TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                 60’ıncı Birleşim

                                                                                        21 Şubat 2015 Cumartesi

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, 20/2/2015 tarihli “Gelen Kâğıtlar” listesinde yer alan (1/1038) esas numaralı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti Arasında Askeri Eğitim, Savunma Sanayii ile Katar Topraklarında Türk Silahlı Kuvvetlerinin Konuşlandırılması Konusunda İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın Millî Savunma ve Dışişleri Komisyonlarına havale edilmelerine İç Tüzük’ün 73’üncü maddesine göre itiraz ettiğine ilişkin açıklaması

2.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, Ege Üniversitesinde meydana gelen olaylarda Fırat Yılmaz Çavuşoğlu’nun hayatını kaybetmesine ilişkin açıklaması

3.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, Ege Üniversitesinde meydana gelen olaylarda Fırat Yılmaz Çavuşoğlu’nun hayatını kaybetmesine ilişkin açıklaması

4.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

5.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Halkların Demokratik Partisi olarak, 21 Şubat Uluslararası Anadil Günü’ne ve Ege Üniversitesinde yaşanan olaylara ilişkin açıklaması

6.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, Ege Üniversitesinde meydana gelen olaylarda Fırat Yılmaz Çavuşoğlu’nun hayatını kaybetmesine ilişkin açıklaması

7.- Konya Milletvekili Faruk Bal'ın, Ege Üniversitesinde yaşanan olaylarda hayatını kaybeden Fırat Yılmaz Çavuşoğlu’na Allah’tan rahmet dilediğine ve Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

8.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, 20/2/2015 tarihli “Gelen Kâğıtlar” listesinde yer alan (1/1036) esas numaralı Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Merkez Anlaşmasının Ekinde Değişiklik Yapılmasına ve KEİ Merkezinin Kalıcı Olarak Taşınmasının Usullerine İlişkin Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın Plan ve Bütçe ile Dışişleri Komisyonlarına havale edilmelerine İç Tüzük’ün 73’üncü maddesine göre itiraz ettiğine ilişkin açıklaması

9.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, Konya Mliletvekili Faruk Bal’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

10.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, 20/2/2015 tarihli “Gelen Kâğıtlar” listesinde yer alan (1/1037) esas numaralı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın Plan ve Bütçe ile Dışişleri Komisyonlarına havale edilmelerine İç Tüzük’ün 73’üncü maddesine göre itiraz ettiğine ilişkin açıklaması

11.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un, yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

12.- Batman Milletvekili Ziver Özdemir'in, yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

13.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani'nin, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü’nün (2/1632) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çekme önergesinin oylamasında yanlışlık yapıldığına ilişkin açıklaması

14.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, 21 Şubat Uluslararası Anadil Günü’ne ilişkin açıklaması

15.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, MHP grup önerisinin mecrasından çarpıtıldığına ilişkin açıklaması

16.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, milletvekillerinin Genel Kurulda temiz bir dille konuşması gerektiğine ilişkin açıklaması

17.- Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Genel Kurulun atmosferiyle ilgili olarak Başkanın milletvekillerini uyarması gerektiğine ilişkin açıklaması

18.- Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım'ın, CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

19.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Halkların Demokratik Partisi olarak, Türkiye’deki bütün farklı dillerin Anadolu topraklarının zenginliği olduğunu düşündüklerine ve Meclis tutanaklarında bu dillerin “bilinmeyen bir dil” olarak yer almaması gerektiğine inandıklarına ilişkin açıklaması

20.- Konya Milletvekili Faruk Bal'ın, Mecliste Kürtçe ifadelerde bulunan bir milletvekilinin sözlerini Başkanın isteğiyle Türkçeye çevirmesinin Anayasa’nın Başkanlık marifetiyle ihlali anlamına geleceğine ve Başkanın kendi beyanıyla bunu düzeltmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

21.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, Mecliste kimin, hangi dille konuştuğundan çok daha önemlisinin nasıl konuşulduğu olduğuna ilişkin açıklaması

22.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani'nin, İçişleri Komisyonunda 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı Raporu’na İç Tüzük hükümlerine aykırı bir ekleme yapıldığına ilişkin açıklaması

23.- Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ'ın, İçişleri Komisyonunda 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı Raporu’na İç Tüzük hükümlerine aykırı bir ekleme yapıldığına ilişkin açıklaması

24.- İçişleri Komisyonu Başkanı Mehmet Ersoy'un, İçişleri Komisyonunda 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı Raporu’na yapılan eklemenin İç Tüzük hükümlerine aykırı olmadığına ilişkin açıklaması

25.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmeleri sırasında Başkanın İç Tüzük hükümlerine aykırı davrandığına ilişkin açıklaması

26.- Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu'nun, kara ve hava birliklerinin Suriye’ye girdiği haberleriyle ilgili Hükûmet yetkililerinin açıklama yapması gerektiğine ilişkin açıklaması

27.- İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın, bu ulusal güvenlik meselesiyle ilgili değerlendirmelerin daha sonra yapılacağına ilişkin açıklaması

 

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın, Başkanlık Divanı olarak, Ege Üniversitesinde yaşanan olaylarda hayatını kaybeden Fırat Yılmaz Çavuşoğlu’na Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı dilediklerine ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü’nün (2/1632) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çekme talebiyle ilgili Genel Kurulun karar vermesi gerektiğine ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının 21/2/2015 tarihli 60’ıncı Birleşim için Başkanlık Divanı görevlendirme yazısına ilişkin konuşması

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın, Başkanlık Divanı olarak, 21 Şubat Uluslararası Anadil Günü’nü kutladıklarına ilişkin konuşması

4.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın, İçişleri Komisyonunda 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı Raporu’na yapılan eklemenin İç Tüzük hükümlerine aykırı olmadığı ve Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'na İç Tüzük'e göre disiplin cezası verilecek bir durum olmadığına ilişkin konuşması

5.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmeleri sırasında Gazi Meclisin kürsüsünün suistimal edildiğine ve kendisinin İç Tüzük hükümlerine uygun davrandığına ilişkin konuşması

 

VI.- GEÇEN TUTANAK HAKKINDA KONUŞMALAR

1.- Bingöl Mliletvekili İdris Baluken'in, 20/2/2015 tarihli 59’uncu Birleşimdeki bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin konuşması

 

VII.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, İç Tüzük’ün 58’inci maddesine göre söz isteyen Hasip Kaplan’a söz vermemesine yönelik tutumunun İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Genel Kurulda Kürtçe birtakım ifadelerde bulunan milletvekillerinin sözlerini Türkçeye çevirmelerini istemesine yönelik tutumunun Anayasa ve İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, İçişleri Komisyonunda 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı Raporu’na yapılan eklemenin İç Tüzük hükümlerine aykırı olmadığına ve görüşmelere devam edilmesine yönelik tutumunun İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

4.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, İç Tüzük’ün 63’üncü maddesi çerçevesinde çalışma usullerine uymadığı gerekçesiyle bu tutumunun İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

 

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Doğan Kubat’ın usul görüşmesiyle ilgili yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un yaptığı gündem dışı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

3.- Ankara Milletvekili Mustafa Erdem'in, Isparta Milletvekili Recep Özel’in MHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

4.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes'in, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın MHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

5.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

6.- Konya Milletvekili Faruk Bal'ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın usul görüşmesi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına ve Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

7.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu'nun, Hakkâri Milletvekili Adil Zozani’nin usul görüşmesiyle ilgili yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

8.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, Ankara Milletvekili Gökhan Günaydın’ın 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 7’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

 

IX.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un, 21 Şubat Uluslararası Anadil Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'ın, Erzincan ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Batman Milletvekili Ziver Özdemir'in, 21 Şubat Uluslararası Anadil Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

 

X.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ve 21 milletvekilinin, Güneydoğu illerinde sık sık görülen toz taşınımının bölge halkı üzerindeki olumsuz etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1218)

2.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar ve 26 milletvekilinin, Aydın’daki intihar vakalarının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1219)

3.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar ve 26 milletvekilinin, Skorsky S-70 tipi helikopterlerde herhangi bir sorun olup olmadığının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1220)

B) Çeşitli İşler

- Gösteri ve Protestolar

1.- 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmeleri sırasında CHP ve HDP milletvekilleri tarafından kürsü önünde oturma eylemi yapılması ve slogan atılması

2.- 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmeleri sırasında HDP milletvekilleri tarafından kürsü önünde oturma eylemine devam edilmesi ve sloganlar atılması

3.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmeleri sırasında “Bugün 23 Mart 1933.” yazılı bir pankart açması

 

XI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan ana dilde eğitim yasağının tüm boyutlarıyla araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergenin (10/326) ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 21 Şubat 2015 Cumartesi günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- MHP Grubunun, Ankara Milletvekili Mustafa Erdem ve arkadaşları tarafından, din görevlilerinin sorunlarının araştırılması amacıyla 24/11/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 21 Şubat 2015 Cumartesi günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan kadınların istihdam ve ücret eşitsizliği sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergenin (10/700) ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 21 Şubat 2015 Cumartesi günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

XII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/742) (S. Sayısı: 616)

4.- Askeri Hakimler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/1008) (S. Sayısı: 685)

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684)

6.- Kültürel İfadelerin Çeşitliliğinin Korunması ve Geliştirilmesi Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/292) (S. Sayısı: 54)

21 Şubat 2015 Cumartesi

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

----0----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 60’ıncı Birleşimini açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime yirmi dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 14.04

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.24

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 60’ıncı Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – Açılışta yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım ve yoklama için dört dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Gök.

LEVENT GÖK (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, İç Tüzük’ümüzün 73’üncü maddesine göre Meclise gelen kanun tasarılarının ilgili komisyonlara doğrudan doğruya havalesi ve bunların Tutanak Dergisi’ne ve ilan tahtasına yazılması bir amir hükümdür. Bu, dün yayımlanan Gelen Kâğıtlar listesine baktığımızda, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti Arasında Askeri Eğitim, Savunma Sanayii ile Katar Topraklarında Türk Silahlı Kuvvetlerinin Konuşlandırılması Konusunda İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın Millî Savunma ve Dışişleri Komisyonlarına havale edildiği görülmektedir. Bu kanun tasarısının aynı zamanda Plan ve Bütçe Komisyonuna da gönderilmesi gerekmektedir. Bu yapılan işlem İç Tüzük’ümüze aykırıdır, bu konuda bir usul tartışması açmak istiyoruz efendim.

BAŞKAN – Usul tartışması değil, şimdi, siz yapılan havalelere itiraz ediyorsanız size söz hakkı vereceğim, eğer vermezsem açarsınız.

LEVENT GÖK (Ankara) – Tabii, ben, lütfen, söz de verirseniz…

BAŞKAN – Siz mi konuşacaksınız?

LEVENT GÖK (Ankara) – Evet efendim.

BAŞKAN – Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

İki dakika süre veriyorum.

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, 20/2/2015 tarihli “Gelen Kâğıtlar” listesinde yer alan (1/1038) esas numaralı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti Arasında Askeri Eğitim, Savunma Sanayii ile Katar Topraklarında Türk Silahlı Kuvvetlerinin Konuşlandırılması Konusunda İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın Millî Savunma ve Dışişleri Komisyonlarına havale edilmelerine İç Tüzük’ün 73’üncü maddesine göre itiraz ettiğine ilişkin açıklaması

LEVENT GÖK (Ankara) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, yalnız, tabii, öncelikle Meclisin saygınlığını gerçekleştirmek için arkadaşlarımız uğultuyu keserlerse…

BAŞKAN – Bir noktaya kadar benim elimde.

Sayın milletvekilleri, lütfen konuşmacıyı dinleyelim.

Buyurun Sayın Gök.

LEVENT GÖK (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu konu dün de burada tartışıldı. Yani biz arzu ediyoruz ki muhalefet partisi milletvekilleri olarak, Meclisimiz İç Tüzük’e uygun yönetilsin ve bu konuda işlemler böyle tesis edilsin.

Şimdi, İç Tüzük’ümüzün 73’üncü maddesi çok açık değerli arkadaşlarım, bu maddede “Hükümetçe hazırlanan kanun tasarıları bütün bakanlarca imzalanmış olarak ve gerekçesi ile birlikte Meclis Başkanlığına sunulur.

Gerekçede tasarının tümü ve maddeleri hakkında bilgiler, kaldırılması veya eklenmesi istenilen hükümlerin neler olduğu ve neden kaldırılması, değiştirilmesi veya eklenmesi gerekli görüldüğü açıkça gösterilmek lâzımdır.

Başkan, gelen tasarıları ilgili komisyonlara doğrudan doğruya havale eder ve bunu tutanak dergisine ve ilan tahtasına yazdırır.

Bu havaleye bir milletvekili itiraz etmek isterse oturumun başında söz alır.” diye yazıyor.

Değerli arkadaşlarım, Katar Devleti ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki onaylanması istenen bu anlaşmaya ilişkin tasarının konunun gereği olarak Plan ve Bütçe Komisyonuna da sevki gerekmektedir. Şimdi, bu usuli işlem gerçekleştirilmeden Gelen Kâğıtlara bunun sadece “Millî Savunma ve Dışişleri Komisyonlarına sevki” şeklinde yazılarak gönderilmesi bir hata olmuştur, eksiklik olmuştur. Bunun öncelikle düzeltilmesi gerekmektedir Sayın Başkanım.

Söz talebim buna ilişkindir. Bu usul eksikliğinin giderilmesi gerekmektedir ki diğer Plan ve Bütçe Komisyonunda ve sevk edildiği Millî Savunma ve Dışişleri Komisyonlarında görüşüldükten sonra Meclisimize gönderilmesi gerektiği düşüncesini sizlerle paylaşmak için söz aldım.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Ben teşekkür ederim.

Talebiniz tutanaklara geçti, Sayın Meclis Başkanımız gereğini takdir eder diye düşünüyorum.

LEVENT GÖK (Ankara) – Aynı şekilde benim iki talebim daha olacak Sayın Başkan.

BAŞKAN – Bir dakika, şimdi sisteme başka girenler de var Sayın Gök, onlarla ilgili de size söz veririm daha sonra.

Sayın Halaçoğlu, buyurun.

2.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, Ege Üniversitesinde meydana gelen olaylarda Fırat Yılmaz Çavuşoğlu’nun hayatını kaybetmesine ilişkin açıklaması

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, kamu güvenliğinden bahseden Başbakana Ege Üniversitesindeki terörist yapılanmayı hatırlatmak istiyorum. Koridorları PKK sembolleri ve yayınlarıyla dolu olan ve “Burası sağcılara mezar olacak.” sloganlarıyla kaplı üniversiteyle ilgili defalarca ikazda bulunulmasına rağmen Ege Üniversitesi teşkilat başkanı ülkücü şehit Fırat Yılmaz Çavuşoğlu’nun PKK teröristlerince şehit edilmesi, Hükûmetin çözüm sürecindeki aczini bir kez daha ortaya koymuştur.

Bütün tahriklere rağmen sokağa çıkmayan ülkücülerin bu şekilde sokağa çekilmek istenmesi, ülkeyi çözüm safsatasıyla oyalayanların ne denli tehlikeli bir oyun oynadıklarını göstermektedir. Yaralı olarak kırk beş dakika ambulans bekletilen ve yaralıya müdahale ettirmeyenlerle Hükûmet aynı yoldadır. Aslında paralel yapılanma, Hükûmet ve PKK arasında alışverişten başka bir şey değildir. Bunun en önemli göstergesi, 10 Temmuz 2014 tarihinde Hükûmetin çıkardığı Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un uygulanmamasıdır. Zira, bu yasayla Hükûmet terörü önlemek için Bakanlar Kurulundan bir dizi yetki almıştır. Buna rağmen iç güvenlik yasasıyla teröre karşı molotof kozunun oynanmasını anlamak mümkün değildir. Hâlbuki hâlen mevcut yasalarla molotof atanlara yirmi dört yıl hapis cezası uygulanmıştır.

Aslında Hükûmet, PKK’yı terör örgütü olarak görmemektedir. Zira teröristbaşı Öcalan’ın Türkiye’ye getirilişinin yıl dönümü olan 15 Şubatta PKK bazı il ve ilçeleri ateşe vermek ve Silopi Adliyesine molotof atmak suretiyle büyük bir tahribatta bulunmuştur fakat Hükûmet buna kayıtsız kalmıştır. Çözüm süreci anlamında PKK silah bırakmayacağını açıklamıştır. Diğer taraftan, Türkiye’ye 3 milyon adet isyan bastırma mermisi ithal edilmiştir. Bu mermiler PKK’ya karşı olmadığına göre kime karşı kullanılacaktır? Ülkücü şehidimiz Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun faillerini yakalayıp gerekli tedbiri almayanların ve bunun müsebbiplerinin er geç hesap vereceklerini herkes bilmelidir, kimse unutmamalıdır. PKK’yla iş birliği içinde olanları MHP Grubu adına lanetlediğimi özellikle belirtmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Bostancı...

3.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, Ege Üniversitesinde meydana gelen olaylarda Fırat Yılmaz Çavuşoğlu’nun hayatını kaybetmesine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.

Ege Üniversitesinde yaşanan olayda Fırat Yılmaz Çakıroğlu isminde bir öğrencinin hayatını kaybetmiş olmasından dolayı üzüntülüyüz. Ailesinin ve milletimizin başı sağ olsun.

Türkiye’de zaman zaman yaşanan bu tür olaylarda hayat kayıpları maalesef olabiliyor. Elbette bunun arkasında siyasal çatışmalar var. Hükûmetin ve AK PARTİ iktidarının yaklaşımı, Türkiye’de bu tür olayların yaşanmayacağı bir atmosferi kurmak, millî birliği sağlamak, bunu da insanların iradesi ve rızası üzerine teşekkül ettirmek çünkü bir milletin birliği ancak insanların geleceğe ilişkin hayallerinde, o ülkenin geleceğine ilişkin yapılacak, edilecek işlerde irade olarak ortak olmalarıyla mümkün olabilir. Sopayla, bağırarak çağırarak yahut da güç kullanarak millî birliği sağlamak mümkün değildir.

Çeşitli çatışmalar yaşanabilir, çeşitli farklı fikirler olabilir, yaklaşımlar farklı olabilir; siyasetin görevi bu ülkenin veya herhangi bir ülkenin sınırları içindeki insanları siyasetin olağan, meşru mecraları içerisinde tartıştırarak, görüştürerek, iktidar ilişkilerine katarak onları toplumun bir parçası hâline getirmektir. Türkiye’nin geçmişteki problemi siyasetin yollarının kapalı olması idi. Geçmişteki problemi, sopayla, güçle, şiddetle millî birliği sağlama yönünde kimi eylemlerin ve yaklaşımların bedeli olarak bunlar ortaya çıkmıştır. Elbette, böyle ortamlarda çok merkezkaç güçleri ortaya çıkar, olağan yolların kapalı olması da onların propagandası ve kitleselleşmesi bakımından bir temel oluşturur. AK PARTİ’nin yaptığı, demokratik ortamda, özgürlükler temelinde ve olağan, meşru mecralarda iktidar ilişkilerine katılarak insanların birliğini sağlamaktır. Burada da son derece başarılı olduğunu görüyoruz. 2012’nin sonundan itibaren bu ülkede çatışmalar, anlaşmazlıklar, problemler yine olmuş ama Allah’a çok şükür ciddi anlamda birtakım kayıplar yaşanmamıştır geçmişle mukayese edildiğinde. Herkes akıl ve fikir sahibi, barış herkes için iyidir. Bizim de yaklaşımımız budur. İnşallah, bu memlekette birliği ve dirliği herkesin ortak iradesiyle sağlayacağız, buna da herkesin destek vermesi muhakkak faydalıdır.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Grup Başkan Vekilinin sözlerine birkaç cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu, peki buyurun.

Bir dakika söz veriyorum.

4.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkanım, şimdi, demokrasinin en önemli unsurlarından biri hukuku uygulamaktır. Yasama organının çıkardığı kanunları uygulamadığınız takdirde demokrasiden söz edemezsiniz, siyasetten de söz edemezsiniz. Siz, Hükûmet olarak hangi yasayı ne zaman uyguladınız? Elinizde mevcut olan yasaları uygulamıyorsunuz. Silahlı terör örgütü silahlarıyla şehirleri işgal etmiş durumda, siz sessiz kalıyorsunuz. Ama, “Hiç insan ölmedi.” demeyin, sadece 6-7 Ekimde 49 vatandaşımız hayatını kaybetti bu çatışmalarda, 15 Şubatta il ve ilçeler ateş topu hâline geldi, hangi tedbiri aldınız? Tedbir almak zorundasınız Hükûmet olarak. Demokrasinin en önemli unsuru, hükûmetlerin halkın güvenliğini sağlamasıdır.

Defalarca, Ege Üniversitesinde olay olacağını ve buranın işgal edildiğini söylememize rağmen, hangi tedbiri aldınız? Sadece oraya Başbakanlık bürosu yapmakla bir şey elde edemezsiniz, siz halkın güvenliğini sağlayın. Sokağa çıkmamakta ısrar eden ülkücü gençliği sokağa dökmek için uğraşıyorsunuz. Buna asla müsaade etmeyeceğiz ama hukuku herkesin takip etmesi ve uygulaması gerekir.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Halaçoğlu.

Sisteme giren milletvekilleri var, sadece grup başkan vekillerine söz vereceğimi beyan etmiştim. Dolayısıyla şimdi söz sırası Sayın Baluken’de.

Buyurun.

5.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Halkların Demokratik Partisi olarak, 21 Şubat Uluslararası Anadil Günü’ne ve Ege Üniversitesinde yaşanan olaylara ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO üyesi ülkelerin, Amerika, Afrika ve Asya’daki azınlıkların karşılaştıkları zorluklar ve dillerin korunması kapsamında 21 Şubatı 1999 yılında, Uluslararası Anadil Günü ilan ettiğini ifade etmek istiyoruz.

Birleşmiş Milletlere göre grupların ve bireylerin kimliklerini taşımasında dil, hayati öneme sahiptir. Ancak, maalesef, ülkemizde her dilin eşit muamele görmediği, hâlâ kamusal alanda yaygınca kullanılan dillerin yasaklandığını buradan tekrar ifade etmek istiyoruz. Biz, Dünya Anadil Günü’nde dil çeşitliliğinin önemini ve ana dil kullanımının desteklenmesi gerektiğini, ana dil önündeki bütün engellerin kaldırılması gerektiğini ifade ediyoruz. Başta Kürtçe olmak üzere Lazca, Çerkezce, Ermenice, Süryanice Anadolu topraklarındaki bütün dillerin özgürleşmesi için elimizden gelen mücadeleyi ortaya koymaya devam edeceğimizi ifade etmek istiyoruz.

Öte yandan, dün Ege Üniversitesinde karşıt görüşlü öğrenciler arasında çıkan kavgada bir öğrencinin yaşamını yitirmesini büyük bir acıyla öğrenmiş bulunmaktayız. Ortada bir cenaze varken, olayların nasıl başladığını, neler yapılması gerekirken neden o önlemlerin alınmadığını belki çok detaylıca konuşamayabiliriz ancak burada önümüzdeki günlerde bütün üniversitelerdeki mevcut durumun kapsamlı bir şekilde tartışılması gerektiğini düşünüyoruz.

İç güvenlik paketinin Meclis gündemine geldiği bir dönemde, Parlamentoda gerginliğin yoğun olduğu bir dönemde, Hükûmetin Parlamentoya zorla bir yasayı dayattığı bir dönemde Ege Üniversitesinde böylesi bir hadisenin, böylesi acı bir kaybın yaşanmasını biz manidar buluyoruz. Bu olayın tabii ki arka planındaki bütün unsurları, güçleri de Hükûmet araştırmak zorundadır. Hükûmetin ne zaman ki Parlamentoda dayatmaya çalıştığı bir yasa olursa ya da seçim takvimiyle ilgili bir süreç işlemeye başlarsa bu tarz sokak hareketliliklerini âdeta bizzat planladığını biz çok iyi biliyoruz. Dolayısıyla, Ege Üniversitesinde dört gündür “geliyorum” diyen bir hadise yaşanmıştır. Dört gündür orada karşıt görüşlü öğrenciler arasında çok ciddi hadiseler olmasına rağmen, her gün Ege Üniversitesinde yüzlerce polis kampüste bulunmasına rağmen o gün ne hikmetse polisler ortadan yok oluyor ve âdeta öğrencilerin karşı karşıya geldiği bu acı olayın yaşanması için bir zemin hazırlanıyor.

Dolayısıyla bu konuda birincil sorumluluğun Hükûmete ve İçişleri Bakanlığına ait olduğunu, bu olayın arka planıyla ilgili kamuoyunu tatmin edecek açıklamalar yapılması gerektiğini, diğer üniversitelerde benzer olayların yaşanmaması için gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini ifade etmek istiyoruz.

Siyasi partilere ve tüm üniversite öğrencilerine de böylesi sıkıntılı bir ortamda ateşin üstüne benzinle gidilmemesi gerektiğini ve itidalli bir yaklaşımla, tahriklere kapılmadan, olayların daha vahim bir boyuta ulaşmaması gerektiğini Halkların Demokratik Partisi olarak ifade ediyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın, Başkanlık Divanı olarak, Ege Üniversitesinde yaşanan olaylarda hayatını kaybeden Fırat Yılmaz Çavuşoğlu’na Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı dilediklerine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Biz de sevgili öğrencimize, Divan olarak, Allah’tan rahmet diliyoruz, ailesine sabır ve metanet diliyoruz ve başsağlığı dileklerimizi sunuyoruz.

Biz de umut ederiz ki bu tarz olaylar, şiddet içeren bu tarz olaylar bir daha hiç yaşanmasın.

Evet, Sayın Gök, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

6.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, Ege Üniversitesinde meydana gelen olaylarda Fırat Yılmaz Çavuşoğlu’nun hayatını kaybetmesine ilişkin açıklaması

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, benim az önce belirttiğim konuda söz hakkım saklı kalmak kaydıyla ben de bu olayla ilgili bir değerlendirme için söz aldım. Onu da konuşmamdan sonra ifade etmek istiyorum.

Tabii, ülkemiz her konuda bütün coğrafyasında maalesef…

BAŞKAN – Sayın Gök, özür dilerim, bir açıklama yapmak için mi söz aldınız?

LEVENT GÖK (Ankara) – Hayır, bu konuyla ilgili ben de görüş belirtmek için söz aldım.

BAŞKAN – Anladım, tamam, buyurun.

LEVENT GÖK (Ankara) – Her konuda ve Türkiye’nin her coğrafyasında, gün geçmiyor ki gerek kadın şiddeti olsun gerek polis şiddeti olsun gerekse insanların aralarında geçen kavgalardan dolayı canlarımızı yitirmeyelim. Her gün medyadan, basından bu olayların nasıl olduğunu ve neler yaşandığını izlemekten gerçekten büyük bir üzüntü duyuyoruz ve dehşete düşüyoruz.

Türkiye’nin dörtte 1’i şu anda depresyonda Sayın Başkanım. Bu, ülkenin iyi yönetilemediğini, huzurlu ve güvenli bir ortam sağlanamadığını, Türkiye’nin geleceği olan gençlerin kendilerine medeni ülkelerde ne varsa o şartların Türkiye’de de olmasını arzu ettiği bir ortamda bunları karşılayamadıklarına dair beklentilerinin de yerine getirilmemesinin bir gerçeği vardır; gençler mutsuzdur, insanlarımız mutsuzdur. Böyle bir ortamda siyasal sorunların giderek arttığı ve dün de Ege Üniversitesinde Fırat isimli bir genç kardeşimizin öldürülmesiyle gerçekleşen olay -elbette bunun öncesi ve olay koşullarını değerlendirmekle birlikte- iktidarın da sorumlu olduğu bir konudur. Türkiye’yi huzura kavuşturmak ve insanlarımızın yaşam güvencesini tesis etmek iktidarın görevidir. Bu konuda dün hayatını kaybeden arkadaşımızın ailesine, bütün sevenlerine başsağlığı dileklerimi iletiyorum.

Bu olaylar tekrarlanmamalı ama ülkeyi çatışmadan ve sürekli gerginlikten uzaklaştırmak da iktidarın başlıca görevidir. Biz, bunun tam tersini görüyoruz, iktidarın ülkede güvenliği sağlamanın ötesinde çatışmayı artırıcı yasalarla, tekliflerle kamuoyunu meşgul ettiğini görüyoruz.

İktidara düşen bu görevi tekrar hatırlatıyor, genç kardeşimize Allah’tan rahmet diliyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bal, lütfen rica ediyorum, bütün…

FARUK BAL (Konya) – Efendim, rica edersiniz de benim konuşmak mecburiyetim var çünkü Fırat Yılmaz Çakıroğlu benim hemşehrim. Burada “karşıt görüşlü öğrenciler arasında” dendi. Benim onu düzeltmem lazım.

BAŞKAN – Tamam, buyurun yerinizden.

Başka kimseye söz vermeyeceğim yalnız, lütfen, özel bir durum olduğu için söz verdim.

7.- Konya Milletvekili Faruk Bal'ın, Ege Üniversitesinde yaşanan olaylarda hayatını kaybeden Fırat Yılmaz Çavuşoğlu’na Allah’tan rahmet dilediğine ve Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çakıroğlu ailesi, Akşehir’in saygın bir ailesidir. Fırat Yılmaz Çakıroğlu da benim hemşehrimdir, Allah gani gani rahmet eylesin. Gencecik bedeni, PKK terör örgütünün Ege Üniversitesinde öğrenim hakkını engellediği için toprağa verilmiştir. Bununla ilgili, basın yaygın organlarında ve buradaki grup başkan vekillerinin beyanlarında “karşıt görüşlü öğrenciler arasında çıkan çatışmadan dolayı” denilmiştir. AKP’nin Grup Başkan Vekili de ülkücüleri ima ederek “Sopayla millî birlik sağlanmaz.” demek suretiyle safını belli etmiştir.

Size gösteriyorum: Burası Ege Üniversitesi, bu fotoğrafta “PKK buradadır.” diye üniversitenin içindeki binalarda yazılar var. Devamında “PKK’nın Soma komününün 2 no.lu merkezi” diye duvarlarda yazılar var. Ege Üniversitesi, bilmeyenlere ifade ediyorum, 9 Eylül Üniversitesidir.

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – 9 Eylül farklı.

FARUK BAL (Konya) – Bunun bir anlamı vardır, 9 Eylülün ve İzmir’dedir. PKK buraya yerleşmiştir, vatan evlatlarının öğrenim hakkını zorla elinden almaktadır. Bunun neresi karşıt görüşlü öğrenci çatışması oluyor? Bu, doğrudan, Akşehir gibi bir yerden çıkıp orada geleceğini eğitim almak suretiyle hazırlamak çabası içerisinde olan bir gencin terör örgütü mensupları tarafından katledilmesidir, şehit edilmesidir. Yüce Meclisle bunu paylaşmak istedim.

Bir kez daha, Çakıroğlu ailesine sabırlar niyaz ediyorum, ülkücü camiaya sabırlar niyaz ediyorum, Fırat kardeşime de Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum, nur içinde yatsın.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bal.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Gök.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkanım, şimdi yine elime gelen “Gelen Kâğıtlar”ı incelediğimde, az önce bahsettiğim bir konuya ilişkin, bir başka kanun tasarısında da bir itirazım olacaktır. Onu dile getirmek üzere söz istiyorum.

BAŞKAN – Nedir, söyler misiniz?

LEVENT GÖK (Ankara) – İç Tüzük’ün 73’üncü maddesine göre itiraz ediyorum.

BAŞKAN – Hayır, hangi havaleye itiraz edeceksiniz?

LEVENT GÖK (Ankara) – Söylüyorum efendim: Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü ile Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Merkez Anlaşmasının Ekinde Yapılan…

BAŞKAN – Tamam, buyurun.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Meclis herkese, her zaman lazım. Meclisin çivisini çıkarmayın.

BAŞKAN – Sayın Kacır, lütfen…

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

İki dakika…

8.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, 20/2/2015 tarihli “Gelen Kâğıtlar” listesinde yer alan (1/1036) esas numaralı Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Merkez Anlaşmasının Ekinde Değişiklik Yapılmasına ve KEİ Merkezinin Kalıcı Olarak Taşınmasının Usullerine İlişkin Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın Plan ve Bütçe ile Dışişleri Komisyonlarına havale edilmelerine İç Tüzük’ün 73’üncü maddesine göre itiraz ettiğine ilişkin açıklaması

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İç Tüzük’ün 73’üncü maddesi, bizlere, bir havalesi noksan yapılan kanun tasarısı hakkında itirazda bulunma hakkı veriyor. Bunu Meclisimizde dile getirerek kanun tasarısının daha yetkin komisyonlarda da incelenmesini temin ve Meclis Genel Kuruluna geldiği zaman da eksiksiz bir şekilde görüşülmesini arzu etmek amacıyla söz almış bulunuyorum.

Şimdi, “Gelen Kâğıtlar”a baktığımız zaman Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Merkez Anlaşmasının Ekinde Değişiklik Yapılmasına ve KEİ (Karadeniz Ekonomik İşbirliği) Merkezinin Kalıcı Olarak Taşınmasının Usullerine İlişkin Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı, Bütçe-Plan ve Dışişleri Komisyonuna havale edilmiş. Ancak ben tasarının bölümlerini incelediğimde, bu kanun tasarısının, aynı zamanda, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Bilgi ve Teknoloji Bakanlığı komisyonlarında da incelenmesi gerektiğini düşünüyorum çünkü bu konuda, Başkanlığımız uygun görürse, Sanayi ve Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının da alanlarını ilgilendiren bu konunun ilgili komisyonlarımıza havalesinde sayısız yarar bulunmaktadır. İçerdiği çeşitli hükümler, bu bakanlıkların usullerine de tam uymaktadır. Bu itirazımı belirtmek üzere söz aldım.

Saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Talebiniz…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Çok kısa bir açıklama yapacağım.

BAŞKAN - Sayın Bostancı, müsaade eder misiniz, bir şey söylüyorum.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Olmayan komisyonlara sevk isteniyor efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gök. Sizin bu itirazınız tutanaklara geçti Meclis Başkanlığı gereğini yerine getirecektir.

Buyurun Sayın Bostancı. Talebiniz nedir?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Çok kısa bir açıklama yapacağım efendim.

BAŞKAN - Hangi konu hakkında?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Biraz önce Faruk Bey, imayla, ülkücülerin sopayla, şiddetle millî birliği sağlamak istediklerini ima ettiğimi söyledi. o konuda.

BAŞKAN - Açıklama mı yapacaksınız?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Evet, açıklama yapacağım.

BAŞKAN - Buyurun, yerinizden, bir dakika.

9.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, Konya Mliletvekili Faruk Bal’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Faruk Bey, sopayla millî birliği sağlamaktan bahsettiğimde ülkücüleri ima ettiğimi belirtti. Öyle bir imam yoktur. Kastettiğim, darbe dönemleri ve vesayetçi yapılardır. Türkiye’nin geçmişini, yakın tarihini bilenler, o sopayı eline alma kudretinde olanları, eline almış olanları da iyi bilirler. Bu açıklamayı yapma lüzumunu gördüm.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bostancı.

LEVENT GÖK (Ankara) – Bir itirazım daha olacak Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Gök, bir tane kaldı.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Hepsini birlikte alın ya, yormayın kendinizi.

LEVENT GÖK (Ankara) – Evet efendim, arz edeyim…

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Pakistan İslam…

LEVENT GÖK (Ankara) – Şimdi, ben konuşurken değerli kardeşim oradan bana diyor ki: “Böyle komisyonlar yok.”

Ben ihtisas komisyonlarını isterseniz size göndereyim, ondan sonra itirazınızı söyleyin.

BAŞKAN – Sayın Gök, lütfen, benimle muhatap olur musunuz.

LEVENT GÖK (Ankara) – Hayır, bir itirazı olduğu için arkadaşıma iletiyorum. “Komisyonlar yok.” diyor da, yani bu konuda, Sanayi, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu vardır.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – O Komisyonun üyesiyim ben de, siz öyle demediniz, siz o Komisyonu öyle demediniz. Tutanaklardan, istediğiniz komisyonu bir okuyun.

BAŞKAN – Sayın Gök, ben gereğini yaptım, usule uydum. Lütfen, benimle muhatap olun.

LEVENT GÖK (Ankara) – Peki, arkadaşımı bilgilendirmek istedim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun.

LEVENT GÖK (Ankara) – Yine, “Gelen Kâğıtlar”a baktığımız zaman, ikinci sırada yazılmış bulunan bir kanun tasarısını da…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Boş konuşuyorsunuz.

BAŞKAN – (1/1037).

LEVENT GÖK (Ankara) – Evet efendim, (1/1037). Veriyor musunuz bana söz?

BAŞKAN – Buyurun, iki dakika.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Varsa başka, hepsini birden oku ya, git gel yoruluyorsun Sayın Başkan.

10.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, 20/2/2015 tarihli “Gelen Kâğıtlar” listesinde yer alan (1/1037) esas numaralı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın Plan ve Bütçe ile Dışişleri Komisyonlarına havale edilmelerine İç Tüzük’ün 73’üncü maddesine göre itiraz ettiğine ilişkin açıklaması

LEVENT GÖK (Ankara) – Değerli arkadaşlarım, yani ben AKP’li arkadaşlarımızı anlamıyorum.

MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) – Ama biz sizi hiç anlayamadık ya! Anlaşılmaz oldunuz ya!

LEVENT GÖK (Devamla) – Dikkatli olmak, titiz olmak suç mu değerli arkadaşlarım.

MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) – Anlaşılmaz oldunuz.

LEVENT GÖK (Devamla) – Yani lütfen, bu titizliği siz de gösterin.

Bakın, alıyoruz, önümüze gelen tasarılar nedir ne değildir, ne getiriyor ne götürüyor; bunları inceliyoruz değerli arkadaşlarım. Bizim ciddi danışman grubumuz var, milletvekili arkadaşlarımız var bunları inceliyorlar. Yani sizin getirdiğiniz bu tasarılarda, tasarıların içine yerleştireceğiniz kimi böyle kamufle edilmiş maddelerle halkın çıkarlarına el atmanıza biz nasıl izin verebiliriz? Bu bakımdan, titiziz yani bir titizlik gösteriyoruz, bu, eleştiri konusu oluyor; tam tersine, bize teşekkür etmeniz gerekir. Yani sizin yapacağınızı biz yapıyoruz. Bakın, Sayın Başkan da bizi dikkate alıyor ve Başkanlığa bilgi vereceğini ifade ediyor. Bundan daha güzel bir çalışma yöntemi olur mu?

Ben bir muhalefet partisi milletvekili olarak, elime gelen bir tasarıyı incelediğimde eksikler görüyorum. Buradaki itirazım şudur Sayın Başkanım: Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı, Plan ve Bütçe ile Dışişleri Komisyonlarına gönderilmiş.

Şimdi, yine baktık değerli arkadaşlarım, ama bu giden komisyonlar da yetersiz. Bu tasarının da Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu ile Millî Savunma Komisyonlarına gönderilmesi gerekmektedir. İçeride, hükümlerde, bu komisyonları ilgilendiren önemli maddeler bulunmaktadır.

Ben, haklı olarak, titiz bir milletvekili olarak, incelediğim, gördüğüm eksikliği sizlere hatırlatıyorum, Sayın Başkandan da bu konuda gerekli havalenin yapılmasının teminini rica ediyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Ben teşekkür ederim.

Yine, bu konudaki talebiniz tutanağa geçmiştir; Meclis Başkanlığı gereğini yapacaktır diye düşünüyorum.

Sayın milletvekilleri, Sayın İdris Baluken ve Sayın Hasip Kaplan’ın 58’inci maddeyle ilişkin 2 adet talepleri var. Bir düzeltme yapacağım, sizi dinleyeceğim.

Sayın Hasip Kaplan da, Sayın İdris Baluken de “19, 20 Şubat” demişsiniz ama 58’inci maddede “geçen birleşim” deniliyor; biz 20 Şubatı almak durumundayız

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – 20 Şubat.

BAŞKAN – “Burada 19, 20 Şubat” yazıyor.

Taleplerinizi alacağım, tutanakları getirteceğim ve size söz vereceğim inceledikten sonra.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Efendim, tutanaklar elimizde zaten.

BAŞKAN – Ben bir alayım tutanakları da öyle not edeyim.

Nedir düzeltmek istediğiniz şey, onları bir kayda geçirelim, ona göre düzeltelim Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Evet, Sayın Başkan, dünkü oturumda benim kullanmış olduğum bir cümlede şöyle bir ibare var: “Tüm siyasi partilerden özellikle ricam şudur: HDP’yi bir hakaret argümanı olarak kullanma anlayışsızlığından ve etik dışı davranışlardan lütfen vazgeçsinler.” Tabii, aslında, dün, bu işi yapan daha çok AKP Grubu ve MHP Grubuydu. Cumhuriyet Halk Partisini burada bu genel cümle içerisinde zan altında bırakan bir durum ortaya çıkmıştır. O nedenle bu durumu düzeltmek istiyorum.

BAŞKAN – Tamam, böyle bir ifadeniz varmış, düzeltmek istiyorsanız buyurun.

İki dakika…

VI.- GEÇEN TUTANAK HAKKINDA KONUŞMALAR

1.- Bingöl Mliletvekili İdris Baluken'in, 20/2/2015 tarihli 59’uncu Birleşimdeki bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin konuşması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Dün ifade ettiğim gibi, genel olarak kullanmış olduğum bir cümlede sanki AKP ve MHP’nin yaptığı şeyi Cumhuriyet Halk Partisi de yapmış gibi bir algı ortaya çıkmış ve CHP’li milletvekillerinden ve seçmenlerden bu yönlü bize bazı uyarılar geldi, onu düzeltmek için söz aldım. Dünkü kullandığım cümlelerde CHP Grubunu kastetmediğimi, CHP’nin siyasi parti teşkilatlarını kastetmediğimi buradan ifade etmek istiyorum.(X)

Değerli milletvekilleri, önemli bir yasa tasarısı görüşülüyor. Yani neredeyse bir haftadır bu Meclisin gündemi kilitlenmiş durumda, gerilim had safhada. Bu gerilimin sokak yansımalarıyla ilgili hepimiz kaygı taşıyoruz. Önemli toplumsal olaylar çıkınca bunun önünü almakla ilgili, gerçekten, toplumun genelinde büyük bir kaygı var. Toplumun yüzde 50’lik iki kesimi arasında giderek artan bir kutuplaşma durumu söz konusu. Buradan defalarca bu yanlış gidişatla ilgili kararın gözden geçirilmesi çağrısını, bu yasa tasarısının Komisyona çekilerek her 4 siyasi partiden temsilcilerle tekrar bir uzlaşma arayışı olması gerektiğini ifade ettik. Ama anladığımız kadarıyla, AKP Hükûmeti, bu gerilimden seçim adına bir rant devşirmeyi önüne koymuş. İşte, Eğe Üniversitesindeki olay da öyle. Belli ki seçim sürecinde siz Kürt öğrencileri ülkücü öğrencilerle karşı karşıya getirmeye ya da siyasi partilerin kitlelerini karşı karşıya getirip gerilimin bir parçası hâline getirmeye ve aradan da seçimde barışçıl bir pozisyonla sıyrılmayı hedef olarak önünüze koymuşsunuz.

Bunun son derece tehlikeli bir yaklaşım olduğunu, bu ülkede yaşanacak her cinayetten, her acı olaydan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Baluken

İDRİS BALUKEN (Devamla) -…Hükûmetinizin birinci derecede sorumlu olduğunu ve bu yasa tasarısının da giderek bu gerilimi artıracağını tekrar ifade etmek istiyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

AHMET BERAT ÇONKAR (İstanbul) – Biz sizi çok iyi görüyoruz, neden sorumlu olduğunuzu çok iyi görüyoruz.

BAŞKAN - Sayın Hasip Kaplan, size -58’inci maddeye göre söz talepleri var- görüşmeler esnasında söz vereceğim.

Buyurun Sayın Gök, bir şey mi istemiştiniz?

LEVENT GÖK (Ankara) – Ben isteğimi bildirdim efendim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Gündeme geçmeden…

BAŞKAN – Öyle bir kısıtlama yok.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Yani gündeme geçmeden önce…

BAŞKAN – 58’inci maddede öyle bir kısıtlama yok, her an bunu yapabilirsiniz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sizde yok ama Sadık Yakut’ta var Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Çünkü milletvekili arkadaşlar çoğunlukla getiriyorlar. Meclis akışı içinde tutanakları da karşılaştırarak söz vereceğim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, bana söz verip de Hasip Bey‘e söz vermemenizin gerekçesi nedir acaba?

BAŞKAN – Sayın Baluken, baktık tutanaklara. Siz de söyleyin, bulabilirsek tutanağı...

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ama aynı günün tutanakları var elinde.

BAŞKAN – Bakalım, söyleyin, nedir?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Aynı günün tutanakları var. Yani benim cümlemi önceden ben iletmedim oraya.

BAŞKAN – Neyi düzeltmek istiyorsunuz Sayın Kaplan?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – İdris Bey, kendi konuşmaları ve tutanağıyla ilgili konuştu. Benim konuşmam da tutanağım da ayrı.

BAŞKAN – Ben size soruyorum şimdi “Neyi düzeltmek istiyorsunuz?” dedim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Yani ben anlamadım, niye bu…

BAŞKAN – Ben size soruyorum şimdi, siz neyi düzeltmek istiyorsunuz? Tutanaklardan karşılaştıracağım. Hangi cümlenizi…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, tutanaklarla ilgili benim bir talebim var İç Tüzük 58’e göre…

BAŞKAN – Ondan bahsediyoruz Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) –…ve burada çok açık olarak Hükûmet tasarısı içindeki teklifler geri çekilmiş olduğundan ve bu da Genel Kurulda kabul edildiğinden bunların çıkarılması ve raporun ve başlığın yeniden düzenlenmesi talebim vardı.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Hayır, kabul edilmedi.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bununla ilgili talebimden sonra Sayın Başkan olduğu gibi okudu ve okuduğunda da teklifi çekilen arkadaşlarımızın isimlerini tekrar okudu yani teklifi çekilmiş, Genel Kurul kabul etmiş ve orada söz aldık ve Sayın Başkan bizim sözü yarım bıraktığı için onu tamamlamak zorundayım. Yani, orada bir eksik var, onun için söz alıyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayfa 87, saat 01.50, 20 Şubat oluyor.

BAŞKAN – Tamam.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – O tutanaktaki konuşmam ve arkasından da sayfa 94’te tasarı okunuyor, aynısı yine, talebim var ve bunun devamında -01.50, sayfa 98- yine Başkan aynı şeyleri okuyor ve burada ben “Sayın Başkan…” diyorum, Başkan bize söz vermeden bu konuda “Bir saniye…" diyor, “Sayın Başkan…” diyorum ve söz vermeden direkt görüşmelere geçiyor. Yani, bu tutanakla, bu raporla ilgili benim sözlerim tamamlanmamış oluyor, bunu tamamlamak istiyorum.

BAŞKAN – Şimdi, 58’e uymuyor bu talebiniz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Uyuyor efendim, düzeltiyorum yani.

BAŞKAN – Uymuyor çünkü siz diyorsunuz ki: “Benim sözüm kesildi ve sözümü tamamlayamadım.”

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Şimdi, Sayın Başkan, bakın, benim tutanakta talebim var.

BAŞKAN – Sayın Hasip Kaplan, çok iyi duydum ve sizi anladım.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bu yanlış Sayın Başkan.

BAŞKAN – Ama, 58’inci madde -Sayın Baluken’in yaptığı gibi- geçen tutanaktaki bir beyanınızın yanlış anlaşılmasını önlemek için söz talebidir.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – İşte, bu ilk talebim…

BAŞKAN – Ama, siz diyorsunuz ki: “Benim konuşmam yarım kaldı, onu tamamlamak istiyorum.” Bu 58’e uymuyor, kusura bakmayın.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, ilk talebim, tutanakta olan -açık söylüyorum- çekilen tekliflerle ilgili ifademi anlaşılır olması için düzelteceğim çünkü diyeceğim ki: “Yani -bu 87’nci sayfada, 20 Şubat- bunun rapor kapağında, tasarı kapağında böyle yazılmasını istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Hasip Kaplan, bu talebiniz 58’inci maddeye uymuyor, lütfen.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Efendim, uyuyor.

BAŞKAN - Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, tutumunuz hakkında söz istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Hasip Kaplan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Bakın, Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Kaplan, lütfen!

HASİP KAPLAN (Şırnak) - 58 çok açık, 58 takdirî bir konu değil.

BAŞKAN – Gündem dışı ilk söz, 21 Şubat Dünya Anadil Günü nedeniyle söz isteyen Ağrı Milletvekili Sayın Halil Aksoy’a aittir.

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, tutumunuz hakkında, taraflı tutumunuz hakkında söz istiyorum. Sizin bu…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Aksoy. (HDP sıralarından alkışlar)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Aleyhte söz istiyorum.

BAŞKAN – Lütfen, maddeleri…

Bakın, bütün arkadaşlarınız söz aldı, 58’inci maddeye uygun olarak ben de söz verdim, beyanlarını düzelttiler, böyle gidiyoruz. Siz diyorsunuz ki: “Benim beyanım yarım kaldı, ben o beyanımı tamamlamak istiyorum.”

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Şimdi bakın, Sayın Başkan, 58’inci…

BAŞKAN – Lütfen…

Geliyor musunuz Sayın Halil Aksoy?

HALİL AKSOY (Ağrı) – Sayın Başkan, lütfen ayaktaki vekili bir ikna edin, ondan sonra…

BAŞKAN – Geliyor musunuz Sayın Halil Aksoy?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, benim talebimi…

BAŞKAN – Tamam, ben diğer konuşmacıya geçeyim, sizi sonra çağırırım.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, 58’e göre benim talebimi almıyorsunuz. Tutumunuz hakkında söz istiyorum.

BAŞKAN – Gündem dışı ikinci söz…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - …Erzincan ilinin sorunları hakkında söz isteyen Erzincan Milletvekili Sayın Muharrem Işık’a aittir.

Buyurun Sayın Işık.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Böyle bir yönetim olmaz Sayın Başkan!

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, böyle bir yönetim tarzı olmaz!

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, hayır, usul tartışmasını öne almak zorundasınız.

BAŞKAN- Böyle bir talep de yok.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hayır, İç Tüzük 63’te net yazıyor Sayın Başkan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, ya 58’e göre talebimi alırsınız ya da tutumunuz hakkında usul tartışması açacağım.

BAŞKAN – Tamam, ben şunları tamamlayayım, düşünürüz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Hayır efendim, keyfinize göre değil, bunun sırası vardır.

BAŞKAN – Sayın Muharrem Işık, buyurun.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Usul tartışması diğer işlerden önce görüşülür Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sizin söylediğiniz işlemin dışında bir işlem yapıyorum şu anda ben.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Hayır efendim, çok açık, burada 58’in durumu çok açıktır.

BAŞKAN – Sayın Işık, geliyor musunuz?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Niye tartışma yaratıyorsunuz Sayın Başkanım?

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, toplantımızı sağlıklı yapalım yani versek ne olur Allah aşkına.

BAŞKAN – O yüzden Muharrem Bey’in gelmesi gerekiyor Sayın Gök.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Usul tartışması açabilirsiniz Sayın Başkan.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

Muharrem Bey, lütfen…

BAŞKAN – Sayın Işık…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Muharrem Bey, lütfen…

LEVENT GÖK (Ankara) – Muharrem Bey, şu tartışmayı bekleyelim, usul tartışması açılacak.

BAŞKAN – Peki, peki, tamam, anlaşıldı, biraz daha vakit kaybetmemiz gerekiyor.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hayır efendim, şu ana kadar…

BAŞKAN – Siz usul tartışması mı açmak istiyorsunuz? Tamam.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Lehte.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Lehte.

LEVENT GÖK (Ankara) – Aleyhte.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Lehte.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Aleyhte.

BAŞKAN – Sayın Kaplan aleyhte, Sayın Halaçoğlu lehte, Sayın Levent Gök aleyhte, Sayın Doğan Kubat lehte.

Tutumum hakkında, lehte söz isteyen Sayın Halaçoğlu, buyurun.

Üç dakika…

VII.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, İç Tüzük’ün 58’inci maddesine göre söz isteyen Hasip Kaplan’a söz vermemesine yönelik tutumunun İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, 58’inci madde “Bir milletvekili veya bakan kendisine ait olup geçen birleşim tutanağında yer alan bir beyanın düzeltilmesi hakkında söz isterse, Başkan, beş dakikayı geçmemek üzere söz verir.” diyor. Dolayısıyla, bu her milletvekilinin hakkı. Yani, burada biz sürekli olarak Tüzük’ün uygulanması gerektiğini söylüyoruz. Tüzük tam olarak uygulandığı takdirde zaten bu problemlerin olacağını düşünmüyoruz; çatışmaların, kavgaların olacağını da düşünmüyoruz. Dolayısıyla, bir milletvekili eğer söz istiyorsa, birine verip birine vermemek, zannediyorum ki asıl çatışmanın veya kargaşanın veya itirazların temel sebebinin bu olduğu ortaya çıkıyor.

Şimdi, burada tabii ki lehinde diye söz aldım ama ben neyin lehinde söz aldım? Tüzük’ün 58’inci maddesinin lehinde söz aldım. Dolayısıyla, 58’inci madde neyi gerektiriyorsa… Milletvekillerinin taleplerini, düzeltmek istedikleri konuyu burada açıkça düzeltmelerinde büyük bir fayda vardır. Bu da aslında daha iyi, Millet Meclisimiz için daha iyi. Çünkü, hem Meclisin onuru açısından hem milletvekillerinin onuru açısından hem de kamuoyuna bu gibi konularda verilmiş yanlış beyanlar veya anlaşılmalar varsa bunların düzeltilmesi açısından son derece önemli bir madde diye düşünüyorum 58’inci maddeyi.

Bu bakımdan, Sayın Başkan, bu gibi konularda mesela usul tartışmaları açılıyor. İşte “Onu düşünürüm.” Hayır, düşünme imkânınız yok Tüzük’e göre, bunu vermek durumundasınız. Eğer usul tartışması açılıyorsa usul tartışmasının gereği yerine getirildiğinde, sanıyorum, kaybedilecek zamandan daha az bir zaman içerisinde problemlerin çözümlenmesi daha kolay olur. Yani, veriyorduk vermiyorduk, onun tartışmaları aslında Meclisi daha fazla meşgul ediyor, daha büyük zaman kayıplarına sebep oluyor. Bu gibi konularda hassasiyetimizi sürdürmemiz gerekir.

Değerli arkadaşlar, zaman zaman her milletvekilinin yapmış olduğu konuşmalarda yanlış anlaşılmalar söz konusu olabilir yani sizin hedefiniz farklı bir şeydir, anlatmak istediğiniz farklı bir şeydir fakat ifadeler başka anlamlara da gelebilir. Yani, Türkçenin böyle bir durumu da söz konusudur, çok geniş bir anlama yayabilirsiniz Türkçe kelimeleri. Bundan dolayı onların yeniden açıklanma zarureti doğabilir. Bu zaruretin yerine getirilmesini sağlamak tabii ki Meclisin doğru işlemesi konusunda da en önemli etkenlerden birisidir. Bu bakımdan, ben bu tür taleplerin yerine getirilmesi konusunda gerekli hassasiyetin gösterilmesinin uygun olduğunu düşünüyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Aleyhte, Sayın Hasip Kaplan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, tabii, orada hâlâ resmî yetki yazınız olmadığı için korsan bir şekilde oturuyorsunuz, işgal etmişsiniz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Geldi, geldi, şu an var.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Onun var.

HASİP KAPLAN (Devamla) – İki gündür siz ve Sadık Yakut korsan bir şekilde işgal etmişsiniz, sonra milletin vekili söz istediği zaman da “İstersem veririm.” diyorsunuz ve bu İç Tüzük’ü ihlal ediyorsunuz. Çok açık, eğer tutanakla ilgili bir düzeltme istiyorsa vekil, vermek zorundasınız.

Peki, niye vermiyorsunuz? Bir konuşmacıya veriyorsunuz, birine de “Keyfim isterse veririm.” diyorsunuz. Ya, böyle bir keyfî yönetim tarafsızlık içine dâhil edilebilir mi? Vicdanınıza sığıyor mu bu? Ben Hasip Kaplan olduğum için bunu bana yapmıyorsunuz; ben oylarını alarak geldiğim milletin, milyonların temsilcisi olduğum için, milletin iradesine saygısızlık ediyorsunuz. Siz o kürsüde, Cemil Çiçek bu kürsüye gelip resmî bir yazı vermediği sürece, şu an işgalci konumundasınız, korsan bir Başkanlık Divanı var ve ben burada size çok ciddi bir uyarıda bulundum, açıkladım da.

Bakın, ne demişim… Bu bir tasarı diye geçiyor, değil mi arkadaşlar? Bu tasarıyla ilgili geçen oturumda demişim ki: Teklifler de var içinde. Kimin teklifi vardı? Ertuğrul Kürkcü’nün, Mersin Milletvekilimizin. Kimin vardı? İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun vardı. Kimin vardı? Muhalefetten başka milletvekillerinin vardı. Şimdi, bunlar dilekçe verdiler Başkanlık makamınıza ve geri çektiler ve sizler de oyladınız. Geri çekildikten sonra bunlara bu tekliflerin artık okunmaması lazım; teklif düşmüştür, teklif geri çekilmiştir. Hükûmet, tasarısını kendi çeker, milletvekili kendi teklifini çeker. Bunu da Genel Kurulun oylarına sundunuz.

Şimdi, hâl, vaziyet buyken hâlâ bu tasarıda bu isimler geçiyor. “Bu ayıbın içinde olmak istemiyoruz." diyorlar, “Bu faşizm paketinde adımız geçmesin." diyor milletvekili arkadaşlarımız. Böyle olmasına rağmen, bakıyoruz ki saat 01.50’de 20 Şubat günü Sadık Yakut burada bunu okuyor burada, tasarının içinde tekrar çekilmiş teklifleri. Yetmiyor, saat 01.50’den sonraki açıklamada da tekrar okuyor. Şimdi, ben burada, tutanaktaki beyanımı şu şekilde düzeltiyorum, diyorum ki: Bu teklifler çekilmiştir, o zaman siz de bu teklifleri iade edin. Raporun üstündeki yazıyı çıkarın, doğru dürüst, Meclise getirin ve bunu da oylamaya sunun. Bizim tutanakla ilgili talebimiz oylamayı gerektiren bir durumdur, Genel Kurulun oylarına sunun, buyurun. Söylediğimiz bu. Bunun için de bu kadar kıyamet koparırsanız iki dakika yerine on iki dakika kaybedersiniz. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Doğan Kubat, lehte. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; açılan usul görüşmesinde Başkanlığımızın tutumunun lehinde söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım.

Öncelikle Sayın Kaplan’ın “Teklifler geri çekildi, tasarı metninden çıktı, dolayısıyla Başkanlık makamınca okunmaması gerekir.” iddiası yerinde iddia değil. Sayın Kaplan’ın hatırlaması lazım, 75’e göre Genel Kurul bunları reddettiği için tasarı metninde tekliflerle birlikte işlem görüyor.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Zorla mı orada tutuyorsunuz Doğan Bey?

MEHMET DOĞAN KUBAT (Devamla) – Sevgili Başkanım…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Yani, insanların iradesine saygılı olsanız Genel Kurulda.

MEHMET DOĞAN KUBAT (Devamla) – Yok, yok. Efendim, iradeye saygılı…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – İnsanlar orada ismi geçsin istemiyor.

MEHMET DOĞAN KUBAT (Devamla) – Bu istifa değil. Tüzük açık, Genel Kurul kararı olmadıkça böyle bir işlem yapılamaz.

Öte yandan, değerli arkadaşlar, İç Tüzük’ten kaynaklı hak ve yetkiler kullanılıyor. Nasıl kullanıldığını da burada görüyoruz. Şimdi, Türk Medeni Kanunu’nun 2’nci maddesi çok açık bir kural getiriyor: “Herkes haklarını kullanırken, borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” Gerek doktrinde gerekse yargı kararlarında dürüstlük kuralının, sadece Türk Medeni Kanunu’nu değil, Türk hukuk düzeninin tamamını kapsayan genel bir ilke olduğu da kabul edilmektedir. Benim ricam, bu çerçevede hak ve yetkiler kullanılırsa tahmin ediyorum çok daha yararlı bir çalışma düzenimiz olur.

58’inci madde geçen tutanak hakkında konuşma hakkını düzenliyor. Evet, bu hak tanınmış fakat Sayın Başkanlığa, ayağa kalkıp “Ben geçen birleşimdeki şu beyanımı düzeltmek istiyorum.” denildiği vakit Başkanlığın da bu beyanın tutanakta olup olmadığının mahiyetini tetkik etmek için bir zamana ihtiyacı var. Sayın Baluken söz talebinde bulunduğu zaman Başkanlık Divanında, Başkanımız “bu tutanak metni bende de var, karşılaştırdım, ona istinaden...” Sizin talebinizi…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Aynı metin, aynı metin ya!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Aynı metin, aynı metin. Kubat, çuvalladın arka arkaya, kusura bakma!

MEHMET DOĞAN KUBAT (Devamla) – Şöyle, Sayın Kaplan…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Benim bütün konuşmalarımı özellikle mi takip ediyorlar, nasıl yani?

MEHMET DOĞAN KUBAT (Devamla) – Sayın Kaplan, sizin talebinizi reddetmedi Başkan. “Beyanınıza göre tutanak karşılaştırması yaptıktan sonra ben size uygun bir zaman diliminde söz vereceğim.” dedi, bunu çok açık söyledi. Burada birleşimin başında söz vereceğine dair bir kayıt da yok. Başkanlık bu konuda takdir hakkına sahip, tıpkı sürede olduğu gibi. Kaldı ki beyan düzeltilecekse eğer, bu noktada gerçekten uygun bir zaman diliminde Başkanlık bunun karşılaştırmasını yaptıktan sonra bu yapılabilir ama ağızdan çıkan bir söz olacak ki o beyan düzeltilmiş olacak. Şimdi, tutanaklarda olmayan bir şeyi siz tamamlama ifadenizi dile getirdiniz, “Tamamlamak istiyorum.” dediniz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – “Düzenleyebilir.” diyor.

MEHMET DOĞAN KUBAT (Devamla) – Ama bu da araştırmaya ihtiyaç duyulan bir konu. Başkanlığın da bunu araştırıp incelemekten başka yapacağı bir şey yok ve sonunda da inceler, talebiniz yerindeyse söz verir.

Dolayısıyla, Sayın Başkanımızın tutumu yerindedir.

Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, sayın hatip…

BAŞKAN – Lütfen…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – …direkt isim vererek “Bu İç Tüzük bunu böyle diyor, Medeni Kanun’da şöyledir şöyledir.” deyip bizim beyanımızın İç Tüzük’e uygun olmadığını… Ve “Yanlış biliyor.” dedi ve sataştı.

BAŞKAN – Şimdi, sayın milletvekilleri...

HASİP KAPLAN (Şırnak) – “Yanlış biliyor.” dedi.

BAŞKAN – Kusura bakmayın...

Şimdi, burada birbirimizi eleştirebiliriz, birbirimizin doğrusunu yanlışını düzeltebiliriz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sataşma var efendim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sataşma var Sayın Başkan.

BAŞKAN – Şimdi, burada “İç Tüzük öyle değil, böyle.” diyen bir arkadaşta ne gibi bir sataşma olabilir?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – “Arkadaşımız yanlış biliyor.” diye bana sataştı.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – “Yanlış biliyor.” demek, sataşmadır Sayın Başkan.

BAŞKAN – Siz usul tartışması açtınız, biz şu anda bunu görüşüyoruz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, yanlış bilmiyorum, doğru biliyorum. Kendisi yanlış biliyor. “Yanlış biliyorsun.” sataşmadır.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, “Hasip Bey yanlış biliyor, yanlış ifade etti.” dedi. Sataştı yani.

BAŞKAN – Ben, Sayın Hasip Kaplan’la konuşuyorum Sayın Baluken şimdi.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Şimdi, “Yanlış biliyor.” dedi, sonra da İç Tüzük dışında bazı düzenlemeler…

BAŞKAN – Tamam, peki, düzeltin o zaman.

İki dakika.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bak, ne güzel oldu.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Doğan Kubat’ın usul görüşmesiyle ilgili yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Kubat, boşuna efor harcama burada. Sana İç Tüzük dersi verebilirim. Ama bu Meclisin hukukunu İç Tüzük belirliyor, anladınız mı, Medeni Kanun değil. Eğer Medeni Kanun düzenleseydi, eğer vicdan kanunları düzenleseydi, eğer hukuk kanunları düzenleseydi, eğer adalet kanunları düzenleseydi, eğer insanlık kanunları düzenleseydi, bu kürsüde kadınlara saldırı olduğu zaman işlerdi bu İç Tüzük.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Kadınlar saldırdı ya...

HASİP KAPLAN (Devamla) – Burada 3 metreden düşürülen muhalefet milletvekilleri ölüm derecesine geldiğinde işlerdi.

“Ben şu şu milletvekilini tokmakla dövdüm.” dediği zaman bu Mecliste bu işlerdi. Eğer bu İç Tüzük işleseydi, bu işlerdi.

Eğer bu Başkanlık Divanı objektif olsaydı, bu kadar hakaret, bu kadar küfür, bu kadar şiddet görüntüsü olmazdı bu Mecliste.

Sizin milletvekilleriniz çıkıyor televizyona, dobra dobra diyor ki: “Şunu şunu vurdum.” “Sabahat Tuncel’i kürsüde vurdum.” diyor. Arkasından “Musa Çam’ı burada vurdum.”, arkasından “Refik Eryılmaz’ı tokmakla vurdum.” diyor, arkasından da sizin Başbakanınız -onu muhalefet partisi milletvekili zannediyor- diyor “Muhalefet şiddet uyguluyor.” E be vicdan sizde, e be insaf sizde yoksa, insaf ve vicdan sınırlarınızı aşmakta tereddüt etmiyorsanız, burada benim istediğim bir düzeltme talebini… İnsanlar sizin tasarınızın içinde olmak istemiyor, sizin bu işkence ve faşizm tasarısının içinde yer almak istemiyor, suç ortağınız olmak istemiyor. Bu hakkı siz niye tanımıyorsunuz milletvekillerine? Çektiler tekliflerini.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – İradeye saygılı olun.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Çektilerse sizin de -Genel Kurul da oyladı o zaman- yapacağınız bir tek namuslu ve dürüst şey vardır: Hakkını teslim etmektir, rızasını teslim etmektir.

Sayın Başkan, bu Genel Kurulun oyuna sunulması gereken bir konudur. Onu oya sunun. (HDP sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Kubat’a cevap vermedin yalnız.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bilmiyor ki Medeni Kanun’u.

BAŞKAN – Sayın Gök…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Kubat’a cevap veremedin, Kubat’a.

ŞENOL GÜRŞAN (Kırklareli) – İç Tüzük’le övünüyordun ama veremedin.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Neye cevap veremedi? Söz al konuş, söz al konuş Ramazan!

BAŞKAN – Sayın Gök, lütfen…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – İsterseniz size de biraz ders vereyim mi bu konuda? Medeni Kanun’un değil İç Tüzük’ün bu Mecliste çalıştığını…

BAŞKAN – Sayın Gök, işlemi tamamlamak istiyorum, lütfen gelir misiniz kürsüye.

MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) – Veremedi, veremedi…

BAŞKAN - Lütfen kürsüye gelir misiniz. Ben sizi kürsüye çağırıyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Varsa bir şey kürsüye çıkarsınız.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sizin hukukunuz küfür ve inkâr. Hukukunuz başka sizin. Sizin kendinize özgü bir hukukunuz var.

BAŞKAN – Buyurun.

VII.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER (Devam)

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, İç Tüzük’ün 58’inci maddesine göre söz isteyen Hasip Kaplan’a söz vermemesine yönelik tutumunun İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında (Devam)

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Başkanın tutumu hakkında aleyhinde söz aldım. Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Şimdi, değerli milletvekilleri, az önce konuşan AKP sözcüsü Sayın Kubat Medeni Kanun’un 2’nci maddesini okuyarak bir hakkın kötüye kullanılmaması gerektiğinden bahsetti. Yani iyi bir hukukçu olduğuna inandığım bu arkadaşımın bu sözlerinin ne anlama geldiği konusunda gerçekten düşündüm ve Anayasa’yı arkadan dolanarak, kanunların da üstünde olan Anayasa’yı değiştirecek bir kanun tasarısını buraya getirmek, bu hakkın kötüye kullanılması değil de, İç Tüzük’ten kaynaklanan bir masum talebin, yer almış bir talebin kullanılması hakkın kötüye kullanılması olacak. Bunu kabul etmek olanaklı değildir. Burada, ayrıca Başkanın da “Ben takdir ederim, oturumun bir köşesinde size söz veririm.” deme hakkı yoktur. Aynen şöyle der: “Bir beyanın düzeltilmesini isteyen milletvekili söz isterse, Başkan, beş dakikayı geçmemek üzere söz verir.” Ne zaman verir? Söz isterse verir.

Şimdi, değerli milletvekilleri, burada biz İç Tüzük’e uygun davranıyoruz. Bakın, bunlar size lazım olacak. 7 Haziran seçimlerinden sonra bir muhalefet partisi olarak AKP milletvekilleri… (AK PARTİ sıralarından gülüşmeler)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Son gülen iyi güler.

LEVENT GÖK (Devamla) – Burada muhalefet partisi milletvekillerinin beş gündür İç Tüzük’ten kaynaklanan haklarını nasıl kullandıkları konusunda bir staj görüyorsunuz şu anda, bir deneyim kazanıyorsunuz.

AHMET YENİ (Samsun) – Rüya görüyorsunuz.

LEVENT GÖK (Devamla) – On iki yıldır iktidarda olan bir partinin muhalefetin haklarını bilmesi beklenemez, bunları bizlerden öğreniyorsunuz, yani bizlere teşekkür etmeniz gerekir, burada sizlere -deyim yerindeyse- bir pratik kur yaptırıyoruz değerli arkadaşlar, bunları öğreneceksiniz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Siz iyi öğrendiniz.

LEVENT GÖK (Devamla) – 8 Hazirandan sonra bunlar size lazım olacak. Diyeceksiniz ki: “Bakın, o zaman böyle yapmıştınız.” Biz o zaman “Haklısınız.” diyeceğiz. Yani bunların hepsi Tüzük’e uygun, teamüllere uygun davranışlar ama bunlardan dolayı yararlanacağınız bilgiler var; bu olaya böyle bakın.

AHMET YENİ (Samsun) – Hayal görüyorsunuz.

LEVENT GÖK (Devamla) – 8 Hazirandan sonra bunlar size lazım olacak. (AK PARTİ sıralarından gülüşmeler) Biz burada Cumhuriyet Halk Partisi olarak oturduğumuzda, o zaman sizler talep edeceksiniz ve biz de sizin bu isteklerinizi haklı karşılayacağız.

AHMET YENİ (Samsun) – 400, 400…

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – O tarafa doğru yayılacağız.

LEVENT GÖK (Devamla) – Ama elbette, biliniz ki, bu Meclise kanun getirdiğimiz zaman, hele temel hakları, hürriyetleri ilgilendiren kanunlar getirdiğimiz zaman muhalefetin hepsinin görüşünü alacağız… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan, duyamıyoruz, duyamıyoruz.

LEVENT GÖK (Devamla) – …bir toplumsal mutabakat sağlayacağız; sizin yaptığınız gibi, hakları gasbederek, muhalefeti sindirerek, tehdit ederek, saldırarak değil.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Ama oradan baş sallamakla olmaz.

AHMET YENİ (Samsun) – 400’le geliyoruz, 400’le.

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – 400, 400…

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – 400 milletvekili, 400…

SELAHATTİN KARAAHMETOĞLU (Giresun) – Siz avucunuzu yalayacaksınız.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sizin yaladığınız gibi mi?

LEVENT GÖK (Devamla) – Böyle bir konuda, Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olduğunda nasıl bir iktidar anlayışı olduğunu göreceksiniz; ülkemizi huzura, güvenliğe nasıl götürdüğümüzü göreceksiniz ve İç Tüzük’ün uygulamasını da rahatlıkla yapacaksınız.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) – AK PARTİ 10- Muhalefet 0.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri…

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Dört yıl sonra Şirin Paşa’ya da laf attırdınız kendinize.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan, 28 Şubatta Hava Kuvvetlerinin içerisindeki Truva atı olan Ünal Şirin’in söyleyeceği bir şey varsa gelsin, orada söylesin, yerinden söz atmasın.

BAŞKAN – Lütfen yerinize oturur musunuz.

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Şirin Ünal o, Ünal Şirin değil.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Neyse…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, süreci tekrar hatırlatmak istiyorum. 58’inci maddeyle ilgili 2 tane talep geldi…

SELAHATTİN KARAAHMETOĞLU (Giresun) – Gülün, gülün; son gülen iyi güler.

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Daha adımı bile bilmiyorsun be! Şirin Ünal, Ünal Şirin değil.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Biliyorum, biliyorum. Olabilir, yer değiştirin.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

Sayın Serindağ, biraz önce milletvekilleri konuşuyor diye benden susturulmasını istemiştiniz, şimdi ben konuşuyorum, sizden de aynı hassasiyeti bekliyorum.

Sayın milletvekilleri, gelişmeyi, bu noktaya nasıl geldiğimizi bir özetlemek istiyorum.

Şimdi, 58’inci maddeye uygun iki tane talep vardı, birisi Sayın İdris Baluken’in, birisi de Sayın Hasip Kaplan’ın. Sayın İdris Baluken’e ve Sayın Kaplan’a dedim ki: “Size söz vereceğim. Yalnız, neyi düzeltmeyi istediğinizi lütfen söylerseniz, tutanaklardan karşılaştıracağız ve ona göre söz vereceğiz.” Sayın İdris Baluken söyledi, gerekçesini de anlattı. Biz de tutanaklardan baktık, karşılaştırdık, “Doğru.” dedik, iki dakika söz verdik. Sayın Hasip Kaplan geçen tutanağı okurken “Biraz sonra açıklayacağım bir nedenden dolayı sözüm yarım kaldı.” dedi ve bunun üzerine söz talep etti 58’e göre. 58’inci maddeyi ise tekrar etmekte yarar var: “Bir milletvekili veya bir bakan kendisine ait olup geçen birleşim tutanağında yer alan bir beyanın düzeltilmesi hakkında söz isterse, Başkan, beş dakikayı geçmemek üzere söz verir.” diyor, “Yarım kalan bir beyanı düzeltmek için…” demiyor.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, 87’nci sayfa diye size özellikle tutanaktan…

BAŞKAN – Bir saniye, müsaade eder misiniz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – 87’nci…

BAŞKAN – Dolayısıyla…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ya, niye çarpıtıyorsunuz? Burada benim konuşmam, tutanakta var.

BAŞKAN – Ben şu anda 58’i konuşuyorum.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Yani, gözümüzün içine bakarak yapmayın. 87, sayfa bile söylüyorum size, daha ne diyeyim!

BAŞKAN – Dolayısıyla da ben Sayın Hasip Kaplan’a bu talebinin 58’inci maddeye uygun olmadığını söyledim. Kendisi usul tartışması açtı. Usul tartışmasından sonra da tutumumu değiştirmedim, değiştirmediğimi beyan ediyorum. Bu bir.

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü’nün (2/1632) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çekme talebiyle ilgili Genel Kurulun karar vermesi gerektiğine ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının 21/2/2015 tarihli 60’ıncı Birleşim için Başkanlık Divanı görevlendirme yazısına ilişkin konuşması

BAŞKAN.-.İki: Sayın Hasip Kaplan ısrarla Sayın Ertuğrul Kürkcü’nün teklifinin…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sezgin Tanrıkulu’nun ve diğer milletvekillerinin.

BAŞKAN – Diğer milletvekillerinin, peki.

…kendi talebi doğrultusunda tasarıdan çıkartılmasını istediklerini söyledi ve “Bu konuda, Genel Kurulda bir oylama yapılmadı.” dedi. Şimdi zaten o aşamada değiliz. Ayrıca da Genel Kurulda bu konuda bir oylama yapıldı. Eğer bir milletvekili teklifini çekerse “Ben çektim.” demekle olmuyor arkadaşlar, 75’inci maddenin üçüncü fıkrası “…teklifler gündeme alınmışlarsa geri alınmaları için Genel Kurulun karar vermesi gerekir.” diyor. Bu iki.

Üçüncüsü de, Sayın Kaplan dün de bugün de Divanı “korsan” olarak nitelendirdi.

Bu Meclis belki de kurulduğundan beri ilk defa bir uygulama yapıldı. Bu uygulamayı size okuyorum:

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu gündeminin yoğunluğu ve çalışmalarının uzun sürmesinden dolayı Genel Kurulun 21 Şubat 2015 tarihli 60’ıncı Birleşiminde Başkanlık Divanındaki Başkanlık görevini dönüşümlü bir şekilde Sadık Yakut ve Ayşe Nur Bahçekapılı’nın yürütmesini, kâtip üyelik görevini Muhammet Bilal Macit ve Muharrem Işık’ın yürütmesini, bu kâtip üyelerin bulunmaması durumunda aşağıdaki listede isimleri belirtilen kâtip üyelerin Genel Kurulu yöneten Başkanın talebi üzerine bu görevi yürütmesini rica ederim.

Saygılarımla.

Cemil Çiçek

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

Diğer Divan üyeleri:

Dilek Yüksel

Mine Lök Beyaz

Fehmi Küpçü

İsmail Kaşdemir

Bayram Özçelik

Muhammet Rıza Yalçınkaya”

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Tarih… Tarih…

Hani, alabilir miyiz?

BAŞKAN – Sayın Hasip Kaplan, şimdi bunu size vereceğim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bunun örneğini verin ve ne zaman verildiğini söyleyin.

BAŞKAN – Vereceğim, bunu vereceğim size.

Sayın Hasip Kaplan, bunu bilmeden ve bana da sormadan bu Divanı biraz önce “korsan” diye nitelediniz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, dün ben Cemil Çiçek’le görüştüm; Sayın Gök de görüştü, biz de…

LEVENT GÖK (Ankara) – Evet.

BAŞKAN – Müsaade eder misiniz.

Bunu bilmeden ve bana da sormadan ve buradaki benim konumumu da araştırmadan Divana “korsan” dediniz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Dün öyleydi.

BAŞKAN – Özür dileyecek misiniz?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Dün öyleydi.

BAŞKAN – Bugün de söylediniz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Dün korsan oturdunuz.

BAŞKAN – Bugün de söylediniz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Lütfen şimdi bunu verin bakayım…

BAŞKAN – Özür dileyecek misiniz?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Verin, önce verin.

BAŞKAN – Veriyorum, buyurun.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Dünkü oturum için Sadık Yakut’la ikiniz gelip Genel Kuruldan özür dileyeceksiniz.

BAŞKAN – Buyurun, buyurun.

Bunu okuyun ve lütfen bu Divana özür dilediğinizi beyan edin.

Bu Divan korsan değil, bu Divan Gazi Meclisin Divanıdır ve burada kimlerin görev yaptığını da hepimiz, hepimiz, hepimiz bilmekteyiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Dünkü görevlendirmede sizin isminiz var.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Evet, sayın milletvekilleri, gündem dışı ilk söz, 21 Şubat Dünya Anadil Günü nedeniyle söz isteyen Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’a aittir.

LEVENT GÖK (Ankara) – Bir şey söyleyeceğim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Aksoy.

Sayın Aksoy, ikinci kez çağırıyorum sizi. Geliyor musunuz?

HALİL AKSOY (Ağrı) – Grup Başkan Vekili söz istiyor Sayın Başkan.

BAŞKAN - Özür dilerim, görmedim.

Buyurun.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sadece bir şey söyleyeyim: Yani AKP’li arkadaşlarımızı anlamak mümkün değildir. Bu arkadaşlarımız iki gün önce burada, kürsüde bulunan heyetinize “Yuh!” çekmişlerdir.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Heyete değil, konuşmayan, okumayan kâtip üyeye.

LEVENT GÖK (Ankara) – Yani arkadaşlarımızın da böyle bir…

BAŞKAN – Sayın Gök, ben böyle bir durum bilmiyorum. Eğer böyle bir şey varsa, eğer böyle bir şey yaptılarsa aynı sözlerim onlar için de geçerlidir. Tamam mı?

LEVENT GÖK (Ankara) – Teşekkür ederiz. (CHP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Gündem dışı ilk söz, 21 Şubat Dünya Anadil Günü…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Üçüncü defa okuyorum. Lütfen! Hayır!

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Söz vereceğim, bir müsaade edin arkadaşlar!

Ya, sinirlenmeyeyim diyorum, inadına sinirlendiriyorsunuz beni ya, biraz saygı, lütfen! Vereceğim söz!

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sinirlenmiyorum, sizden istirham ediyorum.

Sayın Başkan, lütfen, bir dakika istiyorum ben.

BAŞKAN – Sonra vereceğim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Peki.

BAŞKAN – Sözlerim bütün milletvekilleri için geçerlidir Gazi Meclisle ilgili olarak, bir kez daha söyleyeyim, yapan varsa aksi bir davranışı.

Gündem dışı ilk söz, 21 Şubat Dünya Anadil Günü nedeniyle söz isteyen Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’a aittir.

Buyurun Sayın Aksoy. (HDP sıralarından alkışlar)

IX.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un, 21 Şubat Uluslararası Anadil Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

HALİL AKSOY (Ağrı) – “…”(x)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 21 Şubat Dünya Anadil Günü nedeniyle gündem dışı söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

“…”(xx)UNESCO 1999 yılında aldığı bir kararla 21 Şubat gününü Uluslararası Anadil Günü olarak kabul etmiş ve ilk kez 2000 yılında kültürel çeşitliliği ve çok dilliliği desteklemek amacıyla Dünya Anadil Günü kutlanmaya başlamıştır.

UNESCO verilerine göre dünya üzerinde 2.500 dil yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır, Türkiye’de ise yok olma riski olan ana dili sayısı 18 adettir. UNESCO tarafından, yüz yıl içerisinde bir dili konuşacak çocuk kalmayacak durumdaysa o dil tehlikede, bir dili konuşan hiç çocuk kalmamışsa o dil ölü olarak kabul edilmektedir. Etnik ve ulus düzeyinde toplulukların bütün ilişki ve etkinliklerinde, günlük yaşamlarında kullandıkları ve anlaştıkları dil o topluluğun ana dilidir. Daha geniş bir tanımla, bir insanın hiçbir eğitime tabi tutulmaksızın, ailesi, çevresi ve toplumu aracılığıyla öğrendiği dil ana dili olarak tanımlanmaktadır. Her insanın ana dili, et ve tırnak gibi onun ayrılmaz bir parçası olduğu hâlde, Türkiye’de ana dil eğitimi tartışmalarında bilimsel ve pedagojik gerçekler bilinçli olarak geri plana itilmektedir.

Bir ülke için önemli olan, ekonomik ve toplumsal başarı sağlamak kadar dilsel ve kültürel zenginliklerin de nesilden nesle aktarılmasının olanaklarını da yaratmaktır. Ancak bu başarıldığı zaman gerçek anlamda toplumsal ve kültürel gelişme, bir ilerleme sağlanabilir. Bireylerin ana dili dışında sonradan öğrendikleri ikinci, üçüncü diller, o dillerle iletişim kurmayı sağlasa bile insanın ana dili gibi olmamaktadır. Ana dilin kullanılmasının engellenmesi, ilgili toplumun bütün bireylerini değişik boyutta etkilese de tartışmasız olarak en fazla etkilenen kesim çocuklardır.

Türkiye, dil ve kültürlerin çeşitliliği açısından oldukça zengin bir ülkedir. Kürtçe, Gürcüce, Hemşince, Lazca, Çerkezce, Pontusça, Süryanice, Abazaca, Ermenice, Rumca, Arapça, Çeçence, Acemce, Mıhallemice ve Pomakça bunlardan birkaçıdır. Fakat bu zenginliğin önünde anayasal bir engel bulunmaktadır.

“…”(x) Türkiye’de Kürtler ve Kürtçe, uzun yıllar inkâr edilmiştir. Kürtlerden ve Kürtçeden söz etmek âdeta vatan hainliğiyle eş değerde tutulmuştur. 2000’li yıllarda bir bakan “Kürtçe eğitim istemek vatan hainliğidir.” dedi. Arkasından bir bakan da Kürtçenin bir medeniyet dili olmadığını söyledi. Bakın, Kürtçenin bir medeniyet dili olmadığını söyleyen Sayın Bakana Ahmedi Hani’nin çok güzel bir cevabı var, der ki: “…” (xx) Türkçe “Kürtler marifetten anlamaz, marifet kökünden asılsızdırlar. Demesinler ki çeşitli milletler kitap sahibidirler de bir tek Kürtler bundan nasibini almamış, hem de fikir ehli olanlar.” demektedir.

Bugün hâlâ Kürtçeden söz edenler, Kürtçe ana dilde eğitim talep edenler bölücülükle suçlanıyor. Kürtçenin üzerindeki baskılar yalnızca yurt içinde değil, yurt dışında da devam etmiştir. 1980’lerde İsveç’te ilk kez bir Kürtçe anaokulu açıldı ve bu anaokulunun kapatılması için Türkiye başvuruda bulundu, talebi reddedildi. Bu konuda CHP de gerçekten rolünü oynamakta biçare kalmıştır.

Türkiye, bir yandan bütün dünya çocuklarına bayram armağan ettiğini söylerken bir yandan da milyonlarca çocuğun kendi ana dillerinde eğitim görmesine engel olmaktadır. 21 Şubat Dünya Anadil Günü’nde, eğitim sistemi açısından milyonlarca çocuğun ana dilini kullanamadığı, ana dilde eğitim göremediği için yaşadığı psikolojik travma ve mağduriyet bu konuda somut politikalar gerçekleştirilmesini gerektiriyor.

Sözlerime son verirken 21 Şubat Dünya Anadil Günü’nü kutluyorum. Kendi ana dilimle de hitap etmek istiyorum: “…” (x)

Teşekkürler. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Ne dediniz, anlamadık ki?

DEMİR ÇELİK (Muş) – Dünya Anadil Günü’nüz kutlu olsun.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Aksoy, Kürtçe bilmeyen arkadaşlar var. Eğer siz de uygun görürseniz yerinizden lütfen…

HALİL AKSOY (Ağrı) – Şimdi, Ahmedi Hani’nin şiirini…

BAŞKAN – Sayın Aksoy, yerinizden rica edeyim.

HALİL AKSOY (Ağrı) – Ahmedi Hani’nin şiirini ben tercüme ettim.

BAŞKAN – Yerinizden, ben mikrofonu açayım.

Sayın Gök, siz de buyurun, vereceğim size söz.

HALİL AKSOY (Ağrı) – Dünya Anadil Günü kutlu olsun, kutluyorum.

BAŞKAN – Sisteme girin, sisteme girin, Sayın Aksoy.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

11.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un, yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

HALİL AKSOY (Ağrı) – Dilimiz varlığımızdır, dilimiz en büyük değerimizdir.

“…” (x) Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Buyurun Sayın Gök.

LEVENT GÖK (Ankara) – Efendim, sayın konuşmacı, konuşmasında partimizi kastederek Cumhuriyet Halk Partisinin rolünü oynamadığını ve biçare kaldığını söylemiştir.

BAŞKAN – Sayın Aksoy’la ilgili mi diyorsunuz?

LEVENT GÖK (Ankara) – Evet.

O konuda sataşmadan dolayı söz istiyorum.

BAŞKAN – Bir tutanakları inceleyeyim, lütfen. Bakidir sözünüz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Yok, açık açık söyledi.

BAŞKAN – Bir inceleyeyim, lütfen. Duymadım çünkü. Bazı kelimeleri sayın vekil Kürtçe söylediği için duymadım.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bunu Türkçe söyledi.

BAŞKAN – Tutanağı getireyim, oturumu bitirmeden gerekirse söz vereceğim, tamam.

LEVENT GÖK (Ankara) – Ondan sonra, o hakkım saklı kalmak kaydıyla tutanakları inceleyeceğiz. Peki efendim.

BAŞKAN – Kaldı, evet, tamam.

Gündem dışı ikinci söz, Erzincan ilinin sorunları hakkında söz isteyen Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’a aittir.

Buyurun Sayın Işık. (CHP sıralarından alkışlar)

IX.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)

2.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'ın, Erzincan ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Erzincan’ın sorunları hakkında söz almış bulunmaktayım.

Yalnız, biraz önce gerçekten beni üzen bir olay oldu. Sayın Levent Bey orada arkadaşların geçen akşam bana yaptıkları hareketi söylerken Sayın Belma Hanım’ın orada “Kâtip Üye” diye söylemesi gerçekten beni kırdı. Yani, kâtip üye muhalefetin milletvekili olduğu zaman, onun yuhalanmasını, ona -ki bana- “namussuz” diyeni de -tabii o farklı bir şey- orada onaylamanızı gerçekten teessüfle karşıladım ve üzüldüm, gerçekten üzüldüm.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Değerli üye, görevinizi yapmadığınız için o olay oldu.

BAŞKAN – Sayın Satır, lütfen. Açıklama isterseniz veririm.

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Olsun. Beni yuhalamalarını gerektiren bir şey değildir. Eğer ben de o Divanın üyesiysem, eğer o Divanda…

BAŞKAN – Sayın Işık, lütfen.

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Hayır Başkanım, asıl sizin orada kalmanız lazım.

BAŞKAN – Siz devam edin.

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Beni ayırdı ve orada sizleri şey yaptı.

BAŞKAN – Devam edin siz Sayın Işık.

Buyurun.

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Değerli milletvekilleri, on iki buçuk yıldır genelde, on buçuk yıldır da yerel iktidarda olan AKP’nin Erzincan’a ne yaptığını bir söylemek istiyorum. Aslında, konuşmamı daha neşeli yapmayı düşünüyordum, sayın vekilim de burada, sayın vekilimi de üzmek istemiyordum ama Sayın Grup Başkan Vekilinin söylediklerinden sonra biraz moralim bozuldu.

Yaklaşık 80 trilyona mal olan -eski parayla söylüyorum- ve ta Recep Yazıcıoğlu zamanında, rahmetli zamanında başlayan Ergan Dağı Projesi bitti. Ama ne yazık ki yeterli destek verilmediği için Ergan Dağı’nda çalıştırmak için işletme alan herkesin iflas ettiğini görüyoruz çünkü elektrik masrafları çok fazla ve yeterince tesisler yapılmadı.

CANPİ Tavuk Entegre Tesisi vardı, burası iflas etmişti. Bizim de çok zorlamamızla, sürekli muhalefetlerimizle Et Balık Kurumuna verildi. O tesisler kurulacak, Erzincan’ımıza faydalı olacak.

Türkiye'nin en iyi üniversitesindeki tüm sosyolog ve psikologların onlarcası bir araştırma yapsalar “Mobbing nasıl uygulanır, işe girmek için zorla AKP’ye nasıl üye yaptırılır, nasıl köle gibi çalıştırılır, hasta olsalar bile rapor almaya kalktıkları zaman nasıl fırça yiyip işten atılır?” konusunda tez, kitap yazabilecekleri bir çağrı merkezi; birilerine daha önce tarla, arazi alınaraktan açılan üniversite kampüsü; bir de yapılan yollar...

Hangi yol? E80 kara yolu. Bu yolu sürekli gündeme getiriyorum. Şimdi, yol yapıldığı zaman… Uluslararası bir yol, yapılması gereken yol zaten. Yalnız, bu yolla ilgili Erzincan’da sıkıntı şu: Refahiye Köroğlu Deresi’ndeki yolu düşünün, 3 kez söküldü, tekrar yapıldı; Sakaltutan’ı düşünün, tam 4 kez söküldü, tekrar yapıldı; Sansa-Mutu’daki tüneli düşünün, tam bir muamma. Ulaştırma Bakanlığında sanki hiç mühendis yok, önceden bir araştırma yapıp “Şu yolun şurada gitmesi gerekir, şöyle olması gerekir.” diye araştırmıyorlar. Bir bakıyorsunuz “2 metre yukarı alınması gerekiyor.” denip tekrar yapılıyor, “4 metre aşağı düşmesi gerekir.” denip tekrar yapılıyor; “Tüneller yıkılsın, tünele gerek yok.” diyorlar, bir bakıyorsunuz, tekrar tünel yapılıyor. Tabii, çok pahalıya mal oluyor, dünya kadar para gidiyor.

Adliye binası yapıldı. Tabii, hiç övünemeyeceğimiz bir cezaevi yapıldı ama cezaevine 16 trilyon para -eski parayla- harcanmış, 396 kişilik kapasitesi var yeninin. Şu anda odaları o kadar kötü yapılmış; bir mutfağı var, 10 kişi zor yemek yiyebiliyor. Bu 16 trilyon para harcanırken nasıl projelendirildi, nasıl yapıldı, aklın alması gerçekten çok zor.

Polis okulunun yeri değiştirildi, daha önce olan polis okulunun.

Kızılay Maden Suyu Fabrikası ve Dünyagöz Hastanesi yapıldı ama tabii, işin ilginci, bu yapıldığı zaman da özellikle Dünyagöz Hastanesini engellemek için uğraşanlar oldu, kadro verilmedi.

Kızılay Maden Suyu için de sayın vekilim uğraştılar, hakkını inkâr edememem ama engellemeye çalışanları da biliyoruz, sayın vekilimiz de biliyor. Orası yapılmasın diye bir sürü engel çıkarmaya çalıştılar.

Erzincan’da esnaf perişan, çiftçi perişan, köylü perişan, memur perişan, işçi perişan; borçlu, işsiz sayısı çok fazla, icralık vatandaş sayısı çok artmış.

Erzincan Belediyesinin, Allah için, hiçbir sorunu yok; yollar bitmiş, asfalt bitmiş, mahallelerde sorun kalmamış! Bütün hepsi bittiği için, şimdi, 640 milyara -eski parayla- lüks bir araç peşindeler. Bunu da aldıkları zaman herhâlde Erzincan’ın artık sorunu kalmayacak.

Erzincan’da yapmak istediğimiz çok şey var; yapmak istediğimiz şeyleri projelerimizi getirdik, sürekli projelerimizi hazırladık. İnşallah, 7 Hazirandan sonra Cumhuriyet Halk Partisinin iktidarında biz tüm bu projeleri yapıp bunları hayata geçireceğiz.

Özellikle şeker fabrikasını 5 bin kapasiteye çıkaracağız, buradaki bütün ürünlerle birlikte Erzincan’ın Tercan’ını, Çayırlı’yı bağlayacağız.

3. Ordu Erzincan’da ama Ağır Bakım Yolu çalışması ağır aksak gidiyor. Neden 3. Ordu merkez olmasın, onu merkez şekline getireceğiz.

Ergan Dağı, dünyada sıralamaya giren bir dağ kayak merkezi olarak ama ne yazık ki çalıştırılamıyor, bunun çalışması için özel teşvikler vereceğiz.

Tarım, hayvancılığı destekleyeceğiz. Erzincan fasulyesi bulunmaz, nohut bulunmaz, pancar, buğday; bunlar için özel teşvikler, seracılık için yapılan çok uygun bir yer… Tulum peynirimiz marka ama ne yazık ki şu anda nasıl olduğunu herkes biliyor, bunu geliştirmek için her şey yapılacaktır.

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Işık.

Gündem dışı üçüncü söz, Dünya Anadil Günü nedeniyle söz isteyen Batman Milletvekili Sayın Ziver Özdemir’in.

Buyurun Sayın Özdemir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

3.- Batman Milletvekili Ziver Özdemir'in, 21 Şubat Uluslararası Anadil Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

ZİVER ÖZDEMİR (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Dünya Anadil Günü dolayısıyla gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), 21 Şubatı “Uluslararası Anadil Günü” adı altında uluslararası uzlaşıyı, kültürel çeşitliliği desteklemek amacıyla 1990 yılında ilan etmiştir.

UNESCO tarafından yayınlanan Atlas’a göre dünyada 2.473 dil kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya, Türkiye’de 18 dil için bu tehlike geçerli. Yüz yıl içerisinde bir dili konuşacak çocuk kalmayacaksa o dil tehlikede kabul ediliyor. UNESCO tehlike altındaki dilleri “kırılgan”, “açıkça tehlikede”, “ciddi anlamda tehlikede”, “son derece tehlikede” ve “kaybolmuş” kategorileri altında ele alıyor. Dilin kırılgan olması birçok çocuk tarafından konuşulmasına rağmen bu kullanımın ev gibi belirli alanlarla sınırlandırıldığı anlamına geliyor. Türkiye’de de örnekleri Zazaca, Çerkezce ve Abhazca olarak sıralanıyor. Açıkça tehlikede olan diller olarak çocuklar tarafından ana dil olarak öğrenilme oranı oldukça düşük olan Abhazca, Hemşince, Lazca gibi diller gösteriliyor. Ciddi anlamda tehlikede olan diller, toplumun yaşlı kesimi tarafından konuşulan, orta yaşlı kesim tarafından anlaşılan ama çocuklara öğretilemeyen dilleri kapsıyor; bunlar da Gagavuzca, Ladino gibi dillerdir. Son derece tehlikede olan diller, toplumun yaşlı kesimi tarafından nadiren konuşuluyor. Türkiye’de de bu kategoriye giren tek dil Hertevin dilidir.

Değerli milletvekilleri, bizler için her dil değerlidir, önemlidir ve korunmalıdır. Dillerin çeşitliliği, Allah’ın bizlere bahşettiği büyük nimetlerden biridir. Yüce Allah’ın ayette buyurduğu gibi: “Göklerin ve yerin yaratılması dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O’nun varlığının ve kudretinin delillerindendir. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır.” Bizler farklılığı, renkliliği hiçbir zaman bir tehdit unsuru olarak görmedik. Bizim bakış açımız farklılıkların zenginlik olduğudur. Bunun için, bu zenginliği yaşatmak ve önündeki engelleri kaldırmak için on üç yıldır AK PARTİ durmadan çalışıyor. Öncelikle, on üç yıllık iktidarı süresince AK PARTİ yıllardır süregelen ret, inkâr, asimilasyon politikalarına son verdi. Sadece sosyal alanda değil, her alanda büyük bir demokratikleşme süreci ve hamlesi başlattı. Ana dil konusunda da on üç yılda reform mahiyetinde düzenlemeler, yenilikler gerçekleştirildi. Hayal dahi edilemeyen, konuşulmasından bile korkulan adımları attı.

Neler yaptık bu süreçlerde? Mesela, farklı dillerde yayına izin verdik. TRT Kurdî’yi hayata geçirdik. Artık yirmi dört saat yayın yapan, devletin resmî televizyonu var. Devlet televizyonu aracılığıyla da TRT Haber isminde de Kürtçe bir haber sitesi yayın yapıyor.

2010 yılında ifade ve örgütlenme özgürlüğünün bir gereği olan siyasi propaganda hakkının önündeki siyasal engelleri kaldırdık. Farklı dil ve lehçelerde siyasi propaganda serbest hâle geldi.

İsimlerin önündeki engelleri kaldırdık.

Kamuda Kürtçe ve diğer dillerde tercüman ve çağrı merkezlerini kurdurduk. Ayrıca, çeşitli valilikler aracılığıyla da kamu kurumlarının hizmet kalitesini artırmak için kurulan çağrı merkezlerine Türkçe bilmeyen vatandaşlarla iletişim kurulabilmesi için personel görevlendirilmesi yapıldı.

Eğitim sistemini demokratikleştirdik. 4+4+4’le bu çerçevede, talep hâlinde farklı dil ve lehçelerde seçmeli ders olarak okullarda önlerini açtık.

2002 yılı içerisinde de çıkarılan Üçüncü AB Uyum Paketi’nde resmî dil olan Türkçenin yanında vatandaşların günlük hayatlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerde yayın yapılabilmesini mümkün hâle getirebildik.

Aynı yıl içerisinde, farklı dil ve lehçelerin öğrenilebilmesi için özel kurslar açılmasına da imkân tanındı. Yasal değişikliklerle, özel okullarda farklı dil ve lehçelerde eğitimin önünü açtık. Yasaklı harflere serbestiyet getirdik.

En son da Kültür ve Turizm Bakanlığımız tarafından da Kürtçe olarak Ahmedi Hani’nin “Mem û Zin”i ile Feqiye Teyran’ın “Divan”ı gibi Kürt dili ve edebiyatının klasiklerinden olan önemli bazı eserlerin Kürtçe basımı da yapıldı.

Üniversitelerde Kürt dili ve edebiyatı bölümü de açıldı.

“…”(x)

Türkçesini de söylüyorum…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Yerinizden. Sayın Aksoy’a öyle yaptık, yanlışlık olmasın.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

12.- Batman Milletvekili Ziver Özdemir'in, yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ZİVER ÖZDEMİR (Batman) – “…”(x) Ben, Dünya Ana Dil Günü’nü tebrik ediyorum.

“…”(xx) Dil hayatın kaynağıdır, hem Dicle’dir hem Fırat’tır hem Nil’dir.

Saygılarımla. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Gök…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Çevirmeyi yanlış yaptı, hayır. “Hayattır” dedi, “kaynağı” ibaresi yoktur, “kaynak” demedi orada “hayat” dedi.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, sisteme giren arkadaşlar var, üç arkadaş ama şu anda 59’uncu maddeyi uyguluyoruz. 59’uncu maddede, en fazla üç kişiye söz verilir deniyor. Ben, Meclis Başkan Vekili olduğumdan bu yana uygulamam üç kişiye söz verme şeklindeydi. Bilginize sunuyorum.

Şimdi, Sayın Levent Gök, geldi tutanaklar, okudum. “Bu konuda CHP de gerçekten rolünü oynamakta biçare kalmıştır.” şeklinde bir ifade var, onu kastetmiştiniz değil mi?

LEVENT GÖK (Ankara) – Evet.

BAŞKAN – Buyurun.

İki dakika süre veriyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un yaptığı gündem dışı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; birazdan Halkların Demokratik Partisinin vermiş olduğu grup önerisinde daha da ayrıntısını anlatacağım şekilde, Cumhuriyet Halk Partisi Programı’na göre, kimsenin ırkı ve kökeni diğerinden üstün değildir. Bu nedenle, ırk temelinde çözüm arayışlarının veya asimilasyon uygulamalarının tuzaklarından demokrasiyi kurtarmamız gerekir. CHP’nin entegrasyon anlayışı, farklı etnik kimliklerin ve inançların ortadan kaldırılmasını değil, onlara saygı göstererek ülke bütünlüğünün ulus devlet anlayışıyla korunmasını öngörür.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; elbette, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, devleti kuran bir parti olarak, cumhuriyetimizin kuruluşundan beri Türkiye’mizin önemli, köklü sorunlarında demokrasinin gelişmesine öncülük etmiş bir partiyiz. Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’de çağdaş uygarlık seviyesini kuran ve özellikle çok partili hayata geçişi sağlayan bir partidir. Türkiye’deki her türlü etnik kimliği Türk ulusunun bir zenginliği olarak görmüş ve bunu gelişen süreçte de bütün dünya demokrasilerinde hangi standartlar uygulanıyorsa onu programına almış ve Sosyalist Enternasyonalin de bir üyesi olarak bunları gerçekleştirmeyi taahhüt etmiş bir partidir. Bütün sorunlara bu çerçeveden bakıyoruz. Ve Cumhuriyet Halk Partisinin -ulus devleti koruyarak- birazdan grup önerisinde de anlatacağım öneriler doğrultusunda biçare değil, tam tersine, demokrasiyi geliştiren ve ulus devleti koruyan ama etnik kimliklerin de hepsini ayrı ayrı muhafaza eden anlayışının görülmemesi söz konusu olamaz.

Bu konuda bir düzeltme yapmak arkadaşımıza da düşer.

Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ederim Sayın Gök.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır; ayrı ayrı okutuyorum.

Sayın Zozani, açıklama yaptım, “59’u uyguluyoruz.” dedim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, İç Tüzük 69’a göre söz istiyorum.

BAŞKAN – Nedir söz isteme gerekçeniz?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Tutanaklardaki çelişkili ifade, esasında biraz önce tartışma konusu oldu. Sayın Ertuğrul Kürkcü’nün teklifinin tasarı metninden geri çekmesine ilişkin olarak dün burada iki defa işlem yapıldı. İşlemlerden birisinde talep reddedildi, bir tanesinde talep kabul edildi; tutanaklarda vardır. Bu hususu dile getirmek için sizden söz talep ediyorum.

BAŞKAN – Söylediniz zaten. Tamam, açıklama ne? Bu, bir sataşma değil.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Şimdi, bununla ilgili ne yapacaksınız Sayın Başkan?

BAŞKAN – Bir dakika size söz veriyorum. Bütün milletvekili arkadaşlarım duysunlar talebinizi.

Buyurun, yerinizden.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

13.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani'nin, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü’nün (2/1632) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çekme önergesinin oylamasında yanlışlık yapıldığına ilişkin açıklaması

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dün akşam milletvekilimiz Sayın Ertuğrul Kürkcü’nün teklifinin tasarı metninden geri çekilmesine ilişkin talebi burada işleme alındı. Yalnız, bir gün önceden de benzer mahiyette ve yarım kalmış bir işlem olduğu için bu talep iki defa burada görüşüldü.

Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin yoklama talebinden sonra Divanı yöneten Başkan Sayın Sadık Yakut oylamaya sundu, aynen tutanaklardan okuyorum:

“Başkan – Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü’nün geri alma tezkeresinin oylanmasının tekrarlanmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.” Devamında Sayın Oktay Vural’a “Geçen birleşimde oylamadan önce yoklama talebiniz vardı, geçerli mi?” demiştir “Evet, geçerli.” cevabı almıştır. Yapılan işlemden sonra…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - “Başkan - Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.”

BAŞKAN – Sayın Zozani…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Tutanaklardaki ifade…

BAŞKAN - Anladım ben, anladım. Şimdi…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – İnceleyin Sayın Başkan, yanlış işlem yapmayalım.

BAŞKAN – İnceleyeceğiz.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Siz de inceleyin, biz de inceleyelim; bu bir.

BAŞKAN – Tamam, şu anda o aşamada değiliz.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Bir husus daha var Sayın Başkan…

BAŞKAN – Ara vereceğim biraz sonra, ara verdikten sonra inceleyelim, lütfen.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Bir husus daha var, ifade edeyim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Bunun için size söz verdim bir dakika, şu anda da bunu konuştunuz, dile getirdiniz. Ben de size diyorum ki bir aşama daha var onu yapalım, Meclis araştırma önergelerini okuyalım; içeri gidelim, siz de gelin, araştıralım, bir hâl çaresini bulalım.

Teşekkür ederim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:

X.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ve 21 milletvekilinin, Güneydoğu illerinde sık sık görülen toz taşınımının bölge halkı üzerindeki olumsuz etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1218)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Özellikle son yıllarda Şırnak, Mardin, Diyarbakır, Şanlıurfa, Batman ve Siirt illerinde sık sık görülen toz taşınımı, bölgede yaşayan insanlar üzerinde olumsuz etki yaratmaktadır. Bu toz taşınımı sırasında uzmanlar solunum yolu ve kalp rahatsızlığı bulunanlar ile yaşlı ve çocukların bu olaylardan en fazla etkilendiğini belirtmektedir. Toz taşınımı sırasında bölge halkı üzerindeki olumsuz etkilerinin araştırılması ve önlem alınması için, Anayasa’nın 98’inci, İç Tüzük’ün 104’üncü ve 105'inci maddeleri gereğince, Meclis araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ederiz.

1) Hasip Kaplan                                                       (Şırnak)

2) Pervin Buldan                                                      (Iğdır)

3) İdris Baluken                                                        (Bingöl)

4) Sırrı Sakık                                                            (Muş)

5) Murat Bozlak                                                        (Adana)

6) Halil Aksoy                                                          (Ağrı)

7) Ayla Akat Ata                                                       (Batman)

8) Hüsamettin Zenderlioğlu                                       (Bitlis)

9) Emine Ayna                                                          (Diyarbakır)

10) Nursel Aydoğan                                                  (Diyarbakır)

11) Altan Tan                                                           (Diyarbakır)

12) Adil Zozani                                                         (Hakkâri)

13) Esat Canan                                                        (Hakkâri)

14) Sırrı Süreyya Önder                                            (İstanbul)

15) Sebahat Tuncel                                                  (İstanbul)

16) Mülkiye Birtane                                                  (Kars)

17) Erol Dora                                                           (Mardin)

18) Ertuğrul Kürkcü                                                  (Mersin)

19) Demir Çelik                                                        (Muş)

20) İbrahim Binici                                                     (Şanlıurfa)

21) Nazmi Gür                                                          (Van)

22) Özdal Üçer                                                         (Van)

Gerekçe:

Toz taşınımı dünya ekosistemi için büyük önem taşımaktadır. Türkiye ve çevresindeki çöllerden (Sahra, Arabistan gibi) ve yarı kurak alanlardan kalkan toz parçacıklarının taşınması iklim, kara ve deniz ekosistemleriyle insan sağlığı açısından büyük öneme sahiptir.

Bu maksatla geliştirilen toz taşınım modelleriyle yapılan tahminler, toz taşınım yollarının belirlenmesi ve gerekli tedbirlerin alınması konusunda olumlu sonuçlar vermektedir.

Dünya Meteoroloji Teşkilatı Atmosferik Araştırmalar ve Çevre Programı bünyesinde Kum ve Toz Fırtınası Uyarı Danışma ve Değerlendirme Sistemi oluşturulmuştur. Bu sistemle, üye ülkelerin gerçekçi kum ve toz fırtınası tahmini yapma kapasitelerinin geliştirilmesi hedeflenmektedir.

Ülkemizde, Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından üretilen toz tahminleri İnternet ortamında yayınlanmaktadır.

Toz taşınımının temel nedeni kuraklık ve çölleşme olarak belirtilmektedir. Dünyadaki büyük ve önemli toz kaynak alanları; Afrika (Sahra Çölü), Asya (Gobi ve Taklamakan), Arabistan Yarımadası, Güney Amerika ile Avustralya'da bulunan çöllerdir.

Çöllerden kalkan tozlar atmosferin üst tabakalarına yükselerek uzun mesafeler kat etmektedir. Göreceli olarak daha büyük olan toz parçacıkları kaynak alanlarının yakınlarında çökerken, küçük olanlar ise binlerce kilometre yol katedebilmektedir.

Kuraklık ve çölleşmeden kaynaklanan toz ve kum fırtınaları, maruz kalan insanların günlük yaşamını olumsuz yönde etkilemektedir. Solunum yolu ve kalp rahatsızlığı bulunanlar ile yaşlı ve çocukların bu olaylardan en fazla etkilendiği bilinmektedir. Afrika'da yapılan çalışmalar, çocuklarda görülen menenjit vakaları ile toz fırtınaları arasında önemi bir bağ olduğunu göstermiştir.

Toz fırtınaları, hava ve deniz ulaşımını da olumsuz yönde etkilemektedir. Toz kaynak alanlarına yakın bölgelerde, fırtınaların yaşandığı dönemlerde havaalanları kapatılmakta, kara yolu ulaşımında ise büyük sorunlar yaşanmaktadır.

Türkiye, Orta Doğu ve Afrika kaynaklı çöl tozlarından etkilenmektedir. Ülkemize olan toz taşınımı, Basra Alçak Basınç Merkezi’nin daha etkili olduğu ilkbahar, yaz ve sonbahar aylarında daha yoğun gerçekleşmektedir. Suriye ve Irak sınırına yakın yerleşimlerimiz başta olmak üzere, Güneydoğu Anadolu Bölgemiz toz taşınımından önemli ölçüde etkilenmektedir.

Ayrıca, Hükûmetler Arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), başlıca iklim değişkenlerinden biri olan atmosferik “aerosol”lerin çok önemli bir bileşeni olarak tozu kabul etmektedir. Bölgemizde yer alan ülkeler toz fırtınasına yüksek derecede maruz kalmakta ve ciddi boyutta etkilenmektedir. Güncel iklim öngörülerine göre, kuraklık hadisesinin sıklığı ve şiddetinin artmasıyla birlikte toz ve kum fırtınalarının daha yoğun yaşanması beklenmektedir.

Bu nedenlerle, toz taşınımının bulunduğu bölgelerdeki toz taşınımı sırasında bölge halkı üzerindeki olumsuz etkilerinin araştırılması ve önlem alınması için araştırma komisyonu kurulmasında yarar bulunmaktadır.

2.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar ve 26 milletvekilinin, Aydın’daki intihar vakalarının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1219)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gerekçesini ekte sunduğumuz Aydın ilinde intihar vakalarının araştırılarak nedenlerinin ortaya çıkarılabilmesi ve çözüm önerilerinin oluşturulabilmesi için, Anayasa’nın 98’inci ve İç Tüzük’ün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince, Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

1) Metin Lütfi Baydar                                     (Aydın)

2) Atilla Kart                                                 (Konya)

3) Hasan Ören                                               (Manisa)

4) Mehmet Hilal Kaplan                                 (Kocaeli)

5) Recep Gürkan                                            (Edirne)

6) Yıldıray Sapan                                           (Antalya)

7) Muharrem Işık                                           (Erzincan)

8) Ferit Mevlüt Aslanoğlu                               (İstanbul)

9) İdris Yıldız                                                (Ordu)

10) Ali Serindağ                                            (Gaziantep)

11) Özgür Özel                                              (Manisa)

12) Selahattin Karaahmetoğlu                        (Giresun)

13) Fatma Nur Serter                                     (İstanbul)

14) Ramis Topal                                            (Amasya)

15) İzzet Çetin                                              (Ankara)

16) Faik Tunay                                              (İstanbul)

17) Haluk Ahmet Gümüş                                 (Balıkesir)

18) Engin Özkoç                                            (Sakarya)

19) Birgül Ayman Güler                                  (İzmir)

20) İlhan Demiröz                                          (Bursa)

21) Sena Kaleli                                             (Bursa)

22) Ayşe Eser Danışoğlu                                (İstanbul)

23) Binnaz Toprak                                         (İstanbul)

24) Osman Taney Korutürk                             (İstanbul)

25) Osman Oktay Ekşi                                    (İstanbul)

26) Ayşe Nedret Akova                                   (Balıkesir)

27) Gürkut Acar                                             (Antalya)

Gerekçe:

TÜİK intihar istatistiklerine göre, Aydın ilinin Türkiye sıralamasındaki yeri 2007'de 14'üncü, 2008'de 7'nci, 2009'da 2'nci, 2010'da 4'üncü ve en son çıkan 2011 istatistiğinde de 3’üncü sırada yer almaktadır.

Yıllara göre değişse de Aydın ilinin intihar hızı Türkiye ortalamasının üzerindedir. Genelde diğer iller değişkenlik gösterdiği hâlde, Aydın ilinin ilk 4'teki sırası hiç değişmiyor. En yüksek intiharlar kuzeydoğu Anadolu illeri olan Kars, Ardahan ve Tunceli'de görülürken Aydın bu iller arasında bir Ege ili olarak yerini korumaktadır. En çok intihar 46-55 yaşlar arasında görülmektedir.

İntihar oranlarının mesleklere göre dağılımlarında ilk sırayı tarımla uğraşanlar almaktadır.

Açıklanan bu nedenlerle Meclis araştırması açılması gerekmektedir.

3.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar ve 26 milletvekilinin, Skorsky S-70 tipi helikopterlerde herhangi bir sorun olup olmadığının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1220)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gerekçesini ekte sunduğumuz Skorsky S-70 tipi helikopterlerde herhangi bir sorun olup olmadığının araştırılması için, Anayasa'nın 98'inci ve İç Tüzük’ün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince, Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

1) Metin Lütfi Baydar                                         (Aydın)

2) Atilla Kart                                                     (Konya)

3) Hasan Ören                                                   (Manisa)

4) Recep Gürkan                                               (Edirne)

5) Muharrem Işık                                               (Erzincan)

6) Mehmet Hilal Kaplan                                     (Kocaeli)

7) Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                   (İstanbul)

8) Yıldıray Sapan                                              (Antalya)

9) Özgür Özel                                                    (Manisa)

10) İzzet Çetin                                                  (Ankara)

11) Ali Serindağ                                                (Gaziantep)

12) İdris Yıldız                                                  (Ordu)

13) Ramis Topal                                                (Amasya)

14) Haluk Ahmet Gümüş                                    (Balıkesir)

15) Fatma Nur Serter                                         (İstanbul)

16) Selahattin Karaahmetoğlu                            (Giresun)

17) Faik Tunay                                                  (İstanbul)

18) Engin Özkoç                                                (Sakarya)

19) Birgül Ayman Güler                                     (İzmir)

20) İlhan Demiröz                                             (Bursa)

21) Sena Kaleli                                                 (Bursa)

22) Binnaz Toprak                                             (İstanbul)

23) Ayşe Eser Danışoğlu                                    (İstanbul)

24) Osman Taney Korutürk                                 (İstanbul)

25) Osman Oktay Ekşi                                        (İstanbul)

26) Ayşe Nedret Akova                                      (Balıkesir)

27) Gürkut Acar                                                 (Antalya)

Gerekçe:

10 Kasım 2012 tarihinde Siirt ilinde Skorsky S-70 tipi askerî helikopterimizin düşmesi sonucunda 17 şehit vermiş bulunmaktayız. TSK'ya ait Skorskylerin 17 kez kaza ve kırım, zorunlu iniş ve vurulma yüzünden kazalar geçirdiği, bu kazalarda 87 askerimizin şehit, 53 askerimizin de yaralandığı bilinmektedir.

Skorsky S-70 tipi askerî helikopterlerimizin birçok kazaya uğraması kamuoyunda bu helikopterler konusunda soru işaretlerinin oluşmasına neden olmuştur. Konunun aydınlatılması önem taşımaktadır.

Açıklanan bu nedenlerle Meclis araştırması açılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Sayın milletvekilleri on beş dakika ara veriyorum, biraz kendimize gelelim.

Kapanma Saati: 16.02

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.18

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 60’ıncı Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır. Okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Okutuyorum:

XI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan ana dilde eğitim yasağının tüm boyutlarıyla araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergenin (10/326) ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 21 Şubat 2015 Cumartesi günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 21/2/2015 Cumartesi günü (bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

İdris Baluken

Bingöl

Grup Başkan Vekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırmasına Dair Ön Görüşmeler” kısmında yer alan (10/326) ana dilde eğitim yasağının tüm boyutlarıyla araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergelerin görüşülmesinin Genel Kurulun 21/2/2015 Cumartesi günlü birleşiminde birlikte yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin lehinde ilk konuşmacı Ağrı Milletvekili Sayın Halil Aksoy.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

HALİL AKSOY (Ağrı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ana dilinde eğitim görmeyen çocukların öğrenmede karşılaştıkları güçlüklerin araştırılması amacıyla vermiş olduğumuz araştırma önergesi üzerine söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye devleti çok sayıda halktan oluşuyor olmasına karşın tek bir ulusun varlığı esasları üzerine inşa edilmiştir. Hâl böyle olunca, Türkler dışında diğer halklar ve ulusal azınlık halklarının varlık koşulu, diğerlerinin egemenliğine dayalı baskı ve asimilasyon mekanizması altında ezilip içten içe yok olma sürecini yaşamaktadır. Ulusal sorun demokratik açıdan önemli bir yara olunca ulusal varlığın önemli bileşenlerinden biri olan dil ya da ana dil sorunu da gündelik hayat içerisinde aynı derecede bir sorun olarak yer almaktadır. Ulusal sorunun çözümü şu ya da bu biçimde tartışıladursun, dil sorunu, söz konusu temel sorunun çözümüne bağlı olarak ertelenmeyecek denli acil, insani ve demokratik bir önem taşımaktadır.

Türkiye kendi Anayasa’sına “Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. Eğitim ve öğretim kurumlarında okutulacak diller ile yabancı dille eğitim ve öğretim yapan okulların tabi olacağı esaslar kanunla düzenlenir. Milletlerarası andlaşma hükümleri ise saklıdır." maddesini koymuştur. Anadolu topraklarını ve Kürt coğrafyasını Türkleştirme çabalarının en önemlisi bu maddede saklıdır. Tabii, burada üstünde durulan, asıl yasaklananın Kürtçe olduğunu söylemek, herhâlde, oldukça doğru bir yaklaşım olacaktır.

Yalnız, buradan Lazca, Arapça, Çerkezce gibi azınlık dillerinde eğitimin serbest olduğu sonucu da çıkarılmamalıdır. Müslüman olmayan azınlıklara ait Rumca, Ermenice gibi dillerde eğitim Lozan Antlaşması çerçevesinde sürdürülebilmektedir.

Kürtçe bir ulus, bir halk dilidir. Ulus dili olduğu içindir ki her yıl okul çağına gelen on binlerce Kürt çocuğu, ilk adımlarını attıkları okul sıralarında ana dilleri dışında Türkçe dilde eğitim dayatmasıyla yüz yüze kalmaktadır. Bu eğitim yaşamlarının ilk yıllarında ruhsal ve zihinsel dünyalarında dehşetli altüst oluşlar sürecine adımlarını atmakta, ağabeylerinin, ablalarının yaşadığı kâbusun sırasını devralmaktadırlar.

Değerli milletvekilleri, çağdaş insanın ortak birikimleri ve değerleri arasında İnsan Hakları ve Çocuk Hakları Evrensel Bildirgeleri de vardır. Her iki bildirgede de insanın eğitim ve ana dilde eğitim hakkına özel bir vurgu yapılmıştır.

Eğitim hakkı insani, temel bir haktır. Ana dilde eğitim ise çocuğun sağlıklı gelişimi açısından vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Uluslararası sözleşmelerde kendine yer edinmesi de bu yüzdendir. Bilimsel araştırma ve gözlem süreçlerinin sonucunda kendine özgü kavramları olan bir içeriğe de kavuşturulmuştur.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 20 Kasım 1989’da kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni Türkiye, 1990 yılında, bazı maddelerine çekince koyarak imzalıyor. Çekince koyduğu maddelerdeki hükümlerin en önemlileri ise şunlardır:

17’nci madde şöyledir: Kitle iletişim araçlarının, azınlık grubu veya bir yerli ahaliye mensup çocukların dil gereksinimlerine özel önem göstermeleri konusunda teşvik edilmesi.

29’uncu madde şöyledir: “Eğitimin çocuğun ana-babasına, kültürel kimliğine, dil ve değerlerine, çocuğun yaşadığı veya geldiği menşe ülkenin ulusal değerlerine ve kendisininkinden farklı uygarlıklara saygısının geliştirilmesi.”

Yine 30’uncu madde ise şöyledir: “Soya, dine ya da dile dayalı azınlıkların ya da yerli halkların var olduğu Devletlerde, böyle bir azınlığa mensup olan ya da yerli halktan olan çocuk, ait olduğu azınlık topluluğunun diğer üyeleri ile birlikte kendi kültüründen yararlanma, kendi dinine inanma ve uygulama ve kendi dilini kullanma hakkından yoksun bırakılamaz.” Bu da 30’uncu madde.

Avrupa Birliği müzakere süreci çerçevesinde Türkiye, Anayasa'nın yasaklı ana dil maddelerinde sözde adım atmak için düşüncelerin açıklanmasını ve yayılmasını, yayın yapılmasını düzenleyen 26 ve 28’inci maddelerinde değişiklikler yapmıştır, bu doğrudur. 3 Ekim 2001’de çıkarılan kanunla bu maddeler ana dille ilgili yasaklardan arındırılmıştır ancak ana dilde eğitimle ilgili 42’nci madde yerli yerinde durmaktadır. Zaten devlet söz konusu değişiklikleri Türkçe dışında başka dillerde eğitim için değil, Türkçe dışında başka dillerde yayın, kurs eğitimi gibi faaliyetlere dönük olarak yapmıştır.

Değerli milletvekilleri, dil, insanlar arasındaki anlaşma ve iletişimin en önemli aracıdır. Ana dil ise çocuğun başta ailesi olmak üzere soyu, çevresi ve ulusundan bilinçli bir öğrenim süreci olmadan edindiği bir dildir. Bu bakımdan ana dili, çocuğun anasının konuştuğu dil gibi tanımlamaya kalkanlar gerçeği bilinçlice örtbas etme gayretindedirler. Topluluk kültürünün yaşatılması ve sonraki kuşaklara aktarılması açısından yazılı dil son derece önemlidir. Dil ile zihinsel gelişim arasında sıkı bir paralellik olduğu uzmanların görüşleri çerçevesinde ifade edilmektedir. Bebek anne karnından başlayıp doğduğu günden sonra seslere karşı sürekli bir duyarlılık içindedir, biliyoruz, annenin sesini diğer seslerden ayırt etmesi gibi.

Dört günlük Fransız ve iki aylık Amerikan bebeklerinin alındığı bir çalışmada bebeklerin kendi dillerine ait sözleri yabancı dilden ayırt ettikleri gözlemlenmiştir. Dolayısıyla, kişi ile ana dili arasındaki duygusal ilişki yaşam boyu sürecek kadar derin bağlara sahiptir. Çocuk okul çağına gelinceye kadar temel dil yeteneklerini kazanır, edindiği sözcüklerle düşünür, dış dünyayla bağlantısını bu sözcüklerle kurar. Yani, gelişimi, iletişimi, anlaşması, anlaşılması, zihinsel süreç ve de buna aracılık eden dille ortaya dökülür. Okula başladığında ana dili dışında farklı bir dile dayalı eğitim onun gelişimini altüst edecek ve bocalamasına sebep olacaktır; çevreye küsmesine, kendini önemsemeyip kendinden kaçmasına neden olacaktır. Dolayısıyla, başarısızlık kaçınılmazdır.

1991'de ABD'de Ramirez'in İspanyolca azınlık dilini konuşan 2.352 öğrenciyi kapsayan çalışması ve sonucu şöyledir: Araştırmada öğrenciler üç farklı grup ve eğitim programına tabi tutuluyorlar. Birinci grup sadece İngilizce, ikinci grup bir ve iki yıl İspanyolca öğrenimden sonra İngilizce, üçüncü grup ise dört-altı yıl İspanyolca eğitimden sonra İngilizce eğitimi görüyorlar. Sonrasında ana dillerinde uzun süre eğitim alan grup zamanla İngilizceyi ana dili düzeyinde kullanabilir duruma geliyor. Çalışma grupları içinde en başarısızı ana dilde hiç eğitim almayan grup olarak görülüyor. Bu grubun üyeleri, sonraki süreçte de diğer derslerden yaş grubunun başarısının çok gerisine düşüyorlar.

Yine, Jim Cummins'e göre farklı kültürlerden gelen çocuklar baskın dilde eğitime başladığında çocuk ile ebeveyn arasındaki iletişim kesilmektedir.

Pedagojinin temel kuralı olan, çocuğun deneyimlerle kazandığı bilgiler üzerinden öğretim yürütülmesi ilkesi ihlal ediliyor, edilmemelidir.

Çocuğa doğrudan ya da ima yoluyla "Kendi kültürünü okul kapısının dışında bırakacaksın." dendiği için çocuk kendisini reddedilmiş olarak görür ve öğrenme ortamına aktif katılımı da engellenmiş olur.

Ana dil konusunda ülkemiz gerçeğine dönecek olursak, eğitimdeki başarı sıralamalarında Hakkâri, Ağrı ve Şırnak'tan başlayarak Kürtlerin yaşadığı diğer bölge illerinin Türkiye geneline göre -sırayla- sonda yer aldıkları da göz önüne alınırsa, ekonomik geri kalmışlığın yanına bir de dil konusu konulunca durum çok daha iyi anlaşılabilir.

Esas itibarıyla, fırsatım olsaydı bu ana dil konusunda yaşamış olduğum bir hatırayı uzun uzun size anlatmak isterdim. Benim okul arkadaşım, benden 4-5 yaş büyük Zeynel adındaki arkadaşım hiç Türkçe bilmezdi. Benim dönemimde üç dört sene üst üste 1’inci sınıfta kalmak bile vardı. Beni Zeynel’in yanına oturttu öğretmenim. Sonuçta, geldi, Zeynel’in kafasına şöyle bir iki eliyle vurdu, dedi ki: “Bak, bacak kadar çocuk Türkçe öğrenmiş, sen hâlâ öğrenememişsin.” Öğretmen arkasını dönüp gidince Zeynel Kürtçe şunu söyledi çocuk ağzıyla, çocuk diliyle: “…”(x)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HALİL AKSOY (Devamla) – Bağışlayın, onun cümlesi olduğu için söylüyorum: “Eşek oğlum, sen neden Kürtçe öğrenmedin?” şeklinde bir cümle söyledi ve Zeynel -okul sıralarında- ben okulu bitirinceye kadar 1’inci sınıftaydı, ondan sonra da okulu terk etti ve “…”(x) oldu.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aksoy.

HALİL AKSOY (Devamla) – Bu tür travmaların giderilmesi için bu araştırmaya bütün arkadaşlarımdan destek istiyorum. Özellikle -AKP’nin- biraz önce yapmış olduğu konuşmadaki referansı bunu da destekleme noktasında olmalıdır.

BAŞKAN – Sayın Aksoy, teşekkür ederim.

HALİL AKSOY (Devamla) – Özellikle Kürt coğrafyasından gelenlerden bu desteği bekliyorum.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim, sağ olun.

Halkların Demokratik Partisi Grup önerisinin aleyhinde ilk konuşmacı Kırıkkale Milletvekili Sayın Ramazan Can.

Buyurun Sayın Can. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

1982 Anayasası hazırlanırken 42’nci maddede “Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez.” hükmünü içeren dokuzuncu fıkra, aslında Danışma Meclisi tasarısında yer almazken Millî Güvenlik Konseyince eklenmiştir. Gerekçesinde “Eğitim ve öğretim kurumlarında okutulacak dillerle ilgili yeni bir fıkra eklenmiştir.” ibaresine yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 42’nci maddeye ilişkin 2002/146 sayılı Kararı’nda farklı dil ve lehçelerde kursların açılmasıyla ilgili olarak 42’nci maddeye aykırılık olmadığını belirtmiştir. Bu nedenle, Anayasa’yla ilgili maddede “Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında okutulamaz ve öğretilemez.” denmekte; ikinci cümlede “Eğitim ve öğretim kurumlarında okutulacak yabancı diller ile yabancı dille eğitim ve öğretim yapan okulların tabi olacağı esaslar kanunla düzenlenir.” denmekte. Metin, ana dil olarak Türkçenin okutulması ve öğretilmesiyle ilgili olup ana dildeki eğitimle ilgili değildir. “Bir dilin okutulup öğretilmesi” ile “o dilde eğitim” veya “o dille eğitim” aynı kavramlar değildir. Anayasa 2 farklı kavramı birlikte kullanmıştır. Neticede, ana dil olarak Türkçenin okutulması ve öğretilmesi zorunluluğuna halel gelmeksizin geleneksel olarak kullanılan dil ve lehçelerle eğitim ve öğretimin anayasal güvenceye tabi olduğu şeklinde yorumlanabilir. Bu durumda, Kürtçe, birinci cümledeki açık hüküm nedeniyle ana dil olarak öğretilmezken eğitim dili olabilecektir. Eğitim dili ile ana dil aynı değildir. “Yasal ana dil Türkçeyi okutup öğretmek şartıyla, Kürtçe, Arapça, Çerkezce vesaire dillerinde eğitim kurumları açılabilecektir.” şeklinde de yorumlanabilir. Ana diller yabancı dil olmadığı için ikinci cümledeki sınırlamalara da tabi değildir. Anayasa 5, insanın maddi, manevi varlığının gelişimi; Anayasa 2, insan haklarına saygılı hukuk devleti; Anayasa 10, ayrımcılık yasağı birlikte değerlendirilmeli.

Bu nedenle, AK PARTİ hükûmetleri, Anayasa’yı bu şekilde yorumlayarak 2003 yılında yaptığımız düzenlemelerle farklı dil ve lehçelerin öğrenilmesiyle ilgili özel kurs imkânları sağlamıştır. Yine, daha sonra üniversitelerde farklı dil ve lehçelerle ilgili birimlerin açılması sağlanmıştır. Farklı dil ve lehçelerin okullarda seçmeli ders olarak okutulması sağlanmıştır. Özel okullarda farklı dil ve lehçelerde eğitim imkânı sağlanmıştır.

2293 sayılı Kanun’la Türkçe dışındaki dillerde eğitim-öğretim konusu da düzenlenmişken, bu kanundaki yeni düzenlemeyle Özel Eğitim Kurumları Kanunu’na tabi olarak farklı dil ve lehçelerde özel öğretim kurumu açılması imkânı da getirilmiştir. Bu kurumlarda eğitim ve öğretimin yapılacağı dil ve lehçeler Bakanlar Kurulunca tespit ediliyor ve ilgili yönetmelik de Millî Eğitim Bakanlığınca çıkartılıyor.

Yine, dönemimizde farklı dil ve lehçelerde üniversitelerde bölümler açılmış ve enstitüler kurulmuştur.

AK PARTİ döneminden önce, hatırlarsanız, anası yavrucağıyla cezaevinde aynı dille hasbihâl edemezken, hasret gideremezken bu bir insanlık ayıbıydı, bu ayıp da AK PARTİ hükûmetlerince giderilmiştir.

Gündem bellidir, iç güvenlik yasasında ilerleme kaydetmek istiyoruz. Bu nedenle grup önerisini Genel Kurulun takdirlerine sunuyor, tekrar hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Can.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin lehinde ikinci konuşmacı, Ankara Milletvekili Sayın Levent Gök.

Bugün bayağı yoruldunuz Levent Bey, yürümekten.

LEVENT GÖK (Ankara) – Efendim, ülkemiz için, halkımız için; olur, ne yapalım?

BAŞKAN - Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

LEVENT GÖK (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Halkların Demokratik Partisinin vermiş olduğu grup önerisi üzerinde söz aldım. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının kimlikleri nedeniyle hiçbir ayrımcılığa ve eşitsizliğe maruz kalmayacakları, herkesin ülkesine kendisini eşit derecede aidiyet hissedeceği, insan hak ve özgürlüklerini sonuna kadar kullanabileceği, eksiksiz hayata geçirilecek gerçek bir demokrasinin ve temel hak ve hürriyetlerinin inşasının hedef alınacağı bir düzen, bizim Cumhuriyet Halk Partisi olarak arzuladığımız bir dönemdir. Bu doğrultuda, çağdaş demokrasinin gereği olan tüm hakların garantiye alınması, yerinden yönetimin güçlendirilmesi, bölgeler arası sosyal ve ekonomik eşitsizliklerin giderilmesi ve gerekirse doğrudan kamu yatırımlarıyla Türkiye’de gelişmeye açık olan bölgelerin desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde farklı etnik yapıların, farklı kültür kimliklerinin var olması, bunların varlıklarının sürdürülmesi ulusal zenginliğimizdir. Cumhuriyet Halk Partisi, devletin etnik farklılıklar üzerinde politikalar oluşturmasını benimsemez. Devletin görevi, bütün etnik kimliklerin, din ve mezhep farklılıklarının üzerinde, onların üzerine çıkarak insanı odak yapan yaklaşımları ortaya koymak, ortak değerleri bulup çıkartmaktır. Ancak etnik kimliğini bireysel olarak vurgulamak isteyenleri saygıyla karşılamak ve etnik kimliği de insanların bir şerefi olarak saymak demokrasinin ve insan haklarının bir gereğidir. Devletin, vatandaşların etnik kökenini, dinini, mezhebini görmeyen, bütün vatandaşlara eşit davranan bir yapıya sahip olması gerekir. Sorunlar sadece yasalardaki eksiklerden değil, uygulamadaki bazı yanlışlıklardan dolayı da gerçekleşmektedir. Dolayısıyla, yurttaşlarımızın farklı etnik kökenden gelmeleri, farklı kültürel, mezhepsel, dinsel özellikler taşımaları, bir arada olmalarının ve ortak bir ulus olmalarının engeli olamaz. Bu farklılıklar ulus olarak zenginliğimizin güç kaynağıdır. Kişisel, kültürel haklara saygı kişinin kimliğine saygıdır, insana, insan haklarına ve çoğulcu demokrasiye saygının gereğidir. Kişisel, kültürel haklar hiçbir erk tarafından çiğnenemez. Kimsenin ırkı ve kökeni de diğerinden üstün değildir. Bu nedenle, ırk temelinde çözüm arayışlarının veya asimilasyon uygulamalarının tuzaklarından demokrasimizi korumak gerekmektedir. Cumhuriyet Halk Partisinin entegrasyon anlayışı farklı etnik kimliklerin ve inançların ortadan kaldırılmasını değil, onlara saygı göstererek ülke bütünlüğünün ulus devlet anlayışıyla korunmasını amaçlar.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizin en temel sorunlarından birini oluşturan Kürt sorunu konusunda Cumhuriyet Halk Partisi olarak, gerek verdiğimiz kanun teklifleri ve gerekse Meclisteki araştırma komisyonu önergelerimizle bu sorunun çözümü konusunda pek çok başvurumuz olmuştur, hâlen de devam etmektedir. Bunların başlıcalarını ifade etmek isterim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir kere, demokratik temsilin sağlanması ve milletvekili genel seçimlerindeki barajın makul bir orana indirilmesi -yüzde 3 gibi, yüzde 5 gibi- ve belediye ve il genel meclisleri seçimlerinde ise barajın ondalık baraj olarak uygulanması bizim önerilerimizden bir tanesidir.

Siyasi partilere devlet yardımının tüm siyasi partileri kapsayacak şekilde adil bir hâle getirilmesini öneriyoruz.

Yine, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir toplumsal mutabakat ve ortak akıl heyeti komisyonu kurularak Kürt sorunundaki çözümle ilgili önerilerin Meclisin şeffaflığı ve denetiminde gerçekleşmesini arzu ediyoruz.

Yine, eski Diyarbakır Cezaevi’nin, Kürt sorununu doğuran en önemli nedenlerden bir tanesi olan Diyarbakır Cezaevi’nin insan hakları ve demokrasi müzesi olmasını öngörüyoruz.

Boşaltılan yerleşim yerlerinin mağdurlarına verilmesi, mayınlı arazilerin temizlenip yoksul köylüye, tarımsal faaliyetlere açılması Cumhuriyet Halk Partisinin amaçları arasındadır.

Yine, davaları başka illere nakledilen ve bu şekilde, adil yargılamadan faydalanmayan yurttaşlarımızın da bu mağduriyetlerine son verilmesi, polisin biber gazı kullanması ve orantısız şiddet uygulamasının önüne geçilmesi doğuda karşılaştığımız en büyük antidemokratik uygulamalar olarak karşımıza çıkmakta ve biz de bunların karşısında bu önergelerle, kanun tekliflerimizle bunların önlenmesini amaçlamaktayız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine, doğu ve güneydoğuda yaşanan, “Kürt sorunu” diye nitelendirdiğimiz bu sorunla ilgili olarak geçmişte yaşanan hak ihlallerinin araştırılması, toplumsal barışı bozan olayların ve nedenlerinin araştırılması, zorunlu göçün yarattığı sorunların araştırılması, faili meçhul cinayetlerin araştırılması, işkence ve işkencecilerin araştırılması, yasa dışı dinlemelerin araştırılması, fişlemelerin araştırılması, nefret suçlarındaki artışın araştırılması, gerçekleri araştırma komisyonunun kurulması şeklinde verdiğimiz önergelerle doğu ve güneydoğuda yaşanan soruna dikkat çekip bu konuya Cumhuriyet Halk Partisinin sağlıklı yaklaşımlarını kamuoyuyla paylaşmış bulunuyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 12 Eylül darbesiyle ülkemizde, Türkiye’de Türkçenin dışındaki dillerin konuşulması, yazılması, öğretilmesi, bu dillerde yayın yapılması, basılı eser çıkartılması, değişik etnik kültürlerin araştırılması yasaklanmıştır. Türkiye’de “Kürt sorunu” diye nitelendirdiğimiz sorunun ana temelinde 1980 askerî darbesinin temelini oluşturan bu yasakçı anlayış yatmaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi, AKP’li milletvekillerinin pek çoğunun evveliyatından geldiği Refah Partisi içerisinde yer aldığı dönemde kimsenin daha adını koymadığı bu soruna adını koymuş, “Kürt sorunu” diye nitelendirerek 1991 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisine bir kanun teklifi vermiştir. Bu kanun teklifinde, Türkçeden farklı dillerin kullanılması hakkındaki kanun teklifimizde Türkçeden başka dillerin kullanılmasına yasak getiren 12 Eylül yasakçı anlayışının kaldırılması talep edilmiş ve bu şekilde, Türkçe dışındaki çok sayıdaki değişik dillerin varlığının ve bunun yurttaşlarımız tarafından konuşulduğu gerçeğinin altı çizilmiştir. Bu dillerin konuşulması, sosyal yaşamda kullanılması, bu dillerde araştırma yapılması, inceleme yapılması Türkçenin resmî dil olarak kullanılmasına engel değildir. Değişik dillerin varlığını kabul eden ve bu dillerin kullanılmasının doğallığını kabul eden anlayış gerçekçidir ve günümüzün geçerli anlayışıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vermiş olduğumuz bu kanun teklifiyle birlikte bunun ötesine geçen daha başka bir kanun teklifi o günlerde maalesef olmamıştır. Hâlbuki biz ülkemizin asli unsuru olan Kürt kökenli olsun başka diğer kökenli olsun bütün yurttaşlarımızın bu kültürel zenginliğini Türkiye’mizin ortak bir kültürü olarak kabul ediyoruz ve Türkçe resmî eğitim dili ve yazışma dili olmak kaydıyla, Türkçenin dışındaki diğer dillerin de kullanılmasını, ana dil öğretiminin yapılmasını, eğitiminin yapılmasını ve bu şekilde Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin de çocuğun üstün yararını öne geçiren anlayışının Türkiye’de kabul edilmesini öneriyoruz. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 14’üncü maddesi bu ilkelerin ışığında değerlendirilmelidir. Bu maddenin (1)’inci fıkrasında “Devletlerin çocuğun düşünce, din, vicdan özgürlüğüne saygı göstermeleri gerekmektedir.” denmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu konuda bizim son duruşumuz şu şekildedir: Türkçe resmî dildir, eğitim dilimiz resmî dil olarak Türkçedir, Türkçenin dışında diğer dillerin kullanılması çocuğun üstün yararı çerçevesinde gerçekleşmelidir. Bu konuda pedagogların, sosyologların, hukukçuların ve tüm dünya örneklerinin de ortaya konulduğu bir tabloda bu konudaki gerekli girişimlerin yapılmasını destekliyor ve bu önerge çerçevesinde de bu şekilde düşüncelerimizi ifade ediyoruz.

Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gök.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin aleyhinde Bolu Milletvekili Sayın Ali Ercoşkun konuşacak.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ ERCOŞKUN (Bolu) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Halkların Demokrasi Partisi grup önerisi aleyhinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkan, düzeltme yaptırabilir misiniz? Partimizin adını yanlış söyledi.

ALİ ERCOŞKUN (Devamla) – Türkiye Cumhuriyeti adına…

BAŞKAN – Sayın Ercoşkun, bir dakika, ekleyeceğim sürenize.

Ne oldu?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Halkların Demokratik Partisi, onu düzeltir misiniz?

BAŞKAN – Ne dedi kendisi?

PERVİN BULDAN (Iğdır) – “Demokrasi Partisi.”

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi demenizi rica ediyorum Sayın Ercoşkun.

ALİ ERCOŞKUN (Devamla) – Evet, Sayın Başkan, muhalefet partisinin vermiş olduğu grup önerisi aleyhine söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, Türkiye’nin her köşesindeki farklı kültürel zenginlikler, dil ve lehçeler muhakkak ki ülkemizin en önemli zenginliklerini oluşturuyor. Bu manada, Hükûmetimiz döneminde yapılan değişiklikler sayesinde, birçok noktada yapıldığı gibi burada da özgürlükleri genişleten, Türkiye Cumhuriyeti’nin her köşesindeki vatandaşların bu özgürlükleri sonuna kadar kullanabileceği birçok uygulamayı hayata geçirdik, geçirmeye de devam ediyoruz.

Gündemimiz belli. Mevcut süreçte özgürlüklerin önünü açacak, reform çalışmalarını gerçekleştirecek kanun çalışmalarıyla alakalı nihayet dün akşam bir noktaya gelebildik. Dolayısıyla, bugün de bir an önce bu gündeme devam edebilmek arzusunda olduğumuzdan önerinin aleyhinde olduğumuzu belirtir, kararı Genel Kurulun takdirine arz ederim.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Halaçoğlu, buyurun, yerinizden, iki dakika.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

14.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, 21 Şubat Uluslararası Anadil Günü’ne ilişkin açıklaması

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkanım, her şeyden önce, 21 Şubatın UNESCO tarafından ana dillerin korunmasıyla ilgili gün olarak kutlanmasını önemsiyoruz, onu özellikle belirtmek istiyorum. Zira, dünyada pek çok dil konuşulmaktadır. Bu diller zaman içerisinde de yavaş yavaş yok olmaktadır. Tabii ki, kültürel hayatın devamı konusunda da ana dillerin muhafaza edilmesinde çok büyük bir yarar vardır.

Burada, yalnız şunu özellikle ifade etmek istiyorum ki: Ana dil ile ana dili arasındaki farkı da özellikle görmezden gelmemek gerekir. Genelde, ana dil olarak, ses yapısı, şekil yapısı ve anlam bakımından birbirinden çok az farklılıklar içeren dil yapısı ana dil olarak telaffuz edilmektedir. Diğer taraftan, ki aynı kaynaktan kaynaklanan ve belki birçok ögelere ayrılan bir dil yapısıdır ana dil. Ana dili ise hepimizin bildiği gibi, doğrudan doğruya kişinin annesine bağlı olan dildir ve bu dili öğrenmesi ve bunu devam ettirmesi tabii hakkıdır kişilerin. Dolayısıyla, ana dilinin öğretilmesinin herhangi bir şekilde kısıtlanmasının mümkün olmadığını düşünüyoruz Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak. Ama, ana dil ise ortak resmî dildir aynı zamanda ve bu dilin aynı zamanda, toplumun gelişmesini hızlandıran, yaşamı kolaylaştıran, düşüncelerin tartışılıp ortak aklın bulunması yolu olduğu da göz önüne alınarak hareket edilmesinde büyük bir yarar vardır. Amerika Birleşik Devletleri gibi devletlerde pek çok ulusun yer almasına, dilin yer almasına …

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – …rağmen, ortak toplum değerlerini savunmak için ana dil olarak İngilizce belirlenmiştir. Bunun özellikle bilinmesinde fayda vardır.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın, Başkanlık Divanı olarak, 21 Şubat Uluslararası Anadil Günü’nü kutladıklarına ilişkin konuşması

BAŞKAN - Bu aşamada Divan olarak bize de 21 Şubat Dünya Anadil Günü’nü kutlamak düşüyor.

XI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- HDP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan ana dilde eğitim yasağının tüm boyutlarıyla araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergenin (10/326) ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 21 Şubat 2015 Cumartesi günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - Evet, Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunacağım…

III.- Y O K L A M A

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

LEVENT GÖK (Ankara) – Yoklama istiyoruz efendim.

BAŞKAN – Yoklama talebi var.

BÜLENT TURAN (İstanbul) - Sayı yok, sayı.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Biz kalkarız.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayı yok, sayı yok Başkan.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ya, yoksa o bizim sorunumuz.

BAŞKAN - Arkadaşlar, böyle şey yapmayalım yani “Sayı yok, mayı yok.” falan demeyelim.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Niye demeyelim? yoksa yok.

BAŞKAN – Sayın Gök, Sayın Altay, Sayın Tanal, Sayın Acar, Sayın Karaahmetoğlu, Sayın Tayan, Sayın Küçük, Sayın Toprak, Sayın Değirmendereli, Sayın Demirçalı, Sayın Danışoğlu, Sayın Kaleli, Sayın Aygün, Sayın Aygün, Sayın Akgöl, Sayın Bayraktutan, Sayın Öner, Sayın Dudu…

Sayın Bal, ayakta mısınız?

FARUK BAL (Konya) – AKP sırasındaki arkadaşları sayın efendim, ayakta…

BAŞKAN – Evet, yoklama için üç dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

XI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- HDP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan ana dilde eğitim yasağının tüm boyutlarıyla araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergenin (10/326) ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 21 Şubat 2015 Cumartesi günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilen önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkanım, biraz önce, Sayın Ertuğrul Kürkcü’nün geri alma talebinde dün gece yapılan oylamalarda geri alma işleminin kabul edildiğine dair bir iddiayı gündeme getirmiştim. Siz bu iddiayla ilgili bir işlem yapmadınız. İnceleyip işlem yapacağınızı söylediniz.

BAŞKAN – Hayır, “İnceleyeyim.” dedim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Elimdeki tutanaktan tekrar okuyorum Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Zozani, şöyle bir şey yapalım mı?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Tekrar okuyorum…

BAŞKAN – Bir dakika…

Anladım, içeride de sizinle konuştuk.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Ama orada hemfikir olmadık. Şimdi, bakın, tutanak burada…

BAŞKAN – Ben bir fikir oluşturdum kendimde. Ama şöyle bir şey yapalım: Şu anda grup önerilerini görüşüyoruz ve kanuna da geçeceğiz; o zaman bu talebinizde bulunun çünkü doğrudan kanunla ilgili bir şey. Tamam mı?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Tamam.

BAŞKAN – O zaman yaparsınız onu.

Teşekkür ederim.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- MHP Grubunun, Ankara Milletvekili Mustafa Erdem ve arkadaşları tarafından, din görevlilerinin sorunlarının araştırılması amacıyla 24/11/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 21 Şubat 2015 Cumartesi günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 21 Şubat 2015 Cumartesi günü (bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisini İç Tüzük'ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Yusuf Halaçoğlu

Kayseri

MHP Grup Başkan Vekili

Öneri:

24 Kasım 2014 tarih ve 2014/2306 Sayı ile TBMM Başkanlığına; Ankara Milletvekili Mustafa Erdem ve arkadaşlarınca, "Din görevlilerinin sorunlarının araştırılması" amacıyla verilmiş olan Meclis araştırma önergemizin 21 Şubat 2015 Cumartesi günü (bugün) Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bugünkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin lehinde ilk konuşmacı Ankara Milletvekili Sayın Mustafa Erdem.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ERDEM (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, din görevlilerimizin sorunlarıyla alakalı olarak vermiş olduğumuz araştırma önergesi hakkında konuşmak için buradayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, dün, alçaklar tarafından alçakça şehit edilen Fırat Yılmaz Çakıroğlu kardeşimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyor, Cenabı Hakk’ın kendisine rahmetiyle, merhametiyle muamele etmesini niyaz ediyorum.

Değerli milletvekilleri, AKP iktidarı tarafından taşların bağlandığı diğerlerinin salıverildiği bir iktidar dönemini yaşıyor, Fırat’ın “Bayrak inmesin, ezan dinmesin, vatan bölünmesin.” diye, devletin yapamadığı, devlet görevlilerine yaptırılmadığı bir sorumluluğun gereği olarak dinine, devletine, vatanına, milletine sahip çıktığı için bu alçaklar tarafından öldürülmüş olması, şehit edilmiş olması bir Türk milliyetçisi olarak bizleri rahatsız ediyor. Ama şu unutulmasın ki, AKP, yasaları uygulamamaktan kaynaklanan bir acziyeti ortaya koysa da, yeni birtakım yasaları çıkarma adına bu milleti oyalasa da, PKK’yla farklı mahfillerde farklı pazarlıklar içerisinde bulunsa da vatanını, milletini, din ve devletini korumak için yemin etmiş Türk milliyetçileri buradadır ve bu görevi sonuna kadar da başaracaklardır. (MHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, din görevlileriyle alakalı olarak bugüne kadar Meclisimizde doğru dürüst bir araştırma yapılmamış, din görevlilerinin sorunları araştırılamadığı için Diyanet ülkemizde layık olduğu saygınlığı görememiş, din görevliliği dünden bugüne sahip olması gereken ilgi ve sevgiden mahrum kalmıştır. Bu konuda dünden bugüne doğrudan din görevlilerinin karşı karşıya kaldığı sorunları, bir de Diyanet İşleri Başkanlığımız tarafından din görevlilerine sorun olarak çıkarılan hususları burada dikkatlerinize arz etmek istiyorum. Ama şunun altını çizmemizde fayda vardır ki: Din görevlilerini sevsek de sevmesek de, Diyanete sahip çıksak da çıkmasak da bir Müslüman olarak yarın mutlaka bir din adamının önüne geleceğinizi unutmayınız.

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) – Ona hiç şüphemiz yok.

MUSTAFA ERDEM (Devamla) – İkinci bir husus: Din adamlarımız şu veya bu şekilde itilse kakılsa da, yasaların kendilerine vermiş olduğu haklardan kaynaklanan sorumluluklarının gereği olarak yüce dinimiz İslam’ın inanç, ibadet ve ahlak esaslarını toplumsal geleceğimizin bekası adına bu milletin evlatlarına öğretmek ve sahip oldukları konumdan kaynaklanan bir görevin gereği olarak bizatihi bunları da yaşamak durumundadır. Ama gelin görün ki hem öğretmekten kaynaklanan acizlikler hem de bir din adamı olarak bunları uygulamaktan veya bir başka ifadeyle uygulayamamaktan kaynaklanan sorunları ve sıkıntıları da vardır.

Bakınız, dindarlardan oy aldığınızı düşünüyorsunuz. Diyanetin, kendinizin arka bahçesi veya ön bahçesi olduğunu söylüyorsunuz.

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) – Kim söyledi?

MUSTAFA ERDEM (Devamla) – Allah için söyler misiniz, şu yapageldiğiniz siyasi manevralar, şu yapageldiğiniz siyasi ayak oyunları, şu yapageldiğiniz ahlak adına insanın yüzünü kızartacak uygulamalar, yüce dinimizin neresinde yer alıyor da din ve Diyanet birilerinin arka bahçesi veya birilerinin ön bahçesi olarak ifade edilebiliyor?

Değerli milletvekilleri, din adamlarımız, bugün, dinini öğretmek için eğitim almış kimseler olarak yüce kurum Diyanet İşleri Başkanlığında çalışırken bizatihi din adamı sıfatını da onlar gibi paylaşanlar tarafından zorunlu rotasyonlara yönlendirilebiliyorsa, ehliyet, liyakat ve adalet ilkeleri, göz göre göre, “din adamı” sıfatıyla ihlal edilebiliyorsa veya dinî kimlikleri yetersiz, eğitimleri tamamlanmamış ama Müslüman olmaktan başka çaresi kalmamış bu milletin evlatlarına “din adamı” sıfatıyla caminin önüne gönderilmemesi gerekenler görevlendirilmiş ise burada Diyanetin din adamlarına karşı bir vebali veya Diyanet kurumunu arka bahçe gibi görenlerin bir sorumluluğu var mıdır, bunun takdirlerini de sizlere havale ediyorum.

Değerli milletvekilleri, yüce dinimiz İslam’da ruhban sınıfı yoktur. Dolayısıyla, bu konuda ayrıcalıklı veya istisnai haklara sahip hiç kimse bulunamaz ama din adamlarımız, bugünkü şartlar içerisinde, devletimizin kendilerine verdiği sorumluluğun gereği olarak, kirlenen, kirletilen, lekelenen siyasi araçlara malzeme olmamak gibi bir sorumluluğa da sahiptir. Aklı olanın, imanı olanın, izanı olan, vicdanı olanın ne onları kullanmaya ne de o görevi ifa edenlerin bir malzeme durumuna düşerek kullanılmaya haklarının var olmadığını burada ifade etmek istiyorum.

Çok değerli milletvekilleri, Diyanet İşleri Başkanlığımız, son dönemlerde, 28 Şubattan kalma bazı uygulamalara tepki göstererek merkezî vaazı kaldırmış, merkezî ezanı dindirmiştir. Dinimizin, pedagojinin ve kültürel yapının gereği olarak din adamlarının vaazı görsel bir şekilde muhataplarına ifade etmesi doğru bir yaklaşım ama bu konuda kendisini toplumun gerisinde hissederek hâlâ tren yolunda deve yürüterek bir aydınlatma görevi yapamayacağını da bilmesi şarttır ama gelin görün ki öbür taraftan din adamlarımızın merkezî ezanın insan üzerindeki olumlu tesirlerinin, ezanın bizatihi ruhundan kaynaklanan güzelliklerin o ezanı okumaya kabiliyeti olmayanlar tarafından kirletilmesine müsaade edilmemesi ve ezanın merkezî bir şekilde eski güzelliğiyle yeniden okutulmasını talep etmesi lazım gelirdi. Müftülerimizin, din adamlarımızın, bazı üst düzey Diyanet görevlilerimizin ısrarla “Ezan en azından merkezî kalsın.” demelerine rağmen üst aklın kendilerine yapmış olduğu dayatmanın sonucu olarak ezanın merkezîlikten çıkarılmış olmasını bugün dinimize, Diyanetimize ve Müslümanlara karşı yapılmış bir saygısızlık olarak görüyor, bunun din adamlarımız tarafından öncelikle düzeltilmesi lazım geldiğini buradan ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, din adamlarımızın eğitimleriyle alakalı uygulanan programlara da dikkatinizi çekmek istiyorum. Antalya’daki bir din görevlisinin Elâzığ’da eğitime tabi tutulması, Kastamonu’daki bir din görevlisinin Antalya’da dinî iç eğitim kursuna tabi tutulması Müslüman’a bir eziyet olarak düşünülmeli ve bu hususun mümkün olan en kısa sürede düzeltilmesi yoluna gidilmelidir.

Buradan daha önce de ifade ettim, Diyanette bir rotasyon uygulaması söz konusudur ki bu, fevkalade kış şartlarında Müslümanlara ve din adamlarına yapılan baskı ve zulüm örneği olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bir başka husus daha vardır ki Diyanet İşleri Başkanlığımızda çalışanlar da duysun veya aranızda bir organik ilişki varsa siz de götürün onlara söyleyin, dinî alanda otorite Allah’tır, kullar arasında bir otorite tesisine ihtiyaç yoktur ama gelin görün ki bugün Diyanette -üzülerek söylüyorum- bir kast sistemi ve insan onuruna yakışmayan bir ayrımcılık söz konusudur.

Bunların hepsinin yüce Meclis tarafından araştırılmasının gerektiğini düşünüyor ve hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Milliyetçi Hareket Partisi Grup önerisinin aleyhinde Isparta Milletvekili Sayın Recep Özel konuşacak.

Sayın Özel, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisinin vermiş olduğu din adamlarının sorunlarının araştırılmasıyla ilgili araştırma önergesinin aleyhine söz almış bulunmaktayım; aleyhine olmak, din adamlarımızın birtakım problemleri var, sorunları var bunların dile getirilmemesi anlamında da değil.

Biraz önceki konuşmacının burada bu Diyanetin AK PARTİ’nin arka bahçesi olduğu yönünde, ön bahçesi, arka bahçesi olduğu yönünde bir beyanı oldu.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Karar ver; ön mü arka mı?

FARUK BAL (Konya) – Diyanet İşleri Başkanı AKP’nin propagandasını yapıyor.

RECEP ÖZEL (Devamla) – Diyanet, gerçekten din, hepimizin üzerinde hassasiyetle durması gereken bir mevzu. Onu burada bir siyaset konusu, birilerinin arka bahçesi, ön bahçesi…

FARUK BAL (Konya) – Siyaseti Diyanet İşleri Başkanı yapıyor.

RECEP ÖZEL (Devamla) – Geçmişte arka bahçelerden, ön bahçelerden siyaset kurumu çok çekti, o kurumlara da çok zarar verdik. AK PARTİ olarak, hiçbir kurum, bunun içerisine Diyanet de dâhil, bizim de, sizin de, hiç kimsenin de arka bahçesi veya ön bahçesi olmasın.

Evet, dinin sahibi Allah’tır. Allah, burada otoritedir, kullar bunun üzerinde değildir, buna hep birlikte katılıyoruz ama burada birtakım söylemlerde bulunurken de dini bizim her zaman siyasete alet etmekten bahseden sizlerin “Dindarlardan siz oy alıyorsunuz.” diye bir ithamda bulunmasını… Biz toplumun her kesiminden oy alıyoruz, din sevenden, sevmeyenden; kişiye böyle ayrımda bulunmayı da çok şiddetli bir şekilde reddediyoruz. AK PARTİ olarak toplumun bütün kesimlerinden oy aldığımızı belirtiyoruz. Bunu bize söyleyenler kendilerini bir çek etsin “Toplumun her kesiminden biz niye oy alamıyoruz?” diye; bunu gözden geçirmeleri daha iyi olur diyorum.

Bu kirlenen, kirletilen siyaset… Kirlenen, kirletilen siyaset diye de birbirimize lütfen… Siyasetle siz de uğraşıyorsunuz, biz de uğraşıyoruz. “Niye kirletildi?” diye sizin söylemenizi abes olarak burada algılamak istiyoruz. İçinde bulunduğumuz kurumumuzu bu kadar birbirimizin ayağına kurşun sıkarak da paçavraya döndürmeyelim. Siyaset kirlenmemiştir, kirletilmemiştir. Hep birlikte siyaseti en üst seviyeye çıkartmak ortak dileğimiz, temennimiz, çalışmamız bu yönde olmalıdır diyorum.

Din adamları bizim dönemimizde özlük haklarında eskiye göre güzel bir konuma gelmişlerdir. Maaşlarında, maaş skalalarında üst sıralara bizim dönemimizde gelmiştir.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Dininiz imanınız para!(X)

RECEP ÖZEL (Devamla) – Daha iyi maaşı vermek, daha güzel özlük haklarına kavuşturmak dileğimizdir.

Bugünkü gündemimiz belli olduğu için bu önerinize katılamadığımızı bildiriyor, hepinize saygılar sunuyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin…

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, Sayın Başkan, sataşma yapıldı. Sayın konuşmacı söz istedi, görmediniz.

BAŞKAN – Bir sataşmada bulunmadı sanıyorum ama. Ben hocayı dinlerim, lütfen.

FARUK BAL (Konya) – Efendim, “abes” dedi.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – “Abesle iştigal ediyorsunuz.” dedi. Sataşma nasıl olur başka?

BAŞKAN – Sayın Bal, Sayın Erdem’in bunu dile getirebilecek şeyi var.

FARUK BAL (Konya) – Siz görmediniz efendim, siz yere bakıyorsunuz, görmediğiniz için ben sizi uyarıyorum.

BAŞKAN – Peki, tamam, teşekkür ederim.

Buyurun Sayın Erdem.

MUSTAFA ERDEM (Ankara) – Sayın konuşmacı yapmış olduğum konuşmanın abesle iştigal olduğunu söyledi.

BAŞKAN – Bir dakika… Sataşmada mı bulundu?

MUSTAFA ERDEM (Ankara) – Evet.

BAŞKAN – Buyurun iki dakika.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Ankara Milletvekili Mustafa Erdem'in, Isparta Milletvekili Recep Özel’in MHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

MUSTAFA ERDEM (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, siyaset hiçbir zaman dinin alternatifi değildir. Dolayısıyla, siyaset yapanların kendilerini dinle özdeşleştirmiş olmaları da fevkalade yanlıştır. Üzülerek ifade etmek istiyorum ki bugün şu sıralarda muhatabım olan bazı zevatın yapmış oldukları saha dışı çalışmalarda siyaseten bazı şeylerin kendileri için mübah olabileceğini, yapmış oldukları…

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Bu nasıl bir dil öyle ya?

MUSTAFA ERDEM (Devamla) – Bunları siz çok daha iyi, profesyonelce yapıyorsunuz.

Bunların kendileri için siyasi bir atraksiyon veya siyasi bir numara olduğu yönünde dayatmalarda bulunuyorlar.

FARUK BAL (Konya) – “Yolsuzluk, hırsızlık değil.” diyor adam, fetva veriyor.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – “Rüşvet yüzde 20!” diye fetva verdi hocalar ya.

BAŞKAN – Sayın Türkkan, lütfen…

MUSTAFA ERDEM (Devamla) – Soruyorum size: Haram kim tarafından ne zaman helal edilebilir? Haramın helal olmasını başarabilecek bir babayiğit aranızda varsa bunları da çıkar buradan itiraf eder.

Burada şunu dikkatlerinize sunmak istiyorum: Beyler, bugün siyaseti…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – O babayiğitlik değildir, o alçaklıktır, alçaklık. Babayiğitlik olur mu? O alçaklıktır.

MUSTAFA ERDEM (Devamla) – Bu alçaklığı zaten kınıyorum buradan.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – “Rüşvetin yüzde 20’si helaldir.” diyen alçaktır, kahpedir.

MUSTAFA ERDEM (Devamla) – Burada siyaseti başkalarını ikna etme sanatı olarak görmek başka bir şey, siyaset adına olmayanı varmış gibi göstermek çok daha başka bir şey ama ne yazık ki siyasilerin kendileriyle organik ilişki içerisinde oldukları bazı din adamlarını kendi yapmış oldukları siyasi söylemlerin meşruiyetine camileri, kürsüleri, hutbeleri, minberleri araç olarak kullanması ve bunlar üzerinden de siyaset yapıyor olması din adına da, İslam adına da, siyaset adına da bir ayıptır diye düşünüyor, herkesi bu hassasiyeti uygulamaya davet ediyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Erdem.

Milliyetçi Hareket Partisinin grup önerisinin...

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Recep öğrendin, anladın.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

FARUK BAL (Konya) – Hem de sataştı sana.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hocam’la aynı düşünüyoruz.

BAŞKAN – Sohbet edin bari Hocam beraber, ben de dinleyeyim sizi. Buradan iş yapıyoruz, lütfen.

XI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- MHP Grubunun, Ankara Milletvekili Mustafa Erdem ve arkadaşları tarafından, din görevlilerinin sorunlarının araştırılması amacıyla 24/11/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 21 Şubat 2015 Cumartesi günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin lehinde ikinci konuşmacı İstanbul Milletvekili Sayın İhsan Özkes.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Milliyetçi Hareket Partisinin din görevlilerinin sorunlarıyla ilgili grup önerisi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Sayın milletvekilleri, din görevlilerinin sorunları çok, her devlet memuru haftada beş gün çalışıyor, iki gün hafta sonu tatili yapıyor ancak din görevlileri haftada altı gün çalışıyor. Din görevlilerinin kullanamadıkları haftada bir günün ücretinin maaşlarına yansıması için verdiğim kanun teklifinin görüşülerek bir an önce kabul edilmesini bekliyorum.

Din görevlilerinin hac, umre ve yurt dışı görevlendirmelerinde torpil ve adam kayırmalar nedeniyle ciddi rahatsızlıklar var. Din görevlilerinin, müftü ve vaizlerin liyakat ve ehliyetleri dikkate alınmadan iktidar mensuplarının arzularına göre tayin olmaları, Allah’ın işin ehline verilmesi emrinin Diyanette bile uygulanmadığını göstermektedir.

Davutoğlu gelecek diye cuma günü Sivas Ulu Cami’de ezan yedi dakika geç okunuyor.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ayıp!

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Yine, cuma günü Elâzığ’da 11.44’te okunması gereken ezan, Erdoğan’ın gecikmesi nedeniyle saat 12.35’te okunuyor. İşte, Türkiye’nin geldiği durum, ibadetler dine göre değil, muktedirlere göre uyarlanıyor.

AKP Sivas Milletvekili Nursuna Memecan’ın “Eş cinseller de imam olabilirler.” fetvasını bir CHP’li söylemiş olsaydı neler olurdu? AKP İstanbul Milletvekili İsmet Uçma’nın din görevlilerine “İmamların, Kur’an kursu hocalarının tamamının zihinleri sülfürik asit dolu.” diyerek hakaret etmesi din görevlilerini çok ciddi bir şekilde rahatsız etmiştir. Allah’tan başkasından korkmaması gereken din görevlilerinin iktidar milletvekillerinin hakaretlerine sessiz kalmaları, AKP iktidarında toplumun geldiği durumu ifade etmektedir.

Malum saray için Bülent Arınç bile “İsraf var." diyor ama bu ülkede, kimse, evet, israf var diyemiyorsa; “Her cuma bir ayet sallıyorum, bu Bakara iyi makara” diyenlere kimse bu söz küfürdür, söyleyen kişi kâfir olur diyemiyorsa; devlet işi yaparken alınan rüşvete hediye denilmesine, hiçbir kimse -rüşvet hediye olamaz- rüşveti alan da veren de melundur diyemiyorsa; yalancı peygamberlik iddiasında bulunan, “Hazreti İbrahim tabii ki benim, Hazreti Muhammed ise en küçük kardeşim.” diyen AKP Düzce Milletvekili İbrahim Korkmaz’a…

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Buradayım, burada.

İHSAN ÖZKES (Devamla) – “Başbakan’a dokunmak bence ibadettir.” diyen AKP Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin’e bir şey denilemiyorsa; her cuma sonunda okunan Nahl Suresi 90’ıncı ayetin adaletten bahsetmesine rağmen, adaleti, iyiliği ve akrabaya vermeyi emreden bu ayeti, adaletsizliğe, torpile, adam kayırmaya, akrabaya cebinden vermeyi değil de devlet kasasından vermeyi âdeta delil göstererek Allah’ın ayetlerini çarpıtan AKP Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’e ses çıkarılamıyorsa…

AKP döneminde haram-helal demeden yiyen, kul hakkını hiçe sayan, israfı itibar kılan, hırsızlığı, yolsuzluğu, devlet malını aşırmayı caiz gören, hatta “Çalıyorsa da çalışıyor.”, “Çalıyorsa da Allah için çalıyor.” anlayışında olan ahlaksız Müslüman tipler yetiştiriliyor.

Bu meyanda, AKP İstanbul Milletvekili Metin Külünk’ün günah işleme özgürlüğünden bahsetmesi manidardır. Hırsızlık, yolsuzluk yapmak özgürlük olacak, hırsıza “hırsız” demek ise suç olacak; bu anlayış ne dine ne de imana sığar. Nişanlısıyla el ele dolaşmanın günah, hırsızla el ele kol kola olmanın sevap olduğu gibi yeni bir din algısı, bir değişim yaşanıyor.

AKP Grup Başkan Vekili Mahir Ünal’ın “Değişimin karşısında dinler bile duramaz.” sözü manidardır. Domuz derisinden post; hırsızlığı, yolsuzluğu, devlet malını aşırmayı helal sayanlardan da Müslüman olmaz.

Sayın AKP’liler, ahirette geçerli olan para değil, ahirette geçerli olan imandır, iman.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Nasıl bildin be!

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Kimi AKP’lilerde şirke girme temayülü mü var acaba diye düşünüyorum.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Bayağı zekisin sen ha, kafan çalışıyor yani!

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Örneğin, AKP Düzce Milletvekili Fevai Arslan’ın “Allah’ın tüm vasıflarını üzerinde toplayan bir lider var.” demesi, alenen şirk değil midir?

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Eskidi ya eskidi Müftü Efendi, eskidi!

İHSAN ÖZKES (Devamla) – İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın…

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Müftü Efendi, eskidi, hâlâ aynı sakızı çiğniyorsun!

İHSAN ÖZKES (Devamla) – …“Hazreti Muhammed gururlandı, biz gururlanmadık.” tarzındaki sözleri, haşa, kendilerini Hazreti Muhammed’den daha üstün görmek gibi bir mukayese nasıl izah edilebilir?

Elbette, AKP döneminde cumhuriyetin kazanımları zarar gördü, yargı zarar gördü, hak, hukuk, adalet, insan hakları zarar gördü ancak en büyük zararı din gördü. Zira bugün Türkiye’de din özgürlüğü yok, din vesayet altına girdi. “Hırsızlık kötü bir şeydir ama maneviyatı çalmak daha kötü bir şeydir.” fetvası bunun açık seçik bir delilidir.

Bugün Türkiye’de iktidar korkusu Allah korkusunu geçmiştir.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Allah Allah!

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Millete hakaret ediyor. Sayın Başkan, millete hakaret ediyor.

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Evet, evet, bugün Türkiye’de iktidar korkusu Allah korkusunu geçmiştir. Bugün Türkiye’de iktidar korkusu Allah korkusunu geçmiştir.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Utanmıyorsun be!

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Her namazda okunan “Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.” ayeti tehlikededir.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkan, millete hakaret ediliyor.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Olur mu ya? Ayet tehlikede olur mu, ayet?

İHSAN ÖZKES (Devamla) – “Muhakkak ki kulları arasında Allah’tan korkanlar âlimlerdir.” ayeti de tehlikededir.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, niye müdahale etmiyorsunuz, taciz ediyorlar resmen?

BAŞKAN – Ne bağırıyorsun bana ya!

ENGİN ALTAY (Sinop) – Niye müdahale etmiyorsunuz? Kasıtlı mı yapıyorsunuz?

BAŞKAN – Bunu şimdi bıraktım, Allah Allah!

ENGİN ALTAY (Sinop) – Koro hâlinde taciz ediyorlar.

BAŞKAN – Şimdi elimdeydi tokmak. Allah Allah!

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Zira, dinin yanında değil, iktidarın ve gücün yanında yer alan, dini, egemen güçlerin, müstekbirlerin hizmetine sunan belamlar türemiştir.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Kime hakaret ediyoruz? Adam doğruları söylüyor.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Millete hakaret edemezsiniz, millete hakaret ediliyor.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Kim millete hakaret ediyor? Siz hakaret ediyorsunuz millete.

ADNAN YILMAZ (Erzurum) – Niye bağırıyorsun Engin Bey.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Ne demek “AKP korkusu Allah korkusunu geçti?”

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Konuşma oradan, kendine söylesin önce.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Size söylüyor, size, millete değil. Size söylüyor onu.

İHSAN ÖZKES (Devamla) – 17 ve 25 Aralık rüşvet ve yolsuzluklar operasyonlarından sonra camilerde hırsızlık, rüşvet, yolsuzluk, devlet malını aşırma gibi konularda ayetlere ve hadislere âdeta sansür uygulanması İslam tarihinde kara bir parantez arasını oluşturmaktadır.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Her sene böyle bir müftünüz var sizin. Bunun da kullanma süresi doldu Yaşar Nuri gibi, bu da gidiyor.

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Hırsıza “hırsız” diyemeyen; yolsuza “yolsuz” diyemeyen; israfa “haram” diyemeyen; zulme rıza gösteren; Allah’ın kitabına değil, muktedirlerin gözüne bakarak fetva veren belamlar var.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Belam sensin işte.

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Senin gibi, senin!

Saygıdeğer din görevlilerimiz tüm bu din dışılıklardan rahatsızlardır.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Aldığın maaşları geri iade et sen. Belam dini saptıranlara derler.

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Ülkemiz insanları arasında Alevi-Sünni, Türk, Kürt gibi ayrıştırma, kutuplaştırma had safhaya ulaşmıştır.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Allah seni Türkan Saylan’la haşretsin inşallah. Onun yanına git inşallah.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Hadi “âmin” de, “âmin” de.

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Halk, böl, parçala ve yut yönetimiyle yönetiliyor.

Sayın Başkan, susturacak mısınız?

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Sabahtan beri hakaret ediyorsun.

BAŞKAN – Ee söylüyorum, gidip kulaklarını çekemem ya Sayın Özkes.

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Lütfen… Lütfen susturur musunuz!

BAŞKAN – Bunu kullanıyorum, dilimle söylüyorum, ağzımla söylüyorum. Daha gidip kulaklarından çekecek hâlim yok.

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Düşman, hedef bir kitle oluşturuluyor ve kitle imha edilmeye çalışılıyor. Ne oluyor? “Yapmayın, etmeyin, günahtır.” diyenler de o hedefteki kitleyle aynı suçlamalara maruz kalıyor. En sonunda cami cemaati ve din görevlileri de ayrıştırılmaya başlandı. Aynı safta namaz kılanlara bile “Cami cemaatinden mi yoksa düşman kılınan cemaatten mi?” ayrışması yapılmaktadır. Elbette bu durumdan din görevlileri rahatsızdır. İmamların arkasında namaz kılan insanlar arasında ayrım yapmaya dayatılması doğru değildir. Güneş gibi herkesin üzerine doğan, Mevlâna gibi her kesimden herkesi kucaklayan din görevlilerimizi rahat bırakınız. Cadı avının din görevlileri arasına da sirayet etmesi toplumsal bütünlüğümüzü yaralamaktadır.

Evet, belam efendi, dön bakalım, enseni görüyorum da yüzünü de göreyim. Belam, ey belam! Bak, bak, gel, sen nasıl dersin, hiç Allah korkusu yok mu sende?

ADNAN YILMAZ (Erzurum) – Tahrik etme.

İHSAN ÖZKES (Devamla) – “Tabii ki Hazreti İbrahim benim.” nasıl dersin? Kâfir olursun, kâfir.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Lan yürü, yürü!

BAŞKAN – Sayın Özkes, lütfen Genel Kurula hitap edin. Sayın Özkes…

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Belam, belam, belam! Ya, ya, ya, senin gibi olur aynen, aynen senin gibi olur.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Allah seni Türkan Saylan’la haşretsin. “Âmin” de, “âmin” de, “âmin” de.

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Türkan Saylan’ın imanı senin gibilere yeter de artar bile be! Türkan Saylan’ın imanı senin gibi imansızlara yeter de artar! (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Özkes…

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Hadi, “âmin” de, “âmin” de, “âmin”.

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Ya, ya, belam, belam, belam.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özkes.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Allah seni Türkan Saylan’ın yanına göndersin. “Âmin” de, “âmin” de, hadi de, desene.

BAŞKAN – Sayın Korkmaz… Sayın Korkmaz…

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Allah seni Türkan Saylan’ın yanına göndersin. Hadi, “âmin” de. Diyemezsin değil mi? Ama, cennete gönderdin aklın sıra.

BAŞKAN – Sayın Korkmaz…

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Belamın önde gideni.

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, lütfen…

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Ben bir mühendisim, o ise müftü.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ama sen Hazreti İbrahim’sin ya!

BAŞKAN – Tamam, teşekkürler.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Ben diyorum ki: Allah seni Türkan Saylan’ın yanına göndersin. “Âmin” desin.

BAŞKAN – Tamam Sayın Korkmaz, tamam. O onun bileceği bir şey.

Sayın Engin Altay, sizden bir ricam var: Benden bir şey talep ederseniz veya bir şey söylerken lütfen ses tonunuzu ayarlayın olur mu?

Teşekkür ederim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, bana bir söz söylediniz, müsaade ederseniz cevap vereyim.

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ben size sesimi duyurabilmek için sesimin volümünü yüksek tutuyorum.

BAŞKAN – Ama yüzünüzün ifadesi öyle değil.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Burada Divana saygısızlık yok ancak sizin Hazreti İbrahim’e 157’ye göre işlem yapmanız gerekir.

BAŞKAN – Ben elimde tokmakla devamlı vuruyorum.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Hayır, ben uyardıktan sonra vuruyorsunuz. Uyarma cezası verin.

BAŞKAN – Ben ne yapacağımı biliyorum, lütfen.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sesim gelmiyor, kısık.

BAŞKAN – Bak, yine… Yüzünüzden ürküyorum. Yapmayın bir daha öyle.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Hayır efendim, ne alakası var.

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin aleyhinde Sayın Naci Bostancı konuşacak Amasya Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Kacır, tamam, bir dakika, oturun. Vereceğim size söz.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Kürsüyü uyarmıyorsunuz, bizi uyarıyorsunuz ancak Sayın Başkan.

MEHMET ERSOY (Sinop) – Efendim, Fevai’ye iftira atıldı, söz vermiyorsunuz!

BAŞKAN – Grup Başkan Vekiliniz söz istedi, ona verdik.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – CHP’yi idare edeceğiz diye hâlimize bakın ya!

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bostancı.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İslamiyet adına konuşarak İslami referanslardan, normlardan bahsedip bunlara ilişkin ikazda bulunmaları… Biz her zaman dikkatle dinleriz ve eğer hatalarımız, kusurlarımız söz konusuysa da bunlar üzerine düşünürüz. Normal bir Müslüman’ın yapması gereken budur: Kusurlara ilişkin düşünmek.

Tabii, kim ne için bize bu ikazlarda bulunuyor? Gerçekten derdi İslami kaynaklara ilişkin normları hatırlatarak bir edeple güzellik atmosferi kurmak mı, yoksa bunları başka tür hevâ ve heveslerin aracı kılarak bize başka bir hikâye mi anlatmak? Buna da dikkat etmek gerekir. Ben Sayın Özkes’in Mecliste yapmış olduğu diğer konuşmaları da dinledim. Sayın Özkes her zaman İslami bir repertuarla konuşmakla birlikte ben sakin, hakikaten İslam’ın o yumuşak algısına uygun, gerçekten de İslam’ın emrettiği şekilde bir atmosfer kurma istikametinde bir irade ve anlayışla konuştuğunu şahsen görmedim.

İZZET ÇETİN (Ankara) – İşine gelmemiş konuşmaları.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – İhsan Bey her zaman son derece kışkırtıcı, son derece hitap ettiği kesimin canını yakmak, rencide etmek, onları kötülemek kastıyla İslami referanslara müracaat ediyor ki…

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Haksızlık yapıyorsun, haksızlık yapıyorsun. Gerçekleri söylüyor sadece.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – …bunun kendisine kaynak olarak gösterdiği İslamiyet’le ne kadar derin bir çelişki oluşturduğunu esasen kendisinin de bilmesi lazım. Eğer derdimiz İslam’a uygun bir edep ve ahlak ortamı sağlamaksa kendimizin de buna uygun bir şekilde konuşması lazım. Sayın Özkes’i demin dinlerken, özellikle konuşmasının sonlarına doğru öyle bir feveran hâlinde konuşur hâlde gördüm ki, doğrusu böyle bağıran ve çağıran bir insan hangi kelimeyi, hangi ahlaki ilkeyi insanlara güzel bir şekilde anlatabilir, bundan emin değilim.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Sonra izlesin kendini bir.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Bakara makaraya böyle tepki koymadınız ama!

ALİM IŞIK (Kütahya) – Bakara makaraya da bir referans gösterin.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Değerli arkadaşlar, Sayın Özkes’in her zaman anlatım tarzı da kes-yapıştır taktiğidir, bir kolaj mantığıdır.

Şimdi Marcel Duchamp diye bir plastik sanatçısı vardır. Duchamp plastik sanatlara ilişkin bir sergi açar, kendi yapmış olduğu eserlerini sergiler, bunların arasına da bir tane pisuvar yerleştirir, pisuvar. İzleyicilerden birisi orayı dolaşırken, evet, bütün sanat eserlerine Duchamp’ın eli değmiştir ama bir pisuvarın orada ne işi vardır. Duchamp’a sorar: “Bu bir pisuvar değil mi?” der, “ Evet.” der Duchamp; “Bunu siz mi yaptınız?” der, “Hayır, köşedeki nalburdan aldım.” der; “Peki, burada ne işi vardı, sergide?”, “Ben onu nalburdan almakla birlikte bağlamını değiştirdim. O artık bir pisuvar değil, o bir sanat eseri.” der.

Şimdi, Sayın Özkes de sözlerin bağlamını değiştirerek bize başka bir hikâye anlatmaya çalışıyor. Buradaki arkadaşların, önünde hangi cümle var, arkasında hangi cümle var, ne için bunları söylemiş, buna ilişkin bir dikkat, buna ilişkin ahlaki bir kaygı, buna ilişkin gerçekten meselenin tamamına bakıldığında o söz ne anlama geliyor, bir muhakeme, bir düşünme olmaksızın, bütünüyle kötü niyetle, bütünüyle arkadaşları rencide etmek amaçlı, kolaj mantığıyla, tıpkı pisuvar gibi, sözlerini araya yerleştiriyor.

Böyle bir mantığı, Sayın Özkes, geldiğinizi burada her vesile iddia ettiğiniz, ilişkili olduğunuzu varsaydığınız o kutsal gelenekle, o İslami anlatıyla siz eğer uzlaştırabiliyorsanız, benim size diyecek bir lafım yok, hiçbir sözüm yok.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Hoca ayetikerîmeyle konuştu, sen ona pisuvarla cevap veriyorsun.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – O yüzden, Sayın Özkes’i -yapabiliyorsa eğer- bu konulara ilişkin yine buraya gelip “Bana laf attılar.” diye feveran etmek yerine, biraz muhasebe, içsel bir muhasebe yapmaya davet ediyorum. Önce bunu belirteyim.

İkincisi, şunu anlamakta da zorlanıyorum: Hakikaten Türkiye'nin yakın dönemdeki siyasi geleneğine baktığımda, geçmişte belli bir siyaset geleneğinden gelenler, genellikle muhafazakâr, dinî hassasiyetleri olan çevreleri geçmiş yıllarda “Siz irticacısınız. Siz gericiliği getirmek istiyorsunuz. Siz çok fazla İslam’a ve ona ilişkin terminolojiyle konuşuyorsunuz.” diye fazlasıyla Müslüman olmakla suçlarlardı. Şimdi görüyorum ki suçlamanın biçimi değişmiş, diyorlar ki: “Siz, sahih Müslüman değilsiniz. Sahih Müslüman olmalısınız.” Ben de anlamakta zorlanıyorum. Gerçekten, bizim Müslüman mı olmamız lazım bu arkadaşlara, bu siyasi anlayışa sahip olanlara göre… Hemen belirteyim: Herhangi bir siyasi partiyi külliyen suçlamıyorum, bir anlayıştan ve zihniyetten bahsediyorum. Acaba Müslüman mı olmamız gerekiyor, Müslüman mı olmamamız gerekiyor, bunu da karıştırıyorum. Sayın Özkes’in de burada nerede durduğunu, ben, söylediğim anlatım çerçevesinde kestiremiyorum, çok belirsiz kalmış vaziyette.

Bu vesileyle saygılar sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Sayın Başkan…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkan, ben söz istedim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kacır.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Efendim, sayın konuşmacıyı, Sayın Özkes’i dikkatle dinledim, aynen şu cümleyi kullandı: “Bugün Türkiye’de iktidar korkusu Allah korkusunu geçmiştir.”

Değerli Başkan, bu, millete hakarettir. Kim korkuyor iktidardan? Onların iddiasına göre millet korkuyor. Kimden korkmadığı kadar? Allah’tan korkmadığı kadar. Bu, millete hakarettir.

Lütfen bu sözünü düzeltsin. Ben bu milletin bir milletvekili olarak bunu gündeme getirmeyi doğru buldum.

BAŞKAN – Tutanaklara bir bakalım.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Türkiye Büyük Millet Meclisinde lütfen sözünü geri alsın.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Hayır, bunda ne var böyle dediyse, anlamıyorum ki ben. Ben de altına imza atıyorum.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Altına imza atıyormuş beyefendi de.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Evet.

BAŞKAN – Sayın Gök, siz konuşmayacak mısınız?

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Özkes konuşacak.

BAŞKAN - Sayın Özkes, buyurun.

ENGİN ALTAY (Sinop) – İktidar korkusu Allah korkusunun önüne geçti. Doğru bir söz.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili altına…

BAŞKAN – Sayın Kacır, anladık, tamam. Anlaşıldı yani talebiniz. Tutanaklara bakacağım tekrar.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Millete hakaret etmekten geri kalmazlar zaten.

BAŞKAN - Sayın Özkes, buyurun.

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Sataşmadan dolayı söz istiyorum.

AHMET YENİ (Samsun) – Evvela özür dile, özür!

BAŞKAN – İki dakika, buyurun.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

4.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes'in, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın MHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Şimdi, ben, aslında, bağırarak, çağırarak konuşmuyorum.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ya sen kendini bir izle ya.

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Ben rahat bir şekilde konuşuyorum ancak benim konuşmalarımdan AKP’lilerin kimyası bozuluyor ve beni konuşamaz duruma getirerek benim ancak sesimi yükselterek konuşmama sebep oluyorlar. Eğer bağırarak, böğürerek konuşanlara bakacaksanız sizin bakacağınız çok kişi var.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Aynaya bak, aynaya!

BAŞKAN – Sayın Özkes, lütfen hakaret etmeyin.

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Eğer bağırarak ve böğürerek konuşanlara bakacaksanız sizin çok bakacağınız kişiler var. Bu, bir.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ön seçim hazırlıkları mı bu?

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Şimdi, “Muhasebe yapmaya davet ediyorum.” Ya, Allah’tan korkun be!

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkan, böğürerek konuşanın burada ne işi var ya? Bu ne demek ya!

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Sen “Başbakana dokunmak ibadettir.” diyene bir şey diyemeyeceksin…

MEHMET ERSOY (Sinop) – Hepimize hakaret ediyor. Ne demek böğürmek?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Arkadaşlar tashih ettiler onu.

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Sen “Başbakana dokunmak ibadettir.” diyene bir şey diyemeyeceksin, “Bakara makara” diyene bir şey diyemeyeceksin, o muhasebeyi yapamayacaksın; ben “Bunlar doğru değil.” diyeceğim, ben muhasebe yapacağım; öyle mi?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Bana bakma, sen yap.

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Yazık ya! Yazık ya!

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Yapma, yapma; zaten sen yapma!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Bana bakma, sen yap.

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Yazık, yazık, yani gerçekten yazık!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Bana bakma, sen yap. Beni niye ölçü yapıyorsun?

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Ne kadar ayıp bir şey ya!

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Şimdi, diyor ki: “Türkiye’de iktidar korkusu Allah korkusunu aşmıştır.” demişim. E, bir şüpheniz varsa bir anket yapın bakayım, bir araştırma yapın. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Tövbe estağfurullah!

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Hodri meydan! Allah rızası için bunu yapın bak, Allah rızası için yapın.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ya, ön seçim korkusu…

İHSAN ÖZKES (Devamla) – İktidar korkusu Allah korkusunu Türkiye’de aşmıştır. Bu vebal, bu günah size yeter de artar bile. Allah bunun hesabını size soracak.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Bize fetva verme, otur yerine! Burası müftülük yapacak yer değil!

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Kimin ne kadar samimi olduğunu inşallah göreceksiniz. Ancak, gördüğünüzde iş işten geçmiş olacak.

 MEHMET ERSOY (Sinop) – Senin için geçerli olabilir.

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MEHMET ERSOY (Sinop) – Böğürmeye devam et sen, böğürmeye devam et!

BAŞKAN – Sayın Özkes, lütfen yerinize geçin.

MEHMET ERSOY (Sinop) – Böğürmeye devam et!

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Müftü efendi…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Uyma, makaracılara uyma sen. Orası makara tarafı, burası Bakara tarafı.

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu, sizi dinliyorum.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkanım, bizim grup önerimiz mecrasından çarpıtılmıştır, bu konuda bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun, yerinizden, bir dakika…

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Bir âmin bekliyoruz oradan ha!

BAŞKAN – Sayın Korkmaz…

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Bir âmin bekliyoruz, âmin!

BAŞKAN – Sayın Korkmaz…

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Âmin diyen Müslüman olursa ben âmin derim. Kâfirin duasına âmin demem ben.(AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Özkes…

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

15.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, MHP grup önerisinin mecrasından çarpıtıldığına ilişkin açıklaması

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkanım…

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Bir kâfirin duasına âmin demem ben.

BAŞKAN – Sayın Özkes…

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Bir kâfirin, bir belamın duasına âmin demem. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Korkmaz…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Siz şu hareketleri görmüyor musunuz? Hayret bir şey ya!

BAŞKAN – Grup Başkan Vekili söz aldı.

MEHMET ERSOY (Sinop) – Niye oraya müdahale etmiyorsunuz?

BAŞKAN – Sayın Özkes, Sayın Korkmaz diyorum, lütfen…

MEHMET ERSOY (Sinop) – Oradan böğürüyor. Nasıl olacak?

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – “Kâfir” diye bağırıyor, bu normal midir yani?

BAŞKAN – Tamam, tamam.

Yusuf Halaçoğlu söz aldı, Grup Başkan Vekili söz aldı. (AK PARTİ ve CHP sıralarından karşılıklı laf atmalar)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Değerli arkadaşlar…

BAŞKAN – Sayın Altay, arkadaşınızı da bir susturabilirseniz… Lütfen...

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, burada bir kişi konuşuyor…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Değerli arkadaşlar…

ENGİN ALTAY (Sinop) – …orada koro hâlinde taciz var.

BAŞKAN – Ne yapabilirim?

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ne yapabilirim olur mu? Oturuma ara vereceksiniz.

BAŞKAN – Bak, yine bağırıyorsun, yine sesini yükseltiyorsun.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan… (Gürültüler)

BAŞKAN – Tamam.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Oturuma ara verin. Gürültü olduğu zaman ara verilir.

BAŞKAN – Bak, Sayın Halaçoğlu söz aldı.

ENGİN ALTAY (Sinop) – “Ara vereceğim.” diye uyarmanız gerekir.

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu söz aldı, Grup Başkan Vekili.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Koro hâlinde Sayın Özkes’e sataşıyorlar. Söyledikleri çok rahatsız etmiş anlaşılan.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Değerli arkadaşlar…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Hayret bir şey ya!

BAŞKAN – Buyurun.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Değerli arkadaşlar, şimdi, biz din adamlarının sorunlarıyla ilgili bir önerge vermiştik. Zannediyorum, dinimiz hakkında bir önerge vermedik.

Şimdi, dinimizin sorunlarından söz etmiyoruz, din adamlarımızın sorunlarından söz ettik biz burada. Eğer dinimizin sorunlarından söz edeceksek ayrıca oturum yapmamız gerekir.

Şimdi, bu konuda…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Dinimizin ne sorunu olsun ya!

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – …eğer ayıplarımız varsa onları örtmemiz gerekiyor ama…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Dinimizin sorunu olur mu?

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Hocam, dinin sorunu olmaz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – …siz şimdi, birisi çıkıp farkına varmıyorsa veya varıyorsa ve şirke giriyorsa her insanın üzerine düşen görev bir şekilde onu ibra etmektir, açıklamaktır ve ikaz etmektir.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Yakışmıyor sana, Yusuf Hoca, yakışmıyor sana.

MUSTAFA ERDEM (Ankara) – Ona siz mi karar vereceksiniz?

BAŞKAN – Sayın Korkmaz…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Arkadaşlar, yapmayın.

Bakın, şuna ne diyeceksiniz?

(Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun cep telefonuyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ait ses kaydını dinletmesi)

Arkadaşlar, buna ne diyeceksiniz? Ne diyorsunuz? “Rahmetimiz gazabımızı aşacaktır.” diyor şimdiki Cumhurbaşkanı. Ne diyeceksiniz? Susacak mısınız?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Buyurun, cevap verin.

LEVENT GÖK (Ankara) – Hadi bakalım.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Ne var bu lafta?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – “Rahmetimiz gazabımızı aşacaktır.”

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Ya, ne var bu lafta?

MUSTAFA ERDEM (Ankara) – Ayetikerîmeyi inkâr ediyor, daha ne diyecek ya?

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Hocam, anlamıyorsanız gelin, öğretelim.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Yahu, “Bunda ne var?” diyorsanız zaten işte sorun bu, sorun budur.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Bak, anlamıyorsunuz, bilmiyorsunuz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Yapmayın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Çürümüşsünüz be, çürümüşsünüz!

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – “Rahmetimiz gazabımızı aşacaktır.” diyene…

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu, teşekkür ederim.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – “Ne sorun var?” diyorsanız artık… (Gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, burada din tartışması yapmıyoruz.

Lütfen…

Sayın Baluken, söz talebinde bulunmuştunuz. (Gürültüler)

16.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, milletvekillerinin Genel Kurulda temiz bir dille konuşması gerektiğine ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, şimdi, deminden beri, bilemiyorum duyuyor musunuz ama sürekli “böğürme, böğürme” diye havada uçuşan laflar var.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Kürsüden, kürsüden.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Bildiğim kadarıyla İç Tüzük’te, Genel Kurulda temiz bir dille konuşulması…

BAŞKAN – Bunu söyledim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – …ve bu temiz dille bir diyaloğun kurulmasıyla ilgili müeyyideler var.

Siz deminden beri, bu yönde gelen bütün bu ahlak dışı üslupsuzluklara seyirci kalıyorsunuz.

Benim sizden ricam, tutanakları inceleyin. Bu kelimeyi kullanan milletvekilleriyle ilgili hem bir işlem yaptırmak hem de temiz dile davet etmek…

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Biz burada bu üslupla geçecek diyalogları dinlemek zorunda değiliz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Ben gerekli ikazı yaptım, “Lütfen hakaret etmeyin.” dedim ama söylediğiniz o kelimeyi ilk söyleyen kişi İhsan Özkes’ti. Buradan da aynı şekilde tavırlar geldi. Bakarız tutanaklara, işlemi yaparız.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hayır, tutanaklarda da…

Biz dinlemek zorunda değiliz, bunları daha iyi inceleyin.

BAŞKAN – Evet, doğru söylüyorsunuz.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Kürsüden söyledi Sayın Başkan.

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Neden üstüne alındın?

BAŞKAN – Tamam Sayın Özkes.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Levent Bey, konuşacak mısınız?

LEVENT GÖK (Ankara) – Engin Bey söz aldı efendim.

BAŞKAN – Engin Bey, buyurun.

17.- Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Genel Kurulun atmosferiyle ilgili olarak Başkanın milletvekillerini uyarması gerektiğine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Müteaddit defalar Genel Kurul atmosferiyle ilgili olarak beni uyardığınızı görüyorum. Umarım buradaki niyetiniz beni hedef göstermek değildir.

Ancak şunu da belirtmek isterim: Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü çok açıktır. 157’nci maddeye göre… Biraz önce grubumuza mensup Sayın İhsan Özkes konuşma yaparken kürsüde, AKP Grubundan koro hâlinde tacize maruz kalmıştır ve doğal olarak konuşmasının bitiminde sesini yükseltmiştir. Bence siz beni uyaracağınıza 157’nci madde çerçevesinde Düzce Milletvekili Sayın İbrahim Bey’e bir işlem yapmanızı talep ediyorum.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Emrin olur…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Tutanaklara bakın ve bu talebimi lütfen yerine getirin.

BAŞKAN – Peki, bakayım tutanaklara.

Yalnız ben sizi uyarmadım, sadece bir ricada bulundum ses tonunuzu ayarlama konusunda.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Benim böyle, bu kadar çıkıyor sesim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Gök.

XI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- MHP Grubunun, Ankara Milletvekili Mustafa Erdem ve arkadaşları tarafından, din görevlilerinin sorunlarının araştırılması amacıyla 24/11/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 21 Şubat 2015 Cumartesi günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

III. YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

LEVENT GÖK (Ankara) – Biz yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama istiyorsunuz.

Tamam, 20 kişi kalkınca anlıyorum onu da…

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunacağım ancak yoklama talebi var, onu yerine getirelim.

Sayın Gök, Sayın Altay, Sayın Serindağ, Sayın Tanal, Sayın Acar, Sayın Karaahmetoğlu, Sayın Ekinci, Sayın Demiröz, Sayın Çetin, Sayın Dudu, Sayın Akgöl, Sayın Kuşoğlu, Sayın Demirçalı, Sayın Küçük, Sayın Toprak, Sayın Sarıbaş, Sayın Aydın, Sayın Çam –tekrar hoş geldiniz- Sayın Özkes, Sayın Danışoğlu.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

XI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- MHP Grubunun, Ankara Milletvekili Mustafa Erdem ve arkadaşları tarafından, din görevlilerinin sorunlarının araştırılması amacıyla 24/11/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 21 Şubat 2015 Cumartesi günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

On dakika ara veriyoruz.

Kapanma Saati: 17.42

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.58

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 60’ıncı Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Buyurun.

3.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan kadınların istihdam ve ücret eşitsizliği sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergenin (10/700) ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 21 Şubat 2015 Cumartesi günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

21.02.2015

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 21/02/2015 Cumartesi günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

Levent Gök

Ankara

Grup Başkan Vekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Ön Görüşmeler” kısmında yer alan kadınların istihdam ve ücret eşitsizliği sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/700) esas numaralı Meclis araştırma önergesinin görüşmesinin, Genel Kurulun 21/02/2015 Cumartesi günlü (bugün) birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin lehinde ilk konuşmacı Antalya Milletvekili Sayın Gürkut Acar, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; (10/700) esas numaralı, kadınların istihdam ve ücret eşitsizliği sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırma komisyonu kurulması konulu önergemizin gündeme alınmasına ilişkin önerimiz üzerinde söz aldım. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

Türkiye'de kadınların istihdam sorunu var, ücret eşitsizliği sorunu var; bunları konuşacağız ama bunlardan, her şeyden önce Türkiye'de kadınların can güvenliği sorunu var, yaşam hakkı sorunu var. Son yedi yılda yaklaşık 1.500 kadın şiddet sonucu yaşamını yitirdi değerli arkadaşlarım. Bu yılın sadece ocak ayındaki rakamları söylüyorum: Öldürülen kadın sayısı 200’dür. 200 ailede, ocakta acı var sadece ocak ayında. Sorunun büyüklüğünü anlatmaya bu yetmiyor ama Mersin Tarsus’ta Özgecan Aslan’ın hunharca katledilmesi, hemen ardından Antalya’da Hüsne Aslan’ın arabayla ezilerek öldürülmesi bu sorunun boyutlarını daha çarpıcı ve daha acıklı şekilde ortaya koymuştur.

Bakın, Türkiye Büyük Millet Meclisi kadına yönelik şiddetin araştırılması için bir komisyon kurdu değerli arkadaşlarım. Bu Komisyon sorunu tespit edecek ve çözüm üretecek. Bu Komisyon neyle gündeme geldi dersiniz? Bir erkek AKP’li vekilin mahalle namusu kavramıyla gündeme geldi yani kadına yönelik şiddeti mahalle namusuyla önleyeceğiz. Bunun akılla, mantıkla bir bağlantısı var mı değerli arkadaşlarım? Türkiye'nin bu tabloyu ve yaratan zihniyeti daha fazla taşıması mümkün değildir, bunu ceza yasalarıyla da önlemek mümkün değildir.

Bakın, bugün Cumhuriyet gazetesinde “Kadın meselesi değil, erkek meselesi” diye bir araştırma var. Hâl⠓Erkek sever de döver de.” diyenlerin oranı kaç biliyor musunuz? Yüzde 21. Erkeklerin yüzde 26’sı, kadınların yüzde 17’si erkek şiddetini içselleştirmiş durumda. Toplumun yüzde 69’u “Kadın çalışmak için eşinden izin almalıdır.” görüşünde, kadınların yüzde 64’ü bile böyle düşünüyor. Bunu değiştirmenin yolu eğitimdir değerli arkadaşlarım, aşabileceksek eğitimle aşacağız, eğitim, eğitim, eğitim. Bu alanda yapılan çalışmalardan sonuç alınmasının Millî Eğitim Bakanlığına bağlı olduğunu düşünüyorum ama ne yazık ki eğitim kurumlarında da bu konunun tam tersi örnekler karşımıza çıkıyor. Yani, karma eğitimi kaldırarak mı kadın-erkek eşitliği bilincini geliştireceğiz? Eğitim ortamlarında küçücük çocukları cinsiyetlerine göre ayırarak mı bu bilinci geliştireceğiz? Eğitimde cinsiyetçi uygulamaları artırarak mı bu bilinci getireceğiz değerli arkadaşlarım? Böyle bir şey nasıl mümkün olacak? Adalet ve Kalkınma Partisinin dedikleri ile yaptıkları arasında büyük çelişki var. Bu, tüm alanlara yansıyor.

0-6 yaş çocuklarına TRT’nin gösterdiği filmlere bakmanızı rica ediyorum, çizgi filmlere. O filmlerde kadın nedir? Kadın annedir, yemek yapar, bulaşık yıkar, çamaşır yıkar, çocuk bakar, işi ve mesleği yoktur ve bu, 0-6 yaş çocuklarımızın beynine ekiliyor. Önergemizin konusu olan kadınların istihdamı ve ücret eşitsizliği konusu da buna dâhildir.

Bakın, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunun üyesiyim değerli arkadaşlarım. Bazı çalışmalarına da saygı duyuyorum ama etkin değil, sonuç alıcı değil. KEFEK bugün hiçbir sonuç alamamıştır yaptığı çalışmalardan, dört sene oldu, dört senedir çalışıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, ordumuzda askerlerimiz var, 21 yaşında çocuklar orada eğitim görüyor. Bunlara kadın-erkek eşitliğiyle ilgili eğitim verilebilir. Veriliyor mu? Verilmiyor. İlkokuldan itibaren kadın-erkek eşitliğiyle ilgili eğitimin başlaması lazım. Başlanıyor mu? Başlanmıyor.

Bu istihdam konusunda da bir çalışma yapıldı ve bir rapor basıldı. Her alandaki kadın istihdamının artırılması ve çözüm önerileri komisyonu raporu var. Benim ve CHP’li arkadaşlarımın bu rapora itirazlarımız var değerli arkadaşlarım çünkü bir şeyler yapılıyormuş, çalışılıyormuş gibi gösteriliyor ama işin özü es geçiliyor. Bakın, nüfusumuzun yaklaşık yarısı kadın, çalışma çağındaki kadınlarımızın sayısı yaklaşık 28 milyon. Çalışanların sayısı kaç? 7-8 milyon. Türkiye İstatistik Kurumunun rakamlarına göre iş gücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 72,3; kadınlarda ise yüzde 30,9. Ama gerçek rakamı söyleyeyim -bu şişirilmiş rakam- yüzde 28,3 dolayında. İşte bütün sorun burada.

Değerli arkadaşlarım, OECD ülkelerinde kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 65’tir. Bu Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu rapor hazırlıyor, çekingen bir şekilde, boynunu bükerek “Kadın istihdama katılsın.” diyor. Sonra, yurttaşların vergileriyle yayın yapan TRT’den, yandaş TRT’den, AKP’nin borazanı hâline gelmiş olan TRT’den bir adam çıkıyor ve “Çalışan kadın yuvasını dağıtıyor.” diye fetva veriyor. AKP’li büyüklerden ya da Meclisteki Komisyondan bu adama “Sen ne diyorsun densiz?” diyen var mı? Yok. TRT neden Kadın Komisyonunun raporunu anlatmıyor da bu adamı konuşturuyor? Çünkü asıl AKP zihniyeti budur, ekranlara da o taşınıyor. TRT’den topluma, “Hamile kadının sokakta gezmesi doğru değil.” mesajı yayılıyor. Kendisini Başbakan zanneden, bu nedenle de sözde Cumhurbaşkanı dediğim “cumhurbaşbakan” 3 çocuk, 5 çocuk mesajları veriyor değerli arkadaşlarım.

Bir de “Kadınlar çocuklarını büyütebilsin.” sloganıyla bir istihdam paketi getiriliyor. Yani, kadın iş yaşamında olmasın, sosyal yaşamda olmasın, kendi ayakları üzerinde durmasın, 3-5 çocuk doğursun, evde çocuk baksın; bilinçaltına yerleştirilen budur. Bunlar faşist bir anlayışın ürünleridir, bunlar laiklik karşıtı bir anlayışın uygulamalarıdır. AKP zaten bu yönüyle mahkûm olmuş bir siyasi partidir.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, laiklik olmadan kadın-erkek eşitliği olmaz. Öncelikle aklı ve bilimi temel alacaksınız. “Fıtrat, fıtrat” diyerek, aklı ve bilimi reddederek eşitlik sağlanmaz. Yani, kimse kadın ve erkek fiziksel olarak eşit olsun demiyor; haklarda eşitlik, fırsatlarda eşitlik olsun, hukukta eşitlik olsun, temel olan budur. Kabineye bir kadın bakan atayarak, bir kadın vali atayarak, bir kadın rektör atayarak kadın-erkek eşitliği sağlanmaz, sağlanamaz.

Kadın-erkek ücretlerinde de bir uçurum var. Bakınız, 1 milyon 23 bin kadının çalıştığı profesyonel meslek gruplarında yıllık ortalama kazanç 27 bin 861 lira. Aynı işi yapan işi yapan 1 milyon 300 bin erkek ise 34.520 lira kazanıyor. Yani, kadınlar erkeklerle aynı işi yapıyor ama yüzde 20 eksik ücret alıyor.

Değerli arkadaşlarım, bunları uzatmak mümkün ama önemli olan, bunları çözme niyeti var mı, yok mu, iktidarda bu irade var mı, sorun buradadır.

Bakınız, az önce örnekler verdiğim araştırmada deniliyor ki: “Toplumun yüzde 42’si ‘Kadının erkekten fazla para kazanması ailede sorundur.’ diyor.” Yani, neredeyse toplumun yarısı ücret eşitsizliğini onaylamış oluyor. İşte sorun bu düşünce yapısındadır. 300 bin öğretmen iş bekliyor, 50 bin sosyolog -biraz önce mesaj geldi- kadro bekliyor. Yetişmiş insanımız var, yetişmiş kadınımız var, uzmanımız var ama bunlara iş verilmiyor ve değerlendirilmiyor, göstermelik işler yapılıyor. Ne zaman devlet bütçesinden ve yerel yönetim bütçelerinden kadın-erkek fırsat eşitliği için pay ayırırsak o zaman biz belki Avrupa ülkelerine biraz yaklaşmış olacağız.

Değerli arkadaşlarım, durum böyleyken, AKP iktidarı döneminde en fazla değişiklik yapılan kurumların başında yargı geliyor. Yargı kurumu, adalet kurumu, paket paket adalet reformlarıyla darmadağınık edildi. Yargı reformları yapıldı. Sonuç ne oldu? Yargı sistemi çöktü, adalet sistemi çöktü; yargıya, adalet kurumuna, emniyete, polise duyulan güven sıfır düzeyine indi.

Bunu söyleyen biz değiliz, tespitleri yapan biz değiliz, kendiniz söylüyorsunuz. Bunun sorumlusu kim? En fazla şikâyetçi görünen sizlersiniz. Burada da büyük bir çelişki yok mu? Hem de çok bir büyük bir çelişki var. “Yargıyı düzelteceğim, adaleti sağlayacağım.” diye sürekli paket paket kanun çıkaracaksınız ama sonuç tam bir iflas olacak. İşte bu, AKP’nin hukuk tanımamasının sonucudur, AKP’nin kendine göre, kendi siyasi hedeflerine göre hukuk oluşturma çabasının sonucudur.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, bir “cumhurbaşbakan” var; sözde Cumhurbaşkanı ama kendisini Başbakan zannediyor; kimlerin milletvekili adayı olacağına o karışıyor, partisi için hedefler belirliyor, hâlâ partili olduğunu iddia ediyor. Tarihî bir açıklama yaptı, dedi ki: “Bana ‘Hukuk mu, kanun mu?’ diye sorsanız, ben ‘hukuk’ derim.” diyor. Yani Patagonya’da falan yaşıyor olsam, bir hukukçu olarak ben de buna inanacağım ama ne yazık ki Türkiye’de yaşıyorum ve bir hukukçu olarak bu açıklamanın gerçekle uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmadığını görüyorum. İnsanların aklıyla bu kadar dalga geçilmez. Değerli arkadaşlarım, devletin olanaklarıyla seçim mitingleri yapmaz bir cumhurbaşkanı. “Hukuk” diyen bir adam, muhalefet partilerini siyasi hedef hâline getirmez. “Önce hukuk” diyen bir kişi, yargı kararları uygulanmasın diye kanun üstüne kanun yapılmasını sağlamaz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Acar.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin aleyhinde ilk konuşmacı Mersin Milletvekili Sayın Ali Öz.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin Türkiye’de kadın istihdamında yaşanan sorunlar, cinsler arası ücret eşitsizliğinin boyutlarının araştırılması, kadın istihdamının artırılması ile ücret eşitsizliğini giderecek önlemlerin belirlenmesi amacıyla vermiş olduğu önerge üzerine İç Tüzük gereği aleyhte de olsam lehte konuşma yapacağımı ifade ediyor, bu vesileyle söz almış bulunuyorum ve yüce heyeti saygılarımla selamlıyorum.

Tabii ki bu konu gerçekten son derece önemli bir konu. Aslında sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada kadınların istihdama katılması, kadınların istihdamda daha fazla yer tutması ve dolayısıyla bizim ülkemizde de geçmiş yıllar ile bugünleri kıyaslayarak partilerüstü, siyasetüstü bakış açısını gerektiren önemli bir konu olduğu kanaatindeyim.

Tabii ki bu ifadelerim, Türkiye’de yaşanan gerçeklerden elbette ki kaçmamızı öngörmez. Türkiye, uluslararası istatistiklerde kadınların iş gücüne katılım oranları bakımından oldukça gerilerde yer almakta ve bu nedenle bu gerçeklik önemli bir politika alanı oluşturmakta. Yani, hatırlarsanız, 2010 yılında yapılan referandumda da o maddelerin içerisinden bir tanesinin yine kadınların istihdama daha fazla katılımlarının sağlanması, kadınlara pozitif ayrımcılık üzerinde olduğunu herkes yakın zamanda herhâlde hatırlar. Tabii ki burada aslında istenilen, ulaşılması gereken nokta kadınlara pozitif ayrımcılığın ötesinde en azından kadınlara negatif ayrımcılığın yapılmamasıdır. Ülkemizin gerçekliğini göz önüne aldığımızda, Türkiye’de 15 yaşından sonra gerek kadın gerekse erkeklerin iş gücüne katılma oranının yüzde 47,5 civarında olduğunu, bu oranın erkeklerde yüzde 69,2, kadınlarda ise yüzde 25,9 oranında olduğunu, Avrupa Birliği üyesi ve aday ülkeler arasında ise kadınların iş gücüne katılma oranının en düşük olduğu ülkenin Türkiye olduğunu bilmemiz gerekiyor. Tabii ki ülkemiz genelinde sadece bu düşüşle beraber, orantısal yetersizlikle beraber, iş gücüne katılma oranının erkeklerde belli yaşlarda, 35-39 yaşında yüzde 95,4 oranında, kadınlarımızda ise 25 ve 29 yaş arasında yüzde 38,3 oranında olduğunu bilmemiz lazım. Yine, değişik alanlarda kadınların sosyal hayata ve istihdama katılma oranları farklılıklar göstermekte.

Bu, kadınların istihdama katılmasındaki yetersizliğin sebeplerini gözden geçirmek lazım. Türkiye’de kadınların iş gücüne katılımı önündeki engeller arasında, hepimizin kabul etmesi gereken, daha doğumdan itibaren toplumsal cinsiyet eşitsizliğini henüz çözememiş olmamız önemli sebeplerden bir tanesidir. Yani, toplumun belki tamamını aynı kategoride değerlendirmek doğru olmayabilir ama büyük çoğunluğuyla beraber, özellikle ekonomik, sosyokültürel ve eğitim düzeyi düşük olan ailelerde doğan çocuklar arasında nasıl bir cinsiyet ayrımı yapıldığı gerçeğini sizlerin de, hepimizin bilmesi lazım. En basitinden, erkek çocuklara aile içerisinde “Aslanım, gel yavrum.” denirken, kız çocuklarına, belli bir şeyleri emir kipiyle sürekli olarak onlara yaptırmaya çalışan Türkiye’de çok sayıda aile olduğunu bilmemiz lazım. Bunlar afaki şeyler değil. Yine, tabii ki aile ve toplumsal yapımız yani geleneklerimiz, kültürümüzün kadına bakış açısının bir zihniyet değişikliğiyle değiştirilmesi gerektiği gerçeğini ortaya koymak lazım. Eğitim düzeyinin mutlaka, tabii ki istihdam alanında, kadın ve erkeklerin istihdama katılması noktasında farklılıklar gösterdiği de açık. Yine, tabii ki burada devletin de yapması gereken ne var? Yani, biz kadınları tüm Batı ülkelerine, en azından onların oranına yaklaştırabilecek şekilde hangi yasal düzenlemeleri yapmak zorundayız ve bu yasal düzenlemelerin sonucu olarak da kadınların istihdama daha fazla katılmasını sağlamalıyız noktasında kafa yormamız gerekiyor.

Bir diğer faktör, sosyoekonomik faktörler. Bir de tabii ki özellikle, bir tarafta eğer kadının istihdamını konuşuyorsak, öbür tarafta da istihdama alan açacak, istihdamı sağlayacak işveren dünyasının kadın işçiliğine nasıl baktığını da tartışmak zorundayız. Yani ben burada Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu önergenin aslında çok kapsamlı bir şekilde incelenip Türkiye’de bu sorunların ortaya konulması ve çözümü noktasında tüm Parlamentodaki, iktidarıyla muhalefetiyle herkesin bu konuya kafa yormasının gerektiği kanaatindeyim.

Tabii ki Türkiye’de son elli yıldır gerçekleşen bir hadise var; özellikle, kırsal yaşam ve kentsel yaşam. Kentsel yaşamdaki nüfus oranımızın artmasıyla beraber bu kentsel döngüde kadınlar hak ettiği oranda, gerçek manada kayıtlı istihdam alanına dâhil edilemediler. Kadınlardaki emeğin daha ucuza değerlendirilmesi, kadının çalışma şartlarının erkeklere göre farklı olarak değerlendirilmesi işverenler tarafından kadınları hep ikinci planda bıraktı. Dolayısıyla, bunun da Türkiye’deki kadının istihdama katılmasında önemli engellerden bir tanesi olduğunu ifade etmek lazım. Batı bu işleri aşmış. Batı’da, yapılan değerlendirmelerle kadının gerçekten istihdama katılması noktasında kadının doğru tarif edilmesi, kadının aynı zamanda annelik göreviyle beraber yarı zamanlı veya tam zamanlı olarak iş dünyasına katılımının engellenmemesi için devlet birtakım önlemler almış. Bizde, Türkiye’de belki de eksik olan şeylerin başında, en önemli faktörlerden bir tanesi bu olarak görülmekte.

Hepinizin bildiği gibi, Türkiye gündemini uzun süre meşgul etmiş olan, Türkiye’de gerek özel sektörde gerekse kamusal sektörde çalışan kadınların doğum izinlerinin süresi. Avrupa ülkelerinde istihdama katılan kadınların oranının yüksekliğiyle beraber, aynı zamanda doğum sonrasında verilen, ebeveynle beraber verilen izin sürelerinin uzunluğu karşılaştırıldığında, bu süreleri uzun tutan ülkelerdeki kadınların istihdama katılım oranlarının daha yüksek olduğu görülmekte. Bunun çok değişik örnekleri var. Mesela bu ülkelerden bir tanesi İsveç, bir tanesi Polonya. Bu ülkelerde gerçekten doğum sonrası izin sürelerinin artırılmış olması, izin bitimleriyle beraber ebeveynlerine de izin tanınmış olması, çocukların da aslında daha gelişim çağındayken psikolojik olarak, ruhsal olarak daha sağlıklı bir ortamda yetişmesinin ve ileride toplumsal olarak daha bağımsız bireyler olarak yetişmesinin de önünü açmış önemli bir faktör. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu konuyla alakalı Meclise kanun teklifi de verdik. Özellikle, Türkiye’deki bu sürenin son derece yetersiz olduğu ve bu sürenin uzatılmasının çocuk gelişimi, anne sağlığı ve kadının toplumdaki istihdam alanında -eğer çalışan bir kadınsa- avantaj sağlayacağını da ifade etmiş olmamıza rağmen henüz bu kanun teklifimizle ilgili olumlu bir gelişme olmadı.

Şunu da ifade etmek lazım: Yani, toplumda kadınların özellikle belli alanlarda istihdam alanına katılmasının eğitim düzeylerinin artmasıyla beraber, sağlanmış olması, gerek Türkiye Büyük Millet Meclisinde, Parlamentoda kadınların temsil oranının artırılması gerekse bürokraside, kamuda, yerel veya genel yönetimlerde oransal olarak kadınların aslında artırılmış olması önemli bir güven oluşturmakla beraber yeterli olduğunu söyleyebilmemiz mümkün değil. Aslında, kadınların istihdama katılması sadece kadınların kendi başına yapacağı mücadeleyle elde edecekleri bir sonuç değil. Baştan itibaren, gerçekten çağdaş bir toplum yaratmak istiyorsak erkeklerimizin kafasının da buna yatkın olması lazım, bunu açık dille ifade etmek lazım. Yani, çağdaş bir toplum ancak kadınıyla, erkeğiyle, toplumun tüm bileşenleriyle istihdama ortak derecede katılabilen, ortak düzeyde üretebilen ve kadınların istihdamda daha yüksek oranda yer tutmasını zihniyet olarak kabul edebilen bir anlayışın eseri olabilir.

Tabii ki kadına şiddet de konunun içerisinde var. “Kadına şiddet” deyince, Türkiye’de kadına şiddetle alakalı Meclis araştırması önergeleri var. Özellikle, Mersin’de geçen hafta içerisinde katledilen Özgecan Aslan kardeşimize ben de Allah’tan rahmet diliyorum; ailesine, Mehmet Amca’ya, Songül Abla’ya sabırlar, metanetler temenni ediyorum. Ancak, hepinizin bildiği gibi, daha bu cinayetler konuşulurken, bunun hemen akabinde, Türkiye’de, belki de basına bile yansımayan çok sayıda kadın cinayetleri, kadına şiddet, kadına taciz, kadına tecavüz olduğu gerçeğini de bilmemiz lazım. Dolayısıyla, bunların önlenmesi noktasında da bu Parlamentonun önemli bir görevi olduğu kanaatindeyim.

Bu noktada, kurulmuş olan Meclis araştırma komisyonunda olayların ülkenin gerçekliğine, ülkenin kendi yapısına uygun olarak araştırılıp alınması gereken önlemlerin bulunması gerektiği kanaatindeyim.

Yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin lehinde ikinci konuşmacı Mardin Milletvekili Sayın Gülser Yıldırım. (HPD sıralarından alkışlar)

GÜLSER YILDIRIM (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; CHP grup önerisi hakkında söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bizler bu ülkenin kadınları olarak, yaşamın her alanına yayılan şiddet dalgasının durdurulması için tek başına kanunların sertleştirilmesinin çözüm olamayacağına inanıyoruz. Kadına karşı şiddet özellikle son yıllarda daha görünür olmuş ve âdeta bu ülkede bir kültür hâline gelmiştir. Yargıda yapılacak düzenlemelerle birlikte asıl değişmesi gereken şeyin erkek egemen bakış açısı ve özellikle iktidar partisinin erkek egemen zihniyetinin ciddi anlamda değişime uğraması olduğu açıktır. Burada, milyonlarca insanı temsil eden milletvekillerinin kullandıkları dil ve üslup maalesef dışarıda anında yankısını bulmakta ve kadına karşı şiddet dalgasını daha da körüklemektedir.

Ben sizlere kısaca birkaç istatistikten söz etmek istiyorum. İnsan Hakları Derneğinin verilerine göre Türkiye’de her dört saatte bir 1 kadın tecavüze uğruyor veya erkek şiddetine maruz kalıyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na göre 2014 yılında en az 294 kadın erkek şiddetiyle hayatını kaybetti. Bu ülkede üniversite mezunu kadın çalışanların dahi yüzde 75’i en az bir kez şiddete maruz kalmaktadır.

Kadınların yüzde 38’i yaşamlarının herhangi bir döneminde fiziksel veya cinsel şiddetten birine maruz kalıyor. Evli kadınların yüzde 12’si cinsel şiddet yaşıyor. Kadınların yüzde 26’sı 18 yaşını tamamlamadan evlendiriliyor. Kadınların yüzde 44’ü şiddetten kimseye söz etmiyor. Her 10 kadından 3’ü şiddete fiziksel olarak karşılık veriyor ve evini kısa süreliğine terk ediyor.

Kurumsal başvurularda bulunanların oranı ise sadece yüzde 11. Kadınların yüzde 80’den fazlası evlilik yaşı, nikâh şekli ve mal paylaşımına ilişkin kanun maddelerini biliyor, buna karşılık yüzde 60’ı kadının çalışmak için eşinden izin almasının gerekmediğinden habersiz. Erken yaşta evlenen kadınların yarısı fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalırken 18’inden sonra evlenenlerde bu oran üçte 1’e iniyor. Kadınların yüzde 9’u çocukluk döneminde 15 yaşından önce cinsel istismara maruz bırakılıyor.

2014’te öldürülen her 100 kadından 9’u öldürüleceğinden emindi, yani koruma talebinde bulundu, bu koruma altında öldürüldü. Katil her 100 erkekten 4’ü daha önce şiddet uygulamaktan yargılanmıştı ama hapisten kurtulmuştu. 2014’te kadın ölümleri 2013’e oranla yüzde 31 artış gösterdi. 2014’te sadece 109 kadın ya da kız çocuğu yaşadıkları tecavüzü yargıya taşıdı.

Son on beş yılda kadına tecavüzden yargılanan devlet görevlilerinin sayıları da bir hayli kabarık. Buna göre, 241 polis, 91 asker, 17 özel timci, 15 korucu ve 45 gardiyan tecavüz suçundan yargılandı, ancak hiçbiri ceza almadı. Bu ülkede kanunlar tecavüzcüleri ve katilleri cesaretlendirmeye devam ediyor.

Tarsus’ta hedef olduğu tecavüz girişiminin ardından öldürülen Özgecan Aslan’la birlikte Türkiye’de 2015’in ilk bir buçuk ayında öldürülen kadınların sayısı 39’a yükseldi. Bu korkunç tablonun düzelmesi için devlet, kadına yönelik her türlü kötü muamele, kadın ticareti ve kadın bedeninin istismarını önlemekle yükümlüdür; bu şiddetin değişmesi için ilk önce erkek egemen dilini ve kültürünü terk ederek kendinden başlamalıdır. Devlet, aile içi şiddet ve namus cinayetlerinin insanlık suçları olduğunu kabul etmek zorundadır. Mevcut yasalar ve devletin resmî ağızlarından çıkan sözler kadına karşı ayrımcılık ve şiddeti körüklemektedir. Kadınların siyasal partiler, üniversiteler, sendikalar, belediyeler ve Türkiye Büyük Millet Meclisi başta olmak üzere bütün yönetim mekanizmalarında eşit katılımını sağlamak gerekir.

Asıl olması gereken bu iken, partimizin bu ülkenin siyasetine kazandırdığı eş başkanlık sistemine dahi tahammülü olmayan bir erkek zihniyetiyle karşı karşıyayız. Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak ve bu cinnet hâline dönen şiddeti durdurmak için geniş ölçekli eylem planları hazırlayacak, bu planların uygulanmasını denetleyecek, özerk bütçeli, içinde bütün kadın kurumlarının ve örgütlerinin yer aldığı bağımsız bir bakanlığın, kadın bakanlığının kurulması elzemdir. İlkokuldan itibaren bütün eğitim müfredatlarında erkekliği ve savaşçılığı yücelten, kadını sadece çile çeken, çocuk doğuran ve erkeğe bakmakla yükümlü bir varlığa indirgeyen ayrımcı anlayış tamamıyla çıkartılarak ciddi bir reforma gidilmelidir. Bu ülkede sosyal medyada, siyasette ve gündelik konuşmalarda yaygın olan ırkçı ve ayrımcı söylem baz alındığında tablonun ne kadar korkunç olduğu ortaya çıkacaktır. Kadını eve kapatmaya zorlayan ve kadını sadece bir namus nesnesi olarak algılayan bu zehirli anlayış, kadın cinayetlerinden ve kadına karşı işlenen suçlardan birinci derecede sorumludur.

Biz parti olarak bütün arkadaşlarımızla birlikte, kadına karşı uygulanan şiddeti, ayrımcılığı ve her türlü kötü muameleyi lanetliyor, kadınların eşitlik ve özgürlük temelinde bir yaşam inşa etmesinin bütün koşulları yaratılıncaya kadar mücadele edeceğimizi buradan bir kez daha tekrar ilan ediyoruz.

Bu ülkede, emekçilerin, yoksulların ve kadınların dayanışması için güçlü bir demokrasi ve eşitlik kültürünün en acil ihtiyaç olduğunu belirtip, kadına karşı uygulanan şiddeti nefretle kınadığımızı söylemek istiyoruz.

Bu ülkeye demokrasi, özgürlük ve eşitlik kültürünü taşıyacak olan asıl dinamik, erkek egemen kültürü parçalayacak olan güçlü bir kadın dayanışmasıdır.

Bunu da söylemek istiyorum ki kadın konusunda, maalesef, ne CHP ne MHP üzerine düşeni yapmamıştır.

Bir diğer konu da bugün Dünya Anadil Günü olduğundan dolayı bunu da kutlamak istiyorum. Kendi ana dilimizde eğitim görmekten mahrum bırakılmış bir halk olarak, bu kürsüden, bütün dünya ana dil halklarını kutluyorum.

Bir de kendi ana dilimle bu kutlamayı yapmak istiyorum. (…) (X)

Saygılar. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Yıldırım, rica etsek Türkçesini de söyleyebilir misiniz?

Yerinizden lütfen.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, Allah aşkına, şimdiye kadar böyle bir tatbikatımız var mı?

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, ne yapıyorsunuz?

BAŞKAN – Öğrenmek istiyorum.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, açın telefonu, sorun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Oraya kadar ziyaret edersiniz, öğrenirsiniz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Özel olarak söylesin size.

BAŞKAN – Öğrenmek istiyorum.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Yani başkalarına böyle bir imtiyaz tanımıyorsunuz.

FARUK BAL (Konya) – Başbakan da kursa gidiyor…

BAŞKAN – Bir dakika… Öğrenmek istiyorum, anlamadım ne söylediğini. Tutanağa geçireceğim, lütfen...

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – O zaman özel olarak çağırın, söylesin size.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Davutoğlu’ndan alırsınız tercüman olarak.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başbakana sorun, o kursa gidiyor, size söyler Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yıldırım.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Davutoğlu anlatsın, ne dedi?

BAŞKAN – Tutanağa geçecek sayın milletvekilleri.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

18.- Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım'ın, CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

GÜLSER YILDIRIM (Mardin) – Başkan, Kürtçesini Türkçeye çeviriyorum: Bugün Dünya Anadil Günü olduğundan dolayı, ben de kendi ana dilimle, sizlere Dünya Anadil Günü’nü kutluyorum diyorum. Kürtçesinin karşılığı Türkçesi budur.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

GÜLSER YILDIRIM (Mardin) – Ve diğeri de şu: Bir dili katletmek bir halkı katletmektir. Bunun da diğeri…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yıldırım.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – 3 sayın milletvekili kürsüde Kürtçe ifadeler kullandılar ve siz 3 milletvekiline de bu sözlerin tercümesini yaptırdınız. Kürt diline yapılabilecek en büyük hakarettir, bu sözlerin muhatabı Kürt halkıydı ve bu dili çok iyi biliyor.

BAŞKAN – Yalnız burada Türkler de var Sayın Zozani.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Bu tercümeyi yaptıramazsınız.

BAŞKAN – Neden yaptıramıyorum?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Tercümeye ihtiyacınız varsa Sayın Başkan, tercümenin yöntemi bellidir.

BAŞKAN – Ben bunu…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Hayır, tercümenin yöntemi burada bu kürsüde…

BAŞKAN – Sayın Zozani, sizi dinleyemem, dinlemek de istemiyorum.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, hayır efendim, tutumunuz yanlıştır, müsaade ederseniz…

BAŞKAN – Ben tutumumun doğru olduğunu söylüyorum. Tamam, dinlemeyeceğim sizi. (HDP sıralarından gürültüler)

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Hayır efendim, usul tartışması istiyorum.

BAŞKAN – Açmıyorum.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Hayır, usul tartışması talep ediyorum.

BAŞKAN – Açmıyorum canım.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun önerisini…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sizi kınıyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Ben de sizi kınıyorum, kınamayı sadece ben yapabilirim başka kimse değil, şu anda Meclisi yönetiyorum çünkü. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Gök, buyurun.

LEVENT GÖK (Ankara) – Az önce konuşan sayın hatip “Kadın konusunda Cumhuriyet Halk Partisi bir şey yapmamıştır.” diyerek partimize bir sataşmada bulunmuştur.

BAŞKAN – Buyurun, iki dakika.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

5.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi devleti kuran bir parti. Modern Türkiye’yi kuran Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, ülkemizdeki cumhuriyet rejiminin laiklik esasına oturtulmasını ve çağdaş uygarlık seviyesine ulaşılmasını bir hedef olarak önlerine koymuşlardır. Doğaldır ki bütün dünyada kadın-erkek eşitliğine dönük çalışmaların içerisinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi modernizm adına çok önemli bir yer tutmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyetin kuruluş yıllarından beri, kadının her türlü seçime katılması yönündeki desteklerini ifade etmiş ve dünyada bugün demokrasiyle tarif edilen pek çok ülkede kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmamışken 1934 yılında Türk kadınına seçme ve seçilme hakkını tanımıştır. Kadının sosyal hayattaki yeri, kültürel, siyasal, toplumsal alandaki yeri bakımından cumhuriyet önemli bir projedir. Bu proje çerçevesinde, bugün kadınlarımız -eleştirdiğimiz şu andaki pozisyonunda dahi- eğer bir yerlerde olabiliyorlarsa bu, Cumhuriyet Halk Partisinin kurucu iradesinden kaynaklanmaktadır.

Elbette kadınlarımızın çok önemli sorunları vardır, zaten verdiğimiz önerge de buna ilişkindir. Bundan sonra kadınlarımız için ne yapsak azdır. Buna hep beraber çalışalım. Gelin bu öneriyi destekleyin. Varsa diğer önergedeki arkadaşlarımızın düşünceleri, onları da bir araya getirelim ve kadınımızın Türkiye’de her alanda temsili noktasında en iyi neler yapabiliriz diye bir araştıralım. Biz de bundan kendi payımızı alalım, sizler de alın diyor, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ederim Sayın Gök.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu...

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – ...demin sayın konuşmacının buradaki konuşmasında Anayasa’nın 3’üncü maddesine aykırı bir şekilde davrandığını sizler de gördünüz ama sesinizi çıkaramadınız.

BAŞKAN – Hangi davranışıyla yaptı bunu?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Bakın, “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.” diyor. Türkiye Büyük Millet Meclisinde resmî dil olan dilden başka konuşma yapılmasına nasıl müsaade ediyorsunuz?

BAŞKAN – Kürtçe yaşayan bir dildir, Kürt olan milletvekillerinin Kürtçe de Türkçe de konuşmaya hakkı vardır; lütfen, lütfen. (HDP sıralarından alkışlar)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Ve ondan sonra da onun Türkçesini -hayır, hiç kimseye bir dakika bile fırsat vermezken- okumaya davet ediyorsunuz.

BAŞKAN – Yok artık!

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan...

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan...

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Uzaktan ben duyabiliyorum sizi Sayın Faruk Bal.

FARUK BAL (Konya) – ...dediniz ki: “Burada Kürtçe konuşan milletvekillerinin Kürtçe konuşma hakkı vardır.”

BAŞKAN – Vardır çünkü dilleri odur.

FARUK BAL (Konya) – Bunun zabıttan çıkarılmasını talep ediyorum.

BAŞKAN – Hayır, asla çıkarmıyorum.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Bravo Başkan.

BAŞKAN - Bakın, bu albümde milletvekili arkadaşlarımızın yabancı dil konusunda “Kürtçe biliyor.”, “Zazaca biliyor.” diye yazısı var, lütfen.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Yabancı dil değil.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Kendi ana dilidir Başkan, ana dilidir.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Burada konuşamaz, gitsinler basın toplantısı düzenlesinler. Burası resmî bir yerdir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa’ya uygun davranmak zorundadır.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Baluken.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, beni dinlemelisiniz, çok önemli. Siz Anayasa’yı ihlal ettiniz, beni dinlemeden başkasına söz veriyorsunuz. Tutumunuz hakkında söz istiyorum.

BAŞKAN - E, konuşamaz dediniz. Hayır, burada konuşamaz dediniz.

Sayın Baluken, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

19.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Halkların Demokratik Partisi olarak, Türkiye’deki bütün farklı dillerin Anadolu topraklarının zenginliği olduğunu düşündüklerine ve Meclis tutanaklarında bu dillerin “bilinmeyen bir dil” olarak yer almaması gerektiğine inandıklarına ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, demin, burada Dünya Anadil Günü’nde kendi ana dilinde birkaç cümle kullanan vekilimizin göstermiş olduğu duyarlılıktan daha doğal bir şey olamaz. Biz, Türkiye’deki bütün farklı dillerin bu ülkenin, Anadolu topraklarının, Mezopotamya topraklarının bir zenginliği olduğunu düşünüyoruz. Ve kamusal alan dâhil olmak üzere, bütün dillerin önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini düşünüyoruz. Bunu, hem siyaseten hem de gelmiş olduğumuz toplumun bir kültürü, inancı, dini, evrensel hukuk kriterleri, insan hakları, demokratik kültür açısından hangi elden, hangi açıdan ele alırsak alalım, bu şekilde savunmayı parti olarak ilkesel düzeyde önümüze hedef koymuşuz. Bu Mecliste, bu Meclis kürsüsünde bu ülkenin topraklarına ait olmayan, farklı dillerle yapılan konuşmalarda duyulmayan bir rahatsızlığın, bu Meclisin konuğu olarak gelen yabancı konukların kendi dillerinde bu kürsüden yaptıkları konuşmalardan rahatsız olmayanların bu toprakların öz kültürü olan Kürt diliyle ilgili, Kürtçeyle ilgili herhangi bir rahatsızlığı olmaması gerekiyor. Bunu sadece Kürt dili için söylemiyorum. Biz, bu ülkedeki Lazcanın da, Çerkezcenin de, Süryanicenin de -şu anda isimlerini artık anmayacağım- diğer bütün dillerin de bu kürsüden özgür bir şekilde ifade edilmesini, Meclis tutanaklarına “xxx” işareti şeklinde “bilinmeyen bir dil” ayıbının ortadan kaldırılmasını ve bu Meclisin, tıpkı kurucu Meclis iradesi gibi özgürlükçü bir anlayışla işlemesini Halkların Demokratik Partisi olarak savunuyoruz.

Bunları ifade etmek istedim, teşekkür ederim.

BAŞKAN – Çok teşekkür ederim.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisi, yasakların değil özgürlüklerin olduğu bir mekândır. (HDP sıralarından alkışlar)

FARUK BAL (Konya) – O sizin kanaatiniz Sayın Başkan, Anayasa öyle demiyor.

BAŞKAN – Bu kürsüde, şiddete başvurmadan herkesin düşüncelerini ifade etme özgürlüğü vardır. Bugün Dünya Anadil Günü. Hepinizin Dünya Anadil Günü kutlu olsun arkadaşlar. (AK PARTİ ve HDP sıralarından alkışlar)

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, bu böyle geçiştirilemez.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, hiç kimsenin, sizin de dâhil olmak üzere, kendi fikirleriniz, kişisel fikirleriniz Anayasa’yı ihlal etmeye zemin vermeyecektir. Burada Anayasa’yı ihlal ediyorsunuz. Kendi dillerini öğrenmekte hürdür ama Türkiye Büyük Millet Meclisi resmî bir yerdir.

BAŞKAN – Ben, resmî dille ilgili bir itirazda bulunmadım. “Resmî dil Türkçedir.” dedim, buna itiraz etmiyorum.

FARUK BAL (Konya) – Burası resmî makam.

BAŞKAN – Sizi dinlemeyeceğim.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, ne demek beni dinlemeyeceksiniz? Ne demek beni dinlemeyeceksiniz?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Ne demek “Dinlemeyeceğim.” Sen, Ali kıran baş kesen misin, “Dinlemeyeceğim.” ne demek?

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum.

FARUK BAL (Konya) – Lütfen, burayı germeyin.

BAŞKAN – Siz geriyorsunuz.

FARUK BAL (Konya) – Hayır…

BAŞKAN – Vermiyorum, Allah Allah…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – İn aşağı oradan! İn oradan aşağıya!

FARUK BAL (Konya) – Nasıl vermezsiniz ya, öyle şey olur mu?

BAŞKAN – Tamam o zaman, geçin yerinize.

FARUK BAL (Konya) – Hayır, lütfen… Siz Anayasa’yı…

Sayın Başkan, tutumunuz hakkında söz istiyorum.

BAŞKAN – Niye tutumumuz hakkında size söz vereyim, nerede var böyle bir şey? Ben Anayasa’yı ihlal etmiyorum.

FARUK BAL (Konya) – Ben, İç Tüzük’ten doğan hakkımı istiyorum.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Biz de seni tanımıyoruz o zaman, aşağı in oradan!

BAŞKAN – Türkiye'nin resmî dili Türkçedir. Bu ülkede Kürtçe şarkı çalınır, Kürtçe televizyon var. Burası yasakların değil, burası özgürlüklerin bulunduğu bir mekân. Burası yasakçı bir yer değil.

FARUK BAL (Konya) – Onlarla alakası yok, alakası yok. Bir beni dinleyin, beni dinlemiyorsunuz. Beş dakika söz verin…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Biz de seni tanımıyoruz. Ne demek “Dinlemiyorum.” Sen kimsin!

BAŞKAN – Sen kimsin be!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sen kimsin, Ali kıran baş kesen misin?

BAŞKAN – Allah Allah… Sen kimsin, sen… Sen kimsin, senden mi korkuyorum ben? Allah Allah…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Ali kıran baş kesen gibi, “Seni dinlemiyorum.” ne demek?

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun söyleyin.

FARUK BAL (Konya) – Bakın, bana iki dakika söz verin. Bunu, tescil etmeyin, resmîleştirmeyin. Devletin dili Türkçe. Milletvekili olmak için Türkçe bilmek şart.

BAŞKAN – Tamam, yerinizden söz veriyorum size.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Başkan Vekili olduğunu unutuyorsun.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Sayın Başkan, Grup Başkan Vekili söz istiyor.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım… Sayın Başkanım, yerimden…

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Faruk Bal.

20.- Konya Milletvekili Faruk Bal'ın, Mecliste Kürtçe ifadelerde bulunan bir milletvekilinin sözlerini Başkanın isteğiyle Türkçeye çevirmesinin Anayasa’nın Başkanlık marifetiyle ihlali anlamına geleceğine ve Başkanın kendi beyanıyla bunu düzeltmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, beni sabırla ve aklıselimle dinleyeceğinizden emin olmak istiyorum.

BAŞKAN – Dinliyorum bakın.

FARUK BAL (Konya) – Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir konuşma yapıldı. Bu Meclis, Türkiye Cumhuriyeti devletinin üç önemli erkinden biridir, yürütmeden, yargıdan sonra yasama Meclisidir. Bu meclisin üyeleri, milletvekilliği yeterliliği çerçevesi içerisinde Türkçe bilir.

İki: Hangi partiden olursa olsun bu Meclisin üyeleri bütün milleti temsil eder. Bunlar, Anayasa hükmüdür. Burada elbette ki yabancı, Türkçeyi bilmeyen insanlar Türkçe konuşabilir ve tercümesini de resmen Başkanlığınızın görevlendireceği kişiler yapar. Oysa Mecliste konuşan bir hatip, Türkçe olmayan ve kendine göre ifade ettiği -onun da hangi lehçeyi, hani aksanı- anlayamadığımız bir şekilde Kürtçe ifadede bulundu. Siz de Başkan olarak dediniz ki: “Bunu Türkçeye çevirin.” Bunu kınıyorum. Bu, Anayasa’nın 2’nci maddesinin Başkanlık marifetiyle ihlali anlamına gelmektedir. Bu şu anlama gelmemektedir: Elbette ki bu Mecliste farklı dilleri bilen veya ana dili farklı olan insanlar vardır. Herkes anasının diliyle konuşursa hangi şartlarda anlaşacağız bu Mecliste, hangi şekilde Türk milletini temsil edeceğiz?

Dolayısıyla yaptığınız iş yanlıştır. Bu yanlışı sizin kendi beyanınızla düzeltmenizi talep ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Ben yanlış bir beyan kullandığımı düşünmüyorum.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN – Müsaade eder misiniz.

Çünkü Anayasa’nın 3’üncü maddesi “Devletin resmî dili Türkçedir.” diyor.

FARUK BAL (Konya) – Burası da devlet, burası da devlet.

BAŞKAN - Buraya gelen arkadaşlar burada epey, on dakika kadar bir süre Türkçe konuştular.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Burası gazino mu ya? Burası kurum, resmî kurum...

BAŞKAN - Bir cümlelik Kürtçeye tahammül etmemiz gerekiyor, bir cümlelik Kürtçeye…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Sayın Başkan, tahammül ötesinde bir şeyden söz ediyoruz.

BAŞKAN – Lütfen, bitti.

Cumhuriyet Halk Partisi Grup önerisinin aleyhinde Eskişehir Milletvekili…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - O zaman tutumunuz hakkında görüşme istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bostancı.

21.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, Mecliste kimin, hangi dille konuştuğundan çok daha önemlisinin nasıl konuşulduğu olduğuna ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Yeryüzünde 8 bin dil var, 200 devlet var. Bu denklemin altından insanlar nasıl çıkacak bilemiyorum.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Dile karşı olan yok Sayın Başkan. Burası Meclis kürsüsü. Anayasa var, İç Tüzük var, ona göre konuş. Bizi, böyle, milletin ana diline karşı pozisyona oturtmaya çalışıyorlar. Hukuk var, hukuk!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Her ülkede farklı diller konuşulabiliyor. Türkiye Cumhuriyeti bir ulus devlet, muhakkak öyle, resmî dil Türkçe. Bu ülkede eğer farklı ana dili olan insanlar varsa onlar da bu ülkenin vatandaşlarıdır, diğerleri gibi aynı haklara sahiptirler, onlara saygı aynı zamanda dillerine saygıdır.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Saptırma! Demagoji yapmayın!

FARUK BAL (Konya) - Önce Anayasa’ya saygı. Hoca, önce Anayasa’ya saygı!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Biliyorsunuz, AK PARTİ, farklı dil ve lehçelerle siyasal propaganda yapılmasının önünü açan düzenlemeyi yapmıştı. Bu tür farklı ana dillerden farklı dillerle konuşmak, propaganda yapmak, meramını anlatmak son derece olağandır. Mecliste de başka tür diller ve kelimelerle kimi zaman konuşmalar yapılmaktadır, bol bol İngilizce kelime kullanılıyor mesela, hiç kimse alınganlık göstermiyor. Bence sayın konuşmacı Türkçe anlatmıştır meramını ve günün önemine ilişkin de ana diliyle bir cümle söylemiştir. İnsanın ana diliyle ilişkisi olağan şartlarda yerli yerine oturur ama…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Sen Müslüman mahallesinde yetişmiş bir hahamsın. Bir haham olmuşsun Müslüman mahallesinde yetişmiş. Sinagog hahamı. Duydun değil mi Naci Bostancı?

 MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - …dilini tahkir etmeye kalkarsanız, onun için bir onur meselesine dönüşür. Bu ülkenin birliğini düşünenlerin buna da dikkat etmesi gerekir, bu bir.

İkincisi: Bu Mecliste kimin hangi dille konuştuğundan çok daha önemlisi nasıl konuştuğumuzdur ve bu konuda sınıfta kalan çok insan vardır.

Saygılarla. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Sizin bu konudaki tutumunuz hakkında 63’üncü maddeye göre usul tartışması açılmasını istiyorum.

BAŞKAN - Açıyorum, peki.

Lehte İdris Baluken, aleyhte Yusuf Halaçoğlu. Lehte Ali Rıza Öztürk mü? Elini kaldırdı. Lehte Sayın Naci Bostancı.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Ali kıran baş kesen olmaktan vazgeçene kadar bu tutumumuzu devam ettireceğiz, ta ki Başkan Vekili olmayı kabullenene kadar.

BAŞKAN – Ben de çok korkuyorum sizin bu tehdidinizden. Öyle bir korktum ki yani… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Korkma sen, korkma sen… Senin korkacak durumun bile kalmamış. Senin durumun vahim. Sen Beyoğlu’nda açtığın barlarla uğraş, burada değil. Beyoğlu’nda açtığın bara git. Başkan Vekilliği fazla geldi sana.

BAŞKAN – Naci Bostancı, Ali Rıza Öztürk.

Tutumumun lehinde İdris Baluken konuşacak.

Üç dakika.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

VII.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Genel Kurulda Kürtçe birtakım ifadelerde bulunan milletvekillerinin sözlerini Türkçeye çevirmelerini istemesine yönelik tutumunun Anayasa ve İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Aslında, ana dili Kürtçe olan bir milletvekili olarak bu Mecliste bu tartışmanın içerisinde olmaktan büyük bir hicap duyuyorum. Bu, her şeyden önce bize yapılmış olan büyük bir hakarettir. Bizim bu Mecliste, kendi kimliğimizle, kendi dilimizle, kendi ana dilimizle Dünya Ana Dilgünü’nde birkaç cümle sarf etmemize yönelik bir tahammülsüzlük durumuyla karşı karşıyayız. Devletin, 1924 yılından beri, inkârcı, retçi, asimilasyoncu politikalarıyla kodları değişmiş olan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Biz bu zihniyetin doksan yıl boyunca Türkiye’ye büyük acılar çektirdiğini, Türkiye’deki farklılıkları görmezden geldiğini, Türkiye’de kendi kimliğine sahip çıkan halkları âdeta sindirircesine ezdiğini düşünüyoruz ve Türkiye’nin değişmesi için de bu topraklardaki, Anadolu, Mezopotamya topraklarındaki bütün dillerin, bütün kültürlerin, kimliklerin bir zenginlik olarak bu ülkenin yasal ve anayasal mevzuatında tanımlanması gerektiğini de özellikle ifade ediyoruz.

Burada bir cümle kullanıldı diye devlet bölünmüş değil. Buradaki kullanılan cümlelerde “Türkiye’nin resmî dili Türkçe değildir.” gibi bir şey de söylenmedi. Tabii ki biz bu ülkenin resmî diliyle ilgili belli bir saygıyı taşıyoruz. Ancak bu resmî dilin yanında, bu ülkenin gerçeği olan bütün dillerin özgürce şu anda kamusal alanda da kullanılmamış olması bu ülkenin büyük bir ayıbıdır. Burası Türkiye Büyük Millet Meclisi. Düşünün ki binlerce, milyonlarca kanundan, mevzuattan, yönetmelikten bahsediyoruz. Bu binlerce, yüz binlerce kanunun, mevzuatın içerisinde bir yerde bile bir “Kürt” kelimesi geçmiyor, bir yerinde bile Kürtçe bir kelime geçmiyor. Bu, bu ülkenin realitesini inkârdan başka bir şey değildir.

Özellikle önümüzdeki dönemde, Orta Doğu’da tekçi anlayışların bir bir yıkıldığı, diktatörlüklerin tek tek devrildiği, farklılıkların ezilmeye çalışıldığı bir dönemde, biz bu ülkenin -Türkiye’nin- artık kendisine yakışan reformların, bu ülkenin gerçeğiyle barışmasının zamanının geldiğini düşünüyoruz. Bu Meclisin ilk kurucu iradesinde Kürtçenin de, Kürdistan’ın da, Anadolu’daki bütün farklı dillerin de bir realite olarak tanımlandığını hatırlatıyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Aleyhte Sayın Yusuf Halaçoğlu, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz burada Türkiye Büyük Millet Meclisinin milletvekilleri olarak Türkiye’yi, Türk milletini temsil için geldik ve yemin ettik. Bu yeminimizin içerisinde aynen şu yazar: “Anayasa’ya sadakatten ayrılmayacağıma büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim.” der.

Şimdi, normalde, tabii ki namusu ve şerefi üzerine burada Anayasa’dan ayrılmayacağına ant içenlerin Anayasa’dan da gerçekten ayrılmamaları gerekir. Siz şimdi Başkan olarak orada Türkiye Büyük Millet Meclisini temsilen oturuyorsunuz ve resmî bir sıfatınız var. Burada konuşulan dili siz tekrar buraya getirtip tercüme ettiremezsiniz. İnsanlar ana dilinde hitap etmiş bile olsalar bunu siz buradan resmî hâle getiremezsiniz çünkü Anayasa’nın 3’üncü maddesi bu ülkenin resmî dilinin Türkçe olduğunu söyler ve bu Mecliste Türkçeden başka hitap etmek mümkün değildir bu kanunun bu maddesine göre. Özgürlükler…

OSMAN ÇAKIR (Düzce) – Nerede yazıyor?

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – 3’üncü maddeye bakarsanız görürsünüz.

OSMAN ÇAKIR (Düzce) – Öyle bir şey yok orada.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – 80’inci maddeye bakarsanız da orada her milletvekilinin neyi temsil ettiğini görürsünüz. Dolayısıyla sizin burada kendi inisiyatifinizle “Ben yaptım oldu.” şeklinde bir hareketle, tutup burada daha önceki teamüllerin de aksine, kimseye bir dakika söz vermezken, on saniye söz vermezken bir şekilde tekrar onlara söz hakkı tanımanız da zaten kendi kendinizi tekzip etmektir. Bunun kabul edilmesi mümkün değil. İnsanlar ana diliyle konuşabilirler, ana dilini öğrenebilirler, ana diliyle hitap edebilirler ama Türkiye Büyük Millet Meclisinde olmaz. Siz Amerika Birleşik Devletleri’nde “Ben Çince biliyorum.” diye Amerika Birleşik Devletleri Senatosunda Çince konuşabilir misiniz?

AFİF DEMİRKIRAN (Siirt) - Hiçbir şey olmaz!

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Hitap edebilir misiniz? Edemezsiniz.

AHMET YENİ (Samsun) – Bırakın şu ırkçılığı ya!

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Dolayısıyla… (AK PARTİ sıralarından “özgürlük, özgürlük” sesleri) Hayır, bunun özgürlükle alakası yok, bunun hukuk devletiyle alakası var, bunun Anayasa’yla alakası var. Siz Anayasa üzerine yemin etmişseniz namusunuz ve şerefiniz üzerine, o namus ve şeref üzerinde devam etmeniz gerekir. Demek ki eğer bundan yoksunsanız, o zaman Anayasa’yı çiğneyebilirsiniz.

AFİF DEMİRKIRAN (Siirt) – Ne alakası var bunun ya?

BAŞKAN – Lütfen sözlerinize dikkat edin.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Siz ne anlarsınız “Ne alakası var?” diyorsunuz. Önce siz kendinize bakın.

BAŞKAN - Tutanağı getirteceğim, hakkınızda cezai işlem uygulayacağım. Lütfen…

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Burada kimse bunun üzerinde Anayasa’yı ihlal hakkına sahip değildir. “Ben bu lükse sahibim.” diyen hiç kimse çıkamaz. Anayasa’yı ihlal eden asıl suç sahibidir, suç işlemiştir; o zaman bunun hakkında gerekli soruşturmanın yapılması gerekir. Siz burada “Ben yaptım, ben vermiyorum size veya size verdim.” diyemezsiniz, bunu deme hakkınız yoktur. Siz de şu Anayasa ve Tüzük’e sadık hareket etmek mecburiyetindesiniz; aksi takdirde suç işlemiş olursunuz. Bunun bu şekliyle bilinmesi gerekmektedir.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Naci Bostancı, lehte…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Bostancı, Anayasa’yı da alsaydınız elinize; Anayasa hukuku ve İç Tüzük çerçevesinde…

BAŞKAN - Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; dil meselesi bir kimlik meselesidir. Bunlar da sembolik değeri çok yüksek unsurlardır, hem hayata ilişkindir hem de sembolik değerleri vardır. Eğer bunları tahkir etmeye kalkarsanız, yasaklamaya kalkarsanız, hayatın dışına itmeye kalkarsanız insanlar bu kimlikleriyle, bu tür değerlerle ilişkilerini çok kışkırtıcı, baştan çıkmış bir vaziyette kurarlar.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Anayasa’yla alakası var. “Kimlik” diyerek saptırmayın.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Ne alaka bizim söylediğimizle? Kimseyi aşağılamıyoruz.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Nitekim tarihe de bakarsanız, özellikle yakın tarihte bu tür olayların yaşandığını görürsünüz. Biraz önce 8 bin dil olduğunu, 200 devlet olduğunu söyledim. Bu denklemi kim, nasıl kuracak bilemiyorum ama sonuçta her ülkenin içerisinde farklı dil ve lehçeleri kullanan insanlar var. 19’uncu yüzyıldan beri ulus devletler mevcut ama bu mesele ulus devletlerin de çok önemli bir problemiydi, 20’nci yüzyılda çözemediler; “yutma ve kusma” der Claude Levi Strauss, her iki yöntemle de çözemediler, barışmaya çalışıyorlar. Hem demokrasi, özgürlük olacak hem insanlar istedikleri gibi konuşacaklar hem de diyeceksin ki ulus devlete ilişkin, 19’uncu yüzyıl mantığıyla “Herkes birbirine benzeyecek.” Bu mümkün değil.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Zaten siz Anayasa’dan Türkçeyi kaldırmak istiyorsunuz, biliyoruz biz.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Şimdi, bin yıllık kardeşlikten bahsediyorsak kardeşlerimizle olan ilişkilerimizi de insanlığın normlarına göre kullanmamız ve kurmamız lazım. “Kardeşimsin ama tıpkı benim gibi olacaksın. Kardeşimsin ama kendi dilinden konuşma, benim gibi konuşacaksın.” Buradan kardeşlik çıkmaz.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Kim diyor onu ya? Bize mi atfediyorsun o lafı?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Zaten biz ne yapmaya çalışıyoruz? Kardeşliği kurmaya çalışırken herkese saygı esasında, herkesi cumhuriyetin reşit vatandaşı kabul etme esasında kurmaya çalışıyoruz. Yoksa insanları “Öyle yapmayacaksın, böyle yapacaksın, şöyle konuşacaksın, şu dille konuşacaksın.” diye zorlarsak oradan kardeşlik çıkmaz, oradan çatışma çıkar, oradan toplumsal karışıklıklar çıkar. “Çözüm süreci” dediğimiz hadise de esasen her şeyi normalleştirmektir. Bir ülkede şartları normalleştirirseniz kimlikler savaşçı bir nitelik kazanmaz, anormalleştirirseniz bütün bunlar savaşçı nitelik kazanır. Biz normalleşmeye çalışıyoruz. Bu memleket tabii ki Türkiye Cumhuriyeti, bu memlekette tabii ki resmî dil Türkçe.

Sonuçta arkadaşımız gelmiş Türkçe meramını anlatmış, iki cümle de Kürtçe söylemiş. Sayın Başkanın tutumu yerindedir. Bunların ne demek istediğini tutanaklara geçmesi için, birbirimizi anlamamız bakımından ikaz etmiştir ve Türkçeye çevrilmiştir. Kaldı ki, bu konudaki hukuki düzenlemeler 2002 Ağustosunda o zamanın Hükûmetince farklı dil ve lehçelerde daha sonra AK PARTİ’nin yapmış olduğu düzenlemenin temelleri atılmıştır. Ki o zamanki Hükûmet de bu yolu açarken farklı dil ve lehçelerde insanların konuşabilmesinin yolunu açarken haklı ve yerinde bir siyasi akılla davranmıştır.

Saygılar sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bostancı.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, 2002 yılında yapılmış olan Anayasa değişikliğini yanlış yorumlayarak Meclisi kendi fikrine göre yönlendirmek istedi. Ben o dönemin Bakanıyım, sataşmadan dolayı söz istiyorum.

BAŞKAN – Hayır, size sataşması yok.

FARUK BAL (Konya) – 2002 yılında…

BAŞKAN – Hayır.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, sen takdir edemezsin.

BAŞKAN - Grubunuz adına Sayın Halaçoğlu konuştu. Ne demişti?

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Bakın, size bir şey söyleyebilir miyim Sayın Bal.

FARUK BAL (Konya) – Bakın, beni bir dinleyin, ondan sonra.

BAŞKAN – Bir şey söyleyeyim, sizi de dinleyeceğim.

Sayın milletvekilleri, yaklaşık yarım saattir 3 milletvekili arkadaşım -ki birisi de Adalet ve Kalkınma Partisindendir- geldi, burada, bugüne mahsus olmak üzere Kürtçe iki tane cümle kurdu.

FARUK BAL (Konya) – Sorun o değil, sorun sizin tavrınız.

BAŞKAN - Çok samimiyetle…

FARUK BAL (Konya) – Sorun sizin tavrınız Sayın Başkan.

BAŞKAN – Çok samimiyetle söylüyorum ki…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sorunu kendi üzerinizden atmaya çalışıyorsunuz. Sorun sizin tutumunuzdan kaynaklanıyor.

BAŞKAN - …bundan dolayı usul tartışması açılmasını, “Gelip şurada iki cümle söyledi de bunda ne var?” noktalarına getirilmesini esefle karşılıyorum... (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bu noktaya getiren sizsiniz.

BAŞKAN - …üzülüyorum, gerçekten üzülüyorum. Biz Türkiye'de bütün halklarla birlikte kardeşliğe inanıyoruz. Yaşasın, Türkiye'nin Türk ve Kürt halklarının kardeşliği. (AK PARTİ ve HDP sıralarında alkışlar)

Bir saat ara veriyorum.

Kapanma Saati:18.57

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 60’ıncı Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin görüşmelerine devam ediyoruz.

Şimdi, söz sırası Eskişehir Milletvekili Sayın Salih Koca’ya aittir.

Buyurunuz Sayın Koca…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir dakika Sayın Koca, Sayın Halaçoğlu söz istediler.

Buyurun.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Demin siz kapatmadan önce…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Olur mu öyle şey ya!

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen, rica ediyorum.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Demin kapatmadan önce, tutumunuz hakkında…

BAŞKAN – Ne dedim, hangi tutumum?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Orada slogan attınız Sayın Başkan ya!

BAŞKAN – Slogan atmadım.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Orası slogan atma yeri değildir Sayın Başkan.

BAŞKAN – Ben slogan atmadım, düşüncelerimi söyledim. “Türkiye’nin Kürt ve Türk halkları kardeştir.” dedim, bu kadar.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Düşüncelerinizi oradan söylemek yerine buradan söylersiniz.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bu kürsüden söylersiniz onu.

BAŞKAN – Şu söylediğim sözün aksini mi iddia ediyorsunuz?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Siz Meclisi yönetmekle mükellefsiniz.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Demagoji yapmayın.

BAŞKAN – Türkiye’nin Kürt, Türk, Çerkez, Arap, Laz, bütün halklarının kardeş olduğunu söylemem…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Ona karşı çıkan mı var?

BAŞKAN – …yanlış bir şey midir?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Hayır, orada başka şey söylediniz.

BAŞKAN – Ben “Türkiye’nin Kürt ve Türk halkları kardeştir.” dedim, ne var bunda, yine söylüyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan herkes kardeştir.

BAŞKAN – Evet.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Ama, siz sadece bir slogan attınız.

BAŞKAN – Ben slogan atmadım. Tekrar söylüyorum sayın milletvekilleri, baştan alıyorum ve bu tartışmanın yapılmasından gerçekten üzüntü duyuyorum. Neden? Onu da söyleyeyim size.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Bakın, Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir dakika Sayın Halaçoğlu, bir dakika.

Şimdi, Anayasa’nın 3’üncü maddesinin ilk fıkrası diyor ki: “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.”

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Evet.

BAŞKAN – Buna itiraz mümkün değil. Burada bütün milletvekillerinin, ben dâhil, resmî dilin Türkçe olduğuna dair bir itirazı yok. Buradaki problem, 3 milletvekili -ve biri de dediğim gibi Adalet ve Kalkınma Partisinin Batman milletvekilidir- bugüne uygun olarak Türkçe konuşma yaptılar ve iki üç cümlesini de Kürtçe söylediler. Ben de kendilerinden rica ettim, söyledikleri şeyin Türkçesini istedim, onlar da Türkçesini söylediler, barış dolu bir mesaj verdiler. Daha sonra da siz itiraz ettiniz, “Burada Kürtçe konuşulamaz.” dediniz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Hayır, sizin yanlışınız var.

BAŞKAN – Evet.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Biz, o arkadaşlarımızın konuşmasına değil, sizin tutumunuza…

FARUK BAL (Konya) – Tutanakları getirin Sayın Başkan.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Bakın, tutanaklara bakın.

BAŞKAN – Ben de o zaman dedim ki size…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Arkadaşlarımızın konuşmasına değil, sizin tutumunuza karşı bir tavır takınıyoruz.

BAŞKAN - Ben de dedim ki: “Burası yasakların olduğu bir yer değildir, burası özgürlüklerin konuşulduğu bir kurumdur.”

FARUK BAL (Konya) – Burası Anayasa’nın uygulandığı bir yerdir.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Tekrar ediyorum…

BAŞKAN – “Bu kürsüde özgürlükler konuşulur.”

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Yasakların değil, yasaların olduğu bir yer burası.

BAŞKAN – “Dışarıda kaseti, kitabı, sohbeti yapılan bir dilde, yaşayan bir dilde, burada günün anlamına uygun 3 tane cümle söylenmesine karşı bu konuda usul tartışması açılmasını esefle kınıyorum.” dedim.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Tutumunuz hakkında dedim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Daha sonra da usul tartışması açıldı. Usul tartışmasına Cumhuriyet Halk Partisi görüşünü bildirmedi, siz tutumumun aleyhine konuştunuz, Halkların Demokratik Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi grup başkan vekilleri tutumumun lehinde konuştu. Ben de tutumumu değiştirmediğimi, biraz önce söylediğim cümleleri sarf ettim ve giderken de…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Slogan attınız, cümle sarf etmediniz, slogan attınız.

BAŞKAN - …“Türkiye’nin Kürt ve Türk halkları kardeştir.” dedim. Yeniden söylüyorum, geri almıyorum.

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Türk-Kürt kardeşliğine kim karşı çıkıyor?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, bir dakika…

BAŞKAN – Bitti!

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sizin şimdi talebiniz nedir?

FARUK BAL (Konya) – Türk-Kürt düşmanlığını savunun var mı ki burada.

BAŞKAN - Ya, üçünüz birden bağırıyorsunuz, hanginizi dinleyeyim?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bize ne söylüyorsun o sözleri!

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Bir dakika.

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Kışkırtıcılık yapıyorsunuz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, şimdi, bakın, daha önce HDP’li bir milletvekili arkadaş çıktı grup önerileri hakkında konuşma yaptı. Yine söylediği gibi, günün, 21 Şubatın önemine ait de Kürtçe orada bir cümle kullandı.

BAŞKAN – Evet.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Siz de dediniz ki: “Bunun Türkçesini söyleyin.” Bakın, sesimizi çıkarmadık çünkü konuşma konusu oydu.

BAŞKAN – Evet.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Ama siz, daha sonra, hiç alakası olmayan bir konuda bir arkadaş konuşma yaptı. Bu defa, yine, hiç daha önce böyle bir tutum sergilemezken, oradaki, kürsüdeki konuşmacı oradaki konuşmasını bitirdikten sonra, hiç kimseye söz hakkı tanımazken, siz ona tekrardan söz hakkı tanıdınız.

BAŞKAN – “Türkçesini söyleyin.” dedim.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Bunu alışkanlık hâline getirdiniz.

BAŞKAN – “Türkçesini söyleyin.” dedim.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Eğer istiyorsanız onu sorabilirdiniz kendisine ama buradan değil, özel olarak sorup öğrenmek isteyebilirdiniz. Siz bunu farklı şekilde alışkanlık hâline getirdiniz.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Biz çıkalım mı Sayın Başkan?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Biz de şunun için söyledik: Siz, bu tutumunuzda farklı uygulamalar yapıyorsunuz, onun için tutumunuz hakkında ben bu soruşturmayı açtım “Ama siz burada Anayasa’yı uygulamakla mükellefsiniz, Tüzük’ü uygulamakla mükellefsiniz.” dedim.

BAŞKAN – Evet.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Siz farklı şekilde davrandınız, sanki biz Kürt olan vatandaşlarımıza karşıymışız gibi bir tavır takındınız.

BAŞKAN – Aslında öyle bir şey değil. Tutanakları getirteceğim, okuyacağım tamam mı? Tutanakları getirin lütfen.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Böyle bir şeyi söyleyemezsiniz, onu söylüyoruz Başkan.

BAŞKAN – Neyi söyleyemem?

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Slogan atamazsınız.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Slogan atamazsınız orada.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Slogan atamazsınız.

BAŞKAN – Ben slogan atmadım. Tekrar ediyorum: Türkiye’de Kürt ve Türk halkları kardeştir. Bitti.

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Öyle demediniz, “halkların kardeşliği” dediniz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Slogan attınız.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Slogan attınız oradan.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Bunu biz söyleyebiliriz, siz söyleyemezsiniz.

BAŞKAN – Sayın Koca…

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, bir saniye. Ben sataşmadan söz istedim, söz vermiyorsunuz bana. Ara vermeden önce…

BAŞKAN – Tamam, konuşmacı konuşmasını yapsın vereceğim size söz.

XI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan kadınların istihdam ve ücret eşitsizliği sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergenin (10/700) ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 21 Şubat 2015 Cumartesi günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Salih Koca. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SALİH KOCA (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekillerimiz; Cumhuriyet Halk Partisinin Meclis araştırması açılması hususundaki önerisi üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkanım, kadınlarımıza eşit eğitim verilmesi, okuryazar oranının artırılması, toplumsal yaşamımızdaki her alanda kadınlarımızın aktif rol alması hususlarında iktidarımız, partimiz gereken çalışmaları yapmaktadır. Bu kapsamda, 12 Eylül referandumu çerçevesinde yapılan çalışmalarda yürürlüğe giren Anayasa değişikliğiyle birlikte Anayasa’nın 10’uncu maddesine şu fıkralar ilave edilmiştir: “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.” denilmiştir. Yine, bu dönemde yapmış olduğumuz yasal çalışmalarla birlikte cinsel saldırılara karşı yapılan cezalar artırılmıştır. Ayrıca, kadına yönelik şiddeti engellemek üzere uluslararası yaptırımı olan İstanbul Sözleşmesi’ni de ilk olarak ülkemiz Türkiye kabul etmiştir. Yine, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından yapılan 2008-2014 Aile İçi Şiddet Araştırması’na göre de kadınlarımıza yönelik şiddet uygulamalarında nispi bir azalma söz konusu olmuştur.

Bu anlamda iktidarımız döneminde kadınlarımızın kendi işlerini kurmaları ve kendi ekonomik özgürlüklerini sağlamaları adına krediler ve hibe destekleri sağlanmıştır. 2002’ye göre istihdam oranlarını kıyasladığımızda çok büyük bir anlamda yükselmenin olduğunu da istihdamda büyük bir yükselmenin olduğunu da burada görüyoruz.

Son olarak Sayın Başbakanımız tarafından açıklanan kadın istihdam paketi de önemli yenilikleri getirmektedir. Özellikle kadınlarımızın esnek çalışma sisteminin geliştirilmesi, getirilmesi, belediyelere kreş zorunluluğu, doğum izninin artırılması, yarı çalışma sistemi ve tam ücret ödenmesi hususlarında ciddi adımlar atılmıştır. Kısacası, Sayın Başbakanımızın açıklamış olduğu paket doğrultusunda kadınlarımıza yönelik, kapsamı itibarıyla, sosyal hizmet ve desteklerden çalışan kadınlarımızın hamilelik izni ve ücretlerine, yeni evleneceklere, yaşlı ve engellilere kadar birçok konuda, alanda yeni düzenlemeler getirilmiştir. Burada en önemli maddelerden biri de kadın istihdamı ve kadınların çalışma hayatındaki konumları ve aktif rol almaları hususlarını kapsamaktadır. Bu anlamda baktığımızda gerek Hükûmet çalışmaları olarak gerek yasal düzenlemeler olarak iktidarımızın gerekli çalışmaları yaptığını görüyoruz.

Ben bu düşüncelerle, Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu önergeyi çalışmalarımız doğrultusunda dikkate alamayacağımızı düşünüyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun önerisini oylarınıza sunacağım.

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

LEVENT GÖK (Ankara) – Bizim yoklama talebimiz var efendim.

BAŞKAN – Yoklama isteği var.

Sayın Altay, Sayın Gök, Sayın Serindağ, Sayın Demiröz, Sayın Tanal, Sayın Karaahmetoğlu, Sayın Toprak, Sayın Çetin, Sayın Çam, Sayın Aksünger, Sayın Öztürk, Sayın Acar, Sayın Kuşoğlu, Sayın Ayaydın, Sayın Kaleli, Sayın Danışoğlu, Sayın Çelebi, Sayın Yıldız, Sayın Öğüt, Sayın Özdemir.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

XI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan kadınların istihdam ve ücret eşitsizliği sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergenin (10/700) ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 21 Şubat 2015 Cumartesi günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Tutanakların bir kısmı geldi, bir kısmını daha bekliyorum.

Sayın Faruk Bal, buyurun.

FARUK BAL (Konya) – Sataşmadan veriyorsunuz değil mi?

BAŞKAN – Talebinizi öğreneyim. Nedir?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Efendim, ara verildiği için sataşmadan olmaz.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Naci Bostancı konuşması sırasında “2002 yılında o zamanın hükûmeti bugünleri görerek AKP’nin altyapısını oluşturabilecek yasalar çıkardı.” dedi. Tutanak böyle yazıyor. Bu, o dönemde benim Bakanlık görevini üstlendiğim hükûmetin yapmış olduğu icraatları AKP’lileştirme söylemidir. Genel Kurulu yanlış bilgilendirmiştir. Sataşmadan…

BAŞKAN – Sayın Faruk Bal, 69/2’ye göre size söz vermemem gerekiyor ama ben oturum değişmeden önce de size söz vereceğimi beyan etmiştim.

Buyurun.

Süreniz iki dakika.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

6.- Konya Milletvekili Faruk Bal'ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın usul görüşmesi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına ve Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, ben şaşırıyorum! Şaşırıyorum yani! Söz vermeyecekseniz vermeyin, verecekseniz de İç Tüzük’e göre verin. Zaten sorun burada. Siz İç Tüzük’e, Anayasa’ya aykırı davranıyorsunuz.

Bir cümleyle Naci Bey’e söyleyeyim: Milliyetçi Hareket Partisinin iktidarda olduğu dönemi, Hoca, senin akademik kariyerin anlamaya yetmez. 2002’den geç geriye, 2001 yılındaki 12 Eylül darbe Anayasası’nda 33 tane maddeyi demokratikleştirecek değişikliği MHP yapmıştır. O anayasa değişikliği, darbe ürünü birtakım kısıtlamaları ortadan kaldırıp 82 Anayasası’na demokrat bir tavır vermiştir, ondan sonra da senin dediğin konuya gelmişizdir.

Şimdi, Sayın Başkan, size geliyorum. Burada bir sayın milletvekili bir konuşma yaptı. Siz, bizi Kürt-Türk çatışmasının tarafı hâline getirecek şekilde eylemde ve söylemde bulunuyorsunuz. Buna küresel güçlerin gücü yetmedi, sizin gücünüz hiç yetmez çünkü biz bin yıllık kardeşliği savunuyoruz. Elbette bu ülkede Kürt kardeşimiz vardır, elbette Kürtçe konuşur. Ama burası Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Burası devletin üç organından biridir ve yasama Meclisidir. Buraya gelen her milletvekili Türkçeyi bilir ve yemin etmiştir. Buraya gelen her milletvekili etnisitesinin değil, büyük Türk milletinin milletvekilidir. Anayasa’ya göre de yemin etmiştir. Bunun gereğini yerine getirecektir.

Siz, bu kuralları ihlal ederek ve Milliyetçi Hareket Partisinin yüzüne doğru dönerek, eski, nostaljik fikirlerinizin etkisi altında “Yaşasın Kürt-Türk kardeşliği” gibi bir söylemle Kürt-Türk düşmanlığı varmış gibi bir intibada bulunamazsınız. Meclisin, siz, Başkanlık makamını işgal etmektesiniz. Hareketleriniz İç Tüzük’e ve Anayasa’ya uygun olmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bal.

FARUK BAL (Devamla) – Bu, bir tek benim düşüncem değil. Bu, aynı zamanda, sizin sıralarınızda oturan sayın milletvekillerinin birkaç tanesinin de tepkisidir. Onları biz de gördük. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bal, ben gerekli açıklamayı yaptım. Daha fazla uzatmak istemiyorum.

Düşüncemde de bir değişiklik olmamıştır.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu, sizi dinledim. Lütfen…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Hayır, dinlediniz ama başka bir tutanaktan bir şey söyleyeceğim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tutanakları bekliyorum.

FARUK BAL (Konya) – Tehdit ettiniz. Cezai işlem yapacağım diye tehdit ettiniz.

BAŞKAN – Tehdit alan benim. Tehdit alan benim.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, konuşmam üzerine şöyle bir ifade kullandınız benim için: “Tutanağı getirteceğim. Hakkınızda cezai işlem uygulayacağım.”

BAŞKAN – Evet… Evet…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Buyurun, cezai işlem uygulayın.

BAŞKAN – Evet, tutanağı bekliyorum. Çünkü bana diyorsunuz ki…

FARUK BAL (Konya) – Ben size vereyim tutanağı.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Bende var. Bende var.

BAŞKAN - Arkadaşlar, müsaade edin…

Sayın Yusuf Halaçoğlu devam ediyor. “(AKP sıralarından “özgürlük, özgürlük” sesleri)” “Hayır.” diyorsunuz. “Bunun özgürlükle alakası yok, bunun hukuk devletiyle alakası var, bunun Anayasa’yla alakası var. Siz Anayasa üzerine yemin etmişseniz…”

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Evet.

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) - Başkanım, o tutanakları da değiştirtin lütfen. “AKP” diye bir parti yok, “AK PARTİ” var.

BAŞKAN – Müsaade edin…

“…namusunuz ve şerefiniz üzerine, o namus ve şeref üzerinde devam etmeniz gerekir.”

FARUK BAL (Konya) – Doğru.

BAŞKAN - “Demek ki eğer bundan yoksunsanız, o zaman Anayasa’yı çiğneyebilirsiniz.”

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Tamam, var mı bir suç bunda?

BAŞKAN – Ben olgunluğumla bu konuyu uzatmak istemiyorum.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Hangi olgunluktan bahsediyorsun Sayın Başkan? Bu konuda cezai işlem açın.

BAŞKAN - Size de ceza verme gereğini görmüyorum.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Tutanaklar burada.

BAŞKAN - Ceza verme gereğini hissetmiyorum.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, tutanakta “AKP” olarak mı yazıyor efendim?

BAŞKAN – Evet.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Efendim, “AKP” diye bir parti yoktur. Lütfen stenografları uyarın, partimizin ismi “AK PARTİ”dir Sayın Başkan.

BAŞKAN – Söylerim, tamam.

Teşekkür ederim.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Vermiyorum ceza, istemiyorum. Ben kamuoyunun takdirine sundum, en büyük ceza budur.

FARUK BAL (Konya) – Siz MHP Grup Başkan Vekiline “Size ceza vereceğim.” diye bir beyanda bulundunuz.

BAŞKAN – Evet.

FARUK BAL (Konya) – Böyle bir beyanla Milliyetçi Hareket Partisinin grup başkan vekili töhmet altındadır. Buyurun soruşturmayı açın, savunma hakkı tanıyın. İşte insanlık dediğiniz mesele buradadır ve şimdi insanlığınızı gösterin. Savunma hakkını tanıyacaksanız…

BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekilinin bana yönelttiği cümle için niye bir şey söylemiyorsunuz?

FARUK BAL (Konya) – Efendim, o eğer sizi rencide ediyorsa ceza vermek üzere açın.

BAŞKAN – Vermiyorum. Allah, Allah!

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Hem “Ceza vereceğim.” diyorsunuz hem de töhmet altında buradaki… Böyle bir şey olur mu Sayın Başkan?

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Affetmek büyüklüktür. Affedin Başkanım.

BAŞKAN - Alınan karar gereğince, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1'inci sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

XII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2'nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Affetmiş sizi.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Ben affını kabul etmiyorum kardeşim, zorla mı?

BAŞKAN – 3’üncü sırada yer alan, Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanunu Tasarısı…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Kabul etmiyorum affını. Ben affınızı kabul etmiyorum.

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Affetmek tek taraflı bir işlemdir.

BAŞKAN – Vazgeçtim.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Vazgeçme hakkınız yok, tutanaklara girdi.

BAŞKAN - …ve Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

3.- Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/742) (S. Sayısı: 616)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sizin af lütfunuza ihtiyacım yok, lütfen.

BAŞKAN – 4’üncü sırada yer alan, Askeri Hakimler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

4.- Askeri Hakimler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/1008) (S. Sayısı: 685)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

5’inci sırada yer alan, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – İç Tüzük’ün 91’inci maddesi…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan…

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Devam edin Sayın Başkan.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, demin başladığınız işlemi sürdürür müsünüz?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ya, ne başlaması, daha başlamadı, bir sakin olun ya!

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, 684 sıra sayılı Rapor üzerine görüşmelere geçmeden önce bu raporla ilgili olarak, İç Tüzük’e aykırılıkla ilgili olarak bir hususa dikkatinizi çekmek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

22.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani'nin, İçişleri Komisyonunda 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı Raporu’na İç Tüzük hükümlerine aykırı bir ekleme yapıldığına ilişkin açıklaması

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, elimizdeki İçişleri Komisyonunun göndermiş olduğu 684 sıra sayılı Rapor’da Hükûmetin 43 madde olarak kendisine havale ettirilen tasarısının sonrasında birleştirilen, eklenen maddeler arasında 43 maddelik kanun tasarısı metninde izi bulunmayan 4046 sayılı Yasa’yla ilgili olarak Hükûmet tasarısının 11, Komisyonun kabul ettiği metnin 33’üncü maddesine ilave 28’inci maddenin (2)’nci fıkrasında İç Tüzük’e aykırı bir ekleme söz konusudur. Bu hususta işlem yapmanızı bekliyoruz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Yani görüşülemez, İç Tüzük’e aykırı.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Görüşülemez, İç Tüzük’e aykırı bir işlem söz konusudur. Bu nedenle bu raporu düzeltmeden görüşmemiz mümkün değildir.

BAŞKAN – Bu söylediğiniz beyanlar doğrultusunda…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Evet.

BAŞKAN – Peki.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Ara verin, bir görüşelim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Komisyona da bir söz vereyim. (AK PARTİ sıralarından “devam” sesleri)

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, aynı konuda bizim de itirazımız var. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Bir dakika arkadaşlar.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Arkadaşlar, her şeye “Yok, yok.” demeyin, bir bakın, İç Tüzük’le ilgili bir şey söylüyoruz. Rica ederiz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Haksız bir şey söylüyorsak kalkın o zaman itiraz edin.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Serindağ, sizi de dinleyemeyeceğim. Şu anda bir şey yapıyorum. Sonra dinlerim.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Aynı konuyla ilgili Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı konuysa buyurun siz de.

23.- Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ'ın, İçişleri Komisyonunda 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı Raporu’na İç Tüzük hükümlerine aykırı bir ekleme yapıldığına ilişkin açıklaması

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Şimdi, bu bahse konu bölüm 3201 sayılı Yasa’nın geçici 28’inci maddesinde düzenlenmiştir. Hükûmetin teklif ettiği metnin o bölümünde 4046 sayılı Yasa’yla ilgili herhangi bir hüküm yok. Bu tamamen Komisyon tarafından ilave edilmiş bir bölümdür. Oysa İç Tüzük’ün 35’inci maddesinde, komisyonların yasa teklifinde bulunamayacakları ifade edilmiştir, 92’nci maddedeki hükümler hariç. Bu 92’nci maddeyle ilgili bir ekleme değildir. O nedenle de, Sayın Başkan, bunun bu şekilde görüşülmesi usule uygun değildir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

Komisyon, şimdi açıklama yapacak mısınız, yoksa ara…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, bence ara verin, Komisyonla birlikte müzakere edin.

BAŞKAN – Bir bitiremiyorum ki cümlemi.

Açıklama yapacak mısınız, yoksa ara mı vereyim?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Bilmiyorum şu anda. Bilgiyi alamadım.

BAŞKAN – Tamam, ben bir ara veriyorum, on beş dakika ara.

Grup başkan vekillerini arkaya davet ediyorum.

Kapanma Saati: 20.26

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 20.47

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 60’ıncı Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon, burada.

Hükûmet, burada.

Sayın Adil Zozani’nin bir itirazı olmuştu. Sayın Ali Serindağ da katılıyor mu acaba?

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Evet, evet Sayın Başkan.

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

4.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın, İçişleri Komisyonunda 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı Raporu’na yapılan eklemenin İç Tüzük hükümlerine aykırı olmadığı ve Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'na İç Tüzük'e göre disiplin cezası verilecek bir durum olmadığına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Aynı itiraz Ali Serindağ’ın da.

Arkada görüşmelerimizi yaptık, ben de bilgilendim, Kanunlar ve Kararlarla görüştüm, düşüncemi açıklıyorum: İçişleri Komisyonu, İç Tüzük’ün 39’uncu maddesi kapsamında tasarıyla 3201 sayılı Kanun’a eklenen geçici madde 28’de değişiklik yapmıştır. Komisyon, sadece tasarıda var olan bir maddede bu değişikliği gerçekleştirmiştir, tasarıda bulunmayan 4046 sayılı Kanun’da bir değişiklik yapılmamıştır. Dolayısıyla, Komisyonun kanun teklifi mahiyetinde herhangi bir işlemi olmamıştır. Söz konusu 33’üncü maddede “3201 sayılı Kanun’a aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.” deniliyor, söz konusu olan 28’inci madde. Onun hemen altındaki fıkrada “Daha önceki maddelerde tanımlanan personel 4046 sıra sayılı Kanun’da belirtilen esas ve usuller çerçevesinde değerlendirilir.” diyor, uzun uzun okumayayım. Dolayısıyla, ben burada, Komisyon çalışmalarında herhangi bir yanlışlık görmüyorum. Kaldı ki Komisyon gündemine hâkimdir, bu hâkimiyetin çerçevesinde bu rapor hazırlanmış, Başkanlığımıza gelmiş, sıra sayısı almış, gelen kâğıtlar listesinde yayınlanmış ve Genel Kurula gelmiş. Şu anda sizin talebiniz doğrultusunda benim yapabilecek bir işim yok, bir iş yapmaya da yetkim yok. Benim görüşüm bu, isterseniz usul tartışması açayım.

Yalnız, bu arada, Sayın Yusuf Halaçoğlu’yla ilgili olarak biraz önceki oturumda “Tutanakları inceleyeceğim.” dedim. Tutanakları inceledim, herhangi bir şekilde Yusuf Halaçoğlu’na İç Tüzük’e göre disiplin cezası verilecek bir durum olmadığını tespit ettim. Onu da bilginize sunuyorum.

Evet, şimdi...

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Aleyhte.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Lehte.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Lehte.

LEVENT GÖK (Ankara) – Aleyhte Ali Serindağ.

BAŞKAN – Aleyhte Sayın Adil Zozani, Sayın Serindağ; lehte Sayın Ahmet Aydın, Sayın Halaçoğlu.

Evet, usul tartışmasını açıyorum.

Tutumumun lehinde ilk konuşmacı Sayın Yusuf Halaçoğlu, Kayseri Milletvekili.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Söz hakkımı Hasan Hüseyin Bey’e devrediyorum, Hasan Hüseyin Bey konuşacak.

BAŞKAN – Peki.

Sayın Halaçoğlu söz hakkını Sayın Hasan Hüseyin Türkoğlu’na devrediyor.

Buyurun.

VII.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER (Devam)

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, İçişleri Komisyonunda 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı Raporu’na yapılan eklemenin İç Tüzük hükümlerine aykırı olmadığına ve görüşmelere devam edilmesine yönelik tutumunun İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, Türk milletinin saygıdeğer milletvekilleri; bu tasarının ilk (1/995) sıra sayısıyla Komisyonumuza gelmiş hâlindeki düzenleme ile şu anda önümüzde 684 sıra sayısı almak suretiyle ortaya çıkan rapordaki 33’üncü maddedeki değişiklikle ilgili tutumunuza ilişkin söz almış bulunuyorum. Lehte söz almış bulunuyorum. Cenab-ı Allah bunu da nasip etti yani AKP’li birisinin lehinde konuşuyorum. Bu da benim için büyük bir zül olsa gerek ama doğruyu da, hakkını da teslim etmek lazım.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Abartma, abartma.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Devamla) – Bu düzenleme 4046 sayılı Kanun’da değişiklik yapmıyor. Bu düzenleme, 4046 sayılı Kanun’a atıfta bulunmak suretiyle, bu personelin emekli edilmesine ilişkin işlemi, “havuz” diye tabir ettiğimiz Devlet Personel Başkanlığı aracılığıyla diğer kurumlara dağıtılmasını içeriyor.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – AKP’yle anlaştınız mı (x)Hasan Hüseyin Bey?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Özüne karşıyız yasanın.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Devamla) – Ancak, bu düzenlemenin çok ilginç bir tarafı var. Bu düzenleme Komisyonumuza ilk geldiğinde şöyleydi: Ceza verme yetkisi zaman aşımına uğramış ve devlet memuriyetinden çıkarılma cezası gerektiren dosyaların, zamanında ceza verme yetkisi kullanılmadığı için, onlara ilişkin, o dosyaların işleminin devam edebilmesine ilişkin bir ihya işlemi içeriyordu o hüküm ve o çerçevede o memurlar, o müdürler, emniyet mensupları memuriyetten, meslekten çıkarılıyorlardı. Şimdi, bu anlayış yani Hitler döneminde olmaz, savaş döneminde olmaz. Yani, siz zaman aşımı kavramının ne işe yaradığını biliyor musunuz? Zaman aşımı kamu düzeniyle ilgili bir kavramdır, zaman aşımı uyulması gereken bir kuraldır; uyulmamışsa, uymayanlar hakkında işlem yapmak yerine, bu tasarıyı hazırlayanlar, böyle bir düzenleme getirmek suretiyle eksiklerini, kusurlarını, ihmallerini düzeltmeye çalışıyor. Eğer Türkiye’de zaman aşımını geriye çevirecek bir düzenleme yapılacaksa Pamukova’da 41 vatandaşımızın ölümüne sebep olan o tren kazasının failleriyle ilgili, suçlularıyla ilgili zaman aşımını geriye çalıştırmak lazım, toplumsal adalet bunu gerektirir diye düşünüyorum. Ya da Sivas’ta, Madımak’ta yakılan insanlarla ilgili zaman aşımı sebebiyle cezadan kurtulanlara ilişkin bir geriye dönük düzenleme yapılması gerektiğini düşünüyorum. Dolayısıyla, bu düzenleme, bu anlayış, bu hukuk dışı anlayış, kapkaç hukuku, maalesef, bu tasarının her satırında gizlidir. Onu sizlere madde madde anlatacağız inşallah.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Şimdi tutumumun aleyhinde Sayın Adil Zozani konuşacak.

Süreniz üç dakika.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Türkoğlu, yamalı bohçayı yamayarak yenileyebileceğinizi varsaydınız ancak bu yamalı bohça, bunu yenilemek mümkün değildir.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sataşıyor Sayın Başkan.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Düzenleme de yanlıştır, başından itibaren tasarının kendisi yanlıştır. Bu maddeyle ilgili olarak… Ki düzenleme tamamıyla İç Tüzük 35 ve 92’nci maddelere aykırı bir düzenlemedir. 33’üncü maddenin yani Komisyonun havale ettiği teklif, kabul ettiği metnin 33’üncü maddesinde düzenlenen geçici 28’inci maddenin ikinci fıkrası eklenmiş bir fıkradır.

Şimdi, Sayın Başkan diyor ki: “Herhangi bir değişiklik öngörmüyor.” Ya biz aklımızı ekmek peynirle yedik -Başkan, kusura bakmayın- ya sizin bu tezinize sahip çıkanların aklını ekmek peynirle yemiş olması gerekiyor. Nasıl bir değişiklik öngörmüyor? Değişiklik öngörmüyorsa orada ne işi var? Değişiklik öngörüyor. Tasarı metninin kendisinde bir değişiklik öngörüyor, oraya konulan maddenin kendisinde bir değişiklik öngörüyor. Olmayan, Hükûmetin sevk ettiği metnin 11’inci maddesinde yer alan düzenlemeye göre, olmayan haklar dercediliyor. Şimdi, bu bir değişiklik değil mi? Bal gibi bir değişikliktir, tasarı metninde bir değişikliktir. Buna Komisyonun yetkisi var mı?

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Var.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Yoktur.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Var, var.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Komisyonun buna yetkisi yoktur.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Senin burada bunu konuşmaya yetkin yok. Orada esas, Komisyonun yetkisi var.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Siz İç Tüzük ihlalinde uzmanlaşmış olabilirsiniz. Sayenizde biz de İç Tüzük’ü noktasına, virgülüne öğrendik.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Daha öğreneceksiniz, daha çok şey öğreneceksiniz.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Sizin ihlalleriniz sayesinde bunu öğrendik.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sana ders veririz, ders.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Kesinlikle, kesinlikle.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Daha çok şey öğreneceksiniz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hasip Bey burada, ders versin.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Sayın Bilgiç, bu konudaki manevra kabiliyetinizi iyi biliyorum. Dört yıl boyunca sizin manevra kabiliyetinizi çok iyi gördük.

BAŞKAN – Sayın Zozani, lütfen sataşma çıkaracak şekilde konuşmayın.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Ancak, burada yapılan düzenleme kesinlikle ve kesinlikle İç Tüzük’ün 35 ve 92’nci maddelerine aykırı bir düzenlemedir. Komisyon, işi olmayan bir iş yapmıştır.

Ben oradaki düzenlemeyle, ilave düzenlemeyle getirilen hakların özüne karşı değilim; Komisyonun görevi olmadığını söylüyorum. Tasarıyı geri çekin, Hükûmet kendi tasarı metnine, ilgili maddeye bu düzenlemeyi koysun, getirsin, biz hiç itiraz etmeyiz. Özünde itirazımız yok, orada sağlanan haklara ilişkin bir itirazımız yok ama burada…

Sayın Başkan, size hatırlatırım, Sayın Cemil Çiçek’in Plan Bütçe Komisyonu Başkanlığına gönderdiği yazıyı size hatırlatırım. Buradan okumanızı talep ediyorum.

İki: Sayın Kamer Genç, çok değil, kısa bir süre önce, burada yapılan benzer mahiyetteki bir düzenlemeye ilişkin olarak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADİL ZOZANİ (Devamla) – …burada çıktı, milletvekili olarak itiraz etti. Siz, Sayın Kamer Genç’in benzer mahiyetteki…

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Zozani.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – …itirazına olumlu karşılık verdiniz ve verilen teklifi geri çektiniz. Bugün burada yapacağınız işlem de budur, başka bir işlem yapamazsınız.

Sizi, İç Tüzük’e ve Anayasa’ya uymaya davet ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Lehte…

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkan, bana sataştı Sayın Zozani.

BAŞKAN – Tamam, şu usul tartışmamı bitireyim, vereceğim söz. Tamam mı?

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Başkanım, bana da sataştı.

BAŞKAN – Tamam, peki, size de veririm. Aştık yani şeyi.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, Sayın Süreyya Sadi Bilgiç ve Sayın Hasan Hüseyin Türkoğlu’na sataştım.

BAŞKAN – O da “Bana da sataştı.” diyor.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Efendim, müsaade ederseniz, biz de ona sataşacağız.

BAŞKAN – Bir dakika. Sataşmayın, yok, sataşmayın.

Şimdi, usul tartışmasında lehte Sayın Ahmet Aydın konuşacak.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Değerli arkadaşlar, bu, benzeri tartışmalar, usul tartışmaları daha önce de çok kereler aslında bu Meclis kürsüsünde yapıldı ve burada da aslında çoğu kere hem İç Tüzük’e göre hem de Meclisin teamüllerine göre oluşmuş bir karar var. Zira, İç Tüzük’ümüzün -arkadaşlar bahsetmedi ama- 26’ncı maddesi çok açık ve nettir. Komisyon gündemine hâkimdir.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Hâkim değilse ne olacak?

AHMET AYDIN (Devamla) – Gündemine hâkim olan komisyon…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Hâkim değilse ne olacak?

AHMET AYDIN (Devamla) – …komisyon raporunu hazırladıktan sonra Genel Kurula gönderilen metin üzerinde…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Hâkim değilse ne olacak?

BAŞKAN – Sayın Zozani… Sayın Zozani… Lütfen.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Hâkim değil ama.

BAŞKAN - Ama biz dinledik sizi, herkes dinledi. Siz de aynı saygıyı gösterin lütfen.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Ben de soru soruyorum: Hâkim değilse ne olacak?

BAŞKAN – O sizin iddianız. Lütfen.

Buyurun.

AHMET AYDIN (Devamla) – Genel Kurula gönderilen bu rapor esas rapordur. Dolayısıyla, Genel Kurulun da aslında -Meclis Başkanlık Divanının daha doğrusu- bu rapor üzerinde bir değişiklik yapma hakkı da yoktur. Hatta, yine bu kanuna geçmeden önce, birçok kereler, işte, bu tasarıdan teklifini çekmek isteyen arkadaşların değişikliği için bile Genel Kurulun kararını arıyoruz, öyle değil mi?

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Aynen öyle ama onu bile çekemediler yani.

AHMET AYDIN (Devamla) – Genel Kurulun kararı olmadan, Meclis Başkanlık Divanı önüne gelen tasarı ya da teklife, komisyon raporuna “Ben görüşemem, bunun üzerinde şöyle değişiklik yapacağım, yapılması gerekiyor.” gibi zaten böyle bir iddiada da bulunamaz. Aslolan komisyon metnidir, komisyon raporudur. Buraya sevk edildiği şekilde görüşmek durumundayız.

İkincisi, sizlerin de ifade ettiği gibi Başkanım, burada zaten bir değişiklik söz konusu değil, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un 22’nci maddesine bir atıf var.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Yapma o zaman atfı. Niye atfediyorsun, yapma.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Niye koydun?

AHMET AYDIN (Devamla) – O kanunun o maddesinde değişiklik asla yok, burada çok da uygun, olması gereken bir düzenleme.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ahmet Bey, İç Tüzük’e göre konuşun, İç Tüzük’e göre.

AHMET AYDIN (Devamla) - “Bu personelin -yani havuza gönderilen personelin- Devlet Personel Başkanlığınca 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 22 nci maddesinin ikinci, üçüncü, beşinci ve altıncı fıkralarında belirtilen esas ve usuller çerçevesinde…” diyor, buraya bir atıf söz konusu. Bu kanunun bu maddesinde herhangi bir değişiklik yok. Dolayısıyla, Başkanlığın tutumu yerindedir. Ama bundan da ötesi, Sayın Başkanım, size gönderilen Komisyon metni esastır. Üzerinde görüşülmesi gereken rapor bu rapordur. Bu rapor da olduğu gibi usulüne uygun, İç Tüzük’e uygun olarak hazırlanmıştır. Dolayısıyla, gündeme kaldığımız yerden devam etmemiz gerekiyor.

Hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Çok inandırıcı olmadı Sayın Aydın.

BAŞKAN – Aleyhte Sayın Ali Serindağ konuşacak.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Ali ağabey, aleyhte ne bulacaksın buna şimdi?

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, şimdi, aslında bu tasarının tümü sorunlu olduğu için bu tür sorunlar çıkıyor. Bakın, Komisyon gündemine 43 madde olarak geldi ama şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna 132 madde olarak indi. Tasarının tümü sorunlu olduğu için bu tür sorunlar çıkıyor; birincisi bu.

İkincisi, Sayın Ahmet Aydın diyor ki: “Efendim, 26’ncı maddeye göre, komisyon gündemine hâkimdir.” Doğru ancak İç Tüzük’ün öngördüğü kurallar içerisinde gündemine hâkimdir…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Doğru, doğru.

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) - …yoksa keyfî bir gündem saptama meselesi değildir.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Üyelerinin göndermiş olduğu işlemleri karara bağlar. Her önergede…

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) – Sayın Bilgiç çok laf atıyor, zannediyorum, söyleyecek bir şeyi olmadığı için herhâlde yerinden söz atıyor.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sataşmayacağım, sataşsanız da cevap vermeyeceğim size.

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) - Bir başka husus, şimdi, 4046 sayılı Yasa’yla ilgili tasarı metninde hiçbir husus yok, herhangi bir husus yok. Getirilen düzenleme, 4046 sayılı Yasa’yla ilgili. 4046 sayılı Yasa nedir? Özelleştirme uygulamasına tabi tutulacak olan kurumlarla ilgilidir. Peki, size soruyorum: Emniyet Genel Müdürlüğü özelleştirme uygulamasına tabi tutulacak bir kurum mudur ki onunla ilgili bir düzenleme şimdi bu tasarı metnine ekleniyor? Öyle bir şey olabilir mi? O zaman, bunu bir değişiklik olarak görmek ve ona göre işlem yapmak lazım.

Bakın, İç Tüzük’ün 35’inci maddesi çok açık. Ne diyor? “Komisyonlar, kendilerine havale edilen kanun tasarı veya tekliflerini aynen veya değiştirerek kabul veya reddedebilirler.” Devam ediyor: “Ancak, komisyonlar, 92’nci maddedeki özel durum dışında kanun teklif edemezler, kendilerine havale edilenler dışında kalan işlerle uğraşamazlar.” diyor. Tüzük’ün hükmü açık. Şimdi, bu getirilen düzenleme ne yapıyor? Emniyet Genel Müdürlüğü personelini özelleştirmeye tabi tutulan bir kurumun personeli gibi değerlendiriyor ve ona göre işlem yapılmasını öngörüyor. Bu, sadece bir değişiklik değil, hukuk nizamında bir değişiklik yapıyor, yani öyle bir şey olamaz, sistemde değişiklik yapıyor, Emniyet Genel Müdürlüğünün statüsünde sanki değişiklik yapıyor. Sorun buradadır. Bu nedenle ne olmalı? Şimdi, diyor ki Sayın Aydın: “Efendim, Başkanlık Divanının yetkisi yok.” Doğru. Ne yapacak o zaman? Komisyon yaptığı yanlışlığın farkına burada vardı; Komisyon tasarıyı geri çekecek, hukuka uygun hâle getirecek, hukuka uygun hâle getirdikten sonra, tekrar Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine getirecek.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Tamamen hukuka uygun bu tasarı.

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) – Biz hukuku kurallara göre oluşturmak zorundayız.

Teşekkür ederim, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Komisyonun da bir açıklama yapma talebi var.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Usulle ilgili bir şey değil. Hayır, Sayın Başkanım… Biraz önce kürsüde… Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Zozani…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, dinlemeden ne söyleyeceğimi…

BAŞKAN – Bakın, çalışma düzenini, akışını bozuyorsunuz.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – E, akışı bozuk olan bir iş yapıyorsunuz.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ceza verin bozuyorsa Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hayır, siz bozuyorsunuz. Şu anda usul tartışması açtım, usulüne uygun gidiyoruz.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Biraz önce kürsüde…

BAŞKAN – Dinlemiyor ki…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Bir saniye Sayın Başkan…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, Adil Zozani’ye ceza verin bozuyorsa ki bozuyor!

BAŞKAN – Tamam, olur.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Verin!

BAŞKAN – İstiyor musun?

ENGİN ALTAY (Sinop) – Verin!

BAŞKAN – Hangi maddeye göre?

FARUK BAL (Konya) – Kafadan atın,kafadan!

ENGİN ALTAY (Sinop) – Takdir sizin.

BAŞKAN – Ben mi takdir edeyim? Tamam, peki.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ceza verin!

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Adil Bey hukukun uygulanmasını istiyor.

BAŞKAN – Buyurun.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, biraz önce, kürsüde bu uygulamaya rehberlik edebilecek, Meclis Başkanlık Divanı adına…

BAŞKAN – Tamam, ondan bahsedeceğim şu anda.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Bir saniye Sayın Başkan…

…Sayın Cemil Çiçek’in Plan ve Bütçe Komisyonuna göndermiş olduğu bir yazı var.

BAŞKAN – Ondan bahsedeceğim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Şimdi o yazıyı…

BAŞKAN – Dinlemiyor.

Tamam, buyurun.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – …Genel Kurulla paylaşmanızı bekliyorum, talep ediyorum. Bu bir bilgidir ve haktır.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Bizim yazımızı da…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Başka türlü, siz, Genel Kurulda hazır bulunan saygıdeğer milletvekillerini bu konuyla ilgili olarak aydınlatmadan işlem yaparsanız keyfî bir işlem yapmış olursunuz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Adil Bey’in keyfine göre yapalım o zaman!

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - İddiamız ciddidir, iddianın ötesinde, tespitimiz ciddidir; İç Tüzük hükmü açıktır, Komisyon kendine vazife olmayan bir iş yapmıştır, sizin bu konuda işlem yapmanız gerekir.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Meclis de onu kabul ettiyse sorun yok.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Yani,

 zorlamanıza gerek yok.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Meclis onu kabul etmeyebilir.

BAŞKAN – Bitmedi arkadaşlar, ben dinliyorum.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sizin açınızdan Meclis tarihine geçebilecek bir durumdan söz ediyoruz. Lütfen, iktidar partisi grup başkan vekilleri ve üzerlerine vazife olmayan bazı milletvekillerinin baskısına boyun eğerek işlem yapmayın; bu sizin açınızdan bir vebal olur.

BAŞKAN – Bu sözlerinizi geri almanızı sizden özellikle rica ediyorum. Ben otuz yıl hukukçuluk yaptım, neyin ne olduğunu biliyorum ama siz hukukçu değilsiniz. Bunu da unutmayın.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Olur mu öyle şey? Hukukçu değil diye görüş belirtmeyecek mi?

BAŞKAN – Olur.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Öyle şey mi olur? Yani, herkes hukukçu olmak zorunda mı Sayın Başkan?

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Türkoğlu, buyurun.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Bir saniye, düzeltmek istiyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Milletvekili hukukçu olmak zorunda mı?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, talebinize karşılık vermek istiyorum.

BAŞKAN – Dikkatli konuşacaksınız. “Talimat alıyorsunuz, bilmem, ondan bundan emir alıyorsunuz, bundan bilmem şunu yapıyorsunuz…” Lütfen…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – “Talimat alıyorsunuz.” demedi, “Baskı altında kalmayın.” dedi.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Ben otuz yıl hukukçuluk yaptım, bu işi biliyorum, tamam mı?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, ben de size son derece saygı duyuyorum…

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Sayın Başkanım, 163’e göre bu arkadaşın Meclisten çıkartılması gerekiyor şu anda. Resmen sizi tehdit ediyor. Meclisten çıkartılması gerekiyor.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Bir saniye arkadaşlar.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Tamam, bir dakika durun arkadaşlar.

Türkoğlu, buyurun, ne istiyorsunuz?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, siz benden bir talepte bulundunuz…

BAŞKAN – Dinlemeyeceğim sizi. Bakın, yarım saatten beri onu diyorsunuz; kararımı açıklayacağım.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Ya, gerekirse bir saat dinleyeceksiniz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Türkoğlu…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Siz benden bir talepte bulunmadınız mı Sayın Başkan?

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkan…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Bir saniye Sayın Türkoğlu… Özür dilerim arkadaşlar.

BAŞKAN – Siz mi yönetiyorsunuz Sayın Zozani?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Siz benden “Sözlerinizi geri alın.” diye talepte bulunmadınız mı Sayın Başkan?

BAŞKAN – Efendim?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Biraz önce sarf ettiğim sözleri geri almamı talep etmediniz mi?

BAŞKAN – Evet.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Müsaade edin, geri alayım.

BAŞKAN – Tamam, alın buradan, ben buradan kabul edeceğim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Hayır, buradan almam, söz geri alma işlemi kürsüden yapılır.

BAŞKAN – İstemiyorum almanı, kalsın, gerçekten istemiyorum.

Sayın Türkoğlu, ne istiyorsunuz?

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Zozani biraz evvel konuşmasında ismimi de zikretmek suretiyle tutumunuzla ilgili…

BAŞKAN – Sayın Türkoğlu, size söz vereceğim yalnız şimdi Komisyon söz istedi. Usul tartışması bitti, Sayın Komisyon da görüşünü bildirsin, ben de tutumum hakkında düşündüğümü söyleyeyim, size söz vereceğim, tamam mı?

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Tamam.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Komisyon.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Bir dakika, bir dakika...

Sayın Başkan, bu Parlamentoda grup başkan vekilleri dışında Sayın Zozani’den, Sayın Kaplan’dan, Sayın Bal’dan özel bir çekinceniz mi var?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ne alakası var?

 

ENGİN ALTAY (Sinop) – Bir dakika…

Onların özel bir ayrıcalığı mı var ya da sizin onlara özel bir toleransınız mı var? Sayın Zozani ya da Bal ya da Sayın Kaplan’a dakikalarca tahammül eden, dinleyen sizin, İç Tüzük’ün amir hükümlerine aykırı olarak Cumhuriyet Halk Partili milletvekili ayağa kalktığında şöyle yapmak gibi bir lüksünüz, hakkınız, tasarrufunuz olamaz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Öyle mi!

ENGİN ALTAY (Sinop) – Burayı keyfî yönetemezsiniz!

BAŞKAN – Bağırmayın bana! Bana bağırmayın!

ENGİN ALTAY (Sinop) – Burayı keyfî yönetemezsin!

BAŞKAN – Parmak hareketi de yapmayın, sizden korkmuyorum, asla da korkmayacağım.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ha, bunlardan korkuyorsun, bizden korkmuyorsunuz!

BAŞKAN – Çok komik bir durumdasınız şu anda.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Siz komiksiniz!

BAŞKAN – Evet.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Tanal meramını anlatacak.

BAŞKAN – Ben Sayın Tanal’a ne zaman söz vereceğimi bilirim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Tanal meramını anlatacak.

BAŞKAN – Ben Sayın Tanal’a ne zaman söz vereceğimi bilirim. Lütfen, yerinize geçin.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Hayır… Türkoğlu’na söylediğinizi Sayın Tanal’a da söyleyebilirdiniz.

BAŞKAN – Ben Sayın Tanal’a ne zaman söz vereceğimi biliyorum.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Türkoğlu’na söylediğiniz gibi “Başkanı dinledikten sonra sizi dinleyeceğim.” diyebilirdiniz, yaptığınız hiç etik değil.

BAŞKAN – Dedim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Demediniz, böyle yaptınız.

BAŞKAN – Ya, geçer misiniz lütfen yerinize.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Geçmem.

BAŞKAN – Sayın Tanal, size vereceğim söz, şu işlemi bitireyim, lütfen.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Eyvallah. Tamam, tamam, bu kadar.

BAŞKAN – Sayın Tanal’la biz anlaşıyoruz, siz niye bozuyorsunuz anlamadım gitti!

Buyurun Sayın Komisyon.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

24.- İçişleri Komisyonu Başkanı Mehmet Ersoy'un, İçişleri Komisyonunda 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı Raporu’na yapılan eklemenin İç Tüzük hükümlerine aykırı olmadığına ilişkin açıklaması

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; deminden beri tartışılan hususla ilgili olarak çok kısa bir bilgilendirme yapmak istiyorum.

Komisyonumuzun bu maddede yapılan düzenlemede İç Tüzük’e aykırı hiçbir faaliyeti olmamıştır, hiçbir uygulaması da olmamıştır. Komisyonumuz gündemine hâkim olarak, önüne gelen Hükûmet tasarısını ve onlarla birleştirilen teklifleri Hükûmet tasarısını esas alarak görüşmeye başlamıştır.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Niye yanlış iş yapıyorsunuz Başkan ya? Hâkimseniz bu yanlışlık niye?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – 33’üncü maddeye bağlı geçici 28’inci maddeyi verilen bir önergeyle değiştirmiştir. Değiştirdiği sadece ve sadece 33’üncü maddeye bağlı geçici 28’inci maddedir. Geçici 28’inci maddenin aslı neydi? Daha önce suç işlemiş ve şey yapılmış devlet memurları, polis memurları memuriyetten atılıyordu. Bir komisyon “Memuriyetten atılmasınlar da başka bir kurumda çalışsınlar.” deme yetkisine sahip olamaz mı, böyle bir değişiklik yapamaz mı?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Ama zaman aşımına uğrayanlar için.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Evet, zaman aşımına uğrayanlar için.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, hangi statüyle?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Biz çalışmalarımızda sadece ve sadece Hükûmet tasarısının 33’üncü maddesindeki geçici 28’inci maddeyi değiştirdik, başka hiçbir kanun maddesinde değişiklik yapmadık. Kaldı ki Komisyon gerekli gördüğünde, emniyet teşkilatıyla ilgili bir düzenlemede sırası gelmişken başka bir kanunda değişiklik yapılmasıyla ilgili bir önerge olmuş olsaydı elbette ki yüce Meclisin iradesinin tecellisi bakımından onu da yapabilirdi. Kaldı ki görüşmelerimizi tamamlamışız, raporumuzu Başkanlık makamına sunmuşuz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Yanlış tamamlamışsınız, yanlış sunmuşsunuz.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Başkanlık makamı incelemiş ve Genel Kurula sevk etmiştir. Burada görüşmeler devam ederken Komisyonumuzca geri çekilmesini gerektirecek hiçbir eksiklik ve aksaklığın olmadığını makamınıza arz etmek istiyorum.

Sağ olun.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

VII.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER (Devam)

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, İçişleri Komisyonunda 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı Raporu’na yapılan eklemenin İç Tüzük hükümlerine aykırı olmadığına ve görüşmelere devam edilmesine yönelik tutumunun İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında (Devam)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın Komisyon raporuna ve metnine yönelik bazı itirazların olduğunu görüyoruz.

Tasarı ve rapora itirazlar…

LEVENT GÖK (Ankara) – Arkadaşlarımızın bir sözlerini alalım efendim.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkanım, beni unuttunuz mu?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Ya, böyle bir şey var mı.

Arkadaşlar, bir şey okuyorum, bir sabredin ya! Bir sabredin! Bir saygı, bir saygı! (CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

Tasarı ve rapora itirazlar nedeniyle söz konusu tasarının gündeme alınamayacağı ve grup önerisine konu edilemeyeceği öne sürülmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca Komisyon raporu bastırılarak milletvekillerine dağıtılmış ve Gelen Kâğıtlar listesine alınmıştır. Söz konusu grup önerisi raporun Genel Kurulun gündemine alınmasına ilişkindir. Grup önerisi kabul edilmiştir ve 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın da geneli üzerindeki konuşmalara başlanmıştır.

Başkanlığımızın Komisyon tarafından karara bağlanmış ve gündeme alınmış, Genel Kurulda görüşülmeye başlanmış bir tasarı veya teklif üzerinde herhangi geri çekme veya da değişiklik yapma gibi bir yetkisi yoktur. Komisyon raporu üzerine değişiklik yapma yetkisi, komisyona geri çekme, esas komisyon ve hükûmetin, tasarıyı değiştirme veya reddetme yetkisi ise Meclisin takdirindedir maddeleri görüşürken.

Şimdi, bahse konu olan konu da şudur: Komisyon bu raporunda 4046 sayılı Kanun’da bir değişiklik yapmamış, sadece bir atıfta bulunmuştur. Dolayısıyla, tutumumda herhangi bir değişiklik bulunmamaktadır.

Sayın Tanal…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Israr ediyoruz, oylama yap.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, biraz önce Komisyon Başkanı 33’üncü maddede dercedilen geçici 28’inci maddede değişiklik yaptığını söyledi, bu şekilde kayıtlara geçti. Niye diyorsunuz ki…

BAŞKAN – Yapıldı, onda sorun yok. Onda sorun yok ki o madde de 4046 sayılı…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Geçti mi geçmedi mi; değişiklik yaptığını söyledi mi, söylemedi mi? İtiraz da bu.

BAŞKAN – Kardeşim, siz 4046 sayılıyı…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Abla, mesele bu zaten!

BAŞKAN – Ben böyle düşünüyorum, tamam.

Sayın Mahmut Tanal, nedir talebiniz?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Talebim şu Sayın Başkanım; Anayasa’mızın 6’ncı maddesinin son fıkrası şu: “Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.” Komisyonun da İç Tüzük’ümüzün 35’inci maddesi uyarınca kendisine yani orada, tasarı metninde olmayan, üzerine vazife olmayan ve görev alanı içerisine girmeyen bir konuyu karara bağlaması ve mevcut olan tasarıda yer alması, burada -kaynağını Anayasa’dan almadığı için- Anayasa’nın bu hükmüne aykırı.

Sayın Meclis Başkan Vekili olarak size burada, İç Tüzük’ümüzün hükümleri uyarınca gelen talepler ve mevcut olan tasarının Anayasa’ya aykırılığı ileri sürüldüğü zaman sayın makamınızca bunu resen göz önüne alıp Anayasa’ya aykırılık doğrultusunda işlem yapılmasını arz ediyoruz sizlere. Bizim talebimiz buna uygundur. Eğer siz bu konuda talebimizi kabul etmeyecek iseniz İç Tüzük’ün 63’üncü maddesi uyarınca usul tartışması talep ediyorum.

Saygılarımı sunuyorum.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Açıldı, bitti. Geç kaldın. Dışarıda, kulislerde gez gez, ondan sonra gel!

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir dakika… Bir dakika…

Sizin talebiniz ne?

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan, maksat sorunun açıklığa kavuşmasıdır. İzin verirseniz bir hususu dikkatinize sunayım.

BAŞKAN – Sayın Serindağ, biraz önce usul tartışmasında konuştunuz. Yeni bir şey mi ekleyeceksiniz?

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Ama bakın, bir hususu dikkatinize sunuyorum Sayın Başkan.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Komisyonun verdiği bilgiler yeni durum yarattı Sayın Başkan.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Şimdi bakınız, diyor ki 4046 sayılı Kanun’un 22’nci maddesi: “Özelleştirme programına alınan kuruluşlarda ilgili kuruluş veya idare tarafından istihdam fazlası personel belirlenmesi…” ve devam ediyor. Yani, burada düzenlenen husus, özelleştirme programına alınan kuruluşlarla ilgilidir.

Şimdi, Emniyet Genel Müdürlüğü personelini siz o maddeye tabi tutarsanız, 4046 sayılı Yasa’nın 22’nci maddesinde dolaylı bir değişiklik yapmış oluyorsunuz, sorun budur.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Ben bunu anladım zaten.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan… Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Tanal, bana lütfen şunu söyleyebilir misiniz? Ben şu anda Meclisi idare ediyorum. İç Tüzük’ün hangi maddesinde benim bir Başkan Vekili olarak gündeme gelmiş ve Genel Kurulda konuşulan bir yasayı, teklifi, tasarıyı geri çekebilme yetkimin nerede olduğunu bir söyleyin bana.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Hemen söyleyeyim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, İç Tüzük 80’inci madde, İç Tüzük 80’inci madde...

BAŞKAN – Ben Sayın Tanal’la konuşuyorum.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – 80’inci madde Sayın Tanal, İç Tüzük 80’inci madde.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, bütün bu tartışmalar geçti, kanuna girdik. Bir daha, bir daha aynı tartışmalar. İşlem yapın Sayın Başkanım, işleme devam edin.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, sorunuza cevap şu…

BAŞKAN – Buyurun.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Şu anda, Meclis Başkan Vekili sıfatıyla biz bu taleplerimizi size iletiyoruz. Bu taleplerimizi size iletirken Komisyon ve Komisyon Başkanı da şu anda yerlerinde oturuyorlar.

BAŞKAN- Evet.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Burada yapılması gereken, mevcut olan Anayasa’mızın hükümleri uyarınca…

RECEP ÖZEL (Isparta) – İç Tüzük, Anayasa değil.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yani, İç Tüzük 80 uyarınca “Bir kanun tasarı veya teklifinin esas komisyonca reddi istenir ve rapor da benimsenirse, kanun tasarı veya teklifi reddedilmiş olur. Rapor benimsenmezse komisyona geri verilir.” Yani burada sizin Komisyona söyleyip Komisyonun bunu geri çekmesi lazım. Olması gereken prosedür bu.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – 80’inci madde açık Sayın Başkan.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Özür dilerim, bitiriyorum.

Burada,biz merdivenlerden size ulaşmak için hangi merdivenlere basarak size ulaşıyorsak yani hangi şekille bu tasarı gündeme gelmişse o merdivenlerle de aynı şekilde Sayın Komisyon Başkanının bunu geri çekmesi lazım. Bu anlamda, sizden istirhamımız bu.

BAŞKAN – Ben size şu soruyu sordum: Ben, Başkan Vekili olarak şu anda İç Tüzük’ün hangi maddesine göre bu teklifi geri çekebilirim?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – 80, 80...

MAHMUT TANAL (İstanbul) – 80’inci madde.

BAŞKAN – Size soruyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ben cevap veriyorum size…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Siz “Komisyon geri çekebilir.” diyorsunuz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Evet.

BAŞKAN – Benim de Komisyona bunu teklif etmem gerekiyor. Böyle bir şey olur mu?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Var, var. Söyleyeyim...

BAŞKAN – Böyle bir şey olur mu?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Başkanım, bakın, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, komisyonların yaptığı doğru olmayan işlemler varsa onlara, komisyonlara bu konuda talimat verme yetkisi var.

BAŞKAN – Böyle bir talimat yetkim ne benim…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Evet, var, komisyona var sizin.

BAŞKAN - Mümkün değil.

Şu anda Genel Kuruldayız Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Şu anda Genel Kuruldayız.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Yanlış bir tartışmanın içindeyiz şu anda.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkanım, bakın, Meclis Başkanlığının, komisyonlar arasındaki o çalışma koordinasyonunu, hukuka aykırılık işlemlerini denetleme yetkisi yok mu? Var. Bu, İç Tüzük’ten kaynaklanan bir husus. Şu anda Meclis Başkanının yerine siz oturuyorsunuz. Benim bu taleplerim Meclis Başkanlığına taleptir yani bu açıdan…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, dört gündür bu tartışmalar yapıldı, kanuna geçildi. İşleme devam edin. Yeter artık! Dönüp dönüp başa mı döneceğiz?

BAŞKAN – Sayın Tanal, size madde sordum bana söyleyemediniz, Sayın Adil Zozani “80’inci madde.” dedi.

80’inci maddeyi okuyorum…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Okuyun efendim.

BAŞKAN - “Bir kanun tasarı ve teklifinin esas komisyonca reddi istenir ve rapor da benimsenirse, kanun tasarı veya teklifi reddedilmiş olur. Rapor benimsenmezse komisyona geri verilir.” Ben komisyon başkanı mıyım?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Sonraki cümleyi okuyun Sayın Başkan.

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Sayın Başkanım, işleme devam eder misiniz?

BAŞKAN – Bu tartışmayı sona erdiriyorum. Çok özür dilerim. Bu tartışma bitmiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Sonraki cümleyi okuyun Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hepsini okudum.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Hayır, sonraki cümleyi okumadınız.

BAŞKAN – Hepsini okudum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Zozani mi idare ediyor burayı ya Başkanım!

BAŞKAN – Okudum, hepsini okudum. Al, bak! Okudum.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Sonraki şu: “Rapor benimsenmezse komisyona geri verilir.”

BAŞKAN – Kim yapar bunu? Ben mi yapıyorum? Ben komisyon başkanı mıyım?

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Sayın Başkan, 88’inci maddeyi okur musunuz?

BAŞKAN – Lütfen, son derece…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Gündeme gelmiş, Genel Kurula gelmiş bir kanunun reddi veya kabulü görüşmeler esnasında milletvekilleri tarafından yapılır. Ben bu konuda bir şey yapamam. Bu konuda kimseye söz vermiyorum.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – 684 sıra sayılı…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – İç Tüzük 69’a göre söz istiyorum Sayın Başkanım.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – … Yasa Tasarısı’nın tümü hakkındaki görüşmelerine başlıyoruz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Hayır hayır, Sayın Başkan.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Sayın Başkan, bunu yapamazsınız.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Sayın Başkan, İç Tüzük…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Sayın Başkan, söz talebim var, Grup Başkan Vekili olarak…

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Özür dilerim, tamam.

Sayın Türkoğlu, buyurun, neydi sizin talebiniz?

Özür dilerim Sayın Kaplan.

FARUK BAL (Konya) - Sataşmadan dolayı Türkoğlu’na söz verecektiniz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Türkoğlu, buyurun talebiniz neydi?

Türkoğlu’yla konuşuyorum, oradan başka birisi Türkoğlu’nun söyleyeceği şeyi söylüyor, inanamıyorum gerçekten.

Buyurun Sayın Türkoğlu.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkan, ben de söz alabilmek için bağırmak durumunda kaldım.

BAŞKAN – Size demiyorum, sizin adınıza başkaları bağırıyor.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) - Yani, ben de sesimi duyurabilmek için bağırmak zorunda kalacağım.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Vekâleten bağırıyor, zaten herkes vekil burada.

BAŞKAN – Ha vekâleten! Tabii tabii! Aslan! Şahane bir şey! Hocam, yine bir buluşta bulundu.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Zozani konuşmasında bu çok yamalı bir bohçaya benzeyen tasarıyla ilgili değerlendirmeme ismimi de zikretmek suretiyle…

BAŞKAN – Buyurun, iki dakika.

Sonra, tümü hakkındaki konuşmalara geçiyoruz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hayır, hayır… Sayın Başkan, söz talebimiz var. Grup Başkan Vekili olarak söz talebimiz var; iki saattir bir konuyu anlatacağız, bekliyoruz.

LEVENT GÖK (Ankara) – Söz talebimiz var.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

7.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu'nun, Hakkâri Milletvekili Adil Zozani’nin usul görüşmesiyle ilgili yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkan, Türk milletinin saygıdeğer milletvekilleri; teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan biraz evvelki usul tartışması sırasında lehinizde görüş bildirmek üzere söz almıştım, şimdi pişmanım çünkü bu sözü alabilmek için uzun zamandır mücadele ediyorum. Bir de unuttunuz beni.

BAŞKAN – Çok özür dilerim, doğru.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Devamla) – Sayın Zozani’nin burada benimle ilgili yapmış olduğu değerlendirmeyi Meclis Genel Kurulu herhâlde hatırlamıyordur yani çok da bayatladı. Keşke o zaman verseydiniz de tam o zamanda cevaplayabilseydim.

Sayın Zozani bu tasarının çok yamalı bir şey olduğunu dolayısıyla bu 33’üncü maddedeki düzenlemenin de yerinde olmadığını ama benim bu konudaki düşüncelerime katılmadığını ifade ettiler. Aslında, bu madde çok arızalı. İç Tüzük’e göre bu maddeyle ilgili değerlendirme doğru olsa bile, maddenin içerisinde, meslekten ihraç edilmesi imkânı verilmeyen ancak havuza koyulmak suretiyle Devlet Personel Başkanlığı tarafından dağıtılması düşünülen personel söz konusu. İkisi de bir tür cezalandırma. Bu gittiği takdirde Anayasa Mahkemesi tarafından muhakkak bozulacaktır diye düşünüyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi adına aleyhinizde söz alan Sayın Ali Serindağ da bence doğru şeyler ifade etmedi, onun görüşlerine de katılmıyorum. Bu maddeyle ilgili, Özelleştirme Kanunu’na atıfta bulunulması tartışılıyor. Evet, aslında özelleştirmeyle bir ilgisi var, öyle tartışmak lazım. Özelleştirme Kanunu’yla ne ilgisi var? Emniyet teşkilatı özelleştiriliyor. Nasıl özelleştiriliyor? Kaçak ve karanlık saraydaki birinin özel emniyet teşkilatı oluyor, onun için özelleştiriliyor.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

XII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684) (Devam)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Sayın Hasip Kaplan, konuşacak mısınız?

Birinci çağrım.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, bir şey söyleyeceğim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – İkinci çağrım: Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Sayın Hasip Kaplan, konuşuyor musunuz?

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Hasip Kaplan, kürsüye davet ediyorum sizi.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – İki saattir söz istiyorum.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Benim Grup Başkan Vekilim söz istiyor.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, bakın…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Hasip Kaplan, son ihtarım, kürsüye geliyor musunuz?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Benim Grup Başkan Vekilim söz istiyor.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, bakın…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan…

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Diğerine geçiyorum.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, benim bir söz talebim var.

BAŞKAN – Lütfen, geçer misiniz yerinize. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Söz talebimiz var.

BAŞKAN – Sayın Hasip Kaplan…

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Ali Serindağ, Gaziantep Milletvekili, geliyor musunuz?

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, bir söz talebim var.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Geliyor musunuz?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, söz talebimiz var.

BAŞKAN – Sayın Ali Serindağ, Gaziantep Milletvekili, kürsüye geliyor musunuz? (AK PARTİ sıralarından “Bravo Başkan, bravo!” sesleri)

LEVENT GÖK (Ankara) – Gelecek efendim, gelecek.

Benim söz talebim var. Bir söz talebim var benim.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Siz de gelmiyorsunuz. (HDP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

FARUK BAL (Konya) – Efendim, bize sataştı.

LEVENT GÖK (Ankara) – Olur mu öyle şey?

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan...

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Böyle bir yönetim olmaz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Hasan Hüseyin Türkoğlu, Osmaniye Milletvekili, geliyor musunuz? (HDP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, gelecek ama bu gürültüde nasıl gelsin?

BAŞKAN – Geliyor musunuz?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Naci Bostancı…

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Konuşmuştuk efendim, dün konuştuk biz. Şahıslara geçiyoruz.

BAŞKAN - …Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına konuşmuştu. (HDP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, böyle bir usul olur mu ya? Ya bir söz istiyoruz, söz vermiyorsunuz ya!

BAŞKAN - Ne diyorsunuz ya? (Gürültüler)

Şahsı adına konuşmalara geçeceğim.

On dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.25

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.44

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 60’ıncı Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon burada.

Hükûmet burada.

Grup adına konuşmalar yapılamadı, yapmadılar; çağırdım, çağırmama rağmen kimse gelmedi.

Şahsı adına İzmir Milletvekili Sayın Oğuz Oyan…

(CHP, MHP ve HDP sıralarından bir grup milletvekilinin Başkanlık Divanı önünde toplanmaları, gürültüler)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, hayır!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Hayır, Sayın Başkan, öyle bir şey yok!

BAŞKAN – Şahsı adına Sayın Milletvekili Oğuz Oyan…

Şahsı adına Sayın Milletvekili Oğuz Oyan…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Hayır, Sayın Başkan!

BAŞKAN – Son ihtarımdır; şahsı adına İzmir Milletvekili Sayın Oğuz Oyan? Yok.

LEVENT GÖK (Ankara) – Böyle bir şey yok Sayın Başkan, hayır!

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Böyle bir şey yapamazsınız!

BAŞKAN – Şahsı adına Çankırı Milletvekili Sayın İdris Şahin.

Süreniz on dakikadır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve HDP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkan, önce sakinleştirin, böyle bir şey yok!

LEVENT GÖK (Ankara) – Böyle bir şey olmaz!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, böyle bir şey yapamazsınız!

İDRİS ŞAHİN (Devamla) – Öncelikle kamuoyunda “iç güvenlik tasarısı” olarak bilinen ve Meclis gündemine gelen 132 maddeden ibaret, 4 ana kanunda değişiklik öngören, toplamda 21 kanunda düzenleme yapan tasarının üzerinde şahsım adına konuşma yapmak üzere huzurunuzdayım. (AK PARTİ sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar; CHP ve HDP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

Öncelikle Komisyon çalışmaları esnasında çok önemli katkılarda bulunan muhalefet partilerimizin değerli temsilcilerine şahsım adına teşekkür ediyorum. İnşallah bu kanun tasarısı burada da, Komisyondaki katkılar gibi Genel Kurul aşamasında da muhalefetimizin olumlu katkılarıyla arzu ettiğimiz noktaya gelecek ve milletimizin arzu ettiği ve uzun süredir beklediği bu kanun tasarısı yasalaşacaktır. (AK PARTİ sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar; CHP ve HDP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

Ben bu duygu ve düşüncelerle hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum ve teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Soru-cevap kısmına geçiyoruz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, ara verin, tutanakları isteyeceğiz.

BAŞKAN – Soru-cevap kısmına geçiyoruz. Sisteme giren milletvekillerine söz vereceğim. Süremiz…

LEVENT GÖK (Ankara) – Olur mu böyle şey ya?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Böyle bir şey yok!

BAŞKAN – Söz verdim, çağırdım, gelmediniz; bitti. (AK PARTİ sıralarından alkışlar; CHP ve HDP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Konuşma şartları yoktu.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Uganda Meclisinde olmaz bu!

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Böyle rezalet olur mu?

BAŞKAN – Yirmi dakika soru-cevap işlemi var. Sisteme giren milletvekillerine söz veriyorum.

Sayın Işık, buyurun.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Efendim, böyle bir şey yapamazsınız!

BAŞKAN – Sayın Gök?

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Ayıp denen bir şey var!

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – İç güvenlik paketi senin kadar antidemokrattır!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Gök…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, böyle bir şey olmaz!

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Olaylardan sorumlu olacaksınız! Kanundan sorumlu olacaksınız.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkan, böyle bir şey yapamazsınız!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, böyle bir şey olmaz!

BAŞKAN – Sayın Yeniçeri…

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – İç güvenlik paketi gibi davranıyorsunuz.

(CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Sorumlu olacaksınız!

BAŞKAN – Sayın Tanal…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ara verin.

BAŞKAN - Sayın Acar…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, böyle bir şey yapamazsın!

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Konuşma taleplerimiz var. Konuşmayacağız demedik ki.

BAŞKAN - Sayın Fırat…

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – İç güvenlik paketi gibi davranıyorsun Sayın Başkan.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Böyle bir oturum yönetilir mi ya!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Meclisi faşizm yuvasına çevirdiniz ya!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Yapamazsınız böyle, yanlış yapıyorsunuz!

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bu nasıl bir şey ya?

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – İç güvenlik paketi gibi davranıyorsun Sayın Başkan. İç güvenlik paketi de senin kadar antidemokratik bir paket!

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Orada var mı, tutanaklarda var mı? Konuşmayacağız diye bir şey var mı?

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkanım, tutanaklara bakın.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Esad’ı geçtiniz Esad’ı!

BAŞKAN – Sayın Gök…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, tutanaklara bakın, bu şekilde çalışılmaz!

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Tutanaklara bakalım birlikte.

BAŞKAN – Sayın Kaplan…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Böyle bir şey yok!

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ama böyle olmaz!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Böyle yapamazsınız!

BAŞKAN - Sayın Baluken…

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Yanında, yanında!

BAŞKAN - Soru- cevap işlemini yapıyorum, süremiz yirmi dakika. (CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Böyle baskı yaratamazsınız, yanlış yapıyorsunuz!

BAŞKAN – On dakika sorulara ayıracağım, on dakika Sayın Bakana söz vereceğim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Divana, Başkanlığa yakışmıyor!

BAŞKAN – Sayın Güneş…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan böyle bir şey yapamazsınız!

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, böyle bir kabul yok!

BAŞKAN - Sayın Erdoğan…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan, böyle bir şey olabilir mi? Böyle bir usul var mı efendim?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Böyle bir usul var mı ya! Hayır, muhalefet konuşmadan…

LEVENT GÖK (Ankara) – Başkanlık konuşma hakkımızı engelliyor!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Muhalefetin bütün hakkını gasbediyorlar!

BAŞKAN – Sayın Daniş…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Yasama hakkımızı gasbediyorlar!

LEVENT GÖK (Ankara) – Böyle bir şey olur mu, böyle yasama olabilir mi?

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Sayın Başkanım, mikrofonu açın, konuşacağım.

BAŞKAN – Sayın İsmail Güneş, buyurun.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Sayın Başkan, sistemi açmıyorsunuz, nasıl konuşacağız?

BAŞKAN – Ben üç kere, dört kere sizleri çağırdım, gelmediniz. Sizi bekleyemem, kusura bakmayın.

Sayın Güneş…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Yapamazsınız Sayın Başkan!

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Sayın Başkan, sistemi açmadınız ki, benim söz hakkımı kestiniz.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Olup bitti yaratamazsın, emrivaki yaratamazsın! Yakışmıyor!

BAŞKAN – Sayın Güneş, devam edin.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – O Divana, Başkanlığa yakışmıyorsun!

LEVENT GÖK (Ankara) – Olur mu böyle şey!

BAŞKAN – Devam edin Sayın Güneş.

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Sayın Başkanım, ses gelmiyor.

(CHP ve HDP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Siz sistemi açmadınız ki.

BAŞKAN – Geçin yerinize, açacağım.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Bir parlamento faşizmi!

ATİLLA KART (Konya) – Şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisinde darbe yapılıyor!

BAŞKAN – Geçin yerinize, geçin, tekrar edelim.

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Ses yok Başkanım.

BAŞKAN - Sayın Kuşoğlu…

Sayın Şener…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ara verin.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Yazık Başkan, yazık Başkan! Milletin hakkını gasbediyorsunuz!

BAŞKAN - Sayın Özdemir…

(CHP ve HDP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Kenan Evren bunu yapmadı biliyor musunuz, Genelkurmay darbede yapmadı!

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Yazık Başkan, yazık! Milletin hakkı sana haram olsun!

BAŞKAN – Sayın Dal…

LEVENT GÖK (Ankara) – Meclis darbesi yapılıyor burada. Buna izin veremeyiz arkadaşlarım!

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bağcı…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Meclis darbesi yapılıyor!

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan, tutanakları inceleyin, biz gelmeyeceğiz demedik, hiçbir zaman demedik.

BAŞKAN – Dediniz.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Demedik!

LEVENT GÖK (Ankara) - Başkanlık Divanı, Meclisi katlediyor! Olur mu böyle şey!

ATİLLA KART (Konya) – Şu anda burada darbe yapılıyor!

BAŞKAN – Sayın Turan, buyurun.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Sayın Başkanım…

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Ya burası AKP meclisi değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi!

LEVENT GÖK (Ankara) – Bu Meclis darbesidir, darbe yapılıyor, bu bir polis devletidir, darbe yapılıyor burada. Böyle bir tablo olur mu?

KEMAL DEĞİRMENDERELİ (Edirne) – Sayın Başkan, tarih önünde sorumlusunuz, darbe yapıyorsunuz. Böyle bir şey olabilir mi? Siz geçmiş döneminize, onurunuza uygun hareket ediniz.

BAŞKAN – Sayın Turan, buyurun.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Muhalefet eğer sessiz olursa bir soru sormak istiyorum. (CHP ve HDP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

KEMAL DEĞİRMENDERELİ (Edirne) - Sayın Başkan, siz onurlu bir geçmişe sahipsiniz!

BAŞKAN – Sayın Acar…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, tutanaklarda var mı, böyle bir çağrınız var mı, bir bakın.

BAŞKAN – Sorular soruldu.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Böyle bir şey var mı ya, böyle şey olur mu!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Kenan Evren sizden daha demokrattı!

ATİLLA KART (Konya) – Darbe yapılıyor!

BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurun on dakika, söz sizde. (CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

LEVENT GÖK (Ankara) – Bu bir darbedir Sayın Başkan, bu oturum olmaz!

ATİLLA KART (Konya) – Darbe yapılıyor, darbe; şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisinde darbe yapılıyor!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Darbeciler bile bu kadar yapmadı!

BAŞKAN – Sayın Bakan söz sizde. (CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

Söz Sayın Bakanda, süresi on dakikadır.

On beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.51

SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 22.07

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - …Türkiye Büyük Millet Meclisinin 60’ıncı Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, söz hakkımızı gasbettiniz. Böyle konuşamazsınız!

BAŞKAN – 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, söz hakkımızı gasbettiniz.

BAŞKAN – Komisyon burada.

Hükûmet burada.

Tasarının tümü üzerindeki soru-cevap işleminde kalmıştık.

Sorulara cevap vermek üzere buyurun Sayın Bakan.

(Başkanlık kürsüsü önünde toplanmalar)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, böyle yapamazsınız. Darbeci generaller bile böyle yapmadı!

LEVENT GÖK (Ankara) – Darbecisiniz, Darbe yapılıyor!

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan… Darbe yapılıyor!

(CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Soru sorulmadı efendim.

Teşekkür ediyorum.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Demokrasiye darbe yapılıyor!

BAŞKAN – Ben de teşekkür ederim.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

LEVENT GÖK (Ankara) – Darbecisiniz! Mecliste darbe yapılıyor!

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, ne yapıyorsunuz? Böyle bir şey yapamazsınız.

BAŞKAN - Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar; CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, ne söylediğiniz duyulmuyor, ne söylediğiniz duyulmuyor, kimi çağırıyorsunuz duyulmuyor. Böyle bir şey olabilir mi ya, böyle bir şey olabilir mi! Ne söylediğiniz duyulmuyor. Mecliste kavga var, gürültü var. Kapatın bu Meclisi.

BAŞKAN - Şimdi, birinci bölüm üzerindeki görüşmelere başlıyoruz.

Birinci bölüm 1 ila 20’nci maddeleri kapsamaktadır.

Birinci bölüm üzerinde söz isteyen….

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sen git Beyoğlu’nda bar yönet, burayı değil. Git Beyoğlu’nda bar yönet, Meclis sana büyük geldi.

BAŞKAN - Gruplar adına söz talebi var mı?

Halkların Demokratik Partisi gruplar adına söz istiyor musun? Halkların Demokratik Partisi, gruplar adına sözünüz var mı? Yok.

OKTAY VURAL (İzmir) – Darbeciler! Darbeciler!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Darbedir bu, darbe…

BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi, grup adına konuşma talebiniz var mı? Milliyetçi Hareket Partisi, grup adına kim konuşacak? Yok. (CHP, MHP VE HDP sıralarından gürültüler)

DEMİR ÇELİK (Muş) – Faşizm…

OKTAY VURAL (İzmir) – Darbeciler! Millete düşmanlar… Türkiye Büyük Millet Meclisine düşmanlık besleyenler… Türk milletinin düşmanı olanlar… O sizsiniz, darbecisiniz!

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi, grup adına kim konuşacak? Cumhuriyet Halk Partisi, grup adına kim konuşacak?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Türk milletine düşmansınız.

BAŞKAN - Yok.

LEVENT GÖK (Ankara) – Bu faşizmdir, bunun adı polis devletidir, bu bir çağ dışılıktır.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Faşizm bu… Faşizm bu…

BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi, grup adına kim konuşacak? Yok.

Şahısları adına Konya Milletvekili Sayın Mustafa Akış.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar; CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

MUSTAFA AKIŞ (Konya) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; bu yasanın özgürlük, güvenlik, demokrasi temelinde hayırlı olmasını temenni ediyor, AK PARTİ Grubunu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından “Brovo!” sesleri, alkışlar; CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Burada darbe yapılıyor, darbe!

ATİLLA KART (Konya) – Türkiye Büyük Millet Meclisinde darbe yapılıyor, darbe! Tiyatro oynanıyor, darbe yapılıyor! Meclis böyle bir darbeyi yaşamadı.

BAŞKAN - Şahsı adına başka kim söz istiyor? Şahsı adına söz isteyen var mı? Yok.

DEMİR ÇELİK (Muş) – Kabul edilemez…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sahtekâr…

LEVENT GÖK (Ankara) – Darbecilik suçtur, Anayasal suçtur.

BAŞKAN - Birinci bölüm üzerinde görüşmeler tamamlanmıştır.

Soru-cevap işlemine başlıyoruz. Soru var mı? Yok. (MHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler; CHP ve HDP sıralarından “Kahrolsun faşizm!” sesleri)

LEVENT GÖK (Ankara) – Kahrolsun faşizm!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Kahrolsun faşizm!

DEMİR ÇELİK (Muş) – Kahrolsun faşizm!

FAYSAL SARIYILDIZ (Şırnak) – Kahrolsun faşizm!

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Böyle bir rezalet olmaz ya!

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – AKP, milleti, halkı sindirmek istiyor, faşist bir yönetim kurmak istiyor.

BAŞKAN - Sayın Bakan…

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Soru sorulmadı, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Yok, soru da yok.

(CHP ve HDP sıralarından “Faşizme geçit yok!” sesleri)

LEVENT GÖK (Ankara) – Faşizme geçit yok!

DEMİR ÇELİK (Muş) – Faşizme geçit yok!

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) - Faşizme geçit yok!

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Darbe yapıyorsunuz!

BAŞKAN - Birinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – AKP'nin faşizmidir bu, başka hiçbir şey değildir.

DEMİR ÇELİK (Muş) – Yaşasın Meclisteki direniş!

BAŞKAN – Şimdi birinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Usul tartışması açıyorum.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, ara vermeniz gerek.

BAŞKAN – 1’inci madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum… (CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Okumayın arkadaş ya.

BAŞKAN – Önergeyi okur musunuz? Ver önergeyi bana.

1’inci madde üzerinde iki adet önerge vardır.

İlk önergeyi okutuyorum:

(Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı tarafından önergenin okunmasına başlandı)

“Görüşmekte olan (1/995) esas sayılı kanun tasarısının 1’inci maddesiyle 2559 sayılı Kanun’un…” (CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, gasbediyorsunuz.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – AKP yönetimi faşizmi getirmiştir; bu, suçtur; bu, Anayasa’ya aykırıdır.

(Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…4/A maddesinin altıncı fıkrasına eklenen birinci cümlede yer alan ‘Bakanlığı tarafından’ ibaresinin ‘Bakanlığınca olarak’ değiştirilmesini arz ederiz.”

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bu darbenin altında kalacaksınız!

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Bu, Anayasa’yı tağyir, tebdil ve ilga suçudur, Anayasa’yı imha etmektir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Usul tartışması…

BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Katılmıyoruz Başkanım.

(Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı tarafından önergenin okunmasına başlandı)

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Torba Kanun Tasarısının 1. Maddesi, Anayasa, İçtüzük hükümlerine Hukukun Evrensel ilkelerine…”

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – AKP'nin nasıl bir parti devleti, nasıl bir polis devleti kurmak istediğinin tezahürüdür bu.

(Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…İnsanlığa karşı olduğundan, tek parti, tek adam, diktatörlük, polis rejiminden/devletinden öte fiili savaş hali uygulaması getirdiğinden tasarıdan çıkarılmasını arz ve talep ederiz.”

Hasip Kaplan

Şırnak”

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Gerekçesini de oku, oku, oku!

BAŞKAN – Bu okuduğum önerge Anayasa’ya aykırılık önergesidir, öncelikle inceleyip işleme alacağım.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan, siz faşist bir yönetim uyguluyorsunuz!

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Darbecisin!

BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, konuşacak mısınız?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, ondan önce usul önergem var. )

BAŞKAN – Sayın Kaplan, konuşuyor musunuz?

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Nasıl konuşacak ya Sayın Başkan?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ondan önce usul önergem var.

BAŞKAN – Gerekçeyi okuyorum…

OKTAY VURAL (İzmir) – Usul tartışması istiyorum.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ondan önce usul önergem var.

(Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“Gerekçe:

Türkiye'de 1999 yılında AB üyelik süreci başlarken, başta Anayasa olmak üzere, uyum kanunlarıyla temel hak ve özgürlüklerde yapılan reformlar, AB ile müzakere sürecine girildikten sonra, artacağına dondurulmuştur…”

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan okuyamazsın.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – AKP faşizminin belirtisidir. Bu muhalefet susturuluyor. Muhalefetin söz hakkını elinden alıyor. AKP darbe yapıyor! (CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

(Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

 “…Güvenlik-özgürlük denkleminde kantarın topuzu dikta rejiminden yana kaçmış, MİT, HSYK, yargı paketleriyle, son olarak güvenlik paketiyle 77 milyon yurttaşımızı makul şüpheli yapan, gizli dinleme, takip, izleme, susturma cenderesine alan, polise vur emri veren düzenlemelere gidilmiştir…”

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Böyle olmaz, bir şey yapmak lazım!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – AKP Hükûmeti darbe yapıyor!

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkan, soru-cevap işlemi…

(Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

 “…Gezi eylemlerinden, 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonlarına, 6-8 Ekim Kobane olaylarından, Şengal ve Kobane direnişine kadar içeride ve dışarıda Hükûmetin basiretsiz bencil çıkarları sonucu uygulanan baskı politikaları, halkın sabrını taşırmış, öfke ve itiraz sesleri yükselmiştir. Paralel/haşhaşiler, terör, güvenlik ve asayiş bahaneleriyle; yolsuzluklar örtülmüş, yargı susturulmuş, düşünce ve örgütlenme, toplantı/gösteri hakkı özgürlüğü yok edilmiş, basın susturulmuştur…”

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, bu gürültüde Meclisi yönetemezsiniz.

BAŞKAN – Bak, oturuyor herkes, siz de oturun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

LEVENT GÖK (Ankara) – Böyle bir şey var mı!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ayıp, ayıp, utanmak lazım! Bir Başkan bir milletvekiline böyle hitap edemez.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Çadır devleti; hukuk devleti değil, çadır devleti.

(Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…12 Eylül darbe Anayasası’na seçim barajlarına sıkı sıkıya sarılan/Başkanlık tartışmalarıyla masayı deviren, İç Tüzük ve Etik Kurul uzlaşma çalışmalarını rafa kaldıran Hükûmet; çözüm sürecini, seçim hesaplarına kurban ederek, oyalayarak, öteleyerek, Meclisten kaçırarak, tarihî bir fırsatı değerlendirememektedir.

Muhalefet partilerini, STK'ları, 77 milyon yurttaşımızı susturmayı, kolluğa aşırı ve oransız güç kullanmayı meşrulaştıran hedefleyen:

Torba tasarı, Anayasa’nın 2’nci maddesi hukuk devletine, 6, 7, 8’nci maddeler kuvvetler ayrılığına, 9’uncu maddesi bağımsız yargıya, 17’nci maddesi yaşama hakkına, 19’uncu maddesi kişi hürriyeti ve güvenliğine, 20’nci maddesi özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığına, 34’üncü maddesi toplantı ve gösteri yürüyüş düzenleme hakkına…”

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, Divan eksik!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Divan eksik!

LEVENT GÖK (Ankara) – Divan yerinde yok!

(Kâtip Üye Erzincan Milletvekili Muharrem Işık Başkanlık Divanını terk etti, yerine Kâtip Üye İstanbul Milletvekili Muhammet Bilal Macit oturdu)

BAŞKAN – Geldi. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

X.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Çeşitli İşler

- Gösteri ve Protestolar

1.- 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmeleri sırasında CHP ve HDP milletvekilleri tarafından kürsü önünde oturma eylemi yapılması ve slogan atılması

(CHP ve HDP milletvekillerinin hatip kürsüsü önünde oturmaları)

XII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684) (Devam)

GÖKHAN GÜNAYDIN (Ankara) – Senin kadar terbiyesizini görmedim bu Mecliste!

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Faşizme hayır! Kahrolsun faşizm!

(Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…37’nci maddesi kanuni hâkim güvencesine, 119, 120, 121 OHAL ilkelerine, 138’inci maddesi mahkemelerin bağımsızlığına aykırı olduğundan, faşizme götüreceğinden, İç Tüzük’ün bütün hükümlerine, insan haklarına, hukuka, vicdana, ahlaka aykırı olduğundan tasarıdan çıkarılmalıdır.”

[CHP, MHP, HDP sıralarından “Bravo(!)”, “Faşizm geldi!” sesleri, gürültüler, alkışlar(!)]

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı… Karar yeter sayısı…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Böyle şey olur mu? Bu şekilde yönetemezsiniz, oturama ara verin.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Şurada milyonlarca insanı temsil eden insanlar var. Yazıklar olsun be! Şu demokrasinin hâline bak ya!

FARUK BAL (Konya) – Karar yeter sayısı istedi Oktay Bey.

KÂTİP ÜYE BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) – Önergeleri ben okuyayım.

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına başlandı)

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/995) esas numaralı Kanun Tasarısı’nın…

KEMAL DEĞİRMENDERELİ (Edirne) – Dünyaya rezil ediyorsunuz bu Meclisi Sayın Başkan, dünyaya rezil ediyorsunuz.

Siz de arkadaşlar dünyaya rezil ediyorsunuz.

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

 “…1’inci maddesiyle 2559 sayılı Kanun’un 4/a maddesinin 6’ncı fıkrasına eklenen…

KEMAL DEĞİRMENDERELİ (Edirne) – Yani ne olacak konuşsa üç tane insan ya? Ne olurdu? Bu kadar mı kötü yönetebilirsiniz!

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…birinci cümlede yer alan Bakanlığı tarafından ibaresinin Bakanlığınca olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Recep Özel

Isparta”

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Faşizm sevdası, darbecilik kaybettirir.

(Kürsü önünde oturan HDP’li bir grup milletvekilinden “…”(x)sesleri, gürültüler)

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Katılmıyoruz efendim. (Gürültüler)

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“Gerekçe:

Kanun yazım tekniğine uyum sağlanması amacıyla ilgili değişiklik yapılmıştır.”

(CHP, MHP ve HDP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

KEMAL DEĞİRMENDERELİ (Edirne) – İnsaf ya, insaf! Hepiniz 7 Haziranda sandığa gömüleceksiniz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Karar yeter sayısı…

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

(CHP, MHP ve HDP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

FARUK BAL (Konya) – Oktay Vural karar yeter sayısı istedi.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 1’inci madde kabul edilmiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar; CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

On dakika ara.

Kapanma Saati. 22.17

DOKUZUNCU OTURUM

Açılma Saati: 22.23

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 60’ıncı Birleşiminin Dokuzuncu Oturumunu açıyorum.

(CHP ve HDP milletvekilleri tarafından hatip kürsüsü önünde oturmaya devam edildi)

684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon burada.

Hükûmet burada.

Birinci bölümdeki 2’nci madde üzerinde verilen önerge işleminde kalmıştık.

(Başkanlık Divanı kürsüsü önünde toplanmalar, gürültüler)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, bu İç Tüzük’e göre önergemi okuyamazsınız!

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, usul tartışması açıyoruz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, böyle bir yönetim olmaz!

BAŞKAN – 2’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum… (Gürültüler)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, usul tartışması açıyoruz. Yanlış işlem yaptınız.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, usul tartışması…

LEVENT GÖK (Ankara) - Sayın Başkan, olmaz böyle bir şey!

BAŞKAN – Buyurun. (Gürültüler)

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına başlandı)

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1/995 esas numaralı Kanun Tasarısının 2 nci maddesinde yer alan "eklenmiştir" ibaresinin "ilave edilmiştir" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Recep Özel

Isparta”

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Siz okuyamazsınız! Siz okuyamazsınız önergeleri!

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, oylamayı yanlış yaptınız! Karar yeter sayısı istemediniz! Söz hakkı vermediniz!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Yanlış iş yaptınız! Kanunlar Dairesi, sizin gözünüzün önünde Başkanlığın…

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 sıra sayılı ‘Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu…”

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Siz burada görevi kötüye kullanıyorsunuz Kanunlar Dairesi!

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının’ 2. maddesi ile 2559 Sayılı ‘Polis Vazife ve Salahiyet Kanunun’ 13. maddesinin birinci fıkrasına eklenen (h) bendinin…” (Gürültüler)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, ne yapıyorsunuz ya!

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…tasarı metninden çıkarılmasını ve aynı fıkraya eklenen ibarenin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Erdoğan                              Mesut Dedeoğlu                         Hasan Hüseyin Türkoğlu

         Muğla                                       Kahramanmaraş                                    Osmaniye

       Alim Işık                                        D. Ali Torlak                                 Kemalettin Yılmaz

        Kütahya                                            İstanbul                                      Afyonkarahisar”

“eylemin veya durumun niteliğine göre; uzaklaştırır veya yakalar ve gerekli kanuni işlemleri yapar”

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Önergeleri okuyamazsın Başkan! Kâtipler önerge okur, kâtipler!

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına başlandı)

 “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Torba Kanun Tasarısının 2. Maddesi…” (CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Yoklama isteğimize cevap vereceksiniz!

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

 “…Anayasa İçtüzük hükümlerine Hukukun Evrensel ilkelerine, İnsanlığa karşı olduğundan, tek parti, tek adam, diktatörlük, polis rejiminden/devletinden öte fiili ‘savaş hâli’ uygulaması getirdiğinden, tasarıdan çıkarılmasını arz ve talep ederiz.

Hasip Kaplan

Şırnak”

BAŞKAN – En son okutulan önerge Anayasa’ya aykırılık önergesidir. Okutup işleme alacağım, okutup öncelikli onu işleme alacağım. (Gürültüler)

OĞUZ OYAN (İzmir) - Darbe yapıyorsun Başkan, darbe! İç Tüzük darbesi bu!

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Millî iradenin gaspı, gaspı!

OĞUZ OYAN (İzmir) - Usul tartışması açmak zorundasın.

BAŞKAN - Buyurun.

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına başlandı)

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu ile…”

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, tutanaklara geçsin. Yaptığınız eşkıyalıktır, hırsızlıktır!

BAŞKAN – Eşkıya da sensin, hırsız da sensin.

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Torba Kanun Tasarısının 2. Maddesi, Anayasa İçtüzük hükümlerine Hukukun Evrensel ilkelerine, İnsanlığa karşı olduğundan, tek parti, tek adam, diktatörlük, polis rejiminden/devletinden öte fiili ‘savaş hâli’ uygulaması getirdiğinden, tasarıdan çıkarılmasını arz ve talep ederiz.

Hasip Kaplan (Şırnak)

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Millî iradenin de hırsızısınız, her şeyin hırsızısınız! (CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Önerge üzerinde konuşacak mısınız?

Sayın Hasip Kaplan, konuşacak mısınız?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Hayır. Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Önerge üzerinde konuşmuyor önerge sahibi Hasip Kaplan.

Gerekçeyi okutuyorum:

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Darbe yaptığınız için, Meclis İçtüzüğü’nü çiğnediğiniz için, Meclis hukukunu çiğnediğiniz için, generaller gibi davrandığınız için konuşmuyorum. Burada grup başkan vekillerini alın arkaya, bu sorunu çözün.

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“Gerekçe:

Türkiye'de 1999 yılında AB üyelik süreci başlarken, başta Anayasa olmak üzere, uyum kanunlarıyla temel hak ve özgürlüklerde yapılan reformlar…”

ENGİN ALTAY (Sinop) – Eşkıya Başkan! Eşkıya Başkan!

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…AB ile müzakere sürecine girildikten sonra, artacağına dondurulmuştur. Güvenlik-özgürlük denkleminde kantarın topuzu dikta rejiminden yana kaçmış, MİT, HSYK, yargı paketleriyle, son olarak güvenlik paketiyle 77 milyon yurttaşımızı ‘makul şüpheli’ yapan, gizli dinleme, takip, izleme, susturma cenderesine alan, polise vur emri veren düzenlemelere gidilmiştir.

Gezi eylemlerinden, 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonlarına, 6-8 Ekim Kobane olaylarından, Şengal ve Kobane direnişine kadar içeride ve dışarıda hükümetin basiretsiz bencil çıkarları…”

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Başkan, niye oturumu kapatmıyorsunuz? Başkan, Genel Kurulda şu anda herhangi bir düzen yok, niye oturumu kapatmıyorsunuz?

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Ya, şimdi nerede konuşacaklar o arkadaşlar?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Nerede konuşacaklar?

BAŞKAN – Kürsüde konuşacaklar, şöyle gelip konuşsunlar.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Düzeni sağlayın, sizin göreviniz o!

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…sonucu uygulanan baskı politikaları, halkın sabrını taşırmış, öfke ve itiraz sesleri yükselmiştir. Paralel/haşhaşiler, terör, güvenlik ve asayiş bahaneleriyle; yolsuzluklar örtülmüş, yargı susturulmuş, düşünce ve örgütlenme, toplantı/gösteri hakkı özgürlüğü yok edilmiş, basın susturulmuştur.

12 Eylül darbe Anayasası’na, seçim barajlarına sıkı sıkıya sarılan, ‘Başkanlık’ tartışmalarıyla masayı deviren, İç Tüzük ve Etik Kurul uzlaşma çalışmalarını rafa kaldıran Hükûmet; çözüm sürecini, seçim hesaplarına kurban ederek, oyalayarak, öteleyerek, Meclisten kaçırarak, tarihi bir fırsatı değerlendirememektedir…”

OKTAY VURAL (İzmir) – Bunların hepsinden hesap sorulacak, hepsinden!

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…Muhalefet partilerini, STK'ları, 77 milyon yurttaşımızı susturmayı, kolluğa aşırı ve oransız güç kullanmayı meşrulaştıran hedefleyen:

Torba tasarı, Anayasa’nın 2’nci maddesi hukuk devletine, 6, 7, 8’inci maddeler kuvvetler ayrılığına, 9’uncu maddesi bağımsız yargıya, 17’nci maddesi yaşama hakkına, 19’uncu maddesi kişi hürriyeti ve güvenliğine, 20’nci maddesi özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığına, 34’üncü maddesi toplantı ve gösteri yürüyüş düzenleme hakkına, 37’nci maddesi kanuni hâkim güvencesine, 119, 120, 121 OHAL ilkelerine, 138’inci maddesi mahkemelerin bağımsızlığına aykırı olduğundan, faşizme götüreceğinden, İç Tüzük’ün bütün hükümlerine İnsan haklarına, hukuka, vicdana, ahlaka aykırı olduğundan tasarıdan çıkarılmalıdır.”

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Bu yasa meşruiyetini yitirmiştir.

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) – Git işine ya! Otur, otur sen!

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… (Gürültüler)

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı… Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. (Gürültüler)

MEHMET VOLKAN CANALİOĞLU (Trabzon) – Ayşe Nur, devam et kızım, çok güzel gidiyorsun!

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Başarı madalyası takacağız sana! Türkiye madalyasını sana takacağız!

MEHMET VOLKAN CANALİOĞLU (Trabzon) – Yazıklar olsun sana ya!

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 sıra sayılı "Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının" 2. maddesi ile 2559 Sayılı "Polis Vazife ve Salahiyet Kanunun" 13. maddesinin birinci fıkrasına eklenen (h) bendinin tasarı metninden çıkarılmasını ve aynı fıkraya eklenen ibarenin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Erdoğan (Muğla) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı veya yoklama istiyor musunuz? (Gürültüler)

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim…

LEVENT GÖK (Ankara) – İstiyoruz efendim.

BAŞKAN – Yok. (CHP ve MHP sıralarından “İstiyoruz.” Sesleri)

LEVENT GÖK (Ankara) – İstiyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum: (CHP sıralarından “Yuh!” sesleri, gürültüler)

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Bir dakika Başkan, konuşmaya geliyoruz.

KEMAL DEĞİRMENDERELİ (Edirne) – Böyle Başkanlık mı olur ya!

OKTAY VURAL (İzmir) – Talebimizi yerine getirmedi.

“Gerekçe:

Tasarıyla 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununa eklenen hükümle polisin yakalama ve gerekli kanuni işlemleri yapma yetkisinin yanı sıra koruma altına alma ve uzaklaştırma yetkileri de verilmektedir.”

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Konuşmak isteyenleri konuşturmuyorsun sen ya!

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“Aynı zamanda eklenen 'H' bendi ile 2559 sayılı Kanun’da yer alan polisin yetkisi tekerrür ile muğlak bir şekilde ifade edilmektedir. Eklenen 'H' bendinin tasarı metninden çıkarılması gerekir.” (Gürültüler)

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı yapmadınız; yoklama yapmadınız.

OKTAY VURAL (İzmir) – Söz talebimiz var.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Nasıl yaparsınız bunu? Sayın Başkan, konuşmaya geliyorum kürsüye.

BAŞKAN – Tamam, bir dahaki sefere veririm.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Nasıl bir dahakinde verirsin? Hayır, böyle bir şey olmaz!

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sen ne yapmak istiyorsun ya!

OKTAY VURAL (İzmir) – Böyle bir şey olmaz.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Öyle şey olur mu ya!

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Meclis burası ya, Meclis ya!

BAŞKAN – Devam edin.

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun’un dördüncü kısım birinci bölümünde koruma tedbirlerini düzenlemiştir.”

ENGİN ALTAY (Sinop) – Bu ne ya! Bu ne be!

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“Bu tedbirler mahkeme kararıyla alınabilecek bir nitelik taşımaktadır. Tasarı ile kolluk görevlilerine ceza muhakemesinde düzenlenmiş bir alan muğlak bir şekilde verilmektedir. Anayasa’mızın 19’uncu maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği koruma tedbirlerinin hâkim kararıyla alınmasını hüküm altına almaktadır.”

OKTAY VURAL (İzmir) – Söz talebimiz var!

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“Bu bakımdan yargı alanına idarenin müdahalesi anlamına gelebilecek bir fonksiyon gasbı oluşmaktadır. Bu madde hukuk devleti ilkesi ve kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıyla bağdaşmadığından değiştirilmesi gerekir.”

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Hayır, olmaz, olmaz bu. Ben konuşmadım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Vermedi, söz talebimizi vermedi. Usule aykırı işlem yaptı.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkan, olmaz.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Söz taleplerini vermiyorsun.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkan, olmaz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı istedim, uygulamadınız.

BAŞKAN – Demediniz, ben sordum.

Evet, oku.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1/995 esas numaralı Kanun Tasarısının 2 nci maddesinde yer alan "eklenmiştir" ibaresinin "ilave edilmiştir" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Recep Özel

Isparta

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Kanun yazım tekniğine uyum sağlanması amacı ile ilgili değişiklik yapılmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Konuşmak istiyoruz.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Konuşacağız.

BAŞKAN – Şimdi konuşturacağım.

Bir önerge daha var:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun;

"2559 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiş ve aynı fıkrada yer alan "Yakalar ve gerekli kanuni işlemleri yapar." ifadesi "eylemin veya durumun niteliğine göre; koruma altına alır, uzaklaştırır ya da yakalar ve gerekli kanuni işlemleri yapar." şeklinde değiştirilmiştir.

"H) Başkalarının can güvenliğini tehlikeye düşürenleri,"

şeklindeki 2. maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

    Ali Serindağ                                    Ahmet Toptaş                                    Tanju Özcan

      Gaziantep                                     Afyonkarahisar                                         Bolu

     Engin Altay                                      Celal Dinçer                                      Ali Sarıbaş

          Sinop                                              İstanbul                                          Çanakkale

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde kim konuşacak?

LEVENT GÖK (Ankara) – Engin Altay konuşacak.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hangi önerge?

LEVENT GÖK (Ankara) – Bizim önergemiz.

BAŞKAN – Sayın Engin Altay, imzanız var mı?

ENGİN ALTAY (Sinop) – Var, var.

OKTAY VURAL (İzmir) – Senin yetkin var mı? Sen milletvekili misin, Meclisin Başkan Vekili misin, sarayın başkan vekili misin! Tayyiban cumhuriyeti mi kurdunuz!

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bunların hesabını vereceksiniz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Arkadaşlar, CHP konuşacak, gelin.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Arkadaşlar gelin, konuşuyorsa gelin.

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Size burayı teslim ediyoruz.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ben konuşmaya başlamadım daha, sürem başlamış.

BAŞKAN – Yeniden alırım sürenizi.

Buyurun.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – “Sayın”lığı kalmadı, bunların hiç birinde…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan, bu tabloda konuşma olur mu?

ENGİN ALTAY (Devamla) – “İç güvenlik yasasına karşı çıkmak, bana göre terörle mücadeleye karşı çıkmaktır. Ne yaparlarsa yapsınlar, bu Parlamentodan, her türlü engellemeye rağmen bu yasa çıkacaktır. Recep Tayyip Erdoğan.”

(AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; CHP sıralarından “Yuh!” sesleri, gürültüler)

Bakalım, şimdi Tayyip Erdoğan’ı mı çok alkışlayacaksınız, Davutoğlu’nu mu? “İç güvenlik yasası ya çıkacak ya çıkacak.” Ahmet Davutoğlu. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Zaten alkışlayın diye söylüyor.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Tayyip Erdoğan’ı daha çok alkışladınız.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; biz bu filmi 4+4+4’te de gördük. O zaman da birkaç gün toleranstan sonra dönemin Komisyon Başkanı Nabi Avcı muhalefetin bütün söz taleplerine kulağını tıkayarak şimdi olduğu gibi okutturup okutturup yasayı onayladı. Şimdi, bu yasanın buradan geçmesine muhalefetin göz yumacağını, toleranslı davranacağını bekleyenlere şaşarım. Bu yasa saray merkezli diktatörlüğü yasal zırha büründürme yasasıdır. Bu, bütün Türkiye’ce kabul görmüştür, bu ayrı.

Sayın Başkan, sizin şimdi, burada yaptığınızın tam adı kanun dışılıktır. Orası sizin babanızın çiftliği değil!

BAŞKAN – Sözlerine dikkat et! (CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

ATİLLA KART (Konya) – Haydi oradan! Haydi oradan!

ENGİN ALTAY (Devamla) – Oraya sizi oturtan bir irade var -daha devam edeceğim- Siz orada yaptığınız her işlemi buna göre yapmak zorundasınız. Buradaki 3 muhalefet partisinin grup başkan vekili ayakta bir itirazı dile getirirken burada Kâtibinize kanun metni okutmanız, önerge okutmanız kanun dışılıktır. Ne söylediğimi bilerek söylüyorum, kanun dışılığın diğer bir adı eşkıyalıktır. Siz şu anda da Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili değilsiniz, benim nezdimde bir eşkıyasınız! Orada bu şekilde tutum, tavır içinde bu Meclisi yönetmeniz kabul edilemez! (CHP, MHP ve HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok da umurumdaydı! (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

ENGİN ALTAY (Devamla) – Size dün de söyledim: Sayın Başkan, iktidarın, getirdiği yasayı çıkarmak için acelesi olabilir.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Çirkin kadın! Ruhu da çirkin, yüzü de çirkin!

ENGİN ALTAY (Devamla) – Ama sizin, iktidarla birlikte acele etmeniz hâlinde orada oturmamanız gerekir. Sayın Başkan, soruyorum: Siz eşkıya mısınız? Siz eşkıya mısınız?

BAŞKAN – Sana ne, sana ne!

ENGİN ALTAY (Devamla) – Evet, cevabınızdan belli, cevabınızdan ve tavrınızdan sizin eşkıya olduğunuz belli! (Gürültüler)

OKTAY VURAL (İzmir) – Eşkıyalıktır, eşkıyalıktır! Eşkıya!

ENGİN ALTAY (Devamla) – Sayın milletvekilleri, gelin, bu günaha ortak olmayın; bu kanunla Türkiye’de sadece ve sadece bir kişinin özel hayatı, temel hak ve özgürlükleri teminat altına alınıyor. Sayın Başbakan dâhil, sayın Hükûmet üyeleri dâhil, siz dâhil, iktidar partisinin il, ilçe başkanları dâhil, muhalefet zaten dâhil, herkesin özel hayatı da, temel hak ve özgürlükleri de bir kişinin iki dudağının ucuna teslim ediliyor. Bu sivil diktatörlüğe “Evet.” derseniz, tarih önünde, vicdan önünde, öbür dünyada hesap veremezsiniz.

Buna rağmen, Sayın Başkanı tekrar uyarıyorum: Eğer bu ülkede kanun koyulan yerde kanun ayaklar altına alınıyorsa burada sözün bittiği yerdir; Burada gücü gücü yetene döneminin başladığı yerdir.

Sayın Başkan, yol yakınken bu zorba tutumunuzdan, bu eşkıya tavrınızdan, bu ahlaksız tavrınızdan vazgeçin!

BAŞKAN – Eşkıya da sensin! Ahlaksız da sensin! (AK PARTİ sıralarından alkışlar; CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ahlaksızsın! Ahlaksızsın!

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

LEVENT GÖK (Ankara) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

III.- YOKLAMA

(CHP ve MHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

LEVENT GÖK (Ankara) – Yoklama istedik!

BAŞKAN - Yoklama talebi varmış, özür dilerim.

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Utanmıyorsunuz da, utanmıyorsunuz!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sen ne kadar çirkin bir kadınsın ya! Ruhundaki çirkinlik yüzüne vurmuş.

BAŞKAN – Konuşma!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Terbiyesiz kadın! Ahlaksızsın sen! Bardan gelip Meclis yönetiyorsun! Geldiğin yer belli!

BAŞKAN – Tespit yapalım, getirin.

Sayın Gök, Sayın Altay, Sayın Serindağ, Sayın Ekinci, Sayın Işık, Sayın Aksünger, Sayın Tekin, Sayın Çelebi, Sayın Kuşoğlu, Sayın Öner, Sayın Demiröz, Sayın Canalioğlu, Sayın Acar, Sayın Aygün, Sayın Öztürk, Sayın Aygün, Sayın Varlı, Sayın Ayaydın, Sayın Oyan, Sayın Balbay, Sayın Bayraktutan, Sayın Günaydın, Sayın Kaptan.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

XII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Maddeyi oylarınıza…

Kabul edilmemiştir, özür dilerim.

Önergeyi okudum ve “Kabul edilmemiştir.” dedim.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddede üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun;

"2559 sayılı Kanunun 15 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

Polis; müşteki, mağdur veya tanık ifadelerini, talepleri hâlinde ikamet ettikleri yerlerde veya işyerlerinde de alabilir. Bu fıkranın kapsamı ile uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar İçişleri Bakanlığınca belirlenir."

şeklindeki 3. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

MADDE 3- 2559 sayılı kanunun 15.maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Polis; müşteki, mağdur veya tanıkların bilgilerine talepleri halinde ikamet ettikleri yerlerde veya işyerlerinde de başvurabilir."

    Ali Serindağ                                     Celal Dinçer                                    Ahmet Toptaş

      Gaziantep                                          İstanbul                                       Afyonkarahisar

Ali Haydar Öner                                   Gürkut Acar

         Isparta                                             Antalya

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 sıra sayılı "Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının" 3. maddesi ile 2559 Sayılı "Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun" 15. maddesine eklenen fıkranın tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Mehmet Erdoğan                              Mesut Dedeoğlu                         Hasan Hüseyin Türkoğlu

         Muğla                                       Kahramanmaraş                                    Osmaniye

Ahmet Duran Bulut                                  Alim Işık                                        D. Ali Torlak

       Balıkesir                                           Kütahya                                            İstanbul

Kemalettin Yılmaz

  Afyonkarahisar

BAŞKAN – Şimdi okutacağım önerge Anayasa’ya aykırılık önergesidir, okutup öncelikle işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Torba Kanun Tasarısının "3" Maddesi, Anayasa İçtüzük hükümlerine Hukukun Evrensel ilkelerine, İnsanlığa karşı olduğundan, tek parti, tek adam, diktatörlük, polis rejiminden/devletinden öte fiili "savaş hali" uygulaması getirdiğinden, tasarıdan çıkarılmasını arz ve talep ederiz.

   Hasip Kaplan

Şırnak

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde konuşacak mısınız Sayın Kaplan?

Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Türkiye'de 1999 yılında AB üyelik süreci başlarken, başta Anayasa olmak üzere, uyum kanunlarıyla temel hak ve özgürlüklerde yapılan reformlar, AB ile müzakere sürecine girildikten sonra, artacağına dondurulmuştur. Güvenlik-özgürlük denkleminde, kantarın topuzu dikta rejiminden yana kaçmış, MİT, HSYK, yargı paketleriyle, son olarak güvenlik paketiyle 77 milyon yurttaşımızı "makul şüpheli" yapan, gizli dinleme, takip, izleme, susturma cenderesine aIan, polise vur emri veren düzenlemelere gidilmiştir.

Gezi eylemlerinden,17-25 Aralık yolsuzluk operasyonlarına,6-8 Ekim Kobane olaylarından, Şengal ve Kobane direnişine kadar, içeride ve dışarıda Hükûmetin basiretsiz bencil çıkarları sonucu uygulanan baskı politikaları, halkın sabrını taşırmış, öfke ve itiraz sesleri yükselmiştir. Paralel/haşhaşiler, terör, güvenlik ve asayiş bahaneleriyle; yolsuzluklar örtülmüş, yargı susturulmuş, düşünce ve örgütlenme, toplantı/gösteri hakkı özgürlüğü yok edilmiş, basın susturulmuştur.

12 Eylül darbe Anayasası’na, seçim barajlarına sıkı sıkıya sarılan, “Başkanlık" tartışmalarıyla masayı deviren, İç Tüzük ve Etik Kurul uzlaşma çalışmalarını rafa kaldıran Hükûmet; çözüm sürecini, seçim hesaplarına kurban ederek, oyalayarak, öteleyerek, Meclisten kaçırarak, tarihî bir fırsatı değerlendirememektedir.

Muhalefet partiIerini, STK'ları, 77 milyon yurttaşımızı susturmayı, kolluğa aşırı ve oransız güç kullanmayı meşrulaştıran hedefleyen: Torba tasarı, Anayasa’nın 2’nci maddesi hukuk devletine, 6, 7, 8’inci maddeler kuvvetler ayrılığına, 9’uncu maddesi bağımsız yargıya, 17’nci maddesi yaşama hakkına, 19’uncu maddesi kişi hürriyeti ve güvenliğine, 20’nci maddesi özel hayatın gizliliği ve konut dokunuImazlığına, 34’üncü maddesi toplantı ve gösteri yürüyüş düzenleme hakkına, 37’nci maddesi kanuni hâkim güvencesine, 119, 120, 121, OHAL ilkelerine, 138’inci maddesi mahkemelerin bağımsızlığına, aykırı olduğundan, faşizme götüreceğinden, İç Tüzük’ün bütün hükümlerine insan haklarına, hukuka, vicdana, ahlaka aykırı olduğundan tasarından çıkarılmalıdır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 sıra sayılı "Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının" 3. maddesi ile 2559 Sayılı "Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun" 15. maddesine eklenen fıkranın tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Mehmet Erdoğan (Muğla) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Türkoğlu konuşacak.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Ettiği yemin çerçevesinde Türk milletine vekillik yapmayı düşünen değerli Meclis üyelerini saygıyla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederiz, sağ ol. Sarayın vekillerine de bir bak.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Devamla) – Sarayın vekillerini selamlamayı düşünmüyorum.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Biz de selamını almıyoruz zaten.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Devamla) – Onlar ve bugün bu Meclisi yöneten irade, tarihin şanlı sayfalarında, tarihin güzel sayfalarında resimlerini ve isimlerini görmek yerine, haram servetin üzerinde oturan, gemiciklerini yüzdüren birinin aile albümünde yer almayı tercih etmişlerdir. Onlar bu selamı hak etmiyorlar. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

Bugün bu Parlamento, bir darbeci anlayışla yönetilmektedir. Bugün bu Parlamento, sözü kısılan, söz hakkı elinden alınan bir muhalefet sahnesine, maalesef bu yönetim anlayışı tarafından muhatap edilmiştir. Bu anlayış, 60 ihtilalini yapanların, o lanetlediğimiz Yassıada mahkemelerindeki anlayıştan bile daha aşağılık ve sefildir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Aşağılıktır!

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Devamla) - Bu anlayış, 12 Eylül ihtilalini yapıp Türk milliyetçilerini zindanlara atmak isteyen 12 Eylül darbecilerinin Mamak’ta ve diğer mahkemelerde ortaya çıkardığı o görüntüden daha aşağılık bir anlayıştır. Dolayısıyla, bugün burada bir darbe hukuku sergilenmektedir. Bu darbe hukukunun hesabı Cenab-ı Allah’ın izniyle sorulacaktır. Çünkü, Yüce Yaradan buyuruyor ki: “Kim zerre kadar iyi bir iş yaparsa muhakkak karşılığını görür. Kim zerre kadar kötü bir iş yaparsa muhakkak o da karşılığını görür. Şüphesiz Allah vaadine sadıktır.” Dolayısıyla, bunun hesabı verilecek, bunun hesabı sorulacak; halk nezdinde de sorulacak, Allah indinde de sorulacak. Bizim sesimizi kısmaya çalışan bu anlayış bizimle başa çıkamaz. Cenab-ı Allah bize zaferi farz kılmıyor, zafer için mücadele etmeyi farz kılıyor. Bu mücadele için canımızı da veririz, bu millet için canımızı da veririz; Tayyip Erdoğan için canımızı vermeyiz, ondan korkmayız çünkü Türk milleti Tayyip Erdoğan’dan büyüktür. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

Saygıdeğer Türk milletinin vekilleri, bugün bu Başkan, bu yönetim anlayışı bizleri bir kaosa doğru sürüklemekte. Bu tasarı, Türk milletinin kendi istikbaliyle ilgili endişelerini dile getirmek üzere tepki koymasını bile engelleyen bir tasarıdır. Bu tasarının sahipleri tabii ki bu tasarıya muhalefet edenleri bu şekilde susturabilirler. Ancak, Adalet ve Kalkınma Partisi sıralarında oturan arkadaşlardan acaba bu gidişe, bu yanlış anlayışa azıcık hukuk bilgisi olan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Vicdan! İman!

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Devamla) - …azıcık vicdan parçası olanlar müdahale eder mi diye beklentimiz boşa çıkmıştır. Aslında bu beklentiye girmek de bizim yanlışımız çünkü dün milletin paralarını çalanları aklayanlar tabii ki milletin iradesini çalanlara sessiz kalacaklardır; bunun bundan başka bir izahı yoktur.

Bu Meclisi yöneten Sayın Hanımefendi, lütfen bu anlayışınızdan geri dönün. İç Tüzük’e ve Anayasa’ya aykırı, demokrasiye aykırı bu anlayışınızdan geri dönün. Yoksa, bunun bedelini… Belki birisi sizi, sizin resminizi ve isminizi evinin bir köşesinde bir yere koyar ama Türk milleti sizi tarihin en karanlık çukurlarında lanetle anar.

Sizleri saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Amin!

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiş…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Karar yeter sayısı istedik Sayın Başkan.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan… (CHP sıralarından “Edilmiştir.” sesleri)

OĞUZ OYAN (İzmir) – Önerge kabul edilmiştir.

BAŞKAN – Şimdi söz vereceğim size.

Karar yeter sayısı…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Ne istediniz?

OKTAY VURAL (İzmir) – Onunla ilgili değil.

BAŞKAN – Oylamayı yapayım…

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, bir dakika…

BAŞKAN – Ben oylamayı yapacağım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bir dakika…

BAŞKAN – Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. Karar yeter sayısı vardır.

OĞUZ OYAN (İzmir) – Olmaz böyle bir şey! Önerge kabul edildi.

LEVENT GÖK (Ankara) – Edildi efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Oktay.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Oktay değil, Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Ayşenur…

BAŞKAN – Sayın Vural, özür dilerim.

OĞUZ OYAN (İzmir) – İkinci oylamayı hangi yetkiyle yapıyor?

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Ayşenur, 2’nci maddenin oylamasında karar yeter sayısı istedik. Oylamada yanlışlık yaptınız. Tutanakları inceleyerek bu yanlışlığı düzeltmekle ilgili adım atmanızı rica ediyorum.

BAŞKAN – Bakacağım taleplere.

Başka kimse yok.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Benzer…

LEVENT GÖK (Ankara) – Aynı taleple…

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan… Sayın Başkan… Sonra “Niye bağırıyorsun?” diyorsun.

BAŞKAN – Sayın Gök, size baktım, kalkmadınız yerinizden.

Sayın Gök, buyurun.

LEVENT GÖK (Ankara) – Şurayı bir açın lütfen efendim, şurayı açarsanız daha iyi konuşacağız.

BAŞKAN – Tamam, peki, açalım.

Buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Buranın iradesini gasbedenler kendi iradesini haramzadelere teslim ederler, bölücülere teslim ederler.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

25.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmeleri sırasında Başkanın İç Tüzük hükümlerine aykırı davrandığına ilişkin açıklaması

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, görüşmeler başlarken arkadaşlarımız kürsüye gittiği anda siz herkesi “Gelmiyor.” diyerek tutanaklara geçirttiniz ve odanıza gittiniz. Başından itibaren bu görüşmeleri Başkanlık Divanı olarak sabote edeceğinizi o anda gösterdiniz. Sizlerden içeride görüşmemizde rica ettik “Sayın Başkan, son derece gerginsiniz, buyurun oturun makamınıza ve görüşmeleri devam ettirin.” Bunların hepsi tutanağa geçsin diye söylüyorum ama geldiğiniz andan itibaren yine bütün arkadaşlarımızın konuşma haklarını gasbeden, gürültü olduğu hâlde oturumu devam ettiren bir anlayışı sürdürdünüz, İç Tüzük’e aykırı davrandınız, bizlerin bütün konuşma taleplerini; karar sayısı, toplantı sayısı taleplerini yerine getirmediniz. Az önce de karar sayısı istendiği hâlde 2’nci maddede onu yerine getirmediniz. İç Tüzük’e aykırı davranıyorsunuz, başından beri aykırı davranıyorsunuz. Tümü üzerindeki görüşmeleri arkadaşlarımız yapacaklardı, bunu yaptırmadınız; maddelerde konuşacaklardı, konuşturmadınız.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gök.

LEVENT GÖK (Ankara) - Siz burada şu anda İç Tüzük’ten kaynaklanan bütün haklarımızı gasbediyorsunuz.

BAŞKAN – Ben hiç kimsenin hakkını gasbetmedim, İç Tüzük ne gerektiriyorsa onu yaptım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ettiniz, hayır, İç Tüzük’e aykırı davrandınız.

BAŞKAN - Bunları içeride size de anlattım Levent Gök, gayet iyi biliyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

XII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684) (Devam)

BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun;

"2559 sayılı Kanunun 15 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

Polis; müşteki, mağdur veya tanık ifadelerini, talepleri hâlinde ikamet ettikleri yerlerde veya işyerlerinde de alabilir. Bu fıkranın kapsamı ile uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar İçişleri Bakanlığınca belirlenir."

şeklindeki 3. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

MADDE - 3 2559 sayılı kanunun 15.maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Polis; müşteki, mağdur veya tanıkların bilgilerine talepleri halinde ikamet ettikleri yerlerde veya işyerlerinde de başvurabilir."

Ali Serindağ (Gaziantep) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Gaziantep Milletvekili Sayın Ali Serindağ konuşacak.

Buyurun.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Demokrasiye inanmış sayın milletvekillerini saygıyla selamlıyorum.

Hanımefendi, siz, bu yasanın Meclis gündemine gelmesinden bu yana…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın darbeci Meclis Başkan Vekili.

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) - …yönettiğiniz tüm oturumları despotça ve diktatörce yönetiyorsunuz. Meclisin nezaketine uygun bir yönetim sergilemiyorsunuz. Nasıl ki Beştepe’de kaçak sarayda oturan zat Anayasa’yı askıya aldıysa, Anayasa darbesi yaptıysa; Anayasa’yı tebdil, tağyir ve ilga ettiyse siz de Anayasa’yı ve İç Tüzük’ü aynı şekilde çiğniyorsunuz. Bu, mutlaka sizlerden hesabı sorulacak bir durumdur. Kendinizi şimdi güçlü hissedebilirsiniz, insanları baskı altına alabilirsiniz, insanları sindirmek isteyebilirsiniz, korkutmak isteyebilirsiniz ama bunun hiçbirine muvaffak olamayacaksınız. Bu millet, zamanı gelecek hepinizden teker teker, bu işe alet olanlardan hesabını soracaktır. Bunu bu millet sizin yanınıza kâr bırakmayacaktır. Siz bir tasarı getiriyorsunuz ve millete yalan söylüyorsunuz. Diyorsunuz ki: “Muhalefet bonzaiyle ilgili düzenlemeye karşı çıkıyor, molotofla ilgili düzenlemeye karşı çıkıyor.” Millete yalan söylüyorsunuz, milleti kandırıyorsunuz. Tüm sözcülerimiz “Bu düzenlemeleri getirin hemen geçirelim.” dedi ama sizin getirdiğiniz bu tasarı bu değildir; tamamen ülkede faşist, diktatöryal, despotik bir yönetim kurmaktır. Bunun tarihte örnekleri de vardır. Faşizmin en tehlikeli olanı halk iradesiyle, daha doğrusu halkın oyuyla iş başına gelenlerdir. Bunu hiç unutmayınız. Tarihte bunun örnekleri pek çoktur.

Şimdi, siz bu tasarıyla ne getiriyorsunuz? Bu tasarıyla, Anayasa’da güvence altına alınmış olan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını ortadan kaldırmak istiyorsunuz. Neden? Çünkü insanların bir araya gelmesinden, çünkü insanların dileklerini, düşüncelerini demokratik yollarla ifade etmelerinden korkuyorsunuz ama korkunun ecele faydası yoktur. Siz meydanlardan korkuyorsunuz. Hiç unutmayınız, hiçbir demokratik rejim meydanlarda değişmemiştir. Hiçbir demokratik rejim meydanlarda yapılan gösteriler sonucunda değişmemiştir ama diktatörlükler, despot yönetimler, faşizm meydanlarda yok edilmiştir, bunu unutmayınız. Bunu size uyarı olarak söylüyorum. Siz meydandan korkmayın. Meydandan korkuyorsanız bir gün meydanlar korkunuzun gereğini yapmak durumunda kalabilirler. O nedenle, demokrasiyi yaşatın. Demokrasiden korkuyorsunuz. Demokrasinin önündeki kanalları açmalısınız ama siz öyle yapmıyorsunuz. Anayasa’yı askıya alıyorsunuz, Meclis İç tüzügünü askıya alıyorsunuz, ülkede yarattığınız korku imparatorluğunu Meclise de taşımak istiyorsunuz ama unutmayınız ki bu sürgit olamaz, bu devam edemez, siz bu şekilde bunu götüremezsiniz. Meclis Başkan Vekilliği makamında oturan Hanımefendi nasıl ki ülkede bir korku rejimi yaratılmışsa aynısını burada yaratmaya çalışıyor. Siz bu yöntemle bu Meclise layık bir yönetim sergilemiyorsunuz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Millete layık değil ki Meclise olsun.

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) - Siz, bu yönetiminizle demokratik bir Meclisin Başkanı gibi davranmıyorsunuz. Siz, bu yönetimle demokratik bir Meclisin gereklerini yerine getirmiyorsunuz. Siz, bu yönetimle…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Bakışına bak, bakışına! Bakışına bak, duruşuna bak!

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) - Baksın, bakmasın.

Siz, bu yönetimle demokrasiyi yok ediyorsunuz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ancak PKK muhatabınız olur.

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) - Hâlbuki bu Meclis Türkiye’ye demokrasiyi getiren, Türkiye’ye cumhuriyeti getiren, Türkiye’ye insan haklarını getiren Meclistir. Siz ne yaparsanız yapın, siz nasıl davranırsanız davranın, biz milletimizin hukukunu savunmaya, milletimizin dertlerini savunmaya…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) - …devam edeceğiz. Ama, siz yaptıklarınızla baş başa kalacaksınız. Siz yaptıklarınızın hesabını vereceksiniz. Hepiniz vereceksiniz. Buna alet olan herkes verecektir.

BAŞKAN – Süreniz bitti.

ENGİN ALTAY (Sinop) – İdare amirini göreve çağırsana.

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) – Buna alet olan herkes bir gün gelecek hesabını millete ödeyecektir. Bu burada yerine getirilecektir, bundan hiç şeyiniz olmasın. Anayasa’nın ortadan kaldırılmasına, Anayasa darbesinin yapılmasına, Anayasa’nın tebdiline, tağyirine izin vermeyeceğiz. Anayasa’nın çiğnenmesine izin vermeyeceğiz.

BAŞKAN – Süreniz bitti Sayın Serindağ.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ayağa kalktık herhâlde.

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı mı istiyorsunuz, karar yeter sayısı mı?

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ayşe Nur Bahçekapılı, ayağa kalktık.

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı mı istiyorsunuz?

ENGİN ALTAY (Sinop) – Yoklama istiyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sizin yetersizlik oylamanızı istiyoruz. Sizin yetenek sınavına girmenizde fayda var.

BAŞKAN – Olur, olur!

Sayın Gök, Sayın Altay, Sayın Serindağ, Sayın Aygün, Sayın Acar, Sayın Nazlıaka, Sayın Ayaydın, Sayın Aksünger, Sayın Öner, Sayın Canalioğlu, Sayın Oyan, Sayın Balbay, Sayın Demiröz, Sayın Küçük, Sayın Danışoğlu, Sayın Günaydın, Sayın Kaleli, Sayın Öğüt, Sayın Tayan, Sayın Bulut, Sayın Karaahmetoğlu, Sayın Kaptan.

Yoklama için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklamaya başlandı)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sizin yetersizliğinizi oyluyoruz değil mi?

(Elektronik cihazla yoklamaya devam edildi)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

XII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684) (Devam)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

5.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmeleri sırasında Gazi Meclisin kürsüsünün suistimal edildiğine ve kendisinin İç Tüzük hükümlerine uygun davrandığına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bu çalışmaya salı günü başladık, bugün günlerden cumartesi. Tam beş gündür burada bu yasaya karşı olanların suiistimalini yaşadık. Her türlü söz hakkını kendilerine verdik.

GÖKHAN GÜNAYDIN (Ankara) – Bu nasıl bir konuşma ya!

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bu ne, bu ne? İç Tüzük’e göre mi yönetiyorsun?

BAŞKAN – Her türlü söz hakkını kendilerine verdik. Burası, bu kürsü, Gazi Meclisin bu kürsüsü suiistimal edildi, hakaret edildi.

LEVENT GÖK (Ankara) – Başkan siz yaptınız bunu, siz. Siz yaptınız bunu, siz.

BAŞKAN – Şiddete uğratıldı. Ben şu anda İç Tüzük’ün bütün kurallarına uyuyorum. Vicdanım rahat ve böyle de gideceğim.

On beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati : 23.08

ONUNCU OTURUM

Açılma Saati: 23.24

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 60’ıncı Birleşiminin Onuncu Oturumunu açıyorum.

684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

XII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmet yerinde.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, Meclisi böyle yönetemezsiniz, bu ülkeyi faşizme götüremezsiniz. Bu resmen darbedir!

BAŞKAN - Birinci bölümdeki 4’üncü madde üzerinde verilen önergelerin işleminde kalmıştık.

Madde üzerindeki önergeleri okutuyorum…

(Bir grup HDP milletvekili Başkanlık kürsüsü önünde toplandı)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Burada İç Tüzük’ü, hukuku çiğneyerek herhangi bir işlem yapamazsınız.

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına başlandı)

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan "Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu…”

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, beni dinleyin…

BAŞKAN – Önerge işlemi yapıyorum efendim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Burası darbe Meclisi değil, halkın Meclisidir.

BAŞKAN – Önerge işlemi yapıyorum Sayın Baluken, lütfen yerinize oturunuz.

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

 “…Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının" 4. maddesi ile…”

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Burada yirmi dört saattir İç Tüzük çiğneniyor, hukuk çiğneniyor! İç Tüzük’ün, hukukun çiğnendiği bir Meclis halkın Meclisi olamaz! Buna hakkınız yok! Buna hakkınız yok!

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…2559 Sayılı "Polis Vazife ve Salahiyet Kanunun" 16. Maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendine eklenen "ve/veya boyalı" ibaresinin ve aynı fıkrayla eklenen (d) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.”

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Bu ülkeyi çatışmaya, savaşa götüreceksiniz! Bu ülkeyi çatışmaya, savaşa götürmeye hakkınız yok!

DEMİR ÇELİK (Muş) – Yazıktır, günahtır!

BAŞKAN – Önerge işlemi yapılıyor Sayın Baluken, lütfen yerinize oturunuz efendim.

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“ Mehmet Erdoğan                Mesut Dedeoğlu                Hasan Hüseyin Türkoğlu

        Muğla                                 Kahramanmaraş                      Osmaniye

Ahmet Duran Bulut                             Alim Işık                          D. Ali Torlak

Balıkesir                                     Kütahya                              İstanbul

Kemalettin Yılmaz

Afyonkarahisar

BAŞKAN – Tamam, önergeleriniz üzerinde konuşursunuz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Polis devletine izin vermeyeceğiz! Polis devletine, hukuk devletini ortadan kaldırmanıza izin vermeyeceğiz!

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“veya insan sağlığına zarar vermeyen boyalı”

“d) Kendisine veya başkalarına, işyerlerine, konutlara, kamu binalarına, okullara, yurtlara…”

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Siz şu anda, generallerin yapmadığını bu Mecliste yapıyorsunuz! Bunu yapamazsınız! İç Tüzük’ü ayaklar altına alamazsınız.

DEMİR ÇELİK (Muş) – Yazıktır, günahtır, ayıptır! Vicdan ve ahlaka davet ediyoruz!

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

 “…ibadethanelere, araçlara ve kişilerin tek tek veya toplu halde bulunduğu açık veya kapalı alanlara molotof, patlayıcı, yanıcı, yakıcı, boğucu, yaralayıcı…”

İDRİS BALUKEN (Bingöl) –Yirmi dört saattir bu Mecliste keyfiyet var! İç Tüzük’ü rafa kaldırdınız! Yazıklar olsun size! Yazıklar olsun!

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…ve benzeri silahlarla saldıran veya saldırıya teşebbüs edenlere karşı, saldırıyı etkisiz kılmaz amacıyla ve etkisiz kılacak ölçüde; sekizinci fıkrada belirlenen usul ve esaslar dâhilinde,”

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, yeleğiniz beyaz, oturamazsınız! Bakın Sayın Başkan, oturamazsın, yeleğin beyaz!

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Yüzü kara, yeleği beyaz olmuş ne olmuş!

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Buna hakkınız yok! Buna hakkınız yok!

NAZMİ GÜR (Van) – Millet sokağa dökülür! (Gürültüler)

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına başlandı)

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda…” (Gürültüler) “…Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda…”

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Bunun nasıl boyutları olacak?

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda…” (Gürültüler) “…Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi…”

X.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Çeşitli İşler (Devam)

- Gösteri ve Protestolar (Devam)

2.- 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmeleri sırasında HDP milletvekilleri tarafından kürsü önünde oturma eylemine devam edilmesi ve sloganlar atılması

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekilleri tarafından sürekli alkışlar(!), “Bravo size, Bravo!” sesleri]

XII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684) (Devam)

“…İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun;

"2559 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendine "basınçlı" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve/veya boyalı" ibaresi ve aynı maddenin yedinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

‘d) Kendisine veya başkalarına, işyerlerine, konutlara, kamu binalarına, okullara, yurtlara, ibadethanelere, araçlara ve kişilerin tek tek veya toplu halde bulunduğu açık veya kapalı alanlara molotof, patlayıcı, yanıcı, yakıcı, boğucu, yaralayıcı ve benzeri silahlarla saldıran veya saldırıya teşebbüs edenlere karşı, saldırıyı etkisiz kılmak amacıyla ve etkisiz kılacak ölçüde,’

şeklindeki 4. Maddesinin…”

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden sürekli alkışlar(!)]

DEMİR ÇELİK (Muş) – Kobani düşmedi, Meclis de düşmeyecek.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Mecliste darbe var!

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Ali Serindağ                            Ahmet Toptaş                          Tanju Özcan

    Gaziantep                           Afyonkarahisar                               Bolu

Ali Haydar Öner                         Ali Sarıbaş                            Celal Dinçer

      Isparta                                 Çanakkale                               İstanbul”

BAŞKAN – Şimdi okutacağım önerge Anayasa’ya aykırılık önergesidir.

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Biz çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakacağız. Ya siz?

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Biz çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakacağız. Ya siz?” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar(!)]

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına başlandı)

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Torba Kanun Tasarısının "4” Maddesi, Anayasa, İçtüzük hükümlerine Hukukun Evrensel ilkelerine, İnsanlığa karşı olduğundan, tek parti, tek adam, diktatörlük, polis rejiminden/devletinden öte fiili "savaş hali" uygulaması getirdiğinden, tasarıdan çıkarılmasını arz ve talep ederiz.

Hasip Kaplan

Şırnak”

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Demokrasi ve özgürlükler kazanacak bu ülkede.

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden sürekli alkışlar(!)]

BAŞKAN – Komisyon önergeyi kabul ediyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Katılmıyoruz Sayın Başkan. (Gürültüler)

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Sayın Baluken…

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden sürekli alkışlar(!)]

BAŞKAN - Sayın Kaplan, önerge üzerinde söz istiyor musunuz?

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Bravo, bravo!” sesleri, sürekli alkışlar(!)]

Sayın Kaplan…

Gerekçeyi okutuyorum:

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Sen oku Başkan, sen oku.” sesleri, sürekli alkışlar(!)]

GÜLSER YILDIRIM (Mardin) – Kenan Evren’i bile geçtiniz ya!

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “…”(x)

şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar(!)]

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“Gerekçe : Türkiye'de 1999 yılında AB üyelik süreci başlarken, başta Anayasa olmak üzere, uyum kanunlarıyla temel hak ve özgürlüklerde yapılan reformlar, AB ile müzakere sürecine girildikten sonra, artacağına dondurulmuştur. Güvenlik-özgürlük denkleminde kantarın topuzu dikta rejiminden yana kaçmış, MİT, HSYK, yargı paketleriyle, son olarak güvenlik paketiyle 77 milyon yurttaşımızı makul şüpheli yapan, gizli dinleme, takip, izleme, susturma cenderesine alan, polise vur emri veren düzenlemelere gidilmiştir.

Gezi eylemlerinden, 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonlarına, 6-8 Ekim Kobane olaylarından, Şengal ve Kobane direnişine kadar, içeride ve dışarıda Hükûmetin basiretsiz bencil çıkarları sonucu uygulanan baskı politikaları, halkın sabrını taşırmış, öfke ve itiraz sesleri yükselmiştir. ParaleI/haşhaşiler, terör, güvenlik ve asayiş bahaneleriyle; yolsuzluklar örtülmüş, yargı susturulmuş, düşünce ve örgütlenme, toplantı/gösteri hakkı özgürlüğü yok edilmiş, basın susturulmuştur.

12 Eylül darbe Anayasası’na, seçim barajlarına sıkı sıkıya sarılan, Başkanlık tartışmalarıyla masayı deviren, İç Tüzük ve Etik Kurul uzlaşma çalışmalarını rafa kaldıran Hükûmet…”

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, olmayan bir kanunu görüşüyorsunuz. Bütün usul taleplerimiz reddedildi, olmayan bir kanunu görüşüyorsunuz. Sayın Başkan, usule aykırı bir işlem yapıyorsunuz.

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden sürekli alkışlar(!)]

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“Çözüm sürecini, seçim hesaplarına kurban ederek, oyalayarak, öteleyerek, Meclisten kaçırarak, tarihî bir fırsatı değerlendirememektedir.

Muhalefet partilerini, STK'ları, 77 milyon yurttaşımızı susturmayı, kolIuğa aşırı ve oransız güç kullanmayı meşrulaştıran hedefleyen:

Torba tasarı, Anayasa’nın 2’nci maddesi hukuk devletine, 6, 7, 8’inci maddeler kuvvetler ayrılığına, 9’uncu maddesi bağımsız yargıya, 17’nci maddesi yaşama hakkına, 19’uncu maddesi kişi hürriyeti ve güvenliğine, 20’nci maddesi özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığına, 34’üncü maddesi toplantı ve gösteri yürüyüş düzenleme hakkına, 37’ nci maddesi kanuni hâkim güvencesine, 119, 120, 121 OHAL ilkelerine, 138’inci maddesi mahkemelerin bağımsızlığına aykırı olduğundan, faşizme götüreceğinden, İç Tüzük’ün bütün hükümlerine, insan haklarına, hukuka, vicdana, ahlaka aykırı olduğundan tasarıdan çıkarılmalıdır.

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden sürekli alkışlar [!])

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, bütün usul taleplerimizi reddettiniz; olmayan bir kanunu görüşüyoruz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ama hiçbir usul işlemi yerine getirilmeden…

BAŞKAN – Kabul etmeyenler… Önerge reddedilmiştir.

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Direne direne kazanacağız.” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar[!])

BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum.

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına başlandı)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın…”

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Direne direne kazanacağız.” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar[!])

FARUK BAL (Konya) – Bu kimin önergesi? İsimlerini okuyun kardeşim!

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun…”

NAZMİ GÜR (Van) - AKP, Anayasa’yı askıya aldı, İç Tüzük’ü çiğniyor. Anayasa askıda şu anda. AKP, İç Tüzük’ü hiçe saydı, çiğnedi şu anda.

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“… Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun;

"2559 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendine "basınçlı" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve/veya boyalı" ibaresi ve aynı maddenin yedinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

[(Başkanlık Kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden sürekli alkışlar (!)]

"d) Kendisine veya başkalarına, işyerlerine, konutlara, kamu binalarına, okullara, yurtlara, ibadethanelere, araçlara ve kişilerin tek tek veya toplu halde bulunduğu açık veya kapalı alanlara molotof, patlayıcı, yanıcı, yakıcı, boğucu, yaralayıcı ve benzeri silahlarla saldıran veya saldırıya teşebbüs edenlere karşı, saldırıyı etkisiz kılmak amacıyla ve etkisiz kılacak ölçüde,"

şeklindeki 4. maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.”

Ali Serindağ (Gaziantep) ve arkadaşları

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, bu yasanın esası hakkında görüşmedik.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

[(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden sürekli alkışlar (!)]

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, esası olmayan yasanın maddesi görüşülüyor.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Isparta Milletvekili Sayın Ali Haydar Öner.

Buyurun Sayın Öner.

[Başkanlık Kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden sürekli alkışlar (!)]

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Aziz milletim…

DEMİR ÇELİK (Muş) – Hani bu faşizmdi? Hani bu faşizmdi? Hani AKP’ye meşruiyet kazandırmayacaktınız?

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – …bugün sizin adınıza görev yapan Türkiye Büyük Millet Meclisinde millî irade gasbedilmiştir, bu gaspları tarih yargılayacaktır.

[Başkanlık Kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin (…)(X) şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar (!)]

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Kula kulluk etmeyen…

[Başkanlık Kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden (…)(XX) şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar (!)]

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen… Sayın milletvekilleri, lütfen…

Sayın Öner, buyurun.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Süreyi durdur Sayın Başkan. Sayın Başkan, süreyi durdur.

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Biz çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakacağız, ya siz?

[Başkanlık Kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Biz çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakacağız, ya siz?” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar (!)]

BAŞKAN – Buyurun Sayın Öner.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Efendim, süreyi yeniden başlatın lütfen.

BAŞKAN – Efendim…

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Efendim, gürültü… Nasıl konuşabilirim?

İZZET ÇETİN (Ankara) – Huzuru sağlamak senin görevin.

BAŞKAN – Sadece Başkanın değil efendim, tüm milletvekillerinin ve grup başkan vekillerinin görevi aynı zamanda.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Sadece senin görevin.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Sükûnet temin edilmeden başlayamam Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Öner, buyurun efendim, siz devam edin.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Efendim, lütfen başa alın Sayın Başkan.

HÜSAMETTİN ZENDERLİOĞLU (Bitlis) – Demokratik bir düzen kuracağız, ya siz?

[Başkanlık Kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Yaşasın halkların kardeşliği!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar (!)]

[Başkanlık Kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “(…)(X)” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar (!)]

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Sayın Başkan…

[Başkanlık Kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Yaşasın barış!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar (!)]

HALUK KOÇ (Samsun) – Başkan, böyle bir şey olabilir mi?

BAŞKAN – Sayın Koç, muhalefeti muhalefet engelliyor.

[Başkanlık Kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Kahrolsun faşizm!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar (!)]

HALUK KOÇ (Samsun) – Nasıl muhalefet engelliyor?

BAŞKAN – Evet, muhalefet engelliyor efendim. Evet, Başkanım. İkaz ediyorum, buyurun.

Sayın milletvekilleri, lütfen...

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden sürekli alkışlar(!)]

BAŞKAN - Sayın hatip konuşmasına devam ediyor sayın milletvekilleri, lütfen!

HÜSAMETTİN ZENDERLİOĞLU (Bitlis) – Faşizme geçit yok!

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Engelleyemiyorsanız, ara verin Sayın Başkan.

LEVENT GÖK (Ankara) – Efendim, düzeni sağlayamıyorsunuz.

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden sürekli alkışlar(!)]

BAŞKAN – Sayın Öner, buyurun.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Efendim, Meclisin nizamını sağlamak Başkanlık Divanının görevi.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – TOMA’lar gelsin.

HALİL AKSOY (Ağrı) – TOMA’larınızı getirin. Çocuklarımız öleceğine biz ölmeye hazırız! Yarın çocuklarımız öleceğine biz ölmeye hazırız!

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden sürekli alkışlar(!)]

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Bu dosyalar boş dosyalar değil, bu dosyalar dolu dosyalar.

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Çocuklarımız öleceğine biz ölelim, ölmeye hazırız!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar(!)]

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Çocuklarımızın geleceği için biz ölürüz!

HALİL AKSOY (Ağrı) – Çocuklarımız öleceğine biz ölmeye hazırız! Çocuklarımız öleceğine biz ölelim!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bu ülkeye özgürlük gelecek, adalet gelecek, eşitlik gelecek, kardeşlik gelecek ve Türkiye o zaman dünyanın en güzel demokrasisiyle yönetilecek!

LEVENT GÖK (Ankara) – Başkan, gürültü var, kavga var, bu toplantıya ara vermek durumundasınız.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Darbeciler, sivil de olsa, üniformalı da olsa darbecidir! Bu Meclisi halklar kurdu, bu Meclisi halklar yönetecek!

LEVENT GÖK (Ankara) – Başkan, düzeni sağlamak zorundasınız. Arkadaşımız konuşamıyor, dediklerini duymuyoruz. Ne yapıyorsunuz?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Hukuk gelecek, bu saltanat son bulacak!

LEVENT GÖK (Ankara) – Siz İç Tüzük’ü uygulamıyorsunuz. Gürültü var, gürültülerden dolayı olmuyor. Başkan, İç Tüzük’ü çiğniyorsun.

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP Grubu milletvekillerinin “Yaşasın barış!” şeklinde slogan atmaları sürekli alkışlar(!)]

LEVENT GÖK (Ankara) – Başkan, İç Tüzük’ü çiğniyorsunuz. Gürültü var, arkadaşlardan kimse kimseyi duymuyor.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Sayın Başkan…

HALUK KOÇ (Samsun) – Ben de milletvekiliyim.

BAŞKAN – Sayın Koç, bu hoş değil yani.

LEVENT GÖK (Ankara) – Başkan, gürültü var.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Sayın Başkan, süremin yeniden başlatılmasını talep ediyorum. (AK PARTİ sıralarından “Konuş.” sesleri)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sen konuş.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Sizin talimatınızla konuşacak değilim. Ben özgür iradesiyle konuşan bir milletvekiliyim. Sizin gibi kula kulluk edenlerden değilim; olmayacağım, olmadım!

RECEP ÖZEL (Isparta) – Siz kendi adınızla konuşun.

LEVENT GÖK (Ankara) – Kürsü güvenliği yok.

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Yaşasın halkların kardeşliği!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar(!)]

LEVENT GÖK (Ankara) – Başkan, toplantı düzenini sağlayınız lütfen, böyle oturum olmaz, böyle kepazelik olmaz!

BAŞKAN – Sayın Öner, buyurun lütfen.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Evet, sükûnetin teminini bekliyoruz Sayın Başkan. İradeniz yoksa terk edin orayı, Meclisin sükûnetini temin edemiyorsanız orada fuzuli şagil konumunda kalmayın.

LEVENT GÖK (Ankara) – Şu anda konuşmalar duyulmuyor Başkan, toplantıya ara verin, kapatın, böyle olmaz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Başkan, konuşulmadı ki…

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir efendim.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Başkan, konuşulmadı!

Başkanım, yanlış yapıyorsun! Konuşmadan olur mu ya! Olur mu ya!

BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına başlandı)

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığa

Görüşülmekte olan "Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının" 4. maddesi ile 2559 Sayılı "Polis Vazife ve Salahiyet Kanunun" 16. Maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendine eklenen "ve/veya boyalı" ibaresinin ve aynı fıkrayla eklenen (d) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Erdoğan (Muğla) ve arkadaşları”

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Kahrolsun faşizm!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar(!)]

LEVENT GÖK (Ankara) – Başkan, toplantı huzurunu sağla Başkan! Böyle toplantı olmaz!

(Kâtip Üye Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“veya insan sağlığına zarar vermeyen boyalı”

“d) Kendisine veya başkalarına, işyerlerine, konutlara, kamu binalarına, okullara, yurtlara, ibadethanelere, araçlara ve kişilerin tek tek veya toplu halde bulunduğu açık veya kapalı alanlara molotof, patlayıcı, yanıcı, yakıcı, boğucu, yaralayıcı ve benzeri silahlarla saldıran veya saldırıya teşebbüs edenlere karşı, saldırıyı etkisiz kılmak amacıyla ve etkisiz kılacak ölçüde; sekizinci fıkrada belirlenen usul ve esaslar dâhilinde,”

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin (…)(x) şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar(!)]

LEVENT GÖK (Ankara) – Başkan, İç Tüzük’ü çiğniyorsun! Söz hakkımızı engelliyorsunuz! Şu anda gürültü var. Böyle şey olur mu ya!

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Katılmıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Evet, önerge üzerinde söz isteyen Hasan Hüseyin Türkoğlu, Milliyetçi Hareket Partisi…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Bal konuşacak.

BAŞKAN – Faruk Bal, Konya Milletvekili.

Buyurun Sayın Bal.

LEVENT GÖK (Ankara) – Başkan, böyle bir şey olmaz!

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, kürsüyü boşalt, ondan sonra beni çağır!

BAŞKAN – Sayın Öner, lütfen ama!

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Konuşmadı ki Sayın Başkan!

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Ben konuşma hakkımı kullanamadım Sayın Başkan.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Sükûneti sağlayamadın ama!

BAŞKAN – Lütfen ama!

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Ben konuşma hakkımı kullanamadım!

BAŞKAN – Lütfen ama, lütfen!

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Benim konuşma hakkımı gasbedemezsiniz, hakkımı size yedirmem!

BAŞKAN – Sayın Öner, lütfen!

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Faşizme geçit yok!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar (!)]

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, böyle bir toplantı olmaz! Toplantı düzenini sağlayın Sayın Başkan.

HALUK KOÇ (Samsun) – İç Tüzük 68’e göre, oturumu yöneten Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı kendi yetkisinde olan toplantı düzenini sağlamamıştır.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Ben Ispartalılar adına, Türk milleti adına buradayım.

BAŞKAN – Sayın Öner, lütfen!

LEVENT GÖK (Ankara) – Başkan, düzeni sağla, konuşma düzenini sağla!

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Benim konuşma hakkıma gasbedilmiştir.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Başkan, konuşmacı konuşmadı.

LEVENT GÖK (Ankara) – Ne yapıyorsun! Düzeni sağla!

HALUK KOÇ (Samsun) – Önergesi hakkında konuşmak isteyen muhalefet milletvekili toplantı düzeni sağlanamadığından konuşma hakkını kullanamamıştır. Bu Parlamentoda fiilî İç Tüzük işgali yapılmıştır. Hiçbir şekilde böyle bir şey olamaz!

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Benim konuşma hakkımı nasıl…

BAŞKAN – Biz verdik efendim konuşma hakkını.

LEVENT GÖK (Ankara) – Nasıl verdiniz konuşma hakkını? Daha düzeni sağlayamıyorsun! Böyle bir şey olabilir mi?

HALUK KOÇ (Samsun) – İç Tüzük 68’e göre: “Başkan, görüşmeler sırasında gürültü veya kavga çıkar ve bu nedenle çalışma düzenini kuramazsa, kürsüde ayağa kalkarak toplantıya ara vereceğini söyler, ihtar eder, gerekli gayreti gösterir; buna rağmen gürültü devam ederse oturuma en çok bir saat ara verir.” Bunların hiçbirini oturumu yöneten Başkan Vekili yapmamıştır. Bu, fiilî bir İç Tüzük ihlalidir, bu kanun bundan sonra sakattır.

BAŞKAN – Sayın Bal, lütfen efendim.

FARUK BAL (Konya) – Ben mi boşaltayım orayı Sayın Başkan!

BAŞKAN - Sayın Öner…

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 23.42

ON BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 23.59

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 60’ıncı Birleşiminin On Birinci Oturumunu açıyorum.

[Başkanlık kürsüsü önünde HDP milletvekillerinin oturmaya devam etmeleri, sürekli alkışlar (!)]

BAŞKAN - 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

4’üncü madde üzerindeki Faruk Bal ve arkadaşlarının önergesinin işleminde kalmıştık. Hatırlatmak için önergeyi tekrar okutacağım.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Ben konuşma hakkımı kullanamadım Sayın Başkan. Size hakkımı yedirtmem.

Bir milletvekilinin konuşma hakkına saygı duyan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Divan Kâtibinin görev yapmasını engellemeyin. Görev yapmasını engellemeyin Kâtip Üyenin.

BAŞKAN – Engellemiyoruz efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bakın, orada…

BAŞKAN – Engellemiyoruz efendim, oturabilir, burada yer var.

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, hayır, bakın…

BAŞKAN – Hayır. Kâtip üyenin, bak, görevi çok açık, okumak zorunda. Burada oturabilir efendim.

Sayın Işık, lütfen gelin.

Sizin isteğinize göre değil efendim.

Sayın Işık, oturur musunuz buraya.

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik’in yerine Kâtip Üye Erzincan Milletvekili Muharrem Işık geçti)

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan….

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bal.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Direne direne kazanacağız!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar(!)]

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, hatibimizin verdiğimiz önergeyle ilgili konuşması şu anda da olduğu gibi ne bizim tarafımızdan ne sizin tarafınızdan ne Genel Kurul tarafından duyulmamıştır ve siz hatibin bu itirazına rağmen… Hatip orada görüntü olarak değil, söylemek için, konuşmak için var; poz vermek için orada değil. Yeniden beş dakika süre vererek hatibimizin konuşmasını yapabilmesini takdirlerinize sunuyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Anlaşılmadı, duyamadık efendim.

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar(!)]

BAŞKAN – Evet, Sayın Öner’in önerge işlemini tekrarlatıyorum.

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi…”

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Direne direne kazanacağız!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar(!)]

(Kâtip Üye İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

 “…Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü'nün; Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda…”

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Yaşasın halkların kardeşliği.” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar(!)]

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, düzeni sağlayın.

Sayın Başkan, toplantı düzeni yok. Şu anda gürültü var.

Başkan, gürültü var! Toplantı düzenini sağlayın!

(Kâtip Üye İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun;

"2559 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendine "basınçlı" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve/veya boyalı" ibaresi ve aynı maddenin yedinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Direne direne kazanacağız!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar)

(Kâtip Üye İsmail Kaşdemir tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

"…d) Kendisine veya başkalarına, işyerlerine, konutlara, kamu binalarına, okullara, yurtlara, ibadethanelere, araçlara ve kişilerin tek tek veya toplu halde bulunduğu açık veya kapalı alanlara molotof, patlayıcı, yanıcı, yakıcı, boğucu, yaralayıcı ve benzeri silahlarla saldıran veya saldırıya teşebbüs edenlere karşı, saldırıyı etkisiz kılmak amacıyla ve etkisiz kılacak ölçüde,"

şeklindeki 4. maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Ali Serindağ (Gaziantep) ve arkadaşları”

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “…”(x) şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar(!)]

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu önergeye?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Öner, buyurun efendim.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Sayın Başkan, ettiği yemine sadık kalan sayın milletvekilleri önce içinde bulunduğumuz Gazi Meclisin hukukunu ve saygın kimliğini korumak durumundayız.

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam.” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar(!)]

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkan, bir şey anlamıyoruz zaten.

(CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim düzeni sağlayın. Kolluk çağırın!

ENGİN ALTAY (Sinop) – İdare amirlerini göreve çağırın!

BAŞKAN – İdare amirlerini göreve çağırıyorum.

Buyurun sayın idare amirleri.

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Direne direne kazanacağız!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, çağırın idare amirlerini.

BAŞKAN – Sayın Öner, buyurun lütfen.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Son günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı devletin üst yöneticileri bir saldırı süreci başlattılar…

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) — Biz çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakacağız, ya siz?

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Biz çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakacağız, ya siz?” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar(!)]

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, idare amirleri yapamıyorsa kolluğu çağırın. Kolluk görevlileri burada, çağırın!

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkan, böyle yasama mı olur?

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Devletin en üst makamında bulunan…

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Direne direne kazanacağız!” şeklinde slogan atmaları)

BAŞKAN – Süreniz devam ediyor efendim, devam edin.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Sükûneti temin edin Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Efendim, sesini açtık, dinleniyor, buyurun.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – İnsicamım bozuluyor.

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Direne direne kazanacağız!” şeklinde slogan atmaları]

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, idare amirlerini göreve çağırın.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Gazi Meclisin Başkanı, siz de otoritenizi kullanın.

Devletin en üst makamında bulunan kaçak sarayın baş sakini…

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam! Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar(!)]

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, idare amirleri ne iş yapar?

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Devletin en üst makamında bulunan kaçak sarayın baş sakini her gün bir ile gidiyor, bir veya birkaç toplantıya katılıyor, durmadan konuşuyor. Konuşmalarını dinleyen topluluklar içinde her görüşten…

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Hak, eşitlik, adalet HDP’yle gelecek!

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Hak, eşitlik, adalet HDP’yle gelecek!” şeklinde slogan atmaları)

BAŞKAN – Sayın Öner, konuşmanız duyuluyor, buyurun siz.

(CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Bulduğum her fırsatta konuşuyorum, başka ne yapabilirim?

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Hak, eşitlik, adalet HDP’yle gelecek!” şeklinde slogan atmaları)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Evet, sayın idare amirleri, göreve davet ediyorum.

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP Grubu milletvekillerinin “Bu daha başlangıç mücadeleye devam!” şeklinde slogan atmaları)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan! (CHP ve MHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 00.08

ON İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 00.42

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale), Muharrem IŞIK (Erzincan)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 60’ıncı Birleşiminin On İkinci Oturumunu açıyorum.

[HDP milletvekillerinin Başkanlık kürsüsü önünde oturmaya devam etmeleri, sürekli alkışlar(!)]

BAŞKAN - 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

4’üncü madde üzerindeki Ali Haydar Öner ve arkadaşlarının önergesinin işleminde kalmıştık.

Komisyon ve Hükûmetin katılmadığı önergeyi açıklamak üzere Sayın Öner’e söz vermiştim.

Şimdi buyurun Sayın Öner.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Devletin en üst makamında bulunanlar…

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Direne direne kazanacağız!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar (!)]

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – …devletin Türkiye Büyük Millet Meclisine hakaret ediyorlar.

X.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Çeşitli İşler (Devam)

- Gösteri ve Protestolar (Devam)

3.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmeleri sırasında “Bugün 23 Mart 1933.” yazılı bir pankart açması

(Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in “Bugün 23 Mart 1933.” yazılı bir pankart açması)

XII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684) (Devam)

BAŞKAN – Sayın Öner, lütfen…

OKTAY VURAL (İzmir) – İdare amirlerini göreve çağırın.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Sayın Başkanım, ya iradenizi gösterin ya benim söz hakkımı kısıtlamayın.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Öner.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Burası Gazi Meclis, sükûneti temin edin Sayın Başkan.

BAŞKAN – Siz tamamlayın efendim, siz konuşmanızı tamamlayın lütfen Sayın Öner.

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar (!)]

OKTAY VURAL (İzmir) – İdare amirlerini göreve çağırın. İdare amirleri gelsinler.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Sayın Cumhurbaşkanı her yerde durmadan konuşuyor ama…

BAŞKAN – Sayın idare amirlerini göreve davet ediyorum efendim.

Sayın Öner, lütfen…

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Hak, hukuk, adalet HDP’yle gelecek!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar (!)]

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, çağırdınız, idare amirleri neredeler?

BAŞKAN – Sayın Öner, isterseniz yerinizden söz verebilirim size efendim.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Sayın Başkanım, konuşmak istiyorum, duyulmuyor.

BAŞKAN – Lütfen siz devam edin.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Duyulmadıktan sonra konuşmanın ne anlamı var?

BAŞKAN – Sayın Öner, lütfen devam edin.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Milletvekilinin konuşması duyulmazsa ne anlam taşır?

BAŞKAN – Ama yapılanın hiçbirisi doğru değil ki efendim.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Ben sesimi milletvekillerine, Türk milletine duyuramıyorum. Bu haktan beni yoksun bırakamazsınız.

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Uğur Kaymaz için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

OKTAY VURAL (İzmir) – İdare amirlerini çağırın efendim.

BAŞKAN – Çağırdım efendim, çağırdım.

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Ceylan Önkol için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

BAŞKAN – Sayın idare amirleri, lütfen göreve.

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Berkin Elvan için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Nihat Kazanhan için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Ali İsmail Korkmaz için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Ethem Sarısülük için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Şerzan Kurt için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Ümit Kurt için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Özgecan Aslan için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Enes Ata için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

BAŞKAN – Sayın Öner…

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Çocuklarımız ölmesin diye buradayız!

HALİL AKSOY (Ağrı) – Çocuklarımız ölmesin diye buradayız!

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Sayın kaçak sarayın sayın baş sakini ne yargı ne Avrupa Birliği hukuku…

DEMİR ÇELİK (Muş) – Çocuklarımızı öldürtmeyeceğiz!

OKTAY VURAL (İzmir) – İdare amirleri görevini yapsın. İşgale niye izin veriyorsunuz? İş birliği mi yapıyorsunuz?

BAŞKAN – Geldiler efendim, idare amirleri geldiler.

Sayın idare amirleri, lütfen göreve efendim.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – … ne demokratik yaklaşım ne insan hakları ne hukukun üstünlüğü…

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Direne direne kazanacağız!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar(!)]

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, 68’e göre düzeni sağlayın, düzeni sağlayamıyorsanız kapatın Meclisi. Bu şekilde olmaz!

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Sayın Başkan, İç Tüzük’ün 68’inci maddesini işletmenizi bekliyoruz. İç Tüzük’ün 68’inci maddesi bu durumlar için var. Sayın Başkanın İç Tüzük’ü uygulamasını bekliyoruz.

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!” şeklinde slogan atmaları , sürekli alkışlar (!)]

OKTAY VURAL (İzmir) – İdare amirlerini göreve çağırın.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Efendim, İç Tüzük 68’in uygulanmasını bekliyoruz.

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Yaşasın halkların kardeşliği.” şeklinde slogan atmaları , sürekli alkışlar (!)]

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, böyle oturum görülmemiştir!

BAŞKAN – Sayın Öner…

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Evet efendim, konuşmak istiyorum, duyulmuyor Sayın Başkanım.

LEVENT GÖK (Ankara) – Gürültü var.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, idare amirleri ne yapıyor?

BAŞKAN – Efendim, yerinize geçin, ben size yerinizden söz vereyim. Maksat konuşmak değil mi efendim?

OKTAY VURAL (İzmir) – İdare amiri ne görev yapar, saksı mı?

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Ben konuşuyorum efendim.

BAŞKAN – Yerinizde söz vereyim efendim, devam edin.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Sayın Başkan ne demek yerinden? Hatip kürsüde konuşur Sayın Başkan.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Sayın Başkan, demokratik hukuk devletinde hukukun üstünlüğüne aykırı durumlar, devletin başı tarafından sergileniyor.

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “...”(x) şeklinde slogan atmaları , sürekli alkışlar (!)]

RECEP ÖZEL (Isparta) – Seni duyuyoruz biz, sen konuşsana.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Senin talimatınla konuşanlardan değilim ben. Sen işine bak.

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerindin “Hak, hukuk, adalet HDP’yle gelecek!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar(!)]

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Sayın Cumhurbaşkanı değişik topluluklara hitap ediyor. Topluluklar içinde her kesimden bulunan insanları dikkate almıyor, dinleyenlerin bir kısmına hakaret ediyor, bir kısmını yok sayıyor.

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Biz çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakacağız. ya siz?” şeklinde slogan atmaları)

İZZET ÇETİN (Ankara) – Onlar da faşizmi bırakacaklar.

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Uğur Kaymaz için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Ceylan Önkol için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Berkin Elvan için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Nihat Kazanhan için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Ali İsmail Korkmaz için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Ethem Sarısülük için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Ahmet Atakan için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Şerzan Kurt için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Ümit Kurt için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Özgecan Aslan için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Enes Ata için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Rojhat Özdel için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Biz daha çocuklarımız ölmesin diye buradayız.

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden alkışlar)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Bu daha başlangıç mücadeleye devam!

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Bu daha başlangıç mücadeleye devam! şeklinde slogan atmaları ve sürekli alkışlar (!)]

BAŞKAN – Evet, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma saati: 00.49

ON ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 01.10

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Muharrem IŞIK (Erzincan)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 60’ıncı Birleşiminin On Üçüncü Oturumunu açıyorum.

[HDP milletvekillerinin Başkanlık kürsüsü önünde oturmaya devam etmeleri, alkışlar(!)]

BAŞKAN - 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

4’üncü madde üzerindeki Faruk Bal ve arkadaşlarının önergesinin işleminde kalmıştık.

Şimdi, önergeyi okutup işleme alacağım, okutuyorum:

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına başlandı)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

“Görüşülmekte olan ‘Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile…”

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Direne direne kazanacağız!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar (!)]

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

 “…Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının’ 4. maddesi ile 2559 Sayılı ‘Polis Vazife ve Salahiyet Kanunun’ 16. Maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendine eklenen ‘ve/veya boyalı’ ibaresinin ve aynı fıkrayla eklenen (d) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.”

Mehmet Erdoğan                              Mesut Dedeoğlu                         Hasan Hüseyin Türkoğlu

         Muğla                                       Kahramanmaraş                                    Osmaniye

Ahmet Duran Bulut                                  Alim Işık                                    Kemalettin Yılmaz

       Balıkesir                                           Kütahya                                       Afyonkarahisar

                                 D. Ali Torlak                                              Faruk Bal            

                                               İstanbul                                                       Konya

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar (!)]

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…‘veya insan sağlığına zarar vermeyen boyalı’

‘d)Kendisine veya başkalarına, işyerlerine, konutlara, kamu binalarına, okullara, yurtlara, ibadethanelere, araçlara ve kişilerin tek tek veya toplu halde bulunduğu açık veya kapalı alanlara molotof, patlayıcı, yanıcı, yakıcı, boğucu, yaralayıcı ve benzeri silahlarla saldıran…”

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Hak, hukuk, adalet HDP’yle gelecek!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar (!)]

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…veya saldırıya teşebbüs edenlere karşı, saldırıyı etkisiz kılma amacıyla ve etkisiz kılacak ölçüde; sekizinci fıkrada belirlenen usul ve esaslar dâhilinde,”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Sayın Başkanım, salt çoğunluğumuz vardır, önergeye katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Katılıyoruz efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, Komisyon Başkanı, yanındaki…

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Yaşasın halkların kardeşliği!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar (!)]

BAŞKAN – Bir saniye sayın milletvekilleri.

Yerinize oturun lütfen, mikrofon açacağım efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, Komisyon Başkanı, burada İçişleri Bakanlığının tehdidi altındadır. Tehdit edilerek, Komisyon üyeleri İçişleri Bakanlığının silahlı gücü tarafından kontrol edilerek gasbedilmiştir. Bugün burada hür irade yoktur. İçişleri Bakanı, biraz önce Komisyon Başkanına talimat vermiştir, talimatla hareket etmektedir.

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Biz çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakacağız, ya siz?” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar(!)]

BAŞKAN – Mikrofonu açayım da konuşun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yürütmenin, Komisyona, milletvekillerine talimat vermesi kabul edilemez. Bu bakımdan, öncelikli olarak bu tehditler-İçişleri Bakanı- karşısında, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili olarak bu tehdidi yapanlar hakkında işlem yapmanızı istirham ediyorum.

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin (...)(x) şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar(!)]

OKTAY VURAL (İzmir) – Ve Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletin iradesi silahların gölgesinde irade oluşturamaz. Bugün, silahların gölgesinde, silahı ve gücü kullanarak milleti susturmak isteyenler, bu sıralarda olan milletvekillerini tehditle oturtmuştur, hür iradeyle olmamıştır. Dolayısıyla, bu konuda tehdidin ortadan kaldırılmasına öncelik verilmelidir.

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar(!)]

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Komisyon sıralarının boşaltılmasını istiyorum efendim.

BAŞKAN – Efendim?

OKTAY VURAL (İzmir) – Komisyon sıraları boşaltılsın.

BAŞKAN – Efendim, böyle bir yetkimiz söz konusu mu, Komisyon sıralarını boşaltıp…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, Komisyon üyesi milletvekillerinin komisyon sıralarıdır bunlar, onların da oturma hakkı vardır. Dolayısıyla, bunlarla ilgili bir irade beyanı olduğu zaman -Komisyon milletvekillerinin iradesi- zorla oturarak, gasbeden bir zihniyete karşı Komisyon sıralarını çekeceksiniz, çekeceksiniz! Önce onları çekeceksiniz!

BAŞKAN – Evet, burada salt çoğunluk var mıdır? Salt çoğunluk vardır.

Burada bulunan bürokratlar da lütfen dışarı çıksınlar efendim.

(Komisyon sıralarında bulunan görevli bürokratların Genel Kurul salonundan ayrılması)

OKTAY VURAL (İzmir) – Haydi bakalım!

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, ben de ayaktayım Sayın Başkan.

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Direne direne kazanacağız!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar(!)]

BAŞKAN – Yerinizden efendim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, işleme geçtiniz.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sesiniz duyuluyor ve anlaşılıyor.

ENGİN ALTAY (Sinop) – 3 Kasım 2002 tarihinde yapılan seçimlerden beri...

FARUK BAL (Konya) – Nasıl “anlaşılıyor” ya? Böyle Meclis yönetimi olmaz. Yazıklar olsun!

BAŞKAN – Sayın Bal, lütfen...

FARUK BAL (Konya) – Efendim, benim önergem görüşülüyor.

BAŞKAN – Lütfen Sayın Bal...

FARUK BAL (Konya) – Ben burada duracağım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Neyi lütfen! Konuşacak, çağırmadın mı?

BAŞKAN – Hayır efendim, hayır.

FARUK BAL (Konya) – Bekliyorum.

BAŞKAN – Bir saniye, Sayın Altay’ı dinleyelim ondan sonra efendim. Sayın Altay konuşuyor, Grup Başkan Vekili konuşuyor.

FARUK BAL (Konya) – Siz dinleyin, burada duracağım.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Böyle bir usul var mı? Lütfen oturun. (MHP sıralarından “Var... Var...” sesleri)

OKTAY VURAL (İzmir) – Var, var; eğer hakkımızı, hukukumuzu, sözümüzü keserseniz var.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Peki, böyle bir usul varmış.

FARUK BAL (Konya) – Burada duracağım.

BAŞKAN – Sonra gelecekseniz yine gelin.

FARUK BAL (Konya) – Hayır, burada duracağım.

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!” şeklinde slogan atmaları)

OKTAY VURAL (İzmir) – Yeter artık be! Yeter ya, bu kadar da değil!

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Bu uygulama 3 Kasım 2002 tarihinden beri -hafızam beni yanıltmıyorsa- bir defa denendi. Bu uygulama, Genel Kurulca kabul edilmeyeceği belli olan bir önergeye komisyonun ve Hükûmetin katılıp iktidar çoğunluğu tarafından reddedilmesi yolu on üç yılda sadece ve sadece bir defa denendi.

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Yaşasın barış!” şeklinde slogan atmaları)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Çok iyi hatırlıyorum, o zaman da Oturum Başkanı sizdiniz, buna o zaman yol vermemiştiniz. Şu anki tablo, elbette parlamenter demokratik sistemimiz açısından doğru bir tablo değildir. Parlamentonun şu görüntüye düşmesinin sorumlusu muhalefet partileri de değil, elbette siz de değilsiniz.

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin (...)(x) şeklinde slogan atmaları, alkışlar (!)]

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ancak, böyle sakat bir mantıkla hazırlanmış kanun tasarısını getiren Hükûmetin, bu Parlamentoyu hem 77 milyona hem bütün dünyaya daha fazla rezil etmeye hakkı yoktur. Hükûmeti sağduyuya davet ediyorum, en azından açık teklif yapıyorum. Sayın Bakan, Komisyon Başkanı ve 4 siyasi partiden birer temsilci yarın bir araya gelsin, bir mutabakat aransın.

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Hak, hukuk, adalet HDP’yle gelecek!” şeklinde slogan atmaları)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Yarın Genel Kurul çalışmasın, bu mutabakat denensin. Böylece, hem Türkiye hem muhalefet, Hükûmetin iyi niyetli olduğuyla ilgili en azından bir umuda kapılabilir. Aksi takdirde, bu tasarıyı getiren Hükûmetin iyi niyeti hem muhalefetçe hem Türkiye kamuoyunca, bırakın onu, bütün dünyaca sorgulanmaya, yargılanmaya devam edecektir. Parlamentonun ahengini, iklimini daha fazla bozmayın.

Teşekkür ederim.

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin (...)(x) şeklinde slogan atmaları, alkışlar(!)]

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeye Hükûmet ve Komisyon katıldığı için ben oylamaya sunmak zorundayım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, hayır, hayır, usul tartışması açıyorum.

BAŞKAN – Efendim…

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, İç Tüzük’e aykırı. Usul tartışması açıyorum.

BAŞKAN – Hükûmetin ve Komisyonun katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum…

OKTAY VURAL (İzmir) – Usul tartışması…

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

(Kürsü önünde toplanmalar)

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Direne direne kazanacağız!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar(!)]

(CHP sıralarından “‘Edilmiştir.’ dedi.” sesleri)

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, kabul edilmiştir.

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin (...) (x) şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar(!)]

BAŞKAN – Yapmayın ya!

5’inci madde üzerinde üç adet…

Önerge kabul edilmemiştir. (MHP sıralarından gürültüler)

LEVENT GÖK (Ankara) – “Edilmiştir.” dediniz.

BAŞKAN – Efendim, kabul edilmedi…

FARUK BAL (Konya) – Oylamadık ki.

BAŞKAN – …yani yanlışlıkla söylenebilir ama oylama ortada yani.

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Sehven Meclisi yönetemezsiniz.

BAŞKAN – E, tekrar oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

4’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Kahrolsun faşizim!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar(!)]

BAŞKAN – 5’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına başlandı)

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 sıra sayılı ‘Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının’ 5. maddesi ile…”

(CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…2559 Sayılı ‘Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun’ Ek 7 nci maddesinin…”

LEVENT GÖK (Ankara) – İlk oylama “Kabul edilmiştir.”

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçeyi okumadınız. Yanlış oylama, gerekçeyi okumadı.

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…ikinci fıkrasında üçüncü cümlesindeki değişikliğin tasarı metninden çıkarılmasını…”

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe okunmadan oylama yapıldı.

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…ve üçüncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.”

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe okunmadan oylama yapıldı.

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“Mehmet Erdoğan                             Mesut Dedeoğlu

         Muğla                                      Kahramanmaraş”

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe okunmadan oylama yapıldı.

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Susma, sustukça sıra sana gelecek!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar(!)]

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

        “Hasan Hüseyin Türkoğlu                 Ahmet Duran Bulut                      Kemalettin Yılmaz

                    Osmaniye                                     Balıkesir                                 Afyonkarahisar

                      Alim Işık                                   D. Ali Torlak

                      Kütahya                                       İstanbul”

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Susma, sustukça sıra sana gelecek!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar (!)]

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…‘Yetkili ve görevli hâkim kolluğun bulunduğu yer ağır ceza mahkemesi üyesidir.’”

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe okunmadan oylama yapıldı.

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan…”

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, hayır, gerekçe okunmadan… Sayın Başkan… Sayın Başkan…

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile…”

OKTAY VURAL (İzmir) – Burayı işgale son verin, Türkiye Büyük Millet Meclisini işgale son verin.

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!” şeklinde slogan atmaları)

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi…”

OKTAY VURAL (İzmir) – Türkiye Büyük Millet Meclisini işgale son verin!

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun…”

OKTAY VURAL (İzmir) – Meclisi işgal ettirdiniz! Yuh olsun size be!

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay…”

(CHP ve MHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Nedir bu iş be!

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun…”

(CHP Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in “Bugün 23 Mart 1933” yazılı dövizle Başkanlık kürsüsü önüne gelmesi)

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun…”

OKTAY VURAL (İzmir) – Yuh olsun size! Komisyon Başkanı, sana da yuh olsun! Bundan sonra bu sıralara gelme! Buradan söylüyorum Komisyon Başkanı, bundan sonra bu sıralara gelme!

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

"…2559 sayılı Kanunun ek 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan ‘yirmidört saat’ ibaresi ‘kırk sekiz saat’ şeklinde, üçüncü ve dokuzuncu fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir…”

OKTAY VURAL (İzmir) – Vallahi billahi gelmeyeceksin!

(CHP ve MHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

"...Yetkili ve görevli hâkim, Ankara ağır ceza mahkemesi üyesidir.’

‘Bu maddede yer alan faaliyetlerin denetimi; sıralı kurum amirleri, mülki idare amirleri, Emniyet Genel Müdürlüğü ve ilgili bakanlığın teftiş elemanları tarafından yılda en az bir defa yapılır. Bu faaliyetler Başbakanlık Teftiş Kurulu tarafından da denetlenebilir. Bu kapsamda yapılan denetimlerin sonuçları bir rapor hâlinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Güvenlik ve İstihbarat Komisyonuna sunulur.’ şeklindeki 5. Maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

    Ali Serindağ                                    Ahmet Toptaş                                    Tanju Özcan

      Gaziantep                                     Afyonkarahisar                                         Bolu

    Celal Dinçer                                      Ali Sarıbaş                                        Oğuz Oyan

        İstanbul                                          Çanakkale                                             İzmir

(CHP ve MHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “…” (*) şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar(!)]

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına başlandı)

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Torba Kanun Tasarısının…”

(CHP ve MHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…’5.’ Maddesi, Anayasa, İçtüzük hükümlerine Hukukun Evrensel ilkelerine, İnsanlığa karşı olduğundan, tek parti, tek adam, diktatörlük, polis rejiminden/devletinden öte fiili ‘savaş hâli’ uygulaması getirdiğinden, tasarıdan çıkarılmasını arz ve talep ederiz.

Hasip Kaplan

Şırnak”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, salt çoğunluk yokt.

(CHP ve MHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Faşizme karşı omuz omuza!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar(!)]

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkannn… Sayın Başkannn...

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Katılıyoruz Sayın Başkan.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, yok.

BAŞKAN – Sayalım: 1, 2…

OKTAY VURAL (İzmir) – Yok… Yok…

BAŞKAN - …3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11…

(CHP ve MHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Hak, hukuk, adalet HDP’yle gelecek!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar(!)]

OKTAY VURAL (İzmir) – Yok Sayın Başkan. El kaldırmadılar.

BAŞKAN – Sayın Vural, şu anda 16 kişi var burada efendim. 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, …, 11, 12, 13, 14, 15, 16.

(CHP ve MHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, yok.

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Uğur Kaymaz için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Ceylan Önkol için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Berkin Elvan için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Nihat Kazanhan için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Ali İsmail Korkmaz için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Ethem Sarısülük için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Şerzan Kurt için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

OKTAY VURAL (İzmir) – Komisyon salt çoğunlukla katılım yapmamıştır. Bu konuda irade beyanı olmamıştır. Ellerini kaldırmamışlardır.

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Ümit Kurt için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

OKTAY VURAL (İzmir) – Dolayısıyla bu konuda söz hakkımız vardır.

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Ahmet Atakan için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Özgecan Aslan için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Enes Ata için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Rojhat Özdel için…

(Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Öldüreceğiniz çocuklar için…

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden “Buradayız.” sesleri, sürekli alkışlar (!)]

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır! Hayır!

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Salt çoğunlukla katılıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Katılıyoruz Sayın Başkan.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, geçti, geçti efendim!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, oylamaya geçer misiniz.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Ya, çoğunluk yok, çoğunluk! Çoğunluk yok, Komisyon çoğunluğu yok.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Rezalete bak!

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, böyle bir hilekârlık var mı?

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin (...) (x) şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar (!)]

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Oylayalım Sayın Başkan.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Bir hırsızı korumak için bu kadar rezalete gerek var mı?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bir hırsız için değmez bu kadar zillete, hırslanmayın ya bu kadar!

BAŞKAN – Hükûmetin ve Komisyonun katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum…

OKTAY VURAL (İzmir) – Tutanaklara geçsin: Komisyon salt çoğunlukla katılmadı.

BAŞKAN - Kabul edenler…

OKTAY VURAL (İzmir) – Katılmamasına rağmen doğrudan tekrar yapıldı.

BAŞKAN - Kabul etmeyenler…

OKTAY VURAL (İzmir) – Bu, yanlış bir işlemdir.

BAŞKAN - Önerge kabul edilmemiştir.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan… Olmaz böyle şey ya, olmaz!

BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına başlandı)

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 Sıra Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu…”

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Yaşasın özgür, demokratik Türkiye!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar (!)]

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi…”

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Hak, hukuk, adalet HDP’yle gelecek!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar (!)]

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu…”

OKTAY VURAL (İzmir) – Yuh olsun size! Size yuh olsun!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Yazık size! Yazık size!

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinden sürekli alkışlar (!)]

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi…”

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP milletvekillerinin “Direne direne kazanacağız!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar (!)]

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus…”

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Yazıklar olsun be, sahtekârlar!

(Kâtip üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

 “…Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile…”

OKTAY VURAL (İzmir) – Yuh olsun be, bin kere yuh olsun! Divan kâtipleri, yazın bu hukuksuzluğu. Bugünkü oturum hukuka aykırı bir işlemle yapılmıştır.

(Kâtip üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporunun;

“2559 sayılı Kanunun ek 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan yirmidört saat ibaresi kırk sekiz saat şeklinde, üçüncü ve dokuzuncu fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir…”

[Başkanlık kürsüsü önünde oturan HDP Grubu milletvekillerinin “Türkiye uyuma, onuruna sahip çık!” şeklinde slogan atmaları, sürekli alkışlar(!)]

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

"…’Yetkili ve görevli hâkim, Ankara ağır ceza mahkemesi üyesidir.’

‘Bu maddede yer alan faaliyetlerin denetimi; sıralı kurum amirleri, mülki idare amirleri, Emniyet Genel Müdürlüğü ve ilgili bakanlığın teftiş elemanları tarafından yılda en az bir defa yapılır…”