TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                 58’inci Birleşim

                                                                                         19 Şubat 2015 Perşembe

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi’nin, Ağrı ilinde yapılan yatırımlara ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ’ın, Gaziantep ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

 

V.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un Genel Kurulun açılışında yoklama yapmaması ve milletvekillerinin gündem dışı konuşma sıralarını değiştirmesi nedeniyle tutumunun İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edilmesi yönündeki tutumunun İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla Komisyona iade edilmesine gerek olmadığı yönündeki tutumunun İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

4.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un (2/1579) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çekme önergesinin oylamasının tekrarındaki tutumunun İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

5.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, (2/1632) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çekme önergesinin oylamasının tekrarındaki tutumunun İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

 

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun usul görüşmesi üzerinde yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

2.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

3.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız’ın HDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

4.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Isparta Milletvekili Recep Özel’in MHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

5.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Isparta Milletvekili Recep Özel’in MHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

6.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın, Isparta Milletvekili Recep Özel’in MHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

7.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Isparta Milletvekili Recep Özel’in MHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

8.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

9.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

10.- Konya Milletvekili Faruk Bal’ın, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın MHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına ve Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

11.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın MHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

12.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

13.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın CHP grup önerisi üzerindeki yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

14.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın yaptığı açıklaması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

15.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

16.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

17.- Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ’ın, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

18.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un sarf ettiği bazı ifadeleri sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

19.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Konya Milletvekili Faruk Bal’ın usul görüşmesi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 1915 olaylarının 100’üncü yıl dönümüne ilişkin parlamenter diplomasi faaliyetleri çerçevesinde İtalya’ya resmî bir ziyaret gerçekleştirmesi Genel Kurulun 15/1/2015 tarihli 43’üncü Birleşiminde kabul edilen heyeti oluşturmak üzere belirlenen isimlere ilişkin tezkeresi (3/1703)

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Konya Milletvekili Atilla Kart ve 21 milletvekilinin, Milli Piyango İdaresi sorumluluğunda yapılan bahis oyunlarında haksız kazanç sağlandığı iddialarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1212)

2.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar ve 28 milletvekilinin, Tanık Koruma Kanunu'nun uygulama sonuçlarının ve gizli tanık uygulamasında karşılaşılan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1213)

3.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ve 21 milletvekilinin, cezaevlerinde süresiz, dönüşümsüz açlık grevi eylemine devam eden siyasi tutsakların sağlık durumlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1214)

C) Önergeler

1.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/422) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/239)

2.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/2469) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/240)

3.- Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu’nun, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1579) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/241)

4.- Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü’nün, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1632) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/235)

 

VIII.- AÇIKLAMALAR

1.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Başkanlık Divanının, milletvekillerinin birbirlerine şiddet uygulamamaları konusunda uyarma görevi olduğuna ilişkin açıklaması

2.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının, kar yağışı nedeniyle kapanan yollarla ilgili vatandaşın mağduriyetini gidermesini istirham ettiğine ilşkin açıklaması

3.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

4.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Süleyman Şah Türbesi’nde IŞİD’in Türk askerlerini rehin aldığına dair haberlerle ilgili Hükûmetin bilgi vermesi gerektiğine ilişkin açıklaması

5.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Kırıkkale Milletvekili Oğuz Kağan Köksal’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

6.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın Anayasa ve İç Tüzük hükümlerine aykırı olduğuna ve bu nedenle görüşülmesinin mümkün olmadığına ilişkin açıklaması

7.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın Anayasa ve İç Tüzük hükümlerine aykırı olduğuna ve bu nedenle görüşülmesinin mümkün olmadığına ilişkin açıklaması

8.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın Anayasa ve İç Tüzük hükümlerine aykırı olduğuna ve bu nedenle görüşülmesinin mümkün olmadığına ilişkin açıklaması

9.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın Anayasa ve İç Tüzük hükümlerine aykırı olduğuna ve bu nedenle görüşülmesinin mümkün olmadığına ilişkin açıklaması

10.- Konya Milletvekili Faruk Bal’ın, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın Anayasa ve İç Tüzük hükümlerine aykırı olduğuna ve bu nedenle görüşülmesinin mümkün olmadığına ilişkin açıklaması

11.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı ile kendi kanun teklifinin birleştirilmesini kabul etmediğine ilişkin açıklaması

12.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı ile birleştirilen kanun teklifini geri çekmek istediğine ilişkin açıklaması

13.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın Anayasa ve İç Tüzük hükümlerine aykırı olmadığına ilişkin açıklaması

14.- Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk’ün, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın Adalet Komisyonunda da görüşülmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

15.- İzmir Milletvekili Ertuğrul Günay’ın, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın Anayasa Komisyonu ile Adalet Komisyonunda yeniden mütalaa edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

16.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’nin, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

17.- İçişleri Komisyonu Başkanı Mehmet Ersoy’un, İçişleri Komisyonunun, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’yla ilgili çalışmalarını İç Tüzük hükümlerine uygun bir şekilde yürüttüğüne ilişkin açıklaması

18.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Süleyman Şah Türbesi’nde IŞİD’in Türk askerlerini rehin aldığına dair haberlerle ilgili Hükûmetin bilgi vermesi gerektiğine ilişkin açıklaması

19.- İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın, Bingöl Milletvekili İdris Baluken ile Sinop Milletvekili Engin Altay’ın yaptıkları açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

20.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

21.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

22.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

23.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine Genel Kurul salonunda yaşanan olaylardan sonra devam edilmesinin mümkün olmadığına ilişkin açıklaması

24.- Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

25.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine Genel Kurul salonunda yaşanan olaylardan sonra devam edilmesinin mümkün olmadığına ilişkin açıklaması

26.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Genel Kurul salonunda yaşanan olaylar nedeniyle İç Tüzük’ün 68’inci maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkin açıklaması

27.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Genel Kurul salonunda yaşanan olaylar nedeniyle İç Tüzük’ün 68’inci maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkin açıklaması

28.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Genel Kurul salonunda yaşanan olaylar nedeniyle İç Tüzük’ün 68’inci maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkin açıklaması

29.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in yaptıkları açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

30.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Genel Kurul salonundaki kavganın çıkmasına AK PARTİ Grup Başkan Vekilinin neden olduğuna ve İç Tüzük’ün 68’inci maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkin açıklaması

31.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Genel Kurul salonunda can güvenliği kalmadığı için çalışmalara son verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

32.- Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

33.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

34.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, (2/1579) ve (2/1632) esas numaralı Kanun Tekliflerini geri çekme önergelerinin oylanması sırasındaki taleplerinin yerine getirilmediğine ilişkin açıklaması

35.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, açılması takdirinde olan usul tartışmasını açması, takdirinde olmayan usul tartışmasını açmaması ile Başkanlık Divanında bulunan kâtip üyenin yuhalanmasına sessiz kalınmasına ilişkin açıklaması

 

IX.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, Başkanlık Divanı olarak, Genel Kurulda milletvekilleri arasında fiilî kalkışmayı tasvip etmediklerine ve kınadıklarına ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine başlamadan önce Anayasa’ya aykırılık iddialarının görüşülmesinin İç Tüzük’e uygun olmadığına, tali komisyonlarda görüşülmemesinin esas komisyonun raporunu hazırlamasına engel olmadığına ve tasarının görüşmelerine devam edileceğine ilişkin konuşması

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, (2/1579) ve (2/1632) esas numaralı Kanun Tekliflerini geri çekme önergelerinin oylamasının tekrar edileceğine ilişkin konuşması

 

X.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken tarafından, Türkiye’de çocuk ölümlerinin tüm boyutlarıyla araştırılması amacıyla 11/7/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 19 Şubat 2015 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.-MHP Grubunun, Grup Başkan Vekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Grup Başkan Vekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu tarafından, vatandaşların kamu hizmetine girme hakkının objektif esaslara göre kullanılmasını temin amacıyla oluşturulan Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) dışında ve bu sınavın dolanılması suretiyle kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirilmesinde subjektif tercih ve kayırmalar ile KPSS sınav sonuçlarına göre yerleştirmelerin kamuoyunda ve sınava giren vatandaşların nezdinde oluşturduğu kuşkuların giderilmesi, kamu görevlerinde işe alım ve yükselmede tercihlerin tespiti ve alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 9/12/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 19 Şubat 2015 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

 

 

3.- CHP Grubunun, Erzincan Milletvekili Muharrem Işık ve 22 milletvekili tarafından, Gezi Parkı protestolarında vatandaşlara saldıran grubun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 3/10/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 19 Şubat 2015 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Belçika Krallığı Arasında Diplomatik ve Konsüler Personelin Belirli Yakınlarının Kazanç Getirici Bir İşte Çalışmalarına Olanak Sağlayan Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu (1/341) (S. Sayısı: 281)

2.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

3.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

4.- Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/742) (S. Sayısı: 616)

5.- Askeri Hakimler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/1008) (S. Sayısı: 685)

6.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684)

 

XII.- OYLAMALAR

1.- (S. Sayısı: 281) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Belçika Krallığı Arasında Diplomatik ve Konsüler Personelin Belirli Yakınlarının Kazanç Getirici Bir İşte Çalışmalarına Olanak Sağlayan Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

 

 

XIII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, Bakanlık ile bağlı kurum ve kuruluşlar bünyesinde bulunan kiralık araçlara ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli'nin cevabı (7/59275)

2.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, Bakanlık ile bağlı kurum ve kuruluşlar tarafından satın alınan nakliye araçlarına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli'nin cevabı (7/59276)

3.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, 2002-2014 yılları arasında ele geçirilen kaçak et miktarına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli'nin cevabı (7/59277)

4.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, MASAK'ın TBMM Soruşturma Komisyonu için hazırladığı rapora ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/59415)

5.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, 2014'te TOBB bütçesinden Gümrük ve Ticaret Bakanlığına aktarılan iç ticaret hizmetlerini geliştirme payına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli'nin cevabı (7/59691)

6.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, 2002-2015 yılları arasında Manisa'da iş yerini kapatmak zorunda kalan esnaflara ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli'nin cevabı (7/59692)

19 Şubat 2015 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

----0----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, rica ediyorum, bir oylama yaptırın yani toplantı sayısı yok.

BAŞKAN – Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, toplantı sayısı yok. Lütfen, açamazsınız.

BAŞKAN – Sayın Gök, ilk uygulamamız değil efendim.

Gündem dışı ilk söz…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, lütfen, lütfen, rica ediyorum, toplantı sayısı yok.

BAŞKAN – Sayın Gök, lütfen…

LEVENT GÖK (Ankara) – Ama, toplantı sayısı yok Sayın Başkan. Yani, göz göre göre… Sayın Başkanım, toplantı sayısı yok, nasıl açıyorsunuz? Lütfen yani şimdiye kadar…

SUAT ÖNAL (Osmaniye) – Sayına bak, sırana bak, kaç kişin var senin?

BAŞKAN – Sayın Gök, İç Tüzük’ün 57’nci maddesini okuyorum: “Başkan birleşimi açtıktan sonra tereddüde düşerse yoklama yapar.”

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, sorun kâtip üyelerinize.

BAŞKAN – Gündem dışı ilk söz…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Lütfen Sayın Gök…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, lütfen yani…

BAŞKAN – Sayın Gök, başka konularda tartışalım. Lütfen ama…

LEVENT GÖK (Ankara) – Hayır, rica ediyorum efendim, bir yoklama yapılsın. Olur mu öyle şey? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Açtım efendim ben.

LEVENT GÖK (Ankara) – Olur mu öyle bir şey? Yoklama yapmak zorundasınız.

NAZMİ GÜR (Van) – Sayın Başkan, göz kararıyla karar veremezsiniz, yoklama yapmanız gerekiyor.

BAŞKAN – Gaziantep ilinin sorunları hakkında söz isteyen…

LEVENT GÖK (Ankara) – Hayır efendim, toplantı sayısı yokken bu olmaz. Yaparsınız…

BAŞKAN – Sayın Gök, isteğiniz ne efendim, talebiniz nedir, ne istiyorsunuz?

LEVENT GÖK (Ankara) – Efendim, siz açarken bakıyorsunuz salonda yeterli sayı yok. Lütfen, toplantı sayısı arayınız.

BAŞKAN – Teşekkür ederim, ben açtım efendim.

LEVENT GÖK (Ankara) – Hayır efendim, öyle “Açtım.”la olmaz bu. Olur mu?

BAŞKAN – Gaziantep ilinin sorunları hakkında söz isteyen Gaziantep Milletvekili…

LEVENT GÖK (Ankara) – Lütfen Sayın Başkan, yanlış yapıyorsunuz.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ya, yanlışı mı var?

BAŞKAN – Sayın Gök, İç Tüzük’ü okudum.

LEVENT GÖK (Ankara) – Efendim, siz lütfen Tüzük’ü uygulayınız, olmaz.

BAŞKAN – Maksat iki dakika Meclisin açılmasını, çalışmasını geciktirmekse…

LEVENT GÖK (Ankara) – Hayır, hayır, efendim, lütfen…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ne alakası var?

BAŞKAN - …iki dakika veririz, yoklama yaparız. Ama bu bizim yetkimizde efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Toplantı yeter sayısı yok, nasıl açıyorsun?

BAŞKAN – Ben tereddüt görmedim. Herhangi bir…

LEVENT GÖK (Ankara) – Efendim, siz kâtip üyelerinizle anlaşın, ona göre bakın, olur mu öyle şey?

BAŞKAN – Devam edin efendim, buyurun.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, hayır…

BAŞKAN – Gündem dışı ilk söz, Gaziantep ilinin sorunları hakkında söz isteyen Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ’a aittir.

Buyurun Sayın Serindağ.

LEVENT GÖK (Ankara) – Kimseye söz vermeyin Sayın Başkanım. Lütfen toplantı sayısı olsun.

BAŞKAN – Sayın Gök, lütfen, başka konularda söz istersiniz veririm efendim.

LEVENT GÖK (Ankara) – Zamanı geçirmeyin lütfen, vereceğiniz zamanı geçiriyorsunuz.

BAŞKAN – Yetkiniz de değil efendim.

Buyurun, oturun.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, hayır, toplantı sayısını isteyeceğiz.

BAŞKAN – Sayın Gök, lütfen.

LEVENT GÖK (Ankara) – Hayır efendim, toplantı sayısını istiyoruz.

BAŞKAN – Evet, Sayın Serindağ, geliyorsanız… Yoksa ikinci konuşmayı…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, daha toplantı açılmadı ki. Toplantı sayısı var mı, yok mu?

BAŞKAN – Sayın Serindağ, buyurun.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, daha toplantıya başlamadınız.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Açamazsınız, açamazsınız!

BAŞKAN – Açtım efendim ben, açtım.

LEVENT GÖK (Ankara) – Hayır efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yok, açamazsınız efendim, toplantı yeter sayısı yok. Nasıl olacak?(AK PARTİ sıralarından gürültüler)

LEVENT GÖK (Ankara) – Kâtip üyelerinizle anlaşın, kâtip üyelerinize bir sorun lütfen.

BAŞKAN – Sayın Serindağ, geliyor musunuz, gelmiyor musunuz efendim?

LEVENT GÖK (Ankara) – Hayır efendim, daha toplantı başlamadı ki niye gelsin, toplantı başlamadı ki nereye gelsin?

Sayın Başkan, lütfen, elektronik cihazla yoklama yapalım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Açamazsınız efendim, açamazsınız!

BAŞKAN – Sayın Gök, ben oturuyorum, siz de orada bekleyin efendim.

Sayın Serindağ gelmiyorsa ikinci konuşmacıya söz vereceğim.

LEVENT GÖK (Ankara) – Olur mu öyle şey?

BAŞKAN – Sayın Serindağ, buyurun.

Efendim, başka konularda itiraz edin.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Olmaz!

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkanım, ben çok basit, çok nazik bir öneride bulunuyorum. Toplantı sayısı için lütfen elektronik cihazla yoklama yapınız.

BAŞKAN – Sayın Gök, benim geçmişteki uygulamalarıma bakın, tamamen bu şekilde yaptım efendim.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkanım, sizin geçmişteki uygulamalarınızın doğru olduğu anlamına gelmez.

BAŞKAN – Bugün başka sebeplerle arayın efendim.

LEVENT GÖK (Ankara) – Lütfen yoklama yapın!

BAŞKAN – Sayın Serindağ, lütfen. Sayın Serindağ…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ne yapıyorsunuz Sayın Başkan? Böyle bir şey olabilir mi?

BAŞKAN – Evet, gündem dışı ikinci söz, Kahramanmaraş ilinin sorunları hakkında söz isteyen… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Bir dakika, bir dakika Sayın Başkan, ne oluyor size? Böyle şey olur mu?

BAŞKAN – Sayın Serindağ, tekrar ediyorum, buyurun, gelecekseniz söz vereceğim.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Böyle tehditle Meclis yönetilir mi Başkan? Tehditle Meclis yönetiyorsun!

BAŞKAN – Sesinizi yükseltmekle, el hareketinizle -tüm Türkiye izliyor- hiçbir şey olmaz.

LEVENT GÖK (Ankara) – Ben toplantı sayısını istiyorum, yoklama yaptırın.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Ama tehditle Meclis yönetiyorsun!

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, usulü uygulayın…

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Çok komik durumdasınız şu anda Levent Bey.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Âcizler, âcizler!

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Çok âciz bir durumdasınız Levent Bey, çok komik durumdasınız şu anda.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Zavallılar!

BAŞKAN – Ben Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunu şimdiye kadar nasıl açmışsam tespit ettim ve Genel Kurulu açtım efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Neyle ettin? Nasıl ettin?

NAZMİ GÜR (Van) – Siz keyfiyetle yönetemezsiniz, burası Türkiye Büyük Millet Meclisi. Önünüzdeki İç Tüzük’ü okumanızı istiyoruz.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sordunuz mu efendim?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) –“Sormadı.” diyor, “Sormadı.” diyor.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sordunuz mu?

BAŞKAN – Efendim, tartışacak hiçbir konu yok.

LEVENT GÖK (Ankara) – Siz tereddüt hâlinde kâtip üyelere sormak durumundasınız.

BAŞKAN – “Başkan birleşimi açtıktan sonra tereddüde düşerse yoklama yapar.”

LEVENT GÖK (Ankara) – Arkadaşlar, ne var bunda? Yoklama yapılsın.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Niye çekiniyorsun?

BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Nasıl var?

BAŞKAN - Tereddüde düşmedim, yoklama yapmıyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar; CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Serindağ, gelmiyorsunuz madem, gündem dışı ikinci söz, Kahramanmaraş ilinin sorunları…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, bu yanlış bir uygulama. Siz tereddüde düştünüz.

BAŞKAN - …hakkında söz isteyen Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’na aittir.

LEVENT GÖK (Ankara) – Kâtip üyelerinize sorun, toplantı yeter sayısı var mı?

BAŞKAN - Sayın Dedeoğlu, buyurun.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, açılmamış şeyi başlatamazsınız.

BAŞKAN - Sayın Dedeoğlu, buyurun lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Açılmamış.

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Nasıl açılmamış?

LEVENT GÖK (Ankara) – Ne var bunda iki dakika yoklama yapsanız. Ne var bunda ya? İki dakika durun.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, sükûnet yok.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) –Herkes ayakta, otursunlar ondan sonra.

BAŞKAN - Otururlar efendim, otururlar.

Sayın Dedeoğlu…

LEVENT GÖK (Ankara) – Bu Meclis çalışmaya başlayamaz.

BAŞKAN – Sayın Dedeoğlu…

LEVENT GÖK (Ankara) – Yok öyle bir şey!

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Bu şartlarda olmaz ki!

BAŞKAN – Ama benim değil, her sayın milletvekili sorumluluğunu bilecek efendim.

Sayın Dedeoğlu, lütfen buyurun.

LEVENT GÖK (Ankara) –Sayın Başkan, bu şekilde başlayamayız.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Nasıl konuşma yapacak?

BAŞKAN – Evet, gündem dışı üçüncü söz…

Sayın Dedeoğlu, gelmiyorsanız üçüncü konuşmacıya vereceğim efendim.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, şu anda Mecliste sükûnet yok.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, öyle bir şey olamaz!

BAŞKAN – Sayın Dedeoğlu, bir başkasının…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, yoklama yapın!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, talebiniz nedir sizin? Lütfen… Gündem dışı söz istediniz, veriyorum. (CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, böyle bir şey olamaz!

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Böyle bir şey olur mu?

NAZMİ GÜR (Van) – Sayın Başkan, talebimizi alın, ondan sonra başlayın.

BAŞKAN - Sayın Dedeoğlu, kimseye söz vermeyeceğim, kusura kalmasın kimse arkadaşlar. Tartışacak bir konu yok. Genel Kurulu açtım, İç Tüzük’ün 57’nci maddesini okudum. Nasıl, ne yapmam gerekiyor daha? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

LEVENT GÖK (Ankara) – Üyelerinize sorun.

BAŞKAN – Sayın Gök… Sayın Gök…

LEVENT GÖK (Ankara) – Üyelerinize sorun.

TEMEL COŞKUN (Yalova) – Ayıp ya!

LEVENT GÖK (Ankara) – Dün niye yaptık? Olur mu öyle bir şey Sayın Başkan?

BAŞKAN – Sayın Gök, galiba sözlerim anlaşılmadı.

LEVENT GÖK (Ankara) – Şimdiye kadar yapsaydınız biterdi bu iş. Lütfen yapın.

BAŞKAN – Dinler misiniz efendim, dinler misiniz…

Galiba sözlerim anlaşılmadı, tekrar ediyorum.

LEVENT GÖK (Ankara) –Siz de beni anlamadınız.

BAŞKAN – Yok, ben gayet iyi anladım sizi, dinliyorum efendim.

İç Tüzük’ün 57’nci maddesini okuyorum: “Başkan birleşimi açtıktan sonra…”

LEVENT GÖK (Ankara) – Evet.

BAŞKAN - …”tereddüde düşerse yoklama yapar.”

LEVENT GÖK (Ankara) – Siz –tereddüdü- kâtip üyelerinize danışmak durumundasınız.

BAŞKAN – Evet efendim.

Teşekkür ediyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Danıştınız mı, sordunuz mu?

BAŞKAN – Sayın Dedeoğlu, buyurun lütfen. (CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, şimdiye kadar bunu yapardınız, biterdi bu iş.

BAŞKAN – Sayın Serindağ, Sayın Dedeoğlu…

LEVENT GÖK (Ankara) – Siz tereddüt ettiğinizde kâtip üyelerinize danışmak zorundasınız.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, müsaade ederseniz…

BAŞKAN – Lütfen efendim yani tartışılacak bir konu yok ki ben şeyi açtım.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Hayır, niye ısrar ediyorsunuz? Toplantı yeter sayısı var mı yok mu yani? Bu kadar basit.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Tehdit ediyorsunuz, böyle tehditle değil…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Efendim, anlaşılmıyor ki hepiniz kalktınız, konuşuyorsunuz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Gürültüyü kesin ondan sonra milletvekilini çağırın. (CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Anlaşılmıyor, duymuyorum, sussun yanınızdakiler.

OKTAY VURAL (İzmir) – O zaman milletvekilini niye çağırıyorsunuz?

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Siz duymuyorsunuz, nasıl konuşmacı konuşacak?

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Mesut Bey, niye CHP’nin arkasındasınız?

BAŞKAN – Sayın hatipler gelsin, sükûneti sağlayacağım efendim ben.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkanım…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, siz beni duymuyorsanız…

BAŞKAN – Duymuyorum efendim, duymadığımı söylüyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) - …hatibi nasıl duyacaksınız?

BAŞKAN - Tamam, hatip buyursun, sükûneti sağlayacağız efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Önce gürültüyü kesin.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Grup başkan vekilleri ayaktayken nasıl çağırıyorsunuz?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hayır, hayır, toplantı yeter sayısı var mı, yok mu, bunu grup başkan vekili sorabilir size.

BAŞKAN – Efendim, bu, Meclisin çalışmasını engellemedir.

LEVENT GÖK (Ankara) – Neden efendim engelleyelim, siz engelliyorsunuz.

HİLMİ BİLGİN (Sivas) - Âciz bir durumdasınız şu anda.

BAŞKAN – Şimdiye kadar tüm Genel Kurul açılışlarını bu şekilde yaptık ve itiraz edilmedi. (CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Bu sizin değerlendirmenizdir.

LEVENT GÖK (Ankara) – Ben yoklama istedim arkadaşlar, dün yaptık bu yoklamayı, her gün yapacağız, her zaman yapacağız.

BAŞKAN - Eğer yasaya itiraz edilecekse yasa görüşülürken İç Tüzük’ten doğan haklarınızı kullanırsınız, buna hiç kimsenin sözü yok efendim.

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Çok âcizsiniz şu anda, çok komiksiniz.

BAŞKAN - Ama açılmış Genel Kurulun çalışmasını bu şekilde engelleyemezsiniz.

LEVENT GÖK (Ankara) – Efendim, hayır, hayır, onu siz kâtip üyelerinizle konuşun.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Grup başkan vekilleri ayaktayken siz kürsüye konuşmacı çağıramazsınız.

LEVENT GÖK (Ankara) – Engellemiyoruz, biz usule uygun şekilde yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Sayın Dedeoğlu, gelmiyorsanız üçüncü konuşmacıya söz vereceğim efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İstersen yedinci konuşmacıya söz ver!

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, böyle yönetemezsiniz Meclisi!

BAŞKAN – Gündem dışı üçüncü söz, Ağrı ilinde yapılan yatırımlar hakkında söz isteyen Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi’ye aittir. (CHP ve HDP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

Buyurun Sayın Çelebi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Doğru değil sayın milletvekilleri, lütfen ama, doğru değil.

Açayım efendim, ondan sonra…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, siz toplantıyı açamazsınız!

BAŞKAN – Söz vereceğim size Sayın Vural, vereceğim.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, siz toplantıyı açamazsınız! (CHP ve HDP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen…

LEVENT GÖK (Ankara) - Usulü çiğniyorsunuz, usulü çiğniyorsunuz!

BAŞKAN – Sayın Gök, her zaman söz verdim, vereceğim efendim, önce bir Meclisi açayım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yanlış yapıyorsunuz, yanlış yapıyorsunuz!

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, İç Tüzük’e uymak zorundasınız.

BAŞKAN – Sayın Çelebi, buyurun. (CHP ve HDP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – İç Tüzük’ü uygulamak zorundasınız.

BAŞKAN – Hep ayağa kalkın isterseniz, hiç önemli değil.

Yazık, devletin malı; yazık, milletin malı; yazık yapıyorsunuz.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Milletin malını milletin kafasına vuruyorsunuz!

LEVENT GÖK (Ankara) – Olur mu öyle şey Sayın Başkan? Şimdiye kadar yapardınız bu işi.

BAŞKAN – Doğru değil yaptığınız, millet seyrediyor.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - İç Tüzük’e uymak zorundasınız Başkan.

BAŞKAN – Kızmayacağım efendim ben size.

Evet, seyrediyor millet, doğru değil yaptığınız. Meclisin çalışmasını engellemek istiyorsunuz, bu usul doğru değil.

LEVENT GÖK (Ankara) – Olur mu öyle şey, siz engelliyorsunuz, İç Tüzük’ü engelliyorsunuz. İç Tüzük’e uymak zorundasınız.

BAŞKAN - Sayın Çelebi, buyurun.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, grup başkan vekilleri ayaktayken böyle yapamazsınız. Böyle bir şey yok!

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi’nin, Ağrı ilinde yapılan yatırımlara ilişkin gündem dışı konuşması

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) – Teşekkür ediyorum.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, lütfen yoklama yapın, yoklama yapın burada. Tüzüğü çiğniyorsunuz, yoklama yapın!

EKREM ÇELEBİ (Devamla) – Sayın Başkanım, ilk önce, CHP’yi, MHP’yi birbirlerinin yedekleri olması hasebiyle, sizleri yüce millete havale ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP ve HDP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

LEVENT GÖK (Ankara) – Burada olur mu böyle şey? Açılmadan toplantıya başlıyorsunuz, kürsüde hatibi konuşturuyorsunuz. Olur mu böyle bir şey?

EKREM ÇELEBİ (Devamla) – Bu yüce millet sizin her döneminizde sizi alaşağı etmiştir. Siz 2002-2015 tarihleri arasında girdiğiniz her seçimde en sonuncu oldunuz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hadi oradan, hadi oradan!

LEVENT GÖK (Ankara) – Toplantı açılmadan toplantı yapamazsınız. Yazıklar olsun size!

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Böyle bir şey olmaz ya!

EKREM ÇELEBİ (Devamla) – Allah’ın izniyle, sizler yine 2015 genel seçimlerinde en alta geleceksiniz. Bu millet size bu tokadı vuracaktır, bunu bilmiş olun. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar, CHP ve HDP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Duyamıyoruz, duyamıyoruz Sayın Başkan, ara verin, duyamıyoruz.

LEVENT GÖK (Ankara) – Böyle bir tablo olur mu? Sayın Başkan, bu iş böyle olmaz! Yanlış yapıyorsunuz, yanlış!

EKREM ÇELEBİ (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, geçen hafta sonu Amerika Birleşik Devletleri’nde meydana gelen olayda 3 Müslüman gencimizi şehit eden saldırıyı kınıyorum. Burada şehit olanlara Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.

LEVENT GÖK (Ankara) – Yoklama yapın, yoklama.

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Yani, çok âciz bir muhalefet var, ülkem adına üzülüyorum ya, ülkem adına üzülüyorum bu muhalefete.

EKREM ÇELEBİ (Devamla) – Şimdi, özellikle AK PARTİ hükûmetleri döneminde, 2002 ve 2015 tarihleri arasında meydana getirdiğimiz yatırımlara ilişkin sizleri biraz bilgilendirmek istiyorum.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, bu iş böyle olmaz. Toplantıyı geriyorsunuz, gerilim yaratıyorsunuz, yanlış yapıyorsunuz. Toplantı sayısı yokken toplantıyı açıyorsunuz. Yapın yoklamayı. Olur mu öyle şey? Şu hâle bak!

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Çok âcizsiniz, âciz, çok âcizsiniz! Ülke adına üzülüyorum, demokrasi adına üzülüyorum.

EKREM ÇELEBİ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, biz AK PARTİ neferleri olarak, AK PARTİ’nin kurucusu ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın işaret ettiği yolda yürümeye ve hizmet etmeye devam edeceğiz.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, bu nedir? Alt tarafı bir yoklama ya.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ya, böyle Meclis mi yönetilir? Ayıp ya, ayıp!

EKREM ÇELEBİ (Devamla) – Yeni Türkiye yolunda, Genel Başkanımız ve Başbakanımız Profesör Doktor Sayın Ahmet Davutoğlu’nun önderliğinde aynı şevk ve heyecanla çalışacağız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP ve HDP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ayıp ya, ayıp! Talimatla Meclis yönetiyorsunuz.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, bu iş böyle olmaz, yanlış yapıyorsunuz, İç Tüzük’ü çiğniyorsunuz.

EKREM ÇELEBİ (Devamla) – 2014 yılında Başbakanımız bizim Ağrı ve Patnos ilçemiz kongremizi ziyaret etmişlerdir. Ben burada da kendilerine şükranlarımı arz ediyorum.

Hükûmetimizin, tüm Türkiye’de olduğu gibi, Ağrı ilimize getirmiş olduğu bazı yatırımlar konusunda sizleri bilgilendirmek istiyorum. Son on üç yılında AK PARTİ hükûmetleriyle Ağrı’ya eski parayla 7 katrilyonu aşkın bir yatırım getirildi.

LEVENT GÖK (Ankara) – Türkiye’yi geriyorsunuz, Türkiye’yi. Niye korkuyorsunuz, niye korkuyorsunuz?

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Demokrasi adına yazık, yazık! Millet görüyor millet. Çok komiksiniz. Söyleyecek sözünüz yok mu sizin, yok mu söyleyecek sözünüz?

LEVENT GÖK (Ankara) – Usulü çiğniyorsunuz, usulü, Anayasa’yı çiğniyorsunuz; çiğnettirmeyeceğiz size!

EKREM ÇELEBİ (Devamla) – Bunların en başında gelen doğal gazdır. Doğal gaz bizim gibi 7 tane küçük olan illeri… Biz bunlara çözüm getirdik ve 2014’te Resmî Gazete’de yayınlanan şeyle bu yürürlüğe girdi.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, hukuku çiğniyorsunuz, İç Tüzük’ü çiğniyorsunuz, Anayasa’yı çiğniyorsunuz!

EKREM ÇELEBİ (Devamla) – Kamulaştırma… İlk kez devlet eliyle Ağrı’da bir Kağızman Caddemizin kamulaştırılması yapıldı.

LEVENT GÖK (Ankara) – Şu yaptığınıza bakın!

EKREM ÇELEBİ (Devamla) – Eğitim konusunda, on üç yılda ilimiz ve ilçelerimize eski parayla 600 trilyonu aşkın yatırım yaptık. Yine, 2011-2014 yılları arasında 1.394 yeni derslik, 126 tane okul yaptık; 33 tane okul, 1.900 kişilik pansiyon ve 3 tane spor salonumuzun yapımı devam ediyor.

Ağrı merkezde 17/05/2007 tarihinde AK PARTİ hükûmetlerince Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi kuruldu. Bunların içerisinde 6 fakülte, 3 tane enstitü, 6 tane yüksekokul, 6 tane meslek yüksekokulu, 6 tane araştırma ve uygulama merkezi…

LEVENT GÖK (Ankara) – Anayasa’yı çiğniyorsunuz, İç Tüzük’ü çiğniyorsunuz; bu toplantı başlamamıştır.

EKREM ÇELEBİ (Devamla) - Burada, hem Sayın İbrahim Çeçen’e hem de üniversitemizin dekanı Profesör Doktor Sayın İrfan Aslan Bey’e katkılarından dolayı teşekkür ediyorum.

LEVENT GÖK (Ankara) – Böyle keyfîlik olmaz, böyle keyfîliğe izin vermeyiz.

EKREM ÇELEBİ (Devamla) - Biz son üç yılda Ağrı merkeze 5 tane lise yaptık; bunların 2 tanesi de hayırseverlerimize aittir. Ben burada, rahmetli Hayrettin Atmaca ve iş adamı Şinasi Ünsal’a teşekkürlerimi sunuyorum.

Ağrı merkez ana arterlerde sadece 2011-2014 yılları arasında 60 kilometreye yakın sıcak asfalt yapıldı.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, toplantı açılmadan toplantı yapıyorsunuz. Bu nasıl anlayış?

EKREM ÇELEBİ (Devamla) - Şu anda inşaatı devam etmekte olan 400 yataklı Ağrı devlet hastanemiz, inşallah, 2015 yılı içerisinde bitecektir ve bunun yaklaşık maliyeti 69 trilyondur. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; CHP ve HDP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar)

Ağrı havalimanı ve yeni terminal binasının yaklaşık maliyeti 2015’te 65 trilyondur.

Ağrı merkezde kentsel dönüşüm hızla devam etmektedir.

Ağrı Kültür Merkezimiz bitti.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz, yoklama!

EKREM ÇELEBİ (Devamla) - Eski devlet hastanemizin yerine Ağrı İl Sağlık Müdürlüğü, Halk Sağlık Müdürlüğü, 30 ünitlik ağız ve diş kliniği, 112 Acil Komuta Merkezi, 6 hekimlik aile sağlık merkezi çalışmalarımız devam ediyor, 2015 yılı yatırım programında.

Yine, 2015 yılının birinci ayında ilimiz ve ilçemize 9 adet ambulans gönderildi.

Değerli milletvekilleri, Ağrı halkının modern bir ortamda rahat spor yapabilmesi için sadece 2014 yılı içerisinde eski parayla 15 trilyona yakın bir para gönderildi.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

EKREM ÇELEBİ (Devamla) - Yine, kamp eğitim merkezimiz 2015 yılı içerisinde bitiyor, 5 trilyon.

Ağrı Polisevinin yakınında sentetik çim sahaya 300 milyar lira para gönderdik.

Ağrı’ya yeni bir adliye sarayı kuruyoruz. 33 dönümlük arsa tahsisi yapıldı ve hâkim, savcılarımıza da bu sene içerisinde yaklaşık olarak 96 adet lojman yaptırdık ve bunun maliyeti 13 trilyon 158 bin 600 TL oldu.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, karar…

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Bu tek parti diktatörlüğü, muhalefeti dinlemiyor.

EKREM ÇELEBİ (Devamla) - Diyadin ilçemize 16 derslikli imam-hatip lisesi, yine Diyadin ilçemize 1 adet yüksek okulun getirilmesi için 58 dönüm yer tahsisi yapıldı.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına SHM yapımı için 8 bin metrekare yer arsa tahsisi yapıldı.

Diyanet İşleri Başkanlığına Diyanet yerleşkesinin yapılması için 4 bin metrekare yer yapıldı. (CHP ve HDP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EKREM ÇELEBİ (Devamla) – Saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri ve alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Bir saniye sayın milletvekilleri.

Sayın Baluken’den başlayayım isterseniz sırasıyla.

Buyurun Sayın Baluken.

LEVENT GÖK (Ankara) – Mikrofonu açın lütfen efendim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – İki gündür Genel Kurulda yapılan görüşmelerde Meclis Başkan Vekili Genel Kurulda İç Tüzük’e uygun olarak Meclis yönetimi sergilemiyor. Bugün yapılan değişiklikle beraber, muhalefet partilerinin beklentisi, sizin Genel Kurulu bu İç Tüzük’e göre yönetmeniz. Ancak anlaşılıyor ki siz de İç Tüzük yerine AKP Grubunun talepleri doğrultusunda bu Genel Kurulu yöneteceksiniz.

BAŞKAN - Çok net söyleyeyim, o sizin düşünceniz efendim, sizin düşünceniz. Ben Genel Kurulu her zaman açtığım gibi açtım, izah ettim zaten.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Durumu ifade ediyorum, dinlerseniz cevap vereceksiniz.

BAŞKAN – Vereceğim efendim, tabii cevap vereceğim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Önce bir grup başkan vekillerini dinleyin, İç Tüzük’te o da var.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Siyasi nezaket de bir grup başkan vekilinin sözünü bitirmesini gerektirir. Şu anda Meclisi açarken de bir siyasi partinin grup başkan vekili burada toplantı yeter sayısı olmadığını düşünerek sizden elektronik yoklama istemiştir.

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) - O mu karar verecek? İşte Meclis burada, millet burada.

LEVENT GÖK (Ankara) – Hep beraber karar vereceğiz, hep beraber, biz talep ediyoruz, hep beraber karar vereceğiz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) –Sizin burada yapmanız gereken şey yoklamayı yapmanızdır. Yoklamayı yapmadan geçip 2 siyasi partinin gündem dışı konuşmasını âdeta gasbedecek şekilde bir tutum ortaya koydunuz.

BAŞKAN – O kelimeyi alır mısınız? Tekrar söz vereceğim çünkü, o kelime doğru bir kelime değil, lütfen geri alın.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Tutumunuz hakkında usul tartışması talep ediyorum. İç Tüzük’ün 63’üncü maddesine göre Genel Kurulun işleyişine uygun davranmadığınız için usul tartışması talep ediyorum.

BAŞKAN – Usul tartışması açacak hiçbir şey yok Sayın Baluken.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – O sizin takdirinizde değil.

BAŞKAN - Ben İç Tüzük’ün 57’nci maddesini bir daha okuyorum efendim: “Başkan birleşimi açtıktan sonra tereddüde düşerse yoklama yapar.”

LEVENT GÖK (Ankara) – Siz kime danıştınız Sayın Başkan? Yanınızda kâtip üyeler var, yani kâtip üyelerinize mi danıştınız?

BAŞKAN – Ben şahsım adına söylüyorum, tüm açılışları bu şekilde yaptım şimdiye kadar itiraz olmadı, böyle bir şey olacağını baştan bilseydim Genel Kurulu yoklamayla açardım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Tamam o zaman.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Bilseydiniz, o bizim sorunumuz değil.

BAŞKAN – Bu benim için herhangi bir şey değil, bir kasıtla da yapılmış değil.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – İç Tüzük’ün 13’üncü maddesinden dolayı geri alabilirsiniz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Talepte bulundu ama Sayın Başkan, talepte bulundu.

BAŞKAN – Açıldıktan sonra talepte bulunuldu efendim, açıldıktan sonra bulunuldu. Lütfen…

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Sayın Başkan, İç Tüzük’ün 13’üncü maddesine göre geri alıp tekrar yoklama yapabilirsiniz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Usul tartışmasında ısrarcıyız Sayın Başkan.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, siz tek başınıza orada oturmuyorsunuz, yanınızda Başkanlık Divanı var.

BAŞKAN – Evet…

LEVENT GÖK (Ankara) – Bütün istişarelerinizi danışarak yapmak durumundasınız. Daha önceki oylamalarda da siz de danışarak tereddüt hasıl olduğunda yoklama yapıyorsunuz. Ben burada çok medenice, çok basit bir talepte bulundum yani bunun bu kadar büyütülecek bir tarafı da yok; alt tarafı bir yoklama istiyoruz. Dün yoklamayla açtık, ondan önceki gün yoklamayla açtık. Bunda niye ısrar ediyorsunuz, niye ısrar ediyorsunuz?

BAŞKAN – Açtık, sizin söylediğiniz anda da toplantı yeter sayısı vardı efendim.

Teşekkür ederim.

LEVENT GÖK (Ankara) – Hayır Sayın Başkanım, benim sözlerim daha bitmedi.

BAŞKAN – Sayın Vural, buyurun.

LEVENT GÖK (Ankara) – Oktay Bey konuşsun, ondan sonra yine konuşacağım…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, şimdi, milletvekilimizi daha önce verilmiş bir söz hakkını kullanmak üzere davet ettiniz ama siz beni duymadınız, “Duymuyorum.” dediniz ve o sırada da milletvekilini kürsüye çağırıyorsunuz. İstirham ediyorum, bu kadar gürültü varken, siz beni duymuyorken sayın milletvekilinin milletvekillerine hitabetini nasıl duyacaksınız? Dolayısıyla, yapmanız gereken ilk iş bu gürültüyle ilgili bir çözüm bulmanız, bunu kesmenizdir. Gayet tabii bir şekilde, 68’e göre gürültü olduğu zaman bununla ilgili size verilmiş bir görev vardır. Yani milletvekilini sıra kapaklarına vurulduğu, gürültü olduğu bir durumda konuşturmak hem milletvekillerine hem değerli milletvekiline de saygısızlık olur. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) – Saygısızlığı yapanlara bak, saygısızlığı yapanlara; gürültü çıkaran biz miyiz?

OKTAY VURAL (İzmir) – O bakımdan, yapmanız gereken iş gürültüyü kesmek için İç Tüzük’ten kaynaklanan yetkinizi kullanmak olmalıydı. İstirham ediyorum, milletin hukukunu ayaklar altına alarak Meclis yönetilmez.

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) – Sıra kapaklarına vuranlar almıştır milletin hukukunu ayaklar altına.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bu, milletin hukukudur, milletvekillerinin hukukudur. Orada bulunmanız bu konuda İç Tüzük’ü ihlal etmeye ya da İç Tüzük’ü ihlal eden davranışlar karşısında İç Tüzük’ün gereklerini yerine getirmemeyi sağlamaz, size düşen görev İç Tüzük çerçevesinde görev yapmaktır.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) - Lütfen hukukun uygulanmasını engellemeyin, İç Tüzük’ün uygulanmasını engellemeyin.

BAŞKAN – Peki, Sayın Vural, şu denklemden İç Tüzük’ün uygulanmasını veya Genel Kurulun çalışmasını…

OKTAY VURAL (İzmir) – Engellemeyin, İç Tüzük’ün uygulanmasını engellemeyin.

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Vural.

…engelleyen Başkanlık mı, Başkanlık Divanı mı…

İZZET ÇETİN (Ankara) – Başkan.

BAŞKAN - …yoksa deminden bu tarafa sıra kapaklarına vurarak, seslerini yükselterek…

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Bravo Başkan.

BAŞKAN – …Genel Kurulun çalışmasını engellemeye çalışan sayın milletvekilleri mi? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Vural, her zaman olduğu gibi gelindi, açıldı, “Toplantı yeter sayısı vardır.” denildi.

LEVENT GÖK (Ankara) – Her zaman değil Sayın Başkan.

BAŞKAN – Ben çok net ifade ediyorum, eğer böyle bir tabloyla karşılaşacağımızı bilsem, yoklama yaparım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, ben…

BAŞKAN – Bir saniye efendim.

Şunu yapmış olsam, şimdiye kadar hep yoklamayla açıp bugün yoklama yapmadan açmış olsak, tamam, itirazım yok.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, hangi Meclis başkan vekilinin nasıl davrandığını milletvekilinin öğrenmesi… Meclis başkan vekillerinin yönetmesi lazım.

BAŞKAN – Şimdi ikinci söz…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, ben daha sözlerimi bitirmedim.

BAŞKAN – Sayın Gök, lütfen ama…

Buyurun Sayın Gök.

OKTAY VURAL (İzmir) – Gürültüyle ilgili konu hepimizi ilgilendiren bir konudur, bu konuda da tedbir alması gereken sizsiniz. Yani bir yoklama konusunda bu talebi, çağırırsınız, dersiniz ki “Böyle, böyle oldu.” bundan sonraki şeyde hemen yaparsınız, biter, gider.

BAŞKAN – Efendim, yarın çıkınca yaparım, çok samimi bir şekilde ifade ediyorum, yarın yoklama yaparım efendim.

Sayın Gök, buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Milletvekillerini bu kadar gerginliğe sokmanın, kavga ortamı oluşturmanın ne anlamı var ya? Yazık ya! Milletvekillerini…

BAŞKAN – Hayır, bu konuşulacak, tartışılacak bir mesele değil, niye bu şekilde, bu hâle geldi, anlamış değilim gerçekten.

Buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ayrıca, usul tartışması istendi.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, bu Meclis iki gündür AKP Grubunun ve iktidarın baskı aracı olarak getirdiği bir yasa nedeniyle gergin. Burada her şeyin usulüne ve İç Tüzük hükümlerine uygun olmasını temin etmek, başta size düşen bir görevdir.

Dün ve önceki gün Meclisi yöneten Sayın Başkan Vekilinin, AKP Grubunun baskıları nedeniyle Meclisi çığırından çıkardığı bir gerçektir. İç Tüzük’ten kaynaklanan birçok hakkımızı kullandırtmadılar bize de. Üstelik, milletin kafasına inecek olan bu yasa çıkmadan, milletvekillerinin kafasına tokmakla vurmaya yeltendiler. Böyle bir tabloda İç Tüzük hükümlerine uyulmasını istiyoruz.

SUAT ÖNAL (Osmaniye) – Kürsüyü işgal eden sizsiniz.

LEVENT GÖK (Ankara) – Başta tarafsızlığınızı korumanızı istiyoruz. Ben, siz kürsüye gelip gongu çaldığınız anda hemen yoklama talebimizde bulundum ve siz, daha benim sözüm bittiği ve duyduğunuz hâlde “Toplantı yeter sayısı vardır.” dediniz ve şunu söylüyorsunuz: “Ne zaman yaptık ki şimdi yapalım?”

Sayın Başkan, daha önceki zamanlarda yapmamış olmanız bugün yapmamış olmanızı gerektirmez.

BAŞKAN – Doğru.

LEVENT GÖK (Ankara) – Biz iki gündür… Dün ve önceki gün elektronik cihazla yoklama yapılarak bu Meclis açıldı. Ben son derece haklı, son derece meşru bir talep dile getirdim. Alt tarafı iki dakika süre vereceksiniz, yoklama yapılacak. Bunu niçin tartışıyorsunuz?

BAŞKAN – Tamam, ben de İç Tüzük’teki hakkımı kullanıyorum. “Tereddüt görürse yapar.” diyor, “Tereddüt görmezse açar.” diyor efendim, bunda…

LEVENT GÖK (Ankara) – Ama, Sayın Başkan, bu uygulamanızda görüyorum ki siz de şu andan itibaren tarafsızlığınızı yitirmiş durumdasınız. Meclis Başkanınızdan değiştirilmenizi talep edeceğiz. Bu konuda elimizden gelen her türlü yetkiyi kullanacağız. Bu şekilde bu yasayı burada görüştüremezsiniz, görüştürmeyeceğiz de.

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) – Buna senmi karar vereceksin?

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

Gündem dışı ikinci söz, Gaziantep ilinin sorunları hakkında söz isteyen Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ’a aittir.

Buyurun Sayın Serindağ. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Şimdi biz vuralım mı Sayın Başkan?

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Şimdi biz vuralım mı Başkanım? (Gürültüler)

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Hayır, hayır, hayır…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Vur hadi!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Vurun, vurun!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – O biraz yürek ister, hadi, hadi!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Vurun, vurun!

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Devletin malına zarar vermeyin!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Devletin malı çalınırken iyi! Vurun, vurun!

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Özgür, adamlık ister adamlık, adamlık ister adamlık! Adam olmayı gerektirir bu.

SELAHATTİN KARAAHMETOĞLU (Giresun) – Aynaya bak aynaya!

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Sus, konuşma! Otur yerine! Otur yerine!

SELAHATTİN KARAAHMETOĞLU (Giresun) – Gel oturt!

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Otur yerine!

SELAHATTİN KARAAHMETOĞLU (Giresun) – Gel oturt! Yiyorsa gelin, siz oturtun! Gelin oturtun, gelin. Var mı o kadar delikanlı?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Hem hazineyi soyacaksın hem devlet malından bahsedeceksin!

2.- Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ’ın, Gaziantep ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri… (Gürültüler)

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Serindağ.

Sayın milletvekilleri…

Buyurun Sayın Serindağ.

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) – Sayın Başkan, size yetkinin tanınmış olması o yetkinin keyfî kullanılacağı anlamına gelmez. O nedenle, her makam sahibinin kendisine verilen yetkileri adil kullanması bir borçtur.

Sayın milletvekilleri, Gaziantep, hem nüfus hem de ekonomik potansiyel açısından ülkemizin önemli illerinden biridir. Merkez nüfusu açısından ve ihracat sıralaması açısından 6’ncı sıradadır ancak son günlerde gittikçe ihracat düşmektedir. 5 organize sanayi bölgesi var, 1.020 civarında firma faaliyet gösteriyor ancak son günlerde 50-60 firmanın zora düştüğü ve pek çok firmanın kapısına kilit vurduğu bilinen bir gerçektir. Organize sanayi bölgesinde 17 bin civarında işçi işini kaybetmiştir.

Gaziantep kamu yatırımlarından yeterli derecede yararlanamamaktadır.

Hükûmetin izlediği dış politika da ayrıca pek çok sorun yaratmıştır.

Gaziantep eğitimde başarı bakımından son sıralarda yer almaktadır. 4 bin civarında öğretmen açığı vardır. Okulların pek çoğunda temizlik görevlisi ya hiç olmadığı için veya eksik olduğu için okul temizliği öğrenciler tarafından yapılmaktadır. Eğitim yılının birinci döneminin son günlerinde pek çok okulda kalorifer yanmamıştır. Eğitim yöneticiliklerine atamada ehliyet, liyakat ve deneyim göz önüne alınmamış, bir sendikaya üye olanlar veya yandaş olanlar eğitim yöneticiliklerine atanmışlardır. Böyle bir ortamda, elbette eğitimde başarı beklemek mümkün değildir.

Yoğun trafiğe rağmen Gaziantep-Nizip, Gaziantep-Nurdağı duble yolları yapılmamıştır. Gaziantep-Araban bölünmüş yolu sathi kaplamadır. Gaziantep-Oğuzeli ve Gaziantep-Karkamış yollarında yama dışında hiçbir iyileştirme yapılmamıştır.

Yurttaşlarımız elektrik kesintilerinden şikâyet etmektedirler.

Nizip Deresi’nin kirlenmiş olmasından ötürü pek çok çiftçi zarara uğramıştır.

Ankara ve İstanbul’da metro yapımını Ulaştırma Bakanlığı üstlenmiştir, Gaziantep’te de metro yapımını Ulaştırma Bakanlığı üstlenmelidir.

Ayrıca, Gaziantep’in bulunduğu ulaşım koridoru, yolcu yoğunluğu en çok olan koridordur. O nedenle, Ankara -Aksaray- Adana- Gaziantep ve hatta devamı için yüksek hızlı tren projesi yapılmalı ve bu şekilde ulaşım kolaylaştırılmalıdır.

Gaziantep’te 300 bin civarında kayıtlı Suriyeli bulunmaktadır. Kayıt altına alınmamış pek çok Suriyelinin de bulunduğu göz önünde bulundurulursa 400 bin civarında Suriyelinin Gaziantep’te yaşadığı anlaşılmaktadır. Bu durum, Gaziantep’te pek çok sorunun meydana gelmesine sebep olmaktadır. Ekonomik sorunlar, sağlık sorunları, güvenlik sorunları, sosyal sorunlar ve konut sorunları gittikçe artmıştır.

Tüm Türkiye’de protesto edilen senetteki artış oranı yüzde 10 iken Gaziantep’te yüzde 66 civarındadır.

Sağlık kuruluşları yetersiz kalmaktadır.

Ucuz iş gücü olmaları nedeniyle, Suriye’den gelenler kentte işsizliği artırmaktadır.

Gaziantep’te “sivil toplum örgütü” adı altında pek çok yabancı kuruluş istihbarat faaliyeti yürütmektedir. En az istihbarat elemanı bulunduran ülkenin Türkiye olduğu, Gaziantep’te halk arasında mizahi bir şekilde anlatılmaktadır. Pek çok NGO “sivil toplum örgütü” adı altında istihbarat faaliyeti yürütmektedir.

Gaziantep, âdeta, uluslararası bir şehir hâline gelmiştir. Gaziantep ve çevresi Peşaverleşme tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır.

Daha önce de değişik vesilelerle ifade ettiğimiz gibi, Gaziantep’te IŞİD’e ve radikal örgütlere eleman devşiren vakıf ve derneklerin bulunduğu herkes tarafından bilinmektedir. Suriye muhaliflerinin merkezi Gaziantep’te bulunmaktadır. Gaziantep, IŞİD saflarında ve radikal terör örgütleri saflarında çarpışmak üzere Suriye’ye geçenlerin, Suriye’ye gidenlerin geçiş yolu hâline gelmiştir. Suriye muhalifleri Gaziantep’den yönetilmektedir. Suriye’de sükûnetin sağlanamaması ve savaş ortamının devam etmesi hâlinde bu sorunların artarak devam edeceği anlaşılmaktadır.

Bu nedenle, Hükûmet, izlediği yanlış politikayı bırakmalı ve Suriye’de savaşın sona erdirilmesi için çaba göstermelidir. Hükûmet bunu yapacağına, işsizlik sorununa çare arayacağına, emekli sorunlarına çare arayacağına, işçi sorunlarına çare arayacağına, çiftçinin, tüm vatandaşlarımızın sorunlarına çare arayacağına, tam tersine, halkı baskı altına almak, sindirmek, korkutmak ve bu yolla baskı rejimi kurmak için bir tasarı getiriyor.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündem dışı üçüncü söz, Kahramanmaraş ilinin sorunları hakkında söz isteyen Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Dedeoğlu. (MHP sıralarından alkışlar)

3.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

MESUT DEDEOĞLU (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Kahramanmaraş’ımızın birçok problemi var. Tabii ki, bu problemleri çözmek üzere çalışma yapılması gerekir. Şu ana kadar, on iki yıldan beri Kahramanmaraş’ımızın bu problemlerinin hiçbiri çözülmedi.

Bunlar: Otoyol bağlantılarımızın yapılması… Şehrin 3 çıkışının da otoyol bağlantıları şu ana kadar yapılmadı; merkez ilçelerimizi merkeze bağlayan yollarımız yapılmadı.

Sağlıkta Türkiye ortalamalarının son sırasında Kahramanmaraş.

Eğitimde Türkiye ortalamasının son sırasında Kahramanmaraş.

Bir havaalanımız var, Türkiye'nin en köhne havaalanlarından bir tanesi. Bir binası istenilen nitelikte değil. Uçakların rahat inip kalkması için, bir petrol istasyonu var, onun özelleştirilmesi veyahut da başka yere taşınması lazım. Maalesef ki şu ana kadar o da yapılmadı.

Afşin-Elbistan Termik Santrali’mizin hem özelleştirilmesi hem hava kirliliği konusu var ve oradaki çalışan personelin ne olacağı belirsiz, o problemlerimiz var.

Demir yolu ağımız maalesef cumhuriyetin ilk yıllarından kalma ve bu Hükûmet hızlı tren sözü vermişti, onunla ilgili de en ufak bir gelişme yok.

Germenicia, Kahramanmaraş’ın “Kara Maraş diye” adlandırdığımız bölgesinde ama oranın altından çıkacak olan tarihî güzellikler, tarihî değerler maalesef ki daha yeryüzüne çıkamamış durumdadır.

Tarım ve hayvancılık Kahramanmaraş’ta on iki yıldan beri geriye gitmiştir, tarlalar ekilemez hâldedir, hayvancılık bitme noktasına gelmiştir.

Tek şükrettiğimiz bir konu vardır ki o da Kahramanmaraşlı müteşebbislerimizin 1984 yılından bu zamana kadar Kahramanmaraş’a yapmış oldukları yatırımlarla tekstil ve sanayi noktasında uç noktaya gelmeleri ve şehir istihdamına, iş istihdamına katkı sağlamalarıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 12 Şubat 1920, Kahramanmaraş’ımızın kurtuluşunun yıl dönümü. Her yıl büyük törenlerle bu kurtuluşumuz kutlanır. Kahramanmaraş halkımızın Fransızlara karşı mücadelesi ve halkın zaferi. Dünyada da madalyalı tek şehir Kahramanmaraş’tır. Doksan beş yıldan beri kutlanan bu kurtuluş günümüz, bayramımız, bu coşkumuz ne yazık ki bu sene istenilen nitelikte olmamıştır. Sebebi, yerel yönetimlerin bu yıl istenilen ilgiyi göstermemesi ve halkımızın çok büyük şikâyetleri...

Yine bu sene, doksan beş yıldan beri yaşanmayan bir olay yaşandı. Her yıl okullar tatil olur ve bu millî şuurumuz, bu kahramanlık destanımız, okul çocuklarımızla, resmigeçit yapmak kaydıyla, hep beraber kutlanırdı ama bu sene okullar maalesef tatil edilmedi, çocuklarımız buraya katılamadılar.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kahramanmaraş Kurtuluş Savaşı’nda mücadele gösteren büyük dedem Dedezade Mehmet Hilmi Efendi ve yine, dedem Dedezade Süleyman Efendi’nin torunuyum. Buradan tüm şehitlerimize ve Kahramanmaraşlı kahramanlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Bu madalyayı da dönemin hükûmeti ailemize, dedemize teslim etmişler. Ancak, bu sene görüyoruz ki -yürekler acısı- bu coşkuyu, bu güzellikleri Kahramanmaraş’a yaşattıramadılar, onlarla beraber yaşayamadık. Bunun üzüntüsü içerisindeyiz Kahramanmaraş halkı olarak.

12 Şubat kurtuluş mücadelemizi, şehitlerimiz ve Kahramanmaraş’ımıza gereken önem verilmeyerek itibarsızlaştırmaya kimsenin hakkı da yoktur, haddi de değildir. Bu ülkenin teminatı bizleriz. Bayrağın, ezanların, İstiklal Marşı’nın, Andımız’ın ve bir avuç kalan bu coğrafyanın sahibiyiz. Kimlerle beraber? 77 milyon Türk milletiyle beraber. Buradan tüm Türkiye’ye ve Kahramanmaraş’a sesleniyorum: Sakın ola ki üzülmeyin, 7 Haziranda Milliyetçi Hareket Partisinin iktidarıyla bu özlenen günler tekrar gündeme gelecek, 12 Şubat Kurtuluş ve Kahramanlık Günü’müzü hep beraber tekrar kutlayacağız, bozulan her şeyi yeniden inşa edeceğiz.

Bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye, gündeme bir geçelim efendim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Gündeme geçmeden önceki mevcut yaptığınız işlemle ilgili bir hususu dile getireceğim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hangi işlemle ilgili efendim?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Mevcutta yaptığınız uygulamayla ilgili İç Tüzük’ün ihlaline dikkatinizi çekmek için söz aldım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Anladım da efendim, bu konu grup başkan vekiliniz tarafından da gündeme getirildi.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Şimdi, Sayın Başkan… Sayın Başkan…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Efendim, milletvekilimiz söz talebinde bulundu.

BAŞKAN – İç Tüzük ihlali söz konusu değil efendim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Siz yemin ettiniz, öyle mi geldiniz? “Ayağa kalkan bütün muhalefet milletvekillerine gözümü kapatacağım, kulağımı kapatacağım.” şeklinde yemin ettiniz de öyle mi geldiniz oraya? Böyle mi yöneteceksiniz?

BAŞKAN – Yani, şimdi korkutacak mısınız?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Şimdi, bakın, sizin böyle yemininiz varsa kendimizi yormayalım.

BAŞKAN – Hayır, bunları söylemekle neyi maksat ediyorsunuz?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Ben ayağa kalkmışım, söz talebim var Sayın Başkan.

BAŞKAN - Neyi hedefliyorsunuz, anlaşılmış değil yani.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Milletvekilimiz söz talep etmiştir.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Ben ayağa kalkmışım, söz talebim var. Yaptığınız yanlış bir işleme dikkat çekmek istiyorum.

BAŞKAN – Efendim, ben işlemi yanlış yapmadım. Genel Kurulu her…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Yaptığınız işlemi… Dinlerseniz, yaptığınızı öğreneceksiniz.

BAŞKAN – Şimdiye kadar yaptığım uygulamalar gibi Genel Kurulu açtım. Biraz önce izah ettim, daha önce bir uyarı gelseydi, söylenmiş olsaydı…

LEVENT GÖK (Ankara) – Ben uyardım Sayın Başkan, ben uyardım. Ben uyardım orada sizi.

BAŞKAN – Sayın Gök, her zamanki gibi… Bir saniye…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sanki oradan “Duymadım.” diyorsunuz.

BAŞKAN - Ben olayı, sanki grup başkan vekilleri, her zaman yaptığınız gibi, açıldıktan sonra söz istiyorsunuz düşüncesiyle…

LEVENT GÖK (Ankara) – Hayır efendim, olur mu?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, milletvekilimi dinlerseniz farklı bir konuda itirazı olduğunu görürsünüz.

LEVENT GÖK (Ankara) – Biz gündem dışından sonra söz istemesini biliriz Sayın Başkan, usulü biliyoruz. O söz gündem dışından sonra istenir.

BAŞKAN - Efendim, itiraz edilecek başka konular var, değerlendireceğiz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, milletvekilimizi dinlerseniz farklı bir konuda…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, kurulu saat gibi dinlerseniz…

BAŞKAN – Efendim, ben gündem dışıyla ilgili başka milletvekiline söz vermiyorum. Gündeme geçtikten sonra yerinizden…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Gündemde söz isteme değil Sayın Başkan. Kurulu saat gibi başlangıçtaki uygulamaya takıldınız, daha başka tüzük ihlallerinizi gündeme getirmek için söz talebinde bulundum.

BAŞKAN – Nedir efendim tüzük ihlali?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Diyorum ki siz biraz önceki uygulamanızda, İç Tüzük’ün 59’uncu maddesine göre, gündem dışı söz sırası alan milletvekillerinin rızası olmaksızın İç Tüzük’ün 61’inci maddesine aykırı bir işlem gerçekleştirdiniz.

BAŞKAN – Nedir o?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Tutumunuz hakkında usul tartışması…

BAŞKAN – Nedir o 61’inci madde aleyhine yaptığım uygulama, onu söyleyin efendim. Nedir?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – İç Tüzük’ün 61’inci maddesinin son fıkrasını okuyun. Eğer okumamışsanız şimdi size katkısı olur, siz de bir defa daha okuyun çünkü burada çok oturursunuz bu görüşmeler esnasında.

Deniyor ki: “Bir milletvekili, söz sırasını diğerine verebilir. Söz sırasını bir başkasına veren milletvekili, bundan faydalanan milletvekilinin sırasında konuşabilir.” Ancak, tamamıyla milletvekilinin rızasına bırakılmış bir husustur bu. Siz biraz önceki işlemde, iki sayın milletvekilinin rızasını almaksızın bir başka milletvekilinin, 3’üncü sırada konuşacak olan milletvekilinin söz sırasını değiştirdiniz, 1’inci sıraya getirdiniz. İç Tüzük’e aykırı işlem yaptınız. Eğer okumadıysanız tekrar okuyun.

BAŞKAN – Evet, ben söz sırasını…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Tutumunuz yanlıştır, usul tartışması talep ediyorum.

BAŞKAN – Tamam Sayın Zozani.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Gök.

Ben söz sırasını değiştirmedim efendim, tutanakları isteyeceğim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Değiştirdiniz.

BAŞKAN – Müsaade edin lütfen yani sizi biz dinledik burada, müsaade edin.

Ben gündem dışı söz talebinde bulunan Sayın Serindağ ve Sayın Dedeoğlu’nu –tutanakları getirteceğim- defalarca davet ettim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Gürültü varken gelemezler Sayın Başkan.

BAŞKAN – Bir saniye efendim…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – İç Tüzük 68’i uygulamadınız.

BAŞKAN – E, gürültüyü Başkanlık Divanı yapmadı ki efendim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Efendim, siz İç Tüzük 68’i uygulamadınız.

BAŞKAN – Evet, Sayın Gök, buyurun.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, arkadaşımızın açıklamasına ilaveten, ayrıca İç Tüzük’ün 63’üncü maddesine göre sizinle çalışma usullerine uymaya davet konusunda bir sıkıntı yaşadığımız belli. Bu konuda da bir usul tartışması istiyoruz.

BAŞKAN – Neyin usul tartışması Sayın Gök? Konu kapandı.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – İç Tüzük’e uymuyorsunuz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Konuyu izah ettik efendim.

LEVENT GÖK (Ankara) – Bakın, yoklama istiyoruz, yaptırmıyorsunuz; bir dakika söz isteyen arkadaşlarımıza söz vermiyorsunuz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Genel Kurulun işleyişine uymanız lazım.

BAŞKAN – Buyurun efendim, usul tartışması açıyorum.

Lehte, aleyhte isteyin efendim.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Lehte.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Aleyhte.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Aleyhte.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Lehte.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Lehte.

BAŞKAN – Ya anlaşırsınız ya da tutanakları isteyeceğim efendim.

LEVENT GÖK (Ankara) – Aleyhte efendim.

BAŞKAN - Kim önce söz istemişse ona göre efendim.

Ya gruplar olarak kendi aranızda anlaşırsınız ya da tutanaklardaki sıraya göre söz vereceğim efendim.

Teşekkür ediyorum.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 14.39

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.51

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Usul tartışması açmıştık.

Şimdi, tutanaktan okuyorum:

“Başkan - Buyurun efendim, usul tartışması açıyorum.

Lehte, aleyhte söz isteyen...

Recep Özel (Isparta) - Lehte.

Adil Zozani (Hakkâri) – Aleyhte.

İdris Baluken (Bingöl) – Aleyhte.

Mehmet Doğan Kubat (İstanbul) – Lehte.

Veli Ağbaba (Malatya) – Lehte.

Levent Gök (Ankara) – Aleyhte.”

Şimdi, tekrar ediyorum, buna göre iki lehte, iki aleyhte... Lehtekiler, Recep Özel...

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Hayır, bir dakika, ben kaç kere söyledim Sayın Başkan.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Yanlış tutanak tutulmuş Başkan; inceletin, bence inceletin.

BAŞKAN – Efendim, ben yazmadım, tutanakları getirdim.

Cümlemi bir bitireyim.

Lehte, Recep Özel, Mehmet Doğan Kubat; aleyhte, Adil Zozani, İdris Baluken.

Ben tekrar ediyorum, aranızda anlaşırsanız her siyasi parti grubuna birer konuşma hakkı veririz.

Buyurun, anlaşın aranızda, getirin bana listeyi.

LEVENT GÖK (İstanbul) – Tutanakları görelim, biz anlaşalım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Tutanağın bir örneğini alabilir miyim.

BAŞKAN – Burada efendim tutanaklar, burada.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Efendim, HDP bir tanesini MHP’ye versin, biz de CHP’ye verelim.

BAŞKAN – Recep Özel lehte, Adil Zozani aleyhte, İdris Baluken aleyhte, Mehmet Doğan Kubat lehte, Veli Ağbaba lehte, Levent Gök aleyhte.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Tamam, HDP, MHP’ye versin, biz de şey yapalım.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Biz de veriyoruz bir tanesini. Tamam işte, herkese bir tane oldu.

LEVENT GÖK (İstanbul) – Evet, tamamdır, sorun yok, kapanmıştır.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Adil Zozani’nin yerine Levent Bey’e veriyoruz, Levent Gök.

BAŞKAN – Lehte söz isteyen ilk konuşmacı Mehmet Doğan Kubat, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Kubat. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

V.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un Genel Kurulun açılışında yoklama yapmaması ve milletvekillerinin gündem dışı konuşma sıralarını değiştirmesi nedeniyle tutumunun İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; açılan usul görüşmesinde Başkanlığın tutumu lehinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım.

İki konu dile getirildi. Birincisi, 57’nci maddeye göre, yapılan yoklamanın usule aykırı olduğunu belirtti Sayın Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili. Değerli arkadaşlar, 57’nci madde ve Anayasa’nın 96’ncı maddesi birlikte değerlendirildiği zaman, toplantı yeter sayısının Genel Kurulda olup olmadığına yönelik yapılacak yoklama işlemine ilişkin yetkinin yine İç Tüzük’te usulüyle birlikte düzenlendiğini görüyoruz. Genel Kurulun açılması sırasında, birleşimin başında bu yoklamayı yapma yetkisi salt Başkana aittir yani bu aşamada grupların herhangi bir yoklama talebinde bulunması söz konusu değildir. Nitekim, Sayın Başkan da bunu defaatle okudu. 57’nci maddenin ikinci fıkrasına göre, görüşmeler sırasında oylama konusu bir iş olursa ancak o takdirde yine gruplar değil, 20 milletvekili ancak ayağa kalkmak suretiyle bu noktada istemde bulunabilir. Eğer böyle bir istem olsaydı ve Başkan bunu karşılamamış olsaydı o zaman gerçekten usule aykırı olurdu ama şu aşamada bir grup başkan vekilinin birleşimin başında yoklama talep etme yetkisi İç Tüzük’te düzenlenmemiş. Eğer İç Tüzük’e uyalım, Başkan da uysun, hepimiz uyalım diyorsak o zaman hepimizin buna uyması lazım. Dolayısıyla, bu konu çok açık.

İkinci konu, Sayın Zozani gündem dışı konuşmalardaki söz sırasının değiştirilmesinin tüzüğün 59 ve 61’inci maddelerine aykırı olduğunu iddia etti. Kanaatimce bu da doğru değil. İç Tüzük’ün 59’uncu maddesinde gündem dışı konuşmalar… Ki bu maddenin gerekçesine de bakıldığı zaman…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Zorlama yorum yapma Doğan Bey! Sen bir avukatsın, zorlama yorum yapma!

MEHMET DOĞAN KUBAT (Devamla) – …bunun Meclise duyurulmasında çok zaruret hâli olan hâllerde Başkanın takdiriyle kullanılabilen bir yetki olduğunu… Bu mecburi değil, ihtiyari bir yetkidir ve Başkan bu sıralamayı, söz haklarını tamamen… Ama 61’inci maddede “Söz, kayıt ve istem sırasına göre verilir.” diyor yani Başkanın orada sırayı değiştirme yetkisi yok ama gündem dışılarda 15 kişi başvurur, bunlardan 3’üne, 1’ine, 2’sine konunun önemine göre, aciliyetine göre söz verme yetkisi salt Başkana aittir. Dolayısıyla, çağrı üzerine gelmemesi üzerine bir sonraki milletvekilinin kürsüye davet edilmesi -daha önce de arkadaşlarımız kulislerde olduğu için konuşma sıralarını diğerleri kullandı- bu gayet doğal, Meclisin teamüllerine de uygun, İç Tüzük’e de uygun bir uygulamadır, Başkanımızın tutumu bu noktada yerindedir.

Yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Tutumum aleyhinde söz isteyen İdris Baluken, Bingöl Milletvekili.

Buyurun Sayın Baluken. (HDP sıralarından alkışlar)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İki gündür âdeta burada bir tiyatro şeklinde Genel Kurul yönetiliyor. Eğer Sayın Başkan, siz de böyle devam edecekseniz biz çok fazla kalabalık yapmayalım burada, siz AK PARTİ Grubuyla istediğiniz şekilde burada Genel Kurul gündemini işletin. Burada hepimizi bağlayan bir İç Tüzük var. Eksik, yetersiz, yanlışlarla dolu olabilir ama Genel Kurulu bunun dışında yönetemezsiniz. Siz henüz, Meclis Genel Kurulunu açarken bile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekilinin “Genel Kurulda toplantı yeter sayısı yoktur.” talebini bile dikkate almadan davrandınız. Sonrasında da İç Tüzük’ün 61’inci maddesini net olarak ihlal ettiniz, söz sırasını, gündem belirlendikten sonra Başkanlık Divanının gündemi değiştirme yetkisi olmamasına rağmen kendi isteminize göre değiştirdiniz. Eğer böyle yapacaksanız, o zaman, sadece şahsi duygularınızla, iktidar partisi grubunun talimatlarıyla Meclisi yönetiyor pozisyonuna düşersiniz, bunu bizim kabul etmemiz mümkün değildir. O nedenle, sizi bir an önce İç Tüzük’e göre Genel Kurulu yönetmeye davet ediyorum.

Tabii, iki gündür burada son derece vahim olaylar yaşanıyor. Bu vahim olayların tek müsebbibi -açık ifade ediyorum- bu Meclisi yöneten Meclis Başkan Vekilinin tarafsızlığını yitirmesi ve AKP Grubu adına burada bulunan bir başkan vekilinin kadın milletvekillerine yönelik şiddet uygulamaya çalışmasıdır. İşin en vahim tarafı da Başbakanın dün yaptığı açıklamalarda bu kadın şiddetini meşrulaştıran bir üslup kullanmasıdır. Başbakan, âdeta toplumun yüzde 50’siyle bütün köprüleri atmıştır. CHP’nin, MHP’nin, HDP’nin bir araya gelmesini “Biz doğru yoldayız.” şeklinde değerlendirerek sadece AKP kitlesinin Başbakanı olduğunu ortaya koymuş, yüzde 50’nin talebini hiçbir zaman dikkate almayacağını net olarak deklare etmiştir. Kadın şiddetine yönelik, “Kadınlığını kullanarak birtakım şeyler yapmak istemişler.” cümlesini kullanarak ne kadar cinsiyetçi bir noktada durduğunu ortaya koymuştur. Burada hiçbir milletvekili ne kadınlığını kullanarak ne erkekliğini kullanarak milletvekilliği yapmıyor, bütün kadın vekillerimiz kadın kimliğinden dolayı değil, milletvekili oldukları için burada her türlü hakkını kullanma özgürlüğüne sahiptir. Başbakanın yapmış olduğu açıklamalar milliyetçi olduğu kadar cinsiyetçi açıklamalardır, son derece vahimdir. Umarım bu açıklamalarıyla ilgili kendi öz eleştirisini yapar, değerlendirmesini yapar ve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Devamla) - …bütün Meclisten, bütün siyasi partilerden ve bütün kadınlardan özür diler diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Lehte söz isteyen Yusuf Halaçoğlu, Kayseri Milletvekili.

Buyurun Sayın Halaçoğlu. (MHP sıralarından alkışlar)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, şimdi çok önemli, kritik bir yasayı görüşüyoruz. Dolayısıyla, Meclisi idare eden kişilerin, Meclis başkan vekillerinin çok dikkatli ve her zamanki davranışlarından daha farklı bir davranış içerisinde daha titiz bir yönetim sergilemeleri gerekmektedir. Yani dün yaptıklarıyla bugünkü yaptıklarının aynı olup olmamasına bakmaksızın, tüzükün tüm kurallarını uygulamak zorunlulukları vardır. Zira, iki gün önce meydana gelen olaylar aslında Meclisin hangi gerilim altında olduğunu, çalıştığını da ortaya koymaktadır.

Şimdi, her şeyden önce şunu göz önüne alalım: Bir Başbakan çıkıp “Şu partiler bir araya geliyor. İşte, Milliyetçi Hareket Partisi ile HDP ve CHP aynı yerde, aynı koltukta bir arada bulunuyorlar.” diyor. Siz masaya oturuyorsunuz kardeşim, kucak kucağasınız. Peki, buna ne diyeceksiniz? Siz kucak kucağa müzakere ediyorsunuz, elebaşılarıyla, bebek katiliyle kucak kucağa oturmuyor musunuz; anlaşmalar yapıyorsunuz, mutabakat sağlıyorsunuz. E, o zaman ne olacak? Yani illaki bir yasada meydana getirilecek birtakım baskı unsurlarını ortadan kaldırma konusunda, hangi parti olursa olsun, iş birliği yapması gerekirken siz “Birtakım partileri şundan dolayı bir araya getiriyor.” derseniz… Ama siz kucak kucağasınız, ona ne diyeceğiz? Ha, bunlara gelince ses yok tabii.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Siz nasılsınız?

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) - Şimdi, bırakın onları bunları. Siz bugüne kadar neler yapmadınız? Yok silahlar bırakılacaktı, gidecekti. Oturmadınız mı masaya? Şimdi, 10 maddelik mutabakatınız var, onları ne yapacaksınız? Onları da bir yana bıraktım, adam silahıyla, Kalaşnikofuyla askerî düzen içerisine giriyor, sesiniz çıkmıyor. Bırakın Allah aşkına be, siz ne diyorsunuz? Yok poşuyla yüzünü örtmek… Siz teröre karşı çıkmıyorsunuz. “Efendim, bilye atıyorlar, molotof atıyorlar.” diyorsunuz. Peki, kardeşim, şu an molotofun cezası yok mu Ceza Kanunu’nda? Var, dört yıldan başlıyor. Niye vermiyorsunuz, niye önlemiyorsunuz? Terör yasası yok mu, niye önlemiyorsunuz? Mesele terör yasası değil, siz tıpkı Anayasa referandumunda olduğu gibi birtakım maddelerin arkasına arzu ettiğiniz birtakım konuları gizleyip ondan sonra çıkarmaya çalışıyorsunuz. Bakın, böyle bir durumda yarın meydana gelecek olaylardan sorumlu olacaksınız. Dolayısıyla, Meclis başkan vekilleri tüzüke tam olarak uysunlar, şu veya bu şekilde siyasi söylemlerin arkasına kimse sığınmasın, kimse de kimsenin tesirinde kalmasın.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aleyhte söz isteyen Levent Gök, Ankara Milletvekili.

Buyurun Sayın Gök. (CHP sıralarından alkışlar)

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu iç güvenlik paketi diye adlandırdığınız paketin Türkiye’deki demokrasiyi, insan haklarını, hukukun üstünlüğünü nasıl yok edeceğini anlatmaya çalışan muhalefet partilerine niçin sabırlı davranmıyorsunuz, niçin izin vermiyorsunuz? Böyle bir anlayış olabilir mi Sayın Başkan? Toplum gergin, Meclis gergin. Milletin sırtına tokmak vuracaksınız, ondan önce milletvekiline tokmak vurduruyorsunuz ve buna seyirci kalıyorsunuz. 5 milletvekilinin yaralandığı bir Mecliste en basit bir tüzüksel hakkımızı dahi kullandırmıyorsunuz. Buna hakkınız yok! Daha bu yasa çıkmadan neler yapıyorsunuz. Bu yasa çıktıktan sonra Türkiye’yi polis devleti hâline getirmenize izin vermeyeceğiz, izin vermeyeceğiz değerli arkadaşlarım. (CHP sıralarından alkışlar) Bizler burada olduğumuz müddetçe, tüm halkımız bilmelidir ki bu yasa buradan geçmeyecektir, sizler ne yaparsanız yapın geçmeyecektir.

Sayın Başkan, demokrasi sayısal çoğunluk değildir, demokrasi azınlığın haklarının korunduğu rejimdir, bunu dahi bilmiyorsunuz.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Allah Allah!

LEVENT GÖK (Devamla) – Sayın Başkan, iki gündür bu Meclisi gerdiniz, bugün gerdiniz.

SITKI GÜVENÇ (Kahramanmaraş) – Kim geriyor, kim, kim geriyor?

LEVENT GÖK (Devamla) – Son derece haklı ve meşru bir talepte bulundum, yoklama istedim. Alt tarafı iki ya da üç dakikayı alacak bir işlemi gerçekleştirmediniz, neden?

SITKI GÜVENÇ (Kahramanmaraş) – Yetki gasbı var orada, yetki gasbı. Yetkiyi niye gasbediyorsunuz?

LEVENT GÖK (Devamla) – Çünkü AKP’den sizlere baskı var, tehdit var, biz bunu biliyoruz. O yoklamayı yapmak durumundaydınız, İç Tüzük’ü uygulamak durumundaydınız.

SITKI GÜVENÇ (Kahramanmaraş) – Başkanın yetkisini gasbediyorsunuz.

LEVENT GÖK (Devamla) – Ana muhalefet partisinin Grup Başkan Vekili olarak yoklama istiyorum, yapmıyorsunuz, gürültü varken konuşmacı çağırıyorsunuz. Sayın Başkan, 68’e göre, gürültü olduğu zaman siz bir kere Meclisin düzenini sağlamak durumundasınız, bunu niye yapmıyorsunuz? Çünkü gürültü patırtı arasında, 4+4+4’te olduğu gibi bu yasayı çıkartmak istiyorsunuz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Yapmayın gürültü o zaman.

LEVENT GÖK (Devamla) – Yok öyle yağma, biz sesimizi yükselteceğiz, hakkımızı yedirmeyeceğiz. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Sayın Başkan, siz daha bugün Meclis koltuğuna oturur oturmaz saygınlığınızı ve tarafsızlığınızı yitirdiniz. Niçin söz vermiyorsunuz arkadaşlarımıza, niçin konuşmasından rahatsız oluyorsunuz herkesin?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Anayasa var, İç Tüzük var; İç Tüzük’ü oku.

LEVENT GÖK (Devamla) – Diyorsunuz ki: “Ben daha önce yoklama yapmadan açtım.” “Daha önce yoklama yapmadan açtım.” demek bugün o hakkı size verir mi? Kaldı ki ben daha siz makamınıza oturur oturmaz size söyledim. Siz diyorsunuz ki: “Ben onu dikkate almadım.” Nasıl almazsınız? Alacaksınız, aldıracağız. Usulü çiğniyorsunuz, tarafsızlığınızı yitirdiniz, siz de bu saatten sonra artık Meclisi yönetemezsiniz. Bu Meclis bu şekilde yönetilemez. Herkes İç Tüzük’e, kanunlara, Anayasa’ya uyacak, başta başkan vekilleri uyacak.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Siz de uyacaksınız ama.

LEVENT GÖK (Devamla) – Biz uyuyoruz, biz; biz uyuyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Tarihe geçtiniz, tarihe.

SITKI GÜVENÇ (Kahramanmaraş) – Kimsenin Meclisi kilitlemesine müsaade etmeyeceğiz, Meclis çalışacak.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Baluken, konuşmalar bitti ya.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Demin, Milliyetçi Hareket Partisi adına konuşmasını yapan sayın hatip, HDP’yi “AKP’yle kucak kucağalar.” şeklinde suçlayarak grubumuza bir sataşmada bulunmuştur. Söz hakkı istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Baluken, sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun usul görüşmesi üzerinde yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çözüm sürecinin ne olduğunu, neyi amaçladığını, iki yıldır da bu topluma ne kazandırdığını biz defalarca bu kürsüden ifade ettik. Çözüm süreciyle ilgili öyle, bahsettiğiniz şekilde AKP’yle bir kucak kucağa olma durumu asla söz konusu olmadı. Bir taraftan müzakere, bir taraftan da AKP’ye karşı en etkili mücadeleyi Parlamentoda da, alanda da, sokaklarda da HDP yerine getirdi. Eğer AKP çözüm süreci konusunda samimi olsaydı, biz bugün iç güvenlik paketini değil, ülkeyi terörize edecek, sokaklarda kan akıtacak bir yasayı değil, burada Terörle Mücadele Kanunu’nun kaldırılmasını tartışacaktık; Türk Ceza Kanunu’nun antidemokratik maddelerinin ayıklanmasını tartışacaktık; basın özgürlüğü, düşünce ve ifade, örgütlenme özgürlüğü önündeki engelleri tartışacaktık. AKP’nin böyle bir derdi yok. AKP, çözüm sürecinin sadece rantını kullanmaya çalışıyor. Şu anda AKP’yi ayakta tutan tek şey toplumdaki barış umudu, çözüm sürecinin yarattığı barış umudu.

Bakın, Başbakan dün yaptığı konuşmada da çözüm sürecinin tamamına seçim hesapları üzerinden yaklaştığını ortaya koyuyor. Güya çözüm süreci biterse HDP yüzde 10’nun altına düşecekmiş. Seçim hesabıyla bir barış davasına yaklaşılır mı? HDP yüzde 10’nun altına düşer, üstüne çıkar, o ayrı bir konu; ama çözüm süreci biterse AKP’nin nasıl baş aşağı düşeceğini bütün toplum biliyor.

Biz MHP’ye sormak istiyoruz: Siz bu ülkede kan akmasını mı istiyorsunuz? Çözüm süreci bu ülkedeki kanı önlüyor. Eğer MHP bu ülkede gençlerin ölmesini istiyorsa, kan akmasını istiyorsa çözüm süreci karşıtlığını devam ettirsin; ama biz, AKP’ye rağmen çözüm sürecini ısrarla devam ettirmeye kararlıyız, barış görüşmelerini sürdürmeye kararlıyız.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Halaçoğlu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın hatip doğrudan doğruya MHP’ye “Kan akmasını mı istiyorsunuz?” diye sataştı zaten.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Size soru sordu.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Halaçoğlu, size de iki dakika söz veriyorum sataşma nedeniyle.

2.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Değerli milletvekilleri, tabii ki, Milliyetçi Hareket Partisi hiçbir zaman kan akmasını istemiyor ama kan akmasını isteyenler kimler, bunları açık ve net olarak biz biliyoruz.

Eline silah alıp hâlâ şehirlerde özerklik ilan edenler, vergi koyanlar, vergi adı altında haraç alanlar, ortalığı yakıp yıkanlar, dükkânlarda insanların malına mülküne saldıranlar kimlerdir, her şeyden önce buna bir baksınlar. Devletin en önemli simgesi olan ve herkesin, vatandaşların da simgesi olan bayrağı ayaklar altına alıp yakanlar kimlerdir, bunlara herkes baksın.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sen iç güvenliğe niye karşı çıkıyorsun?

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Kimdir? Bunlara baktığınız zaman aslında mesele ortaya çıkar.

Burada bizim söylediğimiz zannediyorum yanlış anlaşıldı. Biz diyoruz ki: “AKP kiminle beraber iş birliği yapıyor?” Bize, HDP’yle iş birliği yaptığımızı söyleyenler… Aslında AKP’nin kendisi daha çok yapıyor ve kimse, AKP Hükûmeti, güneydoğuda PKK’nın, onun uzantılarının yaptıklarına hiçbir zaman ses çıkarmıyor. Neden ses çıkarmıyor? Çünkü seçim geliyor. Kandil değil midir AKP’ye şantaj yapan, Kandil değil midir PKK’yla birlikte AKP’ye baskı yapan? 10 maddeyi imzalayan, mutabakat sağlayan herhâlde ben değilim; AKP’dir. Kim kimin kucağında siz kendiniz karar verin. Kim kimi istiyorsa onun kucağına otursun, ben anlamam onu.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Olmaz böyle bir şey. Böyle bir şey olur mu? Adaba davet edin Sayın Başkan.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Ama iç güvenlik yasasında deniliyor ki: “PKK’ya karşı, teröre karşı tedbir alıyoruz.” Hangi tedbiri alıyorsunuz teröre karşı siz? Terör şu an bütün Türkiye’yi kasıp kavuruyor, siz oturuyorsunuz yerinize, tedbir alıyorsunuz! Niye molotof atanlardan hiç kimse içeride değil? Niye dükkânları yakanlar içeride değil?

SITKI GÜVENÇ (Kahramanmaraş) – Şimdi olacak Hocam.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Bırakın Allah aşkına, sizin terörle alakanız yok. Bununla milleti baskı altına almaya çalışıyorsunuz, başka hiçbir şey yapmıyorsunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Başkan, ben de söz istiyorum.

BAŞKAN – Lütfen…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – “Lütfen”i var mı?

BAŞKAN – Efendim, sataşma nedeniyle konuşuldu.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sataşmayla ilgili… Hayır, alakası yok.

BAŞKAN – Bir saniye…

Tutumum nedeniyle de usul tartışması açtım.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sataşmayla ilgili bir şey söylemiyoruz. Konuyla ilgili…

BAŞKAN - E, söz hakkınız yok ki Sayın Zozani.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Bakın, tutumunuzu açıklamadan önce…

BAŞKAN – Evet…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - …konuyla ilgili bir hususu gündeminize taşımak için ayaktayım.

BAŞKAN – Anladım da Sayın Zozani, bakın, İç Tüzük’ten bahsediyorsunuz, İç Tüzük’ün uygulanmasından bahsediyorsunuz...

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Evet, İç Tüzük’ten…

BAŞKAN - O zaman ben bu konuyu bitireceğim efendim. Lütfen yerinize oturun.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Bu konuyla ilgilidir Sayın Başkan.

BAŞKAN – Efendim, bu konuyla ilgili iki lehte, iki aleyhte söz var İç Tüzük’te.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Ben kürsüden söz istemedim. Bu konuyla ilgili olarak…

BAŞKAN – Biraz önce İç Tüzük’ün okunmasını, maddelerin okunmasını hatırlatmıştınız ya efendim…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, İç Tüzük’ü hiç okumadığınız anlaşılıyor, arkanızdaki danışmalardan destek alın. Ayakta bir milletvekili duruyor iken…

BAŞKAN – İşlem bittikten sonra efendim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – …ne söyleyeceğini dinlemek gibi bir mecburiyetiniz var.

BAŞKAN – Böyle bir usulümüz yok, mecburiyet de yok efendim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Konuyla ilgili bir şey gündeme taşıyor isem -siz bilmiyorsanız danışmanlarınızdan yararlanın- siz benim sözümü kesemezsiniz, dinlemek durumundasınız.

BAŞKAN – Biz şu anda sizin yüksek bilgilerinizden faydalanıyoruz efendim. Teşekkür ederiz.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Evet.

BAŞKAN – Meclis de faydalanıyor, tüm Türkiye faydalanıyor.

Buyurun.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – O zaman ifade edeyim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Zozani, konu tartışıldı; iki lehte, iki aleyhte söz verdim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Lütfen oturur musunuz Sayın Zozani.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ya, oylamaya tesir edecek bir şey söyleyecek.

BAŞKAN – Usul değil efendim. İç Tüzük’ten bahsediyorsunuz, bilmemezlikten…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Tutumunuza etki edecek bir şey söyleyeceğim.

V.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER (Dğvam)

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un Genel Kurulun açılışında yoklama yapmaması ve milletvekillerinin gündem dışı konuşma sıralarını değiştirmesi nedeniyle tutumunun İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında (Devam)

BAŞKAN – Lütfen ama… Ben açıklamamı yapayım, ondan sonra… Lütfen…

Sayın milletvekilleri, tutumumda bir değişiklik olmamıştır.

Gündem dışı konuşmalar tamamlanmıştır.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bildiğiniz üzere, gündem dışı konuşmalardan sonra yerinden söz talep eden sayın milletvekillerinin taleplerini…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - …daha önceki uygulamalarımızda olduğu gibi yerine getiremeyeceğim. (CHP sıralarından gürültüler)

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Ne demek… Olur mu ya, bir dakikalık söz talebimiz var.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Ancak söz talep eden…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - …grup başkan vekillerine söz vereceğim.

Teşekkür ederim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, siz neye göre yönetiyorsunuz? Ben niye ayaktayım?

BAŞKAN - Sayın Zozani, sesinizi biraz daha yükseltebilirsiniz!

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Bir dinleyin…

BAŞKAN - Burada hiçbir sayın milletvekilini, Başkanlık Divanını korkutamazsınız.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Bir dinleyin. Niye dinlemiyorsunuz?

BAŞKAN - Bu, Genel Kurulun çalışmasını engellemektir.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Hayır, sizi İç Tüzük’e davettir.

BAŞKAN – Ben, İç Tüzük hükümlerine göre davranıyorum.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, müsaade ederseniz haklı olduğumu göreceksiniz.

BAŞKAN – Sayın Zozani, açıklamamı yaptım, lütfen oturun efendim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Zabıtlara geçmesi için söylüyorum. Siz, şu anda İç Tüzük 49’uncu maddeye göre aykırı işlem yapıyorsunuz. İç Tüzük 49’uncu madde ne diyor? Genel Kurulun çalışma esaslarını düzenliyor. Burada açıkça ifade ediliyor Sayın Başkan: “Gündemdeki işlerin görüşme sırası Başkanlıkça alınış tarihlerine göre tespit edilir. Başkanlıkça lüzum görülen hâllerde, 8’inci bentteki işlerin görüşme sırası Danışma Kurulunca Genel Kurula teklif olunabilir. Hükûmet, esas komisyonlar ve kanun teklifi sahiplerinin bu konu ile ilgili istemleri de Danışma Kurulunda görüşülür. Danışma Kurulunun bu konudaki görüşü Genel Kurulun onayına sunulur.” Siz gündemdeki sıralamayı değiştirdiniz. Gündemdeki sıralamayı değiştirdiğiniz, hatalı işlem yaptığınız için…

BAŞKAN – Değiştirmedik ki gündemdeki sıralamayı.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Genel Kurul gündemle ilgili yanlış bir uygulama yaptığınız için…

BAŞKAN – Gündeme geçmedik efendim Sayın Zozani, bilmediğiniz bir şey var, gündeme geçmedik henüz.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Gündem dışı konuşmalardayız, gündeme geçmedik ki.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Zaten Genel Kurul gündemine geçmeden önce, siz, gündemle ilişkili olarak açıklanan…

BAŞKAN - Gündem hangisi, gündem dışı hangisi?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Bize gelen…

LEVENT GÖK (Ankara) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Evet. Gündeme geçmedik efendim henüz.

Sayın Gök, buyurun efendim, söz talebiniz var. Sayın Gök, lütfen…

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Sayın Başkan…

MUSTAFA MOROĞLU (İzmir) – Sayın Başkan…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Şu anda Genel Kurul fiilen kapalıdır Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Gök, buyurun efendim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Genel Kurulu kapatmak zorundasınız. İşlem yapamazsınız.

LEVENT GÖK (Ankara) - Sayın Başkan, gürültüyü bir önleyin. Sayın Başkan gürültüyü önleyin, duyamıyoruz ki.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - İşlem yapamazsınız. Okuyun, okuyun o zaman.

BAŞKAN - Sayın Gök, buyurun, söz talebiniz var.

LEVENT GÖK (Ankara) - Gürültüyü önleyin. Konuşacağım ama gürültü var.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Hatalı işlem yaptınız Genel Kurul fiilen kapalı.

BAŞKAN - Sayın Gök, mikrofon açık efendim, buyurun.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Ya, oturur musunuz, Başkan söz verdi.

BAŞKAN - Konuşmuyorsanız gündeme geçiyorum.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

LEVENT GÖK (Ankara) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize sunacağım… (Gürültüler)

LEVENT GÖK (Ankara) - Sayın Başkan, gürültüyü önleyin, konuşacağım.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Genel Kurulun şu anda kapanması gerekir.

LEVENT GÖK (Ankara) - Böyle bir şey olabilir mi!

(Grup başkan vekillerinin kürsü önünde toplanmaları)

BAŞKAN - Kullanılan kelimeler kişinin aile terbiyesini, devlet terbiyesini ve siyasi terbiyesini gösterir, çok net söylüyorum.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – O zaman, mikrofonu bize de çevir, biz de söyleyelim. Sizden öğrenecek değiliz bunları, sizden öğrenecek değiliz bunları! (AK PARTİ sıralarından “Herkes yerine geçsin.” sesleri, gürültüler)

BAŞKAN – Tezkereyi okutuyorum:

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 1915 olaylarının 100’üncü yıl dönümüne ilişkin parlamenter diplomasi faaliyetleri çerçevesinde İtalya’ya resmî bir ziyaret gerçekleştirmesi Genel Kurulun 15/1/2015 tarihli 43’üncü Birleşiminde kabul edilen heyeti oluşturmak üzere belirlenen isimlere ilişkin tezkeresi (3/1703)

18 Şubat 2015

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

1915 olaylarının 100’üncü yıldönümüne ilişkin parlamenter diplomasi faaliyetleri çerçevesinde, milletvekillerinden oluşan bir heyetin İtalya'ya resmî bir ziyaret gerçekleştirmesi Genel Kurulun 15 Ocak 2015 tarihli ve 43’üncü Birleşiminde kabul edilmiştir.

28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 2'nci maddesi uyarınca heyeti oluşturmak üzere belirlenen isimler Genel Kurulun bilgilerine sunulur.

Cemil Çiçek

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

Ahmet Berat Çonkar                    (İstanbul)

Osman Taney Korutürk                (İstanbul)

Yusuf Halaçoğlu                          (Kayseri)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Sayın milletvekilleri, birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Sayın grup başkan vekilleri buyursunlar efendim.

Kapanma Saati: 15.21

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 15.54

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Konya Milletvekili Atilla Kart ve 21 milletvekilinin, Milli Piyango İdaresi sorumluluğunda yapılan bahis oyunlarında haksız kazanç sağlandığı iddialarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1212)

9 Kasım 2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Milli Piyango İdaresi sorumluluğunda yapılan bahis oyunlarına yasa dışı yollarla müdahale edildiği, büyük ikramiye kazanan bazı talihlilerin ikramiyelerine hileli yollarla kurum yetkilileri ve banka müdürleri iş birliğiyle el konulduğu yönündeki iddiaların araştırılması, bu yöndeki belirsizliklerin giderilmesi, yukarıda anlatımı yapılan yollarla haksız kazanç sağlayan fail ve sorumluların ortaya çıkarılması ve nihayet alınması gereken önlemlerin tespiti amacıyla; Anayasa’nın 98 ve TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1) Atilla Kart                                                             (Konya)

2) Mustafa Sezgin Tanrıkulu                                      (İstanbul)

3) Mahmut Tanal                                                      (İstanbul)

4) Ali Sarıbaş                                                           (Çanakkale)

5) Kamer Genç                                                         (Tunceli)

6) Mustafa Serdar Soydan                                         (Çanakkale)

7) Gürkut Acar                                                          (Antalya)

8) Ali İhsan Köktürk                                                  (Zonguldak)

9) İhsan Özkes                                                         (İstanbul)

10) Recep Gürkan                                                     (Edirne)

11) Kadir Gökmen Öğüt                                             (İstanbul)

12) Mehmet Şeker                                                    (Gaziantep)

13) Ahmet Toptaş                                                     (Afyonkarahisar)

14) Ramazan Kerim Özkan                                        (Burdur)

15) Hülya Güven                                                       (İzmir)

16) Veli Ağbaba                                                       (Malatya)

17) Mehmet Hilal Kaplan                                           (Kocaeli)

18) Sena Kaleli                                                        (Bursa)

19) Ali Demirçalı                                                      (Adana)

20) Osman Kaptan                                                    (Antalya)

21) Metin Lütfi Baydar                                              (Aydın)

22) Yıldıray Sapan                                                    (Antalya)

Gerekçe :

Millî Piyango İdaresi sorumluluğundaki şans oyunlarında haksız kazanç ilişkileri bulunduğuna dair ciddi bulgular ve iddialar söz konusudur. Milyonlarca yoksul insanın umutlarını bağladığı Milli Piyango çekilişlerinde teknik müdahalelerin yapıldığı, büyük ikramiye kazanan talihlilerin paralarının ödenmesi aşamasında da hileli yollarla ikramiyeye el konulduğu yönünde bulgular tarafımıza intikal etmiştir. Somut bilgilere dayalı soru önergeleri ve basın toplantıları yoluyla iddialar dile getirilmiş; ancak kurum yetkilileri somut nitelikteki bu iddialara açıklama getirmek yerine, karartma ve hamaset yapmak yoluna başvurmuşlardır.

Tarafımıza ulaşan ve basına yansıyan bilgilere göre; son 42 haftada 29 büyük ikramiyenin Çankaya, Pendik, Muratpaşa ilçelerine çıktığı; büyük ikramiyelerin tamamına yakınının Millî Piyango İdaresinin merkez ve taşra teşkilatının bulunduğu illere çıktığı; aritmetik olarak açıklanması mümkün olmayan tesadüflerin yaşandığı görülmektedir.

Millî Piyango İdaresi, uygulamalarıyla belirsizlik ve kuşkuları tırmandırmaktadır. Büyük ikramiye kazanan kuponları sitesinde yayınlamamaktadır. Kimin kazandığının açıklanmamasının bir anlamı olabilir. Ancak, kuponların hangi tarihte ve hangi saatte oynandığının bilinmesi ve bayi kodunun belli olması hâlinde, kuponların yayınlanmasında büyük yarar vardır. Böylece, muhtemel spekülasyonların önü kesilmiş olacak ve kamuoyu denetiminin yolu açılmış olacaktır. Ancak, kurum bu basit ve sıradan bir uygulamayı bile yapmaktan kaçınmaktadır.

22’nci Yasama Dönemi’nde AKP Amasya Milletvekili, KİT Komisyon Üyesi Hamza Albayrak'ın dile getirdiği soruların ve iddiaların hepsi askıdadır, belirsizliğini korumaktadır.

Tarafımıza ulaşan yeni belgelere göre ise; 9 Kasım 1999 tarihli Sayısal Loto çekilişindeki 516.275.055.000,00 TL tutarındaki ikramiye ile; 13/11/1999 tarihli Sayısal Loto’ya isabet eden 2.879.742.605.000,00 TL tutarındaki ikramiyeler gerçek talihliler yerine kurum personeli ve banka ilişkileriyle üçüncü kişilere intikal ettirilmiştir.

Dönemin basın organlarında ilgili banka müdürünün en büyük ikramiyeyi vekâleten aldığı ifade edilmiş ise de aslında ikramiyenin banka müdürü tarafından "talihli" sıfatıyla alındığı resmî belgelerle sabittir. Her iki olaydaki talihliler farklı kişiler ise de imzalar birbirine benzemekte ve aynı karakteristiği taşımaktadır. Öte yandan 13/11/1999 tarihli çekilişe ilişkin kayıtlarda gerçek talihlinin isminin silindiği “fotoshop”lama yoluyla banka müdürünün isminin yazıldığı bulguları ortaya çıkmaktadır. Ödemenin fiilen yapıldığı her iki banka Ziraat Bankası Yenişehir Şubesidir. 13/11/1999 tarihli çekilişle ilgili provizyon Necatibey Şubesinden yapılmıştır. Millî Piyango İdaresinin resmî yazısına göre Necdet Şener Ziraat Bankası Yenişehir Şube Müdürüdür.

Görüldüğü gibi, kötü yönetim boyutlarını aşan ve suç ilişkileri boyutuna varan çıkar örgütlenmesi bulguları söz konusudur. Hükûmet ise her nedense bu konuların üstüne gitmediği gibi, bahis oyunlarını kurumsallaştıran bir anlayışla bu oyunları âdeta bir sektör hâline getirmiş, bahis ve kumar üzerinden bütçe açıklarını kısmen de olsa telafi etmeyi amaçlamış görünmektedir.

Milyonlarca yoksul ve çaresiz insanın umutları ve hayalleri üzerinden dolandırıcılık yapan fail ve sorumluların ortaya çıkarılması ve alınması gereken önlemlerin tespiti amacıyla Anayasa’nın 98 ve TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

2.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar ve 28 milletvekilinin, Tanık Koruma Kanunu'nun uygulama sonuçlarının ve gizli tanık uygulamasında karşılaşılan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1213)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Tanık Koruma Kanunu'nun uygulama sonuçlarının incelenmesi, gizli tanık uygulamasında karşılaşılan sorunların belirlenmesi, sistemin eksikliklerinin giderilmesi ve sağlıklı bir yapılanma oluşturulması amacıyla Anayasa'nın 98, TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri kapsamında Meclis araştırması açılması konusunda gereğini arz ederiz.

1)   Gürkut Acar                                                         (Antalya)

2)   Hülya Güven                                                        (İzmir)

3)   Ali Serindağ                                                        (Gaziantep)

4)   Haluk Eyidoğan                                                   (İstanbul)

5)   Veli Ağbaba                                                        (Malatya)

6)   Ali Rıza Öztürk                                                    (Mersin)

7)   Osman Aydın                                                       (Aydın)

8)   Mustafa Sezgin Tanrıkulu                                     (İstanbul)

9)   Namık Havutça                                                    (Balıkesir)

10) Hasan Ören                                                        (Manisa)

11) Kamer Genç                                                       (Tunceli)

12) Selahattin Karaahmetoğlu                                   (Giresun)

13) Mahmut Tanal                                                     (İstanbul)

14) Mustafa Serdar Soydan                                       (Çanakkale)

15) Ali Sarıbaş                                                         (Çanakkale)

16) Recep Gürkan                                                     (Edirne)

17) Kadir Gökmen Öğüt                                             (İstanbul)

18) Mehmet Şeker                                                    (Gaziantep)

19) Ahmet Toptaş                                                     (Afyonkarahisar)

20) Ramazan Kerim Özkan                                        (Burdur)

21) Mehmet Hilal Kaplan                                           (Kocaeli)

22) Sena Kaleli                                                        (Bursa)

23) İhsan Özkes                                                       (İstanbul)

24) Ali Demirçalı                                                      (Adana)

25) Ali İhsan Köktürk                                                (Zonguldak)

26) Osman Kaptan                                                    (Antalya)

27) Metin Lütfi Baydar                                              (Aydın)

28) Yıldıray Sapan                                                    (Antalya)

Gerekçe:

Ceza Muhakemesi Kanunu'nda 2004 yılında yapılan değişikliğin ardından tanıkların korkularının giderilmesi ve güvenliklerinin sağlanması amacıyla koruma tedbirleri uygulanabileceği yargılama sistemine girmiş, 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu’yla da koruma tedbirleri belirlenmiştir.

Tanık Koruma Kanunu’yla ilgili yaklaşık beş yıldır uygulama yapılmaktadır. Bir soru önergeme verilen yanıtta, 2012 yılı başına kadar 38 kişi hakkında "tanık", 117 kişi hakkında da "tanık yakını" sıfatıyla koruma tedbiri uygulandığı, bu kişilerden 43'ü hakkında "kimlik ve ilgili bilgi ve belgelerin değiştirilmesi", 39 kişi hakkında ise "yurt içinde başka bir yerleşim biriminde yaşamasının sağlanması" tedbirinin uygulandığı bildirilmiştir.

Yargılamayı etkileme olasılığı yüksek olan tanıkların güvenilir ve gerçekten doğruyu söyleyecek kişiler olması gereklidir. Bunun için de mahkemelerde "Bildiğimi dosdoğru söylediğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim." şeklinde yemin ettirilmektedir. Güvenilirlik doğaldır ki, Tanık Koruma Kanunu kapsamına alınacak gizli tanıklar için de geçerli olmalıdır.

Son dönemde gizli tanık uygulamasının en yaygın şekilde kullanıldığı yerler İstanbul Silivri'deki davalar olduğu görülmektedir. Gizli tanıklar, sanıklara ciddi suçlamalar yöneltmektedir. Ancak, pek çok gizli tanığın bir duruşmada verdiği ifadeyi, bir başka duruşmada değiştirdiği, bir çok gizli tanığın aynı dosyalarda sanık olduğu kamuoyuna yansımaktadır.

Ayrıca, gizli tanıkların pek çoğunun kimlikleri de ortaya çıkmış durumdadır. Bu kişilerin pek çoğunun kendisinin suç makinesi konumunda olduğu, gasp, cinayet, tecavüz gibi birçok suç nedeniyle hüküm giydikleri ortaya çıkmıştır. Ayrıca, bölücü terör örgütünde yöneticilik yapmış, çok sayıda vatandaşımızın ve güvenlik görevlisinin şehit olduğu saldırılara katılmış, bu suçlar nedeniyle kesin hüküm giymiş kişilerin bile gizli tanık yapıldığı, bu kişilerin terörle mücadelede görev almış kamu görevlilerine ağır suçlamalar yönelttiği görülmektedir.

Gizli tanık uygulamasının sanıkların savunma hakkını olumsuz etkilediği, sanıkların kimin hangi amaçla söylediğini bilmediği iddiaları ve suçlamaları çürütmeye, bunların doğru olmadığını kanıtlamaya çalıştıkları durumlar yaşanmaktadır. Aslında yargılamada, sanıkların suçluluğunun, somut delillerle ve güvenilir tanıkların kanıta dayalı ifadeleriyle ortaya konulması gereklidir. Gizli tanık uygulaması bunun tersi durumlar ortaya çıkarmaktadır.

Adil yargılama, savunma hakkının da güvencede olduğu yargılamadır. Gizli tanık uygulamasında ortaya çıkan örnekler, bu konuda tereddütler oluşturmaktadır. Bu kapsamda Tanık Koruma Kanunu'nun uygulama sonuçlarının değerlendirilmesi, etkin bir sistemin kurulabilmesi için gizli tanık uygulamasının olumlu, olumsuz sonuçları ve adil yargılamaya etkilerinin incelenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılması gerekli görülmektedir.

3.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ve 21 milletvekilinin, cezaevlerinde süresiz, dönüşümsüz açlık grevi eylemine devam eden siyasi tutsakların sağlık durumlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1214)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Cezaevlerinde süresiz, dönüşümsüz açlık grevi eylemine devam eden siyasi tutsakların, sağlık durumlarının kontrol altında tutulması için "bağımsız bir tabip heyetinin" kurulması ve eylemcilerin sağlık sorunlarıyla ilgili alınacak bütün önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, İç Tüzük’ün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ederiz.

1) Mülkiye Birtane                                                    (Kars)

2) Pervin Buldan                                                      (Iğdır)

3) İdris Baluken                                                       (Bingöl)

4) Sırrı Sakık                                                           (Muş)

5) Murat Bozlak                                                        (Adana)

6) Halil Aksoy                                                          (Ağrı)

7) Ayla Akat Ata                                                       (Batman)

8) Hasip Kaplan                                                       (Şırnak)

9) Hüsamettin Zenderlioğlu                                      (Bitlis)

10) Emine Ayna                                                       (Diyarbakır)

11) Nursel Aydoğan                                                  (Diyarbakır)

12) Altan Tan                                                           (Diyarbakır)

13) Adil Zozani                                                        (Hakkâri)

14) Esat Canan                                                        (Hakkâri)

15) Sırrı Süreyya Önder                                            (İstanbul)

16) Sebahat Tuncel                                                  (İstanbul)

17) Erol Dora                                                           (Mardin)

18) Ertuğrul Kürkcü                                                  (Mersin)

19) Demir Çelik                                                       (Muş)

20) İbrahim Binici                                                    (Şanlıurfa)

21) Nazmi Gür                                                         (Van)

22) Özdal Üçer                                                         (Van)

Gerekçe:

Siyasi tutsaklar 12 Eylülden beri süresiz, dönüşümsüz açlık grevi eylemi yapmaktadırlar. Şu an altmış dördüncü gününü dolduran eylemciler bulunuyor. Eylemcilerin, sağlık durumları ciddi oranda bozulmuş, tedavisi mümkün olmayan hasarlar oluşmuştur. Bugünlerde cezaevinden cenaze çıkması an meselesidir.

Açlık grevi eylemlerini takip etmek amacıyla kurulan Cezaevi İzleme Komisyonunun raporuna göre, 12 Eylülden bu yana 63'ü siyasi, 1’i adli olmak üzere 64 kişi açlık grevindedir. Elli dördüncü gününde olan eylemci sayısı ise 75'tir. 221 eylemci kırk bir, 315 eylemci ise otuz bir gündür açlık grevindedir. On dokuzuncu gününde olan eylemci sayısı 16 ve 8 eylemci ise on beş gündür süresiz dönüşümsüz açlık grevi yapıyor. Taleplerin müzakereye açılmaması ve Hükûmetin tahrik eden açıklamaları sonrasında ise tüm cezaevlerinde 10 bini aşkın siyasi tutsak, on gündür süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemi başlatmış bulunuyor.

Cezaevi İzleme Komisyonu açıklamasında, dünya ortalamasında açlık grevi sonucu ölümlerin altmış yedi, altmış beş, altmış dört gün civarına gelindiğinde başladığını, bu referansların ölümle sonuçlanmış referanslar olduğunu dile getirmiştir. Bilimsel yayınlarda bu şekilde belirtildiği vurgulandığı açıklamada, her an ölümlerin olabileceği bir döneme girildiği belirtilmiştir. Eylemcilerin çok ciddi kilo kaybı yaşadığı, bu kilo kayıplarının özellikle 8-10 kiloyla başlayıp bazı eylemcilerde 5-6 kiloyla devam ettiği öne sürülmüştür. Eylemcilerin sağlık durumlarının kusma, bulantı, baş dönmesi, sıvı alımında azalma, baş ve mide ağrıları, kas-eklem ağrıları, görme keskinliğinde azalma, uykusuzluk, çift görme, yürümede zorlanma, ses ve kokuya karşı hassasiyet, diz ve ayak eklemlerindeki ağrıya bağlı olarak yürüme zorluğu çekme şeklinde bozulduğu bildirilmiştir. Açıklamada, şu an birçok cezaevinde eylemcilerin, avukat görüşüne dahi çıkamadıkları da belirtilmiştir. Durumu ciddi oranda ağırlaşan eylemcilerin olduğu vurgulanan açıklamada, sindirim sisteminde ve idrarda kanamaların başladığına dikkat çekilmiştir. Önümüzdeki günlerde bu mevcut semptomların daha da artacağı söylenerek, var olan semptomların hepsinin avukatların ve doktorların gözlemlerinden ibaret olduğu, hiçbir tutsağın, şu an muayeneyi kabul etmediği ileri sürülmüştür.

Cezaevi İzleme Komisyonu, eylemcilerin, ziyarete giden avukatlara, bir bağımsız tabip heyetinin gelmesi hâlinde, muayene olmayı kabul edeceklerini aktardıkları da belirtilmiştir. Aynı zamanda bu talebin 15 Ekim tarihinden itibaren Adalet Bakanlığına iletildiği ancak henüz cevap bulmadığı dile getirilmiştir.

Eylemcilerin bu durumda sürekli kontrol altında tutularak muayene olmaları için olanak sağlanması gerekiyor. Bu sebepten dolayı, cezaevinde nasıl bir ortamda oldukları tespit edilmeli, bu tespitlere göre önlemler alınması gerekiyor. Durumun ciddiyetine göre hareket edilerek, Mecliste bir komisyon oluşturulması ve eylemcilerin muayene olmayı kabul etmeleri için gereken önlemlerin alınması gerekiyor.

BAŞKAN – Önergeler gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Sayın Tanal ve Sayın Kaplan’ın İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesi gereğince söz talepleri vardır.

Sayın Tanal? Yok.

Sayın Kaplan, ne için söz istiyorsunuz?

VIII.- AÇIKLAMALAR

1.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Başkanlık Divanının, milletvekillerinin birbirlerine şiddet uygulamamaları konusunda uyarma görevi olduğuna ilişkin açıklaması

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Madde 60’a göre Başkanlık Divanına bir duyarlılık çağrım olacak.

Dün burada, Mecliste hoş olmayan şeyler yaşandı. Sayın Sebahat Tuncel’e darp yapıldı, Ertuğrul Kürkcü ve diğer milletvekillerine. Burada darp olayında 5 milletvekili yaralandıktan sonra bir milletvekili televizyona çıkıp Sebahat Tuncel’i darbettiğini, Ertuğrul Kürkcü’ye üç dört yumruk salladığını, Aykut Bey’e, diğer milletvekillerine tokmak fırlattığını rahat rahat anlatıyor. Bu, İç Tüzük 160’ta saldırı suçu demek. 4’üncü maddede Başkanlık Divanının buna duyarlılık gösterip bir milletvekilinin “Bunu vurdum, bunu vurdum, keyfime göre yaptım.” demesinin bu Meclise gölge düşürdüğünü ve kararttığını… Başkanlığınızdan şunu bekliyoruz: Uyarma göreviniz var Başkanlık Divanı olarak. Bunun tasvip edilmediği açıklamasının Başkanlık Divanınca yapılmasını talep ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kaplan.

IX.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, Başkanlık Divanı olarak, Genel Kurulda milletvekilleri arasında fiilî kalkışmayı tasvip etmediklerine ve kınadıklarına ilişkin konuşması

BAŞKAN - Evet, Sayın Kaplan’ın da bahsettiği gibi Genel Kurulda sayın milletvekillerimizin birbirlerine karşı daha nezaketli, daha zarafetli, daha saygılı olmalarını ve fiilî kalkışmaların da Başkanlık Divanı tarafından tasvip edilmediğini söylüyoruz, kınıyoruz. Sayın milletvekillerini bundan sonraki Genel Kurul çalışmalarında sükûnete davet ediyoruz.

Teşekkür ediyorum.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

X.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken tarafından, Türkiye’de çocuk ölümlerinin tüm boyutlarıyla araştırılması amacıyla 11/7/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 19 Şubat 2015 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

19/02/2015

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 19/02/2015 Perşembe günü (Bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisini İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

İdris Baluken

Bingöl

Grup Başkan Vekili

Öneri:

11 Temmuz 2014 tarihinde, Bingöl Milletvekili Grup Başkan Vekili İdris Baluken tarafından verilen 493 sıra no.lu "Türkiye'de çocuk ölümlerinin tüm boyutlarıyla araştırılması" amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 19/02/2015 Perşembe günlü birleşiminde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Faysal Sarıyıldız, Şırnak Milletvekili.

Buyurun Sayın Sarıyıldız. (HDP sıralarından alkışlar)

(HDP Grubu milletvekillerinin ellerindeki resimleri Genel Kurula göstermesi)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – AKP'nin katlettiği çocukların resimleri. Bu yasa geçince daha fazla çocuk katledeceksiniz. Hepinizi vicdana davet ediyoruz. Bu çocukların gözüne bakarak bu yasayla ilgili kanaatlerinizi belirtmeniz lazım.

FAYSAL SARIYILDIZ (Şırnak) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; arkadaşlarımla elimizde tuttuğumuz, AKP iktidarı döneminde katledilen çocuklarımızın resimleri... Tüm Türkiye görsün bunları. (AK PARTİ sıralarından “Biz de getirelim mi resimleri?” sesleri)

Getirin.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Keşke Eren’in resmini de koysaydın oraya. Eren Şahin’in resmini de göndereyim sana.

FAYSAL SARIYILDIZ (Devamla) – Partimizin çocuk ölümlerinin araştırılması amacıyla sunduğu araştırma önergesiyle ilgili görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunmaktayım.

Değerli yalnızlığınızla itibarsızlaştırdığınız bu ülkenin ibretlik ileri demokrasi hikâyeleriyle dolu olmasına şaşırmıyor olmanıza biz de şaşırmıyoruz artık. “Çocuk da olsa, kadın da olsa gereken yapılacaktır.” fetvasının hedef göstericiliğinde çocuklara yönelen namluların hesabını tutamaz olduk. Kadim bir halkın evlatlarını daha çocuk yaştayken katletmek ve sonrasında onlara “terörist” yaftası yapıştırmak bir fıtrat meselesidir. O çok övündüğünüz millî olmanın asıl kodlarını da sizin bu fıtratınız oluşturmaktadır. 12 yaşındaki Uğur Kaymaz’ı “Yılanın başını küçükken ezeceksin.” mottosuyla katleden tetikçileri, yüzlerini gizledikleri maskelerin ardından da olsa tanıyoruz. Onlara pervasızca çocuk öldürme yetkisini veren sizlersiniz. Sizin ileri demokrasinizin cezasızlık hâlinin keyfini süreceklerini biliyor tetikçiler ve hatta kelle avcılığı yapmanın ödüle tabi olduğunu da.

Türkiye'de kolluk güçleriyle işlenen infazlara sürekli olarak bir kılıfın bulunması ve inkârı tarihsel olarak kullanılagelmiş yöntemlerden birisidir. Cezasızlık zırhıyla korunan kamu görevlilerinin, yurttaşları keyfî olarak öldürmeleri aynı zamanda hukukun ve adaletin infazıdır. Son zamanların hukuk, adalet ve yaşam hakkının hiçe sayıldığı yerlerden biri olan Cizre’de yaşananlar durumu tek başına anlatmaya yetiyor. 1990’lardan günümüze kadar devlet şiddeti nedeniyle yurttaşların yaşam hakkının sürekli tehlike altında olduğu Cizre’de son zamanlarda devletin direkt ve dolaylı müdahalesi sonucu 4'ü çocuk olmak üzere toplam 6 kişi yaşamını yitirirken onlarca kişi de ağır yaralanmıştır.

Cizre’de AKP Hükûmetinin sunduğu yasal dayanaklardan güç devşiren kolluk güçlerinin asayişi sağlama adı altında cinayetler işlemesi ve sindirme politikası yurttaşların can güvenliğini ortadan kaldırmaktadır. Bunun en son örneği yine 12 yaşında bir çocuğun hedef gözetilerek katledilmesiydi. 14 Ocak 2015 tarihinde Şırnak’ın Cizre ilçesine bağlı Yafes Mahallesi’nde polisin zırhlı araçtan açtığı ateş sonucu 12 yaşındaki Nihat Kazanhan başına isabet eden fişekle hayatını kaybetti. Kazanhan’ın ölümünün hemen ardından Şırnak Emniyet Müdürlüğü yaptığı açıklamada –burayı iyi dinlemenizi rica ediyorum- ilçede herhangi bir toplumsal olay yaşanmadığı ve polisin de hiçbir şekilde müdahalede bulunmadığını belirtirken Başbakan Davutoğlu ve İçişleri Bakanı Efkan Ala da aynı eksende bir açıklama yaparak polisin olay mahallinde silah ya da biber gazı kullanmadığını ileri sürdü. Yapılan bu açıklamaların ardından Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı tarafından hazırlanan raporda Nihat Kazanhan’ı vuran kurşunun av tüfeği mermisine ait olduğu, ayrıca, “6-8 Ekim olaylarında av bayilerinin yağmalandığı kayıtlarımızda mevcut olduğundan bu iş yerlerinde yağmalanan fişeklerin kullanılmış olduğu kuvvetle muhtemeldir.” iddiası ortaya atıldı. Ancak, 28 Ocak günü bir televizyon kanalında yayınlanan görüntülerde Nihat Kazanhan’ın polis tarafından öldürüldüğü anı anına görüntülendi. Yayınlanan görüntülerin polisin kullandığı zırhlı araçtan görüntülendiği de açıkça görülmekteydi. Bir kez daha görüldü ki Türkiye’de kolluk güçlerini koruyan ve kollayan siyasal iktidarıyla “cezasızlık” zırhı çocuk infazlarının yegâne müsebbibidir.

Örnekler bir tek Cizre hattıyla sınırlı değil. Ülkenin bütün sathı kolluk güçlerinin öldürme tehdidiyle karşı karşıyadır. Öldürme yetkisi de dâhil olmak üzere, her türlü yetkiye sahip olan polisin güvenlik yasasıyla daha da güçlendirilmek istenmesi kime ve neye hizmet edecektir? Zaten her türlü yetkiye sahip polisi daha da yetkilendirmekle çocuk öldürme yaşını ana sınıfı seviyesine mi indirmek istiyorsunuz? “Zaten büyüyüp terörist olacaklardı, şimdiden imha etmekte bir sakınca yok.” anlayışını mı tahkim etmeye ve kendiniz dışında kalan herkesi potansiyel suçlu gören garabet bir hukuk anlayışını mı tesis etmeye çalışıyorsunuz?

Taş atan çocuklara yirmi yıl hapis veren ve cezayı ertelemeyen Türk adaleti, Ali İsmail Korkmaz'ı linç edenlere ödül gibi ceza verdi. Ali İsmail Korkmaz'ı öldüren ve en çok cezayı alan 2 polis dört buçuk yıl sonra serbest kalacaklardır.

Kürt illerinde son yirmi bir yılda polis ya da askerin açtığı ateş sonucu en az 376 Kürt çocuğu öldürüldü. En fazla çocuğun öldürüldüğü yıllar ise 1992 ile 2006 yılları arası oldu. Polis veya asker kurşunuyla öldürülen çocukların yanı sıra birçok Kürt çocuğu, ya polis veya asker tarafından vurularak yaralandı ya da yapılan operasyonlar sonucu tutuklanarak yaşlarından büyük cezalara çarptırıldılar.

Kasım 2010’da Bir Göz De Sen Ol İnisiyatifi verilerine göre, Türkiye'de güvenlik kuvvetleri 1989'dan 2010’a kadar 355 çocuğun canına kastettiğini tespit etmiş durumda. 2009 Kasım ayından 2010 Ekim ayına kadar güvenlik kuvvetlerinin öldürdüğü çocuk sayısının 13 olduğu da bir başka tespit.

Kasım 2010’da yayınlanan Mayın ve Misket Bombaları İzleme Raporu’na giren Mayınsız Türkiye Girişimi verilerine göre ise Türkiye'de sadece 2009'da, mayın ya da savaştan kalma patlayıcılar nedeniyle 23 çocuğun öldüğü iddia ediliyor.

AKP’nin iktidara geldiği yıl olan 2002 yılından sonra çocuklara ilişkin devlet eliyle ortaya çıkan yaşam hakkı ihlallerinde ciddi bir artış söz konusudur.AKP Hükûmeti döneminde çocukların yaşamını yitirdiği en önemli tarih ise 28 Mart 2006 tarihi oldu. Muş'un Şenyayla bölgesinde yaşamını yitiren 14 HPG'liden 4'ünün cenazesi Diyarbakır'a getirilerek defnedilmesinin hemen ardından ortaya çıkan ve bölge illerine yayılan olaylarda güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu 14 kişi yaşamını yitirmişti. Yaşamını yitirenlerden 6'sı ise çocuktu. Olayların yaşandığı dönemde Başbakan Erdoğan'ın "Güvenlik güçlerimiz, çocuk da olsa, kadın da olsa, kim olursa olsun terörün maşası hâline gelmişse gereken müdahaleyi yapacaktır. Bunun böyle bilinmesini istiyorum." açıklaması hâlâ hafızalardadır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; çocuğa yönelik öldürme politikalarının ve şiddet uygulayan devletin güvenlik aygıtlarının bir an evvel bağımsız denetime açılması önem arz etmektedir. Türkiye’de bir çocuk kırımı yaşanıyor. Devlet şiddeti, aile şiddeti, çocuk işçiliği ve çocuk yaşta evlendirilmesi ve beslenme düzensizlikleriyle şiddet sarmalı içerisinde yaşamaktadır.

Dünyada çocuklara bayram armağan eden tek ülke olmakla övünen bir ülkede çocukların yaşam haklarının bu denli ihlal edilmesi, katledilen çocukların faillerinin ortaya çıkarılmaması ve sorumlular hakkında etkin bir soruşturma yürütülmemesi nedeniyle çocukların ölümü 2015 yılında da devam etti. 1988 yılından günümüze kadar devam eden süreçte Ece Ayhan’ın “Bu kara mermerin altında/Bir teneffüs daha yaşasaydı/Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür/Devlet dersinde öldürülmüştür.” dizelerini bize her daim hatırlatan çocukların yaşam hakkına kasteden bu utanç verici ayıbı, çıkaracağınız hiçbir yasa, hiçbir bayrak örtemeyecektir.

Bu arada, siz CHP Grubu, bu çocuk ölümlerinin önüne geçmek için şu ana kadar ne yaptınız diye soruyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

NAZMİ GÜR (Van) – Çocuklarımızın ölümüne izin vermeyeceğiz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisi…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, bir sataşma söz konusu CHP Grubuna. Ben de sataşmadan dolayı söz istiyorum.

BAŞKAN – Ne diye sataştı Sayın Gök, ne söyledi Sayın Sarıyıldız?

LEVENT GÖK (Ankara) – “Cumhuriyet Halk Partisi Grubu çocuk ölümleriyle ilgili ne yaptı?” diye bir cümle sarf etti.

BAŞKAN – Sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum.

Buyurun.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız’ın HDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önemli bir konuyu tartışıyoruz. Gerçekten, her türlü ideolojik yaklaşımın ötesinde, göz bebeğimiz gibi bakmak zorunda olduğumuz çocuklarımız, hepimizin çocukları. Çocuk olunca siyaset ayrımı yok, çocuk olunca ideolojik farklılıklar yok; çocuk olunca herkes kendi çocuğu nasıl hayata hazırlanacaksa ona göre, hayatta hangi güçlükle karşılaşacaksa ona göre ve sağlık, eğitim, kültürel olanaklardan nasıl faydalanacaksa ve kendisi bunu nasıl istiyorsa bütün çocuklarımıza da aynı şekilde bakmak ve davranmak durumundayız.

Bugün Halkların Demokratik Partisinin vermiş olduğu önerge önemli, biz bu önergeyi destekleyeceğiz. Çocuklarımız için ne yapsak azdır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, biz, çocuğu gelecek nesillerimizin bekçisi ve çağdaş uygarlık seviyesinde Türkiye’yi dünyanın en ileri ülkeleri düzeyine çıkaracak yetkinlikte donatmayı amaçlıyoruz. Cumhuriyet Halk Partisinin programında, söylemlerinde, ideolojisinde ve Mecliste vermiş olduğu soru önergeleri, kanunlar, genel görüşme önergeleri gibi pek çok konuda Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu çocuk konusunda dikkat çektiğimiz uygulamalarımız bulunmaktadır. Bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi insan hakları doğrultusunda, Avrupa’da ve bütün dünyada yapılmış çocuklara yönelik sözleşmeler uyarınca, çocuklarımızla ilgili ne haklar getirilmek isteniyorsa tümünün altına imza atmıştır, bunların hepsini de kanun teklifleri olarak Meclise sevk etmiştir. Bu konuda bir eksiğimiz yoktur. Ama çocuğa bakış açısını değiştirmemiz gerektiği de ortadadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LEVENT GÖK (Devamla) – Sayın Başkan, sözlerimi tamamlıyorum. Yarım dakika verin, selamlayayım isterseniz. Yarım dakika verin, yeter bana.

BAŞKAN – Sayın Gök, bu, yol olacak, biliyorsunuz yani, iki dakika…

LEVENT GÖK (Devamla) – Selamlamak için, sadece selamlamak için.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Biz selamını duyuyoruz Sayın Başkan, duyduk selamınızı.

BAŞKAN – Buyurun, selamlayın.

LEVENT GÖK (Devamla) – Sayın Başkan, ben teşekkür ederim.

Selamlamak için söz aldım, ben de sözlerimi fazla uzatmayayım. Çocuk konusunda ne yapsak azdır diyoruz ve Cumhuriyet Halk Partisi bu konuda elinden gelen her türlü gayreti göstermiştir diyor, hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

X.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken tarafından, Türkiye’de çocuk ölümlerinin tüm boyutlarıyla araştırılması amacıyla 11/7/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 19 Şubat 2015 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi(Devam)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Türkan Dağoğlu, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Dağoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geleceğimizin teminatı çocuklarımızın yaşam haklarını korumak, evrensel hukukun tarafımıza getirdiği bir yükümlülük olmakla beraber vicdani bir sorumluluktur.

Çocuğun yaşam hakkı konusu gerek parti programımızda gerek Hükûmet politikalarımızdaki öncelikli maddelerden biri olup üzerinde ciddi aşamalar kaydedilmiş ve bu uğurda birçok çalışmalar yapılmış bir alandır. Yaşam hakkı, çocukların hak sahibi ve onurlu birer birey olarak, barış içerisinde, iyi ve mutlu bir yaşam sürmesi için gerekli olan, sağlık, sosyal hizmetler ve sosyal yardım, eğitim ve adalet alanlarının bütüncül bir biçimde ve çocuk merkezli olarak yapılandırılmasını gerektirir. Yaşam hakkı, diğer temel hakların düzenlenmesinin ön koşuludur.

Bu düşünce ışığında Hükûmetimiz birçok uluslararası anlaşmaya taraf olmuş ve gerekli birçok kanun düzenlemesi parti grubumuzca Meclisimize sunulmuştur. Muhalefet milletvekilleri de buna ortak olmuş ve imzalamışlardır. Çocuk haklarının korunmasına dair uluslararası mevzuatın bir parçası olan Çocuk Haklarına İlişkin Sözleşmesi çocukların müdahil oldukları silahlı çatışmalara ilişkin ihtiyari protokolü Türkiye tarafından 2003 yılında onaylanmış, ayrıca çocuk mahkemeleri kanunu Ocak 2004’te nüfusu 100 bini aşan tüm illerde çocuk mahkemelerinin kurulmasını sağlayacak şekilde değiştirilmiştir. Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle çocuk hakları anayasal düzeyde genişletilmiştir. Komisyondaki taş attırılan çocuklar… Ben buna “taş atan çocuklar” demiyorum çünkü çocuklar masum, çocuklar günahsız, çocuklar bir melek. Dolayısıyla o çocuk polise, TOMA’ya, polis arabasına, insana taş atmasını bilmez. Ancak bu toplu çocuklara taş attırılabilir.

İşte böylece taş attırılan bu çocuklar karşısında, kanunumuzda ve bunun mağduru olan çocuklar olarak bilinen, ancak hukuki ifadeyle kanunla ihtilafa düşen çocukların özellikle Kürt sorunu bağlamında karşılaştıkları olaylardan dolayı mağdur olmalarını önlemek amacıyla 22 Temmuz 2010 tarihinde Terörle Mücadele Kanunu’nda değişiklik yapılmış ve bu kategoriye giren çocukların çocuk mahkemelerinde yargılanmalarının önü açılmıştır.

Çocukların cinsel sömürüsü olayına gelince, bu sadece Türkiye’nin değil bütün dünyanın sorunudur. Bütün dünyada bu, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, UNICEF ve bununla beraber Dünya Sağlık Örgütü tarafından bilinmektedir ki bugün her 5 çocuktan 1’i cinsel istismara uğramaktadır. Ancak ne yazıktır ki, çok acıdır da aynı zamanda, bu, cinsel istismara uğrayan çocuklarda bu istismarı yapan kişilerin yüzde 85’i ailenin en yakınındaki kişilerdir. Bunların sosyoekonomik düzeyleri hiç önemli değildir. Gerek sosyal açıdan gerek ekonomik açıdan, her yönüyle, her bölümde, herkes cinsel istismar konusunda çocuklara yaklaşmaktadır. Bunların yaklaşmalarının en önemli nedeni de iyi niyettir, iyi niyetle yaklaşmaktadırlar ve çocuklar bu şekilde istismarın en acısı ve en üzüntülü olanı cinsel istismara maruz kalmaktadırlar.

2012 yılında aile içi şiddetle mücadeleyi güçlendirecek olan Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Meclisten geçerek yasalaşmıştır. Haziran 2011’de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kurulmuş, kadınlar, çocuklar, engelliler ve yoksullara yönelik sosyal politikaların geliştirilmesi amaçlanmıştır. Aile içi şiddetle mücadelenin sürdürülmesinde önemli bir yasal düzenleme olarak 6251 sayılı Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun 24 Kasım 2011 tarihinde imzalanmıştır.

Değerli milletvekilleri, istediğimiz kadar kanunlarımızı koyalım. Ancak şurada bir gerçek vardır ki zihniyet değişimi kanunların hepsinin önündedir. Zihniyet değişimi gerçekleşmedikçe, ne kadar kanun koyarsak koyalım, biz bunları tekrar görmeye devam edeceğiz. Bunlar, dediğim gibi, sadece Türkiye’de değil bütün dünyada görülen sorunlardır. Çocuk hakları konusu da kamuoyunda mevcut gündemi meşgul eden birçok konu gibi, politize edilmeye ve siyasi getiri amacı olarak görülmeye son derece müsait bir alandır, oysa ki çocuk konusu siyaset üstü ve partiler üstü bir sorundur. Siyasiler, üzerlerindeki görev ve sorumlulukların bilincinde hareket etmeli, konuyu suistimal eden ve toplumsal gerginlikleri körükleyici tavırlardan ve söylemlerden şiddetle kaçınmalıdırlar.

Bu bağlamda, yakın zamanda vahşi ve soysuz bir cinayete kurban verdiğimiz Özgecan kızımızın anne ve babasının olgun ve vakur davranışları önemli bir ders niteliğindedir. Bu onurlu duruş ve söylemlerinden dolayı ben bu ailedeki anne ve babaya Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu kürsüsünden bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Bizler bir cümleyi duyardık: “Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar.” Sayın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ne dedi? “Yeter ki analar ağlamasın, bir tane tabut gelmesin. Biz bu çözüm sürecini yapalım ve çözüm sürecini yapabilmek için ben baldıran zehri içerim.” dedi.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Bu yasayla nasıl çözüm süreci olacak ya?

TÜRKAN DAĞOĞLU (Devamla) – Bizim, siyasiler olarak, olayı gerginleştirmemiz değil, bu olayların üzerinde sağduyulu ve aklıselim bir vaziyette gitmemiz gerekir değerli milletvekilleri.

NAZMİ GÜR (Van) – Bunları kim öldürdü? Bunların anası yok mu sayın milletvekili?

TÜRKAN DAĞOĞLU (Devamla) – Değerli arkadaşlar, sayın milletvekilleri; aksine, bizler birleştirici, yapıcı ve sorunun temeline inen bir anlayışla bu çatı altında her ne yapılması gerekiyorsa el birliğiyle bunları yapmaya gayret etmeliyiz. Unutmayalım acıları dağlamak kolay, yaraları sarmak ise zor olanıdır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Sakine Öz, Manisa Milletvekili.

Buyurun Sayın Öz. (CHP sıralarından alkışlar)

SAKİNE ÖZ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çocuklara yönelik yaşam hakkı ihlallerinin araştırılması ve önlem alınması için HDP Grubu tarafından verilen araştırma önergesi üzerine söz aldım.Yaşam hakkı ellerinden alınan, katledilen tüm çocuklarımızı saygıyla anıyorum, sebep olanları da kınıyorum.

Sayın milletvekilleri, her biriniz duygusal konuşmalara başladığında ağzınızdan illa da kadınlar, çocuklar ve gençler dökülür, “Şunu yaptık, bunu ettik.” sözleri sıralanır. Gelin görün ki durum hiç de öyle söylendiği gibi değildir. İşler, kadın, çocuk ve gençleri hayatta tutmaya, ölümlerine mani olmaya, temel haklarını sağlamaya ve önlerine toplum ve devlet tarafından çıkarılan engelleri kaldırmaya dayandığında birçoğunuzun hayatından çok edebiyatı, kürsü hatipliği lafta kalır. Kimlik ve mezhepler üzerinden damgaladığımız ailelerimizin biricik evlatları gibi devlet kurşunuyla ölen Berkin Elvan gibi, vahşice öldürülen Ali İsmail gibi, Uludere’de katledilen, ölüme gönderilen, soğuktan donup açlıktan ölen çocuklarımızın… Toplumu kutuplaştırmayı bile çocuklar üzerinden yürüten, o süslü sözlerinizle çürütmeye yüz tutan, söz söyleyebilecek bir söz bulamayan sözlerinizi duymak isterim.

Çocuklar üzerinden yürüttüğünüz güvenlik siyasetiniz ve Gezi direnişinde milyonlarca gencimizin karşısında “Öldürme emrini ben verdim.” diyen, hesap vermekten kaçan devlet politikanızla geleceğimizi bugünden çürütmüşsünüzdür. Oysa, çocukların ve gençlerin gözlerinden dökülen sert gerçekler, parlak sözlerinizi birden eritir, siyasetinizi hükümsüz duruma getirir. Kuru konuşmalarınızın ardından, nice çocuğumun yaşamı, binlerce kadının emeği ve geleceği çözülmeyi bekleyen yüzlerce sorunla baş başa kalır.

İş lafa gelince mangalda kül bırakmayan sizler için geleceğinizdir gençler, cennetinizdir kadınlar, göz bebeğinizdir çocuklar ama bu sözlerin hiçbiri gerçek değildir, sahtedir. Gerçek olsa kadın ölümü, taciz ve tecavüzün oranı bu derece artmaz, bu kadar çocuk işçisi olmaz, çocuklar ölmez. Gelin görün ki, ağzınızdan düşürmediğiniz kadın ve genç çocuklar, iş gerçeğe dökülünce, konu kadınların, gençlerin ve çocukların yarını değil de bugünü olunca, dertler dağları aşıp önünüze serildikçe, susmasını istediğiniz kadınlar ve gençler haklı çığlıklarını dillendirdikçe birden sessizliğe bürünürsünüz.

Siz, çocuklara çığlık atmayı öğreteceğinize çığlık atmayacak ortamı yaratmalısınız. Kendiniz bile bu sözlerinize inanmıyorsunuz. Kadınlar, kendileri ve çocukları için, şiddete karşı huzuru ve özgürlüğü, sömürüye karşı güvenceli ve görünür emeği, istihdam, sosyal adalet ve ayrımcılığı bitirmiş bir Türkiye özlemi için ne yaparız diye korkusuzca konuşmaya başlayınca birçoğunuz rahatsız olursunuz. Hele hele gençler haklarını arayınca, hatta bayramlarda koltuğunuzu devrettiğiniz çocuklar bile istemediğiniz sözleri söyleyince birden telaşa girer, panik butonlarınızı aramaya başlarsınız. Kadın sustukça ve ancak siz istediğiniz kadar konuştukça, istediğiniz kadar namuslu durup, buyurduğunuz kadar çocuk doğurdukça makbul olur. Sanmayın çocuk düşmanıyız, sanmayın kadınların doğurmasına karşıyız. Kadınlar doğuracak ama sizin istediğiniz gibi susmayacak, susturulamayacaktır.

Daha iyi bir Türkiye için yaşamaya kararlı, konuşmaya ve sorunlarını özgürce paylaşmaya kararlı çocuklar, gençler ve kadınlar karşısında âciz kalan diliniz tutulur, iç güvenlik paketine sarılır ve savcının yetkilerini valiye devretmeye, gözaltı sürelerini uzatmaya kalkarsınız. Sapana silahtan daha fazla ceza verecek bu yasa başlamadan Avrupa Birliği Bakanınız bu tasarıdan güç alır, çocuğa, kadına şiddete karşı, hukuka değil, silaha sarılacağını baştan vadeder. Kanun görüşmeleri için konulmuş Meclis tokmağı demokrasiye darbe için milletvekillerine vurulur, kadın vekillere şiddet uygulanır.

Sayın milletvekilleri, biz kadınlar, çok değil, daha iki gün önce ülkemizi simsiyah bir yasa boğan Özgecan’ın yakılarak katledilmesi karşısında ortak bir tavır sergilerken, İstanbul’da Kübra Kart’ın parçalanmış bedenine kahrolurken, ocak ayında İzmit’te eli kesilerek öldürülen Manisalı Nuran Dutlu, kar topu oynarken kar topu uğruna öldürülen gazeteci Nuh Köklü’nün ölmesine Meclis sıralarında utanarak tanıklık ettik. Utandık mı acaba? Utanmış olsaydık bugün burada bunları söylemezdik. Özgecan’ın katillerini yaratan, zemininin üzerine şuursuzca basa basa yürümeye devam eden, şiddeti kınadığı gün dahi şiddetine ara vermeyen bu Meclis sıraları, özellikle biz kadınların gözünde bir utanç tablosuna imza atmış, samimiyetini bir kez daha yitirmiştir. Kadın ve erkeği bir türlü eşit görmeyen Cumhurbaşkanınızdan tutun da kadınlar için önlem, destek ve koruma çözümü değil, kabadayı gibi el kırmaya kalkan Başbakana, erkek şiddetini hiçbir önlem almadan idamla geçiştirmeye kalkan, ölümlerin üzerine ölüm hıncıyla gidince adalet sağlayacağını zanneden Adalet Komisyonu Başkanına, çocuk ve kadın katliamı karşısında şuurunu kaybedip silaha sarılan Avrupa Birliği Bakanına, kendi yarattığı adalet düzenine dahi güvenmeyen Sağlık Bakanına yetki verip kadınların sağlığı ve doğumu hakkında ahkâm kestiren bu Hükûmete, biz kadınlar, gençler ve çocuklarımızın söyleyecek çok sözü var.

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” diyenler, çocuk ve kadın ölümleri, gençlerin kurşunlara hedef olması karşısında günü kurtaracak sözler söylemekten öteye geçemez. Şiddeti önleyecek yollardan ziyade, şiddet sonrası ne yapılacağını, hadım mı idam mı yasasını çalışanların bu şiddet yasasıyla ilgili söyleyebilecek hiçbir sözleri yoktur. Butonla, bileklikle Meclisin vicdanını oyalayan, tıpkı Başbakan gibi, eski Bakan Sayın Fatma Şahin’in konuşmasındaki gibi, kurumunu açıkça vesayetle yöneten Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı gibi geleceğimizi tam bir çaresizliğe sürüklemektesiniz. Sürüklemenize asla izin vermeyeceğiz.

Ey AKP sıraları, sizlere sesleniyorum. Sizin döneminizde nefes almakta zorlandı güzel ülkem. Çocuğun, kadının ve gençlerin gelecek umudunu kararttınız. Kadınların sadece birbirlerine değil, her ortamda sözünün olması, emeğinin değer kazanması adına attığımız her adıma sessiz kalan, soru önergelerimizi odasında bekletip göndermeyen Aile Bakanının “Çığlık atın.” çağrısı, kadınların haklı isyanı karşısında hükmünü yitirmiştir.

Yasa için kullanacağınız tokmağı demokrasiye darbe için vuran bu kültürle hepimizin, hepinizin yüzleşmesi gereklidir. Kadını yok sayma, çocuk haklarını yok sayma kültürünün sınır tanımadan devam etmesi karşısında Meclisten sokaklara, evlerden işyerlerine kadar uzanan şiddetin, çocuk, gençler ve kadınlara yönelen ayrımcılığın yok sayılmasının nasıl ağır sonuçlara yol açtığını göreceksiniz.

Biz buna izin vermeyeceğiz. Bizim önceliğimiz çocuklarımız, yaşam ve eğitim hakları başta olmak üzere, ihtiyaçlarının karşılanması ve kişiliklerinin özgürce gelişmesine katkı sağlayacak koşulların oluşturulması ve güvence altına alınmasıdır.

AKP döneminde çocuklarımızın yaşam hakkının gerek şiddetle gerekse sosyal hakların etkisiz biçimde sağlanmaması nedeniyle yeni kuşaklarımız uçurumun eşiğindedir. Biz Cumhuriyet Halk Partililer olarak özellikle kız çocuklarımızın bedenleri üzerinden yürütülen siyaset anlayışını, erken yaşta toplumsal cinsiyet ve çarpıtılmış, tek tip hâle getirilmiş inanç temelli kimliklerin çocuklarımıza dayatılmasını reddediyoruz. Biz, AKP’nin toplumda yaratmaya çalıştığı en büyük felaket olan küçük yaştan başlayacak bir kutuplaşmanın ve gerilimin çocuklarımıza da uzanmasına asla izin vermeyeceğiz.

Biz, tüm çocuklarımızın, kadınların ve gençlerin, ayrımsız biçimde eşit yurttaşlığa dayalı haklarını sonuna dek kullanması için, sizin devlete ve topluma düşürdüğünüz gölgeyi ortadan kaldıracağız.

Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SAKİNE ÖZ (Devamla) - …çocuklarımızın güvencesiyiz, kadınlarımızın güvencesiyiz.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.43

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.56

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisi aleyhinde son konuşmacı Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin.

Buyurun Sayın Bilgin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Halkların Demokratik Partisi Grup Başkanlığı tarafından verilen grup önerisi aleyhinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında şunu hatırlatmak istiyorum ki bizler “Kim masum bir cana kıyarsa tüm insanlığı öldürmüş gibidir.” emrine matuf olan bir milletin mensupları olarak her türlü haksız ölümü, ister çocuk olsun ister kadın olsun, kabul etmeyen bir milletin evlatlarıyız. Bu noktada da masum çocukların katli her ne sebeple olursa olsun kabul edilemez. Bu noktada muhalefet partilerinden çocuk ölümleri noktasında iyi niyetle yapılan her türlü öneriyi Hükûmetimiz ve ilgili bakanlıklarımız dikkate almakta ve gerekli tedbirleri almaktadır. Biz bu noktada muhalefetin iyi niyetli önerilerine teşekkür ediyoruz.

Çok değerli milletvekilleri, çocuk ölümlerinden bahsederken, tabii, belli bir ideolojiden bakmak doğru değildir. Çocuklar masumdur, çocuklar hepimizindir. Çocuk ve kadına yönelik şiddetin her türlüsünü kabul etmiyoruz, her türlüsüne karşı olduğumuzu her noktada beyan ediyoruz. Özellikle resimleri gösterilen çocukları anarken haksız yere öldürülen her çocuğu andığımız gibi, arkadaşlarımız, özellikle 6-7 Ekim olayları sırasında hunharca katledilen Yasin Börü ve arkadaşlarını da anmadan geçmenin doğru olmadığı inancındayız. Yasin Börü ki 16 yaşında, arkadaşları yine Hasan Gökgöz, Hüseyin Dakak, Riyad Güneş, 26 yaşında ve hamile çocuğuyla babası öldürülen çocuğun da bir hakkı olduğunu, onlara da zulmedildiğini anmamız lazım. Yine, bu çocuk ölümlerini anarken canlı bombadan çocuklarını kurtarmak için Bingöl’de canlı bombaya kalkan olan anneyi anmamız lazım. Yine, Siirt’te üniversiteye giderken katledilen 3 tane genç kızımızı da anmamız lazım. Çocuklar öldürülürken çocuklara, kadına yönelik şiddette her türlü ideolojiyi bir tarafa bırakıp olaya tarafsız gözle bakmamız lazım. Bu noktada Hükûmetimizin kurulduğu günden bugüne kadar her alanda olduğu gibi, insanımızı yaşatma yönünde, çocuk hakları, kadın hakları yönünde de önemli, devrim niteliğinde kararlar alınmıştır. İnşallah, muhalefetin iyi niyetli önerilerini de dikkate alarak bu noktadaki çalışmalarımızı devam ettireceğiz.

Hepinizin bildiği üzere, toplumda, huzur isteyen toplumumuzun beklentisi olan iç güvenlik yasasını çıkarma noktasında Meclisimiz çalışmalarına devam etmektedir. Salı gününden itibaren, kanuna geçme noktasında, inşallah bugün bu kanuna geçeceğiz ve toplumun beklentisi olan bu kanunu çıkaracağız. Bu noktada, Meclisin gündemi bellidir. Biz belirlenen gündem doğrultusunda Meclisin çalışmasının doğru olacağına inanıyor, grup önerisinin aleyhinde olduğumuzu bildiriyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunacağım.

III. – YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, yoklama talebimiz var.

BAŞKAN – Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Altay, Sayın Serindağ, Sayın Serter, Sayın Sarı, Sayın Susam, Sayın Toprak, Sayın Özgündüz, Sayın Toptaş, Sayın Ediboğlu, Sayın Güven, Sayın Öz, Sayın Tanal, Sayın Düzgün, Sayın Özcan, Sayın Bilgehan, Sayın Demiröz, Sayın Ekinci, Sayın Özkoç, Sayın Bayraktutan ve Sayın Erdoğdu.

Üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

X.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken tarafından, Türkiye’de çocuk ölümlerinin tüm boyutlarıyla araştırılması amacıyla 11/7/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 19 Şubat 2015 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi(Devam)

BAŞKAN - Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Sayın Tanal, bir söz talebiniz vardı.

İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesi gereğince söz veriyorum.

Sayın Tanal, buyurun.

VIII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının, kar yağışı nedeniyle kapanan yollarla ilgili vatandaşın mağduriyetini gidermesini istirham ettiğine ilşkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli Başkan, şu anda, tabii, Türkiye’nin her tarafında şiddetli bir kar yağışı var. Sayın Ulaştırma Bakanı da burada. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Tuzla, Pendik, Çekmeköy, Sancaktepe, Sultanbeyli, Üsküdar, Beykoz ilçelerimizdeki yollar kar yağışı nedeniyle kapalı ve kar temizleme çalışmaları yapılmamakta. Bu konuda Sayın Ulaştırma Bakanının derhâl irtibata geçip vatandaşımızın bu mağduriyetinin giderilmesi hususunda kendisinden istirhamda bulunuyorum.

Teşekkür ediyorum, saygılar.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

X.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.-MHP Grubunun, Grup Başkan Vekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Grup Başkan Vekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu tarafından, vatandaşların kamu hizmetine girme hakkının objektif esaslara göre kullanılmasını temin amacıyla oluşturulan Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) dışında ve bu sınavın dolanılması suretiyle kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirilmesinde subjektif tercih ve kayırmalar ile KPSS sınav sonuçlarına göre yerleştirmelerin kamuoyunda ve sınava giren vatandaşların nezdinde oluşturduğu kuşkuların giderilmesi, kamu görevlerinde işe alım ve yükselmede tercihlerin tespiti ve alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 9/12/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 19 Şubat 2015 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Okutuyorum:

19/02/2015

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu'nun 19/02/2015 Perşembe günü (bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisini İç Tüzük'ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Oktay Vural

İzmir

MHP Grup Başkan Vekili

Öneri:

09 Aralık 2014 tarih ve 2663 Sayı ile TBMM Başkanlığına vermiş olduğumuz MHP Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile MHP Grup Başkanvekili ve Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun "Vatandaşlarımızın kamu hizmetine girme hakkının objektif esaslara göre kullanılmasını temin amacıyla oluşturulan Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) dışında ve bu sınavın dolanılması suretiyle kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirilmesinde sübjektif tercih ve kayırmalar ile KPSS sınav sonuçlarına göre yerleştirmelerin kamuoyunda ve sınava giren vatandaşlarımızın nezdinde oluşturduğu kuşkuların giderilmesi, kamu görevlerinde işe alım ve yükselmede tercihlerin tespiti ve alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla" verdiğimiz Meclis Araştırması açılması önergemizin 19/02/2015 Perşembe günü (bugün) Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bugünkü Birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grup önerisi lehinde söz isteyen Alim Işık, Kütahya Milletvekili.

Buyurun Sayın Işık. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun vermiş olduğu araştırma önergesi lehinde söz aldım. Bu vesileyle, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Önergemiz, biraz önce Sayın Divan Kâtibinin de okuduğu gibi, son günlerde kamuoyunun gündemini yeniden işgal eden, özellikle de yaşanan usulsüzlüklerle birçok ailenin, birçok gencimizin geleceğinin karartılmasına yol açan KPSS sınav sonuçlarına göre yapılan personel alımlarında yaşanan sorunlar, bunların tespiti ve alınması gereken önlemlere yöneliktir. Bu konunun yüce Meclis tarafından da önemsendiğini bilmekteyiz. Onun için, bugün, bu konuyu, tekrar, Meclisin gündemine alınması talebiyle getirdik.

Bilindiği gibi, son on iki yıllık yönetim döneminde her geçen gün artarak devam eden işsizlik sorunu bugünün de en önemli sorunlarından biri olmaya devam etmektedir. Özellikle üniversite mezunu gençlerin işsizlik oranında her geçen gün ortaya çıkan yükseklik, artış bugün üniversiteyi bitirmiş her 4 gencimizden 1’isinin işsiz olduğunu ortaya koymaktadır. Devletin resmî rakamları her ne kadar bunu gösterse de, iş aramaktan vazgeçmiş, bir işe girmiş, onu beğenmemiş, ayrılmış olan insanları da buna kattığımız zaman, üniversite mezunu her 3 gencimizin 1’isinin iş peşinde olduğunu hepimiz bilmekteyiz.

Peki, işe sahip olmanın yolu ne? Bunun en önemli yolu, herkesin eşitçe, adaletli bir şekilde yarıştığı Kamu Personeli Seçme Sınavı’na girip oradan yüksek puan alıp kendine uygun bir devlet kadrosuna yerleşmek. Ama ne yazık ki, son dönemde özellikle, milyonlarca gencimiz iş kapısı ararken, işe girmek için kuyrukta beklerken, maddi manevi her türlü fedakârlıkta bulunurken… Özellikle, binlerce iktisadi idari bilimler fakültesi mezunları, yine binlerce fen edebiyat fakültesi mezunları, mühendislik fakülteleri mezunları, öğretmenler, ziraat mühendisleri, veteriner hekimler, gıda mühendisleri, su ürünleri mühendisleri, balıkçılık teknolojisi mühendisleri, yine bu alanda eğitim görmüş çok sayıda teknisyen ve teknikerin yanında burada isimlerini sayamayacağımız birçok branşı bitirmiş üniversite mezunları son dönemde bir torpil bulamadıkları için, yüksek puanlara rağmen Hükûmetin personel alım politikasındaki yanlışlıklar nedeniyle kontenjan ayrılmadığı için işe giremeyip işe girmeyi beklerken VIP (very important personel) denen Hükûmet adına çok önemli olduğu öngörülen ama tek özelliği KPSS’ye girmediği hâlde iktidar partisinin bakanının, milletvekilinin, il yöneticisinin, iş adamının, bürokratının yakını olduğu için sınavlar göz ardı edilip KPSS sonuç belgesi olmadan işe yerleştirenlerin(x) kamuoyuyla paylaşılmasından sonra tabii ki, bu huzursuzluk, bu rahatsızlık had safhaya ulaşmış ve KPSS sonuç belgesi olduğu hâlde işe giremeyen gençlerimiz bu konudan rahatsızlıklarını dile getirmeye başlamışlardır. Hükûmetin özellikle kendi bürokratlarının, kendi bakanlarının, Sayın Başbakanın ve ona yakın halkanın evlatlarını sınav tanımadan özel kadrolara bir gün bile çalıştırmadan kâğıt üzerinde atayıp oradan başka bir kadroya aktarması, buna benzer uygulamalarla dolgun ücretlerle çalışan gençleri işe yerleştirmesi sonucunda birçok genç “Acaba, bizim hakkımız ne zaman savunulacak?” diye bu yüce Meclisin alacağı kararı dört gözle beklemektedir.

İsimleri saymayacağım, kamuoyuyla paylaşıldı, hangi torpilli evlat hangi yere geçmiş, özellikle nerelerden nasıl transfer olmuş, bugün hangi paraları alır hâle gelmişler onları bir tarafa bırakıyorum ama daha da önemlisi, Hükûmetin yaptığı bir yanlışa daha işaret etmek istiyorum: Daha önce KPSS’ye girmiş olan gençlerin devlet kadrolarına alımıyla ilgili personel alım takvimi haziran dönemi ve aralık dönemi olarak uygulanagelmiştir ama şimdi, haziran seçimleri öncesinde bu haziran döneminde alınacak olan personelin takvimi değiştirilmiş ve nisan ayına çekilmiştir.

Değerli milletvekilleri, yüz binlerce üniversite genci son sınıf öğrencisi temmuz ayında yapılan KPSS’ye girdi, bu mayıs ayında mezun olacak, haziran ayındaki atamalara başvuru hakkına sahip iken, şimdi, siz, bunu nisan ayına çekmekle üniversite son sınıf öğrencilerinin hakkını gasbediyorsunuz. Önce bu yanlıştan bir dönelim.

Devlet Personel Başkanlığının açıklamış olduğu bu personel alımıyla ilgili takvimde derhâl düzenlemeye gidilmesi lazımdır. ÖSYM Başkanlığınca tercihlerin alınması, KPSS birinci yerleştirmelerde 16-24 Nisan 2015 tarihine çekilmiştir. Bunun, eskiden olduğu gibi, önceki yıllarda olduğu gibi haziran ayına kaydırılarak, bu gençlerin hiç olmazsa başvuru hakkını gasbetmemek gerekiyor, birinci işaret etmek istediğim konu budur.

İkincisi, son dönemde, özellikle ocak ayı içerisinde, 19 Ocak 2015 tarihinde bazı medya organlarında da yayınlanan çok önemli bir konuyu, KPSS’yle ilgili olduğu için sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sayın Cumhurbaşkanının özel talimatıyla, Cumhurbaşkanın birkaç danışmanı ve mevcut Başbakanın genel başkan yardımcılarından oluşan bir dar grup, üstün yetenekli yöneticimiz bir rapor hazırlıyor. Bu raporda diyor ki: “Şu anda KPSS’yle ilgili yapılan uygulamalar AKP’li gençleri memnun etmiyor. Yapılan sınavlarda on ikide 1 oranında yerleştirme söz konusu, bu on ikide 1 oranlık yerleştirmeye de bizim partililerin çocukları giremiyor.” Dolayısıyla, bunların girmesini sağlamak için kademeli olarak KPSS’nin kaldırılması gerektiğini, rapor olarak “Sayın Beyefendi’ye arz” diye, “çok gizli” başlığıyla gönderiyorlar.

Burada üç amaç belirtiliyor: Bunlardan birisi, devlet bürokrasisinin paralel yapıyla irtibatlı veya irtibat şüphesi taşıyan tüm kadrolardan temizlenmesi gerektiği konusu. Yani kadroları temizleyelim, partili gençlerle, partimizle yüzde 100 uyumlu personel istihdamını sağlayalım. Buna olan engel ne? “Buna olan engel KPSS, kaldıralım.” Peki, başka? Bu da yetmiyor “Parti il ve ilçe teşkilatlarımızla ilgili kadroların, oralardan gelen önerilerin, talep ve arzuların başında mülakatların da kaldırılması, dolayısıyla mülakatlarda yer alan üyelerin seçimine de dikkat edilmesi gerektiği, Başbakana güvenilmemesi gerektiği, bazı bakanların paralel yapıya nötr davrandığı, dolayısıyla bunların önüne geçmek için KPSS’nin kademeli olarak kaldırılması, AKP’li gençlerin şoförlük ya da hademelik gibi alt düzey kadroları tercih etmediği, “A sınıfı” kadro olarak tanımlanan üniversite mezunlarının tercih edeceği kadrolara lise ve ön lisans mezunlarının da girebilmesinin sağlanması gerektiği…” ifade edilmektedir.

Başka bir konu vardır ki devlet memuru alımlarında bir başka açmaz mülakatlardır. “Mülakat heyetlerinin oluşturulmasında gereken dikkatin gösterilmediği, bazı CHP ve MHP’li adayların, hatta paralel adayların, tanıdıkları vasıtasıyla heyetleri manipüle ettikleri ve memur olarak alındıkları tarafımıza ulaşan raporlarda yer almaktadır. Bunun engellenmesi gerektiği…” ifade edilmektedir.

Değerli milletvekilleri, bu dediğiniz gençlerin hepsi Türkiye Cumhuriyeti devletinin birinci sınıf vatandaşı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİM IŞIK (Devamla) – AKP’li olmadığı için bunların devlet kadrolarına alınmaması gibi bir konunun raporda yer alması dahi Adalet ve Kalkınma Partisinin bu ülkenin gençlerine nasıl baktığını göstermektedir. Onun için, bu konu, araştırılması ve mutlaka gerekli önlemlerin alınması için önemli bir konudur. Bu amaçla konuyu gündeme getirdik.

Desteklerinizi bekliyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Recep Özel, Isparta Milletvekili.

Buyurun Sayın Özel. (Isparta)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun vermiş olduğu grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunmaktayım.

Evet, defaatle gündeme gelmiş olan ve basında da kamuoyunda da çok sık bir şekilde gerek Cumhuriyet Halk Partisi gerek MHP gerekse paralel tarafından dile getirilen bu VIP atamalar, Kamu Personeli Sınavı’nı kazananların atanamamasıyla ilgili problemler, sorunların araştırılması; burada bir yolsuzluk, usulsüzlük varsa bunların araştırılmasını isteyen bir önerge var önümüzde.

Tabii, KPSS sınavına giren her gencimizin, Türkiye’de üniversiteyi bitiren her genç evladımızın işe girmesi, mesleğiyle ilgili bir iş bulması hepimizin ortak dileği. Ah keşke ekonomimiz çok büyük bir şekilde olsa da her üniversite mezununa iş bulma imkânımız olabilse. İşte, herkesin bu ülkede işe, aşa sahip olabilmesi için öncelikle ülkemizin bir huzur ortamında bulunması, ekonomimizin büyümesi gerekmektedir. Onun için, biraz sonra gündeme getirilecek olan güvenlik paketi bundan dolayı, işsiz gençlerimize iş bulabilmek, ülkemizin istikrarı için de büyük önem arz etmektedir.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Vallahi, büyük bir zekâ örneği. Siz irtibat kurdunuz ya ekonomiyle arasında, büyük bir zekâ örneği!

RECEP ÖZEL (Devamla) – Gündeme getirmiş olduğunuz bu istisnai kadrolar, sanki bizim dönemimizde ilk defa uygulanıyor, ilk defa AK PARTİ döneminde uygulanmış gibi bir algıyı oluşturmakla da meşgulsünüz. Şimdi, biraz sonra rakamları vereceğim. Bizim dönemimizde kaç tane istisnai kadroya atama yapılmış, sizin dönemlerde istisnai kadroda kaç tane atama yapılmış, hepsini tek tek burada vereceğiz. Daha yeni, muhalefete dair birtakım belediyelerin; MHP’nin, CHP’nin belediye başkanlarının kendi istisnai kadrolarını nasıl doldurduklarını da burada biraz sonra sizlerle paylaşacağız.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – İyi o zaman, güzel, işte araştıralım.

RECEP ÖZEL (Devamla) – Evet, şimdi, bu istisnai kadronun buradan bir atama yapıldığı zaman yasal dayanağı olmayan, sanki uzaydan gelmiş bir uygulama gibi anlatılması da gerçekten hiç şık değil.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Yasal hırsızlık diye bir şey var.

RECEP ÖZEL (Devamla) – İstisnai kadroda atama, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu 59’uncu maddesine göre bazı kuruluşların, bakanlıkların üst düzey çalışanlarının, seçimle gelmiş olanların, belediye başkanlarının kendi çalışma arkadaşlarını üst düzey bürokraside görevlendirmek için, kendi ekiplerini görevlendirmek için bir yoldur. Bu yolun gerçekten objektif, hakkaniyetli bir şekilde kullanılması hepimizin ortak dileğidir.

ALİM IŞIK (Kütahya) – 400 bin civarında personelin sınavsız…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Yanlış söylüyorsunuz, bakın, yanlış. Onu söylemen yanlış Recep Bey.

RECEP ÖZEL (Devamla) - Buranın bir istasyon gibi kullanılmasına, bugün özel kalemden alınıp üç beş gün sonra başka yere nakledilmesine hepimizin karşı çıkması lazımdır, biz de karşı çıkıyoruz.

Bu, sadece bizim dönemde…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Recep Bey, yanlış ama, yanlış söylüyorsunuz, istisnai kadrolar öyle değildi.

RECEP ÖZEL (Devamla) - Ben biraz sonra rakamları vereceğim size.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Hayır, ama, istisnai kadro kullanımı öyle değil, yanlış.

RECEP ÖZEL (Devamla) - O zaman, verdiğim zaman da “Evet, siz haklıymışsınız. Bizim dönemde bu atamalar çok fazla yapılmış.” diyeceğinizi ümit ediyoruz.

Şimdi, bu tür yerlere atama yapanlar kim? Siyaset kurumu. Bir yere bir bakan atanıyor; kendi çalışma ekibini kurması için dışarıdan birtakım kişiler getirmesi gerekebilir, buna karşı çıkılmaması lazım, el birliğiyle hepimizin destek vermesi lazım. Ama bunun, bu istisnai uygulamanın bir gelenek hâline de gelmemesi, bazı kişileri kayırma hâline de gelmemesi gerekir, bunun da altını çiziyoruz. O konuda hiç kimseye de adaletsizlik yapılmamalı.

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Devletin memuruna güvenmiyor, dışarıdan niye getiriyorsunuz?

RECEP ÖZEL (Devamla) - Şimdi, 1993 ile 2002 tarihleri arasında -yani AK PARTİ döneminden önce- dokuz yıl çeşitli partiler iktidardaydı. Bunlar döneminde istisnai kadrolara toplam 1.130 atama yapılmıştır, yılda ortalama 120 atama yapılmıştır.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Refah Partisi var orada, Refah Partisi.

RECEP ÖZEL (Devamla) - Kültür Bakanlığı gibi bazı bakanlıklarda üç günde bir özel kalem müdürü atandığı aylar olmuştur.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Onu siz yapmışsınızdır.

RECEP ÖZEL (Devamla) - Bu dönemde istisnai kadrolara sadece bakan onayıyla atanabilmekteydi.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – O zaman KPSS var mıydı Recep Bey, KPSS?

RECEP ÖZEL (Devamla) - Şimdi, gelelim 2002-2014 yılları arasındaki AK PARTİ hükûmetleri dönemine. Bu on iki yıllık süreçte istisnai kadrolara toplam 787 atama yapılmıştır, yılda ortalama 65 atama yapılmıştır.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Araştıralım, bu rakam doğru mu, değil mi.

RECEP ÖZEL (Devamla) - Sizinki -tekrar ediyorum- 1.130 atama, bizim dönemde 787 atama; siz yılda 120 atama yapmışsınız, biz yılda ortalama 65 atama yapmışız. 610 istisnai kadroda atama yapılmamıştır. Ayrıca, bakanlıkların bu kadrolara atama yapabilmeleri için eskiden sadece bir bakanın imzası yeterken bizim dönemde Devlet Personel Başkanlığının bağlı olduğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından izin alma şartı getirilmiş, Başbakanlıktan izin alma şartı getirilmiştir. Sizin döneminizde sadece bir bakanın tek imzasıyla atanabilirken bizim dönemde Başbakandan izin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından izin almak durumuna getirmişizdir.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sınavsız atananlar var, sınavsız! 400 bin kişinin hesabını ver!

ALİ ÖZ (Mersin) – Sınavsız atananlar var, KPSS’ye girmeden atananlar var.

RECEP ÖZEL (Devamla) – İlk defa, AK PARTİ hükûmetleri döneminde istisnai atamalara kısıtlamalar getirilmiş, ihtiyaç fazlası istisnai kadrolar da iptal edilmiştir, atanmamıştır. Vermiş olduğum bu rakamları her yerden kontrol edebilirsiniz.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – İstisnai kadrodan başka kadro yok mu?

RECEP ÖZEL (Devamla) – Bu vermiş olduğum rakamlar, Devlet Personel Başkanlığının vermiş olduğu resmî rakamlardır.

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Sınavsız atananlar kaç kişi, sınavsız atananlar?

RECEP ÖZEL (Devamla) – İnşallah, bu rakamları teyit ettiğiniz zaman “Biz AK PARTİ’ye gerçekten haksızlık etmişiz, adaletsizlik etmişiz.” demenizi de siyaset kurumunun üzerinize düşürdüğü bir vecibe olarak da algılamanızı isterim.

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Ya, bu kadar pişkin olunur mu ya!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Müthiş pişkinsin Recep Bey!

RECEP ÖZEL (Devamla) – Şimdi, burada gelip bizim VIP atamalardan bahseden MHP’nin daha yeni, geçen haftaki, 28 Ocak tarihli şeyi, bakın, sizin belediye başkanı -isim de vermeyeceğim- benim kendi seçim bölgemle ilgisi olmayan bir parti yöneticisinin oğlunu oraya atıyor. Kendisinin benim seçim bölgemle bir alakası yok, sizin yöneticilerinizden birinin oğlunu bizim oraya atıyorlar. Şimdi, CHP’yi anlayabiliyoruz, onlar bir İnternet sitesi kurdular “Usulsüz atama ihbar hattı” diye. O ihbar hattına gelip bazıları ihbarda bulunabiliyorlar. Bunun arkasına MHP’nin takılıp gitmesini anlayabilmiş değiliz.

Bakın, bu grup önerisinin üzerinde biz daha çok şeyler konuşabiliriz. İki gün önce de burada bir grup önerisini konuştuk, on bir saat süren bir grup önerisini Meclis gündemine getirdiniz. Şimdi, kanun çıkarmak, denetim faaliyeti yapmak asıl gündemimizdir. Bir Meclis, inanabiliyor musunuz, o gün ne konuşacağı, hangi konuda konuşacağı üzerinde on bir saat tartışma yapıyor. Bir iş yerinde işçi, mesai saatinin tamamını o gün işe yapacağı hazırlıkla geçirse ertesi gün işveren onu kapı önüne koyar. Bizi böyle ne yapacağımız konusunda, gündemimizi meşgul etme noktasında, asıl işimizi yapmama noktasında…

ORHAN DÜZGÜN (Tokat) – Siz patron musunuz bu Mecliste! Patronu musunuz siz bu Meclisin?

RECEP ÖZEL (Devamla) – Ümit ediyorum ki 7 Haziranda bu millet sizleri kapı önüne koyacaktır. Onun için aklınızı başınıza alın.

Bu güvenlik yasasını bugün konuşacağız inşallah. Her türlü eleştiriyi gelip burada yapabilirsiniz…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Denetim faaliyeti, denetim, denetim.

RECEP ÖZEL (Devamla) – …İç Tüzük’ten kaynaklı haklarınızı her türlü kullanabilirsiniz ama böyle birtakım fiziki, fiilî şeylere lütfen girmeyin.

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Senden izin mi alınacak?

RECEP ÖZEL (Devamla) - Huzur ortamında, güzellik ortamında bir öneriniz, teklifiniz varsa şuraya gelip “Ya, şu teklifin, şu tasarının şu maddesi şu özgürlüğümüzü kısıtlıyor. Bunu şu şekilde düzeltelim.” deyin, biz de düzeltelim ama kuru gürültüyle, hiç bunlara girmeden, sırf birtakım şeyleri dile getirmek, bu yasayı engellemek, uğraşmak, bugün de bunun gündeme getirilmesini istemek uzatmaya matuftur.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Senin aklın ermez Recep!

RECEP ÖZEL (Devamla) - Biz gündemimize sahibiz; Türkiye Büyük Millet Meclisi, AK PARTİ Grubu gündemine sahip.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Bu Meclis de sizin esiriniz!

RECEP ÖZEL (Devamla) - İnşallah, bu yasayı çok kısa bir süre içerisinde geçireceğiz. Milletimizin huzuru için, ülkemizin refahı için bu yasayı milletimize armağan edeceğiz diyorum, hepinize saygılar sunuyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sırasıyla söz vereyim isterseniz. Önce Sayın Vural’a sorayım veya…

Buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, sayın hatip muhalefet partilerini paralelle ilgili suçladı, “Paralelle birlikte hareket ediyorlar.” Dolayısıyla, bu konuda kimin paralelin emrinde olduğunu, kimin paralelle hareket ettiğini ifade etmek üzere sataşmadan dolayı söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Seyfettin Yılmaz konuşacak.

BAŞKAN – Sayın Seyfettin Yılmaz, Adana Milletvekili.

Sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

4.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Isparta Milletvekili Recep Özel’in MHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hatip gerçekten ne dediğini bilmiyor yani hafızayı bir kontrol etmek lazım. Milliyetçi Hareket Partisinin bu noktadaki duruşu da birdir, söylemi de birdir; dün ne söylüyorsa bugün de onu söylemiştir. Genel Başkanımız Devlet Bahçeli, 2004 yılında bu dediğiniz olaylarla ilgili ne söylemişse 2014-2015’te de aynı şeyi söylemiştir. Ama siz ne yaptınız Recep Bey, çık bunları açıkla. Bu ülkenin Başbakanı, şu andaki Cumhurbaşkanı, Bülent Arınç Pensilvanya’ya gittiğinde aynen şu ifadeyi kullanıyor: “Hoca Efendi’ye sor bakalım, bizden bir emri var mı, bir talebi var mıdır?” diyen bu ülkenin Başbakanı.

ERTUĞRUL SOYSAL (Yozgat) - Geç onları.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) - Siz onu geçeceksiniz.

Bakanlarınızın ve sizin sözcülerinizin -açın, hepiniz girin İnternet sitelerine- bütün milletvekillerinin bugün “paralel” dediklerine hangi övgüleri düzdükleri, o yurt dışı okullarla ilgili gidip de hangi açıklamaları yaptıkları ortadadır.

Bir şeyi daha söyleyeceğim: Devlet yönetmek çocuk oyuncağı değildir. Bu ülkede bu devleti on iki yıldır siz yönetiyorsunuz Recep Bey. Eğer bir paralel devlet varsa onun sorumlusu sizsiniz. Bir gün tarih yazacak bunları.

Bakın, siz var ya 28 Şubattan daha beter hâldesiniz. 28 Şubatta, zamanında kim kendisine muhalefet yapıyorsa hepsini irticacı kabul ediyordu. Bugün de bütün bunları yapanlar sizsiniz ama işinize gelmediği yerde herkese “paralelci” diyorsunuz. Siz köydeki Mehmet ağa mısınız Recep ağa? Isparta’nın köyündeki Ahmet ağa mısın? Devleti on üç yıldır yönetemiyorsun. Devleti on üç yıldır paralel yapıya teslim etmişsen buraya çıkıp konuşmaya bile hakkın da yoktur, haddin de yoktur. Eğer bu ülkede bir çete varsa, o çetenin başı -çok açık söylüyorum- bugün bu ülkenin Başbakanıdır(x) ve Hükûmet olarak da sizsiniz, yargılanacaksınız.

İSRAFİL KIŞLA (Artvin) – Başbakana “çetebaşı” diyemezsin.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Ben derim, gelirsin, cevap verirsin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSRAFİL KIŞLA (Artvin) - Başbakana “çetebaşı” diyemezsin.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Evet, bu ülkeyi yönetemiyorsanız burada söz söyleyemezsiniz.

İSRAFİL KIŞLA (Artvin) – Hadi oradan! Hadi oradan!

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Sen hadi oradan! Sen hadi oradan!

BAŞKAN – Sayın Yılmaz…

İSRAFİL KIŞLA (Artvin) – Haddini bil!

BAŞKAN – Sayın milletvekili, lütfen…

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Sen haddini bil!

İSRAFİL KIŞLA (Artvin) – Haddini bil!

BAŞKAN – Sayın milletvekili, lütfen…

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Sen de bil haddini!

BAŞKAN – Sayın Yılmaz…

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Haddini sen bileceksin!

İSRAFİL KIŞLA (Artvin) – Haddini bil!

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Sen de bil haddini!

BAŞKAN – Sayın Yılmaz, lütfen…

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Sen haddini bilmiyorsun. Çık burada cevap ver ifadelerime, çık!

BAŞKAN – Sayın Yılmaz…

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Yargılanacak. Siz haddinizi biliyorsunuz da ne oluyor?

BAŞKAN - Sayın Yılmaz…

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) – Sandığa gömüleceksin, sandığa!

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Sandığa kimin gömüleceği ortaya çıkacak.

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) – Görürüz.

BAŞKAN – Sayın Yılmaz, dinler misiniz. Sayın Yılmaz…

RECEP ÖZEL (Isparta) - 2002’de gömüldünüz, ne oldu?

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) - Yenilen deve güreşe doymaz, kaç kere yenildiniz.(

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – O deveyi göreceğiz.

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) – Seçim geliyor gene, seçim.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – İfadene dikkat et!

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) – Yalan mı söylüyorum? Dikkat et ifadene.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Sen dikkat et ifadene!

BAŞKAN – Bir saniye… Sayın Altay söz istemişti.

Buyurun Sayın Altay…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sizi gidi paralele yatanlar, rüşvet ve yolsuzluk çetesi ve onay verenler… Vicdanlara sığdı mı kolunda 700 milyar liralık saati takanı aklamak? Kur’an’la, Bakara Suresi’yle alay edeni aklamak vicdana sığdı mı? Sığdı mı vicdanınıza?

BAŞKAN – Sayın Vural, Sayın Altay konuşuyor.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Esasen aynı gerekçeyle söz istedim. AKP adına konuşan hatip, “Gerek CHP gerek MHP gerekse paralel” diye cümleye başlayarak her iki muhalefet partisini de itham ve izhar etmiştir.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay. (CHP sıralarından alkışlar)

Sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum.

5.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Isparta Milletvekili Recep Özel’in MHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ENGİN ALTAY (Sinop) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Keşke dün Genel Kurula sunulan, “paralel yapı” diye adlandırılan organizasyonla ilgili Meclis araştırma önergesini kabul etseydiniz de bugün şuraya gelip yüzlü yüzlü, muhalefet partilerine, sizce suç örgütü addedilen ama bizce de sizlere on bir yıllık kutsal yol ve dava arkadaşlığı yapan örgütle ilgili böyle abuk sabuk laflar bu kürsüden edilmeseydi. (CHP sıralarından alkışlar)

Devlete torpilli VIP listesiyle kimlerin girdiği belli. Burada bir iki hata yapılmış, bunu ben de biliyorum. Gerçekten 500 kişilik bir listede 5 ya da 10 kişi burada haksız yere bu listeye eklenmiş. Ama, sizin devlete adam yerleştirme konusundaki anlayışınız ve yaklaşımınızla ilgili 3 örnek biraz sonra vereceğim. Ama, hep şunu söylüyorsunuz: Şimdi şikâyet ettiğiniz paraleli “Devlete sızdı.” diye itham ediyorsunuz ve onları şimdi devletten ayıklamaya kalkışıyorsunuz, “Soru çaldılar, bilmem şunu yaptılar.” diyorsunuz. Ayıp, günah! “Bu devlete kim sızdı?” dediğiniz bütün o camiaya mensup insanları siz teker teker yerleştirdiniz. Ne zamanki 17 Aralıkta yollarınız ayrıldı, ne oldu?

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Sonra size sızdılar!

ENGİN ALTAY (Devamla) – Muhterem, Haşhaşi oldu; gönül dostu, darbeci oldu. Ama, sizin devletle ilgili, bürokrasiyle ilgili anlayışınız şu: Hayvanat bahçesi görevlisini TÜBİTAK’a müdür yaparsınız, yetkili yaparsınız; ölü yıkayıcısını il kültür müdür yardımcısı yaparsınız, mezarlık memurunu da şehir orkestrası müdürü yaparsınız. Böyle bir anlayışla devlet için, gelecek için iyi bir şey beklemek zaten mümkün değildir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hatip, bizi göstermek suretiyle elindeki evrakla, istisnai kadrodan bir ilde bir atama yapıldığını, basına da düşen bir konuda bir atama yapıldığını ifade ederek gerçeğe aykırı beyanda bulunmuştur. Bununla ilgili gerekli düzeltmeyi yapmak üzere, bu sataşmayı düzeltmek üzere Isparta Milletvekilimiz Sayın Süleyman Nevzat Korkmaz Bey’e...

BAŞKAN – Şimdi, düzeltme olmaz Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Düzeltme dediğim, sataşmayla ilgili söz talebimiz var.

BAŞKAN - Anladım da Sayın Vural, biraz önce söz istediniz, sataşma nedeniyle söz verdim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, paralelle ilgili iddia ayrı, bizim bir istisnai kadroyu oralı olmayan bir kimseyi getirerek kullanıp, atama yapıldığına ilişkin bir iddia ayrıdır takdir edersiniz ki. Yani hedefi göstermiştir. Dolayısıyla bu konuda istirham ediyorum. Yapmasaydı talebimiz olmayacaktı.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Vural, her farklı cümle için, her farklı sataşma için...

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet.

BAŞKAN - Şimdiye kadar uygulaması oldu mu bu işin efendim?

OKTAY VURAL (İzmir) – Oldu çünkü… Sayın Başkan, bir konuşmada bir milletvekiline, bir partiye ya da bir hükûmete sataşma olduğu zaman toptan mı vereceksiniz? Olmaz. Dolayısıyla, amacına uygun bir şekilde, sataşmadır, sataşmadan dolayı söz vereceksiniz. Bundan sonra bunlarla ilgili dikkat etmek lazım Sayın Başkan.

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Meclis kürsüsünde Başbakan için “çete başı” diyen ifadesini geri alsın. Böyle bir saygısızlık olmaz.

ALİ ÖZ (Mersin) - Adıyaman’a aldırdığın akrabalarının hesabını ver, boş ver sen.

BAŞKAN – Sataşma nedeniyle buyurun Sayın Korkmaz.

6.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın, Isparta Milletvekili Recep Özel’in MHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce Isparta milletvekili arkadaşımız geldi, burada âdeta yaylım ateşiyle iftira ve hakaretlerde bulundu, aslı astarı olmayan şeyler. Ben beklerdim ki buraya, ikinci dönemi, bir defa Isparta meselesini getirsin. Isparta milletvekili olduğu hâlde nelerle meşgul oluyor diye merak ediyordum.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sen sataşmaya cevap ver.

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) – Evet, ona cevap veriyorum. Bakın, bahsettiğiniz arkadaşımız şu anda bir milletvekilimizin danışmanı, Almanca biliyor ve siyaset konusunda da deneyimli. Her yöneticinin kendi özel kalem müdürünü seçme gibi bir hakkı var. Şunu söylüyorum...

RECEP ÖZEL (Isparta) – Tamam, biz de onu söylüyoruz.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Biraz evvel aynı şeyi söyledi.

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) - Ama işte yanlış şurada: Atama falan olmamıştır. Bu konu Sayın Genel Başkanımıza iletildiği anda Sayın Genel Başkanımız bu hadise Isparta’daki tabanımızı, arkadaşlarımızı, Isparta kamuoyunu incitebilir endişesiyle ve Milliyetçi Hareket Partisinin de boş yere bu tür tartışmalara malzeme olmaması için devreye girmiş ve bu iş sonlandırılmıştır. Bakın, bizim Genel Başkanımız böyledir; bizim Genel Başkanımız bir yanlış yapıldığı zaman hemen devreye girer çözer. Peki, Türkiye'nin her tarafında yüzlerce haksız, adaletsiz, hukuksuz uygulamalar yapıldı.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Binlerce, binlerce.

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) - Senin Genel Başkanın nerede Recep Bey? Senin Genel Başkanın nerede?

Bakın, Isparta’yla ilgili başka bir şey söyleyeyim. Ben buraya defalarca geldim, üniversitedeki 280 taşeron işçinin problemini dile getirdim. Hiç ağzını açtın mı? Açmadın. Isparta Özel İdaresinin bütçesi 50 trilyon. En son, kaçak saraydan 40 tane özel idare bütçesi çıkıyor dedim. Hiç cevap verdin mi? Senin Isparta’yla ilgin falan yok Recep Bey, hiç ilgin yok. Yalan yanlış bilgileri de buraya taşıma.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hadi, sana paralelden aday geliyor, sen onunla uğraş!

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) - Benim Genel Başkanımın gösterdiği duyarlılığı senin Genel Başkanının yapmasını bekliyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Paralelden Tuncay geliyor, sen onunla uğraş!

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkanım...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Işık.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Biraz önce AKP adına konuşan hatip şahsımı kastederek Cumhuriyet Halk Partisinin VIP torpil listesinin kuyruğuna takılarak konuyu buraya taşıdığımı ifade etmiştir.

Sataşmadan söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Işık, size de iki dakika söz veriyorum sataşma nedeniyle. (MHP sıralarından alkışlar)

7.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Isparta Milletvekili Recep Özel’in MHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın hatip, bilmeden, bazı konuları çalışmadan buraya gelirseniz mahcup olursunuz.

Cumhuriyet Halk Partisinin Sayın Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç Bey’in medyayla paylaştığı bilgileri ben isim de zikretmeden sadece referans gösterdim ama bunlarla ilgili bir tane yetkili “Hayır.” demedi. Birkaç tane yanlışı paylaştınız ama binlerce, 100 binleri bulduğu iddia edilen, 400 bin civarında, KPSS’ye girmeden, Vakıfbank, Halkbank, Ziraat Bankası, diğer iştirakleri, onlar aracılığıyla sözleşmeli alınıp kadroya geçirilen personel iddiasına bir cevap yok.

Değerli milletvekili, bakınız, Sayın Cumhurbaşkanının özel ekiple, Başbakanın ve Kabine üyelerinin bilgisi dahi olmadan hazırlattığı bir raporda aynen geçen ifadeleri sizlerle paylaşıyorum, bunları siz biliyorsunuz: “Davutoğlu’nun atamalar konusundaki çalışmalarının söylem bazında kaldığı belirtilerek Davutoğlu’nun kadrolara AKP’lilerin atanması konusunda gerekli hassasiyeti göstermediği kaydedildi. Bakanların da eleştirildiği raporda birçok bakanın paralel yapıyla mücadelede nötr kalmayı tercih ettiği kaydedilmiştir.” Bunların hepsi şu anda bakan.

OKTAY VURAL (İzmir) – Demek bakanları da paralelin kuyruğu.

ALİM IŞIK (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bunu söyleyenler Sayın Cumhurbaşkanının danışmanı ve şu anda Başbakanın genel başkan yardımcılarından oluşan bir dar grup. Buna cevap lazım.

İkincisi de: Medyayı KPSS’nin güvenilirliği olmadığı konusunda sürekli algı operasyonlarıyla haberler yaptırmaya, eylem planında bunlara ağırlık vermeye yönelik öneriler sunuluyor ve deniyor ki: “Paralel yapının soruları çaldığı, tüm devlet kadrolarını ele geçirdiği, sadece cemaatten kişilerin sınavı kazandığı haberleştirilmeli ve bu haberler ısrarla sürdürülmeli…”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİM IŞIK (Devamla) – “…dolayısıyla, KPSS’ye yönelik bir algı operasyonu başlatılmalı.” Bunlara cevabınızı bekliyoruz. Sayın Başbakanı yok sayan bir anlayışa lütfen siz sahip(x) çıkın, siz cevap verin. Yani sizin Cumhurbaşkanınızın şu anda, üç beş kişiye hazırlattığı bu raporla ilgili görüşünü lütfen…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Hocam, o raporu verir misin?

ALİM IŞIK (Kütahya) – Cumhurbaşkanından alırsın.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Hocam, verir misin o raporu?

ALİM IŞIK (Kütahya) – Niye vereyim? Sen de bul, çalış; çalış da vereyim, fotokopisini vereyim. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Ver ağabey raporu, ver raporu ya! Veremezsin işte, böyle bir rapor yok.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Veririm, raporun aslı Cumhurbaşkanında, Başbakanda yok.

BAŞKAN – Sayın Işık, lütfen…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Hoca, boş çıktı boş.

OKTAY VURAL (İzmir) – Paralelci seni! Paralelin bu tarafısınız siz de.

BAŞKAN – Sayın Bostancı buyurun, sizin de söz talebiniz var.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Biraz önce burada konuşma yapan bir arkadaş “çete başı Başbakan” şeklinde bir ifade kullanmıştır. O konuda sataşmadan söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bostancı, sataşma nedeniyle iki dakika da size söz veriyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

8.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Arkadaşlar, saygılar.

Biz burada birbirimize nezaketle davranıyoruz. Bu kişisel ilişkilerden kaynaklanan bir nezaket değil. Meclisin nezaketini ve o çok sık söylediğimiz mehabetini tayin eden unsur burada herkesin arkasındaki millet iradesi. Dolayısıyla, birbirimize saygının arkasındaki asıl neden millete gösterdiğimiz saygıdır.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Arkadaşlarımız hastanede Naci Hoca, ondan mı!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Milletten yüzde 50 oy alarak iktidara gelmiş bir siyasi hareketin meşru bir şekilde görevlendirilmiş olan Başbakanına bir ima dolayısıyla dahi olsa “çete başı” şeklinde bir ifade kullanmak milletin yarısına hakaret etmektir, bu milleti çete olarak tanımlamaktır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bu cemaat meselesine gelince: Arkadaşlar, her şeyi siyasal propagandanın aracı yapan bir akılla davranmak hakikatleri görmekten bizi alıkoyar, hepimizi.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Hoca bir aynaya baksana sen.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Hakikatle yüzleşmek demek, siyasal angajmanın ötesinde sosyal bilimlerin diğer alanlarını da yardıma çağırarak muhakeme etmektir. Bu “cemaat” dediğimiz hadise geçmişte bir suç örgütü değildi. Dünya tarihinde de vardır, belli bir büyüklüğe eriştiklerinde onun üzerinden bir suç örgütüne dönüşen insanlar, unsurlar olabilir. Esasen devletin görevi de insanların kendi yaptıkları hukuk içerisindeki görevlerine ilişkin tavır almak değildir, nerede suç ve suçlu görür ise onun üzerine gitmektir. Bu olaylar 7 Şubat MİT hadisesiyle birlikte ve 17-25 Aralık olayları, Dışişleri Bakanlığı dinlemesi, MİT tırları üzerinden bir kampanya şeklinde bu suç örgütünü deşifre etmiştir, ondan sonra suçlu olmuşlardır.

ORHAN DÜZGÜN (Tokat) – Hırsızlar yakalanınca mı bu yapı ortaya çıktı?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – İki durumu birbirinden ayırmak gerekir.

Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Evet, buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, zannederim bu “çete başı”yla ilgili ifade doğrudan doğruya sayın milletvekilinin yaptığı bir atıf değil. Bununla ilgili yanlış bir atıf atfettiler.

BAŞKAN – Tavzih etme anlamında, düzeltme anlamında.

OKTAY VURAL (İzmir) – Dolayısıyla yani bunun kendi atfı olmadığını ve bu atfın kimin tarafından yapıldığını ifade etsinler efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yılmaz.

9.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bakın, birinci olarak şunu söylüyorum. Şimdi, ortada bir grubu alarak bir “çete” diyor. “Çete” diyen kim? Başbakan. Kime diyor? Fethullah Gülen ekibine “çete” diyor. Bu Meclis kürsüsünde de var, şeyde de var. Şimdi, biz de buradan diyoruz ki, “çete” dediğin bir gruba karşılık aynı zamanda aynı Başbakan şu ifadeyi kullanıyor: “Ne istediler de vermedik.” Yine, Başbakan olarak diyor ki: “Sayın Fethullah Gülen’in bir emri varsa o emrini yerine getirelim.” diyor. “Devletin kadrolarına biz yerleştirdik, en önemli yerlere biz getirdik, emniyete, yargıya bunları biz getirdik.” diyor. Şimdi bu dediklerine “çete” diyor? Eğer bu bir çeteyse -bu dedikleri- bu çetenin oluşmasını sağlayan kişi kimdir? Bir bu.

İkincisi: Bakın, Sayın Başbakanla ilgili Mecliste cürüm işlemek maksadıyla suç oluşturmaktan dolayı dosya var.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Cumhurbaşkanı.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Dönemin Başbakanı.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Yani eski Başbakan. Cürüm işlemek maksadıyla suç örgütü oluşturmak dosyası var. Bu neye giriyor?

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – İddia o, iddia.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Üçüncüsü Sayın Cumhurbaşkanı, Başbakan, yaptığı açıklamada diyor ki: “17-25 Aralıkta bir numara bendim.” “Bir numara” ne demek? Ha, çete yani “Bir numara bendim.”

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Siz böyle mi anlıyorsunuz?

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Şimdi, evet Sayın Metiner, sen nasıl anlarsan anla, biz şunu anlıyoruz: 17-25 Aralıkta bu devleti soyan bir çete vardır. Hükûmet adıyla 4 tane bakanınız bu işin içerisindeydi. Bu işin içerisinde Başbakan vardı, Başbakanın yakınları vardı. Bunlardan kendi atadığınız hâkimlerle kurtulduğunuzu düşünmeyin. Bu milletin hakkını kim soyarsa soysun 17-25 Aralık bir çetedir. Bu çeteye de kim başkanlık yaparsa o çetenin başı olarak tarihe geçecektir.

Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Siz Pensilvanya’daki çete reisine sahip çıkın.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Mahkemede görüşürüz.

X.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.-MHP Grubunun, Grup Başkan Vekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Grup Başkan Vekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu tarafından, vatandaşların kamu hizmetine girme hakkının objektif esaslara göre kullanılmasını temin amacıyla oluşturulan Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) dışında ve bu sınavın dolanılması suretiyle kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirilmesinde subjektif tercih ve kayırmalar ile KPSS sınav sonuçlarına göre yerleştirmelerin kamuoyunda ve sınava giren vatandaşların nezdinde oluşturduğu kuşkuların giderilmesi, kamu görevlerinde işe alım ve yükselmede tercihlerin tespiti ve alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 9/12/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 19 Şubat 2015 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Evet, Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Ali Rıza Öztürk, Mersin Milletvekili.

Sayın Öztürk, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin lehinde söz aldım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle altını çizmek istediğim husus, Parlamento halkın sorunlarını çözmekten çok uzaklaşmıştır. İyi, hoş, kendi sorunlarını çözemeyen bir Parlamentonun halkın sorunlarını çözmesi zaten beklenemez. Parlamento, siyaset üretim merkezi olmaktan çıkmış, kendisi ülkede yaşanan sorunların bir parçası hâline gelmişti, en azından toplum bizi böyle algılamaktadır.

Gelelim Adalet ve Kalkınma Partisinin bu cemaatle ilgili kaygılarına, alınmalarına. Doğrudur, arkadaşlarımızın bu konuda çok alınganlık göstermeleri beraber yürüdüğü yol arkadaşlarından kazık yemiş olmalarından kaynaklanan bir durumdur.

Şimdi, bir kere, insan yanlış yaptığı zaman çıkıp özür dilemeli yani bunu gerektirir. Siz eğer bu ülkede Fethullah Gülen cemaatinin örgütlenmesinin yol ve yöntemlerini bulmuşsanız, size dayanarak bu örgütlenme olmuşsa devlet içerisinde, öncelikle çıkıp Türk halkından özür dilemelisiniz, öncelikle çıkıp Meclis kürsüsünde bizlerden özür dilemelisiniz.

Şimdi, değerli milletvekilleri, bu kürsüde tutanaklar yalan söylemez, tutanaklar tarihe şahitlik yapar. Burada bizim söylediğimiz sözler vardır. Devletteki F tipi örgütlenmeyle ilgili açık seçik söylediğimiz beyanlarımız var ama oradan biz bu sözleri söylediğimizde bizi darbeci olarak suçladınız. Ve ben hiç unutmuyorum, bu kürsüde 2011 yılında benim yaptığım bir konuşma üzerine AKP Grup Başkan Vekili o dönem, bugünün Adalet Bakanı Sayın Bekir Bozdağ, Fethullah Gülen’in hizmet adamı olduğunu, bunun bu tarz suçlanamayacağını söyledi. Biz, AKP’li arkadaşlarımızla yurt dışı gezilerine çok gittik. Ben burada hiçbir zaman isim vermem ama AKP’li arkadaşlarımızın Fethullah Gülen’in okullarını ziyaret ettiğini ben biliyorum, hepimiz biliyoruz.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Biz yanlış yaptık, siz yapmayınız. Biz görmedik, siz görünüz.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Tamam bak, şimdi bir şey söylüyorum, izin ver.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Bak dinle, tavsiyeyi dinle tavsiyeyi.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - Şimdi, arkadaşlar, ama ben o seyahatlerde hiçbir zaman o okulları ziyaret etmedim, etmediğim için de suçlandım.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Şimdi de çıkıp eleştirin. Şimdi de “F tipi” deyin.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Şimdi, siz önce beraber yolladığınız(x) beraber girdiğiniz, beraber ortaklaşa devleti yönetmeye çalıştığınız…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Eteklerini öptünüz, eteklerini.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – …adamları korurken bir kere özür dileyeceksiniz. Şu üsluptan kurtulacaksınız arkadaşlar. Siz, dün Ergenekon ve Balyoz davasında, Oda TV’de yapılan haksızlıkları, hukuksuzlukları biz bu kürsüden dile getirirken o zaman bizi “darbeci” diye suçluyordunuz.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Doğrudur, yanlış yapmışız. Yanlış yapmışız, siz yapmayın diyoruz.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Şimdi neden Ergenekon ve Balyoz davasından bu kürsüde bahsetmiyorsunuz? Neden bahsetmiyorsunuz? O zaman bize ağza alınmayacak laflar söylüyordunuz.

Şimdi, bu Fethullah Gülen cemaati 17-25 Aralıkta mı çete hâline geldi? Yani daha önce çete değil miydi? Şimdi de siz bırakın Fethullah Gülen cemaatini, başka cemaatlerle el ele, kol kola yürümüyor musunuz? Yarın onların da devlet içerisinde belki paralel devlet değil ama üçgen devlet, dörtgen devlet yaratmayacaklarının garantisi mi var? Siyasetin din eksenli yapılması, siyasetin cemaat eksenli yapılması kim yaparsa yapsın yanlıştır arkadaşlar. Burası Türkiye Büyük Millet Meclisidir.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Bugün niye karşı çıkmıyorsunuz?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Ben karşı çıkıyorum, biz karşı çıkıyoruz. Sen beni tanımıyorsun bile.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Neden “F tipi” demiyorsun? Söyle, “F tipi” de. Çete de.

BAŞKAN – Sayın Metiner, lütfen…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Bak, bırak bu işleri. Sen beni tanımıyorsun bile. Sen beni tanımıyorsun bile, sen işine bak.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Ya, bırak o Cahiliye Devri’nde hâlâ!

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Sen Fethullah Gülen’le hizmet yapmanın, beraber yol yürümenin ezikliği içindesin şimdi, utanç içindesin. (CHP sıralarından alkışlar) Sen onun için bana laf atıyorsun. Bak benim, anlım ak yüzüm pak, hiçbir cemaatle işim olmaz, hiçbir cemaatle. Benim yasa dışı kuruluşlarla işim olmaz. Önce özür dileyeceksin. Çıkacaksın bu kürsüde benden özür dileyeceksin sen.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Fuat Avni kim?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, şimdi sizin geçmişiniz geleceğinizin aynasıdır. Siz geçmişte yaparsınız, çıkar özür dilersiniz.

Değerli milletvekilleri, şimdi gelelim başka bir konuya. O konu da şu: Yoksulluğun, üretimin olmadığı, yoksulluğun, sefaletin olduğu yerde açlık da olur, işsizlik de olur. Açlık ve işsizlik varsa kayırmacılık olur, rüşvet olur, ötekileştirme olur, yolsuzluk olur; bunlar sistemin sonuçlarıdır. Aslında içinde yaşadığımız sistem, hangi siyasal parti iktidarda olursa olsun bu kapitalist sistem üretimsizlik eksenine odaklı olduğu için sürekli yoksulluk ve sefalet üretmektedir, işsizlik üretmektedir. Bugün Türkiye’de her 3 gencimizden 1’i işsiz. Türkiye’de resmî olarak işsizlik oranı yüzde 11, gayriresmî rakamlar yüzde 20. 1980’de Türkiye'nin nüfusu 35-40 milyondu, sendikalı işçi sayısı 3,5-4 milyondu. Bugün Türkiye'nin nüfusu 76 milyon, sendikalı işçi sayısı 750-800 bin. Hepimizi arıyorlar, işsizlikten dert yanıyorlar.

Değerli milletvekilleri, bu sınavlarda yapılan yolsuzlukları önlemek için 1974 yılında -hepimiz hatırlıyoruz ki- ÜSYM kuruldu. Sonra da bu memurların ya da işe gireceklerin, işçilerin KPSS sınavı düzenlendi, başka sınavlar düzenlendi.

 “KPSS’de Büyük Şaibe. 2014 KPSS-Tarihin Pusulası adlı kitaptan alıntı çıktı. Bu çok özel bilgiye sahip olanlar da sınavdan önce kitabı kapıştı.” “KPSS yolsuzluğunun şifreleri çözüldü. Terfi üstüne terfi, yolsuzluk yapan… “YÖK’ten KPSS itirafı.” Yani sistemin çökmesini görüyoruz. “2 milyon gencin girdiği devlet sınavından pis kokular geldi.” “Polislik sınavında cemaat skandalı.” Hani siz ve yandaşınız bir gazete sürekli koruyordu ama cemaati söylemiyordu. Allah’tan ki içinizden Şamil Tayyar, Sayın Şamil Tayyar çıkıyor bir “twit” atıyor: “Emniyet cemaate bağlandı.” şeklinde attığı “twit”te “Doğru, cemaati bitirme kararı 2004’te alındı, sonra emniyet cemaate bağlandı, dershane ve okul sayısı patladı. AK PARTİ’ye kapatma davası açıldı. Fitneye destek verenleri görünce sorunun fitneciyle sınırlı olmadığı anlaşılıyor.” Diyor.Yani aslında cemaatin soruları bizzat Hükûmetin bilgisi dâhilinde sızdırılıyordu. Tayyar’ın da itiraf ettiği gibi, yapılan anlaşmada polis teşkilatının cemaate bağlandığı açıkça anlaşılıyordu. İktidarda biz yoktuk.

Yine, değerli milletvekilleri, Sayın Özel söyledi, rakamlar verdi. Elbette ki “istisna”, adı üstünde “istisna” yani kural değil ama siz, sevgili arkadaşlarım, döneminizde istisnaları kural hâline getirdiniz, kuralları istisna yaptınız. Elbette ki o görevin niteliğine uygun bir eleman yoksa, adı üstünde “istisna” bir kadroysa o kadroya herhangi bir atama yapabilir. Bunda hiçbir itirazım yok benim. Ama, bakın, siz 2003 yılında, iktidara geldiğinizde, memur sayısı 2 milyon 155 bin, 2014 yılında 2 milyon 670 bin. Bu arada emekli olan memur sayısı yaklaşık 500 bin. Ve bu sayılar şu anlama geliyor Sayın Recep Özel: Emekli olanları hesaba katınca AKP’nin on iki yıllık iktidarı döneminde yaklaşık 1 milyon memur alımı yapılmış. KPSS’yle işe girenler 610 bin, açıktan atamayla işe girenler 390 bin. Tamam mı?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Öyle bir rakam yok ya, öyle bir rakam yok!

EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Doğru konuşun ya! Bırak Allah aşkına!

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Sana göre yok. Sen çalış, çalış. Sen bilirsin, sen bilirsin, benim çalıştığımı bilirsin sen. Sen bırak, benim çalıştığımı Recep bilir.

Değerli milletvekilleri, şimdi, bu elimdeki liste KPSS sınavına girmeden atananların listesi. Ben bunu söylemeyeceğim, arkadaşları üzmemek için bunu söylemeyeceğim.

Sevgili milletvekili arkadaşlarım, artık Parlamentonun sorun olmasını önleyelim. Bakın, dönem bitiyor, Parlamento halkın sorunlarını çözmüyor. Şimdi, geçen gün… Tabii, bu güvenlik paketiyle ilgili söyleyeceğim çok laf var. Yani bir yandan molotof yasası deniliyor bir yandan da… Ama siz ne yaptığınızı bile bilmiyorsunuz. Daha 2010 yılında Adalet Komisyonundan ve bu Meclisten hangi yasayı geçirdiğinizi bile bilmiyorsunuz. Siz ezbere konuşuyorsunuz.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Hiç de değil.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - Siz, bugünkü yasada molotofkokteylinin suç olduğunu bile bilmiyorsunuz.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Biz biliyoruz suç olduğunu, daha açık hâle getiriyoruz.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - Siz bugün getirmeye çalıştığınız düzenlemeleri 2010 yılında -Recep Özel- indirdiğinizin farkında değilsiniz. Hem de bizi, siz, o tarihteki Adalet Bakanı…

RECEP ÖZEL (Isparta) - Biliyoruz, daha açık hâle getiriyoruz.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - Bak bak, Hakkı Köylü’nün bu kürsüye çıkıp da “2911 sayılı Yasa faşist, despot yasadır. Buradaki cezalar ağırdır, bu cezaların indirilmesi gerekir.” dediğini de bilmiyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - Değerli milletvekilleri, siz, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in “Güvenlik mi yoksa özgürlük mü? Biz özgürlükten yanayız.” dediğini bilmiyorsunuz. Nerede biliyor musunuz? Taş atan çocuklar yasasında.

Hepinize teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Can.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle şunu söylüyorum: Eğer bir kimsenin ehliyetine, liyakatine, yeteneklerine ihtiyacımız varsa muhalefet partisinin seçilmişlerinin de, Anayasa’da tanzim edilen, kanunlarda tanzim edilen organların da, bizlerin de ehliyetine, liyakatine ihtiyacı varsa bu kişiyi istisnai kadrodan yararlandırmasında herhangi bir beis yoktur. Demin Nevzat Bey’in söylediği de ehliyet, liyakat şartına uyuyorsa o da devam etsin görevine. Ancak hiçbir ehliyet ve liyakatine ihtiyaç yokken sadece istihdam bulsun, sadece iş kapısı bulsun diye istisnai kadroya atama yapılıyorsa bu doğru değil.

ALİ ÖZ (Mersin) - Olur mu ya! Ayıp ya!

RAMAZAN CAN (Devamla) – Bu, belki istisnai kadrodan kaynaklanan kanun 59’uncu maddeye uygun olabilir ama siyasi etiğe uygun bir şey değildir, siyasi etiğe uygun düşmez.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada AK PARTİ hükûmetleri dönemindeki atamalarla ilgili bilgiler verildi istisnai kadrolardan. Ben, Devlet Personel Başkanlığından alınmış resmî evrak üzerinden size bilgiler vermek istiyorum. 1993-2002 yılları arasında yani AK PARTİ hükûmetleri iş başına gelmeden önce istisnai kadrolara toplam 1.130 atama yapılmış. Yılda ortalama 120 atama yapılmış.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – KPSS’den bahset, KPSS’den.

RAMAZAN CAN (Devamla) - Kültür Bakanlığı ve bazı bakanlıklara üç günde bir özel kalem müdürü atanmış. Bu dönemlerde bakanlıkların istisnai kadrolarına bakan onayıyla atama yapılmış.

Geliyoruz bizim döneme: Bizim dönemde ise istisnai kadrolara toplam on iki yılda 787 atama yapılmış. Yılda ortalama 65 atama yapılmış, 610 istisnai kadroya da atama yapılmamıştır.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Onları Recep söyledi.

RAMAZAN CAN (Devamla) – Devlet Personel Başkanlığının bağlı bulunduğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına ve Başbakanlık iznine tabi kılınmış bizim atamalarımız. Ama bizden önceki dönemdeki atamalar ise sadece bakanlık onayına tabi tutulmuştur.

Buradan şuraya gelmek istiyorum ben: Bunca insan çalışarak, KPSS sınavına girerek memur olmaya çalışırken -özellikle söylüyorum- eğer ehliyet, liyakat şartı yokken bu kadrolara atama yapılmışsa bu doğru değildir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – O notu hazırlayan bürokrat var ya Recep ile seni dolandırmış, ikinize de aynı notu hazırlamış.

RAMAZAN CAN (Devamla) – Ehliyet, liyakat şartına uygun bir şekilde atama yapıldıysa bu doğrudur. Bu kanun 1929 yılında çıkmış, 1965 yılında güncellenmiş ve netice itibarıyla çıkan bütün kanunlar istisnai kadroları genişletmiş. Bütün bunlara rağmen, eğer hizmetine gereksinim yoksa bu şekilde atamaları doğru bulmuyoruz biz. Elimizde imkân olduğu hâlde bu atamaları da kullanmadığımızı tekrar ediyor, grup önerisini Genel Kurulun takdirlerine sunuyor, teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, sayın hatip konuşmasında 93 ile 2002 yılları arasındaki hükûmetlerde bakanlıklarda üç günde bir istisnai memuriyetlere atama yapıldığını ifade etti. Bahsettiği dönemde -57’nci Hükûmet döneminde- ben de bakandım. Sataşmadan dolayı söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bal.

İki dakika süre veriyorum.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

10.- Konya Milletvekili Faruk Bal’ın, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın MHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına ve Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; at izi it izine karışmış vaziyettedir. Buraya çıkan her hatip bir genelleme yaparak bu genellemenin gereği olarak da hak etmediği lafların birtakım kişilere ve partilere yansıtılmasını yanlış buluyorum. Ramazan Bey bu yanlışı yapmıştır.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Yansıtmadım ben.

FARUK BAL (Devamla) – İfade ettiği dönemde, 1999-2002 yılında Milliyetçi Hareket Partisi 57’nci Hükûmetin koalisyon ortağıdır. Şimdi çıksın, buradan açıklasın:

Milliyetçi Hareket Partisinin temsil edildiği bakanlıklarda ne kadar istisnai kadrolara atama yapılmıştır?

Üç günde bir istisnai kadroya atama yapan bakanlık hangisiyse onu da açıklasın.

Bizi, AKP gibi devlet malını deniz yerine koyup, 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonlarında delilleri ortaya çıkmış, böyle bir delili ortaya çıkaranlarla mücadelesinde devlet kadrolarını da partileştirmek suretiyle hareket eden AKP’ye benzetmesin. O kadar devleti partileştiriyorsunuz ki artık Başbakanınızı bile Beştepe’de muaheze ederek “AKP’liler işe alınmıyor.” diye Hükûmet hakkında Anayasa’ya aykırı rapor tutturuyorsunuz Beştepe’de. (MHP sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Nerede o rapor? Öyle rapor yok ya!

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, buyurun.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Efendim, konuşmacı arkadaşımız bizzat ismimi zikrederek böyle bir atama yapılmış gibi kürsüde konuşma yapmıştır.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkanım, biz destekledik.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Bu direkt şahsımı ilgilendirmektedir. Söz istiyorum.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Ama onunki de atansın dedim, destekledik.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Korkmaz.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Can, şimdi söylediğin lafın karşılığını alacaksın.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sana destek verdik. (AK PARTİ sıralarından “Desteğini geri al.” sesleri)

11.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın MHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Değerli arkadaşlar, burada, tabii, geldik, izah ettik ama anlamak istemeyen hâlâ anlamamaya devam ediyor.

Şimdi değerli arkadaşlar, bir yanlış anlamaya mahal verebilecek ve henüz yazı safhasında bir işlem Sayın Genel Başkanımız tarafından durdurulmuştur. Türkiye çapında yüzlerce, binlerce hukuksuz, adaletsiz atamalar yapılır iken hem AKP hem AKP’nin Genel Başkanı susmuştur; hâlâ daha suskun kalmaya devam etmektedir. Bu, açıkçası, suçluların suçüstü yakalanmış hâlidir. Önce kendi gözünüzdeki kazığa dikkat edeceksiniz ki başkasının gözündeki kıymığa laf etmeyeceksiniz.

Bakın, en küçük bir yanlış anlamaya sebebiyet verebilecek bir işlem bizzat Genel Başkanımız tarafından düzeltilir iken 17-25 Aralık yolsuzluklar meselesinde bütün AKP vicdanı ve AKP’nin Genel Başkanı, Başbakanı, eski Başbakanı, hepsi suskun kalmıştır. Hele hele bu durumda kimseye söyleyecek lafınız yok. O yüzden, benim sizlere tavsiyem, başınızı öne eğin, suçluların psikolojisiyle bizlerle göz göze gelmeye çalışmayın.

Milliyetçi Hareket Partisi tertemiz uygulamalarıyla orada durmaktadır bakın arkadaşlar. Siz kendi uygulamalarınıza bakacaksınız, kendi hukuksuzluğunuza, adaletsizliğinize bakacaksınız. Binlerce kişinin -sınavla geçmiş binlerce kişinin- ahını aldınız. Bu ah ne bugün bu dünyada sizi bırakır ne de yarın öbür dünyada, ruzimahşerde sizi bırakır. O yüzden susun, arif sansınlar, kıymetli arkadaşlar.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ııı.- YOKLAMA

(MHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

OKTAY VURAL (İzmir) – Yoklama talep ediyoruz.

BAŞKAN – Grup önerisini oylarınıza sunacağım ancak yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Vural, Sayın Torlak, Sayın Adan, Sayın Korkmaz, Sayın Uzunırmak, Sayın Öz, Sayın Ogan, Sayın Bal, Sayın Çirkin, Sayın Işık, Sayın Türkoğlu, Sayın Belen, Sayın Günal, Sayın Akçay, Sayın Alan, Sayın Yeniçeri, Sayın Dedeoğlu, Sayın Bulut, Sayın Durmaz, Sayın Varlı.

Evet, üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

X.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.-MHP Grubunun, Grup Başkan Vekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Grup Başkan Vekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu tarafından, vatandaşların kamu hizmetine girme hakkının objektif esaslara göre kullanılmasını temin amacıyla oluşturulan Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) dışında ve bu sınavın dolanılması suretiyle kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirilmesinde subjektif tercih ve kayırmalar ile KPSS sınav sonuçlarına göre yerleştirmelerin kamuoyunda ve sınava giren vatandaşların nezdinde oluşturduğu kuşkuların giderilmesi, kamu görevlerinde işe alım ve yükselmede tercihlerin tespiti ve alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 9/12/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 19 Şubat 2015 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN.- Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 18.06

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.19

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Okutuyorum:

3.- CHP Grubunun, Erzincan Milletvekili Muharrem Işık ve 22 milletvekili tarafından, Gezi Parkı protestolarında vatandaşlara saldıran grubun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 3/10/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 19 Şubat 2015 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

19/02/2015

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 19/02/2015 Perşembe günü (bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

Levent Gök

Ankara

Grup Başkan Vekili

Öneri:

Erzincan Milletvekili Muharrem Işık ve 22 Milletvekilinin, "Gezi Parkı protestolarında vatandaşlara saldıran grubun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi" amacıyla 03/10/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin (1020 sıra no.lu), Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 19/02/2015 Perşembe günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Muharrem Işık, Erzincan Milletvekili.

Buyurun Sayın Işık. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; grubumuz adına vermiş olduğumuz öneri üzerine söz almış bulunmaktayım. Öncelikle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, önerimiz özellikle bu son zamanlarda yaşanan olaylar ve esnafın vatandaşa saldırmasıyla ilgili. Bazı insanların kendini güvenlik güçleri yerine koyup eylem yapan, gösteri yapan, basın hakkını kullanan kişilere saldırmasıyla ilgili görüşlerimi açıklayacağım. Tabii, bu seviyeye nasıl gelindi, önce bundan bahsetmek istiyorum.

AKP özellikle on iki yıl sonunda kuvvetler ayrılığını tamamen ortadan kaldırdı, bağımsız ve tarafsız yargıyı yok etti, devletin hukuk devleti niteliğini de ortadan kaldırmış oldu. Türkiye artık hepimizin de kabul etmesi gereken- saraydan gelen emirnamelerle yönetilen bir hâle gelmiş oldu. “Özellikle -demokrasi- üç şeyle mücadele edeceğiz.” diye iktidara gelenlerin çıkardığı yasalarla bu konuda -ne kadar- ciddi olmadıkları da ortaya çıkmış oldu. Yolsuzluk hiçbir dönem bu kadar ayyuka çıkmadı, hiçbir dönem bu kadar görülmedi ve ne yazık ki devletin başında, bürokraside yer alan kişilerin hepsine bulaşmış olduğunu gördük.

4 bakanla ilgili, bakan oğullarıyla ilgili olarak çıkan “tape”ler… Özellikle yandaş ve ranttaş olan iş adamlarına verilen ihalelerin ne kadar taraflı olduğunu ve altında ne kadar rantın yattığını görmüş olduk. Özellikle, dönemin Başbakanının TOKİ Başkanına “Kupon arsaları benden izinsiz kimseye vermeyeceksin.” diye attığı fırça hâlen kulaklarımızda ve yine o zaman ki “tape”lerin sayesinde bidenin ne olduğunu öğrendik; ben bilmiyordum, bidenin de ne olduğunu öğrenmiş olduk. 17-25 Aralık yolsuzluklarının üzerinin örtülmesinde yasalarla ne kadar oynandığı, hukukla ne kadar oynandığı ve o zamanki savcıların -her ne kadar paralel deseler de cemaatten deseler de- kendilerinin getirdiği savcılarının nasıl sürüldüğünü gördük.

Türkiye’de yolsuzluk ve sosyoekonomik durumun hiç bu kadar bozulmadığını artık herkes kabul ediyor. “İşsizlik yüzde 11” denilse de yüzde 17’lerde olduğu, genç işsizliğin yüzde 25’lere ulaştığı, doların fırladığı, faiz lobisine on iki yılda 600 milyar dolar para ödendiği, 29 milyon insanın yoksulluk sınırının altında yaşadığı TÜİK rakamlarıyla ortada.

Özgürlükler yok edildi, sesini çıkaran zorla baskı altına alındı, şiddetle susturuldu, tutuklandı, içeri atıldı. Demokrasi Endeksi’nde 167 ülke arasında 132’nci sıradayız. Ekonomik katılım ve fırsat eşitliği kategorisinde 142 ülke arasında 125’inci sıradayız. Barış Endeksi’nde 162 ülke arasında 120’nci sıradayız. Dünya basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında 151’inci sıradayız. AİHM’de en fazla cezaya çaptırılan ülkeyiz, hak ihlalleri konusunda en fazla tazminat ödeyen ülkeyiz ve ne yazık ki bir de üstelik AİHM’in verdiği hiçbir kararı uygulamayarak Anayasa’nın 90’ıncı maddesine göre de suç işlemeye devam ediyoruz.

İşte, ekonomik, sosyal, kültürel olarak, AKP başından beri, özellikle son beş yıldır ve özellikle de 17-25 Aralık “tape”lerinin ortaya çıkmasından sonra ülkeyi ne yazık ki yüzde 50-yüzde 50 bölerek, esnafa “Siz jandarmasınız, siz polissiniz.” diyerek, en sonunda da muhtarları çağırarak muhtarlara “Siz muhbirlik yapın.” diye teklifte bulunarak bu ülkede otoriter, totaliter bir rejim getirmek için her yol denenmekte.

Taksim’deki palalı, Eskişehir’de katil polise yardım eden fırıncı, kar topu cama geldi diye gazeteciyi öldüren cani, hak arayanlara saldıranlar, Özgecan’ı yakarak öldüren cani, onlarcası, on iki yılda bu ülke üzerine yapılan algı yönetiminin, baskının ve ne yazık ki her gün medyada bir yere çıkarak söylenen lafların sonucudur.

Özgecan öldürüldüğü zaman Cumhurbaşkanının çıkıp “İşsiz değilmiş, ne ilgisi var işle?” deyip yalnızca kapatacağını düşünmesi çok yanlış. Bu tamamen toplumun yönlendirilmesi, toplumun kendini bir yerlerde polis, jandarma hissetmesiyle olan bir şeydir.

Şimdi, bir şeyler söyleyeceğim. Almanya’da özellikle Hitler döneminde bakın neler yapılmış: “Hiçbir Alman üşümemeli. Führer size 11,5 milyon metreküp kömür verdi, siz de oyunuzu verin." diye propaganda yapılmış. Hitler, güçlü bir Almanya için popülasyonun artması gerektiğini söylemiş. “Hitler için kadınlar bir metadır ve yalnızca üreme aracıdır.” diye propaganda yapılmış. Nazi Almanyası’nda “ucube”, “kahrolsun sanat” denilerek sanat eserleri kaldırılmış. Nazi Almanyası’nda yerli otomobil propagandası yapılmış. Nazi Almanyası’nda “Hitler yolları” olarak geçen çift taraflı, geniş otobanların afişlerde sürekli reklamı yapılmış. Halk kitleleri içinde kin yaratmak için durmadan propaganda yapılmış. Eğitim resmen berbat bir hâle getirilmiş. Medya yandaş bir hâle getirilip sürekli propagandalar yapılmış. Ve en sonunda Hitler için “Sen Almanya’sın!” diye propagandalar yapılarak oradaki yönetim gelmiş.

Şimdi, esnafı, muhtarı, komşuyu, gençliği birbirine düşman eden, hedef gösteren zihniyet sayesinde bu ülkede her gün gerginlik yaşıyoruz.

İktidarla kötü ve kara propaganda yapmak için yandaş olan medya patronları ve yandaş gazeteciler sürekli bunu sürdürmeye devam ediyorlar, sürekli aynı şekilde devam etmeyi sürdürüyorlar.

Şimdi, baskılar yalnızca bu şekilde mi oluyor? İşe alımlarda yapılan ayrımcılık, adam kayırmaları; iş yapmak isteyen iş adamlarına yapılan ayrımcılık ve baskılar; köyüne su, elektrik, yol, kanalizasyon yapılması gereken köy muhtarlarına yapılan ayrımcılık ve baskılar; sosyal yardımlaşmada hakkı olan ve alması doğal olan sosyal yardımın kesilmesiyle ilgili baskılar; kendi atadıkları yandaş yöneticiler aracılığıyla yanlarında çalışan memur ve işçilere yapılan baskılar; yandaş iş adamlarına verdikleri işlerde çalışan kişilere patronlar aracılığıyla yapılan baskılar... Geçen burada bir dakikalık söz isteyip söylemiştim, şu anda yüksek derecedeki memurlara, müdürlere talimat verilerek herkesin ev gezip, eşiyle birlikte ziyaret edip yapılan çalışmaları anlatması ve AKP’nin propagandasının yapılması söylenmiş. Hiçbir zaman için bir şeye uyan bir şey değil bu.

Bu ülkede on iki yılda herkesin borçlandırıldığını, ömürlerinin on beş, yirmi yılının ipotek altına alındığını, esnafın perişan olduğunu, köylünün perişan olduğunu, memurun perişan olduğunu gayet iyi biliyorsunuz.

Erzincan’da da aynı şekilde; Erzincan iyice daraldı, Erzincan’a yatırım olmadığını biliyoruz. Baskılar en üst seviyede. Kaybettiği için cezalandırılan belediyeler, oy çıkmadı diye tehdit edilen köylüler, işe almak için partiye üye olmaya zorlananlar, esnafı maliyeyle korkutmalar, ekonomik sorunlar içinde boşalan bir Erzincan ve boşanmada birinci sıraya gelmiş bir Erzincan ne yazık ki. 22 bin civarında icrada dosya var. TOKİ’ye yazılanlar özellikle taksitlerini ödeyemediği için icraya gidiyorlar. Esnaf siftah etmeden kepenk kapatıyor. Zaten bir süre sonra da Erzincan’da esnaf kapatıp gidiyor başka bir şey yapmak için.

Biz ne yapacağız? Erzincan’da sulama suyu sıkıntısı had safhada, işsizlik had safhada, icra daireleri dosyalarla taşmış -biraz önce söyledim- boşanmada Türkiye’de bir numara -biraz önce söyledim- hayvancılık bitiyor, tarım bitiyor, leblebicilik bitiyor, bakırcılık bitiyor, peynircilik geriledi. Saman ithal ediliyor Erzincan gibi yerde. Erzincan’ın fasulyesi, nohudu bitmek üzere. Trilyonlar harcanarak yapılan Ergan Dağı işletmesi işletilemiyor, işletmeyi alan ikinci kişi de şu anda sırf yardım edilmediği için iflas etmek üzere. En değerli arsalar ranta açılıyor. Kızılay Mahallesi, Merkez Çarşısı, Hocabey Mahallesi ranta kurban edilmek üzere. En değerli tarım alanları ranta açılıyor. Televizyonlarda kamu spotu olarak yayınlıyorsunuz “Sulu tarlalar kesinlikle arazi yapılmayacak.” diye ama Erzincan’da yapılanlar göz önünde. Muhalif olanlar Erzincan’da susturuluyor. İşe girmede tek şart: Biat edeceksin, AKP’li olacaksın, biraz önce söylemiştim. Şeker fabrikası tekrar kapatılmak isteniyor, seçimler bekleniyor ama size nasip olmayacak inşallah İlçelerde ilçe başkanları gerçekten kral olmuş. İl parsellenmiş, kim, nerede ne yapacak, hangi işi yapacak bu şekilde düzenlenmiş. İş yapmak isteyenler de sürekli engellenirler kendi yandaşı değilse.

Bütün bunlara baktığımız zaman, on iki yılda yatırım dendiği zaman 5 katrilyon yatırım sürekli söyleniyor, yatırımları daha önce burada söylemiştim, yalnızca E-80 yoluna giden yatırım, Et Balık Kurumu, bir de rahmetli Recep Yazıcıoğlu’nun zamanında başlayan Ergan Dağı Projesi, o da ne yazık ki işletilemiyor. SSK hastanesi şu anda bırakıldı, boşaltıldı, orada kendi hâline bırakılmış, şu anda değil ama ileride yıkılacak. Devlet hastanesi tek binaya bırakıldı, acil kapatıldı, hasta eve gitti. Çayırlı’da yıllarca bozuk su içildi, şu anda Çayırlı’da özellikle geçen yıl Munzur su satışları tepe yapmıştı. İliç, altın madeninden dolayı siyanüre kurban ediliyor ama ne yazık ki iş alanı var diye kimse ses çıkarmıyor, membran yırtılıyor, kimse sesini çıkaramıyor. İlçelerde bir tane iş alanı yok. Kemah HES’e kurban ediliyor. 12 köy boşaltılacak ama köylülerin ne yapacağını kimse bilmiyor. İliç’te de aynı şeyler yaşandı. Üniversite Yalnızbağ yerleşkesine yapıldı, Erzincan’a uzak, Erzincan’a hiçbir faydası olmuyor ne yazık ki ve bilinçli olarak Erzincan boşaltılmak isteniyor.

Buradan Erzincan halkına şunu söylemek istiyorum: 7 Haziranda iktidara geldiğimiz zaman Erzincan’ı gerçekten doğunun parlayan şehri yapacağız; can Erzincan’ı sözde değil, özde sevenler orayı iktidar yapacak ve Cumhuriyet Halk Partisiyle Erzincan’daki tüm sorunlar çözülüp Erzincan’da işsizlik ve şu anki gerginlikler de yok olmuş olacak.

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Naci Bostancı, Amasya Milletvekili.

Buyurun Sayın Bostancı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; CHP’nin önergesi Gezi olaylarına ilişkin, Gezi olaylarında eli sopalı zorbaların, kendilerini devletin yerine koyarak gencecik masum çocuklara karşı birtakım eylemlerde bulundukları ve bunların araştırılması talebine yönelik bir önerge.

Bu Gezi olayının ne olduğunu geçmişte de çok tartıştık. Nereden çıktı, nasıl gelişti, kasıt neydi? Öncelikle bunu yerli yerine koymak bakımından AK PARTİ iktidarını genel olarak görmek lazım. AK PARTİ 2002 yılında iktidara geldi. İktidara geldikten sonra yaklaşımı, programı, arkasındaki toplumsal desteğin siyasal iradesi istikametinde Türkiye’de çok temel bir değişiklik yaptı. O temel değişiklik de devletin milletinden, milletin devletine geçişti. Esasen demokrasi diyoruz, özgürlükler diyoruz, halkın iradesine vurgu yapıyoruz. Bu sürecin de doğal sonucu devletin milleti değildir, milletin devletidir.

İktidar ilişkilerinin dönüşmesi kolay değildir. Türkiye’de de iktidarın yerleşik baronları vardır. Bunlar, bu tür iktidar ilişkilerinin dönüştüğü zamanlarda son derece rahatsız olurlar, yerlerini, imkânlarını kaybetmek istemezler ve sürekli çeşitli girişimlerle iktidar ilişkilerinde daha aktif bir şekilde rol almak, daha etkin yerlerde bulunmak için çaba gösterirler.

İnsanoğlunun tarih boyunca en acımasız olduğu alan, iktidar ilişkileri alanıdır ve bütün rejimlere bakın, bütün rejimlerde kuralsızlıktan kurallı olmaya doğru, iktidar ilişkilerinin daha medeni ve nezaket içerisinde sürmesine yönelik çeşitli kurallar getirme istikametinde yaşandığını görürüz, krallıkta olsun, imparatorluklarda olsun ve bugünkü demokratik ülkelerde olsun. Ancak bu acımasızlık, o medeni ilişkilerin yerleştiği, kuralların oturduğu ülkelerde dahi fırsatını ve imkânını bulduğunda, o acımasızlıkla birlikte iktidar ilişkilerine nüfuz etme ve buradan birtakım neticeler devşirme istikametinde kimi çevreleri harekete geçirtir.

Türkiye’de de demokrasi var. Türkiye’de seçimler var. İnsanlar bu seçimler marifetiyle iktidarları tayin ediyorlar. AK PARTİ, 2002’de bu şekilde iktidara geldi ve halkın iradesi, desteğiyle on üç yıllık iktidarını sürdürüyor; önce bunu yerli yerine koyalım.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Seçimle geldi de seçimle gidecek.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - Ancak bu süre içerisinde, biliyorsunuz, darbe girişimleri oldu, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin 2007’de yaşanan tartışmaları hatırlayın, daha sonra 2008’deki mahkemeyi hatırlayın.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Ne olmuş? Onlar da laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmasaydı.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - İşte bu zincirin bir halkası olarak, biz, Gezi olaylarıyla birlikte başlayan, içeride ve dışarıda eski yerlerini kaybetmiş iktidar elitlerinin, çevrelerinin de desteğiyle, Türkiye’deki milletin devletinin kurulmasına, demokrasinin ve özgürlüklerin yerleşmesine itiraz eden çevrelerin girişimi olarak görüyoruz.

Şunu belirteyim: Bir kere protesto gösterileri, bütün bunlar haktır ama her şeyin kurallı bir şekilde yaşanması gerekir. Gezi olaylarının bu kurallara uygun yaşanmış bir protesto gösterisi olduğunu herhâlde kimse iddia edemez.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Tencere, tava çalanlar bunların dışında mıydı Hocam?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Çünkü o kitlesel gösterilerde yağma olmuştur, talan olmuştur, yakıp yıkma olmuştur ve ölümler olmuştur. Bu ülkede kim hayatını kaybederse kaybetsin, hangi siyasal safta, hangi inançta olursa olsun, onların acısını ifade etmek, o acıyı paylaşmak bu ülkede herkesin görevidir, bizim de görevimizdir ve bu çerçevede, Gezi’de de hayatını kaybetmiş olan insanlar için ailelerine, bu millete başsağlığı diliyoruz, geçmişte de diledik.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Tam tersine, meydanda yuhalattı Sayın Başbakan, meydanda aileyi yuhalattı.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Duymasın Cumhurbaşkanı!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Ancak Gezi olayları sadece masum bir protesto gösterisi, demokratik hakların kullanıldığı bir olay, iktidara karşı muhalefetin medeni bir biçimde ortaya konduğu bir olay olarak karşımıza çıkmamıştır.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Siz gençleri öldürdünüz, siz. Gençleri öldürmek mi medeni?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Aksine, yakıp yıkma ve milletin meşru bir şekilde seçmiş olduğu iktidara karşı bir oldubitti yaratma, bir devrim krizi doğurma iddiasını da taşımıştır. Bu çerçevede, çok çeşitli yasa dışı örgütlerin de Gezi olaylarına nasıl ilgi gösterdiğini biliyoruz. Mahkemede kayıtları vardır tutuklanan kişilerin hangi örgütlerle bağlantılı olduğuna dair. Bütün o veriler devletin arşivlerinde mevcuttur.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Paranoyadan çıkın Hocam, bu paranoyadan çıkın.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Mesele şu: Bakın, “Thomas Hobbes” diye bir İngiliz düşünür vardır, bilir arkadaşlar. (CHP ve MHP sıralarından “Ooo…” sesleri) Onun en önemli motto olan sözlerinden birisi “Homo homini lupus.”tur, insan insanın kurdu. “İnsan doğal hâlde birbirinin kurdu olduğu için devleti kurarak kurallı bir iktidar mücadelesine geçmiştir.” der Thomas Hobbes. Hem demokrasinin hem de diktatörlüğün kaynağı olarak görülür. Daha sonra kimileri demokrasi kimileri diktatörlük istikametine gitti.

Böylesine, devlet ve kurallar marifetiyle iktidar ilişkileri düzene sokulmaya çalışılırken yeniden -tabiri caizse- bir doğa durumunu hatırlatır şekilde sokaklardan iktidar çıkarmaya çalışmak, o kuralsızlığın içine girmek, sokaktan medet ummak; sandıklarda yapılamayanı, milletin iradesiyle sağlanamayanı sokaktan temin etmeye çalışmak hiçbir şekilde kabul edilemez. Bunu şunun için diyorum: Gezi olaylarına yasa dışı örgütler ilgi gösterdi. Onlar zaten her zaman 19’uncu yüzyıl devrim romantizmi çerçevesinde, biraz da Bakunin’in ahfadından gelen kişiler olarak bu tür rüyalar görebilirler. Hatta bu rüyaları paylaşanlar dediler ki: “Arap Baharı’ndan sonra Türk baharı geliyor, sokaklardan gelecek.” Ama demokratik ülkelerde bahar sandıkla gelir, Türk baharı da 2002’de zaten AK PARTİ’nin iktidara gelmesiyle yaşanmıştı, ikinci bir bahar olmadı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sonbahar!

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Yapma Hocam, yapma! Dört mevsim var Hocam, senin de baharın bitecek! Olur mu öyle şey!

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Arap Baharı’na siz bel bağladınız.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Sokaktan bahar çıkmaz. Ayrıca, sokaktan bahar diktatörlüklerde çıkabilir, Mısır’da çıkabilir, Suriye’de çıkabilir; demokrasinin olduğu ülkelerde çıkmaz.

Benim itirazım: Mecliste bulunan, meşru bir biçimde halktan bu yetkiyi almış ve iktidar ilişkilerini kurallı bir şekilde sürdürmek amacıyla buradaki müzakerelere katılan kimi arkadaşların Gezi olaylarına ilgi göstermesi, kimilerinin o olayları yapanların başında bulunması, onları desteklemesi ve sokak hareketlerinin bir bakıma kışkırtıcısı diyebileceğim bir pozisyonda rol alması; bu kabul edilemez. Çünkü insanoğlunun tarihî, sokaktan meclise doğru aktı, meclisten sokağa doğru akmadı. Meclise gelmiş bir insanın burada iktidar mücadelesi vermesi gerekirken; bu mücadele için dilini, aklını, dehasını kullanması gerekirken sokaktaki -tabiri caizse- Vandallıktan, şiddetten, yakıp yıkmaktan ve sokaktaki dilden medet umması kabul edilemez. Sokaktaki dil nedir, biliyor musunuz? O Gezi olayları sırasında duvarlara yazılan yazıları hatırlayın. Hepimiz okuduk o yazıları, o yazıların ne olduğunu biliyoruz. O yazıların hepsi küfürdü. Sokağın dili küfürdür. Küfür üzerinden siyasal müzakere olabilir mi?

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Hocam, genelleme yapmayın. “Sokağın dili küfürdür.” nasıl diyorsunuz Hocam?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – İnsanların birbirine küfür ettiği, küfürle iktidar ilişkilerinde kendisine yol aradığı bir yapıyı, bir anlayışı…

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Ya, sokağı bu kadar alçaltmayın lütfen. Sokağın dili küfür olur mu?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – …bu şekilde, var olan sokağı, iktidar ilişkilerinin tayin edicisi olarak görmek mümkün mü?

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Hâl⠓sokak” diyor. Nasıl genelleme yapıyorsunuz siz? Profesörsünüz ya!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Mecliste bulunan bir insanın sokağa ilgi göstermesi esasen kendi meşruiyetini reddetmesi anlamına gelir.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Allah Allah!

LEVENT GÖK (Ankara) – Halkın içindeyiz biz.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – “Sokak” dediğin halk Hocam, “sokak” dediğin halk.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Kendisinin halktan almış olduğu, itiraz ettiği iktidarın da halktan almış olduğu ve bu yüzden ortak oldukları o meşruiyeti reddetmesi demektir, genetik olarak kendisini de var eden meşruiyeti reddetmesi demektir.

Değerli arkadaşlar, Gezi olayları elbette hedefine ulaşamadı. Demokrasinin olduğu ülkelerde sokaktan kalkışma yaparak netice almak mümkün değildir çünkü demokrasi zaten halkın önüne sandığı koyar; kim neye kızıyor, öfkeleniyor, bu ülkenin geleceğine ilişkin ne düşünüyorsa siyasi partilere o çerçevede ilgi gösterir.

Muhalefet bizi eleştiriyor, eleştirebilir. Biz de ne yaptığımızı anlatıyoruz.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Gösteri yapmayacak, yürüyüş yapmayacak, toplantı yapmayacak, sadece sandık koyacaksın, sana oy verecek.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Sonuçta kararı millet veriyor.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Yapma Hocam ya!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Malik Bey, siz oradan söyleyeceksiniz, biz buradan söyleyeceğiz, kararı millet verecek. Millet de on üç yıldır bu kararı veriyor.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Ama sokağı bu kadar alçaltmayın yani “sokak, sokak” derken…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Millete doğruyu söyle, doğruyu.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – On üç yıldır veriyor, zannediyorum bu şekilde konuşursak on üç yıl daha bu milletin vereceği kararın ne olacağı belli arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Nereden biliyorsun millet karar verecekse madem? Sen onların adına mı karar veriyorsun?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu şöyle demişti İzmir’de esnafı dolaşırken Gezi olayları sırasında: “Herkes sokağa çıkmalı ve hakkını aramalı.” Ben çok şaşırdım. Herkes sokağa çıksa kim, nasıl hak arayacak?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – “Herkes” derken sadece olayları destekleyenler değil herhâlde, başkaları da çıkacak demektir ki uygun olmazdı. Bunu da bir dipnot olarak belirteyim.

Saygılar sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Gök.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, sayın hatip konuşurken az önce, Genel Başkanımızın ismini vermek suretiyle de, yaptığı bir konuşmada halkın sokağa çıkması konusunda bir cümle söylediğini ifade etti. Ben de Grup Başkan Vekili sıfatımla Genel Başkanımıza yönelik bu eleştiriyi cevaplandırmak istiyorum.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Bir sataşma yok ya.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Sataşmadan istemiyor zaten.

BAŞKAN – Sataşma değil, bir eleştiri niteliğinde ama iki dakika söz veriyorum.

Buyurun Sayın Gök. (CHP sıralarından alkışlar)

VIII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

3.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gezi olayları, Türkiye’de çevre hakkının korunması, çevre bilincinin gelişmesi ve Türkiye’deki demokrasi ve insan hakları özlemini içinde bulunduran milyonların bir öfkesidir.

Az önce konuşan sayın hatip sokağa çıkmaktan ve bundan rahatsız olduğunu ifade etti.

Sayın hatip, yurttaşlarımız, milyonlarca insanlar, sanki evlerinde mi yaşıyor? Herkes sokaklarda, yollarda, caddelerde yaşıyor. Cumhuriyet Halk Partililerin sokakta seçmenleriyle buluşmasından, insanlarıyla buluşmasından daha doğal ne olabilir?

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Tabii ki doğal, tabii ki doğal.

LEVENT GÖK (Devamla) – Elbette, yan bir yandan siz toplantı ve gösteri yürüyüşü haktır diyeceksiniz, Anayasa’ya koyacaksınız, bunu yapmak isteyenlerin karşısına TOMA’ları getireceksiniz, biber gazı atacaksınız, su sıkacaksınız.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Bak, bundan sonra daha güzel yapacaksınız o toplantıları.

LEVENT GÖK (Devamla) – Böyle bir demokrasi anlayışı olmaz. Elbette, sizin demokrasi anlayışınızla, sizin gördüğünüz TOMA’larla bizim gördüğümüz TOMA’lar arasında fark var.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Daha güvenli yapacaksınız toplantıları.

LEVENT GÖK (Devamla) – Siz TOMA’ların arkasındasınız, biz TOMA’ların önündeyiz değerli arkadaşlarım. Biz biber gazının ne olduğunu biliyoruz, TOMA’ların sıktığı suların nelere yol açtığını biliyoruz. Biz halkımızı polis şiddetinden korumakla görevliyiz, onlar yaralandığı zaman hastaneye götürmek durumundayız. Bunu yapan devlet, eğer bu arkadaşlarımıza bir şiddet uyguluyorsa elbette bunları önlemek, muhalefet olarak bizim görevimizdir.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Polis önleyecek onu ya.

LEVENT GÖK (Devamla) – İnsanlarımızı koruyacağız, bundan sonra da koruyacağız, sokağın sesine de her zaman sahip çıkacağız.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Demagoji yapma.

LEVENT GÖK (Devamla) – Saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – AKP Grubu adına konuşan sayın hatip “sokağı kullanan milletvekilleri” demek suretiyle bizim de grubumuza sataşmada bulunmuştur. Ortamı terörize ettiğimizi ima etmiştir.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Ne alaka, hiç telaffuz bile etmedim.

BAŞKAN – Sayın Baluken, söz vereyim de partinizi ve isminizi zikretmedi ki.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hayır, hepimiz Gezi direnişine katıldık yani orada bulunan milletvekilleri olarak şey yaptık.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – İdris Bey, hiç alakası yok.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Baluken.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hangi konuda sataşma vardı da söz verdiniz efendim? Biz de bilelim.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

12.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Bostancı burada filozoflardan, edebiyatçılardan alıntılar yaparak güzellemelerle süslediği konuşmalarını keşke akademide ders veren bir hoca olarak, görevine devam etmiş olarak yapsaydı, iyi olurdu.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Burada devam ediyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Biz talebe değiliz Hoca, burada milletvekilleri talebe değil.

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Ama burada bu kürsüde, bu kadar kana bulanmış toplumsal olaylarla ilgili gelip bu konuşmaları yapınca son derece itici oluyor. Özellikle, Gezi direnişinden bahsederken 8 gencin polis kurşunlarıyla -ve sizin Başbakanınızın “Polis destan yazdı.” demek suretiyle sahiplenmesiyle- nasıl katledildiği ile sizin burada güzellediğiniz cümleler büyük bir çelişki, büyük bir tezat oluşturuyor. Aynı şekilde, 6-7 Ekim olaylarında da polis, korucu, asker, sokağa saldığınız paramiliter güçlerin yağdırdığı kurşunlarla yaşamını yitiren çocukların durumu ile burada güzelleme yaptığınız cümleler birbiriyle çelişiyor.

O nedenle, size önerimiz, bir akademisyen olarak bunları üniversite kürsüsünde kullanabilirsiniz ama eli kana bulaşmış bir partinin, Roboski’nin faili olan bir partinin sözcüsü olarak bu Meclis kürsüsünden filozofların arkasına sığınarak bu şekilde ifade etmeyin. Gerçekten itici oluyorsunuz, gerçekten inandırıcı olmuyorsunuz, hele hele bu tarz çocuk ölümlerinin, gençlerin ölümlerinin önünü açacak bir otoriter yasa tasarısının görüşmelerine geçmek üzereyken bu cümleler size hiç yakışmıyor, şahsınızı tenzih ederek akademik kimliğe yakışmıyor diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, lütfen, bir konuyu sadece ifade etmek istiyorum. Milletvekilimiz Sayın Seyfettin Yılmaz, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu “bir çete başı” ifadesini kullanınca sataşmadan dolayı söz istedi. Şimdi, HDP Grup Başkan Vekili “Elleri kana bulaşmış bir partinin sözcüsü.” dedi ama sataşma olarak üzerlerine alınmadılar. Doğrusu, milletin takdirine sunuyorum. Gerçekten kabul ediyorlar demek ki bunu.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Işık.

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Sayın Grup Başkan Vekili konuşurken burada Gezi’ye katılanları kışkırtmakla suçladı, ben de Gezi eylemlerine katıldım…

BAŞKAN – Lütfen Sayın Işık, teşekkür ediyorum. Yok böyle bir usulümüz, lütfen.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan hayır ama, o şekilde bir ifade kullandı.

BAŞKAN – Lütfen ama Sayın Gök, söz istediniz konuştunuz yani grup adına, lütfen.

X.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Erzincan Milletvekili Muharrem Işık ve 22 milletvekili tarafından, Gezi Parkı protestolarında vatandaşlara saldıran grubun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 3/10/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 19 Şubat 2015 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN.-.Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisi lehinde söz isteyen Ayla Akat Ata, Batman Milletvekili.

Buyurun Sayın Ata. (HDP sıralarından alkışlar)

AYLA AKAT ATA (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; CHP grup önerisi lehine söz almış bulunmaktayım, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 2015 dünyası, merkezî yönetimlerin yerel yönetimler lehine güç ve yetki devrinde bulunduğu bir dünya ve aynı şekilde insan hakları mücadelesi ve çevre mücadelesinin sınırları aştığı bir dünya. O nedenledir ki evet, Gezi eylemleri bir çevre mücadelesi, çevre hakkının korunması eksenli gelişmiş ve büyümüştür. Türkiye’nin dört bir yanından bu eylemlere destek yağmıştır. Ama CHP Grubunun bu önergesinde eylemler sırasında kolluk, zaten var olan yetkilerini çok geniş bir şekilde kullanmıştır ama eylemler sırasında eline pala alıp, silah alıp eylemcilere saldıran güçler vardı ve bunlar yargılanmadılar, haklarında soruşturma başlamadı, dava açılmadı. “Bunlar kimdiler, ellerine kim vermişti o silahları, palaları?” diye soruyor CHP Grubu ve bir araştırma önergesiyle “Gelin bunlar kimdi diye araştıralım.” diyorlar. Biz de esasında HDP Grubu olarak 6-7-8 Ekim olaylarının hemen sonrasında, devletin bilinçli olarak sokağa sürdüğü paramiliter güçlerin, Batman’da, Diyarbakır’da Hizbullah’ın Kurtalan’da bizzat Belediye Başkanı ve adamlarının, Siirt’te korucuların almış olduğu tek merkezli bir emir vardı herhâlde. Sokağa çıktıklarında kimin adına hareket ettiklerinin, o silahları neden kullandıklarının, insanları neden katlettiklerinin araştırılmasını istedik. Bu salonda AKP’nin oylarıyla bu önergelerimiz reddedildi. Peki, bundan sonra bu süreç araştırılmalı mı? Evet, mutlaka araştırılmalı, mutlaka hesap sorulmalı, mutlaka bu güçlerin, yetkiyi, gücü kimden aldıkları açığa çıkmalı. CHP Grubunu bu konuda eleştiriyorum çünkü bu güçlerin açığa çıkması noktasında kendi önergelerini destekleyen bir açıklamada bulunmadılar. Kaldı ki, AKP Grubu da aleyhte konuşurken bu güçlere dair bir söz söylemedi, Gezi eylemcilerinin neden sokağa çıktıklarıyla, neden sokakta mücadele ettikleriyle, hak aradıklarıyla ilgili bugüne kadar Hükûmetten duyduğumuz, işitmeye alışkın olduğumuz cümleleri bir kez daha ortaya koydular.

Değerli milletvekilleri, sokağa çıkan bu güçler mutlaka araştırılmalı çünkü biraz evvel de söyledim; bazen Hükûmetten beslenen güçlerdir, bizzat Hükûmetin yereldeki belediye başkanı ve adamlarıdır Kurtalan’da olduğu gibi, bazen de geçmişte karanlık bir ölüm makinesi gibi çalışmış olan Hizbullah’ın tekrar cilalanıp sokağa sürüldüğü gerçeğidir aynı zamanda, bazen de yıllardır bir alt hukuk güvenlik birimi olarak kullanılmış koruculardır. Bunların hiçbirinin olmadığı yerde, tabii ki yıllardır linç kültüründen beslenen, kendisinden farklı olana tahammül edemeyen, ötekini her zaman için baskıyla, zorla susturmaya çalışan güçlerdir. Bunların kimi zaman elinde pala vardır, kimi zaman değnek vardır, kimi zaman pompalı tüfek vardır. İşte bugün bu Meclis çatısı altında güvenlik paketi konuşulurken tam da bunları değerlendirmek durumundayız. Bu güçlerin beslendiği odaklar kimdir? Hangi amaçla sokağa çıkmışlardır, hangi amaçla sivil halkın üzerine ateş açmışlardır? Kimler onları korumuştur? Neden bugün hâlâ Diyarbakır’da, Batman’da, Kurtalan’da, Siirt’te bir tek insan yargı önüne çıkartılmamıştır? Ölen insanlarımızın ardından sadece “Geçmiş olsun, başları sağ olsun.” diyen Hükûmet gerçeği var ama sadece belli bir çevre için söylenmiştir. Sokağa çıkan insanlar kriminalize edildiği gibi kutuplaştırılmıştır da aynı zamanda; bir, Hükûmetin amaçlarını gerçekleştirmek için sokağa çıkanlar polisin âciz kaldığı yerde, bir de hak hukuk mücadelesi için sokağa çıkanlar.

“Hak hukuk mücadelesini sokağa taşırmayın.” dedi AKP’li hatip defalarca. Şunu çok iyi belli edelim ama kurduğu bir cümle vardı ki gerçekten, tam da AKP’nin arayışını ve anlayışını ortaya koyuyor: “Meclise gelmiş bir siyasi parti olarak iktidar mücadelesi verin.” diyor. Tabii ki iktidara gelmek için mücadele edebiliriz, bir anlayışımız, bir programız var, bir tüzüğümüz var, bunu hayata geçirmek isteyebiliriz ama bizim asıl amacımız iktidar değil, işte bunu anlamıyorsunuz. Kurmak istediğimiz iktidar, halkın iktidarıdır, halkın talepleri doğrultusunda, halkın istediği ölçüler içerisinde hak ve özgürlüklerin teminat altına alındığı bir düzendir. İşte bu nedenledir birbirini anlamama, olaylara farklı yerlerden bakma, farklı yerlerden milletin devletini örgütleme. Milletin devleti nasıl örgütleniyor? Eğer sayın hatibin söylediği gibiyse, bu güvenlik paketiyle milletin devleti örgütlenecekse vay hâlimize.

Değerli milletvekilleri, 2005 yılında Mersin’deki bayrak provokasyonunu hatırlıyorsunuz değil mi? O provokasyonun daha sonra kimler tarafından, hangi güçler tarafından gerçekleştirildiği açığa çıkmıştı ve bu provokasyon 2006 yılında TMK’da, 2007 yılında da PVSK’da, Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’nda, değişikliklere neden olmuştu, temel hak ve özgürlükler daha ciddi bir şekilde sınırlandırılmıştı. Aradan geçen yedi yıl içerisinde ne oldu biliyor musunuz değerli milletvekilleri? Yedi yılda 179 kişi, 179 sivil, bunların arasında çocuklar var, polis tarafından durdurulmadan vuruldular, katledildiler, yedi yılda 179 kişi. Ve biz yeni bir operasyonla karşı karşıyayız, 6-7-8 Ekim olayları gerekçe gösterilerek “güvenlik paketi” adı altında darbe yasaları getirilmeye çalışılıyor. Bir de “Türkiye toplumu koyun, biz ne dersek o çerçevede inanır, o çerçevede düşünür; biz çobanız, onlar sürü.” anlayışı, AKP’de bir türlü değişmedi. İşte, biz bu anlayışı değiştirmek için Parlamentoya geldik, bunun da altını çizmek istiyoruz.

Kaldı ki bugün bile Sayın Başbakan “Bunlar molotofa karşı çıkmıyorlar, molotof atmak suç olmasın mı?” diye soruyor konuşmasında. “Yüzlerini kapatıyorlar, yüzlerini kapatmamaları gerekir.” diyor konuşmasında, belediye başkanlarına üstelik. Eğer AKP’li belediye başkanları bugün yasalarımızda, Türk Ceza Kanunu’nda molotof bulundurmanın, atmanın, taşımanın suç olduğunu ve çok ağır cezalarla cezalandırıldığını bilmiyorlarsa, eğer yüzünü kapatmanın suç olduğunu, hem de ağır gaz altındayken, gaz bombaları altında nefes alamıyorken doğal bir refleks olarak yüzünü kapatmanın suç olduğunu bilmiyorlarsa ve bugün Sayın Başbakan onlara seslenirken “İşte, biz bu yasayı onun için çıkarıyoruz.” diyorsa temel eksiklik buradadır, temel yanlışlık buradadır. Siz nasıl inandırdınız insanları?

Eminim, bugün AKP sıralarında oturan milletvekillerinin birçoğu da henüz yasalarımızda bunların en ağır cezalarla cezalandırıldığını bilmiyorlar. Amaç nedir? Amaç, bu yasayı Türkiye toplumu tarafından kabul edilebilir kılmaktır. Bu maddelerin eklenmesinin nedeni odur. Bu maddeleri ekleyerek “Bakın, biz bununla mücadele ediyoruz.” diyorlar. Ama şunu bilin ki Türkiye toplumunun artık bu yalanlara karnı tok. Sizin halkı böyle yanlış ve doğru olmayan bilgilerle bilgilendirmenize biz karşı çıkacağız, sesimizi kısamayacaksınız.

Çok açık ve net ifade ediyoruz. Bu yasayla getirilen, vatandaşı muhalefet edemez duruma getirmektir. Biraz evvel, yine, konuşmacı, konuşmasında krallık ile demokratik yönetimi aynı cümle içerisinde kurdu. Çünkü demokratik yönetimden anladıkları budur, muhalefet edemez bir toplum. Buradan söyleyelim, muhalefetin olduğu, işler olduğu, güçlü olduğu yönetimlere biz demokrasi diyoruz. Muhalefetin olmadığı toplumların adı diktatörlüktür, bu kadar açık ve nettir. Ve siz diktatörlük yasaları getirmek istiyorsunuz. Ve siz muhalefetin bu kadar canhıraş çalışmasına rağmen, bu kadar önünüze öneri sunmasına, çalışmanın esaslarını sunmasına, demokratik bir toplumun inşası için demokratik siyaset kanallarının açık tutulması gerektiğine dair sizlere uyarılarda bulunmasına rağmen, toplumun, muhalefetin sesinin kısılmaması gerektiği noktasında size yol gösterici olmasına rağmen, siz başta Parlamentodaki milletvekillerinin sesini kısmaya çalışıyorsunuz, siz başta burada milletvekillerine şiddet uyguluyorsunuz. İşte, bu politikaların artık topluma gidip geri dönme zamanı gelmiştir.

Sizin amacınız, milletin devletini inşa etmek değildir. Artık halka yalan söylemeyin. Sizin amacınız, aklınızda olan, bugüne kadar hayata geçirmeye çalıştığınız diktatörlük rejimlerinin ayaklarını oluşturmaktır, yargının yetkisini gasbetmektir. Yürütme olarak yasama organı içerisinde çoğunluk olduğunuz için “Yasamanın gücü bizde, yargının yetkisini de biz elimizde bulundurmak istiyoruz.” diyorsunuz. “Bugüne kadar 170 küsur insan yaşamını yitirdi, bir tek insan yargılanmadı, cezasızlık vardı, bugüne kadar yasal değildi, bugünden sonra bunu yasal kılıyoruz. Ey Türkiye toplumu, artık vatandaşı, sivil insanı vuranlar yargı önüne çıkmayacaklar, cezasız kalacaklar.” diyorsunuz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Sayın Başkan…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, söz talebimiz vardı.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Işık.

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Sayın milletvekilim önergemle ilgili konuşmamın içeriğine uygun olmadığını ve o konuları dile getirmediğimi…

BAŞKAN – Ne olmadığını Sayın Işık?

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Önergenin içeriğiyle ilgili konuşma yapmadığımı, önergeyi açıklamadığımı söyledi. Sataşmadan söz almak istiyorum.

BAŞKAN – Yerinizden söz veriyorum Sayın Işık.

Buyurun.

SAKİNE ÖZ (Manisa) – Hayır, hayır…

BAŞKAN – Hayır, lütfen ama.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, niye oradan değil?

BAŞKAN – Bir açıklama yapmak istiyorsunuz, yerinizden söz vereceğim Sayın Işık. (CHP sıralarından gürültüler)

LEVENT GÖK (Ankara) – Sataşma…

BAŞKAN – Sayın Işık, sataşma var mı?

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Var.

BAŞKAN – Ne dedi de sataştı size peki?

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Önergeyle ilgili konuşmadı, önergenin içeriğinde Gezi olayı, direkt Vandalların…

BAŞKAN – İlla konuşmak istiyorsanız buyurun Sayın Işık.

LEVENT GÖK (Ankara) – Önerge sahibi, Sayın Başkan.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Biz de duyduk, şahidiz.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

13.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın CHP grup önerisi üzerindeki yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; sayın milletvekilimiz burada önergeyle ilgili konuşmadığımı söyledi. Oysaki eğer önergemin ve konuşmamın tüm içeriğine bakılırsa, meydana gelen olayların hepsinin altında ekonomik sorunların olduğunu, özgürlüklerin kısıtlanması olduğunu ve ülkedeki özellikle muhalif olan kesime baskı yapılması sonucunda ve birileri tarafından, birilerinin yönlendirmesiyle birlikte bu eli palalı kişilerin ya da kar topu attı diye insanları bıçaklayanların ortaya çıktığını göstermiş olduğu için önergemiz, tabii ki tamamen ekonomik çerçevede baktığınız zaman, diğer sosyal projeler hakkında söylenenlere baktığınız zaman önergenin içeriğini doğru gösterir.

Ayrıca Sayın Grup Başkan Vekilinin söyledikleriyle ilgili olarak da şunu söyleyeyim: Gezi olaylarında, tabii ki başlangıcına baktığınız zaman, o olayların nasıl geliştiğini… Ve şu anki Sayın Cumhurbaşkanı o zaman, yurt dışından geldiği zaman eğer o gençlere sakinleştirici bir şey söyleyip “İllaki Tarlabaşı’nı ve Taksim’i yok etmeyeceğim.” deseydi o olaylar o zaman bitmiş olurdu ama kutuplaştırıcı söylemlerinden dolayı o seviyeye geldi. Gezi’deki eğer ki olayları araştırdığımız zaman, Gezi’de duran insanların, orada eylem yapan insanların hiçbirinin de polise saldırmak niyetinde olmadığını, tamamen çevreyi korumak için yaptıkları görülecektir. Daha sonra, şu anda özellikle “paralel” diye suçladığınız kişilerin, polislerin böyle eylemler yaptığı, orada yakılan araçların onlar tarafından yakıldığı şimdi söylenmeye kalkışılıyor ama o zaman kullanılan, araca atılan molotofkokteyllerinde polisin eli olduğunu, MİT’in karıştırdığını, en son da yine aracın içinde, otobüsün içinde yanan kızımızın da… MİT tarafından yapıldığı ortaya çıktı ama bunun yargılanmasının da yine sizin iktidarınız tarafından engellendiğini de biliyoruz.

Gezi, sonuçta özgürlüktü. Biz de Gezi'de olduk, hatta polis şiddetini gördük ama hiçbir zaman için de bu “Vandallık” olarak nitelendirilemez.

Hepinize teşekkür ediyorum, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Baluken, buyurun.

VIII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

4.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Süleyman Şah Türbesi’nde IŞİD’in Türk askerlerini rehin aldığına dair haberlerle ilgili Hükûmetin bilgi vermesi gerektiğine ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – İç Tüzük 60’a göre, çok önemli bir konuyla ilgili söz almış bulunmaktayım.

Şimdi, basındaki bazı haberlerle ilgili durumu Genel Kurulla paylaşmak istiyorum. Bugünkü haberlerde, Süleyman Şah Türbesi’nde IŞİD’in Türk askerlerinin tamamını rehin aldığına dair haberler var. Biliyorsunuz, daha önceden de Musul Konsolosluğuna baskın yapıldığı zaman, oradaki ülke toprakları işgal edildiği zaman, ülkenin bayrağı indirildiği zaman, konsolosluk görevlileri rehin alındığı zaman da bu bilgiler Genel Kuruldan saklanmıştı. Hatta muhalefet partileri olarak bütün ısrarlarımıza rağmen Dışişleri Bakanı, Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ya da Hükûmetin sayın bakanları gelip Genel Kurulu bilgilendirmemişlerdi.

Şimdi, ben dikkat ettim, deminden beri görüşmeleri takip eden bir Sayın Bakan var ama sohbet etmekle meşgul. Muhalefetin yaptığı hiçbir konuşmayı da dinlemiyor. Biz muhalefet partileri olarak merak ediyoruz, Süleyman Şah Türbesi’ndeki durum nedir? Basında yazılan haberler doğru mudur? Gerçekten, oradaki askerlerin tamamı rehin alınmış mıdır? Hükûmetin bu konuda çıkıp bütün Genel Kurulu bilgilendirmesi ve öyle bir durum varsa da gerekli olan tedbirler konusunda hepimize bir bilgi sunması gerekiyor çünkü bu haberler doğruysa ülke bir savaşla karşı karşıya demektir. Bu konuda Genel Kurulun bir bilgi sahibi olmamasını büyük bir ciddiyetsizlik olarak değerlendiriyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Hükûmet temsilcisi burada. Zannediyorum, dinledikten sonra Genel Kurulu bilgilendirecektir.

X.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Erzincan Milletvekili Muharrem Işık ve 22 milletvekili tarafından, Gezi Parkı protestolarında vatandaşlara saldıran grubun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 3/10/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 19 Şubat 2015 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Oğuz Kağan Köksal, Kırıkkale Milletvekili.

Buyurun Sayın Köksal. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Kırıkkale) – Sayın Başkanım…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Cargill’i anlatır daha güzel, bence Cargill’i anlatsın.

OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Devamla) – Sonra gel, ben sana anlatırım onu.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ne demek o ya?

Sayın Başkan, temiz bir dille konuşmaya davet edin, ne biçim konuşuyor!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Anlatın tarım arazilerini nasıl Cargill’e verdiğinizi.

BAŞKAN – Sayın Akar, lütfen…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Anlat buraya nasıl geldiğini.

OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Devamla) – Sayın Başkanım, değerli üyeler; sözlerime başlarken hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bana anlatacakmış! Sonra anlat sen, halka anlat, halka.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bu kadar paralel polisi kim terfi ettirdi ya, bu paralel polisleri kim terfi ettirdi ya?

OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Devamla) – Değerli milletvekillerimiz, tabii, AK PARTİ Hükûmeti iktidara geldikten sonra yaptığı çalışmalarla…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Cargill’i anlat, Cargill’i.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ne istedilerse verdiniz mi?

OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Devamla) – …özellikle güvenlik konusunda bir konsept değişikliği yapmıştır.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Nasıl ödüllendirildiğini anlat ondan sonra.

OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Devamla) – Bu konsept değişikliği, özellikle özgürlük ve güvenlik konseptidir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bu ülke size kaldıysa vah hâline!

OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Devamla) – Yani, özgürlük için mutlaka güvenlik şarttır ama işin aslı özgürlüktür. İşte, bu noktadan olarak kanunlarımızda, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’muzda ve diğer kanunlarda bir sürü değişiklikler yapmak suretiyle, insanlarımızın daha özgür, daha rahat, daha demokratik yaşaması için gerekli tedbirleri almıştır. Esasen, AK PARTİ Hükûmetinin felsefesine baktığımızda da diyoruz ki: “Bizim birinci hedefimiz insan.” Ve “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” diyoruz. O bakımdan, özellikle insanlarımızın can ve mal güvenliği bizim için en önemli husus olmuştur.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Onu söylüyoruz, öldürmeyin çocukları diyoruz. (x)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hiç vicdan azabı çekiyor musun? Gece rüyana giriyor mu? Tatlandırıcılarla ülkeyi zehirlediniz.

OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Devamla) - Bu noktada, özellikle, elimizden gelen gayretleri göstermek suretiyle gerek bizim partimiz gerekse güvenlik güçlerimiz milletin hâkimi değil, milletin hadimi olma felsefesi üzerinden yola çıktı ve bu şekilde de gayret ediyor.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Geç, geç!

OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Devamla) - Tabii ki “güvenlik” dediğimiz zaman, elbette ki kamu düzeni de önemlidir. Kamu düzenini bozan, insan hayatına ve insanın sağlığına tehlike arz eden, mal ve can güvenliği açısından toplumu etkileyen, derinden zedeleyen olaylarda da elbette ki Hükûmetimiz veya güvenlik güçlerimiz kendilerine düşen görevi en iyi şekilde yapmaya çalışmaktadırlar. Bu görevi yaparken, hepinizin bildiği gibi, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun içerisindeki maddelerde en hafiften başlayarak, hatta en hafifi de demeyeceğim, belki ikazdan başlayarak görevini sürdürmektedir.

Tabii ki bu noktadan baktığımızda, özellikle Gezi olaylarına baktığımızda… Ki esasen Cumhuriyet Halk Partisinin önergesi 2013 yılına dayanan bir önergedir. Belki bugün olsaydı o önergeyi de vermeyebilirdi çünkü meselenin pek çoğu ortaya çıktı.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ya, gündeme alınmasını talep ediyoruz, bugün olsa niye vermeyelim önergeyi?

OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Devamla) - Şöyle baktığınız zaman, 326 iş yeri tahrip olmuş, 46 kamu binası yıkılmış, polis araçları, özel araçlar, toplam 300 civarında hasar var. Yani, ülkede yaklaşık 210 milyarlık bir hasar meydana gelmiş. Bu hasar elbette ki sizin, bizim cebimizden çıkmaktadır.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Cebin batsın! 8 insan yaşamını yitirdi ya, 8 genci öldürdünüz!

OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Devamla) - İsteriz ki bu hasar olmasın, bu parayı ülkemizin gelişmesi, ülkemizin kalkınması adına harcayalım ama maalesef, Gezi Parkı olayları, başlangıçta belki de bazılarının söylediği gibi sadece yeşili korumak veya bu noktada yapılan bir olay olmaktan çıkmış ve alınan bilgilerde de, hepinizin bildiği gibi, bütün, ne kadar illegal örgüt ve fraksiyonlar varsa bu işin içinde olduğu da apaçık ortaya çıkmıştır ve esasen…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Evet, sizin devletiniz, yarattığınız devlet! O Taksim’de nasıl molotof attığını görüyorduk.

OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Devamla) - Bizim yarattığımız devlet şu anda herkesin güvenliğini en iyi şekilde sağlayan devlettir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Nasıl atıyordu, böyle atıyordu değil mi?

OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Devamla) – Herkes başını yastığa koyduğunda yarınını huzur içerisinde geçirsin.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bütün, hani, o penguenleri gösteren yandaş medyanızda naklen yayın yapıyordu ya, bir onu anlatsana. Anlat, yandaş medyanızı anlat, penguenleri gösteren yandaş medyanızı anlat.

OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Devamla) – İşte, zaten sizin karşı çıkmaya çalıştığınız kanunla da biz daha çok güvenlik, daha çok huzur sağlamak için gayret içerisindeyiz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Nasıl naklen yayına geçtiler bir anda, bir anlatır mısın.

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Sayın Valim, madem güvenlik var, niye bu yasayı getiriyorsunuz?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Siz bu işin senaryosunu iyi biliyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, elbette ki muhalefet siyaset yapacaktır, söyleyecektir ama…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Siyaset değil, gerçeği söylüyoruz, gerçeği.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ne siyaseti ya, cinayet, cinayet!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Gerçeği söylüyoruz, her tarafınız böyle, her tarafınız!

OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Devamla) – …yani ben dört sene bu koltukta oturdum ve hiçbir konuşmacının sözünü kesmedim.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yazık, yazık!

BAŞKAN – Sayın Akar…

OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Devamla) – Hiçbir konuşmacının sözünü kesmedim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Nefesini kestin gençlerin sen, nefesini kestin!

OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Devamla) – Onun için, dinleyin…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sen niye keseceksin benim sözümü?

BAŞKAN – Sayın Akar…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ne keseceksin, neyle keseceksin?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sözünü kesmedin, nefesini kestin gençlerin.

OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Devamla) – Ha, dinlemeyebilirsiniz, önemli değil.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Her türlü senaryonun içerisindesiniz be!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Senin dönemini biliyoruz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Benim sözümü kesecekmiş! Neyle keseceksin benim sözümü? Ben çocukları mı öldürttüm? Cargill’e ben mi izin verdim?

OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, emniyet teşkilatı vatandaşımızın huzur ve güveni için gece gündüz demeden çalışmaktadır.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Her derin devlette sen varsın, her derin devlette varsın.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bu hesabı vereceksiniz!

OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Devamla) – Ben inanıyorum ki, Gezi Parkı olaylarında da emniyet kendine düşeni yapmıştır. Çünkü, emniyet teşkilatı güçlüdür, yanına kimseyi alma ihtiyacı hissetmez. Ve o söylenen kişilerle ilgili de soruşturmalar yapılmış, yakalanmış ve adli makamlara teslim edilmiştir, gereği yapılmıştır.

Bu bakımdan, CHP’nin bu önergesinin aleyhinde olduğumu bildirir, hepinize saygılar sunarım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Serap’ı yakanlara kim talimat verdi?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bir tarafa gitme, daha dur, beş dakika var.

OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Devamla) – Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Sözümü kesme.” diyordun, konuşsana beş dakika, konuş beş dakika.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sana ne ya!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Evet, bana anlatacaktın ya, dön buraya, dön, Cargill’i kürsüden anlat.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Yahu, sana ne ya, bir şey demedi ki.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Gök.

VIII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

5.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Kırıkkale Milletvekili Oğuz Kağan Köksal’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, sayın hatip konuşurken bu verilen önergenin 2013 tarihli olduğunu ve olayların üzerinden zaman geçtiğini ifade etti. O önergenin 2013 tarihinde verilmesi bugünkü anlamını yitirdiği anlamına gelmez. Tam tersine, Türkiye’de, daha beş gün önce Ayaş’ta bir basit trafik polisi denetimi sırasında bir kameraman arkadaşa kelepçe vuruldu ve bu arkadaş arabada kalp krizi geçirdi, ölümüne neden olundu.

Bu olaylar giderek artıyor. Bu önergelerle biz iktidara diyoruz ki: Polisinize sahip olun, emniyetinize sahip olun. İnsanları gereksiz yere öldürüyorsunuz. Daha hâlâ siz öldürmeyi savunursanız, yani bu konuda bizim söyleyecek fazla lafımız olmaz ama halkımız size 7 Haziranda öyle bir tokat atar ki herkes dersini alır.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

X.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Erzincan Milletvekili Muharrem Işık ve 22 milletvekili tarafından, Gezi Parkı protestolarında vatandaşlara saldıran grubun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 3/10/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 19 Şubat 2015 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunacağım…

III.-YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

LEVENT GÖK (Ankara) – Yoklama istiyoruz efendim.

BAŞKAN - Cümlemizi dahi tamamlattırmayacaksınız Sayın Gök.

Yoklama talebi var.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ayşe Nur Hanım’dan alıştık da.

LEVENT GÖK (Ankara) – Ondan sonra, söyledik de duymadık oluyor.

BAŞKAN – Lütfen ama yani, lütfen…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ondan sonra “İnek kuyruğunu sallayana kadardı.” diyorsunuz, zıt diye geçiveriyor. Ayşe Nur Hanım’dan alıştık biz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Haydi Başkan, başla artık. Gelecek arkadaşlar, buradalar zaten.

BAŞKAN – Gecikme benden değil efendim, madem istiyorsunuz, Sayın Işık’tan kaynaklanıyor.

Sayın Gök, Sayın Ören, Sayın Özel, Sayın Serindağ, Sayın Akar, Sayın Toprak, Sayın Kaleli, Sayın Çelebi, Sayın Öz, Sayın Balbay, Sayın Susam, Sayın Karaahmetoğlu, Sayın Moroğlu, Sayın Tayan, Sayın Atıcı, Sayın Aygün, Sayın Ekinci, Sayın Öğüt, Sayın Çetin ve Sayın Yalçınkaya.

Üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

X.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Erzincan Milletvekili Muharrem Işık ve 22 milletvekili tarafından, Gezi Parkı protestolarında vatandaşlara saldıran grubun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 3/10/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 19 Şubat 2015 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Gündemin “Oylaması Yapılacak İşler” kısmında yer alan Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Belçika Krallığı Arasında Diplomatik ve Konsüler Personelin Belirli Yakınlarının Kazanç Getirici Bir İşte Çalışmalarına Olanak Sağlayan Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın açık oylamasını yapacağız.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Belçika Krallığı Arasında Diplomatik ve Konsüler Personelin Belirli Yakınlarının Kazanç Getirici Bir İşte Çalışmalarına Olanak Sağlayan Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu (1/341) (S. Sayısı: 281) (x)

BAŞKAN - Daha önce açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılması kabul edilmişti.

Şimdi, oylama için iki dakika süre vereceğim.

(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, açık oylamada yeterli çoğunluk mu bulunamamıştı, ondan mı yeniliyorsunuz? Açık oylama daha önce yeterli çoğunluk olamadığı için mi arada kalmıştı, yoksa Komisyon mu çekilmişti?

BAŞKAN – Evet, tüm görüşmeler bitiyor, açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasına da karar veriliyor ve toplantı yeter sayısı bulunamadığından…

OKTAY VURAL (İzmir) – Yeter sayı yani…

BAŞKAN - Evet.

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Belçika Krallığı Arasında Diplomatik ve Konsüler Personelin Belirli Yakınlarının Kazanç Getirici Bir İşte Çalışmalarına Olanak Sağlayan Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın açık oylama sonucu:

 

“Kullanılan oy sayısı

:

 197

 

 

 

 Kabul

:

 197

 

(x)

 

 

 

                    Kâtip Üye                                         Kâtip Üye

          Muhammet Bilal Macit                            Muharrem Işık

                     İstanbul                                           Erzincan”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Sayın milletvekilleri, birleşime bir saat ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.17

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 20.19

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, oturumu açıyorsunuz, ama bakın, yine aynı tabloyla başlıyoruz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, 14 kişiyle oturum mu açıyorsunuz?

BAŞKAN – 1’inci sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

BAŞKAN – İsterseniz yoklama yapabiliriz.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, evet…

BAŞKAN – Sayın Gök, lütfen ama…

2’nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

3.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

4.- Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/742) (S. Sayısı: 616)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

4’üncü sırada yer alan Askeri Hakimler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

5.- Askeri Hakimler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/1008) (S. Sayısı: 685)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

5’inci sırada yer alan Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporlarının görüşmelerine başlıyoruz.

6.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 684 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince bu tasarı İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında temel kanun olarak görüşülecektir. Bu nedenle, tasarı, tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanıp maddelerine geçilmesi kabul edildikten sonra bölümler hâlinde görüşülecek ve bölümlerde yer alan maddeler ayrı ayrı oylanacaktır.

Tasarının tümü üzerinde…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Yerinizden, buyurun Sayın Hamzaçebi.

VIII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

6.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın Anayasa ve İç Tüzük hükümlerine aykırı olduğuna ve bu nedenle görüşülmesinin mümkün olmadığına ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, şimdi, Sayın Başkanın görüşülmek üzere Genel Kurula sunmuş olduğu bu tasarının öncelikle asli komisyon olarak İçişleri Komisyonunda görüşülmüş olması, çok yakından ilgilendirdiği komisyonlar olan Adalet ve Anayasa Komisyonlarında tali komisyon olarak dahi görüşülmemiş olmasını ben Anayasa’ya aykırı olarak değerlendiriyorum. Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu denince bu mutlaka İçişleri Komisyonunda asli komisyon olarak görüşülür diye bir şey yok. Evet, polis, emniyet teşkilatı İçişleri Bakanlığının bir birimidir. Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu polisin yetki ve görevlerini düzenlemektedir. Ancak, burada polise verilen yetkiler, emniyet teşkilatına verilen yetkiler bir güvenlik yetkisinin ötesinde, adli yargının görev alanına giren yetkilerdir. Tutuklama, gözaltına alma yetkisi, dinleme sürelerinin uzatılmasına ilişkin düzenlemeler, yine dinlemeye ilişkin konularda Ankara’da belli bir mahkemenin yetkili mahkeme olarak tayin edilmiş olması, bütün bunlar göz önüne alındığında, gerçekte tasarının asli komisyon olarak İçişleri Komisyonunda değil, Adalet Komisyonunda görüşülmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, Meclis Başkanlığının bu tasarının asli komisyonu olarak İçişleri Komisyonunu belirlemiş olması İç Tüzük’e aykırıdır. İç Tüzük’ün komisyonların yetkilerini düzenleyen maddesinin gerekçelerine bakıldığında, bu tasarının asli komisyon olarak Adalet Komisyonunda görüşülmesi gerektiği ortaya çıkar.

Varsayalım ki asli komisyon İçişleri Komisyonudur, Meclis Başkanlığı öyle takdir etmiştir Anayasa’ya aykırı olduğu hâlde. Adalet ve Anayasa Komisyonlarını çok yakından ilgilendiren düzenlemeleri içeren bu tasarının tali komisyonlarda görüşülmeden, sadece İçişleri Komisyonunda görüşülüp o komisyonların görüşleri alınmaksızın Genel Kurula getirilmiş olması Anayasa’ya aykırıdır Sayın Başkan. Bu nedenle, bu tasarının görüşülmesi mümkün değildir efendim. Bu konudaki usulünüz İç Tüzük’e aykırıdır.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Sayın Baluken, buyurun, sizi de dinleyelim efendim.

7.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın Anayasa ve İç Tüzük hükümlerine aykırı olduğuna ve bu nedenle görüşülmesinin mümkün olmadığına ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, Genel Kurulun gündemine getirilen bu yasa tasarısının pek çok maddesi Anayasa’ya aykırılıklar teşkil ediyor. Komisyon gündeminde bu yönlü hassas bir çalışmanın yapılmadığı ve Meclis Genel Kuruluna getirilirken de bu Anayasa’ya uygunluk kriterlerinin sağlanmadığı açıkça ortadadır.

Burada, düzenlemede yer alan 1’inci madde Anayasa’nın özel hayatın gizliliğini düzenleyen 20’nci maddesine net olarak aykırıdır.

Yine, 2’nci madde Anayasa’nın kişi hürriyeti ve güvenliğini düzenleyen 19’uncu ve yine özel hayatın gizliliğini düzenleyen 20’nci maddesine aykırıdır.

4’üncü madde Anayasa’nın yaşam hakkını düzenleyen 17’nci maddesine aykırıdır ve polise orantısız güç kullanma yetkisi vermektedir. Aynı zamanda, güvenlik güçlerinin ateşli silah kullanmasına yönelik olarak Birleşmiş Milletlerin Kanun Adamlarının Zor ve Silah Kullanmalarına Dair Temel İlkeler doğrultusunda sınırlama getiren düzenlemelerine tamamen aykırı bir düzenlemedir.

Madde 5 haberleşme hürriyetine aykırıdır. Yine, hâkim kararı olmadan polise dinleme ve kayıt altına alma yetkisi veren düzenleme, yargının yetkisine müdahale niteliğinde olup Anayasa’nın yargı yetkisi ve kanuni hâkim ilkesini düzenleyen hükümlerine aykırıdır.

Madde 7 ve 8, toplantı ve gösteri hürriyetine dair getirilen kısıtlama Anayasa’nın 34’üncü maddesine ve bununla ilgili, Türkiye’yi bağlayan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına aykırıdır.

Yine, madde 13 ve 15’te mülki amirler ile kolluğa verilen gözaltı yetkisi Anayasa’nın 7, 8 ve 9’uncu maddelerine aykırılık teşkil ediyor çünkü yürütmenin yargının görevine müdahale niteliğindeki bu düzenlemesi kuvvetler ayrılığı ilkesini de tamamen ortadan kaldırıyor.

Dolayısıyla, bahsettiğim bu nedenlerden dolayı bu yasa teklifi Genel Kurulda görüşülemez. Bununla ilgili, Komisyona iade ve Anayasa’ya uygunluk açısından tekrar bir değerlendirmeye ihtiyaç vardır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Baluken.

Sayın Vural, buyurun.

8.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın Anayasa ve İç Tüzük hükümlerine aykırı olduğuna ve bu nedenle görüşülmesinin mümkün olmadığına ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Gerçekten kamuoyunda bütün sivil vatandaşların haklarını, mükellefiyetlerini zedeleyecek ama gerçekten devletin hukuksuz bir şekilde vatandaş üzerinde baskı kurmasını sağlayacak böyle bir yasa konusunda, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu görüşmelerin hem İç Tüzük hem Anayasa çerçevesinde sürdürülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu konudaki itirazların bu çerçevede ele alınması gerekiyor.

Şimdi, her şeyden önce böylesine önemli bir konunun tek bir komisyonda ele alınması yani İçişleri Komisyonu gibi bir komisyonda ele alınması ama Adalet ve Anayasa Komisyonlarında ele alınmamış olması büyük bir eksikliktir. Bu eksikliği gidermek için komisyon başkanlarının bu konuyu gündeme almayacaklarına ilişkin iradesi, bir komisyon iradesi değildir, komisyon başkanının iradesidir. Oysa bu konuda komisyonun da görüşünü almaları gerekirdi. Demokrasinin gereği de budur, demokratik hukuk devletinin gereği de budur.

O bakımdan, İç Tüzük çerçevesinde dikkate alındığında, hem esas komisyonun tespiti hem tali komisyonların çalıştırılmaması… Bütün tali komisyonların aynı anda “Bunu görüşmeyeceğiz.” diyerek milletvekillerimizin bu tali komisyonlarda Anayasa ve İç Tüzük çerçevesinde milletin verdiği egemenliği kullanması engellenmiştir. Biz milletvekillerimizi Adalet Komisyonuna gönderiyoruz, Anayasa Komisyonuna gönderiyoruz bu konuda gelecek yasa tasarıları konusunda partimizin tutumunu açıklasın diye. Bu irade doğrudan doğruya milletvekillerinin egemenlik yetkisini, milletin egemenliğini engelleme amacı taşıyor. Böylesine bir konuda, gerçekten önemli bir konuda bu görüşün, ortak aklın oluşturulmaması ve bunun da sadece bir polis devleti anlayışı içerisinde adaleti, Anayasa’yı dikkate almadan getirilmesi aslında bu kanunun hangi amaçlara hizmet ettiğini gayet açık ve net bir şekilde ortaya koyuyor. O bakımdan bu komisyon raporu usulüne göre hazırlanmamıştır. Usulüne göre hazırlanmamış bir raporun görüşülmesi söz konusu değildir.

Elbette, bu usulle ilgili zatıalinizin yapacağı bir değerlendirmeden sonra bu tasarıyla ilgili ayrıca Anayasa yönüyle de Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak bir itirazımız olacak. Bu konuyla ilgili öncelikli olarak, bu konuyu gündeme getiren Cumhuriyet Halk Partisinin görüşü doğrultusunda yapılacak işlem konusunda öncelikli olarak bir tavrınızın ortaya konulmasını, bu konuyla ilgili tavır netleştikten sonra da diğer konularla ilgili görüşlerimizi değerli milletvekillerimizle ve milletimizle paylaşma imkânı bulacağız.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, önerge sahibi olarak benim buradan önergemin…

BAŞKAN – Sayın Tanal, önerge verildiği zaman konuşacaksınız, söz vereceğiz. Bakın, sayın grup başkan vekilleri söz istediler, lütfen…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Söz verilecekse, peki.

BAŞKAN – Sırası geldiğinde önerge sahibi olarak söz verilecek size.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Önerge değil Sayın Başkan, benim kanun teklifim var, adımı da okuyorsunuz siz. Netice itibarıyla bu kanun teklifiyle ilgili ne komisyonda, hiçbir yerde tartışılmadı, burada da yer almış değil, sadece ve sadece burada bize dağıtılmış olan sıra sayısının içerisine yazılmış o kadar. Yani, bunun, benim kanun teklifimin tekrar, yeniden komisyona gönderilerek komisyonlarda bunun görüşülmesi lazım. Benim kanun teklifim nedir? Kadın erkek fırsat eşitliği açısından… İlk önce diğer komisyonlara da gönderilmesi lazım. Mevcut olan, şu anda erkeklerin taşıdığı kimlik mavi kimlik, kadınların taşıdığı pembe kimlik. Buradaki, Nüfus Kanunu’ndaki bu ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına yönelik teklifim. Ama, bakıyoruz, Komisyon burada benim teklifimi ne kabul etmiş ne reddetmiş, askıda bırakılmış olan bir işlem.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yani, sizden benim istirhamım, bu olay… Şimdi, baktığımız zaman, mevcut olan uluslararası sözleşmelere, uluslararası sözleşmelerden bahsederken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ne, mevcut olan Anayasa’mıza…

BAŞKAN – Sayın Tanal, lütfen… Yani usulümüzde böyle bir işlem var mı?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

Mevcut olan Anayasa’ya ve İç Tüzük’ün 84’üncü maddesine göre baktığımız zaman, Başkanlık olarak -resen göz önüne alıp- hem uluslararası sözleşmeye hem Anayasa’ya aykırı olan bir teklifi geri çevirmenizi istirham ediyorum sizden.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, sisteme girmiştim.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, tasarının görüşmesine başladık. Soru sormak için sisteme girdiğinizi düşünüyorum ben.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ne sorusu Sayın Başkan?

BAŞKAN – Şimdi, sayın grup başkan vekilleri söz istediler, konuştular. Gerçekten, İç Tüzük’ün neresinde böyle bir usul varsa bana söyleyin, ben de size söz vereyim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bize söz vermeden bizi paylıyorsunuz Sayın Başkan, ne konuşacağımızı bilmeden bize fırça çekiyorsunuz.

BAŞKAN – Hayır, size fırça falan çeken yok, karşılıklı konuşuyoruz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Milletvekilini susturuyorsunuz. Kusura bakmayın, milletvekilleri burada yasama faaliyeti yapıyor Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, bakın, burada çok yüksek sesle konuşan sizsiniz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesi açık Sayın Başkan.

BAŞKAN – Siz bir şey söylediniz, ona cevap veriyorum. Burada tutanakları getirip… Fırça çekilmiş mi, çekilmemiş mi bu da ortadadır.

Ben size şunu söyledim, tekrar ediyorum: Sayın Kaplan, tüm yasaların görüşülmesinde…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, milletvekillerinin söz talep hakkı yok mu?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – İç Tüzük’ün hangi maddesine göre söz istiyorsunuz diyorsunuz da… İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesine göre, pek kısa bir sözü olduğunu belirten bir milletvekilline Başkan olarak söz verebilirsiniz.

BAŞKAN – Ama üç grup başkan vekili olarak sizlere söz verdim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hayır. Grup başkan vekiline söz verildi diye milletvekiline söz verilmeyecek mi?

BAŞKAN – Bir saniye, bir dinleyin de… Onun cevabını vereceğim ben.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, öyle bir sınırlama yok ki.

BAŞKAN – Usul nedir? Yasa görüşülürken önce geneli üzerinde grup adına söz isteyen sayın milletvekillerine söz verilir.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sisteme girildi, soru sormak isteyen sayın milletvekilleri sorularını sorarlar, şahsı adına konuşmak isteyenler konuşurlar. Hükûmet konuşacaksa konuşacak, komisyon konuşacaksa konuşacak.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Onlar zaten yapılacak.

BAŞKAN - Yani, ilk defa bu yasayla gündeme gelmiş bir usul değil ki.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – İlk defa da bir milletvekiline söz vermiş olmayacaksınız ki. Zaten milletvekili ayağa kalkıp söz talebinde bulunduğu zaman…

BAŞKAN - Sayın Kaplan, bir dakika söz veriyorum.

Buyurun.

9.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın Anayasa ve İç Tüzük hükümlerine aykırı olduğuna ve bu nedenle görüşülmesinin mümkün olmadığına ilişkin açıklaması

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Niye bir dakikayla sınırlıyorsun Sayın Başkan?

BAŞKAN – Her zaman öyle yapıyoruz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, ben milletvekili olarak milletin iradesini temsilen burada konuşuyorum. Türkiye’de rejimi değiştirecek bir torba paket geliyor bu Genel Kurula ve ben 9 Şubatta 132 tane önerge veren bir milletvekiliyim, siz bana “bir dakika” deyip beni dinlemeden susturmaya çalışıyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, burada yirmi dakika grup adına konuşacaksınız efendim, talebiniz var yirmi dakika.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ayrıdır, o grup adına ayrıdır, grup adına ayrıdır, milletvekili olarak benim konuşma hakkım ayrıdır.

İç Tüzük’ün birçok maddesi ihlal edilmiş, Adalet Komisyonundaki tekliflerimiz birleştirilmemiş, Anayasa Komisyonunda ise -çok işi varmış Sayın Burhan Kuzu’nun Anayasa Komisyonunda- bu torba tasarı geldiğinden beri bir gün gündemli bir toplantı olmamış, Anayasa Uzlaşma Komisyonu toplantıları bitmiş, Anayasa Komisyonunda bir tek toplantı yokken en önemli komisyonlardan geçmemiş ve buraya gelmiş. Hem İç Tüzük’ün şekil şartlarına hem komisyon çalışmalarına hem de Anayasa’nın 90’ıncı maddesi başta olmak üzere, arkadaşlarımızın açıkladığı birçok maddeye aykırı bir torba kanun durumu söz konusudur. Bu torba kanunun bu şekilde görüşülmesi hukuken mümkün değildir, İç Tüzük açısından mümkün değildir, Anayasa olarak mümkün değildir. Elbette ki grupların konuşma hakkı var, grupların yanında her bir milletvekilinin de konuşma hakkı var. Lütfen, Başkanlık Divanı olarak -AKP rozetini çıkarttınız- tarafsız olmanızı istiyoruz. Sizler bir hukukçusunuz, bizi susturmaya kalkmayın, birbirimizi yormayalım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Vallahi, Sayın Kaplan, bu tarzla siz kendinizi yorarsınız, onu söyleyeyim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Burada Türkiye'nin kaderini, sistemini, rejimini, geleceğini tartışıyor bu Meclis. Bu Meclis bugün bunu özgürce tartışamayacaksa, sesi kısılacaksa, susturulacaksa; kan bulaşmış kürsünüzdeki tokmağınızda, kürsüdeki tokmakta, bu tempo içinde sürdürülecekse sağlıksız bir yasama yaparsınız, Türkiye’ye kötülük edersiniz, 77 milyona kötülük edersiniz . (AK PARTİ sıralarından “Yeter, yeter” sesleri)

Sayın Başkan...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Neye teşekkür ediyorsunuz?

BAŞKAN – Böyle bir usulümüz yok Sayın Kaplan. Lütfen yani...

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan...

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan...

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım...

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri...

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bizim ne günahımız var Sayın Başkan?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Söz verirken açtınız mikrofonu, benimkini açmadınız. Niye milletvekilleri arasında farklı uygulama yapıyorsunuz?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, Sayın Kaplan’a söz verdiniz, ben de istiyorum. Ben milletvekili değil miyim?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sizin tutumunuz hakkında söz istiyorum.

BAŞKAN – O zaman her partiden de bir sayın milletvekiline söz vereceğim, başka türlü olması mümkün değil.

Sayın Bal, buyurun.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – İç Tüzük’te böyle bir şey yok, nasıl böyle bir uygulama yapıyorsunuz? Keyfinize göre uygulama yapamazsınız. (“Teklif sahiplerine söz vereceksiniz Sayın Başkan.” sesi)

BAŞKAN – Vermem efendim, İç Tüzük’te yok.

Sayın Bal, buyurun, sistem açıldı.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, önce grup başkan vekiline söz verin, sonra da...

BAŞKAN – Sayın Bal, sistem açıldı, buyurun.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Bak, gördüğünüz gibi bize söz vermiyor.

BAŞKAN – Sayın Kaplan’a verdiğim süre kadar da size vereceğim.

Buyurun.

FARUK BAL (Konya) – Evet, Sayın Kaplan’a verdiğiniz süre kadar, İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesine göre.

BAŞKAN – Tamam, buyurun.

Her partiden bir sayın milletvekiline söz vereceğim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, benim mikrofonumu açmadınız siz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, ben de sabahtan beri söz istiyorum ama bana söz vermiyorsunuz.

10.- Konya Milletvekili Faruk Bal’ın, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın Anayasa ve İç Tüzük hükümlerine aykırı olduğuna ve bu nedenle görüşülmesinin mümkün olmadığına ilişkin açıklaması

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben Anayasa Komisyon üyesiyim. Anayasa Komisyon üyesi olarak bu tasarının Anayasa Komisyonuna havale edildiğinden haberdar değilim. Elbette ki Komisyon Başkanı bir takdirde bulunabilir ancak bu Komisyon Başkanının takdiridir, Komisyonun iradesi değildir. Burhan Kuzu’nun lafının üstüne laf konur ve bizim Anayasa’ya aykırılık konusunda söyleyeceklerimiz var. Türkiye'nin iç güvenliğiyle ilgili olduğu ifade ediliyor. Evet, doğru, Türkiye'nin bir iç güvenlik sorunu vardır ve çok ciddidir. Millî hâkimiyeti terör örgütüyle paylaşmış bir Hükûmet olarak, Türkiye'nin bir bölgesinde terör örgütü mahkeme kuruyor, asker topluyor, vergi topluyor, asayiş kontrol ediyor, vali atıyor, bayrak indiriyor, okul açıyor ve bunun yaratmış olduğu iç güvenlik tehdidine karşı Hükûmetin sıkıyönetim ilan etme, olağanüstü hâl ilan etme ve bunların dışında devletin iç ve dış güvenlik güçlerini sevk ederek bunları susturma, durdurma ve millî hâkimiyeti ve kamu düzenini tesis etme hakkı ve yetkisi varken, burada bilyelerle uğraşan bir kanun tasarısıyla karşı karşıyayız.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yapmayan heyet var burada.

FARUK BAL (Konya) – Millî hâkimiyeti korumak, ülkenin devleti ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunmak her cumhuriyet hükûmetinin görevidir. Buna AKP hükûmetleri de görevlidir, buna Bakanlar Kurulunda oturan Sayın Bakan ve etrafındaki bürokratları da görevlidir.

Türkiye bu hâle getirilmiş bir ülkeyken bu hâlde sosyal tepkisini ortaya koyarak toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde bulunacak, ifadesini kullanacak, fikir hürriyetini kullanacak insanları sürgün anlamına gelebilecek şekilde uzaklaştırma, kendisini koruma adı altında tutuklama veya gözaltına alma gibi, temel hak ve hürriyetleri sınırlandıran ve olağanüstü hâl şartlarından daha ağır şartlara tabi kılan bir tasarıyla karşı karşıyayız.

Diğer taraftan, insanlık tarihi evrensel değerleri geliştirmiştir. Bu bizim iç hukukumuza ve uluslararası hukuka da yansımıştır. Buna göre, yargılamayı ancak yargıçlar ve mahkemeler yapar. Valileri, yargılama sonucunu doğuracak şekilde....

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ederim Sayın Bal.

FARUK BAL (Konya) - Bitti, bitti, Sayın Başkan.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, biraz önce siz bana söz verdiniz...

FARUK BAL (Konya) – ...soruşturmanın içine sokmak AKP’nin bir polis devleti yaratması sonucunu doğuracaktır. Buna külliyen Anayasa’ya aykırı olması nedeniyle karşı olacağız.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ederiz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Bir saniye... Sayın Hamzaçebi, Sayın Tanrıkulu mu konuşacak sizin adınıza?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Evet, Sayın Tanrıkulu konuşacak.

BAŞKAN – Sayın Tanrıkulu, buyurun.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bir anlaşma yapmadık, ben de istiyorum.

11.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı ile kendi kanun teklifinin birleştirilmesini kabul etmediğine ilişkin açıklaması (x)

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan, biraz önce, Komisyondan gelen teklifte benim de adım geçti. Birden fazla verdiğim kanun teklifi var; birleştirilmiş, görüşülmüş ve bugün burada görüşülecek. Şimdi, öncelikle şunu ifade edeyim: Benim için bir zulüm ve zül. O zül ne? Hükûmetin getirdiği bir tasarıyla benim tekliflerimin görüşülmesi benim açımdan bir zül. Bunları yarın öbür gün okuyacaklar, ne olduğunu bilmeyecekler ve diyecekler ki: “Sezgin Tanrıkulu, Cumhuriyet Halk Partisi bu Hükûmetin getirdiği bu otoriter yasaya ortak olmuş.” Dolayısıyla, ben bir yasa tasarısı hazırlarken, partimiz bir yasa tasarısı hazırlarken öncelikle insan haklarına, özgürlüklere ve yurttaşın haklarına özen gösteririz, en azından böyle yaparız. Ama Hükûmetten gelen bu tasarı ile bizim tekliflerin birleştirilmesini ben kabul etmiyorum, partimiz kabul etmiyor. Dolayısıyla, ilk önce şu metinden bizim isimlerimizi çıkarın. Bu Meclisin tarihinde, ben Sezgin Tanrıkulu olarak, CHP’nin Genel Başkan Yardımcısı olarak ve milletvekili olarak böyle anılmak istemiyorum; öncelikle bu. Çünkü bizim görüşümüz alınmadı ve böyle bir otoriter yasaya, böyle bir faşist yasaya ben ismen ortak olmak istemiyorum.

Şimdi, ben burada sorarım bütün milletvekillerine, hatta Sayın İçişleri Bakanımıza sorarım, kendisiyle bir hukukumuz da var: Şimdi hangi yetki sizin sokaktaki şiddeti engellemeye engel, hangi yetki? Bana söyler misiniz, hangi yasada hangi yetki engel?

OKTAY VURAL (İzmir) – Demek ki bugüne kadar izin vermişler.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Dolayısıyla, neden bu ihtiyaç var? Bize bir izahat verin ya. Beraber de çalışmışız; ben Diyarbakır Barosu Başkanlığı yapmışım, Sayın İçişleri Bakanı Diyarbakır Valiliği yapmış, aynı dönemde çalışmışız. “Elimizdeki şu yetkiler eksiktir, dolayısıyla, bu yetkiler bize lazımdır.” desin ben de ikna olayım, evet diyeyim kendisine. 2006 yılında -keşke bunları başka ortamlarda konuşabilsek- o zaman da yetkiler vardı, o zamandan bu zamana ne değişti?

Bakın, 6-7-8 Ekim olaylarının nasıl olacağını aynen İstanbul’da Güngören’de, Bağcılar’da Serap’ın başına gelenler gibi bir yıl, iki yıl sonra öğreneceğiz; bayrak asma olayında olduğu gibi öğreneceğiz, kimlerin nasıl provoke ettiğini öğreneceğiz.

Bakın, bu yasa… Bir olayın sonucu kime yarıyorsa bu yasa da ona yarıyor. O olay da kime yarıyor? Hükûmete yarıyor. Niye? Çünkü bu yasayı getirmenin gerekçesi oldu. Dolayısıyla, o olayın müsebbibi de -açık söylüyorum- bu Hükûmettir ve karanlık güçlerdir. O karanlık güçlerin ve bu Hükûmetin başlattığı olaylardan -açık söylüyorum, bunu inanarak söylüyorum…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - …tutanaklara geçsin diye söylüyorum- böyle bir otoriter yasa…

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tanrıkulu, konu anlaşılmıştır.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Hayır, bir saniye…

…çıkarma sonucuna varamazsınız, varamazsınız. Anayasa’ya aykırı…

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan, bir saniye…

BAŞKAN – Sayın Tanrıkulu, ama lütfen…

Sayın milletvekilleri, lütfen…

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan, bir saniye… Lafımı kesemezsiniz.

BAŞKAN – Zaten konuşuyorsunuz Sayın Tanrıkulu, lafınızı kesen yok ki.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Bakın, bir iki dakika daha konuşacağım.

Bakın, ben şunu söyleyeceğim Sayın Başkan: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Türkiye’den 3’üncü başvuru yapan avukatım, binlerce kez Türkiye’yi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde mahkûm ettirmiş bir avukatım. Neden? İfade özgürlüğünden, yaşam hakkından, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkından mahkûm ettirmişim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – İşte eski Türkiye’de vardı o.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Bununla bir kez daha mahkûm olacak Türkiye. Buna hakkınız var mı?

BAŞKAN – Evet, Sayın Tanrıkulu, bütün bunlar görüşülecek, konuşulacak.

Teşekkür ediyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Tanal, lütfen ama… Başlangıçta konuştunuz, Komisyon Başkanına söz vereceğim. (CHP sıralarından gürültüler)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Benim talebimi dinler misiniz Sayın Başkan? Sayın Başkan, talebi dinler misiniz?

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, bu doğru değil ki ama konuştuk.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bakın, Sayın Başkan, ortamı germeyin, sizden istirham ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, her siyasi partiden bir sayın milletvekiline söz vereceğimizi söyledik, kabul ettiniz, buna göre birer sayın milletvekiline söz verdim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bir talebim var, o talebi bir dinler misiniz?

BAŞKAN – Ama doğru değil ki.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bakın, Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Tanal, lütfen, rica ediyorum…

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Teklif sahibidir Sayın Başkan.

12.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı ile birleştirilen kanun teklifini geri çekmek istediğine ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, ben sizden rica ediyorum...

Bugüne kadar İç Tüzük’e ve Parlamento hukukuna saygı göstererek sizlerden izin talebinde bulundum ve bulunmaya da çalışıyorum. Sizden istirhamım, karşılıklı polemiğe de girmek istemiyorum. Şimdi, bu mevcut olan, bize dağıtılan sıra sayısı 684’te benim adımı okudunuz. Benim kanun teklifim var mı? Var. Sayfa kaçta? 27’de. Bu, bugüne kadar Komisyonda görüşülmedi, görüşülmediği için ve mevcut olan kadın erkek arasındaki nüfus kimliği yani biri pembe, biri mavi, bu eşitsizlik devam edeceği için ben bu kanun teklifimi geri çekiyorum ve geri çektiğim için, lütfen sizden istirhamım, bu talebimi Genel Kurula… Daha doğrusu geri çektiğim için oylamaya tabi değildir, resen olan bir işlemdir. Bunu geri çektirttikten sonra bu hâliyle yine sıra sayısını Komisyona göndererek bunun yeniden tanzim edilerek bize dağıtılmasını istirham ediyorum. Aksi takdirde yapılacak olan bir çalışma kanuni bir sakatlık olur, Parlamentodaki çalışmalarda bir sakatlık olur. Bu sakatlığa… İstirham ediyorum, Parlamentonun boş, fuzuli işlerle uğraşmaması lazım. Çünkü bu, Parlamento hukukunun emredici olan hükümlerindendir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Sayın Tanal, sizin talebiniz bir defa Genel Kurulun kararına bağlı. Genel Kurulun kararını alırız efendim.

Şimdi Sayın Komisyon Başkanı, buyurun…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım… Sayın Başkanım…

OKTAY ÖZTÜRK (Erzurum) – Sayın Başkan, konuşmaya başlayarak mı söz isteyeceğiz? Adalet Komisyonu üyesi olarak…

CELAL ADAN (İstanbul) – Sayın Başkan, önemli bir konuyu açıklayacak arkadaşımız.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, biraz da bu gruba baksanıza Allah aşkına ya!

BAŞKAN – Şimdi, sayın milletvekilleri, Komisyon üyelerine burada henüz esası üzerindeki görüşmelere başlamadan …

CELAL ADAN (İstanbul) – Çok önemli bir konuyu açıklayacak.

OKTAY ÖZTÜRK (Erzurum) – Yani herkes konuşmaya başlayınca söz hakkı mı alır?

BAŞKAN – … herkese söz vereceğimize dair bir uygulamayı gösterin de gerçekten yapalım yani.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – 60’a göre çok kısa bir söz istedim Sayın Başkan, önemli.

BAŞKAN – Lütfen ama sayın milletvekilleri…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, AK PARTİ Grubunu da görseniz ya.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkan, grup başkan vekiline verecek misiniz?

BAŞKAN – Hayır, grup başkan vekili olarak veririz efendim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Tamam.

CELAL ADAN (İstanbul) – Başkan, önemli bir konuyu açıklayacaktık.

BAŞKAN – Sayın Aydın, buyurun.

CELAL ADAN (İstanbul) – Sayın Başkan… Sayın Başkan, önemli bir konuyu söyleyecektik.

13.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın Anayasa ve İç Tüzük hükümlerine aykırı olmadığına ilişkin açıklaması

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Öncelikle şunu ifade edeyim ki bu paket bir özgürlüklerin korunması paketidir. [AK PARTİ sıralarından alkışlar; HPD sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar(!)] Bunun altını özellikle çizmek istiyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ayıp, ayıp! Ayıp Ahmet, ayıp! Bak, Adıyaman’a giremeyeceksin!

NAZMİ GÜR (Van) – Faşist yasa, faşist!

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Ayıp, ayıp! Sana helal olsun. Alkışlar, helal olsun sana!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sokakların kan gölüne dönüştüğü, şiddetin olduğu bir ortamda, dükkânların yakılıp yıkıldığı bir ortamda hiç kimse özgür değildir. Dolayısıyla vatandaşın can ve mal emniyeti için bu kanun gerekiyor. (HDP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

Şu yaptığınız da hiç yakışır değil. Bakın, grup başkan vekili konuşuyor Pervin Hanım… (HDP sıralarından gürültüler) Bir grup başkan vekili konuşuyor, yaptığınız hiç şık değil.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Başkası konuşunca hemen…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – İşte demokratik siyaseti görüyoruz.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Diyarbakırlı milletvekillerini yanına çağır, birlikte alkışlayın! Yuh sana!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Demokratik siyaseti görüyoruz, meşru siyaseti görüyoruz. Böyle olmamalı. Bakın, arkadaşlar, biraz dinlemeye tahammüllü olun, lütfen. Biraz da dinlemeye tahammül… Bakın, kaç gündür sizleri dinliyoruz. Her hakaretinize, her yaptığınıza mümkün mertebe cevap bile vermeden saygı içerisinde dinlemeye çalışıyoruz. Lütfen arkadaşlar…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Dinleyeceksiniz tabii…

NAZMİ GÜR (Van) – Bu açık bir faşizm yasasıdır.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Teknik olarak birtakım hususlar ifade edeceğim çünkü çok haksız, çok mesnetsiz ifadeler kullanıldı.

Bakın, arkadaşlar, Meclisin çalışma usulleri bellidir. Anayasa’mız ve İç Tüzük ortadadır. İç Tüzük’ün 23’üncü maddesinde komisyonlara havalenin nasıl yapılacağı bellidir ve Başkanlığın takdirindedir. Başkanlık bu manada İçişleri Komisyonunu asli komisyon olarak görmüştür. Kaldı ki tali komisyon olarak da Adalet, Anayasa ve AB Uyum Komisyonlarına gönderilmiş, Adalet ve Anayasa Komisyonları görüş bildirmeyeceğini ifade ettiğinden esas komisyonun raporunu etkileyemeyecek düzeyde bir karar vermiştir.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Anayasa Komisyonunda görüşülmedi. Başkan kendi başına yazı yazdı. Yapamaz bunu. Anayasa Komisyonunda görüşme yok.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Çünkü İç Tüzük’ün 23’üncü maddesinin son fıkrası “Tali komisyonlarca süresi içinde görüş bildirilmemesi; esas komisyonun raporunu hazırlamasına engel değildir.” diyor; bu, bir.

İkincisi: CHP muhalefet şerhinde asli komisyon olarak “Anayasa Komisyonu olması.” diyordu ama şu anda görüyorum ki asli komisyon olarak “Adalet Komisyonu” diyorsunuz. Bir defa yazdığınız muhalefet şerhiyle çelişiyorsunuz; bu, ikincisi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sen beni dinlememişsin Ahmet. Dinlememişsin, anlamamışsın.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Değerli arkadaşlar, üçüncüsü: Anayasa’ya uygunluğun incelenmesi her komisyon tarafından bağımsız olarak yapılır. Dolayısıyla komisyonların altlık üstlük ilişkisi yoktur.

OKTAY VURAL (İzmir) – Uzmanlık var, uzmanlık…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Anayasa Komisyonu da, İçişleri Komisyonu da, AB Uyum Komisyonu da her hâlükârda Anayasa’ya aykırılık incelemesini yapar, yapmak da durumundadır. İçişleri Komisyonun da esas komisyon olarak incelenmiş, Anayasa’ya aykırılık iddiaları dile getirilmiş ve bunlar reddedilmiş.

İç Tüzük’ün 38’inci maddesi buna cevaz veriyor. “Komisyonlar, kendilerine havale edilen tasarı veya tekliflerin ilk önce Anayasanın metin ve ruhuna aykırı olup olmadığını tetkik etmekle yükümlüdürler.” Her komisyon bunu yapmakla yükümlüdür. İçişleri Komisyonu da bunu yapmıştır, gereğini de yapmıştır. AB Komisyonunda da tali komisyon olarak görüşülmüş ve yine gereği yapılmıştır.

Aynı şekilde…

(Mikrofon otomatik cihazla kapatıldı)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, bitiriyorum.

Son olarak…

BAŞKAN – Bir saniye…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Diğerlerini açmadınız bunu niye açıyorsunuz?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Paketin adı neydi?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Özgürlüklerin korunması paketidir.

BAŞKAN – Sayın Aydın, buyurun.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Genel Kurul görüşmeleri sırasında bir konunun Anayasa’ya aykırılık iddiası nasıl incelenir, İç Tüzük’ümüz yine hükme bağlamış. İç Tüzük’ün 84’üncü maddesi “Bir kanun tasarı veya teklifinin Genel Kuruldaki görüşülmesi sırasında tasarı veya teklifin belli bir maddesinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle reddini isteyen önergeler, diğer önergelerden önce oylanır.” Yani gündeme geçtikten sonra, maddelere geçtikten sonra hangi maddelerin Anayasa’ya aykırı olduğunu iddia ediyorlarsa Anayasa’ya aykırılık önergeleri verilebilir ve bu önergeler burada karara bağlanır.

Dolayısıyla, şu anda Anayasa’ya aykırılık iddiaları tamamen yersiz iddialar. Zaten Meclis Başkanlık Divanının da bunu dikkate alarak onu geri çekmek gibi bir yetkisi, yükümlülüğü de yoktur. Olay bundan ibarettir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan…

OKTAY ÖZTÜRK (Erzurum) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Öztürk, buyurun.

14.- Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk’ün, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın Adalet Komisyonunda da görüşülmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

OKTAY ÖZTÜRK (Erzurum) – Sayın Başkan, böylesine önemli bir tasarı -Adalet Komisyonu üyesiyiz- Komisyona geliyor ama bizim haberimiz yok. Böylesine kazanılmış birçok hakkın geriye döndürüldüğü bir tasarı ama biz tartışmaktan bile yoksunuz. Elbette ki merak ediyoruz, neyin eksikliğini hissettiniz de bu tasarıyı getirdiniz? Diyarbakır’da garnizondaki bayrak aşağı indiği vakit bunu karşılayacak bir kanun yoktu da mı bunu getiriyorsunuz? Sokaklar anarşistler tarafından, teröristler tarafından işgal edildiği vakit bunu engelleyecek bir kanun olmadığı için mi getiriyorsunuz bunu? Bunları yüzlerce saymamız mümkün. Hatta ve hatta özgürlükten bahsediyorsun, daha buraya bir kılıç mesafesi kadar, onu aşacak kadar yaklaşacak özgürlüğün bile yok.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Nasıl yok ya?

OKTAY ÖZTÜRK (Erzurum) – Hangi özgürlükten bahsediyorsun? Büyüttüğünüz, beslediğiniz, elinize tutuşturduğu yol haritasını şimdi burada kanuni teminat altına almaya çalışıyorsunuz, ondan sonra da özgürlükten bahsediyorsunuz. Biz, bu devletin topraklarının tehlike içerisinde olduğunu düşünüyoruz, bu milletin birliğinin, dirliğinin tehlike içerisinde olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla, bunu tehlikeye sokacak bir tasarıyı da, Adalet Komisyonunda da olsa tartışmak hakkımızdır.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) – İşte destek bekliyoruz, destek. Gelin, destek verin o zaman.

OKTAY ÖZTÜRK (Erzurum) – Bizim hürriyetimiz yok mu, bizim özgürlüğümüz yok mu bunu elimizden alıyorsunuz? Sadece ve sadece parmaklarınızın gücüne güvenerek vicdanlarınızı hapsetmiş vaziyettesiniz.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Katkı sağlayın o zaman, katkı; engellemeyin.

OKTAY ÖZTÜRK (Erzurum) – Ondan sonra da özgürlükten bahsedeceksiniz. Geçeceksin kardeşim!

Anarşistler, teröristler… Elbette ki biz terörizme karşıyız, teröristlere de karşıyız, sonuna kadar da karşıyız.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Tamam işte, destek verin; tamam, çok güzel.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Biz de, biz de.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Destek verin o zaman.

OKTAY ÖZTÜRK (Erzurum) – Bu milletin bölünmesine atılacak adımlara da karşıyız ama burada bunları engelleyecek kanunlar olmadığı için mi bunu getiriyorsunuz?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ya, onlar da aynı şeyi söylüyor, siz de ya!

OKTAY ÖZTÜRK (Erzurum) – Bunun adı altında bir sürü hürriyeti de yok ediyorsunuz. Kendinize yönelebilecek olan tehlikeleri ortadan kaldırmaya kalkışıyorsunuz ve biz bu kanunu tartışamıyoruz. Böyle bir saçmalık olur mu? Böyle bir düzen olur mu?

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum Sayın Öztürk.

Sayın Hamzaçebi, buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben bu tasarının komisyonlara havalesiyle ilgili bir değerlendirme yaptım. Sayın Ahmet Aydın benim değerlendirmemi çok farklı bir şekilde aldı, söylemediğim şeyleri ben söylemişim gibi bir değerlendirme yaptı, komisyonlara havale nedeniyle. O nedenle, bana sataşmada bulunmuştur, 69’uncu maddeye göre söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi, iki dakika söz veriyorum sataşma nedeniyle. (CHP sıralarından alkışlar)

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Tutanaklara bakalım efendim, tutanaklarda açık ve net var.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

14.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın yaptığı açıklaması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi bu tasarı asli komisyon olarak İçişleri Komisyonuna havale edilmiştir. Bir kere, tasarının asli komisyonu olarak İçişleri Komisyonunun belirlenmesi İç Tüzük’e aykırıdır.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Neresine aykırı? İç Tüzük’ün neresine aykırı?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Yani bir iş polisle ilgiliyse bunun görüşülme yeri İçişleri Komisyonudur diye bir şey yok. Eğer polise, kolluk kuvvetlerine, Emniyet teşkilatına, valiye siz adli görev veriyor iseniz bunun yeri Adalet Komisyonudur; ben bunu söyledim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ama muhalefet şerhinde de Anayasa Komisyonu diyorsunuz, ben de aynısını söyledim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Adalet Komisyonu asli komisyon olmalıdır burada.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ben de öyle söyledim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Siz Adalet Komisyonunu tali komisyon yaptınız ve Adalet Komisyonunda da tali komisyon olarak bunu görüştürmediniz. Benim söylediğim budur.

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Hangi komisyon; Adalet mi, Anayasa mı?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Dün burada söylediğim bir cümle vardı, onu tekrar edeceğim. Fransız Devrimi’nin çok ünlü bir lafı vardı: “Biz tiranlığa karşı özgürlüğün despotluğunu kurduk.” Siz şimdi özgürlüğe karşı tiranlığın despotluğunu kuruyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

Ahmet Davutoğlu despotluk rolüne soyunmuş durumda. Biz “despot” kelimesiyle Sayın Davutoğlu’nu yan yana getirmeyi istemezdik ama üç haftadır “Bu tasarı mutlaka yasalaşacak.” diyerek molotofkokteylinin, bonzainin arkasına saklanarak antidemokratik, özgürlükleri boğacak bir yasayı buradan geçirmek istiyor. Bu yasa buradan geçerse bundan sonra Sayın Davutoğlu’nun adı “despot Davutoğlu” olacaktır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Efendim Grup Başkanımıza sataşmıştır, Sayın Grup Başkanımızla ilgili “despot” ifadesini kullanmıştır.

Sataşmadan söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Aydın, sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

15.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Çok teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar, eğer bu ülkede faşizmden, despotizmden bahsedilecekse siz tutun, geçmişinize bakın. Bu ülke, bu millet faşizmi, despotizmi CHP’nin tek parti zihniyetinden öğrendi; bu, bir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bizim geçmişimizde senin deden var, deden!

AHMET AYDIN (Devamla) – İkincisi: Bu, bu paketle ilgili CHP’nin muhalefet şerhi. Bakın, siz bu muhalefet şerhini okumamışsınız. Burada “Esas komisyon Adalet Komisyonu olmalı.” diyorsunuz ama sizin muhalefet şerhinizde, okuyorum…

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Bizzat kendiniz yazmışsınız.

AHMET AYDIN (Devamla) – “Tasarı, Anayasa’ya ve hukukun temel ilkelerine aykırı hükümler içermektedir. Bu gerekçeyle Anayasa Komisyonuna gönderilmesi gerektiğine ilişkin önerimiz bütün uyarılarımıza rağmen kabul edilmemiştir.”

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Tamam.

LEVENT GÖK (Ankara) – Tamam.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ne var bunda?

AHMET AYDIN (Devamla) – Muhalefet şerhinde “Anayasa Komisyonu” diyorsunuz, burada “Adalet Komisyonu” diyorsunuz.

LEVENT GÖK (Ankara) – O ayrı bir iş.

AHMET AYDIN (Devamla) – Ben az önce bunu söyledim ve bu söylediğim de tamamen doğru bir şeydi. Kendi muhalefet şerhinizi okuyun önce; bu, ikincisi. (CHP sıralarından gürültüler)

Üçüncüsü: Şu paketi açın, bir okuyun, madde madde okuyun. Bu pakette genelgeçer ifadelerle yok “Polis devleti oluyoruz, despotizm oluyoruz.” Bunların tamamı külliyen yalandır, yanlıştır.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Nereden biliyorsun sen?

AHMET AYDIN (Devamla) – Bu paketin hangi maddesi nereye aykırıdır? “Gözaltı” diyorsunuz…

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Nasıl geldi faşizm?

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Yahu, ayıp! Peki, yok mu şimdi ya? Ya, doğru konuş, doğru konuş.

AHMET AYDIN (Devamla) – …Avrupa’daki en düşük gözaltı süresini getiriyoruz, “arama” diyorsunuz…

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Ya, Ahmet, doğru konuş Allah’ını seversen. Ayıp ya, doğru konuş! Hangi yetki yok?

AHMET AYDIN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, aramayı belli kurallara bağlayan bir şey. Eğer bu paket çıkmış olsaydı…

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Hangi yetki yok, söyler misin?

AHMET AYDIN (Devamla) – …bu paket olsaydı belki Bingöl’de o şehit polisler olmayacaktı, belki Kobani’de 50’ye yakın insanımızı kaybetmemiş olacaktık…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ya, Kobani’de senin polisin öldürdü, Kobani’de senin polisin, korucun öldürdü, utan!

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Şu anda hangi yetki yok, söyler misin?

AHMET AYDIN (Devamla) – …belki Gezi’de bu kadar sıkıntı olmayacaktı, el insaf be!

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Ya, doğru konuş, doğru!

AHMET AYDIN (Devamla) – Bir ülkede, sokakların kan gölüne döndüğü bir ülkede, cadde, sokakların molotoflarla yakıldığı…

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Şu anda AKP’de hangi yetki yok, söyler misin?

AHMET AYDIN (Devamla) – …esnafın mal kaybına uğradığı, vatandaşın can kaybına uğradığı bir ülkede hiç kimse ama hiç kimse özgür değildir. Dolayısıyla, herkesin özgürlüğü için…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – IŞİD’le arkadaşlık yapıp, sonra gelip “Kobani” diyorsun.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Hangi özgürlük ya, hangi özgürlük!

AHMET AYDIN (Devamla) – …devletin asli görevi olan, vatandaşının can ve mal emniyeti için…

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Niye on iki yıl önce getirmediniz bunu?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – IŞİD gibi kaçacak delik arayacaksın sen de.

AHMET AYDIN (Devamla) – …tam da bunun için, tam da senin hakkının korunması için bu paket şarttır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, efendim, Sayın Aydın konuşmasında Cumhuriyet Halk Partisini despotizmle, faşizmle suçlamıştır. Bu tamamen gerçeğe aykırıdır. 69’uncu maddeye göre söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

İki dakika sataşma nedeniyle söz veriyorum.

16.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizim toplumsal hayatımızın, bireysel hayatımızın her alanını düzenlemeye meraklı bir Başbakan vardı. O Başbakanlık koltuğundan ayrıldı, saraya gitti. Kim ne kadar çocuk yapacak, kim kafede otururken nasıl davranacak, Başbakan geçerken nasıl davranacak, kimin hakkında hangi yasa dışı komplolar kurulacak…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Onu siz yapıyorsunuz şimdi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – …kime belden aşağı vurulacak, devletin istihbarat örgütünde hangi yasa dışı oluşumlar kurulacak…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Fuat Avni’ye sor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bu yasa dışı oluşumlar hâlen devam ediyor. İkisi stratejik analiz biriminden, ikisi istihbarata karşı koyma biriminden yasa dışı senaryolar üretilecek, bir bakan kanalıyla saraya gidilecek, servis edilecek, algı operasyonu yapılacak; faşizm budur işte, faşizm budur. (CHP sıralarından alkışlar)

Siz bir diktatör yaratmak istiyorsunuz, bir diktatörün isteklerini burada yasaya dönüştürmek istiyorsunuz. Ama unutmayın, bunun altında sizler kalacaksınız. Yarın özgürlük adına sizleri yine bizler savunacağız.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Aman savunmayın!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Özgürlük için sizleri bizler savunacağız.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Biz sizin özgürlüğünüz için bu paketi oyluyoruz, sizin özgürlüğünüz için.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bu yasa dışı operasyonlara, bu yasa dışı oluşumlara izin verenler, alet olanlar bilsinler ki bunun hesabını vereceklerdir, bunu da sizlerin bilgisine sunuyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Bağımsızlar adına Sayın Günay, buyurun.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan, bir saniye.

BAŞKAN – Lütfen sayın milletvekilleri, partiler adına verdim.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan, ben…

BAŞKAN – Bir saniye, Sayın Günay’a söz verdim efendim.

VIII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

15.- İzmir Milletvekili Ertuğrul Günay’ın, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın Anayasa Komisyonu ile Adalet Komisyonunda yeniden mütalaa edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) – Sayın Başkanım, çok teşekkür ederim.

İktidar ve muhalefet gruplarından arkadaşlarımızı ben de dikkatle dinliyorum, çok önemli bir yasa tasarısı üzerinde konuşuyoruz. Arkadaşlarımızın dikkatine sunmak isterim, son derece uzmanlık gerektiren bir alanda tartışıyoruz. Ceza yasamızın yapılmasında büyük emeği olan çok saygın hukukçulardan İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Sayın Profesör Adem Sözüer birkaç günden bu yana ısrarla bu yasanın birçok maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğunu yazılı olarak kamuoyuyla paylaşıyor, bu noktayı biz de gözden kaçırmamalıyız.

132 maddelik bir tasarı üzerinde konuşuyoruz ki Hükûmetten 40 madde civarında gelmişti, 132 madde çerçevesinde şekillendirildi. Burada Hükûmetin iddia ettiği gibi uyuşturucu konusu ya da molotof benzeri ateşli silahlar konusu kimsenin esastan itiraz ettiği konular değildir. Bunlar, 132 madde içinde 10 maddeyi tutuyor ya da tutmuyor. Dışarıdaki maddelerle ilgili, hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı, kanuni hâkim ilkeleri çerçevesinde gerçekten çok ciddi… Bütün grupların bakışlarına saygı duyarak söylüyorum ve seçim eşiğinde buradan çıkardığımız yasanın Anayasa Mahkemesinden dönmemesi ve milleti gereksiz yere, çok önemli olaylarla dolu olan gündemimizi önemsiz yere meşgul etmemesi dikkatiyle bir tecrübeli arkadaşınız olarak söylüyorum: Bunun Anayasa Komisyonunda yeniden mütalaa edilmesi, Adalet Komisyonunda yeniden mütalaa edilmesi, bu itirazların değerlendirildikten sonra tekrar Genel Kurula gelmesi aklın, yasaya saygının, hukuka saygının ve Anayasa’ya saygının gereğidir.

Teşekkür ederim söz verdiğiniz için.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Lütfen Sayın Serindağ…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Dinlemek zorundasınız, talebimizi almak zorundasınız.

BAŞKAN – Hayır, neyi dinlemek zorundayım efendim? Böyle bir usulümüz var mı? Grup başkan vekillerine verdim, ikişer milletvekiline, sayın milletvekillerine verdim.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, İçişleri Komisyonu üyemiz arkadaşımız.

BAŞKAN - Ama Komisyondaki tüm sayın milletvekillerini burada ben dinlemek zorunda değilim ki. Grup adına istersiniz, şahıs adına istersiniz, vereceğiz zaten görüşülecek, önergelerde konuşacaksınız.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, Komisyon üyelerimize sataşmada bulunmuştur efendim.

BAŞKAN – Efendim?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ahmet Aydın, Komisyon üyelerimize sataşmada bulunmuştur efendim. Komisyon raporundan bölüm okudu.

BAŞKAN – Siz cevap vermediniz mi Sayın Hamzaçebi? Sataşma nedeniyle söz istemediniz mi?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – İçişleri Komisyon üyelerine sataşmada bulundu.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi böyle bir usulümüz var mı ama bakın siz sataşma nedeniyle söz istediniz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, bakın ben şimdi şu cümleden dolayı sataşmadan söz isteme talebinde bulundum: Cumhuriyet Halk Partisini faşizmle, despotizmle suçladı.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Partiye sataştı, partiye.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Tamam, cevap verdiniz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ben bundan dolayı söz istedim. İçişleri Komisyonu raporuyla ilgili herhangi bir değerlendirme yapmadım. Sayın Ahmet Aydın’ın yapmış olduğu açıklama tamamen gerçek dışı bir açıklamadır. İçişleri Komisyonu…

BAŞKAN – Sayın Serindağ, buyurun, son söz, sataşma nedeniyle…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Olmaz Sayın Başkan, hayır benim ne diyeceğimi bilmiyorsunuz ki! Yani benim talebim var, bunu alacaksınız.

BAŞKAN – Efendim, son söz, Komisyona vereceğim sonra da ben görüşümü bildireceğim, istediğinizi yapabilirsiniz.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Hayır, öyle bir şey yok.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Öyle bir şey olmaz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Serindağ.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

17.- Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ’ın, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, Sayın Başkan, Sayın Ahmet Aydın, gerçeklere tamamen ters, gerçeklerle uyuşmayan sözler sarf etti burada. Bizim hazırladığımız muhalefet şerhinde her şey açık. Muhalefet şerhinde bizim görüşümüz açıkça belirlenmiş, biz orada diyoruz ki: “Bu tasarı Anayasa’ya aykırıdır. O nedenle Anayasa Komisyonunda görüşülmelidir.” Biz gene öyle diyoruz. Çünkü “Bu tasarı, Anayasa’nın 2’nci maddesine, 6, 7 ve 8’inci maddelerinde tanımlanan kuvvetler ayrılığı ilkesine, yargı yetkisine ilişkin 9’uncu maddesine, yaşama hakkını düzenleyen 17’nci maddesine, kişi hürriyeti ve güvenliğini düzenleyen 19’uncu maddesine, özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığını düzenleyen 20’nci maddesine, toplantı ve gösteri yürüyüşünü düzenleme hakkını güvence altına alan 34’üncü maddesine, kanuni hâkim güvencesini düzenleyen 37’nci maddesine, çalışma hakkı ve ödevini düzenleyen 49’uncu maddesine, olağanüstü hâl ilanı yetkisini düzenleyen 119, 120, 121’inci maddelerine, mahkemelerin bağımsızlığı ilkesini düzenleyen 138’inci maddesine aykırı.” dedik.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Anayasa Mahkemesine gidersin olur biter ya!

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) – O nedenle bu tasarının mutlaka Anayasa Komisyonunda görüşülmesi gerektiğini biz Komisyonda ifade ettik ve bu görüşümüz maalesef Komisyon safhasında nazarıitibara alınmadı.

Şimdi, bu konuda Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının mutlaka görevini yerine getirmesi lazım. Anayasa'da öngörülmüş olmasına rağmen İç Tüzük’te öngörülmüş olmasına rağmen tali komisyonlar görevlerini yapmamakta, tali komisyonların gündeminde hiçbir tasarı veya teklif bulunmamasına rağmen, üyelerin bilgisi dışında tali komisyonların görüş bildirmeyeceği ifade edilmektedir. Komisyon başkanlarının böyle bir yetkisi yoktur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) – O nedenle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının mutlaka bu duruma el koyması lazımdır. Bu nedenle Sayın Çiçek’i de göreve davet ediyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan... Sayın Başkan...

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bir konuyu… Sayın Ahmet Aydın konuşmasında dedi ki: “Bu yasa çıksaydı Kobani’deki olaylar olmayacaktı.”

Sayın Başkan, bu gerçekten çok vahim bir açıklama. Yani, Kobani’de meydana gelen olaylarda adam öldürmek serbest midir, kamu binalarını yakmak serbest midir, ağaç yakmak serbest midir, polis öldürmek serbest midir? Yani, Kobani’deki olayları meşruiyet sınırı içerisine alan ve meşru gösteren bir açıklama gerçekten tüyler ürpertici. Sanki olan biten hukuka uygunmuş gibi. Bu zihniyet Kobani’deki olayları meşru gösteriyor, hukuka aykırılık görmüyor. Böyle bir zihniyet olabilir mi Sayın Başkan?

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın...

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan, bir saniye, beni anlamak zorundasınız.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen... Grup...

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan, beni dinlemek zorundasınız.

BAŞKAN – Hayır efendim.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Ne söyleyeceğimi bilmiyorsunuz ki.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, yerlerinize oturunuz, söz vermeyeceğim. Sayın Baluken’e söz vereceğim, sonra Sayın Komisyon Başkanını dinleyeceğim ve...

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Niye? Bizim başımız kel mi Sayın Başkan? Niye vermiyorsunuz?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan, dinlemek zorundasınız.

BAŞKAN – Vallahi ne yaparsanız yapın.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Ya, okul açıyor, okul kapatıyor; Millî Eğitim Komisyonuna gelmiyor.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Baluken.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Keyfî yönetemezsiniz Sayın Başkan.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Okul kapatıyor...

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Talebimi almadan yönetemezsiniz.

BAŞKAN – Anlatılacak efendim, görüşülecek, yasa görüşülürken konuşulacak her şey.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – “Bu yasa olsaydı Kobani’de 50 insanımız ölmezdi.” şeklinde Sayın Ahmet Aydın’ın bir açıklaması oldu. Bu açıklama tamamen Genel Kurulu yanıltmaya yönelik bir açıklamadır. Özellikle partimize mensup 36 arkadaşımızın yaşamını yitirdiği bu hadiselerle ilgili, Genel Kurulu yanıltan bu yaklaşımla ilgili ben Genel Kurulu doğru bilgilendirme adına söz istiyorum. 36 partili arkadaşımız yaşamını yitirmiştir, bu şekilde yanlış bilgilendirme hakkı yoktur.

BAŞKAN – Neye göre vereceğim şimdi Sayın Baluken?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Genel Kurulu yanlış bilgilendirme...

BAŞKAN – Efendim, söz sırası geldiğinde anlatırsınız da…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ölen partili arkadaşlarımızla ilgili yanlış bir algı oluşturma durumu oluştu.

BAŞKAN – Anladım da Sayın Baluken, size söz verdim, orada anlatabilirdiniz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Bu sataşmadır aynı zamanda Sayın Başkan.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Bu başka bir şey Sayın Başkan, başka bir sataşma.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – 36 arkadaşımız…

BAŞKAN – Buyurun, iki dakika daha söz vereyim efendim, izah edin orada.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Kürsüden lütfen…

BAŞKAN – Hayır, lütfen efendim, usul değil, yerinizden, Grup Başkan Vekilisiniz, iki dakika söz veriyorum, izah edin orada.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Sayın Başkan, bize kaç dakika?

VIII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

16.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’nin, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 6-7-8 Ekim Kobani olaylarının nasıl çıktığını herkes biliyor. “Kobani düştü, düşecek.” deyip, elini ovuşturup IŞİD’in Kobani’de zafer kazanmasını bekleyenler, IŞİD ile Kobani’de direnen güçleri aynı kefeye koyanlar, orada direnen güçlere “terörist” diyenler bu halkın sabrını taşırmışlardır. Kobani’de, özellikle o direnişin en kanlı bir şekilde sergilendiği bir dönemde, âdeta IŞİD’in Kobani’yi düşürmesini bekleyip üstüne çiftetelli oynamaya hazırlanan bu ülkenin Cumhurbaşkanı Kobani olaylarının baş müsebbibidir. Biz başından beri Kobani olaylarının gelişmemesi için elimizden gelen bütün gayreti, diplomatik görüşmeleri yaptık. Hükûmetin IŞİD’e olan desteğini kesmesini, Hükûmetin Kobani’de direnen güçlere terörist damgasıyla tanımlama yapmamasını ve Kobani’deki direnişle destek içerisinde olmak isteyen halka polis eliyle terör uygulamamasını defalarca biz ilettik. Buna rağmen bu uygulamalardan vazgeçmeyen Hükûmet, halkın demokratik gösteri hakkının üstüne Varto’dan, Kurtalan’dan, Van’dan başlayarak polis, korucu, asker ve paramiliter birtakım kontrgerilla çeteleriyle ateş açmak suretiyle yaşanan can kayıplarına neden olmuşlardır. İşin çığırından çıktığı nokta burasıdır. Polis kurşunuyla gençler toprağa düştüğü andan itibaren karanlık birtakım merkezler de devreye girmiş…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - …ve Kobani olaylarında 50’ye yakın insan yaşamını yitirmiştir. Dolayısıyla, buraya gelip “Bu yasa olsaydı Kobani’de can kaybı olmazdı.” gibi bir algıyı kesinlikle Genel Kurulu yanıltmak amacıyla burada söylenmiş bir söz olarak değerlendiriyoruz. Bu sözleri kullandığı için de Sayın Ahmet Aydın’ı, bölgeyi çok iyi bilen milletvekilini de şiddetle kınıyoruz.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Sayın Komisyon Başkanım, buyurun.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özgündüz, lütfen ama.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan, bakın, ayaktayım.

BAŞKAN – Sayın Özgündüz, usulümüz değil.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Talebimi alın.

BAŞKAN – Vermeyeceğim efendim.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan, öyle bir yetkiniz yok.

BAŞKAN – Sayın Başkan, buyurun siz.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan, İç Tüzük’e göre…

17.- İçişleri Komisyonu Başkanı Mehmet Ersoy’un, İçişleri Komisyonunun, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’yla ilgili çalışmalarını İç Tüzük hükümlerine uygun bir şekilde yürüttüğüne ilişkin açıklaması

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Ne söyleyeceğimi bilmiyorsunuz ki Sayın Başkan. Böyle yönetemezsiniz. Yani, İç Tüzük’ü ihlal ediyorsunuz ama.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarı komisyonlarımıza…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan, yanlış yapıyorsunuz. Ben ayaktayım, ne diyeceğimi bilmiyorsunuz ki.

BAŞKAN – Efendim, Anayasa’ya aykırılığını söylediniz. Sayın Komisyon Başkanının görüşünü alacağız.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Ne Anayasası? Anayasa mı tanıdınız? Anayasa falan kalmadı. Yanlış yapıyorsunuz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Komisyonun her üyesini burada görüştürmek zorunda değilim ben, dinlemek zorunda değiliz efendim. Yok, usulde yok.

Buyurun, siz devam edin efendim.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Sayın Başkan, tasarı komisyonlara 24/11/2014 tarihinde havale edilmiş ve 3/12/2014 tarihinde de İçişleri Komisyonumuzda görüşülmeye başlanmıştır.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Anayasa Komisyonuna gelmedi. Her şeyi ihlal ettiniz. Anayasa tanımıyorsunuz, İç Tüzük tanımıyorsunuz.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Tali komisyonlardan Adalet Komisyonu 25/11, Millî Savunma Komisyonu 27/11 tarihli yazılarıyla tasarıyı görüşmeyeceklerini Komisyonumuza bildirmişlerdir.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Bizim haberimiz yok, Anayasa Komisyonu üyesiyim, haberim yok. Sahtecilik yapıyorsunuz.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Diğer tali komisyonların tasarıyı gündemlerine aldıklarına dair herhangi bir yazı ve bildirim 3/12/2014 tarihine kadar Komisyonumuza ulaşmamıştır.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Yahu Anayasa Komisyonuna gelmedi, haberimiz yok.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Hâliyle, İç Tüzük’ün belirlediği on günlük sürenin onuncu gününde de tali komisyonlardan Komisyonumuza herhangi bir yazı gelmemiştir.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Ya, sizin Komisyon Başkanınız… Anayasa Komisyonu üyelerine haber verilmedi.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Komisyonumuz da bu tarihte elindeki tasarıyı görüşmeye başlamıştır.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Her şeyiniz sahtekârca.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Görüşmeye başladığımızda tasarının Anayasa’ya aykırı olduğuna dair itirazlar da yapılmıştır.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Onu değerlendirecek olan Anayasa Komisyonudur, siz değilsiniz.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Hem Komisyonumuzun ilk toplantısında hem alt komisyonda hem alt komisyon raporunun görüşülmeye başlanmasında Komisyonumuza Anayasa’ya aykırılık iddiaları yapılmış, önergeler verilmiş, bu önergeler Komisyonumuzda tartışılmış ve Anayasa’ya aykırılık iddiaları da kabul edilmemiştir.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Siz takdir edemezsiniz onu, Anayasa Komisyonu takdir eder; bunu bile bilmiyorsunuz.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Yine aynı şekilde, İç Tüzük’ün 35’inci maddesine göre “Komisyonlar, kendilerine havale edilen kanun tasarı ve tekliflerini aynen veya değiştirerek kabul ya da reddedebilirler; birbirleriyle ilgili gördüklerini birleştirebilir.” hükmü kapsamında, Komisyonumuz söz konusu teklifler ile tasarıyı birleştirmiş ve Komisyon görüşmelerinde “tasarının esas alınması” oylanarak kabul edilmiştir.

Yapılan görüşmeler neticesinde ise bir alt komisyon kurulması kararlaştırılmıştır. Alt komisyon çalışmalarında tasarı metninin, tekrar üst komisyon çalışmalarında da alt komisyon metninin esas alınması kabul edilerek kararlaştırılmıştır.

Böylece, gerek alt komisyon çalışmaları safhasında… Alt komisyon çalışmaları 9 Aralıkta başlamış 18 Aralık tarihinde tamamlanmış; üst komisyon –esas komisyon- çalışmalarımız 8 Ocak tarihinde başlamış 22 Ocak tarihinde tamamlanmıştır. Bu süre içinde, bugün Genel Kurulda iddia edilen hususların tamamı dile getirilmiş ve Komisyonumuz tarafından değerlendirilmiş, verilen önergeler de bu çerçevede Komisyonumuzda değerlendirilerek reddedilmiştir

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – AKP’li üyeler verdi, Komisyon vermedi.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – …ve Komisyon çalışmalarını, 22 Ocak 2015 tarihinde, bugüne kadar yürütülen meri mevzuat, usul ve teamüllere, İç Tüzük hükümlerine uygun olarak tamamlayarak raporunu Başkanlık makamına sunmuştur.

Arz ederim efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

IX.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine başlamadan önce Anayasa’ya aykırılık iddialarının görüşülmesinin İç Tüzük’e uygun olmadığına, tali komisyonlarda görüşülmemesinin esas komisyonun raporunu hazırlamasına engel olmadığına ve tasarının görüşmelerine devam edileceğine ilişkin konuşması

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın Anayasa’ya aykırı olduğu belirtilerek maddelerine geçilmeden reddine ilişkin bir önerge Başkanlığımıza intikal etmiştir.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Ayrıca tasarının Anayasa’ya aykırılık iddialarına ilişkin çok sayıda görüş ortaya konmuştur.

Başkanlığımızın bu konudaki görüşünü kısaca açıklamak istiyorum: İç Tüzük’ün söz konusu 84’üncü maddesi, bir kanun teklifinin Genel Kuruldaki görüşmeleri sırasında belli bir maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle verilecek önergeleri düzenlemektedir. Henüz tasarının maddelerine geçilmesine karar verilmemiştir. Bu aşamada tasarının tümünün Anayasa’ya aykırılığına dair bir önergenin işleme alınması mümkün bulunmamaktadır. Ancak, tasarının maddeleri görüşülürken her madde üzerinde Anayasa’ya aykırılık önergesi verilmesi mümkün olacaktır.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Hayır, yanlış Sayın Başkan.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye efendim, bitireyim.

Sayın Hamzaçebi, lütfen yani iddialarda bulundunuz.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Yanlış maddeye dayanarak değerlendirme yapıyorsunuz.

BAŞKAN – Efendim, yanlış, doğru, ben görüşlerimi bildireceğim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – 85’inci maddeye dayanarak değerlendirme yapmak zorundasınız.

BAŞKAN – Söz konusu tasarı Başkanlıkça esas olarak havale edildiği İçişleri Komisyonunda, söz konusu tasarı esas alınarak ve 8 kanun teklifiyle birleştirilerek görüşülmüş, rapora bağlanmış. Rapor, Başkanlığa 27/1/2015 tarihinde sunulmuştur. Bildiğiniz üzere, İç Tüzük’ün 38’inci maddesine göre komisyonlar, kendilerine havale edilen tasarı ve tekliflerin ilk önce Anayasa’nın metin ve ruhuna aykırı olup olmadığını tetkik etmekle yükümlüdürler. Komisyon, Anayasa’ya aykırılık gördüğü tasarıyı maddelerine geçmeden reddetmek zorundadır. İçişleri Komisyonu, tasarıyı Anayasa’ya aykırı görmeyerek raporunu Başkanlığımıza intikal ettirmiş ve tasarı gündemimizdeki yerini almıştır. Genel Kurulda tasarının tümü üzerindeki görüşmeler sırasında diğer hususlarla birlikte Anayasa’ya aykırılık iddialarının da dile getirilmesi mümkündür. Genel Kurulun bu görüşmelerden sonra tasarının maddelerine geçilmesini reddetme yetkisi bulunmamaktadır. Yine, biraz önce belirttiğim üzere, İç Tüzük’ün 84’üncü maddesine göre, tasarının belli bir maddesinin Genel Kurulda görüşülmesi sırasında Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle reddini isteyen önergeler, diğer önergelerden önce oylanır. Görüldüğü gibi, bir tasarının Anayasa’ya aykırı görülmesi hâlinde gerek komisyonda gerek Genel Kurulda reddedilmesine olanak tanıyan çok sayıda kural bulunmaktadır. Bu nedenlerle tasarının görüşmelerine başlamadan önce Anayasa’ya aykırılık iddialarını görüşmenin İç Tüzük’e uygun olmadığını düşünmekteyim.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Yanlış düşünüyorsunuz.

BAŞKAN – Kaldı ki Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca Komisyon Raporu 684 sıra sayısı verilerek, bastırılarak dağıtılmış ve rapor Genel Kurulun gündemine girmiştir. Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu önerisinin dünkü birleşimde kabul edilmesiyle de söz konusu tasarı gündemin 5’inci sırasında yerini almıştır. Başkanlığımızın da gündeme girmiş bir tasarı ve teklifi işleme almama, gündemden çıkarma ve komisyona iade etme yetkisi bulunmamaktadır. Burada ifade edilen görüşler komisyonca ve milletvekillerince değerlendirilecektir. Komisyona geri çekme esas komisyon ve Hükûmetin teklifini değiştirme veya reddetme yetkisi de yüce Meclisin takdirindedir. Bu nedenlerle tasarının görüşmelerine devam edilmesinde İç Tüzük’e aykırı bir durum bulunmamaktadır. Ayrıca, söz konusu tasarı, Meclis Başkanlığı tarafından, İç Tüzük hükümleri çerçevesinde komisyonlara havale edilmiştir. Bu havale çerçevesinde, komisyonlar görüşmesini yapmış, esas komisyonun hazırladığı rapor Genel Kurul gündemine girmiştir. Bu süreçte İç Tüzük’ün 73’üncü maddesi gereğince de herhangi bir milletvekili tarafından Başkanlığın havale işlemi yapıldığı tarihten sonraki oturumunda bir itiraz da olmamıştır. Dolayısıyla, havale süreci kesinleşmiştir. Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, Başkanlıkça esas olarak İçişleri Komisyonuna havale edilirken tali olarak da diğer komisyonların yanında Anayasa ve Adalet Komisyonuna da havale edilmiştir. Bu komisyonların tasarıyı görüşmediği görülmektedir. Bildiğiniz üzere, İç Tüzük’ün 23’üncü maddesine göre, tali komisyonlarca süresi içerisinde görüş bildirilmemesi, esas komisyonun raporunu hazırlamasına engel değildir. Bu nedenlerle bu konuda da Başkanlığımızca yapılacak herhangi bir işlem bulunamamaktadır.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan, Anayasa Komisyonunun haberi bile yok, bu konuda nasıl görüş bildireceğiz? Bu görüşünüz yanlış.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, uygulamayı, burada dile getirilen itirazları İç Tüzük’ün 84’üncü maddesine dayandırarak cevaplayamazsınız. Buradaki uygulamaya İç Tüzük’ün 85’inci maddesinin ikinci fıkrasına dayandırarak cevap vermeniz gerekir. Okuyorum, İç Tüzük 85’inci madde ikinci fıkra: “Kanun tasarı veya teklifinin Türkiye Büyük Millet Meclisince kabulünü gerektirecek oylamanın yapılmasından önce, metinde yazılış veya sıra bakımından bozukluk olduğu veya maddî hatalar ileri sürülürse ve esas komisyona veya Hükümet bu görüşe katılırsa, metin, esas komisyona geri verilir.” Bu şekilde düzeltme yapıldıktan sonra görüşme gündeme alınır. Sizin 84’üncü maddeye dayanarak verdiğiniz cevap İç Tüzük’e uygun bir cevap değil.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, burada iki konu var: Birincisi, sizin uzun uzun anlattığınız Anayasa’ya aykırılık iddiası, bu bir.

Benim tartışmamdaki temel amaç, esas komisyonun teşkilindeki, esas komisyonun belirlenmesindeki İç Tüzük’e aykırılıktır. Hatırlayacaksınız, esas komisyon olarak Adalet Komisyonunun belirlenmesi gerektiğini söyledim ben, Anayasa Komisyonu da demedim. Adalet Komisyonu eğer esas komisyon olarak belirlenmeyip de onun yerine İçişleri Komisyonu belirlenmiş ise bu, doğrudan doğruya İç Tüzük’ün komisyonların isimlerini, görev ve yetkilerini ve komisyonlardaki işlerin görüşülme usulünü düzenleyen maddelerine aykırıdır. Dolayısıyla, Anayasa’ya aykırılık iddiasını ayrı, İç Tüzük’e aykırılık iddiasını -komisyon belirlemesi yönünden- ayrı değerlendirmeniz gerekir. Ben, şimdi, esas komisyon olarak İçişleri Komisyonunun belirlenmiş olmasını İç Tüzük’e aykırı buluyorum. Eğer bunun doğru olduğunu söylüyorsanız -ki öyle söylediniz biraz önce, “Bir aykırılık yoktur.” dediniz, açıklamanızın ikinci bölümünde buna değindiniz- ben usul tartışması açacağım çünkü tutumunuz doğru değil, İç Tüzük’e aykırı.

BAŞKAN – Evet, lehte, aleyhte söz isteyenler?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Lehte…

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Lehte…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Aleyhte…

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Lehte…

OKTAY VURAL (İzmir) – Aleyhte…

MEHMET AKİF HAMZEÇEBİ (İstanbul) – Aleyhte…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Aleyhte…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Aleyhte…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Aleyhte…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Aleyhte…

BAŞKAN – Tutanakları mı isteyeyim, anlaşacak mısınız? Kendi aranızda anlaşın, her parti grubundan 1 kişiye…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Ara verin, tutanak gelsin.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bakın, 4 siyasi parti grubu paylaşalım bunu.

LEVENT GÖK (Ankara) – Efendim, her grup paylaşsın birer tane, ne olacak yani?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Efendim, her gruptan 1 kişiye verin, her gruptan 1 kişi konuşsun.

BAŞKAN – İlk söz, lehte söz isteyen Ahmet Aydın’a aittir.

Buyurun Sayın Aydın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

V.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edilmesi yönündeki tutumunun İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bizim buradaki bütün Meclis çalışmalarımızı belirleyecek olanlar gerek Anayasa’mız gerek İç Tüzük’ümüzün amir hükümleri ve gerekse de bugüne kadarki Meclis teamülleridir. Dolayısıyla, farklı olaylar ya da farklı konular karşısında farklı uygulamalar mümkün değildir. Anayasa ortada, İç Tüzük’ün amir hükümleri ortada, Meclisin bugüne kadarki teamülleri ortada.

Öncelikle, havaleyi kim yapar, komisyonlara havaleyi kim yapar ve bu kimin yetkisindedir? İç Tüzük’ümüz bunu çok açık bir şekilde, net bir şekilde yazmıştır, 23’üncü madde bunu belirtmiştir. Bunun tamamı “Meclis Başkanlığı tarafından yapılır.” diyor. Gelen tasarı ya da teklifin hangi komisyona havale edileceği tamamen Başkanlık tarafından yapılır ve Başkanlık tarafından değerlendirmenin neticesinde de bugüne kadar tasarı ve teklifler ilgili komisyonlara havale edilmiştir. Hem asli komisyon olarak yapılıyor hem de tali komisyon olarak aynı şekilde yapılıyor. Yine, bir konunun tali komisyona gönderilip gönderilmemesi asli komisyonu bağlamıyor. Tali komisyona gönderse dahi, tali komisyonun süresi içinde rapor vermemesi asli komisyonun raporunu etkilemiyor. Dolayısıyla, İç Tüzük madde 23’e göre doğru bir değerlendirme yapılmış, kendi yetkisi dâhilinde, konunun özellikle iç işlerini etkilemesi, yetkilendirmesi hasebiyle gelen tasarıyı, teklifi İçişleri Komisyonuna havale etmiştir.

Şimdi, Anayasa’ya aykırılık iddialarına gelince, değerli arkadaşlar, İç Tüzük’ümüz bütün komisyonlara bu noktada yetki vermiş.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, şu anda Anayasa’ya aykırılıkla ilgili bir usul tartışması açmadınız değil mi?

BAŞKAN – Efendim?

OKTAY VURAL (İzmir) - Anayasa’yla ilgili usul tartışması açmadınız, sadece havalelerle ilgili açtınız; onu diyorum.

AHMET AYDIN (Devamla) - Dolayısıyla, Anayasa Komisyonu diğer komisyonların hiyerarşik olarak üstünde olan bir komisyon değildir, her bir komisyon, önüne gelen tasarı veya teklifte bir konunun Anayasa’ya aykırılık iddiası var ise bunu yapmakta, değerlendirmekte, kabul etmekte ya da reddetmekte ehildir, yetkilidir. İçişleri Komisyonu da zaten önüne gelen tasarı ve teklifte, değerli arkadaşlar, bunu değerlendirmiş ve bu manada da bütün bu Anayasa’ya aykırılık iddialarını değerlendirmek suretiyle de reddederek gündemden düşürmüştür.

İç Tüzük’ümüzün 38’inci maddesi bu konuda çok açıktır, şu komisyon, bu komisyon demiyor “Komisyonlar, kendilerine havale edilen tasarı veya tekliflerin ilk önce Anayasanın metin ve ruhuna aykırı olup olmadığını tetkik etmekle yükümlüdürler.

Bir komisyon, bir tasarı veya teklifin Anayasa’ya aykırı olduğunu gördüğü takdirde gerekçesini belirterek maddelerin müzakeresine geçmeden reddeder.” diyor; ikincisi de bu.

Dediğim gibi, bütün komisyonlar buna yetkilidir. İçişleri Komisyonu bütün bu aykırılık iddialarını görüşüp değerlendirip reddetmiştir. Yeniden, burada, Genel Kurul gündeminde, hele ki maddeye geçmeden, kanuna geçmeden, kanunun maddelerine geçmeden zaten bunun değerlendirilmesi mümkün değildir.

Yine, bir başka husus…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET AYDIN (Devamla) - …raporda yazan muhalefet şerhine baktığımızda, gerçekten “Anayasa Komisyonu” diyor, şimdi yine Adalet Komisyonunda ısrar ediyorlar. Dolayısıyla, eskiden böyleydi, şimdi böyle oldu.

LEVENT GÖK (Ankara) – O ayrı bir iş Ahmet Bey, ayrı bir iş o. O farklı bir konu.

AHMET AYDIN (Devamla) – Yani “Komisyon üyeleri öyle savundu, parti grup sözcüleri böyle savunuyor.” demek doğru bir şey değildir. Dolayısıyla, Meclis Başkanlık Divanının usulü yerindedir diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aleyhte söz isteyen Mehmet Akif Hamzaçebi, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Hamzaçebi. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslıda bir demokrasi tartışması yapıyoruz. Demokrasiyi liberalizm kavramıyla birlikte anarız, demokrasinin kökeninde liberalizm vardır ve liberalizm, yasaların ne olması gerektiğine ilişkin bir doktrinin adıdır. demokrasi ise yasaların ne olması gerektiğinin nasıl karar verileceğine ilişkin bir sistemin adıdır, mesele budur. Liberal demokrasi sizin herhâlde savunduğunuz, savunmak zorunda olduğunuz budur.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Bak, Naci Hoca’yı çağırırım.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Yasaların ne olması gerektiğinin nasıl karar verileceği liberal demokrasi olarak özetlenir.

Şimdi, konu bu: Hangi komisyonlarda tartışılmalı, hangi komisyonlarda? Bunun asli komisyonu Adalet Komisyonudur.

Şimdi, Ahmet Aydın bir şeyler söylüyor, ya Ahmet Aydın’ın komisyon tecrübesi yok…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Var, var.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Var mı? Varsa o zaman komisyonları yakından takip etmemiş.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ben komisyonlarda çalıştım ama…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Şimdi, diyor ki: “Siz Cumhuriyet Halk Partisinin karşı oyunu, muhalefet şerhini okumamışsınız.” Sayın Ahmet Aydın, bakın, İçişleri Komisyonundaki arkadaşlarımız diyor ki: “Bunda Anayasa'ya aykırılıklar var, bunu Anayasa Komisyonu değerlendirsin.”

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Tamam işte.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Yani demiyor ki, asli komisyon Anayasa Komisyonudur.

Bir tasarı Plan ve Bütçe Komisyonuna gittiğinde de orada Anayasa'ya aykırılıklar görülür ise Plan ve Bütçe Komisyonu üyeleri bunun öncelikle Anayasa Komisyonunda görüşülmesi gerektiğini söylerler. Yoksa, bu mali, ekonomik hükümler içeren tasarının asli komisyonu olarak Anayasa Komisyonu belirlensin demezler.

Bir şey söylediniz, “Bütün komisyonlar eşittir.” Dediniz. Doğru, her komisyonda Anayasa'ya aykırılık iddiası ileri sürülebilir. Bu iddiaları değerlendirecek olan, hele böylesi önemli bir tasarıda değerlendirecek olan Anayasa Komisyonunun kendisidir ama konumuz bu değil aslında, usul tartışması açma nedenimiz bu değil.

Hangi komisyon asli komisyon olmalı? Asli komisyon Adalet Komisyonudur. Çünkü polise, valiye, kolluk amirine adli görev veriyorsunuz; soruşturmalarda suçun, suçlunun aydınlatılması, tespit edilmesi görevini doğrudan doğruya valiye veriyorsunuz, bu adli bir görevdir. Valiye adli görev verirseniz… Valinin İçişleri Bakanlığı kadrosunda devletin bir memuru olması -aslında devletin valisidir, İçişleri Bakanlığının valisi değil- onun personeli olması bu tasarının İçişleri Komisyonunda görüşülmesi gerektiği gibi bir sonucu çıkarmaz.

Sayın Başkanın tutumu yanlıştır. Tasarının Genel Kuruldan geri çekilip Adalet Komisyonunda görüşüldükten sonra tekrar Genel Kurula getirilmesi gerekir.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi, lehte söz isteyen Faruk Bal, Konya Milletvekili.

Buyurun Sayın Bal. (MHP sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Yanlış anlaşılmasın, “a”yı kullanmadınız efendim, aleyhinde.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ulemaya sorsaydınız bu kadar gerilmezdik. “Ulemaya sor” terminolojisi bugün Beştepe’de oturan zatımuhteremin sözüdür. Eğer size yol göstermiş olan 9 profesör ve hukuk fakültesinde akademisyen olarak görev yapmış olan onlarca insanın fikrini almış olsaydınız bu kadar garip, bu kadar hukuka, hakkaniyete, adalete aykırı bir kanunu Meclisin huzuruna getirmezdiniz, getirirken de yanlış yol izlemezdiniz. “Güvenlikçi mi, özgürlükçü mü?” diye bir tartışma vardır, siz her zaman “özgürlükçüyüz” diyen değil misiniz? Naci Bey, daha iki saat önce “Milletin emrinde bir devlet yarattık.” diyen siz değil misiniz? Sizsiniz değil mi? Siz iseniz, o takdirde güvenlikçi değil özgürlükçü bir bakış açısıyla komisyonları buna göre tanzim etmeniz gerekirdi. Elbette ki, Adalet Komisyonu daha özgürlükçü bir bakış açısına sahiptir; hakkı, hukuku, tutuklanmayı, gözaltına almayı, temel hak ve hürriyetlerin savunulmasını gözetir ama İçişleri Komisyonu da polisin vazife ve salahiyetini artırmayı gözetir. Ben de Anayasa Komisyonu üyesiyim, Anayasa’mızda yok mu gözaltı süresi? Anayasa’mızda yok mu valinin yetkisi? Savcının yetkisi yok mu, yargının bağımsızlığı yok mu? Bütün bunları ihlal eden bir tasarıyla, daha işin başında AKP’nin güvenliğini korumak, AKP’nin iktidarını daim kılmak amacıyla inşa edilmekte olan polis devletinin adımlarını atacak bir tasarıyla karşı karşıyayız. Bu tasarıya İçişleri Komisyonunda güvenlikçi bir anlayışla bakılmıştır, temel hak ve hürriyetler dikkate alınmamıştır. Hele hele “Özgürlükleri koruma paketi” gibi kargaları güldürecek bir bilgi notuyla milletvekillerini aldatmaya, kandırmaya yönelen bir anlayışın ürünüdür. Eğer siz özgürlükleri korumak istiyorsanız bu kanundan bir an önce vazgeçmeniz gerekir. Eğer güvenlikçi bir politikayla uğraşacaksanız, güneydoğudaki, devletin millî hâkimiyet yetkilerini kullanan PKK’yla uğraşın. Orada işi hallettiniz mi? Hâlâ devlet kuruyor adam, hâlâ mahkeme kuruyor, asker alıyor, vergi alıyor, vali atıyor, bununla niye uğraşmıyorsunuz? Tabii ki sizin getirdiğiniz yasa PKK’yla mücadele değil, PKK’ya karşı sosyal bir direniş olursa onları susturma yasası.

Değerli arkadaşlar, bu düşüncelerle Sayın Başkanın tavrının doğru olmadığını yüce heyete ifade etmiş oluyorum.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aleyhte söz isteyen İdris Baluken, Bingöl Milletvekili.

Buyurun Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii, bu tasarının Anayasa’ya aykırılıkla ilgili pek çok hususunu bir itiraz olarak dile getirdik, biraz sonra değerlendirmek üzere o konuyla ilgili görüşlerimizi saklı tutuyoruz, ama burada, Cumhuriyet Halk Partisi Sayın Grup Başkan Vekilinin yapmış olduğu itiraz son derece yerindedir, çünkü burada direkt olarak yargı sistemini etkileyen, Türkiye'deki kuvvetler ayrılığını tamamen altüst edecek olan bir düzenlemeyle karşı karşıyayız. Siz, mülki amirlere ve kolluk güçlerine gözaltına alma yetkisi verirseniz, orada yargının yetkisini yürütmeye devretmiş olursunuz. Vali ya da kaymakamın talimatıyla eğer insanlar gözaltına alınabilecekse, orada gözaltı yetkisini tamamen yargıdan alıp hükûmetin emrine vermiş oluyorsunuz. Kimdir vali, kimdir kaymakam? Ankara’dan hükûmetin atadığı yetkililerdir. Dolayısıyla, burada kuvvetler ayrılığını tamamen ortadan kaldıran bir düzenleme vardır. Bu düzenlemenin öncelikle esas komisyon olarak Adalet Komisyonunda tartışılması itirazı son derece yerindedir.

Şimdi, değerli milletvekilleri, burada esas sorun, polise daha fazla vur yetkisi veren, gözaltı yetkisi veren, cezasızlık öngören yasaların olup olmaması değildir. Burada esas sorun, İçişleri Bakanının, Başbakanın, Cumhurbaşkanının kendi işini ciddiyetle yapmasıdır.

Ben bütün olayları geçiyorum. Sayın İçişleri Bakanı burada. Bingöl’de ne oldu? Bingöl’de Emniyet Müdürüne yönelik saldırılardan sonra siz çıkıp “Biz o saldırıyı yapanları cezalandırdık.” demediniz mi? Sonrasında ne oldu? Ortaya çıktı ki yargısız infaza tabi tuttuğunuz 4 kişinin olayla hiçbir alakası yok. Açıkladınız mı bunu? Ortada kanun mu yoktu? Cizre’de aynı durum olmadı mı? 12 yaşındaki Nihat Kazanhan polis kurşunuyla katledildiğinde yine siz, aynı olayın akabinde, birkaç saat sonra çıkıp “Oradaki silah polisin, emniyetin envanterinde yoktur.” açıklamasını yaptınız. Ne oldu? Birkaç gün sonra çıkıp bütün söylediklerinizi tekzip edecek açıklamalar yaptınız. “O olayı polis yapmıştır.” dediniz, polis tutuklanmak zorunda kaldı. Dolayısıyla, yasa eksikliğiyle ilgili bir durum söz konusu değil. Sokak ortasında yargısız infaz yapan polisler var, bununla ilgili işini doğru dürüst yapmayan, halka yalan söyleyen, bunun için de halktan özür dilemeyen bir Hükûmet ve onun sorumlu bakanları var; bununla yüzleşmek gerekiyor. O nedenle, biz, Cumhuriyet Halk Partisinin sunmuş olduğu bu itirazın haklı olduğunu düşünüyoruz.

Sayın Başkan, bu öneriyi değerlendirmeden bu yasa tasarısının görüşmesine geçemezsiniz diyoruz. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Biraz önceki açıkladığım nedenlerden dolayı havale süreci kesinleşmiştir, fikrimde herhangi bir değişiklik söz konusu değildir.

Teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, Anayasa’ya aykırılıkla ilgili…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, Anayasa’ya aykırılıkla ilgili söz istiyoruz.

BAŞKAN – Bir saniye…

Sayın Baluken, buyurun.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Demin, Genel Kurul başladığında da biz bu konuyla ilgili görüşlerimizi ifade etmiştik. Madde 1’in Anayasa’nın 20’nci maddesine, madde 2’nin Anayasa’nın 19 ve 20’nci maddesine, madde 4’ün Anayasa’nın 17’nci maddesine, madde 5’in Anayasa’nın haberleşme hürriyeti hakkına, madde 7 ve 8’in Anayasa’nın 34’üncü maddesine, madde 13 ve 15’in de Anayasa’nın 7, 8 ve 9’uncu maddelerine aykırılık teşkil ettiğini…

BAŞKAN – Anayasa’ya aykırılık iddiası, evet efendim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Bu konuda hem Komisyonun hem sizin yapmış olduğunuz açıklamaları biz tatmin edici bulmuyoruz, doğru bulmuyoruz. Bu, Anayasa’ya aykırılıktan dolayı bu yasa teklifi görüşülemez. Tutumunuz hakkında usul tartışması açıyoruz.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Lehte.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Lehte.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Aleyhte.

BAŞKAN – Sayın Vural…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, bu konuyla ilgili usul tartışması yapılmadı mı?

OKTAY VURAL (İzmir) – Anayasa’yla ilgili komisyonda Anayasa’ya aykırılık önergesinin reddedilmiş olması, bugün bizim burada Anayasa’ya aykırılık iddiasını sürmemizi gerçekten gereksiz kılmaz. Çünkü, Komisyon, Genel Kurulun üzerinde değildir. Dolayısıyla, onların yapmış olduğu işlemi biz burada sorguluyoruz. Bu açıdan bakıldığında, bu tasarı, özü itibarıyla demokratik hukuk devleti esaslarına aykırı bir şekilde hükümler içerdiğinden dolayı teklif dahi edilemez. Dolayısıyla, kanunla demokratik hukuk devleti esaslarına aykırılıkla ilgili Anayasa’nın amir hükümlerini işlevsiz hâle dönüştürdüğü için “Teklif dahi edilemez.” hükmü çerçevesinde meseleye bakılması gerektiğini ifade ediyoruz. Dolayısıyla, tümüyle ilgili itirazımızın şu andaki sebebi budur. Hukuk devletinden uzaklaşan, polis devleti anlayışını getirerek valilerin iradesini hukukun yerine koyan, despot bir yönetim anlayışını savunan bir bakanın getirdiği yasa tasarısıdır. Bu bakımdan, PKK’yı muhatap alan, PKK’ya kamu düzenini terk edenlerin “Bugün vatandaşı korumak amacıyla bunu getiriyoruz.” iddiası bir safsatadır. Bu yasa “Sık ulan, sık!” diyenleri meşrulaştıran bir yasadır. Bu yönüyle, demokratik hukuk devleti esaslarına uyulması gerektiğine ilişkin, Anayasa’nın değiştirilmesi dahi teklif edilemez hükümlerine aykırı olduğundan ve işlevsiz hâle dönüştüreceğinden dolayı tümüyle ilgili itirazımız bu yönüyle ilgidir, bu çerçevede ele alınması gereklidir.

BAŞKAN – Anayasa’ya aykırılıkla ilgili usul tartışması açıyorum.

Evet…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Lehte…

BAŞKAN – Lehte…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Aleyhte…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Aleyhte…

OKTAY VURAL (İzmir) – Aleyhte…

VIII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

18.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Süleyman Şah Türbesi’nde IŞİD’in Türk askerlerini rehin aldığına dair haberlerle ilgili Hükûmetin bilgi vermesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, bir dakika, bu çok önemli.

Şimdi, bu usul tartışması açılır, bunda bir beis yok da bundan daha önemli bir işimiz var. Müsaade ederseniz…

Sayın Başkan, yemek arası vermeden önceki oturumda Halkların Demokratik Partisi Grup Başkan Vekili ortaya ciddi bir iddia attı. Dedi ki: “An itibarıyla ecdat yadigârı Süleyman Şah düşmüştür…”

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hâlâ cevap yok.

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Dışişleri Bakanlığı açıklama yaptı, siz bilmiyorsunuz herhâlde.

ENGİN ALTAY (Sinop) – “…ve kimi kaynaklara göre 1 askerimiz, kimi kaynaklara göre oradaki bütün askerlerimiz IŞİD terör örgütünün elinde rehinedir.” Burada oturan Sayın Bakan âdeta Baluken’in açıklamasını görmezden, duymazdan geldi.

Sayın Başkan, şimdi, akredite bütün haber kanallarının elektronik sitelerinde ve sosyal medyada Süleyman Şah Türbesi’nin IŞİD’in eline geçtiği ve kimi kaynaklara göre 1, kimi kaynaklara göre bütün askerlerin rehine olduğuna dair haberlere tüm dünya vâkıf oldu. Herkes şimdi bu konuyu merak ediyor.

Arkanızdaki duvarda “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” yazıyor. Bu konuda, bu Parlamentoda, bu bilgi kirliliği içerisinde bir kanun tasarısı görüşülmesi Parlamentonun saygınlığına da, varlığına da hakarettir.

Önerim, gerekirse bir kapalı oturumda Hükûmetin Genel Kurulu derhâl bilgilendirmesidir. Böyle bir olayda, böyle bir -söylenti ya da gerçek, bunu biz bilmiyoruz, bunu Hükûmet biliyorsa biliyor- konuda Parlamento bilgilendirilmeden bu Parlamentoda başka bir işlem yapmak, bu Parlamentonun varlığına, bu Parlamentoyu kuranlara, ecdat yadigârı Süleyman Şah’ın manevi hatırasına sadece ve sadece saygısızlıktır. Hükûmetten bu konuda, ister kapalı bir oturumda ister açık bir oturumda, yüce Türk milleti adına, 77 milyon Türkiye halkları adına derhâl cevap bekliyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, Dışişleri Bakanlığı bunu yalanladı.

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerçekten önemli bir konu. Vatan toprağı, askerimiz saldırıya uğramış iddiaları karşısında Hükûmetin değerli milletvekillerine bilgi vermesi ve kamuoyunu aydınlatması gerekiyor. Böylesine bir konuda…

BAŞKAN – Evet, Hükûmetin iki sayın bakanı burada, bilgilendireceklerdir, öyle zannediyorum.

Şimdi, Anayasa’ya aykırılık iddiası… (CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

OKTAY VURAL (İzmir) – Bu konu önemli efendim, her şeyden önemli. Sayın Başkan, bırakalım bunu.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Bir şey söylesinler, biraz sonra cevap vereceğiz, öyle şey olur mu?

BAŞKAN – Ama ben sayın bakanları bilgi verin diye zorlayamam ki efendim, dinlediler, sayın bakanlar açıklama yapacak. (CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Hayır, hayır, Sayın Başkan…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Anayasa’ya aykırılıkla alakalı bir şey yok.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ben usul tartışmasıyla ilgili irademi geri çekiyorum.

ENGİN ALTAY (Sinop) – En azından bilgi verip vermeyeceklerini söylemeleri lazım.

BAŞKAN – Ama sayın başkanlar…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Askerler rehin mi değil mi?

BAŞKAN – Sayın Başkanlar, ben cevap vermesinler demedim ki.

ENGİN ALTAY (Sinop) – En azından bilgi verip vermeyeceklerini söylesinler.

BAŞKAN – Vereceklerdir diyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Yani eğer bu askerler rehinse ve bu Hükûmet onları kurtarmaktan acizse farklı seçenekleri değerlendirelim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Haberi yok ki Bakanın.

BAŞKAN – Bu konuda Parlamentoyu bilgilendirecek ben değilim ki. Sayın bakanlar buradalar, benim dinlediklerimi sayın bakanlar da dinlediler.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ortada çok önemli iddialar var.

BAŞKAN – Müsaade edin, söz verelim, ne diyecekler, sayın bakanlara soralım.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, en azından bilgi verip vermeyeceklerini beyan etsinler.

BAŞKAN – Onu söylüyorum. Ama böyle bir usulümüz yok, lütfen… (CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sizin bu konularda ne kadar hassas olduğunuzu biliyorum. Böylesine önemli bir konuda, lütfen müsaade edin, beş dakika ara verin, bu konuda açıklama yapılması hususunda gerekli zemini hazırlayın.

BAŞKAN – Sayın Başkan, ben Sayın Bakana söz vereceğim.

Buyurun Sayın Bakan, buyurun.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Sayın Başkan, Sayın Bakan söz istiyor.

BAŞKAN – Sayın bakanlara ne zaman bilgilendireceklerini ben söyleyemem ki.

Buyurun Sayın Bakan.

19.- İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın, Bingöl Milletvekili İdris Baluken ile Sinop Milletvekili Engin Altay’ın yaptıkları açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bakınız, son derece önemli bir mevzuyu gazete dedikodularından alarak “Böyledir.” demek son derece yanlıştır. (CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Doğrusunu söyleyin o zaman!

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA – Dışişleri Bakanlığı bu konuda resmî açıklama yapmıştır. Lütfen -sitelerden okuyorsunuz- açın, oradan okuyun, böyle bir şey yoktur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Siz bir açıklama yapın, siz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, böyle tutumu kabul edemeyiz.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Baluken, benim anladığım…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Müsaade eder misiniz?

OKTAY VURAL (İzmir) – Meclisi tehdit mi ediyor? Üsluba bakın ya! Sen kim oluyorsun! “Açın, okuyun.”

BAŞKAN – Hayır, “Yoktur.” diyor, Dışişleri Bakanının ifadesine göre olmadığını söylüyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bilgi verin diyoruz Hükûmet adına.

ADNAN YILMAZ (Erzurum) – Bilgi verdi işte.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Baluken.

OKTAY VURAL (İzmir) – “Açın, okuyun.” ne demek ya? Senin maraban mıyız biz? Senin polisin miyiz biz?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Burada Genel Kurul iradesini hiçe sayan bir…

OKTAY VURAL (İzmir) – Haram paracının önüne yatıyorsunuz, milletvekillerini azarlıyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın Vural, bir saniye…

OKTAY VURAL (İzmir) – Böyle bir şey olur mu Sayın Başkan ya? “Okuyun, açın, okuyun.” Der ki: “Bu konuda Hükûmetimiz şu şu açıklamayı yapmıştır. Böyle bir şey yoktur.” Kendini ne zannediyor yani, Hitler mi zannediyor? Hitler’in Himmler’i misin sen, Himmler’i misin sen? Okuyorsun zaten, okuyorsun, okuyorsun onu.

BAŞKAN – Evet, Sayın Baluken buyurun.

20.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, Sayın Bakanın bu tavrını şiddetle kınıyoruz. Genel Kurul iradesine böyle bir yaklaşım kabul edilemez. Biz burada edinmiş olduğumuz haberlerle ilgili üç siyasi partinin grup başkan vekilleri olarak Genel Kurulun bilgilendirilmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Buradaki bütün milletvekilleri halkın iradesini temsil ediyor ve halkın temsilcileri olarak, Türkiye'yi savaşın eşiğine getiren böylesi vahim iddialarla ilgili açık bir bilgilendirme istiyorlar. “Dışişleri Bakanı açıklama yaptı. Gazeteden okuyun.” diyen bir anlayış Genel Kurulun iradesine saygısız yaklaşan bir anlayıştır. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Hükûmet, gereken açıklamayla ilgili bilgileri varsa bize gazete sayfalarıyla değil, burada gelip ciddiyetle bir açıklamayla cevap verir; aksi takdirde halkın iradesini hiçe sayan bir anlayış söz konusudur.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum Sayın Baluken.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

21.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Bakan, Dışişleri Bakanlığının bu konuda açıklama yaptığını söyledi, bunun doğru olmadığını söyledi. Doğru olmamış olmasından biz elbette mutlu oluruz. Ancak, sorun şudur: On bir aydır terhisleri geldiği hâlde değiştirilemeyen asker var mıdır orada? Yani terhisi geldiği hâlde Türkiye’ye gelemiyor ise bu askerler, demek ki ortada bir problem vardır. Yani, rehin alma olayı bu şekilde midir acaba? Gelemiyor ise bir rehin alma olayı vardır.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Anayasa’ya aykırılık kalmadı, Süleyman Şah verelim. Böyle bir şey olur mu ya?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Bakan bu konuda da bilgi verirse memnun oluruz.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ederim.

Buyurun Sayın Altay.

22.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, burası il idare kurulu değil, ben de nüfus müdürü değilim. İçişlerini Bakanının benim gündeme getirdiğim konuyla ilgili cevabı gayriciddidir, lakayıt bir cevaptır, bir.

Dışişleri Bakanı…

BAŞKAN – Sayın Altay, lütfen… (CHP ve MHP sıralarından “Aynen öyle!” sesleri)

ENGİN ALTAY (Sinop) - Dışişleri Bakanlığının…

OKTAY VURAL (İzmir) – Aynen öyle!

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar)- Aynen öyle! Aynen öyle!

BAŞKAN – Kalbinizi yorarsınız, başka bir şey olmaz yani kendinize zarar verirsiniz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Aynen öyle!

ENGİN ALTAY (Sinop) – Dışişleri Bakanlığı, kamuoyu refleksleri bakımından, devlet politikası bakımından…

OKTAY VURAL (İzmir) – Bakanın avukatı mısınız?

BAŞKAN – Hakaret edemez, kimse hakaret edemez.

OKTAY VURAL (İzmir) – Cevap versin.

BAŞKAN – Cevap verip vermeyeceğini Sayın Bakan bilir, ben vermesi gerektiğini söyledim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Verirsiniz söz, o cevabını verir.

BAŞKAN – Sayın Bakanın ne şekilde cevap vereceğini de ben söyleyemem kimseye.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ama “Burayı açın, bakın, okuyun.” diyerek azarlayamaz.

BAŞKAN – Sayın Vural, lütfen ama… Yanlış yapıyorsunuz, yanlış görünüyorsunuz.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Dışişleri, kamuoyu sükûneti bakımından, diğer ulusal gerekçeler, güvenlik gerekçeleri bakımından böyle bir açıklama yapmış olabilir.

Şimdi, İçişleri Bakanı diyor ki: “Böyle bir şey yok, bu dedikodu.” Biz dedikoduyla bu Parlamentonun gündemini meşgul etmeyiz, o başkalarına ait işlerdir. Ben de burada söylüyorum: Süleyman Şah Türbesi’nde Türkiye Cumhuriyeti’nin hâkimiyeti fiilen bugün itibarıyla yoktur. (AK PARTİ sıralarından “Yalan” sesleri) Ben de böyle söylüyorum. Ya Dışişleri yalan söylüyor… Yarın göreceğiz.

ORHAN ATALAY (Ardahan) – Yalan! Yalan!

ENGİN ALTAY (Sinop) – Yarın, bana “yalan” diyenler, hepiniz, utanacaksınız. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Bal, usulümüz yok ama Sayın Bal, Grup Başkan Vekili konuşacak.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, Sayın Bakan, burada Dışişleri Bakanlığının bir açıklama yaptığını söyledi.

BAŞKAN – Evet.

OKTAY VURAL (İzmir) – Şu anda web sitesine bakıyorum, burada Dışişleri Bakanlığının bu konuda yaptığı bir açıklama görmüyorum.

FARUK BAL (Konya) – Efendim, çok önemli bir durum.

BAŞKAN – Sayın Bal, lütfen ama, böyle bir usulümüz yok. Grup başkan vekilleri konuşuyor. Efendim, usulle ilgili zaten söz hakkınız var, orada ifade edersiniz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, Sayın Bakan dedi ki: “Dışişleri Bakanlığı açıklama yaptı.” Ben web sitesine giriyorum, web sitesine konmamış.

BAŞKAN – Sayın Vural, benim Sayın Başkanın açıklamasıyla ilgili ne yapmamı istiyorsunuz?

MEHMET GÜNAL (Antalya) - Niye koruyorsun o zaman?

BAŞKAN – Hükûmetin 2 sayın üyesi burada, cevap verecekler dedim, Sayın Bakan söz aldı.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, ben ona söylüyorum, ben size söylemiyorum. Muhatabım siz değilsiniz ki, ben oraya söylüyorum.

BAŞKAN – Evet, şimdi, Anayasa’ya aykırılıkla ilgili usul tartışması açıyorum…

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bal, lütfen ama…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Lehte söz isteyen?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, bir şey söyleyeceğim.

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu, konu kapandı efendim.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Bakan “Bakın.” dedi, baktım.

BAŞKAN – Efendim, burada hangi sitede, hangi haberin olduğunu tartışacak değiliz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Burada, baktığım yerde sadece bir askerin tutsak edilmediği söyleniyor. Geri kalan iddialar nerede?

BAŞKAN - Lütfen ama Sayın Halaçoğlu…

OKTAY VURAL (İzmir) – Doğru bilgi vermedi efendim Bakan.

BAŞKAN - Evet, lehte söz isteyen Doğan Kubat, İstanbul Milletvekili…

OKTAY VURAL (İzmir) – Meclisi yanılttı.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kubat... (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) - Nerede açıklama, gösterin?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Burada, burada, açıklama burada ya!

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Yani, en başta sizin müdahale etmeniz lazım. Yani, gazete sayfasından milletvekillerini bilgilendirmesine en başta sizin karşı çıkmanız lazım.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sadece bir askerin esir edilmediğini söylüyor. Onun dışındaki iddialar doğru değil.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Dışişleri Bakanı gelir, Dışişleri buradan Genel Kurulu bilgilendirir. Başkanlık Divanı olarak bunun hukukunu siz koruyacaksınız.

OKTAY VURAL (İzmir) – Nerede Bakanlığın sayfasında? Gazete haberine bakıyorsunuz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ya, buraya gelip açıklama yapacak.

BAŞKAN – Bir saniye…

Buyurun Sayın Kubat.

V.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER (Devam)

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla Komisyona iade edilmesine gerek olmadığı yönündeki tutumunun İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlar; görüşülmekte olan tasarının Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla tümünün komisyona iadesiyle ilgili Başkanlığın tutumu lehinde görüşlerimi ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum. Aynı konu geçen hafta da gündeme gelmişti.

Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, bir tasarının veya teklifin Anayasa’ya aykırılığının ne şekilde inceleneceği, İç Tüzük’te, gerek komisyon aşamasında gerekse Genel Kurul aşamasında olmak üzere düzenlenmiştir. Buna göre İç Tüzük’ün 38’inci maddesinde, bir komisyon kendisine havale edilmiş olan tasarı veya teklifin öncelikle Anayasa’nın hem lafzına hem ruhuna açık veya kapalı biçimde aykırı olup olmadığı yönlerinden denetleyip, ondan sonra işin müzakeresine geçip raporunu yazıyor. Biraz önce Komisyon da açıklama yaptı, buna benzer iddialar o aşamada dile getirilmiş. Zaten işin esasına geçmesi de bunun zımnen Anayasa’ya uygun olduğu anlamına da gelmektedir.

Öte yandan, Genel Kurul aşamasında bu iddialar dile getirilebilir mi? Elbette getirilebilir, şu, şu hükümler Anayasa’ya aykırı denilebilir. Buna ilişkin olarak da İç Tüzük’ün 87 ve 88’inci maddeleri bu ileri sürmenin ne şekilde yapılacağını düzenlemiş. 87’nci maddenin birinci fıkrasında “Kanunda veya İç Tüzük’te aksine bir hüküm yoksa tasarı veya teklifin bir maddesinin tümünün veya belli maddelerinin komisyona iadesi önerge yoluyla istenebilir.” diyor. 88’inci maddeye bakıyoruz: “Esas komisyon veya Hükûmet, tasarı veya teklifin tümünün ya da bir veya birkaç maddesinin iadesini isteyebilir.” 87 ve 88 birlikte değerlendirildiği zaman, aksine hüküm yoksa 88 uygulanacağına göre, 88’inci madde gereğince bir tasarının Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla komisyona tümünün iadesi noktasındaki yetki sadece Hükûmet ve komisyona aittir ancak tümünün görüşmelerinden sonra, maddelere geçildikten sonra Anayasa’ya aykırılık önergeleri elbette verilebilir. Bu önergelerin de ne şekilde görüşüleceği 84’üncü maddede çok açık düzenlenmiştir, diğer önergelerden öne alınmak suretiyle bunlar görüşülüp, oylanıyor ve bunun her kanun görüşmelerinde de sayısız uygulamasını yapıyoruz. Bu sebeple Sayın Başkanın tutumu yerindedir.

Havaleyle ilgili de çok kısa bir şey söylemek isterim. Havale konusu... Evet, Başkanım dedi, 20'nci maddede ihtisas komisyonları tanımlanmış ama kanunda belirlenenler dışında görev alanları tanımlanmamış. Dolayısıyla Başkan, Bakanlığın görev alanında kalan kanunları resen gözeterek... Ki tasarıdaki 8 teklif, tasarıdaki 6-7 kanun doğrudan İçişleri Bakanlığının görev ve yetki alanında olduğundan dolayı 23 ve 73’e göre yapılan havale de isabetlidir ve asli komisyon bu konuda İçişleri Komisyonudur. Dolayısıyla Başkanın tutumu yerindedir.

Yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aleyhte söz isteyen Levent Gök, Ankara Milletvekili.

Buyurun Sayın Gök. (CHP sıralarından alkışlar)

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kaçak sarayda oturmak üzere yola çıkan Cumhurbaşkanının, yürütmeyi durdurma kararı olan bir inşaatta, “Ben bu mahkeme kararını dinlemiyorum, ben gidip orada oturacağım.” dediği bir yerde, sizlerden Anayasa’ya uymanızı zaten beklemiyoruz. Ama değerli milletvekilleri, Sayın Başkan; bu tasarının tümü ayrı ayrı Anayasa’mızın birçok maddesine aykırı; sadece Anayasa’ya aykırı değil, kendi içinde dahi maddeler birbirine aykırı değerli arkadaşlarım.

AKP’nin sayın milletvekilleri, beni lütfen dikkatle dinleyiniz. 4’üncü maddesinde polise araçları durdurma yetkisini veriyorsunuz, burada cumhuriyet savcısının haberi yok ama aynı madde içerisinde -dikkatle dinleyin lütfen- polis eğer bir kimseden kimlik sorarsa cumhuriyet savcısına haber vermek durumunda; oysa kimlik sorma Kabahatler Kanunu’na tabi bir suç. Daha hafif olan bir suçtan dolayı cumhuriyet savcısına bilgi vereceksiniz, daha ağır olan bir aramadan, yakalamadan dolayı savcıya haber vermeyeceksiniz. Madde kendi içinde dahi tutarsız.

Anayasa’ya aykırılık mı istiyorsunuz, hangisini anlatalım size değerli arkadaşlarım? Bu yasa, bir kere, Anayasa’mızın tüm maddelerinde olduğu gibi, Türkiye'nin uluslararası anlaşmalarla bağlı olduğu bütün sözleşmelere, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına ve Anayasa’nın 2’nci maddesine yazılan hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Anayasa’nın 6’ncı, 7’nci, 8’inci maddesinde yazılan kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırıdır. Siz vali ile polise verdiğiniz yetkiyle artık valiyi ve polisi yargı görevi veren bir kurum hâline getiriyorsunuz. Anayasa’nın 9’uncu maddesinde vücut bulan yargı yetkisine aykırıdır, 17’nci maddesinde vücut bulan yaşama hakkına aykırıdır. Kişi hürriyeti ve güvenliği ilkesine aykırıdır, özel hayatın gizliliği ilkesine aykırıdır. 34’üncü maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ilkesine aykırıdır. Yine, 49’uncu maddesinde düzenlenen çalışma hakkı ilkesine aykırıdır. 119, 120, 121’inci maddelerinde düzenlenen olağanüstü hâl ilan etme yetkisine aykırıdır. 138’inci maddesinde düzenlenen mahkemelerin bağımsızlığı ilkesine aykırıdır. Yani tüm yaptığınız, her biri ayrı ayrı… Anayasa’mızı siz burada iğfal ederek kaldırıyorsunuz değerli arkadaşlarım. Böyle bir tabloyu bu ülke taşıyamaz, bu yaptıklarınızın tümü Anayasa’ya aykırıdır.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Anayasa Mahkemesine git, Anayasa Mahkemesine.

LEVENT GÖK (Devamla) – Bunları bin kere söylüyoruz, anlamıyorsunuz, anlamıyorsunuz, anlamıyorsunuz.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Anayasa Mahkemesine git.

LEVENT GÖK (Devamla) – Ama bunların burada görüşülmesine izin veren Başkanlık Divanını kınıyorum.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Görevini yapıyor o.

LEVENT GÖK (Devamla) – Sayın Başkan, bu yasa derhâl Anayasa Komisyonuna, Adalet Komisyonuna, İnsan Hakları Komisyonuna ve diğer tali komisyonlara geri gönderilmelidir, oralarda görüşülmelidir.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Anayasa Mahkemesine git, burası Anayasa Mahkemesi değil.

LEVENT GÖK (Devamla) – Bu Anayasa’ya aykırılıklar orada giderilmelidir diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Öyle bir keyfiyet var mı?

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Burası Millet Meclisi, Anayasa Mahkemesi değil.

LEVENT GÖK (Ankara) – Hepsi aykırı, hepsi!

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sizin “Anayasa’ya aykırı.” dediğiniz birçok kanun şu anda yürürlükte ve çalışıyor.

BAŞKAN – Şimdi, lehte söz isteyen Faruk Bal, Konya Milletvekili.

Buyurun Sayın Bal. (MHP sıralarından alkışlar)

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkanım, konuşabilmek için, usul gereği lehte söz aldım ama sizin davranışınızın lehinde konuşamam.

Özellikle, birkaç cümleyle Anayasa’ya aykırılıktan bahsedip ondan sonra başka mevzudan bahsedeceğim. Devletin temel görevi, temel hak ve hürriyetleri korumaktır, kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirmektir; Anayasa 5’inci madde. Yargı yetkisinin savcıdan alınıp valiye verilmesi Anayasa’nın 9’uncu maddesine aykırıdır. Kanun önünde eşitlik 10’uncu maddede düzenlenmiştir, bu tasarı 10’uncu maddeye aykırıdır. Anayasa’nın bağlayıcılığı hükmü 11’inci maddede düzenlenmiştir, bu tasarı ona aykırıdır. Kişi hürriyeti ve güvenliği 19’uncu maddede düzenlenmiştir, bu tasarı ona aykırıdır. Özel hayatın gizliliği ve güvenliğiyle ilgili 20’nci maddesine aykırıdır. Haberleşme hürriyeti 22’nci maddede düzenlenmiştir, ona aykırıdır. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerini düzenleyen 34’üncü maddesine, suç ve cezalara ilişkin 38’inci maddesine, yargının bağımsızlığını düzenleyen 138’inci maddesine ve diğerlerine ve özüne ve sözüne aykırıdır. Bunlar sizin için bir anlam ifade etmiyor.

Gelelim meselenin esasına. Bugün, vatan toprağı olarak kabul edilen Süleyman Şah Türbesi’nin IŞİD tarafından işgal edilip oradaki askerlerimizin esir alındığına dair bir bilgi bu Meclise gelmiştir. Süleyman Şah Türbesi “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır.” düşüncesiyle verilmiş Kurtuluş Savaşı sonunda Lozan ile kabul edilmiş olan Türk vatanı toprağıdır. Bu topraktaki hâkimiyetimiz eğer IŞİD terör örgütü tarafından bir şekilde elde edilmiş ise o takdirde gazi Meclise Hükûmetin bilgi vermesi en doğru, en tabii görevdir. Vatan toprağı sadece muhalefetin vatanı değil, sizin de vatanınız. “Bu vatan kimin?” şeklindeki şiire göre, sizin de toprağın altında yatanlarınız vardır. Dolayısıyla, mademki “Orta Doğu’da yaprak kıpırdasa haberimiz olur, bizden habersiz yaprak kımıldamaz.” diyen bir Başbakan zamanında bu ülke bu hâle getirilmiş ise o Başbakanın 4 bakanı var burada, bu konuda bize bilgi vermesi lazım. Bunu veremiyor ise yüksek güvenlik toplantısında “4 füze atar, savaş sebebi yaratırız.” şeklindeki naranın da bir hesabının olması lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FARUK BAL (Devamla) – Bu hesabı biz muhalefet olarak soruyoruz ama asıl sizin bu hesabı sormanız lazım.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Ya, “yok” deniliyor, daha ne desinler?

FARUK BAL (Devamla) – Asıl sizin de bu hesabı sormanız lazım.

Dolayısıyla, değerli arkadaşlarım, bunun…

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Olmayan bir şey hakkında nasıl bilgi versinler?

FARUK BAL (Devamla) – Kes sesini Metiner! Seninle aynı konuşmayı da bilirim ben. Kes sesini, beni dinle!

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Biraz saygılı olun, karşınızdaki vekil. “Kes sesini!” diyemezsiniz birine.

FARUK BAL (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, laf atmakla bu geçiştirilemez.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Sabahtan beri her türlü hakaret…

FARUK BAL (Devamla) – Bu, çok önemli bir değerdir. Bu değeri bu Meclis takdir etmelidir. Bu Meclisin içinden çıkmış olan Hükûmet de bu Meclise hesap vermelidir, bilgi vermelidir.

BAŞKAN – Evet, Sayın Bal, teşekkür ediyorum.

FARUK BAL (Devamla) – Dolayısıyla ülkenin geleceğini değil, AKP’nin geleceğini tasarlayarak ortaya çıkan bu tasarının Anayasa’ya aykırı olduğunu en az benim kadar, Sayın Başkan, siz de biliyorsunuz. Tasarının Anayasa’ya aykırı olmayacağına dair görüşünüzü peşinen biliyorum -ki açıklayacaksınız- ama o, yanlış bir görüştür. Bunu da bilgilerinize sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Aleyhte söz isteyen İdris Baluken, Bingöl Milletvekili.

Buyurun Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tekrar hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Anayasa’ya aykırı bir yasa teklifiyle karşı karşıya olduğumuzu tekrar ifade edeyim. Özel hayatın gizliliğini, Anayasa’nın haberleşme hürriyetini düzenleyen maddelerine, toplantı ve gösteri hürriyetine dair düzenlemelere, yine demin de ifade ettiğim gibi kuvvetler ayrılığını düzenleyen maddelere tamamen aykırılık teşkil eden bir durumla karşı karşıyayız. Dolayısıyla bu kadar açık bir şekilde Anayasa’ya aykırı olan bu yasa teklifinin bu Genel Kurulda görüşülmemesi gerekiyor. İlgili komisyonlara tekrar müracaat edip orada oluşturulacak yeni çalışma gruplarıyla, alt komisyonlarla bu bahsedilen durumlarda bir çalışmanın yapılması ve Anayasa’ya uygunluk sağlandıktan sonra buraya getirilmesi gerekiyor.

Dolayısıyla, Sayın Başkan, burada sizin tutumunuz yanlıştır. Genel Kurulda bu yasa teklifinin Komisyona, Anayasa’ya uygunluk açısından gönderilmesi için tutum belirlemeniz gerekir.

Ben demin, burada sorunun yasalar olmadığını, bu Hükûmetin aslında hükûmet gibi davranmadığını, bütün ölümlerin, sokak ortası infazların, işkencelerin asıl sebebinin de bu olduğunu ifade etmiştim. Bakın, Bingöl’le ilgili soru sordum, ses yok. Bingöl’de emniyet müdürünüze, emniyet yetkililerinize yönelik saldırıyı kim yaptı? Bu ülkenin İçişleri Bakanı, Meclis tutanaklarına geçecek şekilde şöyle gayriciddi açıklamalar yapıyor kriminal incelemeler çelişkili çıkınca: “Olabilir ki eylemi yapan 4 kişi, Bingöl merkezde bir yere gidip daha önceden sakladıkları silahları alıp eylem yaptıkları silahları saklayıp ondan sonra Genç Köprüsü’ne doğru hareket etmiştir.” E, siz ne iş yapıyorsunuz? Bu kadar istihbaratınız var, bu kadar emniyet teşkilatında, bilmem ordu teşkilatında bu işleri takip edenler var. Böyle gayriciddi bir açıklama olur mu? Yani 4 örgüt mensubu, eline aldığı silahları şehir merkezine getirip saklayacak, yedekleyecek, diğer 4 silahla gidip eylem yapacak, eylemden sonra tekrar gelip yedek silahları alacak, asıl silahları gömecek, ondan sonra siz de yargısız infaz yapacaksınız. Buna çocuklar bile inanmaz. Ciddi olun.

Özellikle bu dönemde, siz, neler yapılması gerektiğini herkesten daha iyi biliyorsunuz. Sivil toplumun alanını genişleten, yerel yönetimlerin alanını genişleten demokratikleşme paketlerini bu Meclise getirmekle yükümlüsünüz, aksi takdirde bu ülkeyi uçuruma sürüklersiniz ama o uçurumdan da en başta sizin Hükûmetiniz aşağı düşer. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ederim.

Daha önce gerekçesini açıklamıştım. Tutumumda herhangi bir değişiklik söz konusu değil.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Başkanım…

BAŞKAN – Bir saniye… Lütfen…

Sayın Vural…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Israr etsek oya başvursanız diyoruz tutumunuzla ilgili.

BAŞKAN – Efendim?

ENGİN ALTAY (Sinop) – Israr ediyor olsak siz de oya başvuruyor olsanız tutumunuzla ilgili.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Bu yeni bir usul efendim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Var İçtüzük’te Başkanım. Oya başvurulur gerektiğinde.

BAŞKAN – Önergenin işleme alınmasıyla ilgili bir şey söylediniz biraz önce. Ben zaten bu konuya cevap verdim efendim açıklamamda. İçtüzük’ün söz konusu 84’üncü maddesi. 84’üncü madde burada.

OKTAY VURAL (İzmir) – Anayasa’nın ilk dört maddesini işlevsiz hâle getirmesinden dolayı teklif dahi edilemez. Anayasa’ya aykırılık yönü bu. Anlatabildim mi?

BAŞKAN – “Bir kanun tasarı veya teklifinin Genel Kuruldaki görüşmeleri sırasında tasarı veya teklifin belli bir maddesinin…”

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet ama teklif dahi edilemez. Yani değiştiren bir hüküm olduğu için biz teklif edilemeyeceğinden dolayı bunu ifade ediyoruz. O bakımdan, bu tartışmadan önce aslında bu önergeyi görüşseydik başka bir tartışmaya mahal olmazdı. O bakımdan söylüyorum, yani diyorum ki: Bu, hukuk devleti esaslarını değiştiriyor.

BAŞKAN – İşleme alma imkânımız yok efendim. Daha önce gerekçesini de açıkladım Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Peki, Sayın Başkan, Komisyonda tümü görüşülürken Anayasa’ya aykırılıkla ilgili iddiaları görüştünüz, değil mi? Oylama yaptınız, değil mi?

BAŞKAN – Evet.

OKTAY VURAL (İzmir) – Peki, orada nasıl oluyor?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Orada oluyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani orada nasıl oluyor?

BAŞKAN – Efendim, 38’inci maddeye bakalım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Demek ki tümü…

BAŞKAN – Orada özel hüküm var Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, Komisyonun sahip olduğu yetkiye Genel Kurulun sahip olmadığı iddiasını ileri sürmek doğru değil.

BAŞKAN – 38’inci maddeyi okuyorum efendim: “Komisyonlar, kendilerine havale edilen tasarı veya tekliflerin ilk önce Anayasanın metin ve ruhuna aykırı olup olmadığını tetkik etmekle yükümlüdürler.”

OKTAY VURAL (İzmir) – Biz de diyoruz ki, Komisyonun sahip olduğu yetkiye Genel Kurul da sahiptir.

BAŞKAN – Değil efendim. Oradaki düzenleme Komisyon özel bir madde…

OKTAY VURAL (İzmir) – Komisyon, Genel Kurulun üzerinde olabilir mi?

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Sayın Altay, oylama mı isteyeceksiniz efendim bu konuyla ilgili?

ENGİN ALTAY (Sinop) - Vazgeçtim efendim.

BAŞKAN – Benim bu konudaki görüşümde herhangi bir değişiklik söz konusu değildir.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye efendim, şu işlemi bitireyim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, bir şey söylüyorum.

BAŞKAN – Efendim, şu işlemi bitireyim, başladım.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Efendim, işlemle ilgili…

BAŞKAN – Efendim, Sayın “Zazani”, böyle bir usulümüz yok. Grup Başkan Vekiliniz orada, söz istediği zaman veriliyor. Lütfen oturun.

İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/422) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine dair bir tezkeresi gelmiştir.

Bilindiği üzere, gündeme alınmış tekliflerin geri alınması Genel Kurulun kararına bağlıdır.

Şimdi, tezkereyi okutup oylarınıza sunacağım.

Tezkereyi okutuyorum:

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

C) Önergeler

1.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/422) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/239)

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 sıra sayısında yer alan sayfa 27’deki kanun teklifimi geri çekiyorum.

Talebim doğrultusunda işlem yapılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Mahmut Tanal

İstanbul

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, bunun gerekçesini anlatmak istiyorum çünkü bakın…

BAŞKAN – Lütfen, öyle bir usul yok efendim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, Genel Kurulu ikna etmek açısından…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Gerekçeyi anlatmak zorunda, Genel Kurulu ikna etmek için anlatmak zorunda.

III.-YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, Sayın Gök, Sayın Altay, Sayın Tanrıkulu, Sayın Serindağ, Sayın Çıray, Sayın Ören, Sayın Kaplan, Sayın Özdemir, Sayın Çelebi, Sayın Balbay, Sayın Susam, Sayın Dinçer, Sayın Yalçınkaya, Sayın Özel, Sayın Demiröz, Sayın Toptaş, Sayın Düzgün, Sayın Öz, Sayın Küçük.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

C) Önergeler (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/422) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/239) (Devam)

BAŞKAN – Sayın Tanal’ın tezkeresini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, yine, İç Tüzük’ün 75’inci maddesine göre…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, lütfen, ayaktayım bir saattir, bekliyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Söz istedi. “Tezkereden sonra söz vereceğim.” dediniz.

BAŞKAN – Ama efendim…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sizi, bakın, ciddi bir sorundan kurtaracağım. Bakın, ciddi diyorum. Öyle bir şey ifade edeceğim ki sizin başınızı ağrımaktan kurtaracağım. Dinlerseniz…

BAŞKAN – Şimdi, efendim, tezkereler geldi.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sizin yararınıza bir şey söyleyeceğim, dinlerseniz.

BAŞKAN – Benim yararıma değil, bu, benim meselem değil efendim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Bir saniye, sizi rahatlatacak bir şey söyleyeceğim.

BAŞKAN – Sayın “Zazani”, böyle bir usulümüz yok.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sonuçta hepimizin çalışma şartlarıyla ilgili…

BAŞKAN – Her sayın milletvekilinin buraya çıkıp olaya müdahale etmesi söz konusu değil efendim.

Lütfen oturun. İşlemi tamamlayacağım, vereceğiz oturduğunuz yerden.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, ben…

BAŞKAN – Evet, yine İç Tüzük’ün 75’inci maddesine göre verilmiş bir geri alma talebini içeren bir tezkere daha gelmiştir.

Şimdi tezkereyi okutup oylarınıza sunacağım, okutuyorum:

2.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/2469) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/240)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 684 sıra sayılı kanun tasarısı ile birleştirilen 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifimi tasarıdan ayrılarak görüşülmesi amacıyla geri çekiyorum.

Gereğini arz ederim.

Mustafa Sezgin Tanrıkulu

İstanbul

BAŞKAN – Evet, oylarınıza sunacağım…

III.-YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama…

BAŞKAN – Yoklama talebi var, yerine getiriyorum.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, siz İç Tüzük’e aykırı bir işlem yapıyorsunuz.

BAŞKAN – Dinleyeceğim efendim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – İç Tüzük’e aykırı bir işlem yapıyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, Sayın Gök, Sayın Altay, Sayın Tanrıkulu, Sayın Serindağ, Sayın Çıray, Sayın Kaplan, Sayın Ören, Sayın Özdemir, Sayın Susam, Sayın Küçük, Sayın Toptaş, Sayın Yalçınkaya, Sayın Toprak, Sayın Özel, Sayın Karaahmetoğlu, Sayın Acar, Sayın Özkan, Sayın Tanal ve Sayın Eyidoğan.

İki dakika süre veriyorum efendim.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Evet, sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

C) Önergeler (Devam)

2.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/2469) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/240) (Devam)

BAŞKAN – Sayın Tanrıkulu’nun tezkeresini oylarınıza sunuyorum…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Hayır, oylamaya sunmadan…

AHMET SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Bir saniye Sayın Başkan, bir saniye…

BAŞKAN – Bir saniye…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Oylamaya sunamaz, oylamaya sunamaz ya.

Sezgin Bey, oylamaya sunamaz.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Kabul edenler…

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan, bir saniye.

BAŞKAN – Oylama sırasında, Sayın Tanrıkulu, lütfen, böyle bir usul yok.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Hayır öyle bir şey yok, böyle bir işlem yapamazsınız.

BAŞKAN – Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir efendim.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan, bir dakika ama, oylamayın, bir saniye efendim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın “Zazani…”

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Ayağa kalkmışım, sazan değil, sazan sizsiniz, sataşma var.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Hayır, yanlış bir işlem yapıyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın Tanrıkulu, anladım da, her zaman ayağa kalkamazsınız efendim.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Olur mu be, olur mu!

BAŞKAN – Önergeyi okudum.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sazan sizsiniz, sözünüzü geri alın.

BAŞKAN – Sözümü ben geri almıyorum efendim, alamıyorum.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sazan sizsiniz, sazan.

BAŞKAN – Efendim?

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sazan sizsiniz.

BAŞKAN – Lütfen ya, yazık, kendinize yazık.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan, bir saniye, Sayın Başkan, bir saniye…

BAŞKAN – Gerçekten yazık, gerçekten yazık yani. Ben “Sayın Zazani” diye… Burada söz istiyor.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Beni dinleyeceksiniz, beni dinleyeceksiniz.

BAŞKAN – Lütfen ama…

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan, bir dakika dinleyin.

BAŞKAN – Yazık, yazık, doğru değil yaptığınız yani.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Ona “Saddam”, bana “Barzani” diyorsunuz…

BAŞKAN – Evet, Sayın Zozani, buyurun.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Çorba etti Başkan.

BAŞKAN – Sayın Zozani, buyurun.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, Sezgin Bey önce itiraz etti, itirazı var.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan, rica ediyorum bir defa dinleyin.

BAŞKAN – Bir müsaade edin, Sayın Zozani deminden bu tarafa…

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Hayır, bir saniye. Benim teklifim oylandı.

BAŞKAN – Zorla mı alacaksınız Sayın Tanrıkulu?

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Hayır, bir saniye, Sayın Başkan, bir saniye.

BAŞKAN – Oturun, vereceğim diyorum size.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Tamam, bir saniye ama.

Oylandı. Oylamadan önce…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Evet, buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, bir saniye efendim.

Sayın Sezgin Tanrıkulu, Sayın Zozani’den önce söz istedi. Siz şimdi…

BAŞKAN – Ama Sayın Hamzaçebi, siz de görüyorsunuz. Önergeyi okuduk, oylama yapıyoruz, oylama sırasında söz isteniyor; bu, doğru mu peki?

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan, ben oylamadan önce istedim, yanlış yaptınız, oylamadan önce söz istedim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, karıştırdınız her şeyi, çok yoruldunuz.

BAŞKAN – Doğruyu söyleyin o zaman.

Sayın Tanrıkulu, buyurun, dinliyorum sizi.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Ben oylamadan önce söz istedim, usul yanlışı yaptınız.

Bakın, ben bu Mecliste en fazla yasa teklifi veren milletvekillerinden bir tanesiyim.

BAŞKAN – Güzel.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Bütün bu mevzuatın, sizin anlamadığınız mevzuatın insan haklarına uygun hâle getirilmesi için çalıştım. Burada CHP adına bir tarih yazdım, Mecliste.

Şimdi, benim, insan haklarına uygun, demokrasiye uygun bir yasa teklifimi Adalet ve Kalkınma Partisinin, Hükûmetin otoriter bir yasasına zemin hazırlıyorsunuz. Ben de bunu istemiyorum. Ben bunu söyleyeyim, sonra onu yapın. O yüzden geri çekiyorum. Niye bunu söylememe müsaade etmiyorsunuz?

BAŞKAN - Önergeniz okundu efendim.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Var mı gerekçede bu? İlk önce dinleyeceksiniz!

BAŞKAN - Efendim, usul bu, uygulama bu. Ne yapalım yani?

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Bakın, ilk önce dinleyeceksiniz, sonra bana vereceksiniz!

BAŞKAN - Sayın Zozani, buyurun.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Gerekçesi var önergenin. Önerge olarak işleme alıyorsanız önergenin gerekçesi olur, gerekçesini izah etmesi lazım. Açın, bakın Sayın Başkan

BAŞKAN - Efendim, teşekkür ediyorum.

Sayın Hamzaçebi, buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Başkan, biraz önce Sayın Sezgin Tanrıkulu ayağa kalktı, söz istedi. Sanıyorum, sizin bir cümlenizi Sezgin Tanrıkulu o tartışmalar içerisinde duymadı. Söylediğiniz cümle şuydu: “Yazık size, yazık!” Siz bir milletvekilini azarlama, küçümseme olanağına mı sahipsiniz? Hangi hakla bunu söylüyorsunuz? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, “’Zazan’ dediniz.” dedi bana, onun için söyledim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bu, doğrudan doğruya Sayın Tanrıkulu’nun…

BAŞKAN – Burada sayın milletvekili, Sayın Başkan Vekiline söyleyecek efendim, karşılığı olmayacak, öyle mi?

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan, ben sataşmadan söz istiyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, siz…

BAŞKAN – Benim “Zazan” dediğimi söyledi kendisine, onun için söyledim, doğru.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – O zaman tutanakları getirin, bakacağız.

BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi, ne için söylendiğini, Sayın Tanrıkulu’nun ne söylediğini siz duymamışsınız veya söylemiyorsunuz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ben Sayın Tanrıkulu’nun cümlesini bilmiyorum ama…

BAŞKAN – Benim kendisine “zazan” dediğimi söyledi, onun için söyledim ben. Lütfen ama tutanakları isteyin, bakın. Sayın Tanrıkulu bana kendisine “zazan” dediğimi söyleyerek hitap ettiği için söyledim.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Evet!

BAŞKAN - Değil dedim, yazık o zaman dedim, söyledim ben, inkâr etmiyorum.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Tutanakları getirin, bakacağız. Tamam mı?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Peki, Sayın Başkan, sizin bir milletvekiline “Yazık size, yazık!” deme hakkınız var mıdır? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Efendim, o şekilde söylerse var, lütfen ama. Kendisine söylemediğim bir şeyi söylüyor, tabii ki söylerim, söylemediğim bir şeyi söylüyor.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Hayır, yok! Sayın Başkan, yok, öyle bir şey söyleyemezsiniz! Siz kimsiniz!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, tutanakları talep ediyorum.

BAŞKAN – Tabii, tutanakları isteyin, “Sayın Zazani” dedim ben.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan, bunu söyleyemezsiniz, bana söyleyemezsiniz.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Konuştunuz Sayın Zozani.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Konuşmadım.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan, velev ki ben yanlış anladım. Siz bunu söyleyemezsiniz!

BAŞKAN - Ne demek yani yanlış anladınız?

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – O zaman bana “Yazık sana.” diyemezsiniz.

BAŞKAN - Evet, dedim ben bunu.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Diyemezsiniz işte!

BAŞKAN - Dedim arkadaş, dedim Sayın Tanrıkulu. Sizin sözünüzden dolayı dedim ben bunu.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – O zaman özür dileyeceksiniz!

BAŞKAN - Özür dileyecek bir şey söz konusu değil efendim. Hayır dilemiyorum efendim, hayır, hayır, lütfen.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Size yazıklar olsun, bin kere yazıklar olsun! Senin tarihin kadar benim demokrasi tarihim var.

BAŞKAN – Benim size söylemediğim bir sözden dolayı bana…

Lütfen.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sana yazıklar olsun, bin kere yazıklar olsun!

BAŞKAN – Buyurun Sayın Zozani, zaten soy isminiz bak, tartışma konusu oldu.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, öncelikle çok yorulduğunuzun farkındayız. İsimleri de artık karıştırmaya başladınız.

BAŞKAN – Teşekkür ederim düşündüğünüz için.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – İsimleri, soy isimleri telaffuz etmekte zorlanıyorsunuz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Daha çok yorulacaksınız.

BAŞKAN – Ben değilim efendim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Size tavsiyemiz biraz dinlenmeniz, bu bir.

BAŞKAN – Önce siz kendiniz dinlenip gelin o zaman Sayın Zozani. Siz bütün bunları söyleyeceksiniz, cevap vermeyeceğiz, öyle mi?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, tabii, ben çok sakinim, siz çok yoruldunuz yani…

BAŞKAN – Lütfen ama.

Ben çok sakinim efendim, ben gayet sakinim, konunuza girin. Doktorluk yapmaya da kalkışmayın burada kimseye. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, psikolojinizi anlayabiliyorum bunun için doktor olmaya gerek yok.

BAŞKAN – Kendi psikolojinize bakın önce.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, müsaade edin derdimi anlatıyorum.

Esas meseleye geleyim, Sayın Başkan, Komisyon Başkanı da demin yaptığı açıklamada İç Tüzük 35’e göre işlem yaptığını ifade etmiştir. İçişleri Komisyonumuzun İç Tüzük 35’e göre, Hükûmetin göndermiş olduğu 43 maddelik tasarıyla milletvekillerinin daha önce Meclis Başkanlığına verdiği kanun tekliflerini birleştirerek görüştürme yetkisi yoktur, bu bir.

İkincisi, İçişleri Komisyonumuzun 684 sıra sayısıyla Meclis Genel Kurulu gündemine, Meclis Başkanlık Divanı aracılığıyla gönderdiği rapor yetersiz, eksik rapordur. Şu nedenle: Hükûmetin göndermiş olduğu 43 maddelik tasarının madde gerekçeleri burada yer almaktadır. Ancak, bizim burada görüşmeye başlayacağımız tasarı, komisyon çalışmaları aşamasında, alt komisyon ve üst komisyon çalışmalarında 132 maddeye çıkmıştır ancak burada 132 maddenin madde gerekçeleri yer almamaktadır. Dolayısıyla, İç Tüzük’ün 85’inci maddesine göre, eksik işlem yapmıştır. Sizin, bu işlemi, bu eksikliği gidermek için İç Tüzük’ün 85’inci maddesine göre işlem yapmanız gerekmektedir.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum Sayın “Zazani.”

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan... Sayın Başkan...

BAŞKAN – Şimdi önergeyi okutuyorum.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Yeni bir önerge gelmiştir.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan, bir saniye ya...

BAŞKAN – İç Tüzük’ün 75’inci maddesine göre...

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Bir saniye... Bir saniye... Ayağa kalkmışım, bu Meclisin üyesiyim? Elimde İç Tüzük var, beni göreceksiniz ilk önce! Beni göreceksiniz ilk önce!

BAŞKAN – Buyurun.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Böyle gevrek gevrek de gülmeyin! Gülmeyin böyle! (AK PARTİ sıralarından “Aa!” sesleri) Bir saniye...

BAŞKAN – Şimdi, sizin gibi...

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan, bir saniye... Söz istedim, bir saniye... Ayaktayım. İç Tüzük’ün 69’uncu maddesine göre, biraz önce şahsıma sataştınız, laf söylediniz, söz istiyorum.

BAŞKAN – Siz, benim şahsıma sataştınız, onun için söyledim.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Hayır, o zaman siz de cevap verin, ben de cevap vereyim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, siz de söz alın.

BAŞKAN – Hayır, sataşmadan dolayı söz veriyorum, buyurun.

Buyurun, iki dakika söz veriyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Ama, söylediğiniz sözü de söyleyin hatırlayabilecekseniz.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

18.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un sarf ettiği bazı ifadeleri sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan, söylerim.

BAŞKAN – Hatırlayacaksanız söyleyin önce, söyleyin.

Buyurun...

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Buraya kadar gelip haksız hakaretini yapacaksın, sana söz söylenmeyecek, öyle mi?

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Bir saniye...

BAŞKAN – Buyurun, dönün önünüze.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sen hakaret etme hakkına sahipsin, başkası sana bir şey demeyecek, öyle mi?

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Bir saniye... Bir saniye...

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Buraya kadar gelip her türlü hakareti yapıyorsun, sana söz söylenmeyecek, öyle mi? (CHP sıralarından gürültüler)

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Bir saniye... Bir saniye... Bu, ne oluyor şimdi?

BAŞKAN – Buyurun siz.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Bu, ne oluyor şimdi? Bu, ne oluyor?

(AK PARTİ ve CHP sıralarından bir grup milletvekilinin kürsü önünde toplanmaları, gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 22.27

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 23.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Vereceğim Sayın Hamzaçebi, siz istemeseniz de vereceğim zaten.

Sayın grup başkan vekillerine söz vereceğim.

Buyurun Sayın Hamzaçebi.

VIII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

23.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine Genel Kurul salonunda yaşanan olaylardan sonra devam edilmesinin mümkün olmadığına ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, bu oturuma bu şekilde devam etmenin yasama faaliyeti açısından doğru olmayacağını, sakıncalı olacağını ifade etmek istiyorum. Biraz önce, kürsüde İstanbul Milletvekilimiz Sayın Sezgin Tanrıkulu varken Adalet ve Kalkınma Partisinin Grup Başkan Vekili kürsünün arkasında durmak suretiyle kendisine laf atarak onu oradan tahrik etmiştir. (AK PARTİ sıralarından “Hayda!” sesleri)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bir saniye lütfen…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – O yetmemiş, kendi grubunu tahrik etmiştir aslında, kendi grubunu kürsüdeki Sayın Sezgin Tanrıkulu’nun üzerine yönlendirmek için tahrik etmiştir.

ERTUĞRUL SOYSAL (Yozgat) – Tam tersi, tam…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bir grup başkan vekilinin görevi grubunu sakinleştirmektir, grubunu tahrik etmek değil. Ben bu Grup Başkan Vekili arkadaşımızı buradan kınıyorum.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Sayın Sezgin Tanrıkulu yürümüştür üstüne önce.

ERTUĞRUL SOYSAL (Yozgat) – Önce yürüyen Sezgin Tanrıkulu’dur.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sizin de önlem almanızı istiyorum. Bu şekilde tahrik edilen grubun kürsüdeki arkadaşlara yürüyerek şiddet uygulayan bir şekilde bir yöntem kullanması suretiyle bir yasama faaliyeti mümkün değil efendim. O nedenle, bu yasama faaliyetini, bugünkü görüşmeleri burada sonlandıralım Sayın Başkan, devam etmeyelim, edemeyiz efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Ünal, buyurun.

24.- Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Benim konuşmacıyı tahrik eder ya da grubumu tahrik eder bir ifadem olmamıştır. (CHP sıralarından gürültüler)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Nasıl olmadı? Tutanaklar burada.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen bir dinleyin.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Her birimiz burada adalet duygusu olan ve vicdanı olan insanlarız. (CHP sıralarından gürültüler) Burada sayın milletvekilinin, sizin Sayın Adil Zozani’ye hitap ederken, dil sürçmesiyle Sayın Tanrıkulu’na “Zozani” diye hitap etmenizin üzerinden size yapılan bir hakaret oldu. (CHP sıralarından gürültüler)

HASAN ÖREN (Manisa) – Size ne?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan kendini savunamıyor mu?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Siz de bu düzeltmeyi kabul ettiniz ve bunun üzerine, buradaki her milletvekili yüce Divanın, oradaki Meclis Divanının mehabetine saygılı olmak ve bunu korumak durumundadır.

Benim bir tahrik niyetim olmadı, sadece iki cümle sarf ettim: “Sayın milletvekili, kendinizle ilgili söylenen her şeye tepki koyarken Meclis Divanına hakareti kendinize hak görüyorsunuz.” dedim ve üzerime yürüdü. (CHP sıralarından gürültüler)

LEVENT GÖK (Ankara) – Yok öyle bir şey.

HASAN ÖREN (Manisa) – Kim yürüdü ya?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Bu Mecliste hiçbir milletvekili bir grup başkan vekilinin üzerine yürümez. Buradaki bütün grup başkan vekilleri bunu bilir. Bir grup başkan vekilinin üzerine yürünmez.

Kaldı ki burada her şekilde birbirine milletvekilleri sataşıyor. Benim orada sarf ettiğim sözün bir kavga gerekçesi olmasını gerektiren hiçbir içeriği yoktur, milletvekili de bunu biliyor ama merdivenleri çıkarak benim üzerime yürümesi, her şeyden önce, asıl ağır tahrik budur.

HASAN ÖREN (Manisa) – Ne işiniz var orada?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Baluken, buyurun.

25.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine Genel Kurul salonunda yaşanan olaylardan sonra devam edilmesinin mümkün olmadığına ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; olayın başlangıç sebebi ne olursa olsun, biraz önce bu Genel Kurulda yaşanan vahim hadiselerde yine milletvekilleri hayatı tehdit edecek şekilde, yaralanacak durumda çeşitli darbelere maruz kalmışlardır. Bir milletvekilinin kaşı açılmıştır, bir milletvekili yüksekten düşme şeklinde yaşamı tehdit edebilecek bir travmaya maruz kalmıştır.

Ben hâlâ -hekim kökenli bir milletvekili olarak- bu arkadaşımızın hayati fonksiyonlarıyla ilgili bir endişe taşımaktayım. Dolayısıyla, bu oturumun devam etme koşulu ortadan kalkmıştır. Burada, üç gündür tam anlamıyla Genel Kurulda bir terör havası estiriliyor, bunu kabul etmemiz mümkün değildir. (AK PARTİ sıralarından “Siz estiriyorsunuz.” sesleri) Eğer bu oturumu bu şekilde devam ettirirseniz, bizim kaygımız, daha vahim olayların yaşanacağına dairdir. Aklıselim bir şekilde, soğukkanlı bir şekilde olayları değerlendirip daha vahim olayların olmaması için gerekli takdiri Başkanlık Divanının yapması gerektiği kanaatindeyiz.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sen ne yapıyorsun orada Külünk?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Yaşanan olaylardan dolayı da burada bir özrün ve bir disiplin sürecinin yürütülmesi gerektiği kanaatindeyiz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Baluken.

Sayın Hamzaçebi, buyurun tekrar.

26.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Genel Kurul salonunda yaşanan olaylar nedeniyle İç Tüzük’ün 68’inci maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Mahir Ünal’ın açıklamalarını ben üzüntüyle dinledim. Ben Sayın Mahir Ünal’dan yapmış olduğu hareket nedeniyle en azından Genel Kuruldan özür dilemesini beklerdim.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sen ne yapıyorsun orada?

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Sana mı soracağım burada oturmak için? Sana mı soracağım burada oturmak için? (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekili, lütfen…

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Senden mi izin alacağım? Senden mi izin alacağım?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bağır, bağır!

BAŞKAN – Lütfen… Lütfen sayın milletvekili…

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Senden mi izin alacağım? (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekili…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sen bakan mısın? Sen bakan mısın? Sen meydan mı okuyorsun?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bağır, bağır!

METİN KÜLÜNK (İstanbul) - Hadi gel kaldırsana! Hadi gel kaldır!

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - Ne olacak?

Gel lan, gel, çık gel!

METİN KÜLÜNK (İstanbul) - Hadi gel kaldır, hadi gel kaldır! (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri… Sayın milletvekilleri…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Adam mısın sen be!

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Hadi oradan, işinize bakın!

BAŞKAN – Sayın Külünk…

Sayın Hamzaçebi, buyurun lütfen. (Gürültüler)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sen bakan mısın?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sarraf’ın gümrükçüsü seni!

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - Kimsin sen?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sarraf’ın gümrükçüsü, kim olacak, parayı götüren o.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Her yerde meydan okuyorsun, kimsin sen?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sarraf’ın gümrükçüsü!

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Kimsin sen? Sen kimsin?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Her seferinde tahrik ediyor.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Döveceksen gel!

BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi, buyurun, grubunuzu susturun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Tahrik ediyor, kaldırın onu!

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ara verin Sayın Başkan, ara verin bu oturuma, ayıptır ya!

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Kimsin sen? Bakan mısın? Sen kimsin?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, Hükûmet sıralarında oturan bir milletvekili Cumhuriyet Halk Partisi Grubunu tahrik etmektedir. Lütfen önlemini alın efendim.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ya, bu ne ya? Her kavgada var bu.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Bakan mısın sen?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, 68 açıktır.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Pişmiş kelle gibi sırıtıyor oradan ya!

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – İnsanları tahrik ediyorsun!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Saldırın hadi, saldırın, gelin, saldırın, gelin linç edin bizi, hadi!

UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Yani, yakışıyor mu sana, yakışıyor mu?

ERTUĞRUL SOYSAL (Yozgat) – Ayıp ya, ayıp! Koskoca adamsın be, ayıp ya!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, 68 açık, gürültüyü durduramıyorsunuz, kapatacaksınız; İç Tüzük açıktır.

BAŞKAN – Ama bu usul değil ki, lütfen Sayın Kaplan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Kapatacaksınız efendim, tutamıyorsunuz, kapatmak zorundasınız.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Terbiyesiz herifler!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, Hükûmet sıralarında…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 23.10

SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 23.34

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi bir…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, gördüğüm kadarıyla hiçbir şey olmamış gibi görüşmelere devam edeceksiniz. Oysa ara vermeden önce gürültü ve kavga olması nedeniyle, İç Tüzük’ün 68’inci maddesine göre, oturuma ara verdiniz; tekrar açtığınızda gürültünün ve kavganın, gerilimin devam ettiğini gördünüz. Bu durumda İç Tüzük’ün 68’inci maddesi Meclisin kapatılacağını söyler. Böyle olduğu hâlde, siz yeniden oturumu açtınız, yeniden “Görüşmelere devam edeceğiz.” diyorsunuz. Hiçbir şey olmamış gibi, hiç sorun yaşanmamış gibi ve İç Tüzük’ün 68’inci maddesindeki kuralı da bir kenara bırakarak görüşmelere devam edemeyiz. Şu an sizin göreviniz, 68’nci maddeye göre, bugün için Meclisin çalışmalarına son vermektir; aksi takdirde, İç Tüzük’ü çiğnemiş olacaksınız.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum Sayın Hamzaçebi.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Ya da sizin iç tüzüğünüzü bize de verin…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Biz ara vermemizde İç Tüzük’ün 68’inden bahsederek ara vermiş değiliz.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Bahsetseydiniz o zaman, bahsetseydiniz!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, bakın…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sizin göreviniz ne efendim, göreviniz?

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Niye ara verdiniz?

BAŞKAN – Çağırmanızla olmaz ki bu iş yani yahu.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Siz ne diyorsunuz gerçekten?

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Niye ara verdin o zaman, niye ara verdin?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, ara verirken…

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Hamzaçebi, bu usul mu olacak?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, hayır, bir saniye…

NAZMİ GÜR (Van) – Tekrar gürültü mü yapalım kapatmanız için?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Meyve yemek için mi ara verdiniz, ne için verdiniz?

BAŞKAN – Bunun için ara mı verilecek şimdi?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Dalga mı geçiyorsunuz Başkan?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

NAZMİ GÜR (Van) – Kan akıtılmasını mı istiyorsunuz Sayın Başkan, kavga mı edelim tekrar?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Kavga mı istiyorsunuz Başkan?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, bir şey söylediniz, tamamlayacağım.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – 68 açık, dalga mı geçiyorsunuz?

NAZMİ GÜR (Van) – 3-5 kişinin daha mı yuvarlanmasını istiyorsunuz?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – “68’inci maddeye göre ara veriyorum.” demek zorunda da değilsiniz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bu Mecliste güvenlik yok, can güvenliği yok.!

BAŞKAN – O zaman Meclis çalışmayacak demektir Sayın Kaplan.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bu ara, 68’inci maddeye göre ara vermek demektir.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Tiyatro oyunu oynamıyorsun da ne yapıyorsun Başkan?

BAŞKAN – Sayın Kaplan, Meclis çalışmayacak demektir.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Başkan, burada ölen birisi olursa katil olursun, katil olursun!

BAŞKAN – Zarar veriyorsunuz kendinize.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Böyle yönetilmez, insanları öldürüyorsunuz.

DURDU MEHMET KASTAL (Osmaniye) – Ne bağırıyorsun lan!

BAŞKAN – Hayır, insanları öldürmüyoruz efendim, insanlar kendi kendine yapıyor doğrusunu söylemek…

SAKİNE ÖZ (Manisa) – Ne yapıyorsunuz?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Önümüze gelene saldıracağız Başkan, Meclisin de…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, biz içeride toplantı yaptık, davet ettik sizi, birincide gelmediniz efendim; ikincide davet ettik, konuştuk içeride.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Kapandı 2 defa, kapandı bitti.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bir saniye…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Uzlaşılmadı ki.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Şunu açar mısınız efendim?

BAŞKAN – Açıktı zaten.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır, kapalı şu anda.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, uzlaşmaya açık bir durum değil, sizin İç Tüzük’ü uygulamanız lazım.

BAŞKAN – Buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, şimdi, öyle bir şey söylediniz ki “Birincide gelmediniz, ikincisinde geldiniz.” diye, sanki bu sizin yaptığınız açıklama üzerinde içeride mutabık kaldık gibi bir izlenim veriyorsunuz.

BAŞKAN – Hayır, mutabık da kalmadık efendim, değil, konuştuk yani.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır, öyle bir mutabakat yok. İçerideki toplantıda da size, 68’inci maddeye göre, Meclisi kapatmak zorunda olduğunuzu söyledim.

BAŞKAN – Evet.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Şimdi bir şey söylediniz: “Ben ara verirken İç Tüzük’ün 68’inci maddesine göre ara veriyorum demedim.”

BAŞKAN – Evet demedim efendim, ayağa da kalkmadım yani, doğru, oradaki şartlar yerine gelmedi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, bir saniye…

OKTAY VURAL (İzmir) – Bilerek yapıyorsunuz o zaman kavga varken.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim “Ayağa kalkmadım.” diyorsanız, “Özellikle ayağa kalkmadım ki İç Tüzük’ün 68’inci maddesini uygulamayayım.” gibi bir niyetle söylüyorsunuz bunu.

BAŞKAN – Evet.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ben, bugüne kadar 68’inci maddeye göre yapılan uygulamalarda Meclis başkan vekillerinin ara verirken “68’inci maddeye göre ara verdim.” dediğini hatırlamıyorum, istisnaen diyenler olabilir.

BAŞKAN – Efendim, ayağa kalkıp ihtar etmesi lazım, yapmadım, onu demek istiyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – İstisnaen diyenler olabilir ama genel uygulama, tanık olduğum uygulama “68’inci maddeye göre ara veriyorum.” değil, “Oturuma ara veriyorum.” şeklindedir.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sürünerek mi geçtiniz o kapıdan, ayağa kalktınız tabii, sürünerek mi çıktınız o kapıdan Başkan?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Şimdi, ayağa kalkmak, kalkmamak bunlar ayrıntıdır. Mesele şuradadır…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sürünerek mi çıktınız oradan, ayakta çıktınız.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - 68’inci madde, Genel Kurulda sağlıklı bir çalışma ortamı yok ise, bu ortam kaybolmuş ise, yeniden tesis edilemeyeceği anlaşılıyor ise oturumun sonlandırılacağını söylüyor. Ayağa kalkmak, kalkmamak ayrıntıdır. Siz, 68’inci maddeye göre kapatmak zorundasınız Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Buyurun Sayın Vural.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Oktay Bey, bunu açmışlar. Başkanlık Divanı da yönetme muktediratını kaybetmiş görünüyor. Sizin mikrofon yerine benimkini açmışlar.

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Özür dilerim Sayın Vural.

Sayın Altay…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Burayı açmışlar Başkanım. Orası ile burası arasında çok fark var.

BAŞKAN – Açan Başkanlık Divanı değil efendim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Divandaki görevlileri değiştirin, onlar bile yorulmuş. Saat on iki oldu.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural.

27.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Genel Kurul salonunda yaşanan olaylar nedeniyle İç Tüzük’ün 68’inci maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, İç Tüzük’te yer alan bu hükümler uygulanmak üzere verilen görevlerdir. Dolayısıyla, burada, eğer bir gürültü ve kavga varsa ne yapmanız gerektiğini açık olarak gösteriyor. Yani, bu, İç Tüzük’ün size verdiği bir görevdir, bu görevi yerine getirmeniz gerekiyordu. Bu görevi yerine getirmemeniz doğru olmamıştır.

Bir husus daha var Sayın Başkan. Şimdi, bu kadar saldırı oldu, sataşma, hakaret ya da bilmem ne. İç Tüzük’ün disiplin hükümleri var. Bunlar niye var? Uygulanması için var. Eğer biz hukukla düzeni temin edemeyeceksek, hukukun maddelerine uyarak düzeni temin edemeyeceksek o zaman zorba devlet oluruz. Olmaz böyle bir şey. Bunu uygulayacağız. Bu kavgayla ilgili, şeylerle ilgili sizin hassasiyetinizi anlayabilirim ama ara vermenizin sebebi kavgadır. Buna müsebbip olan da tek taraflı değil, bir tahrik ortamı oldu. Bunun müsebbibi kimse…

Diyor ki: “Disiplin cezalarının nevileri…

1.Uyarma;

2. Kınama;

3. Meclisten çıkartma.”

Sükûneti ve çalışma düzenini bozmak uyarma cezasını gerektiriyor; saldırıda bulunmak kınama cezasını gerektiriyor. Eğer bunlar uygulanmayacaksa, hukuk uygulanmayacaksa biz bugün hukuku niye yapıyoruz? Eğer devlet uymayacaksa, vatandaş uymayacaksa, siz uymayacaksanız bu hukuk niye var? Bunun gereğini yerine getirin efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Baluken, buyurun.

28.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Genel Kurul salonunda yaşanan olaylar nedeniyle İç Tüzük’ün 68’inci maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, İç Tüzük’ün 68’inci maddesi çok açık ve nettir: Başkan, görüşmeler sırasında gürültü veya kavga çıkar ve bu nedenle düzeni kuramazsa oturuma belli bir prosedür tarif ederek ara verir diye tanımlamıştır. Burada, o prosedürü yerine getirip getirmemek tamamen sizin sorumluluğunuzda olan bir durumdur. Eğer o prosedürü yerine getirmeden içeriye gitmişseniz İç Tüzük’ü ihlal etmişsiniz demektir.

Şimdi, burada, açıktır ki iki defa gürültü ve kavgadan dolayı Genel Kurula ara verilmiştir; birkaç milletvekili, yaşamsal fonksiyonları tehdit edecek şekilde, ciddi bir şekilde yaralanmışlardır. Dolayısıyla, bu görüşmeleri, bu oturumu devam ettirmenin, sürdürmenin koşulları yoktur. Sizi İç Tüzük’e uymaya davet ediyoruz, İç Tüzük’ün 68’inci maddesine göre hareket etmeye davet ediyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Aydın, buyurun.

29.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in yaptıkları açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Sayın Başkanım, arkadaşlar tabii ki Meclis İçtüzüğü’nün 68’inci maddesine dayanarak bu oturumun kapatılması gerektiği yolunda aslında bence çok haksız ve mesnetsiz bir iddiada bulundular. (Gürültüler)

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Utan be!

OKTAY VURAL (İzmir) – İç Tüzük’ü uygulayın.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – 68’inci madde çok açık.

Bir dakika, dinleyin arkadaşlar.

68’inci maddeyi okurken maddenin bir kısmını okuyup bir kısmını okumamakla bir defa doğru bir iş yapmadığımızı ifade etmek istiyorum. 68’inci maddeyi bir kez daha okumak istiyorum…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Tamamını oku, tamamını.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Senin okuma yazman var, oku bakayım hepsini.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – “Başkan, görüşmeler sırasında gürültü veya kavga çıkar ve bu nedenle çalışma düzenini kuramazsa kürsüde ayağa kalkarak toplantıya ara vereceğini ihtar etmek suretiyle…”

OKTAY VURAL (İzmir) – Bu bir görev zaten.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Talimat var!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – …böyle bir ihtarı yapmak suretiyle gerekli gayreti gösterir.” diyor.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Niye göstermemiş?

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Ayağa kalkacak ve bu nedenden dolayı mutlaka bir ihtar yapmak, sözlü bir ihtar yapmak suretiyle diyor. Dolayısıyla, bakın arkadaşlar, İç Tüzük 68 çok sıkı şekil şartlarına bağlı.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ayağa kalktığı zaman bir ayağı yere değmiyorsa ayağa kalkmış sayılacak mı?

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet, görev veriyor.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Evet, kavga çıktı mı? Çıktı. Niye görevini yerine getirmedi o zaman?

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Bu şekil şartlarının gerçekleşmesi lazım ve bu ihtara rağmen kurulamıyorsa kapatır. İkincide de eğer düzen kurulamıyorsa tamamen oturumu kapatır. Yine, ihtar yok, ayağa kalkarak böyle bir ihtar yok, ikinci defa açtığında da normal sükûnetle açılıyor, daha sonrasında bir gürültü çıkıyor ancak yine ihtar olmadan, yine ikaz olmadan, ayağa kalkarak bu ikazı yapmadan ara veriliyor.

Şimdi, eğer muhalefetin dediği doğru ise bugüne kadar her iki ara vermede Meclisi kapatmış olmamız lazımdı, her iki ara vermede Meclisi kapatmış olmamız lazımdı.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ne alakası var Ahmet Bey? Kavga var ya, iki kavga var.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kavga iki taraflı olur.

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Değerli arkadaşlar, Meclisin verimli ve etkin çalışması lazım. Ben sizin engelleme çalışmalarınızı anlıyorum…

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (İstanbul) – Can güvenliği yok, can güvenliği; ne engellemesi! Saldırıyorsunuz önünüze gelene be! Böyle bir Meclis görülmemiştir ya!

AHMET AYDIN (Adıyaman) - …elinizden geldikçe de İç Tüzük’teki haklarınızı kullanmanıza da saygı duyarız ama lütfen Anayasa’yı ve İç Tüzük’ü de doğru uygulayalım, doğru konuşalım, doğru bir şekilde burada bu Meclisin çalışması adına da hepimiz elimizden gelen gayreti gösterelim diyorum.

Teşekkür ediyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bu size verilmiş bir görevdir, görevi yerine getirmek sizin göreviniz.

BAŞKAN – Sayın Vural, bu Meclisin çalışması gerekir ama. (CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Bu gürültüler karşısında hemen Meclisi mi kapatacağız Sayın Vural? Ama böyle bir anlayış doğru değil Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kavga iki tarafın birbirine girişmesidir.

BAŞKAN – Efendim şu anda kavga söz konusu değil zaten, sadece milletvekillerinin…

OKTAY VURAL (İzmir) – Kavga ortamına bulaşılmasın, kavga çıkmasın. Buna gerek yok ki, kavga çıkmasın. Kavga taraflar arasındaki…

BAŞKAN – Bu doğru değil ama efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Doğru değilse o zaman gereğini yapacaksınız. O zaman kavganın tarafları…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – O zaman Meclis hiç çalışmasın, hiç kavga olmaz. Böyle bir anlayış var mı Sayın Başkan? Üç gündür şu kanuna geçemedik, el insaf be!

OKTAY VURAL (İzmir) – …Meclisin çalışmasını engelliyor demektir. O zaman AKP de kavganın tarafı olduğuna göre onlar da Meclisi engelliyorlar, odur.

ORHAN ATALAY (Ardahan) – Kimin engellediğini cümlealem biliyor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, söz istiyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Meclisi engelliyor. Kavganın tarafı olur efendim, kavganın tarafı olmaz mı? Kendi kendilerine mi kavga ediyorlar?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Baluken.

OKTAY VURAL (İzmir) – Meclisi engelleyenler kavganın tarafı olanlar, kalkıp muhalefete niye diyorsunuz?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – İç Tüzük’teki tanımlar son derece nettir. Siz Meclis Genel Kuruluna ara verirken herhâlde arka odada meyve, çerez yemek için ara vermediniz; burada ciddi bir kavga oldu, o kavgalar sonucunda yaralanmalar oldu, siz de o kavga üzerine ara verdiniz. Geri gelip tekrar oturumu açtığınızda, yine, aynı gerginlikle aynı kavga ortamı olduğu için ara verdiniz.

Dolayısıyla, bu konuda, hem İç Tüzük’e hem de İç Tüzük’ün bugüne kadar buradaki uygulama şekline uymak zorundasınız. En son ortaya çıkan kavgalarla ilgili Genel Kuruldaki teamülleri uygulamayı gözünüzün önüne getirirseniz, bu konuda yanlış yaptığınızı görürsünüz. Burada kesinlikle oturumu kapatmanız gerekiyor.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Ne teşekkürü Başkan? Ne teşekkür ediyorsunuz? Teşekkürlük bir şey yok.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

30.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Genel Kurul salonundaki kavganın çıkmasına AK PARTİ Grup Başkan Vekilinin neden olduğuna ve İç Tüzük’ün 68’inci maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, bir cümle söylediniz, doğru bir cümle, Meclisin çalışması gerekir.

BAŞKAN – Evet.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Elbette Meclis çalışmalı. Muhalefet İç Tüzük’ün kendisine vermiş olduğu hakları kullanır, iktidar yine İç Tüzük’ün kendisine vermiş olduğu hakları kullanmak suretiyle bir an önce tasarıyı yasalaştırmak isteyebilir; bunlar işin doğasında olan hususlar.

Yalnız, konuşmanızdan şöyle bir izlenim çıkıyor, sanki bu kavgayı muhalefet başlatmış gibi bir izlenim çıkıyor. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Aynen öyle!

BAŞKAN – Hayır, öyle söylemedim efendim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır, cümleleriniz böyle değil ama algılama bu şekilde.

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Fotoğraflar yalan söylemez, fotoğraflara bak!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yani Meclis çalışmalı, Meclisin çalışması engelleniyor ise kavgayı da muhalefet çıkardı gibi bir izlenim doğacak…

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Aynen öyle!

İSMAİL AYDIN (Bursa) – İnternet’teki fotoğraflara bak!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bir kere bunu tespit edelim:

Mecliste kavganın çıkmasına neden olan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekilinin, kürsüdeki hatip olan Sayın Sezgin Tanrıkulu’na kürsünün hemen arkasında durmak suretiyle laf atmasıdır; bu, tahriki başlatmıştır. O ana kadar bugünkü oturumlar, bugünkü görüşmeler bence gayet yolunda gitti. Elbette gerilimler, tartışmalar olabilir, gayet doğal ama problem olan bir şey yoktu. Siz de bu ana kadar, benim olduğum oturumlar süresince oturumları iyi yönettiniz ancak burada İç Tüzük’ü çiğnemeye kalkıyorsunuz Sayın Başkan. Tutumunuz 68’inci maddeye aykırıdır. Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili hem Genel Kurulu, grubunu tahrik edecek hem hiçbir şey olmamış gibi oturacaklar hem de siz oturuma devam edeceksiniz. Bunu kabul etmiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum efendim.

HASAN ÖREN (Manisa) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kaplan.

31.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Genel Kurul salonunda can güvenliği kalmadığı için çalışmalara son verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, saat onu yirmi geçe yani 22.20’de burada bir kavga oldu. Güvenlik paketini görüşürken Meclisteki milletvekillerinin, milletin vekillerinin güvenliği yok. Burada AK PARTİ 3-4 saldırı grubu oluşturmuş her seferinde muhalefet milletvekillerine saldırıyorlar, burada saldırdılar. Bu merdivenlerden 30 basamak düştü ve ara verdiniz. Kalktınız, kalkarak ara verdiniz, sürünerek o kapıdan çıkmadınız çünkü mecburen kalkıyorsunuz, o kapıdan çıkıyorsunuz. İç Tüzük 68 diyor ki Sayın Başkan: Kavga, gürültü devam ederse en fazla bir saat ara verilir, eğer tekrar devam ederse kapatılır. Bakın, saat şu an 24.00’e on dakika var. Yani, tam iki saat oldu… Ara geçeli bir saatten fazla bir zaman geçti. Bu güvenliği sağlanmayan Mecliste, can güvenliği olmayan Mecliste milletin iradesini milletin vekili nasıl kullanır?

EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Bağırmadan konuş!

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Ne bağırıyorsun?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, siz AK PARTİ’li olduğunuz için, kendi döneminizde bunu, Başkanlık Divanını böyle bir ortamda, güvenlik ortamında, hiçbir önlem almadan, disiplini çalıştırmadan…

BAŞKAN – Nasıl bir önlem almamız gerekir Sayın Kaplan?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Disiplin cezası olmaz mı? Saldırmak burada serbest mi?

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Sayın Ören, buyurun…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Adam öldürmek serbest mi, insanlara saldırmak serbest mi? O zaman gelin, herkes birbirine sıksın, ha! Meclis bunun için mi var? Sayın Başkan, kötüye kullanıyorsunuz o görevi.

BAŞKAN – Kötüye kullanmıyorum efendim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Kötüye kullanıyorsunuz!

BAŞKAN – Lütfen Sayın Kaplan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bu kavgaların sebebi AK PARTİ’li başkan vekilleridir; dün Ayşe Nur’du, bugün Sadık Yakut’tur. Bu kavgaların nedeni… Saldırganları koruyan sizsiniz, cezayı işletmeyen sizsiniz.

BAŞKAN – Efendim, muhalefet hakkı… Görevinizi yapacaksınız ama…

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Yeter artık ya!

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ören.

HASAN ÖREN (Manisa) – Sayın Başkan, iki lafınızın birinde “Bu Meclis çalışmayacak mı?” diyorsunuz.

BAŞKAN – Siz o kadar lafı söyleyeceksiniz de ben sormayacak mıyım yani? Soruyorum tabii ki.

HASAN ÖREN (Manisa) – Dört yıldan bu yana AKP Grubunun, iktidarın bugüne kadar Türkiye’yle ilgili çıkaramadığı bir kanun var mı? Çıkaramadığı kanun yoksa bu kadar gergin olan bir Mecliste, birbirlerine yumrukların atıldığı bir Mecliste niçin ısrar ediyorsunuz bu oturumu devam ettirmeye?

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Arkadaşını aşağı iterken utanmadın mı?

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum Sayın Ören.

HASAN ÖREN (Manisa) – Kahraman mı olmak istiyorsunuz? İnsanlar birbirlerini darp edip öldürsünler mi, bunu mu istiyorsunuz? Yoksa talimat mı aldınız bir yerden? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ünal.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Arkadaşından özür dile Hasan Ören!

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Niye ittin arkadaşını?

OSMAN ÇAKIR (Düzce) – Sana yakışıyor mu, 60 yaşında adama uçan tekme atmaya?

BAŞKAN – Sayın Ören, lütfen…

HASAN ÖREN (Manisa) – Olur mu böyle bir şey?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ünal.

32.- Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, dört yıldan beri bu Meclisteyiz. Bu Mecliste her bir arkadaşımızla ilgili her birimizin bir kanaati var. Dolayısıyla, her birimiz birbirimizi nezaketimizle, her birimiz birbirimizi kanaatiyle tanıyor. Bakınız, ben bu meselenin… Sayın Grup Başkan Vekili tarafından az önce şahsıma dönük bir kınama ifadesinde bulunuldu. Bir şey söylemedim ve kavganın gerekçesi olarak tekrardan şahsımı gösterdi. Ben hiçbir şekilde şahsa kürsüde konuşma yaparken sataşmada bulunmadım. Eğer her sataşma bir kavga gerekçesi olsaydı bu Mecliste kavga tükenmezdi. Eğer arkadaşlarım orada araya girmeselerdi milletvekili bana fiilî müdahalede bulunacaktı. Çünkü, merdivenleri çıkıp üzerime yürüdü. Buna rağmen hareketsiz kalarak fiilî bir müdahaleyi engelledim.

Kaldı ki deminden beri tartışılan 68’e göre ara verme esnasında Meclis Başkan Vekilinin ayağa kalkarak bir uyarıda bulunmasının asıl maksadı… Mecliste her seferinde bir tartışma olup iki seferin sonucunda da Meclisin kapanmasını engellemek amacıyla İç Tüzük’ü yapan kural koyucu bunu oraya koymuş. Bunu bu şekilde okuyamayız.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Hile yapıyorsa ne yapacağız?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Yoksa her tartışmadan sonra ara verildiğinde ikinci aradan sonra Meclis kapanmak zorunda kalır.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Evet, öyle olacak, çalışma düzeni yoksa öyle olacak.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Bundan dolayı, bu yetki Meclis Başkanlık Divanına bırakılmış. Bunu bu şekilde okumak son derece yanlış.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, müsaade ederseniz bir şey söyleyeceğim.

BAŞKAN – Sayın Zozani ama yeteri kadar aydınlandık, konuşuldu efendim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Bir şey söyleyeceğim Sayın Başkan. Yani, her söz alışımızda siz niye bu kadar…

BAŞKAN – Ama her söylediğinizde de… Zaten konu bittikten sonra çıkıyorsunuz.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Ne konusu bitti canım, bitti mi konu?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Bir saniye…

BAŞKAN – Buyurun.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Mecliste İç Tüzük uygulamaları aynı zamanda teamüllerden ibarettir. İç Tüzük’ün 68’inci maddesinin hangi hâllerde uygulandığına dair Meclisin teamülleri vardır. En son teamül ne şekilde gerçekleşmiştir, sizi onu incelemeye davet ediyoruz. Şu anda oturuma ara verip, inceleyip, bu incelemenin sonucuna göre karar vermenizi öneriyorum.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - İç Tüzük’ün 75’inci maddesine göre verilmiş…

33.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - Sayın Başkan, bir saniye…

Bakın, Sayın Başkan, tutanaklara doğru yansıması lazım. Ben hukukçuyum, bu Meclisin üyesiyim; siz de Başkansınız. Biraz önce siz bana İç Tüzük’ün 66’ncı maddesi uyarınca söz verdiniz.

BAŞKAN – Evet.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Ben kürsüye geldim. Normalde kürsüde ben olduğum zaman grup başkan vekillerinin veya herhangi birisinin sizin bulunduğunuz yerden herhangi bir hatibe veya konuşan bana söz söylememesi lazım, kural bu değil mi efendim?

BAŞKAN – Evet.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Hangi kural uygulandı şimdiye kadar?

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Bu değil mi efendim kural? Ben kürsüde konuşuyorum… (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bir saniye…

BAŞKAN – Bir saniye sayın milletvekilleri.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - Efendim, susturur musunuz.

Bakın, ben…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Yani, merdivenleri çıkıp benim üstüme yürümen mi gerekiyor?

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Bir saniye efendim, bir saniye.

Bakın, ben tutanakları okuyorum, tutanakları okuyorum, tutanaklar burada, tutanaklar burada efendim:

“Başkan – Hayır, sataşmadan dolayı söz veriyorum, buyurun.

Buyurun, iki dakika söz veriyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Ama, söylediğiniz sözü de söyleyin hatırlayabilecekseniz.”

Siz bana laf atıyorsunuz, eyvallah.

“Mustafa Sezgin Tanrıkulu (İstanbul) – Sayın Başkan, söylerim.” diyorum kürsüden.

“Başkan – Hatırlayacaksanız söyleyin önce, söyleyin.” diye yine bana laf atmaya devam ediyorsunuz.

“Mahir Ünal (Kahramanmaraş)” Yerinde değil, bakın yani ayakta, benim arkamda ve sizin yanınızda. Bakın, ne söylüyor: “…sen –yani, ben kürsüdeyken- hakaret etme hakkına sahipsin, başkası sana bir söz söylemeyecek, öyle mi?” diye sizin önünüzden… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Tehdit, tehdit!

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - Bakın, bir saniye, bakın efendim, okuyorum… (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bir saniye, okuyorum. Ben ne söylüyorum, bakın, yine böyle:

“Mustafa Sezgin Tanrıkulu (Devamla) - Bir saniye... Bir saniye...” diyorum. Kime söylüyorum? Sayın Grup Başkan Vekiline söylüyorum, yerinde oturan değil, sizin önünüzde olana söylüyorum. Bakın…

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Niye saldırıyorsun, niye saldırıyorsun?

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Bakın: “Mahir Ünal (Kahramanmaraş) – Buraya kadar gelip haksız hakareti yapacaksın, sana söz söylenmeyecek, öyle mi?” Ben yerimdeyim, kendisi sizin önünüzde. Ben de size söylüyorum ki: “Bu ne oluyor şimdi?” Niye yerine göndermiyorsunuz? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Üzerime yürüdün sen orada.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Bakın, tutanakları okuyorum: “Mustafa Sezgin Tanrıkulu (İstanbul) – …”

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum. (CHP ve HDP sıralarından gürültüler)

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Bir saniye, bir saniye, Sayın Başkan, tutanak okuyorum burada sizin tutumunuzla ilgili: “Mustafa Sezgin Tanrıkulu (İstanbul) – Bir saniye… Bir saniye…”

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Gereğini yapın Sayın Başkan, gereğini yapın.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan, bağlayacağım bir saniye.

“Mustafa Sezgin Tanrıkulu (İstanbul) – Bu, ne oluyor şimdi? Bu, ne oluyor?”

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, orada oturamazsın öyle, Başkanlık kürsüsünde öyle oturamazsın, tehdit ediyor, gereğini yap.

BAŞKAN – Meclis karar veriyor.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Tutanağı okuyorum, tutanağı, tutanaklar yalan söylemez herhâlde: “Mustafa Sezgin Tanrıkulu (Devamla) - Bir saniye... Bir saniye... Bu, ne oluyor şimdi?

Başkan - Buyurun siz.

Mustafa Sezgin Tanrıkulu (Devamla) - Bu, ne oluyor şimdi? Bu, ne oluyor?”

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Üzerine yürüdün, üzerine!

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Ben söylüyorum, bakın, söyleyen benim.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Üzerime yürüyerek söylüyorsun bunları. (CHP ve HDP sıralarından gürültüler, CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Bakın, kürsüde konuşan benim. Olay bu, olay bu. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi, sayın milletvekilleri…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, oturumu kapatmayacaksanız sizi İç Tüzük’e davet edeceğiz, usul tartışması açacağız.

BAŞKAN – Önergeler var efendim iki tane, onları oylayacağım. (CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hayır, usul tartışması açacağız, böyle şey olur mu ya, usul tartışması açacağız.

HASAN ÖREN (Manisa) – Hâlâ önerge diyorsunuz, ne önergesi ya!

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, yanlış yapıyorsunuz, yanlış!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Usul tartışması istiyoruz Sayın Başkan.

OKTAY VURAL (İzmir) – İç Tüzük’ün hükümlerini uygulayın.

BAŞKAN – İç Tüzük’ün 75’inci maddesine göre verilmiş geri alma talebini içeren bir tezkere daha gelmiştir. Şimdi tezkereyi okutup oylarınıza sunacağım.

Lütfen okuyun…(CHP sıralarından ayağa kalkmalar, sıra kapaklarına vurmalar, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) – Ne tezkeresi ya!

HASAN ÖREN (Manisa) – Ne tezkeresi ya, ne tezkeresi!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, tutumunuz üzerine söz istiyorum, usul tartışması açılmasını talep ediyorum.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, işte bu engellemektir; bu, Meclisi çalıştırmamaktır.

Lütfen okuyun…

(Kâtip Üye Erzincan Milletvekili Muharrem Işık tarafından önergenin okunmasına başlandı)

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına”

MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) – Okuma Muharrem!

(Bir grup CHP ve HDP milletvekilinin kürsü önünde toplanması)

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan, 68’inci madde fiilen uygulanmıştır, kapatmak zorundasınız.

BAŞKAN – Doğru değil efendim yaptığınız, doğru değil yaptığınız. (CHP sıralarından ayağa kalkmalar, sıra kapaklarına vurmalar, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

Sayın Yalçınkaya, Kâtip Üyeye niye öyle diyorsunuz siz oradan?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan, 68’inci maddeye göre kapatmak zorundasınız.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Usul tartışması istiyoruz Sayın Başkan, niye beni dinlemiyorsunuz?

BAŞKAN – Neyin usul tartışmasını açıyorsunuz? Görüştük Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır, üslubunuz usule aykırı.

BAŞKAN – Niye usule aykırı olsun efendim?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, işleme başlandı, Kâtip Üye niye okumuyor?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Usul tartışması açıyoruz efendim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – İç Tüzük’e uygun olarak usul tartışması açıyoruz. Usul tartışmasını öne almak zorundasınız. Lütfen yani böyle olur mu?

OKTAY VURAL (İzmir) – İç Tüzük hükümlerini uygulayın.

BAŞKAN – Neyin usul tartışmasını açıyorsunuz Sayın Hamzaçebi? Bir saatten bu tarafa konuşuyoruz, her şeyi söylediniz burada.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – 68’inci maddeye aykırı.

BAŞKAN – Niye aykırı olsun?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Bakın, Meclisin çalışma…

BAŞKAN – Tüm muhalefet ayağa kalkıp…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, sizin takdir hakkınız yoktur, ben usul tartışması açınca sizin takdir hakkınız yoktur.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Bakın, sizi Meclisin çalışma usullerine uymaya davet ediyoruz, diğer işlerden öne almak zorundasınız.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Niye, Meclis Başkanlık Divanına, Kâtip Üyeye talimat mı veriyorsunuz? Niye konuşturmuyorsunuz?

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, disiplin hükümlerini uygulayın.

BAŞKAN – Ama sizin grubunuz ayağa kalkıp gürültü yapacak, “Usul tartışması açıyorum.” diyeceksiniz.

OKTAY VURAL (İzmir) - Ama disiplin hükümlerini uygulayın.

BAŞKAN – Böyle bir uygulama var mı efendim, böyle bir usul var mı? Nerede görülmüş? Meclis çalışmaz efendim. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, usul tartışması açıyorum.

BAŞKAN - Hayır, Meclis çalışmaz Sayın Hamzaçebi. Usul tartışması diye grubunuz kalkıyor ayağa, gürültü yapıyor, sıralara vuruyor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır, ben usul tartışması açıyorum dedim, siz beni dinlemediniz.

BAŞKAN – Hayır, efendim, ben dedikten sonra başlattınız, lütfen…

KÂTİP ÜYE MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Önce söyledi Başkanım.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Duymamış olabilirsiniz.

BAŞKAN – Bu Meclis çalışacak efendim, bu Meclis çalışacak. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Meclis zorbalıkla çalışmaz!

BAŞKAN – Usul tartışmasını yaptık, yaptık efendim usul tartışmasını.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, usul tartışması açmak istiyorum.

BAŞKAN – Hayır, açmıyorum efendim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hayır, bu şekilde devam edemeyiz.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sizin 68’le ilgili uygulamanız nedir? Bizde tereddüt var, bunu tartışmalıyız.

BAŞKAN – Hiçbir tereddüt yok efendim, hiçbir tereddüt yok.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, bir işlemi başlattınız, Kâtip Üye neden okumuyor?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, buna hakkınız yok.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, buna hakkınız yok, bu böyle olmaz.

BAŞKAN – Lütfen, okuyun, oylayacağım…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, usul tartışmasını diğer işlerden öne almak zorundasınız.

BAŞKAN – Efendim, kaç defa usul tartışması açtık?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – 10 defa, 20 defa, 100 defa, açacaksın.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Daha yeni başlattılar.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Çok dinleyeceksiniz Sayın Başkan, daha yeni başladı, daha yolda olanlar var.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hayır, canım yeni bir durum var.

LEVENT GÖK (Ankara) – Uygulama yapmak zorundasınız.

BAŞKAN – O zaman grubunuza bağlı milletvekilleri gürültü yapsınlar, ayağa kalksınlar, usul tartışması açın! Meclis nasıl çalışacak, Meclis nasıl çalışacak onu söyleyin? (AK PARTİ sıralarından alkışlar; CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hayır, grubumuzun vekillerinin bir şey yaptığı yok.

BAŞKAN – Evet, iki partinin grubuna ait milletvekilleri ayağa kalktı, gürültü yapıyorlar efendim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Usul tartışmasını öne almamız lazım.

BAŞKAN – Hayır, efendim oyluyorum.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Yapamazsın böyle bir şey.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – O zaman ara vereceksin Sayın Başkan, gürültü varsa çalışma ortamı yoktur, ara vereceksin!

BAŞKAN - Buyurun, konuşun…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Grup başkan vekili grubunu durduracak, susturacak.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Lütfen okuyun Sayın Üye.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hayır, hayır; buna bunu yapamazsınız.

BAŞKAN – Sayın Işık…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, buna hakkınız yok.

BAŞKAN – Yaparım efendim, niye yapmayayım, hakkım yok, niye hakkım olmasın?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, diğer işlerden öne almak zorundasınız.

LEVENT GÖK (Ankara) – Usul esastan önce gelir.

BAŞKAN – Sayın Işık, lütfen okur musun?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Lütfen yerinize oturun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yanlış işlem yapıyorsunuz.

BAŞKAN – Yanlış işlem yapmıyorum efendim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Usul tartışmasını açmak zorundasınız.

BAŞKAN – Siz yanlış yapıyorsunuz efendim.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, bu hangi usule uygun? Arkadaşlar deminden beri usulden, nezaketten bahsediyorlar bu hangi usule uygun?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ara verin, arkada konuşalım.

BAŞKAN – Niye ara vereceğim, ara vermiyorum efendim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Konuşuyorum ben, hayır.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hayır, keyfinize göre yönetemezsiniz ya!

BAŞKAN – Lütfen, oturun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Buna hakkınız yok Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yerinize oturur musunuz Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ben geçiyorum, lütfen usul tartışmasını açın.

BAŞKAN – Hayır, efendim oylayacağım ben, niye usul tartışması açayım.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Bize söz verin, usul tartışmamızı da açın.

BAŞKAN – Lütfen, yerinize oturur musunuz lütfen.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Şu anda grup başkan vekilleri Meclis Başkanlık Divanını işgal etmeye kalkışıyorlar.

HASAN ÖREN (Manisa) – Sen de işgal ediyordun orayı. Orada dururken sen de işgal etmiştin.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ben usul tartışması açıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Oturun yerinize lütfen.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – İç Tüzük’ü esas alıyorsanız bunu yapmak zorundasınız.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, disiplin hükümlerini uygulayın efendim. Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Vural.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, başlattığınız bir işlem var.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bir olay oldu, şu ya da bu, bunları gördünüz. Bunlarla ilgili İç Tüzük hükümleri, amir hükümler var. “İç Tüzük hükümlerini uygulayın.” diyoruz, “Meclisi tatil edin.” demiyoruz, İç Tüzük’ü uygulayın.

BAŞKAN – Ama, Sayın Vural, şimdiki hadise… İç Tüzük tartışması veya usul tartışmasının istenmesinin gerekçesi ne?

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçesi…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Tutumunuz…

BAŞKAN – İki partinin milletvekilleri ayağa kalktılar, gürültü yapıyorlar, sıralara vuruyorlar.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hayır, hayır, öyle değil.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Hayır, hayır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, hayır.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, İç Tüzük hükümlerini uygulayın.

BAŞKAN - Lütfen okur musun Sayın Işık. Lütfen Sayın Işık… (HDP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

KÂTİP ÜYE MUHARREM IŞIK (Erzincan) - Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Işık, lütfen… Sayın Işık, okur musunuz lütfen.

KÂTİP ÜYE MUHAMMET BİLAL MACİT (İstanbul) – Okumayacaksa ben alayım onu Başkanım.

BAŞKAN – Lütfen Sayın Işık…

KÂTİP ÜYE MUHAMMET BİLAL MACİT (İstanbul) – Okumayacaksa ben alayım.

BAŞKAN – Sayın Işık, lütfen okuyun.

MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) – Azarlıyor ya!

KÂTİP ÜYE MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Sayın Başkanım, iki grubun başkan vekillerini de…

BAŞKAN – Ama, lütfen… Sayın Işık, lütfen… Sayın Işık, okur musun lütfen. (HDP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

KÂTİP ÜYE MUHARREM IŞIK (Erzincan) - Başkanım, iyi de grup başkan vekilleri de bir şey talep ediyorlar. Daha önceden ben duydum, bir şey istediler.

BAŞKAN – Sayın Işık, okuyun lütfen…

KÂTİP ÜYE MUHAMMET BİLAL MACİT (İstanbul) – Bana verin, ben alayım.

BAŞKAN – Hayır efendim.

KÂTİP ÜYE MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Daha önceden söz istediler Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Işık, okur musun lütfen.

MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) – Kâtibi azarlıyor ya!

KÂTİP ÜYE MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Ama bizim hiçbir söylediğimiz olmuyor ki.

BAŞKAN – Sizin değil. Okur musun lütfen.

MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) – Okumuyor ya!

KÂTİP ÜYE MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Onlar daha önceden ikisi de kalktılar, istediler.

BAŞKAN – Takdir hakkınız yok, okumak zorundasınız. (HDP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, bu şekilde evrak okutmayın. Muharrem Bey’e karışmayalım da Başkanım, bu şekilde evrak okutmayın. Ara verin, kâtip değiştirin.

KÂTİP ÜYE MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Tamam, ara verin, değiştirin Başkanım.

BAŞKAN – Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 00.02

 

DOKUZUNCU OTURUM

Açılma Saati: 00.14

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşiminin Dokuzuncu Oturumunu açıyorum.

684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet? Yerinde.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, Divanın hepsi bir partiden olamaz!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) - İç Tüzük’e aykırı!

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Tarafsız olamaz!

BAŞKAN - Sayın Yalçınkaya, buyurun lütfen.

(Kâtip Üye Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın Başkanlık Divanındaki yerini almak üzere Başkanlık Divanına gitmesi)

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sağ tarafa, sağ tarafa.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sağ tarafa otur.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural…

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Bırak onu Bayram Bey, sen onu geç!

HASAN ÖREN (Manisa) - Niçin oraya oturuyor? Neden oturuyorsunuz, hangi gerekçeyle? Gerekçesi ne Başkan?

KÂTİP ÜYE MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) – Buraya geçeceğim, Muharrem Bey’in yerine geçeceğim.

KÂTİP ÜYE MUHAMMET BİLAL MACİT (İstanbul) – Bugün burada oturan kişi bendim Rıza Bey.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, Muharrem Bey oradan kalktı!

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, fiilî durumlara izin vermeyin lütfen!

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – O, kürsü işgaliyle eş değer bir şey!

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, Başkanlık Divanı fiilî durumlara izin vermesin!

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Zorbalık bu, zorbalık!

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Sayın Başkanım, siz okutun!

BAŞKAN - Sayın Vural, bir şey söyleyecektiniz, buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Divanın teşekkülüyle ilgili bu görevlendirmeleri kim yapıyor Sayın Başkanım?

BAŞKAN – Başkan yapar efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Meclis Başkanının bu konudaki yaptığı görevlendirmeyi lütfen paylaşır mısınız bizimle? Yazılı görevlendirmeyi verir misiniz?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Yazılı olarak, hemen... Öyle korsan atama yapamazsınız.

BAŞKAN – Yazılı görevlendirmeler, sadece isimler bellidir efendim, nöbet isimleri, evet.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, efendim, isimler kimlerdir? Görevlendirmeyi...

BAŞKAN - Kaldı ki efendim, bakın, onu izah edeyim Sayın Vural. 16’ncı maddeyi okuyorum “Kâtip üyelerin görevleri

Kâtip üyelerin görevleri şunlardır:

Tutanakların tutulmasını denetlemek...”

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Tarafsızlık lazım, korsanlık değil!

BAŞKAN – “...Tutanak özetlerini yazmak;

Genel Kurulda evrak okumak;

Yoklama yapmak;

Oyları saymak...”

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Oyları sayarken hile, huda yapıyorsunuz.

BAŞKAN – “...Seçimlerin düzen ve dürüstlük içinde geçmesini denetlemek;

Söz sırasını kaydetmek.”

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet.

BAŞKAN – Burada, “İlla sağ taraftaki kâtip üye okuyacak.” diye bir kayıt yok efendim.

HASAN ÖREN (Manisa) - Niye gelip oturuyor o da?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan...

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, ben bu görevlendirmeyle ilgili Meclis Başkanının...

BAŞKAN - Okuyorum efendim: “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Kanunlar ve Kararlar Başkanlığı Genel Kurul Başkanlık Divanı Nöbet Çizelgesi:

Tarih 3, 4, 5 Şubat 2015, Başkan, Başkan Vekili Şükran Güldal Mumcu; kâtip üyeler, Dilek Yüksel, Mine Lök Beyaz.

Tarih 10, 11, 12 Şubat 2015, Başkan, Başkan Vekili Meral Akşener; kâtip üyeler, Fehmi Küpçü, İsmail Kaşdemir.

Tarih 17, 18, 19 Şubat 2015, Başkan, Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı; kâtip üyeler, Muhammet Bilal Macit, Muharrem Işık.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, şu an ayın 20’si, ayın 20’si Başkan.

BAŞKAN - Tarih 24, 25, 26 Şubat 2015, Başkan, Başkan Vekili Sadık Yakut; kâtip üyeler Bayram Özçelik, Muhammet Rıza Yalçınkaya.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ayın 24’ü değil bugün efendim, ayın 24’ü değil, ayın 24’ünü okudunuz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ayın 20’si Başkan. Geçti, geçti.

BAŞKAN - Ben gelecek haftayı okudum, bu haftayı da okudum biraz önce.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, 19’u...

BAŞKAN – Hayır, neye itiraz ediyorsunuz anlaşılır gibi değil ki.

Ben 24’ünden önce “17, 18, 19 Şubat, Başkan, Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı; kâtip üyeler, Muhammet Bilal Macit, Muharrem Işık.” diye okudum, bir aylık çizelgeyi okudum size.

OKTAY VURAL (İzmir) – 20 Şubat nerede efendim? 17, 18, 19’a kadar. (MHP sıralarından “Siz niye oradasınız Sayın Başkan?” sesi)

BAŞKAN – Değişebilirler aralarında başkan vekilleri ve kâtip üyeler.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ayşe Nur Bahçekapılı Hanım yok, mazereti olabilir.

BAŞKAN – Evet, değişiyorlar.

OKTAY VURAL (İzmir) - Muharrem Bey neden yok? Siz görevden alamazsınız ki!

BAŞKAN – Evet, 55’inci madde: “Başkan oturumu açar ve gerekirse kapatır. Oturumun devamınca Başkanlık makamı ve kâtip üyelikler boş kalamaz.”

OKTAY VURAL (İzmir) – Tamam, kalmaz, kalmaz! Doğru, kalmaz! Boş kaldı, işgal ediyorsunuz.

BAŞKAN – Boş kalmıyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, orada böylesine önemli bir tasarıda muhalefetin temsil edilmemesi doğru değil.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, söz verir misiniz...

OKTAY VURAL (İzmir) – Bunu Kanunlar Kararlar niye getiriyor ki?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Başkan, işgal ediyorsun, kürsüyü işgal ediyorsun! Korsan yönetiyorsun! İşgal ediyorsun! Görevlendirme yok! Allah Allah! Hukuk bu kadar da Mecliste çiğnenmez!

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

C) Önergeler (Devam)

3.- Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu’nun, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1579) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/241)

BAŞKAN – Evet, sayın milletvekilleri, İç Tüzük’ün 75’inci maddesine göre verilmiş geri alma talebini içeren tezkereyi okutuyorum... (CHP, MHP ve HDP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

“TBMM Başkanlığına

Konu: Kanun teklifimin geri çekilmesi...”

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Tutumunuz hakkında usul tartışması açıyorum.

(Kâtip Üye İstanbul Milletvekili Muhammet Bilal Macit tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“...Görüşülmekte olan 684 sıra sayılı kanun teklifi ile birleştirilen 2/1579 sayılı kanun teklifimi geri çekiyorum...”

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan...

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Başkan, yanlış yapıyorsun, yapamazsın bunu! Korsan yönetilmez. Bugün ayın 20’si.

(Kâtip Üye İstanbul Milletvekili Muhammet Bilal Macit tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“...Talebim doğrultusunda işlem yapılmasını saygılarımla arz ederim.

Osman Faruk Loğoğlu

Adana”

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Başkan, burada birisi ölürse katili sensin! (CHP, MHP ve HDP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

BAŞKAN – Sayın Loğoğlu’nun tezkeresini oylarınıza sunuyorum...

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı istiyorum. Karar yeter sayısı...

BAŞKAN - ...Kabul edenler...

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Başkan, karar yeter sayısı istedi.

BAŞKAN - ... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar; CHP, MHP ve HDP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

Diğer tezkereyi okutuyorum...

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Vereceğim efendim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, ayıp ediyorsun!

BAŞKAN – Hayır, ayıp etmiyorum efendim, ben...

Diğer tezkereyi okutuyorum... (CHP, MHP ve HDP sıralarından gürültüler, sıra kapaklarına vurmalar, kürsü önünde toplanmalar)

4.- Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü’nün, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1632) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/235)

19/02/2015

TBMM Başkanlığına

684 sıra sayılı Kanun Tasarısında PVSK’da değişiklik yapılması talebinde bulunanlar arasında adım sayılmıştır. Bu kanun tasarısından teklifimin ayrılarak ayrıca değerlendirilmesini istiyorum.

Bu baskıcı yasayla ilişkim yoktur.

Ertuğrul Kürkcü

Mersin

BAŞKAN – Sayın Ertuğrul Kürkcü’nün tezkeresini oylarınıza sunuyorum... (Gürültüler)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan...

(MHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

OKTAY VURAL (İzmir) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – ...Kabul edenler...

FARUK BAL (Konya) – Yoklama, yoklama!

BAŞKAN - ...Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar; CHP, MHP ve HDP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

Tasarının...

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan...

BAŞKAN - Yoklama talebini yerine getiririm, ne var? (Gürültüler)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Ne yapıyorsun orada öyle! Her seferinde aynı şeyi yapıyorsun! Kaldır kafanı! Kafanı kaldır! Ne yapıyorsun burada, on dakikadır ayakta duruyor adam! (Gürültüler) Deve kuşu musun sen? Kafanı kaldır, kafanı!

BAŞKAN – O zaman gürültüyü yapan kim? Gürültü yapılmasın efendim. Gürültü yapılacak, ondan sonra…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Buraya bakmak zorundasınız, bizi görmezden mi geleceksiniz?

BAŞKAN - Hayır, efendim, gürültü yapmayacak arkadaşlar.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, Parlamentoda adam gibi kanun geçer, böyle olmaz. Parlamentonun kuralları var, siz böyle oldubittiye getiremezsiniz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Başkan, hukukun ırzına geçtin!

MEHMET GÜNAL (Antalya) – İki saattir burada ayakta duruyor grup başkan vekili!

BAŞKAN – Evet, yoklama talebini yerine getireceğim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Siz burada böyle yapamazsınız.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Söz hakkımızı verin, olsun bitsin.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, gürültüyü yapan başka, talebi yapan başka, benim burada kabahatim ne?

BAŞKAN – Ne kabahati?

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Gürültü yapan başkası, ben sana bir şey anlatıyorum.

BAŞKAN – Söylüyorum ben, gürültü yapmasınlar o zaman, Meclis çalışacak, onu söylüyorum.

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Ne diyor adam, dinledin mi?

BAŞKAN – Yoklama talebiniz varsa yerine getirilir.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Dürüstlük ilkelerine göre hareket edeceksiniz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – İç Tüzük bu kadar çiğnenmez, Anayasa bu kadar çiğnenmez, hukuk bu kadar çiğnenmez

BAŞKAN – Evet, Sayın Vural…

OKTAY VURAL (İzmir) – Bir dakika, böyle oldubittilerle bizim hakkımızı yok sayamazsın. Biz edebimizle talebimizi iletiyoruz.

BAŞKAN – Vallahi, yüksek sesle konuşmak bir şey değil yani.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Kürsü işgali bu, kürsü!

OKTAY VURAL (İzmir) – Tutanaklara bakın, tutanaklara, tutanaklara bakarak işlem yapın Sayın Başkan.

LEVENT GÖK (Ankara) – Çalışma düzeni kalmamış zaten, böyle şey mi olur ya!

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Meclisi de memlekete çevirdin, her yerde derebeyi oldunuz.

BAŞKAN – Vallahi, yüksek sesle konuşmak bir şey değil yani.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Kafanı kaldır, kafanı; bak, buraya bak.

BAŞKAN – Oturun yerinize, çağırmayın, sesleri anlayalım, yerine getirelim.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Kafanı kaldır da oturalım.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Dürüstlüğe göre hareket edeceksiniz.

BAŞKAN – Sayın Tanal, oturur musun.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Adam gibi idare edeceksiniz burayı!

BAŞKAN – Bu kelimeleri düzgün kullanın.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Namuslu ve dürüst hareket edeceksiniz, olamaz böyle.

BAŞKAN – Sayın Tanal, burası Türkiye Büyük Millet Meclisi.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bakın, burada çıkabilecek olayların sorumlusu ve başaktörü siz olacaksınız. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Tehdit mi ediyorsunuz?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ya, ne biçim diyalog kuruyorsunuz! Söz taleplerimiz var.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ben size diyorum ki: Burada olabilecek olayların başaktörü siz olacaksınız.

BAŞKAN – Yerinize geçin lütfen.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Lütfen, dürüst hareket edeceksiniz siz.

BAŞKAN – Yoklama yapıyorum Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bir dakika…

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Dinle, dinle, talebi ne biliyor musun?

BAŞKAN – Otursun herkes yerine, sussunlar, dinleyelim yani.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Kafanı kaldır yönetirken, buraya bak önce.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Utanıyor. Utanacak ne yaptın?

NAZMİ GÜR (Van) – Şu anda korsan yönetim yapıyorsunuz, korsan kurallara göre Meclisi yönetiyorsunuz, İç Tüzük’e uymaya davet ediyoruz sizi, korsanlık yapmayın.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Söz talebimiz var.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Kürsü işgali bu, kürsü!

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Şu andaki işgal durumudur, işgaldir, işgal; işgalcisiniz şu anda.

İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) – 3 tane AKP’li ne?

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bundan önceki yaptığınız işlemlerle ilgili benim İç Tüzük çerçevesinde talebim oldu. Tutanakları almak suretiyle benim talebim doğrultusunda işlem yapmanızı istirham ediyorum.

BAŞKAN – Talebiniz nedir efendim?

OKTAY VURAL (İzmir) – Talebim tutanakta yazılıdır.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Oku bakalım, tutanaklarda yazıyor. Kafanı kaldır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Tutanaklarda yazılıdır.

BAŞKAN – Tutanakları isteyelim efendim, tamam.

OKTAY VURAL (İzmir) – Önceki işleminizle ilgilidir, yerine getirmediniz, usule aykırı bir işlem yaptınız.

BAŞKAN – Talebiniz nedir, tekrarlayın.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Tutanaklarda var.

LEVENT GÖK (Ankara) – Tutanakları getirin.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, tutanaklara bakın diyorum.

BAŞKAN – Tamam, tutanakları isteriz, nedir talebiniz?

OKTAY VURAL (İzmir) – Siz benim talebimi dinlemediniz.

BAŞKAN – Dinlemedim değil efendim, duymadım, gürültüden duymadım. Sayın milletvekillerinin…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Kafanı kaldırmadın, hep aynısını yapıyorsun sen. Talimatlısın sen, talimatlısın!

BAŞKAN – Ben hep aynısını yapmıyorum.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Hep böyle kafayı deve kuşu gibi gömüyorsun.

BAŞKAN – Sayın Günal, kendinizi yormayın, ben hep aynısını yapmıyorum.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sen hep aynısın, boşuna uğraşma.

BAŞKAN - Hayır efendim, hayır.

Sayın Vural, talebinizi tekrarlayın efendim, dinleyelim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Talimatlısın sen, talimatla oturuyorsun.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Talimatla oturuyorsun, talimatla.

BAŞKAN – Siz ne kadar talimat alıyorsanız ben de o kadar alıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Meclis Başkan Vekili talimat almaz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kimden talimat alıyorsun?

BAŞKAN - Milletvekilinin talimat almasını kabul ediyorsanız, siz ne kadar alıyorsanız ben de o kadar alıyorum, madem öyle…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Mahir Ünal’dan mı aldın talimatı? Gelince Mahir mi söyledi sana?

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Milletten talimat alıyoruz, milletin hukukunu savunacağız, milleti faşizme ezdirmeyeceğiz.

BAŞKAN – Sayın Vural, sistem açık, talebinizi söyleyin.

VIII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

34.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, (2/1579) ve (2/1632) esas numaralı Kanun Tekliflerini geri çekme önergelerinin oylanması sırasındaki taleplerinin yerine getirilmediğine ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bakın, ben burada oturarak İç Tüzük’ten kaynaklanan hakkımızı, hukukumuzu korumak istiyorum. Bu konuda talebimiz açık ve net olarak iletilmiştir. Yapmanız gereken husus, bununla ilgili yaptığınız 2 işlemle ilgili benim talebimi almak suretiyle bunu nasıl yerine getireceğiniz hususunu değerlendirmektir. Benim bu talebimle ilgili işlem yapıldıktan sonra, bitmiş bir işlemle ilgili talebimi yenilemek yerine yaptığınız işlem sırasında talebimin ne olduğunu tutanaktan öğrenmektir. Duymadıysanız lütfen okuyunuz.

BAŞKAN – Tutanakları isteyeceğim, talebiniz nedir diye soruyorum size.

OKTAY VURAL (İzmir) – İsteyin efendim, isteyin.

BAŞKAN - Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 00.24

ONUNCU OTURUM

Açılma Saati: 00.55

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşiminin Onuncu Oturumunu açıyorum.

684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

IX.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, (2/1579) ve (2/1632) esas numaralı Kanun Tekliflerini geri çekme önergelerinin oylamasının tekrar edileceğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayın Osman Faruk Loğoğlu’nun tezkeresinin oylaması sırasında Sayın Oktay Vural ve Sayın Hasip Kaplan’ın karar yeter sayısı talep ettikleri, tutanakların incelenmesinden anlaşılmıştır.

Öncelikle bu tezkereyle ilgili oylama işleminin İç Tüzük’ün 13’üncü maddesine göre yeniden yapılması konusunda işlem yaptıktan sonra Sayın Ertuğrul Kürkcü’nün tezkeresinin oylamasında da yoklama talebi istenmiş olduğu anlaşıldığından bu tezkere için de aynı şekilde işlem yapılacaktır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Aleyhte efendim.

BAŞKAN – Şimdi Sayın Loğoğlu’nun tezkeresinin İç Tüzük’ün 13’üncü maddesine göre yeniden oylaması hususunu oylarınıza sunacağım…

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, hayır… Bir dakika efendim.

BAŞKAN – Buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bu konuda siz resen oylamaya, eğer bir usulsüzlük olduğu ortaya çıkmışsa önce bir usul tartışması açacaksınız, ondan sonra “gerekirse oya başvurarak düzeltme yapar.” Dolayısıyla önce bir bu usulünüzle ilgili usul tartışması yapma âmilim vardır, dolayısıyla…

BAŞKAN – Şimdi Sayın Vural, 13’üncü maddenin ikinci fıkrasını okuyayım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Okuyalım.

BAŞKAN – “Genel Kuruldaki oylamalarda ve seçimlerde önemli bir yanlışlık olduğu iddia edilirse, Başkan usul görüşmesi açabilir…”

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet. “…ve gerekirse…”

BAŞKAN – “…ve gerekirse oya başvurarak düzeltme yapar.”

OKTAY VURAL (İzmir) – Dolayısıyla oya…

BAŞKAN – Burada takdirî bir şey söz konusu…

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, hayır.

BAŞKAN – Bir saniye, dinleyin efendim, bitireyim cümlemi.

Ben usul tartışması açıyorum.

Buyurun, lehte ve aleyhte söz isteyen…

OKTAY VURAL (İzmir) – Aleyhte.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Aleyhte.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Lehte.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Aleyhte.

BAŞKAN – Açacağım yani… Açacağım ya…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN – Ama buradaki açma zorunluluğu yok. Onu anlatıyorum yani.

OKTAY VURAL (İzmir) – Açabilir de gerekirse, yani gereğini usul tartışmasından sonra tayin edersiniz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – “Gerekirse oya başvurur” dediğine göre gerekir, ikisi de aynı şey.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, burada “veya” yok, “ve” bağlacıyla birlikte ikisi birlikte gerçekleştirirsiniz. “Ve” bağlacı var çünkü burada.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

VIII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

35.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, açılması takdirinde olan usul tartışmasını açması, takdirinde olmayan usul tartışmasını açmaması ile Başkanlık Divanında bulunan kâtip üyenin yuhalanmasına sessiz kalınmasına ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, siz, Sayın Oktay Vural’ın “önce bir usul tartışması açmak zorundasınız.” yönündeki talebine karşılık, 13’üncü maddeyi okuyarak Başkanın usul tartışması açıp açmama konusunda bir takdir hakkı olduğunu söylediniz; doğru. 13’üncü madde diyor ki: “Açabilir.” Yani açmayabilir de. Ancak siz bu takdir hakkınızı usul tartışması açma yönünde kullandınız; güzel bir şey.

Ben, bu oturuma ara vermeden önce, size, 63’üncü madde çerçevesinde bir usul tartışması talebinde bulundum. Meclisi, İçtüzük’ün 68’inci maddesine göre kapatmak zorunda olduğunuz hâlde kapatmadınız. Bu nedenle, tutumunuz hakkında 63’üncü maddeye göre bir usul tartışması açmak istedim. 63’üncü maddeye göre açılan, talep edilen usul tartışmasında Başkanın takdir hakkı yoktur, açmak zorundadır. Benim talebimi yerine getirmediniz, açmak zorunda olduğunuz hâlde bunu yerine getirmediniz, anlamsız bir otorite kavgasına giriştiniz. Şimdi takdir hakkı olan yerde, bir demokrasi gösterisi olarak, usul tartışması açıyorsunuz.

Bunu açın tabii ki. Ancak ben, 68’inci maddeye göre Meclisi kapatmanız zorunlu olduğu hâlde kapatmadığınız için, 63’üncü maddeye göre usul tartışması açıyorum Sayın Başkan. Bu usul tartışmasının tamamlanmasından sonra benim bu talebimin yerine getirilmesini talep ediyorum. Bu söyleyeceğim birinci konu.

İkinci konu, Sayın Muharrem Işık Divanda otururken, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu sıralarından Sayın Işık’a yönelik olarak -aslında Divana yönelik olarak tabii ki, Işık çünkü Divanın mensubudur- “Yuh!” seslerini duyduk.

Bakın, Divana yönelik bir hakaret yapılmıştır. Siz bu hakaret konusunda hiçbir işlem yapmadınız, hiçbir açıklama yapmadınız. Yani Başkanlık Divanı, Divana yapılan bu hakareti benimsemiş mi oluyor Sayın Başkan?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Efendim, o sözler, Meclis kapandıktan sonra, ara verildikten sonra söylenen sözler. Biz buradayken söylenen sözler değil.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Öyle de olsa fark eder mi?

BAŞKAN – Kaldı ki bugün her sayın milletvekilinin şahsıma ve Başkanlık Divanına, daha doğrusu şahsıma yaptığı hiçbir söze de cevap vermedim burada.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Şahsınıza hakaret yok ki.

BAŞKAN – Evet, Sayın Vural, kimler söz istemişti?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, söz talebimiz var.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Usul tartışması talebimi bekliyorum efendim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Efendim, önce diğer konuyla…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ya, bu HDP’ye özel bir tavrınız mı var?

BAŞKAN – Hayır, niye özel bir tavrımız olsun?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Yani 2 grup başkan vekili söz istiyor, söz veriyorsunuz, burada iki saattir birkaç cümle söyleyeceğiz…

BAŞKAN – Sayın Baluken, saat 14.00’ten bu tarafa kim söz istemişse istisnasız verdim. Lütfen ama…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Eşit sürede girdik.

BAŞKAN – Hayır, istediniz veriyorum.

Buyurun.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, ben de istedim, vermediniz.

BAŞKAN - Ve bunlar da doğru değil, bu verilen sözler de, sadece Meclis çalışsın diye yapıyorum. Çok net ifade ediyorum. İç Tüzük’ün neresinde varsa gösterin bunları.

Buyurun Sayın Baluken.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ya gözünüz görmüyor ya kulağınız duymuyor ya kasten yapıyorsunuz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Kimin doğru yaptığı, kimin yanlış yaptığı biraz önce incelediğiniz tutanaklardaki tavrınızdan da ortaya çıkıyor.

BAŞKAN – Grubunuzun gürültüsünden… Diğer Cumhuriyet Halk Partisinin ve sizin grubunuzun gürültüsünden kaynaklandı efendim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – İsterseniz bitirin, öyle konuşalım.

BAŞKAN – Tabii, siz konuşun.

Buyurun.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Kesmeyecekseniz konuşalım.

BAŞKAN – Efendim, gerekirse keserim ben.

Buyurun.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Allah, Allah! Kesemezsin!

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Kesemezsiniz! Öyle şey mi olur?

BAŞKAN – Gerekirse keserim efendim.

Buyurun.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Öyle şey mi olur?

BAŞKAN – Evet, olur.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Dinleyeceksiniz…

BAŞKAN – Başkanın yetkisi var efendim.

Buyurun.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Grup Başkan Vekili konuşuyor.

BAŞKAN – Buyurun efendim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Hatibin sözünü kesmek ne demek? Tehdit mi ediyorsun?

BAŞKAN – Sayın Kaplan, lütfen oturun yani bu boş sözlerle…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ne demek bu?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – “Gerekirse keserim.” ne demek ya?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Deminden beri…

BAŞKAN – Sayın Baluken, söz istediniz verdim yani daha ne diyorsunuz, ne istiyorsunuz yani? Söz istediniz, buyurun.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Vermediğiniz için tartışma çıktı.

BAŞKAN – Hayır, vermedim değil efendim. Gördüm, verdim.

Buyurun.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Hayrınıza mı veriyorsunuz?

NAZMİ GÜR (Van) – Ne biçim yönetiyorsunuz? Allah, Allah! Sanki hayrına veriyormuş gibi.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Çok nazikmiş gibi davranıyorsunuz.

BAŞKAN – En az sizin kadar efendim.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Gerçekten öyle…

BAŞKAN – En az sizin kadar…

Buyurun.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Bu oturumda kimin doğru, kimin yanlış yaptığı demin incelediğiniz tutanaklarda ortaya çıktı. Biz oturum boyunca karar yeter sayılarını, yoklama taleplerini dikkate almadığınızı, usul tartışmalarıyla ilgili istemlerimize cevap vermediğinizi defalarca söyledik. Kürsüye gelerek de bunu anlayacağınız bir ses tonuyla da size ifade etmemize rağmen dikkate almadınız. Şimdi tutanakları inceledikten sonra yanlış yaptığınızı fark ettiniz. Eğer o tutanakları dikkatli bir şekilde incelemişseniz, orada bizim de İç Tüzük 68’e göre, 2 defa sizin kavga ve gürültüden dolayı oturuma ara verdikten sonra geri dönüp tekrar oturum açmamanız gerektiğini belirten cümlelerimiz, sözlerimiz olmuştur. Siz İç Tüzük’ün 68’inci maddesine uymadığınız için biz yerimizden söz alarak, 63’e göre usul tartışması açmak istediğimizi defalarca ifade ettik. Bunu ifade etmemize rağmen, İç Tüzük 63’te “Usul tartışmasıyla ilgili talepler bütün diğer işlerden önce ele alınır.” denmesine rağmen siz bunu dikkate almadınız. Dolayısıyla, deminki usul tartışmasıyla ilgili talebimiz geçerlidir. 68’den dolayı oturumu kapatmamakla yanlış yaptınız. 63’ten dolayı usul tartışması talebimizi tekrar takdir etmenizi istiyoruz.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Önce oylamayla ilgili usul tartışmasını yapacağım ve lehte söz isteyen Oktay Vural, İzmir Milletvekili.

Buyurun…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Kimlere söz veriyorsunuz?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Lehte mi, aleyhte mi?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Aleyhteydi, aleyhte.

OKTAY VURAL (İzmir) – Aleyhte efendim.

BAŞKAN – Buraya lehte yazılmış Sayın Vural.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Siz kime söz veriyorsunuz, önce onu açıklayın.

BAŞKAN – O zaman, Sayın Doğan Kubat, İstanbul Milletvekili, lehte isteyen... (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Kimler var? Hayır, kimler var?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Kimler var Sayın Başkan?

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Kubat, bir saniye…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Lehte, aleyhte kimler var; siz açıklamadınız. Lehte, aleyhte kimlere söz veriyorsunuz?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Kimler var, hangi milletvekilleri?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Açıklamadınız.

BAŞKAN – Açıklayalım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Lehte ben.

BAŞKAN – Burada yazılan: Lehte Oktay Vural, İzmir Milletvekili; aleyhte Doğan Kubat, İstanbul Milletvekili.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hayır canım…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – 2 kişiye mi veriyorsunuz?

BAŞKAN – E, tamam, kimler istemişse aranızda anlaşın, getirin.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hayır, stenograflar burada.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – 2 kişiye veriyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın Zozani, nedir bu şeyiniz?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Ya, 2 kişiye veriyorsunuz, 4 kişiye söz hakkı vermeniz lazım.

BAŞKAN – Çok çaba göstermenize gerek yok.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, o zaman, tutanaklara bakın.

BAŞKAN – Dört siyasi partiye tüm usul tartışmalarında “Anlaşın, birer tane söz hakkınız var.” dedim ben, veriyorum da. Ama buraya yazılanı söylüyorum ben size. Kim konuşacaksa yazdırın.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sizin usul tartışmasına geçmeden önce kimlere söz vereceğinizi açıklamanız lazım.

BAŞKAN – Kim konuşacaksa yazdırın efendim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Aleyhte.

OKTAY VURAL (İzmir) – Lehte.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Lehte.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul ) – Aleyhte.

BAŞKAN – Evet, lehte söz isteyenler: Oktay Vural, İzmir Milletvekili; Engin Altay, Sinop Milletvekili. Aleyhte söz isteyenler: Doğan Kubat, İstanbul; İdris Baluken, Bingöl Milletvekili.

Sayın Vural, buyurun, lehte söz istediniz. (MHP sıralarından alkışlar)

V.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER (Devam)

4.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un (2/1579) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çekme önergesinin oylamasının tekrarındaki tutumunun İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tabii, biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak, bu kanunla ilgili hangi maddelerine karşı olduğumuzu ve neden karşı olduğumuzu, hangi maddeleri desteklediğimizi ve yetersiz olanları gayet açık ve net bir şekilde ortaya koyuyoruz ve İç Tüzük çerçevesinde taleplerimizi yineliyoruz.

Bizim bir tek gücümüz var: Hukuk, milletin hukuku. Yani milletin hukukundan başka gücümüz yok bizim. Milletin hukuku çerçevesinde, kanuna uygun bir şekilde İç Tüzük hükümlerinin uygulanmasını istiyoruz. Bu İç Tüzük hükümlerini uygulamamız bir kanunu engellemek değil, ben hakkımı kullanıyorum. Bir grubun, milletin verdiği yetkiyle hakkını kullanmasını eğer bir engelleme olarak görürseniz, o zaman hukukun uygulanmasını engelleme olarak görerek hukuku dışlayan, hukuk dışı bir devleti savunursunuz.

Bu bakımdan, bunlarla ilgili tartışmaları yaparken sürekli olarak “Bir an önce oylamaları yapalım.” filan demek yerine şöyle bir etrafınıza bakmak suretiyle bu konudaki taleplerimizi dikkate alsaydınız belki bugün bu usul tartışmasına girmemiş olacaktık. Çünkü ben karar yeter sayısı istedim, karar yeter sayısı istendiği sırada buradaydım, ayağa da kalkmıştım ama siz gürültüden olabilir, bundan olabilir, bunu, açıkçası, yapmadınız. Ama defalarca bununla ilgili talebimizi ilettik, hatta sayın milletvekillerimiz geldi, sizin yanınızda söylediler.

Dolayısıyla böyle fiilî durumlarla hukuku yok saymak doğru değil. Yani milletin hukuku ayaklar altına alınan bir Parlamento kendi bindiği dalı kesmiş demektir. Onun için, İç Tüzük’e aykırıysa bizim talebimiz amenna saddakna ama İç Tüzük çerçevesinde bir talebimiz olmuşsa onun yerine getirilmesini sağlamak sizin göreviniz.

Dolayısıyla, bu çerçevede bakıldığında, önemli bir yanlışlık yapılmıştır. Zaten böyle bir iddiayı ileri süren benim. “Başkan usul tartışması açabilir ve gerekirse oya başvurarak düzeltme yapar.” demesi… Usul tartışması yaptıktan sonra gerekli olduğunu düşünüyorsanız oylamayı yapıp düzeltirsiniz. Dolayısıyla, bu usul tartışmasının amacı ve hedefi tamamen sizin oya başvurmanızı sağlamak için bir gereği oluşturmaktır. Bu gereği oluşturmak için de usul tartışması açmanız doğrudur.

Sayın Başkan, Milliyetçi Hareket Partisi olarak İç Tüzük’ten kaynaklanan yetkilerimizi kullanmaya kararlı olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Sizden arzum ve isteğim odur ki bizim hukukumuzu yok saymayın, milletin hukukunu yok saymayın. Hukuk devleti ekseninde Parlamentoyu yönetin. Bu bakımdan, bu konuda bizim gösterdiğimiz özeni Başkanlık Divanının da göstermesini istirham ediyorum. Bu konuda düzeltmeye başvurma iradenizi de desteklediğimi ifade etmek istiyorum.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Şimdi, aleyhte söz isteyen Doğan Kubat, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Kubat. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım.

Başkanım, aslında oylamayı tekrarlama noktasında 13’e göre iradenizi ortaya koydunuz. 13’üncü maddenin (2)’nci fıkrasında şekil şartı, “Bir usul görüşmesi açabilir.” diye ihtiyari bir hüküm var ama Oktay Bey bunun mecburi olduğunu, bundan sonra bu oylama işleminin yenilenmesi noktasında işlem yapılacağını iddia etti.

OKTAY VURAL (İzmir) – Oylamaya başvuracaksa yapması lazım.

MEHMET DOĞAN KUBAT (Devamla) – Aslında şöyle, 13’üncü maddenin (2)’nci fıkrasını okuyorum: “Genel Kuruldaki oylamalarda ve seçimlerde önemli bir yanlışlık olduğu iddia edilirse Başkan usul görüşmesi açabilir ve gerekirse oya başvurarak düzeltme yapabilir.” Az önceki gürültüler sebebiyle -tutanakları biz de inceledik- Sayın Loğoğlu ve Sayın Kürkcü’nün tezkerelerinin oylanması sırasında karar yeter sayısı ve yoklama taleplerini -gerçekten zabıtlarda var ama- Başkanlık bunu duymadığından dolayı bir hatalı işlem yapmış. 13’e göre de düzeltme iradesini koydu.

Nitekim, burada usul görüşmesi yapılmadan, doğrudan oylamanın tekrarlanmasını oya sunup ondan sonra da aslında bu oylamanın yoklamayı da gözeterek yenilenmesi daha uygundu. Nitekim 24/11/2010 tarihli 23’üncü Dönem 20’nci Birleşiminde o zaman da Genel Kurulun yaptığı uygulama var. “Yapılan oylamada yanlışlık olduğu Divan tarafından tespit edilirse Başkan usul görüşmesine gerek görmeden oylamayı tekrarlayabilir.” Sayın Başkanımız da bu yanlışlıktan dolayı usul görüşmesine gerek olmadan bu oylamayı tekrarlama iradesini ortaya koyduğundan aslında bu usul tartışmasının açılması gereksizdi.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ama Divan tarafından görülmedi bu, benim iddiam.

MEHMET DOĞAN KUBAT (Devamla) – Ben bu anlamda karşıyım, yoksa Sayın Başkanımın yaptığı işlem doğru 13’e göre, bunu da birazdan yapacağız.

Yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, Divan tarafından görülmedi bu.

BAŞKAN – Şimdi lehte söz isteyen Engin Altay, Sinop Milletvekili.

Buyurun Sayın Altay. (CHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Teşekkür ederim Sayın Başkan, sayın milletvekilleri.

Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ve Anayasa’nın size belli noktalarda verdiği takdir hakkı vardır ama size bıraktığı bir keyfiyet yoktur. Dolayısıyla, sizin, bütün başkan vekillerinin ve Sayın Meclis Başkanının da tabii… Grup Başkan Vekilimiz bu akşam kendisini birkaç defa aradı, buradaki elektrikli ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin geçmişine ve şanına, şerefine yakışmayan manzaralardan dolayı Sayın Meclis Başkanımıza şikâyetimizi de bildirdi. Ben isterdim ki Sayın Cemil Çiçek bir parça duruma el koysun.

Salı günkü oturumda 5 milletvekilinin darp neticesinde yaralanması o oturumu yöneten sayın Meclis Başkanının keyfiyetten(x) kaynaklı, keyfî tutumuyla ilgilidir, duygusallığıyla ilgilidir ve siz bugün başından beri benim de –yalnız son bir saati hariç- takdir ettiğim bir yönetim sergilediniz. Ancak şunu görüyorum: Muhalefete, muhalefetin İç Tüzük’ten kaynaklı haklarını kullanmasına yönelik toleransınızı belli bir süre gösteriyorsunuz ama daha sonra, mensubu olduğunuz siyasi partinin yöneticilerinin basıncıyla siz de keyfî yönetime başvuruyorsunuz. Biraz önce yaptığınız da budur. Bu usule sebep olan da, bu usul tartışmalarına sebep olan da sizin oldubittiyle işlem tesis etme çabanızdır. Buna hakkınız yok. Sizi çok iyi anlıyorum ama her şeye rağmen buna hakkınız yok.

İktidar partisinin milletvekillerinin, sayın milletvekillerinin, Hükûmetin bu kanunun bir an önce geçmesi için acelesi olabilir, bunu anlayışla karşılarım ama Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekilinin acelesi olamaz. Bu Parlamentoda en çok oy alan partinin bütün sandalyelere sahip olmamasının bir sebebi vardır. Şöyle bakılabilir: En çok oyu Adalet ve Kalkınma Partisi aldı, o vakit bütün sandalyeler Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleriyle dolsun, devlet idare edilsin. Hayır. Hükûmetin bütün sandalyeleri Adalet ve Kalkınma Partisinin üyeleriyle dolar ama burada iktidar-muhalefet bir denge meselesi var, demokrasi böyle olur. Muhalefetin çok doğal olarak bu İç Tüzük’ten, Anayasa’dan kaynaklı haklarını kullanmasını da burası yadırgayabilir ama sizin tahammül etmek gibi bir zorunluluğunuz var. Etmediniz demiyorum ama en son, üç partinin sayın grup başkan vekili ayaktayken burada işlem tesis etmeye çalışmanız, kâtibinize fırça atmanız –bir nevi- ya da yüksek sesle, okumasını emretmeniz doğru değil. Kâtibin tansiyonu yükselmiş de olabilir, oturuma ara vermeniz gerekir.

Size de sitemim var: O yuhaladığınız Muharrem Işık değildi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanıydı.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Meclis Başkanını yuhalayan sendin.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Çok ayıp, hiç yakışmadı.

BAŞKAN – Evet, şimdi aleyhte söz isteyen İdris Baluken, Bingöl Milletvekili.

Buyurun Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün aslında Sayın Başkan belli bir saate kadar, birkaç eksiklik, yetersizlik dışında Meclisi iyi idare etti ama belli bir saatten sonra, maalesef iki gündür yaşamış olduğumuz sorunları bugün tekrar yaşamaya başladık.

Şimdi, buradaki sorun şu değerli arkadaşlar: Demin de arkadaşlar söylediler, iktidar partisi bu yasa teklifini bir an önce getirmek istiyor; muhalefet milletvekilleri, muhalefet partileri de bunu İç Tüzük’ten doğan haklarıyla engellemek istiyorlar.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Eyvallah.

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Burada bundan daha doğal bir şey olamaz ancak Başkanlık Divanı böylesi bir realitede bir siyasi partiden, bir siyasi parti grubundan yana tavır ortaya koyarsa orada sorunlar başlıyor. Siz, belli bir saate kadar getirmiş olduğunuz tarafsızlığı belli bir saatten sonra yitirdiniz.

Bakın, burada -İç Tüzük 68’den kaynaklı- biz oturumu açamayacağınızı söyledik, siz açtınız. Bununla ilgili bir usul tartışması açtık, bu usul tartışmasını bu kaygıdan dolayı dikkate almadınız. Cumhuriyet Halk Partisinin aynı yöndeki talebini aynı kaygılarla yine dikkate almadınız. Oturum boyunca “Her şeyi doğru yapıyorum, böyle takdir ettim.” şeklinde sunmuş olduğunuz bir yanlıştan tutanakları inceledikten sonra döndünüz. Yani, bir ara öyle bir hâl aldı ki, Başkanlık Divanında 3 AKP’li oturuyor. Siz, bizim söz talebimize rağmen oradan durmadan oturumu devam ettiriyorsunuz, AKP grubu da sizin bu tavrınızı alkışlıyor. Bir kere, böyle bir tabloyu sizin kabul etmemeniz lazım. Siz hakkaniyetli olsanız, tarafsız davransanız, en azından buradaki sıralar dışında bir başka sıradan alkış alabilirsiniz. Dolayısıyla, burada özellikle tarafsızlığınızla ilgili ciddi bir kuşku uyanmıştır.

Bir de bu üç gündür... Özellikle sizden de rica ediyorum: Birincisi, siyasi partileri temsil eden grup başkan vekilleri söz istediği zaman söz verin; ikincisi de, bu milletvekillerini çocuk gibi azarlama alışkanlığını bir kenara bırakın. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar) Burada hiç kimse çocuk değil. Her bir milletvekili, on binlerce, yüz binlerce insanın oyuyla bu Parlamentoda milletin iradesini temsil etmek için burada bulunuyor. Dolayısıyla, sizin onları çocuk yerine koymanız aynı zamanda milleti de çocuk yerine koymanız anlamına gelir ki bu da geri dönülemez bir hata olarak Meclis tarihine geçer. Dolayısıyla, bu tutumlarınızdan vazgeçmenizi talep ediyoruz.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

C) Önergeler (Devam)

3.- Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu’nun, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1579) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/241) (Devam)

BAŞKAN – Şimdi Osman Faruk Loğoğlu’nun geri alma tezkeresinin oylanmasının tekrarlanmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Şimdi oylamayı tekrarlayacağım…

Karar yeter sayısı veya yoklama istiyor musunuz Sayın Vural?

ENGİN ALTAY (Sinop) – Bunda karar, bir dahakinde…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

MEHMET CEMAL ÖZTAYLAN (Balıkesir) – Ya, otur bir dakika yerine.

BAŞKAN – Bir saniye sayın milletvekilleri…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, biraz önce oylama yaptınız. Yaptığınız bu oylama düzeltme oylamasıydı ve düzeltme oylaması gereğince bu düzeltmenin yapılmasına ilişkin Genel Kurul karar aldı. Bu karar doğrultusunda işlemi yapın.

BAŞKAN – Şimdi onu söylüyorum, Sayın Loğoğlu’nun tezkeresinin yeniden oylanmasını tekrarlıyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır Sayın Başkan, hayır.

BAŞKAN – Ya, neyi yapacağız?

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, yeniden… Bakın, Sayın Başkan, diyor ki: “Gerekirse oya başvurarak düzeltme yapar.” Düzeltme yaptığınız nedir? Yanlış işlem. Yanlış işlemle ilgili oya başvurdunuz, “Kabul edenler…” dediniz, grup kabul etti, yanlış işlemi bu şekilde düzelttiniz.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Vay, vay, vay!

BAŞKAN – Hayır, hayır, hayır…

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani, karar yeter sayısını arayacaksınız.

BAŞKAN – “Loğoğlu’nun geri alma tezkeresinin oylamasının tekrarlanmasını oylarınıza sunuyorum.” dedim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, onun oylamasının tekrarlanması oylamanın tekrarlanması anlamındadır.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hayır canım.

BAŞKAN – Hayır, hayır efendim, hayır. Oylamanın yeniden yapılmasını oya sundum ben.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, bakın…

BAŞKAN – Tabii. Efendim, tutanaklar burada, tekrar okuyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, o değil. Bakın, İç Tüzük diyor ki: “Gerekirse oya başvurarak düzeltme yapar.”

BAŞKAN – Tamam, yapıyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Dolayısıyla, oya başvurarak yaptığınız düzeltme oylamanın düzeltmesi mi, yoksa düzeltme yapmak için mi oyladınız?

BAŞKAN – Efendim, birincisi, yeniden oylama yapmak için oya sundum, ikincisi -onu söyledim zaten, size onun için soruyorum- “Şimdi Sayın Loğoğlu’nun tezkeresinin yeniden oylanmasını tekrarlıyorum…” ve sordum size, “Karar yeter sayısı ve yoklama istiyor musunuz?” dedim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Zaten efendim, karar yeter sayısı talebimi yerine getirmek için Genel Kurula oylattığınıza göre onun gereğini yerine getireceksiniz.

BAŞKAN – Tamam, peki.

OKTAY VURAL (İzmir) – Benim tekrar beyan etmeme gerek yok yani onu diyorum.

BAŞKAN – Şimdi Sayın Loğoğlu’nun tezkeresini oylamaya sunuyorum ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Karar yeter sayısı vardır.

Mersin Milletvekili Sayın Ertuğrul Kürkcü’nün İç Tüzük’ün 75’inci…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, efendim, benim usul tartışması talebim vardı.

BAŞKAN – Efendim?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, usul tartışması talebinde bulundum efendim.

BAŞKAN – Okuyorum efendim, sıra gelmedi.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, hayır. Bizim bir öneri… Bir oylama daha var, onunla ilgili…

BAŞKAN – Müsaade ederseniz geleceğim oraya, devam ediyorum.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Bir oylama daha var.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yoklama talebiyle ilgili ikinci oylamayı yapacaksınız.

BAŞKAN – İkinci efendim o, ona geçiyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Pardon, ikinci oylama, tamam, orada yapın. Bir oylama daha var, pardon.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Oylamadan sonra yapalım.

BAŞKAN – Tamam, deminden bu tarafa dinledim de yani biraz da siz sabredin, onu okuyoruz.

Mersin Milletvekili Sayın Ertuğrul Kürkcü’nün İç Tüzük’ün 75’nci maddesine göre teklifini geri alma talebini içeren tezkerenin oylamasında yanlışlık yapıldığı iddia edilmektedir.

İç Tüzük’ün 13’üncü maddesine göre usul tartışması açıyorum.

Buyurun.

Lehte ve aleyhte söz isteyenler…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, lehte.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Aleyhte.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hasip Kaplan, aleyhte.

LEVENT GÖK (Ankara) – Aleyhte.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Aleyhte.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım, işlemi bitirdik, oylamayı yapmamız gerekiyor. O işlemi az önce usul tartışmasında bitirdik. İkisi birinin içindeydi Sayın Başkan.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Oylamalar ayrı ayrı.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ayrı ayrı, doğrudur Sayın Başkan.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Önergeler de ayrı, ikisi farklı.

BAŞKAN – Sayın Gök, lehte mi istiyorsunuz?

LEVENT GÖK (Ankara) – Aleyhte efendim.

BAŞKAN – Aleyhte.

Sayın Vural lehte istedi, Sayın Gök aleyhte, Sayın Aydın…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Aleyhte.

BAŞKAN – Lehte söz isteyen Faruk Bal, Konya Milletvekili.

Buyurun Sayın Bal. (MHP sıralarından alkışlar)

V.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER (Devam)

5.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, (2/1632) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çekme önergesinin oylamasının tekrarındaki tutumunun İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

FARUK BAL (Konya) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; saat sabahın bir buçuğu ve biz hâlâ, saat ikiden beri bu kanunun görüşülmesine ilişkin müzakereleri sürdürürken zatıalinizin Meclisi yönetirken yapmış olduğu vahim hatalardan bir tanesinden dönülmesine ilişkin olarak düşüncelerimi paylaşmak üzere huzurunuzdayım.

Değerli arkadaşlarımız, görüştüğümüz kanun ciddi bir kanundur. Ciddiyetine mütenasip bir muhalefeti Milliyetçi Hareket Partisi olarak yapıyoruz.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – HDP’yle beraber.

FARUK BAL (Devamla) – Kim dedi onu?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Ben dedim, ben.

FARUK BAL (Devamla) – Kim dedi onu? Kim dedi onu?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Ben dedim.

OKTAY VURAL (İzmir) – PKK’yla görüşen sensin be! PKK’yla görüşen sizsiniz be!

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – PKK’yla beraber masaya oturmuyor musunuz?

FARUK BAL (Devamla) – BDP’yle eğer beraber isen Oslo’da berabersin, müzakere masasında berabersin.

OKTAY VURAL (İzmir) – İş pişiriyorsunuz, PKK’yla iş pişiriyorsunuz.

FARUK BAL (Devamla) – BDP’nin güç aldığı PKK orada mahkeme kuruyor, asker alıyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – PKK’yla iç güvenliği görüşen sizinsiniz. Münafık! (x)

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Sözünü geri al.

OKTAY VURAL (İzmir) – Almıyorum. Hadi, almıyorum. Böyle bir şey olur mu ya?

FARUK BAL (Devamla) – Sayın Başkan, sizin Başkanlığınızda, yönetiminizde olan bu Genel Kurulda biz milletvekili olarak nasıl konuşacağız?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, konuşan o taraf, bizde bir şey yok.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, Genel Kurula hitap etsin.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bal, sürenizi de uzatacağım. Buyurun lütfen.

FARUK BAL (Devamla) – Lütfen, sataşan kişi hakkında işlem yapın efendim.

BAŞKAN – Lütfen efendim, buyurun.

FARUK BAL (Devamla) – Süremi yeniden başlatın.

BAŞKAN – Uzatacağım, bir dakika süre vereceğim.

FARUK BAL (Devamla) – Efendim, ben görüyorum süremi.

BAŞKAN – Bir dakika vereceğim Sayın Bal.

OKTAY VURAL (İzmir) – Paralelle iş tutarlar, başkasını suçlarlar; PKK’yla iş tutarlar, başkasını suçlarlar ya.

FARUK BAL (Devamla) – Değerli arkadaşlar, size, aklıselime uygun bir konuşma yapmaya niyetlenmiştim ancak amacınız Meclisi germek, amacınız toplumu germek, amacınız bu gerginlikten oy devşirmektir. Milliyetçi Hareket Partisini “BDP, PKK” gibi lafların arasına sıkıştıracak kadar akıldan, mantıktan, izandan, vicdandan yoksun insanlar var. (MHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Bu insanlar, 23 Nisan çocuğu gibi, müsamere sahnesindeymiş gibi “Çıkacak, çıkacak, çıkacak…” diye size talimat veriyor, siz de milletin vekili olduğunuzu unutuyorsunuz, PKK’yla mücadele yerine PKK’yla mücadelenin sonucunda ortaya çıkacak toplumsal muhalefeti bastırmak için polis devleti inşa etmeye çalışıyorsunuz, budur gerçek. (MHP sıralarından alkışlar) Bunu gün gelecek anlayacaksınız, zaman çok geçmiş olacaktır. O zaman da hakkınızda hem hükmüilahi hem hükmümillet verilecektir. (x)(MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Yani, grubumuza açık bir sataşma vardır. Hem AKP Grubundan söz atan milletvekili hem de kürsüde konuşan sayın hatip vebalı bir canavardan bahsediyormuş gibi HDP’den bahsediyor. Müsaade ederseniz…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Baluken, iki dakika söz veriyorum sataşma nedeniyle.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

19.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Konya Milletvekili Faruk Bal’ın usul görüşmesi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tekrar hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bir kere, bu kullanmış olduğunuz üslup demokratik bir üslup değil. Türkiye’deki yasalara uygun olarak, legal alanda faaliyet yürüten, milyonlarca oy almış, Mecliste grubu bulunan bir siyasi partiyle ilgili…

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – MHP de öyle, niye rahatsız oldunuz?

İDRİS BALUKEN (Devamla) - …Başbakanın da aynı cümlelerle kullanmış olduğu bütün cümleler demokratik kültüre uymuyor. Sizin bir kere, AKP olarak bu konuda söz söylememeniz lazım. Siz, yüzde 10’luk bir seçim barajıyla bize ait olan pek çok koltuğu şu anda gasbetmiş durumdasınız. Yüzde 10’luk seçim barajını birkaç ay sonra yapacağımız seçimde de aynı şekilde önümüze engel olarak getiriyorsunuz.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Sandıklara demokratik gidin, silahı bırakın da öyle gidin.

İDRİS BALUKEN (Devamla) - Dünya siyaset tarihinde örneği olmayacak şekilde, sizin kapatmış olduğunuz Meclis kapılarından biz çeşitli yöntemler bularak, deyim yerindeyse bacadan gelip bu Meclis çatısı altında çözüm arıyoruz. Buna saygılı olmanız gerekiyor. Buna saygı duyacağınıza HDP’ye yönelik hakaretvari bir dil kullanıyorsunuz. Bunu gerçekten demokratik kültürle bağdaştırmamız mümkün değil. Özellikle çözüm sürecinin, barış sürecinin gündemiyle ilgili konuşulduğu zaman da -dün de bir arkadaşımız bahsetti- bu tarz cümleleri kullanmadan önce Başbakanınıza, Cumhurbaşkanınıza, bizimle görüşme yürüten bakanlarınıza önce bir bu söylemlerinizi kabul ettirin, sonra gelin burada konuşun.