burada bir tane önerge verdiğimiz zaman “Kusura bakmayın, bunu alamayız.” diyorsunuz. Neden? “İç Tüzük’ün şu maddesine aykırı.” Güzel. Bunların İç Tüzük’e aykırı olduğunu Meclis Başkanlığı tespit ediyor arkadaşlar. Aynısı yukarıda, geliyor, başka bir torba. Yazı yazdık Meclis Başkanlığına. 35’inci maddede “Kanun ekleyemez komisyonlar.” diyor, yazıyor Meclis Başkanlığı. “Benimki doğru.” diyor komisyon başkanı, geriye iade ediyor, siz de onu alıp sıra sayısına basıyorsunuz.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – İç Tüzük 26…

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Şimdi böyle, İç Tüzük’e aykırı hiçbir şey olmaz. Siz artık ne İç Tüzük bıraktınız ne Anayasa ne kararlar bıraktınız. Bu şekliyle bu kanun yapma olmaz. Aceleniz var, tamam, anladık ama doğru olanları getirirseniz o aceleyle çıkar. Siz helal ile haramı karıştırırsanız, sürekli olarak o torbaların içerisine getirdiğiniz… Bak, iki tanesine, bütün muhalefet partileri evet verdi mi? Verdi. Hatta, daha ileri götürelim diye önerge verdik mi? Verdik.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Onlar kabul etmedi. Bonzaiyle ilgili onlar kabul etmedi.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Demek ki muhalefet doğru olan şeyleri destekliyormuş. Gelin, bu kanunun İç Tüzük’e aykırı hükümlerini şimdiden geri çekin.

Anayasa Mahkemesinin normalde bunu esastan değil zaten usulden bozması gerekir diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına aynı çerçeve madde içerisinde birden fazla maddede değişiklik yapan kanun tasarı ve teklifleri sunulabilmektedir. Bu maddelerin görüşmelerinde komisyonların bugüne kadar farklı usulleri benimsedikleri görülebilmektedir. İç Tüzük’te ihtisas komisyonlarının kanun tasarı ve tekliflerini görüşmelerinde ayrıntılı kurallar bulunmamaktadır. Komisyon görüşmelerinde konuşma süreleri, önerge işlemleri, soru-cevap işlemi, alt komisyon çalışmaları gibi hususlarda Genel Kurula nazaran esnek, geniş bir çalışma yöntem ve şekli söz konusudur. Bu çerçevede, Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve kanun tekniğine uygun şekilde bazı komisyon görüşmeleri neticesinde bünyesinde birden fazla maddede değişiklik öngören maddelerin ayrı çerçeve maddeler hâlinde düzenlenerek Komisyonun kabul ettiği metnin oluşturulduğu görülebildiği gibi, tasarı veya teklifteki aynı çerçeve madde içerisinde birden fazla maddede değişiklik yapan düzenlemenin korunduğu da görülmektedir.

Komisyonun kanun tekniğine uygun şekilde metnini düzenlememiş olması hâlinde, Genel Kurul görüşmelerinde Başkanlık resen bir çerçeve madde içerisinde farklı maddeyi değiştiren her bir fıkrayı ayrı birer madde olarak telakki etmekte, görüşmesini de oylamasını da ayrı ayrı gerçekleştirmektedir. Bu sıra sayısında ise Komisyon kanun yapım tekniğine uygun olarak her bir madde değişikliğini ayrı çerçeve madde olarak düzenlemiştir. Bu durum yeni madde ihdası niteliğinde değildir. Komisyon Raporu, Komisyon görüşme tutanakları ve Komisyon Başkanınca yapılan açıklamalar çerçevesinde 684 sıra sayısıyla Meclis Başkanlığına bastırılarak dağıtılan ve gündeme girerek görüşmesine başlanmış olan Komisyon Raporu ve metninin İç Tüzük’e uygun olduğu değerlendirilmektedir. Tasarı usul açısından hemen her yönüyle tartışılmış; esasının, özünün, içeriğinin konuşulması kabul edildiği takdirde uygulayıcılara da ışık tutacak, yararlı olacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin dönemler boyunca uygulanan İç Tüzük hükümlerinin zorlanmaması düşüncesindeyim. Bu düşüncelerle de tutumumda bir değişiklik söz konusu değildir.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Başkanım, bu kadar düşünceyi kısa sürede nasıl yazdınız, merak ettim. Önceden mi hazırladınız?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bilgisayardan okudu demin Başkan ya onları!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, usulle ilgili 73’üncü maddeye uygun olmayan tasarıyı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının iade etmesi gerekir. Sorun oradan kaynaklanıyor. Bunların gerekçeleri İç Tüzük’ün amir hükümlerine göre maalesef bu talepleri karşılamıyor. “Lazımdır.” diyor ama maalesef bu lüzumluluk kanun tasarılarında yok, sorun orada. Siz gönderemiyorsunuz geriye, iade edemiyorsunuz ama bizim önerge olduğu zaman “Gerek yoktur.” diyorsunuz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Vural.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684) (Devam)

BAŞKAN – Yeni madde ihdasına ilişkin önerge vardır.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları'nın (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) "5237 sayılı Tük Ceza Kanununun 191 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. "(10) Birinci fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askeri ve sosyal amaçlı toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına ikiyüz metreden yakından mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır." şeklindeki 12 nci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin ihdas edilmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Erdoğan                                    Alim Işık

         Muğla                                             Kütahya…”

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, önergeyi geri çekiyoruz.

BAŞKAN – Evet, önerge geri çekilmiştir.

13’üncü madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun 13. Maddesiyle değiştirilmesi öngörülen 5271 sayılı Kanunun 91. Maddesinin dördüncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Erdoğan                             Ahmet Duran Bulut                      Hasan Hüseyin Türkoğlu

         Muğla                                             Balıkesir                                          Osmaniye

D. Ali Torlak                                    S. Nevzat Korkmaz

    İstanbul                                                 Isparta

 "(4) Suçüstü halleriyle sınırlı olmak kaydıyla; kişi hakkında aşağıdaki bentlerde belirtilen suçlarda mülki amirlerce belirlenecek kolluk amirleri tarafından yirmi dört saate kadar, şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylar sırasında ve toplu olarak işlenen suçlarda kırk sekiz saate kadar gözaltına alınma kararı verilebilir. Gözaltına alma nedeninin ortadan kalkması halinde veya işlemlerin tamamlanması üzerine en geç yukarıda belirtilen sürelerin sonunda Cumhuriyet savcısına yapılan işlemler hakkında bilgi verilerek talimatı doğrultusunda hareket edilir. Kişi serbest bırakılmazsa yukarıdaki fıkralara göre işlem yapılır. Ancak kişi en geç kırk sekiz saat, toplu olarak işlenen suçlarda dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Bu fıkra kapsamında kolluk tarafından gözaltına alınan kişiler hakkında da gözaltına ilişkin hükümler uygulanır."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun,

"4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 91 inci maddesine üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.

"(4) Suçüstü halleriyle sınırlı olmak kaydıyla; kişi hakkında aşağıdaki bentlerde belirtilen suçlarda mülki amirlerce belirlenecek kolluk amirleri tarafından yirmi dört saate kadar, şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylar sırasında ve toplu olarak işlenen suçlarda kırk sekiz saate kadar gözaltına alınma kararı verilebilir. Gözaltına alma nedeninin ortadan kalkması hâlinde veya işlemlerin tamamlanması üzerine derhâl ve her hâlde en geç yukarıda belirtilen sürelerin sonunda Cumhuriyet savcısına yapılan işlemler hakkında bilgi verilerek talimatı doğrultusunda hareket edilir. Kişi serbest bırakılmazsa yukarıdaki fıkralara göre işlem yapılır. Ancak kişi en geç kırk sekiz saat, toplu olarak işlenen suçlarda dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Bu fıkra kapsamında kolluk tarafından gözaltına alınan kişiler hakkında da gözaltına ilişkin hükümler uygulanır.

a) Toplumsal olaylar sırasında işlenen cebir ve şiddet içeren suçlar.

b) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

1. Kasten öldürme (madde 81, 82), taksirle öldürme (madde 85),

2. Kasten yaralama (madde 86, 87),

3. Cinsel saldırı (madde 102),

4. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),

5. Hırsızlık (madde 141, 142),

6. Yağma (madde 148,149),

7. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),

8. Bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranma (madde 195),

9. Fuhuş (madde 227),

10. Kötü muamele (madde 232),

c) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda yer alan suçlar.

d) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen suçlar.

e) 10/6/1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanununa dayanılarak ilan edilen sokağa çıkma yasağını ihlal etme.

f) 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3 üncü maddesinde belirtilen suçlar.""

şeklindeki 13. maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

    Celal Dinçer                                     Ali Serindağ                                    Ahmet Toptaş

        İstanbul                                          Gaziantep                                     Afyonkarahisar

    Tanju Özcan                                      Ali Sarıbaş                                  Ömer Süha Aldan

           Bolu                                             Çanakkale                                            Muğla

BAŞKAN- Şimdi okutacağım önerge Anayasa’ya aykırılık önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na

Görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair -torba- Kanun Tasarısının 1 inci maddesi; Anayasa ve İçtüzük Hükümleri ile evrensel hukuk normlarına ve temel insan haklarına aykırı olup tek parti -tek adam- diktatörlük rejimi ve polis devletinin ötesinde, fiili "savaş hali" uygulaması getirdiğinden kanun tasarısının 13 üncü maddesinin Anayasa'ya aykırılık nedeniyle tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

   Pervin Buldan                                  Gülser Yıldırım                                     Nazmi Gür

           Iğdır                                                Mardin                                                 Van

Hüsamettin Zenderlioğlu                      Demir Çelik                              Abdullah Levent Tüzel

          Bitlis                                                  Muş                                                İstanbul

       Erol Dora

         Mardin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ertuğrul Kürkcü, Mersin Milletvekili.

Buyurun Sayın Kürkcü. (HDP sıralarından alkışlar)

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Mersin) – Sevgili arkadaşlar, bu maddeyle ilgili olarak grubumuzun görüşlerini ifade edeceğim. Esasen, bu polis yetiştirme usullerinin ve kurumlarının değiştirilmesine ilişkin bir yasa maddesi; daha doğrusu, tasarının bu maddesi bu alanı düzenliyor, başka bir dizi düzenlemenin de içinde.

Şimdi, bunun gerekçesi olarak yasa tasarısında açıkça söylenmemekle birlikte, İçişleri Bakanı Efkan Ala, bu yasa Meclise sevk edilirken şöyle demişti: “Bu düzenlemeyi yapmak zorundayız. Eğer paralel yapıyla mücadele edeceksek bu, geçerli çünkü oradaki öğrencilerin büyük bir bölümü paralel yapıya mensup.” Şimdi, gözümüzün önüne getirirsek eğer polis akademilerinde ve polis kolejlerinde “paralel yapı” adı verilen bir yapıya mensup öğrenciler var. Yani, peki, ne bu paralel yapı? Bu paralel yapıyla ilgili olarak da Millî Güvenlik Siyaset Belgesi’ne dâhil edilmek üzere, Hükûmetin yürüttüğü çalışmalar sonunda 30 Ekim 2014 Millî Güvenlik Kurulu toplantısında şu tanıma ulaşıldı: “Millî güvenliği tehdit eden ve kamu düzenini bozan iç ve dış legal görünüm altında illegal faaliyeti yürüten tüm yapılanmalar ve illegal oluşumlar.”

Demek ki, Sayın Efkan Ala’nın açıklamasına göre, Türkiye'nin bütün polis yetiştiren kurumları illegal bir yapının kontrolü altına girmiş. Hakikaten böyle ise, hakikaten durum bu ise, o zaman polis akademilerini kapatmadan evvel, bu polis akademilerinde okuyan öğrenci ve onları yetiştiren hocaların hepsini hapse tıkmak gerekmez mi? Çünkü anlatıldığına göre, devlet güvenliğine karşı Millî Güvenlik Siyaset Belgesi’ne girecek kadar kategorik bir suç işleme ile meşguldürler, bu suçun icrası önlensin diye polis akademileri kapatılmaktadır. Doğrusu, bu kadar müthiş bir suçun karşılığı olarak, bu kadar müsamahakâr, bu kadar hoşgörülü bir idare bulmak çok zor. Demek ki, aslında bu okullardan dağıtılınca bu öğrenciler, karşı karşıya kalacağımız tablo, e